|
Denktaş: 1 Mayısa kadar çözüm zor |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs sorunu konusunda Ankara ile aralarında tam bir görüş birliği olduğunu söyledi. |
|
|
Ankara
NTV-MSNBC |
26 Ocak 2004
Kıbrısta, her iki taraf tüm iyi niyetiyle çalışsa bile çözümün 1 Mayısa yetiştirilmesinin zor olduğunu söyleyen Denktaş, Önemli olan müzakerelerin başlamasıdır diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Ankara ile tam bir görüş birliği içerisinde olduklarını belirtti. Esenboğa Havaalanında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rauf Denktaş, Milli Güvenlik Kurulundan çıkan kararı da olumlu karşıladıkladını söyledi.
RUM KESİMİ GERÇEKLERİ DİKKATE ALMALI
Kıbrısta sağlam bir barış istediklerini ifade eden Denktaş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimini Kıbrıstaki gerçekleri dikkate almaya davet ediyoruz dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın ABD gezisi sırasında, Kıbrıs konusunun önemli bir yer tutacağına değinen KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Erdoğanın ABD gezisi dönüşünde yeni bir
durum değerlendirmesi yapılabileceğini söyledi.
ANLAŞMA OLMADAN REFARANDUM OLMAZ
Rauf Denktaş, anlaşma olmadan referanduma gidilemeyeceğini yineledi ve Anlaşmaya varırsak, anlaşmayı Meclise götürmek mecburiyetindeyiz. O zaman Meclisten referandum kararı çıkarılmasını isteyeceğiz dedi.
Kıbrısta her iki taraf tüm iyi niyetiyle çalışsa bile çözümün 1 Mayısa kadar yetiştirilmesinin zor olduğunu belirten Denktaş, Önemli olan müzakerelerin başlamasıdır diye konuştu.
DE SOTOYA ELEŞTİRİ
Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Sotonun herkesi hayal kırıklığına uğrattığını da sözlerine ekledi.
|
Gül: Denktaşla görüş ayrılığı yok |
|
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs konusunda Türkiyenin ortaya koyduğu pozisyonla ilgili olarak KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile bir görüş ayrılığı olmadığını söyledi. |
|
|
Ankara
NTV |
|
|
|
26 Ocak 2004 Gül, Bu iş, 1 Mayıstan önce, adanın gerçekleri üzerine Annan Planı da refarans alınarak çözülsün diye gayret sarfedilecek" dedi. |
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrısla ilgili dün yaşanan görüşme trafiğini değerlendirdi. Gül, Kıbrıs konusunda Türkiyenin yeni bir pozisyonu var. Ve bu bütün dünya tarafından gayet iyi anlaşılmıştır dedi. Bugüne kadar Türkiyenin uzlaşmayan taraf olarak göründüğünü hatırlatan Gül, son çalışmaların böyle olmadığını ortaya koyduğunu vurguladı.
RUM TARAFI DA GAYRET GÖSTERMELİ
Türk tarafının 1 Mayıstan önce adanın gerçekleri üzerine annan planı da refarans alınarak çözüm için gayret sarfedeceğini belirten Abdullah Gül, Ümit ediyoruz Rum tarafı da aynı karşılığı verir dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Annana önerdiği arabulucunun kuvvetli ve tarafsız bir isim olması gerektiğini
anlatan Dışişleri Bakanı, isim
konusunda ipucu vermedi.
|
Erdoğandan Annana daraltılmış metin önerisi |
|
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Davosta yaptığı görüşmede, daraltılmış bir metinle Kıbrıs sorununun çözümünde neticeye gitmenin çok daha isabetli olacağını dile getirdiğini söyledi. |
|
|
Atina
AA |
25 Ocak 2004
Erdoğan, Kıbrısta çözüm için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, ABDye giderken THYye ait Aydın uçağında gazetecilerle sohbet ederek, sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, 1 Mayısa kadar çözüm yetişecek mi? Binlerce sayfa var sorusuna şu karşılığı verdi: Evet binlerce sayfa. Bu daraltılmış metinle böyle bir adım da atılabilir.
Bunu da söyledik Sayın Annana, ama artık onların değerl
endirmesi... Bu noktada olay ne kadar detaylandırılırsa iş o kadar uzar. Aslolan adımlar atılırsa...
HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPSIN
Rumların masaya oturmamasını bir risk olarak görüp görmediğinin sorulması üzerine Erdoğan, dedikodular ile hareket edilmesinin yanlış olduğunu söyledi. Erdoğan, Türkiye garantör ülke olarak üzerine düşeni yapsın, KKTC üzerine düşeni yapsın... Bu konuda Denktaş, Talat ve Serdar Denktaş bu akşam çok iyi bir noktada MGKdan çıkan bildiri çerçevesinde hareket etmeye hazır olduklarını ifade ettiler diye konuştu.
TÜM DÜNYA KKTCYİ İZLİYOR
Bir gazetecinin, Yunan tarafı, Türkiyenin taktiği diyor sözleri üzerine Erdoğan, şöyle konuştu: Burada samimiyetimizi ortaya koyalım. Ortada 1 Mayıs süreci var. Tabii Kıbrıs Rum Yönetiminin 1 Mayıs ile ilgili bir tedirginliği yok. Fakat burada KKTCnin atacağı adımı AB takip ediyor, bütün dünya takip ediyor.
KKTCnin atacağı olumlu adımları tüm dünyanın, ABnin görmesi lazım. Türkiye olarak biz de, garantör ülke olarak bu konudaki hassasiyetimizi ortaya koymamız lazım. Davosta olsun, Sayın Romano Prodi ile yaptığımız görüşmede olsun bunları dile getirdik. Prodi ise ne yapmam gerekiyorsa yapmaya hazırım dedi.
Başbakan Erdoğan, bir başka soruyu yanıtlarken de Annana götürdüğü arabuluculuk konusundaki önerinin, BM Genel Sekreteri tarafından olumlu karşılandığını belirterek, Sayın Annanın aynı zihniyeti karşı taraftan da görürsek kolaylaşacağı istikametinde görüşü oldu dedi.
ERDOĞANDAN NEWSWEEKE DEMEÇ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Iraklı Kürtlerin Kerkükte attığı adımların sağlıklı olmadığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, Amerikan Newsweek dergisine verdiği demeçte, Irak, Kıbrıs, Avrupa Birliği konularındaki soruları yanıtladı. Erdoğan, Irakta etnik veya dini esaslara dayalı federal bir yapı sağlıklı olmayacaktır. Bu durum, Suriye, İran ve Türkiyeyi rahatsız edecektir dedi.
Kıbrıs sorununda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan Planına dayalı ilerlemeye hazır olup olmadığı sorusuna Erdoğan, Annan Planını referans noktası alarak iyi niyetimizi gösteriyoruz. Biz, kalıcı bir çözümün taraftarıyız karşılığını verdi.
Bazı Avrupa ülkelerinin, Türkiyenin Avrupa Birliği üyeliğine karşı olduğunun belirtilmesi üzerine Erdoğan, Türkiyenin, Avrupa Birliğinin bir parçası olmak istediği kadar, ABnin de Türkiyeyi bu birlik içinde görmek istemesinin gerektiğini bildirdi. Erdoğan, Eğer AB, medeniyetlerin buluştuğu bir yer olmak istiyorsa Türkiyeyi almalı dedi.
Gül: Kuvvetli bir arabuluyuca önem veriyoruz
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta çözüm konusunda Türkiye'nin tutumunun dünya tarafından artık daha iyi anlaşıldığını kaydetti.
Gül, Bakanlığa gelişinde gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Gül, arabulucu konusunda konuşmak için erken olduğunu
belirterek, "Türkiye'nin yeni bir pozisyonu var, bu da gayet iyi algılanmıştır bütün dünya tarafından. Şimdiye kadar uzlaşmaz bilinen herşeye hayır diyen sanki Türkiye gibi bir manzara vardı, ama bu son çalışmalarla ortaya çıktı ki bu böyle değildir" dedi. Gül, Ada da çözümün 1 Mayıs'dan önce gerçekleşmesi için büyük bir gayret gösterdiklerini belirterek, "Ada'nın gerçekleri üzerine Annan Planı'nı referans alarak bir çözüm için uğraşılacak. Ümit ediyoruz ki Rum tarafı da aynı karşılığı verir" dedi.
Gül, çözüm sürecinin hızlandırılması için çok kuvvetli ve tarafsız bir kişinin devreye girmesinin Türkiye'nin çok önem verdiği konulardan biri olduğunu belirtti. Bakan Gül, isim konusunda, "Şimdilik bir şey söylemeyeyim, ama kuvvetli katkısı olacak bir isim muhakka ki Türkiye'nin terhicidir" diye konuştu.
KKTC YÖNETİMİ DE HEM FİKİR
Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın da ortaya çıkan son tutumu desteklediklerini kaydetti. Gül, çalışmaların tüm tarafların istişaresiyle devam edeceğini bildirdi. Gül, konuyla ilgili olarak geniş bir mutabakat olduğunu vurguladı.
Gül, ABD'nin Yunanistan'ı, "Rum tarafına çözüm için teşvik etmesi" yönünde uyardığı haberlerini doğruladı. Gül, bu uyarının Türkiye tarafından takdirle karşılandığını kaydetti. "Herşey sadece Türk tarafından beklenmemelidir" diyen Gül, Rum tarafının da üzerine düşeni yapması halinde çözüm ümidinin doğacağını belirtti.
Suriye ve İsrail arasında Türkiye'nin arabuluculuk yapması konusuna ilişikin olarak ise Gül, bir süredir bu konuda çalışmalar olduğunu anımsattı. Gül, "Türkiye bölgenin önemli bir ülkesi olarak, komşularıyla çok iyi ilişkiler içerisinderdir. Komşularının karşı karşıya kaldığı problemleri çözmekte de katkı yapmayı arzu etmektedir.
Bununla ilgili perde arkasında bir çok çalışmalar da yapılmıştır" dedi. Gül, önümüzdeki günlerde Türkiye'nin bölgedeki bütün sorunların çözümünde katkısının daha çok olacağını ümit ettiğini ifade etti.
MILLIYET 26/01/2004
Denktaş: İşi biz bozmayız
AHMET ERHAN ÇELİK Ankara
Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) Kıbrıs sorunuyla ilgili "devlet perspektifini ilan etmesi"nin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş müzakere sürecinin "toplumsal ayaklarını örmeye" başladı. Denktaş, toplumsal uzlaşmayı "temel hedef", "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışının müzakere öncesinin temel şartı ilan edecek. Denktaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmeden önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetimiyle bir araya geldi. Denktaş'ın talebi üzerine gerçekleşen görüşme Pembe Köşk'te yapıldı. TOBB heyetini dinleyen Denktaş, Kıbrıs'ta çözüm süreciyle ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
MGK'nın "da" eki: MGK'nin önceki gün yayınladığı Kıbrıs bildirisinde yer alan Annan Planı'nın "da" referans alınacağına ilişkin ifade, "işi bozan biz olmayacağız" anlamına geliyor. Müzakere sonunda adı Annan Planı olsa bile ortaya başka bir şey çıkacak.
Çatlak ses çıkmamalı
Toplumsal uzlaşma: Kıbrıs müzakereleri başladıktan sonra Türk tarafından çatlak ses çıkmaması çok önemli. Hangi çerçevede olursa olsun, toplumsal uzlaşma sağlanmadan masaya oturulması, Kıbrıs'ın kaderine olumsuz etkide bulunur. Bundan sonra tartışmaların kamuoyu önünde değil, devlet birimleri arasında sonuçlandırılması gerekiyor.
ABD'deki görüşmeler kritik: Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush ile yapacağı görüşme, Kıbrıs sorununun çözüm çizgisini belirgin hale getirecek. ABD'nin alacağı tavır, müzakere, yöntem ve üslupta belirleyici olacak.
MILLIYET 26/01/2004
'Lozan gibi çözelim'
ABD yolun
da soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, BM Genel Sekreteri'ne "Kıbrıs'ta çözüm konusunda, Annan Planı'nın tüm metni yerine daraltılmış metin önerdim" dedi
UTKU ÇAKIRÖZER, ELÇİN ERGÜN
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, Kıbrıs'ta çözüm için Annan Planı'nın tüm metni yerine, daraltılmış bir versiyonunun müzakere edilmesini önerdiğini söyledi. Erdoğan, "Cumhuriyeti 100 maddelik Lozan Antlaşması'yla kurduk. Ama burada işin tamamını çözelim diye binlerce sayfa var" dedi.
ABD'ye giderken uçakta soruları yanıtlayan Erdoğan, "Kıbrıs'ta çözüm 1 Mayıs'a yetişir mi?" sorusuna, "Annan Planı binlerce sayfa. Annan'a, 'Daraltılmış bir metinle, süratle neticeye varmak daha isabetli olur' dedim. Tabi onlar görüşmede bütün işi bitirelim niyetindeler. Bu noktada olay ne kadar detaylandırılırsa iş o kadar uzar" yanıtını verdi.
Karar Annan'ın
"Yeni arabulucu" için önerilen "tarafsız" sıfatını ABD'nin taşıdığını söyleyen Erdoğan, asıl arabulucunun Annan olduğunu belirterek, "Ama programı yoğun. Mevcut isimler de yıprandı. Annan'ın vekalet vereceği ya da görevlendireceği siyasi ağırlığı olan tarafsız ülkelerden bir kişinin seçilmesini tavsiye ettim" diye konuştu. Erdoğan dün görüştüğü ve "yeni arabulucu" için olumlu yanıt aldığı KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a da, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın ismini önerdi. Erdoğan uçakta, "yeni arabulucu Powell mı?" sorusuna, "Kararı Annan verecek" yanıtını verdi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de bu öneriyi, ABD seyahatinde Powell'a iletmesi bekleniyor.
Annan'ın, "Türkiye'nin gösterdiği iyi niyeti Yunan tarafı da gösterirse iş kolaylaşır" dediğini ifade eden Erdoğan, çözüm için, "Ben artık bardağın boş tarafıyla uğraşmak istemiyorum" diye konuştu. Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki taktiğini de anlatan Erdoğan, "KKTC'nin atacağı olumlu adımları dünyanın görmesi lazım. Garantör ülke olarak Türkiye bu konudaki samimiyetini ortaya koyup süreci yakından takip ettiğini gösterecek. Üzerine düşeni yapacak" dedi.
Ankara'da Kıbrıs trafiği
ABD'ye hareketinden önce Denktaş, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'la yaptığı görüşmesini de değerlendiren Erdoğan, "İyi bir noktada ve MGK'dan çıkan bildiri doğrultusunda hareket etmeye hazır olduklarını ifade ettiler" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Erdoğan'ın ardından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le de görüştü. Görüşmenin ardından Köşk'ten yapılan açıklamada, "İki Cumhurbaşkanı, BM müzakere süreci çerçevesinde sorunun çözümüne yönelik temel tutum ve ilkeler konusunda anlayış birliğini memnuniyetle not etmişlerdir" denildi. Sezer, Denktaş'ın ardından Erdoğan ve Gül'ü de kabul etti.
Erdoğan rötarlı gitti
ÜMİT BEKTAŞ
Erdoğan, ABD gezisine Ankara'daki Kıbrıs zirveleri nedeniyle geç başladı. Esenboğa Havalimanı'na planlanandan 1.5 saat geç giden Başbakan, dün akşam THY ait özel bir uçakla New York'a uçtu. 180'i aşkın işadamı, 100'e yakın gazeteci ve 5 bakanın katılacağı 8 günlük gezi için Erdoğan, 8 takım elbise götürdü. Erdoğan, Bakan Ali Babacan'ın geç kalması üzerine de 15 dakika uçakta bekledi. ABD gezisinde gelin Reyyan Erdoğan da, kayınvalidesinin Laura Bush'la yapacağı görüşmeye katılacak.
MILLIYET 26/01/2004
'Rumlara baskı yapın'
ABD Dışişleri Bakanı Powell, dün Gürcistan'a uçarken Papandreu'yu aradı ve 'Rumları çözüme zorlamasını' isted
i
DIŞ HABERLER SERVİSİ
Adı, başlaması beklenen Kıbrıs görüşmeleri öncesinde Türkiye'nin önerdiği "yeni arabulucu" formülü çerçevesinde gündeme gelen ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Yunanistan Dışişleri Bakan Yorgo Papandreu'yu telefonla arayarak, Kıbrıs sorununun çözümü için Rum Kesimi'ne, baskı yapmasını istedi.
Papandreu ise Powell'a yanıt olarak "Annan ön şart sürmesin yarın müzakerelere başlamaya hazırız" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Panos Beglitis'e göre, Papandreu telefon görüşmesinde Powell'a Atina ve Rum Yönetimi'nin özellikle Annan'ın planı referanduma sunmak için önceden yükümlülük altına girmelerini istemesi şartından rahatsız olduğunu belirtti.
'Türkiye cesaret verici'
ABD Dışişleri Bakanı Powell, dün, Gürcistan'ın yeni Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili'nin yemin törenine katılmak üzere Gürcistan'ın başkenti Tiflis'e giderken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Yunanistan'dan, Kıbrıs Rum Yönetimi'ne çözüm için baskı yapmasını talep ettiğini söyledi. Powell, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'yu uçaktan telefonla aradığını ve Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki "açılımı" üzerine, Atina'nın, Rumların esneklik göstermelerini sağlamasını istediğini bildirdi. Türk hükümetinin yaklaşımını "cesaret verici" bulduğunu belirten Powell, ABD yönetiminin, Kıbrıs sorunuyla ilgili bütün tarafların, 1 Mayıs'a kadar sorunun çözümü için çaba harcadığından emin olmak istediğini vurguladı.
MILLIYET 26/01/2004
ABD, Kıbrıs sorununda devrede
Başbakan Erdoğan, geçen hafta Davosta görüştüğü Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annandan Kıbrısta yeni bir arabulucu talep etmesinin ardından, Başkan Bushla yaptığı görüşmeden bu yönde olumlu bir adım çıktı. Washington
NTV-MSNBC
28 Ocak 2004
ABD Başkanı, Dışişleri Bakanı Powellı Kıbrıs konusunda görevlendirdiğini açıkladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George Bushla Oval Ofiste yaklaşık yarım saat süren bir görüşme yaptı. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak açıklamada Başkan Bush, Washingtonın, Irakın toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetini vurguladı. Ayrıca, Türk hükümetinin Kıbrısta çözüm ve terörle mücadele konusundaki çabalarını ve kararlılığını övdü. Başbakan Erdoğan da görüşmede ağırlıklı olarak, terörle mücade ile Irak ve Kıbrıs konularının konuşulduğunu söyledi.
ABD BİZZAT DEV
REDE"
Başbakan Erdoğan, Beyaz Saraydan sonra oteline geçerek bir basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, ABDnin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bizzat devreye girdiğini söyledi. Erdoğan, Başkan Bushun, Dışişleri Bakanı Colin Powellı, BM Genel Sekreteri Annanla görüşmek üzere özel olarak görevlendirdiğini açıkladı. Başbakan, Irak konusunda da, Washington ve Ankaranın aynı stratejik vizyonu paylaştığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George Bushla yaptığı görüşmeyi bu sözlerle özetledi. Görüşmenin bir numaralı gündem maddesi beklendiği gibi Kıbrıs oldu. Başbakan, ABDnın bu konuda bizzat devreye girdiğini açıkladı.
Erdoğan, Powell, Annanla görüşme yapacak. Müzakere sürecenini başlaması için ellerinden geleni yapacaklar. Yanımızda Powella talimat verdi dedi. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Annanla yapacağı görüşmenin ardından, Washingtonda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gülle de biraraya gelecek.
ARABULUCU DEĞİL, KOLAYLAŞTIRICI
Başbakan Erdoğan, Colin Powell kıbrıs konusunda arabulucu mu? olacak sorusuna şu yanıtı verdi:
Böyle bir görevi verme yetkisi genel sekretere ait. Ben bu göreve kolaylaştırıcı görev diyorum. Onlar da bu konuda gereken yardımı verecekler.
Görüşmede ele alınan bir diğer gündem maddesiyse Iraktı. Erd
oğan, Irak konusunda ABDyle işbirliğimizi güçlendirerek tek ve birlik içinde bir Irakın yaşaması için çabalarımız sürecek dedi.
GÜL, BAŞBAKANA NOT YAZDI
Beyaz Saraydaki randevuda Kuzey Iraktaki PKK varlığı da gündeme geldi. Erdoğan, bu konudaki soruları yanıtlarken, Dışişleri Bakanı Gül sufle vermeye çalıştı. Başbakanın koluna dokunarak dikkatini çekmeye çalışan Gül, sesini duyurmayı başaramayınca çareyi Başbakana not yazmakta buldu.
Başbakan, kopyayı uygun biçimde aldı ve Dışişleri Bakanı Gülün sufle vererek iletmeyi başaramadığı notu, kağıttan okuyarak soruyu yanıtladı. Erdoğan, ABDnin PKK/KADEK konusunda asla taviz vermeyeceğini ve Türkiye ile müşterek çalışma içinde olacaklarını belirtti
TÜRKİYENİN AB ÜYELİĞİ
Görüşmede ele alınan bir diğer önemli başlıksa Türkiyenin AB üyeliği oldu. Erdoğan, Başkan Bushun Türkiyenin Arupa Birliği adaylığını kuvvetle desteklediklerini teyit ettiğini belirtti. Bushun, Haziranda NATO zirvesi için İstanbula geleceğini anımsatan Erdoğan, ABD Başkanının burad
an Ankaraya geçeceğini söyledi.
Öte yandan, Erdoğanın basın toplantısını izleyen tek haber televizyonu NTVydi
|
ABDden Rumlara uzlaşma çağrısı |
|
|
Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Kıbrısta Türk tarafının çözüm için kararlı tutum sergilemesinden duyulan memnuniyeti dile getirirken, Rumlara da çözüm yönünde siyasi irade göstermeleri yönünde çağrıda bulundu. |
|
|
Washington
AA |
|
|
|
28 Ocak 2004 Scott McClellan, böylece 1 Mayıs 2004 tarihinde birleşmiş bir Kıbrısın ABye katılması için bir çözüme ulaşılabileceğini kaydetti. |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Beyaz Sarayda ABD Başkanı George Bush ile öğle yemeği yediği sıralarda basına konuşan Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, ABD yönetimi tarafından ilk kez taraflar gibi yuvarlak bir ifade yerine, doğrudan Rum tarafına çözüm yönünde siyasi irade göstermesi çağrısını dile getirmiş oldu.
Scott McClellan, Kıbrıs konusundaki bir soru üzerine, Zaten Başbakan Erdoğan ve Başkan Bushun Oval Ofiste doğrudan kendi açıklamalarını duydunuz. ABD, çözüm yönünde ilerleme sağlanmasına yardımda kararlıdır.
Başbakan Erdoğan Davosta Annan planına dayalı bir çözüm bulunmasına yönelik güçlü irade sergiledi. Annan planı adil ve dengeli bir yaklaşım ve biz bunun Kıbrısta bütün tarafları
n çıkarına olduğuna inanıyoruz dedi.
McClellan, Aynı şekilde Kıbrıslı Rum dostlarımızı da, Kıbrısta belli bir tarihte referanduma gidilecek şekilde çözüm çabalarını sonuçlandırmada anlaşmaya çağırıyoruz diye konuştu.
Annan: Çözüm için iki ayınız var
DI
Ş HABERLER SERVİSİ
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs takvimini öne çekerek, anlaşmaya mart sonuna kadar ulaşılması gerektiğini belirtti. Brüksel'de AB Komisyonu üyeleri ile görüşmesinden sonra Komisyon Başkanı Romano Prodi ile ortak basın toplantısı düzenleyen Annan, bu sayede eşzamanlı olarak nisan ayında referanduma gidilip 1 Mayıs tarihinden önce sonuca ulaşılacağını söyledi.
Annan basın toplantısında, "Davos'ta, Başbakan Erdoğan ile çok cesaretlendirici bir görüşme yaptım. Erdoğan, bana ülkesinin müzakerelere hazır olduğunu belirtti. Bu iyi bir karar. Bana bazı öneriler getirdi, bunları ciddi bir şekilde inceliyorum" dedi.
Annan, Rum Kesimi lideri Tassos Papadopulos, Yunan yöneticiler, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Türk tarafı ile görüştükten sonra müzakerelere tekrar başlama zamanı gelip gelmediğini kararlaştıracağını söyledi. Annan şöyle devam etti: "Herkes, bu sürecin 1 Mayıs'a kadar tamamlanması gerektiğini anlamalıdır. Eğer bu soruna 1 Mayıs'tan önce çözüm bulunması gerçekten isteniyorsa fazla zaman kalmadı. Öngörülen takvim çerçevesinde, müzakere ve plan değişiklikleri için zaman gerekecek. Bazı alanlarda uzlaşma olmazsa ben çözüm bulma sorumluluğunu üstlenmeyi deneyeceğim. Mart sonunda bir uzlaşma ideal olur, iki tarafta da aynı anda referandum düzenlenerek 1 Mayıs tarihine ulaşılabilir."
MILLIYET 29/01/2004
Sıra AB jestinde
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde oybirliği ile kabul edilen Kıbrıs raporunda, Kıbrıs'ta çözümü kolaylaştırmak amacıyla Türkiye'ye tam üyelik müzakerele
ri için net garantiler verilmesi istendi
GÜVEN ÖZALP Strasbourg
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) bugüne kadar hazırlanan en olumlu ve dengeli Kıbrıs raporunu onayladı. Macar parlamenter Matyas Eörsi, tarafından hazırlanan rapor ve buna bağlı karar oybirliğiyle onaylanırken, Kıbrıs'ta ilgili tüm taraflara cesur ve somut önerilerde bulunuldu.
Rapor, Avrupa Birliği'ne (AB) yönelik olarak yaptığı bir çağrıyla da Türkiye açısından ayrı bir önem kazandı. Rapor, AB'ye Türkiye'ye tam üyelik müzakerelerine başlama konusunda daha net garantiler vermesi çağrısında bulundu. AKPM, bu durumda Kıbrıs sorununun çözümünün kolaylaşacağı mesajını verdi.
Son gelişmeler ışığında Kıbrıs sorunu konusundaki sürece olumlu katkı yapmayı amaçlayan ve tüm tarafları memnun etme çabası içinde yazılmış olan Eörsi raporu, bugüne kadar AKPM'de gündeme gelen Kıbrıs raporları arasında Türkiye açısından olumlu yanları olumsuz yanlarını gölgede bırakan ilk belge olma özelliği taşıyor. Murat Mercan başkanlığındaki Türk parlamenter heyetinin uzlaşı çabalarının olumlu sonuç vermesiyle nihai halini alan kararda, taraflara yapılan çağrılar arasında özellikle AB ve Rum tarafına yapılan çağrılar öne çıkıyor.
Türkiye'ye net garanti
Belgede, Kıbrıs sorununa çözümün bir kriter olmadığına vurgu yapılırken, Kopenhag kriterlerinin tamamlanması gerektiğine de atıfta bulunularak, "Türkiye'nin Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik olumlu katkısının cesaretlendirilmesi açısından Birlik tarafından müzakerelerin başlamasına yönelik olarak Türk yetkililere net garantiler verilmesinin yaratacağı etkilerin" AB tarafından değerlendirilmesi isteniyor. AB'ye yapılan diğer çağrıları ise Kuzey'in Birliğe daha fazla yakınlaştırılması ve Kuzey mallarının AB pazarlarına girişinin kolaylaştırılması oluşturuyor.
Görüşmelere başlayın
AKPM, Rum Yönetimi'nden Annan Planı temel alınarak görüşmeleri başlatma ve 1 Mayıs'tan önce çözüm bulunması konusundaki isteğini teyit etmeye devam etmesini istiyor. Rum tarafını egemen güç olarak gösterecek ya da Türk tarafınca tehdit olarak algılanabilecek yaklaşımlardan kaçınma çağrısında bulunan belgede, Rum Yönetimi'ne yönelik olarak iki toplum arasındaki temas ve mal değişiminin önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulunuluyor.
Anlayış gösterin
KKTC'ye de şu ana kadar reddedilen mülkiyet hakkı, yerlerinden edilmiş kişilerin geri dönmesi gibi hassas konular da dahil olmak üzere görüşmeler sırasında Rum tarafının endişelerine anlayış gösterilmesi, ayrı bir egemen devlet kurulması politikasından vazgeçilmesi gibi çağrılarda bulunuluyor.
Askerleri çekin
Eörsi raporunda Türkiye'ye yönelik olarak yapılan en önemli çağrıysa bir iyi niyet gösterisi olarak Ada'da bulunan askerlerinin önemli bir bölümünü çözüm öncesinde çekmesi oluşturuyor. Ankara'ya Rum Yönetimi'yle ilişkileri geliştirme çağrısında da bulunuluyor. AKPM tarafından onaylanan rapor ve kararın herhangi bir bağlayıcılığı yok, ancak gerek AB gerekse diğer uluslararası kuruluşlar açısından referans belge olması açısından ve siyasi irade beyanı olarak algılanması nedeniyle önem taşıyor.
Rum liderin Erdoğan yorumu
'Öneriler halkla ilişkiler adımı'
Strasbourg Milliyet
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını, "halkla ilişkiler girişimi" olarak tanımladı. Papadopulos, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çağrıda bulunması halinde görüşmelere şartsız olarak başlamaya hazır olduklarını söyledi.
Ankara'nın gündeme getirdiği önerilerin Annan Planı'na uygun olmadığını söyleyen Papadopulos, "Şu ana kadar edindiğimiz bilgiler ışığında bu önerilerin Annan Planı'ndan tamamen farklı, epayrı bir paket oluşturduğunu söyleyebilirim" dedi.
Papadopulos, Türk heyeti başkanı Murat Mercan'ın Türkiye'nin açılımları ile ilgili sorusunu, "Erdoğan tarafından yapılan açıklamalar çelişkili ve kafa karıştırıcı nitelikte. Erdoğan, ana unsurları göz ardı edip kısa bir planın referanduma götürülmesinden, bir çerçeveden bahsediyor. Bu bir halkla ilişkiler girişimidir. Bu geriye doğru bir adımdır. Annan Planı'nın referans olarak alınması başka, temel alınması başka bir şeydir" şeklinde yanıtladı.
MILLIYET 29/01/2004
'Kıbrıs'ın çözülmesini istemeyen ülkeler var'
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs sorununun çözümünün sadece Türkiye'ye bağlı olmadığını söyledi. Verheugen, ''Belki bugüne kadar düşündüğümüzün tersine Türkiye değil, başka ülkeler Kıbrıs sorununun çözümünü istemiyordur'' dedi.
Brüksel'den yayın yapan "abhaber.com" sitesi, Verheugen'in, Alman Federal Meclisi'nin AB İşleri Komisyonu'nda yaptığı konuşmayı aktardı. Türkiye'nin AB üyeliğindeki süreçlere değinen Verheugen, Türklerin kararlı oldukları takdirde çok verimli olabildiklerini söyledi.
Verheugen, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda önündeki en büyük engelin Kıbrıs sorunu olduğunu belirterek, ''Kıbrıs sorununun çözümü, Türkiye için yerine getirilmesi gereken bir kriter değildir, ancak üye adayı bir ülkeyi tanımayan diğer bir üye adayı ülkeyle müzakerelere başlanması zor görünüyor'' ded
i.
"BAŞKA ÜLKELER KIBRIS SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜ İSTEMİYOR OLABİLİR"
Buna rağmen Kıbrıs sorununun çözümünün sadece Türkiye'ye bağlı olmadığına dikkati çeken Verheugen, ''Belki bugüne kadar düşündüğümüzün tersine Türkiye değil, başka ülkeler Kıbrıs sorununun çözümünü istemiyordur'' ifadesini kullandı.
Kıbrıs sorununa yeni bir dinamizm kazandırmaya çalıştıklarını kaydeden Verheugen, Türkiye'nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell gibi ikinci bir kişiyi arabulucu olarak devreye sokma şeklindeki görüşünü benimsemediğini söyledi.
Kıbrıs sorununu, AB'ye yeni üyelerin alınacağı Mayıs'a kadar çözmek istediklerini, ancak bunun kesin olmadığını ifade eden Verheugen, takvime göre Mart ayı sonunda görüşmeleri tamamlamanın ve Nisan ayı ortalarında bu konuda halkoylaması yapılmasının öngörüldüğünü dile getirdi.
HURRIYET 29/01/2004
Kıbrıs'ta arabulucu yerine kolaylaştırıcı
Kasım CİNDEMİR WASHINGTON
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ta müzakere sürecinin başlatılması için, ABD'nin devreye girmesini istedi. Başkan Bush da, Powell'a, "devreye gir" talimatı verdi.
BUSH-Erdoğan görüşmesinde en ağırlıklı gündemi Kıbrıs konusu oluşturdu. Erdoğan, sorunun çözümü konusunda attıkları adımlara ilişkin
Bush'a bilgi verdi. Annan planını referans alarak müzakereye hazır olduklarını vurgulayan Erdoğan, Başkan Bush'tan, ABD'nin devreye girerek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan müzakere sürecini bir an önce başlatması konusunda yardım da istedi. Erdoğan, Rum kesiminin AB üyeliğinin gerçekleşeceği 1 Mayıs'a az süre kaldığını da anımsatarak, Rum ve Yunan tarafının müzakere masasına oturmalarının sağlanması konusunda desteğini istedi. Erdoğan'ın, Bu iş artık bitsin. Biz bu konuda iyiniyetliyiz. Aynı iyiniyeti karşı taraf da gösterirse bu sorun çözülebilir sözleri, Bush'tan da olumlu yankı buldu.
Bush, Türk tarafının beklentisinin aksine, sorunun çözümünde arabulucu değil, kolaylaştırıcı rol oynayacak bir adım atarak, görüşmede hazır bulunan Dışişleri Bakanı Colin Powell'a Annan
ile görüşerek, yardımcı olması talimatını verdi. Bush, Türkiye'nin çözüm konusunda attığı adımlardan da övgüyle sözetti. Erdoğan da, Bush'a, Rum tarafının atacağı her adımdan bir adım önde olacakları güvencesini verdi ve dolaylı olarak çözüme yardımcı olmaları konusunda Rum ve Yunan tarafına baskı uygulamaları talebini de aktardı.
Başkan Bush, görüşmede, Türkiye'nin AB adaylığına tam destek verdiklerini de söyledi. Başbakan Erdoğan da, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin AB ülkeleriyle ilişkilerinin çok iyi bir noktada bulunduğunu, sadece bir ülkeninin tereddütlerinin bulunduğunu, ancak Aralık ayında müzakere tarihi alması konusunda çok iyimser olduklarını vurguladı.
HURRIYET 29/01/2004
ABD devrede
Murat Yetkin
Türk heyeti dün
iki konuya yoğunlaştı ve sonuç aldı: Irak ve Kıbrıs.
29/01/2004 RADIKAL
WASHINGTON - Başbakan Erdoğan, dün Beyaz Saray'da ABD Başkanı Bush ile görüşmesinden istediğini aldığını söylüyor; özellikle de Kıbrıs için. Görüşmede Erdoğan, Türkiye'nin 1 Mayıs 2004'e kadar Kıbrıs'ta bir çözüme varmak için elinden geleni yapmakta samimi olduğu konusunda Bush'u ikna etmiş görünüyor. Aksi halde Bush, yanında duran Dışişleri Bakanı Powell'e, hemen orada konuyla ilgilenmesi talimatı vermezdi. Powell, Türkiye'nin Kıbrıs
konusunda süreci hızlandırdığı son iki haftadır etkin arabulucu, ya da İngilizcesiyle "facilitator", kolaylaştırıcı olarak Kıbrıs konusunda devreye girmesini istediği isim. Ancak Bush'un Powell'dan konuyla ilgilenmesini istemesi, Powell'ın arabulucu olduğu anlamına gelmiyor. Zaten Amerikan kaynakları, konu gündeme geldiğinden beri, böyle bir çaba içinde olabileceklerini ama Birleşmiş Milletlerin Kıbrıs konusundaki rolünü perdelemek istemediklerini söylüyorlardı. Dün bu konuyu Başbakan Erdoğan da kolaylaştırıcı atanacaksa, "Atamayı Genel Sekreter Annan yapacak" sözleriyle dile getirdi.
ABD Başkanının Erdoğan'ın anlattıklarına, samimiyetine ikna olduğu, yalnızca Powell'a Türk heyetinin önünde görev vermesiyle değil, Powell'ın bu konuda hemen harekete geçmesiyle de anlaşılabilir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün verdiği bilgiye göre, Powell Annan'ı hemen arayarak bugün için randevu almış. Burada ABD'nin Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki son çabalarını teşvik etmeye karar verdiğini de söyleyecek. Ayrıca muhtemelen birkaç gündür ABD yetkililerinin her düzeyde yaptığı gibi, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafını da Kıbrıs'ta bir an önce müzakerelere başlanıp sonuç alınması yolunda ikna etmeye çalışmasını isteyecek. Nitekim daha Bush Erdoğan görüşmesinin dumanı üzerindeyken Beyaz Saray sözcüsü tarafından yapılan açıklamada Rum tarafından da Türkiye'nin adımlarına karşılık vermesinin beklendiği söylendi. Eğer Annan da bu duruma ikna olursa, Powell'dan devrede olmasını isteyebilir ve o zaman Powell'ın resmen
"kolaylaştırıcı olmasından söz edebiliriz. Yani artık gözler Kofi Annan'da.
Bugün, PowellAnnan görüşmesi ardından Gül'ün de Powell ile görüşmesi ve ortaya çıkan durumu değerlendirmesi de söz konusu.
Her halükarda sürecin hızlanması demek. Bu süreç sonunda Annan planının tamamında anlaşma sağlanmasa bile, Türkiye'ye AB baskısının kalkacağı ve çözümün yakınlaşacağı anlamına geliyor.
Kıbrıs konusunda 8 Ocak'ta Çankaya Köşkü'nde yapılan zirve toplantısı ardından sürecin Türkiye'nin inisiyatifine geçmeye başladı. Bu durum Ankara açısından gerçekten önemli. Çünkü Kıbrıs'ın çözüm yoluna girmesiyle Türkiye, Türk dış politikası Kıbrıs'ta değişmezlik politikasını savunmaya harcadığı çok büyük enerjisini, Ortadoğu barışı, Irak, Kafkaslar ve enerji koridorları gibi çok daha verimli alanlara yönlendirme fırsatı da yakalamış olacak.
Dünkü görüşmelerde Irak konusunun da Kıbrıs'la birlikte ciddi ağırlık taşıdığı anlaşılıyor.
Başbakan Erdoğan, Irak'ın toprak bütünlüğü ve etnik temelde bir federasyonun zararlı olacağı konusunda ABD Başkanı ile "aynı siyasi iradeye sahip olduklarını" söyledi. Kerkük ve Musul'un statüsü gibi ayrıntılara ise hiç değinmediklerini açıkladı. Burada, Amerikalıların daha önce yaptıkları, Irak'ta kendi işlerini zorlaştırıcı konuları görüşmede öne çıkarmama telkininin Türk heyetince dikkate alındığını düşünmek mümkün.
PKK ya da en son ismiyle KongreGel'in yasadışı ilan edilmesine gelince. Bilindiği gibi ABD Dışişleri bundan on gün kadar önce KongraGel'in de tıpkı daha önce KADEK'in olduğu gibi, terörist örgütler listesine dahil edildiğini açıklamıştı. Ancak bu kez açıklamayı, ABD'nin Irak'taki valisi Paul Bremer, Bağdat'ta yapıyor ve açıklamada "Irak'ta terörist hiçbir örgüte yer bırakılmayacağını" açıklıyor. Görüşmede Türk heyetine , bu açıklamanın ABD'nin PKK ile mücadelede samimiyetinin bir göstergesi, bir iyi niyet jesti olarak kabul edilebileceği söylenmiş. Dünkü görüşmeler, Türkiye'nin 'PKK'lıların silahları ve örgütleriyle Türkiye, İran ya da Suriye'ye geçmelerinin teşvik edilmesini değil, silahsızlandırılıp teslime ikna edilmesini istiyoruz' talebinin ABD tarafından dikkate alındığını da gösteriyor. Bununla birlikte yarın Kandil dağının bombalanmaya başlaması türünden bir gelişme beklemek akılcı değil. İlk beklenti, Mahmur mülteci kampının dağıtılması.
Dünkü görüşmelerden çıkacak bir sonuç daha var. Türk heyeti dün daha önce ABD Başkanı görüşmelerinde alışık olunandan farklı bir taktik izledi. Bütün konuları bir bir sıralayıp, hiç birinde yeterince yoğunlaşamamak yerine, iki konuda yoğunlaşarak amaçladığına yaklaştı, sonuç almaya başladı. Türk Dışişlerinin de daha önce yaşananlardan gerekli dersleri çıkarmaya başladığı görülüyor.
Annan'dan takvim
BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs görüşmelerini başlatacağının işaretini verdi: Taraflarda irade görürsem onları davet ederim. Zaman yok. Martta anlaşma, nisanda da referandum olmalı
29/01/2004 RADIKAL
BRÜKSEL - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, geçen hafta Davos'ta önerilerini dinlediği Başbakan Erdoğan'la buluşmasının ardından ilk kez Kıbrıs'ta müzakereler için 'umut verdi'. Kıbrıs'ta Rum Yönetimi'nin tek başına AB
üyesi olacağı 1 Mayıs'a dek çözümün mümkün olduğunu söyleyen Annan, tarafları görüşmeye gerekli iradeyi göstermeleri halinde çağıracağı şartını yineledi. "Ama fazla zamanımız yok" diyen Annan, taraflara henüz
görüşme çağrısı yapmamış olsa bile bir takvim ortaya koydu:
Mart sonuna dek çözümde uzlaşmak, nisanda referandumlar ve mayısta çözüm...
BM Genel Sekreteri, Brüksel'de Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile bugün yapacağı görüşme öncesi dün Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile bir araya geldi. Görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Annan, tarih sıkıntısı nedeniyle taraflar arasında anlaşmanın mart sonunda sağlanması gereğine dikkat çekerken, "Fazla zamanımız kalmadı. 1 Mayıs tarihini yakalamak için nisanda her iki tarafta da eşzamanlı referanduma imkân veren bir uzlaşmayı mart sonunda elde etmek için çalışmalıyız. İzlememiz gereken takvim budur" ifadelerini kullandı.
'Cesaret verici'
Başbakan Tayyip Erdoğan ile Davos'ta yaptığı görüşmenin 'cesaret verici' olduğunu belirten BM Genel Sekreteri, "Erdoğan bana ülkesinin müzakerelere hazır olduğunu belirtti. Bu iyi bir karar. Bana bazı öneriler getirdi, bunları ciddi bir şekilde inceliyorum" ifadelerini kullandı.
Çözüm iradesi baki
Ancak BM Genel Sekreteri, görüşmeleri başlatmak için koyduğu iki şartından geri adım attığına dair işaret vermeyerek şöyle konuştu:
"Taraflarla görüştükten sonra müzakerelere başlama zamanı gelip gelmediğini
kararlaştıracağım. Koşullarım açık: Taraflar hazırlanmalı ve bu sorunu çözme iradesi göstermeli. Herkes, bu sürecin 1 Mayıs'a kadar tamamlanması gerektiğini anlamalı. Öngörülen takvim çerçevesinde, müzakere ve plan değişiklikleri için zaman gerekecek. Taraflar arasında bazı alanlarda uzlaşma olmazsa çözüm bulma sorumluluğunu üstlenmeyi deneyeceğim."
Annan, daha önce görüşmeleri başlatmak için çözüm planının adanın iki tarafında da referandumlara sunulacağı yönünde önceden taahhüt verilmesi ve görüşmelerde uzlaşılamayan konularda boşlukları kendisinin doldurmasının
kabul edilmesi şartlarını ortaya koymuştu.
Prodi: Destek veririz
Avrupa Komisyonu Başkanı Prodi de 1 Mayıs'a kadar çözüm için iyimser konuştu. Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmede Kıbrıs'ta çözümün Türkiye'nin AB'ye katılım süreci açısından önemini anlattığını ve olumlu tepkiler aldığını belirtti. Annan'ın çabalarını desteklediklerini belirten Prodi, tüm tarafların iyi niyet göstermesi gerektiğini vurgulayarak, AB'nin taraflara teknik ve mali destek için hazır olduğunu ifade etti.
Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu ile KKCTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 1 Mayıs'a dek çözüm için zaman olmadığını savunmuştu. İki taraf da Annan'ın şartlarını karşılamıyor. Erdoğan, ancak Annan Planı'nın daraltılmış halinde sağlanacak mutabakatın referanduma sunulmasını isterken, yeni arabulucu talep etmişti. Yunan ve Rum tarafı ise arabulucu ve 'daraltılmış metni' ele almayı reddetmişti.
Rum lider: Hazırız
29/01/2004 RADIKAL
RADİKAL
- STRASBOURG - Türkiye'nin Kıbrıs'taki açılımlarına henüz yanıt vermeyen Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) dün yaptığı konuşmada tutumunu sergiledi.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını 'halkla ilişkiler girişimi' diye niteleyen Rum lideri, BM Genel Sekreteri Kofi Annan çağrıda bulunursa görüşmelere önşartsız başlamaya hazır olduklarını belirtti.
Papadopulos, Türkiye'yle ilgili 'işgal' ve 'insan haklarını ihlal' suçlamalarını yineledi. Ankara'nın önerileri için "Bu önerilerin plandan tamamen farklı, apayrı bir paket oluşturduğunu söyleyebilirim" diyen Papadopulos, Türk heyeti başkanı Murat Mercan'ın Türkiye'nin açılımlarıyla ilgili sorusunu şöyle yanıtladı: "Erdoğan'ın açıklamaları çelişkili ve kafa karıştırıcı. Ana unsurları göz ardı edip kısa bir planın referanduma götürülmesinden bahsediyor. Bu, bir halkla ilişkiler girişimidir ve Annan
Planı'nın ruhuna aykırıdır. Bu, ileriye doğru değil, geriye doğru bir adımdır. Annan Planı'nın referans alınması başka, temel alınması başka bir şeydir."
'De Soto neden deği
şsin ki?'
Ancak Rum lider "Annan ne zaman davet ederse önkoşulsuz orada olacağız. Annan Planı temelinde, 1 Mayıs'tan önce ilerleme sağlamak için hazırız" dedi. Papadopulos, Türkiye'nin talebi doğrultusunda Annan'ın özel temsilcisi Alvaro De Soto'nun değişmesi için bir neden görmediğini söyledi. Bugün Brüksel'de Annan'la buluşacak olan Papadopulos'un konuşması,
AKPM'de ilgi görmedi. Rum liderin konuşmasını izleyenlerin çoğunluğunu Rum, Yunan ve Türk parlamenterler oluşturdu.
Rumlar'a uyarı, Ankara'ya tav
siye: Asker çekin
29/01/2004 RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
STRASBOURG - Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) bugüne dek hazırlanan en olumlu ve dengeli Kıbrıs raporunu onayladı. Macar parlamenter
Matyas Eörsi'nin hazırladığı ve oybirliğiyle onaylanan rapor ve bağlı kararda, Kıbrıs'ta taraflara cesur ve somut önerilerde bulunuldu. Murat Mercan başkanlığındaki Türk heyetinin uzlaşı çabalarıyla yapılan çağrılar arasında AB ve Rum tarafına olanlar öne çıktı.
'Türkiye'ye engel olmayın'
Rum Yönetimi, Annan Planı temel alınarak görüşmeleri başlatma ve 1 Mayıs'tan önce çözüm isteğini teyit etmeye çağrıldı. Ayrıca Rum tarafının
'Kıbrıs'ta hâkim konumda ve Kıbrıslı Türkler için tehdit algılanabilecek açıklama ve davranışlardan kaçınması' uyarısı yapıldı. Rum Yönetimi'nin iki toplum arasındaki temasların önündeki engelleri kaldırması, AB üyesi olduktan sonra da, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkmaması istendi.
AB'den de Türkiye'ye Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmesi halinde tam üyelik müzakerelerine başlama konusunda daha net garantiler verilmesi istenirken, böylece Kıbrıs sorununun çözümünün kolaylaşacağı vurgulandı. Birlikten ayrıca KKTC mallarının AB'ye girişi önündeki engellerin azaltılması da istendi.
KKTC'ye de mülkiyet hakkı, yerlerinden edilmiş kişilerin geri dönmesi gibi konular da dahil görüşmelerde Rum tarafının endişelerine anlayış gösterilmesi, egemen devlet kurma politikasından vazgeçmesi çağrılarında bulunuldu.
'İyi niyet gösterin'
AKPM raporunda Türkiye'de iktidarın Kıbrıs konusundaki yaklaşımını 'açık
görüşlü' ve 'pragmatik' diye nitelenirken, en önemli çağrı kabul edilen bir önergeyle Türkiye'nin iyi niyet gösterisi olarak adadaki askerlerin önemli bir kısmını çözümden önce çekmesi talebi oldu. Ayrıca Rum tarafıyla ilişkilerin geliştirilmesi istendi.
Atina'ya da Rum tarafını Annan Planı zemininde çözüm için cesaretlendirmesi
tavsiyesi yapıldı. Bağlayıcılığı olmayan rapor ve karar, AB kurumları için referans belge olması açısından önem taşıyor.
Bush, Powellı devreye soktu
Başbakan Recep Tayy
ip Erdoğan, ABD Başkanı George Bush'un, Kıbrıs
konusunda Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı görevlendirdiğini bildirdi.
Erdoğan, Beyaz Saray'daki temaslarının ardından Ritz Carlton Otel'de basın toplantısı düzenledi.
Görüşmede, Kıbrıs ve Irak konularının ağırlıklı olarak ele alındığını dile getiren Erdoğan, görüş ve anlayış birliği içinde olduklarını gördüğünü söyledi.
Bush ile önemli ve yararlı bir görüşme yaptıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, görüşmenin sonuçlarından memnun olduğunu kaydetti.
Erdoğan, Kıbrıs konusunda, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunu bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da desteklemeyi sürdüreceklerini ifade ederek, Annan Planı'nı da referans alarak atılan adımlara aynı ciddiyetle devam edileceğini söyledi.
Türk tarafının, Rum kesiminin attığı her adımın bir adım daha önünde olacağını görüşmede ifade ettiğini kaydeden Erdoğan, 1 Mayıs'a kısa bir süre kaldığını ve bu zaman zarfında neticeye gidilebilmesi için, her iki tarafın da görüş ve anlayış birliği içinde olduğunu bi
ldirdi.
Başbakan Erdoğan, Irak ve Kıbrıs konusunda ortak bir siyasi irade beyanında bulunulduğunu dile getirerek, Kerkük konusunun görüşülmediğini belirtti. Erdoğan, Kürtlerin Irak'ta bir federasyon talebine sıcak bakılmadığını da görüşmede dile getirdiğin
i kaydetti.
POWELL GÖREVLENDİRİLDİ
Kıbrıs konusunda ABD'nin atacağı adımların sorulması üzerine, ABD
Başkanı Bush'un, Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı, bu konuda görevlendirdiğini belirten Erdoğan, Powell'ın bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir görüşme yapacağını söyledi.
Başbakan Erdoğan, Bush'un, müzakere sürecinin bir an önce başlatılması görüşünde olduğunu da ifade etti. Erdoğan, Powell'ın ''arabulucu olup olmayacağı'' sorusu üzerine, bunun takdirinin BM Genel Sekreteri Annan'a ait olduğunu bel
irtti.
Türk tarafının attığı adımların herkes tarafından bilindiğini ifade eden bir gazeteci, görüşmede Yunan tarafının da aynı adımları atması yolunda bir görüş ifade edilip edilmediği sorusunu yöneltti.
Erdoğan, ''Bütün bunlar şunu gösteriyor: Demek ki attığımız adımlar gerçeği gösteriyor. Görünen gerçeklik budur'' dedi.
Başbakan, ''Kıbrıs'la ilgili arabuluculuk konusunu biraz daha netleştirir misiniz'' sorusuna, ''Biz dedik ki (kolaylaştırıcı)... Yani 'Annan, isteriz ki başından sonuna kadar alsın götürsün. Ama bunları başından sonuna kadar götürmesi yoğun programı nedeniyle mümkün değil. Katılamadığı zamanlarda, deneyimli ve bu işi götürecek bir kişiye ihtiyaç vardır. Bu konuda kendilerinin yardımcı olması,
bizim için anlamlı olur' dedik. Sayın Powell'ın yarın Annan ile görüşmesi olacak. Yani Powell görevlendirildi. Annan ile görüşecek'' karşılığını verdi.
Bu arada Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de toplantının ardından gazetecilerle ayaküstü sohbetinde, Bush'un ''Irak'ta demokrasi ve bütünlüğün sağlanması, sizin de lehinize olan bir Irak için uğraşıyoruz'' dediğini söyledi.
ANNANIN İYİ NİYETİNİ DESTEKLİYORUZ
Erdoğan, Beyaz Saray önündeki açıklamasında, Bush ile görüşmede, Irak ve Kıbrıs konularında ortak irade birlikteliğinin olduğunu tespit ettiklerini söyledi.
Kıbrıs'ta BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunu paylaştığımızı aynen burada da tespit etmiş bulunuyoruz. Annan Planı referanslı olarak bu çalışmaların sürdürülmesinden yana olduğumuzu, Türk tarafının, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin atacağı her adımın bir adım daha önünde olabileceğini de ifade etmek isterim.
1 Mayıs sürecinin çok yakın bir süreç olması sebebiyle de bu konuda Annan'ın bir an önce bu müzakere sürecini başlatması, netice almamızı kolaylaştıracaktır. Türkiye olarak bizler, bu konuda, garantör ülke olarak, elimizden geleni sonuna kadar yapmakta kararlıyız.''
BEYAZ SARAY'DAN RUMLARA ÇAĞRI
Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Kıbrıs'ta Türk tarafının çözüm için
kararlı tutum sergilemesinden duyulan memnuniyeti dile getirirken, Rumlara da çözüm yönünde siyasi irade göstermeleri yönünde çağrıda bulundu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Beyaz Saray'da ABD Başkanı George
Bush ile öğle yemeği yediği sıralarda basına konuşan Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Amerikan yönetimi tarafından ilk kez ''taraflar'' gibi yuvarlak bir ifade yerine, doğrudan Rum tarafına çözüm yönünde siyasi irade göstermesi çağrısını dile getirmiş oldu.
HALKIN SESI 29/01/2004
Talat: Görüşmelere hazırız
Başbakan Mehmet Ali Talat, T
ürk tarafının Kıbrısla ilgili yeni görüşme sürecine hazır olduğunu ve bu konuda herhangi bir sorun bulunmadığını söyledi.
Yaklaşık 5 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısından çıkarken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Talat, Kıbrıs konusunda kabine üyelerine bilgi verdiğini, ancak bu konudaki çalışmaların yarınki toplantıda da devam edeceğini söyledi.
Talat, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulosun Genel Sekreterin çağrısıyla görüşmelere hazır olduklarına ilişkin açıklamasının anımsatılması üzerine de, Biz görüşmelere hazır olduğumuzu zaten çoktan söyledik. Biz Genel Sekreterin koşullarını karşılamak için çaba içindeyiz. O konuda herhangi bir sorun yok. Türk tarafı bu konuda gereken açıklamayı yaptı. Biz görüşmelere hazırız ifadelerini kullandı
.
ATAMALAR...
Başka bir soruya karşılık, bürokrat atamaların bugünkü toplantının gündemine gelmediğini, bu konudaki çalışmaların ilgili bakanlarla yürütüleceğini de söyleyen Başbakan Talat, Başbakanlık müsteşarlarıyla ilgili soruya ise, Atadığımızda belli olacak. Bu konuda henüz adım atmadık siye konuştu.
BOYACI DAVASI
Başbakan Mehmet Ali Talat, İşadamı Salih Boyacının 6 yıla mahkum edilmesiyle ilgili soruları ise, Mahkeme kararıyla ilgili yorum yapma yetkim yok diyerek yanıtsız bıraktı.
SEÇİM ÖNCESİNDE VERİLEN 26 T İZNİ İÇİN YASAL İŞLEM BAŞLATILDI
Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığında bugün 5 saatlik bir toplantı yapan Bakanlar Kurulu, seçim öncesinde verilen 26 T izni konusunda yasal işlem başlatılmasını, ayrıca müsteşar ve müdürler dahil kamu görevlilerinin iş dışında resmi hizmet aracı kullanmalarının yasaklanmasını kararlaştırdı.
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından basına açıklama yapan Kurul Sözcüsü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, kabine üyelerinin bakanlıklarıyla ilgili sorunlar ve önerileri hakkında Kurula bilgi verdiklerini söyledi. Bu kapsamlı gündemin yarın saat 13.00de başlayacak topplantıda da devam edeceğini söyleyen Celal, bugünkü toplantıda özellikle T izinleri ve makam araçları konusunda karar üretildiğini bildi
rdi.
T İZİNLERİNE KOVUŞTURMA
Geçtiğimiz yıl verilen toplam 27 T izninin 26sının 8 Ağustos ile 9 Eylül arasında verildiğinin saptandığını belirten Kurul Sözcüsü Hüseyin Celal, bunların Polis Genel Müdürlüğünün ihtiyaç olmadığına ilişkin olumsuz görüşüne rağmen verildiğinin ortaya çıktığını bildirdi.
T izinleri veren İzin Makamının bu dönemde başkanlığını yapan Mağusa Kaymakamının milletvekili adayı olduğunu ve 26 iznin 15inin Mağusa bölgesine verildiğini kaydeden Hüseyin Celal, Bu yetki istismar edildi. Gerekli inceleme yapıldıktan sonra T izinleri hakkında karar verilecek. Ceza Yasası bakımından suç teşkil eden durum varsa o konuda da işlem yapılacak dedi.
Bu konuda daha birtakım usulsüzler de saptandı diyen Hüseyin Celal, T izinleri verilirken ilgili yasa uyarınca Sosyal Hizmetler Dairesinden verilen raporda yanlı ve yanıltıcı beyan tespit edildiğini kaydetti. Celal, bu konunun da incelemeye alındığını bildirdi.
Kurul Sözcüsü Celal, ilgili bakanlık olarak İçişleri Bakanlığının Başsavcılık ile işbirliği içinde önümüzdeki günlerde hukuki inceleme başlatacağını söyledi.
MAKAM ARAÇLARI...
Bakanlar Kurulunun makam aracı olarak kullanılan devlete ait tüm araçların toplatılmasına karar verdiğini de bildiren Bakanlar Kurulu Sözcüsü Hüseyin Celal, Bakanlar Kurulu üyeleri duşında müsteşar ve müdürlerin makam arabası kullanmaları bundan sonra yasaklandı. Eve gidip gelmek amacıyla kimse resmi hizmet araçlarını kullanamayacak dedi.
Başbakanlıkın bu konuda bir genelge yayımlayacağını söyleyen Celal, konuyla ilgili sorulara karşılık, RHA kullanımı değil özel, kişisel maksatlarla kullanım yasaklanıyor. İş sırasında araçlar elbette kullanılacak diye konuştu
SPOR AMBARGOSU
Spor ambargosunun da bugünkü toplantıda ele alındığını belirten Kurul Sözcüsü Celal, bu konuda kulüplerin ve federasyonların girişimlerinin tartışıldığını, ancak karar alınmadığını söyledi.
OKULLAR TATİLDE TAMİR EDİLECEK...İSTİHDAMLAR DA--
Okullardaki hasarların tatil döneminde giderilmesi için gerekli kaynak tahsisi konusunda da karar alındığını söyleyen Bakanlar Kurulu Sözcüsü Hüseyin Celal, seçim öncesindeki istihdamlar konusundaki sorulara karşılık ise, Bugün görüşülmedi ama erken zamanda o konuda da karar verilecek diye konuştu.
BÜTÇE KESİNTİSİ OLACAK MI...
Maaşlar konusunda Ba
kanlar Kuruluna gelen bir çalışma olmadığını söyleyen Celal, bir soruya karşılık, Türkiyedeki yüzde 10luk bütçe kesintisinden, KKTCye ayrılan kaynağın etkilenmemesi için girişim yapıldığını ekledi.
HALKIN SESI 29/01/2004
Annandan Kıbrıs için çözüm ta
kvimi!..
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrısın bir bütün olarak ABye üye olabilmesi için tarafların Mart ayı sonuna kadar anlaşma sağlaması gerektiğini söyledi
Annan, Mart sonuna kadar anlaşma sağlanması halinde Nisan ayında kendisinin anlaşmadaki boşluk ve eksikleri dolduracağını belirterek müzakerelerin koşulsuz ve bir önce başlaması gerektiğini ifade etti
Brükselde AB Komisyonu üyeleri ile görüşmesinden sonra Komisyon Başkanı Romano Prodi ile ortak basın toplantısı düzenleyen BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrısta koşulsuz müzakerelerin bir an önce başlaması gerektiğini söyledi. Genel Sekreter, Kıbrısın bir bütün olarak üye olabilmesi için Mart sonuna kadar anlaşmaya varılması gerektiğini bildirdi.
Annan, 30 Marta kadar anlaşmanın taraflarca müzakere edileceğini kaydetti. Müzakerelerin ardından eksik ve boşlukları Nisan ayı içinde kendisinin tamamlayacağını belirten Genel Sekreter, Mayıs ayında da eşzamanlı referandum yapılabileceğini kaydetti.
Annanın açıklaması doğrultusunda, 1 Mayıs tarihinde Rum kesiminin ABye üyeliği gerçekleşecek. Tarafların Mayıs ayında yapacakları referandumun ardından Kıbrısın bir bütün olarak ABye girmesi sağlanacak.
Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ise, Kıbrısta çözüm sağlanması halinde AB müktese
batında gerekli değişikliklerin yapabileceğini ifade etti. (ajanslar)
YENIDUZEN 29/01/2004
Annan: Mart sonunda bir uzlaşma ideal olur
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı son görüşmenin "cesaretlendirici" olduğunu bildirdi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı da dinleyeceğini söyleyen Annan, mart sonuna kadar bir anlaşmanın ideal olacağını vurguladı.
Brüksel'de AB Komisyonu üyeleri ile görüşmesinden sonra komisyon başkanı Romano Prodi ile ortak basın toplantısı düzenleyen Annan, "Davos'ta, Başbakan Erdoğan ile çok cesaretlendirici bir görüşme yaptım. Erdoğan bana ülkesinin müzakerelere hazır olduğunu belirtti. Bu iyi bir karar. Bana bazı öneriler getirdi, bunları ciddi bir şekilde inceliyorum" dedi.
Annan, özetle şunları söyledi: "Bugün (dün) Tassos Papadopulos ile görüşeceğim.
Yunan yöneticilerle de temaslarım olacak. Elbette Denktaş'ı ve Kıbrıs Türk tarafını da dinlemeliyim. Bütün bu temaslardan sonra müzakerelere tekrar başlama zamanı gelip gelmediğini kararlaştıracağım. Benim koşullarım açık: taraflar hazırlanmalı ve bu sorunu çözme iradesi göstermeli. Herkes, bu sürecin 1 Mayıs'a kadar tamamlanması gerektiğini anlamalıdır. Dört taraf var. Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rumları ile iki devlet... Bu iki devlet de devrede olmalı. Eğer
bu soruna 1 Mayıs'tan önce çözüm bulunması gerçekten isteniyorsa fazla zaman kalmadı. Öngörülen takvim çerçevesinde, müzakere ve plan değişiklikleri için zaman gerekecek. Bazı alanlarda uzlaşma olmazsa ben çözüm bulma sorumluluğunu üstlenmeyi deneyeceğim. Mart sonunda bir uzlaşma ideal olur, iki tarafta da aynı anda referandum düzenlenerek 1 Mayıs tarihine ulaşılabilir."
Romano Prodi, basın toplantısında, BM genel sekreterinin çabalarını desteklediklerini belirterek, Başbakan Erdoğan ile Türkiye'de görüştüğünü, Kıbrıs sorununun çözümünün Türkiye'nin AB'ye katılım süreci açısından öneminin altını çizdiğini, 1 Mayıs'tan önce Annan Planı çerçevesinde bir uzlaşmaya varılabileceğine inandığını anlattı.
Prodi, tüm tarafların iyi niyet göstermesi gerektiğini söyleyerek, AB'nin taraflara teknik ve mali destek için hazır olduğunu ifade etti.
Prodi, AB'nin BM'yi uluslararası toplumun eylem ve tepkilerinin merkezi olarak gördüğünü, BM sistemini güçlendirmek yönünde bir politika izlediklerini de belirtti.
Annan, Irak'
ta seçimler yapılması konusunda incelemelerde bulunmak üzere bir heyet görevlendirdiğini ve formül arayışlarına katıldıklarını da tekrar etti.
KIBRIS 29/01/2004
Kıbrıs'ta müzakereler gecikmeden başlasın
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Kıbrıs'ta müzakerelerin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde, vakit geçirilmeden başlatılması çağrısında bulundu.
AKPM genel kurulu, Macar Parlamenter Matyas Eörsi tarafından hazırlanan Kıbrıs raporu ve buna ilişkin tavsiye kararını kabul etti.
AK
PM toplantılarına katılan Türk parlamenterler tarafından "dengeli" olarak nitelenen kararda AB, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'taki iki topluma çeşitli tavsiyelerde bulunuluyor.
AKPM'de oybirliğiyle kabul edilen rapor ve buna bağlı kararda, AB'nin, Türkiye'ye tam üyelik müzakerelerinin başlaması yönünde daha açık bir mesaj vererek, Kıbrıs sorununun çözümü için Ankara'yı cesaretlendirmesi gerektiği bildirildi.
Tavsiye kararında AB'den, KKTC'deki mal ve ürünlerin AB pazarlarına girişi önündeki engellerin azaltılması da istendi.
Kıbrıs'taki iki toplumun liderlerinden güven artırıcı önlemleri geliştirmeleri istenen raporda, liderlere, bu yönde olumlu adımlar atmaları çağrısı yapıldı.
"Türkiye asker çeksin" tavsiyesi
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye'deki hükümetin "açık görüşlü ve pragmatik" olmasından memnuniyet duyulduğu ifade edilen kararda, Ankara'dan, görüşmelerin başlaması için ağırlığını koyması ve Rum kesimiyle ilişkilerini geliştirmesi istendi.
Oylama sırasında kabul edilen bir değişiklik önergesiyle, Türkiye'den çözüm arayışları çerçevesinde iyi niyetini göstermek amacıyla önemli miktarda askerini adadan çekmesi çağrısında bulunuldu.
Oylamada kabul edilen başka bir önergede ise "Kopenhag kriterleri yerine getirilir getirilmez Türkiye ile tam
üyelik müzakerelerine başlanacağı konusunda AB'nin açık garanti vermesi" çağrısında bulunuldu.
Rumlara uyarılar
Kıbrıslı Rum yöneticilere yönelik uyarılarda, "Kıbrıs'ta hakim konumda ve Kıbrıslı Türkler için tehdit oluşturdukları yolunda algılanabilecek açıklama ve davranışlardan kaçınmaları" istendi.
Rum Yönetimi'nden, KKTC'nin diğer ülkelerle ticari ilişkilerine kolaylık göstermesi talep edildi ve "iki toplum arasındaki temaslar konusunda ortaya çıkan sorunların aşılmasında da Rum Yönetimi'nin ortadaki zorlukları çözmesi gerektiği" vurgulandı.
Raporda ayrıca Kıbrıs Rum Yönetimi'nden, AB üyesi olduktan sonra, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmaması istendi.
Yunanistan'dan da, görüşmelerin tekrar başlamasına katkıda bulunmasını isteyen AKPM, Atina'dan Rum Yönetimi'ni Annan Planı çerçevesindeki çözüm için cesaretlendirmesini istedi.
KKTC'ye tavsiyeler
Raporun KKTC'ye yönelik tavsiye kısmında ise zaman kaybedilmeden Annan Planı temelinde görüşme masasına dönülmesi istendi ve güvensizlik ortamının aşılması için geçmişteki korkuların yeniden gündeme getirilmesinden kaçınılması çağrısı yapıldı.
KKTC'nin AB'ye karşı daha olumlu bir yaklaşım göstermesi istenirken, KKTC yönetiminin medyanın ifade özgürlüğünü güvence altına alması gerektiği görüşü savunuldu.
M
ercan: Kıbrıs'ta çözüm fırsatını artık kaçırmayalım
AKPM Türk Heyeti Başkanı Murat Mercan, "Kıbrıs'ta çözüm fırsatının artık kaçırılmaması gerektiğini" söyledi.
AKPM genel kurul oturumunda Kıbrıs raporunun tartışılması sırasında söz alan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mercan, hükümetin, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda son günlerde gösterdiği kararlı çabaya değinerek, çözüm için ortaya çıkan bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
Türkiye ve KKTC'nin çözüm konusunda yapıcı adımlar attığını kaydeden Mercan, "Yunanistan ve Rum kesiminden de aynı çabayı bekliyoruz" dedi.
CHP Milletvekili Abdülkadir Ateş, yaptığı konuşmada, Yunan ve Rum parlamenterlerin konuşmaları sırasında tahrik edici ve olumsuz tavır sergilemelerini eleştirerek, "AKPM genel kurul oturumu, uluslararası bir platform, milletvekilleri burayı seçmenlerine mesaj gönderme yeri olarak görmesin" diye konuştu.
Ateş, iki toplumun haklarını da garanti edecek kalıcı bir çözümden yana olduklarını söyledi. AKPM genel kurul oturumunda kabul edilen tavsiye karar tasarısında, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nden Kıbrıs sorununun çözümü konusuna daha aktif katkıda bulunması istendi.
Genel kurul oturumunda yapılan tartışmada, Avrupalı parlamenterlerin önemli bir kısmı, Türk hükümetinin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda gösterdiği çabayı destekleyen ve öven konuşmalar yaptı.
KIBRIS 29/01/2004
Kıbrıs'a 1 Mayıs'tan önce çözüm bulma imkanı var
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi, "Kıbrıs sorununa, 1 Mayıs tarihinden önce çözüm bulma imkanının bulunduğunu" söyledi.
Fransız RFI radyo kanalının sorularını yanıtlayan Prodi, "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, BM planı dışında çözüm için başka bir çıkış olmadığını anladı" dedi.
Türkiye'ye yaptığı ziyarete değinen Prodi, Erdoğan ile görüşmesinde, Erdoğan'ın çözüm konusunda "çok olumlu" bir tavır gösterdiğini söyledi.
Prodi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da kısa sürede sonuç alma niyetinde olduğunu ifade etti.
Prodi ve Annan, dün Brüksel'de görüştüler.
KIBRIS 29/01/2004
Powell: Ara
buluculuk rolü üstlenmeyeceğiz
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ülkesinin Kıbrısta bir arabulucuk rolüne soyunmadığını söyledi. Powell kişisel olarak sorunun çözümü için taraflarla çalışacağını bildirdi. Washington
29 Ocak 2004
Colin Powell, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Washingtonda bir görüşme yaptı. Görüşmenin ardından gazetecilerin karşısına çıkan iki dışişleri bakanı soruları yanıtladı
Türkiyenin terörle mücadelede ABDye verdiği destek için teşekkür ederek konuşmasına başlayan Colin Powell, Irakın toprak bütünlüğünün korunmasına verdikleri önemi yeniden vurguladı.
Powell, Irakın doğal kaynaklarının da merkezi hükümet tarafından kullanılmasını istediklerinin de altını çizdi. ABD Dışişleri Bakanı, Kürtler bir miktar özerkliğe sahipler.
Ancak bir ülkenin parçasılar ve bu ülkenin parçası olarak o ülkede bir merkezi hükümetin olması gerekiyor diye konuştu.
KIBRIS
ABD Dışişleri Bakanı, Türkiyeye Kıbrıs konusunda attığı adımlar nedeniyle teşekkür etti. Adadaki sorunların 1 Mayısa kadar çözülmesini ve Kıbrısta referandum yapılmasını istediklerini anlatan Powell, ülkesinin arabulucu rolüne soyunmadığını bildirdi.
Annan Planını, iyi bir plan olarak niteleyen Powell, Bizler bir aracı rolünde değiliz ya da en azından bir arabulucu görevi üstlenmiyoruz. Bizler iyi niyetimizi kullanarak bütün tarafların ileriye dönük adımlar atmasını istiyoruz. Kişisel olarak Sayın BM Genel Sekreteri ve taraflarla çalışmaya hazırım. Ancak Birleşmiş Milletlerin ve Sayın Genel Sekreterin planı temelinde ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz ve bunun iyi bir plan olduğunu düşünüyoruz diye konuştu.
Kıbrısta çözüme çok yaklaşıldığını anlatan Powell, tüm taraflara baskı uygulanması gerektiğini bildirdi.
|
Annan: Powell özel temsilci olamaz |
|
İnsan haklarıyla ilgili Saharov ödülünü almak üzere Avrupa Parlamentosunda bulunan Birleşimiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs konusunda Colin Powellın özel temsilci olarak atanmasının sözkonusu olmadığını söyledi. |
|
|
Brüksel
NTV-MSNBC VE AJANSLAR |
|
|
|
|
29 Ocak 2004 Annan, düzenlediği basın toplantısında, Adada çözüme giden yolda Türkiyenin kararlılığını gösterdiğini de vurguladı. |
Colin Powellın, ABD Dışişleri Bakanı olarak yeterince meşgul olduğuna dikkat çeken Annan, eski Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Sotoya olan güvenini de yeniledi. Annan, temsilcinin Kıbrıs sorununu bilen, konuya hakim olan ve tarafları tanıyan bir kişinin olması gerekitğine dikkat çekti ve De Sotonun da Kıbrıs dosyasına hakim olduğunu ve tecrübeli bir k
işi olduğunu belirtti.
BELGE ALIŞVERİŞİ YOK
Annan, Davos zirvesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede Türk heyetinin kendisine herhangi bir belge veya başka bir plan önermediğini belirtti ve bilinen takvim ve esaslar dahilinde müzakereye hazır olduğunu ilan etti. Genel Sekreter diğer taraflardan da aynı açıklamaları beklediğini söyledi.
GÖRÜŞMELERE BAŞLAMAYA HAZIRIZ
Bu arada Kofi Annan, Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulosla görüştü. Brükselde yapılan görüşmenin ardından Annan açıklama yapmazken, Papadopulos, Görüşmelere bir an once başlamaya hazırız dedi.
MÜZAKERELER 9 ŞUBATTA BAŞLAYABİLİR
Öte yandan ABD, Kıbrısta çözüm için müzakerelerin 9 Şubat dolaylarında Cenevrede başlatılmasını amaçlıyor. NTVnin Washingtondaki kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Powellın da telkiniyle Annanın, Kıbrısta bütün ilgili taraflara gelecek hafta şartlı bir görüşme daveti göndermesi bekleniyor. Bu davette, görüşmelerin başlayabilmesi için, tarfaların uzlaşma olsa da, olmasa da Annan planını Kıbrısta referanduma götüreceklerine ilişkin taahütte bulunmaları istenecek.
Washingtondaki diplomatik kaynaklar, Yunanistan ve Kıbrıs Rum taraflarının kabul etmesi halinde, Türkiyenin bu güvenceyi vereceğini belirtiyor. Bu gelişmelerin gerçekleşmesi durumunda, müzakerelerin bakan düzeyinin altinda, müsteşarlar seviyesinde başlatılması öngörülüyor.
|
Türk tarafının çok önündeyiz |
|
|
Yunanistan, Kıbrıs konusunda çözüm isteyen tarafın Türkiye imiş gibi gösterilmesinin haksızlık olduğunu sö yleyip, ABDye sitem etti. |
|
|
Atina
AA |
|
|
|
29 Ocak 2004 Protopapas, yaptığı basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın ABD ziyaretine değindi. |
Yunanistan hükümeti sözcüsü Hristos Protopapas, Bu haksızlıktır. Kıbrıs Cumhuriyeti uzun yıllardır diğer taraftan çok daha ileri adımlar atmıştır. Biz çözüme her zaman hazırız ve gecikmenin sorumlusu da değiliz dedi.
Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ise Selanikte yaptığı seçim konuşmasında, Kıbrıs konusunun bugün Avrupa Birliği,
ABD ve BMnin listesinde ilk sırada bulunmasının, kendisinin izlediği politikanın başarısı olduğunu söyleyerek, Eskiden çeşitli ülkelerin kapılarını çaldığımızda, haklı olduğumuzu söylüyor ama çözüme yardım etmiyorlardı dedi.
SİYASİ İRADE BEKLİYORUZ
Papandreu, Kıbrıs konusunda hızlı gelişmeler yaşandığını ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Kıbrıs sorununu çözmek istediğini söylemesinden son derece memnun olduğunu da belirtti. Papandreu, herşeyin müzakerelerde belli olacağını ve Kıbrıs Türk tarafından ve Türkiyeden çözüm için siyasi irade beklediklerini söyledi.
Castro'dan sonra o gelir
Cyprus Mail: "80 yaşındaki Rauf Denktaş 10 ABD Başkanı, 5 Rum Cumhurbaşkanı, 7 Türk Cumhurbaşkanı ve 36 Türk Başbakanı eskitti"
LEFKOŞE ANKA
Rum basını 80 yaşını dolduran "kova burçlu" KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı esprili şekilde eleştirdi. Dünya liderleri arasında sadece Küba lideri Fidel Castro'un Denktaş'tan uzun bir siyasi kariyeri olduğuna dikkat çekilen yazıda Denktaş'ın "1960'tan bu yana altı BM genel sekreteri, 10 ABD Başkanı, 5 Rum CumhurBaşkanı, 7 Türk Cumhurbaşkanı ve 36 Türk Başbakanı" eskittiği kaydedildi.
Cyprus Mail gazetesinin, 1924 doğumlu Denktaş'ın 80 yaşını doldurması üzerine "Kova Burçlu 80 Yaşında: Nice Yıllara Rauf Denktaş" başlığıyla verdiği yazıda Denktaş'ın 50 yıla uzanan siyaset yaşamına ve bir "annus horribilis" (korkunç yıl) geçirmesine karşın hala iktidara sıkı sıkı sarıldığı öne sürüldü.
Denktaş'ın "Siyasetçi, hukukçu, eski milis beyni, fotoğrafçı, şair, sıradan aile babası, hayvansever ve manipülasyon ustası" olarak tanımlandığı yazıda kova burcundan olan Denktaş'ın ayrıca sevimli ve çok zeki olduğu, kendine çok güvendiği belirtildi.
İşlerine karıştırmazlar
Yazıda kova burçlu olanlar için astrologların belirledikleri nitelikler de sıralandı. Bu çerçevede kova burcundan doğanların üne kavuşmak için her şeyi yaptıkları, egosantrik ve aşırı dogmatik oldukları iddiasına yer veren gazete, kova burçluların başkalarının işlerine karışmasını sevmediklerini ve sadece kendi istedikleri değişiklikleri kabul ettiklerini öne sürdü.
MILLIYET 30/01/2004
Kıbrıs için en kritik 50 gün!
"9 Şubat-31 Mart arasında 50 kritik gün var" diyen ABD'li bir yetkili, bu süreç akıllıca değerlendirilirse 1 Mayıs'tan önce referanduma gidilebileceğini söyledi
UTKU ÇAKIRÖZER
Kıbrıs müzakerelerinin "1 Mayıs'tan önce referandum" amacıyla başlatılması girişimi, Bush yönetiminden gelen büyük destekle güç kazandı. Müzakere sürecinde "50 günde anlaşma sağlanması" gündemde...
Başkan George W. Bush'la Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün Kıbrıs'ta çözüm için ABD'nin de üst düzeyde devreye girmesi konusunda anlaşmasından sonra, dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı arayan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, müzakerelerin bir an önce başlatılmasını istedi. Powell, dün Abdullah Gül'le görüşmesinden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "Kıbrıs'ta çözüme yakınız" ifadesini kullandı.
'Anlaşma sağlanabilir'
Süreçte kendisinin de kişisel olarak devrede olacağını teyit eden Powell, ancak bunun "aracılık ya da arabuluculuk değil, Annan'ın iyi niyet misyonuna destek" olarak anlaşılması gerektiğini vurguladı. Powell'ın, Erdoğan'ın kullandığı "kolaylaştırıcı" sıfatını kullanmayarak yanındaki Gül'ün fısıldaması üzerine "Türk meslektaşım kolaylaştırıcı lafını seviyor" demesi de dikkati çekti. Annan - Powell görüşmesi sonrası ABD'li yetkililerde oluşan beklenti, Türkiye'de bayramdan sonraki ilk pazartesi olan 9 Şubat'ta müzakerelerin başlaması için Annan'dan çağrı beklenebileceği yönünde.
Powell, 'Varım' diyecek
Bir ABD'li yetkili, "9 Şubat, 31 Mart arasında 50 kritik gün var. Bu süreç iyi değerlendirilirse anlaşma sağlanabilir ve 1 Mayıs'tan önce referanduma gidilmesi mümkün olur" dedi.
Üst düzey bir Türk diplomatik kaynak da, bu süreçte Powell'ın rolünün nasıl adlandırılacağının önemli olmadığını belirtti. Aynı yetkili, "Colin Powell, Annan'a 'Ben bu işte varım' diyecek. 24 saatini bu işe ayırmayacak, Kıbrıs müzakerelerinin 1. adamı olmayacak, ancak devreden hiç çıkmayacak" diye konuştu.
Arabulucu Annan'dır
Türkiye elçiliğinde gazetecilerle sohbet eden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin Kıbrıs'ta istediğinin "kuvvetli bir yardımcı" olduğunu belirterek, "Ama bu konu öyle öne çıkarıldı ki, işin özünü gölgeler hale geldi. Arabulucu Annan'dır. Ama görüşmelere her zaman katıl
amayabiliyor" dedi.
Gül, Bush'un, görüşmede Erdoğan'a, Türkiye'nin Kıbrıs'taki tutumu için "Türkiye'nin imajını değiştirdiniz. Yaptıklarınız çok önemli" dediğini söyledi. Bu arada, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda 'yeni arabulucu' olarak gündeme getirdiği ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın 'işinin başından aşkın olduğunu" söyleyerek bu isme sıcak bakmayan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto'nun iyi arabulucu olduğunu vurguladı.
MILLIYET 30/01/2004
'Gidişat' iyi
KIBRIS meselesinde
çözüm yönünde dev bir adım atıldı.
Bugüne kadar, değişen dünya şartlarını dikkate almadan aynı klişeleri tekrarlayan Ankara, özellikle de Denktaş, dünyada "çözümü engelleyen taraf" gibi gözüküyordu.
Şimdi ise Verheugen bile diyor ki:
"Türkler kararlı olunca çok verimli olabiliyorlar... Kıbrıs'ta çözümü istemeyen taraf Türkiye değil, başkaları olabilir..."
ABD Başkanı Bush da hemen "kolaylaştırıcı" olarak Powell'ı görevlendirdi, Atina'ya ve Rum yönetimine "artık adım atın" dedi.
Annan, "Türkiye çözüm kararlılığını açıkça gösterdi" diye konuşuyor artık.
***
KIBRIS'TA hukuken andlaşmalara dayanan askeri üstünlüğümüz var. Ama KKTC bir türlü "uluslararası camia" tarafından tanınmadı, kabul edilmedi.
Kuzey Kıbrıs, izole bir memur ve çiftçi toplumu olarak kaldı.
Uluslararası camiaya dahil olan ve AB'ye üyeliği kesinleşmiş bulunan Rum kesiminde ise milli gelir 16 bin dolar!
Geçen 30 yılın sonunda meselenin çözümü artık "zorunlu" hale gelmiştir.
En önemlisi, bu 30 yılda KKTC yönetiminin başında Denktaş gibi gerçek bir milliyetçi lider olduğu halde, yeni nesiller içinde Rum pasaportu alan, kendi kimliğini "Kıbrıslı" diye niteleyen güçlü bir eğilim oluşmuştur!
Daha vahimi, KKTC'- nin "nüfus tabanı"nın erozyona uğramakta olmasıdır.
Bu şartlarda bir otuz yıl daha devam edebilir miydik?
Üstelik, artık Kıbrıs meselesini çözüp çözmemek, Türkiye'nin AB ve Amerika ile ilişkilerini kritik derecede etkileyecek bir yıldır 2004 yılı...
İşte MGK'yı da Annan planını "referans" alarak çözüme gitme noktasına getiren; bu şartlardır. AKP baştan beri bu görüşteydi zaten...
***
AVRUPA Birliği ile ilişkilerimizde Kıbrıs belirleyici siyasi unsurlardan biri... ABD ile ilişkilerimizde de...
Kıbrıs'ta Türkiye'nin inisiyatif alması ve 'hava'yı lehine çevirmesi hem AB ile hem ABD ile ilişkilerimizin gelişmesine ciddi katkıda bulunacak...
Irak'ta etkili olmak istiyor muyuz? Bunun ABD ile ilişkilerimizden başka yolu var mı?
2004 sonunda AB ile müzakerelere başlanacağının ilan edilmesini istiyoruz. Kıbrıs meselesinin bundaki rolü inkar edilebilir mi?
Kıbrıs meselesine bu açılardan bakmak lazım.
Rumlarla görüşmelerde uzlaşmaya varılamayan noktalarda karar Annan'a mı bırakılacak?! Sayın Onur Öymen bunu soruyor.
Milli dava halindeki bir konuda uluslararası kurumların yetkili olmasını kabul etmek diplomasi tarihinde örneği çok olan bir uygulamadır. Atatürk Türkiye'sinde de bunun iki örneği vardır.
Meseleye fayda - zarar açısından bakmak gerekir: Müzakere sürecinin sonunda çözümsüz kalan konularla ilgili olarak Annan'ın 'hakemliğini' kabul etmek zarar mı, yarar mı getirir? Hem Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin Kıbrıs'taki çıkarları, hem Türkiye'nin ABD ve AB ile ilişkileri bakımından...
Hükümet ve Hariciye bu işi iyi götürüyor. Erdoğan'ın ABD gezisinin Türkiye'ye sağladığı yararlar 'iyi gidişat'ın bir örneğidir.
TAHA AKYOL MILLIYET 30/01/2004
İlk defa, Ankara rahat karşı taraf sinirli
WASHİNGTON
Başbakan Erdoğan'ın Amerika gezisi ve özellikle de Beyaz Saray'da Başkan Bush ile yaptığı görüşme, rüzgarların Türkiye lehine esmeye başladığını açıkça gösteriyor.
İstediğimiz kadar ayrıntıları inceleyelim, istediğimiz kadar kuşkucu davranalım, yine de Türkiye'nin Başkan Bush'dan beklediği desteği aldığını kabul etmek zorundayız. Yapılan açıklama çok net: Türkiye gerekeni yaptı, şimdi sıra Rumlarda...
Belki arabulucu konusunda istenilen sonuç alınamadı, ancak yine de Dışişleri Bakanı Powell devreye sokuldu.
Türkiye saate karşı koşuyor.
1 Mayıs'a kadar değil, 1 Nisan'a kadar, referandum dahil herşeyin bitmesi gerekiyor. Hızlı gidebilmek, yolda tıkanmamak ve Rumların engellerini aşabilmek için de Amerika'nın işin içine sokulması gerekiyor. Bu nedenle de arabuluculuk konusu ortaya atıldı. Avrupa Birliğini araya sokmamak için, Ankara'ya daha sempati duyan ABD'li bir siyasi kişi arandı.
Ancak henüz bu gerçekleşmedi.
Bush beklenen adımı atmadı.
Powell'ın devreye girmesi iyi de, ne yapacağı henüz belli değil. Benim tahminim, müzakerelerin sonunda, Powell, Türk ve Rum liderleri bir araya getirecek ve üstün ikna yeteneğini (!) kullanarak, taraflara son adımı attıracak.
ABD, Erdoğan'ın Washington gezisi sırasında, Atina'yı ve Rumları rahatsız edecek, köşeye sıkıştıracak bir "Türk taraflısı gösteri " yapmamaya özen gösterdi.
Ancak bu duyarlık dahi, buradaki Rum gazetecilerdeki sinirliliği yatıştırmaya yetmedi. Yıllardan beri hep haklı ve mazlum taraf olarak sempati toplayanlar, bugün birden bire kendilerini masanın öbür tarafında buluverdiler. Amerikalı sözcülere ve yetkililere yönelttikleri soruları gerilim doluydu. Türk Başbakanının oyun oynadığı, gerçekte çözüm istemediği savlarını, Amerikalı muhataplarına kabul ettirmek için çırpınıp durdular.
Türk heyeti ise son derece rahattı.
Rahatlamalarının bir diğer nedeni de, Başkan Bush'un Erdoğan'a "bende dindar bir insanım, sözüme inanın, Irak' ta kaygılanacağınız hiçbir gelişme yaşanmayacaktır" demesiydi.
Türk heyetine göre, bağımsız bir Kürdistan olmayacağı, mezhep veya etnik ilkelere dayalı federasyonlara gidilmeyeceği konularında gereken güvenceler alındı.
TÜRKİYE, BUGÜN İÇİN, İSTEDİĞİNİ ELDE ETTİ..
Hatırlayacaksınız, bu köşe'de sık sık tekrarladım. Beyaz Saray'da başarısız görüşme yapılmaz. Başarısız olacak görüşmeler, Oval Ofise sokulmaz ve "göreceksiniz, Erdoğan'ın gezisi de çok başarılı " diye nitelendirilecek dedim.
Dediğim oldu.
Aslında göz boyamadan söz etmiyorum. Görüşmelere katılan üst düzey bir Amerikalı yetkilinin sözleri ilginçti:
"Kıbrıs konusunda ortaya çıkan fırsatın kaçırılmaması ve mutlaka bir çözüm bulunması isteniyor. Türkiye bu açıdan desteklendi. Irak konusunda da kuşkular giderildi. PKK ile ilişkin kaygılarınızı yok etmek için elimizden geleni gösteriyoruz. PKK, Kuzey Irak'ta kalamayacağını, artık daha net bir biçimde anlamış olmalı. "
Bütün bunlar çok güzel sözler.
Ancak unutmamamız gerekir ki, önemli olan sözler değil hareketlerdir.
Washington'un önümüzdeki aylarda neler yapabileceğini, somut adımlar atıp atamayacağını göreceğiz.
Başbakan Erdoğan Washington'da memnun ayrılıyor . Bakalım yolun sonunda nasıl bir manzara ile karşılaşacağız.
Demirel'in dediği gibi " dün dündür, bugün bugündür ! "
TÜRKİYE, BÜYÜK ORTA DOĞU' NUN MODEL ÜLKESİ
Türkiye Bush yönetiminin çok önem verdiği bir ülke konumuna geri geldi. İlişkilerimiz hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. Tezkere olayı daima akıllarda kalacak, ancak Başkan Bush' un kafasındaki "Büyük Ortadoğu'da" Türkiye'nin yeri yine de çok önemli.
İslam ile Demokrasinin bir arada yaşayabileceğini gösteren, laik ve Avrupa Birliğine katılmış bir Türkiye, bölgenin diğer ülkelerine son derece önemli bir mesaj niteliği taşıyacağına inanılıyor.
İşte bundan dolayı da, Kıbrıs'ta çözüm, AB'ye tam üyelik ve Irak'taki gelişmelere destek veren bir Türkiye düşleniyor.
Başbakan Erdoğan'da Başkan Bush'un rüyasını büyük oranda yerine getirecek adımlar atıyor. AKP sonunda, Washington'a nasıl bakılması gerektiğini anlamış, Bush yönetimi de savrukluğunu kaybetmiş iki dost havası yansıtmaya başladılar.
Ancak daha önce dediğim gibi...Bütün bunlar bugün için geçerli. Yarın ne olacağını kimse bilemez. Baksanıza son 1.5 yılda nerelerden nerelere geldik...
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 30/01/2004
Happy birthday Denktash
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Rum gazetesi Cyprus Mail, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 27 Ocak günü kutladığı 80'inci doğumgününü, Happy birthday Rauf Denktash başlığı altında Türk liderini öven bir makale yayınlayarak kutladı.
Cyprus Mai
l makaleyi de Cumhurbaşkanı Denktaş'a hediye etti. Cyrus Mail yazarı Jean Christou, makalesinde Rauf Denktaş'ı siyaset hayatında süre olarak sadece Küba lideri Fidel Castro'nun geçtiğine dikkat çekerek, Siyasetçiler, analistler, yazarlar Denktaş'ın siyasetten silineceğini dile getirmeye korkar çünkü bilirler ki Denktaş her zaman kurtulmasını bilir. Kova burcunun yüz akı ifadesini kullandı.
Seksenlik kova burcu: Mutlu yıllar Denktaş başlığını kullanan Cyrus Mail, Denktaş'ın siyasete atıldığı 1960 yılından bu yana 6 BM Genel Sekreteri, 10 ABD Başkanı, 5 Rum yönetimi lideri, 7 Türkiye Cumhurbaşkanı ve 36 Türkiye Başbakanı gördüğünü vurguladı. Gazete, Denktaş'ın geçen yıl Lahey'de görüşme masasından kalkıp kapıyı çarparken, tüm dünyanın öfkeye varan tepkisini de elinin tersiyle süpürdüğünü yazdı.
HURRIYET 30/01/2004
9 Şubat'ta Cenevre'de
Murat Yetkin
Beyaz Saray, Rumlara, BM'ye ve AB'ye, 'Top Türklerden çıktı, hareket sırası Rumlarda' mesajını veriyor. Washington kulislerine göre hedef 9 Şubat'ta müzakerelerin başlaması
30/01/2004 RADIKAL
WASHINGTON - ABD Başkanı George Bush imzasıyla önceki akşam Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'a gönderilmek üzere hazırlanan mektup,
"Bugün Türk Başbakanı Tayyip Erdoğan ile görüştüm" diye konuya giriyor. Bush özetle Türkiye'nin Kıbrıs sorununa 1 Mayıs 2004'ten önce çözüm bulunması için samimi bir gayret içinde bulunduğunu, yeni Kıbrıs Türk yönetiminin de aynı gayret içinde olacağına ilişkin güvence verdiğini, ar
tık Kıbrıs Rum tarafının da uzlaşma için harekete geçmesi gerektiğini söylüyor. Bu gelişme Washington'da, Amerika tarafından Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafı üzerine bir süredir artan telkinlerin dozunu artırdığının kanıtı olarak gösteriliyor. Amerikan kaynakları, taslakları bir süredir hazırlanmakta olan mektubun, Erdoğan'ın Bush'la görüşmesi ardından son şeklini aldığına dikkat çekiyorlar.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ve Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu'nun Erdoğan-Bush görüşmesi öncesi Beyaz Saray'la yaptıkları ayrıntılı ve üst düzey temaslar, bu sonucun alınmasında etkili oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Başkan Bush'tan aldığı 'Konuyla siz ilgilenin' talimatı üzerine dün hızlı bir şekilde devreye girdi. Sabah saatlerinde Türkiye'nin görüşlerini daha ayrıntılı almak üzere Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile bir toplantı yaptı. Bu toplantıda Türkiye'nin Kıbrıs'ta siyasi egemenlik, harita ve garantiler üzerinde yoğunlaşan görüşleri ile 1 Mayıs 2004'e dek Annan Planı'nın tamamı üzerinde uzlaşma sağlanamasa bile, planın 'kurucu devletler' kısmı, yani çekirdeği üzerinde anlaşma sağlanması da konuşuldu. Görüşme sonrasında her iki tarafı da çözüme teşvik etmeyi sürdüreceğini söyleyen Powell daha sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile temas kurdu; ABD Başkanı Bush'un Türkiye'nin girişimine verdiği destekten söz etti, destek istedi. Amerika gerek Rum tarafına ve dolaylı olarak Avrupa Birliği'ne, gerek BM'ye 'Top Türklerden çıktı, harekete geçme sırası Rumlarda' mesajı veriyor. Washington diplomasi kulisinde, hedefin 9 Şubat'ta, Cenevre'de Kıbrıs görüşmelerinin başlaması olduğu konuşuluyor.
Rumların kara cuması
Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının, Rum tarafı ve AB'ye karşı köşeye sıkışmış durumdan kısa sürede kurtulup, karşı tarafı uzlaşma adımı atmaya zorlar hale gelmesinde üç tarihin önemi var. Birincisi 14 Aralık'ta Kuzey Kıbrıs'ta yapılan seçimler. Bu seçimler sonucu Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş tarafından kurulan yeni KKTC hükümetinin çözüm ve uzlaşmadan yana olduğunu açıklaması her şeyden önce Ankara'daki dengeleri değiştirdi. Zaten yeni KKTC hükümetinin ilanını da 8 Ocak'ta Çankaya'daki Kıbrıs zirvesinde uzlaşma sinyallerinin açıklanması sonrasında mümkün oldu. Bu ikinci önemli tarihte, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in "Masadan kaçan Türk tarafı olmasın" diyerek ağırlık koyması etkili oldu. Üçüncü tarih ise, 23 Ocak'taki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı. 8 Ocak zirvesi sonunda yayımlanan bildiride 'Annan' adının geçmiyor olması üzerine yapılan spekülasyonlar bu toplantıda son buldu. Bunun, toplantıda Kıbrıs'ta çözüm doğrultusunda aktif tutum alan Dışişleri Bakanı Gül ve ona destek vererek sonuç bildirisine 'Annan' sözcüğünün konulmasını sağlayan Cumhurbaşkanı Sezer sayesinde sağlandığı giderek açığa çıkıyor. Kilit konumdaki bir Amerikalı diplomat dün durumu şöyle yorumladı: "23 Ocak herhalde Kıbrıs Rumlarının 'kara cuması' oldu. Türkiye'nin nasıl olsa uzlaşmaz tutuma devam edeceğinden ve nasıl olsa 1 Mayıs 2004'e kadar, üstelik hiçbir uzlaşmazlık belirtisini açığa vurmadan, hem de Türk tarafını da temsilen AB'ye gireceklerinden çok emindiler. Bunun için de en çok MGK'da çözüme referans verilmemesine güveniyorlardı. Hazırlıksız yakalandılar."
Kıbrıs sürecindeki hızlanmaya karşın, her şey bitmiş değil. Türk Dışişleri gibi, Amerikan Dışişleri de, bugünlerde Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu ile gösterdiği 'gülen yüzünü' bir kenara bırakıp karşı hamleye geçebileceği endişesi duyuyor. Nasıl Ankara'da değişim karşıtı bir Kıbrıs lobisi varsa, Atina'da da var. Üstelik Papandreu, Simitis'in PASOK'un başından ayrılacağını açıklamasıyla bu seçimde kendisini kanıtlamaya çalışacak. Yunanistan'ın yapması beklenen ilk hamle, 7 Mart seçimlerini gerekçe göstererek, ABD'nin bir an önce Kofi Annan gözetiminde (ve tercihen 9 Şubat'ta) görüşmelere başlanması fikrine karşı çıkması. Atina'dan beklenen ikinci hamle, AB müktesebatını gerekçe göstererek Annan Planı'nda, Kıbrıs Türkleri aleyhine yeni düzeltmeler istemesi. Örneğin, iki tarafın da kararları veto hakkına sahip olmasını, AB'nin 'etkin ve çabuk karar mekanizmaları oluşturulması' ilkesine aykırı gösterecek olması. Ya da mülkiyete ilişkin yeni düzenlemeler.
Ancak Yunanistan'ın muhtemel karşı hamleleri, Türk Dışişleri tarafından bir süredir ayrı bir çalışma konusu yapılmış.
Böyle bir ihtimale karşın, Amerika stratejik müttefiki İngiltere ile birlikte davranmayı kararlaştırmış görünüyor. Kıbrıs'taki garantör ülkelerden biri olan İngiltere, Yunanistan'ın AB'deki uzlaşmayı engelleme çabalarının, eğer olursa önünü kesme yönünde sorumluluk almış görünüyor. Bir Türk diplomat, "İngilizler Lord Hanney'i görevden alarak zaten Kıbrıs'ta çözüme büyük katkı vermiş oldular" diyor.
Ancak Washington'da, yeni kuşak politikacıların başarılı örneği sayılan Papandreu'nun Yunan Dışişleri'ndeki Kıbrıs lobisinin isteklerine karşın uzlaşmayı engelleyici tutuma giremeyebileceği de konuşuluyor.
Kıbrıs masası büyük olmalı
İsmet Berkan
30/01/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta çok hızlı bir süreç içine girdik son altı-yedi gündür. Şimdi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın tarafları 9 Şubat günü Cenevre'de müzakereleri başlatmaya davet etmesi bekleniyor.
Annan'ın masaya davet için koyduğu önşartlarda son durumun ne olduğu net değil. Anlaşılan, Türk tara
fı, Rum tarafının da kabul etmesi koşuluyla Annan'ın boşlukları doldurma ve referandum şartlarını kabul etmiş durumda. Bakalım Rumlar ne yapacak, ne diyecek?
Eğer görüşmeler başlayacaksa, Cenevre'deki masayı geniş tutmakta yarar var. Bir kere o masada Türk ve Yunan Dışişleri Bakanları ya da Başbakanlarının da oturması şart. Yani pazarlık dörtlü yürütülmeli.
İngiltere, garantör ülke olarak hak iddia edecektir, o da masada bakan düzeyinde yer almalı.
Ama bunlar yetmez. Bence masada Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın yanı sıra Avrupa Birliği Savunma ve Dış Politika Yüksek Görevlisi Javier Solana'nın da oturması gerek.
ABD ve AB temsilcileriyle BM Genel Sekreteri'nin bizzat kendisi ya da Kıbrıs konusundaki özel temsilcisi Alvaro de Soto
masada gözlemci sıfatıyla bulunacaklar. Böylece, bir uzlaşmazlık çıkması halinde mızıkçılığı yapanın kim olduğunu herkes görebilmeli. Ve bu gözlemciler, gerektiği anlarda 'yardımcı' sıfatına bürünüp bir uzlaşmayı
'kolaylaştırıcı' bir rol de oynayabilmeliler.
Bu yedi kişilik geniş masanın oluşturulması halinde Kıbrıs'ta bir uzlaşmayı mart sonuna yetiştirmek, nisan ayında referanduma sunmak mümkün olur ancak. Öbür türlü, Kıbrıslı liderlerin 'müzakere' sürecini tek bir kelimede bile anlaşmadan yıllarca sürdürebileceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.
Esasen Kıbrıs konusunda son 30 yıldır öyle çok müzakere yapıldı ki, adanın herhangi bir çakıl taşı hakkında iki tarafın ne dediği çok belli. Kıbrıs'ta esas mesele, tarafların hiçbir biçimde taviz vermeye yanaşmaması. Oysa gerek Rum tarafının ve gerekse Türk tarafının bazı tavizleri vermesiyle bir uzlaşmaya varılabilir ancak. Yoksa bugünkü pozisyonlar devam eder.
İşte burada devreye taviz dengesi giriyor.
İki tarafın kazandıklarıyla ödün verdikleri şeylerin birbirini dengeleyebilir nitelikte olması, taraflardan birinin yenilgi psikolojisine girmemesi lazım.
Bu da bulunmayacak bir şey değil. Söylediğim gibi Kıbrıs'ta bunca yıldır üzerinde müzakere yapılmamış bir taş parçası bile yok. Tayyip Erdoğan'ın gözünü korkutan yedi bin sayfayı taraflar esasen ezbere biliyorlar; çünkü ömürleri bu pazarlıkla geçti. Özellikle de Denktaş'ın.
Masa geniş tutulmazsa, işte bu detaylarda boğulma ihtimali çok yüksek. Çünkü Kıbrıs'ta taraflar ağaçlara, hatta onların yapraklarına bakmaktan ormanı göremez duruma gelmişler.
Powell devreye girdi
ABD, Kıbrıs müzakerelerinin 9 Şubat'ta Cenevre'de başlatılması için harekete geçti. Powell, arabulucu-kolaylaştırıcı olmayacağını ama yardım edeceğini belirtip, 'Çözüme yaklaştık' dedi
30/01/2004 RADIKAL
AA
- WASHINGTON - Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Washington temasları çerçevesinde ABD yönetimi Kıbrıs görüşmelerinin 9 Şubat'ta başlatılması hedefiyle harekete geçti. ABD Başkanı George W. Bush, Erdoğan'la önceki günkü görüşmesinin ardından Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a bir mektup yazarak baskıları artırırken, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü ağırladı.
Annan'a telefon
Kıbrıs sürecinde ülkesinin arabulucu-kolaylaştırıcı görevi olmadığını, ama kişisel olarak elinden gelen yardımı yapacağını vurgulayan Powell,
"Kıbrıs'ta çözüme yaklaştık" dedi. Powell, Gül'ün ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la telefonda görüşüp, Kıbrıs'ta görüşmelerinin başlatılması için davetiye çıkarmasını istedi.
'Fırsat penceresi açıldı'
İki bakan, dünkü 45 dakikalık görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Powell, Türkiye'nin Kıbrıs'ta attığı adımlar için teşekkür ederek, "Kısa zamanda yapılması gereken çok şey var, ama fırsat penceresi açılmıştır. 1 Mayıs'a dak çözüm istiyoruz. İyi niyetli olarak tüm tarafların ileriye doğru hareket etmesini destekliyoruz. ABD, çözüm için her türlü yardımı yapmaya hazır" dedi. Gül'ün kendisi için 'kolaylaştırıcı'
sıfatını kullanması üzerine "Gül bu kolaylaştırıcı sözünü kullanmaktan hoşlanıyor" diyen Powell, 'aracı ya da arabulucu' olmadığını belirtti.
"Biz BM'nin Kıbrıs vizyonunu destekliyoruz ve Annan Planı temelinde ilerlenmesini istiyoruz" vurgusu yapan Powell, baskının sadece Yunan tarafına olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi: "Tüm taraflarla temastayız. Annan'la da görüşmemiz olacak. Kendisi Rum lider Papadopulos'la
da görüşecek. Yunan meslektaşlarımızla da görüşmeler yapacağız. Tüm taraflara baskı uygulanması gereken bir zamandayız."
'PKK sorununu biliyoruz'
Gül'le Kuzey Irak'ı da görüştüklerini belirterek, "Irak tek bir ülke, tek bir varlıktır. Bu ülkenin petrolü merkezi yönetimin elindedir.
Irak'ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz" güvencesi veren Powell, PKK'yla ilgili sorunların farkında olduklarını, kaygıları paylaştıklarını ve gerekli adımları atacakları mesajını da teyit etti.
Türkiye'yi "Terörle mücadele ve Irak'taki çabalarımıza çok destek verdi. Bölgede çok önemli bir rolü vardır. Laik Müslüman demokratik bir ülke olarak çok önemli bir modeldir" diye öven Powell, Gül'le Suriye ve İran konularını da ele aldıkları, Türkiye'ye Afganistan'daki çaba ve katkılardan dolayı teşekkür ettiğini belirtti.
'Önce Türklerin çıkarı'
Gül ise Türk tarafının Kıbrıs'ta Annan Planı'nı referans alarak bir an önce görüşmeye başlamak istediğini yineledi. Gül, ABD'nin Türkiye'nin Iraklı Kürtlerle sorunları açısından arabuluculuğuna ilişkin soruya şu yanıtı verdi: "Irak'ın siyasi ve toprak bütünlüğü ve doğal kaynakların Irak halkına ait olmasında görüş birliği içindeyiz. Powell da, Irak'taki ABD'li sivil yönetici Paul Bremer da buna inanıyor. Herkesin çıkarlarını göz önünde tutmak gerek. Tüm tarafları göz önünde bulunduracağız,
özellikle de Türklerin çıkarlarını."
Dışişleri Bakanı, Powell'la görüşmesi öncesindeyse, Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu tarafından Erdoğan onuruna verilen resepsiyonda gazetecilerle
sohbet etti. Gül, Türkiye'nin Kıbrıs yaklaşımının ABD tarafından büyük memnuniyetle karşılandığını belirterek, Bush'un, "Çok büyük bir adım. Yaptıklarınız çok önemli. Cesaret verici. Türkiye'nin imajını değiştirdiniz. Umarım karşı taraf da aynı yaklaşımı gösterir" dediğini aktardı. Gül, haziranda İstanbul'da yapılacak NATO zirvesinden önce Ermenistan'la 'bir mesafe, açılım, ilerleme' olabileceğini de kaydetti.
'Annancı' partiler
Murat Belge
30/01/2004 (572 defa okundu)
Bir süre önce, yurtdışında bulunduğum bir sıra, yabancı gazeteci arkadaşım bir broşür verdi elime. Uzun bir başlığı var: 'Annan Planı ve Yeşil Kitap'ta Anlatılmayan Gerçekler?' 'Yeşil Kitap' nedir, bilmiyorum; ama bu broşürü yayımlayan ve 'Ulusal Dayanışma Konseyi' ortak imzasıyla bir önsöz yazanlar, 'Oslo'da PRIO adlı örgüt tarafından, ikisi Türk, ikisi Rum olmak üzere dört kişiye hazırlatılan...'
diye bir açıklamada bulunmuş. Seçim öncesinde Kıbrıs halkını kandır
mak için hazırlanmış...
Yukarıda belirttiğim gibi, broşürün altında 'konsey' diye, kolektif bir imza var, ama broşürün üslubu şaşmaz bir dakiklikle Rauf Denktaş'a ait olduğunu belli ediyor. Elbette bunların hepsini Denktaş'ın oturup yazmış olacağını sanmıyorum. Ama yazanlar kimse, metne onun üslubunu vermeye dikkat etmişler. Annan Planı hakkında Denktaş'ın dile getirdiği görüşleri,
onun söyleyiş tarzıyla bir araya getirmişler.
Denktaş'ın 'Rum' adında bir tanıdığı vardır: şunu yapar, bunu söyler, onu ister, bunu reddeder, falan. Bu broşürde de, bu 'Rum'dan var: '... kilise arazisi olarak bir alan Rum'a iade edilecektir.' Bu şekilde konuşmak, Denktaş'a, bütün Rumları aşağılama imkânı verir. Neron, Roma halkına kızdığı bir gün, 'Hepinizin tek bir boynu olsaydı, bir vuruşta kesebilseydim' demiş, o hesap.
Asıl düşman tabii ki Rum, ama Türk düşman saymaya başlayınca listenin sonuna kolay kolay gelemez. Broşürün başlarından, Kıbrıs'taki 'Annancı partiler' olgusunu öğreniyoruz. Bunların 'hain' olduğu daha sayfanın sonuna gelmeden anlaşılıyor, ama bakın kimler onları destekliyor. Şöyle bir sıralama yapılmış: 'Annancı partiler Rum ve Yunan'la seçim işbirliği içindedir. Annancı partiler Amerika ile seçim işbirliği içindedir. Annancı partiler AB ile seçim işbirliği içindedir. Annancı partiler İngiltere ile seçim işbirliği içindedir.' Bunlar böylece sıralandıktan sonra soruluyor:
'Geçmişte olduğu gibi şimdi de bunlarla yapılan işbirliğinin Kıbrıs Türkü'nün menfaatine olabileceğini düşünebiliyor musunuz?'
Cevabı belli sorulardan: elbette ki düşünemeyiz. Bunlar hepsi düşmanlarımız. Gerçi tam da şu günlerde Başbakan ve yanında kalabalık bir Türk heyeti Amerika'da. Oval ofis senin, bilmem ne lobisi benim, dolaşıyorlar. Bunlara bakınca sanki ortada bir 'dostluk' varmış gibi görünüyor. Ama tabii Denktaş gibi bilge adamlar Türk'ün Türk'ten başka (o da maalesef her Türk değil, çünkü artık içlerinden Denktaş gibi düşünmeyen hainler de çıkmaya başladı) dostu olmadığını bilir. Onun için, arada bir gidip oval veya dört köşe ofislerde Amerikan ileri gelenlerinin elini sıksak da, halkımıza onların aslında düşman olduğunu hiç unutturmayacak yayınlarımızı ulaştırmamız gerek. Çünkü su uyur, düşman uyumaz.
Broşür üstüne lafı daha fazla uzatmayayım. Yalnız bir şeyi daha hatırlatayım: Kıbrıs'taki partiler zaten 'Annancı' olarak suçlanıyor. Bu demektir ki 'düşman' listesinde Annan'ın örgütünü, Birleşmiş Milletler'i de unutmayalım.
Şimdi benim anlayamadığım konu, 'Annan' deyince, 'çözüm' deyince bunları anlayan ve doğru düğmesine dokunulmuş otomat gibi bunları bir çırpıda döken adamın, şimdi, 'Annan Planı temelinde', Kıbrıs sorununa 'çözüm' bulmak için 'müzakereci' olması. Buna karar vermekle Türkiye neye karar vermiş oluyor? 'Bir adım önde' olmaya mı?
Hep söylüyoruz, Türkiye'de statükonun son -'kalesi' diyecek kadar iyimser olamıyorum- kalelerinden biri Kıbrıs'tır. Bu inanılmaz engebeli arazide, bir tarafta Denktaş, öbür tarafta Papadopulos gibi biri, 'çözüm' denen şeyi her an sabote edebilir, bunun için bir tür işbirliğine bile girebilirler. Burada Papadopulos'u Yunan hükümeti engellemeye çalışacaktır. Denktaş konusunda Türkiye hükümetinin benzer bir gücü var mı?
Kıbrıs Türkiye'yi zorluyor
Eldeki veriler Türkiye'nin Kıbrıs konusunda bütün istediklerini elde edemese bile AB için ödünler vereceğini gösteriyor
30/01/2004
BESSAM DAVU
Yaklaşık otuz yıl önce Kıbrıs'ta Türkiye rüzgârı esiyordu. Şimdi ise Rum Kıbrıs'ının Avrupa Birliği'ne katılım tarihinin yaklaşmasıyla birlikte Kıbrıs rüzgârı, Türkiye aleyhinde esiyor. Kıbrıs, geçmişte Rum ve Türk cumhuriyetleri arasında bölünmeyle son buldu ve bazen kanla kirlenen çekişmeler yaşadı. Ancak şimdi adanın birleştirilmesi düşüncesi, şartların ve rollerin Ankara'nın Avrupa Birliği'ne üyelik girişimini destekleyici bir unsur olması için çalışan bir yeldeğirmeninde olabilir. Türkiye bu yüzden zamanla yarış içine girmiş durumda. Zira Rum Kıbrıs'ının Avrupa Birliği'ne katılım randevusu önümüzdeki mayıs ayında. Şayet (Rum) Kıbrıs'ı üye olursa Rumların Türkiye'nin üyeliğe alınması konusunda müzakereden oylamaya kadar yasal olarak görüş bildirme hakkı olacaktır.
Hiç şüphesiz Türk yönetimi özellikle geniş etkiye sahip askeri kurum, denklemlerin bu şekilde değişeceğini tasavvur etmiyordu ancak siyasette hiç kimsenin gerçekleri inkâr etme imkânı bulunmamaktadır. Zira değişim gerçek halini aldı ve Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington ziyareti sırasında bu değişim gündeme geldi. Ki Washington'ın rüzgârları hiçbir zaman Türkiye-Kıbrıs değirmenlerinden uzakta olmadı. O halde Ankara bugün ne yapacak?
İmkânlar daralıyor
Türkiye'nin işi zor gerçekten. Zira Kıbrıs dosyasında destek alacağı her türlü esnekliğin, Avrupa Birliği yolunu kolaylaştırması için kendisine garantiler vermesi gerektiği hususunda gönül rahatlığı duymak istiyor. Aynı zaman zarfında Türkiye, üyeliğe alınmasıyla ilgili müzakerelerin başlaması için tarih belirlemesi amacıyla Avrupa çevrelerinin zamana ihtiyacının farkında. Ancak buna rağmen Türkiye'nin önündeki imkânlar daralıyor ve bu durum kendisini Kıbrıs konusunda esnek ve olumlu bir tutum sergilemeye sevk ediyor. Halihazırdaki verilere uygun olarak Türkiye'nin
Kıbrıs konusunda birçok noktada ödün vereceği büyük ihtimal. Hatta bütün istediklerini elde edemese dahi bu ödünleri verecek gibi görünüyor. Türkiye'nin en büyük arzusu Avrupa yatırımları için olumlu tohumlar ekmek. (Katar'da yayımlanan El Vatan gazetesi, 27 Ocak 2004)
RADIKAL 30/01/2004
'Referandum olabilir'
Annan, Powell'ın 'kolaylaştırıcı' rolüne sıcak bakmadı: Bakanın işi başından aşkın. 'Annan kısa sürede davet edecek' diyen Papadopulos: Referanduma karşı değiliz
30/01/2004 RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
BRÜKSEL - Kıbrıs'ta müzakereleri başlatması beklenen BM Genel Sekreteri Kofi Annan da Brüksel'de önemli mesajlar verdi. Dün Avrupa Parlamentosu'nun
(AP) Sakharov Ödülü'nü alan Annan, bu vesileyle düzenlediği basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Kıbrıs'ta 'arabulucu' ya da 'kolaylaştırıcı' atanmasının söz konusu olmadığını söyledi.
'De Soto çok iyi arabulucu'
BM Genel Sekreteri'ne, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önerisi doğrultusunda Powell'ın Kıbrıs müzakelerinde 'arabulucu' ya da 'kolaylaştırıcı' rolü üstlenmesi konusunda görüşü soruldu. "İyi dostum olan Powell'ı çok takdir ederim, ama onun zaten bir görevi var ve işi de başından aşkın" diyen Annan, Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'ya olan güvenini yineledi:
"Kıbrıs konusunda uzun zamandır çalışıyoruz. Arabulucunun Kıbrıs sorununu bilen, konuya hâkim olan ve tarafları tanıyan bir kişi olması gerek. Bu sıfatların hepsine sahip olan Alvaro de Soto, çok iyi bir arabulucu."
"Müzakere sürecinin tekrar başlaması halinde, iyi niyetle yardımcı olmak isteyen hükümetlerin temsilcileri de katılabilir" notu düşen Annan, Kıbrıs için çok az vakit olduğunu ve 1 Mayıs'a dek çözüm için irade gerektiğini belirtti. Başbakan'ın Davos'ta yaptığı Annan Planı'nın daraltılmış bir metninin müzakere edilmesi önerisiyle ilgili, müzakerelerin Erdoğan'ın verdiği belgeyle mi yoksa Annan Planı üzerinden mi yürütüleceği sorusu karşısında ise şu yanıtı verdi:
'Planım temel alınmalı'
"Tartışmalarda yer almış taraflar şunu çok iyi biliyor. İleriye dönük bir
adım atacaksak, bu Annan Planı temelinde olmalı. Başbakan Erdoğan'la verimli bir görüşme yaptık. Ama belge alışverişinde bulunmadık. Türkiye çözüm istekliliğini açıkça gösterdi. Sonuca ulaşana dek aktif rol oynayacaklarını dile getirdiler. Tabii bunların 1 Mayıs'tan önce yapılması gerek."
'Referandum tarihi önemli'
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise dün Annan'la görüşmesinin ardından BM Genel Sekreteri'nin müzakereleri bir an önce başlatabilceğini söyledi. KKTC'deki siyasi gelişmeler yüzünden çok zaman kaybedildiğini belirten Papadopulos, 1 Mayıs'tan önce birleşik Kıbrıs'ın AB'ye girmesi için müzakerelerin bir an önce başlaması gerektiğini kaydetti. Annan'ın şart olarak koyduğu referandum fikrine karşı olmadıklarını da savunan Rum lideri, referandumun tarihinin önem taşıdığını belirtti. Papadopulos Annan'la görüşmesinde müzakere sürecinin nasıl yapılması gerektiğine dair fikir verdiğini de sözlerine ekledi.
Avrupa Komisyonu, Rum liderin bu açıklamalarını olumlu karşıladığını ve taraflardan artık çözüm için somut adım atılmasını beklediğini açıkladı.
Powell: Çözüme yaklaştık
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Powell ile yaklaşık 45 dakika süren bir görüşme yaptı. İki Bakan, görüşmeden sonra ABD Dışişleri Bakanlığı önünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Powell, ''Dışişleri Bakanı Gül'e, Türk hükümetinin Kıbrıs konusunda Annan planı çabalarıyla aynı çizgide atmış olduğu bazı adımlar dolayısıyla çok çok teşekkürlerimi ifade ettim. Daha yapılacak çok iş var, ancak burada bir fırsat anı bulunuyor ki, biz de bu fırsatın ele geçirilmesini, referandumların yapılmasını ve bu konunun çözülmesini ümit ediyoruz. Umarız bütün bunlar, 1 Mayıs'a kadar
y
apılabilir'' dedi.
Powell, ''Gül'e, ABD'nin, bu işin tamamlanması için her türlü yardımı yapmaya hazır olduğu sözünü verdim ve BM Genel Sekreteri ve taraflarla birlikte, gerekli oldukça şahsen bu konuya dahil olacağımı belirttim. Bu konu çok uzun zamandır
var ve zorlu bir problem'' diye konuştu.
Bir gazetecinin, ''Kıbrıs'ta sizin rolünüz ne olacak? Siz aracı olacak mısınız?'' sorusu üzerine Powell, ''Hayır. Kofi Annan bir plan ortaya koydu. Ben bunun iyi bir plan olduğunu düşünüyorum ve her iki taraf da, BM Genel Sekreteri'nin taleplerine şimdi cevap veriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonunda önemli açıklamalar yaptı. ABD, her iki tarafı da destekliyor. Biz bu meselede arabulucu, muhatap değiliz'' cevabını verdi.
Tam bu noktada Dışişleri Bakanı Gül, ''Kolaylaştırıcı. Kolaylaştırıcı olabilir misiniz?'' diyerek müdahalede bulununca Powell, ''Bakan Gül, kolaylaştırıcı sözünü kullanmayı tercih ediyor''
dedi.
Powell, ''Ben iyi niyet misyonlarımızı, bütün tarafların ilerlemesine yardım yönünde kullanmaya hazır olduğumuzu söyleyeceğim. BM Genel Sekreteri'nin planı geçerli'' ifadesini kullandı.
Yunan bir gazetecinin, ABD'nin baskıyı sadece Yunan tarafına mı yapacağı sorusu üzerine Powell, ''Her iki tarafla da temastayız. Birkaç saat içinde Annan ile konuşmayı bekliyorum. Annan sanırım,
(Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos) Papadopulos ile ve diğerleriyle konuşuyor. Ben de Yunan meslektaşlarımla konuşuyor olacağım. Sanırım hepimiz için, bu zor duruma çözüm getirme yönünde bütün taraflara baskı yapma zamanı. Ben, bir çözüme yaklaştığımızı düşünüyorum. Genel Sekreter'in çabalarına yardımcı olabiliriz ve Annan da tarafları Annan planı temelinde bir araya getirebilir'' dedi.
Dışişleri Bakanı Gül de, bir gazetecinin, ''Annan planını kabul ediyor musunuz?'' sorusuna, ''Biz bu planı referans olarak alacağız, üzerinde çalışabiliriz ve çalışacağız. Görüşmeler başlayacak, Annan planı da referans olacak'' yanıtını verdi.
POWELL: BM'NİN KIBRIS VİZYONUNU DESTEKLİYORUZ
Powell, Kıbrıs sorununun çözümünde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde ilerlenmesini istediklerini söyledi.
Powell, Türkiye'nin çözüm yönünde attığı adımları överek, ''Biz iki tarafın da Kıbrıs'ta çaba göstermesine destek veriyoruz'' dedi ve ABD'nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Gül'ün kendisi için ''kolaylaştırıcı'' sıfatını kullanmasının ardından Powell, ''Bakan Gül bu kolaylaştırıcı sözünü kullanmaktan hoşlanıyor. Biz BM'nin Kıbrıs vizyonunu destekliyoruz ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde ilerlenmesini istiyoruz'' dedi.
Baskının sadece Yunan tarafına olup olmadığı şeklindeki bir soru üzerine, kendisinin ''aracı, arabulucu'' olmadığını belirten Powell, Kıbrıs'ta her iki taraf ile de temasta olduklarını belirterek, ''Baskı bütün taraflaradır'' dedi. Powell ''Ben Kıbrıs sorununda bir çözüme yaklaştığımızı düşünüyorum'' diye ekledi.
HALKIN SESI 30/01/2004
Rumlar ABDnin tavrından rahatsız
Rum Yönetimi, ABDnin Türkiyeye yönelik tavrından ve özellikle Amerikalı bir yetkilinin Rum tarafını, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın ABD Başkanı Bushla görüşmesi sırasında ortaya koyduğu tezlere aynı olumlu ruh içinde yanıt vermeye teşvik etmesinden dolayı hoşnutsuz görünüyor.
Fileleftherosun internet sayfasında yer alan habere göre, bir Rum Yönetimi yetkilisinin, Amerikalılar, müzakerelere hazır olduğunu sürekli olarak yineleyen Kıbrıs hükümetini Türkiyeyi övdüğü şekilde övmüyor değerlendirmesinde bulunduğuna işaret etti.
Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Colin Powell dünyanın en meşgul insanı diyerek ABD Dışişleri Bakanının oynayabileceği rolü küçümsedi. Yakovu, Powellin bütün taraflara gerek telefon ve mektuplarla gerek bölgeye düzenleyeceği kısa bir ziyaretle kendi bildiğince hareket edeceğini, çünkü hedefinin, müzak
ereleri ileri götürmelerini sağlamak için taraflar üzerinde nüfuzunu kullanmak olduğunu söyledi. Rum bakan, BM Genel Sekreterinin ve Genel Sekreterin Kıbrıs sorunundaki rolünün altını hiç kimsenin kazıyamayacağı görüşünü ortaya koydu.
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın Kıbrıs sorununa ilişkin açıklamalarını karmaşık olarak niteleyen Yorgo Yakovu, Erdoğan-Bush görüşmesinden gelen bilgilerin çok az olduğunu söyledi. Yakovu, durum ve Türk başbakanının niyetleri hakkındaki daha iyi görüntünün bu akşam üze
ri gerçekleşecek olan Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos-BM Genel Sekreteri Kofi Annan görüşmesinden ortaya çıkacağını kaydetti.
Rum Dışişleri Bakanı, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellin bugün Washingtonda gerçekleşecek görüşmelerinden de durumun bir miktar netleşmesinin beklendiğini söyledi. Yakovu, Başbakan Erdoğanın açıklamalarındaki çelişkiyi Avrupalı yetkililerin de saptadıklarını, Türk başbakanın Annan planı temelinde müzakereleri mi yoksa kendi dediği gibi
belgeler temelinde müzakereleri mi kabul ettiği konusunda bir görüş oluşturamadıklarını savundu.
Kıbrıs sorununun 1 Mayıstan önce çözülmesine en üst düzeyde ilgi bulunduğunu söyleyen Yakovu, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun Rum tarafına döndükten sonra Rum Ulusal Konseyine bilgi vereceğini, Ulusal Konsey toplantısında görüş alış verişinde bulunulacağını ve Rum tarafının takip edeceği yönteme ilişkin kararlar alınacağını açıkladı.
YAKOVUYA ELEŞTİRİ
Bu arada DİSİ Asbaşkanı Averof Neofitu, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellin oynayabileceği rol konusundaki açıklamasından dolayı Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovuyu eleştirdi. Neofitu, Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olacak hiçbir çabanın küçümsenmemesi gerektiği görüşünü ortaya koydu.
OMİRU: ABD TÜRKİYEYE DESTEĞİNİ HAKLI GÖSTERSİN
KS EDEK Başkanı Yannakis Omiru; Ankaranın tavrında gerçekten değişiklik olduğuna inanmışsa, ABDnin Türk hareketlerine desteğini haklı göstermesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
FİLELEFTHEROSun web sayfasına saat 13.00 sularında düşen habere göre Yannakis Omiru, ABDnin Güney Kıbrıstaki Büyükelçisi Michael Klossonla bu sabah görüştü.
Omiru, görüşmenin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Ankaranın tavrında gerçekten değişiklik olduğuna inanmışsa Türk hareketlerine desteğini haklı göstermesi gerektiğini söyledi. Türkiye Milli Güvenlik Kurulu adadaki sözde gerçeklerden bahsetmekteyken Amerikalılar nasıl ikna olabilir diye soran Omiru, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellin veya başka bir yetkilinin Kıb
rıs sorununun çözüm çabalarına müdahil olmasının kendileri açısından hoş karşılandığını söyledi. Omiru şunları kaydetti:
Önemli olan Birleşik Devletlerin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin büyük kararı dikkate alması için Türkiyeye baskı uygulamasıdır. Türkiyenin tavrı çelişkili olmaya devam ediyor. Bizim taraf, müzakerelere kayıtsız şartsız oturmaya hazır olduğunu pek çok defa yineledi.
HALKIN SESI 30/01/2004
Colin Powell, özel temsilci olamaz
BM Genel Sekreteri Annan, ABD Dışişleri Bakanı Powell'ın Kıbrıs'ta arabuluculuk yapmasına sıcak bakmadığı mesajını verdi ve De Soto'nun çok iyi bir arabulucu olduğunu söyledi:
Colin Powell, özel temsilci olamaz
İŞİ BAŞINDAN AŞKIN... Avrupa Parlamentosu'nda basın toplantısı düzenleyen ve soruları yanıtlayan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında Powell'ın arabuluculuğu konusunun sorulması üzerine, "Powell'ı çok takdir ediyorum ancak onun işi başından aşkın" dedi
DE SOTO ÇOK İYİ ARABULUCUDUR... Annan: Kıbrıs konusunda uzun zamandır çalışıyorum. Alvaro de Soto, çok iyi bir arabulucudur. Müzakere sürecinin tekrar başlaması halinde, iyi niyetle yardımcı olmak isteyen hükümetlerin temsilcileri de çalışmalara katkı yapabilir, böylece dosya bir an önce sonuçlandırılabilir
BELGE ALIŞVERİŞİ OLMADI... "Çok az vakit var ve 1 Mayıs'a kadar çözüm için irade gerekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmemizde bir belge alışverişinde bulunmadık. İlerleme, mevcut plan temel alınarak sağlanabilir. Türkiye'nin, müzakerelerin tekrar başlaması konusu
nda istek ve iradesini çok net bir şekilde ortaya koyması ve aktif rol oynaması çok önemli ve olumludur. Ayrıntılar, kamuya açık yerlerde değil, müzakere masasında tartışılmalıdır"
ANNAN, PAPADOPULOS İLE GÖRÜŞTÜ... BM Genel Sekreteri Annan, dün Güney Kıbrıs Rum lideri Tassos Papadopulos ile Brüksel'de görüştü. Görüşmenin ardından basını bilgilendiren Papadopulos, Annan Planı temelinde müzakerelere bir an önce başlamak istediklerini ve buna hazır olduklarını söyledi
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Kıbrıs'ta arabuluculuk yapmasına sıcak bakmadığı mesajı verdi.
Avrupa Parlamentosu'nda basın toplantısı düzenleyen ve soruları yanıtlayan Annan, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında Powell'ın arabuluculuğu konusunda düşüncelerinin sorulması üzerine, Powell'ı çok takdir ettiğini ancak onun işinin başından aşkın olduğunu söyledi.
Kıbrıs konusunda uzun zamandır çalıştığını, Alvaro de Soto'nun çok iyi bir arabulucu olduğunu söyleyen Annan, müzakere sürecinin tekrar başlaması halinde, iyi niyetle yardımcı olmak isteyen hükümetlerin temsilcilerinin de bunlara katılabileceğini, böylece dosyanın bir an önce sonuçlandırılabileceğini anlattı.
"Belge alışverişi olmadı"
Annan, çok az vakit bulunduğunu ve 1 Mayıs'a kadar çözüm için irade gerektiğini söyledi.
Kofi Annan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde bir belge alışverişinde bulunmadıklarını, ilerlemenin mevcut plan temel alınarak sağlanabileceğini, Türkiye'nin, müzakerelerin tekrar başlaması konusunda istek ve iradesini çok net bir şekilde ortaya koymasının ve aktif rol oynamasının çok önemli ve olumlu olduğunu belirtti.
Annan, ayrıntıların kamuya açık yerlerde değil, müzakere masasında tartışılması gereği üzerinde durdu.
Annan, Papadopulos ile görüştü
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan, dün Güney Kıbrıs Rum lideri Tassos Papadopulos ile de Brüksel'de görüştü.
İkili görüşmenin ardından basını bilgilendiren Papadopulos, Annan Planı temelinde müzakerelere bir an önce başlamak istediklerini ve buna hazır olduklarını söyledi.
Görüşmed
e Annan'a müzakerelerin şekli ve süreci hakkında fikirlerini aktardığını belirten Papadopulos, KKTC'deki siyasi süreci ve gelişmeleri izlemek ve beklemek gerektiği için çok vakit kaybı olduğunu anlattı.
Referandum fikrine karşı olmadıklarını ancak bunun zamanlamasını önemli gördüklerini söyleyen Papadopulos, sonuç getirebilecek müzakereler istediklerini, bu müzakerelerin liderler düzeyinde olması gerektiğini ifade etti.
Annan, görüşmeden sonra açıklama yapmadı.
KIBRIS 30/01/2004
Powell: Baskı bütün taraflaradır
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile görüşen ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, çözüm için tüm tarafların yükümlülüğü bulunduğunu söyledi
Powell: Baskı bütün taraflaradır
ZAMAN BASKI ZAMANI... Colin Powell: Ben Kıbrıs sorununda 'aracı, arabulucu' değilim. Kıbrıs'ta her iki taraf ile de temastayız. Baskı bütün taraflaradır... Ben Kıbrıs sorununda bir çözüme yaklaştığımızı düşünüyorum. Kıbrıs sorununun çözümünde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde ilerlenmes
ini istiyoruz
ABD YARDIMA HAZIR... ABD Dışişleri Bakanı Powell, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm yönünde attığı adımları överek, "Biz iki tarafın da Kıbrıs'ta çaba göstermesine destek veriyoruz" dedi ve ABD'nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu söyledi
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs sorununda tüm taraflara sorumluluk düştüğünü belirterek, baskının sadece Yunan tarafında değil, tüm taraflara yapıldığını söyledi.
Powell, Kıbrıs sorununun çözümünde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde ilerlenmesini istediklerini söyledi.
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile yaklaşık 45 dakika süren bir görüşme yaptı. İki Bakan, görüşmeden sonra ABD Dışişleri Bakanlığı önünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ABD Dışişleri Bakanı Powell, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm yönünde attığı adımları överek, "Biz iki tarafın da Kıbrıs'ta çaba göstermesine destek veriyoruz" dedi ve ABD'nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Gül'ün kendisi için "kolaylaştırıcı" sıfatını kullanmasının ardından Powell, "Bakan Gül bu kolaylaştırıcı sözünü kullanmaktan hoşlanıyor. Biz BM'nin Kıbrıs vizyonunu destekliyoruz ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde ilerlenmesini istiyoruz" dedi.
Baskının sadece Yunan tarafına olup olmadığı şeklindeki bir soru üzerine, kendisinin "aracı, arabulucu" olmadığını belirten Powell, Kıbrıs'ta her iki taraf ile de temasta olduklarını belirterek, "Baskı bütün taraflaradır" dedi. Powell "Ben Kıbrıs sorununda bir çözüme yaklaştığımızı düşünüyorum" diye ekledi.
Irak
ABD Dışişleri Bakanı Powell, Gül ile Irak'ın kuzeyine ilişkin görüşmeler de yaptığını belirterek, "Irak tek bir ülke, tek bir varlıktır. Bu ülkenin petrolü merkezi yönetimin elindedir. Irak'ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz" dedi.
Powell, terör örgütü PKK konusunda da ABD'nin gerekli adımları atacağı mesajını verdi.
Gül ise Kıbrıs ve Irak konularında görüşmeler yaptıklarını belirterek, Türk tarafının Kıbrıs'ta Annan planını referans alarak biran önce müzakerelere başlamak istediğini kaydetti.
Arabulucu olmayacağım, Kıbrıs çabalarına katılacağım
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs'ta çözüm çabalarına çok yaklaşıldığını sö
yledi.
İki Bakan, görüşmeden sonra ABD Dışişleri Bakanlığı önünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Powell, "Dışişleri Bakanı Gül'e, Türk hükümetinin Kıbrıs konusunda Annan planı çabalarıyla aynı çizgide atmış olduğu bazı adımlar dolayısıyla çok çok teşekkürlerimi ifade ettim. Daha yapılacak çok iş var, ancak burada bir fırsat anı bulunuyor ki biz de bu fırsatın ele geçirilmesini, referandumların yapılmasını ve bu konunun çözülmesini ümit ediyoruz. Umarız bütün bunlar, 1 Mayıs'a kadar yapılabilir" dedi
.
Powell, "Gül'e, ABD'nin, bu işin tamamlanması için her türlü yardımı yapmaya hazır olduğu sözünü verdim ve BM Genel Sekreteri ve taraflarla birlikte, gerekli oldukça şahsen bu konuya dahil olacağımı belirttim. Bu konu çok uzun zamandır var ve zorlu bir p
roblem" diye konuştu.
Bir gazetecinin, "Kıbrıs'ta sizin rolünüz ne olacak? Siz aracı olacak mısınız?" sorusu üzerine Powell, "Hayır. Kofi Annan bir plan ortaya koydu. Ben bunun iyi bir plan olduğunu düşünüyorum ve her iki taraf da, BM Genel Sekreteri'nin taleplerine şimdi cevap veriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonunda önemli açıklamalar yaptı. ABD, her iki tarafı da destekliyor. Biz bu meselede arabulucu, muhatap değiliz" cevabını verdi.
Tam bu noktada Dışişleri Bakanı Gül, "Kolaylaştırıcı. Kolaylaştırıcı olabilir misiniz?" diyerek müdahalede bulununca Powell, "Bakan Gül, kolaylaştırıcı sözünü kullanmayı tercih ediyor"
dedi.
Powell, "Ben iyi niyet misyonlarımızı, bütün tarafların ilerlemesine yardım yönünde kullanmaya hazır olduğumuzu söyleyeceğim. BM Genel Sekreteri'nin planı geçerli" ifadesini kullandı.
Yunan bir gazetecinin, ABD'nin baskıyı sadece Yunan tarafına mı yapacağı sorusu üzerine Powell, "Her iki tarafla da temastayız. Birkaç saat içinde Annan ile konuşmayı bekliyorum. Annan sanırım, (Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos) Papadopulos ile ve diğerleriyle konuşuyor. Ben de Yunan meslektaşlarımla konuşuyor olacağım. Sanırım hepimiz için, bu zor duruma çözüm getirme yönünde bütün taraflara baskı yapma zamanı. Ben, bir çözüme yaklaştığımızı
düşünüyorum. Genel Sekreter'in çabalarına yardımcı olabiliriz ve Annan da tarafları Annan planı temelinde bir araya getirebilir" dedi.
Dışişleri Bakanı Gül de, bir gazetecinin, "Annan planını kabul ediyor musunuz?" sorusuna, "Biz bu planı referans olarak alacağız, üzerinde çalışabiliriz ve çalışacağız. Görüşmeler başlayacak, Annan planı da referans olacak" yanıtını verdi.
Irak'ın toprak bütünlüğüne destek
Powell, Iraklı Kürtlerin özerklik taleplerine ilişkin sorulara karşılık, "Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasi bütünlüğü konusunda ortak anlayışa sahibiz. Irak'ın zenginlik kaynakları, Irak halkının
bütününe aittir. Bunlar temel konular" diye konuştu.
Powell, şu anda bölgede ciddi görüşmeler yapıldığını belirterek, ABD'nin Irak'taki sivil yöneticisi Paul Bremer'ın, hem Irak Geçici Yönetim Konseyi hem de Türklerle temasta olduğunu kaydetti.
Colin Powell, temel yönetim kanunu gibi "uygun bir model" arandığını, temsilin nasıl olacağına bakıldığını söyledi.
Powell, böylece bütün tarafların çıkarlarının korunabileceğine işaret ederek, "Kürtlerin çıkarı, o bölgede belli derecede bir özerklik olmak, ancak bunu tanımaları demek, başkentteki merkezi yönetimin bir parçası olmak demek. Bütün bunlar üzerinde çalışıyoruz. Zaman alacak ancak bütün tarafların çıkarları
nı hesaba katıyoruz. Özellikle de Türklerin çıkarlarını" dedi.
Powell, "Bakan Gül'e bizim politikamızın, Irak'ın tek bir ülke, tek bir varlık olarak kalması, kaynaklarının bütün millete ait olması,bunun yönetiminin merkezi hükümetin elinde olması olduğunu anlattım" açıklamasında bulundu.
Powell, terör örgütü PKK ile ilgili "uygun eylemleri" gerçekleştireceklerini de belirterek, Türkiye'nin, PKK faaliyetlerinden duyduğu endişenin paylaşıldığını ifade etti. Colin Powell, Suriye ve İran konusunda da görüştükl
erini kaydetti.
Bakan Gül de, bir gazetecinin sorusu üzerine, Suriye'nin, İsrail ile barış yapma arzusunu dile getirdi.
Gül, Suriye'nin, barış sürecinin daha kapsamlı olmasını arzu ettiğini ve Lübnan'ı da içermesini istediğini söyledi.
Powell da, Suriye
'nin atması gereken bazı adımlar bulunduğuna işaret ederek, "Ben yeterli adım atıldığını görmedim" dedi.
Powell, kitle imha silahları bulundurmak ve Filistinlilere silah aktarılması gibi eylemlerden Suriye'nin kaçınması gerektiğini belirterek, "Suriye, bugün Kudüs'te masum insanları öldüren türde
silahları teröristlere aktardığı sürece iyi ilişkiler istediği konusunda ciddi olamaz" diye konuştu.
Her iki bakan da, dün Kudüs'te düzenlenen intihar saldırısını kınadı.
Powell, Başbakan Erdoğan'ın, Beyaz Saray'da ABD Başkanı George W. Bush ile çok iyi bir görüşme yaptığını belirterek, "Türkiye'ye terörizme karşı global savaşta ABD'ye sağladığı destek ve Irak'taki
çabalarımıza yardımda istekliliği için teşekkür ettik. Ayrıca Türkiye'ye, demokratik yolu takip eden laik, Müslüman bir model olarak bölgede oynadığı rol için teşekkür ettik" dedi.
KIBRIS 30/01/2004