4. Annan Planı taraflara sunuluyor
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs müzakereleri için tüm taraflarla bir araya geldi. Annan, Kıbrıs Planının yeni halini bugün TSİ 13.00te taraflara sunacak. Bürgenstock
29 Mart 2004
Edinilen bilgiye göre, planın taslak halinin sunumu için taraflara davet yapıldıSöz konusu davet çerçevesinde her heyetten 8 kişinin sunuş sırasında hazır bulunması istendi. Bu arada, tarafların Kofi Annanla dün akşamki buluşmasının iyi bir atmosferde geçtiği ve Genel Sekreterin tarafları teşvik edici bir biçimde konuştuğu öğrenildi.
Türk tarafının bu buluşma sırasında Annana beklentilerini bir kez daha anlattığı belirtildi.
Taslağın 150 sayfadan oluştuğu ancak yasalarla ve ekleriyle birlikte sayfa sayısının 9 bine çıktığı belirtildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Birleşmiş Milletlerin her iki tarafa da süpriz yapacağı beklentisi içinde olduklarını söyledi.
SÜRPRİZ BEKLENTİLER İÇİNDEYİZ
4. Annan Planı'nda Denktaş devre dışı
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
Birbirimize alışmalıyız
Ferai TINÇ/BÜRGENSTOCK
KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Eğer aradığımız anlaşmaya varamazsak bile, bundan sonra, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar olarak birbirimize alışmaya başlamamız lazım dedi.
Dün İsviçre'de Türk ve yabancı basın mensuplarına gelişmeler hakkında bilgi veren Denktaş, bundan sonra çok kritik bir dönemle karşı karşıya olduklarının altını çizdi. Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır dedik. Olmadı. İşte, Kıbrıs'ın yarısı Rum kaldı. A
HURRIYET 29/03/2004
Pazarlıkta son şans!
Dörtlü Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde İsviçredeki Burgenstockda bulunan taraflar, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile dün akşam bir araya gelecek.
Annan, dün akşam için, her heyetten üçer kişinin katılımını içeren bir davet yaptı. Bu çerçevede Türkiye heyetini akşamki görüşmelerde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ile Türkiyenin BM Daimi Temsilcisi Ümit Pamir temsil etti.
BM heyetiyle birlikte 15 kişinin katıldığı görüşmelerde, özlü konulara girilerek, taraflar, bugün kendilerine sunulması beklenilen Annan planının son taslağı öncesinde, Genel Sekretere görüşlerini aktardılar.
YENİ PLAN BUGÜN SAAT 12.00DE SUNULACAK
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının taslağını taraflara bugün saat 12.00'de sunacak.
Anadolu Ajansının haberine göre, planın taslak halinin sunumu için dün taraflara davet yapıldı. Söz konusu davet çerçevesinde her heyetten 8 kişinin sunuş sırasında hazır bulunması istendi.
Bu arada, tarafların Kofi Annan'la dün akşamki buluşmasının iyi bir
atmosferde geçtiği ve Genel Sekreter'in tarafları teşvik edici bir
biçimde konuştuğu öğrenildi.
Türk tarafının bu buluşma sırasında Annan'a beklentilerini bir kez
daha anlattığı beli
rtildi.Türkiye, Kıbrıs müzakerelerinde, Amerika Birleşik Devletlerinin aktif olarak devreye girmesi için çabalarını artırıyor.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün, bu amaçla ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellı aradığı, Powellın da ABD yönetiminin Bürgenstocktaki müzakereleri yakından izlediğini söylediği ögrenildi.
Gül, Powella ABDden sağlam, güçlü destek bekliyoruz. Aktif olmanızı istiyoruz dedi.
ABD Dışişleri Bakanı da, Türkiyenin Kıbrısta varılacak anlaşmanın hukuki açıdan koruma altına alınması ve derogasyonlar konusundaki hassasiyetine hak verdiklerini ifade etti. Bugün Bürgenstockta çetin müzakereler yapılması bekleniyor.
Yeni planın bin sayfa olmasını bekleyen Türk tarafı ise, planın yaklaşık 9 bin sayfadan oluşmasından rahatsız. Türk yetkililer, geriye kalan kısa zamanda 9 bin sayfanın okunmasının mümkün olmayacağını belirtiyorlar.
Bu arada, Bürgenstockda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlisin de katılacağı görüşmenin bugün yapılması planlanıyor. Karamanlisin Bürgenstocka bugün gitmesi, Başbakan Erdoğanın ise İsviçreye bugün hareket etmesi bekleniyor.
ERDOĞAN ANNANLA KIBRISI GÖRÜŞTÜ
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Sekreteri Kofi Annanla Kıbrıs konusunu görüştüğünü açıkladı.
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İrlanda Başbakanı ve AB Dönem Başkanı Bertie Ahern ile görüştüğünü, ABD Başkanı George W. Bush, Almanya Başbakanı Gerard Schröder, Fransa Cumhurbaşkanı Jacgues Chirac ile görüşeceğini söyledi.
Erdoğan bu görüşmelerdeki mesajının ne olacağının sorulması üzerine, ''Müzakerelerin çok daha iyi ve olumlu yürütülmesi için destek isteyeceğim'' dedi.
SERDAR DENKTAŞ: BAŞBAKANLARININ BURGENSTOCK'A GELİŞİ,
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye ve Yunanistan başbakanlarının Kıbrıs görüşmelerine katılmak üzere Burgenstock'a gelmesinin psikolojik bir etkisi olacağını söyledi ve Annan planının son
taslağının sunulmasının ardından üzerinde çok fazla değişiklik yapılmasının zor olacağını belirtti.
Denktaş, Furigen otelinde düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in görüşme sürecine katılımının iki taraf üzerinde de psikolojik bir etki yaratacağını kaydetti. Denktaş, ''Taslağın taraflara sunulmasının ardından kimsenin üzerinde büyük bir değişiklik yapabileceğine inanmıyorum'' diye konuştu.
GÜL, STRAW'U ARADI
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'u arayarak, Kıbrıs görüşmelerini ele aldı. Straw'un, Türk tarafının hassas olduğu hukuki koruma konusunda elinden geleni yapacağını söylediği öğrenildi.
HARİTALAR SIR
Edinilen bilgiye göre, Türk tarafı, yeni kurulacak devletin haritaları çizilirken, tarihi Türk ve Rum köylerinin kendi devletçiklerine dahil olmasını tercih ediyor. Bu çerçevede, Beyarmudu ve Akıncılar gibi bazı köylerin Türk tarafına geçebileceği, dolayısıyla da haritanın daha önceden olacağı belirtildiği gibi tam düz olmayabileceği ifa
de ediliyor.HALKIN SESI 29/03/2004
Planın yeni şekli resmen sunuluyor
Dördüncü Annan Planı, ekleriyle birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Bugün resmen taraflara sunulacak planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıstaki görüşmelerde sunduğu ve olmazsa olmazlar diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.
Ankaranın üstünde titizlikle durduğu garantiler ve güvenlik konusunda da, Türkiyenin Adadaki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor.
Kıbrıs sorunun temelini oluşturan mülkiyet konusunda ise, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler yapılıyor.
RUM TARAFININ İSTEKLERİ
4. Annan planına dahil edilen Rum tarafının istekleri sunlar:
- Fonksiyonellik;
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ortak devlet kurumlarının fonksiyonelliğinin iyileştirilmesi talebinde kazanıyor. BM, kurulus anlaşmasının imzalanmasından itibaren 40 gün içinde federal parlamentoların olusturulması için seçim yapılmasını kabul e
İŞTE 4. ANNAN PLANI'NIN AYRINTILARI
Değişikliklerin, tarafların bugüne kadar müzakere ettiği konuları kapsadığı, yanıt verilmesi için 24 saat süre verileceği ve müzakere imkanının çok sınırlı olacağı belirtiliyor.
BM tarafından yapılan değişiklerin bazılarını şöyle sıraladı:
1-Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara dönecek Rum oranı Kıbrıs Türk oluşturucu devletçik nüfusunun yüzde 21'inden yüzde 1
5-Türk ve Yunan askerleri ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek.
6-Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak.
Haberde, Annan planının ekinde bulunan haritanın değişmeyebileceğine işaret edilerek, planda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgi bul
yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeyinin Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşıncaya kadar geçerli olacak. Rum tarafı, yaşam düzeyinin suni olarak da, hiçbir zaman bu seviyeye ulaşamayabileceği ve bunun sonucu olarak sapmanın 'gizli yasalaşma' halini alabileceğini savunarak, bu düzenlemeye itiraz ediyor.
2-RUMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ: Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi
ikamet oranı yüzde 21'd
HALKIN SESI 29/03/2004
Güvenlik
konusunda anlaştılarDiplomatik kaynaklar güvenlik konusunun artık görüşülmeyeceğini belirtirken, konunun siyasi otoriteye sunulabilecek aşamaya geldiğini ifade ettiler
Öte yandan Burgenstock'taki dörtlü görüşmelere, Türk tarafının anlaşmada sağlanacak hukuki koruma istenci damgayı vurdu
Türkiye, büyük önem verdiği hukuki korumayı sağlayabilmek için, ilgili taraflar nezdinde kısa bir süre içinde telefon diplomasisi başlatacak
İsviçre'nin Burgenstock kasabasındaki dörtlü Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde dört taraf dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun da bulunduğu öğle yemeğinde bir araya geldi.
Burgenstock oteller zinciri içinde bulunan ve BM yetkililerinin kaldığı Park Otel'de bir araya gelen taraflar, yemek boyunca gelinen noktayı değerlendirerek, görüşlerini paylaşacaklar.
Taraflardan ikişer kişinin katıldığı yemekte, Türkiye'yi Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal, KKTC'yi Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş temsil ediyor. 24 Mart Çarşamba günü yenilen akşam yemeğinden sonra dört taraf dün ikinci kez aynı masada buluştu.
HUKUKİ KORUMA
Bu arada, Türk tarafı, varılacak bir anlaşma için sağlanacak hukuki koruma konusunu, Ada'da yapılacak referandumların önündeki en büyük engel olarak görüyor.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, AB'nin Türk tarafının hayati bir konu olarak nitelendirdiği derogasyonlara ilişkin son formülü olan ''uyum
senedi'' şu andaki haliyle Türkiye ve KKTC'yi tatmin etmiyor.Aynı kaynaklar, varılacak anlaşmaya birincil hukuk ile ikincil hukuk arasında bir statü sağlayacak olan bu uyum senedinin, tam bir hukuki koruma sağlayarak, temel hukuk haline gelebilmesi için AB üyesi ülkelerin parlamentolarından geçmesi zorunluluğuna dikkat çekiyorlar.
AAya göre, Türkiye, büyük önem verdiği hukuki korumayı sağlayabilmek için ilgili taraflar nezdinde kısa bir süre içinde telefon diplomasisi başlatacak. Bu çerçevede, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve AB Dönem Başkanı İrlanda'nın Başbakanı Bertie Ahern'ü telefonla
araması bekleniyor.Başbakan Erdoğan'ın bu temaslarının yanı sıra Burgenstock'da bulunan Dışişleri Bakanı Gül'ün de başta ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell olmak üzere bu ülkelerin dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri yapması öngörülüyor.
Bu arada, Türk tarafı, 29 Mart Pazartesi günü İsviçre'ye gelmesi beklenilen AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in, uyum senedinin temel hukuk haline gelebilmesi için çantasında yeni fikirler getirmesi beklentisi içinde.
ANNAN, TUNUS'A GİTMEYEBİLİR
Öte yandan, Burgenstock'a dün gelen BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Tunus'a gitmeme ihtimali olduğu belirtiliyor. Henüz kesinleşmeyen bu bilgi çerçevesinde, Annan'ın daha önceden programlandığının aksine 30 Mart Salı günü Tunus'a geçmeyebileceği ve sürecin sonuna kadar İsviçre'de kalabileceği ifade ediliyor.
GÜVENLİK GÖRÜŞMELERİ
Bu arada, Burgenstock'daki Kıbrıs görüşmelerine paralel olarak yürüyen Türkiye-Yunanistan güvenlik görüşmelerinin sona erdiği öğrenildi.
Güvenlik görüşmelerinin bunda
n sonra yapılmayacağını belirten diplomatik kaynaklar, bu görüşmelerde, siyasi otoriteye sunulabilecek bir aşamaya gelindiğini söylediler.PLANININ SON HALİ BUGÜN YA DA YARIN SUNULACAK
Öte yandan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın kendi adıyla anılan Kıbrıs planının son halini taraflara bugün ya da yarın sunması bekleniyor. Edinilen bilgiye göre, Annan'ın sunacağı planın son hali ekleriyle birlikte bin sayfayı aşıyor.
GÖRÜŞMELERDEN NOTLAR
Burgenstock'da devam eden dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sırasında resmi görüşmelerin yanı sıra bazı ilginç anekdotlar da yaşanıyor.
Taraflar yemeklerde, BM heyetlerinin kaldığı Park Otel'de bir araya gelirken; sigara içme yasağının uygulanmadığı bu ortamlar özellikle sigara içmeyen yetkililerin zor saatler geçirmesine neden ol
uyor.Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un sağlık sorunlarına rağmen sigarayı bırakmadığı, eski lider Glafkos Klerides'in de puroya düşkünlüğü biliniyor.
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın yanı sıra başta Müsteşar Uğur Ziyal olmak üzere Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin çoğunun sigara içmesi, bu yetkililerin bir araya geldiği ortamları
yoğun bir sigara dumanına boğuyor. Bundan en çok rahatsız olanların ise yanında sigara içilmesinden hiç hoşnut olmadığı bilinen Dışişleri Bakanı Gül ile KKTC Başbakanı Talat olduğu belirtiliyor.
Burgenstock kasabasının zirvesindeki otellerde bulunan ve dış dünyayla temasları neredeyse sadece telefonlar olan heyetler, zaman zaman bilgi vermek için gazetecilerin ''kamp kurduğu'' Furigen Oteli'ne gelerek, az da olsa farklı bir ortama girmiş oluyorlar.
HALKIN SESI 29/03/2004
Biz rahatız, Rum sıkıntılı
ERDOĞANDAN ANNANA ALO!.. Başbakan Erdoğan BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile AB dönem başkanı olan İrlanda Başbakanı Bertie Arherni arayarak Türk tarafının olmazsa olmazlarını desteklemelerini istedi
BAŞBAKANLAR MASADA...
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İsviçrenin Bürgenstock beldesinde sürdürülen Kıbrıs müzakerelerinde bugün Türk ve Yunan başbakanlarını buluşturacak SON 3 GÜN... Serdar Denktaş: Son üç gününe giriyoruz sürecin... Planın ortaya çıktığına dair ortalık biraz karışmış ancak öyle bir şey yok!.. Plan 150 sayfadır. Yasalarla birlikte 9 bin sayfaya çıkabilir. Yasalar Kıbrısta hazırlandı, bazı önemli yasalardaki anlaşmazlıklar dışında bizlerin bakacağı bir durum yok. Ne iyiyiz diyebilirim, ne de kötüyüz...Başbakan Tayyip Erdoğanın da Karamanlisin ardından Bürgenstocka gelmesiyle birlikte, Kıbrıs müzakerelerinde kritik üç güne girilmiş olunacak. Taraflara bu sabah, 4. Annan Planının taslağını sunacak Genel Sekreter Annan, bu sunumla birlikte heyetler arasındaki diplomasi trafiğini daha da hızlandıracak. Taslak üzerindeki görüş ve itirazlarını Annana ulaştırıp, planın son haline
yerleştirmeye çalışacak tarafların bu işlemleri 31 Marta kadar sürdürmesi bekleniyor. Taraflardan topladığı belgeler doğrultusunda plana son şeklini verecek Annan, heyetlerden bu planı referanduma götürecekleri konusunda da güvence istiyor.Erdoğandan Annana telefon Kıbrısta varılacak anlaşmanın AB hukunun temel parçası olması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine açılacak davalar yoluyla anlaşmanın delinmesi ihtimalinin ortadan kaldırılması konusunda ABD ile tüm Avrupa ülkelerini devreye sokan Türkiye, Bürgenstockta müzakereler sürerken yoğun bir telefon trafiği de yaşıyor.
Başbakan Erdoğan BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile AB dönem başkanı olan İrlanda Başbakanı Bertie Arherni arayarak Türk tarafının olmazsa olmazlarını desteklemelerini istedi. Aynı desteği ABD Dışişleri Bakanı Colin Powelldan isteyen ise Dışişleri Bakanı Abdullah Gül oldu.
Powell, Türk tarafının istekleri konusunda Berlin ve Brükselde biraraya geleceği AB dışişleri bakanlarıyla konuşacağını belirterek konuya büyük önem attfettiklerini kaydetti. Türk tarafının, hukuki koruma ve bu çerçevede varılacak anlaşmanın Avrupa mahkemelerine götürülmesi ile iki kesimlilik
alanlarındaki önceliklerini haklı bulduklarını belirten Powell, bunlara neden ihtiyaç duyulduğunu anladıklarını da Güle iletti. Powellın Güle ayrıca BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawu arayacağını söylediği öğrenilirken, Amerikalı bakanın Türk tarafının yapıcı tutumunu devam ettirmesini telkin ettiği kaydedildi.İsviçrede kendileri için asıl muhatabın BM olduğu görüşünü koruyan Türk heyeti, beş günü geride bırakan görüşmeler için Geldiğimiz noktadan çok ileriye gittik. Verimli bir müzakere süreci yaşanıyor. Planda bizim görüşlerimiz ağırlık kazanacak değerlendirmesini yaptı. Türk heyeti, Rum tarafındaki havayı da İyi oynadık, golü atan biz olacağız sözüyle dile getirdi. Türk diplomatik
kaynaklar, Rum tarafının plandan beklentilerini bir türlü somutlaştıramadığını bu yüzden de BM dahil tüm tarafları sıkıntıya soktuğunu kaydederken, bu sıkıntıyı giderecek kişinin Genel Sekreter Annan olacağına dikkat çekiyor.Serdar Denktaş: Spekülasyon
yapılmasın! Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, dün saat 17.00de basın merkezinin de yer aldığı Frügen Otele gelerek açıklamalar yaptı. Serdar Denktaş, sürecin artık son 3 gününe girildiğini ve müzakerelerin sürdüğünü belirterek, Sürecin son 3 gününe girerken plana dair ortaya atılan iddialar doğru değildir. Planın ortaya çıktığına dair ortalık biraz karışmış ancak öyle bir şey yok!.. dedi.Görüşmelere gelirke
n çok ümitli olmadığını söyleyen Serdar Denktaş, Şu anda durum çok iyi diyecek durumda değilim ancak kötü bir durum olduğunu da söyleyemem. Sürpriz bekliyoruz dedi.Bugüne kadar yapılan görüşmelerden Birleşmiş Milletlerin nasıl bir sonuç çıkardığını ancak taslak kendilerine ulaştığı zaman anlayacaklarını belirten Serdar Denktaş, Her iki taraf da bu süreçten zaferle ayrılamayacağını biliyor. Beklentimiz zafer elde etmek değil, kalıcı bir çözüm modeli bulmaktır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde ne hazı
rlarsa hazırlasın, bunu yaşayacak olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlardır dedi.
Kıbrıstaki eylemler üzücü!
Serdar Denktaş, Kıbrısta yürüyüş yapan Kıbrıslı Türk ve Rumlara yönelik eylemin ve gerginliğin de üzücü olduğunu belirterek, Çözüm olsun ya da olmasın artık iki toplum işbirliği yapacaktır, artık Kıbrıs Türktür Türk Kalacak dönemi de Kıbrısı Yunanistana bağlama söylemi de bitmiştir dedi.
Serdar Denktaş, bu eylemlerin kendilerine güç vermek gayesi ile yapılıyorsa doğu olmadığını da anlatarak, Herkesi çok daha soğukkanlı olmaya ve yasaların dışına çıkmamaya çağırırken, bizim tüm halk adına burada olduğumuzu da anımsatmak isterim. Ancak çözüm olmasa da Kıbrıslı Rumlarla çok daha fazla işbirliği yapacağız. Herkes hazmetmeyi, kendinden farklı düşüncelerde olanlarla da işbirliği yapmayı ve kabullenmeyi öğrenmeli şeklinde konuştu.
Serdar Denktaş referandumun artık kaçınılmaz olduğunu da belirterek, bugün sunulacak taslak üzerinde sadece rötuşlar yapılacağını da sözlerine ekledi.
Kristofios: Al-ver taslaktan sonra Kıbrıs (Rum) Parlamento Başkanı Dimitris Kristofios dün yaptığı bir açıklamada, gerçek al-ver sürecinin BM Genel Sekreteri Kofi Annanın plan taslağını taraflara verdikten sonra başlayacağını söyledi.
İsviçrenin Lüzern Kentinde devam eden Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde bu kentte bulunan Kristofios, Yunan ve Rum basın mensuplarına brifing vermek üzere Fürigen Otele geldi. Otel girişinde basın mensuplarına açıklamada bulunan Kristofios, görüşmelerin gidişatı ile ilgili bir soru üzerine şöyle konuştu: Her şey açık. Genel Sekreter bize planın taslağını verecek. Sonra düşünüyorum ki; gerçek al-ver süreci başlayacak.
Hiç kimsenin son sonucu tahmin edemeyeceğini dile getiren Kristofios ayrıca, gerçek olanın son sonuçların Adadaki iki halka referandum için sunulacağı oduğunu belirtti.
Kristofios ayrıca: Kişisel düşüncem New York anlaşmasında taahhüt edildiği gibi İki lider aynı anda ve ayrı olarak son sonucu halklarına sunacaktır diye konuştu
Kristofios ile birlikte otele gelen ve Yunan ve Rum basın mensuplarına görüşmelerle ilgili gelişmeleri aktaracaklarını vurgulayan Rum Yönetimi basın sözcüsü Kipros Krisostomidis ise, görüşmelerden umutlu musunuz? şeklinde bir soruya: Biz her zaman, Kıbrısın insanları ki; hem Rumlar hem Türkler; için en iyisini yapmak için çalışıyoruz diye konuştu.
YENIDUZEN 29/03/2004
İşte 4. Annan Planı'nın ayrıntıları
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın 4. kez revize ettiği ve Pazartesi günü İsviçrede taraflara resmen sunacağı planının ayrıntıları ortaya çıktı. ABHABERin duyurduğu ayrıntılar şöyle:
Planın son şeklinin 1000 sayfanın üzerinde olduğunu yazan Rum basını, yapılan değişiklikte her iki tarafın da kazandığını yazdı.
Değişikliklerin, tarafların bugüne kadar müzakere ettiği konuları kapsadığı, yanıt verilmesi için 24 saat süre verileceği ve müzakere imkanının çok sınırlı olacağı belirtiliyor.
Değişikliklere göre, Türk tarafında sürekli ikamet edecek Rum oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülürken, senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır ifadesi benimseniyor, senato seçiminde kuzeyde yaşayan Rumların seçme ve seçilme hakkı olmayacak. Türk ve Yunan askeri, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden sonra adada kalabilecek, ancak bu 1960 anlaşması temelindeki asker sayısında olacak. Yani 650 Türk ve 950 Yun
an askeri sürekli adada kalabilecek. Rumların istediği Asliye Mahkemesi kurulacak.Fileleftheros gazetesi, Annan planında 6 temel konuda değişiklik yapıldığını belirterek, BM'nin, tamamlanmış 1100 sayfalık nihai planı sunacağını, değişikliklerde ağırlığın mülk, güvenlik ve işleyebilirliğe verildiğini kaydetti.
Gazete, BM tarafından yapılan değişiklerin bazılarını şöyle sıraladı:
1-Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara dönecek Rum oranı Kıbrıs Türk oluşturucu devletçik nüfusunun yüzde 21'inden yüzde 12'sine düşürülüyor. Rumların mülklerinin oranı da orantılı olarak azalıyor.
2-Rumlara, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi olmayan ikamet hakkı veriliyor. Geçiş döneminin sona ermesinden sonra da mallarının 3'te 1'ini alabilecekler.
3-Mülkiyet Kurulu'na, tazminatlarla ilgili bir formül sağlanıyor. Mülkün 3'te 1'inin kullanımı hakkı verilecek. Bonolar ve geriye kalan hisseler aynı oranla ve mülkün maddi değeri temelinde verilecek.
4-Senatörlerin seçimi toplumsal köken temelinde yapılıyor. 24 Kıbrıslı Türk ve 24 Rum senatör seçiminde, Kıbrıs Türk idari bölgesinde yaşayacak Rumların seçme seçilme hakları olmayacak.
5-Türk ve Yunan askerleri ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek.
6-Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak.
Haberde, Annan planının ekinde bulunan haritanın değişmeyebileceğine işaret edilerek, planda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgi bulunmadığı belirtiliyor.
RUMLARIN LEHİNE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
Politis gazetesi de yeni Annan planında iki taraf için de kayıp ve kazanımlar olduğuna değinerek, Rum tarafının kazanımlarını şöyle sıraladı:
1-MÜLKLER: Mülkiyet konusundaki yeni felsefe, bütün göçmenlere kuzeydeki mülklerinin 3'te 1'ini alma olanağı sağlıyor. Türk tarafında daimi ikamet edeceklerin oranı (Kıbrıs Türk tarafının lehine) yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülecek, ancak 'yaşadığı yerde oy kullanmayan' statüsüyle daha çok göçmen geri dönebilecek. Yani Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde kalışları, ikinci konut mantığıyla olacak ve bu devletçikte siyasi hakları olmayacak. Siyasi haklarını Rum oluşturucu devletçiğinde kullanacaklar.
2-EKONOMİ: Yukarıdaki öneriye paralel olarak Rum tarafını yoğun olarak meşgul eden ekonomi yönü ve özellikle Mülkiyet Kurulu'nun yaşayabilirliği konusunda yeni plan şunları öneriyor:
-Her göçmen mülkünün 3'te 1'ini alacak. Mülkünün diğer 3'te 1'ini yabancı bankalarca verilecek teminatla bono olarak alacak ve bunları paraya çevirebilecek. Mülkünün son 3'te 1'i için ise Mutual Fund tipi bir sistem hissesi alacak.
3-İŞLEYEBİLİRLİK: Mevzuat uygulaması ve referandumlara belirli ifadeler eklenmesiyle anlaşma, mevcut geçiş dönemi sorunları olmadan derhal uygulamaya konulacak. Yani; Kıbrıs'ı Avrupa seçimlerine dek yönetecek olan Başkanlık Konseyi ve Parlamentoya milletvekilleri derhal atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bütün organları (Başkanlık Konseyi, milletvekilleri) için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa seçimleriyle birlikte yapılacak. Bu yöntemle Annan planının öngördüğü eşbaşkanlık olmayacak.
4-Asliye Mahkemesi kurulacak.
5-Anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasına
halihazırda formül bulundu. Bu formüle göre nihai anlaşma, TBMM'den onay almadan uygulamaya konulmayacak. Bu formülü Rum tarafı kabul etmiş görünüyor.
TÜRK TARAFI LEHİNE DEĞİŞİKLİKLER
Politis gazetesine göre, 4. Annan planında Kıbrıs Türk tarafı lehine şu değişiklikler yapılıyor:
1-İSTİSNALAR: AB Komisyonu'nun genişlemed
en sorumlu üyesi GünterVerheugen'in savunacağı, Avrupa formülü temelinde, 'vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeyinin Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşıncaya kadar geçerli olacak. Rum tarafı, yaşam düzeyinin suni olarak da, hiçbir zaman bu seviyeye ulaşamayabileceği ve bunun sonucu olarak sapmanın 'gizli yasalaşma' halini alabileceğini savunarak, bu düzenlemeye itiraz ediyor.
2-RUMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ: Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi
ikamet oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye indirilecek. Rumların Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde sahip olabilecekleri mal miktarı da aynı oranda azalacak.
3-İKİ KESİMLİLİK: Daimi ikamet statüsüyle geri dönecek Rum sayısının azaltılması, seçim sisteminin büyük oranda denetim altına alınmasına ilişkin Türk tarafının endişelerini gideriyor. Aynı zamanda, 'Senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır' ifadesi benimseniyor ki, bu Kıbrıs Türk devletçiğinde Rumların seçilmesini engelliyor. Senatoda özel konularda Kıbrıslı Türklerin yüzde 5
0 çoğunluğu tezi de benimsenebilir.4-GÜVENLİK: Türkiye ve Yunanistan'ın, 1960'ta bulundurdukları asker sayısı temelinde (650 Türk ve 950 Yunan) sürekli askeri varlığı sağlanıyor (Türkiye'nin AB'ye girmesinden sonra da).
YENIDUZEN 29/03/2004
Tarihi sona
doğru...Kıbrıs'ın kaderini değiştirecek 9 bin sayfalık Annan Planı, bugün taraflara veriliyor... İsviçre'nin Lüzern kentindeki Kıbrıs zirvesi bugünden itibaren dünya zirvesine dönüşüyor...
Tarihi sona doğru...
PLAN GELİYOR: 50 yıldır savaşlar, göçler ve acılar yaşayan Kıbrıs'ın kaderini değiştirecek 9 bin sayfalık Annan Planı, bugün taraflara sunuluyor. Birleşmiş Milletler, dün plandaki son düzenlemeleri yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, dün akşam saat 19:00'da taraflara bir kokteyl v
erdi. Ve böylece tüm taraflar, 1959'dan sonra ilk kez bir araya gelmiş oldularBAŞBAKAN, "KIBRIS"A KONUŞTU: KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, KIBRIS'a yaptığı açıklamada "Tarihi sona geldik. Tarihi günler yaşıyoruz. Artık Kıbrıs'ın bir bütün olarak kaderi belirlenmiş olacak. Halkımız bize güvenmeye devam etsin. Kıbrıs Türkü'nün maksimum çıkarlarını korumak için elimizden geleni yapıyoruz" dedi
DÜNYA ZİRVESİ: İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde çarşamba günü başlayan Kıbrıs zirvesi bugünden itibaren bir dünya zirvesine dönüşüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis bugünden itibaren Bürgenstoc
k'ta buluşuyor. Diplomatik kaynaklar, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Colin Powel'ın da zirveye katılma olasılığı bulunduğunu kaydediyorBaşaran DÜZGÜN / İsviçre-Lüzern
Son yarım asırlık tarihini savaşlar, acılar, göçler ve gözyaşlarıyla geçiren ve dünyanın en uzun süren sorunu olarak anılan Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulmak amacıyla İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde yapılan Kıbrıs zirvesinin altıncı gününde, adanın kaderini etkileyecek 9 bin sayfalık Annan Planı tarafl
ara sunuluyor.Birleşmiş Milletler görevlilerinin olağanüstü çabalar sarf ederek ve taraflarla yüzlerce görüşme yaparak tamamladıkları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın adını taşıyan plan üzerinde dün son çalışmalar yapıldı.
Bürgenstock'taki Birleşmiş Milletler görevlileri dün plan üzerindeki son düzenlemeleri yaptılar ve bugün taraflara sunulacak son şeklini gözden geçirdiler.
Zirveye katılmak amacıyla cumartesi akşamı Bürgenstock'a gelen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, dün akşam saat 19:00'da bir kokteyl düzenledi ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ile Kıbrıs Rum heyetlerini bir araya getirdi.
Ve böylece 1959'dan sonra, tüm taraflar ilk kez bir araya gelmiş oldular.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Annan, dün akşam için, her heyetten üçer kişinin katılımını içeren bir davet yaptı. Bu çerçevede Türkiye heyetini akşamki görüşmelerde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ile Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Ümit Pamir temsil etti.
Edinilen bilgiye göre, BM heyetiyle birlikte 15 kişinin katıldığı bu görüşmelerde, özlü konulara girilerek, taraflar, bugün kendilerine sunulması beklenilen Annan Planı'nın son taslağı öncesinde, genel sekretere görüşlerini aktardı.
Başbakan, KIBRIS'a konuştu
İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde çok yoğun bir çalışma temposu içindeki Kıbrıs Türk heyetinin başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat, gazeteniz KIBRIS'a konuştu ve "Tarihi sona geldik. Tarihi günler yaşıyoruz. Artık Kıbrıs'ın bir bütün olarak kaderi belirlenmiş olacak. Halkımız bize güvenmeye devam etsin. Kıbrıs Türkü'nün maksimum çıkarlarını korumak için elimizden geleni yapıyoruz" dedi.
Başbakan Talat şunları söyledi:
"Tarihi sona geldik. Tarihi günler yaşıyoruz. Bu sürecin sonunda Kıbrıs'ın bir bütün olarak kaderi belirlenmiş olacak. Çok yoğun çalışmalar devam ediyor. Bugüne kadar al-ver yöntemi çalışmadığı için Birleşmiş Milletler taraflara sunacağı metni hazırladı. Birleşmiş Milletler görevlileri bugün (dün) metnin son rötuşlarını yapıyorlar. Yarın (bugün) bize verecekler.
Halkımız bize güvenmeye devam etsin. Biz Kıbrıs Türkü'nün maksimum çıkarlarını korumak için elimizden geleni yapıyoruz."
Dünya zirvesine dönüşüyor
İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde çarşamba günü başlayan Kıbrıs zirvesi bugünden itibaren bir dünya zirvesine dönüşüyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, bugünden itibaren Bürgenstock'ta buluşuyor.
Diplomatik kaynaklar Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Colin Powel'ın da zirveye katılma olasılığı bulunduğunu kaydediyor.
Tüm taraflar Bürgenstock'taki yerlerini aldılar. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyetinin de bugün Bürgenstock'a varması bekleniyor.
Bu arada, Kofi Annan'ın Arap ülkeleri zirvesinin iptali nedeniyle Tunus'a gitmeyeceği öğrenildi.
KIBRIS 29/03/2004
Rum basınına göre yeni Annan Planı'nda neler var?
Kıbrıs Türk idaresi altında geri dönecek Rum oranı, Kıbrıs Türk oluşturucu devleti nüfusunun %21'inden %12'sine düşürülüyor. Mülklerinin oranı da orantılı olarak azalıyor
Rumlara, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi olmayan ikamet hakkı veriliyor. Geçiş döneminin sona ermesinden sonra da mallarının 1/3'ünü alabilecekler
Mülkiyet kuruluna, tazminatlarla ilgili bir formül sağlanacak. Mülkün 1/3'ünün kullanım hakkı verilecek. Bonolar ve geriye kalan hisseler aynı oranla ve mülkün maddi değeri temelinde verilecek
Senatörlerin seçimi, toplumsal köken temelinde yapılacak. 24 Kıbrıslı Türk ve 24 Rum senatör seçiminde, Kıbrıs Türk idari bölgesinde yaşayacak Rumların seçme seçilme hakları olmayacak
Türk ve Yunan askerleri, ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek
Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak
KIBRIS 29/03/2004
Derogasyonlar, Türklerin yaşam düzeyi R
umların yaşam düzeyinin %90'ına ulaşana dek sürecekFileleftheros, Türk tarafının "olmazsa olmazlarından" biri olan derogasyonlar konusunda AB'nin ürettiği formüle yer verdi
Derogasyonlar, Türklerin yaşam düzeyi Rumların yaşam düzeyinin %90'ına ulaşana dek
sürecekAB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'in bugün Bürgenstock'a, yanında kalabalık bir teknokrat grubu ve çantasında sapmalar konusunda bir formülle gitmesinin beklendiği bildirildi.
Fileleftheros gazetesi, "Sapmalar Konusunda AB Formülü - Komiser Verheugen Bürgenstock'a Götürüyor" başlıklı haberinde, edindiği bilgilere dayanarak, temel parametrenin; sapmaların, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeylerinin Rumların yaşam düzeylerinin % 90'ına ulaştığında kaldırılacağı olduğunu yazdı.
Gazeteye göre Ankara, ekonomik denklik olması gerektiğinde ısrar ediyor ve bunu yazılı olarak gerek BM'ye gerek AB'ye iletti. Bu formülde, Kıbrıslı Türklerin ekonomisini kimin takviye edeceği ve bu çabanın ne kadar süreceği izah edilmiyor. Bu konu, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un yaptığı bilgilendirme üzerine, Rum Ulusal Konseyi tarafından ele alındı.
Gazete, söz konusu düzenlemelerin öneminden öte, Avrupa Komisyonu'nun hukuk dairesi tarafından hazırlanan belgede benimsenmekte olan çözümlere de dikkat edilmesi gereğinin aşikar olduğunu yazdı. Gazeteye göre, Güney Kıbrıs'ın AB'ye giriş sözleşmesinin 10. protokolünün, Avrupa normlarının çözüm sonrasında adanın kuzey kesimine de yayılmasını öngören 4. madde kuralı, uyum akti düzeyine çıkarılıyor. Bu daha çok, birincil hukuk haline geliyor, ancak uyum aktini iki lider imzalayacak ve Avrupa Konseyi de onaylamaya çağrılıyor.
Gazete, Günter Verheugen'in hafta sonunda Bürgenstock'a gitmesinin söz konusu olduğunu ancak Türklerin, Bürgenstock'a bugün gelmesini istediklerini yazdı ve "Bu arada Türkler, Erdoğan ve Gül'ün Chirac ve Miller gibi Avrupalı liderlerle telefon görüşmeleri aracılığıyla diplomatik çabalarını sürdürüyorlar" ifadesine yer verdi.
KIBRIS 29/03/2004
9 bin sayfalık plan
1 SON ŞEKLİ : Birleşmiş Milletler Annan Planı'nın son şeklini tamamladı. Ekleri ve yasalarla birlikte toplam 9 bin sayfadan oluşan plan İsviçre Bürgenstock'ta yarın taraflara verilecek. Birleşmiş Milletlerin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto dün yapılan dörtlü yemekte plana il
işkin taraflara geniş bilgiler verdi. De Soto tarafların 9 bin sayfalık plan üzerinde çalışmalarını ve itirazlarıyla birlikte yarın Genel Sekreter'in huzurunda hazır olmalarını istedi1 DENGE KURULUYOR: Birleşmiş Milletlerin hazırladığı 9 bin sayfalık Annan Planı'nda Türk tarafının talepleri ve hassas olduğu konular ile Rum tarafının hassas olduğu noktalar arasında bir denge kuruluyor. Planda Garantiler, güvenlik ve siyasi eşitlikte Türk tarafının tezlerine, toprak, mülkiyet ve Türk devletine dönecek Rumlar
konusunda da Rum tarafının tezlerine ağırlık veriliyor.1 GARANTİLER VE GÜVENLİK: 9 bin sayfalık Annan Planı'nda Türkiye'nin Kıbrıs'taki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor. Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri müdahalesini sağlayan, 1959 yılında imzalanan Garanti ve İttifak anlaşmalarının aynen sürmesi, bunun yanında Türk tarafının istemesi halinde Kıbrıs Türk Devleti'nin ayrıca garanti edilmesi hedefleniyor
1 SİYASİ EŞİTLİK: 9 bin sayfadan oluşan Annan Planı'nda siyasi eşitlik konusunda Türk tarafının önerileri dikkate alınıyor. "Kıbrıslı Rumların ne hakları varsa Kıbrıslı Türklerin de aynı hakları olacak" mantığı ile düzenlenen siyasi eşitlikte Kıbrıs Türk Devletinin ayrı parlamentosu, ayrı hükümeti ve ayı mahkemeleri olacak. Planda Türk devle
ti vatandaşı olacak Rumların kullanacakları oylarla siyasi eşitliği bozmamaları yönünde tedbirler de bulunuyor.1 HARİTA VE TOPRAK: Planda harita ve toprak konularında Türk tarafına yönelik alternatif ölümler yer alıyor. Buna göre Türk tarafına bırakılacak toprağın oranı yüzde 29 olacaksa Erenköy ve Karpaz'a Rum nüfus oranlarının dışında Rum yerleştirilmesi, Türk tarafına bırakılacak toprak yüzde 24'e düşmesi halinde ise Türk devletine gelecek Rum sayısının azaltılması ön görülüyor.
1 MÜLKİYET: 9 bin sayfalık Annan planında Güney'de mal bırakan Kıbrıslı Türklerin, Kuzey'de mülk sahibi olması esası üzerinde düzenlemeler yapılıyor. Planın daha önceki versiyonlarındaki mülkiyet oranları değişmiyor ancak şu anda ellerinde tuttukları ev ve arazilerini terk edecek
Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim birimleri yapılacağı belirtiliyor. Planda mülkiyet konusunda Avrupa Birliği'nden önemli deragasyonlar da talep ediliyor. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra yeni Loizidu vakalarının yaşanmaması için Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden yardım isteniyor.1 BAYRAK VE MARŞ: Yeni kurulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrak ve marşı komitelerde kabul edildiği gibi olacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağı kırmızı, mavi ve sarı renkleri
nden oluşacak1 EKONOMİ: 9 bin sayfalık Annan Planı'nda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Merkez Bankası'na para politikalarında olağanüstü yetkiler veriliyor. Ortak yönetilecek ve Avrupalı uzmanların da yer alacağı Merkez Bankasının yetkilerinin yanında binasının nerede olacağı bile yer alıyor. Planda Merkezi devletin toplayacağı vergiler ile oluşturucu devletlerin gelirleri ayrı ayrı düzenleniyor
KIBRIS 29/03/2004
| İsviçrede başbakanlar görüşmesi başlıyor |
|
İsviçrenin Bürgenstock kasabasında süren, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik görüşmeler bugün başbakanlar düzeyine taşınıyor. BM Genel Sekreteri Kofi Annan da, planın yeni halini taraflara resmen sundu. |
|
Bürgenstock |
|
29 Mart 2004 BM Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto da, taraflara toprak paylaşımına yönelik bir harita iletti. Öte yandan, Annanın, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun, Türkiye kökenli KKTC vatandaşları referandumda oy kullanmasın talebini reddettiği bildiriliyor. Ayrıca ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen da Bürgenstocka geldi. |
|||
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlık düzeyindeki görüşmelere katılmak için öğleden sonra İsviçrede olacak. BM Genel Sekreteri Annan da, planın 4üncü versiyonunu taraflara sundu. Taslağın 150 sayfadan oluştuğu ancak yasalarla ve ekleriyle birlikte sayfa sayısının 9 bine çıktığı belirtildi.
Bu arada De Sotonun da görüşmelerde yeni bir harita sunduğu belirtildi. Tarafların Kofi Annanla dün akşamki buluşmasının ise iyi bir atmosferde geçtiği ve Genel Sekreterin tarafları teşvik edici bir biçimde konuştuğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, Türk tarafı, bu buluşma sırasında Annana beklentilerini bir kez daha anlattı.
TÜRKİYE KÖKENLİLER OY KULLANACAK
Bu arada Rum basınında yer alan haberlere göre; Annan, Papadopulosun, Türkiye kökenliler oy kullanmasın talebini içeren mektubunu yanıtladı. Annanın yazılı yanıtında, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının referandumda oy kullanacağının altı çizildi.
SÜRPRİZ BEKLENTİLER İÇİNDEYİZ

Talat: Plan endişelerimizi gidermeli
İsviçredeki Kıbrıs görüşmelerinde KKTC heyetine başkanlık eden Başbakan Mehmet Ali Talat, Annan tarafından bugün taraflara sunulacak Annan planının son versiyonunun, endişelerini giderecek nitelikte olmasını beklediklerini söyledi.
Lefkoşa29 Mart 2004
Haritada değişiklik beklemediklerini açıklayan Talat, Geri dönüşün sınırlandırılmasının karşılığının toprak olmayacağı konusunda teyit aldık dedi. Talat, dün gece sabaha kadar pazarlıkların sürdüğünü de belirttiTürkiye, Yunanistan, KKTC ve Rum heyetlerin katılımıyla yapılacak dörtlü görüşmede Annan planının son versiyonunun taraflara sunulacağını söyleyen Talat, Taslak değil hemen hemen tamamını vereceklerini tahmin ediyoruz dedi.
Planın esasının 150 sayfadan oluştuğunu, ancak adadaki teknik komiteler tarafından hazırlanan yasaların da eklenmesiyle yaklaşık 9 bin sayfaya çıkabileceğini kaydeden Talat, bir soruya karşılık, Sunulacak metni görmeden değerlendirme yapamam. Bazı bilgiler geldi, bizim taleplerimiz ve izlenimlerimiz var, ama metni görmeden konuşmam doğru olmaz. Endişelerimizi,
sıkıntılarımızı giderecek bir metnin çıkmasını bekliyoruz diye konuştu.Türk tarafı planı olumlu karşıladı
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak sunduğu 4üncü planı Türk tarafı olumlu karşıladı.
|
Murat Akgün / Bürgenstock NTV-MSNBC |
|||||
|
29 Mart 2004 Diplomatik kaynaklar, siyasi eşitlik ve güvenlik konularındaki değişikliklerin Türk tarafının lehine yorumlandığını söyledi. |
BM Genel Sekreteri Annan, planın 4üncü versiyonunu taraflara sundu. Türk diplomatik kaynakları, planın yeni şeklinin Türk tarafınca olumlu karşılandığını belirtti. Siyasi eşitlik ve güvenlik konusunda yapılan değişikliklerin Türk tarafının lehine olduğu değerlendiriliyor.
Annan Planının yeni versiyonuna göre Türk askeri ilelebet Adada kalabilecek. Kuzeye geçecek Rum sayısı da azaltılıyor. Ayrıca plan, Türkiye kökenli 45 bin KKTC vatandaşının Adada kalmasına olanak veriyor. Kurucu devlet meclisinde de 24 Türk ve 24 Rumun bulunması öngörülüyor. Böylelikle siyasi eşitlik konusundaki endişeler büyük öl
çüde gideriliyor.BM Kıbrıs özel temsilcisi, taslağın 150 sayfadan oluştuğunu ancak Adada iki tarafın heyetlerinin çalışmaları sonucu ortaya çıkan yasalarla ve ekleriyle birlikte 9 bin sayfaya çıktığını ifade etti. Planda, Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin ABye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyine karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004de alınacak önlemler konuları da bulunuyor.
NİHAİ METİN 31 MARTTA
Yeni sunulan taslağın bir nihai metin değil, teklif olduğunu vurgulayan Alvaro De Soto, Genel Sekreterin taraflardan yarın sabaha kadar planı inceleyerek, görüşlerini bildirmelerini istediğini de kaydetti. De Soto, 31 Marta kadar oluşturulacak nihai metnin referanduma götürüleceğini ifade etti.
Öte yandan Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, Annanın sunduğu taslak planı incelediklerini söyledi.
TÜRKİYE KÖKENLİLER OY KULLANACAK
Bu arada Rum basınında yer alan haberlere göre; Annan, Papadopulosun, Türkiye kökenliler oy kullanmasın talebini içeren mektubunu yanıtladı. Annanın yazılı yanıtında, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının referandumda oy kullanacağının altı çizildi.
9 bin sayfalık yeni Annan Planı
Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı amaçlayan Annan Planının son şekli, önceki gün yapılan dörtlü toplantıda, BM Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto tarafından, anahatlarıyla tarafların bilgisine sunuldu.
Bürgenstock29 Mart 2004
NTVnin ulaştığı dördüncü Annan Planı, ekleriyle birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıstaki görüşmelerde sunduğu ve olmazsa olmazlar diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.Annan planının son taslağı olarak nitelendirilebilecek bu metnin taraflara sunulmasının ardından, heyetler bu metni teknik açıdan incelemeye alacak.
Türk tarafının hassasiyetle üzerinde durduğu siyasi eşitlik konusunda, Kıbrıslı Türklere, Rumlarla eşit siyasi haklar sunulması mantığıyla hareket edi
Erdoğandan birincil hukuk şartı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda varılacak anlaşmanın Avrupa Birliği Anayasasının birincil hukuku haline
getirilmesi konusunun önemine dikkat çekti.|
Ankara NTV |
|||||
|
29 Mart 2004 Bu sorun çözülmezse yapılan çalışmaların anlamı kalmayacağını söyleyen Erdoğan, birincil hukukun resmi ve yazılı kayıtlara girmesi gerektiğini belirtti. |
Kıbrıs görüşmelerine katılmak üzere İsviçreye giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hareketinden önce Esenboğa Havaalanında yaptığı açıklamada, bu akşam Yunanistan Başbakanı ve BM Genel Sekreteri ile görüşeceğini söyledi. Görüşmelerin Çarşamba gününe kadar devam edeceğini belirten Erdoğan iyiniyeti koruduklarını ifade etti.
BİRİNCİL HUKUK KAYITLARA GİRMELİ
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Fransa Cumhurbaşkanı Jack Chirac ve Almanya Başbakanı Gerhard Schroeder ile görüşmesinde birincil hukuk konusunu gündeme getirdiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, Birincil hukuk çözülmezse yapılan çalışmaların hiç bir anlamı kalmayacak dedi.
Erdoğan, Avrupa Birliğinin bu konuda Türkiyeye destek olması gerektiğini belirterek, birinci
Plan olumlu
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak sunduğu 4üncü plan Türk tarafınca olumlu karşılanırken Rum tarafında hayalkırıklığı yarattı.
Türk Diplomatik kaynaklar, siyasi eşitlik, güvenlik ve garantiler konusundaki değişikliklerin Türk tarafını tatmin ettiğini söyledi. Rum tarafının ise, özellikle Adada bulundurulacak asker konusu, Kuzeye geçecek Rum sayısı ve Annan Planının ABnin birincil hukukuna dahil edilmesi konularına itiraz ettiği belirtiliyor.
BM Genel Sekreteri Annan, planın 4üncü versiyonunu taraflara sundu. Türk diplomatik kaynakları, planın yeni şeklinin Türk tarafınca olumlu karşılandığını belirtti. Siyasi eşitlik ve güvenlik konusunda yapılan değişikliklerin Türk tarafının lehine olduğu değerlendiriliyor.
Annan Planının yeni versiyonuna göre Türk askeri ilelebet Adada kalabilecek. Ada
BM Kıbrıs özel temsilcisi, taslağın 150 sayfadan oluştuğunu ancak Adada iki tarafın heyetlerinin çalışmaları sonucu ortaya çıkan yasalarla ve ekleriyle birlikte 9 bin sayfaya çıktığını ifade etti. Planda, Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin ABye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyine karar alması için sunulacak konular ve
Nisan 2004de alınacak önlemler konuları da bulunuyor.TALAT: DEĞERLENDİRME YAPMAK İÇİN HENÜZ ERKEN
Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara bugün sunduğu taslak planla ilgili olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi.
Talat, Türk gazetecilere telefonla yaptığı açıklamada, KKTC heyeti
olarak incelemelerini sürdürdüklerini belirterek, planda henüz netleşmeyen bazı noktalar bulunduğuna dikkat çekti.
Olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için erken olduğunu vurgulayan Talat, ''Plana ilişkin yapılan ilk yorumlar KKTC açısından bağlayıcı değil'' diye konuştu.
HALKIN SESI 30/03/2004
Planın son taslağı daha gelişmiş
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son taslağının hazırlanışı sırasında, Kıbrıs Türk tarafının iki kesimlilik konusundaki hassasiyetinin göz önünde bulundurulduğunu ve bu çerçevede taslağın Kıbrıslı Türklerin kimliklerinin korunması açısından geliştirilmiş olduğunun görüleceğini belir
tti.Annan, Kıbrıs planının taslağını taraflara sunuşu sırasında yaptığı konuşmasının bir bölümünde Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarına ayrı ayrı seslenerek, taslakta kendileri için hassas olan bazı konulara değindi.
Annanın taslağı taraflara sunmasının ardından da Özel Danışmanı Alvaro De Soto, bir basın toplantısı düzenleyerek, Genel Sekreterin sunuş konuşmasından bölümler aktardı.
Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaşa yönelik konuşması sırasında Annan, Kıbrıs Türk tarafının baştan beri aktardığı, iki kesimliliğin güçlendirilmesi konusuna ilişkin görüşlerini bildiğini söyledi. Annan, bu çerçevede taslağın, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinin güvenliği ve kimliğinin korunmasını içerdiğini aktardı.
Belgeyi bu açıdan önemli oranda geliştirilmiş bulacaksanız diyen Annan, bu gelişimin özellikle mal mülk, yerleşim ve federal devlet için düzenlenecek oylama sistemine ilişkin bölümlerde gözlemleneceğini bildirdi.Kofi Annan, plan taslağına göre, Türkiyenin ABye girmesinin ardından bile adada belli bir oranda askeri varlık bulundurabileceğini söyleyerek, bunun yanı sıra çözüm sonrası yeniden yerleşecek insanların dağılımının oranlı olacağına ilişkin bazı güvenceler bulunduğunu belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın taraflara sunduğu taslak planda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin ABye katılımını düzenleyen taslak uyum senedinin de bulunduğu belirtildi.
Annan, İsviçrede devam eden Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde taraflara taslak planı sunuşu sırasında yaptığı konuşmada, planın içeriğini özetledi.
Annanın taslağı taraflara sunmasının ardından da Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, bir basın toplantısı düzenleyerek, Genel Sekreterin sunuş konuşmasından bölümler aktardı.
Kofi Annan, planda, Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin ABye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyine karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004de alınacak önlemler konularının bulunduğunu belirtti.
Sunulan planda önceden hazırlanmış hiçbir unsur bulunmadığını ve son dakikaya kadar müzakere edildiğini vurgulayan Annan, planın her iki taraf açısından da kazanç anlamına geldiğine inandığını söyleyerek, şunları kaydetti:
Bu yenilenmiş plan, sizin üzerinde müzakere etmeyi kabul ettiğinizden daha mı iyi? Plandaki iyileştirmeler paketi sizin temel endişelerinizi karşılıyor mu? Halklarınızı bu barış şansını kullanmaları için cesaretlendirebilir ve onlara güvence verebilir misiniz? Bu metin karşı tarafın temel çıkarlarına saygı gösteriyor mu? Bence evet. Ben bunun her iki tarafın da kazançlı olacağı bir önerine olduğuna inanıyorum.
RUM TARAFININ ENDİŞELERİ
Bu arada, Annan, Rum tarafına hitabında, temel endişelerinin bu planda tatmin edilmiş olduğuna belirterek, özellikle federal hükümetin işleyişi, geçici düzenlemelerin yenilenmesi, mülk konusundaki değişiklikler ve planın ekonomik açıdan işlevselliğinin garanti altına alınması konularında değişiklikler yaptıklarını kaydetti.
Rum yönetiminin toprak ve asker azaltılması konusunda aradığı güvencelerin de garanti altına alındığını söyleyen Annan, Bu endişelerinizin karşılanmış olduğunu göreceksiniz diye konuştu.
Annan, taraflara şiirsel bir dille Onyıllardır devam eden siper politikalarının değişmeye yüz tuttuğu, kar yağışı azaldıkça ve Bürgenstockta sisin yerini güneş ışığı aldıkça ve buzlar kırıldıkça, bu noktaya, daha fazla zaman ayırabileceğimiz, daha erken bir tarihte gelmiş olmayı arzuluyorum. Fakat hala bu şansa sahibiz ve geçip gitmesine izin veremeyiz ifadeleriyle de seslendi.
HALKIN SESI 30/03/2004
YÜZLER GÜLÜYOR
* Siyasi denge kalıcı oluyor.
* Kıbrıs Türk Devletindeki Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu kalıcı kılınıyor.
* Bir taraf diğer taraf üzerinde bir hakimiyet kuramıyor.
* İlk aşamada adadaki asker sayısı 6şar bin ile sınırlı kılınıyor. Rum tarafı bunun 2500e indirilmesini istiyor. Planda, Türkiye AB üyesi olunca adada yabancı asker kalmayacağı söyleniyordu. Son metinde, Türk tarafının talepleri dikkate alınarak, Türkiye AB üyesi olduktan sonra da adada Türk ve Yunan askerlerinin kalması üzerinde duruluyor.
* Larnakada bulunan Hala Sultan Türbesi (Hz. Muhammedin halası) özel bir statü ile Türk Vakfına devredilecek. Dipkarpazda bulunan Apostolos Andreas
Kilisesi, yine özel bir statü ile Rumlara verilecek.* Rumların geri dönüş oranı indiriliyor.
* Kıbrıs Türk Devleti, Türkiye ile ticari, ekonomik, kültürel ve finansman anlaşmaları imzalamaya yetkili kılınıyor.
* Balıkçılık ve tarım alanında Kıbrıs Türk Devleti tam yetkili oluyor. Annan Planının daha önceki versiyonunda bu konularda federal devlet yetkili kılınıyordu.
* Adaya eş başkanlık sistemi getiriliyor.
* Avrupa Birliği nezdinde eşit temsiliyet sağlanıyor.
* Tüm federal kurumlarda temsil oranları yeniden düzenlendi. Taraflara veto hakkı tanınmazken, söz hakkı tanındı.
* Adada anlaşma sonucu yer değiştirmek zorunda kalan Kıbrıslı Türklere iskan alanı yaratılması için bütçeye ek konulacak.
* Siyasi eşitlik ve garanti anlaşmaları sağlanmış olacak.
* Güvenlik, garantiler ve siyasi eşitlik konusunda, ilk izlenimler olumlu.
* Avrupa Birliği derogasyonlar sorununun çözümü için yeni formüller üretmenin güvencesini veriyor.
....................................................................................................
** BM Genel Sekreteri Annan, taslağı sunuş anını Kıbrıs için kader günü olarak niteledi ve Çözüm fırsatını kaçırmayalım çağrısında bulundu. Taraflar 6 bölümden oluşan taslağa ilişkin görüş ve itirazlarını bu sabah Annana iletecek. Annan da, planın son halini 31 Mart akşamına kadar şekillendirecek.
** Rum tarafının isteklerine ilk hayır Türk tarafından değil, BMden geldi. Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan Planı için 20 Nisanda yapılması programlanan referandumda Türkiyeden gelip Kıbrısa yerleşen Türk göçmenlerin oy kullanmamasını istedi. BM ise bu isteği anında reddetti.
Cenk MUTLUYAKALI İsviçre/Bürgenstock
Ve referanduma sunulmak üzere şekillenen 4üncü Annan Planı Taslağı taraflara sunuldu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, garantör ülkeler Türkiye ile Yunanistanın da katıldığı dörtlü konferansta Annan Planının 4. versiyonunun taslağını Kıbrıs Türk ve Rum taraflarına sundu. Taslağı sunuş anını Kıbrıs için kader günü sayan Annan, taraflara Çözüm fırsatını kaçırmayalım çağrısında bulundu. Taslağın taraflara sunulmasıyla Kıbrıs konusunda müzakere süreci de başlamış oldu. Taslağa ilişkin görüş ve itirazlarını bu sabah Annana iletecek taraflar, planın son haline 31 Mart gecesi ulaşacak.
İsviçrenin Bürgenstock beldesinde sürdürülen dörtlü konferansın 6. gününde, taraflar beşgen bir masa etrafında biraraya gelerek, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın kendileri için sadece birer kopya yaptığı plan taslağına ulaştı. Masada Türk heyetinin başkanlığını Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs Türk heyetinin başkanlığını KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Yunan heyetinin başkanlığını Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis, Kıbrıs Rum heyetinin başkanlığını Rum lider Tassos Papadopulos üstlendi.
Kader anı
Annanın taraflara taslağı nasıl sunduğuna ilişkin bilgileri BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Fürigen Oteldeki basın merkezinde düzenlediği toplantıda açıkladı. De Sotonun verdiği bilgiye göre, Annan 4 sayfadan oluşan bir açış konuşması yaptıktan sonra taraflara taslağı dağıttı.
Konuşmasında, New York mutabakatı uyarınca tarafların İsviçrede biraraya geldiğine dikkat çeken Annan, taraflar arasındaki bu toplantıyı Kıbrıs için kader anı olarak niteledi. 16 Martta Kıbrıslı liderlere 19 Şubatta adada başlayan müzakereleri İsviçrede sürdürmeleri için bir davet mektubu gönderdiğini hatırlatan Annan, Papodopulostan başlayarak Kıbrıs Türk, Yunan ve Türk heyetlerinin başkanlarını tek tek selamladı.
Kilit Oyuncular
Bütün kilit oyuncularla buradayız diyerek Rauf Denktaşın İsviçredeki yokluğu üzerinde durmak istemeyen Annan, müzakerelerde gelinen süreç için romantik bir değerlendirme yapmayı tercih etti ve şöyle dedi:
İki tarafın onlarca yıldır korudukları pozisyonlar değişmeye başladı. Kar yağışı durdu, sis kalktı ve Bürgenstockta güneş açtı. Buzlar eridi. Keşke bunu daha çok zamanımız varken daha önce sağlayabilseydik. Ama hala bunu yapmak için fırsatımız var. Gelin, bu fırsatımızı kaçırmayalım.
6 bölüm
Annan, taslak üzerindeki görüş ve itirazları bu sabah taraflardan alacağını ve sonrasında da yürüteceği mekik diplomasi ile taslağa son şeklini vererek, taraflara 31 Mart gecesi ulaştıracağını kaydetti. Annan, taslağın Kıbrıs sorununun çözümü için şu bölümlerden oluştuğunu anlattı:
Kuruluş Anlaşması, Kurucu Kı
Askerler kalıyor
Tüm bunları anlattıktan sonra Rum lider Papadopulosa dönen Annan, planı karşılıklı kazanç felsefesi üzerine kurduğunu söyledi. Annan, plan taslağında Kıbrıs Rum tarafını şöyle tatmin etmeye çalıştığını anlattı:
Planın daha yaşayabilir ve daha işlevsel olmasını istiyordunuz. Bu yeni planda, özellikle de federal hükümetin işleyişine, güncellenmiş geçici düzenlemelere, mülkiyet değişimlerine, planın mali açıdan sağlamlılığına ve tamamlanmış yasalar ile anlaşmalar konusundaki kaygılarınıza yanıt verdiğimi düşünüyorum. Askeri birlik indirimine gidilmesi ve toprak konusundaki taleplerinize de yanıt veriyoruz
İki kesimlilik güvencesi
Annan, daha sonra da KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşa dönerek, planda Türk tarafının isteklerini yerine getirmek için şunları yaptığını söyledi:
İki kesimliliğin coğrafi açıdan güçlendirilmesini istiyordunuz. Türk kurucu devleti kimliğinin ve güvenliğinin korunmasını istemiştiniz. Planda buna yanıt verildiğini göreceksiniz. Mülkiyet düzenlemeleri, yerleşim hakları ve federal senatodaki oy sistemine ilişkin düzenlemelere bakınca gerekli yanıtları alacaksınız. Yer değiştireceklerin rehabilitasyonu konusunda istediğiniz güvenceyi de bulacaksınız. Türkiyenin AB üyesi olduktan sonra makul bir sayıda asker bırakabileceğini iznini de göreceksiniz. Planın hukuksal korumasını da güvence altına aldığımızı unutmayın
Sorularla görüş ve itirazlar
Taraflar, plan taslağına ilişkin görüş ve itirazlarını Annana hangi sorular çerçevesinde ileteceklerini de yine Annandan öğrendiler. Annan, tarafların bu anlamda kendilerine sormaları gereken soruları da şöyle sıraladı:
- Bu yeni gözden geçirilmiş plan, üzerinde tartıştığınız plandan daha mı iyi, yoksa daha mı kötü?
- Plan taslağı temel kaygılarınıza yanıt veriyor mu?
- Bu planla halkınızı çözüme ikna edebilir misiniz?
- Size göre karşı tarafın da kaygılarına yanıt veriyor mu?
Karamanlis temkinli
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, önceki gün geldiği Bürgenstockta yoğun bir çalışma programına girdi. Önceki Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos ile görüşen Karamanlis daha sonra Rum Milli Konseyi toplantısına katıldı. Karamanlis, Kıbrıs Rum tarafının görüşlerini desteklemek için buradayım diyerek, daha üç haftalık başbakan olarak de
rin sularda yüzmek niyetinde olmadığını ve kararları Rum Yönetiminin vereceğini ortaya koydu. Yunan kaynaklar Karamanlisin tavrını şöyle değerlendirdiler:Bugünkü başbakanın amcası Kostas Karamanlis Zürih Anlaşmasını imzalamıştı. Zürihin sonu belli. Karamanlis o dönemde, Makarios ile birlikte karar vermiştik. O kahraman oldu, ben vatan haini sayıldım demişti. Yeğen Karamanlis aynı şeyin tekrarlanmasını istemiyor.
Rum tarafının isteklerine ilk hayır Türk tarafından değil, BMden geldi. Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan Planı için 20 Nisanda yapılması programlanan referandumda Türkiyeden gelip Kıbrısa yerleşen Türk göçmenlerin oy kullanmamasını istedi. BM ise bu isteği anında reddetti. Referandumlarda KKTCde son seçimlerde oy kullana
n tüm seçmenlere oy hakkı tanınacak.Bürgenstockda üç kez gerçekleştirilen ve Annan planındaki güvenlik ile savunma konularını görüşen Türk ve Yunan heyetlerinin çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlandığı bildirildi. Yunanlı bir hükümet kaynağı, BM temsilcisi Alvaro De Sotonun tarafların yükümlülük altına girmelerini sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde kendilerine sunduğu ve imzalarını istediği belgeye New Yorkta imza mutabakatı yoktu diyerek red cevabı verdiklerini söyledi.
YENIDUZEN 30/03/2004
İyi niyetle bu iş çözülür!..
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda ortaya koydukları siyaseti çözüm üzerine bina ettiklerini dile getirerek, ama olmazsa olmazlardan da taviz vermenin söz konusu olmadığını ifade etti.
Her iki taraf da iyi niyetini ortaya koyarsa bu işin çözüleceğine inandığını belirten Erdoğan, İnanıyorum ki bu iş çözülür. Ama tek taraflı bir iyi niyet, bu işi çözümsüzlüğe götürür dedi.
Erdoğan, Kıbrıs konusunda görüşmelerin yapılacağı İsviçreye hareketinden önce Esenboğa Havaalanında açıklamalarda bulundu.
Erdoğan şöyle konuştu: Temennimiz odur ki, beklenen olumlu neticeyi alalım. Ve bu süreci planlandığı şekilde devam ettirelim. Tabii ki de iyi niyetimizi halen koruyoruz. İyi niyetle bu çalışmaları sürdürüyoruz. Sonuna kadar da sürdürmekte kararlıyız. Siyasetimizi çözümsüzlük üzerine değil, çözüm üzerine bina ettik, iyi niyet üzerine bina ettik.
Her iki taraf da iyi niyetini ortaya koyarsa inanıyorum ki bu iş çözülür. Ama tek taraflı bir iyi niyet, o tabii ki, bu iş çözümsüzlüğe götürür.Temennim odur ki, Rum tarafı da burada iyi niyet göstersin. Yunanistandan bu iyi niyeti göreceğimizi tahmin ediyorum, en azından bunu umuyorum. Çünkü Brüksel zirvesinde sayın başbakan ile yaptığım baş başa görüşmede bunun işaretlerini aldım. Bu umutla bu düşünceyle İsviçreye hareket ediyorum. (aa)
YENIDUZEN 30/03/2004
İşte 4. Annan Planı'nın ayrıntıları
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın 4. kez revize ettiği ve Pazartesi günü İsviçrede taraflara resmen sunacağı planının ayrıntıları ortaya çıktı. ABHABERin duyurduğu ayrıntılar şöyle:
Planın son şeklinin 1000 sayfanın üzerinde olduğunu yazan Rum basını, yapılan değişiklikte her iki tarafın da kazandığını yazdı.
Değişikliklerin, tarafların bugüne kadar müzakere ettiği konuları kapsadığı, yanıt verilmesi için 24 saat süre verileceği ve müzakere imkanının çok sınırlı olacağı belirtiliyor.
Değişikliklere göre, Türk tarafında sürekli ikamet edecek Rum oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülürken, senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır ifadesi benimseniyor, senato seçiminde kuzeyde yaşayan Rumların seçme ve seçilme hakkı olmayacak. Türk ve Yunan askeri, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden sonra adada kalabilecek, ancak bu 1960 anlaşması temelindeki asker sayısında olacak. Yani 650 Türk ve 950
Yunan askeri sürekli adada kalabilecek. Rumların istediği Asliye Mahkemesi kurulacak.Fileleftheros gazetesi, Annan planında 6 temel konuda değişiklik yapıldığını belirterek, BM'nin, tamamlanmış 1100 sayfalık nihai planı sunacağını, değişikliklerde ağırlığın mülk, güvenlik ve işleyebilirliğe verildiğini kaydetti.
Gazete, BM tarafından yapılan değişiklerin bazılarını şöyle sıraladı:
1-Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara dönecek Rum oranı Kıbrıs Türk oluşturucu devletçik nüfusunun yüzde 21'inden yüzde 12'sine düşürülüyor. Rumların mülklerinin oranı da orantılı olarak azalıyor.
2-Rumlara, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi olmayan ikamet hakkı veriliyor. Geçiş döneminin sona ermesinden sonra da mallarının 3'te 1'ini alabilecekler.
3-Mülkiyet Kurulu'na, tazminatlarla ilgili bir formül sağlanıyor. Mülkün 3'te 1'inin kullanımı hakkı verilecek. Bonolar ve geriye kalan hisseler aynı oranla ve mülkün maddi değeri temelinde verilecek.
4-Senatörlerin seçimi toplumsal köken temelinde yapılıyor. 24 Kıbrıslı Türk ve 24 Rum senatör seçiminde, Kıbrıs Türk idari bölgesinde yaşayacak Rumların seçme seçilme hakları olmayacak.
5-Türk ve Yunan askerleri ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek.
6-Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak.
Haberde, Annan planının ekinde bulunan haritanın değişmeyebileceğine işaret edilerek, planda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgi bulunmadığı belirtiliyor.
RUMLARIN LEHİNE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
Politis gazetesi de yeni Annan planında iki taraf için de kayıp ve kazanımlar olduğuna değinerek, Rum tarafının kazanımlarını şöyle sıraladı:
1-MÜLKLER: Mülkiyet konusundaki yeni felsefe, bütün göçmenlere kuzeydeki mülklerinin 3'te 1'ini alma olanağı sağlıyor. Türk tarafında daimi ikamet edeceklerin oranı (Kıbrıs Türk tarafının lehine) yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülecek, ancak 'yaşadığı yerde oy kullanmayan' statüsüyle daha çok göçmen geri dönebilecek. Yani Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde kalışları, ikinci konut mantığıyla olacak ve bu devletçikte siyasi hakları olmayacak. Siyasi haklarını Rum oluşturucu devletçiğinde kullanacaklar.
2-EKONOMİ: Yukarıdaki öneriye paralel olarak Rum tarafını yoğun olarak meşgul eden ekonomi yönü ve özellikle Mülkiyet Kurulu'nun yaşayabilirliği konusunda yeni plan şunları öneriyor:
-Her göçmen mülkünün 3'te 1'ini alacak. Mülkünün diğer 3'te 1'ini yabancı bankalarca verilecek teminatla bono olarak alacak ve bunları paraya çevirebilecek. Mülkünün son 3'te 1'i için ise Mutual Fund tipi bir sistem hissesi alacak.
3-İŞLEYEBİLİRLİK: Mevzuat uygulaması ve referandumlara belirli ifadeler eklenmesiyle anlaşma, mevcut geçiş dönemi sorunları olmadan derhal uygulamaya konulacak. Yani; Kıbrıs'ı Avrupa seçimlerine dek yönetecek olan Başkanlık Konseyi ve Parlamentoya milletvekilleri derhal atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bütün organları (Başkanlık Konseyi, milletvekilleri) için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa seçimleriyle birlikte yapılacak. Bu yöntemle Annan planının öngördüğü eşbaşkanlık olmayacak.
4-Asliye Mahkemesi kurulacak.
5-Anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasına
halihazırda formül bulundu. Bu formüle göre nihai anlaşma, TBMM'den onay almadan uygulamaya konulmayacak. Bu formülü Rum tarafı kabul etmiş görünüyor.
TÜRK TARAFI LEHİNE DEĞİŞİKLİKLER
Politis gazetesine göre, 4. Annan planında Kıbrıs Türk tarafı lehine şu değişiklikler yapılıyor:
1-İSTİSNALAR: AB Komisyonu'nun genişle
meden sorumlu üyesi GünterVerheugen'in savunacağı, Avrupa formülü temelinde, 'vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeyinin Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşıncaya kadar geçerli olacak. Rum tarafı, yaşam düzeyinin suni olarak da, hiçbir zaman bu seviyeye ulaşamayabileceği ve bunun sonucu olarak sapmanın 'gizli yasalaşma' halini alabileceğini savunarak, bu düzenlemeye itiraz ediyor.
2-RUMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ: Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi
ikamet oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye indirilecek. Rumların Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde sahip olabilecekleri mal miktarı da aynı oranda azalacak.
3-İKİ KESİMLİLİK: Daimi ikamet statüsüyle geri dönecek Rum sayısının azaltılması, seçim sisteminin büyük oranda denetim altına alınmasına ilişkin Türk tarafının endişelerini gideriyor. Aynı zamanda, 'Senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır' ifadesi benimseniyor ki, bu Kıbrıs Türk devletçiğinde Rumların seçilmesini engelliyor. Senatoda özel konularda Kıbrıslı Türklerin yüzd
e 50 çoğunluğu tezi de benimsenebilir.4-GÜVENLİK: Türkiye ve Yunanistan'ın, 1960'ta bulundurdukları asker sayısı temelinde (650 Türk ve 950 Yunan) sürekli askeri varlığı sağlanıyor (Türkiye'nin AB'ye girmesinden sonra da).
YENIDUZEN 30/03/2004
Şimdi çöz
üm zamanıBM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, dün bir basın toplantısı düzenleyerek, genel sekreterin sunuş konuşmasından bazı bölümler aktardı:
Şimdi çözüm zamanı
DENGE KURULDU... BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, Annan Planı'nda hassas bir denge kurulmaya çalışıldığını ve artık "çözüm zamanının geldiğini" düşündüklerini söyledi
AL YA DA BIRAK DEĞİL... Annan'ın dün taraflara sunduğu taslak planın "al ya da bırak" şeklinde değerlendirilemeyeceğini söyleyen De Soto, tarafların taslak plana ilişkin görüşlerinin bu sabaha kadar genel sekretere iletileceğini de kaydetti
31 MART'TA SÜREÇ TAMAMLANACAK... Alvaro de Soto, 31 Mart'ın görüşme sürecinin tamamlanması için son tarih olduğunun altını çizerek, "31 Mart'a kadar şu ya da bu şekilde referanduma sunulacak bir metin hazırlanmış olacak" diye konuştu
TÜRK TARAFININ HASASİYETİ DİKKATE ALINDI... De Soto: BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs planının son taslağının hazırlanışı sırasında, Kıbrıs Türk tarafının iki kesimlilik konusundaki hassasiyetinin göz önünde bulundurulduğunu ve bu çerçevede taslağın Kıbrıslı Türklerin kimliklerinin korunması açısından geliştirilmiş olduğunun görüleceğini belirtti
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, Annan Planı'nın son versiyonunda hassas bir denge kurulmaya çalışıldığını ve artık "çözüm zamanının geldiğini" düşündüklerini söyledi.
De Soto, Annan'ın dün taraflara sunduğu taslak planın "al ya da bırak" şeklinde değerlendirilemeyeceğini söyledi.
De Soto, tarafların taslak plana ilişkin görüşlerinin bu sabaha kadar genel sekretere iletileceğini de söyledi.
Alvaro de Soto, düzenlediği basın toplantısında, 31 Mart'ın görüşme sürecinin tamamlanması için son tarih olduğunun altını çizerek, "31 Mart'a kadar şu ya da bu şekilde referanduma sunulacak bir metin hazırlanmış olacak" diye konuştu.
De Soto, Annan'ın taslak planı taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, genel sekreterin sunuş konuşmasından bazı bölümler aktardı.
Bunları aktarmasının ardından soruları yanıtlayan De Soto, taraflardan ilk değerlendirmelerini yarın sabah alacaklarını belirterek, 31 Mart günü de son yanıtların verileceğini kaydetti.
Sunulan taslağın "al ya da bırak" şeklinde değerlendirilemeyeceğini söyleyen De Soto, tarafların taslak planla ilgili değerlendirmede bulunmak ve görüş belirtmek için yarına kadar süreleri olduğunu söyledi.
Planın taslak halini şimdilik sadece taraflara verdiklerini belirten De Soto, dünkü gecikmenin de kopyaların çoğaltılması nedeniyle yaşandığını bildirdi.
De Soto, taslağın, ekleri ve kurucu anlaşmayla birlikte 9 bin sayfadan oluştuğunu söyleyerek, bunun bir "al ya da bırak" niteliği taşımadığını vurguladı.
Taraflara taslağı değerlendirmek için zaman verdiklerini söyleyen De Soto, bu sabah iletilmesini beklediklerini ilk değerlendirmelerin ardından, bazı yeni düzenlemeler için 31 Mart'a kadar zaman olduğunu kaydetti.
De Soto, taslağı basına ileten tarafın kendileri olmayacağını esprili bir şekilde söyleyerek, taslağın özüne ilişkin şu anda bilgi vermesinin söz konusu olmadığını da özenle vurguladı.
Annan'ın taslağı sunuşu sırasındaki masa düzenlemesine ilişkin soru üzerine De Soto, ortada BM heyetinin oturduğunu ve görüntülerde de görüleceği üzere ayrı ayrı 5 masa bulunduğunu kaydetti. De Soto, tüm tarafların bu düzenlemeden memnun olduklarını da söyledi.
De Soto, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in Bürgenstock'a gelmesini beklediklerini de belirterek, AB'nin varılacak anlaşmaya ilişkin bazı adımlar atması gerektiğine dikkat çekti. De Soto, Verheugen'in 31 Mart'a kadar İsviçre'de kalmasını umduğunu da kaydetti.
Özel temsilci De Soto, Kıbrıs Türk tarafının yetkisine ilişkin bir soru üzerine, bu konuda herhangi bir boşluk bulunmadığını daha önce de açıklamış olduğunu hatırlattı.
De Soto, bu sürecin sonunda bir imzanın söz konusu olup olmadığına ilişkin soruları net yanıtlamazken, gazetecilerin bunu iki gün içinde göreceklerini söylemekle yetindi.
Annan: Kıbrıs Türk tarafı, taslağı, iki kesimliliğin
güçlendirilmesi açısından gelişmiş bulacak
De Soto'nun verdiği bilgiye göre, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son taslağının hazırlanışı sırasında, Kıbrıs Türk tarafının iki kesimlilik konusundaki hassasiyetinin göz önünde bulundurulduğunu ve bu çerçevede taslağın Kıbrıslı Türklerin kimliklerinin korunması açısından geliştirilmiş olduğunun görüleceğini belirtti.
Annan, Kıbrıs planının taslağını taraflara sunuşu sırasında yaptığı konuşmasının bir bölümünde Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarına ayrı ayrı seslenerek, taslakta kendileri için hassas olan bazı konulara değindi.
Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'a yönelik konuşması sırasında Annan, Kıbrıs Türk tarafının baştan beri aktardığı, iki kesimliliğin güçlendirilmesi konusuna ilişkin görüşlerini bildiğini söyledi.
Annan, bu çerçevede taslağın, "Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinin güvenliği ve kimliğinin korunmasını" içerdiğini aktardı. "Belgeyi bu açıdan önemli oranda geliştirilmiş bulacaksanız" diyen Annan, bu gelişimin özellikle mal mülk, yerleşim ve federal devlet için düzenlenecek oylama sistemine ilişkin bölümlerde gözlemleneceğini bildirdi.
Kofi Annan, plan taslağına göre, Türkiye'nin AB'ye girmesinin ardından bile adada belli bir oranda askeri varlık bulundurabileceğini söyleyerek, bunun yanı sıra çözüm sonrası yeniden yerleşecek insanların dağılımının oranlı olacağına ilişkin bazı güvenceler bulunduğunu belirtti.
KIBRIS 30/03/2004
İşte Annan Planı
Gazeteniz KIBRIS, ana metni 203 sayfa, toplamı 9 bin sayfa olan Annan Planı'nı açıklıyor
İşte Annan Planı
PLAN SUNULDU... BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta çözümü amaçlayan planının son halini müzakere edilmek üzere taraflara resmen sundu. Daha önce 150 sayfa olduğu belirtilen Annan Planı'nın ana metni 203 sayfadan, toplam metin ise ekler ve yasalarla birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Genel sekreter Annan, taraflardan planı bu sabaha kadar incelemelerini ve bu sabah itirazlarını kendisine bildirmelerini istedi
TALAT: DEĞERLENDİRİYORUZ... KIBRIS Gazetesi'ne konuşan Başbakan Talat, planı değerlendirdiklerini ve itiraz noktalarını saptayıp genel sekreter Annan'a bildireceklerini söyledi. Talat, "Halkımız bize güvensin. Kıbrıs Türkü'nün temel haklarını koruyacak bir anlaşma sağlamak için çalışıyoruz" dedi
SERDAR DENKTAŞ: GELECEĞİMİZ SÖZ KONUSU... KIBRIS'a konuşan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Hem bizim, hem çocuklarımızın geleceği söz konusudur. Bu yüzden spekülasyondan kaçınmak ve yalanlara inanmamak gerekir. Planın son metni 203, toplamı 9 bin sayfadır. Herhalde sabahın ilk ışıklarına kadar çalışacağız ve itiraz noktalarımızı yarın (bugün) genel sekretere ileteceğiz" diye konuştu
TÜRK TARAFI MEMNUN... İsviçre zirvesinde sunulan Annan Planı'nın son planı Türk heyetince olumlu karşılandı. Annan'ın dün sunduğu taslak planda, Türk tarafının güvenlik ve siyasi eşitlik konularındaki taleplerinin ilk incelemeler ışığında karşılanmış göründüğü bildirildi. Planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıs'taki görüşmelerde sunduğu ve "olmazsa olmazlar" diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor
SİYASİ EŞİTLİK... Türk tarafının hassasiyetle üzerinde durduğu "siyasi eşitlik" konusunda, Kıbrıslı Türklere, Rumlarla eşit siyasi haklar sunulması mantığıyla hareket ediliyor. Planın ilgili bölümünde, kurucu Türk devletinin ayrı hükümeti, ayrı parlamentosu ve ayrı mahkemeleri olacağına dikkat çekiliyor. Annan Planı'nda siyasi eşitliğin korunması amacıyla, Türk parça devleti vatandaşı olarak kuzeye gelecek Rumların seçme seçilme haklarıyla ilgili bazı tedbirler alınıyor
SENATODA 24-24 SANDALYE DAĞILIMI... Birleşik Kıbrıs senatosunda 24-24 sandalye dağılımının öngörüldüğü ve bu oranın kalıcı tutulduğu belirtildi. Plana göre bir taraf diğer tarafın üzerinde otorite ve hakimiyet kuramayacak
GARANTİLER VE GÜVENLİK... Ankara'nın üstünde titizlikle durduğu garantiler ve güvenlik konusunda, Türkiye'nin adadaki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor
ASKER KONUSU... Taslak metine göre, Türkiye 2011 yılına kadar adada 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek
MÜLKİYET KONUSU... Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mülkiyet konusunda ise, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler yapılıyor. Önceki planların öngördüğü mülkiyet oranları aynen korunurken, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim imkanlarının sağlanacağı vurgulanıyor
1 RUM ORANI YÜZDE 21'DEN YÜZDE 18'E DÜŞTÜ... Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşecek. Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığıyla olacak, siyasi hakları olmayacak. Bu hakkı Rum devletçiğinde kullanacaklar
l MÜLKÜN 3'TE 1'İ ALINACAK... Her göçmen, mülkünün 3'te 1'ini alacak. Diğer 3'te 1'i yabancı bankalarca verilecek bono olarak alacak (bunlar paraya çevrilebilecek), diğer çeyreği için Mutual Fund tipi bir sistem geliştirilecek
l TOPRAK KONUSUNDA İKİ ALTERNATİF... Yeni planda Türk tarafına bırakılacak toprak oranıyla ilgili iki alternatif sunuluyor. İlk alternatife göre Türk tarafının yüzde 36 oranındaki toprağın, yüzde 29'a düşürülmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Karpaz ve Erenköy'e Rumların yerleşmesi öngörülüyor. İkinci alternatifte Türk tarafına yüzde 24 oranında toprak bırakılması, buna karşılık kuzeye dönecek Rum sayısının azaltılması öneriliyor. Adada üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak
l MERKEZ BANKASI BAŞKANINA SINIRSIZ YETKİ... Annan Planı, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ekonomi politikalarında yabancı bir başkanı olacak Merkez Bankası başkanına sınırsız yetkiler veriliyor
l SEÇİLEN BAYRAK VE MARŞ KALACAK... Annan Planı'nda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağının ve marşının ilgili komitelerde kabul edildiği gibi kalması öngörülüyor
l TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ SÜRECEK.. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni oluşturacak Kıbrıs Türk devletinin Türkiye ile ekonomik, kültürel, mali ve ticari alanlarda her türlü işbirliğini yapabileceği planda belirtilirken, bu çerçevede gerekli belge ve anlaşmaların imzalanabileceğine de yer veriliyor
l AB'DE EŞİT TEMSİLİYET... Edinilen bilgiye göre planda ayrıca Birleşik Kıbrıs AB'ye girdikten sonra devleti, AB nezdinde Türk ve Rum iki başkan birlikte temsil edecek
l TÜRK TARAFI, TARIM VE BALIKÇILIKTA TAM YETKİLİ... Plana göre Kıbrıs Türk devletinin balıkçılık ve tarım alanlarında tam yetkili olması öngörülüyor
l UYUM SENEDİ TASLAĞI... Planda, "Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi'ne karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004'te alınacak önlemler" konuları bulunuyor
l İSTİSNALAR... Avrupa formülü temelinde, vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıs Türklerinin yaşam düzeyi Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşana kadar geçerli olacak. Tarihi köyler kendi devletçiklerine verilecek. Buna göre Beyarmudu ve Akıncılar, Türk tarafına geçecek. Harita önceden belirtildiği gibi düz olmayabilecek
l İŞLEYEBİLİRLİK... Hazirandaki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi Başkanlık Konseyi ve parlamento milletvekilleri acilen atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin organları için ana seçim 13 Haziran'da yapılacak
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta çözümü amaçlayan planının son halini müzakere edilmek üzere taraflara resmen sundu. Daha önce 150 sayfa olduğu belirtilen Annan Planı'nın ana metni 203 sayfadan, toplam metin ise ekler ve yasalarla birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Genel sekreter Annan, taraflardan planı bu sabaha kadar incelemelerini ve bu sabah itirazlarını kendisine bildirmelerini istedi.
Annan'ın planını sunuşu sırasında heyetler için daire şeklinde beş ayrı masa kuruldu. Planın taraflara takdiminde genel sekreterin yanı sıra Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto da hazır bulundu. Taraflar sekizer kişilik heyetlerle temsil edildi.
Türk heyetine Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Yunan heyetine Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, KKTC heyetine Başbakan Mehmet Ali Talat ve Rum heyetine de Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlık etti.
KKTC heyetinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da yer aldı.
Bürgenstock'ta 24 Mart'ta başlayan görüşme süreci çerçevesinde Annan'ın planının son halinin takdimi sırasında görüntü için havuz sistemi oluşturularak az sayıda gazetecinin ilk kez görüntü ve fotoğraf almasına izin verildi.
KIBRIS Gazetesi'ne konuşan Başbakan Talat, planı değerlendirdiklerini ve itiraz noktalarını saptayıp genel sekreter Annan'a bildireceklerini söyledi. Talat, "Halkımız bize güvensin. Kıbrıs Türkü'nün temel haklarını koruyacak, bir anlaşma sağlamak için çalışıyoruz" dedi.
KIBRIS'a konuşan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Hem bizim hem çocuklarımızın geleceği söz konusudur. Bu yüzden spekülasyondan kaçınmak ve yalanlara inanmamak gerekir. Planın son metni 203, toplamı 9 bin sayfadır. Herhalde sabahın ilk ışıklarına kadar çalışacağız ve itiraz noktalarımızı yarın (bugün) genel sekretere ileteceğiz" diye konuştu.
Annan Planı'nın son taslağı olarak nitelendirilebilecek bu metnin taraflara sunulmasının ardından, heyetler bu metni teknik açıdan incelemeye aldı.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün sunduğu taslak planda, Türk tarafının güvenlik ve siyasi eşitlik konularındaki taleplerinin ilk incelemeler ışığında karşılanmış göründüğü bildirildi.
Talat: Değerlendirme yapmak için henüz erken
Başbakan Mehmet Ali Talat, planı değerlendirdiklerini ve itiraz noktalarını saptayıp genel sekreter Annan'a bildireceklerini söyledi. Talat, "Halkımız bize güvensin. Kıbrıs Türkü'nün temel haklarını koruyacak, bir anlaşma sağlamak için çalışıyoruz" dedi.
Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara dün sunduğu taslak planla ilgili olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi.
Talat, KKTC heyeti olarak incelemelerini sürdürdüklerini belirterek, planda henüz netleşmeyen bazı noktalar bulunduğunu bildirdi.
Olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için erken olduğunu vurgulayan Talat, "Plana ilişkin yapılan ilk yorumlar KKTC açısından bağlayıcı değil" diye konuştu.
Planda neler var?
KIBRIS Gazetesi'nin ulaştığı dördüncü Annan Planı, daha önce de belirtildiği gibi, ekleriyle birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıs'taki görüşmelerde sunduğu ve 'olmazsa olmazlar' diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.
Siyasi eşitlik
Türk tarafının hassasiyetle üzerinde durduğu "siyasi eşitlik" konusunda, Kıbrıslı Türklere, Rumlarla eşit siyasi haklar sunulması mantığıyla hareket ediliyor.
Planın ilgili bölümünde, kurucu Türk devletinin ayrı hükümeti, ayrı parlamentosu ve ayrı mahkemeleri olacağına dikkat çekiliyor. Annan Planı'nda siyasi eşitliğin korunması amacıyla, Türk parça devleti vatandaşı olarak kuzeye gelecek Rumların seçme seçilme haklarıyla ilgili bazı tedbirler alınıyor.
Birleşik Kıbrıs senatosunda 24-24 sandalye dağılımının öngörüldüğü ve bu oranın kalıcı tutulduğu belirtildi. Plana göre, bir tarafın diğer taraf üzerinde otorite ve hakimiyet kuramayacağını da ifade etti.
Türkiye'nin garantörlüğü: Silahsızlandırma
Ankara'nın üstünde titizlikle durduğu garantiler ve güvenlik konusunda da, Türkiye'nin adadaki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor. Taslak metine göre, Türkiye 2011 yılına kadar adada 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek.
Garanti Anlaşmaları'nın yeni oluşacak düzene aynen uygulanacağını göz önünde bulundurarak, Türk ve Yunan birliklerinin Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletleri arasındaki ittifak anlaşmalarına göre adada konuşlandırılmaları şu şekilde olacak:
Her iki birliğin sayısı da 2011 yılına kad
ar, tüm rütbelerde 6000'den fazla olmayacak;Her iki birliğin sayısı da 2018 yılına ve ya Türkiye AB üyesi olana kadar, tüm rütbelerde 3000'den fazla olmayacak.
Yunan birlikleri tüm rütbelerde 950'yi, Türk birlikleri tüm rütbelerde 650'yi aşmayacak. Bu uy
gulama adanın tümüyle askersizleştirilmesi amaçlanarak her beş yılda bir gözden geçirilecek.Mülkiyet
Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mülkiyet konusunda ise, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler yapılıyor.
Önceki planların öngördüğü mülkiyet oranları aynen korunurken, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim imkanları sağlanacağı vurgulanıyor. Mülkiyet konusunda ayrıca AB'den derogasyonlar, yani istisnai uygulamalar da
talep ediliyor.Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşecek. Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığıyla olacak, siyasi hakları olmayacak. Bu hakkı Rum devletçiğinde kullanacaklar.
Her göçmen, mülkünün 3'te 1'ini alacak. Diğer 3'te 1'i yabancı bankalarca verilecek bono olarak alacak (bunlar paraya çevrilebilecek), diğer çeyreği için Mutual Fund tipi bir sistem geliştirilecek.
Toprak
Yeni planda Türk tarafına bırakılacak toprak oranıyla ilgili iki alternatif sunuluyor. İlk alternatife göre Türk tarafının yüzde 36 oranındaki toprağın, yüzde 29'a düşürülmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Karpaz ve Erenköy'e Rumların yerleşmesi öngörülüyor. İkinci alternatifte Türk tarafına yüzde 24 oranında toprak bırakılması, buna ka
rşılık kuzeye dönecek Rum sayısının azaltılması öneriliyor.Adada üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak. Annan'ın yeni plan taslağına göre, adada Ağrotur ve Dikelya olmak üzere toplam 254 km2'lik üslere sahip İngiltere topraklarının yarısını Rumlara bırakıyor. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlük rolünü koruyor.
Merkez Bankası başkanı
Son derece ayrıntılı hazırlanan Annan Planı, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ekonomi politikalarında yabancı bir başkanı olacak Merkez Bankası başkanına, sınırsız yetkiler veriliyor.
Bayrak ve marşa onay
Annan Planı'nda ayrıca Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağının ve marşının ilgili komitelerde kabul edildiği gibi kalması öngörülüyor.
Türkiye işbirliği yapılabilecek
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni oluşturacak Kıbrıs Türk devletinin Türkiye ile ekonomik, kültürel, mali ve ticari alanlarda her türlü işbirliğini yapabileceği planda, bu çerçevede gerekli belge ve anlaşmaların imzalanabileceğine de yer veriliyor.
AB'de eşit temsiliyet
Edinilen bilgiye göre, Annan Planı'nda ayrıca Birleşik Kıbrıs AB'ye girdikten sonra devleti AB nezdinde Türk ve Rum iki başkan birlikte temsil edecek.
Balıkçılık ve tarım alanında yetki
Annan Planı'nın son versiyonuna göre, Kıbrıs Türk devletinin balıkçılık ve tarım alanlarında tam yetkili olması öngörülüyor.
"Uyum senedi" taslağı
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu taslak planda, "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedinin" de bulunduğu belirtildi.
Planda, "Kurucu anlaş
ma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi'ne karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004'te alınacak önlemler" konuları bulunuyor.İstisnalar ve işleyebilirlik
Avrupa formülü temelinde, vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıs Türklerinin yaşam düzeyi Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşana kadar geçerli olacak. Tarihi köyler kendi devletçiklerine verilecek. Buna göre Beyarmudu ve Akıncılar Türk tarafına geçecek. Harita önceden belirtildiği gibi düz olmayabilecek
Hazirandaki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi Başkanlık Konseyi ve parlamento milletvekilleri acilen atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin organları için ana seçim 13 Haziran'da yapılacak
Yeni düzen
Plan taslağına göre, Garanti Anlaşması ve İttifak Anlaşmaları yürürlükte kalarak, yeni kurulacak düzene aynen uygulanacak.
Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye ile yakın dostluk bağlarını devam ettirip, Kıbrıs'ta Garanti ve İttifak Anlaşmaları tarafından Türkiye ile Yunanistan arasındaki dengeleri koruyacak ve bir AB üyesi olarak Türkiye'nin AB'ye üyeliğini destekleyecek.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, federal hü
kümet ve oluşturucu devletlerAnnan Planı taslağına göre, Birleşik Kıbrıs Devleti, federal hükümet ve oluşturucu devletler, İsviçre'nin statüsü ve ilişkileri model alınarak oluşturuldu.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'in bir üyesi olduğu ve tek uluslararası yasal kimliğe ve egemenliğe sahip olduğu belirtildi.
Oluşturucu devletlerin eşit statüde olduğunu belirtildiği taslakta, "Oluşturucu devletler, anayasa tarafından federal hükümete devredilmeyen tüm yetkileri egemence kullanırlar ve kendi anayasaları çerçevesinde özgür bir şekilde düzenlemeler yaparlar" deniliyor.
Vatandaşlık, ikamet ve kimlik
Taslağa göre, tek bir Kıbrıslı kimliği olup, Kıbrıs kimliğinin hak sahipleri federal anayasa tarafından belirlenir. Kıbrıs vatandaşları aynı zamanda kendi oluşturucu devletlerinin vatandaşlığını da alırlar. Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkler tarafından ayrı olarak seçilen, senatör seçimleri dışında, federal düzeydeki siyasi haklar oluşturucu devlet vatandaşlığına bağlı olarak kullanılır. Oluştu
rucu devlet ve bölgesel düzeydeki siyasi haklar sürekli ikamet edilen yere göre kullanılır.Kıbrıs kimliğinin korunmasına yönelik olarak Türk ve Yunan vatandaşlarının muhaceretlerini düzenleyici AB müktesebatıyla uyumlu olmak kaydıyla ayrımcılık gözetmeyen koruyucu önlemler alınabilir.
19 yıllık geçici dönem için veya Türkiye'nin AB'ye katılımına kadar - hangisi daha erken olursa- Kıbrıs, Kıbrıs'a yerleşen Yunan vatandaşlarının sayısının Kıbrıs Rum devleti vatandaşlarının yüzde 5'ine ulaşması halinde adaya yerleşecek olan Yunan vatandaşlarının sayısına ve Kıbrıs'a yerleşen Türk vatandaşlarının sayısının, Kıbrıs Türk devleti vatandaşlarının yüzde 5'e ulaşması halinde adaya yerleşecek olan Türk vatandaşlarının sayısında kısıtlama getirebilir.
Oluşturucu devlet
ler kendi kimliklerini korumaya yönelik olarak, kendi iç vatandaşlığına sahip olmayan kişilere karşı AB müktesebatıyla uyumlu olmak kaydıyla ayrımcılık gözetmeyen koruyucu önlemler alınabilirFederal hükümet
Annan Planı yeni versiyonu taslağında, "federal parlamento yasama yetkisini elinde tutan senato ve temsilciler meclisi olmak üzere iki ayrı bölümden oluşur" deniliyor.
Taslağa göre, her iki meclis 48 üyeden oluşuyor. Senato, eşit sayıda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum senatörlerden oluşur. Temsilciler Meclisi, oluşturucu devletlerdeki Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk vatandaşlarının oranına eşit bir şekilde oluşur ancak, oluşturucu devletlerden herhangi birinin temsilciler meclisindeki sandalye sayısı tüm sandalyelerin 4'te 1'inden az olmayacak şekilde düz
enlenir.Devletin en üst organı Başkanlık Konseyi olup, yürütme yetkisini kullanır.
13 haziran 2004'te oluşturucu, federal ve Avrupa Birliği düzeyinde genel seçimler düzenlendikten sonra, oluşturucu devletler ve federal devlet düzenli olarak işlevlerini kazanmış olacaklar. Başkanlık konseyinin ilk döneminde, federal düzeydeki başkan ve başkan yardımcısı 10 aylık süreler içinde dönüşümlü olarak görev yapacaktır.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi tatilleri
Birleşik Kıbrıs'ın ulusal tatili kurucu anlaşmanın referanduma sunulacağı gün olarak belirlendi.
Buna ilaveten, pazar günlerine ek olarak, aşağıdaki günler resmi tatil olarak belirlenmiştir:
1 Ocak (Yeni yıl tatili)
1 Mayıs (İşçi Bayramı)
8 Mayıs (Avrupa Günü)
25 Aralık (Noel)
Good Friday (Dini Yortu)
Paskalya (Pazartesi)
Ramazan/Şeker Bayramı'nın ilk günü
Kurban Bayramı'nın ilk gün
Regaip Kandili
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi tatillerine ek olarak, her oluşturucu devlet kendi tatil günlerini varılan anlaşmanın ruhuna uygun olacak şekilde belir
ler.İnsan hakları
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasına insan hakları ve temel özgürlükler konuları başlıca özgürlük ve güvenlik hakkı, düşünce, bilinç ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, mülkün korunması, özgür seçim hakkı, adil yargılanma hakkı, işkencenin engellenmesi ve yabancıların toplu olarak sınır dışı edilmesinin engellenmesi ve ölüm cezasının kaldırılması olmak üzere toplam 26 madde altında düzenlendi.
Referandumda sorulacak soru
Dördüncü Annan Planı'nın taslağında referandumda sorulacak soruya da yer veriliyor. Kurucu anlaşma, oluşturucu devlet anayasaları, oluşacak yeni düzen ile bağlantılı konular üzerindeki anlaşmalar, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne katılım koşullarının uyumu ile ilgili yasa taslağı, Birleşmiş Mille
tler Güvelik Konseyi'nde karara varılmak üzere sunulacak olan konular, Nisan 2004'te alınacak olan önlemler olmak üzere başlıca 6 ana başlık altında toplanıyor.Planın giriş bölümünde, kurucu anlaşmanın Birleşmiş Milletler genel sekreteri tarafından, bir birinin siyasi eşiti olan taraflara danışarak ve onların yapmış oldukları müzakereler sonucu ortaya çıktığı ifadesi yer aldı.
13 Şubat 2004 varılan anlaşma sonucu, plan ve oluşturucu devletlerin anayasaları (X) Nisan 2004'te her iki tarafta da aşağıdaki soru ile birlikte eş zamanlı olarak referanduma sunulacak:
"Kurucu anlaşmayı ve tüm ekleriyle birlikte, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerinin anayasalarını ve Kıbrıs'ın birleşik olarak AB'ye katılımıyla birlikte oluşacak yeni durumla uygulamaya girecek olan
yasa ve maddeleri kabul ediyor musunuz?"Evet ( )
Hayır ( )
KIBRIS 30/03/2004
Barış ve Birleşik Kıbrıs için el ele
Kıbrıslı Türk ve Rumlar, başkent Lefkoşa'da iki sınır kapısı arasında el ele tutuşarak "insan zinciri" oluşturdu...Barış ve Birleşik Kıbrı
s için el eleGizem ÖZGEÇ
"Annan Planı temelinde çözüm, adanın birleştirilmesi ve barış"ı savunan Kıbrıslı Türk ve Rum Sivil Toplum Örgütleri Komitesi adına dün akşam başkent Lefkoşa'da ara bölgedeki Ledra Palace önünde gerçekleştirilen eylemde yüzlerce barışsever "insan zinciri" oluşturdu.
Kuzey Kıbrıs'tan bazı siyasi partilerin yanında Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB), Ticaret Odası, Kıbrıs Yayıncılar ve Kitap Satıcıları Birliği, Elektrik Müstahdemleri Sendikası (EL-SEN), Tel-Sen, Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, İş Adamları Derneği (İŞAD), Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-Sen)
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), Müteahhitler Birliği, Belediye Emekçileri Sendikası (BES)'in destek verdiği ve güneyden de "Solution Now" (Çözüm Şimdi) adı altında toplanan sivil toplum örgütlerinin katıldığı eylem saat 19.30'da başladı.İki toplumun bir arada yaşayacağının göstergesi olduğu vurgulanan eylemde, her iki taraftan, sınır kapılarından geçerek Ledra Palace Oteli önünde buluşan çözüm yanlıları, birbirlerine sarılarak barış şarkıları söyledi ve bir kez daha Kıbrıs'ta barış için ha
ykırdı."Kıbrıs'ta barış engellenemez", "Yaşasın hakların kardeşliği", "Kahrolsun faşizm", "İnadına barış", "Barışa evet", "Kıbrıs'ta çözüm engellenemez" gibi sloganların haykırıldığı zincir eyleminde daha sonra Sadık Zabit tarafından barış şarkıları seslendirildi. Zabit'ten sonra, yerini alan iki toplumlu koro da Türkçe ve Rumca şarkılar söyledi.
Olası Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti
bayrakları taşındı
Eylem sırasında mumları barış için yakan çözümcülerin ellerinde bulunan olası Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti bayrakları da dikkat çekti. İki toplum vatandaşları ellerinde tuttukları mum ve meşalelerle slogan atarak, barış isteklerini bir kez daha ortaya koydu.
Paşa: Kıbrıs'ı yeniden inşa etmek
için yüreğimizi ortaya koyuyoruz
Birlikte söylenen şarkıların ardından Kıbrıs Yayıncılar ve Kitap Satıcıları Birliği Temsilcisi Halil Paşa ve Güney Kıbrıs'tan da "Çözüm Şimdi" Platformu'nu temsilen Prof. Stelyos Yorgiu birer konuşma yaptı.
Halil Paşa konuşmasında şöyle dedi:
"O duvar vız gelir bize. Bizim yüreğimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır. Bu yalnız tarihin durdurulmaz akışındandır. Tarihi yaşıyoruz ve tarihi yazan insanlar, biz ,barış olsun diye, bir daha bu adada insanlar ölmesin diye, kan ve gözyaşına dönmesin
diye, bu adayı bir yazarın dediği gibi, bir ağaç gibi mehtap ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yeniden inşa etmek için. Birlikte milliyetçilikten arınmış yurtsever Kıbrıslılar olarak, Kıbrıs'ı yeniden inşa etmek için yüreğimizi ortaya koyuyoruz"Görüşme
lerin devam ettiği Lüzern'e de mesaj gönderen Paşa, "Sınırların kalktığı bir dünyada kırmızı çizgiler istemiyoruz. Bizim de olmazla olmazlarımız vardır. Bunlar barış içinde yaşamak, çözüm bulmak, AB'ye üye olmak ve dünya vatandaşlı olmaktır. Biz bunu başaracağız" dedi.Paşa'dan sonra konuşan Stelyos Yorgiu da Kıbrıslı Türk ve Rumların bir arada yaşamak için büyük bir mücadele verdiğini söyledi ve " Biliyorum birleşik bir Kıbrıs için mücadele ediyorsunuz, birlikte yaşamak için çalışıyorsunuz. Barış ve huzur içinde yaşamak için ve bunu hep birlikte başaracağız "diye konuştu.
Konuşmaların ardından eyleme katılan Türk ve Rumlar el ele tutuşarak, iki sınır kapısı arasında insan zinciri oluşturdu ve şarkılar söyledi.
KIBRIS 30/03/2004
Rumlarda düş kırıklığı
Yeni Annan Planı'nda Rumların tepkisini çeken noktalar: Kuzey'e yerleşimin azaltılması, burada mal edinmelerinin sınırlandırılması ve Türk askeri varlığının Ada'da kalması...
YORGO KIRBAKİ Bürgenstock
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu revize edilmiş plan, Yunan Rum tarafında düş kırıklığı yarattı. Rum Yönetimi kaynakları, taslağı "beklentilerimizden çok uzak" diye değerlendirdiler. Rum kaynakları, yeni taslakta Rum tarafını, tam olmamakla birlikte rotasyonlu başkanlık konusundaki değişikliğin memnun bıraktığını, diğer tüm değişikliklerin kendi görüşlerinden çok uzak olduğunu söylediler.
Rum hükümet kaynakları, "BM farklı bir izlenim yaratmaya çalıştı. Ancak gerçekte hiçbir müzakere yapılmadı. Taslakta boşluklar çok az ve önemli konularda değil" dediler. Taslakta, Yunan Rum tarafını memnun etmeyen ana konular şunlar:
GÜVENLİK: Rumlar adada 2500 Türk askerinin kalmasını, ileride de adanın tamamen silahsızlandırılmasını istiyordu. Oysa taslak Türkiye'nin AB üyeliğinden sonra da 650 Türk askerinin adada kalmasını öngörüyor.
KUZEY'E GEÇECEK RUMLAR: Rum Yönetimi, planın önceki versiyonunda yüzde 21 olarak gösterilen Kuzey'e geçecek Rumların oranının artmasını ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Senatosu seçimlerinde Türk oluşturucu devletinde oy kullanabilmelerini istiyordu. Taslakta bu oran yüzde 18'e indirildi. Kuzeye yerleşecek Kıbrıslı Rumlar, Türk tarafında oy kullanamayacak.
SENATODA DENGE: Planın yeni versiyonunda senatoyu "Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler"in oluşturacağının belirtilmesi, Rumlar tarafından "Milli köken esaslı ayırım. Türklerin iki ayrı egemenlik talebini güçlendiriyor" şeklinde değerlendirildi.
AİHM: Rumların AİHM'ye başvuruları önlenecek. Başvurular merkezi devletin yargı organlarına yapılabilecek. Eşbaşkanlar bu konudaki kararlarını ortak bir mektupla AİHM'ye bildirecekler. Rumlar, AİHM'ye başvuru yoluyla çözüm anlaşmasını delebileceklerini düşünüyorlardı.
Rumların Türkiye'den gelip KKTC'ye yerleşen Türklerin azaltılması çabaları da sonuç vermedi. Annan planı bu konuda hiç değiştirilmedi.
MAL EDİNMEYE SINIR: Kıbrıslı Rumların Türk oluşturucu devletinde Kıbrıslı Türklerin kişi başına gelirlerinin Rumlarınkinin yüzde 85'ine ulaştıktan sonra mal edinebileceklerine ilişkin madde de Rum tarafının tepkisine yol açtı. Dolayısıyla Rum tarafının derogasyonlar için talepleri de yakın vadede karşılanmadı. Rum kaynaklar "Kıbrıslı Türklerin kişi başına geliri bugün bizim gelirimizin yüzde 30'u. Yüzde 85 olabilmesi için uzun yıllar geçecek" dediler.
Rum kilisesinden hay
ır kampanyasıRum kilisesi, Kıbrıs Rum halkına "Referandumda Annan Planı'na hayır deyin" çağrısı yapmaya hazırlanıyor.
Rum Kesimi'nde yayımlanan Fileleftheros gazetesine konuşan Baf Metropoliti Hrisostomos, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un "inanılmaz baskılar nedeniyle güç durumda olduğunu", kilisenin, Papadopulos'un çabalarına destek vermeye devam edeceğini belirtti. Hrisostomos, "Türklerin ekonomik açıdan geçiminin teminat altına alınmaması gerektiğini, ayrıca Amerikalı ve İngilizlerin istediği z
Annan: Bu planda herkes kazanıyor
BM Genel Sekreteri Bürgenstock'taki törende planını sunarken liderlere, 'Bu bir kazan - kazan önerisidir. Halklarınızın hak ettiği liderlik vizyonunu gösterin' dedi
BÜRGENSTOCK Milliyet
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, revize edilmiş planını sunarken yaptığı konuşmada Bürgenstock'taki hava durumunun düzelmesi ile müzakerelerin gidişatı arasında bağlantı kurdu ve "On yıllardır yürütülen gerginlik politikaları artık sona eriyor. Bürgenstock'ta kar durup, sis kalkar ve güneş açarken, buzlar da eridi" diye konuştu.
Annan, taraflara şöyle konuştu.
"Hepimiz için temel nokta şudur: Bu plan müzakere ettiğiniz eski plandan daha mı iyi? Yapılan iyileştirmeler ana beklentilerinizi karşıladı mı? Plan, halklarınızı tatmin edip onlara barışa bir şans verme cesaretini aşılayacak mı? Plan diğer tarafın çıkarlarına da saygılı mı? Bence tüm soruların yanıtı evet. Bu bir kazan - kazan önerisidir. Kıbrıs halkı ve onların gelecek kuşakları için halklarınızın hak ettiği liderlik vizyonunu göstermenizi umuyorum."
Verdiği metnin taslak olduğunu kaydeden Annan, tarafların planla ilgili görüşlerini bu sabah alacağını bildirdi. Erdoğan ve Karamanlis başkanlığındaki Türk ve Yunan heyetleri sabaha kadar planda yapılmasını istedikleri değişiklikleri hazırladı. Bugün talepleri toplayacak olan Annan, yapacağı ikili ve dörtlü görüşmelerde tarafların talepleri arasında al-ver dengesi kurmaya çalışacak. Tarafların uzlaştığı maddeler nihai plana girerken, anlaşma sağlanamayan noktalarda Annan son sözü söyleyecek. Genel Sekreter bu maddelerde ya orta yolu bulacak ya da dün verdiği metindeki ifadeleri aynen koruyacak.
Bugün ve yarın yapılacak görüşmelerin ardından Annan'ın son halini vereceği nihai metin "Kıbrıs Sorununa Kapsamlı Çözüm Temeli" isimli planının 4. versiyonu olarak adaki Türk ve Rum halkının onayına sunulacak.
MILLIYET 30/03/2004
Bu plan
la yaşanırBM Genel Sekreteri Annan'ın sunduğu 4. plan Türk tarafının iki kesimlilik, güvenlik, siyasi eşitlik ve anlaşmanın hukuki olarak korunması yönündeki taleplerini büyük ölçüde karşılıyor
Utku Çakırözer
Denktaş'sız zirve fotoğrafı
BÜRGENSTOCK Milliyet
'Ekselansları' Rum ve Türkler
Bürgenstock'ta Kıbrıs görüşmelerine karşı ilk protesto dün İşçi Partisi (İP) mensupları tarafından gerçekleştirildi. Bürgenstock Oteli'nin girişinde kurulan polis barikatının önünde Annan Planı karşıtı sloganlar atan İP'liler basın merkezinde rastladıkları bir grup gazeteciyi "So
nunuz Ali Kemal gibi olacak" diye ölümle tehdit etti.Yunan televizyonları: "Plan bu haliyle kabul edilemez"
İş 'hakem'e gidiyor
İsviçre Alpleri'nde asıl müzakere Birleşmiş Milletler'le yapılıyor. İki tarafın da baştan beri bütün çabası, 'hakem'in çıkaracağı nihai metnin dengesini kendi lehine bozmak...
BÜRGENSTOCK, İsviçre
Kıbrıs zirvesinde dün kritik üç güne girilirken perde iyi açıldı. Annan umut verirken, Türk tarafı planın dördüncü şeklini genel olarak olumlu karşıladı. Rum tarafı daha sıkıntılıydı. Ama unutmayın bu sadece bir başlangıç... Plan taslağının ayrıntılarına inildikçe, Türk tarafı elbette itirazlarını ve karşı önerilerini kayda geçirecek.
Böylece top bu sabah yeniden BM Genel Sekreteri'ne gelecek. O da yar
Kıbrıs'ta haklıydık, neden bu duruma düştük?
BURGENSTOCK
Asker ilelebet Kıbrısta
|
Annan, yeni planını dün taraflara sundu. Türk tarafının, Kıbrıs'ta istediği iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve güvenlik şartı kabul edildi.
Annan'ın yeni plan taslağında, Türk tarafının istediği iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve güvenlik konuları var. Türkiye 2011 yılına kadar Ada'da 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek. Ada'da üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak. Annan, dün İsviçre'nin Bürgenstock tatil beldesinde dört tarafı buluşturdu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'in de hazır olduğu toplantıda Annan taslağı sundu. Türk tarafının istediği iki kesimliliğin güçlendirilmesi, mülkiyet düzenlemeleri, yerleşim ve federal senatodaki oy haklarının ilişkin önemli düzenlemeler yapıldı. Türkiye'nin AB üyesi olmasından sonra da Ada'da makul bir sayıda asker bulundurma talebi de planda yer aldı. Buna göre Türkiye 2011e kadar Ada'da 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek. İNGİLTERE TOPRAK BIRAKIYOR Annan, heyetlere, Bu bir win-win (kazan kazan) belgesi olacaktır... dedi. İki tarafta yeni taslakta artı ve eksiler olduğunu kaydediyor. Bir Türk diplomat, temkinli iyimserlik içinde olduklarını belirtirken, karşı taraftan bir yetkili, Bize sandviç ve bir fincan kahve verdiler. Türklere ise beş yıldızlı yemek sundular yorumunu yaptı. Öte yandan Annanın yeni plan taslağına göre, Ada'da Agratur ve Dikelya olmak üzere toplam 254 km2'lik üslere sahip İngiltere topraklarının yarısını Rumlara bırakıyor. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlük rolünü koruyor. İlk kez aynı karedeler BM Genel Sekreteri Annan (ortada), Bürgenstock'ta kendi adını taşıyan çözüm planının yeni taslağını taraflara sundu. Annan'la ilk dörtlü toplantıda, sağ tarafta KKTC ve Türk heyetleri, sol tarafta da Rum ve Yunan heyetleri yer aldı. Annan'dan güneşli şiir BM Genel Sekreteri Kofi Annan, tüm tarafları bir araya getirdiği toplantının başlangıcında spontane bir şekilde dile getirdiği şiiri okudu. İşteAnnan'ın şiiri: Kar yağışı durdu Sis kalktı, Bürgenstock'ta güneş açtı Ve buzlar çatladı.... Keşke bunu daha önce ve yeterince zamanımız varken yapabilseydik. Ama hala fırsatımız varken bunu yapalım.'' |
HURRIYET 30/03/2004
Rum kesimi Annan Planı'ndan rahatsız
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, İsviçre'de taraflara sunduğu planın yankılarını değerlendiren İngiliz basını, planın mevcut haline referandumda Ada'nın güneyinden veto çıkabileceğini savundu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs sorununun taraflarına sunduğu planın, Ada'nın güneyinde reddedilebileceği ifade edildi.
FT: KIBRISLI TÜRKLER'İN AKSİNE RUMLAR İSTEMEYEBİLİR
İngiltere'de yayınlanan ekonomi çevrelerinin saygın gazetesi Financial Times, BM Genel Sekreteri Annan'ın, Kıbrıs'ta kurulacak yeni federal devletin seçimlerinin Haziran ayına kadar yapılmasını istediğini belirtti.
Haberde, "Daha erken bir tarih, Tasos Papadopulos ve Rauf Denktaş arasındaki çatışma ihtimalini engeller" denildi.
Haberde, diplomatlara dayanarak, BM planındaki değişikliklerin, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanmasının beklendiği kaydedildi. İki liderin de, Ege'de istikrarı geliştiren Türk-Yunan yakınlaşmasını rayından çıkarmamak için bir anlaşmaya varmak konusunda çok istekli olduğu belirtildi.
Ancak habere göre, Yunan diplomatlar Annan'ın revize edilmiş planına soğuk yaklaştı. Bir diplomat "Bazı gelişmeler var ama istediklerimiz değil" derken Rumlar'ın bazı konuları kabul etmeyeceğe benzediği yorumu yapıldı. Bu konuların, Türkiye'den Ada'ya giden on binlerce yerleşimcinin Kıbrıs'ta kalması ve Türk askerlerinin 7 yıl daha Kıbrıs'taki varlığının korunması olduğuna dikkat çekildi.
Haberde, "Kıbrıslı Türkler arasında yaygın olan havanın aksine, Rum kontrolündeki güneyde kamuoyu, yeniden birleşme konusunda derin bir ayrılık içinde bulunuyor ve seçmenler, referandumda BM planını reddedebilirler" denildi.
THE GUARDIAN'DAN ELEŞTİREL İSTATİSTİKİ YORUM
İngiltere'nin bir diğer önde gelen gazetesi The Guardian ise, Annan'ın taraflara sunduğu plana ilişkin eleştirel bir yorum getirdi. Gazetenin Yunan resmi kaynaklara yakınlığıyla bilinen Atina muhabiri Helena Smith'in haberinde, "Nüfusun yüzde 18'ini oluşturan ancak toprağın yüzde 37'sini kontrol eden Kıbrıslı Türkler, anavatandan gelen binlerce Türk askeri tarafından korunmaya devam ederken, Rumlar'ın yanında siyasi eşitliğin tadını çıkaracaklar" yorumu dikkat çekti.
(ANKA)
HURRIYET 30/03/2004
Kıbrıs'ta kim neye itiraz ediyor?
Türk tarafı
HURRIYET 30/03/2004
İşte Annan'ın yeni planı
|
SİYASİ EŞİTLİK n Anayasa'nın girişinde Bir tarafın diğer taraf üzerinde otorite yetkisi yoktur cümleciği yer alacak. TÜRKÇE KONUŞULACAK n Kuzeye yerleşen Rumların, vatandaşlık hakkı kazandıktan sonra Meclis'te çoğunluğu etkileyecek güce kavuşmalarını önlemek için Türk yerel meclisine gireceklerin konuşmalarını Türkçe yapmaları zorunluluğu geliyor. RUM SAYISI AZALIYOR n Türk tarafına en az beş yıl Rumlar yerleşemiyor. Türkiye AB'ye girene kadar Kuzey'e giren Rumların sayısı yüzde 21 ile sınırlanıyordu, şimdi ise yüzde 18'i geçemez deniyor. Türkiye AB üyesi olduktan sonra da yerleşecek yabancıların sayısı 3'de 2'yi aşamayacak. Tarafların etnik kimlikleri değişmeyecek. Kurucu devletler Senato'da 24 kişiyle temsil ediliyor. Bu temsilciler kendi devletlerinin kökenlerinden olacak. AB'de Türk ve Rum liderler Kıbrıs'ı birlikte temsil edecekler. İki tarafın AB nezdinde birer bakanı olacak. Federal kurumlarda Türk tarafına veto hakkı verilmiyor ama eşit oranda temsil garantileniyor. ÖNCE ZENGİNLEŞECEKLER Avrupa Birliği temel hukuku, Kıbrıslı Türklerin gayri safi milli hasılası güneyin yüzde 85'ine ulaşıncaya kadar uygulanmayacak. Türkiye AB'ye girdikten sonra Türklerin kalıcı iskan ve ikameti yüzde 5 ile sınırlanıyordu. Bu sınırlandırma kalkıyor. Anlaşmadan sonra Rum tarafına bırakılan topraklarda yaşayan Türk nüfusun yeni bölgelere iskanı için bütçeye ödenek konacak. FEDERAL YÖNETİM n Federal Yönetimin başı Başkanlık Konseyi olacak. Konsey kendi içinden bir Rum bir Türk başkan seçecek. Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'nin AB üyeliğinden 1 Temmuz'a kadar geçen iki aylık geçiş süresinde iki başkan, eş başkan olarak birlikte görev yapacaklar. Sonraki beş yıl, başkanlık konseyi 6 Rum ve 3 Türk üyeden oluşacak. Ve 10 ay Türk üye, 10 ay Rum üye başkanlık yapacak. Başkan yardımcıları her zaman diğer kurucu devletten olacak. 2009'dan itibaren rotasyon süresi 10 aya çıkacak. Konsey'de veto kullanılmayacak ancak federal kararlar oybirliği ile alınacak. HARİTA DÜZ DEĞİL 26 Şubat 2003 tarihli plandaki harita korunuyor. Ankara, sınırın düz bir çizgi halinde belirlenmesini istiyordu. Ancak Annan'ın tasarıya eklediği harita, düz değil ve Kıbrıs topraklarının yüzde 29.2'sini Türk tarafına bırakıyor. |
HURRIYET 30/03/2004
Erdoğan Bürgenstock'ta
Kıbrıs görüşmeleri için dün öğleden sonra Bürgenstock'a giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ayağının tozuyla yoğun temaslarına başladı.
Erdoğan öncelikle ABD Başkanı George Bush ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşme sırasında Bush Erdoğan'ı, yerel seçim sonuçlarından dolayı kutladı ve NATO zirvesi çerçevesinde Haziran ayında Türkiye'ye geleceğini teyit etti. Kıbrıs konusuna çok önem verdiklerini söyleyen Bush,
Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı Kıbrıs ile ilgili görevlendirdiğini hatırlattığı, gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade etti.HURRIYET 30/03/2004
9 bin sayfa masada telefon trafiği dorukta
Annan'ın, yeni plan taslağını 9 bin sayfalık belgeler eşliğinde dün sunmasıyla birlikte, 13 Şubat'ta New York'ta başlayan Kıbrıs maratonu en uzun gecesini yaşadı. ABD Başkanı Bush telefonla, Erdoğan, Karamanlis ve Papadopulos'u aradı.
Annan planı sunduktan sonra Bürgenstock'ta hummalı bir çalışma başladı. Taraflar planda itiraz ettikleri noktaları olgunlaştırmaya çalışırken, BM yetkilileri ile de sürekli temas halindeydiler. Bürgenstock'ta yoğun bir telefon ve görüşme trafiği yaşanıyor.
ABD Başkanı George W.Bush dün Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'i iki kez telefonla aradı. Yunan başbakanı önlerinde çok kısa bir zaman dilimi içinde incelenecek kalın b
HURRIYET 30/03/2004
Türkiye'nin tazminatı Birleşik Kıbrıs'tan
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra, iki eş başkan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne mektupla baş vurarak, ülkemizde başvuru mekanizmaları kurulmuştur diyecekler ve davacıların, Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'ne yönlendirilmelerini isteyecekler.
Rumların pek hoşnut kalmadığı bu maddeye göre, bundan sonra Türkiye aleyhinde açılacak davaların tazminat cezaları federal devlet tarafından karşılanacak. Ancak eski davalardan Türkiye sorumlu olacak. Titina Loizidu adlı Rum vatandaşının Girne'deki evine dönemediği için açıp kazandığı dava benzeri 46 dava daha bulunuyor.
HURRIYET 30/03/2004
ABD'den son Annan planına tam destek
ABD'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu son Kıbrıs planına tam destek verdiği ve Annan'ın önerilerinin taraflarca kabul edilmesi yönünde Amerikan yönetiminin yoğun çaba göstermeyi sürdüreceği bildirildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Colin Powell'in Kıbrıs için taraflarla şahsen temasta olduğunu ve cumartesi'den bu yana Annan ile bir, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile iki defa telefonla görüştüğünü h
atırlattı.Boucher, Annan'ın sunduğu son plan hakkında, ''tarafların, çözüm yönünde anlaşmaya varmasını bekliyoruz. BM Genel Sekreteri'nin çabalarına desteğimiz tam. Tarafların Annan'ın önerilerini kabul etmesi için biz de kendi çalısmalarımızı sürdüreceği
z'' dedi.Kıbrıs'ta Türk ve Rum taraflarının da BM ile birlikte büyük bir çaba gerçekleştirerek 9 bin sayfalık federal yasa ve çözümün parçası olan bin 134 anlaşma hazırladığını belirten sözcü Boucher, ''BM Genel Sekreteri'nin belirttiği gibi, nihai bir çözüm herkes için kazanmak anlamına gelecek. Genel Sekreterin, bu fırsatın yakalanarak bütün Kıbrıslılar için daha iyi bir gelecek sağlanması yönünde taraflara yaptığı çağrıya biz de aynen katılıyoruz'' diye konuştu.
Boucher, Powell'ın, İsviçre'deki taraflarla bizzat veya ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs özel koordinatorü Thomas Weston aracılığıyla temas kurmaya devam edeceğini söyledi.
Powell'ın İsviçre'deki toplantıya bizzat katılmayı düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine Boucher, ''şu noktada spekülasyon yapmak istemiyorum. Başkan (George Bush) ve bakanımız, bu süreç boyunca ne gerekiyorsa yapacağımızı zaten söylemişlerdi'' dedi.
(aa)
HURRIYET 30/03/2004
'Olmazsa olmazlar' oluyor
Annan'ın, yeni planda Türk taleplerini önemsemesi Rum tarafını şaşırttı. Adada Türk askeri hep kalacak, derogasyonlar tanınacak
30/03/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
Kıbrıs'ta son 72 saat
Erdal GüvenAnnan, her iki tarafın temel konulardaki itirazlarını dikkate alarak planda karşılıklı iyileştirme yaptı. Türk tarafı olumlu, Rum tarafı sıkıntılı. Gözler BM'den AB'nin vereceği garantiye kaydı
30/03/2004 RADIKAL
"Kıbrıs'ta on yılların kemikleşmiş politikaları, çözülmeye başladı. Karın azalması, sisin dağılması ve güneşin yüzünü göstermesiyle Bürgenstock'ta buzlar kırıldı."
BM Genel Sekreteri Annan, dün taraflara yönelik yaptığı sunum konuşmasını bu cümlelerle bezemiş.,
'En uzun üç gün'
Son dakika çabaları
Tek somut madde
Bundan ötesi çıkarım...
Annan Kıbrıs kartını açtı
BM Genel Sekreteri, Bürgenstock'ta taraflara Kıbrıs'ta çözüm belgesinin taslağını sundu ve ilk yanıtları bu sabah istedi. Tarafların taslak üzerindeki pazarlıkları yarına kadar sürecek
30/03/2004 RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
'Güneş doğdu, buzlar eridi'
Asker azalıyor ama kalıyor
Türk tarafından istekler...
Yoğun görüşme trafiği
Türk devleti sahnede
30/03/2004
RADİKAL
- BÜRGENSTOCK - 4. Annan Planı taslağı üzerindeki ilk incelemelerin ardından iyimserliğe kapılan Türk heyetinin, güvenlik, garantiler ve siyasi eşitliğin korunması konusunda ilk izlenimleri olumlu. Kıbrıs'ta yaklaşık 650 Türk askerinin 'ilelebet' kaldığını saptayarak, 'Demek ki, garantörlüğümüz sürecek. Annan, kaygılarımızı en üst düzeyde paylaşmış' diyen Türk heyeti, Birleşik Kıbrıs için öngörülen tüm federal kurumlarda temsil oranının da 'yerli yerine' oturduğunu düşünüyor. Türk kesiminin Türk kimliğinin korunduğunu, üstelik Türkiye'den gelebilecek vatandaşların sayısının artırıldığını kaydeden kaynaklar, "Bir tarafın diğer taraf üzerinde hakimiyet kurması da engelleniyor" dedi.Erdoğan'dan sıkı diplomasi
30/03/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA/BÜRGENSTOCK - Başbakan Tayyip Erdoğan, dün İsviçre'ye hareketi öncesi Avrupalı liderlerle görüşüp destek isterken, Bürgenstock'a vardığında da ABD Başkanı George W. Bush ile telefonla konuşup, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya geldi.Bush'tan teşekkür telefonu
ABD'den Annan planına tam destek
30/03/2004 RADIKAL
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu son Kıbrıs planına tam destek veren ABD, Annan'ın önerilerinin taraflarca kabul edilmesi yönünde yoğun çaba göstermeyi sürdüreceğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Kıbrıs için taraflarla şahsen temasta olduğgunu ve geçen cumartesiden bu yana
| ABden istisnalar konusunda güvence | ||
|
Kıbrısta varılacak bir anlaşmanın birincil hukuk olması için Türk tarafının girişimleri sonuç vermeye başladı. |
||
|
Brüksel |
|
29 Mart 2004 Türk heyetinden üst düzey bir yetkili, Avrupa Birliğinin Kıbrısta varılacak bir anlaşmanın Avrupa parlamentolarında onaylanmasını prensipte kabul ettiğini, ama bu süreç tamamlanana kadar uyum senedi formülünün geçerli olacağını söyledi |
Türk tarafının Annan Planında en fazla önem verdiği konulardan biri varılacak anlaşmanın Avrupa Birliği müktesebatına eklenmesi.
Bu konuda bugün Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştü. Gelişmeler hakkında bilgi veren bir üst düzey yetkili, Türk heyetinin derogasyonlar (istisnalar) konusunda bu şe
Avrupa Birliği Komisyonu kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre de, birlik, Annan Planının müktesebata nasıl uyarlanacağına dair idari ve hukuki prosedürü gösteren bir belge verecek.
| 4üncü plan için ABD devreye girdi |
|
Kıbrısta çözüm için son Annan Planına tam destek veren ABD yönetimi, Annanın önerilerinin taraflarca kabulu için elinden gelen çabayı göstereceğini bildirdi. |
| 30 Mart 2004 ABD Başkanı George Bush, İsviçrede bulunan Türkiye ve Yunanistan Başbakanlarıyla telefonda görüştü. ABD Dışişleri Bakanı Powell da Dışişleri Bakanı Abdullah Gülü telefonla arayarak taslak planla ilgili görüşünü sordu. |
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs konusunda her iki tarafın kabul edebileceği bir anlaşmanın esas olduğunu belirtti ve yapılacak anlaşmanın Kıbrıs Türklerine 1963-1974 yıllarını yaşatmayacak bir anlaşma olması gerektiğini söyledi.
|
Lefkoşa AA |
|
30 Mart 2004 Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın taraflara dün sunduğu planla ilgili değerlendirme yapmaktansa kaçındı. |
|||
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, her iki tarafın kabul edebileceği ve Kıbrıs Türklerine 1963-1974 yıllarını yaşatmayacak bir anlaşmanın yapılması gerektiğini belirterek, Bunun için uğraşıyorlar. İnşallah başarırılar. Başarırlarsa sevineceğiz, başarmazlarsa devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz diye konuştu.
TÜRKİYENİN YARDIMI HESABA GEÇMELİ
Denktaş, Türkiyenin yardımları ile restore edilen Posta Dairesinin Lefkoşa Sarayönündeki merkez binasının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiyenin yaptığı yardımların, Rumlarla karşılıklı hesaplaşma başladığında kayda geçirilmesi gerektiğini ifade etti. KKTC Cumhurbaşkanı, Bunlar herhalde gü
| Plan bu şekliyle kabul edilemez | ||
|
Yunan televizyonları, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın taraflara sunduğu planın bu haliyle kabul edilmesi durumunda Kıbrıslı Rumlar tarafından referandumda reddedileceği yorumunu yaptılar. |
||
|
Atina |
|
29 Mart 2004 Televizyonlarda yapılan yorumlarda, planda yer alan düzenlemelerin Türk tezlerinin lehine geliştiğinin görüldüğü, Rum yönetiminin gelinen noktada büyük rahatsızlık duyduğu ileri sürüldü. |
Planda iki gün içerisinde Rum kesiminin arzu ettiği değişikliklerin yapılmamasının ve referandumda hayır çıkmasının Yunanistan ile Rum kesimi için olumsuz etkileri olacağı değerlendirmesinde bulunan televizyonlar, özellikle Atina olimpiyatları öncesi uluslararası yankısı olacak bir başarısızlığın Atina ve Rum yönetimine büyük etkisi olacağını kaydettiler.
Televizyonlar, Annan planı temelinde çözüm arzusunu Rum ve Yunan tarafının dile getirdiğine dikkati çekerek, Bu durumda Adanın bölünmesi kesinleşerek, Türk tarafının tanınması söz konusu olabilir. BMnin de buna itiraz etmemesi sürpriz olmaz ifadelerini kullandılar.
| Taraflar önerilerini sundu | ||
|
İsviçrenin Bürgenstock kasabasında süren 4lü süreçte taraflar çözüme yönelik sunulan plana ilişkin itiraz ve değişiklik önerilerini yazılı ve sözlü olarak Birleşmiş Milletlere iletti. |
||
|
Murat Akgün/Yorgo Kırbaki |
|
30 Mart 2004 Öte yandan, taraflar yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyor. Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos BM Genel Sekreteri Kofi Annanla bir araya geldi. Türk tarafının da Annanla görüşme yapması bekleniyor. Taraflar telefon diplomasisi aracılığıyla da Annanı etkilemeye çalışacak. |
Taraflar, BM Genel Sekreteri Kofi Annan sunduğu çözüme yönelik planının 4üncü versiyonuyla ilgili değerlendirmelerini tamamlayarak, görüşlerini BMye yazılı ve sözlü olarak iletti. Türk tarafı geçiş sürecine ilişkin mekanizmanın netleştirilmesini ve iki kesimliliğin güçlendirilmesini istiyor. Türk askerinin durumuyla ilgili madd
eye de itirazlar bulunuyor. BMye devredilecek bölgeler, derogasyonlar ve Rumların AİHMye yaptıkları başvurular konusunda da Türk tarafının çekinceleri bulunuyor. ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugenin, Burgenstocka gelirken,Türk tarafını şimdiki statüsüyle tatmin etmeyen ABye uyum senedi formülünü daha tatminkar kılmak için bir öneriyle geldiği belirtiliyor.Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakavu, planın yeni şeklinin Türk taleplerini yerine getirirken, Rum tarafının elinden bazı şeyleri aldığını ifade etti. Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos da, Yunan tarafının itirazlarının güvenlik ve derogasyonlar konuları etrafında toplandığını söyledi. Ancak Rum kesiminin taslağın hemen hemen tamamına itirazı bulunduğu belirtiliyor.
Rum yönetimi ve Yunanistanın İsviçrede herhangi bir anlaşmaya imza atmayacağı değerlendiriliyor. Rum ve Yunan tarafı New Yorkta böyle bir mutabakat yapılmadığını söylüyor.Endişelerimizi BMye aktardık
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından dün taraflara sunulan planın son versiyonuna ilişkin taslak metinle ilgili öneriler, heyetler tarafından ayrı ayrı BM Genel Sekreterine iletildi. Ancak Türkiye heyetinin KKTC heyetiyle işbirliği halinde ve görüş alarak önerilerini şekillendirdiği de gelen haberler arasında.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, tarafların önerilerini değerlendirerek tasarıya son şeklini verecek. Taraflar Annanı etkilemek için AB ve ABDyle yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyor.
Cenevrede devam eden Kıbrıs zirvesinde Kıbrıs Türk tarafını temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, Annan Planının son şekline ilişkin değişiklik önerilerini BM Genel Sekreteri Kofi Annana iletti.
TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre, Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, saat 12.00de Genel Sekreter Kofi Annan ve ekibiyle biraraya geldi. Planın taslak şekline ilişkin taleplerini yazılı ve sözlü olarak ileten KKTC heyeti, özellikle derogasyonların birincil hukuk olarak güvence altına alınmasına ilişkin talebini dile getirdi.
Başbakan Mehmet Ali Talat b
aşkanlığındaki KKTC heyetinin BM Genel Sekreteri Annan ile bugün ikinci bir görüşme daha yapması planlanıyor.KIBRIS TÜRK TARAFININ ENDİŞELERİ
Annan Planına dayalı bir anlaşmanın AB tarafından onaylanarak birincil hukuk olarak derogasyonların kalıcı hale getirilmesini isteyen Kıbrsı Türk tarafı, taslak olarak dün taraflara sunulan Annan Planının son versiyonunda Karpaz bölgesine özel statü verilmesine, Türkçenin anlaşmadan ancak 5 yıl sonra ABın resmi dili olmasına ilişkin düzenlemelere de karşı çıkmış ve yer değiştirecek Türklerin rehabilitasyonuyla ilgili daha güvenli düzenlemeler istemişti.
Görüşmeye Annanın Kıbrıs temsilcisi Alvaro De Soto da katıldı. Türk tarafı, iki kesimlilik, geçiş dönemi, AİHMye açılan davalar ve derogasyonlar konusunda tatmin olmadığını genel sekretere iletti. Rum yönetimi de Kuzeye dönecek Rum göçmenlerin oranının artırılmasını ve kısıtlamaların kaldırılması ve Türk askerinin varlığına itiraz etti.
Diplomatik kaynaklar, bu aşamada topun artık BMde olduğunu ve tarafların
YOĞUN DİPLOMASİ
İsviçrenin Burgenstock kasabasında izole edilmiş bir otelde devam eden zirvede KKTC, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve Yunanistan heyetleri ile BM ve AB yetkilileri arasında yoğun diplomasi trafiği bugün de devam etti. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ABın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Karamanlisin de son 2 günden
beri katılımıyla dünya liderler zirvesine dönüşen Kıbrıs zirvesinin, plana son şeklinin verilmesiyle yarın sona ermesi bekleniyor.ANNAN, TARAFLARDAN BURGENSTOCKDAN AYRILMALARINI İSTİYOR...
İsviçrenin Burgenstock kasabasında bundan yaklaşık bir hafta önce başlayan Kıbrıs görüşmeleri sürecinin bitmesine az bir süre kala, tarafların bugün taslak plana ilişkin sundukları itirazların ardından yoğun bir diplomasi trafiğinin yaşanması bekleniyor.
AAya göre, Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Kıbrıs Rum kesimi heyetleri, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın dün sunduğu taslak plana ilişkin itirazları ve yapmak istedikleri değişiklikleri bugün BMye ayrı ayrı iletiyor. Türkiyenin değişiklik taleplerinin, Annanın istediği şekilde, bütün gece süren çalışmaların ardından
sabah saatlerinde sunulduğu, diğer 3 tarafın görüşlerinin ise art arda sunulmakta olduğu belirtildi.Bundan sonraki süreçte, Genel Sekreterin tarafların kendisine yazılı olarak sunduğu bu görüşleri önüne alarak, planını yeniden şekillendirmesi bekleniyor.
Annanın planını yeniden şekillendireceği bu süreçte ise çok yoğun bir diplomasi trafiği yaşanacak. Tarafların bu çerçevede gerek birbirleriyle gerekse ilgili tüm taraflarla yapacakları görüşmelerle metni kendi lehlerine biçimlendirmeye çalışmaları öngörü
lüyor.TC Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın gerekirse ABD Başkanı George Bush ile yeni bir telefon görüşmesi yapabileceği, Burgenstockda bulunan AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen ile yeniden bir araya gelebileceği belirtiliyor.
Annanı planını yeniden kaleme alırken etkileyebilme süreci olarak adlandırılabilecek bu sürecin ise yarın sabah saatlerine kadar sürmesi bekleniyor.
İMZA KONUSU
Annanın planını kendisine gelen değişiklik önerileriyle yeniden yazmasının ardından yaşanacak süreç ise şu aşamada belirsizliğini koruyor.
Edinilen bilgiye göre, taslak planda, tarafların hepsinden, mekanizmanın harekete geçebilmesi için hazırlanan ve taslakta da yer verilen bazı mektuplara imza istenmesi gündemde.
Ancak diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Türkiye ve KKTC bu konuda nasıl bir tutum izleyeceğini henüz net şekilde saptamış değil. Buna ilişkin görüşler, söz konusu imzanın tarafları bağlayarak, taahhüt altına sokacağı ya da bağlayıcı bir unsur olmadığı şeklinde ikiye ayrılıyor.
Dolayısıyla Yunanistan ve Rum tarafının pek sıcak bakmadığı belirtilen imza konusunda, Türkiye ve KKTC son kararını vermiş değil.
HUKUKİ GÜVENCE KONUSU
Türk tarafının sürecin başından beri vazgeçilmez ve müzakere edilmez olarak gördüğü varılacak anlaşmanın AB birincil hukuku haline getirilmesi konusu da henüz netlik kazanmış değil.
Verheugenin Burgenstocka gelirken, çantasında, Türk tarafını şimdiki statüsüyle tatmin etmeyen uyum senedi formülünü daha tatminkar kılmak için bir öneriyle geldiği belirtiliyor.
Kulislere yansıyan bu öneriye göre, AB prensipte uyum senedinin parlamentolara gitme sürecini başlatmayı taahhüt ediyor. Ancak üye ülkelerin parlamentolarındaki onay süreci başlayana kadar varılacak anlaşmayı korumaya yönelik ne gibi bir mekanizmanın oluşturulacağı, herhangi bir ülke parlamentosunun bu onayı vermemesi durumunda ne olacağı, bu sürecin ne kadar devam edeceği gibi sorular AB tarafından henüz yanıtlanmış değil.
Türk tarafı, varılacak anlaşmanın nasıl değişmez ve kesin bir hukuki mekanizma ile korunacağı konusunun net bir şekilde çözüme kavuşmasını istiyor.
YUNAN TARAFI İTİRAZLARINI SUNDU
Bu arada, Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos, Yunan tarafının Annan taslak planına itirazlarını BMye sunduğunu açıkladı.
Rusopulos, Yunan tarafının itirazlarının güvenlik ve derogasyonlar konuları etrafında toplandığını söyledi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatisin AB Komisyonundan görüş almak için Burgenstocktan ayrılan Verheaugen ile bir telefon görüşmesi yaptığını, ayrıca Başbakan Kostas Karamanlisin Rum lider Tasos Papadopulos ile bir durum değerlendirmesi yaptıklarını kaydetti.
Karamanlis-Erdoğan görüşmesine de değinen Rusopulos, tarafların Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin iyi niyet ve siyasi iradelerini teyit ettiklerini vurguladı.
Öte yandan, Yunan heyetine yakın kaynaklar, tarafların, AB Komisyonuna gelinen noktaya ilişkin bilgi vermek ve komisyonun değerlendirmesini almak üzere İsviçreden ayrılan Verheugenden acil bir biçimde bilgi beklediklerini açıkladılar.
HALKIN SESI 31/03/2004
ABde Kıbrıs için yoğun trafik
Verheugenin, dörtlü Kıbrıs müzakerelerinin yapıldığı İsviçredeki temaslarının ardından Strasbourgda Avrupa Parlamentosuna gelerek AB Komisyonu üyelerine müzakereler hakkında bilgi verdiği öğrenildi.
Günter Verheugenin bu toplantıdan sonra AB Komsiyonunun görüşünü alarak yeniden İsviçreye gideceği belirtildi.
AB Komisyonunun günlük olağan basın toplantısında soruları yanıtlayan Sözcü Jean-Christophe Filori, özetle şu bilgileri verdi:
Komisyon İsviçrede, çünkü olası bir uzlaşmanın önemli bir noktası da AB müktesebatına yansımalar olacak. AB Komisyonu ve AB, esnek olacağımızı çeşitli defalar ifade etti. ABnin temellerini oluşturan ilkelerin saygı görmesi koşuluyla olası bir uzlaşmanı
n terimlerini dikkate almaya hazırız. Verheugen, bu çerçevenin saygı görmesini garanti altına almak için orada bulunuyor.Müzakereler Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında devam ediyor. Verheugen bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüştü, dün de tüm taraflarla temaslarda bulundu. Verheugen bugün yakınlaşma işaretleri olduğunu düşünüyor. Müzakereler devam etmeli.
Filori, Verheugenin neden ve ne kadar zaman İsviçrede kalacağının sorulması üzerine, Kahve ikram etmek için orada bulunmuyor dedi ve şöyle
devam etti:Verheugen müzakerelere faal bir şekilde katılmak için orada bulunuyor. Kofi Annana, komisyonun görüşlerini ve bugünkü komisyon toplantısının sonuçlarını bildirecek. Tekrar ediyorum; biz ABnin temel ilkelerinin saygı görmesini sağlamak için oradayız. Bir uzlaşmaya varılmasına yönelik çalışmaları desteklemeye hazırız.
HALKIN SESI 31/03/2004
Mülkiyet ve derogasyonlar
İsviçre'deki Kıbrıs zirvesinde dün uzun süreli toplantılar ve kıran kırana pazarlıklar yapıldı. Rum tarafı, planın neredeyse tüm noktalarına itiraz etti. Türk tarafının itirazları ise iki noktada yoğunlaştı:
Mülkiyet ve derogasyonlar
YOĞUN GÖRÜŞME TRAFİĞİ... Birleşmiş Milletler'in taraflara sunduğu yeni plana itirazlar şekillenmeye başladı. Taraflar dün itirazlarını hem yazılı hem sözlü olarak Birleşmiş Milletler'e iletti. Başbakan Talat, dün genel sekreter Annan ile iki kez bir araya geldi. Talat ayrıca, Türkiye Başbakanı Erdoğan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen ve Rum Meclis Başkanı Hristofyas ile görüşt
üTÜRK VE RUM TARAFININ İTİRAZLARI... Türk tarafı planda yer alan mülkiyet rejimi ve derogasyonların güvenceye bağlanması noktalarına itiraz etti. Rum tarafının itirazları ise şunlar: "Derogasyonlar kaldırılmalıdır. Geçiş dönemi sıfırlanmalıdır. Rumlara bırakılacak toprak derhal Birleşmiş Milletler'e devredilmelidir. Avrupa Birliği müktesebatı, anlaşmaya dahil edilmelidir. Kıbrıslıların temel insan hakları sağlanmalıdır. Bu çerçevede herkes mülküne ve evine dönebilmelidir. Sadece Güzelyurt değil, Karpaz'ın
tümü devredilmelidir. Türk devleti yönetiminde kalacak Girne'ye Rumların dönüşü engellenmemelidir"RUMLARIN AMACI, PLANI TÜMDEN DEĞİŞTİRMEK... KIBRIS'a konuşan Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş "Yoğun pazarlıklar var... Rumlar, genel sekreter Annan'ı etkilemek için her şeyi yapıyorlar, amaçları planı tümden değiştirmek. Biz gerekli çalışmaları yapıyoruz. Kıbrıs Türkleri açısından sıkıntı yaratabilecek noktaları değiştirmeye çalışıyoruz. Son metin ortaya çıkmadan kesin değerlend
irmede bulunmak yanlış olur" dedilerKıbrıs sorununu çözmek amacıyla İsviçre'nin Lüzern kenti Bürgenstock tesislerinde yapılan Kıbrıs zirvesine dün, uzun süreli toplantılar ve kıran kırana pazarlıklar damgasını vurdu.
Planın taraflara sunulmasıyla pazartesi akşamını plan üzerinde çalışarak geçiren taraflar, dün itiraz noktalarını hem yazılı hem sözlü olarak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan'a ilettiler.
Başbakan Talat başkanlığındaki Türk heyeti, dün sabah ve öğle saatlerinde iki kez Birleşmiş Millet
ler Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüştü.Başbakan Talat ayrıca, Türkiye Başbakanı Erdoğan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen ve Rum Meclis Başkanı Hristofyas ile bir araya geldi.
Türk itirazları
Türk tarafının yeni plana iki temel noktada itiraz ettiği öğrenildi.
Anlaşmadan sonra Kıbrıs Türklerine tanınacak istisnaların yani derogasyonların Avrupa Birliği tarafından sağlam güvencelere bağlanmasını isteyen Türk tarafı, bu konuda üç aşamalı bir plan öneriyor.
Plana göre birinci aşama
da derogasyonların Birleşik Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliği katılım ortaklığı sözleşmesinde yer alması, ikinci aşamada Avrupa Birliği Konseyi'nin derogasyonları onaylaması ve üçüncü aşamada ise derogasyonların 12 ay içinde Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin parlamentoları tarafından kabul edilmesi.Diplomatik kaynaklar, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen'in planın ilk iki aşamasıyla ilgili olarak Türk tarafına güvence verdiğini ama derogasyonların üye ülkelerin parlamentoları tarafından kabul edilmesi noktasında sıkıntı yaşandığını kaydediyor.
Avrupa Birliği Konseyi'nin yetki ve gücünün üye ülkelerin parlamentolarına "derogasyonları kabul edin" şeklinde bir direktif vermeye yetmediğine dikkat çeken diplomatik kaynaklar, "Avrupa Birliği yetkilileri bu konuda bir formül bulmaya çalışıyorlar ama görünen o ki bu konu daha uzun bir süre tartışılmaya devam edecek" şeklinde konuştular.
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkililerinden biri "derogasyonların üye ülkelerin parlamentolarınca onay noktasında Türk heyeti arasında da görüş birliği yoktur. Eğer Yunanistan parlamentosu derogasyonlara hayır derse ne olacak sorusuna kimse yanıt veremiyor" dedi.
Yunanistan'ın itirazları
Bu arada, Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, Yunan tarafının Annan taslak planına itirazlarını BM'ye sunduğunu açıkladı. Rusopulos, Yunan tarafının itirazlarının "güvenlik ve derogasyonlar" konuları etrafında toplandığını söyledi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'in AB Komisyonu'ndan görüş almak için Bürgenstock'tan ayrılan Verheugen ile bir telefon görüşmesi yaptığını, ayrıca Başbakan Kostas Karamanlis'in Rum lider Tasos Papadopulos ile bir durum değerlendirmesi yaptıklarını kaydetti.
Karamanlis-Erdoğan görüşmesine de değinen Rusopulos, tarafların Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin iyi niyet ve siyasi iradelerini teyit ettiklerini vurguladı.
Öte yandan, Yunan heyetine yakın kaynaklar, tarafların, AB Komisyonu'na gelinen noktaya ilişkin bilgi vermek ve komisyonun değerlendirmesini almak üzere İsviçre'den ayrılan Verheugen'den acil bir biçimde bilgi beklediklerini açıkladılar.
Talat ve S. Denktaş'ın açıklamaları
Öte yandan dün Bürgenstock'ta KIBRIS'a konuşan Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Yoğun pazarlıklar var, Rumlar, genel sekreteri etkilemek için her şeyi yapıyorlar, amaçları planı tümden değiştirmek. Biz gerekli çalışmaları yapıyoruz. Kıbrıs Türkleri açısından sıkıntı yaratabilecek noktaları değiştirmeye çalışıyoruz. Son metin ortaya çıkmadan kesin değerlendirmede bulunmak yanlış olur" dediler
KIBRIS 31/03/2004
Sürdürülebilir bir anlaşma bekliyoruz
Cumhurbaşkanı Denktaş, İsviçre'de Annan Planı'nın taraflara sunulmasının ardından ilk değerlendirmesini yaptı:
Sürdürülebilir bir anlaşma bekliyoruz
Denktaş:
Arkadaşlarımızdan kendi değerlendirmelerini bekliyoruz. Gazete haberleriyle kendinizi avutmayınız, üzülmeyiniz, fazla kararlara varmayınız. Değerlendirmeler geldikçe kendi değerlendirmelerimizi yaparak halka duyuracağız. Esas olan güzel bir anlaşmanın olmasıdırCumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İsviçre'de Annan Planı'nın taraflara sunulmasının ardından ilk değerlendirmesini yaparak, "sürdürülebilir bir anlaşma" temennisinde bulundu.
Sarayönü'ndeki tarihi posta binasının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, "İsviçre'de bildiğiniz gibi son gün yaşanmaktadır. Biz arkadaşlarımızdan kendi değerlendirmelerini bekliyoruz. Gazete haberleriyle kendinizi avutmayınız, üzülmeyiniz, fazla kararlara varmayınız" dedi.
Değerlendirmeler geldikçe kendi değerlendirmelerini yaparak halka duyuracağını açıklayan Denktaş, "Esas olan güzel bir anlaşmanın olmasıdır. Her iki tarafın kabul edebileceği ve Kıbrıs Türklerine 63-74 yıllarını yaşatmayacak bir anlaşmanın olmasıdır. Bunun için uğraşıyorlar. İnşallah başarırlar. Başarırlarsa
sevineceğiz, başarmazlarsa devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştuKIBRIS 31/03/2004
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: Tek hedefimiz, olumlu bir neticenin çıkmasıdır
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs görüşmelerinde tek hedeflerinin, "kazan-kazan" anlayışıyla olumlu bir neticenin çıkması olduğunu belirterek, bu yolda titizlik, ihtiyat ve kararlılıkla gittiklerini söyledi.
Erdoğan, gündemdeki olaylara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Bürgenstock'taki Türk heyetinin şu ana kadar gece-gündüz çalışarak müzakereleri yürüttüğünü, önceki gün de kendisinin katılımıyla bu sürecin devam ettiğine dikkati çekti.
Titiz ve ciddi bir şekilde çalışmaların sürdürüldüğünü vurgulayan Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:
"Şu anda geceli g
ündüzlü gerek Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, gerek milletvekili arkadaşlarımız, hep birlikte el ele, omuz omuza gece gündüz bir çalışmayla şu ana kadar müzakere sürecini yürüttüler.Bizim katılımımızla bu süreç devam ediyor. Önceki gün Sayın (BM Genel Sekreteri Kofi) Annan ile bir görüşmemiz oldu. Daha sonra Sayın (Yunanistan Başbakanı Kostas) Karamanlis ile bir görüşmemiz oldu. Arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerle şu anda titiz ve ciddi bir şekilde çalışmalar sürdürülüyor."
Türk yetkililerle BM uzman heyetinin bu (dün) sabah bir çalışması olduğunu, şimdi de KKTC heyetinin bu çalışmayı yaptığını kaydeden Erdoğan, "Tabii tek şeyimiz, kazan-kazan anlayışıyla buradan olumlu bir neticenin çıkmasıdır. Titizlik, ihtiyat ve kararlılıkla bunu devam ettiriyoruz" dedi.
Bürgenstock'tan notlar
Sabah kahvaltısını TC eski dışişleri bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yakış ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ile yapan Başbakan Erdoğan, daha sonra kaldığı otelin korusunda yürüyüşe çıktı.
Başbakan
a yürüyüşü sırasında Başbakanlık Başdanışmanı Nabi Avcı, Yaşar Yakış, Egemen Bağış, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli ve Dışişleri Bakanlığı bürokratları eşlik etti. Başbakan Erdoğan'ın ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da aynı koruda yürüyüşe çıktığı görüldü.Bu arada otelde spor kıyafetleri, esprileri ve sıcak tavırlarıyla dikkati çeken Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, etrafın ilgi ve sempatisini çekiyor. Genel olarak neşeli ve samimi bir çalışma ortamına sahne olan Bürgenstock'ta, Serdar Denktaş ile Başbakan Mehmet Ali Talat sık sık espriler yaparak birbirlerine takılıyorlar.
KIBRIS 31/03/2004
İşte masadaki harita
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün taraflara sunduğu 4. planın ekinde sunulan haritaya göre, Rum tarafına iade edilecek yerleşim birimleri için 6 aşama öngörülüyor
İşte masadaki harita
4. Annan Planı'na göre 104 günde, 6 ayda, 1 yıl 3 ayda, 2.5 yılda, 3 yılda ve 3.5 yılda Rum tarafına verilecek köyler ve yerleşim birimlerini gösteren haritayı yayımlıyoruz
Tarafların kıyasıya pazarlık yaptığı konuların başında gelen mal-mülk konularında da 4. plan, önceki planların öngördüğü mülkiyet oranlarını aynen koruyor. Planda, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için de yeni yerleşim imkanları sağlanacağı vurgulanıyor. Mülkiyet konusunda ayrıca AB'den derogasyonlar, yani istisnai uygulamalar da talep ediliyor
Plana göre, Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşürülüyor. Rumların, Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığına dayandırılıyor. Rumların, kuzeyde siyasi hakları olmayacak; bu hakkı Rum devletçiğinde kullanabilecek
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün taraflara sunduğu 4. planın detayları yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor.
Tarafların henüz görüşme masasında çetin pazarlıklar yaptığı 4. planın ekinde ayrıca harita da var. Buna göre, Rum tarafına iade edilecek yerleşim birimleri için 6 aşama öngörülüyor.
Hemen herkesin merak konusu olan mal-mülk konusunda da yeni düzenlemeler hedefleniyor.
Mülkiyet
4. planda, Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mülkiyet konusunda, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler bulunuyor.
Önceki planların öngördüğü mülkiyet oranları yeni planda da aynen korunurken, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim imkanları sağlanacağı da vurgulanıyor. Mülkiyet konusunda ayrıca AB'den derogasyonlar, yani istisnai uygulamalar da talep ediliyor.
Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşürülüyor. Rumların, Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığıyla ele alınacak ve siyasi hakları olmayacak. Rumlar, bu hakkı Rum devletçiğinde kullanacaklar.
Her göçmen, mülkünün 3'te 1'ini alabilecek. Diğer 3'te 1'i de yabancı bankalarca verilecek bonolarla (bunlar paraya çevrilebilecek) karşılanacak, diğer çeyreği için de "Mutual Fund" tipi bir sistem geliştirilecek.
Toprak
Yeni planda Türk tarafına bırakılacak toprak oranıyla ilgili iki alternatif sunuluyor.
İlk alternatife göre, Türk tarafının yüzde 36 oranındaki toprağın, yüzde 29'a düşürülmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Karpaz ve Erenköy'e Rumların yerleşmesi hedefleniyor.
İkinci alternatifte Türk tarafına yüzde 24 oranında toprak bırakılması, buna karşılık kuzeye dönecek Rum sayısının azaltılması öneriliyor.
Adada üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak. Annan'ın yeni plan taslağına göre, adada Ağrotur ve Dikelya olmak üzere toplam 254 km2'lik üslere sahip İngiltere, topraklarının yarısını Rumlara bırakıyor. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlük rolünü koruyor.
İstisnalar ve işleyebilirlik
Avrupa formülü temelinde, vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıs Türklerinin yaşam düzeyi Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşana kadar geçerli olacak.
Tarihi köyler de kendi devletçiklerine verilecek. Buna göre Beyarmudu ve Akıncılar, Türk tarafına geçecek. Harita önceden belirtildiği gibi düz olmayabilecek.
İskan Kurulu
Yer değiştireceklerin rehabilitasyonunu sağlamak için İskan Kurulu öngörülüyor. İskan Kurulu'nun görevleri arasında şunlar sıralanıyor:
"Yer değiştirecek olan aileler arasında ve yeniden yerleşime açılacak bölgelerde yapılacak araştırmalardan yola çıkılarak uluslararası kurumlar ve kurucu devletlerle yakın işbirliği içerisinde kapsamlı bir yeniden yerleşim planının oluşturulması.
Yeniden yerleşim planı 31 Ağustos 2004'te sonuçlandırılıp, gerekli finansal desteğin uluslararası kurumlardan sağlanması ve 2005 Bütçesi'ne dahil edilmesi için gerekli maddelerin eklenmesine olanak yaratmak için Başkanlık Konseyi'ne sunulacaktır".
Dönemler halinde
toprak ayarlamaları
4. planda öngörülen toprak ayarlamaları için şu hususlar var:
"1- Toprak ayarlamalarına (BM ara bölgesi dışında kalan) tabii bölgelerin yönetimi yasal olarak parçası oldukları oluşturucu devletlerin, diğer oluşturucu devletin kontrolüne, kurucu anlaşmanın devreye girmesinden itibaren, belirlenmiş dönemler için devredilir.
2)Yönetimin devredilmesi ve söz konusu bölgelerin hak sahibi oluşturucu devlete, ekteki haritada gösterildiği ve ilavede yer alan ekte belirlendiği gibi devri 6 aşamada tamamlanır.
3)Toprak transferinin 3-6'ncı dönemlerinin son aylarında BM'nin, toprak ayarlamaları kapsamına giren ilgili aktiviteleri ve bu kapsam içerisine giren bölgelere yayılması sırasında yönetim, yükümlü devlet ile BM tarafından ortak olarak üstlenilir. Bu bölgelerin toprak sorumluluğu, yükümlü olan otoritenin yerel nüfusun günlük yaşamlarının idare şeklini etkilemeksizin, BM'nin kontrolü altına verilecektir. BM, yerel yöneticilere direktif verme, gerekli
gördüğü takdirde yerel yöneticileri görevlerinden men etme ve bu bölgelerde tam yetkili olacak BM polisi, yerel polise işlevsel (operasyonel) direktifler verme hakkına sahiptir.4)Toprak ayarlamaları dahilindeki bölgeler tüm askeri birlikler ve silahlardan aşağıdaki maddelerde belirtilen tarihlere iki hafta kala boşaltılacaktır:
a. Birinci ve ikinci dönem içerisinde el değiştirecek olan bölgelerin hak sahibine devredilmesi için belirlenen tarih veya
b. Üçüncü ile altıncı dönem içerisinde el değiştirecek olan bölgelerde, bölgesel sorumluluğun BM tarafından devralınması için belirlenen tarih.
BM güçlerinin dışında, bu alanların içerisinde veya 1 km. yakınına hiçbir asker konuşlandırılamayacak".
KIBRIS 31/03/2004
Erdoğan'dan özel rica
Türk tarafı, 4. planı ana hatlarıyla "tatmin edici" bulurken; Başbakan Erdoğan, Kofi Annan'a "Kıbrıs bana seçimde tam 6 puan kaybettirdi. Taleplerimizi karşılayın" dedi
Utku Çakırözer
İşte b
izim taleplerimiz204 sayfalık planı inceleyen Türk heyetinin Annan'a sunduğu listede şu talepler yer alıyor:
Türk devletine geri dönmelerine izin verilecek Rumların oranı yüzde 16'ya indirilsin.
Rumların Türkiye aleyhine AİHM'de açtıkları davaların sorumluluğunu yeni Kıbrıs devletinin üstlenmesi konusunda taslaktaki öneri yetersiz.
Türkiye'den KKTC'ye giden ve ortak devletin vatandaşlığı verilecek 45 bin Türk'ün çocukları bu sayıya dahil olmasın.
Karpaz konusunda tazminat.
1 Temmuz 2004'e kadar
Rumlar 4. planı sevmedi
MILLIYET 31/03/2004
'Bazı değişikliklerden vazgeçe
biliriz'Kıbrıs Rum Yönetimi eski lideri Vasiliu, Annan'ın son taslağını Milliyet'e değerlendirdi: Olumlu unsurları da var, düzelebilecek unsurları da var...
YORGO KIRBAKİ Bürgenstock
Özetle Annan'ın yeni planı
İşte Birleşik Kıbrıs'ın haritası
65 köy Rumlara kalıyor
Denktaş sus pus
Annan'ın planlarının mevcut haliyle kabul edilemez olduğu yolunda görüş bildiren KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki gün taraflara sunulan planın 4. versiyonuna açık bir itiraz getirmedi. Denktaş, Kıbrıs konusunda iki tarafın da kabul edebileceği bir anlaşmanın esas olduğunu ifade etti. Esas anlaşmanın, Kıbrıs Türkleri'ne 1963 - 1974 yıllarını yaşa
tmayacak bir anlaşma olması gerektiğini ifade eden Denktaş, "Bunun için uğraşıyorlar. İnşallah başarırlar. Başarırlarsa sevineceğiz, başarmazlarsa devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz" dedi.MGK için K
öşk'ten iki gün formülüAna gündemi Kıbrıs olan Milli Güvenlik Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsviçre'deki görüşmelere katılması nedeniyle, tarihinde ilk kez üst üste iki gün toplanacak. Toplantının önemini ve alınacak kararları dikkate alarak, hükümetin başı olan Erdoğan'ın MGK'ya katılmasını isteyen askeri kanat, Cumhurbaşkanlığı nezdinde girişimde bulunarak kararda etkili oldu. MGK bugün iç gelişmeleri, yarın da Kıbrıs'ı masaya yatıracak. Askeri kanat, 20 Nisan'da yapılacak referandumun değerl
endirileceği MGK'ya büyük önem verirken, Erdoğan'ın toplantıda yer almaması gibi bir ihtimalin yanlış olacağını dile getirdi.Kıbrıs, Sevr, Lozan
İhtiyatlı iyimserlik
Tarih sizi affetmez!
AKP hükümeti, Kıbrıs'ta çözümle ilgili siyasal kararlılığını devam ettiriyor. Ayrıca, bugün gelinmiş olan noktada Kıbrıs'ta çözümü engelleyeni tarih affetmez diye düşünüyorum
BÜRGENSTOCK, İsviçre
Sevinç gösterisi yapılmasın
Ama bu havayı karşı tarafa fazla belli etmek istemiyordu Türk heyeti. Müzakere pozisyonunun zayıflayacağını, Rumların ertesi günü büyük bir yaygara koparıp dengeyi lehlerine çevireceğinden kaygı duyuyorlardı. Başbakan Erdoğan da pazartesi gecesi haber salıyordu, etrafta sevinç gösterisi yapılmasın, zaten böyle bir durum da henüz yok diye...
Bir başka deyişle: Türk tarafı karambolden son dakika golü yemek istemiyordu.
Malum, Başbakan Mehmet Ali Talat en az renk veren
Liderlerin pazarlığı yok
Oyun bu. Dünkü yazımda da belirtmiştim. Rum ve Türk taraflarının birbirleriyle müzakere ettikleri söylenemez. Pazarlığı daha çok Kofi Annan ve yardımcısı Alvaro de Soto'yla yapıyorlar.
Örneğin Başbakan Erdoğan, Annan'la pazartesi akşamı yaptığı görüşmede derogasyonla ilgili olarak bazı ince ayarları, bu çerçevede AİHM'nin rolünü, Kuzey'e gelecek Rumların sayısını, Karpaz'ı, yeni devletin vatandaşı olacak Türkiyeli göçmenlerin sayısını gündeme getirdi. Bu konuda bazı iyil
Korku, son dakika golü yemek...
BURGENSTOCK
10 YIL SONRA, KIBRIS'TA TÜRK KALMAZ (!)
KKTC Cumhurbaşkanı yıllardan beri bir noktaya dikkat çeker. Sürekli olarak bir kaygısının altını çizer.
Bu kelimelerle değil, ancak aynı anlama gelen sözler söyler:
"Gerekli önlemler alınmadığı, Rumlar içimize bırakıldığı, her türlü serbestlik (dolaşma, yerleşme, mal-mülk alma ve satma) tanındığı taktirde, 10-15 yıl içinde Kıbrıs'ta Türk kalmaz".
Bu söylemin ne anlama geldiğini isterseniz bir de ben günlük yaşamda kullanılan dile tercüme edeyim:
"... Kıbrıs Türk toplumu öylesine kolaya alışmıştır ki, Rumlar bol parayla geldikleri zaman, dayanamayacaklardır. Rumlar öyle fiyatlar teklif edeceklerdir ki, paranın cazibesine kapılacak olan Türk toplumu herşeyini satacaktır. Sonradan pişman olacağını bilmesin
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 31/03/2004
Son 48 saatte imza krizi
Ferai TINÇ / Bürgenstock
Annanın 250 sayfalık 4. planını vermesinden sonra hem Türk tarafı hem de Rumlar ve Yunanlılar geceyi uykusuz geçirdi.
Bürgenstockta, dün sabaha kadar kimse gözünü kırpmadı. Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ve Rum heyetleri, stresli günlerinin en ağırını son 48 saatte yaşadılar. Dün BM Genel Sekreteri Annana dört ayrı talep listesi sunuldu. Annan ve özel temsilcisi De Soto, gece geç saatlere kadar taraflar arasında mekik
dokuyarak, zaman zaman otel balkonuna çekip kendi aralarında tartışarak metne son halini verdiler. Ancak belgenin imzalanması konusunda kriz yaşanıyor.Hurriyet 31/03/2004
ABden B
irincil Hukuka yeşil ışıkZeynel LÜLE / STRASBOURG
ABden, Kıbrıs konusunda Türkiyenin olmazsa olmazları içinde yer alan, anlaşmanın AB ülkeleri tarafından onaylanmasının yolu açılıyor. AB Komisyonu üyesi Günter Verheugen, Kıbrısta varılacak anlaşmanın AB Temel Hukuku içinde yer alması için Türkiyenin talebi olan birincil hukuk formülünün uygulanması ve bunun AB parlamentolarından onay almasına yeşil ışık yaktı.
Verheugen bunu İsviçrede Türk tarafına iletti ve bir günlüğüne geldiği Strasbourgda da AB Komisyonu üyelerine aktardı. Verheugen, üye ülke hükümetlerinin bu anlaşmayı kendi meclislerinde onaylatmak için çaba göstermesi gerektiğini söyledi.
Kıbrısta tarafların tüm konularda anlaşması halinde, AB anlaşmayı birincil hukuk haline getirm
HURRIYET 31/03/2004
Rumlardan 5 itiraz
Annanın yeni plan taslağını vermesinden sonra Rum ve Yunanlılar geceyi uykusuz geçirdi. Rum Ulusal Konseyi, Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulosun başkanlığında dün sabah 3e kadar planı tartıştı.
Konseyi izleyen kaynaklara göre, Rumlar bu gece yarısına kadar 2 yoldan birini seçmek zorunda kalacaklar: 1- 1974de savaşı kaybettiklerini kabul edip evet diyecekler. 2- Papadopulos, planın referandumda da reddedilmesi yönünde tavır koyar ve Rumlar da reddederse KKTCye ambargo kalkacak ve siyasi tanınma yolu açılacak. Rumlar dün Annan planına 5 noktada itiraz etti:
HURRIYET 31/03/2004
Medyada James Bond taktikleri
Ömer BİLGE/Bürgenstock
James Bond filmine set olan Bürgenstockta Türk ve Rum medyası arasında 007 filmlerini andıran sahneler yaşanıyor. Hürriyette yayınlanan Rumlar belge sızdırıyor haberi Rum ve Yunan medyasının Türklerden saklayın talimatına neden oldu.
TÜRK tarafının taleplerini içeren resmi belgenin Rum basınına sızdırılması ve ardından da Hürriyetin belgeyi Rum gazetecilerden ele geçirerek, Rumlar belge sızdırdı diye haber yapması, Rum lider Tasos Papadopulosu çılgına çevirmiş. Rum gazetecilere göre, Hürriyetin haberinden sonra Papadopulos suçlu duruma düşünce, bizden aldığınız belgeler Türklere nasıl ulaşıyor, bizi zor durumda bıraktınız diye medyaya kızmış.
Rum görüşme heyeti önceki gün Annanın sunduğu 206 sayfalık yeni belgeyi hızlı şekilde 200e yakın Rum ve Yunan medyasına sızdırdı. Gazeteciler belgeyi fotokopiyle çoğaltmaya çalıştılar. Ancak Atina ve Lefkoşadaki yayın merkezleri, Türk medyasının eline geçmeden hemen bize fakslayın talimatını verince Rum ve Yunanlı gazeteciler, Fürigen dağ köyünden bir anda kayboldu. Türk medyasının eline geçmemesi için komşu köylere akın eden Rumlar, saatlerce 206 sayfalık belgeyi merkezlerine fakslamaya çalıştılar. Sonra umudu keserek geri döndüler. Belgeler masalar üzerinde dolaşmaya başladı.
Gizlilik çöktü
Belge Türk medyasının eline KKTC üzerinden bilgisayar kaydı olarak geçince Rum gazetecilerin James Bond taktiği de çöktü. Rum gazeteciler, Türk gazetecilerden taslak planı merkezlerine mail atmaları için kuyruğa girdi. Rumların en önce ele geçirdiği taslak plan Türk gazetecilerin mail adresleriyle Rum ve Yunan medyasına ulaştı.
O Arap bizi sattı
Rum gazeteciler, kendi aralarında yaptıkları tartışmalarda Annanı şiddetle eleştiriyor. Ganalı Annanı O Arap Türklerin her istediğini yaptı. Erdoğan, Bushla görüşmeden önce hep hayır diyordu. Sonra Annan planını görüşmeye evet dedi. Bush, o Arapı aradı ve Türklerin her istediği oldu diye eleştiriyor.
HURRIYET 31/03/2004
İşte Annan'ın yeni planı
SİYASİ EŞİTLİK

Kuzeye yerleşen Rumların, vatandaşlık hakkı kazandıktan sonra Meclis'te çoğunluğu etkileyecek güce kavuşmalarını önlemek için Türk yerel meclisine gireceklerin konuşmalarını Türkçe yapmaları zorunluluğu geliyor.
Türk tarafına en az beş yıl Rumlar yerleşemiyor. Türkiye AB'ye girene kadar Kuzey'e giren Rumların sayısı yüzde 21 ile sınırlanıyordu, şimdi ise yüzde 18'i geçemez deniyor. Türkiye AB üyesi olduktan sonra da yerleşecek yabancıların sayısı 3'de 2'yi aşamayacak.
Federal Yönetimin başı Başkanlık Konseyi olacak. Konsey kendi içinden bir Rum bir Türk başkan seçecek. Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'nin AB üyeliğinden 1 Temmuz'a kadar geçen iki aylık geçiş süresinde iki başkan, eş başkan olarak birlikte görev yapacaklar. Sonraki beş yıl, başkanlık konseyi 6 Rum ve 3 Türk üyeden oluşacak. Ve 10 ay Türk üye, 10 ay Rum üye başkanlık yapacak. Başkan yardımcıları her zaman diğer kurucu devletten olacak. 2009'dan itibaren rotasyon süresi 10 aya çıkacak. Konsey'de veto kullanılmayacak ancak federal kararlar oybirliği ile alınacak. HURRIYET 31/03/2004
Yunan basını: Fesli plan
Yunan medyası BM Genel Sekreteri Kofi Annana ateş püskürdü. İşte gazetelerden başlıklar:
HURRIYET 31/03/2004
Karpazı verin iş bitsin
Nur BATUR / BÜRGENSTOCK
Rum heyetinde bulunan eski cumhurbaşkanı Yorgo Vasiliu, Hürriyete konuştu: Çözümün anahtarı Karpazdır. Orayı bize verin.
KIBRIS Rum Yönetimi eski Cumhurbaşkanı Yorgo Vasiliuya Bürgenstockta süren tarihi pazarlığın en kritik saatlerinde konuştuk. Vasiliuyla , yıllar önce de uzun bir söyleşi yapmıştık. Denktaşa gidin söyleyin çözüm istiyorum. Bana güvensin demişti. Cumhurbaşkanı Denktaşa bu mesajı aktardığım zaman Bizim Yorgos Eskimoya bile buzdolabı satar diye kahkahayı patlatmıştı. Bu sefer Vasiliuya, Rumların referandumda planı reddetmesini önlemek için ne yapılması gerektiğini sorduk, yanıtı şöyle oldu: Henüz pazarlık bitmedi. Bakın Karpaz yarımadasında daima Rumlar yaşadı. Her türlü güvenceyi vermeye hazırız. Karpazı Rum tarafına iade edin. Çözüm anahtarı Karpazda.
Vasiliu şu mesajları verdi:
Kıbrıslı Türklerin ve Türkiyenin Birleşik Avrupanın ne anlama geldiğini tam olarak kavradıklarına inanmıyoruz. ABye girmenin ne demek olduğunu anlamıyorlar. Özellikle de Denktaş anlamıyor. Kimlikte ısrar etmenin bir tehlikesi yok ama, bütün Kıbrıslılar Avrupada ve ülkelerinde de istedikleri yerde yaşayabilmeli.
Geçmişte Rumlar hata yaptı. Ama Türkler de yaptı. Karşılıklı olarak birçok suç da işledik. Artık bu korku yersiz. Fransızlarla Almanlar da geçmişte savaştılar. Tabii ki korkuyu aşmak için bazı garantiler verebiliriz Ama, bu korku aslında Denktaşın kafasında.
HURRIYET 31/03/2004
Çözüme bir adım kaldı
RADIKAL 31/03/2004
Talat'tan 'imza' açıklaması
31/03/2004 RADIKAL
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, İsviçre'de devam eden Kıbrıs görüşmelerinde, BM'nin plan için değil, planın son şekliyle referanduma sunulacağı konusunda imza isteyebileceğini söyledi.
Bürgenstock'taki görüşmelerde KKTC heyetine başkanlık eden Talat, Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) telefonla yaptığı açıklamada, taraflardan dün alınan öneriler çerçevesinde planın son şe
Annan planında değişiklik beklenmiyor
31/03/2004 RADIKAL
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının son halini taraflara bugün sunması beklenirken, Genel Sekreter'in planda çok büyük değişiklik yapmayacağı görüşü ağırlık kazanıyor.
Annan'ın planının son halini sunmasından önce Bürgenstock'da taraflar arasında teknik düzeydeki görüşmeler süreci, TSİ 04.00 sularında bitti. Diplomatik kaynaklar, bundan sonraki süreçte, Genel Sekreter'in bir
Vasiliu: Son saatler hep kritiktir
31/03/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKI
İsviçre'de 'final'e doğru
Annan dün anlaşma taslağına taraflardan ilk tepkiyi aldı. Bugün itirazlar ışığında anlaşmanın son şeklini sunacak olan BM Genel Sekreteri, referandum için imza güvencesi de talep ediyor
31/03/2004 RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
Herkes Annan'ı aradı
Dün gece üçlü yemek
Rumların itirazı da stresi de çok
31/03/2004 RADIKAL
RADİKAL
- BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın plan taslağı Atina ve Rum Kesimi'nde büyük görültü koparttı. Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis'in sürecin dışında kalma çabası ise sonuçsuz kaldı. BM'nin baskısına dayanamayan Yunan hükümeti, görüş ve itirazlarını Rum Yönetimi'den ayrı olarak yazılı halde Genel Sekreter'e iletti.'Bizden onlara verdi'
İstifa söylentisi çıktı
Basın Annan'a kızgın
Türk tarafının itiraz noktaları ayrıntıda saklı
31/03/2004 RADIKAL
RADİKAL
- BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün sunduğu plan taslağından genel anlamda memnun kalan Türkiye ve KKTC heyeti, önceki gece irtibat halinde aralıksız çalışarak görüş ve itirazlarını netleştirerek, dün ayrı listeler halinde sundu. Ancak Türk tarafının asıl derdi, varılacak anlaşma ile derogasyonların AB'nin birincil hukuku sayılması ve AİHM'de açılacak davalarla anlaşmanın delinmesi riskinin ortadan kaldırılması gibi gözüküyor.'Amaç kazan-kazan'
Verheugen 'mekik' dokuyor
31/03/2004 RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
'Yakınlaşma sinyali görüldü'
Denktaş ilk etapta temkinli
31/03/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - İsviçre'de pazarlıklar sürerken Annan Planı'na karşı Türkiye ve KKTC'de 'hayır' kampanyaları düzenleyeceğini açıklayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, planın sunulmasının ardından ilk açıklamasında temkinli davrandı. Planı incelemeye aldığı belirtilen Denktaş, dün bir açılış töreni sırasında anlaşmanın 'geçmişi yaşatmaması'nı dilemekle yetindi.'Türkiye'nin hesabı öde
nsin'ABD'den taslağa destek
31/03/2004 RADIKAL
AA
- WASHINGTON - ABD yönetimi, Bürgenstock sürecine Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın taraflarla telefon diplomasisiyle katkı yaparken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu son Kıbrıs planına tam destek verdi.Hükümetin Kıbrıs sınavı
Murat YetkinAskerler ve Sezer, hükümetin elini zora sokacak demeç vermekten kaçınıyor
31/03/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta süreç daraldıkça çözüm trafiği baş döndürücü hızlara ulaşıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan, aralarında ABD Başkanı George Bush, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder'in de bulunduğu dünya liderleriyle (seçim günü dahil) yaptığı telefon görüşmelerinin başlıca konusu, varılması muhtemel Kıbrıs anlaşmasının AB birincil hukuku sayılması. Böy
lece anlaşmayla gelecek özel uygulama ve ayrıcalıkların, daha sonra Kıbrıs Rumlarınca Lüksemburg'daki Avrupa Birliği Adalet Divanı'nda açılacak davalarla geçersiz hale gelmemesi. Bu konu New York görüşmelerinden bu yana temel sorun olmayı sürdürüyor. Önceki gün İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott tarafından Başbakan Erdoğan'a iletilen İngiliz Başbakanı Tony Blair'in mektubu da asli olarak bu konuya değiniyordu. İngiltere'nin Türkiye'nin hassasiyetini anladığı ve bu konuda çalışmayı sürdürdüğü mesajı iletiliyordu. Hem İngiltere, hem de ABD bu konuda baskı ve ikna çabaları yürütüyorlar. (Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Akın Alptuna, Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu ve özellikle de İsviçre'nin Bürgenstock kasabasındaki görüşmelerde yer alan Türkiye'nin BM Temsilcisi Ümit Pamir'in bu süreçteki rolü, herhalde ileride daha çok anlaşılacak.)Sorumlulu
k çok ağırDengeli plan
Erdal GüvenAnnan, Kıbrıs'ta çözüm için iki yıl önce sunduğu planı, tarafların değişiklik talepleri uyarınca revize edip ortaya bir taslak anlaşma koydu. Planın geçirdiği evrime dair bazı örnekler şöyle:
31/03/2004 RADIKAL
BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, iki yıl önce sunduğu Kıbrıs çözüm planını Türk ve Rum taraflarının talepleri doğrultusunda dördüncü kez revize edip taraflara sundu. Planın ilk hali Türk tarafının yaptığı önerileriyle değerlendirilerek, ortaya yeni bir anlaşma taslağı konuldu. Taslaktan örnekler şöyle:
YERLEŞİM SORUNU
MAL-MÜLK KONUSU
SENATO SEÇİMLERİ
ASKER KONUSU
ASKERİ HAREKETLİLİK
VATANDAŞLIK
İKAMET KONUSU
ULUSLARARASI ANLAŞMALAR
TÜRK TALEPLERİNE YANITLAR
Rumlara bırakılacak yerleşimler
Nedir bu telaş?
Gündüz Aktan
31/03/2004 RADIKAL
Medyaya bakarsanız Annan planının 4. versiyonu bir harikaymış, Rumlar müthiş hayal kırıklığına uğramışlar vb. Bir I. Dünya Savaşı şarkısı vardı, 'Ne zaman öğrenecekler' diye.
Annan, metni geçen pazartesi dağıttı ve tarafların 24 saat içinde cevap vermesini istedi. Taraflar da kuzu kuzu bu talebi yerine getirdi. Kimse 'Ne oluyoruz, neden bu telaş' diye sormadı. Oysa bu kadar önemli bir belgenin çok iyi çalışılma
Adada kalıcı sınırlama olmaz
31/03/2004 RADIKAL
THEO GORGİOU
Anlaşma AB hukukuna uymalı
RADIKAL 31/03/2004
| Vasiliu: Derogasyonlar kabul edilemez | ||
|
Eski Rum yönetimi lideri ve Bürgenstoktaki Rum heyetinde yer alan Yorgo Vasiliu, Türk tarafının hayati konu olarak gördüğü derogasyonların kabul edilemeyeceğini söyledi. |
||
|
NTV |
|
31 Mart 2004 NTV muhabiri Yorgo Kırbakinin sorularını yanıtlayan Vasiliu, plandaki olumsuz unsurları kabul etmesi için rum tarafına taviz verilmediğini belirtti. |
Eski Kıbrıs Rum yönetimi lideri ve Bürgenstoktaki Rum heyetinde yer alan Yorgos Vasiliu, 4. Annan Planında olumlu unsurlar olduğunu, ancak bazı değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi. Vasiliu, özellikle Türk tarafının hayati konu olarak gördüğü derogasyonların kabu
l edilemeyeceğini savundu. Yorgos Vasiliu, Derogasyonlar daimi istisnalar olamaz. Kuzeye geçmesi öngörülen Rumların sayısının azaltılmasını kabul edemeyiz. Senatoda kurucu devletler yerine Kıbrıslı Türklerden ve Rumlardan söz edilmesi de olumsuz. Türk askeri konusu da öyle. Üstelik herhangi bir olumsuz unsuru kabul edebilmemiz için bir karşılık da verilmiyor dedi.Plana değil, referanduma imza istenebilir
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, İsviçrede devam eden Kıbrıs görüşmelerinde, BMnin plan için değil, planın son şekliyle referanduma sunulacağı konusunda imza isteyebileceğini söyledi. Lefkoşa
31 Mart 2004
İsviçredeki Kıbrıs görüşmelerinde KKTC heyetine başkanlık eden Başbakan Talat, taraflardan dün alınan öneriler çerçevesinde planın son şeklinde esasa yönelik değişiklik beklemediklerini, hataların düzenlenmesi şeklinde bazı küçük değişiklikler olabileceğini kaydetti.Talat, bir soru üzerine, BMnin taraflardan plan için değil, planın son şekliyle referanduma sunulacağı konusunda imza isteyebileceğini, ancak bu konunun da netlik kazanmadığını belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrısta bir ay süren, ardından İsviçrede 10 gündür devam eden sıkı pazarlıklar sonunda kendi adını taşıyan çözüm planına son şeklini vererek, taslak halinde Pazartesi günü taraflara sunmuş, dün de tarafla
Annanın, Kıbrısın kaderini değiştirecek planın nihai şeklini ise bugün Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile Türkiye ve Yunanistan heyetlerine sunması bekleniyor. Bu arada, Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, zirvenin bu akşam tamamlanmasının ardından yarın sabah İsviçreden ayrılacak, gece KKTCye dönecek.
Papadopulos: Garanti yoksa, imza da yok
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, devletin çalışabilirliğini garanti altına almayan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini belirtti. Papadopulos, Baskılara ve şantajlara boyun eğmeyeceğiz dedi.
Bürgenstock31 Mart 2004
Tasos Papadopulos, Rum Yedek Komandolar Kurultayına gönderdiği mesajda, Kıbrısa döndüğü zaman halka bilgi vererek, kesin tutumunu göstereceğini belirtti.Çok kritik saatlerden geçildiğini ifade eden Papadopulos, Kıbrıs Cumhuriyetinin Başkanı ve Kıbrıs Helenizminin lideri olarak, kendisinin, güvenliği ve halkın yaşamını sürdürmesini sağlamlaştırmayan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini ve desteklemeyeceğini vurguladı.
Rum halkının İsviçredeki gelişmelerden ve olanlardan endişe duyduğunu bildiğini ifade eden Papadopulos, baskılara ve şantajlara boyun eğmeyeceğini kaydetti.
İsviçrede son gün
İsviçredeki 4lü görüşmelerin son gününde BM Genel Sekreteri Annanın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik tasarıya öğle saatlerine kadar son şeklini vermesi bekleniyor.
|
Murat Akgün/Kayhan Karaca NTV-MSNBC VE AJANSLAR |
|
31 Mart 2004 Tasarıyla ilgili itiraz ve önerilerini BMye ileten taraflar, Annanı etkilemek için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Dışişleri Bakanı Gül, ABD Dışişleri Bakanı Powellı arayarak plandaki dengenin korunmasını istedi. Gülün İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawla da görüşmesi bekleniyor. Öte yandan, ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen taraflara derogasyonlarla ilgili olarak ABye uyum senedi sundu. |
BM Genel Sekreteri Annanın taraflara planının referandumda oylanacak son şeklini bugün öğlene kadar sunması bekleniyor. Annanın birkaç saat içinde planını sunmak üzere tarafları davet edeceği ve akşam saatlerine kadar metni incelemeleri için zaman vereceği belirtiliyor. Tasarının son şeklinin ilk halinden çok farklı olması beklenmiyor
ABD VE İNGİLTERE DEVREDE
İsviçredeki Kıbrıs müzakerelerinin son gününde Genel Sekreteri etkilemek için tarafların diplomatik çabaları da sürüyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellla telefonla görüştü. Edinilen bilgilere göre, görüşmede Gül Powella,
Ayrıca BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile ayrı ayrı görüştü.
Bu arada Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatisin telefonda ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellı arayarak müzakerelere ilişkin bilgi verdiği öğrenildi. Yunan Bakanın, Powella, görüşmelerde henüz önemli bir gelişme kaydedilmediğini söylediği belirtildi.
Başbakan Erdoğanın dün Annanla
Derogasyonlar için her üye onay vermeli
Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrısta daimi derogasyonların geçerli olabilmesi için tüm üye ülkeler tarafından kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
Strasbourg31 Mart 2004
Prodi, Strasbourgda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşmanın AB müktesabatı ile uyumunun sağlanması için Avrupa Komisyonunun her türlü önlemi aldığını da ifade ettiAvrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrısta daimi derogasyonların geçerli olabilmesi için tüm üye ülkeler tarafından kabul edilmesi gerektiğini, aksi halde derogasyonların kabul edilemez olduğunu söyledi
Kıbrıs sorununun çözümü için ilk defa bu kadar somut ve olumlu bir ortam yakalandığını ifade eden Prodi, bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi
Türk tarafı Verheugenin müdahalesinden rahatsız
İsviçrede bulunan Avrupa Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs müzakerelerine fiilen katılıyor. NTV
31 Mart 2004
Verheugenin Rum Yönetimi adına pazarlığa oturması Türk tarafında tepkilere yol açtı.İsviçrenin Bürgenstock kasabasında devam eden Kıbrıs görüşmelerine Kofi Annana danışman sıfatıyla katılması öngörülen Verheugenin, Rum Yönetimi adına pazarlığa oturması türk tarafında tepkilere yol açtı. Birincil hukuk konusunu da pazarlık konusu yapan Verheugen açık bir şekilde Rum kesimi ve Yunanların çıkarlarını savunuyor
Günter Verheugen, Türkçenin AB kurumlarında resmi dil olarak kullanılması için 5 yıllık geçiş süreci talep etti. Bununla birlikte Karpazın yönetiminin Rumlara devredilmesi gerektiğini savunan Verheugen, Kıbrıslı Rumların KKTCden emlak alımının 15 yıl ile sınırlanmasını da talep etti.
Son Annan Planında, Kıbrı
Denktaş hayır dedi
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Annanın sunduğu son planda Türk tarafı için olumsuz unsurların değişmediğini belirterek, mevcut haliyle referanduma götürülmesi halinde hayır kampanyası başlatmaktan başka çare olmadığını söyledi.
| 31 Mart 2004 Denktaş, ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugenın görüşmelere Rum tarafı adına katılmasını da sert bir biçimde eleştirdi. |
VERHEUGEN NAZİ GENERALİ GİBİ
İsviçrede son gün
İsviçredeki 4lü görüşmelerin son gününde BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik tasarının son şekliyle ilgili değerlendirmelerini iletmek için tarafları görüşmeye çağırdı
|
Murat Akgün/Kayhan Karaca NTV-MSNBC |
|
31 Mart 2004 Annan, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaşla bir araya geldi. Annan daha sonra Rum Yönetimi lideri Papadopulosla görüştü. Genel Sekreter, son olarak da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Bu arada, Yunan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, müzakerelerde gelinen noktada, taraflar arasında uzlaşma şansının şu an için zayıf göründüğünü" söyledi. |
BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs görüşmeleri için Bürgenstockda bulunan taraflara ikili görüşmeler için çağrıda bulundu. Annanın görüşmede tasarının son şekliyle ilgili değerlendirmelerini sunarak taraflardan görüş alması bekleniyor. Annan görüşmelerin ardından da tasarıya son şeklini verecek.
ABD VE İNGİLTERE DEVREDE
İsviçredeki Kıbrıs müzakerelerinin son gününde Genel Sekreteri etkilemek için taraflar diplomatik çabaları sürdürdü. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellla telefonla görüştü. Edinilen bilgilere göre, görüşmede Gül Powella, Rum tarafının manipülasyonuna gelinmemesi ve plandaki dengelerin değiştirilmemesi mesajını verdi. Powellında Türk tarafının tutumundan memnun olduğunu ve gereken katkıyı ya

Birincil hukuk güvencesi verilmediğini hatırlatan Adadaki kaynaklar, anlaşmaya hukuki koruma sağlamak için ABnin önerdiği uyum senedi formülünün ise bir geçerliliği olmadığını söylüyor. Avrupadaki uyum senedi uygulamalarını inceleyen Denktaşın danışmanları, senedin Avrupa mahkemelerince iptal edilebildiğini kaydetti.
Rum yöneti
Erdoğan: Tezlerimizi başarıyla savunduk
İsviçre'nin Burgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri süreci çerçevesinde Annan, tarafların değişiklik önerilerini dikkate alarak şekillendirdiği Kıbrıs planının son halini düzenlenen kapanış töreninde sundu.
Planın taraflara sunulmasıyla müzakere süreci resmen sona ermiş oldu.
Annan, İsviçre'nin Burgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin son akşamında, 48 saat boyunca tarafları dikkatlice dinleyip, plandaki gerekli değişiklikleri yaptığını ve metne nihai şeklini verdiğini kaydetti.
Annan, taraflara birer mektup göndererek, prosedürlerin ana çerçevesi hakkında bilgi verdiğini, bu bağlamda 24 Nisan'da adada referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.
Annan, Kıbrıs konusunda görüşme ve müzakere sürecinin sona erdiğini belirterek, tarafların önündeki iki seçeneğin ''ya çözümsüzlük ya da bu çözüm'' olduğunu söyledi.
''Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak'' diyen Annan, ''1960'dan daha iyi tasarlanmış bir devlet yönetiminin gündeme geldiğini, Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye planlandığı gibi girmesini umduğunu'' belirtti.
Tarafların önlerinde duran planın, ''geçen yılki plandan oldukça farklı olduğunu'' da dile getiren Annan, ''müzakere sürecinin bir futbol maçı olmadığını, amacın taraflardan birinin diğerine gol atması olmaması gerektiğini'' ifade etti ve her iki tarafın da ''kazançlı çıkacağı bir sonuç için çaba sarfedildiğini'' söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın öngördüğü işbirliği ve takvim doğrultusunda, hükümet olarak son şekli verilmiş Kıbrıs planının öngördüğü sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi.
Erdoğan, Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, Türk hükümetinin konuya ilişkin gerekli değerlendirmeleri yapacağını ve planın, öngörülen aşamada TBMM'ye sunulacağını
belirtti.Başbakan Erdoğan, Yunan ulusuna ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, ''Burgenstock'ta başlatılan barış yolunu beraber yürüyelim, gereken adımları beraber atalım'' çağrısında bulundu.
Erdoğan, Türkiye'nin yaklaşımının sürekli olarak ''kazan-kazan'' esası üzerinde
olduğunu belirterek, Türkiye olarak Kıbrıs konusunda başlattıkları inisiyatifi bu müzakerelerde de sürdürdüklerini söyledi.
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, aslında bu müzakerelerde kaybeden olmadığını ve ''al-ver'' hesabı gibi bir mantıkla hareket edilmediğini kaydetti.
Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerinin başarılı bir şekilde savunulmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin, Kıbrıs siyasetini, sürecin her aşamasında devletin tüm kurumlarıyla gerekli istişareleri yaparak, bir kollektif adım oluşturmak suretiyle yürüttüklerine dikkati çekti.
Erdoğan, Türkiyenin garantörüğünün muhafazasında da ısrarlı olduklarını ve bunu sağladıklarını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, Yunan ulusu ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, ''Burgehnstock'ta başlatılan barış yolunu berebar yürüyelim. Gereken adımları birlikte atıyoruz, birlikte atalım'' çağrısında bulundu.
KARAMANLİS: MAALESEF, ÜZERİNDE UZLAŞILMIŞ BİR ÇÖZÜME ULAŞMAK MÜMKÜN OLMADI
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Burgenstock'da üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi.
Karamanlis, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.
Karamanlis, ''Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüme ulaşmanın imkansız olduğu ortaya çıktı. Şimdi Kıbrıs halkı ve siyasi liderliği son kararı verecek. Bu kararı sorumluluk duygusu ve ileri görüşlülükle alacakları kanısındayım'
' dedi.Yunanistan'ın, görüşmeler sırasında planının mümkün olan en üst düzeyde geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştığını belirten Karamanlis, bu çabanın, özellikle planın ABnin müktesabatına ve temel prensiplerine uyumu üzerinde durulduğunu vurguladı.
DE SOTO
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto, sabah saat 02.00de yaptığı açıklamada geçiş sürecinin 30 aydan 2 aya indirildiğine dikkat çekti.
Türk tarafının derogasyonlar konusundaki endişesinin giderildiğini kaydeden De Soto, Verhugenin AB Konseyine bir belge sunarak antlaşmanın desteklenmesini isteyecek dedi.
HALKIN SESI 01/04/2004
Denktaş: Heyetin imza yetkisi yok
Kıbrıs zirvesini Lefkoşadan izleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Şu ana kadar aldık-verdik diyecek halimiz yok. Son pazarlıklar yapılıyor. Umarım sonuç hüsran olmaz dedi.
Türk tarafının taleplerinin esasını oluşturan birincil hukuk konusunda hala daha teminat alınamadığını, Türk ve Yunan heyetleri arasında devam eden garantilerle ilgili görüşmelerin kopma noktasına geldiğini, Türk tarafı leyhine düzenlemelere Rumların itiraz ettiğini belirten Denktaş, Son pazarlıklar yapılıyor, sonucu bekleyelim diye konuştu.
Müzakere yöntemine ve ABın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugena yönelik eleştirilerini de tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, kimsenin referandum için imza vermeye yetkisi olmadığını da kaydetti.
DENKTAŞ GÜNLERDEN SONRA...
Annan planına ilişkin son düzenlemelerin ardından iki günden beri tüm ısrarlara rağmen basına açıklama yapmayan Cumhurbaşkanı Denktaş, son pazarlıkların yapıldığı bugün Lefkoşadan sert açıklamalar yaptı. Saat 16.00da Cumhurbaşkanlığında günlerden beri açıklama bekleyen basının karşısına çıkan Denktaş, müzakereler devam ederken konuşmayı zararlı bulduğu için açıklama
yapmadığını söyledi. Denktaş, bugün açıklama yapma gereğini duymasını ise, ABın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugenın İsviçredeki KKTC heyetine yönelik baskılarından kaynaklandığını söyledi.OLUMLU HAVA ALDATICI...
İsviçre zirvesinde KKTCyi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyetle devamlı temas halinde çalıştıklarını ve heyetin planda iyileştirme için yoğun bir çalışma yaptığını söyleyen Denktaş, Bugüne kadar fazla konuşmayı zararlı bulduk. Ama son günlerde herşey iyi g
idiyor, her istediğimizi aldık diye yönlendirici haberler gelmeye başladı. Bu aldatıcı bir yaklaşım dedi.Çetin pazarlıkların hala devam ettiğini belirterek, Bu ana kadar ne alınan, ne verilen var. Çünkü bizim istediğimiz ve aldık diye gösterilen herşeyi Rumlar reddetmektedir diyen Denktaş, Planın son şeklini yarından sonra göreceğiz ve ona göre bakacağız dedi.
En hayati konuyu oluşturan birincil hukuk konusundaki taleplerinin henüz teminata bağlanmadığını söyleyen Denktaş, Türkiye ile Yunanistanın garantiler konusunda anlaştıklarına ilişkin haberlerin de doğru olmadığını kaydetti. Denktaş, Daha pürüzler var. Hatta galiba bu konudaki görüşmeler kesildi ifadelerini kullandı.
REFERANDUM İÇİN İMZA YETKİSİ YOK
Cumhurbaşkanıu Denktaş, İsviçredeki taraflardan referandum için imza istendiğinin hatırlatılarak, KKTCden giden heyetin imza yetkisi var mı diye sorulması üzerine de şunları söyledi:
Hayır yetkileri yok, benim de yok. Esasen imzalamaya bir neden yok. Zaten referanduma sunacağız, anlaşmanın esası o...Her taraf imza ederse her taraf bu anlaşmayı kabul etmiş gibi görünecek. Halbuki taraflar arasında antant kalınmış birşey yok. Dolayısıyla neyi imza edecek...Bu luzumsuz bir gayret, luzumsuz bir bağlantı...
Denktaş, imza talebi kamuoyunu yönlendi
rmeye yönelik bir operasyon mu diye sorulunca da, Öyledir. İşte imzaladılar, gene maşallah, inşallah, imza da atıldı, bu iş bitti...Büyük bir oyun oynanıyor. Yine bozguncu diyecekler ama bütün metodoloji insanları kandırma esası üzerine kuruldu. Baskıyla istedikleri sonucu almak için gayret sarfediliyor. Kendi istediklerini kabul ettirmek için insanlarımızı da günlerce oralarda tuttular....diye konuştu.YÖNTEM YANLIŞ
Görüşme yöntemine ilişkin eleştirilerini de tekrarlayan ve baskı yöntemiyle anlaşma olamayacağını söyleyen Denktaş, Dünyanın hiç bir yerinde kavganın esasını halletmeden ve kavgayı daha da kızıştıracak mal-mülk problemleri bırakarak bu kadar aceleyle biraraya getirme çabası görülmüş şey değil. Eminim Sayın Annan da bu gidişata şaşmaktadır. Çünkü ayrılık hala 180 derecedir dedi.
VERHEUGEN NAZİ SUBAYI GİBİ
Denktaş, ABın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugenı da Rumlardan yana tavır takınmakla ve Türk tarafını tehdit etmekle suçladı.
Verheugen için, Bir diplomata yakışmayan şekilde bağıra çağıra bizim insanımızın üzerine Nazi subayı gibi yürümektedir. Bu diplomasiye uymayan büyük bir kabalıktır diyen Denktaş, Bu görüşmelerde söz söyleme hakkı yok. Söz söyleme, karışma hakkını kim verdi.... Hangi hakla benim insanlarımın üzer
ine yürüyor, bar bar bağırıyor...Bunlar ayıptır ve bu kadar tarafgirlik olmaz ifadelerini de kullandı.Denktaş, Verheugenın derogasyonlarla ilgili bu sabahki açıklamasının anımsatılması üzerine de, Bu adamın söylediğine kulak vermeyin. Biz hukukçulardan aldığımız neticeyi insanlarımıza duyurduk. Verheugenın söyledikleri doğru değil, kandırmacadır. Tutamayacağı sözler vermektedir. Zaten birkaç ay sonra görevde olmayacak ve ondan sonra geriden bakıp bize gülecek diye konuştu.
İŞ REFERANDUMA KALACAKSA KAL
ACAK ANCAK..."Cumhurbaşkanı başka bir soru üzerine de, dördüncü Annan Planındaki unsurların değişmemesi halinde referandumda hayır kampanyası başlatmaktan başka seçenek bulunmadığını söyledi. Denktaş, tarafların mutabık kalmayacağı bir metni referanduma götürmenin etik olmayacağını da belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bu konuda şunları söyledi:
İş, zaten referanduma kalacaksa kalacak. Bu, planın içerisinde vardır ve bunu kabul ettik. Ama referanduma gitmesi için tarafların mutabık kalması da etiktir, gereklidir, hak ve adaletin gereğidir. Tarafların mutabık kalmadıkları bir planı, hayır ben referanduma bunu sunacağım diye sunmak ve ondan sonra taraflar üzerinde baskı kullanarak, tehdit yaparak, evet demezseniz şu olur, bu olur demek, kavgayı yenide
n Kıbrısta başlatmak demektir...Denktaş, Eğer, sizin söylediğiniz gibi, tarafların mutabık kalmadığı bir anlaşmanın referanduma götürülmesi durumunda siz meydanlara çıkıp görüşlerinizi savunacak mısınız? şeklindeki soru üzerine, Tabiatıyla savunacağım, kim ne derse desin savunacağım diyerek, şöyle konuştu:
Tabiatıyla savunacağım. Bu, halkımızın geleceğidir, bu aynı zamanda Türkiyenin Kıbrısla olan ilişkilerinin sona ermesi meselesidir. Tabiatıyla savunacağım, kim ne derse desin savunacağım.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Eğer sizin söylediğiniz sorunlar çözülmezse bu noktada referandumda hayır kampanyası da yapacak mısınız? şeklindeki soruya karşılık da Mecburum, görevim budur dedi.
METNİ REFERANDUMA GÖTÜRMEME İHTİMALİ NEDİR?
Denktaş, Ortaya çıkacak metni referanduma götürmeme ihtimali olabilir mi, bunu bu çok kısa süreçte nasıl görüyorsunuz? sorusunu ise, İki taraf, Türk ve Rum tarafları bir araya gelir ve bu gidişat ne senin ne de benim işime yarıyor noktasına varırlarsa, Genel Sekretere gidilerek, referandumu erteleyiniz, biz Kıbrısta görüşmeye devam edelim ve görüşmeler sonunda ne olacaksa olsun derler şeklinde yanıtlayarak, Zoraki evlenmeye mecbur değiliz, evliliği bozan hususlar ortadan kalkmadan diye konuştu.
GÖRÜŞ AYRILIĞI YOK
Cumhurbaşkanı başka bir soruya karşılık da, Bürgenstocktaki Türk görüşmeci heyetiyle KKTC heyeti arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığını vurgulayarak, Uyum içerisinde çalışıyorlar dedi.
HALKIN SESI 01/04/2004
Referandum 24 Nisanda!..BM Genel sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta müzakere sürecinin resmen sona erdiğini belirterek, 24 Nisan'da adanın her iki tarafında referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi. Kıbrıs görüşmelerinin son akşamında, 48 saat boyunca tarafları dikkatlice dinleyip, plandaki gerekli değişiklikleri yaptığını ve metne nihai şeklini verdiğini kaydeden Annan, taraflara birer mektup göndererek, prosedürlerin ana çerçevesi hakkında bilgi verdiğini söyledi. Annan, artık liderlerin önlerine konan paketi değerlendireceklerini ve son kararı Kıbrıs halklarının vereceğini belirtti. Annan, liderlerin halklarına kılavuzluk etme ve onları Plan hakkında bilgilendirme çağrısında da bulundu. Bu noktadan sonra kararı halkların vereceğini belirten Annan, "Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak" diyen Annan, "1960'dan daha iyi tasarlanmış bir devlet yönetiminin gündeme geldiğini, Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye planlandığı gibi girmesini umduğunu" belirtti. Tarafların önlerinde duran planın, "geçen yılki plandan oldukça farklı olduğunu" dile getiren Annan, "yapılan spekülasyonların, planın olumlu yönlerinin gözden kaçmasına neden olduğunu" söyledi. Planın daha basit ve adaletli mülkiyet haklarını, daha işler hükümet sistemi ve kurucu devletler için daha iyi koruma ve güvenlik unsurları içerdiğini dile getiren Annan, planda geçiş dönemine ilişkin düzenlemeler de olduğunu ve bu düzenlemelerin işe yarayacağını belirtti. Planın tüm tarafların belli tavizlerde bulunmasını öngördüğünü ancak herkesin temel endişelerinin büyük ölçüde dikkate alındığını ifade eden Annan, Rumların hatırı sayılır miktarının evlerine dönebileceklerini, bu kapsama dahil olmayanlar için de telafi edici önlemler alındığını belirtti. Annan, plan uyarınca bazı Kıbrıslı Türklerin de yerlerinden edilmelerinin söz konusu olduğunu ancak bu kişilerin sayısının beklenenin altında olacağını kaydetti. Adadaki askeri güçlerin zaman içinde 1960 öncesindeki gibi mütevazi rakamlara düşeceğini bildiren Annan, iki federe devletten oluşacak Kıbrıs'ta tarafların kendi yönetimlerinden sorumlu olacaklarını belirtti. Planı "adil" olarak niteleyen Annan, "Geçmişte birçok fırsat kaçırıldı. Sizlere çağrıda bulunuyorum, bir kez daha aynı hatayı yapmayalım. Birleşik Kıbrıs Devleti için bu şansı yakalayalım" dedi.
Nihai Planda Neler Değişti?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın dün taraflara sunduğu nihai planda bazı değişiklikler oldu.
Bu değişiklerin çoğunlukla Türk tarafı lehine olduğu söylenirken, ilk belirlemelerde şu hususlar dikkat çekti.
1- Türk askeri sonsuza kadar Kıbrısta kalacak.
2- Tüm tapulu Rum mallarının üçte biri sahibine devredilecek. Geri kalan takas ve tazminatla çözülecek.
3- Derogasyonlar konusunda 9 Nisana kadar görüşmeler sürdürülecek, Avrupa Birliğinin ara formülü Uyum Senedi/Yasası ile anlaşmanın Avrupa Birliği hukuku yoluyla delinmesinin önüne geçilecek.
4- YeniDÜZENin geçtiğimiz hafta yayınladığı, yani 3üncü Annan Planındaki harita aynen kalıyor. Üzerinde spekülasyonlar yapılan Karpazda yeni bir toprak tavizi yo
k.5- Planda bir yanlışlık sonucu Rum tarafına bırakılan Lefke Üniversitesi arazi ve binaları, yeniden Türk yönetiminde...
YENIDUZEN 01/04/2004
BÜRGENSTOCK NOTLARI... BÜRGENSTOCK NOTLARI...
Kıran kırana pazarlık!
YeniDÜZEN - ÖZEL
Annan Planının 4. versiyonunda tarafların beklentileri arasında denge kurulduğuna inanan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, planın son halini almadan önce ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellı arayarak ABD desteğini cebinde tutmak istedi. Gül, Colin Powella Bu süreci iyi niyetle başlatan biziz ve iyi niyetimiz sürüyor. Beklentilerimiz konusunda gereken desteğin verilmesini istiyoruz. Bu d
oğrultuda, plandaki dengelerin değiştirilmemesi için siz de devrede olun mesajı iletti. Powellın da Gülü Türk tarafının herhangi bir umut kaybına uğramaması gerekir. Siz de çözüm umudunuzu bizim gibi son ana kadar koruyun sözleriyle umutlandırdığı belirtildi.Türkiye ve Yunanistan Dışişleri bakanları Abdullah Gül ile Petros Moliviatis, dün başbaşa görüştü. Görüşme talebinin Abdullah Gülden çıktığı belirtilirken, 15 dakika süren görüşmede Gülün Moliviatise 40 yıllık sorunu, anlaşma niyetimizi ortaya koyarak göstereceğiz. Sizin de, bizim de bu niyeti göstermememiz için hiçbir neden yok. Anlaşırsak, herşey daha kolay olacak mesajı verdiği kaydedildi. Gülün görüşlerini paylaşan Moliviatisin görüşmeyi Bugünü kimse unutmayacak. Bakalım, gün içinde daha neler yaşayacağız sözleriyle tamamlaması dikkat çekti.
Türk tarafının Annan Planının AB hukukunun değişmez yasası haline gelmesi ve planın son versiyonunda ciddi değişikliklerin olmamasına yönelik yürüttüğü mücadeleyi engellemek için Yunanistan heyeti son dakikaya kadar uğraştı.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis önce İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawu arayıp, ardından Rum lider Tassos Papadopulos ve ABnin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen ile biraraya gelip, Kıbrısta derogasyonların kalıcı olmaması gerektiğini öne sürdü. Moliviatis daha sonra da ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantin Stefanopulos ile eski başkanlar Kostas Simitis ve Konstantin Mitsotakis ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Telefon görüşmelerinde Moliviatisin gönderdiği tüm mesajlar; Türk tarafının bizden daha çok kazanmasını önleyelim çağrısı üzerine yoğunlaştı.
Annana yoğun baskı
Dışişleri bakanları düzeyinde yaşanan kıran kırana diplomasi savaşı, başbakanlar düzeyinde de şiddetini yitirmedi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, planın son hali üzerindeki değerlendirmelerini almak üzere tarafları ayrı ayrı görüşmeye çağırdıktan sonra başbakanların diplomasi savaşı da başlamış oldu.
Annan, ilk olarak Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile biraraya geldi. Karamanlisin Annana, anlaşmanın AB hukukunun değişmez maddesi olmasına ve derogasyon adı verilen sınırlamaların da kalıcı olmasına Yunanistanın kesinlikle karşı olduğunu söylediği öğrenildi.
Annan, daha sonra sırasıyla Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulos, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ile biraraya geldi. Tayyip Erdoğan, Annan ile görüşmesine girmeden önce KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile son kez bir durum değerlendirmesinde bulunmayı tercih etti.
İsviçrede Kıbrıs için yaşanan gerginli final gününe AB Komisyonu Başkanı Romano Prodinin Brükselde yaptığı açıklama da bomba gibi düştü. Prodi, Annan Planınındaki sınırlamaların kalıcı olmayacağını açıklarken, Yunanistan hükümet sözcüsü Theodoros Rusopulos Rum medyasına Burada anlaşma olmaz. Anlaşma ihtimali çok zayıf açıklaması yaptı. Rusopulos Yunan hükümetinin anlaşmadaki derogasyonların kalıcı olmaması yönünde
hükümetinin politikasının kesin olduğunu da sözlerine ekledi.Dün de gün boyunda spekülasyonlar bitmedi!.. Masada Karpaz pazarlığı yapıldığı, Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugenin bu yönde Türk tarafına baskı yaptığı söylendi, ancak yalanlandı...
Öğlen saatlerinden itibaren ise yoğun bir görüşme trafiği başladı.
Papadopulos-Annan, Talat-Annan görüşmelerinden sonra Kıbrıs Türk ve Türkiye heyetleri bir araya geldi...
Daha sonra TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan buluştu. Uzun süreli bu toplantılarda taslaktaki son rötuşlar da gündeme geldi. Bu toplantılar sonrasında tepki veren Rum tarafı oldu ve değişiklikler bizim açımızdan tatmin edici değil açıklamasını yaptı.
Son 24 saat telefon görüşmeleri, pazarlıklar, diplomasi trafiği ve taktik savaşı olarak geçti. Ve Bürgenstocktaki son gece, önceden planlandığı gibi gece yarısında son buldu!..
Kazanan sadece barış değil, bir kez daha tüm dünyaya eşsiz bir tanıtım yapan turizm merkezi Bürgenstockta olmuştu!..
YENIDUZEN 01/04/2004
Erdoğan: İmzalarım!..
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Kıbrıs müzakerelerinin tamamlanmasının ve BM Genel Sekreteri Kofi Annanın planının son şeklini taraflara sunmasının ardından yaptığı açıklamada Biz bu planı imzalarız.Bu yola iyi niyetle çıktık, sonucunu almak istiyoruz dedi. Erdoğan Türkiyenin adil ve kalıcı çözümden yana olduğunu vurgulayarak Biz bu planı 4 tarafın İsviçrede imzalamasını istedik, telep ettik, ama Rum ve Yunan tarafının olumsuz tutumu nedeni ile bu olmadı. Daha sonra buna gerek olmadığı anlaşıldı. diye konuştu. Türk taraflarının daha önceden hazırlanan ve BMye iletilen taleplerini anlatan Erdoğan Amaç Birleşik Kıbrıs C
umhuriyetinin kurulmasıdır. Biz Türkiye olarak gelin barış yolunu birlikte yürüyelim çağrısında bulunuyoruz diye konuştu.YENIDUZEN 01/04/2004
Denktaş hayır dedi
HAYIR KAMPANYASI BAŞLATACAKMIŞ...Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Annanın sunduğu son planda Türk tarafı için olumsuz unsurların değişmediğini belirterek, mevcut haliyle referanduma götürülmesi halinde hayır kampanyası başlatmaktan başka çare olmadığını söyledi
VERHEUGENİ YERDEN YERE VURDU...Denktaş, ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugenın görüşmelere Rum tarafı adına katılmasını da sert bir biçimde eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Annanın sunduğu son taslakta Türk tarafı için olumsuz olan unsurların değişmediğini söyledi. Garantiler konusunda görüşmelerin tıkandığını belirten Denktaş, planın ABnin birincil hukuku haline getirilmesi konusunun da çözüme kavuşmadığını ifade etti.
Rauf Denktaş, BMnin Kıbrıs sürecinde uyguladığı yöntemin dünyanın hiçbir yerinde uygulanmadığını söyledi ve Bütün metodoloji halkı kandırmak üzerine dedi. Cumhurbaşkanı, Verilen mücadele devletin halkımızdan alınması, egemenliğin ortadan kaldırılması ve Türk askerinin Adadan atılmasıdır diye konuştu.
Tarafların mutabık kalmayacağı bir metni referanduma götürmenin etik olmayacağını anlatan Denktaş, dördüncü Annan Planındaki unsurların değişmemesi halinde hayır kampanyası başlatmaktan başka seçeneği olmadığını söyledi.
"Verheugen Nazi Generali gibi"
ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugenın görüşmelerde Rum tarafı adına masaya oturmasını da eleştiren Denktaş şöyle konuştu: Verheugen İsviçreye gidip Rumlardan yana ağırlığını koyuyor. Türk tarafını tehdit ederek Rum tarafının hakkını yiyorsunuz diyor. Nazi generali gibi insanlarımıza bağırıp çağırarak, istediğini elde
etmeye çalışmaktadır. Bu kadar tarafgirlik olmazYENIDUZEN 01/04/2004
Son söz halkın
İsviçre'deki tarihi Kıbrıs zirvesi sona erdi ve Annan Planı, son şeklini aldı. BM genel sekreteri, taraflardan planı, 24 Nisan'da yapılmasına karar verilen referanduma sunmalarını istedi...
Son söz halkın
ANNAN: HALKA KILAVUZLUK EDİN... BM Genel Sekreteri Kofi Annan, altı haftalık müzakere maratonuna son noktayı koydu. 24 Nisan'da yapılacak referandum öncesi liderleri uyaran Annan, "Halka kılavuzluk edin, geçmişin acılarını yaşatmayın" mesajını verdi. Annan, Kıbrıs konusunda görüşme ve müzakere sürecinin sona erdiğini belirterek, tarafların önündeki iki seçeneğin "ya çözümsüzlük ya da bu çözüm" olduğunu söyledi
ERDOĞAN: MÜKELLEFİYETLERİ YERİNE GETİRMEYE HAZIRIZ... TC Başbakanı Erdoğan, planın son şeklinin taraflara sunulmasından sonra düzenlediği basın toplantısında, takvim doğrultusunda bu anlaşmanın öngördüğü mükellefiyetleri yerine getirmeye hazır olduklarını vurguladı. Erdoğan, Yunan ulusuna ve Kıbrıs Rumlarına d
a seslenerek, "Burada başlatılan barış yolunu birlikte yürüyelim. Gereken adımları birlikte atalım" dedi"REFERANDUMA DESTEK VERECEĞİZ"... 24 Nisan'daki referanduma destek verip vermeyeceği sorulan Erdoğan, "Tabii. Açık ve net söyleyeyim. Biz bu yola iyi niyetle çıktık, bu yolun neticesini almak isteriz" dedi. Erdoğan, Denktaş'la ilgili olarak da, "O, ailenin sahibi. Gönlümüzde ayrı yeri var" demekle yetindi
ANNAN'A, VERHEUGEN'E VE TÜM TARAFLARA TEŞEKKÜR... Erdoğan: BM genel sekreterine ve yardımcılarına çabaları için teşekkür ediyorum. Konferansa katılan AB Komiseri Verheugen'e ve tüm taraflara teşekkür ediyorum. Dünya siyasetinde önemli konumdaki devlet başkanları da bize yardımcı oldu. Onlara da özellikle teşekkür ederim
KARAMANLİS: MAALESEF ANLAŞAMADIK... Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Bürgenstock'ta üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi. Karamanlis, Bürgenstock'ta 24 Mart'tan bu yana süren Kıbrıs görüşmelerinin sona ermesinden sonra basına kısa bir açıklama yaparak,
bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını belirttiPOWELL'DAN NİHAİ METNE DESTEK... ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu nihai metni desteklediklerini söyledi ve uzlaşmaya varan tarafları kutladı. Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunanistan'ı, görüşmelere "yapıcı katkıları"ndan ötürü tebrik etti
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son halini taraflara sundu. İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri süreci çerçevesinde Annan, tarafların değişiklik önerilerini dikkate alarak şekillendirdiği Kıbrıs planının son halini düzenlenen kapanış töreninde sundu. Planın taraflar
a sunulmasıyla müzakere süreci resmen sona ermiş oldu. Türk tarafı, planın sunulmasından önce bunu imzalamaya hazır olduğunu BM yetkililerine bildirmesine karşın Rum tarafı imzalamamakta direndi. Bunun üzerine BM Genel Sekreteri Annan, kapanış seremonisinde taraflardan imza istemedi.İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sürecinin kapanış töreninde konuşan ve planın son şeklini taraflara sunan Annan, dörtlü müzakereleri yürüten taraflara ve sürece verdiği destekten ötürü AB'ye teşekkür etti ve planın ana hatları hakkında bilgi verdi.
Referandum 24 Nisan'da
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta müzakere sürecinin resmen sona erdiğini belirterek, 24 Nisan'da adanın her iki tarafında referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.
Annan, İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin son akşamında, 48 saat boyunca tarafları dikkatlice dinleyip, plandaki gerekli değişiklikleri yaptığını ve metne nihai şeklini verdiğini kaydetti.
Annan, taraflara birer mektup göndererek, prosedürlerin ana çerçevesi hakkında bilgi verdiğini, bu bağlamda 24 Nisan'da adada referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.
Annan, 6 haftalık istişare ve müzakere döneminin sona erdiğine işaret ederek, artık liderlerin önlerine konan paketi değerlendireceklerini ve son kararı Kıbrıs halklarının vereceğini belirtti. Annan, liderlerin halklarına kılavuzluk etme ve onları plan hakkında bilgilendirme çağrısında da bulundu.
İki seçeneğiniz var, çözüm ya da çözümsüzlük
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs konusunda görüşme ve müzakere sürecinin sona erdiğini
belirterek, tarafların önündeki iki seçeneğin "ya çözümsüzlük ya da bu çözüm" olduğunu söyledi.
İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sürecinin kapanış töreninde konuşan ve planın son şeklini taraflara sunan Annan, bu noktadan sonra kararı halkların
vereceğini kaydetti.
"Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak" diyen Annan, "1960'dan daha iyi tasarlanmış bir devlet yönetiminin gündeme geldiğini, Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye planlandığı
gibi girmesini umduğunu" belirtti.
Tarafların önlerinde duran planın, "geçen yılki plandan oldukça farklı olduğunu" da dile getiren Annan, "müzakere sürecinin bir futbol maçı olmadığını, amacın taraflardan birinin diğerine gol atması olmaması gerektiğini" ifade etti ve her iki tarafın da "kazançlı çıkacağı bir sonuç için çaba sarf edildiğini" söyledi.
"Spekülasyonlar, planın olumlu yönlerinin
gözden kaçmasına neden oluyor"
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs müzakere sürecinde taraflara sunulan nihai metnin, önemli bir fırsat olduğunu belirterek, "yapılan spekülasyonların, planın olumlu yönlerinin gözden kaçmasına neden olduğunu" söyledi.
Planın daha basit ve adaletli mülkiyet haklarını, daha işler hükümet sistemi ve kurucu devletler için daha iyi koruma ve güvenlik unsurları içerdiğini dile getiren Annan, planda geçiş dönemine ilişkin düzenlemeler de olduğunu ve bu düzenlemelerin işe yarayacağını belirtti.
Planın tüm tarafların belli tavizlerde bulunmasını öngördüğünü ancak herkesin temel endişelerinin büyük ölçüde dikkate alındığını ifade eden Annan, Rumların hatırı sayılır miktarının evlerine dönebileceklerini, bu kapsama dahil olmayanlar için de telafi edici önlemler alındığını belirtti.
Annan, plan uyarınca bazı Kıbrıslı Türklerin de yerlerinden edilmelerinin söz konusu olduğunu ancak bu kişilerin sayısının beklenenin altında olacağını kaydederek, tarafların "tecrit edilmekten kurtulup AB çatısı altında bir araya geleceklerini" söyledi ve sürecin uluslararası camia tarafından da tam olarak desteklendiğini söyledi.
Adadaki askeri güçlerin zaman içinde 1960 öncesindeki gibi mütevazı rakamlara düşeceğini bildiren Annan, iki federe devletten oluşacak Kıbrıs'ta tarafların kendi yönetimlerinden sorumlu olacaklarını, federal hükümetin işleyişine ilişkin de bazı mekanizmaların öngörüldüğünü belirtti.
"Yeniden birleşmenin çok kolay olacağını kimse iddia etmiyor, hatta belki bunun bedeli zaman zaman düşündüğümüzden daha pahalı olacak" diyen Annan, planı "adil" olarak niteledi ve gelecek için güvenli bir çerçeve oluşturulduğunu kaydetti. Annan, planın en iyi barış, istikrar ve refah düzeyini sağlayacağına inandığını da belirtti ve son olarak şunları kaydetti:
"Geçmişte bi
rçok fırsat kaçırıldı. Sizlere çağrıda bulunuyorum, bir kez daha aynı hatayı yapmayalım. Birleşik Kıbrıs Devleti için bu şansı yakalayalım."Bu arada, Annan, planını taraflara sunarken, salonda öncekilerden farklı şekilde, ilk kez AB Komisyonu'na da bir masa ayrıldı. Törende AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günther Verheugen temsil etti.
Erdoğan: Bu yola çıktık, netice almak isteriz
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti hükümetinin Kıbrıs konusunda çözüm politikasından yana olduğunu başından bu yana söylediğini hatırlattı. Türk tarafının her zaman adada kalıcı ve adil bir barıştan yana olduklarını ifade ettiklerini belirten Erdoğan, "Bütün eylemlerimiz bu ifadelerimize uygun olarak gelişti" dedi.
Türk milletine de seslenen Erdoğan, "Milletimize ait bu irade milletimizin ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. 24 Nisan'daki referanduma destek verip vermeyeceği sorulan Erdoğan, "Tabii. Açık ve net söyleyeyim. Biz bu yola iyi niyetle çıktık, bu yolun neticesini almak isteriz" dedi. Erdoğan, De
nklaş'la ilgili olarak da, "O ailenin sahibi. Gönlümüzde ayrı yeri var" demekle yetindi.Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerinin başarılı bir şekilde savunulduğunu belirten başbakan, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki milli siyasetinin "kazan- kazan" anlayışına göre sürdürüldüğünü ifade etti.
Siyasetlerini sürecin tüm aşamasında devletin tüm kurumları ile ortak akıl oluşturmak suretiyle oluşturduklarını belirten Erdoğan şöyle devam etti:
"Bu doğrultuda Kıbrıs Türk halkının varoluş davasını ve Türkiye'nin tezlerini etkili bir şekilde savunduk. Kıbrıs'ta iki ayrı halk ve iki ayrı demokrasi olduğunu hep vurguladık.
Türkiye'nin garantörlüğünde ısrarlı olduk ve bunu sağladık. Bu görüşmelere başından itibaren dışişleri bakanımızın başkanlığında geniş bir heyetle katıldık. Bu şamada adadaki iki taraf arasında BM genel sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde yoğun ve dolaylı müzakereler yapıldı. Türkiye ve Yunanistan bu müzakerelerde taraflara destek olmuşlardır. Neticede BM genel sekreteri müzakerel
erde varılan mutabakat ve neticeleri yansıtan plan üzerinde dördüncü revizyonu yaparak taraflara sundu.Görüşmelerin BM genel sekreterinin de hazır bulunduğu son 48 saatine ben ve sayın Karamanlis de katıldı. Gerek genel sekreterle, gerekse Karamanlis ile görüşmelerimiz oldu. Türk ve Yunan dışişleri bakanı arasında temas ve görüşmeler sık sık oldu. Bütün bu müzakereler yapıcı bir atmosfer içinde devam etti. Ülkemizin yaklaşımı hep kazan- kazan üzerine oldu. Biz Türkiye olarak Kıbrıs konusunda başlattığımız
inisiyatifi bu müzakerelerde de sürdürdük. Başbakanlar düzeyinde süren bu aşamada adil ve kalıcı çözüm bulunması amacıyla hazırlanan Annan Planı'nın nihai şekli 31 Mart'ta taraflara sunuldu."İmzadan "gerek yok" diye vazgeçildi
BM genel sekreterinin öngördüğü şekilde ortaya çıkan metni adadaki iki tarafın imzalaması ve Türkiye ve Yunanistan'ın buna destek vermesi niyetinde olduklarını ifade eden Erdoğan, son aşamada buna gerek olmadığı noktasından hareketle bundan vazgeçildiğini belirtti.
Erdoğan, müzakereler sonucunda üzerinde mutabık kalınan konuların planda yer almasına özen gösterildiğini belirterek, bunların bir kısmını şöyle özetledi:
İki kesimliliğin korunması
Adanın kuzeyindeki Kıbrıs Türk devletinin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması
Kıbrıs Türk toplumunun ulusal birliğinin korunması
Adadaki askerin Türkiye AB'ye tam üye olduktan sonra da kalması
Güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi
Kıbrıs Türklerinin refahı ve ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması
Adada yaşayan anavatan kökenli
lerin haklarının korunması"Müzakerelerde kaybeden yok
Erdoğan, müzakerelerde kaybeden taraf olmadığının altını çizdi. Al- ver hesabı mantığıyla hareket edilmediğini ifade eden başbakan, yıllara dayanan huzursuzluğun ortadan kaldırılarak adada yaşayanların "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" adı altında yaşamayı başlatmalarını başarmalarını istedi.
İlgili tarafların barış için BM genel sekreterinin ortaya koyduğu görüşte müşterek bir noktaya vardıklarını anlatan Erdoğan şunları söyledi:
"Biz bu anlayışın Türk- Yunan ilişkilerinde yaşanan yapıcı atmosferin bir gereği olduğunu ve bu ilişkilerin bundan sonra daha da geliştirilmesine, derinleştirilmesine olumlu katkıları olacağını düşünüyoruz.
Bürgenstock zirvesi ve gelişmeler, başta iki halk olmak üzere, Türkiye v
e Yunanistan arasındaki işbirliğini bir bütün olarak geliştirecektir. Takvim doğrultusunda bu anlaşmanın öngördüğü mükellefiyetleri yerine getirmeye hazırız.TBMM'ye de öngörülen aşamada gerekli sunum yapılacak. Kıbrıs'ta şu anda iki halk ve iki ayrı demokrasi vardır. Kıbrıs Türk halkı ve Rum halkı iradelerini referandumlarda ortaya koyacaklardır. Şüphesiz ki biz iki halkın referandum yoluyla ortaya koyacağı iradeye saygılı olacağız. Yunan ulusuna ve Kıbrıs Rumlarına seslenmek istiyorum. Burada başlatılan
barış yolunu birlikte yürüyelim. Gereken adımları birlikte atalım.Kıbrıs Türk ve Rum heyetlerinin de sonuç için yoğun çabaları olmuştur. Bu çabaların çözüm sürecine katkı olarak süreceğine inanıyorum. BM genel sekreterine ve yardımcılarına çabaları için teşekkür ediyorum. Konferansa katılan AB Komiseri Verheugen'e ve tüm taraflara teşekkür ediyorum. Dünya siyasetinde önemli konumdaki devlet başkanları da bize yardımcı oldu. Onlara da özellikle teşekkür ederim."
Karamanlis: Maalesef, üzerinde uzlaşılmış
bir çözüme ulaşmak mümkün olmadı
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Bürgenstock'ta üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi.
Karamanlis, Bürgenstock'ta 24 Mart'tan bu yana süren Kıbrıs görüşmelerinin sona ermesinin sonra basına kısa bir açıklama yaparak, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.
Kostas Karamanlis, "Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüme ulaşmanın imkansız olduğu ortaya çıktı. Şimdi Kıbrıs halkı ve siyasi liderliği son kararı verecek. Bu kararı sorumluluk duygusu ve ileri görüşlülükle alacakları kanısındayım" dedi.
Yunanistan'ın, görüşmeler sırasında Annan Planı'nın mümkün olan en üst düzeyde geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştığını belirten Karamanlis, bu çabanın, özellikle planın Avrupa Birliği'nin müktesebatına ve temel prensiplerine uyumu üzerinde durulduğunu vurguladı.
Karamanlis, Yunanistan'ın, New York'ta 13 Şubat'ta varılan bağlayıcı müzakere süreci çerçevesinde davrandığını belirterek, "Hükümetim, ülkemiz tarafından alınan yükümlüklerini yerine getirmiştir. Amacımız, Kıbrıs sorunun çözümüne katkıda bulunmak oldu.
Bu nedenle BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın davetine olumlu yanıt verdim" diye konuştu.
Görüşmeler süresince Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birçok kez bir araya gelme fırsatını bulduğunu da ifade eden Karamanlis, "Bu görüşmelerde, ikili ilişkileri geliştirme ve güçlendirmeye yönelik karşılıklı ve samimi niyetimizi teyit ettik" dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Powell, tarafları kutladı
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu "nihai metni desteklediklerini söyledi ve uzlaşmaya varan tarafları" kutladı.
Afganistan konferansı dolayısıyla Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunanistan'ı, görüşmelere "yapıcı katkıları"ndan ötürü tebrik etti.
Powell, "Nihai metni destekliyorum. Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemediği bir uzlaşma oldu" dedi.
KIBRIS 01/04/2004
"Verheugen, bir Nazi generali gibi insanımızın üzerine yürümektedir
Cumhurbaşkanı Denktaş, AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Verheugen'e veryansın etti
"Verheugen, bir Nazi generali gibi insanımızın üzerine yürümektedir"
AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'i Rumlardan yana tavır takınmak ve Türk tarafını tehdit etmekle suçlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, "Verheugen, bir diplomata yakışmayan şekilde bağıra çağıra bizim insanımızın üzerine Nazi generali gibi yürümektedir. Bu diplomasiye uymayan büyük bir kabalıktır" dedi
"Şu ana kadar aldık-verdik diyecek halimiz yok. Son pazarlıklar yapılıyor. Umarım sonuç hüsran olmaz" diye konuşan Denktaş, son günlerde basında "Her şey iyi gidiyor, her istediğimizi aldık" diye yönlendirici haberlerle olumlu hava yaratılmasının yanıltıcı olduğunu söyledi
İsviçre'de dün sonuçlanması beklenen Kıbrıs zirvesini Lefkoşa'dan izleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Şu ana kadar aldık-verdik diyecek halimiz yok. Son pazarlıklar yapılıyor. Umarım sonuç hüsran olmaz" dedi.
Türk tarafının taleplerinin esasını oluşturan "birincil hukuk" konusunda hala daha teminat alınamadığını, Türk ve Yunan heyetleri arasında devam eden garantilerle ilgili görüşmelerin kopma noktasına geldiğini, Türk tarafı lehine düzenlemelere Rumların itiraz ettiğini belirten Denktaş, "Son pazarlıklar yapılıyor, sonucu bekleyelim" diye konuştu. Denktaş, zirveyle ilgili olumlu hava yaratılmasının yanıltıcı olduğunu söyledi.
Denktaş, boşlukları doldurma yetkisinin İsviçre'deki tüm taraflarca BM Genel Sekreteri Annan'a bırakıldığını da söyledi.
Görüşme yönetimine ilişkin eleştirilerini de tekrarlayan ve taraflara baskı yapıldığını söyleyen Denktaş, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu komiseri Gunter Verheugen'i de "Türk tarafına yönelik baskılarından dolayı, Nazi generaline" benzetti.
Denktaş günlerden sonra...
Annan Planı'na ilişkin son düzenlemelerin ardından iki günden beri tüm ısrarlara rağmen basına açıklama yapmayan Cumhurbaşkanı Denktaş, son pazarlıkların yapıldığı dün, Cumhurbaşkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulundu.
"Müzakereler devam ederken konuşmayı zararlı bulduğu için" açıklama yapmadığını söyleyen
Denktaş bugün (dün) dün açıklama yapma gereği duymasını, AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'in İsviçre'deki KKTC heyetine yönelik baskılarından kaynaklandığını kaydetti.
"Olumlu hava aldatıcı"
İsviçre zirvesinde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyetle devamlı temas halinde çalıştıklarını ve heyetin planda iyileştirme için yoğun bir çalışma yaptığını söyleyen Denktaş, "Bugüne kadar fazla konuşmayı zararlı bulduk. Ama son günlerde 'Her şey iyi gidiyor, her istediğimizi aldık' diye yönlendirici haberler gelmeye başladı. Bu aldatıcı bir yaklaşı
m" diye konuştu.Çetin pazarlıkların hala devam ettiğini belirterek, "Bu ana kadar ne alınan, ne verilen var. Çünkü bizim istediğimiz ve aldık diye gösterilen her şeyi Rumlar reddetmektedir" diyen Denktaş, "Planın son şeklini yarından (bugünden) sonra göreceğiz ve ona göre bakacağız" dedi.
En hayati konuyu oluşturan "birincil hukuk" konusundaki taleplerinin henüz teminata bağlanmadığına
işaret eden Denktaş, Türkiye ile Yunanistan'ın garantiler konusunda anlaştıklarına ilişkin haberlerin de doğru olmadığını kaydetti. Denktaş, "Daha pürüzler var. Hatta galiba bu konudaki görüşmeler kesildi" ifadelerini kullandı.
Boşluklar, Annan'a bırakıldı
"Maalesef alışılagelmemiş bir şekilde ve çeşitli baskılar altında her taraf son sözü Annan'a bırakmış durumda. Annan'ın nasıl bir şekil vereceğini yarın göreceğiz" diyen Denktaş, kesin durum ortaya çıkmadan halkı hayale dayalı söylentilere kanmamaya çağırdı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:
"Verilen mücadele devletimizin altımızdan alınması, egemenliğimizin ortadan kalkması, Türkiye'nin adadan çıkması mücadelesidir. Bunların yerine ne alınacak, ne konacak çok iyi hesaplamamız gerekir. 60 binden fazla insanımız göçmen olur, bir o kadar Rum içimize gelir... Bunları hep neticeye göre konuşalım. Arkadaşlarımızın ga
yretleri sonucu ümit ederim hüsranla neticelenecek bir sonuç alınmaz...""Referandum için heyetin imza yetkisi yok"
Cumhurbaşkanı Denktaş, İsviçre'deki taraflardan referandum için imza istendiğinin hatırlatılarak, "KKTC'den giden heyetin imza yetkisi var mı" diye sorulması üzerine de şöyle konuştu:
"Hayır yetkileri yok, benim de yok. Esasen imzalamaya bir neden yok. Zaten referanduma sunacağız, anlaşmanın esası o... Her taraf imza ederse her taraf bu anlaşmayı kabul etmiş gibi görünecek. Halbuki taraflar arasında antant kalınmış bir şey yok. Dolayısıyla neyi imza edecek... Bu lüzumsuz bir gayret, lüzumsuz bir bağlantı..."
Denktaş, "İmza talebi kamuoyunu yönlendirmeye yönelik bir operasyon mu" diye sorulunca da, "Öyledir. 'İşte imzaladılar, gene maşallah, inşallah, imza da atıldı, bu iş bitti'... Büyük bir oyun oynanıyor. Yine 'bozguncu' diyecekler ama bütün metodoloji insanları kandırma esası üzerine kuruldu. Baskıyla istedikleri sonucu almak için gayret sarf ediliyor. Kendi istediklerini kabul ettirmek için
insanlarımızı da günlerce oralarda tuttular."diye konuştu."Yöntem yanlış"
Görüşme yöntemine ilişkin eleştirilerini de yineleyen ve baskı yöntemiyle anlaşma olamayacağını söyleyen Denktaş, "Dünyanın hiç bir yerinde kavganın esasını halletmeden ve kavgayı daha da kızıştıracak mal-mülk problemleri bırakarak bu kadar aceleyle bir araya getirme çabası görülmüş şey değil. Eminim Sayın Annan da bu gidişata şaşmaktadır. Çünkü ayrılık hâlâ 180 derecedir" dedi.
"Verheugen, Nazi generali gibi"
Denktaş, AB'nin genişlem
eden sorumlu komiseri Günter Verheugen'i Rumlardan yana tavır takınmak ve Türk tarafını tehdit etmekle suçladı.Verheugen için, "Bir diplomata yakışmayan şekilde bağıra çağıra bizim insanımızın üzerine Nazi generali gibi yürümektedir. Bu diplomasiye uymayan büyük bir kabalıktır" diyen Denktaş, "Bu görüşmelerde söz söyleme hakkı yok. Söz söyleme, karışma hakkını kim verdi.... Hangi hakla benim insanlarımın üzerine yürüyor, bar bar bağırıyor...Bunlar ayıptır ve bu kadar tarafgirlik olmaz" ifadelerini de kul
landı.Denktaş, Verheugen'in derogasyonlarla ilgili dün sabahki açıklamasının anımsatılması üzerine de, "Bu adamın söylediğine kulak vermeyin. Biz hukukçulardan aldığımız neticeyi insanlarımıza duyurduk.
Verheugen'in söyledikleri doğru değil, kandırmacadır. Tutamayacağı sözler vermektedir. Zaten birkaç ay sonra görevde olmayacak ve ondan sonra geriden bakıp bize gülecek" diye konuştu.
KIBRIS 01/04/2004
Taraflar bu fırsatı kaçırırsa, tarih onları olumlu yargılamayacak
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrıs müzakerelerini, adadaki sorunun çözümü için tarihi bir fırsat olarak nitelendirdi:
Taraflar bu fırsatı kaçırırsa, tarih onları olumlu yargılamayacak
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrıs müzakerelerini, adadaki sorunun çözümü için tarihi bir fırsat olarak nitelendirdi ve "Taraflar bu fırsatı kaçırırsa tarih onları gelecekte olumlu yargılamayacak" dedi.
Prodi, Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox, AB dönem başkanı İrlanda Başbakanı Bertie Ahern ile ortak basın toplantısı dü
zenledi.Basın toplantısında Kıbrıs müzakerelerine de değinen Prodi, taraflara esnek olmaları çağrısında bulundu.
"Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin ilk defa bu kadar somut ve olumlu bir ortam yakalandığını" ifade eden Prodi, "Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini" söyledi.
Ayrıcalık başka ülke için de yapıldı
Prodi, bir soru üzerine, "Müzakereler sonunda bir kazanan veya kaybeden olacak diye bakmamalı, önemli olan sorunun çözümü ve sınırların kalkması" dedi.
"Varılacak anlaşmada Kuzey Kıbrıs'a bazı istisnalar sağlanmasının AB müktesebatına aykırı olup olmayacağı" yolundaki bir soru üzerine ise Prodi, "Varılacak anlaşmayla tarihi bir dönemece girilecek. Önemli olan bu fırsatın kaçırılmaması. AB, bu fırsatın kaçırılmaması için elinden gelen her t
ürlü yardımı yapmaya hazır. Ayrıca, bu yeni bir uygulama değil. Örneğin, Malta için de kalıcı istisnalar yapılmıştı" diye konuştu.AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in önceki gün Strasbourg'da AB Komisyonu üyelerini Kıbrıs müzakereleri konusunda bilgilendirdiğini ve daha sonra tekrar İsviçre'ye döndüğünü hatırlatan Prodi, "AB Komisyonu, müzakerelere arabulucu olarak değil, çözüme katkıda bulunmak için orada bulunuyor. Verheugen ile, AB Komisyonu'nun, BM Genel Sekreteri Kofi Annan
'a tam destek mesajını gönderdim" dedi.Prodi, "Tarafların sağlayacağı anlaşmanın AB üyesi ülkelerin parlamentoları tarafından da onaylanıp onaylanmayacağına" ilişkin soru üzerine ise bu konunun AB hukuk uzmanları tarafından incelenip araştırıldığını söyle
di.KIBRIS 01/04/2004
Rumlar adayı paylaşmak istemiyor
Kıbrıs müzakerelerinde Rum - Yunan tarafının itirazları nedeniyle anlaşma sağlanamayınca, BM Genel Sekreteri Kofi Annan plana son halini vererek referanduma götürmeleri için dün gece taraflara sundu. Başbakan Tayyip Erdoğan, Annan'a "Türk tarafının bu planla yaşayabileceğini ve gerekirse referanduma götürülmesi için imza atabileceğini" söyledi. Ancak Rum - Yunan tarafı istemediği için görüşmeler imza atılmadan sona erdi. Son söz Kıbrıs'ta iki halka kalırken, dünya ilk kez Rumların adayı paylaşmak istemediği gerçeğine tanık oldu.
Annan'a hayır
Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye ve Yunanistan ile adadaki Türk ve Rum taraflarının katılımıyla İsviçre'nin Bürgenstock tatil köyünde 24 Mart'tan bu yana süren görüşmeler dün geceyarısından sonra sona erdi. Annan'dan 29 Mart'ta taslağı alan taraflar önceki gün ilettikleri değişiklik taleplerinin plana girebilmesi için 48 saat boyunca BM, AB, ABD ve birbirleriyle büyük bir pazarlığa girdile
Annan: Aynı hata bir daha yaşanmasın
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, saat 00.45'te, KKTC Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'na sadece isimleriyle hitap ettiği konuşmasında "planın iki halka anlatılmasını ve bir daha aynı hatanın yaşanmamasını" istedi. Annan, şunları söyledi: "Şimdi karar alma ve eyleme geçme zamanı. Önünüzde değiştirilmiş, nihai bir metin var. Pla
n çok daha adil bir mülkiyet sistemi, kurucu devletler için daha iyi güvenceler içeriyor. Müzakere süreci bir futbol maçı değildir. Mesele bir tarafın diğerine gol atması, birinin kazanması, diğerinin kaybetmesi değildir. Her iki tarafın da kazanmasıdır. İnanıyorum ki başarılı olduk.'Bizden bu kadar'
Başbakan Erdoğan, Rumlar'ın Karpaz ısrarı karşısında BM Genel Sekreteri Annan'a "Bizden daha fazlasını beklemeyin" dedi...
AB baskısıyla devreye sokulan Karpaz ısrarı karşısında Erdoğan, Annan'a "Bizden daha fazlasını beklemeyin" mesajını iletti. Rumlar'ın sürekli itirazlarına karşın Türk heyeti sessiz tavrını sürdürürken Erdoğan, değişiklikleri anlatan Annan'la görüşmesinden tatmin olarak ayrıldı.
Erdoğan: İmzalayalım
Taraflardan İsviçre'den ayrılmadan "planı referanduma götüreceklerine" dair imza isteyen Annan'a Erdoğan "Biz hazırız" karşılığını verdi. Ancak Rumlar'ın itirazı üzerine imza koşulundan vazgeçildi.
Bürgenstock'taki Rum heyetine göre ilk kez genel hava Türkiye aleyhinde değildi. Yunan ve Rum gazetecilerin birleştikleri ortak nokta "sonuç ne olursa olsun bu işten Türkiye'nin kazançlı çıktığı" şeklinde oldu. Dünkü sonuç Türk heyetinde ise, "Başta BM olmak üzere herkes ilk kez Rumların uzlaşmaz olduğunu yakından gördü" diye özetlendi.
Tam garanti zorda
Annan'ın İsviçre'de verdiği ilk taslağı beğenen Türkiye açısından en büyük sıkıntıyı AB'nin anlaşmanın delinmemesi için garanti vermemesi oluşturdu. İsviçre'de bulunan Verheugen, Ankara'nın, "Anlaşmanın tüm AB ülkelerinin parlamentolarınca onaylanarak birincil hukuk haline getirilmesi" şartına bir günlüğüne gittiği Strasbourg'dan olumlu yanıt getirmedi. AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin de benzer bir açıklama yapması rahatsızlığı arttırdı.
Türkiye'nin tek tek ülke onayları kadar güçlü olmasa da AB tarafından önerilen "uyum senedi" önerisini kabul ettiği, ancak ulusal parlamentolarda onaylanma yolundaki arayışını da sürdürme kararlılığında olduğu öğrenildi.
Dengeli plan
Annan'ın planın son halinde mal - mülk değişimi ve tazminatlar konusunda Türkiye lehinde düzeltme yapması dikkat çekti. Annan, Erdoğan'la yaptığı görüşmeden sonra Yunan - Rum taraflarıyla bir görüşme daha yaptı. Bu görüşmede Rumları tatmin edici birkaç son dakika düzeltmesi yapıldığı ileri sürüldü.
Türk tarafı, "plan lehinizde, taviz verin" baskısının gerçekçi olmadığını belirterek, "Bizi iki kesimlilik ve siyasi eşitlik konusunda ne kadar tatmin ettilerse, onları da ortak devletin organlarının çalışması konusunda o kadar tatmin ettiler" değerlendirmesini yaptı.
Müzakereler sırasında Türk ve Yunan tarafları ABD ve AB'yi kendi lehlerine çevirebilmek için sürekli temasta bulundular. Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'la telefonla görüşürken, Karamanlis ve Papadopulos önce İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, bir saat sonra da Powell'ı aradılar. Ancak iki ismin de Karamanlis'e anlaşma için elinden geleni yapması çağrısında bulunması Yunan tarafında hoşnutsuzluk yarattı. Annan, planı sunmadan yarım saat önce Türk ve Yunan başbakanları ile yaptığı toplantıda 24 Nisan'da referanduma gidecek planın kabul edilmesi için taraflardan gayret göstermelerini istedi.
Pazarlıkta uzlaşma sağlanamayınca Annan, planda ufak değişiklikler yaparak 22.30'da taraflara sundu. Yunan - Rum kesimi razı olmadığı için imza atmayan taraflar, olağanüstü bir gelişme olmazsa, planı adada referanduma sunmak zorundalar.
Yeni devlet 25 günde kurulacak
8 NİSAN: Taraflar ortak Merkez Bankası üyelikleri için isimleri BM'ye bildirecek. 9 NİSAN: Annan İsviçre'de talep ettiği imzaları alamazsa, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, referandum sonucu "evet" çıkarsa iç hukuk sistemlerini tamamlayıp anlaşmayı onaylayacaklarına ilişkin bir belgeyi imzalayacak. 10 NİSAN: Türk tarafı Türkiye kökenlilerden oluşan 45 bin kişilik listeyi BM'ye verecek. 16 NİSAN: Referandum sonrasında kurulacak hükümet
in yapısı ve çalışanlarının belirlenmesi. 20 NİSAN: Türk ve Rum taraflarında referandum. (Tarih birkaç gün ileri alınabilecek. 22 NİSAN: İki taraftan da "evet" çıkarsa ortak devletin iki aylık geçici yönetiminin eşbaşkanlıkları ve geçici parlamentosunun üyelerinin isimleri BM'ye verilecek. 25 NİSAN: Kurulan Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (BKC) dünyaya ilanı. 1 MAYIS: BKC'nin AB'ye tam üyeliğiMILLIYET 01/04/2004
Sonuna kadar 'evet'
İsviçre'den ayrılmadan önce, planın kabul edilmesi için çalışacakları mesajı veren Başbakan Erdoğan, anlaşmanın, AB'nin birincil hukuku haline getirileceğini söyledi. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, toplantıdan gergin ayrıldı
UTKU ÇAKIRÖZER Burgenstock
Başbakan Erdoğan, İsviçre'den ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, bugün özel gündemle toplanacak MGK'dan önce, planın kabul edilmesi için çalışacakları mesajını verdi.
"Şunu söylemeden edemeyeceğim. Metni adadaki İki tarafın imzalamasını, Türkiye ve Yunanistan'ın da desteklemesi görüşünde olduk. Fakat sonunda gerek olmadığı anlayışından hareketle bundan vazgeçildi" diyen Erdoğan, anlaşmanın, AB'nin birincil hukuku haline getirileceğini de söyledi. Başbakan, "tüm kurumlarla istişare halinde" yürütülen müzakerede sağlanan kazanımları şöyle sıraladı. "Bunların bir kısmını özetleyecek olursak; anlaşmanın AB birincil hukuku haline getirilmesi, iki kesimliliğin korunması, adanın kuzeyindeki devletin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması, Türk toplumunun ulusal birliğinin korunması, adadaki askerimizin Türkiye AB'ye tam üye olduktan sonra da kalması, güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs Türkü'nün ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması, adada yaşayan anavatan kökenlilerin haklarının korunması."
Al-ver mantığı yok
Müzakerede kaybeden olmadığını belirtirken, "Al - ver hesabı gibi bir mantıkla hareket edilmemiştir" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şimdi takvim doğrultusunda anlaşmanın öngördüğü mükellefiyetleri yerine getirmeye hazırız. Konu üzerinde Türkiye'de hükümetimiz tarafından gerekli değerlendirmeler yapılacak ve TBMM'ye de sunulacaktır. İki halk, iradesini referandumlarda ayrı ayrı ortaya koyacaklar."
Erdoğan, referandumdan kabul sonucu çıkması için çalışacaklarının mesajını da İsviçre'de verdi. "24 Nisan'daki referandumdaki evet diyecek misiniz" sorusu üzerine "Tabii, şunu açık net söyleyeyim, biz bu yolculuğa iyi niyetle çıktık, bu yolculuğun neticesini de almak isteriz" diyen Erdoğan, "evet" oyu için çalışacaklarını açıkladı. Başbakan, "Verheugen'e de teşekkür ettiniz, ancak Denktaş'a etmediniz" anımsatması üzerine, gülümseyerek, "O zaten ailenin sahibi. Gönlümüzde onun özel yeri var. Evin sahibi o" dedi.
Erdoğan, "Değerli dostum Kostas'ı daha fazla bekletmeyeceğim" diyerek konferans salonundan ayrıldı. Erdoğan'ın neşeli tavrına karşın gergin olduğu dikkat çeken Yunanistan Başbakanı Karamanlis de, açıklamasında hedeflerinin iyileştirilmiş ve AB müktesebatına uygun bir anlaşma olduğunu söyledi.
"Maalesef tarafların anlaşabileceği bir çözüm sağlanamadı. Bundan sonra karar Kıbrıs Rum kesimi ve halkının" diyen Kostas Karamanlis, soruları yanıtlamadan salondan ayrıldı. Bu arada, referandumun Türk tarafının isteği üzerine 24 Nisan'a ertelendiği belirtildi.
MILLIYET 01/04/2004
AB, sabır testi yapıyor
AB, görüşmelerde taraf olmamasına rağmen haddini aşan önerilerde bulunarak Türk tarafını kızdırdı
Güven Özalp Brüksel
Annan
'ın şantajı Rumları zora soktu
De Soto: Haritada değişiklik yok
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, haritada değişiklik olmadığını açıkladı. Referandumlardan olumsuz sonuç çıkması durumu için "Halklar egemendir. BM Güvenlik Konseyi'nin, AB'nin, tüm dünyanın mantıklı ve geçerli bulduğu bu zemin üzerinden uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?" yorumu
nu yaptı. De Soto, "Sadece Rumlar, 'hayır' derse ne olacak?" sorusuna, "Herşey geçersiz olacak" yanıtını verdi. Bir Rum gazetecinin "Anlaşma birincil hukuk mu?" sorusuna, "Çok yorgunum hatırlamıyorum" diyen De Soto, süreç içinde 100 bin Rum'un yer değiştirebileceğini söyledi. Bu rakam içinde, Rum tarafına devredilecek topraklara döneceklerin de yer aldığı yorumu yapıldı. Anlaşmada "kalıcı derogasyon" bulunmadığını kaydeden De Soto, iki tarafın da kazançlı çıkacağını ve Kıbrıslı Türklerin tecritten kurtulacağını belirtti.Ankara'dan olumlu mesaj
Başbakan Erdoğan, planın son halinde yapılan değişikliklerden büyük ölçüde tatmin oldu. Ancak Rumlar karşı çıkınca, imza töreni yapılmadı
BÜRGENSTOCK, İsviçre
HASAN CEMAL 01/04/2004 MILLIYET
Kıbrıs'ta bir taraf reddederse, plan sona erer
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, adada ayrı ayrı yapılacak referamdulardan birinde reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini kaydetti.
De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Konuşmasında Annan'ın sözlerini yineleyen ve Kıbrıs'ta tarafların ''çözümsüzlük ile
Annan son sözü söyledi: ''Ya çözümsüzlük ya da bu çözüm''
De Soto
: İki taraf da somut kazanımlar elde etti
01/04/2004 MILLIYET
Erd
oğan: Kıbrıs'ta sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız
'Kıbrıslı Türkler kendi yönetimlerine sahip olabilecek'
24 Nisan'da referandum yapılması öngörülüyor...
CNN'in Kıbrıs yorumu: ''Karamanlis ve Rumlar daha hevessiz''
ABD'nin CNN haber televizyonu, Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği haberinde, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Kıbrıs Rum tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın referanduma götürülmek üzere sunduğu nihai plana ilişkin Türk tarafına oranla ''daha az hevesli'' olduğunu belirtti.
CNN'in internet sayfasında yayımlanan haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bürgenstock görüşmelerinin sonunda yaptığı açıklamada, ''Bu yo
The Guardian
İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesi, Kıbrıs'ta tarafların prensipte uzun süreli bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak istediklerini, ancak sorunun çözümlenememesinin hala bölgeyi sarsacak sonuçlar doğurabileceğini yazdı.
The Guardian başyazarı, sorunun çözümünün tarafların tümü için belli avantajlar getirdiğini örneklerle açıklarken, bir diplomatın İsviçre'deki süreci, ''B
Washington Post: Rum-Yunan tarafı daha inatçı tutum sergiledi
KKTC basını: Son söz halkın... Bu iş tamam...
KKTC basını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, İsviçre'nin Burgenstock kasabasında dün gece tamamlanan Kıbrıs zirvesinin sonunda, nihai planını taraflara sunmasını, ''son söz halkın'' ifadeleriyle duyurdu.
İsviçre'de kıran kırana pazarlık yaşandığını yazan gazeteler, Annan'ın dün gece yarısı nihai planını taraflara sunduğunu ve ref
Kıbrıs'ta referandum
24 Nisan'da
Kıbrıs için diplomas
i
TAHA AKYOL MILLIYET 01/04/2004
Şampanya ve kebap
Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomides'e göre Annan dördüncü planı ile "Türk tarafına 5 yıldızlı otelde ikamet kuponu ve şampanya ikram etmiş... Rum tarafına ise kahve ve sandviç..." Peki Türk tarafı bu ikramı ne yapacak?
Cevap:
"Ret..."
Neden:
"Erdoğan ve Gül alkol kullanmadıkları için şampanya içmezler."
O halde anlaşma yatıyor mu?
Kıbrıs Rum Kesimi basını ise 4. Annan planını şöyle tanımlıyor:
"Türk tarafına Kıb
Son nokta...
BU satırlar yazılırken, Bürgenstock'ta, tam bir kargaşa ve belirsizlik hüküm sürüyordu. İsviçre kasabasında günlerdir yapılan çetin pazarlıkların sonunda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, daha önce New York'ta belirlenen takvime göre, gün içinde kendi adını taşıyan planına "son nokta"yı nasıl koyacağı dahi belli değildi...
Eğer şimdiye kadar ısrarla sürdürülen süreçte ve yöntemde bir değişiklik olmayacaksa, bundan sonra dördüncü ve "son aşama"ya girilmesi, yani Annan planının 20 Nisan'da referanduma sunulması gerekiyor.
Dün akşama kadar gelen haberler, Rum tarafının planın dördüncü versiyonuna karşı tavır aldığı, hele Rum halkının refera
Bundan iyisi, KKTC'nin bağımsızlığıdır
BURGENSTOCK
MILLIYET MEHMET ALI BIRAND 01/04/2004
Denktaş'tan 'hayır' iması
Kesin kararını arkadaşlarıyla birlikte planın tamamını inceledikten sonra yarın açıklayacağını belirten Denktaş, "Mühim olan benim değil, halkın vereceği karardır" dedi.
Denktaş, Annan Planı'nın tamamını inceledikten sonra yarın kararını açıklayacağını bildirdi. İsviçre'den çıkan belgenin ilk incelemesinde "evet" demenin mümkün olmadığını fakat İsviçre'den gelecek heyetle yapılacak tetkik sonrası sağlıklı bir karar verileceğini söyledi. Denktaş, İsviçre'den bir uzlaşma çıkmadığını belirterek, referandum konusunda sıkıntı olduğunu kaydetti.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Şu ana kadar incelediğimi kadarıyla bu belgeye evet demek mümkün değil ama İsviçre'den gelen arkadaşlarla yapılacak tetkik sonucu daha sağlıklı bir karar vermek mümkün olacaktır" dedi. Denktaş, gazetecilerin ısrarlı soruları karşısında bir gün daha sabredilmesini isteyerek, yarın yapılacak tetkiklerin ardından tavrının netleşeceğini söy
ledi.Denktaş, İsviçre görüşmelerini değerlendirdiği basın toplantısında, Türkiye ile Yunanistan ve KKTC ile Rum kesimi arasında bir mutabakata varılmadığına dikkat çekerek "Üzerinde mutabakat olmayan bir belgeyi referanduma sunmakla nasıl bir sonuç alınacağı konusunda sanırım Genel Sekreter bilgi sahibidir" dedi.
Denktaş, konu hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılması için süre isteyerek şöyle konuştu:
"Arkadaşlarımızla bir değerlendirme yapacağız, bundan sonra halkımıza daha salim bir görüş sunacağız. Önemli olan mal-mülk konusuna nasıl bakıyorlar, harita bizi nasıl perişan ediyor, göçmenler konusu, siyasi haklar ve eşitliğimiz nasıl korunuyor ve Türk garantisi devam ediyor mu."
Denktaş, AB Komisyonu Başkanı Prodi'nin derogasyonların kalıcı değil geçici olabileceğini söylediğini belirterek "Bütün bu hususları soğukkanlı değerlendirmemiz gerekiyor" dedi.
Denktaş, bir soru üzerine, KKTC lehine değişiklikler de yapıldığını kabul ederek, bu konuların değerlendirilebilmesi için gazetecilerden süre istedi. Referandum konusunda son kararı tetkikler yapıldıktan sonra verileceğini vurgulayan Denktaş, "Şu an evet diyecek bir durum görmüyorum ama arkadaşlarımızla tetkik yapacağız" dedi.
(aa)
HURRIYET 01/04/2004
Arınç: Diplomaside başarı sağlandı
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs konusunda varılan noktanın olumlu olduğunu belirterek, ''İlk kez Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı'' dedi.
Arınç, TBMM Kulisi'nde gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Varılan noktanın olumlu olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
''İlk kez Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı. Toplumlararası görüşmeler başladı, daha sora diğer aşamalar geçildi. Türkiye'nin atak, kararlı ve dinamik yapısı sadece kendi bölgemizi değil, bütün dünyayı etkiledi. Türkiye bu dinamik tavrıyla söz sahibi olduğunu ve sorunları çözmek istediğini gösterdi, sorunların uzlaşma ve diplomasi yoluyla nasıl çözülebileceğin
i ortaya koydu. Bence takdir edilmesi ve sevinilmesi gereken en büyük olay budur.''(aa)
HURRIYET 01/04/2004
Plan tamamdır
Ferai TINÇ/BÜRGENSTOCK
İsviçrede Kıbrıs masasından çözüm isteyen taraf olarak kalktık. Yunan ve Rum tarafı ise son anda ikna edilebildi. Son sözü,
24 Nisandaki referandumda Kıbrıs halkı söyleyecek.
Bürgenstocktaki tarihi Kıbrıs görüşmelerinde BM Genel Sekreteri Annan hazırladığı son planı dün gece yarısı taraflara sundu. Plan 24 Nisanda Kıbrısın her iki kesiminde referanduma götürülecek.
Planın adil ve kalıcı olduğunu söyleyen Annan, tarafların uzlaşıp uzlaşmadığı konusunda bilgi vermedi. Ancak ABDli bir kaynak, her iki tarafın da plan üzerinde anlaşmaya vardığını açıkladı.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan dün gece, kalan son
HURRIYET 01/04/2004
Karamanlis: Çözüme ulaşmak mümkün olmadı
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Bürgenstock'da üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.
Karamanlis, Bürgenstock'ta 24 Mart'tan bu yana süren Kıbrıs görüşmelerin sona ermesinin sonra basına kısa bir açıklama yaparak, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.
Kostas Karamanlis, ''Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüme ulaşmanın imkansız olduğu ortaya çıktı. Şimdi Kıbrıs halkı ve siyasi liderliği son kararı verecek. Bu kararı sorumluluk duygusu ve ileri görüşlülükle alacakları kanısındayım'' dedi.
Yunanistan'ın, görüşmeler sırasında Annan planının mümkün olan en üst düzeyde geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştığını belirten Karamanlis, bu çabanın, özellikle planın Avrupa Birliği'nin müktesabatına ve temel prensiplerine uyumu üzerinde durulduğunu vurguladı.
Karamanlis, Yunanistan'ın, New York'ta 13 Şubat'ta varılan bağlayıcı müzakere süreci çerçevesinde davrandığını belirterek, ''Hükümetim, ülkemiz tarafından alınan yükümlüklerini yerine getirmiştir. Amacımız, Kıbrıs sorunun çözümüne katkıda bulunmak oldu. Bu nedenle BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın davetine olumlu yanıt verdim'' diye konuştu.
Görüşmeler süresince Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birçok kez bir araya gelme fırsatını bulduğunu da ifade eden Karamanlis, ''Bu görüşmelerde, ikili ilişkileri geliştirme ve güçlendirmeye yönelik karşılıklı ve samimi niyetimizi teyit ettik'' dedi. (aa)
HURRIYET 01/04/2004
Referandum süreci başladı artık son söz halkın
Ömer BİLGE / BÜRGENSTOCK
Güvenlik Konseyine bugün sunulacak
BM Genel Sekreteri Annan, 19 Şubattan bu yana taraflar arasında görüşülen planın son halini BM Güvenlik Konseyine bugün rapor halinde bildirecek.
Siyasi partiler tutum belirleyecek
Türk ve Rumlar, referanduma kadar nasıl tavır takınacaklarını belirleyecek. Siyasi partiler, evet ya da hayır yönünde tutum belirleyecek.
Merkez Bankası başkanı seçilecek
9 Nisana kadar taraflar yeni devletin Merkez Bankası Başkanı ile yönetim kurulunu atayacak. Bu tarihe kadar yapmazlar ise, BM atama yapacak.
Garantörlerden onay gelecek
9 Nisana kadar garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, planın referanduma götürülmesini Bakanlar Kurulu kararıyla onaylayacak.
24 Nisanda referandum
Taraflar, 24 Nisanda eş zamanlı olarak Annan planını referanduma götürecek. Hem plana, hem de AB üyeliğine giriş onayı sorulacak ve her ikisine sadece bir kez evet ya da hayır sorusu sorulacak.
Evet çıkarsa
Taraflar iki gün içinde, yeni federal devletin geçiş döneminde görev alacak eş başkanları, bakanları, yüksek mahkeme üyelerini BMye bildirecek. Bildirmez ise, isimleri BM Genel Sekreteri ya da temsilcisi belirleyecek.
Hayır çıkarsa
Taraflardan biri, planı referanduma götürmeme kararı alırsa, siyasi sonuçlarına da katlanacak.
1 Mayıs AB üyeliği
1 Mayıs 2004te AB, yeni Kıbrıs Cumhuriyetini 9 yeni ülkeyle birlikte tam üye olarak alacakl. Avrupa Birliği böylece 25 üyeli bir birlik olacak.
HURRIYET 01/04/2004
Güney Kıbrısta hayır havası esiyor
BÜRGENSTOCKtaki pazarlık dün son saatlerine yaklaşırken, Güney Kıbrısta esen hayır havası da iyice şiddetlendi. Güneydeki Baf kentinde okul çocukları bile dün sokaklara dökülüp Annanın yeni plan taslağına hayır gösterileri yaptılar. Planın yeni halini ihanet ve Türklere satış diye tanımlayan kalabalık öğrenci grubu, baştan beri birleşmeye karşı olan Baf Piskoposu Hırisostomosa bir hayır dilekçesi
sundular. Hırisostomos çocuklara hitaben konuşmasında Bu plan uygulamaya konulduğu takdirde çökecektir. Şimdi artık gururla hayır deme hakkı halkın elindedir. Türkler ayrıca işgalin bedelini de bize ödeyecekler dedi.HURRIYET 01/04/2004
Anlaşma Karpaz v
e ABye takıldıNur BATUR/BÜRGENSTOCK
BÜRGENSTOCKtaki Kıbrıs Konferansının son gününde, Annan planı KKTCnin Karpaz bölgesi ile ABnin hukuk garantisine kilitlendi. ABnin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatise anlaşmanın sınırlayıcı maddelerine süreklilik garantisi vermeyeceği vaadinde bulundu. Ardından Yunanistan hükümet sözcüsü Theodoros Rusopulos, Göründüğü kadarıyla anlaşma olasılığı çok zayıf açıklamasını yaptı. Rumlar, Türkiyenin kesinl
ikle kabul etmeyeceğini bile bile son dakikada masaya Karpazı sürdüler: Karpazı verin kısıtlamaları kabul edelim dediler. BM Genel sekreteri Kofi Annan bile Rumların istediğine şaşırdı. Böylece, pazarlık kilitlendi. Ancak Annan, BM Güvenlik Konseyini 2 Nisandan toplantıya çağırınca Rumlar ve Yunanistan üzerindeki baskı ağırlaştı. Konsey planı kabul ederse, Rumlar 1974den bu yana ilk kez istemedikleri bir Konsey kararıyla karşı karşıya kalacaklar.HURRIYET 01/04/2004
Şimdi hedef referandum
BM Genel S
ekreteri Annan, Kıbrıs halklarının onayına sunulacak olan planı taraflara sundu. Türk tarafı masadan oldukça memnun ayrılırken, Rum tarafı planı beğenmedi. Referandum 24 Nisan'da yapılacak01/04/2004 RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ, YORGO KIRBAKİ
'Ya bu çözüm ya da...'
Rumlar alkışlamadı
Metne giren yenilikler
Annan'ın önerileri
Karpaz pazarlıkları
Son ana dek kıran kırana
01/04/2004
RADİKAL
- BÜRGENSTOCK - Bürgenstock'ta dün kıran kırana diplomasi savaşı yaşandı. Rum tarafı AB, Türk tarafı ise ABD 'atını' öne sürdü. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD'li muhatabı Colin Powell'ı arayıp "Bu süreci iyi niyetle başlatan biziz ve iyi niyetimiz sürüyor. Beklentilerimiz için gereken desteğin verilmesini istiyoruz. Plandaki dengelerin değiştirilmemesi için devrede olun" dedi. Powell, "Türk tarafının herhangi bir umut kaybına uğramaması gerekir. Çözüm umudunuzu bizim gibi son ana dek koruyun" yanıtını verdi.Annan'dan BM şantajı
Denktaş: Kıbrıs elden gidiyor
Verheugen'e 'Nazi subayı' yakıştırması yapan Denktaş, Annan Planı'na karşı kampanya başlatacağını ilan etti
01/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nın 4. versiyonuna temkinli yaklaşımını, dün Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in Kapraz'ın Rumlara verilmesi önerisi üzerine terk edip, "Kıbrıs elden gidiyor" dedi. Verheugen'i 'Nazi generaline' benzeten Denktaş, "Hiçbir yetkisi yokken AB adına İsviçre'ye giden Verheugen, Türk tarafına akıl almaz baskı yapmakta. Bir Nazi generali, çavuşu gibi insanlarımıza bağırıp çağırarak, istediğini elde etmeye çalışmaktadır" diye konuştu.'Derogasyon yoksa, gerisi laf'
'Halkımız çocuk değildir, aptal değildir'
'Verheugen Türk düşmanı'
'KKTC heyetinin imza yetkisi yok'
AB, Rum
tarafının Truva atı olduRumların devreye soktuğu Verheugen, Türklere verilen istisnaları fazla bulmakla kalmadı, 'Karpaz'ı Rumlara verin' önerisi getirdi
01/04/2004 RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
Türkçe beş yıl sonra
Yunanistan'ı ikna edin
Powell: Plan iki taraf için de adil
01/04/2004 RADIKAL
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referanduma götürülmek üzere sunduğu son çözüm metninin iki taraf için de adil olduğunu ve ABD'nin, bu ay yapılacak Kıbrıs'a yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini s
öyledi.De Soto: Bir taraf reddederse, plan sona erer
01/04/2004 RADIKAL
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, adada ayrı ayrı yapılacak referamdulardan birinde
reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini söyledi.
De Soto, müzakerelerin yapıldığı İsveçre'nin Bürgenstock kasabasında düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sor
Erdoğan: Kaybeden yok
01/04/2004 RADIKAL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin müzakerelerdeki yaklaşımının sürekli olarak 'kazan-kazan' esası üzerine kurulduğunu belirterek, Kıbrıs konusunda başlattıkları inisiyatifi İsviçre'de de sürdürdüklerini söyledi.
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, aslında bu müzakerelerde kaybeden olmadığını ve ''al-ver' hesabı gibi bir
mantıkla hareket edilmediğini kaydetti. Erdoğan, "Bizim yaklaşımımız, sadece yıllara dayalı olan huzursuzluğun ortadan kaldırılarak, artık adadaki tüm yaşayanların
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında yeni bir yaşam süre
KKTC basını: Bu iş tamam
01/04/2004 RADIKAL
KKTC basını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında dün gece tamamlanan Kıbrıs zirvesinin sonunda, nihai planını taraflara sunmasını, 'son söz halkın' başlıklarıyla duyurdu.
İsviçre'de kıran kırana pazarlık yaşandığını yazan gazeteler, Annan'ın dün gece yarısı nihai planını taraflara sunduğunu ve referadumun 24 Nisan'da yapılacağını belirtti. Kıbrıs gazetesi, 'Son Söz Halkın' başlığını kullandığı manşet haberinde, Annan'ın, 'halka klavuzluk edin', Başbakan R
Denktaş: Benim değil, halkın ne diyeceği önemli
01/04/2004 RADIKAL
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planında yapılan değişiklikleri incelediğini belirterek, "Şimdiki halimle plana 'evet' denilecek bir şey görmediğini' söyledi.
Annan planının son durumuyla ilgili ilk değerlendirmesini yapan Denktaş, kendisinin 'evet' ya da 'hayır' demesinini
önemli olmadığını, halkın 'evet' ve 'hayır' demesinin önemli olduğunu, bunun için de halkın her şeyi bilmesi ger
Armudun sapı, üzümün çöpü
İsmet Berkan01/04/2004 RADIKAL
Önce başlıktaki deyişi anlatayım. Avrupa Birliği'nin 1999 Helsinki zirvesinde Türkiye'ye tam üye adaylığı resmen verildi. Ama bazı şartlarla. Zamanın hükümeti bu şartlardan ötürü tereddüde düştü. Dışişleri Bakanı
İsmail Cem ve bakanlığı, Başbakan Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcıları Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz, Hüsamettin Özkan'dan oluşan zirveye teklifi reddetmeyi önerdi. Başbakan da mü
Kıbrıs'ta çözümden kimin, ne çıkarı var?
Murat YetkinÇözümü en az istey
en taraf Rumlar. Kıbrıs çözülürse AB, ABD ve Rusya da rahatlayacak01/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs konusunun bu kez bir uzlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağını görmek için fazla zaman kalmadı. Ankara ortaya çıkan son durumu değerlendirmek için bugün Milli Güvenlik Kurulu'nu yeniden toplarken, konuyla ilgili bütün başkentlerde de benzeri değerlendirmeler yapılacak. Bu aşamada Kıbrıs'ta uzlaşmaya dayalı, adil ve kalıcı bir çözümden kimin, ne gibi beklentisi olduğunu bir kez daha özetlemekte yarar var.
KIBRIS RU
Eski hatalar yolu kesti
Erdal GüvenTürk tarafı, Kıbrıs'ta çözüm için İsviçre'de varılan anlaşmayı derogasyonlara (istisnalar) feda etmedi. Annan'a 'Evet' dedi. İsviçre'den Rum tarafı sıkıntılı, Türk taraf tatmin olmuş ayrılıyor
01/04/2004 RADIKAL
BÜRGENSTOCK - Kopenhag ve Lahey'de yapılan hatalar Bürgenstock'ta Türk tarafını zora soktu. Annan'ın önceki gün sunduğu anlaşma taslağından genel olarak memnun kalan Türk tarafı, buna karşılık AB'yi anlaşmayı 'birincil hukuk' haline getirmeye ikna etme çabasından sonuç alamadı. Hal böyle olunca anlaşmadaki derogasyonlar Türk tarafının umduğu ölçüde 'hukuki güvence'ye alınamıyor. Türkiye anlaşmaya ek o
larak onaylanacak AB Konseyi'nin 'uyarlama sözleşmesi' diye nitelediği yarı hukuki yarı siyasi güvenceyle yetinmek durumunda kalacak. Bu durumda Türk tarafının kaygısı, anlaşma referendumlarda kabul edilse bile öngörülen derogasyonların Avrupa mahkemelerine götürülme olasılığının ortadan kalkmaması.AB'nin son sözü
Türk tarafının kaygıları...
| Denktaş: Evet demem mümkün değil |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde bir anlaşma olmadığını, mutabakat olmayan bir belgenin referanduma götürüleceğini belirtti. Denktaş mevcut haliyle planı kabul edilemez buldu. |
|
Lefkoşa |
|
1 Nisan 2004 BM Genel Sektereteri Kofi Annanın taraflara nihai planını sunmasının ardından ilk değerlendirmesini NTVye yapan Denktaş, Kıbrıs Türkü lehine de bazı değişiklikler olduğunu, ancak bunların yeterli olmadığını dile getirdi. |
|||
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Taraflar arasında bir anlaşmaya varılamamıştır. Üzerinde mutabakata varılamayan bir belge ile referanduma gitmenin sonucu ne olur bilemem değerlendirmesinde bulundu.
Referandumla ilgili kararını, KKTC heyetinin bu gece Adaya dönmesinin ardından detaylı bir değerlendirmenin sonucunda vereceğini belirten Denktaş, Haksızlık yapmak istemem, İsviçredeki Türk heyetinin girişimleri sonucunda lehimize yapılan değişiklikler de var diye konuştu
| Kıbrısta son kararı halk verecek | ||
|
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, referanduma sunulacak nihai planı taraflara sundu. Türk tarafı planın son şeklinden memnun kalırken, Rum tarafı tatmin olmadı. Son kararı referandumda Kıbrıs haklı verecek. |
||
|
Bürgenstock |
||
|
1 Nisan 2004 Başbakan Erdoğan, nihai metne imzaya hazır olduğunu, ancak tarafların buna gerek görmediğini söyledi. Yunanistan Başbakanı Karamanlis ise planın son şeklinin Rum tarafının beklentilerini karşılamadığını açıkladı. |
BM Genel Sekreteri Kofi Annan yaptığı konuşmada, müzakere sürecinin sona erdiğini ve referandumun 24 Nisanda yapılacağını duyurdu. BM Genel Sekreteri 48 saat boyunca tarafları dinlediğini ve plana son şeklini verdiğini ifade etti. Bundan sonra kararı Kıbrıs halkı verecektir diyen Kofi Annan, bu süreçte halkın liderlerin değerlendirmeler
ine bakacağını belirtti.Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak diyen Annan, liderlerin geçmişteki hataları tekrarlamamalarını istedi. Planın adil olduğunu söyleyen Kofi Annan, tarafların eşit ortaklıkta bir araya geleceğini anlattı.
ERDOĞAN VE KARAMANLİSİN AÇIKLAMALARI
Başbakan Erdoğan, Kofi Annanın taraflara nihai planı sunması nedeniyle yapılan törenin ardından basın toplantısı düzenledi. Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerini başarıyla savunduklarını anlatan Erdoğan, Biz nihai metni Adadaki iki tarafın imzalamalarını, Türkiye ve Yunanistanın da bunu desteklemelerini istedik. Ancak bu olmadı dedi.
Müzakerelerde kaybeden tarafın olmadığını söyleyen Başbakan kazan-kazan anlayışı içinde hareket ettiklerin
Kıbrıslı Rumlara ve Yunan halkına seslenen Erdoğan Gelin başlatılan barış yolunu birlikte yürüyelim, gereken adımları birlikte atalım dedi. Bir gazetecinin, Herkese teşekkür ettiniz Denktaştan bahsetmediniz yorumuna Erdoğan, O zaten ailenin sahibi. Gönlümüzde ayrı bir yeri var yanıtını verdi. Erdoğan referanduma destek verip verm
eyeceğinin sorulması üzerine ise Biz bu yola iyi niyetle çıktık. Neticeyi de almak isteriz dedi.Karamanlis, planın Rum tarafının beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ancak son kararı Kıbrıslı Rumlara bıraktığını söyledi.
| De Soto: Hayır çıkarsa plan sona erer |
|
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, Adada ayrı ayrı yapılacak referandumlardan birinde reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini kaydetti. |
|
Bürgenstock |
|
1 Nisan 2004 De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi. Son şekli verilmiş Kıbrıs planında kalıcı derogasyonların bulunmadığını ve haritanın aynı kaldığını söyleyen De Soto, planın kabul edilmesi durumunda Kıbrıslı Türklerin yıllar süren tecridinin sona ereceğini vurguladı. |
|||
| AB: Kıbrıs artık engel değil | ||
|
Türkiyenin AB üyeliği ve müzakerelere başlanacağını göz önünde bulundurularak yapılan pazarlıkların neticeye ulaştığını kaydeden AB yetkilileri, Kıbrıs sürecinin artık AB-Türkiye ilişkileri için bir engel teşkil etmeyeceğini de dile getirdiler. |
||
|
NTV-MSNBC |
|
1 Nisan 2004 Avrupa Birliği Annan Planının Türkiyenin AB üyeliğine endeksli bir şekilde müzakere edildiğini belirterek, daimi derogasyonlara bu yüzden ihtiyaç duyulmadığını açıkladı. |
ABdeki diplomatik kaynaklar, Türkiyenin daimi derogasyonlar konusunda herhangi bir geri adım atmadığını çünkü orta vadede Türkiyenin AB üyeliği göz önünde bulundurulduğunu, bu sayede de Annan Planında yer almadığını belirttiler.
Annan Planının Türkiyenin AB üyeliğine endeksli olduğunu da hatırlatan Avrupa Komisyonu yetkilileri, Annan Planında yer alan bazı maddeler Türkiyenin AB üyeliği ile yürürlüğe girecek. Bazı hususlar da Türkiyenin AB üyeliği ile kadük olacak. Bu sayede hem
Powelldan destek ve k
utlama mesajıABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu nihai metni desteklediklerini söyledi ve tarafları kutladı.
NTV1 Nisan 2004
Powell, "Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemeği bir uzlaşma oldu dedi ve ABDnin, bu ay yapılacak Kıbrısa yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini söylediABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu nihai metni desteklediklerini söyledi ve tarafları kutladı.
Afganistana yardım konferansı dolayısıyla Almanyanın başkenti Berlinde bulunan Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunan
| Rum-Yunan tarafı tatmin olmadı | ||
|
Bürgenstockta yapılan kritik Kıbrıs müzakerelerine ilişkin perde arkası bilgiler de netleşmeye başladı. Türk diplomatik kaynaklar, Rum ve Yunan tarafının, Annan Planının dördüncü versiyonundaki önemli değişiklik isteklerinin gerçekleşmediğini kaydetti. |
||
|
NTV |
||
|
1 Nisan 2004 Türk diplomatik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Rum ve Yunan tarafı, BMnin Pazartesi günü sunduğu taslak planda yer alan güvenlik ve garantörlük konularını değiştirme girişimlerinde bulundu. Ancak ABD ve İngilterenin desteği ve BM Genel Sekreterinin ağırlığını koymasıyla bu girişimler sonuçsuz kaldı. |
Rum ve Yunan taraflarının itirazlarına karşın, Türk askerlerinin varlığıyla ilgili taslakta yer alan unsur da değiştirilmedi. Planda derogasyonların birincil hukuk olacağı yönünde bir ifadenin de yer aldığı kaydedildi. Ancak bunun yönteminin daha sonra bulunacağı belirtildi.
| Kıbrısta son kararı halk verecek | ||
|
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, referanduma sunulacak nihai planı taraflara sundu. Türk tarafı planın son şeklinden memnun kalırken, Rum tarafı tatmin olmadı. Son kararı referandumda Kıbrıs haklı ver ecek. |
||
|
Bürgenstock |
||
|
1 Nisan 2004 Başbakan Erdoğan, nihai metne imzaya hazır olduğunu, ancak tarafların buna gerek görmediğini söyledi. Yunanistan Başbakanı Karamanlis ise planın son şeklinin Rum tarafının beklentilerini karşılamadığını açıkladı. |
"Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak diyen Annan, liderlerin geçmişteki hataları tekrarlamamalarını istedi. Planın adil olduğunu söyleyen Kofi Annan, tarafların eşit ortaklıkta bir araya geleceğini anlattı.
ERDOĞAN VE KARAMANLİSİN AÇIKLAMALARI
Başbakan Erdoğan, Kofi Annanın taraflara nihai planı sunması nedeniyle yapılan törenin ardından basın toplantısı düzenledi. Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerini başarıyla savunduklarını anlatan Erdoğan, Biz nihai metni Adadaki iki tarafın imzalamalarını, Türkiye ve Yunanistanın da bunu desteklemelerini istedik. Ancak bu olmadı dedi.
Müzakerelerde kaybeden tarafın olmadığını söyleyen Başbakan kazan-kazan anlayışı içinde hareket ettiklerini anlattı. Erdoğan, anlaşmanın öngördüğü sorumlulukları Türkiye olarak yerine getirmeye hazır olduklarını belirterek, gerekli değerlendirmelerin TBMMye sunulacağını söyledi

Karamanlis, planın Rum tarafının beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ancak son kararı Kıbrıslı Rumlara bıraktığını söyledi.
POWELL TARAFLARI KUTLADI
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu nihai metni desteklediklerini söyledi ve uzlaşmaya varan tarafları kutladı.
Almanyanın başkenti Berlinde bulunan Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunanistanı, görüşmelere yapıcı katkılarından ötürü tebrik etti. Powell, Nihai metni destekliyorum. Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemeği bir uzlaşma oldu dedi
MGK, Kıbrıs ve Annan Planını görüşecek
MGK, Kıbrıs konusuyla bugün bu ayki ikinci toplantısını yapıyor. Dün Irak ve PKK konularını ele alan MGKnın bugünkü toplantısına İsviçreden dönecek olan Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül de katılacak.
MGKnın bugünkü toplantısında Kıbrıs müzakerelerindeki son durum değerlendirilecek. Dünkü toplantıda ise Irakta geçici idari yasanın uygulanmasıyla ilgili sonuçlar ele alındı; Birleşmiş Milletlerin merkezi rol oynamasının gereğine işaret edildi. Toplantıda, PKKnın Kuzey Iraktaki faaliyetlerine son verilmesiyle ilgili olarak, ABD ile sürdürülen temaslar da gündeme geldi. Kurul ayrıca, ülke genelindeki güvenlik ve asayiş durumunu da değerlendirdi.Annan Planı'nın son hali
Annan Planı'nın son halini açıklayan De Soto, referandumda bir tarafın 'hayır' demesi halinde planın geçersiz olacağını söyledi. Planda, Kıbrıslı Türklerin tecridi sona ererken, 100 binden fazla Rum evine dönecek.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, adada ayrı ayrı yapılacak referamdulardan birinde reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini kaydetti.
De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Konuşmasında Annan'ın sözlerini yineleyen ve Kıbrıs'ta tarafların ''çözümsüzlük ile çözüm arasında seçim yapacaklarını'' söyleyen De Soto, referandumlardan olumsuz yanıt çıkması durumunda neler olacağının sorulması üzerine şunları kaydetti:
''Halklar egemendir. Uzlaşmak istemiyorlarsa bu onların kararı. BM Güvenlik Konseyi'nin, AB'nin, tüm dünyanın mantıklı ve geçerli bulduğu bu zemin üzerinden uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?''
''KIBRISLI TÜRKLERİN TECRİTİ SONA ERECEK''
De Soto, son şekli verilmiş Annan planının kabul edilmesiyle ''Kıbrıslı Türklerin uzun yıllar süren tecridinin sona ereceğini, yalnızca AB ile değil tüm dünya ile entegrasyonlarının sağlanacağını'' söyledi.
Liderlerin önümüzdeki dönemde metni dikkatlice inceleme fırsatı bulacaklarını dile getiren De Soto, ''Kıbrıs'ta liderlerin düşündükleri çözümle gerçekler arasında farklılıklar bulunduğunu, şimdi tarafların tatmin olabilecekleri bir metnin önlerinde durduğunu ve liderlere büyük sorumluluklar düştüğünü'' söyledi.
''Liderlerden sağduyulu açıklamalar ve daha objektif tartışmalar bekliyorum'' diyen De Soto, planın, bir yıl öncesine oranla büyük ölçüde değiştiğini, bu nedenle de plandaki değişikliklerin halka anlatılması konusunda liderlerin sorumlulukları olduğunu kaydetti ve ''liderlik ve vizyona inanıyorum'' dedi.
De Soto, bir soru üzerine, planın referandumlarda kabul edilmesine kadar ''hiçbir kutlama yapmayacağını'' kaydetti.
''HARİTADA DEĞİŞİKLİK YOK''
Alvaro De Soto, Annan planında yapılan son değişiklikler arasında haritalar konusunun bulunmadığını, haritaların önceki plandakilerle aynı olduğunu söyledi.
Bir soru üzerine haritalarda değişiklik olmadığını ifade eden De Soto, New York'a gideceğini ve 2 Nisan Cuma Günü Güvenlik Konseyi'ne gelişmeler hakkında bilgi vereceğini söyledi.
''BM BARIŞ GÜCÜNÜN YAPISI VE SAYISI DEĞİŞECEK''
BM'nin de süreç içinde üzerine düşeni
yapacağını, özellikle de Kıbrıs'taki Barış Gücü konusunda çalışılması gerektiğini söyleyen De Soto, Barış Gücü'nün yapısının ve katılımcı sayısının değişmesinin sözkonusu olduğunu belirtti.BM'nin, ''Annan planının uygulanmasını denetlemeye de yardımcı olacağını'' kaydeden De Soto, mülkiyet konusuna ilişkin soruları yanıtlarken, ''daha esnek bir yaklaşımın benimsendiğini'' söyledi ancak ayrıntılar konusunda bilgi vermedi.
''KIBRISLI TÜRKLER KENDİ YÖNETİMLERİNE SAHİP OLABİLECEK''
De Soto, son şekli verilm
iş Annan Planı uyarınca, ''Kıbrıs Türk tarafının çok hassas olduğu bir konudaki beklentisinin karşılandığını, Türklerin kendi yönetimlerine sahip olabileceklerini'' söyledi.Planın detaylı okunması durumunda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ninne şekilde işlerlik kazanacağını, iki taraf arasındaki ilişkilerin nasıl dengeli biçimde düzenlendiğinin anlaşılacağını kaydeden De Soto,çözümün ''daha sağlam mali temeller ve daha esnek mülkiyet hakları'' içerdiğini belirtti.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ''iki kurucu devletten oluşan tek bir devlet olduğunu'' söyleyen De Soto, bu çerçevede ''Türk tarafının da kendi yönetimine sahip olacağını'' vurguladı.
''100 BİNDEN FAZLA RUM EVLERİNE DÖNECEK''
De Soto, ''Rum Kesiminin bu plana hangi nedenlerden ötürü olumlu yanıt vermesi gerektiğinin'' sorulması üzerine, plan uyarınca ''binlerce askerin adadan ayrılacağını ve 100 bin Rumun evlerine dönebileceğini'' kaydetti.
Belli sayıda askeri varlığın adada kalacağına işaret eden De Soto,bunun öncekine oranla küçük bir rakam olacağını ve yıllar içinde gözden geçirme mekanizması çerçevesinde yeni değerlendirmeler yapılacağını belirtti.
Geçiş sürecinin Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un ısrarları sonucu iki aya indirildiğini de hatırlatan DE Soto, ''Rum tarafının beklentileri açısından da çok şey yapıldı'' diye konuştu.
De Soto, adadaki Türk askeri varlığına ilişkin bir başka soru üzerine de, Türkiye ve Yunanistan ilişkileri açısından son yıllarda önemli değişimler olduğuna işaret ederek, adada hem Türk hem de Yunan askeri bulunacağını belirtti ve bunların sayısının 7 yıl içinde altı binden üç bine ineceğini söyledi.
De Soto, ''Belki öyle bir gün gelecek ki, bunlara da ihtiyaç duyulmadığı hissedilecek. Gözden geçirmeler bunun için var'' dedi.
''PLAN DAİMİ DEROGASYONLAR İÇERMİYOR''
De Soto, gözden geçirilerek son şekli verilmiş Annan Planı'nın ''daimi derogasyonlar içermediğini'' söyledi.
Kıbrısta varılacak anlaşmanın, AB birincil hukuku kapsamına alınmasına yönelik bir soru üzerine De Soto, AB Konsey'inin Komisyona bir talepte bulunarak, bu anlaşmanın içeriğinin yasal açıdan güvenli kılınması isteyeceğini kaydetti.
Planın hukuki açıdan güvenli kılınacağını vurgulayan De Soto, ''Plan daimi derogasyonlar içermiyor'' diye konuştu.
Müzakerelerde geleneksel ''al-ver süreci''nin bir ölçüde kullanıldığını, daha çok istişareler aracılığıyla sonuca gidildiğini bildiren De Soto, şunları kaydetti:
''İKİ TARAF DA SOMUT KAZANIMLAR ELDE ETTİ''
''Katılımcıların her biri, epey tavizde bulundukları izlenimi içinde buradan ayrılacaklar. Tam anlamıyla tatmin olmaları mümkün değil ama tavizin özünde de bu var. Kıbrıs çok uzun zamardır ihtilaflıbir konu. İhtilaflı parçaları biraraya getirmek zor bir iş. Kimse tam olarak istediklerini elde edemedi, son derece hassas dengeler gözetildi. Bu iş çok zordu ancak, her iki taraf da elle tutulur birşeyelde etti.''
Bazı konuların basın tarafından ''abartıldığına'' da işaret eden ve ''küçük parçalar yerine tablonun bütününe bakılması gerektiğini'' söyleyen De Soto, ''son şansların kullanılıp çözümün yakalanması gerektiğini'' belirtti ve liderlere de çağrıda bulunarak ''çözüm olmazsa nelerin elden gideceğinin iyi düşünülmesini'' istedi
HURRIYET 01/04/2004
|
Türk tarafında göç ve harita sıkıntısı |
|
|
BM Genel Sekreterinin 24 Nisanda Kıbrısta referanduma sunulacak Kıbrıs planının detayları yavaş yavaş netleşiyor. Ankarada yeni planın en zorlu yönünün haritalar olduğu belirtiliyor. |
|
|
Ankara NTV-MSNBC |
|
|
1 Nisan 2004 Yeni sınır düzenlemeleriyle birlikte Kuzeye geçecek Rumların sayısının 70 bini bulacak. Göçün 50 günde tamamlanması planlanıyor. Karpaza da özel statü tanınıyor ve 5 bölgesine Rumların geri dönmesi öngörülüyor. |
Yeni sınır düzenlemeleriyle birlikte Kuzeye geçecek Rumların sayısının 58 bini bulacak. Kuzeyden mülk alacak olanlarla birlikte bu sayının 70 bine çıkması KKTC nüfusunun üçte biri kadar Rumun Kuzeye geçeceği anlamına geliyor.
Rahatsızlık yaratan ikinci nokta da bu geçiş süresinin kısalında. Planın son şeklinde bu geçiş süresi 50 gün olarak belirleniyor.
Buna karşılık Türkiye, Avrupa Birliğine üye olduktan sonra her üç yılda Türk ve Yunan askeri varlığı gözden geçirilecek. Annanın hafta başında taraflara sunduğu taslak planda gözden geçirmelerin 5 yılda bir yapılması öngörülüyordu.
| Verheugen: Planda kalıcı derogasyon yok |
|
ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, planda kalıcı derogasyon bulunmamasının, Rum kamuoyunun plana bakışını olumlu yönde etkileyeceğini söyledi. |
|
NTV-MSNBC |
|
1 Nisan 2004 Türk tarafının müzakerelerde çok yapıcı bir tutum sergilediğini belirterek, her iki taraftan da 24 Nisanda yapılacak referandumda olumlu oy kullanmalarını istedi. |
|||
Taraflar arasında anlaşmaya varılmamasının, İsviçredeki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlandığı şeklinde yorumlanması gerektiğini ifade eden Verheugen, Bu planın alternatifi çözümsüzlüktür. Çıkabalicek en dengeli plan oluştu. Çözüm ya şimdi olacak yada hiçbir zaman dedi.
Verheugen Avrupa Parlamentosunda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrısta çözüme ulaşım konusunda Kıbrıslı Rumların olumsuz bir tavır içine girmesi halinde uluslararası baskı gelec
| Talat ve Denktaş: Bu bir zafer değil | ||
|
KKTC Başba kanı Mehmet Ali Talat, her iki tarafın da haklarını korumaya çalıştığını belirterek, durumu bir zafer olarak değerlendirmemek gerektiğini söyledi. |
||
|
NTV-MSNBC |
|
1 Nisan 2004 Mehmet Ali Talat ayrıca derogasyonlar konusunda Yunanistan Dışişleri Bakanının, Rum tarafında referandumun olumlu olması halinde, ABde birincil hukuk haline gelmesi için parlamentodan geçirecekleri konusunda sözlü güvence verdiğini söyledi. |
| MGKdan Kıbrısta çözüme destek | ||
|
Kıbrısta adil ve kalıcı çözüm çabalarına desteğin bir kez daha vurgulandığı MGK bildirisinde, Kurulun 5 Nisan Pazartesi günü Kıbrıs gündemiyle tekrar toplanacağı belirtildi. |
||
|
Ankara |
|
1 Nisan 2004 Milli Güvenlik Kurulunun Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkünde yapılan toplantısı 2.5 saat sürdü. |
MGK toplantısından sonra yayımlanan bildiride, şöyle denildi: Kurul, Kıbrıs konusunda New York mutabakatı sonrasında başlayan müzakere sürecini ve İsviçrede yapılan görüşmeleri gözden geçirmiş ve ulaşılan son noktaya ilişkin olarak müzakerelere katılan heyetimiz mensuplarınca yapılan açıklamaları dinlemiştir. Mevcut süreci başlatan taraf olan Türkiye, Kıbrısta adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması çabalarını içtenlikle desteklemeye devam etmektedir. Ortaya çıkan metinle
rin kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesine fırsat tanımak üzere kurul üyelerinin çalışma programı da dikkate alınarak, kurulun 5 Nisan Pazartesi günü saat 14.30de yeniden toplanmasına karar verilmiştir.| Annan 9 Nisana kadar yazılı taahhüt bekliyor |
|
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son halini sunmasından sonra, bütün taraflardan 9 Nisana kadar yazılı taahhüt bekliyor. |
|
AA |
|
1 Nisan 2004 Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile üç garantör ülke olan Türkiye, Yunanistan ve İngilterenin 9 Nisana kadar BMye çeşitli taahhütleri yazılı olarak iletmesi gerekiyor |
|||
Adadaki iki tarafın, bu planı referanduma götüreceklerine dair, garantör ülkelerin de, bu planın referanduma götürülmesine onay verdikleri ve referandumlardan olumlu sonuç çıkması durumunda planı, onaylanması için ulusal parlamentolarına sunacakları taahhütlerini BMye vermeleri gerekiyor.
BM Genel Sekreteri Annanın, bu taahhütleri, dün gece geç saatlerde tamamlanan görüşmeler sürecinin sonunda, kapanış töreninde almak istediği, ancak Rum kesimi ve Yunanistanın imza atmak istememesi nedeniyle bu amacına ulaşamadığı öğrenildi. Gelişmelerin böyle seyretmesi ve imza töreninin olmaması üzerine, Adadaki iki ta
raf ve garantör ülkelerden New York mutabakatında öngörüldüğü gibi 9 Nisana kadar yazılı taahhüt beklendiği bildirildi.Talat: En iyi sonuç alındı
İsviçre'de yapılan Kıbrıs görüşmelerinde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile diğer heyet üyeleri saat 22.30da THY uçağı ile KKTC'ye döndü. Talat, Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, İsviçre'de
yoğun çalışmayla büyük bir politik mücadele verildiğini anlatarak, ''sonuçta, olabilecek kadar iyi sonucu ortaya çıkardıklarını'' söyledi.
Elde edilebilecek en ideal ve optimum planı hep beraber hazırladıklarını
kaydeden Talat, sürecin devam ettiğini ve daha atılacak adımlar olduğunu, tarihi günlerden geçildiğini ifade etti.
Müzakereler boyunca hangi görüş olursa olsun ortak noktaya ulaşmak için çalıştıklarını söyleyen Talat, görüşmeci heyet ile diğer heyetlerin çok büyük bir özveri gösterdiğini ifade etti.
Halka birlik ve beraberlik çağrısı yapan Başbakan Talat, siyasi görüşü ne olursa olsun halktan özverili destek beklediklerini kaydetti.
SERDAR DENKTAŞ: ŞİMDİ DAHA ZOR OLAN KISIMA GEÇİLDİ
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da sonucun
her şekilde hayırlı olmasını dileyerek, ''Bu sonuçlar 'evet-hayır' hiç
farketmez, ortaya çıkacak en önemli gerçek, bu olayın yarattığı en
önemli gerçek, bu adanın, Kıbrıs adasının iki sahibinin bulunduğu
gerçeğidir. Bunun bir kez daha teyididir. Bu sahipler de Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarıdır'' dedi.
Önlerine konan bir planda Türkiye heyetiyle birlikte yapılabilecekleri birlikte yapmaya çalıştıklarını ifade eden Serdar Denktaş, ortaya çıkan sonucun beğenilip beğenilmemesinin ayrı bir konu olduğunu söyledi.
Zor bir dönem geçirdiklerini ve şimdi daha zor olan kısma geçtiklerini dile getiren Denktaş, ''Bu daha zor olan kısımda halkımız geleceğiyle ilgili bir karar verecektir. Bu nedenle çok net bir şekilde halkımızı bilgilendirmek zorundayız ki, gelecekle ilgili doğru kararı versin'' diye konuştu.
Serdar Denktaş, bu dönemde siyasi düşünceleri
n bir kenara bırakılarak, birbirlerini kırmadan hareket etmek zorunda olduklarını belirterek, 24 Nisan'daki referandumdan sonra sonuç ne olursa olsun, farklı ve çok daha zor bir döneme girileceğini kaydetti.Ülkenin ve çocukların geleceği için duygusal değil mantıklı
yaklaşımlarla karar verme aşamasına gelinmesini isteyen Serdar Denktaş, Başbakan Talat ile siyasal farklılıklarını bir kenara bırakarak ve kendi inançlarından zaman zaman ödünler vererek, son derece uyum içinde çalıştıklarını anlattı.
Serdar Denktaş, haklarının bir kısmını koruduklarını, bir kısmını koruyamadıklarını belirterek, ''Unutmayalım ki, yan tarafta (Rum tarafı) bizimle ortaklık kuracak kişilerin de en az bizler kadar kazanım içinde olması gerekirdi ki, kurulabilirse bu ortaklık yürüyebilsin. Bunu aklımızdan çıkartmayalım'' diye konuştu.
Burgenstocktan dönen KKTC heyetini karşılamaya CTP-DP hükümeti bakanları, milletvekilleri ile 200 civarında CTPli vatandaş ile ellerinde 1 Mayısa kadar değil sonsuza kadar KKTC pankartı bulunan bir grup vatandaş geldi.
Heyetin havaalanından ayrılışı sırasında pankart taşıyan grup ile CTPliler arasında kısa bir tartışma yaşandı. Olaylar büyümeden polisin araya girmesiyle sona erdi.
HALKIN SESI 02/04/2004
Talat: Evet!.. S.Denktaş: Kararsız
TALAT OLUMLU, DENKTAŞ KARARSIZ... Başbakan Mehmet Ali Talat İsviçre'de Türk tarafının elde edebileceği hakların yeterli düzeye eriştiğini belirterek çözüm yönünde kapmanya yürütecekleri yönünde mesaj verirken Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, planın eksilerinin çok olduğunu iddia etti ve bunun bir zafer olmadığını savunarak kararsız bir tutum sergiledi.
DEROGASYONLAR KONUSUNDA GÜVENCE... Mehmet Ali Talat ayrıca derogasyonlar konusunda Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın, Rum tarafında referandumun olumlu olması halinde, AB'de birincil hukuk haline gelmesi için parlamentodan geçirecekleri konusunda sözlü güvence verdiğini söyledi
ARTILARI ÇOK... Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş, İsviçre'den Kıbrıs' dönerken İstanbul Atatürk havalimanında bir açıklama yaptı."Son haliyle bu plana 'evet' denilebilir mi?" şeklindeki soruyu yanıtlayan Başbakan Talat, "CTP Genel Başkanı olarak ben artıların daha çok olduğunu görüyorum, ancak nihai kararı yarın(bugün) parti yönetiminde belirleyeceğiz" dedi.
ZAFER DEĞİL... Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da planın eksilerinin de çok olduğunu iddia etti ve bunun bir zafer olmadığını savunarak, planın kalıcılığını iki halkın gönüllülüğünün sağlayacağını söyledi.
HAYIR DERSEK ACI OLUR... Daha sonra CNBC-E' nin yayına katılan Talat, referandumda 'hayır' çıkması halinde herşeyin bitmeyeceğini söyledi. Başbakan, "Rumlar reddederse acı olur, biz reddedersek daha da acı olur, iki taraf da kabul etmezse uzun süreli durgunluk dönemi başlar" dedi.
Annan Planına nihai şeklinin verildiği İsviçre Zirvesinde Kıbrıs Türk tarafını temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Elimizden geleni yaptık diyerek, başta garantiler ve mülkiyet olmak üzere temel konularda önemli değişiklikler olduğunu vurguladılar.
İsviçre dönüşü İstanbulda düzenledikleri ortak basın toplantısında referanduma yönelik tavır açıklamaktan kaçınan Talat ve Denktaş, Kıbrısa gerekli değerellendirmeleri yaptıktan sonra bu konuda tutum belirleyeceklerini söylediler. Talat, Umarız hepimiz, tüm makamlar aynı noktaya geliriz ifadelerini de kullandı.
İsviçre zirvesinde Kuzey Kıbrıs ekibinin son derece uyumlu bir çalışma yaptığını belirterek ekip arkadaşlarına teşekkür eden Başbakan Mehmet Ali Talat, plana nihai şeklin verilmesinden sonra artık işin referanduma kaldığını ve bu kısa süreçte halkın iyice bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Vardığımız noktanın zafer olarak nitelenmesi doğru olmaz. Zafer derseniz karşı taraf için yenilgi olarak nitelersiniz ve bu da anlaşma olmaz diyen Talat, adaya dönüşlerinin ardından parti yetkili organlarında, hükümette ve Cumhurbaşkanı Denktaşla değerledirmelerininin ardından tavırlarını ortaya koyacaklarını söyledi.
Planın artıları ve eksileri var. Olumlu ve olumsuz unsurlar var. Ancak en iyi hale getirilmiş metin bu. Bu aşamadan sonra artık halkın iradesine sunulacak diyen Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın planın son şekline ilişkin endişe belirten açıklamalarının anımsatılması üzerine de özetle şunları söyledi:
"Bu konuda KKTC devleti olarak ürettiğimiz bir karar yok. Herkesin ağırlık verdiği hususlar bakımından kendi değerlendirmeleri olabilir. Bu akşam döndükten sonra birlikte değerlendirmeler yapacağız. Umarız hepimiz aynı noktaya geliriz. Bu olursa hem referandum, hem de uygulama çok daha sorunsuz olur. Olmazsa demokratik ülkelerde herkes , her makam kendi politikalarını belirleyip yürütme hakkına sahiptir. Ve bu olursa sürpriz olmamalı...
Önemli değişiklikler
Bir soruya karşılık, planın son şeklinde yapılan düzenlemelerle, özellikle Türk tarafının hassasiyet gösterdiği siyasi eşiştlik, mülkiyet düzeni ve garantilerlee ilgili önemli değişiklikler yapıldığını söyleyen Talat, başka bir soruya karşılık, Kıbrsı Türk nüfusunun 3te biri 5 yıl içinde yer değiştirecek. Yer değiştirme sıkıntısız olmayacak, kolay olmayacak. Yani mal-mülk konusu planın en çetrefilli konusu diye konuştu.
Talat, 15 Nisanda toplanacak uluslararası bağış konferansının bu anlamda büyük önem taşıdığını da kaydetti.
Birincil hukuk
Anlaşmanın AB mevzuatına birincil hukuk olarak dahil edilmesi konusunda büyük uğraş verdiklerini ve AB Komisyonunun bu konuda teminat verdiğini söyleyen Talat, üye ülkelerin parlamentolarından onay sürecinin ise zaman alabileceğini kaydetti. Talat, Önce söz verilir, sonra
uygulamaya geçilir ifadelerini kullandı.Elimizden geleni yaptık
Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, Annan Planını Kıbrıslı Türkler ve Rumlar hazırlamadı. BM hazırlayıp önümüze koydu. Her iki taraf da kendi haklarını korumaya çalıştı. Koruyabildiklerimiz, koruyamadıklarımız var. Başarı veya başarısızlık olarak nitelemeden elimizden geleni yaptığımızı söylemek isterim dedi.
YENIDUZEN 02/04/2004
Denktaş: Evet demem mümkün değil
"
KABUL EDİLMEZ...Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde bir anlaşma olmadığını, mutabakat olmayan bir belgenin referanduma götürüleceğini savundu. Denktaş mevcut haliyle planı her zamanki gibi kabul edilemez buldu.LEHİMİZE DEĞİŞİKLİKLER OLDU AMA...BM Genel Sektereteri Kofi Annanın taraflara nihai planını sunmasının ardından ilk değerlendirmesini yapan Denktaş, Kıbrıs Türkü lehine de bazı değişiklikler olduğunu, ancak bunların yeterli olmadığını dile getirdi. Denktaş, derogasyonların AB birincil hukukuna dahil olmaması halinde, anlaşmada Türk tarafına verilen hakların anlamsız kalacağını söyledi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Taraflar arasında bir anlaşmaya varılamamıştır. Üzerinde mutabakata varılamayan bir belge ile referanduma gitmenin sonucu ne olur bilemem değerlendirmesinde bulundu.
Rauf Denktaş, derogasyonların AB birincil hukukuna dahil olmaması halinde, anlaşmada Türk tarafına verilen hakların anlamsız kalacağını söyledi.
Denktaş, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her şey oldu bitti diye bayram havasına girilmemesi gerektiğini belirterek, Bir şey olmuş bitmiş değildir. Her şey bütün zorluklarıyla, içerisindeki bütün pürüzleriyle halka bırakılmıştır. Halkın bilinçlendirilmesi çok önemlidir dedi.
Referandumla ilgili kararını, Kıbrıs Türk heyetinin dün gece Adaya dönmesinin ardından detaylı bir değerlendirmenin sonucunda vereceğini belirten Denktaş, Haksızlık yapmak istemem, İsviçredeki Türk heyetinin girişimleri sonucunda lehimize yapılan değişiklikler de var diye konuştu.(ntv)
YENIDUZEN 02/04/2004
İsviçre Zirvesinde ilginç anlar da yaşandı
New Yorkta varılan mutabakat çerçevesinde İsviçrede 24 Martta başlayarak, dün sabaha karşı sonuçlanan dörtlü görüşmeler sürecinde çetin görüşmelerin yanı sıra ilginç anlar da yaşandı.
Türkiye ve Kıbrıs Türk heyeti, İsviçreye giderken, Ankara ve Lefkoşa ile güvenli bir haberleşme ağı kurmak amacıyla kendi iletişim sistemlerini götürdü. Sistem, Türkiye ve Kuzey Kıbrıstan üst düzey yetkililerin kaldığı otelin birinci katının ortasındaki suite kuruldu. Sistem kurulmadan önce suit iyice incelendi
ve sistemin güvenliği için elektronik karıştırıcılar kullanıldı.Görüşmeler sırasında heyet üyelerinin kaldığı Burgenstock oteller zinciri içinde bulunan Club restoranda çoğunlukla sebze yemeklerinin yer alması, bütün heyet üyelerini sağlıklı beslenme zorunluluğuna itti.
Heyetlerin, yaklaşık 10 gün kaldıkları Burgenstock otellerindeki konaklama ve yemek masraflarını, BM ya da evsahibi ülke İsviçrenin değil, kendilerinin karşıladığı öğrenildi.
El arabasıyla gelen plan
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, ekleri ve yasalarıyla birlikte yaklaşık 9 bin sayfadan oluşan Kıbrıs planının taslağını sunmasının ardından, BM görevlilerinin metni Türk heyetine el arabası ile getirdiği öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre, heyet üyeleri, içinde binlerce sayfadan oluşan p
lan bulunan ve yüksekliği yaklaşık 1,5 metreyi bulan el arabasının önünde teker teker hatıra fotoğrafı çektirdi.Yunanistanın görüntü sıkıntısı
Görüşmeler sırasında dikkat çeken bir başka unsur da Yunanistan heyetinin, tanımadığı Kıbrıs Türk heyetiyle birlikte görüntülenmekten kaçınması oldu. Dörtlü müzakerelerin yapılamaması üzerine, BMnin bulduğu formül çerçevesinde Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi ve Kıbrıs Türk heyetleri dörtlü yemekte bir araya geldi.
Yemekte, Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile aynı masada oturan Yunanistan tarafı, BMnin fotoğraf çekmesini istemedi. Yunan yetkililerin, yemeğe diğer katılanların hatıra fotoğrafı çektirmek istemesine bile itiraz ettiği öğrenildi.
Verheugenin küskünlüğü
Türkiyenin sürecin başından beri müzakerelere taraf olarak nitelemediği Avrua Birliğini temsilen Burgenstockda bulunan AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, görüşmeler sırasında bir ara BM de dahil bütün taraflara darıldı.
Edinilen bilgiye göre, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, bir görüşme sonrasında Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülün koluna girerek, Verheugenin Türkiyenin AB üyeliğine ilişkin bazı olumsuz ifadeler kulandığını aktardı. Buna çok üzülen Gülün, bu üzüntüsünü heyetin diğer üyeleriyle paylaşması üzerine, Verheugenin bu sözleri sarfedip etmediği araştırılmaya başlandı.
Aracılar yoluyla yapılan araştırmanın ardından Verheugenin, nakledilen sözleri söylemediği ortaya çıkarken, AB Komisyonu üyesinin bu küçük çaplı araştırmadan haberdar olması da yeni bir gerginliğe yol açtı. Verheugen, bu olay nedeniyle BM ile Yunanistan ve Türk heyetlerine darılırken, arayı bulan da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal oldu.
Kolaylaştırıcı rol için ilk talip Verheugen
Bu arada, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bu son süreç başlamadan hemen önce, Türkiyenin ABDye önerdiği kolaylaştırıcı rol için, ilk talibin Verheugen olduğu belirtildi.
Edinilen bilgiye göre, Verheugen, kolaylaştırıcı rolü önermek üzere ABDye gitmekte olan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülü, İrlandada uçağa yakıt ikmali yapılması sırasında telefonla arayarak, bu rolü kendisinin üstlenebileceğini söyledi.
Ankaranın ise bu öneriye, Yunanistanın zaten AB üyesi olması, Kıbrıs Rum kesiminin de yakında üye olacak olması nedeniyle sıcak bakmadığı ve AByi bu nedenle bu süreçte doğrudan taraf olarak görmek istemediği öğrenildi. (AA)
YENIDUZEN 02/04/2004
Rumlara evet baskısı!..
İLK BASKILAR BAŞLADI...
Londra ve Washington yönetimi, Güney Kıbrıs Rum kesimini referandum konusunda uyararak, ilk baskılarını yapmaya başladı
EKONOMİK VE SİYASİ BASKI...
Annan Planına ilişkin referandumdan hayır çıktığı taktirde, ABD ile İngiltere Rum kesimine ekonomik ve siyasi açıdan yapabileceği baskıları hattırlattı
Bu çerçevede, Annan Planına hayır çıktığı taktirde, İngiltere ve ABD, Ortadoğudaki istikrarsız durum ve gerilimden dolayı İngiliz ve Amerikan turistlerinin Güney Kıbrıs Rum kesimine gitmemesi yönünde uyarı yayınlayabileceklerini söylediler.
Bununla birlikte, kara para aklama konusunda Güney Kıbrıs Rum kesiminin izlemeye alınmasını da talep edebileceklerini hatırlatan İngiliz ve ABDli yetkililer, Kıbrıs bandıralı yük gemilerinin uluslararası güvenlik standartlarını yerine getirmesi konusunda da UDÖ (Uluslararası DEnizcilik Örgütü) nezninde izleme sürecinin de başlatılmasını talep edebileceklerini hatırlattılar.
Avrupa Komisyonu da uyardı
Avrupa Komisyonu da, 2005 yılında başlayacak mali perspektiflere ilişkin müzakerelerde ABnin Kıbrıs Rum kesimine cömert davranması için, Annan Planının mutlaka kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Aynı kaynaklar, 2005 yılında iş başına gelecek olan yeni komisyonda görev dağılımlarıın önem teşkil ettiğini hatırlatarak, uzlaşıcı tavır sergilemeyen yapıcı davranmayan ülkelerin memurlarına önemli görevler verilemiyeceğine de dikkat çektiler.
Öte yandan Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye raportörü Arie Oostlander de, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Rum kesimine baskı yapılması gerektiğini söyledi. Oostlander, Rumların çözüm istemez tavrının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu konuda AB ile APnin Rum kesimine baskı yapması gerektiğini bildirdi.
Verheugenden Rumlara uyarı
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrısta çözüme ulaşım konusunda Kıbrıslı Rumların olumsuz bir tavır içine girmesi halinde uluslararası baskı geleceği uyarısında bulundu.
Verheugen, Avrupa Parlamentosunda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıslı Rumların, Annan planına ilişkin olumsuz bir tavır içine girdiklerinin görüldüğünü hatırlattı ve Rumların, planın kendi çıkarlarına olduğunu anlamaları gerektiğini söyledi.
Adadaki Türk ve Rum kesimindeki yöneticilerin siyasi liderlik vasıflarını kullanarak kamuoyunu ikna etmeleri gerektiğini kaydeden Verheugen, Çözüme çok yaklaşıldığını, görüş ayrılıklarının önemli ölçüde azaldığını söyledi.
ABnin, birleşik Kıbrısı birlik içinde görmek istediğini kaydeden Verheugen, Annan planındaki derogasyonların sürekli olmamasının önemli bir gelişme olduğunu belirtti ve derogasyonların 15 yıllık geçiş dönemiyle sınırlandırılmasının AB tarafından memnuniyetle karşılandığını bildirdi.
Varılacak anlaşmanın AB müktesebatına uygun hale getirilmesi için uyum yasası hazırlanacağını belirten Verheugen, bunun konsey tarafından onaylanmasının yeterli olacağını bildirdi.
Kıbrısta çözümün, bölgenin istikrarı için de önemli olduğunu belirten Verheugen, Bu tehlikeli bölgede iki toplumun barış ve uyum içinde yaşaması, bölgedeki diğer ülkeler için de örnek teşkil edecek ve mesaj niteliğinde olacak dedi.
YENIDUZEN 02/04/2004
Annan yazılı taahhüt istedi
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son halini sunmasından sonra, bütün taraflardan 9 Nisana kadar yazılı taahhüt bekliyor.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile üç garantör ülke olan Türkiye, Yunanistan ve İngilterenin 9 Nisana kadar BMye çeşitli taahhütleri yazılı olarak iletmesi gerekiyor.
Adadaki iki tarafın, bu planı referanduma götüreceklerine dair, garantör ülkelerin de, bu planın referanduma götürülmesine onay verdikleri ve referandumlardan olumlu sonuç çıkması durumunda planı, onaylanması için ulusal parlamentolarına sunacakları taahhütlerini BMye vermeleri gerekiyor.
BM Genel Sekreteri Annanın, bu taahhütleri, dün gece geç saatlerde tamamlanan görüşmeler sürecinin sonunda, kapanış töreninde almak istediği, ancak Rum kesimi ve Yunanistanın imza atmak istememesi nedeniyle bu amacına ulaşamadığı öğrenildi.
Gelişmelerin böyle seyretmesi ve imza töreninin olmaması üzerine, Adadaki iki taraf ve garantör ülkelerden New York mutabakatında öngörüldüğü gibi 9 Nisana kadar yazılı taahhüt beklendiği bildirildi. (AA)
YENIDUZEN 02/04/2004
Ahlaksız teklif
Rum ve Yunan tarafı, önceki gece BM Genel Sekreteri Annanın verdiği süre dolmak üzereyken masaya şu sürpriz teklifi getirdi: "Gelin bu planı birlikte bozalım ve görüşmeleri keselim."
İsviçrede dün sona eren Kıbrıs görüşmelerinde BM, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs liderleri arasında yoğun bir pazarlık yaşanırken, Rum ve Yunan tarafı, görüşmelerin son anında Gelin anlaşmayı birlikte bozalım teklifini getirdi. Ancak Türk tarafı bu öneriyi kabul etmedi.
BAŞTA Türkiye, Yunanistan, Avrupa Birliği ve ABD olm
HURRIYET 02/04/2004
Avrupa Konseyi'nden Annan Planı'na destek
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, ''BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan planın, Kıbrıs'a daha iyi bir geleceğin kapısını açtığını'' bildirdi.
''Kıbrıs'ta kalıcı çözüm için Annan planına tam destek verdiğini'' belirten Schwimmer, ''taraflara referandumda barış için bu şansın kaçırılmaması'' çağrısında bulundu.
Schwimmer yaptığı yazılı açıklamada, ''planın bir tarafa, diğer taraf üzerinde zafer sağladığı şeklinde algılanmaması gerektiğini'' ifade etti ve ''bu tür bir yaklaşımın olumlu sürecin sonuçlarını tehlikeye atabileceği'' uyarısında bulundu.
''Referandumun Kıbrıslılara kalıcı barış için vazgeçilmez bir fırsat oluşturduğunu'' kaydeden Genel Sekreter, ''Bugünden itibaren, uluslararası topluluk, ilgili ülkelerin liderleri ve özellikle adadakitoplumun siyasi parti liderleri, Kıbrıslılara, planın daha iyi bir gelecek için kapı açtığını anlatmaları gerekir'' ifadesini kullandı.
Kıbrıs'ta iki kesimdeki siyasi parti liderlerine referandumdan önce Strasbourg'a gelmeleri için yaptığı daveti yineleyen Schwimmer, ''referandumda olumlu sonuç çıkması halinde Avrupa Konseyi'nin elindeki bütün imkanları kullanarak BM planının uygulanması için gerekli her türlü ya
rdıma yapmaya hazır olduğunu'' bildirdi.HURRIYET 02/04/2004
Papazlardan Annan Planı'na hayır
Rum basınında yer alan haberlere göre, EOKA örgütünün Kıbrıslı Türklere karşı silahlı faaliyetlere başladığı 1 Nisan dolayısıyla dün düzenlenen etkinliğe katılan Baf Metropoliti Hrisostomos, Limasol Metropoliti Athanasios ve Cikko Manastırı Piskoposu Nikiforos, yaptıkları açıklamalarda, Rum halkının referandumda Annan planına olumsuz yaklaşacağını savundular.
Sen Sinod meclisi başkan vekili de olan Baf Metropolit
i Hrisostomos, Rum halkının, ''gururlu bir şekilde plana 'hayır' diyeceğini'' ve Güney Kıbrıs'ın sıkıntısız olarak Avrupa Birliği'ne gireceğini söyledi.Hrisostomos, ''Annan planının barış içinde yaşama ve yeniden birleşme perspektifi vermediğini, ancak kesin bölünmüşlüğe ve gelecekte çatışmaya yol açabileceğini'' kaydetti.
Limasol Metropoliti Athanasios da, Annan planına karşı ''hayır'' denmesi gerektiğini ifade ederek, Rum halkı arasında anlaşmazlık olma ihtimaliyle ilgili endişelerini dile getirdi.
Cikko Manastırı Piskoposu Nikiforos ise ''Sorumluluğu bize yüklemek ve Türkiye'yi aklamak için bizi 'hayır'a itiyorlar'' yorumunuyaptı.
''Yabancı güçlerin çirkin ve adi oyununun sonucu olan çözümün kabul edilemeyeceğini'' ifade eden Nikiforos, ''Kıbrıs hellenizminin intihar etmeyi reddedeceğini'' söyledi.
''EOKA Mücadeleciler Derneği Başkanı Thasos Sofekleus da, Annan planını ''adaletsiz'' olarak nitelendirerek, ''Bugün yaşadıklarımızı yaşamayan ve ölen Rum kahramanları kıskanıyoruz'' diye konuştu.
EOKA'cılar tarafından düzenlenen etkinliğe bir papaz, göğsünde ''hayır'' yazısıyla katıldı.
HURRIYET 02/04/2004
Rum Politis gazetesi: Bütün göçmenler evlerine
Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, "tüm Rum siyasilerin, inanmadan da olsa 1974'ten beri söylediği (bütün göçmenler evlerine) sloganının, Annan planının uygulamaya koyulmasıyla 3 yıl içinde gerçek olacağını" yazdı.
''(Bütün göçmenler evlerine) sloganının, 1974'ten beri bütün Rum siyasiler tarafından, inanmadan da olsa söylendiği'' belirtilen haberde, ''ancak Annan planıyla ilk kez bu sloganın hayata geçmesi perspektifinin doğduğu'' kaydedildi.
''24 Nisan'da yapılacak referanduma kadar tüm gerçeklerin kaynağından, yani Annan planından öğrenilmesinin önemli olduğu'' ifade edilen haberde, ''İsviçre'deki görüşmelerde Annan planında yapılan önemli değişikliklerden birinin, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk devletçiğinde 3 gün kalabilme sınırının kaldırılması olduğu'' belirtildi.
''İsteyen Rumun geri dönüp Kıbrıs Türk devletçiğinde daimi ikamet edebileceğini'' yazan gazete, ''Nihai Annan planı temelinde, 3 yıl içinde isteyen bütün göçmenlerin geri dönüşleri, mülkiyet düzenlemeleri aracılığıyla, oy haklarını Kıbrıs Türk devletçiğinde değil Rum devletçiğinde kullanmak şartıyla, başlayabilir'' ifadesini
kullandı.''(Bütün göçmenler evlerine) sloganının 3 yıl sonra tamamen gerçek olacağı'' kaydedilen haberde, şu görüşlere yer verildi:
''210 bin Rum göçmenin yüzde 65'i yani 137 bini Rum idaresine devredilecek bölgelere geri dönüyor. Geriye kalan 73 bin Rum da KıbrısTürk idaresinde kalacak bölgelere geri dönebilecek. Böylece, tümü geri dönebilecek ve 'bütün göçmenler evlerine' sloganı 3 yıl sonra tamamen gerçek olacak.''
HURRIYET 02/04/2004
TKP'den referanduma Annan Planı'na ''evet''
KKTC'de muhalefetteki Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planını olumlu bulduğunu ve referandum'da ''evet'' diyeceğini açıkladı.
TKB Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre TKP, 24 Nisan'da yapılacak referandumdan ''evet'' sonucu çıkması için kampanya başlatacak.
Parti Meclisi ve ilçe yönetim kurullarının dün akşam yapılan ortak toplantısında planın değerlendirildiği belirtilen açıklamada, planın, TKP'nin ''Kıbrıs'ta iki halkın siyasi eşitliğine dayalı, iki bölgeli, iki halkın güvenlik ihtiyaçlarının karşılandığı, egemenliğin paylaşıldığı, federal bir çözüm talebini'' karşıladığı görüşüne yer verildi ve bu çerçevede ''evet'' kararı alındığı kaydedildi.
TKP'nin Cumhuriyet Meclisi'nde bir milletvekili bulunuyor. 14 Aralık 2003 milletvekilliği genel seçiminde Barış ve Demokrasi Hareketi'nden (BDH) meclise giren Hüseyin Angolemli, BDH'daki yeniden yapılanmaya tepki göstererek eski genel başkanı olduğu TKP'ye dönmüştü.
HURRIYET 02/04/2004
BM, Rumların tavrından endişe ediyor
İsviçre'deki Kıbrıs müzakerelerinin ardından Rum yönetiminin uzlaşmaz ve olumsuz tavrı, adada yapılacak referandumlar öncesi BM'de endişe yaratıyor.
BM çevreleri, Türk tarafının görüşmelerdeki yapıcı tutumuna karşınRum yönetiminin olumsuz ve hevessiz tavrına dikkat çekerken, Rum liderliğinin referandum öncesi açık olmasa bile perde arkasından Annan Planını reddeden bir kampanya yürütebileceğini belirtiyorlar.
Buna örnek olarak Rum kesimindeki bazı yorumcuların da bu yöndeki endişelere işaret ettiklerini belirten BM kaynakları, özellikle Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un geçmişi ve kilisenin aşırı uçlarıyla ilişkilerine dikkat çekiyorlar.
RUM GAZETESİNİN İDDİASI
Kıbrıs Rum kesiminde İngilizce yayımlanan liberal Sunday Mail adlıhaftalık gazetede Lucas G. Charalambous imzasıyla yer alan makalede, ''Rum yönetimi lideri Papadopulos'un Annan planını perde arkasından sabote etmek amacıyla din adamlarıyla aktif siyasi işbirliğine yöneldiği'' ileri sürülüyor.
Londra-Zürih anlaşmasından 2 yıl sonra Rum papazların idaresindeki hükümetin 1963'te Kıbrıs sorununu yarattığına dikkat çekilen makalede,geçmişteki dinci ''Akritas'' örgütünün Glafkos Klerides hariç, Papadopulos, Dr Lisarides, Hristodulos Hristodulu ve hayattaki diğer üyelerinin bugün muhalefetlerini ort
aya koydukları kaydediliyor.Rum liberal Sunday Mail gazetesindeki makalede ayrıca, geçmişteki deneyimler ışığında, Papadopulos yerine, asıl Türk tarafının müzakerelerde güvence istemesi gerektiği ifade ediliyor.
Gazetedeki bir başka makalede de Rum yönet
iminin ve kamuoyunun, aslında Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm istediğini de hala bilmediği belirtiliyor.DE SOTO, KAPALI KAPILAR ARDINDA BİLGİ VERECEK
Öte yandan BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'nun bugün Güvenlik Konseyi'nde yapacağı bilgilendirme toplantısı,gündemin belirlenmesinin ardından kapalı oturum halinde olacak.
Yunan tarafının uluslararası baskılardan kaçınmak amacıyla yaptığıgirişimler sonucu toplantının açık olmasından vazgeçildiği ve kapalı oturumda de Soto'nun konseyi bilgilendirmesinin kararlaştırıldığı bildirildi.
HURRIYET 02/04/2004
Denktaş son Annan planını beğenmedi
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının son versiyonunu beğenmedi. Denktaş, ilk değerlendirmeleri çerçevesinde Şimdiki halimle evet denilecek birşey görmüyorum dedi. Başbakan Erdoğan ise, Kimse köstek olmasın. Anlaşma istemeyenleri tarih affetmez yanıtını verdi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın nihai Kıbrıs planıyla ilgili ilk değerlendirmelerini yapan KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, kendisinin evet ya da hayır demesinin önemli olmadığını, halkın kararının önemli olduğunu, bunun için de halkın herşeyi bilmesi gerektiğini kaydetti. Denktaş, halkı 24 Nisanda yapılacak referanduma kadar bilinçlendirmenin herkese düşen bir görev olduğun
u söyledi. Planın referanduma sunulmama olasılığı olup olmadığının sorulması üzerine, Olumlu olasılıklar üzerinde durmak istiyoruz diyen Denktaş, plana Türkler evet, Rumlar hayır derse bazılarının, önlerine altın yağacakmış gibi bir yaklaşım içinde olduğunu, böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Akşam saatlerinde, Ankarada Denktaşa yanıt niteliğinde bir açıklama yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, Kimse estek köstek olmasın. Kimse bunu verkurtulcuymuş, buymuş gibi yerlere çekmesin. Yoksa tarih affetmez dedi.HURRIYET 02/04/2004
Bushtan Erdoğana kutlama telefonu
Turan YILMAZ/ANKARA
ABD Başk
anı George W. Bush, dün akşam Başbakan Tayyip Erdoğanı telefonla arayarak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda sergilediği, olumlu ve yapıcı tavırdan ötürü kutlayıp teşekkür etti.Bush, Erdoğana Artık herkesi çözüm konusunda çok daha iyimser bir noktaya getiren bu süreçte başından beri çözüm yönünde liderliğinizin sergilediği kararlı tutum etkili olmuştur. Sizi kutluyor ve çok teşekkür ediyorum dedi. Erdoğan da, destek ve katkıları nedeniyle Busha, Dışişleri Bakanı Colin Powella ve Ankaradaki büyükel
çileri Eric Edelmana teşekkür etti.HURRIYET 02/04/2004
|
|
Verheugenin çilesi
Bürgenstocktaki Kıbrıs görüşmelerinde, AB komiseri Verheugenin başına gelmeyen kalmadı. Yunan heyetinin, Türkiye konusunda kendi ağzından aktardığı asılsız ifadelere darılan Verheugen, Denktaşın Nazi benzetmesine de çok bozuldu.
İSVİÇREnin Bürgenstock kentinde önceki gün tamamlanan dörtlü görüşmeler boyunca bütün heyetlerin son derece yorulduğu gözlenirken, en çok yıpranan ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen oldu. 1999 yılında başladığı görevinin en zorlu günlerini yaşayan Verheugene ilk darbe, Yunan heyetinden geldi.
ZİYAL BARIŞTIRDI
Anadolu Ajansının haberine göre, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, bir görüşme sonrasında Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün koluna girerek, Verheugenin Türkiyenin AB üyeliğine ilişkin bazı olumsuz ifadeler kullandığını aktardı. Buna çok üzülen Gül, Verheugenin bu sözleri sarfedip etmediğini araştırarak, nakledilen sözlerin gerçek olmadığını ortaya çıkardı. Komiserin bu küçük çaplı araştırmadan haberdar olması da yeni bir gerginliğe yol açtı. Verheugen, bu olay nedeniyle BM ile Yunanistan ve Türk heyetlerine darılırken, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal tarafları barıştırdı.
NAZİ LAFINA KIRILDI
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın müzakareler sürerken Lefkoşadan yaptığı açıklama da Verheugenin moralini iyice bozdu. Gerginliğe neden olan Nazi çavuşu benzetmesinin ardından Verheugeni gözlemleyen KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, 60 yaşındaki AB komiserinin buna alındığını bildirdi. Zorlu müzakereler boyunca küçük ayrıntılarda çok fazla zaman harcanmasının sinirlerini yıprattığını açıklayan Verheugen ise, Eşimin dediği gibi, öfkemi gizleyememek gibi bir sorunum var dedi.
HURRIYET 02/04/2004
Erdoğan bayram yaptı Rum ekibi içmeye gitti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın bayram yaptığını, Yunanistan ile Rum tarafında ise bunun tersi bir havanın olduğunu yazan Rum basını, Rum lider Papadopulos ve diğer Rum yetkililerin Grand Otelin barına içmeye gittiklerini yazdı.
HURRIYET 02/04/2004
Kıbrıs: Son söz halkın
Halkın Sesi:
Erdoğan, Tezlerimizi başarıyla savunduk dedi.HURRIYET 02/04/2004
AB, Rumlara baskıya hazır
Zeynel LÜLE/BRÜKSEL
Avrupa Parlamentosu Genel Kuruluna İsviçredeki Kıbrıs görüşmeleri konusunda dün bilgi veren ABnin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen, İş Rumları iknaya kaldı dedi ve sert bir uluslararası baskının gelebileceğini açıkladı.
Bugüne kadar çözüm için Türk tarafına çağrı yapıldığını hatırlatan Verheugen, Türk tarafı görüşmeler boyunca yapıcı ve işbirliğine açık bir rol oynadı ifadesini kullandı. Avrupa Parlamentosunun Türkiye raportörü Arie Oostlander de Rumlara baskı yapılması gerektiğini söylerken, Rumlar, referandumdan hayır bile çıksa ABye gireriz havasındalar. Bu tutum, üye olacak bir ülkeye yakışmıyor dedi.
Derogasyonların kalıcı olmamasının APnin bir başarısı olduğunu, anlaşmanın Uyarlama yasası çerçevesinde AB müktesebatı haline geleceğini belirten Verheugen, anlaşmayı AB Konseyinin onaylamasının yeterli olacak şeklinde konuştu.
HURRIYET 02/04/2004
Kavga etme zamanı değil
Annan Planı'na nihai şeklinin verildiği İsviçre zirvesinde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ve beraberindekiler, İstanbul üzerinden dün akşam yurda döndü. Başbakan Talat ile Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Geçitkale Havaalanı'nda yaptıkları açıklamalarda, halkı birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye çağırdı.
Başbakan Mehmet Ali Talat, görüş farklılıklarının bire yana bırakılması gerektiğini belirterek, "Bu dönem içerisinde, tarihi günlerde, bölünmeden, parçalanmadan, kavga etmeden, yarın yine bir birimizin yüzüne bakacağımızı bilerek, bir birimizle el sıkacağımızı bilerek, birlik ve beraberlik içinde hareket etmek durumundayız. Bunu Kıbrıs Türkü'
nden talep ediyorum" dedi.Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, siyaset çekişmelerinin bir yana bırakılması gerektiğine işaret ederek, "Bu ülkenin ve çocuklarımızın geleceği için en doğru olan, duygusal olarak değil, mantıklı yaklaşımlarla karar verme aşamasında gelinebilmesidir" dedi. Serdar Denktaş, böyle yapılması durumunda en doğru işin yapılmış olacağını söyledi.
Denktaş, "Zor bir dönemden geçtik. Şimdi daha zor olan kısmına geçiyoruz. Bu daha zor olan kısmında da halkımız yarını ile ilgili değil, geleceği ile ilgili bir karar verecek. Bu nedenle halkımızı çok net bir şekilde bilgilendirmek zorundayız" dedi.
Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, tarifeli uçakla dün akşam saat 22.30'da İstanbul üzerinden KKTC'ye geldi. Heyeti Geçitkale Havaalanı'nda, bakanlar, milletvekilleri, hükümet yetkilileri ve kalabalık bir halk topluluğu karşıladı. Yerli ve yabancı çok sayıda medya mensubu, heyetin dönüşünü televizyonlardan canlı olarak yayımladı.
İsviçre dönüşü Geçitkale Havaalanı'nda düzenledikleri ortak basın toplantısında referanduma yönelik tavır açıklamaktan kaçınan Talat ve Serdar Denktaş, gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra bu konuda tutum belirleyeceklerini söylediler.
İsviçre zirvesinde KKTC ekibinin son derece uyumlu bir çalışma yaptığını belirterek ekip arkadaşlarına teşekkür eden Başbakan Talat, plana nihai şeklin verilmesinden sonra artık işin referanduma kaldığını ve bu kısa süreçte halkın iyice bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türkü'nden birlik
ve beraberlik bekliyoruz
Başbakan Mehmet Ali Talat, yoğun bir müzakere sürecinin sonunda 24 Nisan'da halk oyuna sunulacak bir planın hazırlandığını söyledi.
Bu planın hazırlanmasında çok büyük emek ve çaba harcandığını anlatan Talat, politik mücadeleler verilerek buralara gelindiğini, değişik görüşlerin, çeşitli biçimlerde tartışıldığını ancak, sonuçta optimum bir plan ve taslağın hazırlandığını kaydetti.
Talat, "Bunun için gerçekten çok yoğun bir uğraş verildi. Bu uğraşın içerisinde siyasetçiler ve bizler de yer aldık. Ama, bizler kadar, hatta bizlerden de fazla emek harcayan 150-200 sayfalık Annan Planı'nın oluşturulması yanında, 9 bin sayfayı bulan ekleri için büyük emek harcayan, ter döken çok geniş bir topluluk, büyük hizmetlerde bulundu. 1.5 ay boyu
nca 100 kadar kişi ve arkadaşımız çalışarak, büyük emek harcayarak, gece gündüz demeden, kendi zamanlarının dışında olan zamanlarını da kullanarak, ayrıca hiçbir ücret almadan,çok yoğun bir çalışma yaptılar" diye konuştu.Bu çalışmaların sonucunda olabilecek en iyi sonucu ortaya çıkardıklarını ifade eden Mehmet Ali Talat, bunun hep birlikte yapıldığını, İsviçre'ye 9 kişi gittiklerini ancak işlerin yoğunluğunu, tutulacak notların çok büyük ve insan üstü çaba gerektirmesi, her gece sabahlara kadar süren çalış
maların da yürütülmesi için ekibe iki arkadaşın da dahil edildiğini anlattı.Bu ekibin çok büyük gayretleri ile İsviçre'de gece gündüz demeden çok büyük bir çalışma yürüttüklerini belirten Talat şöyle konuştu:
"Daha yapacak çok işimiz var"
"Sonuçta hep beraber, sevabıyla, günahıyla yapılabilecek, elde edilebilecek bir planı hep beraber ortaya çıkardık. Bu optimum plana eleştiri de olabilir, destek de. Bu tarihi ve önemli günlerde, birlik ve beraberlik içinde hareket ettik. 11 kişilik ekibimiz her türlü görüşü tartışıp, değerlendirip, ortak noktalara varıp, bunları çok iyi bir şekilde gündeme getirip, savunduğu kendi kişisel görüşleri bir yere bırakarak ortak noktalara varmaya çalıştı ve vardı. Ve bu ortak noktaya göre kimisini başararak plana veya yasalara sokup, ama kimisini de bir değişikliğe imkan verecek şekilde gündeme getirdi ve bunu büyük bir özveri ile gerçekleştirdi. Katkıda bulunan herkese teşekkür ederim"
Talat, Kıbrıs'ta veya İsviçre'de kendileri ile gece gündüz çalışan herkese teşekkür ederek, büyük bir hizmet yaptıklarını kaydetti. Kendi halklarına, kendi ülkelerine, çok büyük hizmetlerde bulunduklarını ifade eden Başbakan Talat, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu hizmetlere ihtiyacımız bitmiyor. Daha süreç devam ediyor. Bu ay içinde yapılacak bir çok iş ve atılacak bir çok adım vardır. Bütün bunlar için aynı şekilde özverili destek istiyoruz. Aynı şekilde görüş farklılıklarını bire yana bırakarak halkımızın desteğinin bizimle olmasını istiyoruz. Bu dönem içerisindeki tarihi günlerde, bölünmeden, parçalanmadan, kavga etmeden yarın yine bir birimizin yüzüne bakacağımızı bilerek, bir birimizle el sıkacağımızı bilerek, birlik ve beraberlik içinde hareket etmek durumundayız. Bunu Kıbrıs Türkü'nden talep ediyorum" dedi.
"Halk yarınını değil, geleceğini belirleyecek"
Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, 24 Nisan'da yapılacak referandumda halkın yarını ile ilgili değil geleceği ile ilgili bir karar vereceğini söyleyerek, halkın çok net bir şekilde bilgilendirilmesi gerektiği üzerinde durdu
.Çok uzun yıllardır devam eden bir uğraşın son bir yıldır önümüze konan bir plan neticesinde farklı bir safhaya girdiğini anlatan Denktaş, önlerine konan bir planda yapılabilecekleri, birlikte yapmaya çalıştıklarını söyledi.
Denktaş, "İsviçre'de kendi heyetimiz Kıbrıs'tan cumhurbaşkanı ve Türkiye'nin heyetleri hep birlikte yapılabilecekleri yapmaya çalıştık. Beğenilir, beğenilmez ayrı bir hikaye. Ama 24'ünde referanduma gideceğiz. Zor bir dönem geçtik. Şimdi daha zor olan kısmına giriyoruz. Sayın başbaka
nın da dediği gibi bu dönemde siyasi düşüncemiz ne isterse olsun, oy doğrultumuz ne isterse olsun, bir birimizi kırmadan, dökmeden hareket etmek zorundayız. Çünkü 24 Nisan'dan sonra sonuç ne istese olsun farklı ve çok daha zor bir döneme gireceğiz. Bu bilinçle hareket edersek, siyaset çekişmelerimizi bir kenara koyarsak, bu ülkenin geleceği için, çocuklarımızın geleceği için, en doğru olanın ne olduğu konusunda duygusal değil, mantıklı yaklaşımlarla karar verme aşamasında gelebilirsek en doğru işi yapmış olacağız.""Biz sayın Talat ile birlikte siyasal farklılıklarımızı bir kenara koyarak bu süreç içerisinde birlikte çalışarak, kendi inançlarımızdan zaman zaman ödünler vererek, ama mutlaka ortak noktada buluşarak beraber ve son derece uyum içinde başarılı veya başarısız uyum içinde bir çalışmayı yürüttük" diyen Serdar Denktaş, konuşmasına şöyle devam etti:
"Dileğimiz sonucun her şekilde hayırlı olmasıdır"
"Haklarımızın bir kısmını koruyabildik, bir kısmını koruyamadık. Unutmayalım ki, yan tarafta bizimle ortaklık kuracak kişilerin de en az bizler kadar kazanım içinde olması gerekirdi ki, kurulabilirse bu ortaklık yürüyebilsin. Bunu aklımızdan çıkartmayalım. Bizim dileğimiz sonucun her şekilde hayırlı olmasıdır. Bu sonuçtan 'evet', 'hayır' çıkmış hiç fark etmez
. Ortaya çıkacak en önemli gerçek, Kıbrıs adasının iki sahibinin bulunduğu gerçeğidir. Bunun bir kez daha teyididir. Bu sahipler de Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarındır. Bunu bir kez daha dünyaya hatırlatmak da yeterince bir kazanımdır diye düşünmekteyim. Bu akşam buraya gelerek yorgunluğumuzu bizlere unutturan herkese teşekkür ederim" dedi.Heyetin Geçitkale Havaalanı'ndan ayrılacağı sırada 8-10 kişilik bir grup "1 Mayıs'a kadar değil sonsuza kadar KKTC"pankartı açarak, "Kıbrıs Türk'tür Türk kalacak" diye slogan attı. Heyeti karşılamaya gelen kalabalık halk topluluğu ise, bu sloganlara "Kıbrıs'ta barış engellenemez" diye karşılık verdi.
YENIDUZEN 02/04/2004
Annan Planı'nın son şekli
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, iki kurucu devlete sahip olan Kıbrıs'ın tek bir uluslararası kişilik ve egemenliğe sahip olduğu belirtiliyor.
"Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın, ancak federal parlamentonun kabul etmesi ve Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk Devleti seçmenlerinin çoğunluğunun ayrı referandumlar aracılığıyla onayı üzerine değiştirilebileceği" belirtilen planda, anayasanın iki temel maddesinin (Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ve iki kurucu devleti tarif eden maddeler) değiştirilemeye
ceği kaydediliyor.Planda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın uygulanmasının Yüksek Mahkeme tarafından denetleneceği belirtilirken, oluşturulacak düzenin tek taraflı değiştirilemeyeceğine dair şu ifadelere yer veriliyor:
"Kuruluş Anlaşması ile kurulan yeni düzende herhangi bir tek taraflı değişiklik yapılması, herhangi bir şekilde bölünme veya ayrılma, özellikle Kıbrıs'ın tamamının veya bir kısmının diğer bir
ülkeyle birleşmesi yasaklanmıştır."
Planda, Kurucu Anlaşma'nın, Garanti Anlaşması ve İttifak Anlaşması'nın yürürlükte kalacağı, ancak bunların "gerekli değişikliklerle" yeni devlet ilişkilerine uygulanacağı kaydediliyor.
Federal hükümet ve kurucu devletlerin yetkileri
Annan Planı, kurucu anayasada açıkça belirtilmeyen tüm yetkilerin, kurucu devletler tarafından kullanılmasını öngörüyor. Planda bu konuya ilişkin olarak, "Kurucu devletler federal hükümete açıkça verilmemiş olan tüm yetkileri, kendi bölgesinde ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası sınırları içerisinde, egemen bir şekilde kull
anacaktır" ifadesine yer veriliyor.Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk Devleti'nin eşit yetkilere sahip olduğu vurgulanan planda, iki kurucu devletin kendilerini, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası sınırları içerisinde ve hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik ve temsili hükümet temel ilkelerine göre, kendi anayasaları altında özgürce düzenleyeceği kaydediliyor.
Federal devlet ile kurucu devletlerin yetki paylaşımı
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, federal devlet ile Türk ve Rum kurucu devletlerinin hangi alanlarda yetkili oldukları belirtiliyor.
Plan uyarınca, her alanda tamamen eşit oldukları belirtilen Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerine tanınan yetkiler de aynı. Buna g
öre, iki kurucu devlet, şu alanlarda yetkili olacak:"Asayiş ve kamu güvenliği, turizm, kurucu devlet seviyesinde adli sistemin yönetimi, spor ve eğitim, sanayi ve ticaret, balıkçılık ve tarım, çevrenin korunması, sosyal güvenlik ve çalışma yaşamı, sağlık
,şehir ve bölgesel planlama, aile, şirketler ve ceza hukuku." Plan, federal devletin yetki alanlarını da belirtiyor. Buna göre, federal devlete tanınan yetkiler de şöyle: "Dış ilişkiler, Merkez Bankası'nın çalışmaları, federal düzeydeki mali işler, AB ile ilişkiler, doğal kaynaklar, iletişim ve ulaştırma, Kıbrıs vatandaşlığı, genel ve özel aflar, fikri haklar, tarihi miras, meteoroloji, havacılık, uluslararası denizcilik, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kıta sahanlığı ve kara suları, terörizmle mücadele."
Federal hükümete, bunların yanı sıra federal seçimler ve halk oylamaları, federal yasalara karşı işlenen suçlar, federal adli sisteminin yönetimi, federal mülkiyet konularında da yetkiler veriliyor.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB ile ilişkileri
Son şekl
i verilmiş Kıbrıs planında, Birleşik Kıbrıs Devleti'nin AB üyesi olacağı belirtilirken, Kıbrıs'ın AB içinde nasıl temsil edileceği de anlatılıyor.Plan uyarınca, AB içindeki temsiliyet, federal hükümetin yetkisindeki alanlarda veya konu büyük ölçüde federal hükümetin yetkisindeki bir alanla ilgili olduğunda, Kıbrıs AB'de federal hükümet tarafından temsil edilecek.
Konu ağırlıklı olarak veya yalnızca kurucu devletlerin yetki alanına giriyorsa Kıbrıs, ya bir federal hükümet temsilcisi, ya da Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adına hareket etme yetkisi bulunması şartıyla bir kurucu devlet temsilcisi tarafından temsil edilecek.
Plana göre, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye karşı olan bir yükümlülüğü kurucu devletlerin yetki alanına giriyor, ancak bir kurucu devlet yükümlülüklerini yerine getiremiyorsa, söz konusu kurucu devlet sorumluluklarının gereğini yapana kadar, federal hükümet gereken önlemleri alabilecek. Kurucu devlet, aynı zamanda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bu aksaklık sonucunda karşılaştığı masra
flardan veya ödediği cezalardan da sorumlu olacak.Planda "Federal hükümet veya kurucu devletler tarafından AB üyeliğinin gereği olarak yürürlüğe konulan yasa, uygulama veya tedbirler geçersiz kılınmayacaktır" ifadesine yer veriliyor.
Toprak ayarlamasına
tabi bölgeler Rum kesimine BM gözetiminde 6 aşamada devredilecekBM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu Kıbrıs planının son şekline göre, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle yasal olarak Kıbrıs Rum Devleti'nin bir parçası olacak olan toprak ayarlamasına tabi bölgeler, 3 yılı geçmeyecek geçici bir süre için Kıbrıs Türk Devleti tarafından yönetilecek.
Plana göre, bu bölgelerin yönetiminin Kıbrıs Rum Devleti'ne Birleşmiş Milletler gözetiminde 6 aşamada devredilmesi öngör
ülüyor:1. aşama, 104 günde devredilecekler: Ara Bölge, Maraş, Erenköy
2. aşama, 6 ayda devredilecekler: Düzce ve Taşköy
3. aşama, 1 yılda devredilecekler: Bademliköy, Ömerli ve Kırklar bölgeleri
4. aşama, 2 yılda devredilecekler: Çayönü, Güvercinlik, Akdoğan, Türkmenköy, Gayretköy, Yeşilırmak ve Soli bölgeleri
5. aşama, 2.5 yılda devredilecekler: Haspolat, Alayköy ve Bostancı bölgeleri
6. aşama, 3 yılda devredilecekler: Korkuteli, Dörtyol, Pirhan, Paşaköy, Türkeli, Yılmazköy, Şirinevler, Akçiçek, Kozan, Kılıçarslan, Gürpınar, Özhan, Karpaşa, Mevlevi, Kalkanlı, Akçay, Güzelyurt, Güneşköy, Aydınköy, Yeşilyurt, Gemikonağı ve Yedidalga bölgeleri.
Mülkiyet
Planda, taşınmaz mallara ilişkin talepleri Kuruluş Anlaşması'nda yer alan kriterlere göre değerlendirmek üzere bağımsız ve tarafsız bir Mülkiyet Kurulu'nun oluşturulacağı, mülkiyet haklarının ne şekilde kullanılabileceğinin, etkilenen malın bulunduğu yere göre olacağı kaydedildi.
Plana göre, toprak ayarlamasına tabi bölgelerin şimdiki sakinlerinin haklarını ve menfaatlerini korumak için özel düzenlemeler yapılacak.
Yeni düzenlemeler arasında şunlar bulunuyor:
Yeniden yerleştirilecek olan kişilerin hane hakkı olarak kaydı yapılacak.
Topluluk halinde yaşayan kişiler topluluk olarak yeniden yerleştirilmeyi talep edebilecek.
Yeterli maddi imkana sahip kişiler, ilgili bölgenin idaresinin devri için anlaşılmış tarihten en geç bir ay önce malı boşaltacak.
Yeterli maddi imkana sahip olmayan kişilere, alternatif konut belirlendikten sonra, yeniden yerleştirme
için 3 aydan az olmayan bir ihbar süresi verilecek. Küçük çocukları, yaşlı bireyleri ve sakat bireyleri olan aileler için özel tedbirler alınacak.İade ve tazminat
Plandaki Mülkiyet Haklarının Kullanılması başlığı altında da şunlar kaydedildi:
Hakların iadesi: Tasarrufu kaybeden mal sahibine, mal üzerinde etkin denetim kullanabilmesini sağlayacak şekilde, kendi amaçları için kullanım da dahil olmak üzere malın yasal ve fiziksel tasarrufunu vermek suretiyle haklarının yeniden kazandırılması.
Tazminat: Herhangi bir tasarrufu kaybeden mal sahibi tam ve etkin tazminat talep edebilecek. Tazminat almayı seçen veya mallarına ilişkin hakları mülkiyet düzenlemeleri altında iade edilmeyen tasarrufu kaybeden mal sahipleri tam ve etkin tazminat alabilecek.
Tazminatın düzeyi ve ödenme biçimi: Tazminatın düzeyi, Mülkiyet Kurulu tarafından uluslararası standartlara göre belirlenecek ve tasarrufun kaybedildiği zamanki değerin kıyaslanabilir yerlerdeki gayrı menkul değerlerindeki artışa göre ayarlanması temelinde hesaplanacak.
Tazminat, etkilenen malın Mülkiyet Kurulu'na devredilmesi karşılığında Tazminat Fonu'ndan hazırlanan tazminat bonoları şeklinde ödenecek.
Hakların iadesi üzerindeki kısıtlamalar
Herhangi bir kurucu devletteki toplam toprak alanının ve konut sayısının en çok yüzde 10'una ve herhangi bir belediye veya köydeki toplam alanın ve konut sayısının en çok yüzde 20'sine ilişkin tasarruf hakları, diğer kurucu devletten gelen kişilere iade edilecek.
Planda, büyükten küçüğe olmak üzere yaş sırasına göre öncelik tanınarak uygun talep sahiplerine haklarının iade edileceği, ancak bu kısıtlamaların 1974'te çoğunlukla Marunilerin yaşadığı köyler ve Karpaz bölgesindeki Dipkarpaz, Yenierenköy, Sipahi ve Adaçay köyleri için geçerli olmayacağı belirtildi.
Türkiye ve Yunanistan, Türkiye'nin AB üyeliğine kadar adada en fazla 6'şar bin asker bulundurabilecek
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planının güvenlik konularına ilişkin bölümünde, Türkiye ve Yunanistan'ın, Türkiye AB üyesi olana kadar, adada en fazla 6'şar bin asker bulundurabileceği belirtiliyor.
Plana göre, Garanti Antlaşması'nın Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenine ek olarak, kurucu devletlerin toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenini kapsayacağı belirtiliyor.
Bu anlaşmaya göre, tüm rütbeler dahil olmak üzere, her biri 6 bini aşmayan Yunan ve Türk birlikleri, Kıbrıs Rum Devleti'nde ve Kıbrıs Türk Devleti'nde konuşlandırılabilecek.
Öte yandan plan, Türkiye'nin AB'ye girişiyle, tüm Yunan ve Türk askeri birliklerinin, Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye arasında aksine bir anlaşmaya varılmadıkça, Kıbrıs'tan çekilmesini de öngörüyor.
Annan Planı, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe konulmasının, BM Barış Gücü tarafından izleneceğini belirtiyor. BM Barış Gücü, federal hükümet her iki kurucu devletin onayını da alarak aksine karar alıncaya kadar adada kalacak.
BM'nin başkanlığında ve garantör güçler, federal hükümet, kurucu devletlerin temsilcilerinden oluşan İzleme Komitesi, Kuruluş Anlaşması'nın uygulanmasını izleyecek. Plan, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıs Türk askeri birliklerinin feshedilmesini ve sportif amaçlı ruhsatlı silahlar haricindeki tüm silahların yasaklanmasını da öngörüyor.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası askeri operasyonlara topraklarını açma konusunda, planda şu ifadeye yer veriliyor:
"Kıbrıs, her iki kurucu devletten onay almadan, toprağını uluslararası askeri operasyonlara açmayacaktır. Bu konuda Türkiye Avrupa Birliği'ne girene kadar, Yunanistan'ın ve Türkiye'nin rızası da
gerekli olacaktır."
Plan, tek bir Kıbrıs vatandaşlığının yanı sıra kurucu devlet vatandaşlığı alınmasını da öngörüyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının nihai şekli, tek bir Kıbrıs vatandaşlığının yanı sıra aynı zamanda Kıbrıs Rum kurucu devleti veya Kıbrıs Türk kurucu devleti iç vatandaşlık statülerinden birine sahip olunmasını öngörüyor.
Planda, seçimlerde oy kullanmaya ilişkin olarak, Kıbrıslıların, federal seçimlerde iç kurucu devlet vatandaşlığı statülerine göre, kurucu devlet seçimleri ve yerel seçimlerde ise sürekli ikamet ettikleri yerde oy verecekleri ifade ediliyor.
Vatandaşlık koşulları
Hangi kurucu devlet vatandaşlığı statülerine sahip olunduğuna bakılmadan, tüm Kıbrıslılar için dolaşım özgürlüğü olacağının belirtildiği planda, sonradan Kıbrıs vatandaşı olabilme koşulları da sıralanıyor. Buna göre, sonradan Kıbrıs vatandaşı olabilmek için vatandaşlığa kabul edilme veya kolaylaştırılmış vatandaşlığı kazanmak gerekiyor.
Vatandaşlığa kabul edilme, 18 yaş veya üzerinde olmayı, 4 yılı Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinin ardından olmak üzere Kıbrıs'ta kesintisiz olarak en az 9 yıl sürekli ikamet etmiş olmayı, resmi dillerden birini bilmeyi ve güvenlikle ilgili bir yasağa tabi olmamayı veya cezai mahkumiyeti bulunmamayı öngörürken, kolaylaştırılmış vatandaşlık kazanmak için de Kıbrıs vatandaşı olan veya Kıbrıs vatandaşlığına kabul edilen kişilerle en az 2 yıldan bu yana evli olan eşlerin talebi gerekiyor. Vatandaşlık, Kıbrıs vatandaşlığı kazanmış kişilerin reşit olmayan çocukları tarafından otomatik olarak kazanılıyor.
Plana göre, Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde de 1963'te Kıbrıs vatandaşlığına sahip olan herhangi bir kişiyle onun soyundan gelenler ve bu kişilerin eşleriyle adadaki her iki tarafın lideri tarafından verilecek ve eşlerle çocuklar dahil 45 bin kişiyi içerecek listede yer alan kişiler Kıbrıs vatandaşı olacak.
BM Genel Sekreteri Annan'a adadaki her bir tarafça sunulacak listede yer almak için şu kişiler müracaat edebi
lecek:18 yaşına basmadan önce en az 7 yıl ve son 5 yıl içinde en az 1 yıl Kıbrıs'ta sürekli ikamet etmiş olan 18 yaş veya üzerindeki kişiler ve bu kişilerin Kıbrıs'ta sürekli ikamet eden reşit olmayan çocukları,
Kıbrıs'ta kesintisiz olarak 7 yıldan fazla bir süre sürekli ikamet etmiş olan kişiler. Öncelik kaldıkları sürenin uzunluğuna bağlı olacak.
İç kurucu devlet vatandaşlığı belirleme koşulları
Annan Planı'nın nihai şekline göre, bir Kıbrıs vatandaşı, Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde Kıbrıs Rum kurucu devleti veya Kıbrıs Türk kurucu devleti bölgesinde ikamet ediyor olmasına bağlı olarak, ya Kıbrıs Rum kurucu devleti ya da Kıbrıs Türk kurucu devleti iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü kazanacak.
Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde, aşağıdaki köylerden birinde yaşayan kişiler ise o tarihi izleyen 1 yıl içerisinde, diğer iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olmayı tercih edebilecekler. Bu köyler şöyle sıralanıyor:
Maruni köyleri: Gürpinar, Özhan, Karpaşa ve Koruçam/Kormakiti
Mesarya köyleri: Pile, Yılmazköy ve Türkeli
Dillirga köyleri: Günebakan, Yeşilırmak, Süleymaniye, Kurutepe, Gemikonağı, Madenliköy ve Erenköy
Karpaz köyleri: Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi, Adaçay, Yeşilköy, Agios Therissos ve Ziyamet
Plan ayrıca, Kıbrıs dışında yaşayan Kıbrıs vatandaşlarının atalarının 1974 öncesinde Kıbrıs Rum veya Kıbrıs Türk toplumuna mensup olmalarına bağlı olarak ya Kıbrıs Rum kurucu devleti ya da Kıbrıs Türk kurucu devleti iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü kazanmalarını öngörüyo
r.Yeni doğan çocuklar, otomatik olarak anne babalarının iç kurucu devlet statüsünü kazanırken, Kıbrıs vatandaşlığı kazanan kişiler, aynı zamanda, daha uzun süre ikamet ettikleri kurucu devletin iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olacak.
Planda, bir kurucu devletin, Kuruluş Anlaşması'ndaki hükümlere uygun olarak kendi bölgesinde ikamet etmeyi seçen diğer devletten kişilere, kendi iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü vermek zorunda olmadığı belirtilirken, bir kurucu devletin, kendi bölgesinde yaşayan ama kendi iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olmayan Kıbrıs vatandaşlarına siyasi haklar tanımak zorunda olduğu da ifade ediliyor.
Seçimler
Kıbrıs vatandaşları, kurucu devlet ve yerel seviyedeki seçimlerle ilgili siyasi haklarını iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne bakılmadan, sürekli ikamet ettikleri yerde kullanacak. Federal seviyedeki seçimlerde ise tüm Kıbrıs vatandaşları, yine ikamet ettikleri yere bakılmaksızın, iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne göre oy kullanacak.
Herhangi bir Kıbrıs vatandaşı, kurucu devlet ve yerel seviyedeki seçimlerde, ikamet ettiği yerde oy kullanma hakkını, ikametini orada tesis etmesini izleyen altı ay içinde elde edecek.
Plan, diğer kurucu devlette ikamete ilişkin bir takım sınırlamalar getiriyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının nihai şekli, Türkiye AB üyesi olana kadar, Kıbrıs vatandaşları için, iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olduğu kurucu devletten, diğerinde sürekli ikamet etmek isteklerine bir takım sınırlamalar getiriyor.
Buna göre, ilk 6 yıl boyunca, sürekli ikamet hakkı üzerinde moratoryum konulurken, 7. ve 10. yıllar arasında köy veya belediye nüfusunun en çok yüzde 7'si kadar kişiye, 11. ve 15. yıllar arasında köy veya belediye nüfusunun en çok yüzde 14'ü kadar kişiye, 15. yıldan sonra da, ilgili kurucu devlet nüfusunun en çok yüzde 21'i kadar kişiye ikamet hakkı tanınıyor.
Bu sınırlamalar, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden 2 yıl sonra, 65 yaş üzerindeki eski sakinlerden herhangi biri ve onun eşi veya tek bir kardeşi ile belirli köylerin eski sakinleri ve onların soyundan gelenlere uygulanmayacak.
Bu köyler de şöyle sıralanıyor:
Dillirga köyleri: Günebakan, Yeşilırmak, Süleymaniye, Kurutepe, Gemikonağı, Erenköy ve Madenliköy
Mesarya köyleri: Pile, Yılmazköy ve Türkeli
Karpaz köyleri: Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi ve Adaçay Plana göre, diğer kurucu devlette ikamet tesis etmede öncelik, ilk olarak malının tasarrufu kendisine iade edilen kişilere ve onların ailelerine, ikinci olarak ilgili belediye veya köyün sırasıyla 1963'ten veya 1974'ten önceki sakinlerine ve onların ailelerine, üçüncü olarak da her iki kategorideki kişilerin varislerine verilecek.
İkamet üzerindeki sınırlamalar adanın tümünde dolaşım özgürlüğüne engel olmayacak. Buna herhangi bir Kıbrıs vatandaşının ortalama olarak haftada 3 gün, tasarrufu kendisine iade edilen malında veya Kıbrıs'ın herhangi bir yerindeki bir konaklama yerinde tatil yapması veya kalması da dahil ediliyor.
Yunan ve Türk vatandaşlarının ikamet hakkı
Annan Planı'nda, Türk ve Yunan vatandaşlarının "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nden, ülkeye giriş ve ikamet hakları konusunda, AB kanununun ve AB'ye katılım anlaşmasının izin verdiği ölçüde eşit muamele görecekleri belirtiliyor.
Plana göre, kurucu devletlere, Türk ve Yunan vatandaşlarına, Kıbrıs Türk ya da Kıbrıs Rum kurucu devletinin iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip Kıbrıs vatandaşlarının yüzde 10 seviyesine kadar sürekli ikamet hakkı verme yetkisi verilecek.
Öncelik, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden itibaren Kıbrıs'ta kalma süresinin uzunluğuna bağlı olacak.
Bu sınırlamalar, 7 yıldan fazla kalmamaları şartıyla, tam zamanlı öğrencilere ve üniversitelerin geçici akademik personeline ise uygulanmayacak.
Plana göre ayrıca, sürekli ikamet hakkı kazanan Yunan ve Türk vatandaşlarının siyasi hakları bulunmayacak. Bu kişilerin siyasi hak kullanabilmeleri için, gerekli koşulları sağlayıp Kıbrıs vatandaşlığını ve ilgili iç kurucu devlet vatandaşlığını kazanması gerekiyor.
KIBRIS 02/04/2004
Gözler referandumda
İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında dün sabaha karşı tamamlanan tarihi Kıbrıs zirvesi, dünya kamuoyunun birinci gündem maddesi olurken, zirvenin yankıları da sürüyor.
Gerek Türk, gerekse dünyanın önde gelen kurum ve yetkilileri, Kıbrıs sorununun geldiği aşamayı Türk diplomasisinin büyük başarısı olarak nitelerken, Türkiye'nin rolünü de çok yapıcı olarak değerlendirdi.
Dünya basını da konuya çok geniş yer verdi. Yunan ve Rum tarafının Kıbrıs müzakerelerinde fazla hevesli olmadığı basın haberleri arasında vurgu yapılan unsur oldu.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, ilk kez TC hükümetinin gayretleriyle diplomaside büyük bir başarı kazandığını belirterek, gelinen aşamayı olumlu olarak nitelendirdi.
Türkiye'de önde gelen işadamları da gelişmelerinden memnuniyet duyduklarını açıklayarak, Türk hükümetinin görüşmelerden alnının akı ile çıktığını bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ortaya çıkan metnin her iki taraf için de adil olduğunu ifade ederek, varılan noktayı "tarihi bir an ve uzlaşmaya yönelik güçlü bir işaret" olarak yorumladı. Powell, ABD'nin bu ay yapılacak Kıbrıs'a yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini söyledi.
AB Komisyonu, Annan Planı'nın başka alternatifi bulunmadığını, planın artık değiştirilemeyeceğini ve kararı da Kıbrıslıların vereceğini kaydetti.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye'nin Kıbrıs müzakerelerinde çok yapıcı bir rol oynadığını bildirdi. Verheugen, BM'nin son planında derogasyonların kalıcı olmamasını, AB Komisyonu'nun başarısı olarak değerlendirdi.
AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, geleceğin artık Kıbrıs halkının ve liderlerinin elinde olduğunu ifade ederek, referandumların Kıbrıs'ta tarihi bir fırsat olduğunu belirtti.
Arınç: Dış politikada büyük başarı kazanıldı
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs konusunda varılan noktanın olumlu olduğunu belirterek, "İlk kez Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı" dedi.
Arınç, TBMM Kulisi'nde gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Varılan noktanın olumlu olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
"İlk kez Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı. Toplumlararası görüşmeler başladı, daha sora diğer aşamalar geçildi. Türkiye'nin atak, kararlı ve dinamik yapısı sadece kendi bölgemizi değil, bütün dünyayı etkiledi. Türkiye bu dinamik tavrıyla söz sahibi olduğunu ve sorunları çözmek istediğini gösterdi, sorunların uzlaşma ve diplomasi y
oluyla nasıl çözülebileceğini ortaya koydu. Bence takdir edilmesi ve sevinilmesi gereken en büyük olay budur."Powell: Kıbrıs'a önemli mali katkı bildireceğiz
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referanduma götürülmek üzere sunduğu son çözüm metninin iki taraf için de adil olduğunu ve ABD'nin, bu ay yapılacak Kıbrıs'a yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini söyledi.
Powell'ın Berlin'de yayımladığı Kıbrıs'a ilişkin açıklamasının tam metni ABD Dışişleri Bakanlığı'nca duyuruldu. Annan'ın son çözüm planına tam destek veren Powell, Bürgenstock'ta varılan noktayı "tarihi bir an ve uzlaşmaya yönelik güçlü bir işaret" olarak nitelendirdi.
Bakan Powell, son noktada iki tarafın da uzlaşma çerçevesinde tam istediğini alamamasına karşın nihai metnin, iki taraf için de adil olduğunu ve Kıbrıslı Türk ve Rumlara AB üyeliğinin faydalarını paylaşma olanağı sunduğunu söyledi.
Açıklamasına, Annan'ın nihai çözüm planını desteklediğini belirterek başlayan Powell, "Bu, tarihi bir an ve uzlaşma yönünde güçlü bir işaret. Onlarca yıl süren kavga ve bölünmenin ardından bu çözüm planı, 1 Mayıs'tan itibaren Kıbrıs'ın geleceğinin Avrupa'da olmasına yönelik garantinin kapısını açıyor. Bu plan, Kıbrıslı Rumlar ve Tü
rkler için, geçmişin acılarının bir tarafa bırakılması, barış, refah ve ortaklık içinde ileriye doğru ilerlenmesi ve AB üyeliğinin faydalarının paylaşılması yönünde bir yol öneriyor" dedi.Powell, şunları kaydetti:
"Uzlaşma gereğinden dolayı sonuçta iki taraf da isteklerinin tamamını elde edemedi, ancak nihai metin iki taraf için de adil. Biz, nihai çözümün, iki taraftaki halkın temel çıkarlarını karşıladığı ve ortak bir gelecek için güvenli bir çerçeve oluşturduğu yönünde BM genel sekreterinin yaptığı değ
erlendirmeyi paylaşıyoruz.Bundan sonra çözüm, Kıbrıslıların elinde. Bu seçimi, bütün Kıbrıslıların geleceğini göz önüne alarak yapacaklarını biliyoruz. Kıbrıslılar kararlarını verirken bilmeliler ki ABD, bu çözümün tam olarak uygulanmasını desteklemeyi taahhüt eder. Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs'a yardım için (15 Nisan'da) düzenleyeceği ön konferansa katılacağız ve önemli bir (mali) katkı vereceğiz. Diğer yönlerden de yardım için elimizden geleni yapacağız."
Powell, açıklamasının sonunda, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ta iki tarafın liderlerini yapıcı katkılarından dolayı kutladı ve Annan ile Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto'yu ayrıca tebrik etti.
AB Komisyonu: Annan Planı artık değişmez, alternatifi de yok
AB Komisyonu, "Annan Planı'nın başka alternatifi bulunmadığını, bu planın artık değiştirilemeyeceğini, kararı Kıbrıslıların vereceğini" belirtti.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözcüsü Jean-Christophe Filori, günlük olağan basın toplantısında Kıbrıs'a ilişkin çok sayıda soruyu yanıtladı.
Verheugen'in, Kıbrıs'ta bir uzlaşmaya çok yakın olunduğunu düşündüğünü, bu sürecin başarısız olduğunun hiçbir şekilde söylenemeyeceğini, sürecin devam ettiğini, yeni bir aşamaya girildiğini, Kıbrıslıların geleceklerini kararlaştıracağını anlatan Filori, Annan Planı'nın son halinin en iyi ve en gerçekçi çözüm önerisi olduğunu düşündüklerini bildirdi.
Planın alternatifi bulunmadığını, kabul veya ret edileceğini, sonuçta ya birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye gireceğini ya da bugünkü durumun "dikenli tellerle, mayınlarla, BM askerlerinin varlığıyla" devam edeceğini söyleyen Filori, İsviçre'deki görüşmelerde AB'nin tüm taleplerinin kabul edildiğini, AB temel ilkeleri çerçevesinde işleyecek tek sesli bir devlet kurulmasının hedeflendiğini anlattı
.Kalıcı derogasyonların söz konusu olmayacağını, AB'nin yaklaşımının hep bu yönde olduğunu belirten Filori, Rum tarafının referandumda 'hayır' demesi halinde neler olacağının sorulması üzerine, bu aşamada spekülasyon yapmak istemediğini, taraflardan birinin 'hayır' demesi durumunda planın geçersiz kalacağını, Kıbrıs'ın AB'ye bölünmüş bir şekilde gireceğini, planı kabul etmenin Rumların menfaatine olduğunu, adaya barış geleceğini anlattı. Filori, planın reddedilmesi halinde, AB'nin durum değerlendirmesi ya
pacağını söyledi.AB Komisyonu'nun Konseye bir uyum senedi sunacağını, bu belgenin konseyde "tercihen 1 Mayıs'tan önce" oybirliğiyle onaylanması gerektiğini belirten Filori, uzlaşma halinde Kıbrıs'a, 2004-2006 dönemi için 300 milyon euro ek bütçe öngörüldüğünü, bunun 259 milyon euroluk bölümünün kuzeyin ekonomik gelişmesi için harcanacağını, ayrıca 15 Nisan'da, Brüksel'de Bağışçılar Konferansı düzenlenerek yeni fonlar aranacağını belirtti.
Filori, geçici derogasyonlar konusunda bir soru üzerine, bu konunun yeni keşfedilmediğini, genişleme sürecinde birçok ülkeye geçici derogasyonlar uygulandığını, bunun uyum sürecinde geçerli bir unsur olduğunu anlattı ve Annan Planı'nda artık herhangi bir değişiklik yapılmasının söz konusu olmadığını hatırlattı.
Sözcü, bir soru üzerine, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda demokratik tartışmaların devam ettiğini, AB Komisyonu'na, yıl sonuna kadar bir rapor hazırlamak ve Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak tam üyelik müzakerelerinin başlatılması konusunda görüş ve tavsiye belirtmek görevi verildiğini belirtti ve "Eğer Türkiye siyasi kriterleri yerine getirirse müzakereler zaman geçirilmeden başlayacak" dedi.
Verheugen: Türkiye, Kıbrıs müzakerelerinde çok yapıcı rol oynadı
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, "Türkiye'nin Kıbrıs müzakerelerinde çok yapıcı bir rol oynadığını" söyledi.
Verheugen , Avrupa Parlamentosu'nda (AP), Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Arie Oostlander'in hazırladığı Türkiye raporunun tartışılması sırasında Kıbrıs müzakerelerinin son durumu hakkında AB Komisyonu'nun görüşlerini açıkladı.
"Kıbrıs müzakerelerinin başarısız olarak nitelendirilmemesi gerektiğini" ifade eden Verheugen, bundan sonra tarafların siyasi liderliklerini iyi kullanmaları ve kamuoylarını razı etmek için gereken çabayı göstermeleri gerektiğini söyledi.
Verheugen, "Arzu edilen, önceki gün anlaşmanın imzalanmasıydı. Şu anda ikinci seçeneğe kaldı. Referandumda liderlerin kamuoylarını razı etmek için gerekli çabayı göstermesi gerekir" dedi.
Verheugen, BM'nin son planında "istisnaların" (derogasyonlar) kalıcı olmamasını, AB Komisyonu'nun başarısı olarak değerlendirdi.
Solana: Referandumlar, Kıbrıs'ta tarihi fırsat
AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Kıbrıs'ta yapılacak referandumların tarihte yeni bir sayfa açma fırsatı yaratacağını söyledi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'yu çalışmalarından dolayı kutlayan Solana, referandumların, uzun bir bölünmüşlük dönemi yaşayan adanın tarihinde yeni bir sayfa açılması fırsatı sunduğunu anlattı.
Geleceğin artık Kıbrıs halkının ve liderlerinin elinde olduğunu belirten Solana, AB Konseyi'nin, 1 Mayıs'a kadar adil, uygulanabilir ve kalıcı bir çözüme ulaşabileceğine olan inancını hatırlattı ve bütün Kıbrıslıların bu hedefe yönelmeleri çağrısında bulundu.
Türk işadamları, görüşmelerden memnun
Türkiye'deki Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, Türk hükümetinin Kıbrıs görüşmelerinden alnının akı ile çıktığını belirterek, "Bütün isteklerimiz, bütün talep ettiklerimiz bence olmuş sayılır" dedi.
Koç, Anadolu Ajansı muhabirinin İsviçre'de önceki gece tamamlanan Kıbrıs görüşmeleri ile ilgili sorularını yanıtladı.
Rahmi Koç, müzakerelerde varılan aşamayı nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruyu yanıtlarken, Türk tarafının müzakereleri çok iyi idare ettiğini, sabırla ve dikkatlice soruna yaklaştığını belirterek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da Türkiye'nin önerilerinin hepsini kale aldığını ve ona göre yeni bir anlaşma hazırladığını kaydetti.
Koç, şöyle devam etti:
"Bizler hazırız. Bizim taraf tamamdır. Yunanistan tarafına gelince, onlar fevkalade rahatsız. Rahatsızlıkları iki noktada düğümleniyor. Birincisi Güney Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs'a geçeceklerin sayısı tahditli. Alabilecekleri gayrı menkuller sınırlı. Diğeri ise Türk askerinin orada ilelebet kalacak olması.
Bugün (dün) BBC'den öğrendiğime göre; Güney Kıbrıs halkının yüzde 90'ının referandumda (Ret) cevabı vereceği söyleniyor. Tabii durum böyle olursa Kıbrıs'ta durum bizim tahminlerimizin tam tersine olmuş oluyor. Biz tahmin ediyorduk ki, onlar referandumda (Evet) diyecekler, bizimkiler ise (Hayır). Ya da bizimkilerin ne diyeceği kati olarak tahmin edilemiyordu. Şimdi iş tamamen aksine döndü.
Bir de önümüzde 1 Mayıs tarihi var. Referandumda Türklerden (Evet), onlardan (Hayır) çıkarsa, Kıbrıs 1 Mayıs'ta bütün olarak AB'ye nasıl girecek bilemiyorum. Türk tarafı olarak biz endişelerimizi ortaya koyuyorduk ama Yunanlılar daha hassas. Rumların referandumda ret cevabı vermeleri durumunda, bunun dünya kamuoyunda Türkler lehine olumlu bir hava estireceği muhakkaktır. Buna rağmen ret cevabı verilirse, bu demektir ki; Kıbrıs bir bütün ülke olarak olamayacaktır.
(AB yalnız Güney Kıbrıs'ı mı alır, yoksa onu bu iş halloluncaya kadar üyeliği ertelerler mi?) bunu şu anda söylemek zor. Fakat netice itibariyle Türk hükümeti, Kıbrıs görüşmelerinden alnının akı ile çıktı
diyebiliriz. Bütün isteklerimiz, bütün talep ettiklerimiz bence olmuş sayılır."
Yabancı sermaye girişi
Rahmi Koç, AB üyeliği konusunda "Kıbrıs sorunlarının çözümlenmesi durumunda bu Türkiye'nin önünü açar mı?" sorusu üzerine de, "Tabii. AB bizi bir defa daha oyalamaması lazım. Muhakkak bir müzakere tarihi vermeleri lazım" dedi.
Türkiye'nin daha önce müzakere tarihi alabilmesinin tercih edilen bir durum olduğunu ancak, bunun gerçekleştirilemediğini ifade eden Koç, şunları söyledi:
"İki konuyu ayırdılar. Aslında iki konu bir bütündür. Fransızlar ve Almanlar bizim AB'ye girmemizi artık istiyorlar gibi. Böyle bir hava var. Dolayısıyla bize bir tarih vereceklerini zannediyorum. Türkiye'ye müzakere tarihi verildiği ve müzakerelere başlandığı andan itibaren zannediyorum Türkiye'ye büyük bir yabancı sermaye girişi olacaktır. Ama bizi ne zaman AB'ye alırlar onu kestirmek zor. Herhalde 2010'dan sonra bir tarih. Ama o zamana kadar o kadar çok ülke AB üyesi olacak ki, bu şuna benzer; her geçen insan bir kulübe üye olursa onun kulüplüğü kalmıyor biliyorsunuz, o zaman biz AB'ye girmek ister miyiz, istemez miyiz, bence bu bir soru işareti.
Ne var ki, AB'ye giren her ülkenin milli geliri artmıştır, vatandaşı zengin olmuştur ve ülke ilerlemiştir. Bizim de zamanı geldiğinde AB'ye girmemiz şarttır. "
Kıbrıs 30 yıldır kangren olmuş bir iş
Bu konuda geç kalındığını ifade eden Koç, "Biz AB'ye Yunanistan girerken girecektik. Onu yapamadık. AB ile Gümrük Birliği yaparken girmek için ısrar edecektik tarih verilsin diye... Onu da yapamadık. Dolayısıyla bu, son şansımız. Sanıyorum lehimize bir gelişme olacaktır" dedi.
Koç, Türkiye'nin önünün açık olduğunu belirterek, "Ama Kıbrıs sorunu 30 senedir kangren olmuş bir iş. Bu görüşmelerin sonucunda bu halloluyor bu bir, ikincisi AB'den kati bir tarih alacağımızı zannediyorum bu iki. Üçüncüsü de Kıbrıs'ın Türkiye'ye mali yükü kalkacak. Kıbrıs, Türkiye'ye mali bakımdan hakikaten uzun seneler bir kambur olmuştur. O da kalktığında bir ferahlama olacaktır diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Yunan basını: Atina ile Rum kesimi, planı reddetti
Yunan basını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında tamamlanan Kıbrıs görüşmeleri sonucunda taraflara nihai planını sunmasına geniş yer verdi.
Atina ile Rum kesiminin Annan Planı'na olumlu veya olumsuz bir yanıt vermeyi reddettiklerini yazan gazeteler, Rum-Yunan tarafının, ABD ile İngiltere'nin baskılarına rağmen, plan üzerinde yapılan değişikliklerin tatmin edici olmadığı değerlendirmesinde bulunduklarına dikkat çektiler.
Katimerini gazetesi, "Annan Planı'na Yunan Hayırı", "Üzerinde Anlaşılmış Bir Çözüme Ulaşılamadı" başlıkları altında, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in "Üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığı" sözleriyle hoşnutsuzluğunu dile getirdiğini kaydetti.
Gazete, Rum kesiminin AB üyeliğinin Türkiye'yi birtakım ikilemlerle karşı karşıya bıraktığını, ancak otomatik bir çözüm garantisi vermediğini öne sürerken, "AB müktesebatının bile şüpheyle karşılanarak yoğun müzakere konusu olması, uluslararası ilişkilerde ve diplomasi oyunlarında ittifakın değil, çıkarların hakim olduğunu gösteriyor" yorumunda bulundu.
To Vima, "Atina ve Lefkoşa Planı Reddetti", "Son Söz Referandumlarda" başlıklı haberinde, Atina ve Rum kesiminin, üzerinde 13 noktada değişiklikler yapılmasına rağmen planı reddettiğini ve müzakerelerin "kesin başarısızlıkla" sonuçlanmasını hayal kırıklığıyla karşıladığını yazdı.
Gazete, 24 Nisan'da Kıbrıs'ta referanduma sunulacak planın, Rum kesiminde reddedilmesi olasılığının, Atina'daki hükümet çevrelerince, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sıcak ilişkisine rağmen, Türk-Yunan ilişkilerinde olumsuz etki yapması açısından endişeyle karşılandığını kaydetti.
Apoyevmatini gazetesi, "Kıbrıs İçin Yalanlar Bitti" başlıklı haberinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs liderlerine "Uluslararası toplumun sunduğu çözümü desteklemeleri yönünde son çağrıda bulunduğunu" yazdı.
Gazete, planda "son anda yapılan değişikliklere" rağmen, Rum tarafınca "temel konularda özlü değişiklikler yapılmamasından dolayı" reddedildiğini kaydetti.
"Tuzak Plan ve Şantajl
ara Hayır", "Atina ile Lefkoşa Annan'ın Türk Yanlısı Hilkat Garibesi Planını Reddetti" başlıklarını kullanan Elefteros Tipos gazetesi, Rum tarafının, plandaki Türk lehine noktaları, yoğun baskılara rağmen kabul etmediğini yazdı.Elefteros Tipos, sert müzakerelerin arzu edilen sonucu vermediğini ama Kıbrıs Rum diplomasisinin itibar ve güvenilirliğini koruduğu yorumunda bulundu.
Ethnos gazetesi, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılacak referandumlarda "evet" veya "hayır" yanıtıyla tarihi kararların alınacağını yazdı.
Gazete, "Tüm tehdit ve şantajlara rağmen ala Turka pişirilmiş çözümün kabul edilmediği" değerlendirmesinde bulundu.
"Kıbrıs Annan'a Hayır Diyor" başlığını kullanan Ta Nea gazetesi, Rum kesiminin AB üyeliğinden sonra daha iyi bir çözüm için müzakere umudunda olduğunu, aynı anda ise taksimin kesinleşmesi riskini aldığını kaydetti.
Gazete, Rumların referandumda olumsuz, Türklerin ise olumlu oy vermeleri halinde, "sahte devletin" bazı batı ülkelerince gelecekte tanınması beklentisinin varolduğu yorumunu yaptı.
Elefterotipiya gazetesi ise "Çaresizlik Planı İçin Referandum" başlıklı haberinde, Atina ile Rum kesiminin BM Genel Sekreteri Annan'ın "ayaküstü" yaptığı sözlü düzenlemeleri tatmin edici bulmayarak reddettiklerini, referanduma sunulacak planın yazılı ve son şeklini almasını beklediklerini yazdı.
The Guardian: Her iki taraf da Kıbrıs'ta uzun süren bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak istiyor
İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesi, Kıbrıs'ta tarafların prensipte uzun süreli bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak istediklerini, ancak sorunun çözümlenememesinin hâlâ bölgeyi sarsacak sonuçlar doğurabileceğini yazdı.
The Guardian başyazarı, sorunun çözümünün tarafların tümü için belli avantajlar getirdiğini örneklerle açıklarken, bir diplomatın İsviçre'deki süreci, "Bu sürecin sonunda bir taraf beş çeşit yemek ve şampanyayla masadan ayrılırken, diğerine ise sandviç ve kahveyle idare etmek düşecek" diye özetlediğini bildirdi.
BM planının son halinin Türkiye'de bir zafer havası, Rum tarafında ise umutsuzluk yarattığını ifade eden Guardian başyazarı, planın bazı ayrıntılarına yer verdi.
Bir Rum milletvekilinin planı değerlendirirken, "Bu hem tecavüze uğrayıp, hem de tazminatını ödemeye benziyor" benzetmesinde bulunduğunu belirten Guardian, "Kıbrıs saati ilerlemeye devam ediyor. Tarafların referanduma gitmesi bekleniyor. Ama eğer Türk tarafının lideri KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halkını kendi tarafında tutmayı başarırsa Türk tarafından ret kararı çıkabilir" diye yazdı.
Ancak yine de planın kuzeyde kabul edilip, güneyde reddedilmesi ihtimalinin daha güçlü göründüğünü belirten yazar, "Adanın zengin tarafı olanlar onlar, nasıl olsa AB'ye de her koşulda girecekler. Onlar açısından bu referandum sadece, fakir olan Türk kuzenlerinin önünü kesme oylaması gibi görülecek"
görüşünü savundu."Rum tarafından bölünmüşlüğe yakılacak bir yeşil ışığın AB ile Türkiye arasındaki ilişkileri bozabileceğini" de ifade eden yazar, "Ayrıca AB yeniden ticari ambargolar sorununu kucağında bulacak. Ankara ve Yunanistan için de sorunlar yine köşeli hale gelecek. Kısacası bu sorun bölgede sarsıntılar yaratabilecek" yorumunda bulundu.
Alman basını: Görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı
Alman basını, "Kıbrıs görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını" yazdı.
Die Welt ve Berliner Morgenpost gazetelerinde "Kıbrıs görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı" başlığıyla verilen haberlerde, bir Türk diplomatın, "Herkes son sözünü söyledi. Diplomasi sona erdi" dediği belirtildi.
Gazetelerde, "Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından birkaç kez değiştirilen anlaşmayı imzalamayı reddettiği, buna rağmen 24 Nisan'da Kıbrıs'ta birleşme konusunda halkoylamaları yapılacağı" belirtilerek, "bunlardan birinin olumsuz sonuçlanması durumunda 1 Mayıs'ta sadece Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye üye olacağı" hatırlatıldı.
"Rum heyetinin bir sözcüsünün, Annan'ın yeni getirdikleri önerilerden hiçbirini dikkate almadığını söylediği, anlaşmazlık konularının başında mülkiyet haklarının ve adada bulundurulacak asker sayısının geldiği" de haberlerde ifade edildi.
Haberlerde, "Kıbrıslı Türklerin ise isteklerinin çoğunun kabul gördüğü görüşünde oldukları, buna karşın zaten 1 Mayıs'ta AB üyesi olacağı için Rum kesimini ikna etmenin daha zor olacağı, AB ile ABD'nin de görüşmeler sırasında baskı yapmaya çalıştıkları, ancak tüm çabaların başarısız kaldığı" kaydedildi.
Der Spiegel dergisinin internet sayfasında da, "Kıbrıslıların kaderlerini kendilerinin tayin edeceği, Annan'ın, halkoylamaları yapılacağı yönünde tarafların yazılı taahhütlerinin 9 Nisan'a kadar kendisine iletilmesini istediği" belirtildi.
"Türkiye'nin Annan Planı'nı desteklediği" ifade edilen haberde, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Bu müzakerelerde hiçbir taraf kaybetmedi' şeklinde konuştuğu, Yunan tarafının ise bu konuda daha çekimser kaldığı, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in, Annan'ın planının 'düzeltilmesi' için çaba harcadığı, ancak başarısız kaldığı" bildirildi.
Washington Post: Rum-Yunan tarafı, daha inatçı tutum sergiledi
ABD'nin önde gelen gazetelerinden The Washington Post'ta Kıbrıs'taki önemli gelişmelerle ilgili çıkan haberde, İsviçre görüşmelerinde Rum-Yunan tarafının, "daha inatçı bir tutum sergilediği" ve Türk hükümetinin "Annan Planı'na destek işareti verdiği" belirtildi.
Gazetenin haberinde, İsviçre-Bürgenstock görüşmelerinin sonunda bir anlaşma sağlanamaması üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, hazırladığı nihai çözüm planını 24 Nisan'da Kıbrıs'ta iki tarafta referanduma götürmeyi kararlaştırdığı kaydedildi.
The Washington Post, Kıbrıs'ta son sürecin ivme kazanmasında, kendisi de AB üyeliğine aday olan Türkiye'nin çabalarının rol oynadığına işaret ederek, BM'deki diplomatların, "bu son turda Rum-Yunan tarafı daha inatçı olduğunu gösterdi" dediğini yazdı. Gazete, Türk hükümetinin, nihai Annan Planı'nı destekleyeceğinin işaretini verdiğini kaydederek, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bu görüşmelerde kaybeden yok" sözüne dikkati çekti.
CNN: Karamanlis ve Rumlar daha hevessiz
ABD'nin CNN haber televizyonu, Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği haberinde, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Kıbrıs Rum tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın referanduma götürülmek üzere sunduğu nihai plana ilişkin Türk tarafına oranla "daha az hevesli" olduğunu belirtti.
CNN'in internet sayfasında yayımlanan haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bürgenstock görüşmelerinin sonunda yaptığı açıklamada, "Bu yola iyi niyetle başladık, bunun sonucunu görmek istiyoruz" diyerek Annan Planı'na destek verdiği ifade edildi.
Haberde, Yunanistan Başbakanı Karamanlis'in ise "daha hevessiz" bir görüntü çizerek, "Artık karar Kıbrıslılara kaldı" dediğine işaret edildi. CNN, daha önceki saatlerde Kıbrıs Rum yönetiminin de Annan Planı'nı tatmin edici bulmadığını açıkladığına dikkati çekti.
KIBRIS 02/04/2004
Türkiye bir adı
m önde Erdal GüvenErdoğan, hem BM'ye referandum sürecinde üzerine düşeni yapacağının güvencesini verdi, hem de 'Çabalarımızın sonucunu almak isteriz' diyerek Kuzey Kıbrıs halkını anlaşmaya 'Evet' demeye çağırdı
02/04/2004 RADIKAL
İsviçre görüşmeleri sonunda Kıbrıs'ta çözüm yolunda gelinen noktayı bir cümleyle özetlemek mümkün: Türk tarafı bir adım önde.
Erdoğan bu yola çıkarken "Her zaman bir adım önde olacağız" demişti, sözünü tuttu...
Peki nasıl gelindi bu noktaya?
1 - Kıbrıslı Türkler çözüm iradesini önce sokağa, sonra meclise taşıdı.
2 - Ankara AB yolunda ilerleyebilmek için Kıbrıs sorununu mutlaka çözmesi gerektiğini idrak ederek AB'yle 'at pazarlığı'na son verdi.
3 - Türk tarafı iyi niyetle masaya
'Denktaş köstek oluyor'
Ankara, Bürgenstock'ta diplomatik bir zafer kazanıldığını söylerken, Annan Planı'nın nihai halinin Türk taleplerini tatmin ettiği belirtildi. Asıl sıkıntı harita konusundan kaynaklanıyor
02/04/2004 RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
'Artı eksiden fazla'
'Karpaz ortak devletin'
Türk-Rum dengesinin nüfusa göre değiştirilmeyeceğine dair güvence verildi. İki kesimlilik güçlendi. Kuzey'e yerleşecek Rum oranının yüzde 18 olması, Türkiye'yi kaygılandırmıyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden hemen sonra Rumlar Türk tarafına yerleşemeyecek. Kısıtlamalardan 65 yaş üstü kişiler, eşleri ya da bir kardeşleri ve Karpaz ahalisi muaf. Karpaz, ortak devletin bir parçası olacak. Bu, Türkiye'nin tezine u
Bush tebrik etti
Asker, 5 Nisan'da fikrini söyleyecek
Bürgenstock sonrası Erdoğan ve Gül'ün katılımıyla yapılan MGK'da asker kanat, Kıbrıs'ta çözüm planını referanduma sunma konusunda renk vermedi. Tavır 5 Nisan'daki MGK'da netleştirilecek
02/04/2004 RADIKAL
TOLGA AKINER
Askerler tam kadro
Kapsam
lı değerlendirmeZaman kazanılacak
Şimdi gözler Denktaş'ta
24 Nisan'da referanduma su
nulacak planı incelemeye başlayan Denktaş, 'Haksızlık yapmak istemem, lehimize bazı değişiklikler var' dese de planın son halini de eleştirmeden edemedi02/04/2004
RADIKALAA
- LEFKOŞA - Bürgenstock defterinin kapanmasıyla adanın kuzeyinde gözler 24 Nisan'daki referandumunda kimin 'evet' kimin 'hayır' diyeceğine çevrilirken, planı incelemeye başlayan KKTC lideri Rauf Denktaş'ın ilk tepkisi, "Şimdiki halimle plana 'evet' denilecek bir şey göremiyorum" oldu. Denktaş, planda lehlerine bazı değişiklikler olduğunu belirterek temkinli olsa da referanduma ilişkin tutumu sorulunca, "Benim 'evet' veya 'hayır' demem önemli değil, halkın 'evet' veya 'hayır' demesi'Haksızlık yapmayalım'
Talat: Zafer değil
Powell ile Blair memnun
02/04/2004 RADIKAL
WASHINGTON - ABD ve Kıbrıs'ta garantör ülke konumundaki Britanya, Bürgenstock'ta anlaşma mutabakatı çıkmasa da sonuçtan memnun kaldı ve referandumların kabulü çağrısı yaptı.
Müzakerelerde 'kolaylaştırıcı rolü' ile sürekli devrede olan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, sonucu adil diye niteleyerek şöyle dedi: "Şimdi çözüm, Kıbrıslıların elinde. Bu seçimi, geleceği göz önüne alarak yapacaklarını biliyoruz. Karar verirken bilmeliler ki ABD, çözümün tam olarak uygulanmasını desteklemeyi taahhüt eder. Avrupa Komisyonu'nun yardım konferansına katılacağız ve önemli bir katkı vereceğiz. Yardı
Straw: Herkes için zafer olacak
KKTC basını umutlu
02/04/2004 RADIKAL
Kıbrıslı gazetesi:
'Büyük Başarı!' başlıklı haberinde, 'Rumların 1 Nisan EOKA günü zehir oldu. İsviçre'de Türk tarafının elde ettiği başarı en az Rumlar kadar statükocuları da üzdü. 40 yıldır düğüm üstüne düğüm atılan Kıbrıs sorununun çözümü yolunda önemli bir adım atıldı' ifadesini kullandı.Rum basını 'bozuk' çalıyor
'Barışa birlikte yürüyelim'
02/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- BÜRGENSTOCK - Başbakan Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Bürgenstock'ta planının son halini sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, "Bu anlaşmanın öngördüğü sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız. Hükümetimiz tarafından gerekli değerlendirmeler yapılacak ve öngörülen aşamada TBMM'ye de sunulacak" dedi. Erdoğan şu mesajları verdi.Annan 9 Nisan'da imza istiyor
02/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- BÜRGENSTOCK - New York mutabakatı gereği, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs çözüm planının son halini sunmasının ardından, sıra yazılı taahhütte. Annan, önceki geceki 'imzasız' törende, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile üç garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve Britanya'ya birer mektup verdi. Mektuplarda iki taraftan 'planı referanduma götürecekleri', garantörlerden 'referanduma gidilmesine onay verdikleri ve olumlu sonuç halinde planı parlamentolarının onayına sunacakları' dair taahhüt isteniyor. Yanıtların yazılı olarak 9 Nisan'a dek BM'ye sunulması gerekiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan Annan'a yazılı taahhüdü garanti etmişti.B
ir taraf 'Hayır' derse...Rum lider bıçak sırtında
Karamanlis, Bürgenstock'ta kritik hallerde geri planda kaldı, ama sonuçtan hiç memnun olmadığını da gizlemedi. Rum tarafında ise çatlak belirirken, Papadopulos zorda
kalabilir02/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
Bush 'memnuniyetsiz'
'Şike yapıldı'
Bürgenstock'ta 9 günlük karnaval
02/04/2004 RADIKAL
Moliviatis, Gül'le bir görüşmesinde Verheugen'in kendisine "Türkiye zaten AB'den müzakere tarihi alamayacak. O yüzden, rahat olun" dediğini aktardı. Çok sinirlenen Gül, derin bir araştırma sonrası Verheugen'in bu sözleri sarf etmediğini öğrendi. Arkasından çevrilen dolaplara sinirlenen Verheugen, BM, Yunan ve Türk heyetlerine darılırken, arayı bulmak Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'e düştü.
Verheugen, Türkiye ve Kıbrıs Türk heyetinin sempatisini kazanmak için diyaloglarının arasına sık sı
Verheugen: En ileri noktadayız
Bürgenstock'ta Rum taleplerini savunan Verheugen, 'İstediğimizi aldık. Derogasyonlar kalıcı olmayacak' dedi
02/04/2004 RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
'Denktaş çerçeve dışı'
'AP ve AB baskı yapsın'
Papazlardan Annan planına 'hayır'
02/04/2004 RADIKAL
EOKA örgütünün Kıbrıslı Türklere karşı silahlı faaliyetlere başladığı 1 Nisan dolayısıyla dün düzenlenen etkinliğe katılanlar, Annan planına karşı olduklarını açıkladı.
Rum basınında yer alan haberlere göre, etkinliğe katılan Baf Metropoliti Hrisostomos, Limasol Metropoliti Athanasios ve Cikko Manastırı Pisk
KKTC'de ilk 'evet' TKP'den
02/04/2004 RADIKAL
KKTC'de muhalefetteki Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planını olumlu bulduğunu ve referandum'da 'evet' diyeceğini açıkladı.
TKP Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre TKP, 24 Nisan'da yapılacak referandumdan 'evet' sonucu çıkması için kampanya başlatacak. Parti Meclisi ve ilçe yönetim kurullarının dün akşam yapılan ortak toplantısında planın değerlendirildiği
KKTC'de kritik değerlendirme toplantısı
02/04/2004 RADIKAL
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın İsviçre'de yapılan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin sonunda sunduğu planın son şekliyle ilgili olarak KKTC Cumhurbaşkanlığı'nda yapılan değerlendirme toplantısı sona erdi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığında yapılan toplantı, yaklaşık 4 saat sürdü. Toplantıda, müzakerelerde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyet, Cumhurbaşkanı Denktaş'a planın son şekli ve müzakerelerle ilgili bilgi verdi, ortak değerlendirme yapıldı.
Kıbrıs'ta beklenen
İsmet Berkan02/04/2004 RADIKAL
İsviçre'nin Luzern kenti yakınlarındaki Bürgenstock köyünde Kıbrıs görüşmelerini yürütmekte olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül; eğer Kofi Annan Rum-Yunan tarafını da ikna edip bir imza töreni düzenleseydi, Annan Planı'nın son haline önceki akşam imza atacaktı.
Bunu, dün yapılan ve 5 Nisan'da b
Kıbrıs Avrupa için de sınav
Murat YetkinUluslararası konularda çok oyuna getirildiğine inanan Türkiye Kıbrıs'ta AB'ye güven duymuyor
02/04/2004 RADIKAL
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının son şekline onay vermesiyle çözüm süreci başka bir mecrada akmaya başladı. Erdoğan'ın bu kritik açıklamayı yapmadan önce (iki kere) ABD Başkanı Bush, Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile görüşmesini, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile yazışıp görüştüğünü biliyoruz. Keza bütün İsviçre görüşmeleri süreci boyunca Ankara'ya, Cumhurbaşkanı Ahm
et Necdet Sezer'e sürekli bilgi verildiği, Genelkurmay'a da sürekli bilgi akışı ve bilgi alışverişinin sağlandığı biliniyor. Gelinen aşamayı "Referandumda 'Evet' diyecek bir yan göremiyorum, ama arkadaşlarımız iyi iş çıkardılar, zaten her istenenin alınması mümkün değildir" diye değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da her aşamada bilgilendirildiği ve görüş alışverişinin sürdüğü söylenebilir. Zaten KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın da Erdoğan'la paralel açıklamaları, Kıbrıs görüşmelerinde bu kez Türk tarafının koordinasyon içinde hareket ettiğine işaret ediyor. Dolayısıyla Erdoğan'ın onayı, dün ikinci kez toplanan Milli Güvenlik Kurulu açısından da bir sürpriz olmamıştır.Kıbrıs'ta oyunlar ve çareleri
Haluk Şahin02/04/2004 RADIKAL
Aşkta ve savaşta olduğu gibi diplomaside de, bir şeyi gerçekten yapmak yerine yapıyormuş gibi davranmanın sınırları olduğunu bu kez de Rum/Yunan tarafı keşfedecek!
Diplomaside '....miş gibi' yapmak uzun yıllar boyunca Türkiye'nin ve Denktaş'ın marifeti olarak görülüyordu. Görüşüyor'muş gibi' yapmak, tartışıyor'muş gibi' yapmak, değerlendiriyor'
Bizi milli park paklar
Murat Belge
02/04/2004 RADIKAL
Kıbrısla ilgili görüşmeleri, 'Annan Planı' dediğimiz çözüm önerileri paketi üstüne tartışmaları izliyorum, hep birlikte izlediğimiz gibi. Hep birlikte izliyoruz, ama şüphesiz hepimiz ayrı beklentiler, ayrı motivasyonlar, dolayısıyla ayrı değerlendirmelerle izliyoruz. Kimimiz 'Ah, çözülse!', kimimiz 'Aman, çözülmese!' diyor. Bunl
arı izlerken düşüncelerim daha genel ve daha 'tarihi' diyebileceğim bir yerlere kayıyor.Arınç Kıbrıs'tan umutlu
Kıbrıs'ta gelinen son noktanın Türkiye açısından olumlu olduğunu belirten TBMM Başkanı Arınç 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside ilk kez büyük başarı kazanıldı' dedi
02/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs konusunda varılan noktanın olumlu olduğunu belirterek, "İlk kez Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside bir büyük başarı kazanıldı" dedi.'Halkın kararı önemli'
Gül'den oturum talebi
Kıbrıs'ta çözüm herkese yarar
02/04/2004 RADIKAL
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının dördüncü versiyonunu da sundu. Planın ana metni 220 sayfa, ekleri ise 9 bin sayfa tutuyor. Ancak bu uzun sayfaları okumaya gerek yok, çözüm kendisini dayatmış durumda. Çözüm, prensipte herkesin işine geliyor. Türkiye AB'den üyelik müzakereleri için tarih almak istiyor; Yunanistan da komşusunu AB konusunda destekliyor. Her iki ülke de, 1974'ten beri kendilerini üç kez savaşın eşiğine getiren bir çatışmayı sona erdirmeye çalışıyor. Kıbrıslı Türkler kendilerini yoksulluğa sürükleyen ticaret ambargosunun bitmesini isterken, Kıbrıslı Rum göçmenler evlerini ve topraklarını geri istiyor veya bunlar için tazminat talep ediyor. Yanı sıra Rum tarafı da 35 bin Türk askerinin artık adadan çıkmasını istiyor. Fakat İsviçre'deki görüşmelerde bir yetkilinin söylediği gibi, pratikte bir taraf şampanya eşliğinde mükellef bir sofraya otururken, diğer taraf bir sandviç ve bir fincan kahve ile yetinecek.
BM planının son versiyonu Türkiye'de sevinç, Yunanistan'da ise sıkıntı yarattı. Kıbrıslı Rumlar adanın yüzde 37'sini, nüfusun yüzde 18'ini oluşturan Kıbrıslı Türklere kaybetmişlerdi. Planın son versiyonunda kuzeye dönmesine izin verilen Rum göçmenlerin Türk nüfusu içindeki oranı yüzde 21'den yüzde 18'e düşürüldü. 1974 işgalinden sonra adaya yerleşen
80 binden fazla Türk de yerinde kalacak. Kıbrıslı Türkler AB'den, hareket özgürlüğü ve mülk satın almayı garanti eden kalıcı bir derogasyon elde etmeye çalışmıştı. Bu derogasyon şimdi 20 yılın ardından terk edilebilecek, fakat Kıbrıslı Rumlar hâlâ 1974'te gasp edilen topraklardan kaynaklanan temel mağduriyetlerin giderilmediğini savunuyor. Mülkiyetten mahrum bırakılmaktan kaynaklı tazminat talepleri, daha önce Türkiye'ye yönelirken, artık yeni Kıbrıs hükümetine yönelecek. Bir Rum milletvekili şunu söylüyor: "Bu tecavüze uğramak, sonra da tecavüzcüye tazminat ödemek zorunda kalmak gibi bir şey."
Kıbrıs'ta çözüm saati işliyor. Annan 'boşlukları doldurduktan' sonra planı
adanın her iki tarafında referanduma sunacak. Fakat kafaları bu şekilde tokuşturmaya çalışmanın tehlikeleri de var. Reddiyeci tutumunu sürdüren Kıbrıs Türk lideri Rauf Denktaş, yerleşimcileri kendi tarafında tutarsa, referandum adanın kuzeyinde başarısız olabilir. Fakat daha muhtemel olan durum, referandumun kuzeyde geçip güneye takılması. Böyle olması halinde ise, her şekilde AB'ye girecek olan zengin güneyliler, yoksul Türkleri AB'den mahrum bırakmış olarak görülecek.
Kıbrıslı Rumlar, tam da 30 yıldır aleyhine kampanya yürüttükleri bir paylaşım planı için oy kullanacak. Olumsuz bir sonuç, Türkiye-AB ilişkilerini soğutabilir ve ticaret ambargosu sorununu AB'nin gündemine taşıyabilir. Böyle bir sonuç, Atina ve Ankara için başladıkları yere
geri dönmek anlamına gelecektir. Yani çözülecekmiş gibi görünen bu sorun, bölgeyi siyasi olarak sarsma potansiyelini hâlâ sürdürüyor.
(Başyazı, 1 Nisan 2004)
Papazlardan plana 'hayır'
Rum Ulusal Konseyi, Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos'un çağrısıyla yarın toplanacak Ulusal Konsey toplantısında, nihai Annan planı üzerinde durulacak ve planın onaylanıp onaylanmaması için 24 Nisan'da yapılacak referandumun düzenlenmesi konusu ele alınacak.
Rum Ulusal Konseyi üyeleri, dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin yapıldığı İsviçre'de Papadopulos'a eşlik etmişti.
Rum Politis gazetesi: 'Bütün göçmenler evlerine' gerçek oluyor
Gül: Denktaş'ın planı incelemek için vakte ihtiyacı var"
ABD Dışişleri: Adanın geleceği, Kıbrıslı seçmenlere bağlı"
Beyaz Saray: Liderler planın temel çıkarları karşıladığını kabul ediyor
Rum yönetiminin tavrı, referandum öncesi endişe yaratıyor...
İsviçre'deki Kıbrıs müzakerelerinin ardından Rum yönetiminin uzlaşmaz ve olumsuz tavrı, adada yapılacak referandumlar öncesi BM'de endişe yaratıyor.
BM çevreleri, Türk tarafının görüşmelerdeki yapıcı tutumuna karşın Rum yönetiminin olumsuz ve hevessiz tavrına dikkat çekerken, Rum liderliğinin referandum öncesi açık olmasa bile perde arkasından Annan planını reddeden bir kampanya yürütebileceğini belir
Kıbrıs'ta referanduma doğru... TKP'den 'evet'!
Fransız basını: Kıbrıs'ın galibi Türkler
Financial Times: Türkiye gel
eceğin AB üyesi kimliğini güçlendirdiTürkiye'nin, Kıbrıs müzakerelerinden "neredeyse tüm çıkarlarını" koruyarak "itibarla" çıkmasının, hükümete övgü getirdiği ve Türkiye'nin kimliğini güçlendirdiği yorumu yapıldı.
İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden Financial Times'ta Vincent Boland imzasıyla yer alan haberde, diplomatlar ve uzmanlara dayanarak, "Türkiye, Kıbrıs müzakerelerinde büyük oranda itibarla çıkarak, geleceğin AB üyesi olarak kimliğini güçlendirdi" denildi.
"AZ BULUNUR BİR DİPLOMATİK ZAFER"
MILLIYET 02/04/2004
Annan Planının ana hatları
İsviçrede günler süren müzakereler sonunda BM Genel Sekreteri Annanın taraflara sunduğu referanduma götürülecek nihai planın ana hatları belli oldu
2 Nisan 2004
Planın nihai şeklinde 4üncü versiyona kıyasla kısıtlı değişiklikler yer alıyor.İsviçrenin Bürgenstock kentindeki 4lü görüşmeler sonunda BM Genel Sekreteri Kofi Annanın taraflara sunduğu KKTC ve Rum Yönetiminde referanduma götürülecek planın ana hatları şöyle;
2011 yılına kadar 6şar bin, 2018e kadar 3er bin Türk ve Yunan askeri Adada kalacak. Bu tarihten sonra 1960 anlaşmalarındaki gibi sembolik olarak Yunan askerlerinin sayısı 950, Türk askerlerinin sayısı 650 olacak. Ancak askersizleştirme hedefiyle her 3 yılda bir bu askerlerin durumu gözden geçirilecek.
Daha önce gözden geçirme sürecinin 5 yıl olması öngörülüyordu.
Haritada bir değişiklik öngörülmüyor. Türk tarafının elindeki yüzde 36 olan toprak oranı yüzde 29a düşürülüyor. Güzelyurt ve çevresi Rum yönetimine bırakılırken Karpazın yönetimi Türklerde kalıyor. Bunun dışında Türklere kalan topraklara da Rum göçmenler aşamalı olarak yerleşebiliyor. Ancak Rumların Kuzeye geçişi konusunda kısıtlamalar da bulunuyor. Kuzeydeki evlerine dönebilecek Rumların oranı 19 yıla kadar, Türk nüfusunun yüzde 18ini aşamayacak. Daha sonra kısıtlama kalkacak. Türkiyenin bu tarihten önce AB üyesi olması halinde kısıtlamalar daha önce kalkacak. Ancak Karpazın Sipahi, Dik Karpaz, Yeni Erenköy ve Adaçay köylerinde evi olan Rumların tümü, kısıtlama olmadan evlerine dönebilecek. Rumlara bırakılacak topraklar, 42 aylık süreçte 6 aşamalı olarak Rum yönetimine devredilecek.
Mal-mülk edinme konusunda da geçici kısıtlamalar getiriliyor. Rumların Türk kurucu devletinden mal-mülk alması, Kıbrıslı Türklerin kişi başına düşen gelirinin Rumların gelirinin yüzde 85ine ulaşması veya aradan 15 yıl geçmesinden sonra bu kısıtlama kaldırılıyor.
Senatodaki 24 Türk-24 Rum dengesinin bozulmaması için, senatörlerin seçimi vatandaşlık değil etnik kökene göre yapılıyor. Ancak başkanlık konseyinde etnik köken değil, vatandaşlık esas alınıyor. Geçiş dönemi 3 yıldan 50 güne düşürülüyor.
Federal kurumlar, parlamento ve Avrupa Parlamnetosu için 13 Haziranda seçim yapılacak. Federal hükümet 3 Türk 3 Rum bakandan oluşacak. Avrupa parlamentosunda 4 Rum 2 Türk milletvekili olacak. 6 Rum 3 Türkten oluşan başkanlık konseyinde başkan ve başkan yardımcılığı ilk dönemde 10 ayda bir değişimli olacak. Daha sonra Rumlar 40 ay, Türkler 20 ay başkanlık yapacak. Kararlar için en az bir Türk üyenin de onayı gerekecek. Taraflardan hiçbir diğerine hükmedemeyecek.
1974 yılından sonra Türkiyeden Kıbrısa yerleşenlerden 45 bini, anlaşmadan sonra da Adada kalabilecek. Anlaşmadan sonra Türkiyeden Adaya gideceklerin oranı, Türk kesimindeki nüfusun yüzde 5ini aşamayacak.Annan Planının son şekli
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın 31 Mart tarihinde İsviçrenin Burgenstock kasabasında taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, iki kurucu devlete sahip olan Kıbrısın tek bir uluslararası kişilik ve egemenliğe sahip olduğu belirtiliyor.
| AA | |||||
|
2 Nisan 2004 Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının, ancak federal parlamentonun kabul etmesi ve Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk Devleti seçmenlerinin çoğunluğunun ayrı referandumlar aracılığıyla onayı üzerine değiştirilebileceği belirtilen planda, anayasanın iki temel maddesinin (Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetini ve iki kurucu devleti tarif eden maddeler) değiştirilemeyeceği kaydediliyor. |
Planda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının uygulanmasının Yüksek Mahkeme tarafından denetleneceği belirtilirken, oluşturulacak düzenin tek taraflı değiştirilemeyeceğine dair şu ifadelere yer veriliyor: Kuruluş Anlaşması ile kurulan yeni düzende herhangi bir tek taraflı değişiklik yapılması, herhangi bir şekilde bölünme veya ayrılma, özellikle Kıbrısın tamamının veya bir kısmının diğer bir ülkeyle
birleşmesi yasaklanmıştır.
Plana göre, bu bölgelerin yönetiminin Kıbrıs Rum Devletine Birleşmiş Milletler gözetiminde 6 aşamada devredilmesi öngörülüyor: 1. aşama, 104 günde devredilecekler: Ara Bölge, Maraş, Erenköy
2. aşama, 6 ayda devredilecekler: Düzce ve Taşköy
3. aşama, 1 yılda devredilecekler: Bademliköy, Ömerli ve Kırklar bölgeleri
4. aşama, 2 yılda devredilecekler: Çayönü, Güvercinlik, Akdoğan, Türkmenköy, Gayretköy, Yeşilırmak ve Soli bölgeleri
5. aşama, 2.5 yılda devredilecekler: Gazimağusa, Haspolat, Alayköy ve Bostancı bölgeleri
6. aşama, 3 yılda devredilecekler: Korkuteli, Dörtyol, Pirhan, Paşaköy, Türkeli, Yılmazköy, Şirinevler, Akçiçek, Kozan, Kılıçarslan, Gürpınar, Özhan, Karpaşa, Mevlevi, Kalkanlı, Akçay, Güzelyurt, Güneşköy, Aydınköy, Yeşilyurt, Gemikonağı ve Yedidalga bölgeleri.
Maruni köyleri: Gürpinar, Özhan, Karpaşa ve Koruçam/Kormakiti
Mesarya köyleri: Pile, Yılmazköy ve Türkeli
Dillirga köyleri: Günebakan, Yeşilırmak, Süleymaniye, Kurutepe, Gemikonağı, Madenliköy ve Erenköy
Karpaz köyleri: Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi, Adaçay, Yeşilköy, Agios Therissos ve ZiyametPapadopulostan hayır sinyali
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan Planına hayır diyeceğinin ilk sinyalini Adaya dönüşünde verdi.
Larnaka| 1 Nisan 2004 Papadopulos, Onurlu bir uzlaşmaya varılması konusundaki çabalarımız sonuç vermedi. Baskılar uğruna halkımın çıkarlarını feda etmeyeceğim dedi. |
PLANIN RUHUNA AYKIRI DEĞİŞİKLİKLER
Papadopulos, Türk tarafı müzakerelerde planın ruhuna aykırı, kabul edilemez 11 ek değişiklik istedi. Birleşmiş Milletler de bunları kabul etti ve bir şekilde plana yerleştirdi dedi. Annan Planının son şekli üzerindeki değerlendirmelerin sürdüğünü belirten Rum lideri, kısa sürede görüşünü halkına açıklayacağını söyledi.
Papadopulos, New Yorkta varılan mutabakata sadık ka
Erdoğan ve Karamanlis hemfikir
Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Kıbrısta Annan Planının bütün tarafların temel çıkarlarını karşıladığı konusunda Türk ve Yunan liderlerinin aynı
görüşte olduğunu söyledi
|
Washington NTV-MSNBC |
|
2 Nisan 2004 McClellan, Beyaz Sarayda Bushun liderlerle görüşmeleri hakkında bilgilendirme toplantısı düzenledi. |
McClellan, gunluk brifinginde, Baskan George Bushun,
Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Kıbrıstaki gelişmelerle ilgili BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile görüştüğünü belirtti
