On binler, 'evet' için yine meydanlardaydı
Soğuk hava ve yağmur, barış sevdalılarına engel olamadı...
On binler, 'evet' için yine meydanlardaydı
Kıbrıs'ta bir çözümün anahtarını oluşturan referanduma bir gün kala on binler, 'evet' için yine meydanlardaydı. Koalisyonun büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Barış ve Demokrasi Hareketi, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Adalet ve Barış Partisi, Çözüm ve AB Partisi'nin ortaklaşa düzenledikleri miting saat 20.00'de folklor gösterileriyle başladı. İnönü Meydanı'
nı rengarenk bayrakları, balonlarıyla dolduran vatandaşlar, barış istemlerini dile getiren pankartlar da taşıdılar.CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, TKP Milletvekili Hüseyin Angolemli, ABP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, ÇABP Başkanı Ali Erel ile işadamı Ramiz Manyera'nın konuşma yaptıkları mitingde, SOS Müzik Grubu konser verdi.
Türk ve Rumlardan oluşan İki Toplumlu Koro ile Folklor Grubu da şarkılarıyla, gösterileriyle mitinge renk kattı. Büyük bir coşkuyla yapılan mitingde "tabiyatıynan evet" diyen on binlerce vatandaş, SOS Müzik Grubu ile Türk ve Rumlardan oluşan İki Toplumlu Koro ile Folklor Grubu'nun gösterileriyle tam bir şölen havasında yaklaşık üç saat meydanda kaldı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi, Barış ve Demokrasi Hareketi, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Adalet ve Barış Partisi ile Çözüm ve AB Partisi'nin ortak organizasyonuyla düzenlenen miting, soğuk havaya ve zaman zaman etkili olan yağmura rağmen coşkulu bir havada geçti.
"Tabiyatıynan evet"...
Toplam 8 konuşmanın yapıldığı mitingde meydan, organizatör partileri simgeleyen yeşil-mavi-kırmızı ve beyazdan oluşan balonlar, pankartlarla renklendi. "Tabiyatıynan Evet-NAİ", "Yes be annem" pankartları yoğun olarak dikkat çekerken, "Kıbrıs'ta barış engellenemez" yine hakim slogandı. Çoğunluğu gençlerden oluşan gruplar, zaman zaman "Denktaş istifa" sloganları atarken, referandumda "hayır" kararı alan Rum Komünist AKEL Partisi'ne sitemler içeren pankartlar da dikkat çekti.
Yoğun güvenlik önlemleri alındı
KKTC ve Türkiye basını yanında Rum ve dünya basınının da büyük ilgi gösterdiği mitingi bazı televizyon kanalları da canlı olarak yayımladı.
Mitingi organize eden partiler miting alanında geniş bir güvenlik kordonu oluştururken, polisin de bölgede geniş güvenlik önlemi alması dikkat çekti. Aynı saatlerde iki miting düzenlenmesi nedeniyle gerginlik çıkacağına ilişkin kaygılar gece boyunca sürerken, herhangi bir taşkınlığın olmaması bir kez daha Kıbrıs Türkü'nün demokratik olgunluğunun göstergesi olarak yorumlandı.
Talat: Denktaş'ın toplumu, temsil
etmediğinin anlaşılması için büyük evet
Yoğun programı nedeniyle mitinge kısa bir süre katılan CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, büyük tezahürat ve vatandaşın ilgisi nedeniyle kürsüye ulaşmakta güçlük çekti. Eşi Oya Talat ile birlikte kürsüye çıkan ve halka seslenen Talat, barış içinde güvenli bir gelecek için uğraş verdiklerini anlattı. Talat, Kıbrıs Türkü'nün kendi iradesiyle barışa ulaşacağını vurguladı.
Halktan "büyük evet" isteyen Talat, "O zaman kimse Kıbrıs Türkü'nün barışçılığından, anlaşmayı uygulayacağından kuşku duymayacak... O zaman Denktaş toplum temsilcisi olduğunu iddia edemeyecek" diye konuştu. Talat, "Barış önündeki engelleri birer birer aşarken en sonuncuyu da tarihe havale edelim" diyerek Denktaş'a mesajlarını sürdürdü.
Akıncı: Kendi evimizin efendisi olmak için...
Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı da, İnönü Meydanı'nda toplanan on binleri göstererek, "'Hainler, güneye diyorlar... Hainler, güneye gidecek olursa kuzeyde kim kalacak... Gelsinler de görsünler bakalım..." diye konuştu.
Referandum için "hayır" kampanyası yürüten Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos için, "toplumlarına liderlik yapmadılar, çözümsüzlük için işbirliği yaptılar" diyen Akıncı, "uluslararası garanti" talebiyle "hayır" diyen AKEL'e de "Halkın iradesinden daha büyük garanti olabilir mi... Daha ciddi katkı beklerdik" diye seslendi.
Kıbrıs Türkü'nün "kendi evinin efendisi" olmak için çözüm istediğini belirten Akıncı, ancak bunun için tek değil iki "evet"e ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Hasipoğlu: İnadına evet...
Çözüm yanlılarının organize ettiği mitinglerde ilk kez konuşma yapan Adalet ve Barış Partisi Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ise, miting alanında toplanan kalabalığı "muhteşem" olarak niteledi ve halka şükranlarını sundu.
Anlaşmaya "hayır" demediği için tepkiler aldığını anlatan Hasipoğlu, "Dünyalı olmak için, Avrupalı olmak için, anavatan Türkiye'nin çıkarları için evet...İnadına evet" diye konuştu.
Angolemli: 'Evet'le statüko yıkılacak...
Toplumcu Kurtuluş Partisi Milletvekili Hüseyin Angolemli de, Kıbrıs Türk halkının bir mühürle aydınlık bir yolun kapısını açacağını belirtti. Güçlü bir 'evet'le birçok şeyin değişeceğini, statükonun yıkılacağını söyleyen Angolemli, ancak çözüm için iki 'evet'e ihtiyaç olduğunu belirterek, Rum halkını akıl yoluyla Annan Planı'nı incelemeye çağırdı.
Erel: İki evet
Çözüm ve AB Partisi Başkanı Ali Erel de, "Birkaç yıl önce başlayan zorlu yürüyüş zaferle sonuçlanıyor. Çözüm ve AB yolunda ilk misyonumuz tamamlanıyor" dedi.
Türk tarafından referandumda büyük oranda 'evet' çıkacağını, ancak çözüm için Rumların da oyuna ihtiyaç olduğunu söyleyen Erel, Rum tarafındaki çözüm taraftarlarına destek vermek için kalabalığa hep bir ağızdan "evet-NAİ" sloganları attırdı
.Manyera'dan Denktaş'a "büyük reis"
İşadamı Ramiz Manyera ise konuşmasında, ağırlıkla Cumhurbaşkanı Denktaş'ı eleştirdi.
Çözümle birlikte Kıbrıs Türk halkının egemen devletinde Avrupalı olacağını söyleyen Manyera, Denktaş'a "büyük reis" diye hitap ederek, şöyle seslendi... "Tarafsızlık yemini ettin, taraf olarak yeminini bozdun... 25 Nisan sabahı ne yapacaksın... Fakirlik, tanınmamışlık, her şey senin yüzünden, çekil artık..."
Yeni bir tarih...
Mitingde CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ile Gençlik Kolları Başkanı Nuri Sılay da kısa birer konuşma yaptılar.
Soyer, kalabalığı coşturan ajite konuşmasında, "Denktaş ve Papadopulos'un okutmak istediği tarihi okumak istemiyoruz. Sevgi ve barış dolu yeni bir tarih istiyoruz" dedi.
Çözüm sürecine büyük katkı koyan gençler adına konuşan Sılay ise, "Aynı göğün altında birlikte yaşam, iyi bir gelecek için" Türk ve Rum halklarına "evet" çağrısı yaptı.
KIBRIS 23/04/2004
Güçlü bir evet
Kıbrıslı Türk işadamı, KIBRIS Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Asil Nadir, tarihi referanduma saatler kala ekran karşısına geçerek, Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye'nin geleceği, istikbali ve güzel yarınlar için "evet" oyu vermesini istedi
Güçlü bir evet
KURTULUŞUNUZA SAATLER KALDI: Dün akşam KIBRIS TV'de çarpıcı açıklamalarda bulunan Asil Nadir, Kıbrıs Türkü'ne "Kurtuluşunuza saatler kaldı" diye seslenerek, "Biz bu onursuz yaşamdan kurtulmak istiyoruz. Biz vatan sahibi olmak istiyoruz. Kendimizin sahibi olduğu bir vatan sahibi olmak istiyoruz. Biz Türkiye'nin garantisini istiyoruz.
Biz bu garantileri garanti edecek Türk askerinin varlığını istiyoruz. Biz dünya ile bütünleşmek istiyoruz. Biz göç etmek istemiyoruz. Biz insan gibi yaşamak istiyoruz' diyen herkesin sandıklardan güçlü bir evet kararı çıkaracağından emin olduğunu söyledil PLANI KÖTÜLEYENLERE KULAK VERMEYİN: Asil Nadir, referandum öncesi planı kötüleyen çeşitli çevrelerin telkinlerine kulak verilmemesi gerektiğinin altını çizerken, "Bunlara inanmayın, sizleri kandırmak için yapılan çaresiz son haykırışlardır" dedi. Nadir, şöyle konuştu: "Bu telkinleri hepimize yapanları bir düşünelim. Bu telkinleri bize yapanlar, hepimizi uzun yıllar perişan eden, ailelerimizi, çocuklarımızı, kardeşlerimizi göçe zorlayan, bizlere onursuz bir hayat yaşamayı dikte eden, adaletsizlikleri çekinmeden dikte eden kişiler... Düşünelim, bizleri bu kadar kötü duruma sokan insanların şu anda kurtuluşumuza giderken bizlere tavsiyede bulunma hakları var mıdır? Yoktur. Çünkü onlar sizleri düşünmüyor, sizleri sevmiyor".
l EVET, EVET, EVET...:"Dünya ile bütünleşmek için, insan gibi yaşamak için, göç etmemek için, çocuklarınızı geri getirmek için, onurlu bir yaşam için cumartesi günü yine süslenin, yine giyinin, başınız dik sandıklara gidin ve evet deyin. Evet, biz vatan sahibi olmak istiyoruz. Evet, biz insan gibi yaşamak istiyoruz. Evet, biz dünya ile bütünleşmek istiyoruz. Evet, biz 'yalvar-yakar'dan artık kurtulmak istiyoruz. Evet, kendimizi yönetmek istiyoruz' deyin"
l TÜRKİYE'NİN DE YOLUNU AÇACAKSINIZ: "Bu 'evet'i atarken bunu hem kendinizi, hem de Türkiye'nin istikbalini inanılmaz aydınlıklara taşıyacağını düşününüz. Bu kadar yıldır, on yıllardır, buralar için inanılmaz fedakarlıklar yapan Türkiyemiz, bakın ne diyorlar, biz 'sizleri seviyoruz, biz sizleri hep koruyacağız, biz sizler için yanlış olan bir şeye evet demeyeceğiz'... Doğrudur. Biz de buna inanıyoruz. Biz sizleri hep garanti edeceğiz diyorlar, bu kadar söylemden sonra 70 milyon insanın istikbalini karartmaya, onlara Avrupa yolunu tıkamanın ne anlamı var"
Kıbrıslı Türk işadamı, KIBRIS Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Asil Nadir, kaderimizi oylayacağımız tarihi referanduma saatler kala ekran karşısına geçerek, Kıbrıs Türk halkına, geleceği, istikbali ve güzel yarınlar için "evet" demeleri çağrısı yaptı.
Asil Nadir, sandıktan çıkacak "güçlü" bir "evet"le, aynı zamanda 70 milyonluk Türkiye'nin de aydınlık yarınlarının yolunun açılacağını vurguladı.
Dün akşam KIBRIS TV'de çarpıcı açıklamalarda bulunan Asil Nadir, Kıbrıs Türkü'ne "Kurtuluşunuza saatler kaldı" diye seslenerek, "Biz bu onursuz yaşamdan kurtulmak istiyoruz. Biz vatan sahibi olmak istiyoruz. Kendimizin sahibi olduğu bir vatan sahibi olmak istiyoruz. Biz Türkiye'nin garantisini istiyoruz. Biz bu garantileri garanti edecek Türk askerinin varlığını istiyoruz. Biz dünya ile bütünleşmek istiyoruz. Biz göç etmek istemiyoruz. Biz insan gibi yaşamak istiyoruz' diyen herkesin sandıklardan güçlü bir evet kararı çıkaracağından emin olduğunu söyledi.
Tüm dünyanın takdirini kazanan Kıbrıs Türkü'nün bugüne dek verdiği kararlı mücadeleden gurur duyduğuna dikkat çeken işadamı Asil Nadir, 14 Aralık seçimlerinde halkı düşünmeyen, halkı yok etmek isteyen yöneticilerin tümünden kurtulmanın mümkün olmadığını hatırlattı ancak şimdiki fırsatın çok iyi değerlendirilmesini istedi.
Asil Nadir, referandum öncesi planı kötüleyen çeşitli çevrelerin telkinlerine kulak verilmemesi gerektiğinin altını çizerken, "Bunlara inanmayın, sizleri kandırmak için yapılan çaresiz son haykırışlardır" dedi ve şöyle konuştu:
"Bu telkinleri hepimize yapanları bir düşünelim. Bu telkinleri bize yapanlar, hepimizi uzun yıllar, uzun yıllar perişan eden, ailelerimizi, çocuklarımızı, kardeşlerimizi göçe zorlayan, bizlere onursuz bir hayat yaşamayı dikte eden, adaletsizlikleri çekinmeden dikte eden kişiler...
Düşünelim, bizleri bu kadar kötü du
ruma sokan insanların şu anda kurtuluşumuza giderken bizlere tavsiyede bulunma hakları var mıdır? Ben size söyleyeyim, bunların hakları yoktur. Çünkü onlar sizleri düşünmüyor. Son davranışlarını da görürsek bunlar sizleri sevmiyor".Halka referandumda "evet" demeleri halinde "vatansız, işsiz, malsız, mülksüz kalacaksınız" telkininde bulunanlara "sakın inanmayın" çağrısını yineleyen Asil Nadir, "Dünya ile bütünleşmek için, insan gibi yaşamak için, göç etmemek için, çocuklarınızı geri getirmek için, onurlu bir yaşam için cumartesi günü yine süslenin, yine giyinin, başınız dik sandıklara gidin ve evet deyin. Evet, biz vatan sahibi olmak istiyoruz. Evet, biz insan gibi yaşamak istiyoruz. Evet, biz dünya ile bütünleşmek istiyoruz. Evet, biz 'yalvar-yakar'dan artık kurtulmak istiyoruz. Evet, kendimizi yönetmek istiyoruz' deyin" diye konuştu.
İşadamı Asil Nadir, sandığa atılacak evet oylarıyla aynı zamanda 70 milyonluk Türkiye'nin de istikbalini aydınlık yarınlara taşıyacağını ve Avrupa yolunu açacağını vurguladı.
Türkiye'den gelip KKTC'ye yerleşen ve bu toprakları vatan bilen herkese de seslenen Asil Nadir, şunları kaydetti:
"Geçen seçimde, Türkiye'den gelip Kıbrıs'ı vatan bilen kardeşlerimizin istismarını, inanılmaz bir üzüntüyle seyrettim. Yapılan baskıları, yapılan tehditleri, yanıltmaları hep birlikte müşahede ettik. Bu defa, bu referandumda bu kardeşlerimizin de bu baskılardan, bu yaşamdan kurtulmak için kendi istikballeri için, çocukları için dünya ile bütünleşmek için hiç düşünmeden evet oyu vereceğini, hiç korkmadan evet oylarını vereceğini ben müşahede ediyorum".
Asil Nadir, "evet", evet", evet" diyor
İşadamı Asil Nadir'in, dün akşam KIBRIS TV'de yaptığı çarpıcı açıklamaları aynen şöyle:
"İyi akşamlar. Finale giderken, bu güzel finale giderken sizlerle bir kez daha sohbet etme ihtiyacı hissettim. Her şeyden önce sizlere bir şeyden bahsetmek istiyorum. Kıbrıs Türk halkının bütün dünyanın takdirini kazandığını hep birlikte müşahede ediyoruz.
Ben sizlerin bir parçası olmaktan inanılmaz bir gurur duyuyorum. Ne mutlu sizlere... Son 14 Aralık'taki seçimlerden biraz evvel yine beraberdik. O zaman sizlere, sizleri düşünmeyen bu yönetimlerin, sizleri yok etmek için inanılmaz gayret sarf eden kişilerden kurtulmanızın yararlarını anlatmıştım. Güzel bir operasyonla, güzel
bir kararlılıkla tümünden değil ama tümüne yakın bir kısmından kurtuldunuz.Zaten bugün referanduma hazırlanırken kendi istikbalinizi hazırlarken, buna karar verirken, bu ortamı, o zamanki kararlılığınız hazırlamıştır.
Kurtuluşunuza saatler kaldı...
Şimdi
kurtuluşunuza saatler kaldı. Herkes sizlere, değişik, değişik bölümlerden sesler geliyor. Efendim 'plan kötüdür, plan şöyledir, plan böyledir, sakın pozitif bir karar verip evet demeyin, vatansız kalacaksınız, topraksız kalacaksınız, garantisiz kalacaksınız, inanılmaz risklere gireceksiniz' diye telkinlerde bulunuyorlar.Bu telkinleri hepimize yapanları bir düşünelim. Bu telkinleri bize yapanlar, hepimizi uzun yıllar perişan eden, ailelerimizi, çocuklarımızı, kardeşlerimizi göçe zorlayan, bizlere onursuz bir hayat yaşamayı dikte eden, adaletsizlikleri çekinmeden dikte eden kişiler...
Düşünelim, bizleri bu kadar kötü duruma sokan insanların şu anda kurtuluşumuza giderken bizlere tavsiyede bulunma hakları var mıdır? Ben size söyleyeyim, bunların hakları yoktur. Çünkü onlar sizleri düşünmüyor. Son davranışlarını da görürsek bunlar sizleri sevmiyor.
Bu referandumda tahmin ederim en iyi kararı kendi hislerinizi yoklayarak, kimseyi dinlemeden, sizler için kutsal olan tüm konumları düşünerek bu kararı sizler vereceksiniz ve bu en doğru karar olacaktır.
Ben sizlere bu kadar zamandır takip ettiğim bu konuda hiç olmazsa düşüncelerimi açıklamak istiyorum.
10 yılların mücadelesini hatırlayın. Göç eden kardeşlerinizi, çocuklarınızı, analarınızı, babalarınızı hatırlayın. Onurlu bir yaşam için, istihdam için sizlere yaptırılan yalvarmaları hatırlayın.
Onursuz yaşamdan kurtulmak için evet...
Bütün bu negatif, olumsuz konumları düşünün, bütün bunların devamını istiyor musunuz diye düşünün. Cevabınız 'hayır, biz bu onursuz yaşamdan kurtulmak istiyoruz. Biz vatan sahibi olmak istiyoruz. Kendimizin sahibi olduğumuz bir vatan sahibi olmak istiyoruz. Biz Türkiye'nin garantisini istiyoruz. Biz bu garantileri garanti edecek Türk askerinin varlığını istiyoruz. Biz dünya ile bütünleşme
k istiyoruz. Biz göç etmek istemiyoruz. Biz insan gibi yaşamak istiyoruz'... Bütün bunların cevaplarını düşünün... Ben size bu düşüncenin akabinde kendi düşüncemi bildirmek istiyorum.Bu düşüncelerin cevabı, çok kesin, kararlı, dinamik bir evettir.
Referandum hakkını, sizin en doğal hakkınızı, nasıl kazandığınızı bir düşünün. Yağmur altında, inatla, ısrarla... İnatla, ısrarla çünkü bu sizin en doğal hakkınızdı. Hakimiyet, kayıtsız, şartsız, milletindir. Millet sizsiniz. Israrla referandum hakkınızı aldınız.
Sizi yok etmek isteyenlerden kurtulmak için evet...
Geçmişteki birlikteliğimizde sizlere, sizleri yok etmeye çalışan yönetimlerden kurtulun diye bir tavsiyede bulunmuştum. Bakın bugüne, bugünlere gelmenizin sebebi o zamanki bu sizleri yok etmek isteyenlerden kurtuluşunuzun neticesidir. Tümünden mi kurtulmuştuk? Hayır, ama bizleri bugünlere getirecek, kendi haklarımız için, kendi istikbalimiz için, kendi vatanımız için karar verme haklarınızı aldınız.
İşte, önümüzde saatler kaldı. Bu saatlerden sonra gidip, daha evvel de söylemiştim, kimseden çekinmeden, kendinizi kurtarmak için bu referandumda evet oyunu kullanma hakkınız bakidir ve bunu kullanacaksınız inancındayım.
Bütün kafanızı karıştırmak için söylenenlere bakıyorum. 'Vatansız, işsiz, malsız, mülksüz', bir sürü şeylerden bahsediyorlar. Sakın bunlara inanmayın. Bu kadar bilinçli kişiler, kendini kurtarmak isteyen kararlı kişiler, vatan sahibi olmak isteyen kararlı kişiler, kendi kendini yönetmek isteyen kişiler, hepimiz, hepiniz, hep birlikte artık bu r
eferandumda kurtuluşunuzun oyunu vereceksiniz.Sakın sizlere değişik kesimlerden, sizleri, bizleri bu hallere sokan kesimlerin bu çözümün bizler için kötü olduğu söylemlerine inanmayın. Onlar size doğruları söylemiyor. Doğrulara en kolay sizler varacaksınız. Kendinizi düşüneceksiniz, ailenizi düşüneceksiniz, vatanınızı düşüneceksiniz ve bu referandumda evet oyunu vereceksiniz inancındayım.
Tehditlere, yalvarmalara inanmayın...
Saatler yaklaştı. Bakıyorum, hürriyetinizi, vatan sahibi olmayı, kendi kendinizin sahibi olmayı engellemek için bir türlü, her türlü laflar, tehditler, bazen yalvarmalar, sakın bunların hiçbirine inanmayın.
Dünya ile bütünleşmek için, insan gibi yaşamak için, göç etmemek için, çocuklarınızı geri getirmek için, onurlu bir yaşam için cumartesi günü yine süslenin, yine giyinin, başınız dik sandıklara gidin ve evet deyin. Evet, biz vatan sahibi olmak istiyoruz. Evet, biz insan gibi yaşamak istiyoruz. Evet, biz dünya ile bütünleşmek istiyoruz. Evet, biz 'yalvar-yakar'dan artık kurtulmak ist
iyoruz. Evet, kendimizi yönetmek istiyoruz.Saatlerce size neden evet demeniz gerektiğini anlatabilirim. Ama hepinizi inanılmaz bir sevgiyle, saygıyla müşahede ediyorum. O gençlerin gözlerindeki sevgi ve kararlılık, geçmişte onların ana-babalarındaki şüphelerin süratle kaybolduğunu görüyorum. Haksız değiller. Şüpheleri bırakın, kurtuluşunuz için malmış, mülkmüş o tür korkulardan kendinizi arındırın. Çünkü bu vereceğiniz evet oyu, bu kaderinizin karar oyu sizleri insan gibi, dünya ile bütünleşmiş bir yaşama
süratle götürecektir. Bunu kimse ama kimse engelleyemeyecektir. Bu kararlılıkla sizler, insan gibi yaşamayı, dünya ile bütünleşmeyi, sevdiklerinize kavuşmayı, her türlü insan gibi yaşamayı kendiniz yaratacaksınız.Kimseden medet ummayın, kimsenin laflarına kanmayın. Efendim, yıllarca işsizlik olacakmış, yıllarca kan revan içinde kalacakmışız, her türlü kötülüğe maruz kalacakmışız, sakın inanmayın. Bunlar, kendi konumlarını, kendi istismarlarını, kendi suistimallerini devam ettirebilmek için, sizleri kandırm
ak için yapılan çaresiz son haykırışlardır.Unutmayın, siz bilmezsiniz, siz bilemezsiniz, siz karar veremezsiniz diyorlar ya sakın bunlara inanmayın. Buranın sahipleri sizlersiniz. Mukadderatınızın, kaderinizin sahipleri sizlersiniz. Bütün güzellikleri yaratabilmek sizin elinizdedir. Ne mutlu hepinize, ne mutlu hepimize ki bu gün artık gelip çatmıştır.
Karar zamanı geldi...
Karar zamanıdır. Cumartesi yine güzel giyinin, süslenin, inanılmaz bir sevinç ve ferahla sandıklara gidin ve hiç düşünmeden evet oyunuzu atın. Evet, kendi kendinizi yönetmek için, evet, sevdiklerinize kavuşmak için, insan gibi yaşamak için evet, yalvar-yakardan kurtulmak için evet....
Sizleri yorabilirim, saatlerce sizlere neden evet olması gerektiğini anlatabilirim. Ama sizler duyarlı insanlarsınız. Sizler zeki insanlarsınız.
Son 18 ay, 10 ay, 5 ay, son birkaç ay... Bütün dünyayı kendinize hayran bıraktınız. Bu kadar inançlı bir kitle, kurtuluşu için bu kadar kararlı bir kitle, sizi temin ederim dünyada az bulunur.
Evetinizi sandıklara atın
Sizler hepiniz özel insanlarsınız, özelsiniz. Cumartesi kalkın ve deyin ki ben insanım, ben özelim, ben kendi istikbalim hakkında kendim karar vereceğim, kimse benim için karar vermeyecek, deyin, gidin ve evetinizi sandıklara atın.
Bu 'evet'i atarken bunu hem kendinizi, hem de Türkiye'nin istikbalini inanılmaz aydınlıklara taşıyacağını düşününüz. Bu kadar yıldır, on yıllardır, buralar için inanılmaz fedakarlıklar yapan Türkiyemiz, bakın ne diyorlar, biz 'sizleri seviyoruz, biz sizleri hep koruyacağız, biz sizler için yanlış olan bir şeye evet demeyeceğiz'...Doğrudur. Biz de buna inanıyoruz. Biz sizleri hep garanti edeceğiz diyorlar, bu kadar söylemden sonra 70 milyon insanın istikbalini karartmaya, onlara Avrupa yolunu tıkamanın ne anlamı var.
Unutmayın, onun önünde de ondan evvel de kendi istikbaliniz, kendi yaşamınız düzelecektir.
Bütün haykırışlara, tehditlere sakın kulak asmayın. Bunlar bir dönemin bitişinin haykırışlarıdır, telaşıdır, telaş içindedirler.
İnsan istemez mi bu kadar insan, bu halk, her türlü iteklemeye, her türlü suistimale maruz kalmış bir halk. Bu halkın böyle kalmasını istemezler mi, tabi ki isterler. Ama ben biliyorum ki sizler kararınızı verdiniz. Sizler artık kendi yaşamınızı, kendi istikbalinizi elinize aldınız, kimseden çekinmeden, cumartesi inanılmaz bir şevkle ve keyifle sandıklara koşun, düşünmeden evet deyin.
Türkiyeli kardeşlerimiz, hiç korkmadan evet deyin...
Geçen seçimde, Türkiye'den gelip Kıbrıs'ı vatan bilen kardeşlerimizin istismarını, inanılmaz bir üzüntüyle seyrettim. Yapılan baskıları, yapılan tehditleri, yanıltmaları hep birlikte müşahede ettik. Bu defa, bu referandumda bu kardeşlerimizin de bu baskılardan, bu yaşamdan kurtulmak için kendi istikballeri için, çocukları için dünya ile bütünleşmek için hiç düşünmede
n evet oyu vereceğini, hiç korkmadan evet oylarını vereceğini ben müşahede ediyorum.Fedakar, kahraman Kıbrıs Türk halkı, kendi kaderinizi, kendi yaşamınızı, kendi istikbalinizi artık tümüyle, bütünüyle sonsuza dek elinizde kalmasına saatler kaldı.
Dediğim gibi cumartesi günü inanılmaz bir keyifle sandıklara koşun. Kendiniz için koşun ve bütün güzelliklere ulaşın.
Bu zaman içinde davranışlarınızı, haykırışlarınızı, bütün performansınızı inanılmaz bir hayranlıkla izledim. Sizlere şunu söylerken belki biraz kendimi rahatlatacağım. Sizlerle iftihar ediyorum, sizlerin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Sizlerle yaşamaktan inanılmaz bir keyif duyuyorum. Hep birlikte inanılmaz bir inançla sandıklara koşalım.
Kendi kaderimizi ve istikbalimizi sonsuza dek güzel günlere taşımak için hep birlikte evet diyelim.
Şimdiden sizlere olan inancımdan dolayı ben hepinizi tebrik etmek istiyorum.
Allah sizi korusun, Allah hiçbirimizi sevdiklerimizden ayırmasın, Allah ülkemizi korusun.... Teşekkür ederim."
KIBRIS 23/04/2004
Hâlâ umutluyuz
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, yarın yapılacak tarihi referandum arifesinde KIBRIS'a konuştu:
Hâlâ umutluyuz
Emine DAVUT YİTMEN
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, Kıbrıs'ta hâlâ bir anlaşmanın olacağı umudunu taşıdığını, ancak bunun tarafların isteğine bağlı olduğunu söyledi.
Alvaro de Soto, neden ne olursa olsun bir tarafın planı reddetmesi halinde, geri adım atarak iyi niyet misyonunun devamının kullanılabilirliliğini gözden geçireceklerini belirtti.
BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya'nın vetosu hakkında , "teknik içerikle ilgili bir vetoydu" değerlendirmesini yapan De Soto, bunun genel sekreterin sunduğu raporda yer alan silahlanmada ambargo ve yeni barış gücü operasyonu kavramlarını reddettiği anlamı taşımadığını kaydetti.
Kıbrıs Rum televizyon kanallarının, AB ve BM yetkililerine yayınlarında yer vermeme kararından kendi adına üzüntü duyduğunu belirten Perulu diplomat, bu yasak nedeniyle plan hakkında ortada bulunan yanlış anlamaları ve çarpıtmaları gösterme ve planı açık hale getirme yolundaki bir fırsatın kaçırıldığını söyledi.
"Planın avukatlığını yapmak istemiyorum" diyen De Soto, planda BM'nin tarafsız bir rol oynadığını hatırlatarak, her şeyi net ve eşit olarak ortaya koymak istediklerinin altını çizdi.
De Soto, Rum tarafından referandumda 'hayır' çıkması halinde üzüleceğini belirterek, böyle bir durumun bölünmüş bir Kıbrıs'ın AB'ye girmesine olanak yaratacağını ve AB müktesebatı ve yararlarının Kıbrıslı Türkler için uygulanamayacağını vurguladı.
Deneyimli diplomat, Kıbrıslı Türklerin uzun bir müzakere sürecinin ardından ortaya konan uzlaşıcı bir çözümü onayladıktan sonra, gelecekten faydalanamayan taraf olması nedeniyle onları izole edilmişlikten çıkaracak herkesi alkışladığını kaydetti.
BM Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, KIBRIS'ın sorularını şöyle yanıtladı:
SORU: Sayın De Soto, dün (önceki) akşam BM Güvenlik Konseyi'nde tartışılan öneri, Rusya tarafından reddedildi. Rusya ret kararını, söz konusu önerinin, Annan Planı'nın iki tarafça onaylamasının ardından daha sonra ele alınabileceğini düşünerek aldı. Kıbrıslı Rumların özellikle planın uygulanabilirliğini garanti altına almak için böyle bir güvence istemesi nedeniyle bu öneri ortaya çıkmış
tı... Şu anda sonuca baktığımızda, önümüzdeki günler için nasıl bir tablo çizebiliriz?CEVAP: BM Rusya temsilcisinin de açıkladığı gibi bu veto teknik içerikle ilgili bir vetoydu. Bu, Rusya'nın genel sekreterin sunduğu raporda yer alan silahlanma, ambargo ve yeni barış gücü operasyonu kavramlarını reddettiği anlamına gelmiyor. Neticede, referandumun iki tarafta onaylanması halinde, Güvenlik Konseyi'nin süratle ve işbirliğiyle genel sekreter tarafından önerilen kurucu anlaşmanın, silah ambargosunun ve barış
gücünün yeni operasyonunu onaylayacağı yolunda kuşkum yok. Yine de sizi bir noktada düzeltmek isterim ki, Güvenlik Konseyi'nin amacı, tüm Kıbrıslılara çözümün adada uygulanması halinde yardımcı olmaktır. Bu yardım, sadece Kıbrıslı Rumları kapsamıyor.SORU: Fakat biz Kıbrıslı Rumların plan hakkında rahat olmadığını ve bu nedenle Güvenlik Konseyi'nden bir nevi garanti istediğini biliyoruz...
CEVAP: Güvenlik Konseyi tarafından planda herhangi bir değişiklik yapılmadı. Plan, Kıbrıslılara ait ve ortada öyle bir öneri yok. Yalnızca, Kıbrıs Rum tarafında bazı çevreler, belli konulardaki kaygılarını seslendirdiler. Biz Güvenlik Konseyi'nin planda yer alan önerileri onaylamasını istiyoruz. Ortada yeni eklenen bir şey yok.
SORU: AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günte
r Verheugen, Kıbrıs Rum hükümetinin Annan Planı'na yaklaşımı nedeniyle kendini aldatılmış hissettiğini söyledi. Siz de Sayın Verheugen gibi mi hissediyorsunuz?CEVAP: Sayın Verheugen'in sözleri, AB veya AB Komisyonu ile Kıbrıs Rum hükümeti arasındaki anlayışlara dayanıyor. Ben bu tarz anlayışların bir parçası değilim. Sayın Verheugen'nin söylediklerinin doğruluğu konusunda kuşkuya düşmem için bir neden yok. Ancak, BM bu tür tartışmalara katılmıyor.
SORU: Fakat Sayın Papadopulos'un plana karşı çıkması yolunda bir yaklaşım bekliyor muydunuz? Sizin için sürpriz olmadı mı?.
CEVAP: Sayın Papadopulos'un plana karşı olan ve Kıbrıslı Rumları hayır demeye çağıran tutumunun genel sekreter için sürpriz olduğunu ve kendisini hayal kırıklığına uğrattığını daha önceden açıklamıştım. Biz Sayın Papadopulos'un plan hakkındaki analizlerine ve çıkardığı sonuçlar hakkındaki görüşlerine katılmıyoruz
SORU: Kıbrıs Rum televizyon kanalları, AB ve BM yetkililerine yayınlarında yer vermeme kararı aldı. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
CEVAP: Ben kendi adıma üzüldüm. Uzun zamandır bir televizyon kanalı tarafından röportaj yapmam konusunda girişimde bulunan bir gazeteci vardı. Kendisi bana bu isteğini Bürgenstock'tayken yenilemişti. Ben de geçen hafta bunu kabul ettim. Ancak beni arayarak yöneticilerinin Kıbrıslı olmayanlar dışında mülakat yapılamayacağı yolunda karar aldığını söyledi. Bu beni üzdü; çünkü plan hakkında ortada bulunan yanlış anlamaları ve çarpıtmaları göstermek ve planı açık hale getirmek için bir fırsattı. Planın avukatlığını yapmak istemiyorum, fakat bu planda BM tarafsız bir rol oynuyor ve her şeyi net ve eşit olarak ortaya koymak istiyoruz.
SORU: Bir BM görevlisi olarak planın her iki tarafta geniş olarak anlaşılabildiğine inanıyor musunuz?
CEVAP: Hayır. Keşke anlaşılmış olsaydı. Şubat 2003 ve Mart 2004 arasındaki geçen zaman diliminde gerçekleşen müzakerelerde pek çok gelişme kaydedildi. Ancak, bize göre bu, insanlara yeterince anlatılmadı. Bu fırsatın kaçırıldığına inanıyoruz. Eğer her iki tarafın insanları planı iyi anlamış olsalardı, bunun bir uzlaşma olduğunu görebilirdi.
SORU: Tarihi referandum için iki (bir) günümüz kaldı. Referandumla ilgili olarak beklentileriniz neler? Halen iki taraftan evet oylarının yükseleceği yolunda umutlu musunuz?
CEVAP: Umut, bir insanın en son kaybettiği şeydir. Açıkçası bir anlaşmanın olacağını umuyoruz; ancak bu insanlara bağlı. Neden ne olursa olsun bir tarafın planı reddetmesi halinde geri adım atarak iyi niyet misyonumuzun devamının kullanılabilirliğine bakacağız...
SORU: Eğer referandumda plana hayır çıkarsa ne yapılacak? Az önce BM'nin geri çekilip durumu değerlendireceğini söylediniz... Bu durumda yeni bir referandumun hazırlanabileceğini söyleyebilir miyiz?
CEVAP: Aslında buna karar verecek olan BM değil. Ben sadece genel sekreterin dünkü (önceki günkü) sözlerinden alıntı yapmıştım. Eğer taraflardan biri planı reddederse plan ölür ve bizim rolümüz de biter.
SORU: Kamuoyu yoklamaları, Kıbrıs Rum tarafının planla ilgili olumsuz tavır sergileyeceğini ortaya koyuyor. Kıbrıslı Türkler referandumda plana 'evet' derse 2 Mayıs tarihinde onları neler bekliyor?
CEVAP: Rum tarafı 'hayır' derse böyle bir durumda üzgünüm ama bölünmüş bir Kıbrıs AB'ye girer. Böylece, AB müktesebatı ve onun yararları Kıbrıslı Türkler için uygulanamaz. Bu da en talihsiz sonuçlardan biri olur diye düşünüyorum.
SORU: Birleşik Krallık ve hatta Hollanda, KKTC üzerinde uygulanan ambargoların kaldırılmasını veya KKTC'nin durumunun referandum sonrasında yeniden gözden geçirilmesini söylüyor. Peki BM, ne gibi bir yaklaşım
benimsemeyi düşünüyor?CEVAP: BM bu alanda bir rol oynamıyor. Ancak, Kıbrıslı Türklerin uzun bir müzakere sürecinin ardından ortaya konan uzlaşıcı bir çözümü onayladıktan sonra gelecekten faydalanamayan taraf olacakları nedeniyle bu yolda yükselen seslere sempatiyle bakıyorum. Neticede, Kıbrıslı Türkleri izole edilmişlikten çıkaracak herkesi alkışlıyorum.
Soru: Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın en başından beri Annan Planı'na karşı olduğunu biliyordunuz. Öte yandan, Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos plandan dolayı mutlu görünüyordu. Ancak, Papadopulos da plana karşı çıktı. Tüm bunların şimdiye kadar yapılan tüm çabaları boşa çıkardığını düşünüyor musunuz?
CEVAP: Az önce de söylediğim gibi genel sekreter, Sayın Papadopulos'un pozisyonundan dolayı hayal kırıklığına uğradı. Sayın Denktaş'ın uzun dönem karşı çıkışını biliyorduk. Ancak, her iki toplumdaki diğer parti liderleri ve dış dünya planı uzlaşıcı buldu. Liderlerin aldıkları pozisyonlar konusunda karar yürütmek istemiyorum.
SORU: Referandumdan sonraki adımınız ne olacak?
CEVAP: Referandumdan çıkacak olan sonucu bekleyip ona göre bir sonraki adım için karar alacağız.
SORU: BM, referandum için gözlemci gönderecek mi?
CEVAP: Hayır.
SORU: Son olarak referandum öncesi her iki tarafa da vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
CEVAP:Genel sekreter dün (önceki) akşam bir mesaj göndermişti. Her kanalda yayınlanıp yayınlamadığını bilmiyorum; umarım yayınlanmıştır. O mesaja ekleyecek başka bir şeyim yok
KIBRIS 23/04/2004
Denktaş, Kıbrıs'ın kaybından mı yoksa koltuğun kaybından mı korkuyor?
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Rusya'nın Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs raporunu veto etmesini, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın "Allah Rusya'dan razı olsun" şeklinde değerlendirmesine sert tepki gösterdi:
Denktaş, Kıbrıs'ın kaybından mı yoksa koltuğun kaybından mı korkuyor?
l KOLTUK İÇİN Mİ... Dengir Mir Mehmet Fırat: Sayın Denktaş'a, Allah selamet versin diyeceğim... Belli bir yaşın üstüne geçince Allah selamet versin demekten başka bir şey olmuyor. Birileriyle beraber ağlamaya başladı, en sonunda da geldi 'Allah Rusya'dan razı olsun' dedi. Bu sözlerden sonra şunu düşünmek gerekiyor; Acaba korkulan Kıbrıs'ın kaybı mıdır yoksa Kıbrıs'taki koltukların kaybı mıdır?"
l "EVET" ÇIKARSA DENKTAŞ İSTİFA ETSİN... "KKTC'ye giderek propaganda yapanların, referandum sonrasında söylediklerinin dışında bir sonuç çıktığı takdirde görevlerini bırakmaları gerekir. Bu durumun Cumhurbaşkanı Denktaş için de geçerli olması lazım, öyle olması kanısındayım"
l KIBRIS'TAKİ SALDIRILAR MİLLİYETÇİLİK DEĞİL, SERSERİLİKTİR... "Birilerinin bir şeyler adına gidip Kıbrıs'taki vatandaşları rahatsız etmesini, saldırılmasını, bazı vatandaşları döverek hastanelik etmesini, araçlarını tahrip etmesini şiddetle kınıyoruz. Bunu hiçbir değer yargısı içerisine sığdırılamayacağı kan
aatindeyiz. Bunun adına ne milliyetçilik ne de vatanseverlik denilebilir. Olsa olsa buna serserilik yapılıyor denilebilir"AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs'ın kaybından çok, koltuğun kaybından korkuyor olabileceğini söyledi.
Rusya'nın Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs raporunu veto etmesini, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın "Allah Rusya'dan razı olsun" şeklinde değerlendirmesine sert tepki gösteren Dengir Mir Mehmet Fırat, "Sayın Denktaş'a, Allah selamet versin diyeceğim... Belli bir yaşın üstüne geçince Allah selamet versin demekten başka bir şey olmuyor. Birileriyle beraber ağlamaya başladı, en sonunda da geldi 'Allah Rusya'dan razı olsun' dedi. Bu sözlerden sonra şunu düşünmek gerekiyor; Acaba korkulan Kıb
rıs'ın kaybı mıdır yoksa Kıbrıs'taki koltukların kaybı mıdır?" diye konuştu.KKTC'ye giderek propaganda yapanların, referandum sonrasında söylediklerinin dışında bir sonuç çıktığı takdirde görevlerini bırakmaları gerektiğini ifade ederek, "Bunun Denktaş için de geçerli olması lazım, öyle olması kanısındayım" dedi.
Fırat, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, KKTC'de referanduma doğru yaklaşıldığını ve bu konuda herkesin söyleyeceğini söylediğini, "eteğindeki taşı döktüğünü" belirtti.
Kıbrıs'ta söylenmesi gereken bir çok şeyin Türkiye'de iç politika meselesi yapılarak dile getirildiğini belirten Fırat, şunları kaydetti:
"(Evet) ve (hayır) konusunda KKTC vatandaşlarının ve Güney Rum kesiminin iradesini beklemekten başka, çıkacak sonuca saygı göstermekten başka yapılacak bir şey yoktur. Fakat maalesef Türkiye'deki bazı siyasiler ve siyasi partiler doğrudan doğruya, bağımsız kabul ettiğimiz, ona saygı göstermek zorunda olduğumuz KKTC içerisinde bu yapılacak referandumda bir taraf olarak propaga
nda yaptıklarını üzülerek müşahede ediyoruz.Yetki alanına girmediği halde doğrudan müspet veya menfi bir propagandanın içerisine giren siyasiler, çıkacak sonucun gereklerini yerine getirmek durumundadırlar. Oraya giderek bu propagandayı (evet) ya da (hayır) şeklinde yapanlar, yarın kendi söylediklerinin dışında bir sonuç çıktığı takdirde görevlerinde durmamaları gerekir. Bu, 3 Kasım seçimlerinden önce olduğu gibi (biz mağlup olduk bu görevi yürütmememiz gerekir) deyip, bir hafta sonra unutturulacak şekilde
olmamalıdır. Hele birilerinin bir şeyler adına gidip oradaki vatandaşları rahatsız etmesini, saldırılmasını, bazı vatandaşları döverek hastanelik etmesini, araçlarını tahrip etmesini şiddetle kınıyoruz. Bunu hiçbir değer yargısı içerisine sığdırılamayacağı kanaatindeyiz. Bunun adına ne milliyetçilik ne de vatanseverlik denilebilir. Olsa olsa buna serserilik yapılıyor denilebilir. Bunu yapan ve yaptıranları da Türk milleti gerekli şekilde bundan sonraki seçimde değerlendirecektir.""Kıbrıs'ın kaybı mı koltukların kaybı mı?"
BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs ile ilgili kararını Rusya'nın veto etmesini ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "Allah Rusya'dan razı olsun" dediğinin anımsatılması üzerine Fırat, şunları kaydetti:
"Sayın Denktaş'a, Allah selamet versin diyeceğim ona ben... Belli bir yaşın üstüne geçince Allah selamet versin demekten başka bir şey olmuyor. Birileriyle beraber ağlamaya başladı, en sonunda da geldi (Allah Rusya'dan razı olsun) dedi. Bu sözlerden sonra şunu düşünmek gerekiyor; Acaba korkulan Kıbrıs'ın kaybı mıdır yoksa Kıbrıs'taki koltukların kaybı mıdır?"
Eski DEP milletvekillerinin yeniden mahkum olmalarıyla ilgili "Bu, Türkiye'nin AB'ye girişini zorlaştıracak" yorumlarının yapıldığını, bu konuda ne yapacaklarının sorulması üzerine, 'Yapacak bir şey yok. Birileri zil takıp oynasın" karşılığını verdi.
Fırat, bir başka soru üzerine, anayasa değişikliği paketinin bu hafta ya da gelecek hafta imzaya açılabileceğini belirtti.
Bir gazetecinin, "TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 'şey' krizi ile ilgili değerlendirmeniz ne oldu parti olarak?" sorusu üzerine Fırat, Arınç'ın meclis başkanı olarak anayasaya göre bağımsız olduğunu ve parti olarak bu konuda bir değerlendirme yapamayacaklarını söyledi.
Bir başka gazetecinin, "(KKTC'de propaganda yapanlar, sonuç isted
ikleri gibi çıkmazsa istifa etmelidir) dediniz. Buna Denktaş da dahil mi?" sorusu üzerine, "Geçerli olması lazım, öyle olması kanısındayım" dedi.KIBRIS 23/04/2004
Evet diyenler İnönü Meydanında
Kıbrısta bir çözümün anahtarını oluşturan referanduma bir gün kala bu akşam Lefkoşa iki ayrı mitinge ev sahipliği yaptı.
Annan Planıyla çözüme karşı çıkarak hayır kampanyası yapan siyasi partilerle sivil toplum örgütlerinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş önderliğinde düzenledikleri Varoluş ve Dayanışma mitinginin ardından, evet diyenler Lefkoşa İnönü Meydanında toplandı.
Koalisyonun büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Barış ve Demokrasi Hareketi, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Adalet ve Barış Partisi, Çözüm ve AB Partisinin ortaklaşa düzenledikleri miting saat 20.00de folklor gösterileriyle başladı. İnönü Meydanını rengarenk bayrakları, balonlarıyla dolduran vatandaşlar, barış istemlerini dile getiren pankartlar da taşıdılar.
CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, TKP Milletvekili Hüseyin Angolemli, ABP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, ÇABP Başkanı Ali Erel ile İşadamı Ramiz Manyeranın konuşma yapacakları mitingte, SOS Müzik Grubu konser Verdi.
Türk ve Rumlardan oluşan İki Toplumlu Koro ile Folklor Grubu da şarkılarıyla, gösterileriyle mitinge renk kattılar.
SOS Müzik Grubu ile Türk ve Rumlardan oluşan İki Toplumlu Koro ile Folklor Grubunun gösterileriyle tam bir şölen havasında yaklaşık 3 saat meydanda kaldı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi, Barış ve Demokrasi Hareketi, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Adalet ve Barış Partisi ile Çözüm ve AB Partisinin ortak organizasyonuyla düzenlenen miting soğuk havaya ve zaman zaman etkili olan yağmura rağmen coşkulu bir havada geçti..
TABİYATIYNAN EVET
Toplam 8 konuşmanın yapıldığı mitingte meydan, organizatör partileri simgeleyen yeşil-mavi-kırmızı ve beyazdan oluşan balonlar, pankartlarla renklendi. Tabiyatıynan Evet-NAİ, Yes be Annem pankartları yoğun olarak dikkat çekerken, Kıbrısta Barış Engellenemez yine hakim slogandı. Çoğunluğu gençlerden oluşan gruplar zaman zaman Denktaş istifa sloganları atarken, referandumda hayır kararı alan Rum Komünist AKEL Partisine sitemler içeren pankartlar da dikkat çekti.
YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ...
KKTC ve Türkiye basını yanında Rum ve dünya basınının da büyük ilgi gösterdiği mitingi bazı televizyon kanalları da canlı olarak yayımladı.
Mitingi organize eden partiler miting alanında geniş bir güvenlik kordonu oluştururken, polisin de bölgede geniş güvenlik önlemi alması dikkat çekti. Aynı saatlerde iki miting düzenlenmesi nedeniyle gerginlik çıkacağına ilişkin kaygılar gece boyunca sürerken, herhangi bir taşkınlığın olmaması bir kez daha Kıbrıs Türkünün demokratik olgunluğunun göstergesi olarak yorumlandı.
GÜÇLÜ EVET...
Yoğun programı nedeniyle mitinge kısa bir süre katılan CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, büyük tezahürat ve vatandaşın ilgisi nedeniyle kürsüye ulaşmakta güçlük çekti. Eşi Oya Talat ile birlikte kürsüye çıkan ve halka seslenen Talat, barış içinde güvenli bir
gelecek için uğraş verdiklerini anlattı. Talat, Kıbrıs Türkünün kendi iradesiyle barışa ulaşacağını vurguladı.Halktan büyük evet isteyen Talat, O zaman kimse Kıbrıs Türkünün barışçılığından, anlaşmayı uygulayacağından kuşku duymayacak... O zaman Denktaş toplum temsilcisi olduğunu iddia edemeyecek diye konuştu. Talat, Barış önündeki engelleri birer birer aşarken en sonuncuyu da tarihe havale edelim diyerek Denktaşa mesajlarını sürdürdü.
HAİNLER GİDERSE KİM KALACAK...
Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı da, İnönü Meydanında toplanan on binleri göstererek, Hainler Güneye diyorlar... Hainler Güneye gidecek olursa Kuzeyde kim kalacak... Gelsinler de görsünler bakalım... diye konuştu.
Referandum için hayır kampanyası yürüten Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos için, toplumlarına liderlik yapmadılar, çözümsüzlük için işbirliği yaptılar diyen Akıncı, uluslararası garanti talebiyle hayır diyen AKELe de Halkın iradesinden daha büyük garanti olabili
r mi...Daha ciddi katkı beklerdik diye seslendi.Kıbrıs Türkünün kendi evinin efendisi olmak için çözüm istediğini belirten Akıncı, ancak bunun için tek değil iki evete ihtiyaç olduğunu vurguladı.
İNADINA EVET...
Çözüm yanlılarının organize ettiği mitinglerde ilk kez konuşma yapan Adalet ve Barış Partisi Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ise, miting alanında toplanan kalabalığı muhteşem olarak niteledi ve halka şükranlarını sundu.
Anlaşmaya hayır demediği için tepkiler aldığını anlatan Hasipoğlu, Dünyalı olmak için, Avrupalı olmak için, Anavatan Türkiyenin çıkarları için evet...İnadına evet diye konuştu.
"EVETLE STATÜKO YIKILACAK..."
Toplumcu Kurtuluş Partisi Milletvekili Hüseyin Angolemli de, Kıbrıs Türk halkının bir mühürle aydınlık bir yolun kapısını açacağını belirtti. Güçlü bir evetle birçok şeyin değişeceğini, statükonun yıkılacağını söyleyen Angolemli, ancak çözüm için iki evete ihtiyaç olduğunu belirterek, Rum halkını akıl yoluyla Annan Planını incelemeye çağırdı.
İLK MİSYON TAMAMLANIYOR
Çözüm ve AB Partisi Başkanı Ali Erel de, Birkaç yıl önce başlayan zorlu yürüyüş zaferle sonuçlanıyor. Çözüm ve AB yolunda ilk misyonumuz tamamlanıyor dedi.
Türk tarafından referandumda büyük oranda evet çıkacağını, ancak çözüm için Rumların da oyuna ihtiyaç olduğunu söyleyen Erel, Rum tarafındaki çözüm taraftarlarına destek vermek için kalabalığa hep bir ağızdan evet-NAİ sloganları attırdı.
MANYERADAN DENKTAŞA BÜYÜK REİS
İşadamı Ramiz Manyera ise konuşmasında, ağırlıkla Cumhurbaşkanı Denktaşı eleştirdi.
Çözümle birlikte Kıbrıs Türk halkının egemen devletinde Avrupalı olacağını söyleyen Manyera, Denktaşa büyük reis diye hitap ederek, şöyle seslendi... Tarafsızlık yemini ettin, taraf olarak yeminini bozdun....25 Nisan sabahı ne yapacaksın...Fakirlik, tanınmamışlık, her şey senin yüzünden, çekil artık...
YENİ BİR TARİH...
Mitingde CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ile Gençlik Kolları Başkanı Nuri Sılay da kısa birer konuşma yaptılar.
Soyer, kalabalığı coşturan ajite konuşmasında, Denktaş ve Papadopulosun okutmak istediği tarihi okumak istemiyoruz. Sevgi ve barış dolu yeni bir tarih istiyoruz dedi.
Çözüm sürecine büyük katkı koyan gençler adına konuşan Sılay ise, Aynı göğün altında birlikte yaşam, iyi bir gelecek için Türk ve Rum halklarına evet çağrısı yaptı.
HALKIN SESI 23/04/2004
Varoluş ve Dayanışma Mitingi yapıldı
Referandumda Hayır oyu kullanılması yönünde tavır sergileyen Ulusal Birlik Partisi, Kıbrıs Adalet Partisi, Milliyetçi Adalet Partisi ve Bizim Partinin de bulunduğu siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin düzenlediği Varoluş ve Dayanışma Mitingi Lefkoşa Otobüs Terminalinde dün akşam gerçekleştirildi.
Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı Varoluş ve Dayanışma Mitingi saat 18.30da İstiklal Marşının okunmasıyla başladı ve 20.30 sularında sona erdi. Binlerce TC ve KKTC bayrağının dalgalandığı miting büyük bir coşku içerisinde geçti. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ana Muhalefet Partisi UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Adalet Partisi Genel Başkanı Oğuz Kalelioğlu, Bi
zim Parti Genel Başkanı Okyay Sadıkoğlu, mitingi düzenleyen örgüt temsilcileri ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Türkiyenin çeşitli siyasi parti yetkilileri, örgüt temsilcilerinin katıldığı mitingte halka 24 Nisanda gerçekleştirilecek referandumda Hayır oyu kullanma çağrısı yapıldı.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, miting konuşmalarının yapıldığı platforma 9 bin sayfadan oluşan Annan Planı ve eklerini de getirerek 9 bin sayfalık bu plan bana bugün ulaştı. Okuyamam, okumayacağım çünkü hayır diyeceğim
dedi.Annan Planının çok güzel bir bina olarak gösterilmeye çalışıldığına işaret eden Denktaş, binayı yapan bir mimar olarak Kıbrıs Türk halkına içine girmemesi çağrısı yapmakta olduğunu, çünkü yapılırken iyi malzeme kullanılmadığını bildiğini vurgulayarak Binanın başınıza yıkılacağını bilen biri olarak ben bu plana hayır diyorum şeklinde konuştu.
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ise Annan Planının devleti ve egemenliği kaldırmaya yönelik bir plan olduğunu, Kıbrıs Türk halkının, 24 Nisan günü, bu plana hayır diyerek tüm dünyaya, egemenliğine ve devletine sahip çıktığını bir kez daha göstereceğini söyledi.
KAP Başkanı Oğuz Kalelioğlu da Annan Planını esaret planı olarak nitelendirerek halkı hayır oyu kullanmaya çağırdı.
Denktaş nerede biz oradayız, Devlete ve bayrağa sahip çık, Türklüğün Kıbrıstan silinmesine hayır, Anavatana hasret kalmaya hayır, Mehmetçiğin Kıbrıstan çıkarılmasına hayır yazılı pankartların taşındığı mintingte Asla unutmayacağız yazılı katliam ve şehit fotoğraflarının t
aşındığı da gözlemlendi.Mitingte konuşmalar Tek güvencemiz Anavatan Türkiye, Egemenliğimizden taviz vermeyiz, Yeniden toplu göçe hayır sloganlarının bulunduğu platformun üzerinde yapılırken, mitinge katılan binlerce kişi Bozkurtlar ölmez vatan bölünmez, Denktaş nerede biz oradayız, Hainler Güneye, Ya Allah Bismillah Allahü Ekber, Kıbrısa uzanan eller kırılsın, Hükümet istifa şeklinde sloganlar atıldı. Cumhurbaşkanı Denktaş, gerek konuşması sırasında gerekse miting sırasında Hainler Güne
ye ve Hain Talat şeklinde slogan atılmasına karşı çıkarak bunun yapılmamasını istedi. Adını andığı TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın yuhalanmaya çalışması üzerine de tepki göstererek Anavatanımızın Başbakanıdır. Saygı göstermemiz lazım diye karşı çıkarak bunu engelledi.Şiirlerin de okunduğu mitingte gençlik adına Göktürk Ötüken ile Mehmet Küçük, şehit anaları adına ise Türkiyeden gelen şehit annesi Pakize Al, Çiftçiler Birliği adına Turgut Ceyda, Emekli Tuğgeneral Ramiz İlke ve Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu Başkanı Özgür Billur konuşmalar yaptı.
DENKTAŞ: TÜRKİYEDEN OLMAZSA OLMAZLARA SAHİP ÇIKMASINI İSTİYORUM
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkının önüne konan Annan Planına evet demesi durumunda devletin ortadan kalkacağını yine
ledi.Planda Kıbrıs Türk halkının lehine ne varsa koydurabildiğini ifade eden Denktaş, Ben bir mühendis ve mimar gibiyim. Size bir bina yaptım. Dışardan bakıyorsunuz Çok güzeldir girin içine derler. Ben binayı yapan adam Sakın ha. Çökecek başınıza diyorum. Niye? Çünkü istediğim malzemeyi koydurtamadım. Türkiye ile birlikte olmazsa olmazlar vardı. Bunlar buraya girmezse, bize verilmiş görünen o güzel şeyler çok kısa bir zaman içerisinde ortadan kalkar ve ne duruma düşeceğimizi 1963leri, 1974leri yaşa
yanlar ancak bilir. Bu nedenle binanın başınıza yıkılacağını bilen ben, bu plana hayır diyorum şeklinde konuştu..Bir bayrak uğruna ne güneşler batıyor diyen şairi düşünün. Bizden bayrak alınacak değil vatan alınacak, toprak alınacak. İçimizde şehit anaları var, benim gibi evlat acısını tatmış olanlar var. 35 yaşımda evladımı Hacettepede yoğun bakımda günlerce yaşayacak mı, yaşamayacak mı diye beklerken duyduğum acıdan, vatan gidecek diye daha fazlasını duyuyorum diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, Allahın
kimseye evlat ve devlet acısı yaşatmamasını, bayrağa hasret bırakmamasını, Türkiyeden ayırmamasını istedi.BİRKAÇ YILA BİLE TAHAMMÜL EDEMİYORLAR
De Sotonun Bu Rumların 30 yıldır her istediklerini bu planda kendilerine veriyoruz. Ne diye içlerinden bazıları olmaz diyor diye soran Denktaş, Rumların 30 yıldır istediğinin Kıbrıs Türk halkını azınlık yapmak, darmadağın etmek, Türkiyeyi adadan çıkarmak, bütün Kıbrısa sahip çıkmak olduğunu belirtti. Annan Planının bütün bunları Rumlara vermesine karşın, a
raya konan birkaç yıla bile tahammül edemeyen bazı Rum çevrelerin O birkaç yıl içinde ansızın Türkiye çıkmıyorum derse diye düşünerek planı istemediklerini anlatan Denktaş şöyle konuştu:Ama benim tuzum kurudur, ben göçmen değilim, ben zenginim, ben tamamım diye Lefkoşanın birçok yerinde yaşayan kardeşlerime sesleniyorum. Bakınız siz vereceğiniz bir evet oyu ile halkınızın yarısını göçmen yaparsanız, Türk askerini adadan çıkarırsanız, 3-5 yılda bu insanları Rum Cumhuriyetinde azınlık durumuna getiri
rseniz rahat edebilecek misiniz? İnsanım diyebilecek misiniz? O halde elinizi vicdanınıza koyunuz ve düşününüz bir millet ortadan kaldırılıyor, Avrupa Birliği kanalıyla bir vatan Rumlara peşkeş çekiliyor.Simitis geliyor "Enosis oldu" diyor. Avrupa Birliği ile yapacakları budur. 50 yıldır Allah Rahmet eylesin Dr. Küçük ile birlikte bu olmasın diye, Kıbrıs Türkiyenin kalbine saplanan bir Yunan hançeri haline gelmesin diye her şeyini ortaya koyan halkımızla bu yolları yürüdük. Bu yollarda şehitler verdik, bu yollarda evlatlar kaybettik, her şeyimizi ortaya koyduk ve bir gün 20 Temmuzda dualarımız gelen askerlerle cevaplandırıldı. Onlar da şehitler verdi, bayrak kurtuldu, vatan kuruldu. Şimdi vatanı ortadan kaldırma günüdür. 24ünde oyunuzu kullanırken bunları düşünün. Lefkoşalılara sesleniyorum. Annan Planına göre Yenişehir ve eskiden Rum bölgesi olan neresi varsa Kermiya dahil, oradakiler de rahat etmesin. Oradakiler de bilsinler ki bu plana göre onları da bu kurulacak komisyon Gel bakalım, nereden aldın, ne zaman aldın, ne yaptın? diye soruşturmaya başlayacaktır.
EROĞLU, BİR HAYIRLA ANNAN PLANI ORTADAN KALKAR
UBP Genel Başkanı ve Ana Muhalefet Partisi Başkanı Derviş Eroğlu, Annan Planının Kıbrıs Türk halkını, anavatan Türkiye halkını böldüğünü, planın KKTCyi parçalama tuzağı olduğunu belirtti, bir hayır ile planın ortadan kalkacağını söyledi.
Referandumda hayır tavrı sergileyen siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin düzenlediği Varoluş ve Dayanışma Mitinginde konuşan Eroğlu, Kıbrısı Enosise götürecek Annan Planına hayır denilmesi çağrısı yaptı.
Annan Planının Kıbrıs Türkünü bir birine düşürdüğünü belirten Eroğlu, bu plan Anavatandaki halkımızı bölmüştür, KKTC halkını bölmüştür, bu nasıl bir plandır, bu ne büyük bir senaryodur, bu KKTCyi parçalama tuzağıdır şeklinde konuştu. Bu tuzağa düşenler olduğunu kaydeden ve bu plan bizim kurtuluşumuzdur diyenler olduğunu söyleyen Eroğlu. Annan Planına evet demenin kurtuluş değil yok oluş olduğunu kaydetti. Eroğlu, Annan Planının "çözüm değil, ancak KKTCnin çözülmesi olabileceğini de ifade etti.
Çifte evet talep eden ve Güney Kıbrısta temaslar da yapan Başbakan Mehmet Ali Talata eleştiriler de yönelten Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk halkını bölen, huzurunu kaçıran Annan Planını ortadan kaldırmanın tek yolunun 24 Nisanda sandığa koşarak hayır demek olduğunu belirtti.
Eroğlu, Bugün buraya KKTC devletine sahip çıktığınızı göstermek için, bu topraklarda özgürce, güven içerisinde yaşamak, Rumun insafına mahkum edilmek istemediğimizi göstermek için geldik, bunu dünyaya gösterdik diye konuştu.
HALKIN SESI 23/04/2004
Uluslar arası topluluk planı destekliyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Rusya'nın, BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki karar tasarısını veto etmesine rağmen, uluslararası topluluğun hala Kıbrıs planını desteklediğini söyledi.
Annan, yaptığı açıklamada, ''Rusya uzlaşmaya katılmasa bile, bunun teknik nedenlerden kaynaklandığını ve içerikle ilgisi olmadığını açıkladı'' dedi.
Kofi Annan, ''BM Güvenlik Konseyi'nin temsil ettiği uluslararası topluluğun, adanın birleşmesi için harcanılan çabaları desteklediği mesajının verilmesi gerektiğini düşünüyorum'' ifadesini kullandı.
Rusya, Kıbrıs konusundaki karar tasarısını, referandum sonucunu etkileme girişimi olarak gördüğü gerekçesiyle veto ettiğini bildirmişti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrısta Cumartesi günü yapılacak referandumlarda Türk ve Rumların evet oyu vermesi çağrısı yaptı.
Kofi Annan, yayımladığı açıklamada, Kıbrısta halkların bu Cumartesi tarihi önemi olan bir seçimle karşı karşıya bulunduklarını belirterek, tüm dünyanın Birleşik Kıbrısın uzlaşma ve güvenlik içinde ABye üye olması konusunda yardıma hazır olduğunu kaydetti.
Bu Cumartesi, her biriniz vereceğiniz bu zor kararla ülkenizin geleceğini belirleyeceksiniz. Liderlerinizin anlaştığı gibi, Birleşik Kıbrıs Planı önünüzde olacak. Onlarca yıldır süren anlaşmazlıkları bitirecek bir plan. Adanın 1 Mayısta ABye birleşik biçimde girmesini sağlayacak bir plan. Biliyorum, buna Annan Planı diyorsunuz. Aslında, BM ile oluşturulmuş bir plan. Liderlerinizin 4 yıldır yaptıkları görüşmelerin kilit noktalarından oluşuyor ifadesini kullanan Annan, Kıbrısta halkların Cumartesi günü bu planı ortak gelecekleri için temel alıp almama kararı vereceklerini vurguladı.
BM Genel Sekreteri açıklamasında, Karar sizin, yalnızca sizin derken, Türkiye ve Yunanistan liderlerine de plana verdikleri destekten ötürü teşekkür etti.
HALKIN SESI 23/04/2004
Referandumla adanın kaderi belirleniyor
Kıbrıs sorununun çözümüne giden süreçte anahtar rolü oynayan ve Kıbrıs yanında bu sorunla yakınen ilgilenen uluslar arası kuruluşlar ve ülkelerin de aylardır odaklandığı tarihi referandum bugün, adanın iki kesiminde de eş zamanlı olarak yapılacak.
Adanın iki yanında da referandumda hem evet hem de hayır denilmesini savunanlar son çabalarını ortaya koyuyor; son hazılıklar yapılıyor.
Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği referandum takvimine göre, propaganda süreci dün saat 18.00de sona erdi.
KKTCde oy verme işlemi saat 08.
00de başlayacak. Referandumda 143 bin 638 seçmen, 563 sandıkta 08.00-18.00 saatleri arasında oy kullanacak.REFERANDUM YASAKLARI
Yüksek Seçim Kurulunun oy verme günüyle ilgili bazı yasakları ise şöyle hatırlatıldı:
"Oy verme günü, her ne suretle olursa olsun, alkollü içki satılması, içkili yerler ile umumi mahallerde her çeşit alkollü içki satılması, verilmesi ve içilmesi yasaktır.
Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğini haiz lokantalarda yalnız yemek verilir.
Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz.
OY KULLANMAK İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), halkoylamasında oy vermek için gerekli olan evrakları açıkladı.
Buna göre, halkoylamasında, sandık seçmen listesinde kayıtlı olan her seçmen, oyunu kullanabilmesi için, üzerinde fotoğrafı bulunan ve kimliğini kanıtlamaya yarayan resmi bir belge sunmak zorunda.YSK bu gibi belgelerin, Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kimlik kartı, polis kimlik kartı veya KTFD ve KKTC pasaportu veya sürüş ehliyeti olduğunu belirtti ve bu belgelerden birini sunmayanların oy kullanamayacaklarını vurguladı.
CEP TELEFONU YASAK
Oyunu kullanmak üzere sandığa giden ve sandık başkanından oy pusulasını ve (X) mührünü alan seçmenin, varsa yanında getirdiği fotoğraf makinesi, telsiz veya cep telefonunu ve benzeri cihazlarını kurul başkanına teslim etmesi ve doğruca kapalı oy verme yerine giderek oyunu kullanması gerektiğini bildiren YSKnın 9 Nolu duyurusunda şu hususlar da belirtildi:
Halkoylamasında, seçmen kartı kullanmak zorunlu değildir. Ancak sandık kurullarında görevli polisler ile görevli olduğu sandıkta kayıtlı seçmen olmayan görevliler, oylarını kullanmak için seçmen kartlarını ibraz etmek zorundadırlar. Seçmen kartı, seçmenin hangi sandıkta oy kullanacağını göstermek için hazırlanmıştır. Seçmen kartı eline ulaşmayan seçmenlerin, oy kullanacakları sandığın numarası ile yerini, ilgili ilçe seçim kuruluna şahsen başvurarak veya aşağıda numaraları yazılı telefonları arayarak, kimlik kartı numarasını veya ad ve soyadlarını bildirerek öğrenebilecekleri duyurulur:
Lefkoşa İlçesi: 2273047-2274155-2275086
Gazimağusa ve İskele İlçesi: 3662332-3664068
Girne İlçesi: 8157246-8159096
Güzelyurt İlçesi: 7146231-7146318-7142155
OY VERMEK İÇİN FOTOĞRAFLI BELGE GEREKİYOR
Yüksek Seçim Kurulu, yayımladığı duyuruda, bugünkü referandumda oy verebilmek için, kimliği kanıtlayıcı fotoğraflı belge gerektiğine dikkat çekti. YSKnın duyurusu şöyle:
24 Nisan tarihinde yapılacak halkoylamasında sandık seçmen listesinde kayıtlı olan bir seçmen, oyunu kullanabilmesi için, üzerinde fotoğrafı bulunan ve kimliğini kanıtlamaya yarayan resmi bir belge sunmak zorundadır. Resmi Belge, Kıbrıs Türk Federe Devleti döneminde veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti döneminde yurttaş olanlara verilen kimlik kartını veya polis kimlik kartını veya Kıbrıs Türk Federe Devleti veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti pasaportunu veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sürüş ehliyetini anlatır.
Resmi belgelerine herhangi bir nedenle Polis tarafından el konulan seçmenler, ilgili polis müdürlüklerine müracaat ederek alacakları resmi belge fotokopilerini Lefkoşada Yüksek Seçim Kurulu Genel Sekreterliğinden, diğer ilçelerde ilgili ilçe seçim kurullarından onaylatmak suretiyle oylarını kullanabileceklerdir.
HALKIN SESI 24/04/2004
Kuzeyden evet, Güneyden hayır
Kıbrısın iki tarafında yapılan referandumda Annan Planına Kuzeyden evet , Güneyden hayır çıktı
|
Lefkoşa NTV-MSNBC |
|
24 Nisan 2004 İki tarafta da referandum sonuçları kesinleşti. KKTCde yüzde 64.9 oranında evet, yüzde 35.1 oranında hayır oyu kullanıldı. Güneyde ise sandıklardan yüzde 75.8 oranında hayır, yüzde 24.2 oranında evet çıktı. |
KKTC ve Rum Kesiminde halk Annan Planıın oylamak için sandık başına gitti. Kesin olmayan resmi sonuçlara göre Adanın iki tarafındaki oy oranları şöyle:
Referandum sonrasına hazırlanıyoruz
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, bugün yapılacak referandum öncesi KKTC halkına ''küçük ayak oyunlarına itibar etmemeleri'' çağrısında bulundu.
Gül, TBMM Genel Kurulu'ndan ayrılırken gazetecilerin Kıbrıs'ta bugün yapılacak referanduma ilişkin sorularını yanıtladı.
Herkesin kararına saygılı olacaklarını ifade eden Gül, şöyle konuştu:
''Ama şu bir gerçek ki gerçekten çok çalıştık. İyi niyetlerle ortaya çıktık. Çözümün ve barışın gelmesi için uğraştık. Bunun Ada'da her iki taraf için de iyi olduğu kanaatindeyiz. İlk kez bir Türk Dışişleri Bakanı olarak bir Rum gazetesine demeç verdim. Onlar hiç çarpıtmadan yayınladılar. Maalesef Türkiye'de bir gazete, bunu çarpıtarak yayınladı.''
Gül, ''Rum Kesimi'ne mesajınız var mı?' şeklindeki soruyu, ''Rumlar kalıcı barış istiyorsa şunun farkında olmalıdırlar: Bu bir uzlaşmadır. Uzlaşma da Avrupa kültürünün bir parçasıdır. Dolayısıyla Türk tarafı nasıl uzlaşma niyetini ortaya koyuyorsa onların da koyması gerekir'' şeklinde yanıtladı.
Abdullah Gül, ''KKTC'de (hayır) oyu vereceklere bir mesajınız var mı?'' şeklindeki soruyu yanıtlarken de şunları söyledi:
''Herkesin kararına saygı duyarım ama herkes oyunu verirken çok dikkatli olmalı. Alternatifleri düşünür, bu imkanlara iyi bakarlarsa kazanılanlara iyi bakarlar ve ona göre kararlarını verirler. Küçük ayak oyunlarına itibar etmezler inşallah. Referandum sonrası her türlü ihtimale karşı biz, tabii ki her türlü hazırlığı ve çalışmayı yapıyoruz. Referandumdan sonra geniş bir değerlendirmede bulunacağız. Bugün söylemediklerimi o gün söylerim.''
Gül, bir gazetecinin, ''KKTC'de (evet) çıkması durumunda Denktaş istifa etmeli mi?'' sorusuna ''o yorumu siz yapın'' karşılığını verdi.
HALKIN SESI 24/04/2004
Kuzeyden evet, Güneyden hayır
Kıbrısın iki tarafında yapılan referandumda Annan Planına Kuzeyden evet , Güneyden hayır çıktı.
İki tarafta da referandum sonuçları kesinleşti. KKTCde yüzde 64.9 oranında evet, yüzde 35.1 oranında hayır oyu kullanıldı. Güneyde ise sandıklardan yüzde 75.8 oranında hayır, yüzde 24.2 oranında evet çıktı.
KKTC ve Rum kesiminde halk dün Annan Planıın oylamak için sandık başına gitti. Kesin olmayan resmi sonuçlara göre Adanın iki tarafındaki oy oranları şöyle:
KKTC
EVET: yüzde 64.9
HAYIR: yüzde 35.1
RUM KESİMİ
EVET: yüzde 24.2
HAYIR: yüzde 75.8
Sonuçların alınmasının ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş referandumu olumlu olarak tanımladı ve Devletimizi kurtardık. İstifa etmek için neden yok. Görevimin başındayım dedi. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ise yeni dönemde Dentktaşın yeri olmadığını söyleyerek Cumhurbaşkanını dolaylı olarak istifaya davet etti.
YENIDUZEN 25/04/2004
Bundan sonraki diplomatik atağı hükümet yürütecek
Başbakan Mehmet Ali Talat, bundan sonraki diplomatik atağı hükümetin yürüteceğini açıkladı. Bugünkü durumu sağlayanın hükümet olduğunu dile getiren Talat, bundan sonraki görevi de hükümetin yürüteceğini açıkladı.
Başbakan Mehmet Ali Talat sonuçların açıklanmasından sonra düzenlediği basın toplantısında referandum sonucunun Kıbrıstürk tarafı açısından memnun edici olmasına rağmen toplamda üzdüğünü, hedefin sorunun bitmesi olduğunu, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetini kurmak olduğunu ancak bunun olmadığını ifade etti. Kıbrıslılar olarak bu görevin başarılmadığını ancak Kıbrıstürkünün bu görevi yerine getirdiğini söyleyen T
alat, artık uluslararası toplumun bundan sonraki adımlarla ilgili bir değerlendirme yapma zamanı gelmiştir dedi. Türk tarafı olarak çözüm misyonunu değiştirmediklerini açıklayan Talat, hükümet olarak halkı temsil eden bir kurum olarak öncü rolü oynayacağız, bugüne kadar halkımızı uzlaşmaz ilan eden politikalardan uzak tutacağız şeklinde konuştu.BMnin hazırladığı Planı reddederek ABye giren Rum tarafına rağmen Planı kabul ederek Avrupa dışında kalan Kıbrıs Türk tarafıyla ilgili ortaya çıkan haksız durumun ABye anlatılacağını söyleyen Talat, bu süreçte katkı koyan çeşitli uluslararası kurum ve sivil toplum örgütlerine teşekkür etti. Bundan sonraki diplomatik atağın da çok büyük katkıya ihtiyacı olduğunu, bu aşamada Kıbrıs sorununun çözülemediğini, bund
an sonraki dönemin yine zorlu bir dönem olacağını ve mutlaka toplumsal birliğe ihtiyaç olduğunu ifade eden Başbakan Talat, gazetecilerden gelen soruları da yanıtladı.Cumhurbaşkanı krizi beni ilgilendiriyor
Hükümet krizi ortaya çıkar mı şeklindeki bir soruyu yanıtlayan Talat; Beni ilgilendiren kriz hükümet krizinden çok Cumhurbaşkanı krizidir dedi. Talat, %65 evet oyu çıkarken hayır kampanyası yürüten Cumhurbaşkanının Kıbrıs Türk halkından çok ciddi bir yanıt aldığını ama Denktaşın sonuçlardan son
ra yaptığı açıklamanın insan aklının yorumlayamayacağı bir açıklama olduğunu kaydetti. Bundan sonraki diplomatik atağın da hükümet tarafından yürütüleceğini vurgulayan Talat, ortaya çıkan sonucu hükümetin sağladığını, bundan sonraki görevi de hükümetin yerine getireceğini açıkladı. Talat, hükümet krizi çıkma durumunu da umarım çıkmaz ama olursa da olur, dünyanın sonu değil, demokrasi içinde çare buluruz şeklinde yanıtladıYENIDUZEN 25/04/2004
ABD, KKTCye ambargoyu gevşetiyor
Kıbrıstaki referandum sonuçlarının Kuzeyde evet, Güneyde hayır çıkmasının ardından ABD, referandum öncesinde üzerinde çalışmaya başladığı Türk tarafının durumununu iyileştirmeye yönelik planı uygulanaya koymaya hazırlanıyor.
Planda, KKTCyle hava bağlantısı kurulması öngörülüyor. Ayrıca ihracat imkanı sağlanması da önlemler arasında yer alıyor.
Kıbrıs referandumlarında Rum kesiminden hayır, Türk tarafından evet yanıtı çıkmasının ardından, ABDnin daha önce hazırladığı bir planı devreye sokacağı belirtiliyor.
NTVnin Amerikan kaynaklarında aldığı bilgiye göre, bu çerçevede ilk aşamada Kuzey Kıbrıs ile hava bağlantısının kurulması planlanıyor. Ayrıca AB ile koordinasyon içinde Kıbrıs Türk tarafının mallarının dünyada satılmasına olanak sağlanması da öncelikli önlemler arasında öngörülüyor.
Kuzey Kıbrısta evet kampanyasına önderlik eden Başbakan Mehmet Ali Talatın da yakın zamanda Batı ülkelerinde temaslar yapması bekleniyor.
YENIDUZEN 25/04/2004
Kıbrıslı Türkleri yalnız bırakmayacağız
Kıbrıstaki referandum sonuçları ABde hayal kırıklığı yarattı. ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen tarihi bir fırsatın kaçırıldığını belirtti. Verheugen Kıbrıslı Türklerin yalnız bırakılmayacağını ifade etti.
Verheugen, yaptığı yazılı açıklamada, AB dışişleri bakanlarının bu konuyu Pazartesi günü değerlendireceğini kaydetti.
Kıbrıstaki referandumların sonuçlarının duyulmasının ardından, Avrupa Konseyinden gelen ilk tepki de hayalkırıklığı oldu. Konsey çevreleri Kıbrıslı Türklerin evet oyunu memnuniyetle karşılarken, Rumların hayır oyunun hayalkırıklığı yarattığını söyledi.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Scwimmerin sonuçlar üzerine yarın sabah bir açıklama yapması bekleniyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Peter Schieder ise Pazartesi sabahı Strasbourgda başlayacak AKPM bahar toplantılarında açıklama yapacağını duyurdu.
YENIDUZEN 25/04/2004
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ne
Kıbrıs'ta Türk ve Rum halklarının yanı sıra dünya kamuoyunun da dört gözle beklediği eş zamanlı tarihi referandumlar dün yapıldı ve Türk tarafı ezici bir çoğunlukla Annan planına "evet" derken, Rum tarafından tam aksine "hayır" çıktı. Yaklaşık 2 yıldır geceli gündüzlü mücadele veren Kıbrıslı Türkler, çözüm iradesini ortaya koymasına rağmen sonuca sevinemedi.
Referandum son
uçları Kıbrıs'ın kuzeyinde buruk bir sevinçle karşılanırken, retçi Rumlar güneyde "hayır" sonucu için sokaklara dökülerek kutlamalar yaptı.Kıbrıslı Türkler referandumda Annan planı temelindeki çözüm ve AB üyeliğine yüzde 64.91 oranında "evet" oyu kullandı ancak Rum halkı aynı plana yüzde 75.83 oranında "hayır" iradesi sergiledi.
Kıbrıslı Türkler plana sadece yüzde 35.09 oranında "hayır" dedi. Rumların ise küçük bir azınlığı, yani yüzde 24.17'si "evet" oyu verdi.
Bu tabloya göre, referandumdan ezici bir çoğunlukla "evet" sonucu çıkaran ve sandıktan büyük bir zaferle çıkan Kıbrıs Türkü AB'ye giremedi ancak plana çok büyük bir çoğunlukla "hayır" diyen Rumların AB üyeliği garantide. Bir başka deyişle Kıbrıslı Türklerin çözüm yolunda ortaya koyduğu büyük irade
AB üyeliğine yetmezken, Rum halkının bu yöndeki iradesizliği AB üyeliğiyle ödüllendirilmiş oldu.Annan planına göre, referandumlarda Türk tarafından "evet", Rum tarafından "hayır" çıkması üzerine 30 yıldır süren Kıbrıs sorunu çözümsüz kaldı ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti de kurulamadı.
Oysa Annan planına göre çözüm ve AB üyeliği için her iki taraftan da "evet" çıkması gerekiyordu.
Kıbrıs sorununun çözümüne giden süreçte anahtar rolü oynayan ve Kıbrıs yanında Türkiye ile dünyanın da aylardan beri odaklandığı tarihi referandum dün yapıldı. Son 30 yıllık tarihte ilk kez aynı anda sandık başına giden Türk ve Rum halkı, adanın kaderini belirledi.
BM, AB, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dahil dünyanın etkin güçlerini de yakından ilgilendiren referandum için aylardan beri süren tartışmalar, dün akşam sandıklardan çıkan sonuçlarla netlik kazandı.
Güney Kıbrıs'ta 480 bin 165, KKTC'de ise 143 bin 638 seçmen adanın kaderini belirlemek için dün sandık başına gitti.
KKTC'de 143 bin 639 kayıtlı seçmenden 121 bin 160'ı, ada genelinde kurulan toplam 563 sandıkta oy kullandı. Seçime katılma oranı yüzde 84.35 oldu.
Kullanılan 121 bin 160 oyun 119 bin 619'u geçerli oldu.
KKTC'de 77 bin 646 seçmen "evet" oyu (yüzde 64.91) kullanırken, 41 bin 973 seçmen de "hayır"
oyu (yüzde 35.09) verdi.Güney Kıbrıs'ta ise 480 bin 165 bin seçmenin yüzde 90'ı oy kullandı.
KKTC'de ilçelere göre durum
İlçelere göre referandum sonuçlarına bakıldığı zaman, en yüksek "evet" oyunun başkent Lefkoşa'dan çıktığını görüyoruz.
Annan planı temelinde çözüm ve AB üyeliğine yüzde 70.74 oranında "evet" diyen Lefkoşa'yı, yüzde 64.21 ile Güzelyurt izledi.
Plana Mağusa'dan yüzde 63.23, Girne'den yüzde 63, İskele'den de yüzde 55.14 "evet" çıktı.
Toplam 167 sandığın bulunduğu Lefkoşa'daki 45 bin 93 kayıtlı seçmenden 38 bin 390'ı oy kullandı.
Lefkoşa'da geçerli oy toplamı 38 bin 36 olurken, seçime katılma oranı da yüzde 85.14 olarak gerçekleşti.
Buna göre Lefkoşa'da 26 bin 907 seçmen "evet" oyu (yüzde 70.74) verirken, 11 bin 129 seçmenin oyu (yüzde 29.26
) "hayır"a gitti.Mağusa ilçesinde ise toplam 146 sandık ve 37 bin 734 kayıtlı seçmen vardı. Mağusa'da 31 bin 878 seçmen oy kullandı, geçerli oy sayısı ise 31 438 oldu.
Seçime katılma oranının yüzde 84.48 olduğu Mağusa'da, "evet" oyları 19 bin 877 (yüzde 63.23), "hayır" oyları ise 11 bin 561'de (yüzde 36.77) kaldı.
Girne ilçesinde ise 26 bin 568 kayıtlı seçmenden 22 bin 100'ü toplam 109 sandıkta oy kullandı.
Seçime katılma oranının yüzde 83.18 olduğu Girne'de, 22 bin 100 seçmen oy kullanırken, oyların 21 bin 816'sı geçerli oldu.
Girne'de 13 bin 744 seçmen iradesini "evet"ten (yüzde 63) yana oy verirken, "hayır" diyen seçmen sayısı 8 bin 72 (yüzde 37) olarak gerçekleşti.
76 sandığın bulunduğu Güzelyurt ilçesine bakıldığı zaman ise, 19 bin 490 kayıtlı seçmenin 16 bin 734'ünün sandığa gittiğini görüyoruz.
Güzelyurt'ta 16 bin 514 oy geçerli olurken, "evet" oyları 10 bin 603 (yüzde 64.21), "hayır" oyları ise 5 bin 911 (yüzde 35.79) olarak tespit edildi.
İskele ilçesindeki 65 sandıkta oy kullanan seçmen de "evet" dedi. Sürpriz bir çıkışla iradesini "evet"ten yana koyan İskele'deki 14 bin 754 kayıtlı seçmenden 12 bin 58'i oy kullandı.
İskele ilçesinde geçerli oyların toplamı 11 bin 815, seçime katılma oranı da yüzde 81.73 oldu.
İskele'de 6 bin 515 seçmen "evet" oyu (yüzde 55.14) kullanırken, bu ilçede "hayır"ların toplamı 5 bin 300'de (yüzde 44.86) kaldı.
KADEM'in başarısı
Öte yandan KIBRIS Gazetesi'nin, Kıbrıs Toplumsal Araştırmalar ve Eğitim Danışmanlık Merkezi'ne yaptırdığı anket sonuçlarının ne kadar gerçekçi olduğu da bir kez daha ortaya çıktı
(KADEM), 11-16 Nisan tarihleri arasında yaptığı kamuoyu araştırmasında, Kıbrıs Türk halkının yüzde 62.1'inin referandumda "evet" oyu kullanacağını tespit etmişti.
KADEM'in 70 yerleşim biriminde 1815 kişilik örneklem grubuyla
yaptığı kamuoyu yoklamasından çıkan sonuç ile referandum sonuçlarını karşılaştırdığımız zaman, KADEM'in başarısı da ortaya çıkmış oluyor.KADEM ayrıca, Annan Planı'na destek konusunda ilçeler arasında pek fark görülmediğini de tespit etmişti. Araştırmada, Lefkoşa, Mağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele ilçelerinde plana destek ve "evet" oyları yüzde 60'larda seyrediyordu.
Güney Kıbrıs: %75.83 hayır, yüzde 24.17 evet
Rum Referandum Baş Mukayyidi Kiriakos Triandafillidis, saat 20.10 itibarıyla Rum tarafında yapılan referandumun resmi sonuçlarını açıkladı.
Triandafilides'in Rum Konferans Merkezi'nde yaptığı açıklamaya göre 1075 seçim merkezinin tamamında 480 bin 564 kayıtlı seçmenden 428 bin 587'i oy kullandı. Buna göre sonuçlar şöyle:
Geçersiz: 9231 (%2.62)
Boş:
3676 (%0.96)Geçerli: 413680 (%96,52)
Katılmayan: 51917 (%10.82)
HAYIR: 313,704 (%75,83)
EVET: 99,976 (%24,17)
Lefkoşa ilçesi
Güney Kıbrıs'ın Lefkoşa ilçesinde 197 bin 704 kayıtlı seçmenden 174 bin 942'si oy kullandı. Seçmenin yüzde 11.51'i sandığa gitm
edi.Lefkoşa'da 124 bin 889 kişi, yani seçmenin yüzde 73.58'i "hayır" oyu kullandı. "Evet" diyenler ise yüzde 26.42'de kaldı, yani 44 bin 850 kişi "evet" dedi.
Larnaka ilçesi
Larnaka ilçesinde 80 bin 112 seçmenden yüzde 71.56'sı oy kullandı, yüzde 10.67'si ise sandığa gitmedi.
Larnaka'da 52 bin 015 kişi, yani seçmenin yüzde 75.43'ü Annan Planı temelinde bir çözüme "hayır" dedi. Bu ilçede "evet" diyenlerin oranı ise yüzde 24.57'de kaldı, yani 16 bin 944 seçmen "evet" oyu kullandı.
Limasol ilçesi
Limasol
ilçesinde ise 135 bin 043 kayıtlı seçmenden 121 bin 444'ü oy kullandı. Yüzde 10.07 oranında seçmen sandığa gitmedi.Limasol'da "hayır" diyenlerin oranı yüzde 79.35 oldu. Yani 92 bin 811 seçmen referandumda "hayır" oyu kullandı. Annan Planı zemininde bir çözüme "evet" diyen seçmen sayısı 24 bin 148'de kaldı. Bu rakam da yüzde 20.65'e denk geliyor.
Baf ilçesi
Oy oranına vurulduğunda en fazla "hayır" oyu Baf'tan çıktı. 42 bin 023 kayıtlı seçmenden 37 bin 118'i oy kullandı. Seçmenin yüzde 11.67'si sandığa git
medi.Baf'ta 29 bin 785 kayıtlı seçmen "hayır" oyu kullandı, bu rakam da yüzde 84.01 oranına denk geldi. Bu yüzdelik, tüm ilçeler içerisinde en yüksek "hayır" oyunun Baf'tan çıktığını gösteriyor.
Baf'ta "evet" oyu kullananlar yüzde 15.99'da kaldı, yani yalnızca 5 bin 670 seçmen "evet" oyu kullandı.
Mağusa ilçesi
Güney Kıbrıs'taki Mağusa ilçesinde ise 25 bin 682 seçmenden 23 bin 519'u oy kullandı. Seçmenlerin 8.42'si sandığa gitmedi.
Mağusa ilçesinde 14 bin 204 seçmen "hayır" oyu kullandı. Bu rakam, Mağus
a ilçesindeki seçmenin yüzde 62.94'üne denk geliyor.Bu ilçede referandumda "evet" diyenler ise yüzde 37.06'da kaldı. Yani 8 bin 364 seçmen "evet" dedi.
Rum seçmenlerin referanduma katılım oranı %89-%90
Güney Kıbrıs'ta oylamaya katılım oranı yaklaşık %89-%90 oldu.
Rum Seçim Başmüfettişi Kiriakos Triandafillidis, sandıkların kapanmasının hemen ardından Rum Konferans Merkezi'nde yaptığı açıklamada, Lefkoşa'nın Rum kesiminde seçmenlerin referanduma katılım oranlarını şöyle açıkladı:
"Lefkoşa'nın Rum kesiminde %90, (son Rum Başkanlık seçimlerinde %89'du), Limasol'da %89 (Rum başkanlık seçimlerinde %91.6'ydı), Mağusa bölgesinde %91,31 (Rum başkanlık seçimlerinde %92,81'di), Larnaka'da %81 (%90.9'du) ve Baf'ta da %88,1 (Rum başkanlık seçimlerinde %90,1'di)".
Tr
iandafillidis, oylamaya katılım oranında gözlemlenen küçük orandaki azalmayı, yurtdışında bulunan Rum öğrencilerin referandum için Rum tarafına gitmemiş olmalarına bağladı.sandik lefkosa
Sandık No Seçim Çevresi Kayıtlı Seçmen Sayısı Oy Kullanan Seçmen Sayısı Geçerli Oy Sayısı Geçersiz Oy Sayısı EVET HAYIR
1 CİHANGİR 255 238 234 4 173 61
2 CİHANGİR 256 232 231 1 168 63
3 ÇUKUROVA 162 143 143 0 107 36
4 DEMİRHAN 310 253 248 5 197 51
5 DİLEKKAYA 231 186 186 0 138 48
6 DİLEKKAYA 215 168 167 1 138 29
7 DÜZOVA 219 202 200 2 138 62
8 DÜZOVA 221 196 194 2 122 72
9 ERDEMLİ 138 124 124 0 89 35
10 GAZİKÖY 244 226 225 1 136 89
11 GAZİKÖY 242 218 217 1 100 117
12 HAMİTKÖY 314 263 263 0 207 56
13 HAMİTKÖY 281 237 234 3 202 32
14 HAMİTKÖY 282 262 259 3 212 47
15 HAMİTKÖY
282 246 244 2 186 5816 HAMİTKÖY 286 242 233 9 194 39
17 HASPOLAT 293 262 259 3 149 110
18 HASPOLAT 288 251 245 6 129 116
19 HASPOLAT 282 240 239 1 126 113
20 KALAVAÇ 200 184 181 3 150 31
21 KANLIKÖY 134 121 121 0 74 47
22 KIRIKKALE 291 259 255 4 132 123
23 MERİÇ 359 303 302 1 191 111
24 YENİCEKÖY 295 268 265 3 179 86
25 YILMAZKÖY 201 190 190 0 116 74
26 YİĞİTLER 219 201 201 0 138 63
27 AKINCILAR-AKINCILAR 347 310 308 2 273 35
28 ALAYKÖY-ALAYKÖY 268 220 219 1 103 116
29 ALAYKÖY-ALAYKÖY 269 241 238 3 126 112
30 ALAYKÖY-ALAYKÖY 253 226 225 1 131 94
31 ALAYKÖY-ALAYKÖY 245 220 219 1 123 96
32 ALAYKÖY-ALAYKÖY 285 259 255 4 127 128
33 ALAYKÖY-ALAYKÖY 282 253 249 4 121 128
34 DEĞİRMENLİK-BAHÇELİEVLER MAH 133 120 119 1 77 42
35 DEĞİRMENLİK-BALIKESİR 277 235 235 0 1
27 10836 DEĞİRMENLİK-BALIKESİR 275 245 244 1 143 101
37 DEĞİRMENLİK-BAŞPINAR MAH 204 173 171 2 102 69
38 DEĞİRMENLİK-BEYKÖY MAH 84 78 78 0 47 31
39 DEĞİRMENLİK-CAMİALTI 202 185 185 0 151 34
40 DEĞİRMENLİK-MEHMETCİK 310 278 273 5 176 97
41 DEĞİRMENLİK-MİNARELİ 306 276 275 1 196 79
42 DEĞİRMENLİK-MİNARELİ 299 268 265 3 192 73
43 DEĞİRMENLİK-SARAY MAH 310 278 276 2 231 45
44 DEĞİRMENLİK-TEPEBAŞI 247 222 220 2 156 64
45 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 272 232 232 0 197 35
46 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 290 261 259 2 182 77
47 GÖN
YELİ-GÖNYELİ MAH 294 259 256 3 186 7048 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 301 275 275 0 203 72
49 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 296 252 242 10 175 67
50 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 291 251 251 0 183 68
51 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 299 255 254 1 169 85
52 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 312 279 267 12 211
5653 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 302 258 250 8 185 65
54 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 303 242 241 1 184 57
55 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 303 269 268 1 206 62
56 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 304 253 253 0 186 67
57 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 303 253 248 5 184 64
58 GÖNYELİ-GÖNYELİ MAH 287 235 2
32 3 160 7259 GÖNYELİ-YENİKENT MAH 291 232 231 1 188 43
60 GÖNYELİ-YENİKENT MAH 288 245 245 0 196 49
61 GÖNYELİ-YENİKENT MAH 305 261 259 2 200 59
62 GÖNYELİ-YENİKENT MAH 305 253 252 1 201 51
63 GÖNYELİ-YENİKENT MAH 288 222 221 1 166 55
64 GÖNYELİ-YENİKENT
MAH 299 233 233 0 167 6665 LEFKOŞA-ABDİ ÇAVUŞ MAH 274 230 228 2 114 114
66 LEFKOŞA-AKKAVUK MAH 189 149 148 1 82 66
67 LEFKOŞA-AKKAVUK MAH 150 118 118 0 81 37
68 LEFKOŞA-ARABAHMET MAH 179 141 139 2 106 33
69 LEFKOŞA-ARABAHMET MAH 170 130 129 1 94 35
70 LE
FKOŞA-AYYILDIZ MAH 225 188 184 4 113 7171 LEFKOŞA-ÇAĞLAYAN MAH 296 243 240 3 161 79
72 LEFKOŞA-ÇAĞLAYAN MAH 261 242 241 1 159 82
73 LEFKOŞA-ÇAĞLAYAN MAH 297 254 246 8 187 59
74 LEFKOŞA-GÖÇMENKÖY MAH 294 263 259 4 200 59
75 LEFKOŞA-GÖÇMENKÖY MAH 277 240 24
0 0 189 5176 LEFKOŞA-GÖÇMENKÖY MAH 212 195 194 1 140 54
77 LEFKOŞA-GÖÇMENKÖY MAH 299 264 264 0 186 78
78 LEFKOŞA-GÖÇMENKÖY MAH 313 266 263 3 207 56
79 LEFKOŞA-GÖÇMENKÖY MAH 282 253 253 0 183 70
80 LEFKOŞA-GÖÇMENKÖY MAH 234 195 195 0 139 56
81 LEFKOŞA-GÖÇM
ENKÖY MAH 273 228 225 3 170 5582 LEFKOŞA-HAYDARPAŞA MAH 58 51 50 1 33 17
83 LEFKOŞA-İBRAHİM PAŞA MAH 295 251 246 5 150 96
84 LEFKOŞA-İPLİKPAZARI 124 107 105 2 90 15
85 LEFKOŞA-KAFESLİ MAH 141 122 121 1 80 41
86 LEFKOŞA-KARAMANZADE MAH 248 221 217 4 129 88
87 LEFKOŞA-KIZILA MAH 307 252 249 3 187 62
88 LEFKOŞA-KIZILAY MAH 267 230 230 0 177 53
89 LEFKOŞA-KIZILAY MAH 288 238 222 16 157 65
90 LEFKOŞA-KIZILAY MAH 296 259 256 3 185 71
91 LEFKOŞA-KIZILAY MAH 269 210 207 3 137 70
92 LEFKOŞA-KIZILAY MAH 275 232 227
5 166 6193 LEFKOŞA-KIZILAY MAH 264 223 222 1 143 79
94 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 278 227 225 2 149 76
95 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 236 196 193 3 124 69
96 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 306 277 275 2 174 101
97 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 288 235 234 1 156 78
98
LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 289 252 251 1 168 8399 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 289 211 209 2 128 81
100 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 288 238 233 5 153 80
101 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 300 232 231 1 163 68
102 LEFKOŞA-KÖŞKLÜÇİFTLİK MAH 304 242 242 0 156 86
103 L
EFKOŞA-KUMSAL MAH 282 241 239 2 176 63104 LEFKOŞA-KUMSAL MAH 264 192 192 0 132 60
105 LEFKOŞA-KUMSAL MAH 252 191 191 0 145 46
106 LEFKOŞA-KUMSAL MAH 283 228 221 7 137 84
107 LEFKOŞA-KUMSAL MAH 221 177 174 3 104 70
108 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 288 274 274 0
196 78109 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 295 258 255 3 189 66
110 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 291 254 252 2 207 45
111 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 315 264 260 4 218 42
112 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 298 255 254 1 191 63
113 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 300 265 265 0 194 71
114 LEFKO
ŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 300 257 255 2 212 43115 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 257 221 221 0 182 39
116 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 288 246 246 0 203 43
117 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 291 250 250 0 187 63
118 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 270 229 227 2 157 70
119 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKL
I 284 237 236 1 148 88120 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 267 232 230 2 172 58
121 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 274 249 247 2 185 62
122 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 285 222 221 1 158 63
123 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 290 235 235 0 173 62
124 LEFKOŞA-KÜÇÜK KAYMAKLI 261 211 196 15
137 59125 LEFKOŞA-MAHMUT PAŞA 147 116 116 0 50 66
126 LEFKOŞA-MARMARA MAH 290 246 243 3 174 69
127 LEFKOŞA-MARMARA MAH 286 251 251 0 167 84
128 LEFKOŞA-MARMARA MAH 286 245 245 0 186 59
129 LEFKOŞA-MARMARA MAH 299 256 255 1 200 55
130 LEFKOŞA-MARMARA MAH
299 265 262 3 201 61131 LEFKOŞA-MARMARA MAH 293 232 226 6 143 83
132 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 300 244 242 2 190 52
133 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 308 246 241 5 188 53
134 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 293 226 223 3 155 68
135 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 290 243 242 1 162 80
136 LEFKOŞ
A-ORTAKÖY MAH 301 231 230 1 181 49137 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 307 237 235 2 164 71
138 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 297 252 250 2 199 51
139 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 289 253 252 1 180 72
140 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 270 242 238 4 177 61
141 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 276 218 218 0 162
56142 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 272 244 243 1 184 59
143 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 290 244 244 0 173 71
144 LEFKOŞA-ORTAKÖY MAH 273 231 229 2 189 40
145 LEFKOŞA-SELİMİYE MAH 290 240 238 2 136 102
146 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 268 236 235 1 166 69
147 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY M
AH 270 238 238 0 166 72148 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 269 235 230 5 180 50
149 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 294 241 238 3 176 62
150 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 294 269 267 2 213 54
151 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 294 262 262 0 213 49
152 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 303 262 260 2 198
62153 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 291 261 261 0 217 44
154 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 299 264 262 2 196 66
155 LEFKOŞA-TAŞKINKÖY MAH 291 254 254 0 167 87
156 LEFKOŞA-YENİCAMİ MAH 304 254 254 0 165 89
157 LEFKOŞA-YENİCAMİ MAH 304 253 250 3 158 92
158 LEFKOŞA-YENİŞEHİ
R MAH 253 202 202 0 151 51159 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 237 192 192 0 142 50
160 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 291 234 234 0 150 84
161 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 276 227 227 0 137 90
162 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 303 247 247 0 168 79
163 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 298 248 243 5 1
67 76164 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 299 248 247 1 203 44
165 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 301 218 218 0 153 65
166 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 287 232 232 0 172 60
167 LEFKOŞA-YENİŞEHİR MAH 291 236 225 11 147 78
sandik magusa
Sandık No Seçim Çevresi Kayıtlı Seçmen Sayısı Oy Kullanan Seçmen Sayısı Geçerli Oy Sayısı Geçersiz Oy Sayısı EVET HAYIR
1 AKOVA 242 208 204 4 176 28
2 AKOVA 239 189 187 2 153 34
3 ALANİÇİ 293 250 249 1 156 93
4 ALANİÇİ 290 256 256 0 183 73
5 ASLANKÖY 280 239 232 7 119 113
6 ÇAMLICA 94 86 86 0 73 13
7 ÇINARLI 194 160 160 0 133 27
8 ERGENEKON 79 66 64 2 32 32
9 GÖNENDERE 328 284 275 9 226 49
10 GÖRNEÇ 342 322 313 9 186 127
11 GÜVERCİNLİK 306 265 260 5 95 165
12 GÜVERCİNLİK 292 248 246 2 51 195
13 KORKUTELİ 350 303 301 2 120 181
14 MALLIDAĞ 175 152 150 2 1
05 4515 MUTLUYAKA 244 224 223 1 161 62
16 NERGİSLİ 256 223 221 2 183 38
17 PINARLI 156 134 134 0 86 48
18 PİLE 373 340 335 5 186 149
19 SÜTLÜCE 257 217 212 5 115 97
20 ŞEHİTLER 47 47 47 0 21 26
21 TİRMEN 119 95 93 2 74 19
22 TÜRKMENKÖY 222 209 206 3 172 34
23 TÜRKMENKÖY 223 192 189 3 153 36
24 TÜRKMENKÖY 214 192 186 6 143 43
25 ULUKIŞLA 340 303 298 5 105 193
26 YAMAÇKÖY 48 47 46 1 21 25
27 YILDIRIM 202 188 187 1 148 39
28 YILDIRIM 211 185 184 1 129 55
29 AKDOĞAN-AKDOĞAN 298 256 251 5 169 82
30 AKDOĞAN-AKDOĞAN 296 259 259 0 185 74
31 AKDOĞAN-AKDOĞAN 294 244 243 1 169 74
32 AKDOĞAN-AKDOĞAN 293 235 234 1 186 48
33 AKDOĞAN-AKDOĞAN 295 263 261 2 180 81
34 AKDOĞAN-AKDOĞAN 292 247 243 4 165 78
35 BEYARMUDU-BEYARMUDU 300 214 207 7 149 58
36 BEYARMUDU-BEYARMUDU 293 243 240 3 164 76
37 BEYARMUDU-BEYARMUDU 297 250 249 1 190 59
38 BEYARMUDU-ÇAYÖNÜ 238 210 210 0 122 88
39 BEYARMUDU-ÇAYÖNÜ 235 219 217 2 114 103
40 BEYARMUDU-İNCİRLİ 312 279 277 2 220 57
41 BEYARMUDU-KÖPRÜLÜ 158 141 139 2 77 62
42 GAZİMAĞUSA-ANADOLU MAH 276
257 256 1 143 11343 GAZİMAĞUSA-ANADOLU MAH 282 260 257 3 128 129
44 GAZİMAĞUSA-ANADOLU MAH 276 238 235 3 112 123
45 GAZİMAĞUSA-BAYKAL MAH 280 225 223 2 165 58
46 GAZİMAĞUSA-BAYKAL MAH 289 238 233 5 151 82
47 GAZİMAĞUSA-BAYKAL MAH 280 230 225 5 143 82
48
GAZİMAĞUSA-BAYKAL MAH 276 228 224 4 168 5649 GAZİMAĞUSA-BAYKAL MAH 260 208 202 6 146 56
50 GAZİMAĞUSA-BAYKAL MAH 248 201 198 3 125 73
51 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 233 190 190 0 127 63
52 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 245 209 208 1 147 61
53 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 253 202 20
2 0 125 7754 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 235 206 198 8 138 60
55 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 283 233 229 4 131 98
56 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 255 207 206 1 120 86
57 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 255 211 209 2 125 84
58 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 262 213 212 1 107 105
59 GAZİMAĞUSA-CANBULAT 2
71 231 228 3 141 8760 GAZİMAĞUSA-ÇANAKKALE MAH 268 224 221 3 150 71
61 GAZİMAĞUSA-ÇANAKKALE MAH 289 247 240 7 164 76
62 GAZİMAĞUSA-ÇANAKKALE MAH 271 210 203 7 137 66
63 GAZİMAĞUSA-ÇANAKKALE MAH 271 218 218 0 150 68
64 GAZİMAĞUSA-ÇANAKKALE MAH 272 202 201
1 122 7965 GAZİMAĞUSA-DUMLUPINAR MAH 286 249 245 4 161 84
66 GAZİMAĞUSA-DUMLUPINAR MAH 281 233 230 3 147 83
67 GAZİMAĞUSA-DUMLUPINAR MAH 257 219 219 0 177 42
68 GAZİMAĞUSA-DUMLUPINAR MAH 259 210 209 1 137 72
69 GAZİMAĞUSA-DUMLUPINAR MAH 265 229 229 0 160
6970 GAZİMAĞUSA-DUMLUPINAR MAH 262 215 214 1 143 71
71 GAZİMAĞUSA-HARİKA MAH 278 253 248 5 82 166
72 GAZİMAĞUSA-KARAKOL MAH 262 233 232 1 166 66
73 GAZİMAĞUSA-KARAKOL MAH 269 195 188 7 129 59
74 GAZİMAĞUSA-KARAKOL MAH 254 235 235 0 157 78
75 GAZİMAĞUSA-KA
RAKOL MAH 262 227 225 2 159 6676 GAZİMAĞUSA-KARAKOL MAH 265 215 215 0 143 72
77 GAZİMAĞUSA-KARAKOL MAH 259 247 243 4 181 62
78 GAZİMAĞUSA-LALA MUSTAFA PAŞA MAH 276 229 224 5 159 65
79 GAZİMAĞUSA-LALA MUSTAFA PAŞA MAH 278 231 229 2 136 93
80 GAZİMAĞUSA-LAL
A MUSTAFA PAŞA MAH 273 220 218 2 147 7181 GAZİMAĞUSA-LALA MUSTAFA PAŞA MAH 292 235 229 6 163 66
82 GAZİMAĞUSA-LALA MUSTAFA PAŞA MAH 285 237 229 8 191 38
83 GAZİMAĞUSA-LALA MUSTAFA PAŞA MAH 257 212 209 3 117 92
84 GAZİMAĞUSA-NAMIK KEMAL MAH 241 185 184 1 1
06 7885 GAZİMAĞUSA-NAMIK KEMAL MAH 244 199 199 0 92 107
86 GAZİMAĞUSA-PERTEVPAŞA MAH 299 250 249 1 131 118
87 GAZİMAĞUSA-PERTEVPAŞA MAH 288 250 245 5 132 113
88 GAZİMAĞUSA-PERTEVPAŞA MAH 309 266 265 1 153 112
89 GAZİMAĞUSA-PİYALE PAŞA MAH 297 252 235 17 1
05 13090 GAZİMAĞUSA-PİYALE PAŞA MAH 297 240 230 10 125 105
91 GAZİMAĞUSA-PİYALE PAŞA MAH 313 260 257 3 94 163
92 GAZİMAĞUSA-SAKARYA MAH 279 205 204 1 141 63
93 GAZİMAĞUSA-SAKARYA MAH 302 231 228 3 180 48
94 GAZİMAĞUSA-SAKARYA MAH 270 230 225 5 185 40
95 G
AZİMAĞUSA-SAKARYA MAH 287 227 225 2 168 5796 GAZİMAĞUSA-SAKARYA MAH 278 244 244 0 194 50
97 GAZİMAĞUSA-SAKARYA MAH 277 245 243 2 205 38
98 GAZİMAĞUSA-SAKARYA MAH 267 224 221 3 159 62
99 GAZİMAĞUSA-SURİÇİ MAH 249 193 189 4 133 56
100 GAZİMAĞUSA-SURİÇİ MAH
248 201 195 6 125 70101 GAZİMAĞUSA-SURİÇİ MAH 250 190 190 0 115 75
102 GAZİMAĞUSA-SURİÇİ MAH 247 187 185 2 135 50
103 GAZİMAĞUSA-SURİÇİ MAH 245 199 196 3 139 57
104 GAZİMAĞUSA-TUZLA MAH 258 224 224 0 153 71
105 GAZİMAĞUSA-TUZLA MAH 254 229 229 0 180 49
10
6 GAZİMAĞUSA-TUZLA MAH 263 197 196 1 141 55107 GAZİMAĞUSA-ZAFER MAH 292 261 256 5 112 144
108 GAZİMAĞUSA-ZAFER MAH 233 199 195 4 121 74
109 GAZİMAĞUSA-ZAFER MAH 252 217 211 6 101 110
110 GAZİMAĞUSA-ZAFER MAH 239 214 210 4 99 111
111 GAZİMAĞUSA-ZAFER MAH 2
37 212 212 0 87 125112 GEÇİTKALE-GEÇİTKALE 249 223 220 3 154 66
113 GEÇİTKALE-GEÇİTKALE 276 213 210 3 153 57
114 GEÇİTKALE-GEÇİTKALE 268 229 226 3 166 60
115 GEÇİTKALE-GEÇİTKALE 278 248 241 7 166 75
116 İNÖNÜ-DÖRTYOL 250 222 221 1 64 157
117 İNÖNÜ-DÖRTYOL
257 230 228 2 72 156118 İNÖNÜ-DÖRTYOL 210 186 181 5 64 117
119 İNÖNÜ-İNÖNÜ 231 199 199 0 127 72
120 İNÖNÜ-İNÖNÜ 234 210 208 2 141 67
121 İNÖNÜ-İNÖNÜ 247 199 196 3 130 66
122 PAŞAKÖY-KURUDERE 81 74 73 1 26 47
123 PAŞAKÖY-PAŞAKÖY 292 273 270 3 149 121
124
PAŞAKÖY-PAŞAKÖY 283 259 250 9 137 113125 PAŞAKÖY-PAŞAKÖY 297 253 235 18 130 105
126 SERDARLI-SERDARLI 284 244 242 2 179 63
127 SERDARLI-SERDARLI 281 218 218 0 152 66
128 SERDARLI-SERDARLI 287 254 254 0 187 67
129 TATLISU-AKTUNÇ MAH 262 215 208 7 63 145
130 TATLISU-AKTUNÇ MAH 277 216 213 3 71 142
131 TATLISU-KÜÇÜKERENKÖY 96 81 81 0 21 60
132 TATLISU-YALI MAH 131 118 113 5 43 70
133 VADİLİ-TURUNÇLU 173 140 136 4 79 57
134 VADİLİ-VADİLİ 292 257 255 2 166 89
135 VADİLİ-VADİLİ 301 267 262 5 158 104
136 VADİLİ-VADİLİ 299 263 261 2 146 115
137 VADİLİ-VADİLİ 302 261 260 1 141 119
138 VADİLİ-VADİLİ 293 202 202 0 101 101
139 YENİ BOĞAZİÇİ-MORMENEKŞE 257 214 208 6 122 86
140 YENİ BOĞAZİÇİ-MORMENEKŞE 250 219 216 3 133 83
141 YENİ BOĞAZİÇİ-MORMENEKŞE 249 216 216 0 142 7
4142 YENİ BOĞAZİÇİ-YENİ BOĞAZİÇİ 293 225 219 6 166 53
143 YENİ BOĞAZİÇİ-YENİ BOĞAZİÇİ 295 233 231 2 173 58
144 YENİ BOĞAZİÇİ-YENİ BOĞAZİÇİ 293 227 226 1 174 52
145 YENİ BOĞAZİÇİ-YENİ BOĞAZİÇİ 291 223 221 2 186 35
146 YENİ BOĞAZİÇİ-YENİ BOĞAZİÇİ 293 240 23
4 6 169 65sandik girne
Sandık No Seçim Çevresi Kayıtlı Seçmen Sayısı Oy Kullanan Seçmen Sayısı Geçerli Oy Sayısı Geçersiz Oy Sayısı EVET HAYIR
1 AĞIRDAĞ 305 263 263 0 201 62
2 AKÇİÇEK 62 53 52 1 36 16
3 AKDENİZ 373 333 333 0 212 121
4 ALEMDAĞ 67 66 65 1 4
4 215 AŞ.TAŞKENT 188 170 169 1 138 31
6 BAHÇELİ 263 216 216 0 55 161
7 BEŞPARMAK 36 34 34 0 30 4
8 BEYLERBEYİ 275 239 236 3 162 74
9 BEYLERBEYİ 271 233 233 0 148 85
10 BOĞAZKÖY 250 262 260 2 192 68
11 BOĞAZKÖY 230 251 249 2 179 70
12 BOĞAZKÖY 227 189 188
1 130 5813 ÇAMLIBEL 244 208 208 0 154 54
14 ÇAMLIBEL 247 201 198 3 143 55
15 DAĞYOLU 195 165 159 6 78 81
16 DAĞYOLU 219 188 182 6 109 73
17 GEÇİTKÖY 76 56 54 2 43 11
18 GÖÇERİ 91 88 88 0 55 33
19 GÜNGÖR 13 12 12 0 11 1
20 HİSARKÖY 156 143 143 0 118 25
21 ILGAZ 37 34 34 0 19 15
22 KARAAĞAÇ 213 191 191 0 120 71
23 KARŞIYAKA 296 260 256 4 98 158
24 KARŞIYAKA 313 259 256 3 111 145
25 KARŞIYAKA 279 238 236 2 104 132
26 KAYALAR 109 106 102 4 45 57
27 KOZAN 348 317 314 3 182 132
28 KÖMÜRCÜ 21 17 17 0 14 3
29 MALA
TYA/İNCESU 89 77 77 0 60 1730 OZANKÖY 251 200 199 1 114 85
31 OZANKÖY 253 207 205 2 131 74
32 OZANKÖY 253 208 207 1 125 82
33 OZANKÖY 248 206 203 3 126 77
34 PINARBAŞI 323 288 285 3 177 108
35 SADRAZAMKÖY 96 83 81 2 43 38
36 ŞİRİNEVLER 237 206 203 3 156 4
737 TEPEBAŞI 231 200 199 1 92 107
38 TEPEBAŞI 230 206 194 12 113 81
39 Y.TAŞKENT 225 208 208 0 144 64
40 YEŞİLTEPE 114 92 90 2 48 42
41 ALSANCAK-ÇAĞLAYAN MAH 353 310 308 2 206 102
42 ALSANCAK-YAYLA MAH 308 262 262 0 168 94
43 ALSANCAK-YAYLA MAH 256 205 204 1 120 84
44 ALSANCAK-YAYLA MAH 252 235 231 4 176 55
45 ALSANCAK-YAYLA MAH 260 202 199 3 118 81
46 ALSANCAK-YAYLA MAH 257 206 206 0 135 71
47 ALSANCAK-YAYLA MAH 255 208 208 0 134 74
48 ALSANCAK-YEŞİLOVA MAH 210 183 168 15 118 50
49 ALSANCAK-YEŞİLOVA MAH 187 167 162 5 124 38
50 ÇATALKÖY-ARAPKÖY 216 176 173 3 104 69
51 ÇATALKÖY-ÇATALKÖY 284 220 217 3 137 80
52 ÇATALKÖY-ÇATALKÖY 310 252 251 1 152 99
53 ÇATALKÖY-ÇATALKÖY 283 244 238 6 154 84
54 ÇATALKÖY-ÇATALKÖY 313 264 262 2 184 78
55 ÇATALKÖY-ÇATALKÖY 295 248 247 1 167 80
56 ÇATALKÖY-ÇATALKÖY 289 223 223 0 149 74
57 DİKMEN-AŞ.DİKMEN MAH 289 267 265 2 179 86
58 DİKMEN-AŞ.DİKMEN MAH 228 243 240 3 159 81
59 DİKMEN-AŞ.DİKMEN MAH 279 247 241 6 143 98
60 DİKMEN-AŞ.DİKMEN MAH 255 217 216 1 153 63
61 DİKMEN-Y.DİKMEN MAH 202 167 166 1 112 54
62 DİKMEN-Y.DİKMEN MAH 212 192 1
88 4 100 8863 ESENTEPE-ESENTEPE 319 272 263 9 175 88
64 ESENTEPE-ESENTEPE 318 267 265 2 150 115
65 ESENTEPE-ESENTEPE 305 264 257 7 201 56
66 GİRNE-AŞ.GİRNE MAH 255 187 186 1 134 52
67 GİRNE-AŞ.GİRNE MAH 218 166 166 0 94 72
68 GİRNE-AŞ.GİRNE MAH 301 228 22
8 0 131 9769 GİRNE-AŞ.GİRNE MAH 301 207 207 0 106 101
70 GİRNE-AŞ.GİRNE MAH 251 188 187 1 125 62
71 GİRNE-DOĞANKÖY MAH 189 151 151 0 113 38
72 GİRNE-EDREMİT MAH 343 259 258 1 142 116
73 GİRNE-KARAKUM MAH 198 152 151 1 72 79
74 GİRNE-KARAMAN MAH 169 138 13
8 0 85 5375 GİRNE-KARAOĞLANOĞLU MAH 262 206 205 1 133 72
76 GİRNE-KARAOĞLANOĞLU MAH 231 170 169 1 97 72
77 GİRNE-KARAOĞLANOĞLU MAH 266 210 199 11 124 75
78 GİRNE-KARAOĞLANOĞLU MAH 314 275 268 7 183 85
79 GİRNE-KARAOĞLANOĞLU MAH 246 208 201 7 109 92
80 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 304 254 254 0 151 103
81 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 307 251 250 1 151 99
82 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 315 251 249 2 167 82
83 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 304 243 243 0 159 84
84 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 299 240 240 0 162 78
85 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH
307 246 245 1 173 7286 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 307 259 258 1 162 96
87 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 302 217 217 0 152 65
88 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 307 243 243 0 146 97
89 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 314 240 240 0 129 111
90 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 305 225 225 0 141 84
91 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 330 248 244 4 151 93
92 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 307 226 226 0 139 87
93 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 338 270 267 3 181 86
94 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 297 242 240 2 181 59
95 GİRNE-YUKARI GİRNE MAH 313 250 249 1 154 95
96 GİRNE-YUKARI GİRN
E MAH 319 260 246 14 170 7697 GİRNE-ZEYTİNLİK KESİMİ 172 137 134 3 77 57
98 GİRNE-ZEYTİNLİK KÖY 177 144 142 2 111 31
99 LAPTA-ADATEPE MAH 203 159 155 4 95 60
100 LAPTA-BAŞPINAR MAH 281 237 232 5 113 119
101 LAPTA-KOCATEPE MAH 231 186 181 5 92 89
102 LAPTA-KOCATEPE MAH 248 199 197 2 115 82
103 LAPTA-KOCATEPE MAH 271 194 192 2 103 89
104 LAPTA-SAKARYA MAH 85 72 72 0 45 27
105 LAPTA-TINAZTEPE MAH 308 264 255 9 182 73
106 LAPTA-TINAZTEPE MAH 296 236 210 26 149 61
107 LAPTA-TINAZTEPE MAH 303 260 251 9 124 127
108 LAPTA-TÜRK MAH 173 128 127 1 76 51
109 LAPTA-YAVUZ MAH 312 260 259 1 167 92
sandik guzelyurt
Sandık No Seçim Çevresi Kayıtlı Seçmen Sayısı Oy Kullanan Seçmen Sayısı Geçerli Oy Sayısı Geçersiz Oy Sayısı EVET HAYIR
1 AKÇAY 252 218 217 1 141 76
2 AKÇAY 271 252 251 1 198 53
3 AKÇAY 232 213 209 4 147 62
4 AYDINKÖY 262 226 224 2 132 92
5 AYDINKÖY 259 218 218 0 113 105
6 AYDINKÖY 261 236 234 2 134 100
7 ÇAMLIKÖY 147 129 128 1 89 39
8 DOĞANCI 303 270 270 0 241 29
9 DOĞANCI 307 264 259 5 212 47
10 DOĞANCI 309 266 264 2 218 46
11 GAYRETKÖY 246 220 218 2 136 82
12 GAZİVEREN 310 273 267 6 208 59
13 GAZİVEREN 3
16 282 282 0 216 6614 KALKANLI 258 231 230 1 157 73
15 KALKANLI 260 233 231 2 183 48
16 MEVLEVİ 207 176 175 1 68 107
17 SERHATKÖY 212 194 193 1 116 77
18 SERHATKÖY 207 195 187 8 140 47
19 ŞAHİNLER 134 124 123 1 58 65
20 TAŞPINAR 144 128 128 0 86 42
21 YEŞ
İLIRMAK 286 229 229 0 137 9222 YUVACIK 37 37 36 1 25 11
23 ZÜMRÜTKÖY 235 203 202 1 119 83
24 ZÜMRÜTKÖY 239 208 199 9 150 49
25 ZÜMRÜTKÖY 240 212 211 1 133 78
26 GÜZELYURT-AŞ.BOSTANCI 272 240 235 5 130 105
27 GÜZELYURT-AŞ.BOSTANCI 253 220 216 4 172 44
28 G
ÜZELYURT-AŞ.BOSTANCI 250 209 202 7 148 5429 GÜZELYURT-AŞ.BOSTANCI 311 262 256 6 149 107
30 GÜZELYURT-AŞ.BOSTANCI 275 242 240 2 153 87
31 GÜZELYURT-AŞ.BOSTANCI 238 208 190 18 119 71
32 GÜZELYURT-GÜNEŞKÖY MAH 313 283 282 1 165 117
33 GÜZELYURT-İSMETPAŞA MAH
295 239 237 2 157 8034 GÜZELYURT-İSMETPAŞA MAH 268 198 194 4 141 53
35 GÜZELYURT-İSMETPAŞA MAH 298 233 231 2 141 90
36 GÜZELYURT-İSMETPAŞA MAH 273 202 197 5 121 76
37 GÜZELYURT-İSMETPAŞA MAH 298 246 243 3 141 102
38 GÜZELYURT-İSMETPAŞA MAH 289 259 248 11
154 9439 GÜZELYURT-LALA M. PAŞA MAH 298 230 228 2 141 87
40 GÜZELYURT-LALA M. PAŞA MAH 265 213 211 2 116 95
41 GÜZELYURT-LALA M. PAŞA MAH 278 225 225 0 142 83
42 GÜZELYURT-LALA M. PAŞA MAH 266 211 210 1 126 84
43 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 304 265 261 4 1
73 8844 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 302 263 261 2 178 83
45 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 303 261 247 14 165 82
46 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 299 263 260 3 161 99
47 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 304 243 242 1 140 102
48 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 301 246 246 0 139 1
0749 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 297 246 245 1 116 129
50 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 306 262 260 2 168 92
51 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 295 253 253 0 98 155
52 GÜZELYURT-PİYALE PAŞA MAH 296 245 241 4 153 88
53 GÜZELYURT-Y.BOSTANCI 247 210 207 3 121 86
54 GÜZELYURT-Y.BOSTANCI 229 193 193 0 128 65
55 GÜZELYURT-Y.BOSTANCI 237 212 202 10 133 69
56 GÜZELYURT-Y.BOSTANCI 228 199 199 0 132 67
57 GÜZELYURT-YAYLA MAH 296 268 264 4 164 100
58 GÜZELYURT-YAYLA MAH 291 266 264 2 151 113
59 LEFKE-BADEMLİKÖY 83 70 68 2 44 24
60 LEFKE-BAĞLIKÖY MAH 160 133 132 1 73 59
61 LEFKE-CENGİZKÖY MAH 122 104 104 0 48 56
62 LEFKE-DENİZLİ MAH 210 190 189 1 142 47
63 LEFKE-DENİZLİ MAH 210 185 184 1 115 69
64 LEFKE-GEMİKONAĞI MAH 295 312 310 2 209 101
65 LEFKE-LEFKE MAH 293 255 253 2 194 59
66 LEFKE-LEFKE MAH 297 243 242 1 139 103
67 LEFKE-LEFKE MAH 300 232 232 0 153 79
68 LEFKE-LEFKE MAH 300 241 235 6 150 85
69 LEFKE-LEFKE MAH 303 256 256 0 185 71
70 LEFKE-LEFKE MAH 303 246 237 9 160 77
71 LEFKE-YEDİDALGA MAH 192 167 164 3 76 88
72 LEFKE-YEDİ
DALGA MAH 218 179 178 1 125 5373 LEFKE-YEDİDALGA MAH 207 182 181 1 115 66
74 LEFKE-YEŞİLYURT MAH 256 234 229 5 115 114
75 LEFKE-YEŞİLYURT MAH 266 239 235 4 137 98
76 LEFKE-YEŞİLYURT MAH 266 214 210 4 130 80
sandik iskele
Sandık No Seçim Çevresi Kayıtlı Seçmen Sayısı Oy Kullanan Seçmen Sayısı Geçerli Oy Sayısı Geçersiz Oy Sayısı EVET HAYIR
1 ADAÇAY 52 47 47 0 12 35
2 AĞILLAR 133 116 116 0 73 43
3 ALTINOVA 219 185 182 3 138 44
4 ARDAHAN 265 230 222 8 65 157
5 AVTEPE 130 102 101 1 51 50
6 AYGÜN 281 245 240 5 155 85
7 BAFRA 213 184 180 4 57 123
8 BALALAN 112 77 75 2 44 31
9 BOĞAZİÇİ 210 165 159 6 120 39
10 BOĞAZİÇİ 210 182 181 1 117 64
11 BOLTAŞLI 185 147 137 10 68 69
12 ÇAYIROVA 330 280 277 3 127 150
13 DERİNCE 385 296 295 1 173 122
14 ERGAZİ 198 166 163 3 79
8415 ESENKÖY 43 39 38 1 17 21
16 GELİNCİK 337 258 252 6 188 64
17 KALEBURNU 335 234 218 16 56 162
18 KAPLICA 279 234 227 7 107 120
19 KİLİTKAYA 147 126 126 0 109 17
20 KUMYALI 217 174 171 3 93 78
21 KUMYALI 220 177 175 2 99 76
22 KURTULUŞ 68 59 58 1 41 17
23 KURUOVA 135 111 110 1 53 57
24 KUZUCUK 227 194 192 2 109 83
25 MERSİNLİK 127 110 110 0 63 47
26 ÖTÜKEN 272 219 214 5 147 67
27 SAZLIKÖY 83 68 68 0 52 16
28 SINIRÜSTÜ 115 98 98 0 74 24
29 SİPAHİ 331 256 251 5 65 186
30 TAŞLICA 85 74 74 0 32 42
31 TOÇUKÖY 246 225 218 7 135 83
32 TURNALAR 97 81 79 2 17 62
33 TUZLUCA 201 154 152 2 89 63
34 YARKÖY 232 197 194 3 93 101
35 YEDİKONUK 303 271 268 3 64 204
36 YEDİKONUK 277 236 227 9 54 173
37 YEŞİLKÖY 314 237 230 7 144 86
38 YEŞİLKÖY 304 221 215 6 138 77
39 ZEYBEKKÖY 24 22 22 0 7 15
40 ZİYAMET 245 183 181 2 107 74
41 ZİYAMET 252 212 204 8 98 106
42 BÜYÜKKONUK-BÜYÜKKONUK 216 178 175 3 100 75
43 BÜYÜKKONUK-BÜYÜKKONUK 213 170 167 3 95 72
44 BÜYÜKKONUK-BÜYÜKKONUK 219 173 166 7 108 58
45 DİPKARPAZ-ERSİNPAŞA MAH 340 266
262 4 101 16146 DİPKARPAZ-POLAT PAŞA MAH 356 272 266 6 109 157
47 DİPKARPAZ-SANCAR PAŞA MAH 386 292 277 15 141 136
48 İSKELE-BOĞAZ MAH 90 73 73 0 44 29
49 İSKELE-BOĞAZTEPE MAH 271 234 233 1 157 76
50 İSKELE-CEVİZLİ MAH 235 204 197 7 119 78
51 İSKELE-İSKE
LE MERKEZ 300 224 219 5 155 6452 İSKELE-İSKELE MERKEZ 289 230 228 2 130 98
53 İSKELE-İSKELE MERKEZ 281 245 241 4 149 92
54 İSKELE-İSKELE MERKEZ 290 236 235 1 137 98
55 İSKELE-İSKELE MERKEZ 273 229 219 10 121 98
56 İSKELE-KALECİK MAH 209 188 183 5 50 133
5
7 MEHMETCİK-MEHMETCİK 240 195 194 1 136 5858 MEHMETCİK-MEHMETCİK 240 212 205 7 138 67
59 MEHMETCİK-MEHMETCİK 229 191 188 3 111 77
60 MEHMETCİK-MEHMETCİK 235 178 173 5 120 53
61 MEHMETCİK-PAMUKLU 196 171 171 0 114 57
62 YENİ ERENKÖY-YENİ ERENKÖY 306 258 25
7 1 156 10163 YENİ ERENKÖY-YENİ ERENKÖY 298 244 242 2 158 84
64 YENİ ERENKÖY-YENİ ERENKÖY 306 245 241 4 150 91
65 YENİ ERENKÖY-YENİ ERENKÖY 297 258 256 2 186 70
KIBRIS 25/04/2004
Kıbrıslı Türkler zaferini kutladı
Referandum sonuçlarının açıklanmasından sonra başkent Lefkoşanın İnönü Meydanında toplanan binlerce Kıbrıs Türkü, coşkulu gösterilerle zaferini kutlayarak, referandum öncesinde hayır kampanyası yürüten Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı istifaya çağırdı.
Büyük çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu kalabalığın herhangi bir organizasyon olmamasına karşın kendi istemleri doğrultusunda İnönü meydanına buluşmasında Denktaş İstifa, Kıbrısta Barış Engellenemez, Denktaş, Güneye sloganları atılırken hep bir ağızdan 45 sene oldu. Senin süren doldu. Yete
r artık Denktaş, artık istifa, artık istifa diye tempo tutuldu.Binlerce kişi meydanda toplanırken, yüzlerce araç da, Girne Kapısı önündeki Cemal Gürsel Caddesinden kornalar çalarak kutlamalara katıldı. Referandum sonuçlarının kesinleşmesinin ardından sokağa dökülen barış taraftarları, ortaya çıkan tabloyu hazmetmeyen ve Kıbrıs Türk halkının iradesine saygısızca saldıran ülkücü gruplar tarafından taciz edildi.
Polise gerek olmadı
İnönü Meydanında ellerindeki parti bayrakları, evet flamaları ve meşalelerle renkli görüntüler oluşturan kalabalığın bir grubu, bir ara Cumhurbaşkanlığına yöneldi. Cumhurbaşkanlığına koşanlar yine kutlamalara katılanlar tarafından engellendi. Dikenli telle yolu kesen polise gerek olmadan durdurulan kalabalık, daha sonra CTP-BG
Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyerin çağrı ve çabasıyla tekrar meydana döndü.Soyer: Avrupanın kapıları aralandı
Soyer, kalabalığa konuşmasında, referandumda Güney Kıbrıstan istenen sonucun alınamadığına işaret ederek, Ama statüko çöktü. Avrupanın kapıları aralandı. Adım adım gireceğiz dedi.
Denktaşın istifaya gerek yok yönündeki açıklamasını eleştiren Soyer, halkın, Denktaşın koltuğunda oturmasına karşı olduğunu söyledi.
Bugünlere, sabırlı mücadeleyle gelindiğini söyleyen Ferdi Sabit Soyer, aynı olgunluk ve sabırla mücadelenin sürdürüleceğini vurguladı.
Soyer, kalabalığın Saraya, saraya sloganları atması üzerine ise,evet sonucunu kutlamak için meydana toplanıldığını, ancak kutlama için gerekli hazırlığın bulunmadığını belirterek, esas kutlamanın gelen hafta Çarşamba veya Perşembe günü yapılabileceğini bildirdi.
Ülkücüler boş durmadı
Referandum sonuçlarının kesinleşmesinin ardından sokağa dökülen barış taraftarları, ortaya çıkan tabloyu hazmetmeyen ve Kıbrıs Türk halkının iradesine saygısızca saldıran gruplar tarafından taciz edildi.
Kutlamalar için sokağa dökülen vatandaşların sağduyusu ve siyasi parti yetkililerinin çabaları sonrasında olayların büyümesi önlenirken, Polis Genel Müdürlüğünün de başkent sokaklarında geniş güvenlik önlemleri aldığı gözlemlendi.
Bu arada, İnönü Meydanı- Sarayönü güzergahı üzerinde bulunan KKTC Ülkü Ocakları önünden geçen ve sevinç gösterisinde bulunan bir gruba saldırıda bulunuldu. Olay, polis ekiplerinin müdahalesi üzerine büyümeden önlenirken, ülkücü saldırgan da tutuklandı. KIBRIS Gazetesi ekiplerinin de görüntülediği olay, yine sevinç gösterilerinde bulunan grubun hoşgörüsü nedeniyle büyümeden önlendi.
Olay yerinden ayrılan grup, Bu tür saldırıları tasvip etmemiz mümkün değil ama yine de hoşgörülü davranıyoruz. Kıbrıslı Türklerin politik kültüründe sokak ortasında kavga ve ortaya çıkan sonucu hazmedememe yoktur ifadesini kullandı.
Serdar Denktaşa tepki
Referandumdan Evet çıkmasınıi kutlamak amacıyla toplanan kalabalık, saat 22.30 sıralarında meydanı boşaltmaya başladı.
Kutlamaya katılanlar, dağılmalarının 10 dakika öncesinde, Saray Oteldeki Basın Merkezine gitmek üzere kalabalığın arasından yaya olarak geçmeye çalışan DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşa da tepki g
österdi.Herhangi bir olay çıkmasına izin vermeyen güvenlik görevlileri ve polisler, Serdar Denktaşın geçişini sağladılar. Denktaş istifa sloganları arasında dağılmaya başlayan kalabalık daha sonra Cemal Gürsel Caddesinden geçerek, araç konvoyları halinde kutlamalarına devam etti.
KIBRIS 25/04/2004
Yeni dönemde Denktaş'a yer yok
Başbakan Mehmet Ali Talat, referandumdan çıkan bu sonuç karşısında, bu güne kadar her şeye 'hayır' diyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görevinden istifa etmesi gerektiğini vurgulayarak, "Yeni dönemde Sayın Denktaş'a yer olamaz" dedi.
Talat, referandum sonuçlarını değerlendirdiği açıklamasında, "Bu gelişmelerin ışığında Sayın Cumhurbaşkanı'nın artık durumunu değerlendirip, görevden ayrılması gerekiyor. Çünkü bu şartlarda önümüzdeki yeni dönemde başlatacağımız diplomatik atakta şimdiki
Kıbrıs Türk halkının görüntüsüne ihtiyacımız var. Bu plana 'evet' diyen Kıbrıs Türk halkının görüntüsüne ihtiyacımız var. Yoksa her şeye 'hayır' diyen Cumhurbaşkanı'nın gölgesinin yeniden bu sürece düşmesinin çok büyük sakıncaları var" diye konuştu.
Başbakan Talat, referandumdan çıkan sonuçla, Kıbrıs Türk halkının Ada'da barışa, anlaşmaya ve Avrupa Birliği üyeliğine güçlü "evet" dediğini belirterek, "Kıbrıs Türk Halkı 'evet' diyor. Uluslararası toplumun istediği, dünyanın ısrarla arzuladığı Kıbrıs'ın birleştirilmesi
projesine Kıbrıs Türk halkı güçlü bir 'evet' diyor" diye konuştu
Kıbrıs Türk halkının görevini yaptığını, bundan sonrasının uluslararası toplumun işi olduğunu söyleyen Başbakan Talat, ş
öyle dedi:"Onların (uluslararası topluluğun) isteğini biz yerine getirdik, Rumlar reddetti. Rumlar dünyayla bütünleşmiş halde, biz dünyadan izole edilmiş durumdayız. Rumlar, Avrupa Birliği'nin bütün çabasına, arzusuna, isteğine, talebine rağmen, onların desteklediği bir planı reddediyor ve 1 Mayıs'ta Avrupa Birliği'ne giriyor. Böylesine bir çelişki, böylesine bir çok fazla insani olmayan duruş sanıyorum sorgulanmalıdır Avrupa'da."
"Rum tarafından 'hayır' çıkmasının
suçu Türk tarafında olamaz
Referandum sonuçlarını NTV'ye de değerlendiren Başbakan Mehmet Ali Talat, yeni dönemde Cumhurtbaşkanı Denktaş'a yer olamayacağını söyledi.
Talat, Rum kesiminden 'hayır' çıkmasının suçunun Türk tarafında olamayacağını belirterek, bundan sonra sorumluluğun uluslararası topluma ait olduğunu söyledi.
Referandum sonuçlarının KKTC açısından memnuniyet verici olduğunu söyleyen Talat, "Bizim arzumuz iki 'evet'di. Biz üzerimize düşeni yaptık" dedi.
İkinci referandumun Türk tarafının gündeminde olmadığını belirten Talat, "Uluslararası toplum bunu nasıl çözeceğini düşünecektir. Bu pirincin taşını nasıl ayıklayacağına karar vermelidir" diye konuştu.
"Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak"
Mehmet Ali Talat, referandumların ardından artık iki tarafta da hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını da söyledi.
Talat, her iki tarafta da yeni bir politik yapılanmanın ortaya çıkacağını kaydetti.
Başbakan, "Yeni dönemde sayın Denktaş'ın yeri yoktur" diyerek, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın istifa etmesi gerektiğini vurguladı. Talat, "Denktaş'ın görüntüsü yeni diplomatik çabalara uygun değildir" dedi.
"Denktaş halkın kararına saygı göstermeli"
Başbakan Mehmet Ali Talat, TAK muhabirine yaptığı açıklamada da, Annan Planı'nın ekinde dün referandumla onaya sunulan deniz hukukuyla ilgili (47) numaralı federal yasanın İsviçre'deki müzakerelerde taraflara sunulduğunu, Türkiye'nin konuyla ilgili itirazını ise iki gün önce dile getirdiğini belirterek, "Türkiye'nin yasayla getirilen düzenlemeyi sakıncalı bulması doğal karşılanabilir ama bana göre sakıncası yok" ded
i.Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın konuyla ilgili açıklamalarını ve bu çerçevede kendisine yönelik eleştirilerini de "hayır kampanyasının parçası" olarak niteledi.
Yasa ne getiriyor...
Başbakan Mehmet Ali Talat, Annan Planı'nın ekinde yer alan yasalardan biri olan (47) numaralı deniz hukukuyla ilgili federal yasanın, "Kıbrıs karasularından geçecek nükleer yakıtlı, zararlı ve tehlikeli yakıt taşıyan gemiler ile savaş gemilerine, Kıbrıs'ın ilgili otoritesi olarak Başkanlık Konseyi'ne önceden bildirim" şartı g
etirdiğini belirterek, bu düzenlemenin sadece ve Türk gemilerini değil, tüm gemileri kapsadığını kaydetti.Talat, özetle şunları söyledi:
"Diğer yasalarla birlikte bu yasa da adada da teknik komitelerde hazırlandı. Ancak İsviçre'de Rumlar'ın itirazını dikkate alan BM, uzlaşma olması için ekleme yaptı. Orada belgeler taraflara verildi ve dolayısıyla herkesin bu belgeden haberi vardı. O gün bir itiraz da konmadı. Türkiye iki gün önce itiraz etti, bu da sakıncanın büyük boyutlu olmadığının göstergesidir diye d
üşünüyorum..."Bağımsız devlete bildirimde sakınca yok
Türkiye'nin konuyla ilgili itirazını doğal olarak niteleyen, ancak kendisi açısından sakınca içermediğini söyleyen Talat, şunları kaydetti:
"Uluslararası hukuka aykırı olmamasına rağmen Türkiye'nin bu düzenlemeye itiraz etmesi doğal bir tutum belirlemesidir. Ancak bir endişe olarak belirtilen bildirim yapma zorunluluğu Annan Planı'nın kötü bir plan olduğunu göstermez. Bana göre bağımsız bir devlet olarak kurulacak ve askerden arındırılacak olan Birleşi
k Kıbrıs Cumhuriyeti'nin karasularından geçiş yapacak bu türden gemilerin bildirim yapmaları bir sakınca taşımaz.""Denktaş hayır kampanyasının parçası..."
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, konuyla ilgili olarak dün sandık başında kendisine yönelik eleştirilerde bulunduğuna dikkat çeken Talat, "Cumhurbaşakanı bu yasaları tam olarak okumadığımı iddia ediyor ama kendisinin büyük sakınca gördüğü bu düzenlemeden haberdar olmaması çok daha vahim bir durumdur" dedi.
Talat, "Bu geç kalmış itiraz Sayın Denktaş'ın seçim yasaklarını delerek yürüttüğü hayır kampanyasının bir parçası haline getirilmek isteniyor. Bunu onaylamam mümkün değil" diye de ekledi.
"Denktaş köşesine çekilmeli..."
Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın "iki taraftan evet çıksa da mücadelem sürecek" şeklindeki açıklamasıyla ilgili olarak da şunları söyledi:
"Sayın Denktaş son ana kadar Kıbrıs Türk halkına zarar verme kararlılığındadır. Halkın vereceği karara saygılı olarak kendi durumunu değerlendirmeli, bu yükü Kıbrıs Türk halkının sırtından kaldırmalıdır. Artık köşesine çekilme zamanı geldi. Referandum sonuçları da halkın bu istencini gösterecektir diye düşünüyorum..."
Türk tarafı suçlanamaz
Uluslararası toplum artık
Rum tarafına yönelmeli
CTP Birleşik Güçler Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, parti merkezinde referandum sonuçlarıyla ilgili ilk değerlendirmesini yaparken de, "Biz üzerimize düşeni yaptık, artık Türk tarafı suçlanamaz, eleştirilemez" dedi.
Talat, aslında iki evet istediklerini, fakat Rumlar'ın tutumu nedeniyle Kıbrıs sorununun çözülemediğini belirterek, "sorumlu biz değiliz" diyue konuştu.
"Uluslar arası toplum ve Avrupa Birliği değerlerini reddeden bir toplumu bütün Kıbrıs adına nasıl alacağını iyice düşünmeli" ifadelerini kullanan Talat, Rum tarafındaki hayır oranının çok yüksek olmasına bağlı olarak, ikinci bir referandumla ilgili soru üzerine, kendilerinin gündeminde ikinci bir referandum bulunmadığını söyledi.
Talat, uluslar arası toplumun olayı nasıl çözeceğini, kendisinin düşünmesi gerektiğini ifade eden Talat, Kıbrıs Türkleri'nin ve Türkiye'nin üzerine düşeni yaptığını belirtti.
CTP Genel Başkanı ve Başbakan Talat, "Uluslar arası toplum artık Rum tarafına yönelmeli, pirincin taşını nasıl ayıklayacağına karar vermeli" şeklinde konuştu.
Mehmet Ali Talat, Rum tarafındaki hayır oranının yüksekliğinin sorulması üzerine ise, oranın hiçbir farkının olmayacağını, sonuçta çözümün reddedildiğini ifade ederek, "ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dedi.
Talat, bu ne demek? Sorusuna karşılık ise, Kuzey'de de Güney'de de yeni politik yapılanmanın olacağını" söyledi.
Erdoğan ve Gül'le görüştü
Talat bir başka soruya karşılık, sonuçların netleşmesinin ardından Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le telefonda görüştüğünü belirterek, "üzerimize düşeni yaptığımız konusunda mutabıkız, bundan sonra uluslar arası toplumu bekleyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'la ilgili soru üzerine, yeni dönemde başlatacakları diplomatik atakta, Denktaş'ın yeri olamayacağını, Denktaş'ın dünyadaki görüntüsünün kendilerinin yürüteceği diplomatik atağa uygun olmadığını kaydetti.
Talat şöyle devam etti:
"Biz izalasyonun, ambargoların kaldırılmasını, Kıbrıs Türkü'nün temsil ettiğini, Rumlar'ın Kıbrıs Türk'ü adına konuşamayacağını iddia e
diyoruz.Bunların ileri götürülmesi ve dünyada kabul görmesini sağlamak için kendi içimizi de düzeltme gerekir. Bunun başında da Sayın Cumhurbaşkanı gelir. Onun Kıbrıs Türk halkının çıkarlarına karşı yürüttüğü büyük bir kampanya, hatta Rum çıkarlarına hizmet eden bir kampanya oldu. Bu görevde kalmasının anlamı yoktur."
KIBRIS 25/04/2004
Yürüttüğüm 'hayır' kampanyası amacına ulaştı, istifa etmeyeceğim
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Annan Planı'ndan kurtulduğunu söyledi. Denktaş, "Annan Planı ortadan kalkmıştır" dedi.
Annan Planı'na karşı yürüttüğü "hayır" kampanyasının maksadına ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı "Kıbrıs halkı, Rum tarafında Rum halkı olarak, Türk tarafında Türk halkı olarak kararını vermiştir. Bizim bütün uğraşımız, Kıbrıs Türk halkını, devletimizi ortadan kaldıracak olan Annan Planı'ndan kurtarmaktı. Bu başarılmıştır. Bizim 'hayır kampanyamız' maksadına ulaşmıştır" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, görevinden istifa etmesi yönünde Başbakan Mehmet Ali Talat'ın yaptığı çağrıyı da yanıtlayarak, "Sayın Talat, bu netice nedeniyle benim artık istifa etmem gerektiğini söylemiştir. Annan Planı kabul edilmiş olsaydı doğrudur. Ben, devleti kurtarmak için harekete geçtim ve devlet kurtarılmıştır. Dolayısıyla istifa için bir neden
yoktur" dedi.Cumhurbaşkanı Denktaş, referandum sonuçlarının belli olmasının ardından Saray Otel'de basın toplantısı düzenledi.
KKTC'de referandumda "evet" diyenlerin çoğunun Annan Planı'nın ne olduğunu bilmediğini ve planın KKTC Devleti'ni ortadan kaldıracağına da inanmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı, "Dolayısıyla herkes, kendi açısından bir nedenle 'evet'ini kullanmıştır" dedi.
"Uluslararası topluluğun vaadini yerine getirmesini bekliyoruz"
Uluslararası topluluğun Rum tarafından "hayır", Türk tarafından "evet" çıkması halinde tanınma ve ambargoların kaldırılması yönünde vaadde bulunduğunu belirterek, bu sözün yerine getirilmesini beklediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle dedi:
"Rum tarafına 'hayır' dediğiniz taktirde Türk tarafı da 'evet' derse tanınmaya kadar açık, limanların ambargodan kurtarılması, havayollarının açılması, Türk tarafının 40 yıllık izolasyondan kurtarılması vaat edilmiştir. Bu, Rumlar için bir tehditti, dinlemediler, takmadılar, 'hayır' dediler. Bizim için çok önemli açıklama
lardı. 40 yıl ambargo altında yaşayan insanlara, bu sözler senetti, istenilen bir şeydi, 'evet' demişlerdir. Ve böylelikle, bu sözleri verenlere, 'buyurun sözünüzü yerine getiriniz' demek hakkını kazanmış bulunmaktayız. Dolayısıyla, bizim 'hayır kampanyamız' maksadına ulaşmıştır. Annan Planı ortadan kalkmıştır.""Rumlar eşitliğimizi, devlet olduğumuzu kabul edecek"
Halkın bilmediği 9 bin sayfalık bir "mahkumiyet belgesine" mahkum edilmediğini de belirten Denktaş "Bu, bizim için alınmış olan iyi bir sonuçtur
" dedi.Uluslararası topluluğun vaatlerini yerine getirmesi gerektiğini yineleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğer halkımıza vaat edilenler yerine getirilirse, o zaman Rumlar eşitliğimizi kabul edecek, o zaman devlet olduğumuzu kabul edecekler ve iki devlet, iki egemen halk esasında yeni bir ortaklık olasılığı meydana gelmiş olacaktır."
Başbakan'ın istifa çağrısına yanıt
Başbakan Mehmet Ali Talat'ın, referandum sonucu nedeniyle kendisinin istifa etmesi gerektiğini söylediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Denktaş, "Annan Planı kabul edilmiş olsaydı, doğrudur. Ben, devleti kurtarmak için harekete geçtim ve devlet kurtarılmıştır" diye konuştu.
İstifa etmesi için bir neden olmadığını dile getiren Denktaş, şunları söyledi:
"Başbakanım olarak parti başkanıyken seçimlerde devam ettirdiği bir propagandayı devam ettirmesini biraz yadırgadım. İnşallah bu zafer havasından kurtulunca yine soğukkanlılıkla düşünür."
"Türk Hükümeti'nin sözü bizim için milli senettir"
Konuşmasında Türkiye'deki hükümete de seslenen Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk hükümet yetkililerinin dün akşam KKTC'de seçim yasaklarının olduğu sırada Kıbrıs Türklerine "`evet' dediğiniz takdirde, Rumlar da 'hayır' derse, Annan Planı'nın ortadan kalkacağını ve tanınma yollarının açılacağını" söylediğini belirterek, Türk Hükümeti'ne şu çağrıyı yaptı:
"Türk hükümetinin bu sözü bizim için milli bir senet olarak kabul edilmektedir. Ümit ederiz ki bunun peşini bırakmayacaklardır. Çünkü bu hakkımızdır, çünkü 40 yıldır Rumların ipoteği altında bırakıldık. 40 yıl bize haksızlık yapılmıştır."
Birlik-beraberlik çağrısı
Basın toplantısının sonunda halkına da seslenen Denktaş, KKTC Devleti'nin varlığından ve uluslararası topluluğun Kıbrıslı Türklere bulunduğu vaatlerden istifade edilmesi için birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin referandumlarda her iki taraftan da "evet" çıkarmak için elinden gelen her şeyi yaptığını da ifade eden Cumhurbaşkanı, "Artık Türkiye'den daha fazla bir şey beklemek büyük bir haksızlık olur. Biz, alınan neticeden memnunuz, her ne kadar da netice istediğimiz şekilde alınmamışsa..." dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, basın toplantısındaki açıklaması sonrasında sorulara yanıt vermedi. Denktaş, Saray Otel'den ayrılırken, bir grup tarafından alkışlarla uğurlandı.
KIBRIS 25/04/2004
Denktaş ile KKTC halkı farklı kanaatler ortaya koydu
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile KKTC halkının ortaya farklı kanaatler ortaya koyduğunu belirterek, "Bu kanaati Sayın Denktaş nasıl değerlendirir, onu ben bilemem. Fakat Sayın Denktaş bu süreçte bir iddiada bulundu. Kuzey Kıbrıs halkı da bu iddiaya karşı bir değerlendirme yaptı" dedi.
Erdoğan, Kıbrıs'taki referandumların sonuçlarına ilişkin, "Güney Kıbrıs bana göre kaybetmiştir" ded
i.Başbakan Erdoğan, İstanbul'da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümünü öngören Annan Planı ile ilgili referandumun resmi olmayan kesin sonuçlarının ortaya çıktığına işaret ederek, Kuzey'de büyük ölçüde "evet", Güney'de ise büyük ölçüde "hayır" oyu çıktığını söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti: "Demokrasinin yaklaşık 2 aylık süreçte Kıbrıs'ta, sükunetle, suhuletle tüm olanlara rağmen, az, istenmeyen olaylar cereyan etti, ama bütün bunlara rağmen demokratik bir netice halkın iradesiyle tecelli etti. Bundan sonrası her şeyden önce bir şeyi ortaya koyuyor ki, işin başından itibaren her iki tarafta da 'evet' oyunun çıkmasıyla yeni bir dönemin farklı başlangıcı '1 Mayıs'tan itibaren başlasın' istikametindeydi. Tabii bu olmadı."
Bunun dışında farklı bir dönemin ortaya çıktığını da vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Burada bir gerçeği özellikle vurgulamak istiyorum. O da şudur, Güney Kıbrıs, bana göre adil ve kalıcı bir çözümün oluşmasına katkıda bulunmamak suretiyle, atılmış olan bu iyi niyet adımını heba etmiştir.
Biz böyle bir sonuç olsun istemezdik ve bu netice alma gayretlerine yönelik bu adımda da esasen Güney Kıbrıs bana göre kaybetmiştir."
"Tecrit politikası bitmeli"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, artık bundan sonra uluslararası camiada, Kuzey Kıbrıs Türkleri'nin artık bir tecrit politikasına tabi tutulamayacağını söyledi.
Erdoğan, "Türkiye'nin, garantör ülke olarak uluslararası diplomaside iyi niyetini ortaya koyduğunu" ifade etti.
Türkiye'nin "masada her zaman olumlu bir tavır sergileyen, çözüm arayan bir ülke" olduğunu ispatladığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bundan sonra kimsenin Türkiye hakkında olumsuz bir yaklaşım gösterme hakkı kalmamıştır. KKTC halkı da, bu noktada anavatan Türkiye'deki siyasi iradeyi aynen paylaşmış ve bu siyasi iradeyle birlikte de tavrını ortaya koymuştur.
Bundan sonraki süreç ne olacaktır? Bunu da çok açık ve net ortaya koymak gerekir ki; diğer garantör ülke Yunanistan da başından beri iyi niyetini koymuş ve bu iyi niyete 'Bizim de katkımız olsun' demiştir. Fakat Güney Kıbrıs'taki demokratik irade, farklı şekilde tecelli etmiştir."
Erdoğan, AB üyesi ülkeler, ABD, dost ülkeler ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Türkiye'nin bu konudaki iyi niyetine bizzat şahit olduklarını dile getirerek, "Bugüne kadar AB yolunda bir de facto durum olan Kıbrıs konusunda da, bizim iyi niyetimizi görmüşlerdir. Bu fiili durum artık ortadan kalkmıştır. Türk tarafı her zaman çözüm arayışı içinde olmuştur" dedi.
"Tavrımız aynı şekilde devam edecektir"
"Hükümetin bu konularda nasıl bir çalışma yaptığını herkesin bildiğini" kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
"Tavrımızı hepiniz biliyorsunuz ve bundan sonra bu tavır aynı şekilde devam edecektir. Uluslararası camianın beklediği tabii ki bu netice değil, farklı bir netice idi. Fakat demokrasilerde halkların iradesine saygı duymak da, demokrasilerin zaten vazgeçilmez bir gereğidir. Ben, uluslararası camiada artık Kıbrıs Türklerine bugüne kadar yapılan tecrit politikalarının, bugünden itibaren bittiğine inanıyorum. Altını çizerek söylemek istediğim budur. Artık bundan sonra uluslararası camiada, inanıyorum ki Kuzey Kıbrıs Türkleri artık bir tecrit politikasına tabi tutulamaz.
Olması gereken nedir? Dünya, yıllardır tecrit ettiği KKTC halkına, inanıyorum ki artık gönlünü açacaktır. İnsan hakları noktasında, hukukun üstünlüğü noktasında, eğitimde, sanatta, tarihte, turizmde, ne gerekiyorsa bunu paylaşarak gerçekleştirmesi gerekir, diye düşünüyorum."
Başbakan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Annan başta olmak üzere bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ederek, "Bundan sonrasının hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.
"Halk ile Denktaş aynı kanaatte değil"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a saygısı olduğunu belirterek, "Ama KKTC halkı ortaya bir kanaat koydu. Bu kanaati Sayın Denktaş nasıl değerlendirir, onu ben bilemem" dedi.
"Güney Kıbrıs'ta tekrar bir referandum olabilir mi" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Bu konular artık bir boyacı küpü değil. Bu bir kere yapılır ve biter. Kaldı ki BM Genel Sekreteri, 'bundan sonra zaten böyle bir şeyin içerisinde olmam' demek suretiyle noktayı koymuştur" dedi.
Bir gazetecinin, "ABD ve AB'de KKTC'ye yönelik ambargonun hafifletilmesi, havaalanının uluslararası uçuşlara açılması, KKTC'ye götürülen malların dışarıya satılması konusunda bazı açılımların olabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığına ilişkin bilgiler var. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu yolda size gelen bir mesaj oldu mu?" şeklindeki sorusu üzerine Erdoğan, referandum öncesi süreçte zaten dünyanın değişik ülke liderlerinin ve dışişleri yetkililerinin açıklamaları olduğunu hatırlattı.
Erdoğan, şöyle devam etti:
"Sözlerimin başında uluslararası camianın artık Kıbrıs Türklerinin bir defa bu tecrit politikalarından arındırılacağı istikametinde adımlar attığını, atacağına inandığımı söyledim. Bu, sizlerin de duyduğu, şu anda yabancı olmadığımız ve beklentilerimizin içerisinde olması gerekenler, diye düşünüyoruz."
Denktaş'ın açıklaması
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, "referandum sonrası istifa etmesini gerektirecek bir durum olmadığı, beklenen sonuçların alındığı" yönündeki açıklamasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de Erdoğan, şunları söyledi:
"Benim Sayın Denktaş'a saygım var. Fakat şu ana kadar bu referandum sürecindeki uygulamalarla ilgili kanaatlerimi açıkladım. KKTC halkı ortaya bir kanaat koydu. Bu kanaati Sayın Denktaş nasıl değerlendirir, onu ben bilemem. Bu konuda herhangi bir karar verme yetkim yok. Fakat Sayın Denktaş bu süreçte bir iddiada bulundu. Kuzey Kıbrıs halkı da bu iddiaya karşı bir değerlendirme yaptı. Benim değerlendirme yapmama gerek yok."
Erdoğan, "Sayın Annan'dan ya da AB'den olumlu ya da olumsuz bir tepki aldınız mı" şeklindeki soru üzerine de, bu tür şeylerin hepsinin Dışişleri Bakanlığı'na geldiğini, şu ana kadar kendisine ulaşan bir şey olmadığını söyledi.
"İki kere iki, dört değil"
Bu süreçte KKTC'nin iyi niyetinin ne kazandıracağının sorulması üzerine de Erdoğan, "Şimdi bu sınırı olan bir şey değil. Yani iki kere iki, dört değil. Biliyorsunuz siyasi ve sosyal hadiseler aynen matematikte olduğu gibi değil. Bunun sınırı olmaz, ama bunun önümüzdeki süreçte ne kazandıracağını çok açık, net göreceğiz. Ama kazandıracağı çok şeyler olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, "Bu konuda uluslararası gelişmelerin sonuçlarını mı bekleyeceksiniz yoksa Pazartesi gününden itibaren yapmayı planladığınız şeyler var mı" şeklindeki soru üzerine de, adımlarının durmayacağını söyledi. Erdoğan, "Biz, KKTC'ye bugüne kadar ne tür destekler verdiysek, bundan sonra da bu destekleri daha da fazlasıyla vereceğiz" diye konuştu.
KKTC'nin Türkiye için çok farklı, müstesna bir yeri olduğunu, başlatılan projeler bulunduğunu, bu projelerin bitirilip uygulamaya konulacağını ifade eden Erdoğan, oradaki Türkler'in çok daha farklı bir konuma gelmeleri için yapılması gerekenleri yapacaklarını söyledi.
Erdoğan, referandum sonrası iki kesimliliğin artıp artmayacağına ilişkin soruya da şu yanıtı verdi:
"Şu anda böyle bir şey olmuştur iddiasında bulunmak yanlıştır. Fakat KKTC zaten bir devlettir. Devlet olarak vardır. Annan Planı gerçekleşmiş olsaydı, iki kurucu devlet bir federe devleti oluşturacaktı. Şu anda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti oluşmadı, olay bu."
KKTC'nin tanınması
Bundan sonraki süreçte Türk cumhuriyetleri ve İslam ülkelerinin KKTC'yi tanıyıp tanımayacağına ilişkin soru üzerine de Erdoğan, bunları konuşmanın biraz erken olduğunu söyledi.
KKTC'nin tanınmasının o ülkelerin takdirinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Yani o ülkelerin böyle bir karar almasına mani bir hal yoktur. Yani Azerbaycan böyle bir kararı alabilir. Bu, onun parlamentosunun en tabii yetkisidir, hakkıdır. Böyle bir kararı aldığı zaman da KKTC, 'niçin böyle bir karar alıyorsun' demez" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, pazartesi günü İrlanda'da yapılacak AB toplantısına katılıp katılmayacağına ilişkin soru üzerine de, şu anda bu toplantıya kimin katılacağına ilişkin aralarında herhangi bir değerlendirme yapmadıklarını, konunun değerlendirileceğini kaydetti.
KIBRIS 25/04/2004
Rumlar çözüm istemedi
Erdal GüvenGüney, Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye girme fırsatını tepti
25/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ın kaderinin oylandığıreferandum,Annan Planı temelinde bir anlaşmaya Rumların korkulanın üstünde 'Hayır', Türklerin ise umulanın üstünde 'Evet' demesiyle sonuçlandı.
Bundan sonrasını çok konuşacağız. Bugün itibarıyla öncelikle referandum sonuçlarının ne anlama geldiğini ele almakta yarar var.
Kıbrıs bu kez Rumların tercihi nedeniyle yeniden birleşme yolunda en güçlü ve en iyi fırsatı kaçırdı. Adanın bölünmüşlüğü bizzat Rumların eliyle pekiştirildi. Böylelikle Kıbrıs, tüm dünyanın beklediği gibi, yeniden birleşmiş olarak AB'ye girme şansını kaybetti. ABD, BM ve AB'nin çabaları boşa çıktı.
Rumlar 40 yıl sonra dahi Kıbrıs'ı siyasi, ekonomik
'Evet'çi Rumlar mağlup
Türkiye rüştünü ka
nıtladıDenktaş yenik ama istifa etmiyor
Annan Planı'na ezici çoğunlukla 'Evet' diyen Kıbrıslı Türkler, dünyaya 'Bizi tanımalısınız' çağrısı yapmaya başladı. Denktaş, 'Hayır' kampanyasına sadece yüzde 35'lik destek alsa da, 'Devletimizi kurtardık' derken, Talat ve muhaliflerinin istifa çağrılarını reddetti
25/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- LEFKOŞA - Kıbrıslı Türkler dünkü tarihi oylamada son süzünü ezici çoğunlukla 'Evet' yönünde kullanırken KKTC'nin gündemi, Annan Planı'na şiddetle direnen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın istifası yönündeki tartışmalara ve Türk tarafının artık izolasyondan kurtarılması taleplerine yöneldi.'Maksadımıza ulaştık'
'Baba-oğulla yürümez'
'Hayırcı' Rumlar zorda
'Çözüme değil Annan Planı'na 'Hayır' dedik' diyen Papadopulos, uluslararası toplumu yatıştırma derdine düştü
25/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
'Yarın dünden daha zor olacak'
Güneyde kutlamalara engel
Atina hem Rumların hem çözümün yanında
25/04/2004 RADIKAL
ATİNA - Yunanistan hükümeti, adadaki referandumda ezici çoğunlukla 'Hayır'
oyu veren Kıbrıslı Rumların her zaman yanında yer alacağını yinelerken çözüm çabalarının da devam edeceğini açıkladı.
Yunan hükümet sözcüsü Theodoris Rusopulos "Kıbrıs halkının kararına herkes saygı göstermelidir. AB çerçevesinde, herkesin menfaati için, Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasındaki yakınlaşma çabası d
'Ağır diplomat
ik bedel'Rumlar Annan Planı'nı gö
mdüKıbrıs'ın birleşmiş halde AB'ye girmesi umutlarını söndüren Rum halkı oldu. Rumlar Annan Planı'na yüzde 25'lik 'Evet' oyuna karşılık yüzde 75 oranıyla 'Hayır' dedi. Kıbrıslı Türkler ise plana yüzde 35 'Hayır'a karşı yüzde 65 oranında 'Evet' yanıtını v
erdi25/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ, HİLAL KÖYLÜ
'Değişiklik istemiyoruz'
BM, Kıbrıs'taki ofisini kapatıyor
25/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - BM, Genel Sekreter Kofi Annan'ın beş yıldır üzerinde çalıştığı çözüm planının Kıbrıs'taki referandumda Rumlar tarafından reddedilmesine ilk misillemede bulundu. Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi olan ve 'arabulucu' sıfatıyla beş yıldır taraflar arasında mekik dokuyan Alvaro de Soto, çözüm misyonlarının sona erdiğini, BM bürosunu kapatıp gideceklerini söyledi.'Tecrit siyaseti artık süremez'
25/04/2004 RADIKAL
AA
- İSTANBUL - Başbakan Tayyip Erdoğan, artık uluslararası camiada, Kuzey Kıbrıs Türklerinin bir tecrit politikasına tabi tutulamayacağını söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin, garantör ülke olarak uluslararası diplomaside iyi niyetini ortaya koyduğunu söylerken "Bundan sonra kimsenin Türkiye hakkında olumsuz bir yaklaşım gösterme hakkı kalmamıştır" dedi.'Bu iş boyacı küpü değil'
'Nasıl değerlendirir bilmem'
Ankara harekete geçiyor
Rumların Türk tarafını suçlama siyasetinin iflasını ilan eden Gül, kuzeye tecritin bitmesini istedi: Referandum halkların kendi kaderini tayiniyle sonuçlanarak yeni bir durum yarattı
25/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - Kıbrıs referandumunun sonucunu değerlendiren Ankara, çözüm sağlanamadığı için sonucu üzüntüyle karşıladı, ancak çözümsüzlüğün nedeninin Rum Kesimi olduğunun kanıtlanması nedeniyle 'kötünün iyisine' razı oldu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, adadaki halkların kendi kaderlerini tayin ettiğine dikkat çekerek, bundan sonra çözümden yana irade ortaya koyan Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyona son verilmesi gerektiğini söyledi.'Üzgünüz'
'Karar
ayrı yaşamak''Plan fiilen bitti'
AB için çelişkili manzara
'Herkes gereğini yapsın'
Atina'y
a çağrıStraw aradı
AB kuzeyi
n imdanına yetişecekAvrupa Komisyonu, Rumların 'Hayır'ından 'derin' üzüntü duyduğunu vurguladı. Komisyon, içtenlikle kutladığı Türk tarafına yönelik ekonomik açılımları, AB Konseyi toplantısına sunacağını açıkladı. Öneriler Londra ile Atina'yı karşı karşıya getirecek
25/04/2004 RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
BRÜKSEL - AB, Kıbrıs'taki referandumda 'Evet' diyen Türk tarafının tecritten kurtarılması için kolları sıvadı. Avrupa Komisyonu'nun da getireceği önerilerle birlikte yarınki AB dışişleri bakanları (AB Konseyi) toplantısında, Rum tarafına misilleme niteliği taşıyan Türk tarafına yönelik açılımlar değerlendirilecek.
Avrupa Komisyonu'nun yazılı açıklamasında, Rumların kapsamlı çözüme onay vermemesinden 'derin üzüntü' duyulduğu vurgulanarak, "Uzun zamandır süren Kıbrıs sorununa çözüm getirecek yegâne fırsat kaçırıldı" denildi. Kıbrıslı Türkleri 'Evet' dedikleri için içtenlikle kutlayan ve "Bu, toplumun adanın sorununu çözüme kavuşturma yolundaki net isteğini ortaya koymaktadır" saptamasını yapan Komisyon, Türk tarafına şu açılımı yaptı: "Kuzeyin ekonomik gelişmesini artıracak yöntemleri değerlendirmeye hazırız. Ortaya çıkan yeni duruma ilişkin iç değerlendirme çalışması başlattık. Bu çerçevede ortaya çıkacak görüşler, yarın AB Konseyi'ne sunulacak."
'Türkiye işgalc
i değil'Atina belirleyici olacak
Verheugen'den takdir
Flori: AB çabuk olsun
Dananın kuyruğu koptu işte
İsmet Berkan25/04/2004 RADIKAL
Evet, Kıbrıslı Rumlar, ezici kabul edilebilecek bir çoğunlukla adayı yeniden birleştirmeyi reddettiler. Neden reddettiler? Çeşitli sebepleri olabilir, var da zaten ama şu anda nedenler değil sonuç önemli: Rumlar, oylarıyla adadaki bölünmüşlüğü onayladılar.
Referandumun bu sonucunun Türkiye açısından sonuçlarını iki kategoride ele almakta fayda var: 1. KKTC'nin ve Kıbrıs'ın geleceği; 2. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilgili geleceği.
Birinci kategoriden başlayalım...
Eğer referandu
Hata nerede başladı?
Murat YetkinZorlama ve adaletsizlik üzerine kurulu her politika er geç çökmeye mahkûm
25/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta tarihi referandum güneyde 'Hayır', kuzeyde 'Evet' çıkmasıyla sonuçlandı. Bu Türk tarafının beklediği en iyi ikinci sonuç olsa da tek anlamı var: Annan Planı geçerliliğini yitirdi, Kıbrıs'ta kalıcı çözüm bir başka bahara kaldı.
Kıbrıs sorununun bu noktaya gelmesinde Türkiye'nin izlediği politikaların neden sonuç alamadığı çok tartışıldı. Avrupa Birliği'nin bir hafta sonra ithal etmek zorunda kalacağı Kıbrıs sorununda yaptığı hataların nereden
AB'nin en büyük hatası
Yunanistan'ın direnişi kırılamadı
Kıbrıs'la telefon bağlantısı
Nur Çintay A.25/04/2004 RADIKAL
Oylarını sabahtan gidip vermişler. "Saat sekiz gibi sonuçlar belli olur iyice' dedi. 'Akşama annemlerdeyiz yemeğe. Bütün gece televizyona yapışıp oturacağız."
İçimden geçen soru: Ne var annenlerde yemekte?
Ağzımdan çıkan soru: Yüzde kaç olur?
"Valla renk vermeyen çok"
dedi. "Yüzde 70'e kadar çıkar gibi. Oranı ne kadar yüksek olursa o kadar
Ortaçgil ile Teoman
KKTC'de resmi sonuçlar açıklandı...
YES BE ANNEM!
KKTC'deki referanduma katılım yüzde 85.35 düzeyinde gerçekleşti. Annan Planı'na halkın yüzde 64.91'i 'evet', yüzde 35.09'u 'hayır' dedi
Sefa Karahasan
Erdoğan: Güney Kıbrıs kaybetti
Başbakan Erdoğan, adil ve kalıcı bir çözümün oluşmasına katkıda bulunmayan Rumların, atılan iyi niyet adımını heba ettiğini belirterek, "Güney Kıbrıs bana göre kaybetmiştir" dedi. Erdoğan, Güney Kıbrıs'ta yeni bir referandum yapılıp yapılamayacağı konusunda, da "Bu boyacı küpü değil. Bu bir kere yapılır ve biter. Kaldı ki BM Genel Sekreteri Annan, 'Bundan sonra zaten böyle bir şeyin içerisinde olmam' diyerek noktayı koydu" diye konuştu. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a s
aygısı olduğunu söyleyen Erdoğan, "Ama, Denktaş bu süreçte bir iddiada bulundu. KKTC halkı da bu iddiaya karşı bir değerlendirme yaptı. Bu kanaati Denktaş nasıl değerlendirir, onu ben bilemem" dedi.'AKP'ye tepki için hayır verdim'
KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, AKP'nin açıklamalarına tepki nedeniyle "hayır" oyu kullandığını söyledi.
Denktaş, bugünün milat olduğunu ve pazartesiden itibaren Kuzey Kıbrıs'ta hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, çok farklı bir döneme girileceğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkı bütün iyi niyetine ve kendi iradesine rağmen,
HEM 'HAYIR' DEDİLER HEM KORKUYORLAR
Referanduma yüzde 95 oranında katılan Rumların yüzde 76'sı hayır, yüzde 24'ü evet dedi. Ancak 'hayır'cıların AB, ABD ve BM'den gelen tepkilerden çekindiği belirtiliyor
Yorgo Kırbaki
Yunanistan hâlâ umutlu
Yunanistan hükümet sözcüsü Theodoris Russopulos, Kıbrıs'ta çözüm için hâlâ umutlu olduklarını belirterek, "Çözüm için Güney Kıbrıs'la ortaklaşa çalışmayı sürdüreceğiz" dedi. Yunan partileri de Yunanistan ve Rum kesimine AB'den gelecek tepkilere hazır olma uyarısında bulundu. Yeni Demokrasi Partisi Merkez Komite Sekreteri Evangelos Meimakaris, Kıbrıs Türklerinin "evet" diyerek uluslararası platformda ayrı devlet olarak tanınmaya çalıştıklarını belirtti.
PASOK üyesi Andreas Loverdos da Rum tarafından çıkan "hayır" kararının diplomatik bir bedelinin olacağını vurguladı.
Sol Koalisyon Sinaspismos Partisi'nin lideri Nikos Kostandopulos da, çözüm için bir an önce yeni girişimlerde bulunulması gerektiğini söyledi.
Rum Yönetimi'nin eski AB koordinatörü Taki
Dünya basını izledi
Reuters: "Rumlar, birleşme planını öldürdü" başlığıyla verdiği haberde, "Uluslararası baskılara karşı çıkan Rumlar, fakir Kuzey'in yüzüne AB kapısını çarptı. Birleşme umudu kalmadı" dedi.
Associated Press: Rumlar, planı ezici bir şekilde hezimete uğrattı. Kıbrıs AB'ye bölünmüş girecek. AB'nin de nimetlerinden sadece Rumlar faydalanacak.
AF
Papadopulos: Çözüme değil, plana karşıyız
Karara saygı gösterilmesi gerektiğini belirten Rum lider, "Avrupa Birliği'nin avantajlarından Kıbrıslı Türkler de yararlanacak" dedi...
YORGO KIRBAKİ Lefkoşa/Rum kesimi
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Rumların çözüme ve Kıbrıs'ın birleşmesine değil, sadece Annan Planı'nın mevcut versiyonuna "hayır" dediğini söyledi.
Sonuçtan duyduğu memnuniyeti dile getiren Papadopulos, "Halkın hür iradesine ve kararına herkes saygı göstermelidir. Üzgünüm ama bu planı kabul edemezdik. Kıbrıslı Türk yurttaşlarımızın bize anlayış göstermelerini bekliyoruz. Eğer düş kırıklığına uğradılarsa üzgün
Rum kesiminden notlar
Gece tavernaya, gündüz sandığa
YORGO KIRBAKİ Lefkoşa / Rum kesimi
ABD'den KKTC atağı...
Bush yönetimi, ticaret ve turizm alanında işbirliğine hazırlandığı Kuzey Kıbrıs'a uçak seferleri düzenlemeyi planlıyor
Yasemin Çongar
ABD yönetimi, Kıbrıs referandumlarından çıkan sonuca şaşırmadı, ancak güneydeki "hayır" oylarının yüksekliğinden "büyük hayal kırıklığı" duydu. KKTC halkının, çözüme yüzde 65 oranında "evet" demesini memnuniyetle karşılayan ABD'li yetkililer, güneydeki sonucu "Rum liderlerin tarihi hatası" olarak değerlendirdi. Rumların kararını "Adada çözüm yönünde oy kullananların ve uluslararası topluluğun umutlarına bir darbe" olarak değerlendiren ABD Dışişleri Sözcüsü Richard Boucher, "Planın onaylanması yönünde oy kullanan herkesi, özellikle Kıbrıs Türklerinin önemli bir çoğunluğunu, cesaretlerinden dolayı takdir ediyoruz" dedi.
"Raporunu bekliyoruz"
Çözüm yönündeki çabaları nedeniyle BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ve tüm ilgili BM personeline takdirlerini de bildiren Boucher, "Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporu bekliyoruz" diyerek, Washington'un Kıbrıs konusundaki yeni yaklaşımlarını bu rapordan sonra açıklayacağının işaretini verdi. Boucher, "Türk ve Yunan hükümetlerinin, BM planına verdikleri desteği memnuniyetle karşılıyoruz" ifadesini de kullandı.
Bir başka diplomatik kaynak da "Kıbrıs Türkleri, çözümden yana tavır alarak, uluslararası kamuoyuna çok güçlü bir mesaj verdi. Türkiye hükümetini ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ı, bu sonucun alınmasındaki çabalarından dolayı kutluyoruz" şeklinde konuştu.
Aynı kaynak, ABD'nin bu sonucun ardından Kıbrıs politikasını yeniden gözden geçireceğini vurgulayarak, Kuzey Kıbrıs'a bazı açılımlar başlatılabileceğini söyledi. Bu açılımların neler olabileceği konusunda görüş bildiren çevreler de, ticaret ve turizm alanında adanın kuzeyi ile ABD arasında doğrudan işbirliğinin başlaması, KKTC havaalanlarına Amerikan şirketlerinin uçak seferleri düzenlemesi, KKTC yetkilileri ile ABD'li yetkililer arasında yeni ve üst düzey bir diyalog açılması üzerinde duruyor. Ayrıca IMF ve Dünya Bankası'nın da KKTC'ye fon aktarması konusunda Washington tarafından teşvik edileceği belirtiliyor.
Denktaş devre dışı
ABD'li bir kaynak da, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın referandum sonucuna rağmen görevinde kalmasını "Kendi toplumuna ters düştüğü sandıkta kanıtlanan bir liderin tercihi" diye nitelendirdi. Aynı kaynak, KKTC ile bundan böyle kurulacak yeni diyalog kanallarında Denktaş'ın "birinci derecede muhatap alınacağını sanmadığını" vurguladı.
MILLIYET 25/04/2004
BM, Kıbrıs'ta kepenk indirecek
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Annan Planı'na "evet" oyu veren Kıbrıs Türklerinin, kendi hatası olmayan bir durumun bedelini ödememesi gerektiğini belirterek, "Uluslararası toplum bunun için çaba göstermeli" dedi.
Ledra Palas'ta düzenlediği basın toplantısında,
Güney'e vizeyle geçilecek
Rumların 'hayır'ıyla, adadaki serbest geçişlere sınırlama gelecek. Rum Kesimi AB'ye girip Schengen sistemine geçince, Kuzey'den Güney'e vizeyle gidi
lebilecek
SAMİ KOHEN Güney Kıbrıs
Kıbrıs'ta, referandumda "hayır" diyen Rum kesiminin 1 Mayıs'ta AB'ye girmesinin ardından "Yeşil Hat"tan geçenleri, Rum makamları kontrol edecek hatta bu geçişleri kısıtlayabilecek.
Rumların "hayır" demesiyle adanın birleşmesi suya düşüyor ve "Yeşil Hat" fiilen bir sınır oluyor. Rum kesimi Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında AB üyesi olunca Kuzey'den gelecek Türk ziyaretçileri sıkı bir şekilde kontrol edecek. Rum hükümet Sözcüsü dün bize verdiği demeçte, "Bu konuda bazı sorunlar çıkacak" dedi. Sözcüye göre, Schengen'e girince kontroller sıkılaştırılacak. Kıbrıs Rum pasaportu taşıyanlar için sorun çıkmayacak, ancak Türkiye'den gelip yerleşenler ve Kıbrıs Rum pasaportu bulunmayanlar Schengen kurallarına tabi tutulacak, yani Güney'e geçişleri için vize almaları gerekecek. AB, Avrupa ülkelerine gidip çalışmak veya yerleşmek isteyen Türk vatandaşlarının ve Asyalıların Kıbrıs'ı "transit" olarak kullanmasından kaygı duyduğu için Güney Kıbrıs yönetimi AB'ye girdikten sonra sınırda tedbir almak zorunda kalacak. KKTC'nin geçen yıl 23 Nisan'da geçişleri serbest bırakmasından bugüne kadar bu haktan toplam 3 milyon Rum ve Türk yararlandı.
MILLIYET 25/04/2004
Adayı Rumlar böldü
Çözüme 'hayır' diyen Rumlar Kıbrıs'ta 'taksim'i resmileştirdi. Türk tarafı, adada barış isteyen taraf olduğunu tüm dünyaya kanıtladı
Utku Çakırözer
Ankara tanıtım için çalışacak
Ankara, adadaki Türk varlığının uluslararası meşruiyetini sağlamak için şu adımları atacak:
Türkiye KKTC'nin tanınmasını kısa vadede birinci önceliği olarak görmeyecek. Ancak uluslararası platformlarda elde edilecek kazanımlar sonrasında orta vadede Pakistan, Azerbaycan ve Bangladeş gibi Türk dostu
Rumlara şartlı tanıma geliyor
Avrupa Birliği'nin ve Birleşmiş Milletler 'in Kuzey'deki Türk varlığının meşruiyetini güçlendirecek kararlar almaları Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile olan ilişkilerinin kolaylaşmasına da yardımcı olacak. Türkiye'nin 1 Mayıs'ta AB üyesi olacak Rum Yönetimi'ni sadece "Kıbrıs'ın güneyinde egemen devlet" sıfatıyla tanıması gündeme gelecek. Bu çerçevede Rumların Ankara'da büyükelçilik açmasına izin verilebilecek. Rum gemilerinin ve uçaklarının Türk
liman ve havaalanlarını kullanması da mümkün olabilecek. Türkiye, bu süreç eşliğinde KKTC'yi tanıdığını da sürekli olarak hatırlatacak.Türkiye yeni bir plana karşı
AB'nin Türkiye ile ilgili kararını vereceği aralık ayından önce Rumların, planda istedikleri değişiklikleri yaparak referandumu yeniden gündeme getirmesi bekleniyor. Ankara'da ise "yeni planla ikinci referandum" fikrine karşı çıkılması benimsendi. Ankara'nın sadece Rum tarafında "aynı planın oylanmasına" olumlu bakabileceği dile getirildi. Avr
upalı diplomatlar "referandumun tekrarlanması" konusunun AB açısından risk içerdiğini, kararda Rumların "hayır" oylarının oranının etkili olacağını vurguladılar. AB diplomatları, Rumların Türkiye'yle müzakerelerin başlaması kararını veto etme şantajlarına birlik içinde sıcak bakılmayacağının altını çizdiler.Köylerini terki göze aldılar
Annan Planı'nda karşı tarafa bırakılacak köyler referandumda"evet" dedi. Denktaş'ın protesto edildiği Yeşilırmak köyünden de plana destek çıktı...
SEFA KA
RAHASAN Lefkoşa
'KKTC tanınırsa Louzidu'lar olmaz'
Üzgün AB, KKTC'yi kalkındıracak
AB Komisyonu'nun resmi açıklamasında, Rumların hayır oyu vermesinden "derin üzüntü" duyulduğu vurgulandı ve "Kıbrıs sorununa çözüm getirecek yegâne fırsat kaçırıldı" denildi
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Belçika: Referandum sonuçları ciddi bir aksilik!
MILLIYET 25/04/2004
Referandum İngiltere basınında: Rumlar planı torpilledi!
AB'nin korktuğunun başına geldiği kaydedilen haberde, ''Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta 'bölünmüş' bir ülke olarak AB'ye gireceği'' hatırlatıldı.
Haberde, Türk tarafının ise büyük çoğunlukla planı onayladığı'' kaydedildi ve ''Türk tarafına uygulanan uluslararası ambargoların kalkması yolunun açıldığı'' ifade edildi.
HAYAL KIRIKLIĞI
The Sunday Times gazetesi, ''AB'nin, Rumların Kıbrıs'ın birleşmesi için hazırlanan planı reddetmesinden hayal kırıklığına uğradığını'' yazdı.
''Rumların, Cumartesi günü yapılacak AB'nin genişleme törenlerine gölge düşürdüğü'' belirtilen haberde, ''hayır oylarının oranının, AB'nin bölünmüş adayı üye kabul etmesiyle doğacak problemlerin çoğalm
Referandumlar Alman basınında: Rumlar keçi gibi inatçı
Fransa referandum sonuçla
rına üzüldü
Belçika basını: Yunanistan ve Rumlar sıkıntı yaşayacak
Journal du Dimanche: Türkiye'ye karşı çıkanlar cahil!
Çin radyosu: Kıbrıs'ta tarihi fırsat kaçırıldı!
Rumlar, AB'deki gelişmelerden endişeli
!
Senem Yazıcı
Kıbrıs'ta dün yapılan referandumlarda Annan planına yüksek oranda ''hayır'' diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bu kararın AB içinde getirebileceği bazı sonuçlardan endişeli.
Rum kesimindeki gazetelerin büyük bölümü, dün ve bugün yaptıkları değerlendirmelerde, Brüksel'deki ortamın ''olumsuzluğuna'' dikkat çekerek, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kısa süre içinde önemli sorunlarla karşılaşabileceğini belirtti.
Rum kesiminde yapılan analizler çerçevesinde, ''Papadopulos'un üstesinden gelmesi gerektiği belirtilen sorunlar'', ana başlıklar halinde şöyle:
-AKEL ile işbirliğinin geleceği: Annan planının değerlendirilmesi aşamasında, AKEL ile Papadopulos arasında ideolojik çatlakların oluştuğuna işaret eden uzmanlar, Papadopulos'un, AKEL ve aşırı sağ ile olan işbirliğinde denge araması gerekeceğini kaydediyorlar.
-Kıbrıslı Türklerle ilişkiler: AB'nin KKTC'ye yönelik bazı açılımlar hazırlığında olduğunu bilen Papadopulos'un, bu önlemlerin önüne geçebilmek amacıyla, yeni önlemler paketi ilan edeceği belirtiliyor.
-Kıbrıs sorununa ilişkin inisiyatifin geleceği: Uzmanlar, Papadopulos'un Annan planına ''hayır'' denmesinin müzakerelerin biteceği anlamına gelmediğini söylediğini, ancak bundan sonrası için nasıl bir strateji izleneceği konusunda da net tavır sergilemediğini ifade ediyor. Papadopulos'u bekleyen bir diğer ''engel'' de uluslararası toplumun ilgi ve sempatisini tekrar Kıbrıs konusuna çekebilmek.
-AB ile ilişkiler: Uzmanlar, Rum yönetimi ile AB arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde zedelendiğini kaydediyor ve yarın yapılacak AB dışişleri bakanları toplantılarıyla birlikte, Rum kesiminin AB içinde çok sayıda eleştiriye maruz kalacağını belirtiyor.
-Yunanistan ile ilişkiler: Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Yunanistan-Türkiye ilişkilerinin Kıbrıslıların referandumda neye karar vereceklerinden bağımsız olarak ilerleyeceğini açıklamıştı. Öte yandan uzmanlar, Annan planında otonom politika takip eden Papadopulos'un, ''Yunanistan'ın, Kıbrıs sorunu ve Türkiye ile ilişkileri birbirinden ayırmasına alışması gerekeceği'' fikrini savunuyor.
-ABD ile ilişkilerde çatlak: Papadopulos'un geçmişten bu yana kötü olan ABD ile ilişkileri, Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etmesinden sonra daha da kötüleşmiş gibi görünüyor. ABD'nin, Rum yönetimi hükümetinin perde arkasından müdahale ettiğini düşündüğünü belirten uzmanlar, ilişkilerdeki güven bunalımının aşılması için adımlar atılması gerektiğine işaret ediyor.
-Yeşil hattın yönetimi: Uzmanlar, yeşil hattın 1 Mayıs'tan sonra AB'nin sınırı olarak belirlenmesinin, ''adanın bölünmesinin tescili'' olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekiyor.
-BM Barış Gücü: Uzmanlar, bu konuya ilişkin görüşlerini şöyle değerlendiriyorlar; ''Papadopulos, Annan planını reddederek, BM Genel Sekreteri ile, bürokrasiyle, uluslararası örgütlerle ve Güvenlik Konseyi'nin en önemli üyeleriyle karşı karşıya geldi. Kıbrıs sorununa ilişkin argümanların yıllardır dayandığı BM kararlarının ciddiyeti azalacak, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) Kıbrıs'tan gitmesi olasılığı doğabilecek.'' -Ekonomi: Rum kesiminin ekonomisi, son yıl içinde, pek çok temel göstergeye göre, Maastricht kriterlerinin altında seyrediyor. Irak savaşı nedeniyle şu ana kadar düşük seyreden turizm gelirleri, geçen yılki düzeyin yüzde 20 altında. Uyum maliyeti, AB'nin baskısı ve yaratılan kötü ortam nedeniyle 1974'ten beri ilk kez ciddi bir ekonomik kriz tehlikesi oluşuyor. Rum gazeteleri ve strateji uzmanları, diğerleriyle karşılaştırıldığında, Papadopulos'un en büyük zorluğu, ekonomi alanında yaşayabileceğini belirtiyor.
MILLIYET 25/04/2004
Japon basını: Rumlar tek başına AB'ye girecek
Selma Kürün bildiriyor
Kıbrıs'ta dün yapılan referandumların sonuçları Japon basınında geniş yer buldu.
Ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi Yomiuri Şimbun'un haberinde, ''Kıbrıs'ın birleşmesini öngören BM planı için dün yapılan referandumlarda Rum kesiminde 'hayır' sonucunun çıktığı'' belirtildi ve ''Buna göre, birleşme olmayacak ve sadece Rum kesimi AB'ye üye olacak'' denildi.
''Referandumların, 1974'ten beri süren adadaki bölünmüşlüğün devam edip etmeyeceğini belirlemesinden dolayı seçmenlerin ilgisini çektiği'' görüşü dile getirilen haberde, ''Türk kesiminde AB üyeliğine duyulan arzu nedeniyle yüzde 61'lere varan oranda evet'e karşılık, Rum kesiminde, plana karşı duyulan memnuniyetsizlik ve Türk tarafına güvensizlikten dolayı, yüzde 78 gibi yüksek bir düzeyde hayır sonucu çıktığı'' savunuldu.
Asahi Şimbun'un, ''Kıbrıs'ın birleşmesine Güney'den hayır. AB'ye bölünmüş olarak üyelik'' başlığıyla verdiği haberde de, ''bölünmüşlüğü 30 yıldır süren Akdeniz adası Kıbrıs'ta, birleşimin olup olmayacağını belirleyecek referandumlarda, Güney kesiminden hayır sonucunun çıktığı, Kuzey kesiminde ise evet oylarının yüzde 65'i geçtiği'' kaydedildi.
Haberde, ''Kıbrıs'ın bölünmüşlük durumunun devam edeceği kesinleşti. Bu sonuçla Güney Kıbrıs tek başına 1 Mayıs'ta AB'ye üye olacak'' denildi.
''AB ve BM'nin, planının kabul edilmesi yönünde telkinlerine rağmen Rum kesiminin planı reddiyle AB'nin bölünmüş bir devleti bünyesine alma durumunda kalacağı'' ifade edilen haberde, ''bundan sonra, Kıbrıs'ı güvenlik açısından önemli gören ABD'nin ve Kuzey Kıbrıs'ın hamisi durumundaki Türkiye'nin, KKTC'nin tanınması için uluslararası topluma çağrıda bulunmasının beklendiği'' belirtildi.
Mainiçi Şimbun ise ''Kıbrıs'ın birleşimi. Rum kesimi karşı. BM'nin diplomatik gayretlerinde başarısızlık'' başlığıyla okuyucularına duyurduğu haberinde, ''bölünmüş durumdaki Kıbrıs'ın yeniden birleşimi için yapılan referandumların'' Türk ve Rum tarafındaki sonuçlarına yer verdi.
Haberde, ''AB üyeliği zaten kesinleşen Güney kesiminde halk, Kuzey ile müzakerelere tepki göstermiş ve (Rum kesimi lideri Tasos) Papadopulos da hayır oyu verilmesi yönünde çağrıda bulunmuştu'' ifadesi kullanıldı.
Tokyo Şimbun da, ''Bölünmüşlüğün çözümü zorda. Güneyin reddi kesinleşti'' başlıklı haberinde, Rum kesiminden hayır çıkmasıyla 1 Mayıs'ta Rum kesiminin AB'ye tek başına üyeliğinin kesinleştiği kaydedildi.
MILLIYET 25/04/2004
Papandreu: Sonuçlar, birleşmiş Kıbrıs hayalinin son bulduğunu göstermez
Verheugen: K
ıbrıslı Rumların AB üyeliğine gölge düştü
Denktaş: Erdoğan'ın sözü milli sen
ettir
'Harekete geçilmeli'
Cumhurbaşkanı Denktaş, bu sonuçtan sonra Türkiye'nin ve KKTC'nin ne yapması gerektiği yönündeki sorumu ise şöyle yanıtladı:
"Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan, dün (önceki gün) akşam seçim yasaklarına rağmen, televizyondan halka seslendi ve eğer Kuzey'den evet, Güney'den hayır çıkarsa KKTC'nin tanınması için harekete geç
Sözlerini tutsunlar
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, bu sonuçlardan sonra Avrupa Birliği'nin de Türkiye'ye ve Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri tutması gerektiğini vurguladı. Ve şu değerlendirmeyi yaptı:
"Avrupa Birliği bu süreçte Kıbrıs Türklerine evet dedirtmek için çok büyük baskı uyguladı ve önemli vaadlerde bulundu. Şimdi sözlerini tutsunlar. Nedir verdikleri sözler? Kuzey evet, Güney hayır derse KKTC'nin tanınmasından ambargonun kaldırılmasına, Ercan Havaalanı'nın uluslararası uçuşlara açılmasında
Tekrar referandum olmaz
KKTC Cumhurbaşkanı, bu sonuçlardan sonra referandumun tekrarlanmasının da mümkün olmadığını kaydederek, bu yöndeki çabalarla ilgili olarak, "Kabul etmemiz mümkün değildir" diye konuştu:
Denktaş, referandumun tekrarlanması konusunda şu değerlendirmeyi yaptı:
"Rum tarafındaki oylar göstermiştir ki, bir ortaklık kurmaya niyetleri yoktur. Halkımız evet diyerek, iyi niyetle, propagandalara kanarak bu sonucu vermiştir. Ama Rum tarafından gelen sonuç bunun mümkün olmadığını gösteriyor. Bundan sonra Annan Planı'nın tekrar referanduma götürülmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Annan Planı, bu sonuçla ortadan kalkmıştır. Eğer, Türklerle Rumlar arasında eşitliğe, adalete uygun bir ortaklık kurulması isteniyorsa artık Türk var
Yeni bir umut yolculuğu!
Keşke evet-evet çıksaydı! Ama hiçbir şey dünyanın sonu değil. Hayat devam ediyor. Referandum sonrası da farklı olmayacak. İnsanoğlunun iyi yanına olan güvenimizi, barışa dönük tutkumuzu ve yaşama sevincimizi yitirmediğimiz sürece, hiç kuşkunuz olmasın, tarih defterine daha çok güzel sayfala
r yazılacak.Türkler ödüllendirilmeli
(2) Kuzey'deki yüzde 65 evet oyu, bir yandan KKTC'ye dönük ambargoların kaldırılmasını hızlandıracak, öbür yandan Türkiye'nin hem bu konuda hem kendi AB takvimi ile ilgili olarak elini güçlendirecek olumlu bir gelişmedir.
(3) Güney'de ezici hayır, Kuzey'de ezici evet çıkması, bir çelişkiyi olanca çıplaklığıyla gözler önüne sermiş oldu. Rumlar AB'nin kabul ettiği bir plana hayır derken ödüllendiriliyor, yani 1 Mayıs'ta AB'ye giriyorlar. Buna karşılık Türkler AB'nin sonuna kadar sahip çıktığı bir plana evet dedikleri için cezalandırılacaklar: Çünkü AB'nin dışında kalıyorlar.
(4) Bu haksızlığın giderilmesi şart. Bu haksızlık, bu mağduriyet yok edilmeden, bir başka deyişle Kıbrıs Türkleri ödüllendirilmeye başlamadan, Kıbrıs'ta günün birinde yine çözüme giden yolun açılması mümkün değildir. Ankara bu açıdan kararlı davranacağı dün akşam, Dışişleri Bakanı Gül'ün açıklamalarında da dikkati çekiyordu. Ankara hem AB'nin hem de BM ve ABD'nin verdikleri sözlerin yerine getirilmesi konusunda takipçi olacak.
(5) Ankara'da hükümet bir yandan KKTC'ye dönük ambargoların kaldırılması ve Kıbrıs Türklerinin artık cezalandırılması değil ödüllendirilmesi yolunda yürümeye başlarken, aynı zamanda dikkatini kendi AB takvimi üzerinde tutmaya devam edecek. Güney'deki hayır yüzünden işbirliği ve diyalog kanallarını torpilleyecek, negatif bir rota değişikliği beklenmiyor Erdoğan - Gül ikilisinden...
(6) Bunun anlamı, Türk hükümetinin yine AB ile işbirliği içinde yola devam etmesi, bugüne kadar Kıbrıs'la ilgili olarak elde edilen pozitif puanları korumaya ve bir adım önde politikası ile negatif değil yine çözüm üretici diplomasi uygulamasıdır.
(7) Güney'den hayırla birlikte Türkiye'nin farklı, negatif bir diplomasi atağı başlatmasını isteyenler de var. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve yakın çevresindeki danışmanları, Türkiye'nin artık KKTC ile ilgili olarak kendi başının çaresine bakması gerektiğini düşünüyorlar. Türkiye'yle 'özel ilişkiler'in resmiyete dökülmesi, Gümrük Birliği'nin başlatılması, savunma anlaşmalarının yapılması gibi... Böylece Kuzey'deki fiili durumun meşrulaştırılması yolunda adımların atılmasını bekliyorlar Türk hükümetinden...
(8) Bu yol farklı bir yol. 'AB ile işbirliği'ne sırtını dönebilecek bir yol. Pozitif değil negatif bir diplomasi yolu. Buna KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın da, Erdoğan - Gül ikilisinin de sıcak bakmadıkları malum...
Denktaş istifa etmeli
(9) Rauf Denktaş'ın durumuna gelince... Kendi halkı tarafından yüzde 65 oyla reddedildi. Ama yine koltuğuna yapışmakta kararlı. Kendisini oraya seçen halk artık kendisine güvenmiyor. Halkın seçtiği hükümetin Başbakanı Talat da kendisine güvenmiyor. Türkiye'de, hükümetle, Erdoğan - Gül ikilisi de kendisine güvenmiyor. Uluslararası toplum, BM'si, AB'si, ABD'si de kendisine güvenmiyor. Bütün bu nedenlerle -Denktaş, yeni diplomatik dönemde, negatif bir unsu
r... Ama sayın Denktaş yine de demokrasilerde istifa diye bir kurumun varlığını hâlâ aklına getiremiyor.Neden bu kadar "Hayır"?
Yazık ki Kıbrıs zincirlerini yine kıramayacak
Erdoğan: Hiçbir millet ülkesini ucuza kaptırmanın alçaklığını yaşamaz
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''hiçbir milletin, ülkesini, milletini ucuza kaptırmanın alçaklığını yaşamayacağını'' belirterek, ''Bu böyle biline' dedi.
Erdoğan, parti genel merkezinde düzenlenen il başkanları toplantısında konuştu.
Konuşmasında Erdoğan, Kıbrıs'ta dün yapılan referandum ve Kıbrıs konusu üzerinde durdu.
Kıbrıs'ta yaşayan iki halkın, dün sandık başına giderek Annan Planı hakkındaki hür iradelerini ortaya koyduklarını ifade eden Erdoğan, bugün itibariyle Ada'da Kıbrıslı Türkler'in iradelerini plana ''evet'' yönünde, Rumlar'ın ise ''hayır'' yönünde koyduklarının anlaşıldığını söyledi.
Referandum sonuçla
Refer
andum sonuçları KKTC basınında manşetlerde...
Annan çözüm planı çerçevesinde KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde dün eşzamanlı olarak yapılan referandumların sonuçları KKTC basınında manşetlerden verildi.
Sonuçlarla ilgili haberleri birinci ve iç sayfalarından geniş şekilde okuyucularına aktaran gazeteler, Kıbrıslı Türklerin, ''Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti''ne evet, Rumların ise hayır dediğini yazdı.
Artık söz sırasının uluslararası toplulukta olduğuna ve KKTC'nin tanınması gerektiğine işaret eden gazeteler, ref
Solana: Kıbrıslı Rumlar tarihi fırsat kaçırdı
ABD'den KKTC atağı...
Bush yönetimi, ticaret ve turizm alanında işbirliğine hazırlandığı Kuzey Kıbrıs'a uçak seferleri düzenlemeyi planlıyor
Yasemin Çongar
ABD yönetimi, Kıbrıs referandumlarından çıkan sonuca şaşırmadı, ancak güneydeki "hayır" oylarının yüksekliğinden "büyük hayal kırıklığı" duydu. KKTC halkının, çözüme yüzde 65 oranında "evet" demesini memnuniyetle karşılayan ABD'li yetkililer, güneydeki sonucu "Rum liderlerin tarihi hatası" olarak değerlendirdi. Rumların kararını "Adada çözüm yönünde oy kullananların ve uluslararası topluluğun umutlarına bir darbe" olarak değerlendiren ABD Dışişleri Sözcüsü Richard Boucher, "Planın onaylanması yönünde oy kullanan herkesi, özellikle Kıbrıs Türklerinin önemli bir çoğunluğunu, cesaretlerinden dolayı takdir ediyoruz" dedi.
"Raporunu bekliyoruz"
Çözüm yönündeki çabaları nedeniyle BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ve tüm ilgili BM personeline takdirlerini de bildiren Boucher, "Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporu bekliyoruz" diyerek, Washington'un Kıbrıs konusundaki yeni yaklaşımlarını bu rapordan sonra açıklayacağının işaretini verdi. Boucher, "Türk ve Yunan hükümetlerinin, BM planına verdikleri desteği memnuniyetle karşılıyoruz" ifadesini de kullandı.
Bir başka diplomatik kaynak da "Kıbrıs Türkleri, çözümden yana tavır alarak, uluslararası kamuoyuna çok güçlü bir mesaj verdi. Türkiye hükümetini ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ı, bu sonucun alınmasındaki çabalarından dolayı kutluyoruz" şeklinde konuştu.
Aynı kaynak, ABD'nin bu sonucun ardından Kıbrıs politikasını yeniden gözden geçireceğini vurgulayarak, Kuzey Kıbrıs'a bazı açılımlar başlatılabileceğini söyledi. Bu açılımların neler olabileceği konusunda görüş bildiren çevreler de, ticaret ve turizm alanında adanın kuzeyi ile ABD arasında doğrudan işbirliğinin başlaması, KKTC havaalanlarına Amerikan şirketlerinin uçak seferleri düzenlemesi, KKTC yetkilileri ile ABD'li yetkililer arasında yeni ve üst düzey bir diyalog açılması üzerinde duruyor. Ayrıca IMF ve Dünya Bankası'nın da KKTC'ye fon aktarması konusunda Washington tarafından teşvik edileceği belirtiliyor.
Denktaş devre dışı
ABD'li bir kaynak da, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın referandum sonucuna rağmen görevinde kalmasını "Kendi toplumuna ters düştüğü sandıkta kanıtlanan bir liderin tercihi" diye nitelendirdi. Aynı kaynak, KKTC ile bundan böyle kurulacak yeni diyalog kanallarında Denktaş'ın "birinci derecede muhatap alınacağını sanmadığını" vurguladı.
MILLIYET 25/04/2004
Yeni Kıbrıs için Evet
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
Kıbrısta referandumda beklenen oldu. Türklerin yüzde 64.91i Annan Planına Evet dedi. Rum Kesiminden ise yüzde 75.83 gibi ezici bir çoğunlukla Hayır çıktı. Artık çözüm yolunda adım atan tarafın Türkler olduğu dünya önünde kanıtlandı.
KIBRISın kader referandumunda Türk ve Rum kesimlerinde taban tabana zıt sonuçlar alındı. Türkler yüzde 64.91 oranında Evet dedi, Rum kesiminde ise yüzde 75.83 düzeyinde Hayır çıktı. Türk kesiminde katılım oranı yüzde 84.34 oldu. Rum kesiminde ise katılım oranı yüzde 96.53e ulaştı.
Her 3 Türk seçmenden 2si Annan Planına Evet diyerek Kıbrısın tek parça halinde ABye girmesini destekledi. KKTCde Hayır oyları yüzde 35.09 olarak gerçekleşti. Ancak her 4 Rum seçmenden 3ü Hayır oyu kullanarak çözümü engelledi.
Böylece 1 Mayısta Güney Kıbrısın tek başına AB üyeliği kesinleşti. Türk tarafından yüksek Evet oyu ile çözüme destek çıkması sayesinde KKTCye dönük ambargonun yumuşaması ihtimali arttı.
KATILIM YÜKSEKTİ
Kıbrısta Türk ve Rumlar dün 30 yıllık Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sandık başına gitti. KKTCde 143 bin, Rum kesiminde ise, 480 bin seçmen Annan Planına evet ya da hayır oyu kullanarak Kıbrıs tarihinde de ilk kez kendi geleceklerini belirledi. Referandum her iki tarafta da sakin geçti. KKTCde yüzde 84e ulaşan katılım oranı beklenenden yüksek oldu.
RUMLARA SİESTA
Kıbrısın geleceğini belirleyen referandumda Rumlar siestalarından vazgeçmedi. KKTCde oy verme işlemi aralıksız devam ederken Rumlar saat 12.00 ile 01.00 arasında sandıkları kapattı ve tüm görevliler öğle tatiline gitti. Lefkoşada ise belediye önceki geceyi binaların üzerlerine yazılan ve BMye küfredilen yazıları silmekle geçirdi.
MEYDANDA DEV EKRAN
Geniş güvenlik önlemleri altında yapılan referandumu, her iki tarafta da yüzlerce Türk, Rum ve yabancı gazeteci izledi. KKTC halkı ve dünya medyası, YSKnın başkent Lefkoşadaki Atatürk Meydanına yerleştirdiği dev ekrandan referandum sonuçlarını takip etti. Saray Otelinin en üst katında oluşturulan basın merkezi, özellikle Rum medyasının stüdyosu haline geldi.
YEŞİLIRMAK EVET DEDİ
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaşın hayır oyu istemeye gittiği ve protesto edildiği Lefkenin Yeşilırmak köyünde 137 evet oyuna karşılık, 92 hayır çıktı.
İstedikleri oldu
KIBRISLI Türkler, kadını erkeği, yaşlısı genci, erken saatlerden başlayarak sandık başlarına koştular. Yeni bir başlangıç, yeni umutlar, yeni hayatlar için. Sandıklardan Evet çıktıktan sonra sokaklara dökülüp büyük bir sevinç içinde bunu kutladılar.
Evetçiler Denktaş istifa diye yürüdü
KKTCde referandum sonuçlarının açıklanmasının ardından, çözüm için evet oyu kullanan Kıbrıslı Türkler sokaklara dökülerek sevinç turuna çıktılar. Annan Planının onaylanmasını kutlayan gruplar, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın ikametine doğru Denktaş istifa sloganları atarak yürürken polis tarafından engellendiler.
KKTCdeki 5 seçim bölgesi sonuçları
LEFKOŞA
Evet: Yüzde 71
Hayır: Yüzde 29
Gazimağusa
Evet: Yüzde 64
Hayır: Yüzde 36
Girne
Evet: Yüzde 63
Hayır: Yüzde 37
Güzelyurt
Evet: Yüzde 64
Hayır: Yüzde 36
İskele
Evet: Yüzde 55
Hayır: Yüzde 45
HURRIYET 25/04/2004
ABden Talata Brüksel daveti
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
AB, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talatı referandum sonuçlarını değerlendirmek üzere Brüksele davet etti. Salı günü Brükselde olacağını açıklayan Başbakan Talat, ABden ambargoların derhal kaldırılmasını isteyeceğini söyledi.
ABden davet, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu İnsan Hakları ve Ortak Güvenlik ve Savunma Komitesi üzerinden geldi. Komite Başkanı
Elmar Broke önceki gün gönderdiği davet mektubunda, Talat ile referandum sonuçlarını değerlendirme toplantısı yapmak istediklerini belirtti.HURRIYET 25/04/2004
Erdoğan: Rumlar kaybetti
Tamer YÜKSEL/İSTANBUL
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan,
Rum kesiminin iyi niyet adımını heba ettiğini belirterek, Güney Kıbrıs bana göre kaybetmiştir dedi. Erdoğan, Annan Planı ile ilgili referandumun resmi olmayan sonuçlarını değerlendirirken şöyle konuştu:HURRIYET 25/04/2004
| KKTC tanınmayacak ama ambargo kalkacak | ||
|
Ferai TINÇ/LEFKOŞA KIBRISta taraflardan birinin hayır demesi ile Annan Planı ortadan kalktı. BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Temsilcisi Alvaro De Sotonun referandum öncesinde yaptığı açıklamaya göre, bugün itibarıyla çözümün mekanizması ortadan kalkmış oldu. |
||
HURRIYET 25/04/2004
ABD: Türkleri k
utlarızABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıstaki referandumda Rumların ezici bir şekilde Hayır demesinden ötürü Amerikan Yönetiminin düş kırıklığı yaşadığını söyledi, Türk tarafının gösterdiği cesareti ise övdü. Boucher, Plana evet diyenleri, özellikle de Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğunu cesaretlerinden, barış ve uzlaşmaya oy vermiş olmalarından ötürü kutlarız dedi.
HURRIYET 25/04/2004
BM, barış bürosunu kapatıyor
GÜNEY Kıbrıstaki referandumdan hayır sonucu çıkması üzerine BM Genel Sektereri Kofi Annanın adıyla anılan barış planı artık tarihe karışırken, Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto da dün gece Adaya veda edeceğini açıkladı. De Soto dün sonuçların belli olmasından sonra yaptığı açıklamada, Kıbrıstaki büromuzu önümüzdeki haftalarda kapatıyoruz. Bu hafta başından itibaren veda telefonlarına başlayacağım dedi
HURRIYET 25/04/2004
Gül: Ambargo artık kaldırılmalı
Uğur ERGAN
DIŞİŞLERİ Bakanı
Abdullah Gül Kıbrısta çözüm konusunda Türk tarafının üzerine düşeni yaptığını belirterek, bu sonuçtan sonra KKTCye uygulanan ambargoların kaldırılması gerektiğini söyledi. Gül, ayrıca Rum tarafının Hayır demesi ile Annan Planının da rafa kalktığını vurguladı ve bu durumda Türk askerinin Adadan çekilmeyeceğini bildirdi. Gül ayrıca, bu sonucun Türk-Yunan ilişkilerini etkilemeyeceğini, ancak Yunanistanın da üzerine düşeni yapması gerektiğini söyledi. Gül, dün akşam düzenlediği basın toplantısında, bu sonuçlar sonrasında Kıbrıs Türk halkının barıştan ve çözümden yana olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Gül, şöyle konuştu:HURRIYET 25/04/2004
Evetin nedeni
|
Ferai TINÇ/LEFKE
Kıbrısın en eski yerleşim bölgesi Lefkede narenciye bahçesi sahibi Emine Sömek, Biz portakalları dereye döküyoruz, otellerde bardağını 6 milyondan içiyorsunuz diyor. İşte Evetin nedeni burada. Kıbrıs Türkü, ayakları üzerinde duracağı bir sistemin geliştirilmesini bekliyor. Bu vizyonu gördüğü için de çözüm istiyor. ADAnın kaderini ilk kez halkın kararına bırakan referandum günü, Evete bastım diyenlerden de, son ana kadar geçmişle gelecek arasında bocalayanlardan da aynı şeyleri duydum. Annan Planına göre Rumlara verilmesi öngörülen Çamlıbel Köyünden Osman Süngünün, Tıkandık. Bu yolun sürdürülebilir bir yol olmadığı ortaya çıktı sözleri Evetin nedenini en güzel açıklayan ifade. |
HURRIYET 25/04/2004
Denktaş: Cumhuriyeti kurtardık istifaya gerek yok
|
KUZEYden evet çıkması durumunda istifa edebileceği konuşulan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün ilk sonuçların ardından bir basın toplantısı düzenleyerek, İstifa etmem için bir gerekçe yok dedi. Denktaş, planın Rum kesiminde reddedilmesi sonucunda KKTCnin varlığını koruduğunu vurgulayarak, Cumhuriyeti kurtardık. Hayır kampanyamız başarıya ulaştı. İstifa etmeyeceğim dedi. Rumlardan hayır çıkması durumunda, KKTCye uygulanan ambargoların kalkması yönünde Batının verdiği sözlerin tutulmasını isteyen Denktaş, Annan Planı nedeniyle ikiye bölünen halkı da yeni dönemde birleşmeye çağırdı. Sandığından hayır çıktı KKTCde yapılan referandumda, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın oy kullandığı sandıktan Annan Planına Hayır çıktı. Denktaşın oy kullandığı 125 nolu sandıkta, toplam 116 kişi oy verdi, 66sı planın son haline Hayır dedi. |
HURRIYET 25/04/2004
Serdar Denktaş: Erdoğana tepki oyu verdim
|
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTC deki koalisyon hükümetinin küçük ortağı konumundaki DPnin lideri Serdar Denktaş, Lefkoşada Bayraktar Türk Maarif Kolejindeki 64 nolu sandıkta oyunu kullandıktan sonra yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın yaklaşımına tepki olarak hayır oyu verdiğini söyledi. KKTC başbakan yardımcılığı ve dışişleri bakanlığı görevlerini yürüten Denktaş, şöyle konuştu:Güzel bir gün başladı, inşallah güzel bir gün olarak da bitecek. Bütün temennimiz, geçmişte bütün seçimlerimizde olduğu gibi, son derece büyük bir demokratik olgunluk içerisinde bugünün de bitmesi. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. AKP liderinin gösterdiği yaklaşıma ve açıklamalara tepki olarak oyumu kullandım. Bugün bir milattır. Hayır oyu kullandım. AKP yetkililerine de uygun bir zamanda cevap vereceğim. |
HURRIYET 25/04/2004
Talat: Yeni dönemde Denktaşa yer yok
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat,eşi Oya Talatla birlikte oyunu kullandı. Sonuçlar belirlendikten sonra konuşan Talat, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaşın referandumda çıkan sonuç karşısında istifa etmesinin doğru olacağını belirterek, Cumhurbaşkanının önümüzdeki dönem yeri yok dedi. Talat, bu sonucun alınmasını sağlayan KKTC halkına, Türkiye hükümeti ve bütün kurumlarına teşekkür ettiklerini belirterek, Biz görevimizi yaptık dedi. Talat, şöyle konuştu: ABnin destek verdiği plana evet diyen taraf ABnin dışında kalıyor, bu planı reddeden toplum ise diğer toplumu da temsil iddiasıyla ABye giriyor. Bu düşünülemez.
HURRIYET 25/04/2004
Güneyde rekor Ohi ve rekor katılım
Nur Batur
Rumlar Annan Planına yüzde 75.83 oranında Hayır diyerek rekor kırdı. Katılım oranı da yüzde 96.53e ulaşınca ikinci bir rekor oldu. Bir Rum diplomat, hayır oylarının çokluğunu Powell, Annan ve Verheugenin yaptığı ağır baskıya sert tepki olarak yorumladı.
RUM halkı Annan Planına rekor düzeyde Ohi-Hayır dedi. Dün yapılan referandumda Rumlar sandıkta herkesi şaşırtan oranda Hayır oyu kullandılar. Katılım oranı yüzde 96.53e ulaşırken, yüzde 75.83 Hayır, yüzde 24.17 Evet çıktı.
Makariosun doğduğu Baf yüzde 84.71 oranında hayır diyerek rekor kırdı. Güzelyurta geri dönecek Rum göçmenlerin yaşadığı Amostosta ise hayır oyları yüzde 64.69la en düşük düzeyde oldu. Lefkoşe ve diğer şehirlerde ise Hayır oylarının oranı yüzde 74-yüzde79 arasında oldu.
Bir Rum diplomat, hayır oylarının rekor düzeye ulaşmasını son 3 gün içinde ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, AB Komiseri Günter Verheugenin yaptığı ağır baskıya sert tepki olarak yorumladı. Aynı diplomat Hürriyete Her halükarda Rum halkı hayır diyecekti. Rumlar çözüm istiyor, ama bu planı çözüm olarak görmüyor. Neden l Mayıs öncesinde çözüm için baskı yaptılar? Baskı yapmayın dedik diye konuştu.
NİYE HAYIR DEDİLER
Türkiyenin asker çekiminin 3 yıl sonra başlayacağını duyunca şok oldular. Türk askerinin sonsuza kadar adada kalmasını kabul edemediler.
30 yıl boyunca Kuzeydeki topraklara dönecekleri vaadini dinlediler. Ama geri dönüşün sınırlı bir bölgede ve 3 yıl sonra başlayacağını duydular. İstedikleri yerde mülk alıp yerleşmek için ise 15 yıl beklemeleri gerektiğini anladılar.
30 yıl boyunca bütün dünyanın tandığı devletlerinden vazgeçemediler.
AB üyeliği hedefiyle birlikte hep Almanya modelinin uygulanacağını duydular. Yani nasıl önce Batı Almanya ABye üye olup Doğu Almanya onun içinde eridiyse, Kıbrıslı Türklerin de Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında gireceklerini düşündüler.
Hem devletlerinden vazgeçip hem de Kuzeye geçmek için 15 sene bekleyeceklerini düşündüler.
Zengin oldukları için çözümün bütün mali faturasını ödeyeceklerini düşündüler.
Türkiyenin Kıbrıs politikasındaki değişime ve Türk ordusunun çekilme kararına inanamadılar.
1 Mayıs ABye girdikten sonra Kıbrıs Cumhuriyeti olarak bütün adayı temsil edip, Kıbrıslı Türkleri zaman içinde bu çatı altında birleşmeye ikna edeceklerine inandılar.
Ada bölünecek olsa da Türklerle yeniden yaşamak istemediler. Kamuoyu yoklamaları, 1974den sonra doğanların yüzde 55inin Türklerle yaşamak istemediğini gösterdi.
30 yıldır kurulan ve iyi işleyen düzenlerinin bozulmasını istemediler.
Dünyanın KKTCyi tanıyacağına fazla ihtimal vermediler.
Ortodoks kilisesi ve milliyetçi kesimin yıllarca işlediği fikre yani Kıbrısn Yunan adası olduğuna öylesine inandılar ki, Türklerle paylaşmayı bir türlü kabul edemediler.
1974de Türkiyeye askeri açıdan yenildiklerini ve Annan Planının bir barış anlaşması olduğunu bir türlü kabul edemediler.
Son dakikaya kadar Evet
BAHÇE kapısından Eski Cumhurbaşkanı Yorgos Vasiliu ile birlikte giriyoruz. Bürgenstockta da konuştuğum Vasiliu bu kez neşesiz. Bu bizim yıllardır beklediğimiz gündü. Bu adayı birleştirme günü. Geleceğe umutla bakmak için evet demeliyiz diyor. Fazla iyimser değil misiniz? Herkes ohi diyor diye takılıyorum. Vasiliu zoraki gülümsüyor. Olsun. Görevim son ana kadar evet demek diye ısrar ediyor.
Klerides yorgun ve üzgün
BAHÇEYİ dolduran kalabalıktan alkışlar yükseliyor. Gelen Eski Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides, eşi İrini ve kızı Keti Klerides oldukça yorgun ve üzgün. Referandum günü Kleridesin de 85. yaş günü. Rum gazeteciler yaşgününü kutluyor. Klerides de Bir zamanlar yaşlı bir hanıma 100 yaşına kadar yaşamasını dilemiştim. O da bana Sadece 5 yıl daha mı yaşamamı diliyorsun demişti. diye gazetecilere takılıyor. Klerides ailesi 14 nolu sandıkta Evet oylarını kullandıktan sonra gazetecilere veda ediyorlar.
HURRIYET 25/04/2004
KKTC basını: Top uluslararası toplumda
Referandumun sonuçlarına geniş yer veren KKTC basını artık söz sırasının uluslararası toplulukta olduğunu ve KKTC'nin tanınması gerektiğini savundu. Gazeteler, referandumda, KKTC'de yaşayan Türkiye kökenli nüfusun büyük oranda "evet" oyu kullandığına da dikkat çekti.
Günlük Kıbrıs gazetesi, "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ne Türklerden evet, Rumlardan hayır" başlıklı haberinde, hayırcıların sandıklarda varlık göstermediğini yazdı. Gazete, Türkiye kökenlilerin "büyük bir başarı gösterdiğini" ve Türkiye kökenlilerin yaşadığı bölgelerden büyük oranda "evet" sonucu çıktığını yazdı.
"Evet" yanlılarının sevinç gösterilerine de geniş yer veren gazete, "Statüko çöktü" başlığını kullandı.
Halkın Sesi gazetesi, "Halk 'evet' dedi" , Vatan gazetesi, "Söz sırası uluslararası toplulukta" başlıklarını kullandı. Volkan gazetesi de, verilen sözlerin tutulması, ambargoların kaldırılması ve devletin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, "KKTC tanınmalı" başlığını kullandı.
Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet gazetesi, "Kuzey'den evet, Güney'den hayır" başlığının yanı sıra Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın, "Bugün bir milattır" sözünü öne çıkardı.
Birlik gazetesi, "Annan planı artık yok" başlıklı haberinde, "Güney Kıbrıs'ın Türklere yaşam hakkı vermek istemediği, adanın tamamına egemen olmak istediği bir kez daha ortaya çıktı" diye yazdı.
"Türk tarafı evet, Rum tarafı hayır" başlığını kullanan Afrika gazetesi, ilk sayfadan şu yorumu yaptı:
"Çözüm ve AB hedefi gerçekleşmedi. Türk tarafından ezici bir evet çıkarken, Rum tarafından da daha ezici bir hayır çıktı. Rum tarafı 1 Mayıs Cumartesi günü tüm adayı temsilen Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB'ye girmeyi bekliyor, Türk tarafı ise evetinin karşılığında ödüllendirilmeyi... Referandum 'zafe
rini' ilk sahiplenen Rauf Denktaş oldu! Anlaşılan kendi halkını Rum halkı ile karıştırdı!"Yeni Düzen gazetesi, "Uzatın ellerinizi öpecek var", Kıbrıslı gazetesi, "Halkın zaferi", Ortam Gazetesi, "Buruk sevinç" başlıklarını kullandı.
HURRIYET 25/04/2004
Rumlar barışı torpilledi
Kıbrıs'ta dün yapılan referandumlardan Rum kesiminden rekor düzeyde "hayır" sonucunun çıkması, Avrupa'da büyük tepki ile karşılandı. AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Solana, Rumların tarihi bir fırsatı kaçırdığını söylerken, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen, Kıbrıslı Rumların AB üyeliğine gölge düştüğünü belirtti. Batı basını ise Rumların "barış planını torpilleyen taraf olduğunu" yazdı.
"Kıbrıslı Rumların, yıllardır uğraştıkları bir sorun için çözüm fırsatını kaçırdıklarını" ifade eden Avrupa Birliği Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Solana, bu tercihten üzüntü duyduğunu kaydetti. "BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Kıbrıs temsilcisi Alvaro De Soto'nun eşsiz çalışmasının şimd
ilik boşa gitmesinin üzücü olduğunu" vurgulayan Solana, AB'nin, birleşik Kıbrıs'ın AB'de yer alabilmesi amacıyla adadaki sorunun çözümü için çalışmayı sürdüreceğini" söyledi.Referandumda KKTC'den yüzde 65 oranında "evet" çıkmasından memnuniyet duyduğunu da belirten Solana, "Kıbrıs Türklerinin cesur bir seçim yaptığını ve gelecek ile çözüme doğru açık bir pencere bıraktıklarını" ifade etti.
VERHEUGEN: RUMLARIN ÜYELİĞİNE GÖLGE DÜŞTÜ
Avrupa Birliği Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen de referandum sonuçlarını, "Siyasi hasar büyük. Şimdi Kıbrıs'ın (Rum kesimi) üyeliğine gölge düştü" sözleriyle değerlendirdi. Alman ARD televizyonuna konuşan Verheugen, referandum sonucunun AB'nin Türkiye ile ilişkilerini gereksiz yere güçleştireceğini de sö
yledi.Adanın birleşmesi için kısa süre içinde yeni bir girişim olmasını beklemediğini belirten Verheugen, "Kanımca Birleşmiş Milletler'in yeni bir girişimi olmayacak. Müzakereler için başka olasılık, müzakerelere öncülük edecek birisini ve hepsinin ötesinde başka muhtemel uzlaşma görmüyorum. Masadaki, en iyi olası sonuçtur" dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ayrı bir devlet olarak tanınmasını beklemediğini de söyleyen Verheugen, bunun BM kararı gerektireceğini ve Rusya'nın böyle bir girişimi muhtemelen veto edeceğini belirtti.
MICHEL: CİDDİ BİR AKSİLİK
Öte yandan Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Louis Michel, Rumların Annan planını reddetmelerini ciddi bir aksilik olarak nitelendirdi. Michel, "Bizim rüyamız, 1 Mayıs'ta birleşmiş Kıbrıs'ın AB'ye girmesiydi" dedi.
BATI BASINI RUMLARA YÜKLENDİ
Rumların Annan Planını reddetmesi Batı basını tarafından da eleştirildi.
İngiliz The Observer gazetesi, Rumların barış planını torpillediğini, planı ellerinin tersiyle ittiğini, böylece tarihi bir fırsatın kaçırıldığını yazdı. Haberde, sonucun büyük çoğunlukla alındığı, bu yüzden diplomatik çevrelerin ikinci bir referandumun imkansız olduğuna inandıkları belirtildi.
Haberde, Türk tarafının ise büyük çoğunlukla planı onayladığı kaydedildi ve Türk tarafına uygulanan uluslararası ambargoların kalkması yolunun açıldığı ifade edildi.
The Sunday Times gazetesi de, AB'nin, Rumların Kıbrıs'ın birleşmesi için hazırlanan planı reddetmesinden hayal kırıklığına uğradığını yazdı.
Rumların, cumartesi günü yapılacak AB'nin genişleme törenlerine gölge düşürdüğü belirtilen haberde, 'hayır' oylarının oranının, AB'nin bölünmüş adayı üye kabul etmesiyle doğacak problemlerin çoğalmasına yol açacağı kaydedildi.
İNGİLİZLERİ TEHDİT ETTİLER
KKTC'de çok sayıda İngilizin evi bulunduğunu hatırlatan The Sunday Times, Rumların bu kişileri de, "Sizleri evlerinizden çıkaracağız" diye tehdit ettiklerini yazdı.
Rumların, 1974'ten sonra verilen tapuların geçersiz olduğuna dair mahkeme kararı çıkartabilecekleri kaydedilen haberde, yaklaşık 50 Rumun geçen hafta eski köyleri Karmi'ye geldikleri, burada yaşayan İngilizlere göre, Rumların son derece saldırgan davrandıkları belirtildi.
Haberde, ''Rumların bilerek bahçelere zarar verdikleri, referandum sonucu ne olursa olsun, 1 Mayıs'ta gelip evlerini geri alacakları tehditleri savurdukları ifade edildi.
RUMLAR YÜKSEK BEDEL ÖDEYECEK
Alman Der Tagesspiegel am Sonntag gazetesi ise Kıbrıs'ın1 Mayıs'ta birleşmiş olarak AB'ye girme ümitlerinin kaybolduğuna işaret ederek, ''Kıbrıs'ın birleşmesi güneydeki siyasi liderlerin dar görüşlülüğünden ve çoğu Rumun korkularından dolayı başarısız kaldı. Herhalde Türklere güvenmiyorlardı. Ancak Rumlar ve politikacıları hayırları için yüksek bir bedel ödeyecekler'' dedi.
Uluslararası topluluğun bugüne kadar Rumlarla dayanışma gösterdiği ve KKTC'yi tanımadığı hatırlatılan yorumda, ''Rumlar artık bu sermayelerini kaybetti. Artık hiç kimse, Rumlar 'Türk işgalinden' ya da adanın 'bölünmüşlüğünden' şikayetçi olduklarında kendilerini dinlemeyecek. Sempati Kıbrı
slı Türklere doğru kayıyor. AB bu durumda Kıbrıslı Türklere yönelik siyasi ve ekonomik izolasyonu hızlı şekilde sona erdirmeli. Kıbrıslı Türkler Rum 'hayır'ının rehinesi olarak kalmamalı'' görüşüne yer verildi.'RUMLAR KEÇİ GİBİ İNATÇI
Alman Haber Ajansı (DPA) da, Rumların ''keçi gibi inatçı'', genelde muhafazakar olduklarını ve Kıbrıs'ın birleşmesi durumunda daha fazla vergi ödemekten de endişe ettiklerini bildirdi.
Berliner Morgenpost gazetesi, ''Kıbrıs bölünmüş kalıyor'' başlığıyla verdiği haberde, Rumların BM planını reddetmelerinden sonra Türkiye'nin KKTC'ye yönelik ambargonun kaldırılmasını talep ettiğini hatırlattı.
Welt am Sonntag gazetesi de, ''Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi başarısız oldu'' başlığıyla verdiği haberde, ''Rumların yaklaşık yüzde75'inin birleşmeye 'hayır', Kıbrıslı Türklerin ise yaklaşık yüzde 60'ının 'evet' dediği'' hatırlatıldı. RUMLARI AB'DE SIKINTILI GÜNLER BEKLİYOR
Uluslararası kurumlarda ve Avrupa başkentlerinde hayal kırıklığı yaşandığını yazan Belçika gazeteleri de, Yunanistan'ı ve Kıbrıs Rum kesimini AB bünyesinde sıkıntılı günlerin beklediğini savundular.
La Derniere Heure
gazetesi, Kıbrıslı Rumların, tüm uluslararası baskılara rağmen, 1 Mayıs'ta 30 yıllık sorunu çözerek birleşmiş bir adanın AB'ye girmesini engellediklerini, AB'nin kaçırılan bir fırsattan söz ettiğini, Türkiye'nin ise derhal tepki göstererek Kuzey Kıbrıs'a ambargonun kaldırılması çağrısında bulunduğunu yazdı.La Libre Belgique
ise "Sonuç Atina'yı savunma durumuna getiriyor başlıklı haberinde, Papadopulos'u açıkça destekleyen Yunanistan'ın şimdi bu olumsuz havayı değiştirmek için çaba harcaması ve büyük diplomatik manevralar yapması gerekeceğini kaydetti.Le Soir
gazetesi de, Kıbrıslı Rumların, olumsuz tavırları nedeniyle AB'de uzun süre sıkıntı yaşayacaklarını, AB'nin, Rum kararı ile AB dışında kalmaya mahkum edilen Kıbrıslı Türklerin umut mesajını uzun süre görmezden gelemeyeceğini belirtti. ULUSLARARASI UMUTLARA BÜYÜK DARBE
Referandum sonuçlarını uluslararası umutlara büyük bir darbe olarak nitelendiren Amerikan Washington Times ise, "Rumların oyu, toplumun Avrupa Birliği'ne girişini lekeleceği ve uluslararası toplum ile ilişkilerine zarar vereceği kesindir. ABD, Avrupa Birliği ve bazı bölgesel güçler, BM planını stratejik ve kırılgan bir bölgedeki uzun bir
İspanyol gazetesi El Mundo, Annan Planına darbe vurulduğunu belirterek, "Avrupa Komisyonu ve Ankara'daki hükümet, BM'nin önerilerinin başarısızlığından üzüldüler. BM de özel temsilcisi bürosunu kapattı" diye yazdı.
İsrail'de yayınlanan Haaretz gazetesi de Rumların, BM, ABD ve ABD tarafından yapılan çağrılara karşın Annan Planını reddediklerini belirtirken Kıbrıs sorununun, Türkiye'nin AB üyelik umutları dahil olmak üzere, adanın ötesinde etkilerinin olacağını öne sürdü.
(Hürriyetim)
HURRIYET 25/04/2004
Papadopulos: Çözüm için çabalar sürecek
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümü için birkaç hafta gibi kısa bir süre içinde olmasa da yeni girişim yapılacağı kanısında olduğunu söyledi. Papadopulos, yabancı gazeteciler için yaptığı basın toplantısında, Rum tarafının müzakereye açık olduğunu ve çözüm için çaba harcamayı sürdüreceğini ifade etti.
Uluslararası toplumun gelişmeleri değerlendirdikten sonra yeni bir çözüm imkanı olup olmadığına bakacağına inandığını söyleyen Papadopulos, "Şimdi sahnede AB de var. Çözüme olan ihtiyaç ortadadır ve bu ihtiyaca yanıt bulunacaktır. Bu çerçevede yeni bir hareketlenme ve girişim olacağı kanısındayım" ded
i.KIBRISLI TÜRKLER İÇİN 'AB İMKANLARI'
Kıbrıslı Türklerin AB'nin nimetlerinden faydalanmaları için "imkanlar ve kurallar" çerçevesinde tüm çabayı göstereceklerini de belirten Papadopulos, "Bu konu, yarın Lüksembourg'da yapılacak AB genel işler toplantısında ele alınacak. Bu çerçevede şimdiden benim açıklama yapmam doğru olmaz, ancak kuzeyin ekonomik açıdan güçlendirilmesi ve Kıbrıs Türklerinin rahatlatılması, bizim açımızdan doğru bir politikadır. Kıbrıslı Rumlar sırtlarını Kıbrıslı Türk vatandaşlarına dö
nmüyorlar. Kıbrıslı Türklerin, ülkelerinin AB'ye girişinin nimetlerinden yararlanmaları için elimizden geleni yapacağız" dedi.13 Haziran'da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerine de değinen Papadopulos, Rum siyasi partilerine Türk adayları da listelerine almaları için çağrıda bulunduğunu belirtti.
'AB BİZİ CEZALANDIRMAZ'
Kıbrıs Rum yönetiminin, referandum sonucu nedeniyle AB içinde soğuk karşılanacağına ilişkin soruları da yanıtlayan Papadopulos, referandumun demokratik bir süreç olduğunu ve halkın demokratik hakkını kullandığı için cezalandırılacağını sanmadığını söyledi. Bu sonuçla Rum kesiminin uluslararası imajının zedelendiğini kabulettiğini belirten Papadopulos, şöyle konuştu:
"Bu durumun farkındayız, ancak herkese, referandumda hayır dememizin kötü niyetimizden kaynaklanmadığını anlatacağız. Bu tutumumuzu aktarmak için büyükelçilerimiz ve görevlendireceğim özel temsilciler çalışacaktır. Umarım dünya basını 'iyi adam-kötü adam' nitelemesi kolaylığına düşmeden bizim görüşlerimizi de aktarır. Onun
dışında AB'de ne olacak? Devlet yemeğinde bana servis yapmayacaklar mı?"'ANNAN PLANI ORTADAN KAYBOLMAZ'
Sorular üzerine büyük çabalarla hazırlanan Annan planının ortadan kaybolmayacağını belirten Papadopulos, bu planın geçmişteki müzakerelerin sonuçlarına dayandığının planın içinde belirtildiğine dikkat çekti.
Papadopulos, "Bu plan söylediğim gibi ortadan kaybolmayacaktır. Bizim arzumuz, Kıbrıslı Türklerin herhangi bir hakkını ihlal etmeden, plan üzerinde gerekli değişiklikleri yapmaktır. Bizim talebimiz bu. Türk tarafından adada iki ayrı devletin söz konusu olduğu biçiminde açıklamalar yapıldığı için üzgünüm. Çözüm çabası sürecektir" diye konuştu.
'TALEPLERİMİZ DİKKATE ALINMADI'
Referandumda hayır sonucu çıkmasının, Rum tarafının "haklı isteklerinin dikkate alınmamasından kaynaklandığını" savunan Papadopulos, bu isteklerin Annan planının ruhuna uygun olduğunu, BM'nin kendisini teyit etmiş olmasına rağmen, Türk taleplerinin karşılanması gerektiği yoluna gidildiğini söyledi. Papadopulos, şöyle devam ett
"Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal'in sunduğu 11 öneri, ki özellikle AB çerçevesinde olanlar, hemen tamamıyla kabul gördü. Bizim taleplerimiz ise dikkate alınmadı. Burgenstock'ta benim dışımda hiç kimsenin ciddi müzakere çabası yoktu. Herkes bir an önce sonuç aşamasına varmak için zaman geçiriyor gibi görünüyordu. Sonuçta, görüşmelere katılan herkesin Türkiye'yi tatmin etmek ve Kıbrıs Türklerinin evet demesini sağlamak çabası içinde olduğunu gördük. Fakat bu arada, çok daha büyük Rum topl
umunun da plana evet demesi için ikna edilmesi gerektiği unutuldu."Referandum sürecinde Rum kesiminden hiçbir halkı etkileme girişiminde bulunulmadığını söyleyen Papadopulos, bu tür girişimlerin,seçmenler üzerinde korku, güvensizlik ve belirsizlik yaratma amaçlı açıklamalarla dışarıdan yapıldığını savundu.
(aa)
HURRIYET 25/04/2004
Rumlarda AB endişesi
Kıbrıs'ta dün yapılan referandumlarda Annan planına yüksek oranda "hayır" diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bu kararın AB içinde getirebileceği bazı sonuç
lardan endişeli.Rum kesimindeki gazetelerin büyük bölümü, dün ve bugün yaptıkları değerlendirmelerde, Brüksel'deki ortamın "olumsuzluğuna" dikkat çekerek, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kısa süre içinde önemli sorunlarla karşılaşabileceğini bel
irtti.Rum kesiminde yapılan analizler çerçevesinde, Papadopulos'un üstesinden gelmesi gerektiği belirtilen sorunlar, ana başlıklar halinde şöyle:
- AB ile ilişkiler:
Uzmanlar, Rum yönetimi ile AB arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde zedelendiğini kaydediyor ve yarın yapılacak AB dışişleri bakanları toplantılarıyla birlikte, Rum kesiminin AB içinde çok sayıda eleştiriye maruz kalacağını belirtiyor.- Kıbrıslı Türklerle ilişkiler:
AB'nin KKTC'ye yönelik bazı açılımlar hazırlığında olduğunu bilen Papadopulos'un, bu önlemlerin önüne geçebilmek amacıyla, yeni önlemler paketi ilan edeceği belirtiliyor.- Kıbrıs sorununa ilişkin inisiyatifin geleceği:
Uzmanlar, Papadopulos'un Annan planına "hayır" denmesinin müzakerelerin biteceği anlamına gelmediğini söylediğini, ancak bundan sonrası için nasıl bir strateji izleneceği konusunda da net tavır sergilemediğini ifade ediyor. Papadopulos'u bekleyen bir diğer "engel" de uluslararası toplumun ilgi ve sempatisini tekrar Kıbrıs konusuna çekebilmek.- Yeşil hattın yönetimi
: Uzmanlar, Yeşil Hat'tın 1 Mayıs'tan sonra AB'nin sınırı olarak belirlenmesinin, "adanın bölünmesinin tescili" olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekiyor.- BM Barış Gücü:
Uzmanlar, bu konuya ilişkin görüşlerini şöyle değerlendiriyorlar; "Papadopulos, Annan planını reddederek, BM Genel Sekreteri ile, bürokrasiyle, uluslararası örgütlerle ve Güvenlik Konseyi'nin en önemli üyeleriyle karşı karşıya geldi. Kıbrıs sorununa ilişkin argümanların yıllardır dayandığı BM kararlarının ciddiyeti azalacak, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) Kıbrıs'tan gitmesi olasılığı doğabilecek."-ABD ile ilişkilerde çatlak:
Papadopulos'un geçmişten bu yana kötü olan ABD ile ilişkileri, Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etmesinden sonra daha da kötüleşmiş gibi görünüyor. ABD'nin, Rum yönetimi hükümetinin perde arkasından müdahale ettiğini düşündüğünü belirten uzmanlar, ilişkilerdeki güven bunalımının aşılması için adımlar atılması gerektiğine işaret ediyor.- Yunanistan ile ilişkiler:
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Yunanistan-Türkiye ilişkilerinin Kıbrıslıların referandumda neye karar vereceklerinden bağımsız olarak ilerleyeceğini açıklamıştı. Öte yandan uzmanlar, Annan planında otonom politika takip eden Papadopulos'un, "Yunanistan'ın, Kıbrıs sorunu ve Türkiye ile ilişkileri birbirinden ayırmasına alışması gerekeceği" fikrini savunuyor.-Ekonomi:
Rum kesiminin ekonomisi, son yıl içinde, pek çok temel göstergeye göre, Maastricht kriterlerinin altında seyrediyor. Irak savaşı nedeniyle şu ana kadar düşük seyreden turizm gelirleri, geçen yılki düzeyin yüzde 20 altında. Uyum maliyeti, AB'nin baskısı ve yaratılan kötü ortam nedeniyle 1974'ten beri ilk kez ciddi bir ekonomik kriz tehlikesi oluşuyor. Rum gazeteleri ve strateji uzmanları, diğerleriyle karşılaştırıldığında, Papadopulos'un en büyük zorluğu, ekonomi alanında yaşayabileceğini belirtiyor.(aa)
HURRIYET 25/04/2004
| Erdoğan: Kıbrısta taşlar yerinden oynadı |
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yıllardır Kuzey Kıbrısın çözümden yana taraf olmamakla suçlandığını belirterek Şimdi durum tamamen değişti. Artık Kıbrısta taşlar yerinden oynadı dedi. |
|
Nilgün Balkaç / Ankara |
|
25 Nisan 2004 Kıbrısta gelinen durumu son 50 yılın Türk diplomasisindeki en başarılı olayı olarak niteleyen Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa da önemli |
|||
AKP il başkanları toplantısı öncesinde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yıllardır Kuzey Kıbrısın çözümden yana taraf olmamakla suçlandığını belirterek Şimdi durum tamamen değişti. Artık Kıbrısta taşlar yerinden oynadı dedi.
Avrupa Birliği müzakerelerinde Kıbrısın doğrudan koşul olmadığını hatırlatan Erdoğan, ancak Türkiyenin Kıbrıs konusundaki tavrının pozitif haneye yazıldığını vurguladı. Başbakan Erdoğan, KKTCye uygulanan u
| Ankaranın gündemi Kıbrıs | ||
|
Kıbrıs referandumunun sonuçları yarın önce Bakanlar Kurulunda ardından da Milli Güvenlik Kurulunda değerlendirilecek. |
||
|
Ankara |
|
25 Nisan 2004 Bu toplantıların ardından hafta içinde KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile de bir durum değerlendirmesi yapılabileceği belirtiliyor |
Rum tarafının hayır, Türk tarafının ise evet dediği referandum sonuçları yarın başkentin en önemli gündem maddesi olacak. Ortaya çıkan yeni durum önce sabah saatlerinde toplanacak olan Bakanlar Kurulunda ele alınacak. Kurulda bundan sonra atılacak adımların da görüşülmesi bekleniyor.
MGK ise, saat 14.00te Çankaya Köşkünde toplancak. Kurulda, Kıbrısla ilgili yeni yol haritası ne olacak? sorusuna yanıt aranacak. Bu toplantıların ardından hafta içinde KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile de bir durum değerlendirmesi yapılabileceği belirtiliyor.
| Erdoğan: Başka referandum olmaz |
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrısta yeni bir referanduma gidilebileceğine inanmadığını söyledi. |
|
Atina |
|
25 Nisan 2004 Erdoğan, Atinada yayımlanan Elefterotipia gazetesine, Referandum sonuçları, Kıbrısta sorunun çözülmesi yönündeki çabalar ve Türk-Yunan ilişkileri konulu demeç verdi |
|||
Annan planının Kıbrısta soruna çözüm getirilmesi için son şans anlamı taşıyıp-taşımadığı ve BMnin bundan sonraki girişiminin ne olacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, Türkiye, Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde çözülebileceğine daima inandı. BM Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu plan, gerek Rum gerekse Türk tarafını tam olarak tatmin etmiyor, anc
ak Genel Sekreterin de ifade ettiği gibi, kaçınılmaz uzlaşma anlamı taşıdığı gibi, iki tarafın isteklerinin dengelenmesi için çaba içeren unsurlardan oluşuyor diye konuştu.Başbakan Talat Brüksel yolcusu
| KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Komitesi tarafından, referandumlardan çıkan sonucu değerlendirmek üzere bir davet aldığını ve yarın Brüksele gideceğini açıkladı. | ||||||
|
Lefkoşa NTV |
||||||
|
25 Nisan 2004 Başbakan Talat, toplantı davetini referandum tarihinden bir gün önce aldığını söyledi. |
Mehmet Ali Talat, referandum sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından, Kıbrıs Türk tarafının izolasyonuna son verecek diplomatik atakta bulunulacağını ve bu konudaki çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Komitesi toplantısına katılmasına yönelik daveti, referandum tarihinden bir gün önce aldığını belirtti.
Talat, komitenin, salı günü yapılacak toplantıların ardından Avrupa Parlamentosuna yönelik bir tavsiye kararı üreteceğini ve bu toplantı
KKTCde koalisyona devam kararı
|
Lefkoşa NTV |
|||||
KKTCde Dışişleri Bakanı ve koalisyonun küçük ortağı Demokrat Partinin Genel Başkanı Serdar Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi ile hükümete devam edeceklerini açıkladı.
|
25 Nisan 2004 KKTC Başbakanı ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş, öğleden sonra bir araya gelerek, dünkü referandumun sonucunu ve hükümetin durumunu değerlendirdi. |
Demokrat Partinin Genel Başkanı Serdar Denktaş, görüşmede diğer konuların yanında hükümet ortaklığına devam edilip edilmemesi konusunu ele aldıklarını belirtti.
Birbirimizden daha iyi ortak bulamayacağız ifadesini kullanan Serdar Denktaş, Görüşmeden devam kararı çıktı dedi.
DE SOTODAN VEDA ZİYARETİ
Bu arada, Serdar Denktaş, Talat ile birlikte, yarın saat 16.00da Başbakanlığı ziyaret edecek Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ile bir araya geleceklerini bildirdi.
De Sotonun ilk kez başbakanlığı ziyaret edeceğine dikkat çeken Serdar Denktaş, Herhalde veda ziyaretinde bulunacak dedi.
| Ambargonun kaldırılmasına Rum engeli |
|
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTCnin tanınmasının sözkonusu olmadığınısöyleyerek, kuzeye yönelik ambargoların kaldırılmasına da karşı çıkacaklarının işaretini verdi. |
|
Lefkoşa |
|
25 Nisan 2004 Öte yandan Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da, Rumların, Türkiyeye ABden üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih verilmesine hemen "evet" demeyeceklerini de ima etti. |
|||
Referandumdan bir gün sonra yabancı basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Papadopulos, Rumların kendi endişelerini dikkate almayan bir planı kabul etmediklerini, Kıbrıslı Rumların etnik ve fiziki bölünmeyi engellemek için Annan Planını reddettiğini söyledi.
Kıbrıslı Türkler, onlara arkamızı döndüğümüzü sanmasın diyen Papadopulos, Yarından itibaren, Avrupa Birliği muktesebatı çerçevesinde, Kıbrıslı Türklere yönelik yeni açılımlar hazırlayacaklarını kaydetti.
| Rumlar ABdeki gelişmelerden kaygılı |
|
Kıbrısta dün yapılan referandumlarda Annan planına yüksek oranda hayır diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bu kararın AB içinde getirebileceği bazı sonuçlardan endişe duyuyor. |
|
Lefkoşa |
|
25 Nisan 2004 Rum kesimindeki gazetelerin büyük bölümü, bugün yaptıkları değerlendirmelerde, Brükseldeki ortamın olumsuzluğuna dikkat çekerek, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun kısa süre içinde önemli sorunlarla karşılaşabileceğini belirtti. |
|||
Rum kesiminde yapılan analizler çerçevesinde, Papadopulosun üstesinden gelmesi gerektiği belirtilen sorunlar, ana başlıklar halinde şöyle:
AKEL ile işbirliğinin geleceği: Annan planının değerlendirilmesi aşamasında, AKEL ile Papadopulos arasında ideolojik çatlakların oluştuğuna işaret eden uzmanlar, Papadopulosun, AKEL ve aşırı sağ ile olan işbirliğinde denge araması gerekeceğini kaydediyorlar.
Kıbrıslı Türklerle ilişkiler: ABnin KKTCye yönelik bazı açılımlar hazırlığında olduğunu bilen Papadopulosun, bu önlemlerin önüne geçebilmek amacıyla, yeni önlemler paketi ilan edeceği
Kıbrısta taşlar yerinden oynadı
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, hiçbir milletin, ülkesini, milletini ucuza kaptırmanın alçaklığını yaşamayacağını belirterek, Bu böyle biline dedi.
Kıbrısta yaşayan iki halkın, sandık başına giderek Annan Planı hakkındaki hür iradelerini ortaya koyduklarını ifade eden Erdoğan, dün itibariyle Adada Kıbrıslı Türklerin iradelerini plana evet yönünde, Rumların ise hayır yönünde koyduklarının anlaşıldığını söyledi.
Referandum sonuçlarını, demokratik bir olgunluk içerisinde karşıladıklarını hatta çok daha önceden çıkacak sonucu bu olgunluk içerisinde karşılayacaklarını söylediklerini kaydeden Erdoğan, her iki halkın sandığa yansıyan iradesine de saygı duyduklarını dile getirdi.
Erdoğan, bu sonuçların Kıbrıs için olumlu neticeler doğurduğuna inandığını belirterek, şöyle konuştu:
Referandum sonuçlarına saygı göstermekle birlikte, beklentinin dışında, bundan farklı bir sonucun ortaya çıkması yönünde bir netice beklediğimizi de açıkça ifade etmek istiyorum. Bunu gizlemenin bir anlamı yok. Adada yaşayan her iki halk da Adada kalıcı ve adil bir barışa zemin hazırlasın, Annan Planına da evet desin, bunu isterdik. Ama bu olmadı. Bu noktada Kıbrıs Türk halkının iyi niyetli ve barıştan yana
tavrının, bütün dünya tarafından hakkaniyet çerçevesinde değerlendirileceğinden hiç kuşku duymuyorum. Son Annan Planı ile ilgili müzakerelerin başından sonuna kadar Türk tarafının Kıbrısta çözüm isteyen, yapıcı ve aktif taraf olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu tavrımızın, meselenin yıllara dayalı, alışılmış dengelerini değiştirdiği ve yıllar yılı -buranın altını çiziyorum- çözümden kaçan taraf olmakla suçlanan Türk tarafının imajını tamamen değiştirdiği dünya kamuoyunun ortak fikridir.Şimdi yapılması gereken, gerek Türkiyenin, gerek KKTCnin barış yolunda attığı bu büyük adıma, uluslararası camianın, aynı sıcak yaklaşımla karşılık vermesidir. Rum tarafının, Annan Planına hayır demesinin, Türk tarafının baştan beri ortaya koyduğu yapıcı gayreti görü
lmez hale getirmesi mümkün değildir. Artık Kıbrısta taşlar yerinden oynamıştır. Ve bugünden sonra Kıbrıs hakkında söz söyleyecek herkesin, bu yeni tabloyu hesaba katarak konuşması gerekecektir.Lehimize şekillenen bu yeni tabloyu diplomasimiz açısından son derece önemli ve ileri bir adım olarak görüyoruz.
AB ZEMİNİNDE HAK ETTİĞİ KARŞILIK
Erdoğan, AB ile müzakerelerin doğrudan şartı olmayan bu önemli konuda Türk tarafı olarak atılan pozitif adımların Türkiye hanesine yeni artı puanlar yazdırmasını beklediklerini vurgulayarak, ABnin sahip olduğu öz değerler açısından Türkiyenin son dönemde ortaya koyduğu yaklaşımın, daha önceki dönemlerle farkını netleştirmenin bir şart ve yükümlülük haline geldiğini söyledi.
Bu beklentilerin AB zemininde hak ettiği karşılığı bulacağına inançlarının tam olduğunu dile getiren Erdoğan, Kıbrıs müzakerelerinde emeği geçen TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri bürokratları, Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serda
r Denktaş ve Dışişleri yetkililerine teşekkür etti.New York sürecinin başlamasında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın da katkısı olduğuna işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Fakat bir gerçeği söylemeden de edemeyeceğim. Lütfen bu yanlış anlaşılmasın, hiçbir zaman kişisel bazı sıkıntıların kaynağı Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olmamıştır. Bunu böyle gösterme gayreti içinde olanlar olmuştur. Biz hiçbir zaman karalama kampanyası içine girmedik. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve temsil ettiği Türkiye,
çok büyük bir devlettir de onun için. Böyle bir şeye de zaten giremezdik. Böyle bir şeye de gerek yoktu.BİRLİĞİNİZİ, BERABERLİĞİNİZİ BOZMAYINIZ
Hiçbir millet, ülkesini de milletini de ucuza kaptırmanın alçaklığını yaşamaz. Bu böyle biline diyen Erdoğan, kimsenin bu noktada kendisini milletin üstünde kabul etmemesi gerektiğini belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:
Bir taraftan, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyeceğiz, ondan sonra da hayır bu böyle değil, şöyledir diyeceksiniz, olmaz. Biz o iradeyi dikkate alıyoruz, milletin iradesini demokrasinin tartışılması mümkün olmayan temel değeri olarak görüyoruz. İşte bu anlayışımızdır ki Türkiyeyi ve KKTCyi, uluslararası camia nezdinde, pozitif taraf haline getirmiştir. Ben referandum ile birlik
te açılan yeni sayfanın olumlu sonuçlar getireceğine inanıyorum. Bir şeyin altını da çizmem gerekiyor. Adada yeni ortaya çıkan bu durum sebebiyle inanıyorum ki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bir fırsatı kaçırmıştır. Ben yine inanıyorum ki, artık Adada yeni bir durum ortaya çıkmıştır. Uluslararası camia, artık bunu gerektiği şekliyle değerlendirecek ve bugüne kadar uluslararası bütün aktivitelerde, bütün insani, insan hakları açısından, hukukun üstünlüğü açısından tecrit ve dışlama politikasının uygulandığı KKTCye karşı bu politikalar son bulacaktır. Türkiyenin başbakanı olarak her durumda ve her şart altında Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olacağımızı ve davalarını, davamız bileceğimizi bir kere daha ifade ediyorum. Buradan, seslenerek bir şeyi daha rica ediyorum:Birliğinizi, beraberliğinizi bozmayınız. O birlik, size güç katacaktır. Bu bir referandumdu, oldu ve bitti. Demokratik hakkınızı ve iradenizi en güzel şekliyle ortaya koydunuz ama bundan sonra birbirimizi KKTCde bugüne kadar nasıl olduysa, aynı sevgi içerisinde, aynı saygı içerisinde karşılayacak, sevecek ve hep birlikte KKTC için diyeceğiz. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz anlayışıyla, yaklaşımımızı sürdüreceğiz.
HALKIN SESI 26/04/2004
Talat: Denktaş bir kenarda dursun
Başbakan Mehmet Ali Talat
, referandum sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından Kıbrıs Türk tarafının izolasyonuna son verecek diplomatik atakta bulunulacağını açıkladı.Referandumda ortaya çıkan sonuçların ardından Kıbrıs Türk tarafının cezalandırılamayacağının altını çizen Talat, Türk tarafının yapacağı diplomatik atağın hangi noktalarda olacağının değerlendirildiğini kaydetti.
Başbakan Mehmet Ali Talat, referandum sonuçlarını değerlendirmek üzere bugün saat 19:00da Brüksele hareket ediyor.
Talat, Avrupa Birliği Savunma ve Güvenlik Komitesi tarafından referandumlardan çıkan sonucu değerlendirmek üzere bir davet aldığını ve bu toplantıya katılarak sonuçların değerlendirmesine katkı yapacaklarını söyledi.
Toplantıya, Kıbrıs Avrupa Birliği Karma Parlamento Heyeti Başkanının da katılacağını ifade eden Talat, toplantı davetini referandum tarihinden bir gün önce aldığını ve referandumdan olumsuz bir sonuç çıkacağının düşünülerek yapıldığını kaydetti.
Komitenin yapılacak toplantıların ardından Avrupa Birliği parlamentosuna yönelik bir tavsiye kararı üreteceğini ve bunun etkisini de dikkate alarak bu toplantıya büyük önem verdiklerinin altını çizen Başbakan Talat, Birleşmiş Milletler ile de daha önce uyum konusunda başlatılan çalışmalar bulunduğunu, bunların da Brükselde değerlendiril
eceğini ve bu çalışmaların da sürdürülmesi için girişimlerine devam edeceklerini belirtti.TÜRKİYEYE BAĞLANMA ANLAYIŞI TARİHE MAL OLDU
Diplomatik atağın neleri kapsadığına, Türkiyeye bağlanmanın gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Başbakan Mehmet Ali Talat, Türkiyeye bağlanma politikalarının dünya gerçeklerine uymadığını, bunun olamayacağının ortaya çıktığını belirterek Bu anlayış tarihe mal oldu dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından şiddetle yasaklandığına da dikkati çeken Talat, bunun dünya ile uyumlu bir adım olup olmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Başbakan Talat, bunların yerine Kıbrıs Türklerinin izolasyondan kurtulması vizyonunu
ile çözüm ve Avrupa Birliğine bütünleşme isteğini ön plana çıkarmanın daha doğru olacağı inancı içerisinde olduğunu ifade ederek, geri tepebilecek ve yakalanan ivmenin yitirilmesine yol açacak politikalar yerine, kabul edilebilir ve Avrupa Birliği değerleriyle uyumlu politikaların gündeme getirilmesinin doğru olacağını kaydetti.CUMHURBAŞKANI KENARDA DURSUN
Başbakan Mehmet Ali Talat, referandum ile ortaya çıkan olumlu sonucu daha önceden de sağlamanın mümkün olduğunu, ancak bunun istenmediğini savunarak, cumhurbaşkanını da bu nedenle istifaya çağırdığını söyledi.
Cumhurbaşkanının Kıbrıs Türk halkını temsil etmediğinin artık her bakımdan kanıtlandığını ileri süren Başbakan Talat, bu nedenle Denktaşın bir kenarda durması ve bundan sonra yapılacak diplomatik atağı hükümetin yürütmesi gerektiğini kaydetti.
40 YILDAN BU YANA İLK KEZ
Gelinen sürecin Türkiye ile işbirliği içerisinde götürüldüğünü belirten Talat, Kıbrıs Türk halkının 40 yıldan sonra ilk kez önemli bir öncülük alarak, dünyada onay ve destek gördüğünü
ifade etti.Başbakan Talat, referandum sonuçları açıklanmasının hemen öncesi ve sonrasında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüş alış verişinde bulunarak durum değerlendirmesi yaptığını anlattı ve Kıbrıs Türkünün izolasyondan kurtulması için atılacak adımlarla ilgili olarak önümüzdeki günlerde birlikte bir istişarede bulunmayı beklediğini söyledi. Bunun avantajını kullanmamız ve diplomatik bir atak başlatmamız gerekiyor şeklinde konuşan Talat, ancak bu atak
içerisinde Cumhurbaşkanı Denktaş gibi çözümsüzlük yanlısı olduğu ve çözümsüzlüğü savunduğu belli olan birisinin baş rol oynayamayacağını söyledi.HİÇBİR ŞEY ÇÖZÜMÜN YERİNİ TUTAMAZ
Hiçbir şeyin çözümün yerini tutamayacağının altını çizen Talat, büyük bir avantaj elde edildiğini ve bundan yararlanarak günlük yaşamdaki diğer bazı unsurların iyileştirilebileceğini, ancak bunun çözümün yerini tutamayacağını söyledi. Biz evet diyerek sözümüzü tuttuk. Şimdi uluslar arası topluma ve Avrupa Birliğine görev düşüy
or diyen Talat, Rum tarafından çıkan hayır sonucuyla ilgili Rumlar Türklerle yaşamak istemiyor yönündeki yorum için erken olduğunu ifade etti.Referandumun yenilenmesi gibi bir tutum içinde olmadıklarını belirten Başbakan Talat, Biz görevimiz yaptık. Referandumda evet dedik. Dolayısıyla referandumun veya başka herhangi bir adımın atılıp atılmayacağı uluslar arası toplumun ve Rum tarafının işidir. Bir daha düşünsünler ve bize öneride bulunsunlar. Aynı şeyi kaç kez tekrarlayacağız.
Başbakan Talat, yaşana
n son gelişmelerin ardından, Rum tarafının 1 Mayısta ABye üyeliğinin zorluklar yaşayacağını da ifade ederek, gerekli hazırlıkları yapmakta olduklarını ve sonraki sürecin de Rumlar için zor olacağını kaydetti. Bunun uyumu sağlanmış bir hükümetle mümkün olabileceğine işaret eden Başbakan Talat şöyle devam etti:Bu konuyu hükümette henüz değerlendirmedik. Önce parti olarak değerlendiriyoruz. Hükümet ortağımız da mutlaka parti olarak değerlendirecek. Bütün bunlar sonucunda da bir araya gelip genel bir değerlendirme yapacağız. Hükümetimizin nasıl devam edeceğini, hangi zeminler üzerinde devam edeceğini değerlendireceğiz, konuşacağız ve bu süreci hep beraber götüreceğiz..
DPNİN PARTİ İÇİ SORUNLARI NEDENİYLE HÜKÜMET KRİZİ OLABİLİR
Demokrat Parti tabanının en fazla yüzde 60lık bir kesiminin hayır dediğini, geriye kalan kısmının ise eveti desteklediğini söyleyen Başbakan, Demokrat Parti ve Genel Başkanı Serdar Denktaşın özellikle son 3 ay içerisinde sürece son derece olumlu katkılar koyduğunu ifade etti.
Serdar Denktaş ve partisini tamamen hayır cephesi içerisinde görmenin yanlış olduğunu kaydeden Talat, hükümet krizi olabileceğini, ancak bunun nedeninin DPnin hayır demesi değil, parti içinde yaşanan bazı sorunlardan kaynaklanabileceğini kaydetti.
Mecliste son derece sınırlı ve zayıf olarak nitelendirilebilecek bir çoğunlukları olduğuna işaret eden Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümetin zorda kalabileceği gelişmelerin her an için mümkün olduğunu dile getirdi. Talat, DPde bugün söz konusu olan iki milletvekilinin uzaklaştırılması durumunun gerçekleşmesi ihtimalini göz önünde bulundurarak, hükümette herhangi bir krizin yaşanmayacağını söylemesinin mümkün olmadığını belirtti.
ERKEN SEÇİM DİPLOMATİK ATAĞI ZORA SOKAR
Bu aşamada erken seçimin gündeme gelmesinin Kıbrıs Türk tarafının diplomatik atağını zorlayacağını da kaydeden Talat, Erken seçimden kaçmayız. Gündeme gelmesi halinde destekleriz. Ancak tek kaygımız bu aşamada başlatacağımız diplomatik atağın bundan zarar görmesidir şeklinde konuştu.
Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın istifa etmesi halinde erken seçimin gündeme getirilebileceğini de sözlerine ekledi.
HALKIN SESI 26/04/2004
Ambargoların kardırılmasına karşıyız
Papadopulos, yabancı gazeteciler için yaptığı basın toplantısında, Rum tarafının müzakereye açık olduğunu ve çözüm için çaba harcamayı sürdüreceğini ifade etti.
Uluslararası toplumun gelişmeleri değerlendirdikten sonra yeni bir çözüm imkanı olup olmadığına bakacağına inandığını söyleyen Papadopulos, ''Şimdi sahnede AB de var. Çözüme olan ihtiyaç ortadadır ve bu ihtiyaca yanıt bulunacaktır. Bu çerçevede yeni bir hareketlenme ve girişim olacağı kanısındayım'' dedi.
Sorular üzerine, müzakere sürecinin tekrar başlaması halinde bunun BM gözetiminde olabileceğini söyleyen Papadopulos, bunun BM Güvenlik
Konseyi kararı çerçevesinde olduğunu belirtti. Papadopulos, ''Kıbrıs'ta topluluklar arasında diyalog olduğunu, bu diyalogun sürmesini arzu ettiklerini, ancak çözüm gibi karmaşık bir konuda BM gibi bir uluslararası kuruluşa ihtiyaç duyulduğunu'' söyledi.
Kıbrıslı Türklerin AB'nin nimetlerinden faydalanmaları için ''imkanlar ve kurallar'' çerçevesinde tüm çabayı göstereceklerini de belirten Papadopulos, ''Bu konu, yarın Lüksembourg'da yapılacak AB genel işler toplantısında ele alınacak. Bu çerçevede şimdiden benim açıklama yapmam doğru olmaz, ancak kuzeyin ekonomik açıdan güçlendirilmesi ve Kıbrıs Türklerinin rahatlatılması, bizim açımızdan doğru bir politikadır. Kıbrıslı Rumlar sırtlarını Kıbrıslı Türk
vatandaşlarına dönmüyorlar. Kıbrıslı Türklerin, ülkelerinin AB'ye girişinin nimetlerinden yararlanmaları için elimizden geleni yapacağız'' dedi.
13 Haziran'da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerine de değinen Papadopulos, Rum siyasi partilerine Türk adayları da listelerine almaları için çağrıda bulunduğunu belirtti.
AB'NİN TEPKİSİ
Kıbrıs Rum yönetiminin, referandum sonucu nedeniyle AB içinde soğuk karşılanacağına ilişkin soruları da yanıtlayan Papadopulos, referandumun demokratik bir süreç olduğunu ve halkın demokratik hakkını kullandığı için cezalandırılacağını sanmadığını söyledi.
Bu sonuçla Rum kesiminin uluslararası imajının zedelendiğini kabul ettiğini belirten Papadopulos, şöyle konuştu:
''Bu durumun farkındayız, ancak herkese, referandumda hayır dememizin kötü niyetimizden kaynaklanmadığını anlatacağız. Bu tutumumuzu aktarmak için büyükelçilerimiz ve görevlendireceğim özel temsilciler çalışacaktır. Umarım dünya basını 'iyi adam-kötü adam' nitelemesi kolaylığına düşmeden bizim görüşlerimizi de aktarır. Onun dışında AB'de ne olacak? Devlet yemeğinde bana
servis yapmayacaklar mı?''Papadopulos, ''Bu plan söylediğim gibi ortadan kaybolmayacaktır. Bizim arzumuz, Kıbrıslı Türklerin herhangi bir hakkını ihlal etmeden, plan üzerinde gerekli değişiklikleri yapmaktır. Bizim talebimiz bu. Türk tarafından adada iki ayrı devletin söz konusu olduğu biçiminde açıklamalar yapıldığı için üzgünüm. Çözüm çabası sürecektir'' diye konuştu.
NİYE ''HAYIR''
Öte yandan, referandumda hayır sonucu çıkmasının, Rum tarafının ''haklı isteklerinin dikkate alınmamasından kaynaklandığını'' savunan Papadopulos, bu isteklerin Annan planının ruhuna uygun olduğunu, BM'nin kendisini teyit etmiş olmasına rağmen, Türk taleplerinin karşılanması gerektiği yoluna gidildiğini söyledi.
Papadopulos, şöyle devam etti:
''Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal'in sunduğu 11 öneri, ki özellikle AB çerçevesinde olanlar, hemen tamamıyla kabul gördü. Bizim taleplerimiz ise dikkate alınmadı. Burgenstock'ta benim dışımda hiç kimsenin ciddi müzakere çabası yoktu. Herkes bir an önce sonuç aşamasına
varmak için zaman geçiriyor gibi görünüyordu.Sonuçta, görüşmelere katılan herkesin Türkiye'yi tatmin etmek ve Kıbrıs Türklerinin evet demesini sağlamak çabası içinde olduğunu gördük. Fakat bu arada, çok daha büyük Rum toplumunun da plana evet demesi için ikna edilmesi gerektiği unutuldu.''
Kıbrıslı Rumların adada Türk birliklerinin bulunması ve 1960 anlaşmalarını da aşan bir çerçevede garanti anlaşmasının planda yer almasını kabul etmediklerini söyleyen Papadopulos, ''Bu anlaşma, Kıbrıs'ın 1974'de işgali için Türkiye tarafından gerekçe olarak kullanılmıştır. Olay yalnızca adadaki Türk birlikleri meselesi değildir. Unutulmamalı ki, Türkiye yalnızca 40 mil uzaklıktadır ve 8
saat içinde adaya tankıyla topuyla bir tugay indirebilecek durumdadır'' diye konuşt
u.Kıbrıslı Rumların planda 45 bin Türk yerleşimciye vatandaşlık verilmesi ve 20-25 binine daha oturma izni ve daha sonra tabiyet verilmesine karşı olduğunu söyleyen Papadopulos, Türk yerleşimcilerin dün oy kullanmalarına izin verilmesinin de Rum halkı tarafından anlaşılamadığını kaydetti.
Papadopulos, ''Kıbrıslı Rumlar göçmenlerin evlerine dönmelerine imkan tanımayan bu planı onaylamadılar. Bu planda 2023 yılında bile yalnızca Türkçe konuşan bölgenin nüfusunun yüzde 18 kadarı Rumun yerleşmesine izin veriliyor. Ayrıca plana konan tazminatların yeni kurulacak devlete aktarılması konusu da Rumlar tarafından reddedilen bir noktadır. Biz Kıbrıs sorununun çözümünü reddetmedik. Bu çözüm yöntemini reddettik'' diye konuştu.
HALKIN SESI 26/04/2004
Diplomasi atağı
!Kıbrıslı Türkler, ezici bir çoğunlukla verdikleri karar neticesinde yeni bir dönemi başlattı. Kıbrıslı Türkler dünyayla bütünleşmek, uluslarası hukuk temelinde yaşamak, Kıbrıs
sorununu çözmek istiyor. Cumhurbaşkanı Denktaşın politikalarını % 65le tarihe gömen halkımız, artık yeni bir kaptanla, yeni ufuklara açılacak, yeni dönem geçmişte kalan
vizyonlara da yer olmayacak.
Rauf Denktaşın Kıbrıs Türk halkını temsil etmediğinin artık her bakımdan kanıtlandığını belirten Başbakan Talat, bu nedenle Denktaş'ın bir kenarda durması ve bundan sonra yapılacak
diplomatik atağı hükümetin yürütmesi gerektiğini yineledi.
TC Başbakanı Erdoğan: Artık Kıbrıs'ta taşlar yerinden oynamıştır. Ve bugünden sonra Kıbrıs hakkında söz söyleyecek herkesin, bu yeni tabloyu hesaba katarak konuşması gerekecektir.
Başbakan Talat, Avrupa Birliği Savunma ve Güvenlik Komitesi tarafından referandumlardan çıkan sonucu değerlendirmek üzere bir davet aldığını ve bu toplantıya katılarak sonuçların değerlendirmesine katkı yapacaklarını söyledi.
Başbakan Talat, Kıbrıs Türklerinin izolasyondan kurtulması vizyonunu ile çözüm ve Avrupa Birliğine bütünleşme isteğini ön plana çıkarma peşinde olacaklarını belirterek; geri tepebilecek ve yakalanan ivmenin yitirilmesine yol açacak politikalar yer
Başbakan Mehmet Ali Talat, referandum sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından Kıbrıs Türk tarafının izolasyonuna son verecek diplomatik atakta bulunulacağını açıkladı.
Referandumda ortaya çıkan sonuçların ardından Kıbrıs Türk tarafının cezalandırılamayacağının altını çizen Talat, Türk tarafının yapacağı diplomatik atağın hangi noktalarda olacağının değerlendirildiğini kaydetti.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, referandum sonuçlarını değerlendirmek üzere yarın Brüksele gidiyor.Talat, Avrupa Birliği Savunma ve Güvenlik Komitesi tarafından referandumlardan çıkan sonucu değerlendirmek üzere bir davet aldığını ve bu toplantıya katılarak sonuçların değerlendirmesine katkı yapacaklarını söyledi.
Toplantıya, Kıbrıs Avrupa Birliği Karma Parlamento Heyeti Başkanının da katılacağını ifade eden Talat, toplantı davetini referandum tarihinden bir gün önce aldığını ve referandumdan olumsuz bir sonuç çıkacağının düşünülerek yapıldığını kaydetti.
Komitenin yapılacak toplantıların ardından Avrupa Birliği parlamentosuna yönelik bir tavsiye kararı üreteceğini ve bunun etkisini de dikkate alarak bu toplantıya büyük önem verdiklerinin altını çizen Başbakan Talat, Birleşmiş Milletler ile de daha önce uyum konusunda başlatılan çalışmalar bulunduğunu, bunların da Brükselde değerlendirileceğini ve bu çalışmaların da sürdürülmesi için girişimlerine devam edeceklerini belirtti.
Türkiyeye entegrasyon tarih oldu!
"Diplomatik atağın neleri kapsadığına, Türkiyeye bağlanmanın gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Başbakan Mehmet Ali Talat, Türkiyeye bağlanma politikalarının dünya gerçeklerine uymadığını, bunun olamayacağının ortaya çıktığını belirterek Bu anlayış tarihe mal oldu dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından şiddetle yasaklandığına da dikkati çeken Talat, bunun dünya ile uyumlu bir adım olup olmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Başbakan Talat, bunların yerine Kıbrıs Türklerinin izolasyondan kurtulması vizyonunu ile çözüm ve Avrupa Birliğine bütünleşme isteğini ön plana çıkarmanın daha doğru olacağı inancı içerisinde olduğunu ifade ederek, geri tepebilecek ve yakalanan ivmenin yitirilmesine yol açacak politikalar yerine, kabul edilebilir ve Avrupa Birliği değerleriyle uyumlu politikaların gündeme getirilmesinin doğru olacağını kaydetti.
Hükümet krizi var mı?
Hükümetin Geleceğine ilişkin soruları da yanıtlayan Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümette şu an için bir krizin söz konusu olmadığını, ancak bunu ihtimal dışı da tutmadıklarını belirtti.
Bu aşamada erken seçimin gündeme gelmesinin Kıbrıs Türk tarafının diplomatik atağını zorlayacağına da dikkati çeken Talat Erken seçimden kaçmayız. Gündeme gelmesi halinde destekleriz. Ancak tek kaygımız bu aşamada başlatacağımız diplomatik atağın bundan zarar görmesidir şeklinde konuştu.
Talat, Cumhurbaşkanının istifa etmesi halinde erken seçimin gündeme getirilebileceğini de sözlerine ekledi. (tak)
YENIDUZEN 26/04/2004
Yeni bir referanduma inanmıyorum
TC Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrısta yeni bir referanduma gidilebileceğine inanmadığını söyledi.
Erdoğan, Atinada yayımlanan Elefterotipiya gazetesine, Referandum sonuçları, Kıbrısta sorunun çözülmesi yönündeki çabalar ve Türk-Yunan ilişkileri konulu demeç verdi.
Annan planının Kıbrısta soruna çözüm getirilmesi için son şans anlamı taşıyıp-taşımadığı ve BMnin bundan sonraki girişiminin ne olacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, Türkiye, Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde çözülebileceğine daima inandı. BM Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu plan, gerek Rum gerekse Türk tarafını tam olarak tatmin etmiyor, ancak Genel Sekreterin de ifade ettiği gibi,
kaçınılmaz uzlaşma anlamı taşıdığı gibi, iki tarafın isteklerinin dengelenmesi için çaba içeren unsurlardan oluşuyor diye konuştu.Erdoğan, Uluslararası toplumun da ekseriyetle buna inandığını vurguladı ve Uzun zaman için yeni bir girişimde bulunulacağına inanmak zor. Genel Sekreter, referandumlardan hayır çıkması halinde planın geçersiz sayılacağını söylemişti. Bu koşullar altında yeni bir referanduma gidilebileceğine inanmıyorum dedi.
YENIDUZEN 26/04/2004
Kurnazlığı bırak
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, tarihi referandumun ardından yaptığı açıklamada, "Hiçbir millet, ülkesini de milletini de ucuza kaptırmanın alçaklığını yaşamaz. Bu böyle biline" diye sert çıktı ve Cumhurbaşkanı Denktaş'a mesajlar gönderdi:
Kurnazlığı bırak
SANDIĞA YANSIYAN İRADEYİ İYİ DEĞERLENDİR: Başbakan Erdoğan, demokrasiye tahammül edemeyen ve halk iradesini içine sindiremeyenlerin, maksatlarını, hamasi söylemlerin arkasına gizleme kurnazlığını bırakmaları gerektiğini söyledi ve Kıbrıs Türk halkının sandığa yansıttığı
iradenin, özellikle yıllar yılı, çözümsüzlüğü çözüm bilen zihniyetler tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydettiBİZ KIBRIS TÜRKÜ'NÜN İRADESİNİ DİKKATE ALIYORUZ: Erdoğan, kimsenin bu noktada kendisini milletin üstünde kabul etmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Bir taraftan, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyeceğiz, ondan sonra da 'Hayır bu böyle değil, şöyledir' diyeceksiniz, olmaz. Biz o iradeyi dikkate alıyoruz" dedi
KIBRIS'TA TAŞLAR YERİNDEN OYNADI: "Artık Kıbrıs'ta taşlar yerinden oynamıştır. Ve bugünden sonra Kıbrıs hakkında söz söyleyecek herkesin, bu yeni tabloyu hesaba katarak konuşması gerekecektir" diyen Erdoğan, şöyle konuştu: "Hiçbir zaman kişisel bazı sıkıntıların kaynağı TC hükümeti olmamıştır. Bunu böyle gösterme gayreti içinde olanlar olmuştur. Biz hiçbir zaman karalama kampanyası içine girmedik. Fakat zaman zaman görüyorum ki, bazı böyle haddi tecavüz eden ifadeler kullanılıyor. Bunlar çok çirkin, bunlar yakışıksız"
Kıbrıs'ta önceki gün yapılan tarihi referandumlarda Türk tarafının "evet" Rum tarafınsa "hayır" demelerinin ardından yeni bir döneme girilirken, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sert ve anlamlı mesajları dün de sürdü.
Referandum sonuçlarının netleşmesinin hemen ardından kameraların karşısına geçen ve halk tarafından "garip" karşılanan açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, yürüttüğü "hayır" kampanyasının amacına ulaştığını iddia etmiş ve istifasını gerektirecek bir durum bulunmadığını açıklamıştı.
Kamuoyunun şaşkınlıkla izlediği Denktaş'ın bu açıklamasına, Başbakan Erdoğan'ın yanıtı gecikmedi.
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderdiği mesajda, Kıbrıs Türkü'nün sandığa yansıttığı iradeyi dikkate almaya ve "kurnazlığı" bırakmaya çağırdı.
Kendilerinin bu iradeyi dikkate aldığının altını çizen Erdoğan, "Hiçbir millet, ülkesini de milletini de ucuza kaptırmanın alçaklığını yaşamaz. Bu böyle biline" diye de sert çıktı.
Başbakan Erdoğan, demokrasiye tahammül edemeyen ve halk iradesini içine sindiremeyenlerin, maksatlarını, hamasi söylemlerin arkasına gizleme kurnazlığını bırakmaları gerektiğini söyledi ve Kıbrıs Türk halkının sandığa yansıttığı iradenin, özellikle yıllar yılı, çözümsüzlüğü çözüm bilen zihniyetler tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Erdoğan, parti genel merkezinde düzenlenen il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta yapılan referandum ve Kıbrıs konusu üzerinde durdu.
Biz yola iyi niyetle çıktık
Kıbrıs'ta yaşayan iki halkın, önceki gün sandık başına giderek Annan Planı hakkındaki hür iradelerini ortaya koyduklarını ifade eden Erdoğan, dün itibariyle adada Kıbrıslı Türklerin iradelerini plana "evet" yönünde, Rumların ise "hayır" yönünde koyduklarının anlaşıldığını söyledi.
Referandum sonuçlarını, demokratik bir olgunluk içerisinde karşıladıklarını hatta çok daha önceden çıkacak sonucu bu olgunluk içerisinde karşılayacaklarını söylediklerini kaydeden Erdoğan, her iki halkın sandığa yansıyan iradesine de saygı duyduklarını dile getirdi.
Erdoğan, bu sonuçların Kıbrıs için olumlu neticeler doğurduğuna inandığını belirterek, şöyle konuştu:
"Burada bir gerçeğin de altını çizmek istiyorum. Yaklaşık 1-1.5 aydır bu konu çok konuşuldu, bizler bu konuda çok çalışmalar yaptık. Bu yola iyi niyetle çıktık. Samimiydik, bu samimiyetimizin neticesini de yine ben inanıyorum ki olumlu bir şekilde aldık.
Referandum sonuçlarına saygı göstermekle birlikte, beklentinin dışında, bundan farklı bir sonucun ortaya çıkması yönünde bir netice beklediğimizi de açıkça ifade etmek istiyorum. Bunu gizlemenin bir anlamı yok. Adada yaşayan her iki halk da adada kalıcı ve adil bir barışa zemin hazırlasın, Annan Planı'na da 'evet' desin, bunu isterdik. Ama bu olmadı. Bu noktada Kıbrıs Türk halkının iyi niyetli ve barıştan yana tavrının, bütün dünya tarafından hakkaniyet çerçevesinde değerlendirileceğinden hiç kuşku duymuyorum. Son Annan Planı ile ilgili müzakerelerin başından sonuna kadar Türk tarafının Kıbrıs'ta çözüm isteyen, yapıcı ve aktif taraf olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu tavrımızın, meselenin yıllara dayalı, alışılmış dengelerini değiştirdiği ve yıllar yılı -buranın altını çiziyorum- çözümden kaçan taraf olmakla suçlanan Türk tarafının imajını tamamen değiştirdiği dünya kamuoyunun ortak fikridir.
Herkes yeni tabloyu hesaba katarak konuşsun
Şimdi yapılması gereken, gerek Türkiye'nin, gerek KKTC'nin barış yolunda attığı bu büyük adıma, uluslararası camianın, aynı sıcak yaklaşımla karşılık vermesidir. Rum tarafının, Annan Planı'na 'hayır' demesinin, Türk tarafının baştan beri ortaya koyduğu yapıcı gayre
ti görülmez hale getirmesi mümkün değildir. Artık Kıbrıs'ta taşlar yerinden oynamıştır. Ve bugünden sonra Kıbrıs hakkında söz söyleyecek herkesin, bu yeni tabloyu hesaba katarak konuşması gerekecektir.Lehimize şekillenen bu yeni tabloyu diplomasimiz açısından son derece önemli ve ileri bir adım olarak görüyoruz."
"AB zemininde hak ettiği karşılık"
Erdoğan, AB ile müzakerelerin doğrudan şartı olmayan bu önemli konuda Türk tarafı olarak atılan pozitif adımların Türkiye hanesine yeni artı puanlar yazdırmasını beklediklerini vurgulayarak, AB'nin sahip olduğu öz değerler açısından Türkiye'nin son dönemde ortaya koyduğu yaklaşımın, daha önceki dönemlerle farkını netleştirmenin bir şart ve yükümlülük haline geldiğini söyledi.
Bu beklentilerin AB zemininde hak ettiği karşılığı bulacağına inançlarının tam olduğunu dile getiren Erdoğan, Kıbrıs müzakerelerinde emeği geçen TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, dışişleri bürokratları, Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve dışişleri yetkililerine teşekkür etti.
Haddi tecavüz eden ifadeler...
New York sürecinin başlamasında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da katkısı olduğuna işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Fakat bir gerçeği söylemeden de edemeyeceğim. Lütfen bu yanlış anlaşılmasın, hiçbir zaman kişisel bazı sıkıntıların kaynağı Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olmamıştır. Bunu böyle gösterme gayreti içinde olanlar olmuştur. Biz hiçbir zaman karalama kampanyası içine girmedik. Türkiye Cumhuriye
ti hükümeti ve temsil ettiği Türkiye, çok büyük bir devlettir de onun için. Böyle bir şeye de zaten giremezdik. Böyle bir şeye de gerek yoktu.Fakat zaman zaman görüyorum ki, bazı böyle haddi tecavüz eden ifadeler kullanılıyor. Bunlar çok çirkin, bunlar yakışıksız. Zaman, Türkiye Cumhuriyeti'nin 58. ve 59. hükümetlerinin bu konularda ne
kadar isabetli, ne kadar olumlu adımlar attığını gösterecektir. Tarihe artık bir kayıt olarak da düşülmüştür. Öyle zannediyorum ki çok partili dönemi kapsayan son 50 yılda özellikle Türkiye'nin diplomaside yaşadığı en başarılı olay olarak bunu gösterecektir. Peki bu süreç bitti mi? Netice alındı mı? Hayır. Bu süreç devam ediyor. Biz şu ana kadar nasıl Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olduysak, bundan sonra da yanında olacağız. Yalnız bırakmadık, bırakmayacağız."
"Hamasi söylemlerin arkasına gizlenme kurnazlığı"
Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda gösterdikleri yaklaşımı benimsemeyen, böyle demokratik bir süreçte centilmenlik dışı davranışlar sergileyen çevrelerin referandum sonucundan gerekli dersi almış olmalarını ümit ettiğini kaydetti.
Toplumsal iradeye ipotek koymanın, "ya sev, ya terk et" mantığı ile ülkesinde yaşayan insanları değerlendirmenin, hiçbir zaman insani bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Hiç kimseyi vatanından, sevmek veya terk etmek ikilemiyle karşı karşıya bırakamazsınız" dedi.
Demokrasiye tahammül edemeyen ve halk iradesini içine sindiremeyenlerin, maksatlarını, hamasi söylemlerin arkasına gizleme kurnazlığını bırakmaları gerektiğini ifade eden Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının sandığa yansıttığı iradenin, özellikle yıllar yılı, çözümsüzlüğü çözüm bilen zihniyetler tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
"Birliğinizi, beraberliğinizi bozmayınız"
"Hiçbir millet, ülkesini de milletini de ucuza kaptırmanın alçaklığını yaşamaz. Bu böyle biline" diyen Erdoğan, kimsenin bu noktada kendisini milletin üstünde kabul etmemesi gerektiğini belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bir taraftan, 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyeceğiz, ondan sonra da 'hayır bu böyle değil, şöyledir' diyeceksiniz, olmaz. Biz o iradeyi dikkate alıyoruz, milletin iradesini demokrasinin tartışılması mümkün olmayan temel değeri olarak görüyoruz. İşte bu anlayışımızdır ki Türkiye'yi ve KKTC'yi, uluslararası camia nezdinde, pozitif taraf haline getirmiştir. Ben referandum ile birlikte açılan yeni sayfanın olumlu sonuçlar getireceğine inanıyorum. Bir şeyin altını da çizmem gerekiyor. Adada yeni ortaya çıkan bu durum sebebiyle inanıyorum ki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bir fırsatı kaçırmıştır. Ben yine inanıyorum ki, artık adada yeni bir durum ortaya çıkmıştır. Uluslararası camia, artık bunu gerektiği şekliyle değerlendirecek ve bugüne kadar uluslararası bütün aktivitelerde, bütün insani, insan hakları açısından, hukukun üstünlüğü açısından tecrit ve dışlama politikasının uygulandığı KKTC'ye karşı bu politikalar son bulacaktır. Türkiye'nin başbakanı olarak her durumda ve her şart altında Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olacağımızı ve davalarını, davamız bileceğimizi bir kere daha ifade ediyorum. Buradan, seslenerek bir şeyi daha rica ediyorum:
Birliğinizi, beraberliğinizi bozmayınız. O birlik, size güç katacaktır. Bu bir referandumdu, oldu ve bitti. Demokratik hakkınızı ve iradenizi en güzel şekliyle ortaya koydunuz ama bundan sonra birbirimizi KKTC'de bugüne kadar nasıl olduysa, aynı sevgi içerisinde, aynı saygı içerisinde karşılayacak, sevecek ve hep birlikte KKTC için diyeceğiz. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz anlayışıyla, yaklaşımımızı sürdüreceğiz."
KIBRIS 26/04/2004
"Ambargoyu kaldırın"
Türk tarafı, büyük bir diplomatik seferberlik başlatıyor. Başbakan Talat, bugün Brüksel'e, ardından da Ankara ve Washington'a gidiyor... Gündem, ambargoların kaldırılması ve Kıbrıslı Türklerin dünyadan izolasyonuna son verilme
si...BRÜKSEL TRAFİĞİ YOĞUN: Referandumlardan Türk tarafından evet, Rum tarafından hayır çıkmasından sonra Türk tarafı büyük bir diplomatik seferberlik başlatıyor. Başbakan Talat, salı günü Brüksel'de, AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen'le görüşecek, Avrupa Parlamentosu Dışilişkiler, İnsan Hakları, Savunma ve Güvenlik Komisyonu'nun toplantısına katılacak
TALAT, AB YETKİLİLERİNE İKİ MEKTUP VERECEK: Başbakan Talat'ın Avrupa Birliği yetkililerine iki mektup götürmesi tasarlanıyor. Mektuplarda "hayır diyen Rum tarafı Avrupa Birliği'ne giriyor, evet diyen Türk tarafı cezalandırılıyor" itirazı yer alacak
ANKARA'DA DURUM DEĞERLENDİRMESİ: Brüksel'den Ankara'ya geçecek olan Başbakan Talat, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ve Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le değerlendirme toplantısı yapacak. Toplantıda Türk tarafının izleyeceği politikaların detayları ele alınacak. Talat, dün de TC Dışişleri Bakanı Gül ile telefon görüşmesi yaptı
POWELL'DAN DAVET: ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Başbakan Talat'ı önümüzdeki hafta Washington'a davet etmeye hazırlanıyor. Diplomatik kaynaklar, Amerika'nın KKTC'ye yönelik ambargoların kaldırılması konusunda bir paket hazırladığını ve Başbakan Talat'la bu paket üzerinde çalışılacağını kaydediyor
TALAT, KIBRIS'A KONUŞTU: Ta
lat, "Kıbrıs Türk halkına yapılan haksızlığı her platformda dile getireceğiz. Brüksel'de, Rumların ödüllendirilmesi ve Türklerin cezalandırılması noktasında gerekli girişimleri yapacağız" dedi. Talat, Annan Planı'ndaki mülkiyet rejiminin uygulanmasına yönelik öneriler bulunduğunu ama bir karar alınmadığını belirttiBaşaran DÜZGÜN
Referandumlardan Türk tarafından "evet", Rum tarafından "hayır" çıkmasından sonra, Türk tarafı büyük bir diplomatik seferberlik başlatıyor. Başbakan Talat, bugün Brüksel'de Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen'le görüşecek, Avrupa Parlamentosu Dışilişkiler, İnsan Hakları, Savunma ve Güvenlik Komisyonu'nun toplantısına katılacak.
Başbakan Talat'ın Avrupa Birliği yetkililerine iki mektup götürmesi tasarlanıyor. Mektuplarda "hayır diyen Rum tarafı Avrupa Birliği'ne giriyor, evet diyen Türk tarafı cezalandırılıyor" itirazı yer alacak.
Brüksel'den Ankara'ya geçecek olan Başbakan Talat, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ve Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le değerlendirme toplantısı yapacak. Toplantıda Türk tarafının izleyeceği politikaların detayları ele alınacak. Talat, dün TC Dışişleri Bakanı Gül ile telefon görüşmesi yaptı
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Colin Powell, Başbakan Talat'ı önümüzdeki hafta Washington'a davet etmeye hazırlanıyor. Diplomatik kaynaklar Amerika'nın KKTC'ye yönelik ambargoların kaldırılması konusunda bir paket hazırladığını ve Başbakan Talat'la bu paket üzerinde çalışılacağını kaydediyor.
KIBRIS'a konuşan Başbakan Talat, "Kıbrıs Türk halkına yapılan haksızlığı her platformda dile getireceğiz. Brüksel'de Rumların ödüllendirilmesi ve Türklerin cezalandırılması noktasında gerekli girişimleri yapacağız" dedi. Talat, Annan Planı'ndaki mülkiyet rejiminin uygulanmasına yönelik öneriler
bulunduğunu ama bir karar alınmadığını belirtti.Brüksel programı
Başbakan Mehmet Ali Talat, Brüksel'de yapacağı temaslarla ilgili KIBRIS'a şu bilgiyi verdi:
"Brüksel'de Avrupa Parlamentosu Dışilişkiler, İnsan Hakları, Savunma ve Güvenlik Komisyonu'nun referandum sonuçlarını tartışılacağı toplantısına katılıyorum. Orada Kıbrıs Türk halkına yapılan haksızlığı dile getirerek, referandumda evet diyen tarafın açıkta bırakılırken hayır diyen Rum tarafının AB'ye katılmasının haksızlığını aktarıp izolasyonun orta
dan kaldırılması için AB'nin desteğini isteyeceğim. Aynı şekilde AB'nin üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan genel işler konseyinin gündeminde bulunan çözüm olmaması durumunda malların dolaşımı konusunda hazırladığı kuralların söz konusu gelişme karşısında yeniden ele alınması ve çözümsüzlüğü sağlayan tarafın ödüllendirilmemesi hususunda destek isteyeceğiz."Öneri var, karar yok
Başbakan Talat, Türk tarafının Annan Planı'nın tek yanlı uygulanmasına ilişkin henüz bir karar almadığını belirtti.
"Annan Planı'nın mülkiyetle ilgili kısmının uygulamaya konulmasına ilişkin öneri mi hazırlıyorsunuz?" sorusuna Başbakan Talat, "Bu hususta herhangi bir öneri hazırlığı söz konusu değil. Bu konuda benim de tanık olduğum bir fikir jimnastiğinde öneri yapılmıştır. Konu bunun dışında henüz gündeme gelmedi" yanıtını verdi.
KIBRIS 26/04/2004
Serdar Denktaş: Hükümete devam kararı aldık
Hükümet ortakları, dün durum değerlendirmesi yaptıSerdar Denktaş: Hükümete devam kararı aldık"Görüşmeden devam kararı çıktı" diyen Serdar Denktaş, "Birbirimizden daha iyi ortak bulamayacağız" ifadesini kullandı
Demokrat Parti Genel Başkanı Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi ile koalisyon hükümetine devam edeceklerini açıkladı.
CTP Genel Başk
anı Başbakan Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş, dün öğleden sonra bir araya gelerek, önceki günkü referandumun sonucunu ve hükümetin durumunu değerlendirdi.Serdar Denktaş, yaptığı açıklamada, görüşmede diğer konuların yanında hükümet ortaklığına devam edilip edilmemesi konusunu görüştüklerini belirterek, "Görüşmeden devam kararı çıktı" dedi.
Serdar Denktaş, "Birbirimizden daha iyi ortak bulamayacağız" ifadesini kullandı.
Bu arada, Serdar Denktaş, Talat ile birlikte, bugün saat 16.00'da başbakanlığı ziyaret edecek BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto ile bir araya geleceklerini bildirdi. Serdar Denktaş, "Herhalde veda ziyaretinde bulunacak" dedi.
KIBRIS 26/04/2004
AB'den KKTC'ye ambargonun kalkmasına ilk yeşil ışık
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıslı Türk yetkililerle işbirliği yapacaklarını, AB Dışişleri Bakanlarının Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gereğini kabul ettiklerini bildirdi.
Reuters ajansının haberine göre, Lüksemburg'da düzenlenen AB Genel İşler Konseyi toplantısı sırasında basın toplantısı düzenleyen Verheugen, ''Kuzeydeki yetkililerle işbirliği yapmak zorundayız'' dedi.
Verheugen, bunun AB'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmediğini kaydetti.
Türkiye çok yapıcı bir rol üstlendi
2
59 milyon euro'luk yardım serbest
AB Dışişleri Bakanlarının KKTC'ye yönelik mali yardımı serbest bıraktıkları bildirildi.
AB Genel İşler Konseyi toplantısı Lüksemburg'da devam ederken, AB dönem başkanı İrlanda tarafından hazırlanan ve üye ülkelerin da onay verdikleri bildirilen bildiride, ''AB içinde yer alma konusunda açık bir irade gösteren'' Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınmasına destek olunmasında kararlılık dile getirildiği öğrenildi.
Henüz resmen yayınlanmayan bildiride, Kıbrıs'ta çözüm halinde KK
MGK bildirisi: ''KKTC'ye yönelik kısıtlamalar kaldırılsın''
Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm planına olumsuz yanıt veren Rum tarafının, 1 Mayıs 2004'te AB'ye girecek olmasına karşılık, plana olumlu yanıt veren Kıbrıs Türk tarafının dışarıda bırakılmasının çelişkili ve adaletsiz bir durum yarattığının saptandığı bildirildi.
Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yayınlanan bildiride, şöyle denildi:
''To
KKTC'de hükümette deprem! 2 DP milletvekili istifa etti
KKTC'de koalisyon hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti'de (DP), ''hizipçilik yaptıkları ve parti organlarını çalıştırmadıkları'' gerekçesiyle geçen hafta Disiplin Kurulu'na verilen 2'si milletvekili 10 partili, parti Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'a sert eleştirilerde bulunarak istifa etti.
DP'den istifa eden Gazimağu
Serdar Denktaş'tan istifacılara: Milletvekilliğini de bıraksınlar!
Denktaş: Üzerimden büyük bir yük kalktı
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 24 Nisan Cumartesi günü KKTC ve Rum kesiminde yapılan referandumların sonuçlarını değerlendirdiğinde, ''üzerinden büyük bir yük kalktığını'' söyledi.
Denktaş, referandumların ardından duygularının sorulması üzerine, ''Yorgun değilim, üzgün değilim. Üzerimden büyük, çok büyük bir yük atmış olmanın verdiği huzur içerisindeyim'' diye konuştu.
Denktaş, referandum sonucunun ardından KKTC'de bazı çevrelerin kendisini istifaya
''AB bugüne kadar hep beni çözümün önündeki engel olarak gördü. Rumları ben bildim, onlar bilemedi. AB, Rum tarafının kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor, beni hayal kırıklığına uğratmadılar.
KKTC'yi ortadan kaldıracak bir anlaşma olacaksa benim gitmem lazım. KKTC varolduğu sürece ve benim de yeminimin süresi gelinceye k
MILLIYET 26/04/2004
Valinakis: Kıbrıs'ta hedefimiz kadife ayrılık değil, Avrupai bir izdivaç
Kıbrıs referandumu İngiliz basınında...
Dilek Kocabaş
İngiltere'de yayımlanan gazeteler, Kıbrıs'ta geçen Cumartesi yapılan referandumun sonuçlarını başyazılarında değerlendirdi.
The Guardian gazetesi, ''Kayıp Düşler Adası'' başlıklı makalede, referandumdan önce Rum kesimindeki Ortodoks Kilisesi'nin ''Evet diyen cehenneme gider'' şeklinde uyarıda bulunduğunu, bu uyarının AB'ye girmek üzere olan ve Batı değerlerini kabul ettiği varsayılan bir ülkenin durumunu açıkça ortaya koymaya yettiğini kaydetti.
Gazetenin makalesinde, ''bir Ortodoks piskoposun da, sonucu EOKA savaşçısı olan dostlarıyla kutlamak için buzdolabına şampanyalar doldurduğu'' belirtildi ve ''Dinozorlar Kıbrıs'ta (Rum kesiminde) son 30 yılın en iyi birleşme fırsatının kayboluşunu kutlarken, vizyonu daha geniş olan Rumlar referandumun maliyetini hesaplamaya başladılar bile. Artık masada onlar için hazırlanmış yeni bir anlaşma metni, arabulucular olmayacak'' denildi.
BÖLÜNME SONSUZLAŞACAK
''Dikenli tellerle, mayınlarla, insansız alanlarla sağlanan bölünmenin sonsuzlaşacağı'' kaydedilen makalede, ''Belki Annan planı Rumlar için çok adil değildi. Ancak hiçbir şeyden iyiydi. Şimdi gelinen noktada, Rumlar için AB'ye girmenin olabilecek en kötü yolu yaşanıyor ve AB de Rumları kabul ettiği güne yanıyor olmalı'' ifadeleri yer aldı.
The Time gazetesinin başyazarı da, Rumların referandumunda ''hayır'' demesinin ''bir felaket olduğu'' değerlendirmesinde bulundu. Bir yandan 30 yılın en büyük fırsatının kaçırıldığını, diğer yandan da dünya kadar diplomatik çabanın boşa gittiğini belirten yazar, ''Rumlar son derece kısa görüşlü biçimde oy kullandılar. Ya hep, ya hiç anlayışıyla, Kıbrıslı Türkler açısından kabul edilebilir olan her şeyin kendilerine karşı olduğunu düşündüler. Sorumsuz liderleri de, onların bu kaygılarını gidermek, sağduyu telkin etmek yerine, popüler duygularını körüklemeyi tercih ettiler'' diye yazdı.
Rum liderlerinin Annan planının yeniden görüşülebileceği şeklindeki sözlerini ''boşboğazlık'' olarak niteleyen Times başyazarı, Rum liderlerini BM ile, ''ikinci el araba satan tüccarlar'' gibi pazarlık yapmakla suçladı.
TÜRK TARAFI ÖDÜL TOPLAMAYA BAŞLAYACAK
Yazar, Türk tarafının ise gösterdiği cesaretin ödülünü yakın zamanda toplamaya başlayacağını ve uluslararası tecridin sona ereceğini belirtti ve ''Belki KKTC hemen tanınmayacak, ama diplomatik bağlar kurulacak, yardımlar yapılacak ve hatta belki AB'nin eski Doğu Almanya'ya yaptığı gibi bir yarım kabul bile söz konusu olabilecek'' ifadelerini kullandı.
Başyazısını ''Kıbrıs Bölünmüş Kaldı'' başlığıyla yayımlayan The Daily Telegraph da, Rumların ''hayır'' kararını kötü niyetli bir karar olarak niteledi ve AB'nin Rum tarafını ''çözümü şart olarak dayatmadan'' üyeliğe kabul ederek, ona fedakarlık yapmak için bir neden bırakmadığını belirtti.
Yazıda, ''Kıbrıslı Rumların anlaşsalar da anlaşmasalar da AB'ye alınma kararının ardından, Rumlar anlaşma fikrine olan bütün ilgilerini kaybetti'' denildi.
Bu şartlarda AB'nin de ihanete uğramaktan şikayet edemeyeceğini belirten başyazar, ''Kıbrıslı Rumlar rasyonel bir hesap yaptı ve hayır demekle kaybedecekleri hiçbir şey olmadığı sonucuna vardı. Mantıken, AB buna Kuzey Kıbrıs'ı uluslararası toplumun bir parçası haline getirmek için oylama yaparak tepki göstermeli. Ambargolar sona erdirilmeli, hava köprüsü yeniden kurulmalı ve Kuzey Kıbrıs'a de facto bir 'tanıma' sağlanmalı'' diye yazdı.
GENİŞLEME SÜRECİNİN İLK BÜYÜK KRİZİ
Independent gazetesi ise konuyla ilgili haber-yorumunda, AB'nin genişleme sürecine Kıbrıs gölgesi düştüğünü, referandum sonucunun, genişleme sürecinin ilk büyük krizi olduğunu belirtti.
Gazete, Avrupa'da Rumlara karşı büyük bir öfke yaşandığını, genişleme süreciyle ilgili törenler sırasında Rum lideri Tasos Papadopulos'u soğuk bir karşılamanın beklediğini kaydetti.
Financial Times gazetesi de, Avrupa'nın genişleme sevincinin yarattığı kutlama havasının referandum sonucuyla gölgelendiğini kaydetti ve diplomatik çevrelerin referandum sonucuyla ortaya çıkan Kuzey Kıbrıs'a karşı yumuşama havasını olumlu bulmalarına rağmen, uygulamada güçlükler yaşanacağına işaret ettiklerini yazdı.
MILLIYET 26/04/2004
Kıbrıs referandumları Japon basınında...
M
aliye Bakanı Unakıtan: 'Evet'ler Kuzey Kıbrıs'ın önünü açıyor
Babacan: KKTC'ye uygulanan tavır gözden geçirilmelidir...
Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm yönünde çok büyük çaba sarfettiğini ve Kıbrıs Rum tarafının ''hayır'' oyu dolayısıyla Ada'da çözüme ulaşılamadığını belirterek, ''Artık KKTC'ye uygulanan tavır gözden geçirilmeli, kısa zaman içinde KKTC bu çemberden çıkarılmalı'' dedi.
IMF ve Dünya Bankası'nın ilkbahar toplantılarına katılmak üzere Washington'da bulunan Babacan, basın toplantısı düzenledi.
Babacan, Cumartesi gecesi, ABD Hazine Bakanı John Snow'un, G-7 ülkeleri bakanl
MILLIYET 26/04/2004
KKTC için AB'de genel eğilim: Tanımayız ama ambargoları hafifletiriz
Kıbrıs'ta yapılan referandumların ardından, "birleşik biçimde AB'ye girmeyi" kabul eden KKTC için, Rum tarafından "hayır" oyu çıkması üzerine, tanınması dışında, ekonomik açıdan yapılabilecek iyileştirmeler konusunda harekete geçildi.
Batı basınının önde gelen gazeteleri, KKTC'nin tanınmasının çok uzak bir olasılı
Kıbrıs ve Türk kimliği
KKTC halkı yüzde 65 oranda evet dedi. Kutluyorum. Çünkü Denktaş bile, KKTC için yeni ufukların açıldığını itiraf ediyor!
Belli ki, ambargo önemli ölçüde kalkacak. Hava, deniz seferleri, turizm ve ticaretin gelişmesi mümkün olacak. Tanınma da gündeme gelebilir.
Denk
Talat - Serdar Denktaş uzlaşması
LEFKOŞA
Milat
Kesişen ve ayrılan
Yunan televizyonlarında ünlü gazeteciler, her partiden etkin politikacılar - küçük farklar bir yana bırakılırsa - genelde aynı ortak paydada yer alan yorumlar yaptılar.
Şöyle ki:
1- Kıbrıs Rum kesimi, bu yüksek oranda HAYIR ile Annan Planı'nı protesto etti.
2- Bu yüksek oranda HAYIR'ın bir diğer mesajı Türklerle bir arada yaşamak istemediklerini ortaya koy
Küçük notlar
Genel ortam bu.
- Toplumun hafızasından kötü kayıtlar giderek silinirken...
Türk düşmanlığı üzerinden siyaset yapmak da, Yunanistan'da artık prim yapmıyor.
- Ekonomik durumu çok yüksek düzeye gelmiş Yunan halkı artık savaş kabusu yaşamak istemiyor.
- Kıbrıslı Rumların, Yunanlıları pek de sevmedikleri hatta Yunanistan'dan bekledikleri siyasi ve askeri desteği bulamamış olmaları nedeniyle kızgın oldukları söyleniyor.
Tecrit bitiyor
Gözler Annan'da
ABD'nin referandumların sonucuna ilk resmi tepkisi, Bush yönetiminin Kıbrıs konusunda bundan sonraki politikasını ve adımlarını belli etmeden önce, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'ni bekleyeceğini gösterdi.
Genel Sekreter Kofi Annan ve BM Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto başta olmak üzere, Kıbrıs'ta çözüm için çalışan tüm BM personeline takdirlerini ileten ABD Dışişleri Sözcüsü Richard Boucher, Washingto
ABD'nin, topu Annan'a bırakmasının iki anlamı var.
Birincisi, Rum tarafı, verdiği 'hayır' oyu ile, esasen BM Genel Sekreteri'ne, ona iyiniyet misyonunu veren Güvenlik Konseyi'ne ve onların temsil ettiği uluslararası topluluğa karşı gelmiş oldu. Bugüne dek her zaman, BM kararlarını kendi tezlerinin bir numaralı desteği sa
Tarihi muhasebe
Washington'daki yetkililer, Kıbrıs'ın kuzeyinin tecridine son verileceği konusunda net konuşuyorlar. Ancak ABD'nin üzerinde durduğu olası açılımların aşamalı bir sürece yayılmasını ve AB ile koordineli yürütülmesini bekleyebiliriz.
AB, adanın kuzeyine altyapı fonları ve mali yardım aktarmaya başladığı anda zaten ambargo rejimi fiilen
Hata yapmayalım
Bu süreçte, Türkiye'nin izleyeceği politika son derece önemli.
ABD'nin ve uluslararası topluluğun, Türk tarafındaki referandum sonuçlarıyla adı net biçimde konulan 'çözüm yanlısı' tavra verdiği desteğin somut açılımlarla sürmesi, bu desteğin Ankara tarafından doğru okunmasına bağlı.
Washington, taksim fikrini benimsemiyor. Daha uzun süre yeni bir çözüm fırsatı olmayacağını resmen ilan ederken bile, bölünmüşlüğün 'nihai durum' olara
Papadopulos: 'Ohi' yolun sonu değil...
Kuzey Kıbrıs'ta evet ekonomiyi rahatlatmaz
"Yes be anem!"
Kıbrıs'ın geleceği
Kıbrıs'ta fırsat
Kuzey Kıbrıs'ta "evet" kazandı. Oylamadan bir gün önce, Güney'de "hayır" oylarının çoğunlukta olacağı belli olmuştu. Kuzey'de birçok kişi, sırf Güney'de "hayır" çıkacağını düşündüğü için, bilinçli olarak "evet" oyu kullanıp dünya kamuoyunu kazanmayı yeğledi.
Kıbrıs'ta bir kumar oynandı ama istediğimiz oldu. Hem masadan kaçan tarafın Türkler olmadığı anlaşıldı hem Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği yolunda
Türkiye, Papadopulos'a teşekkür etmeli...
Bu referandum sonuçlarının en çarpıcı yönü, Kıbrıs Rumlarının 30 yıldır dünyayı kandırdıklarının ortaya çıkarmasıdır.
Şimdiye kadar sürekli şekilde, Türk kardeşleriyle birlikte yaşamak istediklerini , Türkiye' nin ada' yı haksız şekilde işgal altında tuttuğunu , Kuzeyin Türkiyeli göçmenlerle doldurulduğunu ve Federatif bir çatı altında birleş
PAPADOPULOS RİSKLİ, ANCAK ÇOK AKILLI BİR OYUN OYNADI
Rum lideri Papadopulos yabana atılmayacak bir politikacı olduğunu ortaya koydu. HAYIR kampanyası açarak, belirli bir risk aldı. KKTC' nin hayatını rahatlatacak gelişmelere yol açacağını, hatta ilerde bir tanınmanın dahi gerçekleşebileceğini, Türkiye' yi Uluslararası kamu oyunda eskisi gibi hırpalayamayacağını bilmesine rağm
en , son derece önemli bir siyasi manevra yaptı.İlk karar AB'den
Avrupa Birliği, KKTC'ye ekonomik yardım için 259 milyon euro'luk mali yardımı serbest bıraktı. AB müktesebatının Kuzey Kıbrıs'ta askıya alınmasını öngören yönetmeliğin oylaması da 28 Nisan'a e
rtelendi.Avrupa Birliği dışişleri bakanları, bugün yapılan Genel İşler Konseyi'nde, KKTC'nin ekonomik kalkınmasına yardımcı olma kararı aldı.
AB başkanı İrlanda tarafından hazırlanan ve üye ülkeler tarafından onaylanan bildiride, "AB içinde yer alma konusunda açık bir irade gösteren KKTC'nin ekonomik kalkınmasına destek olunması konusunda AB Konseyi'nin kararlı olduğunu" vurguladı.
Bildiride, çözüm halinde KKTC için ayrılan 259 milyon euro'luk mali yardımın serbest bırakılması tavsiye edildi ve bu konu
ABD Kıbrıs politikasını gözden geçiriyor
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell,Kıbrıs'taki referandumların sonucu çerçevesinde Washington'ın Kıbrıs Türklerine ilişkin politikalarını gözden geçirmekte olduğunu ve ABD'nin AB ile koordinasyon içinde davranacağını söyledi.
Powell, Washington'da bulunan Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Möller ile görüşmesinin ardından, gazetecilerin Kıbrıs konusundaki sorularını yanıtlarken, ABD'nin Rum kesimindeki referandum sonucundan büyük hayal kırıklığı duyduğunu belirterek, "Önemli, tarihi bir fırsatın kaçırıldığını düşünüyoruz, ancak halklar konuştu ve halkların iradesini dinlemek gerekiyor" dedi.
Bakan Powell, ABD'nin KKTC'ye ilişkin olası politik
HURRIYET 26/04/2004
KKTC'de hükümet krizi
KKTC'de koalisyon hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti'den iki milletvekili istifa etti. İstifalarla DP'nin milletvekili sayısı beşe, CTP-DP koalisyon hükümetinin toplam milletvekili sayısı da yarıdan bir azalarak 24'e düştü.
''Disiplinsiz davrandıkları'' gerekçesiyle Parti Disiplin Kurulu'na sevkedilen Girne milletvekili Ünal Üstel ve Gazimagosa milletvekili Ahmet Kaşif ile 8 parti meclisi üyesi, bugün DP'den istifa ettiklerini açıkladılar.
HÜKÜMET YOLA DEVAM KARARI ALDI
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile ortak politika belirleyip bundan sonrasına bakmaları gerektiğini ifade ederek, ''Söylenen söylenmiştir. Bundan sonrası bundan sonrasıdır'' dedi.
Başbakan Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş iLe görüşmelerinin ardından, birlikte basına açıklama yaptı.
Başbakan Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş ile referandum sonrası ortaya çıkan yeni durumu değerlendirdiklerini belirterek, bu akşam Brüksel'e gideceğini ve Avrupa Parlamentosu'nun dış ilişkiler, insan hakları, savunma ve güvenlik komisyonlarında referandum sonuçlarını değerlendirme çalışmasına katılacağını kdetti.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'la birlikteperşembe günü Ankara'ya gideceklerini bildiren Talat, değerlendirme toplantılarının devam ettiğini, değerlendirme toplantıları tamamlandıktan sonra girişimlerinin daha büyük boyutta ve daha koordineli şekilde sürdürüleceğini söyledi.
Bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Denktaş ile ''her konuyu'' ele aldıklarını belirten Talat, başka bir soruya karşılık da, AB Dönem Başkanı İrlanda Başbakanı Bertie Ahern ve Avrupa Genel İşler Konseyi üyelerine mektup yazdığını kaydetti.
Mektuplarına cevap da aldığını ifade eden Talat, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen ve AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın bugün telefonla kendisini arayarak, ''mektupları aldıklarını ve gereğini yapmakta olduklarını'' bildirdiğini kaydetti.
Mektupların içeriğiyle ilgili bilgi de veren Talat, Ahern'e yazdığı mektupta, Rumların ''hayır'' diyerek adanın bölünmüşlüğünü sürdürdüğünü belirttiğini ve AB müktesebatının uygulanmasının, bölünmüşlük sürdüğü sürece Güney Kıbrıs'ta da askıda olmasını istediğini belirtti.
''MÜKTESEBAT ASKIYA ALINMALI''
Talat, Genel İşler Komisyonu'na yazdığı mektuptaysa Rumların Annan planına ret oyu kullanarak, bölünmüşlüğü sürdürme kararı aldığını, Rumların, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıslı Türkler adına herhangi bir tasarrufta bulunamayacağını, Kıbrıslı Türkleri Kıbrıslı Türklerin temsil ettiğini, Rum hükümetinin Kıbrıslı Türkler adına hiçbir işlem yapamayacağını ve Yeşil Hat düzenlemesinin yeniden ele alınarak, bu anlayışla yapılması gerektiğini talep ettiğini söyledi.
Bu taleplerinin mümkün olduğunu ifade eden Talat, Rumların 16 Nisan 2003'de AB üyeliğini imzaladığını anımsatarak, müktesebatın askıya alınmasının mümkün olduğunu dile getirdi. Talat, ''Müktesebat askıya alınabilir, Kuzey'de alındığı gibi. Niye alındı Kuzey'de, çünküuygulanması mümkü
n değil. Niye mümkün değil, çünkü ada bölünmüştür. Güney Kıbrıs halkı adanın bölünmüşlüğünü tasdik ettiğine göre, desteklediğine göre o zaman Güney'de de askıya alınması çok doğru ve uygundur'' dedi.Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da, AB müktesebatının uygulanmasının Güney Kıbrıs'ta askıya alınmasının ''Çıkabilecek birçok sorunu da ortadan kaldıracağını'' söyledi.
Başbakan Talat, ''Çizdiğiniz çerçevede Cumhurbaşkanı Denktaş'la bir görüş ayrılığı söz konusu mu?'' sorusuna karşılık, ş
öyle dedi:''Görüşlerimizi koyduk, daha önce de koyduk. Şu andan itibaren değerlendirme safhasındayız. Bu değerlendirmeleri yapacağız, tamamlayacağız ve ortak bir politika belirleyeceğiz. Aynen görüşmede yaptığımız gibi, umarım ki bunu başarırız. Başarmazsak yine konuşuruz ama şimdilik çalışma bu çerçevede.''
SERDAR DENKTAŞ'IN SÖZLERİ
Serdar Denktaş da, konuyla ilgili şöyle konuştu:
''Şu anda yapmamız gereken, kendi iç sorunlarımızla sıkıntılarımızla uğraşmak değil, hakikaten dışa yönelik yapılacak çok iş var. Hükümet olarak uğraşmamız gereken, üstünde konsantre olmamız gereken budur. Sayın Başbakan bu akşam ayrılıyor, perşembe günü Ankara'da buluşuyoruz. Dünyanın her tarafına ulaşmak zorundayız. Üstünde durmamız gereken de budur.''
Başbakan Talat da, Se
rdar Denktaş'ın sözlerinin ardından, ''Söylenen söylenmiştir. Bundan sonrası bundan sonrasıdır'' ifadesini kullandı.(aa)
HURRIYET 26/04/2004
Kıbrıs'taki BM Ofisi kapanıyor
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun Kıbrıs'taki çalışma ofisi, mayıs ayı ortalarında kapatılacak. De Soto, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'a bugün veda ziyaretinde bulunacak.
Bir BM yetkilisi, De Soto'nun başında bulunduğu BM iyi niyet misyonu ofisinin, önümüzdeki ay ortalarında tamamen kapatılacağını, buradaki personelin de aşamalı olarak adadan ayrılacağını belirtti.
Personelin bir bölümünün kısa sürede adadan ayrılacağını ifade eden yetkili, bazı bürokratik işlemlerin tamamlanmasının ardından k
alan personelin de yeni görev yerlerine gönderileceklerini kaydetti.De Soto, 24 Nisan Cumartesi gecesi yaptığı açıklamada, bu hafta ortasında Genel Sekreter Kofi Annan'a raporunu sunmak üzere adadan ayrılacağını, bu arada veda ziyaretlerini tamamlayacağını bildirmişti.
Alvaro de Soto, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, referandumda BM planını savunmamasından dolayı ''üzüntü duyduğunu'' söyledi.
Fransız RFI radyosunun sorularını yanıtlayan De Soto, Papadopulos'un tavrının Kıbrıs Rum kesimindeki referandumun sonucunda etkili olduğunu belirtti ve ''Papadopulos planı daha fazla inceleseydi, belki Rum kesiminde sonuç 'evet' çıkabilirdi. Maalesef bu olmadı'' dedi.
Alvaro de Soto, BM'nin bundan sonra durumu gözden geçirme dönemine gireceğini bildirdi. BM Kıbrıs Özel Temsilcisi, referandumlardan alınan sonucun ardından, BM'nin Kıbrıs'taki bürosunun kapatılmasına karar verildiğini açıklamıştı.
HURRIYET 26/04/2004
Rauf Denktaş: Annan Planı bir dah
a olmazKKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, referandumların sonucuyla üzerinden büyük bir yük kalktığını belirterek "Annan planını bir defa öldürmüştüm, tekrar Hz. İsa gibi canlandırdılar. İkinci defa olmaz diye düşünüyorum" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 24 Nisan Cumartesi günü KKTC ve Rum kesiminde yapılan referandumların sonuçlarını değerlendirdiğinde, ''üzerinden büyük bir yük kalktığını''söyledi.
Denktaş, referandumların ardından duygularının sorulması üzerine, ''Yorgun değilim, üzgün değilim. Üzerimden büyük, çok büyük bir yük atmış olmanın verdiği huzur içerisindeyim'' diye konuştu.
Denktaş, referandum sonucunun ardından KKTC'de bazı çevrelerin kendisini istifaya davet ettiğinin hatırlatılması üzerine, ''Referandumu Denktaş'ın referandumu şeklinde yorumlayıp'' kendisini istifaya davet etmenin doğru olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
''AB bugüne kadar hep beni çözümün önündeki engel olarak gördü. Rumları ben bildim, onlar bilemedi. AB, Rum tarafının kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor, beni hayal kırıklığına uğratmadılar.
KKTC'yi ortadan kaldıracak bir anlaşma olacaksa benim gitmem lazım. KKTC varolduğu sürece ve benim de yeminimin süresi gelinceye kadar, benim KKTC'yi koruyacak bir anlaşma yapma görevim var.''
ANNAN PLANI
Denktaş, ''Annan planı öldü mü?'' sorusu üzerine, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de bu planın artık söz konusu olamayacağına yönelik kesin bir ifade kullandığını hatırlattı.
''Annan planını bir defa öldürmüştüm, tekrar Hz. İsa gibi canlandırdılar. İkinci defa olmaz diye düşünüyorum'' diyen Denktaş, ikinci bir referandumun söz konusu olup olamayacağına ilişkin soruya da ''Yok öyle şey'' yanıtını verdi.
Masasının yan bölümündeki klasörleri ve Annan planının tam metnini gösteren Denktaş, yarın bunların hepsinin depoya kaldırılması talimatını vereceğini belirtti. Denktaş, planın bir kopyasını hatıra olarak saklamayı düşünmediğini de kaydetti.
''VERİLEN SÖZLER KISA SÜRE İÇİNDE DENENMİŞ OLACAK''
Denktaş, Rum tarafından sonucun olumsuz çıkması durumunda KKTC'ye yönelik bazı açılımlar yapılabileceğine dair açıklamaların hatırlatılması üzerine, ''Bu sözlerin 24, 48, 72 saat sonra denenmiş olacağını'' kaydetti. Denktaş, ''40 yıldır cezaya tutulmuş bir halkı hala cezalandırmaya devam edecekler mi?'' diye konuştu.
Rum kesiminin son ana, imza aşamasına gelindiğinde geri çekildiğini tüm dünyanın gördüğünü ifade eden Denktaş, ''Çünkü alıp kaçtıkları ve tüm dünyanın kendilerine bahşettiği Kıbrıs Cumhuriyeti unvanı altında Kıbrıs'ın bütününe sahip çıkmayı, bizimle ortaklığa yeğliyorlar'' dedi.
Denktaş, ''Rum yönetiminin, Türkiye'yi AB içinde vetolarla yıldırmayı ve bugün alamadıklarını Türkiye'den yarın almayı planladıklarını'' belirtti.
''AK PARTİ HÜKÜMETİ SAMİMİYETİNİ GÖSTERMİŞTİR''
''Türkiye, uzlaşmak için elinden geleni y
aptı, ümit ederim ki, dünya ve AB bunu böyle değerlendirecektir'' diyen Denktaş, şöyle devametti:''Bize şekerlemeleri, tatlıları vaat edenlerin samimiyeti, doğruluğu, güvenilirliği, çok kısa bir zamanda ispat edilmiş olacaktır. Vaatlerin doğru olmadığı meydana çıkarsa o zaman bunların ipine asılıp hiçbir kuyuya inmek gerekmez.
AK Parti hükümeti, rolünü çok iyi oynamıştır, samimiyetini göstermiştir. Bizimle bazı konularda ters düşme pahasına bildiğini yapmıştır. İyi yapmıştır, öyle anlaşılıyor ki, iyi bir
manevra olmuştur.''Denktaş, Türkiye ve KKTC'nin, vaat edilenlerin yerine getirilmesi konusu üzerinde yoğunlaşması gerektiğini de kaydetti ve ''Rum kesiminin 'görüşürüz ama anlaşmayız' politikasını sürdürme girişimlerine'' dikkat çekerek, ''Bu oyuna gelmemek lazım'' dedi.
''KUMAR OYNANDI''
Denktaş, ''olmazsa olmazların yerine getirilmeyeceğinin'' izlenimini Lefkoşa'da edindiklerini, ancak görüşmelerin burada kesilmesi durumunda kendilerinin uzlaşmaz olarak gösterilebileceğini belirtti ve şöyle devam etti
:''Sonuçta bu sonuca varılması olumlu olmuştur, ancak kumar oynadık. Rum evet demiş olsaydı bu kumarda öyle bir kaybedecektik ki, bir daha kendimize gelemeyecektik. Büyük riziko alınmıştır. Netice iyiolduysa bizim marifetimiz nedeniyle değil, Rumların kabızlığı nedeniyle çıkmıştır.''
(aa)
HURRIYET 26/04/2004
Verheugen: KKTC ile işbirliği yapacağız
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıslı Türk yetkililerle işbirliği yapacaklarını açıkladı. Verheugen, AB Dışişleri Bakanlarının Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gereğini kabul ettiklerini fakat bunun AB'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmediğini kaydetti.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıslı Türk yetkililerle işbirliği yapacaklarını, AB Dışişleri Bakanlarının Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gereğini kabul ettiklerini bildirdi.
Reuters ajansının haberine göre, Lüksemburg'da düzenlenen AB Genel İşler Konseyi toplantısı sırasında basın toplantısı düzenleyen Verheugen, ''Kuzeydeki yetkililerle işbirliği yapmak zorundayız'' dedi.
Verheugen, bunun AB'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmediğini kaydetti.
''TÜRKİYE YAPICI BİR TUTUM SERGİLEDİ''
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ''çok yapıcı'' bir tutum sergilediğini belirtti.
AB Genel İşler Konseyi toplantısı sırasında basın toplantısı düzenleyen Verheugen, ''Türkiye Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çok yapıcı bir tutum sergiledi ve uluslararası bütün yükümlülüklerini yerine getirdi'' dedi.
Verheugen, bir soru üzerine, Türkiye'nin bu tavrının AB Komisyonu'nun hazırlayacağı rapora da yansıyacağını bildirdi.
GEREKLİ TEDBİRLER ALINACAK
Kıbrıslı Türklerin referandumdan sonra ekonomik açıdan izolasyonunun önüne geçebilmek için AB Komisyonu'nun gerekli çabayı göstereceğini belirten Verheugen, AB Dışişleri Bakanlarının bugün yaptığı toplantıda da, bu konuda cesaret verici kararlı bir tutum sergilendiğini kaydetti.
Verheugen, Kıbrıslı Türklerin referandumdan sonra cezalandırılmaması için gerekli tedbirlerin alınacağını, ekonomik desteğin yanı sıra adada iki toplumu birbirine yakınlaştıracak sosyal ve kültürel projelere de AB'nin destek vereceğini bildirdi.
"İRADE BİRLEŞİK KIBRIS'I BİRLİK İÇİNDE GÖRMEKTEN YANA"
Bir gazetecinin sorusu üzerine Verheugen, Kıbrıslı Türklere yapılacak yardımın ille de BM kanalıyla yapılmasına gerek olmadığını belirtti ve bu konuda zaten BM'nin altyapısının olmadığını söyledi.
Referandum sonucunun olumsuz çıkmasına üzüntü duyduklarını belirten Verheugen, ''Sonuçta iki toplum demokratik tercihlerini yaptılar. Kararlarına saygı duymamız gerekir. Bu, dünyanın sonu değil. AB'nin siyasi iradesi hala birleşik Kıbrıs'ı Birlik içinde görmek. Bu ne zaman, nasıl olur bilemem'' dedi.
Verheugen, AB'nin daha önce aldığı, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün Rum kesiminin üye olmasına engel olmayacağı kararının hata olup olmadığına ilişkin bir soruyu, ''Bu, kötü bir tercih, kötü bir alternatif değildi'' diye yanıtladı.
HURRIYET 26/04/2004
MGK: Vaatler yerine getirilsin
Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm planına olumsuz yanıt veren Rum tarafının, 1 Mayıs 2004'te AB'ye girecek olmasına karşılık, plana olumlu yanıt veren Kıbrıs Türk tarafının dışarıda bırakılmasının çelişkili ve adaletsiz bir durum yarattığının saptandığı bildirildi.
Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yayınlanan bildiride, şöyle denildi:
''Toplantıda, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla Türkiye tarafından başlatılan müzakere süreci sonucunda; BM, ABD ve AB tarafından desteklenen 24 Nisan 2004 gününde Ada'da referanduma sunulan Annan Planı'nı Rum tarafının reddetmesi nedeniyle ortaya çıkan yeni durum ayrıntılı biçimd
e değerlendirilmiştir.Bu sonuç ile Kurul, BM ve AB'nin dengeli ve yaşayabilir olarak nitelendirdiği kapsamlı çözüm planına büyük bir çoğunlukla olumsuz yanıt veren Rum tarafının, 1 Mayıs 2004 gününde AB'ye girecek olmasınakarşılık, plana olumlu yanıt veren Kıbrıs Türk tarafının dışarıda bırakılmasının çelişkili ve adaletsiz bir durum yarattığını saptamıştır.
Referandumda, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk halkının, çözüm yönünde ortaya koyduğu iradenin, uluslararası kuruluşlar ve devletler tarafından dikkate alınmasının ve referandum öncesi böyle bir sonucun çıkması durumunda, 'KKTC'ye uygulanan kısıtlamaların kaldırılması; siyasi, ekonomik ve sosyal içerikli bazı iyileştirilmelerin yapılmasına' yönelik vaatlerin yerine getirilmesinin gerekliliği dile getirilmiş
tir.Kurul, referanduma yönelik çalışmalar sırasında sergilenen tutumları, doğruyu bulma çalışmaları olarak değerlirmiş ve Türkiye'nin KKTC'ye karşı sorumlulukları ile Türk halkının birlik, beraberlik ve dayanışmasının, bugün daha çok önem kazandığını bir kez daha vurgulamıştır.''
HURRIYET 26/04/2004
KKTC diplomatik atak başlattı: Rumların üyeliği dondurulsun
Kıbrıs'ta yapılan referandumlarda çözümün Rumların oylarıyla engellenmesinin ardından KKTC diplomatik atak başlattı. Başbakan Talat, Rumların üyeliğinin Kıbrıs'ta çözüme kadar dondurulmasını AB Dönem Başkanlığı'ndan resmen talep etti. Talat, KKTC ile Rum Yönetimi'nden bağımsız direkt temas kurulmasını ve 259 milyon euroluk yardımın da serbest bırakılmasını da istedi.
Talat, ayrıca Yeşilhat Yönetmeliği'nin yeni şartlara göre değiştirilmesinide istedi
''ÜYELİĞİ DONDURUN''
Başbakan Talat, Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) yaptığı açıklamada, AB Konseyi'ne dağıtılmak üzere AB Dönem Başkanı İrlanda Başbakanı Bertie Ahern'e resmi bir yazı gönderdiğini bildirdi. Talat, şunları söyledi:
''AB katılım anlaşmasının 10'uncu protokolüne göre müktesebatın Kuzey'de askıya alınması öngörülüyor. Şimdi yeni şartlarda müktesebatın uygulanmayacağı Kuzey'deki Türk halkı çözüm için üzerine düşeni yapmasına karşın, Güney'in bu konuda gerekeni yapmadığı görülmüştür. Bu şartlarda görevini yerine getirmeyen Rum tarafını ödüllendirmemek için çözüme, ada bütün olarak AB'ye girinceye kadar müktesebatın Güney'de de askıya alınmasını istedik.''
Bir soruya karşılık, ''Bu mümkün, AB isterse olur'' diyen Talat, bu taleplerinin kabul edilmesi halinde, Kıbrıs'ın resmen AB üyesi olmasına karşın üyeliğin fiilen erteleneceğini kaydetti. Talat, ''Başka bir ifadeyle bu, standartların, kriterlerin uygulanmaması, tekpazarın oluşmaması, üyeliğin don
durulmasıdır'' dedi.KONSEY'E ÇAĞRI: ''YÖNETMELİK DEĞİŞMELİ''
Başbakan Mehmet Ali Talat, Lüksemburg'da bugün toplanan dışişleri bakanları düzeyindeki AB Genel İşler Konseyi'ne gönderdiği yazıda ise 1 Mayıs'tan itibaren Kuzey ile Güney Kıbrıs arasında malların dolaşımını düzenleyecek Yeşilhat Yönetmeliği'nin değiştirilmesi ve Kuzey Kıbrıs'la direkt ilişki kurulması talebinde bulunduklarını açıkladı.
AB Genel İşler Konseyi tarafından hazırlanan taslakta, sadece narenciye ile harnup çekirdeğinin serbest dolaşıma tabi mallar kapsamına alındığını belirterek, buna itiraz ettiklerini söyleyen Talat, ürün çeşidinin artırılmasını istediklerini bildirdi.
RUMLAR DA ATAKTA
Talat, girişimleri üzerine Rum yönetiminin de atağa geçtiğini ve bugün yapılan AB Genel İşler Konseyi'nde listeyi genişletmeyi, patates dahil tarım ile sanayi ürünlerinin de serbest dolaşıma tabi mallar listesine eklemeyi kabul ettiklerini bildirdi.
AB Genel İşler Konseyi'ne gönderdikleri yazıda, 259 milyon euro'luk yardımın serbest bırakılmasını talep ettiklerini söyleyen Talat, şunları kaydetti:
''Ayrıca Rum hükümetinin bizim adımıza icraat yapamayacağını, AB ile ilişkilerimizin Rumların 'hayır' oyuyla bloke edilemeyeceğini de vurguladık ve direkt ilişki talep ettik. Bundan sonra artık bize yönelik programlarda Rum hükümetinin onayının aranmaması gerekir.''
BRÜKSEL TEMASLARI
AB Parlamentosu Dış İlişkiler, İnsan Hakları, Güvenlik ve Savunma Komitesi'nin davetlisi olarak yarın Brüksel'de temaslarda bulunacağına dikkati çeken Talat, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen dahil bazı yetkililerle görüşmelerde bulunacağını ve referandum sonuçlarını ele alacağını kaydetti.
Temasları sırasında, ''Kıbrıs Türklerinin uluslararası topluma verdiği sözleri tuttuğunu, adanın birleşmesi için ciddi bir çaba ortaya koyduğunu ve çözüme 'evet' dediğini, buna karşın Rumların statükoyu ve adanın bölünmüş halinin devamını istediğini'' anlatacağını belirten Talat, ''Biz esas olarak bu şartlarda Rumların AB'ye girerek ödüllendirilmelerinin garipliğin
i vurgulayacağız'' dedi.Talat, Brüksel'de bir gün sürecek temaslarının ardından Çarşamba günü buradan ayrılacağını, Ankara ve Washington temaslarının ise henüz kesinleşmediğini kaydetti.
Başbakan Talat, ''Rumların 'hayır' oyuna karşılık Annan Planı'nın tek taraflı olarak uygulamaya geçirilmesine'' ilişkin görüşlerle ilgili olarak da, ''Fikir jimnastiğinin zararı yok. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi için ciddi değerlendirme, olayın tüm boyutlarıyla hesaplanması gerekir. Bu konuyu konuşmak için çok erken'' ifadelerini kullandı.
(aa)
HURRIYET 26/04/2004
RAUF DENKTAŞ: AB, RUMLARA
BASKI YAPMALI
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AB'nin Rumlara baskı yapmasını istedi.
AFP'ye demeç veren Denktaş, Kıbrıs Türklerine uygulanan yaptırımların kaldırılmaması ve Rumlara baskı yapılmaması halinde AB'nin ''ilelebet'' Kıbrıs sorunuyla uğraşacağını söyledi.
Denktaş, ''Bize yapılan ayrımcılığa, adaletsizliğe ve insanlık dışı ambargolara derhal son verin. Halkıma eşit şekilde muamele edin''diye konuştu.
''Bu yapılırsa Rumlar bizi eşit olarak kabul edecek, böylece adil bir anlaşma için denge sağlanabilecektir'' diyen Denktaş, ''Aksi halde uzlaşmaya yanaşmayacaklar ve bu sorun, ilelebet AB'nin sorunu olacaktır'' dedi.
HURRIYET 26/04/2004
| Dışişleri: AB, Kıbrıs tüzüğünü değiştirilmeli | |
|
Ankara Ankara, Kıbrıs'taki referandumların ardından Ankara'daki AB büyükelçilerine brifing vererek, AB Komisyonu'nun hazırladığı Kıbrıs tüzüğünün değiştirilmesi çağrısında bulundu. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal tarafından verilen brifingde, referandum sonuçları ışığında gelinen nokta değerlendirildi. Brifingde KKTC'ye şimdiye kadar yapılan haksızlıkların giderilmesi gerektiği belirtilerek, bu çerçevede Lüksemburg'daki AB Genel İşler Konseyi toplantısında ele alınması 28 Nisan'a ertelenen AB Komisyonu'nun hazırladığı Kıbrıs tüzüğünün mevcut halinden duyulan rahatsızlık aktarıldı. Tüzüğün, Kopenhag zirvesinde şekillendirilen haliyle onaylanmasını istemeyen Ankara, bu tüzüğün değiştirilmesine yönelik isteğini büyükelçilere iletti. Aralık 2002'deki Kopenhag zirvesinde belirlenen tüzükte adada çözümsüzlük olması durumunda AB müktesebatının kuzeyde uygulanmasının askıya alınmasını öngörüyor. Diplomatik kaynaklar, tüzüğün Rum kesiminin kuzeyi de temsil ettiği havası yarattığına dikkat çekerek, bunun düzeltilmesi gerektiğini, çünkü bu tüzüğün bundan sonra KKTC'nin AB ile ilişkilerinin çerçevesini belirleyeceğini vurguluyorlar. Aynı kaynaklar, tüzüğün onaylanmasının 28 Nisan'a alınmasının iyi bir işaret olduğu yorumunu yaparken, tüzüğün değiştirilmesi konusunda AB'den ortak bir tutum beklediklerini kaydediyorlar. (aa) |
|
HURRIYET 26/04/2004
Hükümet: Çözümsüzlüğün kaynağı Rum tarafıdır
Ankara
Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kıbrıs'ta yapılan referandumun ardından çözümsüzlüğün açık kaynağının Rum tarafı olduğunu söyledi. Çiçek, uluslararası camianın, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, Kıbrıs Türk tarafını da temsil ettiği iddiasını sürdürmesine artık izin vermemesi gerektiğini belirterek, Kıbrıs Türk halkına haksız ambargo ve kısıtlamalar uygulamaktan vazgeçmesi çağrısında bulunduklarını bildirdi.
Çiçek, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs ile ilgili gelişmeler üzerinde durulduğunu ifade etti.
BM Genel Sekreteri'nin ve uluslararası camianın önde gelen ülke ve kuruluşlarının gayreti ve Türkiye'nin son dönemde aldığı inisiyatif ile geliştirilen, Kıbrıs sorununda şimdiye kadar ortaya konulan en kapsamlı ve en ciddi çözüm planının Rum tarafınca reddedilmesini, önemli fırsatın yitirilmesi olarak değerlendiren Çiçek, ''Türkiye bundan üzüntü duymaktadır'' diye konuştu.
AB, HAYIR ZDİYEN RUM TARAFINI ÜYELİĞE KABUL EDİYOR
Çiçek, şöyle devam etti:
''Ada'da ilk kez yapılan referandumlar Kıbrıs'ta yeni bir durum yaratmıştır. Uluslararası camianın ve bütün ilgili kurumların ortaya çıkan durum karşısında doğru tespitlerde bulunması gerekmektedir.
BM Genel Sekreteri'nin kapsamlı çözüm önerisi, 1 Mayıs 2004 tarihinden önce Kıbrıs'ta dengeli bir uzlaşıya varılmasını ve Ada'nın yeni bir ortaklık yapısıyla ve bir bütün halinde 1 Mayıs'ta AB'ye tam üye olmasını hedeflemekteydi. Bu, Türkiye'nin ve uluslararası camianın isteği ve beklentisiydi. Referandumun sonucu Rum tarafının yeni bir ortaklığa, Kıbrıslı T
ürklerle beraber yaşamaya, uzlaşmaya birlikte AB'ye girmeye karşı olduğunu açıkça göstermiştir.Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün açık kaynağı da artık ortaya çıkmıştır. Kesinlikle bu Rum tarafıdır. Uluslararası kurumların, uluslararası camianın üyelerinin Rum tarafının Kıbrıs sorununu ve AB üyeliğini istismar etmesine müsaade etmeyeceğini ümit ediyoruz.
AB açısından bakıldığında referandum sonuçlarının son derece çelişkili bir durum yarattığı açıktır. Çözüme ve Ada'yı birleştirmeye 'hayır' diyen Rum tarafı üyeliğe kabul edilmekte, buna karşılık uluslararası toplumun beklentisi çerçevesinde sorunun çözülüp, Ada'nın birleşmesi ve birlikte AB'ye girmek için irade sergileyen Türk tarafı ise dışarıda bırakılmaktadır.'' "HAKSIZ AMBARGOLARDAN VAZGEÇİLMELİ"
Hükümet olarak, Ada'da referandumun ardından ulaşılan aşamada, Rum siyasi liderliğinin ve uluslararası camianın, öncelikle Kıbrıs Türk halkına haksız ambargo ve kısıtlamalar uygulamaktan vazgeçmesi çağrısında bulunan Çiçek, Kıbrıs Türk halkının referandum ile dünyayla bütünleşme arzusunu ortaya koyduğunu kaydetti.
Kıbrıs Türk halkını uluslararası alanda daha fazla tecrit etmeye kimsenin hakkının bulunmadığını vurgulayan Çiçek, şöyle konuştu:
''Uluslararası camia, insan haklarına saygılı ve çoğulcu bir demokratik yapı içinde yaşamakta olan Kıbrıs Türk halkına karşı sorumluluklarını artık üstlenmek durumundadır.
"RUM YÖNETİMİ TÜRKLERİ TEMSİL ETMİYOR"
Uluslararası camia, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, Kıbrıs Türk tarafını da temsil ettiği iddiasını sürdürmesine artık izin vermemelidir.
Bilindiği üzere, uluslararası alanda ve bölgesinde barış ve istikrarın gelişmesine katkıda bulunan Türkiye, AB'ye tam üyeliği temel bir stratejik hedef olarak belirlemiştir. Türkiye, ayrıca komşularıyla ilişkilerinin gelişmesine önem atfeden ve bu
yolda ilerleyen bir ülkedir.YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLER
Bu doğrultuda, Yunanistan ile ilişkilerini daha da ileriye götürmek için üzerine düşen samimi gayreti sarf edecektir. Yunanistan'ın da Ada'da çıkan bu yeni durumu gerektiği şekilde değerlendirmesini b
ekliyoruz. ''Çiçek, KKTC ve Kıbrıs Türk halkının anavatanı Türkiye'yi bundan sonra da yanında bulacağını bildirdi.
Kıbrıs Türk halkının birlik ve beraberlik içinde olacağından emin olduklarını belirten Çiçek, Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının refahı ve esenliği için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini kaydetti.
ANNAN VE İLGİLİ ÜLKELERE TEŞEKKÜR
Cemil Çiçek, açıklamalarının sonunda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, BM yetkilileri ve ilgili ülkelere de bu konuda gösterdikleri gayretten dolayı teşekkür etti.
AB'den Kıbrıs konusunda ''Türk tarafının üzerine düşeni tam olarak yaptı değerlendirmelerinin fazla iyimser'' bulunduğu ve 1 Mayıs 2004'ten sonra Türkiye'nin Ada'dan sembolik olarak asker çekmesi ve Rum tarafını tanıması gerektiği yönündeki değerlendirmeleri sorulması üzerine Çiçek, şu karşılığı verdi.
''Kimsenin çıkan sonucu küçümsemesine gerek yok. Hem Kuzey Kıbrıs Türk halkı hem de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, elinden geleni yapmıştır. Referandum öncesinde, kim ne söz verdiyse kamuoyuna kim ne açıklama yaptıysa onun arkasında durmak mecburiyetindedir. Ayrıca, bir mazeret üretilmesine gerek yoktur. Tablo ortadadır. Gerçek bütün çıplaklığı ile ortadır.
"ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK"
Eğer birileri bu sonucu kabullenmek istemiyorlarsa, bunu çok açık söylemeleri lazım. Sonradan şart koşmanın, laf üzerinden laf üretmeninde bir anlamı yoktur.
Biz, üzerimize düşeni yaptığımız kanaatindeyiz. Kıbrıs Türk halkı, üzerine düşen çabayı göstermiştir ve olumlu bir sonucu da ortaya koymuştur. Bu gerçeği herkes kabul etmek durumundadır.''
HURRIYET 26/04/2004
İngiliz basını: Şimdi ödül toplama zamanı
Kıbrıs'ta cumartesi günü Türklerin "evet", Rumların "hayır" dediği referandum, dünya basınında geniş yankı buldu. İngiliz gazeteleri, Türk tarafının ödülünü yakın zamanda toplamaya başlayacağını ve uluslararası tecridin sona ereceğini yazdı. Belçika basını ise Rumların tavrını AB açısından "pis darbe" olarak nitelendirdi ve "AB'yi tuzağa düşürdüklerini" yazdı.
İngiltere'de yayımlanan gazeteler, Kıbrıs'ta geçen Cumartesi yapılan referandumun sonuçlarını başyazılarında değerlendirdi.
The Guardian
gazetesi, ''Kayıp Düşler Adası'' başlıklı makalede, referandumdan önce Rum kesimindeki Ortodoks Kilisesi'nin ''Evet diyen cehenneme gider'' şeklinde uyarıda bulunduğunu, bu uyarının AB'ye girmek üzere olan ve Batı değerlerini kabul ettiği varsayılan bir ülkenin durumunu açıkça ortaya koymaya yettiğini kaydetti.Gazetenin makalesinde, ''bir Ortodoks piskoposun da, sonucu EOKA savaşçısı olan dostlarıyla kutlamak için buzdolabına şampanyalar doldurduğu'' belirtildi ve ''Dinozorlar Kıbrıs'ta (Rum kesiminde) son 30 yılın en iyi birleşme fırsatının kayboluşunu kutlarken, vizyonu daha geniş olan Rumlar referandumun maliyetini hesaplamaya başladılar bile. Artık masada onl
ar için hazırlanmış yeni bir anlaşma metni, arabulucular olmayacak'' denildi.''BÖLÜNME SONSUZLAŞACAK''
''Dikenli tellerle, mayınlarla, insansız alanlarla sağlanan bölünmenin sonsuzlaşacağı'' kaydedilen makalede, ''Belki Annan planı Rumlar için çok adil değildi. Ancak hiçbir şeyden iyiydi. Şimdi gelinen noktada, Rumlar için AB'ye girmenin olabilecek en kötü yolu yaşanıyor ve AB de Rumları kabul ettiği güne yanıyor olmalı'' ifadeleri yer aldı.
The Times
gazetesinin başyazarı da, Rumların referandumunda ''hayır'' demesinin ''bir felaket olduğu'' değerlendirmesinde bulundu. Bir yandan 30 yılın en büyük fırsatının kaçırıldığını, diğer yandan da dünya kadar diplomatik çabanın boşa gittiğini belirten yazar, ''Rumlar son derece kısa görüşlü biçimde oy kullandılar. Ya hep, ya hiç anlayışıyla, Kıbrıslı Türkler açısından kabul edilebilir olan her şeyin kendilerine karşı olduğunu düşündüler. Sorumsuz liderleri de, onların bu kaygılarını gidermek, sağduyu telkin etmek yerine, popüler duygularını körüklemeyi tercih ettiler'' diye yazdı.Rum liderlerinin Annan planının yeniden görüşülebileceği şeklindeki sözlerini ''boşboğazlık'' olarak niteleyen Times başyazarı, Rum liderlerini BM ile, ''ikinci el araba satan tüccarlar'' gibi pazarlık yapmakla suçladı.
''TÜRK TARAFI ÖDÜL TOPLAMAYA BAŞLAYACAK''
Yazar, Türk tarafının ise gösterdiği cesaretin ödülünü yakın zamanda toplamaya başlayacağını ve uluslararası tecridin sona ereceğini belirtti ve ''Belki KKTC hemen tanınmayacak, ama diplomatik bağlar kurulacak, yardımlar yapılacak ve hatta belki AB'nin eski Doğu Almanya'ya yaptığı gibi bir yarım kabul bile söz konusu olabilecek'' ifadelerini kullandı.
Başyazısını ''Kıbrıs Bölünmüş Kaldı'' başlığıyla yayımlayan
The Daily Telegraph da, Rumların ''hayır'' kararını kötü niyetli bir karar olarak niteledi ve AB'nin Rum tarafını ''çözümü şart olarak dayatmadan'' üyeliğe kabul ederek, ona fedakarlık yapmak için bir neden bırakmadığını belirtti.Yazıda, ''Kıbrıslı Rumların anlaşsalar da anlaşmasalar da AB'ye alınma kararının ardından, Rumla
r anlaşma fikrine olan bütün ilgilerini kaybetti'' denildi.Bu şartlarda AB'nin de ihanete uğramaktan şikayet edemeyeceğini belirten başyazar, ''Kıbrıslı Rumlar rasyonel bir hesap yaptı ve hayırdemekle kaybedecekleri hiçbir şey olmadığı sonucuna vardı. Mantıken, AB buna Kuzey Kıbrıs'ı uluslararası toplumun bir parçası haline getirmek için oylama yaparak tepki göstermeli. Ambargolar sona erdirilmeli, hava köprüsü yeniden kurulmalı ve Kuzey Kıbrıs'a 'de facto' bir 'tanıma' sağlanmalı'' diye yazdı.
''GENİŞLEME SÜRECİNİN İLK BÜYÜK KRİZİ''
Independent gazetesi ise konuyla ilgili haber-yorumunda, AB'nin genişleme sürecine Kıbrıs gölgesi düştüğünü, referandum sonucunun, genişleme sürecinin ilk büyük krizi olduğunu belirtti.
Gazete, Avrupa'da Rumlara karşı büyük bir öfke yaşandığını, genişleme süreciyle ilgili törenler sırasında Rum lideri Tasos Papadopulos'u soğuk bir karşılamanın beklediğini kaydetti.
Financial Times
gazetesi de, Avrupa'nın genişleme sevincinin yarattığı kutlama havasının referandum sonucuyla gölgelendiğini kaydetti ve diplomatik çevrelerin referandum sonucuyla ortaya çıkan Kuzey Kıbrıs'a karşı yumuşama havasını olumlu bulmalarına rağmen, uygulamada güçlükler yaşanacağına işaret ettiklerini yazdı.Le Soir gazetesi, ''Kıbrıs AB'ye tek ayakla giriyor'' başlıklı haberinde, referandum sonuçlarının ''temyizi olmadığını'' yazdı ve Rumların çoğunlukla ''hayır'', Türklerin kararlılıkla ''evet'' dediklerine dikkati çekti.
Referandumların sakin bir havada cereyan ettiğini, Türklerin daha olgun davrandıklarını ve bazı Rum politikacıların ''yeni bir referandum'' beklentisinden söz ettiklerini kaydeden gazete, Rum kesiminde herkesin bu kadar iyimser olmadığını, adanın bölünmüşlüğününteyit edildiğini düşünenlerin de bulunduğunu belirtti.
BM ve AB'nin üzüntülerini de yansıtan gazete, KKTC'ye yönelik ekonomik ambargoların kalkması, liman ve havaalanlarının açılması yönünde kararlar beklendiğini ifade etti.
''Kıbrıslı Rumların en büyük kabusu, KKTC'nin uluslararası alanda tanınması'' diyen Le Soir, bunun ''henüz'' söz konusu olmadığını, ancak KKTC ile dünyanın diğer bölümü arasında ekonomik ilişkilerin başlamasının Rumlar açısından ''şimdiden ciddi bir aksilik'' olduğunu yazdı.
Le Soir
, referendum sonuçlarını, ''AB'nin ayağına batan ciddi bir diken'' olarak nitelendirdi ve ''Rumlar, hayır diyerek AB'ye tek başlarına girmeyi, Türkleri dışlamayı kararlaştırdılar'' diye yazdı. Gazete, ''Kıbrıslı Rumlar tarafından tuzağa düşürülen AB, şimdi acilen, 1 Mayıs'tan itibaren karşılaşacağı hukuki ve siyasi sorunlara çözüm aramak durumunda'' ifadesine yer verdi.Konuya iki tam sayfa ayıran muhafazakar
La Libre Belgique gazetesi, artık Ankara'nın kalıcı bir paylaşımdan söz ettiğini, Rumların ise öneri getiremeyecek durumda olduklarını yazdı.Rum yönetimini Rumları ve uluslararası kamuoyunu, Annan Planı'nın tekrar müzakere edilebileceğine ikna için çaba harcadığını, ancak bu görüşü herkesin paylaşmadığını ve her yerde hüzün yaşandığını anlatan gazete, başta ABD olmak üzere çok sayıda ülkenin KKTC'ye yönelik ambargoya son verilmesini istediğini, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın, ''Biz üzerimize düşeni yaptık, şimdi sıra uluslararası toplumda'' dediğini yazdı.
La Libre Belgique
gazetesine demeç veren eski Kıbrıs Rum liderlerinden Yorgo Vasiliu, referandum sonuçlarını ''Kıbrıs için trajedi'' olarak nitelendirdi. Papadopulos'un karşı çıktığı Annan Planı'ndan başka bir çözüm olmadığını, halka doğruların söylenmesi gerektiğini belirten Vasiliu, adanın kalıcı bir şekilde paylaşımı seçeneğinin ''tehlike'' olduğunu, bunu engellemek için en kısa zamandabir şeyler yapmak gerektiğini kaydetti.Vasiliu, ''Doğrusunu isterseniz, Türklerin evet diyeceğini hiç düşünmüyorduk'' dedi ve artık KKTC'ye yönelik ambargoların kaldırılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Vasiliu, ''Şimdiye kadar bütün dünyanın sempatisini kazanmış durumdaydık, çünkü işgalin ve Denktaş'ın çözüme karşı çıkmasının kurbanlarıydık. AB'ye girerken en büyük kozumuz, 'Türkler çözüm istemiyor diye bizi cezalandıramazsınız' demekten geçi
yordu. AB'nin kabul ettiği bu koz şimdi tersine döndü'' dedi.La Derniere Heure
gazetesi de, ''Avrupa için pis darbe'' başlıklı haberinde, Kıbrıslı Rumların tarihi randevuyu yakalayacak düzeyde olmadıklarını, Türklerin çözümden yana olduklarını kanıtladıklarını yazarak, ''Artık Kıbrıs'ın AB ile bütünleşmesine gölge düşmüştür'' görüşüne yer verdi.İspanya'nın en yüksek tirajlı gazetesi
El Pais'in bugünkü yorumunda, ''Kıbrıs'taki referandumların sonucu, KKTC'nin uluslararası tanınmasına neden olabilir'' denildi.El Pais
gazetesinin görüşlerinin yansıtıldığı ''fikir'' adlı sayfasındaki Kıbrıs ile ilgili yorumda, ''Kıbrıs'ın birleşmesine yönelik cumartesi günü yapılan referandumlarda Rum Kesimi'nin 'hayır' demesi içler acısı bir durumdur'' ifadesine yer verildi.Referandumların sonucunda bu zamana kadar ''arzu edilemeyen'' gelişmelerin yaşanabileceği kaydedilen yorumda, ''Kıbrıs'ın geçici olarak bölünmesiyle dünyanın yavaş yavaş alıştırılacağı ve bunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası tanınmasına yol açabileceği''belirtildi.
El Pais'te
yer alan haberdeyse ''Referandumların sonucu uluslararası bir krize yol açmadan önce, Rum Kesimi yeni bir oylama yapılması için çalışıyor'' iddiasında bulunuldu.AZERBAYCAN'DA VERİLEN SÖZ TUTULACAK MI MERAKI
KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde 24 Nisan'da yapılan referandumların sonuçları Azerbaycan kamuoyunda da büyük ilgi uyandırdı.
ANS (Azerbaycan News Service)
, sonuçlarla ilgili gelişmeleri ''Rumlar'ın dediği oldu, Türkler galip'' ifadesiyle duyurarak, bundan sonraki dönemde KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılmasının beklendiğini kaydetti.Muhalefet yanlısı ''Bakı Haber'' gazetesi ise ''İlham Aliyev, yanlış beyanatının rehinesi oldu'' başlığıyla verdiği haberde, KKTC'nin tanınıp tanınmamasıyla ilgili tavrın belirlenmesinin Bakü'nün gündeminde olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ''Halkoylamaları sonucunda KKTC'den ''evet'', Rum kesiminden ''hayır' çıkarsa KKTC'nin tanınması sürecinde ön sırada yer alacağı'' yönündeki açıklamaları anımsatılan haberde, buaçıklamanın yanlış olduğu ileri sürülerek, ''Öngörülen sonuç alındı. Şimdi sıra Aliyev'de. Azerbaycan KKTC'yi tanıyacak mı?'' denildi.
Muhalefet gazetelerinden ''Rating'' gazetesi de, Azerbaycan'ın KKTC'yi tanıyıp tanımayacağının merak konusu olduğunu vurgulayarak, bunun gerçekleşmesi durumunda Yunanistan'ın da Yukarı Karabağ'daki işgal yönetimini tanıyacağı, böylelikle Kıbrıs'ın dolaylı yoldan Azerbaycan için de sorun olduğu savunuldu.
VREMYA NOVOSTİ: AB'NİN KIBRIS BAŞARISIZLIĞI
Rus Vremya Novosti gazetesi, referandumların sonuçlarının Annan planını ''toprağa gömdüğünü'' belirterek, bu durumun AB'nin başarısızlığı olduğunu duyurdu.
Gazetede yer alan yorumda, Türk tarafının Rumların yüzde 75 oranındaki ''hayır'' oyuna yüzde 65'lik ''evet'' ile karşılık verdiği hatırlatılarak, ''Türk tarafının Annan planını desteklediği çok net. Kuzey Kıbrıs sadece daha zengin olan Rum tarafıyla birleşmeyi değil, aynı zamanda AB üyesi olma şansını da yakalamıştı. Oysa bu sonuçla 1 Mayıs'ta sadece Rum Kesimi AB üyesi olacak'' denildi.
''İnatçı Rumların'' referandumdan önce BM, ABD ve AB'nin yoğun baskısına maruz kaldığı belirtilen yorumda, Rusya'nın buna karşılık Kıbrıslıların dışardan bir baskıyla değil, kendi iradeleriyle geleceklerini belirlemesi gerektiği tavrını takındığı kaydedildi.
Kommersant
gazetesi de, Kıbrıs'taki referandumla ilgili ''Rus vetosu, Kıbrıs'ın birleşmesini umutsuz hale getirdi'' başlığıyla verdiği yorum haberde, ''Kıbrıs'taki referandum sonucunda taraflar birlikte yaşama konusunda anlaşabilselerdi, bu eski çatışmalar yüzünden ayrılanların birarada yaşayabileceğine yönelik çok iyi bir model teşkil edecekti'' denildi.Yorum haberde, ''referandum başarılı olsaydı, bu AB'nin çok net bir zaferi anlamına gelecekti'' görüşü savunularak, AB'nin dünyadaki benzer sorunları çözme konusunda merkezi rolü üstlenmeyi isteyeceği belirtildi. Vremya Novosti gazetesinin yorumunda, şunlar kaydedildi:
''Referandum başarılı olsaydı AB, eski Sovyet Cumhuriyetleri'ndeki çatışmaların çözümünde Rusya'nın yayılmacı amaçları ve ABD'nin jeopolitik çıkarları nedeniyle ilgilendiğini ileri sürecekti. AB, Rusya ile ABD'nin buralardaki çatışmaların çözümünde tarafsız olmadıkları gerekçesiyle merkezi rol oynayamayacaklarını savunacaktı. Bu
role kendileri talip olacaktı. Ancak, Kıbrıs'taki bu referandumun başarısızlıkla sonuçlanması, AB'ye Bağımsız Devletler Topluluğu'ndaki bu çatışmaların çözümündeki merkezi rolü üstlenebilme hakkını da kaybettirdi.''"HAYIR ALMANYA'DA ANLAYIŞLA KARŞILANMIYO
R"Kıbrıs'taki referandumda Rumların birleşmeye karşı çıkmalarının, ''özellikle Almanya'da anlayışla karşılanmadığı'' yorumu yapıldı.
Berliner Kurier gazetesi, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi konusunda tarihi bir fırsat kaçırıldığını belirterek, ''Rumların 'hayır'ı özellikle bir zamanlar bölünmüş olan Almanya'da anlayışla karşılanmıyor. AB'nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Günter Verheugen de, bunun Alman halkının yeniden birleşmeye karşı çıkması gibi bir şey olduğunu söylemişti'' şeklinde ifadeye yer verdi.Rumların birleşmeye karşı çıkmalarının güvenlik endişelerinden kaynaklandığı ifade edilen haberde, ''Ancak her şeyden önce Rumlar refahlarını paylaşmak istemiyor. Sahillerindeki otellerin her zaman dolu olmasını istiyor ve turistlerin, doğal güzelliğin korunduğu Kuzey Kıbrıs'a gitmelerini istemiyor'' denildi.
Kıbrıs'ın 30 yıllık bölünmüşlüğünden bu yana ilk kez Rumların ''kara koyun'' olarak görüldüğü, Kıbrıslı Türklerin ise Avrupa'nın sempatisini kazandığı kaydedilen haberde, ''AB Kuzey Kıbrıs'ı yağmur altında bırakmayacak. Daha şimdiden ekonomik yardım vaadinde bulundu. Burada yaşanan çifte haksızlık, referandumun galiplerinin Rum kesimi ile birlikte AB'ye giremeyecek olmaları'' şeklinde ifadelere yer verildi.
Gazetede ''Para vizyondan daha önemli'' başlığıyla yapılan yorumda, ''Biz Almanlar için bir ülkede bölünmüşlüğün ortadan kaldırılması yerine daha da kalıcı hale getirilmeye çalışılması anlaşılır gibi değil. Bu bölünmüşlüğün aşılması için yapılan tüm önerileri Rumlar gözardı etti.
Parasal nedenler ve eskilere dayanan nefret Avrupa vizyonundan ağır bastı. Bu nedenle AB'ye sadece Kıbrıs'ın yarısı girecek. Halbuki Avrupa birleştirici olmak ve sınırları aşmak istiyor. Avrupa, Kuzey Kıbrıs'ı teşvik etmekle akıllılık etmiş olacaktır. Hedef, ekonomik eşitlikle birliğin sağlanması olmalı'' denildi.
JAPON BASINI: TÜRKİYE AB ÜYELİĞİNDE AVANTAJLI
Kıbrıs'ta yapılan referandumun sonuçlarını değerlendiren Japon basını, ''KKTC'nin Tayvan gibi ekonomik gelişme gösterebileceği'' ve ''Türkiye'nin AB üyeliği için avantaj elde ettiği'' şeklinde yorumlarda bulundu.
Japonya'nın en yüksek tirajlı gazetesi Yomiuri Şimbun, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için yapılan referandumun Rum kesimindeki sonucunun, BM planına destek veren Türkiye'yi hayal kırıklığına uğrattığını yazdı. Gazete, Türkiye'nin, Türk kesiminden ''evet'' çıkması ve Kıbrıs'ta barışa katkı yönünde saf ettiği çabalardan dolayıAB üyeliği için olumlu puan aldığını düşündüğünü kaydetti.
Gazetenin Atina mahreçli başka bir haberinde ise yapılan referandumun, 1974 yılında Türkiye'nin Kıbrıs'ın kuzeyine asker çıkarmasından bu yana adanın 30 yıldır devam eden bölünmüşlüğüne çözüm getirecek tarihi bir fırsat olduğu kaydedildi.
Kıbrıs'ın yeniden birleşme konusunun, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakereleri için tarih belirlenme safhasında bir kez daha gündeme gelebileceğini, ancak yeniden birleşme ihtimalinin ''biraz uzak gibi göründüğünü'' kaydeden gazete, ''BM planı çerçevesinde iki kesim arasında sürdürülen müzakerelerin geçen ay sonunda kesilmesi üzerine, BM'nin (boşlukları doldurarak) iki tarafa sunduğu referandum konusunda, aceleci davranan dış müdahalecilerin yanlış hesap yaptıkları inkar edilemez'' görüşünü savundu.
''KKTC'YE TAYVAN MODELİ''
Asahi Şimbun
'un haberinde ise Güney Kıbrıs'ın reddiyle ortadan kalkan BM planının yeniden gündeme gelmesinin zayıf bir olasılık olduğu belirtilerek, ''Böylece, 30 yıldır süren bölünmüşlük durumu hemen hemen sabitleşmiş görünüyor'' denildi.Türk kesiminin ise bundan sonra uluslararası toplumdan tanınma talebinde bulunmasının beklendiği ifade edilen haberde, ''Kuzey Kıbrıs'ın hamisi durumundaki Türkiye bu sonuçla AB'ye üyelik girişimleri için koz elde etmiş oldu'' görüşü dile getirildi.
Asahi Şimbun
, ABD'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya yakın Kıbrıs'ta istikrarı önemli gördüğü için birleşmeye destek verdiğini, Güney kesiminden ''hayır'' sonucunun çıkması üzerine ABD yönetiminden ''Hayal kırıklığına uğradık'' açıklamasının geldiğini kaydetti.Avrupa Komisyonu'nun da KKTC'de çıkan olumlu sonuçtan ''memnuniyet duyduğu'' açıklaması yaptığını belirten gazete, ''Bu açıklamayla bugüne kadar ki uygulamaların gözden geçirileceği umuluyor'' ifadesine yer verdi.
Gazetede, KKTC'nin tamamen Türkiye'ye bağımlı durumda olduğu ifadeedilerek, ''Devlet olarak tanınmasının belirli bir zaman alacağı, diğer ülkelerle ekonomik ilişkilerini güçlendirerek, Tayvan gibi ekonomik gelişme gösterme ihtimali olduğu şeklinde görüşler deöne sürülüyor'' denildi.
''TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ İÇİN AVANTAJ''
Mainiçi Şimbun
'daki haberde ise Kuzey Kıbrıs'ın BM planına ''Evet'' demesinin ardında, uluslararası izolasyondan kurtulma arzusu ve AB üyesi olmak isteyen Türkiye'nin güçlü desteği bulunduğu belirtildi.Güney kesiminin planı reddetmesiyle, yeniden birleşme yolu kapandığı kaydedilen haberde, ''Fakat BM ve AB'ye karşı gösterdiği uzlaşmacı tutumuyla Kuzey kesimi, uluslararası toplumun bir üyesi olmayolunda oldukça büyük bir adım attı'' denildi.
KKTC'nin tutumunun AB'ye üyelik için ''sabırsızlanan'' Türkiye açısından adeta ''ölüm-kalım savaşı'' olduğu belirtilen haberde, ''AB tarafından üyelik şartı olarak öne sürülen yeniden birleşme konusunda işbirliğini yerine getiren Türkiye, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı (Rauf) Denktaş'ın plana karşı çıkmasına rağmen, Kuzey Kıbrıs halkına 'evet' demesi yönünde çağrıda bulundu'' deni
ldi.Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin Aralık ayında belirlenip belirlenmeyeceğinin henüz belli olmadığını kaydeden gazete,''Kuzey Kıbrıs'ta çoğunluğun 'evet' demesinin, Türkiye için avantaj sağlayacağı kesin'' ifadesini kullandı.
Bulgar basını, Kıbrıs'ta Rum kesiminden referandumda hayır oyu çıkmasının birleşme için ele geçirilmiş en büyük fırsatı yok ettiğini yazdı. Ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden 24 Saat'te, ''Kıbrıs Türkleri Uluslararası İzolasyondan Çıkarılacak'' başlığıyla yer alan haber yorumda, referandum sonuçlarının Atina'nın Kıbrıs Rum kesimi üzerinde etkisinin olmadığını ortaya koyduğu belirtildi.
Rumlara AB ve tüm dünyadan büyük tepki olduğu ifade edilen haberde, ''Türkler Kıbrıs krizinin sorumluluğunu Rumlara devretti. Kıbrıs'ta bugüne kadar hep suçlu taraf olarak gösterilen Türkler aslında barıştan yana olduklarını ispatladılar ve krizin sorumluluğunu Rumlara devrettiler'' denildi.
Trud
gazetesi de referandum sonuçlarıyla ilgili haberinde, Türk tarafının barıştan yana olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, ''Avrupa, Kıbrıs Türkleri için övgü yağdırıyor'' yorumunu yaptı. Haberde, KKTC'nin artık ambargo ve uluslararası izolasyondan kurtulmasının yolunun açıldığı bildirildi.HURRIYET 26/04/2004
AVUSTURYA: KIBRISLI TÜRKLER ÖDÜLLENDİRİLMELİ
Avusturya Dışişleri Bakanı Benita Ferrero-Waldner, ''Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün sürekli olmaması için elimizden geleni yapmalıyız'' dedi.
Kıbrıslı Rumların referandumda ''hayır'' demesinin ''esef verici''olduğunu belirten Ferrero-Waldner, ''Kıbrıslı Türklerin referandumda 'evet' oyu kullandıkları gerçeğinin gözardı edilemeyeceğini ve bu davranışın uluslararası toplum tarafından, hak ettiği şekilde ödüllendirilmesi gerektiğini'' söyle
di.BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Türk ve Yunan hükümetlerinin çabalarını takdirle karşıladığını kaydeden Ferrero-Waldner, ''Şu andan itibaren Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün sürekli olmaması için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Kıbrıs'ta tarafları, gelecekteki çözümü baltalayabilecek tek taraflı girişimlerden uzak durmaya ve zamanı geldiğinde görüşmelere yeniden başlamaya davet ediyorum'' diye konuştu.
BM Genel Sekreteri Annan'ın çabaları sonucu ortaya çıkan planın hala masada olduğunu belirten ve tarafları uygun zamanda görüşmelere başlamaya çağıran Ferrero-Waldner, AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere ekonomik yardımda bulunmak için başlattığı girişimi ''takdirle karşıladığını'' söyledi.
HURRIYET 26/04/2004
Hesap verme sırası onda
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
1974 sonrasında mülteci durumuna düşen yüzlerce Rum göçmen, Hayır çağrısıyla Annan Planının reddedilmesini sağlayan Tasos Papadopulosa ateş püskürüyor.
Kuzeydeki mülklerine dönemedikleri için Türkiyeyi dava eden Rum göçmenler, şimdi de, referandum
dan çıkan hayır sonucundan sorumlu olduğu gerekçesiyle Rum lider Papadopulosu dava ediyor. Güneye dönemeyen Türkler de dava açsın diyorlar.AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM), mülkiyetlerine dönmelerini engellediği gerekçesiyle Türkiyeye karşı dava açan yüzlerce Rum, yine aynı gerekçeyle Rum lider Tasos Papadopulosu mahkemeye vermeye hazırlanıyor. Rumlar önce iç hukuku tüketecek ardından Avrupa mahkemelerine yönelecek. Girnedeki evine dönemediği için AİHMde açtığı davayı kazanan Rum vatandaşı Titina Loizidunun Türkiyeden aldığı 960 bin dolar tazminatı örnek gösteren Rumlar da milyonlarca dolar talep ediyor.
Kıbrısta İngilizce yayınlanan Sunday Mail Gazetesine göre, 1974 sonrasında mülteci durumuna düşmüş yüzlerce Rum göçmen, hayır çağ
HURRIYET 26/04/2004
| AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. |
|
ABden ilk adım |
|
Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Genel İşler Konseyinde, KKTCnin ekonomik kalkınmasına yardımcı olma yönünde karar aldı. Karar doğrultusunda KKTCye 259 milyon Euroluk yardım gerçekle ştirilecek. |
|
Lüksemburg |
|
26 Nisan 2004 Öte yandan AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, AB Dışişleri Bakanlarının Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gereğini ve Kıbrıslı Türk yetkililerle işbirliği yapacaklarını bildirdi. |
|||

KIBRIS TÜZÜĞÜNE ERTELEME
AB Komisyonunun, Rum Kesiminin üyeliği halinde, AB müktesebatının Adanın kuzeyinde askıya alınmasını öngören Kıbrıs tüzüğünün onaylanması, 28 Nisan tarihinde ABnin büyükelçiler düzeyinde yapılacak toplantısına ertelendi.
KKTCYE İZOLASYON SONA ERMELİ
Avrupa Birliği Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, AB dışişleri bakanlarının, Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gereğini kabul ettiklerini söyledi.
Verheugen, AB Komsiyonunun, Kuzey Kıbrısın ekonomik izolasyonun sona erdirilmesi için her türlü adı
| ABD, KKTC politikasını gözden geçirecek |
|
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıstaki referandumların sonucu çerçevesinde Washingtonın Kıbrıs Türklerine ilişkin politikalarını gözden geçirmekte olduğunu ve AB ile koordinasyon içinde davranacaklarını söyledi. |
|
Washington |
|
26 Nisan 2004 Powell, Washingtonda bulunan Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Möller ile görüşmesinin ardından, gazetecilerin Kıbrıs konusundaki sorularını yanıtlarken, ABDnin Rum kesimindeki referandum sonucundan büyük hayal kırıklığı duyduğunu belirtti. |
|||
ABD Dışişleri Bakanı Bakan Powell, ABDnin KKTCye ilişkin olası politika değişikliği konusunda, Kıbrıslı Türklere ilişkin pozisyonumuzu biz gözden geçiriyoruz ve Avrupalı meslektaşlarımızla tutarlı bir şekilde davranmamız için ABnin hareketlerini de gözden geçireceğiz diye konuştu.
MÖLLER: TÜRKLER ABYİ SEÇTİ
Danimarka Dışişleri Bakanı Möller de Powell ile aynı görüşleri taşıdığını belirterek, Bu fırsat Kıbrıslı Türkler ve Rumlarca kullanılmalıydı.
Ancak görüyoruz ki Kıbrıslı Türkler ABye katılmak istediler ve biz de bundan çok memnunuz, bu yüzden de Kıbrıslı Türklerle iyi ilişkilerimiz olması gerekiyor ve bunu nasıl yapabileceğimize bakıyoruz dedi.
| Annan: Hepimiz düş kırıklığı yaşadık |
|
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrısta birleşme çabalarının başarısız olmasıyla herkesin düş kırıklığına uğradığını söyledi. |
|
New York |
|
26 Nisan 2004 Genel Sekreter, BMnin Kıbrıs için şimdilik görevini tamamladığını söyledi. |
|||
| Weston ABnin kararından memnun |
|
ABDnin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston, ABnin Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son vermek amacıyla önlemler alma kararından memnuniyet duyduğunu açıkladı. |
|
Atina |
|
26 Nisan 2004 Weston, ABD, bu yönde ABnin bütün çabalarını destekleyecektir. Esas olan Kuzey Kıbrısı devlet olarak tanımak değil, izolasyonun ortadan kaldırılmasıdır diye konuştu. |
|||
Özel Yunan televizyonu Megaya açıklama yapan Weston, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verme (kararlılığı gösteren) AB Genel İşler Konseyinin kararlarını memnuniyetle karşılıyoruz ded
i.Özel temsilci Weston, ABD, ayrıca ABnin uzman organlarının ve Avrupa Konseyinin, Adada (Rum Kesimi) siyasi makamları tarafından uygulanan ve kısmen bu trajik sonucun alınmasına yol açan metotların da incelenmesini beklemektedir dedi.
Lüksemburg
Avrupa Birliği hayırcı Rumlara tepkili
Belçika Dışişleri Bakanı Louis Michel, Kıbrısta yapılan referandumda hayır kampanyası yürüten Kıbrıs Rum Kesimi liderliğini sert biçimde eleştirdi.
Michel, yaptığı açıklamada, hayır kampanyası yürütenler, sanırım bunun tüm sonuçlarını hesap edemedi dedi ve bu tür bir kampanya yürütmenin, Avrupayı aşağılamak olduğunu belirtti.Gül: Kıbrıs tüzüğü iyileştirilmeli
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ABnin 28 Nisanda ele alınması beklenilen Kıbrıs tüzüğünde Türk tarafı lehine değişiklikler beklediklerini söyledi.
|
Ankara AA |
|
26 Nisan 2004 Türkiyenin 1 Mayıstan sonra Rum kesimini tanıması gerektiğine ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine de Gül, önce karşı tarafın tutumunun izleneceğini söylemekle yetindi. |
Gül, Dışişleri Bakanlığına gelişinde gazetecilerin soruları üzerine, söz konusu tüzüğün Türk tarafının istediği gibi çıkması için bugün bazı temaslar yaptığını ve bu çerçevede Almanya, İngiltere ve AB Komisyonundan bazı yetkililerle görüştüğünü kaydetti.
Gül, ambargonun kaldırılması, mali yardım, uçuşların başlaması ve ekonomik ilişkiler konularında iyileştirme beklentilerini bu yetkililere ilettiğini ifade ederek, T
| Ankaradan diplomasi trafiği | ||
|
Ankara, Lüksemburgtaki AB Genel İşler Konseyinde Kıbrıs konusu görüşülürken yoğun bir diplomasi atağı yürüttü. Konseyin Kıbrıs konusunda aldığı karar Ankarayı memnun etti. |
||
|
Ankara |
|
26 Nisan 2004 Rum Kesiminin AB üyeliğini düzenleyen yönetmeliğin mevcut haliyle onaylanmasından kaygı duyan Ankara sabah saatlerinden itibaren kritik başkentler nezdinde girişimlerde bulundu. |
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Verhaugeni arayarak tüzüğün KKTC lehine değiştirilmesini istedi.
Almanya Dışişleri Bakanı Jochka Fisher ile ABD Dışişleri Bakanı Powellın da gelişmeler çerçevesinde Gülü arayarak görüş alışverişinde bulunduğu belirtildi.

| Daha olumlu gelişmeler bekliyoruz |
|
Başbakan Erdoğan AB Genel İşler Konseyinin Kıbrıs üzerindeki ekonomik izolasyona son verilmesi yönündeki kararı değerlendirdi. |
|
Ankara |
|
26 Nisan 2004 Açıklanan deklarasyonun arkasının geleceğine inanıyorum diyen Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa yönelik sıcak mesajlar verdi. |
|||
Başbakan Erdoğan, AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında, Parti Genel Merkezinden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı.
AB, Amerika ve BMnin üzerlerine düşeni yapacakları yönündeki inancını dile getiren Erdoğan, KKTCye uygulanan tecridin kaldırılması
DENKTAŞA ZEYTİN DALI
Başbakana KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile ilişkilerin farklı olup olmayacağı soruldu. Erdoğan, Denktaşa yönelik olumlu mesajlar verdi.
Erdoğan, Sayın Denktaş ile aramızda herhangi bir kavga gürültü böyle bir şey olmadı. Siyasi yorumdu, tercihti, yaklaşımdı Sayın Denktaşın yorumu yaklaşımı o türdü. Bizimki bu türdü.
Bunların hepsinde de ben olanda hayır vardır diyorum bu anlayıştan bakıyorum. Benim saygım sevgim yine aynen devam e
| Özkök: Diplomatik üstünlük sağladık |
|
Kıbrıstaki referandumu değerlendiren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, İçinde bulunduğumuz durum bize diplomatik açıdan üstünlük sağlayan bir durumdur dedi. |
|
Ankara |
|
26 Nisan 2004 Anayasa Mahkemesinin 42. kuruluş yıldönümü resepsiyonunda konuşan Genelkurmay Başkanı Özkök, Kıbrıstaki referandum sonucunu kendi içlerinde değerlendirdiklerini açıkladı. |
|||
Ortaya çıkan sonucun Türkiyeye diplomatik açıdan üstünlük sağladığını belirten Genelkurmay Başkanı, Farklı kompozisyonların en hayırlısıdır diye konuştu.
Özkök bir gazetecinin Güvenlik kaygıları ortadan kalktı mı? sorusuna Bir ülkenin her zaman güvenlik kaygısı vardır. Problemlerden korkmamak endişe duymamak lazım. Bu ülke her şeyin üstesinden gelir yanıtını verdi.
Özkök Referandum sonuçları h
| MGK: KKTCye izolasyon kalksın | ||
|
Milli Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulu uluslararası topluma KKTCye uygulanan ambargoyu kaldırın çağrısı yaptı. |
||
|
Ankara |
|
26 Nisan 2004 2 saat süren MGK toplantısı ardından yayınlanan bildiride, KKTCye uygulanan kısıtlamaların kaldırılması, siyasi, ekonomik ve sosyal içerikli bazı iyileştirmelerin yapılmasına yönelik vaatlerin yerine getirilmesinin gerekliliği vurgulandı. |
Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Kıbrısta kapsamlı çözüm planına olumsuz yanıt veren Rum tarafının, 1 Mayıs 2004te ABye girecek olmasına karşılık, plana olumlu yanıt veren Kıbrıs Türk tarafının dışarıda bırakılmasının çelişkili ve adaletsiz bir durum yarattığının saptandığı bildirildi.
BİLDİRİ
Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yayınlanan bildiride, şöyle denildi:
Toplantıda, Kıbrısta adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla Türkiye tarafından başlatılan müzakere süreci sonucunda; BM, ABD ve AB tarafından desteklenen 24 Nisan 2004 gününde Adada referanduma sunulan Annan Planını Rum tarafının reddetmesi nedeniyle ortaya çıkan yeni durum ayrıntılı biçimde
AB, ekonomik desteğe hazırlanıyor
Avrupa Birliği dışişleri bakanları, dün yapılan Genel İşler Konseyinde, KKTC'nin ekonomik kalkınmasına yardımcı olma kararı aldı. AB başkanı İrlanda tarafından hazırlanan ve üye ülkeler tarafından onaylanan bildiride, ''AB içinde yer alma konusunda açık bir irade gösteren KKTC'nin ekonomik kalkınmasına destek olunması konusunda AB Konseyinin kararlı olduğunu'' vurguladı.
Bildiride, çözüm halinde KKTC için ayrılan 259 milyon Euro'luk mali yardımın serbest bırakılması tavsiye edildi ve bu konuda kapsamlı projeler geliştirmesi için AB Komisyonundan gerekli çalışmaları başlatması istendi.
Bildiride, Komisyonun özellikle adanın ekonomik uyumu ve iki toplum arasında yakınlaşmayı sağlayacak projeler hazırlaması istendi.
AB Konseyinin KKTC'nin ekonomik izolasyonuna son verilmesi konusunda kararlı olduğu vurgulanan bildiride, Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişmesine cesaret vererek, adanın birleşmesinin kolaylaştırılmasının arzu edildiği ifade edildi.
AB dışişleri bakanları kararında, Türkiye'nin ve Yunanistan'ın çabalarından memnunluk duyulduğu belirtildi ve gelecekte ada halkının birleşik Kıbrıs vatandaşları olarak AB vatandaşı olmaları konusundaki umut dile getirildi.
Birleşik Kıbrıs'ın AB'ye üye olamamasından büyük üzüntü duyulduğu belirtilen bildiride, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve meslektaşlarının soruna kapsamlı çözüm bulma yolundaki çabalarının takdirle karşılandığı kaydedildi.
Diplomatik kaynaklar, AB tarafından KKTC'ye yapılacak mali yardımın, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda sunulacak projelere verilmesi bekleniyor.
KIBRIS TÜZÜĞÜNÜN ONAYLANMASI ERTELENDİ
AB Komisyonunun, Rum kesiminin üyeliği halinde, AB müktesebatının adanın kuzeyinde askıya alınmasını öngören Kıbrıs tüzüğünün onaylanması, 28 Nisan tarihinde AB'nin büyükelçiler düzeyinde yapılacak toplantısına ertelendi.
AB'nin yayınladığı bildiride, ''1 Mayıs'tan önce tüzük konusunda yapılacak toplantıda, Kıbrıslı Türklerin geleceğinin birleşik Kıbrıs'ta ve AB içinde olmasını cesaretlendirmek için AB Konseyinin göndermek istediği işaretin de değerlendirilmeye alınması'' istendi.
VERHEUGEN: KIBRISLI TÜRK YETKİLİLERLE İŞ BİRLİĞİ YAPACAĞIZ
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıslı Türk yetkililerle işbirliği yapacaklarını, AB Dışişleri Bakanlarının Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gereğini kabul ettiklerini bildirdi.
Verheugen, Kuzeydeki yetkililerle işbirliği yapmak zorundayız
dedi. Verheugen, bunun ABnin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıma anlamına gelmediğini kaydetti.
Verheugen, Türkiyenin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çok yapıcı bir tutum sergilediğini de belirtti.
Verheugen, Türkiye Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çok yapıcı bir tutum sergiledi ve uluslar arası bütün yükümlülüklerini yerine getirdi dedi.
Bir soru üzerine, Verheugen Türkiyenin bu tavrının AB Komisyonunun hazırlayacağı rapora da yansıyacağını bildirdi.
Kıbrıslı Türklerin referandumdan sonra ekonomik açıdan izolasyonunun önüne geçebilmek için AB Komisyonunun gerekli çabayı göstereceğini belirten Verheugen, AB Dışişleri Bakanlarının bugün yaptığı toplantıda da, bu konuda cesaret verici kararlı bir tutum sergilendiğini kaydetti.
Verheugen, Kıbrıslı Türklerin referandumdan sonra cezalandırılmaması için gerekli tedbirlerin alınacağını, ekonomik desteğin yanı sıra adada iki toplumu birbirine yakınlaştıracak sosyal ve kültürel projelere de ABnin destek vereceğini bildirdi.
Bir gazetecinin sorusu üzerine Verheugen, Kıbrıslı Türklere yapılacak yardımın ille de BM kanalıyla yapılmasına gerek olmadığını belirtti ve bu konuda zaten BMnin alt yapısının olmadığını söyledi.
Referandum sonucunun olumsuz çıkmasına üzüntü duyduklarını belirten Verheugen, Sonuçta iki toplum demokratik tercihlerini yaptılar. Kararlarına saygı duymamız gerekir. Bu, dünyanın sonu değil. ABnin siyasi iradesi hâlâ birleşik Kıbrısı Birlik içinde görmek. Bu ne zaman, nasıl olur bilemem dedi.
Verheugen, ABnin daha önce aldığı, Kıbrısta çözümsüzlüğün Rum kesiminin üye olmasına engel olmayacağı kararının hata olup olmadığına ilişkin bir soruyu, Bu, kötü bir tercih, kötü bir alternatif değildi diye yanıtladı
HALKIN SESI 27/04/04
Talat, Brüksel'e gitmek üzere KKTC'den ayrıldı
Başbakan Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği Dışilişkiler, İnsan Hakları, Güvenlik ve Savunma Komitesi'nin davetlisi olarak Brüksel'e gitmek üzere KKTC'den ayrıldı.
Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçağıyla saat 19.00'da İstanbul'a hareket eden Başbakan Talat, bu sabah Brüksel'e geçecek.
Brüksel'de iki gün temaslarda bulunacak olan Talat'a özel kalem müdürü Yonca Şenyiğit eşlik ediyor. Heyete bugün Başbakanlık AB Uyum Koordinatörü Erhan Erçin de katılacak.
Geçitkale Havaalanı'nda basına açıklama yapmayan Talat'ı, Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu ile Başbakanlık müsteşarları Eşref Vaiz ve Ahmet Fikretler uğurladı.
"Çözüm vizyonumuzu kaybetmiş değiliz"
Başbakan Mehmet Ali Talat, "Esas hedefimiz bazı ambargoların kaldırılması değil, Kıbrıs sorununun çözümüdür. Çözüm vizyonumuzu kaybetmiş değiliz" dedi.
Talat, KKTC'den İstanbul'a gelişinde Atatürk Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosu Dışilişkiler Komisyonu'nun düzenlediği "referandum sonuçlarını değerlendirme" toplantısına katılmak üzere Brüksel'e gideceğini hatırlattı.
Brüksel'de Avrupa Parlamentosu gruplarıyla toplantılar yapacağını belirten Talat, "Kıbrıs'ta başlatılan AB ile uyum sürecini nasıl sürdüreceğimizle ilgili, referandumlardan birinden (hayır) yanıtının çıkmasıyla oluşan bu yeni durumu nasıl ele alacağımızı değerlendireceğiz. BM şemsiyesi altında bir uyum süreci yaşıyorduk. Şimdi bu yeni durumda bunu nasıl yürüteceğimiz, bir yeni değerlendirmeyi gerekli kılıyor" dedi.
Talat, Brüksel'deki temaslarının ardından Ankara'ya geçeceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Serdar Denktaş da bana katılacak. Perşembe günü Ankara'da sayın Türkiye Dışişleri Bakanı Gül ve Dışişleri yetkilileriyle çalışmamız olacak. Çabamız, ortak bir politika belirlemek. Daha doğrusu, politikalarımızı uyumlaştırmak yönünde olacak. Bu yeni durumda, elbette ki yeni politikalara ihtiyacımız var. Görüşme sürecinde olduğu gibi, bu yeni dönemde de bunu oluşturmak ve birlikte hareket etmek, başarımız için son derece gereklidir."
Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs Rum halkının kararıyla bir "izolasyon süreci" daha yaşamaması gerektiğini vurgulayan Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kıbrıs Türk halkı bir haksızlıkla daha karşılaşmamalıdır. Her halk kendi kaderiyle ilgili karar verebilir. Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerin geleceğiyle ilgili karar vermesi dünya tarafından da makbul karşılanmamalıdır. Dünyadan ve AB'den anlayış göreceğimize inanıyorum. Çünkü bir yandan AB'nin büyük bir güçle desteklediği planı kabul eden bir halk ve bu halk dünyadan tecrit edilmiş, soyutlanmış, AB'den soyutlanmış, diğer yandan AB'nin kuvvetle desteklediği bir anlaşmayı reddederek AB'ye giren bir başka halk. Bu olabilecek bir şey değil. Mantıklı olay değil. Bu yüzden bununla ilgili tedbirler alınmalıdır."
İki ayrı başvuru
Mehmet Ali Talat, dün, Avrupa Birliği Genel İşler Konseyi'ne başvuruda bulunduklarını kaydederek, "Malların serbest dolaşımıyla ilgili yönetmelik konusunda Genel İşler Konseyi üyelerine birer mektup göndererek, Kıbrıs Türk halkı adına, Kıbrıs Rum yönetiminin konuşamayacağını, karar veremeyeceğini, öneride bulunamayacağını ilettik. Kıbrıs Türk halkının self-determinasyon hakkını kullanarak referandumda (evet) dediğini, bunun değerlendirilmesi gerektiğini ve Kıbrıs Türk halkının kendi yöneticileri tarafından temsil edilebileceğinin bilinmesini istedik" diye konuştu.
AB dönem başkanı İrlanda başbakanına da bir mektup gönderdiklerini bildiren Talat, şöyle konuştu:
"Kıbrıs'ın bölünmüş olması nedeniyle müktesebatın kuzeyde askıya alınmasının, aynı şekilde güneye de uygulanmasını talep ettik. Bunun haklı bir talep olduğunu, çünkü bölünmüş adanın kuzeyinde müktesebatın geçerli olmamasının ve askıda olmasının sorumlusunun Kıbrıslı Türkler olmadığını, Kıbrıslı Rumlar olduğunu, dolayısıyla ada yeniden bütünleşene kadar bu askının güneyde de geçerli olmasının doğru bir davranış olduğunu vurguladık.
Diplomatik bir süreç başlatıyoruz. Bu diplomatik atak, Kıbrıs Türkü'nün uzun yıllardır elde ettiği büyük bir avantaj kullanılarak yapılacaktır. Bu avantaj da dünya dili konuşan, dünyayla ile uyumlu bir yaklaşım sergileyen Kıbrıs Türklerinin artık cezalandırılmaması gerektiğine dayalı bir atak olacak. Bunu başlattık. Bundan sonra sürdüreceğiz. Umuyoruz ki başarılı olacağız."
"Esas hedef çözüm"
"Esas hedefimiz bazı ambargoların kaldırılması değil, Kıbrıs sorununun çözümüdür. Çözüm vizyonumuzu kaybetmiş değiliz" diyen Talat, "Ancak bu konuda öneri yapma sırası, uluslararası toplum ve Rum tarafınındır. Önerileri görmemiz lazım. Hangi noktaya gelebileceğimizi görmemiz lazım. Bizden (Peki ne istiyorsunuz?) diye sormalarını değil, bizim onlara so
rmamızı gerekli kılacak ciddi gelişmeler yaşadık" dedi.Talat, çalışmalara devam edeceklerini belirterek, "Başarıya ulaşacağımıza inanıyorum. Kıbrıs Türk tarafı dünya dili konuşan bir halk olarak hakkını alacaktır. Bunun mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bu konuda Türkiye'nin bize katkı yapmaya devam ettiğini, Türkiye ile yaptığımız temaslarda da defalarca teyit ettik. Gerek referandum öncesi, gerek sonrası Türkiye yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde uyumlaştırma çalışmalarımızı yaptık ama, bunu daha
geniş boyutlarda yapabilmek için perşembe günü Ankara'ya gideceğiz" diyeKIBRIS 27/04/2004
Powell: Washington, KKTC politikasını gözden geçirecek
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell: Kıbrıs'taki referandumların sonucu çerçevesinde Washington, Kıbrıs Türklerine ilişkin politikalarını gözden geçiriyor. ABD, AB ile koordinasyon içinde davranacak
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs'taki referandumların sonucu çerçevesinde Washington'un Kıbrıs Türklerine ilişkin politikalarını gözden geçirmekte olduğunu ve ABD'nin AB ile koordinasyon içinde davranacağını söyledi.
Powell, Washington'da bulunan Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Möller ile görüşmesinin ardından, gazetecilerin Kıbrıs konusundaki sorularını yanıtlarken, ABD'nin Rum kesimindeki referandum sonucundan büyük hayal kırıklığı duyduğunu belirterek, "Önemli, tarihi bir fırsatın kaçırıldığını düşünüyoruz, ancak halklar konuştu ve halkların iradesini dinlemek gerekiyor" dedi.
Bakan Powell, ABD'nin KKTC'ye ilişkin olası politika değişikliği konusunda, "AB bugün toplanıyor ve sanırım Kıbrıslı Türklere yardıma nasıl devam edecekleri konusunda bazı açıklamalar oldu. (Kıbrıslı Türklere ilişkin) pozisyonumuzu biz gözden geçiriyoruz ve Avrupalı meslektaşlarımızla tutarlı bir şekilde davranmamız için AB'nin ha
reketlerini de gözden geçireceğiz" diye konuştu.Danimarka Dışişleri Bakanı Möller de Powell ile aynı görüşleri taşıdığını belirterek, "Bu fırsat Kıbrıslı Türkler ve Rumlarca kullanılmalıydı. Ancak görüyoruz ki Kıbrıslı Türkler AB'ye katılmak istediler ve biz de bundan çok memnunuz, bu yüzden de Kıbrıslı Türklerle iyi ilişkilerimiz olması gerekiyor ve bunu nasıl yapabileceğimize bakıyoruz" dedi.
Möller, "Powell'ın da söylediği gibi, halkların kararına saygı duymalıyız, ancak Kıbrıslı Türklerin AB'ye katılmak istediğini de görmemiz gerekiyor dolayısıyla da buna pozitif bakmamız gerekiyor" dedi.
Talat, haftaya Washington'a geliyor
Öte yandan, Amerikan kaynakları, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın gelecek hafta Washington'a geleceğini belirttiler.
Talat'ın Washington'da üst düzeyde görüşmeler yapması bekleniyor.
Gözlemciler Talat'ın gezisinin KKTC'nin sıkıntılarının hafifletilmesi amacıyla başlatılan uluslararası girişimin parçası olacağını kaydettiler
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorum
lu üyesi Verheugen: Kıbrıslı Türk yetkililerle işbirliği yapacağızAB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıslı Türk yetkililerle işbirliği yapacaklarını, AB dışişleri bakanlarının Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunun sona erdirilmesi gereğini kabul ettiklerini bildirdi.
Reuters ajansının haberine göre, Lüksemburg'da düzenlenen AB Genel İşler Konseyi toplantısı sırasında basın toplantısı düzenleyen Verheugen, "Kuzeydeki yetkililerle işbirliği yapmak zorundayız"
dedi. Verheugen, bunun AB'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmediğini kaydetti.
Verheugen, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda "çok yapıcı" bir tutum sergilediğini de belirtti.
Verheugen, "Türkiye Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çok yapıcı bir tutum sergiledi ve uluslararası bütün yükümlülüklerini yerine getirdi" dedi.
Bir soru üzerine, Verheugen Türkiye'nin bu tavrının AB Komisyonu'nun hazırlayacağı rapora da yansıyacağını bildirdi.
Kıbrıslı Türklerin referandumdan sonra ekonomik açıdan izolasyonunun önüne geçebilmek için AB Komisyonu'nun gerekli çabayı göstereceğini belirten Verheugen, AB dışişleri bakanlarının dün yaptığı toplantıda da, bu konuda cesaret verici kararlı bir tutum sergilendiğini kaydetti.
Verheugen, Kıbrıslı Türklerin referandumdan sonra cezalandırılmaması için gerekli tedbirlerin alınacağını, ekonomik desteğin yanı sıra adada iki toplumu birbirine yakınlaştıracak sosyal ve kültürel projelere de AB'nin destek vereceğini bildirdi.
Bir gazetecinin sorusu üzerine Verheugen, Kıbrıslı Türklere yapılacak yardımın ille de BM kanalıyla yapılmasına gerek olmadığını belirtti ve bu konuda zaten BM'nin altyapısının olmadığını söyledi.
Referandum sonucunun olumsuz çıkmasına üzüntü duyduklarını belirten Verheugen, "Sonuçta iki toplum demokratik tercihlerini yaptılar. Kararlarına saygı duymamız gerekir. Bu, dünyanın sonu değil. AB'nin siyasi iradesi hala birleşik Kıbrıs'ı birlik içinde görmek. Bu ne zaman, nasıl olur bilemem" dedi.
Verheugen, AB'nin daha önce aldığı, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün Rum kesiminin üye olmasına engel olmayacağı kararının hata olup olmadığına ilişkin bir soruyu, "Bu, kötü bir tercih, kötü bir alternatif değildi" diye yanıtladı.
AB'den 259 milyon euroluk mali yardım
Avrupa Birliği dışişleri bakanları, dün yapılan Genel İşler Konseyi'nde, KKTC'nin ekonomik kalkınmasına yardımcı
olma kararı aldıAB'den 259 milyon euroluk mali yardım
Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, dün yapılan Genel İşler Konseyi'nde, KKTC'nin ekonomik kalkınmasına yardımcı olma kararı aldı.
AB başkanı İrlanda tarafından hazırlanan ve üye ülkeler tarafından onaylanan bildiride, "AB içinde yer alma konusunda açık bir irade gösteren KKTC'nin ekonomik kalkınmasına destek olunması konusunda AB Konseyi'nin kararlı olduğunu" vurguladı.
Bildiride, çözüm halinde KKTC için ayrılan 259 milyon euroluk mali yardımın serbest bırakılması tavsiye edildi ve bu konuda kapsamlı projeler geliştirmesi için AB Komisyonu'ndan gerekli çalışmaları başlatması istendi.
Bildiride, komisyonun özellikle adanın ekonomik uyumu ve iki toplum arasında yakınlaşmayı sağlayacak projeler hazırlaması istendi.
AB Konseyi'nin KKTC'nin ekonomik izolasyonuna son verilmesi konusunda kararlı olduğu vurgulanan bildiride, Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişmesine cesaret vererek, adanın birleşmesinin kolaylaştırılmasının arzu edildiği ifade edildi.
AB dışişleri bakanları kararında, Türkiye'nin ve Yunanistan'ın çabalarından memnunluk duyulduğu belirtildi ve gelecekte ada halkının birleşik Kıbrıs vatandaşları olarak AB vatandaşı olmaları konusundaki umut dile getirildi.
Birleşik Kıbrıs'ın AB'ye üye olamamasından büyük üzüntü duyulduğu belirtilen bildiride, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve meslektaşlarının soruna kapsamlı çözüm bulma yolundaki çabalarının takdirle karşılandığı kaydedildi.
Diplomatik kaynaklar, AB tarafından KKTC'ye yapılacak mali yardımın, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda sunulacak projelere verilmesi bekleniyor.
Kıbrıs tüzüğünün onaylanması ertelendi
AB Komisyonu'nun, Rum kesiminin üyeliği halinde, AB müktesebatının adanın kuzeyinde askıya alınmasını öngören Kıbrıs tüzüğünün onaylanması, 28 Nisan tarihinde AB'nin büyükelçiler düzeyinde yapılacak toplantısına ertelendi.
AB'nin yayınladığı bildiride, "1 Mayıs'tan önce tüzük konusunda yapılacak toplantıda, Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Birleşik Kıbrıs'ta ve AB içinde olmasını cesaretlendirmek için AB Konseyi'nin göndermek istediği işaretin de değerlendirilmeye alınması" istendi.
Kıbrıs sürecinde yoğun telefon diplomasisi
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, AB Komisyonu'nun hazırladığı Kıbrıs tüzüğünün, Türk tarafının istekleri doğrultusunda değiştirilmesi için dün yoğun bir telefon diplomasisi yaptı.
Alınan bilgiye göre, Gül, 28 Nisan'da son halini alması beklenen tüzükte Türk tarafının isteklerinin dikkate alınması çerçevesinde, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, AB dönem başkanı İrlanda'nın dışişleri bakanı Brian Cowen ve iki kez de İngiltere Dışişle
ri Bakanı Jack Straw ile görüştü.Bakan Gül, akşam üstü de ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile telefon görüşmesi yaptı.
Gül-Powell görüşmesinde, Powell, Türk tarafının Kıbrıs sürecinde "büyük adımlar attığını" ifade etti ve ABD'nin bugüne kadar verdiği desteğin bundan sonra da süreceğini kaydetti. Gül de KKTC üzerindeki izolasyonun kaldırılmasının önemine değinerek, bu konuda ABD'nin desteğini istedi.
Gül ayrıca, Kıbrıs sürecinde uluslararası camianın Kıbrıs sürecinde kimin inisiyatif aldığının görülmesi gerektiğini de vurguladı.
Ankara AB bildirisinden memnun
AB Genel İşler Konseyi'nin KKTC'nin ekonomik kalkınmasına yardımcı olmasına yönelik dün aldığı karar doğrultusunda onaylanan bildiri, Ankara'da memnuniyet yarattı.
Diplomatik kaynaklar, bildiride Kıbrıs'taki referandum sonucundan duyulan üzüntünün açıkça ifade edilmesinin, KKTC üzerindeki izolasyonun sona erdirilmesi gerektiğinin belirtilmesinin ve çözüm olmadığı halde Kıbrıslı Türklere mali yardım yapılmasına yeşil ışık yakılmasının önemli gelişmeler olduğunu kaydetti.
Kaynaklar ayrıca, bildirinin bu haliyle, Kıbrıs tüzüğünün de Türk tarafının istekleri doğrultusunda çıkacağına yönelik sinyaller verdiğini belirtti.
Kıbrıs brifingi
Dışişleri Bakanlığı'nda dün, BM'nin daimi ve geçici temsilci ülkelerinin Ankara'da görev yapan büyükelçilerine Kıbrıs brifingi verildi.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin tarafından verilen brifingde, Türk tarafının, Kıbrıs süreci ve AB Komisyonu'nun Kıbrıs tüzüğüne ilişkin görüşleri aktarıldı.
AB Bakanları Kıbrıs rum Kesimi Dışişleri Bakanı Yakovu'yu azarlamış...
Kıbrıs'taki referandumda Rumların "hayır" oy kullanmasından büyük rahatsızlık duyan AB Dışişleri Bakanlarının, Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'yu azarladıkları belirtildi.
Rum basınına göre, Lüksemburg'daki AB Genel İşler Konseyi toplantısı sırasında düzenlenen gayrı resmi öğle yemeği sırasında Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Yakovu, AB Bakanlarının ağır eleştirilerine hedef oldu.
Annan Planı'nın Rumlarca büyük bir çoğ
Kıbrıs'ta k
öşe dönüldü...Kıbrıs'ta referandumlar sonrasında ortaya çıkan yeni durum karşısında, AB'nin, Kıbrıslı Türk yetkililer ile birlikte çalışacağını söylemesinin, "siyasi bir köşenin dönülmesi" anlamına geldiği ifade edildi.
Avrupa ve ABD'nin, 30 yıllık politikalarını değiştirmek konusunda "çetrefilli bir hukuki zorluk" ile karşı kırşıya oldukları yorumu yapıldı.
Kıbrıs'ta geçtiğimiz Cumartesi günü yapılan referandumlar sonrasında ortaya çıkan yeni durum, batı basınının gündeminde geniş yer bulmaya devam ediy
Gül: "Kıbrıs konusunda sözler kağıt üzerinde kalmasın diye çalışıyoruz"
Edelman: Tü
rkiye, AB'ye ve dünyaya Kıbrıs'ta iyi niyetini ispat etmiştir
Gül: Kıbrıs meselesinin yeni zemini KKTC ve Türkiye'ye avantaj sağladı
Başbakan Vekili Abdullah Gül, referandum sonrası Kıbrıs meselesinin yeni bir zemine oturduğunu belirterek, ''Bu zemin, KKTC ve Türkiye'ye büyük avantaj sağlamıştır'' dedi.
Gül, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda geniş değerlendirmelerde bulundu.
Kıbrıs konusunun milli bir dava olduğunu ifade eden Gül, referandum sonrası Kıbrıs meselesinin yeni bir zemine oturd
ABD, AB'nin Türkiye'ye Aralık'ta kesin tarih vermesini istiyor
Deniz Arslan
BM Güvenlik Ko
nseyi'nde yarın Kıbrıs oturumu yapılacakVerheugen: Türk askeri Kıbrıs'ta kalıyor, sayısı da artıyor
Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu (AFET), bugünkü oturumunda, Kıbrıs konusunu ve referandum sonuçlarını değerlendirdi. Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, şimdiki durumda Türk askeri'nin KKTC'de kalacağını ve sayısının da artacağını söyledi.
Verheugen, Yunanlı bir gazetecinin "Adadaki Türk askerl
Serdar Denktaş:
Başlangıçta 'evet' demeyi planlıyordum...
AB'nin Kıbrıs bildirgesi Ankara'yı memnun etti
Babacan ABD'de: Kıbrıs AB sürecinde bizim için sorun olmaktan çıktı
KKTC'de hükümetin durumu ne olacak? İşte senaryolar...
MILLIYET 27/04/2004
KKTC'ye en büyük iyilik,
Denktaş'ın istifasıdır
Referandumun ardından
Denktaş istifa!
Bilgili ve Denktaş
Denktaş'sız
asla (!)Oysa 48 saat önce bunun - neredeyse - tam tersi bir örnek yaşandı.
Denktaş referandum sonuçlarını görmezden, sokaklara dökülenlerin kendi şahsına tepkilerini duymazdan geldi.
Onun geçmişine, eski hizmetlerine saygı kaydımı düşerek belirteyim...
"Bilgili'nin aksine istifayı hak ettiği halde görevini sürdüreceğini" açıkladı.
Oysa...
KKTC ve Türkiye'de büyük çoğunluk, artık Denktaş'tan desteğini çekmiş bulunmakta.
Referandum sonuçları, Denktaş'a "güvensizlik oyu" sayılabilir. Denktaş, bir düşünmeli..
Makedonya sendromu
Atina dönüşü, oradan taze bir izlenim yansıtayım. Tayvan'dan sonra, KKTC bağlamında Makedonya örneği de konuşuluyor.
Biraz da kaygıyla...
KKTC için, Tayvan modeli beyin ve söylem jimnastiği, zaten yapılmıştı.
Makedonya modeli ise şöyle:
Yunanistan'ın karşı çıkması nedeniyle, Makedonya - herkesin kullandığı adı bu olsa da - "resmen" FİLON olarak tanınmakta...
Bu ülke, AB kararıyla değil, AB üyesi ülkelerin perakende ikili kararlarıyla ve o
Sorun bitti mi?
Verheugen: Kuzey'de temsilcilik açılacak
AB Komisyonu genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen, Komisyon'un KKKTC'de temsilcilik açacağını bildirdi. Verheugen, Kıbrıs'taki Türk asker sayısının artabileceğini de söyledi.
Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu (AFET), bugünkü oturumunda, Kıbrıs konusunu ve referandum sonuçlarını değerlendirdi. AB Komisyonu üyesi Verheugen, yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununda yaşanan sıkıntıların sorumlusunun AB olmadığı görüşünü sık sık tekrarlayarak konunun geçmişteki aşamalarını anlatırken, Rumları eleştirdi.
Başlangıçta AB üyesi ülkelerin Kıbrıs'ta çözüm istediklerini ve bu çözüme ulaşılmadıkça adanın üyeliğine karşı çıktıklarını hatırlatan Verheugen, 1999'da bu tavrın değiştiğini, çünkü Kıbrıslı Rumlara kapılar açılmadıkça AB'nin genişlemesinin gerçekleşemeyeceğinin görüldüğünü ifade etti.
Rumların başlangıçta BM sürecine destek verdiklerini, 2002'de AB'ye katılım antlaşmasını imzalayıncaya kad bu tavırlarını değiştirmediklerini belirten Verheugen, daha sonra iki tarafta da hükümetlerin değiştiğini, Türk tarafının çok yapıcı bir tavır izlediğini belirtti. Rumların ise olumsuz davrandıklarını anlatan Verheugen, İsviçre'de Türklerin Annan planını imzaya hazır olduklarını, Rumların buna yanaşmadıklarını belirtti.
Verheugen, Rum tarafının bugün ileri sürdüğü ret gerekçelerini yerinde bulmadığını, planın incelenmesi için yeterli zaman bulunduğunukaydetti. Kıbrıs'ın katılım antlaşmasının 10. protokolünde Annan planına destek koşulu getirildiğini, ancak Rumların buna saygı göstermediklerini belirten Verheugen, Güney'in bugün ileri sürdüğü korkuların yersiz olduğunu, bir AB üyesi ülkeye, bir AB adayı ülkeden tehdit geldiğini söylemenin ciddiye alınamayacak ''saçma'' bir iddia olduğunu ifade etti. AB Komisyonu üyesi, Ortodoks Kilisesi'nin olumsuztavrını da çok yadırgadığını, adadaki Türkleri ikinci sınıf vatandaş görmenin yakışık almadığını anlattı.
AB'nin, adanın birleşmesi hedefiyle önlemler alacağını, Kuzey'e kesintisiz ve ciddi bir mali yardım aktaracağını, bu amaçla yasal temeller üzerinde çalıştıklarını bildiren Verheugen, yardımın sadece altyapıyı değil, kültürel, sosyal ve hukuki projelere de yönelik olacağını belirtti. Verheugen, Kuzey'de bir temsilcilik bürosu açacaklarını, bu amaçla yasal yöntemleri incelediklerini bildirdi.
Kuzeyin ekonomik izolasyonuna son vermek, Yeşil Hat'tı malların, insanların ve fikirlerin geçeceği bir çizgi haline getirmek istediklerini belirten Verheugen, bu amaçla hukuki engelleri aşmaya çalıştıklarını ifade etti.
Verheugen, soruları yanıtlarken, AB'nin Türk tarafı ile ilişkiye geçmesinin KKTC'yi diplomatik açıdan tanımak anlamına gelmeyeceğini, adanın yapısını ancak BM'nin değiştirebileceğini söyledi. Soruna çözüm için bugünkü aşamada ve öngörülebilir bir gelecekte yeni bir girişim düşünemediğini belirten Verheugen, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın buna sıcak bakmadığını, BM'nin ve Genel Sekreteri'nin itibarının söz konusu olduğunu belirtirken, Türk askerinin adadaki varlığından şikayetçi olan bir Yunan parlamentere sinirlenerek, Annan planının onaylanmamasının ardından Türk askerinin Kıbrıs'ta daha güçlü bir şekilde kalabileceğini ima etti.
(aa)
HURRIYET 27/04/2004
Avrupa Konseyi'nden KKTC'ye söz hakkı
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), KKTC'den parlamenterlerin genel kurul toplantılarına katılmaları ve söz hakkı almaları yönünde bir karar tasarısı hazırladı.
AKPM'de yarın yapılacak Kıbrıs oturumunda tartışılacak ve oylanacak karar tasarısında, bugüne kadar sadece Kıbrıs'la ilgili komisyon toplantılarına girebilen Kıbrıslı Türk parlamenterlerin, bundan böyle genel kurulun bütün toplantılarının yanı sıra siyasi grupve uzmanlık komisyonları toplantılarına da katılmaları ve istedikleri takdirde söz almaları isteniyor.
Tasarı kabul edilirse, genel kurulu sürekli kulislerden ve dinleyici localarından izlemek zorunda kalan KKTC parlamenterleri, artık Avrupalı parlamenterlerle aynı sıralarda oturma ve istedikleri konuda söz alarak konuşma olanağına sahip olacaklar. Ancak Kıbrıslı Türk parlamenterler, tüzük gereği, genel kurulda oy hakkına sahip olamayacak.
AB'nin KKTC'ye ekonomik yardımda bulunma kararının memnuniyetle karşılandığı ifade edilen tasarıda, Rumların referandumda ''hayır'' oyu vermelerinden ''üzüntü'' duyulduğu belirtildi.
Avrupa Konseyi yetkilileri, referandumların ardından yaptıkları açıklamalarda, Kıbrıs'ta ortaya çıkan çözüm fırsatının kaçırılmasındandolayı derin hayal kırıklığına uğradıklarını bildirmişlerdi.
Annan: Rumlar ne yaptıklarını görecekler
Doğan ULUÇ /
NEW YORKBM Genel Sekreteri Kofi Annan, refanduma hayır diyen Rumlara göndermede bulunarak, Şimdi uyanacaklar, ne yaptıkları görecekler dedi.
İki tarafın eninde sonunda bir çözüme ulaşmak için biraraya gelecekleririn ifade eden Annan, Ama benim arabuluculuk görevim 24 Nisan 2004 tarihiyle son buldu diye konuştu. Annan, 1964ten beri Adada bulunan BM barış gücünün geleceği hakkındaki soruya ise, Güvenlik Konseyi toplanarak bu konuda karar verecek yanıtını verdi.
Annan Planı'nı tozlu depoya attırdım
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, üzerinden büyük bir yük kalktığını belirterek, Annan Planını ben öldürmüştüm, Hz. İsa gibi yeniden dirilttiler. Şimdi tamamen öldü, hatıra diye kopyasını bile saklamayacağım, depoya atın emri verdim dedi. Rumların referandumda hayır kullanmasıyla ilgili duygularını Anadolu Ajansına verdiği özel demeçte açıklayan Denktaş, şunları söyledi:
Yorgun değilim, üzgün değilim. Üzerimden büyük bir yük atmış olmanın verdiği huzur içerisindeyim. Referandumu Denktaşın referandumu şeklinde yorumlayıp istifa et diyorlar. Ama bu doğru bir yaklaşım değil. KKTC yaşadıkça benim de yeminim devam ettikçe buradayım.
ABnin bugüne kadar kendisini çözüm önünde engel olarak gördüğüne dikkat çeken Denktaş, Rumları ben bildim, onlar bilemedi. AB, Rum tarafının kendilerini hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor, beni hayal kırıklığına uğratmadılar dedi. AKP hükümeti ile bozulan ilişkilerini tamir etmeye çalışan Denktaş, şöyle konuştu:
AKP hükümeti, rolünü çok iyi oynamıştır, samimiyetini göstermiştir. Bizimle bazı konularda ters düşme pahasına bildiğini yapmıştır. İyi yapmıştır, iyi bir manevra olmuştur. Ancak kumar oynadık. Rum Evet demiş olsaydı bu kumarda öyle bir kaybedecektik ki, bir daha kendimize gelemeyecektik. Büyük riziko alınmıştır. Netice iyi olduysa bizim marifetimiz nedeniyle değil, Rumların kabızlığı nedeniyle çıkmıştır.
KKTCde hükümet azınlığa düştü
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTCde koalisyon hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti parçalandı. 50 sandalyeli mecliste 7 milletvekili ile temsil edilen DPden dün iki milletvekili istifa etti. Böylece 26 sandalye ile bir farkla çoğunluğu elinde bulunduran koalisyon hükümeti, azınlığa düşmüş oldu. Serdar Denktaş liderliğindeki Demokrat Partinin milletvekillerinden Ahmet Kaşif ve Ünal Üstel istifalarına gerekçe olarak parti içi demokrasinin bulunmamasını gösterdi
Denktaştan randevu istemedi
|
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
Annan Planı çerçevesindeki görüşmeleri 4 yıldan u zun süredir yürüten BM Genel Sekreterinin özel temsilcisi Perulu diplomat Alvaro de Soto eşyalarını topladı ve veda turlarına başladı. De Soto dün Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaşa veda ziyaretinde bulundu. KKTCdeki veda turlarını tamamladıktan sonra Hayırcı Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos ile de görüşen De Soto, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan veda için randevu istemedi. BM Genel Sekreteri Kofi Annana son raporunu teslim edeceğini açıklayan De Soto, planın Rum tarafından net bir şekilde reddedilmesinden üzüntü duyduğunu, Türklerin kabul etmesini ise memnuniyetle karşıladığını söyledi. De Soto, birkaç gün içinde Adadan ayrılacak. De Soto başkanlığındaki BMnin iyi niyet misyonu da mayıs ayı ortalarında tamamen kapatılıyor. De Sotonun ekibinin bir bölümü adadan ayrıldı. Kalan personel de mayıs ayı ortalarında BMnin atayacağı yeni görev yerlerine gidecek. |
Rumları dondurun
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, AB dönem başkanı olan İrlanda Başbakanı Bertie Aherne mektup yazarak Kuzeyin dışa açılımı için taleplerde bulundu.
- Kıbrıs Rum Kesiminin AB üyeliği dondurulsun.
- 1 Mayıstan itibaren mal dolaşımını düzenleyecek Yeşil Hat yönetmeliği değiştirilsin.
- Kuzey Kıbrıs ile direkt ilişki kurulsun.
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat Avrupa Birliğinde diplomatik atağa geçerek, Rum yönetiminin AB üyeliğinin dondurulmasını istedi. Talat, AB dönem başkanı İrlanda Başbakanı Bertie Aherne ve AB dışişleri bakanlarının oluşturduğu Genel İşler Konseyine talepler listesi gönderdi ve AB müktesebatının sadece Kuzey Kıbrısta değil, güneyde de uygulanmamasını talep etti.
Talat, Rumların Annan planını reddettiği referandumun hemen ardından, AB liderlerinin oluşturduğu AB Kons
'Kuzeye ambargoyu kaldırın ama tanımayın'
|
Rum hükümeti, Lüksemburgdaki AB Dışişleri Bakanları toplantısında, birliğin KKTCye uygulanan ambargoların kaldırılmasına yönelik alacağı her kararı kabul edeceğini ilan etti. Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, AB üyesi meslektaşlarımın Kuzey Kıbrısa yapacağı yapacağı her yardımı destekleyeceğim dedi.
Rum Dışişleri Bakanı Yakovu, ABnin ambargoların kaldırılmasına yönelik alacağı kararları kabul etmekle kalmayıp cesaretlendireceğini de söyledi. |
HURRIYET 27/04/2004
Kıbrısta yeni bir şey yok
Kıbrısta ikiz referandumların yarattığı heyecan duruldu, hayat kaldığı yerden devam ediyor. Birleşmeyi reddeden güney, ABye tam üye olacağı 1 Mayısı beklerken, KKTC ise referandumda kullandığı evet oyu karşılığında elde edeceği ekonomik açılımların yolunu gözlüyor. Ara bölgede görev yapan BM Barış Gücü aske
rleri ise günlük rutin görevlerini yerine getirmeye devam ediyorlar.KKTC ile ilk köprü
Zeynel LÜLE / LÜKSEMBURG
Kuzey Kıbrısın tecridine son vermeye kararlı olduklarını açık bir şekilde dile getiren AB Dışişleri Bakanları, ilk adım olarak 259 milyon Euroluk yardımı serbest bıraktılar. AB müktesebatının Kuzeyde askıya alınmasını öngören yönetmeliğin oylaması ise 28 Nisana ertelendi.
DÜN Lüksemburgda toplanan AB Dışişleri Bakanları yayınladıkları sonuç bildirisinde, AB içinde yer alma konusunda açık bir irade gösteren Kıbrıslı Türklerin tecridine son vermekte kararlıyız denildi. Bildiride, çözüm halinde Kuzey Kıbrıs için ayrılan 259 milyon Euroluk mali yardımın, çözüm olmamasına rağmen kullandırılması kararı da duyuruldu ve
bu konuda kapsamlı projeler geliştirmesi için AB Komisyonundan gerekli çalışmaları başlatması istendi. AB Dışişleri Bakanları, AB Komisyonuna özellikle adanın ekonomik uyumu ve iki toplum arasında yakınlaşmayı kolaylaştıracak projeler hazırlaması da istendi. ABli Bakanlar ayrıca, Kıbrıslı Türklerin geleceğinin AB içinde olduğunu vurgulayarak, gelecekte ada halkının Birleşik Kıbrıs vatandaşları olarak AB vatandaşı olmaları konusundaki umudunu da koruduğunu dile getirdi.Powell: Kuzey Kıbrıs'ı tanıma noktasına gelmedik
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ''Kuzey Kıbrıs'ı henüz tanıma noktasına gelmedik'' ifadesini kullanırken, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, ABD'nin KKTC üzerindeki ambargonun hafifletilmesi için hangi adımları atacağını açıklamaktan kaçındı, ancak Washington'ın AB'ye paralel davranmasının beklenmesi gerektiğin
i söyledi.Powell, Reuters ajansına dün verdiği, ancak metni ABD Dışişleri Bakanlığı'nca bugün yayınlanan özel demecinde, ''ABD'nin, kuzeydeki Türk devletini tanıma seklinde bir düşüncesi var mi? Yoksa, ticaretin artırılması için ne tip önlemler düşünülüyor?'' sorusuna su yanıtı verdi:
''Öncelikle, Kıbrıslı Rumlar'ın plan lehinde oy vermemelerinden nekadar büyük bir hayal kırıklığı duyduğumu söyleyeyim. Bu iyi bir plandı, tarihi bir fırsattı ve bu tarihi an kaçırılacak. Bu da, gelecekte kaybedilmiş bir fırsat olarak görülecek. Türk Hükümeti ise büyük bir siyasi cesaret gösterdi. Kıbrıslı Türkler de plan lehinde oyvererek öyle yaptı. Dolayısıyla, plana (evet) dedikleri için Kıbrıslı Türklerin bazı yararlar görmeleri gerekiyor. AB'deki meslektaşlarımızın ne
yapmakta olduğunu izliyoruz. Onların ne yaptıklarını göreceğiz ve bizim ne yapabileceğimizi inceleyeceğiz. Size su anda yapabileceğim bir açıklama yok ve tanıma noktasına henüz gelmedik. Şimdi duruma bakıyoruz, referandumların sonuçları üzerinde çalışıyoruz ve başlangıçta AB'nin ne yapacağını izliyoruz.''Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Boucher da düzenlediği basın toplantısında, Powell'in ''henüz tanıma noktasına gelmedik'' sözüyle ne kastettiğinin sorulması üzerine, ''Bizim seçenek olarak düşünebileceğimiz şeylerin listesini çıkarmayacağım. AB'nin ne yaptığını biliyorsunuz. Ben ABD'nin, AB'nin yaptıklarına benzer ve onlarla tutarlı şekilde davranmasını beklerim. Biz de bunlara benzer adımlara bakıyoruz'' diye konuştu.
Erdoğan'dan Denktaş ve Talat'a birlik çağrısı
Başbakan RecepTayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta yapılan referandumun sonuçlarını değerlendirirken, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Başbakan Mehmet Ali Talat'a birlik çağrısında bulundu. Erdoğan, ''Bu yeni dönemde gerek Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan'ın hep birlikte orada yeni bir dayanışma içerisinde olmaları gerekiyor'' dedi.
Erdoğan, Köln'de, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TATSO) açılışın ardından Energy Dome Basketbol Salonu'nda akşam saatlerinde Türk vatandaşların
a hitap etti.Başbakan Erdoğan, salona gelişi sırasında vatandaşların tempolu alkışları eşliğinde, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganları ile ayakta karşılandı.
Erdoğan'ın, salonda protokol için hazırlanan bölüme geçmek için merdivenleri çıkarken sendelemesi üzerine yanında bulunan korumaları müdahalede bulundu.
Erdoğan, daha sonra kendisi için ayrılan bölüme otururken, TATSO Başkanı Kemal Şahin ile Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik'in konuşmalarını dinledi.
Daha sonra kürsüye gelen Başbakan Erdoğan, konuşmasında, Kıbrıs'tayapılan referandum ile ilgili görüşlerini dile getirdi.
ERDOĞAN'DAN BİRLİK ÇAĞRISI
Başbakan Erdoğan, şimdi yeni bir dönem başladığını ifade ederek, şöyle konuştu: ''Bu yeni dönemde gerek Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan'ın hep birlikte orada yine bir dayanışma içerisinde olmaları gerekiyor. Artık birlik beraberlik zamanıdır. Bu birliği ve beraberliği asla bu referandum sarsmamalıdır. Bunu bir siyasi karar, bir demokratik hak olarak değerlendirmek ve bunun neticesine de saygı duymak gerekir. Biz TC Devleti olarak saygı duyuyoruz. Herkesin de saygı duyması gerekir. Kimse kendini milletin üzerinde bir güç olarak görmemelidir.''
Erdoğan, hiçbir ülke tarafından tanınmayan KKTC'nin dünyanın tanıdığı bir devlet haline getirilmesi anlayışı içinde olduklarını söyledi.
Bunun başarılması halinde Birleşmiş Milletler'deki Güney Kıbrıs bayrağının inerek yerine birleşik Kıbrıs cumhuriyetinin bayrağının çekileceğini belirten Erdoğan, Türkçenin uluslararası bütün toplantılarda beynelmilel bir dil olarak kullanılmaya başlanacağını ifade etti.
Güney Kıbrıs'ın yüzde 76 ile referandumda ''hayır'' dediğini hatırlatan Erdoğan, çünkü devlet olmayı kaybedeceklerini belirtti. Erdoğan'ın, ''Dünyada en önemli adım devlettir devlet'' şeklindeki sözleri salondakilerin alkışları ile karşılandı.
Dünyada birçok ülke ile AB üyesi ülkelerin Türkiye'nin ve KKTC'nin Kıbrıs'ta böyle bir karar alacağına inanmadıklarına da dikkat çeken Başbakan Erdoğan, ''Biz daha önce (Bu işte verdiğimiz sözün arkasında duracağız. Her zaman Rumların bir adım önünde olacağız) dedik. Bundan çok rahatsız olanlar oldu. Ülkemde de rahatsız olanlar oldu ve ne oldu, biz yanılmadık. Biz verdiğimiz sözde durduk'' diye konuştu.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile görüşmeler yapılırken çok ilginç şeyler yaşadıklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye'ye ''erteleme'' talebi ile gelindiğini, ancak kendilerinin 1 Mayıs'tan önce bu işi bitirmeye hazır olduklarını söylediklerini kaydetti.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz şu anda da sö
zümüzdeyiz. 1 Mayıs'tan önce bu işin bitmesini bizden siz istemediniz mi, istediniz. Biz sözümüzü verdik mi, verdik. Bugüne kadar (Türkiye söz verir, sözünde durmaz. Kuzey Kıbrıs da sözünde durmaz) deniyordu. Şimdi biz sözümüzü verdik, (sözümüzdeyiz) dedik.''Taşların yerinden oynadığını da vurgulayan Erdoğan, bu taşların nasıl yerine yerleştirileceğini de zamanın göstereceğini kaydetti.
Türkiye'nin haklarını hiçbir zaman hiçbir yerde çiğnetmeyeceklerini ve çiğnetmediklerini belirten Erdoğan, Kıbrıs TürkCumhuriyeti'ndeki, Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerinin haklarını da hiçbirzaman yedirtmeyi akıllarının en ücra köşesinden bile geçirmediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, ''Böyle bir şeye tenezzül etmek, böyle bir şeyi düşünmek alçaklıktır diye de bunu ifade ettim. Bizim gençlik yıllarımızın hangi tezgahlarda dokunduğunu, nasıl dokunduğunu da Sayın Cumhurbaşkanı'na kaç kez ifade ettim'' dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ı farklı karelerde, farklı tiplerle görmek istemediğini de tekrarlayan Erdoğan, 1974 harekatı olduğu zaman Türkiye'ye ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne işgal kuvvetleri diyenlerle Cumhurbaşkanı'nı aynı karede görmek istemediğini ifade etti. Erdoğan, ancak bu konuda Denktaş'ın da aldatıldığına inandığını söyledi.
Konuşmasında Almanya'daki vatandaşlara da seslenen Erdoğan, Almanya'daki üçüncü kuşağa sahip çıkmalarını istedi.
Türkiye'ye her gelişlerinde farklı bir manzara ile karşılaşacaklarını belirten Erdoğan, yolları, konutları, alt ve üst yapısı ile yeni farklı bir Türkiye'yi 2007'ye hazırladıklarını bildirdi.
Başbakan, Türk Hava Yolları'nda önemli değişiklikler bulunduğunu, Türkiye'nin her yerine rahat ulaşımın sağlanabilmesi için THY'nin ciddi sayıda uçak alımı yapacağını, bu konudaki çalışmaların devam ettiğini anlattı.
Erdoğan, Almanya'daki Türkleri Alman devletinin yasa ve kurallarına saygılı ve haklarını en iyi kullanan vatandaşlar olarak gördüğünü de belirterek, bunun bir vatandaşlık bilinci olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, Almanya'daki Türkler'den kendilerini iyi yetiştirmelerini de isterken, her şeyin Türkiye için olduğunu söyledi.
''ÜÇÜNCÜ KUŞAK ÇOK İYİ ALMANCA KONUŞSUN''
Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarına seslenirken, ''Üçüncü kuşak çok iyi Almanca konuşsun. Evdeki anneleri de Almancayı öğrensin. Buna mecbursu
nuz'' dedi.Almanya'da yaşayan Türklerin sıla hasretini iyi bildiğini, 1978 yılından bu yana özellikle sık sık Almanya'ya geldiği için birçok kişiyi tanıdığını, neden sıla hasreti çektiklerini, çocuklarını nasıl yetiştirdiklerini bildiğini söyledi.
Erdoğan, ''Türkiye ile Almanya arasında ekonomik ve ticari kırılmanoktası diyebileceğimiz adımı atmak için geldim. Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası TATSO'nun açılışını yaptık. Ülkelerimiz için hayırlı olsun diyorum. Ortak çıkarlarımız için hayırlı olsun. Ara
mızdaki bağların kuvvetlenmesi için hayırlı olsun'' diye konuştu.Ekonominin önemine dikkati çeken Erdoğan, ''Artık dünyada ekonomi giderek şekilleniyor. Ekonomi siyasete yön veriyor. Adeta şekillendiriyor. Ekonomiyi bir kenara koyabilmek mümkün değil'' de
di.''3 Kasım'dan sonra ayakları üzerinde duran değil, hareket eden farklı bir Türkiye var. Dünyada farklı bir konuma ulaşan bir Türkiye var. Bizler göreve geldiğimizde dünyanın Türkiye'ye borç vermediği bir yönetimi devraldık. Faiz almış başını gidiyordu. Vatandaş zamla yatıp,zamla kalkıyordu. Şimdi artık dünyadaki finans çevrelerinin güven duyduğu, istikrarlı bir Türkiye var. Dünya
ile kucaklaşan, içine sinen değil, dünyaya açık olan bir Türkiye var.''Kısa bir dönemde 66 ülke gezdiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, ''Bu gezilerim sırasında işadamlarımızı da beraberimde götürdüm. Karşılıklı ilişkileri geliştirsinler, müşterek adımlar atsınlar ve birbirlerini karşılıklı olarak tanısınlar diye bunu yaptım. Türk işadamları artık dünyada her yerde var. Arkalarında da Türk Hükümeti var. Bununla da yetinmiyoruz, daha ileriye gideceğiz'' dedi.
Türkiye'nin 40 yıldan bu yana AB'nin kapısında olduğuna dikkati çeken Erdoğan, ''Almadılar mı, yoksa biz mi gerekeni yapmadık? Her ikisi de var. Ancak ikincisi ağır basıyor. Ortamı siz yaratacaksınız. Kimse sizi el bebek, gül bebek bir yere getirip koymaz. Biz işimize, ne yaptığımıza ve ne yapacağımıza
bakalım' şeklinde konuştu.''Bizim için tek haneli rakama düşmek hayal değil. 2005 yılında enflasyonu tek haneli rakamlara düşüreceğiz. Hedef borçlanma maliyetlerini düşürmektir. Bugüne kadar bu sayede 7 katrilyon kazandırdık. Eski kafada gitseydik bu parayı ödeyecektik. Artık kaynakların israf edilmesi dönemi bitti.''
Türkiye'deki birçok kamusal tesisin turistik tesise çevrildiğini belirten Erdoğan, turistlerin yatak bulamadığını, geçen yıl turizm öncesi dönemde bile sadece Antalya'ya 710 bin turist geldiğini, Irak savaşına rağmen de sadece Almanya'dan 3.4 milyon turistin Türkiye'ye gittiğini söyledi.
BAŞBAKAN'DAN ALMANYA'DAKİ TÜRKLERE ÇAĞRI
Antalya çevresinde de yaklaşık 50 bin Alman'ın yaşadığını hatırlatan Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarına da Türkiye'yi daha iyi tanıtmaları çağrısında bulundu.
Erdoğan, ''Her birinize Türkiye'nin elçisi olarak bakıyorum. Sizden bir isteğim var, uyum konusunda daha fazla çaba harcayın. Asimilasyon başka, entegrasyon başka bir olaydır. Sadece evden işe gitmekle olmaz. Alman komşularınızla görüşebiliyor musunuz? Zaman zaman Alman yemekleri, zaman zaman da Türk yemekleri yiyebiliyor musunuz?'' dedi.
Almanya'da yetişen üçüncü kuşak Türk gençlerinin Almancayı iyi şekilde öğrenmelerini istediğini söyleyen Erdoğan, ''Üçüncü kuşak çok iyi Almanca konuşsun. Evdeki anneleri de Almancayı öğrensin. Buna mecbursunuz. Biz de Türkiye'de okullara İngilizce ve Almanca iki dil dersi koydurduk'' dedi.
3. kuşak Türklerin bilimsel a
landa da iyi yetişmelerini isteyen Başbakan, Almanya'da yaşayan 2.5 milyon Türkün yaklaşık 30 bininin üniversitede okumasının çok az olduğunu söyledi.Erdoğan, her şeyden önce insana yatırım yapılması gerektiğini vurgulayarak, ''Ekonominin olmazsa olmaz temel şartı insandır. İnsan varsa, sermaye, emek ve başarı vardır. Ancak insanlarımız kaliteli olmalı. Özellikle üçüncü kuşağa çok önem veriyorum. El ele verip çocuklarımızı iyi yetiştireceğiz'' diye konuştu.
Türkiye'nin ihracatının geçen yıl 50 milyar dolar, dış ticaretininde 115 milyar dolar olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunun bu yıl daha da fazla olmasını beklediklerini kaydetti.
Erdoğan, ''Türkiye artık yatırımların ülkesi olmuştur. Yeni TeşvikKanunu'yla kişi başına düşen milli geliri 1.500 doların altında olan bölgeler vergiden muaf tutulmaktadır. Enerjide de yüzde 50 indirim yapıyoruz. SSK primlerini azaltıyoruz. Burada sadece (gel yatırım yap)diyoruz. Ücret politikamızda istediğimiz seviyeye gelmiş değiliz. Bunuartırıyoruz'' dedi.
Irak konusuna da değinen Erdoğan, ''Irak'ta bir politika güttük. Bu ülkede durum iyi değil. Türkiye Irak'a gereken yardımı gönderiyor. Geçen yıl 1 milyar dolar insani yardım gönderdik. Yardımlarımız BM ile koordineli şekilde sürdürüyoruz.'' dedi.
(aa)
Talat: Önce ambargo kaldırılmalı
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Brüksel'deki temaslarında Kıbrıs'a uygulanan ambargonun kaldırılmasının önemine öncelik verdiğini, Kıbrıs'tan asker çekilmesi konusunun gündemde olmadığını söyledi.
Belçika'nın başkenti Brüksel'de Avrupa Parlamentosu (AP) bünyesinde çeşitli temaslarda bulunan Talat, düzenlediği basın toplantısında, görüşmelerde KKTC'ye yönelik ambargonun her türüyle kaldırılmasına ilişkin talebe öncelik verdiğini bildirdi. Talat, ''Bize Türkiye'nin yaptığı
yıllık yardım, AB'nin vereceği 259 milyon Euro'dan daha fazladır, ama ambargo yüzünden ekonomi kalkınamıyor. Ambargonun kaldırılmasının çok önemli olduğunu anlattım'' diyerek, KKTC'nin tanınmasına ilişkin bir talepte bulunmadığını ifade etti.Mehmet Ali Talat, ''Kıbrıs'tan asker çekilmesi gündemde hiç yoktur. Antlaşma Rumlar tarafından çökertilmiştir. Çözüm halinde gerçekleşebilecek bir eylemin çözümsüzlük halinde gündeme getirilmesi kamuoyu tarafından da kabul edilir bir şey değildir'' dedi.
Brüksel'deki temaslarında referandumlardan sonra ortaya çıkan durumu değerlendirdiklerini belirten Talat, AP'nin liberal, sosyalist ve muhafazakar gruplarının liderleriyle görüştüğünü, Dışişleri Komisyonu'nda fikirlerini anlattığını ve teknik toplantılara katıldığını belirtti.
Talat, ''Bütün dünyanın desteklediği, BM'nin düzenlediği, AB'nin kararlılıkla onayladığı, Kıbrıslı Türklerin güçlü bir şekilde kabul ettiği, Rumların reddettiği Annan planından ilginç bir durum ortaya çıktı. Planı destekleyen Türkler AB dışında kalıyor, AB'nin şiddetle desteklediğini reddeden Rumlar AB'ye üye oluyorlar. Bu inanılır, hazmedilir bir durum değildir'' diye konuştu.
KKTC Başbakanı Talat, Rumların, ret tavrına güvenlik endişesini bahane gösterdiklerini, oysa müzakerelerde bu konuyu hiç ortaya çıkarmadıklarını belirtti.
Mehmet Ali Talat, AP'ye iki Türk, dört Rum parlamenter seçilmesinin söz konusu olduğun hatırlatarak, Türklerin sandalyelerinin boş bırakılmasını veya AP'ye konuşma hakkına sahip olacak iki Türk gözlemci alınmasını önerdiğini bildirdi. Referandumlardan sonra ortaya çıkan avantajlı duruma da değinen Talat,''Bu avantajı Avrupa ve dünya diliyle konuşarak, kavga etmeden değerlendirmeliyiz. Çabalarımızı duvara toslayacak hızla ve gerçekçi olmayan şekilde değil, ciddi, dikkatl
i, çağdaş politikayla sürdüreceğiz. Rumlara karşı yaptırım değil, Türklere karşı anlayış istiyoruz'' dedi.AB'nin Kuzey Kıbrıs'ta açacağı temsilcilik konusunu önemini de vurgulayan Talat, ''Kıbrıslı Türklere doğrudan temas edecek bir AB bürosunun çok yararlı olacağına inanıyorum'' diye konuştu.
Baykal: KKTC'ye tanınma isteyelim
Ankara
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kıbrıs'ta yapılan referandum sonucunun Türkiye'nin önüne tarihi bir fırsat çıkarttığını bildirerek, ''Uluslararası tanı
ma talep edelim'' dedi.Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta referandum sonrası ortaya çıkan son durumu değerlendirdi. Kıbrıs'ta tarihi bir dönemin başladığını belirterek sözlerine başlayan Baykal, kendilerinin Kıbrıs'ta iki toplumlu yapıyı ortadan kaldıran Annan Planı'na başından bu yana karşı olduklarını anımsattı.
Deniz Baykal, Türk toplumunun, uluslararası kuruluşların amaçladığı hedefi destekleyen tavrının bu kuruluşların Türk toplumuna bakışını değiştirmesi açısından bir fırsat oluşturduğunu söyledi.
"RUMLAR ÇÖZÜME ASIL ENGEL"
Buna karşın uluslararası toplumun ''Daima himaye etmeye eğilimli olduğu'' Rum toplumunun, anlaşmayı reddederek uluslararası kamuoyuna ters düştüğünü belirten Baykal, ''Böylece Kıbrıs'ta çözümün önündeki asıl engelin, bu anlaşmayı dahi içine sindiremeyen Rum toplumundan kaynaklandığı ortaya çıktı'' dedi.
Rum tarafının Kıbrıs'la ilgili olarak ilk kez Enosis'i gerçekleştirme girişiminde bulunmaları ile 1974'de ilk büyük yanlışını yaptığını ifade eden Baykal, dönemin Türk hükümetinin etkin girişimlerde bulunarak bu darbe girişimini etkisiz kıldığını anlattı. Baykal, bunun Kıbrıs'ın tarihi değişim geçirmesini sağladığını belirterek, bugün de Rum toplumunun ikinci büyük yanlışını yaptığını söyledi.
Rum tarafının kararının Türkiye'nin önüne tarihi bir fırsat çıkarttığını vurgulayan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şimdi artık bu tablo bizi 1974'de oluşan tablonun uluslararası hukuki meşruiyete kavuşturulması, uluslararası diplomasinin benimsediği gerçek haline dönüştürülmesi için bu manzarayı bir çıkış noktası olarak değerlendirme imkanı ile sorumluluğu ile ödevi ile karşı karşıya bırakmıştır. Yeni tablo önemli bir çıkış noktasıdır. Eğer bu tablonun olanakları kullanılabilirse fevkalade önemli so
nuç alınabilir. Bunu elbirliğiyle gerçekleştirmek lazımdır. Türkiye ile KKTC'nin önündeki sorun Rumların kabul etmek istemedikleri bu ayrışma tablosunu hukukileştirmek, uluslararası kabule taşımak olmalıdır. Bunun olanakları var, bu doğrultuda yapılmış vaatler var. Bunları en iyi şekilde önümüzdeki dönemde kullanmak zorundayız.''''TÜRKİYE SAPASAĞLAM DURMALI''
Bunun için Türkiye'nin KKTC'nin uluslararası tanınma talebinin arkasında sapasağlam durmasının zorunlu olduğunu bildiren Baykal, hiçbir zaman eziklik içine girilmemesi gerektiğini belirtti.
Baykal, ''Tanıma fazla olur, kabul etmezler. Bunu bıraksak acaba bize para verebilirler mi?'' gibi anlayışlardan kaçınılması gerektiğini ifade ederek, doğrudan tanımanın talep edilmesini beklediklerini söyledi. Baykal, bunun için en uygun zamanın olduğunu kaydettiği konuşmasında şunları söyledi:
''Eziklik duyulması için bir sebep yoktur. Başbakan seçimden hemen önce bir taahhüt yaptı. Buradan kendisine hatırlatmak istiyorum, resmi yetkililer bunu hiç söylememeyi uygun görüyorlar. Demiştir ki eğer (Güney'de hayır çıkarsa biz tanımayı talep edeceğiz.) Evet tanımayı talep edin. Sayın Başbakan çıkın ülke ülke dolaşın, tanımayı talep edin.
Bu noktada yapacağınız çalışmalarda biz CHP olarak ben Deniz Baykal olarak sizin yanınızda dünyayı köşe köşe dolaşırım. Azerbaycan'a gidilecekse Azerbaycan'a gidelim, Pakistan'a gidilecekse Pakistan'a gidelim, Batı'ya gideceksek, Batı'ya, Kuzey'e gideceksek Kuzey'e gidelim. Nereye gideceksek gidelim. Bu ortayı değerlendirelim.Kuzey Kıbrıs'ın insanlık camiası içinde bir devlet olarak yaşama hakkının arkasında duralım.''
Ambargonun kaldırılması yönündeki tartışmaların olayın sıcaklığı geçtiğinde unutulmaması gerektiği uyarısında da bulunan Baykal, ''(Ambargoyu keçi boynuzu tohumunda kaldıralım, narenciye de kalksın, ona bir de patatesi ekleyelim) yaklaşımları bu işi kökünden çözme olanağını ortadan kaldırır'' diye konuştu.
''BU NE BAŞARISI''
Gelinen aşamada Hükümete ''Bu bir başarıdır, bunu biz sağladık'' dememesi uyarısında da bulunan
Baykal, şöyle konuştu:''50 yıllık Cumhuriyet tarihinin en büyük başarısıymış. Lozan'a takmıştı bir ara. Şimdi dikkatli bir ifade kulanmış, 'son 50 yıl' diyor. Bu ne başarısı, benim anlamakta güçlüğüm var. Güney Kıbrıs anlaşmalara aykırı olarak AB'ye tek başına girecek ve bunu engelleyen anlaşmalar kaba bir biçimde ihlal edilecek ve biz 'Cumhuriyet tarihinin en büyük başarısı' diyeceğiz.
Bunun başarı ile ilgisi yok. 1Mart tezkeresinin çıkmamasında hükümet ne kadar başarılı olduysa, bunda da o kadar başarılı olmuştur. 7 Ekim'de asker gönderme kararı ne kadar başarılı idiyse bu da o kadar başarılıdır. 1 Mart'ta alınacak kararı CHP engelleyerek hükümete en büyük iyiliği yapmıştır. 7 Ekim'de Amerika engeline takılmışlardır. O nedenle oradaki başarı da Amerik
a sayesinde elde edilmiştir. Şimdi de 'Annan Planı uygulansın' demişlerdi. Neyse ki plan uygulanamamıştır. Uygulansaydı neresi başarı neresi değil görürdük. Annan Planı'nın uygulanmasını da Rumlar engellemiştir.Şimdi bu tartışmaları bir yana bırakalım, 'Başarıydı başarısızlıktı' sözlerinden bir şey çıkmaz. Hükümet dış politika konusunda kaza yapan bir hükümet olmaktan çıkmış, sakar bir hükümet haline gelmiştir. Üst üste kaza yapana sakar derler, bir tane olursa kaza denir. 1 Mart'ı yap, arasından 7 Ekim'i
yap, arkasından 24 Nisan'ı yap...''''Bu Türkiye için bir şanstır'' diyen Deniz Baykal, bu şansın iyi kullanılması gerektiğini söyledi. Baykal, 1974 yılındaki Hükümetin önüne çıkan şansı değerlendirdiğini belirterek, o zaman ortaya çıkan tabloyu hukukileştirme şansının herkesin ortak görevi olduğunu söyledi. ''Denktaş'ın, Talat'ın, Baykal'ın, Erdoğan'ın'' bu şansı kullanmakla görevli olduğunu bildiren Baykal, ''Tarih bizden bunu bekliyor'' diye konuştu.
TARIMIN SORUNLARI
Konuşmasında tarım kesiminin sorunlarına da değinen Baykal, 1980 sonrası hükümetlerin ''Çiftçileri yok sayan, engel gören'' anlayışının mutlaka değişmesi gerektiğini söyledi. Baykal, 1 katrilyon 330 trilyon lira devletten alacağı olan tarım kesiminin ''feryat'' ettiğini anlattı.
Baykal, ekonominin de olumsuzluk içinde olduğunu ifade ettiği konuşmasında, iç borçların son üç ayda 17 milyar dolar arttığını, dış ticaret açığının tehlikeli şekilde büyüdüğünü, son bir yılda 300 bin insanın işsiz kaldığını kaydetti.
CHP TBMM Grup toplantısı basına kapalı olarak devam ediyor.
Türkiye'den KKTC için diplomatik girişim
Ankara
Kıbrıs'taki referandumların ardından önceliğini, KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması olarak belirleyen Ankara, bu yöndeki girişimlerini sürdürüyor
.Dışişleri Bakanlığı, dün AB ve BM Güvenlik Konseyi üyeleri büyükelçilerine verdiği brifingin ardından bugün de İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ülkelerini Kıbrıs konusunda gelinen noktaya ilişkin bilgilendirdi.
Bakanlık Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin tarafından verilen brifingde, İslam ülkelerinden ambargoların kaldırılarak, KKTC ekonomisinin canlandırılabilmesi için ellerinden ne geliyorsa yapmaları istendi.
Diplomatik kaynaklar, bu çerçevede İslam ülkelerinin KKTC'ye ihracatı başlatabilecekleri ya da gemilerini KKTC limanlarına gönderebileceklerini belirtiyorlar.
Ankara, İslam ülkelerinin ardından bugün ayrıca, AB, BM veya İKÖ gibi bir uluslararası örgütle organik bağlantısı bulunmayan çeşitli ülkelerin büyükelçilerine brifing vererek, aynı mesajları aktaracak. Bu ülkeler arasında, Japonya, Avustralya, Latin Amerika ülkeleri, Norveç ve İsviçre bulunuyor.
KKTC'YE UYGULANAN AMBARGO
Bu arada, KKTC üzerindeki ambargoların AB Adalet Divanı'nın (ABAD) aldığı karara dayandırılarak sürdürüldüğüne dikkat çeken diplomatik kaynaklar, ambargoların hukuken kaldırılabilmesi için yeni bir ABAD kararına ihtiyaç bulunduğunu belirtiyorlar.
Aynı kaynaklar, ABAD'dan yeni bir karar çıkartılmasının zorluğuna da işaret ederek, bu nedenle ambargoların fiilen kaldırılması gerekliliğinin önemini vurguluyorlar.
Rum kesimi, 90'lı yılların başında yaptığı girişimle AB üyesi ülkelerin KKTC ürünlerine ambargo uygulamasını sağlamıştı. Rum yönetiminin KKTC ihraç ürünlerine karşı İngiliz Yüksek Mahkemesi'nde başlattığı süreç, daha sonra AB'nin yargı organı AB Adalet Divanı'na taşınmış ve ABAD'ın 5 Temmuz 1994'te Türk tarafı aleyhine aldığı karar, KKTC üzerinde uygulanan ambargonun hukuki dayanağını oluşturmuştu.
ABAD kararı, KKTC AB tarafından resmen tanınmadığı için, Kıbrıs Türk makamlarının verdiği ihracat belgelerinin geçersiz olması hükmünü içeriyor.
AB Kıbrıs'ta ilk adımları atıyor
KKTC'ye mali yardım ve Yeşil Hat'ın AB dış sınırı olması hayata geçiriliyor. Verheugen, 'Kuzeyle ilişkileri ilerletmeye hazırız' dedi
27/04/2004 RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
Rumlar imaj derdinde
Kıbrıs artık engel değil
Yakovu'ya yüklendiler
Kıbrıs'tan sonra
Nuray Mert
27/04/2004 RADIKAL
Pazar günü Güngör Uras'ın yazdığı gibi, AB ve Kıbrıs'tan başımızı kaldırıp, artık, biraz kendi işimize baksak diyorum.
Hem kendi işimize baksak, hem kafamızı kaldırıp dünyada neler olduğuna bir göz atsak.
Yani kolayına kaçmak yok, birilerinin bizden istediklerini yapacağız ve bir anda tüm sorunlarımız çözülecek değil. Dünya karmaşık bir dönem geçiriyor ve bunun payımıza düşen sonuçlarına katlanmak durumundayız. Gördüğümüz kadarıyla, demek ki, Kıbrıs, sadece barış içinde bir arada yaşamak isteyen küçük bir ada değilmiş. Referandum sonuçları, 'Rumlar sorun çıkardı', 'Oyunbozanlık etti' diye geçiştirilemez. Belki, Türkler de, elleri onlar kadar güçlü olsaydı benzer bir şey yapardı. Üstelik, mesele sadece Rumlar ve Türkler meselesi değil, Rumların AB'yi aldattığı masalına kuşlar bile güler.
Öyle olmasını ben de isterdim, ama dünya henüz bir gül bahçesi değil, milliyetçilik 20 senedir öngörüldüğü gibi zayıflamadı. Üstelik, milliyetçilik, buzdağının ucu, onun ötesinde, Kıbrıs'ta da, diğer uluslararası ihtilaf ve süreçlerde de, bin bir iktidar hesabı var. Yanı başımızda, işgal, savaş var, kıyamet kopuyorken, başta iktidar partisi, Kıbrıs'ı bunları devreye sokmadan tartışmaya çalıştı. Doğrudan Kıbrıs'ı hiç tartışma konusu yapmadım, hâlâ da yapmak istemiyorum.
Sadece, tarafların, dünyadan alabildiğine kopuk siyasi tartışmalarını hayretle izledim.
Bakın, insanlıktan, barıştan, demokrasiden umudumuzu keselim, biz de karanlık hesapların peşine düşelim demiyorum, tam tersine, iyi bir şeyler yapabilmek için, öncelikle gerçekleri görmek gerekiyor. Dünyada hiçbir şey, birkaç klişe lafın peşine takılarak hallolacak gibi değil. 'Dünya değişiyor, bizim de değişmemiz lazım' deyip işin içinden çıkmaya çalışmanın hiçbir anlamı yok. Birçok konuda değişmemiz gerekiyor olabilir ama, dünyanın değiştiği istikamet hiç de sorgusuz sualsiz ayak uydurulacak bir istikamet değil.
Sadece, 'terörle savaş' bahanesi ile dışta militarist - emperyal politikalar, içte otoriter savrulmalar yaşayan ABD'den bahsetmiyorum. İşin içine büyük iktidar oyunları girince, meşhur, Avrupa demokrasi geleneği kolaylıkla aşınabiliyor. İngiltere başbakanı Blair'e, İtalya'da Berlusconi'nin medya tekelinin demokratik gelenekleri zedelediği hatırlatıldığında,'O onların iç işi' diye konuyu geçiştirdi, Atlantik ittifakının diğer üyesine toz kondurmadı. Diğer taraftan, Filistin meselesinin çözümünde güya İngiltere ABD'ye baskı yapacaktı, Filistinde gelinen nokta ortada.
Ben AB'ci siyasetleri savunanlardan, Irak müdahalesinden sonra, bu konularda, doğru dürüst bir değerlendirme duymadım. Ne de olsa, AB'nin yarısı, Irak işgalinde ABD işbirlikçisi. Artık, Kıbrıs meşgalesi de bitti, istenen oldu, Kuzey'de 'Evet' çıktı. Şimdi, yine AB'den tarih alma sürecine endekslenilecek. Ben, İspanya'daki seçimler ve İspanya'nın
Irak'tan asker çekme kararından sonra, uzun zamandır ilk kez, AB konusunda biraz umutlandım. Ama, siyaset adına her şeyi AB'ye endeksleyenlerin, AB ülkelerinin iç ve dış politikaları konusundaki görüşlerini öğrenmek istiyorum. Dünyada olan bitenden kopuk bir AB tartışması daha kaldıramayacağım.
Artık işimize bakalım derken, sadece iç işlerimize kapanalım demek istemiyorum, biz dünya hakkında ne düşünüyoruz, hangimiz neden ve nasıl bir dünya istiyor, biraz da bunu konuşalım.
Telefon diplomasisi
Britanya ve İrlanda dışişleri bakanları 'Kuzey Kıbrıs'ın arkasındayız' mesajı verdi
27/04/2004 RADIKAL
ANKARA/WASHINGTON - Kuzey Kıbrıs'ın 'tecritten kurtulması' atağı, Ankara'da da hız kazandı. Dün Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı Kıbrıs tüzüğünün Türk tarafının istekleri doğrultusunda değiştirilmesi için yoğun telefon diplomasisi yürüten Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Britanyalı muhatabı Jack Straw, AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İrlandalı muhatabı Brian Cowen, Alman muhatabı Joschka Fi
scher ve ABD'li muhatabı Colin Powell'la konuştu.Ankara bildiriden memnun
Talat haftaya ABD'de
Ankara tek ses
Hükümet ve MGK, ABD ile AB'nin KKTC'ye verdiği vaatleri tutmasını istedi
27/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - Hükümet ve MGK, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılan referandumun sonucunu değerlendirip uluslararası toplumu vaatlerini tutmaya, KKTC'deki siyasi güçleri de birliğe çağırdı. Sabah toplanarak atılacak'KKTC birlik olsun'
Rumların stratejisi
İsmet Berkan27/04/2004 RADIKAL
Esasına bakacak olursanız, Türkiye'deki zafer havası hayatın gerçeklerine hiç ama hiç uymuyor. Rumların hayır oyları, gerek Türkiye'nin ve gerekse Kıbrıs Türk toplumunun hedefini öteleyici oldu. Hedefi hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum; gerek Türkiye için ve gerekse Kıbrıs Türk top
lumu için hedef Avrupa Birliği'dir, başka bir şey değil.Kıbrıs denklemi değişti
Murat YetkinKıbrıs artık Türkiye'nin AB üyeliği için bir problem değil
27/04/2004 RADIKAL
Erdoğan'ın hakkını Erdoğan'a, Özkök'ün hakkını Özkök'e, Sezer'inkini Sezer'e, Baykal'ınkini de Baykal'a verelim.
Başbakan Tayyip Erdoğan, 23 Ocak'taki Milli Güvenlik Kurulu'nda ortaya çıkan zeminin ötesine geçtiği eleştirilerine aldırmadan siyasi sorumluluk üstlendi. Kaybetmesi halinde sonuçlarını tahmin
Kıbrıs ve ekonomi
Mahfi Eğilmez27/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta beklenen gerçekleşti ve ada birleşemeden kaldı. Adanın birleşmesine karşı çıkan ve bu anlamda AB'ye layık olmadığını göstermiş bulunan Rumlar AB'ye girerken, AB müktesebatını çok daha iyi kavradığını göstermiş bulunan Türkler AB dışında bırakılmış oldu.
Türkiye, 1974'te adaya çıkarma yaparak Kıbrıs Türklerini soykırımın eşiğinden kurtardıktan sonra derdini dünyaya anlatamadı. Ne kadar uğraşsa da işgalci konumdan kendini kurtarmayı beceremedi. Bunun bir diplomatik beceriksizlik olup olm
Fırsatı güçlendirmek
Tarhan Erdem
27/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'taki 'evet-hayır'ın, Türk tarafı yararına sonuçlar vereceğini söyleyenler var ama, 'Biz barış için oy verdik, uzlaşmaz görüntüsü veren Rumlardır' gerçeğinden fiili sonuç çıkarılması zordur. Dünkü gazetemizde yayımlanan üç yazıdan cümleler aktararak başlayayım:
"Şimdi elimize KKTC'nin tecridini hafifletme şansı geçti 30 yıldan beri ilk kez. (...
Avrupa basını AB'yi suçluyor
27/04/2004 RADIKAL
Kyrenia Başpisko- posu Pavlos, BM'nin adayı yeniden birleştirmeye yönelik planına evet derlerse Kıbrıslı Rumların cehennemden beter bir hayata mahkûm olacaklarını söylemişti. Avrupalı değerleri kabul etmesi beklenen bir ülkeden gelen aydınlatıcı yorumlardan biriydi bu. Adadaki başka bir Rum Ortodoks piskopos daha da ileri gitti. Buzdolabının şampanyayla dolu olduğunu açıkladı; eylemleriyl
e Türkiye'nin 30 yıl önceki işgaline zemin hazırlayan EOKA savaşçılarıyla, eski dostlarıyla kutlama yapacaklardı. Adayı yeniden birleştirmeye yönelik planın reddedilmesiyle nihayet 'enosis'in gerçekleştiğini söyledi.Artık anlaşma yok
Baykal:
Rumlara teşekkür etsinlerCHP lideri Baykal: Hükümeti Irak'a girmekten CHP ve ABD, Kıbrıs'ta tehlikeli istikamete girmekten Rumlar kurtardı. Hükümet Papadopulos'a ve Rumlara teşekkür etmelidir
27/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - CHP lideri Deniz Baykal, Türkiye'yi Kıbrıs'ta tehlikeli bir istikamete süreklemekten Rumların kurtardığını savunarak, "Hükümet Papadopulos ve Rumlara teşekkür etmelidir" dedi.'Rumlar evet deseydi...'
Denktaş'a zeytin dalı
27/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC lideri Rauf Denktaş'la aralarında 'kavga' olmadığını belirterek, "Birlikte aydınlık yarınlara KKTC ile el ele yürüyeceğiz" dedi. Erdoğan, AKP Merkez Yürütme Kurulu'nun dünkü toplantısının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.| Schröder: Kıbrıslı Türkler cezalandırılamaz |
|
Başbakan Erdoğanla görüşen Almanya Başbakanı Schröder, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde irade gösteren Kıbrıs Türk tarafının cezalandırılmaması gerektiğini, hem ticaret hem de turizm alanında açılım yapılması için çalışma yaptıklarını açıkladı. |
|
Berlin |
|
27 Nisan 2004 Berlinde biraraya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Gerhard Schröeder, düzenledikleri ortak basın toplantısında soruları yanıtladı. |
|||
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, AB ülkelerinin dışişleri bakanlarını biraraya getiren Genel İşler Konseyi toplantısından çıkan ve Kuzey Kıbrıslılara 259 milyon Euroluk maddi yardımı içeren kararı, ABnin KKTCye verdiği önemli bir sinyal olarak nitelendirdi.
HER TÜRLÜ DESTEĞİN ARKASINDAYIZ
Almanyanın bu kararı desteklediğini kaydeden Schröder, Rumların hayır, Kıbrıslı Türklerin ise evet demesi nedeniyle KKTCnin cezalandırılamayacağını söyledi. Schröder, KKTCye verilecek her türlü desteğin arkasında olacaklarını kaydetti.
Başbakanların, yaptıkları görüşmede, Türkiye-Almanya ilişkileri, AB süreci, Kıbrısta yapılan referandum ve AB Genel İşler Konseyinin aldığı KKTCye ekonomik y
| ABye katılım törenine Erdoğan gidecek |
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 1 Mayısta Dublinde düzenlenecek ve Avrupa Birliğinin yeni üyelerinin kabul edileceği törende Türkiyeyi Başbakan Erdoğanın temsil edeceğini söyledi. |
|
NTV |
|
27 Nisan 2004 Gül, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine uygulanan ambargoların kısa vadede kaldırılamayacağını belirtti. |
|||
Başbakan Erdoğanın Almanyada olması nedeniyle bugün yapılan AKP Meclis Grup Toplantısına başkanlık eden Gül, Meclisten ayrılırken soruları yanıtladı. Gül, Kıbrısta çıkan referandum sonucunun ardından Avrupa Birliği nezdinde diplomatik girişimleri sürdürdüklerini belirterek, bugün içinde de Fransa Dışişleri Bakanı Barnieryle görüşeceğini söyledi.
Gül, 1 Mayısta İrlandanın başkenti Dublinde düzenlenecek ve Avrupa Birliğinin aralarında Kıbrıs Rum Kesiminin de olacağı 10
| Gül: İyi niyetimizi gösterdik, sıra ABde |
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Biz iyi niyetimizi gösterdik sıra ABde dedi. Dışişleri Bakanı verilen sözlerin kağıtta kalmaması için yoğun bir diplomatik girişim içinde olduklarını da belirti. |
|
Nilgün Balkaç/Ankara |
|
27 Nisan 2004 Dışişleri Bakanı Abdullah Gül partisinin Meclis grubu toplantısında Kıbrıs |
|||
Gül, Kıbrıs konusunun artık yeni bir zemine oturduğunu belirtti. Gül 1974 ten bu yana ilk defa bir referandum yapıldı. Daha seçimlerden önce bu konuda ciddi çalışmalar başlatmıştık.
Çözümsüzlük çözüm değildir demiştik. O günlerde öncelik Irakta idi. O zaman Annan planı ortaya çıktı. Ancak Plan üzerinde yapılması gereken değişikler vardı. Ve referanduma evet dememiştik. Ama geçen aylar bizi bu sorunla uğraşmaya mecbur etti. dedi.
Gül, Kıbrıslı Rumların tek başına ABye girmesinin zararlarını b
| Annan Planı tekrar masaya gelebilir |
|
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos, 24 Nisanda Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilen Annan Planının tekrar masaya gelebileceğini söyledi. |
|
AA |
|
27 Nisan 2004 Rusopulos, Kıbrıs konusunda bundan sonraki girişimlerin yarın Atinada Rum lider Papadopulos ile Yunanistan Başbakanı Karamanlisin yapacağı görüşmede ele alınacağını belirtti. |
|||
Yunanistan Hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu planın öldüğünün söylenemeyeceğini belirtti. Rusopulos, Annanın ve Özel Temsilcisi Alvaro De Sotonun açıklamalarından sonra bu planın ortadan kalktığını hiç kimse öne süremez. Kuşkusuz bu tüm tarafları ilgilendiren bir konudur dedi.
Teodoros Rusopulos, Kıbrıs konusunda bundan sonra yapılacak girişimlerin bugün Atinada Rum lider Tasos Papadopulos ile Başbakan Kostas Karamanlisin yapacakları görüşmede ele alınacağını kaydetti.
TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNİ ETKİLEMEZ
Kıbrıstaki referandumların sonuçlarının Türk-Yunan ilişkileri ile bağlantısı bulunmadığını da kaydeden Rusopulos, Atinanın Türkiyenin AB geleceğini destekleyeceğini belirtti.
Rusopulos, Karamanlisin Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis ve Yardımcısı Yannis Valinakis ile bir araya gelerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Mayıs ayı başında yapacağı Atina ve Karamanlisin aynı ayın ortalarındaki ABD ziyaretini ele aldıklarını açıkladı.
| Talat: Ambargonun kaldırılması önemli |
|
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Brükseldeki temaslarında Kıbrısa uygulanan ambargonun kaldırılmasının önemine öncelik verdiğini, Kıbrıstan asker çekilmesi konusunun gündemde olmadığını söyledi. |
|
İstanbul |
|
27 Nisan 2004 Belçikanın başkenti Brükselde Avrupa Parlamentosu (AP) bünyesinde çeşitli temaslarda bulunan Talat, basın toplantısı düzenledi. |
|||
| Denktaş: Devre dışı kalmayacağım |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bundan sonra yapılacak görüşmelerde kendisinin devre dışı bırakılmasının mümkün olmadığını söyledi. |
|
Lefkoşa |
|
27 Nisan 2004 KKTC hükümetinin tanınmasının ileri bir adım olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ancak dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanlığı varken hükümet tek başına yürüyemez dedi. |
|||
Türkiyeden gelen bir heyeti kabul eden Denktaş, Rum tarafından hayır çıktığı için istifa etmeyeceğini söyledi. Denktaş, Eğer oradan da evet çıksaydı, ben burada süs gibi oturamazdım dedi.
1 Mayısta Kıbrıs Rum Yönetiminin ABye girmesi halinde dolaylı Enosisin gerçekleşmiş olacağını savunan KKTC Cumhurbaşkanı, Türk tarafının yeni dönemde siyasetini
| Adada Türk askeri kalmasında sakınca yok |
|
Avrupa Parlamentosunun dış ilişkiler toplantısında, Kıbrıstaki referandum sonuçlarını değerlendiren Avrupa Birliğinin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türk askerinin KKTCde kalmasında bir mahsur olmadığını açıkladı. |
|
NTV |
|
27 Nisan 2004 Verheugen, 259 milyon Euroluk mali yardım için ABnin Kuzey Kıbrısta irtibat bürosu açacağını da söyledi. |
|||
ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen, Türkiyenin ABye aday bir
ülke olduğunu hatırlattı. Türk askerinin Adadaki varlığından şikayetçi olan bir Yunan parlamentere sinirlenen Verheugen, Annan planının onaylanmamasının ardından Türk askerinin Kıbrısta daha güçlü bir şekilde kalabileceğini ima etti.| KKTCyi tanıma noktasına gelmedik |
|
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kuzey Kıbrısı henüz tanıma noktasına gelmedik dedi. |
|
Washington |
|
27 Nisan 2004 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher ise, ABDnin KKTC üzerindeki ambargonun hafifletilmesi için hangi adımları atacağını açıklamaktan kaçındı, ancak Washingtonın ABye paralel davranmasının beklenmesi gerektiğini söyledi. |
|||
Powell, Reuters ajansında yayınlanan özel demecinde, ABDnin, kuzeydeki Türk devletini tanıma seklinde bir düşüncesi var mı? Yoksa, ticaretin artırılması için ne tip önlemler düşünülüyor? sorusuna şu yanıtı verdi:
Öncelikle, Kıbrıslı Rumların plan lehinde oy vermemelerinden ne kadar büyük bir hayal kırıklığı duyduğumu söyleyeyim. Bu iyi bir plandı, tarihi bir fırsattı ve bu tarihi an kaçırılacak. Türk Hükümeti ise büyük bir siyasi cesaret gösterdi. Kıbrıslı Türkler de plan lehinde oy ve
| Papadopulostan ABDye suçlama |
|
Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos, referandumdan hayır çıkması için Rum yönetiminin halk üzerinde tehditlere varan zorlamalara başvurduğunu dile getiren ABDyi, provokatif açıklamalar yapmakla suçladı. |
|
Lefkoşa |
|
27 Nisan 2004 Papadopulos, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucherın açıklamalarını aşağılama olarak niteledi. |
|||
Papadopulos, Atina ziyareti öncesinde Lefkoşada yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığının bir sözcüsünün yaptığı ve ölüm tehditleri, şantaj gibi berbat suçlamaları içeren provokatif açıklamaları en sert ifadelerle kınıyorum dedi. Tasos Papadopulos, ABDnin açıklamalarını, aşağılama olarak da niteledi.
| Para direkt Kıbrıslı Türklere verilemez |
|
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Avrupa Birliğinin ekonomik yardımı direkt Kıbrıslı Türklere yapamayacağını öne sürdü. |
|
Lefkoşa |
|
27 Nisan 2004 Papadopulos, Avrupalıların aksi hareket etmesi halinde, Lüksemburgdaki AB Adalet Divanına başvuracağını açıkladı. |
|||
Papadopulos, Yunanistanda yayınlanan Elefterotipia gazetesine verdiği demeçte, Kıbrıslı Türklere AB yardımının sadece Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden verilebileceğini iddia etti. Ben paraları Kıbrıs Türk rejimine değil, Kıbrıslı Türk yurttaşlarıma vermek istiyorum diyen Rum lider, Avrupalılar parayı doğrudan Kıbrıslı Türklere veremezler ifadesini kullandı.
TEŞVİKLERİMİZİ ANKARA ENGELLEYEBİLİR
Atinanın da kendisi ile mutabık olduğunu söyleyen Papadopulos, ABde durumun önümüzdeki günlerde normale döneceğine inandığını belirtti. Rum lider ayrıca, Kıbrıslı Türkler için teşvik tedbirlerimizi, Ankaranın engellemeye çalışacağını düşünerek şimdilik açıklamıyoruz dedi.