Rumlar hayırın bedelini ödemelidirler
Başbakan Mehmet Ali Talat, Annan Planına hayır deme Rum tarafının demokratik bir hakkı ise, bunun bedelini de onların ödemesi gerektiğini söyleyerek, onların kararı Kıbrıs Türküne zarar vermemeli. Hayır diyerek bizi esir haline getiremezler. Bunun yaptırımları olmalıdır. Olacaktır dedi.
Kıbrıs sorununun çözülmesinin şart olduğunu, ara yöntemlerin kesin çözüm yerine geçemeyeceğini kaydeden Başbakan Talat, fakat ara yöntemlerin de tartışılmasının gerektiğini ifada edip referandumdan sonra ambargoların bir anlamı kalmayacağını, ambargoların sürdürülmesinin mümkün olmayacağını kaydetti.
Ambargoların sona erdirilmesine dünyanın da hazır olduğunu söyleyen Talat, bunun mesajlarını Brükselde aldıklarını ve evet in Kıbrıs Türk halkının cezalandırılmasını engelleyecek değişikliklere yol açacağını vurguladı.
Yine de kesin çözüm için iki evete ihtiyaç olduğunu yineleyen Talat, kendilerinin halka güvendiklerini, Kıbrıs Türk halkının oyunun renginin belli olduğunu dile getirdi. Talat, Rum politikacılarının değil ama Rum halkının samimi sıkıntıları olabileceğini, bunun da olumlu karşılıklarının verilmesinin ve Rumların evetini almanın gerekli olduğunu söyledi.
LİSTEYİ DENKTAŞ İSTEMEDİ
Başbakan Talat, yemek öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, BMye sunulan TC kökenli KKTC vatandaşlarının listesini, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın istemediğini, dolayısıyl listenin kendisine verilmediğini belirtti ve liste üzerinde spekülasyon yapılmaması için gizlilikle çalışı
ldığının doğru olduğunu kaydetti. Talat, TC kökenli olup da Kıbrısta yaşayan ve bu listede yer almayan kimsenin bulunmadığını söyledi.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın hayır kampanyası için alana indiğinin hatırlatılması üzerine Talat, Biz de sokaktayız, biz hep sokaktaydık, hiç içeriye girmedik ki zaten. Halkımızla beraberiz, halkımıza gerçekleri anlatıyoruz, anlatmaya da devam edeceğiz. Görüşlerini ortaya koymak Cumhurbaşkanının demokratik hakkıdır. Sonuçta kararı halk kendisi verecek şeklinde konuştu.
"AKELİN FİKİR DEĞİŞİKLİĞİ
Rum tarafında AKELin fikir değişikliği evete dönük bir politikaya yol açabilir mi? sorusuna, evet yol açar şeklinde yanıt veren Talat, tüm dünyanın ilgisinin Kıbrıs konusunun çözümüne odaklandığını belirtti. Talat, AB parlamentosundaki bir toplantıda bir milletvekilinin, biz, tüm Avrupa, bu planı destekliyoruz, var gücümüzle bu plana odaklandık. Bu koşullar altında ABye üye olacak bir ülke bu planı reddederek nasıl bize katılacak? sorusunu sorduğunu anlattı ve buna kimsenin cevap veremediğini kaydetti.
Rum tarafının plana hayır diyerek ABye resmen girebileceğini, ama ruhen, fiilen kabul edilemeyeceğini söyleyen Talat, bütün Avrupa Birliği tarafından desteklenen bir plana hayır diyen bir devletin, ABye de hayır demiş sayılacağını kaydetti.
RUM TARAFININ HAYIRI HALİNDE ELİMİZDE PROJE VAR
Referandum neticesinde Rum tarafından hayır çıkması halinde birçok planları olduğunu, çalışmaların yapıldığını ve ellerinde uygulamaya konacak birçok proje bulunduğunu belirten Başbakan Talat, ancak şu anda sadece çözüme odaklanmış olduklarını belirtti.
GEREKİRSE RUM TARAFINA YİNE GİDERİM
Talat, Rum tarafından da evet çıkması için gerekirse önümüzdeki günlerde Rum tarafına bir ziyaret daha gerçekleştirebileceğini de ifade etti.
Çözümle ortaya çıkacak yeni koşullarda Kıbrıs Türk sanayicisinin ve işadamlarının desteğe ihtiyaç duyacağını kaydeden Başbakan, Anan Planının daha önce müzakere edilmediğini ve ilk kez Bürgenstokdaki çalışmalar neticesinde Kıbrıs Türk tarafı için kabul edilebilir bir hale geldiğini belirtti.
Planın Kıbrıs Türk ve Rum tarafını yakınlaştıran bir uzlaşma planı olduğunu kaydeden Talat, her iki tarafın da önemli bulduğu bir takım noktaların planda yer aldığını söyledi ve Türk tarafı için mal mülk durumunun daha belirgin bir hale geldiğini ifade etti.
ZAFER DEĞİL UZLAŞMA
Müzakere sürecinin zaferle değil uzlaşmayla sonuçlandığını belirten Talat, iki evete ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Her iki taraftan da evet almak için çok çalışılması gerektiğine değinen Talat, Güney Kıbrısa da mesaj vermenin gerekliliğine işaret etti.
RUMLAR YETERİNCE İNCELEMEDİ
Kıbrıs Türk tarafında planın gerçekçi olarak ele alındığını, ama Rum tarafının nasıl olsa Türkler hayır der diye planı gerçekçi bir gözle yeterince incelemediğini kaydeden Talat, Rum politikacıların konuya ciddiyetle eğilip kamuoylarını bilgilendirmeleri gerektiğine işaret etti.
Başbakan Talat, Türk tarafı plana olumlu bir yaklaşım sergileyince Rum tarafının zor durumda kaldığını dile getirdi.
HALKIN SESI 19/04/2004
Çözümsüzlüğün bedeli ağır
KADEM'in referanduma yönelik 70 yerleşim biriminde 1815 kişiyle yaptığı anket, halkın ezici bir çoğunluğunun, "Annan Planı zemininde bir çözüm gerçekleşmediği takdirde Kuzey Kıbrıs'ın mali yönden olumsuz etkileneceğine" inandığını ortaya çıkardı
Çözümsüzlüğün bedeli ağır
PAHALIYA MAL OLUR... Kıbrıs Türk halkının büyük çoğunluğu, çözümsüzlüğün Kuzey Kıbrıs'a pahalıya mal olacağına inanıyor. Halkın yüzde 60.4'ü Annan Planı zemininde bir çözüme ulaşılmadığı takdirde Kuzey Kıbrıs'ın mali yönden olumsuz etkileneceğini ve Kıbrıslı Türkleri daha kötü günlerin beklediğini söylüyor
GENÇLER GELECEKTEN ENDİŞELİ... Daha fazla gençler gelecekten endişe duyuyor. Mevcut durumdan memnun olmayan gençler, Kıbrıs'ta çözümün şart olduğuna inanıyor. 25-34 ve 18-24 yaş grubundakiler mutlaka çözüm istiyor ve "çözüm olmazsa olumsuz etkileniriz" diyor. Çözümsüzlüğün herhangi bir etkisi olmayacağı ya da olumlu olacağını söyleyenler ise genellikle 55 yaş ve üzerindekilerde yoğunlaştı
EN FAZLA CTP, ÇABP VE BDH TABANI ÇÖZÜM İSTİYOR... Ankette, çözümsüzlükten en fazla endişe duyanların CTP'liler olduğu ortaya çıktı. CTP ile birlikte ÇABP ve BDH tabanı da Annan Planı zemininde bir çözüm bulunmadığı taktirde, ülkenin olumsuz etkileneceğini belirterek, "Kıbrıs'ta çözüm şart" diyor
EĞİTİMLİLER "ÇÖZÜM" DİYOR... Eğitim düzeyi yükseldikçe çözüm isteyenlerin oranı da artıyor, ancak eğitim düzeyi düştükçe "çözüm olmazsa da herhangi bir etkisi olmaz" diyenler çoğalıyor. En fazla üniversite ve yüksek okul mezunları, çözümsüzlükten endişe duyuyor. Üniversite ile yüksek okul mezunları, yüzde 68.5, lise mezunları da yüzde 65.5'lik bir oranla "çözümsüzlükte yanarız" diyor. İlk ve ortaokul mezunları içerisinde çözümü savunanlar ise yüzde 52.2'lik bir oranı oluşturuyor
VERİLECEK KÖYLERDEKİ DURUM... Türk devletine kalacak bölgelerde yaşayanlar, az farkla da olsa Rum devletine kalacak yerlerdekilerden daha fazla çözüm istiyor. İki bölge arasındaki fikir farklılığı çok büyük olmasa da Türk devletine kalacak bölgelerdeki vatandaş
lar yüzde 62.3 ile mutlaka çözüm olması gerektiğini, aksi takdirde Kuzey Kıbrıs'ın olumsuz etkileneceğini söylüyorKıbrıs Türk halkının büyük çoğunluğu çözümsüzlüğün Kuzey Kıbrıs'a pahalıya mal olacağına inanıyor. Halkımız, "Annan çözüm planının" reddedildiği takdirde Kuzey Kıbrıs'ın mali yönden olumsuz etkileneceğini söylüyor.
KADEM'in referanduma yönelik 70 yerleşim biriminde 1815 kişiyle yaptığı ankette, çözüm olmadığı takdirde Kuzey Kıbrıs için mali sonuçlarının nasıl olacağı da soruldu.
Çözümsüzlüğün Kuzey Kıbrıs'a pahalıya patlayacağına inananların oranı yüzde 60.4.
Gençler gelecekten endişeli
Daha fazla gençler gelecekten endişe duyuyor. Mevcut durumdan memnun olmayan gençler, Kıbrıs'ta çözümün şart olduğuna inanıyor.
Gençlerimiz, çözümsüzlüğün ülkeyi olumsuz etkileyeceği yönünde görüş belirtiyor.
En fazla gelecekten endişe duyan ve çözümsüzlükten etkileneceğimize dikkat çekenler, 25- 34 yaş grubundaki vatandaşlarımız oldu. 25- 34 yaş grubundakiler yüzde 69.1 oranıyla çözümsüzlükten Kuzey Kıbrıs'ın olumsuz etkileneceğine inanıyor.
Bu yaş grubunu 18- 24 yaş grubu izliyor. 18-24 yaş grubundakiler de yüzde 66.2 oranıyla ülkeye çözüm gelmesi gerektiğini, aksi takdirde olumsuz etkileneceğimizi söylüyor.
Bu iki yaş grubundakiler kadar olmasa da 35-44 yaş
grubundakiler de yüzde 62.7 ile ülkede çözüm olmasından yana.Annan'ın çözüm planı reddedildiği ve çözüme ulaşılmadığı takdirde, bunun herhangi bir etkisi olmayacağı ya da olumlu olacağını söyleyenler ise genellikle 55 yaş ve üzerindekiler grubunda yoğunlaştı.
Çözüme en az inanan ve fazla etkileneceğimize inanmayanlar yüzde 42.5 ile 55 yaş ve üzerisi oldu.
Parti tabanlarının görüşü
KADEM, çözümsüzlüğün Kuzey Kıbrıs'ı nasıl etkileyeceği parti tabanlarına da sordu.
Ankette, çözümsüzlüğün ülkemizi etkileyeceği konusunda en fazla endişe duyanların CTP'liler olduğu ortaya çıktı. Kıbrıs sorununun çözümü için büyük mücadele veren iktidarın büyük ortağı CTP'nin tabanı, yüzde 79.8 ile çözümsüzlükte ülkenin olumsuz etkileneceğine inanıyor.
CTP ile birlikte ÇABP ve BDH tabanı da "Kıbrıs'ta çözüm şart" diyor.
Yüzde 75 ile ÇABP, yüzde 71.8 ile de BDH tabanı, Annan'ın çözümü reddedildiği takdirde ülkemizin olumsuz etkileneceğini söylüyor.
UBP ile DP'nin tabanı ise genellikle çözümsüzlüğün ülkemize herhangi bir etkisi olmadığına inanıyor.
UBP'liler, yüzde 42.3 ile en fazla çözüme inanmayan parti tabanı oldu.
Eğitim düzeyi arttıkça çözüm isteği artıyor
Anket sonuçları, halkın eğitim düzeyine göre de çözüme bakış açısını ortaya çıkardı.
En fazla üniversite ve yüksek okul mezunları çözümsüzlüğün ülkeyi olumsuz etkileyeceğine inanıyor.
Üniversite ile yüksek okul mezunları yüzde 68.5 ile Annan Planı çerçevesinde bir çözümün sağlanmaması durumunda ülkenin olumsuz etkileneceğini söylüyor.
Lise mezunları da yüzde 65.5'lik bir oranla aynı endişeyi taşıyor.
İlk ve ortaokul mezunları içerisinde çözüm olması gerektiğini savunanlar ise yüzde 52.2'lik bir oranı oluşturuyor.
Hiçbir okulu bitirmeyenler ise genellikle çözümsüzlüğün ülkemize herhangi bir etkisi olmayacağını düşünüyor.
Verilecek köylerdeki halk ne düşünüyor?
Türk devletine kalacak bölgelerde yaşayanlar, az farkla da olsa Rum devletine kalacak yerlerdekilerden daha fazla çözüm istiyor.
İki bölge arasındaki fikir farklılığı çok büyük olmasa da Türk devletine kalacak bölgelerdeki vatandaşlar yüzde 62.3 ile mutlaka çözüm olması gerektiğini, aksi takdirde Kuzey Kıbrıs'ın olumsuz etkileneceğini söylüyor.
Rum devletine kalacak bölgelerde yaşayanlar ise yüzde 54.1 oranıyla aynı endişeyi taşıyor.
Kıbrıslı Türklerin, güne
ydeki referandumla ilgili tahminiKOMAR, 24 Nisan tarihinde Güney Kıbrıs'ta yapılacak referandumda "evet" oyları mı yoksa "hayır" oyları mı çıkacağı yönünde vatandaşlara soru yöneltti.
Kıbrıslı Türklerin yüzde 55.1'i referandumda Güney Kıbrıs'tan "hayır" çıkacağına inanıyor.
En çok da KAP ve UBP tabanı, güneydeki referandumdan "hayır" çıkacağına inanıyor.
Ankete katılan KAP üyelerinin tümü de Güney Kıbrıs'tan "hayır" çıkacağı yönünde görüş belirtti.
UBP'liler ise yüzde 58.1 oranı ile güneyden "hayır" çıkacağını belirten ikinci parti tabanı oldu.
ÇABP tabanı ise yüzde 62.5'lik oranla Güney Kıbrıs'tan "evet" çıkacağına inanıyor.
Güney Kıbrıs'tan "evet" bekleyen bir diğer parti tabanı ise yüzde 57.1'lik oranla MBP tabanı.
Tablo 1
Eğer Annan'ın çözümü reddedilirse, sizce bunun Kuzey Kıbrıs için mali sonuçları nasıl olur? Olumlu mu, olumsuz mu yoksa herhangi bir etkisi olmaz mı?
a) Genel sonuçlar
Olumlu 11,5%
Herhangi bir etkisi olmaz 20,4%
Olumsuz 60,4%
Bilmiyorum/Cevap yok 7,7
b) Yaş
Açıklama 18-24 25-34
35-44 45-54 55+ GenelOlumlu 10,8% 12,8% 10,8% 8,0% 15% 11%
Herhangi bir etkisi olmaz 17,3% 14,5% 20,9% 25,6% 26,9% 20,4%
Olumsuz 66,2% 69,1% 62,7% 55,1% 42,5% 60,4%
Bilmiyorum/ Cevap yok 5,8% 3,5% 5,6% 11,4% 15,6% 7,7%
c) Parti
Açıklama UBP DP CTP-BG BDH
MBP ÇABP KAPOlumlu 8,4% 19,1% 11,1% 18,3% 28,6% 12,5% -
Herhangi bir etkisi olmaz 40,1% 30,3% 7,8% 5,6% 28,6% 12,5% -
Olumsuz 42,3% 39,3% 79,8% 71,8% 42,9% 75% -
Bilmiyor/Cevap yok 9,3% 11,2% 1,3% 4,2% - - -
c) Eğitim düzeyi
Açıklama Okur-Yazar İlk- Or
ta Lise- Meslek Üniversite GenelOlumlu 11,4% 10,7% 12,8% 10,5% 11,55
Herhangi bir etkisi olmaz 42,9% 25,2% 16,9% 16,4% 20,4%
Olumsuz 25,7% 52,2% 65,5% 68,5% 60,4%
Bilmiyorum/Cevap yok 20% 11,9% 4,8% 4,6% 7,7%
d) Yer değiştirme
Açıklama Türk devletine kala
cak yer Rum devletine kalacak GenelOlumlu 9% 19,8% 11,5%
Herhangi bir etkisi olmaz 21,8% 16,1% 20,4%
Olumsuz 62,3% 54,1% 60,4%
Bilmiyorum/ Cevap yok 7% 9,9% 7,7%
Tablo 3
Sizce 24 Nisan tarihinde Rum bölgesinde yapılacak referandumda evet oyları mı yoksa hayır oyları mı daha yüksek çıkacak? Sizin tahmininiz nedir?
a) Genel sonuçlar
Evet daha yüksek çıkacak 31,5%
Hayır daha yüksek çıkacak 55,1
Bilmiyorum/ Cevap yok 13,4
b) Parti
Açıklama UBP DP CTP-BG BDH MBP ÇABP KAP
Evet daha yüksek çıkacak 30,8% 25,8%
33,9% 35,2% 57,1% 62,5% - 31,5%Hayır daha yüksek çıkacak 58,1% 56,2% 56,7% 52,1% 28,6% 37,5% 100% 55,1
Bilmiyorum/ Cevap yok 11% 18% 9,3% 12,7% 14,3% - - 13,4%
Tablo 2
24 Nisan tarihinde Rum bölgesinde yapılacak referandumda "evet" oyları mı yoksa "hayır" oyları mı daha yüksek çıkacak? Sizin tahmininiz nedir?
a) Genel sonuçlar
Açıklama %
Evet daha yüksek çıkacak 31.5
Hayır daha yüksek çıkacak 55.1
Bilmiyorum/cevap yok 13.4
b) Parti
Açıklama UBP DP CTP-BG BDH MBP ÇABP KAP Genel
Evet daha yüksek çıkacak 30.
8% 25.8% 33.9% 35.2% 57.1% 62.5% - 31.5%Hayır daha yüksek çıkacak 58.1% 56.2% 56.7% 52.1% 28.6% 37.5% 100% 55.1
Bilmiyorum/cevap yok 11% 18% 9.3% 12.7% 14.3% - - 13.4%
KIBRIS 19/04/2004
Ülkücüler, Kıbrıs'taki ortamı zedeleyecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ülkü Ocakları'nın Kıbrıs'taki etkinliklerini yanlış gördüğünü söyledi
Ülkücüler, Kıbrıs'taki ortamı zedeleyecek
DOĞRU DEĞİL... Gül: Ülkü Ocakları'nın 15 Nisan'da Ankara'dan başlayan ve 24 Nisan'da Kıbrıs'ta sona ermesi planlanan "hayır" yürüyüşünü yanlış görüyorum. Yani Kıbrıs'ı Kıbrıslılar, onların sorununu da oradakiler organize etmeli, Türkiye'dekiler organize etmemeli. Bu tür şeyler oradaki ortamı zedeler
TEPKİ DOĞAR... "Ben 'hayır' diye Kıbrıs'a gidenlerin orada tepki, reaksiyon doğuracağını zannediyorum. Çünkü buradan fikirler açıklanıyor, anlatılıyor, televizyonlar, basın yoluyla her şey söyleniyor. Yani oraya gidip orada gösteri yapmak... Orada oy kullanmayacaklar ki. Ben bunun çok faydalı olduğu kanaatinde değilim"
TÜRK TARAFI, AB'DEN SEMPATİ GÖRDÜ... "Kıbrıs'ta güneyde 'hayır', kuzeyde 'evet' çıkarsa, Türk tarafına haksızlık yapılmaması gerektiği konusunda AB dışişleri bakanlarından büyük sempati ve kararlılık gördük. Referandum öncesinde adadaki iki tarafın pozisyonları ve çeşitli alternatiflerin geniş biçimde değerlendirilmesi yararlı oldu"
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Ülkü Ocakları'nın Kıbrıs'ta düzenleyeceği yürüyüş etkinliğini yanlış bulduğunu belirterek, bu durumun adadaki ortamı zedeleyeceğini söyledi.
AB Dönem Başkanı İrlanda'nın Tullamore kentinde Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeler dışişleri bakanlarının gayri resmi toplantılarına katılan ve İngiltere, Fransa, Almanya ve İrlanda dışişleri bakanlarıyla ikili görüşmeler yapan Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs konusunda "büyük bir sempati ve kararlılık" gördüğünü kaydetti.
Gül, cumartesi günü AB dışişleri bakanlarıyla katıldığı çalışma yemeğinde resmi gündemin Irak, Ortadoğu ve Kosova olduğunu anımsatarak, bununla birlikte kendisinin Kıbrıs konusunu gündeme getirdiğini ve toplantının çok büyük bölümünün Kıbrıs'a ilişkin tartışmalarla geçtiğini söyledi.
İrlanda'dan dönüşünde AA'nın sorularını yanıtlayan Gül, "Toplantıda, Kıbrıs'ta referandumdan önce Türkiye'nin pozisyonu, adadaki iki tarafın pozisyonu, tüm bunlar gözden geçirildi. İhtimaller konusunda, her iki tarafta 'evet' çıkması halinde veya kuzeyde 'evet', güneyde 'hayır' çıkarsa, ki bugün öyle gözüküyor, neler yapılması gerekir? Bunlar geniş bir şekilde t
artışıldı. Toplantının ana gündemi bu oldu ve neredeyse bunun için toplantı yapılmış gibi oldu" dedi."Eğer Türk tarafı 'evet', Rum tarafı 'hayır' derse, o zaman Rum tarafı Avrupa Birliği'ne girerken Türk tarafına uygulanacak tüzüğün gözden geçirilmesi gerektiği ve Türk tarafının cezalandırılmaması, böyle bir olumsuzluk karşısında yapılacak uygulamaların Türk tarafını cezalandırıyor gibi bir durum ortaya çıkarmaması gerektiğinin altı çizildi. Bunu hem ben söyledim, hem de diğer bakanlardan büyük bir destek
ortaya çıktı" diyen Gül, "Referandumdan önce böylesine bir toplantıda her şeyin gözden geçirilmesi, alternatiflerin gözden geçirilmesi, alternatiflere karşı AB'nin alacağı tavrın, planlanmamış olmasına rağmen, geniş bir şekilde, sanki tek gündem maddesiymiş gibi tartışılması çok yararlı oldu" diye konuştu.Abdullah Gül, "AB bakanları nasıl bir olasılık üzerinde duruyorlar, ilk planda akıllarından geçen ne?" şeklindeki bir soruya karşılık, "Tabii herkes 'bu tarihi bir şey, bu fırsat kaçırılmamalı ve plan kabul edilmeli' fikrinde. Ama eğer böyle olmazsa ve bütün kamuoyu yoklamalarının gösterdiği gibi bir sonuç ortaya çıkarsa, Türk tarafına haksızlık yapılmaması ve bunun dikkate alınmasının genel ve geniş bir anlayış haline geldiğini gördüm. Aslında büyük bir
sempati gördük. Kararlılık gördüm. Türk tarafına karşı sorumlulukları olacağını, bunu görmezden gelemeyeceklerini açık bir şekilde ortaya koyup söylemekten çekinmediler" dedi.Gül, kamuoyu yoklamalarında beklenen sonuç çıkarsa Avrupa Birliği'nin KKTC'ye ambargoları, kısıtlamaları kaldırmasının gündeme geleceğini belirterek, "Biz bunların hepsinin gözden geçirilmesini istiyoruz" dedi.
Kıbrıs'a yürüyüş
Referanduma bir hafta kala, AB, BM ve diğer ülkeler nezdinde Kıbrıs konusunda çalışmaların devam edeceğini, bununla birlikte hükümet olarak adaya dönük yapacak bir şeyleri kalmadığını söyleyen
Gül, "Çünkü her şeyi açıkladık. Neticeyi saygıyla karşılayacağımızı da söyledik. Ne düşündüğümüzü, neyi Türklerin lehine gördüğümüzü herkes biliyor" diye konuştu.
Gül, ülkü ocaklarının 15 Nisan'da Ankara'dan başlayan ve 24 Nisan'da Kıbrıs'ta sona ermesi planlanan "hayır" yürüyüşü hakkındaki değerlendirmesinin sorulması üzerine de, "Ben bunları yanlış görüyorum. Yani Kıbrıs'ı Kıbrıslılar, onların sorununu da oradakiler organize etmeli, Türkiye'dekiler organize etmemeli" diye konuştu.
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayrıca bu tür şeyler oradaki ortamı da zedeler. Ben 'hayır' diye Kıbrıs'a gidenlerin orada aksülamel, reaksiyon doğuracağını zannediyorum. Çünkü buradan fikirler açıklanıyor, anlatılıyor, televizyonlar, basın yoluyla her şey söyleniyor. Yani oraya gidip orada gösteri yapmak... Orada oy kullanmayacaklar ki. Ben bunun çok faydalı olduğu kanaatinde değilim."
KIBRIS 19/04/2004
Yer değiştirecek olanlar için uygun bölgeler belirlendi
ÜÇ MERKEZDE REHABİLİTE EDİLECEK... Annan Planı temelinde varılacak bir anlaşmayla yer değiştirecek olan kişilerin rehabilitasyonu için uygun bölgeler belirlendi. Buna göre yer değiştirecek olanlar Kalkanlı yerleşim yerinin hemen güneyi, Aslanköy-Kurudere bölgesi ve İskele'nin güneyi olarak belirlenen üç merkezde rehabilite edilecek
Yeliz K. SARICA
Annan Planı temelinde varılacak bir anlaşmayla yer değiştirecek olan kişilerin rehabilitasyonu için 3 çağdaş merkez öngörülüyor...
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) öğretim görevlisi Prof. Dr. Tahir Çelik, Yard. Doç. Dr. Mehmet Galip, İnşaat Mühendisi Ramadan Görgü ve Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet Fikretler, Annan Planı temelinde çözümün Kıbrıs Türklerine maliyetiyle ilgili bir araştırma yaptı.
Araştırmada, yer değiştirilecek Kıbrıslı Türklerin rehabilitasyonu için, Kıbrıs Türk kurucu devletinin batı tarafında, Kalkanlı yerleşim yerinin hemen güneyi; orta yerlerde Aslanköy-Kurudere bölgesi ve Kıbrıs doğuda İskele'nin güneyinin uygun olduğu ifade ediliyor.
Hangi bölgeye hangi şehirlerin ve köylerin taşınacağı da isim bazında belirtiliyor. Araştırmada, su kaynaklarından ağıllara, seracılığa, elektrik, telefon ve yola kadar her türlü altyapı ve bunların maliyeti
ne yer verildi."Kentleşme" olgusu güdülen araştırmada, yer değiştirecek nüfusun yaklaşık 74 bin olduğu ve rehabilitasyon için yaklaşık 4 milyar dolara ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Yer değiştirme nedenleri
Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'nın uygulanmasıyla üç nedenden dolayı yer değiştireceği belirtiliyor.
Araştırmada bu nedenler, Rumlara bırakılacak yerlerdeki Kıbrıslı Türklerin taşınması, Karpaz bölgesindeki Dipkarpaz, Yenierenköy, Adaçay, Sipahi köylerindeki Kıbrıslı Türklerin taşınması ve 65 yaş üzerindeki Rumların eski yerlerine gelmeleri olarak sıralanıyor ve yer değiştirecek nüfus 73 bin 733 olarak belirtiliyor.
Üç yeni merkez
Yeni oluşturulacak rehabilitasyon merkezlerinin insanların gereksinimine cevap verecek nitelikte olmasına dikkat edilen araştırmada, üç yeni rehabilitasyon merkezi önerildi.
Bu bağlamda, birinci yerleşim merkezi, Kıbrıs Türk kurucu devletinin batı tarafında, Kalkanlı yerleşim yerinin hemen güneyi, ikincisi, Kıbrıs Türk kurucu devletinin orta yerlerinde, Aslanköy-Kurudere bölgesi, üçüncüsü de Kıbrıs Türk kurucu devletinin doğu tarafında Yeniiskele'nin hemen güneyi olarak gösteriliyor.
Kalkanlı'nın güneyindeki merkez
Güzelyurt ve bölgesindeki yerleşim yerlerinden taşınacak insanların daha çok tarım ile uğraştıkları düşünüldü ve tarıma uygun toprak ve iklim şartlarının uygun olduğu bir bölge seçildi.
Araştırmada, Kalkanlı'da açılacak olan ODTÜ Kıbrıs kampusunun bölgeye önemli bir istihdam kaynağı olacağı da ifade ediliyor.
Araştırmaya göre 1'inci rehabilitasyon bölgesi olarak anılan yerleşim yerleri şöyle:
"Akçay, Aşağı Bostancı, Aydınköy, Bademliköy, Gayretköy, Gemikonağı, Günebakan, Güneşköy, Güzelyurt, Kalkanlı, Madenliköy, Mevlevi, Ömerli, Serhatköy, Süleymaniye, Şahinler, Şirinköy, Taşköy, Yedidalga, Yeşilırmak, Yeşilyurt, Yukarı Bostancı, Yukarı Yeşilırmak, Yuvacık ve Zümrütköy."
Aslanköy-Kurudere bölgesindeki merkez
Ülkenin orta yerinde olması nedeniyle gerek Lefkoşa'ya gerekse Gazimağusa'ya ulaşımın kolaylığı düşünülerek seçilmiş bir yerleşim bölgesi.
Araştırmada, ileriki yıllarda Gazimağusa'da turizmin gelişeceği ve Ercan Havaalanı'nın bölgeye yakınlığı göz önünde bulunduruldu.
Araştırmada 2'nci rehabilitasyon merkezine yerleştirilecek köyler şöyle:
"Akçiçek, Akdoğan, Alayköy, Alemdağ, Çamlıbel, Dörtyol, Gaziler, Gürpınar, Haspolat, Karpaşa, Kılıçaslan, Kırklar, Korkuteli, Koruçam, Kozan, Özhan, Paşaköy, Pile, Pirhan, Şirinevler, Türkeli, Vadili ve Yılmazköy."
Yeniiskele bölgesi
Yeniiskele'nin hemen güneyinde ve denize doğru uzanan bölgede 3'üncü rehabilitasyon merkezinin kurulabileceği belirtiliyor.
Araştırmada, Karpaz bölgesinden ve Gazimağusa-Maraş bölgesinden yer değiştirecek nüfusun taşınacağı ifade ediliyor.
Araştırmaya göre, 3'üncü rehabilitasyon bölgesine yerleştirilecek yerler şöyle:
"Çayönü, Düzce, Güvercinlik, İncirli, Maraş, Türkmenköy, Yukarı Derinya, Dipkarpaz, Yenierenköy, Adaçay ve Sipahi."
Rehabilitasyon merkezlerinde yapılaşma
Yer değiştirilecek ve rehabilite edilecek merkezlerde inşa edilecek parametreler de dikkate alındı.
Araştırmada, konut yapımı, işyeri, okul, cami, sağlık merkezi, kamu binaları, yol, temiz su ve atık su şebekeleri, elektrik ve telefon, çevre düzenlemesi, arazi kamulaştırılması gibi birçok gereksinim ve maliyetleri üzerinde duruluyor.
Rehabilite edilecek merkezlerde toplam maliyet, 3 milyar 869 milyon 812 bin 3 dolar olarak tespit edildi.
Rehabilitasyon merkezlerinde tarımsal altyapı
Tarımsal üretimde temel amaç, kaynakları verimli kullanılması vurgulanıyor.
Araştırmada, rehabilite edilecek bölgelerde balık üretim çiftlikleri, seracılık ve hayvancılık da incelendi.
Tarımsal rehabilite merkezinde 520 sera ve 520 küçükbaş ve büyükbaş hayvan barınağı kurulabileceği ifade ediliyor.
KIBRIS 19/04/2004
Kuzeyliler güneyde 'Evet' için çalışıyor
Erdal GüvenKKTC'li işadamları, Rum tarafında 'Evet'lerin artması için gazete ilanları verecek. Türk tarafında ortak kanı 'Evet'çilerin galibiyeti
19/04/2004 RADIKAL
GİRNE - Bugüne kadar 'Hayır' dedik de ne oldu? Referandum muhabbeti daha uçakta yakaladı beni. Yanımda oturan 50'li yaşlarındaki Arseven bey, doğma büyüme Kıbrıslı. Ama yıllardır Londra'da yaşıyor. Statüko nedeniyle hayatını yurtdışında kazanmak zorunda kalmış kendi hesabıyla 40 bin (diğer aile üyelerini de katınca 120-150 bin) Kıbrıslıdan sadece
biri. Bir İngiliz şirketinde mali müşavir olarak görev yapıyor.'Yatırım için akılları neredeydi?'
Hem de nasıl...
'Rumlar bizi ezip geçecek'
Rum gazetelerine 'Evet' ilanı
Kıbrıs senaryoları
İsmet Berkan19/04/2004 RADIKAL
ÖZÜR: İsmet Berkan'ın cumartesi günkü yazısı, Radikal yazıişlerinin 'ortak başarısı'yla pazar günü tekrar yayımlanmıştır. Okurlarımızdan ve yazarımızdan özür dileriz.
Biliyorum Kıbrıs duymaktan, Kıbrıs'la ilgili yazı okumaktan sıkıldınız ama şunun şurası son haftaya girdik Kıbrıs'ta. Bu bir
'Baharda Avrupa'dayız'
BDH'nin KKTC'deki 'İşte bahar işte Avrupa' şölenine gençlerin ilgisi büyüktü.
19/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC'de 'Evet'in hararetli savunucularından olan Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), 'Güzel Bir Gelecek 'Evet'le Gelecek' sloganıyla şölen yaptı.Gül: Portakalını bile satamıyorsun
19/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANTALYA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, isim vermeden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı eleştirdi.Rum Kesimi'nden 'evet'çiler birleşti
19/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs Rum kesiminde 24 Nisan'da referanduma sunulacak Annan Planı'na 'evet' diyenler 'Birleşik Avrupalı Kıbrıs Platformu' adı altında birleşti.
Karar, Rum anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) Genel Merkezi'nde dün yapılan toplantıda alındı. Platforma üye parti ve hareketlerin lider veya temsilcileri, bu akşam yapılacak toplantıda halkın sorularını yanıtlayacak. Bu arada Rum kesiminde Annan Planı'na 'evet' diyenler, Lefkoşa'nın Rum kesimindeki Eleftheriya Meydanı'nda 21 Nisan Çarşamba günü miting düzenleyecek.
Akıncı, AKEL'i ziyaret etti
19/04/2004 RADIKAL
KKTC'deki Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, beraberinde bir heyetle, Rum komünist AKEL partisinin Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'ı ziyaret etti.
Hristofyas-Akıncı görüşmesinden önce basın mensuplarının görüntü almasına izin verilirken açı
Karamanlis'ten tarihi karar
19/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
Ege müzakereleri ba
şlıyorRumlar AB'yi dert etmiyor
19/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ATİNA - Yunanistan ve Rum Yönetimi, 24 Nisan'daki referandumlarda Rum tarafından 'Hayır' yanıtı çıkarsa, KKTC ile ilişkileri değiştirme sinyalleri veren AB ve ABD'ye 'fark etmez' diyor. Yunan Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis, AB'nin KKTC'yi tanımasının imkânsız olduğunu söylerken, "Kıbrıs'ın kuzeyi muktesebat uygulansın veya uygulanmasın AB toprağıdır" diyerek üçüncü ülkeler KKTC'yi tanırsa sorun yaşanacağını belirtti. Ancak Moliviatis, AB'nin kuzeye ekonomik destek gibi özel yollara başvurabileceğini belirtirken, "Mesele Türklere ekonomik yardım değil, bu yardımın nasıl verileceğidir. Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum kesimi) devre dışı bırakılarak yardım doğrudan Kıbrıslı Türklere verilebilir" dedi. Rum lideri Tasos Papadopulos da AB'nin Kıbrıslı Türklerle ticarete başlaması ve ekonomik yardım yapmasına itirazı olmadığını söyledi. Papadopulos, "Kıbrıslı Türklerin yaşam standartları yükseldikçe aramızdaki ekonomik uçurum kapanır. Kıbrıs birleştiğinde de biz daha az para öderiz" ifadelerini kullandı.Kıbrıs nere, Filistin nere...
Ceyda Karan19/04/2004 RADIKAL
Amerikan Başkanı George W. Bush ve yoldaşları sık sık çıkıp, Kıbrıs'ta Rum ve Türk halklarının birlikte yaşama arzusunu destekleyen manidar açıklamalar yapıyor. İş kutsal topraklara gelince her derde deva pragmatizm devreye giriyor. Judea-Hristiyan zihniyetin tezahürü, "Burası
Yahudilere vaat edildi, onlar Filistinlilerle yaşayamaz. Eh tabii insanlık icabı Filistinlilere bir devletçik kurdururuz" deniliveriyor.Kıbrıs milli dava mı? (2)
Gündüz Aktan
19/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta daha iyi bir çözümün müzakere edilmesi mümkündü. Bunun yapılamamasında hükümetin acemiliğinin ve aceleciliğinin payı var. Ama başka nedenler de var.
AKP milletvekilleri 2003'te Meclis'te aldıkları Kıbrıs kararını 2004'te tekrarlayamadılar. Çünkü sorun bu arada milli dava olmaktan çıkmıştı.
Milli dava kavramı, milli mutabakatın mevcudiyetini içerir. Kıbrıs konus
Papadopul
os: Türkler unutmasınNur BATUR/ATİNA
Etnos Gazetesine konuşan Papadopulos, Biz üye olduktan sonra AB, KKTCyi hiçbir zaman tanıyamaz. Türkiye bunu aklında tutsun aksi takdirde biz hatırlatırız dedi.
Papadopulos, KKTCye ekonomik yardım başlatılmasına ise karşı olmadığını söyledi.
KIBRIS Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos ABnin KKTCyi hiçbir zaman devlet olarak tanıyamayacağını çünkü, Kıbrıs Cumhuriyetinin bütün Kıbrıs adına ABye üye olacağını söyledi. Etnos Gazetesine demeç veren Papadopulos, KKTCnin tanınmayacağını Türkiye aklında tutsun aksi takdirde bir hatırlatırız dedi.
Rumların referandumda hayır demesi halinde Kuzey Kıbrısa ekonomik yardım başlamasına karşı olmadığını söyleyen Papadopulos şöyle konuştu :
Kuzey Kıbrısa ABden ekonomik yardım başlamasına karşı değilim. Onların yaşam koşulları ne kadar yükselirse aramızdaki sürtüşmeler de daha azalacak. Ayrıca, ileride her halükarda Kuzeyle birleşeceğiz. Birleştiğimiz zaman Kuzey bölgesinin de yaşam standardı yükselmiş olacak ve birleşmenin faturasını da ödememiş olacağız.
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlisin tutumunu memnuniyetle karşıladığını da vurgulayan Papadopulos, Plana evet demesi için ağır baskı altında kaldığını biliyorum. Ama Luzernde anlaştığımız gibi Kıbrısın alacağı karara saygı göstereceğini açıkladı. Sözünde durdu dedi. Rum Cumhurbaşkanı, Hayır kampanyası açarak büyük hata yaptığı yolundaki suçlamalara ise Hayır diyerek yanlış yaptıysam geriye dönme imkanımız olur ama eğer evet dersek geriye dönüş olmayacak karşılığını verdi.
ABD ALKIŞI İSTEMİYORUM
Papadopulos, ABDnin tepkisinden korkup korkmadığı sorusu üzerine de şöyle konuştu: Ben ABD karşıtı değilim. Ben Amerikan halkını da seviyorum, ama önce ben kendi halkıma hesap vereceğim. ABDden alkış almak istemiyorum. Hayır dediğim için vicdanım çok rahat. Hesabı sadece halkıma ve tarihe vereceğim.
Papadopulos, planın uygulanması için BM Güvenlik Konseyinin güvence vermesi halinde tutumunu değiştirip değiştirmeyeceği yolundaki soruya ise Bu temel bir sorun. Planla herşeyi önceden Türklere veriyoruz. İleride alacaklarımızı nasıl alabileceğiz? Bu konuda kim bize güvence verecek? BM Güvenlik Konseyi bu konuda çalışıyor. Örneğin bir buzdolabını bile en yakın arkadaşınızdan da alsanız yine de yazılı garanti belgesi istiyorsunuz. Biz burada bir ülkenin kaderinden söz ediyoruz. Sözle güvence kabul edilemez. Yazılı bir güvence istiyoruz dedi.
Ambargo kalkarsa itiraz etmeyiz
KIBRISın kaderini çizecek referanduma 6 gün kala Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, Rumların referandumda hayır demesi halinde ABD ve ABnin Türklere ekonomik yardım başlatacağına ilişkin işaretler aldıklarını söyledi. Katimerini Gazetesine konuşan Molivyatis, ambargonun kalkmasına itiraz etmeyeceklerini ilk kez açıkladı. Kıbrıs Cumhuriyetinin de Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi yönünde bir politika izlediğini söyleyen Molivyatis, Kıbrıs Rumları, Türklerin de ekonomik açıdan güçlenmesi için çalışıyorlar. Biz de bunu istiyoruz dedi.
BAKÜYE TEHDİT
Molivyatis, 24 Nisanda yapılacak referandumda Rumların Annan Planına hayır demesi halinde KKTCyi tanıyacaklarını açıklayan Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyevi ise tehdit etti. Molivyatis, Referandumdan sonra KKTCyi hiçbir ülke tanıyamaz. Tanımaya kalkan hangi ülke olursa olsun karşısında AByi bulur diye konuştu.
HURRIYET 19/04/2004
Gül: Tahminim Rumlar evet diyecek
Ateş YALAZAN/ANTALYA
DIŞİŞLERİ
Bakanı Abdullah Gül, Benim tahminim referandumda Rumların evet diyeceği yönünde. Rum tarafı karşılaşacağı büyük izolasyonu göze alamayacaklar dedi.Gül, Rum tarafının hayır demesi durumunda yeni bir zeminin oluşacağını kaydetti. Gül, Antalyadaki AKP kampının son gününde milletvekillerine Kıbrıs sürecini anlatarak bazı tereddütleri gidermeye çalıştı. Gül, toplantıdan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlarken istisnalara ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:
İSTİSNA İSTEMEDİK
Üçüncü Annan Planı ile bugünkü Annan Planı, oradaki istisnalar ile buradaki istisnalar farklı farklı. Çünkü İsviçrede bunların hepsini biz AB hukukuna uydurduk. Yani geçici yaptık. Kalıcı olmasını biz de istemedik çünkü kalıcı olması AB hukukuna ters bir şey. Dolayısıyla bunları AB hukukuna uydurduk.
Edinilen bilgiye göre, Gül, milletvekillerine Kıbrıs konusunda bilgi verirken şöyle konuştu: Annan Planı için çok iyi hazırlık yaptık. Sadece iki sayfalık öneri sunduk. Buna karşılık Rum tarafı 40 sayfalık öneride bulundu. Rumların önerilerinin ne olduğu da anlaşılamadı. Onun için Annan boşlukları bizim lehimize doldurdu.
PLAN ENOSİSİN SONU
Rum tarafı, Türkiyede demokrasi çok iyi işlemiyor. Birileri çıkar engel olur. Denktaş Ankaraya sözünü geçirir, bu iş burada kalır. Biz de rahatlarız diye düşündü. Annan Planı Enosisin sonudur. Türk askeri güneyde de etkili olacak ve olay çıkarsa müdahale edebilecek. Bu konular anlaşmaya konuldu.
SEZER VE ÖZKÖKLE MUTABIKIZ
Başbakan Tayyip Erdoğan ise yaptığı konuşmada milletvekillerine Bizim kalbimiz rahat, sizin de kalbiniz rahat olsun dedi. Erdoğan, gelinen noktada Sezer ve Özkök ile tam bir mutakabat içinde olunduğunu kaydetti.
HURRIYET 19/04/2004
Yakalanma pahasına gazetesi evet diyor
Faruk ZABCI/LONDRA
Sunday Telegraph Gazetesi, referandumda iki kesimde de "evet" çıkması halinde, KKTC'de yaşayan Asil Nadir'in de aralarında bulunduğu bazı kişilerin İngiltere'ye iade edilebileceğini yazdı.
İNGİLİZ The Sunday Telegraph gazetesi, Kıbrısta 24 Nisanda yapılacak referandumlarda her iki kesimde de evet çıkması halinde, KKTCde yaşayan Asil Nadirin de aralarında bulunduğu bazı kişilerin İngiltereye iade edilebileceğini yazdı. Asil Nadirin Kıbrıs Gazetesi ise KKTCde evet kampanyası yürüten gazetelerin başında geliyor.
KKTCyi Avrupada İngiliz yasalarından kaçanların son sığınma adresi olarak göste
HURRIYET 19/04/2004
| Sadece Türklerden evet çıkarsa KKTCye ödül verin |
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı KKTCde düzenlenen seminerde yaptığı konuşmada, referandumlarda Türk tarafından (evet), Rum kesiminden de (hayır) çıkması durumunda, Rum yönetiminin AB üyeliği ile ödüllendirilmesinin makul olmadığını söyledi. Sabancı, KKTCnin de ödüllendirilmesi için bir mekanizma geliştirilmesi gerekeceğini söyledi.
TÜRK Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı KKTC İŞAD ile TÜSİAD tarafından düzenlenen Kıbrıs Ekonomisi ve Yatırım Olanakları konulu seminerin açılışında yaptığı konuşmada, 24 Nisanda yapılacak referandumların Kıbrıs tarihinin kritik bir dönüm noktası olduğunu kaydetti.
Annan Planına son şeklinin verildiğini ifade eden Sabancı, bazı riskler ve derogasyonlar konusundaki belirsizliklere rağmen, bu planın KKTC ve Türkiyenin çıkarlarına hizmet ettiği kanaatindeyiz dedi.
Sabancı, Son dönemde gerek KKTCde, gerekse Türkiyede çözüm yanlısı yaklaşımların ağırlık kazandığına işaret ederek, İsviçrenin Davos kasabasında başlayan sürece yine İsviçrede Burgenstockta son şeklinin verildiğini söyledi. Annan Planında iki kesimliliğin korunduğunu, mülkiyet konusunda global takasa yakın bir formül benimsendiğini, uzun yıllardır adada yaşayanların haklarının garanti altına alındığını, Türk askerinin varlığının Türkiyenin AB üyeliğinden sonra da devam edebileceğini ifade eden Sabancı, KKTCnin refah seviyesinin yükseltilmesi için referandumlardan sonra çaba gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
İRADE TESTİ
Referandumların, Kıbrısta iki tarafın bir arada yaşama iradelerinin test edileceğini belirten Sabancı, çözüm önerisinin iki tarafın da çıkarlarını koruyacak şekilde hazırlandığına inandıklarını, Rum tarafından da (evet) yanıtının çıkması gerektiğini söyledi. Sabancı, referandumun 1 Mayıstan sonraya ertelenmesinin ya da Türkleri yeni müzakerelere zorlamanın mümkün olamayacağının da ifade etti. Kıbrıstaki referandumlarda Türk tarafından (evet), Rum kesiminden de (hayır) çıkması durumunda, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin AB üyeliği ile ödüllendirilmesinin makul olmadığını kaydeden Sabancı, ABnin ve dünya kamuoyunun KKTCnin de ödüllendirilmesi için bir mekanizma geliştirmesi gerekeceğini söyledi.
Türkiyeye borcumuzu evet ile öderiz
KKTC İşadamları Derneği (KKTC İŞAD) Başkanı Ünsal Özbilenler, Kıbrıs Türklerinin Türkiyeye ödenmesi çok güç olan minnet ve diyet borcu olduğunu belirterek, Türkiye Devletine diyet borcumuzu, Cumartesi günü referandumda (evet) diyerek ödeyebiliriz diye konuştu.
Özbilenler, bir hafta önce yapılması planlanan seminerin işadamı Sakıp Sabancının vefatı nedeniyle bugüne ertelendiğini hatırlattı ve tüm iş dünyasına başsağlığı diledi.
KKTC ekonomisinin 1974 yılından itibaren önemli sıkıntılarla karşılaştığını ifade eden Özbilenler, tanınmayan ve ekonomik iklimi belirsiz topraklarda yatırımların son derece az olduğunu kaydetti.
Kıbrısta 40 yıldır siyasi çözüme ulaşılamıyor, 40 yıldır politikacılar anlaşmamak için görüşüyorlar diyen Özbilenler, Annan Planının 40 yıldır iki toplumun görüştüğü konuların özeti olduğunu belirtti.
Annan Planı uyarınca Kıbrıs halklarına referandum hakkıyla kendi geleceklerini belirleme yetkisinin tanındığına işaret eden Özbilenler, referandumlardan (evet) çıkması durumunda Kıbrıstaki yatırım ikliminin olumlu yönde değişeceğini kaydetti. Özbilenler, şöyle devam etti:
Türkiye Cumhuriyeti devletine diyet borcumuz var. Cumartesi günü referandumda (evet) diyerek bu diyet borcumuzu ödeyebiliriz.
HURRIYET 19/04/2004
Denktaş: Türk hükümeti bizi bırakmasın
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı referandumunda hayır oyu kullanması için kampanya başlattı. Karpaz bölgesindeki köyleri dolaşarak halkla yüz yüze konuşan Denktaş, Türkiyeye de seslenerek, Türk hükümetinden rica ediyorum bizi ortada çırılçıplak bırakmasın. Bu plan Kıbrıslı Türklerin sonu olacaktır. Rica ediyorum bize sahip çıksınlar dedi.
HURRIYET 19/04/2004
Rumlar OH
İden vazgeçiyorKIBRISta 24 Nisandaki tarihi referandum öncesinde yayınlanan son anketlere göre, hem evet diyen Rumların, hem de evet diyen Türklerin oranında artış var. Son anketlere göre, Türkler yüzde 62 oranında evet, Rumlar ise yüzde 54 oranında hayır diyor. KKTCde Kıbrıs Gazetesi ve Rum kesiminde Politisin yaptırdığı anketlerde, Türklerin evet demekte giderek kararlı hale geldiği, Rumların ise OHİ (hayır) kararlarından dönmekte olduğu sonucu çıkıyor. Hayırdan vazgeçen Rumların büyük bir bölümü kararsızlar cephesine katıldı. Türk tarafında yüzde 62ye, yüzde 24le evetçiler arayı açarken, Rum tarafında, üç gün önce yüzde 72 ile hayır diyenlerin oranı yüzde 54e geriledi.
HURRIYET 19/04/2004
| Rum kesiminde 'evet'çiler birleşti | |
|
Kıbrıs Rum kesiminde, 24 Nisan'da referanduma sunulacak Annan planına "evet" diyenler, "Birleşik Avrupalı Kıbrıs Platformu" adı altında birleşti. Karar, Rum anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) Genel Merkezi'nde dün yapılan toplantıda alındı .Platforma üye parti ve hareketlerin lider veya temsilcileri, bu akşam yapılacak toplantıda halkın sorularını yanıtlayacak. Bu arada, Rum kesiminde Annan planına ''evet'' diyenler, Lefkoşa'nın Rum kesimindeki Eleftheriya Meydanı'nda 21 Nisan Çarşamba gü nü miting düzenleyecek.BDH LİDERİ AKEL'İ ZİYARET ETTİ KKTC'deki Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, beraberinde bir heyetle, Rum komünist AKEL partisinin Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'ı ziyare t etti.Hristofyas-Akıncı görüşmesinden önce, basın mensuplarının görüntü almasına izin verilirken, açıklama yapılmadı. Parti heyetleri arasındaki görüşmede, Akıncı'nın AKEL'den Annan Planı konusunda destek istemesi bekleniyor. AKEL, geçen hafta, ''Referandum tarihi ertlenmezse 'hayır' diyeceğiz'' kararı almıştı. Ancak Hristofyas, önceki gün, BM Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği'nin planın uygulanmasında bazı güvenceler vermesi halinde tavırlarının değişebileceğini söylemişti. (aa) |
|
HURRIYET 19/04/2004
'Türk askeri, Güney'e müdahale edebilecek'
Dışişleri Bakanı Gül, "Türk askerinin Güney'e müdahale yetkisini anlaşmaya koydurduk" dedi. Gül, Rumlar hayır derse, KKTC'nin tanınması kampanyası başlatacaklarını belirtti...
ÖNDER YILMAZ Antalya
KKTC, ilk defa AB'de
Başbakan Talat, AB merkezinin KKTC başbakanı düzeyinde ilk kez ziyaret edildiğini belirtti
LEFKOŞA Milliyet
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, referandumda iki taraftan da "evet" çıkmasını hedeflediklerini ve Kıbrıs sorununu çözmek istediklerini söyledi.
Talat, "Çözelim ya da çözmeyelim, Brüksel bizi bekliyor" dedi. KKTC'ye dönüşünde Geçitkale Havaalanı'nda açıklamalarda bulunan Talat, Brüksel'deki görüşmeler sırasında büyük destek aldığını söyledi. "Dünyanın dilini yakalayabilirseniz derdinizi anlatabilirsiniz" diyen Talat, Brüksel ziyaretinin Kıbrıs Türk dış politikasında önemli bir değişikliği işaret ettiğini, AB merkezinin başbakan düzeyinde ilk kez ziyaret edildiğini kaydetti. "Bizi anlamaya başladılar" diyen Talat, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın, Annan Planı'nın son şekline gelişinde çok büyük katkısı olduğunu anlattı. Talat şunları kaydetti: "Kendisinin de katkısıyla ortaya çıkmış bir ürünü reddetmesi tabii yanlış olurdu. DP de bu sürece en azından bir ekibiyle 'evet' yönünde katılıyor."
Erdoğan Sokağı'nda 'hayır' kampanyası
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
MILLIYET 19/04/2004
Karamanlis'ten stratejik karar
Rumlar referandumda 'hayır' derse Yunanistan Türkiye'nin AB yoluna Kıbrıs engelini çıkarmayacak
YORGO KIRBAKİ Atina
Yunanistan, 1974'ten bu yana Türkiye ile ikili ilişkilerin düzelmesi ve 1981'den bu yana da Türkiye - AB ilişkilerinin gelişmesi için şart koştuğu Kıbrıs'ta çözüm koşulundan vazgeçiyor.
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Kıbrıs konusunu Türk - Yunan ve Türkiye - AB ilişkilerinden ayırma kararı aldı. Yunan ve Kıbrıs Rum medyasında yer alan haberlere göre, Karamanlis, Rumların 24 Nisan'daki referandumda "hayır", Türklerin de "evet" demeleri halinde, Türkiye'nin AB yolunda artık Kıbrıs'ı engel olarak çıkarmamaya karar verdi.
Karamanlis, muhtemelen çarşamba günü Bosna'daki Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Zirvesi'nde bir araya geleceği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Kıbrıs'ta sonuç ne olursa olsun Türk - Yunan ilişkilerinin etkilenmesine izin vermeyecekleri ve Türkiye'nin AB perspektifinin hararetli bir savunucusu olacakları" mesajını verecek.
Yunan ve Rum medyası, Bürgenstock'taki Kıbrıs görüşmelerinde, Kıbrıs'taki gelişmeler ne olursa olsun ikili ilişkilerin bundan etkilenmemesi için Erdoğan ve Karamanlis'in "centilmenlik anlaşmasına" vardıklarını belirtti.
Papandreu tepki göstermiş
Karamanlis'in geçen hafta Atina'da yapılan siyasi parti liderleri toplantısı sırasında bu niyetlerini dile getirdiğinde ana muhalefet partisi PASOK'un lideri Yorgo Papandreu'nun "30 yıllık milli strateji bozuluyor" diye tepki gösterdiği de kaydedildi. Karamanlis, toplantıdan sonra "Kıbrıs'ta halkın hür iradesini kimse Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluğa şart olarak koşmamalıdır. Komşu ülke, AB yolundaki her gayretinde bizi yanında bulacaktır" demişti.
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, Başbakan Karamanlis ile ilişkilerini bozmamak için karara itiraz etmeyeceği belirtiliyor.
MILLIYET 19/04/2004
Ziyal New York'a gidebilir
Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılacak referandumu dört gözle bekleyenlerin başında üstün performansı nedeniyle 7 yıldır Ankara'da "tutulan" Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal geliyor.
Ziyal, Şam Büyükelçiliği görevinden 1997 yılında döndüğü Ankara'da dört yıl müsteşar yardımcılığı görevini yürüttü.
'Evet bizim için bir kumardır, lükstür'
Ankara'da bazı sivil toplum örgütleri, sendikalar ve çeşitli siyasi partiler, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a destek amacıyla dün Kıbrıs mitingi düzenledi. Mitinge katılım, yağmur nedeniyle az oldu. Muharip gazilerin de katıldığı mitinge bir mesaj gönderen KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, mesajında "Evet bizim için bir kumardır, bir lükstür. Annan belgesi 'hayır' denilerek ortadan kaldırılmalıdır" dedi
. Alanda, "AKP emlaktan satılık devlet", "Tayyip Erdoğan: Bir milli güvenlik sorunu" yazılı pankartlar yer aldıMILLIYET 19/04/2004
Denktaş: Talat'ın belgeyi bize vermemesi eksiklik
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili BM'ye verdiği belgenin kendilerine gönderilmemesinin bir eksiklik olduğunu belirterek, ''Bu eksikliğin tamamlanacağını umduğunu'' söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) yaptığı açıklamada, ''Yabancılar
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener, bir anlaşma olmaması halinde Türkiye'nin KKTC'ye yönelik ekonomik işbirliği anlaşmalarından doğan yükümlülükleri konusunda, "Kıbrıs davası bizim milli davamızdır. Dolayısıyla biz her şartta Kuzey Kıbrıs'la, Kıbrıs Türkü ile ekonomik ve mali işbirliğimizi sürdürürüz.
Yani koşullar ne olursa olsun" dedi Şener, CNN Türk'de yayınlanan "Kafe Siyaset" programı
Rumlar'da 'evet'çiler birleşti...
Kıbrıs Rum kesiminde, 24 Nisan'da referanduma sunulacak Annan planına ''evet'' diyenler, ''Birleşik Avrupalı Kıbrıs Platformu'' adı altında birleşti.
Karar, Rum anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) Genel Merkezi'nde dün yapılan toplantıda alındı.
Platforma üye parti ve hareketlerin lid
Rum kesiminde hayır oyu üç günde 20 puan düştü...
Kıbrıs'ta seçim yasakları bugün başlıyor...
Kıbrıs'ın geleceğiyle ilgili dönüm noktası olan 24 Nisan'daki referanduma yönelik resmi hazırlıklar sürüyor.
KKTC Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) açıkladığı referandum takvimi uyarınca, ilçe seçim kurulları, dün Resmi Gazete'de yayımlanan sandık seçmen listeleriyle ilgili başvuru ve
Loz
an'da Kıbrıs ve adalarLOZAN hakkında 'olmazsa olmaz' iki eser: Prof. Cemil Bilsel'in "Lozan" adlı mükemmel kitabı, iki büyük cilt. 1933 basımı olduğu için dili epey eskidir.
Seha L. Meray'ın büyüklü küçüklü sekiz ciltlik "Lozan Barış Konferansı - Tutanaklar, Belgeler" adlı kitabını Yapı Kredi Yayınları'ndan alabilirsiniz. Bunun da dili fazla yenidir, aşırı 'arı'dır!
Türkçenin haline bakın!
Kıbrıs, Mithat Paşa'nın basiretsizliği yüzünden çıkan 1877 Savaşı'nda Rusların, Plevne'yi de geçerek İstanbul'da Yeşi
AKEL 'evet' diyebilir ama yeterli olur mu?
Referanduma günler kala 'evet'çi Türklerin gözü AKEL'de. Önce 'hayır' diyen, sonra tavrını yumuşatan partinin, son dakika sürpriziyle Güney'den 'evet' çıkarıp çıkaramayacağı merak konusu
AKEL'in 'evet' ihtimali...
Neydi bu güvenceler?
(1) 24 Nisan'da referandumdan geçecek anlaşmanın Türkiye tarafından onayının ve uygulanmasının garanti edilmesi... (2) Anlaşmanın uygulamasıyla ilgili büyük mali bedelin uluslararası topluluk tarafından karşılanacağının garantisi...
BM Güvenlik Konseyi'nden ilk açıklama cumartesi günü gecikmeksizin geldi. Ancak Konsey'in en geç çarşamba günü yine toplanması bekleniyor.
Rumların üç yalanı
Farklı düşünenlere gelince:
"AKEL bu saatten sonra istese de, evete dönse de fazla bir şey yapamaz. Rumlar çeyrek yüzyıldır üç yalan ile yaşadılar. Rum siyasetçiler bu yalanı beslediler. Dediler ki: (1) Bütün Rum göçmenler Kuzey'e geri gidecek, bütün mallarına sahip olacaklar. (2) Bütün Türkiyeli göçmenler Anadolu'ya geri dönecekler. (3) Adada Türk askeri kalmayacak. Annan Planı'yla birlikte bu üç konuda büyük hayal kırıklığı yaşadı Rumlar... Bu nedenle çoğunluk baştan beri hayırdan yana. Türklerle paylaşmak istemiyorlar. Türkleri azınlık görüyorlar, kendilerini de devletin gerçek sahibi... Bu saatten sonra evetlerin yüzde 50'yi geçmesi uzak ihtimal..."
'Evimizin efend
isi olalım'BDH lideri Mustafa Akıncı da AKEL'den henüz umudunu tümüyle kesmiş değil. Pazartesi sabahı Rum tarafına geçeceğini, AKEL lideri Hristofyas'la son bir görüşme yapacağını, hayırdan, böylesine büyük bir tarihi yanlıştan dönmeleri için kendisini ikna etmeye çalışacağını, çünkü Kıbrıs'ta çözüm için tek evetin yetmeyeceğini söylüyor.
İkna olabilir mi Rum lider?
Karamsar değil Akıncı. "Yolun sonuna geldik" diye başlıyor konuşmasına, "Bizi ne Rumlar yönetsin, ne de Türkiye'nin sivil - asker bürokrasisi
'En derin yaramız CHP'
Evet konusunda kuşku yok.
"Teslim oldu hayır!" diyorlar.
"Heyecan bizde, evetçilerde. Hayırın basacağı zemin yok çünkü... Onlar çoktan teslim oldular. 24 Nisan'a, cumartesi gününe kadar yüzde 70'e doğru yükselir evetler. Daha şimdiden yüzde 60'ı geçtik."
Genç kadın salonu coşturuyor:
"Biz büyük bir koroyuz. Hep birlikte daha çok barış şarkıları söyleyeceğiz."
Bir ara CHP konuşuluyor.
Barış ve Demokrasi Hareketi'nin üst düzeyde bir yetkilisi kulağıma eğiliyor:
"Bizim en derin yaramız CHP, Halk Partisi... K
Kıbrıs yazıları devam edecek...
Referanduma doğru
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, "Bizim arzumuz iki 'evet' çıkmasıdır. Ancak o zaman başarıya ulaşırız. Türkiye'nin önünün açılması, Kıbrıs'ın dünya ile bütünleşmesi için iki evet'e ihtiyaç var" diyor. Doğru söylüyor.
Bir yandan, Türkler'in olumlu, Rumlar'ın olumsuz oy kullanmasının, son ayların gelişmelerini onaylar bir sonucu olacaktır, orası doğru.
Son gelişmeler, hem Ankara'nın siyasi liderliğini ve diplomasisini hem de KKTC hükümetini, Kıbrıs konus
Çifte "evet" ideal
Şurası artık biliniyor: Kuzeyde "evet," güneyde "hayır" sonucu alınırsa, KKTC'nin uluslararası izolasyonuna yavaş yavaş son verilecek, ambargo fiilen delinecek. Bunu, AB ve ABD yetkilileri çeşitli ortamlarda hem basına açıkladılar, hem de Türk ve Rum muhataplarına aktardılar.
Bu durumda, Ankara'nın yoğun bir "KKTC'ye el uzatın" kampanyası başlatacağı kesin. Bu kampanya sonucu, belki bazı devletlerin (örneğin Azerbaycan), işi KKTC'yi tanımaya kadar götürebileceği beklentisi de, hem Türk hem Batılı diplomatik çevrelerde var.
Ancak böye bir kampanya
ABD'nin argümanları
Yukarıda Talat'ın açıklamasından yola çıkarak yazdıklarım, ABD yönetiminin görüşlerini de birebir yansıtıyor. İki tarafta da "evet" sonucu için çalışan Washington, şu anda dikkatini AKEL'in son aşamada yeniden "evet" yönünde çark edip etmeyeceğine odaklamış durumda. Haftasonunda, bir ABD'li diplomatın "Güneyde havanın değişmesi olasılığına hala inanıyor musunuz" soruma
yanıtı, "Bu olasılığı yüzde 50 olarak görüyoruz" şeklinde.Yapıcı tavra devam
Anketler değişmez, Kıbrıs'ta çözüm Rum oyu ile reddedilirse, yeni ve zor bir dönem başlayacak.
Powell, Rumlar'ın tek başına AB'ye girmesinin uluslararası ortamda büyük karmaşa yaratacağını ifade ederek, bu durumla yüzyüze gelmeyi istemediğini açıkça söyledi.
Bu dönemde, Washington'ın ve AB'nin Türkiye'den beklentisi, son aylarda
| AKEL, BMden yanıt bekliyor |
|
Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı, Güney Kıbrısta AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyasla görüştü. Hristofyas planın uygulanması konusundaki güvence taleplerine BMden yanıt beklediklerini söyledi. |
|
NTV-MSNBC |
|
19 Nisan 2004 Hristofyas BM Güvenlik Konseyinden güvence gelmesi halinde hayır yönündeki tutumlarını değiştirebileceklerini belirtti. BDH lideri Akıncı da 24 Nisana kadar Rum kesiminin tavrının değişebileceği konusunda iyimser olduğunu dile getirdi. |
|||
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) lideri Mustafa Akıncı 24 Nisanda referanduma sunulacak Annan Planına destek istemek için Güney Kıbrısa gitti. Akıncı, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyasla görüştü.
AKEL: EVET DEMEYİ İSTİYORUZ
Görüşmeden sonra açıklama yapan Hristofyas, planın uygulanması konusunda güvence bulunması gereğinden yola çıkarak plana karşı çıktıklarını söyledi. Hristofyas, Önümüzdeki 24 saat önemli, BM Güvenlik Konseyinden güvence gelirse kararımızı gözden geçiririz diye konuştu.
Plana evet demeyi kendilerinin de isteğini kaydeden Hristofyas, ancak halk güvence istiyor dedi ve AKEL evet dese de derinleşmiş bir
| AB için Kıbrısı feda ediyorlar |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Dışişleri Bakanı Gülün kendisine yönelik eleştirilerine yanıt verdi. Denktaş, ABden tarih almak için Kıbrısın feda edildiğini söyledi. |
|
NTV-MSNBC |
|
19 Nisan 2004 Denktaş, TBMMden KKTCnin egemen olmadığına dair karar çıkartılmasını istedi. |
|||
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Annan Planıyla egemenliğin kaybedileceğine dair sözlerine, Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün getirdiği eleştirileri yanıtladı.
Denktaş, ABden tarih almak için Kıbrısı feda ediyorlar dedi. KKTC Cumhurbaşkanı KKTCnin egemen olmadığına dair TBMMden kar
| Rum kesiminde evetçiler birleşti | ||
|
Kıbrıs Rum kesiminde, 24 Nisanda referanduma sunulacak Annan planına evet diyenler, Birleşik Avrupalı Kıbrıs Platformu adı altında birleşti. |
||
|
AA |
|
19 Nisan 2004 Bu arada Rum kesiminde evetçilerin 21 Nisan Çarşamba günü bir miting düzenleyeceği belirtildi. |
Kıbrıs Rum kesiminde, evetçiler, Birleşik Avrupalı Kıbrıs Platformu adı altında birleşti. Karar, Rum anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisinin (DİSİ) Genel Merkezinde dün yapılan toplantıda alındı. Platforma üye parti ve hareketlerin lider veya temsilcileri, bu akşam yapılacak toplantıda halkın sorularını yanıtlayacak.
Bu arada, Rum kesiminde Annan planına evet diyenler, Lefkoşanın Rum kesimindeki Eleftheriya Meydanınd
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, merakla beklenen Kıbrıs Raporu'nu yayınladı. Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporunda, Konsey'in Kurucular Anlaşması'na destek vermesini, Kıbrıs'a silah satışını yasaklamasını ve Ada'da oluşturulacak yeni BM barış gücü operasyonlarının görev yönergesinin onaylanmasını istedi.
Annan'ın bu isteği, 31 Mart'ta tarafların davet edilmesiyle nihai hale ulaştırılan planın gereği olarak Kon
sey'e sunuldu.Eğer Kurucular Anlaşması herhangi bir nedenle yürürlüğe girmezse, Konsey'den istenen kararların içinin boş kalacağını belirten Annan, Ada'daki yeni BM barış operasyonu yönergesiyle ilgili isteklerini sıraladı.
Raporunda, Kıbrıs'a silah satışının Konsey tarafından yasaklanmasını isteyen Kofi Annan, plan uyarınca Ada'daki askeri güçlerin çekilmesi, yerel güçlerin ve polis kuvvetlerinin dağıtılmasının gözlenmesi ve teyit edilmesinin de BM barış gücü yönergesinde yer almasını istedi.
BM Genel Sekreteri, yeni BM barış gücünün Ada'da hareket serbestisi olmasını isteyerek, bunun 2 bin 500 asker, 750 polis memuru ve Kıbrıslı Türkler ile Rumların yanı sıra başka ulusların da katılımıyla önemli miktarda sivil çalışandan oluşmasını talep etti.
ANNAN, KIBRISLILARI CESARETLENDİRİCİ KARAR İSTEDİ
Yürürlüğe giriş şekli Konseyden 24 Nisan tarihindeki referandumlardan önce sunduğu raporun göz önüne alıp incelenmesini isteyen Annan, Kıbrıslılara referandumlara giderken, Birleşmiş Milletlerin plan tahtında öngörülen sorumluluklarını karşılamak için harekete geçmekte hazır olduğuna dair teminat verebileceğini umuduğunu kaydetti
Annan, Konsey tarafından alınacak erken bir karar, kendi ülkelerinin geleceği için oy veren halka güven vermekte epeyi yol katedecek ve bu çözümün Birleşmiş Milletler tarafından güçlü bir şekilde desteklediği ve güvenlik konularının layik olduğu şekilde uygulanacağını gösterecektir. dedi
Annan raporunda, Konseyden temel anlaşmayı onaylaması, gerekli ve özel önlemleri almasını ve de Konseyin her iki tarafın da ana endişelerinin bilincinde olduğunu ve de anlaşmada onlara hitap eden araçları onayladığını belirtmesini istedi
Ayrıca Annan, Konseyin temel anlaşma ile kurulmuş olan durum düzenine de herhangi bir tek taraflı değişiklik, özellikle tümüyle ya da kısmen herhangi bir ülkeyle birleşmesi ya da herhangi bir taksim, ya da ayrılma konusunun yasaklandığını resmen kayda almasının önemine dikkat çekti.
Konseyin aynı zamanda Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin siyasal eşitlik ve farklı kimliğinin ve de kurucu devletlerinin Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinde eşit statüde olduğunu kabul etmesi rica olunur
ANNAN, YENİ BM GÜCÜ İÇİN İZNİ ONAYLADI
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'nin talebi ve 31 Mart'ta son hali verilen plan çerçevesinde silahlanması yasaklanan Kıbrıs'ta görev alacak yeni BM Operasyon Gücü için gerekli yetki iznini onayladığı
kaydedildi.
BM Güvenlik Konseyi tarafından talep edilen bu karar çerçevesinde
kurulacak görev gücünün referandum sonrasında anlaşmanı
n herhangi birsebeple uygulamaya girmemesi ya da ertelenmesi durumunda da bir olasılık ordusu olarak görev yapacağı kaydedildi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Sözcüsü Fred Eckhard tarafından yapılan açıklamaya göre, Kıbrıs'ta görev yapacak yeni BM Operasyon Gücü'nün yetki alanında, diğer bazı görevlerin yanısıra, tarafların askerlerini çekmesi, yerel askeri güçlerin dağıtılması ve polis faaliyetlerinin durdurulması gibi eylemlerin Annan Planı'na uygun olarak yapılıp yapılmadığını izlemek ve onaylamak
da bulunacak.2 bin 500 kişiden oluşacak bu gücün tüm Ada'da hareket özgürlüğünün olacağı kaydedilirken, yerel ya da uluslararası kişilerden oluşacak önemli miktarda da sivil personelin bu güç kapsamında çalışacağı kaydedildi.
KONSEYDE BÖLÜNME
Konseyin Kıbrısta hafta sonu yapılacak referandumların ardından bir karar tasarısını oylaması bekleniyor.
BM kaynakları, referandumlar öncesi Güvenlik Konseyinin Kıbrıs konusundaki bölünmüşlüğüne işaret ederek, Konseydeki bu ikiliğin alınacak önemli kararlar arifesinde sıkıntı yaratabileceğini belirtiyorlar.
Güvenlik Konseyinde daimi üyelerden Fransanın başını çektiği aralarında Rusya ve Çinin bulunduğu grubun Rum yanlısı tutum izlediklerini belirten BM kaynakları, ABD ve İngilterenin Kıbrısta tarafların referandumlarda evet demeleri için Rumlara daha güçlü uyarı yapılması yönünde çaba sarf ettiğini kaydediyorlar.
Diplomatik kaynaklar, Fransa ve diğer ülkelerin bu tutumunun Güvenlik Konseyinin geçen yıl kabul ettiği ve Genel Sekreterin iyi niyet misyonuna destek veren 1475 sayılı kararın çok gerisinde olduğunu ifade ediyorlar.
HALKIN SESI 20/04/2004
AKEL, BMden yanıt bekliyor
Hristofyas BM Güvenlik Konseyinden güvence gelmesi halinde hayır yönündeki tutumlarını değiştirebileceklerini belirtti. BDH lideri Akıncı da 24 Nisana kadar Rum kesiminin tavrının değişebileceği konusunda iyimser olduğunu dile getirdi.
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) lideri Mustafa Akıncı 24 Nisanda referanduma sunulacak Annan Planına destek istemek için Güney Kıbrısa gitti. Akıncı, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyasla görüştü.
AKEL: EVET DEMEYİ İSTİYORUZ
Görüşmeden sonra açıklama yapan Hristofyas, planın uygulanması konusunda güvence bulunması gereğinden yola çıkarak plana karşı çıktıklarını söyledi. Hristof
HALKIN SESI 20/04/2004
Denktaş: Referandum rezilliktir
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 24 Nisanda referanduma sunulacak Annan Planının Kıbrıs Türkünü darmadağın edecek bir plan olduğunu belirterek, tarafların anlaşmaya varamadan planın referanduma sunulmasını rezillik diye niteledi. Denktaş, bunun Avrupa Konvansiyonuna göre yasadığı olduğunu da söyledi.
Denktaş, halkın 24 Nisanda oy attığı kutuya devletini, egemenliğini, malını, mülkünü attığını bilmesini isteyerek, Bu plan bizi darmadağın eden bir plandır. Göğsümü gere gere, her mahkemede, her kurumda, her forumda bu haksızlığı müdafaa etmeye hazırım. Yeterki siz birlik olu
n, beraberlik olun ve hayır deyin. Sizden istediğim bu diye konuştu.Cumhurbaşkanı Denktaş, verdikleri mücadele sonunda Türkiyenin kendilerini kurtarmasıyla bahtiyar olduklarını, Türkiyenin tanıdığı bir devleti kurduklarını ama şimdi birden bire boşlukta bırakılmalarından üzüntü duyduklarını belirtti.
Halk referandumda yanlış oylama yaparsa bunda Türk hükümetinin evet dense iyi olur telkinlerinin çok büyük etkisi olacağı şeklinde görüş belirten Denktaş, Çok yazık olacaktır ve sorumluluk da bizim değil, bu telkini yapanların olacaktır dedi.
Kıbrıs meselesini halletmeyen, 9 bin sayfalık bir belge olarak tanımladığı Annan Planını halkın bilmediğini kendisinin dahi bugün önüne en son tadilatlar diye bir belge geldiğini açıklayan Denktaş, Okumuyorum. Okumayacağım. Böyle referandum olmaz diye tepkisini ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Denktaş şöyle konuştu:
Bu vaziyette birden bire Annan Planı Kıbrıs meselesini halletmeyi bir yere bırakmış Kıbrısı bütünleştirerek ABye sokmak için bir alet; bir araç haline getirilmiştir. Kıbrıs meselesini halletmeyen, 9 bin sayfalık bir belge vardır. Hiçbirinizin bilmediği, benim dahi şimdi bugün önüme en son tadilatlar diye bir belge geldi. Okumuyorum. Okumayacağım. Böyle referandum olmaz. Bu referandum Avrupa Konvan
siyonuna göre yasa dışıdır. Çünkü halka ne oyu oylayacağını bilme imkanı verilmemiştir. Hatta Türkçeye çevrilmemiştir..RUMLAR VASITASIYLA KIBRISA SAHİP ÇIKMA OYUNU..
ABD ve ABnin Kıbrısı, kendi açılarından; stratejik açıdan istediğini ve ABnin bunu açıkça söylediğini kaydeden Denktaş, böylelikle 30-40 yıldır meşru hükümet addedilen Rumlar vasıtasıyla Kıbrısa sahip çıkma oyunu oynandığını anlattı. Denktaş şöyle konuştu:
Bu nedenledir ki Rumları meşru hükümet oalrak ABye kabul ediyorlar. Ve bizim haklarımızı, madem ki anlaşma yapacağız bu insanlarla, bu yeni anlaşmayı da, onlarla yaptığınız anlaşmanın seviyesine çıkarınız talebimizi reddediyorlar. Biz Kıbrıs Cumhuriyetiyle anlaşma yaptık. Bu anlaşma geçerlidir. Siz Rumlarla anlaşacaksanız bazı
ek protokollerle biz sizi alırız fakat esas anlaşma (yani o birincil hukuk dediğimiz ve Rumların haklarını koruyan o anlaşmanın) içerisine sizin için birincil hukuk korumasını vermeyiz diyorlar açıkça. Yani bizi, Kıbrıs Rum Cumhuriyetinin içinde Türk azınlığı olarak görüyor Avrupa Birliği.HALK ŞAŞIRMIŞ VAZİYETTEDİR
Denktaş, planın halk tarafından bilinmediği; halkın ne oylayacağını bilmediği şeklinde görüş ifade ederek Benim onun söylemesiyle halk şaşırmış vaziyettedir. Ama bilinen tek birşey vardır o da, egemenliğimizi alıp götürdüğüdür. Self-determinasyon hakkımızı tanımadığıdır. Kıbrısta 1960da olduğu gibi Rumların çoğunluğuna dayanan ve başkalarının yaptığı bir anayasayla onların hakimiyetine dayanan bir teşkilat kurduğudur şeklinde konuştu.
Kıbrıs Türk tarafının kurucu devlet diye vilayet yapılmaya çalışıldığını belirten Denktaş buna tepki gösterdi ve AB normlarının kağıt üzerinde Kıbrıs Türküne verilen hakları bir bir alıp götürecek güçte olduğunu kaydetti. Denktaş şunları ifade etti:
Denktaş, paketteki olumlu şeyleri müzakerelerde çeke çeke koydurttuklarına işaret ederek, Peki niçin aynı adam hayır diyor buna? Çünkü koydurtmak istediğimiz ve Türkiyeyle antant kaldığımız olmazsa olmazları yani o bizim koyduğumuz güzel şeyleri sıfırlayan, AB normları meselesi var. Bunların sıfırlanmaması için olmazsa olmazların girmesi lazımdır. Hiçbiri girmiş değildir dedi.
Planın aldatmaca ve aleyhte bir plan olduğunu kaydeden Denktaş, iki tarafın anlaşmadığı bir belgenin referanduma sunulmasını da eleştirerek, Türk Askeri adadan çıkınca kavga başlayacağını söyledi. Mal mülk düzenlemelerini içimize bombalar bırakıldı diye tarif eden Denktaş, insanların birbiriyle uğraşacağını, komisyonlara gideceğini, 1 Mayıstan itibaren inşaatların duracağını belirtti.
TÜRK HÜKÜMETİ ŞAŞIRTIYOR, ÜZÜYOR
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABye yürüyerek, başları dik, 1960 anlaşmalarıyla Türkiyeye verilen hakları çiğneyerek değil, koruyarak gireceklerini ifade ederek, Bizim istediğimiz budur. Bugünkü günde Türk hükümetinden gelen sesler bizi biraz şaşırtıyor, biraz üzüyorsa dahi, hükümet devletin bir kanadıdır. Devletin tümüne baktığımda doğru yolda olduğumuzu görüyorum. Doğru yoldayız, bu devleti harcamayacağız, ortadan kaldırmayacağız dedi.
DENKTAŞTAN GÜLE SERT YANIT.
..Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Güle atfen basında yer alan, KKTC portakal dahi ihraç edemiyor, bu nasıl egemenlik şeklindeki sözlerin anımsatılması üzerine Denktaş, özetle şunları söyledi:
Dünyada tanınmamış devletler var. Bize devamlı surette görüşme masası gösterildiği için dünyaya egemenliğimizi kabul ettirme mücadelesi gereğince verilemedi. Adayı Yunanistana bağlamak için başlatılan kanlı bir savaş sonrası Türkiyenin adaya gelmesiyle kurtarılan Türk halkı, tüm barış hareketlerinin ve giriş
imlerinin netice vermediğini gördükten sonra Anavatan Türkiyeyle anlaşarak, Türkiyenin desteğiyle devletini kurmuş ve Türkiye bu devleti tanımıştır. Egemen devletler çeşitli nedenlerle, siyasi zorluklarla, büyük ülkelerin haksız girişimleri nedeniyle egemenliklerinin tam meyvesini toplamayabilirler, haksız ambargolar altında yaşayabilirler ama egemenliklerini kaybetmezler.HALKIN SESI 20/04/2004
Türkiye hükümetinin Kıbrıs'taki referandumlardan beklentisi: "Evet"
REFERANDUMA VE ÇÖZÜME DESTEK... Türkiye Bakanlar Kurulu, dünkü toplantısında Kıbrıs konusunu da ele alarak, Kıbrıs'ta referanduma ve çözüme destek belirtti. Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, AKP hükümetinin beklentisinin, iki taraftaki referandumdan da "evet" çıkması yönünde olduğunu vurguladı
DENKTAŞ DOĞRU YAPMIYOR... Çiçek: Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, AKP hükümetinin Türkiye'nin AB'ye girmesi için "KKTC'yi feda ettiği" şeklinde açıklamalarını doğru bulmuyor ve cevap vermek istemiyorum. İçinden geçtiğimiz süreç itibarıyla bu türden karşılaştırmaların böylesine önemli bir konuya zarar vereceği kanaatini taşıyorum
Türkiye Bakanlar Kurulu, dünkü toplantısında Kıbrıs konusunu da ele alarak, Kıbrıs'ta referanduma ve çözüme destek belirtti.
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, AKP hükümetinin beklentisinin Kıbrıs'ta iki taraftaki referandumdan da "evet" çıkması yönünde olduğunu vurguladı.
Cemil Çiçek, Kıbrıs konusunda hükümet olarak ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini ve önemli kazanımların elde edildiğini belirterek, "Sonuçta karar verecek olan da Kıbrıs'ta yaşayanlardır. Kıbrıs'ta yaşayanlar ne karar verirse bizim bakımımızdan saygıya değerdir. Kabul edilebilecek bir sonuçtur" dedi.
Çiçek, Bakanlar Kurulu'nda görüşülen konulara ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Hükümet sözcüsü Çiçek, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "hükümetin Türkiye'nin AB'ye girmesi için 'KKTC'yi feda ettiği' şeklinde açıklamalarda bulunmasını" nasıl değerlendirdiğini soran gazeteciye, şu karşılığı verdi:
"Ben şahsen değerlendirme yapmam, bunu da doğru bulmam. İçinden geçtiğimiz süreç itibariyle bu neviden karşılaştırmaların böylesine önemli bir konuya zarar vereceği kanaatini taşıyorum.
Hükümet olarak bu sorunun hem bizim açımızdan hem oradaki kardeşlerimiz, Türk soydaşlarımız açısından en iyi şekilde sonuçlanabilmesi için elimizden gelen gayreti gösterdik. Önemli kazanımların elde edildiği de çok açık olarak ortadadır. Bunu yalnız ben söylemiyorum, hükümet olarak biz söylemiyoruz. Bu konuya ömrünü vermiş pek çok insan, zaman zaman böyle bir itilafta Türkiye adına müzakereleri yürütmüş olan, bu sürecin içinde bulunmuş olanlar bugün gelinen noktanın, bugünkü şartlar altında iyi bir nokta olduğunu açık bir şekilde ifade etmektedirler.
Belki geçmişte daha iyi kazanımlar elde edilebilirdi. Bunu geriye dönük olarak bugün tartışmanın anlamı yok. Neticede bugünkü müzakere metodunu teklif eden Türk tarafıdır, bizleriz. Sonuçta karar verecek olan da Kıbrıs'ta yaşayanlardır. Kıbrıs'ta yaşayanlar ne karar verirse bizim bakımımızdan saygıya değerdir. Kabul edilebilecek bir sonuçtur.
İşi kişiselleştirerek 'Sayın Denktaş bunu dedi veya ben bunu dedim' tarzındaki bir karşılaştırmanın ve değerlendirmenin neticeye müessir olacağı kanaatini taşımıyorum."
"Kıbrıs'taki referandumdan beklentimiz evet yönündedir"
24 Nisan'da Kıbrıs'ta yapılacak referandumda Rum tarafından "hayır" sonucu çıkması durumunda, Türkiye'nin izleyeceği yöntemlere ilişkin toplantıda bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı yönündeki soruyu yanıtlarken Çiçek, "Önümüzdeki cumartesi gününü bir görelim, ondan sonra elbette bu neviden karmaşık süreçler için değişik alternatifler üzerinde durulur. Bizim, hükümet olarak beklentimiz oradan 'evet' çıkması yönündedir" dedi.
KIBRIS 20/04/2004
Lefkoşalı Rumlardan evet
KIBRIS, 24 Nisan'da yapılacak referandum öncesi Lefkoşa'dayaşayan Kıbrıslı Rumlara, son kararlarının ne olabileceğini sordu
Lefkoşalı Rumlardan evet
Alkan MUHTAROĞLU / Anıl IŞIK
l "EVET" DİYECEKLERİN SAYISI HIZLA ARTIYOR... Güney Kıbrıs'ta anamuhalefet partisi DİSİ'nin plana "evet" diyeceğini açıklaması ve uluslararası camiadan gelen baskılar sonucu AKEL'in kararını yeniden gözden geçirebileceği yönündeki söylemler, komşudaki tabloyu değiştirmeye başladı. Şimdi adada yaşayan barış gönüllülerinin en çok merak ettiği konu, cumartesi günü yapılacak referandumda Kıbrıslı Rumların "evet" oylarının "hayır" oylarını geride bırakıp bırakmayacağı. KIBRIS'a konuşan Rumlar, referandumda "evet" oyu kullanacaklarını belirtti
l "ADANIN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜNE ARTIK SON VERİLMELİ"... Referandumda "evet" oyu kullanacağını söyleyen Kıbrıslı Rumlar, adanın uzun yıllardan beri bölünmüş olduğuna ve artık bu bölünmüşlüğe son verilmesi gerektiğine işaret ederek, Kıbrıs'ta doğup büyüyen Kıbrıslıların özellikle genç nesillerin bölünmüşlüğü kabul edemeyeceğini söyledi. Bu görüşteki Rumlar, Annan Planı'nın işleyebilirliğinin ve uygulanabilirliğinin Kıbrıslıların elinde olduğunu belirterek, "Önemli olan iki toplumun karşılıklı güven içinde, birlikte yaşamaya karar vermesidir" dedi
l KARARSIZLAR DA "EVET"E YÖNELEBİLİR... Güney Kıbrıs'ta çok sayıda Rum'un da kararsız olduğu görülüyor. Planda hem iyi, hem kötü noktalar bulunduğuna işaret eden kararsızlar, bu açıdan karar vermekte zorlandıklarını söyledi. Bir Rum, bu konuda şöyle konuştu: "Evet" demek için de, "hayır" demek için de nedenler var. Evet denilmesi durumunda, iki toplum arasında fanatiklerin barış ortamını zedeleyebileceğini düşünüyorum, tekrar birleşip daha sonra yine çatışmaların yaşanması biz Kıbrıslılar adına büyük ayıp olur. Ama gönlüm daha çok "evet"ten yana
Kıbrıs Türk ve Rum halklarının Annan Planı'nı eşzamanlı olarak oylamasına çok kısa bir süre kala, planın uygulamaya konulabilmesi için gerekli olan karşılıklı "evet"in alınabilmesi daha da önem
kazanmaya başladı.
İsviçre'deki müzakere sürecinin tamamlanmasının ardından özellikle Rum yönetimi başkanı Papadupulos ve AKEL'in- Annan Planı'nı benimsemeyen görüşlerini Rum halkına yansıtmaları ve
bunu izleyen kamuoyu yoklamaları, karşı tarafın plana büyük oranda "hayır" diyeceği izlenimi yaratmıştı.
Ancak, ana muhalefet partisi DİSİ'nin plana "evet" diyeceğini açıklaması ve uluslararası camiadan gelen baskılar sonucu AKEL'in kararını yeniden gözden geçirebileceği yönündeki söylemler, Güney Kıbrıs'taki tabloyu değiştirmeye başladı. Şimdi adada yaşayan barış gönüllülerinin en çok merak ettiği konu, cumartesi günü yapılacak referandumda Kıbrıslı Rumların 'evet' oylarının 'hayır" oylarını geride bırakıp bırakmayacağı.
KIBRIS, referandum öncesi Kıbrıslı Rumlara son kararlarının ne olabileceğini sordu.
Görüşlerini so
rduğumuz Kıbrıslı Rumların çoğunluğu, 24 Nisan'da yapılacak referandumda, "evet" oyu kullanacakları yönünde görüş bildirirken, bir kısım Kıbrıslı Rum, ya henüz karar vermediğini ya da "hayır" diyeceğini belirtti.Güneyde görüşlerine başvurduğumuz bir çok Kıbrıslı Rum da, isim ve fotoğraf vermekten kaçınmalarına rağmen, referandumda 'evet' oyu kullanacaklarını belirtti.
Referandumda "evet" oyu kullanacak olan Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs'ın uzun yıllardan beri bölünmüş olduğunu ve artık bu bölünmüşlüğe son vererek, birleşik bir Kıbrıs'ın oluşturulması için referandumda Annan Planı'na 'evet' diyeceklerini söyledi. Bu görüşteki Kıbrıslı Rumlar, Annan Planı'nın işleyebilirliğinin ve uygulanabilirliğinin Kıbrıslıların elinde olduğuna işaret ederek, "Önemli olan iki t
oplumun karşılıklı güven içinde, birlikte yaşamaya karar vermesidir" dedi."Hayır" yönünde görüş bildiren Rumlar, "evet" diyenlerin aksine, Annan Planı'nı işlerliği olmayan bir plan olarak nitelendirerek, planın, adadaki bölünmüşlüğü kuvvetlendireceğini sav
undu.Referandumda hangi yönde oy kullanacağına henüz karar veremeyen Kıbrıslı Rumlar ise, kararlarının, ilerki günlerde ortaya çıkacak olan tabloya göre kararlarını vereceklerini söyledi.
KIBRIS'ın 24 Nisan'da yapılacak olan referandum ile ilgili görüşlerini aldığı Kıbrıslı Rumlar şöyle
konuştu:
Tasos Georgiu:
"Referandumda büyük bir olasılıkla 'evet' oyu kullanacağım. Kanımca, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için Annan Planı çok iyi bir fırsat ve bunu barış adına değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum. AKEL, kongrede Annan Planı'na çekince koyup, politik bir sorumluluk üstlenmekten kaçınarak hata yapmıştır, ancak bu hatasını 'evet' kararı alarak değiştireceklerdir. Şu anda Kıbrıslı Rumların yarısı plana 'evet', diğer yarısı ise 'hayır' demektedir. Özelli
kle AKEL'in plan hakkındaki son kararını vermesinden sonra plana 'evet' yönünde daha fazla destek verileceğini düşünüyorum."Konstantinos Kiprianu:
"Referandumda hayır oyu kullanacağım. Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi adına ortaya konan planın yeterli olmadığı kanısındayım. Annan Planı, problemi çözmek yerine, daha başka problem yaratabilecek noktalar içeriyor. Benim düşüncem, iki toplumun yeniden birlikte yaşabilmesi için daha fazla zamana ihtiyaç olduğudur."
Andreas Parcisis:
"Ben, 24 Nisan'da yapılacak referandumda hangi yönde oy kullanacağıma henüz karar vermiş değilim. Avrupa Konseyi'nin Annan Planı'nın uygulanması konusunda güvence vermesi yönünde bir karar açıklamasını bekliyorum. Avrupa Konseyi'nin bu yönde bir karar alması halinde referandumda 'evet' o
yu kullanacağım. Aksi takdirde, referandumdaki kararım 'hayır' yönünde olacaktır."Helen Angelidis:
"Planda hem iyi, hem kötü noktalar var. Bu açıdan karar vermekte zorlanıyorum. Evet demek için de iyi noktalar var, 'hayır' demek için de. Evet denilmesi durumunda, iki toplum arasında fanatiklerin barış ortamını zedeleyebileceğini düşünüyorum, tekrar birleşip daha sonra yine çatışmaların yaşanması biz Kıbrıslılar adına büyük ayıp olur. Ama, diğer yandan Kıbrıs'taki ayrılığın sona ermesini istiyorum. Şu anda
'evet' ile 'hayır' arasında gidip geliyorum. Kararımı henüz vermedim."Konstandinos Tsiofis:
"Referandumda 'evet' ya da hayır konusunda henüz karar vermedim. Şu anda Güney Kıbrıs'ta evet ve hayır denilmesini sağlamaya yönelik iki karşıt kampanya yürütülüyor. Bazı insanlar kararlarını verdi ama büyük bir çoğunluğun kararsız olduğunu yakın çevremden biliyorum. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar kardeştir, bir birimizden hiçbir farkımız yok. Geriye kalan günlerde ortaya çıkacak olan tabloya göre kararımı vereceğim."
Dimetrios Monos:
"Annan Planı konusunda kafam çok karışık. 'Evet' ya da 'hayır' denilmesi için çok yanıltıcı propagandalar yapılıyor. Bu yüzden bir çıkmaz içerisindeyim. Burada altı çizilmesi gereken nokta Kıbrıs'taki iki toplumun yeniden yaşaması sağlanmalıdır. Şu an için İngiltere'de yaşıyorum, eskiden olduğu gibi bir çok Kıbrıslı Türk ile çok yakın arkadaşlıklarımız var. Farklı bir ülkede birlikte hiçbir sorunla karşılaşmadan yaşayabiliyorsak, kendi ülkemizde neden bunu gerçekleştiremeyelim. Bu anlamak zo
r. Çok kesin olmamakla birlikte büyük bir olasılıkla kararım 'evet' olacak."Eleni Eftimiu:
"Kesinlikle evet diyeceğim. Annan Planı çerçevesinde bizlere sunulan fırsat, adanın tekrar birleşmesi için en iyi şanstır. Kıbrıs'ta doğup büyüyen biz genç nesil Kıbrıslılar, artık bölünmüşlüğü kabul edemeyiz. Referandumda nasıl bir sonuç çıkacağını inanın ben de bilmiyorum ama Kıbrıs Rum kesiminde evet denilmesi için yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Bunun dışında 'hayır' kampanyasına destek veren insanların argümanl
arını da anlamış değilim. Mantıklı hareket etmediklerini düşünüyorum."Maranos Kleantus:
"Ben referandumda hayır oyu kullanacağım. Özellikle Annan Planı'nın son şeklinin işlerliği olmayan bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Planın bu şekle gelmesinde iki taraf da yoğun bir efor harcadılar ama maalesef ortaya çıkan tablo yine adanın bölünmesi yönündedir. Planın uygulanabilirliği oldukça karmaşık bir düzen üzerine oturtuldu. Benim hayalim Kıbrıs'ta iki halkın yeniden birlikte yaşayabileceği bir ortamın yaratılm
asıydı. Ama maalesef, Annan Planı etnik temel doğrultusunda iki halkı ada üzerinde ayırıyor. Ben böyle bir yapıyı kabul etmiyorum."Petros Trasyivulu:
"Ben referandumda 'evet' oyu kullanacağım. Adamız uzun yıllardan beri bölünmüştür ve Annan Planı çerçevesinde yeniden birlikte yaşama fırsatını yakalayacağız. Bu fırsatı reddetmek, adadaki barış ümitlerini belki de sonsuza kadar unutmak anlamına gelecektir. Avrupa Birliği normları içerisinde, Kıbrıslı Türklerle daha iyi bir gelecek oluşturabileceğimize inanıy
orum. Şu anda bir çok Kıbrıslı Rum, güvenlik konuları yüzünden referandumda 'hayır' demeyi düşünüyor. Görüşlerine saygı duyuyorum ama ben Annan Planı'nın güvensizlik ortamı yaratacağını düşünmüyorum."KIBRIS 20/04/2004
Kıbrıs için Avrupa çözümü
Javier Solana
AB ortak dış ve savunma politikası yüksek temsilcisi
1 Mayıs, Kıbrıs'ın Avrupa ile randevusunun günü. 24 Nisan'da Kıbrıslıların kendileriyle randevuları var. Referandumlarla, liderleri tarafından yorucu pazarlıklardan geçen ve BM genel sekreteri tarafından sonuçlandırılan planı, adanın her iki tarafında yaşayan Kıbrıslılar kabul edip etmediklerini söyleyecekler. Sonuç ne olursa olsun, Kıbrıs referandumlardan bir hafta sonra Avrupa Birliği'ne katılacak. AB'ye birleşik mi yoksa bölünmüş bir ada olarak mı
katılacak? Bu Kıbrıslıların karar vereceği bir şey.AB ülkeleri devlet başkanları ve hükümetlerinin, daha birkaç hafta önce, birleşik bir Kıbrıs'ın birliğe katılımı yönündeki tercihlerini ortaya koyup, 1 Mayıs'tan önce adil, kalıcı ve etkili bir çözümün bulunabileceğine olan samimi inançlarını tekrar etmelerinden sonra, nelerin riske atıldığını anlamak için biraz zaman harcamanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Planın reddedilmesi Kıbrıs'a neler kazandıracak? Çözümsüzlük durumunda otuz yıl önce evlerini terk etmek zorunda kalmış olanların evlerine dönmek için, yarın veya bir sonraki gün, daha çok mu şansı olacak? Bu gibi haklarını terk etmiş olanların bir gün tazmin edilme ihtimalleri daha mı yüksek olacak? Planın reddedilmesi, tansiyonu düşürüp adaya barış mı
getirecek? Ekonomik kalkınma, planın reddedilmesiyle mi gelecek? Planı reddetmek, gençleri, Kıbrıs'ta kalmaları ve geleceklerini oluşturmaları için cesaretlendirecek mi?Bu soruların hepsinin yanıtı Kıbrıslıların elinde. Bana göre plan, her iki kesimin liderleri tarafından talep edilen ve ele alınan uzun ve zorlu pazarlıklar sonucunda ortaya çıktı. Bunu, tarafların ortak mutabakatı sonucunda, BM genel sekreterinin kişisel olarak sürece dahil olması ve yardımları takip etti. Kofi Annan'ı tanıdığım kadarıyla
, Kıbrıslılar için en adil uzlaşmayı elde etmek için gösterdiği samimi gayret konusunda son derece ikna olmuş vaziyetteyim. Her şeye rağmen plan, 24 Nisan'da reddedilirse, bir sonraki fırsat, kendini ne zaman gösterecek? Pazarlıkların İsviçre'de gerçekleşen son turuna katılan herkes açıkça şunu belirtmiştir: Sorunun çözümü için uzun bir süre daha yeni bir girişim olmayacaktır. Bunun farkına varmak önemlidir.Avrupa Birliği'nden neler beklenebilir? Kıbrıslılar, 24 Nisan'da çözüm planını kabul etmeye karar verirse, uygulama safhasının onlardan talep edeceği çok şey olacak. Tüm bunların üstünde, planın uygulanmasının, bütün tarihi kararların gereksinimi olan karşılıklı istek ve güvene ihtiyacı olacak. Avrupa Birliği, Kıbrıslıları bu uğraşlarında yalnız mı bırak
acak? Tabii ki hayır. Avrupa, mücadelenin nasıl göğüsleneceğini bilmektedir. Avrupa yapısının prensipleri, özgürlük ve adalet, güvenlik ve dayanışmaya tüm durumlarda saygı gösterilecek. Avrupa bunu temin edecek. Çoksesliliğe olan güçlü desteği nedeniyle, Avrupa, planın uygulanmasını ve tarafların yükümlülüklerini yerine getirmelerini garanti altına almak için aktif katkıda bulunacaktır. Avrupa Komisyonu, kimsenin hakkına zarar getirmeden, ekonomik uygulamaların gerekli şekilde ertelenmesini sağlayacak bazı derogasyonların verilmesiyle, adanın özel durumunun empoze ettiği hukuksal esneklik ile prensipler arasında denge sağlayarak, planın sonuçlandırılmasına yardımcı olmuştur. Birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye katılımını sağlayacak uyum yasaları yazımı tamamlanmıştır. 15 Nisan'da Brüksel'de gerçekleştirilen Bağışçılar Konferansı'nda kararlaştırıldığı gibi, Kıbrıs için Avrupa çözümünün uygulanmasını finanse etmek amacıyla 2 milyar euroluk bir kaynak öngörülmüştür. Hepimiz, Kıbrıs insanlarının kendileriyle barışmaları, yeni oluşturacakları kurumların işlemesi ve ortak bir geleceğin meyvelerini paylaşmaları için yardım etmeye istekli ve hazırız.Kıbrıs Avrupa'ya neler kazandırmayı düşünüyor? Bana göre bu çok önemli bir soru. Cevap, her şeyden daha çok Kıbrıslılara bağlı. Yarın Avrupa Birliği'ne evet diyecekler. Bugün, AB'ye ne sunabilirler? 1 Mayıs'ta olduğu gibi 24 Nisan'da da, tüm Kıbrıslılar Avrupa projesinin kalbinde neyin bulunduğunun farkında olmaları gerekir: Ortak bir geleceği olan, kardeşlik ve özgürlük gibi aynı değerleri paylaşmayı amaçlayan 450 milyonluk bir topluluk. Almanya ile Fransa'yı neredeyse yarım yüzyıl boyunca karşı karşıya getiren kavga çözümlenmeseydi, bugün Avrupa olmayacaktı. 15 yıl önce, soğuk savaş sona ermeseydi, Avrupa bugünkü sınırlarını öng
öremeyecekti. 1 Mayıs'ta, bu vizyon gerçekleşecek. 24 Nisan'da, bu vizyonun gerçek kılınması için en iyi katkının nasıl konacağına tüm Kıbrıslılar karar verecek. Onların akılcı ve cesaret dolu karar verme yeteneğine inanıyorum.KIBRIS 20/04/2004
|
Yeni evler
Yeni Kıbrısta, Avrupa Birliği standartlarında kurulacak yeni kasabalar, köyler için yerleşim alanlarından sonra diğer planlamalar da yapılmaya başladı. Yeni konutların, mahallelerin yavaş yavaş modelleri ortaya çıkıyor. Hükümet içerisinde uzmanların yürüttüğü çalışmaların yanısıra sivil toplum örgütleri, şehir planlamacılar, mimar ve mühendisler Yeni kentler, köyler için kolları sıvadı! Yeni kasaba ve köylerin, Avrupa Birliği standartlarda olacağı, tüm evlerin 'müstakil' olarak inşa edileceği öğrenildi. Farklı mimari özelliklere sahip konutlar, üzerinde çalışılan alternatifler arasında yer alırken; estetik öncelikli, çevre dostu ve yeşil ile içe içe mekanlar, sokaklar düşünülüyor. Geleneksel Kıbrıs köyiçi dokuları ile zenginleştirilmiş kasab aların, her türlü sosyal, sportif, ticari, kültürel, sağlık, çocuk oyun alanı gibi ihtiyaçlara da yanıt vermesi hedefleniyor. Her vatandaşın nüfus ihtiyacını karşılayacak şekilde belirlenecek konutların, 'trafik, park yeri, kanalizasyon, elektrik' gibi altyapılarının da son sistemlerle donatılacağı söyleniyor. |
YENIDUZEN 20/04/2004
HAYIR de cennete git!
Rum papazlar, Annan Planı karşıtı propagandaya hız verdi. Girne Metropoliti Pavlos, Rumları uyararak "Referandumda 'evet' derseniz cennette yeriniz olmaz" dedi. Baf Metropoliti Hrisostomos ise "ENOSİS'i 1 Mayıs'ta gerçekleştireceklerini" belirterek, "Yunanistan ile birleşmeyi şampanyayla kutlayacaklarını" söyledi
Filelefheros gazetesinin haberine göre, Hrisostomos, yaptığı açıklamada, ''1 Mayıs'ta Avrupa'ya gireceğimizden eminim. 1955-1959'da başaramadığımız anavatanla birleşmeyi Avrupa aracılığıyla gerçekleştireceğiz. 1955-1959 Baf mücadelecilerini ayinden sonra saat 10.00'da metropolitliğe davet ettim. Çünkü metropolitliğin buzlukları şampanyalarla dolu ve
onları açıp Kıbrıs'ın Yunanistan'la birleşmesini kutlayacağız'' dedi.Girne Metropoliti Pavlos da, Annan Planı'na ''evet'' diyecek Rumları uyararak, ''Evet derseniz haksızlığın suç ortağı olur ve vatanınızı kaybedersiniz. Cennette de yeriniz olmaz'' diye konuştu:Cikko Piskoposu Nikiforos ise ''Hayır'ın Kıbrıs Türklerine karşı olmadığını'' savundu. Simerini gazetesinin haberine göre Nikiforos, Şeyh Nazım Kıbrısi başkanlığındaki heyetle görüşmesi sırasında, şöyle konuştu: ''Şayet 24 Nisan'daki referandumda Kıbrıs Rum tarafının yanıtı 'hayır' olursa bu, iki toplumun ilişkilerini bozmamalıdır. Bilmeniz gerekir ki, Kıbrıs Rumları'nın 'hayır'ı sizlere yönelik değildir. Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin uyum içinde birlikte varolmalarını istemeyen yabancı çıkarlar
a karşıdır. Biz sizleri düşmanımız olarak görmüyoruz. Biz sizleri dost, kardeş ve sevgili kardeşimiz olarak görüyoruz. Hem biz hem de siz yabancı çıkarların kurbanıyız. Vatandaşların özelliklerine saygı duyan ve insan haklarını herkes için eşit tutan ortak bir vatan istiyoruz. Lafın kısası, Avrupai bir Kıbrıs istiyoruz. Birbirine saygılı, birlikte var olacağımız, Kıbrıslı Rumlara ve Kıbrıslı Türklere yarınları için umut ve perspektif veren bir Kıbrıs istiyoruz.''YENIDUZEN 20/04/2004
Annandan talep mektubu!
BM Genel Sekreteri Kofi Annan dün BM Güvenlik Konseyine Kıbrısla ilgili 13 sayfalık bir rapor gönderdi.
Annan bu raporla Güvenlik Konseyinden kuruluş anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte yapılması gerekenler hakkında karar almasını talep etti. Raporda alınması gereken kararlar arasında çözüm sonrasında BMnin yeniden şekillendirilmesiyle ilgili düzenlemeler de yer aldı.
Bu talep mektubunun BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrısın her iki yanından referandumlarda evet çıkması yönünde son bir atağı olarak değerlendirildi.
Annanın talep ettiği kararlar referandumun sonucuyla birlikte yürürlüğe girecek ve eğer Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girmezse söz konusu kararlar hükümsüz olacak.
Annanın sunduğu raporda konseyin kararlarının, planın tam anlamıyla uygulanması konusunda insanlara güven vereceği de vurgulandı.
Kıbrıs konusunun BM Genel Sekreterlerinin ajandalarında 40 yıldır sürekli yer alan bir sorun olduğuna da dikkat çekildi.
Annan, Güvenlik Konseyine dün gönderdiği talep mektubu niteliğindeki raporunda Güvenlik Konseyinden talep ettiği kararların çözümün genel yapısı içindeki önemine değinirken, tarafların taahhütleri takvime göre yerine getirmelerinin de hayati önemde olduğunun altını çizdi.
Raporda iki tarafın endişelerinin Güvenlik Konseyi tarafından anlaşıldığının gösterilmesi için kuruluş anlaşmasının onaylanması istendi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın 13 sayfalık raporunda konseyin alacağı kararlara resmi bir not düşerek planın bölünmeyi yasakladığının ve Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliğini ve kimliğini kabul ettiğinin vurgulamasını istedi.
Annan BMnin adadaki güçlerinin federe devlet ve iki kurucu devlet aksine karar vermedikçe adada görev yapacağını da vurgulayarak, sınır düzenlemesiyle BM kontrolünde olacak bölgelerde BMnin yerel yönetimlere direktif vermek hakkı olduğunu da hatırlattı.
Öte yandan Rum radyosu ve AAnın haberlerine göre, Hristofyas BDH Genel Başkanı Akıncı ile yaptığı görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, 24 Nisanda yapılacak referanduma yönelik tavırlarını netleştirmek için, BM Güvenlik Konseyinden çözümün uygulanması yönünde yazılı güvence istediklerini söyledi ve BMden önümüzdeki 24 saat içinde güvenceler konusunda haber beklediklerini belirtti. Annanın Güvenlik Konseyine gönd
erdiği rapor sonrasında alınacak kararların AKELin istediği güvenceye cevap olabileceği düşünülüyor.YENIDUZEN 20/04/2004
Son 4 gün!..
DÖNÜM NOKTASI... Evet ve hayır, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar için son günlerin en popüler kelimeleri Annan Planının gündeme geldiği Kasım 2002den beri hareketli, yoğun bir süreç yaşayan Kıbrıslı Türk ve Rumlar, 24 Nisanda sandık başına giderek bir dönüm noktası yaratacak.
PLAN HAYATA GEÇECEK Mİ?...İsviçrede mart ayının son haftasında yapılan zirveden sonra BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından son hali verilen Annanın kendi adını taşıyan Kıbrıs Çözüm Planının yaşama geçip geçmeyeceği Kıbrıslı Türk ve Rumların evet ve hayırlarına bağlı
HER ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK...Uzun zamandır sadece Kıbrıs ve anavatanlar değil dünya gündeminde de ön sıralara oturan Kıbrıs sorunu, referandumlardan çıkacak sonuca göre yeni bir döneme girecek. Birçok siyasinin birleştiği görüş, 25 Nisanda her şeyin eskisi gibi olmayacağı..
Referanduma 4 gün kala Kuzey Kıbrıstaki siyasi partiler, savundukları görüşler çizgisinde seçmenleri etkilemek için son çabalarını ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın hayır kampanyası yürüttüğü referandumda, Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen beş partiden üçü CTP, BDH ve TKP Evet, UBP ise Hayır diyor. DP ise seçmenini serbest bırakma kararı aldı
YSKnın BRT radyo ve televizyonundan propaganda yapmak isteyen siyasi partilere yaptığı çağrıya uyarak başvuruda bulunan toplam 12 siyasi parti var.
Mecliste temsil edilen 5 parti dışındaki 7 partiden Çözüm ve AB Partisi (ÇABP), Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), Kıbrıs Sosyalist Parti (KSP), Yurtsever Birlik Hareketi (YBH) ve Adalet ve Barış Partisi (ABP) referandumda evet cephesinde yer alırken; Kıbrıs Adalet Partisi (KAP) ve Milliyetçi Adalet Partisi (MA
P) hayır kampanyası yürütüyor.CTP: Bir evetle dünyaya bağlan
Hükümet ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Annan Planı temelinde bir çözümü baştan beri savunuyor ve referandum sürecinde de kampanyasını başlatan ilk parti oldu.
Dünya bizi bekliyor baş
lığıyla referanduma yönelik olağanüstü kurultayını 6 Nisanda yapan ve oybirliğiyle evet kararı alan CTP-Birleşik Güçler referandum propaganda döneminde de bir evetle dünyaya bağlan sloganını kullanıyor.Perşembe akşamı miting
CTP-BG referandum öncesi 22 Nisan Perşembe akşamı Lefkoşada İnönü Meydanında miting düzenleyecek. Referandumda evet diyen tüm örgütlerin ve halkın davet edildiği mitingde, SOS müzik grubu, iki toplumlu koro ve halk dansları ekibi sahne alacak. Mitingde, Başbakan ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer de birer konuşma yapacak.
CTP-BG MYK Üyesi, Eğitim Sekreteri ve Seçim Bürosu Sorumlusu Asım Akansoy, referandum için köy gezilerini çoktan başlattıklarını, halkı Annan Planının son versiyonu ve neden evet demeleri gerektiği konusunda bilgilendirdiklerini söyledi.
Akansoy, referandumda evet kampanyasını ilk başlatan, en etkili, en profesyonel ve en yoğun çalışan parti olduklarını belirterek, Kıbrıs Türkleri çözümle dünyaya bağlanmak, Avrupalılıkla tanınmış bir kimlik sahibi olmak istediği için bir evetle dünyaya bağlan sloganını seçtiklerini anlattı.
Gazetelerde insanları şaşırtıcı, hayallerinin bir anda gerçek olabileceğine yönelik ilanlar kullandıklarını belirten Asım Akansoy, profesyonel bir ekibin ve parti yetkililerinin, çok yönlü halkla ilişkiler ve reklam kampanyası yürüttüğünü kaydetti.
UBPnin hayır kampanyası ne alemde?
Annan Planına karşı çıkan partilerin en büyüğü olan ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) yetkili organlarının aldığı karar uyarınca referandumda hayır kampanyası yürütüyor.
UBP Genel Sekreteri Süha Türköz, tüm ilçelerdeki örgütlerinin, köy ve mahalle ziyaretlerini 23 Nisana kadar sürdüreceğini belirterek, vatandaşlara Annan Planının olumsuzluklarını ve neden hayır demeleri gerektiğini anlattıklarını söyledi.
Vatandaşlardan olumlu tepkiler aldıklarını kaydeden Türköz, insanların her geçen gün bilinmeyen belgenin kendilerine ve ülkeye birşey getiremeyeceğinin idrakine vardığını belirtti.
Türköz, dağıttıkları broşür ve el ilanlarında yeniden göçler yaratarak sorunları çözmeye hayır sloganı kullandıklarını belirtti. Türköz, miting düzenleme konusunu ise değerlendirdiklerini bildirdi.
DP: Vicdanınıza göre oy verin
Haftalarca referandum için ne yönde karar alacağı merakla beklenen hükümet ortağı Demokrat Parti (DP), geçen cuma akşamı üyelerini serbest bırakma kararı aldığını açıklamıştı.
DP İdare Amiri Behzat Çeliker, halkın Annan Planı hakkında bilinçlenmesi için köy ziyaretlerini sürdürdüklerini kaydederek, halka bilinçli ve vicdanınıza göre oy verin çağrısı yaptıklarını söyledi.
Çeliker, halka evet veya hayır demenin yarar ve zararlarını anlattıklarını ve kararı kendilerine bıraktıklarını ifade etti.
BDH: "Güzel bir gelecek, evetle gelecek"
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) cumartesi akşamı güzel bir gelecek evetle gelecek sloganıyla şölen düzenledi. Seçim boyunca da kullandığı baharda Avrupa sloganına referandum öncesinde de yoğun olarak yer veren BDH, köy gezileriyle Kuzey Kıbrıstaki vatandaşlara referandumd
a neden evet demeleri gerektiğini anlatırken; Güneyden de evet çıkması için çabalarını yoğunlaştırdı. BDH bugün de Güney Kıbrıstaki AKEL partisini ziyaret etti.BDH yetkililerinden alınan bilgiye göre parti yetkililerden oluşan bir ekibin propaganda faaliyetlerini yürüttüğü BDH, miting düzenlemeyi ise planlamıyor.
TKPden çift evet çağrısı
Cumhuriyet Meclisinde tek sandalyeyle temsil edilen Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) de referandumda evet kampanyası yürütüyor. Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcu, ellerindeki dar imkanlarla evet kampanyasını sürdürdüklerini, köy ziyaretleri yaptıklarını, kavşaklarda halka broşürler dağıttıklarını söyledi.
Davulcu, kampanya süresince Güneydeki insanlara da mesaj iletmeye çalıştıklarını çünkü Kıbrısta barışın ancak çift evetle mümkün olabileceğini vurguladı.
Kıbrısta dünyalı olarak yaşamak için evet sloganını benimsediklerini kaydeden Davulcu, parti binalarını da afiş ve pankartlarla donattıklarını belirtti.
3. Referandum
Kıbrıs Türk halkı, 24 Nisandaki referandumla 1974ten sonraki siyasi hayatında üçüncü kez referandum için sandık başına gidecek.
İlk referandumun yapıldığı 8 Haziran 1975te, 13 Şubat 1975te ilan edilen Kıbrıs Türk Federe Devletinin (KTFD) Anayasası halkın onayına sunuldu. Bu referandumda Güney Kıbrısta kalan Kıbrıslı Türkler de Baf, Limasol ve Larnakada; Ankara ve Londrada yaşayan Kıbrıslı Türkler ise buralardaki temsilciliklerde oy kullandılar.
Adalet ve İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen referandumda, dönemin Bakanlık Müsteşarı ve seçim Memuru Ahmet Saminin Sarayönünde halka yaptığı açıklamaya göre, oy kullanan 37 bin 732 seçmenden 37 bin 502si evet tercihi yaptı. Hayır diyenlerin sayısı 230da kaldı.
İkinci referandum ise KKTC Anayasası konusunda yapıldı. KKTCnin ilan edildiği 15 Kasım 1983ten sonra Kurucu Mecliste 12 Mart 1985te 6 olumsuz oya karşılık 63 olumlu oyla kabul edilen KKTC Anayasası, 5 Mayıs 1985te halkoylamasına sunulmuştu. Seçmenlerin yüzde 70inin evet, yüzde 30unun da hayır oyu kullandığı halkoylaması sonucu KK
TC Anayasası kabul edilmişti.Referanduma hazırlık!..
Kıbrısın geleceğiyle ilgili dönüm noktası olan 24 Nisandaki referanduma yönelik resmi hazırlıklar sürüyor.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) açıkladığı referandum takvimi uyarınca ilçe seçim kurulları, önceki gün Resmi Gazetede yayımlanan sandık seçmen listeleriyle ilgili başvuru ve itirazları görüşmek üzere dün saat 09.00da toplandı. Listeler 21 Nisanda son halini alacak.
Dün referandumla ilgili kamuoyu yoklama ve araştırmalarının yayınlanmasının son
günü idi.Seçimde kullanılacak araç ve gereçler, bugün ilçe seçim kurullarına gönderilecek. Örnek oy pusulalarını hazırlayan YSK perşembe günü de sandık kurullarında görev yapacak personeli bilgilendirecek.
Referandum takvimine göre, propagandanın son günü olan 23 Nisana kadar seçmen kartları da dağıtılmış olacak.
Hayırcılar Türkiyede ve Kıbrısta faaliyette
24 Nisanda yapılacak referanduma doğru Kuzey Kıbrısta ve Türkiyedeki hayır cephesi sert açıklamalar yapmaya başladı.
Şehit Aileleri ve Malül Gaz
iler Derneği, 24 Nisanda yapılacak referanduma yönelik olarak hayır kararı açıkladı.Dernek Başkanı Ertan Ersan, Sandıktan çıkacak her hayır oyu devlete, egemenliğe, fiili ve etkin Türk garantisine inacı perçinleyecek, halkımızın yarısını yeniden göçmen durumuna düşürerek perişan etmeye dur diyecek, eşitlik esasına dayalı kalıcı bir anlaşma istediğimizi ispat etmiş olacaktır dedi.
Türkiyedeki Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Oya Akgönenç, 24 Nisanda yapılacak referandumun bir seçim değil, hayat memat (ölüm-kalım) meselesi ve çok önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek Kıbrıs Türk halkını hayır diyerek haklarını korumaya çağırdı.
Akgönenç, `Evet derseniz idam fermanınızı vermiş olursunuz. Hepinizi hayır demeye, direnmeye ve haklarınızı müdafaa etmeye davet ediyorum dedi.
Türkiye siyasi partilerimden MHPnin Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, KKTCnin uluslararası tanınmasının, referanduma hayır demekle mümkün olacağını, evetin, haklardan, egemenlikten vazgeçmek anlamına geleceğini söyledi.
Merkezi Adanada bulunan Türkiye Kuvayı Milliye Mücahitler Derneğinin üyeleri, Kıbrısta referanduma hayır yürüyüşü düzenledi. Dernek üyeleri Sabancı Merkez Camii önünden savaş üniformaları ve pankartlarla başladıkları yürüyüşü, Atatürk Parkında noktaladılar.(tak-aa)
YENIDUZEN 20/04/2004
Karpazlıların gözü kulağı Türkiye'de
Erdal GüvenAnnan Planı onaylanırsa Rumların döneceği Karpaz köylerinde en sık duyulan söz: Anavatanla beraberiz ama haklarımız korunsun
20/04/2004 RADIKAL
KARPAZ - Karpaz referandum öncesi Kuzey Kıbrıs'ın en sıcak yörelerinden biri. Annan Planı'na göre Karpaz'ın dört köyünün (Yeni Erenköy, Sipahi, Adaçay ve Dipkarpaz) eski Rum ahalisi, iki yıl sonra evlerine dönmeye mal-mülklerine kavuşmaya hak kazanacak.
1974 öncesinde söz konusu dört köyden göç eden Rumların sayısı 6 bindi. Nüfus artışı da dikkate alındığında kâğıt üzerinde 8 bin 400 Rum'un dönmesi söz konusu. Ne kadarı döner, dönmek ister o ayrı konu. Ayrıca
Gözler Türkiye'de
Dipkarpaz'da iki kahve
'Devletimiz gidiyor'
Evet mi, hayır mı?
Mahfi Eğilmez20/04/2004 RADIKAL
Bu cumartesi KKTC'de ve Kıbrıs'ın Rum kesiminde Annan Planı'nın kabulü veya reddi için referandum yapılacak. Şu ana kadarki görünüm referandumda Rum tarafında hayır, Türk tarafında evet oylarının çoğunluğu oluşturacağı şeklinde. Buna karşılık her geçen gün Rum kesimi üzerinde, onların da evet demeleri için, Birleşmiş Milletler'in, ABD'nin ve AB'nin baskısı artıyor. Sonucun ne olacağını ancak cumartesi akşam saatlerinden sonra öğ
renebileceğiz.| KKTC |
Rumlar |
Kazanç / Kayıp |
Sonuç |
|
Evet |
Evet |
Herkes kazançlı |
Birlikte AB üyeliği |
|
Hayır |
Hayır |
Rumlar kazançlı |
KKTC'ye ambargo devam |
|
Evet |
Hayır |
Türkler kazançlı |
KKTC'ye ambargonun kalkışı |
|
Hayır |
Evet |
Rumlar kazançlı |
Rumlar AB'ye; KKTC'ye ambargo |
Bu tabloya göre Rumların kazançlı olacağı üç durum var: (1) İki taraf da evet derse Rumların kazanacağı tek şey kaybetmeleri söz konusu olan prestijleri. Çünkü her hal ve kârda AB'ye giriyorlar. (2) İki taraf da hayır derse Rumlar kazançlı olacak. Çünkü o zaman tek başlarına AB üyesi olacakları gibi KKTC'ye a
Top, Güvenlik Konseyi'nde
20/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- NEW YORK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 24 Nisan'daki referandumun ertelenmesini talep eden AKEL'in dört gözle beklediği Kıbrıs raporunu dün Güvenlik Konseyi'ne gönderdi. Annan, 13 sayfalık raporunda, Güvenlik Konseyi'nden 31 Mart 2004 tarihinde tarafların katılımıyla varılan anlaşmayı onaylamasını istiyor.'Karar ek güvence'
Gül: Kıbrıs'ta yatırım zamanı
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta çözüm için hükümet olarak ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını belirterek, 'Sıra özel sektörde. Hazırlıklara başlayın. Ölçeği büyük düşünün' dedi
20/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılacak referandum öncesi Annan Planı'nın ekonomik boyutu ele alındı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, işadamlarına,Karşılıklı atışma
Pavlidis: Karar Kıbrıs'ın
Hisarcıklıoğlu Planı eleştirdi
Erdoğan'dan güçlü 'evet' bekliyorlar...
Başbakan Erdoğan'dan güçlü bir destek mesajı bekleyen 'evet' yanlısı Kıbrıslı Türkler, "KKTC'deki Türk askeri 'evet'le 'hayır'a eşit mesafede dursun" diyor
Referanduma doğru Kıbrıs - 4
GAZİMAĞUSA
Kendi haline terk edilmiş, kapısı bacası yıkılmış evler. Kiminin kapısına koca bir kilit vurulmuş, kiminin penceresine sevimsiz bir tahta çakılmış. Bahçeler bakımsız, ot bürümüş. Ortalıkta kimsecikler yok. Tuhaf bir sessizlik kendini dinletiyor. Maraş'ın bu kısımlarında 1974'ten beri meydan hayaletlere bırakılmış.
Ölü bir şehir. Ne yazık!
İnsanın içi acıyor.
Yaşam yine kapısını çalacak mı bu yerlerin? Hortlaklar kaçacak mı? Barış 1 Mayıs'ta gelecek mi?
Maraş'ta 11 - 12 bin aile yer değiştirmeyi bekliyor. Bunların yarısı Baflı Türk göçmenler, yarısı da Türkiyeliler. Annan planına göre Türk göçmenler başka yere gidecek, Rumlar mülklerine geri dönecekler.
'Yer değiştireceğiz ama olsun'
Aşağı Maraş'ta bir evin kapısını çalıyoruz. Hasan ve Cemile Ulubatlı ailesi... Dört çocuk, altı torun. Hasan Ulubatlı mahkemeden emekli ve eski bir TMT'ci, yani Türk Mukavemet Teşkilatı'ndan. Elde silah Rum'la savaşanlardan. "Büyük oğlum dört aylıkken, 1963'te Baf'tan kaçtık, Lefke'ye geldik. 1974'te de Maraş'a..." diye anlatıyor, "Şimdi oğlum 40 yaşında. Biz şimdi bir kere daha yer değiştirmeye hazırlanıyoruz. Ama olsun. Dünya hukukunun kabul ettiği bir yer olsun. Artık tapusu geçerli bir evimiz olsun, razıyım. Çoluğumun çocuğumun geleceği için razıyım."
Cemile Ulubatlı'nın sesi, Baflı kadınlara yaraşır biçimde bastırıyor:
"Altı torunum var. Onlar artık barış içinde yaşasınlar. Hümanist olsunlar. Otuz yıldır gerçek bir barış için mücadele ettik. Çözüm ve barış artık bizim de kapımızı çalsın."
Çalacak mı?
İki evet lazım.
Bir tane yetmiyor. Kuzey'den evet çıkacak, öyle gözüküyor. Ama ya Güney'den? Rumlarda hayır ağır basıyor.
AKEL güvence bekliyor
Cemile Ulubatlı AKEL'e öfkeli:
"Bir çuval inciri berbat ettiler. Bizde bir deyiş vardır, 'B.. yedi ama Abahor'a gitti!' diye... Aynen öyle yaptı AKEL."
Kuzey'de hemen herkesin gözü kulağı AKEL'de. Son anda evete dönebilir mi sorusu kafaları burgaç gibi oyuyor. Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı dün sabah Güney'e gitti, AKEL lideri Hristofyas'la görüştü.
Anlaşılan o ki, AKEL liderliği evet ile hayır arasında sıkışmış durumda. Belki de Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayaalp'in deyişiyle kendisine bir çember atılmasını bekliyor, evete dönüş için. BM Güvenlik Konseyi'yle Avrupa Birliği'nden ve Avrupa Parlamentosu'ndan bu iki gün içinde bazı açıklama ve güvenceler bekliyor. Olabilirse, evete geri dönmeleri uzak ihtimal değil. Konuyu yakın markajda tutan Cumhuriyetçi Türk Partisi'nden (Başbakan Talat'ın partisi) bir yetkili dün sabah şöyle dedi:
"Bilebildiğimiz herkes AKEL'e yükleniyor. Tarihi bir yanlışın eşiğinde oldukları AKEL'e sürekli hatırlatılıyor. Hristofyas bu baskının altında kalamaz. Mutlaka evet için bir şeyler yapmak zorunda kalacak."
Ahmet İnsel'in deyişiyle AKEL gerçekten akıl ve kalp tutulması içinde. Barış hareketiyle Kıbrıslı Türkler şoven milliyetçiliği aşarken, yüzünü geleceğe ve barışa çevirirken, AKEL'in hala Elenizm'de takılması, adayı Türklerle paylaşacak bir federal devleti içine sindirememiş olması ilginç...
Barış açısından talihsizlik!
AKEL bu engelde tökezlerse, kendisine de, Kıbrıs'a da, Doğu Akdeniz ve Ege'de istikrar ve barışa hizmet etmiş olmayacak. Enosis takıntısından sonra tarihi bir hatanın daha altına imza atmış olacak.
Hasan ve Cemile Ulubatlı AKEL konusunda buruk. Kuzey'deki evetten ise herhangi bir kuşku duymuyorlar. Onlara göre evetler yüzde 60'tan aşağı kalmayacak.
Bu kadar kesin mi?
Asker araziye çıkmasın
Dört gündür KKTC'de dolaşıyorum. Anketlerle gözlemler birleştiğinde yüzde 55 - yüzde 60 arasında evet ağır basan ihtimal. Peki, kamuoyu yoklamalarında olduğu gibi yüzde 60'ı da geçip yüzde 70'i yakalayabilir mi evetler? Bunun olabilmesi için Ankara'ya iki çağrı yapılıyor birçok çevrede:
(1) AKP hükümetinden. Başbakan Tayyip Erdoğan'dan kuvvetli bir evet mesajı daha çıkması...
(2) Kuzey Kıbrıs'ta Türk askerinin araziye çıkmaması...
Bu ne demek?
Askerin araziye çıkması demek, Kuzey Kıbrıs'a dağılıp siyasete katılması demek. Geçmişte Denktaş'ı, UBP'yi desteklemek için bazı seçimlerde bunun yaşandığı söyleniyor.
Ama bu sefer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün konuşmasında evet ya da hayır telkini yapmadığı, tarafsız kaldığı ve halkın her türlü baskıdan uzak, kendi hür iradesiyle karar vereceğini belirttiği için de askerin araziye çıkmayacağını, kışlasında kalacağını belirtiyorlar. Çünkü Özkök Paşa'nın konuşmasının aynı zamanda bir emir olduğunun altını çiziyorlar.
Bu arada 'askerin araziye çıktığı'na dair herhangi bir işaretin de şimdiye kadar görülmediği belirtiliyor.
Bu konudaki kaygı neden?
Daha önce KKTC'de görev yapmış bazı emekli komutanların adada görülmüş olmaları, ülkücülerin rahatsız edici bazı eylem ve saldırıları, öyle anlaşılıyor ki, bu kaygıların altında yatıyor.
Kıbrıs yazıları devam edecek...
HASAN CEMAL MILLIYET 20/04/2004
Denktaş'a protesto
Denktaş, Rum tarafına geçecek Yeşilırmak'ta halkı 'hayır' demeye ikna etmek istedi. Ancak, "Evet, evet, evet", "Kıbrıs'ta barış engellenemez" sloganlarıyla uğurlandı
DIŞ HABERLER SERVİSİ
'Egemenliğimizi bırakmayız'
Denktaş, "KKTC'de bir kasa portakal satılamıyor, bu durumda egemenlikten bahsedilebilir mi?" diyen Dışişleri Bakanı Gül'e yanıt verdi: "Egemen değilsek, bizi neden tanıdınız?"
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Bir kasa portakal bile satılamıyor, bu durumda egemenlikten bahsedilebilir mi?" diyen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e dün yanıt verdi. "Türkiye'nin bize karşı büyük bir sorumluluğu var" diyen Denktaş, şunları söyledi:
"Egemen değildiysek, Türkiye büyükelçisini niye gönderdi? Ne diye 20 yıldır egemen devletiz diye tanıdı. Türkiye'nin 21 yıl sonra bize 'Malını mülkünü satamıyorsun, futbol oynayamıyorsun bu ne biçim egemenlik' demesi kabul edemeyeceğimiz bir durumdur. Büyük üzüntü kaynağıdır. Egemenliğimize sonuna kadar sahip olacağız. Türkiye, "evet" için bizi zorlamaktadır. Kıbrıs elden gidiyor. Bu eğer Türk ulusu için bir şey ifade etmezse, açıkça Meclis'ten, bütün partilerden bunu duymak istiyoruz. Bir partinin, iktidardadır diye bize 'egemen olmadığımızı' hatırlatmasını asla kabul edemeyiz." Türkiye'nin AB için KKTC'yi bağışladığını ifade eden Denktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir Kardak kayası için savaşı göze alan Türkiye, uğrunda şehitler verdiği Kıbrıs'ı çok ucuza terk etmeye hazırlanıyor."
'Yeni direniş başlar'
Nokta dergisine yaptığı açıklamada da Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Annan Planı'nın yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra kaldırıldığını anlayacağını belirterek, bu durumda yeni bir direnişin başlayacağını kaydetti.
MILLIYET 20/04/2004
Annan, Konsey'den garanti istedi
Garanti...
MILLIYET 20/04/2004 FIKRET BILA
Borsacılar ve Kıbrıs
Sibirya'da Kıbrıs'ın yeri
ni bilen bile yokNOVİ URENGOY
DIŞIMIZDA DA BAŞKA BAŞKA DÜNYALAR VAR
Her ülke kendi sorunlarıyla yaşar.
Bizim gibi, başkaları da kendilerini dünyanın merkezi sayarlar. Kendi sorunlarımızın bütün dünyayı ilgilendirdiği ve sadece o sorunlarla yatıp kalktıklarını sanarlar. Oysa herkesin kendi sorunu vardır.
Bizler, Kıbrıs'taki gelişmelere ve Avrupa Birliğine veya AKP'nin gündemine saplanmış durumdayız. Oysa dünya öylesine büyük ve her toplum öylesine kendiyle meşgul ki, ne Türkiye ne Kıbrıs umurlarında.
Herşeyi kendi yaşam kavgaları ve ke
Gözler BM Güvenlik Konseyi'nde
|
BM Genel Sekreteri Annan'ın Kıbrıs raporunu vermesinin ardından gözler BM Güvenlik Konseyi'ne çevrildi. Konseyin kararı tüm dünyada merakla bekleniyor. Çünkü, Rum kesiminde iktidarın büyük ortağı AKEL, çözümün uygulanması konusunda Konseyin garanti vermesi halinde, referandumda "evet" diyebileceğini açıkladı. ABD, raporun kabul edilmesi için baskıya başladı.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, merakla beklenen Kıbrıs Raporu'nu yayınladı. Ve ardından da gözler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne çevrildi. Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporunda, Konsey'in Kurucular Anlaşması'na destek vermesini, Kıbrıs'a silah satışını yasaklamasını ve Ada'da oluşturulacak yeni BM barış gücü operasyonlarının görev yönergesinin onaylanmasını istedi. Annan'ın bu isteği, 31 Mart'ta tarafların davet edilmesiyle nihai hale ulaştırılan planın gereği olarak Konsey'e sunuldu. Eğer Kurucular Anlaşması herhangi bir nedenle yürürlüğe girmezse, Konsey'den istenen kararların içinin boş kalacağını belirten Annan, Ada'daki yeni BM barış operasyonu yönergesiyle ilgili isteklerini sıraladı. Raporunda, Kıbrıs'a silah satışının Konsey tarafından yasaklanmasını isteyen Kofi Annan, plan uyarınca Ada'daki askeri güçlerin çekilmesi, yerel güçlerin ve polis kuvvetlerinin dağıtılmasının gözlenmesi ve teyit edilmesinin de BM barış gücü yönergesinde yer almasını istedi. BM Genel Sekreteri, yeni BM barış gücünün Ada'da hareket serbestisi olmasını isteyerek, bunun 2 bin 500 asker, 750 polis memuru ve Kıbrıslı Türkler ile Rumların yanı sıra başka ulusların da katılımıyla önemli miktarda sivil çalışandan oluşmasını talep etti. AKEL BM'DEN GÜVENCE İSTEDİ Kıbrıs Rum kesimindeki komünist AKEL partisinin Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, 24 Nisan'da yapılacak referanduma yönelik tavırlarını netleştirmek için, BM Güvenlik Konseyi'nden, çözümün uygulanması yönünde yazılı güvence istediklerini söyledi. Hristofyas, net tavır belirlemeleri için Güvenlik Konseyi'nin yazılı güvencesine ihtiyaçları olduğunu söyledi. Güvenlik Konseyi'nden güvence verilmesi halinde, AKEL'in, daha önce aldığı "Hayır" kararını, "Evet"e çevirmesi bekleniyor.Dimitris Hristofyas, BM Güvenlik Konseyi'nden çıkacak karara göre, AKEL yetkili kurullarının durumu değerlendireceğini ve planın halka anlatılamsı için zamana ihtiyaç olduğunu belirtti. Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos da, Atina'nın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporu merakla beklediğini söyled i.ANNAN RAPORU İÇİN ''DENGELİ'' DEĞERLENDİRMESİ BM çevreleri, Annan'ın merakla beklenen raporunu Güvenlik Konseyi'ne sunmasının ardından yaptıkları açıklamada, raporun genel olarak ''dengeli'' olduğu değerlendirmesinde bulundular. Türk ve Rum taraflarıyla garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere yetkililerinin rapor üzerindeki inceleme ve değerlendirmelerini sürdürdüklerini belirten BM kaynakları, Annan Raporu için genelde olumlu değerlendirme yapılabileceğini ifade ettiler. Annan, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporunda, Konsey'in Kurucular Anlaşması'na destek vermesini, Kıbrıs'a silah ihraç ve ithalatını yasaklamasını ve Ada'da oluşturulacak yeni BM barış gücü operasyonlarının görev yönergesinin onaylanmasını istemişti. (aa) |
HURRIYET 20/04/2004
Yüzbaşıdan evet
Ahmet AY - Göksel YAPAR, DHA
40 yıldır bu sorun çözülmedi. İlk kez böyle bir fırsat yakaladık. Bu fırsatın değerlendirilmesini istiyorum. Torunlarımızın da bizim gibi Kıbrıs sorunlarıyla yaşamasını istemiyorum. Sandıktan evet kararının çıkması için eğer imkan verilirse, gider Kıbrısta konuşmalar yaparım.
KIBRISa 1964 yılında Türk savaş uçaklarının yaptığı müdahalede ilk bombayı attığını söyleyen Pilot Yüzbaşı Mehmet Karagöz, Annan Planına evet denilmesi gerektiğini söyledi. Şimdi 73 yaşında olan ve emeklilik günlerini Antalyada geçiren Karagöz, Kıbrısı Türkiyenin sırtındaki kambur olarak nitelendirdi, 40 yıldır bu sorun çözülmedi. İlk kez böyle bir fırsat yakaladık. Bu fırsatın değerlendirilmesini istiyorum. Torunlarımızın da bizim gibi Kıbrıs sorunlarıyla yaşamasını istemiyorum dedi. Kıbrıslı Türklerin kendi ayaklarının üzerinde durması için Annan Planını onaylaması gerektiğini ifade eden Karagöz, Sandıktan evet kararının çıkması için eğer imkan verilirse, gider Kıbrısta konuşmalar yaparım. Güney Kıbrıslı Rumların ve Kuzey Kıbrıslı Türklerin 24 Nisandaki referandumda evet oyu kullanacaklarına inanıyorum diye konuştu.
KÖYLERİ BOMBALADIM
Diyarbakır 181inci Filoda görevli Yüzbaşı iken 7 Ağustos 1964te 4 savaş uçağı olarak havalandıklarını anlatan Karagöz, Bir gece önce İncirlik Üssüne konuşlanmıştık. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İrfan Tanselin emriyle havalandık. Paşiyama Köyünü vurmamız söylenmişti ve 5 dalış yaparak verilen emri yerine getirdik. Aynı gün 15.00 sıralarında ikinci kez havalanarak, bir kaç Rum gemisini batırdık diye konuştu.
TOPEL ŞEHİT OLDU
Karagöz, kendisinden yaklaşık 30 dakika sonra havalanıp şehit olan Cengiz Topelin kendisinde derin üzüntü yarattığını belirtti, şunları söyledi: Görevi tamamlayıp, İncirlike geri döndük. Bizden sonra yurdun çeşitli illerinden uçaklar Kıbrısa gitmiş. Cengiz Topel de Konyadan havalanan ekipte yer alıyordu. Biz görevimizi tamamlayıp dönünce, 2nci Hava Kuvvet Komutanı Tuğgeneral Emin Alpkayadan bir askerimizin şehit olduğu haberini aldık. Konya ekibinde bulunan Cengiz Topelin, uçağı düşmeden önce paraşütle atladığını, ancak yine de kurtulamadığını öğrendik dedi.
1 GÜNLÜK HAREKÁT
Harekatın bir gün sürdüğünü belirten Karagöz, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ise Yarbay rütbesinde olduğunu, Albay rütbesine yükseldikten sonra da Hava Kuvvetlerinde 5 yıl uçuş öğretmenliğinin ardından emekli olduğunu ifade etti.
O günlerde neler olmuştu
6-11 Ağustos 1964: Rumlar, Türklere karşı tekrar saldırıya geçti. Tillirga, Mansura ve Koççira bölgelerinden kaçan Türkler, Erenköye sığındı. Buradaki Türkler, büyük bir direnişe başladı. 8-11 Ağustosta Türk uçakları, Erenköydeki Rum birliklerini bombaladı. 8 Ağustos günü, Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel şehit oldu. 11 Ağustosta ateşkes ilan edildi.
Hürriyeti saklamış
Emekli Albay Mehmet Karagöz, o tarihte Hürriyet Gazetesine manşet olan haberi, evinde çerçeveleterek saklamış. Gururla gösteriyor ama biraz hüzünlü; Kıbrısın kurtuluşu için ilk bombayı attım. Ancak, savaş kararı TBMMden geçmediği için Gazi unvanı verilmedi. Bu her zaman içimde bir ukde olarak kaldı.
HURRIYET 20/04/2004
Referandum öncesi son buluşma
Uğur ERGAN / ANKARA
KIBRISta tarihi referandum öncesi Türkiye ve Yunanistan Başbakanları yarın Saraybosnada bir araya gelecek. İki ülke başbakanları Tayyip Erdoğan ve Kostas Karamanlis, Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci HÜkümet ve Devlet Başkanları toplantısına katılmak üzere bugün Saraybosnaya gidecek. Edinilen bilgiye göre, iki lider yarın Saraybosnada buluşacak. Erdoğanın Karamanlisten, hükümetinin tavrını net olarak ortaya koymasını isteyebileceği belirtildi.
HURRIYET 20/04/2004
1 Mayısta Enosisi şampanya ile kutlarız
RUM Kesiminin en kıdemli piskoposu olan Baf Metropoliti Hrisostomos, 1955 - 1959 EOKA mücadelesiyle mümkün olmayan Kıbrısın Yunanistanla birleştirilmesi (ENOSİS) ülkülerini, 1 Mayısta gerçekleştireceklerini belirterek, Enosisi şampanyayla kutlayacağız dedi. Filelefheros Gazetesinin haberine göre, Hrisostomos, şu açıklamayı yaptı: 1 Mayısta Avrupaya gireceğimizden eminim. 1955 - 1959da başaramadığımız anavatanla birleşmeyi Avrupa aracılığıyla gerçekleştireceğiz. 1955 - 1959 Baf mücadecilerini ayinden sonra saat 10.00da metropolitliğe davet ettim. Çünkü metropolitliğin buzlukları şampanyalarla dolu ve onları açıp Kıbrısın Yunanistanla birleşmesini kutlayacağız.
HAYIRA CENNET VAADİ
Rum kesiminde etkili olan papazlar pazar ayinlerinde, Evet derseniz cehenneme, hayır derseniz cennete gidersiniz mesajı verdi. Papazlar, Annan planının Türklerin istediklerini yerine getirdiğini ve adanın ikiye bölüneceğini ve Rumların haklarının yendiğini savundu.
HURRIYET 20/04/2004
ABden tarih için bizi feda ettiler
|
Mustafa SAĞIROĞLU/Ömer BİLGE
İktidardalar diye bize egemen olmadığımızı hatırlatmalarını asla kabul edemeyiz. Egemen değilseydik bizi niye tanıdınız? Büyükelçinizi niye gönderdiniz? Bizi yaralamayın, gücümüze gidiyor. Bir Kardak kayalığı için savaşa hazırlanan Türkiye bunu yapmamalıydı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün Portakal dahi satamıyorlar bu nasıl egemenlik şeklindeki sözlerine sert karşılık verdi ve AKP Hükümetinin ABden tarih alabilmek için Kıbrısı ucuza terk ettiğini söyledi. Denktaş, İktidardalar diye bize egemen olmadığımızı hatırlatmalarını asla kabul edemeyiz. Egemen değilseydik bizi niye tanıdınız, büyükelçinizi niye gönderdiniz? Bizi yaralamayın gücümüze gidiyor. Bir Kardak kayalığı için savaşa hazırlanan Türkiye bunu yapmamalıydı dedi. |
HURRIYET 20/04/2004
Papadopulos Türkiye'den güvence istedi
Rum Lideri Papadopulos, Time dergisinde yayınlanan şöyleşide Annan Planı ile Rumların sağladığı bazı yararların gerçekleşmesinin uzun zaman alacağını, Kıbrıslı Türklerin kazanımlarının ise referandundan "evet" çıkmasından sadece 48 saat sonra gerçekleşeceğini savunarak BM Güvenlik Konseyi veya diğer kuruluşlardan yada başka ülkelerden güvence istedi.
Rum Lideri Tasos Papadopulos, Türkiye'nin taahhütlerini yerine getireceği konusunda BM Güvenlik Konseyi veya diğer kuruluşlar yada başka ülkelerden güvence istedi.
Tasos Papadopulos, Time dergisinin Avrupa baskısında yayımlanan şöyleşide Annan Planı ile Rumların sağladığı bazı yararların gerçekleşmesinin uzun zaman alacağını, Kıbrıslı Türklerin kazanımlarının ise, referandundan "evet" oy çıkmasından sadece 48 saat sonra gerçekleşeceğini savundu.
Böylece Rumların Annan Planı ile "umut satın aldıklarını" savını tekrarlayan Papadopulos, "Türk tarafının bağlayıcı taahhütleri üstlendiği"ne dikkat çekilmesi üzerine "Bu taahhütlerin yerine getirileceği güvencesini istiyorum" karşılığını verdi.
Papadopulos, ne gibi güvencelerin istediğine ilişkin soruyu yanıtlarken de güvencelerin BM Güvenlik Konseyi veya başka kuruluşlar yada başka ülkelerce verilebileceğini söyledi.
HURRIYET 20/04/2004
Rauf Denktaş: Erdoğan ile kavgam yok
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir kavgasının olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye'den gelen Şehit Anneleri Derneği veYeniden Müdafai Hukuk Hareketi Derneği heyetini kabulü sırasında, heyetteki bir kadının Başbakan Erdoğan'ı eleştirmesine müdahale ederek, ''Benin başbakanla kavgam yok'' dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:
''Bu mevkilerde görüş ayrılığı olabilir. O da kendi görüşüne göre millete hizmet için öyle yapıyor. Biz de kendimiz, hataları ve yanlışları, zararlı olacak kısımları göstermeyi görev biliyoruz. Bu kavgalı olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü bu biz Türkiye'siz olamayız. Türkiye için de Kıbrıs önemli bir güvenlik sorunudur. İnşallah iyi bir netice alırız.''
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Rum kesiminde 18-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 70'inin Annan Planı'nı istemediğini ve oldukları gibi AB'ye girmek istediğini belirterek, Türk tarafındaysa 18-24 yaş grubunun yüzde 70'lerde de AB'ye Rumlarla birlikte girmek için ''evet'' dediğini kaydetti.
AKEL'İN TUTUMU
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum komünist AKEL partisinin, BM Güvenlik konseyinden güvenceler konusunda karar çıkmasını istediği anımsatılarak görüşlerinin sorulması üzerine, AKEL'in istediği güvencelerin verilmesi halinde, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarının ortadan kalkacağını söyledi.
AKEL'in, plana ''hayır diyelim'' dediğinde bir pazarlık yaptığını ve taktik olduğunu ve Rum tarafından ''evet'' çıkacağını söylediğini kaydeden Denktaş, hala aynı görüşte olduğunu belirtti.
''AKEL kozunu çok iyi oynamıştır'' diyen Denktaş, şöyle konuştu:
''Bizim gibi talep ettiğinin yarısını bile almadığı, olmazsa olmazlar dediği şeylerin hiç birini almadığı halde, aldıklarını büyük zafer, büyük bayram, büyük başarı olarak takdim ederek pazarlık gücünü yitirmedi. 'Gelmeyeceğim, hayır diyeceğim' diyerek muazzam bir pazarlık yürüttü. Eğer, bunların istediği güvenceyi Güvenlik Konseyi verirse o zaman Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki, Annan planında göründüğü kadarıyla bile varolan garantörlük hakkı, hiçbir etkisi yoktur bence, o bile bütünüyle ortadan kalkmış olacak.''
Rumların mücadelesinin Avrupa Birliği yoluyla Kıbrıs'a sahip çıkmak olduğunu belirten Denktaş, ''Annan planı bunu kendilerine veriyor. Yolu daha da rahatlatmak, daha da genişletmek, daha da kati şekle sokmak için pazarlık güçlerini çok akıllıca kullanıyorlar'' dedi.
Denktaş, ''Rumların pazarlık formülüne imrendiğini'' ifade ederek,''Bizimkilere de bakınca hayretler içinde kalıyorum. Biz masaya oturmadan her şeyi teslim edeceğimizi söyleyerek oturuyoruz. Böyle pazarlık ben ömrümde görmedim'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk basınının gerçekleri Türk kamuoyuna doğru aktarmasını da isteyerek, Yeşilırmak bölgesini ziyareti sırasında iki kişinin yaptığı tepkinin yanlış aktarıldığını ve Türk kamuoyuna yanlış bilgi verildiğini söyledi. Denktaş, Yeşilırmak'tan ''hayır'' intibasıyla ayrıldığını belirtti.
(aa)
HURRIYET 20/04/2004
Rum kesiminde 479 bin kişi oy kullanacak
Kıbrıs Rum kesiminde, 24 Nisan'da yapılacak referandumda 479 bin 551 seçmen oy kullanacak.
24 Nisan Cumartesi günü Annan planı için yapılacak referandumla ilgili hazırlıkların, Rum tarafında tamamlanmak üzere olduğu açıklandı. Rum resmi makamlarının açıklamasına göre, referandumda toplam 479 bin 551 Kıbrıslı Rum seçmenin ''evet'' veya ''hayır'' oyu kullanacak.
Oy verme işlemi sabah saat 07.00 de başlayacak ve saat 17.00'de sona erecek. Oy verme işlemine
, öğle üzeri bir saat ara verilecek. KKTC'deyse seçmen listesi yarın kesinleşecek. Referandum sonuçlarının, oy verme işleminin tamamlanmasından bir saat sonra açıklanması bekleniyor.Annan planının referanduma sunulacağı Kıbrıs'ta, 24 Nisan Cumartesi günü havanın, parçalı çok bulutlu ve yer yer sağanak yağışlı olacağı bildirildi.
Alçak Basınç Sistemi'nin etkisi altına girecek KKTC'de bugünden itibaren yağış bekleniyor. Cumartesi gününe kadar devam edecek yağışın bugün hafif, Çarşamba gününden itibaren de gök gürültülü sağanak şeklinde olacağı tahmin ediliyor.
KKTC Meteoroloji Dairesi'nin 20-26 Nisan tarihlerini kapsayan raporuna göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde hava, 20-26 Nisan tarihleri arasında alçak basınç sistemiyle periyodun ilk yarısında serin diğer yarısındaysa ılık ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.
Yarın hava çok bulutlu ve yer yer hafif, Çarşamba günü parçalı çok bulutlu sağanak veya gök gürültülü sağanak, 22-23 Nisan tarihlerinde parçalı çok bulutlu ve yer yer sağanak, 24 Nisan Cumartesi günü de parçalı çok bulutlu ve yer yer sağanak yağmurlu olacak. 25 Nisan Pazarile 26 Nisan Pazartesi günleriyse parçalı bulutlu geçecek.
Hava sıcaklığı genellikle mevsim normalleri civarında, serin hava kütlesinin etkili olduğu günlerdeyse biraz altında seyredecek. En yüksek hava sıcaklığı 22-25, Perşembe ve Cuma günleriyse 19-21 derece dolaylarında seyredecek.
Rüzgar, periyodun ilk yarısında Güney ve Batı, ikinci yarısında da Kuzey ve Doğu yönlerinden orta kuvvette, periyodun ilk günlerindeyse kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtınalı olacak.
(aa)
HURRIYET 20/04/2004
| AB'den uygulama güvencesi | |
|
AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Annan Planı'nın reddedilmesi halinde sorunun çözümü için uzun bir süre yeni bir girişimin olmayacağının iyi anlaşılması gerektiğini savunarak "Avrupa (AB) planın uygulanmasını ve tarafların yükümlülüklerine sadık kalmalarını sağlamak için katkıda bulunacak" dedi. AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, eski NATO Genel Sekreteri Javier Solana, Annan Planının reddedilmesi halinde sorunun çözümü için uzun bir süre yeni bir girişim olmayacağının iyi anlaşılması gerektiğini savunarak "Avrupa (AB) planın uygulanmasını ve tarafla rın yükümlülüklerine sadık kalmalarını sağlamak için katkıda bulunacak" dedi.Javier Solana, International Herald Tribune gazetesinde yayınlanan "Avrupa, barışın kalıcı olmasını sağlayabilir" başlıklı yazısında 1 Mayıs'ın Kıbrıs'ın Avrupa ile bir randevusu olduğunu ancak bundan önce Kıbrıslıların 24 Nisan'da birbiriyle randevularının bulunduğunu belirtti. Birleşik veya bölünmüş bir ada olarak AB'ye girme kararının Kıbrıslılara ait olduğunu kaydeden Solana, yazısında özellikle Annan Planının reddedilmesinin Kıbrıs'a faturasının ne olacağı üzerinde durdu. Annan Planının reddedilmesi halinde uzun bir süre yeni bir girişimin olmayacağının iyi anlaşılması gerektiğini vurgulayan Solana, AB'nin Annan Planının uygulanması konusundaki rolüne değinirken de şöyle dedi :"Kıbrıslılar çözüm planını kabul etmeye karar verirse, uygulaması, AB'den önemli bir çabayı gerektirecek. Avrupa bu zorluluğun karşısında gerekeni yapacak. Avrupa'nın mimarinin ilkeleri olan özgürlük ve adalet, güvenlik ve dayanışmaya saygı duyulacak. Avrupa, planın uygulanmasını ve tarafların yükümlülüklerine sadık kalmalarını sağlamak için katkıda bulunacak." (ANKA) |
|
HURRIYET 20/04/2004
| Ecevitten Denktaşa destek ziyareti |
|
DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Kıbrıstaki referandum öncesi Rauf Denktaşa destek vermek amacıyla Kıbrısa gitti. |
|
İstanbul |
|
20 Nisan 2004 KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat da, Ecevit ve eşi Rahşan Ecevitle aynı uçakta, Türkiyeden Adaya gitti. Geçitkale havaalanında Eceviti karşılayanlar, Talatı, sırtlarını dönerek protesto etti. |
|||
Bülent Ecevit, eşi Rahşan Ecevit ile Kıbrıs Türk Havayollarına ait bir uçakla, KKTCye gitti.
Atatürk Havalimanında açıklama yapan Ecevit, Kıbrısta, gerek Kıbrıs Türkleri açısından, gerekse Türkiye açısından çok kaygı verici oluşumlar yer alıyor diye konuştu. Türk Barış Harekatından önce Kıbrısta sürekli çatışma olduğunu, Rumların Türklere saldırdığını anlatan Ecevit, harekattan sonraki 30 yıllık süreçte ise kesintisiz barışın yer aldığını söyledi.
| Güney Kıbrıs hazırlıkları tamamlıyor | ||
|
24 Nisan Cumartesi günü Annan planı için yapılacak referandumla ilgili hazırlıkların, Rum tarafında tamamlanmak üzere olduğu açıklandı. |
||
|
AA |
|
20 Nisan 2003 Kıbrıs Rum kesiminde, 24 Nisanda yapılacak referandumda 479 bin 551 seçmen oy kullanacak. |
Rum kesiminde oy verme işlemi sabah saat 07.00 de başlayacak ve saat 17.00de sona erecek. Oy verme işlemine, öğle üzeri bir saat ara verilecek. KKTCdeyse seçmen listesi yarın kesinleşecek. Referandum sonuçlarının, oy verme işleminin tamamlanmasından bir saat sonra açıklanması bekleniyor.
| Annan raporu BMden onay bekliyor |
|
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Anna n Kıbrıs konusunda hazırladığı raporu Güvenlik Konseyi üyelerine sundu. |
|
New York |
|
19 Nisan 2004 Annan, Güvenlik Konseyine sunduğu raporunda, Konseyin Kurucular Anlaşmasına destek vermesini, Kıbrısa silah satışını yasaklamasını ve Adada oluşturulacak yeni BM barış gücü operasyonlarının görev yönergesinin onaylanmasını istedi. |
|||
Annanın bu isteği, 31 Martta tarafların davet edilmesiyle nihai hale ulaştırılan planın gereği olarak Konseye sunuldu.
Eğer Kurucular Anlaşması herhangi bir nedenle yürürlüğe girmezse, Konseyden istenen kararların içinin boş kalacağını belirten Annan, Adadaki yeni BM barış operasyonu yönergesiyle ilgili isteklerini sıraladı.
ANNANIN İSTEKLERİ
Raporunda, Kıbrısa silah satışının Konsey tarafından yasaklanmasını isteyen Kofi Annan, plan uyarınca Adadaki askeri güçlerin çekilmesi, yerel güçlerin ve polis kuvvetlerinin dağıtılmasının gözlenmesi ve teyit edilmesinin de BM barış gücü yönergesinde yer almasını istedi.
BM Genel Sekreteri, yeni BM barış gü
| Denktaş: Kan içmeye gelecekler |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 1 Mayısta Enosis gerçekleşince şampanyaları patlatacağız diyen Baf Metropolitine sert tepki gösterdi. Denktaş, Bugün şampanya içen papazlar, kan içmek için gelecekler dedi. |
|
Lefkoşa |
|
20 Nisan 2004 Denktaş, Fazla abartıyorsam özür dilerim ama bu böyle diye de ekledi. |
|||
Cumhurbaşkanlığı konutunda şehit annelerini kabul eden Denktaş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Rum kesiminin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden çıkarmak istediği kararı değerlendiren Denktaş, Güvenlik Konseyinin bu güvenceyi vermesi halinde, Türkiyenin Annan Planında varolan güvenlik hakkının bütünüyle ortadan kalkacağını söyledi.
BAŞBAKAN İLE KAVGALI DEĞİLİZ
Korktuğu ve endişe içinde olduğu için bu sözleri sarfettiğini belirten Denktaş, Kıbrısın Türkiyenin ABden müzakere tarihi almasının önünde engel olduğu yaklaşımının yalan olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan ile ilgili tartışmalara da değinen Denktaş, Bu durum kavgalı olduğumuz anlamına gelmez dedi.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: Kıbrıs, artık bir barış adası haline gelmelidir
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Temennimiz odur ki, inşallah Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerimiz ve Güney Kıbrıs'taki Rumlar ile aradaki uzun yıllara dayalı bu sıkıntı aşılsın ve Kıbrıs artık bir barış adası haline, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olarak gelsin" dedi.
Başbakan Erdoğan, "Güneydoğu Avrupa ülkeleri işbirliği süreci devlet ya da hükümet başkanları zirvesi"ne katılmak üzere Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'ya hareketinden önce, Adapazarı'nda bazı ünitelerinin açılışını yaptığı Özel Ada Tıp Hastanesi'nde, geziye ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Erdoğan, Saraybosna'da Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soruya, "Şüphesiz, tabii ki, oraya gelenlerin hepsiyle görüşmelerimiz olacak" karşılığını verdi.
Görüşmelerin programlı olup olmadığının sorulması üzerine de Erdoğan, programlanan bir görüşme olmadığını, ancak görüşmelerde bulunacağını söyledi.
Erdoğan, bir başka soru üzerine, görüşmelerde Kıbrıs konusunun da gündeme gelebileceğini belirtti.
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs görüşmeleri sırasında uygulanan "kazan-kazan" politikasının Balkanlar ve Kafkaslar'daki sorunlu bölgelerde de uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:
"Kıbrıs'ta alınacak netice çok önemli. Bu bakımdan hafta sonu yapılacak referandumun sonucu bizim için önem arz ediyor. Bu 'kazan-kazan' temelinde, yapmış olduğumuz bu çalışmalarda alacağımız netice inanıyorum ki, bundan sonra diğer komşu ülkelerde, bizlerin de etkinliğiyle farklı adımlara örnek teşkil edecektir. Bu konuda, gündemimizde olan ülkeler var. Bu konularda yardımcı olmaya çalışacağız.
Bizden yardım talep eden ülkeler var. Bu konuda devreye girmemizi isteyen ülkeler var. Temennimiz odur ki, inşallah Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerimiz ve Güney Kıbrıs'taki Rumlar ile aradaki uzun yıllara dayalı bu sıkıntı aşılsın ve Kıbrıs artık bir barış adası haline, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olarak gelsin. Bunu arzu ed
iyoruz. Bu, birçok çözümün anahtarı olacaktır.KIBRIS 21/04/2004
Alvaro de Soto: Annan'ın raporu bugün onaylanabilir
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporun bugün onaylanabileceğini söyledi. De Soto, cumartesi günü yapılacak referandum konusunda ise, ertelemenin mümkün olmadığını belirterek "tek tarafın talebiyle referandum ertelenmez" dediBirleşmiş Milletler genel sekreterinin Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, genel sekreter Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporun bugün onaylanabileceğini söyledi. Alvaro de Soto, cumartesi günü yapılacak referandum konusunda ise, ertelemenin mümkün olmadığını belirterek, "Tek tarafın talebiyle referand
umlar ertelenemez" dedi.Referandumun ertelenmesi için tek bir tarafın talebinin yeterli olmayacağını söylen De Soto, referandumun 24 Nisan'da yapılmasına dört tarafın karar verdiğini ve hiç bir tarafın Bürgenstock'ta böyle bir erteleme talebinde bulunmadığını ifade etti.
Alvaro de Soto, Kıbrıslıların dile getirdiği endişelerin giderilmesi için genel sekreterin sunduğu raporun BM Güvenlik Konseyi'nde süratle onaylanmasını ve bu yolla Kıbrıslılara sinyal göndermesini istedi.
Alvaro de Soto, BM Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs karar tasarısı üzerindeki çalışmaların devam ettiğini belirterek, tasarının onaylanmasının bugün mümkün olabileceğini bildirdi. De Soto, BM Genel Sekreteri Annan'ın sunduğu rapor üzerinde uzmanlar düzeyinde çalışmaların sürdüğünü, ilerleyen saatlerde de istişarelerin yapılacağını belirtti ve "Tasarının onaylanması yarın (bugün) bile mümkün olabilir" diye konuştu.
De Soto, BM'nin avukatlık yapmasının söz konusu olamayacağını belirterek, liderlerin planın avantaj ve dezavantajlarını halklara kendilerinin (BM'nin) tercih ettikleri şekilde anlatmamalarından dolayı ortaya bazı korkuların çıktığını söyledi.
Rum AKEL partisinin referandumun ertelenmesi talebini yorumlayan De Soto, tek tarafın talebiyle bunun olamayacağını ifade etti.
Alvaro de Soto, 24 Nisan'da yapılacak referandumlar öncesinde dün akşam Ledra Palace Otel'de basın toplantısı düzenledi. Çok sayıda basın mensubunun izlediği basın toplantısını bazı televizyon kanalları canlı yayınladı.
Üç nokta
Alvaro de Soto, BM genel sekreterinin Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs raporunda, bazı adımlar atılmasını istediğini kaydetti. Bunların "kuruluş anlaşmasının onaylanması, silah ambargosu konusunda bağlayıcı adımlar ve yeni bir Barış Gücü" olduğunu ifade eden De Soto, dile getirilen endişelere hak verdiklerini ve genel sekreterin konsey üyesi ülkelerle görüşerek referandum sonrasında değerlendirilmesini istediğini belirtti.
Güvenlik Konseyi'nin ön yargı yaratmaması ve Kıbrıslıların karar vermesinin son derece önemli olduğunu belirten De Soto, buna rağmen BM genel sekreterinin Güvenlik Konseyi'nden adımlar atmasını istediğini, çünkü birçok Kıbrıslı tarafından son derece önemli endişeler dile getirildiğini, bu endişelerde garanti, güvenlik olmayacağı, Annan Planı'nın hükümlerinin uygulanamayacağı gibi konular yer aldığını anlattı.
"Konseyin sinyal
göndermesi gerekiyor"
Alvaro de Soto, şöyle konuştu:
"BM Güvenlik Konseyi'nin özellikle önemli bir sinyal göndermesi gerekiyor. Kıbrıs halkına ve bu mesajda da gerekli önlemlerin ta baştan alınacağını söylemesi gerekiyor. Planda belirtilmiş adımlar atılacak, dolayısıyla bu planın uygulanabileceği belirtilecek. Tabii ki anlaşmanın taraflarına da Annan Planı'na tam bir uyumun sağlanması açısından mesaj gönderilmiş olacak. Bunu yaparak Kıbrıs halkının dilekleri
ni yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Önemli olan bir şey var, BM Güvenlik Konseyi'nin hızlı hareket etmesi gerekiyor. Belki de referandumlardan önce hareket etmeli ki böylelikle onlar oylamaya giderken bazı teminatları da beraberlerinde götürebilsinler. Ama bu şu anlama gelmiyor: BM Güvenlik Konseyi Kıbrıslılardan önce bir şeyleri yapmak için harekete geçmiyor. Tam tersine hazırlanan tasarıda da bütün bunlar dile getiriliyor. BM Güvenlik Konseyi de bugün bu karar tasarısını ele alıyor. Adadaki her bir taraf planı kabul etmezlerse, atılan adımlar yani BM Güvenlik Konseyi tarafından koşullu olarak atılan adımlar geçerli olmayacak."Sorular
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "BM ve diğerlerinin Annan Planı'nın uygulanacağına ve halklar için güvenliğin artırılacağına dair teminatlar vermesi, acaba bir açıdan BM'nin müzakereler sırasında bu teminatı vermekte başarısız olduğu anlamına mı gelir?"sorusuna karşılık "hayır kesinlikle öy
le değil" dedi.De Soto, planda endişelerin göz önünde bulundurulduğunu ve BM Güvenlik Konseyi'ne önemli bir rol öngörüldüğünü kaydederek, Güvenlik Konseyi'nin BM genel sekreterinin istekleri çerçevesinde bazı adımlar atması gerektiğini söyledi.
"Bazı korkular hâlâ mevcut"
Tarafların anlaşmayı onaylayarak verdikleri sözleri yerine getirmesini istediklerini belirten De Soto, bazı korkuların hala mevcut olduğunu, BM Güvenlik Konseyi'nin atacağı adımlarda bunları da göz önünde bulundurması gerektiğini vurguladı.
"Güvenlik Konseyi
hızlı hareket etmeli"
De Soto, "Rum tarafının görüşünü etkilemek açısından bu garantileri daha önce vermemekle BM bir şansı kaçırmış olabilir mi?" sorusunu yanıtlarken şunları söyledi:
"Bütün bunların ilgili olduğunu düşünmüyorum. Her zaman tahmin edilen bir şey vardı, bizler BM Güvenlik Konseyi'ne başvuracaktık. Müzakereler sona erince bu başvuru yapılacaktı ve nihai bir metin oluştuktan sonra zaten Güvenlik Konseyi'ne başvurulacaktı. Annan Planı'nın 2002'de sunulan ilk halinde bile b
u mevcuttur. Biz BM Güvenlik Konseyi'nden mümkün olduğunca hızlı hareket etmesini istiyoruz çünkü bazı endişeler, korkular ortaya çıktı, dile getiriliyor. O yüzden siyasi açıdan değerlendirecek olursak sorunuzu şunu da dile getirmem gerekiyor."Avukatlık s
öz konusu olamaz"BM'nin bir şekilde bir avukatlık yapması söz konusu olamaz. Böylesi bir rolü olamaz. Bizim umudumuz liderlerin zaten bunu yapması. En azından sunulmuş planı kısmi bir şekilde de olsa, özellikle de avantajlarını ve dezavantajlarını aynı şekilde halklara anlatmış olmaları. Bunun başarısız olmasından dolayı ya da en azından bizim tercih ettiğimiz şekilde yapılmamış olmasından dolayı bazı korkuların ortaya çıktığını görüyoruz. Bu korkuların bazıları aslına bakarsanız çok fazla dile getiriliyo
r. Bu açıdan değerlendirdiğiniz zaman böyle bir ihtiyacın ortaya çıkması, bu sorunların ele alınması, mümkün olduğunca kısa sürede yapılması, dikkat çeken bir nokta haline geliyor."Tasarının onaylanması
yarın (bugün) bile mümkün
Alvaro de Soto, BM Güvenlik Konseyi'nin tasarıyı referandumdan önce kabulünün mümkün olabileceğini açıklayarak, konseyin bugün (dün) uzmanlar düzeyinde bir toplantı yapacağını, ardından resmi olmayan büyükelçiler düzeyince istişareler gerçekleşeceğini, tasarının oylanmasının yarın (bugün) bile mümkün olabileceğini söyledi.
"Erteleme için tek tarafın
talebi yeterli değil"
AKEL'in referandumun ertelenmesi talebini değerlendirmesi istenen De Soto, "Böyle bir fikir bir kaç gün önce dile getirildi ancak köprünün altından o zamandan beri çok sular aktı. Bu son zamanlarda dile getirildi. Her koşulda anlaşma nihai noktaya geldi, bu tarihe dört taraf karar verdi. Bürgenstock'ta kimse böyle bir erteleme istemedi" diye konuştu.
De Soto, referandumun erteleme için tek bir tarafın talebinin yeterli olmayacağını ifade etti.
BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan karar tasarısında kullanılan dilin çok dikkatli seçildiğine ve bunun BM tarafından uygulanışının son derece önemli olduğuna işaret eden De Soto, "Zannederim BM bu noktada son derece aktif olacaktır. Hatta çok aktif davranacağını düşünüyorum. Zaman zaman bazıları bunu 'müdahaleci' diye de değerlendirebilir, ancak bu bir fark yaratacaktır. Özellikle de siyasi isteklilik olduğu zaman böyle bir anlaşmanın yapılması açısından..." dedi.
De Soto, Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasıyla çok yakından ilgilendiğini de vurgulayarak, yapılması gereken her şeyin yapılacağını belirtti.
Planda değişiklik için taleple karşılaşmadıklarını, zaten bunun için çok geç olduğunu kaydeden De Soto, teknik çalışmaları tamamladıklarını, büyük değişikliğin söz konusu olamayacağını bildirdi. Her şeyin yerli yerinde olması, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için çalışmaların sürdüğünü, federal yapılar ve personelin çok önem taşıdığını anlattı.
Rahatsız eden haberler
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, çalışanların işlerini, emeklilik haklarını kaybedecekmiş gibi bazı haberler gördüklerini kaydederek, "Bütün bu haberler bizi çok fazla rahatsız etti bu noktada ve konuyla ilgili endişeleri de gidermeye çalıştık zaten" diye konuştu.
İlk gün ne olacağı çok açık
"Her iki taraftan da evet çıkarsa ilk gün ne olacak?" sorusuna karşılık De Soto, bu gibi soruların yanıtının zaten açık şekilde Annan Planı'nda yer aldığını söyledi. "Plana bakın her şeyi göreceksiniz" diyen De Soto, soru işareti kalmadığını, anlaşmanın birinci gününde ne olacağını herkesin çok iyi bildiğini, açık şekilde uygulanacak bir takvimin söz konusu olduğunu belirtti.
De Soto, referandumlardan evet çıkması durumunda BM Barış Gücü'nün asker sayısının 3 katına çıkarılacağının doğru olup olmadığı ve referandumun ardından ara bölgenin ortadan kalkacak olması nedeniyle halka ne gibi tavsiyelerde bulunacağının sorulması üzerine, "Kutlamaktan başka ne yapacakları konusunda mı!" diye espri yaptıktan sonra BM Barış Gücü askerlerinin şimdiki sayısının iki katına çıkarılacağını, polisin sayısının 10 ile çarpılacağını ve bunlara destek olarak başka polis güçlerinin de bulunacağını söyledi. De Soto insanların hayatlarına devam etmeleri gerektiğini ifade ederek, geçiş dönemlerinin kolay olmayacağını belirtti ve bu konuda Almanya'nın önemli tecrübeleri bulunduğuna işaret etti.
UNFICYP, tarihe karışıyor
Tasarının kabul edilmesiyle adadaki BM barış gücü UNFICYP de tarihe karışacak.
BM kaynakları, Kıbrıs'taki yeni BM barış gücünün adının UNSIMIC (United Nations Settlement Implamantation Mission in Cyprus) olacağını belirterek, üzerinde çok konuşulan silah ambargosunun geçerli olabilmesi için, BM Şartı'nın zorunluluk esasına dayanan 7. bölümüne atıf yapıldığını kaydediyorlar.
Annan Planı'nın silah ambargosu bölümünü eleştiren çevrelerin iddiasının tersine, silah ambargosunun daha önce de 7. bölüme atıf yapılarak kabul edildiğini belirten BM kaynakları, plan uyarınca öngörülen silah ambargosunun sadece taraflardan birine yönelik değil, uluslararası topluluğa yönelik olduğu ve adada silah ihracat ve ithalatının yasaklanmasının amaçlandığının altını çiziyorlar.
Annan raporu uyarınca, silah ambargosu ve yeni BM barış gücü görev yönergesinin dışında, "Kurucular Anlaşması"nın onayı da BM'yi bekliyor.
BM'nin yeni anlaşmayı onayının, referandumlardan "evet" çıkarsa olacağı kaydediliyor.
Hem iki tarafın yararı
hem de fedakarlıkları var
"BM'nin hâlâ iki evet aradığının belirtilerek, itirazlar varken ve planın ertelenmesi talepleri bulunurken planın referanduma götürülmesinin doğru olup olmadığı" sorusu üzerine De Soto, planı referanduma götürenin BM'nin değil liderlerin taahhüdü olduğunu belirtti, şahsi umudunun halkların planı onaylaması olduğunu söyledi. Planın avukatlığına soyunmadıklarını yineleyerek, ancak insanların planı, en azından 16 sayfa tutan kuruluş anlaşmalarını objektif olarak okuyup değerlendirdiklerini umduğunu ifade eden De Soto, olayın özünün bu maddelerde bulunduğunu söyledi. De Soto iki tarafın da hem yararına olan hem de fedakarlık yaparak uzlaştıkları noktalar bulunduğunu söyledi.
Süreç boyunca yapmaya çalıştıklarının Kıbrıslıların dileklerini yorumlamak ve iki taraf arasında köprüler kurmak olduğunu söyleyen De Soto, ertelenme konusunda ise, bazı kesintilere rağmen dört yıldır planla ilgili görüşmeleri sürdürdüklerini anımsattı. Tarafların üzerinde görüşmeyi kabul ettikleri planın sadece liderlerin değil halkların da önüne geçtiğimiz yılın Şubat ayında konulduğunu anlatan De Soto, bunu çalışmak ve okumak için üzerinden 13 aylık bir zaman geçtiğini söyledi.
Alvaro de Soto, planın BM Güvenlik Konseyi tarafından güçlü bir şekilde desteklendiğini, AB'nin de planı bağdaştırmayı kabul ettiğini, 2003 Şubat'tan bu yana planın iki tarafın da istemleri yönünde çok geliştirildiğini söyledi.
De Soto, plana bakıldığında Güvenlik Konseyi'nin adada öngördüğü çözüm vizyonuna da uyduğunu ifade etti.
"İnsanlar, işleri konusunda endişe etmesin"
Rum halkından bazı kesimlerin, polislerin, memurların, Merkez Bankası çalışanlarının planın uygulanması sırasında işlerine ne olacağıyla ilgili endişelerinin bulunduğunun belirtilmesi üzerine, prensip olarak insanların işlerini kaybetmeyeceklerini, kazanılmış hakların da kaybedilmeyeceğini belirterek, federal ayarlamalarda buna dikkat edildiğini, bu konudaki aksine iddiaların doğru olmadığını söyledi. De Soto, kimsenin bu konuda kendini güvensiz hissetmemesini istedi. De Soto, federal hükümette çalışacakların da iş güvenlikleri konusunda rahatsız olmamalarını istedi.
Kıbrıs'taki tarafların referandum alışkınlıkları olmadığını, belki de hayatlarında ilk kez partilerin bulunmadığı bir olayda karar vereceklerini kaydeden De Soto, referandumun büyük bir disiplin ve liderler açısından da sorumluluk gerektirdiğini ifade etti.
Türkler "evet" Rumlar "hayır" derse...
De Soto, yabancı bir gazetecinin, referandumdan Türk tarafından "evet" Rum tarafından ise "hayır" çıkması durumunda Türklerin cezalandırılmaması gerektiği yönündeki açıklamasına yorumunun sorulması üzerine, Verheugen'in ayrıca bu konuda Avrupa Komisyonu'na önerilerde bulunacağını söylediğini belirterek, bunun kendi elinde bir konu olmadığını ve spekülasyon yapmasının yanlış olacağını ifade etti.
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, başka bir soru üzerine anlaşmanın iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü ve tek bir uluslararası varlık, egemenlik ve vatandaşlığı içerdiğini kaydederek, ayrılma, bölünme veya başka bir ülkeyle birleşmenin mümkün olmadığını, iki taraf arasındaki siyasi eşitliğe de önem verildiğini ifade etti. İnsanların önünde bulunan planın iki tarafın da istediği ve desteklediği şeyleri içerdiğini kaydeden De Soto, planın reddedilmesi halinde başkentlerde ve Güvenlik Konseyi'nde ve daha birçok yerde bir tarafın ya da diğer tarafın "hayır" demesinin ne anlama geldiğinin ele alınacağını ve böyle bir sonucun bazı soruları ortaya çıkaracağını kaydetti.
Plan reddedilirse
hükümsüz ve geçersiz olacak
De Soto, referandumdan hayır çıkması durumunda "son planda yer alan 1960 anlaşmalarının akıbetinin ne olacağının" sorulması üzerine, planın 1960 anlaşmalarıyla bahsedilen şekilde bir ilişkisinin olmadığını, 1960 anlaşmalarının bağımsız bir konu olduğunu, ancak planda yeni devletin ilişkilerine uyarlanabilir olduğu yönünde ifade olduğunu kaydetti.
De Soto, planın referandumda reddedilmesi durumunda hükümsüz ve geçersiz olacağını kaydetti.
De Soto, BM'nin "evet" kampanyasını UNOPS aracılığıyla desteklediği yönünde iddialar bulunduğunun belirtilmesi üzerine, hiçbir şekilde planın avukatlığını yapmadıklarını "evet" veya "hayır" demelerinin tamamen Kıbrıslılara kalmış bir şey olduğunu ifade ederek, ancak bugün yaptığı gibi soruları yanıtlayarak plana açıklık getirmeye çalıştıklarını ifade etti.
De Soto, AB'yle ilgili bir soru üzerine, AB yetkililerinden birinin kendisine Kıbrıslıların AB'yi iyi bilip bilmediklerini sorduğunu ve söz konusu yetkilinin birliğin yıllarca birbirine ölümcül şekilde düşman olmuş ülkeler arasında kurulmuş bir "network" olduğunu, bu ağın bir zamanlar düşman olan ülkeler arasında işbirliğini ve barışın sürmesini sağladığını anlattı.
KIBRIS 21/04/2004
563 sandıkta 143 bin 648 seçmen, oy kullanabilecek
YSK Başkanı Erginel, referandumla ilgili basın toplantısı düzenledi:
563 sandıkta 143 bin 648 seçmen, oy kullanabilecek
SAAT 21.00'DE SONUÇLAR AÇIKLANACAK... Kıbrıs'ta dönüm noktası olacak 24 Nisan'daki referandumda kurulacak 563 sandıkta 143 bin 648 seçmen, oy kullanabilecek. Cumartesi günü 08.00'de başlayacak oy verme işlemi, saat 18.00'de tamamlanacak. Gayrı resmi sonuçların saat 21.00 sıralarında alınması bekleniyor
Kıbrıs'ta dönüm noktası olacak 24 Nisan'daki referandumda kurulacak 563 sandıkta 143 bin 648 seçmen oy kullanabilecek. Cumartesi günü 08.00'de başlayacak oy verme işlemi, saat 18.00'de tamamlanacak. Gayrı resmi sonuçların saat 21.00 sıralarında alınması bekleniyor.
Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Kurallar) Yasası'nın yürürlüğe girmesiyle başlayan referandum hazırlıklarını sürdüren Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Taner Erginel, 24 Nisan'a geri sayım sürerken yaptıkları çalışmaları, referandumda nasıl oy kullanılacağını ve sonuçların nasıl açıklanacağını dün öğleden sonra düzenlediği basın toplantısında anlattı.
Oy pusulasındaki "Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne birleşik olarak gireceği yeni düzeni hayata geçirecek Kuruluş Anlaşması ve tüm eklerini; Kıbrıs Türk Devleti'nin anayasasını ve yürürlükte olacak yasalara ilişkin hükümleri onaylıyor musunuz?" sorusuna "evet" veya "hayır" diyerek tercih yapacak seçmenler, (X) işaretli mühür kullanacak.
14 Aralık 2003 milletvekilliği genel seçiminde 141 bin 479 olan seçmen sayısı aradan geçen 4 ayda 2 bin 169 artarak 143 bin 648'e yükseldi. 45 bin 91'i Lefkoşa, 37 bin 743'ü Gazimağusa, 26 bin 567'si Girne, 19 bin 490'ı Güzelyurt ve 14 bin 757'si İskele ilçesinde kayıtlı olan seçmenler toplam 563 sandıkta oy kullanacak. Sandıklardan 167'si Lefkoşa, 146'sı Gazimağusa, 109'u Girne, 76'sı Güzelyurt ve 65'i de İskele ilçelerinde kurulacak.
Erginel: Geçmiş seçim ve
halkoylamalarından daha önemli
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Taner Erginel, düzenlediği basın toplantısında ülkenin çok kritik bir süreçten geçtiğine işaret ederek "Geçmiş seçim ve halkoylamalarından daha önemli bir halkoylaması gerçekleştirmek üzereyiz" dedi.
24 Nisan 2004 tarihinde yapılması öngörülen halkoylamasıyla ilgili yasanın 22 Mart'ta Cumhuriyet Meclisi'nden geçtiğini ve 15 Nisan'da da Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anlatan Erginel, YSK'nın geçmiş seçimlerde olduğu gibi bu halkoylamasında da tam bir tarafsızlık ve dürüstlük içinde görev yapacağını, demokrasi ilkelerini uygulayarak halkın özgür iradesinin en iyi bir şekilde sandığa yansıması için çaba göstereceklerini vurguladı.
Erginel, 14 Aralık 2003 seçimlerinde 141 bin 479 olan seçmen sayısının 18 yaşını dolduranlar, yeni kimlik kartı alanlar ve buna benzer nedenlerle arttığını, vefatlarla azaldığını belirterek, bilgi işlem merkezlerinden aldıkları bilgiye göre dün itibarıyla seçmen sayısının toplam 142 bin 971 olduğunu bildirdi.
Taner Erginel, 19 Nisan 2004 tarihli seçmen kütüğü kayıtlarına göre 142 bin 971 seçmenin ilçelere göre dağılımını şöyle verdi:
Lefkoşa 44 bin 831, Gazimağusa 37 bin 617, Girne 26 bin 353; Güzelyurt 19 bin 423, İskele 14 bin 747.
16 Nisan'da askıya alınan sandık seçmen listelerine yapılan başvuru ve itirazların dün incelenip karara bağlandığını hatırlatan Erginel, bu değerlendirmeler sonucu seçmen sayısının 143 bin 648'e yükseldiğini açıkladı.
24 Nisan'da oy kullanma hakkı olan seçmenlerin 45 bin 091'inin Lefkoşa; 37 bin 743'ünün Gazimağusa; 26 bin 567'sinin Girne; 19 bin 490'ının Güzelyurt ve 14 bin 757'sinin İskele ilçesinde kayıtlı olduğunu bildiren Taner Erginel, 563 sandığın dağılımıyla ilgili de şu bilgiyi verdi:
Lefkoşa: 167, Gazimağusa: 146, Girne: 109, Güzelyurt: 76, Yeni İskele: 65
"Partilerin görüşlerini
anlatması önemli"
YSK Başkanı Erginel, tüm siyasi partilerin görüşlerini halka anlatma olanağı bulmasının önemine işaret ederek, YSK'nın siyasal partilerin özgürce fakat bir düzen içinde propaganda yapmalarını sağlamaya çalıştığını belirtti.
Polise çağrı
Erginel, propaganda süresinde çıkabilecek olayları önlemek için polisi dikkatli olmaya ve önceden tedbir almaya davet etti. "Burada önemli olan olaydan sonra cezalandırma değil, olay çıkmadan önce olay çıkmasını önleyecek tedbirleri almaktır" diyen Erginel, referandum propagandasının 23 Nisan Cuma akşamı saat 18.00'de son bulacağını söyledi.
Oy kullanırken neler gerekiyor?
Erginel, şöyle konuştu:
"Oy verme 24 Nisan 2004 tarihinde saat 08.00'de başlayacak ve aralıksız saat 18.00'e kadar devam edec
ektir.Oyunu kullanmaya giden seçmenlerin kimliklerini ispatlamak için sandık kuruluna üzerinde fotoğrafları bulunan KTFD veya KKTC kimlik kartı veya polis kimlik kartı veya KTFD veya KKTC pasaportu veya KKTC sürüş ehliyetinden herhangi birini sunmaları ge
rekir.Oy verecek seçmene oy verme yerine girerken sandık kurulu tarafından "X" işaretli bir mühür ile bir oy pusulası verilecektir. Oy pusulası üzerindeki EVET ve HAYIR kelimelerinin altında birer kare bulunmaktadır. Seçmen oyunu, karelerden birine "X" mührünü basma suretiyle kullanacaktır.
Oy pusulasına mühür basıldıktan sonra, kutuya atılmadan önce "X" mührü gizli kalacak şekilde pusulanın katlanması gerekir. Sandık kurulu mührü ile ilçe seçim kurulu mühürleri ise dış tarafta kalmalı ve bu mühürler sandık kuruluna gösterildikten sonra oy pusulası sandığa atılmalıdır."
Gözlemciler
YSK Başkanı Erginel, oy sayım işlemleri sürerken, gözlemcilerin geçersiz olduğunu düşündükleri oylara derhal itiraz etmesi ve itirazın reddi halinde bunun zapta geçirilmesi gerektiğini belirterek, parti temsilcilerinin oy sayım ve dökümü sonuçlanıp zapta geçirilinceye kadar sandık alanından ayrılmamasını istedi.
Sonuçlar 19.00'dan itibaren internette
Oy verme işleminin tamamlanmasıyla saat 18.00'de parti temsilcileri ve gözlemcileri önünde sandıkların açılarak oyların sayılacağını kaydeden Erginel, sonuçların saat 19.00'dan itibaren internette (http://www.referandum.nu.edu.tr) adresinden anında izlenebileceğini açıkladı.
Taner Erginel, YSK bilgi işlem merkezinin TAK aracılığıyla medya kuruluşlarına sonuçları bildireceğini kaydederek, Sarayönü'ne veya mahkemeler binasına gelenlerin de kurulacak dev ekrandan sonuçları izleyebileceğini, saat 21.00 civarında gayrı resmi sonucun ortaya çıkacağını tahmin ettiklerini bildirdi.
Sandık kurulu başkanlarına büyük görev
YSK Başkanı Taner Erginel, oy verme günü sandık kurulu başkanlarına büyük görev düştüğüne işaret ederek, "Tamamen tarafsız ve dürüst bir şekilde görev yapmaları, her konuda parti gözlemcilerine ve seçmenlere itiraz olanağı vermeleri, verdikleri kararlarla tarafların güvenini sağlamaları büyük önem arz eder" dedi.
Seçimin hatasız ve hilesiz yapılmasında siyasal partilerin sandık kurullarına atayacağı temsilciler ile gözlemcilere de önemli görevler düştüğünü kaydeden Erginel, yasanın titiz düzenlemeler içerdiğini ve siyasi partilere hem temsilci hem de gözlemci atama hakkı verdiğini, partileri bu kişileri atarken seçici davranmaları, deneyimli ve çalışkan kişileri atamaları konusunda uyardıklarını söyledi.
Erginel, gözlemcilerin usulsüz gördükleri sandık başı işlemlerine anında itiraz etmeleri gerektiğini vurgulayarak, "İtirazların reddi halinde, o anda karar verilmesi gereken bir durum varsa İlçe Seçim Kurullarına başvurmaları gerekir. Böyle bir durum yoksa itirazlarını zapta geçirtip daha sonra İlçe Seçim Kurullarına itirazda bulunabilirler" diye konuştu.
Referandumun hoşgörülü ortamda geçmesi için siyasi partilere görev düştüğünü kaydeden Erginel, sandık çevresinde de polisin sürekli görev yapacağını belirtti.
Erginel, KKTC halkının dünyanın en kültürlü ve en hoşgörülü halklarından biri olduğuna işaret ederek "KKTC'de köklü bir demokrasi geleneği vardır. Demokrasi, karşıt görüşte olanlara saygılı olmak ve onların da iradelerini özgürce kullanmasına yardımcı olmak demektir. KKTC halkının diğer büyük sınavlar gibi bu sınavdan da başarıyla çıkacağına inanıyoruz" dedi.
KIBRIS 21/04/2004
Polis nerede?
Ülkücüler, sokaklarda terör estiriyor... Elleri sopalı ve bıçaklı yaklaşık 30 kişilik bir grup, dün akşam başkent Lefkoşa'nın Göçmenköy bölgesinde "evet" yanlısı beş Kıbrıslı Türk gencini döverek hastanelik etti...
Polis nerede?
ÜLKÜCÜLER NİHAYET KAN DÖKTÜ... Kıbrıs Türk halkının hür iradesiyle kaderini belirleyeceği referanduma üç gün kala, barış ve çözüm karşıtları, "evet" yanlılarına karşı yürüttükleri tahrik ve saldırılarını tırmandırmaya başladı. Günlerdir büyük kentlerin bazı noktalarında "hayır" kampanyası yürüterek yollardan gelip geçenleri çirkin sloganlar ve küfürlerle taciz eden, vatandaşların arabalarına taşlarla saldıran ülkücü
ler dün akşam kan döktüSOPALAR VE BIÇAKLARLA SALDIRDILAR... Günlerdir sokaklarda terör estiren elleri sopalı, topuzlu ve bazıları bıçak taşıyan yaklaşık 30 kişilik ülkücü bir grup, başkent Lefkoşa'nin Göçmenköy bölgesinde Bomtaş Petrol İstasyonu önünde kıstırdıkları 5 Kıbrıslı Türk gencini feci şekilde döverek hastanelik etti. Yaşları 15 ile 22 arasında değişen Göçmenköylü 5 Kıbrıslı Türk gencinden 3'ü hastaneye yatırılırken ciddi yara almayan diğerleri taburcu edildi. Olay, Kıbrıs Türk halkı arasında infi
al yarattı.Kıbrıs Türk halkının hür iradesiyle kaderini belirleyeceği referanduma üç gün kala, barış ve çözüm karşıtları, "evet" yanlılarına karşı yürüttükleri tahrik ve saldırılarını tırmandırmaya başladı. Günlerdir büyük kentlerin bazı noktalarında "hayır" kampanyası yürüterek yollardan gelip geçenleri çirkin sloganlar ve küfürlerle taciz eden, vatandaşların arabalarına taşlarla saldıran ülkücüler dün akşam kan döktü.
Başkent Lefkoşa'nin Göçmenköy bölgesinde Bomtaş Petrol İstasyonu önünde toplanan elleri sopalı, topuzlu ve bazıları bıçak taşıyan yaklaşık 30 kişilik ülkücü bir grup, yaşları 15 ile 22 arasında değişen 5 Kıbrıslı Türk gencini feci şekilde döverek hastanelik etti.
Saat 20.00 sıralarında meydana gelen olayda dövülen 5 gençten Lefkoşalı A.D. (20), A.P. , A.P. (22), H.Ö. (19) ve H.D. (15) hastaneye kaldırıldı. Bu gençlerden A.D., A.P. ve H.Ö. hastaneye yatırılırken, ciddi yara almayan diğerleri taburcu edildi.
Gençlerin aileleri ve yakınları hastaneye giderek doktorlardan çocuklarının durumu hakkında bilgi almaya çalışırken olayı öğrenen çok sayıda vatandaş sokaklarda terör estiren ülkücülere lanet yağdırdı ve polisin ne yaptığını sordu. Bu arada gazetemizi arayan yüzlerce kişi olay hakkında bilgi istedi ve ülkenin içine sürüklendiği terör ortamı
ndan duydukları rahatsızlığı dile getirdi.Olay tüm ülkede duyulup, infial yaratırken, polis bu konuda çok yetersiz bir açıklama yaptı. Soruşturmanın devam ettiği gerekçesiyle fazla bilgi vermeyen polis, Göçmenköy'de beş gencin saat 20.45 sıralarında, parktaki havuz önünde 15- 20 kişilik bir grup tarafından darp edildiğini bildirdi.
Polis, darp edilen 5 kişinin daha önce 15- 20 kişilik grup içindeki üç kişi ile tartıştıklarını, bu üç kişinin ise arkadaşlarını toplayarak söz konusu olayı gerçekleştirdiğini kaydetti. Olay ile ilgili soruşturmanın devam ettiği de bildirildi.
Darp edilen gençler ne dedi?
Olay yerinde bulunan gençler, ülkücülerin saldırısını KIBRIS'a şöyle anlattı:
"Göçmenköy'de Bomtaş Benzin İstasyonu önünde dururken saat 20.00 sıralarında 25-30 kişilik Ülkücü olduklarını tahmin ettiğimiz bir grup tarafından saldırıya uğradık. Motorumuzda ve arabanın üzerinde "evet" amblemi olduğu için ve barış isteyen Kıbrıslı Türkler olduğumuz için bize saldırdılar. Ellerinde, sopalarla topuzlarla ve bıçaklarl
a birdenbire üzerimize saldırdılar. Arabanın arka ve yan camlarını kırdılar. 5-6 kişiydik, 3 arkadaşımız ciddi şekilde darp edildi. Bu arkadaşlarımız, başından, burnundan, kollarından ciddi şekilde yara aldı.Gençlerin aileleri:
Yetkililer ve polis ne yapıy
or?Ülkücülerin hastanelik ettiği gençlerin aileleri ise, olanlara bir anlam veremediklerini belirterek şöyle konuştu:
"Bizim herhangi bir parti ile de bir ilgilimiz yok. "Evet" ve "hayır"la da bir ilgimiz yok. Çocuklarım aniden saldırıya uğradı. Ne olduğ
unu bizde bilmiyoruz. Bu kişiler Ülkücümüdür nedir bizde bilmiyoruz!Bu olayı kınıyorum. Bizim bugüne kadar hiçbiriyle kavgamız olmadı. Sandığa giderek her vatandaş gibi oyumuzu kullandık. İlk kez böyle bir şeyle karşılaştık. Bu yapılanlar iyi olan Türkiyelileri de kötülemektedir... Türkiyeli vatandaşların hepsi iyi dedik, ama bunlar sonradan getirilen kırıcılardır."
Bir anne olarak oğlumun ve arkadaşlarının bu şekilde darp edilmesinden dolayı çok üzgünüm. Böyle bir olayın olmasını asla tasvip etmiyorum, kınıyorum. Biz barış istiyorsak, böyle olmaması gerekir. Yetkilileri ve polisi bu durum karşısında önlem almaya çağırıyoruz. Bu yaşananlar olacak şey değil. Oğlum iki dakika önce evdeydi. Biz genç çocuklarımızı evde mi tutacağız? İlk kez böyle bir şey yaşı
yorum. Korkumuz yok! Görüşümüzü belirtmek bizim en demokratik hakkımız. Bizim hiçbir şeyden korkumuz yok."Gençler: Denktaş bu olanları görsün!
Arkadaşlarının ülkücüler tarafından darp edildiğini duyarak hastaneye gelen gençler de olaya büyük tepki gösterdi
. Gençler şöyle konuştu:"Bu olanları Cumhurbaşkanı Denktaş görsün ve bu olanlarla gurur duysun! Denktaş, her yerde 'bizi kandırıyorlar, bunlara uymayın diyor' bizde ona bu olanları görsün diyoruz. Biz barış istiyoruz, barış istemek suç değil. Geleceğimiz için barış istiyoruz.", "Tayyip Erdoğan evet dedi, biz de evet diyoruz. Neden Türkiye'de Tayyip Erdoğan'a değil de bize saldırıyorlar. Neden bize!?"
KIBRIS 21/04/2004
Yer değiştirecek nüfusun sosyal, ekonomik ve kültürel profili çıkarılıyor
Başbakanlık, referandumlardan evet çıkması durumunda yer değiştirecek nüfusun sosyal, ekonomik ve kültürel profilini çıkarıyor.
Bu amaçla özel bir kuruluşa araştırma yaptıracak başbakanlık, kendi bünyesinde bir envanter birimi oluşturuyor.
Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre araştırma, yer değiştirecek nüfusun ağırlıklı olduğu Lefke, Güzelyurt, Karpaz, Maraş, Mesarya ve Haspolat bölgelerinde yaşayan 2 bin 500 denekle gerçekleştirilecek. Araştırma, 26 Nisan'da başlatılacak ve 20 günlük bir saha çalışmasının ardından
sonuçlar mayıs ayı sonunda elde edilecek.Başbakanlık, kültürel uyumsuzluk ve yabancılaşma yaşanmaması için yeni bölgelerin, yer değiştirecek nüfusun ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklerini gözeterek oluşturulmasını amaçlıyor.
KIBRIS 21/04/2004
TOPRAK
AYARLAMASI DÜZENLEMELERİAnnan Planı yazı dizisi (4)
Cyprus Decides Projesi tarafından hazırlanmıştır (www.cyprusdecides.org)
TOPRAK AYARLAMASI DÜZENLEMELERİ
Kurucu devletlerin sınırları anayasanın ekinde yer alan haritalarda belirtildiği ve ayrıntılı tablolarda tarif edildiği gibi olacaktır. Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden sonra, her kurucu devletten üç temsilci ve Kıbrıslı olmayan en az bir üyeden oluşan bir sınır komisyonu sınırı arazi üzerinde işaretleyecektir.
Şimdiki durum
Kıbrıs Türk tarafının denetimindeki alan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti toprağının %36'sından biraz fazlasına karşılık gelmekte ve sahillerin yaklaşık %57'sini içermektedir.
Annan Planı'nda önerilen toprak ayarlaması
Toprak ayarlamasına tabi alan Kıbrıs'ın yüzölçümünün %7'sine yakındır. Oluşacak olan Kıbrıs Türk Devleti'nin idaresine verilecek alan, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti toprağının %29.2'sini ve sahillerin %50'sinden biraz fazlasını içermektedir.
Egemen Üsler Bölgesi'nin bir kısım toprağının Birleşik Krallık tarafından devrinden sonra bu oranlar yaklaşık %1 azalacaktır.
İDARENİN DEVRİ VE BÖLGELER
Toprak ayarlamasına tabi olan bölgeler, Annan Planı'ndaki Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle kanunen Kıbrıs Rum Devleti'nin parçası olacak, ancak (BM denetimindeki Ara Bölge hariç) aşağıdaki aşamalara ait geçici süreler içinde Kıbrıs Türk Devleti tarafından yönetilecektir.
Bu bölgelerin idaresinin Kıbrıs Rum Devleti'ne devredilmesi Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde ve Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle başlayan süreler içinde altı aşamada1gerçekleştirilecektir:
Bölgeler
İdarenin devri için öngörülen süre
Aşama1: Ara Bölge, Maraş ve Erenköy bölgeleri
104 gün
Aşama 2: Düzce, Taşköy ve Madenliköy bölgeleri
6 ay
Aşama 3: Bademliköy, Ömerli, Gaziköy ve Kırklar bölgeler
i15 ay (son 3 ay BM denetiminde)
Aşama 4: Güney Maraş, Çayönü, Güvercinlik, İncirli, Akdoğan, Türkmenköy, Gayretköy, Kurutepe, Süleymaniye, Günebakan ve Yeşilırmak bölgeleri
30 ay (son 6 ay BM denetiminde)
Aşama 5: Maraş, Haspolat, Alayköy ve Bostancı böl
geleri36 ay (son 6 ay BM denetiminde)
Aşama 6: Korkuteli, Dörtyol, Pirhan, Vadili, Paşaköy, Türkeli, Yılmazköy, Şirineveler, Akçiçek, Kozan, Kılıçarslan, Gürpınar, Özhan, Karpaşa, Çamlıbel, Mevlevi, Serhatköy, Zümrütköy, Çamlıköy, Kalkanlı, Akçay, Güzelyurt, Güneşköy, Aydınköy, Yeşilyurt, Koruçam, Gemikonağı ve Yedidalga bölgeleri
42 ay (son 6 ay BM denetiminde)
TOPRAK AYARLAMASINDAN SONRA KIBRIS RUM DEVLETİ İDARESİNE GİRECEK OLAN BELLİ KÖYLERDE YAŞAYAN KIBRISLI TÜRKLERİN HAKLARI
Dillirga bölgesindeki Günebakan, Yeşilırmak, Süleymaniye, Kurutepe, Gemikonağı, Madenliköy ve Erenköy, Küçük Selçuklu, Bozdağ, Alevkaya, Mansur ve Selçuklu; Mesarya bölgesindeki Pile, Yılmazköy ve Türkeli köylerinde yaşayan Kıbrıslı Türkler:
- Kendi kültürel, dinsel ve eğitim işlerini yönetme hakkına sahip olacak;
- Kurucu devletlerin yasama organlarında temsil edilebilecek; ve
- Köylerini ilgilendiren planlama ve kadastro konularında danışılacaktır.
TOPRAK AYARLAMASI BÖLGELERİNDEKİ MALLAR VE ŞİMDİKİ SAKİNLERİ
- Toprak ayarlamasına tabi bölgelerde bulunan mallarının tasarrufunu 1974'te kaybetmiş Kıbrıslı Rum mal sahipleri veya onların varisleri (BM tahminlerine göre 120,000 kişi), bu mallara Kıbrıs Rum Devleti idaresi altında geri dönebilecektir.
- Kıbrıslı Rum tasarrufu kaybetmiş mal sahiplerine iade edilecek olan bu malların şimdiki kullanıcısı olan Kıbrıslı Türklerin yeniden yerleştirilmesi gerekecektir. BM'nin 1996 KKTC nüfus sayımı verilerine dayanarak yaptığı tahminlerine göre, bu durumdaki kişilerin sayısı 47,000'e yakındır
- Yine BM'nin tahminlerine göre, yukarıda sözü geçen 47,000 Kıbrıslı Türk'ün 23,000'i geçmişte kendi mallarının tasarrufunu kaybetmiş kişilerdir. Dolayısıyla, bu kişilerin kendi mallarına ilişkin olarak haklarının iadesini veya tazminat talep etme hakkı olacaktır.
TOPRAK AYARLAMASI BÖLGELERİNDEKİ ŞİMDİKİ SAKİNLERİN YENİDEN YERLEŞTİRİLMESİ
Şimdiki sakinlerin yeniden yerleştirilmeye ilişkin seçenekleri
Şimdiki kullanıcı
Seçenekleri
Kıbrıs vatandaşı ise:
(Kuruluş Anlaşması yürürlüğe girdiği anda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı sayılacak - 45,000 kişilik liste dahil - kişiler)
O bölgede kalmak ve orada mal satın almak veya sağlanan alternatif konutu kabul etmek;
Kendisine ait olan etkilenen malın haklarının iadesini talep etmek; veya
Diğer kurucu devlete yeniden yerleştirilmek, ve orada mal satın almak veya sağlanan alternatif konutu kabul etmek;
Kıbrıs vatandaşı değilse:
Sürekli ikamet ettiği kurucu devletten sosyal konut veya başka tür bir konut yardımı ya da mali destek talep etmek; veya
Kıbrıs'ta en az beş yıldır yaşıyor ise, kendi ülkesine yeniden yerleşmek üzere parasal yardım için başvuru yapmak (4 kişilik bir hane halkı için en az 10,000 Euro)
Yeniden yerleştirme ile ilgili şimdiki kullanıcıların lehine tedbirler
Yeterli mali olanağı2 bulunmayan Kıbrıs vatandaşı bir şimdiki kullanıcı, Mülkiyet Kurulu'na aşağıdakiler için başvurabilir:
- Alternatif konut satın almak veya kiralamak için tercihli borç3 almak;
- Acil insani ihtiyaçlar halinde veya tercihli borç için durum uygun olmadığında, düşük maliyete veya Mülkiyet Kurulu'nun elindeki mallar arasından ücretsiz alternatif konut almak.
Yeterli mali olanağı bulunmayan Kıbrıs vatandaşı bir şimdiki kullanıcı, malı kendi amaçları için kullanmakta ise, kendisine alternatif konut sağlanana, veya kendisi alternatif konut standartlarına uygun bir konutu piyasadan satın alma veya kiralama imkanına sahip oluncaya dek, malı boşaltması istenmeyecektir. Ancak bu, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesini izleyen üç yıl içinde gerçekleşmelidir.
Yeterli mali olanağı bulunmayan ve Kıbrıs vatandaşı olmayan bir şimdiki kullanıcının, başka bir konut veya mali destek buluncaya kadar malı boşaltması istenmeyecektir. Ancak bu, malın iadeye uygun olduğu kararından itibaren en çok iki yıllık bir süre içinde gerçekleşmelidir
.Yeniden yerleştirme ile ilgili düzenlemeler
Toprak ayarlamasına tabi bölgelerin şimdiki sakinlerinin haklarını ve menfaatlerini korumak için özel düzenlemeler bulunacaktır. Bu düzenlemeler şimdiki sakinlerin yeterince geçinebilmeye uygun yerlerdeki alternatif konutlara intizamlı bir şeklide yeniden yerleştirilmelerini sağlamayı amaçlayacaktır. Söz konusu düzenlemeler şunları içermektedir:
- Yeniden yerleştirilecek olan kişilerin hane halkı olarak kaydı yapılacaktır.
- Topluluk halinde yaşayan kişiler topluluk olarak yeniden yerleştirilmeyi talep edebilecektir.
- Yeterli maddi imkana sahip olan kişiler kullanmakta olduğu malı, ilgili bölgenin idari olarak devri için belirlenmiş tarihten en çok bir ay öncesinde boşaltacaktır.
- Yeterli maddi imkana sahip olmayan kişilere, yerleşeceği alternatif konut belirlendikten sonra, yeniden yerleştirme için üç aydan az olmayan bir ihbar süresi verilecektir.
- Küçük çocukları, yaşlı veya sakat bireyleri olan aileler için özel tedbirler alınacaktır.
TOPRAK AYARLAMASI BÖLGELERİNDEKİ ŞİMDİKİ SAKİNLERİN DİĞER HAK VE MENFAATLERİ
Toprak ayarlamasına tabi bölgelerde mal sahibi olup oradan ayrılmak isteyen Kıbrıslı Türkler:
Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinden sonra toprak ayarlamasına tabi bölgedeki malını boşaltmayı tercih eden kişi, bu mala 1974 öncesinde sahip olduğuna veya malı 1974'teki sahibinden iyi niyetle (bona fide) devraldığına dair kanıt göstermek şartıyla, malının tapusuna karşılık şimdiki değer (current value)4 üzerinden tazminat talep edebilecektir.
Etkilenmiş malda geliştirme yapmış şimdiki kullanıcılar:
- Geliştirmenin piyasa değeri malın tasarrufunun kaybedildiği andaki şimdiki değerinin (current value) %10'undan veya 3,000 KL'den fazlaysa, geliştirmenin piyasa değerinden tazminat talep edebilecektir.
- Geliştirmenin piyasa değeri malın tasarrufunun kaybedildiği andaki şimdiki değerinden (current value) fazla ise, malın tapusunu talep etmek için başvuruda bulunabilecektir. Böyle bir durumda:
- Tasarrufu kaybetmiş mal sahibi geliştirmenin piyasa değerini ödemek istemezse, şimdiki kullanıcı malın geliştirmeden önceki şimdiki değerini (current value) ödemek karşılığında tapuyu alacaktır.
- Tasarrufu kaybetmiş mal sahibi ile maldaki geliştirmenin sahibinin her ikisi birden malın tapusu için talepte bulunmuşsa, Mülkiyet Kurulu söz konusu kişiler arasında dostane bir çözüm bulunmasına yardımcı olmaya çalışacaktır. Bu mümkün olmazsa Mülkiyet Kurulu, ya tasarrufu kaybetmiş mal sahibine malın haklarının iadesine, ya da geliştirmenin sahibine malın 1-20 yıllık bir süre için kiralanmasına karar verecektir. Yapılan esaslı geliştirme gelir kaynağı olarak kullanılıyor ise, bu durum böyle bir kararda önemli bir etken olarak dikkate alınacaktır.
TOPRAK AYARLAMASI BÖLGELERİNDEKİ ABİDE VE ANIT ALANLARI
Toprak ayarlaması bölgelerinde bulunan ve 1963-74 arası dönemdeki olaylar ile bağlantılı olarak Kıbrıslı Türkler tarafından yapılmış herhangi bir abide veya anıt, bölgenin devri ile birlikte Uzlaşım Komisyonu'nun idaresine verilecektir. Uzlaşım Komisyonu bunların nihai statüsünü ve yönetim düzenlemelerini belirleyecek ve söz konusu alanda veya çevredeki mülkte menfaati bulunan kurum ve şahıslar bu kararlara saygı gösterecektir.
YENİDEN YERLEŞTİRMENİN İDARESİ - YENİDEN YERLEŞTİRME KURULU
- Yeniden Yerleştirme Kurulu beş üyede
n oluşacaktır: Kurucu devletlerin her birinden birer temsilci ve BM genel sekreterinin atayacağı Kıbrıslı olmayan (ve garantör ülkelerin vatandaşı olmayan) üç üye. Kıbrıslı olmayan üyelerden biri BM temsilcisi olacak ve kurulun başkanlığını yapacaktır.- Bu kurul ile işbirliği yapmak ve irtibat kurmak üzere her bir kurucu devlet, iskan ve mülkiyet konularında yetkili makamı, istihdam/ekonomi ile ilgili konularda yetkili makamı, kurucu devlet polisi ve toprak ayarlaması bölgelerindeki yerel yönetimlerin her biri için birer temsilci atanacaktır.
- Kurul, uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde, yeniden yerleştirmeden etkilenecek ailelerin sosyal açıdan araştırılması ve bu ailelerin iskan edileceği bölgelerin arazi kullanım planı temelinde kapsamlı bir taşınma planının geliştirilmesi ve uygulanmasının desteklenmesi için kurucu devletlerle birlikte çalışacaktır. Söz konusu taşınma planı 31 Ağustos 2004'e kadar tamamlanacaktır.
- Kurul, araştırma sonuçlarını temel alarak, yeniden yerleştirmeden etkilenmiş kişilere alternatif konut temininde yardımcı olacak seçenekleri belirleyecektir. Bu seçenekler, maksada uygun mali yardım yanında sosyal ve düşük maliyetli konutu da içerecektir. Alternatif konutun inşası planlanırken, toplu halde yeniden yerleştirilme arzusunda olan grupların talepleri ile özel olarak ilgilenilecektir.
- Kurul, uluslararası örgütlerin ve kamu-özel ortaklıklarının uzmanlık ve desteğiyle, yeniden yerleştirilmiş ailelerin geçim yollarının süratle yeniden oluşması amacıyla programlar geliştirme ve uygulamada kurucu devletlere yardımcı olacaktır.
- Kurul, toprak ayarlamasına tabi bölgelerde tasarrufun iadesi hakkındaki kararlar ve alternatif konut bulunması ile ilgili olarak Mülkiyet Kurulu ile de yakın bir çalışma içinde olacaktır. Kurul, yeniden yerleştirme için tarih tespit etmeden önce, alternatif konutun içinde yaşanmaya hazır durumda olduğunu teyit edecek ve oraya yerleştirilecek olan kişilere geçimlerini temin konusunda yardım ve destek verilmesini güvenceye almak için yeni ikamet yerindeki belediyelerin yetkilileri ile gerekli düzenlemeleri başlatacaktır.
- Kurucu devletler, kurulun kararlarına tam saygı gösterecek, kurulun kararlarını zamanında uygulayacak, ve kararların yürütülebilmesi için gerekli yasal mevzuatı ve düzenlemeleri yapacaktır.
Yeniden yerleştirmenin finansmanı
BM, toprak ayarlamasına tabi bölgelerdeki sakinlerin yeniden yerleştirilmesinin masrafını karşılamak için önemli ölçüde uluslararası finansman gerekeceğini öngörmektedir. Bunun AB Komisyonu'nun düzenlemeyi vaat ettiği bir uluslararası bağış konferansında sağlanacak finansmandan karşılanması tasarlanmaktadır.
Toprak ayarlamaları süresi içinde güvenlik işbirliği: Geçici Komite
Toprak ayarlamaları sırasında görev yapmak üzere, her bir kurucu devletten ikişer kişi (en az bir polis görevlisi olacak şekilde) ve komitenin başkanlığını da yapacak olan bir BM temsilcisinden oluşan bir Geçici Komite kurulacaktır. Komite, toprak ayarlamasına veya herhangi bir kurucu devlette diğer kurucu devletin iç vatandaşlığına sahip kişilerin mevcudiyetine ilişkin kamu düzeni ve güvenlikle alakalı olup herhangi bir üyesi tarafından dikkatine getirilen tüm konularla ilgilenecektir.
(Sürecek)
1 3.-6. aşamaların son aylarında söz konusu bölgelerin sorumluluğu BM'ye geçecek; ancak bu, yerel nüfusun günlük yaşamının Kıbrıs Türk Devleti tarafından idare edilmesine halel getirmeyecektir.
2 Yeterli mali olanak: X'ten (ipotek ödemelerini karşılamak için gerekli meblağ) fazla olan gelir (vergilendirilebilen ya da diğer gelir) ya da Y'den (halen kullanılmakta olan malı veya alternatif konutu satın almak için gerekli olan miktar) fazla olan servettir. Servetin hesaplanması maksatları için, ekilenmiş maldaki haklar ve menfaatler göz önünde bulundurulur. Mülkiyet Kurulu X ve Y değerlerini belirleyecek ve piya
sa değerlerine ve bilirkişi görüşüne dayanarak bu bedelleri yıllık olarak gözden geçirecektir.3 Tercihli borç: Mülkiyet Kurulu Kıbrıs İskan Bürosu bünyesinde, ipotek garanti ve ipotek yatırım sistemlerini içeren, ve uluslararası ve yerel bankalar, federal hükümet, kurucu devletler ve diğer bağışçıların yardımı ile yürüyecek olan tercihli kredi planını3 yönetmek üzere ayrı bir Kıbrıs İpotek Bürosu oluşturulacaktır. Bu tercihli kredi planı kapsamında, Kıbrıs vatandaşı olan ve yeterli mali olanağı bulunmayan
tasarrufu kaybetmiş mal sahipleri, etkilenmiş malın şimdiki kullanıcıları veya etkilenmiş malda esaslı geliştirme sahipleri tarafından mal satın almak veya inşa etmek (esaslı geliştirme yapılmış mal satın almak dahil), veya bu hükümler uyarınca yapılması gereken ödemeler için kullanılmak üzere tercihli borç verilecektir.4 Şimdiki değer (current value): Malların, tasarrufun kaybedildiği zamanki değerine, Kıbrıs'ta benzer konumlardaki malların ortalama satış fiyatlarındaki artışa dayalı bir değerlendirmeyi yansıtacak ayarlama eklenerek hesaplanan bir değerdir. Hesaplamalar aşağıdakilere göre olacaktır:
- - Tasarrufun kaybedildiği zamandaki değer ve artış hesapları, 1963 ile 1974 yılları arasındaki olaylar olmamış varsayımına dayanacaktır; yani olaylar nedeniyle oluşan değer değişikliği hesaplara dahil edilmeyecektir. Hesaplar mümkünse mülk fiyatlarının bu tür olaylardan olumlu veya olumsuz olarak etkilenmediği kıyaslanabilir yerlere dayandırılarak yapılacaktır.
- - Malın şimdiki değerinin takdiri Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girdiği tarih için yapılacaktır. Anlaşma'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak tazminat bonoları ve mal değerlendirme belgelerinin çıkmasına dek bu değere orta vadeli hükümet bonolarına uygulanan faiz oranı uygulanacaktır.
- - Değer saptaması ile ilgili hükümlerin nihai düzenlemesi hakkında emlak değerlendirme uzmanları, iktisatçı ve/veya emlak değerlendirme uzmanlarından görüş istenecektir.
KIBRIS 21/04/2004
ABD, Kıbrıs için tam saha preste
Murat YetkinBush, Kıbrıs'taki tarafların liderleriyle görüşecek. Washington'ın ana hedefi, BM'den Rumları etkileyecek bir karar çıkarabilmek
21/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta referanduma üç gün kala ABD, sonucun her iki tarafta da 'Evet' çıkmasını garantiye almak için bütün kademeleriyle devreye girdi. Bush'un referandumla çözüm gelmesi için geçtiğimiz hafta boyunca en az beş Kıbrıs brifingi aldığı ya da Kıbrıs toplantısı yaptığı bildiriliyor. Gelişmelerin seyrine göre, Bush'un bugün ya da yarın Kıbrıs
'la ilgili tarafların liderleriyle telefon görüşmeleri yanı sıra, uluslararası kamuoyuna hitaben ABD'yi bağlayıcı bir açıklama da yapabileceği öğrenildi.Meğer Kıbrıs mal-mülkmüş
İsmet Berkan21/04/2004 RADIKAL
Bundan aylar önce Ankara'da üst düzey bir güvenlik yetkilisi, gazetelerin Ankara temsilcileriyle düzenlenen bir toplantıda, meslek hayatının önemli bir bölümünün geçtiği, birkaç kez öldürülmenin kenarına kadar geldiği Kıbrıs'tan söz ederken bir veciz ifade kullanmıştı.
O üst düzey güvenlik yetkilisine göre Kıbrıs sorunu aslında bir 'mal-mülk sorunu'ydu ve "Barış Harekâtı'ndan sonra Rum mallarına el koyanlar sağcı, koyamayanlar solcu olmuşlar"dı.
Bugün hazinle izliyoruz ki, ilk söylendiğinde şaka sanılan bu yukarıdaki sözler aslında büyük açık yüreklilikle yapılmış en gerçekçi Kıbrıs analiziymiş.
Yıllardır iki kesimlilik, eşit siyasi egemenlik diye bağıranların bugün mal-mülkten başka bir şeyi konuşmamalarını, siyasi eşitliğin ve iki kesimliliğin sağlanmasını es geçmelerini nasıl değerlendirmeliyiz?
Biz hâlâ ortada bir 'milli dava' var sanıyoruz; oysa davanın milli yönüyle hiç ilgilenmiyorlar ganimet peşindekiler. Tek dertleri ellerindeki ganimeti kaptırmamak.
Yazık, çok yazık!
Bakın, siz bu satırları okuduğunuzda belki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararı da belli olacak. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
GK'ye sunduğu raporun GK'de kabul görmemesi için en çok çabayı Rum kesiminin gösterdiğini biliyoruz. Oysa aynı rapor Türkiye'de nedense fazla bir etki yaratmadı, gazetelerde yeterince yer almadı.
Oysa raporun GK'de onaylanması Türkiye'ye bir büyük avantaj daha sağlayacak, daha doğrusu Türkiye'de bu çözümü şüpheyle karşılayanların şüphelerini biraz daha giderecek.
Rapor onaylanırsa, Annan Planı'nın gelecekte BM güvencesine alınması söz konusu olacak. Yani iki halk referandumda evet oyu verirse, ortaya çıkacak nihai metin BM Güvenlik Konseyi tarafından da onaylanacak; böylece anlaşma bir anlamda BM yasası olacak.
Anlaşmanın BM yasası haline gelmesi durumunda, Avrupa Birliği tarafından da değiştirilemeyecek, yani bir anlamda derogasyon konusu çözülmüş olacak.
Öte yandan raporun onaylanmasıyla Annan Planı'nın Kıbrıs için bulunacak son çözüm olduğu da bir anlamda tescil edilecek. Bu durumda, hâlâ bir pazarlık kapısı aralamak isteyen Rumlara kapılar kapanmış olacak.
O bakımdan GK'deki oylama ve görüşmelerin çok büyük önemi var. Bu görüşmelerin sonucuna göre Güneydeki AKEL gibi partiler son dakikada tavırlarını değiştirebilecekler.
Halen güney üzerinde mevcut uluslararası baskı iyice artmış durumda. Cumartesiye kadar daha da artacak. Son güne yaklaştıkça Kıbrıs'ta heyecan da büyüyor doğal olarak.
Kıbrıs ve küreselleşme
Türker Alkan21/04/2004 RADIKAL
Denktaş 'Evet'çilere kızgın, ateş püskürüyor. 'Türkiye bizi AB uğruna sattı' demeye gelen konuşmalar yapıyor.
Mücadeleyle geçen uzun bir yaşamın bu sonuca ulaşmaması gerekirdi, kendi açısından haklı elbette. Ama varılan bu nokta eğer 'Evet'in galabesine işaret ediyorsa, bundan dolayı salt Türkiye'yi eleşt
Tarihi fırsat (3)
Gündüz Aktan
21/04/2004 RADIKAL
Rumların Kıbrıs'ın tümünü temsilen 1 Mayıs'ta tek başlarına AB üyesi olmalarının Kıbrıs Türklerinin geleceği ve AB üyeliğimiz açısından bir felaket oluşturacağını değerlendirerek, stratejik bir hata yaptık. Oysa bu ihtimalin sakıncalarıyla başa çıkabilirdik.
İkinci stratejik hata izlenen politikanın niteliğinde yapıldı.
Dış politikadan sorumlu kurumlardan ve KKTC liderliğinden ziyade, bazı toplum kesimlerinin etki ve desteğiyle bir politika saptanıp yürütüldü.
Bu durumun ortaya çıkmasında birçok unsurun bir araya gelmesinin payı oldu.
Büyük sermaye ve medya anahtar rol oynadı. Bunların AB üyeliğine, Kıbrıs (ve belki de yarın Ege) sorununun çok üzerinde önem vermeleri, adada ne pahasına olursa olsun, bir çözüm arayışına girilmesine yol açtı. Ağır borç yükünün yarattığı büyük ekonomik sorunların çözümü için AB üyeliği tek kurtuluş yolu olarak görüldü. Üyelik müzakereleriyle birlikte borsanın yükseleceği, böylece servetlerin ve tasarrufların bir anda büyüyeceği hayaline kapılındı. AB üyelik müzakerelerine başlanmaması halinde borsada muhtemel bir düşüşün sonuçları abartıldı.
Bu hükümetin Kıbrıs'ta çözüme yaklaşımı, farklı nedenlerle, aynı doğrultuda oldu. Hükümeti destekleyen liberal ve muhafazakâr bazı köşe yazarlarının açıkça belirttikleri gibi, demokrasimizi TSK'nın vesayetinden kurtarmak için AB üyeliği amaçlandı ve Kıbrıs engel olarak görüldü.
Buna, ambargolardan yılan, tanınmak ve insan gibi muamele görmek isteyen Kıbrıs Türkleri de eklendi.
Türkiye'den Kıbrıs'a sirayet eden ağır ekonomik kriz bu isteği güçlendirdi. Bizden umut kesildi.
Bu politikayı dış dünya, özellikle de AB şekillendirdi. AB Garanti Antlaşması'na aykırı olarak Rumların tek yanlı üyelik müracaatını kabul etti, giriş sürecinde onlara ekonomik yardım yaptı. Bu arada Türklerin tecridi ve ambargolarla ezilmesi sürdürüldü. 1999 Helsinki zirvesinden sonra, Rumların çözüme yanaşıp yanaşmadığına bakılmadan AB üyelikleri garantilenerek, tüm ödünlerin Türk tarafınca verilmesi sağlandı.
AB, Kıbrıs'ta Rumlar lehine bir çözüme en çok direnmesi beklenen TSK'yı nötralize etmek için, ordunun siyaset dışına çıkarılmasını öngören Kopenhag Kıstası'na ağırlık verdi. AP de TSK'nın (ve Cumhuriyet'in) kurucu miti ve temel doktrini olan Kemalizm'e, demokrasi karşıtı bir ideoloji olarak saldırdı. MGK tam zamanında etkisizleştirildi.
Annan Planı çözümde nihai kararı kurumlardan alıp Kıbrıs halkına verdi. Annan'a göre referandum halkın özgür iradesinin ifadesiydi. Oysa ambargolardan ezilen Türk tarafı kurtuluşu imtiyazlı AB üyeliğinde görerek 'evet' oyu kullanmak zorundaydı. 'Hayır' oyu dışlanma ve ezilmenin devamı anlamına geliyordu. İngilizcesi 'duress' olan bu şantajcı yaklaşım, yalnız demokrasiye değil hukuka da aykırıydı.
Hükümet dış dünyanın yarattığı bu güçlükleri aşmak için içeride kurumlar ve toplum kesimleri arasında bir ulusal mutabakat sağlamaya çalışabilirdi. Tersine dış dünyanın kabul edebileceği bir çözüm için sorunu milli dava olmaktan çıkardı. Sn. Denktaş'ı hasım, milliyetçileri marjinal, iyi çözüm isteyenleri statükocu diye niteleyen, hamasetle hamasiyeti karıştıran gayrimilli bir söylemi benimsedi. Türk tarafı tehlikeli biçimde ikiye bölündü.
Bu, ulusal çıkardan ziyade grup çıkarına dayanan, 2. Cumhuriyetçi liberaller gibi 'postmodern' olan ve kurumların direncini aşmak için benimsenen plebisiter dış politikanın uygulamada başarıya ulaşması güç görünüyor. Ama asıl önemlisi, ambargolara dayanamadığımızdan, ekonomide kendi gücümüze güvenmediğimizden, demokrasimizi iç dinamiklerle düzeltemediğimizden dolayı AB üyeliğine tek kurtuluş olarak yönelen bu 'çözüm', bizim yenildiğimizi kanıtlıyor. Şatafatlı bir değişime uyum ve uygarlıkla bütünleşme söylemi bu gerçeği değiştiremez.
Popper, 'Hayat sorun çözmektir' diyor. Toynbee çözümlerin niteliğinin uygarlık yarattığına işaret ediyor. Birey ve toplumun kimliği çözümlere göre oluşuyor.
Bu çözüm bize AB üyeliği bile getirse, bu açıdan bir şey kazandırmayacak, kaybettirecek. Zira tarihi fırsatı yenilerek yakalamış olacağız.
Kafalar karışık
Erdal GüvenKarpaz'da
ki 209 Rum bir türlü terk edememiş evlerini. Kimi Annan Planı'na 'Evet' diyor, kimi Türk idaresinde yaşamak istemiyor. Ortak arzu bu işin çabucak bitmesi21/04/2004 RADIKAL
KARPAZ - Karpaz'da bir avuç Rum da yaşıyor. 'Her şeye rağmen' terk etmemişler, edememişler evlerini, köylerini... Çoğu Dipkarpaz'da, 209 kişi... Sipahi'de 81 Rum yaşıyor. Çoğu yaşlı. Anlaşılabilir nedenlerden ötürü konuşkan değillerdir Karpazlı Rumlar. Ama yanımda hepsinin tanıdığı, sevdiği, güvendiği biri var: Erdoğan Özbalıkçı. Erdoğ
an bey, Yeni Erenköy Lisesi'nde matematik öğretmeni. Eşi Sonay hanım, doktor ve buradaki Rumlar hep ondan 'soruluyor.'Kaygıyla geçen ömür
'Bize ne kalacak?'
'Erteleme mümkün değil'
21/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- LEFKOŞA - BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Kıbrıs karar tasarısının Güvenlik Konseyi'nde bugün onaylanabileceğini söyledi. Ledra Palas'ta basın toplantısı düzenleyen De Soto, özellikle Rumların bazı endişeleri bulunduğunu bildiklerini belirterek, Konsey'in, taraflara bu planın uygulanabilir olduğuna ilişkin güçlü bir mesaj vereceğini söyledi. "Bundan sonra referandumun ertelenmesi mümkün değil" diyen De Soto, çıkacak 'Hayır' sonucunun, mevcut durumun devamı anlamına geldiğini söyledi.Taraf tutan başkan, Denktaş
Hakkı Devrim21/04/2004 RADIKAL
Referandum öncesi, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş köy köy gezerek, oy verecek halkı etkilemeye çalışıyor.
Bizde seçilince partisiyle ilişiği kesilen Cumhurbaşkanı tarafsızlık yemini eder. KKTC'de partili olabilir, parti başkanı olamazmış. Ama partisinin kararlarıyla bağlı değil; bağımsız hareket etme durumunda.
Belli ki Denktaş'ın tarafsızlık diye bir endişesi yok. Bırakın gelip TBMM'de, TC Hükûmeti'nin siyasetine karşı alenen propaganda yapmış olmasını, Kıbrıs'a döndükten sonra da Ankara'ya laf
Kıbrıs'ta kâr zarar hesabı
Murat Çelikkan
21/04/2004 RADIKAL
Matematikçilerin oyun hesaplarının farklı alanlara uygulanması çok yeni bir uygulama değil. Önce ekonomistler, sonra felsefeciler ve siyaset bilimciler matematik alanının bu saf mantık teorilerini kendi alanlarına da uyguladılar. Hep birlikte kilitlendiğimiz Kıbrıs gündeminin ilk aşaması, nihayet bu cumartesi günü bir sonu
ca varacak. Annan Planı, her ne kadar teknik bir metin olsa da, yapılan yorum ve tartışmaların ağırlıklı olarak teknik düzeyde gitmesi sizi şaırtmıyor mu? Söz konusu olan, yıllardır ayrı yaşamış, aralarına kan ve husumet girmiş iki toplumun bir arada yaşama projesi. Bunda yıllardır Kıbrıs'ta iki halk arasında güven tohumu atan projelerin, 'hainliği' göze alarak çalışma yapan insanların büyük payı var. Adanın en acılı günlerini yaşamış olanların bir kısmı dahi 'Çocuklarımız ve torunlarımız için evet' diyebiliyorsa, her iki kesimde de bu gelecek projesinin mimarlarına adalılar çok şey borçlu.Çok öneml
i gelişmeHatlar karışınca
Anastasiadis: 'Evet' çok zor
Rum tarafında 'Evet' cephesi lideri DİSİ'nin başkanı Anastasiadis, Kıbrıslı Türklerin 'Evet' diyeceğinden emin, ama AKEL 'Hayır'dan geri dönse bile Rumların tutumundan umutsuz
21/04/2004 RADIKAL
Erdal GÜVEN
AKEL'den umudu yok
'Erdoğan samimi'
KKTC liderine veryansın
21/04/2004 RADIKAL
RADİ
KAL - SARAYBOSNA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta raferenduma günler kala AKP hükümetine sert eleştiriler yönelten KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı Balkan Zirvesi yolunda topa tuttu. Gül, polemiğe girmek istemediğini söylese de Denktaş'ı dedikodulara inanıp onlara göre hareket etmekle suçladı. Kendisinin Kıbrıs'ın AB için feda edilmesini öngören hiçbir düşüncesi olmadığını belirten Gül, "Üzüldüğüm nokta şu ki; benim söylemediğim şeyler sanki ağzımdan duyulmuşçasına değerlendiriliyor. Yaptıklarımızı beğenmiyorsa alternatifini düşünsün ona göre hareket etsin" diye konuştu.Denktaş'a 'Ecevit desteği'
21/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC lideri Rauf Denktaş, dün Annan Planı'na 'hayır' kampanyasınaGözler BM'ye çevrildi
ABD, Rumların güvenlik kaygısını yatıştırmak için referandum öncesi BM kararı çıkarma çabasında. Powell, 'BM, anlaşma için ağırlığını koysun' dedi
21/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- NEW YORK - Kıbrıs'ta 24 Nisan'daki referanduma birkaç gün kala, Rumların en büyük partisi AKEL'in 'Evet'e dönmek için anlaşmanın uygulanmasına dair BM teminatı istemesi, uluslararası toplumun eteklerini tutuşturdu. Dikkatler, BM Güvenlik Konseyi'nden referandumdan önce Rumları tatmin edecek bir karar çıkıp çıkmayacağına çevrildi.Rusya sorun yaratıyor
Gül: İtirazımız yok
AP de Rumları uyarıyor
21/04/2004 RADIKAL
AA
- STRASBOURG - Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) siyasi gruplar, Rumların Annan Planı'na 'Hayır' demesinden kaygı duyduklarını açıkladı. Taraflara 'Evet' deme çağrısı yapan tavsiye kararı hazırlayan AP'deki Yeşil Grup Eşbaşkanı Daniel Cohn Bendit, Rumlar 'Hayır' derse AB'nin KKTC'yle siyasi ve ekonomik ilişki kurmak için mekanizma oluşturması gerektiğini söyledi. Tasarıya bir değişiklik önergesi sunan Bendit, AB üyelerinin, BM'den Türklere yönelik ambargonun kaldırılmasını talep etmesini de istedi. Liberal Grup Başkanı Graham Watson ise, Rum liderleri çözüm için gerekli iradeyi göstermemekle suçladı ve "Rumlar 'Hayır' derse Türk yönetiminin meşrulaşması için gerekli adımlar atılır" dedi.Gül de ikna çabasında
21/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ATİNA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bile Rumları referandumda 'Evet' demeye iknaya çalışıyor. Gül, Rum gazetesi Politis'e konuşarak kaygıları yatıştırmaya çalıştı. Rum kesimindeki 'Hayırcı'ların Türkiye'nin çözüm anlaşmasını uygulamayacağı iddiaları için Gül, "Biz ne vaat ettikse yerine getireceğiz" dedi. Gül 'Türkiye aralıkta AB'dan müzakere tarihi alamazsa, çözüm anlaşmasını ne denli uygulayacağı' sorusunu ise "Kıbrıs'ın çözümü AB şartı değildi. Önce Yunanistan ile sorunlar vardı sonra Kıbrıs'ın üyeliği ile sorun çıktı. Şimdi sorun çözülürse her iki taraf Türkiye'yi AB yolunda destekleyecek" diye yanıtladı. Gül, Türkiye'nin garantörlük ısrarı için şöyle dedi: "Türkiye de, Yunanistan da, Britanya da garantör ülkelerdir. Askeri ihtilal dönemleri kapanmıştır. Türkler Kıbrıs'ta sayıca azdır. Güvenlikleri ile elbet ilgileniyoruz. Ancak bu, müdahale etmek istediğimiz anlamına gelmez." Dışişleri Bakanı, 'Adada 650 Türk askeri kaldığında, Türkiye bu askerleri de çeker mi?' sorusuna, "Taraflar anlaşırsa bu da olabilir" cevabını verdi.Verheugen: Rumlar beni aldattı!
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi G
ünter Verheugen, Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada, ''Rumlar tarafından aldatılmış hissettiğini'' söyledi.MILLIYET 21/04/2004
Türk-Yunan dörtlü görüşmes
i birkaç saat ertelenebilir
MILLIYET 21/04/2004
KKTC'de yarın hem 'evet', hem 'hayır' mitingi yapılacak...
Rum-Yunan lobisinden Bush'a mektup: "Plan'ı değiştirin"
Rum ve Yunan asıllı Amerikalılar'ın üyesi olduğu ABD'deki bazı dernekler, Başkan George W. Bush'a bir mektup yazarak, Annan planının hem Rumlar'ın hem de ABD'nin çıkarlarına ters düştüğünü, planın değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Mektup, Helenik Amerikan Ulusal Konseyi (AHEPA), Amerika Kıbrıs Federasyonu, Panepirotik Amerika Federasyonu, Amer
BM Güvenlik Ko
nseyi Kıbrıs'ı görüşecek...
KARAMANLİS'TEN SICAK MESAJLAR
"
Ekonomik ilişkiler gerçek ikili müttefik seviyesinde olsun. Kendi sırtımızdan size yönelik başkalarıyla bir şey yapmayacağız"
Elçin Ergün
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bugün, "Kıbrıs'ta ne olursa olsun Türkiye'yi destekleyeceğiz" mesajı verecek olan Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, dün kabul ettiği Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Yiğit Alpogan'a, "Kendi sırtımızdan size yönelik başkalarıyla bir şey yapmayacağız" dedi.
Kıbrıs'ta yapılacak referandum öncesinde Alpogan, geçtiğimiz ay başbakanlık koltuğuna oturan Karamanlis'e bir nezaket ziyaretinde bulundu. Görüşmede Karamanlis, kendisinden önceki hükümetle Türkiye'nin ilişkilerine atıfta bulunarak, "İkili ilişkiler aynı seviyede devam etsin" mesajı verdi.
Ekonomik ilişkilerin de, "gerçek ikili müttefik ülke seviyesine çıkarılmasına" vurgu yapan Karamanlis, Kıbrıs'ta yapılacak referanduma ilişkin olumlu ya da olumsuz bir müdahalelerinin olmayacağını kaydetti.
Kıbrıs'taki sonuç ne olursa olsun Türkiye'nin AB üyeliğine verilen desteğin süreceğini belirten Karamanlis, "AB'ye girişinizi destekliyoruz, kendi sırtımızdan size yönelik başkalarıyla bir şey yapmayacağız" diye konuştu.
Kıbrıs'ta yapılacak referandum öncesinde, garantör olan iki ülke Türkiye ve Yunanistan'ın Başbakan ve Dışişleri Bakanları bugün Saraybosna'da bir araya gelecek.
Saraybosna'da yapılan "Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı"nda Türkiye'yi temsil edecek olan Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Moliviatis ile görüşecek.
Görüşmede, Karamanlis'in, adada çıkacak sonucun Türk - Yunan ilişkilerini etkilemeyeceğini, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin destekleneceğini dile getirmesi bekleniyor.
MILLIYET 21/04/2004
Kan içen papazları fazla mı abarttım?
Denktaş, "Şampanya içen papazlar, bu sefer kan içmeye gelecek" dedi. Arkasından, "Fazla mı abartıyorum, özür dilerim" diye ekledi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Enosis hedefine ulaşmayı umut eden Rum papazların, Kuzey Kıbrıs'a kan içmeye geleceğini savundu. Baf Metropoliti Hrisostomos'un, "Enosis'i şampanyayla kutlayacağız" sözlerini değerlendiren Denktaş, Rum tarafının hiçbir zaman Kıbrıs'ı Yunan yapma siyasetinden vazgeçmediğini vurguladı. Annan Planı'yla AB'ye girmenin Helenizmin zaferi olduğunu kaydeden Denktaş, papazların "Yüzlerce kiliseye geri geleceğiz" sözlerine atıfta bulunarak, "Yüzlerce papaz geri gelecek. Bu şampanya içen papazlar, kan içmek için gelecekler bu sefer. Acayip mi konuşuyorum, fazla mı abartıyorum, özür diliyorum" dedi.
Denktaş, Başbakan Erdoğan'la arasında bir kavga olmadığını belirtti. Bu mevkilerde görüş ayrılığı olabileceğini söyleyen Denktaş, Erdoğan'ın kendi görüşüne göre milletine hizmet ettiğini, kendilerinin de hataları göstermeyi görev edindiğini vurguladı.
Hayırcı değil, gerçekçiyim
KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, referandumla ilgili olarak, "Hayırcı değil, koyu bir gerçekçi olduğunu" belirtti. Denktaş, "Gerçekleri görüyorum. Halkın, özellikle gençlerin beklentilerini hissediyorum, ama gerçekler farklıdır. Şoke olacağız. Büyük hayallerle yola çıkan gençler umutlarını kaybedecek" dedi.
MILLIYET 21/04/2004
Rumları ikna için 12 İngiliz nedeni
Referandum için pusula belli oldu
LEFKOŞA Milliyet
'Evet'i teşvik için BM kararı istiyor
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs'ta yapılacak referandumlarda "evet" oyunu teşvik etmek için BM Güvenlik Konseyi'nden bir karar çıkarmak istediklerini söyledi.
Powell, "BM Güvenlik Konseyi ile bu hafta çıkmasını beklediğimiz bir karar üzerinde çalışıyoruz. Bu tasarı, BM'nin Annan Planı'na ağırlığını koyduğunu göstererek, hem Kuzey'de hem de Güney'de Kıbrıslıları 'evet' oy
Ecevit, Denktaş'ın protesto edildiği köyde...
DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit, dün KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "evet" sloganlarıyla protesto edildiği Kıbrıs Yeşilırmak köyünü ziyaret etti. Annan Planı'nda Rum yönetimine devredilmesi öngörülen köyde, kahvehanede halkla sohbet eden Ecevit çifti, Kıbrıs'taki son gelişmeler hakkında düşünce ve duygularını paylaşmak için Yeşilırmak'a geldiklerini söylediler. Yeşilırmak'ın
tarihinde hiçbir zaman Rumlarca yönetilmediğine işaret eden Ecevit, "Yeşilırmak'ın yerini bile bilmeyen Ankara'dakiler, siz kimin malını kime veriyorsunuz?" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, referandum öncesi "Hayır" kampanyasına destek amacıyla bugün KKTC'de temaslarda bulunacak.
Baykal Kıbrıs'a gitmiyor
ANKARA Milliyet
Gül, güvence verdi
Dışişleri Bakanı, Rum gazetesine açıklamasında, 'Kıbrıs'ta tüm vaatlerimizi yerine getireceğiz' dedi ve askeri ihtilal döneminin artık geçtiğini söyledi
Yorgo Kırbaki
'Kıbrıs, feda edilmedi'
ADEM ALTAN
AKEL'in durumu
Güney Kıbrıs'ın en büyük partisi "komünist" AKEL'in takındığı tutum, en fazla KKTC'nin iktidar partisi CTP'yi şaşırttı.
KKTC Başbakanı ve CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın, dün, Güney Kıbrıs'a geçerek görüşme isteği AKEL yönetimince geri çevrildi. Siyasi nezaketle bağdaşmayan bu
Kıbrıs ve Türkiye
DENKTAŞ Türk h
ükümetini ağır sözlerle eleştiriyor; eleştirsin... Tabii farklı düşünebilir. Ama bu farklılığın bir polemiğe dönüşmesi kaygı vericidir.Bu topraklar artık barışı hak ediyor
Bir yanda 'evet'çiler barış şarkılarıyla geleceği anlatıyor, öbür yanda ülkücüler geçmişin hortlaklarıyla uğraşıyor
Referanduma doğru Kıbrıs - 5
LEFKOŞA
İki kavşakta iki gösteri. Biri evetçilerin, öteki hayırcıların. Bir taraf gelecekle, öteki taraf geçmişle uğraşıyor. Birinin elinde zeytin dalı, ağzında barış şarkıları... Ötekinin eli yumruk olmuş, iki dudağının arasında kavga ve savaş sözcükleri...
Bir taraf, güzel bir geleceği barış şarkılarıyla anlatıyor. Öteki taraf, boyun damarları şişmiş, habire savaş sloganları atıyor, geçmişin hortlaklarıyla uğraşıyor.
Bir taraf güler yüzlü.
Öbür tarafta kaşlar çatık.
Yüzler gergin, ürkütücü...
Şehrin hemen girişindeki kavşağı evetçiler tutmuş, bayrak dalgalandırıyorlar, barış şarkılarıyla... Dereboyu kavşağında ise hayırcılar... Üç hilalli MHP bayraklarıyla, kurt işaretleriyle, Türkiye plakalı arabaların içinden yarı bellerine kadar sarkarak, yüzleri takallüs etmiş, bağıra bağıra meydanda dönüyorlar.
Kızılelma koalisyonu
Ülkücülerin bir afişi:
Denktaş'ın fotoğrafı ve yanında koca bir yumruk resmi. Altındaysa Rumların ancak bundan, yani yumruktan anlayacağı yazıyor.
Ülkücüler Denktaş'ın yanında...
Erbakancılar da öyle.
Ecevitler de Kıbrıs'ta.
Bülent - Rahşan Ecevit çiftinden sonra MHP lideri Bahçeli de bugün adaya geliyor.
Kızılelma koalisyonu...
Nafile bir çaba!
Çün
Barış adası olabilir
Geçen gün Kuzey Kıbrıs'ın en batısındaki Katolik Maronitlerin yaşadığı bir köye gidiyorduk. 1974 sonrası köylerini bırakıp Güney'e gitmeyi inatla reddetmişler. Kıbrıslı Türk meslektaşım Başaran cep telefonuyla yemek yiyeceğimiz köy lokantasını arıyor. Türkçe, Rumca ve İngilizce karışımı bir dille anlaşıyor Maria'yla, lokantanın sahibiyle...
Gülmeye başladık.
Kıbrıs gerçeği bir yerde bu. Öylesine bir doku ki bu, yürekli ve ufk
Bu toprak acıya doymuş
Fatma, 17 yaşında. "Annem Kayserili, babam Yozgatlı... 1974'te gelmişler. Ben burada doğdum" diyor. Esra daha 14 yaşında. O da Kıbrıs'ta doğmuş. Annesi babası Adana'dan gelip buraya yerleşmişler. "Arada bir dans var mı?" diye sorunca, "Sadece düğünlerde" diye geliyor yanıt. Kıbrıslı gibi konu
ştuklarını söyleyince, kıkır kıkır gülüyorlar, "Artık buralıyık!" derken...Pazar mezar sonbahar
"Pazara kadar mı... Mezara kadar mı?"
Kıbrıs'ta referandum sandıklarından çıkacak sonuçlar için - genelde - kafalar sadece bu ikisine takılmış.
Oysa ne o, ne öbürü. Galiba ekime kadar..." Şimdilik bu üçüncü olasılık da göz önünde tutulmalı.
Rum AKEL Partisi'nin - belki - "tornistan" yapmasına neden olabilecek uygulamalar için, BM garantisi bile, bu üçüncü olasılığı büsbütün gündemden kaldırmıyor.
Yani...
Rum tarafı da - hani mesela - EVET derse
AB aşkı
Bu hesabı açayım:
Bizim açık seçik gördüğümüzü, Kıbrıs Rum Kesimi de görmüyor mu?
AKP hükümeti neden EVET için ağırlık koymakta?
Çünkü...
Kıbrıs'ta çözümün, AB'ye üyelik görüşmelerine başlama tarihi için alınması gereken bir zorlu viraj olduğu kanısında.
Peki KKTC'de EVET oyları neden çoğunlukta görünüyor?
Gene aynı sebeple... KKTC halkı, artık AB yurttaşı olmak istiyor.
Türkiye ve
Referandum gariplikleri
KIBRIS'ta önümüzdeki cumartesi yapılacak referandum, herhalde dünya halk oylamaları tarihine, garip ve çelişkili görünen yanları ile de geçecek.
Öyle bir referandum ki, iki kesimde de, cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan liderler, kendi halklarını "hayır" demeye çağırıyor...
Buna karşılık, Kuzey'de Başbakan güçlü bir "evet" için kampanya yürütüyor. Hatta bu kampanyayı Güney'e de taşımaya uğraşıyor.
Güney'de ise, Cumhurbaşkanı'nın iktidar ortağı ola
Hiçbi
r şey eskisi gibi olmayacak24Nisan'da Kıbrıs'ta Annan Planı için yapılacak halkoylamasından sonra Türkiye tarihinde yeni bir sayfa açılıyor. Artık, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü, büyük bir olasılıkla hem Kuzey hem de Güney Kıbrıs halkı plana "evet" oyu kullanacak. Bakın 24 Ocak'tan sonraki süreçte karşılaşacaklarımıza:
Artık Kıbrıs'a vizesiz giremeyeceğiz. Kıbrıs Elçiliği'nin önünde de vize alma kuyrukları oluşacak. Çünkü, Kıbrıs Avrupa Birliği (AB) toprağı sayılacak. Ama, Yunanlılar için aynı ş
'Evet' ile 'hayır' arasında
Kıbrıs'ta yapılacak referandumda Türk ve Rum seçmenlerin vereceği 'evet' ya da 'hayır' oyları adanın geleceğini belirleyecek. Ancak ortaya çıkacak sonuç, Kıbrıs'ın geleceğini belirleme açısından önemli olmanın ötesinde, Türkiye'nin iç politika gündemini ve dış politika tercihlerini de etkileyebilecek. Bu nedenle 'evet' ile 'hayır' seçenekleri Türkiye'de de yoğun biçimde tartışılıyor.
Aslı
Neden 'evet'?
Ben kendi hesabıma, Kıbrıs'taki referandumdan 'evet' sonucunun çıkmasını, en azından Türk kesimindeki oylamada 'evet'lerin fazla olmasını istiyorum. Kıbrıs'taki oylamada 'evet' sonucunun alınması halinde Türkiye'nin AB ile bütünleşme yolunda ilerlemesinin de daha kolay olacağını ve bunun da Türkiye'ye elle tutulur bir gelişme p
erspektifi kazandıracağını düşünüyorum.Çözümsüzlük tuzağı
Türkiye'nin geleceği için, 21. yüzyıl dünyasının gerçeklerini dikkate alan tutarlı bir yol haritası ortaya koyamayan 'hayır' cephesinin istediği olur, Kıbrıs'taki referandumda çıkacak 'hayır' sonucu, Türkiye'nin AB yolunda sağladığı ilerlemeyi de kösteklerse, çok boyutlu bir çözümsüzlük tuzağına düşebiliriz. AKP hükümetinin sendelemesini öncelikli hedef haline getirenler bu son
uca belki sevinebilir, çözümsüzlük ortamından medet umanlara yeni fırsatlar çıkabilir. Bu özlemi duyanların 'hayır'ı savunması rasyonel bir tercih olarak görünüyor.Kıbrıs'ta artık taksim dışı çözüm olmaz
Kıbrıs Rumları tam 30 yıldır bütün dünyanın sempatisini topladılar. Hele yıllar geçtikçe ve 1974 askeri müdahelesi öncesinde yaşananlar (Türklerin silah zoruyla susturulmaları) unutuldukça bu sempati daha da arttı.
Rumlar dünyayı son derece başarılı şekilde şöyle bir hikay
AP: Rumların tavrı hayal kırıklığı yarattı
AB Dönem Başkanı İrlanda'nın AB işlerinden sorumlu Bakanı Dick Roche, ''Kıbrıs'ta tarafların, adanın birleşmesi konusunda ortaya çıkan bu tarihi fırsatı kaçırmamaları'' gerektiğini söyledi.
Avrupa Parlamentosu'nda (AP) bugün yapılan Kıbrıs oturumunda söz alan Roche, Kıbrıs sorununun ç
Referandumların olası sonuçlarına yönelik senaryolar...
KKTC'de yarın hem 'evet', hem 'hayır' mitingi yapılacak...
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen, Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada, "Rumlar tarafından aldatılmış hissedildiğini" söyledi.
Avrupa Parlamentosu'nda başlayan Kıbrıs oturumunda söz alan Verheugen, Rum yönetiminin, referandumda Annan planına karşı tavır almasını sert biçimde eleştirdi ve ''Artık diplomatik olmayan biçimde söyleyeceğim, kendimi Rumlar tarafından aldatılmış hissediyorum'' dedi
Kıbrıs sorununun çözümünün Rumların AB'ye üyeliğinin önkoşulu olmadığı yolundaki tavrı hatatan Verheugen, Rum yönetiminin görüşmeler sırasında BM planını destekler bir tavır içinde olduğunu belirtti ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un son yaklaşımının daha önceki tavrına tamamen ters düştüğünü söyledi.
Verheugen, Rum kesiminde kendisine getirilen yayın yasağını da sert biçimde eleştirdi ve ''AB'ye üye olan ve üye olacak ülkelerde birtakım temel ilkelere saygı gösterilmesini bekleriz. Bu herkes için geçerli'' dedi.
Rumların, Annan planına karşı çıkmasına yönelik eleştirilerini sürdüren Verheugen, ''Hayır diyenler Ada'da hala Türk askerlerinin kalacağını söylüyorlar. Referandumda 'hayır' derlerse 30 bin Türk askeri ilelebet orada kalacak. Adada hala Türkiye'den gelen göçmenlerin bulunduğundan şikayet ediyorlar. 'Hayır' derlerse Kıbrıs'a belki de yüz bin Türk göçmen daha gelebilecek'' diye konuştu.
COX: RUMLARIN YAPTIĞI İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRI
Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox da, Annan Planı'nın dengeli ve uzlaşma metni olduğunu söyledi.
Cox, yaptığı konuşmada, Rum kesiminde ülke dışından yapılan konuşmalara televizyonda yasak getirilmesini de sert biçimde eleştirdive bunun ifade özgürlüğüne aykırı bir durum olduğunu söyledi.
PATTEN: VERHEUGEN'IN HİSLERİNİ HEPİMİZ PAYLAŞIYORUZ
AB Komisyonu'nun dışişlerinden sorumlu üyesi Chris Patten, Rumların referandumdan önce Annan Planı'na karşı tavırları yüzünden ''büyük hayal kırıklığına'' uğradıklarını söyledi.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in parlamentoda sabah yaptığı konuşmada, ''Rumlar tarafından kandırılmış hissediyorum'' şeklindeki sözlerine atıfta bulunan Patten, ''Verheugen'ın hislerini hepimiz paylaşıyoruz'' dedi.
Referandumda Rumların ''hayır'', Türklerin ''evet'' demesi halinde AB Komisyonu'nun takınacağı tavır hakkında bilgi veren Patten, ''Böyle bir durumda Kıbrıslı Türklerin mağdur olmaması için komisyon gerekli çalışmaları ve önerileri yapacaktır'' dedi.
AB DÖNEM BAŞKANI İRLANDA: TARİHİ FIRSATI KAÇIRMASINLAR
AB Dönem Başkanı İrlanda'nın AB işlerinden sorumlu Bakanı Dick Roche, ''Kıbrıs'ta tarafların, adanın birleşmesi konusunda ortaya çıkan bu tarihi fırsatı kaçırmamaları'' gerektiğini söyledi. AP'de bugün yapılan Kıbrıs oturumunda söz alan Roche, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye ve Yunanistan'ın olumlu ve yapıcı bir tutum sergilediklerini bildirdi.
Referandumun, Kıbrıslıların geleceği için bir tarihi fırsat yarattığını kaydeden Roche, birleşik Kıbrıs'ın barışçı biçimde Birliğe girmesi için ''bu fırsatın kaçırılmamasını'' istedi.
SİYASİ GRUPLAR: RUM KESİMİNİN TAVRI HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI
AP'de sabah yapılan oturumda söz alan Sosyalist, Hıristiyan Demokrat, Yeşil ve Liberal parlamenterler, Rum kesiminin Annan Planı'na karşı çıkmasından derin hayal kırıklığına uğradıklarını bildirdiler.
AP'nin Türkiye raportörü Arie Oostlander de, Rum tarafının tutumunun herkeste ciddi hayal kırıklığı ve üzüntü yarattığını belirtti.
Yeşil Grup Başkanı Daniel Cohn Bendit, referandumda Türklerin ''evet'', Rumların ''hayır'' demesi halinde AB'nin KKTC ile siyasi ilişkiye girmesi görüşünü savundu.
Referandumda böyle bir sonucun çıkması halinde Türklerin mağdur durumda bırakılamayacağını kaydeden Bendit, ''Böyle bir durumda KıbrısTürklerine yönelik ekonomik ambargo da kaldırılmalı'' diye konuştu.
Liberal Grup adına konuşan İngiliz parlamenter Chris Davies, ''kendisini kandırılmış olarak hissettiğini'' söyleyen AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'ın aslında ''kibarlık'' gösterdiğini, Rumların herkesi derin hayal kırıklığına uğrattıklarını söyledi. AP, Kıbrıs konusunda hazırlanan ortak tavsiye kararını bugün öğleden sonra oylayacak.
(aa)
HURRIYET 21/04/2004
Ü
çlü pazarlıkNur BATUR/ATİNA
ABD Dışişleri Bakanı Powell ve BM Genel Sekreteri Annan, referandumda kilit rol oynayacak AKELin Lideri Hristofyasla pazarlık yaptı.
Papadopulosun devre dışı bırakıldığı görüşmede Rumlar, 3 güvenceden 2sini aldılar.
KIBRISta tarihi referanduma 3 gün kala BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell hayır kampanyası yürüten Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulosu devre dışı bıraktılar ve pazarlığı referandumda kilit rol oynayan AKEL Lideri Dimitris Hristofyasla yaptılar.
Rum Kesiminin en büyük partisi AKELin lideri ve Meclis Başkanı olan Hristofyas, Rum halkına evet çağrısı yapmak için bir hafta boyunca Annan ve Powellla sert pazarlık sürdürdü. Hristofyas referandumda evet demek için 3 güvence istedi:
Annan Planını BM Güvenlik Konseyi onaylasın. Böylece planın uygulanacağına ilişkin güvence versin.
Anlaşmanın uygulanmaya başlamasıyla birlikte Kıbrısa silah satışı tamamen yasaklansın.
BM Güvenlik Konseyi, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşmasının ihlal edilmesi halinde BM Sözleşmesinin 7. bölümünün 41. ve 42. maddelerinin işletileceğini de karara bağlasın.
ABLUKA VE ASKERİ MÜDAHALE
Hristofyasın işletilmesini istediği 41. ve 42. maddeye göre, ilk aşamada BM, anlaşmayı ihlal eden ülkeyle diplomatik ve ekonomik ilişkilerini kesiyor, ikinci aşamada da hava, deniz ve karadan ablukaya alıyor. Bu yaptırımlardan sonuç alınmazsa BM, ihlal eden ülkeye karşı askeri müdahaleyi de öngörüyor. BM, söz konusu maddeleri Sırbistana müdahale sırasında işletti. Annan, Hristofyasın ilk iki şartını kabul etti ancak 3üncü şarta sıcak bakmadı. Annanın önceki gün BM Güvenlik Konseyine sunduğu karar tasarısında, barış gücünün misyonunu değiştirdi, sayısını da 7 bine çıkarttı. Böylece, yeşil hatta görev yapan barış gücü askerleri anlaşmanın uygulanmaya başlanmasından sonra bütün adada görev üstlenecek.
KONSEYDE HAVA GERGİN
Yunan basınına göre, ABD ve İngilterenin inisiyatifiyle sunulan karar tasarısı BM Güvenlik Konseyinde gerginlik yarattı. Rusya ve Fransa referandumdan önce bir karar tasarısının onaylanmasına sıcak bakmadılar. Gerginlik Atinada huzursuzluk yarattı. Çünkü, karar konseyden geçmezse, AKEL hayır oyunu değiştirmeyecek. Bu arada Powell, referandum öncesinde iki tarafın halkını evet oyunu teşvik için Güvenlik Konseyinun bir karar almasını istedi. Powell, Karar, taraflara yükümlülüklerini yerine getirmeleri yönünde çağrı yapmamızı sağlayacak dedi.
Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto da Lefkoşada düzenlediği basın toplantısında Kıbrısla ilgili karar üzerinde çalışıldığını ve bugün Güvenlik Konseyinde oylanabileceğini bildirdi.
HURRIYET 21/04/2004
ABD: Türkler Annan planında kararlı
Washington
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıslı Rumların, Annan planı çerçevesinde Türkiye'nin Ada'dan asker çekme anlaşmasına uymayabileceği korkusunu taşıdığı görüşüne karşılık, Türklerin plana uyma kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi.
Boucher, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 19 Nisan'da, BM Güvenlik Konseyi'ne, Kıbrıslıların ''evet'' oyu vermesini cesaretlendirecek karar çıkarılması amacıyla rapor sunduğunu hatırlattı.
BM Güvenlik Konseyi'nin şimdi bu raporu incelediğini ve nasıl destek verebileceğine baktığını belirten Boucher, ABD'nin, bu kararın bu hafta, referandumlardan önce çıkması gerektiğine inandığını kaydetti.
Boucher, ''Tasarı, Kıbrıslılara istedikleri cesareti vermeli. BM, çözüm planına tüm ağırlığını koyduğunu ve bütün tarafların, çözüm olduktan sonra yükümlülüklerini karşılayacağını göstermeli'' dedi.
Bir gazetecinin, ''tasarıda, Kıbrıslı Rumların, Türklerin çok sayıda asker çekmeyeceği korkusunu giderecek ne var?'' sorusu üzerine Boucher, ''Tasarının kilit noktası, Güvenlik Konseyinden plana güçlü bir onay verilmesidir. Böylece, uluslararası camianın, planın dikkatli bir şekilde uygulanmasını izleyeceğini garanti etmiş oluyoruz. Planın arkasına BMGK kararı konulmuş oluyor. Bir taraf ya da diğerinin anlaşmayı uygulamayacağı korkusu gideriliyor. Türkler, gerçekten de açıkça planı uygulama kararlılıklarını belirttiler'' yanıtını verdi.
Boucher, Rum asıllı Amerikalıların, ABD Başkanı George W. Bush'tan, Annan planının tamamen değiştirilmesini istediği yönündeki bir soru üzerine, ''İkinci bir anlaşma yok. Başka fırsat, yeni müzakere yok'' diyerek, bu talebin mümkün olmadığına işaret etti.
Boucher, referandumu ertelemeyle bir yere varılamayacağına inandıklarını, bugüne kadar Kıbrıs meselesinin bütün boyutlarının müzakerelerde ortaya konulduğunu söyledi.
Richard Boucher, ''Şimdi plan seçmenlerin önünde. İnsanlar evlerine dönecek, askerler Ada'dan ayrılacak, toprak düzenlemeleri yapılacak, Kıbrıslı Türkler tanımlanacak'' dedi.
RUM-YUNAN LOBİSİNDEN BUSH'A MEKTUP
Rum ve Yunan asıllı Amerikalılar'ın üyesi olduğu ABD'deki bazı dernekler, Başkan George W.Bush'a bir mektup yazarak, Annan planının hem Rumlar'ın hem de ABD'nin çıkarlarına ters düştüğünü, planın değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Mektup, Helenik Amerikan Ulusal Konseyi (AHEPA), Amerika Kıbrıs Federasyonu, Panepirotik Amerika Federasyonu, Amerika Pan-Makedonya Birliği ve Amerikan Helenik Enstitü (AHI) adına Bush'a gönderildi.
AHI Başkanı Gene Rossides'in imzasını taşıyan mektupta, ''Büyük Yunan-Amerikan üyeli örgütler, Annan planını daha demokratik, üzerinde çalışılabilir, finansal olarak uygulanabilir ve adil hale getirmek için ABD'nin çıkarına planda ciddi değişiklikler yapılması çağrısında bulunuyor'' ifadesi kullanıldı.
Bush'a gönderilen ve 19 Şubat tarihini taşıyan mektupta, Türkiye'nin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın, Irak'ın 1990 yılında Kuveyt'i işgalinden farksız olduğu iddia edildi ve Türkiye'nin bu tarihten beri Ada'yı ''işgal'' ettiği ileri sürüldü.
Mektupta, ''Annan planı, Irak'ta demokratik kurumlar inşa etmeye yönelik Amerikan çabaları için zararlıdır. Çünkü Annan planı, etnik ayrıma dayalı zayıf bir merkezi hükümete dayanan sistemi rasyonalize etmeye çalışıyor. ABD, bu tip bir çözümü Irak'ta reddetti'' denildi.
Annan planının, Ada'da mülkiyet haklarını korumadığı, askerden tam arındırmayı getirmediği, toprak dağıtımında adil olmadığı gibi iddialar da mektupta yer aldı. Mektubun birer kopyası, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice, Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e de gönderildi.
(aa)
HURRIYET 21/04/2004
Papadopulos:
Hayır demiyoruz, güvence istiyoruzRUM lider Tasos Papadopulos, Time Dergisinin Avrupa baskısına verdiği demeçte daha ılımlı bir tavır alarak, plana hayır demediğini ve Türkiyenin planı tam uygulayacağı konusunda güvence istediklerini kaydetti. Rum lider, Türklerin kazanımlarını referandumdan 48 saat sonra elde ettiğini ve kendilerinin ise yıllar süren bir süreçte beklemek zorunda olduklarını belirtti, umut satın aldıklarını ve Rumların elde edecekleri kazanımların uygulanacağı garantisi istediklerini kaydetti. Papadopulos, kimden garanti istediği şeklindeki soruya ise BM Güvenlik Konseyi ya da başka ülkeler olabilir yanıtını verdi. Papadopulos önceki akşam Yunanistanın Alfa televizyonuna da, Annan Planına karşı olmadığını söyledi, Gerekli olan şey 3-4 değişikliğin yapılması, adanın yeniden birleşmesini zorlaştıran maddelerin düzenlenmesi ve anlaşmanın uygulanacağına dair güvencelerin bulunmasıdır dedi.
HURRIYET 21/04/2004
AKEL, Talata randevu vermedi
Referandumun ertelenmesini isteyen ve aksi halde hayır cephesinde yer alacağını ilan eden Rumların en büyük partisi AKEL, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talatın randevu talebini geri çevirdi. AKEL Lideri Dimitris Hristofyas, yeni bir karar almadıklarını ve BM Güvenlik Konseyi kararı beklediklerini belirterek, Talat ile daha sonra görüşebileceğini söyledi
HURRIYET 21/04/2004
Ecevitlerden hayır desteği
Birol BEBEK/LEFKOŞA
DSP Lideri Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın başlattığı, Annan Planına hayır kampanyasına destek amacıyla dün Lefkoşaya geldi.
Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantanla Adaya gelen Ecevit çiftini Geçitkale Havaalanında, Kıbrıs Türktür Türk kalacak, 74 kahramanı hoşgeldin yazılı pankartlarla 50 kişilik grup karşıladı. Denktaş ile görüşmesinde, adayı hüzünlü bulduğunu belirten Ecevit, Denktaşın üzerine ağır saldırılar var. Bazı sanayiciler KKTCye gerekli çabayı göstermedi. Halbuki gösterselerdi ambargolara rağmen gelişebilirdi. Kıbrıslı Rumlar ırkçıdır yayılmacıdır, Türklerin böyle ihtirasları yoktur. Irk, din, dil ve kültür farkı var. İç içe yaşayamazlar ancak yanyana olabilirler. Yabancılar, AB, BM, ABD elini çekmeli Adadan. dedi.
HURRIYET 21/04/2004
| Verheugen: Rumlar aldattı | ||
|
ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Günter V erheugen Rum yönetimi lideri Papadopulosun İsviçrede plana evet deyip daha sonra hayır tutumu takındığını belirterek, Rumlar tarafından aldatılmış hissedildiğini söyledi. |
||
|
NTV |
||
|
21 Nisan 2004 Verheugen Avrupa Parlamentosundaki Kıbrıs oturumunda yaptığı konuşmada, Rum televizyonlarında açıklama yapmasına izin verilmediğine de dikkat çekerek, Rum Yönetimi 1 hafta sonra AB üyesi olacak bir ülke gibi davranmıyor dedi. |
Dentaştan hayırcılara şiddet uyarısı
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Lefkoşada hayırcılarla evetçiler arasında yaşanan şiddet olayları konusunda uyarıda bulundu
| NTV-MSNBC |
|
21 Nisan 2004 Denktaş, demokratik bir anlayış içerinde herkesin evet ve hayır deme hakkı bulunduğunu belirterek, Bu önemli günlerde hoşgörülü olamayacak olanlar, evlerine kapansınlar, Sakın sokağa çıkmasınlar. Kimseyi tehdit etmesinler dedi. |
Önceki gece Lefkoşa yakınlarındaki Göçmenköyde eveti destekleyen 5 genç saldırya uğramış. Olaylarla ilgili 60 kişi gözaltına alınmıştı.
Öte yandan, KKTC Cumhurbaşkanı açıklamasında, Türkiye Hükümeti ile görüş ayrılığına da dikkat çekti. Denktaş, İlk defa Türk Hükümeti yumruk gibi birliği böldü diye konuştu.
| Hayırcılar evetçilere saldırdı | ||
|
Kuzey Kıbrısta referanduma 3 gün kala evetçi ve hayırcı gruplar arasında gerilim tıranıyor. Önceki gece Lefkoşa yakınlarındaki Göçmenköyde eveti destekleyen 5 genç saldırya uğradı. |
||
|
Lefkoşa |
|
21 Nisan 2004 Olayın ardından soruşturma başlatan polis, yaklaşık 47 kişiyi gözaltına aldı |
Olay sırasında bir parkta oturan CTP gençlik örgütünden gençlere, kimliği belirlenemeyen 20 kişilik bir grup saldırdı. Saldırı sonucu 5 gençten 3ü, Burhan Nalbantoğlu hastanesinde tedavi altına alındı. Yüz, boyun ve kollarından yaralanan gençler sabah saatlerinde hastaneden taburcu edildi.
Olayın ardından soruşturma başlatan polis, yaklaşık
ABDden Rum lobisinin talebine ret
ABDdeki Rum lobisi, Annan Planının Türk tarafını desteklediğini ileri sürerek, Başkan George Bushtan planın değiştirilmesini istedi, ancak bu istek reddedildi
| NTV-MSNBC |
|
21 Nisan 2004 ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Türkiyenin, Kıbrısa ilişkin yükümlülüklerini yerine getirme güvencesi verdiğini belirtti. |
Kıbrısta Annan Planına başından beri karşı çıkan ABDdeki Rum lobisi, son çare olarak Başkan Busha bir mektup yazarak, planın değiştirilmesini ve referandumun ertelenmesini istedi.
ABDdeki en büyük altı Rum-Yunan kuruluşu adına Busha gönderilen mektupta, Annan Planının Türk saldırganlığını hoşgördüğü ve Türk tarafını dest
| Evet ve hayırcılardan son mitingler | ||
|
Kıbrısta referanduma 3 gün kala, Türk ve Rum kesimindeki evet ve hayırcılar son kozlarını oynamak için meydanlara iniyor. |
||
|
NTV |
|
21 Nisan 2004 Rum kesiminde bu akşam evetçiler miting yapacak. KKTCde ise yarın hem evetçiler hem de hayırcılar miting düzenleyecek. |
Bugün saat 19.00da, Rum kesimindeki evetçiler Elefteria Meydanındaki mitingde toplanıyor. Mitinge, referandumda evet diyeceğini açıklayan DİSİ Partisinin de aralarında bulunduğu, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri katılacak. Mitingin organizasyonunu evetçilerin bir araya geldiği Birleşik Avrupalı Kıbrıs Platforumu yapıyor.
KKTCDE ÇİFTE MİTİNG
KKTCde ise hem evetçiler, hem de hayırcılar yarın miting düzenleyecek. İktidarın büyük ortağı CTP tarafından düzenlenen Dünya ile bütünleşmeye evet şöleni İnönü Meydanında saat 20.00da başlayacak. referandumda hayır oyu kullanacaklar ise saat 18.00da Atatürk Meydanındaki Varoluş ve dayanışma mitinginde bir araya gelecek.
| Şener: Denktaş zorla gönderilemez |
|
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Kıbrıstaki referandumda evet çıkması halinde Denktaş görevinde kalmak istiyorsa, kimse tutup da alamaz dedi. |
|
Ankara |
|
21 Nisan 2004 Şener, AB üyelik sürecinde Türkiyeye tarih verilmemesi halinde bunun AKPye maliyetinin ne olacağı sorusuna, Kıbrıs sorunu ile Türkiyenin ABye girişini ilişkilendirmeyi doğru bulmuyoruz ama Aralıktaki zirvede karar verilirken, Kıbrıs ile birlikte tartışılacak yanıtını verdi. |
|||||
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Kıbrıstaki referandumda evet çıkması halinde Denktaş görevinde kalmak istiyorsa, kimse tutup da alamaz dedi. Şener, Sheraton Otelinde düzenlenen Türkiye İktisat Kongresi Tanıtım Toplantısı öncesinde bir grup gazeteci ile sohbet etti ve sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin Referandumda hayır çıkması halinde bir B planınız var mı? şeklindeki sorusuna Şener, tabii yanıtını verdi. Evet ya da hayırın sürecinin belli olduğunu belirten Şen
Lefkoşa
Kıbrıs Rum kesiminde iktidarın büyük ortağı AKEL partisi, BMdeki son tasarının kendilerini tatmin etmediğini açıkladı.
AKEL lideri Dimitris Hristofyas, haftasonu yaptığı açıklamada, Plana evet demek istiyoruz, ancak planın uygulanabilirliği konusunda Birleşmiş Milletler güvencesi gerekiyor. Bu güvence gelirse tavrımızı gözden geçiririz demişti.
BM Güvenlik Konseyinin, Türkiye saatiyle 17.00de başlayacak oturumunda Kıbrısla ilgili ilk karar tasarısını görüşmesi bekleniyor.
21/04/2044
Güvenlik Konseyinde Kıbrıs pazarlığı
BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs konusundaki karar tasarısını oylayacağı oturum dün iki defa yapılan ertelemeden sonra saat 22.00de başladı.
İngiltere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs planını onaylamak için toplanan Güvenlik Konseyine yeni bir tasarı sundu.
İngiltere, Konsey üyelerinden bazılarının planın çok karmaşık olmasından şikayet etmesi üzerine basitleştirilmiş bir tasarı hazırladı.
Güvenlik Konseyi, Annanın Kıbrıs Planını onaylamak için gizli toplantılarına dün de deva
İngilterenin sunduğu tasarıyı görüşen Güvenlik Konseyi, daha sonra Fransanın istediği düzeltmeleri tartışarak Kabul etti.
Fransanın talep ettiği değişikliklerin ilavesiyle onaylanmaya hazır hale getirilen karar tasarısın bu kez de Rusya itiraz ederek belli değişiklikler istedi. Rusya, Fransanın yaptığı önerinin de değiştirilmesi için uğraş veriyor.
Kofi Annan planın, referandumdan önce onaylanmasını istiyor.
Genel Sekreter her iki tarafın güvenlik konusundaki kaygısını gidermek için Kıbrısa silah ambargosu uygulanmasını ve anlaşma kabul edildiği taktirde uygulamayı denetlemek için Birleşmiş Milletlere yeni bir görev verilmesini de istiyor.
Amerika Dışişleri Bakanı Colin Powell da Salı günü Washington'da Avrupa Birliği Dış İlişkiler Sorumlusu
TASARIDA ATIF YAPILAN BM SÖZLEŞMESİNİN 7. BÖLÜMÜNDEN TSK MUAF
Konsey üyelerinin bu saate kadar tasarı taslağı üzerindeki konsültasyonlarını kendi aralarında sürdürecekleri belirtildi. Diplomatik kaynaklar, karar tasarısının dili üzerinde uzlaşmaya varılmak üzere olduğunu belirterek, tasarının büyük olasılıkla 22.00deki oturumda oylanıp kabul edilebileceğini kaydettiler.
TSK MUAF
BM kaynakları, karar tasarısının silah ambargolarının uygulanmasında başvurulan BM Sözleşmesinin 7. bölümüne atıf yaptığını ve bunun teknik bir zorunluluk olduğunu kaydederken, atıf yapılan 7. bölümün Türk Silahlı Kuvvetlerine muafiyet getirmesinin de sevindirici olduğunu vurguluyorlar.
Aslında 7. bölümün özellikle 1960 döneminde Adaya kaçak silah sokan Rumlar için sıkıntı yaratması gerektiğini kaydeden BM diplomatik kaynakları, Kıbrısa S-300 füzelerini ve diğer silahları getirenlerin Rum tarafı olduğunun da unutulmaması gerektiğini belirtiyorlar.
Tasarıda, BM Sözleşmesinin 7. maddesine atıf yapılmasının ayrıca BM Genel Sekreterinin talebi olduğu da kaydediliyor.
HALKIN SESI 22/04/2004
Verheugen: Rumlar tarafından aldatıldım
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada, Rumlar tarafından aldatılmış hissettiğini söyledi.
Avrupa Parlamentosunda başlayan Kıbrıs oturumunda söz alan Verheugen, Rum yönetiminin, referandumda Annan planına karşı tavır almasını sert biçimde eleştirdi ve Artık diplomatik olmayan biçimde söyleyeceğim, kendimi Rumlar tarafından aldatılmış hissediyorum dedi.
Kıbrıs sorununun çözümünün Rumların ABye üyeliğinin ön koşulu olmadığı yolundaki tavrı hatırlatan Verheugen, Rum yönetiminin görüşmeler sırasında BM planını destekler bir tavır içinde olduğunu belirtti ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun son yaklaşımının daha önceki tavrına tamamen ters düştüğünü söyledi.
Verheugen, Rum kesiminde kendisine getirilen yayın yasağını da sert biçimde eleştirdi ve ABye üye olan ve üye olacak ülkelerde bir takım temel ilkelere saygı gösterilmesini bekleriz. Bu herkes için geçerli dedi.
Rumların, Annan planına karşı çıkmasına yönelik eleştirilerini sürdüren Verheugen, Hayır diyenler Adada hala Türk askerlerinin kalacağını söylüyorlar. Referandumda hayır derlerse 30 bin Türk askeri ilelebet orada kalacak. Adada hala Türkiyeden gelen göçmenlerin bulunduğundan şikayet ediyorlar. Hayır derlerse Kıbrısa belki de yüz bin Türk göçmen daha gelebilecek diye konuştu.
Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox da, Rum kesiminde getirilen yayın yasağını eleştirdi ve bunun ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi.
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrısın birleştirilmesi çabalarında Türkiyenin yapıcı bir rol oynadığını söyledi.
PATTEN: VERHEUGENIN HİSLERİNİ HEPİMİZ PAYLAŞIYORUZ
AB Komisyonunun dışişlerinden sorumlu üyesi Chris Patten, Rumların referandumdan önce Annan Planına karşı tavırları yüzünden büyük hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi.
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üy
esi Günter Verheugenin parlamentoda sabah yaptığı konuşmada, Rumlar tarafından kandırılmış hissediyorum şeklindeki sözlerine atıfta bulunan Patten, Verheugenın hislerini hepimiz paylaşıyoruz dedi.Referandumda Rumların hayır, Türklerin evet demesi halinde AB Komisyonunun takınacağı tavır hakkında bilgi veren Patten, Böyle bir durumda Kıbrıslı Türklerin mağdur olmaması için komisyon gerekli çalışmaları ve önerileri yapacaktır dedi.
HALKIN SESI 22/04/2004
Erdoğan: Kıbrısta iyiniyetimizi koruyacağız
Başbakan Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile birlikte yaptığı, Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatisin de katıldığı görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalard
a bulundu.Erdoğan, Karamanlis ile Kıbrıs sürecini değerlendirdiklerini ifade ederek, görüşmede, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunu ele aldıklarını söyledi. Erdoğan, Önümüzdeki kısa bir süre içerisinde Yunanistana yapacağım ziyareti konuştuk dedi.
Bir gazetecinin, Yunanistana ne zaman gideceğini sorması üzerine Erdoğan, yakın bir zaman içinde gideceğini kaydetti.
Referandum sonucu ne olursa olsun, gidecek misiniz diyen bir gazeteciye Erdoğan, Tabii tabii... Bu bizim önceden konuştuğumuz bir konu. Ama şimdi de tekrar ele aldık karşılığını verdi.
Erdoğan, bir gazetecinin, Kıbrıs süreci hakkında ayrıntı verilmesini istemesi üzerine, Detay filan yok, bu kadar. Kıbrısta her zaman karşılıklı olarak iyi niyetimizi koruyacağız dedi.
Bir soruyu yanıtlarken Erdoğan, bugün KKTCde yaşanan olayları duymadığını ve detayını bilmediğini belirtti.
Başbakan Erdoğan, Kıbrısta Güneyden hayır çıkması durumunda bile, Yunanistan Türkiyenin AB üyeliğini destekleyecek mi? sorusunu ise yanıtsız bıraktı.
KARAMANLİS: ERDOĞANI ATİNADA AĞIRLAMAKTAN MUTLULUK DUYACAĞIZ
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Kıbrısta gelinen noktayı ele aldıklarını ve bu çerçevede konuya ilişkin bilinen görüşlerini tekrarladıklarını söyledi.
İki ülke ilişkilerinin güçlendirilmesi hakkında taraflarda gerekli iradenin mevcut olduğunu belirten Karamanlis, görüşmede Türkiyenin AB üyelik sürecini de ele aldıklarını ve bu sürece olan desteklerini
bir kez daha dile getirdiklerini kaydetti.Karamanlis, Başbakan Erdoğanı Atinada ağırlamaktan büyük mutluluk duyacaklarını da ifade etti.
HALKIN SESI 22/04/2004
Annan: Hayır çıkarsa rolüm biter
Annan, Kıbrıstaki referandumların öngörüldüğü gibi yapılacağını belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New Yorktaki genel merkezde düzenlediği basın toplantısında, taraflardan referandum konusunda erteleme talebi gelmediğini kaydetti ve Devam ediyoruz. Taraflar hazır dedi.
Taraflardan birinin plana hayır demesi durumunda ne olacağının sorulması üzerine Annan, Proje ölür, benim rolüm biter diye konuştu.
BM Genel Sekreteri, Kıbrıslıların cumartesi günü düzenlenecek referandumlarda tarihi bir karar vereceğini belirterek, bunun kaçırılmaması gereken bir fı
HALKIN SESI 22/04/2004
Darp olayında 47 kişi tutuklandı
Lefkoşa-Göçmenköyde dün akşam 6 genç darp edildi. Polis, olayla ilgili olarak şüpheli görülen toplam 47 kişiyi tutukladı.
Polis, zanlıların tespiti için soruşturma ve çalışmaların devam ettiğini açıkladı.
Polis Basın Bültenine göre Göçmenköydeki olay dün akşam saat 20.45 sıralarında gerçekleşti. 15-20 kişilik bir grup, 19 Nisanda aynı yerde arkadaşlarını darp ettikleri gerekçesiyle, tahta sopalar, elleri ve ayaklarıyla 6 genci ciddi şekilde darp etti.
Darp edilenlerin Göçmenköyde sakin Halil Düşmez, Akan Palabıyık, Aktan Palabıyık, Hüseyin Özbaysal, Kemal Kolçak ve Ahmet Dede isimli gençlerin olduğunu açıklayan polis, Akan Palabıyıka ait CA 762 plakalı araca da sopalarla vurulup zarar verildiğini de belirtti.
SALDIRI PROTESTO EDİLDİ
Lefkoşanın Göçmenköy bölgesinde önceki akşam barış ve çözüm yanlısı 6 Kıbrıslı Türk gencin saldırıya uğramasını protesto etmek amacıyla dün eylem düzenlendi. Barış yanlısı bir çok vatandaş, dün saat 17.00 sıralarında Göçmenköy havuzu olarak bilinen Tekin Yurdabak Caddesinde toplanarak yapılan saldırıyı kınadı. Eyleme katılan vatandaşlar, Kahrolsun faşizm, Denktaş istifa, Kıbrısta barış engellenemez, birlik mücadele dayanışma, şe
klinde sloganlar atarak, yaşanan olaya tepkilerini dile getirdiler. Eylemin gerçekleştirildiği bölgeden geçen bir çok vatandaş da korna çalarak eylemcilere desteklerini ilettiği gözlemlendi. Vatandaşlar yaklaşık 1.5 saat süren eylemden sonra olaysız bir şekilde dağıldı.DENKTAŞ: ÜLKÜCÜLERLE ALAKASI YOK
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, özetle şunları söyledi:
Konuyla ilgili olarak polis müdürüyle konuştum. Ülkücü diye birşey yok. Olay derhal ülkücülere mal edildi.... Dövenlerin bir kısmı yakalandı ve kendi ifadelerine göre bir gün önce onlar dövülmüş, onlar da ertesi gün onları dövmüş... Polise de şikayet etmemişler ve öçlerini almışlar. Tahrik var, dövme var, bu da tasvip edilecek birşey değil ama ülkücülükle hiç ilgisi yok. Sağda solda çalışan bazı işçiler. Bir
kaçı yakalandı, diğerleri de yakalanacak.SERDAR DENKTAŞ: KIŞKIRTMA VE TAHRİKLERE KAPILMAMALI
DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, son günlerde meydana gelen, münferit diye nitelendirilebilecek sokak olaylarının üzücü ve endişe verici olduğunu belirtti. Denktaş, Kıbrıs Türk halkının alışık olmadığı bu tür gelişmelerin tekrarlanmaması için, özellikle gençlerin, kışkırtmalara ve tahriklere kapılmaması gerektiğini söyledi.
BDH
Ülkedeki toplumsal barışı ortadan kaldırmaya yönelik saldırıya adı karışan grubun referandum sürecini provake edip ülkede terör ve korku havası estirmek isteyen statükocu güçler tarafından ithal edildiği görüşünü belirten BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı Akıncı, Hiç bir güç, kendi evinin efendisi ol
mak için çaba harcayan Kıbrıs Türklerinin kararlılığını azaltamayacaktır dedi.TKP
TKP Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcu, Davulcu, 70-80 binlere ulaşan kitlelerle meydan gösterileri yapılmasına karşın bir tek kişinin bile burnunun kanamadığı, bir tek camın kırılmadığı Kuzey Kıbrısta son bir iki günde sokaklar kanlı şiddet olaylarına tanıklık etti dedi.
BKP
Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), ithal zorbaların terör saçtığı, polisin ve güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı koşullarda demokratik bir halkoylamasından söz edilmesinin kesinlikle mümkün olmadığı şeklinde görüş belirtti.
GÖÇMENKÖY İDMAN YURDU
Göçmenköy İdman Yurdu Başkanı Arslan Bıçaklı, Bu çirkin saldırıları gerçekleştiren kişiler hakkında gerekli soruşturmanın yapılmasını bekler, bu referandum süreci içerisinde herkesin birbirine karşı daha saygılı davranmasını ve sağduyulu olması gerektiğine inandığımızı kamuoyuna açıklarız dedi.
EL-SEN:
El-Sen Başkanı Hasan Kaide imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, Referanduma az bir zaman kala ülkücülerin, Kıbrıslı Türk gençlerimizi insanlık dışı feci şekilde darp etmeleri ve ağır yaralamamalarını şiddetle kınıyoruz denildi.
ÜLKÜ OCAKLARI: İLGİMİZ YOK
KKTC Ülkü Ocakları, Göçmenköyde dün akşam bir grubun gençlere saldırısıyla ilgisi olmadığını açıkladı.
Ülkü Ocakları tarafından yayımlanan bildiride, olay nedeniyle tutuklanan 23 zanlı arasında Ülkü Ocakları mensubunun bulunmadığı kaydedildi.
HALKIN SESI 22/04/2004
De Soto: BM tasarıyı bugün onaylayabilir
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Güvenlik Konseyinde çalışmaları süren Kıbrıs karar tasarının onaylanmasının bugün mümkün olabileceğini bildirdi.
De Soto, endişelere yanıt verebilmek için Güvenlik Konseyinin mümkün olduğunca çabuk hareket etmesini beklediklerini de kaydetti
Özellikle Rum tarafının bazı endişelere sahip olduğunu bildiklerini dile getiren De Soto, Güvenlik Konseyinin gerekli adımları atarak, taraflara bu planın uygulanabilir olduğu mesajını vereceğini söyledi.
Sorulara yanıt verirken sık sık, kararın halklar tarafından verilmesi gerektiğinin altını çizen De Soto, Liderlerin planın anlatımını bizim tercih ettiğimiz şekilde yapmamaları bu endişelerin doğmasına neden oldu dedi.
Rumlar beni şaşırttı
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alavo De Soto, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin, Kıbrıslı Türklerle yeniden birleşmeye karşı gösterdikleri olumsuz tavrın kendisini şaşırttığını fakat mevcut çözüm planının hala daha iki kesimden de olumlu oy alabileceğine inandığını ifade etti.
De Soto Reuterse verdiği mülakatta Kıbrıslı Rumlara atıfta bulunarak, Gösterdikleri tavır beni çok şaşırttı dedi ve şöle konuştu:
Fakat bazı şeylerin değiştiğini hissediyorum, belki de insanlar lehte oy vermemeleri takdirde neler kaybedebileceklerini anlamaya başladılar
De Soto, beş yıldır üzerinde çalıştığı çözüm planının başarısız olması halinde görevde kalıp kalmayacağı yönünde bir açıklamada bulunmaktan da kaçındığı belirtildi.
De Soto ayrıca çozümün olmaması halinde, kısa bir sürede taraflara tekrar görüşmeleri talebinde bulunacaklarını zannetmediğini de ifade etti.
El Salvadorda, 10 yılı aşan iç savaşı sona erdiren anlaşmayı bağlayan ayrıca Pakistan, Hindistan arasında da arabuluculuk yapan De Soto Kıbrıs sorununun en zor görevi olduğunu itiraf etti. De Soto, Çok daha zor. Kan akmadığı ve kurşunların sıkılmadığı zaman Güvenlik Konseyinin dikkatini bir noktaya çekmek çok daha zor oluyor şeklinde konuştu.
Kendilerinin planda hızlı düzeltmelere inanmadıklarını bu yüzden böyle kapsamlı bir planın ortaya çıktığını kaydeden De Soto, buna örnek olarak Türk topraklarının yaklaşık %7sinin tekrar Rum kesmine verileceğini, bunun neticesinde 50 bin insanın yerinden olacağina işaret etti. De Soto Önem vermeseydik böyle bir plan ortaya çıkmayacaktı dedi.
YENIDUZEN 22/04/2004
Ülkücü terörü!
24 Nisanda yapılacak referanduma doğru Türkiyeden gelen Ülkücüler terör havası estiriyor. Dün akşam 20:00 sıralarında Lefkoşa Göçmenköyde 25-30 kadar Ülkücü grup Ya Allah naraları atarak gençlerimize saldırdı.
Lefkoşa Göçmenköyde Bomtaş Benzin İstasyonu yakınlarında, motorsikletlerinde EVET yazılı olan gençler, demir çubuk ve odun parçalarıyla feci şekilde dövüldü, hastanelik oldu. Çevreye dehşet saçan Ülkücü grup bazı vatandaşlarımızın araçlarının camlarını da kırdı.
Kıbrıslı gençleri öldüresiye döven Ülkücülere tepki gösteren çevre sakinlerine de ağıza alınmayacak küfürler eden Ülkücüler birçok genci darp etti. Darp edilen gençlerden 6sının durumunun ciddi olduğu bildirildi.Özellikle başına odunla vurulan gencin durumunun ciddi olduğu öğrenild
i. Olay sonrası Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Acil Servisinde tedavi altına alınan gençlerin 15-19 yaşlarında oldukları kaydedildi. Ülkücüler tarafından hastanelik edilen gençlerin isimlerinin baş harfleri A.D, A.P, A.P, H.Ö, K.D, K.B olduğı söylendi.Olay sonrasında YeniDÜZENe açıklama yapan gençlerin aileleri Bizim Rumlardan korkmamızı istiyorlar, fakat bir bunlardan korkuyoruz şeklinde konuştular. Korku ve telaş içinde olduklarını belirten vatandaşlar polisi ve Devletin tüm kurumlarını göreve da
vet ettiler.(YeniDÜZEN)YENIDUZEN 22/04/2004
EVET Şöleni yarın akşam!..
Referanduma üç gün kala yarın akşam başkent Lefkoşa, hem evet, hem de hayır görüşünü savunanların mitinglerine ev sahipliği yapacak.
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-B
G) tarafından organize edilen Dünya ile Bütünleşmeye Evet Şöleni İnönü Meydanında saat 20.00de; Miting Tertip Komitesince düzenlenen Varoluş ve Dayanışma Mitingi ise saat 18.00de Atatürk Meydanında yer alacak.CTP-BG Basın Bürosundan verilen bilgiye göre, Kıbrıs Türk halkının çözüm yönündeki kararlılığının göstergesi olacak şölende, İki Toplumlu Koro ve Halk Dansları Topluluğu yanında SOS müzik grubu sahne alacak. Sunuculuğunu Sami Özuslu ve Cenk Mutluyakalının yapacağı şölende konuşmalar da var
.Hangi yaşta, hangi görüşte, hangi, partiden, hangi bölgeden, hangi meslekten olursanız olun dünya bir tanedir. Haydi dünyayla buluşalım sloganlı şölenle ilgili açıklama yapan CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, kararlı bir şekilde dünyayla buluşmak ve çocukların geleceği için 24 Nisandaki tarihi referandumda evet diyeceklerini belirtti.
Soyer, Annan Planının Kıbrıs Türk halkına sağlayacaklarını sıralayarak, barış yanlısı, referandumda evet diyecek tüm siyasi örgütleri, sivil toplum kuruluşlarını ve
bireyleri şölene davet etti.Hayır mitingi yapılacak
Miting Tertip Komitesi imzasıyla gazetelere verilen Varoluş ve Dayanışma Mitingine Çağrı başlıklı ilanlarda ise Sessiz çoğunluk son noktayı koyacak. Vatandaş vatanına sahip çık, muhteşem bir mitingle var olduğunu ve var olacağını artık göster. Oynanan bu oyunu artık durdur denildi.
Yokoluşa hayır denilecek miting için bütün ilçe merkezlerinden ve bazı köylerden otobüsler kaldırılacağı da duyuruldu. (tak)
YENIDUZEN 22/04/2004
Alvaro de Soto: Annan'ı
n raporu bugün onaylanabilirBM genel sekreterinin Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporun bugün onaylanabileceğini söyledi. De Soto, cumartesi günü yapılacak referandum konusunda ise, ertelemenin mümkün olmadığını belirterek "tek tarafın talebiyle referandum ertelenmez" dedi
Birleşmiş Milletler genel sekreterinin Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto, genel sekreter Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporun bugün onaylanabileceğini söyledi. Alvaro de Soto, cumartesi günü yapılacak referandum konusunda ise, ertelemenin mümkün olmadığını belirterek, "Tek tarafın talebiyle referandumlar ertelenemez" dedi.
Referandumun ertelenmesi için tek bir tarafın talebinin yeterli olmayacağını söylen De Soto, referandumun 24 Nisan'da yapılmasına dört tarafın karar verdiğini ve hiç bir tarafın Bürgenstock'ta böyle bir erteleme talebinde bulunmadığını ifade etti.
Alvaro de Soto, Kıbrıslıların dile getirdiği endişelerin giderilmesi için genel sekreterin sunduğu raporun BM Güvenlik Konseyi'nde süratle onaylanmasını ve bu yolla Kıbrıslılara sinyal göndermesini istedi.
Alvaro de Soto, BM Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs karar tasarısı üzerindeki çalışmaların devam ettiğini belirterek, tasarının onaylanmasının bugün mümkün olabileceğini bildirdi. De Soto, BM Genel Sekreteri Annan'ın sunduğu rapor üzerinde uzmanlar düzeyinde çalışmaların sürdüğünü, ilerleyen saatlerde de istişarelerin yapılacağını belirtti ve "Tasarının onaylanması yarın (bugün)
bile mümkün olabilir" diye konuştu.De Soto, BM'nin avukatlık yapmasının söz konusu olamayacağını belirterek, liderlerin planın avantaj ve dezavantajlarını halklara kendilerinin (BM'nin) tercih ettikleri şekilde anlatmamalarından dolayı ortaya bazı korkuların çıktığını söyledi.
Rum AKEL partisinin referandumun ertelenmesi talebini yorumlayan De Soto, tek tarafın talebiyle bunun olamayacağını ifade etti.
Alvaro de Soto, 24 Nisan'da yapılacak referandumlar öncesinde dün akşam Ledra Palace Otel'de basın toplantısı düzenledi. Çok sayıda basın mensubunun izlediği basın toplantısını bazı televizyon kanalları canlı yayınladı.
Üç nokta
Alvaro de Soto, BM genel sekreterinin Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs raporunda, bazı adımlar atılmasını istediğini kaydetti. Bunların "kuruluş anlaşmasının onaylanması, silah ambargosu konusunda bağlayıcı adımlar ve yeni bir Barış Gücü" olduğunu ifade eden De Soto, dile getirilen endişelere hak verdiklerini ve genel sekreterin konsey üyesi ülkelerle görüşerek referandum sonrasında
değerlendirilmesini istediğini belirtti.Güvenlik Konseyi'nin ön yargı yaratmaması ve Kıbrıslıların karar vermesinin son derece önemli olduğunu belirten De Soto, buna rağmen BM genel sekreterinin Güvenlik Konseyi'nden adımlar atmasını istediğini, çünkü birçok Kıbrıslı tarafından son derece önemli endişeler dile getirildiğini, bu endişelerde garanti, güvenlik olmayacağı, Annan Planı'nın hükümlerinin uygulanamayacağı gibi konular yer aldığını anlattı.
"Konseyin sinyal
göndermesi gerekiyor"
Alvaro de Soto, şöyle konuştu:
"BM Güvenlik Konseyi'nin özellikle önemli bir sinyal göndermesi gerekiyor. Kıbrıs halkına ve bu mesajda da gerekli önlemlerin ta baştan alınacağını söylemesi gerekiyor. Planda belirtilmiş adımlar atılacak, dolayısıyla bu planın uygulanabileceği belirtilecek. Tabii ki anlaşmanın taraflarına da Annan Planı'na tam bir uyumun sağlanması açısından mesaj gönderilmiş olacak. Bunu yaparak Kıbrıs halkının dileklerini yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Önemli olan bir şey var, BM Güvenlik Konseyi'nin hız
lı hareket etmesi gerekiyor. Belki de referandumlardan önce hareket etmeli ki böylelikle onlar oylamaya giderken bazı teminatları da beraberlerinde götürebilsinler. Ama bu şu anlama gelmiyor: BM Güvenlik Konseyi Kıbrıslılardan önce bir şeyleri yapmak için harekete geçmiyor. Tam tersine hazırlanan tasarıda da bütün bunlar dile getiriliyor. BM Güvenlik Konseyi de bugün bu karar tasarısını ele alıyor. Adadaki her bir taraf planı kabul etmezlerse, atılan adımlar yani BM Güvenlik Konseyi tarafından koşullu olarak atılan adımlar geçerli olmayacak."Sorular
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "BM ve diğerlerinin Annan Planı'nın uygulanacağına ve halklar için güvenliğin artırılacağına dair teminatlar vermesi, acaba bir açıdan BM'nin müzakereler sırasında bu teminatı vermekte başarısız olduğu anlamına mı gelir?"sorusuna karşılık "hayır kesinlikle öyle değil" dedi.
De Soto, planda endişelerin göz önünde bulundurulduğunu ve BM Güvenlik Konseyi'ne önemli bir rol öngörüldüğünü kaydederek, Güvenlik Konseyi'nin BM genel sekreterinin istekleri çerçevesinde bazı adımlar atması gerektiğini söyledi.
"Bazı korkular hâlâ mevcut"
Tarafların anlaşmayı onaylayarak verdikleri sözleri yerine getirmesini istediklerini belirten De Soto, bazı korkuların hala mevcut olduğunu, BM Güvenlik Konseyi'nin atacağı adımlarda bunları da göz önünde bulundurması gerektiğini vurguladı.
"Güvenlik Konseyi
hızlı hareket etmeli"
De Soto, "Rum tarafının görüşünü etkilemek açısından bu garantileri daha önce vermemekle BM bir şansı kaçırmış olabilir mi?" sorusunu yanıtlarken şunları söyledi:
"Bütün bunların ilgili olduğunu düşünmüyorum. Her zaman tahmin edilen bir şey vardı, bizler BM Güvenlik Konseyi'ne başvuracaktık. Müzakereler sona erince bu başvuru yapılacaktı ve nihai bir metin oluştuktan sonra zaten Güvenlik Konseyi'ne başvurulacaktı. Annan Planı'nın 2002'de sunulan ilk halinde bile bu mevcuttur. Biz BM Güvenlik Konseyi'nden mümkün olduğunca hızlı hareket etmesini istiyor
uz çünkü bazı endişeler, korkular ortaya çıktı, dile getiriliyor. O yüzden siyasi açıdan değerlendirecek olursak sorunuzu şunu da dile getirmem gerekiyor."Avukatlık söz konusu olamaz"
BM'nin bir şekilde bir avukatlık yapması söz konusu olamaz. Böylesi bir rolü olamaz. Bizim umudumuz liderlerin zaten bunu yapması. En azından sunulmuş planı kısmi bir şekilde de olsa, özellikle de avantajlarını ve dezavantajlarını aynı şekilde halklara anlatmış olmaları. Bunun başarısız olmasından dolayı ya da en azından biz
im tercih ettiğimiz şekilde yapılmamış olmasından dolayı bazı korkuların ortaya çıktığını görüyoruz. Bu korkuların bazıları aslına bakarsanız çok fazla dile getiriliyor. Bu açıdan değerlendirdiğiniz zaman böyle bir ihtiyacın ortaya çıkması, bu sorunların ele alınması, mümkün olduğunca kısa sürede yapılması, dikkat çeken bir nokta haline geliyor."Tasarının onaylanması
yarın (bugün) bile mümkün
Alvaro de Soto, BM Güvenlik Konseyi'nin tasarıyı referandumdan önce kabulünün mümkün olabileceğini açıklayarak, konseyin bugün (dün) uzmanlar düzeyinde bir toplantı yapacağını, ardından resmi olmayan büyükelçiler düzeyince istişareler gerçekleşeceğini, tasarının oylanmasının yarın (bugün) bile mümkün olabileceğini söyledi.
"Erteleme için tek tarafın
talebi yeterli değ
il"AKEL'in referandumun ertelenmesi talebini değerlendirmesi istenen De Soto, "Böyle bir fikir bir kaç gün önce dile getirildi ancak köprünün altından o zamandan beri çok sular aktı. Bu son zamanlarda dile getirildi. Her koşulda anlaşma nihai noktaya geld
i, bu tarihe dört taraf karar verdi. Bürgenstock'ta kimse böyle bir erteleme istemedi" diye konuştu.De Soto, referandumun erteleme için tek bir tarafın talebinin yeterli olmayacağını ifade etti.
BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan karar tasarısında kullanılan dilin çok dikkatli seçildiğine ve bunun BM tarafından uygulanışının son derece önemli olduğuna işaret eden De Soto, "Zannederim BM bu noktada son derece aktif olacaktır. Hatta çok aktif davranacağını düşünüyorum. Zaman zaman bazıları bunu 'müdahaleci' di
ye de değerlendirebilir, ancak bu bir fark yaratacaktır. Özellikle de siyasi isteklilik olduğu zaman böyle bir anlaşmanın yapılması açısından..." dedi.De Soto, Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasıyla çok yakından ilgilendiğini de vurgulayarak, yapılması gereken her şeyin yapılacağını belirtti.
Planda değişiklik için taleple karşılaşmadıklarını, zaten bunun için çok geç olduğunu kaydeden De Soto, teknik çalışmaları tamamladıklarını, büyük değişikliğin söz konusu olamayacağını bildirdi. Her şeyin yerli yerinde olması, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için çalışmaların sürdüğünü, federal yapılar ve personelin çok önem taşıdığını anlattı.
Rahatsız eden haberler
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, çalışanların işlerini, emeklilik haklarını kaybedecekmiş gibi bazı haberler gördüklerini kaydederek, "Bütün bu haberler bizi çok fazla rahatsız etti bu noktada ve konuyla ilgili endişeleri de gidermeye çalıştık zaten" diye konuştu.
İlk gün ne olacağı çok açık
"Her iki taraftan da evet çıkarsa ilk gün ne olacak?" sorusuna karşılık De Soto, bu gibi soruların yanıtının zaten açık şekilde Annan Planı'nda yer aldığını söyledi. "Plana bakın her şeyi göreceksiniz" diyen De Soto, soru işareti kalmadığını, anlaşmanın birinci gününde ne olacağını herkesin çok iyi bildiğini, açık şekilde uygulanacak bir takvimin söz konusu olduğunu belirtti.
De Soto, referandumlardan evet çıkması durumunda BM Barış Gücü'nün asker sayısının 3 katına çıkarılacağının doğru olup olmadığı ve referandumun ardından ara bölgenin ortadan kalkacak olması nedeniyle halka ne gibi tavsiyelerde bulunacağının sorulması üzerine, "Kutlamaktan başka ne yapacakları konusunda mı!" diye espri yaptıktan sonra BM Barış Gücü askerlerinin şimdiki sayısının iki katına çıkarılacağını, polisin sayısının 10 ile çarpılacağını ve bunlara destek olarak başka polis güçlerinin de bulunacağını söyledi. De Soto insanların hayatlarına devam etmeleri gerektiğini ifade ederek, geçiş dönemlerinin kolay olmayacağını belirtti ve bu konuda Almanya'nın önemli tecrübeleri bulunduğuna işaret etti.
UNFICYP, tarihe karışıyor
Tasarının kabul edilmesiyle adadaki BM barış gücü UNFICYP de tarihe karışacak.
BM kaynakları, Kıbrıs'taki yeni BM barış gücünün adının UNSIMIC (United Nations Settlement Implamantation Mission in Cyprus) olacağını belirterek, üzerinde çok konuşulan silah ambargosunun geçerli olabilmesi için, BM Şartı'nın zorunluluk esasına dayanan 7. bölümüne atıf yapıldığını kaydediyorlar.
Annan Planı'nın silah ambargosu bölümünü eleştiren çevrelerin iddiasının tersine, silah ambargosunun daha önce de 7. bölüme atıf yapılarak kabul edildiğini belirten BM kaynakları, plan uyarınca öngörülen silah ambargosunun sadece taraflardan birine yönelik değil, uluslararası topluluğa yönelik olduğu ve adada silah ihracat ve ithalatının yasaklanmasının amaçlandığının altını çiziyorlar.
Annan raporu uyarınca, silah ambargosu ve yeni BM barış gücü görev yönergesinin dışında, "Kurucular Anlaşması"nın onayı da BM'yi bekliyor.
BM'nin yeni anlaşmayı onayının, referandumlardan "evet" çıkarsa olacağı kaydediliyor.
Hem iki tarafın yararı
hem de fedakarlıkları var
"BM'nin hâlâ iki evet aradığının belirtilerek, itirazlar varken ve planın ertelenmesi talepleri bulunurken planın referanduma götürülmesinin doğru olup olmadığı" sorusu üzerine De Soto, planı referanduma götürenin BM'nin değil liderlerin taahhüdü olduğunu belirtti, şahsi umudunun halkların planı onaylaması olduğunu söyledi. Planın avukatlığına soyunmadıklarını yineleyerek, ancak insanların planı, en azından 16 sayfa tutan kuruluş anlaşmalarını objektif olarak okuyup değerlendirdiklerini umduğunu ifade eden De Soto, olayın özünün bu maddelerde bulunduğunu söyledi. De Soto iki tarafın da hem yararına olan hem de fedakarlık yaparak uzlaştıkları noktalar bulunduğunu söyledi.
Süreç boyunca yapmaya çalıştıklarının Kıbrıslıların dileklerini yorumlamak ve iki taraf arasında köprüler kurmak olduğunu söyleyen De Soto, ertelenme konusunda ise, bazı kesintilere rağmen dört yıldır planla ilgili görüşmeleri sürdürdüklerini anımsattı. Tarafların üzerinde görüşmeyi kabul ettikleri planın sadece liderlerin değil halkların da önüne geçtiğimiz yılın Şubat ayında konulduğunu anlatan De Soto, bunu çalışmak ve okumak için üzerinden 13 aylık bir zaman geçtiğini söyledi.
Alvaro de Soto, planın BM Güvenlik Konseyi tarafından güçlü bir şekilde desteklendiğini, AB'nin de planı bağdaştırmayı kabul ettiğini, 2003 Şubat'tan bu yana planın iki tarafın da istemleri yönünde çok geliştirildiğini söyledi.
De Soto, plana bakıldığında Güvenlik Konseyi'nin adada öngördüğü çözüm vizyonuna da uyduğunu ifade etti.
"İnsanlar, işleri konusunda endişe etmesin"
Rum halkından bazı kesimlerin, polislerin, memurların, Merkez Bankası çalışanlarının planın uygulanması sırasında işlerine ne olacağıyla ilgili endişelerinin bulunduğunun belirtilmesi üzerine, prensip olarak insanların işlerini kaybetmeyeceklerini, kazanılmış hakların da kaybedilmeyeceğini belirterek, federal ayarlamalarda buna dikkat edildiğini, bu konudaki aksine iddiaların doğru olmadığını söyledi. De Soto, kimsenin bu konuda kendini güvensiz hissetmemesini istedi. De Soto, federal hükümette çalışacakların da iş güvenlikleri konusunda rahatsız olmamalarını istedi.
Kıbrıs'taki tarafların referandum alışkınlıkları olmadığını, belki de hayatlarında ilk kez partilerin bulunmadığı bir olayda karar vereceklerini kaydeden De Soto, referandumun büyük bir disiplin ve liderler açısından da sorumluluk gerektirdiğini ifade etti.
Türkler "evet" Rumlar "hayır" derse...
De Soto, yabancı bir gazetecinin, referandumdan Türk tarafından "evet" Rum tarafından ise "hayır" çıkması durumunda Türklerin cezalandırılmaması gerektiği yönündeki açıklamasına yorumunun sorulması üzerine, Verheugen'in ayrıca bu konuda Avrupa Komisyonu'na önerilerde bulunacağını söylediğini belirterek, bunun kendi elinde bir konu olmadığını ve spekülasyon yapmasının yanlış olacağını ifade etti.
BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, başka bir soru üzerine anlaşmanın iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü ve tek bir uluslararası varlık, egemenlik ve vatandaşlığı içerdiğini kaydederek, ayrılma, bölünme veya başka bir ülkeyle birleşmenin mümkün olmadığını, iki taraf arasındaki siyasi eşitliğe de önem verildiğini ifade etti. İnsanların önünde bulunan planın iki tarafın da istediği ve desteklediği şeyleri içerdiğini kaydeden De Soto, planın reddedilmesi halinde başkentlerde ve Güvenlik Konseyi'nde ve daha birçok yerde bir tarafın ya da diğer tarafın "hayır" demesinin ne anlama geldiğinin ele alınacağını ve böyle bir sonucun bazı soruları ortaya çıkaracağını kaydetti.
Plan reddedilirse
hükümsüz ve geçersiz olacak
De Soto, referandumdan hayır çıkması durumunda "son planda yer alan 1960 anlaşmalarının akıbetinin ne olacağının" sorulması üzerine, planın 1960 anlaşmalarıyla bahsedilen şekilde bir ilişkisinin olmadığını, 1960 anlaşmalarının bağımsız bir konu olduğunu, ancak planda yeni devletin ilişkilerine uyarlanabilir olduğu yönünde ifade olduğunu kaydetti.
De Soto, planın referandumda reddedilmesi durumunda hükümsüz ve geçersiz olacağını kaydetti.
De Soto, BM'nin "evet" kampanyasını UNOPS aracılığıyla desteklediği yönünde iddialar bulunduğunun belirtilmesi üzerine, hiçbir şekilde planın avukatlığını yapmadıklarını "evet" veya "hayır" demelerinin tamamen Kıbrıslılara kalmış bir şey olduğunu ifade ederek, ancak bugün yaptığı gibi soruları yanıtlayarak plana açıklık getirmeye çalıştıklarını ifade etti.
De Soto, AB'yle ilgili bir soru üzerine, AB yetkililerinden birinin kendisine Kıbrıslıların AB'yi iyi bilip bilmediklerini sorduğunu ve söz konusu yetkilinin birliğin yıllarca birbirine ölümcül şekilde düşman olmuş ülkeler arasında kurulmuş bir "network" olduğunu, bu ağın bir zamanlar düşman olan ülkeler arasında işbirliğini ve barışın sürmesini sağladığını anlattı.
KIBRIS 22/04/2004
Kıbrıs'ta ülkücü ter
örüKKTC'de Annan Planı'na destek veren partilerin binaları taşlanıyor, duvarlarına tehdit yazıları asılıyor, 'Evet' için çalışanlar hastanelik edilene kadar dövülüyor. Polis yetersiz kalıyor, tedirginlik had safhada
22/04/2004 RADIKAL
CENK MUTLUYAKALI
'Sınır dışı edilecekler'
Mitinglerin günü değişti
Verheugen kızgın: Rumlar bizi fena aldattı
AP'deki Kıbrıs oturumunda konuşan Verheugen, 'Kendimi Rumlar tarafından aldatılmış hissediyorum' dedi. AP üyeleri de Rumları, Kopenhag Kriterleri'ne uymamakla suçladı
22/04/2004
GÜVEN ÖZALP
'Üye gibi davranmıyorlar'
Denktaş, BM kararına karşı
22/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC lideri Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu tasarının Rumları memnun etmek ve referandumda'Verheugen bir kuzu bir aslan'
AKEL hâlâ tatmin olmuyor
22/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
DİSİ, Papadopulos'u şikâyet edecek
Kıbrıslı Türklere 'teşvik'
'Medeniyette bulu
şacağız' Erdal GüvenAnnan Planı'yla çoğu göçmen olacak Güzelyurtlulardan Erbay Atasayan, 'Biz tarımla geçiniriz, şimdi çöle gideceğiz' diyor. Süleyman Sivri farklı görüşte: Sırf belirsizlik bitsin diye oyum 'E
vet'22/04/2004 RADIKAL
GÜZELYURT - Annan Planı'nın Türk tarafından kopardığı en iri lokma Güzelyurt. Plan uygulamaya konulursa yaklaşık 30 bin nüfuslu bölgeden 20 bin insan yer değiştirecek.
Civar köylerden Yeşilırmak'ta Naziyet Hanım'ın bakkal dükkânındayız. Yeşilırmaklıların çoğu, 1974'te Limasol yakınındaki Aleftora köyünden gelmiş. Naziyet Bönen, 15 yaşındaymış o zaman. "Neler çektik neler. Bir daha göçmenlik istemem. Çalıştım, hayatımı kurdum. Buradan gidersem ne iş yaparım, nerede otururum? Çocukl
'Erdoğan burayı bilmez'
'Yes be annem'
'Bana bırak git diyorlar!'
Gençlerin derdi gelecek
Kıbrıs için kıran kırana mücadele
22/04/2004 RADIKAL
AA
- NEW YORK - BM Güvenlik Konseyi, Annan Planı'nın oylanacağı referanduma üç gün kala Kıbrıs kararı çıkarma derdine düştü. ABD ile Britanya'nın Rumların oyunu 'Evet'e çevirme hedefiyle güvenlik kaygılarına yanıt olarak hazırladığı karar tasarısı üzerinde dün akşama dek sıkı pazarlıklar yürütüldü. BM Genel Sekreteri Kofi Annan bir açıklama yayımlayarak, "Size güvence veriyorum, dünya bu planın yürümesi için yardıma hazır. Brüksel'deki Donörler Konferansı bunun açık mesajıydı. AB ve BM'nin açık mesajıydı" dedi. ABD Dışişleri de, BM kararının 'olmazsa olmaz'lığına dair baskıyı sürdürdü. Dışişleri sözcüsü Richard Boucher, anlaşmanın uygulanmayacağı kaygılarını giderecek güçlü bir BM kararı istedi. Boucher, Rumların Türk askeri varlığının adadan çekilmeyeceği korkusunun hatırlatılması üzerine, "Türkler, gerçekten planı uygulama kararlılıklarınıTürk Silahlı Kuvvetleri'ne muafiyet
Halk duvarları yıkacak mı?
İsmet Berkan22/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta referanduma iki gün kaldı. cumartesi sabahı Kıbrıs'ın iki halkı geleceklerini oylayacak.
Bu oylamayla ilgili bugüne kadar çok şey söylendi, çok şey yazıldı. En azından bu köşede, referandum ve onun sonuçları hakkında yazılmadık şey, yapılmadık spekülasyon kalmadı açıkçası.
Şimdi son
'Hayır deyip sıyrılamazlar'
Murat YetkinRumlar, 'Hayır' dedikleri metni, KKTC tanınırsa yi
ne oylamak zorunda kalabilir22/04/2004 RADIKAL
Amerikalı üst düzey yetkili ismini vermiyor ama kesin ifadelerle konuşuyor: "Rum tarafından 'Hayır' yanıtı çıkmaması için son dakikaya dek çabamız sürecek. Ama 24 Nisan halkoylamalarında Türk tarafı 'Evet', Rum
tarafı 'Hayır' derse, 'Buraya kadarmış' deyip defteri kapatmayacağız. Rum tarafı 'Hayır' deyip bu işten sıyrılamayacak."
Son haftalarda giderek daha sık duyulan 'Türk tarafı evet dediği için cezalandırılmayacak, ödüllendirilecek' cümlelerinden biri
Barışa inşa sorumluluğu
Turgut Tarhanlı
22/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs sorununun çözümü sürecinde referandum günü yaklaşırken, konu, Birleşmiş Milletler bünyesinde, Genel Sekreter tarafından Güvenlik Konseyi'ne de sunuldu.
Bu, kısmen, aslında çözüm planının bir gereği, kısmen de adanın güneyindeki siyasi tutuma bağlı
Denktaş kendine kıyıyor
Tarhan Erdem
22/04/2004 RADIKAL
İki gün sonra Kıbrıs'ta oylama var. 50 yıldan beri zaman zaman Kıbrıs konusu iç siyasetimizde öne geçti; pek çok işimiz ona bağımlı kaldı.
Geçen yıldan beri de yine Kıbrıs'a her işimizin üstünde önem verdik.
Dün saat 11'de Denktaş ekranlardaydı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde görüşüleceğini söylediği karar tasarısını eleştiriyordu. Annan'a, İngiltere hükümetine savaş açmış görünüyor. Konuşmasının başında
Kıbrıs'ta kan kokusu
Murat Çelikkan
22/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs halklarının geleceği için yapılacak referandum için her iki kesimde de 'Evet'çiler ve 'Hayır'cılar var. Toplumlararası sorunları kanla değil demokratik yöntemlerle çözme niyeti olduğunda, bu ayrım çok doğal. Hele çok değil 30 yıl önce aralarına kan girmiş iki toplumda birçok insanın güvensizliklerini aşarak birlikte ya
şamak üzere yola çıkması, barış ve demokrasi yanlıları için oldukça önemli. Bu konunun taraflarca tartışılıyor olması da. Ancak Cumhurbaşkanı Denktaş'ın uzun zamandır terk ettiği tarafsızlıkla sarf ettiği korku, panik yaratmaya yönelik adanın kanlı geçmişini hatırlatan sözleri, statükonun nelere sarılabildiğinin de göstergesi.Batman Barosu ve Kıbrıs
Busharon ve Vanunu
Saraybosna zirvesi
Balkan zirvesinde Erdoğan'la buluşan Karamanlis, Kıbrıs'taki referandumun sonucu ne olursa olsun Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyeceğini belirtti. Başbakan, 7 Mayıs'ta Atina'ya gidiyor
22/04/2004 RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
Erdoğan: Bu iş bitsin
'Kıbrıs korkumuz yok'
'Her şey halka kaldı'
Rusya, Kıbrıs karar tasarısını veto etti!..
Burak Coşkun bildiriyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki halkın cesaretlendirilmesi amacıyla Kıbrıs'taki referandumlardan önce Konsey'in karar tasarısısı kabul etmesi yönünde talebi bulunuyordu.
"Referandumu etkileme girişimiydi"
Rusya, Kıbrıs konusundaki karar tasarısını referandum sonucunu etkileme girişimi olarak gördüğü gerekçesiyle veto ettiğini bildirdi.
Rusya'nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Büyükelçi Gennadi Gatilov, Kıbrıs'ta referandumlardan 3 gün önce ABD ve İngiltere'nin işi aceleye getirerek karar aldırmaya çalıştıklarını, Ada'da taraflar planı kabul ettikten
Teknik bir veto!
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Yuri Fedotov, BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan Kıbrıs konusundaki karar tasarısını ''siyasi değil teknik nedenden'' dolayı veto ettiklerini bildirdi.
Fedotov, Rusya'nın vetosu sonucu çıkmayan karar tasarısıyla ilgili İnterfaks'a yaptığı açıklamada, ''Bu, siyasi vetodan çok prosedür
MILLIYET 22/04/2004
Denktaş: Allah Rusya'dan razı olsun
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'a ilişkin karar tasarısının BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya'nın vetosu nedeniyle onaylanmamasını, ''Allah Rusya'dan razı olsun'' sözüyle değerlendirdi.
Denktaş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde ziyaretine gelen çocukları kabul etti.
Rusya'nın ''kendilerini büyük bir felaketten kurtardığını, ABD ve İngiltere'nin oyununu bozduğunu'' söyleyen Denktaş, her iki taraf üzerindeki baskıların kabul edileme
Serdar Denktaş: Güvenlik Konseyi'ne sunulacak taslakla ilgili endişeliyiz
Baykal: BM'de karar tasarısı kabul edilseydi, çok ciddi sıkıntı olacaktı
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Annan Planı'nın sadece Kıbrıs'ın geleceği bakımından değil, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki konumu açısından çok ciddi sorunlar taşıyacağı ortaya çıkmıştır'' dedi.
Baykal, Avrupa Sosyalistleri Partisi (PES) 6. Kongresi'ne katılmak üzere Belçika'ya gitti.
Brüksel'e hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda basın açıklaması yapan Baykal, kongrenin gündeminde iç, dış konuların yer aldığını söyledi.
''Avrupa'nın genişlemesi'' konusunun öncelikli olarak toplantıda ele alınac
'Evet'çilere saldırı
KKTC'de referandum öncesi, 30 ülkücünün sopalı ve bıçaklı saldırısına uğrayan 'evet' yanlısı beş genç yaralandı. Polis 47 kişiyi gözaltına aldı
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
Kıbrıs'ta hafta sonu yapılacak tarihi referandum öncesi KKTC'de gerginlik çıktı. Kıbrıs Türk halkının hür iradesiyle kaderini belirleyeceği referandum öncesinde ülkücü gençler Lefkoşa Göçmenköy'de beş "evet"çi gence saldırarak hastanelik edene kadar dövdü. Caddede "evet" sloganı atarak yürüyen Halil Düşmez (17), Aktan Palabıyık (21), Hüseyin Özbaysal (18), Kemal Kolçak (17) ve Ahmet Dede (21), önceki gece yaklaşık 30 kişilik ülkücü grubun saldırısına uğradı. Elleri sopalı ve bıçaklı grup "evet"çi gençleri hastanelik edinceye kadar dövdü. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis şüpheli görülen 47 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanların sorgusunun sürdüğü bildirildi.
Denktaş kınadı
Olayın ardından bir basın toplantısı yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, olayı kınadı ve "Gençlerin yollarda bayraklı gösterileri olaya renk katar. Kimsenin bu durumu bozmak ve ülkeyi savaş alanına çevirmek haddi değil. Aksi düşüncede olanlar, evlerine kapansınlar. Ne olursa olsun yine bir arada yaşayacağız. Hepimiz kardeşiz ve Türküz. Hepimiz iyi niyetliyiz. Bazıları 'evet', bazıları 'hayır' diyecek, demokratik olgunluk içerisinde referanduma gidilecek" diye konuştu.
MILLIYET 22/04/2004
BM Güvenlik Konseyi bölündü
SEMA EMİROĞLU New York
ABD ve İngiltere'nin, Kıbrıs'ta Annan Planı'nın uygulanması konusunda güvence veren bir kararı 24 Nisan'daki referandumdan önce BM Güvenlik Konseyi'nden çıkarma girişimi, başta Rusya'nın veto tehdidi olmak üzere Konsey üyelerinin muhalefetiyle karşılaştı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu rapor çerçevesinde, Ada'da kurucu anlaşmanın uygulanmasını gözlemleyecek ve BM Anayasası'nın 7'nci bölümü çerçevesinde kuvvet kullanma yetkisi olan yeni bir Barış Gücü kurulmasını öngören ve silah ambargosu getiren karar tasarısı, Güvenlik Konseyi'ni ikiye böldü.
Rum AKEL Partisi, Konsey'in güvence vermesi halinde, referandumda 'evet' diyebileceğini açıklamıştı. İngiltere'nin kaleme aldığı ilk tasarı, önceki akşam Konsey'de muhalefetle karşılaştı. Türkiye de "karar çıkar ve buna rağmen Annan Planı kabul edilmezse, garantörlük haklarımız sınırlanabilir" gerekçesiyle taslağa karşı çıktı. Dün sabah ikinci taslakta, yeni barış gücü ve silah ambargosuna ilişkin bölümler tasarının eklerine konuldu ve bunların, Annan Planı'nın iki tarafca da kabulü halinde yürürlüğe gireceği belirtildi. Konsey'in Kurucu Anlaşma'yı onaylaması ise bir başka karara bırakıldı. Tasarı ABD tarafından desteklenirken, veto yetkisi bulunan Rusya ve Fransa'nın yanı sıra, Çin, Pakistan, Şili ve Brezilya'nın da bulunduğu 10 Konsey üyesi karşı çıktı. Gazetemizin baskıya verildiği saatte Güvenlik Konseyi'nin toplantısı devam ediyordu.
MILLIYET 22/04/2004
Bahçeli'ye KKTC'de tekbirli karşılama
Lefkoşa Milliyet / Fotoğraf: ÜMİT BEKTAŞ
DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in ardından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de "hayır" kampanyası yürüten KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a destek için üç günlüğüne Kıbrıs'a geldi. Bahçeli ve beraberindekiler, Geçitkale Havaalanı'nda bir grup ülkücü gençle halk tarafından "Ya Allah Bismillah Allahuekber" tekbirleriyle karşılandı. Bahçeli, Kıbrıs'ın Türkiye için bir kambur olmadığını söyledi. "Türkiye
AB'den tarih alabilecek mi?" sorusuna "Dipsiz kuyuda su aranmaz" yanıtını veren Bahçeli, Denktaş'ı makamında ziyaret etti .Rum lobisinden Bush'a mektup
Verheugen: Rumlar tarafından aldatıldım
Rumlar AB'de hayal kırıklığı yarattı. Güney Kıbrıs'ın AB üyesi olacak gibi davranmadığını belirten Verheugen, "Rumlar tarafından aldatılmış hissediyorum" dedi
Güven Özalp
'Rumlar AB üyesi gibi davranmıyor'
Günter Verheugen, Rum televizyonlarında AB'nin plana ilişkin görüşlerini anlatma girişiminin engellendiğini hatırlattı. Verheugen, "AB'ye üye olan ve üye olacak ülkelerde medya özgürlüğü ve ifade özgürlüğü gibi birtakım temel ilkelere saygı gösterilmesini bekleriz. Bu herkes için geçerli, ancak Kıbrı
s bir hafta sonra üye olacak bir ülke gibi davranmıyor" dedi.AB: İhanete uğradık yarı yolda bırakıldık
AP oturumunda söz alan AB Komisyonu'nun dış ilişkilerden sorumlu üyesi Chris Patten da, Verheugen'in "aldatılmışlık" hissinin komisyon sınırlarını da aşan genel bir duygu olduğunu vurguladı. Patten, "Kötü bir şekilde yarı yolda bırakıldık" ifadelerini kullandı. Patten, "Referandumda Türk tarafından 'evet', Rum tarafından 'hayır' çıkarsa, Türk tarafının ekonomik ve sosyal anlamda cezalandırılmasına izin veremeyiz. Kıbrıslı Türklerin mağdur olmamaları için komisyon gerekli önlemleri alacak ve önerilerde bulunacaktır" diye konuştu.
İngiliz parlamenter Chris Davies de, Verheugen'in "kendisini aldatılmış" hissettiğini söyleyerek kibarlık ettiğini, aslında yaşananların bir "ihanet" olduğunu ifade etti.
'
Rumlar 'hayır' derse Kuzey'le ilişki kurulur'Avrupa Parlamentosu'nun dünkü oturumu, Kıbrıs konusunun tartışıldığı, ancak 30 yıldır Türkiye ile KKTC'ye eleştiri yöneltilmeyen Avrupa'daki ilk ve tek oturum olma özelliğini de taşıyor. Oturumda, düne kadar Rumları desteklerken Türk tarafını ağır bir şekilde eleştiren parlamenterler, bu kez eleştiri oklarını Rum tarafına yönlendirdiler. AP, bu yaklaşımıyla bir bakıma günah çıkardı. Rumlara yönelik en sert çıkışlardan biri de, Yeşiller Grubu eş başkanlarından D
aniel Cohn Bendit'den geldi. Bendit, Türk tarafının "evet", Rum tarafının "hayır" demesi halinde Avrupa tarafından izlenmesi gereken politikayı şu ifadelerle dile getirdi: "Yıllarca Türk milliyetçiliğinin Kıbrıs'ı yutmaması için mücadele ettik. Ancak şimdi bir tuzakla karşı karşıyayız. Ağır bir bedel ödenebilir. Rumlar 'hayır' derse Kuzey'le siyasi ilişki kurmalı ve ekonomik ambargonun kalkmasını sağlamalıyız. Kuzey'in Güney'in esiri olmasına izin veremeyiz."MILLIYET 22/04/2004
'Akdeniz'e çıkış yolumuz tıkanıyor'
ANKARA Milliyet
'Kısıtlama var ama uygulanmayacak'
ANKARA Milliyet
Vah vah!..
Rumlar, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Verheugen'i çok üzmüşler...
Vah, vah!..
Aldatmışlar kendisini...
Bu gerçeği Verheugen dün itiraf etti. Dedi ki:
"Kendimi Rumlar tarafından aldatılmış hissediyorum. Annan planını benimsiyor gibi görünmüşlerdi. Ben de onlara inandım."
Verheugen neden aldatılmış?
Rumlar, evet diyecek gibi görünmüş, sonra hayıra dönmüşler. Böylece Verheugen'i aldatmışlar!..
Acaba öyle mi?
Belki de Rumlar, Verheugen'in
Rumlar tarihi bir hatanın eşiğinde
Referandumda Rum Kesimi'nden 'hayır' çıkması, Kıbrıs'ta güven bunalımına yeni bir yatırım olacak. KKTC Başbakanı Talat, düş kırıklığını gizlemiyor...
Referanduma doğru Kıbrıs - 6 / GİRNE
Eski limandaki bir kahvede tesadüfen tanıdım. Güney'den günü birlik gelmiş bir Rum işadamı. Evetçi. Hayırcı Rumlara, bu arada AKEL'e ateş püskürüyor. "Bir türlü anlatamıyoruz bunlara" diye başlıyor, "Hayırın nasıl bir tarihi hata olacağını bir türlü kafaları almıyor. Olacak şey değil."
Şöyle devam ediyor Rum işadamı:
"Annan Planı'yla Türk askeri kalacak diyorlar. Ama hayır derlerse, 30 bin Türk askeri yine adada kalacak. Plana göre Türkiyeli göçmenler adada yaşamaya devam edecek diyorlar. İyi güzel! Peki ama hayır derlerse, bu sefer 100 bin Türk daha Anadolu'dan gelebilir. Bu gerçeklere gözlerini kapatıyorlar. Böyle çarpık mantık olur mu? Özellikle AKEL, hayırla tarihi bir hatanın eşiğinde..."
Niçin böyle?
Kuzey Kıbrıs'ta bir haftadır nereye gitsem, AKEL'le ilgili hayal kırıklığı dinliyorum. KKTC Başbakanı Talat aynı duygu ve düşünceler içinde...
Lefkoşa'da, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları'nın lokali. Çoğunluğu ODTÜ mezunu, '68 kuşağı'ndan aydın insanlar, kendilerinin Kuzey'de yaptıkları aşamayı AKEL'cilerin yapamadığını, Elenizm'e, önyargılara takılıp kaldıklarını söylüyorlar. Enosis'i, yani Kıbrıs'la Yunanistan'ı birleştirme davasını bile hala tüzüklerinden çıkarıp atamadıklarını belirtiyorlar.
'AKEL bizi hasta etti'
Kıbrıslı Türk bir meslektaşım dün bu satırları yazarken, "AKEL bizi hasta etti, büyük hayal kırıklığı yaşattı" diyordu. Gazimağusa'nın CTP'li Belediye Başkanı Oktay Kayaalp de AKEL'deki hayır eğiliminden rahatsız olanlar arasındaydı, şöyle dedi:
"Rumlar, öyle anlaşılıyor ki, Türkleri eşit ortak olarak içlerine tam sindirebilmiş değiller."
Sorunun özü burada yatıyor.
İsviçre'de, Bürgenstock'taki zirvede, Türk Dışişleri'nden üst düzeydeki bir yetkilinin sözlerini anımsıyorum:
"Bir gerçek en sonunda Rumların kafalarına dank etmeye başladı. Devletleri ellerinden gidiyor, bunu nihayet anlamaya başladılar. Türklerle yeni ve ortak bir devletin kurulacağına baştan beri ihtimal vermemişlerdi. Şimdi bunun şaşkınlığını yaşıyorlar. Tepkileri bu yüzden gitgide büyüyor."
Bu tepki sonunda, önce Rum lider Papadopulos'un, "Ben bir devlet devraldım; şimdi bu devletten vazgeçemem" diyerek hayırda karar kılmasına yol açtı. Daha sonra AKEL iki arada bir derede kalarak hayıra yöneldi. Bir Kıbrıslı Türk akademisyenin deyişiyle, "AKEL lideri Hristofyas, partisinin bütünlüğünü Kıbrıs'ın bütünlüğüne tercih etti."
Rumların ezberi bozuldu
Şöyle denebilir:
Annan Planı, Rumların ezberini bozdu. Ankara'daki ve Kıbrıs Türk tarafındaki değişimin farkına varmadılar. Türk tarafından yüzde 50'yi yakalayan 'barış hareketi'yle, AKP hükümetininin Kıbrıs'ta çözüme ilişkin kararlılığını anlayamadılar, doğru okuyamadılar. Son ana kadar önce Rauf Denktaş'ın, sonra da 'Ankara'da asker'in oyunu bozacağına inanıyordu Rum liderliği...
Tersini hiç beklemediler.
Şimdi bu yüzden sıkışmış durumdalar. Amerika'dan Avrupa Birliği'ne kadar oyunbozanlıkları tescil ediliyor, Batı'da çok büyük bir tepkiyle karşılanıyorlar. AB'den Verheugen daha dün Rumlar tarafından aldatıldığını sert bir dille Avrupa Parlamentosu zemininde açıkça söylüyordu.
Bu noktaya nasıl mı gelindi?
Rum politikacılar, 1974'ten beri tam otuz yıldır Rum halkını dört noktada şartlandırdılar: (1) Çözüm olacak, Türk askeri tümüyle gidecek. (2) Türkiyeli göçmenlerin hepsi Anadolu'ya dönecek. (3) Rum göçmenlerin tümü yerlerine dönecek ve bütün mallarına yeniden sahip olacaklar. (4) Devletimize sahip olacağız ve bu devlette Kıbrıslı Türkler en çok azınlık olarak kalacaklar.
Kimilerinin dört yalan diye niteledikleri bu çerçeve Annan planı tarafından kırıldı. Ama AKEL'ciler dahil Rum politikacıların yıllar yılı kendi söylemleriyle besledikleri bu şartlanmadan kendileri kurtulamadılar. Kendi kamuoylarının esiri oldular. Hayırı içlerine sindiremeyenler bile evete sırtını döndü.
Talat'ın düş kırıklığı
AKEL'in bu olumsuz tutumu, KKTC Başbakanı Talat'ta da hayal kırıklığına yol açtı. Adanın kuzeyinde Denktaşçılar tarafından yıllar yılı AKEL'ci Talat diye suçlanmış olan Başbakan düş kırıklığını saklamıyor. Geçen akşam Tayfun Ertan'la birlikte CNN Türk'te kendisiyle yaptığımız sohbette Talat'a şu soruyu sordum:
"Güney'de hayırcılar ilginç bir kampanya yürütüyorlar. 'Hayır verin! Nasıl olsa Türkiye AB'den tarih için bize gelecek. O zaman Annan Planı'nı düzeltiriz' diyorlar. Bunu da yapabilirler mi?"
Başbakan Talat, buna kesinlikle ihtimal vermiyor. "Hem AB'nin ısrarla desteklediği bir planı reddederek AB'ye gireceksin, hem de Türkiye'nin AB yolunu kesip bir kriz daha yaratacaksın. Böylesine kesinlikle izin verilmez" diyor.
Başbakan Talat'tan salı akşamı edindiğim izlenim üç noktada toplanabilirdi: (1) AKEL'in evete yönelmesi zor gözüküyor. (2) Evet dese bile, Rumlardaki hayır eğiliminin bu saatten sonra terse dönmesi güçtür. (3) Beklendiği gibi Güney'den hayır, Kuzey'den evet çıkarsa, çözüm için bastırmaya devam etmek ve bu yolda Güney'de ikinci referandum için çaba göstermekti doğru yol...
Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde salı akşamı yaptığımız mülakat yeni bitmiş, ayakta sohbet ediyorduk. Bir danışmanı Talat'ın kulağına eğildi, son gelişmeyi bildirdi:
"AKEL yine hayır diyordu."
Karar resmileşmiş değildi. Ama gidiş böyleydi. Kuzey'de yüzde 60'ın üzerinde bir evetten emin olan Talat da Güney'de gidişin hayıra doğru olduğunu görüyor.
Rumlardan çıkacak hayırın Kıbrıs Türkleri arasında yaratabileceği güven bunalımının ipuçları ise geçen gün Kıbrıslı Türk bir meslektaşımın şu sözlerinde yakalanabilir:
"Demek ki Rumlar bizi eşit ortak olarak istemiyor. AKEL bugüne kadar çözümsüzlüğü hep Denktaş'a ve Türkiye'ye yıkmıştı. Demek ki öyle değilmiş..."
Yazılar Kıbrıs'tan devam edecek...
HASAN CEMAL MILLIYET 22/04/2004
B
ir fincan Kıbrıs kahvesindeki zehir!..KIBRIS'a gönderdiğimiz ilk büyükelçilerden Ercüment Yavuzalp (Adnan Menderes'in son Özel Kalem Müdürü) Kıbrıslı bakanlardan Osman Örek'e kahve ikram eder. Örek önce, fincana bir iki damla su damlatır sonra kahvesini yudumlamaya başlar. Ziyaretine gelen diğer Kıbrıslı misafirlerin de aynı şeyi yaptıklarını görünce Yavuzalp merak eder sorar Osman Örek'e:
- Bunu kahveyi sıcak olduğu için mi yapıyorsunuz?
Kıbrıslı bakan:
- Hayır, der, Rum tarafından bize intikal eden bir
Rumlar "HAYIR" dese dahi Annan'dan kurtulamaz
Başta Papadopulos olmak üzere Kıbrıs Rum siyasi liderleri, toplumlarını aldatıyorlar. Kötülüklerinden değil, belki de eski tutkuları, eski heyecanlarına mağlup olup toplumu yanlış yönlere itiyorlar.
Sanki Cumartesi günü HAYIR oyu verdikleri taktirde, adalarının tümünü tekrar elde edeceklermiş gibi davranıyorlar.
Sanki 1974 öncesine dönülecekmiş ve Türk toplumu eskisi gibi b
AB KIBRIS BATAĞINDA...
Avrupa Birliği dış politika alanında inanılmaz bir batağa saplanmak üzere. Kıbrıs konusunda öylesine garip bir politika uygulandı ki, referandumdan HAYIR oyu çıkarsa, en büyük darbeyi Avrupa Birliği yiyecek.
Eğer kısa sürede toparlanmaz ve sorunu gelinilen noktanın ötesine götürecek
Plana Rusya vetosu
Rusya, BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan Kıbrıs'ta silahsızlanmayı öngören karar tasarısını, "referandum sonucunu etkileyebileceği" gerekçesiyle veto etti. Tasarıya 14 ülke evet oyu kullandı, ancak Güvenlik Konseyi'nin veto hakkı bulunan beş daimi üyesinden biri olan Rusya'nın hayır oyu kullanmasıyla, tasarı reddedildi.
Rusya, BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan Kıbrıs konusundaki karar tasarısını veto etti. Rusya, Konsey'de yapılan oylamada veto hakkını kullanarak, İngiltere ve ABD tarafından hazırlanan karar tasarısını reddetti. Konsey'in diğer 14 üyesi ''evet'' oyu verirken, Rusya'nın vetosuyla tasarı reddedildi.
İngiltere'nin BM Daimi Temsilciliği diplomatları, tasarının masada olduğunu söyleyerek, Ada'daki referandumlardan sonra tekrar oylama yapılabileceğini belirttiler.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki halkın cesaretlendirilmesi amacıyla Kıbrıs'taki referandumlardan önce Konsey'in karar tasarısısı kabul etmesi yönünde talebi bulunuyordu.
RUSYA: REFERANDUMDAN SONRA GÖRÜŞELİM
Rusya'nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Büyükelçi Gennadi Gatilov, Kıbrıs'ta referandumlardan 3 gün önce ABD ve İngiltere'nin işi aceleye getirerek karar aldırmaya çalıştıklarını, Ada'da taraflar planı kabul ettikten sonra bu işe kalkışılması gerektiğini savundu.
Gatilov, ''Rusya'nın bu koşullarda karar tasarısını, gelecekte koşullar uygun olunca çalışmak üzere veto etmekten başka seçeneği kalmıyor'' dedi.
HAYAL KIRIKLIĞI
ABD'nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı James Cunningham da, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın talebine karşın bir Güvenlik Konseyi üyesinin karar tasarısını desteklemeye hazır olmamasından dolayı hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi.
İngiliz diplomatlar da Amerikalı meslektaşlarına katılarak, 3 gündür süren çabaların Rusya'nın vetosuyla boşa çıktığını belirtirken, halk oylamalarından sonra yeniden harekete geçeceklerini kaydettiler.
Amerikalı ve İngiliz diplomatlar, her şeye karşın Cumartesi günü Kıbrıs halkları için tarihi bir fırsatın bulunduğunu, halkoylamalarının sonucu konusunda iyimser olduklarını söylediler.
TÜRKİYENİN ÇIKARI
Rum yönetiminin BM temsilcisi Andreas Mavroyiannis ise gazetecilere yaptığı açıklamada, Moskova'nın İngiliz ve Amerikalıların sadece Türkiye'nin çıkar ve endişelerini gidermeye çalıştıklarını düşündüğünü ve bu yüzden tasarıyı veto ettiğini söyledi.
İngiltere liderliğinde ABD'nin de katılımıyla hazırlanan ve sunulan tasarı, birçok ülke tarafından referandumlardan önce neden böyle bir karar tasarısına ihtiyaç olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti.
Rusya'nın ilk kez Kıbrıs konusunda bir karar tasarısını engellediğini belirten diplomatik kaynaklar, Moskova'nın bu vetoyla açık bir çıkarı bulunmaması nedeniyle tutumuna anlam vermenin güç olduğunu kaydediyorlar.
Kimi BM çevreleri ise, KKTC ve Türkiye için tasarının referandum sonrası kabul edilmesinin çok da önemli olmadığını, zira halk oylamalarından sonra Türk tarafının elinin daha kuvvetli olabileceğini ifade ediyorlar.
(aa)
HURRIYET 22/04/2004
SİYASİ DEĞİL TEKNİK VETO
SİYASİ DEĞİL TEKNİK VETO
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Yuri Fedotov, BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan Kıbrıs konusundaki karar tasarısını ''siyasi değil teknik nedenden'' dolayı veto ettiklerini bildirdi.
Fedotov, Rusya'nın vetosu sonucu çıkmayan karar tasarısıyla ilgiliİnterfaks'a yaptığı açıklamada, ''Bu, siyasi vetodan çok prosedüre ilişkin teknik bir vetodur'' diye konuştu.
Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılacak referandumlarda Annan planının kabul edilmesi halinde Rusya'nın bu konuyu tekrar değerlendireceğini ifade eden Fedotov, ''Rusya, bu durumda oybirliğiyle alınan kararı desteklemeye hazırdır'' dedi.
Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto hakkını en son 10 yıl önce yine Kıbrıs konusunda kullandığını hatırlatan Fedotov, ''O zaman da veto gerekçemiz, yine siyasi gerekçelerden çok teknik nedenlerden kaynaklanıyordu'' diye konuştu.
HURRIYET 22/04/2004
Rauf Denktaş: Allah Rusya'dan razı olsun
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'a ilişkin karar tasarısının BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya'nın vetosu nedeniyle onaylanmamasını, ''Allah Rusya'dan razı olsun'' sözüyle değerlendirdi.
Denktaş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde ziyaretine gelen çocukları kabul etti.
Rusya'nın ''kendilerini büyük bir felaketten kurtardığını, ABD ve İngiltere'nin oyununu bozduğunu'' söyleyen Denktaş, her iki taraf üzerindeki baskıların kabul edilemez olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Denktaş, Rusya'nın kararının herkesi rahatlattığını kaydetti.
(aa)
HURRIYET 22/04/2004
Baykal: Annan Planı ciddi sorunlar taşıyor
İstanbul
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Annan Planı'nın sadece Kıbrıs'ın geleceği bakımından değil, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki konumu açısından çok ciddi sorunlar taşıyacağı ortaya çıkmıştır'' dedi.
Baykal, Avrupa Sosyalistleri Partisi (PES) 6. Kongresi'ne katılmak üzere Belçika'ya gitti.
Brüksel'e hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda basın açıklaması yapan Baykal, kongrenin gündeminde iç, dış konuların yer aldığını söyledi.
''Avrupa'nın genişlemesi'' konusunun öncelikli olarak toplantıda ele alınacağını anlatan Baykal, Türkiye açısından da önemli tartışmaların yapılacağını bildirdi.
Baykal, ''dağıtılan raporlarda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üye olarak kabul edilmesinin yaratacağı sorunlara ilk kez olumsuz ifadelerle dikkat çekildiğini'' belirterek, şunları kaydetti:
SOSYAL DEMOKRATLARDA TÜRKİYE'YE KARŞI OLUMSUZ TAVIR
''Bundan çok kaygılandık. Bu konudaki anlayışımızı gitmeden önce de yazılı olarak siyasi partilere ilettik. Şimdi başlayacak olan toplantılarda, Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda sosyal demokrat partiler arasında dile getirilmeye başlanan yeni ve olumsuz tavrı değiştirmeye çalışacağız. Bu doğrultuda g
örüşlerimizi ifade edeceğiz.Türkiye'nin nüfusunun fazlalığı, ekonomisinin geri oluşu, ceza adaleti konusunda var olduğunu söyledikleri sorunlar, Avrupa'nın genişleme doğrultusunda attığı adımların henüz sonuçlanmamış olması, 'Türkiye gibi ülkenin kabulünün Avrupa'nın standartlarını ciddi şekilde aşağıya çekeceği' değerlendirmelerine yol açıyor.
'Türkiye ve AB arasında uluslararası güvenlik ve savunma konularını ön plana alan bir özel anlaşmanın yapılmasını' öneriyorlar. Bu, partilerin bugüne kadar izlediği politikaya ters düşen bir tavır. Bundan biz de büyük rahatsızlık duyuyoruz. Bu tavrın kabul edilemez olduğunu anlatacağız. Türkiye'nin AB ile üyelik müzakeresine başlama tarihi yaklaştıkça, konunu esasına dönük olumsuz tavırların yavaş yavaş ortaya çıkm
aya başladığı bir gerçek. Bundan üzüntü duyuyoruz.''BM GÜVENLİK KONSEYİ'NDEKİ KARAR TASARISI
Kıbrıs'taki son gelişmeleri de değerlendiren CHP lideri Deniz Baykal, Kıbrıs'taki tablonun her an değiştiğini söyledi.
Baykal, ''BM Güvenlik Konseyi'nde sabah erken saatlerde önemli bir oylama yapıldığını'' anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Rum tarafında plana 'hayır' deme eğiliminde olan AKEL Partisi yetkilileri, BM Güvenlik Konseyi'nin yeni bir karar tasarısı kabul etmesi halinde 'hayır'larını 'evet'e çevirebilecekleri ifade ettiler ve böyle bir karar tasarısının kabul edilmesini istediler.
Güvenlik Konseyi, İngiltere'nin önerisini görüşmek üzere toplandı. Bugün sabaha karşı, Rusya'nın vetosuyla bu karar kabul edilmedi. Çok önemli bir gelişmedir. Rum tarafının tavrını ister istemez belli bir şekilde etkileyecektir. Önemli bir Rum partisi 'bu karar alınmazsa hayır diyeceğini, Güvenlik Konseyi'nin karar alması halinde tercihini evete çevirebileceğini' söylemişti ve Güvenlik Konseyi bu kararı alamamıştır. Şimdi Rumlar bunu nasıl değerlendirecek hep beraber göreceğiz. Ama cumartesi günkü kararı etkileyen en önemli olay bu olmuştur.
Güvenlik Konseyi'nin alacağı karar kabul edilmiş olsaydı, Türkiye'yi çok ciddi sıkıntılarla, sorunlarla karşı karşıya bırakacaktı. Hükümetin bu tablo karşısında tamamen sessiz kalmış olması, gerçekten ibretle izlediğimiz bir tavır olmuştur.''
''TÜRKİYE SIKINTIYA DÜŞECEK''
Baykal, ''hafta sonu referanduma sunulacak metinlerde Türkiye'nin güvenlik kaygılarını ciddi şekilde sıkıntıya sokan düzenlemeler bulunduğunu'' kaydederek, bunların halen tam olarak ne olduğunun ortaya çıkmadığını söyledi.
''FIR hattı, karasuları, kıta sahanlığı ve zararsız geçiş hakkı uygulamaları bakımından Türkiye'nin sıkıntılı bir duruma sürüklenmiş olacağının ortaya çıktığını'' savunan Deniz Baykal, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Şimdi kararın nasıl oluşacağını hep birlikte göreceğiz. Bu aşamada kesin bir şey söylemek güç gözüküyor. Ama bu şekilde planın sadece Kıbrıs'ın geleceği bakımından değil, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki konumu açısından çok ciddi sorunlar taşıyacağı ortaya çıkmıştır. Artık bunun gereğini, Türkler, Rumlar alacakları kararla ortaya koyacaklardır.''
Bu arada, CHP Genel Başkanı Baykal ile birlikte Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen de Brük
sel'e gitti.HURRIYET 22/04/2004
Özkök yeni açıklama yapmalı
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın hayır kampanyasına destek vermek için KKTCye giden MHP lideri Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanınden yeni bir açıklama yaparak halkı aydınlatmasını istedi
.Bahçeli, dün Denktaşla görüştükten sonra Gazi Magosada yaptığı konuşmada şöyle dedi: Buradaki Türklerde gördüğüm en büyük izlenim Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkökün açıklamasından çok etkilenmiş olmaları. Özkök referandumdan önce yeni bir açıklama yaparak halkı daha da aydınlatmalı dedi. KKTCye giden İP Genel Başkanı Doğu Perinçek de Denktaşla görüştü. Görüşmeyle ilgili bir açıklama yapılmadı
HURRIYET 22/04/2004
KKTCde çatışma çıkacak korkusu
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTCde Türkleri ikiye bölen tarihi referanduma 2 gün kala sokaklarda büyük bir gerginlik yaşanıyor. Başkent Lefkoşada önceki gece iki grup arasında çıkan kavga hemen siyasete yansıdı ve liderler çatışma çıkmaması için gençlere sakin olun çağrısı yapmaya başladı. Kıbrıslı Türkler, referandum öncesi ve sonrasında iç karışıklıktan büyük endişe ediyor.
İki gün önce Girnede evet ve hayır yanlısı birkaç kişi arasında çıkan kavganın ardından önceki gece Lefkoşada iki grup arasında taşlı sopalı kavga çıktı. Polisin verdiği bilgiye göre, Lefkoşa Göçmenköyde 20 kişilik bir grup, evet yanlısı olduğu belirtilen 6 gence saldırdı. Polis, 47 genci tutukladı. İçişleri Bakanı Özkan Murat tutuklananların tümünün Türkiye uyruklu olduğunu belirtti.
ESERİNLE ÖVÜN DENKTAŞ
KKTC medyasından Yeni Düzen gazetesi, çatışma haberini Eserinle Övün Denktaş manşetiyle verince Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hemen basın toplantısı düzenledi. Gençleri sağduyulu olmaya çağıran Denktaş, Kimsenin bu memleketi savaş alanına çevirmeye hakkı yok. Aksi düşüncede olanlar, evlerine kapansınlar diye sert uyarıda bulundu.
Yerel televizyon kanalları da bültenlerinin büyük bir bölümünü, iç çatışma korkusuna ayırdı. Televizyonları arayan Kıbrıslı Türkler, çocuklarını okullara gönderme konusunda büyük bir endişe taşıdıklarını ve evet yanlıları ile hayır yanlıları arasında çatışmaların şiddetlenmesinden endişe ettiklerini dile getirdiler.
Fısıltı gazetesi çalışıyor
KKTC sokaklarında fısıltı gazetesi referandum ve sonrası ile ilgili çok değişik iddialar ortaya atıyor. İddialardan bazıları şöyle:
Hükümetin verdiği vatandaşlar listesinin yarısı ölmüş insanlar. Türkiye kökenlileri hemen atacaklar
Milliyetçi Türkiyeliler Mersinden gemilerle ve hava yoluyla adaya akın ediyor ortalığı kan gölüne çevirecekler.
Referandumun hemen ardından Türkiyeye vize konulacak, Türkiyeliler toplanacak.
Rumlar referandumun hemen ardından verilecek topraklara akın edecek ve Türkleri evlerinden hemen atmak isteyecek.
HURRIYET 22/04/2004
Verheugen: Rumlar beni aldattı
|
Zeynel LÜLE/STRASBOURG
Avrupa Parlamentosunda Kıbrıs raporu görüşülürken konuşan AB Komiseri Verheugen, Rum Lider Papadopulosu yerden yere vurdu. Verheugen, aldatıldığını belirterek, Tam ticari bir tutum. Onlara güvenmenin sıkıntısını yaşıyorum dedi. AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kendimi Rumlar tarafından aldatılmış hissediyorum dedi. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda Kıbrıs raporunun görüşülmesi sırasında konuşma yapan Verheugen, özellikle Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulosu hedef aldı ve tutumuna yoğun eleştiri getirdi. |
HURRIYET 22/04/2004
Evete açık mektup
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, Kıbrısta Annan Planına evet denilmesini açık mektupla istedi. Schwimmer, planın reddedilmesinin iki toplum arasındaki bölünmeyi derinleştireceğini belirtirken, Rumlara yönelik olarak, Kimseyi hoşnut etmeyen halihazırdaki durum sürecek, Avrupa Birliği üyeliği de bir telafi sağlamayacaktır dedi.
Schwimmer mektubunda, 24 Nisandaki bu eşsiz fırsatın kaçırılmasının, beraberinde neredeyse otomatik olarak bazı ciddi sonuçlar getireceğini belirtti şöyle dedi:
BM Genel Sekreteri tarafından sunulan planın reddedilmesi iki toplum arasındaki bölünmeyi daha da derinleştirecektir. Bunun ötesinde, Avrupa ve genel olarak uluslararası kamuoyu böyle bir gelişmeyi anlamayacak, bir çözüm bulunması yolunda verdikleri iyiniyetli destek uzun yıllar için kaybolabilecektir.
Çözümlenmemiş Kıbrıs sorunu, Kıbrıs Cumhuriyeti için AB ve Avrupa Konseyi bünyesindeki diğer ülkelerle, ayrıca bölgedeki komşularıyla ilişkilerinde, bir ayakbağı olmaya devam edecektir.
Yüce Divanda sorarız
CHP, Kıbrısta referandum günü yaklaşırken Annan Planı konusunda hükümete yönelik eleştirilerinin dozunu en yüksek düzeye çıkardı. CHP, Başbakan Tayyip Erdoğandan Yüce Divanda hesap sorulacağını açıkladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, içinde vatanseverlik duygusu olan kimsenin bu anlaşmayı onaylamayacağını savunarak Annan Planını, 1. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğuna kabul ettirilen Sevr Antlaşmasına benzetti. Bu Planı kabul etmenin vebalinin çok ağır olacağını belirten Öymen, Bunun hesabı sorulacaktır. Bu hesabın sorulacağı yer de Yüce Divandır. Bu kadar önemli bir milli meselede laf kalabalığı yapmasınlar dedi.
HURRIYET 22/04/2004
Kıbrıs Rum kesimindeki kominüst AKEL partisi lideri Dimitris Hristofyas, partisinin, kongrede alınan hayır kararında ısrarlı olduğunu açıkladı.
|
Lefkoşa NTV-MSNBC |
|||||
|
22 Nisan 2004 Hristofyas, Rum lider Tasos Papadopulosun görüşlerine de katılmadıklarını, ancak referandumun ertelenmemesi ve Annan Planının uygulanması sürecini teminat altına alan BM kararının istenilen yönde çıkmaması nedeniyle, AKELin evet demeyeceğini belirtti |
Kıbrıs Rum kesiminde en fazla oy oranına sahip olan kominüst AKEL partisi lideri Dimitris Hristofyas, 24 Nisan Cumartesi günü yapılacak referandum öncesi partsinin son kararını açıkladı. AKELin, 14 Nisandaki kongrede alınan hayır kararında ısrarlı olduğunu dile getiren Hristofyas, En ufak sorunda havaya uçacak bir anlaşmanın kabul edilmesini önlemeye
çalışıyoruz dedi.| Evetçilerden ortak deklarasyon | ||
|
Kıbrısın kuzey ve güneyinden Annan Planına destek veren siyasi partilerin temsilcileri ortak bir deklarasyonla barış ve varlık içinde tüm Kıbrısın AB üyeliği için referandumda evet oyu verilmesi çağrısı yaptı. |
||
|
Lefkoşa |
|
22 Nisan 2004 KKTCdeki ve Rum kesimindeki evet yanlısı siyasi partilerin temsilcileri, ara bölgedeki Ledra Palasta biraraya geldi |
İktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Dış İlişkiler Temsilcisinin yaptığı ortak açıklamada, Adadaki her iki halka, Cumartesi günkü referandumda evet oyu kullanmaları ve çözüm için tarihi fırsatı kaçırmamaları çağrısında bulunuldu. Acı deneyimleri geride bırakmak için çalışacağız denilen ortak deklarasyonda, her iki tarafın hassasiyetlerinin pratik çözümlerle aşılabileceği bildirildi. Her iki tarafın evetçi siyasi partileri ve temsilcile
ri, barış ve kardeşilk mesajı verdiler ve çözüm için geç olmadığının altını çizdiler.| Referanduma 2 gün kala Kıbrıs sokaklarda |
|
Kıbrısta referanduma 2 gün kala, Türk ve Rum kesimindeki evet ve hayırcılar son kozlarını oynamak için meydanlara iniyor. |
|
Lefkoşa |
|
22 Nisan 2004 Rum kesiminde evetçiler dün akşam bir miting düzenledi. KKTCde ise bu akşam hem evetçiler hem de hayırcılar miting düzenleyecek. |
|||
Dün akşam saatleri
nde Rum kesimindeki evetçiler Elefteria Meydanındaki mitingde toplandı. Mitinge, referandumda evet diyeceğini açıklayan DİSİ Partisinin de aralarında bulunduğu, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri katıldı.Mitingin organizasyonunu evetçilerin bir araya geldiği Birleşik Avrupalı Kıbrıs Platforumu yapıyor.
KKTCDE ÇİFTE MİTİNG
KKTCde ise hem evetçiler, hem de hayırcılar bugün miting düzenleyecek. İktidarın büyük ortağı CTP tarafından düzenlenen Dünya ile bütünleşmeye evet şöleni İnönü Meydanında saat 20.00da başlayacak. Referandumda hayır oyu kullanacaklar ise saat 18.00da Atatürk Meydanındaki Varoluş ve dayanışma mitinginde bir araya gelecek. Hayırcıların mitinginde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin de katılarak bir konuşma yapması bekleniyor.
RUM VE TÜRK EVETÇİLER BULUŞTU
Kıbrısta 24 Nisan Cumartesi günü yapılacak referandumda evet diyecek, KKTC ve Rum kesimindeki kuruluşlar, ara bölgedeki Ledra Palace Otelde düzenledikleri basın toplantısıyla evet çağrılarını yineledi.
KKTCden Bu Memleket Bizim Platformunu (BMBP) oluşturan örgütlerden bazılarının başkan ve temsilcileri, Güney Kıbrıstan ise Evet İçin Sol Hareketinin yetkililerinin katıldığı basın toplantısında, BMBP adına Halil Paşa, Evet İçin Sol Hareketinden Marios Demriyotis ve Sosyalist EDEK Partisi eski milletvekili Patric Pavlos konuştu.
| Papadopulos istedi, Ruslar reddetti |
|
Kıbrıslı Rumlar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde oylanan Kıbrıs tasarısının Rusya tarafından veto edilmesin den Rum lideri Tasos Papadopulosu sorumlu tuttu. |
|
Lefkoşa |
|
22 Nisan 2004 Rum kesiminin ikinci büyük partisi DİSİnin Genel Başkanı Nikos Anastasiadis, Rusyanın veto kararının arkasında Papadopulosun yoğun çabalarının bulunduğunu savundu. |
|||
Anastasiadis, Rum Duşişleri Bakanı Yorgo Yakovunun birkaç gün önce yaptığı Rusya ziyaretinin de konudan bağımsız olmadığını ileri sürdü.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine sunulan Kıbrısla ilgili karar tasarısı önceki gece oylanmış, 14 üye kabul oyu verirken, Rusya tarafından veto edilmişti.
| Denktaş: Allah Rusyadan razı olsun |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rusyanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Kıbrıs karar tasarısını veto etmesini, Allah Rusyadan razı olsun sözleriyle değerlendirdi. |
|
Lefkoşa |
|
22 Nisan 2004 Denktaş, Rusya devreye girmeseydi, sonumuz felaket olacaktı ifadesini kullandı. |
|||
23 Nisan etkinlikleri çerçevesinde Kuzey Kıbrıslı çocukları kabul eden Rauf Denktaş, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Denktaş, İngiltere ve ABDnin oyununu Rusyanın bozduğunu söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı, Rusya devreye girmeseydi, sonumuz felaket olacaktı ifadesini kullandı. Denktaş, Rusyanın bu tavrıyla tek kutuplu bir dünya olmadığını gösterdiğini kaydetti. KKTC Cumhurbaşkanı, önceki gün yaptığı açıklamada da, tasarının Rumları memnun etmek için hazırlandığını belirtmişti.
| Bahçeli: TSK tavrını netleştirsin |
|
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkökten, referandum konusundaki tavrını net olarak açıklamasını istedi. |
|
Lefkoşa |
|
22 Nisan 2004 Bize göre açıklamadan evet kanaati çıkmıyor diyen Bahçeli, Genelkurmay Başkanının ilk açıklamasının yarattığı kafa karışıklığını ortadan kaldırmak için, ikinci bir açıklama yapmasının şart olduğunu söyledi. |
|||
KKTCde temaslarını sürdüren Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Gazi Magosa Gaziler Cemiyetini ziyaret etti.
Bahçeli burada bir vatandaşın, Birçok kişi Türk Hükümeti ile birlikte ordunun da tavrının evet olduğunu düşünüyor sözleri üzerine, Genelkurmay Genel Başkanı Hilmi Özkökü, görüşünü net olarak ifade etmeye çağırdı.
Bahçeli, akşam saatlerinde katıldığı açıkhava toplantısında da, Kıbrıslı T
| AKP: Milliyetçilik değil serserilik | ||
|
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Türkiyeden propaganda için Kıbrısa giden bazı grupların olaylar çıkardığını belirterek, Yaptıkları milliyetçilik değil, olsa olsa serseriliktir dedi. |
||
|
Ankara |
|
22 Nisan 2004 KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın tavrını da eleştiren Fırat, Acaba korkulan Kıbrısı kaybetmek mi yoksa Kıbrısta kaybedilecek koltukların korkusu mu? diye sordu. |
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Kıbrıs konusunda etekteki taşların döküldüğünü belirterek, Eğer Kıbrısı egemen kabul ediyorsak ya da öyle olmasını istiyorsak oradaki halkın iradesine saygılı olmalıyız dedi.
Türkiyeden propaganda için Kıbrısa giden bazı partililerin olaylara karıştığını söyleyen Fırat, Birileriin birşeyler adına gidip oradaki vatandaşları rahatsız etmesini, oradaki vatandaşlara saldırılmasını KKTC vatandaşlarının dövülerek hastanelik edilmesini v
Tarihi fırsatı kaçırmayın
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, referanduma iki gün kala Kıbrıslılara seslendi:
Tarihi fırsatı kaçırmayın
KIBRISLILAR, TARİHİ KARAR VERECEK... BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıslıların cumartesi günü düzenlenecek referandumlarda tarihi bir karar vereceğini belirterek, bunun kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu söyledi. Kofi Annan, "Umarım, Kıbrıs'ta halklar cumartesi günü her iki tarafta düzenlenecek referandumlarda tarihi bir karar vereceklerinin f
arkındadırlar" dediHAYIR DENİRSE ROLÜM BİTER... Kofi Annan, taraflardan birinin "hayır" demesi durumunda, planın "öleceğini" belirterek, Birleşik Kıbrıs'ın AB'ye girmesi için çok destek bulunduğunu, Güvenlik Konseyi'nin yardım için istekli olduğunu kaydetti. Referandumları ertelemenin şu anda söz konusu olmadığını söyleyen Annan, "Taraflardan böyle bir talep gelmediği için referandumlarla yolumuza devam edeceğiz" dedi
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıslıların cumartesi günü düzenlenecek referandumlarda tarihi bir karar vereceğini belirterek, bunun kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu söyledi.
Kofi Annan, Kıbrıs'taki referandumların öngörüldüğü gibi yapılacağını söyledi.
Genel sekreter, New York'taki genel merkezde düzenlediği basın toplantısında, taraflardan erteleme talebi gelmediğini kaydetti ve "Devam ediyoruz. Taraflar hazır" dedi.
Taraflardan birinin plana "hayır" demesi durumunda ne olacağının sorulması üzerine Annan, "Proje ölür, benim rolüm biter" diye konuştu.
Kofi Annan, BM Genel Merkezi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Umarım, Kıbrıs'ta halklar cumartesi günü her iki tarafta düzenlenecek referandumlarda tarihi bir karar vereceklerinin farkındadırlar. Bunun kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Annan, taraflardan birinin "hayır" demesi durumunda, planın "öleceğini" belirterek, Birleşik Kıbrıs'ın AB'ye girmesi için çok destek bulunduğunu, Güvenlik Konseyi'nin yardım için istekli olduğunu kaydetti.
Referandumları ertelemenin şu anda söz konusu olmadığını söyleyen Annan, "Taraflardan böyle bir talep gelmediği için referandumlarla yolumuza devam edeceğiz" dedi.
Genel sekreter Annan'ın konuşmasının tam metni şöyle:
"Sevgili Kıbrıslı dostlar,
Bu cumartesi, adanızın geleceğini belirlemek için bireyler olarak zor bir karar vereceksiniz. Liderlerinizin de önceden anlaştığı gibi, önünüze Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini sağlayacak plan konacaktır. Birleşik bir Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta AB'ye dahil olmasını mümkün kılacak olan plan.
Bu plana "Annan Planı" dediğinizi biliyorum.
Planın bazı bölümleri, gerçekten de Birleşmiş Milletler tarafından toparlandı.
Ancak planın tüm anahtar kavramları, liderleriniz tarafından dört yıl süreyle ele alınan görüşmeler sonucunda ortaya çıktı.
9 bin sayfanın büyük bir bölümü de yüzlerce Kıbrıslı Türk ve Rum tarafından kaleme alındı.
Onların gösterdiği inanılmaz çabalar, Birleşmiş Milletler tarihinin en kapsamlı barış planının üretilmesini sağladı.
Cumartesi günü size, planı, ortak geleceğinizin temeli yapmayı isteyip istemediğiniz sorulacak. Karar sizin, yalnızca sizin.
Planın, her iki kesimdeki liderler ve Türkiye ile Yunanistan tarafından destek görmesini memnuniyetle karşıladım.
Planın, her iki tarafın isteklerini tam anlamıyla karşılamadığını gerçekten kabul ediyorum. Aslında, her pazarlığın kaçınılmaz bir parçası olduğu gibi, bu plan da bir uzlaşmadır. Aynı zamanda Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için görünen tek yoldur.
Ortada başka bir plan yoktur. Bir tarafın, çoğu isteğini dahil edip diğer tarafın da isteklerinin çoğunun dahil edilebilmesini sağlayacak sihirli bir yöntem yoktur. Bu kadar.
Plan, uzun ve karmaşık bir hukuki dokümandır. Neden?... Çünkü bu kağıt üstünde herhangi bir anlaşma değil. Uygulama garantisiyle birlikte, ciddiyet ve emniyet sağlamak üzere tasarlanmış ciddi bir plandır.
Bütün amaç, garanti edilen kazançların uygulamaya geçirilmesidir.
Plan, tek bir bağımsız ve egemen devlet öngörmektedir, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti.
Bu devlet, 1970'lerden bugüne taraflarca üzerinde anlaşmaya varılan parametreler -iki toplumlu, iki kesimli, iki tarafın siyasi eşitliği üzerine kurulmuş federal bir yapı- üzerine oluşturuldu.
Plan ayrılmayı, bir tarafın diğeri üstünde hakimiyet kurmasını veya taraflardan birinin herhangi başka bir ülke ile bütünleşmeyi yasaklıyor.
Plan statükoya son veriyor. Ülkenin bölünmüşlüğüne son veriyor.
Kıbrıs'ın ve barındırdığı her iki toplumun kimliğini, ülke vatandaşlığının bütünlüğünü korumakta. Bu kazançları daha önceki görüşmelerde yakalayamadık ancak şimdi, hepiniz gerçek anlamda bunlardan gurur duyabilirsiniz.
Planda oluşturulan federal hükümet, ilk günden işleyecek ve etkin olarak çalışacak şekilde tasarlandı. Çıkmazları aşacak mekanizmalar yer aldığı gibi, tek bir kişi tarafından veto edilemeyecek şekilde oluşturuldu.
Plan, özellikle Avrupa Birliği içinde olmak üzere, uluslararası alanda tek bir sesle konuşacak yeniden birleşmiş bir Kıbrıs'ı oluşturacak.
İki toplumun insanları, kendilerinin yöneteceği oluşturucu devletler içerisinde kendi işlerini yürüteceklerdir.
Plan, evlerini terk etmek zorunda kalan insanlarınkiler de dahil olmak üzere, bireysel haklara tümüyle saygı gösteriyor. Birçok insanın geri dönmesine izin verilirken, bir çoğunun da mallarının tümünü veya bir kısmını geri almalarını sağlıyor. Mallarının tümünü geri alamayanlar ise tam ve güvenli tazminat alacak.
Toprak ayarlamaları nedeniyle yeni bir eve taşınmak zorunda kalacak olanlar, bunu gerçekleştirmeleri için iyi ve düzgün bir şekilde yardım göreceklerdir.
Avrupa Birliği, Dünya Bankası ve IMF ile yakın bir şekilde çalışılarak, planın ekonomik ve parasal yönden sağlıklı olmasını güvence altına almak için bir takım değişiklikler yapıldı.
Kimse, uygulamanın sorunsuz olacağını düşünmesin. Fakat sizi, tüm dünyanın planın işlemesi için yardıma hazır olduğunu söyleyerek temin etmeme izin verin. Geçen hafta Brüksel'deki Bağışçılar Konferansı'nın açık mesajı buydu. Aynı mesaj, yerleşime yer sağlamaya ve uygulama safhasına yardım etmeye hazır olan Avrupa Birliği tarafından da verildi. Bu aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenl
ik Konseyi'nin de açık mesajıdır.Konseyin çağrıma yanıt verecek olmasından memnunum. Birleşmiş Milletler, güvenliği sağlamak ve tarafların, askeri birliklerin geri çekilmesi ve toprak iadesi gibi, verdikleri sözleri tutmalarını sağlamak üzere Kıbrıs'ta yeni ve sağlam bir güç konuşlandıracaktır.
1963 ve 1974'teki olayların tekrarlanmamasında kararlıyız.
Sevgili Kıbrıslı dostlar,
40 yıllık çatışma ve 30 yıllık bölünmüşlükten sonra, cumartesi günü karşınızda duracak olan seçenek, gerçekten de tarihi önemi olan bir seçenektir. Planın amacı gayet basittir: Avrupa Birliği içinde, emniyet ve güvenlik içinde, uzlaşma ve yeniden birleşme.
Gelecek için hayal edileni gerçeğe çevirmeniz için dünya sizlere yardım etmeye hazırdır. Ancak bu kader kararını, sizin için bizim vermemiz mümkün değil. Sizin çağrınızı bekliyoruz.
Çok teşekkür ederim." (Orijinalinde Rumca ve Türkçe olarak yazılmıştır.)
KIBRIS 22/04/2004
Avrupa Parlamentosu, Rum yönetimini kınadı
SERT ELEŞTİRİLER... Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, Kıbrıs konusunda hazırlanan bir tavsiye karar tasarısını oylayarak kabul etti. AP Genel Kurulu'nda, Kıbrıs Rum Yönetimi, "referandumla ilgili tutumundan" ve "AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen'e uygulanan yayın yasağından" dolayı kınandı
UZLAŞMA Ç
AĞRISI... 30 hayır oyuna karşılık, 422 evet oyuyla kabul edilen kararda, Türk ve Rumlara uzlaşma çağrısı yapıldı. Kararda, Kıbrıs'ta birleşme sağlayacak tüm çabalara destek verildiği belirtilerek, özellikle İsviçre'de ortaya konulan son Annan Planı'na verilen destek üzerinde duruldu ve olası uzlaşmanın iki tarafı da tamamen tatmin edemeyeceğinin bilincinde olunduğu ifade edildiAvrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, Kıbrıs konusunda hazırlanan bir tavsiye karar tasarısını oylayarak kabul etti. AP Genel Kurulu'nda, Kıbrıs Rum Yönetimi, "referandumla ilgili tutumu" ve "AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'e uygulanan yayın yasağından" dolayı kınandı.
Kıbrıs konusundaki karar tasarısının bugün yapılacağı açıklanan oylaması, dün yapıldı.
30 hayır oyuna karşılık, 422 evet oyuyla kabul edilen kararda, Türk ve Rumlara uzlaşma çağrısı yapıldı.
Kararda, Kıbrıs'ta birleşme sağlayacak tüm çabalara destek verildiği belirtilerek, özellikle İsviçre'de ortaya konulan son Annan Planı'na verilen destek üzerinde duruldu ve olası uzlaşmanın iki tarafı da tamamen tatmin edemeyeceğinin bilincinde olunduğu ifade edildi.
Kararda, 24 Nisan'da iki ayrı referandumla halkların onayına sunulacak son planın, "uzun süren anlaşmazlıklardan birine son verecek ve diğer bazı uluslararası sorunlar açısından da örnek teşkil edecek, tarihi bir uzlaşma belgesi" olduğu kaydedildi.
Annan Planı'nın son şeklinin, birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB kurumlarında tek sesli olarak kendini ifade edebilme güvencesi getirdiği savunulan kararda, bu planda kalıcı derogasyonlar bulunmadığının not edildiği de belirtildi.
Plandaki son derece karmaşık bazı unsurlar konusunda Kıbrıs halkının çok sayıda sorusu olmasının anlayışla karşılandığı kaydedilen kararda, bu planın uygulanması sırasında, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların AB kurumlarının da yardımıyla çözülebileceğine olan inanç dile getirildi.
AB Komisyonu'nun barış ve uzlaşma sürecine desteği üzerinde de durulan kararda, AB Komisyonu üyesi Günter Verheugen'in, "Annan Planı ile çözümsüzlük arasında bir tercihin söz konusu olduğu" görüşü paylaşılarak, Kıbrıslılar bu "tarihi fırsatı" yakalamaya davet edildi.
Kararda, AB'nin mali destek sözleri de hatırlatılırken, Brüksel'de hazırlık toplantıları yapılan Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nın "dayanışma sinyali" olduğu ifade edildi.
Yeşiller'in önerisi reddedildi
Oylamada, referandumlarda Rumların "hayır", KKTC tarafının "evet" demesi halinde, AB'nin Türk kesimiyle siyasi ve ekonomik ilişki kurmasını ve ekonomik ambargonun kaldırılması görüşünü savunan Yeşiller'in değişiklik önergeleri reddedildi.
Roche: Fırsat kaçırılmasın
AB Dönem Başkanı İrlanda'nın AB işlerinden sorumlu Bakanı Dick Roche, "Kıbrıs'ta tarafların, adanın birleşmesi konusunda ortaya çıkan bu tarihi fırsatı kaçırmamaları" gerektiğini söyledi.
Avrupa Parlamentosu'nda (AP) dün yapılan Kıbrıs oturumunda söz alan Roche, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye ve Yunanistan'ın olumlu ve yapıcı bir tutum sergilediklerini bildirdi.
Referandumun, Kıbrıslıların geleceği için bir tarihi fırsat yarattığını kaydeden Roche, birleşik Kıbrıs'ın barışçı biçimde Birliğe girmesi için "bu fırsatın kaçırılmamasını" istedi.
Cox: Yayın yasağı ifade özgürlüğüne aykırı
Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox da, Annan Planı'nın dengeli ve uzlaşma metni olduğunu söyledi. Cox, yaptığı konuşmada, Rum kesiminde ülke dışından yapılan konuşmalara televizyonda yasak getirilmesini de sert biçimde eleştirdi ve bunun ifade özgürlüğüne aykırı bir durum olduğunu söyledi.
AP'de sabah yapılan oturumda söz alan Sosyalist, Hıristiyan Demokrat, Yeşil ve Liberal parlamenterler, Rum kesiminin Annan Planı'na karşı çıkmasından derin hayal kırıklığına uğradıklarını bildirdiler.
AP'nin Türkiye raportörü Arie Oostlander de, Rum tarafının tutumunun herkeste ciddi hayal kırıklığı ve üzüntü yarattığını belirtti.
Patent: Verheugen'ın hissettiği "aldanmışlığı" hepimiz paylaşıyoruz
AB Komisyonu'nun dışişlerinden sorumlu üyesi Chris Patten, Rumların referandumdan önce Annan Planı'na karşı tavırları yüzünden "büyük hayal kırıklığına" uğradıklarını söyledi.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in parlamentoda dün sabah yaptığı konuşmada, "Rumlar tarafından kandırılmış hissediyorum" şeklindeki sözlerine atıfta bulunan Patten, "Verheugen'ın hislerini hepimiz paylaşıyoruz" dedi.
Referandumda Rumların "hayır", Türklerin "evet" demesi halinde AB Komisyonu'nun takınacağı tavır hakkında bilgi veren Patten, "Böyle bir durumda Kıbrıslı Türklerin mağdur olmaması için komisyon gerekli çalışmaları ve önerileri yapacaktır"
dedi.Bendit: Ambargo kaldırılmalı
Yeşil Grup Başkanı Daniel Cohn Bendit, referandumda Türklerin "evet", Rumların "hayır" demesi halinde AB'nin KKTC ile siyasi ilişkiye girmesi görüşünü savundu.
Referandumda böyle bir sonucun çıkması halinde Türklerin mağdur durumda bırakılamayacağını kaydeden Bendit, "Böyle bir durumda Kıbrıs Türklerine yönelik ekonomik ambargo da kaldırılmalı" diye konuştu.
Davis: Rumlar hayal kırıklığı yarattı
Liberal Grup adına konuşan İngiliz parlamenter Chris Davies, "kendisini kandırılmış olarak hissettiğini" söyleyen AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'ın aslında "kibarlık" gösterdiğini, Rumların herkesi derin hayal kırıklığına uğrattıklarını söyledi.
AP, Kıbrıs konusunda hazırlanan ortak tavsiye kararını bugün öğleden
sonra oylayacak.KIBRIS 22/04/2004
Rum tarafında 'Evet' hayal gibi
AKEL, nihai kararını 'Hayır' olarak açıkladı. Artık Rum tarafında tek merak edilen konu 'Hayır'ların oranının ne kadar olacağı
23/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
'Evet'ciler de 'Hayır'cı
Son anda değişiklik
Kıbrıs gerilimi had safhada
Murat YetkinRusya, çözüm yolunda bir adımı veto ederken, ülkücüler ortalığı geriyor
23/04/2004 RADIKAL
Ankara'nın 22 Nisan gecesine başladığı saatlerde New York'ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan bir oylama Kıbrıs konusunda son birkaç gündür ABD ve İngiltere tarafından yayılmak istenen iyimserliğe gölge düşürdü. BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından öngörülen çözüm sonrası yeni Barış Gücü yapılanması ve Rum tarafını Türkiye'nin sözünde duracağına ikn
a etmek için İngiltere ve ABD tarafından hazırlanan metnin birleştirilip, İngiltere tarafından sunulan karar taslağı reddedildi. Güvenlik Konseyi'nin 15 üyesinden 14'ünün taslak lehinde oy kullanmasına karşın, veto hakkına sahip beş daimi üyeden biri olan Rusya'nın karşı oyu taslağın reddine yetti.Tıpkı Filistin'deki İsrail uygulamalarının ABD'nin vetosuyla durdurulması gibi, Rusya da Kıbrıs'ta çözümü kolaylaştıracak bir adımın atılmasını engelledi. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gennadiy Gatilov, 24 Nisan'daki halkoylamaları öncesinde Ada'daki kararı etkilemek istemediklerini açıkladı.Meclis'te 'Evet' mesaisi
23/04/2004 RADIKAL
ANKARA - Kıbrıs'ta yarın yapılacak referandumdan 'Evet' çıkması halinde Türkiye'nin üzerine düşen yükümlülükleri bir an önce yerine getirmesi için Meclis 26 Nisan Pazartesi günü açık tutulacak. TBMM Başkanı Bülnet Arınç'ın başkanlığında toplanan Danışma Kurulu'nda AKP Grup Başkanvekili Haluk İpek, Meclis'in pazartesi açık tutulmasını önerdi. CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç ise bu öneriy
e karşı çıktı. AKP, uzlaşma sağlanamaması üzerine Danışma Kurulu önerisini Genel Kurul'a getirdi. Genel Kurul'da yapılan oylamada öneri CHP'lilerin karşı çıkmasına karşın AKP'lilerin oylarıyla kabul edildi. Referandumdan 'Evet' çıkması halinde hükümet, konuya ilişkin uluslararası antlaşmayı pazartesi günü Meclis'e gönderecek.'Ülkücü terör'e Meclis'ten tepki
23/04/2004 RADIKAL
ANKARA- Türkiye'dengidenülkücügrupların KKTC'de Annan Planı'na destek veren partilerin binalarını taşlaması, duvarlarına tehdit yazıları asması ve 'Evet' için çalışanlara saldırması tepki çekti. KKTC'de yaşanan 'ülkücü terörü'ne gösterilen tepkiler şöyle:
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: Yetki alanına girmediği halde doğrudan müspet veya menfi bir propagandanın içerisine giren siyasiler, çıkacak sonucun gereklerini yerine getirmek durumunda. Oraya giderek bu propagandayı 'Evet' ya da 'Hayır' şeklinde yapanlar, yarın kendi söylediklerinin dışında bir sonuç çıktığı takdirde görevlerinde durmamaları gerekir. Buna D
Maraş izlenimi
Erdal Güven'Evet'çi gençler 'Çözüm olmazsa, göç etmek zorunda kalırız' diyor
23/04/2004 RADIKAL
MARAŞ - Annan Planı'nın etkileyeceği bölgelerden biri de Magosa. 27 bin nüfuslu ilçenin başta Maraş olmak üzere bir kısmı Rum tarafına devredilecek. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi durumunda Türk tarafında kalacak topraklara yerleşeceklerle birlikte 25-30 bin Rum bekleniyor bölgeye.
Türkiyelilerin yoğun yaşadığı bir yer Magosa. İlçe nüfusunun üçte biri Türkiyeli. CTP'li Belediye Başkanı Oktay Kayalp, referandumda Türkiyelilerin yüzde 50'sinden 'Evet' bekliyor; Kıbrıslı Türkler için ise bu oranı yüzde 70 olarak tahmin ediyor. "Türkiyeliler önce Erdoğan'ın ne dediğine bakıyor, iktidarda olduğu için" Bir de saptaması var Oktay beyin. "Bir haftadır Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'ndan subaylar kahve kahve dolaşıyor 'Hayır' için. Eskiden herkes hazır olda dinlerdi askeri. Şimdi pek yüz vermiyorlar."
'Verecekler bir ev...'
'Ağırıma gidiyor'
Tarihsel doğrunun 'Evet'i
H.Bülent Kahraman
23/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs konusunda neden 'Evet' denmesi gerektiğine dönük yaklaşımım bu amaç doğrultusunda çok ciddi bir gayret içinde bulunan diğer birçok kişiden bir nüansla ayrılıyor. En azından vurgularımızı değişik noktalara yapıyoruz.
Kıbrıs'ta 'Evet' denmesinin en önemli belirleyicisi, bence hazırlanan planın olumluluğundan v
24 Nisan son şans olabilir
Kıbrıs'ın konumu, tarih boyunca Kıbrıs'ın kaderinin Kıbrıslılar tarafından değil de Kıbrıslı olmayanlar tarafından belirlenmesine neden oldu
23/04/2004 RADIKAL
ARMAĞAN CANDAN, THEO GEORGIOU
Söz sırası Kıbrıslılarda
Plan yakınlaştırıyor
Halklar nefret etmiyor
Kaybeden barış olur
Gizli Kıbrıs parolası: 555AGKB
23/04/2004 RADIKAL
SELÇUK SALİH CAYDI
Verheugen bize kızmakta haksız
Annan P
lanı, Yaşil Hat'taki duvarı yıkmıyor, aksine ilelebet var olacak şekilde güçlendiriyor. Plan, Avrupa ve medeni dünya için bir utanç devletinin kurulmasını öngörüyor23/04/2004 RADIKAL
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu komiseri Günther Verheugen soruml
uluk alanını ve diplomasi kurallarını aşarak patladı. Verheugen 'Evet' yanlısı olabilir, ancak bunu kibar olmayan bir üslupla dile getirdi. Öfkeli konuştu ve tehditler savurdu. Kendisine haksızlık etti. Eğer bizlerin tek seçeneği olsaydı, yani tek seçenek 'Evet' olsaydı o zaman neden referendum hakkı tanındı? Yoksa kafalarında bir şeyler mi tezgâhladılar? Bizi niye küçümsüyorlar ve rezil ediyorlar?Artık yönetim değişti
Her şeyin sorumlusu Annan
Akademisyenlerden 'Evet'
Üniversitelerin uluslararası ilişkiler bölümünde görevli 72 akademisyen 'Kıbrıs'ta Çözüme Evet' başlıklı bir bildiri yayımladı. Bildiride 'Annan Planı'yla kalıcı bir barış dön
emi başlayabilir' dendi23/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs'ta Çözüme 'Evet': Kıbrıs sorunu ve Türk dış politikasını yakından izleyen Uluslararası İlişkiler akademisyenleri olarak BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin taraflara sunduğu ilk planın 'müzakere çerçevesi' olabileceğini Aralık 2003 tarihinde yayımladığımız bir bildiri ile kamuoyunun dikkatine sunmuştuk. Aradan geçen süre içinde bu çerçeve doldurulmuş ve plan tarafların onayına sunulmuştur. İsviçre görüşmeleri sonunda tarafların onayına sunulan metnin siyasal eşitlik, egemenlik, güvenlik ve garantörlük konularında Türk tarafının taleplerini karşılayacak öğeler içerdiği kanısındayız. Dolayısıyla, planın kabul edilerek adada anlaşmaya dayalı kalıcı bir barış döneminin başlatılması bugün mümkündür. Uluslararası ilişkiler alanında bilgimize ve deneyimimize dayanarak referanduma sunulan planın mümkün en iyi çözüm olduğunu, hem KKTC hem de Türkiye için çözümün artık yaşamsal bir önem kazandığını ve mevcut planın uygulanabilir bir içer
ik taşıdığını kamuoyunun bilgisine sunarız.Güney'de 'evet'ler yüzde 30'u zor bulur
Rum kesiminde gittiğim üniversitenin öğrencileri 'kararsızım ama..." diye söze başlıyorlardı. Bindiğim taksilerin şoförleri ise 'hayırcı'ydı
MEHMET Y. YILMAZ / LEFKOŞA
De Soto sürprizi
Annan Planı'na Türkiye'nin haberi olmadan, "Türk savaş gemilerinin geçişlerde izin alma şartı" konduğu ortaya çıktı
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
Propaganda hız kesmiyor
AKEL'in nihai kararı umutları söndürdü
Kıbrıs Rum kesiminde yarın düzenlenecek referandumun heyecanı kalmadı. Komünist parti AKEL'in, "Annan Planı'nı desteklememe" şeklindeki nihai kararını açıklamasıyla birlikte "evet" için son umutlar da söndü. AKEL Genel Sekreteri ve Parlamento Başkanı Dimitrios Hristofyas, taraftar
larına "evet" dememeleri çağrısında bulunurken, "Biz bugün zayıf bir evet desek bile sonuç değişmeyecek. Referandumdan hayır çıkacak" dedi. Kararı BM Güvenlik Konseyi'nden çözüm anlaşmasının harfiyen uygulanacağına dair istedikleri teminatların verilmesi için aldıklarını söyleyen Hristofyas, yıl sonuna kadar Rum kesiminde yeniden referandum yapılması için çalışacağını açıkladı.Talat: Kadehleri birlikte kaldıralım
Referandum öncesi Rumlara seslenen KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, "1 Mayıs'ta kadehleri tek başına kaldıramayız. İki taraftan 'evet' çıkmalı" dedi. Son gelişmeleri değerlendiren Talat, Türk tarafından 'evet', çıkarsa Denktaş'ın istifa etmesi gerektiğini söyledi. Talat, "Cumhurbaşkanı 'hayır' kampanyası yürütecek, halkı kendisine 'hayır' diyecek
ve Cumhur-başkanı görevine devam edecek. Bu hiç uygun değil" diye konuştu. Talat, Rumların en büyük partisi AKEL'in, plana "hayır" diyeceğini açıklayarak tarihi bir yanlış yaptığını da ifade etti.Denktaş: Allah Rusya'dan razı olsun
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'a karar tasarısının BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya'nın vetosu nedeniyle onaylanmamasını, "Allah Rusya'dan razı olsun" sözleriyle değerlendirdi. Rusya'nın "kendilerini büyük bir felaketten kurtardığını, ABD ve İngiltere'nin oyununu bozduğ
unu" söyleyen Denktaş, iki taraf üzerindeki baskıların da kabul edilemez olduğunun ortaya çıktığını belirterek, Rusya'nın herkesi rahatlattığını kaydetti. Denktaş, 23 Nisan bayramı öncesinde ziyaretine gelen çocukları kabul etti.Sen n
eymişsin be Theo!'Barış öncüsü' Yunanlı besteci Theodorakis Rumları 'hayır' demeye çağırdı. Sahne arkadaşına şaşıran Zülfü Livaneli, 'Ani dönüşün nedenini anlamıyorum' dedi
YORGO KIRBAKİ Lefkoşa ŞÜKRAN PAKKAN İstanbul
Türkiye - Yunanistan dostluğundan öncülerinden olan ve "Kıbrıs'ta barışı görmek istiyorum" diyen Yunanlı besteci Mikis Theodorakis, Rumları referandumda "hayır" demeye çağırdı. Dostluk konserleri kapsamında birçok kez aynı sahneyi paylaştığı meslektaşının kararını şaşkınlıkla karşılayan CHP İstanbul Milletvekili Zülfü Livaneli, "Ani dönüşün nedenini anlamıyorum" dedi.
Theodorakis yazılı açıklamasında, Rumların "hayır"ını, Yunanlıların İkinci Dünya Savaşı'nda Nazilere söylediği "hayır"la eşdeğer sayacağını belirtti.
Annan Planı'nın son derece
Livaneli anlam veremedi
Kıbrıs'ta barışı desteklediğini söyleyen Livaneli, geçen yaz Theodorakis'in eserlerini yorumlayan Maria Faranduri ile Rum kesiminde barış konseri verdiklerini anımsattı. Güney'in barışı desteklediği yönünde izlenim edindiğini vurgulayan Livaneli, "Böyle düşündüğünü bilmiyordum. Böyle durumlarda genellikle haberleşirdik. Geçen yazdan bu yana neden bu kadar keskin bir dönüş oldu, anlam veremiyorum. Bugün
ne oldu, neden değiştiler, neden kuvvetle karşı çıkıyorlar, bilmiyorum" dedi.MILLIYET 23/04/2004
Rumlara inat daha çok evet!
AKEL, Elenizmden tam kurtulamamış. Oysa, Kuzey'deki barış hareketi ve çözümden yana sol parti ve akımlar, AKEL'e büyük umutlar bağlamıştı. Kıbrıslı bir Türk, "AKEL utansın!" diyerek başlıktaki çağrıyı yaptı
Referanduma doğru Kıbrıs - 7 / LEFKOŞA
Dipkarpaz'da güzel bir gün. Akdeniz mavisiyle iç içe olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Sadece dalgaların sesi kulağımda, o kadar. Uçsuz bucaksız, uzayıp giden bomboş sahillerin bir kenarında, kendi haline bırakılmış Mavi Deniz Oteli.
Kimsecikler yok.
Denizin hemen yanı başında bir masa ve iri barbunlar, bir kadeh de Kıbrıs rakısı... Yaşamak güzel şey! Bunu bazen yaşarken itiraf edebilmek de güzel şey... Bembeyaz köpürerek ayağımın dibine vuran dalgaların sesini dinliyorum.
Afrodit!
Aşk Tanrıçası bu dalgaların köpüğünden doğmuş olmalı... Madam Vlahos'un alaycı titreşimlerle dolu sesi kulağımda çınlıyor:
"Kuzum Hasan Cemal, Afrodit'in adasında Türklerin ne işi var?.."
Yaşasaydı, hayır mı derdi?
Aynı zihniyet sürüyor
Yunan gazeteciliğinin duayenlerinden olan Madam Vlahos sıkı bir Elen milliyetçisiydi. Türkiye'den pek hoşlanmazdı. Yunanistan'da 1967 Albaylar Cuntası'na karşı vermiş olduğu demokrasi mücadelesiyle ünlenmişti.
1980'lerin başında Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Yürütme Kurulu'nda birlikte çalışmıştık. Yirmi yıl önce bir gün Kıbrıs konusu açıldığında, işte bana dönüp "Afrodit'in adasında Türkler ne arıyor?" diyebilmişti.
Bu zihniyet Rumlarda hala ağır basıyor. Solcusunda da sağcısında da öyle. Güney'de yıllardır 'barış hareketi'nin başını çeken ve Komünist gelenekten gelen AKEL'in bu zihniyetten, Elenizm'den tam kurtulamadığı yarınki referandum için hayır demesinden de anlaşılıyor.
Oysa, Kuzey'deki barış hareketi ve çözümden yana sol parti ve akımlar, AKEL'e büyük umutlar bağlamıştı. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat'la olsun, Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı'yla olsun, bütün sohbetlerimde AKEL'in sonunda 'evet'e sahip çıkacağını düşünüyorlardı. Güney'de çıkan ve yüksek oranlı hayır sonucu veren anketlere de fazla kulak asılmıyordu. Bunların müzakere masasında Rum tarafının elini güçlendirmek için yapılan abartılı anketler olduğu belirtiliyordu. Klerides'in sağcı DİSİ partisiyle, Hristofyas'ın AKEL'in günü geldiğinde evete sahip çıkacaklarına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu.
Klerides yanıltmadı.
Ama Hristofyas çark etti.
Dün öğle vakti bu satırları yazarken Kıbrıs'ın önde gelen gazetecilerinden biri, Hristofyas'ın televizyon açıklamalarını dinledikten sonra tepkisini aynen şöyle dile getirdi:
"Lanet olsun!"
BM Güvenlik Konseyi'ndeki Rus vetosu ile birlikte AKEL'in hayırda karar kılması Kuzey'de, çözümden yana sol partilerde ve barış hareketinin içinde tepki ve düş kırıklığını doruklara taşıdı.
Bir başka meslektaşım şöyle dedi:
"AKEL utansın! Bunca yıl barış hareketini birlikte götürmeye çalıştığımız AKEL ne yazık ki tarihi bir fırsatı kaçırdı. Tarihi bir hatanın altına imza attı. Bundan sonra yapılacak olan, AKEL'e inat, Rumlara inat Kuzey'de daha çok evettir. Kıbrıslı Türkler olarak Kuzey'den yüzde 60'ın üzerine çıkmalıyız."
Nasıl tamir edilir bilemiyorum.
Kıbrıslı Türklerin kalbinde birden çok telin koptuğu gözle bile görülüyor. Biraz deşince genel kabul gören bir düşünce kendini hemen ele veriyor:
"AKEL'de bile Türklerle ortak devlet reddediliyor. Yeni bir devletin çatısı altında Türklerle ortaklığı içlerine sindiremiyorlar, yazık!"
Bir kenara yazın:
Bu duygu ve düşünceler, eğer önümüzdeki yakın dönemde gereken özen gösterilmezse, adanın bütünleşmesine değil, 'taksim'ine, yani bölünmesine katkı yapar. Bu noktayı önemseyenler, daha ihtiyatlı, daha soğukkanlı tutum tavsiye ediyorlar. İleride diyalog kanallarını torpilleyecek tepkilerden kaçınılması gerektiği belirtiliyor.
Hızla yapılması gerekenler
Aklın yolu böyle diyor.
Ancak, Kıbrıs'ta aklın yolunda yürüyebilmek için özellikle 'uluslararası toplum'un 24 Nisan referandumundan sonra, hafta başından itibaren hızla yapması gerekenler var.
Bu bakımdan özellikle Avrupa Birliği'ne düşen görevler olmalı. 1 Mayıs'tan, yani R
İzolasyon bitecek mi?
Kıbrıs Türk tarafı ambargodan, izolasyondan sıyrılmaya başlayacak mı? Rumlarca aldatıldığını itiraf eden Verheugen'ın tepkisi lafta mı kalacak, yoksa Kıbrıs Türklerine umut ışığı yakacak eylemlerin ipuçları 1 Mayıs'a kadar verilecek mi?
Sorular çok fazla...
Güney'de hayırın kesinleşmesi, ezberleri bozdu çünkü... Şimdi bir sürü yanıtsız soru işareti yalnız Kıbrıs'ta değil, Ankara'da, Atina'da, AB ve ABD'de zihinlere çengelini asmış durumda...
Evet, Güney'den hayır çıkınca ne olacak? Ama bu sorudan önce, Kıbrıslı Türk meslektaşım gibi ben de Rum'a inat daha çok evet diliyorum Kuzey Kıbrıs için...
Kıbrıs yazıları devam edecek.
HASAN CEMAL MILLIYET 23/04/2004
Güney'de 'Hayır' kesin, 'tonu' merak ediliyor
Yaşamımda ilk kez Kıbrıs Cumhuriyeti'ne (Yani bizim Kıbrıs Rum Kesimi dediğimiz yer) ait bir devlet dairesine girdim ve karşımdaki duvarda çerçeveletilmiş kocaman bir Makarios fotoğrafını görünce de şaşırdım.
Aslında şaşırmamam gerekirdi, Makarios'un fotoğrafının eski C
AB ve ABD'nin samimiyeti
LEFKOŞA
Rumlar 'hayır'da hayır görüyorlar!
İstanbul'dan Rumlara canlı yayın yapılırdı
Barışa evet
Rumlar hayır demeye hazır
GÜNEY KIBRIS
RUMLAR BİZLERİ KOMPLEKSTEN KURTARACAK
Kıbrıs Rumları HAYIR oyu vererek bir açıdan bizlere çok yardımcı olacaklar.
Acaba yanlış mı düşünüyorum?
Eğer sizlerde benim gibi, yıllarca Uluslararası toplantılarda, konferanslarda veya Uluslararası Parlamentolarda bir Türk gazeteci-gözlemci olarak Kıbrıs sorununu izleseniz veya tartışmacı olsaydınız, şu anda duyduğum rahatlamayı mutlaka benimle paylaşırdınız...
Hepimiz kompleks duyardık.
Hem haklıydık, hem de haklı olduğumuzu anlatamazdık.
1974 müdah
Veto ABDyi çok kızdırdı
Kasım CİNDEMİR/WASHINGTON
Rusyanın, BM Güvenlik Konseyinde Kıbrıs tasarısını veto etmesi ABDyi kızdırdı. ABDliler Rusyayı kara para aklamakla suçladı.
Rusyanın, BM Güvenlik Konseyinde, Kıbrısta silahsızlanmayı öngören karar tasarısını veto etmesi ABD Yönetimini deliye çevirdi. Washington, Rumların hayır demesi sonucu Adada çözüm olmazsa, dünyanın KKTCnin tanınmasını gündeme alması ve tartışması gerektiğine inanıyor.
Hürriyetin konuştuğu ABD kaynakları,
HURRIYET 23/04/2004
ABD: Rum yönetimi sansür uyguluyor
Washington
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıs Rum kesimini, halkın tam bilgi alma özgürlüğünü kısıtlamakla suçladı ve ''Ada'dakiler, bütün görüşleri öğrenemiyor, planla ilgili gerekli bilgiyi alamıyorlar'' dedi.
Boucher, Kıbrıs Rum kesimindeki devlete bağlı yayın kurulunun, farklı görüşleri içeren yabancıların açıklamalarını sansürlediğini, Annan planıyla ilgili ayrıntıları kısıtlı olarak duyurduğunu söyledi.
Richard Boucher, ''Güney Kıbrıs yayın kurulu, halkın gelişmeleri öğrenmesini kısıtlıyor. Yabancıların BM planı hakkındaki açıklamaları ve Cumartesi günkü referandumla ilgili basın haberleri kısıtlanıyor. Birçok bilgi ve gerçekler halka ulaşamıyor olabilir. Bu da Kıbrıs'ta özgür basının işleyişine, Kıbrıslı seçmenlerin tam ve doğru bilgiye ulaşabilmesine kuşku düşürüyor. Halkın bütün görüşleri bilmesi, planı bilmesi, bütün açılarıyla analiz edebilmesi lazım'' dedi.
Boucher, AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in açıklamalarının Rum kesiminde televizyonlarda yer almasının, Kıbrıs yayın kurulu tarafından engellendiğini söyledi.
Bir gazetecinin, Amerikalı yetkililerin mesajlarını ulaştırmasının engellenip engellenmediği sorusu üzerine Boucher, ''Hayır, bizim yaptığımız açıklamaların çoğu ulaştırıldı. Ama burada bir devlet yayıncılığı anlayışı var ki, insanların önüne bilgiyi, farklı görüşleri, yorumları sunmaktan kaçınıyor. Ancak bu konu çok önemli ve tarihi'' diye konuştu.
KIBRIS TASARISINA RUS VETOSU
Boucher, BM'de Kıbrıs ile ilgili tasarının, referandumlardan önce Rusya'nın vetosu yüzünden geçememesi konusundaki soruları da yanıtladı.
Boucher, ''Biz ABD olarak, BM Genel Kurulu'nun, anlaşmanın tam uygulanmasını desteklediğini sergilemesinin çok önemli olduğunu hissettik. Güvenlik Konseyi'nin bir üyesinin, BM Genel Sekreteri'nin, 24 Nisan'daki referandumdan önce Kıbrıslı Rumlara, çözüm anlaşması içindeki güvenlik yapısı konusunda garanti sağlayan bir tasarı talebini
desteklemeyişinden üzüntü duyuyoruz. Buna karşılık konseyin 14 üyesi, çok farklı bir görüş sergiledi ve BM Genel Sekreteri ve anlaşmayı doğrudan desteklemenin uygun olduğunu hissetti'' dedi. Sözcü, sözlerine şöyle devam etti:''Rusya vetosuna rağmen mesaj açık. Cumartesi günü referandumda bütün Kıbrıslılar tarafından çözüme 'evet' onayı verilirse, BM Genel Kurulu'nda, Kıbrıs'ta bir çözüm uygulama komisyonu kurmak ve silah ambargosu yönünde karar çıkarılması için çok hızlı bir eylem olacak. Bize göre Genel
Kurul'daki bu oylama, 120 bin Kıbrıslı Rum'un eski evlerine dönmesi, kapsamlı bir mal telafisi ve neredeyse bütün Türk askerlerinin adadan çekilmesini sağlayan BM çözüm planının bütün açılarının uygulanmasına uluslararası toplumun desteğini sergiliyor''.Rusya'nın vetosunun sadece prosedüre ilişkin olduğunu savunan Boucher, ''Ruslar, referandumdan önce oylama yapılmasına karşılar'' dedi. Boucher, ''Eğer Kıbrıslılar 'evet' oyu verirse, bu anlaşmanın uygulanmasını sağlama yönünde BM Genel Kurulu'nda çok güç
lü bir destek var. Eğer referandumda olumlu sonuç alınırsa, bu tasarı Genel Kurul'dan geçecek'' dedi.''TARİHİ FIRSAT''
Referandumlar için ''tarihi bir fırsat'' diyen Boucher, ''İlk defa Kıbrıs halkının önünde problemlerini çözecek bir plan var. İlk defa ortak bir gelecek planı ve AB üyeliği söz konusu. İnsanlar plana bakıp, (bu benim ve çocuklarımın hayatı için ne demek) diye düşünmeli'' diye konuştu.
Boucher, ''Her şey müzakere edildi. B planı yok, masaya dönme seçeneği yok. Bir daha deneyelim düşüncesi yok. Her şey bütün detaylarıyla tartışıldı. Plan, her iki tarafın ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılıyor. Eğer işler yolunda giderse, insanlar doğru kararı verirse, 1 Mayıs'tan sonra birleşik bir Kıbrıs, AB'ye girecek. 'Hayır' sonucu çıkarsa, ne ol
acağını görmemiz gerekecek'' dedi.Boucher, amaçlarının ''hayır'' oyu çıkarsa ne olacağı hakkında spekülasyon yapmak değil, insanları cesaretlendirmek ve ''evet'' oyunun yararlarını görmelerini sağlamak olduğunu kaydetti.
HURRIYET 23/04/2004
Talat: Denkta
ş halkı temsil etmiyorKKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, dün Lefkoşada düzenlenen evet mitinginde, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa meydan okuyarak, Cumhurbaşkanı bu halkın temsilcisi olduğunu asla iddia edemez. Referandumu, Cumhurbaşkanına karşı bir güvenoylamasına dönüştürelim. Barışın önündeki son engeli de tarihe havale edelim dedi.
İnönü Meydanında dün akşam düzenlenen miting şenlik havasında gerçekleşti. Halk oyunları ekiplerinin gösterileriyle coşan binlerce Kıbrıslı Türk, Denktaş istifa ve Kıbrısta barış engellenemez diye sloganlar attı. AB ve yeşil Cumhuriyetçi Türk Partisi bayraklarıyla meydanı dolduran gençler, hayır cephesine katılan Rum yönetiminin en büyük partisi AKELi de We will never forget, AKEL (Asla unutmayacağız AKEL) yazılı
pankartlarla protesto etti.HURRIYET 23/04/2004
Güneyde gökten Ohi yağıyor
|
Nur BATURun Güney izlenimleri
Kıbrıs Rum kesiminde yollar, dükkanlar, sokaklar. Her yer kocaman Ohi-Hayır levhalarıyla dolu. Çiçek kümelerinin içinden, otobüs duraklarından Ohi levhaları fişkırıyor. Taksi şoförümüz Yorgos kızgın, Denktaş hakkında ne düşüneyim ki. Vatanımı elimden aldı diye söyleniyor. KOCAMAN beyaz Mercedesimiz Larnaka havaalanında hareket eder etmez yolun sağındaki kocaman Ohi levhası bize merhaba diyor. İki dakika geçmiyor ki bu kez de sağda kocaman bir levha. Yine kocaman bir Ohi. Levhanın altında Türk askerleri dışarı. Türkiyeli göçmenler dışarı diye yazıyor. |
HURRIYET 23/04/2004
Kıbrıs Türkündür
Dünyanın gözü, kulağı Kıbrısta. Ve aylardır gündemdeki referandum için yarın iki halk sandık başında. Annan Planına evet ya da hayır öncesinde iki Kıbrıs Türkü Lefkoşadaki bir fotoğraf stüdyosunda anlamlı bir hatıra pozu veriyor. Kıbrıs haritasının yanındaki büyük harflerle Kıbrıs Türkündür yazısının gururuyla objektiflere gülümsüyorlar
HURRIYET 23/04/2004
Allah razı olsun, Rusya ABDnin oyununu bozdu
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
Rusyanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Kıbrısla ilgili karar tasarısını veto etmesi KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaşı sevindirdi. Denktaş, Rusyadan Allah razı olsun, herkesi rahatlattı dedi.Denktaş,
dün bir kabulünde yaptığı açıklamada Rusyanın, Kıbrıstaki taraflara referandumla ilgili olarak yapılan ahlaksız baskının kabul edilmez olduğunu gösterdiğini belirtti ve Böylelikle tek kuvvet dünyası olmadığını, her güçlü devletin istediğini yapamayacağını kanıtlamış oldu dedi. Rusyanın farklı nedenlerle veto yetkisini kullanmış olabileceğini vurgulayan Denktaş, şöyle konuştu:HURRIYET 23/04/2004
Denktaş: Evlat acısından beter
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lefkoşada dün akşam düzenlenen Annan Planına hayır mitinginde halktan, referandumda hayır oyu kullanmasını istedi ve 35 yaşındaki evladımı hastanede kaybederken bu kadar acı duymadım. Devletimiz elden gidiyor dedi.
Denktaşın baş konuşmacı olduğu 5 bin kişinin katıldığı mitingde, MHP lideri Devlet Bahçeli, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, MP lideri Aykut Edibali, SPden Oya Akgönenç, ana muhalefet lideri Derviş Eroğlu ve Demokrat Parti Başkanı Serdar Denktaş da hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Denktaş konuşmasında yarınki referandumda halktan hayır oyu kullanmasını isteyerek şunları söyledi: İçimizde şehit anaları var. İçimizde benim
HURRIYET 23/04/2004
Anlaşmanın içeriği e
tkilenmezDışişleri Bakanı Abdullah Gül, BM Güvenlik Konseyinde Rusyanın vetosuyla reddedilen Kıbrıs karar tasarısına ilişkin, Türkiyenin tüm girişimleri yaptığını ve artık yapacak birşeyi olmadığını söyledi.
Gül dün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Suud El Faysalla yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, karar tasarısının kabul edilmemesine ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi: Şimdi artık Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs Rum halkı karar verecektir. BM Güvenlik Konseyinin a
slında kararı veyahut oraya giden şey yeni birşey değildi. Neydi o? Anlaşmanın zaten kendi içinde garanti söz konusuydu. Anlaşmaya göre, adada silahlar olmayacak, silah kaçakçılığı olmayacak. Dolayısıyla BM Güvenlik Konseyindeki konu bunu biraz daha kuvvetlendiriciydi. Anlaşmanın içeriğiyle bir ilgisi yoktu. Bizim yapacağımız birşey yok.HURRIYET 23/04/2004
ABD: Rum yönetimi sansür uyguluyor
Washington
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıs Rum kesimini, halkın tam bilgi alma özgürlüğünü kısıtlamakla suçladı ve ''Ada'dakiler, bütün görüşleri öğrenemiyor, planla ilgili gerekli bilgiyi alamıyorlar'' dedi.
Boucher, Kıbrıs Rum kesimindeki devlete bağlı yayın kurulunun, farklı görüşleri içeren yabancıların açıklamalarını sansürlediğini, Annan planıyla ilgili ayrıntıları kısıtlı olarak duyurduğunu söyledi.
Richard Boucher, ''Güney Kıbrıs yayın kurulu, halkın gelişmeleri öğrenmesini kısıtlıyor. Yabancıların BM planı hakkındaki açıklamaları ve Cumartesi günkü referandumla ilgili basın haberleri kısıtlanıyor. Birçok bilgi ve gerçekler halka ulaşamıyor olabilir. Bu da Kıbrıs'ta özgür basının işleyişine, Kıbrıslı seçmenlerin tam ve doğru bilgiye ulaşabilmesine kuşku düşürüyor. Halkın bütün görüşleri bilmesi, planı bilmesi, bütün açılarıyla analiz
edebilmesi lazım'' dedi.Boucher, AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in açıklamalarının Rum kesiminde televizyonlarda yer almasının, Kıbrıs yayın kurulu tarafından engellendiğini söyledi.
Bir gazetecinin, Amerikalı yetkililerin mesajlarını ulaştırmasının engellenip engellenmediği sorusu üzerine Boucher, ''Hayır, bizim yaptığımız açıklamaların çoğu ulaştırıldı. Ama burada bir devlet yayıncılığı anlayışı var ki, insanların önüne bilgiyi, farklı görüşleri, yorumları sunmaktan kaçınıyor. Anca
k bu konu çok önemli ve tarihi'' diye konuştu.KIBRIS TASARISINA RUS VETOSU
Boucher, BM'de Kıbrıs ile ilgili tasarının, referandumlardan önce Rusya'nın vetosu yüzünden geçememesi konusundaki soruları da yanıtladı.
Boucher, ''Biz ABD olarak, BM Genel Kurulu'nun, anlaşmanın tam uygulanmasını desteklediğini sergilemesinin çok önemli olduğunu hissettik. Güvenlik Konseyi'nin bir üyesinin, BM Genel Sekreteri'nin, 24 Nisan'daki referandumdan önce Kıbrıslı Rumlara, çözüm anlaşması içindeki güvenlik yapısı konusunda garanti sağlayan bir tasarı talebini desteklemeyişinden üzüntü duyuyoruz. Buna karşılık konseyin 14 üyesi, çok farklı bir görüş sergiledi ve BM Genel Sekreteri ve anlaşmayı doğrudan desteklemenin uygun olduğunu hissetti'' dedi. Sözcü, sözlerine şöyle devam etti:
''Rusya vetosuna rağmen mesaj açık. Cumartesi günü referandumda bütün Kıbrıslılar tarafından çözüme 'evet' onayı verilirse, BM Genel Kurulu'nda, Kıbrıs'ta bir çözüm uygulama komisyonu kurmak ve silah ambargosu yönünde karar çıkarılması için çok hızlı bir eylem olacak. Bize göre Genel Kurul'daki bu oylama, 120 bin Kıbrıslı Rum'un eski evlerine dönmesi, kapsamlı bir mal telafisi ve neredeyse bütün Türk askerlerinin adadan çekilmesini sağlayan BM çözüm planının bütün açılarının uygulanmasına uluslar
arası toplumun desteğini sergiliyor''.Rusya'nın vetosunun sadece prosedüre ilişkin olduğunu savunan Boucher, ''Ruslar, referandumdan önce oylama yapılmasına karşılar'' dedi. Boucher, ''Eğer Kıbrıslılar 'evet' oyu verirse, bu anlaşmanın uygulanmasını sağlama yönünde BM Genel Kurulu'nda çok güçlü bir destek var. Eğer referandumda olumlu sonuç alınırsa, bu tasarı Genel Kurul'dan geçecek'' dedi.
''TARİHİ FIRSAT''
Referandumlar için ''tarihi bir fırsat'' diyen Boucher, ''İlk defa Kıbrıs halkının önünde problemlerini çözecek bir plan var. İlk defa ortak bir gelecek planı ve AB üyeliği söz konusu. İnsanlar plana bakıp, (bu benim ve çocuklarımın hayatı için ne demek) diye düşünmeli'' diye konuştu.
Boucher, ''Her şey müzakere edildi. B planı yok, masaya dönme seçeneği yok. Bir daha deneyelim düşüncesi yok. Her şey bütün detaylarıyla tartışıldı. Plan, her iki tarafın ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılıyor. Eğer işler yolunda giderse, insanlar doğru kararı verirse, 1 Mayıs'tan sonra birleşik bir Kıbrıs, AB'ye
girecek. 'Hayır' sonucu çıkarsa, ne olacağını görmemiz gerekecek'' dedi.Boucher, amaçlarının ''hayır'' oyu çıkarsa ne olacağı hakkında spekülasyon yapmak değil, insanları cesaretlendirmek ve ''evet'' oyunun yararlarını görmelerini sağlamak olduğunu kayde
tti.(aa)
HURRIYET 23/04/2004
AB: Güney hayır derse, kuzey soğukta kalmaz
AB Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Kıbrıslıları, ''treni kaçırmamaları''yolunda uyardı.
Solana, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinden son
ra yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta tarafları BM planını desteklemeye çağırdı. AB Yüksek Temsilcisi, ''Tren geliyor, eğer kaçırırlarsa bir daha yakalayamayabilirler'' dedi.AB'nin, BM planı reddedildiği takdirde Ada ile ilişkilerinin aynı olmayacağını belirten Solana, ''BM planı desteklenmediği takdirde her şeyin eskisi gibi süreceğini sananlar, durumu yanlış değerlendirmiş olacaklar'' dedi.
Solana, referandumda güney tarafının 'hayır', kuzey tarafının 'evet' demesi halinde, kuzeyle ilişkilerin farklı olacağını kaydederek, ''Kuzey daima soğukta bırakılamaz'' diye konuştu.
(aa)
HURRIYET 23/04/2004
| Papadopulos: Annan planı ölmedi |
|
Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos Annan Planının ölmediğini ancak ikinci bir referandumun yapılıp yapılmayacağının gelişmelere bağlı olduğunu belirtti. |
|
NTV |
|
22 Nisan 2004 Papadopulos, Kıbrıslı Rum gazetecilerle canlı yayınlanan bir sohbet toplantısında kendisini aldattığını söyleyen Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugene sert çıkmadı |
|||
Verheugene hiçbir söz vermediğini dile getiren Papadopulos, Verheugen Avrupa Birliği üyesi olmamız için çok çalıştı. Kendisine teşekkür ediyorum dedi. Papadopulos Verheugenin açıklamalarına bir yanıt mektubu göndereceğini de vurguladı.
Papadopulos Referandumdan hayır çıkarsa Türkler neden Annan Planını tekrar ele alsın sorusuna Bizim için iyi olan, Kıbrıs için iyidir. Referandumdan hayır çıkması durumunda Kıbrıs Türklerinin değil, Türkiyenin kayıpları olacak dedi.
Avrupa Birliği ülkelerinin Kıbrısın tümünü içeren üyelik anlaşması imzaladığını hatırlatan Papadopulos, bu durumda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmasının imkansız olduğunu belirtti. Annan Planının adadaki Türk işgalini yasallaştırdığını söyleyen Papadopulos,
| Uluslararası topluluk planı destekliyor |
|
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Rusyanın, BM Güvenlik Konseyinin Kıbrıs konusundaki karar tasarısını veto etmesine rağmen, uluslararası topluluğun hala Kıbrıs planını desteklediğini söyledi. |
|
AA |
|
22 Nisan 2004 Annan, yaptığı açıklamada, Rusya uzlaşmaya katılmasa bile, bunun teknik nedenlerden kaynaklandığını ve içerikle ilgisi olmadığını açıkladı dedi. |
|||
Kofi Annan, BM Güvenlik Konseyinin temsil ettiği uluslararası topluluğun, adanın birleşmesi için harcanılan çabaları desteklediği mesajının verilmesi gerektiğini düşünüyorum ifadesini kullandı.
Rusya, Kıbrıs konusundaki karar tasarısını, referandum sonucunu etkileme girişimi olarak gördüğü gerekçesiyle veto ettiğini bildirmişti
ABDden Rumlara sansür eleştirisi
| ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıs Rum kesimini, halkın bilgi alma özgürlüğünü kısıtlamakla suçladı. |
|
|
|
|
||
|
NTV |
||
|
23 Nisan 2004 Boucher, Kıbrıs Rum kesimindeki devlete bağlı yayın kurulunun, farklı görüşleri içeren yabancıların açıklamalarını sansürlediğini, Annan Planıyla ilgili ayrıntıları kısıtlı olarak duyurduğunu söyledi. |
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Güney Kıbrıs yayın kurulu, halkın gelişmeleri öğrenmesini kısıtlıyor. Yabancıların BM planı hakkındaki açıklamaları ve referandumla ilgili basın haberleri kısıtlanıyor. Birçok bilgi ve gerçekler halka ulaşamıyor olabilir dedi.
Bu durumun Kıbrısta özgür basının işleyişine, Kıbrıslı seçmenlerin tam ve doğru bilgiye ulaşabilmesine kuşku düşürdüğünü
| Kuzey soğukta bırakılamaz |
|
AB Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, referandumda Rum tarafının evet, Türk tarafının hayır demesi halinde, Kuzeyle ilişkilerin farklı olacağını söyledi. Solana, Kuzey daima soğukta bırakılamaz dedi. |
|
AA |
|
23 Nisan 2004 Solana tarafların BM planını desteklemeye çağırarak, Treni kaçırırlarsa yakalayamayabilirler uyarısında bulundu. |
|||
AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana, ABnin BM planı reddedildiği takdirde Adayla ilişklerinin aynı olmayacağını söyledi ve BM planı desteklenmediği takdirde her şeyin eskisi gibi süreceğini sananlar, durumu yanlış değerlendirmiş olacaklar dedi.
Solana, referandumda güney tarafının hayır, kuzey tarafının evet demesi halinde, kuzeyle ilişkilerin farklı olacağını kaydederek, Kuzey daima soğukta bırakılamaz diye konuştu.
AB Yüksek Temsilcisi Solana, Tren geliyor, eğer kaçırırlarsa bir daha yakalayamayabilirler dedi.