KKTC hükümeti istifa etti
2004 yılı bütçesi siyasi kriz yarattı, hükümet
dağıldı
20 Ekim, 2004 13:26:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC'de 2004 yılı bütçesi nedeniyle siyasi krize
sürüklenen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) hükümeti istifa
etti.
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasını KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu. Denktaş, hükümetin
istifasını kabul etti.
Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini kime vereceğini kısa
bir süre içinde karara bağlayacağını açıkladı.
Talat:
"KKTC'ye istikrarlı hükümet gerekli"
Hükümetin istifa kararıyla ilgili bir açıklama yapan KKTC
Başbakanı Talat, iyi niyetle çalıştık, ancak ne
yazık ki istikrarlı bir hükümet kurmayı başaramadık.
KKTC izolasyondan kurtulma mücadelesinde istikrarlı bir hükümete ihtiyaç
duymakta şeklinde konuştu.
Dün yapılan yeni hükümet kurma girişimlerinin
başarısız olması halinde bazı kişilerin bütçe
görüşmelerinde ret oyu kullanacaklarını
açıkladığını kaydeden Talat, onları da zor
durumda bırakmamak için, bugün görüşmeler başlamadan önce
istifayı gerçekleştirdik dedi.
Mehmet Ali Talat, iktidarda oldukları dönemde KKTC halkının
kaderiyle ilgili önemli gelişmeler kaydedildiğini açıklayarak,
Adada 24 nisanda yapılan referandumun bütün icraatları belirleyici
nitelikte olduğunu söyledi.
Bütçe
tartışmaları krize yol açtı
Yıl sonuna gelinmesine karşın 2004 bütçesinin KKTC Meclisi'nden
hala geçirilememiş olması, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nde siyasi krize yol açmıştı.
KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün toplanarak bütçe görüşmelerine
başlayacaktı, ancak hükümet görüşmeler başlamadan istifa
kararını aldı.
Kararın ardından 2004 mali yılı bütçe yasa
tasarısı, başbakanlığın önerisi üzerine Meclis
gündeminden geri çekildi.
Meclis çalışmalarına 4 kasıma kadar ara verilmesine
ilişkin öneri de oybirliğiyle kabul edildi.
Hükümetin istifası üzerine Ulusal Birlik Partisi de, hükümetin Demokrat
Parti kanadının Meclis dışından yaptığı
bakan atamalarının yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle
Yüksek İdare Mahkemesi'ne yaptığı başvuruyu geri
çekti.
Yeni
hükümet arayışından sonuç çıkmadı
KKTC'de dün beş partinin koalisyonunu öngören yeni hükümet
arayışından sonuç çıkmamış, bu gelişmenin
ardından hükümetin dağılacağının sinyalini veren
açıklamalar yapılmıştı.
13 ocak 2004 tarihinde Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon
hükümeti, geçtiğimiz nisan ayından beri, 50 üyeli Mecliste
azınlık durumunda. 26 milletvekiliyle kurulan hükümetin, DP'den iki,
CTP'den de bir milletvekilinin istifası sonucu Meclis'te 23 sandalyesi
kaldı.
Hükümetin Meclis'teki çoğunluğunu artırmak için üçlü ve
beşli hükümet oluşturma çabalarından da sonuç
alınamamıştı.
|
KKTC'de hükümet istifa etti |
|
|
KKTC'de hükümet istifasını Cumhurbaşkanı Denktaş'a sundu. Koalisyon hükümeti, 26 Nisan'da istifalarla azınlığa düşmüştü. KKTC Başbakanı
Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP)
koalisyon hükümetinin istifasını sundu. Talat, hükümetin
istifasını bu sabah, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a,
Girne Yılanadası'ndaki konutunda sundu. Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın hükümetin istifasını kabul ettiği
öğrenildi. Denktaş, hükümeti kurma
görevini kime vereceği konusunda kısa bir sürede karar
vereceğini açıkladı. CTP Genel Başkanı,
Başbakan Talat ile DP Genel Başkanı Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
mecliste düzenledikleri ortak basın toplantısında bütçe
görüşmesi öncesinde milletvekillerden gelen talep doğrultusunda
hükümetin istifasını sunduklarını söylediler. TALAT:
İSTİFA EDİLMİŞ OLSA DA HÜKÜMET GÖREV BAŞINDA KKTC Başbakanı
Mehmet Ali Talat, istifa etmiş olsa da hükümetin görev başında
olduğunu belirterek, Önümüzdeki günler önemli mücadelelerin
verileceği günler olacaktır dedi. Talat, 13 Ocak 2004'te kurulan
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) - Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin
istifasını sabah saat 09.10 civarında Cumhurbaşkanı
Denktaş'a sunduğunu belirtti. Başbakan Talat,
Kıbrıs Türk halkının kaderiyle ilgili çok önemli
gelişmeler olduğuna işaret ederek, bu gelişmeleri
hükümetin yönettiğini ve halkın burnu bile kanamadan halkın
geleceğini tayin için referanduma gidildiğini anlattı. Hükümetin 26 Nisan'dan sonra
azınlığa düştüğünü, hükümete karşı
bir güvensizlik önergesi verildiğini, ancak başarılı
olmadığını ifade eden Talat, azınlığı
ortadan kaldırmak için büyük gayret sarf ettiklerini, ancak meclis
aritmetiğine bağlı olarak istikrarlı bir hükümet
kurulamadığını söyledi. Talat, izolasyonlardan
kurtulma çabaları için istikrarlı bir hükümete ihtiyaç
olduğunu, ancak bunun mümkün olamadığını belirterek,
bu durumdan kimseyi sorumlu tutmak istemediğini ifade etti. 2004 bütçesinin bugün mecliste
görüşülmesine başlanacağına işaret eden Talat, bütçe
görüşmesinden önce hükümetin istifasını sunmayı uygun
bulduğunu açıkladı. Talat, istifa etmiş olsalar da yeni
hükümet kuruluncaya kadar görev başında olacaklarını
vurguladı. DENKTAŞ: EN
UYUMLU KOALİSYON Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da
KKTC'nin 1994 yılından beri çeşitli koalisyonlarla
yönetildiğine işaret ederek, 13 Ocak'ta kurulan koalisyonun en
uyumlu ortaklık olduğunu vurguladı. Denktaş, bunun nedeninin
karşılıklı anlayış ve arkalarından kuyu
kazmamak olduğunu söyledi. Hükümet oluşturma çabalarına
değinen Denktaş, 5'li koalisyonun sağlıklı
olmayacağını, mecliste yine hesap sorunu
yaşanacağını belirtti. Serdar Denktaş, bu
nedenle seçim hükümeti kurulmasını önerdiklerini anlattı. Yeni
bir süreç başlayacağını dile getiren Denktaş,
bugünkü konjonktürü kucaklayacak bir hükümet kurulamazsa kararı gelecek
yılın başında halkın vereceğini, yani seçime
gidileceğini söyledi. Çok çetin bir dönemi el
birliğiyle atlatmaya çalıştıklarını kaydeden
Denktaş, önümüzdeki dönemin daha da çetin geçeceğini, bu dönemde
hükümette olsalar da olmasalar da DP olarak üzerlerine düşeni
yapacaklarını kaydetti. SORULAR Başbakan Talat, Ulusal
Birlik Partisi (UBP) ile hükümet kurar mısınız sorusuna
karşılık, hükümeti kurma konusunun artık partilere
geçtiğini, böyle bir olasılığın parti meclisinde
görüşüleceğini, partisinin adına karar veremeyeceğini
söyledi. Denktaş da aynı
sorunun kendisine yöneltilmesi üzerine, Talat'ın cevabının
kendisi için de geçerli olduğunu belirtti. Talat, Hükümetin
istifasıyla ilgili olarak Türkiye'ye uluslararası aktörlere bilgi
verdiniz mi? sorusuna cevaben, dün akşam Çin'in Güney Kıbrıs
Büyükelçisiyle yemek yediğini, hükümetin istifasını sadece ona
söylediğini ifade etti. Denktaş da Talat'a
dünyadaki son yoldaşı diye espriyle karşılık
verdi. Talat, bütçenin bugün meclise
getirileceği hatırlatılarak, nasıl bir prosedür
izleneceğine ilişkin bir soruya, alternatiflerden birini bütçenin
geri çekilmesi olduğunu, bu konuda gerekli prosedürü
başlatacaklarını bildirdi. Denktaş da aynı
soruya karşılık, bütçenin artık hükümetin değil,
devletin bütçesi olduğunu söyleyerek, milletvekillerinin kerhen de olsa
2004 bütçesini meclisten geçirmesi gerektiğini kaydetti. Bakan Denktaş, büçte
geçmezse 2005'te de mali sorunlar olacağına işaret ederek,
bütün partilerin bu konuyu değerlendirmesini istedi. Talat, istifa için geç
değil mi? sorununu yanıtlarken, çoğunluğu
sağlayacak bir hükümet kurmayı ümit ettiklerini, ancak bunun
olmadığını, şimdi zamanında bir istifa
olduğunu belirterek, Bizim isteğimiz, istifa etmeden seçime
gitmekti. O dönemlerde ülkeyi hükümetsiz bırakamazdık diye
konuştu. Başbakan Talat, bir soru
üzerine, hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı
Denktaş'a Yılanadası'ndaki konutunda sunduğunu
söyleyerek, cumhurbaşkanının hükümetin yaptığı
çalışmalardan dolayı teşekkür ettiğini ve bundan
sonra da uyumlu bir hükümet kurulacağını umduğunu
söyledi. Serdar Denktaş da, bir
soru üzerine, hükümet oluşumunda herkese açık
olduklarını, hükümeti kendilerinin kurmayacağını,
kendilerine teklif geleceğini belirterek, vizyonun önemli olduğunu
söyledi. Basın
toplantısını bakanlar ve milletvekilleri de izledi. Siyasi
teammüller gereği Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümeti
kurma görevini mecliste 19 milletvekili bulunan UBP'ye vermesi bekleniyor. CTP'nin 15, DP'nin de 5,
Barış ve Demokrasi Haraketi'nin (BBH) 4, Toplumcu Kurtuluş
Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi
ve Yeni Parti'nin 1'er milletvekili bulunuyor. (Hürriyetim) |
|
HURRIYET 20/10/04
|
CTP-DP koalisyonunun ömrü 9 ay sürdü |
|
|
KKTC'de 13 Ocak 2004'te kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başbakanlığındaki CTP-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin ömrü yaklaşık 9 ay sürdü. 14 Aralık 2003'te
yapılan genel seçimlerin ardından 13 Ocak'ta Kıbrıs Türk
siyasi tarihinin 18'inci hükümeti olarak kurulan koalisyon hükümeti
azınlık sorununu aşamadı ve Başbakan Talat, bugün
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a istifasını sundu. Çözüm ve AB vizyonuna sahip
kişi ve örgütlere kapılarını açarak, Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) adı altında seçimlere giren
CTP'nin yüzde 35'lik oy oranı ve 19 milletvekiliyle tarihte ilk kez
seçimlerden birinci parti çıkmasıyla partinin Genel
Başkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurmakla görevlendirildi.
Partiler arasında yapılan görüşmelerin ardından 19 milletvekiline
sahip CTP, seçimlerden 7 milletvekiliyle çıkan Demokrat Parti ile
koalisyon kurdu. 50 sandalyeli mecliste 26
milletvekiline sahip CTP-DP koalisyon hükümetinin kabinesi, 13 Ocak'ta
Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunularak göreve başladı. Başbakan, Başbakan
Yardımcısı ve bir bakan hariç tamamı teknokrat isimlerden
oluşan kabineyle dikkat çeken CTP-DP koalisyon hükümeti, özellikle nisan
ayındaki referandumun ardından sorunlar yaşamaya
başladı. Önce, 26 Nisan'da Demokrat Parti'den Ahmet Kaşif ve
Ünal Üstel, ardından da 17 Mayıs'ta CTP-BG'nin Birleşik Güçler
kanadından Nuri Çevikel'in istifasıyla zaten sınırlı
çoğunluğa sahip koalisyon hükümeti, 23 sandalyeyle
azınlığa düştü. Aylardır
azınlık olarak devam eden hükümet, Ulusal Birlik Partisi (UBP)
dışındaki partilerle koalisyonu genişletme
çalışmalarının da başarısızlığa
uğramasıyla istifa noktasına geldi. Kıbrıs Türk Federe
Devleti'nin (KTFD) ilanından bu yana 18'inci hükümet olarak görev yapan
koalisyon hükümeti, dışarıdan atanan 8 bakanının
yanı sıra KKTC'de sol parti başkanlığında ilk
hükümet olarak tarihe geçti. CTP ile DP, daha önce, DP'nin
başkanlığında üç kez koalisyon hükümeti kurmuştu. KTFD'NİN
İLANINDAN BU YANA HÜKÜMETLER KTFD'nin ilanından bu
yana görev yapan hükümetler şöyle: - Rauf Denktaş geçiş
hükümeti : 13 Şubat 1975 - 6 Temmuz 28 HAZİRAN 1981
SEÇİMİ: - 2. Mustafa Çağatay
(azınlık) hükümeti: 4 Ağustos 1981 - 7 Aralık 1981
(Güvensizlik önergesiyle düşürüldü.) 6 MAYIS 1990
SEÇİMİ: - 4. Eroğlu hükümeti: 20
Haziran 1990 - 31 Aralık 1993 12 ARALIK 1993 ERKEN
SEÇİMİ: - 1. Hakkı Atun hükümeti
(DP-CTP): 10 Ocak 1994 - 25 Şubat 1995 6 ARALIK 1998
SEÇİMİ: - 6. Eroğlu hükümeti
(UBP-TKP): 30 Aralık 1998 - 7 Haziran 2001 Başbakan Talat'ın başkanlığındaki
Bakanlar Kurulu, yeni bir hükümet kuruluncaya kadar görevini sürdürecek. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın yeni bir görevlendirme yapmadan önce siyasi partilerle
bir temas turu başlatması bekleniyor. Anayasa uyarınca
cumhurbaşkanının hükümeti kurmakla görevlendireceği
kişinin en geç 15 gün içinde hükümeti kurması veya görevi iade
etmesi gerekiyor. Anayasa'nın 88'inci
maddesine göre de meclis çoğunluğuna dayalı bir hükümet
atanmasına olanak bulunamaması halinde cumhurbaşkanı
seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. 50 kişilik Cumhuriyet
Meclisi'nde anamuhalefet durumundaki Ulusal Birlik Partisi'nin 19,
şimdiki hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik Güçler'in 18, hükümetin küçük ortağı Demokrat
Parti'nin 5, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin 4, Toplumcu
Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür
Düşünce Partisi ve Yeni Parti'nin de birer milletvekilleri bulunuyor. (aa) |
|
|
|
HURRIYET 20/10/04
Almanya, AİHM kararına uymak zorunda değilmiş
|
Yunus ÜLGER / BOCHUM Türk baba Kazım Görgülü çocuğunu göremeyince AİHM'de dava açtı. Almanya, Görgülüye 16 bin Euro tazminat ödemeye mahkûm oldu. Ancak karar uygulanmıyor. Almanyada bir Türk baba, mahkemenin çocuğunu görmesini engellemesi
üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)
başvurdu. AİHM babayı haklı buldu. Ancak Alman Anayasa
Mahkemesi dün ilginç bir çıkış yaparak, Almanyanın
AİHM kararlarını uygulamaya mecbur
olmadığını açıkladı. |
|
|
HURRIYET 20/10/04
Talat, hükümetin istifasını Denktaş'a sundu,
istifa kabul edildi...
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat
Parti (DP) koalisyon hükümetinin istifasını sundu.
Talat, hükümetin istifasını bu sabah,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a, Girne Yılanadası'ndaki
konutunda sundu.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın
hükümetin istifasını kabul ettiği öğrenildi.
Denktaş, hükümeti kurma görevini kime
vereceği konusunda kısa bir sürede karar vereceğini
açıkladı.
CTP Genel Başkanı, Başbakan Talat
ile DP Genel Başkanı Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, mecliste ortak basın
toplantısı düzenleyecekler.
TALAT-DENKTAŞ KOALİSYONU 9 AY SÜRDÜ
KKTC'de 13 Ocak 2004'te kurulan Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat
başbakanlığındaki CTP-Demokrat Parti (DP) koalisyon
hükümetinin ömrü yaklaşık 9 ay sürdü.
14 Aralık 2003'te yapılan genel
seçimlerin ardından 13 Ocak'ta Kıbrıs Türk siyasi tarihinin
18'inci hükümeti olarak kurulan koalisyon hükümeti azınlık sorununu
aşamadı ve Başbakan Talat, bugün Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a istifasını sundu.
''Çözüm ve AB'' vizyonuna sahip kişi ve
örgütlere kapılarını açarak, Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) adı altında seçimlere giren
CTP'nin yüzde 35'lik oy oranı ve 19 milletvekiliyle tarihte ilk kez
seçimlerden birinci parti çıkmasıyla partinin Genel Başkanı
Mehmet Ali Talat, hükümeti kurmakla görevlendirildi. Partiler arasında
yapılan görüşmelerin ardından 19 milletvekiline sahip CTP,
seçimlerden 7 milletvekiliyle çıkan Demokrat Parti ile koalisyon kurdu.
50 sandalyeli mecliste 26 milletvekiline sahip
CTP-DP koalisyon hükümetinin kabinesi, 13 Ocak'ta Cumhurbaşkanı
Denktaş'a sunularak göreve başladı.
Başbakan, Başbakan
Yardımcısı ve bir bakan hariç tamamı teknokrat isimlerden
oluşan kabineyle dikkat çeken CTP-DP koalisyon hükümeti, özellikle nisan
ayındaki referandumun ardından sorunlar yaşamaya
başladı. Önce, 26 Nisan'da Demokrat Parti'den Ahmet Kaşif ve
Ünal Üstel, ardından da 17 Mayıs'ta CTP-BG'nin Birleşik Güçler
kanadından Nuri Çevikel'in istifasıyla zaten sınırlı
çoğunluğa sahip koalisyon hükümeti, 23 sandalyeyle
azınlığa düştü.
Aylardır azınlık olarak devam
eden hükümet, Ulusal Birlik Partisi (UBP) dışındaki partilerle
koalisyonu genişletme çalışmalarının da başarısızlığa
uğramasıyla istifa noktasına geldi.
Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin (KTFD)
ilanından bu yana 18'inci hükümet olarak görev yapan koalisyon hükümeti,
dışarıdan atanan 8 bakanının yanı sıra
KKTC'de sol parti başkanlığında ilk hükümet olarak tarihe
geçti.
CTP ile DP, daha önce, DP'nin
başkanlığında üç kez koalisyon hükümeti kurmuştu.
UBP, HÜKÜMET İÇİN AÇTIĞI DAVAYI
GERİ ÇEKTİ
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti
(DP) hükümetin istifa etmesi, dıştan bakan atamalarıyla ilgili
açılan davayı da etkiledi.
Ulusal Birlik Partisi (UBP), hükümetin DP
kanadının meclis dışından yaptığı bakan
atamalarının yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle
Yüksek İdare Mahkemesi'ne yaptığı başvuruyu hükümetin
istifa etmesi üzerine geri çekti.
Yüksek İdare Mahkemesi, davayı
görüşmek üzere bugün toplandı. UBP'nin avukatı Fuat
Veziroğlu, mahkemede, ''hükümetin istifa ettiğini, olmayan bir
hükümet için de davanın yürütülemeyeceğini'' belirterek,
''davayı geri çektikleri'' beyanında bulundu.
Bu beyan sonrası mahkeme, davanın
görüşülmesini iptal ederek oturumu kapattı.
KTFD'NİN İLANINDAN BU YANA
HÜKÜMETLER
KTFD'nin ilanından bu yana görev yapan
hükümetler şöyle:
- Rauf Denktaş geçiş hükümeti : 13
Şubat 1975 - 6 Temmuz 1976.
- 1. Nejat Konuk hükümeti: 5 Temmuz 1976 - 21
Nisan 1978.
- Osman Örek hükümeti: 21 Nisan 1978 - 12
Aralık 1978.
- 1. Mustafa Çağatay hükümeti: 12
Aralık 1978-4 Ağustos 1981.
28 HAZİRAN 1981 SEÇİMİ
- 2. Mustafa Çağatay (azınlık)
hükümeti: 4 Ağustos 1981 - 7 Aralık 1981 (Güvensizlik önergesiyle
düşürüldü).
- 3. Mustafa Çağatay hükümeti
(UBP+DHP+TBP+Bağımsız): 15 Mart 1982-15 Kasım 1983.
- 2. Nejat Konuk hükümeti: 13 Aralık 1983 -
19 Temmuz 1985.
- 1. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP): 19 Temmuz
1985 - 11 Ağustos 1986.
- 2. Eroğlu hükümeti (UBP-YDP): 2 Eylül
1986 - 28 Nisan 1988.
- 3. Eroğlu hükümeti (UBP-3
Bağımsız Aytaç Beşeşler-Emin Uzun-Ömer Demir): 23
Temmuz 1988 - 25 Mayıs 1990.
6 MAYIS 1990 SEÇİMİ
- 4. Eroğlu hükümeti: 20 Haziran 1990 - 31
Aralık 1993
12 ARALIK 1993 ERKEN SEÇİMİ
- 1. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 10 Ocak
1994 - 25 Şubat 1995.
- 2. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 22 Mayıs
1995 - 11 Kasım 1995.
- 3. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 13
Aralık 1995- 4 Temmuz 1996.
- 5. Eroğlu hükümeti (UBP-DP): 16
Ağustos 1996 - 30 Aralık 1998.
6 ARALIK 1998 SEÇİMİ:
- 6. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP): 30
Aralık 1998 - 7 Haziran 2001.
- 7. Eroğlu hükümeti (UBP-DP) : 7 Haziran
2001 - 13 Ocak 2004.
Başbakan Talat'ın
başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, yeni bir hükümet
kuruluncaya kadar görevini sürdürecek.
Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın yeni bir görevlendirme yapmadan önce siyasi partilerle bir
temas turu başlatması bekleniyor.
Anayasa uyarınca
cumhurbaşkanının hükümeti kurmakla görevlendireceği
kişinin en geç 15 gün içinde hükümeti kurması veya görevi iade etmesi
gerekiyor.
Anayasa'nın 88'inci maddesine göre de
meclis çoğunluğuna dayalı bir hükümet atanmasına olanak
bulunamaması halinde cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine
karar verebilir.
50 kişilik Cumhuriyet Meclisi'nde
anamuhalefet durumundaki Ulusal Birlik Partisi'nin 19, şimdiki hükümetin
büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in 18,
hükümetin küçük ortağı Demokrat Parti'nin 5, Barış ve
Demokrasi Hareketi'nin 4, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik
Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi ve Yeni Parti'nin de birer
milletvekilleri bulunuyor.
MILLIYET 20/10/04
KKTC'de
hükümet istifa etti
RADIKAL
20/10/04
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat
Parti (DP) koalisyon hükümetinin istifasını sundu. Talat, hükümetin
istifasını bu sabah Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a Girne
Yılanadası'ndaki konutunda sundu. Denktaş'ın hükümetin
istifasını kabul ettiği öğrenildi. Denktaş, hükümeti
kurma görevini kime vereceği konusunda kısa bir sürede karar
vereceğini açıkladı. CTP Genel Başkanı, Başbakan
Talat ile DP Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ortak basın
toplantısı düzenleyecek.
Talat istifa ediyor
Yeni hükümet
kurma çalışmaları başarısızlıkla
sonuçlandı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), bütçe görüşmelerini
beklemeden istifa etme kararı aldı. Hükümet kurma
çalışmalarının başarısızlıkla
sonuçlanmasından sonra toplanan CTP Merkez Yönetim Kurulu bütçe
görüşmelerini beklemeden başbakanın hükümetten istifa etmesini
kararlaştırdı. Başbakanın talebi üzerine alınan
bu kararla birlikte Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bugün saat 09:30'da
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a istifasını verecek.
Dün neler oldu?
CTP-DP
koalisyon hükümetinin mecliste azınlığa düşmesiyle
başlayan hükümet sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen ve 5
partinin koalisyonunu öngören yeni hükümet arayışından da sonuç
çıkmadı.
Demokrat Parti
Genel Başkanı Serdar Denktaş, toplantının hemen
başında "Hükümet ülkeyi erken seçime götürsün" önerisi
yaptı. "Bu noktada yeni bir durum ortaya çıktı" diyen
diğer partiler toplantının uzamasına gerek
olmadığını öne sürerek odadan ayrıldı. Toplam 15
dakika süren toplantının ardından siyasi partiler yeni bir
değerlendirme içerisine girdi.
Toplantının
hemen başında, Cumhuriyetçi Türk Partisi önceki gün varılan
mutabakat gereği hazırladığı hükümet protokolünü
sundu. Ancak, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın önerisi
üzerine, "Yeni bir durum ortaya çıktığı"
gerekçesiyle protokol görüşülmeden toplantıya son verildi.
CTP-DP-BDH
koalisyonunun gerçekleşmemesinin ardından gündeme gelen 5 partili
hükümet için önceki gün yapılan ilk toplantının ardından
dün yapılan ikinci toplantıda, DP, 5 partili "icraat
hükümeti"ne karşı olduğunu belirtip "seçim
hükümeti" önerdi. Ortaya çıkan yeni duruma TKP tepki göstererek DP'yi
hükümet arayışını sona erdirmekle suçlarken; CTP ile BKP
yeni durumla ilgili değerlendirme yapacaklarını belirttiler.
"Protokol
tartışması" havada kaldı
Önceki gün
yapılan toplantıda alınan karar gereği, Cumhuriyetçi Türk
Partisi tarafından hazırlanan ve üzerinde
tartışılması beklenen "hükümet protokolü"
toplantının hemen başında partilere
dağıtıldı.
Toplantının
uzun sürmesi ve saatlerce hükümet protokolü üzerinde
tartışılması beklenirken, Demokrat Parti Genel
Başkanı Serdar Denktaş'ın, "Tavrımızı
açıklayalım ki, sonra kriz olmasın" sözleriyle
yaptığı açıklama toplantı salonunda "buz gibi bir
hava" estirdi.
Serdar
Denktaş şaşırttı
İlk
toplantıya katılmayan DP Genel Başkanı Serdar
Denktaş'ın, ikinci toplantıya katılarak, "Kurulacak
hükümet seçim hükümeti olsun" önerisi şaşkınlık
yarattı.
Hükümet
protokolünün görüşülmeye geçilmesi beklenen bir anda söz alan Serdar
Denktaş, "26 sayısını ancak beş parti bir araya
gelerek buluyoruz. Bu ciddi krizleri de beraberinde getirecek. DP olarak seçim
hükümeti öneriyoruz. Bu hükümet toplumu seçime götürecek bir hükümet
olsun" önerisinde bulundu.
15 dakikada
bitti
Serdar
Denktaş'ın kısa sunuşu üzerine söz alan partiler, bu
öneriyle birlikte yeni bir durumun ortaya çıktığını,
bunu değerlendirmek gerektiğini ortaya koydular.
Toplam 15
dakikada süren diyaloğun ardından, partiler ortaya çıkan yeni
durum nedeniyle "toplantıya devam etmenin, protokol üzerinde
tartışmanın anlamsız olacağı" gerekçesiyle
görüşmenin sona ermesi kararına vardılar.
5 partili
koalisyon oluşumuna yönelik partiler arası sondajların ardından
dün ilk kez bir araya gelen Cumhuriyetçi Türk Partisi, Demokrat Parti, Toplumcu
Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi ve Özgür
Düşünce Partisi yetkilileri, dün saat 11.00'de toplandı.
Toplantı, 15 dakikada bitti.
Cumhuriyet
Meclisi'nde yer alan toplantı, CTP'den genel sekreter Ferdi Sabit Soyer,
Doğan Şahali ve Ünal Fındık, DP'den genel başkan
Serdar Denktaş ve genel sekreter Mustafa Arabacıoğlu, TKP'den
genel sekreter Mehmet Davulcu ve Varol Öztuğ, BKP'den genel sekreter Izzet
İzcan ve Özker Özgür ile ÖDP'den genel başkan Salih Coşar ve
Kemal Havalı katıldı.
Davulcu: DP,
arayıştan vazgeçti
Toplantıdan
ilk çıkarak basına açıklama yapan TKP oldu.
TKP Genel
Sekreteri Mehmet Davulcu yaptığı açıklamada, parlamentonun
yapısının, 24 Nisan öncesini yansıttığını
ve 24 Nisan sonucuna göre oluşacak bir hükümet oluşturma yönünde
kısır olduğunu söyleyerek, bunun yansımasının,
önceki gün ve dün yapılan hükümet arayışında bir kez daha
görüldüğünü belirtti.
DP'nin 5
partiyle "icraat hükümeti" olamayacağını söyleyerek
erken seçin konusunun yeniden gündeme getirilmesi eğilimini ortaya
koyduğunu kaydeden Davulcu, TKP'nin ta başından erken seçimin
gerekliliğini savunduğunu, fakat bunu gerçekleştirmeye gücünün
yetmediğini ifade etti. Davulcu, erken seçim önerisinin yeniden gündeme
gelip parlamentonun halkın hassasiyetlerini algılayacak yeni bir
hüviyete kavuşmasını diledi.
TKP Genel
Sekreteri Davulcu, "olayı Serdar Denktaş'ın mı
koparttığının" sorulması üzerine, "Öyle
sayılabilir" dedi. Davulcu, DP'nin dün yeni hükümet
arayışı olan bir görünüm sergilediğini, fakat dün bu
arayıştan vazgeçtiklerini ortaya koyduğunu savundu.
Mehmet Davulcu,
DP'nin erken seçimi yeniden gündeme getirmeyi düşündüklerini
aktardığını dile getirdi.
Bütçeyle ilgili
tavırlarının sorulmasına karşılık,
partisinin tavrının bir ay önceden
açıklandığını, bunun da "ret oyu"
olduğunu anlatan Davulcu, bu tavırlarında bir
değişiklik olmadığını yineledi.
Serdar
Denktaş: İcraat hükümeti mümkün değil
DP Genel
Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, DP'nin önceki
akşam MYK toplantısı yaparak önceki görüşmenin
ardından ortaya çıkan protokol taslağını gözden
geçirdiğini ve esas olarak böylesi 5 partili bir yapının sağlıklı
yürüyüp yürüyemeyeceğini değerlendirdiğini bildirdi. Serdar Denktaş,
"5 partinin bir araya gelip milletvekili sayısının 26
olacağını, bunun sağlıklı bir icraat hükümeti
olmasının mümkün olmadığı" sonucuna
vardıklarını söyledi.
Serdar
Denktaş, 5 partinin ortaklığının ancak seçim hükümeti
olabileceğini, bu konuda mutabakata varabilmeleri halinde 5 partili
koalisyonda yer alabileceğini ortaya koyduklarını belirtti.
5 partinin
görüşlerinin farklı olacağını, mecliste yine nisap
sorunu yaşanacağını kaydeden Serdar Denktaş,
önerileriyle ortaya çıkan yeni durumu partilerin değerlendireceğini,
bir araya gelmek gerekirse yeniden bir araya gelineceğini, olmazsa
başka bir formülün deneneceğini söyledi.
"Bütçe
için yeni düşünce"
Serdar
Denktaş, bugün bütçe görüşmesi olacağını, bu konuda da
DP'nin yeni görüşleri olduğunu belirterek, ancak bütçeyle ilgili
düşüncelerini önce ortakları CTP'ye aktaracaklarını
bildirdi.
TKP'nin
"görüşmelerin koptuğunu ve sorumlunun da DP olduğunu"
söylediğinin belirtilmesi üzerine ise Serdar Denktaş, "Eğer
TKP değerlendirme yapmayıp olayın koptuğunu düşünüyorsa,
çağrıyı yapan konumunda olan CTP'ye bildirecektir. Biz
toplantıdan 'partiler değerlendirme yapacaktır'
düşüncesiyle ayrıldık" dedi.
"5
başlı" 26 milletvekiline sahip hükümetin icraat hükümeti
olacağına inanmadıklarını ifade eden Serdar
Denktaş, bu gerçeği ortaya koymalarından dolayı sorumluluk
altında tutulacaklarsa, bu sorumluluğu da üstlenmeye hazır
olduklarını söyledi. Serdar Denktaş, "çünkü
halkımızla alay edemezdik" dedi.
Serdar
Denktaş, bütçeye bağlı olarak gündeme gelen istifa konusunun
gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin sorulmasına
karşılık ise, "Bakalım. İzin verirseniz
sayın başbakanla konuşalım, ona göre gerekli
açıklamaları yaparız" diye konuştu.
Soyer: En
başa, erken seçime dönüldü
CTP-BG Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise, bütün toplumsal enerjinin Kıbrıs
konusuna ayrılması gerekirken, hükümet sorununa
harcandığını ifade ederek, içte harcanan enerji nedeniyle
Kıbrıs konusunda istenen tam sonuca
ulaşılamadığını kaydetti.
Soyer,
şimdi tekrar en başa, yani erken seçim konusuna dönüldüğünü söyleyerek,
CTP-BG'nin ta başından krizin erken seçimle
aşılabileceğini söylediğini, fakat meclis
çoğunluğunu ikna edemediğini anlattı.
Çaba
harcadıkları yeni hükümet arayışında, DP'nin
önerisiyle yeni bir duruma gelindiğini dile getiren Soyer, bu yeni durumun
partilerde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ferdi Sabit
Soyer, yeni hükümet arayışlarında YP'yle koalisyona devam
edilmesinin önerildiğini, fakat bunun da CTP-BG açısından mümkün
olmayan bir yaklaşım olduğunu belirtti.
Kıbrıs
Türk halkının artık daha fazla beklemeye tahammülü
olmadığını, erken seçimin kaçınılmaz
olduğunu kaydeden Soyer, bütün siyasi güçlerin enerjisini erken seçim
gerçeğine harcaması gerektiğini dile getirdi.
"Gizli
komplolara fırsat bırakılmayacak"
Soyer,
CTP-BG'nin, parlamento içi ayak oyunlarıyla yüzde 35'in iradesini yüzde
65'e dayatmaya çalışacak her adımın
karşısında olacağını da söyleyerek, "bütün
gizli odaklara, kendini Gulyabani olarak gizleyenlerin hepsine, buradan
açık bir şekilde söylüyorum: demokrasiyi ve halkımızın
yüzde 65'lik iradesini kimse silemeyecek. Yapacakları her gizli komplo
deşifre edilecektir. CTP-BG, halkımızla birlikte, dünyanın
bütün demokratik güçlerinin desteğinde gizli komplolara karşı
hiçbir fırsat ve boşluk bırakmayacaktır" diye
konuştu.
Soyer, Kıbrıs
Türk halkının çözüme giden yürüyüşünü durdurmaya ve Avrupa'yla
buluşmasını engellemeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini
belirtti.
Ferdi Sabit
Soyer, DP'nin bütçeyle ilgili yeni önerisinden haberi
olmadığını, CTP'nin ve Başbakan Mehmet Ali
Talat'ın görüşünün, bütçenin geçmemesi halinde hükümetin istifa
etmesi yönünde olduğunu vurguladı. Soyer, istifa edilerek seçimin
önünün açılacağını ifade etti.
Soyer, ne
isterse olsun CTP-BG'nin, çözüm önündeki engelleri, halkla birlikte
aşacağını da kaydetti.
Soyer, "beşi
bir arada olmayacak mı?" sorusuna karşılık, önerinin
erken seçim hükümeti olduğunu, partilerin bunu
değerlendireceğini kaydederek, kendilerinin seçime ve seçim
hükümetine hazır olduğunu söyledi.
UBP'nin
"kenarda hazır beklediğini" belirten Soyer, "fakat
UBP'nin gulyabanilerin desteğinde yüzde 35'in iradesini dayatacak bir
siyaseti gündeme getirmesine fırsat vermeyeceklerini" dile getirdi ve
"sürüklene sürüklene erken seçime gidilecek" dedi.
Soyer,
"Gulyabanilerin" kim olduğunun sorulması üzerine ise, onların
kendilerini bildiklerini ifade etti.
İzcan:
Statükocuların hükümet olmasına karşı durulmalı
BKP Genel
Sekreteri İzzet İzcan ise, kendilerinin her zaman olumlu
davrandığını, çözüm yanlısı iradenin hükümette
olmasını arzuladıklarını ve bu yönde destek
olacaklarını belirtip gereklerini yerine getirdiklerini anlattı
ve DP'nin önerisinin yeni durum yarattığını dile getirdi.
İzcan, bu durumda bütçenin geçmeyeceğini ve hükümetin istifa
edeceğini, böylelikle yeni bir sürecin başlayacağını
belirtti.
BKP'nin hiçbir
zaman hükümete girme veya bakanlık alma pazarlığı
yapmadığını, dün de bunu belirttiklerini ve vizyonun önemli
olduğunu söylediklerini kaydeden İzcan, şimdiki durumun
değerlendirileceğini, ancak meclisteki BKP, CTP, TKP ve BDH ile Annan
Planı temelinde çözüme inanan meclis dışındaki partilerin
bir araya gelmesi ve değerlendirme yapması gerektiğini söyledi.
Statükocuların
yeniden hükümet olabileceğini, Kıbrıs Türkü'nün
yıllardır verdiği mücadelenin geri götürüleceği bir
yapının oluşmasına karşı durulması
gerektiğini belirten İzcan, "Bunun için ister meclisten çekilme,
ister seçim olsun, gereğinin yapılması gerekir" diye
konuştu.
"Halkın
vermediği iradeyi elde etmek için, transferler yapmanın, ayak
oyunları sergilemenin ve hükümet görüşmesi yapar görünüp
yapmamanın" yanlış olduğunu söyleyen İzcan,
birleşik Kıbrıs'a ulaşma hedefini gerçekleştirmenin
yolunun bulunması gerektiğini, kendilerinin BKP olarak bu yönde
hareket ettiklerini dile getirdi.
"Birlikte
hareket edilmeli"
İzcan,
benzer siyesi görüşü olan partiler olarak en azından bundan sonra
ortak tavır sergilemeleri gerektiğini, ister seçim ister mücadele
konusunda olsun birlikte hareket edilmesi ve dikkatli olunmasının
şart olduğunu söyledi.
İzzet
İzcan, bir soru üzerine, bütçeye söz verdikleri gibi olumlu oy
vereceklerini bildirdi.
İzcan,
özellikle CTP'ye inisiyatif alma yönünde büyük görev düştüğünü, bu
işin DP'ye bırakılmaması gerektiğini de kaydetti.
KIBRIS 20/10/04
Direkt ticaret bu yıl gerçekleşmeyecek
AB Dönem
Başkanı Hollanda önceki gün, AB ile Kuzey Kıbrıs
arasındaki direkt ticareti düzenleyen antlaşmayı, AB'nin ve
Kıbrıs Rum yönetiminin bu yıl kabul etmeyeceğini
açıkladı.
Reuters
Ajansı'nın haberine göre, AB Dönem Başkanlığı
sözcüsü Frits Kemperman, "Çok daha fazla zamana ihtiyacımız
var" dedi. Kemperman, "bunun bu yıl bir antlaşmaya
varılmayacağı anlamına mı geldiği"
sorulduğunda "Evet" diye cevap verdiği kaydedildi.
Kemperman'ın,
AB dışişleri bakanlarının, Doğrudan Yardım
Tüzüğü'nü, ancak ileride direkt ticaret ile bir bağın
bulundurulması halinde muhtemelen kasım ayı sonlarına
doğru imzalayacakları ifadesine dikkat çekildi.
Haberde,
Kıbrıs Rum lider Tasos Papadopulos'un, KKTC'de altyapının
geliştirilmesi amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından önerilen 259
milyon euroluk yardım paketini onaylamayı kabul ettiği, ancak
direkt ticareti kabul etmediği belirtildi.
Avrupa
Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'in sözcüsü
Jean Christophe Filori'nin de "Direkt ticareti kapsayan paketi
şimdilik bir kenara iterek, şu anda hayata sadece yardım
paketinin geçeceği gibi görülüyor" dediği kaydedildi.
KKTC üzerinde
uygulanan izolasyonların kaldırılması doğrultusunda
Avrupa Komisyonu'nun aldığı kararla bağlantılı
olarak sunduğu Mali Yardım Tüzüğü ve AB ülkeleriyle direkt
ticaret düzenleyen Direkt Ticaret Tüzüğü'nün birbirine
bağlantılı olarak sunulması yönünde çalışmalar
yapılıyordu.
Filori, bu
konuyla ilgili olarak "Yani paketi ayıracaklar. Daha önce bir paket
olarak planlanmıştı" dedi.
Aynı
habere göre isminin açıklanmasını istemeyen Kıbrıslı
Rum yetkili, Yeşil Hat Tüzüğü'ne atıfta bulunarak, KKTC'de
üretilen malların, Kıbrıs Rum kesimine ve oradan da
Kıbrıs dışına ihraç edilmesinin bu tüzükle mümkün
olduğunu belirterek, "dolayısıyla serbest ticaretin mevcut
olduğunu" ileri sürdü.
Bu tüzüğe
biraz daha zaman verilmesi gerektiği görüşünü ortaya koyan söz konusu
yetkili, Avrupa Komisyonu tarafından sunulan direkt ticaretin kuzeyin
yasal olarak tanınması anlamına gelip gelmeyeceği üzerinde
düşündüklerini kaydederek, "Şu ana kadar bu konuda bir antlaşmaya
varamadık" diye konuştu
KIBRIS 20/10/04
Rum yönetimi, Bostancı kapısının
açılmaması için bahaneler uyduruyor
MURAT:
MASKELERİ DÜŞTÜ... İçişleri ve Köyişleri Bakanı
Özkan Murat, Bostancı kapısının açılmasıyla
ilgili olumsuz tavrı nedeniyle Rum yönetiminin maskesinin bir kez daha
düştüğünü vurgulayarak, "Papadopulos yönetimi bir kez daha
gerçek yüzünü gösterdi" dedi
KALYONCU:
ZİHNİYETLERİ KÖTÜ... Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, Rum yönetiminin
sınırların kaldırılması gibi bir zihniyetinin
bulunmadığına işaret ederek, "İstedikleri tek
şey hegemonyalarını adanın tümüne yaymak, ki bu da mümkün
değil" dedi
İki
bakandan Bostancı sınır kapısının
açılmasıyla ilgili Rum tavrı ve açıklamalarına sert
tepki geldi. İçişleri ve Köyişleri Bakanı Özkan Murat,
konuyla ilgili tavrı nedeniyle Rum yönetiminin maskesinin bir kez daha
düştüğünü vurgulayarak, "Papadopulos yönetimi bir kez daha
gerçek yüzünü gösterdi" dedi. Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu ise, Rum yönetiminin
sınırların kaldırılması gibi bir zihniyetinin
bulunmadığına işaret ederek, "İstedikleri tek
şey hegemonyalarını adanın tümüne yaymak... Ki bu da mümkün
değil" dedi. Kalyoncu, referandumda "Hayır" diyen
Rumların sınırların kaldırılması gibi bir
argümanın arkasına sığınamayacaklarını ifade
etti.
İçişleri
ve Köyişleri Bakanı Özkan Murat ile Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, altyapı
çalışmaları tamamlanmak üzere olan Bostancı sınır
kapısı yol yapım çalışmalarını yerinde
izledi. Bölgede, Türk tarafındaki yol yapım
çalışmaları, asfalt dökümü hariç tamamlanıyor. Asfalt
dökümünün Rumların kapının açılması yönündeki olumsuz
tavırlarını değiştirmesi halinde hemen
gerçekleştirileceği ifade edildi.
Bakanlara,
Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler, bakanlık üst düzey yetkilileri ile
ilgili dairelerin yetkilileri eşlik etti. Kalyoncu, incelemelerinin ve
Murat'la istişarelerinin ardından yaptığı
açıklamada, aylar önce BM'nin, KTBK'nin, kendilerinin ve Rum
tarafındaki askeri makamların taraf olduğu birkaç toplantı
yaptıklarını, bu toplantılar sonucunda bölgede bir yol
açılabileceğine dair mutabakata varıldığını
söyledi. Bu yolun açılabilmesi için ara bölgedeki mayınların
temizlenmesi görevini BM'nin üstlendiğini kaydeden Kalyoncu, bunun
başlamamış olmasının nedeninin Rum
tarafının, KKTC'nin böyle bir yol açacağına inanç
getirmesiyle birlikte işi yokuşa sürmeye başlaması
olduğunu kaydetti.
Türk
tarafının bu yolu açmayacak olması halinde Rum tarafı için
de bir sorun kalmamış olacağını ifade eden Ömer
Kalyoncu, Rumların ciddi niyet görünce, "Derinya'yı da
açalım, 8 kapı açalım, sınırları
kaldıralım" şeklinde taleplerde bulunmaya
başladıklarını, ayrıca bugün yine Rum
basınında, Rum yetkililerin "Bizim için esas hedef
sınırların kaldırılmasıdır" yönündeki
ifadelerinin yer aldığına işaret etti.
Kalyoncu
şöyle dedi:
"Sınırların
kaldırılmasıyla ilgili biliyorsunuz 24 Nisan'da bir oylama
yapıldı. Annan Planı oylandı. Bu plan yürürlüğe
girseydi sınırlar kalkacaktı. Bu sınırlar tümüyle açılmış
olacaktı. Bunu gerçekleştirmeyen Rum yönetimi şimdi iki toplumun
ada üzerinde daha rahat dolaşımını engellemek için her
türlü bahaneyi uyduruyor. Tam bir uydurmadır yaptıkları.
Gördüğünüz gibi biz ekonomik olarak onlardan güçlü olmayan bir toplumuz.
Bu yolun başlangıcını yaptık. Vergilerden toplanan bir
parayla şekillendirildi bu. Bunun karşısında ise Rumlar
yolun açılmaması için bahaneler uyduruyorlar. Biz belli bir noktaya
geldik. Yolun açılmasından yanayız. BM'ye
çağrımız doğrunun-eğrinin ortaya çıkması
açısından üstlendiği görevi yerine getirerek mayınları
temizlemesidir. Bu konuda ciddiyiz. Yolun daha ileriye götürülmesi için de
gerekli olanakları seferber edeceğiz."
Yolda meydana
gelen küçük güzergah değişikliğini de açıklayan Kalyoncu,
güneye geçen eski yolun genişletilmesi gerektiğini, ancak hem BM karargahı
hem de diğer askeri tesisler nedeniyle yolun genişletilmesi yerine
kavis çizerek eski yolla birleştirilmesi yönünde mutabakat
sağlandığını, BM'nin de yolun karargahının
yanından geçmesini istemediğini ve böyle bir değişiklik
yapıldığını kaydetti.
Kalyoncu, Rum
yönetiminin, Rum toplumunun da sesini dinleyerek, 23 Nisan'daki
tavrını sergilemekten vazgeçmesini diledi. Kalyoncu,
kapıların açıldığı 23 Nisan 2003'te Rum
yetkililerin sınır kapılarında durarak Rumların kuzeye
geçmesini engellemeye çalıştıklarını, bu yolun
açılmasını sağlamaya çalışan Rum yetkililerin de
mentalitesinin aynı olduğunu söyledi.
Kalyoncu,
"Ne sınırların kaldırılması gibi bir
zihniyetleri vardır, ne de böyle bir mantık taşıyorlar.
İstedikleri tek şey kendi hegemonyalarını adanın tümüne
yaymaktır ki bu da mümkün değildir. Bunun için önlerine Annan
Planı olanağı çıktı. Biz 'Evet' dedik onlar
'Hayır' dedi. Şimdi sınırların
kaldırılması gibi bir argümanın arkasına
sığınamazlar, Annan Planı'na evet demiş olsalardı
bu gerçekleşmiş olacaktı. Biz buradayız, yolumuz da
hazırdır, razı olurlarsa açılmasından
yanayız" dedi.
Kalyoncu,
bölgeli Rumların da yolun açılmasını istediklerini, Rum
yönetiminin kendi vatandaşlarını dinlemesi gerektiğini
söyledi.
Kalyoncu bir
soru üzerine ara bölgedeki mayınların temizlenmesi konusunda
varılan mutabakata göre BM'nin geçtiğimiz ay bu mayınları
temizlemesi gerektiğini, ancak Rumların tavrı nedeniyle BM'nin
de beklediğini söyledi. Kalyoncu, BM'ye de mayınların
temizlenmesine başlamaları konusunda çağrıda bulundu.
Özkan Murat
Özkan Murat
ise, "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..." diyerek,
daha önce yapılan anlaşma gereği iki tarafın yol
yapımına başlayacağını ve BM'nin de pürüzleri
kaldıracağını kaydetti.
Murat
şöyle dedi:
"Biz bu
taraftan yola başladık. Fiilen de görüyorsunuz. Bilgime gelen konular
vardır. Papadopulos yönetimine biraz ayıp oluyor çünkü
vatandaşlarına yalan söylüyorlar. 'Türkler oyalama yapıyor, yol
yoktur' diyorlar. Rumlar da gelip bize soruyor. İşte yol burada.
Gidebileceğimiz yere kadar gittik. Bundan ötesi Rum yönetiminin kendi
halkının seyahat özgürlüğünü engellemedir. Bir kez daha Rum
tarafındaki yönetimin maskesi düştü. Açık ve net söylüyorum.
Eğer varsa barışçı yüzleri göstersinler, ispat etsinler.
Başlatsın onlar da. BM mayınları kaldırmaya
hazırdır. Önemli olan Rum toplumunun isteklerine dahi cevap vermeyen
bir Rum yönetimidir. Bu kadar açık ve net... Papadopulos yönetimi bir kez
daha gerçek suratını gösterdi. Gerçek niyet uzlaşma,
anlaşma, diyalog değildir. Gerisi hep martaval okumadır.
İşte yol, basın da üzerine basıyor zaten... Gelsinler yolu
yapsınlar, iki halk bu bölgede de birbirine daha kolay
ulaşsınlar. Sanırım yakında Papadopulos yönetimine
güneyde de şikayetler başlayacaktır."
Murat,
asfaltlamayla ilgili soru üzerine ise, Rum tarafının tavrına
göre hareket edeceklerini, onların adımını
bekleyeceklerini, asfaltın ikinci bir proje olduğunu söyledi.
Murat, "Bu yol Papadopulos yönetiminin ne kadar barıştan yana olduğunu göreceğiz. Bu yol onun da işareti olacak" dedi.
KIBRIS 19/10/04
Nabız
yokladılar
BÜTÇE CUMAYA
KALABİLİR... Ağırlıklı olarak Kıbrıs
sorununun görüşüldüğü toplantıya bugün devam edilecek. Saat
10.00'da başlayacak toplantıda partilerin yazılı olarak
görüşlerini ileteceği belirtildi. Görüşmelerin olumlu seyretmesi
halinde yarın yapılacak bütçe görüşmelerinin 22 Ekim Cuma gününe
ertelenmesi de gündemde
YENİ
KOALİSYON OLASILIĞI ARTTI... Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti
koalisyon hükümetinin azınlık konumuna düşmesinin ardından
başlayan hükümet çalışmaları sürüyor. Cumhuriyetçi Türk
Partisi'nin inisiyatifi ile başlayan görüşmelerin ilk gününde
partiler toplantıdan olumlu görüşlerle ayrıldı. Özellikle
DP'nin toplantıda yapıcı davranması, koalisyon
olasılığını artırdı
PARTİLER
BİRBİRİNİ YOKLADI... Toplantının önemli bir
bölümünde siyasi partiler, olası bir koalisyonda izlenecek
Kıbrıs politikasını görüştü. Özellikle Demokrat
Parti'nin TKP'nin "Türkiye" ile ilgili düşüncelerini istemesi,
toplantının önemli notları arasında yer aldı. TKP'nin
"Garantörlerle görüşülmesi normal" cevabı, DP
kanadını memnun etti
Cumhuriyetçi
Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin azınlık konumuna
düşmesinin ardından başlayan hükümet çalışmaları
sürüyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin inisiyatifi ile başlayan
görüşmelerin ilk gününde partiler toplantıdan olumlu görüşlerle
ayrıldı. Bugün yeniden bir araya gelecek olan partiler
yazılı olarak görüşlerini ortaya koyacak.
Ağırlıklı
olarak Kıbrıs sorununun görüşüldüğü toplantıya bugün
devam edilecek. Saat 10.00'da başlayacak toplantıda partilerin
yazılı olarak görüşlerini ileteceği belirtildi.
Görüşmelerin olumlu seyretmesi halinde yarın yapılacak bütçe
görüşmelerinin 22 Ekim Cuma gününe ertelenmesi de gündemde. Mecliste birer
sandalyeyle temsil edilen 3 partinin katılımıyla 5'li koalisyonla
çözüm arayışı, beş partinin ortak toplantısında
ele alındı. Yaklaşık iki saatlik ortak
toplantının ardından 5'li koalisyonun olabilirliğine
ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, partilerin dün
yaptıkları değerlendirmelerin ardından aynı heyetin
bugün saat 10.00'da yeniden bir araya geleceği bildirildi.
Partilerin
çoğunlukla genel sekreterler düzeyinde temsil edildikleri toplantı
Cumhuriyet Meclisi'nde saat 11.00 civarında başladı ve 13.00'te
tamamlandı. Parti yetkilileri, toplantıda alınan "prensip kararı"
uyarınca görüşmenin içeriğine ilişkin herhangi bir
açıklama yapmadılar, soruları yanıtlamadılar ve sadece
yarın devam edeceklerini söylemekle yetindiler.
Tek kısa
açıklamayı yapan CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer de 5'li
koalisyonun kurulup kurulmayacağına ilişkin soruları
yanıtsız bıraktı. Ancak Soyer, "Her siyasi parti kendi
siyasi görüşleri doğrultusunda çalışmasını
sürdürüyor. 5 parti var, uğraşıyoruz. 'Beşi bir yerde'yi
halkımızın boynuna takalım" ifadelerini kullandı.
Kıbrıs
sorunu konuşuldu
İki saat
süren toplantıda siyasi partilerin ağırlıklı olarak
Kıbrıs sorunuyla ile ilgili görüşlerini aktardıkları
öğrenildi. Bakanlık konularının gündeme gelmediği
toplantıya, bu gün program üzerinde çalışma yapılması
kararı alınarak son verildi.
Görüşlerini
yazılı olarak iletecek olan partiler, olumlu havanın devam
etmesi halinde, Cumhuriyet Meclisi'nde yarın yapılacak bütçe
görüşmelerini 22 Ekim Cuma gününe erteleme konusunda da görüş
birliğine vardı.
Toplantının
önemli bir bölümünde siyasi partilerin Kıbrıs konusunda birbirlerinin
görüşlerini sorguladığı öğrenildi.
Demokrat Parti
ile Toplumcu Kurtuluş Partisi yetkilileri, özellikle Kıbrıs
sorununda Türkiye'nin rolü konusunda görüş alışverişinde
bulundu. TKP Genel Sekreteri Mehmet Davulcu'nun, "Türkiye garantör ülke.
Tabii ki Türkiye ile de görüşeceğiz" sözleri DP tarafından
olumlu karşılandı. Aynı anda TKP'nin, "Referandum
sonuçları meclis gündemine getirilerek gelecekteki Kıbrıs politikası
buna göre şekillendirilmeli" önerisi de DP tarafından olumlu
bulundu.
Aynı
heyet, bugün devam edecek
Koalisyonun
büyük ortağı CTP'nin girişimleriyle mecliste birer sandalyeyle
temsil edilen Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs
Partisi ile Özgür Düşünce Partisi'nin katılımıyla hükümetin
azınlık sorununa çözüm çalışmaları bir süreden beri
ikili temaslar halinde devam ediyor.
Dün ilk kez 5
partiyi toplu olarak bir araya getiren toplantıya CTP'den genel sekreter
Ferdi Sabit Soyer ile MYK üyeleri Doğan Şahali ve Ünal
Fındık, DP'den genel sekreter Mustafa Arabacıoğlu ile
Güzelyurt Milletvekili Hüseyin Öztoprak, TKP'den genel sekreter Mehmet Davulcu
ve Varol Öztuğ, BKP'den genel sekreter milletvekili İzzet İzcan
ve Özker Özgür, ÖDP'den de genel başkan Salih Coşar, genel sekreter
Kemal Havalı ve milletvekili Ünal Üstel katıldı.
5 parti, 26
sandalye
Mecliste 4
milletvekiliyle temsil edilen BDH'nın katılımıyla iki
partili koalisyonun üç partili olarak genişletilmesine yönelik
çalışmalardan sonuç alınamamış ve bunun ardından
birer milletvekili bulunan üç partiyle yeni bir arayış
başlamıştı. Bu girişimin sonuç vermesi halinde ülkede
ilk kez 5 partili koalisyon kurulacak ve bu hükümetin 50 sandalyeli meclisteki
çoğunluğu 26 gibi sınırlı bir sayıda olacak.
Ocak
ayında 26 milletvekiliyle koalisyona giden CTP ve DP, her iki partiden de
istifalarla birlikte aylardan beri 23 sandalyeyle azınlık konumunda
bulunuyor.
Çarşamba
günü mecliste ele alınacak 2004 bütçesi öncesinde azınlık
sorununu aşmaya çalışan koalisyon hükümetinin, çarşamba
günü bütçenin görüşülmesinin reddedilmesi veya çarşamba günü
müzakerelerin başlamasının kabul edilmesi halinde bu kez son
oylamanın yapılacağı 2 Kasım'da bütçenin onay
almaması halinde istifa etmesi bekleniyor.
KIBRIS 19/10/04
|
Denktaş,
görevi Eroğluna verdi |
||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
KKTCde hükümetin
istifasının ardından, Cumhurbaşkanı Denktaş,
hükümeti kurma görevini, Ulusal Birlik Partisi lideri Derviş
Eroğluna verdi. |
||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
NTV |
||||||||||||
|
21 Ekim 2004 Eroğlu, 15 gün içinde hükümeti kuramazsa görevi
iade edecek. |
|
|
|||||||||
|
|
Cumhurbaşkanı Denktaş, 50 üyeli bir
mecliste 26 sıkıntılı bir rakamdır. Ümit ederiz,
daha istikrarlı bir hükümet için daha geniş bir rakam buluruz
dedi. |
|
|||||||||
|
|
|
||||||||||
Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Dışişleri Bakanlığından üst düzey bir yetkilinin, yasadışı havaalanındaki güvenlik önlemlerini incelemek için işgal altındaki bölgede bulunan iki ABDli uzman konusunda ABD Büyükelçiliğine protestoda bulunduğunu söyledi.
GERÇEK MÜZAKERECİ TÜRKİYE
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, KKTCde CTP-DP hükümetinin istifasıyla ilgili olarak,
Karşımızdaki gerçek müzakerecinin Kıbrıs Türk
liderliği değil, Türkiye olduğunu bilmekle birlikte,
Kıbrıs Türk tarafından güvenilir bir müzakerecinin var
olmasını arzu ediyoruz dedi.
İNCELEMEDEN HABERDARIZ
İki ABDli uzmanın Ercan
Havaalanında inceleme yapmasıyla ilgili bir soru üzerine de
Papadopulos, Rum hükümetinin, ABD hükümetinin bunu yapacağından
haberdar olduğunu açıkladı.
Papadopulos, Biz de kendi
çalışmalarımızı, kendi temaslarımızı
yapıyoruz. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO ile
birçok temasımız oldu ve yasadışılığı
engelleme konusunda tarafımızın davasının güçlü
olduğuna inanıyorum dedi.
Ercan Havaalanına ABD
incelemesi
ABD Ulaştırma
Bakanlığına bağlı ulaşım güvenlik birimi
yetkililerinin KKTCnin Ercan Havaalanında inceleme
yaptığı bildirildi.
|
ABDli yetkililer, KKTC Sivil Havacılık Dairesi Müdürü Mahmut Nihatla
birlikte, havaalanını gezdi; ancak incelemeleriyle ilgili
açıklama yapmadı.
Mahmut Nihat ise, gazetecilerin sorularını
yanıtlayarak, ABDli yetkililerin yaptığı incelemelerin
havaalanının uçuş güvenliği ve uluslararası
standartlara uygunluğunun tespitine yönelik olduğunu söyledi.
Nihat, uygulamanın 2 gün süreceğini
belirterek, yetkililerin hava ve yer trafiğinin akışıyla
ilgili değerlendirmelerde bulunacağını kaydetti.
Kıbrısta Annan Planı için
yapılan referandumun ardından, ABD yönetimi KKTCye yönelik
izolasyonun kaldırılması çerçevesinde, KKTC
havaalanlarını uluslararası uçuşlar için
kullanabileceğini duyurmuştu.
|
KKTC'de hükümet kurma görevi Eroğlu'nda |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na verdi. Denktaş,
Eroğlu'nu kabulünde yaptığı açıklamada, hükümetin
dün istifa ettiğini belirterek, Anayasa'nın öngördüğü
şekilde temas başlattığını ve hükümeti kurma
görevini Eroğlu'na verdiğini söyledi. Eroğlu'nun
hükümeti kurması için 15 günlük süresi olduğuna dikkati çeken
Denktaş, 15 gün beklemek şart değil dedi. CTP-DP
hükümetinin yaşadığı sıkıntılara
işaret eden Denktaş, artık başkanlık rejimine
geçilmesi gerektiğini söyledi. Denktaş, başkanlık
sisteminin diktatörlük olmadığını belirtti ve konunun
uzmanlarla halk tarafından tartışılmasını
istedi. Kıbrıs
sorununun çok ciddi bir safhadan geçtiğini kaydeden Denktaş,
herkesin üzerine düşen bir görevi olduğunu söyledi. UBP Genel
Başkanı Eroğlu da, görevi kendisine verdiği için
Denktaş'a teşekkür ederek, 15 günlük sürede mümkün olduğunca
bir koalisyon hükümeti oluşturmaya çalışacağını
bildirdi. Bunun sadece
kendilerine bağlı olmadığını kaydeden
Eroğlu, iyi niyetle tüm siyasi partilerle temas içinde olacaklarını
söyledi. Cumhurbaşkanı
Denktaş, bir gazetecinin, 26'yı bulması halinde görevi
Eroğlu'na vereceği sözünü hatırlatarak, bu yönde bir
işaret alıp almadığı sorusunu yanıtlarken,
26'nın kritik bir sayı olduğunu belirtti ve Ümit ederim 30'la
gelir dedi. (aa) |
|
|
|
HURRIYET 21/10/04
KKTC'de
hükümeti kurma görevi Eroğlu'nun
21/10/04 RADIKAL
Talat
hükümetinin istifasının ardından KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, yeni hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP)
Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na vereceğini
açıkladı. UBP, Cumhuriyet Meclisi'nde en çok sandalyeye sahip parti.
Eroğlu, hükümetin kurulması görevinin kendisine verilmesi halinde
koalisyon için ilk teklifi Serdar Denktaş'a götüreceğini açıklamıştı.
Eroğlu, görevi aldıktan sonra 15 gün içinde hükümeti kuramazsa o
zaman yeniden Cumhurbaşkanı Denktaş devreye girecek.
Denktaş, görevi ya yeni bir isme verecek ya da 60 gün içinde erken seçim
isteyecek.
KKTC'da 13 ocak 2004'de kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Demokrat Parti
koalisyon hükümeti dün istifa etmişti.
Kuzey Kıbrıs
hükümetsiz
KKTC'de ocakta kurulan
CTP-DP hükümeti, bütçe meclisten geçmeyince istifasını verdi.
Denktaş'ın, UBP lideri Eroğlu'nu görevlendirmesi bekleniyor
RADIKAL 21/10/04
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA - Annan Planı'nın referanduma götürüldüğü ve
Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB'ye girdiği kritik süreçte KKTC'de
iktidar misyonu yüklenen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP)
koalisyon hükümeti, mecliste 2004 yılı mali bütçesinin onayı
için gereken çoğunluğu bulamayınca istifa etti.
Dün Başbakan Mehmet Ali Talat'ın istifa mektubunu Yılan
Adası'ndaki konutunda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu.
Denktaş ise 50 sandalyeli mecliste salt çoğunluk olan 26'yı
bulması halinde hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri
Derviş Eroğlu'na vereceğini açıkladı. Denktaş, bu
süreçte CTP-DP hükümetinin işbaşında olacağını
belirtti. Halihazırda, UBP'nin 19, CTP'nin 18, DP'nin 5, BDH'nın 4,
TKP, BKP, YP ve ÖDP'nin birer sandalyesi var. 13 Ocak 2004'te kurulan CTP-DP
hükümeti, üç vekilinin istifasıyla nisandan beri 23 koltukla
azınlıktaydı.
'Denktaş
teşekkür etti'
Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş da ortak basın toplantısı
düzenledi. Talat, "Hükümet için büyük gayret ortaya koyduk. Bu meclisten
'istikrarlı' bir hükümet çıkarmayı başaramadık.
Hükümetimiz zamanında Kıbrıs Türk halkının kaderiyle
ilgili çok önemli gelişmeler yaşandı" dedi. "Hiç
kimseyi eleştirmek, suçlamak niyetinde değilim" ifadelerini
kullanan Talat, "İstikrarlı bir hükümet çıkarsa seçim
değil, hükümet kurulsun derim. Ama bu meclisten istikrarlı bir
hükümet çıkarmak mümkün değil" yorumunu yaptı. Talat,
'İstifanızı sunarken Denktaş'ın tutumu
nasıldı' sorusuna "Bizlere teşekkür etti. Uluslararası
temaslardan memnun olduğunu söyledi" yanıtını verdi.
Serdar Denktaş ise, "Uyum içinde çalıştık.
Birbirimizin kuyusunu kazmadık" dedi. DP Başkanı,
"Yeni hükümet oluşmazsa ocakta erken seçim olur" öngörüsünde bulundu.
Talat ağladı
Mehmet Ali Talat'ın basın toplantısında duygulanarak gözyaşlarını
sildiği görüldü. Talat, istifa kararını önce bir yemekte sadece
Çin Büyükelçisi'ne söylediğini aktarınca Serdar Denktaş
"Dünyada kalan tek yoldaşı" diye espri yaptı.
UBP Genel Başkanı Eroğlu ise, hükümeti kurma görevinin kendisine
verilmesi durumunda ilk teklifi eski ortağı DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş'a götüreceğini açıkladı.
Eğer Cumhurbaşkanı Denktaş, Eroğlu'nu görevlendirir ve
15 gün içinde hükümet kurulamazsa Cumhurbaşkanı'nın iki ay
içinde meclisi erken seçime götürmesi gerekiyor. 2004 bütçe
tasarısının geri çekildiği meclis ise 4 Kasım'a kadar
tatil ilan edildi.
Kördüğüm
DENKTAŞ:
26'YI BULURSA GÖREV UBP'NİN... Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
mecliste 26'yı bulabilecek durumda olması halinde yeni hükümeti kurma
görevini UBP'ye vereceğini söyledi. Denktaş, bugün, UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu ile görüşeceğini söyledi
TALAT:
DOĞRUSU, ERKEN SEÇİME GİDİLMESİDİR...CTP Genel
Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, "Bu parlamentodan
istikrarlı bir hükümet çıkmaz. Doğrusu, bazı denemeler
yapılıp erken seçime gidilmesidir" dedi ve yeni hükümet
kuruluncaya kadar görevlerinin başında olduğunu belirtti
SERDAR
DENKTAŞ: HERKESE AÇIĞIZ.... DP Genel Başkanı ve
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Hükümeti
kuracak olan biz değiliz. Bize teklif gelecek. Herkese açığız.
Konjonktüre uyuyorsa, vizyonumuz içinde rahat çalışabileceksek
değerlendiririz" dedi
EROĞLU:
İLK TEKLİFİ SERDAR DENKTAŞ'A GÖTÜRECEĞİM... UBP
Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümeti kurma görevinin
kendisine verilmesi halinde ilk teklifi eski ortağı DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş'a götüreceğini açıkladı
Ülkemizde 13
Ocak 2004'te işbaşına gelip 24 Nisan referandumundan iki gün
sonra DP'li iki milletvekilinin istifasıyla azınlığa
düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG)-Demokrat
Parti (DP) koalisyon hükümeti, dün sabah istifa etti.
Haftalardır
ülke gündemini meşgul eden hükümet sorunu, kabinenin istifasıyla
noktalandı ancak siyasi belirsizliği de beraberinde getirdi.
Siyasi
gözlemciler, hükümetin istifasıyla girilen bu süreci
"kördüğüm" olarak nitelerken, siyasetin kilitlendiğine
dikkat çekip erken seçim alternatifini işaret ediyor.
"Toplumsal
uzlaşı ve çözüm" sloganıyla 26'ya dayalı bir koalisyon
olan ve ömrü yaklaşık 9 ay süren CTP/BG-DP koalisyon hükümeti, istifa
etmiş olmasına rağmen yeni hükümet kuruluncaya dek
işbaşında kalacak.
Önce 3'lü
ardından da 5'li koalisyon arayışlarında bulunan ancak bu
girişimlerinde başarısız olan CTP/BG-DP koalisyonu, dün
bütçe görüşmelerine geçilmeden istifa seçeneğini yürürlüğe
koydu.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, dün saat 09.10'da hükümetin istifasını
Yılanadası'nda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu.
Hükümetin
istifasının ardından katıldığı bir
etkinlikte açıklama yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
mecliste 26'yı bulabilecek durumda olması halinde yeni hükümeti kurma
görevini anamuhalefet Ulusal Birlik Partisi'ne (UBP) vereceğini söyledi.
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu da hükümeti kurma görevinin kendisine
verilmesi halinde ilk teklifi eski ortağı DP Genel Başkanı
Serdar Denktaş'a götüreceğini açıkladı.
Fakat, mecliste
19 sandalyesi bulunan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun
görevi alması durumunda hükümeti kurma
olasılığının hayli zor olduğu görülüyor.
Meclisteki
çözüm yanlısı partiler, 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na
yüzde 65 "evet" diyen Kıbrıs Türk halkının
iradesi ortada iken Annan Planı'na dayalı bir çözüme karşı
olan ve referandumda "hayır" cephesinin başını
çeken UBP ile koalisyona girmeye hiç de sıcak bakmıyor.
CTP,
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), Toplumcu Kurtuluş Partisi
(TKP) ve Birleşik Kıbrıs Partisi'nin (BKP) UBP ile koalisyon
kurmayacağına kesin gözle bakılırken DP için aynı
iyimserlik gösterilmiyor. Nitekim dün hükümetin istifasının
ardından DP Genel Başkanı ve Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, katıldığı
bir televizyon programında erken seçimi işaret etse de UBP ile
olası bir koalisyona açık kapı bıraktı.
Serdar
Denktaş, partisinde "UBP ile kesinlikle olmaz diye bir durumun söz
konusu" olmadığını söyledi.
Yine de
matematiksel olarak mecliste birer sandalye ile temsil edilen BKP ve Yeni
Parti'nin (YP) de katılımıyla UBP'nin DP ile hükümet kurma
olasılığı göz ardı edilmiyor.
Siyasi
gözlemcilere göre, böyle bir koalisyon, 24 Nisan referandumunda ortaya
çıkan yüzde 65'lik halk iradesinin göz ardı edilmesi anlamına
geliyor ve halka rağmen statükocu bir hükümet işbaşına
gelse de uzun ömürlü olacağına pek ihtimal verilmiyor.
Siyasi
gözlemciler, ülkenin sürüklene sürüklene bir erken seçime doğru gitmekte
olduğunu söylüyor.
Yine aynı
gözlemciler, siyasette şu anda tamamen belirsizlik ve kördüğümün
hakim olduğuna vurgu yapıyor.
Denktaş:
26'yı bulursa görev UBP'nin
Dün sabah GAÜ
Karaoğlanoğlu kampusunda düzenlenen 20. kuruluş yılı
kutlama etkinliklerine katılan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
istifa eden hükümetle ilgili olarak basına açıklamada bulundu.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, mecliste 26'yı bulabilecek durumda olması halinde
yeni hükümeti kurma görevini UBP'ye vereceğini ifade etti.
Bugün, mecliste
en fazla milletvekili sayısı olan UBP'nin genel başkanı
Derviş Eroğlu ile görüşeceğini ifade eden Denktaş,
hükümeti oluşturabilecek 26 milletvekili sayısına
ulaşabilecekse yeni hükümeti kurma görevini UBP'ye vereceğini
belirtti.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, dün sabah istifa eden Başbakan Mehmet Ali Talat
başkanlığındaki hükümetin, yenisi kuruluncaya dek görevine
devam edeceğini kaydetti.
Eroğlu'ndan
ilk açıklama
Ana muhalefet
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümet kurma görevinin
kendisine verilmesi halinde koalisyon oluşumu için ilk teklifi eski
ortağı DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'a
götüreceğini açıkladı.
Eroğlu,
BRT'ye yaptığı açıklamada, istifa eden hükümetin bütçesinin
otomatik olarak kadük olduğunu da belirterek, Serdar Denktaş'ın
2004 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı'nın geçmesi yönünde
siyasi partilere yaptığı çağrıyı kabul etmenin
mümkün olmadığını kaydetti.
Yeni
oluşacak hükümetin bütçeyi geçirme şansına sahip olduğunu
söyleyen Eroğlu, "Olmayan hükümetin olmayan bütçesini görüşelim
ve rafa kaldıralım anlayışı bana göre
yanlıştır" dedi.
Eroğlu,
hükümeti kurma görevi almaları halinde tüm partilerle görüşeceklerini
dile getirerek, diğer partilerin söylemlerine karşın
kendilerinin tüm partilere eşit mesafede olduklarını bildirdi.
Derviş
Eroğlu, "Bazıları yüzde 65'e kilitlenmiş
kalmış, onun için tehdide varan sözlerle gündemi
değiştirmeye çalışmakta ve antidemokratik tavırlar
içerisine girileceği mesajları vermektedir. Bana göre bu
yanlıştır" şeklinde konuştu.
Hükümet kurma
için bir siyasi partiye tanınan 15 günlük sürenin tümünü kullanıp
kullanmayacağının sorulması üzerine de Derviş
Eroğlu, bir hükümet kurulacaksa bunun bir haftalık süre içerisinde
belli olacağını söyledi.
Ortaklar
birlikte açıkladı
Başbakan
Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, dün saat 10.15'te
Cumhuriyet Meclisi'ndeki düzenledikleri basın toplantısında
CTP-BG-DP koalisyon hükümetinin istifa gerekçelerini açıkladı.
Cumhuriyet
Meclisi Mavi Salon'da gerçekleşen basın toplantısında
bakanlar ve milletvekilleri de hazır bulundu.
CTP Genel
Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasıyla
ilgili olarak, "Bu parlamentodan istikrarlı bir hükümet çıkmaz.
Doğrusu bazı denemeler yapılıp erken seçime
gidilmesidir" dedi.
Başbakan
Talat, hükümetin istifa gerekçelerini açıklamak amacıyla,
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile birlikte
mecliste düzenlediği basın toplantısında, UBP ile bir
koalisyon ortaklığına gidilip gidilmeyeceğinin, ancak parti
yetkili kurullarında değerlendirildikten sonra
kararlaştırılabileceğini belirterek, bu konuda görüş
belirtmedi.
DP Genel
Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş
da UBP ile ortaklık konusunda, Talat'ın söylediklerine
katıldığını belirtti. Ancak Denktaş,
"Hükümeti kuracak olan biz değiliz. Bize teklif gelecek. Herkese
açığız. Konjonktüre uyuyorsa, vizyonumuz içinde rahat
çalışabileceksek değerlendiririz" ifadelerini
kullandı.
Bu arada,
Başbakan Mehmet Ali Talat, bütçeyle ilgili bir soruya
karşılık, "Prosedür inceleniyor, alternatiflerden birisi
bütçenin geri çekilmesidir, ancak erteleme de olabilir" dedi. Daha sonra
ise 2004 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı meclisten geri
çekildi.
Ancak Serdar
Denktaş'ta konuyla ilgili olarak, "Hükümetin değil, devletin
bütçesidir. Gönül arzu eder ki bu bütçe tüm partilerin onayıyla geçsin ve
yeni hükümetin önü açılsın" dedi.
Basın
toplantısına, bakanlar ve milletvekilleri yanında bazı
bürokratlar da yoğun ilgi gösterdi. Basın toplantısını
aralarında Rum gazetecilerinde bulunduğu bir basın ordusu
izledi.
Talat: Meclis
aritmetiğiyle istikrarlı hükümet çıkmaz
CTP Genel
Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, bugünkü meclis
aritmetiğiyle istikrarlı bir hükümet kurulacağına
inanmadığını belirterek, "Bazı denemeler
yapılır ve seçime gidilir. Ama öncelikli tercihim hükümetin
kurulmasıdır" dedi.
Talat,
Kıbrıs konusundaki önemli gelişmeler nedeniyle yeni hükümet
kuruluncaya kadar koalisyon hükümetinin görevine devam edeceğini de
söyledi.
DP Genel
Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş da, CTP-DP koalisyon hükümetini "Bugüne kadar kurulan en
uyumlu koalisyon" olarak niteledi. Yeni hükümet formülleriyle ilgili
olarak, "Hükümet kuracak parti biz değiliz, herkese
açığız" diyen Denktaş, yeni yılın
başında ülkenin seçime gideceği tahmininde bulundu.
İstifa
mektubu, basından uzak Yılanadası'nda
CTP Genel
Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, saat 09.00
sıralarında Cumhurbaşkanı Denktaş'a
Yılanadası'ndaki konutunda hükümetin istifasını
sunmasının ardından Cumhuriyet Meclisi'ne geldi. Büyük bir
izdihamın yaşandığı mecliste DP Genel
Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
kabine üyeleri ve milletvekillerinin de katılımıyla bir
basın toplantısı düzenleyen Talat, Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın hükümetin istifasını kabul ettiğini
anlattı.
İstifa
mektubunun basından uzak Yılanadası'nda sunulmasının
nedenlerinin sorulması üzerine ise Talat, cumhurbaşkanının
Girne'deki programı nedeniyle bu yolu seçtiklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın teşekkür ederek istifayı kabul ettiğini
söyleyen Talat, "Hükümetin çalışmalarından memnuniyetini
belirtti ve iyi bir hükümet kurulmasını diledi" diye konuştu.
Başbakan
Talat, "Zaman zaman basından kaçtık, bazen kaçındık,
ama hiçbir zaman sis perdesi, karanlık yaratmadık" ifadelerini
de kullandı.
Kıbrıs
Türk halkının kaderinde belirleyici oldu
13 Ocak'ta
kurulan CTP-DP koalisyon hükümetinin performansını kısaca
değerlendiren Başbakan Talat, hükümetin dokuz aylık
icraatlarıyla ilgili ayrıntılı bir basın
toplantısı düzenleyebileceğini kaydetti.
CTP-DP
koalisyon hükümeti döneminde ülkede önemli gelişmeler
yaşandığına dikkat çeken Başbakan, "Bu hükümet
Kıbrıs Türk halkını burnu kanamadan, çatışma
olmadan referanduma götürdü" dedi.
Göreve devam
Kıbrıs
konusunda önemli gelişmelerin yaşandığına ve
izolasyonların kaldırılması için mücadele verildiğine
dikkat çekerek, ülkenin bu dönemde istikrarlı hükümete ihtiyacı
olduğunu söyleyen Talat, yeni hükümet kuruluncaya dek hükümetin görevini
sürdüreceğini kaydetti.
İstikrarlı
hükümet çıkmaz
Koalisyon
hükümetinin 24 Nisan referandumunun hemen ardından istifalarla
azınlığa düştüğünü, meclise sunulan güvensizlik
önergesinin de kabul edilmediğini anlatan Başbakan Talat, "Buna
rağmen birçok yasa ve icraata imza atıldı. Çoğunluk
hükümeti için birçok iyi niyetli girişim oldu. Ama istikrarlı bir
hükümet çıkarmayı başaramadık ve istifaya karar verdik. Bu
aritmetikle istikrarlı bir hükümet çıkmaz" diye konuştu.
Amaç, istifa
etmeden seçime gitmekti
"Gecikmiş
bir istifa değil mi?" şeklindeki soruya da Talat,
"Çoğunluğu sağlayacağımıza dair umutlar
vardı. Bunun için de samimi girişimler yaptık ama sonuç
alamadık. Amaç istifa etmeden erken seçime gitmekti. Bu durumda hükümet
uluslararası alanda da prestijini yitirmemiş olurdu" dedi.
UBP ile
ortaklık olur mu?
CTP Genel
Başkanı Başbakan Talat, UBP ile ortaklık konusunda
görüşünün sorulması üzerine ise, "Yetkili kurullarda
görüşülmedi. Parti adına açıklama yapmam mümkün değil"
diyerek yanıt vermedi.
Ülkede istikrarlı
bir hükümet kurmanın öncelikli tercihleri olduğunu, erken seçimin
ancak bu konuda başarı sağlanamaması halinde mümkün
olabileceğini söyleyen Talat, "Meclis aritmetiğinden
istikrarlı hükümet çıkartmak mümkün değil. Kurulabilecek
hükümetin sayısı 26, maksimum 27 olur" ifadelerini de ekledi.
DP, tekliflere
açık
Serdar
Denktaş da, istikrarlı hükümet arayışına ilişkin
tüm girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması
üzerine önceki gün başbakanla yaptıkları toplantıda istifa
kararı aldıklarını söyledi.
Hükümetin
azınlık sorununu aşmak amacıyla son yapılan beşli
koalisyon girişiminin de istikrarlı bir hükümet öngörmediğini
anlatan Denktaş, yeni süreçte UBP ile koalisyona nasıl
baktıklarına ilişkin sorulara karşılık, yetkili
kurullarda değerlendirme yapılmadan bir şey
söyleyemeyeceğini kaydetti.
Denktaş,
konuyla ilgili ısrarlı sorulara karşılık,
"Hükümeti kuracak parti biz değiliz, bize teklif gelir. Biz herkese
açığız. Konjonktüre uyuyorsa, vizyonumuz içinde rahat
çalışma mümkünse değerlendireceğiz" dedi.
Denktaş,
konjonktüre uygun bir hükümet kurulamaması halinde ülkenin yeni
yılın başında seçime gideceğini kaydetti.
En uyumlu
koalisyon
CTP-DP
koalisyon hükümetini, 1994'te başlayan koalisyonlar döneminin "en
uyumlu koalisyonu" olarak niteleyen Denktaş, bunun nedenlerini
"iki partinin birbirlerinin farklılıklarına saygı
göstermesi, karşılıklı anlayış ve samimiyet,
birbirlerinin arkasından kuyu kazmaması" olarak
açıkladı.
Denktaş,
"Gönül arzu ederdi ki bu uyumlu hükümet devam etsin. Ama çeşitli
nedenlerle azınlığa düştük ve
yaptığımız girişimler de sonuç vermedi. Son olarak
beşli hükümet kursaydık da aynı nisap sorunu
yaşanacaktı" dedi.
Bütçeye, bütün
partiler onay vermeli
Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, dün mecliste görüşülmesi
beklenen, ancak hükümetin geri çekilen 2004 mali yılı bütçesiyle
ilgili olarak da, "Bu bütçe hükümetin değil, devletin bütçesi. Bütün
partilerin onayıyla bu bütçenin onaylanması halinde yeni hükümetin
önü açılır. Bu bütçenin her halükarda geçmesi lazım, çünkü erken
seçimde bu bütçe kullanılacak. Bütün partilerle
konuşacağız" dedi.
"Ketum"
başkan
Kendini
"basına karşı en ketum davranan parti
başkanı" diye niteleyerek basına teşekkür eden Serdar
Denktaş, kabine üyeleri, iki partinin milletvekilleri ile başbakana
teşekkür etti.
Dünyadaki son yoldaş
Bu arada
basın toplantısındaki bir soru üzerine liderlerin esprileri,
salonda gülüşmelere neden oldu.
Başbakan
Talat, "Türkiye veya uluslararası aktörlere istifayla ilgili bilgi
verip vermediğine" ilişkin soruya, "Dün akşam (önceki
akşam) Çin büyükelçisi ile yemekteydim, 'uluslararası aktör' olarak
Çin büyükelçisine söyledim" diye esprili bir yanıt verdi. Bunun
üzerine Serdar Denktaş'tan da "dünyadaki son yoldaşı"
diye bir espri geldi ve karşılıklı gülüşmeler
basın toplantısının havasını
değiştirdi.
KIBRIS 21/10/04
Amerikalılardan
Ercan Havaalanı'na güvenlik teftişi
Amerika
Birleşik Devletleri (ABD) Ulaştırma ve Güvenlik Birimi,
adanın kuzeyine direkt uçuşların başlatılmasıyla
ilgili olarak Ercan Havaalanı'nda inceleme çalışmaları
başlattı. ABD Ulaştırma ve Güvenlik Birimi
memurlarının direkt uçuşların yapılmasına
uygunluğu açısından Ercan Havaalanı'nda güvenlik
standartları değerlendirmesi yapacağı iki günlük
incelemelerinin ilk gününde Ercan'ın hava trafiği dahil tüm güvenlik
aşamaları incelendi.
Gazetecilerin
dünkü incelemelerini bir süre izlediği Amerikalı memurlar, isim ve
görevleri dahil tüm sorularını yanıtsız bıraktı.
Amerikalı
memurlar, Sivil Havacılık Müdürü Mahmut Nihat eşliğinde dün
Ercan Havaalanı'nda güvenlik sistemi ve uygulamasıyla ilgili olarak
kısa bir tanıtım gezintisi yaptılar. İncelemede
Amerika'nın Lefkoşa Büyükelçiliği'nden bir görevli de hazır
bulundu.
Sivil
Havacılık Dairesi Müdürü Mahmut Nihat, incelemeler esnasında
gazetecilere kısa bir açıklamada bulunarak, ABD Ulaştırma ve
Güvenlik Birimi'nden iki memurun, Ercan Havaalanı'nda güvenlikle ilgili
olarak iki günlük bir inceleme çalışması yapmak üzere adada
bulunduklarını ifade etti. Nihat, inceleme sonunda
yapılacaklarla ilgili herhangi bir bilgisinin
olmadığını kaydetti.
Gezinti
esnasında Amerikalı memurlar, Ercan Havalimanı'nın yeni bir
havalimanı olduğunu ifade ederken, Ercan Havaalanı'ndaki
güvenlik kartları, güvenlik kameraları ve bagaj güvenliği ile
ilgili olarak birtakım sorular sordular ve Ercan Havaalanı'ndaki
güvenlik sistemini Amerika'da havaalanlarında uygulanan sitemle
karşılaştırdılar.
ABD
elçiliğinden açıklama
Amerikan
Büyükelçiliği'nin sözcüsü tarafından yapılan açıklamaya
göre, ABD hükümeti, Kıbrıslı Türklerin uluslararası
izolasyonunu sona erdirerek, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünü
kolaylaştırmak için Avrupa Birliği'nin tutumuna paralel olarak,
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu tavsiyeleri desteklemek
amacıyla adımlar attı.
Açıklamada,
ABD Ulaştırma ve Güvenlik Birimi'ndeki görevli memurların, Kuzey
Kıbrıs'tan ve Kuzey Kıbrıs'a, ABD'de ve diğer
uçuş noktalarına yapılması planlanan hava iletişiminin
kurulması yolundaki engellerin incelenmesi amacıyla, havaalanı
güvenliği konusundaki bilgilerini geliştirmek üzere Ercan
Havaalanı'na ziyarette bulundukları bildirildi.
Bu gayri resmi
incelemelerde elde edilen bilgilerin ilgili birimler tarafından gözden
geçirileceği ifade edilirken, incelemelerle ilgili olarak herhangi bir
karar alınmadığı kaydedildi.
KIBRIS 21/10/04
Kıbrıs
konusu, dünya gündemini meşgul edecek
KKTC Washington
temsilcisi Osman Ertuğ, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos
konuya "işgal" olarak baktığı ve
Kıbrıslı Türklerle eşit temellerde yeni bir ortaklık
kurma girişiminden uzak durduğu müddetçe Kıbrıs sorununun
dünyanın gündemini meşgul edeceğini vurguladı.
Andrew
Borowiec'in 15 Ekim'de Washington Times gazetesinde yayımlanan
"Türkiye'nin AB Yolunda İlerleyişi Adanın Değerini
Düşürüyor" başlıklı makalesine yanıt veren
Ertuğ, aynı gazetenin dünkü sayısında yayımlanan
mektubunda, "Türkiye'nin AB'ye yaklaşması Kıbrıs
sorununa duyulan ilgiyi azaltacaktır" iddialarına
karşı olduğunu ifade etti.
Ertuğ,
uluslararası topluluğun Kıbrıs sorununa ilerleyen
zamanlarda daha az ilgi gösterebileceğini, ancak bunun Türkiye'nin AB
yolunda ilerlemesinden kaynaklanmadığını kaydetti.
Makalede
Türkiye'den "adanın kuzeyini işgal eden ülke" olarak
bahsedilmesinin ve "1974 işgali" gibi ifadelerin
kullanılmasının yanlış olduğunu vurgulayan
Ertuğ, Türkiye'nin 1974 yılındaki müdahalesinin 1960
yılında imzaladığı Garanti
Anlaşması'nın verdiği bir hak olduğunu belirtti.
Ertuğ,
Atina Temyiz Mahkemesi'nin 21 Mart 1979 tarih ve 2688/79 sayılı
kararında Türkiye'nin müdahalesinin yasallığını kabul
ettiğini ifade ederek, 1974 yılından bu yana adada bulunan Türk
askerinin barışı sağlayan bir unsur olduğunu kaydetti
ve Türk askerinin adada bulunmasının bir "işgal
"olarak nitelendirilemeyeceğini anlattı.
Osman
Ertuğ, Türkiye'nin yıllardan beridir devam eden "AB
emellerinin" değil, Rumların BM çözüm çabalarını
reddedişinin uluslararası topluluğu hayal
kırıklığına uğrattığını da
vurguladı.
KIBRIS 21/10/04
Avrupa
Komisyonu Başkanı Romano Prodi: AB ile KKTC arasındaki direkt
ticaret, hukuki açıdan uygundur
Avrupa
Komisyonu Başkanı Romano Prodi; AB ile KKTC arasında Direkt
Ticaret Tüzüğü'nün Avrupa Mahkemesi'nin gereklerine uygun olduğu ve
bu tüzüğün AB'nin ticaret politikasında sorun
yaratmadığı görüşünü dile getirdi.
Fileleftheros
gazetesi "Prodi: Direkt Ticaret Hukuki Açıdan Doğru - Avrupa
Milletvekilinin Sorusuna Yazılı Cevap" başlığıyla
yayımladığı haberinde, Prodi'nin bu görüşlerini, Yeni
Demokrasi (ND) partili Yunan Avrupa Milletvekili Yeorgios Papastamkos'un temmuz
ayında sunduğu yazılı soruya verdiği yanıtta dile
getirdiğini bildirdi.
Gazete
Papastamkos'un yazılı sorusunun iki bölümden oluştuğunu;
birinci bölümde; Direkt Ticaret Tüzüğü'ne temel olarak AB'nin kuruluş
sözleşmesinin 133. maddesinin (üçüncü ülkelerle ticaretle ilgili)
seçilmesinin, önerilen düzenlemenin meşruiyetini garantiye alıp almadığının
sorulduğunu; ikinci bölümünde ise, ortak ticaret politikasının
özel hedefinin haklı olup olmadığının izah edilmesinin
istediğini yazdı.
Gazeteye göre
Romano Prodi, Papastamkos'un sorusunun birinci bölümüne şu
yanıtı verdi:
"Avrupa
Komisyonu, Avrupa Mahkemesi tarafından hukuki temel seçimi konusunda
ortaya konulan taleplerin tamamen bilincindedir ve buna şaşmaz bir
şekilde uyuyor."
Prodi, sorunun
ikinci bölümüne yanıtında ise KKTC'nin, AB'nin gümrük bölgesi
olmadığını, çünkü bu kesimde AB normlarının
uygulanmasının ertelendiğini kaydetti. KKTC'yle ticari
alış verişlere yasak olmadığına işaret eden
Prodi, "Ortak ticaret siyaseti kuralları bu tür alış
verişler için uygulanırdır. Özel kurallar olmadığından,
başka alternatif yoktur" dedi.
Habere göre
Prodi, Papastamkos'a yanıtında ayrıca; Kıbrıs'ın,
Avrupa gümrük alanına entegre olmamış olan bölgesinin özellikli
olmadığını, benzer şekilde, ortak gümrük
alanından mahrum olan başka yerler de bulunduğunu söyledi ve
Cebelitarık vb. yerleri buna örnek gösterdi.
Aynı
gazete "Brüksel'deki Görüntü Puslu -Tek Kesin Olan,
Kıbrıslı Türklere Yönelik 259 Milyon Euroluk Finansman
Tüzüğü -Direkt Ticaret Askıda" başlık ve
spotlarıyla verdiği haberinde, AB'nin, Kıbrıslı
Türklere yönelik 259 milyon euroluk Mali Finansman Tüzüğü'nü, Rum
yönetiminin de oluruyla 22 Kasım'da onaylayacağını, ancak
KKTC'yle Direkt Ticaret Tüzüğü'nü askıda
bırakacağını yazdı.
Gazete,
Hollanda dönem başkanlığının, perde gerisinde, iki
tüzüğün paket olarak ileri götürülmesi konusunda Rum yönetimi ile
İngiltere arasında var olan görüş
ayrılıklarının üzerine köprü kurma yöntemleri bulmaya
çalıştığını, ancak bu çabalarının sonuç
vermediğini yazdı.
Gazete Brüksel
kaynaklı bilgilere dayanarak; Hollanda dönem
başkanlığının, iki tüzüğün birbirinden
ayrılmasını kabul ettiğini ve bu yöntemle, finansman
tüzüğü için oybirliği sağlanabileceğini
düşündüğünü belirtti ve hiç kimse tarafından teyit edilmemekle
birlikte, Hollanda'nın, AB-KKTC direkt ticaret tüzüğünün
görüşülmesini önümüzdeki yıla bırakacak göründüğünü, Avrupa
Komisyonu'nun da bu konuda hemfikir göründüğünü belirtti.
Haravgi
gazetesi, Prodi'nin Papastamkos'a yazılı yanıtını
"İşgal Bölgeleri Üçüncü Ülke Değildir -Ancak Romano Prodi
Direkt Ticaret Tüzüğü'nü Haklı Gösteriyor"
başlığıyla okurlarına aktardı.
Gazeteye göre
Prodi "Komisyon, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tam denetim
kuramadığı bölgelerin üçüncü ülke olarak göğüslenmesi
gerektiği görüşünde değildir, ancak başka bir hukuki temel
amaca hizmet etmez" dedi.
AB'nin
genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen de Papastamko'nun; Avrupa
Komisyonu'nun Kıbrıs ve Kıbrıslı Türklere ilişkin
rolü hakkındaki sorusunu yanıtladı. Verheugen diğer
şeyler yanında şunları da söyledi:
"Komisyonun
yasama inisiyatifleri, Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik
kalkınmasını cesaretlendirerek; Kıbrıs Türk toplumunun
izolasyonuna son vermeyi ve Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini
kolaylaştırmayı amaçladı."
Politis haberi
"Prodi Ticarette Israrlı" başlığıyla
yansıttı.
Alithia
gazetesi, "AB, Kıbrıslı Türklerin İzolasyonuna Son
Vermekte Kararlı -Prodi ve Verheugen, Ekonomik
Kalkınmalarını (Kıbrıslı Türklerin) İleri
Götürüyor" başlık ve spotlarını kullandı.
Mahi gazetesi
ise "Yannakis Omiru Memnun" başlığıyla
aktardığı haberinde, AB ile KKTC arasında direkt ticareti
öngören tüzüğün görüşülmesinin, Hollanda dönem
başkanlığı tarafından gelecek yıla
bırakılması kararını, "ilk bakışta
olumlu" diye nitelediğini bildirdi.
Gazete
Omiru'nun "Önce bütün gerekli bilgileri almamız gerek. Ancak ilk
bakışta, Hollanda dönem başkanlığının karar
alınması konusunda zaman baskısı yapmaması olumludur.
Çünkü, bizim tarafa,
inisiyatifler
geliştirmek ve meşruiyet ilkelerine, uluslararası ve AB
meşruiyetine, yani Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 sayılı
kararlarına ve Lüksemburg'daki Avrupa Mahkemesi'nin Kıbrıs
Cumhuriyeti'nden ürün ihracatına ilişkin kararına uyulması
gerektiği konusunda ikna edebilmemize zaman kazandırdı"
dedi.
Haravgi
gazetesi, "Sahte Devletin Yükseltilmesi Metotlamaları Boşa
-Nikos Katsuridis: AB İlkelerinin İhlali, Yine AB İçin Tehlikeli
Bir Emsal Olur" başlıklı haberinde; AKEL Meclis Grup
Sözcüsü Nikos Katsuridis'in; AKEL'in; "sahte devletin yükseltilmesi
metotlamalarının boşa çıkacağı, çünkü AB
ilkelerinin olası ihlalinin sadece Kıbrıs'ı
darbelemeyeceği, AB için de tehlikeli bir emsal teşkil
edeceği" görüşünü dile getirdiğini bildirdi.
Gazeteye göre
Katsuridis; Hollanda dönem başkanlığının,
Kıbrıslı Türklere mali finansman verilmesinin, AB-KKTC direkt
ticaret tüzüğünden ayrılması talebinin AKEL tarafından
nasıl karşılandığının sorulması
üzerine; halen birilerinin KKTC'ye bir çeşit yükseltme sağlamaya
çalıştığını, ancak bunun sonuç
vermeyeceğini, çünkü bunun sadece Güney Kıbrıs'ı
darbelemeyeceğini, AB ve AB'ın işleyişi konusunda tehlikeli
bir emsal teşkil edeceğini söyledi. Katsuridis "Kıbrıs
hükümetinin rızası olmadan herhangi bir metotlamanın
başarılması çok zordur" dedi.
KIBRIS 21/10/04
İngiltere
Avam Kamarası Dışilişkiler Komitesi,
hazırlayacağı "Kıbrıs raporu" için
uzmanları dinledi: Yakın zamanda müzakerelerin başlaması
mümkün değil
Eylem ERAYDIN /
LONDRA
İngiltere
Avam Kamarası Dışilişkiler Komitesi, Kıbrıs
hakkında hazırlayacağı ve hükümete tavsiye niteliğinde
sunacağı rapor çerçevesinde Keele Üniversitesi öğretim üyesi ve
yazar Christopher Brewen ile Yunanistan'daki düşünce kuruluşu
ELIAMEP'in uzmanlarından Dr. Philippos Saviddes'i dinledi.
İki
Kıbrıs uzmanı komite üyelerinin sorularını
yanıtlarken, yakın zamanda çözüm müzakerelerinin tekrar
başlamasının mümkün olmayacağı konusunda
birleştiler. Uzmanlar, adadan Türk askerinin çıkarılması ve
yerine uluslararası bir gücün askerinin gelmesi konusunda da hemfikir
olduklarını belirttikten sonra, Türkiye'nin AB'ye üyeliği
sürecine tam destek verdiler.
Raporun
hazırlanma aşamalarından biri olarak kabul edilen
"Tanıkların Dinlenmesi" bölümü komite başkanı
Donald Anderson'un, Annan Planı'nın 1974'ten beri ayrı
yaşayan ada halkı için en büyük fırsat olduğunu
belirttiği konuşması ile başladı.
KKTC ile
doğrudan ticareti destekliyor
Yunanlı
uzman Dr. Saviddes konuşmasında KKTC ile doğrudan ticareti
desteklediğini ancak, AB ile BM'nin Rumların bu anlamda
yaşadığı birtakım kaygıları gidermesi
gerektiğini söyledi.
Türklerin
aynı noktada tutulurken, Rumların da çözüme
yaklaştırılması gerektiğinin altını çizen
Savides, KKTC'de Rum malı olduğu öne sürülen toprakların
üzerinde Türklerin inşaatlar başlatmasının gelecekte çözümü
engelleyebileceğini ifade etti.
Savadis,
"Çözüm şart, Akdeniz'de yeni bir Tayvan yaratılmasın"
dedi.
Savides,
referandum sonucu ile ilgili olarak Papadopulos hükümetinin çözüm konusunda
samimi olduklarını ancak Annan Planı'nı reddetmelerinin
nedeninin Türk askerinin adadaki varlığını sürdürecek
olması olduğunu söyledi.
Savides,
Rumların 2002 yılında Kopenhag'da plana olumlu
yaklaştıklarını, ancak daha sonra KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tutumunun ve güvenlik
kaygılarının Rum tarafındaki durumu
değiştirdiğini ifade etti.
Adadaki çözüm
için en gerçekçi seçeneğin Annan Planı olduğunu söyleyen
Yunanlı uzman, plan üzerinde çözüm gerçekleşmez ise
ayrılığın devamlı olacağını ve geçen
referandumda 'hayır' diyen Rum tarafının bundan sonraki
aşamada 'evet'e yönelebileceğini kaydetti.
Seçimler
Kıbrıs'ın geleceğini belirleyebilir
"AB ve
Kıbrıs" kitabının da yazarı olan Christopher
Brewen ise konuşmasında KKTC ve Rum kesiminde yapılacak
seçimlerin Kıbrıs'ın geleceğini belirleyebileceğini
ifade etti...
İngiltere'nin
garantör ülke olarak Kıbrıs konusunda daha adil davranması
gerektiğini vurgulayan Brewen, İngiltere'nin AB'de temsil edilmeyen
Türk tarafının haklarında sahip çıkması
gerektiğini söyledi.
Brewen, Rum
hükümetinin Ercan Havaalanı'na sefer yapılmasını kabul
etmesi halinde iyi bir jest yapacağını bunun da KKTC'nin
turizmine faydası olacağını kaydetti. Annan
Planı'nın reddedilmesi ile büyük bir fırsatın kaçırıldığını
hatırlatan Brewen, iki tarafın anlaşması halinde Akdeniz'de
barış olacağını da sözlerine ekledi.
Türkiye, AB'ye
girmeli
Kıbrıs
konusunda uzmanlar Dr. Savadis ve Brewen, Kıbrıs'ın artık
Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlama sürecinde bir tehdit
oluşturmadığını belirterek, Türkiye'nin üyelik
müzakerelerine bir an önce başlaması gerektiğini
vurguladılar.
Christopher
Brewen, ayrıca Türkiye'in AB'ye üye olmasının Kıbrıs
sorununu çözümü için de etkili olacağını belirtti.
Komiteden
Kıbrıs'a ziyaret
İngiltere
Avam Kamarası Dışilişkiler Komitesi,
hazırlayacağı Kıbrıs raporu için kasım
ayında Kıbrıs'a bir ziyaret planlıyor. Komitenin ziyaret
öncesi tekrar Avam Kamarası'nda Kıbrıs konusunda uzman
kişileri dinleyecekleri ve bunlardan birisinin de eski Türkiye Londra
Büyükelçisi Özdem Sanberk olacağı gelen haberler arasında.
İngiltere'nin AB'den sorumlu bakanı Denis MacShane'nin de ilerleyen
günlerde komite ile bir araya geleceği bildirildi.
Kıbrıslı
Türklerden parlamenterlere giden mektup sayısı arttı
Hazırlanacak
rapor konusunda KIBRIS'a konuşan KKTC Londra Temsilcisi Namık Korhan,
16 Kasım'a kadar isteyen tarafların görüşlerini komiteye
iletebileceklerini belirterek, şimdiye kadar İngiltere
Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi ve Ambargo Grubu'nun
raporlarının komiteye gönderildiğini söyledi.
Kıbrıslı
Türklerden parlamenterlere giden mektup sayısının
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Serdar Denktaş'ın Londra ziyareti sırasında
yaptığı ikazdan dolayı arttığını
kaydeden Korhan "1986-1987 yılında da aynı şekilde bir
rapor hazırlanmıştı ve o raporda Kıbrıs'ın
bugünkü durumuna yönelik bazı ipuçlarına yer verilmişti"
dedi.
KIBRIS 21/10/04
Vatandaşlar,
hükümet sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen çalışmalardan
sonuç alınamaması ve CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin istifasıyla
ilgili görüşlerini KIBRIS'a aktardı:
ARTIK SÖZ
HALKIN... Hükümet sorununa çözüm bulmak için sürdürülen çalışmalardan
sonuç alınamaması üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
CTP-DP koalisyon hükümetinin istifasını dün Cumhurbaşkanı
Denktaş'a sunması, halk arasında üzüntüyle
karşılandı. KIBRIS'a konuşan vatandaşlar,gelinen
aşamada erken seçimin kaçınılmaz olduğuna işaret
ederek, "Ne olursa olsun bu aşamadan sonra kararı biz
vereceğiz" dedi
l
BELİRSİZLİK İSTEMİYORUZ... Bazı vatandaşlar,
erken seçimden sonra çıkabilecek tablo hakkında herhangi bir yorum
yapamazken, bazıları da hükümetin bozulmasından duyduğu
üzüntüyü dile getirdi. Vatandaşlar, "Umarız bundan sonra
belirsizlikten kurtuluruz. Endişelerimiz var ama sanırım bizler
için seçilecek en iyi yol, erken seçim gibi görünüyor. Bugün düştü,
yarın kalktı durumları olmasın artık. Bu halkın
kendi geleceğini ilgilendirdiği için en doğrusu erken seçime
gidilmesidir. Halk harekete geçsin ve belirsizlik ortadan kalksın"
diye konuştu
Gizem ÖZGEÇ-
Fazile KÖLE
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP/BG)-Demokrat Parti (DP) koalisyon
hükümetinin mecliste azınlığa düşmesiyle başlayan
hükümet sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen görüşmelerden ve son
olarak beş partinin koalisyonunu öngören yeni hükümet
arayışından hiçbir sonuç alınamaması,
vatandaşı erken seçime yöneltti.
Hükümet kurma
çalışmalarından sonuç alınamaması ve CTP/BG-DP
hükümetinin istifa etmesinden sonra bu alandaki umutlarını yitiren
vatandaşlar, erken seçime hazır oldukları mesajını
verdi. KIBRIS'a konuşan vatandaşlar, "Siyasilerin
beceremediğini biz seçimle çözeriz" dedi.
Bazı
vatandaşlar, erken seçimden sonra çıkabilecek tablo hakkında
herhangi bir yorum yapamazken, bazıları da, hükümetin
bozulmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Vatandaşlar,
"Umarız bundan sonra belirsizlikten kurtuluruz. Endişelerimiz
var ama sanırım bizler için seçilecek en iyi yol erken seçim gibi
görünüyor. Bugün düştü, yarın kalktı durumları olmasın
artık. Bu halkın kendi geleceğini ilgilendirdiği için en
doğrusu erken seçime gidilmesidir. Halk harekete geçsin ve belirsizlik
ortadan kalksın" diye konuştu.
Siyasileri,
beceriksizlik ve koltuk sevdalısı olmakla suçlayan çok sayıda
vatandaş, artık hükümetin ne olacağını
konuşmaktan da bıkmış gibi görünüyor. Vatandaşlar,
süregelen belirsizlik ortamından duyduğu huzursuzluğu dile
getirerek, yapılacaksa erken seçimin hemen gerçekleştirilmesini
istedi.
Bazı
vatandaşlar, erken seçimin Kıbrıs Türkü için en iyi seçenek
olacağını savunurken, kimi vatandaş seçimle birlikte,
yeniden aynı parlamento sonucunun ortaya çıkacağından
tedirgin... Bazı vatandaşlar yapılacak bir seçimden CTP-BG'nin
tek başına iktidara geleceğini savunurken, bazıları da
Ulusal Birlik Partisi'nin yeniden hükümete geleceğini ifade etti.
Vatandaşlar
ne dedi? Vatandaşlar ne dedi? Vatandaşlar ne dedi? Vatandaşlar
ne dedi?
Ahmet Müderris:
"Artık
bıktık usandık. Erken seçim olmalı diyoruz ama bu da neyi
değiştirecek bilemiyorum. Mehmet Ali Talat çok zeki bir adam, bence
halk onun değerini bilmeli. Aralarında anlaşmaları
gerekirdi. Ne olacaksa olsun artık, bu insanlar da biraz rahat
etsin."
Ebru Gevrek:
"Bir genç
olarak o kadar usandım ki ne olacak diye düşünmekten, söyleyecek bir
şeyimiz de kalmadı. Endişelerimiz var ama sanırım
bizler için seçilecek en iyi yol erken seçim... Seçimden sonra çıkacak
manzara umarım en iyisi olur."
Sümer
Çamlı:
"Her geçen
gün biraz daha fazla tedirgin oluyoruz. Bugün düştü, yarın
kalktı durumları olmasın artık. Erken seçim olsun, halk
kendi kararını kendi versin. Baştakiler de sandalye için
değil halk ve vatan için çalışsınlar. Bizi çok yordular, çok
yorulduk."
Ali Görür:
"Bundan
sonra olacak olan erken seçimdir. Zaten tek çare olarak da önümüzde duran
budur. Hükümetin istifa etmesi gerekliydi. Bu halkın kendi geleceğini
ilgilendirdiği için en doğrusu erken seçime gidilmesidir. Halk
harekete geçsin ve belirsizlik ortadan kalksın, çünkü dünyanın gözü
üzerimizde."
Faiz Gökalp:
"Hükümetin
dağılmasına üzüldük. Mehmet Ali Talat gerçekten çok yetenekli ve
dirayetli bir insan. Ama çok partili olmanın kusurlarını
yaşıyoruz. Halk doğruyu görerek tek beden olmalıdır.
Başka çaremiz kalmadığı için erken seçim olacaktır.
Seçim çok pahalıya mal olacaktır fakat yapılacaksa da
umarım daha güçlü bir hükümet oluşur."
Cemal Macila:
"Hükümetin
düşmesine çok üzüldüm. Bu duruma gelene kadar çok çalıştık.
Erken seçime doğru gidiyoruz ve halk yeniden Talat'ı bir numaraya
getirecektir. Umarım gelecek bizim için çok iyi olur. Seçimden sonra
kargaşanın çıkacağına inanmıyorum,
sanırım büyük bir farkla CTP tek başına iktidara
gelecektir."
Okan Yücemöz:
"Bundan
sonra hayırlısı diye bir şey kalmadı. Erken seçim
olacağı besbelli. Ne ikili, ne beşli koalisyon bu ülkede
yürümez. Halk ne yazık ki beklediğini bulamadı. Seçimden sonra
geriye dönülecek ve UBP hükümete gelecek diye düşüyorum."
Kubilay Geçit:
"Hükümet
başarısız oldu ve bozuldu. Yıllardır söylenen sözler
hep yalan çıktı. 'Önce vatan' dendi bu söylemler de
yıkıldı. Bu hükümetin de kendi adamlarından
başkasına faydası olmadı. Her şey 17 Aralık
tarihine odaklandı, ne olacağı belli değil. 17
Aralık'a kadar ne erken seçim olur, ne de başka bir formülle hükümet
kurulur. Ama daha fazla halkla oynamasınlar."
Ayşe
Taşargöl:
"Yaşanılan
her gün Kıbrıslı Türkler için zaman kaybı oluyor.
Beklentilerimizi yok ettiler. En iyisi erken seçim olması... Bu halk
boşlukta yaşamaktan sıkıldı. Herhalde yine Türkiye ile
irtibat kurulacak ve bir karar verilecektir. Bu
anlamsızlığı yok etsinler, başka bir şey
istemiyoruz."
Oya Boral:
"Erken
seçim olsun istiyoruz. Beklemekten bıktık. Hükümet kurulsun ve
sorunlar çözüme kavuşsun. Seçim sonrasında aralıkta çıkan
sonuca yakın bir şey çıkacaktır ve kaos yaşanacak.
Vatandaş artık sıkıldı, uğraşmak,
konuşmak istemiyor. Onlar beceremediler, biz seçime gidelim ve
çözelim."
Enver Sedat
Semavi:
"Bu
memlekette seçim olsa da bir şey değişmez. Ne
olacağını Türkiye hükümeti belirleyecek. Hiç kimse bir şey
yapamaz. İşte bu arada olan da halka oluyor. Erken seçime gitsek de
aynı tablo ile karşılaşacağız. Bu yüzden çok
fazla tartışmaya da gerek yok."
Özlem
Bıçak:
"Erken
seçim olması artık kaçınılmaz. Ama gelen de gideni
aratıyor. Mehmet Ali Talat'ın tuttuğunu koparan
kişiliğine, birçok şeyin farkında olmasına,
söylediklerine güvenmiştik, ancak başaramadı. Biz toplum olarak
bunları hak ediyoruz. Erken seçim olacak ama ben bugünleri
arayacağımızı düşünüyorum."
Zeynep Çetin:
"Erken
seçim olması şart. Bir an önce ne olacağını anlamak ve
bilmek istiyoruz. Hükümet ne formülde oluşursa oluşsun gençler için
hiçbir şey değişmeyecek. Ne işsizliğe, ne göçe yine
çare bulunamayacak. Seçimden sonra her şey aynı olacak biliyoruz ama
bıraksınlar halk bu sorunu çözsün."
Ayşegül
Eşref:
"Halk için
hangisi doğru ise onun olmasını istiyoruz. Erken seçim
olması en mantıklısı. Halk sandığa giderek yine
iradesini ortaya koyar ve sorunu çözer. Bu kadar sorunlu bir ülkede
kararların çabuk verilmesi gerekir, çünkü halk bunalımdan
çıkamıyor."
KIBRIS 21/10/04
Denktaş, hükümeti
kurma görevini Eroğlu'na verdi
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı
Derviş Eroğlu'na verdi.
Denktaş, Eroğlu'nu kabulünde
yaptığı açıklamada, hükümetin dün istifa ettiğini
belirterek, ''Anayasa'nın öngördüğü şekilde temas
başlattığını ve hükümeti kurma görevini Eroğlu'na
verdiğini'' söyledi.
Eroğlu'nun hükümeti kurması için 15
günlük süresi olduğuna dikkati çeken Denktaş, ''15 gün beklemek
şart değil'' dedi.
CTP-DP hükümetinin yaşadığı
sıkıntılara işaret eden Denktaş, artık
başkanlık rejimine geçilmesi gerektiğini söyledi. Denktaş,
başkanlık sisteminin diktatörlük olmadığını
belirtti ve konunun uzmanlarla halk tarafından
tartışılmasını istedi.
Kıbrıs sorununun çok ciddi bir
safhadan geçtiğini kaydeden Denktaş, herkesin üzerine düşen bir
görevi olduğunu söyledi.
UBP Genel Başkanı Eroğlu da,
görevi kendisine verdiği için Denktaş'a teşekkür ederek, 15
günlük sürede mümkün olduğunca bir koalisyon hükümeti oluşturmaya
çalışacağını bildirdi.
Bunun sadece kendilerine bağlı
olmadığını kaydeden Eroğlu, iyi niyetle tüm siyasi
partilerle temas içinde olacaklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bir
gazetecinin, ''26'yı bulması halinde görevi Eroğlu'na
vereceği'' sözünü hatırlatarak, bu yönde bir işaret alıp
almadığı sorusunu yanıtlarken, 26'nın kritik bir
sayı olduğunu belirtti ve ''Ümit ederim 30'la gelir'' dedi.
MILLIYET 21/10/04
KKTC'de belirsizlik
dönemi...
LEFKOŞA
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın, başında
bulunduğu CTP - DP koalisyon hükümetinin istifasını dün
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunması, buradaki iç politika
gelişmelerini izleyenler için sürpriz olmadı. Bir gözlemcinin
deyişiyle, "Bu istifa geç bile gerçekleşti"...
İlginç olan husus, bu istifanın Talat ile koalisyon ortağı
Serdar Denktaş arasında bir uyumsuzluktan değil, hükümetle
Meclis'te temsil edilen diğer partiler arasındaki
anlaşmazlıklar ve iktidarın azınlık durumuna
düşmesinden kaynaklanmasıdır.
* * *
BU hükümet 50 sandalyeli Meclis'te, halen CTP'den 19, DP'den de 5 olmak üzere
ancak 24 sandalyeye sahiptir. Son zamanlarda birtakım yasaları
Meclis'ten geçiremeyen iktidar, 2004 bütçesini dahi bir türlü sunamamıştır.
Gerçekten Meclis'in kilitlenmesi ve bir türlü toplanamaması, hükümeti daha
geniş bir çoğunluğa dayanma arayışlarına
itmiştir. Nitekim son günlerde Talat çeşitli irili ufaklı
partilerle temasa geçmiş, hatta "beşli geniş bir
koalisyon" formülünü de gündeme getirmiştir.
Bu çabalardan sonuç alamayınca Talat, ortağı S.
Denktaş'ın da desteğiyle, istifayı vermek zorunda
kalmıştır. CTP liderinin her fırsatta
tekrarladığı "Bu Meclis'in aritmetiğinden
istikrarlı bir hükümet çıkamaz" sözünün doğruluğu da
böylece ortaya çıkmış oldu.
Bu söz halen de geçerlidir. Yani istifa eden hükümetin yerine başka bir
koalisyonun kurulması, imkansız değilse bile çok zordur. Bu
zorluğa rağmen yeni bir hükümet kurulsa dahi, Meclis'in bu
yapısıyla "istikrarlı ve sürdürülebilir" olması
ihtimali oldukça zayıf görünüyor...
* * *
CUMHURBAŞKANI Denktaş şimdi yeni hükümeti kurabilecek partilerle
temaslarına başlıyor. İlk görüşmesini Meclis'te (19
sandalyeyle) birinci parti durumundaki UDP'nin lideri Derviş
Eroğlu'yla yapması bekleniyor.
Çeşitli koalisyon formülleri daha önce de denendi, sonuç
alınmadı. Eğer Serdar Denktaş bu kez, Eroğlu'yla
(aralarındaki ciddi ideolojik görüş ayrılıklarına
rağmen) bir ortaklığa razı olursa, bu gerçekten çok
şaşırtıcı olacaktır. Bir
meslektaşımızın dediği gibi, "Serdar yeni hükümet
arayışında kilit durumunda olacak gibi görünüyor. Ama bu kilidin
nasıl işleyeceği şu sırada belirsiz"...
Esasen Talat'ın istifasıyla KKTC belirsiz bir döneme girmiş
bulunuyor.
Oysaki, Kıbrıs sorunu (Türkiye'nin AB üyeliğiyle de
ilişkili olarak) çok kritik bir aşamada. Önümüzdeki haftalarda
KKTC'deki "iç politika" gelişmeleri, AB, ABD ve BM
tarafından da büyük dikkatle izlenecek. Çünkü bu gelişmeler, sonuçta
"dış politika"ya da yansıyacaktır. Bir
diplomatın dediği gibi, "Örneğin çözüme karşı
tavrıyla tanınan UBP'nin yeni hükümeti kurması, dış
dünyaya olumsuz sinyaller göndermiş olacaktır"...
Nihayet eğer yeni hükümet kurulamazsa, "erken seçim"
kaçınılmaz hale gelecektir. O da en erken ocak ayında - veya
belki Cumhurbaşkanı seçimiyle nisanda - mümkün olur ki, bu da
"belirsizlik dönemi"nin bir hayli uzayabileceği
kaygısını yaratıyor...
SAMI KOHEN MILLIYET
21/10/04
Erdoğan: Türkiye
Kıbrıs'tan asker çekmez
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
''Türkiye Ermeni soykırımı konusunda rahat bir ülkedir. Çünkü bu
konu ne Osmanlı ne de Türkiye Cumhuriyeti'nin arşivlerine
bakılıp konuşulmuş bir konu değildir'' dedi.
OECD raporunun açıklanmasının
ardından OECD Genel Sekreteri Donald Johnston ile basın
toplantısı düzenleyen Başbakan Erdoğan habercilerin
sorularını yanıtladı.
Erdoğan habercilerin Ermeni
soykırımıyla ilgili soruları üzerine, haftada dört
Ermenistan uçağını havaalanına kabul eden bir ülkenin
başbakanı olduğunu belirterek "Türkiye'nin
yaklaşımı henüz karşı tarafta yok. Soykırım
konusunu kabul edebilmem için gelin arşivlere girin. Objektif bir
değerlendirme yapabilmeniz için bunu halletmeniz lazım" diye
konuştu.
"Türkiye, KKTC'den askerini çekmez"
OECD Annan Planı'na KKTC'nin 'evet'
dediğini hatırlatan Başbakan, "Türkiye KKTC'den asker
çekmez. 'Evet' diyen KKTC'ye hala izolasyon uygulanmaktadır. 'Hayır'
diyen Rum tarafı ise AB üyesi olmuştur. Bu çelişki değil
midir? Bunu taraflı bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum"
diye konuştu.
"Türkiye ödevini yerine
getirmiştir"
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin AB
üyeliğine karşı duran ülkelerden Fransa'yla ilgili olarak ise
"Helsinki ve Kopenhag zirvelerinde verilen sözlerin altında
Fransız dostlarımızın da onayı ve desteği var.
Fransa'nın bizi iç siyaset malzemesi yapacağını
düşünmüyoruz, çünkü biz dostuz" dedi.
"AB üyelik kararında
duygusallık yoktur"
Siyasi liderlerin halklarından
aldıkları yetkileri kullandıklarını söyleyen
Erdoğan, "AB'ye girmenin şeklini oradaki kayıtlar ve kriterlerinden
biliriz. Bunlar yapıldığında müzakere süreci başlar ve
tam müzake olur, 'ben istersem olur' olmaz. Ciddi kriterlere bakılır.
Duygusallık yoktur. Devlet idare ediliyor" dedi.
"Almanya ile iyi bir
noktadayız"
Yabancı yatırımın süratle
arttığını da vurgulayan Erdoğan, "Almanya ile iyi
bir noktadayız. Temmuz sonu ile yabancı sermaye 1.8 milyar dolara
ulaşmıştır. Yılsonuna kadar 2.5 milyar dolara
ulaşacağını tahmin ediyorum" diye konuştu.
Güven ve istikrarın oluşmaya
başladığına da değinen Erdoğan, "AB
müzakereleri başladıktan sonra yabancı sermaye daha da
artacaktır" yorumunu yaptı.
* * * * * * *
MILLIYET 21/10/04
|
KKTCde
hükümet arayışları başladı |
|
|
|
|
|
KKTCde hükümet kurma
görevi kendilerine verilen Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, görüşmelere salı günü
başlayacak. UBP ilk görüşmeyi Mehmet Ali Talatın
liderliğindeki CTP ile gerçekleştirecek. |
|
|
|
|
|
Lefkoşa |
|
|
|
||||||||||||||
|
22 Ekim 2004 Serdar Denktaşın liderliğindeki
Demokrat Partiden yapılan açıklamada ise, partide genel
eğilimin erken seçim olduğu belirtildi. UBPden yapılan açıklamada, hükümet kurma
arayışları çerçevesinde UBPnin ilk görüşmeyi salı
günü saat 11.00de CTP ile yapacağını bildirdi. Diğer
partilerle görüşme programının netleşmediğini
belirten Miroğlu, hafta sonu parti içi değerlendirmede
bulunacaklarını söyledi.
İngiliz Bakan, Aralık ayında hiç kimsenin
Türkiyenin üyelik müzakerelerine başlamasını veto etmemesi
yönündeki görüşünü teyit etmekten memnuniyet duyduğunu söyledi.
Macshane, Aralıkta 25 AB hükümetinin, müzakerelerin gecikmeksizin
başlamasına ilişkin raporunu kabul etmesi gerektiği
görüşünde olduğumuzu ifade ettim dedi. Rum yetkililerse bu konuya
ilişkin yorum yapmadı. Kıbrıs Rum Yönetimi: ''Veto hakkımızı
saklı tutuyoruz"
Kıbrıs Rum yönetimi, ''Türkiye'nin AB ile üyelik
müzakerelerine başlama kararını veto etmek istemediğini''
belirterek, ''veto hakkımızı saklı tutuyoruz'' dedi. Personel sayısındaysa üçte bir oranında indirime
gidilecek
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi,
oybirliğiyle aldığı kararla, Kıbrıs'taki BM
Barış Gücü'nün görev süresini 15 haziran 2005'e kadar uzattı.
HURRIYET 22/10/04 KKTCde görev Derviş Eroğlunun
HURRIYET 22/10/04 Kıbrıs
sorunu ağırlaşıyor KKTC'de hükümetin
önceki günkü istifası, Kuzey'de yeni bir belirsizliğe yol açtı RADIKAL 22/10/04 Kıbrıs sorunu
hem adada, hem de Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğunda giderek
çözümü daha ağır bir hal alıyor. UBP'ye soğuk tavır Dilek
ÇETEREİSİ Cumhuriyetçi
Türk Partisi-Birleşik Güçler(CTP/BG)-Demokrat Parti koalisyon
hükümetinin istifasının ardından dün Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş
Eroğlu'nun işi zor. Yeni hükümet
için 15 günlük süresi bulunan Derviş Eroğlu, bu süre içerisinde
hükümeti kuramazsa görevi iade edecek. Mecliste
birer sandalyesi bulunan Özgür Düşünce Partisi (ÖDP) ve Yeni Parti'nin
(YP) katılımıyla UBP'nin DP ile olası bir koalisyona
gitmesi, şu anda en çok konuşulan alternatiflerden biri olarak
karşımızda duruyor. Bu arada
anahtar parti konumunda olan DP'nin genel başkanı Serdar Denktaş'ın,
birkaç günlüğüne yurtdışına tatile gideceği
öğrenildi. Serdar Denktaş'ın ailesi ile birlikte bugün
KKTC'den ayrılacağı belirtildi. KIBRIS,
hükümetin istifasının ardından yaşanmaya başlanan bu
belirsiz süreçte mecliste temsil edilen siyasi partilerin olası bir
UBP'li koalisyona nasıl yaklaştıklarıyla ilgili
nabzını yokladı. Ortaya
çıkan tablo, meclisteki partilerin UBP'ye karşı soğuk bir
tavır içerisinde olduğu yönündeydi. Meclisteki
çözüm yanlısı partiler, 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na
yüzde 65 "evet" diyen Kıbrıs Türk halkının
iradesi ortada iken Annan Planı'na dayalı bir çözüme
karşı olan ve referandumda "hayır" cephesinin
başını çeken UBP ile koalisyona girmeye hiç de sıcak
bakmıyor. Çözüm
yanlısı partiler CTP/BG, Barış ve Demokrasi Hareketi
(BDH), Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ve Birleşik Kıbrıs
Partisi (BKP), UBP'li bir koalisyona "hayır" noktasında
iken, Demokrat Parti (DP), ÖDP ve YP böyle bir oluşuma "açık
kapı" bıraksa da sıcak yaklaşmıyor. CTP/BG-DP
koalisyonunun önceki gün istifasının ardından kamuoyunda hemen
herkes "şimdi ne olacak?" sorusunu sormaya başladı. Dün sabah UBP
genel merkezinde hareketli saatler yaşandı. UBP Merkez Yönetim
Kurulu toplanarak durum değerlendirmesi yaptı. Toplantı devam
ederken basına açıklamalar yapan UBP Genel Başkanı
Derviş Eroğlu, erken seçim hükümeti kurabileceklerinin de
işaretlerini verdi. Eroğlu,
henüz görevi almadan yaptığı açıklamada,
"Parlamentoda 26 ve 26'yı aşan modeller var. Seçim hükümeti de
istikrarlı bir hükümet de çıkabilir. 'UBP anlaşma, çözüm
istemez' söylemleri gerçeği yansıtmaz. Önümüzde önemli günler var
ve ülkenin istikrarlı bir hükümete ihtiyacı var. Bunun için tüm
siyasi partilerle temas edeceğim" dedi. Eroğlu, dün saat
17.00'de cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildi. Hükümeti
kurmakla görevlendirilen Eroğlu'nun işinin oldukça zor olduğu
görülüyor. Hükümetin
büyük ortağı CTP/BG'nin genel sekreteri Ferdi Sabit Soyer, UBP'li
bir koalisyona kapalı olduklarını uzun süreden beri
söylediklerine dikkat çekerek, "Hele hele de sayın Eroğlu'nun
bugün(dün) Hürriyet Gazetesi'ndeki demecinde 'KKTC'yi tanıtma siyaseti'
güdeceğini açıklaması, hala 'çözümsüzlük çözümdür'
politikasını güttüğünün kanıtıdır" dedi. Hükümetin
istifasıyla anahtar parti konumuna gelen DP'nin genel sekreteri Mustafa
Arabacıoğlu, "UBP'den teklif gelirse yetkili
kurullarımızda değerlendiririz" dedi ancak
yaklaşık bir hafta önce toplanan parti meclisinde eğilimin
erken seçimden yana olduğunu vurguladı. BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı, kendileri açısından
önemli olanın çözüm, çözümün adının da Annan Planı
olduğuna işaret ederek, 24 Nisan referandumunun gereklerini yerine
getirecek bir oluşumdan yana olduklarını söyledi ve
"UBP'de böyle bir vizyon yok" şeklinde konuştu. TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli, "UBP ile koalisyonu
düşünmüyoruz" dedi ve 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na
yüzde 65 oranında "evet" diyen Kıbrıs Türk
halkının iradesinin meclise yansıtılması
gerektiğini kaydetti. Angolemli, gündemlerindeki tek olgunun erken seçim
olduğunu bildirdi. BKP Genel
Sekreteri İzzet İzcan, UBP'nin kendilerini ziyaret etmek istemesi
halinde görüşebileceklerini ancak hükümet konusunun farklı bir
şey olduğunu ifade ederek, "UBP ile koalisyon söz konusu
değil" dedi. YP Genel
Başkanı Nuri Çevikel, referandumda "evet"i destekleyen
bir kişi olarak UBP'nin tavrında bazı değişiklikler
görmek istediklerini belirtti. UBP'den teklif almaları halinde bunu
değerlendireceklerini de ifade eden Çevikel, çözüm yanlısı
partilerle de koalisyonu düşünebileceklerini kaydetti. ÖDP Genel
Başkanı Salih Coşar, çözüm ve AB'yi hedef alan bir parti
olarak masaya konacak vizyonun kendileri için çok önemli olduğunu
vurguladı. Coşar, "İyi bir protokol, konjonktüre uygun
bir vizyon gelmesi halinde yaklaşımız olumlu olur" dedi
ve "UBP ile DP bir araya gelebilecek mi, onu bir görelim" diye
konuştu. Eroğlu:
Parlamentodan hükümet çıkabilir UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, dün, partisinin MYK
toplantısı devam ederken KIBRIS TV'ye yaptığı
açıklamada, parlamento içerisinden 26, hatta 26'yı açacak hükümet
modellerinin bulunduğunu ve iyi niyet olması halinde hükümetin
kurulabileceğini söyledi. Görevi
almadan hiçbir partiyle temas kurup görüşme
yapmadıklarını ancak görevlendirmeden sonra tüm partilerle
görüşeceklerini ifade eden Eroğlu, "15 günlük sürede hükümeti
kurabilirsek kuracağız, kuramazsak görevi iade edeceğiz.
Kuramayacağımızı anlarsak 15 günü beklemeye de gerek
yoktur" dedi. Çözüm
yanlısı partilerin UBP'yle koalisyona sıcak
bakmadığının hatırlatılması üzerine,
Eroğlu "İktidarda iken CTP'nin o şekilde
konuşması normal. O günkü koşullarda bizimle hükümet
kurması doğru değildi" diye konuştu. Eroğlu,
UBP'nin çözüm karşıtı olarak gösterilmek istendiğini,
oysa 1976'dan beri kısa aralıklar hariç bu partinin iktidarda
olduğunu anımsatarak, bugüne kadar yapılan tüm
görüşmelerin UBP döneminde yapıldığını
kaydetti. "UBP,
anlaşma, çözüm istemez sözleri gerçeği yansıtmaz" diyen
Eroğlu, UBP'nin yaşayabilir bir çözümden yana olduğunu
belirtti. Ülkede
şu anda bir hükümet boşluğu bulunduğunu ve önümüzdeki
günlerin de önemli olduğunu, bu nedenle istikrarlı bir hükümete
ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Derviş Eroğlu, kurulacak
hükümet modelinin önemli olduğunu bildirdi; "Seçim hükümeti de
istikrarlı bir hükümet de çıkabilir" dedi. Kıl
payı kurulan hükümetlerin ömrünün uzun olmasının oldukça zor
olduğuna da dikkat çeken Eroğlu, "İstikrarlı ve
geniş tabanlı bir çıkarsa uzun ömürlü olabilir"
şeklinde konuştu. Erken seçimle
ilgili görüşü de sorulan Eroğlu, şunları kaydetti: "Şu
anda görülen o ki seçim kaçınılmazdır. Ama bu bir
varsayımdır. Gerçekçi olmak lazım. Bunun için de
temasların olması gerekiyor. Biz tüm alternatifleri
değerlendiriyoruz". Soyer: UBP'ye
kapalıyız CTP/BG Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, UBP'li bir koalisyona kapalı
olduklarını uzun süreden beri söylediklerine dikkat çekerek,
şöyle konuştu: "Hele
hele de sayın Eroğlu'nun bugün (dün) Hürriyet Gazetesi'ndeki
demecinde 'KKTC'yi tanıtma siyaseti' güdeceğini
açıklaması, hala 'çözümsüzlük çözümdür' politikasını
güttüğünün kanıtıdır. Kıbrıs sorununun bugün
bulunduğu aşamaya ne kadar ters olduğunun göstergesidir. Bu,
UBP'nin eskiden olduğu gibi 'çözümsüzlük, çözümdür' siyaseti
güttüğünü kanıtlayan bir demeçtir. CTP, bunları her zaman
dikkate alıp değerlendirmektedir". Bu sözlerin
"UBP'ye kapımız kapalıdır" anlamına
mı geldiğinin sorulması üzerine de Soyer, "Bunun yorumunu
da siz yapın" karşılığını verdi. Arabacıoğlu:
Eğilim erken seçimden yana DP Genel
Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, geçtiğimiz hafta toplanan DP
parti meclisinde oylama yapılmasa da genel eğilimin erken seçimden
yana olduğunun görüldüğünü söyledi. Arabacıoğlu,
UBP'den teklif gelmesi halinde bunun parti yetkili organlarında
değerlendirileceğini de ifade ederek, herhangi bir
önyargıları bulunmadığını ve doğru
olanı yapacaklarını kaydetti. Henüz UBP ile
herhangi bir temasları olmadığını anlatan Mustafa
Arabacıoğlu, parti meclisinin kendilerine erken seçim
ışığı yaktığını yinelerken,
bunun da göz ardı edilemeyeceğini bildirdi Akıncı:
Tavrımız gizli değil BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı, olası bir UBP'li koalisyona
nasıl baktıkları sorusuna "Bu konuda tavrımız
gizli değil" yanıtını vererek kendileri
açısından çözümün önemli olduğunu, bunun adının da
Annan Planı olduğunu vurguladı. Akıncı,
Annan Planı zemininde bir çözümün yitirilmesi, Rum'un
"hayır"ının arkasına saklanıp
Kıbrıs Türkü'nün "evet"inin gereklerinin yerine
getirilmemesi halinde karşımıza 1960 öncesi bir
yapının çıkacağını ve Kıbrıs
Türkü'nün azınlık durumuna düşeceğini yineledi. Bu
aşamada Annan Planı zemininde bir çözümün zorlanması
gerektiğini vurgulayan Akıncı, şöyle devam etti: "UBP,
bizim gibi düşündüğünü ortaya koymadı. DP de koymadı.
Zaten 3'lü koalisyon denemesinde de bir sonuca gidilemedi. Bizim
açımızdan 24 Nisan referandumunun gerekleri
yapılmalıdır. İzolasyonlardan kurtulalım dedik, denedik,
olmadı. Biz çözüm perspektifini, demokratikleşme ve
sivilleşmenin önemini ortaya koyduk. Yoksa birinin
saçı beyazdır, kafası keldir, beğenmiyoruz diye bir durum
söz konusu değildir. Bir hükümette üzerinde mutabakat sağlayacak
bir zemin var mı, yok mu, evetin gerekleri yerine getirilecek mi, bunlar
bizim için önemlidir. Ancak UBP'de böyle bir vizyon yoktur. Ama UBP'den
teklif gelirse tüm bunlara bakacağız. Fakat şu ana kadar böyle
bir şey göremedik". Akıncı,
ortaya koyduğu bu tablodan sonra "Yani UBP'ye hayır mı
diyorsunuz?" sorusuna, "Ben ilkeleri ortaya koydum. Bunun
cevabını da siz verin" yanıtını verdi. Angolemli:
Gündemimiz erken seçimdir TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli, gündemlerinde erken seçim
bulunduğunu, UBP ile bir koalisyonu düşünmediklerini bildirdi. Angolemli,
UBP ile vizyonlarının örtüşmediğine işaret ederek,
"TKP'nin şimdi düşündüğü tek olay vardır o da erken
seçimdir" dedi. TKP'nin ilk
andan itibaren erken seçimi desteklediğini anımsatan Angolemli,
meclis aritmetiğinin 24 Nisan referandumunda ortaya çıkan halk
iradesini yansıtmadığını, bu nedenle de erken seçime
gidilmesi gerektiğini kaydetti. Angolemli,
halkın zamanını almaya kimsenin hakkı
bulunmadığının da altını çizdi. İzcan:
UBP ile koalisyonda yokuz BKP Genel
Sekreteri İzzet İzcan, UBP'nin kendilerini ziyaret etmek istemesi
halinde görüşebileceklerini ancak hükümet konusunun farklı bir
şey olduğunu ifade ederek, bunun yetkili kurullarında
değerlendirileceğini söyledi ancak "UBP ile koalisyon söz
konusu değil" dedi. UBP ile hükümet
kurma gibi bir niyetlerinin bulunmadığını anlatan
İzzet İzcan, UBP'den ziyaret talebi gelirse de kendilerini
ağırlamaktan mutlu olacaklarını bildirdi. Çevikel:
Durumu değerlendiririz YP Genel
Başkanı Nuri Çevikel, referandumda "evet"i destekleyen
bir kişi olarak UBP'nin tavrında bazı değişiklikler
görmek istediklerini belirtti. UBP'den teklif almaları halinde bunu
değerlendireceklerini de ifade eden Çevikel, çözüm yanlısı
partilerle de koalisyonu düşünebileceklerini kaydetti. Kendisiyle
henüz herhangi bir temasın yapılmadığını
anlatan Çevikel, "Bekliyoruz ancak henüz temas yok. Teklif gelirse
değerlendiririz, sıcak bakabiliriz, UBP'ye karşı bir
önyargımız yok" dedi. Nuri Çevikel,
kurulacak hükümetin vizyonunun ve Türkiye ile ilişkilerinin önemli
olduğunu belirterek, UBP'nin de pozisyonunu gözden geçirmesi
gerektiğinin altını çizdi. Çevikel,
Eroğlu'nun hükümeti kuramaması ve görevin yeniden Başbakan
Mehmet Ali Talat'a geçmesi durumunda da çözüm yanlısı partilerle
olası bir koalisyonda yer alabileceklerine işaret ederek,
"Aslında ibremiz tam ortada duruyor. Her iki formüle de eşit
mesafede duruyoruz" şeklinde konuştu. Coşar ÖDP Genel
Başkanı Salih Coşar, çözüm ve AB'yi hedef alan bir parti
olarak olası bir hükümet için masaya konacak vizyonun kendileri için çok
önemli olduğunu vurguladı. Coşar,
"İyi bir protokol, konjonktüre uygun bir vizyon gelmesi halinde
yaklaşımız olumlu olur" dedi ve "UBP ile DP bir
araya gelebilecek mi, onu bir görelim" diye konuştu. "UBP ile
hükümet kurmayız noktasında değiliz" diyen Coşar,
böyle bir önyargının yanlış olduğunu kaydetti. Şu ana
kadar "UBP ile olmaz diyen" sadece 1-2 parti olduğunu, bunun
dışında ise 30 milletvekili bulunduğuna dikkat çeken
Coşar, 24 Nisan'dan sonra köprülerin altından çok sular
geçtiğini de söyledi. Görevi alacak
partinin tutumunun önemli olduğunu ifade eden Salih Coşar,
kendilerinin çözüm ve AB'yi hedeflediklerini bildirdi. Coşar,
"Aslında iki büyük parti CTP ile UBP bir araya gelip hükümet
kurarsa çok mutlu oluruz. Çünkü istikrarlı bir hükümet olacak bu da
halkın yararınadır" diye konuştu. CTP-DP
koalisyonunu da eleştiren Coşar, şöyle devam etti: "CTP-DP
hükümeti, 23'ü 26 yapmak için şimdiye kadar 4-5 kez girişimde
bulundu. Hedefi 26'ya ulaşmaktı. 3 ay boyunca bu girişimlerin
anlamı vardı da şimdi mi 26 ile olmaz diyorlar. Neymiş,
icraat ve seçim hükümeti farklıymış. Bu bir senaryodur,
altında ne var onu anlayamadık. Ayrıca
referandumdan bu yana 23 ile çok başarılı işler
yaptık diyorlar. Peki bu doğruysa 26 ile niçin olmaz? Hiçbir
şekilde inandırıcı olamıyorlar. Ne söylediklerinin
farkında değiller. Eğer şeffafsalar bu sorulara cevap
versinler". Salih
Coşar bu aşamada olaylara temkinli
yaklaştıklarını anlatarak, "Görelim bakalım
seyir nasıl olacak. UBP ile DP bir araya gelebilecek mi?" dedi. Coşar
erken seçim olayında da önyargıları
bulunmadığını ifade ederek, "Seçim
meraklıları bugüne kadar demokratik teamülleri uygulayıp
gününde istifa etselerdi bugüne kadar on defa seçim olurdu. Madem ki her şey
bu kadar kritikti altı aydır neden azınlık hükümeti ile devam
ettiler? Bunlar biraz acayip kaçıyor" ifadelerini kullandı. KIBRIS 22/10/04 Top Eroğlu'nda |
||||||||||||||
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, ana muhalefette bulunan Ulusal Birlik Partisi Genel
Başkanı Derviş Eroğlu'nu hükümeti kurmakla görevlendirdi.
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu'nu dün saat 17.00'de kabul eden
Cumhurbaşkanı Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde 19 milletvekiliyle
en çok sandalyeye sahip olan UBP Genel Başkanı Eroğlu'nu Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 19'uncu hükümetini kurmakla
görevlendirdi.
Cumhurbaşkanı
Denktaş'ı ziyaretinde UBP Genel Başkanı Eroğlu'na
parti genel sekreteri Salih Miroğlu eşlik etti.
Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın UBP Genel Başkanı Eroğlu'nu kabulüne
basın da büyük ilgi gösterdi. Başbakan Mehmet Ali Talat, 13 Ocak'ta
iktidara gelen CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'nde
azınlığa düşmesiyle başlayan hükümet sorununa çözüm
bulmak amacıyla yürütülen ve beş partinin koalisyonunu öngören yeni
hükümet arayışından da sonuç çıkmaması üzerine
hükümetin istifasını, önceki gün sabah Cumhurbaşkanı
Denktaş'a sunmuştu.
Başbakan
Talat istifa mektubunu, önceki gün sabah Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'la birlikte Cumhurbaşkanı Denktaş'ı Yılan
Adası'ndaki ikametgahında ziyaret ederek, sunmuştu.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, önceki gün hükümetin istifasını kabul etmesinin
ardından yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Meclisi'nde 26
sandalyelik çoğunluğu sağlaması halinde hükümeti kurma
görevini UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na vereceğini
söylemişti.
50 sandalyeli
Cumhuriyet Meclisi'nde UBP 19 sandalyeyle birinci parti konumunda bulunurken,
onu 18 milletvekiliyle Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler takip
ediyor.
Demokrat
Parti'nin 5, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin de 4 milletvekiliyle
temsil edildiği mecliste, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik
Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi ile Yeni Parti ise 1'er
milletvekiline sahip.
"15 gün
beklemek şart değil"
UBP Genel
Başkanı Eroğlu'nun kapsamlı bir hükümet kurması
temennisinde bulunan Denktaş, görevlendirmeyi yaparken,
"Anayasanın öngördüğü şekilde temasları
başlatıp, hükümet kurma görevini muhalefetteki ana muhalefet
partisine vermek üzere bugün Sayın Derviş Eroğlu'nu davet
etmiş bulunuyorum. Hükümeti kurmak için 15 gün süreleri vardır"
dedi.
Cumhurbaşkanlığı'nda
yaklaşık yarım saat süren görüşmede ilk sözü alan
Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin dün
istifa ettiğini anımsatarak, "Dolayısıyla
anayasanın öngördüğü şekilde temasları başlatıp,
hükümet kurma görevini muhalefetteki ana muhalefet partisine vermek üzere bugün
(dün) Sayın Derviş Eroğlu'nu davet etmiş bulunuyorum"
dedi.
Anayasaya göre
UBP Genel Başkanı Eroğlu'nun hükümeti kurmak için 15 gün süresi
bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı, Eroğlu'nun siyasi
partilerle yapacağı temaslar sonucunda alacağı netice hakkında
kendisini bilgilendirmek için 15 gün beklemesinin şart
olmadığını söyledi.
Denktaş,
"Gereken temasları yapıp bize (hükümeti) kurup
kuramayacağınızı söylersiniz, ona göre nasıl hareket
edileceğini düşünürüz. Ben Sayın Eroğlu'ndan rica ediyorum,
bu görevi omuzlasın ve gereken temasları yaptıktan sonra bize
sonucu bildirsin" diye konuştu.
Konuşmasında
Kıbrıs konusunun çok kritik bir safhadan geçmekte olduğuna
işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, başta siyasi
partiler olmak üzere tüm kesimlere birlik-beraberlik çağrısı
yaparak, "Gönül birliği ve asgari müştereklerde buluşabilme
becerisi herkesten beklenmektedir, her partiden beklenmektedir" dedi.
"Artık
sistemin değiştirilmesi lazım"
Bu arada
Cumhurbaşkanı Denktaş, Eroğlu'nu kabulünde KKTC'deki
parlamenter sistemle ilgili eleştirilerde bulundu.
Sistemin
değiştirilmesinin artık gerekli olduğunun son zamanlarda
siyasette yaşanan olumsuz gelişmelerle açıkça
görülebildiğini söyleyen Denktaş, "Yaşamış
olduğumuz 9 aylık bunalım, 'hükümet meşru mudur, kuruldu
mu, kurulmadı mı, karar alınabiliyor mu, meclis toplanabiliyor
mu, meclis tam şekilde çalışabiliyor mu sorunları, bir
konuyu yeniden gündeme getirmiştir. Bu da sistem konusudur" dedi.
Denktaş, bu konuda şunları söyledi:
"Başkanlık
sistemi diktatörlük değil"
"İyi
niyetle parlamenter rejimi seçtik. Başkanlık rejimini değil,
parlamenter sistemi seçtik. 'Daha demokratik olur' düşüncesiyle
seçilmiştir ve bunun deneyi yapılmıştır. Zannedersem
güneydeki kuruluşa da bakarak, dünyanın diğer yerlerindeki
başkanlık rejimlerine de bakarak, başkanlık sisteminin
diktatörlük olmadığını, parlamenter rejim kadar demokratik
olduğunu artık teslim etmemiz lazım ve daha etkin bir idarenin
kurulabilmesi için, halka daha layık bir hizmetin verilebilmesi için bu
sisteme dönüp dönmeme konusunda hiç olmazsa basında, televizyonlarda
artık tartışma konusu yapmalıyız. Halkımız,
bu konuları duysun, uzmanlar enine boyuna bunları
tartışsın. 'Küçük bir devletin daha iyi idare şekli ne
olabilir?' Bu açıkça tartışılabilsin diye düşünüyorum.
Tabii bu şimdi yapılacak bir görevlendirme ve bundan sonra
yapılması muhtemel seçimlerle ilgili değildir, ama
siyasilerimizin artık bu konuları düşünmesi zamanı geldi
diyoruz."
"26
kritik, umarım 30'la gelir"
CTP-DP
hükümetinin yaşadığı sıkıntılara işaret
eden Denktaş, artık başkanlık rejimine geçilmesi
gerektiğini söyledi. Denktaş, başkanlık sisteminin
diktatörlük olmadığını belirtti ve konunun uzmanlarla halk
tarafından tartışılmasını istedi.
Kıbrıs
sorununun çok ciddi bir safhadan geçtiğini kaydeden Denktaş, herkesin
üzerine düşen bir görevi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde 26 sandalyelik çoğunluğu
sağlaması halinde hükümeti kurma görevini UBP Genel Başkanı
Derviş Eroğlu'na vereceğini söylediğini anımsatan bir
gazetecinin, "Böyle bir durum oluştu mu? Sayın Eroğlu size
26 rakamını oluşturacağını bildirdi mi?"
şeklindeki sorusuna karşılık, şöyle dedi:
"Ümit
ederim 30'la gelir. 26 zaten hükümet edebilmesi için gerekli bir rakamdır.
26 göstermiştir ki çok sıkıntılı bir rakamdır.
Böyle '(hükümet) düştü düşecek, milletvekilleri hasta olduydu
olmadıydı, (meclise) geldiydi gelemediydi' diye sancılı bir
gidişattı. Onun için ümit ederiz ki daha geniş kapsamlı bir
rakam bulurlar. Temennimiz budur, neticeyi göreceğiz."
Eroğlu:
Bütün siyasi partilerle
temas içinde
olacağız
Ana muhalefet
partisi UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu da
yaptığı kısa konuşmada, hükümeti kurmakla
görevlendirilmesinden dolayı cumhurbaşkanına teşekkür etti.
Eroğlu,
anayasanın öngördüğü 15 gün içinde bütün siyasi partilerle temas
ederek, gerekli koalisyon hükümetini oluşturmaya
çalışacaklarını söyledi.
Hükümetin
kurulmasının sadece kendilerinin arzusuyla mümkün
olmadığına işaret eden UBP Genel Başkanı
Eroğlu, "Hükümeti kurmak sadece bizim arzumuzla olabilecek bir
şey değil. Temas edeceğimiz partilerin, ülkenin içinde
bulunduğu kritik durumu ve muhtemel gelişmeleri dikkate alarak ortaya
koyacakları iyi niyet ve paylaşma duygusuyla ancak bu
gerçekleşebilir. İyi niyetle bütün siyasi partilerle temas içerisinde
olacağız. Neticeyi aldıktan sonra sayın
cumhurbaşkanımızı da bilgilendireceğiz" dedi.
Anayasaya göre
görev
15 günde
tamamlanmalı
Anayasaya göre,
hükümeti kurmakla görevlendirilen milletvekili, bu görevi en geç 15 gün içinde
tamamlamak, tamamlayamaması halinde de cumhurbaşkanına iade
etmekle yükümlüdür.
Anayasa, 60
günlük süre içinde Cumhuriyet Meclisi'nde çoğunluğa dayalı bir
Bakanlar Kurulu oluşturulamaması halinde, cumhurbaşkanına
meclis başkanı, Bakanlar Kurulu ve meclisteki siyasi parti
başkanlarının görüşlerini alarak milletvekilliği
seçimini yenileme yetkisi de veriyor.
"CTP ile
hükümete varız"
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ulusal
Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümet kurma
çalışmalarına 23 Ekim Cumartesi günü
başlayacaklarını bildirdi.
Temaslarına
Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'tan başlamak
istediklerini, ancak Serdar Denktaş'ın o dönemde
yurtdışında olacağını öğrendiklerini
kaydeden Eroğlu, siyasi partilerden randevu isteyeceklerini ve randevu
taleplerine verilecek cevaba göre temaslarına
başlayacaklarını belirtti.
Eroğlu,
Cumhuriyetçi Türk Partisi'yle koalisyon hükümeti kurmaya hazır
olduklarını da söyleyerek, "Ama sadece bizim niyetimizle olmaz,
karşı tarafların da niyetleri önemli" dedi.
UBP Genel
Başkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı Denktaş
tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildiği görüşme
sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, hükümet
kurma çalışmalarına yarın başlayacaklarını
bildirdi.
UBP Merkez
Yönetim Kurulu'nun dün yaptığı toplantıda, "her
partiye eşit mesafede olunacağı" yönünde karar
aldığını belirten Derviş Eroğlu, her partiyle
hükümet kurabileceklerini vurgulayarak, "Her partiye
açığız" dedi.
Siyasi
partilerden randevu isteyeceklerini ve gelen yanıtlara göre
temaslarına başlayacaklarını kaydeden Eroğlu,
"CTP ile koalisyon olasılığınız var
mı?" sorusuna şu karşılığı verdi:
"Bizim
yönümüzden sorun yok, ama onların yönünden var mı, yok mu, onu onlara
sormak lazım tabi. Koalisyon kurmak için, her partiye açık
olduğumuz daha önce belirlenmişti. Bugün de Merkez Yönetim Kurulu
toplantısında, 'her partiye açık olduğumuz, aynı
mesafede olduğumuz' karara bağlanmıştır. Ama sadece
bizim niyetimizle olmaz, karşı tarafların da niyetleri
önemli."
Eroğlu,
"Yani 'CTP ile koalisyona varız' mı diyorsunuz?" sorusuna
"evet" dedi.
Hükümet
oluşumu için 15 günlük yasal süreyi sonuna kadar kullanıp
kullanmayacağının sorulması üzerine de Eroğlu, sürenin
önemli olmadığını, yapılacak temasların sonucunda
elde edilecek verilerin önemli olduğunu söyledi.
UBP Genel
Başkanı Eroğlu, "15 günlük sürede hükümeti
kuracağınızdan umutlu musunuz?" sorusuna
karşılık ise, temaslarına başlamadan bir şey
söyleyemeyeceğini ifade etti Eroğlu, "Şu anda yorum yapmak
zor, çünkü hiçbir partiyle görüşmedim. Sadece sağda solda diğer
partilerin adına konuşanların verdiği beyanatlar var. O
beyanatları, temas etmeden değerlendirmek istemiyorum"
şeklinde konuştu.
Bir başka
soru üzerine, yapılacak görüşmelerde ortaya çıkacak tabloyu
değerlendirerek hareket edeceklerini ifade eden Eroğlu, bu kritik
dönemde ülkeyi hükümetsiz bırakmamak için ellerinden geleni yapmaya gayret
edeceklerini söyledi.
Çoğunluğa
dayalı bir hükümet modeli yaratmaya çalışacaklarını
anlatan Derviş Eroğlu, "26 rakamı ile bir hükümet kurulur,
ancak bu meclis çalışmaları bakımından
sıkıntı yaratır" diye konuştu.
Eroğlu,
UBP'nin halkın tümünü kucaklayan bir parti olduğunu ve referandumda
çıkan sonucu kullanarak, kimsenin halkı bölmeye
çalışmaması gerektiğini de kaydetti.
KIBRIS 22/10/04
İzolasyonların
kaldırılması ve direkt uçuşların başlaması
gündeme geldi
Başbakan
Talat ile İngiliz bakan Macshane arasında dün akşam saat
20.30'da "Boghjalian Restoran"da gerçekleşen yemekli
görüşmede, Kıbrıs konusuna ilişkin son gelişmeler
değerlendirildi, Kıbrıslı Türklere uygulanan
izolasyonların kaldırılması ve direkt uçuşların
başlaması konuları gündeme geldi.
Yemeğe,
Lefkoşa Belediye Başkanı ve CTP/BG dışilişkiler
sorumlusu Kutlay Erk, CTP/BG Milletvekili Özdil Nami, Başbakanlık
Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit, İngiliz Yüksek Komiseri Lyn
Parker ve İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Türk işlerinden sorumlu
sekreteri Jill Morris katıldı.
Restoranın
üst katında yer alan yemek öncesinde el sıkışarak
basına poz veren Talat ile MacShane, gazetecilere kısa
açıklamalarda bulundular.
İngiltere'nin
Avrupa işlerinden sorumlu bakanı MacShane, "dostu" olarak
nitelediği Başbakan Talat görüşmesinin kendisi için büyük bir
fırsat olduğunu söyledi. MacShane, Talat'la İngiltere'nin
Kıbrıs'ta ilerleme sağlanmasını istediği
konuları görüşeceklerini belirtti.
Kıbrıs'a
gelmeyeli çok uzun zaman olduğunu ifade eden MacShane, adada büyük
ilerlemelerin kaydedildiğini gözlemlediğini söyledi. MacShane,
"Burada Sayın Talat liderliğinde yeni bir Kıbrıs
var" diye konuştu.
İngiliz
hükümetinin, Türkiye, Kıbrıs, İngiltere ve diğer Avrupa
Birliği üyesi ülkelerin birlikte ilerlediğini görmek istediğini
de belirten MacShane, "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine
ilişkini temaslar sürerken, Kıbrıs'ta da soruna çözüm
bulunması ve bütün Kıbrıs'ın refah ve barış
içinde Avrupa Birliği içindeki yerini alması gerekir" dedi.
Talat:
İzolasyonlar ve direkt uçuşlar gündeme gelecek
Başbakan
Talat da yaptığı kısa açıklamada, MacShane ile
Kıbrıs konusuna ilişkin bütün konuların
görüşüleceğini bildirdi.
Talat, bir soru
üzerine, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların
kaldırılması ve direkt uçuşların başlaması
gerektiği konusundaki görüşlerini de masaya getireceklerini ifade
ederek, "Her şeyi konuşacağız" dedi.
"Ercan'daki
inceleme güvenlikle ilgiliydi"
Başbakan
Talat, iki ABD'li uzmanın dün Ercan Havaalanı'nda inceleme
yaptıklarının anımsatılarak, bu konuda bilgileri olup
olmadığının sorulmasına karşılık, bu
konuda bilgileri bulunduğunu söyledi. Talat, "Bilgimiz vardı
tabii. Bu, güvenlikle ilgili bir araştırmaydı. Onu
yaptılar, raporlarını hazırladılar ve bugün (dün)
ayrıldılar" dedi.
Talat,
"Ercan'daki inceleme, direkt uçuşlarla mı ilgiliydi?"
şeklindeki soru üzerine de, "Güvenlikle ilgiliydi. Tabii ki sonuçta
direkt uçuşları ilgilendiriyor" diye konuştu.
"Kıbrıslı
Türklerin nefes almasını dahi istemiyor"
Başbakan
Talat, Rum yönetiminin, ABD'nin Ercan'da inceleme yapmasını protesto
etmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulmasına
karşılık da, Rum yönetiminden bundan başka bir hareket
beklenemeyeceğini söyledi. Talat, "Mutlaka edeceklerdir, çünkü
maalesef Rum yönetimi Kıbrıslı Türklerin nefes
almasını dahi istemiyor. Bu bilinen bir şey. Başka türlüsü
zaten garip olurdu" dedi.
Hükümet kurma
çalışmaları
Başbakan
Talat, hükümet kurma görevinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş
tarafından bugün Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş
Eroğlu'na verildiğinin anımsatılarak, CTP/BG-UBP
arasında bir koalisyon hükümeti kurulması konusunun CTP Parti
Meclisi'nde görüşülüp görüşülmediğinin sorulması üzerine,
"Hayır, parti meclisi henüz toplanmadı" dedi.
Talat,
Eroğlu'na görevin bugün geç saatlerde verildiğine işaret ederek,
"Henüz bizde bir değerlendirme yapılmadı" diye
konuştu.
KIBRIS
22/10/04
|
BM
Kıbrıstaki askerini azaltacak |
|
|
|
Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter Kofi Annanın Kıbrıstaki
barışgücünün sayısının azaltılması
yönündeki tavsiyesini oybirliğiyle kabul etti. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
|
23 Ekim 2004 Konseye üye 15 ülke Annanın, güvenlik
koşullarının düzelmesi nedeniyle Adadaki barışgücü
sayısının 1220den 860a indirilmesi tavsiyesine kabul oyu
verdi |
|
Konseyin kararıyla barışgücünün görev süresi de 15 Haziran
2005e kadar uzatıldı. Kararda bu tarihte barışgücünün
durumuyla ilgili bir değerlendirme daha yapılması gerektiği
belirtildi.
İngiltere temsilcisi Emyr Jones Perry, Kıbrıslı
Türklerin Annan Planına evet demesine karşın, izolasyonun
kaldırılması adına çok az şey
yapıldığını görmekten düş
kırıklığı duyduğunu söyledi. Rum temsilci Andreas
Mavroyanis ise, barışgücünün hala gerekli olduğnu belirtti.
40 yıldır Adada görev yapan BM
barışgücü, Türk ve Rum kesimleri arasındaki sınırda
uzanan 180 kilometrelik Yeşil Hatta güvenliği sağlıyor.
Washington
Rumlar
veto yok teminatı Verdi
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA Kıbrısta temaslarda bulunan ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talatla yemekte bir araya gelen İngilterenin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Dennis MacShane, Rum lider Papadopulosun, Türkiyenin Aralıkta tam üyelik görüşmelerine başlamasını veto etmeyecekleri teminatı verdiklerini açıkladı. Dennis
MacShane, KKTCde ve Rum Kesiminde yaptığı temaslar ile
ilgili yayınladığı basın bildirisinde, Rum
yöneticilerin Türkiyenin Aralıkta müzakerelere başlanmasına
ilişkin başvurusunu veto etme niyetinde olmadıklarını
kendisine ilettiklerini kaydetti. |
|
|
HURRIYET 23/10/04
Denis
Macshane: Tek yol, birleşme
GEÇMİŞİN
SORUNLARI GEÇMİŞ YÜZYILDA BIRAKILMALI... İngiltere'nin Avrupa
işlerinden sorumlu bakanı Dennis MacShane, Kıbrıs'ta
ilerisi için tek yolun iki toplumun birleşmesi ve tek bir Avrupa ülkesinin
oluşturulması olduğunu belirterek, "Avrupa'nın görmek
istediği birleşik bir Kıbrıs'tır" dedi. MacShane,
geçmişteki bütün sorunların geçmiş yüzyılda
bırakılması, yeni yüzyıla taşınmaması
gerektiğini vurguladı
KKTC'NİN
TANINMASI MÜMKÜN DEĞİL... İngiliz Yüksek Komiserliği'nin
dün yayımladığı ve İngiliz bakanın
Kıbrıs konusuna ilişkin temaslar çerçevesinde adada
bulunduğu süre içinde yaptığı açıklamaları içeren
basın bildirisinde de MacShane, Kıbrıs sorununa Annan Planı
temelinde çözüm bulunması için adadaki iki tarafın erken bir zamanda
müzakerelere yeniden başlamalarının bütün Avrupa tarafından
alkışlanacağını belirterek, KKTC'nin
tanınmasının mümkün olmadığına dikkat çekti
KIBRISLI
TÜRKLERİN ENDİŞELERİNİ ANLIYORUZ... İngiliz
bakan, İngiliz hükümetinin, birleşik bir Kıbrıs'ı
yaratmayı amaçlayan Annan Planı'na "evet" diyen
Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişme, turizm, ticaret ve
seyahat konularındaki endişelerini iyi anladığını
söyledi. Kıbrıs'ın her iki tarafında da ekonominin güçlü
olmasını ve iki taraf arasında tüm sektörlerde AB normları
temelinde çok yönlü ticaret yapıldığını görmek
istediklerini belirten MacShane, Kıbrıs'ın her iki
tarafında da direkt uçuşların
yapıldığını görme arzusunda olduklarını da
bildirdi
İngiltere'nin
Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Dennis MacShane, Kıbrıs'ta
ilerisi için tek yolun iki toplumun birleşmesi ve tek bir Avrupa ülkesinin
oluşturulması olduğunu belirterek, "Avrupa'nın görmek
istediği birleşik bir Kıbrıs'tır" dedi.
MacShane,
geçmişteki bütün sorunların geçmiş yüzyılda
bırakılması, yeni yüzyıla taşınmaması
gerektiğini vurguladı.
MacShane, bu
görüşlerini, eylül ayında eğitime başlayan Dipkarpaz Rum
Ortaokulu'nu dün ziyareti sırasında ziyareti sırasında dile
getirdi.
İngiliz
Yüksek Komiserliği'nin dün yayımladığı ve İngiliz
bakanın Kıbrıs konusuna ilişkin temaslar çerçevesinde adada
bulunduğu süre içinde yaptığı açıklamaları içeren
basın bildirisinde de MacShane,
Kıbrıs
sorununa Annan Planı temelinde çözüm bulunması için adadaki iki
tarafın erken bir zamanda müzakerelere yeniden
başlamalarının bütün Avrupa tarafından
alkışlanacağını belirterek, KKTC'nin
tanınmasının mümkün olmadığına dikkat çekti.
"İngiliz
hükümeti, Kıbrıs Türk
toplumunun endişelerini
anlıyor"
İngiltere'nin
Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Dennis MacShane, İngiliz
hükümetinin, birleşik bir Kıbrıs'ı yaratmayı amaçlayan
Annan Planı'na "evet" diyen Kıbrıslı Türklerin
ekonomik gelişme, turizm, ticaret ve seyahat konularındaki endişelerini
iyi anladığını söyledi.
Kıbrıs'ın
her iki tarafında da ekonominin güçlü olmasını ve iki taraf
arasında tüm sektörlerde AB normları temelinde çok yönlü ticaret
yapıldığını görmek istediklerini belirten MacShane, Kıbrıs'ın
her iki tarafında da direkt uçuşların
yapıldığını görme arzusunda olduklarını da
bildirdi. MacShane, Kıbrıs'ta olumlu gelişmeler kaydedilmesinin,
Türkiye ile Rum tarafı arasındaki ilişkilerin normalleşmesine
bağlı olduğu görüşünü de dile getirdi.
"KKTC'nin
tanınması mümkün değil"
Kıbrıs
sorununa Annan Planı temelinde çözüm bulunması için adadaki iki
tarafın erken bir zamanda müzakerelere yeniden
başlamalarının bütün Avrupa tarafından
alkışlanacağını belirten MacShane, KKTC'nin
tanınmasının ise mümkün olmadığı görüşünü
dile getirdi.
Kıbrıslı
Türklere uygulanan izolasyonların sona erdirilmesi gerektiğine
işaret eden MacShane, birçok meslektaşının, "Avrupa
Birliği Bakanlar Konseyi'nin 26 Nisan'da aldığı karara bağlı
kalınarak, Kıbrıslı Türklere izolasyonların sona
erdirilmesi için ne gibi pratik adımlar atılacağı" ve
"Ankara ile Lefkoşa arasındaki ilişkileri
normalleştirmek için ne zaman harekete geçileceği" yönünde
sorular sormakta olduklarını ifade etti.
İngiliz
Yüksek Komiserliği'nin basın bildirisine göre MacSahne, Rum
tarafının her yıl savunma için harcadığı
milyonlarca Kıbrıs Lirası tutarındaki paraya dikkat
çekerek, "Küçük bir AB üyesi ülke için böylesine büyük miktardaki bir
meblağ, daha yararlı amaçlar için kullanılabilir. Bu para, bütün
adanın yararına olacak şekilde ekonomik gelişme ve sosyal
yatırımlara kullanılabilir" dedi.
Türkiye'ye
aralıkta ön şartsız
tarih verilmeli
MacShane,
Türkiye'ye aralık ayında müzakere tarihi verilmesi gerektiğine
de işaret ederek, "Türkiye'ye yeni şartlar veya ön şartlar
konmamalıdır. Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi
aralıkta 'evet' denmesi için bir ön şartı değildir"
dedi.
Rum liderlerin
Türkiye'nin aralıkta müzakerelere başlanmasına ilişkin
başvurusunu veto etme niyetinde olmadıklarını kendisine
ilettiklerini de kaydeden MacShane, ancak Rum liderlerin, Birleşmiş
Milletler ve Avrupa Birliği üyesi olarak
"Kıbrıs"ın ticaret ve diğer konularla ilgili
egemenlik haklarını kullanmasıyla ilgili olarak Türkiye'den
engelleyici olmayacağı yeni bir yaklaşım bekledikleri
yönündeki bilinen taleplerini kendisine yinelediklerini ifade etti. Dennis
MacShane, hükümetinin Rumların bu endişelerini
anladığını belirtti.
Ankara ile
Lefkoşa arasındaki ilişkilerin normalleşmesine ilişkin
adımlarla BM kararlarının öngördüğü şekilde
Kıbrıs'ın askersizleştirilmesi hedefiyle müzakerelere
başlanmasına yönelik adımların atılmasının
AB bakanları arasında tartışıldığına da
işaret ederek MacShane, ancak bu adımların ne zaman atılacağını
söylemenin kendisine düşmediğini ifade etti.
Karpaz'daki Rum
ortaokuluna ziyaret
İngiltere'nin
Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Denis MacShane, dün, eylül
ayında eğitime başlayan Dipkarpaz Rum Ortaokulu'nu ziyaret etti.
Kıbrıs
konusunda gelinen son aşama hakkında ilk elden bilgi edinmek
amacıyla önceki sabah adaya gelen MacShane, öğle saatlerinde
Dipkarpaz'ı ziyaret etti. MacShane Dipkarpaz'da, kendisine eşlik eden
İngiltere'nin Kıbrıs yüksek komiseri Lyn Parker'la beraber ilk
önce okul müdiresi Seniya Arhontidu ve Dipkarpaz'ın Rum muhtarı
Andreas Tanis'in de aralarında bulunduğu bir grupla bir araya geldi.
MacShane, daha
sonra, okul avlusunda Rum öğrencilere tatlı, börek ve poğaça
ikram ederek onlarla sohbet etti.
"Kuzeydeki
hükümetin sayesinde"
Burada
basına yaptığı açıklamada toplumlar için en önemli
şey olan çocukların eğitim almalarının ve onlara
eğitim olanağı sağlanmasının önemini vurgulayan
MacShane "Okulun tekrardan açılması, öğretmenlerin, hatta
İngiltere'den bile öğretmenlerin buraya gelebilmesi, kuzeydeki yeni
hükümetin sayesinde oldu" dedi.
MacShane
buradaki insanların yavaş yavaş kendi dil, kültür ve tarihleri
ile büyüyüp yaşayabileceklerini, bu gelişmenin de iyiye işaret
olduğunu kaydetti. MacShane buradaki öğrencilerin Rumca ve Türkçe
konuşabildiğini, ayrıca İngilizce ve Fransızca eğitim
almaya başladıklarını, bunun da Karpaz'ın geleceği
için önemli olduğunu kaydetti.
"Karpaz,
Avrupa'nın en güzel bölgelerinden biridir" diyerek Karpaz'ı öven
MacShane, İngiltere hükümeti olarak Karpaz'ın turistik bir bölge
olarak, ölçülü bir şekilde gelişmesini istediklerini, ancak
Karpaz'ın çok güzel olmasından dolayı bu bölgede yüzlerce metre
uzunlukta oteller görmek istemediklerini belirtti.
"İki
toplumun da burada para kazanabilmesi, iş sahası açması, yeni
fikirlerin hayata geçirilebilmesi, buranın tarihinin, kültürünün ve
doğasının keşfedilmesi için herkese yetecek yer
vardır" diyen MacShane, Kıbrıs'ın geleceği
hakkında şunları söyledi:
"İlerisi
için tek yol iki
toplumun
birleşmesidir"
"İlerisi
için tek yol, iki toplumun birleşmesi ve tek bir Avrupa ülkesinin
oluşturulmasıdır. Avrupa'nın görmek istediği,
birleşik bir Kıbrıs'tır. Geçmişteki bütün sorunlar
geçmiş yüzyılda bırakılmalı, yeni yüzyıla
taşınmamalıdır."
İngiliz
heyet daha sonra, okuldan ayrılarak Dipkarpaz'da doğa turuna
çıktı.
MacShane'nin
dün akşam adadan ayrıldı.
KIBRIS 23/10/04
Rum'un
"Ercan" öfkesi
PAPADOPULOS
KIZGIN... Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, ABD
Ulaştırma Bakanlığı'nın iki uzmanının
Ercan Devlet Havaalanı'nda resmi denetlemede bulunmasına tepki
gösterdi. Papadopulos denetlemeyi; "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin
egemenliğine ve meşruiyetine darbe" diye niteledi
"GÖĞÜSLEYECEĞİZ"...
Papadopulos, Rum hükümetinin Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü
(ICAO) yönünde temaslar, görüşmeler ve pek çok yaklaşımlarda
bulunduğunu belirterek, Rum tarafının bu
yasadışılığa izin vermemek için güçlü konumda
olduğunu ve bunu göğüslemek için çaba harcamayı sürdüreceklerini
söyledi
Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'un, ABD Ulaştırma
Bakanlığı'nın iki uzmanının Ercan
Havaalanı'nda resmi denetlemede bulunmasını
"Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine ve meşruiyetine
darbe" diye nitelediğini bildirdi.
Rum gazeteleri,
ABD'li yetkililerin Ercan Havaalanı'nda yaptıkları denetlemeye
ilişkin haberler yayımladılar.
Fileleftheros,
"Timbu'yla Amerikan Tertipleri-Tasos: İşgal Bölgelerinden Direkt
Uçuşları Engellemek İçin Güçlü Durumdayız"
başlıklı haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'un, ABD Ulaştırma Bakanlığı'nın iki
uzmanının Ercan Havaalanı'nda resmi denetlemede
bulunmasını "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine
ve meşruiyetine darbe" diye nitelediğini bildirdi.
Gazeteye göre
Papadopulos; "Hükümet, Amerikan hükümeti tarafından bunun
yapılacağını biliyordu. Tıpkı, işgal
bölgelerindeki yasadışı havaalanlarının
açılmasını ileri götürmek için ABD tarafından üstlenilen
zahmetli çabayı bildiği gibi. Biz kendi faaliyetlerimizi
yapıyoruz. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO)
yönünde de temaslar, görüşmeler ve pek çok yaklaşımlarda
bulunduk. Sanırım bizim taraf, bu
yasadışılığa izin vermemek için güçlü konumdadır.
Bunu göğüslemek için çaba harcamayı sürdüreceğiz" dedi.
Gazete daha
önce, ABD'li diplomatın, Rum Dışişleri
Bakanlığı'na, Amerikalı yetkililerin Kıbrıs'ta
bulunduğu ve Ercan Havaalanı'nı denetledikleri yolunda bilgi
verdiğini ve Rum yönetiminin ilk protestosuna da muhatap olduğunu
yazdı.
Gazete Rum
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun, daha üst düzeylerde
protestoda bulunulup bulunulmayacağına karar vermek için konuyu
incelediğini, ancak bundan sonra yapılacaklar konusunda önceki gün
geç saatlere kadar bir açıklamada bulunulmadığını
kaydetti.
Fileleftheros,
AKEL meclis grup sözcüsü Nikos Katsuridis ve KS EDEK Başkanı Yannakis
Omiru'nun da önceki gün, Amerikalıların adaya gelerek Ercan
Havaalanı'nda denetlemede bulunmalarını ve niyetlerini
kınayan açıklamalarda bulunduklarını yazdı. Gazeteye
göre Omiru "ABD Kıbrıs'ın işgal bölgeleriyle direkt
uçuşlar ileri götürmeye cüret ederse bir kanunsuzluk yapmış
olacak ve bunu kararlılıkla göğüsleyeceğiz" dedi.
Politis,
"Uçuşlar Konusunda Kararlılar! -Amerikalı Heyet Timbu
(Ercan) Havaalanı'nı Denetledi - Timbu Havaalanı'nın,
Siyasi Etkileri Olan Amerikan Denetlemesi -ABD, İşgal Bölgelerine
Uluslararası Uçuşların Başlamasını Kesintisiz
Şekilde İleri Götürüyor -Hükümet Hoşnutsuz" başlık
ve spotlarıyla yayımladığı haberinde,
"yasadışı" diye nitelediği Ercan Havaalanı'nın
ABD'li yetkililerce denetlenmesinin; ABD'nin, Kıbrıs Türk toplumunun
izolasyonuna son vermeye yönelik çabaları eksenine doğrudan
bağlantılı olduğu yorumunda bulundu.
Gazete ABD
Ulaştırma Bakanlığı'ndan iki yetkilinin, ABD'nin Güney
Kıbrıs'taki büyükelçiliğinden bir diplomatın ve KKTC Sivil
Havacılık müdürünün eşliğinde önceki gün
gerçekleştirdiği denetlemenin, havaalanının; hava trafik
kontrolü ve yer hizmetlerinde güvenlik meselelerindeki yeterliliğinin
ortaya çıkarılmasını hedeflediğini yazdı ve
şunları ekledi:
"ABD'nin
Lefkoşa'daki temsilcisi, havaalanının denetlenmesinin, ABD
hükümetinin Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna son vermeye yönelik
BM genel sekreterinin önerilerine destek tedbirlerini ileri götürmek için
sadece ilk adımlar olduğuna işaret etti. İki uzman,
denetimlerini bugün (dün) de sürdürecek ve elde edecekleri sonuçlar, daha derin
inceleme için diğer ABD birimlerini harekete geçirecek. Ancak
uzmanların elde edecekleri sonuçlar, ABD hükümetinin incelemekte
olduğu, meselenin hukuki yönüyle doğrudan ilgili değildir.
Diplomatik
çevrelerin gazetemize söylediğine göre Amerikan hükümeti, Papadopulos
hükümetinin ortaya koyduğu hukuki itirazları aşacak hukuki
formül incelemeyi sürdürüyor. İki Amerikalı yetkilinin denetiminin,
daha çok siyasi etkileri olduğu ve sadece teknik bir inceleme
olmadığı düşünülüyor. İşgal bölgelerinden gelen
bilgiler, diğer şeyler yanında; işgal bölgelerindeki kamu
oyunda, diplomatik çabalarının sonuç vermekte olduğu izlenimi
yaratılarak 'Başbakan' Talat'a destek verilmeye
çalışıldığı yönündedir. İşgal
bölgelerinin ekonomik açıdan desteklenmesine ilişkin Amerikan
finansman programları konusunun da ileri götürülmesi bekleniyor.
Başkan
Papadopulos'a göre Amerikalı uzmanların denetimi, ABD'nin işgal
bölgelerindeki yasadışı havaalanlarının
açılmasına yönelik genel politikası çerçevesindedir. İki
uzmanın havaalanına gitmelerini yorumlaması istenen başkan
Papadopulos; hükümetin, ABD'nin yasadışı havaalanlarının
açılmasını ileri götürmek için üstlendiği diğer
zahmetli çabalardan olduğu kadar, bu denetimi yapacağından da
haberdar olduğunu söyledi. Papadopulos, 'Biz kendi faaliyetlerimizi
gerçekleştiriyoruz, hem ICAO'yla da temaslar ve pek çok
yaklaşımlarda bulunduk ve bizim taraf, bu yasadışılığa
izin vermemek için güçlü durumdadır' dedi.
Dışişleri
bakanı Yorgo Yakovu da aynı frekansta konuştu ve bizim
tarafın, bu faaliyetin gerekli olduğunu düşünmediğini, ABD
makamlarının rolünün, havaalanlarını ve özellikle de yasadışı
olanları denetlemek olmadığını söyledi. Yakovu bu
hareketin, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın
yapılandırdığı ve Kıbrıs Türk toplumunu
izolasyondan çıkarmayı hedefleyen bir politikayla
bağlantılı olduğunu söyledi."
Haravgi,
"Yakovu, Amerikalı Uzmanların Yasadışı Timbu
Havaalanı'na Gitmeleri Konusunda, ABD'nin Rolünün Yasadışı
Havaalanlarını Denetlemek Olmadığını
Söyledi" başlıklı haberinde, Mısır dönüşünde
dün sabah Larnaka Havaalanı'nda açıklama yapan Yakovu'nun; "ABD
makamlarının rolünün havaalanlarını ve özellikle
yasadışı olanları denetlemek
olmadığını" söylediğini yazdı.
Gazeteye göre
Yakovu; Rum tarafının, ABD'nin bu faaliyetini gerekli bir faaliyet
olarak görmediğini söyledi ve bu hareketin; ABD Dışişleri
Bakanlığı tarafından yapılandırılan ve
Kıbrıs Türk toplumunu izolasyondan çıkarmayı amaçlayan
politikayla bağlantılı olduğunu söyledi. Yorgo Yakovu, Rum
tarafının bu politikaya yaklaşımının farklı
olduğunu, çünkü kendilerinin; Kıbrıslı Türklerin
izolasyondan, bağımsız kurumlar oluşturmakla değil,
"yasal Kıbrıs Cumhuriyeti'nde bulunan mevcut kurumlar
kullanılarak çıkarılacağı" görüşünde
olduklarını söyledi.
Aynı
gazete başka bir haberinde, ABD'nin Güney Kıbrıs'taki
büyükelçiliğinden bir yetkilinin önceki gün Rum Dışişleri
Bakanlığı'na çağrıldığını ve
ABD'li uzmanların Ercan'daki denetimleri hakkında izahatta bulunmasının
istendiğini ve protestoda bulunulduğunu bildirdi.
Mahi haberi
"Amerikalılar İşgal Bölgelerinde Havaalanları Açmaya
Çalışıyor -Amerikan Büyükelçiliğine Şikayet"
başlığıyla okurlarına aktarırken Alithia
"Amerikalılar Timbu Havaalanı'nı Açmaya Hazırlanıyorlar
- Hükümet, Uzmanların İşgal Bölgelerinde Bulunması
Konusunda Girişimde Bulunuyor" başlığını
kullandı.
KIBRIS 23/10/04
ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Boucher:
Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya yönelik
çalışıyoruz
ÖNLEMLERİN
BİR PARÇASI... ABD, Amerikalı uzmanların KKTC'deki Ercan
Havaalanı'nda yaptıkları incelemelerin Kıbrıslı
Türklerin tecridini azaltmaya yardım edecek önlemlerin bir parçası
olduğunu bildirdi
SEYAHAT DURUMU
İNCELENDİ... ABD Dışişleri Bakanlığı
sözcüsü Boucher, "Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya
yardım edecek adımlar üzerinde çalışıyoruz. Üzerinde
çalıştığımız bu adımlardan biri, seyahat
durumu ve bununla bağlantılı olarak ulaşım güvenlik
idaresinden bazı yetkililer Kıbrıs'a giderek kuzeydeki
havaalanına bakıyorlar" dedi
ABD,
Amerikalı uzmanların KKTC'deki Ercan Havaalanı'nda
yaptıkları incelemelerin Kıbrıslı Türklerin tecridini
azaltmaya yardım edecek önlemlerin bir parçası olduğunu
bildirdi.
ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher,
düzenlediği basın toplantısında, bir soru üzerine,
"Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya yardım edecek
adımlar üzerinde çalışıyoruz. Üzerinde
çalıştığımız bu adımlardan biri, seyahat
durumu ve bununla bağlantılı olarak ulaşım güvenlik
idaresinden bazı yetkililer Kıbrıs'a giderek kuzeydeki
havaalanına bakıyorlar" dedi.
Boucher,
havaalanıyla ilgili nasıl bir önlem üzerinde
çalışıldığı sorusuna karşılık,
"Söylediğim gibi, havaalanında bazı adamlarımız
var ve duyurabileceğimiz daha fazla önlem olduğu zaman bunları
duyuracağız" dedi.
Yunanistan'ın
Kıbrıs'a silah transferi
Öte yandan, ABD
Dışişleri Bakanlığı, basın
toplantısında gündeme gelen, Yunanistan'ın ABD'den
aldığı bazı silahları, anlaşmayı ihlal
ederek Kıbrıs Rum kesimine transfer etmesi konusu hakkında daha
sonra yazılı açıklama yayınladı.
Bakanlıktan
yapılan açıklamada, "Bu konuyu çözme yolları konusunda
Yunan hükümetiyle görüşmelerde bulunduk. Şu sırada bu konuda
daha fazla yorumda bulunmak için erken" ifadesi kullanıldı.
ABD
Dışişleri Bakanlığı, daha önce Yunanistan'dan,
aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak Rum kesimine
devrettiği Amerikan silahlarını geri almasını
istemişti.
Bakanlık,
Yunanistan'ın bu silahları kanunsuz şekilde transfer
ettiğini ABD Kongresi'ne de bildirmişti.
KIBRIS 23/10/04
Eroğlu,
"Bizim ideolojimize göre AB'ye girmek doğru değil ama ulusal
politikaya göre destekliyoruz" dedi ve ekledi: Annan Planı'na
karşıyız
EROĞLU
BAŞKANLIĞA YENİDEN ADAY... Eroğlu: UBP içerisinde hiç
çatlak yoktur. Aylardan beri UBP'den milletvekili koparmak için her iki
partinin girişimleri olmuştur. Bir tek milletvekili bile
koparamamışlardır. Partide hiçbir rahatsızlık yoktur.
Eroğlu gitsin diye bir düşünce var diğer partilerde. Ben
kurultaydan çıkan bir başkanım. Bu kurultayda da yeniden aday
olacağım. Bu kritik dönemde aday olmamak partime ihanettir
Hükümeti
kurmakla görevlendirilen Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı
Derviş Eroğlu, Annan Planı'na karşı
olduklarını yineledi. Derviş Eroğlu kendi ideolojilerine
göre AB'ye girmenin de doğru olmadığını ancak ulusal
politikaya göre bunu desteklerini söyledi.
"Annan
Planı'nı kabul etmek mümkün değil" diyen Eroğlu,
"KKTC'yi tanıtma gücümüz yok, keşke olsaydı..."
şeklinde konuştu.
Dün KIBRIS
TV'ye konuk olan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu,
partisinin aralık ayında yapılacak kurultayında genel
başkanlığa yeniden aday olacağını
açıkladı.
Hükümet kurma
çalışmaları ve son siyasal gelişmeleri değerlendiren
Eroğlu, partilerle temaslarına önümüzdeki salı günü
başlayacağını ancak genel başkan Serdar
Denktaş'ın yurtdışında olmasından dolayı henüz
randevu almadıklarını söyledi.
2004 bütçesinin
geçmemesi ve 2005 bütçesinin de süratle hazırlanması
gerektiğinden hükümetin mutlaka kurulmasına
inandığını ifade eden Eroğlu, 15 günlük sürede
hükümeti kuramayacağını anlaması halinde sürenin
dolmasını beklemeden görevi iade edeceğini yineledi.
24 Nisan
referandumunda ortaya çıkan halk iradesine saygı duyduğunu ancak
bunun geride kaldığını belirten Derviş Eroğlu,
"Şimdi halkın yüzde 100'ünü kucaklama zamanıdır"
dedi.
UBP genel
başkanı, Türkiye hükümeti yetkilileriyle telefonla
görüştüğünü ve oradaki yetkililerin de erken seçimden çok
istikrarlı bir hükümetten yana olduklarını iddia etti.
UBP'nin erken
seçim hükümetine de hazır olduğunu yineleyen Derviş Eroğlu,
mutabakata varılacak bir tarihte erken seçime de hazır
olduklarını söyledi.
Erken seçim
hükümetinin 2004 ve 2005 bütçelerini geçirmek amacıyla
kurulabileceğine işaret eden Eroğlu, bütçenin geçmemesinin
sıkıntı yaratacağını kaydetti.
"26'lı
hükümet de olabilir, 32'li hükümet de" diyen Eroğlu, özellikle meclisteki
çözüm yanlısı partilerin UBP'ye karşı
tavırlarının soğuk olduğunun
anımsatılması üzerine, "CTP, 'UBP'ye kapımız
kapalı' dedi. Bence politikada peşin konuşma doğru mudur
değil midir tartışacak değilim. Ama biz CTP ile de hükümet
kurabiliriz" dedi ve şöyle devam etti:
"Politikada
kapıları kapatmak doğru değil. Gerekçeleri, UBP çözüm,
barış, AB istemiyor. Bu yanlış. Biz Annan Planı'na
karşı çıktık, çözüme, barışa değil. Biz bu
planın haritasına, vatandaşlarla ilgili kesimine, Rumların
içimize gelecek kısmına karşı çıktık. Bizim
karşı çıkışımızla bu plan 5 defa
değişmiştir. Demek ki diğer arkadaşlar da
karşı çıksalardı daha çok değişiklik
olabilirdi".
Eroğlu,
"Biz Kıbrıs'ta bir anlaşma istememiş olsaydık
yüzde 29+'yı parlamentoya getirip karar geçirmezdik" ifadesini
kullandı.
UBP'de çatlak
yoktur
Partisine
yönelik yaklaşımlardan da rahatsız olduğunu anlatan
Eroğlu, özetle şunları kaydetti:
"Biz,
UBP'yi küçültecek yaklaşımlar gördüğümüz için üzülüyoruz. Hele
hele de UBP yönetimini değiştirin diyorlar. Ama UBP içerisinde hiç
çatlak yoktur. Aylardan beri UBP'den milletvekili koparmak için her iki
partinin girişimleri olmuştur. Bir tek milletvekili bile
koparamamışlardır. Partide hiçbir rahatsızlık yoktur.
Eroğlu gitsin diye bir düşünce var diğer partilerde. Ben
kurultaydan çıkan bir başkanım. Bu kurultayda da yeniden aday
olacağım. Bu kritik dönemde aday olmamak partime ihanettir. Genel
başkan olan kişi, partiyi en çok seven kişidir. Genel
başkanlığı ben istedim diye değil, taban istedi diye
yapıyorum.
UBP'nin
öncelikleri
Eroğlu,
Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak da öncelikli hedeflerinin
izolasyonların kaldırılması ardından da Türkiye'nin
tarih alması olduğunu söyledi. Eroğlu daha sonra
Kıbrıs'ta yaşayabilir bir anlaşmaya varılması
gerektiğini kaydetti.
Anlaşma
için daha kaç ay, kaç yüzyıl beklemek gerektiğini kimsenin
bilmediğini belirten Derviş Eroğlu, "Tanınma üzerinde
ısrarcı olmak, zemin uygunsa yararlı olur" dedi ve
"KKTC'yi tanıtma gücümüz yok, keşke olsaydı..."
şeklinde konuştu.
Bir soru
üzerine Eroğlu, "Bizim ideolojimize göre AB'ye girmek doğru
değil ama ulusal politikaya göre destekliyoruz"
karşılığını verdi.
Eroğlu,
partisinin vizyonunu değiştirdiğini savundu ancak Annan
Planı'nı kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.
KIBRIS 23/10/04
Talat'ın
istifası hiçbir şeyi değiştirmez
Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'un, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
CTP-DP hükümetinin istifasını açıklamasının
ardından KKTC'de olguların değişmesinin Kıbrıs
sorunundaki gelişmeleri etkilemediğini belirttiği ve
"kararların Ankara tarafından
alındığını" iddia ettiği yazıldı.
Simerini
gazetesi, "Talat'ın İstifası Hiçbir şeyi
Değiştirmez - Tasos Papadopulos'un İşgal Bölgelerindeki
Gelişmelere İlişkin Değerlendirmeleri"
başlığıyla aktardığı haberinde,
Papadopulos'un; "Talat'ın istifasından sonra işgal
bölgelerinde değişen olgular, Kıbrıs sorunundaki
gelişmeleri etkilemez, kararlar Ankara tarafından
alınıyor" dediğini yazdı. Gazeteye göre Papadopulos
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ancak
Kıbrıs Rum tarafı, müzakerelerin başlaması durumunda,
güvenilir bir Kıbrıslı Türk müzakereci arzu ediyor.
Talat'ın istifası bizi etkilemiyor. Çünkü, bizim değişmez
çabamız; Kıbrıs sorununa yaşayabilir ve kabul edilebilir
bir çözüm bulunması için müzakerelerin yeniden
başlamasıdır. Esas muhatabımız Kıbrıs Türk
liderliği değil Türkiye olsa da -ki tek etki budur- Kıbrıs
Türk tarafından güvenilir bir görüşmeci olmasını
istiyoruz."
Haravgi
gazetesi, Papadopulos'un açıklamasını, "Başkan
Papadopulos: 'Güvenilir Görüşmeci İstiyoruz' "
başlığıyla okurlarına aktardı.
Mahi gazetesi,
"Kıbrıs Cumhuriyeti Mehmet Ali Talat'ın
İstifasından Etkilenmez" başlıklı haberinde, Rum
yönetimi başkanının "Talat'ın istifası
Kıbrıs Cumhuriyeti'ni etkilemez" dediğini yazdı ve
Papadopulos'un ilgili açıklamasına yer verdi.
Gazete, EDEK
Başkanı Yannakis Omiru'nun CTP-DP hükümetinin istifasına
getirdiği yorumunu da okurlarına aktardı. Gazeteye göre Omiru,
"Talat, sözde başbakanlığa seçilmesinden sonra bizi hayal
kırıklığına uğratmış olsa da, tabii ki,
sahte devletin çok daha katı tutumlularına dönmeyi arzu
etmezdik" dedi.
Öte yandan
Alithia, "Boucher 'Kıbrıs Türk Toplumu Hükümeti' Diye
Açıklıyor - Amerikalılar, Talat'ın İstifasından
Etkilenmeyecek" başlıklı haberinde, ABD
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher'in,
CTP-DP hükümetinin istifasını yorumlarken, "Washington, Kuzey
Kıbrıs'ın demokratik prosedürüne saygı duyuyor. Talat, yeni
bir hükümet oluşturulana veya erken seçime kadar yerinde kalacak"
dediğini okurlarına aktardı.
Gazete
Boucher'in; "bu gelişmenin, Kıbrıs Türk toplumunun Türk
işgalinin ellerindeki izolasyonuna son verilmesi yönündeki Amerikan
çabalarını nasıl etkileyeceği" sorusuna muhatap
olduğunu yazdı ve Amerikalı yetkilinin; ABD'nin,
(Kıbrıslı Türklerin) sahip olmadıkları
fırsatları onlara sağlama çabasında Kıbrıslı
Türklerle işbirliği içinde olmayı sürdüreceğini
söylediğini kaydetti.
Gazeteye göre
Boucher, "Bu, ABD'nin onlara yardım etme arzusu çerçevesinde somut
bir hükümete yönelik bir çaba değil, aynı zamanda; Avrupa'nın
bir parçası olmak ve dünyada olup bitenlere katılmaları için bir
çözüm bulmaya olan ilgilerini canlı tutmaya yönelik bir çabadır"
dedi.
Bir gazetecinin
"hükümet" kelimesini kullandığına dikkat çekmesi
üzerine Boucher, "Kıbrıs Türk Toplumu hükümeti diyoruz"
yanıtını verdi.
Fileleftheros
gazetesi, "Yeşiller: Talat'ın Düşmesinde
Kıbrıslı Rumlar Suçlu - Talat'ın Düşüşünü Bize
Yüklüyorlar - Yeşiller'den Suçlama" başlık ve
spotlarıyla aktardığı haberinde, Avrupalı
Yeşiller Partisi'nin, Mehmet Ali Talat'ın KKTC
başbakanlığından istifa etmesinin sorumluluğunu AB'ye
ve Rum yönetimine yükleyerek onları sert dille
suçladığını bildirdi.
Gazete,
Yeşiller Eşbaşkanı Monica Frasoni'nin AB'yi; durağan
olmak ve Kıbrslı Türkleri terk etmekle, Rum yönetimini de; yön
şaşırtma politikası izlemek ve Annan Planı'nı
reddetmekle suçladığını yazdı.
Gazeteye göre
Frasoni, "gerek AB'nin gerek Rum yönetiminin, takındıkları
tavırla; Talat'ı kelimenin tam anlamıyla eli boş
bıraktıklarını, Talat'ın; direkt ticaret tüzüğü
ve hava-deniz limanlarının açılması
aracılığıyla ambargolara son verilmesini
sağlamayı başaramadığını" kaydetti.
Frasoni; Yeşiller'in "ambargoya son verilmesine yönelik tutumunu
yineledi ve kasım ayı başlarında
gerçekleştireceği Kıbrıs ziyareti sırasında bu
yönde inisiyatif üstleneceğini açıkladı.
Gazete
Frasoni'nin yazılı açıklamasından; adaya yapacağı
ziyaret çerçevesinde KKTC'ye de gelmeyi programladığının ve
bugünkü çıkmazdan çıkış yöntemlerini ilgili taraflarla
görüşeceğinin dolaylı olarak
anlaşıldığı yorumunda bulundu.
KIBRIS 23/10/04
Başbakan
Talat: UBP başkanlığındaki hükümet Kıbrıs
politikasına zarar verir
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının özellikle 2004
yılı başından itibaren bugüne kadar
yaşadığı gelişmeler dikkate
alındığında, UBP başkanlığında
kurulacak bir hükümetin ülkeye hiçbir şey getirmeyeceğini çok büyük
zararlara yol açacağını söyledi.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Gazimağusa'da gerçekleştirilen Sivil Savunma Genel
Tatbikatı sonrası habercilerin sorularını yanıtlarken,
UBP başkanlığındaki bir hükümetin yeniden oluşturulan
ve yürütülen Kıbrıs sorunuyla ilgili Türk politikasına büyük
zararlar vereceğini söyledi. Başbakan Talat, "O yüzden bir erken
seçimde halkın iradesine başvurmak en doğrusudur
inancındayım" dedi.
Hükümeti
kurmakla görevlendirilen UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu'nun "CTP ile de bir hükümete açığız"
şeklindeki açıklaması hatırlatarak bu konuyla ilgili
görüşünün sorulması üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat,
"Bize henüz bir teklif gelmiş değil. Mutlaka yetkili
kurullarımızda durumu değerlendireceğiz, henüz böyle bir
değerlendirme yapmış değiliz. Bize de bir teklif
gelmiş değil. Dolayısıyla şu an için bir görüş
ifade etmem kolay değil" dedi.
Bir
gazetecinin, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun pazartesi
günü görüşmelere başlayacağını ve CTP ile de
görüşeceğini söylediğinin belirtilmesi üzerine Talat,
"Tabii ki görüşeceğiz. Sonuçta hükümet kurma görevi Sayın
Eroğlu'na verilmiştir... Bize ne getirecek, görev onun olduğu
için bunu göreceğiz" dedi.
Milli mutabakat
hükümeti kurulmasına sıcak bakıp
bakmadığının sorulması üzerine Başbakan Talat,
istifa etmiş olan hükümetin toplumu çok büyük badirelerden geçirerek
bugüne taşıdığını ve toplumsal
barışı sağladığını kaydetti.
Bütün
partilerin içinde bulunmadığına dikkat çektiği CTP- DP
hükümetinin başarı sağladığını ve iyi
sonuçlar elde ettiğini vurgulayan Talat, "Bir hükümetin
başarısı için ille de bütün partilerin yer alması gerekiyor
diye bir iddia doğru değildir" dedi.
Mevcut
parlamentodan istikrarlı bir hükümetin çıkamayacağını
yineleyen Talat, "İstikrarlı bir hükümetin
çıkamayacağı bir meclisi ısrarla sürdürmenin bir
anlamı yoktur" dedi.
Talat, parti
olarak hedeflerinin ve doğru olanın seçim olduğunu da sözlerine
ekledi.
KIBRIS 23/10/04
Ulusal
Birlik Partisi (UBP) Genel
Başkanı Dr. Derviş Eroğlu, hükümeti kurma görevini
aldıktan sonra kendisinden duymaya
alışmadığımız açıklamaları ile dikkat
çekiyor.
Eroğlu,
dün akşam Kıbrıs TVde katıldığı televizyon
programında KKTCyi tanıtma politikasını ileri
götürmeyeceklerini söyledi.
Geçmiş söylemlerinin tümünü inkar noktasına gelen Eroğlu, BM Güvenlik Konseyi kararı varken KKTCnin tanınmayacağını benim gibi Mehmet Ali Talat da biliyor dedi. Eroğlu Kıbrıslı Rum Lider Papadopulosla görüşmeye hazır olduğunu da söylerken, çözüm sürecinde Türkiye neyi işaret ederse onu yapacaklarını da ima etti.
YENIDUZEN 23/10/04
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talatın
hükümetin istifasını sunmasının ardından önceki gün
hükümeti kurmakla görevlendirilen Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı
Derviş Eroğlu, resmi temaslarına salı günü başlayacak.
UBP Genel
Sekreteri Salih Miroğlundan alınan bilgiye göre, hükümet kurma
arayışları çerçevesinde UBP ilk görüşmeyi salı günü
saat 11.00de CTP ile yapacak.
Diğer
partilerle de sırasıyla temaslarda bulunacaklarını, ancak
CTP dışında randevu programının henüz
netleşmediğini söyleyen Miroğlu, bugünden itibaren hafta sonu
parti içi değerlendirme yapacaklarını anlattı.
DPnin eğilimi seçim...
Bu arada
Demokrat Parti Parti Meclisi, Genel Başkan Serdar Denkrtaşın
adaya dönmesinin ardından hükümetle ilgili gelişmeleri
değerlendirmek amacıyla salı günü toplanacak.
DP Genel
Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu yaptığı açıklamada,
Genel Başkan adaya dönmeden hükümetle ilgili temasların
yapılamayacağını belirtti.
Denktaşın
pazar veya pazartesi günü adaya dönebileceğini belirten
Arabacıoğlu, DPnin UBP ile koalisyona sıcak bakıp
bakmadığına ilişkin sorulara, Oylama yapılmadı
ama parti meclisinin genel eğilimi erken seçimden yana ifadeleriyle
karşılık verdi.
Demokrat
Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş, özel bir ziyaret amacıyla
bu sabah Türkiyeye gitmişti. Denktaşın pazar veya
pazartesi günü adaya dönmesi bekleniyor.
60 günlük süre başladı
Anayasa
uyarınca, hükümeti kurmakla görevlendirilen UBP Genel Başkanı
Derviş Eroğlu 15 gün içinde görevini tamamlayacak veya görevi
cumhurbaşkanına iade edecek.
Eroğluna
önceki gün görevin verilmesiyle seçime endeksli anayasal süre de
başlamış oldu. Anayasa uyarınca dünden itibaren 60 gün
içerisinde hükümetin kurulamaması halinde Cumhurbaşkanı
Denktaş seçim kararı verebilecek.
Anayasanın
ilgili 88inci maddesine göre, Cumhurbaşkanı, 60 günlük süre
içerisinde Cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar
Kurulu atanmasına olanak bulunmaması halinde Cumhuriyet Meclisi
seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir...
Aritmetik hızla
değişti
Aralık
2003te yapılan seçimlerde CTP 19, UBP 18, DP 7 ve BDH da 6 milletvekili
çıkarmıştı. Seçimlerden birinci parti olarak çıkan CTP
başkanlığında DP ile koalisyon kurulmuş ve yeni
koalisyon 13 Ocakta 26 gibi sınırlı bir çoğunlukla göreve
başlamıştı.
Annan
planıyla ilgili tartışma sürecinin ardından 24 Nisan
referandumuna kadar hükümette herhangi bir kriz yaşanmazken, referandumun
ardından DPden 2, CTPden de 1 milletvekilinin istifasıyla hükümet
azınlığa düşmüştü.
Daha
sonra Meclis yapısını değiştiren hızlı
gelişmeler olmuş, DPden istifa eden 1 milletvekilinin UBPye
katılımıyla bu parti Meclisin birinci partisi konumuna
gelirken, BDHdan da 2 milletvekili istifa etmişti.
İstifa
eden milletvekillerinin eski partilerine dönmesi veya yeni parti
kurmalarıyla Meclisteki parti sayısı 4den 8e
yükselmişti.
Bugün
itibarıyla Mecliste en büyük parti 19 milletvekiliyle Ulusal Birlik
Partisi. Cumhuriyetçi Türk Partisi 18 milletvekiliyle ikinci parti konumunda.
50 sandalyeli Mecliste Demokrat Parti
5, Barış ve Demokrasi Hareketi 4 saldalye ile temsil ediliyor.
Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür
Düşünce Partisi ile Yeni Parti de 1er sandalyeye sahip.
(TAK)
YENIDUZEN 23/10/04
İngilterenin Avrupa İşleri Bakanı Dipkarpaz Rum Ortaokulunda
İngilterenin
Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Denis MacShane, dün Eylül
ayında eğitime başlayan Dipkarpaz Rum Ortaokulunu ziyaret etti.
Kıbrıs konusunda gelinen son aşama hakkında ilk elden bilgi
edinmek amacıyla adaya gelen MacShane, öğle saatlerinde
Dipkarpazı ziyaret etti. MacShane Dipkarpazda, kendisine eşlik eden
İngilterenin Kıbrıs Yüksek Komiseri Lyn Parkerla beraber ilk
önce okul Müdiresi Seniya Arhontidu ve Dipkarpazın Rum Muhtarı
Andreas Tanisin de aralarında bulunduğu bir grupla bir araya geldi.
MacShane, daha sonra, okul avlusunda Rum öğrencilere tatlı, börek ve poğaça
ikram ederek onlarla sohbet etti.
Toplumlar
için en önemli şey olan çocukların eğitim almalarının
ve onlara eğitim olanağı sağlanmasının önemini
vurgulayan MacShane Okulun tekrardan açılması, öğretmenlerin,
hatta İngiltereden bile öğretmenlerin buraya gelebilmesi, Kuzeydeki
yeni hükümetin sayesinde oldu dedi.
İngiliz
heyet daha sonra, okuldan ayrılarak Dipkarpazda doğa turuna
çıktı.
YENIDUZEN 23/10/04
Rumlardan İngiltereye veto sözü
Kıbrıs Rum
yönetimi, ''Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlama
kararını veto etmek istemediğini'' belirterek, ''ancak
koşullarımız yerine getirilmezse veto hakkımızı
saklı tutuyoruz'' açıklaması yaptı.
Kıbrıs Rum
kesimi lideri Tasos Papadopulos'un sözcüsü Marios Karoyan ve Rum hükümet
sözcüsü Kipros Hrisostomidis, İngiltere'nin Avrupa İlişkilerinden
Sorumlu Bakanı Denis MacShane'in, ''Kıbrıs Rum kesiminin
İngiltere'ye, AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini
başlatma
kararını veto etmeyeceği güvencesi verdiği'' yolundaki
açıklamasını yorumladılar.
Papadopulos'un
sözcüsü Karoyan, AP'ye yaptığı açıklamada, ''veto
hakkını
saklı tuttuklarını'' söyledi.
Karoyan, Türkiye'nin
Kıbrıs Rum kesimine, AB üyesi ülkelerle eşit
koşullarda
yaklaşım göstermemesi halinde, AB'nin müzakerelere başlama
kararını
''veto edebileceklerini'' belirtti. Papadopulos'un sözcüsü,
veto kullanmak
istemediklerini, ancak Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimine
yönelik ''yasal
yükümlülüklerini'' yerine getirmemesi halinde, ''bu
haklarını
saklı tuttuklarını'' kaydetti.
Hükümet sözcüsü
Hrisostomidis ise Türkiye'nin AB ile üyelik
müzakerelerine
başlamadan önce, Rumların ortaya koyduğu belirli
şartları
yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Reuters'ın
sorularını yanıtlayan sözcü, ''tam üyelik müzakerelerinin
başlatılması kararını veto etmek istemediklerini''
belirterek, ''Türkiye'nin katılımıyla ilgili tutumumuz iyi
biliniyor. Veto kullanmayı arzu etmiyoruz. Türkiye'nin üyelik
müzakerelerine başlamasına mani olmak istemiyoruz'' dedi.
Sözcü, bununla
birlikte, ''Türkiye, bir Avrupa ülkesi olarak davranırsa, çok mutlu
olacağız'' diyerek, ''Türkiye'nin, tarafımızdan ortaya
konan bir dizi koşulu yerine getirmesi gerekli'' diye konuştu. Sözcü,
İngiliz bakan MacShane'in, Türkiye'nin Kıbrıs Rum yönetimini
''günün sonunda'' yani ilerleyen yıllarda tanıyabileceğiyle
ilgili yorumunu da değerlendirerek, Ankara'nın Kıbrıs Rum
yönetimini hemen tanıması gerektiğini ima etti.
Sözcü, ''bu
şekildeki bir tutumun doğru olduğunu düşünmüyoruz.
Türkiye'nin, 25 AB
ülkesinden birini tanımadan, 25 AB üyesiyle birarada ve ayrı
ayrı görüşme yapamayacağına inanıyoruz'' dedi.
PAPADOPULOS: BÜTÜN
ASKERLERİN KIBRISTAN ÇEKİLMESİNİ İSTİYORUZ
Kıbrıs Rum
yönetimi lideri Tasos Papadopulos, bütün askerlerin Kıbrıstan
çekilmesini istediklerini söyledi.
Fileleftheros
gazetesinin haberine göre, Papadopulos, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğanın Fransa ziyareti sırasında
yaptığı, Türkiyenin Kıbrıstan asker
çekmeyeceği açıklamasını yorumlarken şunları
söyledi:
Tutumumuz
istikrarlıdır. Biz bütün askerlerin Kıbrıstan çekilmesini
ve Türkiyenin sahip olmadığı, ancak olduğunu iddia
ettiği müdahale hakkını terk etmesini istiyoruz dedi.
HALKIN SESI 23/10/04
|
Zirve öncesi
Rumlardan veto tehdidi |
|
|
|
Kıbrıs Rum
Yönetimi, Türkiyenin müzakere tarihinin görüşüleceği 17
Aralık zirvesinde, son ana kadar kadar veto kartını saklı
tutmayı planlıyor. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
24 Ekim 2004 Rum Yönetiminin incelediği senaryolar
arasında, ABye Türkiyenin üyelik müzakereleri Kıbrıstan
asker çekmeyi kabul etmesinden 6 ay sonra başlasın şeklinde
diretmenin de bulunduğu belirtiliyor. |
Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu, Rum Yönetiminin tavrı hakkında 16, hatta
17 Aralık geceyarısına kadar bile, kesin olarak tahmin
yürütülemeyeceğini söyledi.
Yakovu, Rum Yönetiminin Türkiyenin AB üyelik
müzakerelerinin başlamasını veto edebileceği konusunda
ciddi olduğunu belirterek, bu nedenle ABde baskıların
Türkiyeye yöneleceğine inandığını söyledi.
Rum Dışişleri Bakanı,
Kıbrıstan Türk askerlerinin çekilmesi şartında
ısrarlı olduklarını da kaydederek, ABden Türkiyenin
üyelik müzakereleri başlamadan önce Türk askerlerinin Kıbrıstan
ne zaman ve nasıl çekilecekleri konusunda belirli ve üzerinde
anlaşmaya varılmış bir süreç talep ettiklerini de
açıkladı.
Rum devlet televizyonu ise, Rum Yönetiminin
incelediği senaryolar arasında, ABye Türkiyenin üyelik
müzakereleri Kıbrıstan asker çekmeyi kabul etmesinden 6 ay sonra
başlasın şeklinde diretmenin de bulunduğunu bildirdi.
ABD Kıbrısta yeniden görüşmelerin
başlamasını istiyor
24 Ekim, 2004 14:44:00 (TSİ) CNN TURK
Alman Der Spiegel dergisi, ABDnin, Kıbrıs'ta yeniden
müzakere masasına dönülmesini isteğini yazdı.
Dergiye göre, Rumların Türkiye'nin AB üyeliğini engellemesini
istemeyen Washington, bu amaçla Rum Kesimine yeni öneriler sundu.
Haberde, ABD yönetiminin, Annan Planıyla ilgili yapılacak
müzakerelerde Rum tarafının isteklerini daha fazla dikkate
almayı önerdiği, bu öneriler arasında tazminat ödemelerine
ilişkin kriterlerin de bulunduğu belirtiliyor.
ABD,
Rumların Türkiyenin önünü tıkamasını istemiyor
''Birleşme pokerinde yeni raunt'' başlığı ile verilen
haberde, stratejik nedenlerden dolayı Türkiye'nin AB üyeliğini
destekleyen ABD yönetiminin, Rumların 17 aralıkta yapılacak AB
zirvesinde Türkiye'nin önünü kapamasını istemediği, hatırlatılıyor.
Rumlar,
AB ülkelerine Türkiye için uzun bir liste sundu
Haberde, Güney Kıbrıs Yönetiminin, Türkiye ile üyelik müzakerelerine
başlanması için tüm AB ülkelerine, ''uzunca bir şartlar
listesi'' ilettiği belirtiliyor. Ve listede Adadaki Türk askerlerinin
çekilmesi, Rum mal varlıklarının iade edilmesi ve
Kıbrıs Rum Kesiminin Türkiye tarafından tanınması
isteklerinin yer aldığı hatırlatılıyor.
|
ABD'den Rumlara yeni çözüm önerileri |
|
|
Der Spiegel, Kıbrıs sorununun çözülmesi için yeniden müzakere masasına oturulması amacıyla Amerikan yönetiminin Rum kesimine yeni öneriler getirdiğini idida etti. Der Spiegel
dergisi, Birleşme Pokerinde Yeni Raunt başlığıyla
verdiği haberde, stratejik nedenlerden dolayı Türkiye'nin AB
üyeliğini destekleyen Amerikan yönetiminin, Kıbrıs Rum
kesiminin, 17 Aralık'ta yapılacak AB zirvesinde Türkiye ile üyelik
müzakerelerine başlanmasını engellememesi için yeni öneriler
sunduğunu yazdı. Kıbrıs
Rum kesiminin, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanması için
tüm AB ülkelerine, en azından kısmen yerine getirilmesini
istediği uzunca bir şartlar listesi ilettiği belirtilen
haberde, Rumların adadaki Türk askerlerinin çekilmesini, Rum mal
varlıklarının iade edilmesini ve Kıbrıs Rum
kesiminin Türkiye tarafından tanınmasını istedikleri
hatırlatıldı. Amerikan
yönetiminin ise Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye ile üyelik
müzakerelerine başlamasını kabul etmesi durumunda, Annan
planıyla ilgili yapılacak müzakerelerde Rum tarafının
isteklerini daha fazla dikkate almayı önerdiği, bu öneriler
arasında tazminat ödemelerine ilişkin kriterlerin de bulunduğu
kaydedildi. (aa) |
|
HURRIYET
24/10/04
|
Straw: Rumların tanınmasını Türkiye ile
görüştük |
|
|
İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, Türkiyenin Kıbrıs Rum kesimini tanımasının, Ankara ile diyalogda ele alınan konulardan biri olduğunu söyledi. İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs Rum
kesiminin tanınmasını Türkiye ile görüştüklerini söyledi. Jack Straw,
İşçi Partisi Milletvekili Tom Coxun "Kıbrıs
Cumhuriyeti"nin (Rum kesimi) resmen tanınması için Türk
hükümeti nezdinde girişim yapıp yapmayacağı sorusunu
yanıtlarken, Rum kesiminin Türkiye tarafından
tanınmasının Ankara ile yürütülen düzenli diyalog
kapsamında ele alınnan konulardan biri olduğunu bildirdi. (ANKA) |
|
HURRIYET
24/10/04
Kıbrıs'ta Annan Planı'ndakine benzer bir çözüm
bulunmalı
Avrupa
Parlamentosu'nun Hollandalı raportörü Camiel Eurlings'in
hazırlayıp sunduğu; Türkiye'yle üyelik müzakerelerine
başlanmasına ilişkin karar taslağında
"Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi",
"Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından
tanınması" ve "Kıbrıs'ta Annan Planı'ndakine
benzer bir çözüm bulunması" gerektiği bildiriliyor
Avrupa
Parlamentosu'nun Hollandalı raportörü Camiel Eurlings'in
hazırlayıp sunduğu; Türkiye'yle üyelik müzakerelerine
başlanmasına ilişkin karar taslağı basına
sızdı.
Karar
taslağında; "Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker
çekmesi", "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından
tanınması" ve "Kıbrıs'ta Annan Planı'ndakine
benzer bir çözüm bulunması" gerektiği bildiriliyor.
Rumca
Fileleftheros aazetesi, "Atilla AB Yolunda - Avrupa Parlamentosu Karar
Taslağında Plana Benzer Bir Çözümden Bahsediliyor"
başlığı altında şunları yazdı:
"Avrupa
Birliği; raportörü Camiel Eurlings'in hazırlayıp sunduğu
karar taslağı aracılığıyla; Türkiye askerlerinin
Kıbrıs'tan çekilmesi, adanın Türkiye tarafından
tanınması ve Annan Planı'ndakine benzer bir çözüm bulunması
oyununu açıyor.
Fileleftheros
gazetesinin, ele geçirip dün yayımladığı Hollandalı
Avrupa milletvekilinin Türkiye'nin AB'la üyelik müzakerelerine başlamasına
ilişkin karar taslağında, diğer şeyler yanında;
Ankara'nın Lefkoşa'ya karşı şu temel yükümlülükleri
yer alıyor:
Taslağın
sonuç kısmındaki 20. paragrafta; Avrupa Parlamentosu Türk
makamlarını, Kıbrıs sorununa Annan Planı'ndakine
benzer bir çözüm bulunması konusunda yapıcı tavrı idame
ettirmeye çağırıyor.
Aynı
paragrafın ikinci bölümünde Türkiye; belirli bir program temelinde ve BM
kararlarına uygun şekilde Kıbrıs'taki askerlerini derhal
çekmeye çağrılıyor.
Karar
taslağının 21. paragrafında Türkiye'ye; Avrupa
güzergahı çerçevesinde, AB'ye üye ülkelerle askıda bulunan hukuki
meseleleri -ki bunların arasında hukuki tanıma ve ortak ilgi
alanındaki meselelerin halledilmesi de bulunuyor- çözmesi gerektiği
hatırlatılıyor.
Raportörün
karar taslağının esas bölümünde karakteristik olarak şunlar
belirtiliyor:
"Uluslararası
camia, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından
tanınmaması ve 30 binden fazla Türk askerinin Kuzey
Kıbrıs'ta konuşlanmış olmasından dolayı
endişelidir."
Avrupa Halk
Partili Hollandalı milletvekilinin karar taslağında; Türkiye'de
gerçekleştirilen ilerleme ve düzenlemelere ilişkin net ifadelerin
yanı sıra bu ülkeye bir dizi konuya ilişkin -bitiş tarihi
açık (open ended)- öğütler bulunuyor. Müzakerelerin sonucunun
otomatikman Türkiye'nin üyeliğine götüreceği konusunda kimsenin
garanti veremeyeceğine işaret edilirken, sonuçlar bölümünün 36.
paragrafında:
"Müzakereler
tamamlansın veya tamamlanmasın, AB ile Türkiye arasındaki
ilişkiler; Türkiye'nin Avrupa yapılarına tamamen bağlı
kalacağını garanti altına almalıdır. Parlamento
Türkiye'ye; dini azınlıklara yönelik, aralarında yönetim
hakkının da bulunduğu her türlü nahoş uygulamaya son
vermesi çağrısında bulunur.
Türkiye,
yukarıdaki paragraf temelinde ilk iyi niyet işareti olarak;
Heybeliada Okulu'nu açmaya çağrılıyor. Türkiye ve Ermenistan,
geçmişin acılı deneyimlerinden kaçınmak için yeniden
yakınlaşma çabası harcamaya çağrılıyor ve yine
Türkiye, Ermenistan sınırını, mümkün olan en kısa
zamanda açmaya çağrılıyor."
Türkiye,
işkenceye sıfır "0' hoşgörü göstermeye ve polis
tutukevleri, cezaevlerini, vb. yerlerde gözetim yapma yetkisine sahip olacak
bağımsız bir komite oluşturmaya çağrılıyor.
Karar
taslağı, nihayetinde Avrupa Parlamentosu'na gidecek olsa da; AB ve
Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinin başlamasına yönelik
prosedürün bir parçası değildir. Avrupa Parlamentosu'nun tutumunu
dile getirmesi; 25'lerin kritik kararı alacakları 17 Aralık
öncesinde, net siyasi mesajlar veriyor. Hollandalı raportörün karar
taslağının önümüzdeki salı günü Strasbourg'da
görüşülmesi, 15 Kasım'da da onaylanması bekleniyor.
Karar
taslağının pek çok noktası, Türkiye'nin son yıllarda
kaydettiği ilerlemeye atıfta bulunuyor. 29. paragrafta, prosedürün
tamamlanma tarihine ilk kez atıfta bulunuluyor ve bunun 2014'ten önce
olamayacağına işaret ediliyor. 35. paragrafta; topun artık,
Kopenhag kriterlerini yerine getirmeye çağrılan ve uyum prosedürünü
sürdürmesi ve bunları hayata geçirmesinin elzem olduğu
hatırlatılan Ankara'da bulunduğu belirtiliyor."
Haravgi
gazetesi, Türkiye'yle ilgili diplomatik müzakerelerin çok çetin
olacağını ve aralık gecelerinin; Türkiye'nin Güney
Kıbrıs'a yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda oldukça
sıcak geçmesinin beklendiğini yazdı.
Gazete,
diplomatik kaynaklara dayanarak, Rum yönetiminin Avrupalı
ortaklarına; Türkiye'nin Güney Kıbrıs'a karşı
yükümlülükleri konusundaki taleplerini ilettiğini ve bunları Avrupa
Komisyonu'nun raporuna dayanarak delillendirdiğini yazdı.
Gazeteye göre
aynı kaynaklar, Türkiye'nin, "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni
tanımasıyla ve Gümrük Birliği'ni genişletmesiyle ilgili
hukuki yükümlülüklerine" işaret ettiler. Aynı kaynaklar, TC
kökenli KKTC vatandaşları ve mülkler konusunun da komisyon raporu ve
AB ilkeleri temelinde kapsandığını, Türk askerinin adada
bulunmasının ise herkese göre, AB değerlerinin ve ilkelerinin
ihlali olduğunu" savundular.
KIBRIS
24/10/04
KKTC'de
hükümeti Türkiye'nin bozduğu iddiası doğru değil
İSTİFAYA
ZORLAMADIK... AK Parti Dış İlişkiler Komisyonu
Başkanı Mehmet Dülger, KKTC'deki CTP-DP Hükümeti'nin, Türkiye
tarafından istifaya zorlandığı yönündeki iddiaların
kesinlikle doğru olmadığını söyledi
17 ARALIK'A
KADAR SORUN İSTEMİYORUZ... KKTC'de hükümetin istifa etmesiyle
birlikte, ülkede seçimlerin söz konusu olduğunu dile getiren Dülger,
"Kıbrıs sorununu AB ile masaya yatırıp tüm
haklarımızı arayacağız. 17 Aralık'a kadar
önümüzde bir problem olmasını istemiyoruz. Ancak KKTC bugüne kadar
hep iyi niyetini ortaya koymuştur" dedi
KİMİSİ
ALINIR, KİMİSİ GİRER... Mehmet Dülger, Türkiye'nin AB
süreciyle ilgili olarak, "Bazı ülkeler AB'ye alınır,
bazı ülkeler ise AB'ye girer. Türkiye AB'ye giren ülkelerden olacak"
dedi
Eylem
ERAYDIN/LONDRA
AK Parti
Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger,
KKTC'deki CTP-DP Hükümeti'nin, Türkiye tarafından istifaya zorlandığı
yönündeki iddiaların kesinlikle doğru olmadığını
söyledi.
Türk-İngiliz
Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TBCCI) Türk, İngiliz
milletvekillerine ve işadamlarına, İngiliz Parlamentosu'nda
verdiği resepsiyonda AK Parti Dış İlişkiler Komisyonu
Başkanı Mehmet Dülger, KKTC'deki son gelişmeleri KIBRIS'a
değerlendirdi.
Mehmet Dülger,
KKTC'de hükümetin istifası ile ilgili olarak; "Kıbrıs'tan
gelen güvenli kaynaklardan edindiğim bilgiye göre KKTC'deki hükümetin,
Türkiye tarafından istifaya zorlandığı söyleniyormuş bu
iddialar kesinlikle doğru değil" ifadelerini kullandı.
KKTC'de
hükümetin istifa etmesiyle birlikte, ülkede seçimlerin söz konusu olduğunu
dile getiren Dülger, "Biz AB ile Kıbrıs sorununu masaya
yatırıp tüm haklarımızı arayacağız. 17
Aralık'a kadar önümüzde bir problem olmasını istemiyoruz. Ancak
KKTC bugüne kadar hep iyi niyetini ortaya koymuştur" dedi.
AK Parti
Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger,
Türkiye'nin AB süreciyle ilgili olarak, "Bazı ülkeler AB'ye
alınır, bazı ülkeler ise AB'ye girer. Türkiye AB'ye giren
ülkelerden olacak" dedi.
Resepsiyonda
konuşma yapan İngiliz milletvekili Andy King, Türkiye'yi tam üye
olarak görmek istediklerini belirterek, Türkiye'nin kısa bir zaman içinde
büyük adımlarla AB yoluna devam eğittiğini, ancak bundan sonraki
sürecin daha önemli olduğunu, Türkiye'nin daha da dikkatli olması
gerektiğini söyledi.
TBCCI
Asbaşkanı Remzi Gür ise, Avrupalıların Müslümanlara
karşı tutumunun değişmesi gerektiğinin
altını çizdi. Gür, "Türkiye'nin kültürüyle, konumuyla büyük bir
ülke olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne
elbette ihtiyacı var. Ancak Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye daha fazla
ihtiyacı var olduğu kanısındayım. Orta doğuda
hızla büyüyen bir Türkiye var. Bunun görülmesi gerekiyor" diye
konuştu.
Parlamentoda verilen resepsiyona, İngiliz milletvekili Andy King, AK
Parti Başkan Yardımcısı Şaban Dişli,
dış ilişkiler komisyonu başkanı Mehmet Dülger,
Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Akın Alptuna, müsteşar İrfan
Acar, Türkiye turizm direktörü Tolga Tuyluoğlu, TBCCI Asbaşkanı
Remzi Gür, Ney Dans Grubu prodüktörü David King, Sabancı Bank'tan
Rıza Kadılar, işadamı Hüseyin Özer, TC Ziraat
Bankası'ndan John Denison ile birlikte çok sayıda Türk ve
İngiliz işadamı katıldı.
KIBRIS
24/10/04
İngiliz örgüt, Kıbrıs'ta mezarların
açılması çalışmalarını üstlenecek
İngiltere'de
faaliyet gösteren Bournemouth Üniversitesi Hukuk ve Teknoloji Bölümü'ne
bağlı "İnforce Foundation Centre For Forensic Sience"
isimli sivil toplum örgütünün, Kıbrıs'ta kayıpların
bulunmasıyla ilgili çalışmalarda mezarların
açılması görevini üstlendiği bildirildi.
Haberi,
"İngiliz ve Amerikan Finansmanlarıyla Mezarların
Açılması İleriye Götürülüyor"
başlığıyla veren Politis gazetesi, Otonom Kayıp
Şahıslar Komitesi'nin, mezarların açılması konusunun
ilerlemesiyle ilgili yaptığı görüşmeler sonucu,
İngiltere'deki sivil toplum örgütü "İnforce" ile
anlaşmaya vardığını belirtti.
İngiltere'nin,
kayıplar konusundaki çalışmalar için maddi katkı
sağlamasının ardından, Amerika'nın da bu çabalara
katkı koyacağını yazan gazete, ABD'den temsilcilerin,
Kayıp Yakınları Komitesi ve her iki tarafla da temaslarda
bulunmasının beklendiğini bildirdi.
İngiltere'nin
50 bin dolar katkıda bulunduğunu hatırlatan gazete,
"İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın
Avrupa İşleri'nden Sorumlu Müsteşarı" Dennis
Macshane'nin Avam Kamarası'nda yaptığı "her iki tarafa
da teknik yardımda bulunmaya hazır olunduğu"
şeklindeki konuşmasına da yer verdi.
Fileleftheros,
iyi haber alan kaynaklara dayanarak, konuya ilişkin görüşmelerin
anlaşmayla sonuçlanması durumunda, "İnforce" örgütünün
mezarların açılması konusunu ileriye götüreceğini
yazdı.
Simeniri'ye
açıklama yapan Rum Kayıp Yakınları Komitesi
Başkanı Nikos Theodosiu, gelişmeleri olumlu olarak niteledi ve
Türk tarafının niyetlerine ilişkin çekinceler belirtti.
Theodosiu,
geçmişte birçok kez, Kıbrıs Türk tarafının son
dakikada "anlaşmayı bozduğunu" iddia etti.
KIBRIS 24/10/04