KKTC hükümeti istifa etti

 

2004 yılı bütçesi siyasi kriz yarattı, hükümet dağıldı



20 Ekim, 2004 13:26:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC'de 2004 yılı bütçesi nedeniyle siyasi krize sürüklenen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) hükümeti istifa etti.

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasını KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu. Denktaş, hükümetin istifasını kabul etti.

Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini kime vereceğini kısa bir süre içinde karara bağlayacağını açıkladı.

Talat: "KKTC'ye istikrarlı hükümet gerekli"

Hükümetin istifa kararıyla ilgili bir açıklama yapan KKTC Başbakanı Talat, “iyi niyetle çalıştık, ancak ne yazık ki istikrarlı bir hükümet kurmayı başaramadık. KKTC izolasyondan kurtulma mücadelesinde istikrarlı bir hükümete ihtiyaç duymakta” şeklinde konuştu.

Dün yapılan yeni hükümet kurma girişimlerinin başarısız olması halinde bazı kişilerin bütçe görüşmelerinde ret oyu kullanacaklarını açıkladığını kaydeden Talat, “onları da zor durumda bırakmamak için, bugün görüşmeler başlamadan önce istifayı gerçekleştirdik” dedi.

Mehmet Ali Talat, iktidarda oldukları dönemde KKTC halkının kaderiyle ilgili önemli gelişmeler kaydedildiğini açıklayarak, Ada’da 24 nisanda yapılan referandumun bütün icraatları belirleyici nitelikte olduğunu söyledi.

Bütçe tartışmaları krize yol açtı

Yıl sonuna gelinmesine karşın 2004 bütçesinin KKTC Meclisi'nden hala geçirilememiş olması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde siyasi krize yol açmıştı.

KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün toplanarak bütçe görüşmelerine başlayacaktı, ancak hükümet görüşmeler başlamadan istifa kararını aldı.

Kararın ardından 2004 mali yılı bütçe yasa tasarısı, başbakanlığın önerisi üzerine Meclis gündeminden geri çekildi.

Meclis çalışmalarına 4 kasıma kadar ara verilmesine ilişkin öneri de oybirliğiyle kabul edildi.

Hükümetin istifası üzerine Ulusal Birlik Partisi de, hükümetin Demokrat Parti kanadının Meclis dışından yaptığı bakan atamalarının yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle Yüksek İdare Mahkemesi'ne yaptığı başvuruyu geri çekti.

Yeni hükümet arayışından sonuç çıkmadı

KKTC'de dün beş partinin koalisyonunu öngören yeni hükümet arayışından sonuç çıkmamış, bu gelişmenin ardından hükümetin dağılacağının sinyalini veren açıklamalar yapılmıştı.

13 ocak 2004 tarihinde Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümeti, geçtiğimiz nisan ayından beri, 50 üyeli Mecliste azınlık durumunda. 26 milletvekiliyle kurulan hükümetin, DP'den iki, CTP'den de bir milletvekilinin istifası sonucu Meclis'te 23 sandalyesi kaldı.

Hükümetin Meclis'teki çoğunluğunu artırmak için üçlü ve beşli hükümet oluşturma çabalarından da sonuç alınamamıştı.


KKTC'de hükümet istifa etti

 

KKTC'de hükümet istifasını Cumhurbaşkanı Denktaş'a sundu. Koalisyon hükümeti, 26 Nisan'da istifalarla azınlığa düşmüştü.

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin istifasını sundu.

Talat, hükümetin istifasını bu sabah, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a, Girne Yılanadası'ndaki konutunda sundu. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümetin istifasını kabul ettiği öğrenildi.

Denktaş, hükümeti kurma görevini kime vereceği konusunda kısa bir sürede karar vereceğini açıkladı.

KKTC'de 9 aydır işbaşında olan CTP-DP hükümeti, 50 üyeli mecliste 23 milletvekiliyle Nisan ayından beri azınlıkta bulunuyor. Hükümetin meclisteki çoğunluğunu artırmak için, üçlü ve beşli hükümet oluşturma çabalarından sonuç alınamamıştı. KKTC'de 60 gün içinde Hükümet kurulamazsa erken seçime gidilmesi gerekiyor.

CTP Genel Başkanı, Başbakan Talat ile DP Genel Başkanı Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, mecliste düzenledikleri ortak basın toplantısında bütçe görüşmesi öncesinde milletvekillerden gelen talep doğrultusunda hükümetin istifasını sunduklarını söylediler.

TALAT: İSTİFA EDİLMİŞ OLSA DA HÜKÜMET GÖREV BAŞINDA

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, istifa etmiş olsa da hükümetin görev başında olduğunu belirterek, ”Önümüzdeki günler önemli mücadelelerin verileceği günler olacaktır” dedi.

Talat, 13 Ocak 2004'te kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) - Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin istifasını sabah saat 09.10 civarında Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunduğunu belirtti.

Başbakan Talat, Kıbrıs Türk halkının kaderiyle ilgili çok önemli gelişmeler olduğuna işaret ederek, bu gelişmeleri hükümetin yönettiğini ve halkın burnu bile kanamadan halkın geleceğini tayin için referanduma gidildiğini anlattı.

Hükümetin 26 Nisan'dan sonra azınlığa düştüğünü, hükümete karşı  bir güvensizlik önergesi verildiğini, ancak başarılı olmadığını ifade eden Talat, azınlığı ortadan kaldırmak için büyük gayret sarf ettiklerini, ancak meclis aritmetiğine bağlı olarak istikrarlı bir hükümet kurulamadığını söyledi.

Talat, izolasyonlardan kurtulma çabaları için istikrarlı bir hükümete ihtiyaç olduğunu, ancak bunun mümkün olamadığını belirterek, bu durumdan kimseyi sorumlu tutmak istemediğini ifade etti.

2004 bütçesinin bugün mecliste görüşülmesine başlanacağına işaret eden Talat, bütçe görüşmesinden önce hükümetin istifasını sunmayı uygun bulduğunu açıkladı. Talat, istifa etmiş olsalar da yeni hükümet kuruluncaya kadar görev başında olacaklarını vurguladı.

DENKTAŞ: EN UYUMLU KOALİSYON

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da KKTC'nin 1994 yılından beri çeşitli koalisyonlarla yönetildiğine işaret ederek, 13 Ocak'ta kurulan koalisyonun en uyumlu ortaklık olduğunu vurguladı.

Denktaş, bunun nedeninin karşılıklı anlayış ve “arkalarından kuyu kazmamak” olduğunu söyledi. Hükümet oluşturma çabalarına değinen Denktaş, 5'li koalisyonun sağlıklı olmayacağını, mecliste yine hesap sorunu yaşanacağını belirtti.

Serdar Denktaş, bu nedenle seçim hükümeti kurulmasını önerdiklerini anlattı. Yeni bir süreç başlayacağını dile getiren Denktaş, bugünkü konjonktürü kucaklayacak bir hükümet kurulamazsa kararı gelecek yılın başında halkın vereceğini, yani seçime gidileceğini söyledi.

Çok çetin bir dönemi el birliğiyle atlatmaya çalıştıklarını kaydeden Denktaş, önümüzdeki dönemin daha da çetin geçeceğini, bu dönemde hükümette olsalar da olmasalar da DP olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını kaydetti.

SORULAR

Başbakan Talat, “Ulusal Birlik Partisi (UBP) ile hükümet kurar mısınız” sorusuna karşılık, hükümeti kurma konusunun artık partilere geçtiğini, böyle bir olasılığın parti meclisinde görüşüleceğini, partisinin adına karar veremeyeceğini söyledi.

Denktaş da aynı sorunun kendisine yöneltilmesi üzerine, Talat'ın cevabının kendisi için de geçerli olduğunu belirtti.

Talat, “Hükümetin istifasıyla ilgili olarak Türkiye'ye uluslararası aktörlere bilgi verdiniz mi?” sorusuna cevaben, “dün akşam Çin'in Güney Kıbrıs Büyükelçisiyle yemek yediğini, hükümetin istifasını sadece ona söylediğini” ifade etti.

Denktaş da Talat'a “dünyadaki son yoldaşı” diye espriyle karşılık verdi.

Talat, bütçenin bugün meclise getirileceği hatırlatılarak, nasıl bir prosedür izleneceğine ilişkin bir soruya, “alternatiflerden birini bütçenin geri çekilmesi olduğunu, bu konuda gerekli prosedürü başlatacaklarını” bildirdi.

Denktaş da aynı soruya karşılık, bütçenin artık hükümetin değil, devletin bütçesi olduğunu söyleyerek, milletvekillerinin kerhen de olsa 2004 bütçesini meclisten geçirmesi gerektiğini kaydetti.

Bakan Denktaş, büçte geçmezse 2005'te de mali sorunlar olacağına işaret ederek, bütün partilerin bu konuyu değerlendirmesini istedi.

Talat, “istifa için geç değil mi?” sorununu yanıtlarken, çoğunluğu sağlayacak bir hükümet kurmayı ümit ettiklerini, ancak bunun olmadığını, şimdi zamanında bir istifa olduğunu belirterek, “Bizim isteğimiz, istifa etmeden seçime gitmekti. O dönemlerde ülkeyi hükümetsiz bırakamazdık” diye konuştu.

Başbakan Talat, bir soru üzerine, hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Denktaş'a Yılanadası'ndaki konutunda sunduğunu söyleyerek, cumhurbaşkanının hükümetin yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür ettiğini ve bundan sonra da uyumlu bir hükümet kurulacağını umduğunu söyledi.

Serdar Denktaş da, bir soru üzerine, hükümet oluşumunda herkese açık olduklarını, hükümeti kendilerinin kurmayacağını, kendilerine teklif geleceğini belirterek, vizyonun önemli olduğunu söyledi.

Basın toplantısını bakanlar ve milletvekilleri de izledi. Siyasi teammüller gereği Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümeti kurma görevini mecliste 19 milletvekili bulunan UBP'ye vermesi bekleniyor.

CTP'nin 15, DP'nin de 5, Barış ve Demokrasi Haraketi'nin (BBH) 4, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi ve Yeni Parti'nin 1'er milletvekili bulunuyor.

 (Hürriyetim)

HURRIYET 20/10/04

 

CTP-DP koalisyonunun ömrü 9 ay sürdü

 

KKTC'de 13 Ocak 2004'te kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başbakanlığındaki CTP-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin ömrü yaklaşık 9 ay sürdü.

14 Aralık 2003'te yapılan genel seçimlerin ardından 13 Ocak'ta Kıbrıs Türk siyasi tarihinin 18'inci hükümeti olarak kurulan koalisyon hükümeti azınlık sorununu aşamadı ve Başbakan Talat, bugün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a istifasını sundu.

“Çözüm ve AB” vizyonuna sahip kişi ve örgütlere kapılarını açarak, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) adı altında seçimlere giren CTP'nin yüzde 35'lik oy oranı ve 19 milletvekiliyle tarihte ilk kez seçimlerden birinci parti çıkmasıyla partinin Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurmakla görevlendirildi. Partiler arasında yapılan görüşmelerin ardından 19 milletvekiline sahip CTP, seçimlerden 7 milletvekiliyle çıkan Demokrat Parti ile koalisyon kurdu.

50 sandalyeli mecliste 26 milletvekiline sahip CTP-DP koalisyon hükümetinin kabinesi, 13 Ocak'ta Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunularak göreve başladı.

Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve bir bakan hariç tamamı teknokrat isimlerden oluşan kabineyle dikkat çeken CTP-DP koalisyon hükümeti, özellikle nisan ayındaki referandumun ardından sorunlar yaşamaya başladı. Önce, 26 Nisan'da Demokrat Parti'den Ahmet Kaşif ve Ünal Üstel, ardından da 17 Mayıs'ta CTP-BG'nin Birleşik Güçler kanadından Nuri Çevikel'in istifasıyla zaten sınırlı çoğunluğa sahip koalisyon hükümeti, 23 sandalyeyle azınlığa düştü.

Aylardır azınlık olarak devam eden hükümet, Ulusal Birlik Partisi (UBP) dışındaki partilerle koalisyonu genişletme çalışmalarının da başarısızlığa uğramasıyla istifa noktasına geldi.

Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin (KTFD) ilanından bu yana 18'inci hükümet olarak görev yapan koalisyon hükümeti, dışarıdan atanan 8 bakanının yanı sıra KKTC'de sol parti başkanlığında ilk hükümet olarak tarihe geçti.

CTP ile DP, daha önce, DP'nin başkanlığında üç kez koalisyon hükümeti kurmuştu.

KTFD'NİN İLANINDAN BU YANA HÜKÜMETLER

KTFD'nin ilanından bu yana görev yapan hükümetler şöyle: 

- Rauf Denktaş geçiş hükümeti : 13 Şubat 1975 - 6 Temmuz
1976
- 1. Nejat Konuk hükümeti: 5 Temmuz 1976 - 21 Nisan 1978   
- Osman Örek hükümeti: 21 Nisan 1978 - 12 Aralık 1978
- 1. Mustafa Çağatay hükümeti: 12 Aralık 1978-4 Ağustos 1981

28 HAZİRAN 1981 SEÇİMİ:

- 2. Mustafa Çağatay (azınlık) hükümeti: 4 Ağustos 1981 - 7 Aralık 1981 (Güvensizlik önergesiyle düşürüldü.)
- 3. Mustafa Çağatay hükümeti (UBP+DHP+TBP+Bağımsız): 15 Mart 1982-15 Kasım 1983
- 2. Nejat Konuk hükümeti: 13 Aralık 1983 - 19 Temmuz 1985 
- 1. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP): 19 Temmuz 1985 - 11 Ağustos 1986
- 2. Eroğlu hükümeti (UBP-YDP): 2 Eylül 1986 - 28 Nisan 1988  
- 3. Eroğlu hükümeti (UBP-3 Bağımsız Aytaç Beşeşler-Emin Uzun-Ömer Demir): 23 Temmuz 1988 - 25 Mayıs 1990

6 MAYIS 1990 SEÇİMİ:

- 4. Eroğlu hükümeti: 20 Haziran 1990 - 31 Aralık 1993  

12 ARALIK 1993 ERKEN SEÇİMİ:

- 1. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 10 Ocak 1994 - 25 Şubat 1995
- 2. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 22 Mayıs 1995 - 11 Kasım 1995
- 3. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 13 Aralık 1995- 4 Temmuz 1996
- 5. Eroğlu hükümeti (UBP-DP): 16 Ağustos 1996 - 30 Aralık 1998

6 ARALIK 1998 SEÇİMİ:

- 6. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP): 30 Aralık 1998 - 7 Haziran 2001
- 7. Eroğlu hükümeti (UBP-DP) : 7 Haziran 2001 - 13 Ocak
2004

Başbakan Talat'ın başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, yeni bir hükümet kuruluncaya kadar görevini sürdürecek.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yeni bir görevlendirme yapmadan önce siyasi partilerle bir temas turu başlatması bekleniyor.

Anayasa uyarınca cumhurbaşkanının hükümeti kurmakla görevlendireceği kişinin en geç 15 gün içinde hükümeti kurması veya görevi iade etmesi gerekiyor.

Anayasa'nın 88'inci maddesine göre de meclis çoğunluğuna dayalı bir hükümet atanmasına olanak bulunamaması halinde cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

50 kişilik Cumhuriyet Meclisi'nde anamuhalefet durumundaki Ulusal Birlik Partisi'nin 19, şimdiki hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in 18, hükümetin küçük ortağı Demokrat Parti'nin 5, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin 4, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi ve Yeni Parti'nin de birer milletvekilleri bulunuyor.

 (aa)

 

 

HURRIYET 20/10/04

 

Almanya, AİHM kararına uymak zorunda değilmiş

Yunus ÜLGER / BOCHUM

Türk baba Kazım Görgülü çocuğunu göremeyince AİHM'de dava açtı. Almanya, Görgülü’ye 16 bin Euro tazminat ödemeye mahkûm oldu. Ancak karar uygulanmıyor.

Almanya’da bir Türk baba, mahkemenin çocuğunu görmesini engellemesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. AİHM babayı haklı buldu. Ancak Alman Anayasa Mahkemesi dün ilginç bir çıkış yaparak, Almanya’nın AİHM kararlarını uygulamaya mecbur olmadığını açıkladı.

TÜRKİYE’nin Kıbrıs Rum vatandaşı Titina Loizidu’ya 1 milyon dolara yakın tazminat ödeyerek riayet ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları, Alman Anayasa Mahkemesi’nin dünkü çıkışıyla tartışmalı hale geldi. Alman Anayasa Mahkemesi, AİHM’nin her kararının uygulanması gibi bir zorunluluk bulunmadığını, Almanya’nın ancak kendi hukukunu yorumlamak için AİHM kararlarından yararlanabileceğini bildirdi.

Bu gelişme, Almanya’da yaşayan Kazım Görgülü (34) adlı bir Türk babanın, evlilik dışı dünyaya gelen oğlu Christopher’in velayetini almak için beş yıldır verdiği hukuk mücadelesi sonucu ortaya çıktı. Saksonya eyaletinin Naumburg kentinde görülen davada mahkeme, annenin isteğiyle bir bakıcı aileye verilen çocuğun babaya gösterilmemesi yönünde karar aldı. Anayasa Mahkemesi de bu kararı onayladı. Ancak AİHM, Alman mahkemelerinin aldığı kararda Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun üç maddesinin birden ihlal edildiği hükmüne vardı.

AİHM, Almanya’nın Türk babaya 16 bin 500 Euro tazminat ödemesini, çocuğun da ‘aşamalı olarak’ babasına geri verilmesini kararlaştırdı.

Bununla birlikte Alman Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarını harfiyen uygulama zorunluluğu bulunmadığını, ancak yine de Naumburg mahkemesinin kararını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini bildirdi. Buna göre mahkeme, AİHM’nin gerekçelerinin de dikkate alındığı bir karar vermek zorunda kalacak.

1994’ten beri Almanya’da yaşayan Kazım Görgülü’nün 2000 yılında Alman kız arkadaşından olan oğlu, annesi tarafından bir Alman aileye evlatlık olarak verilmişti.  

 

 

HURRIYET 20/10/04

 

Talat, hükümetin istifasını Denktaş'a sundu, istifa kabul edildi...

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin istifasını sundu.
      Talat, hükümetin istifasını bu sabah, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a, Girne Yılanadası'ndaki konutunda sundu.
      Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümetin istifasını kabul ettiği öğrenildi.
      Denktaş, hükümeti kurma görevini kime vereceği konusunda kısa bir sürede karar vereceğini açıkladı.
      CTP Genel Başkanı, Başbakan Talat ile DP Genel Başkanı Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, mecliste ortak basın toplantısı düzenleyecekler.

     TALAT-DENKTAŞ KOALİSYONU 9 AY SÜRDÜ

      KKTC'de 13 Ocak 2004'te kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başbakanlığındaki CTP-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin ömrü yaklaşık 9 ay sürdü.
      14 Aralık 2003'te yapılan genel seçimlerin ardından 13 Ocak'ta Kıbrıs Türk siyasi tarihinin 18'inci hükümeti olarak kurulan koalisyon hükümeti azınlık sorununu aşamadı ve Başbakan Talat, bugün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a istifasını sundu.
      ''Çözüm ve AB'' vizyonuna sahip kişi ve örgütlere kapılarını açarak, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) adı altında seçimlere giren CTP'nin yüzde 35'lik oy oranı ve 19 milletvekiliyle tarihte ilk kez seçimlerden birinci parti çıkmasıyla partinin Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurmakla görevlendirildi. Partiler arasında yapılan görüşmelerin ardından 19 milletvekiline sahip CTP, seçimlerden 7 milletvekiliyle çıkan Demokrat Parti ile koalisyon kurdu.
      50 sandalyeli mecliste 26 milletvekiline sahip CTP-DP koalisyon hükümetinin kabinesi, 13 Ocak'ta Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunularak göreve başladı.
      Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve bir bakan hariç tamamı teknokrat isimlerden oluşan kabineyle dikkat çeken CTP-DP koalisyon hükümeti, özellikle nisan ayındaki referandumun ardından sorunlar yaşamaya başladı. Önce, 26 Nisan'da Demokrat Parti'den Ahmet Kaşif ve Ünal Üstel, ardından da 17 Mayıs'ta CTP-BG'nin Birleşik Güçler kanadından Nuri Çevikel'in istifasıyla zaten sınırlı çoğunluğa sahip koalisyon hükümeti, 23 sandalyeyle azınlığa düştü.
      Aylardır azınlık olarak devam eden hükümet, Ulusal Birlik Partisi (UBP) dışındaki partilerle koalisyonu genişletme çalışmalarının da başarısızlığa uğramasıyla istifa noktasına geldi.
      Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin (KTFD) ilanından bu yana 18'inci hükümet olarak görev yapan koalisyon hükümeti, dışarıdan atanan 8 bakanının yanı sıra KKTC'de sol parti başkanlığında ilk hükümet olarak tarihe geçti.
      CTP ile DP, daha önce, DP'nin başkanlığında üç kez koalisyon hükümeti kurmuştu.
     
     UBP, HÜKÜMET İÇİN AÇTIĞI DAVAYI GERİ ÇEKTİ

      Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) hükümetin istifa etmesi, dıştan bakan atamalarıyla ilgili açılan davayı da etkiledi.
      Ulusal Birlik Partisi (UBP), hükümetin DP kanadının meclis dışından yaptığı bakan atamalarının yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle Yüksek İdare Mahkemesi'ne yaptığı başvuruyu hükümetin istifa etmesi üzerine geri çekti.
      Yüksek İdare Mahkemesi, davayı görüşmek üzere bugün toplandı. UBP'nin avukatı Fuat Veziroğlu, mahkemede, ''hükümetin istifa ettiğini, olmayan bir hükümet için de davanın yürütülemeyeceğini'' belirterek, ''davayı geri çektikleri'' beyanında bulundu.
      Bu beyan sonrası mahkeme, davanın görüşülmesini iptal ederek oturumu kapattı.
     
     KTFD'NİN İLANINDAN BU YANA HÜKÜMETLER

      KTFD'nin ilanından bu yana görev yapan hükümetler şöyle:
      - Rauf Denktaş geçiş hükümeti : 13 Şubat 1975 - 6 Temmuz 1976.
      - 1. Nejat Konuk hükümeti: 5 Temmuz 1976 - 21 Nisan 1978.
      - Osman Örek hükümeti: 21 Nisan 1978 - 12 Aralık 1978.
      - 1. Mustafa Çağatay hükümeti: 12 Aralık 1978-4 Ağustos 1981.
     
     28 HAZİRAN 1981 SEÇİMİ

      - 2. Mustafa Çağatay (azınlık) hükümeti: 4 Ağustos 1981 - 7 Aralık 1981 (Güvensizlik önergesiyle düşürüldü).
      - 3. Mustafa Çağatay hükümeti (UBP+DHP+TBP+Bağımsız): 15 Mart 1982-15 Kasım 1983.
      - 2. Nejat Konuk hükümeti: 13 Aralık 1983 - 19 Temmuz 1985.
      - 1. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP): 19 Temmuz 1985 - 11 Ağustos 1986.
      - 2. Eroğlu hükümeti (UBP-YDP): 2 Eylül 1986 - 28 Nisan 1988.
      - 3. Eroğlu hükümeti (UBP-3 Bağımsız Aytaç Beşeşler-Emin Uzun-Ömer Demir): 23 Temmuz 1988 - 25 Mayıs 1990.
     
     6 MAYIS 1990 SEÇİMİ

      - 4. Eroğlu hükümeti: 20 Haziran 1990 - 31 Aralık 1993
     
     12 ARALIK 1993 ERKEN SEÇİMİ

      - 1. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 10 Ocak 1994 - 25 Şubat 1995.
      - 2. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 22 Mayıs 1995 - 11 Kasım 1995.
      - 3. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP): 13 Aralık 1995- 4 Temmuz 1996.
      - 5. Eroğlu hükümeti (UBP-DP): 16 Ağustos 1996 - 30 Aralık 1998.
     
     6 ARALIK 1998 SEÇİMİ:

      - 6. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP): 30 Aralık 1998 - 7 Haziran 2001.
      - 7. Eroğlu hükümeti (UBP-DP) : 7 Haziran 2001 - 13 Ocak 2004.
      Başbakan Talat'ın başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, yeni bir hükümet kuruluncaya kadar görevini sürdürecek.
      Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yeni bir görevlendirme yapmadan önce siyasi partilerle bir temas turu başlatması bekleniyor.
      Anayasa uyarınca cumhurbaşkanının hükümeti kurmakla görevlendireceği kişinin en geç 15 gün içinde hükümeti kurması veya görevi iade etmesi gerekiyor.
      Anayasa'nın 88'inci maddesine göre de meclis çoğunluğuna dayalı bir hükümet atanmasına olanak bulunamaması halinde cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.
      50 kişilik Cumhuriyet Meclisi'nde anamuhalefet durumundaki Ulusal Birlik Partisi'nin 19, şimdiki hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in 18, hükümetin küçük ortağı Demokrat Parti'nin 5, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin 4, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi ve Yeni Parti'nin de birer milletvekilleri bulunuyor.
   MILLIYET 20/10/04

 

KKTC'de hükümet istifa etti

RADIKAL 20/10/04

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin istifasını sundu. Talat, hükümetin istifasını bu sabah Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a Girne Yılanadası'ndaki konutunda sundu. Denktaş'ın hükümetin istifasını kabul ettiği öğrenildi. Denktaş, hükümeti kurma görevini kime vereceği konusunda kısa bir sürede karar vereceğini açıkladı. CTP Genel Başkanı, Başbakan Talat ile DP Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ortak basın toplantısı düzenleyecek.

Talat istifa ediyor

Yeni hükümet kurma çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), bütçe görüşmelerini beklemeden istifa etme kararı aldı. Hükümet kurma çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra toplanan CTP Merkez Yönetim Kurulu bütçe görüşmelerini beklemeden başbakanın hükümetten istifa etmesini kararlaştırdı. Başbakanın talebi üzerine alınan bu kararla birlikte Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bugün saat 09:30'da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a istifasını verecek.

Dün neler oldu?

CTP-DP koalisyon hükümetinin mecliste azınlığa düşmesiyle başlayan hükümet sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen ve 5 partinin koalisyonunu öngören yeni hükümet arayışından da sonuç çıkmadı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, toplantının hemen başında "Hükümet ülkeyi erken seçime götürsün" önerisi yaptı. "Bu noktada yeni bir durum ortaya çıktı" diyen diğer partiler toplantının uzamasına gerek olmadığını öne sürerek odadan ayrıldı. Toplam 15 dakika süren toplantının ardından siyasi partiler yeni bir değerlendirme içerisine girdi.

Toplantının hemen başında, Cumhuriyetçi Türk Partisi önceki gün varılan mutabakat gereği hazırladığı hükümet protokolünü sundu. Ancak, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın önerisi üzerine, "Yeni bir durum ortaya çıktığı" gerekçesiyle protokol görüşülmeden toplantıya son verildi.

CTP-DP-BDH koalisyonunun gerçekleşmemesinin ardından gündeme gelen 5 partili hükümet için önceki gün yapılan ilk toplantının ardından dün yapılan ikinci toplantıda, DP, 5 partili "icraat hükümeti"ne karşı olduğunu belirtip "seçim hükümeti" önerdi. Ortaya çıkan yeni duruma TKP tepki göstererek DP'yi hükümet arayışını sona erdirmekle suçlarken; CTP ile BKP yeni durumla ilgili değerlendirme yapacaklarını belirttiler.

"Protokol tartışması" havada kaldı

Önceki gün yapılan toplantıda alınan karar gereği, Cumhuriyetçi Türk Partisi tarafından hazırlanan ve üzerinde tartışılması beklenen "hükümet protokolü" toplantının hemen başında partilere dağıtıldı.

Toplantının uzun sürmesi ve saatlerce hükümet protokolü üzerinde tartışılması beklenirken, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın, "Tavrımızı açıklayalım ki, sonra kriz olmasın" sözleriyle yaptığı açıklama toplantı salonunda "buz gibi bir hava" estirdi.

Serdar Denktaş şaşırttı

İlk toplantıya katılmayan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın, ikinci toplantıya katılarak, "Kurulacak hükümet seçim hükümeti olsun" önerisi şaşkınlık yarattı.

Hükümet protokolünün görüşülmeye geçilmesi beklenen bir anda söz alan Serdar Denktaş, "26 sayısını ancak beş parti bir araya gelerek buluyoruz. Bu ciddi krizleri de beraberinde getirecek. DP olarak seçim hükümeti öneriyoruz. Bu hükümet toplumu seçime götürecek bir hükümet olsun" önerisinde bulundu.

15 dakikada bitti

Serdar Denktaş'ın kısa sunuşu üzerine söz alan partiler, bu öneriyle birlikte yeni bir durumun ortaya çıktığını, bunu değerlendirmek gerektiğini ortaya koydular.

Toplam 15 dakikada süren diyaloğun ardından, partiler ortaya çıkan yeni durum nedeniyle "toplantıya devam etmenin, protokol üzerinde tartışmanın anlamsız olacağı" gerekçesiyle görüşmenin sona ermesi kararına vardılar.

5 partili koalisyon oluşumuna yönelik partiler arası sondajların ardından dün ilk kez bir araya gelen Cumhuriyetçi Türk Partisi, Demokrat Parti, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi ve Özgür Düşünce Partisi yetkilileri, dün saat 11.00'de toplandı. Toplantı, 15 dakikada bitti.

Cumhuriyet Meclisi'nde yer alan toplantı, CTP'den genel sekreter Ferdi Sabit Soyer, Doğan Şahali ve Ünal Fındık, DP'den genel başkan Serdar Denktaş ve genel sekreter Mustafa Arabacıoğlu, TKP'den genel sekreter Mehmet Davulcu ve Varol Öztuğ, BKP'den genel sekreter Izzet İzcan ve Özker Özgür ile ÖDP'den genel başkan Salih Coşar ve Kemal Havalı katıldı.

Davulcu: DP, arayıştan vazgeçti

Toplantıdan ilk çıkarak basına açıklama yapan TKP oldu.

TKP Genel Sekreteri Mehmet Davulcu yaptığı açıklamada, parlamentonun yapısının, 24 Nisan öncesini yansıttığını ve 24 Nisan sonucuna göre oluşacak bir hükümet oluşturma yönünde kısır olduğunu söyleyerek, bunun yansımasının, önceki gün ve dün yapılan hükümet arayışında bir kez daha görüldüğünü belirtti.

DP'nin 5 partiyle "icraat hükümeti" olamayacağını söyleyerek erken seçin konusunun yeniden gündeme getirilmesi eğilimini ortaya koyduğunu kaydeden Davulcu, TKP'nin ta başından erken seçimin gerekliliğini savunduğunu, fakat bunu gerçekleştirmeye gücünün yetmediğini ifade etti. Davulcu, erken seçim önerisinin yeniden gündeme gelip parlamentonun halkın hassasiyetlerini algılayacak yeni bir hüviyete kavuşmasını diledi.

TKP Genel Sekreteri Davulcu, "olayı Serdar Denktaş'ın mı koparttığının" sorulması üzerine, "Öyle sayılabilir" dedi. Davulcu, DP'nin dün yeni hükümet arayışı olan bir görünüm sergilediğini, fakat dün bu arayıştan vazgeçtiklerini ortaya koyduğunu savundu.

Mehmet Davulcu, DP'nin erken seçimi yeniden gündeme getirmeyi düşündüklerini aktardığını dile getirdi.

Bütçeyle ilgili tavırlarının sorulmasına karşılık, partisinin tavrının bir ay önceden açıklandığını, bunun da "ret oyu" olduğunu anlatan Davulcu, bu tavırlarında bir değişiklik olmadığını yineledi.

Serdar Denktaş: İcraat hükümeti mümkün değil

DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, DP'nin önceki akşam MYK toplantısı yaparak önceki görüşmenin ardından ortaya çıkan protokol taslağını gözden geçirdiğini ve esas olarak böylesi 5 partili bir yapının sağlıklı yürüyüp yürüyemeyeceğini değerlendirdiğini bildirdi. Serdar Denktaş, "5 partinin bir araya gelip milletvekili sayısının 26 olacağını, bunun sağlıklı bir icraat hükümeti olmasının mümkün olmadığı" sonucuna vardıklarını söyledi.

Serdar Denktaş, 5 partinin ortaklığının ancak seçim hükümeti olabileceğini, bu konuda mutabakata varabilmeleri halinde 5 partili koalisyonda yer alabileceğini ortaya koyduklarını belirtti.

5 partinin görüşlerinin farklı olacağını, mecliste yine nisap sorunu yaşanacağını kaydeden Serdar Denktaş, önerileriyle ortaya çıkan yeni durumu partilerin değerlendireceğini, bir araya gelmek gerekirse yeniden bir araya gelineceğini, olmazsa başka bir formülün deneneceğini söyledi.

"Bütçe için yeni düşünce"

Serdar Denktaş, bugün bütçe görüşmesi olacağını, bu konuda da DP'nin yeni görüşleri olduğunu belirterek, ancak bütçeyle ilgili düşüncelerini önce ortakları CTP'ye aktaracaklarını bildirdi.

TKP'nin "görüşmelerin koptuğunu ve sorumlunun da DP olduğunu" söylediğinin belirtilmesi üzerine ise Serdar Denktaş, "Eğer TKP değerlendirme yapmayıp olayın koptuğunu düşünüyorsa, çağrıyı yapan konumunda olan CTP'ye bildirecektir. Biz toplantıdan 'partiler değerlendirme yapacaktır' düşüncesiyle ayrıldık" dedi.

"5 başlı" 26 milletvekiline sahip hükümetin icraat hükümeti olacağına inanmadıklarını ifade eden Serdar Denktaş, bu gerçeği ortaya koymalarından dolayı sorumluluk altında tutulacaklarsa, bu sorumluluğu da üstlenmeye hazır olduklarını söyledi. Serdar Denktaş, "çünkü halkımızla alay edemezdik" dedi.

Serdar Denktaş, bütçeye bağlı olarak gündeme gelen istifa konusunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin sorulmasına karşılık ise, "Bakalım. İzin verirseniz sayın başbakanla konuşalım, ona göre gerekli açıklamaları yaparız" diye konuştu.

Soyer: En başa, erken seçime dönüldü

CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise, bütün toplumsal enerjinin Kıbrıs konusuna ayrılması gerekirken, hükümet sorununa harcandığını ifade ederek, içte harcanan enerji nedeniyle Kıbrıs konusunda istenen tam sonuca ulaşılamadığını kaydetti.

Soyer, şimdi tekrar en başa, yani erken seçim konusuna dönüldüğünü söyleyerek, CTP-BG'nin ta başından krizin erken seçimle aşılabileceğini söylediğini, fakat meclis çoğunluğunu ikna edemediğini anlattı.

Çaba harcadıkları yeni hükümet arayışında, DP'nin önerisiyle yeni bir duruma gelindiğini dile getiren Soyer, bu yeni durumun partilerde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ferdi Sabit Soyer, yeni hükümet arayışlarında YP'yle koalisyona devam edilmesinin önerildiğini, fakat bunun da CTP-BG açısından mümkün olmayan bir yaklaşım olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türk halkının artık daha fazla beklemeye tahammülü olmadığını, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu kaydeden Soyer, bütün siyasi güçlerin enerjisini erken seçim gerçeğine harcaması gerektiğini dile getirdi.

"Gizli komplolara fırsat bırakılmayacak"

Soyer, CTP-BG'nin, parlamento içi ayak oyunlarıyla yüzde 35'in iradesini yüzde 65'e dayatmaya çalışacak her adımın karşısında olacağını da söyleyerek, "bütün gizli odaklara, kendini Gulyabani olarak gizleyenlerin hepsine, buradan açık bir şekilde söylüyorum: demokrasiyi ve halkımızın yüzde 65'lik iradesini kimse silemeyecek. Yapacakları her gizli komplo deşifre edilecektir. CTP-BG, halkımızla birlikte, dünyanın bütün demokratik güçlerinin desteğinde gizli komplolara karşı hiçbir fırsat ve boşluk bırakmayacaktır" diye konuştu.

Soyer, Kıbrıs Türk halkının çözüme giden yürüyüşünü durdurmaya ve Avrupa'yla buluşmasını engellemeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini belirtti.

Ferdi Sabit Soyer, DP'nin bütçeyle ilgili yeni önerisinden haberi olmadığını, CTP'nin ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın görüşünün, bütçenin geçmemesi halinde hükümetin istifa etmesi yönünde olduğunu vurguladı. Soyer, istifa edilerek seçimin önünün açılacağını ifade etti.

Soyer, ne isterse olsun CTP-BG'nin, çözüm önündeki engelleri, halkla birlikte aşacağını da kaydetti.

Soyer, "beşi bir arada olmayacak mı?" sorusuna karşılık, önerinin erken seçim hükümeti olduğunu, partilerin bunu değerlendireceğini kaydederek, kendilerinin seçime ve seçim hükümetine hazır olduğunu söyledi.

UBP'nin "kenarda hazır beklediğini" belirten Soyer, "fakat UBP'nin gulyabanilerin desteğinde yüzde 35'in iradesini dayatacak bir siyaseti gündeme getirmesine fırsat vermeyeceklerini" dile getirdi ve "sürüklene sürüklene erken seçime gidilecek" dedi.

Soyer, "Gulyabanilerin" kim olduğunun sorulması üzerine ise, onların kendilerini bildiklerini ifade etti.

İzcan: Statükocuların hükümet olmasına karşı durulmalı

BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan ise, kendilerinin her zaman olumlu davrandığını, çözüm yanlısı iradenin hükümette olmasını arzuladıklarını ve bu yönde destek olacaklarını belirtip gereklerini yerine getirdiklerini anlattı ve DP'nin önerisinin yeni durum yarattığını dile getirdi. İzcan, bu durumda bütçenin geçmeyeceğini ve hükümetin istifa edeceğini, böylelikle yeni bir sürecin başlayacağını belirtti.

BKP'nin hiçbir zaman hükümete girme veya bakanlık alma pazarlığı yapmadığını, dün de bunu belirttiklerini ve vizyonun önemli olduğunu söylediklerini kaydeden İzcan, şimdiki durumun değerlendirileceğini, ancak meclisteki BKP, CTP, TKP ve BDH ile Annan Planı temelinde çözüme inanan meclis dışındaki partilerin bir araya gelmesi ve değerlendirme yapması gerektiğini söyledi.

Statükocuların yeniden hükümet olabileceğini, Kıbrıs Türkü'nün yıllardır verdiği mücadelenin geri götürüleceği bir yapının oluşmasına karşı durulması gerektiğini belirten İzcan, "Bunun için ister meclisten çekilme, ister seçim olsun, gereğinin yapılması gerekir" diye konuştu.

"Halkın vermediği iradeyi elde etmek için, transferler yapmanın, ayak oyunları sergilemenin ve hükümet görüşmesi yapar görünüp yapmamanın" yanlış olduğunu söyleyen İzcan, birleşik Kıbrıs'a ulaşma hedefini gerçekleştirmenin yolunun bulunması gerektiğini, kendilerinin BKP olarak bu yönde hareket ettiklerini dile getirdi.

"Birlikte hareket edilmeli"

İzcan, benzer siyesi görüşü olan partiler olarak en azından bundan sonra ortak tavır sergilemeleri gerektiğini, ister seçim ister mücadele konusunda olsun birlikte hareket edilmesi ve dikkatli olunmasının şart olduğunu söyledi.

İzzet İzcan, bir soru üzerine, bütçeye söz verdikleri gibi olumlu oy vereceklerini bildirdi.

İzcan, özellikle CTP'ye inisiyatif alma yönünde büyük görev düştüğünü, bu işin DP'ye bırakılmaması gerektiğini de kaydetti.

KIBRIS 20/10/04

 

Direkt ticaret bu yıl gerçekleşmeyecek

AB Dönem Başkanı Hollanda önceki gün, AB ile Kuzey Kıbrıs arasındaki direkt ticareti düzenleyen antlaşmayı, AB'nin ve Kıbrıs Rum yönetiminin bu yıl kabul etmeyeceğini açıkladı.

Reuters Ajansı'nın haberine göre, AB Dönem Başkanlığı sözcüsü Frits Kemperman, "Çok daha fazla zamana ihtiyacımız var" dedi. Kemperman, "bunun bu yıl bir antlaşmaya varılmayacağı anlamına mı geldiği" sorulduğunda "Evet" diye cevap verdiği kaydedildi.

Kemperman'ın, AB dışişleri bakanlarının, Doğrudan Yardım Tüzüğü'nü, ancak ileride direkt ticaret ile bir bağın bulundurulması halinde muhtemelen kasım ayı sonlarına doğru imzalayacakları ifadesine dikkat çekildi.

Haberde, Kıbrıs Rum lider Tasos Papadopulos'un, KKTC'de altyapının geliştirilmesi amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından önerilen 259 milyon euroluk yardım paketini onaylamayı kabul ettiği, ancak direkt ticareti kabul etmediği belirtildi.

Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen'in sözcüsü Jean Christophe Filori'nin de "Direkt ticareti kapsayan paketi şimdilik bir kenara iterek, şu anda hayata sadece yardım paketinin geçeceği gibi görülüyor" dediği kaydedildi.

KKTC üzerinde uygulanan izolasyonların kaldırılması doğrultusunda Avrupa Komisyonu'nun aldığı kararla bağlantılı olarak sunduğu Mali Yardım Tüzüğü ve AB ülkeleriyle direkt ticaret düzenleyen Direkt Ticaret Tüzüğü'nün birbirine bağlantılı olarak sunulması yönünde çalışmalar yapılıyordu.

Filori, bu konuyla ilgili olarak "Yani paketi ayıracaklar. Daha önce bir paket olarak planlanmıştı" dedi.

Aynı habere göre isminin açıklanmasını istemeyen Kıbrıslı Rum yetkili, Yeşil Hat Tüzüğü'ne atıfta bulunarak, KKTC'de üretilen malların, Kıbrıs Rum kesimine ve oradan da Kıbrıs dışına ihraç edilmesinin bu tüzükle mümkün olduğunu belirterek, "dolayısıyla serbest ticaretin mevcut olduğunu" ileri sürdü.

Bu tüzüğe biraz daha zaman verilmesi gerektiği görüşünü ortaya koyan söz konusu yetkili, Avrupa Komisyonu tarafından sunulan direkt ticaretin kuzeyin yasal olarak tanınması anlamına gelip gelmeyeceği üzerinde düşündüklerini kaydederek, "Şu ana kadar bu konuda bir antlaşmaya varamadık" diye konuştu

KIBRIS 20/10/04

 

Rum yönetimi, Bostancı kapısının açılmaması için bahaneler uyduruyor

MURAT: MASKELERİ DÜŞTÜ... İçişleri ve Köyişleri Bakanı Özkan Murat, Bostancı kapısının açılmasıyla ilgili olumsuz tavrı nedeniyle Rum yönetiminin maskesinin bir kez daha düştüğünü vurgulayarak, "Papadopulos yönetimi bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi" dedi

KALYONCU: ZİHNİYETLERİ KÖTÜ... Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, Rum yönetiminin sınırların kaldırılması gibi bir zihniyetinin bulunmadığına işaret ederek, "İstedikleri tek şey hegemonyalarını adanın tümüne yaymak, ki bu da mümkün değil" dedi

 

İki bakandan Bostancı sınır kapısının açılmasıyla ilgili Rum tavrı ve açıklamalarına sert tepki geldi. İçişleri ve Köyişleri Bakanı Özkan Murat, konuyla ilgili tavrı nedeniyle Rum yönetiminin maskesinin bir kez daha düştüğünü vurgulayarak, "Papadopulos yönetimi bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi" dedi. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu ise, Rum yönetiminin sınırların kaldırılması gibi bir zihniyetinin bulunmadığına işaret ederek, "İstedikleri tek şey hegemonyalarını adanın tümüne yaymak... Ki bu da mümkün değil" dedi. Kalyoncu, referandumda "Hayır" diyen Rumların sınırların kaldırılması gibi bir argümanın arkasına sığınamayacaklarını ifade etti.

İçişleri ve Köyişleri Bakanı Özkan Murat ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, altyapı çalışmaları tamamlanmak üzere olan Bostancı sınır kapısı yol yapım çalışmalarını yerinde izledi. Bölgede, Türk tarafındaki yol yapım çalışmaları, asfalt dökümü hariç tamamlanıyor. Asfalt dökümünün Rumların kapının açılması yönündeki olumsuz tavırlarını değiştirmesi halinde hemen gerçekleştirileceği ifade edildi.

Bakanlara, Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler, bakanlık üst düzey yetkilileri ile ilgili dairelerin yetkilileri eşlik etti. Kalyoncu, incelemelerinin ve Murat'la istişarelerinin ardından yaptığı açıklamada, aylar önce BM'nin, KTBK'nin, kendilerinin ve Rum tarafındaki askeri makamların taraf olduğu birkaç toplantı yaptıklarını, bu toplantılar sonucunda bölgede bir yol açılabileceğine dair mutabakata varıldığını söyledi. Bu yolun açılabilmesi için ara bölgedeki mayınların temizlenmesi görevini BM'nin üstlendiğini kaydeden Kalyoncu, bunun başlamamış olmasının nedeninin Rum tarafının, KKTC'nin böyle bir yol açacağına inanç getirmesiyle birlikte işi yokuşa sürmeye başlaması olduğunu kaydetti.

Türk tarafının bu yolu açmayacak olması halinde Rum tarafı için de bir sorun kalmamış olacağını ifade eden Ömer Kalyoncu, Rumların ciddi niyet görünce, "Derinya'yı da açalım, 8 kapı açalım, sınırları kaldıralım" şeklinde taleplerde bulunmaya başladıklarını, ayrıca bugün yine Rum basınında, Rum yetkililerin "Bizim için esas hedef sınırların kaldırılmasıdır" yönündeki ifadelerinin yer aldığına işaret etti.

Kalyoncu şöyle dedi:

"Sınırların kaldırılmasıyla ilgili biliyorsunuz 24 Nisan'da bir oylama yapıldı. Annan Planı oylandı. Bu plan yürürlüğe girseydi sınırlar kalkacaktı. Bu sınırlar tümüyle açılmış olacaktı. Bunu gerçekleştirmeyen Rum yönetimi şimdi iki toplumun ada üzerinde daha rahat dolaşımını engellemek için her türlü bahaneyi uyduruyor. Tam bir uydurmadır yaptıkları. Gördüğünüz gibi biz ekonomik olarak onlardan güçlü olmayan bir toplumuz. Bu yolun başlangıcını yaptık. Vergilerden toplanan bir parayla şekillendirildi bu. Bunun karşısında ise Rumlar yolun açılmaması için bahaneler uyduruyorlar. Biz belli bir noktaya geldik. Yolun açılmasından yanayız. BM'ye çağrımız doğrunun-eğrinin ortaya çıkması açısından üstlendiği görevi yerine getirerek mayınları temizlemesidir. Bu konuda ciddiyiz. Yolun daha ileriye götürülmesi için de gerekli olanakları seferber edeceğiz."

Yolda meydana gelen küçük güzergah değişikliğini de açıklayan Kalyoncu, güneye geçen eski yolun genişletilmesi gerektiğini, ancak hem BM karargahı hem de diğer askeri tesisler nedeniyle yolun genişletilmesi yerine kavis çizerek eski yolla birleştirilmesi yönünde mutabakat sağlandığını, BM'nin de yolun karargahının yanından geçmesini istemediğini ve böyle bir değişiklik yapıldığını kaydetti.

Kalyoncu, Rum yönetiminin, Rum toplumunun da sesini dinleyerek, 23 Nisan'daki tavrını sergilemekten vazgeçmesini diledi. Kalyoncu, kapıların açıldığı 23 Nisan 2003'te Rum yetkililerin sınır kapılarında durarak Rumların kuzeye geçmesini engellemeye çalıştıklarını, bu yolun açılmasını sağlamaya çalışan Rum yetkililerin de mentalitesinin aynı olduğunu söyledi.

Kalyoncu, "Ne sınırların kaldırılması gibi bir zihniyetleri vardır, ne de böyle bir mantık taşıyorlar. İstedikleri tek şey kendi hegemonyalarını adanın tümüne yaymaktır ki bu da mümkün değildir. Bunun için önlerine Annan Planı olanağı çıktı. Biz 'Evet' dedik onlar 'Hayır' dedi. Şimdi sınırların kaldırılması gibi bir argümanın arkasına sığınamazlar, Annan Planı'na evet demiş olsalardı bu gerçekleşmiş olacaktı. Biz buradayız, yolumuz da hazırdır, razı olurlarsa açılmasından yanayız" dedi.

Kalyoncu, bölgeli Rumların da yolun açılmasını istediklerini, Rum yönetiminin kendi vatandaşlarını dinlemesi gerektiğini söyledi.

Kalyoncu bir soru üzerine ara bölgedeki mayınların temizlenmesi konusunda varılan mutabakata göre BM'nin geçtiğimiz ay bu mayınları temizlemesi gerektiğini, ancak Rumların tavrı nedeniyle BM'nin de beklediğini söyledi. Kalyoncu, BM'ye de mayınların temizlenmesine başlamaları konusunda çağrıda bulundu.

Özkan Murat

Özkan Murat ise, "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..." diyerek, daha önce yapılan anlaşma gereği iki tarafın yol yapımına başlayacağını ve BM'nin de pürüzleri kaldıracağını kaydetti.

Murat şöyle dedi:

"Biz bu taraftan yola başladık. Fiilen de görüyorsunuz. Bilgime gelen konular vardır. Papadopulos yönetimine biraz ayıp oluyor çünkü vatandaşlarına yalan söylüyorlar. 'Türkler oyalama yapıyor, yol yoktur' diyorlar. Rumlar da gelip bize soruyor. İşte yol burada. Gidebileceğimiz yere kadar gittik. Bundan ötesi Rum yönetiminin kendi halkının seyahat özgürlüğünü engellemedir. Bir kez daha Rum tarafındaki yönetimin maskesi düştü. Açık ve net söylüyorum. Eğer varsa barışçı yüzleri göstersinler, ispat etsinler. Başlatsın onlar da. BM mayınları kaldırmaya hazırdır. Önemli olan Rum toplumunun isteklerine dahi cevap vermeyen bir Rum yönetimidir. Bu kadar açık ve net... Papadopulos yönetimi bir kez daha gerçek suratını gösterdi. Gerçek niyet uzlaşma, anlaşma, diyalog değildir. Gerisi hep martaval okumadır. İşte yol, basın da üzerine basıyor zaten... Gelsinler yolu yapsınlar, iki halk bu bölgede de birbirine daha kolay ulaşsınlar. Sanırım yakında Papadopulos yönetimine güneyde de şikayetler başlayacaktır."

Murat, asfaltlamayla ilgili soru üzerine ise, Rum tarafının tavrına göre hareket edeceklerini, onların adımını bekleyeceklerini, asfaltın ikinci bir proje olduğunu söyledi.

Murat, "Bu yol Papadopulos yönetiminin ne kadar barıştan yana olduğunu göreceğiz. Bu yol onun da işareti olacak" dedi.

KIBRIS 19/10/04

Nabız yokladılar

BÜTÇE CUMAYA KALABİLİR... Ağırlıklı olarak Kıbrıs sorununun görüşüldüğü toplantıya bugün devam edilecek. Saat 10.00'da başlayacak toplantıda partilerin yazılı olarak görüşlerini ileteceği belirtildi. Görüşmelerin olumlu seyretmesi halinde yarın yapılacak bütçe görüşmelerinin 22 Ekim Cuma gününe ertelenmesi de gündemde

YENİ KOALİSYON OLASILIĞI ARTTI... Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin azınlık konumuna düşmesinin ardından başlayan hükümet çalışmaları sürüyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin inisiyatifi ile başlayan görüşmelerin ilk gününde partiler toplantıdan olumlu görüşlerle ayrıldı. Özellikle DP'nin toplantıda yapıcı davranması, koalisyon olasılığını artırdı

PARTİLER BİRBİRİNİ YOKLADI... Toplantının önemli bir bölümünde siyasi partiler, olası bir koalisyonda izlenecek Kıbrıs politikasını görüştü. Özellikle Demokrat Parti'nin TKP'nin "Türkiye" ile ilgili düşüncelerini istemesi, toplantının önemli notları arasında yer aldı. TKP'nin "Garantörlerle görüşülmesi normal" cevabı, DP kanadını memnun etti

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin azınlık konumuna düşmesinin ardından başlayan hükümet çalışmaları sürüyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin inisiyatifi ile başlayan görüşmelerin ilk gününde partiler toplantıdan olumlu görüşlerle ayrıldı. Bugün yeniden bir araya gelecek olan partiler yazılı olarak görüşlerini ortaya koyacak.

Ağırlıklı olarak Kıbrıs sorununun görüşüldüğü toplantıya bugün devam edilecek. Saat 10.00'da başlayacak toplantıda partilerin yazılı olarak görüşlerini ileteceği belirtildi. Görüşmelerin olumlu seyretmesi halinde yarın yapılacak bütçe görüşmelerinin 22 Ekim Cuma gününe ertelenmesi de gündemde. Mecliste birer sandalyeyle temsil edilen 3 partinin katılımıyla 5'li koalisyonla çözüm arayışı, beş partinin ortak toplantısında ele alındı. Yaklaşık iki saatlik ortak toplantının ardından 5'li koalisyonun olabilirliğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, partilerin dün yaptıkları değerlendirmelerin ardından aynı heyetin bugün saat 10.00'da yeniden bir araya geleceği bildirildi.

Partilerin çoğunlukla genel sekreterler düzeyinde temsil edildikleri toplantı Cumhuriyet Meclisi'nde saat 11.00 civarında başladı ve 13.00'te tamamlandı. Parti yetkilileri, toplantıda alınan "prensip kararı" uyarınca görüşmenin içeriğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadılar, soruları yanıtlamadılar ve sadece yarın devam edeceklerini söylemekle yetindiler.

Tek kısa açıklamayı yapan CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer de 5'li koalisyonun kurulup kurulmayacağına ilişkin soruları yanıtsız bıraktı. Ancak Soyer, "Her siyasi parti kendi siyasi görüşleri doğrultusunda çalışmasını sürdürüyor. 5 parti var, uğraşıyoruz. 'Beşi bir yerde'yi halkımızın boynuna takalım" ifadelerini kullandı.

Kıbrıs sorunu konuşuldu

İki saat süren toplantıda siyasi partilerin ağırlıklı olarak Kıbrıs sorunuyla ile ilgili görüşlerini aktardıkları öğrenildi. Bakanlık konularının gündeme gelmediği toplantıya, bu gün program üzerinde çalışma yapılması kararı alınarak son verildi.

Görüşlerini yazılı olarak iletecek olan partiler, olumlu havanın devam etmesi halinde, Cumhuriyet Meclisi'nde yarın yapılacak bütçe görüşmelerini 22 Ekim Cuma gününe erteleme konusunda da görüş birliğine vardı.

Toplantının önemli bir bölümünde siyasi partilerin Kıbrıs konusunda birbirlerinin görüşlerini sorguladığı öğrenildi.

Demokrat Parti ile Toplumcu Kurtuluş Partisi yetkilileri, özellikle Kıbrıs sorununda Türkiye'nin rolü konusunda görüş alışverişinde bulundu. TKP Genel Sekreteri Mehmet Davulcu'nun, "Türkiye garantör ülke. Tabii ki Türkiye ile de görüşeceğiz" sözleri DP tarafından olumlu karşılandı. Aynı anda TKP'nin, "Referandum sonuçları meclis gündemine getirilerek gelecekteki Kıbrıs politikası buna göre şekillendirilmeli" önerisi de DP tarafından olumlu bulundu.

Aynı heyet, bugün devam edecek

Koalisyonun büyük ortağı CTP'nin girişimleriyle mecliste birer sandalyeyle temsil edilen Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi ile Özgür Düşünce Partisi'nin katılımıyla hükümetin azınlık sorununa çözüm çalışmaları bir süreden beri ikili temaslar halinde devam ediyor.

Dün ilk kez 5 partiyi toplu olarak bir araya getiren toplantıya CTP'den genel sekreter Ferdi Sabit Soyer ile MYK üyeleri Doğan Şahali ve Ünal Fındık, DP'den genel sekreter Mustafa Arabacıoğlu ile Güzelyurt Milletvekili Hüseyin Öztoprak, TKP'den genel sekreter Mehmet Davulcu ve Varol Öztuğ, BKP'den genel sekreter milletvekili İzzet İzcan ve Özker Özgür, ÖDP'den de genel başkan Salih Coşar, genel sekreter Kemal Havalı ve milletvekili Ünal Üstel katıldı.

5 parti, 26 sandalye

Mecliste 4 milletvekiliyle temsil edilen BDH'nın katılımıyla iki partili koalisyonun üç partili olarak genişletilmesine yönelik çalışmalardan sonuç alınamamış ve bunun ardından birer milletvekili bulunan üç partiyle yeni bir arayış başlamıştı. Bu girişimin sonuç vermesi halinde ülkede ilk kez 5 partili koalisyon kurulacak ve bu hükümetin 50 sandalyeli meclisteki çoğunluğu 26 gibi sınırlı bir sayıda olacak.

Ocak ayında 26 milletvekiliyle koalisyona giden CTP ve DP, her iki partiden de istifalarla birlikte aylardan beri 23 sandalyeyle azınlık konumunda bulunuyor.

Çarşamba günü mecliste ele alınacak 2004 bütçesi öncesinde azınlık sorununu aşmaya çalışan koalisyon hükümetinin, çarşamba günü bütçenin görüşülmesinin reddedilmesi veya çarşamba günü müzakerelerin başlamasının kabul edilmesi halinde bu kez son oylamanın yapılacağı 2 Kasım'da bütçenin onay almaması halinde istifa etmesi bekleniyor.

 KIBRIS 19/10/04

Denktaş, görevi Eroğlu’na verdi

 

KKTC’de hükümetin istifasının ardından, Cumhurbaşkanı Denktaş, hükümeti kurma görevini, Ulusal Birlik Partisi lideri Derviş Eroğlu’na verdi.

 

NTV

 

21 Ekim 2004—  Eroğlu, 15 gün içinde hükümeti kuramazsa görevi iade edecek.

 

 

 

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, “50 üyeli bir mecliste 26 sıkıntılı bir rakamdır. Ümit ederiz, daha istikrarlı bir hükümet için daha geniş bir rakam buluruz” dedi.
       Koalisyon hükümeti azınlığa düştüğü için sıkıntı doğduğunu ve 9 aylık bir bunalım yaşandığını, meclis çalışıyor mu çalışmıyor mu tartışmaları yaşandığını hatırlatan Denktaş, bu sorunların yaşanmayacağı bir yapı olması gerektiğini söyledi.
       
‘BAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇİLMELİ’
       Denktaş, Kıbrıs Rum Kesimi’ni ve başka batılı örnekleri işaret ederek, KKTC’de de artık başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini belirtti.
       Eroğlu’nun önünde 15 gün süre olduğunu kaydeden Denktaş, Kıbrıs sorununun çok kritik aşamada olduğunu, dolayısıyla asgari müştereklerde buluşmak gerektiğini söyledi.
       Derviş Eroğlu da, bütün partilerle temas edip hükümeti kurmaya çalışacaklarını belirtti ve “başarı şansımız diğer partilerin de tutumuna bağlı olacak” dedi.
       

 

 

Rumlar’dan havaalanı tepkisi

 

ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı ulaşım güvenlik birimi yetkililerinin KKTC’nin Ercan Havaalanı’nda inceleme yapmasına Güney Kıbrıs Rum yönetimi tepki gösterdi. Papadopulos ise Rum yönetiminin olaydan haberdar olduğunu söyledi.

 

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

 

21 Ekim 2004— Öte yandan, Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC’de hükümetin istifasıyla ilgili olarak, Kıbrıs Türk tarafında güveniler müzakerecilerin olmasını ümit ettiklerini söyledi.

 

Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, “Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin, ‘yasadışı’ havaalanındaki güvenlik önlemlerini incelemek için ‘işgal’ altındaki bölgede bulunan iki ABD’li uzman konusunda ABD Büyükelçiliği’ne protestoda bulunduğunu” söyledi.

GERÇEK MÜZAKERECİ TÜRKİYE”
       Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC’de CTP-DP hükümetinin istifasıyla ilgili olarak, “Karşımızdaki gerçek müzakerecinin Kıbrıs Türk liderliği değil, Türkiye olduğunu bilmekle birlikte, Kıbrıs Türk tarafından güvenilir bir müzakerecinin var olmasını arzu ediyoruz” dedi.
       
“İNCELEMEDEN HABERDARIZ”
       İki ABD’li uzmanın Ercan Havaalanı’nda inceleme yapmasıyla ilgili bir soru üzerine de Papadopulos, Rum hükümetinin, ABD hükümetinin bunu yapacağından haberdar olduğunu açıkladı.
       Papadopulos, “Biz de kendi çalışmalarımızı, kendi temaslarımızı yapıyoruz. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO ile birçok temasımız oldu ve yasadışılığı engelleme konusunda tarafımızın davasının güçlü olduğuna inanıyorum” dedi.

Ercan Havaalanı’na ABD incelemesi

ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı ulaşım güvenlik birimi yetkililerinin KKTC’nin Ercan Havaalanı’nda inceleme yaptığı bildirildi.

NTV

 

 

20 Ekim 2004—  İncelemelerin havaalanının uçuş güvenliği ve uluslararası standartlara uygunluğunun tespitine yönelik olduğu öğrenildi.

ABD’li yetkililer, KKTC Sivil Havacılık Dairesi Müdürü Mahmut Nihat’la birlikte, havaalanını gezdi; ancak incelemeleriyle ilgili açıklama yapmadı.
       Mahmut Nihat ise, gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, ABD’li yetkililerin yaptığı incelemelerin havaalanının uçuş güvenliği ve uluslararası standartlara uygunluğunun tespitine yönelik olduğunu söyledi.
       Nihat, uygulamanın 2 gün süreceğini belirterek, yetkililerin hava ve yer trafiğinin akışıyla ilgili değerlendirmelerde bulunacağını kaydetti.
       Kıbrıs’ta Annan Planı için yapılan referandumun ardından, ABD yönetimi KKTC’ye yönelik izolasyonun kaldırılması çerçevesinde, KKTC havaalanlarını uluslararası uçuşlar için kullanabileceğini duyurmuştu.
       

KKTC'de hükümet kurma görevi Eroğlu'nda

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na verdi.

Denktaş, Eroğlu'nu kabulünde yaptığı açıklamada, hükümetin dün istifa ettiğini belirterek, “Anayasa'nın öngördüğü şekilde temas başlattığını ve hükümeti kurma görevini Eroğlu'na verdiğini” söyledi.

Eroğlu'nun hükümeti kurması için 15 günlük süresi olduğuna dikkati çeken Denktaş, “15 gün beklemek şart değil” dedi.

CTP-DP hükümetinin yaşadığı sıkıntılara işaret eden Denktaş, artık başkanlık rejimine geçilmesi gerektiğini söyledi. Denktaş, başkanlık sisteminin diktatörlük olmadığını belirtti ve konunun uzmanlarla halk tarafından tartışılmasını istedi.

Kıbrıs sorununun çok ciddi bir safhadan geçtiğini kaydeden Denktaş, herkesin üzerine düşen bir görevi olduğunu söyledi.

UBP Genel Başkanı Eroğlu da, görevi kendisine verdiği için Denktaş'a teşekkür ederek, 15 günlük sürede mümkün olduğunca bir koalisyon hükümeti oluşturmaya çalışacağını bildirdi.

Bunun sadece kendilerine bağlı olmadığını kaydeden Eroğlu, iyi niyetle tüm siyasi partilerle temas içinde olacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bir gazetecinin, “26'yı bulması halinde görevi Eroğlu'na vereceği” sözünü hatırlatarak, bu yönde bir işaret alıp almadığı sorusunu yanıtlarken, 26'nın kritik bir sayı olduğunu belirtti ve “Ümit ederim 30'la gelir” dedi.

 (aa)

 

 

HURRIYET 21/10/04

KKTC'de hükümeti kurma görevi Eroğlu'nun

21/10/04 RADIKAL

Talat hükümetinin istifasının ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yeni hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na vereceğini açıkladı. UBP, Cumhuriyet Meclisi'nde en çok sandalyeye sahip parti. Eroğlu, hükümetin kurulması görevinin kendisine verilmesi halinde koalisyon için ilk teklifi Serdar Denktaş'a götüreceğini açıklamıştı. Eroğlu, görevi aldıktan sonra 15 gün içinde hükümeti kuramazsa o zaman yeniden Cumhurbaşkanı Denktaş devreye girecek. Denktaş, görevi ya yeni bir isme verecek ya da 60 gün içinde erken seçim isteyecek.
KKTC'da 13 ocak 2004'de kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Demokrat Parti koalisyon hükümeti dün istifa etmişti.

Kuzey Kıbrıs hükümetsiz

KKTC'de ocakta kurulan CTP-DP hükümeti, bütçe meclisten geçmeyince istifasını verdi. Denktaş'ın, UBP lideri Eroğlu'nu görevlendirmesi bekleniyor

RADIKAL 21/10/04

SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA - Annan Planı'nın referanduma götürüldüğü ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB'ye girdiği kritik süreçte KKTC'de iktidar misyonu yüklenen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti, mecliste 2004 yılı mali bütçesinin onayı için gereken çoğunluğu bulamayınca istifa etti.
Dün Başbakan Mehmet Ali Talat'ın istifa mektubunu Yılan Adası'ndaki konutunda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu. Denktaş ise 50 sandalyeli mecliste salt çoğunluk olan 26'yı bulması halinde hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri Derviş Eroğlu'na vereceğini açıkladı. Denktaş, bu süreçte CTP-DP hükümetinin işbaşında olacağını belirtti. Halihazırda, UBP'nin 19, CTP'nin 18, DP'nin 5, BDH'nın 4, TKP, BKP, YP ve ÖDP'nin birer sandalyesi var. 13 Ocak 2004'te kurulan CTP-DP hükümeti, üç vekilinin istifasıyla nisandan beri 23 koltukla azınlıktaydı.

'Denktaş teşekkür etti'
Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da ortak basın toplantısı düzenledi. Talat, "Hükümet için büyük gayret ortaya koyduk. Bu meclisten 'istikrarlı' bir hükümet çıkarmayı başaramadık. Hükümetimiz zamanında Kıbrıs Türk halkının kaderiyle ilgili çok önemli gelişmeler yaşandı" dedi. "Hiç kimseyi eleştirmek, suçlamak niyetinde değilim" ifadelerini kullanan Talat, "İstikrarlı bir hükümet çıkarsa seçim değil, hükümet kurulsun derim. Ama bu meclisten istikrarlı bir hükümet çıkarmak mümkün değil" yorumunu yaptı. Talat, 'İstifanızı sunarken Denktaş'ın tutumu nasıldı' sorusuna "Bizlere teşekkür etti. Uluslararası temaslardan memnun olduğunu söyledi" yanıtını verdi. Serdar Denktaş ise, "Uyum içinde çalıştık. Birbirimizin kuyusunu kazmadık" dedi. DP Başkanı, "Yeni hükümet oluşmazsa ocakta erken seçim olur" öngörüsünde bulundu.

Talat ağladı
Mehmet Ali Talat'ın basın toplantısında duygulanarak gözyaşlarını sildiği görüldü. Talat, istifa kararını önce bir yemekte sadece Çin Büyükelçisi'ne söylediğini aktarınca Serdar Denktaş "Dünyada kalan tek yoldaşı" diye espri yaptı.
UBP Genel Başkanı Eroğlu ise, hükümeti kurma görevinin kendisine verilmesi durumunda ilk teklifi eski ortağı DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'a götüreceğini açıkladı. Eğer Cumhurbaşkanı Denktaş, Eroğlu'nu görevlendirir ve 15 gün içinde hükümet kurulamazsa Cumhurbaşkanı'nın iki ay içinde meclisi erken seçime götürmesi gerekiyor. 2004 bütçe tasarısının geri çekildiği meclis ise 4 Kasım'a kadar tatil ilan edildi.

Kördüğüm

DENKTAŞ: 26'YI BULURSA GÖREV UBP'NİN... Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mecliste 26'yı bulabilecek durumda olması halinde yeni hükümeti kurma görevini UBP'ye vereceğini söyledi. Denktaş, bugün, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile görüşeceğini söyledi

TALAT: DOĞRUSU, ERKEN SEÇİME GİDİLMESİDİR...CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, "Bu parlamentodan istikrarlı bir hükümet çıkmaz. Doğrusu, bazı denemeler yapılıp erken seçime gidilmesidir" dedi ve yeni hükümet kuruluncaya kadar görevlerinin başında olduğunu belirtti

SERDAR DENKTAŞ: HERKESE AÇIĞIZ.... DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Hükümeti kuracak olan biz değiliz. Bize teklif gelecek. Herkese açığız. Konjonktüre uyuyorsa, vizyonumuz içinde rahat çalışabileceksek değerlendiririz" dedi

EROĞLU: İLK TEKLİFİ SERDAR DENKTAŞ'A GÖTÜRECEĞİM... UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümeti kurma görevinin kendisine verilmesi halinde ilk teklifi eski ortağı DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'a götüreceğini açıkladı

Ülkemizde 13 Ocak 2004'te işbaşına gelip 24 Nisan referandumundan iki gün sonra DP'li iki milletvekilinin istifasıyla azınlığa düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti, dün sabah istifa etti.

Haftalardır ülke gündemini meşgul eden hükümet sorunu, kabinenin istifasıyla noktalandı ancak siyasi belirsizliği de beraberinde getirdi.

Siyasi gözlemciler, hükümetin istifasıyla girilen bu süreci "kördüğüm" olarak nitelerken, siyasetin kilitlendiğine dikkat çekip erken seçim alternatifini işaret ediyor.

"Toplumsal uzlaşı ve çözüm" sloganıyla 26'ya dayalı bir koalisyon olan ve ömrü yaklaşık 9 ay süren CTP/BG-DP koalisyon hükümeti, istifa etmiş olmasına rağmen yeni hükümet kuruluncaya dek işbaşında kalacak.

Önce 3'lü ardından da 5'li koalisyon arayışlarında bulunan ancak bu girişimlerinde başarısız olan CTP/BG-DP koalisyonu, dün bütçe görüşmelerine geçilmeden istifa seçeneğini yürürlüğe koydu.

Başbakan Mehmet Ali Talat, dün saat 09.10'da hükümetin istifasını Yılanadası'nda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu.

Hükümetin istifasının ardından katıldığı bir etkinlikte açıklama yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mecliste 26'yı bulabilecek durumda olması halinde yeni hükümeti kurma görevini anamuhalefet Ulusal Birlik Partisi'ne (UBP) vereceğini söyledi.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu da hükümeti kurma görevinin kendisine verilmesi halinde ilk teklifi eski ortağı DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'a götüreceğini açıkladı.

Fakat, mecliste 19 sandalyesi bulunan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun görevi alması durumunda hükümeti kurma olasılığının hayli zor olduğu görülüyor.

Meclisteki çözüm yanlısı partiler, 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na yüzde 65 "evet" diyen Kıbrıs Türk halkının iradesi ortada iken Annan Planı'na dayalı bir çözüme karşı olan ve referandumda "hayır" cephesinin başını çeken UBP ile koalisyona girmeye hiç de sıcak bakmıyor.

CTP, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ve Birleşik Kıbrıs Partisi'nin (BKP) UBP ile koalisyon kurmayacağına kesin gözle bakılırken DP için aynı iyimserlik gösterilmiyor. Nitekim dün hükümetin istifasının ardından DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, katıldığı bir televizyon programında erken seçimi işaret etse de UBP ile olası bir koalisyona açık kapı bıraktı.

Serdar Denktaş, partisinde "UBP ile kesinlikle olmaz diye bir durumun söz konusu" olmadığını söyledi.

Yine de matematiksel olarak mecliste birer sandalye ile temsil edilen BKP ve Yeni Parti'nin (YP) de katılımıyla UBP'nin DP ile hükümet kurma olasılığı göz ardı edilmiyor.

Siyasi gözlemcilere göre, böyle bir koalisyon, 24 Nisan referandumunda ortaya çıkan yüzde 65'lik halk iradesinin göz ardı edilmesi anlamına geliyor ve halka rağmen statükocu bir hükümet işbaşına gelse de uzun ömürlü olacağına pek ihtimal verilmiyor.

Siyasi gözlemciler, ülkenin sürüklene sürüklene bir erken seçime doğru gitmekte olduğunu söylüyor.

Yine aynı gözlemciler, siyasette şu anda tamamen belirsizlik ve kördüğümün hakim olduğuna vurgu yapıyor.

Denktaş: 26'yı bulursa görev UBP'nin

Dün sabah GAÜ Karaoğlanoğlu kampusunda düzenlenen 20. kuruluş yılı kutlama etkinliklerine katılan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, istifa eden hükümetle ilgili olarak basına açıklamada bulundu.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mecliste 26'yı bulabilecek durumda olması halinde yeni hükümeti kurma görevini UBP'ye vereceğini ifade etti.

Bugün, mecliste en fazla milletvekili sayısı olan UBP'nin genel başkanı Derviş Eroğlu ile görüşeceğini ifade eden Denktaş, hükümeti oluşturabilecek 26 milletvekili sayısına ulaşabilecekse yeni hükümeti kurma görevini UBP'ye vereceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün sabah istifa eden Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki hükümetin, yenisi kuruluncaya dek görevine devam edeceğini kaydetti.

Eroğlu'ndan ilk açıklama

Ana muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümet kurma görevinin kendisine verilmesi halinde koalisyon oluşumu için ilk teklifi eski ortağı DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'a götüreceğini açıkladı.

Eroğlu, BRT'ye yaptığı açıklamada, istifa eden hükümetin bütçesinin otomatik olarak kadük olduğunu da belirterek, Serdar Denktaş'ın 2004 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı'nın geçmesi yönünde siyasi partilere yaptığı çağrıyı kabul etmenin mümkün olmadığını kaydetti.

Yeni oluşacak hükümetin bütçeyi geçirme şansına sahip olduğunu söyleyen Eroğlu, "Olmayan hükümetin olmayan bütçesini görüşelim ve rafa kaldıralım anlayışı bana göre yanlıştır" dedi.

Eroğlu, hükümeti kurma görevi almaları halinde tüm partilerle görüşeceklerini dile getirerek, diğer partilerin söylemlerine karşın kendilerinin tüm partilere eşit mesafede olduklarını bildirdi.

Derviş Eroğlu, "Bazıları yüzde 65'e kilitlenmiş kalmış, onun için tehdide varan sözlerle gündemi değiştirmeye çalışmakta ve antidemokratik tavırlar içerisine girileceği mesajları vermektedir. Bana göre bu yanlıştır" şeklinde konuştu.

Hükümet kurma için bir siyasi partiye tanınan 15 günlük sürenin tümünü kullanıp kullanmayacağının sorulması üzerine de Derviş Eroğlu, bir hükümet kurulacaksa bunun bir haftalık süre içerisinde belli olacağını söyledi.

Ortaklar birlikte açıkladı

Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, dün saat 10.15'te Cumhuriyet Meclisi'ndeki düzenledikleri basın toplantısında CTP-BG-DP koalisyon hükümetinin istifa gerekçelerini açıkladı.

Cumhuriyet Meclisi Mavi Salon'da gerçekleşen basın toplantısında bakanlar ve milletvekilleri de hazır bulundu.

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasıyla ilgili olarak, "Bu parlamentodan istikrarlı bir hükümet çıkmaz. Doğrusu bazı denemeler yapılıp erken seçime gidilmesidir" dedi.

Başbakan Talat, hükümetin istifa gerekçelerini açıklamak amacıyla, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile birlikte mecliste düzenlediği basın toplantısında, UBP ile bir koalisyon ortaklığına gidilip gidilmeyeceğinin, ancak parti yetkili kurullarında değerlendirildikten sonra kararlaştırılabileceğini belirterek, bu konuda görüş belirtmedi.

DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da UBP ile ortaklık konusunda, Talat'ın söylediklerine katıldığını belirtti. Ancak Denktaş, "Hükümeti kuracak olan biz değiliz. Bize teklif gelecek. Herkese açığız. Konjonktüre uyuyorsa, vizyonumuz içinde rahat çalışabileceksek değerlendiririz" ifadelerini kullandı.

Bu arada, Başbakan Mehmet Ali Talat, bütçeyle ilgili bir soruya karşılık, "Prosedür inceleniyor, alternatiflerden birisi bütçenin geri çekilmesidir, ancak erteleme de olabilir" dedi. Daha sonra ise 2004 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı meclisten geri çekildi.

Ancak Serdar Denktaş'ta konuyla ilgili olarak, "Hükümetin değil, devletin bütçesidir. Gönül arzu eder ki bu bütçe tüm partilerin onayıyla geçsin ve yeni hükümetin önü açılsın" dedi.

Basın toplantısına, bakanlar ve milletvekilleri yanında bazı bürokratlar da yoğun ilgi gösterdi. Basın toplantısını aralarında Rum gazetecilerinde bulunduğu bir basın ordusu izledi.

Talat: Meclis aritmetiğiyle istikrarlı hükümet çıkmaz

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, bugünkü meclis aritmetiğiyle istikrarlı bir hükümet kurulacağına inanmadığını belirterek, "Bazı denemeler yapılır ve seçime gidilir. Ama öncelikli tercihim hükümetin kurulmasıdır" dedi.

Talat, Kıbrıs konusundaki önemli gelişmeler nedeniyle yeni hükümet kuruluncaya kadar koalisyon hükümetinin görevine devam edeceğini de söyledi.

DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da, CTP-DP koalisyon hükümetini "Bugüne kadar kurulan en uyumlu koalisyon" olarak niteledi. Yeni hükümet formülleriyle ilgili olarak, "Hükümet kuracak parti biz değiliz, herkese açığız" diyen Denktaş, yeni yılın başında ülkenin seçime gideceği tahmininde bulundu.

İstifa mektubu, basından uzak Yılanadası'nda

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, saat 09.00 sıralarında Cumhurbaşkanı Denktaş'a Yılanadası'ndaki konutunda hükümetin istifasını sunmasının ardından Cumhuriyet Meclisi'ne geldi. Büyük bir izdihamın yaşandığı mecliste DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, kabine üyeleri ve milletvekillerinin de katılımıyla bir basın toplantısı düzenleyen Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümetin istifasını kabul ettiğini anlattı.

İstifa mektubunun basından uzak Yılanadası'nda sunulmasının nedenlerinin sorulması üzerine ise Talat, cumhurbaşkanının Girne'deki programı nedeniyle bu yolu seçtiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın teşekkür ederek istifayı kabul ettiğini söyleyen Talat, "Hükümetin çalışmalarından memnuniyetini belirtti ve iyi bir hükümet kurulmasını diledi" diye konuştu.

Başbakan Talat, "Zaman zaman basından kaçtık, bazen kaçındık, ama hiçbir zaman sis perdesi, karanlık yaratmadık" ifadelerini de kullandı.

Kıbrıs Türk halkının kaderinde belirleyici oldu

13 Ocak'ta kurulan CTP-DP koalisyon hükümetinin performansını kısaca değerlendiren Başbakan Talat, hükümetin dokuz aylık icraatlarıyla ilgili ayrıntılı bir basın toplantısı düzenleyebileceğini kaydetti.

CTP-DP koalisyon hükümeti döneminde ülkede önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Başbakan, "Bu hükümet Kıbrıs Türk halkını burnu kanamadan, çatışma olmadan referanduma götürdü" dedi.

Göreve devam

Kıbrıs konusunda önemli gelişmelerin yaşandığına ve izolasyonların kaldırılması için mücadele verildiğine dikkat çekerek, ülkenin bu dönemde istikrarlı hükümete ihtiyacı olduğunu söyleyen Talat, yeni hükümet kuruluncaya dek hükümetin görevini sürdüreceğini kaydetti.

İstikrarlı hükümet çıkmaz

Koalisyon hükümetinin 24 Nisan referandumunun hemen ardından istifalarla azınlığa düştüğünü, meclise sunulan güvensizlik önergesinin de kabul edilmediğini anlatan Başbakan Talat, "Buna rağmen birçok yasa ve icraata imza atıldı. Çoğunluk hükümeti için birçok iyi niyetli girişim oldu. Ama istikrarlı bir hükümet çıkarmayı başaramadık ve istifaya karar verdik. Bu aritmetikle istikrarlı bir hükümet çıkmaz" diye konuştu.

Amaç, istifa etmeden seçime gitmekti

"Gecikmiş bir istifa değil mi?" şeklindeki soruya da Talat, "Çoğunluğu sağlayacağımıza dair umutlar vardı. Bunun için de samimi girişimler yaptık ama sonuç alamadık. Amaç istifa etmeden erken seçime gitmekti. Bu durumda hükümet uluslararası alanda da prestijini yitirmemiş olurdu" dedi.

UBP ile ortaklık olur mu?

CTP Genel Başkanı Başbakan Talat, UBP ile ortaklık konusunda görüşünün sorulması üzerine ise, "Yetkili kurullarda görüşülmedi. Parti adına açıklama yapmam mümkün değil" diyerek yanıt vermedi.

Ülkede istikrarlı bir hükümet kurmanın öncelikli tercihleri olduğunu, erken seçimin ancak bu konuda başarı sağlanamaması halinde mümkün olabileceğini söyleyen Talat, "Meclis aritmetiğinden istikrarlı hükümet çıkartmak mümkün değil. Kurulabilecek hükümetin sayısı 26, maksimum 27 olur" ifadelerini de ekledi.

DP, tekliflere açık

Serdar Denktaş da, istikrarlı hükümet arayışına ilişkin tüm girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine önceki gün başbakanla yaptıkları toplantıda istifa kararı aldıklarını söyledi.

Hükümetin azınlık sorununu aşmak amacıyla son yapılan beşli koalisyon girişiminin de istikrarlı bir hükümet öngörmediğini anlatan Denktaş, yeni süreçte UBP ile koalisyona nasıl baktıklarına ilişkin sorulara karşılık, yetkili kurullarda değerlendirme yapılmadan bir şey söyleyemeyeceğini kaydetti.

Denktaş, konuyla ilgili ısrarlı sorulara karşılık, "Hükümeti kuracak parti biz değiliz, bize teklif gelir. Biz herkese açığız. Konjonktüre uyuyorsa, vizyonumuz içinde rahat çalışma mümkünse değerlendireceğiz" dedi.

Denktaş, konjonktüre uygun bir hükümet kurulamaması halinde ülkenin yeni yılın başında seçime gideceğini kaydetti.

En uyumlu koalisyon

CTP-DP koalisyon hükümetini, 1994'te başlayan koalisyonlar döneminin "en uyumlu koalisyonu" olarak niteleyen Denktaş, bunun nedenlerini "iki partinin birbirlerinin farklılıklarına saygı göstermesi, karşılıklı anlayış ve samimiyet, birbirlerinin arkasından kuyu kazmaması" olarak açıkladı.

Denktaş, "Gönül arzu ederdi ki bu uyumlu hükümet devam etsin. Ama çeşitli nedenlerle azınlığa düştük ve yaptığımız girişimler de sonuç vermedi. Son olarak beşli hükümet kursaydık da aynı nisap sorunu yaşanacaktı" dedi.

Bütçeye, bütün partiler onay vermeli

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, dün mecliste görüşülmesi beklenen, ancak hükümetin geri çekilen 2004 mali yılı bütçesiyle ilgili olarak da, "Bu bütçe hükümetin değil, devletin bütçesi. Bütün partilerin onayıyla bu bütçenin onaylanması halinde yeni hükümetin önü açılır. Bu bütçenin her halükarda geçmesi lazım, çünkü erken seçimde bu bütçe kullanılacak. Bütün partilerle konuşacağız" dedi.

"Ketum" başkan

Kendini "basına karşı en ketum davranan parti başkanı" diye niteleyerek basına teşekkür eden Serdar Denktaş, kabine üyeleri, iki partinin milletvekilleri ile başbakana teşekkür etti.

Dünyadaki son yoldaş

Bu arada basın toplantısındaki bir soru üzerine liderlerin esprileri, salonda gülüşmelere neden oldu.

Başbakan Talat, "Türkiye veya uluslararası aktörlere istifayla ilgili bilgi verip vermediğine" ilişkin soruya, "Dün akşam (önceki akşam) Çin büyükelçisi ile yemekteydim, 'uluslararası aktör' olarak Çin büyükelçisine söyledim" diye esprili bir yanıt verdi. Bunun üzerine Serdar Denktaş'tan da "dünyadaki son yoldaşı" diye bir espri geldi ve karşılıklı gülüşmeler basın toplantısının havasını değiştirdi.

KIBRIS 21/10/04

Amerikalılardan Ercan Havaalanı'na güvenlik teftişi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulaştırma ve Güvenlik Birimi, adanın kuzeyine direkt uçuşların başlatılmasıyla ilgili olarak Ercan Havaalanı'nda inceleme çalışmaları başlattı. ABD Ulaştırma ve Güvenlik Birimi memurlarının direkt uçuşların yapılmasına uygunluğu açısından Ercan Havaalanı'nda güvenlik standartları değerlendirmesi yapacağı iki günlük incelemelerinin ilk gününde Ercan'ın hava trafiği dahil tüm güvenlik aşamaları incelendi.

Gazetecilerin dünkü incelemelerini bir süre izlediği Amerikalı memurlar, isim ve görevleri dahil tüm sorularını yanıtsız bıraktı.

Amerikalı memurlar, Sivil Havacılık Müdürü Mahmut Nihat eşliğinde dün Ercan Havaalanı'nda güvenlik sistemi ve uygulamasıyla ilgili olarak kısa bir tanıtım gezintisi yaptılar. İncelemede Amerika'nın Lefkoşa Büyükelçiliği'nden bir görevli de hazır bulundu.

Sivil Havacılık Dairesi Müdürü Mahmut Nihat, incelemeler esnasında gazetecilere kısa bir açıklamada bulunarak, ABD Ulaştırma ve Güvenlik Birimi'nden iki memurun, Ercan Havaalanı'nda güvenlikle ilgili olarak iki günlük bir inceleme çalışması yapmak üzere adada bulunduklarını ifade etti. Nihat, inceleme sonunda yapılacaklarla ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını kaydetti.

Gezinti esnasında Amerikalı memurlar, Ercan Havalimanı'nın yeni bir havalimanı olduğunu ifade ederken, Ercan Havaalanı'ndaki güvenlik kartları, güvenlik kameraları ve bagaj güvenliği ile ilgili olarak birtakım sorular sordular ve Ercan Havaalanı'ndaki güvenlik sistemini Amerika'da havaalanlarında uygulanan sitemle karşılaştırdılar.

ABD elçiliğinden açıklama

Amerikan Büyükelçiliği'nin sözcüsü tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD hükümeti, Kıbrıslı Türklerin uluslararası izolasyonunu sona erdirerek, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünü kolaylaştırmak için Avrupa Birliği'nin tutumuna paralel olarak, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu tavsiyeleri desteklemek amacıyla adımlar attı.

Açıklamada, ABD Ulaştırma ve Güvenlik Birimi'ndeki görevli memurların, Kuzey Kıbrıs'tan ve Kuzey Kıbrıs'a, ABD'de ve diğer uçuş noktalarına yapılması planlanan hava iletişiminin kurulması yolundaki engellerin incelenmesi amacıyla, havaalanı güvenliği konusundaki bilgilerini geliştirmek üzere Ercan Havaalanı'na ziyarette bulundukları bildirildi.

Bu gayri resmi incelemelerde elde edilen bilgilerin ilgili birimler tarafından gözden geçirileceği ifade edilirken, incelemelerle ilgili olarak herhangi bir karar alınmadığı kaydedildi.

KIBRIS 21/10/04

Kıbrıs konusu, dünya gündemini meşgul edecek

KKTC Washington temsilcisi Osman Ertuğ, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos konuya "işgal" olarak baktığı ve Kıbrıslı Türklerle eşit temellerde yeni bir ortaklık kurma girişiminden uzak durduğu müddetçe Kıbrıs sorununun dünyanın gündemini meşgul edeceğini vurguladı.

Andrew Borowiec'in 15 Ekim'de Washington Times gazetesinde yayımlanan "Türkiye'nin AB Yolunda İlerleyişi Adanın Değerini Düşürüyor" başlıklı makalesine yanıt veren Ertuğ, aynı gazetenin dünkü sayısında yayımlanan mektubunda, "Türkiye'nin AB'ye yaklaşması Kıbrıs sorununa duyulan ilgiyi azaltacaktır" iddialarına karşı olduğunu ifade etti.

Ertuğ, uluslararası topluluğun Kıbrıs sorununa ilerleyen zamanlarda daha az ilgi gösterebileceğini, ancak bunun Türkiye'nin AB yolunda ilerlemesinden kaynaklanmadığını kaydetti.

Makalede Türkiye'den "adanın kuzeyini işgal eden ülke" olarak bahsedilmesinin ve "1974 işgali" gibi ifadelerin kullanılmasının yanlış olduğunu vurgulayan Ertuğ, Türkiye'nin 1974 yılındaki müdahalesinin 1960 yılında imzaladığı Garanti Anlaşması'nın verdiği bir hak olduğunu belirtti.

Ertuğ, Atina Temyiz Mahkemesi'nin 21 Mart 1979 tarih ve 2688/79 sayılı kararında Türkiye'nin müdahalesinin yasallığını kabul ettiğini ifade ederek, 1974 yılından bu yana adada bulunan Türk askerinin barışı sağlayan bir unsur olduğunu kaydetti ve Türk askerinin adada bulunmasının bir "işgal "olarak nitelendirilemeyeceğini anlattı.

Osman Ertuğ, Türkiye'nin yıllardan beridir devam eden "AB emellerinin" değil, Rumların BM çözüm çabalarını reddedişinin uluslararası topluluğu hayal kırıklığına uğrattığını da vurguladı.

KIBRIS 21/10/04

Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi: AB ile KKTC arasındaki direkt ticaret, hukuki açıdan uygundur

Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi; AB ile KKTC arasında Direkt Ticaret Tüzüğü'nün Avrupa Mahkemesi'nin gereklerine uygun olduğu ve bu tüzüğün AB'nin ticaret politikasında sorun yaratmadığı görüşünü dile getirdi.

Fileleftheros gazetesi "Prodi: Direkt Ticaret Hukuki Açıdan Doğru - Avrupa Milletvekilinin Sorusuna Yazılı Cevap" başlığıyla yayımladığı haberinde, Prodi'nin bu görüşlerini, Yeni Demokrasi (ND) partili Yunan Avrupa Milletvekili Yeorgios Papastamkos'un temmuz ayında sunduğu yazılı soruya verdiği yanıtta dile getirdiğini bildirdi.

Gazete Papastamkos'un yazılı sorusunun iki bölümden oluştuğunu; birinci bölümde; Direkt Ticaret Tüzüğü'ne temel olarak AB'nin kuruluş sözleşmesinin 133. maddesinin (üçüncü ülkelerle ticaretle ilgili) seçilmesinin, önerilen düzenlemenin meşruiyetini garantiye alıp almadığının sorulduğunu; ikinci bölümünde ise, ortak ticaret politikasının özel hedefinin haklı olup olmadığının izah edilmesinin istediğini yazdı.

Gazeteye göre Romano Prodi, Papastamkos'un sorusunun birinci bölümüne şu yanıtı verdi:

"Avrupa Komisyonu, Avrupa Mahkemesi tarafından hukuki temel seçimi konusunda ortaya konulan taleplerin tamamen bilincindedir ve buna şaşmaz bir şekilde uyuyor."

Prodi, sorunun ikinci bölümüne yanıtında ise KKTC'nin, AB'nin gümrük bölgesi olmadığını, çünkü bu kesimde AB normlarının uygulanmasının ertelendiğini kaydetti. KKTC'yle ticari alış verişlere yasak olmadığına işaret eden Prodi, "Ortak ticaret siyaseti kuralları bu tür alış verişler için uygulanırdır. Özel kurallar olmadığından, başka alternatif yoktur" dedi.

Habere göre Prodi, Papastamkos'a yanıtında ayrıca; Kıbrıs'ın, Avrupa gümrük alanına entegre olmamış olan bölgesinin özellikli olmadığını, benzer şekilde, ortak gümrük alanından mahrum olan başka yerler de bulunduğunu söyledi ve Cebelitarık vb. yerleri buna örnek gösterdi.

Aynı gazete "Brüksel'deki Görüntü Puslu -Tek Kesin Olan, Kıbrıslı Türklere Yönelik 259 Milyon Euroluk Finansman Tüzüğü -Direkt Ticaret Askıda" başlık ve spotlarıyla verdiği haberinde, AB'nin, Kıbrıslı Türklere yönelik 259 milyon euroluk Mali Finansman Tüzüğü'nü, Rum yönetiminin de oluruyla 22 Kasım'da onaylayacağını, ancak KKTC'yle Direkt Ticaret Tüzüğü'nü askıda bırakacağını yazdı.

Gazete, Hollanda dönem başkanlığının, perde gerisinde, iki tüzüğün paket olarak ileri götürülmesi konusunda Rum yönetimi ile İngiltere arasında var olan görüş ayrılıklarının üzerine köprü kurma yöntemleri bulmaya çalıştığını, ancak bu çabalarının sonuç vermediğini yazdı.

Gazete Brüksel kaynaklı bilgilere dayanarak; Hollanda dönem başkanlığının, iki tüzüğün birbirinden ayrılmasını kabul ettiğini ve bu yöntemle, finansman tüzüğü için oybirliği sağlanabileceğini düşündüğünü belirtti ve hiç kimse tarafından teyit edilmemekle birlikte, Hollanda'nın, AB-KKTC direkt ticaret tüzüğünün görüşülmesini önümüzdeki yıla bırakacak göründüğünü, Avrupa Komisyonu'nun da bu konuda hemfikir göründüğünü belirtti.

Haravgi gazetesi, Prodi'nin Papastamkos'a yazılı yanıtını "İşgal Bölgeleri Üçüncü Ülke Değildir -Ancak Romano Prodi Direkt Ticaret Tüzüğü'nü Haklı Gösteriyor" başlığıyla okurlarına aktardı.

Gazeteye göre Prodi "Komisyon, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tam denetim kuramadığı bölgelerin üçüncü ülke olarak göğüslenmesi gerektiği görüşünde değildir, ancak başka bir hukuki temel amaca hizmet etmez" dedi.

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen de Papastamko'nun; Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs ve Kıbrıslı Türklere ilişkin rolü hakkındaki sorusunu yanıtladı. Verheugen diğer şeyler yanında şunları da söyledi:

"Komisyonun yasama inisiyatifleri, Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik kalkınmasını cesaretlendirerek; Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna son vermeyi ve Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini kolaylaştırmayı amaçladı."

Politis haberi "Prodi Ticarette Israrlı" başlığıyla yansıttı.

Alithia gazetesi, "AB, Kıbrıslı Türklerin İzolasyonuna Son Vermekte Kararlı -Prodi ve Verheugen, Ekonomik Kalkınmalarını (Kıbrıslı Türklerin) İleri Götürüyor" başlık ve spotlarını kullandı.

Mahi gazetesi ise "Yannakis Omiru Memnun" başlığıyla aktardığı haberinde, AB ile KKTC arasında direkt ticareti öngören tüzüğün görüşülmesinin, Hollanda dönem başkanlığı tarafından gelecek yıla bırakılması kararını, "ilk bakışta olumlu" diye nitelediğini bildirdi.

Gazete Omiru'nun "Önce bütün gerekli bilgileri almamız gerek. Ancak ilk bakışta, Hollanda dönem başkanlığının karar alınması konusunda zaman baskısı yapmaması olumludur. Çünkü, bizim tarafa,

inisiyatifler geliştirmek ve meşruiyet ilkelerine, uluslararası ve AB meşruiyetine, yani Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 sayılı kararlarına ve Lüksemburg'daki Avrupa Mahkemesi'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'nden ürün ihracatına ilişkin kararına uyulması gerektiği konusunda ikna edebilmemize zaman kazandırdı" dedi.

Haravgi gazetesi, "Sahte Devletin Yükseltilmesi Metotlamaları Boşa -Nikos Katsuridis: AB İlkelerinin İhlali, Yine AB İçin Tehlikeli Bir Emsal Olur" başlıklı haberinde; AKEL Meclis Grup Sözcüsü Nikos Katsuridis'in; AKEL'in; "sahte devletin yükseltilmesi metotlamalarının boşa çıkacağı, çünkü AB ilkelerinin olası ihlalinin sadece Kıbrıs'ı darbelemeyeceği, AB için de tehlikeli bir emsal teşkil edeceği" görüşünü dile getirdiğini bildirdi.

Gazeteye göre Katsuridis; Hollanda dönem başkanlığının, Kıbrıslı Türklere mali finansman verilmesinin, AB-KKTC direkt ticaret tüzüğünden ayrılması talebinin AKEL tarafından nasıl karşılandığının sorulması üzerine; halen birilerinin KKTC'ye bir çeşit yükseltme sağlamaya çalıştığını, ancak bunun sonuç vermeyeceğini, çünkü bunun sadece Güney Kıbrıs'ı darbelemeyeceğini, AB ve AB'ın işleyişi konusunda tehlikeli bir emsal teşkil edeceğini söyledi. Katsuridis "Kıbrıs hükümetinin rızası olmadan herhangi bir metotlamanın başarılması çok zordur" dedi.

KIBRIS 21/10/04

İngiltere Avam Kamarası Dışilişkiler Komitesi, hazırlayacağı "Kıbrıs raporu" için uzmanları dinledi: Yakın zamanda müzakerelerin başlaması mümkün değil

Eylem ERAYDIN / LONDRA

İngiltere Avam Kamarası Dışilişkiler Komitesi, Kıbrıs hakkında hazırlayacağı ve hükümete tavsiye niteliğinde sunacağı rapor çerçevesinde Keele Üniversitesi öğretim üyesi ve yazar Christopher Brewen ile Yunanistan'daki düşünce kuruluşu ELIAMEP'in uzmanlarından Dr. Philippos Saviddes'i dinledi.

İki Kıbrıs uzmanı komite üyelerinin sorularını yanıtlarken, yakın zamanda çözüm müzakerelerinin tekrar başlamasının mümkün olmayacağı konusunda birleştiler. Uzmanlar, adadan Türk askerinin çıkarılması ve yerine uluslararası bir gücün askerinin gelmesi konusunda da hemfikir olduklarını belirttikten sonra, Türkiye'nin AB'ye üyeliği sürecine tam destek verdiler.

Raporun hazırlanma aşamalarından biri olarak kabul edilen "Tanıkların Dinlenmesi" bölümü komite başkanı Donald Anderson'un, Annan Planı'nın 1974'ten beri ayrı yaşayan ada halkı için en büyük fırsat olduğunu belirttiği konuşması ile başladı.

KKTC ile doğrudan ticareti destekliyor

Yunanlı uzman Dr. Saviddes konuşmasında KKTC ile doğrudan ticareti desteklediğini ancak, AB ile BM'nin Rumların bu anlamda yaşadığı birtakım kaygıları gidermesi gerektiğini söyledi.

Türklerin aynı noktada tutulurken, Rumların da çözüme yaklaştırılması gerektiğinin altını çizen Savides, KKTC'de Rum malı olduğu öne sürülen toprakların üzerinde Türklerin inşaatlar başlatmasının gelecekte çözümü engelleyebileceğini ifade etti.

Savadis, "Çözüm şart, Akdeniz'de yeni bir Tayvan yaratılmasın" dedi.

Savides, referandum sonucu ile ilgili olarak Papadopulos hükümetinin çözüm konusunda samimi olduklarını ancak Annan Planı'nı reddetmelerinin nedeninin Türk askerinin adadaki varlığını sürdürecek olması olduğunu söyledi.

Savides, Rumların 2002 yılında Kopenhag'da plana olumlu yaklaştıklarını, ancak daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tutumunun ve güvenlik kaygılarının Rum tarafındaki durumu değiştirdiğini ifade etti.

Adadaki çözüm için en gerçekçi seçeneğin Annan Planı olduğunu söyleyen Yunanlı uzman, plan üzerinde çözüm gerçekleşmez ise ayrılığın devamlı olacağını ve geçen referandumda 'hayır' diyen Rum tarafının bundan sonraki aşamada 'evet'e yönelebileceğini kaydetti.

Seçimler Kıbrıs'ın geleceğini belirleyebilir

"AB ve Kıbrıs" kitabının da yazarı olan Christopher Brewen ise konuşmasında KKTC ve Rum kesiminde yapılacak seçimlerin Kıbrıs'ın geleceğini belirleyebileceğini ifade etti...

İngiltere'nin garantör ülke olarak Kıbrıs konusunda daha adil davranması gerektiğini vurgulayan Brewen, İngiltere'nin AB'de temsil edilmeyen Türk tarafının haklarında sahip çıkması gerektiğini söyledi.

Brewen, Rum hükümetinin Ercan Havaalanı'na sefer yapılmasını kabul etmesi halinde iyi bir jest yapacağını bunun da KKTC'nin turizmine faydası olacağını kaydetti. Annan Planı'nın reddedilmesi ile büyük bir fırsatın kaçırıldığını hatırlatan Brewen, iki tarafın anlaşması halinde Akdeniz'de barış olacağını da sözlerine ekledi.

Türkiye, AB'ye girmeli

Kıbrıs konusunda uzmanlar Dr. Savadis ve Brewen, Kıbrıs'ın artık Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlama sürecinde bir tehdit oluşturmadığını belirterek, Türkiye'nin üyelik müzakerelerine bir an önce başlaması gerektiğini vurguladılar.

Christopher Brewen, ayrıca Türkiye'in AB'ye üye olmasının Kıbrıs sorununu çözümü için de etkili olacağını belirtti.

Komiteden Kıbrıs'a ziyaret

İngiltere Avam Kamarası Dışilişkiler Komitesi, hazırlayacağı Kıbrıs raporu için kasım ayında Kıbrıs'a bir ziyaret planlıyor. Komitenin ziyaret öncesi tekrar Avam Kamarası'nda Kıbrıs konusunda uzman kişileri dinleyecekleri ve bunlardan birisinin de eski Türkiye Londra Büyükelçisi Özdem Sanberk olacağı gelen haberler arasında. İngiltere'nin AB'den sorumlu bakanı Denis MacShane'nin de ilerleyen günlerde komite ile bir araya geleceği bildirildi.

Kıbrıslı Türklerden parlamenterlere giden mektup sayısı arttı

Hazırlanacak rapor konusunda KIBRIS'a konuşan KKTC Londra Temsilcisi Namık Korhan, 16 Kasım'a kadar isteyen tarafların görüşlerini komiteye iletebileceklerini belirterek, şimdiye kadar İngiltere Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi ve Ambargo Grubu'nun raporlarının komiteye gönderildiğini söyledi.

Kıbrıslı Türklerden parlamenterlere giden mektup sayısının Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın Londra ziyareti sırasında yaptığı ikazdan dolayı arttığını kaydeden Korhan "1986-1987 yılında da aynı şekilde bir rapor hazırlanmıştı ve o raporda Kıbrıs'ın bugünkü durumuna yönelik bazı ipuçlarına yer verilmişti" dedi.

KIBRIS 21/10/04

Vatandaşlar, hükümet sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen çalışmalardan sonuç alınamaması ve CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin istifasıyla ilgili görüşlerini KIBRIS'a aktardı:

ARTIK SÖZ HALKIN... Hükümet sorununa çözüm bulmak için sürdürülen çalışmalardan sonuç alınamaması üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat'ın CTP-DP koalisyon hükümetinin istifasını dün Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunması, halk arasında üzüntüyle karşılandı. KIBRIS'a konuşan vatandaşlar,gelinen aşamada erken seçimin kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, "Ne olursa olsun bu aşamadan sonra kararı biz vereceğiz" dedi

l BELİRSİZLİK İSTEMİYORUZ... Bazı vatandaşlar, erken seçimden sonra çıkabilecek tablo hakkında herhangi bir yorum yapamazken, bazıları da hükümetin bozulmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Vatandaşlar, "Umarız bundan sonra belirsizlikten kurtuluruz. Endişelerimiz var ama sanırım bizler için seçilecek en iyi yol, erken seçim gibi görünüyor. Bugün düştü, yarın kalktı durumları olmasın artık. Bu halkın kendi geleceğini ilgilendirdiği için en doğrusu erken seçime gidilmesidir. Halk harekete geçsin ve belirsizlik ortadan kalksın" diye konuştu

Gizem ÖZGEÇ- Fazile KÖLE

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP/BG)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin mecliste azınlığa düşmesiyle başlayan hükümet sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen görüşmelerden ve son olarak beş partinin koalisyonunu öngören yeni hükümet arayışından hiçbir sonuç alınamaması, vatandaşı erken seçime yöneltti.

Hükümet kurma çalışmalarından sonuç alınamaması ve CTP/BG-DP hükümetinin istifa etmesinden sonra bu alandaki umutlarını yitiren vatandaşlar, erken seçime hazır oldukları mesajını verdi. KIBRIS'a konuşan vatandaşlar, "Siyasilerin beceremediğini biz seçimle çözeriz" dedi.

Bazı vatandaşlar, erken seçimden sonra çıkabilecek tablo hakkında herhangi bir yorum yapamazken, bazıları da, hükümetin bozulmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Vatandaşlar, "Umarız bundan sonra belirsizlikten kurtuluruz. Endişelerimiz var ama sanırım bizler için seçilecek en iyi yol erken seçim gibi görünüyor. Bugün düştü, yarın kalktı durumları olmasın artık. Bu halkın kendi geleceğini ilgilendirdiği için en doğrusu erken seçime gidilmesidir. Halk harekete geçsin ve belirsizlik ortadan kalksın" diye konuştu.

Siyasileri, beceriksizlik ve koltuk sevdalısı olmakla suçlayan çok sayıda vatandaş, artık hükümetin ne olacağını konuşmaktan da bıkmış gibi görünüyor. Vatandaşlar, süregelen belirsizlik ortamından duyduğu huzursuzluğu dile getirerek, yapılacaksa erken seçimin hemen gerçekleştirilmesini istedi.

Bazı vatandaşlar, erken seçimin Kıbrıs Türkü için en iyi seçenek olacağını savunurken, kimi vatandaş seçimle birlikte, yeniden aynı parlamento sonucunun ortaya çıkacağından tedirgin... Bazı vatandaşlar yapılacak bir seçimden CTP-BG'nin tek başına iktidara geleceğini savunurken, bazıları da Ulusal Birlik Partisi'nin yeniden hükümete geleceğini ifade etti.

 

Vatandaşlar ne dedi? Vatandaşlar ne dedi? Vatandaşlar ne dedi? Vatandaşlar ne dedi?

Ahmet Müderris:

"Artık bıktık usandık. Erken seçim olmalı diyoruz ama bu da neyi değiştirecek bilemiyorum. Mehmet Ali Talat çok zeki bir adam, bence halk onun değerini bilmeli. Aralarında anlaşmaları gerekirdi. Ne olacaksa olsun artık, bu insanlar da biraz rahat etsin."

Ebru Gevrek:

"Bir genç olarak o kadar usandım ki ne olacak diye düşünmekten, söyleyecek bir şeyimiz de kalmadı. Endişelerimiz var ama sanırım bizler için seçilecek en iyi yol erken seçim... Seçimden sonra çıkacak manzara umarım en iyisi olur."

Sümer Çamlı:

"Her geçen gün biraz daha fazla tedirgin oluyoruz. Bugün düştü, yarın kalktı durumları olmasın artık. Erken seçim olsun, halk kendi kararını kendi versin. Baştakiler de sandalye için değil halk ve vatan için çalışsınlar. Bizi çok yordular, çok yorulduk."

Ali Görür:

"Bundan sonra olacak olan erken seçimdir. Zaten tek çare olarak da önümüzde duran budur. Hükümetin istifa etmesi gerekliydi. Bu halkın kendi geleceğini ilgilendirdiği için en doğrusu erken seçime gidilmesidir. Halk harekete geçsin ve belirsizlik ortadan kalksın, çünkü dünyanın gözü üzerimizde."

Faiz Gökalp:

"Hükümetin dağılmasına üzüldük. Mehmet Ali Talat gerçekten çok yetenekli ve dirayetli bir insan. Ama çok partili olmanın kusurlarını yaşıyoruz. Halk doğruyu görerek tek beden olmalıdır. Başka çaremiz kalmadığı için erken seçim olacaktır. Seçim çok pahalıya mal olacaktır fakat yapılacaksa da umarım daha güçlü bir hükümet oluşur."

 

Cemal Macila:

"Hükümetin düşmesine çok üzüldüm. Bu duruma gelene kadar çok çalıştık. Erken seçime doğru gidiyoruz ve halk yeniden Talat'ı bir numaraya getirecektir. Umarım gelecek bizim için çok iyi olur. Seçimden sonra kargaşanın çıkacağına inanmıyorum, sanırım büyük bir farkla CTP tek başına iktidara gelecektir."

Okan Yücemöz:

"Bundan sonra hayırlısı diye bir şey kalmadı. Erken seçim olacağı besbelli. Ne ikili, ne beşli koalisyon bu ülkede yürümez. Halk ne yazık ki beklediğini bulamadı. Seçimden sonra geriye dönülecek ve UBP hükümete gelecek diye düşüyorum."

 

Kubilay Geçit:

"Hükümet başarısız oldu ve bozuldu. Yıllardır söylenen sözler hep yalan çıktı. 'Önce vatan' dendi bu söylemler de yıkıldı. Bu hükümetin de kendi adamlarından başkasına faydası olmadı. Her şey 17 Aralık tarihine odaklandı, ne olacağı belli değil. 17 Aralık'a kadar ne erken seçim olur, ne de başka bir formülle hükümet kurulur. Ama daha fazla halkla oynamasınlar."

Ayşe Taşargöl:

"Yaşanılan her gün Kıbrıslı Türkler için zaman kaybı oluyor. Beklentilerimizi yok ettiler. En iyisi erken seçim olması... Bu halk boşlukta yaşamaktan sıkıldı. Herhalde yine Türkiye ile irtibat kurulacak ve bir karar verilecektir. Bu anlamsızlığı yok etsinler, başka bir şey istemiyoruz."

Oya Boral:

"Erken seçim olsun istiyoruz. Beklemekten bıktık. Hükümet kurulsun ve sorunlar çözüme kavuşsun. Seçim sonrasında aralıkta çıkan sonuca yakın bir şey çıkacaktır ve kaos yaşanacak. Vatandaş artık sıkıldı, uğraşmak, konuşmak istemiyor. Onlar beceremediler, biz seçime gidelim ve çözelim."

Enver Sedat Semavi:

"Bu memlekette seçim olsa da bir şey değişmez. Ne olacağını Türkiye hükümeti belirleyecek. Hiç kimse bir şey yapamaz. İşte bu arada olan da halka oluyor. Erken seçime gitsek de aynı tablo ile karşılaşacağız. Bu yüzden çok fazla tartışmaya da gerek yok."

Özlem Bıçak:

"Erken seçim olması artık kaçınılmaz. Ama gelen de gideni aratıyor. Mehmet Ali Talat'ın tuttuğunu koparan kişiliğine, birçok şeyin farkında olmasına, söylediklerine güvenmiştik, ancak başaramadı. Biz toplum olarak bunları hak ediyoruz. Erken seçim olacak ama ben bugünleri arayacağımızı düşünüyorum."

Zeynep Çetin:

"Erken seçim olması şart. Bir an önce ne olacağını anlamak ve bilmek istiyoruz. Hükümet ne formülde oluşursa oluşsun gençler için hiçbir şey değişmeyecek. Ne işsizliğe, ne göçe yine çare bulunamayacak. Seçimden sonra her şey aynı olacak biliyoruz ama bıraksınlar halk bu sorunu çözsün."

Ayşegül Eşref:

"Halk için hangisi doğru ise onun olmasını istiyoruz. Erken seçim olması en mantıklısı. Halk sandığa giderek yine iradesini ortaya koyar ve sorunu çözer. Bu kadar sorunlu bir ülkede kararların çabuk verilmesi gerekir, çünkü halk bunalımdan çıkamıyor."

KIBRIS 21/10/04

Denktaş, hükümeti kurma görevini Eroğlu'na verdi


      KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümeti kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na verdi.
      Denktaş, Eroğlu'nu kabulünde yaptığı açıklamada, hükümetin dün istifa ettiğini belirterek, ''Anayasa'nın öngördüğü şekilde temas başlattığını ve hükümeti kurma görevini Eroğlu'na verdiğini'' söyledi.
      Eroğlu'nun hükümeti kurması için 15 günlük süresi olduğuna dikkati çeken Denktaş, ''15 gün beklemek şart değil'' dedi.
      CTP-DP hükümetinin yaşadığı sıkıntılara işaret eden Denktaş, artık başkanlık rejimine geçilmesi gerektiğini söyledi. Denktaş, başkanlık sisteminin diktatörlük olmadığını belirtti ve konunun uzmanlarla halk tarafından tartışılmasını istedi.
      Kıbrıs sorununun çok ciddi bir safhadan geçtiğini kaydeden Denktaş, herkesin üzerine düşen bir görevi olduğunu söyledi.
      UBP Genel Başkanı Eroğlu da, görevi kendisine verdiği için Denktaş'a teşekkür ederek, 15 günlük sürede mümkün olduğunca bir koalisyon hükümeti oluşturmaya çalışacağını bildirdi.
      Bunun sadece kendilerine bağlı olmadığını kaydeden Eroğlu, iyi niyetle tüm siyasi partilerle temas içinde olacaklarını söyledi.
      Cumhurbaşkanı Denktaş, bir gazetecinin, ''26'yı bulması halinde görevi Eroğlu'na vereceği'' sözünü hatırlatarak, bu yönde bir işaret alıp almadığı sorusunu yanıtlarken, 26'nın kritik bir sayı olduğunu belirtti ve ''Ümit ederim 30'la gelir'' dedi.
 MILLIYET 21/10/04

KKTC'de belirsizlik dönemi...


LEFKOŞA

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın, başında bulunduğu CTP - DP koalisyon hükümetinin istifasını dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunması, buradaki iç politika gelişmelerini izleyenler için sürpriz olmadı. Bir gözlemcinin deyişiyle, "Bu istifa geç bile gerçekleşti"...
İlginç olan husus, bu istifanın Talat ile koalisyon ortağı Serdar Denktaş arasında bir uyumsuzluktan değil, hükümetle Meclis'te temsil edilen diğer partiler arasındaki anlaşmazlıklar ve iktidarın azınlık durumuna düşmesinden kaynaklanmasıdır.
* * *
BU hükümet 50 sandalyeli Meclis'te, halen CTP'den 19, DP'den de 5 olmak üzere ancak 24 sandalyeye sahiptir. Son zamanlarda birtakım yasaları Meclis'ten geçiremeyen iktidar, 2004 bütçesini dahi bir türlü sunamamıştır.
Gerçekten Meclis'in kilitlenmesi ve bir türlü toplanamaması, hükümeti daha geniş bir çoğunluğa dayanma arayışlarına itmiştir. Nitekim son günlerde Talat çeşitli irili ufaklı partilerle temasa geçmiş, hatta "beşli geniş bir koalisyon" formülünü de gündeme getirmiştir.
Bu çabalardan sonuç alamayınca Talat, ortağı S. Denktaş'ın da desteğiyle, istifayı vermek zorunda kalmıştır. CTP liderinin her fırsatta tekrarladığı "Bu Meclis'in aritmetiğinden istikrarlı bir hükümet çıkamaz" sözünün doğruluğu da böylece ortaya çıkmış oldu.
Bu söz halen de geçerlidir. Yani istifa eden hükümetin yerine başka bir koalisyonun kurulması, imkansız değilse bile çok zordur. Bu zorluğa rağmen yeni bir hükümet kurulsa dahi, Meclis'in bu yapısıyla "istikrarlı ve sürdürülebilir" olması ihtimali oldukça zayıf görünüyor...
* * *
CUMHURBAŞKANI Denktaş şimdi yeni hükümeti kurabilecek partilerle temaslarına başlıyor. İlk görüşmesini Meclis'te (19 sandalyeyle) birinci parti durumundaki UDP'nin lideri Derviş Eroğlu'yla yapması bekleniyor.
Çeşitli koalisyon formülleri daha önce de denendi, sonuç alınmadı. Eğer Serdar Denktaş bu kez, Eroğlu'yla (aralarındaki ciddi ideolojik görüş ayrılıklarına rağmen) bir ortaklığa razı olursa, bu gerçekten çok şaşırtıcı olacaktır. Bir meslektaşımızın dediği gibi, "Serdar yeni hükümet arayışında kilit durumunda olacak gibi görünüyor. Ama bu kilidin nasıl işleyeceği şu sırada belirsiz"...
Esasen Talat'ın istifasıyla KKTC belirsiz bir döneme girmiş bulunuyor.
Oysaki, Kıbrıs sorunu (Türkiye'nin AB üyeliğiyle de ilişkili olarak) çok kritik bir aşamada. Önümüzdeki haftalarda KKTC'deki "iç politika" gelişmeleri, AB, ABD ve BM tarafından da büyük dikkatle izlenecek. Çünkü bu gelişmeler, sonuçta "dış politika"ya da yansıyacaktır. Bir diplomatın dediği gibi, "Örneğin çözüme karşı tavrıyla tanınan UBP'nin yeni hükümeti kurması, dış dünyaya olumsuz sinyaller göndermiş olacaktır"...
Nihayet eğer yeni hükümet kurulamazsa, "erken seçim" kaçınılmaz hale gelecektir. O da en erken ocak ayında - veya belki Cumhurbaşkanı seçimiyle nisanda - mümkün olur ki, bu da "belirsizlik dönemi"nin bir hayli uzayabileceği kaygısını yaratıyor...

SAMI KOHEN MILLIYET 21/10/04

Erdoğan: Türkiye Kıbrıs'tan asker çekmez


      Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye Ermeni soykırımı konusunda rahat bir ülkedir. Çünkü bu konu ne Osmanlı ne de Türkiye Cumhuriyeti'nin arşivlerine bakılıp konuşulmuş bir konu değildir'' dedi.
      OECD raporunun açıklanmasının ardından OECD Genel Sekreteri Donald Johnston ile basın toplantısı düzenleyen Başbakan Erdoğan habercilerin sorularını yanıtladı.
      Erdoğan habercilerin Ermeni soykırımıyla ilgili soruları üzerine, haftada dört Ermenistan uçağını havaalanına kabul eden bir ülkenin başbakanı olduğunu belirterek "Türkiye'nin yaklaşımı henüz karşı tarafta yok. Soykırım konusunu kabul edebilmem için gelin arşivlere girin. Objektif bir değerlendirme yapabilmeniz için bunu halletmeniz lazım" diye konuştu.
     
      "Türkiye, KKTC'den askerini çekmez"

      OECD Annan Planı'na KKTC'nin 'evet' dediğini hatırlatan Başbakan, "Türkiye KKTC'den asker çekmez. 'Evet' diyen KKTC'ye hala izolasyon uygulanmaktadır. 'Hayır' diyen Rum tarafı ise AB üyesi olmuştur. Bu çelişki değil midir? Bunu taraflı bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum" diye konuştu.
     
      "Türkiye ödevini yerine getirmiştir"

      Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı duran ülkelerden Fransa'yla ilgili olarak ise "Helsinki ve Kopenhag zirvelerinde verilen sözlerin altında Fransız dostlarımızın da onayı ve desteği var. Fransa'nın bizi iç siyaset malzemesi yapacağını düşünmüyoruz, çünkü biz dostuz" dedi.
     
      "AB üyelik kararında duygusallık yoktur"

      Siyasi liderlerin halklarından aldıkları yetkileri kullandıklarını söyleyen Erdoğan, "AB'ye girmenin şeklini oradaki kayıtlar ve kriterlerinden biliriz. Bunlar yapıldığında müzakere süreci başlar ve tam müzake olur, 'ben istersem olur' olmaz. Ciddi kriterlere bakılır. Duygusallık yoktur. Devlet idare ediliyor" dedi.
     
      "Almanya ile iyi bir noktadayız"

      Yabancı yatırımın süratle arttığını da vurgulayan Erdoğan, "Almanya ile iyi bir noktadayız. Temmuz sonu ile yabancı sermaye 1.8 milyar dolara ulaşmıştır. Yılsonuna kadar 2.5 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyorum" diye konuştu.
      Güven ve istikrarın oluşmaya başladığına da değinen Erdoğan, "AB müzakereleri başladıktan sonra yabancı sermaye daha da artacaktır" yorumunu yaptı.
* * * * * * *    

MILLIYET 21/10/04

KKTC’de hükümet arayışları başladı

 

KKTC’de hükümet kurma görevi kendilerine verilen Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, görüşmelere salı günü başlayacak. UBP ilk görüşmeyi Mehmet Ali Talat’ın liderliğindeki CTP ile gerçekleştirecek.

 

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

 

 

22 Ekim 2004— Serdar Denktaş’ın liderliğindeki Demokrat Parti’den yapılan açıklamada ise, partide genel eğilimin erken seçim olduğu belirtildi.

UBP’den yapılan açıklamada, hükümet kurma arayışları çerçevesinde UBP’nin ilk görüşmeyi salı günü saat 11.00’de CTP ile yapacağını bildirdi. Diğer partilerle görüşme programının netleşmediğini belirten Miroğlu, hafta sonu parti içi değerlendirmede bulunacaklarını söyledi.
       Eroğlu, anayasa çerçevesinde 15 gün içinde görevi tamamlayacak ya da cumhurbaşkanına iade edecek. Eroğlu’na görevin dün verilmesiyle anayasal süre başlamış oldu.
       
”GENEL EĞİLİM ERKEN SEÇİM”
       Öte yandan istifa eden hükümetin küçük ortağı Demokrat Parti (DP) Meclisi, Genel Başkan Serdar Denktaş’ın KKTC’ye dönmesinin sonrasında hükümetle ilgili gelişmeleri değerlendirmek amacıyla salı günü toplanacak.
       DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, DP’nin UBP ile koalisyona sıcak bakıp bakmadığına ilişkin sorulara, “Oylama yapılmadı ama, parti meclisinin genel eğilimi erken seçimden yana” diye konuştu.
       
MECLİS ARİTMETİĞİ
       KKTC Meclisi’inde bugün itibarıyla en büyük parti 19 milletvekiliyle Ulusal Birlik Partisi (UBP). Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 18 milletvekiliyle ikinci parti konumunda. 50 sandalyeli Meclis’te Demokrat Parti 5, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 4 sandalyeyle temsil ediliyor.
       Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), Özgür Düşünce Partisi (ÖDP) ile Yeni Parti de (YP) 1’er sandalyeye sahip.
       

Rumlardan İngiltere’ye veto sözü

 

Kıbrıs Rum Kesimi’nin, Avrupa Birliği’nin, Türkiye ile müzakereleri başlatmasını veto etmeyeceği yönünde İngiltere’ye güvence verdiği belirtildi.

 

Lefkoşa
NTV

 

 

22 Ekim 2004 — Ada’ya resmi bir ziyaret gerçekleştiren İngiltere’nin Avrupa’dan Sorumlu Bakanı Denis Macshane, Rum yetkililerle biraraya geldi.

İngiliz Bakan, Aralık ayında hiç kimsenin Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamasını veto etmemesi yönündeki görüşünü teyit etmekten memnuniyet duyduğunu söyledi. Macshane, “Aralık’ta 25 AB hükümetinin, müzakerelerin gecikmeksizin başlamasına ilişkin raporunu kabul etmesi gerektiği görüşünde olduğumuzu ifade ettim” dedi. Rum yetkililerse bu konuya ilişkin yorum yapmadı.
       İngiliz Bakan, müzakerelere başlamak için Türkiye’ye yeni koşullar öne sürülmemesi gerektiğini ve Rum kesimiyle Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi gerektiğini de savundu. Macshane, “Sürecin sonunda, Türkiye, üyelerinden birini tanımadığı AB’ye katılamaz. Bu yasal olarak mümkün değil” ifadesini kullandı.
       

Kıbrıs Rum Yönetimi: ''Veto hakkımızı saklı tutuyoruz"

 



22 Ekim, 2004 19:26:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetimi, ''Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlama kararını veto etmek istemediğini'' belirterek, ''veto hakkımızı saklı tutuyoruz'' dedi.

Papadopulos'un sözcüsü Karoyan, veto hakkını saklı tuttuklarını, Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimine, AB üyesi ülkelerle eşit koşullarda yaklaşım göstermemesi halinde, AB'nin müzakerelere başlama kararını veto edebileceklerini belirtti.

Hükümet sözcüsü Hrisostomidis ise Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlamadan önce, Rumların ortaya koyduğu belirli şartları yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

"Veto kullanmayı arzu etmiyoruz"

Sözcü, tam üyelik müzakerelerinin başlatılması kararını veto etmek istemediklerini belirterek, ''Türkiye'nin katılımıyla ilgili tutumumuz iyi biliniyor. Veto kullanmayı arzu etmiyoruz. Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlamasına mani olmak istemiyoruz'' dedi.

Sözcü, bununla birlikte, ''Türkiye, bir Avrupa ülkesi olarak davranırsa, çok mutlu olacağız'' diyerek, ''Türkiye'nin, tarafımızdan ortaya konan bir dizi koşulu yerine getirmesi gerekli'' diye konuştu.

"Ankara Kıbrıs yönetimini tanımalı"

Sözcü, İngiliz bakan Mac Shane'in, Türkiye'nin Kıbrıs Rum yönetimini günün sonunda, yani ilerleyen yıllarda tanıyabileceğiyle ilgili yorumunu da değerlendirerek, Ankara'nın Kıbrıs Rum yönetimini hemen tanıması gerektiğini ima etti.

LA Times, Rumların Türkiye'nin üyeliğini niye istediklerini yazdı

Los Angeles Times gazetesi, İstanbul'daki Rumların Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelikle birlikte sayılarının yeniden artmasını umduklarını yazdı.

Geriye kalan Rum nüfusun yarıdan fazlasının 65 yaşın üzerinde olduğuna dikkati çeken gazete, bir zamanlar Türkiye'nin en büyük üç azınlığından biri olan Rum cemaatinin AB üyeliğiyle birlikte yeniden canlanmayı ümit ettiğini kaydetti.

Osmanlılardan sonra Rum nüfusu azaldı

İstanbul'da Osmanlı hakimiyetinden sonra da Rum nüfusunun çok azaldığını belirten gazete, ancak Rumların sayısının 1700'lerde yeniden arttığını bildirdi.

Türkiye'de Rumlara ait 50 büyük şirketin olduğunu kaydeden Los Angeles Times gazetesi, bu şirketler aracılığıyla ve AB üyeliği sonrasında Yunan yatırımcıların Türkiye'ye gelmesiyle azalan Rum sayısının yeniden artabileceğine işaret etti.


BM Barış Gücü'nün süresini uzattı

 

Personel sayısındaysa üçte bir oranında indirime gidilecek



22 Ekim, 2004 23:36:00 (TSİ) CNN TURK

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, oybirliğiyle aldığı kararla, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün görev süresini 15 haziran 2005'e kadar uzattı.

Tasarı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporu doğrultusunda konseyin daimi üyesi ve Kıbrıs'ın garantör ülkelerinden İngiltere tarafından hazırlandı.

Oybirliğiyle geçen kararla, Ada'da görev yapan asker sayısı bin 224'ten 860'a indirildi. Kararla, 15 aralıkta görev süresi sona eren Barış Gücü'nün görev süresi de 15 haziran 2005'e kadar uzatıldı.


Talat: UBP hükümeti büyük zarar verir

 

KKTC Başbakanı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, esas hedeflerinin erken seçim olduğunu belirterek, “Ulusal Birlik Partisi (UBP) başkanlığında kurulacak bir hükümetin, Kıbrıs konusunda oluşturulan yeni Türk politikasına büyük zarar vereceğini” söyledi.

Talat, Gazimağusa'da bugün icra edilen sivil savunma tatbikatının ardından, gazetecilerin UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun “CTP ile hükümete varız” yolundaki sözleriyle ilgili sorusu üzerine, kendilerine herhangi bir teklif gelmediğini, gelirse de parti yetkili kurullarında değerlendireceklerini belirtti.

“UBP başkanlığındaki bir hükümetin ülkeye büyük zarar vereceğini” ifade eden Talat, “Yeniden oluşturulan ve yürütülen Kıbrıs sorunuyla ilgili Türk politikasına büyük zarar verir. Bu nedenle erken seçim ve halkın iradesine başvurmanın en doğrusu olduğu inancındayım” dedi.

Talat, “Milli mutabakat hükümetine sıcak bakıyor musunuz” sorusuna karşılık ise istifa eden CTP-DP koalisyon hükümetinin toplumu büyük badirelerden geçirdiğini, iyi işler yapmak için bütün partilerin bir araya gelmesine gerek olmadığını söyledi ve “Bizim esas hedefimiz bir erken seçimdir” dedi.

 (aa)

 

 

HURRIYET 22/10/04

 

KKTC’de görev Derviş Eroğlu’nun

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, önceki gün istifa eden Mehmet Ali Talat yerine hükümet kurma görevini ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) lideri Derviş Eroğlu’na verdi.

Denktaş, Eroğlu’nun anayasaya göre 15 gün süresi olduğuna dikkat çekti ve KKTC gibi küçük bir ülkede başkanlık sisteminin daha rahat işleyeceğini savundu. UBP lideri Eroğlu ise, mecliste temsil edilen tüm partiler ile temas kuracağını belirtti. Eroğlu ilk koalisyon teklifini, istifa eden koalisyon hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti’ye götüreceğini açıklamıştı. 50 sandalyeli KKTC Parlamentosu’nda 19 milletvekili ile birinci parti durumundaki UBP’nin 5 milletvekiline sahip DP ile koalisyon kurması, meclisten güvenoyu almasına yetmiyor. UBP’nin güvenoyu alabilmek için 26 milletvekilinin desteğini sağlaması gerekiyor. Bu nedenle birer milletvekili ile temsil edilen küçük partilerin de koalisyon hükümetinde yer alması gerekiyor.

Mehmet Ali Talat’ın liderliğindeki CTP ise, mecliste 18 milletvekili ile temsil ediliyor. UBP’nin çoğunluğu sağlayacak bir koalisyon kurması güç. Parlamentodan hükümet çıkmaz ise, Cumhurbaşkanı Denktaş 60 gün içinde erken seçime gitme kararı almak zorunda. 

 

 

HURRIYET 22/10/04

 

Kıbrıs sorunu ağırlaşıyor

Murat Yetkin

KKTC'de hükümetin önceki günkü istifası, Kuzey'de yeni bir belirsizliğe yol açtı

RADIKAL  22/10/04

Kıbrıs sorunu hem adada, hem de Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğunda giderek çözümü daha ağır bir hal alıyor.
KKTC'de hükümetin önceki gün istifası, kuzeyde yeni belirsizliklere yol açtı. Dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan hükümeti kurma görevini alan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, el altından, istifa eden hükümetin Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'a tekliflerde bulunmaya başladı bile. Bunların arasında "Sen Başbakan ol, ben destekleyeyim" teklifinin de bulunduğu diplomatik kuliste konuşuluyor. Bu teklifin arkasında ne olduğu da az çok belli. Rauf Denktaş'ın görev süresi doluyor ve Nisan 2005'te Cumhurbaşkanı seçimlerine gidilmesi gerekiyor. Kıbrıs'ta AB merkezli bir çözümden yana olmayanların tercih ettiği planlardan birisi şu:
Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanlığına aday olacak; zaten UBP'nin içinden çıkmış olan DP yuvaya dönecek; Serdar Denktaş partinin başına geçecek
ve Cumhurbaşkanı Eroğlu-Başbakan Denktaş formülü ile bir siyasi denge kurulacak.
Evdeki hesap bu.
Ancak bu hesap çarşıdakine uyar mı bilinmez. Çünkü çarşı, yani daha geniş plandaki siyasi dengeler oldukça karışık.
Öncelikle, CTP lideri Mehmet Ali Talat ve DP lideri Denktaş arasındaki koalisyon hükümetinin istifa etmek zorunda kalmasının nedenini saptamak gerekiyor. Eğer 2004 Nisan'ında Kıbrıs'ın her iki tarafında yapılan halkoylamalarında çıkan sonuç ardından KKTC yönetimi ABD ve İngiltere başta olmak üzere "Çözüm isterlerse pişman olmayacaklarını" vaat eden uluslar arası güçler tarafından, en hafif deyimiyle yalnız bırakıldılar. Amerikalılar ve İngilizlerin-halkın hayatında somut karşılığı olmayan bazı diplomatik adımları, AB'nin Kıbrıs Türk tarafına yönelik ticari ambargoların kırılmasına yönelik vaatlerini yerine getirmemesi, hatta aldığı yardım kararını dahi Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin etkisiyle hayata geçirememesi, Talat ve Denktaş'ı seçmenleri karşısında da, muhalefet karşısında da zor durumda bıraktı. Kendisi AB'den müzakere tarihi alma kıskacında bulunan Türk hükümeti de gereken aktiviteyi gösteremedi. Neticede, bütçesini Meclis'ten geçiremeyecek duruma gelen Talat, muhalefetin de hükümeti düşürecek oyu bulamamasına karşın bu bir bardak suda kopan fırtınaya, görevi bırakarak son verdi.
Ancak eski ekibin Nisan 2005'e uzanan planları gerçek olmayabilir.
Öncelikle Serdar Denktaş'ın, yeni bir çözüm getireceği kuşkulu bu ittifaka olumlu yanıt vereceği belli değil. Denktaş muhtemelen gelecek salı partisinin merkez karar organlarını toplayarak Eroğlu ile yeniden müttefik olup olmamayı değerlendirecek. DP saflarında halihazırda ağır basan
eğilim, ocak ayında erken seçime gitme koşuluyla, Eroğlu'nun kuracağı bir hükümete dışarıdan destek vermek. Ya da 1998-99'da Türkiye'de uygulanan 'seçime kadar Ecevit azınlık hükümeti' formülüne benzeyecek şekilde, ocakta erken seçime gitme koşuluyla DP azınlık hükümetinin kurulması.
Bu belki daha gerçekçi bir çözüm olacak.
Çünkü 17 Aralık'ta yapılacak AB zirvesi ardından siyasi tabloda ciddi değişiklikler olabilir.
17 Aralık'ta Türkiye'ye 2005 yılı içinde bir müzakere tarih verilmesi ihtimali yüksek. Ancak o zirvede olmasa da, müzakerelerin başlaması aşamasında Ankara'nın önüne çıkacağı neredeyse kesin olan bir sorun var: Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin tanınması.
Ankara hâlâ "Siyasi tanıma olmadan muhatap alma" gibi formüller üretme çabasında. Bu biraz mezarlıkta ıslık çalmaya benziyor. Çünkü, özellikle Hükümetlerarası Konferans aşamasına gelindiğinde Türkiye'nin karşısında oturacak 25 hükümetten birisi de Kıbrıs Rum hükümeti olacak. Tanımadığınız bir siyasi varlıkla nasıl müzakere yürüteceğiniz yanıtı belli bir soru.
Üstelik sorular burada bitmiyor. Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin tanınması, ona Ankara'da büyükelçilik verilmesi söz konusu olursa, KKTC büyükelçiliği ne olacak? Acaba bu Türkiye'nin KKTC'yi resmen tanımaktan vazgeçmesini talep etme aşamasını da beraberinde getirecek mi? Türkiye'den, Kıbrıs Türkleri ve kendisi AB üyesi olmadan (Annan Planı'nda yazılı olduğunun aksine) Adadaki askerlerinin tamamını çekmesi istenecek mi? Bu gerçi şimdi de isteniyor ama, bunu yapmaz ise müzakerelerin başlamayacağı, ya da daha iyimser yorumla, bitmeyeceği söylenecek mi?
Önümüzdeki bir buçuk ay çok bunaltıcı olacak.

 

UBP'ye soğuk tavır

Dilek ÇETEREİSİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler(CTP/BG)-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin istifasının ardından dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun işi zor.

Yeni hükümet için 15 günlük süresi bulunan Derviş Eroğlu, bu süre içerisinde hükümeti kuramazsa görevi iade edecek.

Mecliste birer sandalyesi bulunan Özgür Düşünce Partisi (ÖDP) ve Yeni Parti'nin (YP) katılımıyla UBP'nin DP ile olası bir koalisyona gitmesi, şu anda en çok konuşulan alternatiflerden biri olarak karşımızda duruyor.

Bu arada anahtar parti konumunda olan DP'nin genel başkanı Serdar Denktaş'ın, birkaç günlüğüne yurtdışına tatile gideceği öğrenildi. Serdar Denktaş'ın ailesi ile birlikte bugün KKTC'den ayrılacağı belirtildi.

KIBRIS, hükümetin istifasının ardından yaşanmaya başlanan bu belirsiz süreçte mecliste temsil edilen siyasi partilerin olası bir UBP'li koalisyona nasıl yaklaştıklarıyla ilgili nabzını yokladı.

Ortaya çıkan tablo, meclisteki partilerin UBP'ye karşı soğuk bir tavır içerisinde olduğu yönündeydi.

Meclisteki çözüm yanlısı partiler, 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na yüzde 65 "evet" diyen Kıbrıs Türk halkının iradesi ortada iken Annan Planı'na dayalı bir çözüme karşı olan ve referandumda "hayır" cephesinin başını çeken UBP ile koalisyona girmeye hiç de sıcak bakmıyor.

Çözüm yanlısı partiler CTP/BG, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ve Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), UBP'li bir koalisyona "hayır" noktasında iken, Demokrat Parti (DP), ÖDP ve YP böyle bir oluşuma "açık kapı" bıraksa da sıcak yaklaşmıyor.

CTP/BG-DP koalisyonunun önceki gün istifasının ardından kamuoyunda hemen herkes "şimdi ne olacak?" sorusunu sormaya başladı.

Dün sabah UBP genel merkezinde hareketli saatler yaşandı. UBP Merkez Yönetim Kurulu toplanarak durum değerlendirmesi yaptı. Toplantı devam ederken basına açıklamalar yapan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, erken seçim hükümeti kurabileceklerinin de işaretlerini verdi.

Eroğlu, henüz görevi almadan yaptığı açıklamada, "Parlamentoda 26 ve 26'yı aşan modeller var. Seçim hükümeti de istikrarlı bir hükümet de çıkabilir. 'UBP anlaşma, çözüm istemez' söylemleri gerçeği yansıtmaz. Önümüzde önemli günler var ve ülkenin istikrarlı bir hükümete ihtiyacı var. Bunun için tüm siyasi partilerle temas edeceğim" dedi. Eroğlu, dün saat 17.00'de cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildi.

Hükümeti kurmakla görevlendirilen Eroğlu'nun işinin oldukça zor olduğu görülüyor.

Hükümetin büyük ortağı CTP/BG'nin genel sekreteri Ferdi Sabit Soyer, UBP'li bir koalisyona kapalı olduklarını uzun süreden beri söylediklerine dikkat çekerek, "Hele hele de sayın Eroğlu'nun bugün(dün) Hürriyet Gazetesi'ndeki demecinde 'KKTC'yi tanıtma siyaseti' güdeceğini açıklaması, hala 'çözümsüzlük çözümdür' politikasını güttüğünün kanıtıdır" dedi.

Hükümetin istifasıyla anahtar parti konumuna gelen DP'nin genel sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, "UBP'den teklif gelirse yetkili kurullarımızda değerlendiririz" dedi ancak yaklaşık bir hafta önce toplanan parti meclisinde eğilimin erken seçimden yana olduğunu vurguladı.

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, kendileri açısından önemli olanın çözüm, çözümün adının da Annan Planı olduğuna işaret ederek, 24 Nisan referandumunun gereklerini yerine getirecek bir oluşumdan yana olduklarını söyledi ve "UBP'de böyle bir vizyon yok" şeklinde konuştu.

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, "UBP ile koalisyonu düşünmüyoruz" dedi ve 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na yüzde 65 oranında "evet" diyen Kıbrıs Türk halkının iradesinin meclise yansıtılması gerektiğini kaydetti. Angolemli, gündemlerindeki tek olgunun erken seçim olduğunu bildirdi.

BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan, UBP'nin kendilerini ziyaret etmek istemesi halinde görüşebileceklerini ancak hükümet konusunun farklı bir şey olduğunu ifade ederek, "UBP ile koalisyon söz konusu değil" dedi.

YP Genel Başkanı Nuri Çevikel, referandumda "evet"i destekleyen bir kişi olarak UBP'nin tavrında bazı değişiklikler görmek istediklerini belirtti. UBP'den teklif almaları halinde bunu değerlendireceklerini de ifade eden Çevikel, çözüm yanlısı partilerle de koalisyonu düşünebileceklerini kaydetti.

ÖDP Genel Başkanı Salih Coşar, çözüm ve AB'yi hedef alan bir parti olarak masaya konacak vizyonun kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı. Coşar, "İyi bir protokol, konjonktüre uygun bir vizyon gelmesi halinde yaklaşımız olumlu olur" dedi ve "UBP ile DP bir araya gelebilecek mi, onu bir görelim" diye konuştu.

Eroğlu: Parlamentodan hükümet çıkabilir

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, dün, partisinin MYK toplantısı devam ederken KIBRIS TV'ye yaptığı açıklamada, parlamento içerisinden 26, hatta 26'yı açacak hükümet modellerinin bulunduğunu ve iyi niyet olması halinde hükümetin kurulabileceğini söyledi.

Görevi almadan hiçbir partiyle temas kurup görüşme yapmadıklarını ancak görevlendirmeden sonra tüm partilerle görüşeceklerini ifade eden Eroğlu, "15 günlük sürede hükümeti kurabilirsek kuracağız, kuramazsak görevi iade edeceğiz. Kuramayacağımızı anlarsak 15 günü beklemeye de gerek yoktur" dedi.

Çözüm yanlısı partilerin UBP'yle koalisyona sıcak bakmadığının hatırlatılması üzerine, Eroğlu "İktidarda iken CTP'nin o şekilde konuşması normal. O günkü koşullarda bizimle hükümet kurması doğru değildi" diye konuştu.

Eroğlu, UBP'nin çözüm karşıtı olarak gösterilmek istendiğini, oysa 1976'dan beri kısa aralıklar hariç bu partinin iktidarda olduğunu anımsatarak, bugüne kadar yapılan tüm görüşmelerin UBP döneminde yapıldığını kaydetti.

"UBP, anlaşma, çözüm istemez sözleri gerçeği yansıtmaz" diyen Eroğlu, UBP'nin yaşayabilir bir çözümden yana olduğunu belirtti.

Ülkede şu anda bir hükümet boşluğu bulunduğunu ve önümüzdeki günlerin de önemli olduğunu, bu nedenle istikrarlı bir hükümete ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Derviş Eroğlu, kurulacak hükümet modelinin önemli olduğunu bildirdi; "Seçim hükümeti de istikrarlı bir hükümet de çıkabilir" dedi.

Kıl payı kurulan hükümetlerin ömrünün uzun olmasının oldukça zor olduğuna da dikkat çeken Eroğlu, "İstikrarlı ve geniş tabanlı bir çıkarsa uzun ömürlü olabilir" şeklinde konuştu.

Erken seçimle ilgili görüşü de sorulan Eroğlu, şunları kaydetti:

"Şu anda görülen o ki seçim kaçınılmazdır. Ama bu bir varsayımdır. Gerçekçi olmak lazım. Bunun için de temasların olması gerekiyor. Biz tüm alternatifleri değerlendiriyoruz".

Soyer: UBP'ye kapalıyız

CTP/BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, UBP'li bir koalisyona kapalı olduklarını uzun süreden beri söylediklerine dikkat çekerek, şöyle konuştu:

"Hele hele de sayın Eroğlu'nun bugün (dün) Hürriyet Gazetesi'ndeki demecinde 'KKTC'yi tanıtma siyaseti' güdeceğini açıklaması, hala 'çözümsüzlük çözümdür' politikasını güttüğünün kanıtıdır. Kıbrıs sorununun bugün bulunduğu aşamaya ne kadar ters olduğunun göstergesidir. Bu, UBP'nin eskiden olduğu gibi 'çözümsüzlük, çözümdür' siyaseti güttüğünü kanıtlayan bir demeçtir. CTP, bunları her zaman dikkate alıp değerlendirmektedir".

Bu sözlerin "UBP'ye kapımız kapalıdır" anlamına mı geldiğinin sorulması üzerine de Soyer, "Bunun yorumunu da siz yapın" karşılığını verdi.

Arabacıoğlu: Eğilim erken seçimden yana

DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, geçtiğimiz hafta toplanan DP parti meclisinde oylama yapılmasa da genel eğilimin erken seçimden yana olduğunun görüldüğünü söyledi.

Arabacıoğlu, UBP'den teklif gelmesi halinde bunun parti yetkili organlarında değerlendirileceğini de ifade ederek, herhangi bir önyargıları bulunmadığını ve doğru olanı yapacaklarını kaydetti.

Henüz UBP ile herhangi bir temasları olmadığını anlatan Mustafa Arabacıoğlu, parti meclisinin kendilerine erken seçim ışığı yaktığını yinelerken, bunun da göz ardı edilemeyeceğini bildirdi

Akıncı: Tavrımız gizli değil

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, olası bir UBP'li koalisyona nasıl baktıkları sorusuna "Bu konuda tavrımız gizli değil" yanıtını vererek kendileri açısından çözümün önemli olduğunu, bunun adının da Annan Planı olduğunu vurguladı.

Akıncı, Annan Planı zemininde bir çözümün yitirilmesi, Rum'un "hayır"ının arkasına saklanıp Kıbrıs Türkü'nün "evet"inin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde karşımıza 1960 öncesi bir yapının çıkacağını ve Kıbrıs Türkü'nün azınlık durumuna düşeceğini yineledi.

Bu aşamada Annan Planı zemininde bir çözümün zorlanması gerektiğini vurgulayan Akıncı, şöyle devam etti:

"UBP, bizim gibi düşündüğünü ortaya koymadı. DP de koymadı. Zaten 3'lü koalisyon denemesinde de bir sonuca gidilemedi. Bizim açımızdan 24 Nisan referandumunun gerekleri yapılmalıdır. İzolasyonlardan kurtulalım dedik, denedik, olmadı. Biz çözüm perspektifini, demokratikleşme ve sivilleşmenin önemini ortaya koyduk.

Yoksa birinin saçı beyazdır, kafası keldir, beğenmiyoruz diye bir durum söz konusu değildir. Bir hükümette üzerinde mutabakat sağlayacak bir zemin var mı, yok mu, evetin gerekleri yerine getirilecek mi, bunlar bizim için önemlidir. Ancak UBP'de böyle bir vizyon yoktur. Ama UBP'den teklif gelirse tüm bunlara bakacağız. Fakat şu ana kadar böyle bir şey göremedik".

Akıncı, ortaya koyduğu bu tablodan sonra "Yani UBP'ye hayır mı diyorsunuz?" sorusuna, "Ben ilkeleri ortaya koydum. Bunun cevabını da siz verin" yanıtını verdi.

Angolemli: Gündemimiz erken seçimdir

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, gündemlerinde erken seçim bulunduğunu, UBP ile bir koalisyonu düşünmediklerini bildirdi.

Angolemli, UBP ile vizyonlarının örtüşmediğine işaret ederek, "TKP'nin şimdi düşündüğü tek olay vardır o da erken seçimdir" dedi.

TKP'nin ilk andan itibaren erken seçimi desteklediğini anımsatan Angolemli, meclis aritmetiğinin 24 Nisan referandumunda ortaya çıkan halk iradesini yansıtmadığını, bu nedenle de erken seçime gidilmesi gerektiğini kaydetti.

Angolemli, halkın zamanını almaya kimsenin hakkı bulunmadığının da altını çizdi.

İzcan: UBP ile koalisyonda yokuz

BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan, UBP'nin kendilerini ziyaret etmek istemesi halinde görüşebileceklerini ancak hükümet konusunun farklı bir şey olduğunu ifade ederek, bunun yetkili kurullarında değerlendirileceğini söyledi ancak "UBP ile koalisyon söz konusu değil" dedi.

UBP ile hükümet kurma gibi bir niyetlerinin bulunmadığını anlatan İzzet İzcan, UBP'den ziyaret talebi gelirse de kendilerini ağırlamaktan mutlu olacaklarını bildirdi.

Çevikel: Durumu değerlendiririz

YP Genel Başkanı Nuri Çevikel, referandumda "evet"i destekleyen bir kişi olarak UBP'nin tavrında bazı değişiklikler görmek istediklerini belirtti. UBP'den teklif almaları halinde bunu değerlendireceklerini de ifade eden Çevikel, çözüm yanlısı partilerle de koalisyonu düşünebileceklerini kaydetti.

Kendisiyle henüz herhangi bir temasın yapılmadığını anlatan Çevikel, "Bekliyoruz ancak henüz temas yok. Teklif gelirse değerlendiririz, sıcak bakabiliriz, UBP'ye karşı bir önyargımız yok" dedi.

Nuri Çevikel, kurulacak hükümetin vizyonunun ve Türkiye ile ilişkilerinin önemli olduğunu belirterek, UBP'nin de pozisyonunu gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Çevikel, Eroğlu'nun hükümeti kuramaması ve görevin yeniden Başbakan Mehmet Ali Talat'a geçmesi durumunda da çözüm yanlısı partilerle olası bir koalisyonda yer alabileceklerine işaret ederek, "Aslında ibremiz tam ortada duruyor. Her iki formüle de eşit mesafede duruyoruz" şeklinde konuştu.

Coşar

ÖDP Genel Başkanı Salih Coşar, çözüm ve AB'yi hedef alan bir parti olarak olası bir hükümet için masaya konacak vizyonun kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.

Coşar, "İyi bir protokol, konjonktüre uygun bir vizyon gelmesi halinde yaklaşımız olumlu olur" dedi ve "UBP ile DP bir araya gelebilecek mi, onu bir görelim" diye konuştu.

"UBP ile hükümet kurmayız noktasında değiliz" diyen Coşar, böyle bir önyargının yanlış olduğunu kaydetti.

Şu ana kadar "UBP ile olmaz diyen" sadece 1-2 parti olduğunu, bunun dışında ise 30 milletvekili bulunduğuna dikkat çeken Coşar, 24 Nisan'dan sonra köprülerin altından çok sular geçtiğini de söyledi.

Görevi alacak partinin tutumunun önemli olduğunu ifade eden Salih Coşar, kendilerinin çözüm ve AB'yi hedeflediklerini bildirdi.

Coşar, "Aslında iki büyük parti CTP ile UBP bir araya gelip hükümet kurarsa çok mutlu oluruz. Çünkü istikrarlı bir hükümet olacak bu da halkın yararınadır" diye konuştu.

CTP-DP koalisyonunu da eleştiren Coşar, şöyle devam etti:

"CTP-DP hükümeti, 23'ü 26 yapmak için şimdiye kadar 4-5 kez girişimde bulundu. Hedefi 26'ya ulaşmaktı. 3 ay boyunca bu girişimlerin anlamı vardı da şimdi mi 26 ile olmaz diyorlar. Neymiş, icraat ve seçim hükümeti farklıymış. Bu bir senaryodur, altında ne var onu anlayamadık.

Ayrıca referandumdan bu yana 23 ile çok başarılı işler yaptık diyorlar. Peki bu doğruysa 26 ile niçin olmaz? Hiçbir şekilde inandırıcı olamıyorlar. Ne söylediklerinin farkında değiller. Eğer şeffafsalar bu sorulara cevap versinler".

Salih Coşar bu aşamada olaylara temkinli yaklaştıklarını anlatarak, "Görelim bakalım seyir nasıl olacak. UBP ile DP bir araya gelebilecek mi?" dedi.

Coşar erken seçim olayında da önyargıları bulunmadığını ifade ederek, "Seçim meraklıları bugüne kadar demokratik teamülleri uygulayıp gününde istifa etselerdi bugüne kadar on defa seçim olurdu. Madem ki her şey bu kadar kritikti altı aydır neden azınlık hükümeti ile devam ettiler? Bunlar biraz acayip kaçıyor" ifadelerini kullandı.

 KIBRIS 22/10/04

Top Eroğlu'nda

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ana muhalefette bulunan Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu hükümeti kurmakla görevlendirdi.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu dün saat 17.00'de kabul eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde 19 milletvekiliyle en çok sandalyeye sahip olan UBP Genel Başkanı Eroğlu'nu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 19'uncu hükümetini kurmakla görevlendirdi.

Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaretinde UBP Genel Başkanı Eroğlu'na parti genel sekreteri Salih Miroğlu eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın UBP Genel Başkanı Eroğlu'nu kabulüne basın da büyük ilgi gösterdi. Başbakan Mehmet Ali Talat, 13 Ocak'ta iktidara gelen CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'nde azınlığa düşmesiyle başlayan hükümet sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen ve beş partinin koalisyonunu öngören yeni hükümet arayışından da sonuç çıkmaması üzerine hükümetin istifasını, önceki gün sabah Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunmuştu.

Başbakan Talat istifa mektubunu, önceki gün sabah Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la birlikte Cumhurbaşkanı Denktaş'ı Yılan Adası'ndaki ikametgahında ziyaret ederek, sunmuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki gün hükümetin istifasını kabul etmesinin ardından yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Meclisi'nde 26 sandalyelik çoğunluğu sağlaması halinde hükümeti kurma görevini UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na vereceğini söylemişti.

50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde UBP 19 sandalyeyle birinci parti konumunda bulunurken, onu 18 milletvekiliyle Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler takip ediyor.

Demokrat Parti'nin 5, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin de 4 milletvekiliyle temsil edildiği mecliste, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi ile Yeni Parti ise 1'er milletvekiline sahip.

"15 gün beklemek şart değil"

UBP Genel Başkanı Eroğlu'nun kapsamlı bir hükümet kurması temennisinde bulunan Denktaş, görevlendirmeyi yaparken, "Anayasanın öngördüğü şekilde temasları başlatıp, hükümet kurma görevini muhalefetteki ana muhalefet partisine vermek üzere bugün Sayın Derviş Eroğlu'nu davet etmiş bulunuyorum. Hükümeti kurmak için 15 gün süreleri vardır" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'nda yaklaşık yarım saat süren görüşmede ilk sözü alan Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin dün istifa ettiğini anımsatarak, "Dolayısıyla anayasanın öngördüğü şekilde temasları başlatıp, hükümet kurma görevini muhalefetteki ana muhalefet partisine vermek üzere bugün (dün) Sayın Derviş Eroğlu'nu davet etmiş bulunuyorum" dedi.

Anayasaya göre UBP Genel Başkanı Eroğlu'nun hükümeti kurmak için 15 gün süresi bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı, Eroğlu'nun siyasi partilerle yapacağı temaslar sonucunda alacağı netice hakkında kendisini bilgilendirmek için 15 gün beklemesinin şart olmadığını söyledi.

Denktaş, "Gereken temasları yapıp bize (hükümeti) kurup kuramayacağınızı söylersiniz, ona göre nasıl hareket edileceğini düşünürüz. Ben Sayın Eroğlu'ndan rica ediyorum, bu görevi omuzlasın ve gereken temasları yaptıktan sonra bize sonucu bildirsin" diye konuştu.

Konuşmasında Kıbrıs konusunun çok kritik bir safhadan geçmekte olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, başta siyasi partiler olmak üzere tüm kesimlere birlik-beraberlik çağrısı yaparak, "Gönül birliği ve asgari müştereklerde buluşabilme becerisi herkesten beklenmektedir, her partiden beklenmektedir" dedi.

"Artık sistemin değiştirilmesi lazım"

Bu arada Cumhurbaşkanı Denktaş, Eroğlu'nu kabulünde KKTC'deki parlamenter sistemle ilgili eleştirilerde bulundu.

Sistemin değiştirilmesinin artık gerekli olduğunun son zamanlarda siyasette yaşanan olumsuz gelişmelerle açıkça görülebildiğini söyleyen Denktaş, "Yaşamış olduğumuz 9 aylık bunalım, 'hükümet meşru mudur, kuruldu mu, kurulmadı mı, karar alınabiliyor mu, meclis toplanabiliyor mu, meclis tam şekilde çalışabiliyor mu sorunları, bir konuyu yeniden gündeme getirmiştir. Bu da sistem konusudur" dedi. Denktaş, bu konuda şunları söyledi:

"Başkanlık sistemi diktatörlük değil"

"İyi niyetle parlamenter rejimi seçtik. Başkanlık rejimini değil, parlamenter sistemi seçtik. 'Daha demokratik olur' düşüncesiyle seçilmiştir ve bunun deneyi yapılmıştır. Zannedersem güneydeki kuruluşa da bakarak, dünyanın diğer yerlerindeki başkanlık rejimlerine de bakarak, başkanlık sisteminin diktatörlük olmadığını, parlamenter rejim kadar demokratik olduğunu artık teslim etmemiz lazım ve daha etkin bir idarenin kurulabilmesi için, halka daha layık bir hizmetin verilebilmesi için bu sisteme dönüp dönmeme konusunda hiç olmazsa basında, televizyonlarda artık tartışma konusu yapmalıyız. Halkımız, bu konuları duysun, uzmanlar enine boyuna bunları tartışsın. 'Küçük bir devletin daha iyi idare şekli ne olabilir?' Bu açıkça tartışılabilsin diye düşünüyorum. Tabii bu şimdi yapılacak bir görevlendirme ve bundan sonra yapılması muhtemel seçimlerle ilgili değildir, ama siyasilerimizin artık bu konuları düşünmesi zamanı geldi diyoruz."

"26 kritik, umarım 30'la gelir"

CTP-DP hükümetinin yaşadığı sıkıntılara işaret eden Denktaş, artık başkanlık rejimine geçilmesi gerektiğini söyledi. Denktaş, başkanlık sisteminin diktatörlük olmadığını belirtti ve konunun uzmanlarla halk tarafından tartışılmasını istedi.

Kıbrıs sorununun çok ciddi bir safhadan geçtiğini kaydeden Denktaş, herkesin üzerine düşen bir görevi olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde 26 sandalyelik çoğunluğu sağlaması halinde hükümeti kurma görevini UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na vereceğini söylediğini anımsatan bir gazetecinin, "Böyle bir durum oluştu mu? Sayın Eroğlu size 26 rakamını oluşturacağını bildirdi mi?" şeklindeki sorusuna karşılık, şöyle dedi:

"Ümit ederim 30'la gelir. 26 zaten hükümet edebilmesi için gerekli bir rakamdır. 26 göstermiştir ki çok sıkıntılı bir rakamdır. Böyle '(hükümet) düştü düşecek, milletvekilleri hasta olduydu olmadıydı, (meclise) geldiydi gelemediydi' diye sancılı bir gidişattı. Onun için ümit ederiz ki daha geniş kapsamlı bir rakam bulurlar. Temennimiz budur, neticeyi göreceğiz."

 

Eroğlu: Bütün siyasi partilerle

temas içinde olacağız

Ana muhalefet partisi UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu da yaptığı kısa konuşmada, hükümeti kurmakla görevlendirilmesinden dolayı cumhurbaşkanına teşekkür etti.

Eroğlu, anayasanın öngördüğü 15 gün içinde bütün siyasi partilerle temas ederek, gerekli koalisyon hükümetini oluşturmaya çalışacaklarını söyledi.

Hükümetin kurulmasının sadece kendilerinin arzusuyla mümkün olmadığına işaret eden UBP Genel Başkanı Eroğlu, "Hükümeti kurmak sadece bizim arzumuzla olabilecek bir şey değil. Temas edeceğimiz partilerin, ülkenin içinde bulunduğu kritik durumu ve muhtemel gelişmeleri dikkate alarak ortaya koyacakları iyi niyet ve paylaşma duygusuyla ancak bu gerçekleşebilir. İyi niyetle bütün siyasi partilerle temas içerisinde olacağız. Neticeyi aldıktan sonra sayın cumhurbaşkanımızı da bilgilendireceğiz" dedi.

Anayasaya göre görev

15 günde tamamlanmalı

Anayasaya göre, hükümeti kurmakla görevlendirilen milletvekili, bu görevi en geç 15 gün içinde tamamlamak, tamamlayamaması halinde de cumhurbaşkanına iade etmekle yükümlüdür.

Anayasa, 60 günlük süre içinde Cumhuriyet Meclisi'nde çoğunluğa dayalı bir Bakanlar Kurulu oluşturulamaması halinde, cumhurbaşkanına meclis başkanı, Bakanlar Kurulu ve meclisteki siyasi parti başkanlarının görüşlerini alarak milletvekilliği seçimini yenileme yetkisi de veriyor.

"CTP ile hükümete varız"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümet kurma çalışmalarına 23 Ekim Cumartesi günü başlayacaklarını bildirdi.

Temaslarına Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'tan başlamak istediklerini, ancak Serdar Denktaş'ın o dönemde yurtdışında olacağını öğrendiklerini kaydeden Eroğlu, siyasi partilerden randevu isteyeceklerini ve randevu taleplerine verilecek cevaba göre temaslarına başlayacaklarını belirtti.

Eroğlu, Cumhuriyetçi Türk Partisi'yle koalisyon hükümeti kurmaya hazır olduklarını da söyleyerek, "Ama sadece bizim niyetimizle olmaz, karşı tarafların da niyetleri önemli" dedi.

UBP Genel Başkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildiği görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, hükümet kurma çalışmalarına yarın başlayacaklarını bildirdi.

UBP Merkez Yönetim Kurulu'nun dün yaptığı toplantıda, "her partiye eşit mesafede olunacağı" yönünde karar aldığını belirten Derviş Eroğlu, her partiyle hükümet kurabileceklerini vurgulayarak, "Her partiye açığız" dedi.

Siyasi partilerden randevu isteyeceklerini ve gelen yanıtlara göre temaslarına başlayacaklarını kaydeden Eroğlu, "CTP ile koalisyon olasılığınız var mı?" sorusuna şu karşılığı verdi:

"Bizim yönümüzden sorun yok, ama onların yönünden var mı, yok mu, onu onlara sormak lazım tabi. Koalisyon kurmak için, her partiye açık olduğumuz daha önce belirlenmişti. Bugün de Merkez Yönetim Kurulu toplantısında, 'her partiye açık olduğumuz, aynı mesafede olduğumuz' karara bağlanmıştır. Ama sadece bizim niyetimizle olmaz, karşı tarafların da niyetleri önemli."

Eroğlu, "Yani 'CTP ile koalisyona varız' mı diyorsunuz?" sorusuna "evet" dedi.

Hükümet oluşumu için 15 günlük yasal süreyi sonuna kadar kullanıp kullanmayacağının sorulması üzerine de Eroğlu, sürenin önemli olmadığını, yapılacak temasların sonucunda elde edilecek verilerin önemli olduğunu söyledi.

UBP Genel Başkanı Eroğlu, "15 günlük sürede hükümeti kuracağınızdan umutlu musunuz?" sorusuna karşılık ise, temaslarına başlamadan bir şey söyleyemeyeceğini ifade etti Eroğlu, "Şu anda yorum yapmak zor, çünkü hiçbir partiyle görüşmedim. Sadece sağda solda diğer partilerin adına konuşanların verdiği beyanatlar var. O beyanatları, temas etmeden değerlendirmek istemiyorum" şeklinde konuştu.

Bir başka soru üzerine, yapılacak görüşmelerde ortaya çıkacak tabloyu değerlendirerek hareket edeceklerini ifade eden Eroğlu, bu kritik dönemde ülkeyi hükümetsiz bırakmamak için ellerinden geleni yapmaya gayret edeceklerini söyledi.

Çoğunluğa dayalı bir hükümet modeli yaratmaya çalışacaklarını anlatan Derviş Eroğlu, "26 rakamı ile bir hükümet kurulur, ancak bu meclis çalışmaları bakımından sıkıntı yaratır" diye konuştu.

Eroğlu, UBP'nin halkın tümünü kucaklayan bir parti olduğunu ve referandumda çıkan sonucu kullanarak, kimsenin halkı bölmeye çalışmaması gerektiğini de kaydetti.

 KIBRIS 22/10/04

İzolasyonların kaldırılması ve direkt uçuşların başlaması gündeme geldi

Başbakan Talat ile İngiliz bakan Macshane arasında dün akşam saat 20.30'da "Boghjalian Restoran"da gerçekleşen yemekli görüşmede, Kıbrıs konusuna ilişkin son gelişmeler değerlendirildi, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması ve direkt uçuşların başlaması konuları gündeme geldi.

Yemeğe, Lefkoşa Belediye Başkanı ve CTP/BG dışilişkiler sorumlusu Kutlay Erk, CTP/BG Milletvekili Özdil Nami, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit, İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker ve İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Türk işlerinden sorumlu sekreteri Jill Morris katıldı.

Restoranın üst katında yer alan yemek öncesinde el sıkışarak basına poz veren Talat ile MacShane, gazetecilere kısa açıklamalarda bulundular.

İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı MacShane, "dostu" olarak nitelediği Başbakan Talat görüşmesinin kendisi için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. MacShane, Talat'la İngiltere'nin Kıbrıs'ta ilerleme sağlanmasını istediği konuları görüşeceklerini belirtti.

Kıbrıs'a gelmeyeli çok uzun zaman olduğunu ifade eden MacShane, adada büyük ilerlemelerin kaydedildiğini gözlemlediğini söyledi. MacShane, "Burada Sayın Talat liderliğinde yeni bir Kıbrıs var" diye konuştu.

İngiliz hükümetinin, Türkiye, Kıbrıs, İngiltere ve diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerin birlikte ilerlediğini görmek istediğini de belirten MacShane, "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine ilişkini temaslar sürerken, Kıbrıs'ta da soruna çözüm bulunması ve bütün Kıbrıs'ın refah ve barış içinde Avrupa Birliği içindeki yerini alması gerekir" dedi.

Talat: İzolasyonlar ve direkt uçuşlar gündeme gelecek

Başbakan Talat da yaptığı kısa açıklamada, MacShane ile Kıbrıs konusuna ilişkin bütün konuların görüşüleceğini bildirdi.

Talat, bir soru üzerine, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların kaldırılması ve direkt uçuşların başlaması gerektiği konusundaki görüşlerini de masaya getireceklerini ifade ederek, "Her şeyi konuşacağız" dedi.

"Ercan'daki inceleme güvenlikle ilgiliydi"

Başbakan Talat, iki ABD'li uzmanın dün Ercan Havaalanı'nda inceleme yaptıklarının anımsatılarak, bu konuda bilgileri olup olmadığının sorulmasına karşılık, bu konuda bilgileri bulunduğunu söyledi. Talat, "Bilgimiz vardı tabii. Bu, güvenlikle ilgili bir araştırmaydı. Onu yaptılar, raporlarını hazırladılar ve bugün (dün) ayrıldılar" dedi.

Talat, "Ercan'daki inceleme, direkt uçuşlarla mı ilgiliydi?" şeklindeki soru üzerine de, "Güvenlikle ilgiliydi. Tabii ki sonuçta direkt uçuşları ilgilendiriyor" diye konuştu.

"Kıbrıslı Türklerin nefes almasını dahi istemiyor"

Başbakan Talat, Rum yönetiminin, ABD'nin Ercan'da inceleme yapmasını protesto etmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulmasına karşılık da, Rum yönetiminden bundan başka bir hareket beklenemeyeceğini söyledi. Talat, "Mutlaka edeceklerdir, çünkü maalesef Rum yönetimi Kıbrıslı Türklerin nefes almasını dahi istemiyor. Bu bilinen bir şey. Başka türlüsü zaten garip olurdu" dedi.

Hükümet kurma çalışmaları

Başbakan Talat, hükümet kurma görevinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından bugün Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na verildiğinin anımsatılarak, CTP/BG-UBP arasında bir koalisyon hükümeti kurulması konusunun CTP Parti Meclisi'nde görüşülüp görüşülmediğinin sorulması üzerine, "Hayır, parti meclisi henüz toplanmadı" dedi.

Talat, Eroğlu'na görevin bugün geç saatlerde verildiğine işaret ederek, "Henüz bizde bir değerlendirme yapılmadı" diye konuştu.

 KIBRIS 22/10/04

BM Kıbrıs’taki askerini azaltacak

 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter Kofi Annan’ın Kıbrıs’taki barışgücünün sayısının azaltılması yönündeki tavsiyesini oybirliğiyle kabul etti.

 

NTV

 

 

 

23 Ekim 2004 — Konsey’e üye 15 ülke Annan’ın, güvenlik koşullarının düzelmesi nedeniyle Ada’daki barışgücü sayısının 1220’den 860’a indirilmesi tavsiyesine kabul oyu verdi

Konsey’in kararıyla barışgücünün görev süresi de 15 Haziran 2005’e kadar uzatıldı. Kararda bu tarihte barışgücünün durumuyla ilgili bir değerlendirme daha yapılması gerektiği belirtildi.
       İngiltere temsilcisi Emyr Jones Perry, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı’na ‘evet’ demesine karşın, izolasyonun kaldırılması adına çok az şey yapıldığını görmekten düş kırıklığı duyduğunu söyledi. Rum temsilci Andreas Mavroyanis ise, barışgücünün hala gerekli olduğnu belirtti.
       40 yıldır Ada’da görev yapan BM barışgücü, Türk ve Rum kesimleri arasındaki sınırda uzanan 180 kilometrelik Yeşil Hat’ta güvenliği sağlıyor. Washington

Rumlar ‘veto yok’ teminatı Verdi

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs’ta temaslarda bulunan ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’la yemekte bir araya gelen İngiltere’nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Dennis MacShane, Rum lider Papadopulos’un, Türkiye’nin Aralık’ta tam üyelik görüşmelerine başlamasını veto etmeyecekleri teminatı verdiklerini açıkladı.

Dennis MacShane, KKTC’de ve Rum Kesimi’nde yaptığı temaslar ile ilgili yayınladığı basın bildirisinde, Rum yöneticilerin Türkiye’nin Aralık’ta müzakerelere başlanmasına ilişkin başvurusunu veto etme niyetinde olmadıklarını kendisine ilettiklerini kaydetti.

RUMLAR ŞART KOŞTU

İngiliz bakanın bildirisinin ardından Rum hükümeti, ‘Veto etmek istemeyiz, ama önceki koşullarımızın yerine getirilmesi kaydıyla bu hakkımızı saklı tutuyoruz’ dedi. Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos’un sözcüsü Marios Karoyan, Türkiye’nin, Kıbrıs Rum Kesimi’ne, AB üyesi diğer ülkelerle aynı muameleyi yapmasını şart koştuklarını bildirdi. 

 

 

HURRIYET 23/10/04

Denis Macshane: Tek yol, birleşme

GEÇMİŞİN SORUNLARI GEÇMİŞ YÜZYILDA BIRAKILMALI... İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Dennis MacShane, Kıbrıs'ta ilerisi için tek yolun iki toplumun birleşmesi ve tek bir Avrupa ülkesinin oluşturulması olduğunu belirterek, "Avrupa'nın görmek istediği birleşik bir Kıbrıs'tır" dedi. MacShane, geçmişteki bütün sorunların geçmiş yüzyılda bırakılması, yeni yüzyıla taşınmaması gerektiğini vurguladı

KKTC'NİN TANINMASI MÜMKÜN DEĞİL... İngiliz Yüksek Komiserliği'nin dün yayımladığı ve İngiliz bakanın Kıbrıs konusuna ilişkin temaslar çerçevesinde adada bulunduğu süre içinde yaptığı açıklamaları içeren basın bildirisinde de MacShane, Kıbrıs sorununa Annan Planı temelinde çözüm bulunması için adadaki iki tarafın erken bir zamanda müzakerelere yeniden başlamalarının bütün Avrupa tarafından alkışlanacağını belirterek, KKTC'nin tanınmasının mümkün olmadığına dikkat çekti

KIBRISLI TÜRKLERİN ENDİŞELERİNİ ANLIYORUZ... İngiliz bakan, İngiliz hükümetinin, birleşik bir Kıbrıs'ı yaratmayı amaçlayan Annan Planı'na "evet" diyen Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişme, turizm, ticaret ve seyahat konularındaki endişelerini iyi anladığını söyledi. Kıbrıs'ın her iki tarafında da ekonominin güçlü olmasını ve iki taraf arasında tüm sektörlerde AB normları temelinde çok yönlü ticaret yapıldığını görmek istediklerini belirten MacShane, Kıbrıs'ın her iki tarafında da direkt uçuşların yapıldığını görme arzusunda olduklarını da bildirdi

İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Dennis MacShane, Kıbrıs'ta ilerisi için tek yolun iki toplumun birleşmesi ve tek bir Avrupa ülkesinin oluşturulması olduğunu belirterek, "Avrupa'nın görmek istediği birleşik bir Kıbrıs'tır" dedi.

MacShane, geçmişteki bütün sorunların geçmiş yüzyılda bırakılması, yeni yüzyıla taşınmaması gerektiğini vurguladı.

MacShane, bu görüşlerini, eylül ayında eğitime başlayan Dipkarpaz Rum Ortaokulu'nu dün ziyareti sırasında ziyareti sırasında dile getirdi.

İngiliz Yüksek Komiserliği'nin dün yayımladığı ve İngiliz bakanın Kıbrıs konusuna ilişkin temaslar çerçevesinde adada bulunduğu süre içinde yaptığı açıklamaları içeren basın bildirisinde de MacShane,

Kıbrıs sorununa Annan Planı temelinde çözüm bulunması için adadaki iki tarafın erken bir zamanda müzakerelere yeniden başlamalarının bütün Avrupa tarafından alkışlanacağını belirterek, KKTC'nin tanınmasının mümkün olmadığına dikkat çekti.

"İngiliz hükümeti, Kıbrıs Türk

toplumunun endişelerini anlıyor"

İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Dennis MacShane, İngiliz hükümetinin, birleşik bir Kıbrıs'ı yaratmayı amaçlayan Annan Planı'na "evet" diyen Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişme, turizm, ticaret ve seyahat konularındaki endişelerini iyi anladığını söyledi.

Kıbrıs'ın her iki tarafında da ekonominin güçlü olmasını ve iki taraf arasında tüm sektörlerde AB normları temelinde çok yönlü ticaret yapıldığını görmek istediklerini belirten MacShane, Kıbrıs'ın her iki tarafında da direkt uçuşların yapıldığını görme arzusunda olduklarını da bildirdi. MacShane, Kıbrıs'ta olumlu gelişmeler kaydedilmesinin, Türkiye ile Rum tarafı arasındaki ilişkilerin normalleşmesine bağlı olduğu görüşünü de dile getirdi.

"KKTC'nin tanınması mümkün değil"

Kıbrıs sorununa Annan Planı temelinde çözüm bulunması için adadaki iki tarafın erken bir zamanda müzakerelere yeniden başlamalarının bütün Avrupa tarafından alkışlanacağını belirten MacShane, KKTC'nin tanınmasının ise mümkün olmadığı görüşünü dile getirdi.

Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların sona erdirilmesi gerektiğine işaret eden MacShane, birçok meslektaşının, "Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi'nin 26 Nisan'da aldığı karara bağlı kalınarak, Kıbrıslı Türklere izolasyonların sona erdirilmesi için ne gibi pratik adımlar atılacağı" ve "Ankara ile Lefkoşa arasındaki ilişkileri normalleştirmek için ne zaman harekete geçileceği" yönünde sorular sormakta olduklarını ifade etti.

İngiliz Yüksek Komiserliği'nin basın bildirisine göre MacSahne, Rum tarafının her yıl savunma için harcadığı milyonlarca Kıbrıs Lirası tutarındaki paraya dikkat çekerek, "Küçük bir AB üyesi ülke için böylesine büyük miktardaki bir meblağ, daha yararlı amaçlar için kullanılabilir. Bu para, bütün adanın yararına olacak şekilde ekonomik gelişme ve sosyal yatırımlara kullanılabilir" dedi.

Türkiye'ye aralıkta ön şartsız

tarih verilmeli

MacShane, Türkiye'ye aralık ayında müzakere tarihi verilmesi gerektiğine de işaret ederek, "Türkiye'ye yeni şartlar veya ön şartlar konmamalıdır. Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi aralıkta 'evet' denmesi için bir ön şartı değildir" dedi.

Rum liderlerin Türkiye'nin aralıkta müzakerelere başlanmasına ilişkin başvurusunu veto etme niyetinde olmadıklarını kendisine ilettiklerini de kaydeden MacShane, ancak Rum liderlerin, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği üyesi olarak "Kıbrıs"ın ticaret ve diğer konularla ilgili egemenlik haklarını kullanmasıyla ilgili olarak Türkiye'den engelleyici olmayacağı yeni bir yaklaşım bekledikleri yönündeki bilinen taleplerini kendisine yinelediklerini ifade etti. Dennis MacShane, hükümetinin Rumların bu endişelerini anladığını belirtti.

Ankara ile Lefkoşa arasındaki ilişkilerin normalleşmesine ilişkin adımlarla BM kararlarının öngördüğü şekilde Kıbrıs'ın askersizleştirilmesi hedefiyle müzakerelere başlanmasına yönelik adımların atılmasının AB bakanları arasında tartışıldığına da işaret ederek MacShane, ancak bu adımların ne zaman atılacağını söylemenin kendisine düşmediğini ifade etti.

Karpaz'daki Rum ortaokuluna ziyaret

İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Denis MacShane, dün, eylül ayında eğitime başlayan Dipkarpaz Rum Ortaokulu'nu ziyaret etti.

Kıbrıs konusunda gelinen son aşama hakkında ilk elden bilgi edinmek amacıyla önceki sabah adaya gelen MacShane, öğle saatlerinde Dipkarpaz'ı ziyaret etti. MacShane Dipkarpaz'da, kendisine eşlik eden İngiltere'nin Kıbrıs yüksek komiseri Lyn Parker'la beraber ilk önce okul müdiresi Seniya Arhontidu ve Dipkarpaz'ın Rum muhtarı Andreas Tanis'in de aralarında bulunduğu bir grupla bir araya geldi.

MacShane, daha sonra, okul avlusunda Rum öğrencilere tatlı, börek ve poğaça ikram ederek onlarla sohbet etti.

"Kuzeydeki hükümetin sayesinde"

Burada basına yaptığı açıklamada toplumlar için en önemli şey olan çocukların eğitim almalarının ve onlara eğitim olanağı sağlanmasının önemini vurgulayan MacShane "Okulun tekrardan açılması, öğretmenlerin, hatta İngiltere'den bile öğretmenlerin buraya gelebilmesi, kuzeydeki yeni hükümetin sayesinde oldu" dedi.

MacShane buradaki insanların yavaş yavaş kendi dil, kültür ve tarihleri ile büyüyüp yaşayabileceklerini, bu gelişmenin de iyiye işaret olduğunu kaydetti. MacShane buradaki öğrencilerin Rumca ve Türkçe konuşabildiğini, ayrıca İngilizce ve Fransızca eğitim almaya başladıklarını, bunun da Karpaz'ın geleceği için önemli olduğunu kaydetti.

"Karpaz, Avrupa'nın en güzel bölgelerinden biridir" diyerek Karpaz'ı öven MacShane, İngiltere hükümeti olarak Karpaz'ın turistik bir bölge olarak, ölçülü bir şekilde gelişmesini istediklerini, ancak Karpaz'ın çok güzel olmasından dolayı bu bölgede yüzlerce metre uzunlukta oteller görmek istemediklerini belirtti.

"İki toplumun da burada para kazanabilmesi, iş sahası açması, yeni fikirlerin hayata geçirilebilmesi, buranın tarihinin, kültürünün ve doğasının keşfedilmesi için herkese yetecek yer vardır" diyen MacShane, Kıbrıs'ın geleceği hakkında şunları söyledi:

"İlerisi için tek yol iki

toplumun birleşmesidir"

"İlerisi için tek yol, iki toplumun birleşmesi ve tek bir Avrupa ülkesinin oluşturulmasıdır. Avrupa'nın görmek istediği, birleşik bir Kıbrıs'tır. Geçmişteki bütün sorunlar geçmiş yüzyılda bırakılmalı, yeni yüzyıla taşınmamalıdır."

İngiliz heyet daha sonra, okuldan ayrılarak Dipkarpaz'da doğa turuna çıktı.

MacShane'nin dün akşam adadan ayrıldı.

KIBRIS 23/10/04

Rum'un "Ercan" öfkesi

PAPADOPULOS KIZGIN... Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, ABD Ulaştırma Bakanlığı'nın iki uzmanının Ercan Devlet Havaalanı'nda resmi denetlemede bulunmasına tepki gösterdi. Papadopulos denetlemeyi; "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine ve meşruiyetine darbe" diye niteledi

"GÖĞÜSLEYECEĞİZ"... Papadopulos, Rum hükümetinin Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) yönünde temaslar, görüşmeler ve pek çok yaklaşımlarda bulunduğunu belirterek, Rum tarafının bu yasadışılığa izin vermemek için güçlü konumda olduğunu ve bunu göğüslemek için çaba harcamayı sürdüreceklerini söyledi

 

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, ABD Ulaştırma Bakanlığı'nın iki uzmanının Ercan Havaalanı'nda resmi denetlemede bulunmasını "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine ve meşruiyetine darbe" diye nitelediğini bildirdi.

Rum gazeteleri, ABD'li yetkililerin Ercan Havaalanı'nda yaptıkları denetlemeye ilişkin haberler yayımladılar.

Fileleftheros, "Timbu'yla Amerikan Tertipleri-Tasos: İşgal Bölgelerinden Direkt Uçuşları Engellemek İçin Güçlü Durumdayız" başlıklı haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, ABD Ulaştırma Bakanlığı'nın iki uzmanının Ercan Havaalanı'nda resmi denetlemede bulunmasını "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine ve meşruiyetine darbe" diye nitelediğini bildirdi.

Gazeteye göre Papadopulos; "Hükümet, Amerikan hükümeti tarafından bunun yapılacağını biliyordu. Tıpkı, işgal bölgelerindeki yasadışı havaalanlarının açılmasını ileri götürmek için ABD tarafından üstlenilen zahmetli çabayı bildiği gibi. Biz kendi faaliyetlerimizi yapıyoruz. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) yönünde de temaslar, görüşmeler ve pek çok yaklaşımlarda bulunduk. Sanırım bizim taraf, bu yasadışılığa izin vermemek için güçlü konumdadır. Bunu göğüslemek için çaba harcamayı sürdüreceğiz" dedi.

Gazete daha önce, ABD'li diplomatın, Rum Dışişleri Bakanlığı'na, Amerikalı yetkililerin Kıbrıs'ta bulunduğu ve Ercan Havaalanı'nı denetledikleri yolunda bilgi verdiğini ve Rum yönetiminin ilk protestosuna da muhatap olduğunu yazdı.

Gazete Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun, daha üst düzeylerde protestoda bulunulup bulunulmayacağına karar vermek için konuyu incelediğini, ancak bundan sonra yapılacaklar konusunda önceki gün geç saatlere kadar bir açıklamada bulunulmadığını kaydetti.

Fileleftheros, AKEL meclis grup sözcüsü Nikos Katsuridis ve KS EDEK Başkanı Yannakis Omiru'nun da önceki gün, Amerikalıların adaya gelerek Ercan Havaalanı'nda denetlemede bulunmalarını ve niyetlerini kınayan açıklamalarda bulunduklarını yazdı. Gazeteye göre Omiru "ABD Kıbrıs'ın işgal bölgeleriyle direkt uçuşlar ileri götürmeye cüret ederse bir kanunsuzluk yapmış olacak ve bunu kararlılıkla göğüsleyeceğiz" dedi.

Politis, "Uçuşlar Konusunda Kararlılar! -Amerikalı Heyet Timbu (Ercan) Havaalanı'nı Denetledi - Timbu Havaalanı'nın, Siyasi Etkileri Olan Amerikan Denetlemesi -ABD, İşgal Bölgelerine Uluslararası Uçuşların Başlamasını Kesintisiz Şekilde İleri Götürüyor -Hükümet Hoşnutsuz" başlık ve spotlarıyla yayımladığı haberinde, "yasadışı" diye nitelediği Ercan Havaalanı'nın ABD'li yetkililerce denetlenmesinin; ABD'nin, Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna son vermeye yönelik çabaları eksenine doğrudan bağlantılı olduğu yorumunda bulundu.

Gazete ABD Ulaştırma Bakanlığı'ndan iki yetkilinin, ABD'nin Güney Kıbrıs'taki büyükelçiliğinden bir diplomatın ve KKTC Sivil Havacılık müdürünün eşliğinde önceki gün gerçekleştirdiği denetlemenin, havaalanının; hava trafik kontrolü ve yer hizmetlerinde güvenlik meselelerindeki yeterliliğinin ortaya çıkarılmasını hedeflediğini yazdı ve şunları ekledi:

"ABD'nin Lefkoşa'daki temsilcisi, havaalanının denetlenmesinin, ABD hükümetinin Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna son vermeye yönelik BM genel sekreterinin önerilerine destek tedbirlerini ileri götürmek için sadece ilk adımlar olduğuna işaret etti. İki uzman, denetimlerini bugün (dün) de sürdürecek ve elde edecekleri sonuçlar, daha derin inceleme için diğer ABD birimlerini harekete geçirecek. Ancak uzmanların elde edecekleri sonuçlar, ABD hükümetinin incelemekte olduğu, meselenin hukuki yönüyle doğrudan ilgili değildir.

Diplomatik çevrelerin gazetemize söylediğine göre Amerikan hükümeti, Papadopulos hükümetinin ortaya koyduğu hukuki itirazları aşacak hukuki formül incelemeyi sürdürüyor. İki Amerikalı yetkilinin denetiminin, daha çok siyasi etkileri olduğu ve sadece teknik bir inceleme olmadığı düşünülüyor. İşgal bölgelerinden gelen bilgiler, diğer şeyler yanında; işgal bölgelerindeki kamu oyunda, diplomatik çabalarının sonuç vermekte olduğu izlenimi yaratılarak 'Başbakan' Talat'a destek verilmeye çalışıldığı yönündedir. İşgal bölgelerinin ekonomik açıdan desteklenmesine ilişkin Amerikan finansman programları konusunun da ileri götürülmesi bekleniyor.

Başkan Papadopulos'a göre Amerikalı uzmanların denetimi, ABD'nin işgal bölgelerindeki yasadışı havaalanlarının açılmasına yönelik genel politikası çerçevesindedir. İki uzmanın havaalanına gitmelerini yorumlaması istenen başkan Papadopulos; hükümetin, ABD'nin yasadışı havaalanlarının açılmasını ileri götürmek için üstlendiği diğer zahmetli çabalardan olduğu kadar, bu denetimi yapacağından da haberdar olduğunu söyledi. Papadopulos, 'Biz kendi faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz, hem ICAO'yla da temaslar ve pek çok yaklaşımlarda bulunduk ve bizim taraf, bu yasadışılığa izin vermemek için güçlü durumdadır' dedi.

Dışişleri bakanı Yorgo Yakovu da aynı frekansta konuştu ve bizim tarafın, bu faaliyetin gerekli olduğunu düşünmediğini, ABD makamlarının rolünün, havaalanlarını ve özellikle de yasadışı olanları denetlemek olmadığını söyledi. Yakovu bu hareketin, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yapılandırdığı ve Kıbrıs Türk toplumunu izolasyondan çıkarmayı hedefleyen bir politikayla bağlantılı olduğunu söyledi."

Haravgi, "Yakovu, Amerikalı Uzmanların Yasadışı Timbu Havaalanı'na Gitmeleri Konusunda, ABD'nin Rolünün Yasadışı Havaalanlarını Denetlemek Olmadığını Söyledi" başlıklı haberinde, Mısır dönüşünde dün sabah Larnaka Havaalanı'nda açıklama yapan Yakovu'nun; "ABD makamlarının rolünün havaalanlarını ve özellikle yasadışı olanları denetlemek olmadığını" söylediğini yazdı.

Gazeteye göre Yakovu; Rum tarafının, ABD'nin bu faaliyetini gerekli bir faaliyet olarak görmediğini söyledi ve bu hareketin; ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılandırılan ve Kıbrıs Türk toplumunu izolasyondan çıkarmayı amaçlayan politikayla bağlantılı olduğunu söyledi. Yorgo Yakovu, Rum tarafının bu politikaya yaklaşımının farklı olduğunu, çünkü kendilerinin; Kıbrıslı Türklerin izolasyondan, bağımsız kurumlar oluşturmakla değil, "yasal Kıbrıs Cumhuriyeti'nde bulunan mevcut kurumlar kullanılarak çıkarılacağı" görüşünde olduklarını söyledi.

Aynı gazete başka bir haberinde, ABD'nin Güney Kıbrıs'taki büyükelçiliğinden bir yetkilinin önceki gün Rum Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldığını ve ABD'li uzmanların Ercan'daki denetimleri hakkında izahatta bulunmasının istendiğini ve protestoda bulunulduğunu bildirdi.

Mahi haberi "Amerikalılar İşgal Bölgelerinde Havaalanları Açmaya Çalışıyor -Amerikan Büyükelçiliğine Şikayet" başlığıyla okurlarına aktarırken Alithia "Amerikalılar Timbu Havaalanı'nı Açmaya Hazırlanıyorlar - Hükümet, Uzmanların İşgal Bölgelerinde Bulunması Konusunda Girişimde Bulunuyor" başlığını kullandı.

 KIBRIS 23/10/04

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Boucher: Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya yönelik çalışıyoruz

ÖNLEMLERİN BİR PARÇASI... ABD, Amerikalı uzmanların KKTC'deki Ercan Havaalanı'nda yaptıkları incelemelerin Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya yardım edecek önlemlerin bir parçası olduğunu bildirdi

SEYAHAT DURUMU İNCELENDİ... ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Boucher, "Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya yardım edecek adımlar üzerinde çalışıyoruz. Üzerinde çalıştığımız bu adımlardan biri, seyahat durumu ve bununla bağlantılı olarak ulaşım güvenlik idaresinden bazı yetkililer Kıbrıs'a giderek kuzeydeki havaalanına bakıyorlar" dedi

 

ABD, Amerikalı uzmanların KKTC'deki Ercan Havaalanı'nda yaptıkları incelemelerin Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya yardım edecek önlemlerin bir parçası olduğunu bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, düzenlediği basın toplantısında, bir soru üzerine, "Kıbrıslı Türklerin tecridini azaltmaya yardım edecek adımlar üzerinde çalışıyoruz. Üzerinde çalıştığımız bu adımlardan biri, seyahat durumu ve bununla bağlantılı olarak ulaşım güvenlik idaresinden bazı yetkililer Kıbrıs'a giderek kuzeydeki havaalanına bakıyorlar" dedi.

Boucher, havaalanıyla ilgili nasıl bir önlem üzerinde çalışıldığı sorusuna karşılık, "Söylediğim gibi, havaalanında bazı adamlarımız var ve duyurabileceğimiz daha fazla önlem olduğu zaman bunları duyuracağız" dedi.

Yunanistan'ın Kıbrıs'a silah transferi

Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanlığı, basın toplantısında gündeme gelen, Yunanistan'ın ABD'den aldığı bazı silahları, anlaşmayı ihlal ederek Kıbrıs Rum kesimine transfer etmesi konusu hakkında daha sonra yazılı açıklama yayınladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Bu konuyu çözme yolları konusunda Yunan hükümetiyle görüşmelerde bulunduk. Şu sırada bu konuda daha fazla yorumda bulunmak için erken" ifadesi kullanıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, daha önce Yunanistan'dan, aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak Rum kesimine devrettiği Amerikan silahlarını geri almasını istemişti.

Bakanlık, Yunanistan'ın bu silahları kanunsuz şekilde transfer ettiğini ABD Kongresi'ne de bildirmişti.

KIBRIS 23/10/04

Eroğlu, "Bizim ideolojimize göre AB'ye girmek doğru değil ama ulusal politikaya göre destekliyoruz" dedi ve ekledi: Annan Planı'na karşıyız

EROĞLU BAŞKANLIĞA YENİDEN ADAY... Eroğlu: UBP içerisinde hiç çatlak yoktur. Aylardan beri UBP'den milletvekili koparmak için her iki partinin girişimleri olmuştur. Bir tek milletvekili bile koparamamışlardır. Partide hiçbir rahatsızlık yoktur. Eroğlu gitsin diye bir düşünce var diğer partilerde. Ben kurultaydan çıkan bir başkanım. Bu kurultayda da yeniden aday olacağım. Bu kritik dönemde aday olmamak partime ihanettir

Hükümeti kurmakla görevlendirilen Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Annan Planı'na karşı olduklarını yineledi. Derviş Eroğlu kendi ideolojilerine göre AB'ye girmenin de doğru olmadığını ancak ulusal politikaya göre bunu desteklerini söyledi.

"Annan Planı'nı kabul etmek mümkün değil" diyen Eroğlu, "KKTC'yi tanıtma gücümüz yok, keşke olsaydı..." şeklinde konuştu.

Dün KIBRIS TV'ye konuk olan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, partisinin aralık ayında yapılacak kurultayında genel başkanlığa yeniden aday olacağını açıkladı.

Hükümet kurma çalışmaları ve son siyasal gelişmeleri değerlendiren Eroğlu, partilerle temaslarına önümüzdeki salı günü başlayacağını ancak genel başkan Serdar Denktaş'ın yurtdışında olmasından dolayı henüz randevu almadıklarını söyledi.

2004 bütçesinin geçmemesi ve 2005 bütçesinin de süratle hazırlanması gerektiğinden hükümetin mutlaka kurulmasına inandığını ifade eden Eroğlu, 15 günlük sürede hükümeti kuramayacağını anlaması halinde sürenin dolmasını beklemeden görevi iade edeceğini yineledi.

24 Nisan referandumunda ortaya çıkan halk iradesine saygı duyduğunu ancak bunun geride kaldığını belirten Derviş Eroğlu, "Şimdi halkın yüzde 100'ünü kucaklama zamanıdır" dedi.

UBP genel başkanı, Türkiye hükümeti yetkilileriyle telefonla görüştüğünü ve oradaki yetkililerin de erken seçimden çok istikrarlı bir hükümetten yana olduklarını iddia etti.

UBP'nin erken seçim hükümetine de hazır olduğunu yineleyen Derviş Eroğlu, mutabakata varılacak bir tarihte erken seçime de hazır olduklarını söyledi.

Erken seçim hükümetinin 2004 ve 2005 bütçelerini geçirmek amacıyla kurulabileceğine işaret eden Eroğlu, bütçenin geçmemesinin sıkıntı yaratacağını kaydetti.

"26'lı hükümet de olabilir, 32'li hükümet de" diyen Eroğlu, özellikle meclisteki çözüm yanlısı partilerin UBP'ye karşı tavırlarının soğuk olduğunun anımsatılması üzerine, "CTP, 'UBP'ye kapımız kapalı' dedi. Bence politikada peşin konuşma doğru mudur değil midir tartışacak değilim. Ama biz CTP ile de hükümet kurabiliriz" dedi ve şöyle devam etti:

"Politikada kapıları kapatmak doğru değil. Gerekçeleri, UBP çözüm, barış, AB istemiyor. Bu yanlış. Biz Annan Planı'na karşı çıktık, çözüme, barışa değil. Biz bu planın haritasına, vatandaşlarla ilgili kesimine, Rumların içimize gelecek kısmına karşı çıktık. Bizim karşı çıkışımızla bu plan 5 defa değişmiştir. Demek ki diğer arkadaşlar da karşı çıksalardı daha çok değişiklik olabilirdi".

Eroğlu, "Biz Kıbrıs'ta bir anlaşma istememiş olsaydık yüzde 29+'yı parlamentoya getirip karar geçirmezdik" ifadesini kullandı.

UBP'de çatlak yoktur

Partisine yönelik yaklaşımlardan da rahatsız olduğunu anlatan Eroğlu, özetle şunları kaydetti:

"Biz, UBP'yi küçültecek yaklaşımlar gördüğümüz için üzülüyoruz. Hele hele de UBP yönetimini değiştirin diyorlar. Ama UBP içerisinde hiç çatlak yoktur. Aylardan beri UBP'den milletvekili koparmak için her iki partinin girişimleri olmuştur. Bir tek milletvekili bile koparamamışlardır. Partide hiçbir rahatsızlık yoktur. Eroğlu gitsin diye bir düşünce var diğer partilerde. Ben kurultaydan çıkan bir başkanım. Bu kurultayda da yeniden aday olacağım. Bu kritik dönemde aday olmamak partime ihanettir. Genel başkan olan kişi, partiyi en çok seven kişidir. Genel başkanlığı ben istedim diye değil, taban istedi diye yapıyorum.

UBP'nin öncelikleri

Eroğlu, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak da öncelikli hedeflerinin izolasyonların kaldırılması ardından da Türkiye'nin tarih alması olduğunu söyledi. Eroğlu daha sonra Kıbrıs'ta yaşayabilir bir anlaşmaya varılması gerektiğini kaydetti.

Anlaşma için daha kaç ay, kaç yüzyıl beklemek gerektiğini kimsenin bilmediğini belirten Derviş Eroğlu, "Tanınma üzerinde ısrarcı olmak, zemin uygunsa yararlı olur" dedi ve "KKTC'yi tanıtma gücümüz yok, keşke olsaydı..." şeklinde konuştu.

Bir soru üzerine Eroğlu, "Bizim ideolojimize göre AB'ye girmek doğru değil ama ulusal politikaya göre destekliyoruz" karşılığını verdi.

Eroğlu, partisinin vizyonunu değiştirdiğini savundu ancak Annan Planı'nı kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.

KIBRIS 23/10/04

Talat'ın istifası hiçbir şeyi değiştirmez

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın CTP-DP hükümetinin istifasını açıklamasının ardından KKTC'de olguların değişmesinin Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri etkilemediğini belirttiği ve "kararların Ankara tarafından alındığını" iddia ettiği yazıldı.

Simerini gazetesi, "Talat'ın İstifası Hiçbir şeyi Değiştirmez - Tasos Papadopulos'un İşgal Bölgelerindeki Gelişmelere İlişkin Değerlendirmeleri" başlığıyla aktardığı haberinde, Papadopulos'un; "Talat'ın istifasından sonra işgal bölgelerinde değişen olgular, Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri etkilemez, kararlar Ankara tarafından alınıyor" dediğini yazdı. Gazeteye göre Papadopulos sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak Kıbrıs Rum tarafı, müzakerelerin başlaması durumunda, güvenilir bir Kıbrıslı Türk müzakereci arzu ediyor. Talat'ın istifası bizi etkilemiyor. Çünkü, bizim değişmez çabamız; Kıbrıs sorununa yaşayabilir ve kabul edilebilir bir çözüm bulunması için müzakerelerin yeniden başlamasıdır. Esas muhatabımız Kıbrıs Türk liderliği değil Türkiye olsa da -ki tek etki budur- Kıbrıs Türk tarafından güvenilir bir görüşmeci olmasını istiyoruz."

Haravgi gazetesi, Papadopulos'un açıklamasını, "Başkan Papadopulos: 'Güvenilir Görüşmeci İstiyoruz' " başlığıyla okurlarına aktardı.

Mahi gazetesi, "Kıbrıs Cumhuriyeti Mehmet Ali Talat'ın İstifasından Etkilenmez" başlıklı haberinde, Rum yönetimi başkanının "Talat'ın istifası Kıbrıs Cumhuriyeti'ni etkilemez" dediğini yazdı ve Papadopulos'un ilgili açıklamasına yer verdi.

Gazete, EDEK Başkanı Yannakis Omiru'nun CTP-DP hükümetinin istifasına getirdiği yorumunu da okurlarına aktardı. Gazeteye göre Omiru, "Talat, sözde başbakanlığa seçilmesinden sonra bizi hayal kırıklığına uğratmış olsa da, tabii ki, sahte devletin çok daha katı tutumlularına dönmeyi arzu etmezdik" dedi.

Öte yandan Alithia, "Boucher 'Kıbrıs Türk Toplumu Hükümeti' Diye Açıklıyor - Amerikalılar, Talat'ın İstifasından Etkilenmeyecek" başlıklı haberinde, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher'in, CTP-DP hükümetinin istifasını yorumlarken, "Washington, Kuzey Kıbrıs'ın demokratik prosedürüne saygı duyuyor. Talat, yeni bir hükümet oluşturulana veya erken seçime kadar yerinde kalacak" dediğini okurlarına aktardı.

Gazete Boucher'in; "bu gelişmenin, Kıbrıs Türk toplumunun Türk işgalinin ellerindeki izolasyonuna son verilmesi yönündeki Amerikan çabalarını nasıl etkileyeceği" sorusuna muhatap olduğunu yazdı ve Amerikalı yetkilinin; ABD'nin, (Kıbrıslı Türklerin) sahip olmadıkları fırsatları onlara sağlama çabasında Kıbrıslı Türklerle işbirliği içinde olmayı sürdüreceğini söylediğini kaydetti.

Gazeteye göre Boucher, "Bu, ABD'nin onlara yardım etme arzusu çerçevesinde somut bir hükümete yönelik bir çaba değil, aynı zamanda; Avrupa'nın bir parçası olmak ve dünyada olup bitenlere katılmaları için bir çözüm bulmaya olan ilgilerini canlı tutmaya yönelik bir çabadır" dedi.

Bir gazetecinin "hükümet" kelimesini kullandığına dikkat çekmesi üzerine Boucher, "Kıbrıs Türk Toplumu hükümeti diyoruz" yanıtını verdi.

Fileleftheros gazetesi, "Yeşiller: Talat'ın Düşmesinde Kıbrıslı Rumlar Suçlu - Talat'ın Düşüşünü Bize Yüklüyorlar - Yeşiller'den Suçlama" başlık ve spotlarıyla aktardığı haberinde, Avrupalı Yeşiller Partisi'nin, Mehmet Ali Talat'ın KKTC başbakanlığından istifa etmesinin sorumluluğunu AB'ye ve Rum yönetimine yükleyerek onları sert dille suçladığını bildirdi.

Gazete, Yeşiller Eşbaşkanı Monica Frasoni'nin AB'yi; durağan olmak ve Kıbrslı Türkleri terk etmekle, Rum yönetimini de; yön şaşırtma politikası izlemek ve Annan Planı'nı reddetmekle suçladığını yazdı.

Gazeteye göre Frasoni, "gerek AB'nin gerek Rum yönetiminin, takındıkları tavırla; Talat'ı kelimenin tam anlamıyla eli boş bıraktıklarını, Talat'ın; direkt ticaret tüzüğü ve hava-deniz limanlarının açılması aracılığıyla ambargolara son verilmesini sağlamayı başaramadığını" kaydetti. Frasoni; Yeşiller'in "ambargoya son verilmesine yönelik tutumunu yineledi ve kasım ayı başlarında gerçekleştireceği Kıbrıs ziyareti sırasında bu yönde inisiyatif üstleneceğini açıkladı.

Gazete Frasoni'nin yazılı açıklamasından; adaya yapacağı ziyaret çerçevesinde KKTC'ye de gelmeyi programladığının ve bugünkü çıkmazdan çıkış yöntemlerini ilgili taraflarla görüşeceğinin dolaylı olarak anlaşıldığı yorumunda bulundu.

KIBRIS 23/10/04

Başbakan Talat: UBP başkanlığındaki hükümet Kıbrıs politikasına zarar verir

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının özellikle 2004 yılı başından itibaren bugüne kadar yaşadığı gelişmeler dikkate alındığında, UBP başkanlığında kurulacak bir hükümetin ülkeye hiçbir şey getirmeyeceğini çok büyük zararlara yol açacağını söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, Gazimağusa'da gerçekleştirilen Sivil Savunma Genel Tatbikatı sonrası habercilerin sorularını yanıtlarken, UBP başkanlığındaki bir hükümetin yeniden oluşturulan ve yürütülen Kıbrıs sorunuyla ilgili Türk politikasına büyük zararlar vereceğini söyledi. Başbakan Talat, "O yüzden bir erken seçimde halkın iradesine başvurmak en doğrusudur inancındayım" dedi.

Hükümeti kurmakla görevlendirilen UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun "CTP ile de bir hükümete açığız" şeklindeki açıklaması hatırlatarak bu konuyla ilgili görüşünün sorulması üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat, "Bize henüz bir teklif gelmiş değil. Mutlaka yetkili kurullarımızda durumu değerlendireceğiz, henüz böyle bir değerlendirme yapmış değiliz. Bize de bir teklif gelmiş değil. Dolayısıyla şu an için bir görüş ifade etmem kolay değil" dedi.

Bir gazetecinin, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun pazartesi günü görüşmelere başlayacağını ve CTP ile de görüşeceğini söylediğinin belirtilmesi üzerine Talat, "Tabii ki görüşeceğiz. Sonuçta hükümet kurma görevi Sayın Eroğlu'na verilmiştir... Bize ne getirecek, görev onun olduğu için bunu göreceğiz" dedi.

Milli mutabakat hükümeti kurulmasına sıcak bakıp bakmadığının sorulması üzerine Başbakan Talat, istifa etmiş olan hükümetin toplumu çok büyük badirelerden geçirerek bugüne taşıdığını ve toplumsal barışı sağladığını kaydetti.

Bütün partilerin içinde bulunmadığına dikkat çektiği CTP- DP hükümetinin başarı sağladığını ve iyi sonuçlar elde ettiğini vurgulayan Talat, "Bir hükümetin başarısı için ille de bütün partilerin yer alması gerekiyor diye bir iddia doğru değildir" dedi.

Mevcut parlamentodan istikrarlı bir hükümetin çıkamayacağını yineleyen Talat, "İstikrarlı bir hükümetin çıkamayacağı bir meclisi ısrarla sürdürmenin bir anlamı yoktur" dedi.

Talat, parti olarak hedeflerinin ve doğru olanın seçim olduğunu da sözlerine ekledi.

KIBRIS 23/10/04

Eroğlu: “Tanınma politikası, ileriye görütülmeyecek”

 

Ulusal Birlik Partisi (UBP)  Genel Başkanı Dr. Derviş Eroğlu, hükümeti kurma görevini aldıktan sonra “kendisinden duymaya alışmadığımız” açıklamaları ile dikkat çekiyor.

Eroğlu, dün akşam Kıbrıs TV’de katıldığı televizyon programında “KKTC’yi tanıtma politikasını ileri götürmeyeceklerini” söyledi.

Geçmiş söylemlerinin tümünü inkar noktasına gelen Eroğlu, “BM Güvenlik Konseyi kararı varken KKTC’nin tanınmayacağını benim gibi Mehmet Ali Talat da biliyor” dedi. Eroğlu Kıbrıslı Rum Lider Papadopulos’la görüşmeye  hazır olduğunu da söylerken, çözüm sürecinde “Türkiye neyi işaret ederse onu yapacaklarını” da ima etti. 

YENIDUZEN 23/10/04

 

20 Aralık’ta seçim kararı

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat’ın hükümetin istifasını sunmasının ardından önceki gün hükümeti kurmakla görevlendirilen Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, resmi temaslarına salı günü başlayacak.

UBP Genel Sekreteri Salih Miroğlu’ndan alınan bilgiye göre, hükümet kurma arayışları çerçevesinde UBP ilk görüşmeyi salı günü saat 11.00’de CTP ile yapacak.

Diğer partilerle de sırasıyla temaslarda bulunacaklarını, ancak CTP dışında randevu programının henüz netleşmediğini söyleyen Miroğlu, bugünden itibaren hafta sonu parti içi değerlendirme yapacaklarını anlattı.

DP’nin eğilimi seçim...

 

Bu arada Demokrat Parti Parti Meclisi, Genel Başkan Serdar Denkrtaş’ın adaya dönmesinin ardından hükümetle ilgili gelişmeleri değerlendirmek amacıyla salı günü toplanacak.

DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu yaptığı açıklamada, Genel Başkan adaya dönmeden hükümetle ilgili temasların yapılamayacağını belirtti.

Denktaş’ın pazar veya pazartesi günü adaya dönebileceğini belirten Arabacıoğlu, DP’nin UBP ile koalisyona sıcak bakıp bakmadığına ilişkin sorulara, “Oylama yapılmadı ama parti meclisinin genel eğilimi erken seçimden yana” ifadeleriyle karşılık verdi. 

Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, özel bir ziyaret amacıyla  bu sabah Türkiye’ye gitmişti. Denktaş’ın pazar veya pazartesi günü adaya dönmesi bekleniyor.

 

60 günlük süre başladı

 

Anayasa uyarınca, hükümeti kurmakla görevlendirilen UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu 15 gün içinde görevini tamamlayacak veya görevi cumhurbaşkanına iade edecek.

Eroğlu’na önceki gün görevin verilmesiyle seçime endeksli anayasal süre de başlamış oldu. Anayasa uyarınca dünden itibaren 60 gün içerisinde hükümetin kurulamaması halinde Cumhurbaşkanı Denktaş seçim kararı verebilecek.

Anayasa’nın ilgili 88’inci maddesine göre, “Cumhurbaşkanı, 60 günlük süre içerisinde Cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulu atanmasına olanak bulunmaması halinde Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir...”

 

Aritmetik hızla değişti

 

Aralık 2003’te yapılan seçimlerde CTP 19, UBP 18, DP 7 ve BDH da 6 milletvekili çıkarmıştı. Seçimlerden birinci parti olarak çıkan CTP başkanlığında DP ile koalisyon kurulmuş ve yeni koalisyon 13 Ocak’ta 26 gibi sınırlı bir çoğunlukla göreve başlamıştı.

Annan planıyla ilgili tartışma sürecinin ardından 24 Nisan referandumuna kadar hükümette herhangi bir kriz yaşanmazken, referandumun ardından DP’den 2, CTP’den de 1 milletvekilinin istifasıyla hükümet azınlığa düşmüştü.

Daha sonra Meclis yapısını değiştiren hızlı gelişmeler olmuş, DP’den istifa eden 1 milletvekilinin UBP’ye katılımıyla bu parti Meclis’in birinci partisi konumuna gelirken, BDH’dan da 2 milletvekili istifa etmişti.

İstifa eden milletvekillerinin eski partilerine dönmesi veya yeni parti kurmalarıyla Meclis’teki parti sayısı 4’den 8’e yükselmişti.

Bugün itibarıyla Meclis’te en büyük parti 19 milletvekiliyle Ulusal Birlik Partisi. Cumhuriyetçi Türk Partisi 18 milletvekiliyle ikinci parti konumunda. 50 sandalyeli Meclis’te Demokrat Parti  5, Barış ve Demokrasi Hareketi 4 saldalye ile temsil ediliyor. Toplumcu Kurtuluş Partisi, Birleşik Kıbrıs Partisi, Özgür Düşünce Partisi ile Yeni Parti de 1’er sandalyeye sahip.

(TAK)

YENIDUZEN 23/10/04

 

İngiltere’nin Avrupa İşleri Bakanı Dipkarpaz Rum Ortaokulu’nda

 

İngiltere’nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Denis MacShane, dün Eylül ayında eğitime başlayan Dipkarpaz Rum Ortaokulu’nu ziyaret etti. Kıbrıs konusunda gelinen son aşama hakkında ilk elden bilgi edinmek amacıyla adaya gelen MacShane, öğle saatlerinde Dipkarpaz’ı ziyaret etti. MacShane Dipkarpaz’da, kendisine eşlik eden İngiltere’nin Kıbrıs Yüksek Komiseri Lyn Parker’la beraber ilk önce okul Müdiresi Seniya Arhontidu ve Dipkarpaz’ın Rum Muhtarı Andreas Tanis’in de aralarında bulunduğu bir grupla bir araya geldi. MacShane, daha sonra, okul avlusunda Rum öğrencilere tatlı, börek ve poğaça ikram ederek onlarla sohbet etti.

Toplumlar için en önemli şey olan çocukların eğitim almalarının ve onlara eğitim olanağı sağlanmasının önemini vurgulayan MacShane “Okulun tekrardan açılması, öğretmenlerin, hatta İngiltere’den bile öğretmenlerin buraya gelebilmesi, Kuzey’deki yeni hükümetin sayesinde oldu” dedi.

İngiliz heyet daha sonra, okuldan ayrılarak Dipkarpaz’da doğa turuna çıktı.

YENIDUZEN 23/10/04

 

Rumlardan İngiltere’ye veto sözü

Kıbrıs Rum yönetimi, ''Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlama kararını veto etmek istemediğini'' belirterek, ''ancak koşullarımız yerine getirilmezse veto hakkımızı saklı tutuyoruz'' açıklaması yaptı.

Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un sözcüsü Marios Karoyan ve Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, İngiltere'nin Avrupa İlişkilerinden Sorumlu Bakanı Denis MacShane'in, ''Kıbrıs Rum kesiminin İngiltere'ye, AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini

başlatma kararını veto etmeyeceği güvencesi verdiği'' yolundaki açıklamasını yorumladılar.

Papadopulos'un sözcüsü Karoyan, AP'ye yaptığı açıklamada, ''veto

hakkını saklı tuttuklarını'' söyledi.

Karoyan, Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimine, AB üyesi ülkelerle eşit

koşullarda yaklaşım göstermemesi halinde, AB'nin müzakerelere başlama

kararını ''veto edebileceklerini'' belirtti. Papadopulos'un sözcüsü,

veto kullanmak istemediklerini, ancak Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimine

yönelik ''yasal yükümlülüklerini'' yerine getirmemesi halinde, ''bu

haklarını saklı tuttuklarını'' kaydetti.

Hükümet sözcüsü Hrisostomidis ise Türkiye'nin AB ile üyelik

müzakerelerine başlamadan önce, Rumların ortaya koyduğu belirli

şartları yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Reuters'ın sorularını yanıtlayan sözcü, ''tam üyelik müzakerelerinin başlatılması kararını veto etmek istemediklerini'' belirterek, ''Türkiye'nin katılımıyla ilgili tutumumuz iyi biliniyor. Veto kullanmayı arzu etmiyoruz. Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlamasına mani olmak istemiyoruz'' dedi.

Sözcü, bununla birlikte, ''Türkiye, bir Avrupa ülkesi olarak davranırsa, çok mutlu olacağız'' diyerek, ''Türkiye'nin, tarafımızdan ortaya konan bir dizi koşulu yerine getirmesi gerekli'' diye konuştu. Sözcü, İngiliz bakan MacShane'in, Türkiye'nin Kıbrıs Rum yönetimini ''günün sonunda'' yani ilerleyen yıllarda tanıyabileceğiyle ilgili yorumunu da değerlendirerek, Ankara'nın Kıbrıs Rum yönetimini hemen tanıması gerektiğini ima etti.

Sözcü, ''bu şekildeki bir tutumun doğru olduğunu düşünmüyoruz.

Türkiye'nin, 25 AB ülkesinden birini tanımadan, 25 AB üyesiyle birarada ve ayrı ayrı görüşme yapamayacağına inanıyoruz'' dedi.   

PAPADOPULOS: BÜTÜN ASKERLERİN KIBRIS’TAN ÇEKİLMESİNİ  İSTİYORUZ

 

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, “bütün askerlerin Kıbrıs’tan çekilmesini istediklerini” söyledi.

Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Papadopulos, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa ziyareti sırasında yaptığı, “Türkiye’nin Kıbrıs’tan asker çekmeyeceği” açıklamasını yorumlarken şunları söyledi:

“Tutumumuz istikrarlıdır. Biz bütün askerlerin Kıbrıs’tan çekilmesini ve Türkiye’nin sahip olmadığı, ancak olduğunu iddia ettiği müdahale hakkını terk etmesini istiyoruz” dedi.

 

HALKIN SESI 23/10/04

 

Zirve öncesi Rumlardan veto tehdidi

 

Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’nin müzakere tarihinin görüşüleceği 17 Aralık zirvesinde, son ana kadar kadar veto kartını saklı tutmayı planlıyor.

 

NTV

 

 

24 Ekim 2004— Rum Yönetimi’nin incelediği senaryolar arasında, AB’ye “Türkiye’nin üyelik müzakereleri Kıbrıs’tan asker çekmeyi kabul etmesinden 6 ay sonra başlasın” şeklinde diretmenin de bulunduğu belirtiliyor.

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Rum Yönetimi’nin tavrı hakkında 16, hatta 17 Aralık geceyarısına kadar bile, kesin olarak tahmin yürütülemeyeceğini söyledi.
       Yakovu, Rum Yönetimi’nin Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin başlamasını veto edebileceği konusunda ciddi olduğunu belirterek, bu nedenle AB’de baskıların Türkiye’ye yöneleceğine inandığını söyledi.
       Rum Dışişleri Bakanı, Kıbrıs’tan Türk askerlerinin çekilmesi şartında ısrarlı olduklarını da kaydederek, AB’den Türkiye’nin üyelik müzakereleri başlamadan önce Türk askerlerinin Kıbrıs’tan ne zaman ve nasıl çekilecekleri konusunda belirli ve üzerinde anlaşmaya varılmış bir süreç talep ettiklerini de açıkladı.
       Rum devlet televizyonu ise, Rum Yönetimi’nin incelediği senaryolar arasında, AB’ye “Türkiye’nin üyelik müzakereleri Kıbrıs’tan asker çekmeyi kabul etmesinden 6 ay sonra başlasın” şeklinde diretmenin de bulunduğunu bildirdi.
       

ABD Kıbrıs’ta yeniden görüşmelerin başlamasını istiyor

 



24 Ekim, 2004 14:44:00 (TSİ) CNN TURK

 

Alman Der Spiegel dergisi, ABD’nin, Kıbrıs'ta yeniden müzakere masasına dönülmesini isteğini yazdı.

Dergiye göre, Rumların Türkiye'nin AB üyeliğini engellemesini istemeyen Washington, bu amaçla Rum Kesimi’ne yeni öneriler sundu.

Haberde, ABD yönetiminin, Annan Planı’yla ilgili yapılacak müzakerelerde Rum tarafının isteklerini daha fazla dikkate almayı önerdiği, bu öneriler arasında tazminat ödemelerine ilişkin kriterlerin de bulunduğu belirtiliyor.

ABD, Rumların Türkiye’nin önünü tıkamasını istemiyor

''Birleşme pokerinde yeni raunt'' başlığı ile verilen haberde, stratejik nedenlerden dolayı Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen ABD yönetiminin, Rumların 17 aralıkta yapılacak AB zirvesinde Türkiye'nin önünü kapamasını istemediği, hatırlatılıyor.

Rumlar, AB ülkelerine Türkiye için uzun bir liste sundu

Haberde, Güney Kıbrıs Yönetimi’nin, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanması için tüm AB ülkelerine, ''uzunca bir şartlar listesi'' ilettiği belirtiliyor. Ve listede Ada’daki Türk askerlerinin çekilmesi, Rum mal varlıklarının iade edilmesi ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye tarafından tanınması isteklerinin yer aldığı hatırlatılıyor.

ABD'den Rumlara yeni çözüm önerileri

 

Der Spiegel, Kıbrıs sorununun çözülmesi için yeniden müzakere masasına oturulması amacıyla Amerikan yönetiminin Rum kesimine yeni öneriler getirdiğini idida etti.

Der Spiegel dergisi, “Birleşme Pokerinde Yeni Raunt” başlığıyla verdiği haberde, stratejik nedenlerden dolayı Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen Amerikan yönetiminin, Kıbrıs Rum kesiminin, 17 Aralık'ta yapılacak AB zirvesinde Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanmasını engellememesi için yeni öneriler sunduğunu yazdı. 

Kıbrıs Rum kesiminin, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanması için tüm AB ülkelerine, en azından kısmen yerine getirilmesini istediği “uzunca bir şartlar listesi” ilettiği belirtilen haberde, Rumların adadaki Türk askerlerinin çekilmesini, Rum mal varlıklarının iade edilmesini ve Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye tarafından tanınmasını istedikleri hatırlatıldı. 

Amerikan yönetiminin ise Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlamasını kabul etmesi durumunda, Annan planıyla ilgili yapılacak müzakerelerde Rum tarafının isteklerini daha fazla dikkate almayı önerdiği, bu öneriler arasında tazminat ödemelerine ilişkin kriterlerin de bulunduğu kaydedildi.

 (aa)

HURRIYET 24/10/04

 

Straw: Rumların tanınmasını Türkiye ile görüştük

 

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimini tanımasının, Ankara ile diyalogda ele alınan konulardan biri olduğunu söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs Rum kesiminin tanınmasını Türkiye ile görüştüklerini söyledi.

Jack Straw, İşçi Partisi Milletvekili Tom Cox’un "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin (Rum kesimi) resmen tanınması için Türk hükümeti nezdinde girişim yapıp yapmayacağı sorusunu yanıtlarken, Rum kesiminin Türkiye tarafından tanınmasının Ankara ile yürütülen düzenli diyalog kapsamında ele alınnan konulardan biri olduğunu bildirdi.

 (ANKA)

HURRIYET 24/10/04

 

 

Kıbrıs'ta Annan Planı'ndakine benzer bir çözüm bulunmalı

Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı raportörü Camiel Eurlings'in hazırlayıp sunduğu; Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlanmasına ilişkin karar taslağında "Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi", "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından tanınması" ve "Kıbrıs'ta Annan Planı'ndakine benzer bir çözüm bulunması" gerektiği bildiriliyor

Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı raportörü Camiel Eurlings'in hazırlayıp sunduğu; Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlanmasına ilişkin karar taslağı basına sızdı.

Karar taslağında; "Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi", "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından tanınması" ve "Kıbrıs'ta Annan Planı'ndakine benzer bir çözüm bulunması" gerektiği bildiriliyor.

Rumca Fileleftheros aazetesi, "Atilla AB Yolunda - Avrupa Parlamentosu Karar Taslağında Plana Benzer Bir Çözümden Bahsediliyor" başlığı altında şunları yazdı:

"Avrupa Birliği; raportörü Camiel Eurlings'in hazırlayıp sunduğu karar taslağı aracılığıyla; Türkiye askerlerinin Kıbrıs'tan çekilmesi, adanın Türkiye tarafından tanınması ve Annan Planı'ndakine benzer bir çözüm bulunması oyununu açıyor.

Fileleftheros gazetesinin, ele geçirip dün yayımladığı Hollandalı Avrupa milletvekilinin Türkiye'nin AB'la üyelik müzakerelerine başlamasına ilişkin karar taslağında, diğer şeyler yanında; Ankara'nın Lefkoşa'ya karşı şu temel yükümlülükleri yer alıyor:

Taslağın sonuç kısmındaki 20. paragrafta; Avrupa Parlamentosu Türk makamlarını, Kıbrıs sorununa Annan Planı'ndakine benzer bir çözüm bulunması konusunda yapıcı tavrı idame ettirmeye çağırıyor.

Aynı paragrafın ikinci bölümünde Türkiye; belirli bir program temelinde ve BM kararlarına uygun şekilde Kıbrıs'taki askerlerini derhal çekmeye çağrılıyor.

Karar taslağının 21. paragrafında Türkiye'ye; Avrupa güzergahı çerçevesinde, AB'ye üye ülkelerle askıda bulunan hukuki meseleleri -ki bunların arasında hukuki tanıma ve ortak ilgi alanındaki meselelerin halledilmesi de bulunuyor- çözmesi gerektiği hatırlatılıyor.

Raportörün karar taslağının esas bölümünde karakteristik olarak şunlar belirtiliyor:

"Uluslararası camia, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından tanınmaması ve 30 binden fazla Türk askerinin Kuzey Kıbrıs'ta konuşlanmış olmasından dolayı endişelidir."

Avrupa Halk Partili Hollandalı milletvekilinin karar taslağında; Türkiye'de gerçekleştirilen ilerleme ve düzenlemelere ilişkin net ifadelerin yanı sıra bu ülkeye bir dizi konuya ilişkin -bitiş tarihi açık (open ended)- öğütler bulunuyor. Müzakerelerin sonucunun otomatikman Türkiye'nin üyeliğine götüreceği konusunda kimsenin garanti veremeyeceğine işaret edilirken, sonuçlar bölümünün 36. paragrafında:

"Müzakereler tamamlansın veya tamamlanmasın, AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler; Türkiye'nin Avrupa yapılarına tamamen bağlı kalacağını garanti altına almalıdır. Parlamento Türkiye'ye; dini azınlıklara yönelik, aralarında yönetim hakkının da bulunduğu her türlü nahoş uygulamaya son vermesi çağrısında bulunur.

Türkiye, yukarıdaki paragraf temelinde ilk iyi niyet işareti olarak; Heybeliada Okulu'nu açmaya çağrılıyor. Türkiye ve Ermenistan, geçmişin acılı deneyimlerinden kaçınmak için yeniden yakınlaşma çabası harcamaya çağrılıyor ve yine Türkiye, Ermenistan sınırını, mümkün olan en kısa zamanda açmaya çağrılıyor."

Türkiye, işkenceye sıfır "0' hoşgörü göstermeye ve polis tutukevleri, cezaevlerini, vb. yerlerde gözetim yapma yetkisine sahip olacak bağımsız bir komite oluşturmaya çağrılıyor.

Karar taslağı, nihayetinde Avrupa Parlamentosu'na gidecek olsa da; AB ve Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinin başlamasına yönelik prosedürün bir parçası değildir. Avrupa Parlamentosu'nun tutumunu dile getirmesi; 25'lerin kritik kararı alacakları 17 Aralık öncesinde, net siyasi mesajlar veriyor. Hollandalı raportörün karar taslağının önümüzdeki salı günü Strasbourg'da görüşülmesi, 15 Kasım'da da onaylanması bekleniyor.

Karar taslağının pek çok noktası, Türkiye'nin son yıllarda kaydettiği ilerlemeye atıfta bulunuyor. 29. paragrafta, prosedürün tamamlanma tarihine ilk kez atıfta bulunuluyor ve bunun 2014'ten önce olamayacağına işaret ediliyor. 35. paragrafta; topun artık, Kopenhag kriterlerini yerine getirmeye çağrılan ve uyum prosedürünü sürdürmesi ve bunları hayata geçirmesinin elzem olduğu hatırlatılan Ankara'da bulunduğu belirtiliyor."

Haravgi gazetesi, Türkiye'yle ilgili diplomatik müzakerelerin çok çetin olacağını ve aralık gecelerinin; Türkiye'nin Güney Kıbrıs'a yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda oldukça sıcak geçmesinin beklendiğini yazdı.

Gazete, diplomatik kaynaklara dayanarak, Rum yönetiminin Avrupalı ortaklarına; Türkiye'nin Güney Kıbrıs'a karşı yükümlülükleri konusundaki taleplerini ilettiğini ve bunları Avrupa Komisyonu'nun raporuna dayanarak delillendirdiğini yazdı.

Gazeteye göre aynı kaynaklar, Türkiye'nin, "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımasıyla ve Gümrük Birliği'ni genişletmesiyle ilgili hukuki yükümlülüklerine" işaret ettiler. Aynı kaynaklar, TC kökenli KKTC vatandaşları ve mülkler konusunun da komisyon raporu ve AB ilkeleri temelinde kapsandığını, Türk askerinin adada bulunmasının ise herkese göre, AB değerlerinin ve ilkelerinin ihlali olduğunu" savundular.

KIBRIS 24/10/04

 

KKTC'de hükümeti Türkiye'nin bozduğu iddiası doğru değil
İSTİFAYA ZORLAMADIK... AK Parti Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, KKTC'deki CTP-DP Hükümeti'nin, Türkiye tarafından istifaya zorlandığı yönündeki iddiaların kesinlikle doğru olmadığını söyledi

17 ARALIK'A KADAR SORUN İSTEMİYORUZ... KKTC'de hükümetin istifa etmesiyle birlikte, ülkede seçimlerin söz konusu olduğunu dile getiren Dülger, "Kıbrıs sorununu AB ile masaya yatırıp tüm haklarımızı arayacağız. 17 Aralık'a kadar önümüzde bir problem olmasını istemiyoruz. Ancak KKTC bugüne kadar hep iyi niyetini ortaya koymuştur" dedi

KİMİSİ ALINIR, KİMİSİ GİRER... Mehmet Dülger, Türkiye'nin AB süreciyle ilgili olarak, "Bazı ülkeler AB'ye alınır, bazı ülkeler ise AB'ye girer. Türkiye AB'ye giren ülkelerden olacak" dedi

Eylem ERAYDIN/LONDRA

AK Parti Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, KKTC'deki CTP-DP Hükümeti'nin, Türkiye tarafından istifaya zorlandığı yönündeki iddiaların kesinlikle doğru olmadığını söyledi.

Türk-İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TBCCI) Türk, İngiliz milletvekillerine ve işadamlarına, İngiliz Parlamentosu'nda verdiği resepsiyonda AK Parti Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, KKTC'deki son gelişmeleri KIBRIS'a değerlendirdi.

Mehmet Dülger, KKTC'de hükümetin istifası ile ilgili olarak; "Kıbrıs'tan gelen güvenli kaynaklardan edindiğim bilgiye göre KKTC'deki hükümetin, Türkiye tarafından istifaya zorlandığı söyleniyormuş bu iddialar kesinlikle doğru değil" ifadelerini kullandı.

KKTC'de hükümetin istifa etmesiyle birlikte, ülkede seçimlerin söz konusu olduğunu dile getiren Dülger, "Biz AB ile Kıbrıs sorununu masaya yatırıp tüm haklarımızı arayacağız. 17 Aralık'a kadar önümüzde bir problem olmasını istemiyoruz. Ancak KKTC bugüne kadar hep iyi niyetini ortaya koymuştur" dedi.

AK Parti Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, Türkiye'nin AB süreciyle ilgili olarak, "Bazı ülkeler AB'ye alınır, bazı ülkeler ise AB'ye girer. Türkiye AB'ye giren ülkelerden olacak" dedi.

Resepsiyonda konuşma yapan İngiliz milletvekili Andy King, Türkiye'yi tam üye olarak görmek istediklerini belirterek, Türkiye'nin kısa bir zaman içinde büyük adımlarla AB yoluna devam eğittiğini, ancak bundan sonraki sürecin daha önemli olduğunu, Türkiye'nin daha da dikkatli olması gerektiğini söyledi.

TBCCI Asbaşkanı Remzi Gür ise, Avrupalıların Müslümanlara karşı tutumunun değişmesi gerektiğinin altını çizdi. Gür, "Türkiye'nin kültürüyle, konumuyla büyük bir ülke olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne elbette ihtiyacı var. Ancak Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye daha fazla ihtiyacı var olduğu kanısındayım. Orta doğuda hızla büyüyen bir Türkiye var. Bunun görülmesi gerekiyor" diye konuştu.

Parlamentoda verilen resepsiyona, İngiliz milletvekili Andy King, AK Parti Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, dış ilişkiler komisyonu başkanı Mehmet Dülger, Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Akın Alptuna, müsteşar İrfan Acar, Türkiye turizm direktörü Tolga Tuyluoğlu, TBCCI Asbaşkanı Remzi Gür, Ney Dans Grubu prodüktörü David King, Sabancı Bank'tan Rıza Kadılar, işadamı Hüseyin Özer, TC Ziraat Bankası'ndan John Denison ile birlikte çok sayıda Türk ve İngiliz işadamı katıldı.

KIBRIS 24/10/04

 

İngiliz örgüt, Kıbrıs'ta mezarların açılması çalışmalarını üstlenecek

İngiltere'de faaliyet gösteren Bournemouth Üniversitesi Hukuk ve Teknoloji Bölümü'ne bağlı "İnforce Foundation Centre For Forensic Sience" isimli sivil toplum örgütünün, Kıbrıs'ta kayıpların bulunmasıyla ilgili çalışmalarda mezarların açılması görevini üstlendiği bildirildi.

Haberi, "İngiliz ve Amerikan Finansmanlarıyla Mezarların Açılması İleriye Götürülüyor" başlığıyla veren Politis gazetesi, Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nin, mezarların açılması konusunun ilerlemesiyle ilgili yaptığı görüşmeler sonucu, İngiltere'deki sivil toplum örgütü "İnforce" ile anlaşmaya vardığını belirtti.

İngiltere'nin, kayıplar konusundaki çalışmalar için maddi katkı sağlamasının ardından, Amerika'nın da bu çabalara katkı koyacağını yazan gazete, ABD'den temsilcilerin, Kayıp Yakınları Komitesi ve her iki tarafla da temaslarda bulunmasının beklendiğini bildirdi.

İngiltere'nin 50 bin dolar katkıda bulunduğunu hatırlatan gazete, "İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa İşleri'nden Sorumlu Müsteşarı" Dennis Macshane'nin Avam Kamarası'nda yaptığı "her iki tarafa da teknik yardımda bulunmaya hazır olunduğu" şeklindeki konuşmasına da yer verdi.

Fileleftheros, iyi haber alan kaynaklara dayanarak, konuya ilişkin görüşmelerin anlaşmayla sonuçlanması durumunda, "İnforce" örgütünün mezarların açılması konusunu ileriye götüreceğini yazdı.

Simeniri'ye açıklama yapan Rum Kayıp Yakınları Komitesi Başkanı Nikos Theodosiu, gelişmeleri olumlu olarak niteledi ve Türk tarafının niyetlerine ilişkin çekinceler belirtti.

Theodosiu, geçmişte birçok kez, Kıbrıs Türk tarafının son dakikada "anlaşmayı bozduğunu" iddia etti.

KIBRIS 24/10/04