4. Annan Planı taraflara sunuluyor

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs müzakereleri için tüm taraflarla bir araya geldi. Annan, Kıbrıs Planı’nın yeni halini bugün TSİ 13.00’te taraflara sunacak. Bürgenstock
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

29 Mart 2004— Edinilen bilgiye göre, planın taslak halinin sunumu için taraflara davet yapıldı

Söz konusu davet çerçevesinde her heyetten 8 kişinin sunuş sırasında hazır bulunması istendi. Bu arada, tarafların Kofi Annan’la dün akşamki buluşmasının iyi bir atmosferde geçtiği ve Genel Sekreter’in tarafları teşvik edici bir biçimde konuştuğu öğrenildi.
Türk tarafının bu buluşma sırasında Annan’a beklentilerini bir kez daha anlattığı belirtildi.

Taslağın 150 sayfadan oluştuğu ancak yasalarla ve ekleriyle birlikte sayfa sayısının 9 bine çıktığı belirtildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Birleşmiş Milletler’in her iki tarafa da süpriz yapacağı beklentisi içinde olduklarını söyledi.

’SÜRPRİZ BEKLENTİLER İÇİNDEYİZ’

Denktaş, “hem kötü hem de iyi süprizler olabilir” dedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, bir girdabın içinde beklediklerini kaydederken “ne her şey çok iyi gidiyor ne de kötü gidiyor” diyecek noktada bulunmadıklarını vurguladı. Denktaş, tarafların Bürgenstock’dan zaferle ayrılamayacaklarını bilincinde olduklarını da ifade etti.
Denktaş, Türkiye ve Yunanistan başbakanlarının sürece dahil olmasının psikolojik olarak Kıbrıs’taki taraflara destek vereceğini de dile getirdi. Serdar Denktaş dün Ad
a’da yapılan yürüyüşle ilgili olarak ta Kıbrıs Türklerinin ve Rumlarının birlikte yaşamaya alışmaya başlamaları gerektiğini söyledi.

STRAW-GÜL GÖRÜŞMESİ
Edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u arayarak, Kıbrıs görüşmelerini ele aldı. Straw’un, Türk tarafının hassas olduğu hukuki koruma konusunda elinden geleni yapacağını söylediği öğrenildi.

4. Annan Planı'nda Denktaş devre dışı


BM Genel Sekreteri, eşbaşkanlığı kaldırıp Denktaş'ın kurucu devletin başkanı olmasını önlerken, derogasyonları kalıcılaştıracak bir de formül geliştirdi

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 4. Annan Planı'nı İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında bugün taraflara sunmaya hazırlanırken, Rum gazeteleri, 1000 ila 2000 sayfadan oluştuğu belirtilen planda, iki tarafın da kazanmış görüneceği bir durumun yaratılması için çaba sarf edildiğini, Türk ve Rum tarafların bazı noktalarda kazanıp bazı noktalarda kaybedeceğini yazdı. Yeni planda, Rumların talepleri doğrultusunda 30 ay sürmesi öngörülen eşbaşkanlık kurumu ortadan kaldırılıyor. Böylece, mevcut planda Rum lider Tasos Papadopulos'la birlikte Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk eşbaşkanı olması beklenen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yeni planda devre dışı bırakılıyor. Rum basınına göre, planda Türk ve Rum taraflarının lehine olan noktaların bazıları şunlar:

Rumların kazanımları
• Rumlar, geçiş dönemi bitince Kuzey'deki mallarının üçte birini alabilecek. Geri kalan kısmını bono ve hisse olarak alacak.
• Daha fazla Rum'a, Kuzey'de "ikinci konut edinme" hakkı tanınacak. Bu Rumların Kuzey'de siyasi hakkı olmayacak.
• Nihai anlaşma, TBMM'den onay almadan uygulamaya konulmayacak.

'Yüzde 90' formülü
• AB'nin savunacağı Avrupa formülü temelinde vatandaşlık kazanma ve yerleşimdeki derogasyonlar, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeyi Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşıncaya kadar geçerli olacak. Türk tarafının derogasyon talebini tatmin etmeye yönelik bu maddeye, "Türk tarafının yaşam düzeyi bu noktaya gelme
yecek, bu madde de fiilen yasalaşmış olacak" diyen Rumlar itiraz ediyor.
• Türk kurucu devletine dönecek Rumlar, yüzde 21'den yüzde 12'ye indirilecek.
• Türkiye'nin AB'ye girmesinden sonra da Ada'da 650 Türk, 950 Yunan askeri sürekli kalacak.
MILLIYET 29
/03/2004

Birbirimize alışmalıyız

Ferai TINÇ/BÜRGENSTOCK

KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, ‘‘Eğer aradığımız anlaşmaya varamazsak bile, bundan sonra, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar olarak birbirimize alışmaya başlamamız lazım’’ dedi.

Dün İsviçre'de Türk ve yabancı basın mensuplarına gelişmeler hakkında bilgi veren Denktaş, bundan sonra çok kritik bir dönemle karşı karşıya olduklarının altını çizdi. ‘‘Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır dedik. Olmadı. İşte, Kıbrıs'ın yarısı Rum kaldı. A
ma onlar da Ada'yı Yunanistan'a bağlayamadılar’’ diyen Denktaş, bundan sonra Ada'da iki halkın eskiye göre çok daha fazla ilişki içine gireceğini, işbirliğinin artacağını, bunun için şimdiden herkesi üslubuna ve sözlerine dikkat etmesi gerektiğini söyledi.

Kalıcı bir çözüm sağlanıp sağlanamayacağı konusunda, umut ve umutsuzluk arasında bir noktada olduğunu da dile getiren Denktaş, planla ilgili sorunların aşılabileceğini ama önemli olanın yaşayabilir bir barış sağlayabilmek olduğunu da sözlerine ekledi

HURRIYET 29/03/2004

Pazarlıkta son şans!

Dörtlü Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde İsviçre’deki Burgenstock’da bulunan taraflar, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile dün akşam bir araya gelecek.

Annan, dün akşam için, her heyetten üçer kişinin katılımını içeren bir davet yaptı. Bu çerçevede Türkiye heyetini akşamki görüşmelerde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ile Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Ümit Pamir temsil etti.

BM heyetiyle birlikte 15 kişinin katıldığı görüşmelerde, özlü konulara girilerek, taraflar, bugün kendilerine sunulması beklenilen Annan planının son taslağı öncesinde, Genel Sekreter’e görüşlerini aktardılar.

YENİ PLAN BUGÜN SAAT 12.00’DE SUNULACAK

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının taslağını taraflara bugün saat 12.00'de sunacak.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, planın taslak halinin sunumu için dün taraflara davet yapıldı. Söz konusu davet çerçevesinde her heyetten 8 kişinin sunuş sırasında hazır bulunması istendi.

Bu arada, tarafların Kofi Annan'la dün akşamki buluşmasının iyi bir

atmosferde geçtiği ve Genel Sekreter'in tarafları teşvik edici bir

biçimde konuştuğu öğrenildi.

Türk tarafının bu buluşma sırasında Annan'a beklentilerini bir kez

daha anlattığı belirtildi.

GÜL, ABD’DEN DESTEK İSTEDİ

Türkiye, Kıbrıs müzakerelerinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin aktif olarak devreye girmesi için çabalarını artırıyor.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, bu amaçla ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ı aradığı, Powell’ın da ABD yönetiminin Bürgenstock’taki müzakereleri yakından izlediğini söylediği ögrenildi.

Gül, Powell’a “ABD’den sağlam, güçlü destek bekliyoruz. Aktif olmanızı istiyoruz” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı da, Türkiye’nin Kıbrıs’ta varılacak anlaşmanın hukuki açıdan koruma altına alınması ve derogasyonlar konusundaki hassasiyetine hak verdiklerini ifade etti. Bugün Bürgenstock’ta çetin müzakereler yapılması bekleniyor.
Yeni planın bin sayfa olmasını bekleyen Türk tarafı ise, planın yaklaşık 9 bin sayfadan oluşmasından rahatsız. Türk yetkililer, geriye kalan kısa zamanda 9 bin sayfanın okunmasının mümkün olmayacağını belirtiyorlar.
Bu arada, Bürgenstock’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in de katılacağı görüşmenin bugün yapılması planlanıyor. Karamanlis’in Bürgenstock’a bugün gitmesi, Başbakan Erdoğan’ın ise İsviçre’ye bugün hareket etmesi bekleniyor.
ERDOĞAN ANNAN’LA KIBRIS’I GÖRÜŞTÜ

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la Kıbrıs konusunu görüştüğünü açıkladı.

Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İrlanda Başbakanı ve AB Dönem Başkanı Bertie Ahern ile görüştüğünü, ABD Başkanı George W. Bush, Almanya Başbakanı Gerard Schröder, Fransa Cumhurbaşkanı Jacgues Chirac ile görüşeceğini söyledi.

Erdoğan bu görüşmelerdeki mesajının ne olacağının sorulması üzerine, ''Müzakerelerin çok daha iyi ve olumlu yürütülmesi için destek isteyeceğim'' dedi.

SERDAR DENKTAŞ: BAŞBAKANLARININ BURGENSTOCK'A GELİŞİ,

PSİKOLOJİK BİR ETKİ YARATIR

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye ve Yunanistan başbakanlarının Kıbrıs görüşmelerine katılmak üzere Burgenstock'a gelmesinin psikolojik bir etkisi olacağını söyledi ve Annan planının son

taslağının sunulmasının ardından üzerinde çok fazla değişiklik yapılmasının zor olacağını belirtti.

Denktaş, Furigen otelinde düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in görüşme sürecine katılımının iki taraf üzerinde de psikolojik bir etki yaratacağını kaydetti. Denktaş, ''Taslağın taraflara sunulmasının ardından kimsenin üzerinde büyük bir değişiklik yapabileceğine inanmıyorum'' diye konuştu.

GÜL, STRAW'U ARADI

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'u arayarak, Kıbrıs görüşmelerini ele aldı. Straw'un, Türk tarafının hassas olduğu hukuki koruma konusunda elinden geleni yapacağını söylediği öğrenildi.

HARİTALAR SIR

Edinilen bilgiye göre, Türk tarafı, yeni kurulacak devletin haritaları çizilirken, tarihi Türk ve Rum köylerinin kendi devletçiklerine dahil olmasını tercih ediyor. Bu çerçevede, Beyarmudu ve Akıncılar gibi bazı köylerin Türk tarafına geçebileceği, dolayısıyla da haritanın daha önceden olacağı belirtildiği gibi tam düz olmayabileceği ifade ediliyor.

HALKIN SESI 29/03/2004

Planın yeni şekli resmen sunuluyor

Dördüncü Annan Planı, ekleriyle birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Bugün resmen taraflara sunulacak planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıs’taki görüşmelerde sunduğu ve ‘olmazsa olmazlar’ diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Ankara’nın üstünde titizlikle durduğu garantiler ve güvenlik konusunda da, Türkiye’nin Ada’daki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor.
Kıbrıs sorunun temelini oluşturan mülkiyet konusunda ise, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler yapılıyor.

RUM TARAFININ İSTEKLERİ
4. Annan planına dahil edilen Rum tarafının istekleri sunlar:
- Fonksiyonellik;
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ortak devlet kurumlarının fonksiyonelliğinin iyileştirilmesi talebinde kazanıyor. BM, kurulus anlaşmasının imzalanmasından itibaren 40 gün içinde federal parlamentoların olusturulması için seçim yapılmasını kabul e
diyor. Sayıları 6'dan fazla olması beklenen Başkanlık Konseyi üyeleri süratle seçiliyor ve Kıbrıs Türk kurucu devlet liderinin eşbaşkanlık süresi 4 aydan 2 aya iniyor.
- Asliye Mahkemesi kurulmasi talebi kabul ediliyor.
- Toprak;
Arabulucuların bu konud
aki tavrı net. Türkiye iki bölgeliliğin güçlendirilmesini istiyorsa önemli oranda toprak parçası iade edecek. Hiç kimse kesin toprak oranını belirtmiyor. Ancak son şeklinin Kıbrıs Rum tarafının müzakere kabiliyetine bağlı olacağı vurgulanıyor.
- Güvenlik;

Uluslararasi unsurlar, Yunanistan ve Türkiye'nin güçlü bir iradeye sahip olduğunu ve güvenlik konusunda bir anlaşmaya varacağına inanıyor. Adada kalacak asker sayısı, arabulucular tarafından ikinci bir konu olarak görüşülüp uzlaşmaya varılacak.
- Ekonom
ik yönü;
BM, Kıbrıs Rum lideri Papadopulos'un endişelerini dikkate alıyor ve çözümün maliyetiyle ilgili daha iyi bir inceleme sunuyor.''
TÜRK TARAFININ İSTEKLERİ
- İki Bölgeliligin Güçlendirilmesi;
Ankara'nın çok az sayıda Rumun olacağı Kıbrıs Türk devl
eti ve sınırlarının düzleştirilmesi talebini elde ettiği görülüyor. Federal temsiliyette özellikle de ortak devletin senatosunda özlü "siyasi eşitlik" talebi de kabul görüyor. Türkiye bunun karşılığında önemli oranda toprak tavizi teminatında bulunuyor.
-
AB Müktesebatından İstisnalar (Derogasyon):
(Türk tarafı, anlaşmanın AB standartlarına uymayan maddelerinin, Avrupa mahkemelerinde iptal edilmemesi için, AB temel yasası olarak kabul edilmesini istiyor.) AB, Kıbrıs Rumlarının kuzeye yerleşmesi ve mülk sa
tın alması hakkında geçici istisnalari (bitiş tarihi belli) müktesebata dahil edecek. AB, çözümden sonra istisnalar hakkında Kıbrıs Rumlarının AİHM'e başvurma ihtimaliyle ilgili Türkiye'nin endişelerini de anlıyor. Bu konuda AB nihai kararı vermedi.
Arabu
lucular ise anlasmanın imzalanmasından sonra Türk tarafının endişelerini büyük ölçüde rahatlatan "teknik düzenlemelerden" söz ediyor. Uluslararası unsurlar "iki bölgeliliğin" güçlendirildiği oranda AİHM'e başvuruları da cezbettiği yönünde Ankara'ya uyarılarda bulunuyor. Kıbrıs'ın AB üyelik sözleşmesinin yeniden müzakere edilmesinin ise "anlamsız ve olmayacak bir fikir" olduğunu bildiriyor.''
4. Annan taslak planında,, Cumhurbaskanı Rauf Denktas'ın ''iki ulus'' ve ''iki din'' konusundaki önerilerinin ve Pap
adopulos'un, ''iade edilecek toprakların BM denetimine verilmesi talebinin uygun görülmedigi belirtiliyor.

İŞTE 4. ANNAN PLANI'NIN AYRINTILARI

Değişikliklerin, tarafların bugüne kadar müzakere ettiği konuları kapsadığı, yanıt verilmesi için 24 saat süre verileceği ve müzakere imkanının çok sınırlı olacağı belirtiliyor.
BM tarafından yapılan değişiklerin bazılarını şöyle sıraladı:
1-Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara dönecek Rum oranı Kıbrıs Türk oluşturucu devletçik nüfusunun yüzde 21'inden yüzde 1
2'sine düşürülüyor. Rumların mülklerinin oranı da orantılı olarak azalıyor.
2-Rumlara, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi olmayan ikamet hakkı veriliyor. Geçiş döneminin sona ermesinden sonra da mallarının 3'te 1'ini alabilecekler.
3-Mülkiyet Kur
ulu'na, tazminatlarla ilgili bir formül sağlanıyor. Mülkün 3'te 1'inin kullanımı hakkı verilecek. Bonolar ve geriye kalan hisseler aynı oranla ve mülkün maddi değeri temelinde verilecek.
4-Senatörlerin seçimi toplumsal köken temelinde yapılıyor. 24 Kıbrıs
lı Türk ve 24 Rum senatör seçiminde, Kıbrıs Türk idari bölgesinde yaşayacak Rumların seçme seçilme hakları olmayacak.

5-Türk ve Yunan askerleri ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek.
6-Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak.
Haberde, Annan planının ekinde bulunan haritanın değişmeyebileceğine işaret edilerek, planda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgi bul
unmadığı belirtiliyor.
RUMLARIN LEHİNE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
Politis gazetesi de yeni Annan planında iki taraf için de kayıp ve kazanımlar olduğuna değinerek, Rum tarafının kazanımlarını şöyle sıraladı:
1-MÜLKLER: Mülkiyet konusundaki yeni felsefe, bütü
n göçmenlere kuzeydeki mülklerinin 3'te 1'ini alma olanağı sağlıyor. Türk tarafında daimi ikamet edeceklerin oranı (Kıbrıs Türk tarafının lehine) yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülecek, ancak 'yaşadığı yerde oy kullanmayan' statüsüyle daha çok göçmen geri dönebilecek. Yani Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde kalışları, ikinci konut mantığıyla olacak ve bu devletçikte siyasi hakları olmayacak. Siyasi haklarını Rum oluşturucu devletçiğinde kullanacaklar.
2-EKONOMİ: Yukarıdaki öneriye paralel olarak Rum tarafı
nı yoğun olarak meşgul eden ekonomi yönü ve özellikle Mülkiyet Kurulu'nun yaşayabilirliği konusunda yeni plan şunları öneriyor:
-Her göçmen mülkünün 3'te 1'ini alacak. Mülkünün diğer 3'te 1'ini yabancı bankalarca verilecek teminatla bono olarak alacak ve
bunları paraya çevirebilecek. Mülkünün son 3'te 1'i için ise Mutual Fund tipi bir sistem hissesi alacak.
3-İŞLEYEBİLİRLİK: Mevzuat uygulaması ve referandumlara belirli ifadeler eklenmesiyle anlaşma, mevcut geçiş dönemi sorunları olmadan derhal uygulamaya
konulacak. Yani; Kıbrıs'ı Avrupa seçimlerine dek yönetecek olan Başkanlık Konseyi ve Parlamentoya milletvekilleri derhal atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bütün organları (Başkanlık Konseyi, milletvekilleri) için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa seçimleriyle birlikte yapılacak. Bu yöntemle Annan planının öngördüğü eşbaşkanlık olmayacak.
4-Asliye Mahkemesi kurulacak.
5-Anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasına
halihazırda formül bulundu. Bu formüle göre nihai anlaşma, TBMM'den
onay almadan uygulamaya konulmayacak. Bu formülü Rum tarafı kabul etmiş görünüyor.
TÜRK TARAFI LEHİNE DEĞİŞİKLİKLER
Politis gazetesine göre, 4. Annan planında Kıbrıs Türk tarafı lehine şu değişiklikler yapılıyor:
1-İSTİSNALAR: AB Komisyonu'nun genişlem
eden sorumlu üyesi Günter
Verheugen'in savunacağı, Avrupa formülü temelinde, 'vatandaşlık alma ve

yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeyinin Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşıncaya kadar geçerli olacak. Rum tarafı, yaşam düzeyinin suni olarak da, hiçbir zaman bu seviyeye ulaşamayabileceği ve bunun sonucu olarak sapmanın 'gizli yasalaşma' halini alabileceğini savunarak, bu düzenlemeye itiraz ediyor.
2-RUMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ: Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi
ikamet oranı yüzde 21'd
en yüzde 12'ye indirilecek. Rumların Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde sahip olabilecekleri mal miktarı da aynı oranda azalacak.
3-İKİ KESİMLİLİK: Daimi ikamet statüsüyle geri dönecek Rum sayısının azaltılması, seçim sisteminin büyük oranda denetim altına alınmasına ilişkin Türk tarafının endişelerini gideriyor. Aynı zamanda, 'Senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır' ifadesi benimseniyor ki, bu Kıbrıs Türk devletçiğinde Rumların seçilmesini engelliyor. Senatoda özel konularda Kıbrıslı Türklerin yüzde
50 çoğunluğu tezi de benimsenebilir.
4-GÜVENLİK: Türkiye ve Yunanistan'ın, 1960'ta bulundurdukları asker sayısı temelinde (650 Türk ve 950 Yunan) sürekli askeri varlığı sağlanıyor (Türkiye'nin AB'ye girmesinden sonra da).

HALKIN SESI 29/03/2004

 

Güvenlik konusunda anlaştılar

Diplomatik kaynaklar güvenlik konusunun artık görüşülmeyeceğini belirtirken, konunun siyasi otoriteye sunulabilecek aşamaya geldiğini ifade ettiler

Öte yandan Burgenstock'taki dörtlü görüşmelere, Türk tarafının anlaşmada sağlanacak “hukuki koruma” istenci damgayı vurdu

Türkiye, büyük önem verdiği hukuki korumayı sağlayabilmek için, ilgili taraflar nezdinde kısa bir süre içinde telefon diplomasisi başlatacak

İsviçre'nin Burgenstock kasabasındaki dörtlü Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde dört taraf dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun da bulunduğu öğle yemeğinde bir araya geldi.

Burgenstock oteller zinciri içinde bulunan ve BM yetkililerinin kaldığı Park Otel'de bir araya gelen taraflar, yemek boyunca gelinen noktayı değerlendirerek, görüşlerini paylaşacaklar.

Taraflardan ikişer kişinin katıldığı yemekte, Türkiye'yi Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal, KKTC'yi Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş temsil ediyor. 24 Mart Çarşamba günü yenilen akşam yemeğinden sonra dört taraf dün ikinci kez aynı masada buluştu.

HUKUKİ KORUMA

Bu arada, Türk tarafı, varılacak bir anlaşma için sağlanacak hukuki koruma konusunu, Ada'da yapılacak referandumların önündeki en büyük engel olarak görüyor.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, AB'nin Türk tarafının hayati bir konu olarak nitelendirdiği derogasyonlara ilişkin son formülü olan ''uyum senedi'' şu andaki haliyle Türkiye ve KKTC'yi tatmin etmiyor.

Aynı kaynaklar, varılacak anlaşmaya birincil hukuk ile ikincil hukuk arasında bir statü sağlayacak olan bu uyum senedinin, tam bir hukuki koruma sağlayarak, temel hukuk haline gelebilmesi için AB üyesi ülkelerin parlamentolarından geçmesi zorunluluğuna dikkat çekiyorlar.

AA’ya göre, Türkiye, büyük önem verdiği hukuki korumayı sağlayabilmek için ilgili taraflar nezdinde kısa bir süre içinde telefon diplomasisi başlatacak. Bu çerçevede, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve AB Dönem Başkanı İrlanda'nın Başbakanı Bertie Ahern'ü telefonla araması bekleniyor.

Başbakan Erdoğan'ın bu temaslarının yanı sıra Burgenstock'da bulunan Dışişleri Bakanı Gül'ün de başta ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell olmak üzere bu ülkelerin dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri yapması öngörülüyor.

Bu arada, Türk tarafı, 29 Mart Pazartesi günü İsviçre'ye gelmesi beklenilen AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in, uyum senedinin temel hukuk haline gelebilmesi için çantasında yeni fikirler getirmesi beklentisi içinde.

ANNAN, TUNUS'A GİTMEYEBİLİR

Öte yandan, Burgenstock'a dün gelen BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Tunus'a gitmeme ihtimali olduğu belirtiliyor. Henüz kesinleşmeyen bu bilgi çerçevesinde, Annan'ın daha önceden programlandığının aksine 30 Mart Salı günü Tunus'a geçmeyebileceği ve sürecin sonuna kadar İsviçre'de kalabileceği ifade ediliyor.

GÜVENLİK GÖRÜŞMELERİ

Bu arada, Burgenstock'daki Kıbrıs görüşmelerine paralel olarak yürüyen Türkiye-Yunanistan güvenlik görüşmelerinin sona erdiği öğrenildi.

Güvenlik görüşmelerinin bundan sonra yapılmayacağını belirten diplomatik kaynaklar, bu görüşmelerde, siyasi otoriteye sunulabilecek bir aşamaya gelindiğini söylediler.

PLANININ SON HALİ BUGÜN YA DA YARIN SUNULACAK

Öte yandan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın kendi adıyla anılan Kıbrıs planının son halini taraflara bugün ya da yarın sunması bekleniyor. Edinilen bilgiye göre, Annan'ın sunacağı planın son hali ekleriyle birlikte bin sayfayı aşıyor.

GÖRÜŞMELERDEN NOTLAR

Burgenstock'da devam eden dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sırasında resmi görüşmelerin yanı sıra bazı ilginç anekdotlar da yaşanıyor.

Taraflar yemeklerde, BM heyetlerinin kaldığı Park Otel'de bir araya gelirken; sigara içme yasağının uygulanmadığı bu ortamlar özellikle sigara içmeyen yetkililerin zor saatler geçirmesine neden oluyor.

Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un sağlık sorunlarına rağmen sigarayı bırakmadığı, eski lider Glafkos Klerides'in de puroya düşkünlüğü biliniyor.

KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın yanı sıra başta Müsteşar Uğur Ziyal olmak üzere Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin çoğunun sigara içmesi, bu yetkililerin bir araya geldiği ortamları

yoğun bir sigara dumanına boğuyor. Bundan en çok rahatsız olanların ise yanında sigara içilmesinden hiç hoşnut olmadığı bilinen Dışişleri Bakanı Gül ile KKTC Başbakanı Talat olduğu belirtiliyor.

Burgenstock kasabasının zirvesindeki otellerde bulunan ve dış dünyayla temasları neredeyse sadece telefonlar olan heyetler, zaman zaman bilgi vermek için gazetecilerin ''kamp kurduğu'' Furigen Oteli'ne gelerek, az da olsa farklı bir ortama girmiş oluyorlar.

HALKIN SESI 29/03/2004

‘Biz rahatız, Rum sıkıntılı’

‘TASLAK SUNULACAK’... ‘4’üncü Annan Planı’na yönelik müzakere taslağı’nın bugün sunulması bekleniyor!.. Sunulacak taslak üzerinde müzakere yapılacak ve Annan Planı’nın nihai şekli son gün, büyük ihtimalle 31 Mart’ta taraflara verilecek. Dört taraf dün akşam Annan’ın çalışma toplantısında yeniden bir araya geldi.

‘İYİ NOKTADAYIZ’... Türk heyetinin değerlendirmesi: Taleplerimizin daha iyi anlaşıldığını ve karşılanacağını düşünüyoruz. 23 Mart’tan bu yana çok daha iyi bir noktadayız.

HARİTA ‘DÜZ’ OLMAYACAK... Kıbrıs Türk heyeti ile Türkiye heyetleri ‘harita’ üzerindeki değerlendirmelerini sürdürüyor. Ancak, Türk heyetinin sunacağı haritanın büyük ihtimalle ‘düz’ olmayacağı, bunun nedeninin de geleneksel Türk köylerinin konumu olduğu ifade ediliyor.

ERDOĞAN’DAN ANNAN’A ALO!.. Başbakan Erdoğan BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile AB dönem başkanı olan İrlanda Başbakanı Bertie Arhern’i arayarak Türk tarafının ‘olmazsa olmazlarını’ desteklemelerini istedi

BAŞBAKANLAR MASADA... BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İsviçre’nin Bürgenstock beldesinde sürdürülen Kıbrıs müzakerelerinde bugün Türk ve Yunan başbakanlarını buluşturacak SON 3 GÜN... Serdar Denktaş: Son üç gününe giriyoruz sürecin... Planın ortaya çıktığına dair ortalık biraz karışmış ancak öyle bir şey yok!.. Plan 150 sayfadır. Yasalarla birlikte 9 bin sayfaya çıkabilir. Yasalar Kıbrıs’ta hazırlandı, bazı önemli yasalardaki anlaşmazlıklar dışında bizlerin bakacağı bir durum yok. Ne iyiyiz diyebilirim, ne de kötüyüz...

‘KIBRIS TÜRKTÜR DÖNEMİ BİTTİ’... Serdar Denktaş, Kıbrıs’ta yürüyüş yapan Kıbrıslı Türk ve Rumlara yönelik eylemin ve gerginliğin de üzücü olduğunu belirterek, “Çözüm olsun ya da olmasın artık iki toplum işbirliği yapacaktır, artık Kıbrıs Türktür Türk Kalacak dönemi de Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama söylemi de bitmiştir” dedi. Cenk MUTLUYAKALI – İsviçre / Bürgenstock
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerin sürdürüldüğü İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında, Türk heyetinde ‘iyimser’ ve ‘olumlu’ bir hava gözlemlenirken, Rum-Yunan heyetleri gergin bir bekleyiş içerisinde...
Birleşmiş Milletler’in Annan Planı’na son şeklini verdiğine yönelik haberler Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı Serda
r Denktaş ve Türkiye heyeti tarafından yalanlandı. Planın içeriğine yönelik verilen bilgilerin ise ‘süekülasyon’ olduğu ifade edildi. Talat, plana yönelik müzakere taslağının bugün sunulacağını ve “Annan Planı”nın niahi şeklinin son gün ortaya çıkacağını belirtti.
‘4’üncü Annan Planı’na yönelik müzakere taslağı’nın bugün sunulması bekleniyor!.. Sunulacak taslak üzerinde müzakere yapılacak ve Annan Planı’nın nihai şekli son gün, büyük ihtimalle 31 Mart’ta taraflara verilecek.

Moraller yüksek
Basına yönelik bir bilgilendirme toplantısı yapan Türkiye heyeti, ‘Türk tarafının görüşme sürecinde çok daha net öneriler ortaya koyduğunu ve kararlı bir tutum sergilediğini’ belirterek, “Bu tutumumuz Birleşmiş Milletler tarafından da anlaşılmıştır” dediler.
“Taleplerim
izin daha iyi anlaşıldığını ve karşılanacağını düşünüyoruz. 23 Mart’tan bu yana çok daha iyi bir noktadayız” diyen Türk heyeti, özellikle iki kesimlilik ve siyasi eşitlikle ilgili beklentilerinin karşılanacağını gözlemlediklerini ifade etti.

Düz harita sunulmayacak
Kıbrıs Türk heyeti ile Türkiye heyetleri ‘harita’ üzerindeki değerlendirmelerini sürdürüyor. Ancak, Türk heyetinin sunacağı haritanın büyük ihtimalle ‘düz’ olmayacağı, bunun nedeninin de geleneksel Türk köylerinin konumu olduğu ifade ediliyor.
Haritada ‘geleneksel Türk köylerinin konumunun korunması’ yönündeki talebin Kıbrıs Türk heyetinden geldiği söylenirken, Türkiye’nin ‘iki kesimliliği’ güçlendirmek amacıyla çalıştığı ‘düz çizgi’ formülünü ortadan kaldırdığı öğrenildi.
Başbakanlar masada BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İsviçre’nin Bürgenstock beldesinde sürdürülen Kıbrıs müzakerelerinde bugün Türk ve Yunan başbakanlarını buluşturacak. Başbakan Tayyip Erdoğan’dan önce Bürgenstock’a ulaşan Kostas Karamanlis, Genel Sekreter Annan’ın Türk, Yunan ve Kıbrıs Türk ile Rum heyetlerine dün akşam verdiği çalışma toplantısına katılarak heyetler arasında ‘güven tazelemeye’ çalıştı.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da Karamanlis’in ardından Bürgenstock’a gelmesiyle birlikte, Kıbrıs müzakerelerinde kritik üç güne girilmiş olunacak. Taraflara bu sabah, 4. Annan Planı’nın taslağını sunacak Genel Sekreter Annan, bu sunumla birlikte heyetler arasındaki diplomasi trafiğini daha da hızlandıracak. Taslak üzerindeki görüş ve itirazlarını Annan’a ulaştırıp, planın son haline yerleştirmeye çalışacak tarafların bu işlemleri 31 Mart’a kadar sürdürmesi bekleniyor. Taraflardan topladığı belgeler doğrultusunda plana son şeklini verecek Annan, heyetlerden bu planı referanduma götürecekleri konusunda da güvence istiyor.
Dört taraf dü
n akşam Annan’ın resepsiyonunda yeniden bir araya geldi. Resepsiyonda da müzakerelerin sürdüğü öğrenildi.

Erdoğan’dan Annan’a telefon Kıbrıs’ta varılacak anlaşmanın AB hukunun temel parçası olması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne açılacak davalar yoluyla anlaşmanın delinmesi ihtimalinin ortadan kaldırılması konusunda ABD ile tüm Avrupa ülkelerini devreye sokan Türkiye, Bürgenstock’ta müzakereler sürerken yoğun bir telefon trafiği de yaşıyor.

Başbakan Erdoğan BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile AB dönem başkanı olan İrlanda Başbakanı Bertie Arhern’i arayarak Türk tarafının ‘olmazsa olmazlarını’ desteklemelerini istedi. Aynı desteği ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’dan isteyen ise Dışişleri Bakanı Abdullah Gül oldu.

Powell, Türk tarafının istekleri konusunda Berlin ve Brüksel’de biraraya geleceği AB dışişleri bakanlarıyla konuşacağını belirterek konuya büyük önem attfettiklerini kaydetti. Türk tarafının, hukuki koruma ve bu çerçevede varılacak anlaşmanın Avrupa mahkemelerine götürülmesi ile iki kesimlilik alanlarındaki önceliklerini haklı bulduklarını belirten Powell, bunlara neden ihtiyaç duyulduğunu anladıklarını da Gül’e iletti. Powell’ın Gül’e ayrıca BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u arayacağını söylediği öğrenilirken, Amerikalı bakanın Türk tarafının yapıcı tutumunu devam ettirmesini telkin ettiği kaydedildi.

Umut ile sıkıntı bir arada

İsviçre’de kendileri için asıl muhatabın BM olduğu görüşünü koruyan Türk heyeti, beş günü geride bırakan görüşmeler için “Geldiğimiz noktadan çok ileriye gittik. Verimli bir müzakere süreci yaşanıyor. Planda bizim görüşlerimiz ağırlık kazanacak” değerlendirmesini yaptı. Türk heyeti, Rum tarafındaki havayı da “İyi oynadık, golü atan biz olacağız” sözüyle dile getirdi. Türk diplomatik kaynaklar, Rum tarafının plandan beklentilerini bir türlü somutlaştıramadığını bu yüzden de BM dahil tüm tarafları sıkıntıya soktuğunu kaydederken, bu sıkıntıyı giderecek kişinin Genel Sekreter Annan olacağına dikkat çekiyor.

Serdar Denktaş: ‘Spekülasyon yapılmasın!’ Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, dün saat 17.00’de basın merkezinin de yer aldığı Frügen Otel’e gelerek açıklamalar yaptı. Serdar Denktaş, sürecin artık son 3 gününe girildiğini ve müzakerelerin sürdüğünü belirterek, “Sürecin son 3 gününe girerken plana dair ortaya atılan iddialar doğru değildir. Planın ortaya çıktığına dair ortalık biraz karışmış ancak öyle bir şey yok!..” dedi.
Serdar Denktaş, planın 150 sayfa olduğunu, Kıbrıs’ta hazırlanan yasalar ile 9 bin sayfaya çı
kabileceğini anlatırken, “Yasalar Kıbrıs’ta hazırlandı, bazı önemli yasalardaki anlaşmazlıklar dışında bizlerin bakacağı bir durum yok. Bu nedenle kimse 9 bin sayfayı nasıl okuyacağız gibi düşünceler içerisinde olmasın” şeklinde konuştu.

Görüşmelere gelirken çok ümitli olmadığını söyleyen Serdar Denktaş, “Şu anda durum çok iyi diyecek durumda değilim ancak kötü bir durum olduğunu da söyleyemem. Sürpriz bekliyoruz” dedi.

Bugüne kadar yapılan görüşmelerden Birleşmiş Milletler’in nasıl bir sonuç çıkardığını ancak taslak kendilerine ulaştığı zaman anlayacaklarını belirten Serdar Denktaş, “Her iki taraf da bu süreçten zaferle ayrılamayacağını biliyor. Beklentimiz zafer elde etmek değil, kalıcı bir çözüm modeli bulmaktır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde ne hazırlarsa hazırlasın, bunu yaşayacak olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlardır” dedi.


Kıbrıs’taki eylemler üzücü!
Serdar Denktaş, Kıbrıs’ta yürüyüş yapan Kıbrıslı Türk ve Rumlara yönelik eylemin ve gerginliğin de üzücü olduğunu belirterek, “Çözüm olsun ya da olmasın artık iki toplum işbirliği yapacaktır, artık Kıbrıs Türktür Türk Kalacak dönemi de Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama söylemi de bitmiştir” dedi.
Serdar Denktaş, bu eylemlerin kendilerine ‘güç vermek’ gayesi ile yapılıyorsa doğu olmadığını da anlatar
ak, “Herkesi çok daha soğukkanlı olmaya ve yasaların dışına çıkmamaya çağırırken, bizim tüm halk adına burada olduğumuzu da anımsatmak isterim. Ancak çözüm olmasa da Kıbrıslı Rumlarla çok daha fazla işbirliği yapacağız. Herkes hazmetmeyi, kendinden farklı düşüncelerde olanlarla da işbirliği yapmayı ve kabullenmeyi öğrenmeli” şeklinde konuştu.
Serdar Denktaş ‘referandum’un artık kaçınılmaz olduğunu da belirterek, bugün sunulacak taslak üzerinde sadece rötuşlar yapılacağını da sözlerine ekledi.

Kristofios: ‘‘Al-ver taslaktan sonra’’ Kıbrıs (Rum) Parlamento Başkanı Dimitris Kristofios dün yaptığı bir açıklamada, gerçek al-ver sürecinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın plan taslağını taraflara verdikten sonra başlayacağını söyledi.

İsviçre’nin Lüzern Kenti’nde devam eden Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde bu kentte bulunan Kristofios, Yunan ve Rum basın mensuplarına brifing vermek üzere Fürigen Otel’e geldi. Otel girişinde basın mensuplarına açıklamada bulunan Kristofios, görüşmelerin gidişatı ile ilgili bir soru üzerine şöyle konuştu: ‘‘Her şey açık. Genel Sekreter bize planın taslağını verecek. Sonra düşünüyorum ki; gerçek al-ver süreci başlayacak.’’

Hiç kimsenin son sonucu tahmin edemeyeceğini dile getiren Kristofios ayrıca, gerçek olanın son sonuçların Ada’daki iki halka referandum için sunulacağı oduğunu belirtti.

Kristofios ayrıca: ‘‘Kişisel düşüncem New York anlaşmasında taahhüt edildiği gibi İki lider aynı anda ve ayrı olarak son sonucu halklarına sunacaktır’’ diye konuştu

Kristofios ile birlikte otele gelen ve Yunan ve Rum basın mensuplarına görüşmelerle ilgili gelişmeleri aktaracaklarını vurgulayan Rum Yönetimi basın sözcüsü Kipros Krisostomidis ise, görüşmelerden umutlu musunuz? şeklinde bir soruya: ‘‘Biz her zaman, Kıbrıs’ın insanları ki; hem Rumlar hem Türkler; için en iyisini yapmak için çalışıyoruz’’ diye konuştu.

YENIDUZEN 29/03/2004

İşte 4. Annan Planı'nın ayrıntıları

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 4. kez revize ettiği ve Pazartesi günü İsviçre’de taraflara resmen sunacağı planının ayrıntıları ortaya çıktı. ABHABER’in duyurduğu ayrıntılar şöyle:

“Planın son şeklinin 1000 sayfanın üzerinde olduğunu yazan Rum basını, yapılan değişiklikte her iki tarafın da kazandığını yazdı.

Değişikliklerin, tarafların bugüne kadar müzakere ettiği konuları kapsadığı, yanıt verilmesi için 24 saat süre verileceği ve müzakere imkanının çok sınırlı olacağı belirtiliyor.

Değişikliklere göre, Türk tarafında sürekli ikamet edecek Rum oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülürken, senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır ifadesi benimseniyor, senato seçiminde kuzeyde yaşayan Rumların seçme ve seçilme hakkı olmayacak. Türk ve Yunan askeri, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden sonra adada kalabilecek, ancak bu 1960 anlaşması temelindeki asker sayısında olacak. Yani 650 Türk ve 950 Yunan askeri sürekli adada kalabilecek. Rumların istediği Asliye Mahkemesi kurulacak.

Fileleftheros gazetesi, Annan planında 6 temel konuda değişiklik yapıldığını belirterek, BM'nin, tamamlanmış 1100 sayfalık nihai planı sunacağını, değişikliklerde ağırlığın mülk, güvenlik ve işleyebilirliğe verildiğini kaydetti.

Gazete, BM tarafından yapılan değişiklerin bazılarını şöyle sıraladı:

1-Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara dönecek Rum oranı Kıbrıs Türk oluşturucu devletçik nüfusunun yüzde 21'inden yüzde 12'sine düşürülüyor. Rumların mülklerinin oranı da orantılı olarak azalıyor.

2-Rumlara, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi olmayan ikamet hakkı veriliyor. Geçiş döneminin sona ermesinden sonra da mallarının 3'te 1'ini alabilecekler.

3-Mülkiyet Kurulu'na, tazminatlarla ilgili bir formül sağlanıyor. Mülkün 3'te 1'inin kullanımı hakkı verilecek. Bonolar ve geriye kalan hisseler aynı oranla ve mülkün maddi değeri temelinde verilecek.

4-Senatörlerin seçimi toplumsal köken temelinde yapılıyor. 24 Kıbrıslı Türk ve 24 Rum senatör seçiminde, Kıbrıs Türk idari bölgesinde yaşayacak Rumların seçme seçilme hakları olmayacak.

5-Türk ve Yunan askerleri ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek.

6-Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak.

Haberde, Annan planının ekinde bulunan haritanın değişmeyebileceğine işaret edilerek, planda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgi bulunmadığı belirtiliyor.

RUMLARIN LEHİNE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Politis gazetesi de yeni Annan planında iki taraf için de kayıp ve kazanımlar olduğuna değinerek, Rum tarafının kazanımlarını şöyle sıraladı:

1-MÜLKLER: Mülkiyet konusundaki yeni felsefe, bütün göçmenlere kuzeydeki mülklerinin 3'te 1'ini alma olanağı sağlıyor. Türk tarafında daimi ikamet edeceklerin oranı (Kıbrıs Türk tarafının lehine) yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülecek, ancak 'yaşadığı yerde oy kullanmayan' statüsüyle daha çok göçmen geri dönebilecek. Yani Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde kalışları, ikinci konut mantığıyla olacak ve bu devletçikte siyasi hakları olmayacak. Siyasi haklarını Rum oluşturucu devletçiğinde kullanacaklar.

2-EKONOMİ: Yukarıdaki öneriye paralel olarak Rum tarafını yoğun olarak meşgul eden ekonomi yönü ve özellikle Mülkiyet Kurulu'nun yaşayabilirliği konusunda yeni plan şunları öneriyor:

-Her göçmen mülkünün 3'te 1'ini alacak. Mülkünün diğer 3'te 1'ini yabancı bankalarca verilecek teminatla bono olarak alacak ve bunları paraya çevirebilecek. Mülkünün son 3'te 1'i için ise Mutual Fund tipi bir sistem hissesi alacak.

3-İŞLEYEBİLİRLİK: Mevzuat uygulaması ve referandumlara belirli ifadeler eklenmesiyle anlaşma, mevcut geçiş dönemi sorunları olmadan derhal uygulamaya konulacak. Yani; Kıbrıs'ı Avrupa seçimlerine dek yönetecek olan Başkanlık Konseyi ve Parlamentoya milletvekilleri derhal atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bütün organları (Başkanlık Konseyi, milletvekilleri) için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa seçimleriyle birlikte yapılacak. Bu yöntemle Annan planının öngördüğü eşbaşkanlık olmayacak.

4-Asliye Mahkemesi kurulacak.

5-Anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasına

halihazırda formül bulundu. Bu formüle göre nihai anlaşma, TBMM'den onay almadan uygulamaya konulmayacak. Bu formülü Rum tarafı kabul etmiş görünüyor.

TÜRK TARAFI LEHİNE DEĞİŞİKLİKLER

Politis gazetesine göre, 4. Annan planında Kıbrıs Türk tarafı lehine şu değişiklikler yapılıyor:

1-İSTİSNALAR: AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter

Verheugen'in savunacağı, Avrupa formülü temelinde, 'vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeyinin Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşıncaya kadar geçerli olacak. Rum tarafı, yaşam düzeyinin suni olarak da, hiçbir zaman bu seviyeye ulaşamayabileceği ve bunun sonucu olarak sapmanın 'gizli yasalaşma' halini alabileceğini savunarak, bu düzenlemeye itiraz ediyor.

2-RUMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ: Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi

ikamet oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye indirilecek. Rumların Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde sahip olabilecekleri mal miktarı da aynı oranda azalacak.

3-İKİ KESİMLİLİK: Daimi ikamet statüsüyle geri dönecek Rum sayısının azaltılması, seçim sisteminin büyük oranda denetim altına alınmasına ilişkin Türk tarafının endişelerini gideriyor. Aynı zamanda, 'Senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır' ifadesi benimseniyor ki, bu Kıbrıs Türk devletçiğinde Rumların seçilmesini engelliyor. Senatoda özel konularda Kıbrıslı Türklerin yüzde 50 çoğunluğu tezi de benimsenebilir.

4-GÜVENLİK: Türkiye ve Yunanistan'ın, 1960'ta bulundurdukları asker sayısı temelinde (650 Türk ve 950 Yunan) sürekli askeri varlığı sağlanıyor (Türkiye'nin AB'ye girmesinden sonra da).

YENIDUZEN 29/03/2004

Tarihi sona doğru...

Kıbrıs'ın kaderini değiştirecek 9 bin sayfalık Annan Planı, bugün taraflara veriliyor... İsviçre'nin Lüzern kentindeki Kıbrıs zirvesi bugünden itibaren dünya zirvesine dönüşüyor...

Tarihi sona doğru...

PLAN GELİYOR: 50 yıldır savaşlar, göçler ve acılar yaşayan Kıbrıs'ın kaderini değiştirecek 9 bin sayfalık Annan Planı, bugün taraflara sunuluyor. Birleşmiş Milletler, dün plandaki son düzenlemeleri yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, dün akşam saat 19:00'da taraflara bir kokteyl verdi. Ve böylece tüm taraflar, 1959'dan sonra ilk kez bir araya gelmiş oldular

BAŞBAKAN, "KIBRIS"A KONUŞTU: KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, KIBRIS'a yaptığı açıklamada "Tarihi sona geldik. Tarihi günler yaşıyoruz. Artık Kıbrıs'ın bir bütün olarak kaderi belirlenmiş olacak. Halkımız bize güvenmeye devam etsin. Kıbrıs Türkü'nün maksimum çıkarlarını korumak için elimizden geleni yapıyoruz" dedi

DÜNYA ZİRVESİ: İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde çarşamba günü başlayan Kıbrıs zirvesi bugünden itibaren bir dünya zirvesine dönüşüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis bugünden itibaren Bürgenstock'ta buluşuyor. Diplomatik kaynaklar, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Colin Powel'ın da zirveye katılma olasılığı bulunduğunu kaydediyor

Başaran DÜZGÜN / İsviçre-Lüzern

Son yarım asırlık tarihini savaşlar, acılar, göçler ve gözyaşlarıyla geçiren ve dünyanın en uzun süren sorunu olarak anılan Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulmak amacıyla İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde yapılan Kıbrıs zirvesinin altıncı gününde, adanın kaderini etkileyecek 9 bin sayfalık Annan Planı taraflara sunuluyor.

Birleşmiş Milletler görevlilerinin olağanüstü çabalar sarf ederek ve taraflarla yüzlerce görüşme yaparak tamamladıkları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın adını taşıyan plan üzerinde dün son çalışmalar yapıldı.

Bürgenstock'taki Birleşmiş Milletler görevlileri dün plan üzerindeki son düzenlemeleri yaptılar ve bugün taraflara sunulacak son şeklini gözden geçirdiler.

Zirveye katılmak amacıyla cumartesi akşamı Bürgenstock'a gelen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, dün akşam saat 19:00'da bir kokteyl düzenledi ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ile Kıbrıs Rum heyetlerini bir araya getirdi.

Ve böylece 1959'dan sonra, tüm taraflar ilk kez bir araya gelmiş oldular.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Annan, dün akşam için, her heyetten üçer kişinin katılımını içeren bir davet yaptı. Bu çerçevede Türkiye heyetini akşamki görüşmelerde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ile Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Ümit Pamir temsil etti.

Edinilen bilgiye göre, BM heyetiyle birlikte 15 kişinin katıldığı bu görüşmelerde, özlü konulara girilerek, taraflar, bugün kendilerine sunulması beklenilen Annan Planı'nın son taslağı öncesinde, genel sekretere görüşlerini aktardı.

Başbakan, KIBRIS'a konuştu

İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde çok yoğun bir çalışma temposu içindeki Kıbrıs Türk heyetinin başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat, gazeteniz KIBRIS'a konuştu ve "Tarihi sona geldik. Tarihi günler yaşıyoruz. Artık Kıbrıs'ın bir bütün olarak kaderi belirlenmiş olacak. Halkımız bize güvenmeye devam etsin. Kıbrıs Türkü'nün maksimum çıkarlarını korumak için elimizden geleni yapıyoruz" dedi.

Başbakan Talat şunları söyledi:

"Tarihi sona geldik. Tarihi günler yaşıyoruz. Bu sürecin sonunda Kıbrıs'ın bir bütün olarak kaderi belirlenmiş olacak. Çok yoğun çalışmalar devam ediyor. Bugüne kadar al-ver yöntemi çalışmadığı için Birleşmiş Milletler taraflara sunacağı metni hazırladı. Birleşmiş Milletler görevlileri bugün (dün) metnin son rötuşlarını yapıyorlar. Yarın (bugün) bize verecekler.

Halkımız bize güvenmeye devam etsin. Biz Kıbrıs Türkü'nün maksimum çıkarlarını korumak için elimizden geleni yapıyoruz."

Dünya zirvesine dönüşüyor

İsviçre'nin Lüzern kenti, Bürgenstock tesislerinde çarşamba günü başlayan Kıbrıs zirvesi bugünden itibaren bir dünya zirvesine dönüşüyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, bugünden itibaren Bürgenstock'ta buluşuyor.

Diplomatik kaynaklar Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Colin Powel'ın da zirveye katılma olasılığı bulunduğunu kaydediyor.

Tüm taraflar Bürgenstock'taki yerlerini aldılar. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyetinin de bugün Bürgenstock'a varması bekleniyor.

Bu arada, Kofi Annan'ın Arap ülkeleri zirvesinin iptali nedeniyle Tunus'a gitmeyeceği öğrenildi.

KIBRIS 29/03/2004

Rum basınına göre yeni Annan Planı'nda neler var?

Kıbrıs Türk idaresi altında geri dönecek Rum oranı, Kıbrıs Türk oluşturucu devleti nüfusunun %21'inden %12'sine düşürülüyor. Mülklerinin oranı da orantılı olarak azalıyor

Rumlara, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi olmayan ikamet hakkı veriliyor. Geçiş döneminin sona ermesinden sonra da mallarının 1/3'ünü alabilecekler

Mülkiyet kuruluna, tazminatlarla ilgili bir formül sağlanacak. Mülkün 1/3'ünün kullanım hakkı verilecek. Bonolar ve geriye kalan hisseler aynı oranla ve mülkün maddi değeri temelinde verilecek

Senatörlerin seçimi, toplumsal köken temelinde yapılacak. 24 Kıbrıslı Türk ve 24 Rum senatör seçiminde, Kıbrıs Türk idari bölgesinde yaşayacak Rumların seçme seçilme hakları olmayacak

Türk ve Yunan askerleri, ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek

Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak

KIBRIS 29/03/2004

Derogasyonlar, Türklerin yaşam düzeyi Rumların yaşam düzeyinin %90'ına ulaşana dek sürecek

Fileleftheros, Türk tarafının "olmazsa olmazlarından" biri olan derogasyonlar konusunda AB'nin ürettiği formüle yer verdi

Derogasyonlar, Türklerin yaşam düzeyi Rumların yaşam düzeyinin %90'ına ulaşana dek sürecek

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'in bugün Bürgenstock'a, yanında kalabalık bir teknokrat grubu ve çantasında sapmalar konusunda bir formülle gitmesinin beklendiği bildirildi.

Fileleftheros gazetesi, "Sapmalar Konusunda AB Formülü - Komiser Verheugen Bürgenstock'a Götürüyor" başlıklı haberinde, edindiği bilgilere dayanarak, temel parametrenin; sapmaların, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeylerinin Rumların yaşam düzeylerinin % 90'ına ulaştığında kaldırılacağı olduğunu yazdı.

Gazeteye göre Ankara, ekonomik denklik olması gerektiğinde ısrar ediyor ve bunu yazılı olarak gerek BM'ye gerek AB'ye iletti. Bu formülde, Kıbrıslı Türklerin ekonomisini kimin takviye edeceği ve bu çabanın ne kadar süreceği izah edilmiyor. Bu konu, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un yaptığı bilgilendirme üzerine, Rum Ulusal Konseyi tarafından ele alındı.

Gazete, söz konusu düzenlemelerin öneminden öte, Avrupa Komisyonu'nun hukuk dairesi tarafından hazırlanan belgede benimsenmekte olan çözümlere de dikkat edilmesi gereğinin aşikar olduğunu yazdı. Gazeteye göre, Güney Kıbrıs'ın AB'ye giriş sözleşmesinin 10. protokolünün, Avrupa normlarının çözüm sonrasında adanın kuzey kesimine de yayılmasını öngören 4. madde kuralı, uyum akti düzeyine çıkarılıyor. Bu daha çok, birincil hukuk haline geliyor, ancak uyum aktini iki lider imzalayacak ve Avrupa Konseyi de onaylamaya çağrılıyor.

Gazete, Günter Verheugen'in hafta sonunda Bürgenstock'a gitmesinin söz konusu olduğunu ancak Türklerin, Bürgenstock'a bugün gelmesini istediklerini yazdı ve "Bu arada Türkler, Erdoğan ve Gül'ün Chirac ve Miller gibi Avrupalı liderlerle telefon görüşmeleri aracılığıyla diplomatik çabalarını sürdürüyorlar" ifadesine yer verdi.

KIBRIS 29/03/2004

9 bin sayfalık plan

1 SON ŞEKLİ : Birleşmiş Milletler Annan Planı'nın son şeklini tamamladı. Ekleri ve yasalarla birlikte toplam 9 bin sayfadan oluşan plan İsviçre Bürgenstock'ta yarın taraflara verilecek. Birleşmiş Milletlerin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto dün yapılan dörtlü yemekte plana ilişkin taraflara geniş bilgiler verdi. De Soto tarafların 9 bin sayfalık plan üzerinde çalışmalarını ve itirazlarıyla birlikte yarın Genel Sekreter'in huzurunda hazır olmalarını istedi

1 DENGE KURULUYOR: Birleşmiş Milletlerin hazırladığı 9 bin sayfalık Annan Planı'nda Türk tarafının talepleri ve hassas olduğu konular ile Rum tarafının hassas olduğu noktalar arasında bir denge kuruluyor. Planda Garantiler, güvenlik ve siyasi eşitlikte Türk tarafının tezlerine, toprak, mülkiyet ve Türk devletine dönecek Rumlar konusunda da Rum tarafının tezlerine ağırlık veriliyor.

1 GARANTİLER VE GÜVENLİK: 9 bin sayfalık Annan Planı'nda Türkiye'nin Kıbrıs'taki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor. Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri müdahalesini sağlayan, 1959 yılında imzalanan Garanti ve İttifak anlaşmalarının aynen sürmesi, bunun yanında Türk tarafının istemesi halinde Kıbrıs Türk Devleti'nin ayrıca garanti edilmesi hedefleniyor

1 SİYASİ EŞİTLİK: 9 bin sayfadan oluşan Annan Planı'nda siyasi eşitlik konusunda Türk tarafının önerileri dikkate alınıyor. "Kıbrıslı Rumların ne hakları varsa Kıbrıslı Türklerin de aynı hakları olacak" mantığı ile düzenlenen siyasi eşitlikte Kıbrıs Türk Devletinin ayrı parlamentosu, ayrı hükümeti ve ayı mahkemeleri olacak. Planda Türk devleti vatandaşı olacak Rumların kullanacakları oylarla siyasi eşitliği bozmamaları yönünde tedbirler de bulunuyor.

1 HARİTA VE TOPRAK: Planda harita ve toprak konularında Türk tarafına yönelik alternatif ölümler yer alıyor. Buna göre Türk tarafına bırakılacak toprağın oranı yüzde 29 olacaksa Erenköy ve Karpaz'a Rum nüfus oranlarının dışında Rum yerleştirilmesi, Türk tarafına bırakılacak toprak yüzde 24'e düşmesi halinde ise Türk devletine gelecek Rum sayısının azaltılması ön görülüyor.

1 MÜLKİYET: 9 bin sayfalık Annan planında Güney'de mal bırakan Kıbrıslı Türklerin, Kuzey'de mülk sahibi olması esası üzerinde düzenlemeler yapılıyor. Planın daha önceki versiyonlarındaki mülkiyet oranları değişmiyor ancak şu anda ellerinde tuttukları ev ve arazilerini terk edecek Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim birimleri yapılacağı belirtiliyor. Planda mülkiyet konusunda Avrupa Birliği'nden önemli deragasyonlar da talep ediliyor. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra yeni Loizidu vakalarının yaşanmaması için Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden yardım isteniyor.

1 BAYRAK VE MARŞ: Yeni kurulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrak ve marşı komitelerde kabul edildiği gibi olacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağı kırmızı, mavi ve sarı renklerinden oluşacak

1 EKONOMİ: 9 bin sayfalık Annan Planı'nda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Merkez Bankası'na para politikalarında olağanüstü yetkiler veriliyor. Ortak yönetilecek ve Avrupalı uzmanların da yer alacağı Merkez Bankasının yetkilerinin yanında binasının nerede olacağı bile yer alıyor. Planda Merkezi devletin toplayacağı vergiler ile oluşturucu devletlerin gelirleri ayrı ayrı düzenleniyor

KIBRIS 29/03/2004

İsviçre’de başbakanlar görüşmesi başlıyor

 

İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında süren, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik görüşmeler bugün başbakanlar düzeyine taşınıyor. BM Genel Sekreteri Kofi Annan da, planın yeni halini taraflara resmen sundu.

 

Bürgenstock
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

   

29 Mart 2004— BM Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto da, taraflara toprak paylaşımına yönelik bir harita iletti. Öte yandan, Annan’ın, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un, “Türkiye kökenli KKTC vatandaşları referandumda oy kullanmasın” talebini reddettiği bildiriliyor. Ayrıca AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen da Bürgenstock’a geldi.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlık düzeyindeki görüşmelere katılmak için öğleden sonra İsviçre’de olacak. BM Genel Sekreteri Annan da, planın 4’üncü versiyonunu taraflara sundu. Taslağın 150 sayfadan oluştuğu ancak yasalarla ve ekleriyle birlikte sayfa sayısının 9 bine çıktığı belirtildi.

Bu arada De Soto’nun da görüşmelerde yeni bir harita sunduğu belirtildi. Tarafların Kofi Annan’la dün akşamki buluşmasının ise iyi bir atmosferde geçtiği ve Genel Sekreter’in tarafları teşvik edici bir biçimde konuştuğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, Türk tarafı, bu buluşma sırasında Annan’a beklentilerini bir kez daha anlattı.

TÜRKİYE KÖKENLİLER OY KULLANACAK
Bu arada Rum basınında yer alan haberlere göre; Annan, Papadopulos’un, “Türkiye kökenliler oy kullanmasın” talebini içeren mektubunu yanıtladı. Annan’ın yazılı yanıtında, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının referandumda oy kullanacağının altı çizildi.

’SÜRPRİZ BEKLENTİLER İÇİNDEYİZ’

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, BM’nin her iki tarafa da süpriz yapacağı beklentisi içinde olduklarını söyledi. Denktaş, “hem kötü hem de iyi süprizler olabilir” dedi.
KKTC Dışişleri Bakanı, bir girdabın içinde beklediklerini kaydederken, “ne her şey çok iyi gidiyor, ne de kötü gidiyor” diyecek noktada bulunmadıklarını vurguladı. Denktaş, tarafların Bürgenstock’dan zaferle ayrılamayacaklarını bilincinde olduklarını da ifade ett
i.
Denktaş, Tür ve Yunan başbakanlarının sürece dahil olmasının psikolojik olarak Kıbrıs’taki taraflara destek vereceğini de dile getirdi.

STRAW-GÜL GÖRÜŞMESİ
Edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u arayarak, Kıbrıs görüşmelerini ele aldı. Straw’un, Türk tarafının hassas olduğu hukuki koruma konusunda elinden geleni yapacağını söylediği öğrenildi.

Talat: Plan endişelerimizi gidermeli

İsviçre’deki Kıbrıs görüşmelerinde KKTC heyetine başkanlık eden Başbakan Mehmet Ali Talat, “Annan tarafından bugün taraflara sunulacak Annan planının son versiyonunun, endişelerini giderecek nitelikte olmasını beklediklerini” söyledi. Lefkoşa
AA

29 Mart 2004 — “Haritada değişiklik beklemediklerini” açıklayan Talat, “Geri dönüşün sınırlandırılmasının karşılığının toprak olmayacağı konusunda teyit aldık” dedi. Talat, “dün gece sabaha kadar pazarlıkların sürdüğünü de” belirtti

“Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Rum heyetlerin katılımıyla yapılacak dörtlü görüşmede Annan planının son versiyonunun taraflara sunulacağını” söyleyen Talat, “Taslak değil hemen hemen tamamını vereceklerini tahmin ediyoruz” dedi.

Planın esasının 150 sayfadan oluştuğunu, ancak adadaki teknik komiteler tarafından hazırlanan yasaların da eklenmesiyle yaklaşık 9 bin sayfaya çıkabileceğini kaydeden Talat, bir soruya karşılık, “Sunulacak metni görmeden değerlendirme yapamam. Bazı bilgiler geldi, bizim taleplerimiz ve izlenimlerimiz var, ama metni görmeden konuşmam doğru olmaz. Endişelerimizi, sıkıntılarımızı giderecek bir metnin çıkmasını bekliyoruz” diye konuştu.

HARİTADA DEĞİŞİKLİK BEKLENMİYOR
Planın yeni versiyonuyla birlikte haritanın da sunulmasının beklendiğini ifade eden Talat, “son haritadaki yüzde 28-29 oranının, Kuzey’e yerleşecek Rum sayısının azaltılması karşılığında daha aşağılara çekileceğine” ilişkin haberlerle ilgili olarak, “Hayır, böyle bir şey beklemiyoruz. Harita sanırım değişmeyecek. Toprak oranında değişiklik beklemiyoruz. Rumların geri dönüş oranının azaltılmasının karşı
lığı toprak olamaz. Bu konuda teyit aldım” ifadesini kullandı.

31 MART SON GÜN
Planın son versiyonunun bugün sunulmasının ardından 2 gün gece-gündüz çalışarak çalışmaları tamamlayacaklarını ve zirvenin 31 Mart’ta tamamlanacağını söyleyen Talat, zirvenin uzamayacağını belirtti. “Tatmin edici bir sonuç çıkacağına inanıyorum” diyen Talat, “Çıkmazsa referandumda sorun çıkacak, bu nedenle iyi bir sonuç almak zorundayız” diye konuştu.
“Referandum için BM’nin yazılı teminat istediğini” bildiren Talat, “Biz zaten
yasa yaptık. Bundan daha güçlü teminat mı var” dedi.
KKTC’deki Barış ve Demokrasi Hareketi’nin (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Annan planının “dengeli bir plan” olduğuna inandığını, planın bir taraf için “mükemmel” diğer taraf için “felaket” senaryosu
içermediğini söyledi.

Türk tarafı planı olumlu karşıladı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak sunduğu 4’üncü planı Türk tarafı olumlu karşıladı.

   

Murat Akgün / Bürgenstock
NTV-MSNBC

     

 

29 Mart 2004— Diplomatik kaynaklar, siyasi eşitlik ve güvenlik konularındaki değişikliklerin Türk tarafının lehine yorumlandığını söyledi.

BM Genel Sekreteri Annan, planın 4’üncü versiyonunu taraflara sundu. Türk diplomatik kaynakları, planın yeni şeklinin Türk tarafınca olumlu karşılandığını belirtti. Siyasi eşitlik ve güvenlik konusunda yapılan değişikliklerin Türk tarafının lehine olduğu değerlendiriliyor.

Annan Planı’nın yeni versiyonuna göre Türk askeri ilelebet Ada’da kalabilecek. Kuzey’e geçecek Rum sayısı da azaltılıyor. Ayrıca plan, Türkiye kökenli 45 bin KKTC vatandaşının Ada’da kalmasına olanak veriyor. Kurucu devlet meclisinde de 24 Türk ve 24 Rum’un bulunması öngörülüyor. Böylelikle siyasi eşitlik konusundaki endişeler büyük ölçüde gideriliyor.

ANNAN ENDİŞELERİ GİDERMEYE ÇALIŞTI
BM’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi de Soto, Annan’ın Rum kesiminin devletin işlevselliği, mal-mülk, çözümün ekonomik yönü, toprak ve asker konusundaki garantiler açısından endişelerini gidermeye çalıştığını bildirdi.
De Soto, Annan’ın toplantıda Türk tarafının da; iki kesimlilik, fedaral mecliste temsiliyet, mal-mülk ve çözüm sonrası Türk askerinin durumu konusundaki endişeleri gidermeye çalıştığını söylediğini belirtti.

BM Kıbrıs özel temsilcisi, taslağın 150 sayfadan oluştuğunu ancak Ada’da iki tarafın heyetlerinin çalışmaları sonucu ortaya çıkan yasalarla ve ekleriyle birlikte 9 bin sayfaya çıktığını ifade etti. Planda, “Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi’ne karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004’de alınacak önlemler konuları da bulunuyor.

NİHAİ METİN 31 MART’TA
Yeni sunulan taslağın bir nihai metin değil, teklif olduğunu vurgulayan Alvaro De Soto, Genel Sekreter’in taraflardan yarın sabaha kadar planı inceleyerek, görüşlerini bildirmelerini istediğini de kaydetti. De Soto, 31 Mart’a kadar oluşturulacak nihai metnin referanduma götürüleceğini ifade etti.
Öte yandan Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, Annan’ın sunduğu taslak planı incelediklerini söyledi.

TÜRKİYE KÖKENLİLER OY KULLANACAK
Bu arada Rum basınında yer alan haberlere göre; Annan, Papadopulos’un, “Türkiye kökenliler oy kullanmasın” talebini içeren mektubunu yanıtladı. Annan’ın yazılı yanıtında, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının referandumda oy kullanacağının altı çizildi.


9 bin sayfalık yeni Annan Planı

Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı amaçlayan Annan Planı’nın son şekli, önceki gün yapılan dörtlü toplantıda, BM Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto tarafından, anahatlarıyla tarafların bilgisine sunuldu. Bürgenstock
NTV

29 Mart 2004 — NTV’nin ulaştığı dördüncü Annan Planı, ekleriyle birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıs’taki görüşmelerde sunduğu ve ‘olmazsa olmazlar’ diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Annan planının son taslağı olarak nitelendirilebilecek bu metnin taraflara sunulmasının ardından, heyetler bu metni teknik açıdan incelemeye alacak.
Türk tarafının hassasiyetle üzerinde durduğu ‘siyasi eşitlik’ konusunda, Kıbrıslı Türklere, Rumlarla eşit siyasi haklar sunulması mantığıyla hareket edi
liyor. Planın ilgili bölümünde, kurucu Türk devletinin ayrı hükümeti, ayrı parlamentosu ve ayrı mahkemeleri olacağına dikkat çekiliyor. Annan Planı’nda siyasi eşitliğin korunması amacıyla, Türk parça devleti vatandaşı olarak kuzeye gelecek Rumların seçme seçilme haklarıyla ilgili bazı tedbirler alınıyor.

TÜRKİYE’NİN GARANTÖRLÜĞÜ DEVAM EDECEK
Ankara’nın üstünde titizlikle durduğu garantiler ve güvenlik konusunda da, Türkiye’nin Ada’daki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor.
Kıbrıs sorunun temelini oluşturan mülkiyet konusunda ise, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler yapılıyor. Önceki planların öngördüğü mülkiyet oranları aynen korunurken, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türk
ler için yeni yerleşim imkanları sağlancağı vurgulanıyor. Mülkiyet konusunda ayrıca AB’den derogasyonlar, yani istisnai uygulamalar da talep ediliyor.

TOPRAK ORANINDA İKİ ALTERNATİF
Yeni planda Türk tarafına bırakılacak toprak oranıyla ilgili iki alternatif sunuluyor. İlk alternatife göre Türk tarfının yüzde 36 oranındaki toprağın, yüzde 29’a düşürülmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Karpaz ve Erenköy’e Rumların yerleşmesi öngörülüyor. İkinci alternatifte Türk tarafına yüzde 24 oranında toprak bırakılması, bun
a karşılık kuzeye dönecek Rum sayısının azaltılması öneriliyor.
Son derece ayrıntılı hazırlanan Annan Planı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ekonomi politikalarında yabancı bir başkanı olacak merkez başkanına, sınırsız yetkiler veriliyor. Planda ayrıca Birl
eşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bayrağının ve marşının ilgili komitelerde kabul edildiği gibi kalması öngörülüyor.
Birleşmiş Milletler Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto, taraflardan ekler, anlaşmalar, yasalar ve kurucu devletlerin anayasalarıyla birlikte 9
bin sayfayı bulan plan üzerinde çalışmalarını ve itirazlarıyla birlikte yarın Genel Sekreter Kofi Annan’a görüşlerini bildirmelerini istedi.

PAPADOPULOS’UN İKİNCİ MEKTUBU ANNAN’I KIZDIRDI
Papadopulos’un, Annan’a dün, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bir mektup gönderdiği bildirildi. Rum Politis gazetesine göre, Papadopulos mektubunda, plan referanduma sunulduğunda referanduma kimlerin katılacağının belirlenmesi gerektiği yönündeki Rum tarafının tezini kaydederek, Türkiye kökenli KKTC vatandaşla
rının 20 Nisan’daki referandumda oy kullanmaları konusundaki tutumunu iletti.
Gazeteye göre, Annan, Papadopulos’un mektubuna De Soto aracılığıyla BM’nin konuyu incelemekte olduğu yanıtını verdi. Papadopulos, Genel Sekreter’in bu yanıtından tatmin olmadı ve
ikinci bir mektup gönderdi. Habere göre, Papadopulos’un ikinci mektubu Kofi Annan’ı sinirlendirdi.

Erdoğan’dan ‘birincil hukuk’ şartı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda varılacak anlaşmanın Avrupa Birliği Anayasası’nın birincil hukuku haline getirilmesi konusunun önemine dikkat çekti.

Ankara
NTV

 

     

 

29 Mart 2004— Bu sorun çözülmezse yapılan çalışmaların anlamı kalmayacağını söyleyen Erdoğan, birincil hukukun resmi ve yazılı kayıtlara girmesi gerektiğini belirtti.

Kıbrıs görüşmelerine katılmak üzere İsviçre’ye giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hareketinden önce Esenboğa Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, bu akşam Yunanistan Başbakanı ve BM Genel Sekreteri ile görüşeceğini söyledi. Görüşmelerin Çarşamba gününe kadar devam edeceğini belirten Erdoğan iyiniyeti koruduklarını ifade etti.

“BİRİNCİL HUKUK KAYITLARA GİRMELİ”
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Fransa Cumhurbaşkanı Jack Chirac ve Almanya Başbakanı Gerhard Schroeder ile görüşmesinde ‘birincil hukuk’ konusunu gündeme getirdiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, “Birincil hukuk çözülmezse yapılan çalışmaların hiç bir anlamı kalmayacak” dedi.
Erdoğan, Avrupa Birliği’nin bu konuda Türkiye’ye destek olması gerektiğini belirterek, birinci
l hukukun yazılı ve resmi kayıtlara girmesi gerektiğini kaydetti. Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George Bush ile bu akşam görüşeceğini de sözlerine ekledi.

TONY BLAİR’İN MESAJI
Bu arada Erdoğan, hareketinden önce kendisini bekleyen İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacot ile de görüştü. Westmacot’un İngiltere Başbakanı Tony Blair’in Kıbrıs’la ilgili yazılı bir mesajını Erdoğan’a ilettiği belirtildi.

Plan olumlu

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak sunduğu 4’üncü plan Türk tarafınca olumlu karşılanırken Rum tarafında hayalkırıklığı yarattı.

Türk Diplomatik kaynaklar, siyasi eşitlik, güvenlik ve garantiler konusundaki değişikliklerin Türk tarafını tatmin ettiğini söyledi. Rum tarafının ise, özellikle Ada’da bulundurulacak asker konusu, Kuzey’e geçecek Rum sayısı ve Annan Planı’nın AB’nin birincil hukukuna dahil edilmesi konularına itiraz ettiği belirtiliyor.

BM Genel Sekreteri Annan, planın 4’üncü versiyonunu taraflara sundu. Türk diplomatik kaynakları, planın yeni şeklinin Türk tarafınca olumlu karşılandığını belirtti. Siyasi eşitlik ve güvenlik konusunda yapılan değişikliklerin Türk tarafının lehine olduğu değerlendiriliyor.
Annan Planı’nın yeni versiyonuna göre Türk askeri ilelebet Ada’da kalabilecek. Ada’
da 6’şar bin Türk ve Yunan askerinin bulundurulması öneriliyor. Ancak Yunan tarafının bu sayısının 2’şer bine inmesini istediği kaydediliyor.
Yeni taslakta, Kuzey’e geçecek Rum sayısı da azaltılıyor. Plan, Türkiye kökenli 45 bin KKTC vatandaşının Ada’da ka
lmasına olanak veriyor. Kurucu devlet meclisinde 24 Türk ve 24 Rum’un bulunması öngörülüyor. Ayrıca, Avrupa Birliği’nde de iki kurucu devletin birlikte temsil edileceği belirtiliyor. Böylelikle siyasi eşitlik konusundaki endişeler büyük ölçüde gideriliyor.
RUM TARAFINDAN HAYALKIRIKLIĞI
Plan Türk tarafından olumlu karşılanırken Rum ve Yunan tarafında hayalkırıklığına yol açtı. Rum kaynaklar, Annan’ın yeni planının beklentilerin çok gerisinde olduğunu ifade ediyor. Planda, Annan Planı Türk tarafının istekler
i doğrultusunda birincil kanun olarak kabul ediliyor ve Rumların İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvurular donduruluyor. Rumların planda itiraz ettiği diğer bir konuyu ise Kuzey’e geçecek Rumların sayısı oluşturuyor. Planın önceki şekli yüzde 21 oranında geçişe olanak sağlarken, yeni versiyonda yüzde 18’e düşüyor. Rumlar bu oranının daha da aşağı çekilebileceğini düşünüyor.
Türk ve Yunan kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Başkanlık Konseyi’nde 6 Rum ve 3 Türk bulunması ve Başkanlık süresinin Rumlar
için 40, Türkler için 20 ay olması da planda öngörülen maddeler arasında yer alıyor.
ANNAN ENDİŞELERİ GİDERMEYE ÇALIŞTI
BM’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi de Soto, Annan’ın Rum kesiminin devletin işlevselliği, mal-mülk, çözümün ekonomik yönü, toprak ve asker ko
nusundaki garantiler açısından endişelerini gidermeye çalıştığını bildirdi.
De Soto, Annan’ın toplantıda Türk tarafının da; iki kesimlilik, fedaral mecliste temsiliyet, mal-mülk ve çözüm sonrası Türk askerinin durumu konusundaki endişeleri gidermeye çalıştığını söylediğini belirtti.

BM Kıbrıs özel temsilcisi, taslağın 150 sayfadan oluştuğunu ancak Ada’da iki tarafın heyetlerinin çalışmaları sonucu ortaya çıkan yasalarla ve ekleriyle birlikte 9 bin sayfaya çıktığını ifade etti. Planda, “Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi’ne karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004’de alınacak önlemler konuları da bulunuyor.
TÜRKİYE KÖKENLİLER OY KULLANACAK
Bu arada Rum basınında yer alan haberlere göre; Annan, Papadopulos’un, “Türkiye kökenliler oy kullanmasın” talebini içeren mektubunu yanıtladı. Annan’ın yazılı yanıtı
nda, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının referandumda oy kullanacağının altı çizildi.

TALAT: DEĞERLENDİRME YAPMAK İÇİN HENÜZ ERKEN

Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara bugün sunduğu taslak planla ilgili olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi.

Talat, Türk gazetecilere telefonla yaptığı açıklamada, KKTC heyeti

olarak incelemelerini sürdürdüklerini belirterek, planda henüz netleşmeyen bazı noktalar bulunduğuna dikkat çekti.

Olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için erken olduğunu vurgulayan Talat, ''Plana ilişkin yapılan ilk yorumlar KKTC açısından bağlayıcı değil'' diye konuştu.

HALKIN SESI 30/03/2004

Planın son taslağı daha gelişmiş

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son taslağının hazırlanışı sırasında, Kıbrıs Türk tarafının iki kesimlilik konusundaki hassasiyetinin göz önünde bulundurulduğunu ve bu çerçevede taslağın Kıbrıslı Türklerin kimliklerinin korunması açısından geliştirilmiş olduğunun görüleceğini belirtti.

Annan, Kıbrıs planının taslağını taraflara sunuşu sırasında yaptığı konuşmasının bir bölümünde Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarına ayrı ayrı seslenerek, taslakta kendileri için hassas olan bazı konulara değindi.

Annan’ın taslağı taraflara sunmasının ardından da Özel Danışmanı Alvaro De Soto, bir basın toplantısı düzenleyerek, Genel Sekreter’in sunuş konuşmasından bölümler aktardı.

Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a yönelik konuşması sırasında Annan, Kıbrıs Türk tarafının baştan beri aktardığı, iki kesimliliğin güçlendirilmesi konusuna ilişkin görüşlerini bildiğini söyledi. Annan, bu çerçevede taslağın, “Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinin güvenliği ve kimliğinin korunmasını” içerdiğini aktardı. “Belgeyi bu açıdan önemli oranda geliştirilmiş bulacaksanız” diyen Annan, bu gelişimin özellikle mal mülk, yerleşim ve federal devlet için düzenlenecek oylama sistemine ilişkin bölümlerde gözlemleneceğini bildirdi.

Kofi Annan, plan taslağına göre, Türkiye’nin AB’ye girmesinin ardından bile adada belli bir oranda askeri varlık bulundurabileceğini söyleyerek, bunun yanı sıra çözüm sonrası yeniden yerleşecek insanların dağılımının oranlı olacağına ilişkin bazı güvenceler bulunduğunu belirtti.

ANNAN’IN SUNUŞ KONUŞMASI

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu taslak planda, “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedinin” de bulunduğu belirtildi.

Annan, İsviçre’de devam eden Kıbrıs görüşmeleri çerçevesinde taraflara taslak planı sunuşu sırasında yaptığı konuşmada, planın içeriğini özetledi.

Annan’ın taslağı taraflara sunmasının ardından da Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, bir basın toplantısı düzenleyerek, Genel Sekreter’in sunuş konuşmasından bölümler aktardı.

Kofi Annan, planda, “Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi’ne karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004’de alınacak önlemler” konularının bulunduğunu belirtti.

Sunulan planda önceden hazırlanmış hiçbir unsur bulunmadığını ve son dakikaya kadar müzakere edildiğini vurgulayan Annan, planın her iki taraf açısından da kazanç anlamına geldiğine inandığını söyleyerek, şunları kaydetti:

“Bu yenilenmiş plan, sizin üzerinde müzakere etmeyi kabul ettiğinizden daha mı iyi? Plandaki iyileştirmeler paketi sizin temel endişelerinizi karşılıyor mu? Halklarınızı bu barış şansını kullanmaları için cesaretlendirebilir ve onlara güvence verebilir misiniz? Bu metin karşı tarafın temel çıkarlarına saygı gösteriyor mu? Bence evet. Ben bunun her iki tarafın da kazançlı olacağı bir önerine olduğuna inanıyorum.”

RUM TARAFININ ENDİŞELERİ

Bu arada, Annan, Rum tarafına hitabında, temel endişelerinin bu planda tatmin edilmiş olduğuna belirterek, özellikle federal hükümetin işleyişi, geçici düzenlemelerin yenilenmesi, mülk konusundaki değişiklikler ve planın ekonomik açıdan işlevselliğinin garanti altına alınması konularında değişiklikler yaptıklarını kaydetti.

Rum yönetiminin toprak ve asker azaltılması konusunda aradığı güvencelerin de garanti altına alındığını söyleyen Annan, “Bu endişelerinizin karşılanmış olduğunu göreceksiniz” diye konuştu.

Annan, taraflara şiirsel bir dille “Onyıllardır devam eden siper politikalarının değişmeye yüz tuttuğu, kar yağışı azaldıkça ve Bürgenstock’ta sisin yerini güneş ışığı aldıkça ve buzlar kırıldıkça, bu noktaya, daha fazla zaman ayırabileceğimiz, daha erken bir tarihte gelmiş olmayı arzuluyorum. Fakat hala bu şansa sahibiz ve geçip gitmesine izin veremeyiz” ifadeleriyle de seslendi.

HALKIN SESI 30/03/2004

YÜZLER GÜLÜYOR

İşte Türk diplomaların taslağa dair ilk değerlendirmeleri:
...........................................................................................
* Senatoda siyasi eşitlik sağlanıyor.

* Siyasi denge kalıcı oluyor.

* Kıbrıs Türk Devleti’ndeki Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu kalıcı kılınıyor.

* Bir taraf diğer taraf üzerinde bir hakimiyet kuramıyor.

* İlk aşamada adadaki asker sayısı 6’şar bin ile sınırlı kılınıyor. Rum tarafı bunun 2500’e indirilmesini istiyor. Planda, Türkiye AB üyesi olunca adada yabancı asker kalmayacağı söyleniyordu. Son metinde, Türk tarafının talepleri dikkate alınarak, Türkiye AB üyesi olduktan sonra da adada Türk ve Yunan askerlerinin kalması üzerinde duruluyor.

* Larnaka’da bulunan Hala Sultan Türbesi (Hz. Muhammed’in halası) özel bir statü ile Türk Vakfı’na devredilecek. Dipkarpaz’da bulunan Apostolos Andreas Kilisesi, yine özel bir statü ile Rumlara verilecek.

* Rumların geri dönüş oranı indiriliyor.
* Kıbrıs Türk Devleti, Türkiye ile ticari, ekonomik, kültürel ve finansman anlaşmaları imzalamaya yetkili kılınıyor.

* Balıkçılık ve tarım alanında Kıbrıs Türk Devleti tam yetkili oluyor. Annan Planı’nın daha önceki versiyonunda bu konularda federal devlet yetkili kılınıyordu.

* Adaya eş başkanlık sistemi getiriliyor.

* Avrupa Birliği nezdinde eşit temsiliyet sağlanıyor.

* Tüm federal kurumlarda temsil oranları yeniden düzenlendi. Taraflara veto hakkı tanınmazken, söz hakkı tanındı.

* Adada anlaşma sonucu yer değiştirmek zorunda kalan Kıbrıslı Türkler’e iskan alanı yaratılması için bütçeye ek konulacak.

* Siyasi eşitlik ve garanti anlaşmaları sağlanmış olacak.

* Güvenlik, garantiler ve siyasi eşitlik konusunda, ilk izlenimler olumlu.
* Avrupa Birliği ‘derogasyonlar’ sorununun çözümü için yeni formüller üretmenin ‘güvencesini’ veriyor.

....................................................................................................

** BM Genel Sekreteri Annan, taslağı sunuş anını Kıbrıs için ‘kader günü’ olarak niteledi ve “Çözüm fırsatını kaçırmayalım” çağrısında bulundu. Taraflar 6 bölümden oluşan taslağa ilişkin görüş ve itirazlarını bu sabah Annan’a iletecek. Annan da, planın son halini 31 Mart akşamına kadar şekillendirecek.

** Rum tarafının isteklerine ilk ‘hayır’ Türk tarafından değil, BM’den geldi. Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan Planı için 20 Nisan’da yapılması programlanan referandumda Türkiye’den gelip Kıbrıs’a yerleşen Türk göçmenlerin oy kullanmamasını istedi. BM ise bu isteği anında reddetti.

Cenk MUTLUYAKALI – İsviçre/Bürgenstock

Ve ‘referanduma sunulmak üzere’ şekillenen “4’üncü Annan Planı Taslağı” taraflara sunuldu.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, garantör ülkeler Türkiye ile Yunanistan’ın da katıldığı dörtlü konferansta Annan Planı’nın 4. versiyonunun taslağını Kıbrıs Türk ve Rum taraflarına sundu. Taslağı sunuş anını Kıbrıs için ‘kader günü’ sayan Annan, taraflara “Çözüm fırsatını kaçırmayalım” çağrısında bulundu. Taslağın taraflara sunulmasıyla Kıbrıs konusunda müzakere süreci de başlamış oldu. Taslağa ilişkin görüş ve itirazlarını bu sabah Annan’a iletecek taraflar, planın son haline 31 Mart gecesi ulaşacak.

İsviçre’nin Bürgenstock beldesinde sürdürülen dörtlü konferansın 6. gününde, taraflar beşgen bir masa etrafında biraraya gelerek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın kendileri için sadece birer kopya yaptığı plan taslağına ulaştı. Masada Türk heyetinin başkanlığını Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs Türk heyetinin başkanlığını KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Yunan heyetinin başkanlığını Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis, Kıbrıs Rum heyetinin başkanlığını Rum lider Tassos Papadopulos üstlendi.

Kader anı

Annan’ın taraflara taslağı nasıl sunduğuna ilişkin bilgileri BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Fürigen Otel’deki basın merkezinde düzenlediği toplantıda açıkladı. De Soto’nun verdiği bilgiye göre, Annan 4 sayfadan oluşan bir açış konuşması yaptıktan sonra taraflara taslağı dağıttı.

Konuşmasında, New York mutabakatı uyarınca tarafların İsviçre’de biraraya geldiğine dikkat çeken Annan, taraflar arasındaki bu toplantıyı Kıbrıs için ‘kader anı’ olarak niteledi. 16 Mart’ta Kıbrıslı liderlere 19 Şubat’ta adada başlayan müzakereleri İsviçre’de sürdürmeleri için bir davet mektubu gönderdiğini hatırlatan Annan, Papodopulos’tan başlayarak Kıbrıs Türk, Yunan ve Türk heyetlerinin başkanlarını tek tek selamladı.

‘Kilit Oyuncular’

“Bütün kilit oyuncularla buradayız” diyerek ‘Rauf Denktaş’ın İsviçre’deki yokluğu üzerinde durmak istemeyen Annan, müzakerelerde gelinen süreç için romantik bir değerlendirme yapmayı tercih etti ve şöyle dedi:

“İki tarafın onlarca yıldır korudukları pozisyonlar değişmeye başladı. Kar yağışı durdu, sis kalktı ve Bürgenstock’ta güneş açtı. Buzlar eridi. Keşke bunu daha çok zamanımız varken daha önce sağlayabilseydik. Ama hala bunu yapmak için fırsatımız var. Gelin, bu fırsatımızı kaçırmayalım.”

6 bölüm

Annan, taslak üzerindeki görüş ve itirazları bu sabah taraflardan alacağını ve sonrasında da yürüteceği mekik diplomasi ile taslağa son şeklini vererek, taraflara 31 Mart gecesi ulaştıracağını kaydetti. Annan, taslağın Kıbrıs sorununun çözümü için şu bölümlerden oluştuğunu anlattı:
“Kuruluş Anlaşması, Kurucu Kı
brıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerinin anlaşmaları, Yeni Kıbrıs devletinde oluşacak hukuki düzene ilişkin anlaşmalar, Birleşik Kıbrıs’ın AB’ye katılımına ilişkin uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi’ne sunulacak konular, Referandum Sonrasında adada alınacak önlemler."

Askerler kalıyor

Tüm bunları anlattıktan sonra Rum lider Papadopulos’a dönen Annan, planı ‘karşılıklı kazanç’ felsefesi üzerine kurduğunu söyledi. Annan, plan taslağında Kıbrıs Rum tarafını şöyle tatmin etmeye çalıştığını anlattı:

“Planın daha yaşayabilir ve daha işlevsel olmasını istiyordunuz. Bu yeni planda, özellikle de federal hükümetin işleyişine, güncellenmiş geçici düzenlemelere, mülkiyet değişimlerine, planın mali açıdan sağlamlılığına ve tamamlanmış yasalar ile anlaşmalar konusundaki kaygılarınıza yanıt verdiğimi düşünüyorum. Askeri birlik indirimine gidilmesi ve toprak konusundaki taleplerinize de yanıt veriyoruz”

İki kesimlilik güvencesi

Annan, daha sonra da KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’a dönerek, planda Türk tarafının isteklerini yerine getirmek için şunları yaptığını söyledi:

“İki kesimliliğin coğrafi açıdan güçlendirilmesini istiyordunuz. Türk kurucu devleti kimliğinin ve güvenliğinin korunmasını istemiştiniz. Planda buna yanıt verildiğini göreceksiniz. Mülkiyet düzenlemeleri, yerleşim hakları ve federal senatodaki oy sistemine ilişkin düzenlemelere bakınca gerekli yanıtları alacaksınız. Yer değiştireceklerin rehabilitasyonu konusunda istediğiniz güvenceyi de bulacaksınız. Türkiye’nin AB üyesi olduktan sonra makul bir sayıda asker bırakabileceğini iznini de göreceksiniz. Planın hukuksal korumasını da güvence altına aldığımızı unutmayın”

Sorularla görüş ve itirazlar

Taraflar, plan taslağına ilişkin görüş ve itirazlarını Annan’a hangi sorular çerçevesinde ileteceklerini de yine Annan’dan öğrendiler. Annan, tarafların bu anlamda kendilerine sormaları gereken soruları da şöyle sıraladı:

- Bu yeni gözden geçirilmiş plan, üzerinde tartıştığınız plandan daha mı iyi, yoksa daha mı kötü?

- Plan taslağı temel kaygılarınıza yanıt veriyor mu?

- Bu planla halkınızı çözüme ikna edebilir misiniz?

- Size göre karşı tarafın da kaygılarına yanıt veriyor mu?

Karamanlis temkinli

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, önceki gün geldiği Bürgenstock’ta yoğun bir çalışma programına girdi. Önceki Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos ile görüşen Karamanlis daha sonra Rum Milli Konseyi toplantısına katıldı. Karamanlis, “Kıbrıs Rum tarafının görüşlerini desteklemek için buradayım” diyerek, daha üç haftalık başbakan olarak derin sularda yüzmek niyetinde olmadığını ve kararları Rum Yönetimi’nin vereceğini ortaya koydu. Yunan kaynaklar Karamanlis’in tavrını şöyle değerlendirdiler:

“Bugünkü başbakanın amcası Kostas Karamanlis Zürih Anlaşması’nı imzalamıştı. Zürih’in sonu belli. Karamanlis o dönemde, ‘Makarios ile birlikte karar vermiştik. O kahraman oldu, ben vatan haini sayıldım’ demişti. Yeğen Karamanlis aynı şeyin tekrarlanmasını istemiyor.”

Rum tarafının isteklerine ilk ‘hayır’ Türk tarafından değil, BM’den geldi. Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan Planı için 20 Nisan’da yapılması programlanan referandumda Türkiye’den gelip Kıbrıs’a yerleşen Türk göçmenlerin oy kullanmamasını istedi. BM ise bu isteği anında reddetti. Referandumlarda KKTC’de son seçimlerde oy kullanan tüm seçmenlere oy hakkı tanınacak.

Bürgenstock’da üç kez gerçekleştirilen ve Annan planındaki güvenlik ile savunma konularını görüşen Türk ve Yunan heyetlerinin çalışmalarının ‘başarısızlıkla’ sonuçlandığı bildirildi. Yunanlı bir hükümet kaynağı, BM temsilcisi Alvaro De Soto’nun tarafların yükümlülük altına girmelerini sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde kendilerine sunduğu ve imzalarını istediği belgeye ‘New York’ta imza mutabakatı yoktu’ diyerek red cevabı verdiklerini söyledi.

YENIDUZEN 30/03/2004

İyi niyetle bu iş çözülür!..

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda ortaya koydukları siyaseti “çözüm üzerine bina ettiklerini” dile getirerek, ama olmazsa olmazlardan da taviz vermenin söz konusu olmadığını ifade etti.

Her iki taraf da iyi niyetini ortaya koyarsa bu işin çözüleceğine inandığını belirten Erdoğan, “İnanıyorum ki bu iş çözülür. Ama tek taraflı bir iyi niyet, bu işi çözümsüzlüğe götürür” dedi.

Erdoğan, Kıbrıs konusunda görüşmelerin yapılacağı İsviçre’ye hareketinden önce Esenboğa Havaalanı’nda açıklamalarda bulundu.

Erdoğan şöyle konuştu: “Temennimiz odur ki, beklenen olumlu neticeyi alalım. Ve bu süreci planlandığı şekilde devam ettirelim. Tabii ki de iyi niyetimizi halen koruyoruz. İyi niyetle bu çalışmaları sürdürüyoruz. Sonuna kadar da sürdürmekte kararlıyız. Siyasetimizi çözümsüzlük üzerine değil, çözüm üzerine bina ettik, iyi niyet üzerine bina ettik.

Her iki taraf da iyi niyetini ortaya koyarsa inanıyorum ki bu iş çözülür. Ama tek taraflı bir iyi niyet, o tabii ki, bu iş çözümsüzlüğe götürür.Temennim odur ki, Rum tarafı da burada iyi niyet göstersin. Yunanistan’dan bu iyi niyeti göreceğimizi tahmin ediyorum, en azından bunu umuyorum. Çünkü Brüksel zirvesinde sayın başbakan ile yaptığım baş başa görüşmede bunun işaretlerini aldım. Bu umutla bu düşünceyle İsviçre’ye hareket ediyorum.” (aa)

YENIDUZEN 30/03/2004

İşte 4. Annan Planı'nın ayrıntıları

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 4. kez revize ettiği ve Pazartesi günü İsviçre’de taraflara resmen sunacağı planının ayrıntıları ortaya çıktı. ABHABER’in duyurduğu ayrıntılar şöyle:

“Planın son şeklinin 1000 sayfanın üzerinde olduğunu yazan Rum basını, yapılan değişiklikte her iki tarafın da kazandığını yazdı.

Değişikliklerin, tarafların bugüne kadar müzakere ettiği konuları kapsadığı, yanıt verilmesi için 24 saat süre verileceği ve müzakere imkanının çok sınırlı olacağı belirtiliyor.

Değişikliklere göre, Türk tarafında sürekli ikamet edecek Rum oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülürken, senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır ifadesi benimseniyor, senato seçiminde kuzeyde yaşayan Rumların seçme ve seçilme hakkı olmayacak. Türk ve Yunan askeri, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden sonra adada kalabilecek, ancak bu 1960 anlaşması temelindeki asker sayısında olacak. Yani 650 Türk ve 950 Yunan askeri sürekli adada kalabilecek. Rumların istediği Asliye Mahkemesi kurulacak.

Fileleftheros gazetesi, Annan planında 6 temel konuda değişiklik yapıldığını belirterek, BM'nin, tamamlanmış 1100 sayfalık nihai planı sunacağını, değişikliklerde ağırlığın mülk, güvenlik ve işleyebilirliğe verildiğini kaydetti.

Gazete, BM tarafından yapılan değişiklerin bazılarını şöyle sıraladı:

1-Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara dönecek Rum oranı Kıbrıs Türk oluşturucu devletçik nüfusunun yüzde 21'inden yüzde 12'sine düşürülüyor. Rumların mülklerinin oranı da orantılı olarak azalıyor.

2-Rumlara, Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi olmayan ikamet hakkı veriliyor. Geçiş döneminin sona ermesinden sonra da mallarının 3'te 1'ini alabilecekler.

3-Mülkiyet Kurulu'na, tazminatlarla ilgili bir formül sağlanıyor. Mülkün 3'te 1'inin kullanımı hakkı verilecek. Bonolar ve geriye kalan hisseler aynı oranla ve mülkün maddi değeri temelinde verilecek.

4-Senatörlerin seçimi toplumsal köken temelinde yapılıyor. 24 Kıbrıslı Türk ve 24 Rum senatör seçiminde, Kıbrıs Türk idari bölgesinde yaşayacak Rumların seçme seçilme hakları olmayacak.

5-Türk ve Yunan askerleri ebediyen kalacak. Türkiye'nin AB'ye üye olmasından sonra sayıları 1960'taki seviyeye indirilecek.

6-Merkezi hükümetin kurumsal organları için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle birlikte yapılacak.

Haberde, Annan planının ekinde bulunan haritanın değişmeyebileceğine işaret edilerek, planda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgi bulunmadığı belirtiliyor.

RUMLARIN LEHİNE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Politis gazetesi de yeni Annan planında iki taraf için de kayıp ve kazanımlar olduğuna değinerek, Rum tarafının kazanımlarını şöyle sıraladı:

1-MÜLKLER: Mülkiyet konusundaki yeni felsefe, bütün göçmenlere kuzeydeki mülklerinin 3'te 1'ini alma olanağı sağlıyor. Türk tarafında daimi ikamet edeceklerin oranı (Kıbrıs Türk tarafının lehine) yüzde 21'den yüzde 12'ye düşürülecek, ancak 'yaşadığı yerde oy kullanmayan' statüsüyle daha çok göçmen geri dönebilecek. Yani Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde kalışları, ikinci konut mantığıyla olacak ve bu devletçikte siyasi hakları olmayacak. Siyasi haklarını Rum oluşturucu devletçiğinde kullanacaklar.

2-EKONOMİ: Yukarıdaki öneriye paralel olarak Rum tarafını yoğun olarak meşgul eden ekonomi yönü ve özellikle Mülkiyet Kurulu'nun yaşayabilirliği konusunda yeni plan şunları öneriyor:

-Her göçmen mülkünün 3'te 1'ini alacak. Mülkünün diğer 3'te 1'ini yabancı bankalarca verilecek teminatla bono olarak alacak ve bunları paraya çevirebilecek. Mülkünün son 3'te 1'i için ise Mutual Fund tipi bir sistem hissesi alacak.

3-İŞLEYEBİLİRLİK: Mevzuat uygulaması ve referandumlara belirli ifadeler eklenmesiyle anlaşma, mevcut geçiş dönemi sorunları olmadan derhal uygulamaya konulacak. Yani; Kıbrıs'ı Avrupa seçimlerine dek yönetecek olan Başkanlık Konseyi ve Parlamentoya milletvekilleri derhal atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bütün organları (Başkanlık Konseyi, milletvekilleri) için seçimler 13 Haziran'da, Avrupa seçimleriyle birlikte yapılacak. Bu yöntemle Annan planının öngördüğü eşbaşkanlık olmayacak.

4-Asliye Mahkemesi kurulacak.

5-Anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasına

halihazırda formül bulundu. Bu formüle göre nihai anlaşma, TBMM'den onay almadan uygulamaya konulmayacak. Bu formülü Rum tarafı kabul etmiş görünüyor.

TÜRK TARAFI LEHİNE DEĞİŞİKLİKLER

Politis gazetesine göre, 4. Annan planında Kıbrıs Türk tarafı lehine şu değişiklikler yapılıyor:

1-İSTİSNALAR: AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter

Verheugen'in savunacağı, Avrupa formülü temelinde, 'vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeyinin Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşıncaya kadar geçerli olacak. Rum tarafı, yaşam düzeyinin suni olarak da, hiçbir zaman bu seviyeye ulaşamayabileceği ve bunun sonucu olarak sapmanın 'gizli yasalaşma' halini alabileceğini savunarak, bu düzenlemeye itiraz ediyor.

2-RUMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ: Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde daimi

ikamet oranı yüzde 21'den yüzde 12'ye indirilecek. Rumların Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde sahip olabilecekleri mal miktarı da aynı oranda azalacak.

3-İKİ KESİMLİLİK: Daimi ikamet statüsüyle geri dönecek Rum sayısının azaltılması, seçim sisteminin büyük oranda denetim altına alınmasına ilişkin Türk tarafının endişelerini gideriyor. Aynı zamanda, 'Senatoya 24 Kıbrıslı Türk, 24 Rum katılır' ifadesi benimseniyor ki, bu Kıbrıs Türk devletçiğinde Rumların seçilmesini engelliyor. Senatoda özel konularda Kıbrıslı Türklerin yüzde 50 çoğunluğu tezi de benimsenebilir.

4-GÜVENLİK: Türkiye ve Yunanistan'ın, 1960'ta bulundurdukları asker sayısı temelinde (650 Türk ve 950 Yunan) sürekli askeri varlığı sağlanıyor (Türkiye'nin AB'ye girmesinden sonra da).

YENIDUZEN 30/03/2004

Şimdi çözüm zamanı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, dün bir basın toplantısı düzenleyerek, genel sekreterin sunuş konuşmasından bazı bölümler aktardı:

Şimdi çözüm zamanı

DENGE KURULDU... BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, Annan Planı'nda hassas bir denge kurulmaya çalışıldığını ve artık "çözüm zamanının geldiğini" düşündüklerini söyledi

AL YA DA BIRAK DEĞİL... Annan'ın dün taraflara sunduğu taslak planın "al ya da bırak" şeklinde değerlendirilemeyeceğini söyleyen De Soto, tarafların taslak plana ilişkin görüşlerinin bu sabaha kadar genel sekretere iletileceğini de kaydetti

31 MART'TA SÜREÇ TAMAMLANACAK... Alvaro de Soto, 31 Mart'ın görüşme sürecinin tamamlanması için son tarih olduğunun altını çizerek, "31 Mart'a kadar şu ya da bu şekilde referanduma sunulacak bir metin hazırlanmış olacak" diye konuştu

TÜRK TARAFININ HASASİYETİ DİKKATE ALINDI... De Soto: BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs planının son taslağının hazırlanışı sırasında, Kıbrıs Türk tarafının iki kesimlilik konusundaki hassasiyetinin göz önünde bulundurulduğunu ve bu çerçevede taslağın Kıbrıslı Türklerin kimliklerinin korunması açısından geliştirilmiş olduğunun görüleceğini belirtti

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, Annan Planı'nın son versiyonunda hassas bir denge kurulmaya çalışıldığını ve artık "çözüm zamanının geldiğini" düşündüklerini söyledi.

De Soto, Annan'ın dün taraflara sunduğu taslak planın "al ya da bırak" şeklinde değerlendirilemeyeceğini söyledi.

De Soto, tarafların taslak plana ilişkin görüşlerinin bu sabaha kadar genel sekretere iletileceğini de söyledi.

Alvaro de Soto, düzenlediği basın toplantısında, 31 Mart'ın görüşme sürecinin tamamlanması için son tarih olduğunun altını çizerek, "31 Mart'a kadar şu ya da bu şekilde referanduma sunulacak bir metin hazırlanmış olacak" diye konuştu.

De Soto, Annan'ın taslak planı taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, genel sekreterin sunuş konuşmasından bazı bölümler aktardı.

Bunları aktarmasının ardından soruları yanıtlayan De Soto, taraflardan ilk değerlendirmelerini yarın sabah alacaklarını belirterek, 31 Mart günü de son yanıtların verileceğini kaydetti.

Sunulan taslağın "al ya da bırak" şeklinde değerlendirilemeyeceğini söyleyen De Soto, tarafların taslak planla ilgili değerlendirmede bulunmak ve görüş belirtmek için yarına kadar süreleri olduğunu söyledi.

Planın taslak halini şimdilik sadece taraflara verdiklerini belirten De Soto, dünkü gecikmenin de kopyaların çoğaltılması nedeniyle yaşandığını bildirdi.

De Soto, taslağın, ekleri ve kurucu anlaşmayla birlikte 9 bin sayfadan oluştuğunu söyleyerek, bunun bir "al ya da bırak" niteliği taşımadığını vurguladı.

Taraflara taslağı değerlendirmek için zaman verdiklerini söyleyen De Soto, bu sabah iletilmesini beklediklerini ilk değerlendirmelerin ardından, bazı yeni düzenlemeler için 31 Mart'a kadar zaman olduğunu kaydetti.

De Soto, taslağı basına ileten tarafın kendileri olmayacağını esprili bir şekilde söyleyerek, taslağın özüne ilişkin şu anda bilgi vermesinin söz konusu olmadığını da özenle vurguladı.

Annan'ın taslağı sunuşu sırasındaki masa düzenlemesine ilişkin soru üzerine De Soto, ortada BM heyetinin oturduğunu ve görüntülerde de görüleceği üzere ayrı ayrı 5 masa bulunduğunu kaydetti. De Soto, tüm tarafların bu düzenlemeden memnun olduklarını da söyledi.

De Soto, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in Bürgenstock'a gelmesini beklediklerini de belirterek, AB'nin varılacak anlaşmaya ilişkin bazı adımlar atması gerektiğine dikkat çekti. De Soto, Verheugen'in 31 Mart'a kadar İsviçre'de kalmasını umduğunu da kaydetti.

Özel temsilci De Soto, Kıbrıs Türk tarafının yetkisine ilişkin bir soru üzerine, bu konuda herhangi bir boşluk bulunmadığını daha önce de açıklamış olduğunu hatırlattı.

De Soto, bu sürecin sonunda bir imzanın söz konusu olup olmadığına ilişkin soruları net yanıtlamazken, gazetecilerin bunu iki gün içinde göreceklerini söylemekle yetindi.

Annan: Kıbrıs Türk tarafı, taslağı, iki kesimliliğin

güçlendirilmesi açısından gelişmiş bulacak

De Soto'nun verdiği bilgiye göre, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son taslağının hazırlanışı sırasında, Kıbrıs Türk tarafının iki kesimlilik konusundaki hassasiyetinin göz önünde bulundurulduğunu ve bu çerçevede taslağın Kıbrıslı Türklerin kimliklerinin korunması açısından geliştirilmiş olduğunun görüleceğini belirtti.

Annan, Kıbrıs planının taslağını taraflara sunuşu sırasında yaptığı konuşmasının bir bölümünde Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarına ayrı ayrı seslenerek, taslakta kendileri için hassas olan bazı konulara değindi.

Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'a yönelik konuşması sırasında Annan, Kıbrıs Türk tarafının baştan beri aktardığı, iki kesimliliğin güçlendirilmesi konusuna ilişkin görüşlerini bildiğini söyledi.

Annan, bu çerçevede taslağın, "Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinin güvenliği ve kimliğinin korunmasını" içerdiğini aktardı. "Belgeyi bu açıdan önemli oranda geliştirilmiş bulacaksanız" diyen Annan, bu gelişimin özellikle mal mülk, yerleşim ve federal devlet için düzenlenecek oylama sistemine ilişkin bölümlerde gözlemleneceğini bildirdi.

Kofi Annan, plan taslağına göre, Türkiye'nin AB'ye girmesinin ardından bile adada belli bir oranda askeri varlık bulundurabileceğini söyleyerek, bunun yanı sıra çözüm sonrası yeniden yerleşecek insanların dağılımının oranlı olacağına ilişkin bazı güvenceler bulunduğunu belirtti.

KIBRIS 30/03/2004

İşte Annan Planı

Gazeteniz KIBRIS, ana metni 203 sayfa, toplamı 9 bin sayfa olan Annan Planı'nı açıklıyor

İşte Annan Planı

PLAN SUNULDU... BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta çözümü amaçlayan planının son halini müzakere edilmek üzere taraflara resmen sundu. Daha önce 150 sayfa olduğu belirtilen Annan Planı'nın ana metni 203 sayfadan, toplam metin ise ekler ve yasalarla birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Genel sekreter Annan, taraflardan planı bu sabaha kadar incelemelerini ve bu sabah itirazlarını kendisine bildirmelerini istedi

TALAT: DEĞERLENDİRİYORUZ... KIBRIS Gazetesi'ne konuşan Başbakan Talat, planı değerlendirdiklerini ve itiraz noktalarını saptayıp genel sekreter Annan'a bildireceklerini söyledi. Talat, "Halkımız bize güvensin. Kıbrıs Türkü'nün temel haklarını koruyacak bir anlaşma sağlamak için çalışıyoruz" dedi

SERDAR DENKTAŞ: GELECEĞİMİZ SÖZ KONUSU... KIBRIS'a konuşan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Hem bizim, hem çocuklarımızın geleceği söz konusudur. Bu yüzden spekülasyondan kaçınmak ve yalanlara inanmamak gerekir. Planın son metni 203, toplamı 9 bin sayfadır. Herhalde sabahın ilk ışıklarına kadar çalışacağız ve itiraz noktalarımızı yarın (bugün) genel sekretere ileteceğiz" diye konuştu

TÜRK TARAFI MEMNUN... İsviçre zirvesinde sunulan Annan Planı'nın son planı Türk heyetince olumlu karşılandı. Annan'ın dün sunduğu taslak planda, Türk tarafının güvenlik ve siyasi eşitlik konularındaki taleplerinin ilk incelemeler ışığında karşılanmış göründüğü bildirildi. Planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıs'taki görüşmelerde sunduğu ve "olmazsa olmazlar" diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor

SİYASİ EŞİTLİK... Türk tarafının hassasiyetle üzerinde durduğu "siyasi eşitlik" konusunda, Kıbrıslı Türklere, Rumlarla eşit siyasi haklar sunulması mantığıyla hareket ediliyor. Planın ilgili bölümünde, kurucu Türk devletinin ayrı hükümeti, ayrı parlamentosu ve ayrı mahkemeleri olacağına dikkat çekiliyor. Annan Planı'nda siyasi eşitliğin korunması amacıyla, Türk parça devleti vatandaşı olarak kuzeye gelecek Rumların seçme seçilme haklarıyla ilgili bazı tedbirler alınıyor

SENATODA 24-24 SANDALYE DAĞILIMI... Birleşik Kıbrıs senatosunda 24-24 sandalye dağılımının öngörüldüğü ve bu oranın kalıcı tutulduğu belirtildi. Plana göre bir taraf diğer tarafın üzerinde otorite ve hakimiyet kuramayacak

GARANTİLER VE GÜVENLİK... Ankara'nın üstünde titizlikle durduğu garantiler ve güvenlik konusunda, Türkiye'nin adadaki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor

ASKER KONUSU... Taslak metine göre, Türkiye 2011 yılına kadar adada 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek

MÜLKİYET KONUSU... Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mülkiyet konusunda ise, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler yapılıyor. Önceki planların öngördüğü mülkiyet oranları aynen korunurken, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim imkanlarının sağlanacağı vurgulanıyor

1 RUM ORANI YÜZDE 21'DEN YÜZDE 18'E DÜŞTÜ... Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşecek. Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığıyla olacak, siyasi hakları olmayacak. Bu hakkı Rum devletçiğinde kullanacaklar

l MÜLKÜN 3'TE 1'İ ALINACAK... Her göçmen, mülkünün 3'te 1'ini alacak. Diğer 3'te 1'i yabancı bankalarca verilecek bono olarak alacak (bunlar paraya çevrilebilecek), diğer çeyreği için Mutual Fund tipi bir sistem geliştirilecek

l TOPRAK KONUSUNDA İKİ ALTERNATİF... Yeni planda Türk tarafına bırakılacak toprak oranıyla ilgili iki alternatif sunuluyor. İlk alternatife göre Türk tarafının yüzde 36 oranındaki toprağın, yüzde 29'a düşürülmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Karpaz ve Erenköy'e Rumların yerleşmesi öngörülüyor. İkinci alternatifte Türk tarafına yüzde 24 oranında toprak bırakılması, buna karşılık kuzeye dönecek Rum sayısının azaltılması öneriliyor. Adada üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak

l MERKEZ BANKASI BAŞKANINA SINIRSIZ YETKİ... Annan Planı, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ekonomi politikalarında yabancı bir başkanı olacak Merkez Bankası başkanına sınırsız yetkiler veriliyor

l SEÇİLEN BAYRAK VE MARŞ KALACAK... Annan Planı'nda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağının ve marşının ilgili komitelerde kabul edildiği gibi kalması öngörülüyor

l TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ SÜRECEK.. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni oluşturacak Kıbrıs Türk devletinin Türkiye ile ekonomik, kültürel, mali ve ticari alanlarda her türlü işbirliğini yapabileceği planda belirtilirken, bu çerçevede gerekli belge ve anlaşmaların imzalanabileceğine de yer veriliyor

l AB'DE EŞİT TEMSİLİYET... Edinilen bilgiye göre planda ayrıca Birleşik Kıbrıs AB'ye girdikten sonra devleti, AB nezdinde Türk ve Rum iki başkan birlikte temsil edecek

l TÜRK TARAFI, TARIM VE BALIKÇILIKTA TAM YETKİLİ... Plana göre Kıbrıs Türk devletinin balıkçılık ve tarım alanlarında tam yetkili olması öngörülüyor

l UYUM SENEDİ TASLAĞI... Planda, "Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi'ne karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004'te alınacak önlemler" konuları bulunuyor

l İSTİSNALAR... Avrupa formülü temelinde, vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıs Türklerinin yaşam düzeyi Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşana kadar geçerli olacak. Tarihi köyler kendi devletçiklerine verilecek. Buna göre Beyarmudu ve Akıncılar, Türk tarafına geçecek. Harita önceden belirtildiği gibi düz olmayabilecek

l İŞLEYEBİLİRLİK... Hazirandaki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi Başkanlık Konseyi ve parlamento milletvekilleri acilen atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin organları için ana seçim 13 Haziran'da yapılacak

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta çözümü amaçlayan planının son halini müzakere edilmek üzere taraflara resmen sundu. Daha önce 150 sayfa olduğu belirtilen Annan Planı'nın ana metni 203 sayfadan, toplam metin ise ekler ve yasalarla birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Genel sekreter Annan, taraflardan planı bu sabaha kadar incelemelerini ve bu sabah itirazlarını kendisine bildirmelerini istedi.

Annan'ın planını sunuşu sırasında heyetler için daire şeklinde beş ayrı masa kuruldu. Planın taraflara takdiminde genel sekreterin yanı sıra Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto da hazır bulundu. Taraflar sekizer kişilik heyetlerle temsil edildi.

Türk heyetine Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Yunan heyetine Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, KKTC heyetine Başbakan Mehmet Ali Talat ve Rum heyetine de Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlık etti.

KKTC heyetinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da yer aldı.

Bürgenstock'ta 24 Mart'ta başlayan görüşme süreci çerçevesinde Annan'ın planının son halinin takdimi sırasında görüntü için havuz sistemi oluşturularak az sayıda gazetecinin ilk kez görüntü ve fotoğraf almasına izin verildi.

KIBRIS Gazetesi'ne konuşan Başbakan Talat, planı değerlendirdiklerini ve itiraz noktalarını saptayıp genel sekreter Annan'a bildireceklerini söyledi. Talat, "Halkımız bize güvensin. Kıbrıs Türkü'nün temel haklarını koruyacak, bir anlaşma sağlamak için çalışıyoruz" dedi.

KIBRIS'a konuşan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Hem bizim hem çocuklarımızın geleceği söz konusudur. Bu yüzden spekülasyondan kaçınmak ve yalanlara inanmamak gerekir. Planın son metni 203, toplamı 9 bin sayfadır. Herhalde sabahın ilk ışıklarına kadar çalışacağız ve itiraz noktalarımızı yarın (bugün) genel sekretere ileteceğiz" diye konuştu.

Annan Planı'nın son taslağı olarak nitelendirilebilecek bu metnin taraflara sunulmasının ardından, heyetler bu metni teknik açıdan incelemeye aldı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün sunduğu taslak planda, Türk tarafının güvenlik ve siyasi eşitlik konularındaki taleplerinin ilk incelemeler ışığında karşılanmış göründüğü bildirildi.

Talat: Değerlendirme yapmak için henüz erken

Başbakan Mehmet Ali Talat, planı değerlendirdiklerini ve itiraz noktalarını saptayıp genel sekreter Annan'a bildireceklerini söyledi. Talat, "Halkımız bize güvensin. Kıbrıs Türkü'nün temel haklarını koruyacak, bir anlaşma sağlamak için çalışıyoruz" dedi.

Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara dün sunduğu taslak planla ilgili olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi.

Talat, KKTC heyeti olarak incelemelerini sürdürdüklerini belirterek, planda henüz netleşmeyen bazı noktalar bulunduğunu bildirdi.

Olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için erken olduğunu vurgulayan Talat, "Plana ilişkin yapılan ilk yorumlar KKTC açısından bağlayıcı değil" diye konuştu.

Planda neler var?

KIBRIS Gazetesi'nin ulaştığı dördüncü Annan Planı, daha önce de belirtildiği gibi, ekleriyle birlikte 9 bin sayfadan oluşuyor. Planda, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıs'taki görüşmelerde sunduğu ve 'olmazsa olmazlar' diye bilinen yaşamsal kriterler arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Siyasi eşitlik

Türk tarafının hassasiyetle üzerinde durduğu "siyasi eşitlik" konusunda, Kıbrıslı Türklere, Rumlarla eşit siyasi haklar sunulması mantığıyla hareket ediliyor.

Planın ilgili bölümünde, kurucu Türk devletinin ayrı hükümeti, ayrı parlamentosu ve ayrı mahkemeleri olacağına dikkat çekiliyor. Annan Planı'nda siyasi eşitliğin korunması amacıyla, Türk parça devleti vatandaşı olarak kuzeye gelecek Rumların seçme seçilme haklarıyla ilgili bazı tedbirler alınıyor.

Birleşik Kıbrıs senatosunda 24-24 sandalye dağılımının öngörüldüğü ve bu oranın kalıcı tutulduğu belirtildi. Plana göre, bir tarafın diğer taraf üzerinde otorite ve hakimiyet kuramayacağını da ifade etti.

Türkiye'nin garantörlüğü: Silahsızlandırma

Ankara'nın üstünde titizlikle durduğu garantiler ve güvenlik konusunda da, Türkiye'nin adadaki etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi öngörülüyor. Taslak metine göre, Türkiye 2011 yılına kadar adada 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek.

Garanti Anlaşmaları'nın yeni oluşacak düzene aynen uygulanacağını göz önünde bulundurarak, Türk ve Yunan birliklerinin Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletleri arasındaki ittifak anlaşmalarına göre adada konuşlandırılmaları şu şekilde olacak:

Her iki birliğin sayısı da 2011 yılına kadar, tüm rütbelerde 6000'den fazla olmayacak;

Her iki birliğin sayısı da 2018 yılına ve ya Türkiye AB üyesi olana kadar, tüm rütbelerde 3000'den fazla olmayacak.

Yunan birlikleri tüm rütbelerde 950'yi, Türk birlikleri tüm rütbelerde 650'yi aşmayacak. Bu uygulama adanın tümüyle askersizleştirilmesi amaçlanarak her beş yılda bir gözden geçirilecek.

Mülkiyet

Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mülkiyet konusunda ise, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler yapılıyor.

Önceki planların öngördüğü mülkiyet oranları aynen korunurken, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim imkanları sağlanacağı vurgulanıyor. Mülkiyet konusunda ayrıca AB'den derogasyonlar, yani istisnai uygulamalar da talep ediliyor.

Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşecek. Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığıyla olacak, siyasi hakları olmayacak. Bu hakkı Rum devletçiğinde kullanacaklar.

Her göçmen, mülkünün 3'te 1'ini alacak. Diğer 3'te 1'i yabancı bankalarca verilecek bono olarak alacak (bunlar paraya çevrilebilecek), diğer çeyreği için Mutual Fund tipi bir sistem geliştirilecek.

Toprak

Yeni planda Türk tarafına bırakılacak toprak oranıyla ilgili iki alternatif sunuluyor. İlk alternatife göre Türk tarafının yüzde 36 oranındaki toprağın, yüzde 29'a düşürülmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Karpaz ve Erenköy'e Rumların yerleşmesi öngörülüyor. İkinci alternatifte Türk tarafına yüzde 24 oranında toprak bırakılması, buna karşılık kuzeye dönecek Rum sayısının azaltılması öneriliyor.

Adada üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak. Annan'ın yeni plan taslağına göre, adada Ağrotur ve Dikelya olmak üzere toplam 254 km2'lik üslere sahip İngiltere topraklarının yarısını Rumlara bırakıyor. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlük rolünü koruyor.

Merkez Bankası başkanı

Son derece ayrıntılı hazırlanan Annan Planı, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ekonomi politikalarında yabancı bir başkanı olacak Merkez Bankası başkanına, sınırsız yetkiler veriliyor.

Bayrak ve marşa onay

Annan Planı'nda ayrıca Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağının ve marşının ilgili komitelerde kabul edildiği gibi kalması öngörülüyor.

Türkiye işbirliği yapılabilecek

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni oluşturacak Kıbrıs Türk devletinin Türkiye ile ekonomik, kültürel, mali ve ticari alanlarda her türlü işbirliğini yapabileceği planda, bu çerçevede gerekli belge ve anlaşmaların imzalanabileceğine de yer veriliyor.

AB'de eşit temsiliyet

Edinilen bilgiye göre, Annan Planı'nda ayrıca Birleşik Kıbrıs AB'ye girdikten sonra devleti AB nezdinde Türk ve Rum iki başkan birlikte temsil edecek.

Balıkçılık ve tarım alanında yetki

Annan Planı'nın son versiyonuna göre, Kıbrıs Türk devletinin balıkçılık ve tarım alanlarında tam yetkili olması öngörülüyor.

"Uyum senedi" taslağı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu taslak planda, "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedinin" de bulunduğu belirtildi.

Planda, "Kurucu anlaşma, Türk ve Kıbrıs kurucu devletlerinin anayasaları, yeni Kıbrıs devletinin işleyişine ilişkin konuları düzenleyen anlaşma, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılımını düzenleyen taslak uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi'ne karar alması için sunulacak konular ve Nisan 2004'te alınacak önlemler" konuları bulunuyor.

İstisnalar ve işleyebilirlik

Avrupa formülü temelinde, vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıs Türklerinin yaşam düzeyi Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşana kadar geçerli olacak. Tarihi köyler kendi devletçiklerine verilecek. Buna göre Beyarmudu ve Akıncılar Türk tarafına geçecek. Harita önceden belirtildiği gibi düz olmayabilecek

Hazirandaki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi Başkanlık Konseyi ve parlamento milletvekilleri acilen atanacak. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin organları için ana seçim 13 Haziran'da yapılacak

Yeni düzen

Plan taslağına göre, Garanti Anlaşması ve İttifak Anlaşmaları yürürlükte kalarak, yeni kurulacak düzene aynen uygulanacak.

Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye ile yakın dostluk bağlarını devam ettirip, Kıbrıs'ta Garanti ve İttifak Anlaşmaları tarafından Türkiye ile Yunanistan arasındaki dengeleri koruyacak ve bir AB üyesi olarak Türkiye'nin AB'ye üyeliğini destekleyecek.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, federal hükümet ve oluşturucu devletler

Annan Planı taslağına göre, Birleşik Kıbrıs Devleti, federal hükümet ve oluşturucu devletler, İsviçre'nin statüsü ve ilişkileri model alınarak oluşturuldu.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'in bir üyesi olduğu ve tek uluslararası yasal kimliğe ve egemenliğe sahip olduğu belirtildi.

Oluşturucu devletlerin eşit statüde olduğunu belirtildiği taslakta, "Oluşturucu devletler, anayasa tarafından federal hükümete devredilmeyen tüm yetkileri egemence kullanırlar ve kendi anayasaları çerçevesinde özgür bir şekilde düzenlemeler yaparlar" deniliyor.

Vatandaşlık, ikamet ve kimlik

Taslağa göre, tek bir Kıbrıslı kimliği olup, Kıbrıs kimliğinin hak sahipleri federal anayasa tarafından belirlenir. Kıbrıs vatandaşları aynı zamanda kendi oluşturucu devletlerinin vatandaşlığını da alırlar. Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkler tarafından ayrı olarak seçilen, senatör seçimleri dışında, federal düzeydeki siyasi haklar oluşturucu devlet vatandaşlığına bağlı olarak kullanılır. Oluşturucu devlet ve bölgesel düzeydeki siyasi haklar sürekli ikamet edilen yere göre kullanılır.

Kıbrıs kimliğinin korunmasına yönelik olarak Türk ve Yunan vatandaşlarının muhaceretlerini düzenleyici AB müktesebatıyla uyumlu olmak kaydıyla ayrımcılık gözetmeyen koruyucu önlemler alınabilir.

19 yıllık geçici dönem için veya Türkiye'nin AB'ye katılımına kadar - hangisi daha erken olursa- Kıbrıs, Kıbrıs'a yerleşen Yunan vatandaşlarının sayısının Kıbrıs Rum devleti vatandaşlarının yüzde 5'ine ulaşması halinde adaya yerleşecek olan Yunan vatandaşlarının sayısına ve Kıbrıs'a yerleşen Türk vatandaşlarının sayısının, Kıbrıs Türk devleti vatandaşlarının yüzde 5'e ulaşması halinde adaya yerleşecek olan Türk vatandaşlarının sayısında kısıtlama getirebilir.

Oluşturucu devletler kendi kimliklerini korumaya yönelik olarak, kendi iç vatandaşlığına sahip olmayan kişilere karşı AB müktesebatıyla uyumlu olmak kaydıyla ayrımcılık gözetmeyen koruyucu önlemler alınabilir

Federal hükümet

Annan Planı yeni versiyonu taslağında, "federal parlamento yasama yetkisini elinde tutan senato ve temsilciler meclisi olmak üzere iki ayrı bölümden oluşur" deniliyor.

Taslağa göre, her iki meclis 48 üyeden oluşuyor. Senato, eşit sayıda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum senatörlerden oluşur. Temsilciler Meclisi, oluşturucu devletlerdeki Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk vatandaşlarının oranına eşit bir şekilde oluşur ancak, oluşturucu devletlerden herhangi birinin temsilciler meclisindeki sandalye sayısı tüm sandalyelerin 4'te 1'inden az olmayacak şekilde düzenlenir.

Devletin en üst organı Başkanlık Konseyi olup, yürütme yetkisini kullanır.

13 haziran 2004'te oluşturucu, federal ve Avrupa Birliği düzeyinde genel seçimler düzenlendikten sonra, oluşturucu devletler ve federal devlet düzenli olarak işlevlerini kazanmış olacaklar. Başkanlık konseyinin ilk döneminde, federal düzeydeki başkan ve başkan yardımcısı 10 aylık süreler içinde dönüşümlü olarak görev yapacaktır.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi tatilleri

Birleşik Kıbrıs'ın ulusal tatili kurucu anlaşmanın referanduma sunulacağı gün olarak belirlendi.

Buna ilaveten, pazar günlerine ek olarak, aşağıdaki günler resmi tatil olarak belirlenmiştir:

1 Ocak (Yeni yıl tatili)

1 Mayıs (İşçi Bayramı)

8 Mayıs (Avrupa Günü)

25 Aralık (Noel)

Good Friday (Dini Yortu)

Paskalya (Pazartesi)

Ramazan/Şeker Bayramı'nın ilk günü

Kurban Bayramı'nın ilk gün

Regaip Kandili

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi tatillerine ek olarak, her oluşturucu devlet kendi tatil günlerini varılan anlaşmanın ruhuna uygun olacak şekilde belirler.

İnsan hakları

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasına insan hakları ve temel özgürlükler konuları başlıca özgürlük ve güvenlik hakkı, düşünce, bilinç ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, mülkün korunması, özgür seçim hakkı, adil yargılanma hakkı, işkencenin engellenmesi ve yabancıların toplu olarak sınır dışı edilmesinin engellenmesi ve ölüm cezasının kaldırılması olmak üzere toplam 26 madde altında düzenlendi.

Referandumda sorulacak soru

Dördüncü Annan Planı'nın taslağında referandumda sorulacak soruya da yer veriliyor. Kurucu anlaşma, oluşturucu devlet anayasaları, oluşacak yeni düzen ile bağlantılı konular üzerindeki anlaşmalar, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne katılım koşullarının uyumu ile ilgili yasa taslağı, Birleşmiş Milletler Güvelik Konseyi'nde karara varılmak üzere sunulacak olan konular, Nisan 2004'te alınacak olan önlemler olmak üzere başlıca 6 ana başlık altında toplanıyor.

Planın giriş bölümünde, kurucu anlaşmanın Birleşmiş Milletler genel sekreteri tarafından, bir birinin siyasi eşiti olan taraflara danışarak ve onların yapmış oldukları müzakereler sonucu ortaya çıktığı ifadesi yer aldı.

13 Şubat 2004 varılan anlaşma sonucu, plan ve oluşturucu devletlerin anayasaları (X) Nisan 2004'te her iki tarafta da aşağıdaki soru ile birlikte eş zamanlı olarak referanduma sunulacak:

"Kurucu anlaşmayı ve tüm ekleriyle birlikte, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerinin anayasalarını ve Kıbrıs'ın birleşik olarak AB'ye katılımıyla birlikte oluşacak yeni durumla uygulamaya girecek olan yasa ve maddeleri kabul ediyor musunuz?"

Evet ( )

Hayır ( )

KIBRIS 30/03/2004

Barış ve Birleşik Kıbrıs için el ele

Kıbrıslı Türk ve Rumlar, başkent Lefkoşa'da iki sınır kapısı arasında el ele tutuşarak "insan zinciri" oluşturdu...Barış ve Birleşik Kıbrıs için el ele

Gizem ÖZGEÇ

"Annan Planı temelinde çözüm, adanın birleştirilmesi ve barış"ı savunan Kıbrıslı Türk ve Rum Sivil Toplum Örgütleri Komitesi adına dün akşam başkent Lefkoşa'da ara bölgedeki Ledra Palace önünde gerçekleştirilen eylemde yüzlerce barışsever "insan zinciri" oluşturdu.

Kuzey Kıbrıs'tan bazı siyasi partilerin yanında Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB), Ticaret Odası, Kıbrıs Yayıncılar ve Kitap Satıcıları Birliği, Elektrik Müstahdemleri Sendikası (EL-SEN), Tel-Sen, Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, İş Adamları Derneği (İŞAD), Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-Sen) Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), Müteahhitler Birliği, Belediye Emekçileri Sendikası (BES)'in destek verdiği ve güneyden de "Solution Now" (Çözüm Şimdi) adı altında toplanan sivil toplum örgütlerinin katıldığı eylem saat 19.30'da başladı.

İki toplumun bir arada yaşayacağının göstergesi olduğu vurgulanan eylemde, her iki taraftan, sınır kapılarından geçerek Ledra Palace Oteli önünde buluşan çözüm yanlıları, birbirlerine sarılarak barış şarkıları söyledi ve bir kez daha Kıbrıs'ta barış için haykırdı.

"Kıbrıs'ta barış engellenemez", "Yaşasın hakların kardeşliği", "Kahrolsun faşizm", "İnadına barış", "Barışa evet", "Kıbrıs'ta çözüm engellenemez" gibi sloganların haykırıldığı zincir eyleminde daha sonra Sadık Zabit tarafından barış şarkıları seslendirildi. Zabit'ten sonra, yerini alan iki toplumlu koro da Türkçe ve Rumca şarkılar söyledi.

Olası Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti

bayrakları taşındı

Eylem sırasında mumları barış için yakan çözümcülerin ellerinde bulunan olası Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti bayrakları da dikkat çekti. İki toplum vatandaşları ellerinde tuttukları mum ve meşalelerle slogan atarak, barış isteklerini bir kez daha ortaya koydu.

Paşa: Kıbrıs'ı yeniden inşa etmek

için yüreğimizi ortaya koyuyoruz

Birlikte söylenen şarkıların ardından Kıbrıs Yayıncılar ve Kitap Satıcıları Birliği Temsilcisi Halil Paşa ve Güney Kıbrıs'tan da "Çözüm Şimdi" Platformu'nu temsilen Prof. Stelyos Yorgiu birer konuşma yaptı.

Halil Paşa konuşmasında şöyle dedi:

"O duvar vız gelir bize. Bizim yüreğimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır. Bu yalnız tarihin durdurulmaz akışındandır. Tarihi yaşıyoruz ve tarihi yazan insanlar, biz ,barış olsun diye, bir daha bu adada insanlar ölmesin diye, kan ve gözyaşına dönmesin diye, bu adayı bir yazarın dediği gibi, bir ağaç gibi mehtap ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yeniden inşa etmek için. Birlikte milliyetçilikten arınmış yurtsever Kıbrıslılar olarak, Kıbrıs'ı yeniden inşa etmek için yüreğimizi ortaya koyuyoruz"

Görüşmelerin devam ettiği Lüzern'e de mesaj gönderen Paşa, "Sınırların kalktığı bir dünyada kırmızı çizgiler istemiyoruz. Bizim de olmazla olmazlarımız vardır. Bunlar barış içinde yaşamak, çözüm bulmak, AB'ye üye olmak ve dünya vatandaşlı olmaktır. Biz bunu başaracağız" dedi.

Paşa'dan sonra konuşan Stelyos Yorgiu da Kıbrıslı Türk ve Rumların bir arada yaşamak için büyük bir mücadele verdiğini söyledi ve " Biliyorum birleşik bir Kıbrıs için mücadele ediyorsunuz, birlikte yaşamak için çalışıyorsunuz. Barış ve huzur içinde yaşamak için ve bunu hep birlikte başaracağız "diye konuştu.

Konuşmaların ardından eyleme katılan Türk ve Rumlar el ele tutuşarak, iki sınır kapısı arasında insan zinciri oluşturdu ve şarkılar söyledi.

KIBRIS 30/03/2004

Rumlarda düş kırıklığı


Yeni Annan Planı'nda Rumların tepkisini çeken noktalar: Kuzey'e yerleşimin azaltılması, burada mal edinmelerinin sınırlandırılması ve Türk askeri varlığının Ada'da kalması...


YORGO KIRBAKİ Bürgenstock

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu revize edilmiş plan, Yunan Rum tarafında düş kırıklığı yarattı. Rum Yönetimi kaynakları, taslağı "beklentilerimizden çok uzak" diye değerlendirdiler. Rum kaynakları, yeni taslakta Rum tarafını, tam olmamakla birlikte rotasyonlu başkanlık k
onusundaki değişikliğin memnun bıraktığını, diğer tüm değişikliklerin kendi görüşlerinden çok uzak olduğunu söylediler.
Rum hükümet kaynakları, "BM farklı bir izlenim yaratmaya çalıştı. Ancak gerçekte hiçbir müzakere yapılmadı. Taslakta boşluklar çok az ve
önemli konularda değil" dediler. Taslakta, Yunan Rum tarafını memnun etmeyen ana konular şunlar:
GÜVENLİK: Rumlar adada 2500 Türk askerinin kalmasını, ileride de adanın tamamen silahsızlandırılmasını istiyordu. Oysa taslak Türkiye'nin AB üyeliğinden sonr
a da 650 Türk askerinin adada kalmasını öngörüyor.
KUZEY'E GEÇECEK RUMLAR: Rum Yönetimi, planın önceki versiyonunda yüzde 21 olarak gösterilen Kuzey'e geçecek Rumların oranının artmasını ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Senatosu seçimlerinde Türk oluşturucu
devletinde oy kullanabilmelerini istiyordu. Taslakta bu oran yüzde 18'e indirildi. Kuzeye yerleşecek Kıbrıslı Rumlar, Türk tarafında oy kullanamayacak.
SENATODA DENGE: Planın yeni versiyonunda senatoyu "Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler"in oluşturacağını
n belirtilmesi, Rumlar tarafından "Milli köken esaslı ayırım. Türklerin iki ayrı egemenlik talebini güçlendiriyor" şeklinde değerlendirildi.
AİHM: Rumların AİHM'ye başvuruları önlenecek. Başvurular merkezi devletin yargı organlarına yapılabilecek. Eşbaşka
nlar bu konudaki kararlarını ortak bir mektupla AİHM'ye bildirecekler. Rumlar, AİHM'ye başvuru yoluyla çözüm anlaşmasını delebileceklerini düşünüyorlardı.
Rumların Türkiye'den gelip KKTC'ye yerleşen Türklerin azaltılması çabaları da sonuç vermedi. Annan pl
anı bu konuda hiç değiştirilmedi.
MAL EDİNMEYE SINIR: Kıbrıslı Rumların Türk oluşturucu devletinde Kıbrıslı Türklerin kişi başına gelirlerinin Rumlarınkinin yüzde 85'ine ulaştıktan sonra mal edinebileceklerine ilişkin madde de Rum tarafının tepkisine yol
açtı. Dolayısıyla Rum tarafının derogasyonlar için talepleri de yakın vadede karşılanmadı. Rum kaynaklar "Kıbrıslı Türklerin kişi başına geliri bugün bizim gelirimizin yüzde 30'u. Yüzde 85 olabilmesi için uzun yıllar geçecek" dediler.

Rum kilisesinden hayır kampanyası

Rum kilisesi, Kıbrıs Rum halkına "Referandumda Annan Planı'na hayır deyin" çağrısı yapmaya hazırlanıyor.
Rum Kesimi'nde yayımlanan Fileleftheros gazetesine konuşan Baf Metropoliti Hrisostomos, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un "inanılmaz baskılar nedeniyle güç durumda olduğunu", kilisenin, Papadopulos'un çabalarına destek vermeye devam edeceğini belirtti. Hrisostomos, "Türklerin ekonomik açıdan geçiminin teminat altına alınmaması gerektiğini, ayrıca Amerikalı ve İngilizlerin istediği z
aman çökecek bir devlete sahip olmak istemediklerini" kaydetti. Baf Metropoliti, "Bürgenstock ve Brüksel'de bugünlerde olacaklardan sonra, kilisenin halka, 'referandumda hayır deyin' çağrısında bulunmayı göze aldığını" söyledi.
"Girne Metropoliti" Pavlos i
se bir etkinlikte yaptığı açıklamada, "Annan Planı hayranlarının felaket tellallığına karşı", 'hayır' denmesi çağrısı yaptı. LEFKOŞA Milliyet
MILLIYET 30/03/2004

Annan: Bu planda herkes kazanıyor

BM Genel Sekreteri Bürgenstock'taki törende planını sunarken liderlere, 'Bu bir kazan - kazan önerisidir. Halklarınızın hak ettiği liderlik vizyonunu gösterin' dedi


BÜRGENSTOCK Milliyet


BM Genel Sekreteri Kofi Annan, revize edilmiş planını sunarken yaptığı konuşmada Bürgenstock'taki hava durumunun düzelmesi ile müzakerelerin gidişatı arasında bağlantı kurdu ve "On yıllardır yürütülen gerginlik politikaları artık sona eriyor. Bürgenstock'ta kar durup, sis kalkar ve güneş açarken, buzlar da eridi" diye konuştu.

Annan, taraflara şöyle konuştu.
"Hepimiz için temel nokta şudur: Bu plan müzakere ettiğiniz eski plandan daha mı iyi? Yapılan iyileştirmeler ana beklentilerinizi karşıladı mı? Plan, halklarınızı tatmin edip onlara barışa bir şans verme cesaretini aşılayacak mı? Plan diğer tarafın çıkarlarına da saygılı mı? Bence tüm soruların yanıtı evet. Bu bir kazan - kazan önerisidir. Kıbrıs halkı ve onların gelecek kuşakları için halklarınızın hak ettiği liderlik vizyonunu göstermenizi umuyorum."
Verdiği metnin taslak olduğunu kaydeden Annan, tarafların planla ilgili
görüşlerini bu sabah alacağını bildirdi. Erdoğan ve Karamanlis başkanlığındaki Türk ve Yunan heyetleri sabaha kadar planda yapılmasını istedikleri değişiklikleri hazırladı. Bugün talepleri toplayacak olan Annan, yapacağı ikili ve dörtlü görüşmelerde tarafların talepleri arasında al-ver dengesi kurmaya çalışacak. Tarafların uzlaştığı maddeler nihai plana girerken, anlaşma sağlanamayan noktalarda Annan son sözü söyleyecek. Genel Sekreter bu maddelerde ya orta yolu bulacak ya da dün verdiği metindeki ifadeleri aynen koruyacak.
Bugün ve yarın yapılacak görüşmelerin ardından Annan'ın son halini vereceği nihai metin "Kıbrıs Sorununa Kapsamlı Çözüm Temeli" isimli planının 4. versiyonu olarak adaki Türk ve Rum halkının onayına sunulacak.
MILLIYET 30/03/2004

Bu planla yaşanır

BM Genel Sekreteri Annan'ın sunduğu 4. plan Türk tarafının iki kesimlilik, güvenlik, siyasi eşitlik ve anlaşmanın hukuki olarak korunması yönündeki taleplerini büyük ölçüde karşılıyor

Utku Çakırözer

Bürgenstock


Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin katılımıyla İsviçre'nin Bürgenstock kentinde 24 Mart'ta başlayan dörtlü konferansın son bölümü BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dördüncü planını dün taraflara sunmasıyla açıldı.
Annan'ın sunduğu değiştirilmiş planın Türk kesimini
n iki kesimlilik, güvenlik, siyasi eşitlik ve anlaşmanın hukuki olarak korunması yönündeki taleplerini büyük ölçüde karşıladığı bildirildi.
Milliyet'in Türk ve BM yetkililerinden edindiği bilgilere göre, Annan'ın masaya koyduğu 4. planda şu unsurlar yer alıyor:
1. Garantiler ve güvenlik: Ada'daki Türk askeri varlığı Türkiye'nin AB üyesi olmasından sonra da sürecek. Türk ve Yunan askeri varlıkları 2011 yılına kadar 6 bin, 2018'e kadar 3 bin olarak korunurken, daha sonra 950 Yunan, 650 Türk askeri Ada'da Türk
iye'nin AB üyeliği sonrasında da kalacak.
2. Siyasi eşitlik: Eski planda Kuzey'deki kurucu devlet denirken, bu planda Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ifadesi kullanılacak. Türklerin ulusal kimliği ve nüfus yapısının korunması için Türk tarafına yerleşecek Rumla
r federal düzeyde seçme ve seçilme haklarını Rum devleti içinde kullanacak. Ortak devletin senatosunda 2 devletin 24'er sandalyesi olacak. Türk kurucu devletine verilen 24 kişilik kontenjanın tamamen Türkler arasından seçilmesi kabul edildi. Bu sandalyelere Türk tarafında otursalar bile Rumlar seçilemeyecek.
3.İki kesimlilik: Kuzey'e geçişine izin verilecek Rumların oranı önceki planda belirlenen yüzde 21'den 18'e çekildi. Bu rakam 20 bin daha az Rum'un Kuzey'e geçmesini sağladı. Ancak oranı daha aşağı çekm
ek isteyen Türk tarafı, bu rakamın "boş" bırakıldığını savunuyor.
4.Türkiyeliler kalıyor: Türkiye'den KKTC'ye yerleşerek vatandaşlık alanlar arasından 45 bin kişilik bir liste BM'ye verilecek. Bunlar yeni devletin de vatandaşı olacak. Ada'da ikamet edecek
diğer Türkiye kökenlilere getirilen "yüzde 5'i aşamaz" sınırı kaldırıldı. Bunlardan 15 bini ileride gerekli koşulları sağladıklarında ortak devlete vatandaş yapılacak. Böylece Türkiye'den gelip KKTC'de yaşayan hiç kimse adadan ayrılmak zorunda kalmayacak.
5.Göçmenlere kaynak: Rumlara verilecek toprak karşılığında yerinden edileceklerin rehabilitasyonu için bütçeye ödenek konacak.
6.'Uyum Senedi' ile AB garantisi: Anlaşmanın hukuk yoluyla delinmemesi için yasal korunma altına alınması yönünde AB üyesi ülkel
erin parlamentoları tarafından onaylanması ilke olarak kabul edildi. Ancak parlamento onaylarının alınması için geçecek süre zarfında AB'nin hemen çıkaracağı bir "uyum senedi" yasal koruma sağlayacak.
7.Mal-mülk konusu: Rumlar Kuzey'de kalan mallarının sa
dece üçte birini geri alabilecek. Kalan üçte ikisi için tazminat ödenecek. Ancak Karpaz bölgesindeki mülkler bu kuraldan hariç tutularak tamamı verilecek. Tazminatlar ortak devlet tarafından üstlenilirken, bu ödemelerin üçte ikisi tahvil, üçte biri de hisse senediyle yapılacak.
8.Rumlara mülk edinme yasağı: Türk tarafında kişi başına düşen milli gelir Rum tarafındakinin yüzde 85'ine ulaşana kadar anlaşmada Rumlara getirilen Türk tarafında mülk edinme yasağı korunacak.
9.Dava açamayacaklar: Rumların, kuzey
deki malları nedeniyle Türkiye aleyhinde açılan davaların tüm sorumluluğu Birleşik Kıbrıs Devleti'ne geçecek. Yeni devletin Rum ve Türk eşbaşkanları devletin kurulmasıyla birlikte AİHM'e bir ortak mektup yazarak, Loizidu benzeri tüm tazminat davalarının Türkiye yerine artık ortak devletin hukuk organlarına gönderilmesini isteyecek. Doğacak tazminatı da Birleşik Kıbrıs devleti ödeyecek.
10.Yönetim: 6 kişilik başkanlık konseyi 9'a çıkarılacak. 3'ü Türk, 6'sı Rum olacak. Ancak 1 Türk ve 2 Rum'un oy hakkı olma
yacak. Türk tarafının istediği veto hakkı verilmezken, karar alınması için Türk üyelerden en az birinin de evet demesi yetecek.
11. Birlikte başkanlık budandı: Kurulacak yeni devlet, 1 Temmuz 2004'e kadar Türk ve Rum liderlerinin eşbaşkanlığında 3 Rum ve
3 Türk'ten oluşan bir başkanlık konseyi tarafından yönetilecek. Başkanlık Konseyi 2009'a kadar 2 dönem Rumların, 1 dönem de Türklerin başkanlık edeceği 10'ar aylı sürelerle el değiştircek. Türkiye, önceki planda 30 ay olan eşbaşkanlık süresinin kısaltılmasına karşı çıkıyor.
12. Avrupa Birliği'nde temsil: AB'de temsil eşbaşkanlık şeklinde eşit olacak.
13.Toprak: Annan Planı'ndaki KKTC'ye yüzde 29.02 toprak bırakan harita aynen tasarıda yer aldı. Geçişler ise serbest bırakılacak.

Türkiye iyimser
Planı değerlendiren Türk heyetinden üst düzey bir yetkili, Annan'ın Türk tarafının kaygılarını paylaşarak, Türk askerinin adadaki varlığının devamı, siyasal eşitlik ve iki kesimlilik konusundaki taleplere karşılık verdiğini belirtti. Dün planın ilk incelemesi sonrasında Erdoğan ve Gül başkanlığındaki Türk heyetindeki izlenimin "Yeni bir devlet kurulurken, Türk kurucu devleti de siyasal eşitliğe sahip olarak yeni devletin bütün organlarında yerini alıyor. Beklentilerimizin büyük bölümü karşılanmış gözüküyor. Bu planla
yaşanabilir. Ancak biz yine de ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz. Memnun olmadığımız konularda kazanım elde etmek için müzakereye devam edeceğiz" şeklinde olduğu bildirildi.
Kaynaklar diplomatik trafiğin de yoğun biçimde devam ettiğini kaydederek, Dışişl
eri Bakanı Gül'ün ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile telefonla, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen'le de yüz yüze görüştüğünü bildirdiler. Verheugen'in anlaşmanın yasal korunması için AB üyesi ülkeler tarafından tek tek onaylanması konusunda "yeşil ışık" yaktığı kaydedildi. Dün akşam saatlerinde Bürgenstock'a ulaşan Erdoğan da, gece boyu temaslarda bulundu. Türk heyetinden kapsamlı brifing alan Erdoğan, daha sonra Gül ile birlikte BM Genel Sekreteri Annan'la görüştü. Erdoğan, Türkiye'nin değiştirilmesini istediği konuları BM heyetine aktardı.
MILLIYET 30/03/2004


Denktaş'sız zirve fotoğrafı

BÜRGENSTOCK Milliyet

İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin katılımıyla 24 Mart'ta başlayan dörtlü görüşmelerde son bölüm, dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, 4. planının ilk taslağını taraflara sunmasıyla açıldı. Yıllardır ismi Kıbrıs davasıyla birlikte anılan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ilk kez Kıbrıs'la ilgili tarihi bir zirvede fotoğraf karesinin dışında kaldı.

Bu fotoğraf için beş gün beklendi
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, planının 4. versiyonunu dün Bürgenstock'taki Grand Otel'de yapılan törenle taraflara sundu. Törende, dörtlü görüşmelerin başladığı 24 Mart'tan beri ilk kez Türkiye, KKTC, Rum Yönetimi, Yunanistan ve BM heyetlerinin birlikte fotoğrafları çekildi. Rum ve Yunan heyetleri, bir anlaşma olmadan, tanımadıkları KKTC'nin heyetiyle aynı karede görünmek istemedikleri için, düne kadar BM fotoğrafçılarının görüntü almasını engellemişt
i. Dün çekilen bu karede de, heyetlerin alışılageldiği gibi bir masada oturmak yerine beşgen şeklinde düzenlenmiş beş ayrı masada oturduğu görüldü. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, dünkü törene, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan henüz gelmediği için katılmadı. Törene katılan isimler, şunlardı (soldan sağa saat yönünde): Kıbrıs Rum Kesimi: Başkan Tasos Papadopulos, eski lider Glafkos Klerides, Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu. BM: Genel Sekreter Kofi Annan, Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Genel Sekreter Yardımcısı Kieran Prendergast. KKTC: Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun. Türkiye: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal, Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin. Yunanistan: Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis (ortada), yardımcısı Yiannis Valikanis, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yorgo Yenimatas.
MILLIYET 30/03/2004

'Ekselansları' Rum ve Türkler


UTKU ÇAKIRÖZER, YORGO KIRBAKİ Bürgenstock


SUNUMDAKİ DENGE: Bürgenstock'ta dün başlayan görüşmeler öncesinde BM tarafından basına dağıtılan katılımcı listesinde uluslararası toplum tarafından tanınmayan KKTC ile "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak tanınan Rum Kesimi'ne unvanda eşit yaklaşım sergilendi. BM, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'a "başbakan" diyerek KKTC'nin tanındığı izlenimini vermemek için Kıbrıs Rum Başbakanı Papadopulos'tan da bu unvanı esirgedi ve her ikisi için de "ekselansları" sözcüğünü kullandı.
HEYETTEKİ TEK ASKER: Annan Planı'nın taraflara sunulduğu törende Türk
heyetinde bir askerin yer aldığı göze çarptı. Heyetin 8. ve son ismi olarak yer alan Genelkurmay Başkanlığı Yunanistan ve Kıbrıs Masası Daire Başkanı Tuğamiral Mücahit Şişlioğlu, törendeki 40 kişi arasındaki tek asker oldu. Şişlioğlu, Türkiye'nin Annan Planı'nın güvenlik ve garantiler bölümleriyle ilgili Yunanistan ile yürüttüğü ikili müzakerelerde yer aldı. Yunan heyetinde de askeri yetkililer olmasına rağmen dünkü seremoniye Yunanlı asker getirilmedi.
'HAYDUT DEVLET'LE YAN YANA: Planın sunuşu, tarafların
resmi haber ajansları ve televizyonlarından birer foto muhabiri ve kameraman tarafından görüntülendi. Böylece 1974'teki Barış Harekâtı'ndan bu yana Yunanistan, ilk kez "haydut devlet" ilan ettiği KKTC heyetiyle yan yana görüntülendi.
NİHAYET DUŞ ALACAĞIZ
: De Soto, müzakereleri yürüten BM heyetinin önceki geceyi planı yazarak geçirdiğini belirtirken, "Taraflar planı incelerken hiç uyumayan ve yıkanamayan arkadaşlarım da bir duş alma fırsatı bulacak" dedi.
İşçi Partililerden tehdit

Bürgenstock'ta Kıbrıs görüşmelerine karşı ilk protesto dün İşçi Partisi (İP) mensupları tarafından gerçekleştirildi. Bürgenstock Oteli'nin girişinde kurulan polis barikatının önünde Annan Planı karşıtı sloganlar atan İP'liler basın merkezinde rastladıkları bir grup gazeteciyi "Sonunuz Ali Kemal gibi olacak" diye ölümle tehdit etti.
MILLIYET 30/03/2004

Yunan televizyonları: "Plan bu haliyle kabul edilemez"


Yunan televizyonları, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bugün taraflara sunduğu planın bu haliyle kabul edilmesi durumunda Kıbrıslı Rumlar tarafından referandumda reddedileceği yorumunu yaptılar. Televizyonlarda yapılan yorumlarda, planda yeralan düzenlemelerin Türk tezlerinin lehine geliştiğinin görüldüğü, Rum yönetiminin gelinen noktada büyük rahatsızlık duyduğu ileri sürüldü.
Planda iki gün içerisinde Rum kesiminin arzu ettiği değişikliklerin yapılmamasının ve referandumda ''hayır'' çıkmasının Yunanistan ile Rum kesimi için olumsuz etkileri olacağı değerlendirmesinde bulunan televizyonlar, özellikle Atina olimpiyatları öncesi
uluslararası yankısı olacak bir başarısızlığın Atina ve Rum yönetimine büyük etkisi olacağını kaydettiler. Televizyonlar, Annan planı temelinde çözüm arzusunu Rum ve Yunan tarafının dile getirdiğine dikkati çekerek, ''Bu durumda Ada'nın bölünmesi kesinleşerek, Türk tarafının tanınması söz konusu olabilir. BM'nin de buna itiraz etmemesi sürpriz olmaz'' ifadelerini kullandılar.
MILLIYET 30/03/2004

İş 'hakem'e gidiyor

İsviçre Alpleri'nde asıl müzakere Birleşmiş Milletler'le yapılıyor. İki tarafın da baştan beri bütün çabası, 'hakem'in çıkaracağı nihai metnin dengesini kendi lehine bozmak...


BÜRGENSTOCK, İsviçre

Kıbrıs zirvesinde dün kritik üç güne girilirken perde iyi açıldı. Annan umut verirken, Türk tarafı planın dördüncü şeklini genel olarak olumlu karşıladı. Rum tarafı daha sıkıntılıydı. Ama unutmayın bu sadece bir başlangıç... Plan taslağının ayrıntılarına inildikçe, Türk tarafı elbette itirazlarını ve karşı önerilerini kayda geçirecek.
Böylece top bu sabah yeniden BM Genel Sekreteri'ne gelecek. O da yar
dımcısı De Soto'yla durum değerlendirmesi için bir süre kapanacak.
Öte yandan Türk heyetinde esen olumlu havaya karşılık, Rum tarafı dün öğleden sonra dışarıya daha sıkıntılı sinyaller gönderdi.
Ne olacak?
Sonu başa alırsak:
İş, 'hakem'e gidiyor.
Yani BM G
enel Sekreteri'ne... Çünkü tarafların herhangi bir konuda anlaşmaları mümkün görülmüyor. Yarın akşama kadar Kofi Annan'ın boşlukları doldurduktan sonra büyük ihtimalle Türk ve Rumlara diyecek ki:
"Madem aranızda anlaşamıyorsunuz, buyrun alın, 20 Nisan'da r
eferanduma götüreceğiniz metin budur."
Türk heyetinden üst düzeyde bir diplomatik kaynak, "Burada gerçek anlamda bir müzakere yok, lobbiying var, bol kulis yapılıyor, özeti bu..." diyordu dün sabah bana... Türk ve Rum taraflarının bir masaya oturup kıran kırana bir müzakereyi, bir al - ver sürecini yürütmedikleri malum. Örneğin daha dün sabah Türk Dışişleri'nden üst düzeyde bir yetkili şöyle yakınıyordu:
"Karşı tarafla şimdiye kadar hiçbir konuda anlaşma yok. Asker konusunda da öyle, Merkez Bankası konusund
a da... Bu durumda BM Genel Sekreteri kendi yetkisini kullanıp nihai metni önümüze koyacak."
Bu sözlerden anlaşılacağı gibi İsviçre Alpleri'nde asıl müzakere Birleşmiş Milletler'le yapılıyor. Kofi Annan'la yardımcısı De Soto etkilenmek isteniyor. İki tarafın da baştan beri bütün çabası, 'hakem'in çıkaracağı nihai metnin dengesini kendi lehine bozmak...
Türk tarafı da Rumların daha çok bağırıp çağırıp dengenin bozulması ihtimalinden tedirgin. Bu yüzden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül yoğun bir telefon diplomas
isiyle, Amerikan ve İngiliz dışişleri bakanlarını seferber ederek Washington'u, Londra'yı devreye sokmaya çalışıyor.
Ne olabilir?
Dün sabah cep telefonlarıyla Türk heyetinden birçok kaynakla konuştum. Genellikle aynı soruyu sordum:
"Kofi Annan'ın Türk tara
fınca tümüyle reddedilecek bir nihai metni çıkarması ihtimali var mı?"
Bu soruya "Evet var" diyen çıkmadı. Tabii herkes ihtiyatlıydı. Çünkü bu soruyu sorduğum saatlerde daha taslağı görmüş değillerdi. Geçen hafta çarşamba gününden beri Türk heyetiyle yaptığım sohbetlerden edindiğim izlenimler şöyle:
(1) Dışişleri Bakanı Gül'le yakın çevresinde, Rum tarafının daha çok kollanabileceğine ilişkin bir tedirginlik yok değil. Ama hükümet tarafı daha çok bardağın dolu tarafına bakıyor. Bu da belki Türk hükümetindek
i 'çözüm kararlılığı'ndan kaynaklanmakta. "Armudun sapı, üzümün çöpü" demek yerine, sorunu çözmek istedikleri için daha pozitif bir hava yayıyor olabilirler.
(2) Kıbrıs Türk heyetinde en az konuşan, en az renk veren kişi ise Başbakan Mehmet Ali Talat. Bir
yandan bardağın dolu tarafıyla ilgilendiği için, öte yandan taslağı tam olarak görmediği için fazla konuşmak istemiyor. Fakat, sonunda kendisinin hayır diyeceği bir metnin çıkmasına pek ihtimal vermediği anlaşılıyor.
(3) KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denkta
ş'a gelince... Talat'ın tersine daha çok renk veriyor, açıklamaları daha olumsuz çizgiler taşıyor. Yani bardağın boş tarafıyla ilgili... Dün sabah erken saatlerde kendisiyle konuşurken, "Rum tarafını mülkiyet konusunda rahatlatan bir öneri getirdik, ama karşılığını alamadık" diye yakınıyordu.
(4) Öte yandan derogasyon konusunda fazla bir tedirginlik görülmüyor Türk tarafında. Yeni formülü Verheugen dün Brüksel'den getirdi ve bu konuda Gül'le bir görüşme yaptı.
Annan, her iki tarafı da mutlu edecek bir diplo
matik cambazlık kıvarabilir mi? BM kaynakları pazar gecesi her iki tarafı da, "Daha görür görmez tepki vermeyin, bu bir ilk taslak" diye psikolojik olarak hazırlamaya başlamışlardı.
Evet, kritik üç gün!
Annan iyi bir başlangıç yaptı. Türk tarafında genel o
larak olumlu bir hava estirdi. Ama unutmayın bu bir başlangıç, daha önümüzde çok uzun bir 48 saat var.
Karamsar değilim.
MILLIYET 30/03/2004 HASAN CEMAL

Kıbrıs'ta haklıydık, neden bu duruma düştük?

BURGENSTOCK

Burada yapılan pazarlıkları, çözüm için oynanan uluslararası oyunları, uygulanan baskıları gördükçe, Annan planını okudukça ve yapılan açıklamaları dinledikçe kendi kendime hep aynı soruyu soruyorum:
"... Kıbrıs davasında biz hep haklıydık. 1974 harekatını da hakkımızı korumak için yaptık. Peki son
ra ne oldu? Sonra ne oldu da dünyanın gözünde biz haksız duruma düştük. Bunu sadace Yunanlıların iyi propagandasına bağlayamayız. İşin içinde başka nedenler de olmalı."
Öyle değil mi?
Kıbrıs, bizim haklı davamızdı.
Uluslararası kamu oyu da bize hak vermiş
ti.
1974'e kadarki gelişmeleri hatırlayın.
Londra- Zürih antlaşmalarının hemen ardından, Yunanistan ile birleşme (Enosis) taraftarı olan bazı Kıbrıs'lı Rum ve Yunan çevrelerinin, Türk toplumunu yok etmek için yaptıklarını hiç unutmadık. Grivas ve arkadaşl
arının Türk köylerini basmaları, katliam girişimleri ve her defasında Türkiye'nin tehditleri karşısında gerilemeleri, olaylar soğuduktan sonra yeniden hareketlenmelerini birlikte yaşadık. Bardağı taşıran damla 1974'de, Yunan Albaylar cuntasının Makarios'u devirip Enosis'i gerçekleştirmek için giriştikleri darbe ile geldi.
Bu olay üzerine artık Türkiye'nin askeri müdaheleden başka çaresi yoktu. Ankara'yı bu yola itenler Yunan cuntası ile Ada'daki uzantılarıydı. Nitekim, Uluslararası kamu oyu da bunun farkınd
a olduğundan dolayı, Türkiye'nin askeri müdahelesine karşı çıkan olmadı.
Türkiye haklıydı...
Sonra ne oldu da haksız duruma düştük?
Bütün dünya bize karşı büyük bir komplo mu kuruyor ? Kıbrıs'ta bizi cezalandırmak için oyun mu oynanıyor? Bugünkü duruma ge
linmesinde bizim hiç hatamız olmadı mı? Olduysa nerede hatalı davrandık?
Geriye dönüp baktığımızda Türk tarafının, ayrıntıları bir yana bırakırsak, temel birkaç önemli hatasını görüyoruz.

İLK HATA, ASKERİ HAREKATIN İKİ AŞAMALI OLMASIYDI...

Türkiye' nin ilk büyük hatası, Ada'daki askeri harekatı ilk aşamada tamamlayamamasıydı. 1 inci harekat Uluslararası kamu oyunda anlayışla karşılanmıştı. Ancak ogünün koşulları, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeterince hazırlanamamış olması, gereken takviyenin zamanında yollanamaması, ilk harekatta hedeflere ulaşılamamasıyla sonuçlandı. 4 üncü gün ateş kesmek zorunda kalındı.
Harekata 4-5 hafta ara verildi. Bu arada Cenevre'de bir barış toplantısına gidildi. Ada'nın bölünmesi, hatta 5 ayrı kanton yaratılması önerileri yapıldı
. İstenen elde edilemeyince, askeri harekat tekrar başlatıldı.
Ancak bu defa dünya ayaklandı. Daha önce alkışlanan Türkiye, bu defa zavallı ve savunmasız bir adayı parçalayan istilacı ülke konumuna giriverdi. Amerikan Kongresinin ambargosu, Uluslararası pa
rlamentoların tepkisi, Milli parlamentoların ardı ardına Türkiye'yi kınayan kararları, Birleşmiş Milletlerinin suçlamaları işte bundan sonra geldi.
Türkiye, "kurtarıcı" iken, "işgalci" diye suçlanır oldu.

İKİNCİ HATA BARIŞA İMZA ATAMAMAK OLDU

Askeri harekatlardan sonra barış yapamazsanız, elde ettiklerinizi hukuk çerçevesine sokamazsanız, başarıyı elde edemezsiniz.
Bunun en tipik örneğini bizler verdik.
Ada'ya yerleştikçe yerleştik. Hemde Türkiye'nin tüm hastalıklarını taşıdık. Kıbrıs'lılara uyan yeni bir
model kurmak yerine, bürokratımızla, askerimizle Kuzey'de yeni bir Türk Cumhuriyeti kurmanın heyecanına kapıldık. Uluslararası dengeleri görmezden geldik. Defalarca önümüze gelen barış yapma fırsatını boşa harcadık.
Sürekli olarak politika değiştirdik.
Önc
e "1960 antlaşmasının düzenini geri getirmek için müdahele ettiğimizi" söyledik. Ardından Federasyon tezini ortaya attık. Sonuna doğru, bu defa da Konfederasyon, Bağımsızlık tezlerine sarıldık. KKTC'yi bir tek başka ülkeye dahi tanıtamadık.
Tek başımıza k
aldık.
Bütün bu yıllar boyunca Rumlar daha akıllı adımlar attılar. Zira işlerin nereye gittiğini bizden daha iyi görmüşlerdi. Nitekim Avrupa Birliğine tam üyelik başvurusunu yaparak son dönemeci de döndüler. Türkiye Kıbrıs'ın tam üyelik girişimini engelle
yemeyince tren kaçmış oldu.

BARİ BUNDAN SONRASINI İYİ HESAPLAYALIM
Şimdi 1 Mayıs tarihine kadar son perde oynanacak.
Eğer Rumlar, Uluslararası kamu oyunun gözünde "oyunu bozan taraf" olmadan 2 Mayıs gününe ulaşabilirlerse, istediklerini elde edebilecekler. Zira onların ellerini kollarını bağlayacak olan en temel unsur, üzerinde anlaşmaya varılmış Annan planının, AB'ye katılma antlaşmasının içine sokulmasıdır. Bu da 1 Mayıs'a kadar gerçekleştirilebilir. 1 Mayıs'tan sonra veto hakkına kavuşacaklarından dolayı, Annan planını kolaylıkla engelleyebilirler.
1 Mayıs'tan sonra Türk tarafı, Annan planını mumla arayacağı bir ortama girebilecektir.
Asıl tehlike de budur.
Komplo teorilerini artık bir yana bırakalım ve belki de ilk defa gerçekleri açıklıkla görelim. Esk
i hatalarımızdan gereken dersleri alalım. Başkalarını suçlu bulup kendimizi avutacağımıza, önlemlerimizi alalım...
MILLIYET 30/03/2004 MEHMET ALI BIRAND

Asker ilelebet Kıbrıs’ta

Annan, yeni planını dün taraflara sundu. Türk tarafının, Kıbrıs'ta istediği iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve güvenlik şartı kabul edildi.

Annan'ın yeni plan taslağında, Türk tarafının istediği iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve güvenlik konuları var. Türkiye 2011 yılına kadar Ada'da 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek. Ada'da üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, kendi adını taşıyan plandaki değişiklikleri 250 sayfa halinde masaya koydu. Ta
slak halindeki değişlikler listesinde, Türk tarafının istediği iki kesimliliğin güçlendirilmesi, siyasi eşitliğin sağlanması ve güvenlik konuları yer aldı. Annan, anlaşmaya AB'nin hukuk garantisi sağlayacağını ve Türk ve Yunan askerinin de Ada'da sürekli kalacağını söyledi.

Annan, dün İsviçre'nin Bürgenstock tatil beldesinde dört tarafı buluşturdu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'in de hazır olduğu toplantıda Annan taslağı sundu.

Türk tarafının istediği iki
kesimliliğin güçlendirilmesi, mülkiyet düzenlemeleri, yerleşim ve federal senatodaki oy haklarının ilişkin önemli düzenlemeler yapıldı. Türkiye'nin AB üyesi olmasından sonra da Ada'da makul bir sayıda asker bulundurma talebi de planda yer aldı. Buna göre Türkiye 2011’e kadar Ada'da 6 bin, 2018'e kadar 3 bin asker tutabilecek. AB'ye üye olduktan sonra da asker sayısı kademeli olarak 650'e indirilecek.

İNGİLTERE TOPRAK BIRAKIYOR

Annan, heyetlere, ‘‘Bu bir win-win (kazan kazan) belgesi olacaktır...’’ dedi. İki tarafta yeni taslakta artı ve eksiler olduğunu kaydediyor. Bir Türk diplomat, ‘‘temkinli iyimserlik’’ içinde olduklarını belirtirken, karşı taraftan bir yetkili, ‘‘Bize sandviç ve bir fincan kahve verdiler. Türklere ise beş yıldızlı yemek sundular’’ yor
umunu yaptı.

Öte yandan Annan’ın yeni plan taslağına göre, Ada'da Agratur ve Dikelya olmak üzere toplam 254 km2'lik üslere sahip İngiltere topraklarının yarısını Rumlara bırakıyor. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlük rolünü koruyor.

İlk kez aynı
karedeler

BM Genel Sekreteri Annan (ortada), Bürgenstock'ta kendi adını taşıyan çözüm planının yeni taslağını taraflara sundu. Annan'la ilk dörtlü toplantıda, sağ tarafta KKTC ve Türk heyetleri, sol tarafta da Rum ve Yunan heyetleri yer aldı.

Annan'dan güneşli şiir

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, tüm tarafları bir araya getirdiği toplantının başlangıcında spontane bir şekilde dile getirdiği şiiri okudu. İşteAnnan'ın şiiri:

Kar yağışı durdu

Sis kalktı,

Bürgenstock'ta güneş açtı

Ve buzlar çatladı....

Keşke bunu daha önce ve yeterince zamanımız varken yapabilseydik. Ama hala fırsatımız varken bunu yapalım.''

HURRIYET 30/03/2004

Rum kesimi Annan Planı'ndan rahatsız

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, İsviçre'de taraflara sunduğu planın yankılarını değerlendiren İngiliz basını, planın mevcut haline referandumda Ada'nın güneyinden veto çıkabileceğini savundu.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs sorununun taraflarına sunduğu planın, Ada'nın güneyinde reddedilebileceği ifade edildi.

FT: KIBRISLI TÜRKLER'İN AKSİNE RUMLAR İSTEMEYEBİLİR

İngiltere'de yayınlanan ekonomi çevrelerinin saygın gazetesi Financial Times, BM Genel Sekreteri Annan'ın, Kıbrıs'ta kurulacak yeni federal devletin seçimlerinin Haziran ayına kadar yapılmasını istediğini belirtti.

Haberde, "Daha erken bir tarih, Tasos Papadopulos ve Rauf Denktaş arasındaki çatışma ihtimalini engeller" denildi.

Haberde, diplomatlara dayanarak, BM planındaki değişikliklerin, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanmasının beklendiği kaydedildi. İki liderin de, Ege'de istikrarı geliştiren Türk-Yunan yakınlaşmasını rayından çıkarmamak için bir anlaşmaya varmak konusunda çok istekli olduğu belirtildi.

Ancak habere göre, Yunan diplomatlar Annan'ın revize edilmiş planına soğuk yaklaştı. Bir diplomat "Bazı gelişmeler var ama istediklerimiz değil" derken Rumlar'ın bazı konuları kabul etmeyeceğe benzediği yorumu yapıldı. Bu konuların, Türkiye'den Ada'ya giden on binlerce yerleşimcinin Kıbrıs'ta kalması ve Türk askerlerinin 7 yıl daha Kıbrıs'taki varlığının korunması olduğuna dikkat çekildi.

Haberde, "Kıbrıslı Türkler arasında yaygın olan havanın aksine, Rum kontrolündeki güneyde kamuoyu, yeniden birleşme konusunda derin bir ayrılık içinde bulunuyor ve seçmenler, referandumda BM planını reddedebilirler" denildi.

THE GUARDIAN'DAN ELEŞTİREL İSTATİSTİKİ YORUM

İngiltere'nin bir diğer önde gelen gazetesi The Guardian ise, Annan'ın taraflara sunduğu plana ilişkin eleştirel bir yorum getirdi. Gazetenin Yunan resmi kaynaklara yakınlığıyla bilinen Atina muhabiri Helena Smith'in haberinde, "Nüfusun yüzde 18'ini oluşturan ancak toprağın yüzde 37'sini kontrol eden Kıbrıslı Türkler, anavatandan gelen binlerce Türk askeri tarafından korunmaya devam ederken, Rumlar'ın yanında siyasi eşitliğin tadını çıkaracaklar" yorumu dikkat çekti.

(ANKA)

HURRIYET 30/03/2004

Kıbrıs'ta kim neye itiraz ediyor?

Türk tarafı

Merkez Bankası'nın karar alma mekanizması.

Ada’da yeni para çıkartılmasıyla ilgili düzenlemeler.

Üç dönemli başkanlık sisteminde geçiş süresinin yeterince uzun olmaması. Türkler, ilk dönemdeki eş başkanlık süresinin 15 ay olmasını istiyordu. Taslakta bu süre 2.5 ayla sınırlanıyor.

Türk ve Rum askerlerininterk edecekleri toprakların BM'ye verilmesi öngörülüyor ama burada yaşaya
n insanların hukuki durumlarıyla ilgili belirsizlikler var.

Karpaz konusunda hukuk ve mülkiyet meselelerinde sorun var.

Rum tarafı

Senatodaki denge, kurulacak devletin işlerliği.

Kuzeye yerleşecek Rum sayısının yüzde 21'den 18'e indirilmesi.

Türkiye'den KKTC'ye yerleşmiş olanların tümünün adada kalması.

AİHM'ye ödenecek tazminatların yeni devlet tarafından karşılanması.

Adada kalacak asker sayısına ilişkin düzenleme.

Haritada önemli bir değişiklik yapılmamış olması.

Derogasyonların kalıcı niteli
k taşımaları ve mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamalar

HURRIYET 30/03/2004

İşte Annan'ın yeni planı

SİYASİ EŞİTLİK

n Anayasa'nın girişinde ‘‘Bir tarafın diğer taraf üzerinde otorite yetkisi yoktur’’ cümleciği yer alacak.

TÜRKÇE KONUŞULACAK

n Kuzeye yerleşen Rumların, vatandaşlık hakkı kazandıktan sonra Meclis'te çoğunluğu etkileyecek güce kavuşmalarını önlemek için Türk yerel meclisine gireceklerin konuşmalarını Türkçe yapmaları zorunluluğu geliyor.

RUM SAYISI AZALIYOR

n Türk tarafına en az beş yıl Rumlar yerleşemiyor. Türkiye AB'ye girene kadar Kuzey'e giren Rumların sayısı yüzde 21 ile sınırlanıyordu, şimdi ise yüzde 18'i geçemez deniyor. Türkiye AB üyesi olduktan sonra da yerleşecek yabancıların sayısı 3'de 2'yi aşamayacak.

Tarafların e
tnik kimlikleri değişmeyecek.

Kurucu devletler Senato'da 24 kişiyle temsil ediliyor. Bu temsilciler kendi devletlerinin kökenlerinden olacak.

AB'de Türk ve Rum liderler Kıbrıs'ı birlikte temsil edecekler. İki tarafın AB nezdinde birer bakanı olacak.

Fe
deral kurumlarda Türk tarafına veto hakkı verilmiyor ama eşit oranda temsil garantileniyor.

ÖNCE ZENGİNLEŞECEKLER

Avrupa Birliği temel hukuku, Kıbrıslı Türklerin gayri safi milli hasılası güneyin yüzde 85'ine ulaşıncaya kadar uygulanmayacak.

Türkiye AB'ye girdikten sonra Türklerin kalıcı iskan ve ikameti yüzde 5 ile sınırlanıyordu. Bu sınırlandırma kalkıyor.

Anlaşmadan sonra Rum tarafına bırakılan topraklarda yaşayan Türk nüfusun yeni bölgelere iskanı için bütçeye ödenek konacak.

FEDERAL YÖNETİM

n Federal Yönetimin başı Başkanlık Konseyi olacak. Konsey kendi içinden bir Rum bir Türk başkan seçecek. Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'nin AB üyeliğinden 1 Temmuz'a kadar geçen iki aylık geçiş süresinde iki başkan, eş başkan olarak birlikte görev yapacaklar. Sonraki beş yıl, başkanlık konseyi 6 Rum ve 3 Türk üyeden oluşacak. Ve 10 ay Türk üye, 10 ay Rum üye başkanlık yapacak. Başkan yardımcıları her zaman diğer kurucu devletten olacak. 2009'dan itibaren rotasyon süresi 10 aya çıkacak. Konsey'de veto kullanılmayacak ancak federal kararlar oybirliği ile alınacak.

HARİTA DÜZ DEĞİL

26 Şubat 2003 tarihli plandaki harita korunuyor. Ankara, sınırın düz bir çizgi halinde belirlenmesini istiyordu. Ancak Annan'ın tasarıya eklediği harita, düz değil ve Kıbrıs topraklarının yüzde 29.2'sini Türk tarafına bırakıyor.

HURRIYET 30/03/2004

Erdoğan Bürgenstock'ta

Kıbrıs görüşmeleri için dün öğleden sonra Bürgenstock'a giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ayağının tozuyla yoğun temaslarına başladı.

Erdoğan öncelikle ABD Başkanı George Bush ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşme sırasında Bush Erdoğan'ı, yerel seçim sonuçlarından dolayı kutladı ve NATO zirvesi çerçevesinde Haziran ayında Türkiye'ye geleceğini teyit etti. Kıbrıs konusuna çok önem verdiklerini söyleyen Bush, Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı Kıbrıs ile ilgili görevlendirdiğini hatırlattığı, gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade etti.

Akşam saatlerinde BM Genel Sekreteri Annan'a nezaket ziyaretinde bulunan Erdoğan, görüşmeden sonra otelden ayrılırken lobi
de AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen ile karşılaşarak bir süre sohbet etti. Başbakan Erdoğan, daha sonra da Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile bir araya geldi. Karamanlis'in başbakan olmasından sonra ilk defa yüzyüze görüşme imkanı bulan iki lider karşılıklı olarak seçimlerde kazandıkları başarılardan dolayı birbirlerini tebrik ettiler.

Bu arada Erdoğan'ın yarın yapılacak olağan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısına, Annan'ın taraflara sunduğu dördüncü plan taslağı il
e birlikte katılması bekleniyor.

HURRIYET 30/03/2004

9 bin sayfa masada telefon trafiği dorukta

Annan'ın, yeni plan taslağını 9 bin sayfalık belgeler eşliğinde dün sunmasıyla birlikte, 13 Şubat'ta New York'ta başlayan Kıbrıs maratonu en uzun gecesini yaşadı. ABD Başkanı Bush telefonla, Erdoğan, Karamanlis ve Papadopulos'u aradı.

Annan planı sunduktan sonra Bürgenstock'ta hummalı bir çalışma başladı. Taraflar planda itiraz ettikleri noktaları olgunlaştırmaya çalışırken, BM yetkilileri ile de sürekli temas halindeydiler. Bürgenstock'ta yoğun bir telefon ve görüşme trafiği yaşanıyor.

ABD Başkanı George W.Bush dün Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'i iki kez telefonla aradı. Yunan başbakanı önlerinde çok kısa bir zaman dilimi içinde incelenecek kalın b
ir dosya olmasına rağmen ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Bush, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'u da birer kez arayıp Bürgenstock'tan anlaşma sağlayarak ayrılmalarını istedi. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü aradı. Gül, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen ile bir araya geldi ve Türk tarafının vazgeçilmez önceliği olarak gördüğü, varılacak anlaşmanın AB temel hukuku haline getirilmesi konusu ele alındı. Buradaki formüle göre, Annan planı çerçevesinde yer alan uyum senedi ilk aşamada AB Konseyi ve Komisyonu onaylarına sunulacak, sonra parlamento süreçleri başlatılacak.

ATİNA'DA KIYAMET

Plan, Rum tarafında büyük tepki yarattı. Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Rum halkını direnişe çağırdı. Yunan televizyonları da planın büyük hayal kırıklığı yarattığını ve Karamanlis'in köşeye sıkıştığını bildirdiler. Alpha televizyonu Annan'ın 100 Türk talebinden 90'ını kabul ettiğini, iki kesimliğini güçlendirdiğini ve ku
zeydeki Rumların hiçbir siyasi hakkı olmayacağını, adadan Türk askerinin çıkması için 20 yıl beklemeleri gerektiğini, bu koşullarda planın kabul edilemeyeceğini belirtti.

Bürgenstock programı


29 Mart:

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün TSİ 13.30'de taraflara sunduğu 9 bin sayfalık plan dün gece boyunca heyetlerce incelendi.

30 Mart:

BM bu sabah itibariyle taraflardan ilk değerlendirmeleri bekliyor. Önümüzdeki 24 içinde bazı yeni düzenlemeler yapılabilecek.

31 Mart:

Planla ilgili son yanıtlar yarın verilecek ve taraflardan ortaya çıkacak nihai belgeyi ayrı ayrı referanduma götürmeleri istenecek.

HURRIYET 30/03/2004

Türkiye'nin tazminatı Birleşik Kıbrıs'tan

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra, iki eş başkan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne mektupla baş vurarak, ‘‘ülkemizde başvuru mekanizmaları kurulmuştur’’ diyecekler ve davacıların, Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'ne yönlendirilmelerini isteyecekler.

Rumların pek hoşnut kalmadığı bu maddeye göre, bundan sonra Türkiye aleyhinde açılacak davaların tazminat cezaları federal devlet tarafından karşılanacak. Ancak eski davalardan Türkiye sorumlu olacak. Titina Loizidu adlı Rum vatandaşının Girne'deki evine dönemediği için açıp kazandığı dava benzeri 46 dava daha bulunuyor.

HURRIYET 30/03/2004

ABD'den son Annan planına tam destek

ABD'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu son Kıbrıs planına tam destek verdiği ve Annan'ın önerilerinin taraflarca kabul edilmesi yönünde Amerikan yönetiminin yoğun çaba göstermeyi sürdüreceği bildirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Colin Powell'in Kıbrıs için taraflarla şahsen temasta olduğunu ve cumartesi'den bu yana Annan ile bir, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile iki defa telefonla görüştüğünü hatırlattı.

Boucher, Annan'ın sunduğu son plan hakkında, ''tarafların, çözüm yönünde anlaşmaya varmasını bekliyoruz. BM Genel Sekreteri'nin çabalarına desteğimiz tam. Tarafların Annan'ın önerilerini kabul etmesi için biz de kendi çalısmalarımızı sürdüreceğiz'' dedi.

Kıbrıs'ta Türk ve Rum taraflarının da BM ile birlikte büyük bir çaba gerçekleştirerek 9 bin sayfalık federal yasa ve çözümün parçası olan bin 134 anlaşma hazırladığını belirten sözcü Boucher, ''BM Genel Sekreteri'nin belirttiği gibi, nihai bir çözüm herkes için kazanmak anlamına gelecek. Genel Sekreterin, bu fırsatın yakalanarak bütün Kıbrıslılar için daha iyi bir gelecek sağlanması yönünde taraflara yaptığı çağrıya biz de aynen katılıyoruz'' diye konuştu.

Boucher, Powell'ın, İsviçre'deki taraflarla bizzat veya ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs özel koordinatorü Thomas Weston aracılığıyla temas kurmaya devam edeceğini söyledi.

Powell'ın İsviçre'deki toplantıya bizzat katılmayı düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine Boucher, ''şu noktada spekülasyon yapmak istemiyorum. Başkan (George Bush) ve bakanımız, bu süreç boyunca ne gerekiyorsa yapacağımızı zaten söylemişlerdi'' dedi.

(aa)

HURRIYET 30/03/2004

'Olmazsa olmazlar' oluyor

Annan'ın, yeni planda Türk taleplerini önemsemesi Rum tarafını şaşırttı. Adada Türk askeri hep kalacak, derogasyonlar tanınacak

30/03/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın nihai çözüm taslağı Yunan-Rum tarafında düş kırıklığı yarattı. Rum kaynakları, taslağı
"Beklentilerimizden çok uzak" diye niteledi. Taslakta Rumları sadece rotasyonlu başkanlık konusundaki değişikliğin bir nebze memnun ettiği, diğer tüm değişikliklerin kendi görüşlerinden uzak olduğu dile getirildi.
Rum kaynakları, "BM farklı izlenim yaratmaya çalıştı. Gerçekte hiç
müzakere yapılmadı. Boşluklar çok az ve önemli konularda değil" dedi. Rum Milli Konseyi, dün akşam Bürgenstock'ta olağanüstü toplandı. Rum hükümet kaynakları da taslağı n'kabul edilemez' olduğunu, Yunan hükümet kaynakları da 'sorunlu' unsurlar içerdiğini söyledi. Karamanlis, dün kendisini telefonla arayan ve "Çözüm için yardım et" diyen ABD Başkanı George W. Bush'a "Yardım etmek için buradayım. Ancak, 48 saat çok az. İyi niyetimiz mevcut. Gayret edeceğiz" cevabını verdi. Yunanlı ve Rum gazeteciler, bu şartlarda Rum lideri Tasos Papadopulos'un masada kalıp kalmayacağından şüpheli. Papadopulos, bugün Annan'a taslağa dair itirazlarını iletecek.
Rahatsızlık yaratan konular şunlar:
Güvenlik: Rumlar 2 bin 500 Türk askerinin kalmasını istedikleri adanın ileride silahsızlandırılmasını istiyor. Taslak 2011'e dek 6 bin, 2018'e dek 3 bin Türk askeri kalmasına imkân tanıyor. Ardından 1960 Antlaşmalarında öngörüldüğü gibi, 950 Yunan, 650 Türk askeri kalacak.
Kuzeye geçecek Rumlar: Rumlar, önceki versiyonda yüzde 21 ol
an kuzeye geçecek Rum oranının artmasını ve senatosu için oy kullanmalarını istiyordu. Bu oran yüzde 18'e indirildi. Kuzeye geçecek Rumların, senato seçiminde oy hakkı yok.
Senatoda denge: Senatoyu oluşturanların Kıbrıs Rum ve Türk kurucu devletleri oldukları ifadesi yerine, taslakta 'Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerden oluşacağının' belirtilmesi, 'Milli köken esaslı ayırım Türklerin egemenlik talebini güçlendiriyor' diye niteledi.
Anlaşma birincil hukuk: Çözüm anlaşması AB'de birincil hukuk olacak. Eşbaşkanlar (Rum-Türk) AB'ye ortak mektupla bu konudaki kararlarını bildirecek.
AİHM: Rumların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuruları önlenecek. Başvurular merkezi devletin yargı organlarına yapılabilecek. Eşbaşkanlar kararlarını ortak mektupla AİHM'ye bildirecek. Rumlar AİHM'ye başvuru yolunun açık olacağını hesaplıyordu.
Göçmenler: Adadaki Türkiye ve Yunan vatandaşlarının oranı kurucu devletlerin nüfuslarının yüzde 5'iyle sınırlanacak, bu sınırlama 18 yıl sonra kaldırılacak. Rumların "Kıbrıs'a Türkiye'den gelen yeni yerleşimciler
olacak" talepleri taslağa yansımamış oldu. Rumların Türkiye'den gelip KKTC'ye yerleşen Türklerin azaltılması çabaları da sonuç vermedi.
Derogasyonlar: Rumların, kurucu Türk devletinde, Türklerin kişi başına gelirlerinin Rumların yüzde 85'ine ulaşmasından sonra servet edinebileceklerine ilişkin madde de Rum tarafının tepkisine yol açtı. Dolayısıyla Rum tarafının derogasyonlara dair talepleri de yakın vadede karşılanmadı. Rum kaynaklar, "Kıbrıslı Türklerin kişi başına geliri bugün bizim gelirimizin yüzde 30'u. Yüzde 85 olabilmesi için uzun yıllar geçecek" dedi.
Eşbaşkanlık: İlk 5 yıl için 10 ay dönüşümlü başkanlık olacak. Ardından 20 ay Rum, 20 ay Türk, 20 ay da yine Rum başkan (toplam 40 ay Rum-20 ay Türk) olacak. Konsey 6 yerine 9 üyeden oluşacak (6 Rum-3 Türk), ancak 2 Rum ile 1 Türk'ün oy hakkı bulunmayacak.
Harita: Planın 3'üncü halinden farklı değil. Sadece Rumlardan küçük bir toprak alınarak Britanya üsleri genişletiliyor

Kıbrıs'ta son 72 saat

Erdal Güven

Annan, her iki tarafın temel konulardaki itirazlarını dikkate alarak planda karşılıklı iyileştirme yaptı. Türk tarafı olumlu, Rum tarafı sıkıntılı. Gözler BM'den AB'nin vereceği garantiye kaydı

30/03/2004 RADIKAL

"Kıbrıs'ta on yılların kemikleşmiş politikaları, çözülmeye başladı. Karın azalması, sisin dağılması ve güneşin yüzünü göstermesiyle Bürgenstock'ta buzlar kırıldı."
BM Genel Sekreteri Annan, dün taraflara yönelik yaptığı sunum konuşmasını bu cümlelerle bezemiş.,
Bürgenstock'un havasını yansıtmış ama, gelgelelim Kıbrıs'ın havasını ne kadar yansıttığını ancak yarın anlayabileceğiz.

'En uzun üç gün'
Evet, dün Annan Planı'nın üçüncü kez gözden geçirilmiş halinin Kıbrıslı iki taraf ile Türkiye ve Yunanistan'ın önüne konulmasıyla adada son 30 yılın en uzun 72 saati için geri sayım başladı.
Annan 10 Kasım 2002'de ortaya koyduğundan bu yana üçüncü kez gözden geçirdiği 'kapsamlı anlaşma önerisi'ne ilişkin olarak taraflardan,
'biçimlendirilmiş' yanıtlarını en geç bu sab
aha kadar iletmelerini istedi. Bugün ve yarın yapılacak görüşmeler sonucunda Annan anlaşmaya referanduma götürülecek son halini verecek.
Aslında İsviçre'deki Kıbrıs görüşmelerinde beklenen oldu ve taraflar, Türkiye ve Yunanistan'ın da katılımına karşın ar
alarında ilerleme sağlamayı başaramayınca uzlaşı metnini kotarmak BM'ye kaldı. Bir başka deyişle tarafların kendi aralarında yapamadığı 'alver'i BM gerçekleştirdi.

Son dakika çabaları
Taraflar önceki gece son dakikaya kadar Kofi Annan'ın dün ortaya koyduğu metni kendi lehlerine çevirmek için çaba harcadı. Dünü ise kendilerine sunulan metne bakarak söz konusu çabalarının ne kadar sonuç verdiğini anlamakla geçirdi taraflar.

Tek somut madde
Bu noktada kesin olarak söylenebilecek tek şey, Türk tarafının, Türkiye'nin AB'ye üye olduktan sonra da Kıbrıs'ta asker bulundurmayı sürdürmesine ilişkin önerisinin kabul edildiği. Annan Planı, Türkiye ve Yunanistan'ın adadaki asker sayılarını 6 bin 500 olarak belirliyor, Türkiye AB'ye üye olduktan sonra ise tüm bu asker
lerin Kıbrıs'ı terk etmesini, adanın silahsızlandırmasını öngörüyordu. Türk tarafının önerisi, söz konusu sayıyı 6 bine indiriyor, ancak Türkiye AB'ye üye olduktan sonra 1959 tarihli İttifak Anlaşması'ndaki düzenlemeye dönülmesini şart koşuyordu. Bu düzenmeye göre adada Yunanistan 950, Türkiye 650 asker konuşlandırmıştı.

Bundan ötesi çıkarım...
Planın, federal hükümetin işleyişi başta olmak üzere devletin işlevselliğine ve çalışabilirliğine yönelik Rum önerileri uzantısında elden geçirildiği anlaşılıyor. Ayrıca geçici düzenlemeler konusunda da planda Rumlar lehine bazı değişiklikler yapıldığı dikkat çekiyor. Rumların bu konudaki değişiklik isteklerinin başında, Türk tarafından Rum tarafına devredilecek toprakların denetiminin üç yıllığını Türk kurucu devle
ti yerine, BM yönetimine bırakılması geliyor. Rum tarafı lehine bir başka iyileştirmenin, anlaşmanın Rum tarafına getirceği ekonomik yükün hafifletilmesi yönünde yapıldığı anlaşılıyor... Güvenlik konusunda kabul edilen Türkiye önerisine karşılık olarak, Türk askerlerinin adadan çekilmesi sıkı biçimde takvime bağlanıyor.
Planın yeni halinde dikkate alınan güvenlik dışındaki Türk tarafının değişiklik önerilerinden biri de iki kesimliliğin güçlendirilmesi. Mal mülk, ikamet ve siyasi haklar konusunda getirilen
düzenlelemelerle, Türk tarafının bu konudaki kaygıları asgariye indirilmeye çalışılıyor. Son olarak, Türk tarafının, anlaşma gereği yerinden edilecek kişilerin akıbetine ve yeniden iskân edilmelerinin mali boyutuna ilişkin çekincelerinin de ortadan kaldırılması için bazı somut önerilerde bulunuluyor.
Velhasıl, her iki taraf için de iyileştirmeler söz konusu.
Ancak anlaşılan o ki kilit nokta hâlâ derogasyonlar. Bu konuda Annan,
"Kıbrıslı Türkler için öngörülen koruyucu önlemlerin hukuki güvenceye alındığını" söylemiş dünkü toplantıda.
Ancak, bu güvencenin, bir yandan derogasyonların AB'nin 'birincil hukuk'u haline getirilmesini 'hayati bir mesele' olarak ısrarla vurgulayan Türk tarafını ne kadar tatmin edeceği, öte yandan bazı derogasyonların kapsamını f
azla geniş bulan ve hiçbir kalıcı derogasyonu kabul etmeyeceğinin altını kalın çizgilerle çizen Rum tarafını ne kadar yatıştıracağını kestirmek güç. BM Temsilcisi Alvaro De Soto basın toplantısında bu konuda konuşmak istemedi.
Annan'ın konuşmasından anlaşılan o ki her iki tarafın talepleri de dikkate alındı, dolayısıyla her iki tarafın da dediği olmadı.
Dünden itibaren Günter Verheugen de Bürgenstock'ta ve bu konuda bulunacak
'ortayol'a katkıda bulunmak için kolları sıvadı BM'nin bu konuda söyleyeceğini
söylemesiyle zirvede ağırlık merkezi dünden itibaren BM'den AB'ye doğru kaymaya başladı.
Nihai tahlilde tarafların yanıtını aradığı soru başından beri değişmiş değil: Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde bir anlaşma mı yoksa statükonun devamı mı?
Bu yazının y
azıldığı dün akşam saatlerinde Türk tarafının, planın yeni haline ilişkin ilk yaklaşımının 'genel olarak olumlu' olduğu yönündeydi. Rum tarafından aldığım izlenim ise 'sıkıntılı' bir havayı yansıtıyordu... Bu sıkıntı Türk tarafının değişiklerinin planın yeni haline özlü bir şekilde Rum tarafının değişiklik taleplerinin ise daha kozmetik şekilde yansıtılmasından kaynaklanıyor.
Annan, planının sondan bir önceki halini sunarken yaptığı konuşmayı şöyle bitirmiş: "Umuyorum ki halklarınızın hak ettiği liderliği
göstereceksiniz."
'Göreceğiz...'

Annan Kıbrıs kartını açtı

BM Genel Sekreteri, Bürgenstock'ta taraflara Kıbrıs'ta çözüm belgesinin taslağını sundu ve ilk yanıtları bu sabah istedi. Tarafların taslak üzerindeki pazarlıkları yarına kadar sürecek

30/03/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İsviçre'de garantör ülkeler Türkiye ile Yunanistan'ın da katıldığı dörtlü konferansta planının 4. versiyonunun taslağını Kıbrıs Türk ve Rum taraflarına sundu. Sunum sırada Kıbrıs için 'kader anı' vurgusu yapan Annan, taraflara 'Çözüm fırsatını kaçırmayalım' çağrısında bulundu. Taraflar bu sabah Annan'a taslağa ilişkin itirazlarını iletecek. Genel Sekreter de, bu görüşler ışığında son şeklini vereceği planı 31 Mart'ta taraflara ulaştıracak.
Bürgenstock'taki görüşmelerin altıncı gününde, ortada BM heyetinin bulunduğu beş masaya oturan taraflar, Annan'ın kendileri için sadece birer kopya yaptığı taslağı teslim aldı. Toplantıda, Türkiye heyetinin başkanlığını Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıb
rıs Türk heyetinin başkanlığını KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Yunan heyetinin başkanlığını Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis, Kıbrıs Rum heyetinin başkanlığını ise Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos yaptı.
Ardından Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi
Alvaro De Soto, Fürigen Otel'de gazetecilere, Annan'ın sunumunu aktardı. Buna göre, Annan, dört sayfalık bir açış konuşmasından sonra taraflara taslağı dağıttı. 16 Mart'ta Kıbrıslı liderlere 19 Şubat'ta adada başlayan müzakereleri İsviçre'de sürdürmeleri için bir davet mektubu gönderdiğini hatırlatan Annan, Papodopulos'tan başlayarak heyet başkanlarını tek tek selamladı.

'Güneş doğdu, buzlar eridi'
"Bütün kilit oyuncularla buradayız" sözüyle KKTC lideri Rauf Denktaş'ın görüşmelerindeki yokluğunu önemsemeyen Annan, gelinen noktayı şöyle değerlendirdi: "İki tarafın onlarca yıldır korudukları pozisyonlar değişmeye başladı. Kar yağışı durdu, sis kalktı ve Bürgenstock'ta güneş açtı. Buzlar eridi. Keşke bunu daha çok zamanımız varken daha önce sağlayabilseydik.
Ama hâlâ bunu yapmak için fırsatımız var. Gelin, bu fırsatı kaçırmayalım."

Asker azalıyor ama kalıyor
Annan, taslağın altı bölümden oluştuğunu aktardı: "Kuruluş anlaşması, kurucu Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerinin anlaşmaları, yeni Kıbrıs devletinin hukuki düzene ilişkin anlaşmalar, Birleşik Kıbrıs'ın AB'ye katılımına ilişkin uyum senedi, BM Güvenlik Konseyi'ne sunulacak konular, referandum sonrası adada alınacak önlemler."
Ardından Papadopulos'a dönerek planı 'karşılıklı kazanç' felsefesi üzerine k
urduğunu söyleyen Annan, Rumları şöyle tatmin ettiğini anlattı: "Planın yaşayabilir ve işlevsel olmasını istiyordunuz. Yeni planda, federal hükümetin işleyişi, güncellenmiş geçici düzenlemeler, mülkiyet değişimleri, planın mali açıdan sağlamlığı ve tamamlanmış yasalar ile anlaşmalar konusunda kaygılarınıza yanıt verdiğimi düşünüyorum. Asker indirimine gidilmesi ve toprak taleplerinize de yanıt veriyoruz."

Türk tarafından istekler...
Annan, daha sonra Talat'a dönerek, Türk tarafının isteklerini şöyle yerine getirdiğini aktardı: "İki kesimliliğin coğrafi açıdan güçlendirilmesini, Türk kurucu devleti kimliği ve güvenliğinin korunmasını istemiştiniz. Buna yanıt verildiğini göreceksiniz. Mülkiyet düzenlemeleri, yerleşim hakları ve federal senatodaki oy sistemin
e ilişkin düzenlemelere bakınca, gerekli yanıtları alacaksınız. Yer değiştireceklerin rehabilitasyonu konusunda istediğiniz güvenceyi bulacaksınız. Türkiye'nin AB üyesi olduktan sonra makul sayıda asker bırakabileceği iznini de göreceksiniz. Planın hukuksal korumasını da güvence altına aldığımızı unutmayın."

Yoğun görüşme trafiği
Annan, tarafların taslağa görüş ve itirazlarını hangi sorular çerçevesinde ileteceklerini şöyle sıraladı: Yeni plan, üzerinde tartıştığınız plandan daha mı iyi, yoksa daha mı kötü? İyileştirmeler temel endişelerinizi karşılıyor mu? Planla halkınızı ikna edebilir misiniz? Size göre karşı tarafın temel çıkarlarına saygı gösteriyor mu? Annan, bu sorulara, "Bence evet" yanıtını verdi.
Dün her iki taraf yoğun bir diplomasi trafiği yür
üttü. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü arayarak taslakla ilgili görüşlerini alıp Washington'ın AB nezdinde girişimlerini sürdürdüğünü iletti.
Dışişleri Bakanı Gül, Türk tarafının temkinli bir iyimserlik içinde olduğunu söy
ledi.
AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen de Gül'le yaptığı görüşmede, varılacak anlaşma ile derogasyonların AB'nin birincil hukukuna dahil edilmesini prensipte kabul ettiği söyleniyor. Buna göre, 25 AB üyesi ülkenin parlamentolarında onayı
süreci tamamlanana dek uyum senedi geçerli olacak. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis de ABD Başkanı George W. Bush ile telefonda görüştü. Bush'un Karamanlis'ten, çözüm için yardımcı olmasını istediği belirtildi. Karamanlis ayrıca Günter Verheugen ile bir araya geldi. Karamanlis'in Verheugen'e de taslaktaki AB müktesebatıyla uyumsuzlukları ilettiği kaydedildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston ile Britanya'nın Kıbrıs özel temsilcisi Lynn Parker, baş döndürücü bir diploma
si trafiği yürütüyor.

Türk devleti sahnede

30/03/2004

RADİKAL - BÜRGENSTOCK - 4. Annan Planı taslağı üzerindeki ilk incelemelerin ardından iyimserliğe kapılan Türk heyetinin, güvenlik, garantiler ve siyasi eşitliğin korunması konusunda ilk izlenimleri olumlu. Kıbrıs'ta yaklaşık 650 Türk askerinin 'ilelebet' kaldığını saptayarak, 'Demek ki, garantörlüğümüz sürecek. Annan, kaygılarımızı en üst düzeyde paylaşmış' diyen Türk heyeti, Birleşik Kıbrıs için öngörülen tüm federal kurumlarda temsil oranının da 'yerli yerine' oturduğunu düşünüyor. Türk kesiminin Türk kimliğinin korunduğunu, üstelik Türkiye'den gelebilecek vatandaşların sayısının artırıldığını kaydeden kaynaklar, "Bir tarafın diğer taraf üzerinde hakimiyet kurması da engelleniyor" dedi.
Bir Türk di
plomat, kazanımları "Herkesin tanıdığı ve AB'nin eşiğinde olan Kıbrıs Rum Cumhuriyeti tarihe karışıyor ve kimsenin tanımadığı Kıbrıs Türk Devleti yeni ortaklığın eşit parçası olarak tarih sahnesine çıkıyor" diye anlattı. Türk tarafı, kazanımları şöyle sıraladı:
İlk aşamada asker sayısı 6'şar binle sınırlı. Rum tarafı 2500'e inilmesini istiyor. Daha önce, Türkiye AB üyesi olunca, adada yabancı asker kalmaması öngörülüyordu. Son metinde, Türkiye AB üyesi olduktan sonra da, adada Türk ve Yunan askerleri kalıy
or. 1960'taki gibi 650 Türk, 950 Yunan askeri olması bekleniyor.
Larnaka'daki Hala Sultan Türbesi özel statüyle Türk Vakfı'na devredilecek. Dipkarpaz'da bulunan Apostrof Andreas Kilisesi de, özel statüyle Rum tarafına verilecek.
Rumların geri dönüş oranı
tatmin edici.
Kıbrıs Türk Devleti, Türkiye ile ticari, ekonomik, kültürel ve finansman anlaşmaları imzalama hakkına sahip olabilecek.
Balıkçılık ve tarım alanlarında, Kıbrıs Türk Devleti tam yetkili olacak.
Birleşik Kıbrıs Avrupa Birliği'ne girdikten s
onra, devleti AB nezdinde Türk ve Rum iki başkan birlikte temsil edecek.
Senatoda 24-24 sandalye dağılımı kalıcı kılınıyor. Rum ve Türk taraflarına veto hakkı tanınmazken, söz hakkı tanınıyor.
Yerinden olacak Kıbrıslı Türklerin yerleşimi için bütçeye ek
kaynak konulacak.
Siyasi eşitlik ve garanti anlaşması sağlanıyor.
Türkiye ve Yunanistan'dan adaya yerleşecek olanlara yüzde 5 kısıtlaması kaldırılıyor. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ise, daha temkinli bir yaklaşım izleyerek, taslakta henüz netleşmeyen
bazı noktalar bulunduğunu, olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi. Talat, "Plana ilişkin yapılan ilk yorumlar KKTC açısından bağlayıcı değil" dedi.

Erdoğan'dan sıkı diplomasi

30/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA/BÜRGENSTOCK - Başbakan Tayyip Erdoğan, dün İsviçre'ye hareketi öncesi Avrupalı liderlerle görüşüp destek isterken, Bürgenstock'a vardığında da ABD Başkanı George W. Bush ile telefonla konuşup, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya geldi.
Dün henüz An
kara'da iken Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile telefon diplomasisi yapan Başbakan Erdoğan, varılacak anlaşmanın AB müktesebatına katılmazsa referanduma gidilmesinde 'ciddi sıkıntı doğacağı' uyarısı yaptı.
Erdoğan, Britanya Başbakanı Tony Blair'den de anlaşmanın birincil hukuka dahil edilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını belirten bir mektup aldı. Erdoğan, Ankara'dan ayrılmadan havaalanına gelen Britanya'nın Ankara Büy
ükelçisi Peter Westmacott, Blair'in yazılı mesajını iletti. Başbakan, Blair'in mesajında Türkiye'nin birincil hukuk konusundaki talebine destek bulunduğunu belirterek, "Ellerinden geleni yapacaklarını söylüyorlar. Tabi tek tek teminat yetkisi diye birşey yok. Biz umudumuzu koruyoruz" dedi. Başbakan, AB liderleriyle görüşmelerinin içeriğini de, "Birincil hukuk konusu çözülemese yapılan çalışmaların anlamı kalmaz. AB bize destek olmalı. Bunun sözlü olmasının da anlamı yok. Resmi kayıtlara girmelidir" sözleriyle aktardı.

Bush'tan teşekkür telefonu
Erdoğan, Bürgenstock'a ulaşır ulaşmaz Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Dış Politika Danışmanı Ahmet Davutoğlu'ndan taslakla ilgili ilk bilgileri aldıktan sonra BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya geldi. Erdoğan daha sonra, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile de görüştü. Erdoğan, Karamanlis'e, Türk ve Yunan tarafları olarak Bürgenstock'ta bulunmalarının memnuniyet verici olduğunu belirtti ve bunun sonuç için ciddi bir adım olduğunu kaydetti. ABD Başkanı
George W. Bush da Erdoğan'ı telefonla arayarak, çözüme yönelik atılan adımlar nedeniyle teşekkürlerini iletti.

ABD'den Annan planına tam destek

30/03/2004 RADIKAL

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu son Kıbrıs planına tam destek veren ABD, Annan'ın önerilerinin taraflarca kabul edilmesi yönünde yoğun çaba göstermeyi sürdüreceğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Kıbrıs için taraflarla şahsen temasta olduğgunu ve geçen cumartesiden bu yana
Annan ile bir, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile iki defa telefonla görüştüğünü hatırlattı. Boucher, Annan'ın sunduğu son plan hakkında, "Tarafların, çözüm yönünde anlaşmaya varmasını bekliyoruz. BM Genel Sekreteri'nin çabalarına desteğimiz tam. Tarafların Annan'ın önerilerini kabul etmesi için biz de kendi çalısmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.
Kıbrıs'ta Türk ve Rum taraflarının da BM ile birlikte büyük bir çaba gerçekleştirerek 9 bin sayfalık federal yasa ve çözümün parçası olan bin 134 anlaşma hazırladığını belirten sözcü Boucher, "BM Genel Sekreteri'nin belirttiği gibi, nihai bir çözüm herkes için kazanmak anlamına gelecek. Genel Sekreterin, bu fırsatın yakalanarak bütün Kıbrıslılar için daha iyi bir gelecek sağlanması yönünde taraflara yaptığı çağrıya biz
de aynen katılıyoruz" diye konuştu.
Boucher, Powell'ın, İsviçre'deki taraflarla bizzat veya ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs özel koordinatorü Thomas Weston aracılığıyla temas kurmaya devam edeceğini söyledi. Powell'ın İsviçre'deki toplantıya bizzat ka
tılmayı düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine Boucher, "Şu noktada spekülasyon yapmak istemiyorum. Başkan Bush ve bakanımız, bu süreç boyunca ne gerekiyorsa yapacağımızı zaten söylemişlerdi" dedi.

AB’den istisnalar konusunda güvence

Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşmanın birincil hukuk olması için Türk tarafının girişimleri sonuç vermeye başladı.

Brüksel
NTV

29 Mart 2004— Türk heyetinden üst düzey bir yetkili, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşmanın Avrupa parlamentolarında onaylanmasını prensipte kabul ettiğini, ama bu süreç tamamlanana kadar uyum senedi formülünün geçerli olacağını söyledi

Türk tarafının Annan Planı’nda en fazla önem verdiği konulardan biri varılacak anlaşmanın Avrupa Birliği müktesebatına eklenmesi.
Bu konuda bugün Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştü. Gelişmeler hakkında bilgi veren bir üst düzey yetkili, Türk heyetinin derogasyonlar (istisnalar) konusunda bu şe
kilde çift mekanizmayla güvence alınmış olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği Komisyonu kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre de, birlik, Annan Planı’nın müktesebata nasıl uyarlanacağına dair idari ve hukuki prosedürü gösteren bir belge verecek.

VERHEUGEN UZLAŞMADAN UMUTLU
AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in, Kıbrıs’ta çözüm umudunun arttığını düşündüğü bildirildi. İsviçre’de bulunan Verheugen’in Brüksel’deki Sözcüsü Jean Christophe Filori tarafından gazetecilere yapılan açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu son planın ardından, 1 Mayıs’tan önce bir uzlaşma sağlanma şansının arttığı görüşü savunuldu.
Sözcü Filori, Verheugen’in, “Ortam iyi. Masada yeni bir metin var. Umut arttı, bir uzlaşmaya varma şansı daha fazla”
dediğini bildirdi.

4’üncü plan için ABD devreye girdi

Kıbrıs’ta çözüm için son Annan Planı’na tam destek veren ABD yönetimi, Annan’ın önerilerinin taraflarca kabulu için elinden gelen çabayı göstereceğini bildirdi.

30 Mart 2004— ABD Başkanı George Bush, İsviçre’de bulunan Türkiye ve Yunanistan Başbakanlarıyla telefonda görüştü. ABD Dışişleri Bakanı Powell da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü telefonla arayarak taslak planla ilgili görüşünü sordu.


Kıbrıs görüşmelerinde taslak planın taraflara sunulmasının ardından, Bürgenstock’da yoğun bir diplomasi trafiği yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Bush, Erdoğan’la görüşmesinde Başbakan’ı, yerel seçim sonuçlarından dolayı kutladı. Dışişleri Bakanı Colin Powell’ı, Kıbrıs’la ilgili görevlendirdiğini hatırlatan Bush, bu konuya çok önem verdiklerini söyledi. Başbakan Erdoğan da Bush’a, Türk tarafının taslak planda istediği değişikliklere ilişkin görüşlerini aktardı.
Bush’un, Yunanistan Başbakanı Karamanlis’le yaptığı görüşmede de, Ati
na’dan, Kıbrıs sorununun çözümü için yardımcı olmasını istediği bildirildi. Karamanlis’in de ABD Başkanı’na, planı incelemek için önlerinde çok kısa bir süre olmasına karşın, ellerinden geleni yaptıklarını söylediği belirtildi.
Başbakan Erdoğan, dün akşam
saatlerinde BM Genel Sekreteri Annan ve Karamanlis’le ayrı ayrı bir araya geldi. ABD Dışişleri Bakanı Powell da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü telefonla arayıp taslak planla ilgili görüşünü sordu. Gül, ayrıca, AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen’la da görüştü.

‘ÇÖZÜMDE HERKES KAZANACAK’
ABD Dışişleri Bakanlığı, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın son Kıbrıs planına tam destek verdi ve Annan’ın önerilerinin taraflarca kabul edilmesi yönünde Washington’ın elinden gelen çabayı göstermeyi sürdüreceğini bildirdi.
Boucher, Annan’ın sunduğu son plan hakkında,”Tarafların, çözüm yönünde anlaşmaya varmasını bekliyoruz. Genel Sekreter’in çabalarına desteğimiz tam. Tarafların Annan’ın önerilerini kabulu için biz de kendi çalışmalarımızı sürdüreceğiz”
dedi.
Sözcü Boucher, Kıbrıs’ta Türk ve Rum taraflarının da, birlikte büyük bir çaba gerçekleştirerek 9 bin sayfalık federal yasa ve çözümün parçası olan bin 134 anlasma hazırladığını belirtti ve “Annan’ın belirttiği gibi, nihai bir çözüm herkes için kazanm
ak anlamına gelecek. Genel Sekreter’in, bu fırsatın yakalanarak bütün Kıbrıslılar için daha iyi bir gelecek sağlanması yönünde taraflara yaptığı çağrıya biz de aynen katılıyoruz” diye konuştu.
Sözcüye Powell’ın İsviçre’deki toplantıya bizzat katılmayı düşü
nüp düşünmediğinin sorulması üzerine “Şu noktada spekülasyon yapmak istemiyorum. Başkan Bush ve bakanımız, bu sureç boyunca ne gerekiyorsa yapacağımızı zaten söylemişlerdi” yanıtını verdi.

Denktaş: Anlaşma geçmişi yaşatmasın

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs konusunda her iki tarafın kabul edebileceği bir anlaşmanın esas olduğunu belirtti ve yapılacak anlaşmanın Kıbrıs Türklerine 1963-1974 yıllarını yaşatmayacak bir anlaşma olması gerektiğini söyledi.

Lefkoşa
AA

   

30 Mart 2004— Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara dün sunduğu planla ilgili değerlendirme yapmaktansa kaçındı.

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, her iki tarafın kabul edebileceği ve Kıbrıs Türklerine 1963-1974 yıllarını yaşatmayacak bir anlaşmanın yapılması gerektiğini belirterek, “Bunun için uğraşıyorlar. İnşallah başarırılar. Başarırlarsa sevineceğiz, başarmazlarsa devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN YARDIMI HESABA GEÇMELİ’
Denktaş, Türkiye’nin yardımları ile restore edilen Posta Dairesi’nin Lefkoşa Sarayönü’ndeki merkez binasının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yaptığı yardımların, Rumlarla karşılıklı hesaplaşma başladığında kayda geçirilmesi gerektiğini ifade etti. KKTC Cumhurbaşkanı, “Bunlar herhalde gü
n gele bir hesaba geçilecektir. Karşılıklı hesaplaşma başladığında, Türkiye neler yaptı, burada neler bıraktı, Rumlar neler bıraktı, neler yaptı, bizim tazminatlarımız nedir, bizim alacağımız nedir, vereceğimiz nedir. Bunların gün gele hesaplaşması lazımdır" dedi.

‘Plan bu şekliyle kabul edilemez’

Yunan televizyonları, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu planın bu haliyle kabul edilmesi durumunda Kıbrıslı Rumlar tarafından referandumda reddedileceği yorumunu yaptılar.

Atina
AA

29 Mart 2004— Televizyonlarda yapılan yorumlarda, planda yer alan düzenlemelerin Türk tezlerinin lehine geliştiğinin görüldüğü, Rum yönetiminin gelinen noktada büyük rahatsızlık duyduğu ileri sürüldü.

Planda iki gün içerisinde Rum kesiminin arzu ettiği değişikliklerin yapılmamasının ve referandumda “hayır” çıkmasının Yunanistan ile Rum kesimi için olumsuz etkileri olacağı değerlendirmesinde bulunan televizyonlar, özellikle Atina olimpiyatları öncesi uluslararası yankısı olacak bir başarısızlığın Atina ve Rum yönetimine büyük etkisi olacağını kaydettiler.
Televizyonlar, Annan planı temelinde çözüm arzusunu Rum ve Yunan tarafının dile getirdiğine dikkati çekerek, “Bu durumda Ada’nın bölünmesi kesinleşerek, Türk tarafının tanınm
ası söz konusu olabilir. BM’nin de buna itiraz etmemesi sürpriz olmaz” ifadelerini kullandılar.

Taraflar önerilerini sundu

İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında süren 4’lü süreçte taraflar çözüme yönelik sunulan plana ilişkin itiraz ve değişiklik önerilerini yazılı ve sözlü olarak Birleşmiş Milletler’e iletti.

Murat Akgün/Yorgo Kırbaki
NTV-MSNBC

30 Mart 2004— Öte yandan, taraflar yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyor. Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la bir araya geldi. Türk tarafının da Annan’la görüşme yapması bekleniyor. Taraflar telefon diplomasisi aracılığıyla da Annan’ı etkilemeye çalışacak.

Taraflar, BM Genel Sekreteri Kofi Annan sunduğu çözüme yönelik planının 4’üncü versiyonuyla ilgili değerlendirmelerini tamamlayarak, görüşlerini BM’ye yazılı ve sözlü olarak iletti. Türk tarafı geçiş sürecine ilişkin mekanizmanın netleştirilmesini ve iki kesimliliğin güçlendirilmesini istiyor. Türk askerinin durumuyla ilgili maddeye de itirazlar bulunuyor. BM’ye devredilecek bölgeler, derogasyonlar ve Rumların AİHM’ye yaptıkları başvurular konusunda da Türk tarafının çekinceleri bulunuyor. AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen’in, Burgenstock’a gelirken,Türk tarafını şimdiki statüsüyle tatmin etmeyen AB’ye uyum senedi formülünü daha tatminkar kılmak için bir öneriyle geldiği belirtiliyor.

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakavu, planın yeni şeklinin Türk taleplerini yerine getirirken, Rum tarafının elinden bazı şeyleri aldığını ifade etti. Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos da, Yunan tarafının itirazlarının “güvenlik ve derogasyonlar” konuları etrafında toplandığını söyledi. Ancak Rum kesiminin taslağın hemen hemen tamamına itirazı bulunduğu belirtiliyor. Rum yönetimi ve Yunanistan’ın İsviçre’de herhangi bir anlaşmaya imza atmayacağı değerlendiriliyor. Rum ve Yunan tarafı New York’ta böyle bir mutabakat yapılmadığını söylüyor.

YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ
Öte yandan Burgenstock’da yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Rum kesimi lideri Papadopulos, Genel Sekreter Annan’la görüştü. Türk tarafının da Annan’la bir araya gelmesi bekleniyor. Tarafların aynı zamanda telefon diplomasisi ile de Kofi Annan’ın taslak üzerinde yapacağı değişiklikleri etkilemeye çalışacağı belirtiliyor. Bu çerçevede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün bir kez daha ABD Başkanı Bush’la görüşebileceği belirtiliyor ve Burgenstock’da bulunan AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen ile yeniden bir araya gelebileceği belirtiliyor
.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis’in de Verheugen ile telefonda görüştüğü, ayrıca Başbakan Kostas Karamanlis’in Rum lider Tasos Papadopulos ile bir durum değerlendirmesi yaptıkları kaydedildi. AyrıcaYunan heyetine yakın kaynaklar, tarafların
Verheugen’den acil bir biçimde bilgi beklediklerini açıkladılar. Aynı kaynaklar, bugün bir metnin ortaya çıkabileceğini de belirttiler.

Endişelerimizi BM’ye aktardık

BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından dün taraflara sunulan planın son versiyonuna ilişkin taslak metinle ilgili öneriler, heyetler tarafından ayrı ayrı BM Genel Sekreteri’ne iletildi. Ancak Türkiye heyetinin KKTC heyetiyle işbirliği halinde ve görüş alarak önerilerini şekillendirdiği de gelen haberler arasında.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, tarafların önerilerini değerlendirerek tasarıya son şeklini verecek. Taraflar Annan’ı etkilemek için AB ve ABD’yle yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyor.

Cenevre’de devam eden Kıbrıs zirvesinde Kıbrıs Türk tarafını temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, Annan Planı’nın son şekline ilişkin değişiklik önerilerini BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a iletti.

TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre, Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, saat 12.00’de Genel Sekreter Kofi Annan ve ekibiyle biraraya geldi. Planın taslak şekline ilişkin taleplerini yazılı ve sözlü olarak ileten KKTC heyeti, özellikle derogasyonların “birincil hukuk” olarak güvence altına alınmasına ilişkin talebini dile getirdi.

Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyetinin BM Genel Sekreteri Annan ile bugün ikinci bir görüşme daha yapması planlanıyor.

KIBRIS TÜRK TARAFININ ENDİŞELERİ

Annan Planı’na dayalı bir anlaşmanın AB tarafından onaylanarak “birincil hukuk” olarak derogasyonların kalıcı hale getirilmesini isteyen Kıbrsı Türk tarafı, taslak olarak dün taraflara sunulan Annan Planı’nın son versiyonunda Karpaz bölgesine özel statü verilmesine, Türkçe’nin anlaşmadan ancak 5 yıl sonra AB’ın resmi dili olmasına ilişkin düzenlemelere de karşı çıkmış ve yer değiştirecek Türkler’in rehabilitasyonuyla ilgili daha güvenli düzenlemeler istemişti.

Görüşmeye Annan’ın Kıbrıs temsilcisi Alvaro De Soto da katıldı. Türk tarafı, iki kesimlilik, geçiş dönemi, AİHM’ye açılan davalar ve derogasyonlar konusunda tatmin olmadığını genel sekretere iletti. Rum yönetimi de Kuzeye dönecek Rum göçmenlerin oranının artırılmasını ve kısıtlamaların kaldırılması ve Türk askerinin varlığına itiraz etti.
Diplomatik kaynaklar, bu aşamada topun artık BM’de olduğunu ve tarafların
ABD ile AB ülkeleri aracılığıyla Genel Sekreter üzerinde etkili olmaya çalıştığını ifade etti.

YOĞUN DİPLOMASİ

İsviçre’nin Burgenstock kasabasında izole edilmiş bir otelde devam eden zirvede KKTC, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve Yunanistan heyetleri ile BM ve AB yetkilileri arasında yoğun diplomasi trafiği bugün de devam etti. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Karamanlis’in de son 2 günden beri katılımıyla dünya liderler zirvesine dönüşen Kıbrıs zirvesinin, plana son şeklinin verilmesiyle yarın sona ermesi bekleniyor.

ANNAN, TARAFLARDAN BURGENSTOCK’DAN AYRILMALARINI İSTİYOR...

İsviçre’nin Burgenstock kasabasında bundan yaklaşık bir hafta önce başlayan Kıbrıs görüşmeleri sürecinin bitmesine az bir süre kala, tarafların bugün taslak plana ilişkin sundukları itirazların ardından yoğun bir diplomasi trafiğinin yaşanması bekleniyor.

AA’ya göre, Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Kıbrıs Rum kesimi heyetleri, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın dün sunduğu taslak plana ilişkin itirazları ve yapmak istedikleri değişiklikleri bugün BM’ye ayrı ayrı iletiyor. Türkiye’nin değişiklik taleplerinin, Annan’ın istediği şekilde, bütün gece süren çalışmaların ardından sabah saatlerinde sunulduğu, diğer 3 tarafın görüşlerinin ise art arda sunulmakta olduğu belirtildi.

Bundan sonraki süreçte, Genel Sekreter’in tarafların kendisine yazılı olarak sunduğu bu görüşleri önüne alarak, planını yeniden şekillendirmesi bekleniyor.

Annan’ın planını yeniden şekillendireceği bu süreçte ise çok yoğun bir diplomasi trafiği yaşanacak. Tarafların bu çerçevede gerek birbirleriyle gerekse ilgili tüm taraflarla yapacakları görüşmelerle metni kendi lehlerine biçimlendirmeye çalışmaları öngörülüyor.

TC Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gerekirse ABD Başkanı George Bush ile yeni bir telefon görüşmesi yapabileceği, Burgenstock’da bulunan AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen ile yeniden bir araya gelebileceği belirtiliyor.

Annan’ı planını yeniden kaleme alırken etkileyebilme süreci olarak adlandırılabilecek bu sürecin ise yarın sabah saatlerine kadar sürmesi bekleniyor.

İMZA KONUSU

Annan’ın planını kendisine gelen değişiklik önerileriyle yeniden yazmasının ardından yaşanacak süreç ise şu aşamada belirsizliğini koruyor.

Edinilen bilgiye göre, taslak planda, tarafların hepsinden, mekanizmanın harekete geçebilmesi için hazırlanan ve taslakta da yer verilen bazı mektuplara imza istenmesi gündemde.

Ancak diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Türkiye ve KKTC bu konuda nasıl bir tutum izleyeceğini henüz net şekilde saptamış değil. Buna ilişkin görüşler, söz konusu imzanın “tarafları bağlayarak, taahhüt altına sokacağı” ya da “bağlayıcı bir unsur olmadığı” şeklinde ikiye ayrılıyor.

Dolayısıyla Yunanistan ve Rum tarafının pek sıcak bakmadığı belirtilen imza konusunda, Türkiye ve KKTC son kararını vermiş değil.

HUKUKİ GÜVENCE KONUSU

Türk tarafının sürecin başından beri “vazgeçilmez ve müzakere edilmez” olarak gördüğü varılacak anlaşmanın AB birincil hukuku haline getirilmesi konusu da henüz netlik kazanmış değil.

Verheugen’in Burgenstock’a gelirken, çantasında, Türk tarafını şimdiki statüsüyle tatmin etmeyen uyum senedi formülünü daha tatminkar kılmak için bir öneriyle geldiği belirtiliyor.

Kulislere yansıyan bu öneriye göre, AB prensipte uyum senedinin parlamentolara gitme sürecini başlatmayı taahhüt ediyor. Ancak “üye ülkelerin parlamentolarındaki onay süreci başlayana kadar varılacak anlaşmayı korumaya yönelik ne gibi bir mekanizmanın oluşturulacağı, herhangi bir ülke parlamentosunun bu onayı vermemesi durumunda ne olacağı, bu sürecin ne kadar devam edeceği” gibi sorular AB tarafından henüz yanıtlanmış değil.

Türk tarafı, varılacak anlaşmanın nasıl değişmez ve kesin bir hukuki mekanizma ile korunacağı konusunun net bir şekilde çözüme kavuşmasını istiyor.

YUNAN TARAFI İTİRAZLARINI SUNDU

Bu arada, Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos, Yunan tarafının Annan taslak planına itirazlarını BM’ye sunduğunu açıkladı.

Rusopulos, Yunan tarafının itirazlarının “güvenlik ve derogasyonlar” konuları etrafında toplandığını söyledi.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis’in AB Komisyonu’ndan görüş almak için Burgenstock’tan ayrılan Verheaugen ile bir telefon görüşmesi yaptığını, ayrıca Başbakan Kostas Karamanlis’in Rum lider Tasos Papadopulos ile bir durum değerlendirmesi yaptıklarını kaydetti.

Karamanlis-Erdoğan görüşmesine de değinen Rusopulos, tarafların Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin iyi niyet ve siyasi iradelerini teyit ettiklerini vurguladı.

Öte yandan, Yunan heyetine yakın kaynaklar, tarafların, AB Komisyonu’na gelinen noktaya ilişkin bilgi vermek ve komisyonun değerlendirmesini almak üzere İsviçre’den ayrılan Verheugen’den acil bir biçimde bilgi beklediklerini açıkladılar.

HALKIN SESI 31/03/2004

AB’de Kıbrıs için yoğun trafik

Verheugen’in, dörtlü Kıbrıs müzakerelerinin yapıldığı İsviçre’deki temaslarının ardından Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu’na gelerek AB Komisyonu üyelerine müzakereler hakkında bilgi verdiği öğrenildi.

Günter Verheugen’in bu toplantıdan sonra AB Komsiyonu’nun görüşünü alarak yeniden İsviçre’ye gideceği belirtildi.

AB Komisyonu’nun günlük olağan basın toplantısında soruları yanıtlayan Sözcü Jean-Christophe Filori, özetle şu bilgileri verdi:

“Komisyon İsviçre’de, çünkü olası bir uzlaşmanın önemli bir noktası da AB müktesebatına yansımalar olacak. AB Komisyonu ve AB, esnek olacağımızı çeşitli defalar ifade etti. AB’nin temellerini oluşturan ilkelerin saygı görmesi koşuluyla olası bir uzlaşmanın terimlerini dikkate almaya hazırız. Verheugen, bu çerçevenin saygı görmesini garanti altına almak için orada bulunuyor.

Müzakereler Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında devam ediyor. Verheugen bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüştü, dün de tüm taraflarla temaslarda bulundu. Verheugen bugün yakınlaşma işaretleri olduğunu düşünüyor. Müzakereler devam etmeli.

Filori, Verheugen’in neden ve ne kadar zaman İsviçre’de kalacağının sorulması üzerine, “Kahve ikram etmek için orada bulunmuyor” dedi ve şöyle devam etti:

“Verheugen müzakerelere faal bir şekilde katılmak için orada bulunuyor. Kofi Annan’a, komisyonun görüşlerini ve bugünkü komisyon toplantısının sonuçlarını bildirecek. Tekrar ediyorum; biz AB’nin temel ilkelerinin saygı görmesini sağlamak için oradayız. Bir uzlaşmaya varılmasına yönelik çalışmaları desteklemeye hazırız.”

HALKIN SESI 31/03/2004

Mülkiyet ve derogasyonlar

İsviçre'deki Kıbrıs zirvesinde dün uzun süreli toplantılar ve kıran kırana pazarlıklar yapıldı. Rum tarafı, planın neredeyse tüm noktalarına itiraz etti. Türk tarafının itirazları ise iki noktada yoğunlaştı:

Mülkiyet ve derogasyonlar

YOĞUN GÖRÜŞME TRAFİĞİ... Birleşmiş Milletler'in taraflara sunduğu yeni plana itirazlar şekillenmeye başladı. Taraflar dün itirazlarını hem yazılı hem sözlü olarak Birleşmiş Milletler'e iletti. Başbakan Talat, dün genel sekreter Annan ile iki kez bir araya geldi. Talat ayrıca, Türkiye Başbakanı Erdoğan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen ve Rum Meclis Başkanı Hristofyas ile görüştü

TÜRK VE RUM TARAFININ İTİRAZLARI... Türk tarafı planda yer alan mülkiyet rejimi ve derogasyonların güvenceye bağlanması noktalarına itiraz etti. Rum tarafının itirazları ise şunlar: "Derogasyonlar kaldırılmalıdır. Geçiş dönemi sıfırlanmalıdır. Rumlara bırakılacak toprak derhal Birleşmiş Milletler'e devredilmelidir. Avrupa Birliği müktesebatı, anlaşmaya dahil edilmelidir. Kıbrıslıların temel insan hakları sağlanmalıdır. Bu çerçevede herkes mülküne ve evine dönebilmelidir. Sadece Güzelyurt değil, Karpaz'ın tümü devredilmelidir. Türk devleti yönetiminde kalacak Girne'ye Rumların dönüşü engellenmemelidir"

RUMLARIN AMACI, PLANI TÜMDEN DEĞİŞTİRMEK... KIBRIS'a konuşan Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş "Yoğun pazarlıklar var... Rumlar, genel sekreter Annan'ı etkilemek için her şeyi yapıyorlar, amaçları planı tümden değiştirmek. Biz gerekli çalışmaları yapıyoruz. Kıbrıs Türkleri açısından sıkıntı yaratabilecek noktaları değiştirmeye çalışıyoruz. Son metin ortaya çıkmadan kesin değerlendirmede bulunmak yanlış olur" dediler

Kıbrıs sorununu çözmek amacıyla İsviçre'nin Lüzern kenti Bürgenstock tesislerinde yapılan Kıbrıs zirvesine dün, uzun süreli toplantılar ve kıran kırana pazarlıklar damgasını vurdu.

Planın taraflara sunulmasıyla pazartesi akşamını plan üzerinde çalışarak geçiren taraflar, dün itiraz noktalarını hem yazılı hem sözlü olarak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan'a ilettiler.

Başbakan Talat başkanlığındaki Türk heyeti, dün sabah ve öğle saatlerinde iki kez Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüştü.

Başbakan Talat ayrıca, Türkiye Başbakanı Erdoğan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen ve Rum Meclis Başkanı Hristofyas ile bir araya geldi.

Türk itirazları

Türk tarafının yeni plana iki temel noktada itiraz ettiği öğrenildi.

Anlaşmadan sonra Kıbrıs Türklerine tanınacak istisnaların yani derogasyonların Avrupa Birliği tarafından sağlam güvencelere bağlanmasını isteyen Türk tarafı, bu konuda üç aşamalı bir plan öneriyor.

Plana göre birinci aşamada derogasyonların Birleşik Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliği katılım ortaklığı sözleşmesinde yer alması, ikinci aşamada Avrupa Birliği Konseyi'nin derogasyonları onaylaması ve üçüncü aşamada ise derogasyonların 12 ay içinde Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin parlamentoları tarafından kabul edilmesi.

Diplomatik kaynaklar, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen'in planın ilk iki aşamasıyla ilgili olarak Türk tarafına güvence verdiğini ama derogasyonların üye ülkelerin parlamentoları tarafından kabul edilmesi noktasında sıkıntı yaşandığını kaydediyor.

Avrupa Birliği Konseyi'nin yetki ve gücünün üye ülkelerin parlamentolarına "derogasyonları kabul edin" şeklinde bir direktif vermeye yetmediğine dikkat çeken diplomatik kaynaklar, "Avrupa Birliği yetkilileri bu konuda bir formül bulmaya çalışıyorlar ama görünen o ki bu konu daha uzun bir süre tartışılmaya devam edecek" şeklinde konuştular.

Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkililerinden biri "derogasyonların üye ülkelerin parlamentolarınca onay noktasında Türk heyeti arasında da görüş birliği yoktur. Eğer Yunanistan parlamentosu derogasyonlara hayır derse ne olacak sorusuna kimse yanıt veremiyor" dedi.

Yunanistan'ın itirazları

Bu arada, Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, Yunan tarafının Annan taslak planına itirazlarını BM'ye sunduğunu açıkladı. Rusopulos, Yunan tarafının itirazlarının "güvenlik ve derogasyonlar" konuları etrafında toplandığını söyledi.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'in AB Komisyonu'ndan görüş almak için Bürgenstock'tan ayrılan Verheugen ile bir telefon görüşmesi yaptığını, ayrıca Başbakan Kostas Karamanlis'in Rum lider Tasos Papadopulos ile bir durum değerlendirmesi yaptıklarını kaydetti.

Karamanlis-Erdoğan görüşmesine de değinen Rusopulos, tarafların Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin iyi niyet ve siyasi iradelerini teyit ettiklerini vurguladı.

Öte yandan, Yunan heyetine yakın kaynaklar, tarafların, AB Komisyonu'na gelinen noktaya ilişkin bilgi vermek ve komisyonun değerlendirmesini almak üzere İsviçre'den ayrılan Verheugen'den acil bir biçimde bilgi beklediklerini açıkladılar.

Talat ve S. Denktaş'ın açıklamaları

Öte yandan dün Bürgenstock'ta KIBRIS'a konuşan Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Yoğun pazarlıklar var, Rumlar, genel sekreteri etkilemek için her şeyi yapıyorlar, amaçları planı tümden değiştirmek. Biz gerekli çalışmaları yapıyoruz. Kıbrıs Türkleri açısından sıkıntı yaratabilecek noktaları değiştirmeye çalışıyoruz. Son metin ortaya çıkmadan kesin değerlendirmede bulunmak yanlış olur" dediler

KIBRIS 31/03/2004

Sürdürülebilir bir anlaşma bekliyoruz

Cumhurbaşkanı Denktaş, İsviçre'de Annan Planı'nın taraflara sunulmasının ardından ilk değerlendirmesini yaptı:

Sürdürülebilir bir anlaşma bekliyoruz

Denktaş: Arkadaşlarımızdan kendi değerlendirmelerini bekliyoruz. Gazete haberleriyle kendinizi avutmayınız, üzülmeyiniz, fazla kararlara varmayınız. Değerlendirmeler geldikçe kendi değerlendirmelerimizi yaparak halka duyuracağız. Esas olan güzel bir anlaşmanın olmasıdır

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İsviçre'de Annan Planı'nın taraflara sunulmasının ardından ilk değerlendirmesini yaparak, "sürdürülebilir bir anlaşma" temennisinde bulundu.

Sarayönü'ndeki tarihi posta binasının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, "İsviçre'de bildiğiniz gibi son gün yaşanmaktadır. Biz arkadaşlarımızdan kendi değerlendirmelerini bekliyoruz. Gazete haberleriyle kendinizi avutmayınız, üzülmeyiniz, fazla kararlara varmayınız" dedi.

Değerlendirmeler geldikçe kendi değerlendirmelerini yaparak halka duyuracağını açıklayan Denktaş, "Esas olan güzel bir anlaşmanın olmasıdır. Her iki tarafın kabul edebileceği ve Kıbrıs Türklerine 63-74 yıllarını yaşatmayacak bir anlaşmanın olmasıdır. Bunun için uğraşıyorlar. İnşallah başarırlar. Başarırlarsa sevineceğiz, başarmazlarsa devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu

KIBRIS 31/03/2004

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: Tek hedefimiz, olumlu bir neticenin çıkmasıdır

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs görüşmelerinde tek hedeflerinin, "kazan-kazan" anlayışıyla olumlu bir neticenin çıkması olduğunu belirterek, bu yolda titizlik, ihtiyat ve kararlılıkla gittiklerini söyledi.

Erdoğan, gündemdeki olaylara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Bürgenstock'taki Türk heyetinin şu ana kadar gece-gündüz çalışarak müzakereleri yürüttüğünü, önceki gün de kendisinin katılımıyla bu sürecin devam ettiğine dikkati çekti.

Titiz ve ciddi bir şekilde çalışmaların sürdürüldüğünü vurgulayan Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:

"Şu anda geceli gündüzlü gerek Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, gerek milletvekili arkadaşlarımız, hep birlikte el ele, omuz omuza gece gündüz bir çalışmayla şu ana kadar müzakere sürecini yürüttüler.

Bizim katılımımızla bu süreç devam ediyor. Önceki gün Sayın (BM Genel Sekreteri Kofi) Annan ile bir görüşmemiz oldu. Daha sonra Sayın (Yunanistan Başbakanı Kostas) Karamanlis ile bir görüşmemiz oldu. Arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerle şu anda titiz ve ciddi bir şekilde çalışmalar sürdürülüyor."

Türk yetkililerle BM uzman heyetinin bu (dün) sabah bir çalışması olduğunu, şimdi de KKTC heyetinin bu çalışmayı yaptığını kaydeden Erdoğan, "Tabii tek şeyimiz, kazan-kazan anlayışıyla buradan olumlu bir neticenin çıkmasıdır. Titizlik, ihtiyat ve kararlılıkla bunu devam ettiriyoruz" dedi.

Bürgenstock'tan notlar

Sabah kahvaltısını TC eski dışişleri bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yakış ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ile yapan Başbakan Erdoğan, daha sonra kaldığı otelin korusunda yürüyüşe çıktı.

Başbakana yürüyüşü sırasında Başbakanlık Başdanışmanı Nabi Avcı, Yaşar Yakış, Egemen Bağış, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli ve Dışişleri Bakanlığı bürokratları eşlik etti. Başbakan Erdoğan'ın ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da aynı koruda yürüyüşe çıktığı görüldü.

Bu arada otelde spor kıyafetleri, esprileri ve sıcak tavırlarıyla dikkati çeken Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, etrafın ilgi ve sempatisini çekiyor. Genel olarak neşeli ve samimi bir çalışma ortamına sahne olan Bürgenstock'ta, Serdar Denktaş ile Başbakan Mehmet Ali Talat sık sık espriler yaparak birbirlerine takılıyorlar.

KIBRIS 31/03/2004

İşte masadaki harita

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün taraflara sunduğu 4. planın ekinde sunulan haritaya göre, Rum tarafına iade edilecek yerleşim birimleri için 6 aşama öngörülüyor

İşte masadaki harita

4. Annan Planı'na göre 104 günde, 6 ayda, 1 yıl 3 ayda, 2.5 yılda, 3 yılda ve 3.5 yılda Rum tarafına verilecek köyler ve yerleşim birimlerini gösteren haritayı yayımlıyoruz

Tarafların kıyasıya pazarlık yaptığı konuların başında gelen mal-mülk konularında da 4. plan, önceki planların öngördüğü mülkiyet oranlarını aynen koruyor. Planda, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için de yeni yerleşim imkanları sağlanacağı vurgulanıyor. Mülkiyet konusunda ayrıca AB'den derogasyonlar, yani istisnai uygulamalar da talep ediliyor

Plana göre, Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşürülüyor. Rumların, Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığına dayandırılıyor. Rumların, kuzeyde siyasi hakları olmayacak; bu hakkı Rum devletçiğinde kullanabilecek

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün taraflara sunduğu 4. planın detayları yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor.

Tarafların henüz görüşme masasında çetin pazarlıklar yaptığı 4. planın ekinde ayrıca harita da var. Buna göre, Rum tarafına iade edilecek yerleşim birimleri için 6 aşama öngörülüyor.

Hemen herkesin merak konusu olan mal-mülk konusunda da yeni düzenlemeler hedefleniyor.

Mülkiyet

4. planda, Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mülkiyet konusunda, güneyde mülkleri bulunan Kıbrıslı Türklerin kuzeyde mal mülk sahibi olmalarıyla ilgili düzenlemeler bulunuyor.

Önceki planların öngördüğü mülkiyet oranları yeni planda da aynen korunurken, kuzeyde yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için yeni yerleşim imkanları sağlanacağı da vurgulanıyor. Mülkiyet konusunda ayrıca AB'den derogasyonlar, yani istisnai uygulamalar da talep ediliyor.

Türk tarafında daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den 18'e düşürülüyor. Rumların, Kıbrıs Türk devletinde kalışları ikinci konut mantığıyla ele alınacak ve siyasi hakları olmayacak. Rumlar, bu hakkı Rum devletçiğinde kullanacaklar.

Her göçmen, mülkünün 3'te 1'ini alabilecek. Diğer 3'te 1'i de yabancı bankalarca verilecek bonolarla (bunlar paraya çevrilebilecek) karşılanacak, diğer çeyreği için de "Mutual Fund" tipi bir sistem geliştirilecek.

Toprak

Yeni planda Türk tarafına bırakılacak toprak oranıyla ilgili iki alternatif sunuluyor.

İlk alternatife göre, Türk tarafının yüzde 36 oranındaki toprağın, yüzde 29'a düşürülmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Karpaz ve Erenköy'e Rumların yerleşmesi hedefleniyor.

İkinci alternatifte Türk tarafına yüzde 24 oranında toprak bırakılması, buna karşılık kuzeye dönecek Rum sayısının azaltılması öneriliyor.

Adada üsleri bulunan İngilizler ise Rumlara toprak bırakacak. Annan'ın yeni plan taslağına göre, adada Ağrotur ve Dikelya olmak üzere toplam 254 km2'lik üslere sahip İngiltere, topraklarının yarısını Rumlara bırakıyor. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlük rolünü koruyor.

İstisnalar ve işleyebilirlik

Avrupa formülü temelinde, vatandaşlık alma ve yerleşimdeki kısıtlamalar, Kıbrıs Türklerinin yaşam düzeyi Rumlarınkinin yüzde 90'ına ulaşana kadar geçerli olacak.

Tarihi köyler de kendi devletçiklerine verilecek. Buna göre Beyarmudu ve Akıncılar, Türk tarafına geçecek. Harita önceden belirtildiği gibi düz olmayabilecek.

İskan Kurulu

Yer değiştireceklerin rehabilitasyonunu sağlamak için İskan Kurulu öngörülüyor. İskan Kurulu'nun görevleri arasında şunlar sıralanıyor:

"Yer değiştirecek olan aileler arasında ve yeniden yerleşime açılacak bölgelerde yapılacak araştırmalardan yola çıkılarak uluslararası kurumlar ve kurucu devletlerle yakın işbirliği içerisinde kapsamlı bir yeniden yerleşim planının oluşturulması.

Yeniden yerleşim planı 31 Ağustos 2004'te sonuçlandırılıp, gerekli finansal desteğin uluslararası kurumlardan sağlanması ve 2005 Bütçesi'ne dahil edilmesi için gerekli maddelerin eklenmesine olanak yaratmak için Başkanlık Konseyi'ne sunulacaktır".

Dönemler halinde

toprak ayarlamaları

4. planda öngörülen toprak ayarlamaları için şu hususlar var:

"1- Toprak ayarlamalarına (BM ara bölgesi dışında kalan) tabii bölgelerin yönetimi yasal olarak parçası oldukları oluşturucu devletlerin, diğer oluşturucu devletin kontrolüne, kurucu anlaşmanın devreye girmesinden itibaren, belirlenmiş dönemler için devredilir.

2)Yönetimin devredilmesi ve söz konusu bölgelerin hak sahibi oluşturucu devlete, ekteki haritada gösterildiği ve ilavede yer alan ekte belirlendiği gibi devri 6 aşamada tamamlanır.

3)Toprak transferinin 3-6'ncı dönemlerinin son aylarında BM'nin, toprak ayarlamaları kapsamına giren ilgili aktiviteleri ve bu kapsam içerisine giren bölgelere yayılması sırasında yönetim, yükümlü devlet ile BM tarafından ortak olarak üstlenilir. Bu bölgelerin toprak sorumluluğu, yükümlü olan otoritenin yerel nüfusun günlük yaşamlarının idare şeklini etkilemeksizin, BM'nin kontrolü altına verilecektir. BM, yerel yöneticilere direktif verme, gerekli gördüğü takdirde yerel yöneticileri görevlerinden men etme ve bu bölgelerde tam yetkili olacak BM polisi, yerel polise işlevsel (operasyonel) direktifler verme hakkına sahiptir.

4)Toprak ayarlamaları dahilindeki bölgeler tüm askeri birlikler ve silahlardan aşağıdaki maddelerde belirtilen tarihlere iki hafta kala boşaltılacaktır:

a. Birinci ve ikinci dönem içerisinde el değiştirecek olan bölgelerin hak sahibine devredilmesi için belirlenen tarih veya

b. Üçüncü ile altıncı dönem içerisinde el değiştirecek olan bölgelerde, bölgesel sorumluluğun BM tarafından devralınması için belirlenen tarih.

BM güçlerinin dışında, bu alanların içerisinde veya 1 km. yakınına hiçbir asker konuşlandırılamayacak".

KIBRIS 31/03/2004

Erdoğan'dan özel rica

Türk tarafı, 4. planı ana hatlarıyla "tatmin edici" bulurken; Başbakan Erdoğan, Kofi Annan'a "Kıbrıs bana seçimde tam 6 puan kaybettirdi. Taleplerimizi karşılayın" dedi

Utku Çakırözer


Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin İsviçre'de yürüttüğü Kıbrıs görüşmeleri bugün sona eriyor. İsviçre'de bulunan Başbakan Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Annan'a, "Kıbrıs meselesi başıma çok iş açtı. Son seçimlerde 6 puanımı MHP'ye ve muhalefete kaptırdım" diyerek, Türkiye'nin taleplerinin karşılanmasında ısrarcı oldu. Anna
n'ın verdiği taslağı ana hatlarıyla "dengeli ve tatmin edici" bulan Türkiye, planın Rumlar lehinde değiştirilmemesi ve biraz daha iyileştirilmesi için diplomatik mücadelesini sabaha kadar sürdürdü.

Son pazarlıklar yapılıyor
4. planı önceki gün masaya koyan Annan, dün 12.00'ye kadar dört tarafın değişiklik taleplerini topladı. Türkiye 8 - 10 maddelik listesini, Annan'a ileten ilk taraf oldu. Daha sonra Yunanistan, Güney Kıbrıs ve KKTC taleplerini iletti. Değişiklik taleplerini toplayan Annan, daha sonra al
- ver süreci başlattı. Bir yandan BM'yle görüşen taraflar, Annan'ın bugün son halini masaya koyacağı planı etkilemek için yoğun bir diplomatik trafiğe girişti. Annan, bu sabah taraflara vereceği metnin imzalanmasını istedi. Papadopulos ve Talat'tan metni referanduma götürecekleri ve garantör ülkelerden de referandum sonuçlarını tanıyacakları için imza atmaları istendi. MGK toplantısı öncesi Erdoğan'ın bu imzayı atıp atmayacağı belirsizliğini korurken, Türk heyetinin tavrının "İmza, planın onaylandığı anlamına gelmez, referandum sonucunun kabul edileceği anlamına gelir" olduğu kaydedildi. Erdoğan, Bürgenstock'ta yaptığı yazılı açıklamada da, "Omuz omuza müzakere süreci yürütülüyor. Tek hedefimiz kazan - kazan anlayışıyla olumlu netice çıkmasıdır" dedi.

İşte bizim taleplerimiz

204 sayfalık planı inceleyen Türk heyetinin Annan'a sunduğu listede şu talepler yer alıyor:
• Türk devletine geri dönmelerine izin verilecek Rumların oranı yüzde 16'ya indirilsin.
• Rumların Türkiye aleyhine AİHM'de açtıkları davaların sorumluluğunu yeni Kıbrıs devletinin üstlenmesi konusunda taslaktaki öneri yetersiz.
• Türkiye'den KKTC'ye giden ve ortak devletin vatandaşlığı verilecek 45 bin Türk'ün çocukları bu sayıya dahil olmasın.
• Karpaz konusunda tazminat.
• 1 Temmuz 2004'e kadar
öngörülen Kıbrıs'ın eşbaşkanlıkla yönetilmesi süresi 12 - 15 aya çıkarılsın.
• Türk askerinin harekât ve tatbikat sınırları genişletilsin.
• Sınırlar daha düz hale getirilsin
.
MILLIYET 31/03/2004

Rumlar 4. planı sevmedi


Yorgo Kırbaki
Annan'ın Bürgenstock'ta taraflara verdiği çözüm taslağı Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nde büyük gürültü kopardı. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in İsviçre'deki sürecin olabildiğince dışında kalma çabası da sonuç vermedi. Atina, BM'nin talebi üzerine, Rumlardan ayrı
olarak, taslak hakkındaki görüşlerini yazılı iletti. Yunan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, Atina'nın itirazlarının güvenlik ve derogasyon konularında olduğunu söyledi. Kıbrıs Rum Kesimi kaynakları ise taslağa yapılan itirazları söyle sıraladı:
• Adada
kalacak Türkiye'den gelen göçmen sayısı azaltılsın.
• Kuzeye geçecek Rumların oranı, yüzde 18'den 22'ye çıkarılsın.
• Kıbrıs, geçiş sürelerinin tamamlanmasının ardından askerden arındırılsın.
• Daimi istisnalar olmasın.
• KKTC, Rumlara bırakılacak bölgele
rin denetimini derhal BM'ye versin.
• Rumların Loizidu örneğine dayanarak AİHM'de açtıkları davalar sonuçlandırılarak kararlar uygulansın.

Papadopulos: İstifa ederim
Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu "Annan Planı Türk tarafından birşey almadan, Rum tarafına bir şeyler veriyor. Buna karşın Rum tarafından bir şeyler alarak Türk tarafına bir şeyler veriyor" diyerek memnuniyetsizliğini dile getirdi. Bu arada Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, Karamanlis'e "BM imzada ısrar ederse, istifa edeceğ
im" dediği iddia edildi.

'Kafamıza tabanca dayayacak değiller'
Sayısı 20'nin üzerinde olan değişiklik taleplerinin birçoğunun nihai plana yansımayacağı endişesi içine giren Rumların, New York mutakabatının Bürgenstock'ta hiç uygulanmadığını, dolayısıyla bir kez daha uygulanmayarak, nihai planın sunulmasının geciktirilerek yeni müzakereler yapılmasını istediği belirtildi. Bir Rum kaynak, "Zaten 29 Mart gece yarısından sonra New York mutabakatı gereğince müzakere süresi bitmişti. Dün hakemlik süresi başlamış
tı. Hiçbir müzakere yapılmadı" dedi.
Dün gece kulislere yansıyan bilgilere göre, Rum tarafı, derogasyonlar için tatmin edici bir değişikliğin memnuniyet verici olacağını ve taslakta kendileri için olumsuz gördükleri bazı bölümleri kabul edebileceklerini i
fade etti. Bürgenstock'ta imza atmaları konusunda ise bir gün öncesine göre çok daha esnek görünen Rum kaynaklar, "İmza da müzakere konusudur. Ancak tabancayı şakağımıza da dayayacak değiller" diye konuştu

MILLIYET 31/03/2004

'Bazı değişikliklerden vazgeçebiliriz'

Kıbrıs Rum Yönetimi eski lideri Vasiliu, Annan'ın son taslağını Milliyet'e değerlendirdi: Olumlu unsurları da var, düzelebilecek unsurları da var...

YORGO KIRBAKİ Bürgenstock

İsviçre'deki görüşmelerde yer alan Kıbrıs Rum Yönetimi eski lideri ve Rum Milli Konseyi üyesi Hür Demokratlar Partisi lideri Yorgos Vasiliu, Rum tarafının karşılık alması halinde Annan Planı taslağındaki değişikliklerden bazılarından vazgeçebileceği sinyalini verdi.
Milliyet'in sorularını yanıtlayan Vasiliu, şunları kaydetti
:

Planı nasıl buldunuz?
- Olumlu unsurları var. Düzelebilecek unsurları da var.

Hangileri fazla? Olumlu mu, olumsuz mu?
- Sayıca kıyaslamak istemiyorum.

Hangileri olumsuz?
- Derogasyonlar. Daimi istisnalar olamaz. Kuzey'e geçmesi öngörülen Rumların sayısının azaltılmasını kabul edemeyiz. Senato'da kurucu devletler yerine Kıbrıslı Türklerden ve Rumlardan söz edilmesi de olumsuz. Türk askeri konusu da öyle. Üstelik eğer herhangi bir olumsuz unsuru kabul edebilmemiz için bir karşılık da verilmiyor.

Olumlu unsurlar?
- Kıbrıs yeniden birleşiyor. Avrupa Birliği (AB) üyesi bir Kıbrıs olacak. Kıbrıslı Türklerin yaşam standartları yükselecek. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs ile bambaşka ilişkiler geliştirebilecek.

Sürenin dolmasına saatler kaldı?

- Son saatler hep kritiktir. Son 3 saat bile kritik olabilir.

Taslak bu sürede Rum istekleri doğrultusunda değişebilir mi?
- İyi niyet önemli. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan seçimlerden çok güçlenmiş çıktı. Kaybedenin olmayacağı, herkesin kazanabileceği bir sonuç olabilir
.

Siz, Rum Yönetimi lideri olsaydınız, bu taslağı bu şekliyle imzalar mıydınız?
- Değişiklikler yapmak için elimden ne geliyorsa yapardım."
MILLIYET 31/03/2004

Özetle Annan'ın yeni planı


1-Türk ve Yunan askeri varlıkları 2011 yılına kadar 6 bin, 2018'e kadar 3 bin olarak korunurken, daha sonra 950 Yunan, 650 Türk askeri adada Türkiye'nin AB üyeliği sonrasında da kalacak.
2-Eski planda kuzeydeki kurucu devlet denirken, bu planda Kıbrıs Türk kurucu devleti ifadesi kullanılacak. Kuzeye yerleşecek Rumlar f
ederal düzeyde seçme ve seçilme haklarını Rum devleti içinde kullanacak. Ortak devletin senatosunda iki devletin 24'er sandalyesi olacak.
3-Kuzeye geçecek Rumların yüzde 21'den 18'e çekilecek. Bu, 20 bin daha az Rum'un kuzeye geçmesini sağlayacak.
4-Türki
ye'den KKTC'ye yerleşerek vatandaşlık alanlar arasından 45 bin kişilik bir liste BM'ye verilecek. Bunlar yeni devletin de vatandaşı olacak. Türkiye'den gelen hiç kimse adadan ayrılmak zorunda kalmayacak.
5-Anlaşma hukuk yoluyla delinmemesi için AB üyesi ü
lkelerin parlamentoları tarafından onaylanacak.
6-Rumlar kuzeyde kalan mallarının sadece üçte birini geri alabilecek. Kalan üçte ikisi için tazminat ödenecek. Tazminatları ortak devlet üstlenecek.
7-Türk tarafında kişi başına düşen milli gelir Rum tarafın
dakinin yüzde 85'ine ulaşana kadar anlaşmada Rumlara getirilen Türk tarafında mülk edinme yasağı korunacak.
8-Rumların, kuzeydeki malları nedeniyle Türkiye aleyhinde açılan davaların tüm sorumluluğu Birleşik Kıbrıs Devleti'ne geçecek.
9-6 kişilik başkanlı
k konseyi 9'a çıkarılacak. 3'ü Türk, 6'sı Rum olacak. Ancak 1 Türk ve 2 Rum'un oy hakkı olmayacak. Karar alınması için Türk üyelerden en az birinin de evet demesi yetecek.
10-AB'de temsil, eş başkanlık şeklinde eşit olacak.

İşte Birleşik Kıbrıs'ın haritası

65 köy Rumlara kalıyor
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan'ın Kıbrıs sorununun çözümü için taraflara sunduğu planın ekinde yer alan haritaya göre, KKTC'deki 65 köy Rumlara bırakılıyor. 65 köyün Rumlara verilmesiyle 48 bin 950 Kıbrıslı Türk yer değiştirmek zorunda kalacak. Yeni plana göre, Lefkoşa - Gazimağusa anayolunun güneyi BM kontrolüne verilecek ve bu bölgeye Türk askeri geçemeyecek.

Denktaş sus pus

Annan'ın planlarının mevcut haliyle kabul edilemez olduğu yolunda görüş bildiren KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki gün taraflara sunulan planın 4. versiyonuna açık bir itiraz getirmedi. Denktaş, Kıbrıs konusunda iki tarafın da kabul edebileceği bir anlaşmanın esas olduğunu ifade etti. Esas anlaşmanın, Kıbrıs Türkleri'ne 1963 - 1974 yıllarını yaşatmayacak bir anlaşma olması gerektiğini ifade eden Denktaş, "Bunun için uğraşıyorlar. İnşallah başarırlar. Başarırlarsa sevineceğiz, başarmazlarsa devletimize sahip çıkmaya devam edeceğiz" dedi.

KKTC liderine tasfiye
4. Annan Planı'nda, Başkanlık Konseyi'nin 6 Rum ve 3 Türk üyesinin seçimlerden çıkacak parlamentolar tarafından belirlenmesi öngörülüyor. Buna göre, Denktaş Başkanlık Konseyi'ne seçilse bile, ortak devletin başkan ve başkan yardımcısı seçimi 2 Türk ve 4 Rum üyenin oylarıyla gerçekleşeceği içi
n Denktaş'ın bu unvanları alamama riski yüksek.

Bush da devrede
Türkiye'nin, Kıbrıs müzakerelerinde devreye girmesi yönündeki isteğine uyan ABD Başkanı Bush, önceki gün Başbakan Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Karamanlis'le görüştü. Tarafların Annan Planı'nın son şekli üzerindeki görüşlerini dinleyen Bush, çözüm için telkinde bulundu. Bush, Erdoğan'a Dışişleri Bakanı Powell'ın devrede olacağını hatırlattı. Bush'un, Karamanlis'e de Atina'nın çözümü kolaylaştırıcı bir rol oynaması beklentisini dile getirdiğ
i belirtildi. ABD Dışişleri Sözcüsü Boucher, Annan'ın son planını olumlu karşıladıkları belirterek, BM Genel Sekreteri'nin plan kapsamında çözüm çağrısına katıldıklarını söyledi. Boucher, "Nihai çözüm, herkesin kazanması anlamına gelecek" dedi.

MGK için Köşk'ten iki gün formülü

Ana gündemi Kıbrıs olan Milli Güvenlik Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsviçre'deki görüşmelere katılması nedeniyle, tarihinde ilk kez üst üste iki gün toplanacak. Toplantının önemini ve alınacak kararları dikkate alarak, hükümetin başı olan Erdoğan'ın MGK'ya katılmasını isteyen askeri kanat, Cumhurbaşkanlığı nezdinde girişimde bulunarak kararda etkili oldu. MGK bugün iç gelişmeleri, yarın da Kıbrıs'ı masaya yatıracak. Askeri kanat, 20 Nisan'da yapılacak referandumun değerlendirileceği MGK'ya büyük önem verirken, Erdoğan'ın toplantıda yer almaması gibi bir ihtimalin yanlış olacağını dile getirdi.
MGK için Erdoğan'ı bekleyen askerler de dün Genelkurmay karargâhında bir araya geldi. Toplantıda, Genelkurmay Başkanlığı Yunan ve
Kıbrıs Masası Daire Başkanı Tuğamiral Mücahit Şişlioğlu'ndan gelen bilgiler değerlendirildi.
MILLIYET 31/03/2004

Kıbrıs, Sevr, Lozan



AVRUPA Türkiye'ye Sevr'i uygulamak istiyor! Önceki akşam, CNN Türk'te 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bunu söylediğinde, arkadaşımız Sedat Ergin soruyor:
- Avrupa'nın tamamı mı, yoksa bazı gruplar mı?
Demirel cevap veriyor:
- Tamamı!
Sayın Demirel'e göre, Avrupa, Kıbrıs'ı hallettikten sonra sıra Ege'ye ve Güneydoğu'ya gelecek!
Arşivime bakıyorum. Aralık 1999... Helsinki z
irvesinde Türkiye "aday ülke" ilan ediliyor, Cumhurbaşkanı Demirel Sedat Ergin'e şunları söylüyor:
"Helsinki kararı Türkiye'yi Avrupa'ya bağlayan bir karar. Bu Türkiye için başarıdır... Her şeyden önce Türkiye'nin prestijini artıracaktır. Bu, hudutları aşa
n bir olaydır. Avrupa'nın dışında kalması Türkiye'ye güç kaybettirir. Avrupa ile olması ise Türkiye'ye güç kazandırır, her bakımdan güçlendirir..." (Hürriyet, 12 Aralık 1999)
***
HELSİNKİ zirvesinde Türkiye aday ülke ilan edilirken, Kıbrıs meselesinin çözü
lmesi isteniyor, ama bunun "kriter" olmadığı belirtiliyordu. Rum kesiminin AB'ye tam üye olacağı da açıklanıyordu. Dahası, Ankara ile Atina'nın Ege meselelerini 2004'e kadar çözmesi, aksi halde Lahey Adalet Divanı'na gidilmesi de isteniyordu.
Kıbrıs'ın bun
dan nasıl etkileneceği konusunda Başbakan Ecevit tereddüt ettiğinde, Cumhurbaşkanı Demirel ağırlığını koyarak bunu hükümetin kabul etmesini sağlıyordu.
Siyasette şartlar değişince elbette görüşler de değişir. Atatürk gibi bir dâhi de Misak-ı Milli'nin Güne
ydoğu sınırları hakkındaki görüşünü birkaç yıl içinde değiştirmişti; çünkü fiiliyatta çok şey değişmişti.
Ama, 1999 yılında Türkiye'ye "güç kazandıran" AB, ne zaman ve nasıl yeni bir Sevr politikasını benimsedi, ben bilmiyorum.
Avrupa bir devletler ve grup
lar camiasıdır. Birinci Dünya Savaşı felaketinin eseri olan Sevr'i hâlâ isteyenler de var, öyle bir istikrarsızlığın Avrupa'yı mahvedecek felaketlere yol açacağını görenler de var ve çok daha etkinler.
***
İSVİÇRE'NİN tatil beldesi Bürgenstock'ta "dörtlü z
irve" yapılıyor. Türk tarafının "olmazsa olmaz"ları konusunda olumlu işaretler var. Annan, Türk tarafının iki kesimlilik, siyasi eşitlik, garanti ve asker bulundurma konularındaki şartlarına yatkın gözüküyor.
En önemli gelişmelerden biri, Türkiye'den göçmü
ş "yerleşimci"lerden 45 bininin yeni Annan planında "vatandaş" olarak kabul edilmesidir, hem AB vatandaşı hem Kıbrıs vatandaşı... Bu, 1974'ten bu yana Türkiye'nin tasarruflarının hukuken onaylanması demektir.
Müzakere sürecinde inişler, çıkışlar olur. Saat
ten saate hava değişir.
Önemli olan, sonuçta Annan'ın ortaya koyacağı ve referanduma sunulacak olan belgenin ne ölçüde 'kabul edilebilir' olacağıdır.
Bürgenstok'taki Türk diplomasisinin arkasında, yılların birikimi ve son aylardaki yoğun trafik var. Ankara
'nın ABD ve AB ile sürdürdüğü diplomasi trafiği, olumlu etkilerini Bürgenstock'ta kendini hissettiriyor.
Ben iyimserim. AB üyesi bir Türkiye'nin Lozan'ı büsbütün pekiştireceğinden de eminim.
Düzeltme: Dünkü yazımda AKP'nin Adıyaman'da seçimlere katılmadığı
sehven yazılmıştır. Doğrusu Batman'dır. Düzeltir özür dilerim.
TAHA AKYOL MILLIYET 31/03/2004

İhtiyatlı iyimserlik



BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın İsviçre'de sunduğu planın dördüncü versiyonuna Türk tarafının yaklaşımı, "ihtiyatlı iyimserlik" olarak tanımlanabilir.
Planın genel dengesi İsviçre'deki Türk heyetinde iyimser bir beklenti yaratmakla birlikte itiraz ve tereddüt noktaları da ihtiyatlı bir bakışı gerekli kılmış görünüyor.
İsviçre'deki Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Gül, KKTC Başbakanı Mehm
et Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'a hakim olan bu havanın KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ta da bulunduğunu söyleyebiliriz.
Planın dördüncü versiyonunun taraflara sunulmasından itibaren İsviçre'deki Türk heyetiyle KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denk
taş arasında da yoğun bir telefon ve yazışma trafiği yaşandı. Planı inceleyen Cumhurbaşkanı Denktaş ve danışmanlarının itiraz, görüş ve önerileri İsviçre'deki Türk heyetine aktarıldı. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, sık sık telefonla görüş alışverişinde bulundular. Bu yoğun temas trafiği sonunda Türk tarafının görüşü Annan'a sunuldu. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'ün ortaya çıkan ortak yaklaşım çerçevesinde Annan, ABD Dışişleri Bakanı Powell, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ve Verheugen'le yaptıkları yoğun temaslar da planda Türk tarafı aleyhine dengesizlikler yaratılmasını önlemeye yönelikti.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın da devreye girmesiyle İsviçr
e'deki Türk heyetinin birlikte yürüttüğü çalışmalar sonucunda ortaya çıkan sonuçtan Rum tarafının rahatsız olduğu tepkilerinden belli.
Türk tarafında ise olağanüstü bir memnuniyet ve zafer havasından çok ihtiyatlı bir bekleyiş gözleniyor. Türk heyetini iht
iyatlı davranmaya iten ve itirazlarına neden olan konular ise şöyle sıralanabilir:
Varılacak anlaşmanın AB'nin birincil hukuka dahil edilmesinin güvence altına alınması. Bu konuda önerilen uyum senedi formülünün tatmin edici bir niteliğe kavuşturulması.
An
nan'ın daha önce de sunduğu haritadaki girintili çıkıntılı sınırların mümkün olduğunca düzleştirilmesi, özellikle Magosa yolunun bölünmesi nedeniyle karmaşık hale gelen girinti ve çıkıntılarda Türk askeri ve güvenlik güçlerinin geçişlerine olanak sağlanması.
Mal mülk sorunlarının nasıl çözüleceğinin netliğe kavuşturulması. Toplu çözümün kolaylaştırılması. Kuzey'e geçecek Rumların oranının yüzde 18'in de altına indirilmesi. Türkiye'den göçmüş olanların haklarının korunması ve ileriye dönük olarak da güvence
altına alınması.
Güzelyurt'un büyük bölümünün Rumlara bırakılması, Karpaz'daki yerleşim serbestliği ve Maraş'ın Rumlara terk edilmesi gibi konularla Türklere bırakılacak toprak oranının yüzde 28'e düşürülmesi hususunda da bazı kaygılar BM'ye iletilmiş duru
mda. Türk tarafı bu itiraz ve kaygılarla planda oluşacak denge konusunda iyimserliğini koruyor.
FIKRET BILA MILLIYET 31/03/2004

Tarih sizi affetmez!

AKP hükümeti, Kıbrıs'ta çözümle ilgili siyasal kararlılığını devam ettiriyor. Ayrıca, bugün gelinmiş olan noktada Kıbrıs'ta çözümü engelleyeni tarih affetmez diye düşünüyorum

BÜRGENSTOCK, İsviçre
Hava pazar gününden beri enfes. Lüzern Gölü, karlı dağlar ve ılık bahar güneşinin altında renk cümbüşüyle gerçekten harikulade bir doğa manzarası çiziyor, insana yaşama sevinci aşılıyor.
Ama Rumlar sinirli!
Pazartesi günü açıklanan Annan planının dördüncü versiyonu Rum tarafını rahatsız etti. Yunanistan'ın yeni Başbakanı Karamanlis'e yakın Yunanlı bir yazar arkadaşım önceki gece otelin lobisinde dert yandı:
"Bugün sizi
n gününüz. Ama yarın bizim günümüz olacak."
Türk tarafının tedirginliği işte bundan kaynaklanıyordu. Planın son halinden memnundu Türk heyeti. Daha yapılacak iş, düzeltilecek çarpıklıklar olsa da, dördüncü taslak Türk tarafının önceliklerini genel olarak k
arşılıyordu.

Sevinç gösterisi yapılmasın

Ama bu havayı karşı tarafa fazla belli etmek istemiyordu Türk heyeti. Müzakere pozisyonunun zayıflayacağını, Rumların ertesi günü büyük bir yaygara koparıp dengeyi lehlerine çevireceğinden kaygı duyuyorlardı. Başbakan Erdoğan da pazartesi gecesi haber salıyordu, etrafta sevinç gösterisi yapılmasın, zaten böyle bir durum da henüz yok diye...
Bir başka deyişle: Türk tarafı karambolden son dakika golü yemek istemiyordu.
Malum, Başbakan Mehmet Ali Talat en az renk veren
lerden biriydi. Genellikle heyecanlı olmayan bir yapıya sahip Talat yakın çevresine şu itirafı yapıyordu:
"Ama doğrusu bu defa planı beklerken heyecan duydum. Daha önceden ışık almıştık iyi şeyler olacak diye... Ama yine de heyecanlandım planı elime alırke
n..."
Salı sabahı durum böyleydi.
Rumların neden sinirli olduklarını Türk heyetinden üst düzeyde bir diplomatik kaynağa sorunca şu karşılığı aldım:
"Rumların kafasına bir şey yeni yeni dank etmeye başladı. Devlet elden gidiyor, yeni bir devlet kuruluyor. Y
anlarına da bir ortak geliyor. Üstelik eşit... Oysa Rumlar Türkleri hep azınlık olarak gördüler. Bu gerçeği yeni fark etmeye başladılar. Ama aynı zamanda özellikle sinirli gözükmek de işlerine geliyor, Genel Sekreter'i etkilemek, ekstra bir şeyler alabilmek için..."

Liderlerin pazarlığı yok

Oyun bu. Dünkü yazımda da belirtmiştim. Rum ve Türk taraflarının birbirleriyle müzakere ettikleri söylenemez. Pazarlığı daha çok Kofi Annan ve yardımcısı Alvaro de Soto'yla yapıyorlar.
Örneğin Başbakan Erdoğan, Annan'la pazartesi akşamı yaptığı görüşmede derogasyonla ilgili olarak bazı ince ayarları, bu çerçevede AİHM'nin rolünü, Kuzey'e gelecek Rumların sayısını, Karpaz'ı, yeni devletin vatandaşı olacak Türkiyeli göçmenlerin sayısını gündeme getirdi. Bu konuda bazı iyil
eştirmeler istedi BM Genel Sekreteri'nden...
Salı günü perde böyle açıldı.
Rumlar bastırdı. Türk tarafı ne aldı görünüyorsa, Rumlar tersini istedi. Biz ise memnun olsak bile biraz daha fazlasını talep ettik. Kuzey'e gelecek Rum sayısını yüzde 21'den yüzde
18'e indirdiler. Biraz daha indirin dedik. Derogasyon ve birinci hukukla ilgili olarak daha çok güvence ve uzun zaman talebinde bulunduk. Bu konuda AİHM'ye ortak başvuru ve mektup formülünün yetersizliğini gündeme getirdik. Son isteklerimizi sekiz on maddede toplayıp dün sabah Annan'a verdik.
Biz bastırdık, Rumlar bastırdı. Birinin istediğinin tam tersini öbür taraf istiyordu.
Dünkü ikinci perde buydu.
Sonuç ne kadar değişir? Annan planında bu saatten sonra çok fazla bir değişiklik olması gerçekçi bir bekle
nti değil. Tarafların durumdan tümüyle memnun olmaları da eşyanın tabiatına aykırı...
Şimdi ne olacak?
Annan, hakemlik yetkisini kullanıp bugün iki tarafa da bir metin, yani Annan planını verecek, 20 Nisan'da Güney'de ve Kuzey'de referanduma sunmaları için
...
Bir haftadır Bürgenstock'tayım. Türk tarafını olabildiğince yakın markajda tutmaya çalıştım. Annan planının son halinden memnun oldukları anlaşılıyor.
Daha önemlisi: AKP hükümeti, Kıbrıs'ta çözümle ilgili siyasal kararlılığını devam ettiriyor. Bu bakım
dan seçim sonuçları da hükümetin elini güçlendirmiş durumda. Erdoğan - Gül ikilisinin bu saatten sonra armudun sapı üzümün çöpü diyerek Kıbrıs'ta çözümü yatıracaklarına, çözüme taş koyacaklarına ihtimal vermiyorum. Davos sonrası, New York zirvesiyle girilmiş olan tünelin ucunda böyle bir olumsuzluk gözükmüyor.
Ayrıca, bugün gelinmiş olan noktada Kıbrıs'ta çözümü engelleyeni tarih affetmez diye düşünüyorum.
Peki ya Rumlar ne yapar? Buraya bir soru işareti koymak, hiç olmazsa bir 24 saat daha beklemekte yara
r olabilir.
MILLIYET 31/03/2004 HASAN CEMAL

Korku, son dakika golü yemek...

BURGENSTOCK

Buradaki görüşmelerin içinde bulunan bir Türk diplomatına göre, Türk tarafı 1974'ten bu yana Kıbrıs ile ilgili çözüm görüşmelerinde hiçbir zaman bugünkü kadar avantaj elde etmiş değil. İsteklerin büyük bir bölümünün sağlandığına inanılıyor. Hatta o kadar ki, Başbakan Erdoğan'ın dünkü kaygısı, basının zafer çığlıkları atıp Rumları kışkırtmasıydı.
Herşeye rağmen dünkü son pazarlıklarda ve Başbakanın Kofi Annan ile görüş
mesi sırasında Türk tarafı yeni bazı düzeltmeler istedi:
1. Anlaşmanın Avrupa Birliği temel yasası konumuna getirilmesi ve Avrupa mahkemesinde ilerde açılacak olası davalara karşı kapıları daha sıkıca kapatacak formülün biraz daha kesinleştirilmesi.
2. Kuz
eye yerleşecek Rum sayısının 40 binden 30 bine indirilmesi
3. Vatandaşlık hakkı verilecek Türkiyeli göçmenlerin sayısının 45 binin de üstüne çıkarılması
4. Karpaz'a geri dönecek Rumların yerleşecekleri topraklarda yaşayan Türklerin de tazminata hak kazanma
ları.

BİZ BU PLANLA YAŞARIZ...
Türk tarafı bu isteklerini ileri sürerken karşılığında da birşeyler vermesi gerektiğini biliyor. Bundan dolayı, BM bu taleplerimizi dikkate almasa dahi büyük rahatsızlık duyulmayacak.
Üst düzey bir Türk yetkili bana açıkça, dördüncü Annan planında hiçbir değişiklik yapılmasa dahi, Türk tarafının rahatsız olmayacağını söyledi.
" Plan bu haliyle bizim tarafımızdan kabul edilebilir ve referandumda savunulabilir durumda" dedi.
Durumdan o kadar memnunlar ki, Türk basının zafer çığ
lıkları atıp Rumları kışkırtmasından korkuyorlar.
"Bu aşamada bizim en büyük kaygımız son dakika golü yemektir. Rumların çıkarttıkları gürültüye kanacak olan BM'nin o tarafı tatmin edtmek için son anda bazı ödünlür vermesidir" diyen Türk yetkili, en güç 2
4 saatin yaşanmaya başlandığını söyledi.
Durum bugün netleşecek.
BM Genel Sekreteri, dün geç saatlere kadar tarafları dinledi, telefonlar işledi ve bugün planın son halini açıklayacak.
Bir BM yetkilisi, bana planda büyük değişikliklerin olmayacağını, küç
ük rotüşlerle yetinileceğini, özellikle de Türk tarafının duyarlık gösterdiği noktalarda (asker, mal-mülk vs) geri adım atılmasının söz konusu olmadığına dikkat çekti ve "Annan Türk tarafının duyarlıklarına daha fazla ağırlık verdi"dedi.
Bugün, herşey plan
landığı gibi giderse, BM referanduma sunulacak çözümün son halini 4 tarafa bir törenle imzalatmak istiyor. Ancak Yunanlılar ve Kıbrıslı Rumlar hala tepkililer. Böyle bir törene katılmak istemediklerini belirtilyorlar.
Anlayacağınız dananın kuyruğu bugün k
opacak.

* * *

10 YIL SONRA, KIBRIS'TA TÜRK KALMAZ (!)

KKTC Cumhurbaşkanı yıllardan beri bir noktaya dikkat çeker. Sürekli olarak bir kaygısının altını çizer.
Bu kelimelerle değil, ancak aynı anlama gelen sözler söyler:
"Gerekli önlemler alınmadığı, Rumlar içimize bırakıldığı, her türlü serbestlik (dolaşma, yerleşme, mal-mülk alma ve satma) tanındığı taktirde, 10-15 yıl içinde Kıbrıs'ta Türk kalmaz".
Bu söylemin ne anlama geldiğini isterseniz bir de ben günlük yaşamda kullanılan dile tercüme edeyim:
"... Kıbrıs Türk toplumu öylesine kolaya alışmıştır ki, Rumlar bol parayla geldikleri zaman, dayanamayacaklardır. Rumlar öyle fiyatlar teklif edeceklerdir ki, paranın cazibesine kapılacak olan Türk toplumu herşeyini satacaktır. Sonradan pişman olacağını bilmesin
e rağmen satacaktır. Rumlar bir şekilde Ada'nın kuzeyini satın alacaklardır..."
Denktaş ne yazık ki, hem toplumunu tanıyor, hem de gerçekleri söylüyor. Ancak bu olasılık sadece Kıbrıs'lı Türklere özgü değildir. Her fakir toplum, zengin tarafından ya satın
alınır veya teslimiyete zorlanır.
Denktaş işte bu tehlikeyi gördüğü için, KKTC etrafında yüksek bir duvar çekmek istiyor. Bu nedenle Annan planına karşı çıkıyor. KKTC'yi Türkiye'ye bağlamaya çalışıyor.
Gerçekten böyle bir tehlike mevcut mudur, yoksa Denkta
ş abartıyor mu?
Bu sorunun iki yanıtı var:

1. EVET, DOĞRUDUR:
Eğer Kıbrıs Türk toplumu yıllardan beri alıştırıldığı gibi, dışardan (şimdiye kadar Türkiye'den) gelen paralarla yaşamak, emekli maaşıyla geçinmek ve az çalışarak işini idare etmek isterse...
Yine alışkanlıklarına kapılıp, Avrupa Birliğinden gelecek paralarla yaşamını sürdürmek, yan gelip yatmak niyetindeyse...
Rumlar, belki de 10 yıla kalmadan dahi Türklerin elinde ne varsa satın alırlar. Buna kimseler de itaraz etmez. Alan da memnundur, satan
da...
Rauf Dentaş, bu olasılık çerçevesinde haklıdır.

2. HAYIR, ABARTIDIR:
Rauf Denktaş'ın tehlike olarak işaret ettiği bu durumu Kıbrıs Türkleri tam aksine dönüştürebilirler.
Eğer sırt üstü yatıp "AB bize para yağdırsın" demezler ve tam aksine önlerine açılacak AB olanaklarından Rumlar gibi yararlanır, tuttuklarını koparırlarsa, Kıbrıs'taki Türk varlığını kimse yok edemez.
Özetlemem gerekirse, herşey Türk toplumunun elindedir. Kazanmakta, kaybetmekte onlara bağlıdır.
Türkiye, sırt üstü yatıp armudun ağzın
a düşmesini bekleyecek bir toplumu ayakta tutabilmek için ne geleceğini tehlikeye düşürebilir, ne de fakir bütçesinden yüzmilyonlarca dolar harcayabilir.
Kıbrıs Türklerinin bir bölümü, Denktaş'ın korkulu rüyasıdır. Bambaşka koşullarda yetiştiklerinden dola
yı korunmaları ve kollanmaları gerekir.
Kıbrıs Türklerinin diğer bir bölümü ise, tam aksine Rumları satın almaya hazırlanıyor. Genç kuşakların gözleri dönmüş durumda. Hele bu senaryoya bir de ülke dışında yaşayan Kıbrıs Türklerini ekleyin. Çözüm olur olmaz
ellerindeki tüm sermaye ve bilgi birikimiyle Kıbrıs'a koşmayı planlamalarını hesaplayın.
İşte bütün bu olasılık ve varsayımlara bakınca, Denktaş'ın sözleri daha iyi anlaşılıyor.
KKTC Cumhurbaşkanı hem haklı, hem değil.
Herşey Kıbrıs Türklerine bağlı.

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 31/03/2004

Son 48 saatte imza krizi

Ferai TINÇ / Bürgenstock

Annan’ın 250 sayfalık 4. planını vermesinden sonra hem Türk tarafı hem de Rumlar ve Yunanlılar geceyi uykusuz geçirdi.

Bürgenstock’ta, dün sabaha kadar kimse gözünü kırpmadı. Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ve Rum heyetleri, stresli günlerinin en ağırını son 48 saatte yaşadılar. Dün BM Genel Sekreteri Annan’a dört ayrı talep listesi sunuldu. Annan ve özel temsilcisi De Soto, gece geç saatlere kadar taraflar arasında mekik dokuyarak, zaman zaman otel balkonuna çekip kendi aralarında tartışarak metne son halini verdiler. Ancak belgenin imzalanması konusunda kriz yaşanıyor.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, planının son haliyle ilgili tasarıyı Bürgenstock’da dörtlü bir topla
ntıda Türkiye ve Yunanistan da dahil olmak üzere taraflara sunmasıyla ortalık karıştı. Kıbrıs Türk ve Rum liderleri Rauf Denktaş ile Tasos Papadopulos’un 13 Şubat’ta New York’ta bir araya gelişlerinden bu yana, en keskin dönemecine giren müzakere süreci bugün BM Genel Sekreteri’nin nihai metni taraflara sunmasıyla noktalanıyor. New York’ta belirlenen takvime göre süreç 31 Mart gecesi, yani bu gece yarısı sona eriyor.

Ancak, noktayı koymak pek kolay olmayacak. Özellikle Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi te
msilcileri, bu planı imzalamaya yanaşmıyorlar. Türk tarafında da bu konuda iki farklı görüş ortaya çıktı.

GARANTÖR İMZASI

Plandaki mutabakat metinleri arasında garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere için hazırlanmış ayrı bir metin var: Yunanistan, Türkiye ve Büyük Britanya, Kuruluş Anlaşması’nın iki tarafta referandumlara sunulmasını, kabul edilme ve içeride onaylanmaları sürecinin ardından Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti ile Nisan ayında anlaşma imzalayacaklarını ve bunun uluslararası nitelik taşıyacağını kabul ederler. Eğer referandumlardan birinde anlaşma kabul edilmezse, ya da garantör güçlerden biri anlaşmayı imzalamazsa bu mutabakatın hiçbir hukuki değeri kalmaz.

İMZALANMALI

Nihai metnin imzalanmasından yana olanlar, bunun sadece referandum taahhüdü olacağını savunuyor. Eğer referandumlardan geçerse, anavatanlar kendi meclislerine konuyu getirme sözü vermiş oluyor. ‘Kıbrıs Sorunu’na Kapsamlı Çözüm’ başlıklı metinlerde, taraflardan birinde ‘Hayır’ oyu çıkarsa, plan baştan sona sıfırlanacak.
Anavatanların meclislerinden birinde planın kabul edilmemesi durumunda da aynı sonuç ortaya çıkıyor. İmzalar da buna dahil. Bu nedenle, imzalar planın içeriğine onay verildiği anlamını taşımıyor.

İMZALANMAMALI

Plan imzalanmamalı çünkü, hukuki olmasa da bu siyasi taahhüt anlamına gelir. Türkiye ve Kıbrıs Türk kesiminin temsilcilerinin imzasını taşıyan böyle bir metin, referandumu da etkileyebilir. Kamuoyu üzerinde, ‘Hükümetler kabul etti, demek ki kabul edilemez bir yönü yok’ yorumlarına yol açabilir. H
alkın iradesini yönlendirir.

Şimdi konuşmam

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, son Annan planı ile ilgili süreç sona ermeden görüş bildirmeme kararı aldı. Denktaş, zamanı gelince konuşacağını da belirtti. Rauf Denktaş, İsviçre’ye gelmese de Lefkoşa’dan görüşmeleri yakından takip ediyor. Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’la sürekli telefon bağlantısı kuran, belgeleri, kriptolu mesajlarla alan Denktaş, yeni taslağı hukuk danışmanlarına inceletiyor.

Hurriyet 31/03/2004

AB’den ‘Birincil Hukuk’a yeşil ışık

Zeynel LÜLE / STRASBOURG

AB’den, Kıbrıs konusunda Türkiye’nin ‘olmazsa olmazları’ içinde yer alan, anlaşmanın AB ülkeleri tarafından onaylanmasının yolu açılıyor. AB Komisyonu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs’ta varılacak anlaşmanın AB Temel Hukuku içinde yer alması için Türkiye’nin talebi olan ‘birincil hukuk’ formülünün uygulanması ve bunun AB parlamentolarından onay almasına yeşil ışık yaktı.

Verheugen bunu İsviçre’de Türk tarafına iletti ve bir günlüğüne geldiği Strasbourg’da da AB Komisyonu üyelerine aktardı. Verheugen, üye ülke hükümetlerinin bu anlaşmayı kendi meclislerinde onaylatmak için çaba göstermesi gerektiğini söyledi.

Kıbrıs’ta tarafların tüm konularda anlaşması halinde, AB anlaşmayı ‘birincil hukuk’ haline getirm
enin önünü açacak. Böylelikle anlaşmasının, AB Adalet Divanı ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından delinmesinin önüne geçilecek. Bunun için şu süreç izlenecek:

Anlaşma, önce ‘Uyarlama Yasası’ çerçevesinde AB Konseyi’ne sunulacak. Konseyin oybir
liğiyle onaylaması gerekiyor.

Konseydeki hükümetler, anlaşmanın kendi parlamentolarından geçmesi için çaba göstereceklerine ilişkin deklarasyon yayınlayacaklar. Böylelikle AB müktesebatı, Birleşik Kıbrıs’ın 1 Mayıs’taki üyeliğinden sonra, Kuzey Kıbrıs’ta
da geçerli hale gelecek.

Anlaşmanın ‘birincil hukuk’ haline gelmesi için, önce Rum Yönetimi’nin katılım anlaşması yenilenecek. Ardından Hükümetler arası konferans toplanacak.

Üye ülke meclislerinde onaylanma süreci başlatılacak. Birkaç yıl alabilecek
bu süreçte ‘uyarlama yasası’ çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ta AB müktesebatı uygulanabilecek.

HURRIYET 31/03/2004

Rumlardan 5 itiraz

Annan’ın yeni plan taslağını vermesinden sonra Rum ve Yunanlılar geceyi uykusuz geçirdi. Rum Ulusal Konseyi, Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos’un başkanlığında dün sabah 3’e kadar planı tartıştı.

Konseyi izleyen kaynaklara göre, Rumlar bu gece yarısına kadar 2 yoldan birini seçmek zorunda kalacaklar: 1- 1974’de savaşı kaybettiklerini kabul edip evet diyecekler. 2- Papadopulos, planın referandumda da reddedilmesi yönünde tavır koyar ve Rumlar da reddederse KKTC’ye ambargo kalkacak ve siyasi tanınma yolu açılacak. Rumlar dün Annan planına 5 noktada itiraz etti:

1- KALICI KISITLAMAYA HAYIR

Plandaki kısıtlamaların kalıcı olmasını kabul edemeyiz. Anlaşma AB temel hukukuna dahil edilemez. AB’nin vereceği güvence de kısıtlamaların kalıcı olmasını sağlayamaz.

2- RUM SAYISINA HAYIR

Kuzey’e geçecek Rum göçmenlerin sayısı yeniden Yüzde 18’den yüzde 21’e çıksın .

3- GÖÇMENLERE HAYIR

Kuzey’de kalacak Türkiye’li göçmenlerin sayısı azaltılsın

4- TÜRK ASKERİNE HAYIR

Ada nihai olarak tamamen askerden arındırılsın. Türk askerlerinin adadan çekilmesi 14 yıl daha bekleyemeyiz.

Son planda asker sayısının 2011’de 6 bine, 2018’de de 3 bine indirilmesini öngörüyor. Türkiye AB’ye üye olunca da 1960 anlaşmasındaki gibi garantörlük anlaşması sürecek ve 650 Türk askeri adada kalacak.

5-TAZMİNAT İSTERİZ


Rumların, mülklerini geri almak için şimdiye kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptıkları başvurular geçerli sayılsın.

Plana göre, Rum ve Türk eş başkanları AİHM’ye ortak bir mektup yazıp, bütün tazminat davalarına federal mahkemelerde bakılacağını bildirecekler

HURRIYET 31/03/2004

Medyada James Bond taktikleri

Ömer BİLGE/Bürgenstock

James Bond filmine set olan Bürgenstock’ta Türk ve Rum medyası arasında 007 filmlerini andıran sahneler yaşanıyor. Hürriyet’te yayınlanan ‘Rumlar belge sızdırıyor’ haberi Rum ve Yunan medyasının ‘Türklerden saklayın’ talimatına neden oldu.

TÜRK tarafının taleplerini içeren resmi belgenin Rum basınına sızdırılması ve ardından da Hürriyet’in belgeyi Rum gazetecilerden ele geçirerek, ‘Rumlar belge sızdırdı’ diye haber yapması, Rum lider Tasos Papadopulos’u çılgına çevirmiş. Rum gazetecilere göre, Hürriyet’in haberinden sonra Papadopulos suçlu duruma düşünce, ‘bizden aldığınız belgeler Türkler’e nasıl ulaşıyor, bizi zor durumda bıraktınız’ diye medyaya kızmış.

Rum görüşme heyeti önceki gün Annan’ın sunduğu 206 sayfalık yeni belgeyi hızlı şekilde 200’e yakın Ru
m ve Yunan medyasına sızdırdı. Gazeteciler belgeyi fotokopiyle çoğaltmaya çalıştılar. Ancak Atina ve Lefkoşa’daki yayın merkezleri, ‘Türk medyasının eline geçmeden hemen bize fakslayın’ talimatını verince Rum ve Yunanlı gazeteciler, Fürigen dağ köyünden bir anda kayboldu. Türk medyasının eline geçmemesi için komşu köylere akın eden Rumlar, saatlerce 206 sayfalık belgeyi merkezlerine fakslamaya çalıştılar. Sonra umudu keserek geri döndüler. Belgeler masalar üzerinde dolaşmaya başladı.

Gizlilik çöktü

Belge Türk medyasının eline KKTC üzerinden bilgisayar kaydı olarak geçince Rum gazetecilerin James Bond taktiği de çöktü. Rum gazeteciler, Türk gazetecilerden taslak planı merkezlerine mail atmaları için kuyruğa girdi. Rumların en önce ele geçirdiği taslak plan Türk gazetecilerin mail adresleriyle Rum ve Yunan medyasına ulaştı.

O Arap bizi sattı

Rum gazeteciler, kendi aralarında yaptıkları tartışmalarda Annan’ı şiddetle eleştiriyor. Ganalı Annan’ı ‘O Arap Türklerin her istediğini yaptı. Erdoğan, Bush’la görüşmeden önce hep hayır diyordu. Sonra Annan planını görüşmeye evet dedi. Bush, o Arap’ı aradı ve Türklerin her istediği oldu’ diye eleştiriyor.

HURRIYET 31/03/2004

İşte Annan'ın yeni planı

SİYASİ EŞİTLİK

Anayasa'nın girişinde ‘‘Bir tarafın diğer taraf üzerinde otorite yetkisi yoktur’’ cümleciği yer alacak.

TÜRKÇE KONUŞULACAK

Kuzeye yerleşen Rumların, vatandaşlık hakkı kazandıktan sonra Meclis'te çoğunluğu etkileyecek güce kavuşmalarını önlemek için Türk yerel meclisine gireceklerin konuşmalarını Türkçe yapmaları zorunluluğu geliyor.

RUM SAYISI AZALIYOR

Türk tarafına en az beş yıl Rumlar yerleşemiyor. Türkiye AB'ye girene kadar Kuzey'e giren Rumların sayısı yüzde 21 ile sınırlanıyordu, şimdi ise yüzde 18'i geçemez deniyor. Türkiye AB üyesi olduktan sonra da yerleşecek yabancıların sayısı 3'de 2'yi aşamayacak.

Tarafların etnik kimlikleri değişmeyecek.

Kurucu devletler Senato'da 24 kişiyle temsil ediliyor. Bu temsilciler kendi devletlerinin kökenlerinden olacak.

AB'de Türk ve Rum liderler Kıbrıs'ı birlikte temsil edece
kler. İki tarafın AB nezdinde birer bakanı olacak.

Federal kurumlarda Türk tarafına veto hakkı verilmiyor ama eşit oranda temsil garantileniyor.

ÖNCE ZENGİNLEŞECEKLER

Avrupa Birliği temel hukuku, Kıbrıslı Türklerin gayri safi milli hasılası güneyin yüzde 85'ine ulaşıncaya kadar uygulanmayacak.

Türkiye AB'ye girdikten sonra Türklerin kalıcı iskan ve ikameti yüzde 5 ile sınırlanıyordu. Bu sınırlandırma kalkıyor.

Anlaşmadan sonra Rum tarafına bırakılan topraklarda yaşayan Türk nüfusun yeni bölgelere is
kanı için bütçeye ödenek konacak.

FEDERAL YÖNETİM

Federal Yönetimin başı Başkanlık Konseyi olacak. Konsey kendi içinden bir Rum bir Türk başkan seçecek. Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'nin AB üyeliğinden 1 Temmuz'a kadar geçen iki aylık geçiş süresinde iki başkan, eş başkan olarak birlikte görev yapacaklar. Sonraki beş yıl, başkanlık konseyi 6 Rum ve 3 Türk üyeden oluşacak. Ve 10 ay Türk üye, 10 ay Rum üye başkanlık yapacak. Baş
kan yardımcıları her zaman diğer kurucu devletten olacak. 2009'dan itibaren rotasyon süresi 10 aya çıkacak. Konsey'de veto kullanılmayacak ancak federal kararlar oybirliği ile alınacak.

HARİTA DÜZ DEĞİL

26 Şubat 2003 tarihli plandaki harita korunuyor. Ankara, sınırın düz bir çizgi halinde belirlenmesini istiyordu. Ancak Annan'ın tasarıya eklediği harita, düz değil ve Kıbrıs topraklarının yüzde 29.2'sini Türk tarafına bırakıyor

HURRIYET 31/03/2004

Yunan basını: Fesli plan

Yunan medyası BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a ateş püskürdü. İşte gazetelerden başlıklar:

Elefterotipia:

Annan değil Aman planı. Yunanlılar da çok bunaldıkları ve tepki gösterdikleri zaman Türkçe olarak ‘Aman’ diyorlar. Gazete Türklerin bayram ettiğini, Karamanlis’in ise şaşkınlık içinde ne yapacağını bilmediğini yazdı.

Ta Nea:

Bush ve Annan masaya fesli planı koydu. Türk isteklerinin 10’da 9’unu kabul ettiler. Karamanlis ne yapacağını bilemiyor

HURRIYET 31/03/2004

Karpaz’ı verin iş bitsin

Nur BATUR / BÜRGENSTOCK

Rum heyetinde bulunan eski cumhurbaşkanı Yorgo Vasiliu, Hürriyet’e konuştu: ‘Çözümün anahtarı Karpaz’dır. Orayı bize verin.’

KIBRIS Rum Yönetimi eski Cumhurbaşkanı Yorgo Vasiliu’ya Bürgenstock’ta süren tarihi pazarlığın en kritik saatlerinde konuştuk. Vasiliu’yla , yıllar önce de uzun bir söyleşi yapmıştık. ‘Denktaş’a gidin söyleyin çözüm istiyorum. Bana güvensin’ demişti. Cumhurbaşkanı Denktaş’a bu mesajı aktardığım zaman ‘Bizim Yorgos Eskimo’ya bile buzdolabı satar’ diye kahkahayı patlatmıştı. Bu sefer Vasiliu’ya, Rumların referandumda planı reddetmesini önlemek için ne yapılması gerektiğini sorduk, yanıtı şöyle oldu: ‘Henüz pazarlık bitmedi. Bakın Karpaz yarımadasında daima Rumlar yaşadı. Her türlü güvenceyi vermeye hazırız. Karpaz’ı Rum tarafına iade edin. Çözüm anahtarı Karpaz’da.’

Vasiliu şu mesajları verdi:

Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin Birleşik Avrupa’nın ne anlama geldiğini tam olarak kavradıklarına inanmıyoruz. AB’ye girmenin ne demek olduğunu anlamıyorlar. Özellikle de Denktaş anlamıyor. Kimlikte ısrar e
tmenin bir tehlikesi yok ama, bütün Kıbrıslılar Avrupa’da ve ülkelerinde de istedikleri yerde yaşayabilmeli.

Geçmişte Rumlar hata yaptı. Ama Türkler de yaptı. Karşılıklı olarak birçok suç da işledik. Artık bu korku yersiz. Fransızlarla Almanlar da geçmişt
e savaştılar. Tabii ki korkuyu aşmak için bazı garantiler verebiliriz Ama, bu korku aslında Denktaş’ın kafasında.

HURRIYET 31/03/2004

Çözüme bir adım kaldı
Sekiz günlük süreç
İsviçre'de KKTC, Rum Kesimi, Türkiye ve Yunanistan'ın sekiz gündür yürüttüğü Kıbrıs müzakerelerinde son yaklaştı. BM Genel Sekreteri Annan, dün itirazları topladı, bugün de planının nihai şeklini sunuyor.
Telefon diplomasisi
Annan, referandumu garantileyecek imza da istiyor. Anlaşmanın, AB'nin birincil hukuku olması için Verheugen'le görüşen Türk tarafı, ABD ve AB nezdindeki telefon diplomasisiyle Annan üzerinde baskı kurdu.
Milli Konsey onayı
Rum tarafı, taslak beklentilerini karşılamadığı için Annan'ı eleştirdi. Rum lider Papadopulos, acil toplanan Milli Konsey'in onayıyla itirazlarını hazırladı. Dört heyet de Annan'ın 'İmzalayın' baskısından rahatsız.

RADIKAL 31/03/2004

Talat'tan 'imza' açıklaması

31/03/2004 RADIKAL

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, İsviçre'de devam eden Kıbrıs görüşmelerinde, BM'nin plan için değil, planın son şekliyle referanduma sunulacağı konusunda imza isteyebileceğini söyledi.
Bürgenstock'taki görüşmelerde KKTC heyetine başkanlık eden Talat, Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) telefonla yaptığı açıklamada, taraflardan dün alınan öneriler çerçevesinde planın son şe
klinde esasa yönelik değişiklik beklemediklerini, hataların düzenlenmesi şeklinde bazı küçük değişiklikler olabileceğini kaydetti. Talat, bir soru üzerine, BM'nin taraflardan plan için değil, planın son şekliyle referanduma sunulacağı konusunda imza isteyebileceğini, ancak bu konunun da netlik kazanmadığını belirtti

Annan planında değişiklik beklenmiyor

31/03/2004 RADIKAL

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının son halini taraflara bugün sunması beklenirken, Genel Sekreter'in planda çok büyük değişiklik yapmayacağı görüşü ağırlık kazanıyor.
Annan'ın planının son halini sunmasından önce Bürgenstock'da taraflar arasında teknik düzeydeki görüşmeler süreci, TSİ 04.00 sularında bitti. Diplomatik kaynaklar, bundan sonraki süreçte, Genel Sekreter'in bir
kaç saat içinde planını sunmak üzere tarafları davet etmesi ve akşam saatlerine kadar metni incelemeleri için zaman vermesinin söz konusu olabileceğini belirtiyor.
Aynı kaynaklar, planda, taslak hali üzerinden çok büyük değişiklikler yapılması ihtimalini
az görürken, fazla değişiklik yapılması durumunda taraflardan yeni itirazlar yükselebileceğini ve bunun da süreci daha karmaşık hale getireceğini ifade ediyor.
Bu arada, Türk tarafının sürecin başından beri hassas olduğu hukuki güvencenin sağlanıp sağlanm
adığı konusu da henüz netlik kazanmış değil. Varılacak anlaşmayı üye ülkelerin parlamentolarına götürme sürecini başlatmayı prensipte kabul eden AB'ye karşın, Yunan ve Rum taraflarının parlamento sürecine karşı çıktığı belirtiliyor.
Annan'ın bugün planını
n son halini sunmasının ardından taraflardan akşam saatlarinde bir imza isteyip istemeyeceği ve tarafların imza verip vermeyeceği konusu da hala 'ortada.' Yunan ve Rum tarafının Bürgenstock'dan herhangi bir belgeyi imzalayarak ayrılmaya sıcak bakmadığı bilinirken, Türk tarafı bu konuda kesin kararını vermiş değil.

Vasiliu: Son saatler hep kritiktir

31/03/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKI
BÜRGENSTOCK - Kıbrıs Rum Yönetimi eski lideri ve İsviçre'de bulunan Rum Millİ Konseyi üyesi Yorgos Vasiliu, Rum tarafının karşılık alması durumunda, taslaktaki değişikliklerin bazılarından vazgeçebileceklerinin sinyallerini verdi. Yorgo Vasiliu, Kıbrıs görüşmelerinde son dönemece girilen Bürgenstock'ta Radikal'in sorulanı yanıtladı.
Planı nasıl buldunuz?
Olumlu yanları var. Ama düzelebilecek unsurları da mevcut.
Hangileri fazla?
Böyle bir kıyas yapmak istemiyorum.
Olumsuzlar hangileri?
Derogasyonlar. Bunlar olamaz. Kuzeye geçmesi öngörülen Rumların sayısının azaltılmasını kabul edemeyiz. Senato'da, kurucu devletler yerine, Kıbrıslı Türklerden ve Rumlardan sözedilmesi olumsuz. Türk askeri konusu da öyle. Üstelik olumsuz bir unsuru kabul edebilmemiz için karşılık da verilmiyor.
Peki ya olumlu unsurlar?
Kıbrıs yeniden birleşiyor. AB üyesi bir Kıbrıs olacak. Türklerin yaşam standartları yükselecek. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkilerini geliştirebilecek.
Süre dolmak üzere.
Son saatler hep kritiktir. Son üç saat bile kritik olabilir.
Taslakta bu sürede içinde Rumların istekleri doğrultusunda değişiklik olabilir mi?
İyi niyet önemli. Erdoğan seçimlerden çok güçlenmiş çıktı. Kaybedenin olmayacağı, herkesin kazanabileceği bir sonuç olabilir.
Siz Rum yönetimi lideri olsaydınız taslağı bu şekli ile imzalar mıydınız?
Değişiklikler yapmak için elimden ne geliyorsa yapardım
.

İsviçre'de 'final'e doğru

Annan dün anlaşma taslağına taraflardan ilk tepkiyi aldı. Bugün itirazlar ışığında anlaşmanın son şeklini sunacak olan BM Genel Sekreteri, referandum için imza güvencesi de talep ediyor

31/03/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
BÜRGENSTOCK - İsviçre'nin Bürgenstock beldesinde Türkiye ve Yunanistan'ın da katılımıyla sekiz gündür yürütülen dörtlü Kıbrıs müzakerelerinde son yaklaştı. Önceki gün çözüm planının dördüncü versiyonunu sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, dün de taslağa ilişkin tarafların görüş ve itirazlarını topladı. Annan, itirazlar ışığında son şeklini vereceği planını bugün taraflara ulaştırarak, referanduma sunulması konusunda anlaştıklarına dair imzalarını almaya uğraşacak. Genel Sekreter, böylelikle New York mutabakatında öngörülen referandum garantisini güçlendirmeye çalışacak.
Önceki gece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George Bush'la telefonda görüşüp Washington'ın destek mesajını aldı. Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis'le görüşmesinde de 'Kıbrıs'ta çözüm i
çin birlikte ilerleme' mutabakatını tazeleyen Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve diğer üst düzey diplomatlarla gece mesaisi yaptı. Türkiye heyeti ile KKTC heyetinin çalışmalarını paylaşmasına karşın, heyetler Annan'ın talebi doğrultusunda BM'ye ayrı ayrı belge verdi.

Herkes Annan'ı aradı
Rum tarafında da yoğun telaş yaşandı. Taslağın beklentilerini karşılamaması nedeniyle Annan'a 'bozuk çalan' Rum tarafı, acilen Milli Konseyi topladı. Karamanlis ile Rum lideri Tassos Papadopulos, konseyin de
onayıyla itirazlarını hazırladı. BM'ye ilk itiraz belgesini dün sabah erken saatlerde Türkiye heyeti ulaştırdı. Dört tarafın da belgelerini alan Annan, taslağa son şeklini verirken, Türkiye ile Yunanistan'ın yoğun diplomatik baskısını hissetti. Bir yandan İsviç
re'ye gelen Avrupa Komisyonu üyesi Günter Verheugen'le görüşerek varılacak anlaşmayı AB'nin birincil hukuku yapmaya uğraşan Türk tarafı, ABD ve AB nezdinde yoğunlaştırılan telefon diplomasisiyle de Annan üzerinde baskı kurdu.
"Annan'ın planının son şeklin
e tüm isteklerimizi yerleştirmesi için olanaklı en yoğun baskıyı yaptık" diyen Türk heyeti, bu baskının 'meyvelerini' bugün toplamayı umuyor. "Taslakta belli bir dengenin kurulduğunu gördük. Annan'ın bu dengeyi bozacağını düşünmüyoruz. Taslakta bizi mutlu eden unsurlar mutsuz eden unsurlardan daha fazla" diyen Türk kaynakların tek endişesi, 'son dakika' golü ihtimali. Tarafların Annan'ı etkileyebilme çabalarının bu sabaha dek sürmesi bekleniyor.

Dün gece üçlü yemek
Annan'ın İsviçre'den taraflardan 'anlaştık' imzası alarak törenle ayrılmak istemesi ise kaygı veriyor. "New York'ta imza attık. Planı 9 Nisan'a dek parlamentolarımızda onaylama taahhüdünde bulunduk. Şimdi, imza atmak çok yersiz" sıkıntısı yaşayan heyetler, itirazlarını son dakikaya kadar Annan'a
kabul ettirmeye çalışacak. Ama Türkiye heyeti, anlaşma için 'gereken' her çabayı göstermeye razı görünüyor: "Şu aşamada bu konuda çok ciddi itiraz yanlış. İsterse, imza veririz." Dün değişiklik taleplerinin iletilmesinin ardından Erdoğan, Annan ve Karamanlis uzlaşma için dün gece üçlü yemekte buluştu

Rumların itirazı da stresi de çok

31/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın plan taslağı Atina ve Rum Kesimi'nde büyük görültü koparttı. Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis'in sürecin dışında kalma çabası ise sonuçsuz kaldı. BM'nin baskısına dayanamayan Yunan hükümeti, görüş ve itirazlarını Rum Yönetimi'den ayrı olarak yazılı halde Genel Sekreter'e iletti.
Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, temel itirazların güvenl
ik ve derogasyonlardan kaynaklandığını açıkladı. Kıbrıs Rum tarafı ise daha kapsamlı bir itiraz listesi verdi:
Kuzeydeki Türkiyeli göçmenlerin sayısı azaltılsın, bu konuda bir sayı belirlensin.
Taslakta yüzde 18 olarak belirlenen kuzeye geçecek Rumların
oranı yüzde 22'ye çıkarılsın.
Geçiş süresinin tamamlanmasından sonra Kıbrıs tamamen askeri güçlerden arındırılsın.
Anlaşmada AB müktesebatından daimi istisnalar olmasın.
Rum tarafına verilecek bölgelerin denetimi derhal Birleşmiş Milletlere bırakılsın.

Rumların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) açtıkları davalar sonuçlandırılsın ve kararlar uygulansın.

'Bizden onlara verdi'
Rum tarafı, memnuniyetsizliğini açıkça dile getirmekten de geri durmadı. Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu "Annan Planı, Türk tarafından bir şey almadan, Rum tarafına bir şeyler veriyor, buna karşılık, Rum tarafından bir şeyler alarak Türk tarafına bir şeyler veriyor" dedi. Rum kaynaklar, itiraz noktalarının değiştirilmesi için Kıbrıs Türk tarafından daha fazla mücadele ver
meleri gerektiğini belirtti. Yunan kaynaklar da, dün Strasbourg'a giden Avrupa Komisyonu üyesi Günter Verheugen'den acil bilgi beklediklerini söyledi.

İstifa söylentisi çıktı
Günlerdir 'New York mutabakatında imza öngörülmüyor' diyerek Bürgenstock'ta
imza atılmayacağını söyleyen Yunan kaynakları, dün ağız değiştirip 'İmza konusu önem taşımıyor. Önemli olan referandumlar' demeye başladı. Papadopulos'un Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis'e "BM imzada ısrar ederse, istifa edeceğim" dediği iddiası ortaya atıl
dı. Ancak Yunan hükümet kaynakları bu iddiayı doğrulamadı.
Rum tarafı şimdi istediği dört sayfalık değişiklik taleplerinin ne kadar tatmin edileceği, AB'nin derogasyonlarla ilgili yanıtı ve planı imzalamak için hangi baskıların yapılacağını merak ediyor.
Papadopulos, yarın saat 11.30'da Bürgenstock'tan ayrılmayı planlıyor. Rum kaynaklar, nihai planın bu geceye dek sunulacağını söylüyor. Rum tarafı, planın sunulmasını geciktirerek yeni müzakereler istiyor.

Basın Annan'a kızgın
Rum ve Yunan basını da Annan'a ateş püsküren başlıklar attı.. Rum Politis gazetesi, 'Ankara'yı tatmin ettiler', Simerini 'Her şeyi Türklere verdiler' manşetini attı. Rum basınına göre, ABD'de taslağa kızan Yunan ve Rum kökenliler, Beyaz Saray ile Dışişleri Bakanlığı'nı, taslağı prote
sto eden e-posta bombardımanına tuttu. Yunanistan'da, Elefterostipos gazetesi 'Plan Ankara'nın ölçülerine göre kesilmiş', Ta Nea 'Plan birlikte var olmayı zorlaştırıyor', Etnos 'En kötü Annan Planı', Kathimerini
'Çözüm artık daha zor' başlıklarıyla yayıml
andı.

Türk tarafının itiraz noktaları ayrıntıda saklı

31/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün sunduğu plan taslağından genel anlamda memnun kalan Türkiye ve KKTC heyeti, önceki gece irtibat halinde aralıksız çalışarak görüş ve itirazlarını netleştirerek, dün ayrı listeler halinde sundu. Ancak Türk tarafının asıl derdi, varılacak anlaşma ile derogasyonların AB'nin birincil hukuku sayılması ve AİHM'de açılacak davalarla anlaşmanın delinmesi riskinin ortadan kaldırılması gibi gözüküyor.
Türk tarafının BM'ye sunduğu listedeki talepleri şöyle:
Eşbaşkanlık: Taslakta haziran ortasındaki seçim sürecine kadar eşbaşkanlık, hemen ardından da dönüşümlü başkanlık yer alıyor. Bu süre Türk tarafının liderinin yetkili kılınması için kısa. İlk etapta eşbaşkanlık için süre 15 aya çıkarılsın.
Merkez Bankası: Merkez Bankası'nın başına sınırsız yetkilerle Kıbrıs dışından bir yabancının getirilmesi kabul edilemez. Türk tarafı, Merkez Bankası'nda yetki sahibi olmalı.
Kıbrıs parası: Euro'ya geçinceye dek Birleşik Kıbrıs Devleti'nin para biriminin Kıbrıs lirası olması öngörülüyor. Bu süreçte kuzeyde Türk lirası, güneyde Kıbrıs lirası yürürlükte olmalı.
Karpaz: Birleşik Kıbrıs kurulduğunda yer değiştirmek zorunda kalacak ve güneyde mülkiyet hakkı bulunmayan Karpaz'daki Türkiye kökenli KKTC yurttaşlarına tazminat ödenmeli. Sunulan plan taslağı ise böyle bir tazminatı öngörmüyor. KKTC'deki Türkiye kökenlilerin durumu: Kıbrıs'ta yaşayan Türkiye kökenlilerle ilgili 45 bin kişilik bir liste hazırlanması ve bu listeye çocukların da dahil edilmesi öngörülüyor. Türk heyeti, çocukların 45 bin kişilik listenin dışında tutulmasını istiyor, yani 45 bin rakamına çocuklar da eklenerek bu sayının yükseltilmesinden yana tavır koyuyor.
Kuzeydeki Rumların ikamet oranı: Kıbrıs Türk Devleti'nde daimi ikamet edecek Rumların oranı yüzde 21'den yüzde 18'e düşürüldü. Türk tarafı bunu daha da aşağıya çekmek için pazarlık yapıyor.

'Amaç kazan-kazan'
Başbakan Tayyip Erdoğan da, dün Bürgenstock'ta kaldığı otelden gündemdeki gelişmelerle ilgili üç sayfalık bir mesaj yayımladı. Erdoğan, "Şu anda geceli gündüzlü gerek Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, gerek milletvekili arkadaşlarımız, hep birlikte el ele, omuz omuza gece gündüz bir çalışmayla şu ana kadar müzakere
sürecini yürüttü. Bizim katılımımızla bu süreç devam ediyor. Tabii tek şeyimiz, kazan-kazan anlayışıyla buradan olumlu bir neticenin çıkmasıdır" dedi

Verheugen 'mekik' dokuyor

31/03/2004 RADIKAL

GÜVEN ÖZALP
BRÜKSEL - AB, Türkiye'nin Kıbrıs'ta 'olmazsa olmaz' gördüğü anlaşma ile derogasyonların birliğin birincil hukuk olması talebini karşılamaya çalışıyor. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Bürgenstock'taki temaslarının ardından, komisyonla danışmalarda bulunmak için dün Strasbo
urg'a gitti. Anlaşmanın AB'nin birincil hukuku olabilmesi için 25 üye ülke parlamentosunun onayı gerek. Ancak Birleşik Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta AB üyeliği takvimi buna vakit bırakmıyor. Verheugen'in 'Kıbrıs'ta varılacak anlaşma parlamentoların onayına sunulsun, süreç tamamlanana dek uyum senedi formülü geçerli olsun' önerisi ise Türk heyetini tümüyle tatmin etmiş değil.

'Yakınlaşma sinyali görüldü'
Komisyon sözcüsü Jean Christophe Filori, "AB'nin temellerini oluşturan ilkelerin saygı görmesi koşuluyla olası uzlaşmanın terimlerini dikkate almaya hazırız" dedi. Sözcü, taraflar arasında yakınlaşma sinyali görüldüğünü, ancak atılması gereken adımlar olduğunu belirtti.
Verheugen Bürgenstock'a dönüp Annan ile taraflara komisyonun görüşlerini iletecek. AB kaynakları
, Türkiye'nin müzakerelerde takındığı tavırdan memnun görünüyor. Ancak Verheugen parlamento onayı konusunda tüm başkentlerden garanti alabilmiş değil. Çözüm halinde, Kıbrıs'ın Katılım Antlaşması, AB Konseyi tarafından onaylanacak. Ama bir parlamento onay vermezse ne olacağı ve sürecin ne kadar devam edeceği belirsiz.

Denktaş ilk etapta temkinli

31/03/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - İsviçre'de pazarlıklar sürerken Annan Planı'na karşı Türkiye ve KKTC'de 'hayır' kampanyaları düzenleyeceğini açıklayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, planın sunulmasının ardından ilk açıklamasında temkinli davrandı. Planı incelemeye aldığı belirtilen Denktaş, dün bir açılış töreni sırasında anlaşmanın 'geçmişi yaşatmaması'nı dilemekle yetindi.
KKTC lideri, "Esas olan her iki ta
rafın kabul edebileceği ve Kıbrıs Türklerine 1963-1974 yıllarını yaşatmayacak anlaşma olmasıdır. İsviçre'de buna uğraşılıyor. İnşallah başarırlar. Başarırlarsa sevineceğiz. Başarmazlarsa devletimize sahip çıkmayı sürdüreceğiz" dedi.

'Türkiye'nin hesabı ödensin'
Türkiye'nin KKTC'nin altyapısını tamamlamak için harcadığı paranın haddi hesabı olmadığını anlatan Denktaş, Rumlarla karşılıklı tazminatlar belirlenirken, Türkiye'nin harcadığı paranın da kayda geçirilmesi gerektiğini söyledi. Denktaş, "Karşılıklı hesaplaşma başladığında, Türkiye neler yaptı, burada neler bıraktı, Rumlar neler bıraktı, neler yaptı, bizim alacağımız, vereceğimiz nedir? Bunların hesaplaşması lazımdır" diye konuştu. Denktaş'ın basını halka şikâyet eden tavrının yerini de
'ılımlılık' a
lmıştı: "Gazete haberleriyle kendinizi avutmayın, üzülmeyin. Arkadaşlarımızdan değerlendirmeler geldikçe, biz değerlendirmemizi size duyuracağız".
KKTC liderinin, bazı toplantılara katılmak için 4-5 Nisan'da Bursa ve 9-10 Nisan'da İstanbul'a gelmesi bekle
niyor. Denktaş'ın İsviçre'de alınacak sonuç doğrultusunda Ankara'ya da davet edilebileceği belirtildi.

ABD'den taslağa destek

31/03/2004 RADIKAL

AA - WASHINGTON - ABD yönetimi, Bürgenstock sürecine Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın taraflarla telefon diplomasisiyle katkı yaparken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu son Kıbrıs planına tam destek verdi.
ABD Dışişleri sözcüsü Richard Boucher, Powell'ın Kıbrıs için taraflarla Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston aracılığıyla ve şahsen temasta olduğunu ve
cumartesiden beri Annan ile bir, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile iki defa telefonla görüştüğünü hatırlattı. Boucher, "Tarafların, anlaşmasını bekliyoruz. BM Genel Sekreteri'nin çabalarına desteğimiz tam. Tarafların Annan'ın önerilerini kabulü için çalışmalarımız sürecek" dedi.
Türk ve Rum taraflarının da büyük çaba göstererek 9 bin sayfalık federal yasa ve çözümün parçası olan bin 134 anlaşma hazırladığını belirten sözcü Boucher, "Nihai bir çözüm herkes için kazanmak anlamına gelecek. Annan'ın, bütün Kıb
rıslılar için daha iyi bir gelecek sağlanması yönünde yaptığı çağrıya biz de aynen katılıyoruz" diye konuştu. Powell'ın İsviçre'ye gitme olasılığı sorulduğunda Boucher, ne gerekiyorsa yapılacağını söyledi.

Hükümetin Kıbrıs sınavı

Murat Yetkin

Askerler ve Sezer, hükümetin elini zora sokacak demeç vermekten kaçınıyor

31/03/2004 RADIKAL

Kıbrıs'ta süreç daraldıkça çözüm trafiği baş döndürücü hızlara ulaşıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan, aralarında ABD Başkanı George Bush, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder'in de bulunduğu dünya liderleriyle (seçim günü dahil) yaptığı telefon görüşmelerinin başlıca konusu, varılması muhtemel Kıbrıs anlaşmasının AB birincil hukuku sayılması. Böylece anlaşmayla gelecek özel uygulama ve ayrıcalıkların, daha sonra Kıbrıs Rumlarınca Lüksemburg'daki Avrupa Birliği Adalet Divanı'nda açılacak davalarla geçersiz hale gelmemesi. Bu konu New York görüşmelerinden bu yana temel sorun olmayı sürdürüyor. Önceki gün İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott tarafından Başbakan Erdoğan'a iletilen İngiliz Başbakanı Tony Blair'in mektubu da asli olarak bu konuya değiniyordu. İngiltere'nin Türkiye'nin hassasiyetini anladığı ve bu konuda çalışmayı sürdürdüğü mesajı iletiliyordu. Hem İngiltere, hem de ABD bu konuda baskı ve ikna çabaları yürütüyorlar. (Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Akın Alptuna, Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu ve özellikle de İsviçre'nin Bürgenstock kasabasındaki görüşmelerde yer alan Türkiye'nin BM Temsilcisi Ümit Pamir'in bu süreçteki rolü, herhalde ileride daha çok anlaşılacak.)
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planının dördüncü halindeki değişiklikler bir yönüyle Türk tarafını tatmin edici bulunuyor. Uzlaşmanın Türk tarafına dah
a çok egemenlik hakkı, Rum tarafına da daha çok toprak ve mülkiyet tanınması denklemiyle bulunabileceği daha Annan Planı'nın ilk şeklinden zaten belliydi. Bu dördüncü baskıda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Adada Türk toplumuna güven veren varlığının vurgulanması ve iki kesimliliğin altının çizilmiş olması bu çerçevede rahatlatıcı unsurlar. Ancak bu durumun bile Lüksemburg mahkemelerinden dönmeye açık olması en büyük ve haklı endişe kaynağı.
Dolayısıyla baskı ve ikna çabalarının odağında, daha doğrusu hedefind
e AB Komisyonu bulunuyor. Diplomatik kaynaklar, BM'nin ve Türk tarafının elinden geleni yaptığını, artık topun tamamen AB'de olduğunu vurguluyorlar.
Bu nedenle baskıların odağında aslında AB'nin genişleme sorumlusu Günther Verheugen ve ona bağlı çalışan h
ukuk bürosu bulunuyor. Verheugen ve ekibi de Bürgenstock'da. Hukukçuların anlaşmayı asli metne uyarlama konusundaki itirazları siyasi baskıyla ne kadar aşılabilecek, bu belki bugün, belki de yarın görülecek.
Ancak Türk tarafının Yunanistan'da 7 Mart'ta ya
pılan seçimleri PASOK yerine Yeni Demokrasi'nin kazanmış olmasından o kadar da memnun olmadığı söylenebilir. Gelişmelerin içindeki bir kaynak, doğrusu Papandreu'yu aradıklarını söylerken, yeni Yunan Dışişleri Bakanı Moliviadis'in Kıbrıs Rumlarını ikna çabasında halefi kadar aktif olmadığını ima ediyor.
Ankara cephesindeyse tam siper bekleyiş söz konusu. Gerek Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, gerekse Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök,
İsviçre'de hükümetin elini zorlaştıracak demeç ve hareketlerden
kaçınıyor.
Bu çerçevede 27 Mart'ta Ankara'nın Armada Alışveriş Merkezi'nde düzenlenen asker ressamlar sergisini açacağı duyurulan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın törene 10 dakika kala gelemeyeceğini söylemesi de dikkat çekiyor. Kulisle
re yansıdığı kadarıyla, açılışa gazetelerin sanat muhabirlerinden çok savunma ve dış politika muhabirlerini gönderdikleri anlaşılınca, muhtemelen Kıbrıs konusunda daha sonra sıkıntı verebilecek sorulara muhatap olmamak amacıyla bu karar alınıyor.

Sorumluluk çok ağır
İsviçre görüşmeleri tamamlanamadığından Erdoğan ve Gül bugün yapılan MGK toplantısına katılamayacak. Toplantı yarında devam edecek ve Erdoğan ile Gül İsviçre'deki zorlu müzakereler hakkında kurula bilgi verecek. Bu durum bile hükümetin Kıbrıs konusunda üstlendiği sorumluluğun ağırlığını göstermeye yetiyor. Erdoğan'ın muhtemel Kıbrıs anlaşmasını AB hukuku yapmaktaki bu ısrarı, Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay'dan da çok kendi politikası icabı.
Hükümetin bu sınavdan başarıyla çıkmasının yalnızca
Türkiye'nin değil, kendi siyasi geleceğini de ilgilendireceğini her halde en iyi bilen Erdoğan olsa gerek

Dengeli plan

Erdal Güven

Annan, Kıbrıs'ta çözüm için iki yıl önce sunduğu planı, tarafların değişiklik talepleri uyarınca revize edip ortaya bir taslak anlaşma koydu. Planın geçirdiği evrime dair bazı örnekler şöyle:

31/03/2004 RADIKAL

BÜRGENSTOCK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, iki yıl önce sunduğu Kıbrıs çözüm planını Türk ve Rum taraflarının talepleri doğrultusunda dördüncü kez revize edip taraflara sundu. Planın ilk hali Türk tarafının yaptığı önerileriyle değerlendirilerek, ortaya yeni bir anlaşma taslağı konuldu. Taslaktan örnekler şöyle:

YERLEŞİM SORUNU
Annan Planı'nın önceki hali: Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra altı yıl boyunca Rumlar Türk tarafına yerleşemesin. Yalnızca 65 yaş üstü kişiler ve eşleri ya da bir kardeşleriyle üç Karpaz köyü ahalisi bu kısıtlamadan muaf tutulsun; bu kişiler anlaşma yürürlüğe girdikten iki yıl sonra da dönüş hakkına sahip olsun. Türk tarafına yerleşecek tüm Rumların oranı yüzde 21'i geçmesin, ancak Türkiye AB'ye üye olduktan sonra tüm kısıtlamalar kaldırılsın.
Türk tarafının önerisi: Moratoryum yedi yıla çıkarılsın. Bundan yalnızca Karpaz köylüleri muaf tutulsun, ancak onlar da üç yıl sonra dönüş hakkına sahip olsun. Rumların toplam oranı yüzde 12'ye düşürülsün ve Türkiye AB'ye girdikten sonra da bu oran değişmesin.
Taslak anlaşma: Moratoryum beş yıl. Rumların nihai oranı yüzde 18. Bu sınırlamalar Türkiye AB üyesi olana ya da 19'uncu yılın sonuna kadar geçerli. Sonrasında da bu oran ancak yüzde 33'e kadar yükselebilecek.
Karpazlılar ile 65 yaş üstü kişilerle ilgili düzenleme aynı.

MAL-MÜLK KONUSU
Annan Planı'nın önceki hali: Rumların Türk tarafında sahip olabileceği ev ve arsa oranı köy ve belediye çapında yüzde 20, Türk tarafının tümünde yüzde 10 olsun.
Türk tarafının önerisi: Bu oranlar sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 5'e çekilsin. Bunun dışındaki Rum şahıs ve şirketlerin mal- mülk edinmesi Türk kurucu devletinin iznine tabi kılınsın. Anlaşmaya bu düzenlemenin, Avrupa Birliği'nin temel yasalarıyla çelişmediğine dair bir ifade konulsun.
Taslak anlaşma: Türk tarafında kişi başına düşen milli gelir Rum tarafının yüzde 85'ine ulaşana kadar Rumların Türk tarafında mal-mülk edinmesi Türk kurucu devletinin iznine tabi olacaktır.

SENATO SEÇİMLERİ
Annan Planı'nın önceki hali: Türk kurucu devleti vatandaşlığına geçen Rumlar federal senato için oy kullanabilsin.
Türk tarafının önerisi: Türk kurucu devleti vatandaşı Rumlar, federal senato için oy kullanamasın. Rumlar ancak belediye başkanlığı ve muhtarlık için oy kullansın.
Taslak anlaşma: Kıbrıs Türk kurucu devletinin senatörleri yalnızca Kıbrıslı Türklerce seçilsin. Diğer federal haklar ise kurucu devlet vatandaşlığına görev verilsin. Ayrıca, Türk kurucu devleti kimliğini koruyabilmek için AB mevzuatıyla çelişmemek şartıyla vatandaşı olmayan Rumların daimi ikamet hakkına sınırlama getirebilsin.

ASKER KONUSU
Annan Planı'nın önceki hali: Türkiye ve Yunanistan adada 6 bin 500'er asker konuşlandırabilsin. Buna karşılık Türkiye AB'ye üye olduğunda bu askerler karşılıklı geri çekilsin ve ada silahsızlandırılsın.
Türk tarafının önerisi: Asker sayısı 6 bine insin. Türkiye AB'ye üye olduktan sonra 1959 tarihli İttifak Anlaşması'nın öngördüğü uygulamaya dönülerek Yunanistan Rum tarafında 950, Türkiye Türk tarafında 650 askeri kalıcı olarak konuşlandırabilsin.
Taslak anlaşma: Asker sayısı 2011'e kadar 6 bine, 2018'e kadar 3 bine indirilsin. Sonra Türkiye 650, Yunanistan da 950 asker bıraksın. Amaç tam askerden arındırma olmak üzere bu durum her beş yılda bir gözden geçirilsin.

ASKERİ HAREKETLİLİK
Annan Planı'nın önceki hali: Türkiye ve Yunanistan birliklerinden askeri hareketliliklerini 48 saat, tatbikatlarını ise 72 saat önceden BM'ye ve birbirlerine haber vermeleri isteniyor.
Türk tarafının önerisi: Askeri hareketliliğe sınırlama getirilmesin, buna karşılık tatbikatlar yedi gün önceden bildirilsin.
Taslak anlaşma: Plandaki düzenlemenin aynısı.

VATANDAŞLIK
Annan Planı'nın önceki hali: Kıbrıslılarla evlenmiş Türkiyeliler vatandaş olsun. Ayrıca bazı ölçütlere bağlı olarak 45 bin Türkiyeliye daha vatandaşlık verebilsin.
Türk tarafının önerisi: Kıbrıslılarla evlenmiş Türkiyelilere ek olarak Kıbrıs'ta doğmuş Türkiyeliler de doğrudan yeni devletin vatandaşın olsun. 45 binlik sayı hiçbir ölçüte bağlı kalınmaksızın 50 bine çıkarılsın.
Taslak anlaşma: Planın ilk haliyle aynı.

İKAMET KONUSU
Annan Planı'nın önceki hali: Rum ve Türk kurucu devletlerinde daimi ikâmet edebilecek Yunanistan ve Türkiyelilerin oranı yüzde 10'la sınırlansın.
Türk tarafının önerisi: Bu oran yüzde 5'e indirilsin, buna karşılık Türkiye AB'ye girdiğinde sınırlama ortadan kaldırılsın.
Taslak anlaşma: Oran yüzde 5 olsun, 19 yıl sonra ya da Türkiye AB üyesi olduğunda sınırlama kaldırılsın.

ULUSLARARASI ANLAŞMALAR
Annan Planı'nın önceki hali: Senatoda uluslararası anlaşmalar, bütçe vb. özellikli konularda karar alınırken Türk senatörlerin beşte ikisinin onayı yeterli olsun.
Türk tarafının önerisi:
Türk senatörlerin çoğunluğunun onayı gereksin.
Taslak anlaşma: Planın ilk haliyle aynı.
Annan Planı'nın önceki hali: Kıbrıs Türk tarafı üçüncü ülkelerle ticari ve kültürel ilişkiler kurabilir.
Türk tarafının önerisi: Kıbrıs Türk tarafının Türkiye'yle kuracağı ilişkiler kültürel ve ticari ilişkilerle sınırlandırılmasın.
Taslak anlaşma: Planda öngörülen düzenlemenin aynısı.

TÜRK TALEPLERİNE YANITLAR
Türk tarafının bunların dışında talepleri ve taslakta buldukları karşılıklar şöyle:
Türk tarafının önerisi:
Egemenliğe ilişkin ifadeler pekiştirilsin.
Taslak anlaşma: Taraflar birbirleri üzerinde otorite ya da kanuni yetki iddiasında bulunamaz.
Türk tarafının önerisi: Rumlarca Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açılmış ve açılacak tüm davaların muhatabı yeni Kıbrıs devleti olsun.
Taslak anlaşma: Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, Kurucu Anlaşma'nın tüm mal-mülk sorunların çözümü için bir iç hukuk yolu sunduğunu göz önünde bulundurarak, 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 37'nci maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bir mektup göndererek, halihazırda Kıbrıs'taki mal-mülk sorunlarına ilişkin tüm davaların muhatabının artık yalnızca Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olacağını bildirecek mahkemeden, bu davaları sonuçlandırmak için kurulması üzerinde anlaşılan iç hukuk mekanizmasının çalışmaya başlayabilmesi söz konusu davaları düşürmesini isteyecek.


Rumlara bırakılacak yerleşimler
Annan Planı'nın ekinde yer alan haritaya göre, KKTC'deki 65 köy Rumlara bırakılıyor. Böylece 48 bin 950 Kıbrıslı Türk yer değiştirecek. Yeni plana göre, Lefkoşa-Mağusa anayolunun güneyi BM kontrolüne verilecek. Haritada Rumlara verilecek yerleşimler şöyle:
104 günde verilecek köyler:
Erenköy, Süleymaniye, Şirinköy, Madenliköy, Pile, Kapalı Maraş.
6 ayda verile
cek köyler:
Taşköy, Düzce.
1 yılda verilecek köyler:
Bademliköy, Ömerli, Gaziler, Kırklar.
2 yılda verilecek köyler:
Günebakan, Yukarıyeşilırmak, Yeşilırmak, Gayretköy, Akdoğan, Türkmenköy, İncirli, Çayönü, Güvercinlik, Yukarı Derinya.
2.5 yılda veri
lecek köyler:
Aşağıbostancı, Yukarıbostancı, Alayköy, Haspolat, (Mağusa'da) Aşağı Maraş, Derinya, Kapalı Maraş, Canbulat Mahallesi, Veyseller Mahallesi, Zafer Mahallesi, Pertevpaşa Mahallesi, Lala Mustafa Paşa Mahallesi, Anadolu Mahalle.
3 yılda verilece
k köyler:
Yedidalga, Gemikonağı, Yeşilyurt, Aydınköy, Güneşköy, Güzelyurt, Koruçam, Akçay, Yuvacık, Kalkanlı, Zümrütköy, Mevlevi, Karpaşa, Şahinler, Çamlıbel, Serhatköy, Özhan, Gürpınar, Kılıçaslan, Kozan, Alemdağ, Yılmazköy, Şirinevler, Akçiçek, Türkeli,
Paşaköy, Vadili, Pirhan, Dörtyol, Korkuteli.

Nedir bu telaş?

Gündüz Aktan

31/03/2004 RADIKAL

Medyaya bakarsanız Annan planının 4. versiyonu bir harikaymış, Rumlar müthiş hayal kırıklığına uğramışlar vb. Bir I. Dünya Savaşı şarkısı vardı, 'Ne zaman öğrenecekler' diye.
Annan, metni geçen pazartesi dağıttı ve tarafların 24 saat içinde cevap vermesini istedi. Taraflar da kuzu kuzu bu talebi yerine getirdi. Kimse 'Ne oluyoruz, neden bu telaş' diye sormadı. Oysa bu kadar önemli bir belgenin çok iyi çalışılma
sı gerekiyordu.
Annan Planı'na ilişkin çözümün AB birincil hukuku yapılmasına ilişkin meşhur uyum senedi (act of adaptation) metnin en arkasına eklenmiş. Senetler AB üçüncül hukukunu oluşturuyor. Bağlayıcılıkları yok gibi bir şey. Yani çözüm anlaşmasında
(bundan böyle sadece 'Anlaşma') Türklere tanınan istisnai (koruyucu) hükümlerin Lüksemburg AB Adalet Divanı'nda açılacak davalarla ortadan kaldırılmasını engelleyecek gücü yok. Bu nedenle bir protokol hazırlanması ve AB üye ülkelerinin parlamentolarınca onaylanması gerekiyor.
Kaldı ki senedin dili yeterince bağlayıcı değil ve göz boyamak amacıyla bulunmaması gereken birçok paragrafla doldurulmuş. Kısaca, senet metninin yeniden kaleme alınması lazım.
Verheugen'in iddiasının aksine, 'Anlaşma'yı birincil huk
uk yapmak için, üye ülke parlamentolarınca onaylanmasının 18 ay gibi uzun bir süre alması söz konusu değil. Zaten onun da çaresi var. Protokol imzayla yürürlüğe girebilir. Onay işlemleri sonra yapılabilir.
Bir şey apaçık: 'Anlaşma' AB birincil hukuku yapı
lmazsa, hiçbir işe yaramaz. Hükümet böyle bir 'Anlaşma'nın referanduma konmayacağını en açık bir dille dünyaya ilan etmeli.
Yeni versiyonda lehimize bazı değişiklikler yapılmış. Kuzeye çıkacak Rum göçmen sayısı yüzde 21'den 18'e indiriliyor. Ama 65 yaşını
n üstündekilerle Karpaz'a yerleşecekler bu rakamın dışında kalıyor. Yani kuzeye gelecek Rumlar 70 bin civarında.
'Anlaşma' referandumla otomatik olarak yürürlüğe giriyordu. Şimdi yürürlük için, garantör ülkelerin, ekinde 'Anlaşma' bulunan 'Antlaşma'yı (ya
ni 'Treaty'yi) imzalaması şartı da aranıyor. Böylece 1960 düzeni gibi yenisi de, garantörlerin imzasıyla uluslararası yükümlülük niteliği kazanıyor.
Türk oluşturucu devletinden gelecek senatörlerin Türk olması ve Rum emlakinin üçte birinin iade ya da tazm
inat konusu olması da Türk tarafı lehine.
Çözüm sonucunu Avrupa Konseyi'ne bildiren mektup metni, Loizidou türü davaların AİHM'ye gidişini önlemeyebilir. Zira bu davalar Rumların 1974'ten bu yana emlaklerini tasarruf edememelerinden doğan zararların tazmi
nini amaçlıyor. Bu nedenle mektup metninde uygun bir değişiklik yapılması gerekiyor.
Harita, garanti sistemi, eşitlik adı altında eşitsizlik, yeni devletin eskisinin devamı olması, adada kalacak Türkiyeli Türk sayısıyla Türkiye'nin AB üyeliğine kadar kala
cak asker sayısı ve askerin harekât imkânlarına getirilen kısıtlamalar değişmemiş.
Rumlar lehine iki temel değişiklik yapılmış: Çözümle birlikte yeni federal devletin inanılmaz bir süratle kurulması öngörülüyor. Bu amaçla kısa zamanda incelenmesi imkânsız
, çok sayıda yasa referanduma sunulmak üzere 'Anlaşma'ya ekleniyor. Tüm federal kurumlar, bina ve personeliyle hazır ediliyor. Adaki tüm seçimlerin, 13 Haziran AP seçimleriyle birlikte yapılması ve geçiş döneminin birkaç aya indirilmesi planlanıyor.
Öte y
andan, Rumların isteği doğrultusunda, güneye bırakılacak toprak parçası, referandumla birlikte hukuken güneye geçiyor. Tam devir 3.5 yılda yapılıyor ama BM son 10 ayda toprağı fiilen devralıyor. Orada yaşayan 57 bin Türk hazırlıklar tamamlanmadan kuzeye gönderiliyor.
Anlaşılıyor ki Rumlar, AB üyesi olamazsak, adadaki çözümü durduramayalım diye, yangından mal kaçırmaya çalışıyor.
Bu kadar telaş içinde çok büyük hatalar yapılabilir. Bu nedenle süreci hemen yavaşlatmak, metni iyice incelemek, olmazsa olmazla
ra uymasını sağlamak, aksi halde referanduma gitmemek en akıllıca yol olur. Hükümet bunları yapmadan referanduma gitme taahhüdü içeren metni, sakın ola ki, İsviçre'de imzalamasın! Zaten 10 Nisan'a kadar vakti var. Kaldı ki onay için öngörülen usul de bizim mevzuata aykırı.
Yoksa son pişmanlık fayda vermez.

Adada kalıcı sınırlama olmaz

31/03/2004 RADIKAL

THEO GORGİOU
Kısa bir zaman önce Türkiye'de yüksek konumda olan bazı insanlar ağız birliğiyle Türkiye AB'ye girdiğinde, Kıbrıs'ta varılacak bir anlaşmadaki her derogasyonun anlamını yitireceğini söylüyorlardı. Yani eğer Türkler adaya yatırım yapıp yerleşebiliyorlarsa, o halde Kıbrıslı Rumların da aynı şeyi Kuzey Kıbrıs'ta yapmaları sorun değil. Ancak bugünlerde bu önermeye aynı kişiler dudak bükmekte. Annan Planı'nın üçüncü versiyonunda Kıbrıs Türk parça devletine dönebilecek olan Kıbrıslı Rum sayısının anlaşmayı takip eden birkaç yıl içinde oldukça az olacağı, 15 yıl sonra ise toplam nüfusun maksimum yüzde 21'i olması önerilmişti. Ancak burada önemli bir nokta, yerleşim özgürlüğüne getirilen sınırlamaların Türkiye AB'ye girdiğinde kaldırılacağının da planda belirtilmesidir. Fakat bunu öngören sadece değişiklik yapıldığı haliyle Annan Planı değildir. Avrupa Birliği'nin dayandığı ilkeler, emeğin, paranın ve düşüncenin serbest hareketi üzerinde temellenmekte. Bunları sınırlama yolunda atılacak herhangi bir adım örgütün varlık amacını sarsmak olur. AB tabii ki geçiş dönemlerine izin vermekte. Örneğin Almanya, Polonya AB'ye üye olduktan sonra sınırları içinde Polonyalıların çalışmasına yedi yıl kadar izin vermeyecek. Burada söylemek istediğim, getirilecek her sınırlamanın mutlaka geçici olduğu. Buradaki büyük soru bu geçici sürenin ne kadar süreceği. Bazı Kıbrıslı Türkler eğer bu süre çok kısa olursa, ekonomilerinin Rum tarafının çok daha güçlü olan ekonomisinin ağırlığı altında çökeceğine inanmakta. Bu anlaşılır bir endişe çünkü birleşmeden sonra hiçbir sınırlamanın konmadığı Doğu Almanya örneğinde olduğu gibi, büyük balığın küçük balığı yutması durumu söz konusu. Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var. Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası'nın da kısa bir süre önce belirttiği üzere, iş hayatıyla ilgili sınırlandırmalar kısa süreli olmalı, çünkü uzarsa yerel ticaret ciddi bir biçimde rekabet edemez hale gelecek.
Dahası, sınırlamaların 'kana susamış Kıbrıs Rumlarının' kendi yurttaşlarına saldırıp onları öldürmesini engellemek amacıyla kalıcı olmasını savunmak ise artık ciddiye alınmamakta. Geçiş üzerindeki kısıtlamaların yeşil hat boyunca kısmi olarak kaldırılması her iki top
luluktan Kıbrıslıların birçok ortak yönünün olduğunu ve çoğunluğun karşı tarafı düşman olarak görmediğini göstermiştir.

Anlaşma AB hukukuna uymalı
Bundan başka Türkiye'nin bir süre sonra AB'ye katıldığında kabul etmeyeceği bir şeyi Kıbrıslılar'ın kabul etmesini istemek onlardan çok fazla şey beklemek olur. Kürt olmayan Türk vatandaşlarının 1980 ve 1990'larda olanlardan dolayı güneydoğuyu ziyaret etmelerini engelleyen kısıtlamalar olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Kısa bir süre öncesine kadar Kürtler anad
illerini bile okulda öğrenemiyorlardı, ancak bu onların (dolayısıyla da Kıbrıslı Türklerin) üniter ya da federe bir devlet çatısı altında yaşayamayacakları anlamına gelmez.
Herhangi bir anlaşmanın AB temel yasasıyla uyum içinde olması gerektiğini söylemey
e gerek yok. Ancak genişlemeden sorumlu yetkilinin geçen hafta belirttiği gibi, Rauf Denktaş ve Türkiye eğer geçen şubat ayındaki görüşmelerde daha yapıcı ve uzlaşmaya daha istekli olsaydı, Kuruluş Anlaşması'nın yasallığı meselesi gündeme gelmeyecekti. Yasallık, bu arada, uluslararası yasalara ve ilgili BM kararlarına da uymak anlamına gelmektedir. Söz konusu yasaların hepsi Kıbrıs mültecilerinin evlerine dönmelerine çağrı yapmaktadır.
Sonuç olarak, o halde, AB'nin Kıbrıs'ta barışı sağlayacak şartları sağl
aması gerektiğini ancak varılacak anlaşmanın bir Avrupa hukuk kurumu olan Acquis ilkeleriyle, yani AB'nin temel aldığı ilkelerle ve BM Güvenlik Konseyi'nin kararlarıyla da tutarlılık içinde olması gerektiğini söyleyebiliriz. Son Avrupa Konseyi'nin almış olduğu karar tam olarak budur.
(Kıbrıslı araştırmacı)

RADIKAL 31/03/2004

Vasiliu: Derogasyonlar kabul edilemez

Eski Rum yönetimi lideri ve Bürgenstok’taki Rum heyetinde yer alan Yorgo Vasiliu, Türk tarafının hayati konu olarak gördüğü derogasyonların kabul edilemeyeceğini söyledi.

NTV

31 Mart 2004— NTV muhabiri Yorgo Kırbaki’nin sorularını yanıtlayan Vasiliu, plandaki olumsuz unsurları kabul etmesi için rum tarafına taviz verilmediğini belirtti.

Eski Kıbrıs Rum yönetimi lideri ve Bürgenstok’taki Rum heyetinde yer alan Yorgos Vasiliu, 4. Annan Planı’nda olumlu unsurlar olduğunu, ancak bazı değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi. Vasiliu, özellikle Türk tarafının hayati konu olarak gördüğü derogasyonların kabul edilemeyeceğini savundu. Yorgos Vasiliu, “Derogasyonlar daimi istisnalar olamaz. Kuzeye geçmesi öngörülen Rumların sayısının azaltılmasını kabul edemeyiz. Senato’da kurucu devletler yerine Kıbrıslı Türklerden ve Rumlardan söz edilmesi de olumsuz. Türk askeri konusu da öyle. Üstelik herhangi bir olumsuz unsuru kabul edebilmemiz için bir karşılık da verilmiyor” dedi.
Vasiliu, Rum tarafının istekleri doğrultusunda planda son dakika değişiklikleri olup olamayacağı sorusuna ise “İyi niyet önemli. Kaybedenin o
lmayacağı, herkesin kazanabileceği bir sonuç olabilir” yanıtını verdi.

‘Plana değil, referanduma imza istenebilir’

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, İsviçre’de devam eden Kıbrıs görüşmelerinde, BM’nin plan için değil, planın son şekliyle referanduma sunulacağı konusunda imza isteyebileceğini söyledi. Lefkoşa
AA

31 Mart 2004 — İsviçre’deki Kıbrıs görüşmelerinde KKTC heyetine başkanlık eden Başbakan Talat, taraflardan dün alınan öneriler çerçevesinde planın son şeklinde esasa yönelik değişiklik beklemediklerini, hataların düzenlenmesi şeklinde bazı küçük değişiklikler olabileceğini kaydetti.

Talat, bir soru üzerine, BM’nin taraflardan plan için değil, planın son şekliyle referanduma sunulacağı konusunda imza isteyebileceğini, ancak bu konunun da netlik kazanmadığını belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs’ta bir ay süren, ardından İsviçre’de 10 gündür devam eden sıkı pazarlıklar sonunda kendi adını taşıyan çözüm planına son şeklini vererek, taslak halinde Pazartesi günü taraflara sunmuş, dün de tarafla
rın son önerilerini almıştı

Annan’ın, Kıbrıs’ın kaderini değiştirecek planın nihai şeklini ise bugün Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile Türkiye ve Yunanistan heyetlerine sunması bekleniyor. Bu arada, Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, zirvenin bu akşam tamamlanmasının ardından yarın sabah İsviçre’den ayrılacak, gece KKTC’ye dönecek.

Papadopulos: Garanti yoksa, imza da yok

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, devletin çalışabilirliğini garanti altına almayan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini belirtti. Papadopulos, “Baskılara ve şantajlara boyun eğmeyeceğiz” dedi. Bürgenstock
NTV

31 Mart 2004 — Tasos Papadopulos, Rum Yedek Komandolar Kurultayı’na gönderdiği mesajda, Kıbrıs’a döndüğü zaman halka bilgi vererek, kesin tutumunu göstereceğini belirtti.

Çok kritik saatlerden geçildiğini ifade eden Papadopulos, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” Başkanı ve “Kıbrıs Helenizminin lideri” olarak, kendisinin, güvenliği ve halkın yaşamını sürdürmesini sağlamlaştırmayan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini ve desteklemeyeceğini vurguladı.

Rum halkının İsviçre’deki gelişmelerden ve olanlardan endişe duyduğunu bildiğini ifade eden Papadopulos, baskılara ve şantajlara boyun eğmeyeceğini kaydetti.

İsviçre’de son gün

İsviçre’deki 4’lü görüşmelerin son gününde BM Genel Sekreteri Annan’ın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik tasarıya öğle saatlerine kadar son şeklini vermesi bekleniyor.

Murat Akgün/Kayhan Karaca
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

31 Mart 2004— Tasarıyla ilgili itiraz ve önerilerini BM’ye ileten taraflar, Annan’ı etkilemek için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Dışişleri Bakanı Gül, ABD Dışişleri Bakanı Powell’ı arayarak plandaki dengenin korunmasını istedi. Gül’ün İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’la da görüşmesi bekleniyor. Öte yandan, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen taraflara derogasyonlarla ilgili olarak AB’ye uyum senedi sundu.

BM Genel Sekreteri Annan’ın taraflara planının referandumda oylanacak son şeklini bugün öğlene kadar sunması bekleniyor. Annan’ın birkaç saat içinde planını sunmak üzere tarafları davet edeceği ve akşam saatlerine kadar metni incelemeleri için zaman vereceği belirtiliyor. Tasarının son şeklinin ilk halinden çok farklı olması beklenmiyor

ABD VE İNGİLTERE DEVREDE
İsviçre’deki Kıbrıs müzakerelerinin son gününde Genel Sekreter’i etkilemek için tarafların diplomatik çabaları da sürüyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’la telefonla görüştü. Edinilen bilgilere göre, görüşmede Gül Powell’a,
Rum tarafının manipülasyonuna gelinmemesi ve plandaki dengelerin değiştirilmemesi mesajını verdi. Powell’ında Türk tarafının tutumundan memnun olduğunu ve gereken katkıyı yapacağını söylediği kaydediliyor. Powell’ın Annan’ı arayarak bir görüşme yapması bekleniyor. Gül’ün İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u da arayarak plandaki dengelerin korunması konusunda destek isteyebileceği ifade ediliyor.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Kostas Karamanlis de sabah saatlerinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la görüştü.
Taraflar dün akşam da yoğun bir görüşme trafiği yaşadı. Başbakan Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile bir araya geldi.
Erdoğan-Karamanlis görüşmesine Yunan ve Türk Dışişleri Bakanları da katıldı. Başbakan Erdoğan, dün akşam AB Komisyonu’nun
genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’la da bir toplantı yaptı.

Ayrıca BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile ayrı ayrı görüştü.
Bu arada Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis’in telefonda ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ı arayarak müzakerelere ilişkin bilgi verdiği öğrenildi. Yunan Bakan’ın, Powell’a, görüşmelerde henüz önemli bir gelişme kaydedilmediğini söylediği belirtildi.
Başbakan Erdoğan’ın dün Annan’la
görüşmesinde ise, Genel Sekreter’in planda çok radikal değişiklikler yapamayacağını belirttiği, Erdoğan’ınsa Kıbrıs’ta daha fazla taviz veremeyiz dediği bildirildi.

TÜRK VE RUM TARAFININ İTİRAZLARI
Tüm taraflar, BM Genel Sekreteri Kofi Annan sunduğu çözüme yönelik planının 4’üncü versiyonuyla ilgili değerlendirmelerini tamamlayarak, dün görüşlerini BM’ye yazılı ve sözlü olarak iletmişti.
Türk tarafı, iki kesimlilik, geçiş dönemi, AİHM’ye açılan davalar ve derogasyonlar konusunda değişiklik istiyor. KKTC C
umhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın özellikle planda yer alan harita ve birincil hukuk konusunda hassasiyetini arttırarak koruduğu ve İsviçredeki heyeti bu iki konuda uyardığı belirtiliyor.
Birincil hukuk güvencesi verilmediğini hatırlatan Ada’daki kaynaklar, anl
aşmaya hukuki koruma sağlamak için AB’nin önerdiği uyum senedi formülünün ise bir geçerliliği olmadığını söylüyor. Avrupadaki uyum senedi uygulamalarını inceleyen Denktaş’ın danışmanları, senedin Avrupa mahkemelerince iptal edilebildiğini kaydetti.
Rum yö
netimi de Kuzeye dönecek Rum göçmenlerin oranının artırılmasını ve kısıtlamaların kaldırılması ve Türk askerinin varlığına itiraz ediyor. Planda anlaşmaya varılamayan kısımları, Annan kendisi dolduracak.

İMZA KONUSU BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR
Annan’ın bugün planının son halini sunmasının ardından taraflardan akşam saatlarinde bir imza isteyip istemeyeceği ve tarafların imza verip vermeyeceği konusu da hala “ortada”. Yunan ve Rum tarafının Burgenstock’dan herhangi bir belgeyi imzalayarak ayrılmaya sıcak bakmadığı bilinirken, Türk tarafı bu konuda kesin kararını vermiş değil.

‘Derogasyonlar için her üye onay vermeli’

Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrıs’ta daimi derogasyonların geçerli olabilmesi için tüm üye ülkeler tarafından kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Strasbourg
NTV

31 Mart 2004— Prodi, Strasbourg’da düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşmanın AB müktesabatı ile uyumunun sağlanması için Avrupa Komisyonu’nun her türlü önlemi aldığını da ifade etti

Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrıs’ta daimi derogasyonların geçerli olabilmesi için tüm üye ülkeler tarafından kabul edilmesi gerektiğini, aksi halde derogasyonların kabul edilemez olduğunu söyledi

Kıbrıs sorununun çözümü için ilk defa bu kadar somut ve olumlu bir ortam yakalandığını ifade eden Prodi, bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi

Türk tarafı Verheugen’in müdahalesinden rahatsız

İsviçre’de bulunan Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs müzakerelerine fiilen katılıyor. NTV

31 Mart 2004— Verheugen’in Rum Yönetimi adına pazarlığa oturması Türk tarafında tepkilere yol açtı.

İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında devam eden Kıbrıs görüşmelerine Kofi Annan’a danışman sıfatıyla katılması öngörülen Verheugen’in, Rum Yönetimi adına pazarlığa oturması türk tarafında tepkilere yol açtı. Birincil hukuk konusunu da pazarlık konusu yapan Verheugen açık bir şekilde Rum kesimi ve Yunanların çıkarlarını savunuyor

Günter Verheugen, Türkçe’nin AB kurumlarında resmi dil olarak kullanılması için 5 yıllık geçiş süreci talep etti. Bununla birlikte Karpaz’ın yönetiminin Rumlara devredilmesi gerektiğini savunan Verheugen, Kıbrıslı Rumların KKTC’den emlak alımının 15 yıl ile sınırlanmasını da talep etti.
Son Annan Planı’nda, Kıbrı
slı Türklerin yaşam seviyesinin Rumların yaşam seviyesine yaklaşana kadar kısıtlamanın sürmesi öngörülüyordu. Rumlar, bunun hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini söyleyerek bu maddenin değişmesini istiyordu.

Denktaş ‘hayır’ dedi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan’ın sunduğu son planda Türk tarafı için olumsuz unsurların değişmediğini belirterek, mevcut haliyle referanduma götürülmesi halinde “hayır” kampanyası başlatmaktan başka çare olmadığını söyledi.

31 Mart 2004 — Denktaş, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’ın görüşmelere Rum tarafı adına katılmasını da sert bir biçimde eleştirdi.

 


KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan’ın sunduğu son taslakta Türk tarafı için olumsuz olan unsurların değişmediğini söyledi. Garantiler konusunda görüşmelerin tıkandığını belirten Denktaş, planının AB’nin birincil hukuku haline getirilmesi konusunun da çözüme kavuşmadığını ifade etti.
Rauf Denktaş, BM’nin Kıbrıs sürecinde uyguladığı yöntemin dünyanın hiçbir yerinde uygulanmadığını
söyledi ve “Bütün metodoloji halkı kandırmak üzerine” dedi. KKTC Cumhurbaşkanı, ” Verilen mücadele devletin halkımızdan alınması, egemenliğin ortadan kaldırılması ve Türk askerinin Ada’dan atılmasıdır” diye konuştu.
Tarafların mutabık kalmayacağı bir metni
referanduma götürmenin etik olmayacağını anlatan Denktaş, dördüncü Annan Planı’ndaki unsurların değişmemesi halinde “hayır” kampanyası başlatmaktan başka seçeneği olmadığını söyledi.

VERHEUGEN NAZİ GENERALİ GİBİ’
AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter V
erheugen’ın görüşmelerde Rum tarafı adına masaya oturmasını da eleştiren Denktaş şöyle konuştu: “Verheugen İsviçre’ye gidip Rumlardan yana ağırlığını koyuyor. Türk tarafını tehdit ederek Rum tarafının hakkını yiyorsunuz diyor. Nazi generali gibi insanlarımıza bağırıp çağırarak, istediğini elde etmeye çalışmaktadır. Bu kadar tarafgirlik olmaz”

‘TARAFLAR REFERANDUMU ERTELETEBİLİR’
Tarafların mutabık kalmadan planın referanduma götürülmesinin de ahlak ve adalet anlayışına ters düşeceğini öne süren Denktaş, referandum olmama ihtimalini de değerlendirdi. “Taraflar Annan’a gider ve ‘planın, sorunumuzu çözmüyor. Referandumu erteleyelim’ der” diyen Denktaş, zoraki evliliğe mecbur olunmadığının altını çizdi. Bürgenstock’ta yapay bir iyimserlik yaratıldığını öne sü
ren Cumhurbaşkanı, bu havanın, referandum için propaganda amacıyla oluşturulduğunu belirtti.

İsviçre’de son gün

İsviçre’deki 4’lü görüşmelerin son gününde BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik tasarının son şekliyle ilgili değerlendirmelerini iletmek için tarafları görüşmeye çağırdı

Murat Akgün/Kayhan Karaca
NTV-MSNBC

31 Mart 2004— Annan, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’la bir araya geldi. Annan daha sonra Rum Yönetimi lideri Papadopulos’la görüştü. Genel Sekreter, son olarak da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Bu arada, Yunan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, “müzakerelerde gelinen noktada, taraflar arasında uzlaşma şansının şu an için zayıf göründüğünü" söyledi.

BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs görüşmeleri için Bürgenstock’da bulunan taraflara ikili görüşmeler için çağrıda bulundu. Annan’ın görüşmede tasarının son şekliyle ilgili değerlendirmelerini sunarak taraflardan görüş alması bekleniyor. Annan görüşmelerin ardından da tasarıya son şeklini verecek.

ABD VE İNGİLTERE DEVREDE
İsviçre’deki Kıbrıs müzakerelerinin son gününde Genel Sekreter’i etkilemek için taraflar diplomatik çabaları sürdürdü. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’la telefonla görüştü. Edinilen bilgilere göre, görüşmede Gül Powell’a, Rum tarafının manipülasyonuna gelinmemesi ve plandaki dengelerin değiştirilmemesi mesajını verdi. Powell’ında Türk tarafının tutumundan memnun olduğunu ve gereken katkıyı ya
pacağını söylediği kaydediliyor. Powell’ın Annan’ı arayacağı belirtiliyor. Gül’ün İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u da arayarak plandaki dengelerin korunması konusunda destek isteyebileceği ifade ediliyor. Bugün Dışişleri Bakanı Gül, Yunanistan Dışişleri Bakanı Molivyatis’le de görüştü.


Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis de sabah saatlerinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la bir araya geldi. Karamanlis’in ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile de telefon görüşmesi yaptığı, Powell’ın Yunan tarafından çözüm için çaba harcanmasını istediği belirtildi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis de İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ve AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’le görüştü
. Bu arada, Yunan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, “müzakerelerde gelinen noktada, taraflar arasında uzlaşma şansının şu an için zayıf göründüğünü” söyledi.

TÜRK VE RUM TARAFININ İTİRAZLARI
Tüm taraflar, BM Genel Sekreteri Kofi Annan sunduğu çözüme yönelik planının 4’üncü versiyonuyla ilgili değerlendirmelerini tamamlayarak, dün görüşlerini BM’ye yazılı ve sözlü olarak iletmişti.
Türk tarafı, iki kesimlilik, geçiş dönemi, AİHM’ye açılan davalar ve derogasyonlar konusunda değişiklik istiyor. KKTC Cumhur
başkanı Rauf Denktaş’ın özellikle planda yer alan harita ve birincil hukuk konusunda hassasiyetini arttırarak koruduğu ve İsviçredeki heyeti bu iki konuda uyardığı belirtiliyor.

Birincil hukuk güvencesi verilmediğini hatırlatan Ada’daki kaynaklar, anlaşmaya hukuki koruma sağlamak için AB’nin önerdiği uyum senedi formülünün ise bir geçerliliği olmadığını söylüyor. Avrupadaki uyum senedi uygulamalarını inceleyen Denktaş’ın danışmanları, senedin Avrupa mahkemelerince iptal edilebildiğini kaydetti.
Rum yöneti
mi de Kuzeye dönecek Rum göçmenlerin oranının artırılmasını ve kısıtlamaların kaldırılması ve Türk askerinin varlığına itiraz ediyor. Planda anlaşmaya varılamayan kısımları, Annan kendisi dolduracak.

İMZA KONUSU BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR
Annan’ın bugün planının son halini sunmasının ardından taraflardan akşam saatlarinde bir imza isteyip istemeyeceği ve tarafların imza verip vermeyeceği konusu da hala “ortada”. Yunan ve Rum tarafının Burgenstock’dan herhangi bir belgeyi imzalayarak ayrılmaya sıcak bakmadığı b
ilinirken, Türk tarafı bu konuda kesin kararını vermiş değil.

Erdoğan: Tezlerimizi başarıyla savunduk

İsviçre'nin Burgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri süreci çerçevesinde Annan, tarafların değişiklik önerilerini dikkate alarak şekillendirdiği Kıbrıs planının son halini düzenlenen kapanış töreninde sundu.

Planın taraflara sunulmasıyla müzakere süreci resmen sona ermiş oldu.

Annan, İsviçre'nin Burgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin son akşamında, 48 saat boyunca tarafları dikkatlice dinleyip, plandaki gerekli değişiklikleri yaptığını ve metne nihai şeklini verdiğini kaydetti.

Annan, taraflara birer mektup göndererek, prosedürlerin ana çerçevesi hakkında bilgi verdiğini, bu bağlamda 24 Nisan'da adada referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Annan, Kıbrıs konusunda görüşme ve müzakere sürecinin sona erdiğini belirterek, tarafların önündeki iki seçeneğin ''ya çözümsüzlük ya da bu çözüm'' olduğunu söyledi.

''Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak'' diyen Annan, ''1960'dan daha iyi tasarlanmış bir devlet yönetiminin gündeme geldiğini, Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye planlandığı gibi girmesini umduğunu'' belirtti.

Tarafların önlerinde duran planın, ''geçen yılki plandan oldukça farklı olduğunu'' da dile getiren Annan, ''müzakere sürecinin bir futbol maçı olmadığını, amacın taraflardan birinin diğerine gol atması olmaması gerektiğini'' ifade etti ve her iki tarafın da ''kazançlı çıkacağı bir sonuç için çaba sarfedildiğini'' söyledi.

ERDOĞAN: SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRMEYE HAZIRIZ'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın öngördüğü işbirliği ve takvim doğrultusunda, hükümet olarak son şekli verilmiş Kıbrıs planının öngördüğü sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi.

Erdoğan, Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, Türk hükümetinin konuya ilişkin gerekli değerlendirmeleri yapacağını ve planın, öngörülen aşamada TBMM'ye sunulacağını belirtti.

Başbakan Erdoğan, Yunan ulusuna ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, ''Burgenstock'ta başlatılan barış yolunu beraber yürüyelim, gereken adımları beraber atalım'' çağrısında bulundu.

Erdoğan, Türkiye'nin yaklaşımının sürekli olarak ''kazan-kazan'' esası üzerinde

olduğunu belirterek, Türkiye olarak Kıbrıs konusunda başlattıkları inisiyatifi bu müzakerelerde de sürdürdüklerini söyledi.

Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, aslında bu müzakerelerde kaybeden olmadığını ve ''al-ver'' hesabı gibi bir mantıkla hareket edilmediğini kaydetti.

Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerinin başarılı bir şekilde savunulmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin, Kıbrıs siyasetini, sürecin her aşamasında devletin tüm kurumlarıyla gerekli istişareleri yaparak, bir kollektif adım oluşturmak suretiyle yürüttüklerine dikkati çekti.

Erdoğan, Türkiyenin garantörüğünün muhafazasında da ısrarlı olduklarını ve bunu sağladıklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, Yunan ulusu ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, ''Burgehnstock'ta başlatılan barış yolunu berebar yürüyelim. Gereken adımları birlikte atıyoruz, birlikte atalım'' çağrısında bulundu.

KARAMANLİS: MAALESEF, ÜZERİNDE UZLAŞILMIŞ BİR ÇÖZÜME ULAŞMAK MÜMKÜN OLMADI

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Burgenstock'da üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi.

Karamanlis, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.

Karamanlis, ''Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüme ulaşmanın imkansız olduğu ortaya çıktı. Şimdi Kıbrıs halkı ve siyasi liderliği son kararı verecek. Bu kararı sorumluluk duygusu ve ileri görüşlülükle alacakları kanısındayım'' dedi.

Yunanistan'ın, görüşmeler sırasında planının mümkün olan en üst düzeyde geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştığını belirten Karamanlis, bu çabanın, özellikle planın AB’nin müktesabatına ve temel prensiplerine uyumu üzerinde durulduğunu vurguladı.

DE SOTO

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto, sabah saat 02.00’de yaptığı açıklamada geçiş sürecinin 30 aydan 2 aya indirildiğine dikkat çekti.

Türk tarafının derogasyonlar konusundaki endişesinin giderildiğini kaydeden De Soto, “Verhugen’in AB Konseyi’ne bir belge sunarak antlaşmanın desteklenmesini isteyecek” dedi.

HALKIN SESI 01/04/2004

Denktaş: Heyetin imza yetkisi yok

Kıbrıs zirvesini Lefkoşa’dan izleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Şu ana kadar aldık-verdik diyecek halimiz yok. Son pazarlıklar yapılıyor. Umarım sonuç hüsran olmaz” dedi.

Türk tarafının taleplerinin esasını oluşturan “birincil hukuk” konusunda hala daha teminat alınamadığını, Türk ve Yunan heyetleri arasında devam eden garantilerle ilgili görüşmelerin kopma noktasına geldiğini, Türk tarafı leyhine düzenlemelere Rumlar’ın itiraz ettiğini belirten Denktaş, “Son pazarlıklar yapılıyor, sonucu bekleyelim” diye konuştu.

Müzakere yöntemine ve AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’a yönelik eleştirilerini de tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “kimsenin referandum için imza vermeye yetkisi olmadığını” da kaydetti.

DENKTAŞ GÜNLERDEN SONRA...

Annan planına ilişkin son düzenlemelerin ardından iki günden beri tüm ısrarlara rağmen basına açıklama yapmayan Cumhurbaşkanı Denktaş, son pazarlıkların yapıldığı bugün Lefkoşa’dan sert açıklamalar yaptı. Saat 16.00’da Cumhurbaşkanlığı’nda günlerden beri açıklama bekleyen basının karşısına çıkan Denktaş, “müzakereler devam ederken konuşmayı zararlı bulduğu için” açıklama yapmadığını söyledi. Denktaş, bugün açıklama yapma gereğini duymasını ise, AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’ın İsviçre’deki KKTC heyetine yönelik baskılarından kaynaklandığını söyledi.

OLUMLU HAVA ALDATICI...

İsviçre zirvesinde KKTC’yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyetle devamlı temas halinde çalıştıklarını ve heyetin planda iyileştirme için yoğun bir çalışma yaptığını söyleyen Denktaş, “Bugüne kadar fazla konuşmayı zararlı bulduk. Ama son günlerde ‘herşey iyi gidiyor, her istediğimizi aldık’ diye yönlendirici haberler gelmeye başladı. Bu aldatıcı bir yaklaşım” dedi.

Çetin pazarlıkların hala devam ettiğini belirterek, “Bu ana kadar ne alınan, ne verilen var. Çünkü bizim istediğimiz ve aldık diye gösterilen herşeyi Rumlar reddetmektedir” diyen Denktaş, “Planın son şeklini yarından sonra göreceğiz ve ona göre bakacağız” dedi.

En hayati konuyu oluşturan “birincil hukuk” konusundaki taleplerinin henüz teminata bağlanmadığını söyleyen Denktaş, Türkiye ile Yunanistan’ın garantiler konusunda anlaştıklarına ilişkin haberlerin de doğru olmadığını kaydetti. Denktaş, “Daha pürüzler var. Hatta galiba bu konudaki görüşmeler kesildi” ifadelerini kullandı.

REFERANDUM İÇİN İMZA YETKİSİ YOK

Cumhurbaşkanıu Denktaş, İsviçre’deki taraflardan referandum için imza istendiğinin hatırlatılarak, “KKTC’den giden heyetin imza yetkisi var mı” diye sorulması üzerine de şunları söyledi:

“Hayır yetkileri yok, benim de yok. Esasen imzalamaya bir neden yok. Zaten referanduma sunacağız, anlaşmanın esası o...Her taraf imza ederse her taraf bu anlaşmayı kabul etmiş gibi görünecek. Halbuki taraflar arasında antant kalınmış birşey yok. Dolayısıyla neyi imza edecek...Bu luzumsuz bir gayret, luzumsuz bir bağlantı...”

Denktaş, “imza talebi kamuoyunu yönlendirmeye yönelik bir operasyon mu” diye sorulunca da, “Öyledir. ‘İşte imzaladılar, gene maşallah, inşallah, imza da atıldı, bu iş bitti’...Büyük bir oyun oynanıyor. Yine ‘bozguncu’ diyecekler ama bütün metodoloji insanları kandırma esası üzerine kuruldu. Baskıyla istedikleri sonucu almak için gayret sarfediliyor. Kendi istediklerini kabul ettirmek için insanlarımızı da günlerce oralarda tuttular....”diye konuştu.

YÖNTEM YANLIŞ

Görüşme yöntemine ilişkin eleştirilerini de tekrarlayan ve baskı yöntemiyle anlaşma olamayacağını söyleyen Denktaş, “Dünyanın hiç bir yerinde kavganın esasını halletmeden ve kavgayı daha da kızıştıracak mal-mülk problemleri bırakarak bu kadar aceleyle biraraya getirme çabası görülmüş şey değil. Eminim Sayın Annan da bu gidişata şaşmaktadır. Çünkü ayrılık hala 180 derecedir” dedi.

VERHEUGEN NAZİ SUBAYI GİBİ

Denktaş, AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’ı da Rumlar’dan yana tavır takınmakla ve Türk tarafını tehdit etmekle suçladı.

Verheugen için, “Bir diplomata yakışmayan şekilde bağıra çağıra bizim insanımızın üzerine Nazi subayı gibi yürümektedir. Bu diplomasiye uymayan büyük bir kabalıktır” diyen Denktaş, “Bu görüşmelerde söz söyleme hakkı yok. Söz söyleme, karışma hakkını kim verdi.... Hangi hakla benim insanlarımın üzerine yürüyor, bar bar bağırıyor...Bunlar ayıptır ve bu kadar tarafgirlik olmaz” ifadelerini de kullandı.

Denktaş, Verheugen’ın derogasyonlarla ilgili bu sabahki açıklamasının anımsatılması üzerine de, “Bu adamın söylediğine kulak vermeyin. Biz hukukçulardan aldığımız neticeyi insanlarımıza duyurduk. Verheugen’ın söyledikleri doğru değil, kandırmacadır. Tutamayacağı sözler vermektedir. Zaten birkaç ay sonra görevde olmayacak ve ondan sonra geriden bakıp bize gülecek” diye konuştu.

“İŞ REFERANDUMA KALACAKSA KALACAK ANCAK..."

Cumhurbaşkanı başka bir soru üzerine de, dördüncü Annan Planı’ndaki unsurların değişmemesi halinde referandumda “hayır” kampanyası başlatmaktan başka seçenek bulunmadığını söyledi. Denktaş, tarafların mutabık kalmayacağı bir metni referanduma götürmenin etik olmayacağını da belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bu konuda şunları söyledi:

“İş, zaten referanduma kalacaksa kalacak. Bu, planın içerisinde vardır ve bunu kabul ettik. Ama referanduma gitmesi için tarafların mutabık kalması da etiktir, gereklidir, hak ve adaletin gereğidir. Tarafların mutabık kalmadıkları bir planı, ‘hayır ben referanduma bunu sunacağım’ diye sunmak ve ondan sonra taraflar üzerinde baskı kullanarak, tehdit yaparak, ‘evet demezseniz şu olur, bu olur’ demek, kavgayı yeniden Kıbrıs’ta başlatmak demektir...”

Denktaş, “Eğer, sizin söylediğiniz gibi, tarafların mutabık kalmadığı bir anlaşmanın referanduma götürülmesi durumunda siz meydanlara çıkıp görüşlerinizi savunacak mısınız?” şeklindeki soru üzerine, “Tabiatıyla savunacağım, kim ne derse desin savunacağım” diyerek, şöyle konuştu:

“Tabiatıyla savunacağım. Bu, halkımızın geleceğidir, bu aynı zamanda Türkiye’nin Kıbrıs’la olan ilişkilerinin sona ermesi meselesidir. Tabiatıyla savunacağım, kim ne derse desin savunacağım.”

Cumhurbaşkanı Denktaş, “Eğer sizin söylediğiniz sorunlar çözülmezse bu noktada referandumda ‘hayır’ kampanyası da yapacak mısınız?” şeklindeki soruya karşılık da “Mecburum, görevim budur” dedi.

“METNİ REFERANDUMA GÖTÜRMEME İHTİMALİ NEDİR?”

Denktaş, “Ortaya çıkacak metni referanduma götürmeme ihtimali olabilir mi, bunu bu çok kısa süreçte nasıl görüyorsunuz?” sorusunu ise, “İki taraf, Türk ve Rum tarafları bir araya gelir ve ‘bu gidişat ne senin ne de benim işime yarıyor’ noktasına varırlarsa, Genel Sekreter’e gidilerek, ‘referandumu erteleyiniz, biz Kıbrıs’ta görüşmeye devam edelim ve görüşmeler sonunda ne olacaksa olsun’ derler” şeklinde yanıtlayarak, “Zoraki evlenmeye mecbur değiliz, evliliği bozan hususlar ortadan kalkmadan” diye konuştu.

“GÖRÜŞ AYRILIĞI YOK”

Cumhurbaşkanı başka bir soruya karşılık da, Bürgenstock’taki Türk görüşmeci heyetiyle KKTC heyeti arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığını vurgulayarak, “Uyum içerisinde çalışıyorlar” dedi.

HALKIN SESI 01/04/2004

Referandum 24 Nisan’da!..
BM Genel sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta müzakere sürecinin resmen sona erdiğini belirterek, 24 Nisan'da adanın her iki tarafında referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi. 
Kıbrıs görüşmelerinin son akşamında, 48 saat boyunca tarafları dikkatlice dinleyip, plandaki gerekli değişiklikleri yaptığını ve metne nihai şeklini verdiğini kaydeden Annan, taraflara birer mektup göndererek, prosedürlerin ana çerçevesi hakkında bilgi verdiğini söyledi. 
Annan, artık liderlerin önlerine konan paketi değerlendireceklerini ve son kararı Kıbrıs halklarının vereceğini belirtti. Annan, liderlerin halklarına kılavuzluk etme ve onları Plan 
hakkında bilgilendirme çağrısında da bulundu.
Bu noktadan sonra kararı halkların vereceğini belirten Annan, "Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak" diyen Annan, "1960'dan daha iyi tasarlanmış bir devlet yönetiminin gündeme geldiğini, Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye planlandığı gibi girmesini umduğunu" belirtti. 
Tarafların önlerinde duran planın, "geçen yılki plandan oldukça farklı olduğunu" dile getiren Annan, "yapılan spekülasyonların, planın olumlu yönlerinin gözden kaçmasına neden olduğunu" söyledi. 
Planın daha basit ve adaletli mülkiyet haklarını, daha işler hükümet sistemi ve kurucu devletler için daha iyi koruma ve güvenlik unsurları içerdiğini dile getiren Annan, planda geçiş dönemine ilişkin düzenlemeler de olduğunu ve bu düzenlemelerin işe yarayacağını 
belirtti. 
Planın tüm tarafların belli tavizlerde bulunmasını öngördüğünü ancak herkesin temel endişelerinin büyük ölçüde dikkate alındığını ifade eden Annan, Rumların hatırı sayılır miktarının evlerine dönebileceklerini, bu kapsama dahil olmayanlar için de telafi edici 
önlemler alındığını belirtti. 
    Annan, plan uyarınca bazı Kıbrıslı Türklerin de yerlerinden edilmelerinin söz konusu olduğunu ancak bu kişilerin sayısının beklenenin altında olacağını kaydetti.
    Adadaki askeri güçlerin zaman içinde 1960 öncesindeki gibi mütevazi rakamlara düşeceğini bildiren Annan, iki federe devletten oluşacak Kıbrıs'ta tarafların kendi yönetimlerinden sorumlu olacaklarını belirtti.
    Planı "adil" olarak niteleyen Annan, "Geçmişte birçok fırsat kaçırıldı. Sizlere çağrıda bulunuyorum, bir kez daha aynı hatayı yapmayalım. Birleşik Kıbrıs Devleti için bu şansı yakalayalım" dedi.

Nihai Planda Neler Değişti?

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın dün taraflara sunduğu ‘nihai plan’da bazı değişiklikler oldu.

Bu değişiklerin çoğunlukla Türk tarafı lehine olduğu söylenirken, ilk belirlemelerde şu hususlar dikkat çekti.

1- Türk askeri sonsuza kadar Kıbrıs’ta kalacak.

2- Tüm tapulu Rum mallarının üçte biri sahibine devredilecek. Geri kalan takas ve tazminatla çözülecek.
3- Derogasyonlar konusunda 9 Nisan’a kadar görüşmeler sürdürülecek, Avrupa Birliği’nin ara formülü ‘Uyum Senedi/Yasası’ ile anlaşmanın Avrupa Birliği hukuku yoluyla delinmesinin önüne geçilecek.

4- YeniDÜZEN’in geçtiğimiz hafta yayınladığı, yani 3’üncü Annan Planı’ndaki harita aynen kalıyor. Üzerinde spekülasyonlar yapılan Karpaz’da yeni bir toprak tavizi yok.

5- Planda bir yanlışlık sonucu Rum tarafına bırakılan Lefke Üniversitesi arazi ve binaları, yeniden Türk yönetiminde...

YENIDUZEN 01/04/2004

BÜRGENSTOCK NOTLARI... BÜRGENSTOCK NOTLARI...


Kıran kırana pazarlık!

YeniDÜZEN - ÖZEL
İsviçre’deki dörtlü görüşmelerin son gününde taraflar arasında ‘kıran kırana’ bir diplomasi savaşı yaşandı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan üzerindeki baskıyı artırıp, planın son haline isteklerini yerleştirmek için tüm güçleri ile çaba sarfeden taraflar, gün boyu AB ve ABD nezdindeki girişimlerini yoğunlaştırdılar. Rum tarafı AB’yi devreye sokarken, Türk tarafı ABD’den destek aldı.

ABD desteği!

Annan Planı’nın 4. versiyonunda ‘tarafların beklentileri’ arasında denge kurulduğuna inanan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, planın son halini almadan önce ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ı arayarak ABD desteğini ‘cebinde tutmak’ istedi. Gül, Colin Powell’a “Bu süreci iyi niyetle başlatan biziz ve iyi niyetimiz sürüyor. Beklentilerimiz konusunda gereken desteğin verilmesini istiyoruz. Bu doğrultuda, plandaki dengelerin değiştirilmemesi için siz de devrede olun” mesajı iletti. Powell’ın da Gül’ü “Türk tarafının herhangi bir umut kaybına uğramaması gerekir. Siz de çözüm umudunuzu bizim gibi son ana kadar koruyun” sözleriyle umutlandırdığı belirtildi.

‘Gül’den çözüm çağrısı’

Türkiye ve Yunanistan Dışişleri bakanları Abdullah Gül ile Petros Moliviatis, dün başbaşa görüştü. Görüşme talebinin Abdullah Gül’den çıktığı belirtilirken, 15 dakika süren görüşmede Gül’ün Moliviatis’e “40 yıllık sorunu, anlaşma niyetimizi ortaya koyarak göstereceğiz. Sizin de, bizim de bu niyeti göstermememiz için hiçbir neden yok. Anlaşırsak, herşey daha kolay olacak” mesajı verdiği kaydedildi. Gül’ün görüşlerini paylaşan Moliviatis’in görüşmeyi “Bugünü kimse unutmayacak. Bakalım, gün içinde daha neler yaşayacağız” sözleriyle tamamlaması dikkat çekti.

Yunanistan’ın çabaları

Türk tarafının Annan Planı’nın AB hukukunun değişmez yasası haline gelmesi ve planın son versiyonunda ‘ciddi değişikliklerin’ olmamasına yönelik yürüttüğü mücadeleyi engellemek için Yunanistan heyeti ‘son dakika’ya kadar uğraştı.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis önce İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u arayıp, ardından Rum lider Tassos Papadopulos ve AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi
Günter Verheugen ile biraraya gelip, Kıbrıs’ta derogasyonların kalıcı olmaması gerektiğini öne sürdü. Moliviatis daha sonra da ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantin Stefanopulos ile eski başkanlar Kostas Simitis ve Konstantin Mitsotakis ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Telefon görüşmelerinde Moliviatis’in gönderdiği tüm mesajlar; “Türk tarafının bizden daha çok kazanmasını önleyelim” çağrısı üzerine yoğunlaştı.

Annan’a yoğun baskı

Dışişleri bakanları düzeyinde yaşanan ‘kıran kırana’ diplomasi savaşı, başbakanlar düzeyinde de şiddetini yitirmedi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, planın son hali üzerindeki değerlendirmelerini almak üzere tarafları ayrı ayrı görüşmeye çağırdıktan sonra başbakanların diplomasi savaşı da başlamış oldu.

Annan, ilk olarak Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile biraraya geldi. Karamanlis’in Annan’a, anlaşmanın AB hukukunun değişmez maddesi olmasına ve derogasyon adı verilen sınırlamaların da kalıcı olmasına Yunanistan’ın kesinlikle karşı olduğunu söylediği öğrenildi.

Annan, daha sonra sırasıyla Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulos, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ile biraraya geldi. Tayyip Erdoğan, Annan ile görüşmesine girmeden önce KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile son kez bir durum değerlendirmesinde bulunmayı tercih etti.

Prodi Şoku

İsviçre’de Kıbrıs için yaşanan gerginli final gününe AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi’nin Brüksel’de yaptığı açıklama da bomba gibi düştü. Prodi, Annan Planı’nındaki sınırlamaların kalıcı olmayacağını açıklarken, Yunanistan hükümet sözcüsü Theodoros Rusopulos Rum medyasına “Burada anlaşma olmaz. Anlaşma ihtimali çok zayıf” açıklaması yaptı. Rusopulos Yunan hükümetinin anlaşmadaki derogasyonların kalıcı olmaması yönünde hükümetinin politikasının kesin olduğunu da sözlerine ekledi.

Spekülasyonlar bitmedi, görüşmeler sürdü!

Dün de gün boyunda ‘spekülasyonlar’ bitmedi!.. Masada ‘Karpaz’ pazarlığı yapıldığı, Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugen’in bu yönde Türk tarafına baskı yaptığı söylendi, ancak yalanlandı...
Öğlen saatlerinden itibaren ise yoğun bir görüşme trafiği başladı.
Papadopulos-Annan, Talat-Annan görüşmelerinden sonra Kıbrıs Türk ve Türkiye heyetleri bir araya geldi...

Daha sonra TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan buluştu. ‘Uzun süreli’ bu toplantılarda taslaktaki son rötuşlar da gündeme geldi. Bu toplantılar sonrasında ‘tepki’ veren Rum tarafı oldu ve ‘değişiklikler bizim açımızdan tatmin edici değil’ açıklamasını yaptı.
Son 24 saat telefon görüşmeleri, pazarlıklar, diplomasi trafiği ve taktik savaşı olarak geçti. Ve Bürgenstock’taki son gece, önceden planlandığı gibi ‘gece yarısı’nda son buldu!..
Kazanan sadece ‘barış’ değil, bir kez d
aha tüm dünyaya eşsiz bir tanıtım yapan ‘turizm merkezi’ Bürgenstock’ta olmuştu!..

YENIDUZEN 01/04/2004

Erdoğan: İmzalarım!..

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Kıbrıs müzakerelerinin tamamlanmasının ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planının son şeklini taraflara sunmasının ardından yaptığı açıklamada “Biz bu planı imzalarız.Bu yola iyi niyetle çıktık, sonucunu almak istiyoruz” dedi. Erdoğan Türkiye’nin adil ve kalıcı çözümden yana olduğunu vurgulayarak “Biz bu planı 4 tarafın İsviçre’de imzalamasını istedik, telep ettik, ama Rum ve Yunan tarafının olumsuz tutumu nedeni ile bu olmadı. Daha sonra buna gerek olmadığı anlaşıldı.” diye konuştu. Türk taraflarının daha önceden hazırlanan ve BM’ye iletilen taleplerini anlatan Erdoğan “Amaç Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıdır. Biz Türkiye olarak gelin barış yolunu birlikte yürüyelim çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

YENIDUZEN 01/04/2004

Denktaş ‘hayır’ dedi

HAYIR KAMPANYASI BAŞLATACAKMIŞ...Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan’ın sunduğu son planda Türk tarafı için olumsuz unsurların değişmediğini belirterek, mevcut haliyle referanduma götürülmesi halinde “hayır” kampanyası başlatmaktan başka çare olmadığını söyledi

VERHEUGEN’İ YERDEN YERE VURDU...Denktaş, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’ın görüşmelere Rum tarafı adına katılmasını da sert bir biçimde eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan’ın sunduğu son taslakta Türk tarafı için olumsuz olan unsurların değişmediğini söyledi. Garantiler konusunda görüşmelerin tıkandığını belirten Denktaş, planın AB’nin birincil hukuku haline getirilmesi konusunun da çözüme kavuşmadığını ifade etti.
Rauf Denktaş, BM’nin Kıbrıs sürecinde uyguladığı yöntemin dünyanın hiçbir yerinde uygulanmadığını söyledi ve “Bütün metodoloji halkı
kandırmak üzerine” dedi. Cumhurbaşkanı, ” Verilen mücadele devletin halkımızdan alınması, egemenliğin ortadan kaldırılması ve Türk askerinin Ada’dan atılmasıdır” diye konuştu.
Tarafların mutabık kalmayacağı bir metni referanduma götürmenin etik olmayacağını anlatan Denktaş, dördüncü Annan Planı’ndaki unsurların değişmemesi halinde “hayır” kampanyası başlatmaktan başka seçeneği olmadığını söyledi.

"Verheugen Nazi Generali gibi"

AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’ın görüşmelerde Rum tarafı adına masaya oturmasını da eleştiren Denktaş şöyle konuştu: “Verheugen İsviçre’ye gidip Rumlardan yana ağırlığını koyuyor. Türk tarafını tehdit ederek Rum tarafının hakkını yiyorsunuz diyor. Nazi generali gibi insanlarımıza bağırıp çağırarak, istediğini elde etmeye çalışmaktadır. Bu kadar tarafgirlik olmaz”

‘Taraflar referandumu erteletebilir’
Tarafların mutabık kalmadan planın referanduma götürülmesinin de ahlak ve adalet anlayışına ters düşeceğini öne süren Denktaş, referandum olmama ihtimalini de değerlendirdi. “Taraflar Annan’a gider ve ‘planın, sorunumuzu çözmüyor. Referandumu erteleyelim’ der” diyen Denktaş, zoraki evliliğe mecbur olunmadığının altını çizdi. Bürgenstock’ta yapay bir iyimserlik yaratıldığını öne süren Cumhurbaşkanı, bu havanın, referandum için propaganda amacıyla oluşturulduğunu belirtti.(aa)

YENIDUZEN 01/04/2004

Son söz halkın

İsviçre'deki tarihi Kıbrıs zirvesi sona erdi ve Annan Planı, son şeklini aldı. BM genel sekreteri, taraflardan planı, 24 Nisan'da yapılmasına karar verilen referanduma sunmalarını istedi...

Son söz halkın

ANNAN: HALKA KILAVUZLUK EDİN... BM Genel Sekreteri Kofi Annan, altı haftalık müzakere maratonuna son noktayı koydu. 24 Nisan'da yapılacak referandum öncesi liderleri uyaran Annan, "Halka kılavuzluk edin, geçmişin acılarını yaşatmayın" mesajını verdi. Annan, Kıbrıs konusunda görüşme ve müzakere sürecinin sona erdiğini belirterek, tarafların önündeki iki seçeneğin "ya çözümsüzlük ya da bu çözüm" olduğunu söyledi

ERDOĞAN: MÜKELLEFİYETLERİ YERİNE GETİRMEYE HAZIRIZ... TC Başbakanı Erdoğan, planın son şeklinin taraflara sunulmasından sonra düzenlediği basın toplantısında, takvim doğrultusunda bu anlaşmanın öngördüğü mükellefiyetleri yerine getirmeye hazır olduklarını vurguladı. Erdoğan, Yunan ulusuna ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, "Burada başlatılan barış yolunu birlikte yürüyelim. Gereken adımları birlikte atalım" dedi

"REFERANDUMA DESTEK VERECEĞİZ"... 24 Nisan'daki referanduma destek verip vermeyeceği sorulan Erdoğan, "Tabii. Açık ve net söyleyeyim. Biz bu yola iyi niyetle çıktık, bu yolun neticesini almak isteriz" dedi. Erdoğan, Denktaş'la ilgili olarak da, "O, ailenin sahibi. Gönlümüzde ayrı yeri var" demekle yetindi

ANNAN'A, VERHEUGEN'E VE TÜM TARAFLARA TEŞEKKÜR... Erdoğan: BM genel sekreterine ve yardımcılarına çabaları için teşekkür ediyorum. Konferansa katılan AB Komiseri Verheugen'e ve tüm taraflara teşekkür ediyorum. Dünya siyasetinde önemli konumdaki devlet başkanları da bize yardımcı oldu. Onlara da özellikle teşekkür ederim

KARAMANLİS: MAALESEF ANLAŞAMADIK... Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Bürgenstock'ta üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi. Karamanlis, Bürgenstock'ta 24 Mart'tan bu yana süren Kıbrıs görüşmelerinin sona ermesinden sonra basına kısa bir açıklama yaparak, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını belirtti

POWELL'DAN NİHAİ METNE DESTEK... ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu nihai metni desteklediklerini söyledi ve uzlaşmaya varan tarafları kutladı. Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunanistan'ı, görüşmelere "yapıcı katkıları"ndan ötürü tebrik etti

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son halini taraflara sundu. İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri süreci çerçevesinde Annan, tarafların değişiklik önerilerini dikkate alarak şekillendirdiği Kıbrıs planının son halini düzenlenen kapanış töreninde sundu. Planın taraflara sunulmasıyla müzakere süreci resmen sona ermiş oldu. Türk tarafı, planın sunulmasından önce bunu imzalamaya hazır olduğunu BM yetkililerine bildirmesine karşın Rum tarafı imzalamamakta direndi. Bunun üzerine BM Genel Sekreteri Annan, kapanış seremonisinde taraflardan imza istemedi.

İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sürecinin kapanış töreninde konuşan ve planın son şeklini taraflara sunan Annan, dörtlü müzakereleri yürüten taraflara ve sürece verdiği destekten ötürü AB'ye teşekkür etti ve planın ana hatları hakkında bilgi verdi.

Referandum 24 Nisan'da

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta müzakere sürecinin resmen sona erdiğini belirterek, 24 Nisan'da adanın her iki tarafında referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Annan, İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin son akşamında, 48 saat boyunca tarafları dikkatlice dinleyip, plandaki gerekli değişiklikleri yaptığını ve metne nihai şeklini verdiğini kaydetti.

Annan, taraflara birer mektup göndererek, prosedürlerin ana çerçevesi hakkında bilgi verdiğini, bu bağlamda 24 Nisan'da adada referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Annan, 6 haftalık istişare ve müzakere döneminin sona erdiğine işaret ederek, artık liderlerin önlerine konan paketi değerlendireceklerini ve son kararı Kıbrıs halklarının vereceğini belirtti. Annan, liderlerin halklarına kılavuzluk etme ve onları plan hakkında bilgilendirme çağrısında da bulundu.

İki seçeneğiniz var, çözüm ya da çözümsüzlük

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs konusunda görüşme ve müzakere sürecinin sona erdiğini

belirterek, tarafların önündeki iki seçeneğin "ya çözümsüzlük ya da bu çözüm" olduğunu söyledi.

İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sürecinin kapanış töreninde konuşan ve planın son şeklini taraflara sunan Annan, bu noktadan sonra kararı halkların

vereceğini kaydetti.

"Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak" diyen Annan, "1960'dan daha iyi tasarlanmış bir devlet yönetiminin gündeme geldiğini, Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye planlandığı

gibi girmesini umduğunu" belirtti.

Tarafların önlerinde duran planın, "geçen yılki plandan oldukça farklı olduğunu" da dile getiren Annan, "müzakere sürecinin bir futbol maçı olmadığını, amacın taraflardan birinin diğerine gol atması olmaması gerektiğini" ifade etti ve her iki tarafın da "kazançlı çıkacağı bir sonuç için çaba sarf edildiğini" söyledi.

"Spekülasyonlar, planın olumlu yönlerinin

gözden kaçmasına neden oluyor"

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs müzakere sürecinde taraflara sunulan nihai metnin, önemli bir fırsat olduğunu belirterek, "yapılan spekülasyonların, planın olumlu yönlerinin gözden kaçmasına neden olduğunu" söyledi.

Planın daha basit ve adaletli mülkiyet haklarını, daha işler hükümet sistemi ve kurucu devletler için daha iyi koruma ve güvenlik unsurları içerdiğini dile getiren Annan, planda geçiş dönemine ilişkin düzenlemeler de olduğunu ve bu düzenlemelerin işe yarayacağını belirtti.

Planın tüm tarafların belli tavizlerde bulunmasını öngördüğünü ancak herkesin temel endişelerinin büyük ölçüde dikkate alındığını ifade eden Annan, Rumların hatırı sayılır miktarının evlerine dönebileceklerini, bu kapsama dahil olmayanlar için de telafi edici önlemler alındığını belirtti.

Annan, plan uyarınca bazı Kıbrıslı Türklerin de yerlerinden edilmelerinin söz konusu olduğunu ancak bu kişilerin sayısının beklenenin altında olacağını kaydederek, tarafların "tecrit edilmekten kurtulup AB çatısı altında bir araya geleceklerini" söyledi ve sürecin uluslararası camia tarafından da tam olarak desteklendiğini söyledi.

Adadaki askeri güçlerin zaman içinde 1960 öncesindeki gibi mütevazı rakamlara düşeceğini bildiren Annan, iki federe devletten oluşacak Kıbrıs'ta tarafların kendi yönetimlerinden sorumlu olacaklarını, federal hükümetin işleyişine ilişkin de bazı mekanizmaların öngörüldüğünü belirtti.

"Yeniden birleşmenin çok kolay olacağını kimse iddia etmiyor, hatta belki bunun bedeli zaman zaman düşündüğümüzden daha pahalı olacak" diyen Annan, planı "adil" olarak niteledi ve gelecek için güvenli bir çerçeve oluşturulduğunu kaydetti. Annan, planın en iyi barış, istikrar ve refah düzeyini sağlayacağına inandığını da belirtti ve son olarak şunları kaydetti:

"Geçmişte birçok fırsat kaçırıldı. Sizlere çağrıda bulunuyorum, bir kez daha aynı hatayı yapmayalım. Birleşik Kıbrıs Devleti için bu şansı yakalayalım."

Bu arada, Annan, planını taraflara sunarken, salonda öncekilerden farklı şekilde, ilk kez AB Komisyonu'na da bir masa ayrıldı. Törende AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günther Verheugen temsil etti.

Erdoğan: Bu yola çıktık, netice almak isteriz

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti hükümetinin Kıbrıs konusunda çözüm politikasından yana olduğunu başından bu yana söylediğini hatırlattı. Türk tarafının her zaman adada kalıcı ve adil bir barıştan yana olduklarını ifade ettiklerini belirten Erdoğan, "Bütün eylemlerimiz bu ifadelerimize uygun olarak gelişti" dedi.

Türk milletine de seslenen Erdoğan, "Milletimize ait bu irade milletimizin ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. 24 Nisan'daki referanduma destek verip vermeyeceği sorulan Erdoğan, "Tabii. Açık ve net söyleyeyim. Biz bu yola iyi niyetle çıktık, bu yolun neticesini almak isteriz" dedi. Erdoğan, Denklaş'la ilgili olarak da, "O ailenin sahibi. Gönlümüzde ayrı yeri var" demekle yetindi.

Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerinin başarılı bir şekilde savunulduğunu belirten başbakan, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki milli siyasetinin "kazan- kazan" anlayışına göre sürdürüldüğünü ifade etti.

Siyasetlerini sürecin tüm aşamasında devletin tüm kurumları ile ortak akıl oluşturmak suretiyle oluşturduklarını belirten Erdoğan şöyle devam etti:

"Bu doğrultuda Kıbrıs Türk halkının varoluş davasını ve Türkiye'nin tezlerini etkili bir şekilde savunduk. Kıbrıs'ta iki ayrı halk ve iki ayrı demokrasi olduğunu hep vurguladık.

Türkiye'nin garantörlüğünde ısrarlı olduk ve bunu sağladık. Bu görüşmelere başından itibaren dışişleri bakanımızın başkanlığında geniş bir heyetle katıldık. Bu şamada adadaki iki taraf arasında BM genel sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde yoğun ve dolaylı müzakereler yapıldı. Türkiye ve Yunanistan bu müzakerelerde taraflara destek olmuşlardır. Neticede BM genel sekreteri müzakerelerde varılan mutabakat ve neticeleri yansıtan plan üzerinde dördüncü revizyonu yaparak taraflara sundu.

Görüşmelerin BM genel sekreterinin de hazır bulunduğu son 48 saatine ben ve sayın Karamanlis de katıldı. Gerek genel sekreterle, gerekse Karamanlis ile görüşmelerimiz oldu. Türk ve Yunan dışişleri bakanı arasında temas ve görüşmeler sık sık oldu. Bütün bu müzakereler yapıcı bir atmosfer içinde devam etti. Ülkemizin yaklaşımı hep kazan- kazan üzerine oldu. Biz Türkiye olarak Kıbrıs konusunda başlattığımız inisiyatifi bu müzakerelerde de sürdürdük. Başbakanlar düzeyinde süren bu aşamada adil ve kalıcı çözüm bulunması amacıyla hazırlanan Annan Planı'nın nihai şekli 31 Mart'ta taraflara sunuldu."

İmzadan "gerek yok" diye vazgeçildi

BM genel sekreterinin öngördüğü şekilde ortaya çıkan metni adadaki iki tarafın imzalaması ve Türkiye ve Yunanistan'ın buna destek vermesi niyetinde olduklarını ifade eden Erdoğan, son aşamada buna gerek olmadığı noktasından hareketle bundan vazgeçildiğini belirtti.

Erdoğan, müzakereler sonucunda üzerinde mutabık kalınan konuların planda yer almasına özen gösterildiğini belirterek, bunların bir kısmını şöyle özetledi:

İki kesimliliğin korunması

Adanın kuzeyindeki Kıbrıs Türk devletinin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması

Kıbrıs Türk toplumunun ulusal birliğinin korunması

Adadaki askerin Türkiye AB'ye tam üye olduktan sonra da kalması

Güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi

Kıbrıs Türklerinin refahı ve ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması

Adada yaşayan anavatan kökenlilerin haklarının korunması"

Müzakerelerde kaybeden yok

Erdoğan, müzakerelerde kaybeden taraf olmadığının altını çizdi. Al- ver hesabı mantığıyla hareket edilmediğini ifade eden başbakan, yıllara dayanan huzursuzluğun ortadan kaldırılarak adada yaşayanların "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" adı altında yaşamayı başlatmalarını başarmalarını istedi.

İlgili tarafların barış için BM genel sekreterinin ortaya koyduğu görüşte müşterek bir noktaya vardıklarını anlatan Erdoğan şunları söyledi:

"Biz bu anlayışın Türk- Yunan ilişkilerinde yaşanan yapıcı atmosferin bir gereği olduğunu ve bu ilişkilerin bundan sonra daha da geliştirilmesine, derinleştirilmesine olumlu katkıları olacağını düşünüyoruz.

Bürgenstock zirvesi ve gelişmeler, başta iki halk olmak üzere, Türkiye ve Yunanistan arasındaki işbirliğini bir bütün olarak geliştirecektir. Takvim doğrultusunda bu anlaşmanın öngördüğü mükellefiyetleri yerine getirmeye hazırız.

TBMM'ye de öngörülen aşamada gerekli sunum yapılacak. Kıbrıs'ta şu anda iki halk ve iki ayrı demokrasi vardır. Kıbrıs Türk halkı ve Rum halkı iradelerini referandumlarda ortaya koyacaklardır. Şüphesiz ki biz iki halkın referandum yoluyla ortaya koyacağı iradeye saygılı olacağız. Yunan ulusuna ve Kıbrıs Rumlarına seslenmek istiyorum. Burada başlatılan barış yolunu birlikte yürüyelim. Gereken adımları birlikte atalım.

Kıbrıs Türk ve Rum heyetlerinin de sonuç için yoğun çabaları olmuştur. Bu çabaların çözüm sürecine katkı olarak süreceğine inanıyorum. BM genel sekreterine ve yardımcılarına çabaları için teşekkür ediyorum. Konferansa katılan AB Komiseri Verheugen'e ve tüm taraflara teşekkür ediyorum. Dünya siyasetinde önemli konumdaki devlet başkanları da bize yardımcı oldu. Onlara da özellikle teşekkür ederim."

Karamanlis: Maalesef, üzerinde uzlaşılmış

bir çözüme ulaşmak mümkün olmadı

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Bürgenstock'ta üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi.

Karamanlis, Bürgenstock'ta 24 Mart'tan bu yana süren Kıbrıs görüşmelerinin sona ermesinin sonra basına kısa bir açıklama yaparak, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.

Kostas Karamanlis, "Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüme ulaşmanın imkansız olduğu ortaya çıktı. Şimdi Kıbrıs halkı ve siyasi liderliği son kararı verecek. Bu kararı sorumluluk duygusu ve ileri görüşlülükle alacakları kanısındayım" dedi.

Yunanistan'ın, görüşmeler sırasında Annan Planı'nın mümkün olan en üst düzeyde geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştığını belirten Karamanlis, bu çabanın, özellikle planın Avrupa Birliği'nin müktesebatına ve temel prensiplerine uyumu üzerinde durulduğunu vurguladı.

Karamanlis, Yunanistan'ın, New York'ta 13 Şubat'ta varılan bağlayıcı müzakere süreci çerçevesinde davrandığını belirterek, "Hükümetim, ülkemiz tarafından alınan yükümlüklerini yerine getirmiştir. Amacımız, Kıbrıs sorunun çözümüne katkıda bulunmak oldu.

Bu nedenle BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın davetine olumlu yanıt verdim" diye konuştu.

Görüşmeler süresince Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birçok kez bir araya gelme fırsatını bulduğunu da ifade eden Karamanlis, "Bu görüşmelerde, ikili ilişkileri geliştirme ve güçlendirmeye yönelik karşılıklı ve samimi niyetimizi teyit ettik" dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Powell, tarafları kutladı

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu "nihai metni desteklediklerini söyledi ve uzlaşmaya varan tarafları" kutladı.

Afganistan konferansı dolayısıyla Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunanistan'ı, görüşmelere "yapıcı katkıları"ndan ötürü tebrik etti.

Powell, "Nihai metni destekliyorum. Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemediği bir uzlaşma oldu" dedi.

KIBRIS 01/04/2004

"Verheugen, bir Nazi generali gibi insanımızın üzerine yürümektedir

Cumhurbaşkanı Denktaş, AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Verheugen'e veryansın etti

"Verheugen, bir Nazi generali gibi insanımızın üzerine yürümektedir"

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'i Rumlardan yana tavır takınmak ve Türk tarafını tehdit etmekle suçlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, "Verheugen, bir diplomata yakışmayan şekilde bağıra çağıra bizim insanımızın üzerine Nazi generali gibi yürümektedir. Bu diplomasiye uymayan büyük bir kabalıktır" dedi

"Şu ana kadar aldık-verdik diyecek halimiz yok. Son pazarlıklar yapılıyor. Umarım sonuç hüsran olmaz" diye konuşan Denktaş, son günlerde basında "Her şey iyi gidiyor, her istediğimizi aldık" diye yönlendirici haberlerle olumlu hava yaratılmasının yanıltıcı olduğunu söyledi

İsviçre'de dün sonuçlanması beklenen Kıbrıs zirvesini Lefkoşa'dan izleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Şu ana kadar aldık-verdik diyecek halimiz yok. Son pazarlıklar yapılıyor. Umarım sonuç hüsran olmaz" dedi.

Türk tarafının taleplerinin esasını oluşturan "birincil hukuk" konusunda hala daha teminat alınamadığını, Türk ve Yunan heyetleri arasında devam eden garantilerle ilgili görüşmelerin kopma noktasına geldiğini, Türk tarafı lehine düzenlemelere Rumların itiraz ettiğini belirten Denktaş, "Son pazarlıklar yapılıyor, sonucu bekleyelim" diye konuştu. Denktaş, zirveyle ilgili olumlu hava yaratılmasının yanıltıcı olduğunu söyledi.

Denktaş, boşlukları doldurma yetkisinin İsviçre'deki tüm taraflarca BM Genel Sekreteri Annan'a bırakıldığını da söyledi.

Görüşme yönetimine ilişkin eleştirilerini de tekrarlayan ve taraflara baskı yapıldığını söyleyen Denktaş, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu komiseri Gunter Verheugen'i de "Türk tarafına yönelik baskılarından dolayı, Nazi generaline" benzetti.

Denktaş günlerden sonra...

Annan Planı'na ilişkin son düzenlemelerin ardından iki günden beri tüm ısrarlara rağmen basına açıklama yapmayan Cumhurbaşkanı Denktaş, son pazarlıkların yapıldığı dün, Cumhurbaşkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulundu.

"Müzakereler devam ederken konuşmayı zararlı bulduğu için" açıklama yapmadığını söyleyen

Denktaş bugün (dün) dün açıklama yapma gereği duymasını, AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'in İsviçre'deki KKTC heyetine yönelik baskılarından kaynaklandığını kaydetti.

"Olumlu hava aldatıcı"

İsviçre zirvesinde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyetle devamlı temas halinde çalıştıklarını ve heyetin planda iyileştirme için yoğun bir çalışma yaptığını söyleyen Denktaş, "Bugüne kadar fazla konuşmayı zararlı bulduk. Ama son günlerde 'Her şey iyi gidiyor, her istediğimizi aldık' diye yönlendirici haberler gelmeye başladı. Bu aldatıcı bir yaklaşım" diye konuştu.

Çetin pazarlıkların hala devam ettiğini belirterek, "Bu ana kadar ne alınan, ne verilen var. Çünkü bizim istediğimiz ve aldık diye gösterilen her şeyi Rumlar reddetmektedir" diyen Denktaş, "Planın son şeklini yarından (bugünden) sonra göreceğiz ve ona göre bakacağız" dedi.

En hayati konuyu oluşturan "birincil hukuk" konusundaki taleplerinin henüz teminata bağlanmadığına

işaret eden Denktaş, Türkiye ile Yunanistan'ın garantiler konusunda anlaştıklarına ilişkin haberlerin de doğru olmadığını kaydetti. Denktaş, "Daha pürüzler var. Hatta galiba bu konudaki görüşmeler kesildi" ifadelerini kullandı.

Boşluklar, Annan'a bırakıldı

"Maalesef alışılagelmemiş bir şekilde ve çeşitli baskılar altında her taraf son sözü Annan'a bırakmış durumda. Annan'ın nasıl bir şekil vereceğini yarın göreceğiz" diyen Denktaş, kesin durum ortaya çıkmadan halkı hayale dayalı söylentilere kanmamaya çağırdı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:

"Verilen mücadele devletimizin altımızdan alınması, egemenliğimizin ortadan kalkması, Türkiye'nin adadan çıkması mücadelesidir. Bunların yerine ne alınacak, ne konacak çok iyi hesaplamamız gerekir. 60 binden fazla insanımız göçmen olur, bir o kadar Rum içimize gelir... Bunları hep neticeye göre konuşalım. Arkadaşlarımızın gayretleri sonucu ümit ederim hüsranla neticelenecek bir sonuç alınmaz..."

"Referandum için heyetin imza yetkisi yok"

Cumhurbaşkanı Denktaş, İsviçre'deki taraflardan referandum için imza istendiğinin hatırlatılarak, "KKTC'den giden heyetin imza yetkisi var mı" diye sorulması üzerine de şöyle konuştu:

"Hayır yetkileri yok, benim de yok. Esasen imzalamaya bir neden yok. Zaten referanduma sunacağız, anlaşmanın esası o... Her taraf imza ederse her taraf bu anlaşmayı kabul etmiş gibi görünecek. Halbuki taraflar arasında antant kalınmış bir şey yok. Dolayısıyla neyi imza edecek... Bu lüzumsuz bir gayret, lüzumsuz bir bağlantı..."

Denktaş, "İmza talebi kamuoyunu yönlendirmeye yönelik bir operasyon mu" diye sorulunca da, "Öyledir. 'İşte imzaladılar, gene maşallah, inşallah, imza da atıldı, bu iş bitti'... Büyük bir oyun oynanıyor. Yine 'bozguncu' diyecekler ama bütün metodoloji insanları kandırma esası üzerine kuruldu. Baskıyla istedikleri sonucu almak için gayret sarf ediliyor. Kendi istediklerini kabul ettirmek için insanlarımızı da günlerce oralarda tuttular."diye konuştu.

"Yöntem yanlış"

Görüşme yöntemine ilişkin eleştirilerini de yineleyen ve baskı yöntemiyle anlaşma olamayacağını söyleyen Denktaş, "Dünyanın hiç bir yerinde kavganın esasını halletmeden ve kavgayı daha da kızıştıracak mal-mülk problemleri bırakarak bu kadar aceleyle bir araya getirme çabası görülmüş şey değil. Eminim Sayın Annan da bu gidişata şaşmaktadır. Çünkü ayrılık hâlâ 180 derecedir" dedi.

"Verheugen, Nazi generali gibi"

Denktaş, AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'i Rumlardan yana tavır takınmak ve Türk tarafını tehdit etmekle suçladı.

Verheugen için, "Bir diplomata yakışmayan şekilde bağıra çağıra bizim insanımızın üzerine Nazi generali gibi yürümektedir. Bu diplomasiye uymayan büyük bir kabalıktır" diyen Denktaş, "Bu görüşmelerde söz söyleme hakkı yok. Söz söyleme, karışma hakkını kim verdi.... Hangi hakla benim insanlarımın üzerine yürüyor, bar bar bağırıyor...Bunlar ayıptır ve bu kadar tarafgirlik olmaz" ifadelerini de kullandı.

Denktaş, Verheugen'in derogasyonlarla ilgili dün sabahki açıklamasının anımsatılması üzerine de, "Bu adamın söylediğine kulak vermeyin. Biz hukukçulardan aldığımız neticeyi insanlarımıza duyurduk.

Verheugen'in söyledikleri doğru değil, kandırmacadır. Tutamayacağı sözler vermektedir. Zaten birkaç ay sonra görevde olmayacak ve ondan sonra geriden bakıp bize gülecek" diye konuştu.

KIBRIS 01/04/2004

Taraflar bu fırsatı kaçırırsa, tarih onları olumlu yargılamayacak

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrıs müzakerelerini, adadaki sorunun çözümü için tarihi bir fırsat olarak nitelendirdi:

Taraflar bu fırsatı kaçırırsa, tarih onları olumlu yargılamayacak

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Kıbrıs müzakerelerini, adadaki sorunun çözümü için tarihi bir fırsat olarak nitelendirdi ve "Taraflar bu fırsatı kaçırırsa tarih onları gelecekte olumlu yargılamayacak" dedi.

Prodi, Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox, AB dönem başkanı İrlanda Başbakanı Bertie Ahern ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında Kıbrıs müzakerelerine de değinen Prodi, taraflara esnek olmaları çağrısında bulundu.

"Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin ilk defa bu kadar somut ve olumlu bir ortam yakalandığını" ifade eden Prodi, "Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini" söyledi.

Ayrıcalık başka ülke için de yapıldı

Prodi, bir soru üzerine, "Müzakereler sonunda bir kazanan veya kaybeden olacak diye bakmamalı, önemli olan sorunun çözümü ve sınırların kalkması" dedi.

"Varılacak anlaşmada Kuzey Kıbrıs'a bazı istisnalar sağlanmasının AB müktesebatına aykırı olup olmayacağı" yolundaki bir soru üzerine ise Prodi, "Varılacak anlaşmayla tarihi bir dönemece girilecek. Önemli olan bu fırsatın kaçırılmaması. AB, bu fırsatın kaçırılmaması için elinden gelen her türlü yardımı yapmaya hazır. Ayrıca, bu yeni bir uygulama değil. Örneğin, Malta için de kalıcı istisnalar yapılmıştı" diye konuştu.

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in önceki gün Strasbourg'da AB Komisyonu üyelerini Kıbrıs müzakereleri konusunda bilgilendirdiğini ve daha sonra tekrar İsviçre'ye döndüğünü hatırlatan Prodi, "AB Komisyonu, müzakerelere arabulucu olarak değil, çözüme katkıda bulunmak için orada bulunuyor. Verheugen ile, AB Komisyonu'nun, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a tam destek mesajını gönderdim" dedi.

Prodi, "Tarafların sağlayacağı anlaşmanın AB üyesi ülkelerin parlamentoları tarafından da onaylanıp onaylanmayacağına" ilişkin soru üzerine ise bu konunun AB hukuk uzmanları tarafından incelenip araştırıldığını söyledi.

KIBRIS 01/04/2004

Rumlar adayı paylaşmak istemiyor
Erdoğan, 'Biz bu planla yaşayabiliriz' diyerek Annan'a Türk tarafının olumlu yanıtını iletti, 'Gerekirse burada imza atalım' dedi. Ancak uzlaşmaz tavrını ve inadını sürdüren Rumlar yüzünden görüşmeler imza bile atılmadan sona erdi
Utku Çakırözer - Yorgo Kırbaki / Bürgenstock

Kıbrıs müzakerelerinde Rum - Yunan tarafının itirazları nedeniyle anlaşma sağlanamayınca, BM Genel Sekreteri Kofi Annan plana son halini vererek referanduma götürmeleri için dün gece taraflara sundu. Başbakan Tayyip Erdoğan, Annan'a "Türk tarafının bu planla yaşayabileceğini ve gerekirse referanduma götürülmesi için imza atabileceğini" söyledi. Ancak Rum - Yunan tarafı istemediği için görüşmeler imza atılmadan sona erdi. Son söz Kıbrıs'ta iki halka kalırken, dünya ilk kez Rumların adayı paylaşmak istemediği gerçeğine tanık oldu.

Annan'a hayır
Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye ve Yunanistan ile adadaki Türk ve Rum taraflarının katılımıyla İsviçre'nin Bürgenstock tatil köyünde 24 Mart'tan bu yana süren görüşmeler dün geceyarısından sonra sona erdi. Annan'dan 29 Mart'ta taslağı alan taraflar önceki gün ilettikleri değişiklik taleplerinin plana girebilmesi için 48 saat boyunca BM, AB, ABD ve birbirleriyle büyük bir pazarlığa girdile
r. Dün sabah 11.00'e kadar süren pazarlıkların ardından Annan'ın görüşme turu Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile başladı. Sırasıyla Rum lider Tasos Papadopulos, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'la bir araya gelen Annan en uzun görüşmesini Erdoğan'la yaptı.

"Milyonda bir ihtimal"
Bu görüşme sürerken ilk açıklamayı yapan Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Papadopulos'un sunulan nihai plandaki önerileri tatmin edici bulmadığını Annan'a ilettiğini söyledi. Papadopulos Annan'a, bir gün önce ilettiği taleplerin önemli bir bölümünün nihai planda yer almamasından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
"Annan'ın değişiklik önerilerinden sonra uzlaşma çıkması artık milyonda bir ihtimal bile değil" diyen Rum kaynaklara göre Annan, Papadopulos'a 4. plan
taslağı üzerinde şu değişiklikleri önerdi:

Rum Yönetimi'nin, KKTC'nin vereceği topraklarda denetimini talep ettiği BM bir sorumluluk taşımayacak. Rumlar'ın KKTC'de mülk edinmesi sınırlamasına karşı çıkan Papadapulos'tan "kısıtlamaların ya 20 yılda ya da
Kıbrıslı Türkler'in kişi başına gelirleri Rumlar'ınkinin yüzde 85'ine ulaşması halinde kaldırılmasını" kabul etmesi istendi. Adada Türk ve Yunan asker sayısı için görüşmelerin 2018'den sonra 5 yıl yerine 3 yılda bir yapılması. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (BKC) Türkçe'nin AB'nin resmi dilleri arasında yer alması için yardımcı olması. Kıbrıs'a Türkiye'nin AB üyeliğinden sonra Türkiye ve Yunanistan'dan yerleşeceklerin ya yüzde 5'i geçmemesi ya da 19 yıllık bir sınırlamanın kabul edilmesi. Rumlar sınırlamanın daha geniş olmasını istiyordu. Barış Gücü giderlerinin önce yüzde 50'sinin, daha sonra da yüzde 66'sının merkezi devlet tarafından karşılanması.

Karpaz'a karşı Güzelyurt
Toprak konusunda özellikle Karpaz bölgesinin kendilerine bırakılması için Rum tarafı büyük çaba sarfetti. Rum tarafı, bu konuda Annan'dan çok AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen'e umut bağladı. Ancak Türk heyetinin tepkisi üzerine BM, Karpaz'da dört köyün Rumlar'a verilmesine karşılık, Bürgenstock'daki ilk tasl
akta Rumlara verilmesi öngörülen Güzelyurt bölgesinden aynı miktarda toprağın Türk tarafında kalması önerisini ortaya attı. Rum tarafı, bu öneriyi kabul etmedi. "Rum kaynaklara göre", BM, "anlaşmanın AB tarafından birincil hukuk yapılması ve derogasyonların (yerleşim ve mülk edinme gibi alanlarda kısıtlamalar) kalıcı olmasını kabul etmeleri karşılığında Karpaz" önerisinde bulundu, ancak ret yanıtı aldı.

Annan: Aynı hata bir daha yaşanmasın

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, saat 00.45'te, KKTC Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'na sadece isimleriyle hitap ettiği konuşmasında "planın iki halka anlatılmasını ve bir daha aynı hatanın yaşanmamasını" istedi. Annan, şunları söyledi: "Şimdi karar alma ve eyleme geçme zamanı. Önünüzde değiştirilmiş, nihai bir metin var. Plan çok daha adil bir mülkiyet sistemi, kurucu devletler için daha iyi güvenceler içeriyor. Müzakere süreci bir futbol maçı değildir. Mesele bir tarafın diğerine gol atması, birinin kazanması, diğerinin kaybetmesi değildir. Her iki tarafın da kazanmasıdır. İnanıyorum ki başarılı olduk.

'Klavuz olacaksınız'
Artık iki halk için önlerine konulan paketi değerlendirme zamanı geldi. Kıbrıs halkı hem kuzeyde, hem güneyde bunu tartışırken ve geleceklerine bakarken size bakacaklar, liderlerine yönelecekler. Onlara klavuzluk yapma sorumluluğunuz var. Bu adaletli bir plandır. Sonuçta benim ne düşündüğüm değil, halkların ne düşündüğü önemli. Çünkü onlar karar verecekler. Belirsizlikler, gerginlikler yaşanabilir. Kıbrıs için daha iyi bir gelecekten herkes emin olmak isti
yor. Hiç kimse geleceğin neler getireceğinden emin olamaz. Bence plan istikrar, barış ve refah sunmaktadır. Çok fırsat kaçırıldı. Bütün halkların çıkarı adına bir kez daha aynı hatayı yapmayın. Barış için, birleşik Kıbrıs için bu şansı yakalayalım."
MILLIY
ET 01/04/2004

'Bizden bu kadar'

Başbakan Erdoğan, Rumlar'ın Karpaz ısrarı karşısında BM Genel Sekreteri Annan'a "Bizden daha fazlasını beklemeyin" dedi...



AB baskısıyla devreye sokulan Karpaz ısrarı karşısında Erdoğan, Annan'a "Bizden daha fazlasını beklemeyin" mesajını iletti. Rumlar'ın sürekli itirazlarına karşın Türk heyeti sessiz tavrını sürdürürken Erdoğan, değişiklikleri anlatan Annan'la görüşmesinden tatmin olarak ayrıldı.

Erdoğan: İmzalayalım
Taraflardan İsviçre'den ayrılmadan "planı referanduma götüreceklerine" dair imza isteyen Annan'a Erdoğan "Biz hazırız" karşılığını verdi. Ancak Rumlar'ın itirazı üzerine imza koşulundan vazgeçildi.
Bürgenstock'taki Rum heyetine göre ilk kez genel hava Türkiye aleyhinde değildi. Yunan ve Rum gazetecilerin bir
leştikleri ortak nokta "sonuç ne olursa olsun bu işten Türkiye'nin kazançlı çıktığı" şeklinde oldu. Dünkü sonuç Türk heyetinde ise, "Başta BM olmak üzere herkes ilk kez Rumların uzlaşmaz olduğunu yakından gördü" diye özetlendi.

Tam garanti zorda
Annan'ın İsviçre'de verdiği ilk taslağı beğenen Türkiye açısından en büyük sıkıntıyı AB'nin anlaşmanın delinmemesi için garanti vermemesi oluşturdu. İsviçre'de bulunan Verheugen, Ankara'nın, "Anlaşmanın tüm AB ülkelerinin parlamentolarınca onaylanarak birincil huku
k haline getirilmesi" şartına bir günlüğüne gittiği Strasbourg'dan olumlu yanıt getirmedi. AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin de benzer bir açıklama yapması rahatsızlığı arttırdı.
Türkiye'nin tek tek ülke onayları kadar güçlü olmasa da AB tarafından öne
rilen "uyum senedi" önerisini kabul ettiği, ancak ulusal parlamentolarda onaylanma yolundaki arayışını da sürdürme kararlılığında olduğu öğrenildi.

Dengeli plan
Annan'ın planın son halinde mal - mülk değişimi ve tazminatlar konusunda Türkiye lehinde düzeltme yapması dikkat çekti. Annan, Erdoğan'la yaptığı görüşmeden sonra Yunan - Rum taraflarıyla bir görüşme daha yaptı. Bu görüşmede Rumları tatmin edici birkaç son dakika düzeltmesi yapıldığı ileri sürüldü.
Türk tarafı, "plan lehinizde, taviz verin" baskısı
nın gerçekçi olmadığını belirterek, "Bizi iki kesimlilik ve siyasi eşitlik konusunda ne kadar tatmin ettilerse, onları da ortak devletin organlarının çalışması konusunda o kadar tatmin ettiler" değerlendirmesini yaptı.
Müzakereler sırasında Türk ve Yunan t
arafları ABD ve AB'yi kendi lehlerine çevirebilmek için sürekli temasta bulundular. Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'la telefonla görüşürken, Karamanlis ve Papadopulos önce İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, bir saat sonra da Powell'ı aradılar. Ancak iki ismin de Karamanlis'e anlaşma için elinden geleni yapması çağrısında bulunması Yunan tarafında hoşnutsuzluk yarattı. Annan, planı sunmadan yarım saat önce Türk ve Yunan başbakanları ile yaptığı toplantıda 24 Nisan'da referanduma gidecek planın kabul edilmesi için taraflardan gayret göstermelerini istedi.
Pazarlıkta uzlaşma sağlanamayınca Annan, planda ufak değişiklikler yaparak 22.30'da taraflara sundu. Yunan - Rum kesimi razı olmadığı için imza atmayan taraflar, olağanüstü bir gelişme olmazsa, pla
nı adada referanduma sunmak zorundalar.

Yeni devlet 25 günde kurulacak

8 NİSAN: Taraflar ortak Merkez Bankası üyelikleri için isimleri BM'ye bildirecek. 9 NİSAN: Annan İsviçre'de talep ettiği imzaları alamazsa, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, referandum sonucu "evet" çıkarsa iç hukuk sistemlerini tamamlayıp anlaşmayı onaylayacaklarına ilişkin bir belgeyi imzalayacak. 10 NİSAN: Türk tarafı Türkiye kökenlilerden oluşan 45 bin kişilik listeyi BM'ye verecek. 16 NİSAN: Referandum sonrasında kurulacak hükümetin yapısı ve çalışanlarının belirlenmesi. 20 NİSAN: Türk ve Rum taraflarında referandum. (Tarih birkaç gün ileri alınabilecek. 22 NİSAN: İki taraftan da "evet" çıkarsa ortak devletin iki aylık geçici yönetiminin eşbaşkanlıkları ve geçici parlamentosunun üyelerinin isimleri BM'ye verilecek. 25 NİSAN: Kurulan Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (BKC) dünyaya ilanı. 1 MAYIS: BKC'nin AB'ye tam üyeliği

MILLIYET 01/04/2004

Sonuna kadar 'evet'

İsviçre'den ayrılmadan önce, planın kabul edilmesi için çalışacakları mesajı veren Başbakan Erdoğan, anlaşmanın, AB'nin birincil hukuku haline getirileceğini söyledi. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, toplantıdan gergin ayrıldı


UTKU ÇAKIRÖZER Burgenstock
Başbakan Erdoğan, İsviçre'den ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, bugün özel gündemle toplanacak MGK'dan önce, planın kabul edilmesi için çalışacakları mesajını verdi.
"Şunu söylemeden edemeyeceğim. Metni adadaki İki tarafın imzalamasını, Türkiye ve Yunanistan'ın da desteklemesi görüşünde olduk. Fakat sonunda gerek olmadığı anlayışından hareketle bundan vazgeçildi" diyen Erdoğan, anlaşmanın, AB'nin birincil hukuku haline getirileceğini de söyledi. Başbakan, "tüm kurumlarla istişare halinde" yürütülen müzakerede sağlanan kazanımları şöyle sıraladı. "Bunların bir kısmını öze
tleyecek olursak; anlaşmanın AB birincil hukuku haline getirilmesi, iki kesimliliğin korunması, adanın kuzeyindeki devletin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması, Türk toplumunun ulusal birliğinin korunması, adadaki askerimizin Türkiye AB'ye tam üye olduktan sonra da kalması, güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs Türkü'nün ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması, adada yaşayan anavatan kökenlilerin haklarının korunması."

Al-ver mantığı yok
Müzakerede kaybeden olmadığını belirtirken, "Al - ver hesabı gibi bir mantıkla hareket edilmemiştir" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şimdi takvim doğrultusunda anlaşmanın öngördüğü mükellefiyetleri yerine getirmeye hazırız. Konu üzerinde Türkiye'de hükümetimiz tarafından gerekli değerlendirmeler ya
pılacak ve TBMM'ye de sunulacaktır. İki halk, iradesini referandumlarda ayrı ayrı ortaya koyacaklar."
Erdoğan, referandumdan kabul sonucu çıkması için çalışacaklarının mesajını da İsviçre'de verdi. "24 Nisan'daki referandumdaki evet diyecek misiniz" sorusu
üzerine "Tabii, şunu açık net söyleyeyim, biz bu yolculuğa iyi niyetle çıktık, bu yolculuğun neticesini de almak isteriz" diyen Erdoğan, "evet" oyu için çalışacaklarını açıkladı. Başbakan, "Verheugen'e de teşekkür ettiniz, ancak Denktaş'a etmediniz" anımsatması üzerine, gülümseyerek, "O zaten ailenin sahibi. Gönlümüzde onun özel yeri var. Evin sahibi o" dedi.
Erdoğan, "Değerli dostum Kostas'ı daha fazla bekletmeyeceğim" diyerek konferans salonundan ayrıldı. Erdoğan'ın neşeli tavrına karşın gergin olduğu di
kkat çeken Yunanistan Başbakanı Karamanlis de, açıklamasında hedeflerinin iyileştirilmiş ve AB müktesebatına uygun bir anlaşma olduğunu söyledi.
"Maalesef tarafların anlaşabileceği bir çözüm sağlanamadı. Bundan sonra karar Kıbrıs Rum kesimi ve halkının" d
iyen Kostas Karamanlis, soruları yanıtlamadan salondan ayrıldı. Bu arada, referandumun Türk tarafının isteği üzerine 24 Nisan'a ertelendiği belirtildi.
MILLIYET 01/04/2004

AB, sabır testi yapıyor

AB, görüşmelerde taraf olmamasına rağmen haddini aşan önerilerde bulunarak Türk tarafını kızdırdı

Güven Özalp Brüksel

Kıbrıs görüşmelerinin son aşamasına, Günter Verheugen aracılığıyla katılan AB, yetkisini aşan bir yaklaşım sergiledi. Verheugen ve heyeti, "Karpaz Rumlara verilmeli" teklifiyle Türk tarafını çileden çıkardı. Konuyu gerek coğrafi, gerek yerel yönetim, gerekse mülklerin Rumlara verilmesi boyutlarıyla gündeme getiren AB'ye sert tepki gösteren Türk tarafı, "Bu tartışma konusu olamaz" yanıtını verdi. Tartışmayı "Karpaz'a karşı birincil hukuk" eksenine o
turtmaya çalışan AB, bu girişiminden de sonuç alamadı.
AB'nin gündeme getirdiği bir başka konu da Türkçenin anlaşma sağlandıktan 5 yıl sonra resmi dil olması. Şu ana kadar, anlaşma olur olmaz Türkçenin AB'nin resmi dillerinden biri olacağını dile getiren A
vrupa'nın yaklaşımında Rumların baskısı etkili oldu. Rumlar ellerinde yeterli eleman bulunmadığını, Türkçenin ülke içinde bile sorun yaratacağını ileri sürdü. Oysa AB daha önce teknik açıdan hazır olunduğu yönünde mesaj veriyordu.
MILLIYET 01/04/2004

Annan'ın şantajı Rumları zora soktu



Annan, Rumları ikna için ek bir koz kullandı. Annan'ın yarın BM Güvenlik Konseyi'ni Kıbrıs için toplantıya çağırdığı haberi Rum - Yunan heyetlerinde hayal kırıklığı yarattı. Güvenlik Konseyi'nin Rum Yönetimi'nin kabul etmediği bir planı onaylayarak karar çıkarması, 30 yıldır "BM kararlarına uygun çözüm" diye bağıran Atina ve Rum Yönetimi'ni güç durumda bırakacak.

Halkın yüzde 74'ü plana karşı
Kıbrıs Rum halkı, Kofi Annan'ın İsviçre'de taraflara sunduğu revize edilmiş 4. plana da karşı çıktı. Rum "ANT 1" televizyonunun Evresis Call Center'a yaptırdığı yeni ankette, Rumların yüzde 74'ü yeni plana "Hayır" dedi.
MILLIYET 01/04/2004

De Soto: Haritada değişiklik yok

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, haritada değişiklik olmadığını açıkladı. Referandumlardan olumsuz sonuç çıkması durumu için "Halklar egemendir. BM Güvenlik Konseyi'nin, AB'nin, tüm dünyanın mantıklı ve geçerli bulduğu bu zemin üzerinden uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?" yorumunu yaptı. De Soto, "Sadece Rumlar, 'hayır' derse ne olacak?" sorusuna, "Herşey geçersiz olacak" yanıtını verdi. Bir Rum gazetecinin "Anlaşma birincil hukuk mu?" sorusuna, "Çok yorgunum hatırlamıyorum" diyen De Soto, süreç içinde 100 bin Rum'un yer değiştirebileceğini söyledi. Bu rakam içinde, Rum tarafına devredilecek topraklara döneceklerin de yer aldığı yorumu yapıldı. Anlaşmada "kalıcı derogasyon" bulunmadığını kaydeden De Soto, iki tarafın da kazançlı çıkacağını ve Kıbrıslı Türklerin tecritten kurtulacağını belirtti.
MILLIYET 01/04/2004

Ankara'dan olumlu mesaj

Başbakan Erdoğan, planın son halinde yapılan değişikliklerden büyük ölçüde tatmin oldu. Ancak Rumlar karşı çıkınca, imza töreni yapılmadı

BÜRGENSTOCK, İsviçre
Keşke perde, iki tarafın uzlaşarak altına törenle imza atacakları bir anlaşmayla kapansaydı. Ne yazık ki olmadı. Rum tarafı bu yolu kapattı. BM Genel Sekreteri Annan, sonunda beklendiği gibi hakemlik yetkisini kullandı ve taraflara 20 Nisan'da referanduma götürecekleri metni dün gece yarısına
doğru verdi.
Başbakan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Annan'a referanduma götürmek için planı imzalamaya hazır olduklarını söyledi. Ama Rumlar karşı çıktığı için böyle bir tören gerçekleşmedi.
Erdoğan, görüşmelerin ardından bir Rum gazetecinin sorusu üzerine,
"Biz bu yola iyi niyetle çıktık, sonuna kadar da götürmek isteriz" diyerek, referandumda 'evet' oyu verilmesi için destek olacaklarının mesajını verdi.
BM kaynaklarına göre Başbakan Erdoğan, planda son olarak yapılan değişiklikleri Annan'dan dinledi ve bü
yük ölçüde tatmin olarak Annan'ın yanından ayrıldı. Ayrıca, yine BM kaynaklarına göre, Erdoğan Annan'a Türk tarafının bu planla yaşayabileceğini söyledi. Bu arada yine BM kaynakları, KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın mal - mülk konusuyla ilgili bazı kaygılarını giderici adımlar atıldığını belirttiler.
Aşağıda, bu gelişmeden önce yazmış olduğum yazı yer alıyor.
Türk tarafı salı gecesini sıkıntılı geçirdi. Annan planının dördüncü versiyonu Türk heyetinde genel olarak kabul görmüştü. Bu haliyle imzalanma
sı yolundaki eğilim daha ağır basıyor, kapıyı çalan büyük fırsatın kaçırılmaması düşünülüyordu.

İstisnalar sorun oldu
Sıkıntıya gelince...
Bunun kaynağında ise derogasyon konusu yatıyordu. Bir başka deyişle, istisna uygulamalarının yeterince hukuki koruma altına alınıp alınmadığı heyette tartışmalıydı, bazı soru işaretleri vardı. Bu konu doğrudan Türkiye'yle Avrupa Birliği arasındaydı. Ankara, istisna uygulamalarına çift dikiş attırıp sağlama almak istiyordu.
Neydi çift dikiş? İstisnaları kalıcı kılmak ve
üye ülkelerin parlamentolarından geçirip birincil hukuk haline dönüştürmek... Rum ve Yunan tarafı buna karşı çıkıyordu. Atina böyle karara geçit vermeyeceğini vurgulayarak Rum tarafının son pazarlıkta bir şeyler daha koparmasına çalışıyordu.
AB tarafına ge
lince... Ankara'nın birincil hukuk konusunda ısrarını biraz abartılı buluyordu. AB Zirvesi'nin derogasyonları uyarlama yasası (act of adaptation) ile Avrupa hukukunun parçası haline getireceğini, bununla birlikte anlaşmada öngörülen istisnaların pratikte birincil hukuk gibi çalışacağını belirtiyordu.

'Pratikte zaten işleyecek'
Türk heyetinden üst düzeyde bir kaynak dün sabah bana şöyle dedi: "Örneğin anlaşmada deniyor ki, Türk tarafında adam başına milli gelir, Rum tarafının yüzde 85'ine gelinceye kadar Rumların Kuzey'de mal mülk edinmesine sınır konacak. Bunun da rahat yirmi sene alması hesaplanıyor. O zamana kadar da Türkiye zaten AB'ye üye olur. Bu çerçevede birincil hukuk ille de gerekmiyor. Pratikte bu uygulama birincil hukuk gibi işleyebilecek." Bir b
aşka kaynak şunu ekledi:
"Loizidu benzeri 4 bin civarında dava başvurusu var Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne. Bunun 47'si kabul görmüş durumda... Diğerleri bundan böyle Türkiye'yi değil, yeni Kıbrıs devletini muhatap alacak. Geriye kalıyor 47 dava..."
AB
'nin önceki gün getirdiği bu formül, birincil ve ikincil hukukların arasında bir yere, eski deyişle nevi şahsına münhasır (sui generis) bir yere oturacak ve yeterli sayılabilecekti. Türk tarafında da genel hava yeterli olacağı yolundaydı.
Fakat 'ama'sı var
dı. Bu ama, AKP hükümetinin iç politika tedirginliğinden kaynaklanıyordu. Hükümet bu konuda, yani çift dikiş - tek dikiş vesaire derken başlangıçta biraz fazla angaje olmuş ve kendi manevra alanını daraltmıştı. Sıkıntı biraz bundandı.
Oysa Annan planının s
on hali, bir yerde hükümeti bundan iyisi can sağlığı noktasına getirmişti. Türk tarafının öncelikleri karşı tarafı kızdıracak, hatta çıldırtabilecek kadar karşılanmıştı. İşte, üst düzeyde bir diplomatik kaynağın dün sabahki sözleri:
"Son metin bizim için i
yi. Bundan iyisi zor... Temel siyasi konularda bir yığın şey alındı, ki bunlar hayati şeyler... Türk askeri ilelebet kalıyor. Garantiler tamam. İki kesimlilik güçlendirildi. Türkler, ilelebet Türkleri idare edecek Kuzey'de... Siyasal eşitlik sağlanıyor. İçimize daha az Rum daha uzun zamanda geliyor. Yeni Kıbrıs devletinde azınlık değil, ortak oluyor Türkler... Rumların asıl tepkisi de bu yüzden..."
Bu son nokta önemli.
Çünkü, Rumların mevcut devleti bu anlaşmayla tarihe karışacaktı. Türkler yeni devlete bir
azınlık olarak yamanmayacaklar, eşit ortak olarak katılacaklardı. Rumların içine sinmeyen gerçek nokta buydu. Ankara'da çözüme yönelik siyasal kararlılık ve irade ortaya çıkınca, Kıbrıs'ta çözümü asıl engelleyen tarafın Rumlar olduğu apaçık görülmeye başlamıştı.
Geçelim.

Tarih affetmez!..
İsviçre Alpleri'nde, Bürgenstock'un karlı tepelerinde barış meleği dün gün boyu kanatlarını çırptı durdu. Çünkü Kıbrıs'ın tarihinde çözüm hiç bu kadar yakın olmamıştı.
Eğer bu fırsat, armudun sapı, üzümün çöpü denerek heba edilirse yazık olacaktı. Dünkü yazımda belirttiğim gibi böyle bir fırsatı kaçıranları Kıbrıs'ta çözüm bekleyen Türk ve Rum halkları da, tarih de affetmeyecekti. Bu tarihi fırsatı kullanarak Kıbrıs'ı çözenler ise adlarını tarihe büyük harflerle yazdıraca
klardı

HASAN CEMAL 01/04/2004 MILLIYET

Kıbrıs'ta bir taraf reddederse, plan sona erer

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, adada ayrı ayrı yapılacak referamdulardan birinde reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini kaydetti.
De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Konuşmasında Annan'ın sözlerini yineleyen ve Kıbrıs'ta tarafların ''çözümsüzlük ile
çözüm arasında seçim yapacaklarını'' söyleyen De Soto, referandumlardan olumsuz yanıt çıkması durumunda neler olacağının sorulması üzerine şunları kaydetti:
''Halklar egemendir. Uzlaşmak istemiyorlarsa bu onların kararı. BM Güvenlik Konseyi'nin, AB'nin, t
üm dünyanın mantıklı ve geçerli bulduğu bu zemin üzerinden uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?''
01/04/2004 MILLIYET

Annan son sözü söyledi: ''Ya çözümsüzlük ya da bu çözüm''


BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs konusunda görüşme ve müzakere sürecinin sona erdiğini belirterek, tarafların önündeki iki seçeneğin ''ya çözümsüzlük ya da bu çözüm'' olduğunu söyledi.
İsviçre'nin Burgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sürecinin kapanış töreninde konuşan ve planın son şekl
ini taraflara sunan Annan, bu noktadan sonra kararı halkların vereceğini kaydetti.
''Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak'' diyen Annan, ''1960'dan daha iyi tasarlanmış bir devlet yönetiminin gündeme geldiğini, Kıbrıs'ın birle
şerek AB'ye planlandığı gibi girmesini umduğunu'' belirtti.
Tarafların önlerinde duran planın, ''geçen yılki plandan oldukça farklı olduğunu'' da dile getiren Annan, ''müzakere sürecinin bir futbol maçı olmadığını, amacın taraflardan birinin diğerine gol a
tması olmaması gerektiğini'' ifade etti ve her iki tarafın da ''kazançlı çıkacağı bir sonuç için çaba sarfedildiğini'' söyledi.
Annan, Kıbrıs müzakere sürecinde taraflara sunulan nihai metnin, önemli bir fırsat olduğunu belirterek, ''yapılan spekülasyonların, planın olumlu yönlerinin gözden kaçmasına neden olduğunu'' söyledi.
İsviçre'nin Burgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri sürecinin kapanış töreninde konuşan ve planın son şeklini taraflara sunan Annan, dörtlü müzakereleri y
ürüten taraflara ve sürece verdiği destekten ötürü AB'ye teşekkür etti ve planın ana hatları hakkında bilgi verdi.
Planın daha basit ve adaletli mülkiyet haklarını, daha işler hükümet sistemi ve kurucu devletler için daha iyi koruma ve güvenlik unsurları i
çerdiğini dile getiren Annan, planda geçiş dönemine ilişkin düzenlemeler de olduğunu ve bu düzenlemelerin işe yarayacağını belirtti.
Planın tüm tarafların belli tavizlerde bulunmasını öngördüğünü ancak herkesin temel endişelerinin büyük ölçüde dikkate alın
dığını ifade eden Annan, Rumların hatırı sayılır miktarının evlerine dönebileceklerini, bu kapsama dahil olmayanlar için de telafi edici önlemler alındığını belirtti.
Annan, plan uyarınca bazı Kıbrıslı Türklerin de yerlerinden edilmelerinin söz konusu olduğunu ancak bu kişilerin sayısının beklenenin altında olacağını kaydederek, tarafların ''tecrit edilmekten kurtulup AB çatısı altında bir araya geleceklerini'' söyledi ve sürecin uluslararası camia tarafından da tam olarak desteklendiğini söyledi.
Adadaki a
skeri güçlerin zaman içinde 1960 öncesindeki gibi mütevazi rakamlara düşeceğini bildiren Annan, iki federe devletten oluşacak Kıbrıs'ta tarafların kendi yönetimlerinden sorumlu olacaklarını, federal hükümetin işleyişine ilişkin de bazı mekanizmaların öngörüldüğünü belirtti.
''Yeniden birleşmenin çok kolay olacağını kimse iddia etmiyor, hatta belki bunun bedeli zaman zaman düşündüğümüzden daha pahalı olacak'' diyen Annan, planı ''adil'' olarak niteledi ve gelecek için güvenli bir çerçeve oluşturulduğunu kayd
etti. Annan, planın en iyi barış, istikrar ve refah düzeyini sağlayacağına inandığını da belirtti ve son olarak şunları kaydetti:
''Geçmişte birçok fırsat kaçırıldı. Sizlere çağrıda bulunuyorum, bir kez daha aynı hatayı yapmayalım. Birleşik Kıbrıs Devleti
için bu şansı yakalayalım.'' Bu arada, Annan, planını taraflara sunarken, salonda öncekilerden farklı şekilde, ilk kez AB Komisyonuna da bir masa ayrıldı. Törende Komisyonu Genişlemeden Sorumlu üye Günther Verheugen temsil etti.
01/04/2004 MILLIYET

De Soto: İki taraf da somut kazanımlar elde etti


BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, gözden geçirilerek son şekli verilmiş Annan Planı'nın ''daimi derogasyonlar içermediğini'' söyledi.
De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Kıbrısta varılacak anlaşmanın, AB birincil hukuku kapsamına alınmasına yönelik bir soru üzerine De Soto, AB Konsey'inin Komisyona bir talepte bulunarak, bu anlaşmanın içe
riğinin yasal açıdan güvenli kılınması isteyeceğini kaydetti.
Planın hukuki açıdan güvenli kılınacağını vurgulayan De Soto, ''Plan daimi derogasyonlar içermiyor'' diye konuştu.
Müzakerelerde geleneksel ''al-ver süreci''nin bir ölçüde kullanıldığını, daha ç
ok istişareler aracılığıyla sonuca gidildiğini bildiren De Soto, şunları kaydetti:
''Katılımcıların her biri, epey tavizde bulundukları izlenimi içinde buradan ayrılacaklar. Tam anlamıyla tatmin olmaları mümkün değil ama tavizin özünde de bu var. Kıbrıs ço
k uzun zamardır ihtilaflı bir konu. İhtilaflı parçaları biraraya getirmek zor bir iş. Kimse tam olarak istediklerini elde edemedi, son derece hassas dengeler gözetildi. Bu iş çok zordu ancak, her iki taraf da elle tutulur birşey elde etti.'' Bazı konuların basın tarafından ''abartıldığına'' da işaret eden ve ''küçük parçalar yerine tablonun bütününe bakılması gerektiğini'' söyleyen De Soto, ''son şansların kullanılıp çözümün yakalanması gerektiğini'' belirtti ve liderlere de çağrıda bulunarak ''çözüm olmazsa nelerin elden gideceğinin iyi düşünülmesini'' istedi.

HARİTADA DEĞİŞİKLİK YOK

De Soto, Annan planında yapılan son değişiklikler arasında haritalar konusunun bulunmadığını, haritaların önceki plandakilerle aynı olduğunu söyledi.
De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir soru üzerine haritalarda değişiklik olmadığını ifade eden De Soto, New York'a gideceğini ve 2 Nisan Cuma Günü Güvenlik Konseyi'ne gelişmeler hakkında b
ilgi vereceğini söyledi.
BM'nin de süreç içinde üzerine düşeni yapacağını, özellikle de Kıbrıs'taki Barış Gücü konusunda çalışılması gerektiğini söyleyen De Soto, Barış Gücü'nün yapısının ve katılımcı sayısının değişmesinin söz konusu olduğunu belirtti.
BM
'nin, ''Annan planının uygulanmasını denetlemeye de yardımcı olacağını'' kaydeden De Soto, mülkiyet konusuna ilişkin soruları yanıtlarken, ''daha esnek bir yaklaşımın benimsendiğini'' söyledi ancak ayrıntılar konusunda bilgi vermedi

01/04/2004 MILLIYET

Erdoğan: Kıbrıs'ta sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın öngördüğü işbirliği ve takvim doğrultusunda, hükümet olarak son şekli verilmiş Kıbrıs planının öngördüğü sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi.
Erdoğan, Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, Türk hükümetinin konuya ilişkin gerekli değerlendirmeleri yapacağını ve planın, öngörülen aşamada TBMM'ye sunulacağını
belirtti.
Başbakan Erdoğan, Yunan ulusuna ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, ''Burgenstock'ta başlatılan barış yolunu beraber yürüyelim, gereken adımları beraber atalım'' çağrısında bulundu.
Erdoğan, Türkiye'nin yaklaşımının sürekli olarak ''kazan-kazan''
esası üzerinde olduğunu belirterek, Türkiye olarak Kıbrıs konusunda başlattıkları inisiyatifi bu müzakerelerde de sürdürdüklerini söyledi.
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplan
tısında, aslında bu müzakerelerde kaybeden olmadığını ve ''al-ver'' hesabı gibi bir mantıkla hareket edilmediğini kaydetti.
Erdoğan, ''Bizim yaklaşımımız, sadece yıllara dayalı olan huzursuzluğun ortadan kaldırılarak, artık adadaki tüm yaşayanların Birleşi
k Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında yeni bir yaşam süreci başlatılmasıdır'' diye konuştu.
Burgenstock'taki müzakerelerin yapıcı bir atmosferde geçtiğini ifade eden Erdoğan, hükümet olarak, Annan'ın da öngördüğü şekilde, ortaya çıkan metni adadaki iki tarafın
imzalamaları ve bu metinlere Türkiye ve Yunanistan tarafından da destek verilmesi düşüncesinde olduklarını söyledi.
Erdoğan, ancak sonunda buna gerek olmadığı anlayışından hareketle bundan vazgeçilerek, Annan'ın da öngördüğü şekilde imzalamaya gerek kalmadığını anlattı.

''HER ZAMAN KALICI VE ADİL BARIŞTAN YANA OLDUK''

Erdoğan, Türk tarafı olarak Kıbrıs'ta her zaman kalıcı ve adil barıştan yana olduklarını vurgulayarak, ''Bütün eylemlerimiz bu ifadelerimize uygun olarak gelişmiştir'' dedi.
Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerinin başarılı bir şekilde savunulmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin, Kıbrıs siyasetini, sürecin her aşamasında devletin tüm kurumlarıyla gerekli istişareleri yaparak, bir kollektif adım oluşturm
ak suretiyle yürüttüklerine dikkati çekti.
Bu doğrultuda Kıbrıs Türk halkının varoluş davasını ve Türkiye'nin tezlerini en etkili şekilde savunduklarını belirten Erdoğan, Kıbrıs'ta iki halk ve iki ayrı demokrasi olduğunu ve bunların kurucu devletlerinden o
luşan yeni bir ortaklık tesis edileceğini hep vurguladıklarını ifade etti.
Erdoğan, Türkiyenin garantörüğünün muhafazasında da ısrarlı olduklarını ve bunu sağladıklarını kaydetti.

TÜRK TARAFININ ÖNCELİKLERİ

Annan planı son halini almadan önce tarafların öncelikleri çerçevesinde BM'ye çeşitli değişiklik önerileri sunduğuna işaret eden Erdoğan, ''devletin tüm kurumlarıyla istişare edilerek üzerinde daha önce mutabık kalınan konular ve önem verilen hususların planda yer almasına özen gösterdiklerini'' ifade
etti.
Başbakan Erdoğan bu önceliklerin özetle, varılan anlaşmanın AB birincil hukuku haline getirilmesi, iki kesimliliğin korunması, adanın kuzeyindeki Kıbrıs Türk devletinin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması, Kıbrıs Türk toplumunun ulusal birliği
nin korunması, adadaki Türk askerinin Türkiye, AB'ye tam üye olduktan sonra da kalması, güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs Türkü'nün refahı ve ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması ve adada yaşayan anavatan kökenlilerin haklarının korunması olarak sıraladı.

KIBRIS'TA ÇÖZÜMÜN KATKILARI

İlgili tarafların barış için Annan'ın ortaya koyduğu zeminde müşterek bir anlayışa vardıklarını kaydeden Erdoğan, bu anlayışın Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan yapıcı ve olumlu atmosferin gereği olduğunu ve bu ilişkilerin ileride daha da geliştirilmesine önemli katkıları olacağına inandıklarını kaydetti.
Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümün başta Kıbrıs'taki iki halk olmak üzere Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluk ve işbirliğinin artırılmasını ve Doğu Akdeni
z'de barış ve istikrarır güçlendirilmesini sağlayacağını söyledi.
Burgenstock'ta aslında Kıbrıs için yeni bir yol haritası çizildiğini belirten Erdoğan, ''Biz şimdi Annan'ın öngördüğü işbiriği ve takvim doğrultusunda bu anlaşmanın öngördüğü sorumuluklarımı
zı yerine getirmeye hazırız. Konu üzerinde hükümetimiz tarafından gerekli değerelendirmeler yapılacak ve öngörülen aşamada TBMM'ye de sunulacak'' diye konuştu.
Erdoğan, Kıbrıs'ta şu anda iki halk ve iki ayrı demokrasi olduğunu, Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs
Rum halkı bu planla ilgili iradelerini referandumlarda ayrı ayrı ortaya koyacaklarını belirterek, ''şüphesiz ki biz Kıbrıs'ta iki halkın referandum yoluyla ortaya koyacağı iradeye saygılı olacağız'' ifadesini kullandı.

YUNAN ULUSUNA VE KIBRIS RUMLARINA ÇAĞ
RI

Başbakan Erdoğan, Yunan ulusu ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, ''Burgehnstock'ta başlatılan barış yolunu berebar yürüyelim. Gereken adımları birlikte atıyoruz, birlikte atalım'' çağrısında bulundu.
Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'e çabaları için teşekkür eden Erdoğan, Kıbrıs Türk ve Rum heyetlerinin de bu sonuca ulaşılabilmesi için yoğun çabaları olduğunu, bu çabaların çözüm sürecine katkı istikametinde süreceğine inandığını kaydetti.
Erdoğan, bu doğrultuda Ann
an'ın ve yardımcılarının çabalarına, müzakerelere katılan AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günther Verheugen'e ve ayrıca katkıda bulunan tüm taraflara teşekkür etti.
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bu görüşmeler esnasında dünya siyasetinde ön
emli yeri olan kişilerin bizlere yardımları oldu. Dolayısıyla o yardımı olan bütün dost ülkelerin devlet başkanlarına, başbakanlarına özellikle teşekkür ediyorum. Bu tür müzakere süreçlerinin doğasından kaynaklanan nedenlerle basın mensuplarına istediğimiz ölçüde bilgilendirmediğimizin farkındayız, ama bu durumu anlayışla karşılayacağınızı umut ediyorum. Sizlere de teşekkür ediyorum. Bize çok olumlu müzakere atmosferi ve her türlü kolaylığı sağlayan İsviçre hükümeti ve makamlarına da teşekkürlerimi sunuyorum.
Aziz milletime seslenmek istiyorum. Müsterih olsunlar. Onların gönüllerindeki, akıllarından geçeni kararlılıkla ve cesaretle savunan bir hükümetleri var''.
Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a neden teşekkür etlmediğine ilişkin bir soru üzerine, '
'Denktaş'ın zaten ailenin, evin sahibi olduğunu, gönüllerde onun özel bir yeri bulunduğunu'' söyledi.
01/04/2004 MILLIYET

'Kıbrıslı Türkler kendi yönetimlerine sahip olabilecek'


BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Annan Planı uyarınca, ''Kıbrıs Türk tarafının çok hassas olduğu bir konudaki beklentisinin karşılandığını, Türklerin kendi yönetimlerine sahip olabileceklerini'' söyledi.
De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında b
ilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Planın detaylı okunması durumunda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ne şekilde işlerlik kazanacağını, iki taraf arasındaki ilişkilerin nasıl dengeli biçimde düzenlendiğinin anlaşılacağını kaydeden De S
oto, çözümün ''daha sağlam mali temeller ve daha esnek mülkiyet hakları'' içerdiğini belirtti.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ''iki kurucu devletten oluşan tek bir devlet olduğunu'' söyleyen De Soto, bu çerçevede ''Türk tarafının da kendi yönetimine sahip
olacağını'' vurguladı.
De Soto, ''Rum Kesiminin bu plana hangi nedenlerden ötürü olumlu yanıt vermesi gerektiğinin'' sorulması üzerine, plan uyarınca ''binlerce askerin adadan ayrılacağını ve 100 bin Rumun evlerine dönebileceğini'' kaydetti.
Belli sayıda
askeri varlığın adada kalacağına işaret eden De Soto, bunun öncekine oranla küçük bir rakam olacağını ve yıllar içinde gözden geçirme mekanizması çerçevesinde yeni değerlendirmeler yapılacağını belirtti.
Geçiş sürecinin Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulo
s'un ısrarları sonucu iki aya indirildiğini de hatırlatan DE Soto, ''Rum tarafının beklentileri açısından da çok şey yapıldı'' diye konuştu.
De Soto, adadaki Türk askeri varlığına ilişkin bir başka soru üzerine de, Türkiye ve Yunanistan ilişkileri açısında
n son yıllarda önemli değişimler olduğuna işaret ederek, adada hem Türk hem de Yunan askeri bulunacağını belirtti ve bunların sayısının 7 yıl içinde altı binden üç bine ineceğini söyledi.
De Soto, ''Belki öyle bir gün gelecek ki, bunlara da ihtiyaç duyulma
dığı hissedilecek. Gözden geçirmeler bunun için var'' dedi.
01/04/2004 MILLIYET

24 Nisan'da referandum yapılması öngörülüyor...


BM Genel sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta müzakere sürecinin resmen sona erdiğini belirterek, 24 Nisan'da adanın her iki tarafında referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.
Annan, İsviçre'nin Burgenstock kasabasında 24 Mart'ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin son akşamında, 48 saat boyunca tarafları dikkatlice dinleyip, plandaki gerekli değişiklikleri yaptığını ve metne
nihai şeklini verdiğini kaydetti.
Annan, taraflara birer mektup göndererek, prosedürlerin ana çerçevesi hakkında bilgi verdiğini, bu bağlamda 24 Nisan'da adada referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.
Annan, 6 haftalık istişare ve müzakere döneminin
sona erdiğine işaret ederek, artık liderlerin önlerine konan paketi değerlendireceklerini ve son kararı Kıbrıs halklarının vereceğini belirtti. Annan, liderlerin halklarına kılavuzluk etme ve onları Plan hakkında bilgilendirme çağrısında da bulundu.
01/0
4/2004 MILLIYET

Karamanlis: "Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüm mümkün olmadı"


Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Burgenstock'da üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi.
Karamanlis, Burgenstock'ta 24 Mart'tan bu yana süren Kıbrıs görüşmelerin sona ermesinin sonra basına kısa bir açıklama yaparak, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.
Kostas Karamanlis, ''Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüme ulaşmanın imkansız olduğu ortaya çıktı. Şimdi Kıbrıs halkı ve siyasi liderliği son kararı verecek. Bu kararı sorumluluk duygusu ve ileri görüşlülükle alacakları kanısındayım'' dedi.
Yunanistan'ın, görüşmeler sırasında Annan planının mümkün olan en üst düzeyde geliştirilmesi üzer
inde yoğunlaştığını belirten Karamanlis, bu çabanın, özellikle planın Avrupa Birliği'nin müktesabatına ve temel prensiplerine uyumu üzerinde durulduğunu vurguladı.
Karamanlis, Yunanistan'ın, New York'ta 13 Şubat'ta varılan bağlayıcı müzakere süreci çerçeve
sinde davrandığını belirterek, ''Hükümetim, ülkemiz tarafından alınan yükümlüklerini yerine getirmiştir. Amacımız, Kıbrıs sorunun çözümüne katkıda bulunmak oldu. Bu nedenle BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın davetine olumlu yanıt verdim'' diye konuştu.
Görüş
meler süresince Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birçok kez bir araya gelme fırsatını bulduğunu da ifade eden Karamanlis, ''Bu görüşmelerde, ikili ilişkileri geliştirme ve güçlendirmeye yönelik karşılıklı ve samimi niyetimizi teyit ettik'' dedi.
01/04/200
4 MILLIYET

CNN'in Kıbrıs yorumu: ''Karamanlis ve Rumlar daha hevessiz''

ABD'nin CNN haber televizyonu, Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği haberinde, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Kıbrıs Rum tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın referanduma götürülmek üzere sunduğu nihai plana ilişkin Türk tarafına oranla ''daha az hevesli'' olduğunu belirtti.
CNN'in internet sayfasında yayımlanan haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bürgenstock görüşmelerinin sonunda yaptığı açıklamada, ''Bu yo
la iyi niyetle başladık, bunun sonucunu görmek istiyoruz'' diyerek Annan planına destek verdiği ifade edildi.
Haberde, Yunanistan Başbakanı Karamanlis'in ise ''daha hevessiz'' bir görüntü çizerek, ''Artık karar Kıbrıslılara kaldı'' dediğine işaret edildi.
CNN, daha önceki saatlerde Kıbrıs Rum yönetiminin de Annan planını tatmin edici bulmadığını açıkladığına dikkati çekti.

The Guardian


İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesi, Kıbrıs'ta tarafların prensipte uzun süreli bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak istediklerini, ancak sorunun çözümlenememesinin hala bölgeyi sarsacak sonuçlar doğurabileceğini yazdı.
The Guardian başyazarı, sorunun çözümünün tarafların tümü için belli avantajlar getirdiğini örneklerle açıklarken, bir diplomatın İsviçre'deki süreci, ''B
u sürecin sonunda bir taraf beş çeşit yemek ve şampanyayla masadan ayrılırken, diğerine ise sandviç ve kahveyle idare etmek düşecek'' diye özetlediğini bildirdi.
BM planının son halinin Türkiye'de bir zafer havası, Rum tarafında ise umutsuzluk yarattığını
ifade eden Guardian başyazarı, planın bazı ayrıntılarına yer verdi.
Bir Rum milletvekilinin planı değerlendirirken, ''Bu hem tecavüze uğrayıp, hem de tazminatını ödemeye benziyor'' benzetmesinde bulunduğunu belirten Guardian, ''Kıbrıs saati ilerlemeye deva
m ediyor. Tarafların referanduma gitmesi bekleniyor. Ama eğer Türk tarafının lideri KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halkını kendi tarafında tutmayı başarırsa Türk tarafından ret kararı çıkabilir'' diye yazdı.
Ancak yine de planın kuzeyde kabul edilip, güne
yde reddedilmesi ihtimalinin daha güçlü göründüğünü belirten yazar, ''Adanın zengin tarafı olanlar onlar, nasıl olsa AB'ye de her koşulda girecekler. Onlar açısından bu referandum sadece, fakir olan Türk kuzenlerinin önünü kesme oylaması gibi görülecek'' görüşünü savundu.
''Rum tarafından bölünmüşlüğe yakılacak bir yeşil ışığın AB ile Türkiye arasındaki ilişkileri bozabileceğini'' de ifade eden yazar, ''Ayrıca AB yeniden ticari ambargolar sorununu kucağında bulacak. Ankara ve Yunanistan için de sorunlar yin
e köşeli hale gelecek. Kısacası bu sorun bölgede sarsıntılar yaratabilecek'' yorumunda bulundu.
01/04/2004 MILLIYET

Washington Post: Rum-Yunan tarafı daha inatçı tutum sergiledi


ABD'nin önde gelen gazetelerinden The Washington Post'ta Kıbrıs'taki önemli gelişmelerle ilgili çıkan haberde, İsviçre görüşmelerinde Rum-Yunan tarafının, ''daha inatçı bir tutum sergilediği'' ve Türk hükümetinin ''Annan Planı'na destek işareti verdiği'' belirtildi.
Gazetenin haberinde, İsviçre-Bürgenstock görüşmelerinin sonunda
bir anlaşma sağlanamaması üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, hazırladığı nihai çözüm planını 24 Nisan'da Kıbrıs'ta iki tarafta referanduma götürmeyi kararlaştırdığı kaydedildi.
The Washington Post, Kıbrıs'ta son sürecin ivme kazanmasında, kendisi de
AB üyeliğine aday olan Türkiye'nin çabalarının rol oynadığına işaret ederek, BM'deki diplomatların, ''bu son turda Rum-Yunan tarafı, daha inatçı olduğunu gösterdi'' dediğini yazdı.
Gazete, Türk hükümetinin, nihai Annan Planı'nı destekleyeceğinin işaretini
verdiğini kaydederek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Bu görüşmelerde kaybeden yok'' sözüne dikkati çekti.
01/04/2004 MILLIYET

KKTC basını: Son söz halkın... Bu iş tamam...

KKTC basını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, İsviçre'nin Burgenstock kasabasında dün gece tamamlanan Kıbrıs zirvesinin sonunda, nihai planını taraflara sunmasını, ''son söz halkın'' ifadeleriyle duyurdu.
İsviçre'de kıran kırana pazarlık yaşandığını yazan gazeteler, Annan'ın dün gece yarısı nihai planını taraflara sunduğunu ve ref
eradumun 24 Nisan'da yapılacağını belirtti.
Kıbrıs Gazetesi, ''Son Söz Halkın'' başlığını kullandığı manşet haberinde, Annan'ın, ''halka klavuzluk edin'', Başbakan Recep Tayyip Erdogan'ın da ''Mükellefiyetleri yerine getirmeye hazırız'' ve ''Referanduma de
stek vereceğiz'' sözlerini öne çıkardı.
Planda yapılan değişiklikleri de 5 madde halinde veren gazete, bunları şöyle sıraladı:
''-1960 anlaşmaları temelinde 650 Türk askeri sonsuza dek Kıbrıs'ta kalacak.
-Eşdeğerciler ve yatırım yapanlar haricindeki tüm mü
lkün 3'te 1'i Rum mal sahibine devredilecek. Geriye kalan 3'te 2 değer de tazminat ve takas yoluyla Rum mal sahiplerine ödenecek.
-Derogasyonlar konusunda 9 Nisan'a kadar görüşmeler sürdürülecek ve 9 Nisan'da karara bağlanacak.
-Harita üzerinde spekülasyon
yapılan Karpaz ve Lefke bölgesi Türk tarafına kalıyor.
-Planda bir yanlışlık sonucu Rum tarafına verilen Lefke Avrupa Üniversitesi arazi ve binaları, yanlışlığın düzeltilmesi sonucu Türk tarafına kaldı.'' Halkın Sesi Gazetesi, konuyla ilgili haberini, Baş
bakan Erdoğan'ın, ''Tezlerimizi başarıyla savunduk'' sözlerini başlığına çekerek, manşetten aktardı.
Yeni Düzen Gazetesi, sürmanşetten ''Erdoğan: İmzalarım'', manşetten de ''Bu İş Tamam'' başlıklarını kullandı.
Vatan Gazetesi, ''Ve Karar İki Halkın'', Kıbrıs Cumhuriyet, ''Son Söz İki Halkın'', Afrika gazetesi, ''Referandum 24 Nisan'da, Türk Tarafı Evet, Rum Tarafı Hayır'' başlığıyla haberini okuyucularına duyurdu.
Kıbrıslı gazetesi, ''Büyük Başarı!'' başlığını kullandığı haberinde, ''Rumların 1 Nisan EOKA g
ünü zehir oldu. İsviçre'de Türk tarafının elde ettiği başarı en az Rumlar kadar statükocuları da üzdü. 40 yıldır düğüm üstüne düğüm atılan Kıbrıs sorununun çözümü yolunda önemli bir adım atıldı'' ifadesini kullandı.
01/04/2004 MILLIYET

Kıbrıs'ta referandum 24 Nisan'da


BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım 2002'de sunduğu ve geçen sürede tarafların istek ve önerileri ile dört kez değiştirilerek dün son şekli verilen 4. Annan planı, 24 Nisan Cumartesi günü Kıbrıs Türk ve Rum tarafında eşzamanlı referanduma sunulacak.
Her iki referandumdan da ''evet'' oyları ''hayır'' oylarından fazla çıkarsa anlaşma halklar tarafından kabul edilmiş olacak. New York görüşmelerinde 20 Nisan olarak belirlenen referandum tarihi, dün 24 Nisan olarak değiştirildi.
KKTC Cumhur
iyet Meclisi Genel Kurulu, Annan planını referanduma sunmak için, ''Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması Özel ve Geçici Kurallar Yasa Tasarısı''nı 22 Mart'ta oybirliğiyle kabul etmişti.
Anamuhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekillerinin
boykot ettiği ve sadece UBP Grup Başkanvekili Salih Miroğlu'nun görüşlerini ifade etmek için bir süre katıldığı toplantıda, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Demokrat Parti (DP), Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) ile Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) milletvekillerinin tümü tasarıya olumlu oy vermişti.
Tasarı, Resmi Gazete'de yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek. Tasarının, Resmi Gazete'de yayımlanmadan önce Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından imzalanması gerekiyor.
''Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halk
oylaması Özel ve Geçici Kurallar Yasa Tasarısı'', ''BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından taraflara sunulan Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş anlaşmasını ve tüm eklerini; anayasa ve mevzuatı; Kıbrıs Türk Devleti'nin kurucu ortağı olacağı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne katılımını halkoylamasına sunmayı' düzenliyor.
Halkoylamasında, son milletvekilliği seçimindeki seçmen kütüklerinde kayıtlı KKTC yurttaşları oy kullanacak. Ancak kütükler son milletvekilliği seçiminden sonraki süreç
te yurttaşlık hakkını kaybedenlerin kütüklerden silinmesi ve seçmen niteliğine haiz yeni yurttaşlık kazananlarla 18 yaşını doldurması nedeniyle seçme niteliği kazananların kütüklere eklenmesiyle güncelleşecek.

BEYAZ ZEMİNE EVET, SİYAH ZEMİNE HAYIR

Halkoylamasında seçmenlere verilecek oy pusulasında beyaz zemin üzerine siyah yazıyla ''EVET'' ve onun yanında siyah zemin üzerine beyaz yazıyla ''HAYIR'' kelimeleri ve her birinin altında birer kare bulunacak.
Pusulada yer alacak diğer ifadeler Bakanlar Kurulu'n
ca belirlenecek. Seçmenler, karelere tükenmez kalemle işaret koymak ya da çarpı işaretli mühür basmak ve oy pusulasını, gizliliği bozmayacak biçimde katladıktan sonra sandık kurul önündeki kapalı oy sandığına atarak oy kullanacak.
Tasarının 9. maddesi şu i
fadeleri içeriyor:
''Seçim ve Halkoylaması Yasası'na uygun olarak Yüksek Seçim Kurulu'nca saptanan ve ilan edilen halkoylaması kesin sonucunda, geçerli oyların yarısından bir fazlasının 'evet' oyu olması halinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından ta
raflara sunulan kuruluş anlaşması ve tüm ekleri, anayasa ve mevzuatı, Kıbrıs Türk Devleti'nin kurucu ortağı olacağı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne katılımı halk tarafından kabul edilmiş sayılır.''
01/04/2004 MILLIYET

Kıbrıs için diplomasi



CHP milletvekili yazar arkadaşımız Zülfü Livaneli, Kıbrıs görüşmelerinin iyi gittiğini belirterek soruyor:
"Lozan'da tavizler vermek zorunda kalan Atatürk ve İsmet Paşa 'ver kurtul'cu muydu?!"
Şimdi Lozan günlerine gidelim. İsmet Paşa, Gazi'ye ve Başvekil Rauf Orbay'a çektiği 27 Ocak 1923 tarihli uzun telgrafta, Musul meselesi konusunda Türk heyetindeki görüş farklarını anlatıyor:
"Ben, Musul'dan feragat ederek sulh aramak fikrindeyim...
Rıza Nur, Musul bize pek lazımdır, sonuna kadar direnelim diyor..
.
Hasan Saka Bey ise Musul çok önemli olduğu için karar veremiyor..."
Neticede Gazi ve İsmet Paşalar Musul'dan "feragat" ederek barışa ve şimdiki sınırlarımız içinde devrimlere öncelik vermişlerdir.
Meseleye böyle geniş bir açıdan değil de Musul'un konumu
açısından bakarsak, "Musul'dan feragat etmeyi" eleştirmek için birçok sebep vardır.
Patrikhane konusunda da Kemalist yönetim "Türkiye'den dışarıya çıkarmak" tezinden taviz vermiş, bilinen statüyü kabul etmiştir.
* * *
KIBRIS konusunda, türban savaşının büy
ük kahramanı Alemdaroğlu gibi "40 bin şehit vererek Kıbrıs'ı alacak" değilsek, yapılacak şey, karşılıklı tavizleşmelerle Türkiye için 'en iyi' noktaya ulaşmaktır.
Doğru diplomasi budur. Türkiye de bunu yapıyor.
Bu satırlar yazılırken, İsviçre'nin Bürgensto
ck beldesindeki tartışmalar "derogasyonlar" denilen "istisnalar" üzerinde toplanmıştı: Annan planında Türkler ve Türkiye lehine konulmuş istisnaların nasıl "birincil hukuk" düzeyine çıkarılacağı meselesi...
Tabii Yunanistan direniyor, aslında bunun karşılığında başka tavizler istiyordu.
Diplomasi bir tavizleşmeler savaşıdır.
"İstisnalar"ı sağlam bir hukuk kuralı haline getirmek için teknik formüller var, AB adına Prodi'nin yaptığı açıklama da olumlu...
Neticede, Annan planının dengesi belli olmuştur: Türkiy
e ve Türkler hiç de "feragat" etmiyor; bir 'denge' kuruluyor.
Tabii bunun da eleştirilecek yönleri var. Ama meselenin çözümüyle Türkiye'nin ve KKTC Türklerinin kazanacağı şeyler daha çok.
* * *
EVVELA Kıbrıs Türklüğü 30 yıldır geldiği gibi bundan sonra dev
am edebilir mi?
Türkiye'nin ekonomi, aşırı nüfus artışı, işsizlik, altyapı yetersizliği, teknoloji açığı gibi sorunları var.
Bunların çözümü için dünyaya daha fazla açılmamız gerekiyor ve bunun birkaç yolundan biri Kıbrıs meselesinin çözümünden geçiyor.
rkiye'nin en ciddi sorunu olan etnik milliyetçilik meselesini çatışmasız çözmenin de, Ortadoğu ve Kafkaslar'da stratejik olarak güçlenmenin de birinci şartı güçlü bir ekonomidir; o da dünyaya açılmayla ilgilidir.
Böyle karmaşık bir meseleyi Alemdaroğlu kaf
asıyla ele almak veya "ver kurtul" diye damgalamak sadece yanlış değil, aynı zamanda ülke için zararlıdır.
Kıbrıs meselesine sırf Kıbrıs açısından bakmak doğru açılardan sadece biridir. Aynı zamanda Türkiye'nin, yani "anavatan"ın bu sorunları ve ufukları a
çısından da bakmak lazımdır

TAHA AKYOL MILLIYET 01/04/2004

Şampanya ve kebap

Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomides'e göre Annan dördüncü planı ile "Türk tarafına 5 yıldızlı otelde ikamet kuponu ve şampanya ikram etmiş... Rum tarafına ise kahve ve sandviç..." Peki Türk tarafı bu ikramı ne yapacak?
Cevap:
"Ret..."
Neden:
"Erdoğan ve Gül alkol kullanmadıkları için şampanya içmezler."
O halde anlaşma yatıyor mu?
Kıbrıs Rum Kesimi basını ise 4. Annan planını şöyle tanımlıyor:
"Türk tarafına Kıb
rıs kebabı sufla... Rum kesimine ise kahve sandviç..."
Türk tarafı, işte bunu kabul edebilmiş.

Kafa karıştırmak
İkisi de 4. Annan planı değil mi?
Aynı metne hem "hayır" hem "evet" nasıl olabilir?
Çünkü...
Eğer, 4. Annan planına "teknik" içerik açısından bakılırsa, her şey karışık.
Örneğin... Daha temelinden karışık olanını yansıtayım.
4. Annan planında nüfus, göç, mal iadesi, toprak, siyasal temsil, egemenlik... Akla gelen her şey, tümüyle Türk tarafının istediği şekliyle olsa, hem Türk hem Rum tarafında r
eferandumlarla kabul edilse bile... Hem güvencesi var, hem yok...
Yani - teknik yoruma göre - kalıcı bir anlaşma da olabilir... İskambil kağıdından şato gibi yıkılabilir de.
Açayım...
Referandumlardan geçen anlaşmada, bunun AB hukuku sayılacağı öngörülmekt
e.
Avrupa Parlamentosu'nda da onaylanabilir.
Ama...
Bir yoruma göre, adada bir Rum vatandaşı AB hukukuna göre, "anlaşmanın birincil hukuk olmadığı iddiasıyla, AB Lüksemburg Yüksek Mahkemesi'ne dava açarak iptal kararı alabilir."
O nedenle Türk tarafı işi g
arantiye almak için AB üyesi 25 ülke parlamentosundan "bu anlaşmanın AB birincil hukuku olduğu yolunda bir karar çıkarılmasını ve bunun da Annan'ın olası 4 buçukuncu(!) planında yer almasını" istemektedir.
Diğer yoruma göre ise, "25 ülke parlamentosundan k
arar çıkartmak koşulu, bu anlaşmanın birincil hukuk olmadığının bizim tarafımızdan peşinen kabulü ve ileride tek bir üye ülke parlamentosunda takılması halinde bile adanın Rumlarına yağmur gibi iptal davaları açmak olanağını altın tepside sunmaktır."
Böyle
düşünenler Belçika örneğini veriyorlar.
"Valonlar ve Flamanlar yıllardır tek bir iptal davası açtılar mı?" diyorlar.
Kısacası...
Durum da, kafalar da karışık.

Siyaset çözer
Bu tür teknik tartışmalar, KKTC penceresinden bakıldığında farklı bir "optimizasyon" yani "en az vererek, en çoğunu, en büyük güvenceyle almak" arayışını gösterir.
Nihayet tüm bunlar olmasa bile, oradakilerin hemen tamamının bir cebinde Türkiye pasaportu güvencesi var... Pek çoğunun diğer cebinde ise 1 Mayıs'tan itibaren AB yurttaşlığı
demek olan - gizlice alınmış - Kıbrıs Rum Kesimi pasaportu.
Bir de Türkiye penceresinden "optimizasyon" görülmeli.
Bu da "Kıbrıs'ta mümkün olan en iyi koşullarda çözümle yetinmek... Mümkün olmayanı zorlamamak... KKTC'liden daha fazla KKTC'li olmaksızın, T
ürkiye'nin AB yolu üzerindeki bu virajı devrilmeden, dingil kırmadan, lastik patlatmadan dönmektir."
KKTC'li nasıl ki, "Ben Türk'üm ama Türkiyeli değil, Kıbrıslı Türk'üm" diyor... Türkiye insanı da bu gerçeği görmeli, "Ben Türk'üm, Kıbrıslı soydaşımı (ırkı
mı değil) olabildiğince kollarım ama Kıbrıs Türkü değil, Türkiye Türküyüm" diyebilmenin akıl bileşkesinde kalmalıdır.
Ayrıca, KKTC'deki son genel seçimler de Türkiye insanının, en azından KKTC'li Türklerden yarısı kadarını aşan şovenliğindeki anlamsızlığı
ortaya koymuştur.
Türkiye'nin AB üyeliği, KKTC'de 10 yıl sonra asker bulundurmasından daha büyük güvencedir.
KKTC'nin de suflayı geri çevirmemesi ve AB üyeliği statüsünü paylaşması Türkiye'nin yararına olur.
Ve nihayet, çözümsüzlüğün de bıkkınlık verdiği,
KKTC'nin yeni kuşaklarına işkence gibi görünmekte olduğu görülmelidir.
GUNERI CIVAOGLU MILLIYET 01/04/2004

Son nokta...

BU satırlar yazılırken, Bürgenstock'ta, tam bir kargaşa ve belirsizlik hüküm sürüyordu. İsviçre kasabasında günlerdir yapılan çetin pazarlıkların sonunda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, daha önce New York'ta belirlenen takvime göre, gün içinde kendi adını taşıyan planına "son nokta"yı nasıl koyacağı dahi belli değildi...
Eğer şimdiye kadar ısrarla sürdürülen süreçte ve yöntemde bir değişiklik olmayacaksa, bundan sonra dördüncü ve "son aşama"ya girilmesi, yani Annan planının 20 Nisan'da referanduma sunulması gerekiyor.
Dün akşama kadar gelen haberler, Rum tarafının planın dördüncü versiyonuna karşı tavır aldığı, hele Rum halkının refera
ndumda büyük çoğunlukla (yüzde 74) "hayır" diyeceği yönünde idi. Türk tarafında ise Bürgenstock'ta "son nokta" konmadan, Rauf Denktaş'ın çok sert çıkışları, KKTC'yi - ve de Türkiye'yi - zor günlerin beklediğini gösteriyor.
BM, AB, ABD başta olmak üzere ulu
slararası camianın "son fırsat" diye nitelendirdiği çözüm şansını kaybetmemek için baskılarını yoğunlaştıracağı açık. Ancak - adanın iki kesimindeki havaya bakılırsa - planın kabulü ve çözümün gerçekleşmesi, hiç de bazılarının başta tahmin ettiği gibi "cepte keklik" görünmüyor...

Örnek alınsa...
AVRUPA'da siyasetin belirli akımların etkisine girdiği, bazen sağa, bazen de sola yöneldiği dönemler vardır.
Son olarak iki ülkede yapılan seçimlerde sağ iktidarların yenilgiye uğraması, yaşlı kıtanın "sola kaymakta" olduğunun işareti sayılıyor.
Bu iki ülke İspanya ve Fransa'dır. Birincisinde genel seçimler sonunda Sosyalistler iktidara geldi. İkincisinde ise bölgesel seçimler "sol ittifak"ın zaferi ile sonuçlandı, ancak merkez - sağ iktidar, Millet Meclisi'ndeki çoğunluğu sayesinde, yerinde duruyor.
Kuşkusuz Avrupa'nın çeşitli yerlerinde solun başarısını - veya sağın başarısızlığını - aynı nedene (veya nedenlere) bağlamak mümkün değil.
İspanya'da Aznar hükümetinin dış (özellikle Irak) politikası, terör şokunun etkis
i altındaki seçmenleri, muhalefetteki Sosyalistleri işbaşına getirmeye itti...
Fransa'da ise, seçmenlerin sola meyletmelerinde dış değil, tamamen iç nedenler rol oynadı. (Chirac Irak konusunda başından beri İspanya'dakinden tamamen farklı, ABD karşıtı bir
politika izliyor)...
* * *
BUNA karşılık Avrupa'da solun gerilediği ve sağın işbaşına geçtiği yerler de var. Örneğin Yunanistan'da, Sosyalistler (uzun süre iktidarda kalmanın bedeli olarak) yenilgiye uğradı.
Türkiye'de son yerel seçimler, siyasal akımın sağın lehinde olduğunu ortaya koydu. Üstelik sol da ciddi bir sarsıntı geçiriyor.
Bu konuda Fransa'daki seçimlerden alınacak dersler var. Fransa'da Sosyalistler zaferini önemli ölçüde diğer yakın partilerle kurduğu "sol ittifak"a borçlu... Ayrıca Başbakan Re
ffarin, partisinin uğradığı yenilgiden sonra, Batı demokrasilerinde yaygın olan anlayışa uygun olarak, istifasını verdi. (Ancak Chirac daha bir süre işbaşında kalmasını istedi)...
Kazanan veya kaybeden (sağ ya da sol) kim olursa olsun, Avrupa'da demokrasi
böyle işliyor...
SAMI KOHEN MILLIYET 01/04/2004

Bundan iyisi, KKTC'nin bağımsızlığıdır

BURGENSTOCK

Bu yazıyı yazdığım sırada, Kıbrıs pazarlığının son aşamasına girilmişti. İçeride kıyametler kopuyordu. İkili görüşmeler, telefon trafiği, zaman zaman yükselen sesler. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes karşı tarafı etkilemek için sürekli "yarı doğruları" açıklıyordu. Gazetecilerin yanına gelen sözcüler iyi planlanmış söylentileri yayıp avantaj elde etmeye çalışıyorlardı. Bir an Yunanlılarla Rumlar salonu terkettiler haberi geliyor, bir saat sonra Türk tarafının canının çok sıkkın olduğu söyleniyor, bir süre sonra bütün bunlar yalanlanıyordu.
Bir pazarlığın en zor yönü son dakikalarıdır.
Blöfler yapılır, büyük abilere telefonlar edilir, medya kullanılır ve bi
r iki noktada avantaj sağlanmaya çalışılır. Bazen karşı tarafın avantaj sağlamaması için yalanlar söylenir, dramlar sahnelenir. Herşey o kadar hızlı gelişir ki, sizde neyin doğru neyin yanlış olduğunu bir türlü anlayamazsınız.
Bundan dolayı sizleri gereksi
z ayrıntılara boğmak, her saat başı değişen gelişmelerle yanıltmak istemiyorum. Dördüncü Annan planının ortaya koyduğu büyük resmi sizlerle paylaşmayı arzuluyorum. Burada varılan anlaşmanın, bildiğimiz kadarıyla, imzalansa da imzalanmasa da, referandumda kabul edilse veya reddedilse dahi Türk tarafına şimdilik ne getirdiğine bakmak istiyorum.
1. Rumların denetimi ve yönetimi altındaki Kıbrıs Cumhuriyeti yok oluyor. Türkler ile Rumlar yeni bir Cumhuriyet kuracaklar. Herşey yeni, bayrağından milli marşına, ya
salarından yargısına kadar eski ile ilgisi bulunmayan bu Cumhuriyet Türk ve Rum halklarından oluşuyor.
2. Şimdiye kadar Rumlar tarafından azınlık diye nitelendirilen Türk toplumunun ilk defa siyasi eşitliği sağlanıyor.
3. Türk toplumu tamamıyle kendi ken
dini yönetme hakkını elde ediyor. Kendi anayasası, kendi parlamentosu, kendi yasalarıyla apayrı bir varlık oluyor.
4. Bugüne kadar sadece Türkiye'nin tanıdığı, kağıt üstünde kalan, ambargolar altında inleyen, Uluslararası kamuoyunda itilip kakılan, kişi b
aşına geliri 2.500 dolarda kalan KKTC, Uluslararası saygın bir statü kazanıyor, dünyanın tanıdığı yeni Kıbrıs Cumhuriyetinin ortak kurucu devleti haline geliyor. Avrupa Birliğine'de üye oluyor.
5. Türk tarafı ilerde Rumlar tarafından istila edilme tehlike
sine karşı, göçmen sayısına ve mal-mülk edinme konularına getirilen kısıtlamalarla kesin ve somut güvenceler alıyor.
6. Türk askerinin adada süresiz kalması ve garanti anlaşmalarının geçerliliği sağlanıyor.
7. Kıbrıs Türk devletinin Türkiye ile ilişkisini
sürdürebilmesine izin veriliyor.
8. Avrupa insan Hakları Mahkemesinde sıra bekleyen 4.000 ve karar aşamasına giren 47 davadan kurtulunuyor.
9. Türkiye'nin AB ile müzakereleri başlatma yolundaki en büyük engel olarak görülen Kıbrıs sorunu ortadan kalkıyor.


BUNDAN İYİSİ OLABİLİR Mİ?
Yukarıdaki listeyi daha uzatabilirim.
Ancak bir an için duralım ve kendi kendimize soralım: " dördüncü Annan planından daha da iyi bir çözüm elde edilemez miydi? Daha fazla avantajlar sağlanamaz mıydı?"
Gayet tabii sağlanabilirdi.
Ancak bu mantığın sonu yok.
İyisinin de iyisi olur.
Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmakta vardır.
Bazılarımız için en ideali, KKTC'nin bağımsızlığını ilan etmek, dünyanın tanımasını sağlamak veya Kuzey Kıbrıs'ı Türkiye'ye ilhak etmektir!
Bu
nlara gücümüz yetse son 30 yıl içinde belki yapabilirdik. Oysa yapamadık ve bundan sonra yapılması da imkansız.
Bugün varılabilecek en iyi çözüm dördüncü Annan planı ile önümüze konmuştur. Orasıyla burasıyla oynamak, bardağın boşlukları üzerine politika ya
pmak yerine bu planı nasıl işletebileceğimize bakalım. Kıbrıs Türklerinin elde ettikleri avantajları iyi kullanabilmeleri için yardımcı olalım.

YUNANLILAR VE RUMLAR İŞTE BUNDAN DOLAYI KIZGINLAR
Dördüncü Annan planı Yunanistan'da ve Kıbrıs Rumları arasında önce büyük hayal kırıklığı yarattı, ardından da hayal kırıklığı kızgınlığa ve tepkiye dönüştü.
35 yıldır bu tip görüşmeleri izliyorum. Şimdiye kadar hiçbir zaman bu kadar rahat etmemiştim. İlk defa Türk tarafı ne istediğini biliyor, topu taca atmak yerine
kararlı şekilde hedefine yürüyordu.
Buna karşılık Rumlar sinir içinde kaçırdıkları bir treni son dakikada yakalamanın çarelerini arıyorlardı.
Rumların bu kadar sinirli olmaları son derece doğal.
Nasıl olmasınlar ki:
- Sahip oldukları Cumhuriyeti kaybediy
orlar ve düne kadar parya muamelesi yaptıkları, azınlık olarak gördükleri Türklerle ortaklığa zorlanıyorlar. Devleti birlikte yönetmek zorunda bırakılıyorlar.
- Türk tarafı üzerindeki bütün ambargolar, tüm siyasi baskılardan vaz geçme durumunda kalıyorlar.

- Kişi başına 18 bin dolarlık gelirlerini birkaç misli arttırmak varken Türklerle paylaşma durumunda bırakılıyorlar.
- Bütün bunlara karşılık Kuzeyden doğru dürüst toprak alamıyorlar, göçmenlerinin büyük bir bölümünü geri gönderemiyorlar, Kuzey'deki mal-m
ülklerine geri dönemiyorlar.
Siz Rumların yerinde olsanız çıldırmaz mısınız?
Artık oyun bitti.
Bundan sonra Türk toplumunun kendi geleceğine hakim olması ve politik oyunları bir yana bırakması gerekir. Bundan sonra zenginleşmek ve rahat etmek artık onların
elinde. Bundan sonra Ankara'dan gönderilecek paralarla yaşamını nasıl sürdüreceğinin hesaplarını yapmak değil, Avrupa Birliği üyesi olarak Türkiye'ye nasıl avantaj sağlayacağını düşünmek gerekir.
Gelin artık bugün memnun olalım.
Birbirimizi yiyeceğimize e
limize geçen bu fırsatı iyi kullanalım

MILLIYET MEHMET ALI BIRAND 01/04/2004

Denktaş'tan 'hayır' iması

Kesin kararını arkadaşlarıyla birlikte planın tamamını inceledikten sonra yarın açıklayacağını belirten Denktaş, "Mühim olan benim değil, halkın vereceği karardır" dedi.

Denktaş, Annan Planı'nın tamamını inceledikten sonra yarın kararını açıklayacağını bildirdi. İsviçre'den çıkan belgenin ilk incelemesinde "evet" demenin mümkün olmadığını fakat İsviçre'den gelecek heyetle yapılacak tetkik sonrası sağlıklı bir karar verileceğini söyledi. Denktaş, İsviçre'den bir uzlaşma çıkmadığını belirterek, referandum konusunda sıkıntı olduğunu kaydetti.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Şu ana kadar incelediğimi kadarıyla bu belgeye evet demek mümkün değil ama İsviçre'den gelen arkadaşlarla yapılacak tetkik sonucu daha sağlıklı bir karar vermek mümkün olacaktır" dedi. Denktaş, gazetecilerin ısrarlı soruları karşısında bir gün daha sabredilmesini isteyerek, yarın yapılacak tetkiklerin ardından tavrının netleşeceğini söyledi.

Denktaş, İsviçre görüşmelerini değerlendirdiği basın toplantısında, Türkiye ile Yunanistan ve KKTC ile Rum kesimi arasında bir mutabakata varılmadığına dikkat çekerek "Üzerinde mutabakat olmayan bir belgeyi referanduma sunmakla nasıl bir sonuç alınacağı konusunda sanırım Genel Sekreter bilgi sahibidir" dedi.

Denktaş, konu hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılması için süre isteyerek şöyle konuştu:

"Arkadaşlarımızla bir değerlendirme yapacağız, bundan sonra halkımıza daha salim bir görüş sunacağız. Önemli olan mal-mülk konusuna nasıl bakıyorlar, harita bizi nasıl perişan ediyor, göçmenler konusu, siyasi haklar ve eşitliğimiz nasıl korunuyor ve Türk garantisi devam ediyor mu."

Denktaş, AB Komisyonu Başkanı Prodi'nin derogasyonların kalıcı değil geçici olabileceğini söylediğini belirterek "Bütün bu hususları soğukkanlı değerlendirmemiz gerekiyor" dedi.

Denktaş, bir soru üzerine, KKTC lehine değişiklikler de yapıldığını kabul ederek, bu konuların değerlendirilebilmesi için gazetecilerden süre istedi. Referandum konusunda son kararı tetkikler yapıldıktan sonra verileceğini vurgulayan Denktaş, "Şu an evet diyecek bir durum görmüyorum ama arkadaşlarımızla tetkik yapacağız" dedi.

(aa)

HURRIYET 01/04/2004

Arınç: Diplomaside başarı sağlandı

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs konusunda varılan noktanın olumlu olduğunu belirterek, ''İlk kez Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı'' dedi.

Arınç, TBMM Kulisi'nde gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Varılan noktanın olumlu olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:

''İlk kez Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı. Toplumlararası görüşmeler başladı, daha sora diğer aşamalar geçildi. Türkiye'nin atak, kararlı ve dinamik yapısı sadece kendi bölgemizi değil, bütün dünyayı etkiledi. Türkiye bu dinamik tavrıyla söz sahibi olduğunu ve sorunları çözmek istediğini gösterdi, sorunların uzlaşma ve diplomasi yoluyla nasıl çözülebileceğini ortaya koydu. Bence takdir edilmesi ve sevinilmesi gereken en büyük olay budur.''

(aa)

HURRIYET 01/04/2004

Plan tamamdır

Ferai TINÇ/BÜRGENSTOCK

İsviçre’de Kıbrıs masasından çözüm isteyen taraf olarak kalktık. Yunan ve Rum tarafı ise son anda ikna edilebildi. Son sözü,
24 Nisan’daki referandumda Kıbrıs halkı söyleyecek.

Bürgenstock’taki tarihi Kıbrıs görüşmelerinde BM Genel Sekreteri Annan hazırladığı son planı dün gece yarısı taraflara sundu. Plan 24 Nisan’da Kıbrıs’ın her iki kesiminde referanduma götürülecek.

Planın adil ve kalıcı olduğunu söyleyen Annan, tarafların uzlaşıp uzlaşmadığı konusunda bilgi vermedi. Ancak ABD’li bir kaynak, her iki tarafın da plan üzerinde anlaşmaya vardığını açıkladı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan dün gece, kalan son
boşlukları da doldurarak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’ni oluşturacak anlaşmaya son noktayı koydu ve taraflara teslim etti. Böylece Türk ve Rum tarafları arasında 13 Şubat’ta New York’ta başlayan görüşme süreci dün Bürgenstock’ta sona ermiş oldu.

Annan tar
afların uzlaşıya varıp varmadığı konusunda bilgi vermezken, Reuters haber ajansı, ABD_Dışişleri Bakanı Colin Powell’la birlikte Berlin’de bulunan bir yetkiliye dayanarak, tarafların plan üzerinde anlaşmaya vardıklarını bildirdi.

TÜRKLER YERİNDEN OLACAK

Her iki tarafı da tatmin edecek unsurlar taşıyan planın adil ve kalıcı olduğunu belirten Annan, planın 24 Nisan’da Kıbrıs’taki iki halkın onayına sunulacağını açıkladı. Planı uygulamanın kolay olmadığını, önemli bir maliyeti bulunduğunu ve bazı Kıbrıslı Türklerin yerlerinden olacağını belirten Annan, ancak uluslararası toplumun yardımlarıyla konut sorununun da aşılacağını söyledi.

TÜRKİYE’YE TEŞEKKÜR

Annan’ın planı açıklamasından önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘Biz imzaya hazırız’ diyerek, Türk tarafının Annan planını referanduma götürmeye hazır olduğunu açıkladı. KKTC heyeti de imzaya atmayı kabul etti. Böylece Türk tarafı 30 yıllık Kıbrıs görüşmeleri tarihinde ilk kez masadan çözüm isteyen taraf olarak kalktı. Annan, bu inisiyatifinden ötürü Türkiye
’ye teşekkür etti.

Erdoğan’ın ‘imzaya hazırım’ açıklaması Yunanistan ve Rum yönetimini zor durumda bıraktı. Annan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’le son bir kez görüştü ancak Yunan liderini imza konusunda ikna edemedi.

Aramız açılmasın

KIBRIS görüşmelerinin en kritik 24 saatinde Yunanistan, Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşmayı yaşatmak için Türkiye’nin AB’den hukuki koruma arayışına set çekti. Ancak, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, önceki gece Başbakan Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Kıbrıs konusunda anlaşmaya varılamasa da iki ülke arasındaki yakınlaşma sürecinin bundan etkilenmemesini istedi;

‘Biz çözüm istiyoruz. Fakat anlaşmazlıklarımızı çözebilmiş değiliz. Sorunlar hala ortada duruyor’ dedi. Erdoğan ise ‘Biz gerçekten çözüm ist
iyoruz ve bunun için uğraşıyoruz’ demekle yetindi. Çözümün tıkanması halinde ilişkilerin de bundan olumsuz etkilenebileceği mesajını taşıyan bu tavrın nedeni, Atina’nın Günter Verheugen’e verdiği yanıt oldu. AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu komiseri Verheugen, Annan Planı’nda, dolaşım ve mülkiyet konularındaki bazı kısıtlamaların, AB’nin birincil hukuku çerçevesinde kabul gören ‘istisnalar’ haline gelmesi için kurulacak yeni Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye katılımını meclislerinde onaylamalarını istedi.

Yunanistan ise, bu öneriyi kabul etmedi.

Bürgenstock’ta dünün hikayesi


DÜN tarafların son sözlerini söylediği müzakareler boyunca, özellikle Rum basınında anlaşmanın sağlanamayacağı yönünde bir hava hakimdi. Bu hava, Yunan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos’un ‘Taraflar arasında uzlaşma şansının şu an için zayıf göründüğünü’ açıklamasıyla pekişti.

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile TSİ 11.15’te yaptığı görüşmenin ardından Annan, 14.15’te Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile
bir araya geldi. Annan, 15.30’da KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, son olarak da 17.00’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.

Görüşmelerin ardından Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Papadopulos’un Anna
n’la görüşmesinde planda yapılan değişikliklerin Rum tarafını tatmin etmediğini ve ‘İçinde bizim değişiklik önerilerimiz yok. Bu dengesiz bir plan’ dediğini kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ve AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, bu saatlerde tel
efonla devreye girerek, taraflara anlaşmaya varmaları çağrısı yaptılar. Ancak kilit konulardaki anlaşmazlıklar giderilemedi.

AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in, derogasyonların kalıcı olmayacağı yönünde Yunanistan’a güvence verdiği bild
irilirken, Rumlar, dün öğle saatlerinde yeni bir öneri getirdi. Karpaz’ın, devredilmesi karşılığında, anlaşmanın AB temel hukukuna eklenmesinin kabul edildiği açıklandı.

Yunan ve Rum tarafının anlaşmanın tatmin edici olmadığı, dolayısıyla imzalanmayacağı
yönünde iyice belirginleştirdikleri tavrın ardından, imza töreni BM tarafından iptal edildi. Tarafları TSİ 23.30’da kapanış törenine davet eden Annan da, anlaştıkları için tarafları kutlamak yerine, planın son halini sunmakla yetindi.

HURRIYET 01/04/2004

Karamanlis: Çözüme ulaşmak mümkün olmadı

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Bürgenstock'da üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.

Karamanlis, Bürgenstock'ta 24 Mart'tan bu yana süren Kıbrıs görüşmelerin sona ermesinin sonra basına kısa bir açıklama yaparak, bu aşamadan sonra kararın Kıbrıs Rum halkı ve onun siyasi liderliğine kaldığını söyledi.

Kostas Karamanlis, ''Maalesef, üzerinde uzlaşılmış bir çözüme ulaşmanın imkansız olduğu ortaya çıktı. Şimdi Kıbrıs halkı ve siyasi liderliği son kararı verecek. Bu kararı sorumluluk duygusu ve ileri görüşlülükle alacakları kanısındayım'' dedi.

Yunanistan'ın, görüşmeler sırasında Annan planının mümk
ün olan en üst düzeyde geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştığını belirten Karamanlis, bu çabanın, özellikle planın Avrupa Birliği'nin müktesabatına ve temel prensiplerine uyumu üzerinde durulduğunu vurguladı.

Karamanlis, Yunanistan'ın, New York'ta 13 Şubat'
ta varılan bağlayıcı müzakere süreci çerçevesinde davrandığını belirterek, ''Hükümetim, ülkemiz tarafından alınan yükümlüklerini yerine getirmiştir. Amacımız, Kıbrıs sorunun çözümüne katkıda bulunmak oldu. Bu nedenle BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın davetine olumlu yanıt verdim'' diye konuştu.

Görüşmeler süresince Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birçok kez bir araya gelme fırsatını bulduğunu da ifade eden Karamanlis, ''Bu görüşmelerde, ikili ilişkileri geliştirme ve güçlendirmeye yönelik karşılıklı ve s
amimi niyetimizi teyit ettik'' dedi. (aa)

HURRIYET 01/04/2004

Referandum süreci başladı artık son söz halkın

Ömer BİLGE / BÜRGENSTOCK

Güvenlik Konseyi’ne bugün sunulacak

BM Genel Sekreteri Annan, 19 Şubat’tan bu yana taraflar arasında görüşülen planın son halini BM Güvenlik Konseyi’ne bugün rapor halinde bildirecek.

Siyasi partiler tutum belirleyecek

Türk ve Rumlar, referanduma kadar nasıl tavır takınacaklarını belirleyecek. Siyasi partiler, evet ya da hayır yönünde tutum belirleyecek.

Merkez Bankası başkanı seçilecek

9 Nisan’a kadar taraflar yeni devletin Merkez Bankası Başkanı ile yönetim kurulunu atayacak. Bu tarihe kadar yapmazlar ise, BM atama yapacak.

Garantörlerden onay gelecek

9 Nisan’a kadar garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, planın referanduma götürülmesini Bakanlar Kurulu kararıyla onaylayacak.

24 Nisan’da referandum

Taraflar, 24 Nisan’da eş zamanlı olarak Annan planını referanduma götürecek. Hem plana, hem de AB üyeliğine giriş onayı sorulacak ve her ikisine sadece bir kez evet ya da hayır sorusu sorulacak.

Evet çıkarsa

Taraflar iki gün içinde, yeni federal devletin geçiş döneminde görev alacak eş başkanları, bakanları, yüksek mahkeme üyelerini BM’ye bildirecek. Bildirmez ise, isimleri BM Genel Sekreteri ya da temsilc
isi belirleyecek.

Hayır çıkarsa

Taraflardan biri, planı referanduma götürmeme kararı alırsa, siyasi sonuçlarına da katlanacak.

1 Mayıs AB üyeliği

1 Mayıs 2004’te AB, yeni Kıbrıs Cumhuriyeti’ni 9 yeni ülkeyle birlikte tam üye olarak alacakl. Avrupa Birliği böylece 25 üyeli bir birlik olacak.

HURRIYET 01/04/2004

Güney Kıbrıs’ta ‘hayır’ havası esiyor

BÜRGENSTOCK’taki pazarlık dün son saatlerine yaklaşırken, Güney Kıbrıs’ta esen ‘hayır’ havası da iyice şiddetlendi. Güneydeki Baf kentinde okul çocukları bile dün sokaklara dökülüp Annan’ın yeni plan taslağına hayır gösterileri yaptılar. Planın yeni halini ‘ihanet’ ve ‘Türklere satış’ diye tanımlayan kalabalık öğrenci grubu, baştan beri birleşmeye karşı olan Baf Piskoposu Hırisostomos’a bir hayır dilekçesi sundular. Hırisostomos çocuklara hitaben konuşmasında ‘Bu plan uygulamaya konulduğu takdirde çökecektir. Şimdi artık gururla hayır deme hakkı halkın elindedir. Türkler ayrıca işgalin bedelini de bize ödeyecekler’ dedi.

HURRIYET 01/04/2004

Anlaşma Karpaz ve AB’ye takıldı

Nur BATUR/BÜRGENSTOCK

BÜRGENSTOCK’taki Kıbrıs Konferansı’nın son gününde, Annan planı KKTC’nin Karpaz bölgesi ile AB’nin hukuk garantisine kilitlendi. AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis’e anlaşmanın sınırlayıcı maddelerine süreklilik garantisi vermeyeceği vaadinde bulundu. Ardından Yunanistan hükümet sözcüsü Theodoros Rusopulos, ‘Göründüğü kadarıyla anlaşma olasılığı çok zayıf’ açıklamasını yaptı. Rumlar, Türkiye’nin kesinlikle kabul etmeyeceğini bile bile son dakikada masaya Karpaz’ı sürdüler: ‘Karpaz’ı verin kısıtlamaları kabul edelim’ dediler. BM Genel sekreteri Kofi Annan bile Rumların istediğine şaşırdı. Böylece, pazarlık kilitlendi. Ancak Annan, BM Güvenlik Konseyi’ni 2 Nisan’dan toplantıya çağırınca Rumlar ve Yunanistan üzerindeki baskı ağırlaştı. Konsey planı kabul ederse, Rumlar 1974’den bu yana ilk kez istemedikleri bir Konsey kararıyla karşı karşıya kalacaklar.

HURRIYET 01/04/2004

Şimdi hedef referandum

BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs halklarının onayına sunulacak olan planı taraflara sundu. Türk tarafı masadan oldukça memnun ayrılırken, Rum tarafı planı beğenmedi. Referandum 24 Nisan'da yapılacak

01/04/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ, YORGO KIRBAKİ
BÜRGENSTOCK - İsviçre'nin Bürgenstock beldesindeki dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin son gününde, kıran kırana pazarlıkların ardından, çözüm anlaşmasına dair umulan mutabakat sağlanamadı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, dün gece nihai şeklini vererek sunduğu planı Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafı tatmin edici buldu. Başbakan Tayyip Erdoğan planın son haline imza atabileceğini Annan'a iletti. BM'den Karpaz'ı talep eden ve anlaşmanın AB'nin birincil hukuku, derogasyonlarının da kalıcı olmasını kabul etmeyen Rum Yönetimi ise planın son
halinin referanduma sunulacağına dair güvenceye imzayı atmayı kabul etmedi. Bu durumda çözüm planı tarafların mutabakatı almaksızın nisanda referanduma götürülecek. Rum lideri Tasos Papadopulos büyük itirazları bulunan bir planı halkının onayına sunacak.

'Ya bu çözüm ya da...'
BM Genel Sekreteri yoğun pazarlıkların ardından dün gece TSİ 00.40'te tarafları bir araya getirerek komuoyuna sonucu duyurdu. AB ve garantör ülke Britanya'nın da ayrı masalarla temsil edildiği toplantıda Annan,
"Artık müzakere zamanı geçti, şimdi karar alma ve eyleme geçme zamanı" diyerek adanın iki yanında referandumların 24 Nisan'da yapılacağını duyurdu. Annan, "24 Nisan'da bu planla başka bir plan arasında değil, bu planla çözümsüzlük arasında seçim yapılacak" dedi.

Rumlar alkışlamadı
Annan liderlere şöyle seslendi: "Müzakere süreci futbol maçı değildir. Mesele gol atmak, birinin kaybedip diğerinin kazanması değil, iki tarafın da kazanır duruma gelmesi. Halklar gelecek 3.5 haftada kılavuzluk etmeleri için liderlerinebakacak.Halklarınızı bilgilendirmesorumluluğunuz var. Kimse geleceğin ne getireceğinden emin olamaz, ama ben planımın en iyi barış, istikrar ve refah düzeyini sunduğundan eminim. Geçmişte bir çok fırsat kaçırıldı, bir daha aynı hayatayı yapmayalım, barış ve birleşik Kıbrıs için bu fırsatı kaçırmayalım."
Rum-Yunan tarafı, konuşmayı alkışlamadı. Seremoni sonrası basın toplantısı düzenleyen Erdoğan ise "Anlaşmanın tüm taraflarca imzalanmasını isterdik" dedi.
BM Genel Sekreteri bu sonuca ulaşmadan önce taraflarla mekik d
iplomasisi yürüttü. En son akşam Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Başbakan Erdoğan'la bir araya geldi. Annan, son aşamada, taraflara nihai çözüm planı ile biri garantör ülkelere diğeri KKTC ile Rum Yönetimi'ne olmak üzere iki mektup verip süreci anlattı.

Metne giren yenilikler
Erdoğan'ın Annan'la iki saatlik baş başa görüşmesinden 'tatmin
olarak' ayrıldığı belirtildi. BM kaynakları, "Erdoğan Annan'la verimli değerlendirme yaptı" dedi ve başbakanın planı referanduma götüreceğine dair Annan'a 'imza' verebileceğini söylediğini iletti. Planın yeni halinde Türk tarafının derogasyonlar talebi geçici olarak kabul edildi. AB'nin anlaşmayı birincil hukuku kılacağı konusundaki taahhüdü metne sokuldu. Mülkiyet konusunda Türk tarafı lehine biraz daha iyileştirme
yapıldı. Denizcilik, havacılık ve balıkçılık konularında Türk parça devletinin
egemenlik alanı genişletildi.
Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise, Annan'ın önerilerinden Papadopulos'un tatmin olmadığını ilettiğini söyledi. Papadopulos, Rumların
talep listesinin önemli kısmının nihai planda yer almayacak olmasından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.

Annan'ın önerileri
Rum tarafının beğenmediği Annan'ın değişiklik önerileri şöyle:
Rum Yönetimi'ne bırakılacak yerler için BM sorumluluk taşımayacak. (Rumlar toprakların derhal BM denetimine girmesini istedi.)
Rumların KKTC'de servet edinmeleriyle ilgili sınırlamalar, ya Türklerin kişi başına gelirleri Rumlarınkinin yüzde 85'ine ulaştığında ya da 20 yıl sonra kaldırılacak. (AB, 15 yıl sonra kaldırılsın önerisini getirmişti.)
Türk ve Yunan askerinin sayısıyla ilgili görüşmeler, 2018 sonrası beş yerine üç yılda bir yapılacak.
Rumlar ile Türklerin kuzeyde ve güneyde en fazla üst üste üç gece kalmaları yerine, bu süren yılda beş aya uzatılacak.
Bi
rleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkçe'nin AB'nin resmi dilleri
arasına girmesine yardım edecek.
Türkiye'nin AB üyeliği sonrası anavatanlardan Kıbrıs'a yerleşeceklerin oranı ya yüzde 5'i geçmeyecek ya da 19 yıllık sınır olacak.
Barış Gücü masraflarının önce
yüzde 50, sonra yüzde 66'sını merkezi devlet karşılayacak.
Anlaşma, referandumlar sonrası garantör ülke meclislerinde süratle onaylanacak.

Karpaz pazarlıkları
Toprak konusunda yoğun çaba harcayan Rum heyeti, Karpaz konusunda ümidini Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen'e bağlamıştı. Günboyu Türk tarafı Karpaz'ın Rum Yönetimi altına girmesine iknaya çalışıldı. Papadopulos, BM Temsilcisi Alvaro De Soto'yla görüşmesinde, "Karpaz'ı verin" dedi. Türk tarafının tepkisi üzerine, BM,
Karpaz'da dört köylük bir bölgenin Rumlara verilmesine karşılık, Rumlara verilmesi öngörülen Güzelyurt'tan aynı miktarda toprağın Türk tarafında kalmasını önerdi. Bu öneriyi de Rum tarafı kabul etmedi. Ardından BM, Türkiye'nin istediği gibi anlaşmanın AB'nin birincil hukuku ve derogasyonlarının kalıcı olmasına karşılık, Karpaz'ın Rumlara verilmesini önerdi. Rumlar yine 'hayır' dedi.

 

Son ana dek kıran kırana

01/04/2004

RADİKAL - BÜRGENSTOCK - Bürgenstock'ta dün kıran kırana diplomasi savaşı yaşandı. Rum tarafı AB, Türk tarafı ise ABD 'atını' öne sürdü. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD'li muhatabı Colin Powell'ı arayıp "Bu süreci iyi niyetle başlatan biziz ve iyi niyetimiz sürüyor. Beklentilerimiz için gereken desteğin verilmesini istiyoruz. Plandaki dengelerin değiştirilmemesi için devrede olun" dedi. Powell, "Türk tarafının herhangi bir umut kaybına uğramaması gerekir. Çözüm umudunuzu bizim gibi son ana dek koruyun" yanıtını verdi.
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile Dışişleri Bakanı Petros Mo
liviatis de, Türk tarafının destekçisi olan Britanya Dışişleri Bakanı
Jack Straw ile Powell'ı aradı. Ancak hem Straw hem de Powell, Karamanlis'e anlaşma için elinden geleni yapması çağrısında bulundu. Karamanlis, Annan'la görüşmesinde tavrını sürdürdü: "G
üvenlik ve derogasyonlarla ilgili bölümleri iyileştirin."

Annan'dan BM şantajı
Rum lideri Tasos Papadopulos da, Rum Milli Konseyi'ni toplayarak, "Şu ana dek memnun kalabileceğimiz bir gelişme yok" dedi. Annan ise, Yunan-Rum tarafını ikna için bir kozunu daha kullandı. BM Genel Sekreteri'nin yarın Güvenlik Konseyi'ni Kıbrıs için toplantıya çağırdığı haberi Rum-Yunan heyetlerinde bomba tesiri yarattı. Konsey'in Rum Yönetimi'nin kabul etmediği bir planı onaylayarak karar çıkarması, 30 yıldır "BM kararlarına
uygun çözüm" diye bağıran Atina ve Rum Yönetimi'ni çok güç durumda bırakacak. Yunan-Rum kaynaklarına göre, Annan'ın yaptığı 'düpedüz şantaj.'

Denktaş: Kıbrıs elden gidiyor

Verheugen'e 'Nazi subayı' yakıştırması yapan Denktaş, Annan Planı'na karşı kampanya başlatacağını ilan etti

01/04/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nın 4. versiyonuna temkinli yaklaşımını, dün Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in Kapraz'ın Rumlara verilmesi önerisi üzerine terk edip, "Kıbrıs elden gidiyor" dedi. Verheugen'i 'Nazi generaline' benzeten Denktaş, "Hiçbir yetkisi yokken AB adına İsviçre'ye giden Verheugen, Türk tarafına akıl almaz baskı yapmakta. Bir Nazi generali, çavuşu gibi insanlarımıza bağırıp çağırarak, istediğini elde etmeye çalışmaktadır" diye konuştu.
Bir basın toplantısı düzenleyen ve NTV'ye demeç veren KKTC lideri Rauf Denktaş, derogasyonlar ve birincil hukuk konusunda AB'ye sert eleştiriler yöneltti.

'Derogasyon yoksa, gerisi laf'
Denktaş NTV
'ye demecinde, derogasyonların (istisnalar) AB'de 'birincil hukuk' olması dışındaki hiçbir seçeneğin kabul edilemeyeceğini belirterek,
"Bu konuda gevşemek verilecek hakların sıfırla çarpılması demek. Derogasyonlara birincil hukuk statüsü verilmezse, geri
si laftır, boştur.
İstediklerimiz verilmezse bu iş biter. Kıbrıs elden gidiyor. Rumlarla kavga bitmemiştir. Rumlar Kıbrıs'ı almak için AB'yi arkalarına almıştır" dedi. Denktaş, tarafların mutabık kalmadıkları planı tehditle referanduma sunmanın Kıbrıs'ta
kavgayı yeniden başlatacağını belirtti.
ABD'nin hep Rumlardan yana tavır alıp Annan Planı'nı 'fevkalade' diye satmaya çalıştığını savunan KKTC lideri Denktaş, "Görelim bakalım Türkiye'ye verdiği sözleri tutacak mı" diye sordu. Denktaş, plan mevcut haliyle
referanduma sunulursa 'hayır' kampanyası başlatacağını, ayrıca Annan'a 'referandum ertelensin' önerisi götürülebileceğini belirtti.

'Halkımız çocuk değildir, aptal değildir'
Cumhurbaşkanı Denktaş, dün düzenlediği basın toplantısında da Kıbrıs Türk halkında 'referandumda evet demezsek Türkiye maaşı kesecek', yerinden olacaklara şahane havuzlu evler yapılacak' dedikoduları dolaştığını söyleyip, "Halkımız çocuk değildir, aptal değildir. Bu gibi söylentilere inananlar varsa kendi bilecekleri iştir. Bunlar he
p hayaldir. Kandırmacadır" dedi.

'Verheugen Türk düşmanı'
Verheugen'in İsviçre'de Türk tarafını tehdit edercesine, 'Haksızsınız, Rumların hakkını yiyorsunuz' diye bağıra bağıra konuştuğunu' öne süren Denktaş, "Bugüne kadar çok şahit olduğumuz Türk düşmanlığını yeniden sergiledi" dedi. Verheugen'in birincil hukuk konusunda kendilerini kandırdığını söyleyen Denktaş, "Türk hükümetinin halka vaadi var. Bu temin edilmedikçe bize verilir görünmüş haklar sıfırlanır, hiçbir hükmü olmaz" diye konuştu. KKTC lideri,
Verheugen'e "Kendisine söz söyleme hakkını kim verdi. Hangi hakla benim insanlarımın üzerine bir Nazi çavuşu gibi yürüyor, bar bar bağırıyor. Ayıptır. Ve bu kadar tarafgirlik olmaz. Zaten birkaç ay sonra kendisi görevde olmayacaktır. Ondan sonra geriden bakıp halimize gülecektir" diye çıkıştı.

'KKTC heyetinin imza yetkisi yok'
Denktaş, İsviçre'deki KKTC heyetinin imza yetkisi olup olmadığı sorulduğunda, şu yanıtı verdi: "Böyle bir imza yetkileri yok. Çünkü benim de imza yetkim yoktur. Esasen imzalamaya neden yoktur. İstenilen imza, 'bunu referanduma sunacağız'. Denktaş, bir gazetecinin 'imza konusuyla kamuoyunun yönlendirildiği' yorumu üzerine, "Öyledir. Yani, işte imzaladılar, maşallah, inşallah, imza da atıldı, bu iş bitti" ifadesini kullandı.

AB, Rum tarafının Truva atı oldu

Rumların devreye soktuğu Verheugen, Türklere verilen istisnaları fazla bulmakla kalmadı, 'Karpaz'ı Rumlara verin' önerisi getirdi

01/04/2004 RADIKAL

GÜVEN ÖZALP
STRASBOURG - Bürgenstock görüşmelerinde BM Genel Sekreteri Kofi Anna
n'ın ortaya koyduğu son çözüm planı taslağıyla köşeye sıkışan Rum tarafı, devreye AB'yi soktu. Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi
Günter Verheugen, dün Kıbrıs görüşmelerinin en kritik eşiğinde, danışmanlığı bırakıp, Rumlar lehine pazarlığa g
irişti. Önceki gün Strasbourg'a gidip AB Komisyonu ile görüştükten sonra Bürgenstock'a dönen Verheugen, Komisyon'un Türk tarafına tanınan derogasyonların çok fazla olduğu görüşünü iletmekle kalmadı, "Karpaz Rumlar'a verilmeli. Zaten tarihi olarak Rumların" ifadelerini kullandı.
Avrupa Komisyonu temsilcisi, Karpaz'ın denetiminin Rumlara verilmesi karşılığında anlaşmanın AB'nin birincil hukuku olmasıyla ilgili çalışma başlatılması vaadinde bulundu. Karpaz'ın coğrafi, yerel yönetim ve ve mülkleriyle Rumlara d
evrini masaya koyan Verheugen'e Türk heyetlerinin tepkisi ilk etapta 'Bu kesinlikle tartışma konusu olamaz' şeklinde oldu.

Türkçe beş yıl sonra
Verheugen ikinci bombasını ise Türkçenin AB dili olması konusunda patlattı. Strasbourg'dan sonra AB temsilcisinin sunduğu 'uyum senedine' göre, Türkçe ancak Kıbrıs'ın üyeliğini takip eden beşinci yılda AB dili olabilecek. AB'nin Türkçe konusundaki tutumunda Rumların itirazlarının etkili olduğu belirtildi. Rumlar ellerinde yeterli eleman bulunmadığını, Türkçenin ül
ke içinde dahi sorun yaratacağını ileri sürdüler. Ancak AB, daha önce teknik açıdan buna hazır olunduğu mesajını vermişti.
AB, ayrıca başka bir manevra ile Rumların kuzeyde emlak almasıyla ilgili şartların hafifletilmesini istedi. Kuzeydeki alım gücü Rum
tarafındakinin yüzde 85'ine ulaşıncaya kadar Rumların kuzeyde mülk almalarını engelleyen çözüm önerisine ilişkin süre itirazında bulunan AB, bu sürecin çok uzun zaman alacağını, dolayısıyla mülk alımı kısıtlamasının 15 yılla sınırlandırılması gerektiğini savundu.

Yunanistan'ı ikna edin
Türk tarafının anlaşmanın birincil hukuku olmasına ilişkin kaygılarının giderilmesinde uyum senedinin yeterli olacağı iddiasını bir kez daha yineleyen AB tarafı, karşılaştığı itirazlar karşısında, 'Siz bu işten anlamıyorsunuz, biz olur diyorsak olur' söylemini benimsemesi dikkati çekti. AB, anlaşmanın birliğe üye tüm ülke parlamentolarınca onaylanması konusunda güvence verilemeyeceğini yinelerken 'Mesela Yunanistan'ın ikna olması gerekir' mesajı verdi.
Verheugen'in manevral
arı, önceki gün Strasbourg'da komisyon üyeleriyle görüşmelerine bağlanıyor. Edinilen bilgilere göre, Komisyon'da Verheugen'e,
Türklerin istediği derogasyonların sayısının çok fazla olduğu, kalıcı derogasyonların kabul edilemeyeceği ve ABD'nin sürekli olar
ak devreye sokulmaya çalışılmasından AB'nin rahatsızlık duyduğu iletildi. Komisyon, 'Rum tarafının kısa bir süre içinde AB ailesine katılacağının unutulmaması' uyarısı da yaptı. Bu arada Verheugen'in sözcüsü Jean-Christophe Filori de, "Verheugen, Strasbourg toplantısından sonra
İsviçre'ye cesaretlenmiş, tatmin olmuş ve AB Komisyonu'nun uzlaşma halinde süratle tepki göstereceğine inanmış bir şekilde döndü" açıklamasında bulundu.

Powell: Plan iki taraf için de adil

01/04/2004 RADIKAL

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referanduma götürülmek üzere sunduğu son çözüm metninin iki taraf için de adil olduğunu ve ABD'nin, bu ay yapılacak Kıbrıs'a yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini söyledi.
Powell'ın Berlin'de yayımladığı Kıbrıs'a ilişkin açıklamasının tam metni ABD Dışişleri Bakanlığı'nca duyuruldu. Annan'ın son çözüm planına tam destek veren Powell, Bürgenstock'ta varılan noktayı 'tarihi bir an ve uzlaşmaya yönelik güçlü bir işaret
' olarak nitelendirdi.
Powell, son noktada iki tarafın da uzlaşma çerçevesinde tam istediğini alamamasına karşın nihai metnin, iki taraf için de adil olduğunu ve Kıbrıslı Türk ve Rumlar'a AB üyeliğinin faydalarını paylaşma olanağı sunduğunu söyledi.
Açık
lamasına, Annan'ın nihai çözüm planını desteklediğini belirterek başlayan Powell, "Bu, tarihi bir an ve uzlaşma yönünde güçlü bir işaret. Onlarca yıl süren kavga ve bölünmenin ardından bu çözüm planı, 1 Mayıs'tan itibaren Kıbrıs'ın geleceğinin Avrupa'da olmasına yönelik garantinin kapısını açıyor. Bu plan, Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için, geçmişin acılarının bir tarafa bırakılması, barış, refah ve ortaklık içinde ileriye doğru ilerlenmesi ve AB üyeliğinin faydalarının paylaşılması yönünde bir yol öneriyor" dedi. Powell, şunları kaydetti:
"Uzlaşma gereğinden dolayı sonuçta iki taraf da isteklerinin tamamını elde edemedi, ancak nihai metin iki taraf için de adil. Biz, nihai çözümün, iki taraftaki halkın temel çıkarlarını karşıladığı ve ortak bir gelecek için
güvenli bir çerçeve oluşturduğu yönünde BM Genel Sekreteri'nin yaptığı değerlendirmeyi paylaşıyoruz.
Bundan sonra çözüm, Kıbrıslıların elinde. Bu seçimi, bütün Kıbrıslıların geleceğini gözönüne alarak yapacaklarını biliyoruz. Kıbrıslılar kararlarını verir
ken bilmeliler ki ABD, bu çözümün tam olarak uygulanmasını desteklemeyi taahhüt eder. Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs'a yardım için (15 Nisan'da) düzenleyeceği ön konferansa katılacağız ve önemli bir (mali) katkı vereceğiz. Diğer yönlerden de yardım için elimizden geleni yapacağız."
Powell, açıklamasının sonunda, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ta iki tarafın liderlerini yapıcı katkılarından dolayı kutladı ve Annan ile Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'yu ayrıca tebrik etti.

CNN'IN KIBRIS YORUMU

ABD'nin
CNN televizyonu, Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği haberinde, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Kıbrıs Rum tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın referanduma götürülmek üzere sunduğu nihai plana ilişkin Türk tarafına oranla 'daha az hevesli' olduğunu belirtti.
CNN'in internet sayfasında yayımlanan haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bürgenstock görüşmelerinin sonunda yaptığı açıklamada, "Bu yola iyi niyetle başladık, bunun sonucunu görmek istiyoruz" diyerek Annan planına destek ver
diği ifade edildi.
Haberde, Yunanistan Başbakanı Karamanlis'in ise 'daha hevessiz' bir görüntü çizerek, "Artık karar Kıbrıslılara kaldı" dediğine işaret edildi.
ABD'nin önde gelen gazetelerinden The Washington Post'ta Kıbrıs'taki önemli gelişmelerle ilgi
li çıkan haberde, İsviçre görüşmelerinde Rum-Yunan tarafının, 'daha inatçı bir tutum sergilediği' ve Türk hükümetinin 'Annan Planı'na destek işareti verdiği' belirtildi.
Gazetenin haberinde, İsviçre-Bürgenstock görüşmelerinin sonunda bir anlaşma sağlanama
ması üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, hazırladığı nihai çözüm planını 24 Nisan'da Kıbrıs'ta iki tarafta referanduma götürmeyi kararlaştırdığı kaydedildi. Gazete, Kıbrıs'ta son sürecin ivme kazanmasında, kendisi de AB üyeliğine aday olan Türkiye'nin çabalarının rol oynadığına işaret ederek, BM'deki diplomatların, 'bu son turda Rum-Yunan tarafı, daha inatçı olduğunu gösterdi' dediğini yazdı.
Gazete, Türk hükümetinin, nihai Annan Planı'nı destekleyeceğinin işaretini verdiğini kaydederek, Başbakan Erd
oğan'ın "Bu görüşmelerde kaybeden yok" sözüne dikkati çekti.

De Soto: Bir taraf reddederse, plan sona erer

01/04/2004 RADIKAL

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, adada ayrı ayrı yapılacak referamdulardan birinde
reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini söyledi.
De Soto, müzakerelerin yapıldığı İsveçre'nin Bürgenstock kasabasında düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sor
ularını yanıtladı. Konuşmasında Annan'ın sözlerini yineleyen ve Kıbrıs'ta tarafların 'çözümsüzlük ile çözüm arasında seçim yapacaklarını' söyleyen de Soto, referandumlardan olumsuz yanıt çıkması durumunda neler olacağının sorulması üzerine şunları kaydetti:
"Halklar egemendir. Uzlaşmak istemiyorlarsa bu onların kararı. BM Güvenlik Konseyi'nin, AB'nin, tüm dünyanın mantıklı ve geçerli
bulduğu bu zemin üzerinden uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?"
De Soto, son şekli verilmiş Annan
planının kabul
edilmesiyle 'Kıbrıslı Türklerin uzun yıllar süren tecridinin sona ereceğini, yalnızca AB ile değil tüm dünya ile entegrasyonlarının sağlanacağını' söyledi. Liderlerin önümüzdeki dönemde metni dikkatlice inceleme fırsatı
bulacaklarını dile getiren de Soto,
'Kıbrıs'ta liderlerin
düşündükleri çözümle gerçekler arasında farklılıklar bulunduğunu, şimdi tarafların tatmin olabilecekleri bir metnin önlerinde durduğunu ve liderlere büyük sorumluluklar düştüğünü' belirtti.
"Liderlerden sağduyulu açıklamalar ve dah
a objektif tartışmalar bekliyorum" diyen de Soto, planın, bir yıl öncesine oranla büyük
ölçüde değiştiğini, bu nedenle de plandaki değişikliklerin halka anlatılması konusunda liderlerin sorumlulukları olduğunu kaydetti ve "Liderlik ve vizyona inanıyorum"
dedi.
De Soto, bir soru üzerine, planın referandumlarda kabul edilmesine
kadar 'hiçbir kutlama yapmayacağını' kaydetti.

'HARİTADA DEĞİŞİKLİK YOK'

Bir soru üzerine haritalarda değişiklik olmadığını ifade eden de Soto, New York'a gideceğini ve 2 Nisan
Cuma Günü Güvenlik Konseyi'ne gelişmeler hakkında bilgi vereceğini söyledi. BM'nin de süreç içinde üzerine düşeni yapacağını, özellikle de
Kıbrıs'taki Barış Gücü konusunda çalışılması gerektiğini söyleyen de
Soto, Barış Gücü'nün yapısının ve katılımcı sa
yısının değişmesinin söz konusu olduğunu belirtti.
BM'nin, 'Annan planının uygulanmasını denetlemeye de yardımcı olacağını' kaydeden de Soto, mülkiyet konusuna ilişkin soruları
yanıtlarken, 'daha esnek bir yaklaşımın benimsendiğini' söyledi, ancak ayrıntılar konusunda bilgi vermedi.

'100 BİNDEN FAZLA RUM EVLERİNE DÖNECEK'

Planın detaylı okunması durumunda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ne şekilde işlerlik kazanacağını, iki taraf arasındaki ilişkilerin nasıl dengeli biçimde düzenlendiğinin anlaşılacağını kaydeden de Soto, çözümün 'daha sağlam mali temeller ve daha esnek mülkiyet hakları' içerdiğini belirtti. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 'iki kurucu devletten oluşan tek bir devlet olduğunu' söyleyen de Soto, bu çerçevede 'Türk tarafının
da kendi yö
netimine sahip olacağını' vurguladı.
De Soto, 'Rum Kesiminin bu plana hangi nedenlerden ötürü olumlu yanıt vermesi gerektiğinin' sorulması üzerine, plan uyarınca 'binlerce askerin adadan ayrılacağını ve 100 bin Rumun evlerine
dönebileceğini' kaydetti.
B
elli sayıda askeri varlığın adada kalacağına işaret eden de Soto, bunun öncekine oranla küçük bir rakam olacağını ve yıllar içinde gözden geçirme mekanizması çerçevesinde yeni değerlendirmeler
yapılacağını belirtti.
Geçiş sürecinin Rum Yönetimi lideri Ta
sos Papadopulos'un ısrarları sonucu iki aya indirildiğini de hatırlatan de Soto, "Rum tarafının beklentileri açısından da çok şey yapıldı" diye konuştu.
De Soto, adadaki Türk askeri varlığına ilişkin bir başka soru üzerine de, Türkiye ve Yunanistan ilişki
leri açısından son yıllarda önemli değişimler olduğuna işaret ederek, adada hem Türk hem de Yunan
askeri bulunacağını belirtti ve bunların sayısının 7 yıl içinde altı binden üç bine ineceğini söyledi. De Soto, "Belki öyle bir gün gelecek ki, bunlara da ih
tiyaç duyulmadığı hissedilecek. Gözden geçirmeler bunun için var" dedi.

'PLAN DAİMİ DEROGASYONLAR İÇERMİYOR'

Kıbrıs'ta varılacak anlaşmanın, AB birincil hukuku kapsamına alınmasına yönelik bir soru üzerine de Soto, AB Konseyi'nin Komisyona bir talepte
bulunarak, bu anlaşmanın içeriğinin yasal açıdan güvenli
kılınması isteyeceğini kaydetti. Planın hukuki açıdan güvenli kılınacağını vurgulayan de Soto, "Plan daimi derogasyonlar içermiyor" diye konuştu.
Müzakerelerde geleneksel 'al-ver süreci'nin bir ölç
üde kullanıldığını, daha çok istişareler aracılığıyla sonuca gidildiğini
bildiren de Soto, şunları kaydetti:
"Katılımcıların her biri, epey tavizde bulundukları izlenimi içinde buradan ayrılacak. Tam anlamıyla tatmin olmaları mümkün değil ama tavizin özü
nde de bu var. Kıbrıs çok uzun zamardır ihtilaflı bir konu. İhtilaflı parçaları bir araya getirmek zor bir iş. Kimse tam
olarak istediklerini elde edemedi, son derece hassas dengeler gözetildi. Bu iş çok zordu ancak, her iki taraf da elle tutulur bir şey
elde etti."
Bazı konuların basın tarafından 'abartıldığına' da işaret eden
ve 'küçük parçalar yerine tablonun bütününe bakılması gerektiğini' söyleyen de Soto, 'son şansların kullanılıp çözümün yakalanması gerektiğini' belirtti ve liderlere de çağrıda bu
lunarak 'çözüm
olmazsa nelerin elden gideceğinin iyi düşünülmesini' istedi.

Erdoğan: Kaybeden yok

01/04/2004 RADIKAL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin müzakerelerdeki yaklaşımının sürekli olarak 'kazan-kazan' esası üzerine kurulduğunu belirterek, Kıbrıs konusunda başlattıkları inisiyatifi İsviçre'de de sürdürdüklerini söyledi.
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, planının son halini taraflara sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, aslında bu müzakerelerde kaybeden olmadığını ve ''al-ver' hesabı gibi bir
mantıkla hareket edilmediğini kaydetti. Erdoğan, "Bizim yaklaşımımız, sadece yıllara dayalı olan huzursuzluğun ortadan kaldırılarak, artık adadaki tüm yaşayanların
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında yeni bir yaşam süre
ci başlatılmasıdır" diye konuştu.
Bürgenstock'taki müzakerelerin yapıcı bir atmosferde geçtiğini ifade eden Erdoğan, hükümet olarak, Annan'ın da öngördüğü şekilde, ortaya çıkan metni adadaki iki tarafın imzalamaları ve bu metinlere
Türkiye ve Yunanistan
tarafından da destek verilmesi düşüncesinde olduklarını söyledi. Erdoğan, ancak sonunda buna gerek olmadığı anlayışından hareketle bundan vazgeçilerek, Annan'ın da öngördüğü şekilde imzalamaya gerek kalmadığını anlattı.
Erdoğan, Türk tarafı olarak Kıbrıs'
ta her zaman kalıcı ve adil barıştan yana olduklarını vurgulayarak, "Bütün eylemlerimiz bu ifadelerimize uygun olarak gelişmiştir" dedi.
Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerinin başarılı bir şekilde savunulmasından duyduğu memnuniyeti dile g
etiren Erdoğan, Türkiye'nin, Kıbrıs siyasetini, sürecin her aşamasında devletin tüm kurumlarıyla gerekli istişareleri yaparak, bir kollektif adım oluşturmak suretiyle yürüttüklerine dikkati çekti.
Bu doğrultuda Kıbrıs Türk halkının varoluş davasını ve Tür
kiye'nin tezlerini en etkili şekilde savunduklarını belirten Erdoğan, Kıbrıs'ta iki halk ve iki ayrı demokrasi olduğunu ve bunların kurucu devletlerinden oluşan yeni bir ortaklık tesis edileceğini hep vurguladıklarını ifade etti. Erdoğan, Türkiyenin garantörüğünün muhafazasında da ısrarlı olduklarını ve bunu sağladıklarını kaydetti.

TÜRK TARAFININ ÖNCELİKLERİ

Annan planı son halini almadan önce tarafların öncelikleri çerçevesinde BM'ye çeşitli değişiklik öhnerileri sunduğuna işaret eden Erdoğan, 'devlet
in tüm kurumlarıyla istişare edilerek üzerinde daha
önce mutabık kalınan konular ve önem verilen hususların planda yer almasına özen gösterdiklerini' ifade etti.
Erdoğan bu önceliklerin özetle, varılan anlaşmanın AB birincil hukuku haline getirilmesi, ik
i kesimliliğin korunması, adanın kuzeyindeki Kıbrıs Türk devletinin siyasi eşitliğinin güvence altına
alınması, Kıbrıs Türk toplumunun ulusal birliğinin korunması, adadaki Türk askerinin Türkiye, AB'ye tam üye olduktan sonra da kalması, güvenlik ve garant
ilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs Türkü'nün refahı ve
ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması ve adada yaşayan anavatan kökenlilerin haklarının korunması olarak sıraladı.
İlgili tarafların barış için Annan'ın ortaya koyduğu zeminde müşterek bir anlayı
şa vardıklarını kaydeden Erdoğan, bu anlayışın Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan yapıcı ve olumlu atmosferin gereği
olduğunu ve bu ilişkilerin ileride daha da geliştirilmesine önemli katkıları olacağına inandıklarını kaydetti.
Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümün b
aşta Kıbrıs'taki iki halk olmak üzere Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluk ve işbirliğinin artırılmasını ve Doğu Akdeniz'de barış ve istikrarır güçlendirilmesini sağlayacağını söyledi.
Burgenstock'ta aslında Kıbrıs için yeni bir yol haritası çizildiğ
ini belirten Erdoğan, "Biz şimdi Annan'ın öngördüğü işbiriği ve takvim doğrultusunda bu anlaşmanın öngördüğü sorumuluklarımızı
yerine getirmeye hazırız. Konu üzerinde hükümetimiz tarafından gerekli değerelendirmeler yapılacak ve öngörülen aşamada TBMM'ye
de sunulacak" diye konuştu.
Erdoğan, Kıbrıs'ta şu anda iki halk ve iki ayrı demokrasi olduğunu, Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs Rum halkı bu planla ilgili
iradelerini referandumlarda ayrı ayrı ortaya koyacaklarını belirterek, "Şüphesiz ki biz Kıbrıs'ta iki h
alkın referandum yoluyla ortaya koyacağı iradeye saygılı olacağız" ifadesini kullandı.

YUNAN ULUSUNA VE KIBRIS RUMLARINA ÇAĞRI

Başbakan Erdoğan, Yunan ulusu ve Kıbrıs Rumlarına da seslenerek, "Bürgehnstock'ta başlatılan barış yolunu berebar yürüyelim.
Gereken adımları birlikte atıyoruz, birlikte atalım" çağrısında bulundu.
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'e çabaları için teşekkür eden Erdoğan, Kıbrıs Türk ve Rum heyetlerinin de bu sonuca ulaşılabilmesi için y
oğun çabaları olduğunu,
bu çabaların çözüm sürecine katkı istikametinde süreceğine inandığını
kaydetti.
Erdoğan, bu doğrultuda Annan'ın ve yardımcılarının çabalarına, müzakerelere katılan AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günther Verheugen'e v
e ayrıca katkıda bulunan tüm taraflara teşekkür
etti. Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bu görüşmeler esnasında dünya siyasetinde önemli yeri olan kişilerin bizlere yardımları oldu. Dolayısıyla o yardımı olan bütün dost ülkelerin devlet başkanlarına, başbakanları
na özellikle teşekkür ediyorum. Bu tür müzakere süreçlerinin doğasından kaynaklanan nedenlerle basın mensuplarına istediğimiz ölçüde bilgilendirmediğimizin farkındayız, ama bu durumu anlayışla
karşılayacağınızı umut ediyorum. Sizlere de teşekkür ediyorum.
Bize çok olumlu müzakere atmosferi ve her türlü kolaylığı sağlayan İsviçre hükümeti ve makamlarına da teşekkürlerimi sunuyorum.
Aziz milletime seslenmek istiyorum. Müsterih olsunlar. Onların gönüllerindeki, akıllarından geçeni kararlılıkla ve cesaretle s
avunan bir hükümetleri var."
Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a neden teşekkür etmediğine ilişkin bir soru üzerine, 'Denktaş'ın zaten ailenin, evin
sahibi olduğunu, gönüllerde onun özel bir yeri bulunduğunu' söyledi.

KKTC basını: Bu iş tamam

01/04/2004 RADIKAL

KKTC basını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında dün gece tamamlanan Kıbrıs zirvesinin sonunda, nihai planını taraflara sunmasını, 'son söz halkın' başlıklarıyla duyurdu.
İsviçre'de kıran kırana pazarlık yaşandığını yazan gazeteler, Annan'ın dün gece yarısı nihai planını taraflara sunduğunu ve referadumun 24 Nisan'da yapılacağını belirtti. Kıbrıs gazetesi, 'Son Söz Halkın' başlığını kullandığı manşet haberinde, Annan'ın, 'halka klavuzluk edin', Başbakan R
ecep Tayyip Erdogan'ın da 'Mükellefiyetleri yerine getirmeye hazırız' ve 'Referanduma destek vereceğiz' sözlerini öne çıkardı. Planda yapılan değişiklikleri de 5 madde halinde veren gazete, bunları şöyle sıraladı:
" * 1960 anlaşmaları temelinde 650 Türk a
skeri sonsuza dek Kıbrıs'ta kalacak.
* - Eşdeğerciler ve yatırım yapanlar haricindeki tüm mülkün 3'te 1'i Rum mal sahibine devredilecek. Geriye kalan 3'te 2 değer de tazminat ve takas yoluyla Rum mal sahiplerine ödenecek.
- Derogasyonlar konusunda 9 Nisa
n'a kadar görüşmeler sürdürülecek ve 9 Nisan'da karara bağlanacak.
- Harita üzerinde spekülasyon yapılan Karpaz ve Lefke bölgesi Türk tarafına kalıyor.
- Planda bir yanlışlık sonucu Rum tarafına verilen Lefke Avrupa Üniversitesi arazi ve binaları, yanlış
lığın düzeltilmesi sonucu Türk tarafına kaldı."
Halkın Sesi gazetesi, konuyla ilgili haberini, Başbakan Erdoğan'ın, 'Tezlerimizi başarıyla savunduk' sözlerini başlığına çekerek, manşetten aktardı.
Yeni Düzen Gazetesi, sürmanşetten 'Erdoğan: İmzalarım', m
anşetten de 'Bu İş Tamam' başlıklarını kullandı.
Vatan gazetesi, 'Ve Karar İki Halkın', Kıbrıs Cumhuriyet, 'Son Söz İki Halkın', Afrika gazetesi, 'Referandum 24 Nisan'da, Türk Tarafı Evet, Rum Tarafı Hayır' başlığıyla haberini okuyucularına duyurdu.
Kıbrıslı gazetesi, 'Büyük Başarı!' başlığını kullandığı haberinde, 'Rumların 1 Nisan EOKA günü zehir oldu. İsviçre'de Türk tarafının elde ettiği başarı en az Rumlar kadar statükocuları da üzdü. 40 yıldır düğüm üstüne düğüm atılan Kıbrıs sorununun çözümü yolund
a önemli bir adım atıldı' ifadesini kullandı.

Denktaş: Benim değil, halkın ne diyeceği önemli

01/04/2004 RADIKAL

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planında yapılan değişiklikleri incelediğini belirterek, "Şimdiki halimle plana 'evet' denilecek bir şey görmediğini' söyledi.
Annan planının son durumuyla ilgili ilk değerlendirmesini yapan Denktaş, kendisinin 'evet' ya da 'hayır' demesinini
önemli olmadığını, halkın 'evet' ve 'hayır' demesinin önemli olduğunu, bunun için de halkın her şeyi bilmesi ger
ektiğini kaydetti.
Türkiye ile Yunanistan ve KKTC ile Rum tarafı arasında bir uzlaşma olmadığını ifade eden Denktaş, üzerinde uzlaşılamayan bir belgenin referanduma sunulmasından nasıl sonuç çıkacağını bilmediğini söyledi. Denktaş, KKTC heyeti adaya geldi
kten sonra birlikte değerlendirme yapacaklarını belirtti.
Mal-mülk ve derogasyonalarla ilgili endişelerini dile getiren Denktaş, Türk heyetinin girişimleriyle planda lehlerine bazı değişiklikler olduğunu, planı tam olarak incelemesi gerektiğini dile getir
di.

Armudun sapı, üzümün çöpü

İsmet Berkan

01/04/2004 RADIKAL

Önce başlıktaki deyişi anlatayım. Avrupa Birliği'nin 1999 Helsinki zirvesinde Türkiye'ye tam üye adaylığı resmen verildi. Ama bazı şartlarla. Zamanın hükümeti bu şartlardan ötürü tereddüde düştü. Dışişleri Bakanı
İsmail Cem ve bakanlığı, Başbakan Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcıları Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz, Hüsamettin Özkan'dan oluşan zirveye teklifi reddetmeyi önerdi. Başbakan da mü
tereddiddi. O gün Bakanlar Kurulu toplantısı saatlerce sürdü. ANAP lideri Mesut Yılmaz ile ANAP'lı Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik çok kritik roller üstlendiler, AB'den gelen teklifin kabul edilmesini istediler. Aynı gün kritik rol üstlenen ve Başbakan Ecevit ile ortaklarını ikna eden diğer biri isim Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel oldu. AB'nin Türkiye ile ilgili paragrafında yer alan ve Ankara'da hükümetin tereddüde düşmesine neden olan şeylerle ilgili olarak Demirel'in, "Armudun sapı, üzümün çöpü demeyin, kabul edin" diye telkinde bulunduğu çok defa yazıldı ve yalanlanmadı.
Şimdi yeniden, 1999 Aralık ayındaki 'Armudun sapı, üzümün çöpü' noktasındayız. Bu sefer, armudun sapı ile üzümün çöpünü Kıbrıs'ta varılacak anlaşmanın AB müktesebatına dahil edilip
edilmeyeceği oluşturuyor.
Geldik takıldık derogasyonlar konusuna ve Annan Planı'nın AB'nin birincil hukuku olup olmayacağı meselesine.
Burada bazı temel konulara dönmekte ve onları hatırlamakta yarar var: AB'ye tam üye olmak demek, AB'nin hukuk düzenini
kabul etmek demektir; AB'nin sizin hukuk düzeninizi kabul etmesi değil!
AB'nin temel değerlerine aykırı olan bir şey, birincil hukuk olsa bile, AB mahkemesinde bozulabilir. Bunun sayısız örneği var. Üye ülke parlamentolarında onaylanıp birincil hukuk hali
ne gelmiş her konuya bireyler bu mahkeme nezdinde itiraz edebilir ve bine yakın davada AB mahkemesi devletlere karşı bireyleri haklı buldu.
Çünkü, sonuç olarak Avrupa'da hiçbir anlaşma ya da yasa insan haklarına aykırı olamaz. Bir adamın bundan 30 yıl önc
e Girne'de bir evi varsa ve 30 yıldır o evine gidemiyorsa, kimse o adamı anlaşma sonrası kurulacak Birleşik Kıbrıs'taki bir mahkemeye, orada sonuç alamıyorsa AB mahkemesine ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmekten alıkoyamaz.
Bunlar çok temel bil
giler, çok temel gerçekler.
Şimdi Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı AB'nin anlaşmada yer alan derogasyonları kendi müktesebatına dahil etmesi için var gücüyle yükleniyor. Buna karşılık AB Komisyonu bir garanti veremiyor, onun yerine bazı ara formüller öneriyo
r.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Derogasyonlar olmazsa görüşmelerin bir anlamı da olmaz" dedi İsviçre'ye gitmezden önce. Şimdi konunun uzmanları, mesela Radikal'de Gündüz Aktan veya KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AB'nin önerisini yetersiz buluyorlar.
Hatta Denktaş bir adım daha ileri gidip "Bu, anlaşmayla elde edilen hakların sıfırla çarpılmasıdır" diyor ve Annan Planı'na hayır kampanyasını sürdürüyor.
Gerçekten öyle mi? Derogasyonlar olmazsa elde edilenlerin hiçbir anlamı kalmaz mı sahiden?
Ben o gö
rüşte değilim. Bir kere, elde edilen ve edileceklerle kıyaslandığında AB mahkemesi yoluyla yitirilecekler bence çok az kalıyor.
İkincisi, neden bu konuyu Kıbrıs Türk halkına sormuyoruz da, ne olması gerektiğine masa başında karar vermeye kalkıyoruz?
Denk
taş, "Bu şartlarda referanduma gidilemez" diyor. Kendisinin gördüğü tuzakları belki iki yıldır bu planla yatıp kalkan Kıbrıslı Türkler görmüyor mu sanıyor? O halkın zamanında kendisini seçtiğini unutup şimdi halkına karşı güvensizliğini ortaya koyuyor.
rakın Kıbrıs'taki anlaşmaya Kıbrıs halkları karar versin. Armudun sapı ile üzümün çöpünü onlar değerlendirsin.
Son sözü onlar söylesin.

Kıbrıs'ta çözümden kimin, ne çıkarı var?

Murat Yetkin

Çözümü en az isteyen taraf Rumlar. Kıbrıs çözülürse AB, ABD ve Rusya da rahatlayacak

01/04/2004 RADIKAL

Kıbrıs konusunun bu kez bir uzlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağını görmek için fazla zaman kalmadı. Ankara ortaya çıkan son durumu değerlendirmek için bugün Milli Güvenlik Kurulu'nu yeniden toplarken, konuyla ilgili bütün başkentlerde de benzeri değerlendirmeler yapılacak. Bu aşamada Kıbrıs'ta uzlaşmaya dayalı, adil ve kalıcı bir çözümden kimin, ne gibi beklentisi olduğunu bir kez daha özetlemekte yarar var.
KIBRIS RU
M CUMHURİYETİ: 1 Mayıs 2004 öncesi varılacak bir çözümü en az isteyen taraf. Türk tarafının yıllardır ekonomik ve siyasi ambargo altında yerinde saydığı yıllarda hem siyasi, hem de ekonomik mesafe kat etti. Çözüm olmazsa da Avrupa Birliği üyeliğini garantilemiş olmanın rahatlığıyla
davranıyor. Ancak bu üyeliğin Türk tarafı üzerindeki egemenlik iddiasına son vereceği endişesi ve uluslararası baskı nedeniyle hâlâ masada.
KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ: Lefkoşa'nın en büyük beklentisi Türkiye'nin garantisini ve iki bölgeli yapıyı bozmadan uluslararası tanınma ve AB üyeliğine ulaşma. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın referandum konusundaki tutumu şu anda olumsuz görünüyor. Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş koalisyonunun böyle bir uzlaşma belgesini halka onaylatabilmesi
halinde en çok kazanan taraf olabilir.
YUNANİSTAN: Uzlaşma sağlanamazsa Kıbrıs Rumları AB üyesi olacak ve Atina, Lefkoşa'nın diğer tarafına verdiği sözü tutmuş olacak. Ancak bu
durumda AB'de daha ağır baskı altında kalabilir ve hem adadaki bölünmüşlük, hem de Türkiye'nin dışarıda kalmasından sorumlu tutulabilir. Ayrıca Kıbrıs'ta çözüm bulunamaması, Ege'de çözümü zorlaştırabilir. Bu durum da Yunanistan'ın 'Doğu'dan gelen tehdidi' giderme ve savunma giderlerini azaltma politikasıyla çelişiyor.
TÜRKİYE: Kıbrıs'ta adil ve kalıcı uzlaşma Türkiye'ye birkaç açıdan yarayacak. Öncelikle bu durum Türkiye'nin AB üyeliği yolundaki önemli bir fiili engeli ortadan kaldıracak. İkincisi, belki Kopenhag Kriterleri'yle en bağlantılı olanı, Türkiye'nin Avrupa'nın siyasi uzl
aşma kültürü çerçevesinde davrandığı kanıtlanacak. Üçüncüsü, Türkiye 30 yıldır Kıbrıs nedeniyle başka alanlara yönlendiremediği dış politika gücü ve enerjisini, artık daha rahat kullanabilecek. Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar'da istikrara yönelik daha etkin adımlar atabilecek.
İNGİLTERE: Kıbrıs'taki garantör ülkelerden üçüncüsü olan İngiltere, Kıbrıs'ın Rum ve Türk taraflarıyla birlikte AB üyesi olmasıyla rahatlayacak. Kıbrıs'la ilgili sorunlar artık AB sisteminin bir parçası haline gelecek. Bu durum Türkiye'nin de AB üyesi olmasıyla sonuçlanırsa, Avrupa'nın güney kanadında güvenlik ve istikrar sağlanmış olacak.
AVRUPA BİRLİĞİ: Kıbrıs'ta çözüm sağlanması AB içinde Türkiye'nin üyeliğine karşı olanların ya da kuşkuyla bakanların ellerini zayıflatacak, yana olanlarınkini güçlendirecek. Bu çerçevede Almanya'nın, Müslüman nüfuslu ve laik Türkiye'nin Batı'lı demokratik değerleri uyguladığı zaman Batı'nın bir parçası haline gelerek diğer Müslüman nüfuslu ülkelerle köprü oluşturacağı tezi de güçlenecek. Fransa da
tutumunu netleştirdiğinde birlik içindeki direniş kırılabilecek. Avrupa'nın güney ve doğu sınırları Türkiye'nin katılımıyla çizildiğinde, AB bütünleşme ve uluslarüstü bir
güç, bir kutup olma sürecini hızlandıracak.
ABD:Washington, Kıbrıs'ta çözüm sağlanmasından birden fazla beklentisi olan başkentlerden.
Doğu Akdeniz'de siyasi uzlaşmaya dayalı böyle bir sonuç, ABD açısından hem İsrail-Filistin, hem de Ermeni-Azeri ihtilaflarına gösterilebilecek bir örnek oluşturabilir. Bunlardan birincisini İsrail de des
tekliyor. Kıbrıs'ta kurulmaya çalışılan egemenliğe karşı toprak formülünün Ermenistan'ın işgal ettiği Azeri topraklarına uygulanması önündeki en büyük engel, ABD'deki Ermeni diasporası. Kıbrıs'taki bir çözüm, ABD'nin Türkiye ve muhtemelen Rusya'nın desteğiyle Ermenileri ikna etmesiyle sonuçlanabilir.
RUSYA: Moskova, en sorunlu bölgesi olan Kafkaslar'da, kendisinden sonra en büyük güç olan Türkiye'nin istikrarlı ve kestirilebilir politikalar izlemesinde yarar görüyor. Türkiye'de laik ve demokratik düzenin güçlenmesinin bu hedefe yardımcı olacağının, Türkiye'nin muhtemel
AB üyeliğinin de bunu garantiye alacağının farkında. Rusya bu nedenle Kıbrıs'ta kendi çıkarları açısından da çözüm umuyor.
Bu uluslararası tablodan çıkan çözüm beklentisinin gerçekleşip ger
çekleşmeyeceğini görmek için artık fazla sabretmeye gerek kalmadı.

Eski hatalar yolu kesti

Erdal Güven

Türk tarafı, Kıbrıs'ta çözüm için İsviçre'de varılan anlaşmayı derogasyonlara (istisnalar) feda etmedi. Annan'a 'Evet' dedi. İsviçre'den Rum tarafı sıkıntılı, Türk taraf tatmin olmuş ayrılıyor

01/04/2004 RADIKAL

BÜRGENSTOCK - Kopenhag ve Lahey'de yapılan hatalar Bürgenstock'ta Türk tarafını zora soktu. Annan'ın önceki gün sunduğu anlaşma taslağından genel olarak memnun kalan Türk tarafı, buna karşılık AB'yi anlaşmayı 'birincil hukuk' haline getirmeye ikna etme çabasından sonuç alamadı. Hal böyle olunca anlaşmadaki derogasyonlar Türk tarafının umduğu ölçüde 'hukuki güvence'ye alınamıyor. Türkiye anlaşmaya ek olarak onaylanacak AB Konseyi'nin 'uyarlama sözleşmesi' diye nitelediği yarı hukuki yarı siyasi güvenceyle yetinmek durumunda kalacak. Bu durumda Türk tarafının kaygısı, anlaşma referendumlarda kabul edilse bile öngörülen derogasyonların Avrupa mahkemelerine götürülme olasılığının ortadan kalkmaması.

AB'nin son sözü
AB son sözünü söyledi. Prodi'nin dün yaptığı açıklamanın anlamı şu: Bizden anlaşmadaki derogasyanları birincil hukuk yapmamızı beklemeyin. Bu ne teknik ne de hukuki olarak mümkün. Ayrıca kalıcı derogasyon peşinde koşmayın. Bu AB hukukuna aykırı.
Dün bu yazı yazıldığı saatlerde AB hukukunu ihlal etmeden söz konusu derogasyonlar konusunda Türkiye'yi tatmin edecek bir arayol bulma çabası sürüyordu.
Konu karışık olduğu için şunları anımsamakta yar
ar var: AB hukukuna göre bir belgeyi 'birincil hukuk' haline getirip her türlü yasanın üstüne çıkarmanın tek yolu, tüm üye ülkelerin meclislerinde tek tek onaylanması. Bu nereden baksanız 1.5 yıllık bir süreç ve siyasi açıdan da riskli, çünkü herhangi bir meclisin pekâlâ bu derogasyonları insan haklarına aykırı bularak ya da bir çifte standart yarattığından dem vurarak reddetme ihtimali yok değil.
Buna karşılık Kıbrıs Cumhuriyeti'ni AB üyesi yapan 16 Nisan 2003 tarihli Katılım Anlaşması tüm ekleriyle üye ü
lkelerin meclislerinden onaylandı. Eğer Aralık 2002 Kopenhag ya da Mart 2003 zirvelerinde Türk tarafı, Annan Planı temelinde çözüm anlaşmasına imza atsa ve bu anlaşma Katılım Anlaşması'na eklenebilseydi Türk tarafının şimdiki kaygısı olmayacaktı. Gerçi derogasyanlar yine geçici olacaktı ama, yürürlükte bulundukları süre zarfında dava konusu yapılamayacaklardı. Oysa anlaşma olsa da olmasa da Kıbrıs 1 Mayıs'ta AB üyesi oluyor, ayrıca derogasyanları 15 değil 25 üye ülkenin onaylaması gerekecek.
Siyasi riski Y
unan tarafı çok daha açık ortaya koyuyor: Biz derogasyonlara karşıyız. Süreleri uzun ve kapsamları geniş. İnsan haklarına aykırılar. Ayrıca Türk tarafında daimi ikâmet edebilecek Rumların oranıyla ilgili bir de kalıcı derogasyon (yüzde 33) var. Bunları kabul etmemiz mümkün değil. Ancak çözüm uğruna bunları kabul etsek bile derogasyanları içeren bir belgeyi parlamentomuzdan geçirmemiz imkânsız. Zaten dün Prodi'nin, derogasyonları, belli zaman dilimi için ve üye ülkelerin meclislerinden onayına gerek kalmadan AB hukukuna uyarlamaya çalıştıklarını söylemesi de teknik ve siyasi riskten kaynaklanıyor.
Annan Planı'nın pazartesi sunulan halinde derogasyonlar çeşitli koşullara bağlı geçici düzenlemeler getiriyor. Rumların Türk tarafında mal-mülk edinmelerine dair d
erogasyonlar Türk tarafının gelir düzeyinin Rum tarafının yüzde 85'ine ulaşmasına bağlanıyor. Türk tarafında daimi ikâmet hakkı edinecek Rumların oranı Türkiye AB'ye üye olana kadar yüzde 18'i geçemeyecek. Türkiye AB'ye üye olduktan sonra da bu oran ancak yüzde 33'e kadar çıkabilecek.

Türk tarafının kaygıları...
Türk tarafının tatminsizliğinin bir başka nedeni, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde hukuken sonuca bağlanmış Loizidu benzeri davalar. Birleşik Kıbrıs Devleti'nin eşbaşkanları, anlaşma metnine eklenecek bir mektupla, AİHM'den tüm davaların Birleşik Kıbrıs Devleti'ne gönderilmesini istiyor. Ancak bu mektup, sonuca bağlanmış davaların maddi yükünü Türkiye'nin üzerinden kaldırmıyor.
Üst düzey bir Türk yetkilinin dün akşam gelinen noktayı değerlendirm
esi şöyleydi: "Önümüzdeki anlaşma fena bir metin değil. Ama bunun günün birinde değiştirilmeyeceğinden emin olmalıyız. Bu açıdan AB bizi tatmin edebilmiş değil. Üzerinde düşünüyoruz."
Anlaşılan o ki Türk tarafının düşündüğü seçenekler şunlar:
1 - İstekle
rimizin çoğunu karşılayan ve hem çözümün yolunu, hem de Türkiye'nin AB yolunu açacak anlaşma için gerekli siyasi yükümlülüğü yerine getirmek.
2 - İstediğimiz hukuki güvenceyi alamadığımız için anlaşmanın kazanımlarını önemsememek...
Bu ancak siyasi irade
yle verilebilecek bir karardı ve dün geceki Erdoğan-Annan görüşmesinde ilk seçenek tercih edildi.
Öyle ya da böyle her iki taraf da buradan bir 'anlaşma'yla ayrılıyor. Bu kendi aralarında vardıkları bir 'anlaşma' olamadı ne yazık ki... Doğrusu kimse aksin
i beklemiyordu... İsviçre'den Türk tarafı mümkün mertebe tatmin olmuş biçimde ve rahat, Rum tarafı ise sıkıntılı ayrılıyor... Artık söz halkların...

Denktaş: ‘Evet’ demem mümkün değil

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde bir anlaşma olmadığını, mutabakat olmayan bir belgenin referanduma götürüleceğini belirtti. Denktaş mevcut haliyle planı kabul edilemez buldu.

 

Lefkoşa
NTV

   

1 Nisan 2004 — BM Genel Sektereteri Kofi Annan’ın taraflara nihai planını sunmasının ardından ilk değerlendirmesini NTV’ye yapan Denktaş, Kıbrıs Türkü lehine de bazı değişiklikler olduğunu, ancak bunların yeterli olmadığını dile getirdi.

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Taraflar arasında bir anlaşmaya varılamamıştır. Üzerinde mutabakata varılamayan bir belge ile referanduma gitmenin sonucu ne olur bilemem” değerlendirmesinde bulundu.

Referandumla ilgili kararını, KKTC heyetinin bu gece Ada’ya dönmesinin ardından detaylı bir değerlendirmenin sonucunda vereceğini belirten Denktaş, “Haksızlık yapmak istemem, İsviçre’deki Türk heyetinin girişimleri sonucunda lehimize yapılan değişiklikler de var” diye konuştu

Kıbrıs’ta son kararı halk verecek

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, referanduma sunulacak nihai planı taraflara sundu. Türk tarafı planın son şeklinden memnun kalırken, Rum tarafı tatmin olmadı. Son kararı referandumda Kıbrıs haklı verecek.

Bürgenstock
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

1 Nisan 2004— Başbakan Erdoğan, nihai metne imzaya hazır olduğunu, ancak tarafların buna gerek görmediğini söyledi. Yunanistan Başbakanı Karamanlis ise planın son şeklinin Rum tarafının beklentilerini karşılamadığını açıkladı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan yaptığı konuşmada, müzakere sürecinin sona erdiğini ve referandumun 24 Nisan’da yapılacağını duyurdu. BM Genel Sekreteri 48 saat boyunca tarafları dinlediğini ve plana son şeklini verdiğini ifade etti. Bundan sonra kararı Kıbrıs halkı verecektir diyen Kofi Annan, bu süreçte halkın liderlerin değerlendirmelerine bakacağını belirtti.

Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak” diyen Annan, liderlerin geçmişteki hataları tekrarlamamalarını istedi. Planın adil olduğunu söyleyen Kofi Annan, tarafların eşit ortaklıkta bir araya geleceğini anlattı.

ERDOĞAN VE KARAMANLİS’İN AÇIKLAMALARI
Başbakan Erdoğan, Kofi Annan’ın taraflara nihai planı sunması nedeniyle yapılan törenin ardından basın toplantısı düzenledi. Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerini başarıyla savunduklarını anlatan Erdoğan, “Biz nihai metni Ada’daki iki tarafın imzalamalarını, Türkiye ve Yunanistan’ın da bunu desteklemelerini istedik. Ancak bu olmadı” dedi.
Müzakerelerde kaybeden tarafın olmadığını söyleyen Başbakan “kazan-kazan” anlayışı içinde hareket ettiklerin
i anlattı. Erdoğan, anlaşmanın öngördüğü sorumlulukları Türkiye olarak yerine getirmeye hazır olduklarını belirterek, gerekli değerlendirmelerin TBMM’ye sunulacağını söyledi

Kıbrıslı Rumlara ve Yunan halkına seslenen Erdoğan “Gelin başlatılan barış yolunu birlikte yürüyelim, gereken adımları birlikte atalım” dedi. Bir gazetecinin, “Herkese teşekkür ettiniz Denktaş’tan bahsetmediniz” yorumuna Erdoğan, “O zaten ailenin sahibi. Gönlümüzde ayrı bir yeri var” yanıtını verdi. Erdoğan referanduma destek verip vermeyeceğinin sorulması üzerine ise “Biz bu yola iyi niyetle çıktık. Neticeyi de almak isteriz” dedi.
Başbakan Erdoğan’dan sonra bir açıklama yapan Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Yunanistan’ın, New York’ta 13 Şubat’ta varılan bağlayıcı müzakere sürec
i çerçevesinde davrandığını belirterek, “Hükümetim, ülkemiz tarafından alınan yükümlüklerini yerine getirmiştir.Amacımız, Kıbrıs sorunun çözümüne katkıda bulunmak oldu. Bu nedenle BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın davetine olumlu yanıt verdim” diye konuştu.

Karamanlis, planın Rum tarafının beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ancak son kararı Kıbrıslı Rumlara bıraktığını söyledi.

POWELL TARAFLARI KUTLADI
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu “nihai metni desteklediklerini söyledi ve uzlaşmaya varan tarafları” kutladı.
Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunanistan’ı, görüşmelere “yapıcı katkıları”ndan ötürü tebrik e
tti. Powell, “Nihai metni destekliyorum. Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemeği bir uzlaşma oldu” dedi.

De Soto: Hayır çıkarsa plan sona erer

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, Ada’da ayrı ayrı yapılacak referandumlardan birinde reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini kaydetti.

 

Bürgenstock
AA

   

1 Nisan 2004— De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi. Son şekli verilmiş Kıbrıs planında kalıcı derogasyonların bulunmadığını ve haritanın aynı kaldığını söyleyen De Soto, planın kabul edilmesi durumunda Kıbrıslı Türklerin yıllar süren tecridinin sona ereceğini vurguladı.

 


Konuşmasında Annan’ın sözlerini yineleyen ve Kıbrıs’ta tarafların “çözümsüzlük ile çözüm arasında seçim yapacaklarını” söyleyen De Soto, referandumlardan olumsuz yanıt çıkması durumunda neler olacağının sorulması üzerine şunları kaydetti:
“Halklar egemendir.
Uzlaşmak istemiyorlarsa bu onların kararı. BM Güvenlik Konseyi’nin, AB’nin, tüm dünyanın mantıklı ve geçerli bulduğu bu zemin üzerinden uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?”

‘TÜRKLERİN TECRİDİ SONA ERECEK’

Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Annan pl
anının kabul edilmesiyle “Kıbrıslı Türklerin uzun yıllar süren tecridinin sona ereceğini, yalnızca AB ile değil tüm dünya ile entegrasyonlarının sağlanacağını” söyledi. De Soto, “Kıbrıs’ta liderlerin düşündükleri çözümle gerçekler arasında farklılıklar bulunduğunu, şimdi tarafların tatmin olabilecekleri bir metnin önlerinde durduğunu ve liderlere büyük sorumluluklar düştüğünü” söyledi.

HARİTADA DEĞİŞİKLİK YOK
De Soto, planda yapılan son değişiklikler arasında haritalar konusunun bulunmadığını, haritaların önceki plandakilerle aynı olduğunu söyledi. BM’nin de süreç içinde üzerine düşeni yapacağını, özellikle de Kıbrıs’taki Barış Gücü konusunda çalışılması gerektiğini söyleyen De Soto, Barış Gücü’nün yapısının ve katılımcı sayısının değişmesinin söz konusu o
lduğunu belirtti. BM’nin, “Annan planının uygulanmasını denetlemeye de yardımcı olacağını” kaydeden De Soto, mülkiyet konusuna ilişkin soruları yanıtlarken, “daha esnek bir yaklaşımın benimsendiğini” söyledi ancak ayrıntılar konusunda bilgi vermedi.

‘TÜRKLERİN KENDİ YÖNETİMİ OLACAK’
Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Annan Planı uyarınca, “Kıbrıs Türk tarafının çok hassas olduğu bir konudaki beklentisinin karşılandığını, Türklerin kendi yönetimlerine sahip olabileceklerini” söyledi. Planın detaylı okunması durumunda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ne şekilde işlerlik kazanacağını, iki taraf arasındaki ilişkilerin nasıl dengeli biçimde düzenlendiğinin anlaşılacağını kaydeden De Soto, çözümün “daha sağlam mali temeller ve daha esnek mülkiyet hakları” içerdiğini belirtti.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “iki kurucu devletten oluşan tek bir devlet olduğunu” söyleyen De Soto, bu çerçevede “Türk tarafının da kendi yönetimine sahip olacağını” vurguladı.

’100 BİN RUM EVİNE DÖNEBİLECEK’

De Soto, "Rum Kesiminin bu plana hangi nedenlerden ötürü olumlu yanıt vermesi gerektiğinin” sorulması üzerine, plan uyarınca “binlerce askerin adadan ayrılacağını ve 100 bin Rumun evlerine dönebileceğini” kaydetti.
Geçiş sürecinin Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un ısrarları s
onucu iki aya indirildiğini de hatırlatan De Soto, “Rum tarafının beklentileri açısından da çok şey yapıldı” diye konuştu.
De Soto, adadaki Türk askeri varlığına ilişkin de, Türkiye ve Yunanistan ilişkileri açısından son yıllarda önemli değişimler olduğuna
işaret ederek, adada hem Türk hem de Yunan askeri bulunacağını belirtti ve bunların sayısının 7 yıl içinde 6 binden 3 bine ineceğini söyledi.

DAİMİ DEROGASYON YOK
BM Kıbrıs özel temsilcisi, gözden geçirilerek son şekli verilmiş Annan Planı’nın daimi derogasyonlar içermediğini de söyledi. Kıbrısta varılacak anlaşmanın, AB birincil hukuku kapsamına alınmasına yönelik bir soru üzerine De Soto, AB Konsey’inin Komisyona bir talepte bulunarak, bu anlaşmanın içeriğinin yasal açıdan güvenli kılınması isteyeceğini
kaydetti.

AB: Kıbrıs artık engel değil

Türkiye’nin AB üyeliği ve müzakerelere başlanacağını göz önünde bulundurularak yapılan pazarlıkların neticeye ulaştığını kaydeden AB yetkilileri, Kıbrıs sürecinin artık AB-Türkiye ilişkileri için bir engel teşkil etmeyeceğini de dile getirdiler.

NTV-MSNBC

1 Nisan 2004 — Avrupa Birliği Annan Planı’nın Türkiye’nin AB üyeliğine endeksli bir şekilde müzakere edildiğini belirterek, daimi derogasyonlara bu yüzden ihtiyaç duyulmadığını açıkladı.

AB’deki diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin daimi derogasyonlar konusunda herhangi bir geri adım atmadığını çünkü orta vadede Türkiye’nin AB üyeliği göz önünde bulundurulduğunu, bu sayede de Annan Planı’nda yer almadığını belirttiler.
Annan Planı’nın Türkiye’nin AB üyeliğine endeksli olduğunu da hatırlatan Avrupa Komisyonu yetkilileri, “Annan Planı’nda yer alan bazı maddeler Türkiye’nin AB üyeliği ile yürürlüğe girecek. Bazı hususlar da Türkiye’nin AB üyeliği ile kadük olacak. Bu sayede hem
Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum kesimi Türkiye’nin AB üyeliğini engellemeyecek, hem de Kıbrıs’lı Türklere, anavatan AB’ye üye olana kadar teminat verilmiş olacak” şeklinde konuştular.
Aynı kaynaklar, Annan Planı’nın birincil hukuk değerine sahip olması içi
n, Komisyon’un Annan Planı’nı tabii tutacağı idari ve hukuki süreci ayrıca BM’ye bildireceğini ileri sürerek, yazılı olarak da gereken garantiyi Annan Planı üzerinde hem KKTC’ye hem de Türkiye’ye verdiklerini söyledi.

‘KIBRIS ARTIK ENGEL DEĞİL’

Türkiye’nin AB üyeli?i ve müzakerelere ba?lanaca??n? göz önünde bulundurularak yap?lan pazarl?klar?n neticeye ula?t???n? kaydeden AB yetkilileri, Kıbrıs sürecinin artık AB-Türkiye ilişkileri için bir engel teşkil etmeyeceğini de dile getirdiler.
Avrupa Komisyonu’nun
Ekim 2004 tarihinde yayınlayacağı ilerleme raporunda Türkiye’nin Kıbrıs konusunda attığı adımların fevkalade olumlu bir şekilde yansıyacağını da hatırlatan AB kaynakları, Türkiye ile Yunanistan arasındaki pürüzlerin üstesinden daha çabuk bir şekilde gelinebileceğini belirttiler.
Bundan sonra tüm enerjilerini referandum sürecine ayıracaklarını hatırlatan AB yetkilileri, Rum kesiminin Annan Planı’nı kabul etmemesi durumunda, zor bir süreçle karşı karşıya kalacaklarını da hatırlattılar.

Powell’dan destek ve kutlama mesajı

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu nihai metni desteklediklerini söyledi ve tarafları kutladı. NTV

1 Nisan 2004 — Powell, "Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemeği bir uzlaşma oldu” dedi ve ABD’nin, bu ay yapılacak Kıbrıs’a yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini söyledi

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu nihai metni desteklediklerini söyledi ve tarafları kutladı.
Afganistan’a yardım konferansı dolayısıyla Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunan
istan’ı, görüşmelere yapıcı katkılarından ötürü kutladı. Powell, “Nihai metni destekliyorum. Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemeği bir uzlaşma oldu” dedi ve Avrupa Komisyonu’nun Kıbrıs’a yardım için 15 Nisan’da düzenleyeceği ön konferansa katılarak, önemli bir katkı vereceklerini belirtti.

ABD’YE ELEŞTİRİ
Washington’daki gözlemciler ise, özellikle Kıbrıslı Rumlar’ın referandumda “evet” demesi olasılığını mevcut ortamda düşük görüyor. Bazı uzman ve gözlemciler, Powell’ın, Avrupa’ya kadar gelmişken İsviçre’ye uğramamasını da eleştirerek, “ABD yönetimi daha yüksek bir profil çizseydi, çözüm süreci daha güçlenirdi” diyor.

Rum-Yunan tarafı tatmin olmadı

Bürgenstock’ta yapılan kritik Kıbrıs müzakerelerine ilişkin perde arkası bilgiler de netleşmeye başladı. Türk diplomatik kaynaklar, Rum ve Yunan tarafının, Annan Planı’nın dördüncü versiyonundaki önemli değişiklik isteklerinin gerçekleşmediğini kaydetti.

NTV

 

1 Nisan 2004 — Türk diplomatik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Rum ve Yunan tarafı, BM’nin Pazartesi günü sunduğu taslak planda yer alan güvenlik ve garantörlük konularını değiştirme girişimlerinde bulundu. Ancak ABD ve İngiltere’nin desteği ve BM Genel Sekreteri’nin ağırlığını koymasıyla bu girişimler sonuçsuz kaldı.

Rum ve Yunan taraflarının itirazlarına karşın, Türk askerlerinin varlığıyla ilgili taslakta yer alan unsur da değiştirilmedi. Planda derogasyonların birincil hukuk olacağı yönünde bir ifadenin de yer aldığı kaydedildi. Ancak bunun yönteminin daha sonra bulunacağı belirtildi.

KARPAZ TARTIŞILMADI
Türkiye’nin müzakerelerde hiçbir harita sunmadığı ve harita pazarlığı yapılmadığı kaydedildi. BM, Türk tarafına Rum-Yunan tarafının “Karpaz’ı kanton olarak verin, buna karşılık yeni açılımlarda bulunmayı düşünelim” önerisini iletti. Ancak, Türk tarafının bu öneriye yanıtı, “Böyle bir şeyi teklif etmeye kalkarsanız süreç tıkanır” oldu. Türkiye’nin bu tutumu sayesinde Karpaz konusunun hiç tartışılmadığı belirtildi.

Kıbrıs’ta son kararı halk verecek

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, referanduma sunulacak nihai planı taraflara sundu. Türk tarafı planın son şeklinden memnun kalırken, Rum tarafı tatmin olmadı. Son kararı referandumda Kıbrıs haklı verecek.

Bürgenstock
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

1 Nisan 2004— Başbakan Erdoğan, nihai metne imzaya hazır olduğunu, ancak tarafların buna gerek görmediğini söyledi. Yunanistan Başbakanı Karamanlis ise planın son şeklinin Rum tarafının beklentilerini karşılamadığını açıkladı.

 


BM Genel Sekreteri Kofi Annan yaptığı konuşmada, müzakere sürecinin sona erdiğini ve referandumun 24 Nisan’da yapılacağını duyurdu. BM Genel Sekreteri 48 saat boyunca tarafları dinlediğini ve plana son şeklini verdiğini ifade etti. Bundan sonra kararı Kıbrıs halkı verecektir diyen Kofi Annan, bu süreçte halkın liderlerin değerlendirmelerine bakacağını belirtti.


"Önümüzde iki seçenek var; ya çözümsüzlük olacak ya bu çözüm olacak” diyen Annan, liderlerin geçmişteki hataları tekrarlamamalarını istedi. Planın adil olduğunu söyleyen Kofi Annan, tarafların eşit ortaklıkta bir araya geleceğini anlattı.

ERDOĞAN VE KARAMANLİS’İN AÇIKLAMALARI
Başbakan Erdoğan, Kofi Annan’ın taraflara nihai planı sunması nedeniyle yapılan törenin ardından basın toplantısı düzenledi. Müzakerelerin her aşamasında Türk tarafının tezlerini başarıyla savunduklarını anlatan Erdoğan, “Biz nihai metni Ada’daki iki tarafın imzalamaları
nı, Türkiye ve Yunanistan’ın da bunu desteklemelerini istedik. Ancak bu olmadı” dedi.
Müzakerelerde kaybeden tarafın olmadığını söyleyen Başbakan “kazan-kazan” anlayışı içinde hareket ettiklerini anlattı. Erdoğan, anlaşmanın öngördüğü sorumlulukları Türkiy
e olarak yerine getirmeye hazır olduklarını belirterek, gerekli değerlendirmelerin TBMM’ye sunulacağını söyledi


Kıbrıslı Rumlara ve Yunan halkına seslenen Erdoğan “Gelin başlatılan barış yolunu birlikte yürüyelim, gereken adımları birlikte atalım” dedi. Bir gazetecinin, “Herkese teşekkür ettiniz Denktaş’tan bahsetmediniz” yorumuna Erdoğan, “O zaten ailenin sahibi. Gönlümüzde ayrı bir yeri var” yanıtını verdi. Erdoğan referanduma destek verip vermeyeceğini
n sorulması üzerine ise “Biz bu yola iyi niyetle çıktık. Neticeyi de almak isteriz” dedi.
Başbakan Erdoğan’dan sonra bir açıklama yapan Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Yunanistan’ın, New York’ta 13 Şubat’ta varılan bağlayıcı müzakere süreci çerçeve
sinde davrandığını belirterek, “Hükümetim, ülkemiz tarafından alınan yükümlüklerini yerine getirmiştir.Amacımız, Kıbrıs sorunun çözümüne katkıda bulunmak oldu. Bu nedenle BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın davetine olumlu yanıt verdim” diye konuştu.

Karamanlis, planın Rum tarafının beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ancak son kararı Kıbrıslı Rumlara bıraktığını söyledi.

POWELL TARAFLARI KUTLADI
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs müzakere sürecinde sunduğu “nihai metni desteklediklerini söyledi ve uzlaşmaya varan tarafları” kutladı.
Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Powell, yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle Türkiye ve Yunanistan’ı, görüşmelere “yapıcı katkıları”ndan ötürü tebrik etti. Powe
ll, “Nihai metni destekliyorum. Sonuç, ister istemez taraflardan hiçbirin arayışlarının hepsini elde edemeği bir uzlaşma oldu” dedi

MGK, Kıbrıs ve Annan Planı’nı görüşecek


MGK, Kıbrıs konusuyla bugün bu ayki ikinci toplantısını yapıyor. Dün Irak ve PKK konularını ele alan MGK’nın bugünkü toplantısına İsviçre’den dönecek olan Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül de katılacak. MGK’nın bugünkü toplantısında Kıbrıs müzakerelerindeki son durum değerlendirilecek. Dünkü toplantıda ise Irak’ta geçici idari yasanın uygulanmasıyla ilgili sonuçlar ele alındı; Birleşmiş Milletler’in merkezi rol oynamasının gereğine işaret edildi. Toplantıda, PKK’nın Kuzey Irak’taki faaliyetlerine son verilmesiyle ilgili olarak, ABD ile sürdürülen temaslar da gündeme geldi. Kurul ayrıca, ülke genelindeki güvenlik ve asayiş durumunu da değerlendirdi.
NTV 01/04/2004

Annan Planı'nın son hali

Annan Planı'nın son halini açıklayan De Soto, referandumda bir tarafın 'hayır' demesi halinde planın geçersiz olacağını söyledi. Planda, Kıbrıslı Türklerin tecridi sona ererken, 100 binden fazla Rum evine dönecek.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, son şekli verilmiş Kıbrıs planının, adada ayrı ayrı yapılacak referamdulardan birinde reddedilmesi durumunda, tamamen sona ereceğini kaydetti.

De Soto, düzenlediği basın toplantısında genel olarak plan hakkında bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Konuşmasında Annan'ın sözlerini yineleyen ve Kıbrıs'ta tarafların ''çözümsüzlük ile çözüm arasında seçim yapacaklarını'' söyleyen De Soto, referandumlardan olumsuz yanıt çıkması durumunda neler olacağının sorulması üzerine şunları kaydetti:

''Halklar egemendir. Uzlaşmak istemiyorlarsa bu onların kararı. BM Güvenlik Konseyi'nin, AB'nin, tüm dünyanın mantıklı ve geçerli bulduğu bu zemin üzerinden uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?''

''KIBRISLI TÜRKLERİN TECRİTİ SONA ERECEK''

De Soto, son şekli verilmiş Annan planının kabul edilmesiyle ''Kıbrıslı Türklerin uzun yıllar süren tecridinin sona ereceğini, yalnızca AB ile değil tüm dünya ile entegrasyonlarının sağlanacağını'' söyledi.

Liderlerin önümüzdeki dönemde metni dikkatlice inceleme fırsatı bulacaklarını dile getiren De Soto, ''Kıbrıs'ta liderlerin düşündükleri çözümle gerçekler arasında farklılıklar bulunduğunu, şimdi tarafların tatmin olabilecekleri bir metnin önlerinde durduğunu ve liderlere büyük sorumluluklar düştüğünü'' söyledi.

''Liderlerden sağduyulu açıklamalar ve daha objektif tartışmalar bekliyorum'' diyen De Soto, planın, bir yıl öncesine oranla büyük ölçüde değiştiğini, bu nedenle de plandaki değişikliklerin halka anlatılması konusunda liderlerin sorumlulukları olduğunu kaydetti ve ''liderlik ve vizyona inanıyorum'' dedi.

De Soto, bir soru üzerine, planın referandumlarda kabul edilmesine kadar ''hiçbir kutlama yapmayacağını'' kaydetti.

''HARİTADA DEĞİŞİKLİK YOK''

Alvaro De Soto, Annan planında yapılan son değişiklikler arasında haritalar konusunun bulunmadığını, haritaların önceki plandakilerle aynı olduğunu söyledi.

Bir soru üzerine haritalarda değişiklik olmadığını ifade eden De Soto, New York'a gideceğini ve 2 Nisan Cuma Günü Güvenlik Konseyi'ne gelişmeler hakkında bilgi vereceğini söyledi.

''BM BARIŞ GÜCÜNÜN YAPISI VE SAYISI DEĞİŞECEK''

BM'nin de süreç içinde üzerine düşeni yapacağını, özellikle de Kıbrıs'taki Barış Gücü konusunda çalışılması gerektiğini söyleyen De Soto, Barış Gücü'nün yapısının ve katılımcı sayısının değişmesinin sözkonusu olduğunu belirtti.

BM'nin, ''Annan planının uygulanmasını denetlemeye de yardımcı olacağını'' kaydeden De Soto, mülkiyet konusuna ilişkin soruları yanıtlarken, ''daha esnek bir yaklaşımın benimsendiğini'' söyledi ancak ayrıntılar konusunda bilgi vermedi.

''KIBRISLI TÜRKLER KENDİ YÖNETİMLERİNE SAHİP OLABİLECEK''

De Soto, son şekli verilmiş Annan Planı uyarınca, ''Kıbrıs Türk tarafının çok hassas olduğu bir konudaki beklentisinin karşılandığını, Türklerin kendi yönetimlerine sahip olabileceklerini'' söyledi.

Planın detaylı okunması durumunda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ninne şekilde işlerlik kazanacağını, iki taraf arasındaki ilişkilerin nasıl dengeli biçimde düzenlendiğinin anlaşılacağını kaydeden De Soto,çözümün ''daha sağlam mali temeller ve daha esnek mülkiyet hakları'' içerdiğini belirtti.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ''iki kurucu devletten oluşan tek bir devlet olduğunu'' söyleyen De Soto, bu çerçevede ''Türk tarafının da kendi yönetimine sahip olacağını'' vurguladı.

''100 BİNDEN FAZLA RUM EVLERİNE DÖNECEK''

De Soto, ''Rum Kesiminin bu plana hangi nedenlerden ötürü olumlu yanıt vermesi gerektiğinin'' sorulması üzerine, plan uyarınca ''binlerce askerin adadan ayrılacağını ve 100 bin Rumun evlerine dönebileceğini'' kaydetti.

Belli sayıda askeri varlığın adada kalacağına işaret eden De Soto,bunun öncekine oranla küçük bir rakam olacağını ve yıllar içinde gözden geçirme mekanizması çerçevesinde yeni değerlendirmeler yapılacağını belirtti.

Geçiş sürecinin Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un ısrarları sonucu iki aya indirildiğini de hatırlatan DE Soto, ''Rum tarafının beklentileri açısından da çok şey yapıldı'' diye konuştu.

De Soto, adadaki Türk askeri varlığına ilişkin bir başka soru üzerine de, Türkiye ve Yunanistan ilişkileri açısından son yıllarda önemli değişimler olduğuna işaret ederek, adada hem Türk hem de Yunan askeri bulunacağını belirtti ve bunların sayısının 7 yıl içinde altı binden üç bine ineceğini söyledi.

De Soto, ''Belki öyle bir gün gelecek ki, bunlara da ihtiyaç duyulmadığı hissedilecek. Gözden geçirmeler bunun için var'' dedi.

''PLAN DAİMİ DEROGASYONLAR İÇERMİYOR''

De Soto, gözden geçirilerek son şekli verilmiş Annan Planı'nın ''daimi derogasyonlar içermediğini'' söyledi.

Kıbrısta varılacak anlaşmanın, AB birincil hukuku kapsamına alınmasına yönelik bir soru üzerine De Soto, AB Konsey'inin Komisyona bir talepte bulunarak, bu anlaşmanın içeriğinin yasal açıdan güvenli kılınması isteyeceğini kaydetti.

Planın hukuki açıdan güvenli kılınacağını vurgulayan De Soto, ''Plan daimi derogasyonlar içermiyor'' diye konuştu.

Müzakerelerde geleneksel ''al-ver süreci''nin bir ölçüde kullanıldığını, daha çok istişareler aracılığıyla sonuca gidildiğini bildiren De Soto, şunları kaydetti:

''İKİ TARAF DA SOMUT KAZANIMLAR ELDE ETTİ''

''Katılımcıların her biri, epey tavizde bulundukları izlenimi içinde buradan ayrılacaklar. Tam anlamıyla tatmin olmaları mümkün değil ama tavizin özünde de bu var. Kıbrıs çok uzun zamardır ihtilaflıbir konu. İhtilaflı parçaları biraraya getirmek zor bir iş. Kimse tam olarak istediklerini elde edemedi, son derece hassas dengeler gözetildi. Bu iş çok zordu ancak, her iki taraf da elle tutulur birşeyelde etti.''

Bazı konuların basın tarafından ''abartıldığına'' da işaret eden ve ''küçük parçalar yerine tablonun bütününe bakılması gerektiğini'' söyleyen De Soto, ''son şansların kullanılıp çözümün yakalanması gerektiğini'' belirtti ve liderlere de çağrıda bulunarak ''çözüm olmazsa nelerin elden gideceğinin iyi düşünülmesini'' istedi

HURRIYET 01/04/2004

Türk tarafında göç
ve harita sıkıntısı

 

BM Genel Sekreteri’nin 24 Nisan’da Kıbrıs’ta referanduma sunulacak Kıbrıs planının detayları yavaş yavaş netleşiyor. Ankara’da yeni planın en zorlu yönünün “haritalar” olduğu belirtiliyor.

 

Ankara
NTV-MSNBC

 

1 Nisan 2004— Yeni sınır düzenlemeleriyle birlikte Kuzey’e geçecek Rumların sayısının 70 bini bulacak. Göçün 50 günde tamamlanması planlanıyor. Karpaz’a da özel statü tanınıyor ve 5 bölgesine Rumların geri dönmesi öngörülüyor.

Yeni sınır düzenlemeleriyle birlikte Kuzey’e geçecek Rumların sayısının 58 bini bulacak. Kuzey’den mülk alacak olanlarla birlikte bu sayının 70 bine çıkması KKTC nüfusunun üçte biri kadar Rumun Kuzey’e geçeceği anlamına geliyor.

Rahatsızlık yaratan ikinci nokta da bu geçiş süresinin kısalında. Planın son şeklinde bu geçiş süresi 50 gün olarak belirleniyor.

KARPAZ’A ÖZEL STATÜ
Rum tarafının son ana kadar tampon olarak kendisine verilmesini talep ettiği Karpaz bölgesi de özel statüye kavuşacak. Karpaz’daki Dört kıyı, Karpaz, Sipahi, Yeniörenköy ve Adaçay bölgelerine geri dönüş yapan Rumlar, bütün mallarını alabilecekler. Bu köylere dönmeyenler ise mallarının yalnızca üçte birini alacak.

ASKER SAYISI
Ada’da kalacak Türk ve Yunan askerleri konusundaysa, asker sayılarının kademeli olarak 1960 anlaşmalarında da kabul edilmiş olan rakamlara çekilmesi öngörülüyor. Asker sayısı kademeli olarak Yunanistan için 950, Türkiye için 650’ye indirilecek.

Buna karşılık Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olduktan sonra her üç yılda Türk ve Yunan askeri varlığı gözden geçirilecek. Annan’ın hafta başında taraflara sunduğu taslak planda gözden geçirmelerin 5 yılda bir yapılması öngörülüyordu.

Verheugen: Planda kalıcı derogasyon yok

 

AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, planda kalıcı derogasyon bulunmamasının, Rum kamuoyunun plana bakışını olumlu yönde etkileyeceğini söyledi.

 

NTV-MSNBC

   

1 Nisan 2004— Türk tarafının müzakerelerde çok yapıcı bir tutum sergilediğini belirterek, her iki taraftan da 24 Nisan’da yapılacak referandumda olumlu oy kullanmalarını istedi.

 

Taraflar arasında anlaşmaya varılmamasının, İsviçre’deki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlandığı şeklinde yorumlanması gerektiğini ifade eden Verheugen, “Bu planın alternatifi çözümsüzlüktür. Çıkabalicek en dengeli plan oluştu. Çözüm ya şimdi olacak yada hiçbir zaman” dedi.
Verheugen Avrupa Parlamentosu’nda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs’ta çözüme ulaşım konusunda Kıbrıslı Rumların olumsuz bir tavır içine girmesi halinde uluslararası baskı gelec
eği uyarısında bulundu ve “Rumların, planın kendi çıkarlarına olduğunu anlamaları gerektiğini” söyledi. Ada’daki Türk ve Rum kesimindeki yöneticilerin siyasi liderlik vasıflarını kullanarak kamuoyunu ikna etmeleri gerektiğini kaydeden Verheugen, “Çözüme çok yaklaşıldığını, görüş ayrılıklarının önemli ölçüde azaldığını” söyledi.

‘UYUM YASASI HAZIRLAYACAĞIZ’
AB’nin, birleşik Kıbrıs’ı birlik içinde görmek istediğini kaydeden Verheugen, planıdaki derogasyonların sürekli olmamasının önemli bir gelişme olduğunu belirtti ve derogasyonların 15 yıllık geçiş dönemiyle sınırlandırılmasının AB tarafından memnuniyetle karşılandığını bildirdi.
Varılacak anlaşmanın AB müktesebatına uygun hale getirilmesi için uyum yasası hazırlanacağını belirten Verheugen, bunun konsey ta
rafından onaylanmasının yeterli olacağını bildirdi.

SOLANA: GELECEK KIBRIS HALKININ ELİNDE
AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana da, Kıbrıs’ta yapılacak referandumların tarihte yeni bir sayfa açma fırsatı yaratacağını söyledi. Annan ve Alvaro de Soto’yu çalışmalarından dolayı kutlayan Solana, referandumların, uzun bir bölünmüşlük dönemi yaşayan adanın tarihinde yeni bir sayfa açılması fırsatı sunduğunu anlattı.
Geleceğin artık Kıbrıs halkının ve liderlerinin elinde olduğunu beli
rten Solana, AB Konseyi’nin, 1 Mayıs’a kadar adil, uygulanabilir ve kalıcı bir çözüme ulaşabileceğine olan inancını hatırlattı ve bütün Kıbrıslıların bu hedefe yönelmeleri çağrısında bulundu.

Talat ve Denktaş: Bu bir zafer değil

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, her iki tarafın da haklarını korumaya çalıştığını belirterek, durumu bir zafer olarak değerlendirmemek gerektiğini söyledi.

NTV-MSNBC

1 Nisan 2004 — Mehmet Ali Talat ayrıca derogasyonlar konusunda Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın, Rum tarafında referandumun olumlu olması halinde, AB’de birincil hukuk haline gelmesi için parlamentodan geçirecekleri konusunda sözlü güvence verdiğini söyledi.


Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş, İsviçre’den KKTC’ye geçerken İstanbul Atatürk havalimanında bir açıklama yaptı. KKTC Başbakanı Talat, “İsviçre’de iyi bir sonuç aldığımızı düşünüyorum ancak bunu bir zafer olarak nitelemek doğru değil” diye konuşurken, planı partililerle görüşüp tavırlarını belirleyeceklerini açıkladı.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da bunun bir zafer olmadığını belirtti ve planın kalıcılığını iki halkın gönüllülüğünün sağlayacağını söyledi.
Mehmet Ali Talat, derogasyonlar konusuna da değinerek, Yunanistan’dan, Rum tarafında refer
andumun olumlu olması halinde, AB’de birincil hukuk haline gelmesi için parlamentodan geçirecekleri konusunda sözlü güvence verdiğini söyledi.

MGK’dan Kıbrıs’ta çözüme destek

Kıbrıs’ta adil ve kalıcı çözüm çabalarına desteğin bir kez daha vurgulandığı MGK bildirisinde, Kurul’un 5 Nisan Pazartesi günü Kıbrıs gündemiyle tekrar toplanacağı belirtildi.

Ankara
AA

1 Nisan 2004— Milli Güvenlik Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkü’nde yapılan toplantısı 2.5 saat sürdü.

MGK toplantısından sonra yayımlanan bildiride, şöyle denildi: “Kurul, Kıbrıs konusunda New York mutabakatı sonrasında başlayan müzakere sürecini ve İsviçre’de yapılan görüşmeleri gözden geçirmiş ve ulaşılan son noktaya ilişkin olarak müzakerelere katılan heyetimiz mensuplarınca yapılan açıklamaları dinlemiştir. Mevcut süreci başlatan taraf olan Türkiye, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması çabalarını içtenlikle desteklemeye devam etmektedir. Ortaya çıkan metinlerin kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesine fırsat tanımak üzere kurul üyelerinin çalışma programı da dikkate alınarak, kurulun 5 Nisan Pazartesi günü saat 14.30’de yeniden toplanmasına karar verilmiştir.”

Annan 9 Nisan’a kadar yazılı taahhüt bekliyor

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son halini sunmasından sonra, bütün taraflardan 9 Nisan’a kadar yazılı taahhüt bekliyor.

 

AA

   

1 Nisan 2004 — Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile üç garantör ülke olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin 9 Nisan’a kadar BM’ye çeşitli taahhütleri yazılı olarak iletmesi gerekiyor

 

Ada’daki iki tarafın, “bu planı referanduma götüreceklerine dair”, garantör ülkelerin de, “bu planın referanduma götürülmesine onay verdikleri ve referandumlardan olumlu sonuç çıkması durumunda planı, onaylanması için ulusal parlamentolarına sunacakları” taahhütlerini BM’ye vermeleri gerekiyor.

BM Genel Sekreteri Annan’ın, bu taahhütleri, dün gece geç saatlerde tamamlanan görüşmeler sürecinin sonunda, kapanış töreninde almak istediği, ancak Rum kesimi ve Yunanistan’ın imza atmak istememesi nedeniyle bu amacına ulaşamadığı öğrenildi. Gelişmelerin böyle seyretmesi ve imza töreninin olmaması üzerine, Ada’daki iki taraf ve garantör ülkelerden New York mutabakatında öngörüldüğü gibi 9 Nisan’a kadar yazılı taahhüt beklendiği bildirildi.

Talat: En iyi sonuç alındı

İsviçre'de yapılan Kıbrıs görüşmelerinde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile diğer heyet üyeleri saat 22.30’da THY uçağı ile KKTC'ye döndü. Talat, Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, İsviçre'de

yoğun çalışmayla büyük bir politik mücadele verildiğini anlatarak, ''sonuçta, olabilecek kadar iyi sonucu ortaya çıkardıklarını'' söyledi.

Elde edilebilecek en ideal ve optimum planı hep beraber hazırladıklarını

kaydeden Talat, sürecin devam ettiğini ve daha atılacak adımlar olduğunu, tarihi günlerden geçildiğini ifade etti.

Müzakereler boyunca hangi görüş olursa olsun ortak noktaya ulaşmak için çalıştıklarını söyleyen Talat, görüşmeci heyet ile diğer heyetlerin çok büyük bir özveri gösterdiğini ifade etti.

Halka birlik ve beraberlik çağrısı yapan Başbakan Talat, siyasi görüşü ne olursa olsun halktan özverili destek beklediklerini kaydetti.

SERDAR DENKTAŞ: ŞİMDİ DAHA ZOR OLAN KISIMA GEÇİLDİ

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da sonucun

her şekilde hayırlı olmasını dileyerek, ''Bu sonuçlar 'evet-hayır' hiç

farketmez, ortaya çıkacak en önemli gerçek, bu olayın yarattığı en

önemli gerçek, bu adanın, Kıbrıs adasının iki sahibinin bulunduğu

gerçeğidir. Bunun bir kez daha teyididir. Bu sahipler de Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarıdır'' dedi.

Önlerine konan bir planda Türkiye heyetiyle birlikte yapılabilecekleri birlikte yapmaya çalıştıklarını ifade eden Serdar Denktaş, ortaya çıkan sonucun beğenilip beğenilmemesinin ayrı bir konu olduğunu söyledi.

Zor bir dönem geçirdiklerini ve şimdi daha zor olan kısma geçtiklerini dile getiren Denktaş, ''Bu daha zor olan kısımda halkımız geleceğiyle ilgili bir karar verecektir. Bu nedenle çok net bir şekilde halkımızı bilgilendirmek zorundayız ki, gelecekle ilgili doğru kararı versin'' diye konuştu.

Serdar Denktaş, bu dönemde siyasi düşüncelerin bir kenara bırakılarak, birbirlerini kırmadan hareket etmek zorunda olduklarını belirterek, 24 Nisan'daki referandumdan sonra sonuç ne olursa olsun, farklı ve çok daha zor bir döneme girileceğini kaydetti.

Ülkenin ve çocukların geleceği için duygusal değil mantıklı

yaklaşımlarla karar verme aşamasına gelinmesini isteyen Serdar Denktaş, Başbakan Talat ile siyasal farklılıklarını bir kenara bırakarak ve kendi inançlarından zaman zaman ödünler vererek, son derece uyum içinde çalıştıklarını anlattı.

Serdar Denktaş, haklarının bir kısmını koruduklarını, bir kısmını koruyamadıklarını belirterek, ''Unutmayalım ki, yan tarafta (Rum tarafı) bizimle ortaklık kuracak kişilerin de en az bizler kadar kazanım içinde olması gerekirdi ki, kurulabilirse bu ortaklık yürüyebilsin. Bunu aklımızdan çıkartmayalım'' diye konuştu.

Burgenstock’tan dönen KKTC heyetini karşılamaya CTP-DP hükümeti bakanları, milletvekilleri ile 200 civarında CTP’li vatandaş ile ellerinde ‘1 Mayıs’a kadar değil sonsuza kadar KKTC’ pankartı bulunan bir grup vatandaş geldi.

Heyetin havaalanından ayrılışı sırasında pankart taşıyan grup ile CTP’liler arasında kısa bir tartışma yaşandı. Olaylar büyümeden polisin araya girmesiyle sona erdi.

HALKIN SESI 02/04/2004

Talat: ‘Evet!..’ S.Denktaş: ‘Kararsız’

TALAT OLUMLU, DENKTAŞ KARARSIZ... Başbakan Mehmet Ali Talat İsviçre'de Türk tarafının elde edebileceği hakların yeterli düzeye eriştiğini belirterek çözüm yönünde kapmanya yürütecekleri yönünde mesaj verirken Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, planın eksilerinin çok olduğunu iddia etti ve bunun bir zafer olmadığını savunarak “kararsız” bir tutum sergiledi.

DEROGASYONLAR KONUSUNDA GÜVENCE... Mehmet Ali Talat ayrıca derogasyonlar konusunda Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın, Rum tarafında referandumun olumlu olması halinde, AB'de birincil hukuk haline gelmesi için parlamentodan geçirecekleri konusunda sözlü güvence verdiğini söyledi

ARTILARI ÇOK... Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş, İsviçre'den Kıbrıs' dönerken İstanbul Atatürk havalimanında bir açıklama yaptı."Son haliyle bu plana 'evet' denilebilir mi?" şeklindeki soruyu yanıtlayan Başbakan Talat, "CTP Genel Başkanı olarak ben artıların daha çok olduğunu görüyorum, ancak nihai kararı yarın(bugün) parti yönetiminde belirleyeceğiz" dedi.

ZAFER DEĞİL... Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da planın eksilerinin de çok olduğunu iddia etti ve bunun bir zafer olmadığını savunarak, planın kalıcılığını iki halkın gönüllülüğünün sağlayacağını söyledi.

HAYIR DERSEK ACI OLUR... Daha sonra CNBC-E' nin yayına katılan Talat, referandumda 'hayır' çıkması halinde herşeyin bitmeyeceğini söyledi. Başbakan, "Rumlar reddederse acı olur, biz reddedersek daha da acı olur, iki taraf da kabul etmezse uzun süreli durgunluk dönemi başlar" dedi.

Annan Planı’na nihai şeklinin verildiği İsviçre Zirvesi’nde Kıbrıs Türk tarafını temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, “Elimizden geleni yaptık” diyerek, başta garantiler ve mülkiyet olmak üzere temel konularda önemli değişiklikler olduğunu vurguladılar.

İsviçre dönüşü İstanbul’da düzenledikleri ortak basın toplantısında referanduma yönelik tavır açıklamaktan kaçınan Talat ve Denktaş, Kıbrıs’a gerekli değerellendirmeleri yaptıktan sonra bu konuda tutum belirleyeceklerini söylediler. Talat, “Umarız hepimiz, tüm makamlar aynı noktaya geliriz” ifadelerini de kullandı.

İsviçre zirvesinde Kuzey Kıbrıs ekibinin son derece uyumlu bir çalışma yaptığını belirterek ekip arkadaşlarına teşekkür eden Başbakan Mehmet Ali Talat, plana nihai şeklin verilmesinden sonra artık işin referanduma kaldığını ve bu kısa süreçte halkın iyice bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Vardığımız noktanın zafer olarak nitelenmesi doğru olmaz. Zafer derseniz karşı taraf için yenilgi olarak nitelersiniz ve bu da anlaşma olmaz” diyen Talat, adaya dönüşlerinin ardından parti yetkili organlarında, hükümette ve Cumhurbaşkanı Denktaş’la değerledirmelerininin ardından tavırlarını ortaya koyacaklarını söyledi.

“Planın artıları ve eksileri var. Olumlu ve olumsuz unsurlar var. Ancak en iyi hale getirilmiş metin bu. Bu aşamadan sonra artık halkın iradesine sunulacak” diyen Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın planın son şekline ilişkin endişe belirten açıklamalarının anımsatılması üzerine de özetle şunları söyledi:

"Bu konuda KKTC devleti olarak ürettiğimiz bir karar yok. Herkesin ağırlık verdiği hususlar bakımından kendi değerlendirmeleri olabilir. Bu akşam döndükten sonra birlikte değerlendirmeler yapacağız. Umarız hepimiz aynı noktaya geliriz. Bu olursa hem referandum, hem de uygulama çok daha sorunsuz olur. Olmazsa demokratik ülkelerde herkes , her makam kendi politikalarını belirleyip yürütme hakkına sahiptir. Ve bu olursa sürpriz olmamalı...”

Önemli değişiklikler

Bir soruya karşılık, planın son şeklinde yapılan düzenlemelerle, özellikle Türk tarafının hassasiyet gösterdiği siyasi eşiştlik, mülkiyet düzeni ve garantilerlee ilgili önemli değişiklikler yapıldığını söyleyen Talat, başka bir soruya karşılık, “Kıbrsı Türk nüfusunun 3’te biri 5 yıl içinde yer değiştirecek. Yer değiştirme sıkıntısız olmayacak, kolay olmayacak. Yani mal-mülk konusu planın en çetrefilli konusu” diye konuştu.

Talat, 15 Nisan’da toplanacak uluslararası bağış konferansının bu anlamda büyük önem taşıdığını da kaydetti.

Birincil hukuk

Anlaşmanın AB mevzuatına “birincil hukuk” olarak dahil edilmesi konusunda büyük uğraş verdiklerini ve AB Komisyonu’nun bu konuda teminat verdiğini söyleyen Talat, üye ülkelerin parlamentolarından onay sürecinin ise zaman alabileceğini kaydetti. Talat, “Önce söz verilir, sonra uygulamaya geçilir” ifadelerini kullandı.

Elimizden geleni yaptık

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, “Annan Planı’nı Kıbrıslı Türkler ve Rumlar hazırlamadı. BM hazırlayıp önümüze koydu. Her iki taraf da kendi haklarını korumaya çalıştı. Koruyabildiklerimiz, koruyamadıklarımız var. Başarı veya başarısızlık olarak nitelemeden elimizden geleni yaptığımızı söylemek isterim” dedi.

YENIDUZEN 02/04/2004

Denktaş: ‘Evet’ demem mümkün değil

"KABUL EDİLMEZ”...Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde bir anlaşma olmadığını, mutabakat olmayan bir belgenin referanduma götürüleceğini savundu. Denktaş mevcut haliyle planı her zamanki gibi ‘kabul edilemez’ buldu.

“LEHİMİZE DEĞİŞİKLİKLER OLDU AMA”...BM Genel Sektereteri Kofi Annan’ın taraflara nihai planını sunmasının ardından ilk değerlendirmesini yapan Denktaş, Kıbrıs Türkü lehine de bazı değişiklikler olduğunu, ancak bunların yeterli olmadığını dile getirdi. Denktaş, derogasyonların AB birincil hukukuna dahil olmaması halinde, anlaşmada Türk tarafına verilen hakların anlamsız kalacağını söyledi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Taraflar arasında bir anlaşmaya varılamamıştır. Üzerinde mutabakata varılamayan bir belge ile referanduma gitmenin sonucu ne olur bilemem” değerlendirmesinde bulundu.
Rauf Denktaş, derogasyonların AB birincil hukukuna dahil olmaması halinde, anlaşmada Türk tarafına verilen hakların anlamsız kalacağını söyledi.
Denktaş, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda “her şey oldu bitti” diye bayram havasına girilmemesi gerektiğini belirte
rek, “Bir şey olmuş bitmiş değildir. Her şey bütün zorluklarıyla, içerisindeki bütün pürüzleriyle halka bırakılmıştır. Halkın bilinçlendirilmesi çok önemlidir” dedi.

Referandumla ilgili kararını, Kıbrıs Türk heyetinin dün gece Ada’ya dönmesinin ardından detaylı bir değerlendirmenin sonucunda vereceğini belirten Denktaş, “Haksızlık yapmak istemem, İsviçre’deki Türk heyetinin girişimleri sonucunda lehimize yapılan değişiklikler de var” diye konuştu.(ntv)

YENIDUZEN 02/04/2004

İsviçre Zirvesi’nde ilginç anlar da yaşandı

New York’ta varılan mutabakat çerçevesinde İsviçre’de 24 Mart’ta başlayarak, dün sabaha karşı sonuçlanan dörtlü görüşmeler sürecinde çetin görüşmelerin yanı sıra ilginç anlar da yaşandı.

Türkiye ve Kıbrıs Türk heyeti, İsviçre’ye giderken, Ankara ve Lefkoşa ile güvenli bir haberleşme ağı kurmak amacıyla kendi iletişim sistemlerini götürdü. Sistem, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’tan üst düzey yetkililerin kaldığı otelin birinci katının ortasındaki suite kuruldu. Sistem kurulmadan önce suit iyice incelendi ve sistemin güvenliği için elektronik karıştırıcılar kullanıldı.

Görüşmeler sırasında heyet üyelerinin kaldığı Burgenstock oteller zinciri içinde bulunan Club restoranda çoğunlukla sebze yemeklerinin yer alması, bütün heyet üyelerini “sağlıklı beslenme” zorunluluğuna itti.

Heyetlerin, yaklaşık 10 gün kaldıkları Burgenstock otellerindeki konaklama ve yemek masraflarını, BM ya da evsahibi ülke İsviçre’nin değil, kendilerinin karşıladığı öğrenildi.

El arabasıyla gelen plan

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, ekleri ve yasalarıyla birlikte yaklaşık 9 bin sayfadan oluşan Kıbrıs planının taslağını sunmasının ardından, BM görevlilerinin metni Türk heyetine “el arabası” ile getirdiği öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre, heyet üyeleri, içinde binlerce sayfadan oluşan plan bulunan ve yüksekliği yaklaşık 1,5 metreyi bulan el arabasının önünde teker teker hatıra fotoğrafı çektirdi.

Yunanistan’ın görüntü sıkıntısı

Görüşmeler sırasında dikkat çeken bir başka unsur da Yunanistan heyetinin, tanımadığı Kıbrıs Türk heyetiyle birlikte görüntülenmekten kaçınması oldu. Dörtlü müzakerelerin yapılamaması üzerine, BM’nin bulduğu formül çerçevesinde Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi ve Kıbrıs Türk heyetleri dörtlü yemekte bir araya geldi.

Yemekte, Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile aynı masada oturan Yunanistan tarafı, BM’nin fotoğraf çekmesini istemedi. Yunan yetkililerin, yemeğe diğer katılanların hatıra fotoğrafı çektirmek istemesine bile itiraz ettiği öğrenildi.

Verheugen’in küskünlüğü

Türkiye’nin sürecin başından beri “müzakerelere taraf” olarak nitelemediği Avrua Birliği’ni temsilen Burgenstock’da bulunan AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, görüşmeler sırasında bir ara BM de dahil bütün taraflara darıldı.

Edinilen bilgiye göre, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, bir görüşme sonrasında Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün koluna girerek, Verheugen’in Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin bazı olumsuz ifadeler kulandığını aktardı. Buna çok üzülen Gül’ün, bu üzüntüsünü heyetin diğer üyeleriyle paylaşması üzerine, Verheugen’in bu sözleri sarfedip etmediği araştırılmaya başlandı.

Aracılar yoluyla yapılan araştırmanın ardından Verheugen’in, nakledilen sözleri söylemediği ortaya çıkarken, AB Komisyonu üyesinin bu küçük çaplı araştırmadan haberdar olması da yeni bir gerginliğe yol açtı. Verheugen, bu olay nedeniyle BM ile Yunanistan ve Türk heyetlerine darılırken, arayı bulan da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal oldu.

Kolaylaştırıcı rol için ilk talip Verheugen

Bu arada, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bu son süreç başlamadan hemen önce, Türkiye’nin ABD’ye önerdiği “kolaylaştırıcı rol” için, ilk talibin Verheugen olduğu belirtildi.

Edinilen bilgiye göre, Verheugen, kolaylaştırıcı rolü önermek üzere ABD’ye gitmekte olan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ü, İrlanda’da uçağa yakıt ikmali yapılması sırasında telefonla arayarak, bu rolü kendisinin üstlenebileceğini söyledi.

Ankara’nın ise bu öneriye, Yunanistan’ın zaten AB üyesi olması, Kıbrıs Rum kesiminin de yakında üye olacak olması nedeniyle sıcak bakmadığı ve AB’yi bu nedenle bu süreçte doğrudan taraf olarak görmek istemediği öğrenildi. (AA)

YENIDUZEN 02/04/2004

Rumlara ‘evet’ baskısı!..

İLK BASKILAR BAŞLADI...

Londra ve Washington yönetimi, Güney Kıbrıs Rum kesimini referandum konusunda uyararak, ilk baskılarını yapmaya başladı

EKONOMİK VE SİYASİ BASKI...

Annan Planı’na ilişkin referandumdan ‘hayır’ çıktığı taktirde, ABD ile İngiltere Rum kesimine ekonomik ve siyasi açıdan yapabileceği baskıları hattırlattı

Bu çerçevede, Annan Planı’na ‘hayır’ çıktığı taktirde, İngiltere ve ABD, Ortadoğu’daki “istikrarsız durum ve gerilimden dolayı” İngiliz ve Amerikan turistlerinin Güney Kıbrıs Rum kesimine gitmemesi yönünde uyarı yayınlayabileceklerini söylediler.
Bununla birlikte, kara para aklama konusunda Güney Kıbrıs Rum kesiminin izlemeye alınmasını da talep edebileceklerini hatırlatan İngiliz ve ABD’li yetkililer, Kıbrıs bandıralı yük gemilerinin
uluslararası güvenlik standartlarını yerine getirmesi konusunda da UDÖ (Uluslararası DEnizcilik Örgütü) nezninde izleme sürecinin de başlatılmasını talep edebileceklerini hatırlattılar.

Avrupa Komisyonu da uyardı

Avrupa Komisyonu da, 2005 yılında başlayacak mali perspektiflere ilişkin müzakerelerde AB’nin Kıbrıs Rum kesimine cömert davranması için, Annan Planı’nın mutlaka kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Aynı kaynaklar, 2005 yılında iş başına gelecek olan yeni komisyonda görev dağılımlarıın önem teşkil ettiğini hatırlatarak, uzlaşıcı tavır sergilemeyen yapıcı davranmayan ülkelerin memurlarına önemli görevler verilemiyeceğine de dikkat çektiler.
Öte yandan Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye raportörü Arie Oostlander de, “Kıbrıs sorununun çözümü konu
sunda Rum kesimine baskı yapılması gerektiğini” söyledi. Oostlander, “Rumların çözüm istemez tavrının kabul edilemez olduğunu” belirterek, “bu konuda AB ile AP’nin Rum kesimine baskı yapması gerektiğini” bildirdi.

Verheugen’den Rumlara uyarı

AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs’ta çözüme ulaşım konusunda Kıbrıslı Rumların olumsuz bir tavır içine girmesi halinde uluslararası baskı geleceği uyarısında bulundu.

Verheugen, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıslı Rumların, Annan planına ilişkin olumsuz bir tavır içine girdiklerinin görüldüğünü hatırlattı ve “Rumların, planın kendi çıkarlarına olduğunu anlamaları gerektiğini” söyledi.

Adadaki Türk ve Rum kesimindeki yöneticilerin siyasi liderlik vasıflarını kullanarak kamuoyunu ikna etmeleri gerektiğini kaydeden Verheugen, “Çözüme çok yaklaşıldığını, görüş ayrılıklarının önemli ölçüde azaldığını” söyledi.

AB’nin, birleşik Kıbrıs’ı birlik içinde görmek istediğini kaydeden Verheugen, Annan planındaki derogasyonların sürekli olmamasının önemli bir gelişme olduğunu belirtti ve derogasyonların 15 yıllık geçiş dönemiyle sınırlandırılmasının AB tarafından memnuniyetle karşılandığını bildirdi.

Varılacak anlaşmanın AB müktesebatına uygun hale getirilmesi için uyum yasası hazırlanacağını belirten Verheugen, bunun konsey tarafından onaylanmasının yeterli olacağını bildirdi.

Kıbrıs’ta çözümün, bölgenin istikrarı için de önemli olduğunu belirten Verheugen, “Bu tehlikeli bölgede iki toplumun barış ve uyum içinde yaşaması, bölgedeki diğer ülkeler için de örnek teşkil edecek ve mesaj niteliğinde olacak” dedi.

YENIDUZEN 02/04/2004

Annan yazılı taahhüt istedi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son halini sunmasından sonra, bütün taraflardan 9 Nisan’a kadar yazılı taahhüt bekliyor.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile üç garantör ülke olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin 9 Nisan’a kadar BM’ye çeşitli taahhütleri yazılı olarak iletmesi gerekiyor.

Ada’daki iki tarafın, “bu planı referanduma götüreceklerine dair”, garantör ülkelerin de, “bu planın referanduma götürülmesine onay verdikleri ve referandumlardan olumlu sonuç çıkması durumunda planı, onaylanması için ulusal parlamentolarına sunacakları” taahhütlerini BM’ye vermeleri gerekiyor.

BM Genel Sekreteri Annan’ın, bu taahhütleri, dün gece geç saatlerde tamamlanan görüşmeler sürecinin sonunda, kapanış töreninde almak istediği, ancak Rum kesimi ve Yunanistan’ın imza atmak istememesi nedeniyle bu amacına ulaşamadığı öğrenildi.

Gelişmelerin böyle seyretmesi ve imza töreninin olmaması üzerine, Ada’daki iki taraf ve garantör ülkelerden New York mutabakatında öngörüldüğü gibi 9 Nisan’a kadar yazılı taahhüt beklendiği bildirildi. (AA)

YENIDUZEN 02/04/2004

Ahlaksız teklif

Rum ve Yunan tarafı, önceki gece BM Genel Sekreteri Annan’ın verdiği süre dolmak üzereyken masaya şu sürpriz teklifi getirdi: "Gelin bu planı birlikte bozalım ve görüşmeleri keselim."

İsviçre’de dün sona eren Kıbrıs görüşmelerinde BM, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs liderleri arasında yoğun bir pazarlık yaşanırken, Rum ve Yunan tarafı, görüşmelerin son anında ‘Gelin anlaşmayı birlikte bozalım’ teklifini getirdi. Ancak Türk tarafı bu öneriyi kabul etmedi.

BAŞTA Türkiye, Yunanistan, Avrupa Birliği ve ABD olm
ak üzere bütün dünyanın dikkatlerini İsviçre’nin Bürgenstock kasabasına çeviren Kıbrıs görüşmelerinde çetin bir pazarlık sürerken, Rum ve Yunan tarafının Türk tarafına görüşmeleri bitirecek bir öneri getirdiği öğrenildi. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Rum ve Yunan tarafı, önceki gece BM Genel Sekreteri Annan’ın verdiği sürenin dolmasına çok kısa bir süre kaldığında masaya şu sürpriz teklifi getirdi: ‘Gelin bu planı birlikte bozalım ve görüşmeleri keselim.’ İsmini açıklamayan Türk yetkili, Bu sözleri Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’un dile getirdiğini kaydetti.

Denktaş’a da söyledik

Teklif karşısında Türk ve KKTC heyetlerinin neye uğradığını şaşırdığını ifade eden aynı yetkili, Papadopulos’un bu sözlerinin hemen arkasından Türk heyetini şaşırtan şu ikinci sözü söylediğini aktardı:

‘Biz aynı teklifi Kıbrıs’ta Denktaş’a da yaptık.’ Ancak masadan kaçan taraf olmak istemeyen Türk heyeti Annan planını tamamen geçersiz kılacak bu teklifi kabul etmedi.

Zirvedeki kahkahaların sırrı


Talat: Plan için kampanya yapacak mısın?

Papadopulos: Yapacağım, ama lehte mi aleyhte mi olacak bilmem.

KIBRIS müzakerelerinin yapıldığı Bürgenstock’ta Başbakan Tayyip Erdoğan, Rum lider Tasos Papadopulos, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın kameralara da yansıyan kahkahalarının sırrı anlaşıldı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın basın toplantısı beklenirken Erdoğan, Denktaş ve Papadopulos ile birlikte koyu bir sohbete daldı. Sohbete katılan Talat, Papadopulos’a ‘Bu plan için kampanya yapacak mısın’ diye takıldı. Papadopulos da Erdoğan’a dönerek, ‘Yapacağım ama, lehte mi aleyhte mi olacak bilmiyorum? Planı bir görmem lazım’ dedi. Papadopulos’un bu sözleri Annan’ın yapacağı açıklama öncesinde sinirleri gerilen liderleri kahkaya boğdu.

HURRIYET 02/04/2004

Avrupa Konseyi'nden Annan Planı'na destek

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, ''BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan planın, Kıbrıs'a daha iyi bir geleceğin kapısını açtığını'' bildirdi.

''Kıbrıs'ta kalıcı çözüm için Annan planına tam destek verdiğini'' belirten Schwimmer, ''taraflara referandumda barış için bu şansın kaçırılmaması'' çağrısında bulundu.

Schwimmer yaptığı yazılı açıklamada, ''planın bir tarafa, diğer taraf üzerinde zafer sağladığı şeklinde algılanmaması gerektiğini'' ifade etti ve ''bu tür bir yaklaşımın olumlu sürecin sonuçlarını tehlikeye atabileceği'' uyarısında bulundu.

''Referandumun Kıbrıslılara kalıcı barış için vazgeçilmez bir fırsat oluşturduğunu'' kaydeden Genel Sekreter, ''Bugünden itibaren, uluslararası topluluk, ilgili ülkelerin liderleri ve özellikle adadakitoplumun siyasi parti liderleri, Kıbrıslılara, planın daha iyi bir gelecek için kapı açtığını anlatmaları gerekir'' ifadesini kullandı.

Kıbrıs'ta iki kesimdeki siyasi parti liderlerine referandumdan önce Strasbourg'a gelmeleri için yaptığı daveti yineleyen Schwimmer, ''referandumda olumlu sonuç çıkması halinde Avrupa Konseyi'nin elindeki bütün imkanları kullanarak BM planının uygulanması için gerekli her türlü yardıma yapmaya hazır olduğunu'' bildirdi.

HURRIYET 02/04/2004

Papazlardan Annan Planı'na hayır

Rum basınında yer alan haberlere göre, EOKA örgütünün Kıbrıslı Türklere karşı silahlı faaliyetlere başladığı 1 Nisan dolayısıyla dün düzenlenen etkinliğe katılan Baf Metropoliti Hrisostomos, Limasol Metropoliti Athanasios ve Cikko Manastırı Piskoposu Nikiforos, yaptıkları açıklamalarda, Rum halkının referandumda Annan planına olumsuz yaklaşacağını savundular.

Sen Sinod meclisi başkan vekili de olan Baf Metropoliti Hrisostomos, Rum halkının, ''gururlu bir şekilde plana 'hayır' diyeceğini'' ve Güney Kıbrıs'ın sıkıntısız olarak Avrupa Birliği'ne gireceğini söyledi.

Hrisostomos, ''Annan planının barış içinde yaşama ve yeniden birleşme perspektifi vermediğini, ancak kesin bölünmüşlüğe ve gelecekte çatışmaya yol açabileceğini'' kaydetti.

Limasol Metropoliti Athanasios da, Annan planına karşı ''hayır'' denmesi gerektiğini ifade ederek, Rum halkı arasında anlaşmazlık olma ihtimaliyle ilgili endişelerini dile getirdi.

Cikko Manastırı Piskoposu Nikiforos ise ''Sorumluluğu bize yüklemek ve Türkiye'yi aklamak için bizi 'hayır'a itiyorlar'' yorumunuyaptı.

''Yabancı güçlerin çirkin ve adi oyununun sonucu olan çözümün kabul edilemeyeceğini'' ifade eden Nikiforos, ''Kıbrıs hellenizminin intihar etmeyi reddedeceğini'' söyledi.

''EOKA Mücadeleciler Derneği Başkanı Thasos Sofekleus da, Annan planını ''adaletsiz'' olarak nitelendirerek, ''Bugün yaşadıklarımızı yaşamayan ve ölen Rum kahramanları kıskanıyoruz'' diye konuştu.

EOKA'cılar tarafından düzenlenen etkinliğe bir papaz, göğsünde ''hayır'' yazısıyla katıldı.

HURRIYET 02/04/2004

Rum Politis gazetesi: Bütün göçmenler evlerine

Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, "tüm Rum siyasilerin, inanmadan da olsa 1974'ten beri söylediği (bütün göçmenler evlerine) sloganının, Annan planının uygulamaya koyulmasıyla 3 yıl içinde gerçek olacağını" yazdı.

''(Bütün göçmenler evlerine) sloganının, 1974'ten beri bütün Rum siyasiler tarafından, inanmadan da olsa söylendiği'' belirtilen haberde, ''ancak Annan planıyla ilk kez bu sloganın hayata geçmesi perspektifinin doğduğu'' kaydedildi.

''24 Nisan'da yapılacak referanduma kadar tüm gerçeklerin kaynağından, yani Annan planından öğrenilmesinin önemli olduğu'' ifade edilen haberde, ''İsviçre'deki görüşmelerde Annan planında yapılan önemli değişikliklerden birinin, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk devletçiğinde 3 gün kalabilme sınırının kaldırılması olduğu'' belirtildi.

''İsteyen Rumun geri dönüp Kıbrıs Türk devletçiğinde daimi ikamet edebileceğini'' yazan gazete, ''Nihai Annan planı temelinde, 3 yıl içinde isteyen bütün göçmenlerin geri dönüşleri, mülkiyet düzenlemeleri aracılığıyla, oy haklarını Kıbrıs Türk devletçiğinde değil Rum devletçiğinde kullanmak şartıyla, başlayabilir'' ifadesini kullandı.

''(Bütün göçmenler evlerine) sloganının 3 yıl sonra tamamen gerçek olacağı'' kaydedilen haberde, şu görüşlere yer verildi:

''210 bin Rum göçmenin yüzde 65'i yani 137 bini Rum idaresine devredilecek bölgelere geri dönüyor. Geriye kalan 73 bin Rum da KıbrısTürk idaresinde kalacak bölgelere geri dönebilecek. Böylece, tümü geri dönebilecek ve 'bütün göçmenler evlerine' sloganı 3 yıl sonra tamamen gerçek olacak.''

HURRIYET 02/04/2004

TKP'den referanduma Annan Planı'na ''evet''

KKTC'de muhalefetteki Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planını olumlu bulduğunu ve referandum'da ''evet'' diyeceğini açıkladı.

TKB Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre TKP, 24 Nisan'da yapılacak referandumdan ''evet'' sonucu çıkması için kampanya başlatacak.

Parti Meclisi ve ilçe yönetim kurullarının dün akşam yapılan ortak toplantısında planın değerlendirildiği belirtilen açıklamada, planın, TKP'nin ''Kıbrıs'ta iki halkın siyasi eşitliğine dayalı, iki bölgeli, iki halkın güvenlik ihtiyaçlarının karşılandığı, egemenliğin paylaşıldığı, federal bir çözüm talebini'' karşıladığı görüşüne yer verildi ve bu çerçevede ''evet'' kararı alındığı kaydedildi.

TKP'nin Cumhuriyet Meclisi'nde bir milletvekili bulunuyor. 14 Aralık 2003 milletvekilliği genel seçiminde Barış ve Demokrasi Hareketi'nden (BDH) meclise giren Hüseyin Angolemli, BDH'daki yeniden yapılanmaya tepki göstererek eski genel başkanı olduğu TKP'ye dönmüştü.

HURRIYET 02/04/2004

BM, Rumların tavrından endişe ediyor

İsviçre'deki Kıbrıs müzakerelerinin ardından Rum yönetiminin uzlaşmaz ve olumsuz tavrı, adada yapılacak referandumlar öncesi BM'de endişe yaratıyor.

BM çevreleri, Türk tarafının görüşmelerdeki yapıcı tutumuna karşınRum yönetiminin olumsuz ve hevessiz tavrına dikkat çekerken, Rum liderliğinin referandum öncesi açık olmasa bile perde arkasından Annan Planını reddeden bir kampanya yürütebileceğini belirtiyorlar.

Buna örnek olarak Rum kesimindeki bazı yorumcuların da bu yöndeki endişelere işaret ettiklerini belirten BM kaynakları, özellikle Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un geçmişi ve kilisenin aşırı uçlarıyla ilişkilerine dikkat çekiyorlar.

RUM GAZETESİNİN İDDİASI

Kıbrıs Rum kesiminde İngilizce yayımlanan liberal Sunday Mail adlıhaftalık gazetede Lucas G. Charalambous imzasıyla yer alan makalede, ''Rum yönetimi lideri Papadopulos'un Annan planını perde arkasından sabote etmek amacıyla din adamlarıyla aktif siyasi işbirliğine yöneldiği'' ileri sürülüyor.

Londra-Zürih anlaşmasından 2 yıl sonra Rum papazların idaresindeki hükümetin 1963'te Kıbrıs sorununu yarattığına dikkat çekilen makalede,geçmişteki dinci ''Akritas'' örgütünün Glafkos Klerides hariç, Papadopulos, Dr Lisarides, Hristodulos Hristodulu ve hayattaki diğer üyelerinin bugün muhalefetlerini ortaya koydukları kaydediliyor.

Rum liberal Sunday Mail gazetesindeki makalede ayrıca, geçmişteki deneyimler ışığında, Papadopulos yerine, asıl Türk tarafının müzakerelerde güvence istemesi gerektiği ifade ediliyor.

Gazetedeki bir başka makalede de Rum yönetiminin ve kamuoyunun, aslında Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm istediğini de hala bilmediği belirtiliyor.

DE SOTO, KAPALI KAPILAR ARDINDA BİLGİ VERECEK

Öte yandan BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'nun bugün Güvenlik Konseyi'nde yapacağı bilgilendirme toplantısı,gündemin belirlenmesinin ardından kapalı oturum halinde olacak.

Yunan tarafının uluslararası baskılardan kaçınmak amacıyla yaptığıgirişimler sonucu toplantının açık olmasından vazgeçildiği ve kapalı oturumda de Soto'nun konseyi bilgilendirmesinin kararlaştırıldığı bildirildi.

HURRIYET 02/04/2004

Denktaş son Annan planını beğenmedi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının son versiyonunu beğenmedi. Denktaş, ilk değerlendirmeleri çerçevesinde ‘Şimdiki halimle evet denilecek birşey görmüyorum’ dedi. Başbakan Erdoğan ise, ‘Kimse köstek olmasın. Anlaşma istemeyenleri tarih affetmez’ yanıtını verdi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın nihai Kıbrıs planıyla ilgili ilk değerlendirmelerini yapan KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, kendisinin ‘evet’ ya da ‘hayır’ demesinin önemli olmadığını, halkın kararının önemli olduğunu, bunun için de halkın herşeyi bilmesi gerektiğini kaydetti. Denktaş, halkı 24 Nisan’da yapılacak referanduma kadar bilinçlendirmenin herkese düşen bir görev olduğunu söyledi. Planın referanduma sunulmama olasılığı olup olmadığının sorulması üzerine, ‘Olumlu olasılıklar üzerinde durmak istiyoruz’ diyen Denktaş, plana Türkler ‘evet’, Rumlar ‘hayır’ derse bazılarının, ‘önlerine altın yağacakmış’ gibi bir yaklaşım içinde olduğunu, böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Akşam saatlerinde, Ankara’da Denktaş’a yanıt niteliğinde bir açıklama yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, ‘Kimse estek köstek olmasın. Kimse bunu verkurtulcuymuş, buymuş gibi yerlere çekmesin. Yoksa tarih affetmez’ dedi.

PLAN ZAFER DEĞİL

Bürgenstock’ta KKTC’yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Türk tarafının zafer kazanmadığını ve bu havadan rahatsız olduklarını açıkladılar. İsviçre dönüşü Talat, ‘Bir taraf kaybeden gösterilirse bu anlaşmanın yürümesi zor olur, Rumların da istediği bir çok değişiklik oldu. Bizim de... Biz de isteğimiz herşeyi alamadık, Rumlar da’ diye konuştu.

HURRIYET 02/04/2004

Bush’tan Erdoğan’a kutlama telefonu

Turan YILMAZ/ANKARA

ABD Başkanı George W. Bush, dün akşam Başbakan Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda sergilediği, olumlu ve yapıcı tavırdan ötürü kutlayıp teşekkür etti.

Bush, Erdoğan’a ‘Artık herkesi çözüm konusunda çok daha iyimser bir noktaya getiren bu süreçte başından beri çözüm yönünde liderliğinizin sergilediği kararlı tutum etkili olmuştur. Sizi kutluyor ve çok teşekkür ediyorum’ dedi. Erdoğan da, destek ve katkıları nedeniyle Bush’a, Dışişleri Bakanı Colin Powell’a ve Ankara’daki büyükelçileri Eric Edelman’a teşekkür etti.

KATKI SÖZÜ

Bu arada Powell, dün yayınladığı yazılı açıklamada, Annan planının uygulama sürecine ABD’den tam destek vaadetti. ‘Şimdi artık karar Kıbrıslılar’ın elinde. Tercihlerini yaparken, ABD’nin çözüm için tam destek verdiğini bilmeliler’ diyen Powell, AB Komisyonu’nun düzenleyeceği donörler konferansında ABD’nin önemli miktarda mali katkıda bulanacağını belirtti.

HURRIYET 02/04/2004

Verheugen’in çilesi

Bürgenstock’taki Kıbrıs görüşmelerinde, AB komiseri Verheugen’in başına gelmeyen kalmadı. Yunan heyetinin, Türkiye konusunda kendi ağzından aktardığı asılsız ifadelere darılan Verheugen, Denktaş’ın ‘Nazi’ benzetmesine de çok bozuldu.

İSVİÇRE’nin Bürgenstock kentinde önceki gün tamamlanan dörtlü görüşmeler boyunca bütün heyetlerin son derece yorulduğu gözlenirken, en çok yıpranan AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen oldu. 1999 yılında başladığı görevinin en zorlu günlerini yaşayan Verheugen’e ilk darbe, Yunan heyetinden geldi.

ZİYAL BARIŞTIRDI

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, bir görüşme sonrasında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün koluna girerek, Verheugen’in Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin bazı olumsuz ifadeler kullandığını aktardı. Buna çok üzülen Gül, Verheugen’in bu sözleri sarfedip etmediğini araştırarak, nakledilen sözlerin gerçek olmadığını ortaya çıkardı. Komiserin bu küçük çaplı araştırmadan haberdar olması da yeni bir gerginliğe yol açtı. Verheugen, bu olay nedeniyle BM ile Yunanistan ve Türk heyetlerine darılırken, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal tarafları barıştırdı.

NAZİ LAFINA KIRILDI

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın müzakareler sürerken Lefkoşa’dan yaptığı açıklama da Verheugen’in moralini iyice bozdu. Gerginliğe neden olan ‘Nazi çavuşu’ benzetmesinin ardından Verheugen’i gözlemleyen KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, 60 yaşındaki AB komiserinin buna alındığını bildirdi. Zorlu müzakereler boyunca küçük ayrıntılarda ç
ok fazla zaman harcanmasının sinirlerini yıprattığını açıklayan Verheugen ise, ‘Eşimin dediği gibi, öfkemi gizleyememek gibi bir sorunum var’ dedi.

HURRIYET 02/04/2004

Erdoğan bayram yaptı Rum ekibi içmeye gitti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘bayram yaptığını’, Yunanistan ile Rum tarafında ise bunun tersi bir havanın olduğunu yazan Rum basını, Rum lider Papadopulos ve diğer Rum yetkililerin Grand Otel’in barına ‘içmeye gittiklerini’ yazdı.

Simerini:

Herşeyi verip kaçtılar. Erdoğan bayram yapıyor. Türkiye’nin öncelikleri planda yer aldı.

Fileleftheros:

Söz şimdi halkın. Planı referandumlara havale eden Annan tarafından ok yaydan fırlatıldı. Başkan (Papadopulos) hiç de memnun değil.

Cyprus Mail:

Anlaşma yok. Annan doğrudan halka havale etti.

HURRIYET 02/04/2004

Kıbrıs: Son söz halkın

Halkın Sesi: Erdoğan, ‘Tezlerimizi başarıyla savunduk’ dedi.

Vatan: Ve karar iki halkın.

Afrika: Referandum 24 Nisan’da, Türk Tarafı Evet, Rum Tarafı Hayır.

Kıbrıslı: Büyük başarı! Rumların 1 Nisan EOKA günü zehir oldu. Türk tarafının başarısı en az Rumlar kadar statükocuları da üzdü.

Yunan basını: Hilkat garibesi plan

Katimerini:
Annan planına Yunan hayırı.

To Vima: Atina ve Lefkoşa planı reddetti.

Apoyevmatini: Kıbrıs için yalanlar bitti.

Elefteros Tipos: Atina ile Lefkoşa, Annan’ın Türk yanlısı Hilkat Garibesi planını reddetti.

HURRIYET 02/04/2004

AB, Rumlar’a baskıya hazır

Zeynel LÜLE/BRÜKSEL

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’na İsviçre’deki Kıbrıs görüşmeleri konusunda dün bilgi veren AB’nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen, ‘İş Rumları iknaya kaldı’ dedi ve sert bir uluslararası baskının gelebileceğini açıkladı.

Bugüne kadar çözüm için Türk tarafına çağrı yapıldığını hatırlatan Verheugen, ‘Türk tarafı görüşmeler boyunca yapıcı ve işbirliğine açık bir rol oynadı’ ifadesini kullandı. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü Arie Oostlander de Rumlar’a baskı yapılması gerektiğini söylerken, ‘Rumlar, referandumdan hayır bile çıksa AB’ye gireriz havasındalar. Bu tutum, üye olacak bir ülkeye yakışmıyor’ dedi.

Derogasyonların kalıcı olmamasının AP’nin bir başarısı olduğunu, anlaşmanın ‘Uyarlama yasası’ çerçevesinde AB müktesebatı haline geleceğini belirten Verheugen, ‘anlaşmayı AB Konseyi’nin onaylamasının yeterli olacak’ şeklinde konuştu.

HURRIYET 02/04/2004

Kavga etme zamanı değil

Annan Planı'na nihai şeklinin verildiği İsviçre zirvesinde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ve beraberindekiler, İstanbul üzerinden dün akşam yurda döndü. Başbakan Talat ile Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Geçitkale Havaalanı'nda yaptıkları açıklamalarda, halkı birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye çağırdı.

Başbakan Mehmet Ali Talat, görüş farklılıklarının bire yana bırakılması gerektiğini belirterek, "Bu dönem içerisinde, tarihi günlerde, bölünmeden, parçalanmadan, kavga etmeden, yarın yine bir birimizin yüzüne bakacağımızı bilerek, bir birimizle el sıkacağımızı bilerek, birlik ve beraberlik içinde hareket etmek durumundayız. Bunu Kıbrıs Türkü'nden talep ediyorum" dedi.

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, siyaset çekişmelerinin bir yana bırakılması gerektiğine işaret ederek, "Bu ülkenin ve çocuklarımızın geleceği için en doğru olan, duygusal olarak değil, mantıklı yaklaşımlarla karar verme aşamasında gelinebilmesidir" dedi. Serdar Denktaş, böyle yapılması durumunda en doğru işin yapılmış olacağını söyledi.

Denktaş, "Zor bir dönemden geçtik. Şimdi daha zor olan kısmına geçiyoruz. Bu daha zor olan kısmında da halkımız yarını ile ilgili değil, geleceği ile ilgili bir karar verecek. Bu nedenle halkımızı çok net bir şekilde bilgilendirmek zorundayız" dedi.

Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, tarifeli uçakla dün akşam saat 22.30'da İstanbul üzerinden KKTC'ye geldi. Heyeti Geçitkale Havaalanı'nda, bakanlar, milletvekilleri, hükümet yetkilileri ve kalabalık bir halk topluluğu karşıladı. Yerli ve yabancı çok sayıda medya mensubu, heyetin dönüşünü televizyonlardan canlı olarak yayımladı.

İsviçre dönüşü Geçitkale Havaalanı'nda düzenledikleri ortak basın toplantısında referanduma yönelik tavır açıklamaktan kaçınan Talat ve Serdar Denktaş, gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra bu konuda tutum belirleyeceklerini söylediler.

İsviçre zirvesinde KKTC ekibinin son derece uyumlu bir çalışma yaptığını belirterek ekip arkadaşlarına teşekkür eden Başbakan Talat, plana nihai şeklin verilmesinden sonra artık işin referanduma kaldığını ve bu kısa süreçte halkın iyice bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Türkü'nden birlik

ve beraberlik bekliyoruz

Başbakan Mehmet Ali Talat, yoğun bir müzakere sürecinin sonunda 24 Nisan'da halk oyuna sunulacak bir planın hazırlandığını söyledi.

Bu planın hazırlanmasında çok büyük emek ve çaba harcandığını anlatan Talat, politik mücadeleler verilerek buralara gelindiğini, değişik görüşlerin, çeşitli biçimlerde tartışıldığını ancak, sonuçta optimum bir plan ve taslağın hazırlandığını kaydetti.

Talat, "Bunun için gerçekten çok yoğun bir uğraş verildi. Bu uğraşın içerisinde siyasetçiler ve bizler de yer aldık. Ama, bizler kadar, hatta bizlerden de fazla emek harcayan 150-200 sayfalık Annan Planı'nın oluşturulması yanında, 9 bin sayfayı bulan ekleri için büyük emek harcayan, ter döken çok geniş bir topluluk, büyük hizmetlerde bulundu. 1.5 ay boyunca 100 kadar kişi ve arkadaşımız çalışarak, büyük emek harcayarak, gece gündüz demeden, kendi zamanlarının dışında olan zamanlarını da kullanarak, ayrıca hiçbir ücret almadan,çok yoğun bir çalışma yaptılar" diye konuştu.

Bu çalışmaların sonucunda olabilecek en iyi sonucu ortaya çıkardıklarını ifade eden Mehmet Ali Talat, bunun hep birlikte yapıldığını, İsviçre'ye 9 kişi gittiklerini ancak işlerin yoğunluğunu, tutulacak notların çok büyük ve insan üstü çaba gerektirmesi, her gece sabahlara kadar süren çalışmaların da yürütülmesi için ekibe iki arkadaşın da dahil edildiğini anlattı.

Bu ekibin çok büyük gayretleri ile İsviçre'de gece gündüz demeden çok büyük bir çalışma yürüttüklerini belirten Talat şöyle konuştu:

"Daha yapacak çok işimiz var"

"Sonuçta hep beraber, sevabıyla, günahıyla yapılabilecek, elde edilebilecek bir planı hep beraber ortaya çıkardık. Bu optimum plana eleştiri de olabilir, destek de. Bu tarihi ve önemli günlerde, birlik ve beraberlik içinde hareket ettik. 11 kişilik ekibimiz her türlü görüşü tartışıp, değerlendirip, ortak noktalara varıp, bunları çok iyi bir şekilde gündeme getirip, savunduğu kendi kişisel görüşleri bir yere bırakarak ortak noktalara varmaya çalıştı ve vardı. Ve bu ortak noktaya göre kimisini başararak plana veya yasalara sokup, ama kimisini de bir değişikliğe imkan verecek şekilde gündeme getirdi ve bunu büyük bir özveri ile gerçekleştirdi. Katkıda bulunan herkese teşekkür ederim"

Talat, Kıbrıs'ta veya İsviçre'de kendileri ile gece gündüz çalışan herkese teşekkür ederek, büyük bir hizmet yaptıklarını kaydetti. Kendi halklarına, kendi ülkelerine, çok büyük hizmetlerde bulunduklarını ifade eden Başbakan Talat, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu hizmetlere ihtiyacımız bitmiyor. Daha süreç devam ediyor. Bu ay içinde yapılacak bir çok iş ve atılacak bir çok adım vardır. Bütün bunlar için aynı şekilde özverili destek istiyoruz. Aynı şekilde görüş farklılıklarını bire yana bırakarak halkımızın desteğinin bizimle olmasını istiyoruz. Bu dönem içerisindeki tarihi günlerde, bölünmeden, parçalanmadan, kavga etmeden yarın yine bir birimizin yüzüne bakacağımızı bilerek, bir birimizle el sıkacağımızı bilerek, birlik ve beraberlik içinde hareket etmek durumundayız. Bunu Kıbrıs Türkü'nden talep ediyorum" dedi.

"Halk yarınını değil, geleceğini belirleyecek"

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, 24 Nisan'da yapılacak referandumda halkın yarını ile ilgili değil geleceği ile ilgili bir karar vereceğini söyleyerek, halkın çok net bir şekilde bilgilendirilmesi gerektiği üzerinde durdu.

Çok uzun yıllardır devam eden bir uğraşın son bir yıldır önümüze konan bir plan neticesinde farklı bir safhaya girdiğini anlatan Denktaş, önlerine konan bir planda yapılabilecekleri, birlikte yapmaya çalıştıklarını söyledi.

Denktaş, "İsviçre'de kendi heyetimiz Kıbrıs'tan cumhurbaşkanı ve Türkiye'nin heyetleri hep birlikte yapılabilecekleri yapmaya çalıştık. Beğenilir, beğenilmez ayrı bir hikaye. Ama 24'ünde referanduma gideceğiz. Zor bir dönem geçtik. Şimdi daha zor olan kısmına giriyoruz. Sayın başbakanın da dediği gibi bu dönemde siyasi düşüncemiz ne isterse olsun, oy doğrultumuz ne isterse olsun, bir birimizi kırmadan, dökmeden hareket etmek zorundayız. Çünkü 24 Nisan'dan sonra sonuç ne istese olsun farklı ve çok daha zor bir döneme gireceğiz. Bu bilinçle hareket edersek, siyaset çekişmelerimizi bir kenara koyarsak, bu ülkenin geleceği için, çocuklarımızın geleceği için, en doğru olanın ne olduğu konusunda duygusal değil, mantıklı yaklaşımlarla karar verme aşamasında gelebilirsek en doğru işi yapmış olacağız."

"Biz sayın Talat ile birlikte siyasal farklılıklarımızı bir kenara koyarak bu süreç içerisinde birlikte çalışarak, kendi inançlarımızdan zaman zaman ödünler vererek, ama mutlaka ortak noktada buluşarak beraber ve son derece uyum içinde başarılı veya başarısız uyum içinde bir çalışmayı yürüttük" diyen Serdar Denktaş, konuşmasına şöyle devam etti:

"Dileğimiz sonucun her şekilde hayırlı olmasıdır"

"Haklarımızın bir kısmını koruyabildik, bir kısmını koruyamadık. Unutmayalım ki, yan tarafta bizimle ortaklık kuracak kişilerin de en az bizler kadar kazanım içinde olması gerekirdi ki, kurulabilirse bu ortaklık yürüyebilsin. Bunu aklımızdan çıkartmayalım. Bizim dileğimiz sonucun her şekilde hayırlı olmasıdır. Bu sonuçtan 'evet', 'hayır' çıkmış hiç fark etmez. Ortaya çıkacak en önemli gerçek, Kıbrıs adasının iki sahibinin bulunduğu gerçeğidir. Bunun bir kez daha teyididir. Bu sahipler de Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarındır. Bunu bir kez daha dünyaya hatırlatmak da yeterince bir kazanımdır diye düşünmekteyim. Bu akşam buraya gelerek yorgunluğumuzu bizlere unutturan herkese teşekkür ederim" dedi.

Heyetin Geçitkale Havaalanı'ndan ayrılacağı sırada 8-10 kişilik bir grup "1 Mayıs'a kadar değil sonsuza kadar KKTC"pankartı açarak, "Kıbrıs Türk'tür Türk kalacak" diye slogan attı. Heyeti karşılamaya gelen kalabalık halk topluluğu ise, bu sloganlara "Kıbrıs'ta barış engellenemez" diye karşılık verdi.

YENIDUZEN 02/04/2004

Annan Planı'nın son şekli

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, iki kurucu devlete sahip olan Kıbrıs'ın tek bir uluslararası kişilik ve egemenliğe sahip olduğu belirtiliyor.

"Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın, ancak federal parlamentonun kabul etmesi ve Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk Devleti seçmenlerinin çoğunluğunun ayrı referandumlar aracılığıyla onayı üzerine değiştirilebileceği" belirtilen planda, anayasanın iki temel maddesinin (Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ve iki kurucu devleti tarif eden maddeler) değiştirilemeyeceği kaydediliyor.

Planda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın uygulanmasının Yüksek Mahkeme tarafından denetleneceği belirtilirken, oluşturulacak düzenin tek taraflı değiştirilemeyeceğine dair şu ifadelere yer veriliyor:

"Kuruluş Anlaşması ile kurulan yeni düzende herhangi bir tek taraflı değişiklik yapılması, herhangi bir şekilde bölünme veya ayrılma, özellikle Kıbrıs'ın tamamının veya bir kısmının diğer bir

ülkeyle birleşmesi yasaklanmıştır."

Planda, Kurucu Anlaşma'nın, Garanti Anlaşması ve İttifak Anlaşması'nın yürürlükte kalacağı, ancak bunların "gerekli değişikliklerle" yeni devlet ilişkilerine uygulanacağı kaydediliyor.

Federal hükümet ve kurucu devletlerin yetkileri

Annan Planı, kurucu anayasada açıkça belirtilmeyen tüm yetkilerin, kurucu devletler tarafından kullanılmasını öngörüyor. Planda bu konuya ilişkin olarak, "Kurucu devletler federal hükümete açıkça verilmemiş olan tüm yetkileri, kendi bölgesinde ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası sınırları içerisinde, egemen bir şekilde kullanacaktır" ifadesine yer veriliyor.

Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk Devleti'nin eşit yetkilere sahip olduğu vurgulanan planda, iki kurucu devletin kendilerini, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası sınırları içerisinde ve hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik ve temsili hükümet temel ilkelerine göre, kendi anayasaları altında özgürce düzenleyeceği kaydediliyor.

Federal devlet ile kurucu devletlerin yetki paylaşımı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önceki gün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, federal devlet ile Türk ve Rum kurucu devletlerinin hangi alanlarda yetkili oldukları belirtiliyor.

Plan uyarınca, her alanda tamamen eşit oldukları belirtilen Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerine tanınan yetkiler de aynı. Buna göre, iki kurucu devlet, şu alanlarda yetkili olacak:

"Asayiş ve kamu güvenliği, turizm, kurucu devlet seviyesinde adli sistemin yönetimi, spor ve eğitim, sanayi ve ticaret, balıkçılık ve tarım, çevrenin korunması, sosyal güvenlik ve çalışma yaşamı, sağlık,

şehir ve bölgesel planlama, aile, şirketler ve ceza hukuku." Plan, federal devletin yetki alanlarını da belirtiyor. Buna göre, federal devlete tanınan yetkiler de şöyle: "Dış ilişkiler, Merkez Bankası'nın çalışmaları, federal düzeydeki mali işler, AB ile ilişkiler, doğal kaynaklar, iletişim ve ulaştırma, Kıbrıs vatandaşlığı, genel ve özel aflar, fikri haklar, tarihi miras, meteoroloji, havacılık, uluslararası denizcilik, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kıta sahanlığı ve kara suları, terörizmle mücadele."

Federal hükümete, bunların yanı sıra federal seçimler ve halk oylamaları, federal yasalara karşı işlenen suçlar, federal adli sisteminin yönetimi, federal mülkiyet konularında da yetkiler veriliyor.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB ile ilişkileri

Son şekli verilmiş Kıbrıs planında, Birleşik Kıbrıs Devleti'nin AB üyesi olacağı belirtilirken, Kıbrıs'ın AB içinde nasıl temsil edileceği de anlatılıyor.

Plan uyarınca, AB içindeki temsiliyet, federal hükümetin yetkisindeki alanlarda veya konu büyük ölçüde federal hükümetin yetkisindeki bir alanla ilgili olduğunda, Kıbrıs AB'de federal hükümet tarafından temsil edilecek.

Konu ağırlıklı olarak veya yalnızca kurucu devletlerin yetki alanına giriyorsa Kıbrıs, ya bir federal hükümet temsilcisi, ya da Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adına hareket etme yetkisi bulunması şartıyla bir kurucu devlet temsilcisi tarafından temsil edilecek.

Plana göre, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye karşı olan bir yükümlülüğü kurucu devletlerin yetki alanına giriyor, ancak bir kurucu devlet yükümlülüklerini yerine getiremiyorsa, söz konusu kurucu devlet sorumluluklarının gereğini yapana kadar, federal hükümet gereken önlemleri alabilecek. Kurucu devlet, aynı zamanda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bu aksaklık sonucunda karşılaştığı masraflardan veya ödediği cezalardan da sorumlu olacak.

Planda "Federal hükümet veya kurucu devletler tarafından AB üyeliğinin gereği olarak yürürlüğe konulan yasa, uygulama veya tedbirler geçersiz kılınmayacaktır" ifadesine yer veriliyor.

Toprak ayarlamasına tabi bölgeler Rum kesimine BM gözetiminde 6 aşamada devredilecek

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu Kıbrıs planının son şekline göre, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle yasal olarak Kıbrıs Rum Devleti'nin bir parçası olacak olan toprak ayarlamasına tabi bölgeler, 3 yılı geçmeyecek geçici bir süre için Kıbrıs Türk Devleti tarafından yönetilecek.

Plana göre, bu bölgelerin yönetiminin Kıbrıs Rum Devleti'ne Birleşmiş Milletler gözetiminde 6 aşamada devredilmesi öngörülüyor:

1. aşama, 104 günde devredilecekler: Ara Bölge, Maraş, Erenköy

2. aşama, 6 ayda devredilecekler: Düzce ve Taşköy

3. aşama, 1 yılda devredilecekler: Bademliköy, Ömerli ve Kırklar bölgeleri

4. aşama, 2 yılda devredilecekler: Çayönü, Güvercinlik, Akdoğan, Türkmenköy, Gayretköy, Yeşilırmak ve Soli bölgeleri

5. aşama, 2.5 yılda devredilecekler: Haspolat, Alayköy ve Bostancı bölgeleri

6. aşama, 3 yılda devredilecekler: Korkuteli, Dörtyol, Pirhan, Paşaköy, Türkeli, Yılmazköy, Şirinevler, Akçiçek, Kozan, Kılıçarslan, Gürpınar, Özhan, Karpaşa, Mevlevi, Kalkanlı, Akçay, Güzelyurt, Güneşköy, Aydınköy, Yeşilyurt, Gemikonağı ve Yedidalga bölgeleri.

Mülkiyet

Planda, taşınmaz mallara ilişkin talepleri Kuruluş Anlaşması'nda yer alan kriterlere göre değerlendirmek üzere bağımsız ve tarafsız bir Mülkiyet Kurulu'nun oluşturulacağı, mülkiyet haklarının ne şekilde kullanılabileceğinin, etkilenen malın bulunduğu yere göre olacağı kaydedildi.

Plana göre, toprak ayarlamasına tabi bölgelerin şimdiki sakinlerinin haklarını ve menfaatlerini korumak için özel düzenlemeler yapılacak.

Yeni düzenlemeler arasında şunlar bulunuyor:

Yeniden yerleştirilecek olan kişilerin hane hakkı olarak kaydı yapılacak.

Topluluk halinde yaşayan kişiler topluluk olarak yeniden yerleştirilmeyi talep edebilecek.

Yeterli maddi imkana sahip kişiler, ilgili bölgenin idaresinin devri için anlaşılmış tarihten en geç bir ay önce malı boşaltacak.

Yeterli maddi imkana sahip olmayan kişilere, alternatif konut belirlendikten sonra, yeniden yerleştirme için 3 aydan az olmayan bir ihbar süresi verilecek. Küçük çocukları, yaşlı bireyleri ve sakat bireyleri olan aileler için özel tedbirler alınacak.

İade ve tazminat

Plandaki Mülkiyet Haklarının Kullanılması başlığı altında da şunlar kaydedildi:

Hakların iadesi: Tasarrufu kaybeden mal sahibine, mal üzerinde etkin denetim kullanabilmesini sağlayacak şekilde, kendi amaçları için kullanım da dahil olmak üzere malın yasal ve fiziksel tasarrufunu vermek suretiyle haklarının yeniden kazandırılması.

Tazminat: Herhangi bir tasarrufu kaybeden mal sahibi tam ve etkin tazminat talep edebilecek. Tazminat almayı seçen veya mallarına ilişkin hakları mülkiyet düzenlemeleri altında iade edilmeyen tasarrufu kaybeden mal sahipleri tam ve etkin tazminat alabilecek.

Tazminatın düzeyi ve ödenme biçimi: Tazminatın düzeyi, Mülkiyet Kurulu tarafından uluslararası standartlara göre belirlenecek ve tasarrufun kaybedildiği zamanki değerin kıyaslanabilir yerlerdeki gayrı menkul değerlerindeki artışa göre ayarlanması temelinde hesaplanacak.

Tazminat, etkilenen malın Mülkiyet Kurulu'na devredilmesi karşılığında Tazminat Fonu'ndan hazırlanan tazminat bonoları şeklinde ödenecek.

Hakların iadesi üzerindeki kısıtlamalar

Herhangi bir kurucu devletteki toplam toprak alanının ve konut sayısının en çok yüzde 10'una ve herhangi bir belediye veya köydeki toplam alanın ve konut sayısının en çok yüzde 20'sine ilişkin tasarruf hakları, diğer kurucu devletten gelen kişilere iade edilecek.

Planda, büyükten küçüğe olmak üzere yaş sırasına göre öncelik tanınarak uygun talep sahiplerine haklarının iade edileceği, ancak bu kısıtlamaların 1974'te çoğunlukla Marunilerin yaşadığı köyler ve Karpaz bölgesindeki Dipkarpaz, Yenierenköy, Sipahi ve Adaçay köyleri için geçerli olmayacağı belirtildi.

Türkiye ve Yunanistan, Türkiye'nin AB üyeliğine kadar adada en fazla 6'şar bin asker bulundurabilecek

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın dün Bürgenstock'ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planının güvenlik konularına ilişkin bölümünde, Türkiye ve Yunanistan'ın, Türkiye AB üyesi olana kadar, adada en fazla 6'şar bin asker bulundurabileceği belirtiliyor.

Plana göre, Garanti Antlaşması'nın Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenine ek olarak, kurucu devletlerin toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenini kapsayacağı belirtiliyor.

Bu anlaşmaya göre, tüm rütbeler dahil olmak üzere, her biri 6 bini aşmayan Yunan ve Türk birlikleri, Kıbrıs Rum Devleti'nde ve Kıbrıs Türk Devleti'nde konuşlandırılabilecek.

Öte yandan plan, Türkiye'nin AB'ye girişiyle, tüm Yunan ve Türk askeri birliklerinin, Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye arasında aksine bir anlaşmaya varılmadıkça, Kıbrıs'tan çekilmesini de öngörüyor.

Annan Planı, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe konulmasının, BM Barış Gücü tarafından izleneceğini belirtiyor. BM Barış Gücü, federal hükümet her iki kurucu devletin onayını da alarak aksine karar alıncaya kadar adada kalacak.

BM'nin başkanlığında ve garantör güçler, federal hükümet, kurucu devletlerin temsilcilerinden oluşan İzleme Komitesi, Kuruluş Anlaşması'nın uygulanmasını izleyecek. Plan, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıs Türk askeri birliklerinin feshedilmesini ve sportif amaçlı ruhsatlı silahlar haricindeki tüm silahların yasaklanmasını da öngörüyor.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası askeri operasyonlara topraklarını açma konusunda, planda şu ifadeye yer veriliyor:

"Kıbrıs, her iki kurucu devletten onay almadan, toprağını uluslararası askeri operasyonlara açmayacaktır. Bu konuda Türkiye Avrupa Birliği'ne girene kadar, Yunanistan'ın ve Türkiye'nin rızası da

gerekli olacaktır."

Plan, tek bir Kıbrıs vatandaşlığının yanı sıra kurucu devlet vatandaşlığı alınmasını da öngörüyor

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının nihai şekli, tek bir Kıbrıs vatandaşlığının yanı sıra aynı zamanda Kıbrıs Rum kurucu devleti veya Kıbrıs Türk kurucu devleti iç vatandaşlık statülerinden birine sahip olunmasını öngörüyor.

Planda, seçimlerde oy kullanmaya ilişkin olarak, Kıbrıslıların, federal seçimlerde iç kurucu devlet vatandaşlığı statülerine göre, kurucu devlet seçimleri ve yerel seçimlerde ise sürekli ikamet ettikleri yerde oy verecekleri ifade ediliyor.

Vatandaşlık koşulları

Hangi kurucu devlet vatandaşlığı statülerine sahip olunduğuna bakılmadan, tüm Kıbrıslılar için dolaşım özgürlüğü olacağının belirtildiği planda, sonradan Kıbrıs vatandaşı olabilme koşulları da sıralanıyor. Buna göre, sonradan Kıbrıs vatandaşı olabilmek için vatandaşlığa kabul edilme veya kolaylaştırılmış vatandaşlığı kazanmak gerekiyor.

Vatandaşlığa kabul edilme, 18 yaş veya üzerinde olmayı, 4 yılı Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinin ardından olmak üzere Kıbrıs'ta kesintisiz olarak en az 9 yıl sürekli ikamet etmiş olmayı, resmi dillerden birini bilmeyi ve güvenlikle ilgili bir yasağa tabi olmamayı veya cezai mahkumiyeti bulunmamayı öngörürken, kolaylaştırılmış vatandaşlık kazanmak için de Kıbrıs vatandaşı olan veya Kıbrıs vatandaşlığına kabul edilen kişilerle en az 2 yıldan bu yana evli olan eşlerin talebi gerekiyor. Vatandaşlık, Kıbrıs vatandaşlığı kazanmış kişilerin reşit olmayan çocukları tarafından otomatik olarak kazanılıyor.

Plana göre, Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde de 1963'te Kıbrıs vatandaşlığına sahip olan herhangi bir kişiyle onun soyundan gelenler ve bu kişilerin eşleriyle adadaki her iki tarafın lideri tarafından verilecek ve eşlerle çocuklar dahil 45 bin kişiyi içerecek listede yer alan kişiler Kıbrıs vatandaşı olacak.

BM Genel Sekreteri Annan'a adadaki her bir tarafça sunulacak listede yer almak için şu kişiler müracaat edebilecek:

18 yaşına basmadan önce en az 7 yıl ve son 5 yıl içinde en az 1 yıl Kıbrıs'ta sürekli ikamet etmiş olan 18 yaş veya üzerindeki kişiler ve bu kişilerin Kıbrıs'ta sürekli ikamet eden reşit olmayan çocukları,

Kıbrıs'ta kesintisiz olarak 7 yıldan fazla bir süre sürekli ikamet etmiş olan kişiler. Öncelik kaldıkları sürenin uzunluğuna bağlı olacak.

İç kurucu devlet vatandaşlığı belirleme koşulları

Annan Planı'nın nihai şekline göre, bir Kıbrıs vatandaşı, Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde Kıbrıs Rum kurucu devleti veya Kıbrıs Türk kurucu devleti bölgesinde ikamet ediyor olmasına bağlı olarak, ya Kıbrıs Rum kurucu devleti ya da Kıbrıs Türk kurucu devleti iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü kazanacak.

Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde, aşağıdaki köylerden birinde yaşayan kişiler ise o tarihi izleyen 1 yıl içerisinde, diğer iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olmayı tercih edebilecekler. Bu köyler şöyle sıralanıyor:

Maruni köyleri: Gürpinar, Özhan, Karpaşa ve Koruçam/Kormakiti

Mesarya köyleri: Pile, Yılmazköy ve Türkeli

Dillirga köyleri: Günebakan, Yeşilırmak, Süleymaniye, Kurutepe, Gemikonağı, Madenliköy ve Erenköy

Karpaz köyleri: Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi, Adaçay, Yeşilköy, Agios Therissos ve Ziyamet

Plan ayrıca, Kıbrıs dışında yaşayan Kıbrıs vatandaşlarının atalarının 1974 öncesinde Kıbrıs Rum veya Kıbrıs Türk toplumuna mensup olmalarına bağlı olarak ya Kıbrıs Rum kurucu devleti ya da Kıbrıs Türk kurucu devleti iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü kazanmalarını öngörüyor.

Yeni doğan çocuklar, otomatik olarak anne babalarının iç kurucu devlet statüsünü kazanırken, Kıbrıs vatandaşlığı kazanan kişiler, aynı zamanda, daha uzun süre ikamet ettikleri kurucu devletin iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olacak.

Planda, bir kurucu devletin, Kuruluş Anlaşması'ndaki hükümlere uygun olarak kendi bölgesinde ikamet etmeyi seçen diğer devletten kişilere, kendi iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü vermek zorunda olmadığı belirtilirken, bir kurucu devletin, kendi bölgesinde yaşayan ama kendi iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olmayan Kıbrıs vatandaşlarına siyasi haklar tanımak zorunda olduğu da ifade ediliyor.

Seçimler

Kıbrıs vatandaşları, kurucu devlet ve yerel seviyedeki seçimlerle ilgili siyasi haklarını iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne bakılmadan, sürekli ikamet ettikleri yerde kullanacak. Federal seviyedeki seçimlerde ise tüm Kıbrıs vatandaşları, yine ikamet ettikleri yere bakılmaksızın, iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne göre oy kullanacak.

Herhangi bir Kıbrıs vatandaşı, kurucu devlet ve yerel seviyedeki seçimlerde, ikamet ettiği yerde oy kullanma hakkını, ikametini orada tesis etmesini izleyen altı ay içinde elde edecek.

Plan, diğer kurucu devlette ikamete ilişkin bir takım sınırlamalar getiriyor

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının nihai şekli, Türkiye AB üyesi olana kadar, Kıbrıs vatandaşları için, iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olduğu kurucu devletten, diğerinde sürekli ikamet etmek isteklerine bir takım sınırlamalar getiriyor.

Buna göre, ilk 6 yıl boyunca, sürekli ikamet hakkı üzerinde moratoryum konulurken, 7. ve 10. yıllar arasında köy veya belediye nüfusunun en çok yüzde 7'si kadar kişiye, 11. ve 15. yıllar arasında köy veya belediye nüfusunun en çok yüzde 14'ü kadar kişiye, 15. yıldan sonra da, ilgili kurucu devlet nüfusunun en çok yüzde 21'i kadar kişiye ikamet hakkı tanınıyor.

Bu sınırlamalar, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden 2 yıl sonra, 65 yaş üzerindeki eski sakinlerden herhangi biri ve onun eşi veya tek bir kardeşi ile belirli köylerin eski sakinleri ve onların soyundan gelenlere uygulanmayacak.

Bu köyler de şöyle sıralanıyor:

Dillirga köyleri: Günebakan, Yeşilırmak, Süleymaniye, Kurutepe, Gemikonağı, Erenköy ve Madenliköy

Mesarya köyleri: Pile, Yılmazköy ve Türkeli

Karpaz köyleri: Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi ve Adaçay Plana göre, diğer kurucu devlette ikamet tesis etmede öncelik, ilk olarak malının tasarrufu kendisine iade edilen kişilere ve onların ailelerine, ikinci olarak ilgili belediye veya köyün sırasıyla 1963'ten veya 1974'ten önceki sakinlerine ve onların ailelerine, üçüncü olarak da her iki kategorideki kişilerin varislerine verilecek.

İkamet üzerindeki sınırlamalar adanın tümünde dolaşım özgürlüğüne engel olmayacak. Buna herhangi bir Kıbrıs vatandaşının ortalama olarak haftada 3 gün, tasarrufu kendisine iade edilen malında veya Kıbrıs'ın herhangi bir yerindeki bir konaklama yerinde tatil yapması veya kalması da dahil ediliyor.

Yunan ve Türk vatandaşlarının ikamet hakkı

Annan Planı'nda, Türk ve Yunan vatandaşlarının "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nden, ülkeye giriş ve ikamet hakları konusunda, AB kanununun ve AB'ye katılım anlaşmasının izin verdiği ölçüde eşit muamele görecekleri belirtiliyor.

Plana göre, kurucu devletlere, Türk ve Yunan vatandaşlarına, Kıbrıs Türk ya da Kıbrıs Rum kurucu devletinin iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip Kıbrıs vatandaşlarının yüzde 10 seviyesine kadar sürekli ikamet hakkı verme yetkisi verilecek.

Öncelik, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden itibaren Kıbrıs'ta kalma süresinin uzunluğuna bağlı olacak.

Bu sınırlamalar, 7 yıldan fazla kalmamaları şartıyla, tam zamanlı öğrencilere ve üniversitelerin geçici akademik personeline ise uygulanmayacak.

Plana göre ayrıca, sürekli ikamet hakkı kazanan Yunan ve Türk vatandaşlarının siyasi hakları bulunmayacak. Bu kişilerin siyasi hak kullanabilmeleri için, gerekli koşulları sağlayıp Kıbrıs vatandaşlığını ve ilgili iç kurucu devlet vatandaşlığını kazanması gerekiyor.

KIBRIS 02/04/2004

Gözler referandumda

İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında dün sabaha karşı tamamlanan tarihi Kıbrıs zirvesi, dünya kamuoyunun birinci gündem maddesi olurken, zirvenin yankıları da sürüyor.

Gerek Türk, gerekse dünyanın önde gelen kurum ve yetkilileri, Kıbrıs sorununun geldiği aşamayı Türk diplomasisinin büyük başarısı olarak nitelerken, Türkiye'nin rolünü de çok yapıcı olarak değerlendirdi.

Dünya basını da konuya çok geniş yer verdi. Yunan ve Rum tarafının Kıbrıs müzakerelerinde fazla hevesli olmadığı basın haberleri arasında vurgu yapılan unsur oldu.

TBMM Başkanı Bülent Arınç, ilk kez TC hükümetinin gayretleriyle diplomaside büyük bir başarı kazandığını belirterek, gelinen aşamayı olumlu olarak nitelendirdi.

Türkiye'de önde gelen işadamları da gelişmelerinden memnuniyet duyduklarını açıklayarak, Türk hükümetinin görüşmelerden alnının akı ile çıktığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ortaya çıkan metnin her iki taraf için de adil olduğunu ifade ederek, varılan noktayı "tarihi bir an ve uzlaşmaya yönelik güçlü bir işaret" olarak yorumladı. Powell, ABD'nin bu ay yapılacak Kıbrıs'a yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini söyledi.

AB Komisyonu, Annan Planı'nın başka alternatifi bulunmadığını, planın artık değiştirilemeyeceğini ve kararı da Kıbrıslıların vereceğini kaydetti.

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye'nin Kıbrıs müzakerelerinde çok yapıcı bir rol oynadığını bildirdi. Verheugen, BM'nin son planında derogasyonların kalıcı olmamasını, AB Komisyonu'nun başarısı olarak değerlendirdi.

AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, geleceğin artık Kıbrıs halkının ve liderlerinin elinde olduğunu ifade ederek, referandumların Kıbrıs'ta tarihi bir fırsat olduğunu belirtti.

Arınç: Dış politikada büyük başarı kazanıldı

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs konusunda varılan noktanın olumlu olduğunu belirterek, "İlk kez Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı" dedi.

Arınç, TBMM Kulisi'nde gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Varılan noktanın olumlu olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:

"İlk kez Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside, dış politikada bir büyük başarı kazanıldı. Toplumlararası görüşmeler başladı, daha sora diğer aşamalar geçildi. Türkiye'nin atak, kararlı ve dinamik yapısı sadece kendi bölgemizi değil, bütün dünyayı etkiledi. Türkiye bu dinamik tavrıyla söz sahibi olduğunu ve sorunları çözmek istediğini gösterdi, sorunların uzlaşma ve diplomasi yoluyla nasıl çözülebileceğini ortaya koydu. Bence takdir edilmesi ve sevinilmesi gereken en büyük olay budur."

Powell: Kıbrıs'a önemli mali katkı bildireceğiz

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referanduma götürülmek üzere sunduğu son çözüm metninin iki taraf için de adil olduğunu ve ABD'nin, bu ay yapılacak Kıbrıs'a yardım ön konferansında önemli bir mali katkı bildireceğini söyledi.

Powell'ın Berlin'de yayımladığı Kıbrıs'a ilişkin açıklamasının tam metni ABD Dışişleri Bakanlığı'nca duyuruldu. Annan'ın son çözüm planına tam destek veren Powell, Bürgenstock'ta varılan noktayı "tarihi bir an ve uzlaşmaya yönelik güçlü bir işaret" olarak nitelendirdi.

Bakan Powell, son noktada iki tarafın da uzlaşma çerçevesinde tam istediğini alamamasına karşın nihai metnin, iki taraf için de adil olduğunu ve Kıbrıslı Türk ve Rumlara AB üyeliğinin faydalarını paylaşma olanağı sunduğunu söyledi.

Açıklamasına, Annan'ın nihai çözüm planını desteklediğini belirterek başlayan Powell, "Bu, tarihi bir an ve uzlaşma yönünde güçlü bir işaret. Onlarca yıl süren kavga ve bölünmenin ardından bu çözüm planı, 1 Mayıs'tan itibaren Kıbrıs'ın geleceğinin Avrupa'da olmasına yönelik garantinin kapısını açıyor. Bu plan, Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için, geçmişin acılarının bir tarafa bırakılması, barış, refah ve ortaklık içinde ileriye doğru ilerlenmesi ve AB üyeliğinin faydalarının paylaşılması yönünde bir yol öneriyor" dedi.

Powell, şunları kaydetti:

"Uzlaşma gereğinden dolayı sonuçta iki taraf da isteklerinin tamamını elde edemedi, ancak nihai metin iki taraf için de adil. Biz, nihai çözümün, iki taraftaki halkın temel çıkarlarını karşıladığı ve ortak bir gelecek için güvenli bir çerçeve oluşturduğu yönünde BM genel sekreterinin yaptığı değerlendirmeyi paylaşıyoruz.

Bundan sonra çözüm, Kıbrıslıların elinde. Bu seçimi, bütün Kıbrıslıların geleceğini göz önüne alarak yapacaklarını biliyoruz. Kıbrıslılar kararlarını verirken bilmeliler ki ABD, bu çözümün tam olarak uygulanmasını desteklemeyi taahhüt eder. Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs'a yardım için (15 Nisan'da) düzenleyeceği ön konferansa katılacağız ve önemli bir (mali) katkı vereceğiz. Diğer yönlerden de yardım için elimizden geleni yapacağız."

Powell, açıklamasının sonunda, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ta iki tarafın liderlerini yapıcı katkılarından dolayı kutladı ve Annan ile Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto'yu ayrıca tebrik etti.

AB Komisyonu: Annan Planı artık değişmez, alternatifi de yok

AB Komisyonu, "Annan Planı'nın başka alternatifi bulunmadığını, bu planın artık değiştirilemeyeceğini, kararı Kıbrıslıların vereceğini" belirtti.

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözcüsü Jean-Christophe Filori, günlük olağan basın toplantısında Kıbrıs'a ilişkin çok sayıda soruyu yanıtladı.

Verheugen'in, Kıbrıs'ta bir uzlaşmaya çok yakın olunduğunu düşündüğünü, bu sürecin başarısız olduğunun hiçbir şekilde söylenemeyeceğini, sürecin devam ettiğini, yeni bir aşamaya girildiğini, Kıbrıslıların geleceklerini kararlaştıracağını anlatan Filori, Annan Planı'nın son halinin en iyi ve en gerçekçi çözüm önerisi olduğunu düşündüklerini bildirdi.

Planın alternatifi bulunmadığını, kabul veya ret edileceğini, sonuçta ya birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye gireceğini ya da bugünkü durumun "dikenli tellerle, mayınlarla, BM askerlerinin varlığıyla" devam edeceğini söyleyen Filori, İsviçre'deki görüşmelerde AB'nin tüm taleplerinin kabul edildiğini, AB temel ilkeleri çerçevesinde işleyecek tek sesli bir devlet kurulmasının hedeflendiğini anlattı.

Kalıcı derogasyonların söz konusu olmayacağını, AB'nin yaklaşımının hep bu yönde olduğunu belirten Filori, Rum tarafının referandumda 'hayır' demesi halinde neler olacağının sorulması üzerine, bu aşamada spekülasyon yapmak istemediğini, taraflardan birinin 'hayır' demesi durumunda planın geçersiz kalacağını, Kıbrıs'ın AB'ye bölünmüş bir şekilde gireceğini, planı kabul etmenin Rumların menfaatine olduğunu, adaya barış geleceğini anlattı. Filori, planın reddedilmesi halinde, AB'nin durum değerlendirmesi yapacağını söyledi.

AB Komisyonu'nun Konseye bir uyum senedi sunacağını, bu belgenin konseyde "tercihen 1 Mayıs'tan önce" oybirliğiyle onaylanması gerektiğini belirten Filori, uzlaşma halinde Kıbrıs'a, 2004-2006 dönemi için 300 milyon euro ek bütçe öngörüldüğünü, bunun 259 milyon euroluk bölümünün kuzeyin ekonomik gelişmesi için harcanacağını, ayrıca 15 Nisan'da, Brüksel'de Bağışçılar Konferansı düzenlenerek yeni fonlar aranacağını belirtti.

Filori, geçici derogasyonlar konusunda bir soru üzerine, bu konunun yeni keşfedilmediğini, genişleme sürecinde birçok ülkeye geçici derogasyonlar uygulandığını, bunun uyum sürecinde geçerli bir unsur olduğunu anlattı ve Annan Planı'nda artık herhangi bir değişiklik yapılmasının söz konusu olmadığını hatırlattı.

Sözcü, bir soru üzerine, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda demokratik tartışmaların devam ettiğini, AB Komisyonu'na, yıl sonuna kadar bir rapor hazırlamak ve Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak tam üyelik müzakerelerinin başlatılması konusunda görüş ve tavsiye belirtmek görevi verildiğini belirtti ve "Eğer Türkiye siyasi kriterleri yerine getirirse müzakereler zaman geçirilmeden başlayacak" dedi.

Verheugen: Türkiye, Kıbrıs müzakerelerinde çok yapıcı rol oynadı

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, "Türkiye'nin Kıbrıs müzakerelerinde çok yapıcı bir rol oynadığını" söyledi.

Verheugen , Avrupa Parlamentosu'nda (AP), Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Arie Oostlander'in hazırladığı Türkiye raporunun tartışılması sırasında Kıbrıs müzakerelerinin son durumu hakkında AB Komisyonu'nun görüşlerini açıkladı.

"Kıbrıs müzakerelerinin başarısız olarak nitelendirilmemesi gerektiğini" ifade eden Verheugen, bundan sonra tarafların siyasi liderliklerini iyi kullanmaları ve kamuoylarını razı etmek için gereken çabayı göstermeleri gerektiğini söyledi.

Verheugen, "Arzu edilen, önceki gün anlaşmanın imzalanmasıydı. Şu anda ikinci seçeneğe kaldı. Referandumda liderlerin kamuoylarını razı etmek için gerekli çabayı göstermesi gerekir" dedi.

Verheugen, BM'nin son planında "istisnaların" (derogasyonlar) kalıcı olmamasını, AB Komisyonu'nun başarısı olarak değerlendirdi.

Solana: Referandumlar, Kıbrıs'ta tarihi fırsat

AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Kıbrıs'ta yapılacak referandumların tarihte yeni bir sayfa açma fırsatı yaratacağını söyledi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'yu çalışmalarından dolayı kutlayan Solana, referandumların, uzun bir bölünmüşlük dönemi yaşayan adanın tarihinde yeni bir sayfa açılması fırsatı sunduğunu anlattı.

Geleceğin artık Kıbrıs halkının ve liderlerinin elinde olduğunu belirten Solana, AB Konseyi'nin, 1 Mayıs'a kadar adil, uygulanabilir ve kalıcı bir çözüme ulaşabileceğine olan inancını hatırlattı ve bütün Kıbrıslıların bu hedefe yönelmeleri çağrısında bulundu.

Türk işadamları, görüşmelerden memnun

Türkiye'deki Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, Türk hükümetinin Kıbrıs görüşmelerinden alnının akı ile çıktığını belirterek, "Bütün isteklerimiz, bütün talep ettiklerimiz bence olmuş sayılır" dedi.

Koç, Anadolu Ajansı muhabirinin İsviçre'de önceki gece tamamlanan Kıbrıs görüşmeleri ile ilgili sorularını yanıtladı.

Rahmi Koç, müzakerelerde varılan aşamayı nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruyu yanıtlarken, Türk tarafının müzakereleri çok iyi idare ettiğini, sabırla ve dikkatlice soruna yaklaştığını belirterek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da Türkiye'nin önerilerinin hepsini kale aldığını ve ona göre yeni bir anlaşma hazırladığını kaydetti.

Koç, şöyle devam etti:

"Bizler hazırız. Bizim taraf tamamdır. Yunanistan tarafına gelince, onlar fevkalade rahatsız. Rahatsızlıkları iki noktada düğümleniyor. Birincisi Güney Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs'a geçeceklerin sayısı tahditli. Alabilecekleri gayrı menkuller sınırlı. Diğeri ise Türk askerinin orada ilelebet kalacak olması.

Bugün (dün) BBC'den öğrendiğime göre; Güney Kıbrıs halkının yüzde 90'ının referandumda (Ret) cevabı vereceği söyleniyor. Tabii durum böyle olursa Kıbrıs'ta durum bizim tahminlerimizin tam tersine olmuş oluyor. Biz tahmin ediyorduk ki, onlar referandumda (Evet) diyecekler, bizimkiler ise (Hayır). Ya da bizimkilerin ne diyeceği kati olarak tahmin edilemiyordu. Şimdi iş tamamen aksine döndü.

Bir de önümüzde 1 Mayıs tarihi var. Referandumda Türklerden (Evet), onlardan (Hayır) çıkarsa, Kıbrıs 1 Mayıs'ta bütün olarak AB'ye nasıl girecek bilemiyorum. Türk tarafı olarak biz endişelerimizi ortaya koyuyorduk ama Yunanlılar daha hassas. Rumların referandumda ret cevabı vermeleri durumunda, bunun dünya kamuoyunda Türkler lehine olumlu bir hava estireceği muhakkaktır. Buna rağmen ret cevabı verilirse, bu demektir ki; Kıbrıs bir bütün ülke olarak olamayacaktır.

(AB yalnız Güney Kıbrıs'ı mı alır, yoksa onu bu iş halloluncaya kadar üyeliği ertelerler mi?) bunu şu anda söylemek zor. Fakat netice itibariyle Türk hükümeti, Kıbrıs görüşmelerinden alnının akı ile çıktı

diyebiliriz. Bütün isteklerimiz, bütün talep ettiklerimiz bence olmuş sayılır."

Yabancı sermaye girişi

Rahmi Koç, AB üyeliği konusunda "Kıbrıs sorunlarının çözümlenmesi durumunda bu Türkiye'nin önünü açar mı?" sorusu üzerine de, "Tabii. AB bizi bir defa daha oyalamaması lazım. Muhakkak bir müzakere tarihi vermeleri lazım" dedi.

Türkiye'nin daha önce müzakere tarihi alabilmesinin tercih edilen bir durum olduğunu ancak, bunun gerçekleştirilemediğini ifade eden Koç, şunları söyledi:

"İki konuyu ayırdılar. Aslında iki konu bir bütündür. Fransızlar ve Almanlar bizim AB'ye girmemizi artık istiyorlar gibi. Böyle bir hava var. Dolayısıyla bize bir tarih vereceklerini zannediyorum. Türkiye'ye müzakere tarihi verildiği ve müzakerelere başlandığı andan itibaren zannediyorum Türkiye'ye büyük bir yabancı sermaye girişi olacaktır. Ama bizi ne zaman AB'ye alırlar onu kestirmek zor. Herhalde 2010'dan sonra bir tarih. Ama o zamana kadar o kadar çok ülke AB üyesi olacak ki, bu şuna benzer; her geçen insan bir kulübe üye olursa onun kulüplüğü kalmıyor biliyorsunuz, o zaman biz AB'ye girmek ister miyiz, istemez miyiz, bence bu bir soru işareti.

Ne var ki, AB'ye giren her ülkenin milli geliri artmıştır, vatandaşı zengin olmuştur ve ülke ilerlemiştir. Bizim de zamanı geldiğinde AB'ye girmemiz şarttır. "

Kıbrıs 30 yıldır kangren olmuş bir iş

Bu konuda geç kalındığını ifade eden Koç, "Biz AB'ye Yunanistan girerken girecektik. Onu yapamadık. AB ile Gümrük Birliği yaparken girmek için ısrar edecektik tarih verilsin diye... Onu da yapamadık. Dolayısıyla bu, son şansımız. Sanıyorum lehimize bir gelişme olacaktır" dedi.

Koç, Türkiye'nin önünün açık olduğunu belirterek, "Ama Kıbrıs sorunu 30 senedir kangren olmuş bir iş. Bu görüşmelerin sonucunda bu halloluyor bu bir, ikincisi AB'den kati bir tarih alacağımızı zannediyorum bu iki. Üçüncüsü de Kıbrıs'ın Türkiye'ye mali yükü kalkacak. Kıbrıs, Türkiye'ye mali bakımdan hakikaten uzun seneler bir kambur olmuştur. O da kalktığında bir ferahlama olacaktır diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Yunan basını: Atina ile Rum kesimi, planı reddetti

Yunan basını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında tamamlanan Kıbrıs görüşmeleri sonucunda taraflara nihai planını sunmasına geniş yer verdi.

Atina ile Rum kesiminin Annan Planı'na olumlu veya olumsuz bir yanıt vermeyi reddettiklerini yazan gazeteler, Rum-Yunan tarafının, ABD ile İngiltere'nin baskılarına rağmen, plan üzerinde yapılan değişikliklerin tatmin edici olmadığı değerlendirmesinde bulunduklarına dikkat çektiler.

Katimerini gazetesi, "Annan Planı'na Yunan Hayırı", "Üzerinde Anlaşılmış Bir Çözüme Ulaşılamadı" başlıkları altında, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in "Üzerinde anlaşılmış bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığı" sözleriyle hoşnutsuzluğunu dile getirdiğini kaydetti.

Gazete, Rum kesiminin AB üyeliğinin Türkiye'yi birtakım ikilemlerle karşı karşıya bıraktığını, ancak otomatik bir çözüm garantisi vermediğini öne sürerken, "AB müktesebatının bile şüpheyle karşılanarak yoğun müzakere konusu olması, uluslararası ilişkilerde ve diplomasi oyunlarında ittifakın değil, çıkarların hakim olduğunu gösteriyor" yorumunda bulundu.

To Vima, "Atina ve Lefkoşa Planı Reddetti", "Son Söz Referandumlarda" başlıklı haberinde, Atina ve Rum kesiminin, üzerinde 13 noktada değişiklikler yapılmasına rağmen planı reddettiğini ve müzakerelerin "kesin başarısızlıkla" sonuçlanmasını hayal kırıklığıyla karşıladığını yazdı.

Gazete, 24 Nisan'da Kıbrıs'ta referanduma sunulacak planın, Rum kesiminde reddedilmesi olasılığının, Atina'daki hükümet çevrelerince, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sıcak ilişkisine rağmen, Türk-Yunan ilişkilerinde olumsuz etki yapması açısından endişeyle karşılandığını kaydetti.

Apoyevmatini gazetesi, "Kıbrıs İçin Yalanlar Bitti" başlıklı haberinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs liderlerine "Uluslararası toplumun sunduğu çözümü desteklemeleri yönünde son çağrıda bulunduğunu" yazdı.

Gazete, planda "son anda yapılan değişikliklere" rağmen, Rum tarafınca "temel konularda özlü değişiklikler yapılmamasından dolayı" reddedildiğini kaydetti.

"Tuzak Plan ve Şantajlara Hayır", "Atina ile Lefkoşa Annan'ın Türk Yanlısı Hilkat Garibesi Planını Reddetti" başlıklarını kullanan Elefteros Tipos gazetesi, Rum tarafının, plandaki Türk lehine noktaları, yoğun baskılara rağmen kabul etmediğini yazdı.

Elefteros Tipos, sert müzakerelerin arzu edilen sonucu vermediğini ama Kıbrıs Rum diplomasisinin itibar ve güvenilirliğini koruduğu yorumunda bulundu.

Ethnos gazetesi, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılacak referandumlarda "evet" veya "hayır" yanıtıyla tarihi kararların alınacağını yazdı.

Gazete, "Tüm tehdit ve şantajlara rağmen ala Turka pişirilmiş çözümün kabul edilmediği" değerlendirmesinde bulundu.

"Kıbrıs Annan'a Hayır Diyor" başlığını kullanan Ta Nea gazetesi, Rum kesiminin AB üyeliğinden sonra daha iyi bir çözüm için müzakere umudunda olduğunu, aynı anda ise taksimin kesinleşmesi riskini aldığını kaydetti.

Gazete, Rumların referandumda olumsuz, Türklerin ise olumlu oy vermeleri halinde, "sahte devletin" bazı batı ülkelerince gelecekte tanınması beklentisinin varolduğu yorumunu yaptı.

Elefterotipiya gazetesi ise "Çaresizlik Planı İçin Referandum" başlıklı haberinde, Atina ile Rum kesiminin BM Genel Sekreteri Annan'ın "ayaküstü" yaptığı sözlü düzenlemeleri tatmin edici bulmayarak reddettiklerini, referanduma sunulacak planın yazılı ve son şeklini almasını beklediklerini yazdı.

The Guardian: Her iki taraf da Kıbrıs'ta uzun süren bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak istiyor

İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesi, Kıbrıs'ta tarafların prensipte uzun süreli bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak istediklerini, ancak sorunun çözümlenememesinin hâlâ bölgeyi sarsacak sonuçlar doğurabileceğini yazdı.

The Guardian başyazarı, sorunun çözümünün tarafların tümü için belli avantajlar getirdiğini örneklerle açıklarken, bir diplomatın İsviçre'deki süreci, "Bu sürecin sonunda bir taraf beş çeşit yemek ve şampanyayla masadan ayrılırken, diğerine ise sandviç ve kahveyle idare etmek düşecek" diye özetlediğini bildirdi.

BM planının son halinin Türkiye'de bir zafer havası, Rum tarafında ise umutsuzluk yarattığını ifade eden Guardian başyazarı, planın bazı ayrıntılarına yer verdi.

Bir Rum milletvekilinin planı değerlendirirken, "Bu hem tecavüze uğrayıp, hem de tazminatını ödemeye benziyor" benzetmesinde bulunduğunu belirten Guardian, "Kıbrıs saati ilerlemeye devam ediyor. Tarafların referanduma gitmesi bekleniyor. Ama eğer Türk tarafının lideri KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halkını kendi tarafında tutmayı başarırsa Türk tarafından ret kararı çıkabilir" diye yazdı.

Ancak yine de planın kuzeyde kabul edilip, güneyde reddedilmesi ihtimalinin daha güçlü göründüğünü belirten yazar, "Adanın zengin tarafı olanlar onlar, nasıl olsa AB'ye de her koşulda girecekler. Onlar açısından bu referandum sadece, fakir olan Türk kuzenlerinin önünü kesme oylaması gibi görülecek" görüşünü savundu.

"Rum tarafından bölünmüşlüğe yakılacak bir yeşil ışığın AB ile Türkiye arasındaki ilişkileri bozabileceğini" de ifade eden yazar, "Ayrıca AB yeniden ticari ambargolar sorununu kucağında bulacak. Ankara ve Yunanistan için de sorunlar yine köşeli hale gelecek. Kısacası bu sorun bölgede sarsıntılar yaratabilecek" yorumunda bulundu.

Alman basını: Görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı

Alman basını, "Kıbrıs görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını" yazdı.

Die Welt ve Berliner Morgenpost gazetelerinde "Kıbrıs görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı" başlığıyla verilen haberlerde, bir Türk diplomatın, "Herkes son sözünü söyledi. Diplomasi sona erdi" dediği belirtildi.

Gazetelerde, "Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından birkaç kez değiştirilen anlaşmayı imzalamayı reddettiği, buna rağmen 24 Nisan'da Kıbrıs'ta birleşme konusunda halkoylamaları yapılacağı" belirtilerek, "bunlardan birinin olumsuz sonuçlanması durumunda 1 Mayıs'ta sadece Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye üye olacağı" hatırlatıldı.

"Rum heyetinin bir sözcüsünün, Annan'ın yeni getirdikleri önerilerden hiçbirini dikkate almadığını söylediği, anlaşmazlık konularının başında mülkiyet haklarının ve adada bulundurulacak asker sayısının geldiği" de haberlerde ifade edildi.

Haberlerde, "Kıbrıslı Türklerin ise isteklerinin çoğunun kabul gördüğü görüşünde oldukları, buna karşın zaten 1 Mayıs'ta AB üyesi olacağı için Rum kesimini ikna etmenin daha zor olacağı, AB ile ABD'nin de görüşmeler sırasında baskı yapmaya çalıştıkları, ancak tüm çabaların başarısız kaldığı" kaydedildi.

Der Spiegel dergisinin internet sayfasında da, "Kıbrıslıların kaderlerini kendilerinin tayin edeceği, Annan'ın, halkoylamaları yapılacağı yönünde tarafların yazılı taahhütlerinin 9 Nisan'a kadar kendisine iletilmesini istediği" belirtildi.

"Türkiye'nin Annan Planı'nı desteklediği" ifade edilen haberde, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Bu müzakerelerde hiçbir taraf kaybetmedi' şeklinde konuştuğu, Yunan tarafının ise bu konuda daha çekimser kaldığı, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in, Annan'ın planının 'düzeltilmesi' için çaba harcadığı, ancak başarısız kaldığı" bildirildi.

Washington Post: Rum-Yunan tarafı, daha inatçı tutum sergiledi

ABD'nin önde gelen gazetelerinden The Washington Post'ta Kıbrıs'taki önemli gelişmelerle ilgili çıkan haberde, İsviçre görüşmelerinde Rum-Yunan tarafının, "daha inatçı bir tutum sergilediği" ve Türk hükümetinin "Annan Planı'na destek işareti verdiği" belirtildi.

Gazetenin haberinde, İsviçre-Bürgenstock görüşmelerinin sonunda bir anlaşma sağlanamaması üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, hazırladığı nihai çözüm planını 24 Nisan'da Kıbrıs'ta iki tarafta referanduma götürmeyi kararlaştırdığı kaydedildi.

The Washington Post, Kıbrıs'ta son sürecin ivme kazanmasında, kendisi de AB üyeliğine aday olan Türkiye'nin çabalarının rol oynadığına işaret ederek, BM'deki diplomatların, "bu son turda Rum-Yunan tarafı daha inatçı olduğunu gösterdi" dediğini yazdı. Gazete, Türk hükümetinin, nihai Annan Planı'nı destekleyeceğinin işaretini verdiğini kaydederek, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bu görüşmelerde kaybeden yok" sözüne dikkati çekti.

CNN: Karamanlis ve Rumlar daha hevessiz

ABD'nin CNN haber televizyonu, Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği haberinde, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Kıbrıs Rum tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın referanduma götürülmek üzere sunduğu nihai plana ilişkin Türk tarafına oranla "daha az hevesli" olduğunu belirtti.

CNN'in internet sayfasında yayımlanan haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bürgenstock görüşmelerinin sonunda yaptığı açıklamada, "Bu yola iyi niyetle başladık, bunun sonucunu görmek istiyoruz" diyerek Annan Planı'na destek verdiği ifade edildi.

Haberde, Yunanistan Başbakanı Karamanlis'in ise "daha hevessiz" bir görüntü çizerek, "Artık karar Kıbrıslılara kaldı" dediğine işaret edildi. CNN, daha önceki saatlerde Kıbrıs Rum yönetiminin de Annan Planı'nı tatmin edici bulmadığını açıkladığına dikkati çekti.

KIBRIS 02/04/2004

Türkiye bir adım önde

Erdal Güven

Erdoğan, hem BM'ye referandum sürecinde üzerine düşeni yapacağının güvencesini verdi, hem de 'Çabalarımızın sonucunu almak isteriz' diyerek Kuzey Kıbrıs halkını anlaşmaya 'Evet' demeye çağırdı

02/04/2004 RADIKAL

İsviçre görüşmeleri sonunda Kıbrıs'ta çözüm yolunda gelinen noktayı bir cümleyle özetlemek mümkün: Türk tarafı bir adım önde.
Erdoğan bu yola çıkarken "Her zaman bir adım önde olacağız" demişti, sözünü tuttu...
Peki nasıl gelindi bu noktaya?
1 - Kıbrıslı Türkler çözüm iradesini önce sokağa, sonra meclise taşıdı.
2 - Ankara AB yolunda ilerleyebilmek için Kıbrıs sorununu mutlaka çözmesi gerektiğini idrak ederek AB'yle 'at pazarlığı'na son verdi.
3 - Türk tarafı iyi niyetle masaya
oturdu.
4 - Ankara çözüm için gerekli siyasi iradeyi ortaya koydu.
Ve sonuçta İsviçre'den istediklerinin neredeyse tümünü alarak dönen, Türk tarafı oldu. Böylelikle Türk tarafı, 'New York mutabakatı'nın ardından son derece kritik bir sınavı yine başarıyl
a geçti.
Erdoğan İsviçre'de gerçekleştirilen görüşmelerin sonunda düzenlediği basın toplantısında Türk tarafının kazanımlarını sıraladı, Annan'ın ortaya koyduğu anlaşma hakkında tek bir olumsuz ifade kullanmadı ve 'Verheugen dahil' bu anlaşmaya emeği geçe
n herkese teşekkür etti. Erdoğan, bir bakıma, Türk tarafının alabileceği en iyi sonucu aldığını söylemeye çalıştı.
Türk tarafı, masadan kazançlı kalkıp Annan'ın ortaya koyduğu metni kabul etmekle kalmamış, konumunu pekiştirmek, attığı adımı tescil ettirme
k için Annan'a, yolun sonuna kadar üstüne düşen her tür sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğunu da bildirmişti. İsviçre görüşmeleri bağlamında bu, Türkiye'nin Annan'ın ortaya koyduğu metnin, referanduma götürüleceğine ve referandum sonucunun kabul edileceğine ilişkin yazılı bir güvence vermesi demekti. Erdoğan imza atmaya hazır olduğunu söylemişti Annan'a. Ancak Rumların itirazı üzerine Yunanistan yanaşmayınca bu imza atılamadı.
Bu bağlamda Erdoğan'ın basın toplantısında Annan'ın referandum sürecinde üstüne
düşen diğer belirleyeci yükümlülüğü yerine getireceğine ilişkin güvence vermesi de önemli. Bilindiği üzere Annan 10 Nisan'a kadar garantör ülkelerden kendi iç hukukları uyarınca Kıbrıs'ta yapılacak referandumu ve sonucunu güvenceye almalarını bekliyor. Erdoğan'ın sözlerinden bu konuda ne gerekiyorsa yapılacağı anlaşılıyor.
Başbakan çözüm yolunda Türk tarafında ilgili her kurumun onayı alınarak hareket edildiğini ve Türk tarafının çıkarlarının sonuna kadar korunduğunu vurgulayarak hem Türkiye hem de Kuzey Kıbrıs kamuoyunu 'müsterih olmaya' çağırdı.
Başbakan sözlerini bitirdiğinde hepimizin kafasında dolaşan soruyu bir Rum gazeteci sordu: "Referandum için bir mesajınız olacak mı?" Başbakan'ın yanıtı iki cümlelikti: "Biz bu yola iyi niyetle çıktık. Çabalarımı
zın sonucunu almak isteriz."
Böylelikle Erdoğan diplomatik bir dille, Kuzey Kıbrıs halkından referandumda Annan Planı'nın öngördüğü anlaşmaya 'Evet' oyu kullanmasını beklediğini ifade ediyordu.
Erdoğan'ın basın toplantısında verdiği en önemli mesaj buydu
. Çünkü Türk tarafının çözüm yolundaki yürüyüşünün tamamına ermesi için, atılacak tek bir adım kaldı artık. Kuzey Kıbrıs halkının referandumda plana 'Evet' oyu vermesi.
Ve referandum sonucunun 'Evet' çıkmasında Ankara'nın ne yapacağı belirleyici rol oynay
acak. Türkiye'nin, bizzat Başbakan'ın ağzından İsviçre görüşmeleri sonucunda gelinen noktaya sahip çıkması hiç kuşku yok ki Kuzey Kıbrıs'ta ibreyi iyice 'Evet'e doğru çevirecek.
Tüm bunların karşısında Karamanlis'in söyleyebildiği ise şunlardı: Bir anlaşm
a üzerinde görüş birliğine varamadık. Referandumda kararı Rum halkının vicdanına bırakıyorum.
İsviçre'de perdeyi De Soto kapattı, "Söz halkların, sorumluluk liderlerin" diyerek. Bu mesaj daha çok Rum/Yunan tarafına yönelik, çünkü Türk tarafı, bu sorumluluğu çoktan üstlenmiş görünüyor.
Artık AKP'nin yapması gereken tek bir şey var: Ortaya koyduğu siyasi iradenin arkasında durmak, gevşememek...

'Denktaş köstek oluyor'

Ankara, Bürgenstock'ta diplomatik bir zafer kazanıldığını söylerken, Annan Planı'nın nihai halinin Türk taleplerini tatmin ettiği belirtildi. Asıl sıkıntı harita konusundan kaynaklanıyor

02/04/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
BÜRGENSTOCK - Son safhası Bürgenstock'ta yapılan Kıbrıs müzakerelerini tamamlayan hükümet, Türkiye'nin müzakerelerde elde ettiği sonucu
'diplomatik zafer' olarak niteledi. Üst düzey bir diplomat, "Türkiye, diplomasi tarihinde ilk kez bir süreci başlatıp sonuna dek götürmeyi başardı. Kıbrıs'ta 1974'ten beri öne sürdüğümüz tezlerde haklılığımız, dünya kamuoyunda tescillendi" ded
i. Türkiye ve Kıbrıs Türk heyetleri, Bürgenstock'un perde arkasını Radikal'e anlattı. Görüşmelerde Genelkurmay Kıbrıs Daire Başkanı Tuğamiral Mücahit Şişlioğlu'nun da bulunduğunu ve Genelkurmay'dan bağımsız tavır sergilenmediğini söyleyen Türk heyeti, tüm raporların anında Çankaya ve Genelkurmay'a ulaştırıldığını kaydetti.
'Türkiye'nin kazanımları' şöyle aktarıldı:

'Artı eksiden fazla'
Türkiye'nin sürekli açıkladığı ve pekiştirdiği tezleri BM tarafından haklı bulundu.
Türkiye'nin artıları eksilerinden fazla. ABD ve AB, Türk heyetinin tutumunu 'iyi niyetli' buldu. ABD Başkanı George Bush, ABD ve Britanya Dışişleri Bakanı Colin Powell ile Jack Straw sürekli devredeydi.
Türkiye'nin derogasyon ısrarı üzerine, Avrupa Komisyonu üyesi Günter Verheugen plana ek
lediği mektubuyla, "Plana hukuki güvence sağlamak için AB'nin birincil hukuku olmasını gerçekleştirecek işlemleri başlatmayı tercih ediyorum" dedi.
Anlaşma AİHM'ye açılacak davalarla delinemeyecek. Kurucu devletlerin eşbaşkanları, AİHM'ye mektup yazarak,
yeni başvuruların durdurulmasını isteyecek. Yeni başvuruların 'iç hukuk'a havale edilmesiyle, davalarda ödenecek tazminat kurucu devletten alınacak.
BM'den, Kıbrıslılarla evlenmiş Türkiyelilere ek olarak, Kıbrıs'ta doğmuş Türkiyelilerin de yeni devletin v
atandaşı olması istendi. Öngörülen 45 bin sayısı ise yükseltilemedi.

'Karpaz ortak devletin'

Türk-Rum dengesinin nüfusa göre değiştirilmeyeceğine dair güvence verildi. İki kesimlilik güçlendi. Kuzey'e yerleşecek Rum oranının yüzde 18 olması, Türkiye'yi kaygılandırmıyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden hemen sonra Rumlar Türk tarafına yerleşemeyecek. Kısıtlamalardan 65 yaş üstü kişiler, eşleri ya da bir kardeşleri ve Karpaz ahalisi muaf. Karpaz, ortak devletin bir parçası olacak. Bu, Türkiye'nin tezine u
ygun. Karpaz'a özel statü verilmiyor.
Kıbrıs Türk kurucu devleti senatörleri, yalnızca Kıbrıslı Türkler tarafından seçilecek. Birleşik Devleti'in eş başkanını belirleme hakkı, oy çoğunluğuna sahip partinin olacak.
Harita konusu ise sıkıntılı. Annan'ın su
nduğu harita, tartışılmadan olduğu gibi kaldı.

Bush tebrik etti
ABD Başkanı George Bush da dün Başbakan Tayyip Erdoğan'ı arayıp, şu mesajı verdi: "Hükümetiniz çözüme katkıda bulundu. Yapıcı tutumunuza teşekkür ederim. ABD desteğini devam ettirecek." Erdoğan da Bush'a teşekkür edip, "Müdahaleleriniz yararlı oldu" dedi. Rumların planı imzalamaktan kaçındığını vurgulayan Başbakan, "Kıbrıs'taki iki halkın referandumda ortaya koyacağı iradeye saygılı olacağız" mesajı verdi. Erdoğan, 15 Nisan'daki Kıbrıs bağış
konferansında ABD'nin desteğini istedi. Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın İsviçre'den çıkan sonuçtan memnun olmadığına ilişkin olarak da "İyi niyetimizden şüphe etmeye kimsenin hakkı yoktur. Denktaş'ın İsviçre'deki her adımdan haberi oldu. Bölgede barış havası doğmuştur. Buna köstek olmaya çalışanlar tarihin affetmeyeceği bir duruma gelir" dedi.

Asker, 5 Nisan'da fikrini söyleyecek

Bürgenstock sonrası Erdoğan ve Gül'ün katılımıyla yapılan MGK'da asker kanat, Kıbrıs'ta çözüm planını referanduma sunma konusunda renk vermedi. Tavır 5 Nisan'daki MGK'da netleştirilecek

02/04/2004 RADIKAL

TOLGA AKINER
ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Bürgenstock görüşmelerinde sonuçlanması
için iyi niyetle adım atacaklarını söylediği son Kıbrıs Çözüm Planı'nı ele alan MGK, askerlerin hassasiyeti nedeniyle hemen karar açıklamadı. Asker kanat, planın son halini değerlendirip ortak görüş belirledikten sonra konuyu MGK'da tartışmak isteyince kurulun 5 Nisan'da yeniden toplanması kararlaştırıldı. 31 Mart'ta toplanan MGK, İ
sviçre'de bulunduğu için bu toplantıda yer alamayan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün katılımıyla dün ikinci kez toplandı. Çankaya Köşkü'ndeki toplantıda Kıbrıs konuşuldu. İsviçreden önceki gece geç saatlerde dönen Başbakan Erdoğan, toplantı öncesinde kurul üyesi bakanlarla görüştü. Erdoğan da toplantı sonrasında da bakanlarla iki saat süreyle bir araya geldi.

Askerler tam kadro
MGK'ya, doğal asker üyelerin yanı sıra Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Harekât Başkanı Korgeneral Mehmet Yavuz Yalçın, Genel Plan Prensipler Başkanı Korgeneral Aydoğan Babaoğlu ile Genelkurmay'ın Kıbrıs ve Yunanistan Daire Başkanı Tuğamiral Haydar Mücahit Şişlioğlu da katıldı. Yaklaşık 2.5 saat süren toplantının ardından MGK Genel Sekreterliği'nden yapılan
açıklamada, kurulun Kıbrıs konusunda New York görüşmeleri sonrasında başlayan müzakere sürecini ve İsviçre'de yapılan görüşmeleri gözden geçirdiği belirtildi. İsviçre'deki müzakerelere katılan heyetin kurula bilgi verdiği belirtilerek şöyle denildi:

Kapsamlı değerlendirme
'Mevcut süreci başlatan taraf olan Türkiye, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması çabalarını içtenlikle desteklemeye devam etmektedir. Ortaya çıkan metinlerin kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesine fırsat tanımak üzere, Milli Güvenlik Kurulu üyelerinin çalışma programı da dikkate alınarak, kurulun 5 Nisan 2004 Pazartesi günü saat 14.30'da yeniden toplanmasına karar verilmiştir.'
MGK'nın bir hafta içinde yapacağı üçüncü toplantının Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Gül'ün y
urtdışı programları dikkate alınarak 5 Nisan'a konulduğu öğrenildi. Erdoğan dün Kiev'e giderken, Gül de bugün Brüksel'e gidecek.

Zaman kazanılacak
MGK, dünkü açıklamadaki kararıyla birçok açıdan zaman kazandı. Erdoğan'ın İsviçre'deki 'plana destek' açıklamasının Türkiye'nin planı kayıtsız şartsız kabul ettiği gibi algılanmasından endişe eden kurul üyeleri, 5 Nisan'a kadar plandaki 'aleyhte unsurların' tespit edilmesini kararlaştırdı. Kuvvet komutanlıkları ile genelkurmay karargâhı ve Jandarma Genel Komuta
nlığı'nın bu süre içinde bir kez daha ortak görüş belirlemesi bekleniyor. MGK toplantısının 5 Nisan'da gerçekleştirilmesi, Türk tarafının Rum Yönetimi'nin Annan Planı'na ilişkin stratejisini görmesi açısından da zaman kazandıracak. Hükümetin planı referanduma götürme konusunda 9 Nisan'a kadar BM'ye vereceği taahhütün doğuracağı sonuçlar da hukuki açıdan değerlendirilmiş olunacak. 5 Nisan'da Türkiye'nin plana ilişkin 'net tavrının' belirlenmesi hedefleniyor

Şimdi gözler Denktaş'ta

24 Nisan'da referanduma sunulacak planı incelemeye başlayan Denktaş, 'Haksızlık yapmak istemem, lehimize bazı değişiklikler var' dese de planın son halini de eleştirmeden edemedi

02/04/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Bürgenstock defterinin kapanmasıyla adanın kuzeyinde gözler 24 Nisan'daki referandumunda kimin 'evet' kimin 'hayır' diyeceğine çevrilirken, planı incelemeye başlayan KKTC lideri Rauf Denktaş'ın ilk tepkisi, "Şimdiki halimle plana 'evet' denilecek bir şey göremiyorum" oldu. Denktaş, planda lehlerine bazı değişiklikler olduğunu belirterek temkinli olsa da referanduma ilişkin tutumu sorulunca, "Benim 'evet' veya 'hayır' demem önemli değil, halkın 'evet' veya 'hayır' demesi
önemli. Halkın da 'evet' veya 'hayır' diyebilmesi için her şeyi bilmesi lazımdır" dedi.

'Haksızlık yapmayalım'
KKTC Cumhurbaşkanı 'plan tatmin edici mi' sorusunu şöyle yanıtladı:
"Haksızlık yapmak istemem, heyetimizin girişimleriyle lehimizde değişiklikler var muhakkak. Ama sorunuza 'evet' diyebilmem için bütün belgeyi okumam ve arkadaşlarımızla her şeyi tartışmamız gerekir. Önemli
olan, mal-mülk konusuna nasıl bakıyorlar, harita bizi ne kadar perişan ediyor, Türk garantisi ne kadar kalıcıdır? Sayın Prodi, 'derogasyonların kalıcı olamayacağını' söylemektedir. Bu bizi bir süre sonra Rumların insafına bıra
kma anlamına geliyor."
Mal-mülk konusunda kısmen iyileştirme olsa da bu konunun 'patlamaya hazır dinamit' olduğunu savunan Denktaş, bir gazeteci, 'Türkiye'de her şey oldu-bitti yayınları yapılıyor' deyince "Yunanistan ile Türkiye uzlaşamadı, biz Rumlarla
uzlaşmadık. Bir şey olmuş bitmiş değildir. Her şey pürüzleriyle halka bırakılmıştır" dedi. BM'nin Kıbrıs'ta iken adada 6 bin askerin kalmasını kabul ettiğini, ancak İsviçre'de 2018'de, 1960 anlaşması temelinde 650 Türk askerinin kalacağı şeklinde değiştiğini belirten Denktaş, bunun da 3 yılda bir gözden geçirileceğini, bu durumun, Türk askerinin adadan çıkmasına yol açabileceğini kaydetti. Denktaş, üzerinde görüşülmemiş yasaların önlerine kamyonla geleceğini, halkın da ne olduğunu bilmeden bunlara oy vereceğini söyledi. Denktaş, bu yasaların bir kısmının Kıbrıs'ı üniter devlet olarak gösterdiğini ve bunu kabul edemeyeceklerini ifade etti.

Talat: Zafer değil
Dün adaya dönen KKTC koalisyon hükümetinin tavrı da merak konusu. CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat ve DP lideri ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, dün ada yolunda İstanbul'da düzenledikleri basın toplantısında önce iç değerlendirme yapıp ona göre tutum belirleyeceklerini söyledi. CTP 6 Nisan'da olağanüstü kurultayla kararını verecek. Talat, basın
toplantısında "İsviçre'de iyi bir sonuç aldık
ama bunu zafer olarak nitelemek doğru değil. Plan, artıları ve eksileriyle bir uzlaşma metni olarak düşünülmüştür. Bir uzlaşma metninde de olumlu ve olumsuz unsurlar vardır. Ama gelinen aşamada en iyi üretebi
ldiğimiz metin bu metindir" derken, AB'nin referandumlarda 'evet' sonucu çıkarsa anlaşmayı birincil hukuku yapma sözü verdiğini hatırlattı. "Çözümle birlikte dünyalı oluyoruz, izolasyondan kurtuluyoruz, ambargolardan kurtuluyoruz" diyen Talat, İsviçre'de ulaşılan noktaya Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ne diyeceğini kendisinin de merak ettiğini belirtti.
DP lideri Denktaş ise, siyasi partiler olarak referandumlar için kendi kararlarını vereceklerini belirtirken, "Sıkıntılı bir süreçti. Ama görüşme heyeti ola
rak tam bir uyum içinde bu işi götürdük. Başarı, başarısızlık mevzubahis değil, elimizden geleni yaptık" değerlendirmesini yaptı

Powell ile Blair memnun

02/04/2004 RADIKAL

WASHINGTON - ABD ve Kıbrıs'ta garantör ülke konumundaki Britanya, Bürgenstock'ta anlaşma mutabakatı çıkmasa da sonuçtan memnun kaldı ve referandumların kabulü çağrısı yaptı.
Müzakerelerde 'kolaylaştırıcı rolü' ile sürekli devrede olan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, sonucu adil diye niteleyerek şöyle dedi: "Şimdi çözüm, Kıbrıslıların elinde. Bu seçimi, geleceği göz önüne alarak yapacaklarını biliyoruz. Karar verirken bilmeliler ki ABD, çözümün tam olarak uygulanmasını desteklemeyi taahhüt eder. Avrupa Komisyonu'nun yardım konferansına katılacağız ve önemli bir katkı vereceğiz. Yardı
m için elimizden geleni yapacağız." Varılan noktayı 'tarihi bir an' diye niteleyen Powell, "Çözüm planı, Kıbrıs'ın geleceğinin Avrupa'da olmasının kapısını açıyor. Plan, geçmişin acılarının bir tarafa bırakılması, barış, refah ve ortaklık içinde ileriye doğru ilerlenmesi ve AB üyeliğinin faydalarının paylaşılması yönünde bir yol öneriyor" dedi.

Straw: Herkes için zafer olacak
Britanya Başbakanı Tony Blair de Kıbrıslıların plan lehine oy kullanmasını isteyerek, "Bu, gerçekten benzersiz bir şans ve Avrupa ortaklığının anlaşmazlıklara çözüm konusunda büyük fark yaratabileceğini gösteriyor. Bu planı, Kıbrıs halkı için engin bir umut işareti" dedi. Dışişleri Bakanı Jack Straw da Türkleri ve Rumları plan lehine oy kullanmaya çağırıp, "Tarafları 30 yıllık bölünmü
şlüğe son vermeleri için baskı yapıyorum. Anlaşma herkes için bir zafer olacak" dedi. (aa, afp)

KKTC basını umutlu

02/04/2004 RADIKAL

Kıbrıslı gazetesi: 'Büyük Başarı!' başlıklı haberinde, 'Rumların 1 Nisan EOKA günü zehir oldu. İsviçre'de Türk tarafının elde ettiği başarı en az Rumlar kadar statükocuları da üzdü. 40 yıldır düğüm üstüne düğüm atılan Kıbrıs sorununun çözümü yolunda önemli bir adım atıldı' ifadesini kullandı.
Kıbrıs gazetesi: 'Son Söz Halkın' başlığıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, "Halka kılavuzluk edin" ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın
"Sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız. Referanduma destek vereceğiz" sözlerini öne çıkardı.
Halkın Sesi gazetesi: Erdoğan'ın, "Tezlerimizi başarıyla savunduk" sözlerini başlığa çekti.
Yeni Düzen gazetesi: Sürmanşetten "Erdoğan: İmzalarım", manşetten de ise 'Bu İş Tamam' başlıklarını kullandı.
Vatan gazetesi 'Ve Karar İki Halkın', Kıbrıs Cumhuriyet, 'Son Söz İki Halkın' ve Afrika gazetesi de, 'Referandum 24 Nisan'da, Türk Tarafı Evet, Rum Tarafı Hayır' başlığını kullandı.

Rum basını 'bozuk' çalıyor
Simerini gazetesi: 'Her şeyi verip kaçtılar. Erdoğan bayram yapıyor' başlıklı haberde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, taraflar arasında anlaşmadan bahsetmeksizin "Planım budur. Bir uzlaşmadır" diyerek süreci tamamladığı belirtilip Türkiye'nin ortaya koyduğu tüm önceliklerin planda yer aldığını yazdı.
Fileleftheros gazetesi: 'Söz Şimdi Halkın' başlıklı haberde, 'Planı ayrı referandumlara havale eden Annan tarafından ok yaydan fırlatıldı.
Papadopulos hiç de memnun değil' ifadesi kullanıldı.
Mahi gazetesi: 'Uzlaşılmış Bir Çözüm Başarılamadı' başlığıyla çıktı.
Politis gazetesi: 'Kofi Annan: Ya Bu Çözüm Ya da Hiç' başlığını kullandı.
Alithia gazetesi: 'Anlaşma Olmadan Nihai Metin' dedi.
Haravgi gazetesi: 'Söz Halkın' başlığını attı.
Cyprus Mail gazetesi: 'Anlaşma Yok. Annan Doğrudan Halka Havale Etti' başlıklarını kullandı.

'Barışa birlikte yürüyelim'

02/04/2004 RADIKAL

RADİKAL - BÜRGENSTOCK - Başbakan Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Bürgenstock'ta planının son halini sunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, "Bu anlaşmanın öngördüğü sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız. Hükümetimiz tarafından gerekli değerlendirmeler yapılacak ve öngörülen aşamada TBMM'ye de sunulacak" dedi. Erdoğan şu mesajları verdi.
Türk tarafı önceliklerinin planda kalmasına çalıştı. Bunlar anlaşmanın AB birincil hukuku olması, iki kesimliliğin korunması, siyasi eşitliğin güvenceye alınması, Türk askerinin Türkiye, AB'ye tam üye olduktan
sonra da adada kalması, güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs Türkü'nün refahı ve ekonomik gelişmesinin teminatı ve anavatan kökenlilerin haklarının korunmasıydı.
Müzakerelerde kaybeden yok. 'Al-ver' hesabı gibi bir mantıkla hareket edilmedi. B
izim yaklaşımımız, artık adadaki tüm yaşayanların Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında yeni bir yaşam süreci başlatılmasıdır.
Taraflar, barış için Annan'ın ortaya koyduğu zeminde müşterek anlayışa vardı. Çözüm başta iki halk olmak üzere Türkiye ile Yun
anistan
arasındaki dostluk ve işbirliğinin artırılması ve Doğu Akdeniz'de barış ve istikrarın güçlenmesini sağlayacak.
(Rum ve Yunan halkına) Bürgenstock'ta başlatılan barış yolunu beraber yürüyelim.
(Türk halkına) Müsterih olun. Gönlünüzdekileri ve aklınızdakileri kararlılıkla ve cesaretle savunan bir hükümetiniz var.

Annan 9 Nisan'da imza istiyor

02/04/2004 RADIKAL

RADİKAL - BÜRGENSTOCK - New York mutabakatı gereği, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs çözüm planının son halini sunmasının ardından, sıra yazılı taahhütte. Annan, önceki geceki 'imzasız' törende, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile üç garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve Britanya'ya birer mektup verdi. Mektuplarda iki taraftan 'planı referanduma götürecekleri', garantörlerden 'referanduma gidilmesine onay verdikleri ve olumlu sonuç halinde planı parlamentolarının onayına sunacakları' dair taahhüt isteniyor. Yanıtların yazılı olarak 9 Nisan'a dek BM'ye sunulması gerekiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan Annan'a yazılı taahhüdü garanti etmişti.

Bir taraf 'Hayır' derse...
Garantörlerin taahhütlerini sunmalarının ardından, AB 15 Nisan'da Brüksel'de uluslararası bağış konferansının hazırlık toplantısını düzenleyecek. 24 Nisan'daki referandumdan evet çıkarsa, 26 Nisan'da AB uyum senedini onaylayacak. 1 Mayıs'ta birleşik Kıbrıs AB'ye katılacak. Referandumda taraflardan biri 'hayır' derse, Güney Kıbrıs AB'ye girecek.
BM Kıbrıs Özel Temslicisi Alvaro de Soto, önceki geceki basın toplantısında, planının referandumlardan birinde reddedilmesi halinde tama
men sona ereceğini belirtti. "Halklar egemendir. Uzlaşmak istemiyorlarsa bu onların kararı. BM, AB ve tüm dünyanın mantıklı bulduğu bu zeminde uzlaşmak istemiyorlarsa, ne yapabiliriz ki?" diyen De Soto, liderlere büyük sorumluk düştüğünü ve onlardan sağduyulu açıklamalar, objektif tartışmalar beklediklerini belirtti.

Rum lider bıçak sırtında

Karamanlis, Bürgenstock'ta kritik hallerde geri planda kaldı, ama sonuçtan hiç memnun olmadığını da gizlemedi. Rum tarafında ise çatlak belirirken, Papadopulos zorda kalabilir

02/04/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Bürgenstock'ta Annan Planı'nın anlaşma ile referanduma götürülmesi fırsatını eliyle iten Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 24 Nisan'daki referandumda Rumlardan 'evet' oyu kullanmasını istemeyeceğinin işaretini verdi. Papadopulos dün akşam İsviçre'den Larnaka'ya dönüşünde "baskılar uğruna halkımın çıkarlarını feda etmeyeceğim" dedi. Rum lider, "Bürgenstock'ta Türkler uzlaşmaz tutumlarını sürdürdüler. Üstelik 11 yeni talep de ortaya attılar. Bu talepler Annan'ın planında bir şekilde karşılık buldu" diye konuştu. Papadopulos, çözüm planını iyice inceledikten sonra Rum halkına kararını açıklayacağını söyledi.

Bush 'memnuniyetsiz'
Bürgenstock görüşmeleri sırasında tarafları arayan ABD Başkanı George W. Bush, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'i bir kez daha aradı ve "Annan Planı adil ve dengeli" diyerek Yunan-Rum tarafının tavrından duyduğu memnuniyetsizliği ima etti. Başkan Bush, Karamanlis'ten 24 Nisan'da yapılacak olan referandum için katkı
da bulunmasını istedi.
Bürgenstock'ta kritik aşamalarda geri planda kalmayı yeğleyen Karamanlis, Yunan parlamentosunu olağanüstü toplantıya çağırdı. Karamanlis dün Atina'da Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos ile yaptığı görüşmenin ardından "Karar Kıbrıs ha
lkınındır" diyerek, Yunanistan'ın referandumlarda tarafsız kalacağı sinyalini verdi.

'Şike yapıldı'
Kıbrıs Rum Kesimi'nde Papadopulos'un başkanı olduğu Demokratik Parti, Annan Planı'nın referandumda kabul edilmemesinden yana tavır koydu. Partinin başkan yardımcısı Nikos Kleanthis, "Genel Sekreter Annan Türkiye'ye verdiği vaatleri yerine getirdi. Bu oyunda şike vardı" dedi.
Rum Kesimi'nde iki büyük siyasi parti konumundaki merkezsağcı Demokratik Birlik ve komünist Akel'in kararları büyük ölçüde referandum
sonucunu etkileyecek. İki partinin liderinin, imza atmamasının Papadopulos'un kendisini bağladığını, Rum Milli Konseyi'nin ortak görüşü olmadığını söylemeleri dikkat çekti. Yunanistan'ın eski başbakanlarından Konstantinos Miçotakis de "Referandum ciddi bir konu. Annan Planı bizi tatmin etmezse bile AB üyeliği sayesinde zorluklar aşılabilir" diyerek 'evet' yanlısı tavır koydu. Atina ve Rum Kesimi'nde uzun yıllar sonra Türkiye ilk kez 'suçlu' ve 'uzlaşmaz' gösterilmedi. Yunan ve Rum basınında Papadopulos'un olumsuz tavrı destek bulurken, Genel Sekreter Annan, Rum taleplerini yeterince dikkate almamak, AB de görüşmelerde duyarsız kalmakla suçlandı. Rum Kesimi'nde yapılması planlanan 'Annan Planı'na hayır mitingi de ertelendi

Bürgenstock'ta 9 günlük karnaval

02/04/2004 RADIKAL

Moliviatis, Gül'le bir görüşmesinde Verheugen'in kendisine "Türkiye zaten AB'den müzakere tarihi alamayacak. O yüzden, rahat olun" dediğini aktardı. Çok sinirlenen Gül, derin bir araştırma sonrası Verheugen'in bu sözleri sarf etmediğini öğrendi. Arkasından çevrilen dolaplara sinirlenen Verheugen, BM, Yunan ve Türk heyetlerine darılırken, arayı bulmak Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'e düştü.
Verheugen, Türkiye ve Kıbrıs Türk heyetinin sempatisini kazanmak için diyaloglarının arasına sık sı
k "Bana Günter deyin" lafını sıkıştırdı. Türk heyeti, "Biz sana zaten Günter diyoruz. Yoksa başka bir ismin mi var" diye takıldı.
De Soto, Yunan-Rum tarafını Türk tarafıyla bir araya getirmeye uğraşırken, Ziyal için "Hayatımda gördüğüm en zeki, parlak dip
lomat. Siz de tanıyın" dedi.
Türk tarafı, 'tele kulak' önlemi almayı ihmal etmedi. İki heyet, değerlendirme odasında 'böcek taraması' yapmakla kalmayıp karıştırıcı cihazlar ve telefon hatlarına 'filtre cihazları' yerleştirdi.
Ekleri ve yasalarıyla 9 bin
sayfa tutan Kıbrıs planı taslağını BM yetkilileri Türk heyetine 'el arabasıyla' getirdi. Bunun üzerine heyet, 1.5 metre yüksekliğindeki el arabası önünde hatıra fotoğrafı çektirdi.
Heyetler, 10 gün kaldıkları otellerdeki konaklama ve yemek masraflarını ke
ndi karşıladı. Bu yüzden otellerin bir top dondurmayı bile iki kişiye bölüştürmeye çalışması, heyetlerin "İsviçre cimri. Gelin sizi bizim memlekette besleyelim" feryadına yol açtı. Mönüde çoğunlukla sebze yemeklerinin yer alması ise heyetleri 'sağlıklı beslenmek' zorunda bıraktı.
Taraflar, geceleri kendi tarzında rahatladı. Rumlar uzo içti, Türk tarafı Ankara'dan getirttiği çekirdekleri çıtladı.
Sıkıntılı durumlarda Türkler gibi 'Aman' diyen Rumlar, hoşnut kalmadıkları Annan Planı'na 'Aman Planı' adını ta
ktı.

Verheugen: En ileri noktadayız

Bürgenstock'ta Rum taleplerini savunan Verheugen, 'İstediğimizi aldık. Derogasyonlar kalıcı olmayacak' dedi

02/04/2004 RADIKAL

GÜVEN ÖZALP
STRASBOURG - Bürgenstock'taki Kıbrıs görüşmelerinin final gününde
'Karpaz'ı Rumlara verin' çıkışıyla tansiyonu yükselten Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, 'süreçte Türkiye'nin çok yapıcı rol oynadığını' söylerken, derogasyonların nihai planda kalıcı olmamasını 'AB'nin başarısı' olarak yorumladı. D
ün ayağının tozuyla Avrupa Parlamentosu'nu (AP) bilgilendiren Verheugen, AB'nin konumunu "İstediğimizi aldık. Gelinebilecek en ileri ve dengeli noktadayız" diye özetlerken özellikle derogasyonların 15 yıllık geçiş dönemiyle sınırlandırılmasının kendilerini memnun ettiğini söyledi. Varılacak anlaşmanın AB müktesebatına uygun kılınması için uyum yasası hazırlanacağını belirten Verheugen, bunun konsey tarafından onayının yeteceğini savundu.
AB komiseri, Annan Planı'nın devreye girmesiyle Türkiye'ye yönelik AP
'deki eleştirilerin de geçersiz kalacağını belirterek, "Kıbrıs'ın birleşmesi Türkiye'nin varmak istediği hedefe ulaşmasını da kolaylaştıracak" dedi. Verheugen, 'anlaşmayı imzalanmadan referanduma götürme' opsiyonunun New York'taki görüşmelerden beri masada olduğunu hatırlatırken, "Müzakereler kesinlikle başarısız olmadı. Arzu edilen, anlaşmanın imzalanmasıydı. İkinci seçeneğe kaldı. Liderlerin kamuoylarını razı etmek için çaba göstermesi gerekir" ifadelerini kullandı. Rumların olumsuz tavrına işaret eden Verheugen, çözüm engellenirse uluslararası baskı geleceği uyarısında da bulunurken şöyle dedi: "Kıbrıs'ın da uluslararası ortaklığa ihtiyacı var. Bu ortamda sorun çıkaran taraf olmak yarar sağlamaz. Rumların planın çıkarlarına olduğunu anlaması gerek. Bu planın alternatifi çözümsüzlüktür. Çözüm ya şimdi olacak ya da hiçbir zaman."

'Denktaş çerçeve dışı'
Verheugen, kendisine 'Nazi generali' diyen KKTC lideri Rauf Denktaş için de, "Artık mevcut çerçevenin dışında kaldı" ifadelerini kullandı. Komisyon sözcüsü Jean-Christophe Filori de, Komisyon'un AB Konseyi'ne bir uyum senedi sunacağını, bu belgenin Konsey'de '1 Mayıs'tan önce' oybirliğiyle onayı gerektiğini açıkladı.

'AP ve AB baskı yapsın'
AP'nin Türkiye raportörü Arie Oostlander da, AB'nin çözümü istemez tavır sergileyen Rumlara baskı yapması gerektiğini belirterek, "Rumların 'ret oyu bile çıksa AB'ye gireriz' tutumu kabul edilemez" diye konuştu.

Papazlardan Annan planına 'hayır'

02/04/2004 RADIKAL

EOKA örgütünün Kıbrıslı Türklere karşı silahlı faaliyetlere başladığı 1 Nisan dolayısıyla dün düzenlenen etkinliğe katılanlar, Annan planına karşı olduklarını açıkladı.
Rum basınında yer alan haberlere göre, etkinliğe katılan Baf Metropoliti Hrisostomos, Limasol Metropoliti Athanasios ve Cikko Manastırı Pisk
oposu Nikiforos, yaptıkları açıklamalarda, Rum halkının referandumda Annan planına olumsuz yaklaşacağını öne sürdü.
Sen Sinod meclisi başkan vekili de olan Baf Metropoliti Hrisostomos, Rum halkının, gururlu bir şekilde plana 'hayır' diyeceğini ve Güney Kı
brıs'ın sıkıntısız olarak Avrupa Birliği'ne gireceğini söyledi. Hrisostomos, "Annan planının barış içinde yaşama ve yeniden birleşme perspektifi vermediğini, ancak kesin bölünmüşlüğe ve gelecekte çatışmaya yol açabileceğini" kaydetti.
Limasol Metropoliti
Athanasios da, Annan planına karşı 'hayır' denmesi gerektiğini ifade ederek, Rum halkı arasında anlaşmazlık olma ihtimaliyle ilgili endişelerini dile getirdi.
Cikko Manastırı Piskoposu Nikiforos ise "Sorumluluğu bize yüklemek ve Türkiye'yi aklamak için bi
zi 'hayır'a itiyorlar" yorumunu yaptı.
'Yabancı güçlerin çirkin ve adi oyununun sonucu olan çözümün kabul edilemeyeceğini' ifade eden Nikiforos, 'Kıbrıs Hellenizminin intihar etmeyi reddedeceğini' söyledi.
EOKA Mücadeleciler Derneği Başkanı Thasos Sofekl
eus da, Annan planını 'adaletsiz' olarak nitelendirerek, "Bugün yaşadıklarımızı yaşamayan ve ölen Rum kahramanları kıskanıyoruz" diye konuştu.

RUM ULUSAL KONSEYİ YARIN TOPLANACAK

Rum Ulusal Konseyi, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un çağrısıyla y
arın toplanacak. Ulusal Konsey toplantısında, nihai Annan planı üzerinde durulacak ve planın onaylanıp onaylanmaması için 24 Nisan'da yapılacak referandumun düzenlenmesi konusu ele alınacak. Rum Ulusal Konseyi üyeleri, dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin yapıldığı İsviçre'de Papadopulos'a eşlik etmişti.

KKTC'de ilk 'evet' TKP'den

02/04/2004 RADIKAL

KKTC'de muhalefetteki Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planını olumlu bulduğunu ve referandum'da 'evet' diyeceğini açıkladı.
TKP Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre TKP, 24 Nisan'da yapılacak referandumdan 'evet' sonucu çıkması için kampanya başlatacak. Parti Meclisi ve ilçe yönetim kurullarının dün akşam yapılan ortak toplantısında planın değerlendirildiği
belirtilen açıklamada, planın, TKP'nin 'Kıbrıs'ta iki halkın siyasi eşitliğine dayalı, iki bölgeli, iki halkın güvenlik ihtiyaçlarının karşılandığı, egemenliğin paylaşıldığı, federal bir çözüm talebini' karşıladığı görüşüne yer verildi ve bu çerçevede 'evet' kararı alındığı kaydedildi.
TKP'nin Cumhuriyet Meclisi'nde bir milletvekili bulunuyor. 14 Aralık 2003 milletvekilliği genel seçiminde Barış ve Demokrasi Hareketi'nden (BDH) meclise giren Hüseyin Angolemli, BDH'daki yeniden yapılanmaya tepki göstererek
eski genel başkanı olduğu TKP'ye dönmüştü.

KKTC'de kritik değerlendirme toplantısı

02/04/2004 RADIKAL

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın İsviçre'de yapılan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin sonunda sunduğu planın son şekliyle ilgili olarak KKTC Cumhurbaşkanlığı'nda yapılan değerlendirme toplantısı sona erdi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığında yapılan toplantı, yaklaşık 4 saat sürdü. Toplantıda, müzakerelerde KKTC'yi temsil eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyet, Cumhurbaşkanı Denktaş'a planın son şekli ve müzakerelerle ilgili bilgi verdi, ortak değerlendirme yapıldı.

Kıbrıs'ta beklenen

İsmet Berkan

02/04/2004 RADIKAL

İsviçre'nin Luzern kenti yakınlarındaki Bürgenstock köyünde Kıbrıs görüşmelerini yürütmekte olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül; eğer Kofi Annan Rum-Yunan tarafını da ikna edip bir imza töreni düzenleseydi, Annan Planı'nın son haline önceki akşam imza atacaktı.
Bunu, dün yapılan ve 5 Nisan'da b
ir kez daha yapılacak olan Milli Güvenlik Kurulu toplantısına umutla gözünü diken ret cephesi savaşçıları için yazıyorum. Önceki akşam Bürgenstock'ta ortaya çıkan ve sonra da Başbakan Erdoğan tarafından basın toplantısında da kamuoyuna açıklanan imza iradesi ortada duruyor. Kaldı ki, Başbakan önceki gece yarısı düzenlediği basın toplantısında, kendisinin görüşünün plana referandumda evet denmesi yönünde olduğunu da söyledi, yani oyunun rengini de açıkladı.
Bu durumda dört gün sonra yapılacak Milli Güvenlik
Kurulu'ndan Annan Planı'nın son halinin kabul edilemez olduğuna dair bir açıklama gelmesini beklemiyorum. Böyle bir şeyin olması halini hayal bile edemiyorum. Çünkü böyle bir açıklamanın yapılmasının anlamı Kıbrıs'ın ve Avrupa Birliği'nin çok ama çok ötesindedir; şimdi adını söylemek istemediğim başka bir şeydir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün sabah bir kez daha plana ilişkin şüphelerini açıkladı, örtülü hayır kampanyasına başladığı izlenimini yine pekiştirdi. Ama Denktaş açı
kça 'Hayır' demekten de kaçındı.
Acaba Denktaş açık açık hayır kampanyasına girişecek mi? Kestirmek zor. Bekleyelim görelim.
Türk tarafında durum bu. Peki Yunan-Rum tarafında durum ne?
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in önceki gün gece yarısından
sonra yaptığı basın toplantısındaki sözleri son derece hayal kırıcıydı. Karamanlis, Türk hükümetinin gösterdiği siyasi cesareti göstermedi ve topu Kıbrıslı Rumların üzerine attı.
Yani Kıbrıslı Türklerin arkasında anavatan Türkiye var. Türkiye, onlara eve
t oyu kullanmalarını telkin ve tavsiye ediyor. Ama Kıbrıslı Rumların arkasında anavatan Yunanistan yok. Onlara referandumda nasıl oy kullanacaklarını söylemeyerek aslında 'Hayır oyu verin' demiş oluyor. (Sadece bu bile Kıbrıs'ta kimin çözümden yana kimin değil olduğunun en açık kanıtı değil mi?)
Peki bu durumda Kıbrıslı Rum liderler kendi halklarına ne söyleyecekler? En büyük soru, AKEL lideri ve bugünkü Cumhurbaşkanı Papadopulos ne söyleyecek?
Papadopulos'un hayır demek istediğini biliyoruz ama acaba o b
unu açık açık yapacak mı? Papadopulos'un durumu da biraz Denktaş gibi; gönlünden geçenin ne olduğu belli de, acaba bunu açık açık söyleyecek mi? Yoksa herkesi şaşırtıp 'Evet' oyu vereceğini mi söyleyecek?
Elbette Yunan-Rum tarafının yaptığı bir nevi müzak
ere taktiği. Daha doğrusu bunun bir blöf olup olmadığını 25 Nisan sabahı hep birlikte göreceğiz. Ama şu anda Yunan-Rum tarafı, BM Genel Sekreteri'nin 31 Mart gece yarısı kapattığı Kıbrıs planının kapağını yeniden açmasını sağlamaya çalışıyor.
Kofi Annan,
kendi adıyla anılan planın reddedilme olasılığını ciddi görüp yeniden bir pazarlığı başlatır mı? Başlatırsa buna Türkiye'nin tepkisi ne olur? Hep birlikte göreceğiz.
Bir başka bilinmeyen, plana Türk tarafının evet, Rum tarafının hayır demesi halinde buna
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği'nin nasıl tepki verecekleri.
Acaba Avrupa Birliği, Rumlara daha önce başka ülkelere yaptığı gibi, 'Siz bunu bir daha düşünün ve bir daha oylayın' der mi? Acaba BM Güvenlik Konseyi, KKTC'nin bağımsız d
evlet olma hakkını kazandığını söyleyip, onu ve sınırlarını tanır mı?

Kıbrıs Avrupa için de sınav

Murat Yetkin

Uluslararası konularda çok oyuna getirildiğine inanan Türkiye Kıbrıs'ta AB'ye güven duymuyor

02/04/2004 RADIKAL

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının son şekline onay vermesiyle çözüm süreci başka bir mecrada akmaya başladı. Erdoğan'ın bu kritik açıklamayı yapmadan önce (iki kere) ABD Başkanı Bush, Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile görüşmesini, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile yazışıp görüştüğünü biliyoruz. Keza bütün İsviçre görüşmeleri süreci boyunca Ankara'ya, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e sürekli bilgi verildiği, Genelkurmay'a da sürekli bilgi akışı ve bilgi alışverişinin sağlandığı biliniyor. Gelinen aşamayı "Referandumda 'Evet' diyecek bir yan göremiyorum, ama arkadaşlarımız iyi iş çıkardılar, zaten her istenenin alınması mümkün değildir" diye değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da her aşamada bilgilendirildiği ve görüş alışverişinin sürdüğü söylenebilir. Zaten KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın da Erdoğan'la paralel açıklamaları, Kıbrıs görüşmelerinde bu kez Türk tarafının koordinasyon içinde hareket ettiğine işaret ediyor. Dolayısıyla Erdoğan'ın onayı, dün ikinci kez toplanan Milli Güvenlik Kurulu açısından da bir sürpriz olmamıştır.
Bununla birlikte, Erdoğan'ın Annan P
lanı'na onayını, Türkiye için önemi olan 'anlaşmanın AB birincil hukuku sayılması' kriterini kabul ettiremeden vermesi ciddi bir durum olarak karşımıza çıkıyor. AB temsilcilerinin, anlaşmanın birincil hukuk sayılmasının önüne çıkardıkları gerekçelerin mantıklı olması, yani 25 ülke parlamentolarında tek tek onaylanma dışında formül bulunamaması ve bunun da kontrol edilemeyecek riskler içermesi, durumun ciddiyetini değiştirmiyor.
Çünkü söz konusu olan bir güven sorunu.
Şimdiye dek uluslararası konularda çoğ
unlukla oyuna getirilmiş olduğuna inanan Türkiye, bu kez de Kıbrıs konusunda AB'ye güven duymuyor. Üstelik bu kez, anlaşmanın bozulma ihtimali merkezi kararlara değil, tek tek Kıbrıslı Rumların, yani AB vatandaşlarının açacakları davaların AB Adalet Divanı'ndaki seyrine bağlı olacak. Henüz bütün ayrıntıları açıklanmış değil ama, Türkiye'ye bir tür güvence olarak gösterilen AB Konseyi kararının kimi ne ölçüde rahatlatacağı bilinmiyor. Bu kararın ne zaman alınacağı, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılacak referandumlardan iki ay
kadar sonra toplanacak AB zirvesinin mi bekleneceği de açık değil.
Gerçi Avrupa Parlamentosu dün oyladığı ülke raporunda Türkiye'yi Kıbrıs sorununa sağladığı son katkılardan dolayı övüyor ama, bu övgü de, tıpkı Erdoğan'ın Bush, Chirac, Schrö
der, Blair ve Prodi'den almış olduğu "Merak etmeyin, her şey yolunda gidecek" güvenceleri gibi tek başına
bir anlam taşımıyor.
Gerçi uluslararası ilişkilerde her zaman her sözün kâğıda bağlanması mümkün olamıyor. Bağlansa bile, maksat kötü olduğunda o kâğıtların da pek bir değerinin kalmadığı tarihte çok görüldü.
Karşı karşıya bulunduğumuz sorunun bir güven bunalımı olduğu böylece daha da açığa çıkıyor.
Sınav iki yönlü. Birincisi, Türkiye ve AB'nin bir diğerine gerçekten güven duyup duyamayacağına ilişk
in. İkincisi de, AB'nin gerçekten uluslararası bir siyasi güç olup olamayacağına.
AB şu anda dünyanın ikinci büyük ekonomi gücü. On yıl içinde entegrasyon sürecini tamamladığında, yaklaşık 10'ar trilyon dolarlık yıllık gelirle ABD ile baş başa gelebileceğ
i tahmin edilen bir ekonomik güç.
Ancak bu ekonomik dev bir türlü siyasi bir güç halinde kendisini gösteremiyor. 1993 yılında Bosna'da yaşanan facianın, yani AB'nin kendi coğrafyasında bir yıl içinde 300 bin insanın katledilmesine hareketsiz kalması karşı
sında ABD'nin müdahale etmesinin ardından alınan önlemler hâlâ istenen sonucu getirmedi. Irak savaşında AB içinde yaşanan bölünme, hâlâ ortak bir dış politika oluşturulamadığını kanıtladı. Oysa uluslararası siyasi güç olmanın temel bir koşulu da belli bir dış politikanın oluşturulması.
Kıbrıs, bu açıdan AB için de bir sınav olacak.
Üyelerinden birinin (Kıbrıs) ve adaylarından birinin (Türkiye) geleceği gibi temel bir konuda tutarlı davranamayan bir AB, örneğin Filistin-İsrail ihtilafı konusunda, Irak konu
sunda nasıl bir ağırlık koyabilecek, nasıl ciddiye alınacak?

Kıbrıs'ta oyunlar ve çareleri

Haluk Şahin

02/04/2004 RADIKAL

Aşkta ve savaşta olduğu gibi diplomaside de, bir şeyi gerçekten yapmak yerine yapıyormuş gibi davranmanın sınırları olduğunu bu kez de Rum/Yunan tarafı keşfedecek!
Diplomaside '....miş gibi' yapmak uzun yıllar boyunca Türkiye'nin ve Denktaş'ın marifeti olarak görülüyordu. Görüşüyor'muş gibi' yapmak, tartışıyor'muş gibi' yapmak, değerlendiriyor'
muş gibi' yapmak ve aslında hiçbir şey yapmayarak zamana oynamak...
Bu yaklaşımın Kıbrıs Türklerini ve Türkiye'yi hangi çıkmazlara sürüklediğini hep birlikte izledik.
Bu kez de Rum/Yunan tarafı İsviçre'ye '...miş gibi' yapmak üzere gitti. Annan Planı'nın
son versiyonlarını görüşüyormuş gibi, değerlendiyormuş, tartışıyormuş gibi yaptı. Asıl amacı, toplantıyı boykot eden taraf durumuna düşmeden öbür tarafları oyalamak ve zaman kazanmaktı. Annan Planı'ndan memnun değillerdi ve Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne resmen gireceği 1 Mayıs'a kadar beklemenin kendileri için daha avantajlı olacağı sonucuna varmışlardı.
Amaçlarına ulaştılar. Yani, Bürgenstock'taki görüşmelerden bir anlaşma çıkmamasını Rum/Yunan tarafının yenilgisi olarak değerlendirenler yanılıyorlar
. Onlar da, bir anlamda, istediklerini aldılar. Asık suratla oturdukları resmi toplantılar bittikten sonra birbirlerine gülümseyerek kurnazca göz attıklarına eminim...
Ama sadece bir anlamda. Çünkü, Türk tarafının çok iyi bildiği gibi, '...miş gibi' yapma
k hayatı durdurmuyor. Hatta, çoğu kez, zaman ve zemin kaybetmenize yol açıyor. Referandum öncesinde Amerika'dan Avrupa'dan baskılar başlayıp kollar bükülünce Rum/Yunan tarafının bunu anlaması çok sürmeyecektir. İşin faturası karşılarına çıkınca şimdiki olumsuz tutumları bir anda değişebilir.
Ayrıca onlar, adadaki Türkleri 'halletmek' için iki çok kuvvetli kozları daha olduğuna güveniyorlar: Hukuk ve para. Hukuk konusu malum, anlaşmanın hükümlerinin mahkeme kararlarıyla değiştirilemesi ve eritilmesi. Bu kon
u çok tartışıldı, benim girmeme gerek yok.
Para konusuna ise yeterince değinen olmadı.
Bazı Rumlar, Türkleri eritme yolunda hukuken elde edemeyeceklerini parayla, satın alarak elde edebileceklerine güveniyorlar.
Güney'in Kuzey'den çok daha zengin olduğu
na şüphe yok. O zaman şöyle şeyler geliyor akıllarına: Kuzey'deki mal mülkü parayı bastırıp almalarına derogasyonlar bir süre için engel olsa bile, bunları aşmanın yolu bulunamaz mı? Şu küresel ekonomi çağında Kuzey Kıbrıs'a off-shore hesaplarından 'yatırım' olarak girecek paranın asıl kaynağını kim keşfedebilir? Bir süre sonra Kuzey'deki ekonominin asıl patronlarının, otellerin asıl sahiplerinin Güneyli Rumlar olmaları nasıl engellenebilir?
Yo, hayır, Rumların bu türden planları var diye Kıbrıslı Türkleri
n 24 Nisan'da Annan Planı'na hayır demesi gerektiğini söyleyecek değilim. Tam tersine, bu bir fırsattır, 'Evet' denmeli. Kış günü ormanda kurtların dolaşması gayet normal, ama Kırmızı Şapkalı Kız gibi onların midesine girmek ve sonra avcının gelip kurtarmasını beklemek yazgı değil.
Rumlar zamana, paraya ve demografik üstünlüklerine mi oynuyorlar? Aynı oyunun daha iyisini Türk tarafı oynayamaz mı? Onlar zamanla Türkleri adadan uzaklaştırmayı hayal ededursunlar Doğu Akdeniz'de demografik üstünlüğün kimden ya
na olduğu açıkça ortada. Türkiye, AB'ye girdiği takdirde, nüfus hareketleri serbest kaldığında, Doğu Akdeniz'de, bu arada Kıbrıs'ta Türklerin demografik ağırlığı eksilmez, artar.
Cüzdandaki paraya gelice... Eğer şu anda dünyanın en büyük 17. ekonomisi ola
n Türkiye kendisine çekidüzen verirse, 10 yıl sonra Güney Kıbrıs ekonomisi Türkiye ekonomisinin yanında filin yanındaki fare gibi kalır. Türk sermayesinin, bırakın Kuzey'i, Güney'e yatırım yapması, oradaki işletmeleri satın alması gündeme gelir.
Yeter ki
Türkiye, bir kez daha '...miş gibi' yapmak yanılgısına düşmesin, kendisine güvensin ve yapılması gerekenlerin hakkını versin

Bizi milli park paklar

Murat Belge

02/04/2004 RADIKAL

Kıbrısla ilgili görüşmeleri, 'Annan Planı' dediğimiz çözüm önerileri paketi üstüne tartışmaları izliyorum, hep birlikte izlediğimiz gibi. Hep birlikte izliyoruz, ama şüphesiz hepimiz ayrı beklentiler, ayrı motivasyonlar, dolayısıyla ayrı değerlendirmelerle izliyoruz. Kimimiz 'Ah, çözülse!', kimimiz 'Aman, çözülmese!' diyor. Bunları izlerken düşüncelerim daha genel ve daha 'tarihi' diyebileceğim bir yerlere kayıyor.
Şu aşamada 'Annan Planı' kimsenin beklemediği kadar 'Türkler'den yana çıkmış... Gazetelerin söylediği, gazetelere demeç veren, konuyu bilenlerin söylediği vb. Tabii,
biraz bekleyelim, yani Denktaş'a düşünme ve son durumun gerektirdiği hamaseti formülleme zamanı tanıyalım, bu son aşamada Türkiye'ye ve Kıbrıs Türklerine karşı ne kadar diyabolik planlar hazırlandığını bize açıklar. Ona göre (ve onun gibi başkalarına göre), bu tür planlar, Kıbrıs Türklerine avantaj tanıdıkları ölçüde diyaboliktir, çünkü böylece KKTC denen yerin Türkiye'nin bir ili olmasının önünü kapamaktadır. 'Ya Taksim, ya ölüm!' Denktaş ölmediğine göre, 'taksim' planı devam etmektedir. Bunu engelleyen her şey de aleyhimizdedir -Kıbrıs'ta 'çözüm' için 'müzakereci' olmasını istediğimiz zata göre.
Ama bugün üstüne konuşmak istediğim konu bu değil. Annan Planı'nın Türk kesimine tanıdığı 'hak'lar üstüne biraz düşünce geliştirmek istiyorum. Hani şu siyasi sözl
üğümüze, yeni girmekte olan 'derogasyonlar' filan... 'AB'nin birincil hukuku...'
Fransızcada 'deroger' fiilinin, Türk Dil Kurumu Sözlüğü'ne göre karşılığı şöyle:
"1. Yasağa veya bir sözleşmeye karşı gelmek. 2. Kendine yakışmayan bir davranışta bulunmak,
kişiliğini gözetmemek."
Çok pozitif bir tanım değil bu, tanımın kendinde açıkça belli olduğu gibi, eyleyene şeref getiren bir eylem değil -tam tersi.
Konu, kısaca, Kıbrıs Türklerinin 'korunması' amacıyla, Avrupa Birliği'nin temel ilkelerinden olan serbes
t insan dolaşımının kısıtlanması, mal alım-satımının yasaklanması vb. Yani Avrupa Birliği hukukunun 'yasağa veya bir sözleşmeye (yani kendi hukuku) karşı gelmesi ve kendine yakışmayan bir davranışta bulunması, kişiliğini gözetmemesi.'
Niye Avrupa kendine
yakışmayan şeyler yapıyor? Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye'nin Kıbrıs'ın AB'ye katılmasını önlememesi için!
AB bu sorunu kendi çözebilecek konumda olmadığı için BM'ye havale etti. Oraya havale etmekle, sorunun yapısına özgü çözüm formüllerine katlanacağını
beyan etmiş oldu. BM, Türk kısmını buna ikna etmek için, bugünün genel dünya gidişinde yeri olmayan tedbirleri kabul etti. Avrupa Birliği'nin de bunları kabul etmesi, 'derogasyon' kelimesinin çağrışımlarını içeren bir fiil.
Eh, AB kendi bünyesine Türkiye'
yi kabul edecek olursa, 'serbest dolaşım'a katı sınırlar koyacak. Bu da bir 'derogasyon' biçimi.
Derogasyonun çağrışımları AB'nin sorunu da, 'Türk'ün varoluş tarzı' herhalde bizim sorunumuzdur. Kıbrıs'ta Türklerin varlığını bir çeşit garanti altına almak
için, işte şimdi 'derogasyon' lafıyla anılan tedbirler istiyoruz ve verilen tavizleri az bulup 'kükrüyoruz'! 'Kükremek' doğru fiil, çünkü bu talebimiz bizi dünyadaki 'milli park' statüsüne getiriyor. Milli park nasıl genel-geçer uygulamaları durdurarak bazı doğal cinslerin bu dünyada yaşamasını koruma altına alıyorsa, 'derogasyon' da aynı işi yapıyor. Dolaşım prosedürü, mal alıp satma prosedürü dünyada normal olarak devam ettiği şekilde Kuzey Kıbrıs'ta da devam ederse, KKTC yurttaşı dediğimiz tür varoluşunu devam ettiremeyecek!
Türk milliyetçilerinin bu üstün millet için değişmez talepleri bu: izolasyon. Dünya koşullarıyla karşı karşıya geldiği anda hayatını devam ettirme şansı tehlikeye düşen bir ırk! Bu, istenir bir şey mi?

Arınç Kıbrıs'tan umutlu

Kıbrıs'ta gelinen son noktanın Türkiye açısından olumlu olduğunu belirten TBMM Başkanı Arınç 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside ilk kez büyük başarı kazanıldı' dedi

02/04/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs konusunda varılan noktanın olumlu olduğunu belirterek, "İlk kez Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin gayretleriyle diplomaside bir büyük başarı kazanıldı" dedi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan son planın ayrıntılarını bilmed
iğini kaydeden Arınç, "İlk izlenimim, gelişmelerin olumlu olduğu doğrultusunda" dedi.
Arınç, şöyle devam etti: "Son söz halklara aittir. 24 Nisan'da hem Kuzey Kıbrıs'ta hem de Güney Kıbrıs'ta referandum yapılacaktır. Halk son sözü söyleyecektir. Halkın sö
züne itibar göstermemiz, değer vermemiz gerekir."

'Halkın kararı önemli'
Türkiye'nin dış politikada atak, kararlı ve dinamik yapısının bütün dünyayı etkilediğini savunan TBMM Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye bu dinamik tavrıyla sorunların uzlaşma ve diplomasi yoluyla nasıl çözülebileceğini ortaya koydu. Takdir edilmesi gereken en büyük olay budur. 24 Nisan'da toplumlar karar verirler. Eğer Türk toplumunun kararı olumlu olursa, TBMM de bu konuda halkın verdiği karara bakarak kendi kararını verec
ektir. Umarım 1 Mayıs'a kadar bu süreç başarıyla tamamlanır."
Arınç, gelecek hafta başından itibaren hükümetten Meclis'in Kıbrıs konusunda bilgilendirilmesini isteyeceğini belirterek, "Buna ihtiyaç var" diye konuştu.

Gül'den oturum talebi
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de Bülent Arınç'tan 6 Nisan'da, Kıbrıs konusunda TBMM Genel Kurulu'nu bilgilendirmek üzere oturum düzenlenmesi için yazılı talepte bulundu.

Kıbrıs'ta çözüm herkese yarar

02/04/2004 RADIKAL

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının dördüncü versiyonunu da sundu. Planın ana metni 220 sayfa, ekleri ise 9 bin sayfa tutuyor. Ancak bu uzun sayfaları okumaya gerek yok, çözüm kendisini dayatmış durumda. Çözüm, prensipte herkesin işine geliyor. Türkiye AB'den üyelik müzakereleri için tarih almak istiyor; Yunanistan da komşusunu AB konusunda destekliyor. Her iki ülke de, 1974'ten beri kendilerini üç kez savaşın eşiğine getiren bir çatışmayı sona erdirmeye çalışıyor. Kıbrıslı Türkler kendilerini yoksulluğa sürükleyen ticaret ambargosunun bitmesini isterken, Kıbrıslı Rum göçmenler evlerini ve topraklarını geri istiyor veya bunlar için tazminat talep ediyor. Yanı sıra Rum tarafı da 35 bin Türk askerinin artık adadan çıkmasını istiyor. Fakat İsviçre'deki görüşmelerde bir yetkilinin söylediği gibi, pratikte bir taraf şampanya eşliğinde mükellef bir sofraya otururken, diğer taraf bir sandviç ve bir fincan kahve ile yetinecek.
BM planının son versiyonu Türkiye'de sevinç, Yunanistan'da ise sıkıntı yarattı. Kıbrıslı Rumlar adanın y
üzde 37'sini, nüfusun yüzde 18'ini oluşturan Kıbrıslı Türklere kaybetmişlerdi. Planın son versiyonunda kuzeye dönmesine izin verilen Rum göçmenlerin Türk nüfusu içindeki oranı yüzde 21'den yüzde 18'e düşürüldü. 1974 işgalinden sonra adaya yerleşen
80 bind
en fazla Türk de yerinde kalacak. Kıbrıslı Türkler AB'den, hareket özgürlüğü ve mülk satın almayı garanti eden kalıcı bir derogasyon elde etmeye çalışmıştı. Bu derogasyon şimdi 20 yılın ardından terk edilebilecek, fakat Kıbrıslı Rumlar hâlâ 1974'te gasp edilen topraklardan kaynaklanan temel mağduriyetlerin giderilmediğini savunuyor. Mülkiyetten mahrum bırakılmaktan kaynaklı tazminat talepleri, daha önce Türkiye'ye yönelirken, artık yeni Kıbrıs hükümetine yönelecek. Bir Rum milletvekili şunu söylüyor: "Bu tecavüze uğramak, sonra da tecavüzcüye tazminat ödemek zorunda kalmak gibi bir şey."
Kıbrıs'ta çözüm saati işliyor. Annan 'boşlukları doldurduktan' sonra planı
adanın her iki tarafında referanduma sunacak. Fakat kafaları bu şekilde tokuşturmaya çalışmanın
tehlikeleri de var. Reddiyeci tutumunu sürdüren Kıbrıs Türk lideri Rauf Denktaş, yerleşimcileri kendi tarafında tutarsa, referandum adanın kuzeyinde başarısız olabilir. Fakat daha muhtemel olan durum, referandumun kuzeyde geçip güneye takılması. Böyle olması halinde ise, her şekilde AB'ye girecek olan zengin güneyliler, yoksul Türkleri AB'den mahrum bırakmış olarak görülecek.
Kıbrıslı Rumlar, tam da 30 yıldır aleyhine kampanya yürüttükleri bir paylaşım planı için oy kullanacak. Olumsuz bir sonuç, Türkiye-A
B ilişkilerini soğutabilir ve ticaret ambargosu sorununu AB'nin gündemine taşıyabilir. Böyle bir sonuç, Atina ve Ankara için başladıkları yere
geri dönmek anlamına gelecektir. Yani çözülecekmiş gibi görünen bu sorun, bölgeyi siyasi olarak sarsma potansiye
lini hâlâ sürdürüyor.
(Başyazı, 1 Nisan 2004)

Papazlardan plana 'hayır'

Rum Ulusal Konseyi, Rum yönetimi lideri

Tasos Papadopulos'un çağrısıyla yarın toplanacak Ulusal Konsey toplantısında, nihai Annan planı üzerinde durulacak ve planın onaylanıp onaylanmaması için 24 Nisan'da yapılacak referandumun düzenlenmesi konusu ele alınacak.
Rum Ulusal Konseyi üyeleri, dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin yapıldığı İsviçre'de Papadopulos'a eşlik etmişti.

PAPAZLARDAN ANNAN PLANINA ''HAYIR''

Bu arada, EOKA örgütünün Kıbrıslı Türklere karşı silahlı faaliyetlere başladığı 1 Nisan dolayısıyla dün düzenlenen etkinliğe katılanlar, Annan planına karşı olduklarını açıkladı.
Rum basınında yer alan haberlere göre, etkinliğe katılan Baf Metropoliti Hrisostomos, Limasol Metropolit
i Athanasios ve Cikko Manastırı Piskoposu Nikiforos, yaptıkları açıklamalarda, Rum halkının referandumda Annan planına olumsuz yaklaşacağını savundular.
Sen Sinod meclisi başkan vekili de olan Baf Metropoliti Hrisostomos, Rum halkının, ''gururlu bir şekild
e plana 'hayır' diyeceğini'' ve Güney Kıbrıs'ın sıkıntısız olarak Avrupa Birliği'ne gireceğini söyledi.
Hrisostomos, ''Annan planının barış içinde yaşama ve yeniden birleşme perspektifi vermediğini, ancak kesin bölünmüşlüğe ve gelecekte çatışmaya yol açabi
leceğini'' kaydetti.
Limasol Metropoliti Athanasios da, Annan planına karşı ''hayır'' denmesi gerektiğini ifade ederek, Rum halkı arasında anlaşmazlık olma ihtimaliyle ilgili endişelerini dile getirdi.
Cikko Manastırı Piskoposu Nikiforos ise ''Sorumluluğu
bize yüklemek ve Türkiye'yi aklamak için bizi 'hayır'a itiyorlar'' yorumunu yaptı.
''Yabancı güçlerin çirkin ve adi oyununun sonucu olan çözümün kabul edilemeyeceğini'' ifade eden Nikiforos, ''Kıbrıs hellenizminin intihar etmeyi reddedeceğini'' söyledi.
''
EOKA Mücadeleciler Derneği'' Başkanı Thasos Sofekleus da, Annan planını ''adaletsiz'' olarak nitelendirerek, ''Bugün yaşadıklarımızı yaşamayan ve ölen Rum kahramanları kıskanıyoruz'' diye konuştu.
EOKA'cılar tarafından düzenlenen etkinliğe bir papaz, göğsü
nde ''hayır'' yazısıyla katıldı.
MILLIYET 02/04/2004

Rum Politis gazetesi: 'Bütün göçmenler evlerine' gerçek oluyor


Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, ''tüm Rum siyasilerin, inanmadan da olsa 1974'ten beri söylediği (bütün göçmenler evlerine) sloganının, Annan planının uygulamaya koyulmasıyla 3 yıl içinde gerçek olacağını'' yazdı.
''(Bütün göçmenler evlerine) sloganının, 1974'ten beri bütün Rum siyasiler tarafından, inanmadan da olsa söylendiği'' belirtilen haberde, ''ancak Annan planıyla
ilk kez bu sloganın hayata geçmesi perspektifinin doğduğu'' kaydedildi.
''24 Nisan'da yapılacak referanduma kadar tüm gerçeklerin kaynağından, yani Annan planından öğrenilmesinin önemli olduğu'' ifade edilen haberde, ''İsviçre'deki görüşmelerde Annan planı
nda yapılan önemli değişikliklerden birinin, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk devletçiğinde 3 gün kalabilme sınırının kaldırılması olduğu'' belirtildi.
''İsteyen Rumun geri dönüp Kıbrıs Türk devletçiğinde daimi ikamet edebileceğini'' yazan gazete, ''Nihai Ann
an planı temelinde, 3 yıl içinde isteyen bütün göçmenlerin geri dönüşleri, mülkiyet düzenlemeleri aracılığıyla, oy haklarını Kıbrıs Türk devletçiğinde değil Rum devletçiğinde kullanmak şartıyla, başlayabilir'' ifadesini kullandı.
''(Bütün göçmenler evlerin
e) sloganının 3 yıl sonra tamamen gerçek olacağı'' kaydedilen haberde, şu görüşlere yer verildi:
''210 bin Rum göçmenin yüzde 65'i yani 137 bini Rum idaresine devredilecek bölgelere geri dönüyor. Geriye kalan 73 bin Rum da Kıbrıs Türk idaresinde kalacak bö
lgelere geri dönebilecek. Böylece, tümü geri dönebilecek ve 'bütün göçmenler evlerine' sloganı 3 yıl sonra tamamen gerçek olacak.''
MILLIYET 02/04/2004

Gül: Denktaş'ın planı incelemek için vakte ihtiyacı var"


Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan planının son şeklini incelemek için vakte ihtiyacı olduğunu belirterek, tam olarak bilgilendirildiğinde onun da kanaatinin ortaya çıkacağını söyledi.
NATO Dışişleri Bakanları Gayrıresmi Toplantısı'na katıl
mak üzere Brüksel'e gitmeden önce Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, İsviçre'de çok özverili bir çalışma yapıldığını ve Türk ekibince olağanüstü bir gayret gösterildiğini söyledi.
Annan planında Türk tarafının önceliklerinin o
rtaya konduğunu ve bu öncelikler çerçevesinde değişikliklerin yapıldığını aktaran Gül, ''Eminim ki planı inceleyen herkes, önem verdiğimiz konuların hepsiyle ilgili çok önemli değişiklikler yapıldığını açıkça görecektir. Dolayısıyla bu plan Türkiye'nin önem verdiği konuların düzeltildiği bir plan olmuştur'' diye konuştu.
Denktaş'ın plana eleştirilerine ilişkin bir soru üzerine Gül, şüphesiz ki onun da vakte ihtiyacı olduğunu ve plandaki bütün bu değişiklikleri göreceğini, çalışacağını, değerlendireceğini ka
ydetti.
KKTC Cumhurbaşkanı'nın İsviçre'de olmadığını, ancak onun tam yetki verdiği 2 kişinin, ayrıca kendisinin, çok iyi bir hukukçu olan esas danışmanının Burgenstock'ta bulunduğuna dikkati çeken Gül, Denktaş'ın müzakereler süresince herkesle her gün görü
ştüğünü ve süreci yakından takip ettiğini ifade etti.
Denktaş'ın bugünkü açıklamalarında plan aleyhindeki sözlerine ilişkin olarak, ''Onlarla ilgili henüz tam bilgilendirme ulaşmamış, ulaşınca kanaati ortaya çıkacaktır'' ifadesini kullanan Gül, herkesin ka
naatini ortaya koyacağını ve neticede kararı halkın vereceğini söyledi.

DEROGASYONLAR
Bakan Gül, derogasyonlar konusunda Türk tarafının tatmin olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine de, uyum senedi formülünün hemen devreye gireceğini, bütün AB ülkesi parlamentolarının onayıyla ilgili sürecin de hemen başlatılacağını belirtti.
Gül, geçen yıl ki Lahey görüşmelerinde müzakereler yapılmış olsaydı, bugün Türk tarafının elde ettiği sonuçlar, eğer müzakere edilip de o zaman elde edilseydi, 15 AB ülkesi parlamen
tosunun bunu onaylamış olacağını ve ''Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti''nin bu şekilde AB'ye girmiş olacağına dikkati çekti.
O zamanlarda bunun yapılmadığını ve dolayısıyla sorunun bugüne kaldığını ifade eden Gül, 1 Mayıs'a kadar 25 AB ülkesinin parlamentolarının bunu onaylamasının teknik olarak mümkün olmadığını belirterek, ''Burada 2 zırh peşindedir Türkiye. Birincisi, uyum senedi tamamen girecektir, öbürünün (Parlamentolarda onaylanması) gerçekleşmesi için de hemen işlemler başlatılacaktır. Yapılabilecek her
türlü hukuki iş yapıldı'' diye konuştu.

''VERHEUGEN HERHANGİ BİR PAZARLIĞA GİRMEDİ''
Dışişleri Bakanı Gül, Burgenstock'ta Türk tarafının derogasyonlara karşılık olarak Karpaz'ı Rumlara vermeyi kabul ettiği ve AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günther Verheugen'in Rumlar adına müzakere yaptığı haberlerine ilişkin olarak da, ''bunların hepsinin yalan olduğunu'' söyledi.
''Tabii ki her türlü pazarlık yapılır. Biz Kıbrıs'ın tamamını almak isteriz, onlar da tamamını almak ister. Pazarlık yapılır, sonr
a da bir yerde durulur'' diye konuşan Gül, Verheugen'in kendi daveti üzerine İsviçre'ye geldiğini ve müzakerelerin bir parçası olmadığını aktardı.
Gül, şöyle konuştu:
''Brüksel'de kendisine, başbakanlar geldikten sonra gelebilirsin dedim. Çünkü orada AB il
e ilgili hususlar vardı. Bu konularla ilgili kendisinin de yapacakları vardı. Eğer Rum tarafı ve Yunanistan imza atmayı kabul etselerdi, o zaman imzalar atılırken Verheugen de AB adına imza atacaktı. Bizimle ya da herhangi bir grupla, Kıbrıs metniyle ilgili herhangi bir pazarlığa girmemiştir, zaten yetkisi söz konusu değildir. Ayaküstü olarak kendi fikirlerini söylemiş olabilir, onlar ayrıdır, ama kesinlikle müzakerelerin bir parçası olmamıştır.''
MILLIYET 02/04/2004

ABD Dışişleri: Adanın geleceği, Kıbrıslı seçmenlere bağlı"


ABD, Kıbrıs'ın geleceğinin, 24 Nisan tarihinde yapılacak referandumla Kıbrıs halkı tarafından belirleneceğini ve Annan planının her iki tarafın da çıkarına hizmet edeceğini anlatmayı sürdüreceklerini bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Adam Ereli, ''Adanın geleceği Kıbrıslı seçmenlere bağlı. Annan planı, 24 Nisan'da referanduma sunulacak. Kıbrıs halkı, geleceğinin ne olacağını belirleyecek tarihi bir fırsat edinecek. Annan'ın son çözüm planının, adil bir uzlaşma getirerek bütün Kıbrıslıların temel çıkarlarını karşıladığına ve ortak bir gelecek için güvenli bir çerçeve sağladığına inanıyoruz'' dedi.
Ereli, ABD'nin, Annan çözüm planının tam uygulanmasına destekte kararlı olduğunu belirtirken, Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenecek
bağış konferansında da ciddi bir yardıma hazırlandıklarını kaydetti.
Kıbrıs Rum Kesimi'nin, Annan planına karşı olumsuz yaklaşımda bulunduğu yönündeki bir soru üzerine Ereli, tarafların, Annan planını kabul etmekte anlaştığını, bu planın, referandum ile h
alk önüne getirileceğini kaydetti. Yunanlı gazeteciler ise Ereli'nin sözlerine karşılık, Kıbrıs Rum Kesimi'nin, Annan'ın son planına değil izlenecek sürece onay verdiğini savundu.
Ereli, ''Burada önemli olan, Annan planının iyi bir çözüm sunması, uzlaşma i
çermesi ve her iki tarafa da olabilecek en iyi anlaşmayı sunması. Uluslararası toplum, onyıllardır kendisini meşgul eden probleme bir çözüm öneriyor. Annan ve diğer yetkililerle birlikte, bu planın desteklenmesi için çalışıyor olacağız. Ancak elbette karar Kıbrıs halkının. Adada Türkler ve Rumlara, planın kendi çıkarlarına olduğunu anlaşmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.
Adam Ereli, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile birlikte çözüm yönündeki
çabaların sürdürüleceğini kaydetti.
Ereli, ABD Başkanı George W. Bush'un, Türk ve Yunan muhataplarını telefonla aradığını ve 1 Mayıs'ta birleşmiş bir Kıbrıs'ın tek bir varlık olarak AB'ye girmesine yönelik aktif desteklerini sürdüreceğini kaydetti.
MILLIY
ET 02/04/2004

Beyaz Saray: Liderler planın temel çıkarları karşıladığını kabul ediyor


ABD Başkanı George W. Bush'un sözcüsü Scott McClellan, Bush'un bugün Kıbrıs'taki gelişmelerle ilgili BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile görüştüğünü belirterek, bu liderlerin, Annan planının bütün tarafların temel çıkarlarını karşıladığı konusunda hemfikir olduğunu vurguladı.
McClellan, Beyaz Saray'da düzenlediği brifingde Bush'un telefon görüşmeleri
ne ilişkin ayrıntılar verirken, ''Liderler, Genel Sekreter Annan'ın planının, hiçbir tarafın bütün istediklerini alamadığı bir uzlaşma anlamına geldiği, ancak planın bütün tarafların temel çıkarlarını karşıladığı konusunda anlaştı'' dedi.
Beyaz Saray sözcü
sü McClellan, ''Şimdi bu tarihi anlaşmanın kaderi, 24 Nisan'da çözüm konusunda iki tarafta düzenlenecek referandumlarda oy kullanacak olan Kıbrıslıların elinde. Kıbrıs halkı, bu tarihi fırsattan yararlanma yönünde ilerlerken, Başkan Bush, onlara destek için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu vurguladı'' diye konuştu.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da İsviçre görüşmelerinin ardından, Washington'ın, 15 Nisan'da Kıbrıs'a yardım için Avrupa'da düzenlenecek ön konferansta önemli mali katkı açık
layacağını bildirmişti.
MILLIYET 02/04/2004

Rum yönetiminin tavrı, referandum öncesi endişe yaratıyor...

İsviçre'deki Kıbrıs müzakerelerinin ardından Rum yönetiminin uzlaşmaz ve olumsuz tavrı, adada yapılacak referandumlar öncesi BM'de endişe yaratıyor.
BM çevreleri, Türk tarafının görüşmelerdeki yapıcı tutumuna karşın Rum yönetiminin olumsuz ve hevessiz tavrına dikkat çekerken, Rum liderliğinin referandum öncesi açık olmasa bile perde arkasından Annan planını reddeden bir kampanya yürütebileceğini belir
tiyorlar.
Buna örnek olarak Rum kesimindeki bazı yorumcuların da bu yöndeki endişelere işaret ettiklerini belirten BM kaynakları, özellikle Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un geçmişi ve kilisenin aşırı uçlarıyla ilişkilerine dikkat çekiyorlar.

RUM GAZETESİNİN İDDİASI

Kıbrıs Rum kesiminde İngilizce yayımlanan liberal Sunday Mail adlı haftalık gazetede Lucas G. Charalambous imzasıyla yer alan makalede, ''Rum yönetimi lideri Papadopulos'un Annan planını perde arkasından sabote etmek amacıyla din adamlarıyla aktif siyasi işbirliğine yöneldiği'' ileri sürülüyor.
Londra-Zürih anlaşmasından 2 yıl sonra Rum papazların idaresindeki hükümetin 1963'te Kıbrıs sorununu yarattığına dikkat çekilen makalede, geçmişteki dinci ''Akritas'' örgütünün Glafkos Klerides ha
riç, Papadopulos, Dr Lisarides, Hristodulos Hristodulu ve hayattaki diğer üyelerinin bugün muhalefetlerini ortaya koydukları kaydediliyor.
Rum liberal Sunday Mail gazetesindeki makalede ayrıca, geçmişteki deneyimler ışığında, Papadopulos yerine, asıl Türk
tarafının müzakerelerde güvence istemesi gerektiği ifade ediliyor.
Gazetedeki bir başka makalede de Rum yönetiminin ve kamuoyunun, aslında Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm istediğini de hala bilmediği belirtiliyor.

DE SOTO, KAPALI KAPILAR ARDINDA BİLGİ VERECEK

Öte yandan BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'nun bugün Güvenlik Konseyi'nde yapacağı bilgilendirme toplantısı, gündemin belirlenmesinin ardından kapalı oturum halinde olacak.
Yunan tarafının uluslararası baskılardan kaçınmak amacıyla yaptığı girişimler sonucu toplantının açık olmasından vazgeçildiği ve kapalı oturumda de Soto'nun konseyi bilgilendirmesinin kararlaştırıldığı bildirildi.
MILLIYET 02/04/2004

Kıbrıs'ta referanduma doğru... TKP'den 'evet'!


KKTC'de muhalefetteki Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planını olumlu bulduğunu ve referandum'da ''evet'' diyeceğini açıkladı.
TKB Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre TKP, 24 Nisan'da yapılacak referandumdan ''evet''
sonucu çıkması için kampanya başlatacak.
Parti Meclisi ve ilçe yönetim kurullarının dün akşam yapılan ortak toplantısında planın değerlendirildiği belirtilen açıklamada, planın, TKP'nin ''Kıbrıs'ta iki halkın siyasi eşitliğine dayalı, iki bölgeli, iki halkın güvenlik ihtiyaçlarının karşılandığı, egemenliğin paylaşıldığı, federal bir çözüm talebini'' karşıladığı görüşüne yer verildi ve bu çerçevede ''evet'' kararı alındığı kaydedildi.
TKP'nin Cumhuriyet Meclisi'nde bir milletvekili bulunuyor. 14 Aralık 2003
milletvekilliği genel seçiminde Barış ve Demokrasi Hareketi'nden (BDH) meclise giren Hüseyin Angolemli, BDH'daki yeniden yapılanmaya tepki göstererek eski genel başkanı olduğu TKP'ye dönmüştü.
MILLIYET 02/04/2004

Fransız basını: Kıbrıs'ın galibi Türkler


Fransız basını, İsviçre'de tamamlanan Kıbrıs müzakerelerinin sonuçlarını, ''Türkiye'nin başarısı'' olarak yorumladı.
Le Figaro gazetesi, ''Ankara'nın diplomatik zaferi'' başlığıyla verdiği haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın müzakere edilen metni im
zalamaya hazır olduğunu ve Kıbrıslılara da bu metni imzalamak için çağrıda bulunduğunu bildirdi.
''Kıbrıs ve AB konusunda engellerin geçilmesinin Erdoğan'ın başarı hanesine yazılacağı'' yorumunu yapan gazete, ''başarısızlığın Erdoğan için rahatsız bir duru
m yaratacağı'' değerlendirmesinde bulundu.

DİPLOMASİ MARATONUNUN GALİBİ TÜRKLER
Liberation gazetesinde, ''Kıbrıslı Rumlar için acı verici oy sandığı'' başlığıyla çıkan haberde, ''diplomasi maratonunun galibinin Türkiye olarak gözüktüğü'' yorumu yapıldı.
Gazete, Rum lider Tasos Papadopulos'un uluslararası yoğun baskılara rağmen Annan planını imzalamayı reddettiğini yazdı.
Liberation, referandumda kuzeyin ''evet'', güneyin ''hayır'' demesi halinde tarihin Rumları kötü göstereceği, AB'nin artık Türkiye'ye kar
şı çıkamayacağı'' yorumunu yaptı.
Le Monde gazetesi, ''Kıbrıs'ın birleşmesi referanduma kaldı'' başlığıyla verdiği haberde, BM planının Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilme ihtimalinin fazla olduğunu yazdı.
MILLIYET 02/04/2004

Financial Times: Türkiye geleceğin AB üyesi kimliğini güçlendirdi

Türkiye'nin, Kıbrıs müzakerelerinden "neredeyse tüm çıkarlarını" koruyarak "itibarla" çıkmasının, hükümete övgü getirdiği ve Türkiye'nin kimliğini güçlendirdiği yorumu yapıldı.
İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden Financial Times'ta Vincent Boland imzasıyla yer alan haberde, diplomatlar ve uzmanlara dayanarak, "Türkiye, Kıbrıs müzakerelerinde büyük oranda itibarla çıkarak, geleceğin AB üyesi olarak kimliğini güçlendirdi" denildi.

"AZ BULUNUR BİR DİPLOMATİK ZAFER"


Hükümetin, yeniden birleşme görüşmelerinde olumlu sonuca ulaşmak için yaptığı katkıdan dolayı övgü kazandığı yorumu yapıldı. Haberde, Türkiye'nin, "görüşmelerde kritik tavizler vermeye zorlanmadan, Kıbrıs'ta neredeyse tüm çıkarlarını güvenceye aldığı" savunulurken, bunun "az bulunur bir diplomatik zafer" olduğu da öne sürüldü.

"ERDOĞAN ORDUYLA HASSAS BİR UZLAŞMAYA VARDI"

Haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs'a ilişkin tutumu ile, AB'den müzakere tarihi alma konusundaki inanılırlığını arttırdığı kaydedildi. Erdoğan'ın Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki katı tutuma sahip olanlarla, "Ankara'nın, tavizler verirken, kırmızı çizgilerin ötesine geçmemesine ilişkin bir anlaşmayı temel alan hassas bir konsensusa vardığı" da ifade edildi.

MILLIYET 02/04/2004

Annan Planı’nın ana hatları

İsviçre’de günler süren müzakereler sonunda BM Genel Sekreteri Annan’ın taraflara sunduğu referanduma götürülecek nihai planın ana hatları belli oldu

2 Nisan 2004— Planın nihai şeklinde 4’üncü versiyona kıyasla kısıtlı değişiklikler yer alıyor.

İsviçre’nin Bürgenstock kentindeki 4’lü görüşmeler sonunda BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu KKTC ve Rum Yönetimi’nde referanduma götürülecek planın ana hatları şöyle;

2011 yılına kadar 6’şar bin, 2018’e kadar 3’er bin Türk ve Yunan askeri Ada’da kalacak. Bu tarihten sonra 1960 anlaşmalarındaki gibi sembolik olarak Yunan askerlerinin sayısı 950, Türk askerlerinin sayısı 650 olacak. Ancak askersizleştirme hedefiyle her 3 yılda bir bu askerlerin durumu gözden geçirilecek. Daha önce gözden geçirme sürecinin 5 yıl olması öngörülüyordu.
*Haritada bir değişiklik öngörülmüyor. Türk tarafının elindeki yüzde 36 olan toprak oranı yüzde 29’a düşürülüyor. Güzelyurt ve çevresi Rum yönetimine bırakılırken Karpaz’ın yönetimi Türklerde kalıyor. Bunun dışında Türklere kalan topraklara da Rum göçmenler aşamalı olarak yerleşebiliyor. Ancak Rumların Kuzey’e geçişi konusunda kısıtlamalar da bulunuyor. Kuzey’deki ev
lerine dönebilecek Rumların oranı 19 yıla kadar, Türk nüfusunun yüzde 18’ini aşamayacak. Daha sonra kısıtlama kalkacak. Türkiye’nin bu tarihten önce AB üyesi olması halinde kısıtlamalar daha önce kalkacak. Ancak Karpaz’ın Sipahi, Dik Karpaz, Yeni Erenköy ve Adaçay köylerinde evi olan Rumların tümü, kısıtlama olmadan evlerine dönebilecek. Rumlara bırakılacak topraklar, 42 aylık süreçte 6 aşamalı olarak Rum yönetimine devredilecek.
*Mal-mülk edinme konusunda da geçici kısıtlamalar getiriliyor. Rumların Türk kurucu devletinden mal-mülk alması, Kıbrıslı Türklerin kişi başına düşen gelirinin Rumların gelirinin yüzde 85’ine ulaşması veya aradan 15 yıl geçmesinden sonra bu kısıtlama kaldırılıyor.
*Senatodaki 24 Türk-24 Rum dengesinin bozulmaması için, senatörlerin seçimi vatandaşlık değil etnik kökene göre yapılıyor. Ancak başkanlık konseyinde etnik köken değil, vatandaşlık esas alınıyor. Geçiş dönemi 3 yıldan 50 güne düşürülüyor.
*Federal kurumlar, parlamento ve Avrupa Parlamnetosu için 13 Haziran’da seçim yapılacak. Federal hükümet 3 Türk 3 Rum bakandan oluşacak. Avrupa parlamentosunda 4 Rum 2 Türk milletvekili olacak. 6 Rum 3 Türkten oluşan başkanlık konseyinde başkan ve başkan yardımcılığı ilk dönemde 10 ayda bir değişimli olacak. Daha sonra Rumlar 40 ay, Türkler 20 ay başkanlık ya
pacak. Kararlar için en az bir Türk üyenin de onayı gerekecek. Taraflardan hiçbir diğerine hükmedemeyecek.
*1974 yılından sonra Türkiye’den Kıbrıs’a yerleşenlerden 45 bini, anlaşmadan sonra da Ada’da kalabilecek. Anlaşmadan sonra Türkiye’den Ada’ya gideceklerin oranı, Türk kesimindeki nüfusun yüzde 5’ini aşamayacak.

Annan Planı’nın son şekli

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 31 Mart tarihinde İsviçre’nin Burgenstock kasabasında taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, iki kurucu devlete sahip olan Kıbrıs’ın tek bir uluslararası kişilik ve egemenliğe sahip olduğu belirtiliyor.

   

AA

     

 

2 Nisan 2004 “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın, ancak federal parlamentonun kabul etmesi ve Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk Devleti seçmenlerinin çoğunluğunun ayrı referandumlar aracılığıyla onayı üzerine değiştirilebileceği” belirtilen planda, anayasanın iki temel maddesinin (Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ve iki kurucu devleti tarif eden maddeler) değiştirilemeyeceği kaydediliyor.

Planda, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın uygulanmasının Yüksek Mahkeme tarafından denetleneceği belirtilirken, oluşturulacak düzenin tek taraflı değiştirilemeyeceğine dair şu ifadelere yer veriliyor: “Kuruluş Anlaşması ile kurulan yeni düzende herhangi bir tek taraflı değişiklik yapılması, herhangi bir şekilde bölünme veya ayrılma, özellikle Kıbrıs’ın tamamının veya bir kısmının diğer bir ülkeyle birleşmesi yasaklanmıştır.”
Planda, Kurucu Anlaşma’nın, Garanti Anlaşması ve İttifak Anlaşması’nın yürürlükte kalacağı, ancak bunların “gerekli değişikliklerle” yeni devlet ilişkilerine uygulanacağı kaydediliyor.

FEDERAL HÜKÜMET VE KURUCU DEVLETLERİN YETKİLERİ
Annan Planı, kurucu anayasada açıkça belirtilmeyen tüm yetkilerin, kurucu devletler tarafından kullanılmasını öngörüyor. Planda bu konuya ilişkin olarak, “Kurucu devletler federal hükümete açıkça verilmemiş olan tüm yetkileri, kendi bölgesinde ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası sınırları içerisinde, egemen bir şekilde kullanacaktır” ifadesine yer veriliyor.
Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk Devleti’nin eşit yetkilere sahip olduğu vurgulanan planda, iki kurucu devletin kendilerini, Birleşik Kıb
rıs Cumhuriyeti Anayasası sınırları içerisinde ve hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik ve temsili hükümet temel ilkelerine göre, kendi anayasaları altında özgürce düzenleyeceği kaydediliyor.

YETKİ PAYLAŞIMI
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın dün Burgenstock’ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, federal devlet ile Türk ve Rum kurucu devletlerinin hangi alanlarda yetkili oldukları belirtiliyor. Plan uyarınca, her alanda tamamen eşit oldukları belirtilen Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerin
e tanınan yetkiler de aynı. Buna göre, iki kurucu devlet, şu alanlarda yetkili olacak: “Asayiş ve kamu güvenliği, turizm, kurucu devlet seviyesinde adli sistemin yönetimi, spor ve eğitim, sanayi ve ticaret, balıkçılık ve tarım, çevrenin korunması, sosyal güvenlik ve çalışma yaşamı, sağlık, şehir ve bölgesel planlama, aile, şirketler ve ceza hukuku.”
Plan, federal devletin yetki alanlarını da belirtiyor. Buna göre, federal devlete tanınan yetkiler de şöyle: “Dış ilişkiler, Merkez Bankası’nın çalışmaları, fed
eral düzeydeki mali işler, AB ile ilişkiler, doğal kaynaklar, iletişim ve ulaştırma, Kıbrıs vatandaşlığı, genel ve özel aflar, fikri haklar, tarihi miras, meteoroloji, havacılık, uluslararası denizcilik, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kıta sahanlığı ve kara suları, terörizmle mücadele.”
Federal hükümete, bunların yanı sıra federal seçimler ve halk oylamaları, federal yasalara karşı işlenen suçlar, federal adli sisteminin yönetimi, federal mülkiyet konularında da yetkiler veriliyor.

AB İLE İLİŞKİLER

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın dün Burgenstock’ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, Birleşik Kıbrıs Devleti’nin AB üyesi olacağı belirtilirken, Kıbrıs’ın AB içinde nasıl temsil edileceği de anlatılıyor. Plan uyarınca, AB içindeki temsiliyet, federal hükümetin yetkisindeki alanlarda veya konu büyük ölçüde federal hükümetin yetkisindeki bir alanla ilgili olduğunda, Kıbrıs AB’de federal hükümet tarafından temsil edilecek.
Konu ağırlıklı olarak veya yalnızca kurucu devletlerin yetki alanına giriyors
a Kıbrıs, ya bir federal hükümet temsilcisi, ya da Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adına hareket etme yetkisi bulunması şartıyla bir kurucu devlet temsilcisi tarafından temsil edilecek. Plana göre, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye karşı olan bir yükümlülüğü kurucu devletlerin yetki alanına giriyor, ancak bir kurucu devlet yükümlülüklerini yerine getiremiyorsa, söz konusu kurucu devlet sorumluluklarının gereğini yapana kadar, federal hükümet gereken önlemleri alabilecek. Kurucu devlet, aynı zamanda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu aksaklık sonucunda karşılaştığı masraflardan veya ödediği cezalardan da sorumlu olacak.
Planda “Federal hükümet veya kurucu devletler tarafından AB üyeliğinin gereği olarak yürürlüğe konulan yasa, uygulama veya tedbirler geçersiz
kılınmayacaktır” ifadesine yer veriliyor.

AYRI POLİS TEŞKİLATLARI OLACAK
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın dün Burgenstock’ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planında, kurucu devletlerin ve federal hükümetin ayrı polis teşkilatlarına sahip olmaları öngörülüyor. Plana göre, her iki kurucu devlette de eşit sayıda personelle hizmet verecek olan federal polis, “Kıbrıs’ın sınırlarını denetleme, federal görevlileri, binaları ve gayrimenkulu ve yabancı yetkililerle diplomatik misyonları koruma” görevl
erini üstlenecek.
Sadece bağlı bulunduğu kurucu devlet sınırları içinde faaliyet gösterecek kurucu devlet polisleri ise, asayişin korunması ve sağlanmasıyla kamu güvenliğinden sorumlu olacak. Kurucu devletlerin polis sayısı 700’er olacak; kurucu devlette y
aşayan her 1000 kişiye en çok altı polis memuru düşebilecek. Kurucu devlet polisleri, sadece normal sivil görevlere uygun silahlar taşıyabilecek.
Plan ayrıca, federal ve kurucu devlet polis görevlilerinden oluşan bir ortak soruşturma bürosu oluşturulmasını
öngörüyor. İki kurucu devletin de eşit sayıda görevliyle temsil edileceği büro, federal başsavcıya karşı sorumlu olacak.

BM GÖZETİMİNDE 6 AŞAMADA TOPRAK DEVRİ
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Burgenstock’ta taraflara sunduğu Kıbrıs planının son şekline göre, Kuruluş Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle yasal olarak Kıbrıs Rum Devleti’nin bir parçası olacak olan toprak ayarlamasına tabi bölgeler, 3 yılı geçmeyecek geçici bir süre için Kıbrıs Türk Devleti tarafından yönetilecek.
*Plana göre, bu bölgelerin yönetiminin Kıbrıs Rum Devleti’ne Birleşmiş Milletler gözetiminde 6 aşamada devredilmesi öngörülüyor: 1. aşama, 104 günde devredilecekler: Ara Bölge, Maraş, Erenköy
*
2. aşama, 6 ayda devredilecekler: Düzce ve Taşköy
*
3. aşama, 1 yılda devredilecekler: Bademliköy, Ömerli ve Kırklar bölgeleri
*4. aşama, 2 yılda devredilecekler: Çayönü, Güvercinlik, Akdoğan, Türkmenköy, Gayretköy, Yeşilırmak ve Soli bölgeleri
*5. aşama, 2.5 yılda devredilecekler: Gazimağusa, Haspolat, Alayköy ve Bostancı bölgeleri
*6. aşama, 3 yılda devredilecekler: Korkuteli, Dörtyol, Pirhan, Paşaköy, Türkeli, Yılmazköy, Şirinevler, Akçiçek, Kozan, Kılıçarslan, Gürpınar, Özhan, Karpaşa, Mevlevi, Kalkanlı, Akçay, Güzelyurt, Güneşköy, Aydınköy, Yeşilyurt, Gemikonağı ve Yedidalga bölgeleri.

MÜLKİYET
Planda, taşınmaz mallara ilişkin talepleri Kuruluş Anlaşması’nda yer alan kriterlere göre değerlendirmek üzere bağımsız ve tarafsız bir Mülkiyet Kurulu’nun oluşturulacağı, mülkiyet haklarının ne şekilde kullanılabileceğinin, etkilenen malın bulunduğu yere göre olacağı kaydedildi.
Plana göre, topra
k ayarlamasına tabi bölgelerin şimdiki sakinlerinin haklarını ve menfaatlerini korumak için özel düzenlemeler yapılacak. Yeni düzenlemeler arasında şunlar bulunuyor: Yeniden yerleştirilecek olan kişilerin hane halkı olarak kaydı yapılacak. Topluluk halinde yaşayan kişiler topluluk olarak yeniden yerleştirilmeyi talep edebilecek. Yeterli maddi imkana sahip kişiler, ilgili bölgenin idaresinin devri için anlaşılmış tarihten en geç bir ay önce malı boşaltacak.
Yeterli maddi imkana sahip olmayan kişilere, altern
atif konut belirlendikten sonra, yeniden yerleştirme için 3 aydan az olmayan bir ihbar süresi verilecek. Küçük çocukları, yaşlı bireyleri ve sakat bireyleri olan aileler için özel tedbirler alınacak.

İADE VE TAZMİNAT
Plandaki ‘Mülkiyet Haklarının Kullanılması’ başlığı altında da şunlar kaydedildi:
Hakların iadesi: Tasarrufu kaybeden mal sahibine, mal üzerinde etkin denetim kullanabilmesini sağlayacak şekilde, kendi amaçları için kullanım da dahil olmak üzere malın yasal ve fiziksel tasarrufunu vermek suret
iyle haklarının yeniden kazandırılması.
Tazminat: Herhangi bir tasarrufu kaybeden mal sahibi tam ve etkin tazminat talep edebilecek. Tazminat almayı seçen veya mallarına ilişkin hakları mülkiyet düzenlemeleri altında iade edilmeyen tasarrufu kaybeden mal sahipleri tam ve etkin tazminat alabilecek.
Tazminatın düzeyi ve ödenme biçimi: Tazminatın düzeyi, Mülkiyet Kurulu tarafından uluslararası standartlara göre belirlenecek ve tasarrufun kaybedildiği zamanki değerin kıyaslanabilir yerlerdeki gayrı menkul değerlerindeki artışa göre ayarlanması temelinde hesaplanacak. Tazminat, etkilenen malın Mülkiyet Kurulu’na devredilmesi karşılığında Tazminat Fonu’ndan hazırlanan tazminat bonoları şeklinde ödenecek.

HAKLARIN İADESİ ÜZERİNDEKİ KISITLAMALAR

Herhangi bir kurucu devletteki toplam toprak alanının ve konut sayısının en çok yüzde 10’una ve herhangi bir belediye veya köydeki toplam alanın ve konut sayısının en çok yüzde 20’sine ilişkin tasarruf hakları, diğer kurucu devletten gelen kişilere iade edilecek. Planda, büyükten küçüğe olmak üzere yaş sırasına göre öncelik tanınarak uygun talep sahiplerine haklarının iade edileceği, ancak bu kısıtlamaların 1974’te çoğunlukla Marunilerin yaşadığı köyler ve Karpaz bölgesindeki Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi ve Adaçay köyleri için geçerli olmayacağı belirtildi.

TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİNE KADAR EN FAZLA 6’ŞAR BİN ASKER
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Burgenstock’ta taraflara sunduğu son şekli verilmiş Kıbrıs planının güvenlik konularına ilişkin bölümünde, Türkiye ve Yunanistan’ın, Türkiye AB üyesi olana kadar, adada en fazla 6’şar bin asker bulundurabileceği belirtiliyor. Plana göre, Garanti Antlaşması’nın Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenine ek olarak, kurucu devletlerin to
prak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenini kapsayacağı belirtiliyor.
Bu anlaşmaya göre, tüm rütbeler dahil olmak üzere, her biri 6 bini aşmayan Yunan ve Türk birlikleri, Kıbrıs Rum Devleti’nde ve Kıbrıs Türk Devleti’nde konuşlandırılabilecek. Öte yanda
n plan, Türkiye’nin AB’ye girişiyle, tüm Yunan ve Türk askeri birliklerinin, Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye arasında aksine bir anlaşmaya varılmadıkça, Kıbrıs’tan çekilmesini de öngörüyor. Annan planı, Kuruluş Anlaşması’nın yürürlüğe konulmasının, BM Barış Gücü tarafından izleneceğini belirtiyor. BM Barış Gücü, federal hükümet her iki kurucu devletin onayını da alarak aksine karar alıncaya kadar adada kalacak.
BM’nin başkanlığında ve garantör güçler, federal hükümet, kurucu devletlerin temsilcilerinden oluşa
n İzleme Komitesi, Kuruluş Anlaşması’nın uygulanmasını izleyecek. Plan, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıs Türk askeri birliklerinin feshedilmesini ve sportif amaçlı ruhsatlı silahlar haricindeki tüm silahların yasaklanmasını da öngörüyor.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’
nin uluslararası askeri operasyonlara topraklarını açma konusunda, planda şu ifadeye yer veriliyor: “Kıbrıs, her iki kurucu devletten onay almadan, toprağını uluslararası askeri operasyonlara açmayacaktır. Bu konuda Türkiye Avrupa Birliği’ne girene kadar, Yunanistan’ın ve Türkiye’nin rızası da gerekli olacaktır.”

VATANDAŞLIK KOŞULLARI
Kofi Annan’ın Kıbrıs planının nihai şekli, tek bir Kıbrıs vatandaşlığının yanı sıra aynı zamanda Kıbrıs Rum kurucu devleti veya Kıbrıs Türk kurucu devleti iç vatandaşlık statülerinden birine sahip olunmasını öngörüyor. Planda, seçimlerde oy kullanmaya ilişkin olarak, Kıbrıslıların, federal seçimlerde iç kurucu devlet vatandaşlığı statülerine göre, kurucu devlet seçimleri ve yerel seçimlerde ise sürekli ikamet ettikleri yerde o
y verecekleri ifade ediliyor.
Hangi kurucu devlet vatandaşlığı statülerine sahip olunduğuna bakılmadan, tüm Kıbrıslılar için dolaşım özgürlüğü olacağının belirtildiği planda, sonradan Kıbrıs vatandaşı olabilme koşulları da sıralanıyor. Buna göre, sonradan
Kıbrıs vatandaşı olabilmek için vatandaşlığa kabul edilme veya kolaylaştırılmış vatandaşlığı kazanmak gerekiyor.
Vatandaşlığa kabul edilme, 18 yaş veya üzerinde olmayı, 4 yılı Kuruluş Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından olmak üzere Kıbrıs’ta kesint
isiz olarak en az 9 yıl sürekli ikamet etmiş olmayı, resmi dillerden birini bilmeyi ve güvenlikle ilgili bir yasağa tabi olmamayı veya cezai mahkumiyeti bulunmamayı öngörürken, kolaylaştırılmış vatandaşlık kazanmak için de Kıbrıs vatandaşı olan veya Kıbrıs vatandaşlığına kabul edilen kişilerle en az 2 yıldan bu yana evli olan eşlerin talebi gerekiyor. Vatandaşlık, Kıbrıs vatandaşlığı kazanmış kişilerin reşit olmayan çocukları tarafından otomatik olarak kazanılıyor.
Plana göre, Kuruluş Anlaşması yürürlüğe gi
rdiğinde de 1963’te Kıbrıs vatandaşlığına sahip olan herhangi bir kişiyle onun soyundan gelenler ve bu kişilerin eşleriyle adadaki her iki tarafın lideri tarafından verilecek ve eşlerle çocuklar dahil 45 bin kişiyi içerecek listede yer alan kişiler Kıbrıs vatandaşı olacak.
BM Genel Sekreteri Annan’a adadaki her bir tarafça sunulacak listede yer almak için şu kişiler müracaat edebilecek:
-18 yaşına basmadan önce en az 7 yıl ve son 5 yıl içinde en az 1 yıl Kıbrıs’ta sürekli ikamet etmiş olan 18 yaş veya üzeri
ndeki kişiler ve bu kişilerin Kıbrıs’ta sürekli ikamet eden reşit olmayan çocukları,
-Kıbrıs’ta kesintisiz olarak 7 yıldan fazla bir süre sürekli ikamet etmiş olan kişiler. Öncelik kaldıkları sürenin uzunluğuna bağlı olacak.

VATANDAŞLIĞI BELİRLEME KOŞULLAR
I
Annan planının nihai şekline göre, bir Kıbrıs vatandaşı, Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde Kıbrıs Rum kurucu devleti veya Kıbrıs Türk kurucu devleti bölgesinde ikamet ediyor olmasına bağlı olarak, ya Kıbrıs Rum kurucu devleti ya da Kıbrıs Türk kurucu devleti iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü kazanacak.
Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiğinde, aşağıdaki köylerden birinde yaşayan kişiler ise o tarihi izleyen 1 yıl içerisinde, diğer iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olmayı tercih edebi
lecekler.
Bu köyler şöyle sıralanıyor:
*
Maruni köyleri: Gürpinar, Özhan, Karpaşa ve Koruçam/Kormakiti
*
Mesarya köyleri: Pile, Yılmazköy ve Türkeli
*Dillirga köyleri: Günebakan, Yeşilırmak, Süleymaniye, Kurutepe, Gemikonağı, Madenliköy ve Erenköy
*Karpaz köyleri: Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi, Adaçay, Yeşilköy, Agios Therissos ve Ziyamet
Plan ayrıca, Kıbrıs dışında yaşayan Kıbrıs vatandaşlarının atalarının 1974 öncesinde Kıbrıs Rum veya Kıbrıs Türk toplumuna mensup olmalarına bağlı olarak ya Kıbrıs Rum kurucu devleti ya da Kıbrıs Türk kurucu devleti iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü kazanmalarını öngörüyor.
Yeni doğan çocuklar, otomatik olarak anne babalarının iç kurucu devlet statüsünü kazanırke
n, Kıbrıs vatandaşlığı kazanan kişiler, aynı zamanda, daha uzun süre ikamet ettikleri kurucu devletin iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olacak. Planda, bir kurucu devletin, Kuruluş Anlaşması’ndaki hükümlere uygun olarak kendi bölgesinde ikamet etmeyi seçen diğer devletten kişilere, kendi iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsünü vermek zorunda olmadığı belirtilirken, bir kurucu devletin, kendi bölgesinde yaşayan ama kendi iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip olmayan Kıbrıs vatandaşlarına siyasi haklar tanımak zorunda olduğu da ifade ediliyor.

SEÇİMLER
Kıbrıs vatandaşları, kurucu devlet ve yerel seviyedeki seçimlerle ilgili siyasi haklarını iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne bakılmadan, sürekli ikamet ettikleri yerde kullanacak. Federal seviyedeki seçimlerde ise tüm Kıbrıs vatandaşları, yine ikamet ettikleri yere bakılmaksızın, iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne göre oy kullanacak.
Herhangi bir Kıbrıs vatandaşı, kurucu devlet ve yerel seviyedeki seçimlerde, ikamet ettiği yerde oy
kullanma hakkını, ikametini orada tesis etmesini izleyen altı ay içinde elde edecek.

Papadopulos’tan ‘hayır’ sinyali

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan Planı’na “hayır” diyeceğinin ilk sinyalini Ada’ya dönüşünde verdi. Larnaka
AA

1 Nisan 2004— Papadopulos, “Onurlu bir uzlaşmaya varılması konusundaki çabalarımız sonuç vermedi. Baskılar uğruna halkımın çıkarlarını feda etmeyeceğim” dedi.

 


Larnaka Havaalanı’nda kalabalık bir grup tarafından karşılanan Papadopulos, İsviçre müzakerelerine iyi niyetle gittiğini ancak Türklerin uzlaşmazlığının orada da devam ettiğini öne sürdü.

’PLANIN RUHUNA AYKIRI DEĞİŞİKLİKLER’
Papadopulos, “Türk tarafı müzakerelerde planın ruhuna aykırı, kabul edilemez 11 ek değişiklik istedi. Birleşmiş Milletler de bunları kabul etti ve bir şekilde plana yerleştirdi” dedi. Annan Planı’nın son şekli üzerindeki değerlendirmelerin sürdüğünü belirten Rum lideri, kısa sürede görüşünü halkına açıklayacağını söyledi.
Papadopulos, New York’ta varılan mutabakata sadık ka
lacağını ve bu çerçevede Annan Planı’nı 24 Nisan’da halkoyuna sunacağını da sözlerine ekledi.

Erdoğan ve Karamanlis hemfikir’

Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Kıbrıs’ta Annan Planı’nın bütün tarafların temel çıkarlarını karşıladığı konusunda Türk ve Yunan liderlerinin aynı
görüşte olduğunu söyledi

Washington
NTV-MSNBC

2 Nisan 2004— McClellan, Beyaz Saray’da Bush’un liderlerle görüşmeleri hakkında bilgilendirme toplantısı düzenledi.

McClellan, gunluk brifinginde, Baskan George Bush’un,
Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Kıbrıs’taki gelişmelerle ilgili BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile görüştüğünü belirtti


Sözcü McClellan, “Liderler, Annan’ın planının, hiçbir tarafın bütün istediklerini alamadığı bir uzlaşma anlamına geldiği, ancak planın bütün tarafların temel çıkarlarını karşılaştığı konusunda anlaştı” dedi.

24 NİSAN KADER TARİHİ

Beyaz Saray sözcüsü McClellan, “Şimdi bu tarihi anlaşmanın kaderi, 24 Nisan’da çözüm konusunda iki tarafta düzenlenecek referandumlarda oy kullanacak olan Kıbrıslıların elinde. Başkan Bush da, onlara destek için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu vurguladı" diye konuştu.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da İsviçre görüşmelerinin ardından, Washington’ın, 15 Nisan’da Kıbrıs’a yardım için Avrupa’da düzenlenecek ön konferansta önemli mali katkı açıklayacağını bildirmişti.