|
|
|
|||
|
|
|
21 Haziran 2004 Baküde Aliyev ile bir araya gelen Yunanistan
Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos da, referandumda Kıbrıs
Rum kesiminden hayır yanıtı çıkmasının
nedeninin ekonomik olduğunu savundu. |
|
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev,
Yunanistan Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos ile
yaptığı görüşmeden sonra düzenlenen ortak basın
toplantısında, Azerbaycanın Kuzey Kıbrısla ilgili
gerçek tutumunun sorulması üzerine, Referandumda bu sorunun sona
ereceğini ümit ediyorduk, ama maalesef bu gerçekleşmedi.
Azerbaycanın daha önce açıklanan tutumu, yeni bir durumun ortaya
çıkmasına bağlıydı. BM, Avrupa ülkeleri kendi
tutumlarında düzeltme yaparlarsa, Azerbaycan da bunu destekleyecekti.
Bunun dışında bir şey söz konusu değil
yanıtını verdi.
İlham Aliyev, ülkesinin dış
politikasının da cumhurbaşkanı ve dışişleri
bakanlığı tarafından belirlendiğini, bunların
dışındaki açıklamaların herhangi bir anlamı
bulunmadığını kaydetti.
GÜNEYİN HAYIR DEME NEDENİ EKONOMİK
Stefanopulos ise, Kuzey Kıbrısın
ekonomik açıdan gelişmemiş, güney kesimin ise gelişmiş
olduğunu söyledi ve referandum sonuçlarınında bu nedenle iki
bölgede farklı çıktığını ileri sürdü.
Stefanopulos, Adanın kuzeyine ekonomik kalkınma için gerekli
ekonomik desteği sağlayacağız dedi.
Aliyev-Stefanopulos görüşmesinde ekonomik
işbirliği konuları da ele alındı. Aliyev, Yunan
şirketlerinin Azerbaycanda daha aktif olacağına ve ortak
projeleri hayata geçireceklerine inandığını söyledi.
İki ülke arasında Sermayenin Teşviki ve
Karşılıklı Korunması, Uluslararası
Taşımacılık ve Gümrük Alanında
Yardımlaşma anlaşmaları imzalandı.
BM ve ABD insiyatif almamakta kararlı
ABD
Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel
Koordinatörü Thomas Weston; 24 Nisanda yapılan referandumdan çıkan
sonucu değerlendirirken: Sorun, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs sorununda bir
anlaşmaya hazır olup olmadıklarıdır. Ne BMnin ne de
ABDnin Annan planının yeniden müzakere edilmesine veya yeni bir
inisiyatife niyeti vardır dedi.
Alithia Thomas Weston Net Konuştu
başlığıyla yayımladığı röportajda
Westonun söylediklerine yer verdi.
Gazeteye göre Thomas Weston
Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs sorununda bir uzlaşmaya
hazır olup olmadıklarını kendilerine
sormalıdırlar. Annan planını reddetme gerekçeleri
bağlamında, bugünkü statünün mü yoksa uzlaşı temelinde
gelecek herhangi bir çözümün mü kendileri için daha iyi bir kader
olacağını da kendilerine sormalıdırlar dedi.
Weston, Kıbrıs sorununun çözümü
yönünde bugüne kadar sunulan en iyi fırsatın
kaçırıldığı görüşünü belirtti bu
fırsatın bir daha gelmeyeceğine ve bütün taraflar için en iyi
çözümün, Annan planının kabulü olduğuna işaret etti.
Weston Bu, uluslararası meşruiyete
ve sizin yerleşikler diye tabir ettiğiniz kişilere ilgili
konular da dahil, Avrupa normlarına uygundur. Ne Genel Sekreter ne de
Birleşik Devletler yeni bir inisiyatif üstlenme
olasılığı görüyor dedi.
Rumların güvenlik konularındaki kaygılarına da değinen Weston, Güvenlik Konseyinin bu konuda yardımcı olmaya hazır olduğunu, ABDnin de yapıcı rol oynamak niyetinde olduğunu belirterek Rum tarafını, ne istediğini netlik ve açıklıkla ortaya koymaya çağırdı. Weston Ancak, BMnin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin hazırladığı planın yeniden müzakere edilmesi niyetinde değiliz dedi. Thomas Weston, referanduma da değindi ve Rumların Annan planının içeriği konusunda doğru ve objektif bilgilendirildiğinden kuşkulu olduğunu kaydetti.
HALKIN SESI 21/06/04
Yeniden müzakere
olmaz!..
BM VE ABDDEN MÜZAKEREYE HAYIR... ABD
Dışişleri Bakanlığının Kıbrıs
Özel Koordinatörü Thomas Weston, Birleşmiş Milletler ve ABD
yönetiminin, Annan Planının yeniden müzakere edilmesine veya yeni
bir insiyatife niyeti olmadığını söyledi.
RUMLARA
SORUN!.. Rum kesimindeki bir gazeteye açıklamalarda bulunan Weston,
Kıbrıslı Rumların anlaşmaya hazır olup
olmadıklarını kendilerine sormaları gerektiğini
belirtti.
Weston,
sorunun çözümü yönünde bugüne kadar sunulan en iyi fırsatın
referandumda kaçırıldığı görüşünü savunarak, bu
fırsatın bir daha tekrarlanmayacağını vurguladı.
Rumların güvenlik konularındaki kaygılarına da değinen
Weston, Güvenlik Konseyinin bu konuda yardıma hazır olduğunu,
ABD yönetiminin de yapıcı bir rol oynamayı hedeflediğini
söyledi. Rum tarafının taleplerinin açıkça ortaya
koymasını isteyen ABDli yetkili, Annan Planının yeniden
müzakere edilmesi niyetinde olmadıklarını kaydetti.
YENIDUZEN 20/06/04
Avrupa Konseyi, Kuzey Kıbrıslı Parlamenterlerin temsil durumunu görüşecek
Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanlık Divanı, bugün
yapılacak toplantıda, Kuzey Kıbrıslı parlamenterlerin AKPMdeki temsil durumunu
görüşecek.
AKPM
genel kurulunun nisan ayında Kıbrıs konusunda
aldığı karardan sonra, AKPM genel sekreterliğinden, Kuzey
Kıbrıslı
parlamenterlerin temsil durumuna ilişkin bir rapor
hazırlanması ve bu raporun, 21 Haziran Pazartesi günü toplanacak
Başkanlık Divanına sunulması istenmişti.
Nisan
ayında yapılan toplantılarda, Kuzey Kıbrıslı parlamenterlerin AKPM genel kurul
çalışmalarına doğrudan katılması ve söz
almasına olanak sağlayan karar, son anda Rumların
girişimiyle ertelenmişti.
Bununla
birlikte, genel kurulda yapılan oylamayla kabul edilen kararda, AKPMnin
Kuzey Kıbrıslı
parlamenterlerle sıkı işbirliği yapmasının
olanaklarının araştırılması istenmişti.
Başkanlık
Divanına bugün sunulacak rapor, bu işbirliğinin biçimi ve
yöntemine bir anlamda açıklık kazandıracak.
AKPMde, Annan planını reddeden Rumların eleştirildiği ve KKTCye yönelik izolasyonun artık kaldırılmasını savunan kararın nisan ayında kabul edilmesinin ardından, Başbakan Mehmet Ali Talat, 11 Haziranda Strasbourga gelerek, Avrupa Konseyi yetkilileriyle üst düzey temaslarda bulunmuştu. (AA)
YENIDUZEN 20/06/04
Yegane çıkış, Annan Planı temelinde
uzlaşı
Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis'in Rum halkına "Bugün Elen
tarafı için yegane çıkış, Annan Planı temelinde
uzlaşı çözümü arayışıdır. Halihazırda
şahsen ben ve hükümet, bu yönde metotlu şekilde hareket
ediyoruz" mesajını iletti.
Karamanlis
güneyde yayınlanan Alithia gazetesi aracılığıyla
gönderdiği mesaj, "Tasos Papadopulos'u yanıtladı"
şeklinde yorumlandı. İlk kez bir Rum gazetesine konuşan
Karamanlis'in, Rum yönetimi başkanı Tasos Papadoulos'un Brüksel'e
hareketinden önce yaptığı "planda basit dış
değişiklikler istemediğini" söyleyerek gerçekte, Annan
Planı'nda basit iyileştirmeler değil, planı
değiştirmek istediğine ilişkin açıklamasını
yanıtladı belirtildi.
KIBRIS 21/06/04
Rum AP Milletvekili Matsakis'in rüşvet skandalı
|
KKTC'ye
yönelik sınır ve İngiliz üslerine yönelik eylemleriyle
sık sık gündeme gelen Rum Avrupa Parlamentosu Milletvekili, Adli
Tabip Marios Matsakis'in bir polisten 10 bin KL rüşvet talebinde
bulunması skandalı büyüyor. Matsakis'in
adam öldürmeye teşebbüs eden bir Rum polisine vereceği adli
tıp raporuyla yardımcı olabileceğini ancak bunun
karşılığında 10 bin Kıbrıs Lirası
istediği ve bu durumun Rum polislerinin tanıklığı
ile doğrulandığını duyuran Rum basını, Rum
yönetimi başkanı Tasos Papadopulos'u da olayı bilmesine
karşın sessiz kalmakla suçluyor. Birçok
sorunun cevapsız kalmaya devam ettiği olayla ilgili olarak taraflar
açıklama yapmaktan kaçınırken olayın patlak verdiği
günden bu yana hiçbir açıklama yapmayan Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi lideri Tasos Papadopulos önceki gün nihayet sessizliğini bozdu.
Olayı örtbas etmekle suçlanmasının kabul edilemez
olduğunu kaydeden Papadopulos, "Hiç kimseyi ne örtbas etme, ne
saklama, ne de koruma olamaz" dedi. Papadopulos "Olayı
sakladığıma dair ifade edilen görüşler doğru
değildir. Sadece, yapılan suçlamaları Kıbrıs Cumhuriyeti
başkanı gücüyle yayma hakkım yoktu ve yoktur"
şeklinde konuştu. Marios
Matsakis ise yaptığı açıklamalarda suçsuz olduğunu
dile getirmeye devam ediyor. Matsakis, henüz resmi olarak
bilgilendirilmediğini ve ifade vermek için de
çağırılmadığını vurguladığını
belirtiyor. Rüşvet
biliniyordu Rum
basınına göre Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos, Rum
başsavcı yardımcısı Petros Kliridis, Rum adalet ve
kamu düzeni bakanı Doros Theodoru ve Rum polis genel müdürü, Matsakis
aleyhindeki suçlamaları, Avrupa seçimlerine
adaylığını koymasından önce de biliyordu ancak bu
konuda hiçbir şey yapmadı. Politis
gazetesi, Matsakis ile ilgili suçlamaların ortaya
çıkmasının ardından Rum hükümeti ve özellikle
kovuşturma makamlarına kamuoyu ve siyasi partilerden büyük baskılar
geldiğini ve edinilen bilgilere göre Rum polisi ya da Rum Adalet
Bakanlığı'nın, son birkaç günde yaşanan
gelişmelerin ışığında Rum başsavcı
Solon Nikitas'ı yeni verilerle ilgili olarak bilgilendireceklerini ve
Matsakis'in dokunulmazlığının kaldırılmasını
istemeye hazırlandıklarını yazdı. Olay
nasıl gelişti? Rüşvet
olayı haberini duyuran Politis gazetesine göre Güney Kıbrıs'ta
gerçekleştirilen AP seçimlerinde Rum AP milletvekili olmaya hak kazanan
ve aynı zamanda adli tabibi olan Marios Matsakis'in, meydana gelen bir
olaydan dolayı adam öldürmeye teşebbüs suçlamasıyla
karşı karşıya bulunan bir Rum polisine, para
karşılığında yardımcı olma teklifinde
bulundu. Konunun Rum
Adalet Bakanlığı, Başsavcılık ve polisin
gündeminde olduğunu ve konunun bir polis raporuyla Rum Polis
Müdürlüğü'ne iletildiği belirtilen haberde Matsakis'in, evine davet
ettiği polisten, yardım etmesi
karşılığında avans olarak 10 bin KL istediğini
söylemesinin ardından polisin parayı bulmak için süre istediği
ve tüm konuşmaların Rum polisince kaydedildiği ifade edildi. Gazete, bir
sonraki buluşmada polisin Matsakis'e, Rum polisinin
ayarladığı 5 bin KL teslim ederek paranın geri
kalanı için zaman istediğini ve buluşma sonrasında tüm
ses kayıtlarını 22 Nisan tarihinde Rum polis müdürüne iletildiğini
belirtti. Haberde, 23
Nisan tarihinde Rum adalet bakanı, Rum polis müdürü ve
başsavcı yardımcısının toplantı
gerçekleştirerek Matsakis'in milletvekili olmasından doğan
dokunulmazlığının kaldırılması ve
olayın yargıya götürülmesini başsavcıya iletme
kararı aldıkları ifade edildi. Gazete,
bazı iddialara göre olayın yargıya götürülmesi için gerekli
olan dokunulmazlığın kaldırılması konusunda
Hukuk Dairesi'nden gerekli emirlerin alınamadığını
belirtti. |
KIBRIS 21/06/04
Rumlar referandum
sonrasından memnun
Kıbrıslı
Rumların büyük bir bölümünün referandumlar sonrası hüküm süren
durumdan memnun oldukları belirtildi.
Politis
gazetesi, "Turizm ve Otel Yönetimi Koleji" tarafından
"CYMAR Market Research Ltd." şirketine 10-16 Mayıs 2004
tarihleri arasında yaptırılan ve bin kişinin
katıldığı anket sonuçlarına göre, Annan
Planı'nın referanduma sunulmasının ve
Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesinin ardından
hüküm süren durumdan çok memnun olduklarını ifade edenlerin
oranının yüzde 17olduğunu belirterek diğer oranları
şu şekilde sıraladı: Yeterince memnun yüzde 26, ne memnun
ne de memnun değil yüzde 34, yeterince memnun değil yüzde 11, hiç
memnun değil yüzde 9, bilmiyorum/cevaplamıyorum yüzde 3.
Gazete,
Kıbrıslı Rumların hangi tip çözümü desteklediklerine yönelik
verdikleri cevaplarda ise çoğunluğun yüzde 51,4 oranıyla
"yeniden birleşme" çözümünü tercih ettiklerini, yüzde 14,6
oranının ise "federasyon" çözümünden yana
olduklarını, katılımcıların üçte birine
yakın bir oranının ise "Kıbrıs'ın
bölünmesini", gerek şimdiki durumun devamı gerekse iki devlet
yoluyla desteklemelerinin ise şaşırtıcı olduğunu
belirterek, katılımcıların yüzde 16'lık
oranının "şimdiki gibi kalmayı", yüzde 15'nin ise
"iki devlet" çözümünü tercih ettiklerini yazdı.
Gazete, 18-24
yaşlarındaki kişilerin %41'inin ve 25-34 yaşlarındaki
kişilerin ise %35,4'ünün adanın bölünmesini desteklediklerini, daha
yüksek yaşlarda ise (55-65) bu oranın daha düşük olduğunu
(%10,2) belirtti.
Ankete göre,
katılımcılar "Annan Planı temelindeki bir çözümün
güvenli uygulanmasını garanti eden bir çözüm
karşısında tavrınız ne olurdu?"şeklindeki
bir soruya ise %61,9 oranında olumlu yanıt vererek böyle bir
planı onaylayacaklarını söylediler.
"Referandum
sonrası yeniden birleşme beklentilerine" ilişkin olarak ise
katılımcıların % 47'si "iyi", %28'i
"kötü", %8'i "çok iyi", %8'i "çok kötü" ve %9'u
da "bilmiyorum/cevaplamıyorum"şeklinde yanıt verdi.
"Bir çözüm
sonrasında diğer tarafla ne gibi bir ilişkiniz olurdu?"
şeklindeki bir soruya, %11,3 "daimi olarak oraya
yerleşirim", %9,1 "orada ikinci bir konut edinirim", %31,8
"düzenli olarak diğer tarafı ziyaret ederim", %37,3
"zaman zaman ya da nadiren ziyaret ederim" ve %9'u ise "hiçbir
ilişkim olmaz" şeklinde cevap verdi.
Ankete göre, "Kıbrıslı Türklerin ve Rumların hiçbir zaman birlikte yapmayacakları şeyler" olarak ise %52 oranında "karma evlilikler", %18 "sosyal hayat", %15 "yatırımlar", %12 "komşuluk" ve %7 oranında da "çalışma" cevapları oldu.
KIBRIS 21/06/04
Müzakereler 2005'te
başlıyor
Felaket tellalları sürekli aynı şeyleri tekrarlardı.
Kaşlarını çatarlar "Ne yaparsak yapalım, AB tarih
vermeyecek, müzakereleri başlatmayacak" derlerdi. Onlara (!) kötü bir
haberim var. AB Komisyonunda hazırlıklar çok farklı...
Kısa bir süre öncesine kadar AB Komisyonunun;
1. Türkiye'nin bir röntgenini veya resmini çekmekle yetineceği ve son
kararı verecek olan AB Konseyine (Hükümet ve Devlet Başkanları)
somut bir öneride bulunmayıp, kararı tümüyle onlara
bırakacağı idi...
2. Bir müzakere tarihi verse dahi, bunu 2006 sonu, 2007'lere sarkıtacağı
ve yeniden bir karar toplantısı önereceği şeklinde idi...
Bu kuşku ve kaygılar artık yersiz.
Geçen haftaki AB doruğu münasebetiyle, Brüksel'de AB Komisyonu
yetkilileriyle uzunca görüşme imkanı buldum. Aynı şekilde,
Başbakan Erdoğan başta, Türk yetkililerinde nabzını
tuttum. Bambaşka bir manzara ile karşı karşıya
kaldım.
Komisyon'daki genel izlenim, üst düzey bir yetkilinin deyişiyle "...
Türkiye bugün, İsveç ve Danimarka toplumunun çizgisine gelmedi belki,
ancak müzakarelere başlayabilecek bir noktaya ulaştı. Yasalar
açısından, Kopenhag kriterlerine büyük oranda yetişti...
Uygulamalarda aksamalar var, ancak bu da yıllar içinde -yani müzakereler
sırasında- rayına oturacaktır... Özetle, Türkiye ile katılma
müzekerelerini başlatmamızı engelleyecek önemli bir gerekçe
kalmamıştır."
Türk toplumunun Avrupalılar gibi düşünüp hareket etmediği
biliniyor. Ancak bunun da birkaç yılda gerçekleşeceği kabul
ediliyor.
"Türkiye'ye hayır diyecek veya bir süre daha yeni bir ertelemeye
gidecek gerekçe kalmadı" diyen AB yetkilileri açıkça, Komsiyonun
resim çekmekle yetinmeyeceğini, Devlet ve Hükümet başkanları
doruğuna net bir tavsiyede bulunacağını söylüyorlar.
Bu öneri de, yukarıda anlattığım gibi, Türkiye ile
müzakerelerin başlaması yönünde olacak.
BİRÇOK KOŞUL
VE TATSIZ LAFTA OLACAK
Komisyonun, Türkiye hakkında Ekim raporunda
müzakerelerin başlatılması önerisi yanısıra, bir
çoğumuzun hoşuna gitmeyecek bir sürü koşul ve kendi
kamuoylarını tatmin etmeye yönelik saptamalar da olacak.
AB kamuoyundaki "Eyvah, Türkler birkaç yıl içinde tam üye
olacaklar" korkusunu giderebilmek için, örneğin "müzakerelerin
açılmasının, bir ülkenin tam üye olması anlamına
gelmeyeceği" belirtilebilecek.
Kopenhag kriterleri çerçevesinde, yasalarda gereken değişiklik ve
uygulama eksikliklerinin giderilmesi koşullar arasında
sayılacak.
Ancak bütün bunların yanısıra AB, Türkiye açısından en
önemli unsur sayılan müzakereleri başlatacağı için,
koşullar veya uygulama beklentilerinin engelleyici hiçbir etkisi
olmayacak.
MÜZAKERE
TARİHİ NE?
Geriye, müzakerelerin başlama tarihi kalıyor.
Bana, AB Komisyonunun en tepesindeki kişilerden, bürokratların en
mütevazisine kadar söylenen tarih, 2005 yılının Temmuz-Ekim
dönemiydi.
Bu dönem, İngiltere'nin dönem başkanlığına
rastlıyor. İngilizlerin Türkiye'yi ne kadar desteklediklerini
düşünürseniz, AB Komisyonunun Blair'i memnun etmeyi hedeflediği hemen
anlaşılır.
Bu tarih ile (özellikle 2005 Temmuz) AB Komisyonu Almanya ve Fransa'ya da bir
çiçek atıyor. Hatırlarsanız, Kopehnag doruğunda
Alman-Fransız önerisi Türkiye ile müzakereler için 2005 Temmuz'da son
kararın alınması şeklindeydi. Türkiye
bastırdığı için, karar 2004 Aralığına
alınmıştı.
Komisyon içinde şu andaki genel ortak görüş, Türkiye müzakerelerinin
2005 Temmuzunda başlatılması.
Buna karşılık, Türkiye 2005 yılının en geç Mart
ayı sonuna kadar başlatılması için baskı yapıyor.
Nedeni önemli.
Daha önceki müzakerelerin, (Lüksemburg ve Helsinki kararlarına göre) hep
Şubat-Mart döneminde başlatılmış olması.
KONSEY BU
GİDİŞİ DURDURABİLİR Mİ?
Şimdi hepimizin
sorduğu soru aynı:
AB Komisyonundaki bu hava tersine dönebilir mi?
AB Konseyi (siyasi kararı verip son sözü söyleyecek olan 25 hükümet ve
devlet başkanı) Komisyon'un tavsiyesine uymamazlık edebilir mi?
Herşeye rağmen Türkiye'yi reddedebilir mi?
Hayır ve hayır...
Bugünkü gidişi bir tek bizler tersyüz edebiliriz. Öyle gelişmeler,
öyle kavgalar yaratır, bindiğimiz dalı öylesine keseriz ki,
Türkiye'yi istemeyenlerin ellerine koz verebiliriz. Yani bu süreci artık
sadece biz engelleyebiliriz.(!)
MILLIYET MEHMET ALI BIRAND
22/06/04
Blair
kesin konuştu: Türkiye AB'ye üye olacak
İngiltere
Başbakanı Tony Blair, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda kesin
konuştu. Blair, "Şimdi 25 üyeli bir Avrupa'yla karşı
karşıyayız. Önümüzdeki bir kaç yılda 28 ülke
olacağız. Türkiye de Avrupa Birliği'ne üye olacak" dedi
Tony Blair, Brüksel'de Avrupa Birliği'nin ilk anayasasının
onaylandığı zirve ardından İngiliz Yayın Kurumu
BBC'ye yaptığı açıklamalar sırasında Türkiye'nin
AB üyeliğine de değindi.
İngiltere'nin Avrupa konusundaki vizyonunun
gitgide daha fazla güç kazandığını savunan Blair,
anayasanın imzalanmasını eleştirenlere karşı
bunun Avrupa'nın geleceği için hayati olduğunu söylerken,
Türkiye'nin üyeliğinden de bir olasılık olarak değil, kesin
bir ifadeyle söz etti.
Blair şunları söyledi:
"Şimdi 25 üyeli bir Avrupa'yla
karşı karşıyayız.
Önümüzdeki bir kaç yılda 28 ülke
olacağız. Türkiye de Avrupa Birliği'ne üye olacak. Böyle bir
dönemde Avrupa değişirken İngiltere'nin Avrupa konusundaki
tavrına destek büyürken Avrupa Birliği'nden çıkmak ya da karar
süreçlerinden kendimizi dışlatmak son derece saçma bir hareket
olur." Avrupa Birliği'nin iki farklı düzlemde
işleyeceği ve İngiltere'nin etkisiz kalacağı gibi bir
beklentinin de haksız olduğunu savunan Blair, şöyle
konuştu:
"Halihazırda son derece hayal
kırıcı bulduğum nokta şu:
Avrupa'nın yeni ülkeleri, Sovyet hükmünden
çıkmış olan ülkeler ve Türkiye gibi birliğe daha sonra
katılacak gelişmekte olan demokrasiler, anayasanın ulus
devletler için bir anayasa olması gerektiği, federal bir süper devlet
anayasası olmaması gerektiği konusunda İngiltere'nin
düşüncelerini paylaşıyorlar."
MILLIYET 22/06/04
Aliyev,
KKTC için yorumsuz
22/06/2004
RADIKAL
AA - BAKÜ - Yunan
Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos dün Azerbaycan'a resmi ziyarette
bulunurken, Azeri Devlet Başkanı İlham Aliyev de KKTC'ye yönelik
politikalarını gündeme getirdi. Aliyev, "BM, Avrupa ülkeleri
tutumlarında düzeltme yaparsa, Azerbaycan bunu destekleyecekti. Bunun
dışında birşey yok" diyerek tanınmanın söz
konusu olmadığını dile getirdi. Stefanopulos ise
referandumda Türklerin 'Evet' demesinin, kuzey 'işgal altında
olduğu için' ekonomik gelişmenin sağlanamamasından
kaynaklandığını savunurken,
"Kuzeye gerekli ekonomik desteği vereceğiz" diye
konuştu.
Kıbrıs raporu BM Güvenlik Konseyi'nde görüşülüyor
Rapor, KKTC'ye yönelik tecridin son bulması için önemli bir
adım
22 Haziran, 2004 09:22:00 (TSİ) CNN TURK
Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıslı
Türklere yönelik izolasyonun kaldırılması çağrısında
bulunduğu Kıbrıs raporu, BM Güvenlik Konseyinde
görüşülmeye başlandı.
Güvenlik Konseyi, geçtiğimiz cuma günü yaptığı uzmanlar
toplantısıyla birlikte Genel Sekreterin iyi niyet misyonuna
ilişkin raporu üzerinde gayrı resmi görüşmelere
başlamış oldu.
Konseyin rapora ilişkin görüşmelerinin bu hafta devam etmesi
bekleniyor.
Kıbrıs
raporuna Rusya sıcak, Fransa soğuk
Görüşmelerin sonunda raporla ilgili bir karar tasarısı
çıkarmayı amaçlayan Fransa'nın, Kıbrıs Rum yönetiminin
görüşlerine destek veren bir tutum içinde olduğu belirtildi.
Görüşmelerin şu ana kadar olan bölümünde ise, Rusya'nın
Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik ambargoların
kaldırılmasına Kıbrıs raporunda yer alan öneriler
çerçevesinde sıcak bakan bir tavır sergilediği kaydedildi.
Rapor ile ilgili görüşmelerin zaman alacağını belirten BM
kaynakları, Güvenlik Konseyi'nin Fransa gibi tasarıya soğuk
bakan ülkeler nedeniyle başkanlık ya da basın
açıklamasıyla yetinebileceğini ifade etti.
Temsiliyet
konusuna erteleme
Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Peter Schieder,
KKTCden parlamenterlerin AKPMde temsil durumunun, Ekim ayında
yapılacak genel kurul toplantıları sırasında ele
alınacağını söyledi.
Kıbrıslı
Türk parlamenterlerin AKPMde temsil durumunun bugün yapılan başkanlık
divanı toplantısında ele alındığını
hatırlatan Schieder, Ekim ayında yapılacak toplantıya kadar
bu konuda çözüm sağlamaya kararlı olduklarını ifade etti.
AKPM
genel sekreterliğinin, KKTCden parlamenterlerin temsil durumu
hakkında hazırladığı ve dün başkanlık
divanına sunduğu rapor hakkında basına açıklama
yapmayan Schieder, KKTC ve Kıbrıs Rum yönetiminden konuya ilişkin iki mektup
aldığını söyledi.
Schieder,
ısrarlı sorulara rağmen, bu mektupların içeriğini
açıklamaktan kaçındı.
AKPMnin
Nisan ayında yapılan genel kurul toplantılarında,
Kıbrıslı Türk parlamenterlerin genel kurul oturumuna
katılmalarına ve söz hakkı almalarına olanak sağlayan
bir karar, Rumların girişimiyle son anda ertelenmişti.
Genel
kurulda alınan kararda, bununla birlikte, KKTCden parlamenterlerin AKPM
ile yakın ilişki kurmasına olanak sağlanması
görüşü benimsemişti.
AKPM
genel sekreterliğinin hazırladığı raporun, bu
ilişkinin nasıl olacağına açıklık
kazandırması bekleniyor.
TÜRKİYE
ÜZERİNDEKİ DENETİM KALDIRILDI
Avrupa
Konseyi Parlamenter Meclisindeki (AKPM) siyasi gruplar, bugün yapılan
toplantılarda, Türkiye üzerindeki denetim sürecinin
kaldırılmasını savunan rapor ve buna bağlı karar
tasarısını kabul ettiler.
AKPMnin
yarın yapılacak genel kurul toplantısında
tartışılarak oylanacak rapor ve buna bağlı karar
tasarısı, Siyasi İşler Komisyonunda da kabul edildi.
Nisan
ayında yapılan genel kurul toplantıları
sırasında, kapatılan DEPin eski milletvekillerinin tutukluluk
halleri gerekçe gösterilerek, Türkiye raporunun oylanması haziran
ayına ertelenmişti.
Siyasi
grupların ve Siyasi İşler Komisyonunun bugün olumlu görüş
bildirmesinden sonra, Türkiye için önemli sorun yaratan rapor ve buna
bağlı karar tasarısının yarın yapılacak
genel kurul oturumunda kabul edilmesine artık mutlak gözüyle
bakılıyor.
AKPM
Başkanı Peter Schieder, Türkiyenin yaptığı son
reformlara atıfta bulundu ve Ankara üzerindeki denetim sürecinin
artık kaldırılmasını beklendiğini söyledi.
Schieder,
DGMlerin kaldırılması ve kapatılan DEPin eski milletvekillerinin serbest
bırakılmasının memnuniyetle
karşılandığını bildirdi.
Denetim
sürecinin kalkmasından sonraki döneme atıfta bulunan Schieder,
Türkiyeden bundan sonra, seçim sisteminin değişmesi, Avrupa
azınlık dilleriyle ilgili sözleşmenin onaylanması,
kadınlara yönelik şiddet ve yolsuzlukla mücadele konusunda da gerekli
adımların atılmasının beklendiğini bildirdi.
Türkiye
raportörlerinin hazırladığı rapor ve buna bağlı
tavsiye karar tasarısında, son üç yıl içinde Türkiyenin insan
hakları ve demokrasi alanında önemli reformlar yaptığı
belirtilerek, denetim sürecinin artık kaldırılması
isteniyor.
AB
MÜZAKERELERİ İÇİN ÖNEMLİ
Türkiye
üzerindeki izleme sürecinin kaldırılması, Ankaranın AB ile
tam üyelik müzakerelerinin başlaması açısından da önem
taşıyor.
AB
yetkilileri, Avrupa Konseyinin izleme sürecinde olan bir ülkeyle tam üyelik
müzakerelerine başlamasının zorluğuna dikkati çekiyorlar.
HALKIN SESI 22/06/04
Destek
paketi netleşiyor
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ekonomik izolasyondan kurtaracak program için ilk adım atılıyor. KKTCye gelecek olan Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, kamu, reel sektör ve bankacılık sisteminin Avrupa Birliğine uyumlu hale getirileceğini söyledi. Şener, KKTC ile ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşmasının onaylanması konusunda da Herşey olabilir, gelişmeleri birlikte değerlendireceğiz dedi.
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gelmeye hazırlanan Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener, ekonomik izolasyonun
kaldırılmasıyla ilgili süreci NTVye değerlendirdi. Şener,
şöyle konuştu:
Türk teknik heyetiyle Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetkilileri arasında yapılacak
görüşmeler, Kuzey Kıbrıstaki ekonominin uluslararası
rekabete uygun, hazır hale getirilmesini temin edecek ve de
ambargoların kaldırılacağı bir süreç içeresinde
yabancı sermaye girişini sağlamak ve turizm potansiyelini
artırmaya yönelik tedbirlerin öne çıkacağı bir
toplantı olacaktır.
FİNANS SEKTÖRÜ YAPILANDIRILACAK
Şener, finans sektörünün de yeniden
yapılandırılacağını belirterek, üçü kamu
bankası olmak üzere toplam 25 bankanın Avrupa Birliğine uyumlu
hale getirileceğini söyledi. KKTCye uçak seferleri başlatmak için
yoğun talep aldıklarını vurgulayan Abdullatif Şener,
KKTC ile geçtiğimiz yıl yapılan Gümrük Birliği
Anlaşmasının da ele alınacağını belirtirken;
Meclis onayı da dahil herşey olabilir, gelişmeleri birlikte
değerlendireceğiz dedi.
KKTCnin Euroya geçiş isteğine değinen Şener, Türkiye ile
KKTCnin ekonomik ilişkilerinin çok yönlü olması nedeniyle
geçişin kısa vadede mümkün görülmediğini sadece hedef
olabileceğini söyledi.
TÜRKİYE
VE KKTC TEKNİK HEYETLERİ TOPLANDI
Türkiye
ve KKTC teknik heyetleri dün sabah Maliye Bakanlığı
toplantı salonunda ekonomik konuları görüşmek üzere
toplandı.
Türkiye
teknik heyetine Başbakanlığa bağlı DPT Müsteşar
Yardımcısı Halil İbrahim Akça, KKTC teknik heyetine ise
Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Yalçın Vehit
başkanlık ediyor.
Bu
arada, Maliye Bakanı Ahmet Uzun toplantının başında
salona gelerek heyetlere çalışmalarında başarılar
diledi ve ardından ayrıldı.
Toplantıdan önce basına açıklama yapılmadı ve sadece görüntü alınmasına izin verildi.
HALKIN
SESI 22/06/04
Kıbrıslı Rumlar ne istiyor? CYMAR Anketi:
% 51.4 Yeniden Birleşme
** Kıbrıslı
Rumların hangi tip çözümü desteklediklerine yönelik verdikleri cevaplarda
çoğunluğun %51,4 oranıyla Yeniden Birleşme çözümünü
tercih ettikleri, % 14,6 oranının ise Federasyon çözümünden
yana oldukları ortaya çıktı.
** Ankete göre,
Kıbrıslı Türklerin ve Rumların hiçbir zaman birlikte
yapmayacakları şeyler olarak
%52 oranında Karma Evlilikler, %18 Sosyal Hayat, %15
Yatırımlar, %12 Komşuluk ve %7 oranında da
Çalışma cevapları oldu.
Turizm ve Otel Yönetimi Koleji tarafından CYMAR Market Research Ltd.
şirketine 10-16 Mayıs 2004 tarihleri arasında
yaptırılan ve bin kişinin katıldığı anket
sonuçlarına göre, Kıbrıslı Rumların büyük bir
bölümünün referandumlar sonrası hüküm süren durumdan memnun oldukları
bildirildi.
Annan Planının referanduma sunulmasının ve
Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesinin ardından hüküm
süren durumdan çok memnun olduklarını ifade edenlerin
oranının % 17 olduğunu belirterek diğer oranları
şu şekilde sıraladı: Yeterince memnun %26, Ne memnun ne de
memnun değil % 34, Yeterince memnun değil %11, Hiç memnun değil
%9, Bilmiyorum/cevaplamıyorum %3.
Kıbrıslı Rumların hangi tip çözümü desteklediklerine
yönelik verdikleri cevaplarda ise çoğunluğun %51,4 oranıyla
Yeniden Birleşme çözümünü tercih ettikleri, % 14,6
oranının ise Federasyon çözümünden yana oldukları,
katılımcıların üçte birine yakın bir
oranının ise Kıbrısın bölünmesini, gerek
şimdiki durumun devamı gerekse iki devlet yoluyla
desteklemelerinin ise
şaşırtıcı olduğunu belirterek,
katılımcıların %16lık oranının
şimdiki
gibi kalmayı, %15nin ise İki Devlet çözümünü tercih ettikleri
kaydedildi.
Gençler bölünmeden
yana!
18-24 yaşlarındaki kişilerin %41inin ve 25-34
yaşlarındaki kişilerin ise %35,4ünün adanın bölünmesini
destekledikleri, daha yüksek yaşlarda ise (55-65) bu oranın daha
düşük olduğu (%10,2) belirtildi.
Ankete göre, katılımcılar Annan Planı temelindeki bir
çözümün güvenli uygulanmasını garanti eden bir çözüm
karşısında tavrınız ne olurdu? şeklindeki bir
soruya ise %61,9 oranında olumlu yanıt vererek böyle bir planı
onaylayacaklarını söylediler.
Referandum sonrası yeninde birleşme beklentilerine ilişkin
olarak ise katılımcıların % 47si İyi, %28i Kötü,
%8i Çok iyi, %8i Çok kötü ve %9u da Bilmiyorum/cevaplamıyorum
şeklinde yanıt verdi.
Bir çözüm sonrasında diğer tarafla ne gibi bir ilişkiniz olurdu
şeklindeki bir soruya, %11,3 Daimi olarak oraya yerleşirim, %9,1
Orada ikinci bir konut edinirim, %31,8 düzenli olarak diğer tarafı
ziyaret ederim, %37,3 Zaman zaman ya da nadiren ziyaret ederim ve %9u ise
Hiçbir ilişkim olmaz şeklinde cevap verdi.
Ankete göre, Kıbrıslı Türklerin ve Rumların hiçbir zaman
birlikte yapmayacakları şeyler olarak ise %52 oranında Karma
Evlilikler, %18 Sosyal Hayat, %15 Yatırımlar, %12
Komşuluk ve %7 oranında da Çalışma cevapları oldu.
YENIDUZEN 22/06/04
|
Kıbrıs sorununda AB umudu Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, Avrupa Birliği (AB) Anayasasının
Kıbrıs sorununun çözümünde yeni bir araç olduğunu söyledi. |
YENIDUZEN 22/06/04
Erken seçim
VATANDAŞ,
YENİ BİR KOALİSYONA SICAK BAKMIYOR... Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) ile Demokrat Parti (DP) arasında
kurulan koalisyon hükümetinin meclisteki çoğunluğunu yitirmesinden
sonra gündeme gelen yeni hükümet arayışları sürerken,
vatandaşların erken seçime gidilmesini yeni bir koalisyona tercih
ettiği ortaya çıktı
SEÇİM,
HALKIN YARARINA OLUR... KIBRIS'ın, üçlü koalisyon ve erken seçim
seçeneklerinden hangisini tercih ettiklerini sorduğu
vatandaşların çoğunluğu, Barış ve Demokrasi
Hareketi'nin (BDH) de katılımıyla oluşturulacak üçlü
koalisyonun halen işbaşında olan CTP/BG-DP koalisyonundan
farklı olmayacağını belirterek erken seçime gidilmesinin
halkın daha çok yararına olacağı yönünde görüş
belirtti
HALKIN
ÇEKİNCESİ DENKTAŞ... Referandumdan sonra ortaya çıkan halk
iradesinin meclise yansıması gerektiğine işaret eden
vatandaşlar, kurulması muhtemel CTP/BG- BDH - DP üçlü koalisyonunun,
partilerin tutumu arasındaki farklılıklar yüzünden başarılı
olacağına inanmıyor. Bazı vatandaşlara göre böyle bir
koalisyon, demokratikleşme yolunda olumlu adımlar atabilecek, ancak
uzun vadede Cumhurbaşkanı Denktaş'ın çizgisi hükümetin
açılımlarına ve halkın iradesine engel olabilecek
Alkan
MUHTAROĞLU
Cumhuriyetçi
Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) ile Demokrat Parti (DP)
arasında kurulan koalisyon hükümetinin meclisteki çoğunluğunu
yitirmesinden sonra gündeme gelen yeni hükümet arayışları
sürerken, vatandaşların erken seçime gidilmesini yeni bir koalisyona
tercih ettiği ortaya çıktı.
KIBRIS'ın,
üçlü koalisyon ve erken seçim seçeneklerinden hangisini tercih ettiklerini
sorduğu vatandaşların çoğunluğu, Barış ve
Demokrasi Hareketi'nin (BDH) de katılımıyla oluşturulacak
üçlü koalisyonun halen işbaşında olan CTP/BG-DP koalisyonundan
farklı olmayacağını belirterek erken seçime gidilmesinin
halkın daha çok yararına olacağı yönünde görüş
belirtti.
Referandumdan
sonra ortaya çıkan halk iradesinin meclise yansıması
gerektiğine işaret eden vatandaşlar, kurulması muhtemel
CTP/BG- BDH - DP üçlü koalisyonunun, farklı bir çizgide olan DP'nin tutumu
yüzünden başarılı olacağına inanmıyor.
Vatandaşlara
göre kuruluş çalışmaları resmen başlatılan CTP/
BG - BDH - DP koalisyonunun demokratikleşme yolunda olumlu adımlar
atabilecek, ancak uzun vadede Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
çizgisi hükümetin açılımlarına ve halkının iradesine
engel olabilecek.
İşte
vatandaşların üçlü koalisyon ve bunun alternatifi olarak görülen
erken genel seçime ilişkin görüşleri:
Cemal
Akın:
"Başbakanın
tercihlerine saygı duyuyorum. Kurulması planlanan üçlü koalisyondaki
partilerin farklı ideolojilere sahip olmasına rağmen iyi
işler yapabileceklerine inanıyorum. Üçlü koalisyondaki partilerin
farklılıklarını toplumu bütünleştirici şekilde
kullanmaları halinde başarılı olabileceklerine
inanıyorum."
Fatoş
Argüden:
"Kıbrıs
Türk halkının en büyük ihtiyacı, demokratikleşme ve
sivilleşmedir. Bunları gerçekleştirmeden herhangi başka bir
açılıma hazır olmamız mümkün değildir. BDH ve Akıncı'nın
olacağı bir hükümette, demokratikleşmenin
olacağını düşünüyorum. Fakat demokratikleşmeye
herhangi bir katkı koymayacaklarsa, iş ola bir hükümet
kurmalarını da istemiyorum."
Derviş
Babacan:
"Kurulması
öngörülen üçlü koalisyonun şimdikinden pek farklı
olacağını düşünmüyorum. Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın görüşlerini yansıtan Demokrat Parti hükümette
olduğu sürece farklı bir gelişmenin olmasını beklemek
mümkün değil. Bu yüzden erken seçime gidilmesinin Kıbrıs Türkler
için daha yararlı olacağını düşünüyorum."
Salih Erzeybek:
"Yeni bir
oluşuma gidilmesinin herhangi bir değişiklik getireceğini
düşünmüyorum. 32 yaşındayım ve doğduk doğalı
Denktaş'ı görüyoruz ve bu kadar yıldır herhangi bir
şeyin değiştiğini görmedim. Bu yüzden yeni oluşumdan
pek umutlu değilim. Daha önce çözüm yanlısı olmayan partilerle
hükümet kurmayacaklarına yönelik protokol imzaladılar ama yine
kurdular. Politikacılara pek güvendiğim söylenemez. Erken seçimin en
iyi seçenek olacağını düşünüyorum."
Mustafa
İtimat:
"İki
partiden oluşan bir hükümetten, üçlü bir koalisyon hükümetine geçişin
daha yararlı olacağını düşünmüyorum.
Akıncı'nın hükümete girmesi kesinlikle demokratikleşmeye
katkı koyacaktır. Bana göre UBP dışında her ihtimal
mümkün olabilir. Kısa vadede üçlü koalisyon daha iyi ama uzun vadede erken
seçimin en iyi seçenek olduğuna inanıyorum."
Mehmet Saylan:
"Erken
seçim olması ve herkesin eteğindeki taşı dökmesi
gerektiğine inanıyorum. Kıbrıs Türk toplumu referandumda
%65'lik bir oranla ne istediğini ortaya koymuştur ve bu iradenin
kurulması öngörülen hükümetle tam olarak örtüştüğünü
düşünmüyorum. Kıbrıs Türk halkının iradesinin siyasal
yapıya yansıması için erken seçime gidilmesi gerektiğine
inanıyorum. Hükümetin kurulması, içte bir takım adımlar
atmak adına olumlu olabilir fakat uzun vadede hedeflerine ulaşamayacak
ve bunun zaman kaybına neden olacağını
düşünüyorum."
Mustafa Gürsel:
"Kıbrıs
Türk halkı olarak bir uzlaşı kültürü oluşturmak
zorundayız. Bugüne kadar siyasi literatürde her zaman güçlü iktidar ve tek
başına iktidar gibi söylemler egemen oldu ve bu düşünceler
bizleri bugünlere getirdi. Toplumun çıkarları doğrultusunda
ortak noktalarda buluşmayı öğrenmemiz gerek. Bu
buluşmayı gerçekleştiremediğimiz sürece, erken bir seçim
olması ve tek partinin iktidara gelmesi koşulunda bile hiçbir
sorunumuzu çözebileceğimizi düşünmüyorum. Ben üçlü koalisyondan
yanayım."
Fatma Sabri:
"Üçlü
koalisyon hükümetinin başarılı olacağına
inanmıyorum. Bunun nedeni üç ayrı partinin de zıt kutuplarda
olmasıdır. Referandumda Kıbrıs Türk halkı
geleceğe yönelik olarak ne istediğini gayet açık bir
şekilde ortaya koymuştur. Demokrat Parti'nin içinde olacağı
herhangi bir hükümet modelinin bu iradeye ters düşeceğini
düşünüyorum. Erken seçimin de bizler adına olumlu
olacağını düşünmüyorum çünkü artık seçimlerden
bunaldık. Benim önerim çözüm yolundaki büyük partilerin bir araya
gelmesidir."
KIBRIS 22/06/04
Yeşil Hat
Tüzüğü'nün uygulanmasına ay sonu başlanıyor
Kuzey
Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasındaki ticareti düzenleyen
Yeşil Hat Tüzüğü'nün teknik olarak uygulanmasına ay sonu
başlanıyor. AB'nin bütçe konularından sorumlu komiserleri
Michaele Schreyer ve Markos Kiprianu, KIBRIS'ın bu konudaki
sorularını yanıtlarken, Kıbrıs Türk toplumunun
ekonomik durumunun iyileştirilmesi için güneyle ticaret ilişkisine
sahip olması gerektiğini, AB Komisyonu'nun da bu durumun düzeltilmesi
ve uygulamanın yapılabilmesi için yollar
aradığını söyledi
Emine DAVUT
YİTMEN
Kuzey
Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasındaki ticareti düzenleyen
Yeşil Hat Tüzüğü'nün teknik olarak uygulanmasına ay sonu
başlanıyor.
Avrupa
Birliği'nin (AB) bütçe konularından sorumlu komiserleri Michaele
Schreyer ve Markos Kiprianu, Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik
durumunun iyileştirilmesi için güneyle ticaret ilişkisine sahip
olması gerektiğini, AB Komisyonu'nun da bu durumun düzeltilmesi ve
uygulamanın yapılabilmesi için yollar aradığını
söyledi.
Schreyer ve
Kiprianu konuya ilgili olarak, bu ay sonunda AB Komisyonu'nun karara
varacağını belirterek, "Biz, bu uygulamayla kuzeyden güneye
olan ürün geçişlerindeki engellerin azalacağını
umuyoruz" dedi
Schreyer,
AB'nin Kıbrıs'la ilgili başka projeler de
hazırladığına dikkat çekerek, bunu ara bölgedeki
mayınların temizlenmesi olarak açıkladı.
Türkiye'nin
enflasyondan dolayı büyük bir sorunu olduğunu ve bunu yendiğini
anlatan Schreyer, sonbaharda AB Komisyonu üyesi Günter Verheugen'in
sunacağı raporun, müzakerelerin başlaması yönünde etkili
olacağını kaydetti.
Raporun Türkiye
için olumlu olup olmayacağı yönünde yorum yapmak istemeyen Schreyer,
"Biz pek çok kez demokrasi ve insan hakları yolunda yapılan
reformlardan dolayı duyduğumuz memnuniyeti dile getirdik.
Kıbrıs konusu da bunda büyük rol oynuyor. Umarım, bu pozisyonu
benimser ve adada ileriki aylarda çözüm bulunması yolunda çaba sarf
eder" dedi.
Michaele
Schreyer ve Markos Kiprianu, KIBRIS'ın sorularını yanıtladı:
Soru: Bize
Kıbrıs'a ziyaret nedeninizi açıklar mısınız?
Schreyer:
Kıbrıs'ı AB Komisyonu'ndaki meslektaşım ile ziyaret
ettiğim için çok mutluyum. Kendisiyle bütçe konuları üzerinde
çalışıyoruz. Bu ziyaret, Kıbrıs AB'ye üye olduktan
sonra resmi olarak yapılan ilk ziyaret. Kıbrıs'ın
üyeliğiyle birlikte AB bütçesi ile ilişkilerinde pek çok
değişiklik meydana geldi; çünkü Kıbrıs artık AB
bütçesinden sağlanan yardımcı programlara katkı koyan bir
ülke konumunda. Kıbrıs'taki ziyaretlerimiz sırasında bütçe
ve bunun uygulanma süreci ve değişik programlardaki karar
mekanizmaları üzerinde konuştuk.
Soru: Az önce
Kıbrıs bütçesi hakkında konuştuğunuzu
aktardınız. Kıbrıslı Türklere destek için AB'nin 259
milyon euro ayırdığını biliyoruz. Bu miktar nasıl
belirlendi? Bunu yeniden gözden geçirip artırma olanağı var
mı?
Schreyer: Bu
miktar, Kıbrıs'ta çözüm olması halinde öngörülen bir
miktardı. Şu anda adanın kuzeyinde AB müktesebatı yani AB
hukuku uygulanmıyor. İçinde bulunduğumuz durumu yeniden
değerlendirmek gerekiyor. Referandumdan sonra AB üyesi ülkeler,
Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik gelişimi yolunda gerekli
yardımın yapılmasını istediğini açıkça dile
getirdi. Şimdi bunun için en uygun yolun bulunması gerekiyor.
Umarım kısa zamanda AB müktesebatı uygulanır. Bu nedenle
biz adada yeniden birleşme sürecini destekliyoruz. Zaten bu fonun esas
amacı ekonomik gelişimi desteklemek.
Soru: AB
müktesebatının uygulanmamasından kaynaklanan sorunu
değerlendirdiğinizi söylüyorsunuz . Bize bu konunun ne zaman
aşılacağı yolunda bir tarih verebilir misiniz?
Schreyer: Bu
kararın, AB hukuku olması lazım. AB Parlamentosu ve AB Komisyonu
kararı olması gerekiyor. Şu anda değerlendiriliyor.
İleride, bu konuda proje bulunacak ve buna başlanılacak.
Soru: AB'nin
2004 yılındaki bütçesi ne kadar? Bu rakam, yanılmıyorsam
109 trilyon euro... Bu miktar hangi alanlarda kullanılıyor? Güney
Kıbrıs'a ayrılan miktar nasıl belirlendi?
Kiprianu: 2004
yılı bütçesi sekiz aylık olarak düzenleniyor. Bu noktada,
Kıbrıs'a ayrılan fonlarda azalma oldu. Bu fonların bir
kısmı yapısal fonlar. Ancak önemli bir şey var ki o da 2004
yılında bütçe tazminatı kabul edildi. Buna göre, her üye ülke
bütçeye katılımcı olarak katıldı; ancak tezat olarak
da bunlardan alınan ödemeler sonucu bütçeye, 140 milyon euro
civarında bir miktar girdi. Tabii ki Kıbrıs'ın da bu
yıldan itibaren AB bütçesinde katılımcı olarak yer
alacağını biliyoruz. Buna rağmen, söz konusu miktar 2005
yılından itibaren yükselecek. Şunu kabul etmeliyiz ki tazminat
ödeme kararı nedeniyle miktar biraz küçülecek.
Soru: Peki,
Kıbrıs'a ayrılan miktar nasıl düzenlendi? Bu
yapılırken yapısal iyileştirilmelere de bakılıyor
mu?
Kiprianu: Bu
iki büyük fonu kapsıyor. Bu fonlar genelde, Kıbrıs'ta az
gelişmiş kırsal bölgelerle ayrıldı. Yine
ulaşım ve çevre konularında da önemli fonlar bulunuyor.
Şunu da hatırlamalıyız ki, Kıbrıs Türk toplumu
için ayrılan 259 milyon euro var ve bu yıl içinde, bunun
uygulanmasına başlanacak.
Soru:
Kıbrıslı Türkler için ayrılan 259 milyon euro konusuna geri
dönmek istiyorum. Az önce bu miktarın verilmesi için AB
müktesebatının geçerli olması zorunluluğundan söz
etmiştiniz. Bazı iddialara göre, AB'nin Kıbrıslı
Türklere uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde teknik sorunları
bulunduğu söyleniyor. Bu doğru mu?
Schreyer: Bana
göre, burada önemli olan, Kıbrıs'ın AB üyeliğinin ekonomik
olarak büyük bir avantajı var. İç pazarda yer alabiliyor.
Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik durumunun iyileştirilmesi için
güneyle ticaret ilişkisine sahip olması gerekiyor ki bu bence çok
önemli. Komisyon da bu durumun düzeltilmesi ve uygulamanın
yapılabilmesi için yollar arıyor .Bu konu da ay sonu karara
varılacak. Tabii ki biz, kuzeyden güneye olan ürün geçişlerindeki
engellerin azalacağını umuyoruz.
Diğer bir
noktada da Avrupa bütçe kurumu bu gelişmeyi destekliyor ve çeşitli
programlar için fon ayrıldı. Şu anda Kıbrıs AB üyesi
ve tüm programlara katkı koyuyor. Kıbrıs Türk toplumu için durum
farklı çünkü müktesebat uygulanmıyor. Biz de şu anda nasıl
bir yolla bizim tarafımızdan bir projenin ekonomik yönünde desteklenebileceği
üzerinde çalışıyoruz. Bu projeler neler olabilir ve bunlara
nasıl yardım edilebilir onları araştırıyoruz.
Şu anda
önemli bir proje üzerinde çalışıyoruz ki bu da ara bölgenin
mayınlardan arındırılması projesi. Bunun çok acil
olarak hazırlanması gerekiyor.
Kiprianu: Ben,
yasal bütçe çalışmalarının
uyumlaştırılmasını da eklemek de istiyorum. Böylece
ticaretten de yararlanabiliriz. AB içinde belli kısıtlamalara tabi
tutulan bazı ürünler,
üretimin
uyumlaştırılması sürecine girmesiyle AB'nin güney
pazarında yer alabilecek. Bu da uyumlaştırmanın
getirdiği bir yarar olacak.
Soru: Peki, AB
Yeşil Hat Tüzüğü'nden memnun mu? Bu konuda pratikte pek çok sorunlar
var...
Kiprianu: Bu
şu anda devam eden bir süreç. Bu tüzük benimsendi ancak uygulama yönünde
tüzük olması lazım. Teknik işlemlere gerek var. Bu da şu
anda devam eden bir hazırlık sürecinde bulunuyor. Komisyonun
düzenlemesine ihtiyaç var ki sanırım bu da ay sonu benimsenecek.
Soru:
Geçtiğimiz haftalarda AB'nin vergi konusundaki uzmanları
Kıbrıs'a gelmiş ve incelemelerde bulunmuşlardı.
İncelemeler sırasında KKTC'den yapılan ihracat ve itaat
konusunda KDV'de sorunlar olduğu saptanmıştı. Bunun
dışında başka sorunlar da görüldü mü? Bu konu AB merkezinde
tartışıldı mı? Sorunların çözümü için önerileriniz
var mı?
Kiprianu:
Sanıyorum KDV olayını uygulamanın işleyişi içinde
ele almak gerekiyor. Bu olay halen devam ediyor ve sanıyorum çözümü de
yakınımızda.
Soru: Ne gibi
bir çözüm düşünüyorsunuz?
Kiprianu: Bunu
analiz etmemiz gerekiyor...
Schreyer:
Şunu hatırlatayım ki adanın kuzeyinde AB müktesebatı
askıya alınmış durumda. Bu nedenle yeni çözümler olamaz.
Bizim, adanın yeniden birleşmesi konusunda kararlı
olduğumuz yönündeki tutumumuz çok açık. Bu bizim hedefimiz.
Adanın kuzeyindeki insanların 'evet' oyunu takdirle
karşılıyoruz. Umarız ki birleşme yönündeki bu
kararlılık gelecekte de devam eder. Ben ve artık AB için
çalışan meslektaşım bu konuyla yakından ilgileniyoruz.
Soru: Bugün
(dün) Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile toplantınız
olduğunu biliyoruz. Toplantıda hangi konular gündeme geldi?
Kiprianu: Bu
soruya dilerse meslektaşım yanıt versin.
Schreyer:
Ekonomik durumla ilgili bilgi teatisinde bulunduk ve ticaret konusunu
görüştük.
Soru:
Kıbrıslı Rum yetkililerle de bir araya geldiniz. Bu
toplantılarda neler konuşuldu?
Kiprianu: Bular
daha çok finansal konularla ilgili idi. 2007-2013 finansal dönem üzerinde de
konuşuldu. Ayrıca yapısal fonlar konusunda da bilgi
alışverişinde bulunduk. Genelde konular AB ve Kıbrıs
arasındaki finansal ilişkiler üzerine yoğunlaştı.
Soru: Türk
yetkililer ekonomik durağanlık ve kronik enflasyonun
azaltılması yolunda gösterdikleri başarının
ardından, önümüzdeki mart ayında AB ile görüşmelere
başlayabilecekleri umudunu taşıyor. Türk ekonomisindeki
başarı Türkiye'nin AB'ye girişi yönünde müzakereleri
başlatmasına neden olabilir mi?
Schreyer:
Üyeliğe girişle ilgili müzakerelere başlamak farklı bir
kriter. Türkiye'de pazar ekonomisi var ve uzun yıllardır gümrük
birliği uygulanıyor. Bence bu konular Türkiye için engel değil.
Türkiye'nin enflasyondan dolayı büyük bir sorunu vardı ve bu sorununu
yendi. Burada esas önemli olan insan hakları konusu. Sonbaharda
meslektaşım Günter Verheugen hazırladığı raporu
sunacak. Bu rapor zaten şu anda komisyonda tartışıldı.
Konseye vereceğimiz karar görüşmelerin başlaması yönünde
etkili olacak. Bu raporu görmek için bekleyelim.
Soru: Bu
raporun Türkiye'nin yararına olabileceğini söyleyebilir miyiz?
Schreyer: Bu
konuda bir şey söyleyemem çünkü meslektaşım üzerinde halen
çalışıyor. Biz pek çok kez demokrasi ve insan hakları
yolunda yapılan reformlardan dolayı duyduğumuz memnuniyeti dile
getirdik. Kıbrıs konusu da bunda büyük rol oynuyor. Umarım, bu
pozisyonu benimser ve adada ileriki aylarda çözüm bulunması yolunda çaba
sarf eder.
KIBRIS 22/06/04
Dünya Bankası
yardıma hazırlanıyor
Dünya
Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, uluslararası toplumun,
KKTC'ye yardımda
bulunma
konusunda iyi niyete sahip olduğunu belirterek, İslam Konferansı
Örgütü'nün (İKÖ) Kıbrıs Türklerinin temsiliyetini
"Kıbrıs Türk Devleti" statüsüne dönüştürmesinin önemli
bir karar olduğunu ve uluslararası toplumun KKTC'yle
ilişkilerinin bundan böyle daha da gelişeceğini bildirdi.
Vorkink,
uluslararası toplumda, KKTC'ye uygulanan izole edici politikanın terk
edilmesi konusunda da, bir görüş birliği ve iyi niyetin ortaya
çıktığını ifade etti.
KKTC'yi
yakından takip ettiklerini, Başbakan Mehmet Ali Talat'la
görüştüğünü ve onun KKTC için gerekli ekonomik reformları
uygulama konusunda çok büyük bir istek ve kararlılık içinde
olduğunu gördüğünü belirten Vorkink, ABD ve Birleşmiş
Milletler'in bakışının netleşmesinin ardından,
banka olarak gerekli yardımı yapacaklarını kaydetti.
KIBRIS 22/06/04
Türkiye, Bush'tan
Kıbrıs jesti bekliyor...
Türkiye, ABD Başkanı
George W. Bush'un Ankara'daki resmi ziyaretine hazırlanırken,
Kıbrıs konusunda ABD'nin bir jestte bulunmasını da umuyor.
Bir Türk diplomatik kaynak, Bush'un ziyareti
sırasında Kıbrıs konusunda ABD'nin yeni bir
açılımda bulunması konusunda, ''Böyle bir şey olursa çok
iyi olur'' dedi.
ABD, Kıbrıs Türk tarafı ve
Türkiye'nin adanın birleştirilmesi yönünde Annan planı temelinde
gösterdiği çabalardan sonra KKTC'ye yönelik izolasyonun
kaldırılması için bir çalışma
başlatmıştı.
Türk diplomatik kaynaklar, ABD'nin şu ana
kadar Kıbrıs Türklerinin tecridinin sona erdirilmesi yönünde en fazla
adım atan ülke olduğuna işaret ederek, yeni
açılımın ticaret alanında olabileceğine dikkati
çektiler.
Edinilen bilgiye göre, KKTC'ye doğrudan
uçuşlar konusu şu sırada ABD için ön planda değil.
ABD Dışişleri
Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom
Weston, geçen hafta, ilk kez KKTC'nin Washington Temsilciliği'ni ziyaret
ettiği sırada, ticari konularda ABD'nin, Avrupa Birliği'nin
adımlarını izleyeceğini, coğrafi olarak AB ülkelerinin
Kıbrıs'a daha yakın olmasının bunda etken
olduğunu söylemişti.
Weston, ABD'nin KKTC'ye finansal destek paketi
hazırlığı içinde olduğunu da belirtmişti.
Bush'un Türkiye'yi ziyareti sırasında
bu paketin açıklanması olasılık dahilinde görülüyor.
Öte yandan Bush'un ziyareti sırasında
gündemdeki öncelikli konular Irak, Afganistan, Türkiye-Avrupa Birliği
ilişkileri, Kıbrıs, ABD'nin Geniş Ortadoğu ve Kuzey
Afrika projesi ile ekonomik ilişkiler olarak sıralanıyor.
Bush'un da katılacağı
İstanbul'daki NATO zirvesinin gündemini ise Afganistan, Irak, Balkanlar ve
terörle mücadele oluşturacak.
NATO'nun, üye olmayan ülke ve coğrafyalarla
ilişkisi bağlamında, Akdeniz diyalogunun ve Geniş
Ortadoğu ve Kuzey Afrika girişiminin konuşulması, Orta Asya,
Kafkaslar, Rusya ve Ukrayna ile ilişkilerin ele alınması
bekleniyor.
İstanbul zirvesinde NATO'nun mevcut
genişlemesinin ötesinde yeni ülkelere açılım için bazı
işaretlerin verilmesi öngörülüyor ve NATO'nun kendi içinde dönüşümü
de konuşulacak konular arasında bulunuyor.
NATO zirvesine 3000 delege ve 3500 gazetecinin
katılması bekleniyor. Bush'un ziyaretine Washington'dan 59 gazeteci
eşlik edecek.
MILLIYET 23/06/04
AB, Türkiye depremini
bekliyor
Eğer Türkiye'de olmadık bir olay yaşanmaz, Avrupa Birliği
üyesi ülkelerle önemli bir sorun çıkmazsa, Türkiye ile AB arasında
katılım müzakereleri 2005 yılı içinde başlayacak.
Geçen hafta Brüksel'de, hem AB Komisyonu yetkilileri, hem de genişlemeden
sorumlu Komiser Verheugen ile bu konuları tartıştık.
Hepsi Türkiye ile müzakereler konusunda aynı tarihi (2005 Temmuz-Eylül
arası) tekrarladılar.
Aslında gerçek sorunlar da bu tarihten itibaren yani tam üyelik
müzakereleriyle birlikte başlayacak.
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en önemli virajını alacak ve kimlik
sorununu çözmüş olacak. 2 inci-3 üncü ligde oynarken ilk defa 1 inci lige
çıkacak. Türk toplumunun vizyonu değişecek. Eski komplekslerimiz
kalmayacak. "Vur vur da, duysun Avrupa sesimizi" diye
bağırmayacağız. Zira, bizde aynı trene binmiş
olacağız.
T.C. Devleti bambaşka bir sürece girecek, bir deprem etkisi
yaşanacak.
Peki, Avrupa ne olacak?
AVRUPA'DA DEPREM
ETKİSİ OLACAK
Şimdiden yavaş yavaş hissedilmeye
başlandı bile...
Avrupa Birliği açısından, Türkiye'nin katılımı
çok daha büyük bir deprem yaratacak. Türkiye 5 şiddetinde sallanacak ise,
aynı deprem Avrupa'da 7 şiddetinde hissedilecek.
Verheugen bana bu konuda çok ilginç bir değerlendirme yaptı:
"Türkiye'nin katılması AB'nin herşeyini, ama herşeyini
etkileyecek ve değiştirecek".
Türkiye öylesine büyük ki, gerçekten de herşeyi sarsacak.
Komisyon'un sayısı etkilenecek.
Avrupa Parlamentosunun yapısı değişecek.
Karar verme mekanizmasında Türkiye'nin ağırlığı
büyük oranda artacak.
AB'ye üyelikle Türkiye değişecek, ancak asıl AB
değişecek. Zaten bundan dolayı direnişler, korkular
sürüyor.
TÜRKİYE
İÇİN ÜÇ AYRI RAPOR HAZIRLANIYOR
Aralık ayındaki toplantı "Türkiye
doruğu" olacak.
Avrupa, Türkiye'ye kapılarını açarken, kendi
reformlarını da uygulamaya sokmak zorunda kalacak.
İşte bu çerçevede, AB komisyonu Türkiye için üç ayrı rapor
hazırlayacak.
1. İLERLEME RAPORU:
Bu raporda, Türkiye ile müzakereleri başlatma koşulu olan, Kopenhag
kriterlerine ne oranda uyum sağlayabildiği ve ne oranda uygulamaya
sokulduğu incelenecek.
Türkiye'nin, kriterlerin tümüne uyum sağlaması ve eksiksiz
şekilde uygulaması gerekmiyor. Hiçbir adaydan böyle bir istekte
bulunulmadı. Önemli olan, müzakere açılabilecek bir düzeyde uyum
sağlanması.
İşte komisyon buna bakacak.
Müzakereler başladıktan sonra da ilerleme raporları
yapılacak. Yani, kriterlerin geri kalan bölümleri ve uygulama sürekli
gözetimde tutulacak.
2. ÖN ETKİ
DEĞERLENDİRMESİ RAPORU:
Bu rapor, Kıbrıs ve Malta hariç tüm adaylar için de
hazırlanmıştı. Amaç, Türkiye'nin tam üyeliğinin AB
üzerinde ne gibi etkileri olacağını ortaya koymak.
Kurumlar, bütçe, oylama ve genel politikaları nasıl etkileyeceği
incelenecek.
Bu rapor, Türkiye'nin AB içinde yaratacağı depremin
boyutlarını ortaya koyacak, dersek daha doğru olur.
3. STRATEJİ RAPORU :
Bir de strateji raporu çıkarılacak.
Türkiye'nin durumu (ilerleme raporuyla) ve etkisi (ön etki değerlendirmesi
raporu) ele alındıktan sonra, bu ülkeye yönelik nasıl bir
strateji izlenmesi gerektiği, bu raporda belirtilecek.
AB Komisyonu, AB'ye üye ülkelerin Devlet ve Hükümet başkanlarına tavsiyede
bulunacak.
Türkiye ile müzakerelerin başlatılması ve bununla ilgili
koşulların neler olması gerektiği belirtilecek.
Son söz ise, AB Devlet ve hükümet başkanlarına ait.
İsterlerse, AB Komisyonu'nun önerilerini reddedebilecek, aynen kabul
edebilecek veya değiştirebilecekler.
Şu andaki durum, doruğa katılacak 25 ülke içinde sadece
Avusturya'nın HAYIR'da ısrar ettiği, diğerlerinin pek
istekli olmamakla birlikte, Türkiye'yi reddedemeyecekleri şeklinde.
Komisyonun raporu işte bu yönden hayati derecede önemli.
Rapor şekillenmeye başladı bile.
Ekim ortasına doğru yayınlanacak, ancak şu sıralarda
ana çizgileri çıkarılmış durumda.
Komisyonun kendi bulguları, 25 üye ülke merkezlerinden gelen bilgiler,
Sivil Toplum Örgütleri raporlarının bir karışımı
diye niteleyebileceğimiz bu çalışma hızla sürüyor.
VERHEUGEN DAMGASINI
VURDU
Genişlemeden sorumlu komiser
Verheugen için Türkiye, Komisyondaki işlevinin tarihi bir misyonu haline
dönüştü.
Türkiye'nin demokratikleşmesini hızlandıran projenin babası
sayılan Verheugen, bu noktaya gelindikten sonra herhangi bir yol
kazasına uğramaması için büyük çaba harcıyor.
Türkiye'nin en büyük şansı da, böyle bir insanın dosyayı
olumlu şekilde benimsemesidir.
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 23/06/04
|
Papadopulos: Türkiye'nin üyeliğine engel olmayacağız |
|
|
Rum kesimi lideri Papadopulos, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlanmasında engel oluşturmayacaklarını söyledi. Papadopulos,
İspanyol El Pais gazetesine verdiği demeçte, Kopenhag kriterlerini
yerine getiren bir Türkiye'nin AB'ye girebileceğini belirterek, Çünkü
bir Avrupa ülkesi gibi davrandığında Türkiye'nin, ordusunun
başka bir ülkeyi işgal etmesini kabul edeceğini
sanmıyorum. Aynı zamanda Kıbrıslı Türkleri otonom bir
devlet gibi tanımaya veya Türk Lirası'nı adanın kuzeyinin
resmi para birimiymiş gibi zorla kabul ettirmeye de son vermek zorunda
kalacak dedi. Annan
planında öngörüldüğü şekilde adanın birleşmesine
inanmadıklarını belirten Papadopulos,
Kıbrıslı Türklerle bir federasyonda, her AB zirvesinden önce
Kıbrıs'ın pozisyonunun belirlenmesi için Rum ve Türk
yetkililer arasında oylama yapılacağını,
anlaşmazlık halinde mahkemeye gidileceğini, bunun zaman
alacağını, AB'nin bunu bekleyeceğini sanmadığını,
Kıbrıs'ın sessiz bir gözlemci olarak
kalacağını ifade etti. Rum kesiminin
euro'ya geçmesinin en az 3 yıl alacağını da söyleyen
Papadopulos, bütçe açığının Maastricht kriterlerinde
öngörülen limiti aştığını, AB'ye yeni üye olan
diğer ülkelere oranla ekonomilerinin daha iyi olduğunu, ancak 11
Eylül'den sonra turizmin olumsuz etkilendiğini ve 2008'den önce euro'ya
geçilebileceğini sanmadığını belirtti. (aa) |
|
HURRIYET 23/06/04
Ekonomik yardım
için geldi
Türkiyenin
Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener bir günlük resmi ziyaret
amacıyla dün gece KKTCye geldi.
Şener'i, Ercan
Havaalanı'nda, KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı
Serdar Denktaş, Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer,
Maliye Bakanı
Ahmet Uzun, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ve diğer
yetkililer karşıladı.
Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şenerin ziyareti
sırasında bu yıl için KKTCye verilmesi öngörülen
yaklaşık 300 milyon dolarlık krediyle ilgili ekonomik önlemler
paketinin imzalanması bekleniyor. Bu çerçevede heyetler arası
görüşmeler bugün saat 15.00te başlayacak ve toplantının
tamamlanmasının ardından Şener saat 19.00de KKTCden
ayrılacak.
Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, heyetler arası görüşmeler öncesinde bugün
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Meclis Başkanı Fatma
Ekenoğlu ve Başbakan Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek.
Şener, Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Işık
Koşaner ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin
Baykula da nezaket ziyaretinde bulunacak.
Türkiyenin
bu yıl KKTCye vermesi öngörülen kredinin kullanım
alanlarını belirleyecek ekonomik paket çalışmaları
önceki gün başlamıştı. Bu amaçla KKTCde bulunan
müsteşar, müdür ve daire başkanlarından oluşan
yaklaşık 15 kişilik TC bürokrat heyeti ile KKTCnin ilgili
bürokratları Maliye Bakanlığında çalışmalarını
sürdürüyorlar.
Türkiyenin
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ekonomik izolasyondan kurtaracak
program için ilk adım olarak değerlendirilen Şenerin ziyareti
sırasında kredi anlaşmaları yanında uygulamaua
girömesi beklenen ekonomik paket çerçevesinde kamu, reel sektör ve
bankacılık sisteminin Avrupa Birliğine uyumlu hale getirilecek.
Ziyaretiyle
ilgili Türkiyede yaptığı açıklamalarda KKTCye
uçak seferleri başlatmak için yoğun talep aldıklarını
vurgulayan
Şener,
finans sektörünün de yeniden yapılandırılacağını
belirterek, üçü kamu bankası olmak üzere toplam 25 bankanın Avrupa
Birliğine uyumlu hale getirileceğini söyledi.
HALKIN SESI 23/06/04
Denktaş
eveti geçersiz saydı!
Rauf
Denktaş, referandum sürecinde KKTCye gelerek `mesleki propaganda
adı altında halka uydurma haberler vererek yalanlar yutturan bir
propaganda şirketinin ortaya çıktığını iddia
ederek, bu nedenle referandumdan çıkan evet in geçersiz olduğunu
savundu.
Yüzde 65in içinde kaç kişi devlet tanınacak, egemenlik var, Türkiye böyle istiyor diye evet oyu verdi? diye soran Rauf Denktaş, bu konuda Başbakandan bilgi istediğini ve araştırmanın yapılmakta olduğunu ileri sürdü.
Türkiye
Ziraatçılar Derneğini kabulünde yaptığı
konuşmasında halka da seslenerek, Egemen değilsek, devletimiz
yoksa azınlığız. Azınlıksanız yok edilme
günümüz geldi demektir diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak
devlete sahip çıkılması ve egemenlikte ısrar edilmesi
halinde Rumla ortaklık kurulabileceğini, aksi takdirde Rumların
Kıbrıslı Türkleri işgal altında yaşayan
vatandaşları olarak niteleyip Kıbrısın tümüne sahip
çıkma oyununu AB yoluyla sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.
söyledi.
Maalesef 3-5 Türk kardeşimiz de bunlara
aracı olabiliyor diyen Denktaş, Kıbrıs Türkünü
topraksız bırakmak eyleminin süratle devam ettiğini
vurguladı.
Türkiye
kendini manevrayla kurtardıktan sonra referandum neticesine bakarak
Kıbrıs Türkleri egemendir, devleti tanımaya devam ediyorum ve
tanıyacağım. Dolayısıyla Westonun, De Sotonun
yorumları kabul edilemez demesi gerektiği kaydeden Denktaş,
Bunu Türkiyeden bekliyoruz dedi. (tak)
YENIDUZEN 23/06/04
Türkiye Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener, KKTC'ye geldi
|
Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in ziyareti
sırasında bu yıl için KKTC'ye verilmesi öngörülen
yaklaşık 300 milyon dolarlık krediyle ilgili ekonomik önlemler
paketinin imzalanması bekleniyor. Bu çerçevede heyetlerarası
görüşmeler bugün saat 15.00'te başlayacak ve toplantının
tamamlanmasının ardından Şener, saat 19.00'da KKTC'den
ayrılacak. Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener,
heyetlerarası görüşmeler öncesinde bugün Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, meclis başkanı Fatma Ekenoğlu ve
Başbakan Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek. Şener,
Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Işık Koşaner
ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul'a da
nezaket ziyaretinde bulunacak. Türkiye'nin
bu yıl KKTC'ye vermesi öngörülen kredinin kullanım
alanlarını belirleyecek ekonomik paket çalışmaları
önceki gün başlamıştı. Bu amaçla KKTC'de bulunan
müsteşar, müdür ve daire başkanlarından oluşan
yaklaşık 15 kişilik TC bürokrat heyeti ile KKTC'nin ilgili
bürokratları Maliye Bakanlığı'nda
çalışmalarını sürdürüyorlar. |
KIBRIS 23/06/04
Üçlü koalisyon
arayışları sürüyor
Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) ile Demokrat Parti (DP) arasındaki koalisyon
hükümetinin azınlığa düşmesiyle Barış ve
Demokrasi Hareketi'nin de katılımıyla hükümetin 3'lü koalisyon
olarak devam etmesine yönelik çalışmalar sürüyor.
Parti
liderlerinin cuma günü yaptıkları ortak toplantının
ardından muhtemel koalisyonun protokolünü hazırlamak için
çalışmaları sürdüren 3 partinin teknik heyetleri, dün saat
10.30'da yeniden bir araya geldi.
Cumhuriyet
Meclisi'nde yapılan toplantıda, 3 parti, kendi taleplerini içeren
taslak metinlerin birleştirilmesi üzerinde çalıştı.
Protokole yönelik çalışmaların tamamlanmasının
ardından bakanlık dağılımına geçilmesi
planlanıyor.
Toplantıda
CTP'yi genel sekreter Ferdi Sabit Soyer, MYK üyeleri Doğan Şahali ve
Ünal Fındık ile Ahmet Derya'dan oluşan heyet temsil etti.
Genel sekreter
Mustafa Arabacıoğlu başkanlığındaki DP heyeti ise
milletvekilleri Hatice Faydalı ve Hüseyin Öztoprak ile Bengü Şonya,
Atay Ahmet Raşit ve Özden Nur'dan oluştu.
BDH ise
toplantıda milletvekilleri Halil Sadrazam, Mehmet Çakıcı ve
Tahsin Mertekçi ile Barış Burcu, Bülent Kanol ve Mine Yücel'den
oluşan heyetle temsil edildi.
Olmazsa,
başka alternatifler
Toplantıya
girerken kısa açıklamalar yapan heyet başkanları, CTP-DP
koalisyon hükümetinin azınlığa düşmesiyle ortaya çıkan
hükümet sorununa 3'lü koalisyonla çözüm arayışlarının
sürdüğünü anlattılar ve sonuç alınmaması halinde başta
erken seçim olmak üzere farklı alternatiflerin gündeme gelebileceğini
tekrarladılar.
CTP Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, dünkü toplantıda tarafların ön çalışma
niteliğindeki taslak önerilerinin
tartışılacağını ve birleştirilmeye
çalışılacağını söyledi. Protokol
çalışmalarını birkaç gün içinde tamamlamayı
hedeflediklerini söyleyen Soyer, "Farklılıkları koruyarak
ortak değerleri ileri götürme ve temel konularda uzlaşma sağlama
hedefindeyiz" dedi.
Soyer, 3'lü
koalisyon arayışından sonuç alınmaması halinde erken
seçim dahil farklı arayışların gündeme gelebileceğini
de kaydetti.
Demokrat Parti
Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu da, 3 partinin ön
çalışma niteliğinde önerilerini
hazırladığını ve bunların
tartışılacağını söyledi. Arabacıoğlu,
referandum sonrası ortaya çıkan yeni durumun ve halkın bu
süreçteki beklentilerinin protokol görüşmelerinde belirleyici
olacağını kaydetti.
Barış
ve Demokrasi Hareketi heyeti adına konuşan Bülent Kanol ise,
hükümetin azınlık durumunun sadece aritmetik bir sorun olarak ortada
durmadığını, referandumda ortaya çıkan halkın
yeni vizyonu çerçevesinde yeni bir hükümet kurma ihtiyacı ortaya
çıktığını söyledi. Şu anda uyumlu
çalıştığını söyleyen hükümete, BDH'nın yeni
bir programla bir zenginlik katması halinde ortak olmak istediğini da
kaydeden Kanol, "Olmazsa dünyanın sonu değil, başka
alternatifler aranır" ifadelerini de kullandı.
Çalışmalar
bugün sürdürülecek
Üç partinin
heyetleri, kısa öğle arasının ardından saat 17.45'te
tamamladıkları çalışmalarını
bugün
sürdürecek.
Her partiden
ikişer temsilcinin katılımıyla gerçekleştirilecek
bugünkü çalışmada, bugüne kadar yapılan toplantılarda
ortaya konan görüşler harmanlanacak. Üç partinin bugünkü
buluşması yine Cumhuriyet Meclisi'nde yer alacak ve saat 11.00'de
başlayacak.
CTP-BG, DP ve BDH'nın hükümet oluşturma çabaları, bugünkü çalışmanın ardından yarın da devam edecek. Yarın, dünkü gibi partilerin teknik komiteleri bir araya gelecek.
KIBRIS 23/06/04
Kaçak
işçi sorununa neşter
KAÇAK
İŞÇİLER KAYIT İÇİN BAŞVURUYOR... Ülkemizde
yıllardır baş edilemeyen kayıt dışı
yaşamın kayıt altına alınmasıyla ilgili
atılan ciddi adımların yanı sıra yakında
yasalaşıp yürürlüğe girmesi beklenen yasa değişikliği,
çalışma yaşamında iyileşmeleri de beraberinde getirdi.
Önce Maliye Bakanlığı'nın vergi affı, hemen sonra da
İçişleri Bakanlığı'nın değiştirerek
meclise havale ettiği Yabancılar ve Muhaceret Yasası'nın
kamuoyunda yarattığı yankı, kayıt dışı
çalışanları korkuttu. Çalışma izni
başvurularında geçen yıla oranla %56 oranında
artış olduğu açıklandı
YENİ YASA
GEÇERSE... Muhaceret Yasası'nda yapılması öngörülen
değişiklikle, kaçak işçiye ağır cezaların gelmesi
öngörülüyor. Buna göre KKTC'ye turist sıfatıyla kimlik kartı ile
gelenler, ülkede en fazla 3 ay süreyle kalabilecek. Eğer kişi burada
kayıt dışı çalışmaya başlamışsa, 3
aylık sürenin sonunda tespit edilmesi halinde yurtdışına
ihraç edilebilecek ve ağır para cezasına
çarptırılabilecek. Bu düzenlemeyi öngören Yabancılar ve
Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı, meclisin ilgili
komitesinde görüşülmeye başlandı. Yeni yasadan haberdar olan
kaçak işçiler, daha şimdiden kayıt altına girmek için başvuruları
artırdı
İHRAÇ, TEK
GEÇERLİ YOL... Çalışma Dairesi Müdürü Mustafa Doğruyol,
"İçişleri Bakanlığı'nın yeni
tasarısı, kaçak işçiliğin durdurulması adına umut
verici bir girişimdir. Yıllardır önüne geçilemeyen kaçak
işçi sorununun önüne ancak ülkeden ihraç yoluyla geçilebilir" dedi.
Doğruyol, devletin bir bütün olarak kaçak işçi sorununa çözüm
bulması gerektiğini ifade ederek, mevcut durumda bu sorunla baş
edilemediğini, muhaceret yasalarında eksiklikler bulunduğunu
kaydetti
Gizem ÖZGEÇ
Ülke
ekonomisinin yanı sıra sosyal yaşam için de kangrenleşen
bir yara olan kaçak işçi sorunuyla mücadelede ciddi adımlar
atılmaya başlandı.
Önce Maliye
Bakanlığı'nın vergi affı, hemen sonra da
İçişleri Bakanlığı'nın değiştirerek
meclise havale ettiği Yabancılar ve Muhaceret Yasası'nın
kamuoyunda yarattığı yankı, kayıt dışı
çalışanları korkuttu. Çalışma izni
başvurularında geçen yıla oranla %56 oranında
artış olduğu açıklandı.
Muhaceret
Yasası'nda yapılması öngörülen değişiklikle, kaçak
işçiye ağır cezaların gelmesi öngörülüyor. Buna göre
KKTC'ye turist sıfatıyla kimlik kartı ile gelenler, ülkede en
fazla 3 ay süreyle kalabilecek. Eğer kişi burada kayıt
dışı çalışmaya başlamışsa, 3 aylık
sürenin sonunda tespit edilmesi halinde yurtdışına ihraç
edilebilecek ve ağır para cezasına çarptırılabilecek.
Bu düzenlemeyi
öngören Yabancılar ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa
Tasarısı, meclisin ilgili komitesinde görüşülmeye
başlandı.
Öte yandan
Maliye Bakanlığı Müsteşarı Zeren Mungan'dan
alınan bilgiye göre, yeni uygulamayla birlikte 700 kişi vergi
affı için başvurdu.
Yeni hükümetin
kayıt dışı yaşamla ilgili radikal girişimleri
sonucu, çalışma izni olmayan "kaçak işçileri" harekete
geçirdi.
Kaçak
işçiler, kendi gönüllerince ilgili mercilere başvurup kayıt
yaptırmak için sıraya girdi.
Geçen yıl
nisan ayında ülke genelinde toplam çalışma izin başvurusu 528
iken, bu yıl nisan ayının çalışma izin başvurusu
800'ü buldu. Ayrıca geçen yıl ocak ayından, nisan ayına
kadar geçen sürede toplam çalışma izni için 1981 kişi
başvuruda bulunurken, bu yılın ilk beş ayda başvurular
3 bin 108'e ulaştı.
Ülkemiz
çalışma yaşamında, özellikle de sosyal güvenlik
fonlarında büyük kayıplara yol açan kaçak işçi sorunu, sosyal
yaşamımız için de kanayan bir yara olarak
karşımıza çıkıyor.
KKTC'de
özellikle inşaat ve eğlence sektörleri ile restoran ve kumarhanelerde
kaçak işçi sorunu had safhada. Bu tür işyerlerinin ortalama yüzde
doksan beş oranında kaçak işçi
çalıştırdığı resmi kayıtlara kadar girdi.
Ülkemizde
yaklaşık 30 bine yakın kaçak işçi olduğuna
inanılıyor.
Kaçak işçi
sorunu, işsizliğin had safhada olduğu ülkemizde kendi yurttaşlarımızın
da ekmeğini el kapılarında aramasına neden oluyor.
Sert tedbirler
geliyor
Hükümet, kaçak
işçi sorunuyla mücadelede önce vergi affını gündeme getirdi.
Maliye
Bakanlığı'nın 12 Nisan-12 Temmuz tarihleri arasında
başlattığı 'geriye dönük vergi borçlarını
affetme' kararı ile bir nebze de olsa kayıt dışı
yaşamın kontrol altına alınması hedeflendi.
İçişleri
Bakanlığı'nın Bakanlar Kurulu'na götürdüğü
Yabancılar ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı'yla
da, kayıt dışı çalışanlar hakkında sert
tedbirler alınması gündemde. Tasarıya göre, ziyaretçi izni
bitmiş olmasına rağmen KKTC'den ayrılmayan yabancı
uyruklu kişilerin takibi amaçlanıyor. Tespit edilmiş
kişilerden KKTC'ye nüfus cüzdanı veya kimlik kartı ile
giriş yapmış olanların ise belirlenecek süre içinde ikamet,
iş yapma ve çalışma izni almaları için işlem
başlatılması amaçlanıyor. Aykırı hareket
edenlerin ise, suç işleyecekleri ve para cezası ile
cezalandırılacakları belirtilirken,
cezalandırılanların, Polis Genel Müdürlüğü'nce ülkeden
çıkışlarının sağlanacağı da ifade
ediliyor.
Doğruyol:
Kayıt dışı çalışanlar yurtdışı
edilmeli
Çalışma
Dairesi Müdürü Mustafa Doğruyol, devletin bir bütün olarak kaçak işçi
sorununa çözüm bulması gerektiğini söyledi. Doğruyol, muhaceret
yasalarında eksiklikler bulunduğunu kaydederek, dairelerinin tespit
edilen olayları muhacerete bildirmesine rağmen gerekli
uygulamaların yapılamadığını ifade etti.
Doğruyol,
kaçak işçi tespit edildiği zaman cezanın işverene
kesildiğini fakat, doğrudan iş mahkemeleri
olmadığı için ödeme niyetinde olmayan kişiler için
hızlı bir uygulama yapılamadığına işaret
etti.
Mustafa
Doğruyol, İçişleri Bakanlığı'nın
hazırladığı yeni yasa tasarısı ile kayıt
dışı kişi veya işverenin üç ay içinde müracaat etme
durumunda olacağını söyledi. İşlem başlatmayanların,
Muhaceret Dairesi vasıtasıyla ülkeden ihraç edileceğini belirten
Doğruyol şunları kaydetti:
"İçişleri
Bakanlığı'nın yeni tasarısı, kaçak
işçiliğin durdurulması adına umut verici bir girişim.
Yıllardır önüne geçilemeyen kaçak işçi sorununun önüne ancak
ülkeden ihraç yoluyla geçilebilir"
Biz problemin
köşesindeyiz
esas rol
muhaceretin
Çalışma
izni veren esas merciinin Muhaceret Dairesi olduğuna işaret eden
Doğruyol, "Biz işin çalışma kısmıyla
ilgileniyoruz. Yapılan müracaatları değerlendiriyoruz.
Çalışma izni verirken öncelik verilen KKTC
vatandaşlarıdır. Bugün kaçak olarak çalışan büyük bir
rakamdan bahsediyoruz. Bu aşamada esas rol aslında muhaceretin"
diye konuştu.
Maliye
Bakanlığı'nın başlattığı geriye dönük
vergi borcu affına da değinen Doğruyol, bu uygulamayla kaçak
işçilerin daha rahat kayıt altına alınacağı
görüşünü bildirdi. Doğruyol, son zamanlarda gerek çözüm sürecinin
etkisiyle, gerekse de Maliye Bakanlığı'nın girişimi
ile çalışma izni başvurularının iki- üç kat
arttığını açıkladı.
'Bakanlığın
kayıt altına alınmayan işçi kalmasın' mentalitesiyle
hareket ettiğini vurgulayan Doğruyol, şu ifadeleri
kullandı:
"Muhaceret
Dairesi'ne de bu konuda büyük görev düşmektedir. Biz problemin
köşesindeyiz.
Bir bütün
olarak hareket edilirse, bu sorun çözülebilir. Hükümet kararlılıkla
devam etmelidir"
2003-2004
Ocak-Nisan çalışma izni başvuru verileri
OCAK 2003
İlçe
Toplam
Lefkoşa
314
Girne 162
Mağusa 60
Güzelyurt 27
Ülke geneli
toplam 563
Not (Ay içinde
başvuranların 422'sinin
erkek, 141'inin
kadın olduğu açıklandı)
ŞUBAT 2003
İlçe
Toplam
Lefkoşa
178
Girne 124
Mağusa 135
Güzelyurt 15
Ülke geneli
toplam 352
Not (Ay içinde
başvuranların 242'sinin
erkek, 110'nun
kadın olduğu açıklandı)
MART 2003
İlçe
Toplam
Lefkoşa
321
Girne 148
Mağusa 56
Güzelyurt 13
Ülke geneli
toplam 538
Not (Ay içinde
başvuranların 390'ının
erkek, 148'inin
kadın olduğu açıklandı)
NİSAN 2003
İlçe
Toplam
Lefkoşa
270
Girne 166
Mağusa 69
Güzelyurt 23
Ülke geneli
toplam 528
Not (Ay içinde
başvuranların 371'inin
erkek,
157'sinin kadın olduğu açıklandı)
1/1/2003-30/04/2003
tarihleri arasında toplam 1981 kişi çalışma izini için
müracaat etti
OCAK 2004
İlçe
Toplam
Lefkoşa
471
Girne 177
Mağusa 68
Güzelyurt 21
Ülke geneli
toplam 737
Not (Ay içinde
başvuranların 565'inin
erkek, 172'sinin
kadın olduğu açıklandı)
ŞUBAT 2004
İlçe
Toplam
Lefkoşa
363
Girne 178
Mağusa 72
Güzelyurt 12
Ülke geneli
toplam 625
Not (Ay içinde
başvuranların 465'inin
erkek,
197'sinin kadın olduğu açıklandı)
MART 2004
İlçe
Toplam
Lefkoşa
511
Girne 304
Mağusa 95
Güzelyurt 36
Ülke geneli
toplam 946
Not (Ay içinde
başvuranların 723'ünün
erkek, 223'ünün
kadın olduğu açıklandı)
NİSAN 2004
İlçe
Toplam
Lefkoşa
367
Girne 279
Mağusa 132
Güzelyurt 22
Ülke geneli
toplam 800
Not (Ay içinde
başvuranların 595'inin
erkek, 205'inin
kadın olduğu açıklandı)
KIBRIS 23/06/04
Türkiyeden
KKTCye destek
|
|
||||
|
|
|
||||
|
Lefkoşa |
|
23 Haziran 2004 Şener, protokolü imzalamadan önce
yaptığı açıklamada, programın eksiksiz
uygulanmasına Türkiye hükümetinin destek vereceğini belirterek,
KKTCde ortaya çıkacak her olumlu durum, her olumlu ekonomik potansiyel,
hem Kıbrıs Türkünün refahına katkı sağlayacak, hem de
KKTCnin bir gücü ve iradesi olarak ortaya çıkacaktır dedi.
2004 yılı bütçesinden KKTCye toplam 519 trilyon
890 milyar TL verilmesini öngören programı, Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile KKTC Ekonomi
ve Turizm Bakan Ayşe Dönmezer imzaladı.
Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener, 24 Nisan
referandumlarından sonra, yıllardır KKTCye uygulanan
izolasyonların kaldırılması için Türkiye ve KKTC hükümetlerinin,
Avrupa Birliği ve dünya ülkeleri nezdinde yoğun bir diplomatik atak
başlattığını söyledi.
Bu protokolün ekinde yer alan, Acil Ekonomik
Önlemlerin Uygulanmasıyla ilgili olarak, söz konusu protokolün ilgili
maddesi uyarınca iki ülke teknik heyetlerin, 20, 21 Haziran 2004
tarihlerinde Lefkoşada bir araya geldiğini anlatan Şener,
çalışmalar sonunda Acil Ekonomik Önlemler Uygulamasına yeni
bir şekil verildiğini kaydetti.
HEDEF AMBARGOLARI KALDIRMAK
24 Nisan referandumlarından sonra yeni bir
döneme girildiğine işaret eden Şener, şöyle konuştu:
Referandumlardan sonra KKTCnin yıllardır maruz
kaldığı izolasyon baskısından kurtarılması
için ve ambargoların ortadan kalkması için yoğun bir çaba sarf
etmekteyiz. Gerek Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, gerek
Dışişleri Bakanımız, gerekse KKTC hükümeti yetkilileri
Avrupa Birliği (AB) ve diğer dünya ülkeleri nezdinde yoğun bir
çaba harcamaktadırlar, yoğun bir diplomatik atak başlatmışlardır.
Bunun neticesinde KKTCnin bu yeni dönemde dünyadaki
gelişmelere paralel olarak ekonomik performansını
artırabileceği, Kıbrıs Türkünün refah düzeyinin
artırılacağı bir düzeyi yakalamak da hepimizin temel hedefi
ve amacı haline gelmiştir.
Yeni dönemle uyumlu olması gerekli görülen bir
ekonomik ve mali düzenlemeler programı ortaya
çıkarıldığını kaydeden Abdüllatif Şener,
programının, kamu yönetiminin ve finans sektörünün yeniden
yapılandırılmasıyla ilgili düzenlemeler, reel sektörün
teşvik edilmesi, yatırım ikliminin iyileştirilmesi, turizm
potansiyelinin geliştirilmesi, eğitim, sanayi ve tarım
sektörüyle ilgili birtakım düzenlemeler öngördüğünü söyledi.
Bu programın başarıyla
uygulanması için, daha önce olduğu gibi, Türk hükümeti olarak gerekli
desteği vereceklerini ifade eden Şener, Kıbrıs Türkünün
refah düzeyinin ve KKTCnin ekonomik yapısının
yükseleceğini umut ettiğini belirtti.
Türkiye'den 519 trilyon 890 milyarlık destek
140
TRİLYONU HİBE... Program gereği, TC hükümeti KKTC hükümetine
2004 bütçe yılında toplam 519 trilyon 890 milyar TL destek verecek.
Bunun 301. 8 trilyon lirası kredi yardımı şeklinde olurken,
140 trilyon TL ise hibe niteliğinde olacak. Ayrıca, 2003 ve eski
yıllardan kalan yardım bakiyeleri olarak da 128 trilyon 337 milyar
635 milyon TL'lik bir destek TC'den KKTC'ye gelecek
YENİ
BİR VİZYON... Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer imza
töreni öncesinde yaptığı konuşmada, revize edilen programla
TC'nin yıllardır KKTC'ye sağladığı imkanlarda
yeni bir yaklaşım sergilenmekte olduğunu, yeni vizyonla
ekonominin kalkınmasına yönelik bir takım destekler, ekonominin
etkinleşmesi, devletin etkinleşmesi için önlemler öngörüldüğünü
kaydetti
l KKTC ARTIK
BASKILARDAN KURTARILMALI... TC Başbakan Yardımcısı ve
Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, "24 Nisan referandumundan sonra
yeni bir döneme girildiğine işaret ederek, "Bu referandumlar
sonrasında artık KKTC'nin yıllardır maruz
kaldığı izolasyon baskısından kurtarılması
ve ambargoların ortadan kalkması için yoğun bir çaba sarf
etmekteyiz" dedi
Türkiye
Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında 2003
yılı nisan ayında imzalanan Ekonomik ve Mali
İşbirliği Protokolü çerçevesinde "Yeni Dönemin Vizyonuna
Uyumlaştırılmış Ekonomik ve Mali Düzenlemeler Programı"
imzalandı.
Protokolün
"Acil Ekonomik Önlemlerin Uygulanması" kısmının
revize edilmiş şekli olan "Yeni Dönemin Vizyonuna
Uyumlaştırılmış Ekonomik ve Mali Düzenlemeler
Programı"na TC Başbakan Yardımcısı ve
Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Abdüllatif
Şener ile Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer imza koydu.
Bakanlar Kurulu
salonunda saat dün saat 15.00'te başlayan ve TC-KKTC teknik heyetleri
arasında iki gündür devam eden görüşmelerde hazırlanan metne son
şeklinin verildiği 2.5 saatlik toplantının ardından
imzalanan 15 sayfalık program, KKTC kamu yönetiminin ve finans sektörünün
yeniden yapılandırılması, reel sektörün teşvik
edilmesi, yatırım ikliminin iyileştirilmesi, turizm
potansiyelinin geliştirilmesi ile eğitim, sanayi ve tarım
sektörüyle ilgili düzenlemeleri içeriyor.
Program
gereği, TC hükümeti KKTC hükümetine 2004 bütçe yılında toplam
519 trilyon 890 milyar TL destek verecek. Bunun 301. 8 trilyon lirası
kredi yardımı şeklinde olurken, 140 trilyon TL ise hibe
niteliğinde olacak. Ayrıca, 2003 ve eski yıllardan kalan
yardım bakiyeleri olarak da 128 trilyon 337 milyar 635 milyon TL'lik bir
destek TC'den KKTC'ye gelecek.
TC
Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs
İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Abdüllatif Şener imza
töreni öncesinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs'taki
ekonomik potansiyelin ayağa kaldırılıp geliştirilmesi
için TC-KKTC arasındaki ilişkiler ve işbirliğinin tüm
diğer faktörler ve değişkenlerden daha önemli ve etkili unsur
olduğunu belirterek, desteklerinin süreceğini ifade etti.
Ekonomi ve
Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer ise, revize edilen programla TC'nin
yıllardır KKTC'ye sağladığı imkanlarda yeni bir
yaklaşım sergilenmekte olduğunu, yeni vizyonla ekonominin
kalkınmasına yönelik bir takım destekler, ekonominin
etkinleşmesi, devletin etkinleşmesi için önlemler öngörüldüğünü
kaydetti.
Bakanlar
Kurulu'ndaki toplantıya TC Başbakan Yardımcısı ve
Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Abdüllatif
Şener, Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer, Maliye
Bakanı Ahmet Uzun, TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ile TC ve KKTC
teknik heyetleri katıldı.
Dönmezer:
TC'nin yıllardır KKTC'ye sağladığı
imkanlarda yeni
bir yaklaşım sergileniyor
Ekonomi ve
Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer imza töreni öncesinde
yaptığı konuşmada, KKTC'nin tarihini değiştirecek
bir takım gelişmelerin nisan ayındaki referandumda kendini
gösterdiğini belirtti.
KKTC'nin
dışa açılarak AB standartları çerçevesinde batıyla
uyumlaşması vizyonunun ortaya çıktığını
kaydeden Dönmezer, bu çerçevede TC ile olan ilişkilerin de yeni
açılımlarla yeniden değerlendirilmesi ihtiyacını
duyduklarını söyledi. Bugün (dün) revize edilen programla TC'nin
yıllardır KKTC'ye sağladığı imkanlarda yeni bir
yaklaşım sergilenmekte olduğunu ifade eden Dönmezer, yeni
vizyonla ekonominin kalkınmasına yönelik bir takım destekler,
ekonominin etkinleşmesi, devletin etkinleşmesi için önlemler
öngörüldüğünü kaydetti.
"Yeni
Dönemin Vizyonuna Uyumlaştırılmış Ekonomik ve Mali
Düzenlemeler Programı" denilen metni bugün imzalayacaklarına
dikkat çeken Ayşe Dönmezer, TC'nin KKTC'ye bakış açısı
ve açılımlarıyla ilgili olarak TC Başbakan
Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener'in bilgi
vereceğini de belirtti.
Şener:
İşbirliğimiz sürecek
TC
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif
Şener de, TC ile KKTC arasındaki ilişkilerin köklü olduğunu
hatırlatarak, bunun parçası olarak TC-KKTC arasında 2003
yılı nisan ayında Ekonomik ve Mali İşbirliği
Protokolü'nün imzalandığına dikkat çekti.
Bu protokolün
ekinde yer alan acil ekonomik önlemlerin uygulanmasıyla ilgili olarak
protokolün 3.1 maddesi gereğince iki ülke heyetlerinin 21-22 Haziran
tarihlerinde Lefkoşa'da bir araya geldiklerini anlatan Abdüllatif
Şener, 3 gün süren müzakereler neticesinde acil ekonomik önlemler
uygulamasına yeni bir şekil verildiğini ve "Yeni Dönemin
Vizyonuna Uyumlaştırılmış Ekonomik ve Mali
Düzenlemeler Programı" ismiyle revize edildiğini kaydetti.
Şener,
"Birazdan mutabakat zaptını imzalayacağız" dedi.
"İzolasyonlar
ve ambargoların
kalkması
için yoğun çaba sarf ediyoruz"
KKTC'nin mevcut
ekonomik performansının geliştirilebilmesi, Kıbrıs
Türkü'nün refah düzeyinin artırılabilmesinin herkesin ortak
isteği olduğunu ifade eden Şener, bunu sağlayabilmek için
TC ile KKTC'nin işbirliği içerisinde olduğunu söyledi.
Zaman zaman
yapılan ekonomik ve mali işbirliklerinin de bunu sağlamaya
yönelik olarak geliştirilmekte olduğunu vurgulayan Abdüllatif
Şener, "24 Nisan referandumundan sonra yeni bir döneme girildiği
de hepimizin malumu. Bu referandumlar sonrasında artık KKTC'nin
yıllardır maruz kaldığı izolasyon
baskısından kurtarılması ve ambargoların ortadan
kalkması için yoğun bir çaba sarf etmekteyiz" dedi.
TC
başbakanı ve dışişleri bakanı ile KKTC
hükümetinin AB ve diğer dünya ülkeleri nezdinde yoğun bir diplomatik
atak başlattıklarını vurgulayan Şener, bunun
neticesinde KKTC'nin yeni dönemde dünyadaki gelişmelere paralel olarak
ekonomik performansını geliştirebileceği, refah düzeyini
artırabileceği bir düzeyi yakalamanın herkesin temel hedefi
haline geldiğini söyledi.
Programın
içeriği
Yeni dönemle
uyumlu olması gerekli görülen bir ekonomik ve mali düzenlemeler
programının ortaya çıkarıldığına dikkat çeken
Şener şöyle devam etti:
"Programda,
kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması, finans
sektörünün yeniden yapılandırılması var. Diğer
taraftan reel sektörün teşvik edilmesi, özellikle yatırım
ikliminin iyileştirilmesi, turizm potansiyelinin geliştirilmesi,
eğitim, sanayi ve tarım sektörüyle ilgili bir takım düzenlemeler
getiriliyor. Bu programa TC hükümeti olarak her zaman destek vereceğiz.
Daha önce olduğu gibi bu programın da başarıyla
uygulanması için TC hükümeti olarak gerekli desteği vereceğiz.
Şunu bilmek lazım Kıbrıs'taki ekonomik potansiyelin
ayağa kaldırılıp geliştirilmesi için TC-KKTC
arasındaki ilişkiler ve işbirliği tüm diğer faktörler
ve değişkenlerden daha önemli ve etkili unsurdur. Bu etkili ve temel
unsurun mümkün olabilen en üst düzeyde ve etkili şekilde ifade edilmesidir
bugünkü toplantı. Umut ediyorum ki KKTC'nin refah düzeyi ve ekonomik
gelişmesi her gün daha fazla artacaktır. Buradaki ortaya çıkacak
olan ekonomik kalkınmışlık düzeyi herkesin dikkatle takip
edeceği bir noktayı gösterecektir."
Destek
miktarı
Programın
başarıyla uygulanması için desteklerinin devam edeceğini
ifade eden TC Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı
Abdüllatif Şener, 2004 bütçe yılında TC hükümetinin KKTC
hükümetine vereceği destek miktarının toplam olarak 519 trilyon
890 milyar TL olduğunu belirtti.
Bunun 301.8
trilyon lirasının kredi yardımı şeklinde, 140 trilyon
liranın ise hibe niteliğinde olduğunu söyleyen Şener, 2003
ve eski yıllardan kalan yardım bakiyeleri olarak da 128 trilyon 337
milyar 635 milyon TL'lik bir desteğin söz konusu olduğunu
vurguladı.
Şener,
KKTC'de ortaya çıkacak her olumlu durumun ve ekonomik potansiyelin hem
Kıbrıs Türkü'nün refahına katkı
sağlayacağını hem de KKTC'nin gücü ve iradesi olarak ortaya
çıkacağını kaydetti.
Programın
tam metni
TC ile KKTC
arasında dün imzalanan program aynen şöyle;
"Hükümetimiz,
13 Ocak 2004 tarihinde göreve başlamış, dış
politikadaki çözüm ve AB vizyonu çerçevesinde Annan Planı'nı esas
alan müzakere süreci sonunda şekillenen çözüm planını
halkımızın oyuna sunmuş ve tüm dünyanın
desteklediği bu planın halkımız tarafından
onaylanmasıyla da ortaya çıkan yeni duruma uyumlu olacak şekilde
ekonomik ve mali düzenlemeler programının revize edilmesini gündeme
getirmiştir.
24 Nisan 2004
referandumu ile Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu
irade, Kıbrıs Rum halkının olumsuz iradesi nedeniyle bugün
için Kıbrıs'ta Annan Planı'na dayalı bir çözümün hayata
geçmesinde yeterli olmamakla birlikte, tüm dünya Kıbrıs Türk halkının
iradesine saygı göstererek ve bu iradeyi dikkate alarak yeni bir
yaklaşımı oluşturmak üzere çalışmaya
başlamıştır.
Hükümetimiz de
Kıbrıs Türk halkının bu iradesini dikkate alarak, Türkiye
ile yakın bir işbirliği ve koordinasyon ile bu yeni duruma
uyumlu bir ekonomik ve mali düzenlemeler programını yürürlüğe
koymayı kararlaştırmıştır.
Avrupa
Birliği tarafından bizlere kullandırılması öngörülen,
259 milyon euroluk kaynak, üç yıllık bir dönemde harmonizasyon ve
ekonomik alt yapının geliştirmesinin finansmanı için
planlanmaktadır. Buna paralel olarak, başta AB ve ABD'de olmak üzere,
üzerimizdeki izolasyonun kaldırılması ve ekonomimizin
gelişmesini sağlayacak şekilde dış ekonomik ve ticari
ilişkilerimizin geliştirilmesine olanak sağlayacak
açılımlar gündeme gelmiştir.
Tüm bu
gelişmeler, Kıbrıs Türk ekonomisinin önünü açacak, içine
düşülen ekonomik açmazlara çözüm getirmemize olanak sağlayacak ve
Türkiye Cumhuriyeti'nden giderek artan oranlarda yardım alınması
zorunluluğunu ortadan kaldıracaktır. Ancak, geçmiş dönemin
dünyadan izole ortamının ve yanlış ve eksik uygulanan
ekonomik politikalarının ekonomimizi bugün getirdiği noktada, TC
hükümeti tarafından sağlanmakta olan hibe ve kredi niteliğindeki
desteklerin bir süre daha devam etmesinde zaruret bulunmaktadır. Bu
bağlamda KKTC-TC arasında, 2003-2005 yıllarını
kapsayan ve 450 milyon ABD doları finansman sağlanmasını
öngören Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü çerçevesinde, en
son Ağustos 2003'te gözden geçirilen programın, yeni bir vizyonla
revize edilmesinde yarar görülmüştür.
TC
tarafından desteklenen programlar gereği yıllardır
uygulanmakta olan maliye politikası ve reel sektöre sağlanan mali
imkanlar; ayrıca TC'de başarılı bir biçimde uygulanmakta
olan Programların enflasyon oranı üzerinde yarattığı
olumlu gelişmeler sonucunda ekonomide birtakım iyileşmeler
gözlenmeye başlanmış olması, hükümetimiz tarafından
yeterli görülmemektedir. 2003 yılında enflasyon oranı % 12.6
düzeyinde gerçekleşmekle birlikte, reel faizlerin % 15-20
civarlarında seyretmeye devam etmesini, küçük ve kırılgan
ekonomimiz için ciddi bir sorun ve bu sorundan da kaynaklanan % 5.4 gibi kriz
sonrası büyüme oranı olarak düşük sayılması gereken
büyümeyi de yetersiz bulmaktayız.
2000
yılındaki bankalar krizi ve 2001 yılı yüksek oranlı
devalüasyonu ile ekonomimizin yaşadığı büyük
yıkımlardan sonra ve bugün yakaladığımız çözüm ve
AB perspektifinin bize sağlayacağı açılımlarla yüksek
oranlı büyüme oranlarını yakalamak zorundayız.
Bunun için de
izolasyonların kaldırılmasına yönelik çabalara paralel
olarak, yatırım ve üretim iklimini de düzeltmek zorundayız. Ekonomimizin
genel rekabet gücünü artıracak, düşük enflasyon ve makul reel faiz
oranlarını sağlayacak önlemleri almayı ve finans
sistemimizi yeniden yapılandırmak üzere başlamış olan
çalışmaları sürdürmeyi öngörmekteyiz.
Çözüm ve AB
vizyonumuzu sürdürme kararlılığımızın somut bir
göstergesi olarak ve Kıbrıs'ın Avrupa Para Birliği'ne dahil
olacağını da göz önünde tutarak, Avrupa Para Birliği'ne
bizim de dahil olacağımız perspektifiyle euro uygulamasına
geçmeyi ve bundan siyasi ve ekonomik kazanımlar elde etmeyi öngörmekteyiz.
Bunun için Türkiye Cumhuriyeti ve AB'den teknik yardım ve destek
alınacaktır. Bu konudaki esas hedefimiz, ekonomik ve mali
yapımızın 2007 yılına kadar Avrupa Para
Birliği'ne katılmaya uyumlu hale gelmesidir.
Kıbrıs
sorununa çözüm gelmemesine karşın Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi, AB'ye dahil olmuştur. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin AB ile ilişkilerinde düzenlemeleri
gerektirecektir. Gelecekte olası çözümde, Kıbrıs'ta kuzey
ekonomisinin her alanda güney ile rekabet halinde olacağı
gerçeği ile yeni koşulları dikkate alan bir yapılanmaya
ihtiyaç vardır. Bu bakımdan, bu rekabet ortamına, hem Kuzeyin
ekonomisinin hazırlanması, hem de Kıbrıs Türk ekonomisinin
Türkiye ile her alanda bu yeni koşulları gözeten konumda yeni
ilişkileri ele alması gerekecektir. Bu amaçla, Türkiye ile ekonomik
ve ticari ilişkileri yeniden düzenlemek üzere gereken çalışmalar
başlatılacak ve bu konuda Hükümetlere öneriler sunmak üzere iki
tarafın devlet ve bilim adamları ile sivil toplum örgütü
temsilcilerinin katılacağı Konferanslar düzenlenecektir.
KKTC'de
yapısal düzenlemeler AB normları çerçevesinde ele alınarak, özel
sektörün önünün açılması, rekabet koşullarının
geliştirilmesi ve mali sektör ile reel sektörün güçlendirilmesine
verilecek özel önemle, kamu kesiminin büyüyen ekonomi içerisindeki payı
düşürülecektir. Buna karşılık, devletin denetleyici ve
düzenleyici rolünün öne çıkarılarak etkinleştirilmesi
gözetilecektir.
AB'ye üye
devletlerin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin deneyimlerinden yararlanılarak,
ekonomik ve sosyal politikalarımız tek tek değerlendirilecek ve
yapılması gereken değişiklikler takvimsel bir program
çerçevesinde belirlenecektir. Bu kapsamda sosyal güvenlik sistemi, kamu kesimi,
tarım, enerji, eğitim, vergi, rekabet, tüketici hakları ve
diğer politikalarımızla ilgili gerekli yasal ve yapısal
değişiklikler, Türkiye ve AB uzmanlarının da desteği
ile ele alınacaktır.
24 Nisan
referandumunun ortaya çıkardığı yeni koşulların,
olanakların ve fırsatların şekillenmekte olduğu bu
aşamada açıklığa kavuşacak yeni duruma uyumlu bir
perspektif içerisinde yeni maliye ve para politikaları oluşturarak,
aşağıda detayları verilen Ekonomik ve Mali Düzenlemeler
Programı uygulanacaktır.
1. Kamu kesimi
ve maliye politikalarına ilişkin düzenlemeler
1.1 Kamu
kesiminde etkinliğin sağlanması, kamu borçlanma gereğinin
sınırlanması ve ekonomik alanda rekabete dayalı daha etkin
kaynak dağılımının gerçekleştirilebilmesi için
KİT ve diğer işletmeci kamu kuruluşlarının
yeniden yapılandırılmaları için başlatılan
çalışmalar sürdürülecek ve ekte yer alan takvim çerçevesinde 2005
yılı sonuna kadar sonuçlandırılacaktır.
1.2. Kamu
kesiminde, optimal bir yapıya gidilecek ve hizmetlerin
etkinleştirilmesi hedefi paralelinde, belediyelerin sayısı
azaltılacak ancak, her belediyenin hizmet verdiği alan
genişletilerek, KKTC'deki tüm yerleşim birimlerinin AB
normlarına ve standartlarına uygun belediye hizmetlerine
ulaşması 2005 yılı sonuna kadar sağlanacaktır.
Belediyelerin mali yapılarının güçlendirilmesi ve hizmet
verebilir hale gelmesi için gerekli yasal düzenlemeler 2005 yılı
Haziran ayı sonuna kadar tamamlanacaktır.
1.3. Devlet
Planlama Örgütü bünyesindeki istatistik veri alt yapısının
geliştirilmesi ve bu verilerin düzenli olarak uluslararası
standartlara uyumlu bir biçimde yayınlanması sağlanacaktır.
Bu bağlamda, kamu kesimindeki tüm uygulama birimlerinin, kendi
fonksiyonları ile ilgili veri derleme, veri alt yapısı
oluşturma ve düzenli bilgi akışına katkı sağlama
hizmetleri geliştirilecektir. Bu amaca yönelik bir proje
hazırlanıp 2004 yılında uygulamaya konacaktır.
1.4. Maliye
Bakanlığı'nın yeni devlet kefaleti vermemesi
uygulaması da devam edecektir. (KIB-TEK akaryakıt alımları
hariç). Hazinenin Merkez Bankası'na ve ticari bankalara olan
borçları, mevcut yasal düzenlemeyle belirlenen takvim çerçevesinde
ödenmeye devam edecektir.
1.5. Nüfus
idaresinde devam eden tam otomasyon çalışmaları ivedilikle
tamamlanacak, diğer birimler ile uyum içerisinde olan projenin teknik
çalışmaları ve uluslararası standartlara uygun yeni sistem
kimlik verilmesi çalışmaları 2004 yılı sonuna kadar
tamamlanacak ve uygulamanın 2005 yılı içerisinde yürürlüğe
girmesi sağlanacaktır. Vergi, sigorta ve diğer alanlarda 2005
yılı haziran ayı sonuna kadar sadece kimlik numarası
kullanımı sağlanacaktır.
1.6. Bütçe
tasnif sisteminin uluslar arası standartlar ve AB normlarına uygun
olarak düzenlenmesi çalışmaları tamamlanarak 2005 Devlet Bütçe
Yasası bu yapıya göre hazırlanırken, diğer kamu kurum
ve kuruluşları ile yerel yönetimlerin bütçeleri ise 2006
yılında aynı yapıya uygun olarak hazırlanacaktır.
Bu çalışmalar TC ile KKTC Maliye Bakanlığı
arasında yakın işbirliği içerisinde sürdürülecek ve her
türlü katkı sağlanacaktır.
1.7. Devlet ve
yerel yönetimler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının
tahakkuk esaslı muhasebe usulü ile hesapların tutulması
çalışmaları 1.1.2006 tarihinde yürürlüğe girecek
şekilde tamamlanacaktır.
1.8. Bütçe,
muhasebe, vergi ve gümrük ile ilgili AB ile uyumlu yasal düzenleme
çalışmaları 2005 yılında tamamlanacaktır. Söz
konusu çalışmalar sürdürülürken, diğer yandan bu konular ile
ilgili olarak teknoloji kullanımı konusunda gerekli proje üretilerek
hayata geçirilecektir. Bu çalışmalar TC ile KKTC'nin ilgili birimleri
arasında yakın işbirliği içerisinde sürdürülecek ve her
türlü katkı sağlanacaktır.
1.9.
Yapılacak yasal düzenlemeler ve teknoloji kullanımının
yaygınlaştırılması ile verginin tabana
yayılması ve kayıt dışı ekonominin kayda
alınması sağlanacaktır.
1.10. 2004
yılında fon oranlarında yapılmış olan ve
fiyatlarda düşüş etkisi yaratan düzenlemeler sürdürülecektir (Temmuz
2004). Ayrıca, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde Katma Değer
Vergisi oranlarında düzenlemeye gidilecektir (Aralık 2004). Ancak
2004 yılındaki gelir hedeflerinden olumsuz yönde sapma
olmasını önlemek amacıyla, muhtemel gelir
kayıplarını karşılayacak önlemler de aynı
paralelde alınacaktır.
1.11. Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonu, Kooperatifler Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu,
Genel Sigorta Fonu ve Sosyal Güvenlik Fonu dışında kalan tüm
fonların 2005 yılı içinde bütçe kapsamına
alınması sağlanacaktır. Fonların bütçenin
bütünlüğü, şeffaflığı, hesap verilebilirliği
dikkate alınarak yeniden yapılandırılmalarına
ilişkin yasal düzenlemeler 2005 Haziran ayı sonuna kadar
tamamlanacaktır.
1.12.
Çeşitli adlar altında tahsil edilen harçların günün gereklerine
uygun düzeylere getirilmesi hususunda yasal düzenlemeler
yapılacaktır. (Eylül 2004)
1.13. Kamu
kesimi genel dengesinde sürdürülebilir bir yapının
sağlanabilmesi amacıyla, kamunun optimal boyutlara getirilmesine
yönelik olarak başlatılan çalışmalar yeniden gözden
geçirilerek ekte yer alan takvim çerçevesinde 2005 yılı sonuna kadar
tamamlanacaktır.
1.14. Türkiye
Cumhuriyeti'nden sağlanan yatırım finansmanının ilgili
yıl içerisinde kullanılmasının sağlanması,
diğer bir deyişle mevcut kaynak kullanımının
etkinleştirilmesi ve kamu yatırımlarının
hızlandırılması amacıyla projelendirme konusunda özel
sektörden ve sivil toplum kuruluşlarından hizmet alımına
gidilecektir.
1.15. Kamu
kesiminde bilgisayar kullanımının
yaygınlaşmasıyla oluşturulmuş bulunan kamu-net
hizmetlerini etkinleştirilmesi ve kurumsallaştırılması
gereği ortaya çıkmıştır. Kurumsallaşmanın
sağlanmasıyla e-devlet uygulamasına geçiş kolaylaşacak,
teknik donanımda standartlaşmaya gidilecektir. Kurumsallaşma
için gerekli yasal düzenleme 2004 yılı içerisinde
gerçekleştirilecektir.
1.16 Özel
sektörün muhasebe ve denetim sistemleri gözden geçirilecek ve AB
standartlarına uygun hesap planı ve denetim sistemine geçilecektir.
Bu çerçevede gerekli yasal düzenlemelerin yapılması 2004
yılında tamamlanacaktır.
1.17. Kamu
kurum ve kuruluşlarına (kamudan finansmanı sağlanan kurum
ve kuruluşlar dahil) alınacak memurlar için yürürlüğe konulan
sınav tüzüğünün uygulanmasını sağlayacak alt yapı
çalışmaları projesinin tamamlanması için gerekli finansman
sağlanacak ve uygulamaya 2004 yılı sonuna kadar geçilecektir.
İşçiler için de benzer bir sınav uygulanacaktır.
1.18. AB
normlarına uyum çalışmalarının gereği olarak
Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi, personel ve teknik donanım
yönünden güçlendirilecektir. Söz konusu merkez tarafından
takvimlendirilecek AB uyum çalışmaları sırasında
ihtiyaç duyulan alanlarda Türkiye Cumhuriyeti'nden uzman desteği
alınacaktır.
1.19 Geçici
personel statüsü için 2004 yılı ekim ayı sonuna kadar gerekli
mevzuat düzenlemesi yapılacaktır. Mevsimlik işçi
çalıştırılması, bütçe yasalarıyla süre ve
sayı olarak sınırlandırılacaktır.
1.20 Kamu
personelinin maaşlarının her iki ayda bir, geçen iki ayda
gerçekleşen enflasyon oranında artırılmasına devam
edilecektir. Ayrıca her yıl gerekli finansmanın
sağlanması kaydıyla bir önceki yılın kesinleşen
büyüme oranı kadar reel artış yapılabilecektir.
1.21. Bütçede
ödeneği olmadan avans ve imprest verilmeyecek, 2005 bütçesi bu çerçevede
hazırlanacak ve bütçe kanununa bu yönde sınırlayıcı
bir hüküm konulacaktır.
2. Mali sektöre
ilişkin düzenlemeler
2.1. Yönetimi
kamu eliyle yürütülen bankalar, mevcut yapılarının imkan vermesi
halinde, bankacılığın gereklerine uygun, karlılık
ve verimlilik ilkelerine göre çalışacak şekilde yeniden
yapılandırılacaktır. Bu amaçla 2004 yılı
ağustos ayı sonuna kadar uygulanabilir bir eylem planı
hazırlanacak ve söz konusu plan 2004 yılı sonuna kadar hayata
geçirilecektir.
2.2. Ticari
nitelikteki borç-alacak davalarının ihtisas mahkemelerinde
görülmemesinden dolayı, davaların karara bağlanması uzun
bir süreç almaktadır. Bu sürecin kısaltılması,
sağlıklı ve süratli kararların verilebilmesini teminen,
ticaret mahkemeleri kurulması için gerekli yasal düzenleme 2005
yılı Nisan ayı sonuna kadar tamamlanacaktır.
2.3. Mali
sektörde, bankalar yanında önemli bir yeri olan yatırım ve kredi
şirketleri ile ödünç para veren kurumların denetim altına
alınması ve çalışma usul ve esaslarının
saptanması amacıyla düzenlenen yasa tasarısı meclise sevk
edilmiş olup, KKTC bütçesine herhangi bir yük getirmeyecek şekilde
ekim ayı sonuna kadar yasallaşması sağlanacaktır.
2.4. Mali
sektörün etkin işleyişine katkı yapacak ve işlem hacmini
genişletecek olan "factoring" ve "leasing"
hizmetlerini düzenleyen mevzuat çalışmaları tamamlanarak meclise
sevk edilecektir (Aralık 2004).
2.5.
Sigortacılık hizmetlerinin, AB normları dikkate alınarak
geliştirilmesi ve denetimlerinin etkinleştirilmesi amacıyla
sürdürülen yasa çalışmaları 2004 yılı sonuna kadar
tamamlanacaktır.
2.6.
Bankacılık ve sigortacılık mevzuatı altında
faaliyet gösteren şirketlerin birleşmeleri veya aynı yasa
altında kurulmuş başka şirketlere devirleri, AB
müktesebatına uyumlarının sağlanmasının yolunu da
açabilecek şekilde teşvik edilmesi amacıyla mevzuat
çalışması yapılacak ve bu çalışmalar 2004
yılı sonuna kadar tamamlanacaktır.
2.7. AB
normlarına uygun olarak, asgari öz kaynak tutarının
yükseltilmesine ve konsolide denetime olanak sağlayacak şekilde
Bankalar Yasası'nda gerekli değişiklikler 2004 yılı
sonuna kadar yapılacaktır.
2.8. Döviz
bürolarının çalışma usul ve yasaları yeniden gözden
geçirilecek ve gerekli mevzuat düzenlemeleri 2004 yılı sonuna kadar
gerçekleştirilecektir.
2.9. Faaliyeti
durdurulan bankalar ve Peyak'ın alacaklarının tahsilinin
hızlandırılması sağlanacaktır. Bankaların
mali durumlarının bozulmasında ihmali görülenlere yönelik olarak
cezai ve hukuki davaların açılması için gerekli her türlü
mevzuat düzenlemeleri ve bürokratik işlemler ivedilikle tamamlanacaktır.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Şirketler Mukayyitliği ve
Kooperatif Şirketler Mukayyitliği faaliyeti durdurulan bankalar ve
Peyak'la ilgili olarak Ekonomi Bakanlığı'nca belirlenecek bir
format dahilinde her ay sonu itibariyle yaptıkları işlem ve
tahsilatları bildiren raporların sunulmasına devam edilecektir.
2.10.
Kooperatifler yeniden ele alınarak üyelerine ve ortaklarına daha iyi
hizmet verecek şekilde geliştirilecek, mali
yapılarının düzeltilmesi, öz kaynaklarının
artırılması, üyelerden toplayacakları paralara
özkaynakları ile orantılı sınır getirilmesi yönündeki
tedbirler kararlılıkla uygulanacak ve uluslararası normlara
uygun olarak çağdaş bir düzenlemeye tabi tutulacaktır.
Kooperatif
Merkez Bankası'nın işletmeleri ayrı birer tüzel
kişilik olarak 2004 yılı sonuna kadar KKTC Bankalar
Yasası'nın öngördüğü kurallara uygun olarak bankanın birer
iştiraki konumuna getirilecektir. Yeniden yapılandırma
sürecinde, Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası tarafından
devlet kefaleti ile kamu kuruluşlarına kullandırılan
kredilerden, KKTC Bankalar Yasası'na uygun olarak projenin hayata
geçirilmesi için doğacak mali yükümlülüklerin karşılanması
amacı ile yeterli tutar, bankaya ödenecektir. Bu işlemler
gerçekleştikten sonra, bankanın gerçek sahiplerine iade edilmesini sağlamak
üzere bir çalışma programı hazırlanacaktır.
2.11. Off shore
faaliyetlerinin AB müktesebatına ve diğer uluslararası
yükümlülükler çerçevesinde uyumlaştırılması hususunda
çalışma başlatılacaktır.
3.
Çalışma yaşamı ve sosyal güvenlikle ilgili düzenlemeler
3.1. Kendi
hesabına işyeri açacak yabancı uyruklularla ilgili yasal
boşluk doldurulacak ve bunlara verilecek çalışma izninin
esasları tespit edilerek muhaceret yasalarında gerekli düzenlemeler
yapılacaktır.
3.2. Kaçak ve
kayıt dışı istihdamla mücadele amacıyla, konuyla
ilgili tüm devlet birimleri, yasaların kendilerine verdiği yetki ve
sorumluluk çerçevesinde, gerekli yasal ve idari tedbirleri 2004 yılı
sonuna kadar alacaklardır. Bu konu ile ilgili yasal ve idari tedbirlerin
alınması öncesinde ilgili taraflar arasında koordine
sağlanacaktır.
3.3.
Çalışma Dairesi'nde iş ve işçi bulma hizmeti
etkinleştirilecek, bu çerçevede merkez ve ilçe kuruluşları
arasında tam otomasyona geçilecektir. İşsizlikle mücadele
amacıyla çeşitli alanlarda ihtiyaç duyulan nitelikli personelin
eğitilmesi amacıyla Çalışma Dairesi koordinasyonunda
eğitimle ilgili birimler ve üniversiteler ile işbirliği halinde
bir kurs ve eğitim projesi başlatılacaktır. Ayrıca
genç işsizlere "Girişimcilik veya Meslek Edindirme Kursları"
açılacaktır.
3.4.
Bağımsız ve AB norm ve standartlarına uygun faaliyet
gösterecek Endüstriyel Eğitim ve Verimlilik Merkezi kurulacak ve bu amaçla
Çıraklık Yasası ve Endüstriyel Verimlilik Yasası'nda
gerekli düzenlemeler yapılacak, işçi-işveren-devlet üçlüsünün
yönetiminde yeni bir yapılanma yaşama geçirilecektir.
3.5. Devlet,
KİT, belediyeler, bağımsız daireler vb.
kuruluşların yapacakları sürekli geçici personel ile
vasıflı, vasıfsız, sözleşmeli, geçici veya herhangi
nam altındaki işçi istihdamlarının, Çalışma
Dairesi kanalıyla temini hususunda tüm kurumları bağlayıcı
yasal düzenlemelerin uygulanmasını sağlayıcı
müeyyidelerin hayata geçmesi sağlanacak ve toplu sözleşmelere bu
hususun ilavesi sağlanacaktır.
3.6. DPÖ'nün
2003 yılında başlattığı Hane Halkı
İşgücü Anketi araştırması, iki ayrı dönemde
gerçekleştirilerek anket 2004 yılı sonunda tamamlanacaktır.
3.7. Reel
sektörün istihdamını artırmak ve ihtiyaç duyulan ara
elemanları temin etmek amacıyla, işletmelerin ihtiyaç
duydukları elemanları kendilerinin işbaşında
eğitmesi ve eğitim sonunda istihdam etmesi amacıyla teşvik
projesi hazırlanarak uygulanmasına başlanacaktır.
3.8. Olası
bir anlaşma ve AB üyeliği dikkate alınarak AB'ye uyum
çalışmaları kapsamında, kazanılmış haklara
dokunulmadan uluslararası uzmanların da katkılarıyla yeni
sosyal güvenlik sistemini ilgilendiren yasalar hazırlanacak ve 2005
yılında yürürlüğe konacaktır.
3.9. Güneyde
çalışmaya giden insanlarımıza yasal zorunluluk ve
baskı yaratmadan, KKTC sosyal güvenlik fonlarına ceza, gecikme faizi
gibi unsurları kaldırarak, belli ölçüde gönüllülük temelinde
yatırım yapmalarını teşvik edecek, sosyal güvenlik
fonuna ek yük getirmeyecek yasal düzenlemeler yapılacaktır.
3.10. KKTC'de
sağlık sigortası sisteminin kurulması ve sağlık
sistemi ile sosyal güvenlik sisteminin uyumlu bir yapıda yürütülebilmesi
için gerekli teknik destek ve proje üretimi sağlanacaktır.
4. Reel sektöre
ilişkin düzenlemeler
4.1. KKTC'de
rekabet hukukunun yerleştirilmesi ve rekabetin
kurumsallaştırılması amacıyla hazırlanan Rekabet
Yasa Tasarısı'nın sektör temsilcileri ile görüşüldükten
sonra 2004 yılı sonuna kadar yasallaşması sağlanacak;
ayrıca Anti Damping Yasa Tasarısı'nın
hazırlanması çalışmalarına hız
kazandırılacaktır.
4.2. Özel
sektörü yeni istihdam yapmaya özendirmek için alınan tedbirlerin
uygulanmasına devam edilecektir. Özel sektörün ek istihdam yapması ve
istihdamın kayıt altına alınması amacıyla, 2003
yılında Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamaya konan istihdama
katkı projesi 2004 yılında da sürdürülecektir. Söz konusu
kararın uygulama sonuçları izlenecek ve gerektiğinde ek tedbir
ve destekler getirilecektir.
4.3. Pazar
sorunu yaşayan ülkemizde, özellikle temel gıda ve benzeri alanlarda
silahlı kuvvetler ihaleleri ile turistik tesislerin
ihtiyaçlarının iç pazardan karşılanmasına yönelik
çalışmalar, ilgili kurumlar arasındaki işbirliği ile
daha da geliştirilecektir.
4.4.
İthalattan alınan vergi ve fonlarda yapılan indirimler sonucu
rekabet gücü azalan sanayi kuruluşları ile ihracat yapabilmek için
destek ihtiyacı bulunan sanayi kuruluşlarına Reel sektörün
desteklenmesi projesinden halen sağlanmakta olan destek sürdürülecek ve
yapılması tasarlanan ek destek unsurları da bu uygulamaya
eklenecektir. Bu çerçevede mevcut ihracat teşvikleri gözden geçirilerek
daha etkin hale getirilecektir. Sağlanacak desteklere ilişkin
öneriler Ekonomi Bakanlığı'nca hazırlanacaktır.
4.5.
Kalkınma Bankası ve özel bankalara borçlu olup, özel bankalara olan
borçlarının yüksek faizi nedeniyle zor durumda bulunan ve bu
borçlarının uygun koşullarda yeniden
yapılandırılması halinde karlı ve verimli şekilde
çalışmaları ve ekonomiye kazandırılmaları mümkün
bulunan işletmelerin borçları KKTC Kalkınma
Bankası'nın katkılarıyla yeniden yapılandırma
işlemleri tamamlanacaktır. Banka kaynaklarının yetersiz
kalması halinde reel sektörün desteklenmesi projesinden kaynak
ayrılacaktır. KKTC Kalkınma Bankası tarafından,
borçlulara yönelik 2003 yılında yapılmış olan
iyileştirme düzenlemelerinin geri ödeme disiplininin yerleşmesi için
gerekli önlemler alınacaktır.
4.6. 2003
yılında Faiz Farkı Fonu'ndan genç girişimcilere, esnaf ve
sanatkarlara, küçük sanayicilere, özellikli küçük sanayiye verilmiş olan
kredilerin ayrıntılı bir değerlendirilmesi
yapılacaktır. Söz konusu değerlendirme sonucunda, kredi
programına katılan bankalar ve kredilerin veriliş usul ve
esaslarında gerekli, düzenleme ve değişikliler yapılarak
kredi verilmesine devam edilecektir. Bu kapsamda Kredi Kefalet Şirketi
tasfiye edilerek yükümlülükleri Maliye Bakanlığı'na
devredilmiştir.
4.7. Yerli ve
yabancı yatırımcının önünü açacak ve bürokratik
işlemleri asgariye indirecek bir çalışma başlatılarak
projelendirilecektir. Ekonomi Bakanlığı'nın,
üniversitelerden de hizmet almak suretiyle gerçekleştireceği bu proje
reel sektörün desteklenmesi projesinden finanse edilecektir. Bu
araştırmanın sonuçları dikkate alınarak, bürokrasiyi
azaltmak yönünde gerekli idari ve yasal düzenlemeler 2004 yılı içinde
tamamlanacaktır.
4.8.
Yabancı sermayenin ülkemize girişini hızlandırmak,
ülkemizdeki yatırım olanaklarını tanıtmak ve
yatırımcılara yardımcı olmak amacıyla, kamu ve
ekonomik sivil toplum örgütü üyelerinin katılımı ile
yabancı sermaye merkezi oluşturulacaktır.
4.9.
Sağlık sertifikalarının düzenlenmesi, gıda kontrol
sisteminin kurulması ve gıda mevzuatının Avrupa
Birliğine uyumlu hale getirilmesi için gerekli tüm çalışmalar 2004
yılı sonuna kadar tamamlanacaktır. Devlet Laboratuarı ile
tarım ve hayvancılık laboratuvarlarının Avrupa
Birliği'nce uygulanmakta olan uluslararası standartlarda akreditasyon
belgesi alabilmesi için, gerekli teknik donanımın temini
çalışmaları tamamlanacaktır (Aralık 2004).
4.10. AB
normlarına uyumlu KOBİ teknik ve finansman destek
politikalarının oluşturulması için başlatılan
çalışmalar çerçevesinde KOBİ Üst Kurulu kurulmuş
çalışmalarına başlamıştır. Bu çerçevede
"KOBİ" ve "MİKRO" işletme faaliyetlerine
yönelik idari bir yapılanma için başlatılan teknik
çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanması
hedeflenmiştir.
4.11. Küçük ve
orta boy işletmelerin gelişip büyümesini sağlayacak uygun
koşullar için kredi olanakları geliştirilecek ve özellikle yeni
teknoloji yatırımları özendirilecektir. Esnaf ve
zanaatkarların iş yerlerini geliştirip büyütebilmesini
sağlamak için kredi olanakları artırılacak ve bu sektöre
dinamizm kazandırılacaktır. Diğer yandan, KOBİ'lerin
birleştirilerek geliştirilmesi yönünde teşvik imkanlarının
sağlanması yönünde mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.
4.12.
Limanlarımızın dünya ticaretine açılması ile ilgili
süreç sürmektedir. Ancak, açılım sürecinin yaşama
geçirilebilmesi Gazimağusa ve Girne limanlarının ivedilikle
dünya standartlarında hizmet verebilecek hale dönüştürülmesi ile
mümkün olacaktır. Bu amaçla teknik destek alınarak ivedi olarak
projeler hazırlanacak ve yaşama geçirilecektir.
4.13
Yatırımların teşviki amacıyla başlatılan
teşvik sistemi kararlılıkla uygulanmaya devam edecek ve
yatırımcıların önündeki tüm idari ve yasal engeller
ivedilikle kaldırılacaktır.
4.14 Karpaz
bölgesinin kalkındırılması amacıyla bölgeye yönelik
olarak, yükseköğretim, turizm ve diğer alanlarda yeni
yatırım alanları tespit edilerek, bunlarla ilgili fizibilite,
etüt ve proje çalışmaları ivedilikle yapılacaktır.
4.15 Turizm
sektörü ile ilgili düzenlemeler
4.15.1. Yeni
gelişmeler çerçevesinde turizm sektörünün yeniden yapılanmasına
yönelik olarak Turizm Master Planı'nın ivedilikle hazırlanarak
devlet politikası olarak uygulamaya konulması sağlanacaktır
(Aralık 2004).
4.15.2. Turizm
sektörünün gelişme kaynağı olan çevre değerleri korunarak
hazırlanan özel ilgi yatırımları ve otel
yatırımları desteklenecek ve üç yıl içerisinde yatak
sayısının artırılması için gerekli finansman
sağlanacaktır.
4.15.3. Turizm
sektörünün yönetimini katılımcı, dinamik, esnek ve etkin hale
getirilmesi için gerekli kurumsal ve yasal altyapı Kıbrıs Türk
Turizm Örgütü oluşumu ile sağlanacaktır (Aralık 2004). Bu
çerçevede Turizmle ilgili birimler yeniden
yapılandırılacaktır.
4.15.4. Mevcut
ve yeni pazarlardan, otellerde konaklama kaydı ile getirilecek turistler
için ulaşım desteği sağlanmaya devam edilecektir. Bu amaçla
gerekli kaynak, reel sektörün desteklenmesi projesinden karşılanacaktır.
4.15.5.
Referandum sonrası oluşan konjönktürel yapı çerçevesinde ortaya
çıkan açılımlar dikkate alınarak 2004 yılında
başlamak üzere KITOB, KITSAB ve RESBİR üyelerine destek
sağlanacaktır. Bu konudaki finansman ihtiyacı reel sektörü
destekleme projesinden ve diğer kaynaklardan
karşılanacaktır.
4.15.6.
İnşaatı devam eden ve Oteller Tüzüğü'ne göre butik oteller,
yöresel evler, turistik pansiyonlar sınıflarından birine uygun
veya en az 60 yataklı ve en az üç yıldızlı otel veya
birinci sınıf tatil köyü sınıfı kapsamında olup
yarım kalmış projeler ile mevcut otellerin çekiciliklerinin
artırılmasına veya bir üst sınıfta
sınıflandırılmaya yönelik projeler için uygun
koşullarda kredi sağlanacaktır. Mevcut otellerin
iyileştirilmesi ile en az 60 yataklı ve dört yıldızlı
yarım kalmış otellerin tamamlanması için KKTC Kalkınma
Bankası kaynaklarının yetersizliği halinde, reel sektörün
desteklenmesi projesinden kaynak ayrılacaktır.
4.15.7. 2004
yılında toplantı ve konferans turizminin geliştirilmesi ile
diğer yandan spor kafilelerinin KKTC'nde kamp yapmalarının
temini için Gençlik ve Spor Bakanlığı ile süratle projeler
hazırlanacak ve bu amaçla Türkiye Cumhuriyeti yardımlarından
kaynak ayrılacaktır. Bu çerçevede, spor komplekslerinin
uluslararası standartlara getirilmesi hususunda proje üretilmesi ve bu
konuda TC kurumlarından ve uluslararası kuruluşlardan gerekli
teknik yardımın alınması sağlanacaktır.
4.15.8. KTHY ve
diğer özel hava yolu şirketleri tarafından Türkiye ve
İngiltere haricindeki ülkelerden charter veya tarifeli seferler
düzenlenmesi teşvik edilecektir. Bu amaçla yolcu başına elli
Amerikan Dolarına kadar teşvik ödemeleri yapılabilmesi için reel
sektörün desteklenmesi projesinden kaynak aktarılacaktır. Üçüncü
ülkelerle KKTC arasında doğrudan hava ulaşımı
sağlayacak olan şirketlere aynı projeden finansman
sağlanacaktır.
4.15.9. KTHY
ile THY arasında Türkiye havalimanları ile KKTC arasında geçerli
olacak inter-line anlaşması yapılması ve THY'nin
Türkiye-KKTC uçuşlarını artırması için girişim
yapılacaktır.
4.15.10. KTHY
ile Ekonomi ve Turizm Bakanlığı arasındaki
işbirliği artırılacak ve bu çerçevede seyahat acenteleri
ile sektörün sorunlarına işbirliği ile çözüm bulunmaya
çalışılacaktır.
4.15.11. Sivil
Havacılık Yasası yeniden düzenlenecek ve ICAO (International Civil
Aviation Organisation), JAA (Joint Aviation Authority) ve yeni
oluşturulmakta olan EASA (European Aviation Safety Agency Euro Control)
standartlarına uyumlu hale getirilecektir. KKTC sivil
havacılığının IATA ve KKTC'nin ICAO'ya üyeliklerinin
sağlanması için çaba gösterilecek ve bu örgütlerin
toplantılarına katılımın sağlanması
gerçekleştirilecektir. Ercan havaalanının uluslararası
uçuşlara açılabilmesi için zorunlu olan teknik cihazların
alınması amacıyla gerekli finansman sağlanacaktır.
4.15.12. Türkiye
ve KKTC yolcu ve yük trafiğinde liman, serbest liman ve
havalimanlarında alınan ücret, vergi ve fonlar sürekli olarak
izlenecek ve karşılıklı olarak indirilecek, yolcu biletleri
üzerinden kurumlar veya fonlar adına yapılan vergi
dışı kesintiler 2004 yılı sonuna kadar asgariye
indirilecek veya kaldırılacaktır.
4.15.13.
Kalkınmada öncelikli yörelerde, alternatif turizmin geliştirilmesine
yönelik mikro projeler desteklenecektir.
4.16. Sanayi
sektörü ile ilgili düzenlemeler
4.16.1.
Hazırlanacak bir proje ile şirket kayıtları
güncelleştirilecek (varlığını yitirmiş olanlar
kayıtlardan düşürülecek) kayıtların daha
sağlıklı olması ve izlenmesi sağlanacaktır.
Şirket kayıt numaralarının, kamuyla ilgili her alanda tek
numara olarak 2005 yılından itibaren kullanılması
sağlanacaktır.
4.16.2. Yerel
sanayinin rekabet durumunu tespit etmek amacıyla öncelikle mevcut sanayi
kuruluşlarının envanteri çıkarılacaktır. Mevcut
sanayi dalları arasında, açık rekabete dayanabilecekleri
belirlemek ve bu kuruluşlara rekabet gücü kazandırılması
amacıyla öneriler geliştirmek için gerçekleştirilecek projeler
için gerekli finansman reel sektörün desteklenmesi projesinden
karşılanacaktır.
4.16.3.
Sanayicilerin ürünlerinin kalitesini uluslararası standartlara uygun hale
getirmesi için uluslararası alanda aranan belgeleri alması (TSE,
ISO9000/14000, CE, HACCP), pazar araştırması faaliyetleri
yürütmesi, yurtdışında uluslararası fuarlara
katılması, uluslararası geçerliliği olan patent,
faydalı model belgesi, endüstriyel tasarım belgesi alması,
sanayi ürünlerinin yurtdışında pazarlanması amacıyla
tanıtım ve reklam faaliyetlerinde bulunması,
yurtdışında kendi unvan ve markası ile satış
yapmak amacıyla ofis, depo ve mağaza açması hallerinde de devlet
desteği sağlanmaya devam edilecektir.
4.16.4.
KKTC'nin orta ve uzun vadede enerji ihtiyacının saptanması ve
gerekli yatırımların gerçekleştirilmesine yönelik olarak
mevcut master plan revize edilecektir. Bu kapsamda, on yıllık bir
dönem içinde enerji üretiminin belirli bir oranın yenilenebilir kaynaklara
dayandırılması için özel sektör ile Elektrik Kurumu
arasında işbirliği yapılması için gerekli
teşvikler de sağlanacaktır.
4.16.5.
Akaryakıt ürünlerinin (LPG, benzin, motorin ve jet yakıtı)
gerekli test ve denetimlerinin ithalattan tüketime kadar geçen her safhada, AB
standartlarına uygun olarak yapılabilmesi amacıyla
akaryakıt laboratuarının geliştirilmesi
sağlanacaktır.
4.16.6
Geçitkale Havalimanı'nın uçak bakım üssü haline getirilmesi ile
ilgili çalışmalar başlatılacaktır.
4.16.7
Gazimağusa'da inşaatı devam eden ve yönetimi Doğu Akdeniz
Üniversitesi'nin önderliğinde diğer üniversiteler ile birlikte
gerçekleştirilecek olan teknoloji merkezinin cazip hale getirilmesi
amacıyla hazırlanacak Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası
2004 yılı sonuna kadar Kanunlaştırılacaktır.
4.17.
Tarım sektörü ile ilgili düzenlemeler
4.17.1
Tarımda doğrudan gelir desteği sistemi ve çiftçi kayıt
sistemleri AB müktesebatı doğrultusunda geliştirilerek
uygulamasına devam edilecektir. Uzaktan algılama sisteminin hayata
geçirilmesi konusunda proje hazırlanarak hayata geçirilecektir.
Doğrudan gelir desteği uygulamasına paralel olarak ihracat
teşvikleri ve fiyat desteklemeleri de tedricen azaltılacaktır.
Bu konuda altyapısı hazır olan Tarım Master Planı 2004
yılı sonuna kadar tamamlanacaktır. Geleneksel harnup ve zeytin
üretiminin geliştirilmesi için zeytin ve harnup ağaçlarının
bakımlı ve verimli hale getirilmesi ve yeni dikimlerin
yapılması teşvik edilecektir.
4.17.2 Süt
üretiminde verimliliğin yükseltilmesi amacı ile uygulanmakta olan
projeye devam edilecek, süt teşvikinin küçük üreticilere yönelmesi
sağlanacaktır. Süt ürünlerinin üretim aşamasında meydana
gelen çevre kirliliğinin ortadan kaldırılması için
hazırlanacak projeler süt üretimini teşvik sistemi için ayrılan
kaynaklar da kullanılmak suretiyle finanse edilecektir.
4.17.3 Ürün
fazlası bulunan tarımsal alanlarda, alternatif ürünlerin
yetiştirilmesi için özendirici bir proje başlatılacak, arz ve
talebin dengede tutulabilmesi için 2004 döneminde uygulanmak üzere özendirici ve
yönlendirici üretim planlaması yapılacaktır. Bu çerçevede Karpaz
bölgesinde 2004 hasat döneminden sonra tütün ekimine izin verilmeyecek, tütün
ekilen alanlara başka ürün ekecek çiftçilerden, bu uygulama nedeniyle zor
durumda ve başka geliri olmayanlara iki yıl boyunca ek gelir
desteğinde bulunulacaktır. Karpaz Tütün Şirketi 2005
yılı sonuna kadar tasfiye edilecektir.
4.17.4
Tarımda organik metotlar ile ürün yetiştirilmesi özendirilecek; bu
konuda Türkiye'nin ve önde gelen organik tarım üreticisi ülkelerin
deneyimlerinden yararlanılacaktır. Organik tarım
uygulamaları konusunda çalışmalar
başlatılacaktır.
4.17.5
Tohumculuk ve fidancılığın geliştirilmesi
amacıyla, bunların üretimi, pazarlaması ve
yaygınlaştırılması konusunda yasal ve idari
düzenlemeler 2005 yılı sonuna kadar gerçekleştirilecektir.
4.17.6.Hayvan
hastalıklarının kontrolü ve eradikasyonu için gerekli tedbirler
alınacaktır.
4.17.7 Hayvan
barınaklarının iyileştirilmesi için gerekli teşvikler
sağlanacaktır
4.18
Yükseköğrenim sektörüne ilişkin düzenlemeler
4.18.1. KKTC
üniversitelerindeki standartların AB standartlarına
uyumlaştırılması ve öncelikli olarak kaliteli öğrenim
hedef alınacaktır. Bu amaçla üniversitelerin
yatırımlarına kredi desteği ve hibe desteği verilmeye
devam edilecektir.
4.18.2 ODTÜ
Kalkanlı kampusunda 2005 yılı ekim ayında eğitime
başlanabilmesi için gerekli her türlü yasal ve idari tedbirler
alınacak ve gerekli finansman temin edilecektir. Ayrıca, kampus
yönetim kurulunun finansmanı temin edilen projelerin zamanında
hazırlanması ve ihaleye çıkılması için gerekli
tedbirleri alması sağlanacaktır.
KİT ve
diğer işletmeci kuruluşların yeniden yapılandırma
takvimi
Yeniden
Yapılandırma Komisyonun Oluşumu (Temmuz 2004)eylem
planlarının hazırlanması ve gerekli mutabakatın
sağlanması. (2004 Ağustos-Aralık) Eylem
planlarının mutabakat ile uygulamaya konulması. (Her ay üç
kuruluşun yeniden yapılandırma eylem planı yürürlüğe
konulacaktır). (2004 Ağustos-Aralık). Eylem planlarının
sonuçlandırılması (2004 Ağustos-2005 Aralık)
Yeniden
yapılandırmaya tabi tutulacak kuruluşlar:
1.Kıbrıs,
Meyve, Sebze İşletmeleri Ltd. (CYPFRUVEX)
2.Eti
Teşebbüsleri Ltd. Şti.
3.Toprak
Ürünleri Kurumu
4.Süt
Endüstrisi Kurumu
5.Devlet Üretme
Çiftlikleri
6.Kıbrıs
Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK)
7.Telekomünikasyon
Dairesi
8.Kıbrıs
Türk Hava Yolları Ltd. Şti.
9.Kıbrıs
Türk Denizcilik Ltd. Şti.
10.Kıbrıs
Türk Tütün Endüstrisi Ltd. Şti.
11.Alkollü
İçki ve Şarap Endüstrisi Ltd. Şti.
Kamunun yeniden
yapılandırılması takvimi:
Kamu
teşkilat yapılarının gözden geçirilmesi ve tasarıların
hazırlanması ve meclise sunulması (2005-Nisan)
Teşkilat
düzenlemelerinin tamamlanması (Her ay asgari beş daire
tamamlanacaktır.) (2005-Nisan-Aralık)
Personel
reformuna ilişkin tasarıların meclise sevk edilmesi (2005 Mart)
Personel
reformuna ilişkin düzenlemelerin tamamlanması (2005 Aralık)
Bütçe Kod
yapısının uluslararası standartlara göre düzenlenmesi
(1.1.2005)
Muhasebe
sisteminin uluslararası standartlara göre düzenlenmesi (1.1.2006)
KIBRIS
24/06/04
Rum yönetimi, Türkiye'nin AB'ye girme sürecinin başlamasına
engel olmayacak
Kıbrıs
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Rum yönetiminin Türkiye'nin
Avrupa Birliği sürecini bloke etmeyeceğini savundu.
Reuters'in
haberine göre, Papadopulos bu açıklamayı İspanyol gazetesi El
Pais'e yaptı
Papadopulos, gazeteye
verdiği demeçte "Kıbrıs (Rum yönetimi) Türkiye'nin AB'ye
girme sürecinin başlamasına hiçbir engel koymayacak" dedi.
Papadopulos ayrıca Güney Kıbrıs'ın, yüksek bütçe açığı ve 11 Eylül intihar saldırılarının turizm sektöründe neden olduğu olumsuz etkilerden dolayı Avrupa para birimi euroya 2008'den önce katılmalarının zor bir olasılık olduğunu belirtti.
KIBRIS 24/06/04
Şener:
KKTC, cazibe merkezi olacak
Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, yeni dönemde
KKTC'nin önemli bir cazibe merkezi olacağına
inandığını söyledi.
Şener,
Türkiye ile KKTC arasında var olan ilişkilerin güçlenerek devam
etmesinde büyük zaruret olduğunu kaydetti.
Abdüllatif
Şener, bir günlük resmi ziyaret için geldiği KKTC'de
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı
Fatma Ekenoğlu ve Başbakan Mehmet Ali Talat ile görüştü.
Şener
ayrıca, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
Korgeneral Işık Koşaner ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı
Tuğgeneral Necmettin Baykul'u da ziyaret etti.
Denktaş'a
ziyaret
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Türkiye Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener'i kabul etti.
Abdüllatif
Şener, görüşmenin başında Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın köpeği Boncuk'la ilgilenerek onu kucağına
alıp sevdi ve basın mensuplarına poz verdi.
Şener,
basın açıklamasında KKTC'de bulunmaktan duyduğu
mutluluğu dile getirerek, 24 Nisan'dan sonra ikinci kez KKTC'ye
geldiğine işaret etti. İlk gelişinde Ercan
Havaalanı'nın açılışına
katıldığını hatırlatan Şener, Ercan'ın
Ortadoğu'nun önemli havaalanlarından biri ve adadaki en güzel
havaalanı olduğunu söyledi.
"Umut
ediyoruz ki bu yeni dönemde KKTC, adanın önemli bir cazibe merkezi
olacaktır" diyen Abdüllatif Şener, yıllardır
sürdürülen izolasyonların bu yeni dönemde kalkacağı umudunu dile
getirdi.
KKTC
ekonomisinin ve Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin
yükseleceğini kaydeden Şener, ekonomik programın gözden
geçirilmesi ve eldeki imkanların en etkili şekilde
kullanılmasının önem taşıdığını
vurguladı.
Abdüllatif
Şener, yeni dönemde adayı yakından takip etmek zorunluluğu
bulunduğunu belirterek, ziyaretinin bu amacı
taşıdığını söyledi.
Şener,
tarihi kişiliği olan cumhurbaşkanıyla birlikte
olmanın, görüş ve düşüncelerinden yararlanmanın kendileri
için zevk olduğunu da ekledi.
Denktaş:
İşi yokuşa sürüyorlar
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş da konuşmasında, "Sizi aramızda görmek
halkımız için büyük bir ümit ve destek kaynağıdır.
Söyledikleriniz inşallah tahakkuk eder" dedi.
Zorluklar
bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, hukuki
zorluklar var denilerek birçok işin yokuşa sürüldüğünü kaydetti.
Denktaş, şöyle konuştu:
"Onun için
bizim ümidimiz anavatanın yardımlarıdır, desteğidir.
Elde bir addedelim onu. Diğer beklentilerimiz de tahakkuk ederse
tabiatıyla çok memnun oluruz. Tahakkuk etmesi için hükümetimiz
uğraşıyor, biliyoruz. Hükümetimize vaatler yapılmıştır.
Bu vaatleri zamanında yapmış olanlar inşallah sorumluluk
içinde hareket ederler, sözlerinde dururlar. Bu halkımızın
hakkıdır ama biz sizinle yapılacak anlaşmalara, anavatandan
gelecek yardımlara önem veriyoruz ve tekrar hizmetleriniz, çabanız
için teşekkür ediyorum."
Denktaş,
Şener'e KKTC'de yapacağı çalışmalarda güzel netice
alınması dileğinde bulunarak, "Siz güle güle gidersiniz,
biz de alınan neticeyi güle güle kullanırız inşallah"
diye konuştu.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, KKTC'de yaşayan su sıkıntısına
işaret ederek, bu konuya önem verilmesini istedi. Susuz ziraat
olmadığını vurgulayan Denktaş, geçmiş
yıllarda çok çaba sarf edildiğini ama deniz altından su
gelmedikçe Mesarya'nın yüzünün gülmeyeceğini söyledi.
Ekenoğlu'na
ziyaret
Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ve beraberindeki
heyet, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu ziyaret
etti.
Abdüllatif
Şener başkanlığındaki heyete TC Büyükelçisi Hayati
Güven eşlik etti.
Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdülltif Şener, basına
yaptığı açıklamada KKTC'de bulunmaktan duyduğu
mutluluğu dile getirerek, 24 Nisan'dan sonra ikinci kez KKTC'ye
geldiğine işaret etti. İlk gelişinde Ercan
Havaalanı'nın açılışına katıldığını
hatırlatan Şener, resmi temaslarda bulunmak üzere KKTC'yi ikinci kez
ziyaret ettiğini söyledi.
Toplum ve
devlet hayatında demokratik kurumların önemli olduğuna dikkati
çeken Şener, temaslarını başlattığı ilk
günden bu yana KKTC'de kurumsal bir gelenek ve kurumsal bir kültürün
yerleşmiş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
KKTC'de güzel
şeylerin ortaya çıkması için meclise büyük görevler
düştüğünü belirten Şener, Ekenoğlu'nun bu görevleri yerine
getirebileceğine inanç belirtti.
En önemli
noktanın TC ile KKTC arasındaki işbirliği olduğunu
vurgulayan Şener, "İşbirliği ve dayanışma
her zaman var olacaktır. Sorunlar geçicidir, bu sorunlar her zaman
aşılabilir. Kalıcı olan TC ile Kıbrıs Türkü'dür.
Önümüzdeki süreci buna göre değerlendirmek lazımdır. Güzel
şeylerin olacağına inanıyorum" şeklinde
konuştu.
Ekenoğlu:
Türkiye, Kıbrıs
Türkü'nün
dışarıya açılan penceresi
Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu da Türkiye Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener'in ziyaretinden duyduğu
mutluluğu dile getirerek, Kıbrıs Türkü'nün bugüne kadar
kapalı bir toplum olarak yaşadığını ve Türkiye'nin
de Kıbrıs Türkü'nün dışarıya açılan penceresi
olduğunu söyledi.
Ekenoğlu,
Türkiye'nin ekonomik olarak ve her yönüyle KKTC'ye destek olduğuna
işaret ederek, Kıbrıs Türkü'nün toplum sorunlarını
aşma noktasının hep bir süreç içinde olduğunu kaydetti.
Tanınmamışlığın
ülkede belli sorunları da beraberinde getirdiğine dikkati çeken
Ekenoğlu, Annan Planı ile her şeyin değiştiğini
ve AK Parti hükümetinin de bu sürece katkı koyduğunu söyledi.
Ekenoğlu, AK Parti'nin Annan Planı sürecinde KKTC'ye olumlu
katkıları olduğuna işaret ederek, Kıbrıs
Türkü'nün referandumda yüzde 65 "evet" demekle dünyaya sesini
duyurduğunu belirtti.
Kıbrıs
Türk halkının dünyaya "artık biz de varız, dünyayla
buluşmak istiyoruz" mesajı verdiğini söyleyen
Ekenoğlu, sonucun da dünyada bazı etkiler yarattığına
dikkati çekti ve bu sonuçla KKTC'ye uygulanan izolasyonların
kaldırılmasını beklediklerini söyledi.
KKTC'nin
bütçesinin Türkiye'nin yardımlarıyla ayakta durduğuna
işaret eden Ekenoğlu, "Kendi ayakları üzerinde duran bir
ekonomi yaratmak istiyoruz. Bütün bu sürecin de bunları getireceğine
inanıyorum" dedi.
Talat'a ziyaret
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Türkiye Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener ve beraberindeki heyeti dün saat 12.00'de kabul etti. Görüşmede
TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ile Başbakanlık
Müsteşarı Eşref Vaiz de hazır bulundu.
Başbakan
Talat kabulde yaptığı konuşmada ziyaretin dünyayla
bütünleşme çalışmalarının belli bir noktaya
ulaştığı ve Kıbrıs sorununun yeni bir
aşamasında gerçekleştiğine işaret ederek,
paylaşılacak çok düşünceleri bulunulan Şener'le ekonominin
kalkınması konusunda yapılacak çalışmaların
planlanmasını da ele alacaklarını belirtti. Talat,
"Hazırlanan program ve kredilerle ilgili düzenlemeler son noktaya
geldi. Böylece bunları yürürlüğe koyma konusunda da bugün gerekli
adımlar atılacak" dedi.
Türkiye'nin
Kıbrıs Türkü'nün karşı karşıya bulunduğu
haksız tecrit politikasından kurtulmaktaki en büyük destekçisi olmaya
devam ettiğine dikkat çeken Talat, dünyaya açılma kapısı
olan Türkiye'nin Kıbrıs sorunu çözülse de Kıbrıs Türkü için
güç kaynağı olmaya devam edeceğini belirtti.
Talat,
şöyle devam etti:
"Bizim
ekonomik, sosyal ve siyasal bağlarımız hep olacaktır. Bu
sıkıntılı geçiş dönemlerinde belki çok daha büyük
boyutlu ve tamamen bu bağlarla yürüyen bir ilişkiler zinciri kurma
durumunda kalıyoruz ama bu ilişkileri hep sağlıklı
tutmak durumundayız."
Başbakan
Talat, halkın dünyayla bütünleşme konusunda zaman zaman endişeye
düştüğü koşullarda ekonomiyi doğrudan geliştirecek
projelerin hayata geçirilmesi için yapılacak çalışmaların
son derece önemli olduğunu söyledi.
Şener:
İlişkilerin güçlenerek devam etmesinde büyük zaruret var
Türkiye
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de
konuşmasında aralık seçimlerinden sonra ikinci kez geldiği
KKTC'de makamında ilk kez ziyaret ettiği Başbakan Talat'ı
kutlayarak yeni dönemin Kıbrıs Türkü için hayırlı
olması dileğinde bulundu.
KKTC'ye
yıllardır uygulanan ambargo ve izolasyonun referandum sonrasında
kalkacağı yönünde bir beklenti oluştuğunu vurgulayan
Şener, adadaki uzlaşmacı tarafın Türk tarafı
olduğu gerçeğinin anlaşıldığını ve
durumun hâlâ uluslararası topluluklarca değerlendirilmekte
olduğunu söyledi.
Şener,
"Henüz önemli mesafe ve sonuç istediğimiz düzeyde ortaya
çıkmamış bulunsa bile elbette biz geleceğe yönelik tedbirlerimizi
almak, ona göre çalışmalarımızı yönlendirmek
zorundayız. Bu bağlamda Türkiye ile KKTC arasında var olan
ilişkilerin güçlenerek devam etmesinde büyük zaruret var" dedi.
Olayın
sadece ekonomik ve mali işbirliği ötesinde her türlü
işbirliğini kapsadığına işaret eden Şener,
ziyaretin de Nisan 2003'te imzalanan ekonomik ve mali işbirliği
protokolü çerçevesinde gerçekleştiğini söyledi.
Şener,
şöyle devam etti:
"KKTC'de
ekonominin ve mali yapının güçlü olması hem bugün hem de gelecek
bakımından önemlidir. Kıbrıs Türkü'nün üreten ve ekonomik
gücü olan toplum yapısına kavuşması önemlidir. Bunları
sağlamanın en önemli hassas noktalarından biri Türkiye'yle
işbirliğidir. Eskiden beri var olan bu anlayış bugün de,
yarın da, daha sonraki dönemlerde var olacaktır."
Cumhurbaşkanı,
Şener onuruna yemek verdi
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, KKTC'de temaslarda bulunan Türkiye Başbakan
Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener onuruna
öğle yemeği verdi.
Saray Otel'deki
yemek basına kapalı gerçekleştirildi.
Şener,
KKTC'den ayrıldı
Türkiye Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener,
protokol imzalamak amacıyla bir günlük resmi ziyaret için geldiği
KKTC'deki temaslarını tamamlayarak, Türkiye'ye döndü.
Şener ve
beraberindeki heyeti Ercan Havaalanı'ndan Türkiye'nin Lefkoşa
Büyükelçisi Hayati Güven, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
Komutanı Korgeneral Işık Koşaner, Güvenlik Kuvvetleri
Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Maliye Bakanı Ahmet Uzun,
Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer, Cumhuriyet Meclisi
Başkan Yardımcısı Mehmet Bayram ile bazı üst düzey
bürokratlar uğurladı.
Abdüllatif
Şener, ayrılışı öncesinde basına açıklama
yapmazken, aynı uçakla İstanbul'a giden Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'la Ercan Havaalanı VIP Salonu'nda kısa süreli sohbet
etti.
KIBRIS 24/06/04
Clinton,
Türk tezlerine yakınmış
Clinton,
kitabında Kıbrıs konusunda yaşadığı hayal
kırıklığını anlattı
ABD'nin eski
başkanı Bill Clinton, piyasaya çıkan "Hayatım"
adlı anılarını derlediği kitapta, Kıbrıs
konusunda yaşadığı hayal
kırıklığına da yer verdi.
Clinton
kitabında, 1974'te Kıbrıs'ta hükümetin, Yunanistan'daki askeri
rejim tarafından yıkılmasına yanıt olarak Türkiye'nin
adadaki Türkleri korumak üzere asker gönderdiğini belirterek, bu durumun
adayı ikiye böldüğünü ve "de facto" olarak
bağımsız bir Türk bölgesinin doğmasına neden
olduğunu kaydetti.
Yunanistan'ın
Kıbrıs'taki Türk askeri varlığının sona ermesini,
en azından göç eden Rumlara dönüş hakkının
sağlanmasını istediğini yazan Clinton, Kıbrıs
sorununun çözümü için yıllarca uğraştığını,
ancak olmadığını ve bundan hayal
kırıklığı duyduğunu ifade etti.
Kıbrıs
ile ilgili ifadelerinde Türkiye'nin tezlerine yakın görüşler ortaya
koyan Bill Clinton, mevcut durumun Avrupa'nın Türkiye'yi
kucaklamasına ve Yunanistan-Türkiye ilişkilerinin iyileşmesine
de engel olduğunu savundu
Demirel ve
Çiller'i övdü
Clinton
kitabında 9. cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile eski
başbakan Tansu Çiller'den övgüyle söz etti.
Tansu Çiller'i,
Müslüman bir ülkenin "modern ve zeki kadın lideri" olarak
tanımlayan Clinton, kitabında, "eski başbakan Çiller'in
Kardak Krizi sırasında Yunanistan ile yaşanan gerginlik
ortamının savaşa dönüşmesi
olasılığından duyduğu endişeyi" dile
getirdi.
Bill Clinton,
Rusya'nın eski başbakanlarından Viktor Çernomirdin ile Beyaz
Saray'daki görüşmesi sırasında 9. cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel ve Çiller'in kendisini arayarak, Kardak Krizi'nin çözümü için
devreye girmesini istediklerini belirterek, dönemin Yunanistan
Başbakanı Kostas Simitis, Süleyman Demirel ve Tansu Çiller ile görüştüğünü,
sorunun çözümü için çaba sarf ettiğini anlattı.
Kıbrıs
için savaşmayan iki ülkenin Ege'deki küçücük bir kayalık parçası
için savaşmasının "düşünülemez" olduğunu
ifade eden Clinton, "Ancak Çiller'in, bunun bir çatışma ortamına
dönüşmesinden gerçekten korku duyduğunu söyleyebilirim" dedi.
KIBRIS 24/06/04
Yeni döneme, yeni ekonomik
düzenleme
Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında 2003 yılı Nisan
ayında imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü
çerçevesinde Yeni Dönemin Vizyonuna Uyumlaştırılmış
Ekonomik ve Mali Düzenlemeler Programı imzalandı.
Protokolün Acil Ekonomik
Önlemlerin Uygulanması kısmının revize edilmiş
şekli olan Yeni Dönemin Vizyonuna
Uyumlaştırılmış Ekonomik ve Mali Düzenlemeler
Programına TC Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs
İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Abdüllatif Şener ile
Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer imza koydu.
Bakanlar Kurulu salonunda dün saat
15.00te başlayan ve TC-KKTC teknik heyetleri arasında iki gündür
devam eden görüşmelerde hazırlanan metne son şeklinin verildiği
2.5 saatlik toplantının ardından imzalanan 15 sayfalık
program, KKTC kamu yönetiminin ve finans sektörünün yeniden
yapılandırılması, reel sektörün teşvik edilmesi,
yatırım ikliminin iyileştirilmesi, turizm potansiyelinin
geliştirilmesi ile eğitim, sanayi ve tarım sektörüyle ilgili
düzenlemeleri içeriyor.
Program gereği, TC hükümeti
KKTC hükümetine 2004 bütçe yılında toplam 519 trilyon 890 milyar TL
destek verecek. Bunun 301. 8 trilyon lirası kredi yardımı
şeklinde olurken, 140 trilyon TL ise hibe niteliğinde olacak.
Ayrıca, 2003 ve eski yıllardan kalan yardım bakiyeleri olarak da
128 trilyon 337 milyar 635 milyon TLlik bir destek TCden KKTCye gelecek.
TC Başbakan
Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu
Devlet Bakanı Abdüllatif Şener imza töreni öncesinde
yaptığı konuşmada, Kıbrıstaki ekonomik
potansiyelin ayağa kaldırılıp geliştirilmesi için
TC-KKTC arasındaki ilişkiler ve işbirliğinin tüm diğer
faktörler ve değişkenlerden daha önemli ve etkili unsur olduğunu
belirterek, desteklerinin süreceğini ifade etti.
Ekonomi ve Turizm Bakanı
Ayşe Dönmezer ise, revize edilen programla TCnin yıllardır
KKTCye sağladığı imkanlarda yeni bir yaklaşım
sergilenmekte olduğunu, yeni vizyonla ekonominin kalkınmasına
yönelik bir takım destekler, ekonominin etkinleşmesi, devletin
etkinleşmesi için önlemler öngörüldüğünü kaydetti.
Bakanlar Kurulundaki
toplantıya TC Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs
İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, Ekonomi
ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, TC
Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ile TC ve KKTC teknik heyetleri
katıldı.
Dönmezer: Yeni vizyon
Ekonomi ve Turizm Bakanı
Ayşe Dönmezer imza töreni öncesinde yaptığı konuşmada,
KKTCnin tarihini değiştirecek bir takım gelişmelerin nisan
ayındaki referandumda kendini gösterdiğini belirtti.
KKTCnin dışa
açılarak AB standartları çerçevesinde Batıyla
uyumlaşması vizyonunun ortaya çıktığını
kaydeden Dönmezer, bu çerçevede TC ile olan ilişkilerin de yeni
açılımlarla yeniden değerlendirilmesi ihtiyacını
duyduklarını söyledi. Bugün revize edilen programla TCnin
yıllardır KKTCye sağladığı imkanlarda yeni bir
yaklaşım sergilenmekte olduğunu ifade eden Dönmezer, yeni
vizyonla ekonominin kalkınmasına yönelik bir takım destekler,
ekonominin etkinleşmesi, devletin etkinleşmesi için önlemler
öngörüldüğünü kaydetti.
Yeni Dönemin Vizyonuna
Uyumlaştırılmış Ekonomik ve Mali Düzenlemeler
Programı denilen metni bugün imzalayacaklarına dikkat çeken
Ayşe Dönmezer, TCnin KKTCye bakış açısı ve
açılımlarıyla ilgili olarak TC Başbakan
Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şenerin bilgi
vereceğini de belirtti.
Şener: İşbirliğimiz köklü
TC Başbakan
Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener de, TC
ile KKTC arasındaki ilişkilerin köklü olduğunu
hatırlatarak, bunun parçası olarak TC-KKTC arasında 2003
yılı Nisan ayında Ekonomik ve Mali İşbirliği
Protokolünün imzalandığına dikkat çekti.
Bu protokolün ekinde yer alan Acil
Ekonomik Önlemlerin uygulanmasıyla ilgili olarak protokolün 3.1 maddesi
gereğince iki ülke heyetlerinin 21-22 Haziran tarihlerinde Lefkoşada
bir araya geldiklerini anlatan Abdüllatif Şener, 3 gün süren müzakereler
neticesinde acil ekonomik önlemler uygulamasına yeni bir şekil
verildiğini ve Yeni Dönemin Vizyonuna Uyumlaştırılmış
Ekonomik ve Mali Düzenlemeler Programı ismiyle revize edildiğini
kaydetti.
İzolasyon ve ambargolar
KKTCnin mevcut ekonomik
performansının geliştirilebilmesi, Kıbrıs Türkünün
refah düzeyinin artırılabilmesinin herkesin ortak isteği
olduğunu ifade eden Şener, bunu sağlayabilmek için TC ile
KKTCnin işbirliği içerisinde olduğunu söyledi.
Zaman zaman yapılan ekonomik
ve mali işbirliklerinin de bunu sağlamaya yönelik olarak
geliştirilmekte olduğunu vurgulayan Abdüllatif Şener, 24 Nisan
Referandumundan sonra yeni bir döneme girildiği de hepimizin malumu. Bu
referandumlar sonrasında artık KKTCnin yıllardır maruz
kaldığı izolasyon baskısından kurtarılması
ve ambargoların ortadan kalkması için yoğun bir çaba sarf etmekteyiz
dedi.
TC Başbakanı ve
Dışişleri Bakanı ile KKTC hükümetinin AB ve diğer
dünya ülkeleri nezdinde yoğun bir diplomatik atak
başlattıklarını vurgulayan Şener, bunun neticesinde
KKTCnin yeni dönemde dünyadaki gelişmelere paralel olarak ekonomik
performansını geliştirebileceği, refah düzeyini
artırabileceği bir düzeyi yakalamanın herkesin temel hedefi
haline geldiğini söyledi.
Programın içeriği
Yeni dönemle uyumlu olması
gerekli görülen bir ekonomik ve mali düzenlemeler programının ortaya
çıkarıldığına dikkat çeken Şener şöyle devam
etti:
Programda, Kamu yönetiminin yeniden
yapılandırılması, finans sektörünün yeniden
yapılandırılması var. Diğer taraftan reel sektörün
teşvik edilmesi, özellikle yatırım ikliminin
iyileştirilmesi, turizm potansiyelinin geliştirilmesi, eğitim,
sanayi ve tarım sektörüyle ilgili bir takım düzenlemeler getiriliyor.
Bu programa TC hükümeti olarak her zaman destek vereceğiz. Daha önce
olduğu gibi bu programın da başarıyla uygulanması için
TC hükümeti olarak gerekli desteği vereceğiz. Şunu bilmek lazım
Kıbrıstaki ekonomik potansiyelin ayağa kaldırılıp
geliştirilmesi için TC-KKTC arasındaki ilişkiler ve
işbirliği tüm diğer faktörler ve değişkenlerden daha
önemli ve etkili unsurdur. Bu etkili ve temel unsurun mümkün olabilen en üst
düzeyde ve etkili şekilde ifade edilmesidir bugünkü toplantı.. Umut
ediyorum ki KKTCnin refah düzeyi ve ekonomik gelişmesi her gün daha fazla
artacaktır. Buradaki ortaya çıkacak olan ekonomik
kalkınmışlık düzeyi herkesin dikkatle takip edeceği
bir noktayı gösterecektir..
Destek miktarı
Programın başarıyla
uygulanması için desteklerinin devam edeceğini ifade eden TC
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif
Şener, 2004 bütçe yılında TC hükümetinin KKTC hükümetine
vereceği destek miktarının toplam olarak 519 trilyon 890 milyar
TL olduğunu belirtti.
Bunun 301.8 trilyon lirasının
kredi yardımı şeklinde, 140 trilyon liranın ise hibe
niteliğinde olduğunu söyleyen Şener, 2003 ve eski yıllardan
kalan yardım bakiyeleri olarak da 128 trilyon 337 milyar 635 milyon TLlik
bir desteğin söz konusu olduğunu vurguladı.
Şener, KKTCde ortaya
çıkacak her olumlu durumun ve ekonomik potansiyelin hem Kıbrıs
Türkünün refahına katkı sağlayacağını hem de
KKTCnin gücü ve iradesi olarak ortaya çıkacağını kaydetti.
İşte Program
Türkiye
Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında 2003
yılı Nisan ayında imzalanan Ekonomik ve Mali
İşbirliği Protokolunun Acil Ekonomik Önlemlerin
Uygulanması kısmının revize edilmiş şekli olan
Yeni Dönemin Vizyonuna Uyumlaştırılmış Ekonomik ve
Mali Düzenlemeler Programı dün imzalandı.
15 sayfalık program ABa uyum
hedefi çerçevesinde düzenlemeler, bu yönde yeni maliye ve para
politikaları içeriyor. Programda KKTC kamu yönetiminin ve finans
sektörünün yeniden yapılandırılması, reel sektörün
teşvik edilmesi, yatırım ikliminin iyileştirilmesi, turizm
potansiyelinin geliştirilmesi ile eğitim, sanayi ve tarım
sektörüyle ilgili düzenlemeler de yer alıyor.
Programda, bugün yakalanan çözüm
ve AB perspektifinin KKTCye sağlayacağı açılımlarla
yüksek oranlı büyüme oranlarının yakalanmak zorunda
olduğuna da dişaret edilerek, bunun için de izolasyonların
kaldırılmasına yönelik çabalara paralel olarak,
yatırım ve üretim iklimini de düzeltmek ekonominin genel rekabet
gücünü artıracak, düşük enflasyon ve makul reel faiz oranlarını
sağlayacak önlemleri almayı ve finans sistemini yeniden
yapılandırmak üzere başlamış olan
çalışmaları sürdürmenin planlandığı kaydedildi
Programda Euro uygulamasına
geçmek için Türkiye Cumhuriyeti ve ABden teknik yardım ve destek
alınma hedefi de belirtilerek, esas hedefin ise, ekonomik ve mali
yapının 2007 yılına kadar Avrupa Para Birliğine
katılmaya uyumlu hale gelmesi olduğu vurgulandı.
Talat: Yardımlar, izolasyonlar
kalktığında daha verimli olacak
Başbakan Mehmet Ali Talat,
Türkiyenin yardım ve katkılarının izolasyonların
kalktığı koşullarda çok daha verimli sonuçlara yol
açacağına işaret ederek, Türkiyenin ekonomik desteğini
alırken izolasyonu ortadan kaldırma mücadelesinin birlikte
yürütülmesinin şart olduğunu belirtti.
Talat, Serbest ticaretin kendi
limanlarımızdan yapılacağı, dünyayla diğer
ekonomik, sosyal ve siyasal bağların kurulacağı
koşullarda Türkiyenin yardımlarının katlanarak
değerler yaratacağını ve ekonomiyi büyük bir ivmeyle daha
ileriye taşıyacağını unutmamak durumundayız
dedi.
Başbakan Mehmet Ali Talat,
kredi protokolü imzalamak amacıyla bir günlük ziyaret için önceki gece
KKTCye gelen Türkiye Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener ve beraberindeki heyeti dün saat 12.00de kabul etti. Görüşmede
TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ile Başbakanlık
Müsteşarı Eşref Vaiz de hazır bulundu. (tak)
YENIDUZEN 24/06/04
Kıbrısı
tanımamız ABnin güvenliği için
AVRUPA Birliği, Türkiyenin Kıbrısı
tanıması için baskı uyguluyor.
Annan Planına hayır demelerine rağmen, Avrupa Birliği
ülkeleri Kıbrısla ilgili en küçük bir yaptırım uygulamaz
ve Kuzeye yönelik tecridi kaldırmazken, Türkiyeye AB üyesi olan
Kıbrısı tanıması için baskılar
başladı.
Bu baskıların en önemli nedeni askeri.
Çünkü Türkiyenin Kıbrısı tanımaması, askeri
açıdan son derece kompleks bir durum yaratıyor.
Türkiye, NATOnun önemli bir üyesi.
AB açısından da NATOnun önemi büyük.
Ancak Türkiyenin Kıbrısı tanımaması, Avrupa
Birliği-NATO ilişkileri açısından son derece ciddi bir
sorun yaratıyor.
AB, hiçbir NATO toplantısında Kıbrısla birlikte taraf
olamıyor.
Türkiye, Kıbrısı da kapsayan güvenlik konularında masaya
oturmuyor.
Bu da Avrupanın güvenliğinde çok önemli bir sıkıntı
yaratıyor.
AB, NATO dışı çözümler aramaya, farklı yapılar kurmaya
çalışıyor. Ancak bunda da çok başarılı
olamıyor.
Bu yüzden de Türkiyeyi Kıbrısı tanımaya zorluyorlar.
Mesele Kıbrısın Türkiyede büyükelçilik açması, ya da
Gümrük Birliği ile ortaya çıkabilecek dar bir ticaret hacmi
değil.
Mesele geniş bir güvenlik meselesi.
FATIH ALTAYLI HURRIYET
25/06/04
Türk devletinin
ilanı mümkündür
Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli, halkın evetlerinin gereği olan
Kıbrıs Türk Devletinin ilan edilmesi şansının var
olduğunu, iyi anlatılması halinde Türkiye hükümetinin de buna
yardımcı olacağına inandığını söyledi.
Partiden
yapılan açıklamaya göre TKP, politikalarını anlatmak
ve halkın görüşlerini almak için Halkla el ele
toplantıları adı altındaki köy ziyaretleri başlattı.
Bu çerçevede Genel Başkan Hüseyin Angolemli
başkanlığındaki bir TKP heyeti Doğancıyı
ziyaret etti.
Angolemli burada yaptığı
ve Annan Planının gündeme gelmesiyle başlayan ve hükümetin
azınlığa düşmesine kadar geçen süreci özetlediği
konuşmasında, TKP-BÖİ ittifakının olası bir
hükümet oluşumunda yer alması gerektiğini savundu.
Angolemli konuşmasında şu
görüşleri dile getirdi:
Kıbrıs Türk Devletinin
ilanı gereklidir ve mümkündür. Buna hükümet öncülük yapacaktır.
Şimdi devletimizi ilan edip anayasayı yürürlüğe koyarsak, ABden
müzakere tarihi bekleyen Türkiyenin buna karşı çıkacağını
düşünmüyoruz. Kıbrıs Türk Devleti dünyanın desteğini
almıştır. Serdar Denktaş halkın evetinin gereğini
yerine getirmeye hazır olduğunu kamu oyuna açıklamalıdır.
Statükocular dışında bir
hükümet seçeneği vardır, geliniz bunu deneyelim. Kuramazsak erken
seçime gidelim diyerek CTP ve BDH genel başkanlarına seslenen
Angolemli, daha sonra da halktan gelen soruları yanıtladı.
Angolemli
Hükümet hiç mi icraat yapmadı? sorusunu Biz iyiye doğru bir
değişiklik görmüyoruz, siz görebiliyor musunuz? 5 aylık CTP-DP
hükümetinde sadece müdür ve müsteşarlar değişti. Halkın
sorunları artarak devam ediyor, gazeteciler yine mahkemeye
çağırılıyor şeklinde cevapladı.
HALKIN
SESI 25/06/04
Serdar Denktaş:
Hedef Denktaşlar
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Demokrat
Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, kayınpederi Salih
Boyacının yıllar önce başlayan planlı bir hareket
sonucu mahkum olduğunu, Kıbrıs Kredi Bankasının da
Boyacının değil, dönemin hükümetinin ihmaliyle
battığını savundu.
Denktaş,
mahkemelerin medyanın etkisiyle oluşturulan kamuoyunun etkisinde
kaldığını savunarak, Boyacı olayında esas hedefin
kendisi ve babası Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olduğunu
ifade etti.
12
davadan yargılanıp beraat eden Salih Boyacının suçlu olsa
o dönemde ülkeden kaçabileceğini belirten Serdar Denktaş,
Kaçmadı. Çünkü bankası kendi ihmali nedeniyle değil, döneminin
hükümetinin ihmali nedeniyle batmıştı dedi.
Salih
Boyacıdan sonraki ikinci büyük kişisi olarak basın
toplantısı düzenlediğini belirterek Denktaş, bu nedenle
mekan olarak da partisini değil, Dış Basın Birliğini
seçtiğini kaydetti.
Kıbrıs
Kredi Bankasının 1978de kurulduğunu, daha sonra yüzde 81
hissesini Salih Boyacının aldığını,
İngiltere ve Türkiyedeki şubeleriyle ve 250 personeliyle güçlü bir
banka olan Kredi Bankasının sanayi bölgesindeki
yatırımlara da en çok kredi veren banka olduğunu anlatan Serdar
Denktaş, Salih Boyacının da 2. Dünya Savaşında
Pakistandan ithal ettiği iplikleri boyayarak İngiliz ordusuna
kumaş satan, tulum yağı ithalatı yapan o dönemin müteşebbisi
Salih Mehmet Salihin torunu olduğunu anlattı.
SİYASETE
ATILMAMLA BOYACININ İŞLERİ BOZULDU
Denktaş,
Boyacının 1980lerin başında UBPye karşı
kurulan bir partiden aday olduğunu, daha sonra UBPyle yakın
ilişkiye girdiğini kaydederek, Boyacının işlerinin,
kendisinin siyasete girmesiyle bozulduğunu, UBP Genel Sekreterliğine
Derviş Eroğlunun adayına karşı aday olduğu
dönemde ilk kez kayınpederine karşı alınan cepheyi kendi
kulaklarıyla duyduğunu bildirdi.
Serdar
Denktaş şöyle konuştu:
Adaylıktan
çekilmem için beni iknaya gelen çok sevdiğim bir iş adamı
arkadaşımız kendisine ret cevabı verince bana Memleketi
Boyacıya mı terk edeceğimizi zannedersin? sorusunu
yönelttiğinde şok olmuştum. Bu sözü bana söyleyen kişi
Eroğlunun temsilcisi olarak görüşmeye gelmişti. İşte
o gün karar alınmıştı. Serdarın ve
Denktaşın mali gücü olarak kabul edilen Boyacı
zayıflatılmalıydı.
Denktaş,
önce İngilteredeki şubesinin işlemleri durdurulan
Kıbrıs Kredi Bankasının planlı hareketlerle iki kez
mevduat krizi yaşadığını, o dönemde hükümetin
beceriksizliği yüzünden ekonominin de çökmeye
başladığını anlattı.
1990lı
yılların ortasından itibaren faiz yükünden kurtulmak için banka
kurmak isteyen iş adamlarının isteklerine, ekonominin daha fazla
banka kaldıramayacağı gerekçesiyle karşı
çıktığını kaydeden Serdar Denktaş, O dönemde
bize yakınlığıyla bilinen bir işadamına da bu
cevabı verdiğimde Bu tekerlek dönecek Serdar, göreceksin diyerek
yanımdan ayrıldı. O gün bugündür bu arkadaşımız
UBPlidir ve sonradan ona verilen izinle bir banka kurmuştur ve o banka da
şimdi tasfiye halindedir dedi.
KONTROLLÜ
KRİZ BAŞLATILDI
O
günlerde yeni bankaların kurulmasına karşı
çıkışını Eroğlu ve takımının,
Kredi Bankasına rakip istemediği için karşı
çıkıyor diye yorumladığını anlatan Serdar
Denktaş, bankanın 25 büyük müşterisinden 20sine banka kurma
izni verildiğini belirtti. Serdar Denktaş, 2000 yılında da
Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle babası Rauf
Denktaş zayıflatılsın diye Türkiyede başlayan kriz
kullanılarak kontrollü bir kriz
başlatıldığını, UBPli belediyeler ile bazı
iş adamlarının ortada fol yok yumurta yokken Kıbrıs
Kredi Bankası çeklerini kabul etmediklerini duyurduklarını, 3.5
ay süreyle yurt dışı bankalardaki 25 milyon dolar mevduatın
bankaya enjekte edilmesine rağmen, dürtüler ve bilerek yapılan
yanlış açıklamalar nedeniyle krizin
durdurulamadığını anlattı.
EVERSTBANK
İLE HÜRBANK DA
Denktaş,
aynı dönemde CTPye yakın olan Everestbanka ve TKPye yakın
olan Hürbanka da aynı şeylerin yapıldığını
kaydederek, UBP-TKP hükümeti döneminde Asil Nadire her türlü anlayış
gösterilirken, Salih Boyacıya burun
kıvrıldığını savundu.
Serdar
Denktaş, UBP-TKP döneminde fona alınan bankaların yönetim kurulu
başkanlarının ve kapatılan bankaların
çalışanlarının cezalandırıldığını;
UBP-DP döneminde ise hem yöneticilerin hem de çalışanların bu
duruma düşürülmediğini, bu banka yönetimlerine halen dava bile
açılmadığını kaydetti.
Serdar
Denktaş, Boyacının yargılandığı 12 davadan
beraat ettiğini, Savcılığın, bazı üst düzey banka
çalışanlarına kendilerine dava açılmayacağı
vaadiyle şahadet verdirdiğini, bu kişilerin her soruya ben
Boyacıdan emir aldım dediğini ifade ederek, Azmettiren
cezalandırılırken, tetiği çeken cezalandırılmaz
mı? diye sordu. Denktaş, şöyle devam etti:
SİYASETTEN
LİNÇ EDİLDİ
Denktaş,
Zaten Boyacı siyasi nedenlerle daha mahkemeye çıkarılmadan
yargılanmış, halk gözünde yanlış ve eksik
bilgilendirme nedeniyle suçlu konumuna sokulmuş ve sonra dava
edilmiştir. Dönemin başbakanının Başsavcıyla
birlikte yaptıkları mutat toplantılardaki açıklamaları
anımsayacaksınız diye konuştu.
Boyacının
üzerine Denktaş ailesine yakınlığı yüzünden
yüründüğünü savunan Serdar Denktaş, Asil Nadirin basının
yarattığı kamuoyuyla İngilterede adil
yargılanmayacağına inandığı için Kıbrısa
kaçtığını, Boyacının da aynı konumda
olduğunu, siyasetten linç edildiğini söyledi ve kendi basın
organında Boyacı aleyhine yayınlar yapan ve adalet üzerine
baskı oluşturan Asil Nadirin hedefinin ne olduğunu sordu.
Denktaş, Serdar Denktaşsız bir hükümet oluşturarak bir 4.5 milyon doların yarattığı çekicilik buna neden oluşturmuş olabilir mi? Takip edeceğiz ve Boyacının işlediği iddia edilen suçları aynen işleyen, ayrıca Sosyal Sigortaların 5 milyon dolarını hala ödemeyen Asil Nadiri takip edeceğiz ve yargı sisteminin de bu olayı nasıl ele alacağını görmek için konunun üstüne gideceğiz dedi.
Bir
soruyu yanıtlarken, Asil Nadirin hem geçen hükümetten, hem şimdiki
hükümetten 4.5 milyon dolar istediğini 4.5 milyon dolar verin hükümetle
barışayım dediğini belirten Serdar Denktaş, buna hep
karşı çıktığını, böyle bir
haksızlığa göz yummayacağını ve konuyu takip
edeceğini ifade etti.
Yüksek İdare Mahkemesinde
Kıbrıs Kredi Bankası davasından 6 yıl hapse mahkum
olan bankanın eski yönetim kurulu başkanı Salih Boyacı,
mahkumiyetinden sonra rahatsızlanınca Bakanlar Kurulu kararıyla
İstanbula tedaviye gönderilmiş, Pazar akşamı dönmesi
beklenirken dün öğle saatlerinde adaya dönmüştü.
HALKIN
SESI 25/06/04
KAYDA GECTİ TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam televizyonda yayınlanan "Ulusa
Sesleniş" konuşmasında, "Kıbrıs Türk
Devleti kayda geçti"dedi. AA'nın
haberine göre, İKÖ Zirvesi'nde herkesi sevindiren bir gelişmenin de
Kıbrıs meselesinde yaşandığını anlatan
Başbakan Erdoğan, "Daha önceki İslam Konferansı
Örgütü toplantılarına Kıbrıs Müslüman Türk Cemaati
adıyla kabul edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,
İstanbul Zirvesi'nde Kıbrıs Türk Devleti olarak kayda
geçirilmiştir" dedi. Bu
adımın, KKTC'nin geleceği açısından son derece
anlamlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, atılan bu
adımın öneminin ve değerinin gelecek aylarda çok daha iyi
anlaşılacağına işaret etti. |
YENIDUZEN 25/06/04
Serdar
Denktaş'ın öfkesi
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş dün düzenlediği basın toplantısında, yeniden
hapse giren kayınpederi Salih Boyacı'yı savunarak herkese öfke
kustu. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, Salih Boyacı ile ilgili düzenlediği
basın toplantısında adeta öfke saçtı.
Serdar
Denktaş, dün öğleden sonra Lefkoşa'da Ledra Palace
yakınlarındaki Dış Basın Birliği lokalinde
düzenlediği basın toplantısında kayınpederi
işadamı Salih Boyacı'yı savunmaya çalıştı ve
Boyacı'nın suçsuz olduğunu iddia etti. Denktaş,
basında Boyacı ile ilgili bir çok şeyin yazılıp
çizildiğini ancak Boyacı'nın kendi hukuk sisteminden korkup
kaçmadığını iddia etti. Denktaş, Kredi
Bankası'nın kuruluşundan, batışına kadarki süreci
kendi yorumlarıyla anlatarak, dönemin hükümetinin bankaları
batırmak için seferber olduğunu ve Kredi Bankası'nın da
bundan nasibini aldığını kaydetti. Denktaş, kendisinin
politikaya gerçek anlamda atılmasının ardından Salih
Boyacı'nın çökertilmek üzere hedef
alındığını söyledi.
Serdar
Denktaş, Salih Boyacı'nın hak etmediği şekilde
cezalandırıldığı görüşünü de belirterek
işadamı Asil Nadir'in de cezalandırılması
gerektiğini iddia etti.
Boyacı
davasında esas hedef alınanın Denktaş ailesi olduğunu
söyleyen Serdar Denktaş, Boyacı'nın adaletsizlikle
karşı karşıya geldiğini kaydetti.
Doğan
Harman'a hakaretimiz
sözlerle
saldırı
Gazetecilerin
sorularını da yanıtlayan Serdar Denktaş, "Ercan'a
Boyacı'yı almak için devletin arabasıyla mı gitti?' sorusu
üzerine ise, gazeteci Doğan Harman'a hakaretimiz sözlerle
saldırdı. Serdar Denktaş, "psiko-manyak, iki ayaklı
köpek" gibi ifadeler kullandı.
Serdar
Denktaş, basın toplantısını, kendisini ve Boyacı
ailesini temsilen düzenlediğini de sözlerine ekledi.
Serdar
Denktaş, "Aylardır insafsız saldırılara cevap
vermediği için kendini aciz zanneden zavallılar" olduğunu
belirterek, bugün suskunluğunu bozduğunu söyledi. Denktaş,
"Boyacı konusunda konuşmamı isteyenler, iddialarım
üzerine söyleyecek çok şey bulacaklardır belki. Bana verecekleri
cevaba ispatla geri döneceğimden kimse kuşku duymasın"
dedi.
Kayınpederi
Salih Boyacı hakkında söylenenlerden, yazılanlardan
kahrolduklarını ama suskun kaldıklarını belirten
Denktaş, kırgınlığını "Ağzı
olan konuşur misali her Allah'ın günü belki söyleyecek başka
hiçbir şeyleri olmadığı için Boyacı adını
ağızlarında sakız etmişlerdir" sözleriyle ifade
etti ve şimdi onların dinleme kutusuna geçmesini istedi.
Kıbrıs
Kredi Bankası'nın 1978'de kurulduğunu, daha sonra yüzde 81
hissesini Salih Boyacı'nın aldığını,
İngiltere ve Türkiye'deki şubeleriyle ve 250 personeliyle güçlü bir
banka olduğunu anlatan Serdar Denktaş, Salih Boyacı'nın da
2. Dünya Savaşı'nda Pakistan'dan ithal ettiği iplikleri
boyayarak İngiliz ordusuna satan, tulum yağı ithalatı
yapan, o dönemin müteşebbisi Salih Mehmet Salih'in torunu olduğuna
işaret etti.
Serdar
Denktaş, Boyacı'yı "babası ve amcalarından toprağın
önemini öğrenen, vatan mücadelesine katılan, çarşıdaki
birçok insanın ticarete atılmasına yardımcı olan,
kazandığı her kuruşu kendi ülkesine
yatıran
iş adamı" olarak tanımladı.
"Siyasete
atılmamla Boyacı'nın işleri bozuldu"
Serdar
Denktaş, 1980'lerin başında UBP'ye karşı kurulan bir
partiden aday olan, daha sonra UBP'yle yakın ilişkiye giren
Boyacı'nın işlerinin kendisinin siyasete atılmasıyla
bozulduğunu, UBP genel sekreterliğine Derviş Eroğlu'nun
adayına karşı aday olduğu dönemde ilk kez kayınpederine
karşı alınan cepheyi kendi kulaklarıyla duyduğunu
bildirdi.
"İşte
o gün karar alınmıştı"
Serdar
Denktaş şöyle konuştu:
"Adaylıktan
çekilmem için beni iknaya gelen çok sevdiğim bir iş adamı
arkadaşımız kendisine ret cevabı verince bana 'Memleketi
Boyacı'ya mı terk edeceğimizi zannedersin?' sorusunu
yönelttiğinde şok olmuştum. Bu sözü bana söyleyen kişi
Eroğlu'nun temsilcisi olarak görüşmeye gelmişti. İşte
o gün karar alınmıştı. Serdar'ın ve
Denktaş'ın mali gücü olarak kabul edilen Boyacı
zayıflatılmalıydı."
Denktaş,
önce İngiltere'deki şubesinin işlemleri durdurulan
Kıbrıs Kredi Bankası'nın planlı hareketlerle iki kez
mevduat krizi yaşadığını, o dönemde hükümetin
beceriksizliği yüzünden ekonominin de çökmeye
başladığını anlattı.
1990'lı
yılların ortasından itibaren faiz yükünden kurtulmak için banka
kurmak isteyen iş adamlarının isteklerine, ekonominin daha fazla
banka kaldıramayacağı gerekçesiyle karşı
çıktığını kaydeden Serdar Denktaş, "O
dönemde bize yakınlığıyla bilinen bir işadamına
da bu cevabı verdiğimde 'Bu tekerlek dönecek Serdar, göreceksin'
diyerek yanımdan ayrıldı. O gün bugündür bu
arkadaşımız UBP'lidir ve sonradan ona verilen izinle bir banka
kurmuştur ve o banka da şimdi tasfiye halindedir" dedi.
"Kontrollü
kriz başlatıldı"
O günlerde yeni
bankaların kurulmasına karşı
çıkışını "Eroğlu ve
takımının, 'Kredi Bankası'na rakip istemediği için
karşı çıkıyor' diye yorumladığını anlatan
Serdar Denktaş, bankanın 25 büyük müşterisinden 20'sine banka
kurma izni verildiğini belirtti. Serdar Denktaş, "2000
yılında da Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle
babası Rauf Denktaş zayıflatılsın diye Türkiye'de
başlayan kriz kullanılarak kontrollü bir kriz
başlatıldığını, UBP'li belediyeler ile bazı
iş adamlarının ortada fol yok yumurta yokken Kıbrıs
Kredi Bankası çeklerini kabul etmediklerini
duyurduklarını", 3.5 ay süreyle yurt dışı
bankalardaki 25 milyon dolar mevduatın bankaya enjekte edilmesine
rağmen, "dürtüler ve bilerek yapılan yanlış
açıklamalar" nedeniyle krizin durdurulamadığını
anlattı.
Everstbank ile
Hürbank da...
Denktaş,
aynı dönemde CTP'ye yakın olan Everestbank'a ve TKP'ye yakın
olan Hürbank'a da aynı şeylerin yapıldığını
kaydederek, UBP-TKP hükümeti döneminde Asil Nadir'e her türlü anlayış
gösterilirken, Salih Boyacı'ya "burun
kıvrıldığını" savundu.
Serdar
Denktaş, UBP-TKP döneminde fona alınan bankaların yönetim kurulu
başkanlarının ve kapatılan bankaların
çalışanlarının
cezalandırıldığını; UBP-DP döneminde ise hem
yöneticilerin hem de çalışanların bu duruma
düşürülmediğini, bu banka yönetimlerine halen dava bile
açılmadığını kaydetti.
Serdar
Denktaş, Boyacı'nın yargılandığı 12 davadan
beraat ettiğini, savcılığın, bazı üst düzey banka
çalışanlarına kendilerine dava açılmayacağı
vaadiyle şahadet verdirdiğini, bu kişilerin her soruya "Ben
Boyacı'dan emir aldım" dediğini ifade ederek,
"Azmettiren cezalandırılırken, tetiği çeken
cezalandırılmaz mı?" diye sordu. Denktaş, şöyle
devam etti:
"Suçlu
olsa beraat ettikten
sonra kaçmaz
mıydı?"
"Bankanın
bütün idaresi bu esnada hükümetteyken olmayacak bilgi ve belgeler
Boyacı'dan istendi. Aylarca süren mahkeme esnasında ilgili hakimlerin
bazı üstleri tarafından tehdit edildiği bilgimizdedir. Buna
rağmen Boyacı tarafından ortaya konulan şahadetler
beraatını sağladı ve iş Savcılık
tarafından istinafa götürüldü.
Şimdi size
sorarım. Suçlu olduğunu bilen birisi bu beraattan sonra kaçmaz
mı? Bu arada kaç kez yurt dışına gitti ve geldi.
Kaçmadı. Çünkü bankası kendi ihmali nedeniyle değil, döneminin
hükümetinin ihmali nedeniyle batmıştı. O gün bugündür kendi
şirketlerinin borçlarına ise düzenli yatırım yapmaya devam
eden tek banka yöneticisidir. Devletimize ve onun hukuk sistemine
güvenmekteydi. Ve istediği ise adının tam anlamıyla temize
çıkmasıydı. Bu nedenle kaçmadı. Kapatılan bütün
bankalar içinde borcuna en çok yatırım yapan kişi yine
Boyacı'dır."
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Demokrat
Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, her bankada olduğu gibi
Boyacı'nın da yeminli murakıp raporuna imza
attığını, bu yüzden iki bankacının daha az ceza
yediğini, ama Boyacı'nın "farklı olduğu için 6
yıl yediğini" söyledi.
Boyacı'nın
her iki mahkemede de "hortumculuk" suçlamalarından beraat
ettiğine işaret eden ama mecliste hâlâ kendisine "hortumcu"
diye hitap edilmesini eleştiren Denktaş, siyasetleriyle
bankaların bünyelerinin zayıflamasına neden olanların bir
kısmının halen mecliste bulunduğunu kaydetti.
Boyacı'nın
yargılandığı mahkemenin başkanını "son
derece önyargıyla hareket etmekle" suçlayan Serdar Denktaş,
kararı haksız bulduğunu belirtti, ancak buna rağmen saygı
duyduklarını dile getirdi.
"Siyasetten
linç edildi"
Denktaş,
"Zaten Boyacı siyasi nedenlerle daha mahkemeye çıkarılmadan
yargılanmış, halk gözünde yanlış ve eksik
bilgilendirme nedeniyle suçlu konumuna sokulmuş ve sonra dava
edilmiştir. Dönemin başbakanının başsavcıyla
birlikte yaptıkları mutat toplantılardaki açıklamaları
anımsayacaksınız" diye konuştu.
Boyacı'nın
üzerine Denktaş ailesine yakınlığı yüzünden
yüründüğünü savunan Serdar Denktaş, Asil Nadir'in basının
yarattığı kamuoyuyla İngiltere'de adil yargılanmayacağına
inandığı için Kıbrıs'a kaçtığını,
Boyacı'nın da aynı konumda olduğunu, siyasetten linç
edildiğini söyledi ve kendi basın organında Boyacı aleyhine
yayınlar yapan ve "adalet üzerine baskı oluşturan"
Asil Nadir'in hedefinin ne olduğunu sordu.
Denktaş,
"Serdar Denktaşsız bir hükümet oluşturarak bir 4.5 milyon
doların yarattığı çekicilik buna neden oluşturmuş
olabilir mi? Takip edeceğiz ve Boyacı'nın işlediği
iddia edilen suçları aynen işleyen, ayrıca Sosyal
Sigortalar'ın 5 milyon dolarını hala ödemeyen Asil Nadir'i takip
edeceğiz ve yargı sisteminin de bu olayı nasıl ele
alacağını görmek için konunun üstüne gideceğiz" dedi.
Kayınpederi
Salih Boyacı'nın uğradığı şokun da etkisiyle
sağlık sorunları yaşadığını, 65
yaşında ve cezaevindeki en yaşlı ikinci mahkum
olduğunu bildiren Serdar Denktaş, dört uzman doktorun raporuyla,
yasalara uygun şekilde Türkiye'ye tedaviye gittikten sonra 20 Haziran'da
KKTC'ye döneceğini, ancak uçak saatine 3 saat kala rahatsızlanarak
yoğun bakımda tedavi gördüğü için gelemediğini, daha sonra
da dün geldiğini, hastaneye yatması gerekirken "ısrar ve
talimatla" cezaevinde tutulduğunu savundu.
"Asıl
hedef Denktaşlar"
Denktaş,
herkesin hasta olabileceğini, ancak Boyacı için kamu oyunda büyük bir
baskı olduğunu kaydetti ve "eşeğini dövmeyen semerini
döver" atasözünü anımsatarak Boyacı'ya yönelik
eleştirilerde asıl hedefin kendisi ve babası
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olduğunu söyledi.
"Hukuk ve
tıp kamuoyu baskısına yenildi"
Hukukun da,
tıbbın da kamuoyu baskısına yenik düştüğünü
savunan Denktaş, halkın yanlarında olduğunu, devlete ve
hukuk sistemine güvendiklerini belirtti. Serdar Denktaş,
Boyacı'nın sorunlu dönemi atlatacağını, ama
kaybettiği sağlığını kimsenin iade
edemeyeceğini ifade etti.
"Ayrıcalık
yok"
Toplantının
sonunda soruları da yanıtlayan Serdar Denktaş,
kayınpederini önceki gün Ercan Havaalanı'nda karşılamaya
resmi arabasıyla gitmediğini, Boyacı'ya ayrıcalık veya
VIP uygulaması da yapılmadığını ve bir
gardiyanın özel arabasıyla cezaevine götürüldüğünü söyledi.
"Biz dört
ayaklı
köpekleri
severiz"
Ercan'daki
karşılanışla ilgili bir gazetenin yaptığı
yayını eleştiren Serdar Denktaş, "Biz Denktaşlar
olarak köpekleri çok severiz ama dört ayaklı olanları severiz, iki
ayaklı olanları değil" dedi ve o yayınları yapan
gazetenin ciddiye alınmamasını istedi.
Serdar
Denktaş, Salih Boyacı'nın Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne başvurmasıyla ilgili soruyu yanıtlarken, dün Yüksek
İdare Mahkemesi'nde ara emrinin reddedilmediğini, Boyacı ülkeye
geldiği için düştüğünü kaydetti. Boyacı'nın
AİHM'e başvuru hakkı bulunduğunu, çünkü mahkemenin bilinçli
bir kampanyayla baskı altına alındığını
savunan Denktaş, batan birçok banka varken sadece Kıbrıs Kredi
Bankası'nın yönetim kurulu başkanı olan kayınpederi
Salih Boyacı'ya "hortumcu" denildiğini söyledi.
Denktaş,
bir gazetenin yargılanmadan kaçan banka sahibini "kahraman" ilan
ederken, kaçmayıp yargılanmayı bekleyen Salih
Boyacı'yı "hortumcu" diye nitelemesini eleştirdi ve
konuyu kamuoyunun değerlendirmesine bırakmak istediğini
belirtti.
Bir başka
soruyu yanıtlarken, Asil Nadir'in hem geçen hükümetten, hem şimdiki
hükümetten 4.5 milyon dolar istediğini "4.5 milyon dolar verin
hükümetle barışayım" dediğini iddia eden Serdar
Denktaş, buna hep karşı çıktığını,
böyle bir haksızlığa göz yummayacağını ve konuyu
takip edeceğini ifade etti.
KIBRIS 25/06/04
KKTC'nin
tanınması gündemde yok
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Sierra Leone dışişleri bakanının
ardından İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) genel sekreteri ve
Sudan'ın Ankara büyükelçisinin yarın KKTC'yi ziyaret edeceğini
açıkladı.
Serdar
Denktaş ayrıca Güvenlik Konseyi kararı ortada dururken KKTC'nin
tanınması yönünde girişim yapılmamasının Türkiye
ile birlikte belirlenen bir siyaset olduğunu söyledi.
Serdar
Denktaş bu açıklamayı dün meclis genel kurulunda yaptı.
Tahsin Ertuğruloğlu'nun (UBP) hükümetin dış politikaya
yönelik eleştirilerini yanıtlayan Denktaş, uluslararası
camianın izolasyonların kaldırılacağı yönündeki
sözlerinden yola çıkarak bu amaçla politika izlediklerini, verilen
sözlerin yerine getirilmemesi halinde tanınma için mücadele
edileceğini kaydetti.
Mecliste dün 10
gündem dışı konuşma yapıldı.
Özaşkın
Erden
Özaşkın (UBP), plajlar konusunda yaptığı
konuşmada, plaj güvenliği için hiçbir tedbir
alınmadığını, buralarda gerekli güvenlik tedbirlerinin
bulunmadığını belirtti.
Plajlarda ilk
yardım ve can kurtaran görevlisinin dışında daha birçok
araç gerecin bulundurulması, bunların olmaması halinde plajlara
işletme belgesi verilmemesi gerektiğini ifade eden Özaşkın,
belediyelerin ve kaymakamlıkların konuyla ilgili neler
yaptığını merak ettiğini söyledi ve ne gibi tedbirler
alındığını sordu.
Murat
Özaşkın'a
yanıt verirken plaj güvenliğinin çok önemli olduğunu vurgulayan
İçişleri Bakanı Özkan Murat, 1993'ten beri hiçbir hükümetin
yasal düzenlemeleri hayata geçirmediğini belirtti ve kendilerinin konuyla
ilgilenmelerinin görevleri olduğunu kaydetti.
Murat, plajlara
giriş konusuna da değindi ve tarafları mağdur etmeden
çözümler bulmaya çalıştıklarını ifade etti.
Angolemli
İkinci
gündem dışı konuşmayı yapan TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli, hükümetin "kaşla göz
arasında" zamlar yaptığını savunarak, son olarak
süte "insafsızca" zam yapıldığını
söyledi.
Azınlığa
düşen bir hükümetin zam yapmaması gerektiğini dile getiren
Angolemli, süte yapılan zammın geri alınmasını istedi.
Maaş ve
ücretlere artış yapılmamasını eleştiren
Angolemli, sendikalaşmanın zorunlu hale getirilmesi, para birimi
olarak euroya geçilmesi gerektiğini ifade etti.
Ertuğruloğlu
Dış
siyaset konusunda konuşan UBP Milletvekili Tahsin Ertuğruloğlu,
Kıbrıs Türk halkının aldatmacalar sayesinde Annan
Planı'na "evet" dediğini, ancak somut bir kazanım elde
edilemediğini gördüğünü söyledi, fakat hâlâ daha halka
kazanımlar elde edileceği yönünde "yalan ve
yanlış" söylemlerde bulunulduğunu savundu.
"KKTC
başbakanına yabancıların ilk defa 'başbakan'
denildiği, başbakan yardımcısının Pakistan'da ilk
kez KKTC bayraklı makam aracıyla seyahat ettiği, Weston'un ilk
kez New York temsilciliğini ziyaret ettiği açıklamaları
birer aldatmacadır. Bunlar daha önce gerçekleşmiş
olaylardır" ifadelerini kullanan Ertuğruloğlu, esas
amacın "KKTC'nin ortadan kaldırılması, Türkiye'nin
Kıbrıs'tan çıkarılması" olduğunu iddia etti.
Hükümete,
İKÖ'yle ilgili açıklamalar ve tanınmayla ilgili demeçler için
eleştiriler yönelten ve hükümetin hiçbir politikası
olmadığını ileri süren Ertuğruloğlu, izolasyon ve
ambargolardan kurtulmanın tek yolunun KKTC'nin tanınması
olduğunu, diğer yolların "Rum'un icazetiyle"
olabileceğini söyledi.
Ertuğruloğlu,
KKTC'nin tanınmasının dış politikanın amacı
olarak saptanması gerektiğini kaydetti.
Serdar
Denktaş
Ertuğruloğlu'nu
yanıtlayan Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, İKÖ'de
azınlık statüsünden devlet statüsüne geçmenin, en azından bir
moral içerdiğini ve ikili ilişkileri başlattığını
belirtti.
Sierra Leone
dışişleri bakanının ardından bu cumartesi
İKÖ genel sekreterinin ve Sudan'ın Ankara büyükelçisinin KKTC'ye
geleceğini bildiren Serdar Denktaş, Güvenlik Konseyi kararı
varken KKTC'nin tanınması için girişim
yapılmamasının Türkiye'yle belirlenen bir siyaset olduğunu
ifade etti.
Uluslararası
camianın özellikle izolasyonların kaldırılması
sözlerinden yola çıkarak, bunun gerçekleşmesi yönünde bir politika
izlediklerini anlatan Serdar Denktaş, verilen sözlerin yerine getirilmemesi
halinde tanınma için mücadele edileceğini söyledi.
Serdar
Denktaş, hükümetin dışta etkin girişimler
yaptığını, adımların halka getiriler
sağlanması yönünde olduğunu ifade ederek, başlatılan
ilişkilerin ekonomik ilişkiler sağlanırsa anlamlı
olacağını dile getirdi.
Serdar
Denktaş, hiçbir zaman KKTC devletinden bir adım geri gidilecek
adımlar atmadıklarını kaydetti.
Tokel
Dördüncü gündem
dışı konuşmayı gerçekleştiren UBP Milletvekili
Türkay Tokel, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bir konuşmasında
Güzelyurtluların yatırımlarına devam etmesi ve bundan
sonraki görüşmelerde Güzelyurt'un taviz konusu
yapılmayacağı yönünde mesajlar verdiğini savunarak, böyle
bir politika varsa bunun açıklanması ve vatandaşların
bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
ODTÜ kampusunun
faaliyete geçmekte olduğuna değinen Tokel, kampus da dikkate
alınarak insanların yatırım yapabilmesi için devletin
tedbirler alması, vatandaşlara teşvikler vermesinin şart
olduğunu kaydetti.
Tokel,
Güzelyurt bölgesinde atılacak adımların devletin güvencesinde
olduğunun duyurulmasını istedi.
Serdar
Denktaş
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş Tokel'e yanıt verdi.
Annan
Planı'na "evet" denildiğini, ancak planda verilecek yerler
arasında olan bölgelerde durağanlığa girildiğini,
insanların hiçbir adım atmadığını belirten Serdar
Denktaş, uluslararası alandan destek istediklerini dile getirdi.
Adı ne
olursa olsun, gelecekte de bir çözüm planının gündeme
geleceğini, fakat mülk konusunda Annan Planı'ndaki durumun
altına inilmeyeceğini söyleyen Serdar Denktaş, bu nedenle
vatandaşların ve yatırımcıların
yatırımlarını sürdürmesi gerektiğini belirtti.
Serdar
Denktaş, Girne ve Gazimağusa'daki yatırımlar örnek
alınarak yakında Güzelyurt bölgesine taşma olacağına
inandığını ifade etti.
Tatil
kısaltıldı
Serdar
Denktaş'ın konuşmasının ardından ek sunuşlar
yapıldı ve gündeme başkanlık divanının meclis
tatilinin kısaltılması önerisi geldi.
Bu sırada
bağımsız milletvekili Ahmet Kaşif söz aldı ve meclis
tatilinin şimdiden başlatılması ve hükümet kurulunca tatilin
tamamlanmasını önerdi.
CTP Grup
Başkan Vekili Sonay Adem ise, partilerin meclis tatili konusunda
oybirliğiyle karar aldığını ve genel kurul tatili
sırasında komitelerin zaten çalışacağını
belirtti.
Konuşmaların
ardından meclis genel kurulu, 3 aylık yaz tatilini oybirliğiyle
kısalttı ve tatil döneminde komitelerin çalışmasına
karar verdi.
Buna göre
meclis genel kurulu temmuz, ağustos ve eylül aylarında değil,
ağustos ayı ile eylülün ilk 12 günü tatil yapacak. 1 Ağustos'ta
başlayacak tatilin ardından 13 Eylül'de genel kurul
çalışmaları yeniden başlayacak
Şanlıdağ
Tatille ilgili
oylamaların ardından gündem dışı konuşmalara
devam edilen Meclis Genel Kurulu toplantısında beşinci gündem
dışı konuşmayı UBP Milletvekili Erdoğan
Şanlıdağ yaptı.
Şanlıdağ,
bazı belediyelerin sudaki maktu ücreti kaldırılmasının
doğru olduğunu, fakat su ücretinin artacağını
söyleyerek, dar gelirli vatandaşın su ücretinin artmasının
kabul edilemez olduğunu kaydetti.
Şanlıdağ,
Güzelyurt bölgesindeki bazı su sorunlarının askere
bağlanmasının yanlış olduğunu, sorunun elektrik
kesintilerinden kaynaklandığını dile getirdi.
Murat
Şanlıdağ'ın
konuşması üzerine söz alan İçişleri Bakanı Özkan
Murat, bazı su sorunlarının elektrikten
kaynaklandığının doğru olduğunu söyledi.
Murat, su
ücretlerini belirleme yetkisinin belediyelerde olduğunu, hükümetin çok
fahiş fiyat artışı olursa olaya müdahale ettiğini
belirtti.
Sadrazam
Konuyla ilgili
konuşan BDH Milletvekili Halil Sadrazam, Akdeniz'deki su depoları ve
borularının devlet tarafından denetlenmediğini ve büyük
miktarda su çalındığını dile getirdi.
Su
vanalarının kontrolünün askerde değil devletin elinde
olması gerektiği üzerinde duran Sadrazam, içme suyunun başka
maksatlar için kullanılmasının önüne geçilmesini de istedi.
Soyer
Toplantıdaki
altıncı gündem dışı konuşmayı yapan CTP
Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs sorununa değindi.
Kıbrıs
Türk halkının referandumda çözüm vizyonu ve modelini
belirlediğini anımsatan Soyer, Cumhurbaşkanı ile UBP'nin
halkın benimsediği modelin dışında söylemlerde bulunduğunu
ifade etti.
Soyer,
tanınma siyasetini ortaya koyanların, tanınmanın önündeki
engelleri insanlara söylemediklerini dile getirerek, Cumhurbaşkanı
ile UBP'nin tutumunu eleştirdi.
Geçmişte
"TC hükümetleriyle birlikte hareket ederiz" diyen Cumhurbaşkanı
ile UBP'nin, bugün TC hükümetinin adımlarına karşı
çıktığını söyleyen Soyer, İKÖ'nün kararıyla
ulaşılan noktanın küçümsenmesinin yanlış olduğunu
belirtti.
Dağlı
Sigortalı
hastaların özel doktorlardan hizmet almasıyla ilgili gündem
dışı konuşma yapan CTP Milletvekili Okan Dağlı,
sosyal sigortalıların sağlık fonunda büyük bir miktar para
biriktiğini anlattı.
Sağlık
fonunda biriken kaynak dikkate alındığında ilaç konusunda
olduğu gibi sağlık hizmeti konusunda da özelden hizmet
alınabileceğini belirten Dağlı, sigortalı
hastaların özeldeki hekimlerden hizmet alabilmesine imkan verilmesini
istedi.
Dağlı,
sigortalı hastaların özelden sağlık hizmeti alabilmesi
halinde bunun tüm taraflara yarayacağını söyledi.
Emekçi
Dağlı'ya
yanıt veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi,
sigortalı hastaların özelden sağlık hizmeti
almasını kendilerinin de arzuladığını belirtti.
Sosyal
sigortalılarla ilgili hizmet ve düzenlemeler hakkında bilgiler veren
Emekçi, sağlık sigortasına yaklaşık 36 bin
kişinin prim yatırdığını, fakat sağlık
sigortasından yararlananların sayısının 170 bine
çıktığını anlattı. Emekçi, mevcut durumda muayene
ücretinin ödenemeyeceğini söyledi.
Sağlık
fonunda artı değil açık bulunduğunu açıklayan Emekçi,
sağlık fonunun başka kaynaklardan desteklenmesi gerektiğini
dile getirdi.
İzcan
Üreticilerin
sorunlarını gündeme getiren BKP Genel Sekreteri İzzet
İzcan, üreticilerin zor durumda olduğunu savundu ve hükümeti
eleştirdi.
Her şeyin
Kıbrıs sorununa bağlanmamasını, sorunlara çözüm
bulunmasını isteyen İzcan, özellikle hayvancıların
kilo-okka, hayvan hastalıkları konularından dolayı
mağdur olduklarını dile getirdi.
Hayvan
hastalıkları konularında ne yapıldığını
soran İzcan, soğuk zincir konusunda verilecek teşvikin büyük
üreticilere gideceğini savunarak, küçük ve orta boy üreticilerin üretimden
kopabileceğini, soğuk zincirin hayata geçirilemeyeceğini
söyledi.
İzcan,
patates fiyatıyla ilgili bilgiler de istedi.
Pertev
İzcan'ı
yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev, patates
fiyatlarının önümüzdeki günlerde açıklanacağını
belirtti. Pertev, üreticiyi mağdur etmemeye
çalışacaklarını kaydetti.
Bakan Pertev,
hayvancılıktaki güç dengesizliğinin doğru olduğunu,
hayvancılıkla ilgili sorunların kangrenleştiğini ifade
ederek, kangreni kesip atmak istediklerini, bu çerçevede tarım
referandumunu hayata geçirmeleri gerektiğini dile getirdi.
Pertev, AB'yle
temas halinde olduğunu da kaydetti.
Hayvan
hastalıklarıyla ilgili çalışmaları anlatan Pertev, bu
konuda AB'den alınacak 259 milyon euroluk kaynaktan yararlanılacağını
ve hastalıkları ortadan kaldırmaya
çalışacaklarını belirtti.
Soğuk
zincirin önemine işaret eden Pertev, ihracat kapılarının
açılabilmesi için sistemin bir kısmının mutlaka
oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Çevikel
Yaz
aylarında camilerde düzenlenen kurslar hakkında konuşan Yeni
Parti Genel Başkanı Nuri Çevikel, bazı vatandaşların
çocuklarını yaz aylarında camilere gönderdiğini anlatarak,
camilerde KKTC vatandaşı din görevlilerinin çocuklara eğitim
veremediğini, Türkiye'den gelen din görevlilerinin eğitim
verdiğini belirtti.
Yüz
yıllardır adada devam eden camilerdeki eğitimin toplumsal
istekten kaynaklandığını söyleyen Çevikel, toplumsal
ihtiyaçlara cevap vermek gerektiğini kaydetti. Çevikel, KKTC
vatandaşı din görevlilerinin de camilerde çocuklara eğitim
vermesi gerektiğini söyledi.
Çevikel, din
eğitimi hakkının AB anayasasında da yer
aldığını belirtti ve bu hakkın vatandaşlara
verilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Çevikel,
kendisinin ve yeni partinin açıklamalarının
çarpıtıldığını savundu ve BRT ile TAK'ın
dikkatli olmasını istedi.
Çevikel'in
konuşmasının ardından toplantısını
tamamlayan meclis genel kurulu, bundan sonraki birleşimini 28 Haziran
Pazartesi günü yapacak.
KIBRIS 25/06/04
Üçlü koalisyon
arayışları sürüyor
Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP), Demokrat Parti (DP) ve Barış ve Demokrasi
Hareketi'nin (BDH) üçlü bir koalisyon oluşturmasına yönelik
görüşmeler çerçevesinde üç partinin komiteleri dün Cumhuriyet Meclisi'nde
yeniden bir araya geldi.
DP Genel
Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu'ndan alınan bilgiye göre,
Cumhuriyet Meclisi'nde saat 15.30'da başlayan toplantı saat 19.30
sıralarında sona erdi. Üç partinin toplantıları aynı
üyelerin katılımıyla bugün saat 14.30'da devam edecek.
26
milletvekilinin desteğiyle kurulan CTP-DP koalisyonunun Cumhuriyet Meclisi'nde
DP'den 2, CTP'den 1 milletvekilinin istifasıyla 23 sandalyeye
düşmesinin ardından geçtiğimiz hafta resmen başlayan
hükümet arayışlarında üç partinin komiteleri
çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede dün her partiden
ikişer temsilcinin katıldığı toplantının
ardından partilerde değerlendirmeler yapıldı. Bugünkü
toplantıda ise partilerdeki değerlendirmelerin ele
alınacağı belirtildi.
Mecliste
İdari ve Sosyal İşler Komitesi'nin toplantı odasında
yer alan toplantıya CTP'den genel sekreter Ferdi Sabit Soyer, Doğan
Şahali ve Ünal Fındık; DP'den genel sekreter Mustafa
Arabacıoğlu, Hüseyin Öztoprak, Özden Nur, Bengü Şonya ve Atay
Ahmet Raşid; BDH'dan da Tahsin Mertekçi, Mehmet Çakıcı, Mine
Yücel, Bülent Kanol ve Barış Burcu katıldı. CTP'den Kutlay
Erk ile Ahmet Derya'nın ve BDH'dan Halil Sadrazam'ın da gecikmeli
olarak toplantıya katılacakları belirtildi.
CTP Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, toplantının başında
gazetecilere yaptığı açıklamada, 8 saatlik geçen
toplantının faydalı geçtiğini, koalisyonun amacı ve
ana ilkeleri doğrultusunda önemli bir yol kat edildiğini söyledi.
Soyer, bir
takım tartışmalı noktalar ve konuların
karşılıklı nasıl harmonize edileceği konusunda
dün her partiden ikişer kişinin
çalıştığını kaydederek, bu çalışmaların
partilere götürüldüğünü, bugün de geri kalan noktaların
tartışılacağını ifade etti.
Ferdi Sabit
Soyer, "Ana hatlarıyla bir an evvel bu işin sonuçlanması
halka, ülkeye, toplum sorunlarına çözüm getirecek bir formülasyonun
gündeme gelmesi için elimizden gelen gayreti sarf edeceğiz" diye
konuştu.
DP Genel
Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu da açıklamasında,
görüşleri birbiriyle örtüşmeyen üç partinin netice almak için büyük
çaba sarf ettiğini söyledi.
Arabacıoğlu,
bugüne kadarki toplantılarda mesafe alındığını
ama nihai şeklin ortaya çıkmadığını da belirtti.
BDH adına
konuşan merkez yürütme kurulu üyesi Bülent Kanol ise çok ciddi bir
çalışma içinde olduklarını ifade ederek, dün partilerin,
duruşları ve pozisyonları değerlendirme fırsatı
bulduğunu, bugün de partilerde alınan neticeler doğrultusunda
bir sonuca varmaya çalışacaklarını kaydetti.
CTP Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, toplantının sonunda bir açıklama
yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine
"Hava bulutlu bugün, dışarıda çok yağmur var... Onun
için açıklama yapmayacağız"
karşılığını verdi.
KIBRIS 25/06/04
|
KKTCden kaçırılan eserler Rum Yönetimine veriliyor |
|
|
Türkiyenin 1974 yılındaki Barış Harekatı sırasında, bir şebekenin Kuzey Kıbrıstaki kiliselerden Almanyaya kaçırdığı sanat eserlerinin büyük bölümü, Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararıyla Kıbrıs Rum yönetimine verilecek. Der Spiegel dergisinin haberine göre uluslararası alanda faaliyet gösteren bir şebeke, 30 milyon Euro değerindeki eserleri Almanyanın Münih kentine götürdü. Bu eserlerin büyük çoğunluğuna 1997 yılında Aydın D. adlı kişinin evinde el konuldu. Aydın D. hakkında savcılık tarafından başlatılan soruşturma ise zaman aşımı gerekçesiyle durduruldu. Rum kesimindeki bir mahkeme Aydın D. hakkında tutuklama kararı aldı ve sanat eserlerinin Rum yönetimine verilmesini istedi. Aydın D. de Almanyada dava açarak eserleri istedi. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi ise Aydın Dnin talebini, eserlerin kendisine ait olduğunu belgeleyemediği gerekçesiyle reddetti ve eserlerin Kıbrıs Rum yönetimine verilmesi yönünde karar aldı. |
|
HURRIYET 27/06/04
|
Papadopulos
randevuya tepkili |
|
|
|
|
|
|
|
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talatın Perşembe günü Londrada
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile
görüşeceği açıklandı. Rum Yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, görüşmeye tepki gösterdi. |
|
|
|
|
|
|
|
NTV |
|
|
|
26 Haziran 2004 Talatın, Çarşamba günü Londraya gitmek
üzere Adadan ayrılacağı açıklandı. |
|
Başbakan
Talatın İngiltere ziyareti programına ilişkin
ayrıntıların henüz netleşmediği, ancak Strawla
görüşmesinin kesin olduğu belirtildi.
Bu arada Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, Strawa sert tepki gösterdi. KKTCnin işgal altındaki
bölgedeki sözde yönetim olduğunu öne süren Papadopulos İngiltereye,
sözde yönetimin statüsünü bir üst düzeye çıkarma girişimlerinin
sonuçlarını dikkate alması çağrısı yaptı.
Papadopulos, Rum hükümetinin, görüşmeyi engelleme konusunda hiçbir
girişimde bulunmayacağını belirtti. Papadopulos, Bu
girişiminin Kıbrıslı Rumlar üzerinde nasıl bir izlenim
yaratacağını Londra kendi düşünsün dedi.
Bushtan, Kıbrıs
jesti bekleniyor
ABD
Başkanı George Bush, NATO zirvesinden önce temaslarda bulunmak üzere
bu akşam eşi Laura Bush ile Ankaraya geliyor.
Kıbrıs sorunu, Bushun kısa
süreli Ankara ziyaretinin ana gündem maddelerinden birini oluşturacak.
Kıbrıs konusunda jest bekleyen
Türkiye, Başkan Bushdan, Amerikan yönetiminin Kıbrısta 24
Nisanda düzenlenen referandumlardan sonra dile getirdiği KKTCye destek
taahhütlerine netlik kazandırmasını isteyecek.
Bushun Türkiyeyi ziyareti
sırasında, KKTCye yönelik finansal destek paketinin
açıklanması da olasılık dahilinde görülüyor.
ABD Başkanı George Bush,
Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan ve Türk hükümetinin gösterdiği çabaları överek, Annan
Planını herkes için uygun ve iyi bir plan olarak gördüklerini
bildirdi.
Bush, Türk tarafının planı
kabul ettiğini, ancak Rum kesiminin onay vermediğini belirterek, Bu
yüzden Başbakan Erdoğanla birlikte sürecin nasıl ileriye
götürebileceğini istişare etmemiz gerekiyor dedi.
Bush, terör örgütü PKKnın Irakın
kuzeyinden bertaraf edilmesine yönelik olarak, hem Türk hükümeti, hem de yeni
Irak hükümetiyle birlikte çalışacaklarını söyledi.
Kıbrıs konusunda sorunun çözümü
için Başbakan Erdoğan ve Türk hükümetinin gösterdiği
çabaları öven Bush, Annan planını herkes için uygun ve iyi bir
plan olarak gördüklerini ifade etti.
Bush, Türk tarafının planı
kabul ettiğini, ancak Rum kesiminin onay vermediğini belirterek, Bu
yüzden Başbakan Erdoğanla birlikte sürecin nasıl ileriye
götürebileceğini istişare etmemiz gerekiyor dedi.
NATO-AB ZİRVESİ KIBRIS SORUNU
NEDENİYLE YAPILMAYACAK
NATO ile AB arasındaki ilişkiler
temkinli adımlarla geliştirilirken, İstanbul zirvesi
sırasında NATO-AB zirvesi yapılmaması dikkat çekici bir
unsur oluyor. NATO-AB zirvesi yapılmamasının ana nedenini ise
Kıbrıs sorunu oluşturuyor.
İrlanda, İsveç, Finlandiya,
Avusturya, Malta ve Kıbrıs Rum kesimi hariç tüm AB veya NATO üyesi
ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının bulunacağı
İstanbulda NATO-AB zirvesi yapılmamasının ana nedenini
Kıbrıs sorunu oluşturuyor.
Türkiye, ABye mayıs başında
üye olan Kıbrıs Rum kesiminin bu tür bir zirveye
katılımına karşı tavır aldı.
NATOda, 2002 yılının
Aralık ayında alınan ve halen yürürlükte olan bir karara göre,
NATO ile ABnin ortak stratejik işbirliği
çalışmalarına, Barış İçin Ortaklık
(BİO) kapsamında ittifak ile işbirliği yapan ülkeler veya
NATO ile güvenlik anlaşması imzalamış olanlar katılabiliyor.
Kıbrıs Rum kesimi ve Malta, bu iki grubun dışında
kalıyor.
Türkiyenin, Kıbrıs Rum kesimi ve
Malta hariç NATO-AB zirvesi yapılması önerisi AB kanadında
kabul görmedi, ancak tartışma konusu da yapılmadı.
İstanbulda en ufak bir çatlak ses duyurmamak ve bölünmüşlük
havası yansıtmamak konusunda kararlı gözüken müttefikler,
NATO-AB zirvesini gereksiz gördüklerini belirterek, gündem
dışı bıraktılar.
Öte yandan, Kıbrıs Rum kesiminde ve
KKTCde yapılan referandumların ardından ortaya çıkan
tablonun, ABnin sesini kıstığına da işaret
ediliyor.
HALKIN
SESI 26/06/04
Hükümet
çalışmalarında tıkanıklık
CTP-BG, DP ve
BDHnın katılımıyla üçlü bir koalisyon hükümeti
kurulması arayışlarına yönelik dünkü toplantı
tamamlandı.
İki saat süren toplantıda
varılan sonuçların partilerin yetkili kurullarında
görüşüleceği açıklanırken, komitelerin yeniden ne zaman bir
araya geleceklerinin de partilerin yetkili kurullarındaki
değerlendirmeden sonra belli olacağı açıklandı.
Cumhuriyet Meclisinde saat 15.00te
başlayan toplantı saat 17.00 sıralarında sona erdi.
Toplantıya CTPden Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer, Doğan
Şahali, Ünal Fındık, Ahmet Derya ve Kutlay Erk; DPden Genel
Sekreter Mustafa Arabacıoğlu, Hüseyin Öztoprak, Hatice Faydalı,
Özden Nur, Bengü Şonya ve Atay Ahmet Raşid; BDHdan da Tahsin
Mertekçi, Mehmet Çakıcı, Bülent Kanol ve Barış Burcu
katıldı.
CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer,
toplantı sonrasında yaptığı ortak açıklamada
CTP-BG, DP ve BDHnin bir süreden beridir üçlü koalisyon için yürüttükleri
çalışmalarda pek çok konunun görüşüldüğünü söyledi. Gelinen
noktada olumlu noktaların yanı sıra bir kısım
tıkanıklık noktaları bulunduğunu açıklayan Soyer,
ulaşılan durumun partilerin yetkili organlarında
değerlendirilmesinin ardından önümüzdeki günlerde yeniden bir araya
gelineceğini belirtti.
Tıkanıklıkların
sorulması üzerine Soyer, Partiler görüşsünler de ondan sonra.
Bunları şimdiden söylemenin en azından partilerin görüşme
noktasındaki pozisyonu kaldırır orta yerden. Onun için ketumiyet
devam edecek dedi.
Soyer Buna biz kuyu odası diyoruz.
Kuyudan bir şey çıkarmak zordur, o bakımdan. Çok da
kolaydır. Burada önemli olan kuyudan bir şey çıkmasını
sağlamaktır. Çıkabilmesi için bu yöntemi bulduk şeklinde
konuştu.
26 milletvekilinin desteğiyle kurulan
CTP-DP koalisyonunun Cumhuriyet Meclisinde DPden 2, CTPden 1 milletvekilinin
istifasıyla 23 sandalyeye düşmesinin ardından geçtiğimiz
hafta resmen başlayan hükümet arayışlarında üç partinin
komiteleri çalışmalarını sürdürüyor.
HALKIN
SESI 26/06/04
Kaçaklara,
sınır
Kaçak işçi
sorununun yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldırmak
için harekete geçen İçişleri Bakanlığı Yabancılar
ve Muhaceret Yasası'nı değiştiriyor.
Bakanlığın hazırladığı "Yabancılar
ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı", KKTC'ye
giriş yapan ve ülkede kalacağı süreyle ilgili gerekli yasal
işlemleri yerine getirmeyenlerin yurt dışına gönderilmesini
öngörüyor. Kaçak işçi pozisyonunda bulunanlar üç ay içinde devlete
başvurarak gerekli işlemleri yapmak zorunda. Aksi takdirde,
"yasa dışı ikamet eder" pozisyona düşen kişiler
sınır dışı edilecek
Gizem ÖZGEÇ
Kaçak işçi
sorununun yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldırmak
için harekete geçen İçişleri Bakanlığı Yabancılar
ve Muhaceret Yasası'nı değiştiriyor.
Bakanlığın hazırladığı "Yabancılar
ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı" KKTC'ye
giriş yapan ve ülkede kalacağı süreyle ilgili gerekli yasal
işlemleri yerine getirmeyenlerin yurt dışına gönderilmesini
öngörüyor. Buna karşın, yıllardır tartışılan
"kimlikle girişe" son verilmeyecek ancak muhaceret yasaları
eksiksiz uygulanacak. Böylelikle, yıllardır KKTC'de durdurulamayan ve
beraberinde hırsızlık, cinayet, kap-kaç, soygun, tecavüz gibi
çok sayıda adi suçu beraberinde getiren, kimlikle giriş
uygulamasında değişikliğe gidilecek.
Yeni
hazırlanan ve meclis alt komitelerinde görüşülen tasarıya göre,
izinsiz olarak KKTC'de yaşayan yabancı uyruklular saptanacak.
Üç aylık
turist vizesi alarak giriş yapan ancak üç ayın sonunda kayıt
yaptırmaksızın ülkede kalan kişiler tespit edilecek. Üç
aylık sürenin ardından ülkede kaçak kaldıkları tespit
edilen kişiler polise bildirilecek ve polis gerekli yasal işlemleri
yapacak.
Bu süre
zarfında, "ikamet, çalışma veya iş yapma izni
almayanların" ülkeden ihracı istenecek. Yasayla belirlenen
yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişilere, yasal sınırı
(üç ay) aştıkları her gün için asgari ücretin günlük
tutarının iki katı para cezası kesilecek. Ayrıca,
ülkede "yasa dışı" kaldıkları tespit edilen
kişiler hemen ülkeden ihraç edilecek.
Alnar: Rakam
büyük
İçişleri
Bakanlığı Müsteşarı Ali Alnar, KIBRIS'a
yaptığı açıklamada hiçbir yasaya tabii olmadan, "kaçak
statüde" yaşayan çok sayıda yabancının
bulunduğunu söyledi. Söz konusu kişilerin sayısının
kabul edilebilir rakamların üzerine çıktığını
kaydeden Alnar, gerekli önlemleri almak için süratli hareket ettiklerini
belirtti.
"Yasaları
hiçe sayan" muhaceret uygulamalarından örnekler veren Alnar
şunları söyledi:
"Göreve
geldikten sonra özellikle muhacerette bilgisayara kayıtlı bir tek
fotoğraf göremedik. Bu kişilerin dosyaları Muhaceret Dairesi
arşivinde bekletiliyor. Biz bunları bilgisayar ortamına
aktarıp, sayısını tespit etmek ve kaçak olarak ülkede
bulunan insanların ülkede kalış sürelerini tespit etmek için
istatistiki bilgi oluşturma çabasındayız. Bu
çalışmamız devam etmektedir. Ülkeye giriş yapmış
herkesin bir dosyası vardır. Bu dosyanın içinde özlük
hakları bulunuyor. Kişinin ülkeye hangi tarihte girdiğini,
iş yapma, ikamet ve çalışma izni çıkarıp
çıkarmadığını, yasal hükümlülüklerini yerine getirip
getirmediğini gösteren binlerce dosya beklemektedir. O yüzden bu konuda
rahatlıkla rakam verebilmek mümkün değildir. Bilgisayara
aktarıldıktan sonra bunlar sırasıyla
kategorilendirilebilir. Kişilerin ülkemizde kaldığı
yıllar sınıflandırılır ve bunların kaç
tanesinin yasal olarak ülkede bulunduğu tespit edilir."
Ülkeden atma
kararı değil, kayıt altına alma kararı
Alnar,
değişiklik yasa tasarısını
hazırlamalarındaki temel nedenin yasal olarak ülkede
yaşamayanların kayıt altına alınması
olduğunu vurguladı.
Alnar,
bazı kesimlerin yapılan bu değişikliği 'insanları
yurt dışı etmek', 'ülkeden atmak' gibi "milliyetçi ve etik
olmayan bir zemine taşımak istediklerini" belirterek, bunun
doğru olmadığını söyledi. Alnar, yeni yasanın
ülkedeki olumsuz gidişe dur diyeceğini, toplumun beklentisinin de bu
yönde olduğunu kaydederek şöyle devam etti:
"Kökeni ne
olursa olsun, yurttaşlarımızın geleceği ile ilgili çok
dramatik bir tablo önümüzde duruyor. Tanınmamış bir ada
ülkesiyiz ve imkanlar da sınırlı. En büyük sorun
halkımızın istihdamı ve yaşamını idame
edebilmede yaşadığı sıkıntı.
KKTC
yurttaşı, işsizlikle mücadele edip, çoluk çocuğunun
geleceğini kurmak için çırpınıyor. Kıbrıs Türkü,
kendi yapacağı işin,vatandaş olmayan bir sürü insan
tarafından üstelik ucuz ücretle yapılması ve ekmeğine ortak
olunmasından rahatsız oluyor.
Bu tasarı
işte, bu şikayetleri giderecek ve keyfi idareye dur diyecektir"
Yasa
tasarısında bir esas değişiklik kısmı, bir de
geçici madde bulunduğunu bildiren Alnar, esas değişiklikle,
ülkede izinsiz ikamet eden yabancı uyrukluların
saptanacağını söyledi.
Alnar, ilk
adımda bu yasayla KKTC'ye üç aylık turist vizesiyle giriş
yapmış ve kayıt yaptırmaksızın yaşayan
yabancıların saptanacağını, daha sonra saptanan bu
kişilerin polise bildirileceğini anlattı. Polisin,
kişilere, ikamet, çalışma ve iş yapma izni almaları
adına süre vereceğini ve bu süre sonunda gerekli izinleri
almayanların ihracının isteneceğini anlatan Alnar, bu süre
sonunda yasal zemine taşınmayan kişilerden, o süreyi müteakip bu
ülkede geçirecekleri her gün için, asgari ücretin günlük tutarının
iki katı para cezası kesileceğini belirti
Alnar
şöyle devam etti:
"Daha
sonra bu kişi para cezasını ödese de ödemese de, ülkeden ihraç
edilecek. Yasa, burada bir detay getiriyor. Kişi, tespit edildiğinde,
para cezası da tespit edilir. Bu kişi bunu ödemediği takdirde
hemen ihraç edilir.
Fakat bu
kişi tekrar ülkeye giriş yapmak istediğinde, saptanan para
cezasının bir katı tutarında ek ceza ödemesi istenir"
Alnar, yasadaki
geçici maddeyi ise şu sözlerle açıkladı:
"Bugün
hiçbir yasaya bağlı olmaksızın yaşayan ve
çalışan TC uyruklular için geçici madde konulmuştur. Bu yasa
Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra, TC kökenlilere üç aylık
süre tanınacak. Bu sürede ilgili kişilerin yasal zemine
taşınmaları için şans verilecek, kimlikle giriş
yapıp pasaport taşımayanların yurt dışına
gitmeleri istenmeyecektir. TC elçiliğine pasaportlarını temin
etmeleri için gidebilecekler. Bu kişiler çalışma izini
çıkardıkları takdirde işleme tabii tutulmayacaklar. Fakat
90 gün sonunda gayret göstermeyenler için diğer uygulamalar söz konusu olacak.
Parayı ödemeyenler yurt dışına ihraç edilecek ve bir kez
daha KKTC'ye girişlerine engel konulacaktır"
Kimlikle
giriş savunulamaz
KKTC'de belli
bölgelerden gelen şikayetlerin, ülkede yaşanan dramın boyutunu
ispatlar nitelikte olduğuna işaret eden Ali Alnar, kimlikle
girişin yarattığı olumsuzlukların ortada olduğunu
söyledi.
Alnar, kimlikle
girişi kimsenin savunacak durumda olmadığı belirterek,
"Zamanında kimlikle girişin gerekliliğini savunanlar,
turizmi bahane etmişlerdi. Ne yazık ki, turizm açısından
bakıldığında kalıcı turistlerin yaratılarak,
kötü sonuçların ortaya çıktığı aşikardır.
Bakanlık olarak bunun giderilmesi konusunda, muhataplarıyla
görüşüyoruz. Bunun normal seyrine ulaşması için
çalışıyoruz" dedi.
İçişleri
Bakanlığı'nın hazırladığı yasa
tasarısı ne diyor?
Yabancılar
ve Muhaceret (Değişiklik) Yasa Tasarısı
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki
yasayı yapar
1. Bu Yasa,
Yabancılar ve Muhaceret (Değişiklik) Yasası olarak
isimlendirilir ve aşağıda Esas Yasa olarak anılan
Fasıl 105, Yabancılar ve Muhaceret Yasası ile birlikte okunur.
2. Esas yasa,
14'üncü maddesine aşağıdaki yeni (6')ncı fıkra
eklenmek suretiyle değiştirilir.
(6)Baş
Muhaceret Memuru, aleyhine sınır dışı edilme emri
çıkarılan ve bu emir uyarınca sınır
dışı edilen yabancı kişiler hakkında
yurttaşı oldukları ülkenin elçilik, konsolosluk veya
temsilciliklerine bilgi verir.
3. Esas Yasa,
19'uncu maddesine aşağıda yeni (4)'üncü ve (5)'inci
fıkralar eklenmek suretiyle değiştirilir.
(4) (a) Bu Yasa
veya bu Yasa uyarınca yapılan herhangi bir Tüzük gereğince
Muhaceret Dairesi Müdürü veya onun görevlendirdiği herhangi bir Muhaceret
Memuru, KKTC'ne onaylanmış bir limandan giriş yapan ve
girişte kendisine verilen ziyaretçi izni süresi bitmiş olmasına
rağmen KKTC'den ayrılmayan yabancı uyruklu kişileri saptar.
(b) Muhaceret
Dairesi Müdürü veya onun görevlendirdiği herhangi bir Muhaceret Memuru bu
fıkranın (a) bendi uyarınca tespit edilen yabancı uyruklu
kişilerden KKTC'ne Nüfus Cüzdanı veya kimlik kartı ile
girmiş yapmış olanları, en kısa sürede ülkeden
çıkışlarını sağlamak maksadıyla Polis Genel
Müdürlüğü'ne bildirir. KKTC'ne pasaportla giriş yapmış
olanlardan ise, saptayacağı süre sonuna kadar İkamet İzni,
İş Yapma İzni veya Çalışma İzni almak için
gerekli işlemleri başlatmalarını veya ülkeden
ayrılmalarını ister.
(c)Muhaceret
Dairesi Müdürü'nün veya onun görevlendirdiği herhangi bir Muhaceret
Memuru'nun bu fıkranın(b) bendi yarınca saptadığı
süre sonuna kadar İkamet izni, İş Yapma İzni veya
Çalışma İzni almak işçin gerekli işlemleri
başlatmayanlar bir suç işlemiş olurlar ve bu hususun bir
çıkış kapısında veya yapılan herhangi bir denetim
veya kontrolde saptanması halinde, ilgili yabancı kişinin
yetkili makamlardan izinsiz olarak KKTC'nde bulunduğu gün sayısı
tespit edilir ve izinsiz olarak kaldığı her gün için,
yürürlükteki asgari ücretin iki günlük tutarına eşit miktarda para
cezası kesilerek, muhaceret memurunca kendisinden tahsil edilir.
(d)Ülkede
izinsiz olarak kaldığı herhangi bir çıkış
kapısında veya bir kontrol veya denetimde saptanan bu gibi
yabancı kişiler, Muhaceret Memurunca kesilmiş para
cezasını ödemiş olsunlar veya olmasınlar Polis Genel
Müdürlüğü'nce ülkeden çıkarılırlar.
(e)Bu
fıkranın (d) bendi uyarınca ülkeden
çıkışları sağlanan bu gibi yabancı
kişilerden kesilen para cezasını ödememiş olanların
çıkış kayıtlarına Muhaceret Dairesi Müdürü veya onun
görevlendirdiği Muhaceret Memurunca şerh düşülerek,
kesilmiş para cezasını bir kat fazlasıyla ödemedikleri
takdirde KKTC'ne yeniden giriş yapamayacakları hususunda engel
konulur
(5)Hiçbir
işveren , Çalışma izni kartı sahibi olmayan ve
çalışma izini kart süresi dolmuş olmasına rağmen
yenilenmemiş olan bir yabancı uyruklu kişiyi istihdam edemez.
İstihdam edenler bir suç işlemiş olurlar ve İş Yasasında
bu gibi suçlar için öngörülmüş olan cezalarla
cezalandırılırlar.
4.Esas Yasa,
aşağıdaki yeni Geçici 1'inci madde eklenmek suretiyle
değiştirilir.
Geçici Madde
(1). Onaylanmış bir limandan Nüfus Cüzdanı veya Kimlik
Kartı ile KKTC'ne giriş yapmış ve kendisine verilmiş
ziyaretçi izin süresi bitmiş olmasına rağmen İkamet
İzni, İş yapma İzni veya Çalışma İzni
olmadan KKTC'de kalmakta ve çalışmakta olan Türkiye Cumhuriyeti
yurttaşı kişiler, bu Yasa'nın Resmi Gazetede
yayımlandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde, temin
edecekleri pasaportlarıyla birlikte Muhaceret Dairesine başvurarak
dairenin isteyeceği evrak ve bilgileri vermek ve bu yasaya veya bu yasa
uyarınca yapılmış, değiştirilmiş
şekliyle Muhaceret ve Yabancılar Tüzüğünün ilgili maddelerinde
belirtilen koşullara uymak suretiyle İkamet İzni, İş
Yapma İzni veya Çalışma İzni almak için gerekli
işlemleri başlatma ve tamamlamak zorundadırlar.
5. Esas Yasa
aşağıdaki yeni Geçici (2)'inci madde eklenme suretiyle
değiştirilir.
Geçici Madde
(2). (a) Geçici (1)'nci madde işe saptanmış süre içinde
İkamet İzni, İş yapma İzni veya Çalışma
İzni almak için gerekli işlemleri başlatmayanlar en geç
saptanmış sürenin sonunda KKTC'den ayrılmak zorundadırlar.
(b) Geçici
(1)'inci madde ile saptanmış üç aylık sürenin sonunda
İkamet İzni, İş Yapma izni veya Çalışma İzni
alamayan ve KKTC'de izinsiz olarak kalmaya, iş yapmaya veya
çalışmaya devam edenler, suç işlemiş olular. Bu hususun bir
çıkış kapısında veya yapılan herhangi bir denetim
veya kontrolde tespit edilmesi halinde saptanmış üç aylık
sürenin son gününe tekabül eden tarihten başlayarak, ilgili kişinin
yetkili makamdan izinsiz olarak KKTC'de kaldığı süre tespit
edilir ve izinsiz olarak KKTC'de kaldığı her gün için
yürürlükteki asgari ücretin iki günlük tutarına eşit miktarda para
cezası kesilerek Muhaceret Memurunca kendisinden tahsil edilir.
(c) İlgili
kişinin belirlenmiş para cezasını ödememesi halinde
Muhaceret Dairesi Müdürü'nün veya onun görevlendirdiği Muhaceret Memurunun
yazılı talebi ile, Polis Genel Müdürlüğü'nce KKTC'den
çıkışı sağlanır ve çıkış
kaydına , para cezasını ödemediğine dair şerh
düşülerek, yeniden giriş yapmasına engel konulur.
6. Bu Yasa,
Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten başlayarak
yürürlüğe girer.
KIBRIS 26/06/2004
Kıbrıslı
Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni dava etsin
Taşınmaz
Mallar Tazmin Komisyonu'na başvurmanın dışında,
Kıbrıslı Rumların değerlendirebileceği
farklı seçenekler bulunuyor. Bu seçeneklerden biri olan Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne dava açmak, bin kadar Kıbrıslı Rum
tarafından değerlendirildi
Kıbrıslı
Türklerin güneyde bıraktıkları mallar, Güney Kıbrıs
hükümeti tarafından bu malları idare etmek için kurulan Koruyucu
Kurum (KK) tarafından kiralanmışsa, kira değeri mal sahibi
Kıbrıslı Türk tarafından talep edilebilir
Louzidou
davası, Türkiye'nin masaya dönmesindeki en büyük sebeplerden biri.
Kıbrıslı Rum avukata göre Kıbrıslı Türkler,
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı dava açmaya başlarsa,
güneydeki hükümet de bir şeylerin yapılması gerektiğinin
farkına varacak
Kıbrıs
sorununun en can alıcı konusu olan mal-mülk meselesinin Güney
Kıbrıs'tan nasıl göründüğünü, Kıbrıslı Rum
avukat Achilleas Demetriades, KIBRIS'a anlattı. Demetriades,
Kıbrıslı Türklere, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni dava etmesini
önerdi.
Konuyla ilgili
Kıbrıslı Rum Avukat Achilleas Demetriades'in görüşlerini
aldık. Demetriades, Tatiana Loizidou'nun Türkiye aleyhine açıp
kazandığı dava ile ilgilenen ve bu konudaki davaları, etnik
kökeni ne olursa olsun, her zaman savunabileceğini iddia eden bir hukukçu.
Güney
Kıbrıs'ın mal-mülk meselesine bakışını
anlatan Ahillias Dimitriades, ilk olarak, kuzeydeki uzmanların
söyledikleri "Kıbrıslı Rumların KKTC'de kurulan
Taşınmaz Mallar Tazmin Komisyonu'na (TMTK) başvurmaktan
başka çaresi yok" sözlerine cevaben, Kıbrıslı
Rumların, kuzeyde bırakmış oldukları mallar ile ilgili
daha fazla seçeneğe sahip olduklarını düşünüyor.
Demetriades'e
göre bunlar; AİHM'de, bayan Loizidou'nun yaptığı gibi,
Türkiye aleyhine dava açmak; TMTK'ye başvurmak veya Kıbrıs
sorununun çözümünü beklemek.
"Şu
anda birinci seçenek, 1000 kadar Kıbrıslı Rum tarafından
tercih edildi" diyen Demetriades, Kıbrıslı Rumlar
tarafından AİHM'de açılmış ve
kazanılmış olan ilk davada son durumun, paranın bayan
Loizidou tarafından alınmış olup ikinci aşamaya
geçildiğini söyledi. İkinci aşamada, Avrupa Bakanlar
Konseyi'nin, Loizidiou'nun bıraktığı malların kullanım
hakkının iade edilip edilmeyeceği kararının
bekleneceğini ifade eden Demetriades, Kıbrıslı
Rumların lehine sonuçlanmış iki dava daha olduğunu ve bu
davalar ile ilgili AİHM'in Türkiye'nin ödeyeceği tazminat
miktarı konusundaki kararı beklediklerini kaydetti.
Türkiye
aleyhinde Kıbrıslı
Rumların
açtıkları davalar
Achilleas
Dimitriades, AHİM sistemine dahil olmuş ve sonuca doğru giden 33
davanın yanında, 30 Haziran 2003'den önce dosyalanmış
300-350, o tarihten sonra da dosyalanan 400-500 kadar dava olduğunu
söyledi. 30 Haziran 2003 tarihinin özelliği, TMTK'nın kuruluş
tarihi olmasıdır.
2 Eylül 2004
tarihinde AİHM sistemi dahilinde bulunan, Kıbrıslı
Rumların Türkiye aleyhine açmış olduğu davalar ve Tazmin
Komisyonu'nun Kıbrıslı Rumların kuzeydeki malları ile
ilgili kara almaya yetkisine sahip bir kurum olup olmadığı
hakkında karar verecek. Demetriades bu gibi durumlarda normal prosedürün,
insan hakkı ihlalinden sorumlu ülkenin mahkemelerine başvurmak,
alınan karar beğenilmezse istinafa gitmek, o da beğenilmezse son
çare olarak AİHM'e başvurmak olduğunu belirtti. "30 Haziran
2003'e kadar böyle bir sistem yoktu. Şimdi komisyon kurulmuş
bulunmakta ve AİHM'in komisyon hakkında vereceği karar
bekleniyor" dedi.
AİHM'den
gelen sorular
Demetriades,
geçtiğimiz ay AİHM tarafından komisyonun durumu ve
Kıbrıslı Rumların hükümet tarafından komisyona
gitmelerinin engellenip engellenmediği konularında sorular içeren bir
mektup aldı. Ayrıca bu mektupta Annan Planı'nın
reddedilmesinden dolayı, AİHM bünyesinde bulunan davaların
hukuki olarak nasıl etkileneceği de soruldu. Demitriades bu sorularla
ilgili cevaplarını şöyle sıralıyor:
"Bize göre
komisyon, 30 Haziran 2003'ten önce AİHM'de açılmış olan
davalarla ilgili karar alamaz. Ayrıca kuzeyde mal bırakmış
olanların büyük bir bölümü tazminatın dışında
malların geri iadesini istedikleri için komisyona gitmenin faydası
olmadığını düşünüyorlar. Bunlara ek olarak komisyona
gitmek haklarından vazgeçmek olacağı için bu yolu seçmiyorlar.
Bu insanlar mallarını kendi seçimleriyle değil de zorla terk
ettikleri için sahip olma durumu devam ediyor. Komisyon de pek etkili bir
tazmin sistemi içermiyor çünkü malların iadesini öngörmüyor. Üçüncü soruya
cevap olarak da referandum sonucunun bireysel davalara etkisi olmaması
gerektiğini düşünüyorum. Ama dediğim gibi, AİHM bu konu
hakkında eylül ayında bir oturum yapacak ve aralık ayında
da nerede durduğumuzu gösterecek karar çıkacaktır."
Demetriadise
göre kuzeydeki hükümet ile güneydeki hükümet, terk edilmiş mallar ile
ilgili çok farklı politikalar izlediler. Bu fark şöyle
açıklanıyor:
"Kuzeydeki
hükümet, malların mülkiyet hakkını başkalarına
verirken, güneydeki hükümet, Kıbrıslı Türklerin
Mallarını Koruyucusu isimli bir kurum kurdu. Aradan geçen yıllar
içinde iyi ve kötü şeyler oldu ancak sonuçta prensip olarak mallar
Kıbrıslı Türklere ait olamaya devam etti."
Kıbrıslı
Türklerin değerlendirmeleri
gereken konular
var
Demetriades,
güneyde mal bırakmış olan Kıbrıslı Türklerin
değerlendirmesi gereken iki konu olduğunu söyledi. Konulardan biri
gelir kaybı ile ilgili. Yani, Kıbrıslı Türklerin güneyde
bıraktıkları mallar, Güney Kıbrıs hükümeti
tarafından bu malları idare etmek için kurulan Koruyucu Kurum (KK)
tarafından kiralanmışsa, kira değeri mal sahibi
Kıbrıslı Türk tarafından talep edilebilir. Eğer gerçek
değerlerinin altında kiralanmışsa farkı alabilmek için
dava açılabilir.
Bazı
pürüzler olmasına rağmen malın geri iadesinin talep
edilebileceğini belirten Dimitriades, malını geri talep eden bir
Kıbrıslı Türk'ün en az altı ay boyunca Kıbrıs
Cumhuriyetinde ikamet etmesi gerektiğini, anacak yasada bununla ilgili
herhangi bir madde bulunmadığını söyledi ve ekledi:
"Malı
başkası tarafından alınan bir Kıbrıslı Türk
nerede kalacak ve nasıl geçinecek? Ayrıca hükümet bu insanlara
bakacak mı?
Puan sistemi
geçerli
değil
Dimitriades
şu anda mallarını güneyde bırakmış olan birkaç
Kıbrıslı Türkün davası ile ilgileniyor ve ona göre
davaların daha ileri götürülmesi gerek. Yerel bir mahkemeye başvurup
kararı beğenmezlerse istinafa gidebileceklerini belirten Dimitriades,
"onu da beğenmezlerse AİHM'e dava açabilirler. Sonuçta
mallarının geri iadesi herkesin hakkı" dedi.
Dimitriadis'e
göre bu durumda çıkabilecek olan tek aksilik birçok
Kıbrıslı Türkün puan sisteminden yararlanıp
mallarını hükümete devretmiş olmaları. Ancak puan alıp
da mal alamayanlar için herhangi bir zorluk çıkacağını
sanmadığını da sözlerine ekledi. Dimitriades,
Kıbrıslı Türklerin puanları geri verip
koçanlarını almalarının mümkün olduğunu, hatta mal
alanlar bile üzerine inşaat yapmamışlarsa, malları geri
verip koçanlarını alabileceklerini belirtti. Hepsinden daha önemlisi,
Kuzeydeki hükümetin tanınmadığından dolayı
yapmış olduğu yasal düzenlemelerin de
tanınmadığını söyleyen Dimitriades, güneydeki yasalara
göre, puan sisteminin başından itibaren geçersiz olduğunu iddia
etti. Tüm bu gelişmeler karşısında şu ana kadar
mallarını geri veya tazminat talep eden birkaç
Kıbrıslı Türk olduğunu belirten Dimitriades, olumlu sonuç
alınamadığı gerçeğini de belirtmek zorunda
olduğunu kaydetti.
Kamulaştırılan
Türk malları
Demetriades,
Rum hükümeti tarafından kamulaştırılmış Türk
mallarına karşılık bu güne kadar tazminat ödenmediğini
belirtirken malları kamulaştırılanların,
tazminatın yanı sıra biraz da mal talep ettiklerini belirtti.
Demetriadis'e göre bu insanların mal almaları imkansız,
tazminatın ise çok zor görünüyor çünkü yetkililer, tazminat ödemek için
Kıbrıs sorununun çözümünü bekliyor. Buna ek olarak Demetriades,
Koruyucu Kuruma karşı açılan davalardan bir tanesinin, Kıbrıslı
bir Türkün lehine sonuçlandığını ancak Koruyucu Kurumun
tazminat ödemeyi kabul etmesine rağmen, tazminatı ödemek için sorunun
çözümü beklediğini ifade etti.
Kıbrıs
Rum hükümetinden tazminat almış tek Kıbrıslı Türk,
1962'de Kıbrıs'tan ayrılmış ve
kamulaştırılmış malına karşılık
olarak Güney Kıbrıs hükümetinden, mahkeme dışında
çözülmüş olan konu ile ilgili tazminat elde etmiş.
Rum hükümetinin
Kıbrıslı
Türklere 100
milyon KL borcu var
Politis'e göre,
şimdiye kadar başa gelen hükümetler,
kamulaştırılmış Türk mallarının
tazminatlarını koruyucu kurumda oluşturulan fona tam olarak
yatırmadıkları için, 100 milyon KL tutarında bir borç
bulunuyor.
Bunlara ek
olarak, Kıbrıslı Türk avukat Akan Kurşat'ın
belirttiğine göre, Kıbrıslı Türklerin davalarının
Kıbrıslı Türk Avukatlar tarafından ele alınamaması
sonucunu doğuran zorluklar bulunuyor. Bu zorluklar Kurşat
tarafından, 1974'ten sonra güneydeki mal mülk yasasının
değişmesi ve yasaların Rumca olmasından dolayı dil
sorununa ek olarak avukatların, güneydeki baroya kayıt olsalar bile,
güneyde bulunan bir hukuk firması ile çalışmak zorunda
bırakılmaları olarak sıralandı. Kurşat'ın
anlattığına göre bir başka zorluk da Güneyde mal
bırakmış olan Kıbrıslı Türklerin birçoğunun
hayatta olmamalarıdır. Bu insanların varisleri malları
talep edebilmek için ilk önce güneydeki mahkemelerde, mahkeme kararı ile
tereke oluşturmaları gerek.
Davalar artacak
Konu ile
ilgilenen uzmanların iddia ettiğine göre çözülmesi gereken birçok
sorun var ve Kıbrıslı Türk ile Kıbrıslı Rum
malları ile ilgili davalar önümüzdeki yıllarda oldukça artacak.
Demetriadis'e
göre bu sorunların tümü mahkeme dışında sorunun çözümüyle
kapanacaktı. Bunun gerçekleşmemesi üzücü olduğunu belirtirken,
insanların bir çoğunun geri durduğunu, bunun politik bir sorun
olduğunu düşündüklerini ancak hukuki tarafını yenile fark
ettiklerinin altını çizdi.
Louzidou
davasının bir dönüm noktası olduğunu belirten Demetriadis,
bu davanın, Türkiye'nin masaya dönmesindeki en büyük sebeplerden biri
olduğunun sözlerine ekledi. Kıbrıslı Rum avukata göre,
Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs cumhuriyetine karşı
davalar açmaya başlarsa, güneydeki hükümet de bir şeylerin
yapılması gerektiğinin farkına varacak.
Demetriadis,
haklarınızı savunmanın yanlış bir tarafı
olamayacağını, haklarınız ihlal edilmişse
hükümetlerin bunda büyük hatası olduğunu ifade ederek, ortada insan
hakkı ihlali varsa, kendisinin, ne Türkiye'ye ne de kendi hükümetime
karşı dava açmada herhangi bir sorun görmeyeceğinin ifade ederek
sözlerini tamamlıyor.
KIBRIS 27/06/2004
Bush, çözümde
ısrarlı
ERDOĞAN'LA
SÜRECİN NASIL İLERİYE GÖTÜRÜLEBİLECEĞİNİ
KONUŞACAĞIZ... Kıbrıs sorununun çözümü için Başbakan
Erdoğan ve Türk hükümetinin gösterdiği çabaları öven Bush, Annan
Planı'nı "herkes için uygun ve iyi bir plan" olarak
gördüklerini söyledi. Türk tarafının planı kabul ettiğini,
ancak Rum kesiminin onay vermediğini belirten Bush, "Bu yüzden
Başbakan Erdoğan'la birlikte sürecin nasıl ileriye
götürebileceğini istişare etmemiz gerekiyor" dedi.
BUSH:
ERDOĞAN'LA ŞAHSİ DOSTLUĞUM VAR... ABD Başkanı
George Bush, NATO zirvesinden önce temaslarda bulunmak üzere bu akşam
eşi Laura Bush ile Ankara'ya gidiyor. Bush, NTV'ye yaptığı
açıklamada, Türkiye ile ABD arasındaki tarihi bağların
önemine işaret ederek, Türkiye gibi büyük bir ülkeye gelecek olmaktan
büyük heyecan duyduğunu belirtti. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'la şahsi dostluğu olduğunu ifade eden Bush,
"Ziyaretin bir bölümü, hem kendim, hem de ülkem adına bu
ilişkinin önemini ortaya koymaya yönelik" diye konuştu.
TÜRKİYE
KIBRIS KONUSUNDA JEST BEKLİYOR... Başkan Bush'un Başbakan
Erdoğan'la görüşmesinde Türkiye-AB ilişkilerinin de gündeme
geleceği bildirildi. Bush'un görüşmede, İrlanda temasları
hakkında Ankara'ya bilgi vermesi ve ABD'nin Türkiye'nin AB sürecine
gösterdiği desteği yinelemesi bekleniyor. Kıbrıs konusunda
jest bekleyen Türkiye, Başkan Bush'dan, Amerikan yönetiminin
Kıbrıs'ta 24 Nisan'da düzenlenen referandumlardan sonra dile
getirdiği KKTC'ye destek taahhütlerine netlik
kazandırmasını isteyecek.
Amerika
Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı George Bush, Kıbrıs
sorununun çözümü için Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve
Türk hükümetinin gösterdiği çabaları överek, Annan Planı'nı
"herkes için uygun ve iyi bir plan" olarak gördüklerini bildirdi.
Bush, Türk
tarafının planı kabul ettiğini, ancak Rum kesiminin onay
vermediğini belirterek, "Bu yüzden Başbakan Erdoğan'la
birlikte sürecin nasıl ileriye götürebileceğini istişare etmemiz
gerekiyor" dedi.
Bush, terör
örgütü PKK'nın Irak'ın kuzeyinden bertaraf edilmesi konusunda ise,
hem Türk hükümeti, hem de yeni Irak hükümetiyle birlikte
çalışacaklarını söyledi.
George Bush,
NTV'ye yaptığı açıklamada, Türkiye ile ABD arasındaki
tarihi bağların önemine işaret ederek, Türkiye gibi büyük bir
ülkeye gelecek olmaktan büyük heyecan duyduğunu belirtti.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'la şahsi dostluğu olduğunu ifade eden
Bush, "Ziyaretin bir bölümü, hem kendim, hem de ülkem adına bu
ilişkinin önemini ortaya koymaya yönelik" diye konuştu.
Bush,
Türkiye'deki temaslarında Irak'ın kuzeyinde terör örgütü PKK'ya
karşı ortak mücadele konusunun da gündeme geleceğini belirterek,
"PKK ile mücadelede birlikte çalışacağız.
Teröristlerin peşindeyiz. Eğer bir grubu terörist ilan ediyorsak,
bunda ciddiyizdir. Dolayısıyla hükümetlerle birlikte çalışacağız.
İki hükümetle; hem Türk hükümeti, hem de yeni Irak hükümetiyle" dedi.
"Annan
Planı, herkes için
Uygun ve iyi
bir plan"
Kıbrıs
konusunda ise sorunun çözümü için Başbakan Erdoğan ve Türk
hükümetinin gösterdiği çabaları öven Bush, Annan Planı'nı
"herkes için uygun ve iyi bir plan" olarak gördüklerini ifade etti.
Bush, Türk
tarafının planı kabul ettiğini, ancak Rum kesiminin onay
vermediğini belirterek, "Bu yüzden Başbakan Erdoğan'la
birlikte sürecin nasıl ileriye götürebileceğini istişare etmemiz
gerekiyor" dedi.
ABD
Başkanı Bush, "Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika
inisiyatifi"ne değinirken de Türkiye'nin çağdaş Müslüman
bir ülke olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
"Öncelikle
şu durumu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Amerika,
bizim gibi olun demiyor. Amerika, ülkeleri içinde çağdaşlaşmak
için çalışan ve bu yönde kararlar alan reformcularla aynı safta
yer alıyor. Bu arada Türkiye'den söz etmem gerekiyor. Türkiye, Müslüman
bir ülke olarak insanlarına özgürlük, umut ve fırsat veriyor"
diye konuştu.
NATO zirvesinin
gündemine de değinen Bush, ittifakın Irak'a asker göndermesi yönünde
karar almasını beklemediğini kaydetti. Bush, Irak
Başbakanı İyad Allavi'nin NATO'dan, Irak güvenlik güçlerinin
eğitimine yardımcı olmasını istediğini
hatırlatarak, bunun tek çözüm olduğunu kaydetti.
Gözler Bush'un
Türkiye ziyaretinde
ABD
Başkanı George Bush, NATO zirvesinden önce temaslarda bulunmak üzere
bu akşam eşi Laura Bush ile Ankara'ya gidiyor. Bush'a Ankara'daki
temaslarında, Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Ulusal
Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice eşlik edecek.
İrlanda'da
yapılan AB-ABD toplantısına katıldıktan sonra
Ankara'ya gelecek Bush, buradaki temaslarına 27 Haziran'da
başlayacak.
Bu çerçevede
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Çankaya Köşkü'nde,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık Konutu'nda
görüşecek Bush, Anıtkabir'i de ziyaret edecek. Bush, onuruna
verilecek öğle yemeğinden sonra İstanbul'a hareket edecek.
Bush'un
kısa süreli Ankara ziyaretinde, ikili ilişkilerin yanı sıra
Irak ve Irak'ın kuzeyindeki terör örgütü varlığı,
Kıbrıs, Türkiye'nin AB süreci, ABD'nin küresel savunma stratejisi,
NATO
zirvesi,
Ortadoğu ve Afganistan gibi konuların ele alınması
bekleniyor.
Türkiye-AB
ilişkilerinin de gündeme geleceği görüşmelerde, Bush'un
İrlanda temasları hakkında Ankara'ya bilgi vermesi ve ABD'nin
Türkiye'nin AB sürecine gösterdiği desteği yinelemesi bekleniyor.
Kıbrıs
konusunda jest bekleyen Türkiye, Başkan Bush'dan, Amerikan yönetiminin
Kıbrıs'ta 24 Nisan'da düzenlenen referandumlardan sonra dile
getirdiği KKTC'ye destek taahhütlerine netlik
kazandırmasını isteyecek.
Bush'un
Türkiye'yi ziyareti sırasında, KKTC'ye yönelik finansal destek
paketinin açıklanması da olasılık dahilinde görülüyor.
KIBRIS 27/06/2004
Talat,
Straw'la görüşecek
|
ÇARŞAMBA
GÜNÜ GİDİYOR... Başbakan Mehmet Ali Talat, İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'la perşembe günü
Londra'da bir araya geliyor. Talat, perşembe günü öğleden sonra
gerçekleşecek bu önemli görüşme için çarşamba günü
İngiltere'ye gidecek. Talat'ın İngiltere'nin ardından
Almanya ve Fransa'yı da ziyaretinin gündemde olduğu öğrenildi İNGİLTERE'YE
TEPKİ... Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos, Talat'ı
davetinden dolayı İngiltere'ye saldırıda bulundu.
Papadopulos, Londra'yı; KKTC'yi yükseltmeye çalışmakla
suçlayarak, "Bu, İngiltere'nin, adada Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin tanınmakta olan tek bir siyasi makam olduğunu göz
ardı eden ilk hareketi değildir" dedi Başbakan
Mehmet Ali Talat, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Straw'la perşembe günü Londra'da bir araya geliyor. Talat,
perşembe günü öğleden sonra gerçekleşecek bu önemli
görüşme için çarşamba günü İngiltere'ye
gidecek. Başbakan
Talat'ın İngiltere ziyaretine ilişkin programın
ayrıntıları henüz netleşmedi. Bu arada,
Başbakan Talat'ın İngiltere'nin ardından Almanya ve
Fransa'yı da ziyaretinin gündemde olduğu öğrenildi. Papadopulos
öfkelendi Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos, Lizbon'dan dönüşünde, Talat'ı
davetinden dolayı İngiltere'ye saldırıda bulundu. Politis
gazetesinde yer alan habere göre Papadopulos, Londra'yı;
"Denktaş'ın devletini" yükseltmeye çalışmakla
suçladı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı, İngiltere'nin
başkentine davet etme sebebinin bu olduğu değerlendirmesinde
bulundu. Başbakan
Talat'ın önümüzdeki hafta İngiltere Dışişleri
Bakanı Jacques Straw'la görüşeceğine işaret eden gazete,
İngiltere hükümetinin; bu dönemdeki politikasının temel
hedefinin, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son vermek ve
Türkiye'nin AB'ye üye olma çabalarına yardımcı olmak
olduğunu aleni şekilde açıklamaktan çekinmediğini
yazdı. Gazeteye
göre, İngiltere Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü, Başbakan Talat'ın önümüzdeki hafta için Londra'ya gitmek
üzere resmi davet aldığına ve 1 Temmuz'da saat 16.00'da
Jacques Straw'la üst düzeyde görüşeceğine ilişkin Politis
gazetesinin elde ettiği bilgileri doğruladı. Talat - Straw
görüşmesinin, İngiltere Dışişleri
Bakanlığı'nda değil, Straw'ın Avam
Kamarası'ndaki ofisinde gerçekleşeceğini belirten Politis
gazetesi, bu formülü; Talat'ın New York ziyareti sırasında,
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'in de uyguladığını
hatırlattı, haberini şöyle sürdürdü: "Talat'ın
ziyaretinin açıklanması, Tasos Papadouplos'u ciddi şekilde
rahatsız etti. İspanya ve Portekiz'e gerçekleştirdiği
ziyaretten dönüşünde önceki gece yaptığı açıklamada;
'Bu, İngiltere'nin bizim katılmadığımız,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nde tanınmakta olan tek bir siyasi makam
olduğu onun da Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu dikkate
almaksızın, sahte devletin yasadışı
makamlarını güya yükseltmeye çalışmaya ilişkin ilk
hareketi değildir' dedi. Tasos
Papadoulos, Talat'ın Londra ziyaretini engellemek için çaba
üstlenmeyeceklerine açıklık getirdi, ancak şu uyarıda
bulundu: 'Kıbrıs'ta pek çok çıkarları bulunan bir ülkeye
karşı Kıbrıs Elenizmi'nde iyi duygular
yaratılmasına yardımcı olup
olmadığını varsın İngilizler kendileri
düşünsün' İngiltere
hükümeti, Annan planının reddedilmesinden sonra belirlediği
hedeflerini hayata geçirmekte kararlı görünüyor.
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği
masası müdürü Dominic Jilcott, mevcut aşamada İngiltere'nin
politikasının ana taleplerinin, Türkiye'nin Birlik'e girme
çabasına yardımcı olmak, Kıbrıslı Türklerin
izolasyonuna son vermek ve Kıbrıslı Türk liderlerin
ılımlılıklarına takdir göstermek olduğunu
açıkladı. Talat'ın Londra ziyaretinin ve Jacques Straw'la
görüşmesinin de bu çerçeve içinde olduğu açıktır. Gazetemizin
elde ettiği bilgilere göre Talat; işgal bölgelerinin yükseltilmesi
ana hedefini başarmak çabası ile İngiltere
dışında Almanya'yı, Belçika'yı ve Hollanda'yı
da ziyaret edecek. Bununla beraber Jilcott, İngiltere'nin 'devletin'
tanınması talebinde olmadığını çünkü böyle
birşeyin, aşırı Kıbrıslı Türk liderleri de
haklı göstereceğini söylemeye koştu. Jilcott, Avrupa
Komisyonu'nun Kuzey'e yönelik önlemler paketinin temmuz ayı içinde
hazır olacağını da açıkladı." Fileleftheros
gazetesi, "Londra'dan Talat'a Kırmızı Halı, Tasos
Rahatsız - Talat'ın Yeni Turu İngiltere'den ve Straw'la
Görüşmesiyle Başlıyor - Papadopulos'un İngiliz
Çıkarları Konusundaki Uyarıları"
başlıklı haberinde, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
Avrupa başkentlerine yeni bir ziyaret turu
başlatacağını, İngilizler'in önümüzdeki
Perşembe günü Talat'ı, önüne kırmızı halı
sererek karşılayacaklarını yazdı. İngiltere
Dışişleri Bakanı Straw'la temas edecek olan Talat'ın
Fransa, Belçika ve Almanya yetkiliyeriyle de görüşme talebinde
bulunduğunu belirten gazete, İngilizler'in Talat'a nasıl hitap
edeceklerine henüz karar vermedikleri yolunda bilgiye sahip olduğunu
kaydetti. Gazeteye
göre, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Lizbon
dönüşünde, İngiliz tavrından oldukça rahatsız göründü.
Papadopulos bunun; İngilizlerin, "Kıbrıs'ta tek bir
tanınmış siyasi makam bulunduğunu, bunun da
Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti olduğunu dikkate almadan, (kendi
ifadesiyle) sahte devletin yasadışı makamlarını
yükseltmeye çalışmaları olmadığını"
söyledi. Mahi gazetesi
ise, "İngilizler Dikkat Etsin" başlığıyla
okurlarına aktardığı haberinde, Papadopulos'un Larnaka
Havaalanı'nda, Başbakan Talat - İngiltere
Dışişleri Bakanı Jacques Straw görüşmesini
yorumlamaya davet edildiğinde, "Kıbrıs'ta büyük çıkarları
bulunan İngilizler'in, Kıbrıs sorunundaki
tavırlarının Kıbrıs Elenizmi'nde kendilerine yönelik
iyi duygular yaratılmasına yardımcı olup
olmadığını düşünmeleri gerektiği"
görüşünü ortaya koyduğunu bildirdi. Haravgi
gazetesi de, "Türkiye'nin AB Üyeliğine ve Kıbrıslı
Türklerin 'İzolasyonuna' Son Verilmesine Yardımcı Olan
İngilizler, Ya Annan Planı, Ya da Çözümsüzlük Diyor"
başlığıyla yansıttığı haberinde,
Kıbrıslı Rumların kaygılarının
yatıştırılmasını AB'ye havale eden ancak
aynı zamanda, AB beklentilerinde Türkiye'ye tam destek veren
İngiltere'nin, Annan planının kabul edilmesini tavsiye
ettiğini yazdı. Jilcott'un
sözleri Gazete,
İngiltere Dışişleri Bakanlığı Avrupa
Birliği Masası Müdürü Dominic Jilcott'un, Londra'daki
"Kıbrıs Elen ve Türk Konuları Derneği"nde
yaptığı konuşmada; İngiltere'nin bu dönemdeki
politikasının ana hedefinin Türkiye'nin AB'ye üye olma
çabalarına ve Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son
verilmesine yardımcı olmak ve ılımlı
Kıbrıslı Türk liderlere yönelik takdirini göstermek
olduğunu söylediğini yazdı. Gazeteye göre
Jilcott, Kıbrıs sorununun çözümünün nihayetinde
Kıbrıslı Türklere ve Rumlara bağlı
olacağını kaydederek, İngiltere'nin Kıbrıs
sorunundaki politikasının, BM Genel Sekreteri'nin raporuyla ve
özellikle; Annan planı olmadan çözüm olasılığı
bulunmadığı sonucuyla, tam uyum içinde olduğunu söyledi
ve hakim tutumun esasen; plan ve çözümsüzlük arasında tercih
yapılacağı şeklinde olduğuna dikkat çekti. Sonuçta,
çözüm bulunmasının Kıbrıs Rum tarafına
bağlı olacağına işaret eden Jilcott,
Kıbrıslı Rumların Annan planının içeriğine
ilişkin endişelerini dikkate alarak; bu endişelerin
aşılması için güven duygusunun AB içinde
yaratılacağı görüşünü ortaya koydu. "AB'ye üyelik
perspektifi olan bir ülkenin, Türkiye'nin Birlik üyesi bir başka ülkeye
saldıracağına inanmak mantıksızdır.
Türkiye'deki ve Kıbrıs Türk liderliğindeki
değişiklikler, bu yönde işliyor" dedi. Dominic
Jilcott, Kırbıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesine
yönelik; ticaretin de ötesindeki alanları kapsayacak önlem
alınması ve ılımlı Kıbrıslı Türk
liderlere takdir ve saygı gösterilmesi, Londra'nın diğer iki
talebi olduğuna işaret etti. İngiltere'nin ve AB'nin KKTC'yi
tanımasının söz konusu olmadığını da
söyleyen Jilcott, "çünkü böyle birşey aşırı
Kıbrıslı Türk liderleri de haklı gösterirdi" dedi. Jilcott
AB'nin Kıbrıslı Türklere yönelik önlemler planının
temmuz ayı içinde hazır olacağını da
açıkladı. Gazete Rum
Haber Ajansı'nın edindiği bilgilere dayanarak; AB'ın
açıklayacağı önlemler planının KKTC'ye direkt
uçuşları öngörmeyeceğini ancak bu konuda her hükümetin kendi
kararını kendisinin vermesine kaçık kapı
bırakacağını yazdı. Gazete aynı bilgilerin;
İngiltere'nin bu tür uçuşları ileri götürmek niyetinde
olduğuna işaret ettiğini de ekledi. Alithia
gazetesi haberi, "Tasos, Talat-Straw Gröüşmesi Nedeniyle
İngilizler'i Duygularıyla Tehdit Ediyor" başlığıyla
yansıttı. |
KIBRIS
26/06/2004