KKTC'de
meclis tıkandı, erken seçim gündemde
KKTC'de ana
muhalefet partisi Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Başbakan Mehmet Ali
Talat başkanlığındaki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) -
Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin düşürülmesi amacıyla
verdiği güvensizlik önergesi, meclis genel kurulunda reddedildi. Mecliste
dün yapılan oylamada 25 kabul, 25 ret oyu verildi. Meclis salt
çoğunluğu olan 26'ya ulaşılamadığı için,
önerge reddedilmiş oldu.
Önergeye hükümet ortakları CTP ve DP milletvekillerinin yanı sıra
Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli
ile Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Başkanı
İzzet İzcan ret oyu verdi. Önergeye UBP, Barış ve Demokrasi
Hareketi (BDH), Yeni Parti (YP) ile 2 bağımsız milletvekili
kabul oyu verdi.
Başka çare kalmadı
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, erken seçimin kaçınılmaz
olduğunu söyledi. Talat yaptığı açıklamada,
oylamanın 25 - 25 sonuçlandığına işaret ederek,
hükümetin mecliste çoğunluğu olmadığını, bu
durumun hükümetin uzun ömürlü olmayacağını ortaya koyduğunu
kaydetti. Talat, erken seçimin 7 Kasım'da olması
olasılığı üzerinde hükümet ortaklarının
mutabık kaldığını belirtti.
MILLIYET 18/07/04
Çantanı al, Kıbrıs Rum Kesimine git
Uğur ERGAN / ANKARA
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türk işadamlarına Kıbrıs Rum Kesimi ile ticaret yapmaları için tarihi bir çağrıda bulundu.
Bakan Gül,
Hürriyet'e yaptığı özel açıklamada Türk
işadamlarına Al çantanı Rum Kesimi'ne git, malını
pazarla, para kazan diye seslendi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türk işadamlarına
Kıbrıs Rum Kesimi ile ticaret yapmaları için tarihi bir
çağrıda bulundu. Gül, Hürriyet'e yaptığı özel
açıklamada Türk işadamlarına Al çantanı Rum Kesimi'ne git,
malını pazarla, para kazan diye seslendi.
Rum Kesimi'nin 1 Mayıs'tan itibaren AB'ye tam üye olması nedeniyle
Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği (GB) anlaşmasından
dolayı, Türk mallarının gümrüksüz şekilde ithalini serbest
bıraktığını hatırlatan Gül, şunları
söyledi: Bu çok önemli bir gelişme. Olayların hep olumsuz
yanını görmeyelim. Olumlu gelişmeleri de görmek
lazım. Bu önemli gelişmeden çok sayıda
işadamımızın haberi yok gibi. Rum Kesimi'nin
zenginliğini biliyoruz. Bundan dolayı orada büyük bir
potansiyel var. Bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekir diye
düşünüyorum.
BURNUMUZUN DİBİ
Türk işadamının girişkenliğinin tüm dünyaca
bilindiğini, dünyanın birçok ülkesinde başarılı Türk
işadamlarının büyük işler yaptığını
ifade eden Gül, şöyle devam etti: İşadamlarımız
alsınlar çantalarını ellerine, Rum Kesimi'ne gidip
mallarını pazarlasınlar. Türk işadamı Kongo'ya,
Sibirya'ya kadar gidiyor da, burnunun dibindeki Kıbrıs'ın Rum
Kesimine niye gitmesin? Gitmemesi için sebep yok.
Rumların özellikle Türk cam ürünlerine büyük ilgi duyduğuna dair
duyumlar aldığını da ifade eden Gül, Benim bildiğim
kadarıyla Paşabahçe ürünlerini çok beğeniyorlarmış
dedi.
Gül, AB Komisyonu'nun Ulaştırma ve Enerji'den sorumlu Başkan
Yardımcısı Layalo de Palacio'nun, Türk limanlarının
Rum bandıralı gemilere açılmasını istediğinin
hatırlatılması üzerine de, şu değerlendirmeyi
yaptı:
Ben birkaç ay önce söylemedim mi, Türkiye GB'den doğan şartlar
gereği serbest ticaretle ilgili çalışmalar yapıyor diye?
Hatırlayın, kaç kez sölyledim. Bazı
çalışmalarımız var. Ama bu Rum Kesimi'ni resmen
tanıyoruz anlamına gelmeyecektir. Ticaretin
serbestleşmesini istiyoruz. Ancak Rum tarafı da bu konuda
bazı adımlar atmalı.
HURRIYET 18/07/04
Koalisyon kıl
payı güvende
KKTC'de hükümet,
muhalefetin güvensizlik önergesinden kıl payı kurtuldu. 'Erken
seçimden başka alternatifimiz yok' diyen Talat, bu yöndeki öneri için
yarınki meclis oturumunda şansını zorlayacak
18/07/2004
RADIKAL
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA - KKTC'de istifalarla azınlığa düşen
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti, dünkü
güven oylamasını kıl payı atlattı ama erken seçim hâlâ
gündemde. Başbakan Mehmet Ali Talat erken seçimi tek çıkış
yolu olarak gördüğünü yineledi. Hükümetin düşürülmesi için Ulusal
Birlik Partisi'nin (UBP) verdiği güvensizlik önergesi dünkü oylamayla
reddedildi. Meclisteki oylamada, 25 'kabul' ve 25 'ret' oyu
kullanıldı. Salt çoğunluk için gereken 26 sayısına
ulaşılamadığı için önerge reddedilmiş oldu.
Hükümeti, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin
Angolemli ve Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel
Başkanı İzzet İzcan'ın ret oyları kurtardı.
Önergeyi UBP, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), Yeni Parti (YP) ile
iki bağımsız vekil destekledi.
Erken seçim öne
çıktı
Oylamanın ardından gözler, yarın mecliste görüşülecek
CTP'nin erken seçim önerisine çevrildi. Öneri Hukuk ve Siyasi İşler
Komitesi'nde perşembe günü reddedilmişti. Başbakan Talat ise,
"Erken seçim kaçınılmaz. Oylama 25-25 bitti. Bu, hükümetin uzun
ömürlü olmayacağını gösterdi" dedi. Talat, "Erken
seçimin 7 Kasım'da olması olasılığı üzerinde hemen
hemen mutabık kaldık" dedi. KKTC Başbakanı, erken
seçime dek 2004 bütçesini meclisten çıkarabilmek için çoğunluğu
arayacaklarını da belirtti.
|
KKTC yeni
sınır kapısı açıyor |
|
|
|
Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti, Rum tarafına geçişler için yeni bir
sınır kapısı açmaya hazırlanıyor. |
|
|
|
NTV |
18 Temmuz 2004
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, Güzelyurt bölgesinde Rum kesimine
geçiş için, Bostancı Kapısının yakında
açılacağını söyledi.
Son bakanlar kurulu
toplantısında bu yönde karar alındığını
belirten Talat, yol ve altyapı için gerekli hazırlıkların
tamamlandığını kaydetti. Talat, bölgenin mayınlı
olması nedeniyle teknik inceleme başlattıklarını da
ifade etti.
Güzelyurt bölgesinde geçiş
kapısı bulunmadığı için Rum ve Türklerin, Lefkoşa
üzerinden dolaşmak zorunda kaldıklarına dikkat çeken Talat,
Bostancı Sınır Kapısının narenciye
satışının yapılabilmesi açısından önemli bir
ihtiyacı karşılayacağını söyledi. Başbakan
Talat, ihtiyaca göre hareket ettiklerini ve gerekli olması durumunda
başka kapılar da açacaklarını belirtti.
|
ABD
Yönetiminden KKTCye ziyaret |
|
|
|
ABDden üst düzey bir
yetkilinin gelecek hafta KKTCye yapacağı ziyarette
ağırlıklı olarak Washingtonun Kuzey Kıbrısa
yapmayı planladığı ekonomik yardım ele
alınacak. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
18 Temmuz 2004 ABD Dışişleri
Bakanlığının üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy,
KKTCde Başbakan Mehmet Ali Talat ile görüşecek.
Washingtonın, Kuzey Kıbrısta büro açması ve hava
bağlantıları konuları da masaya yatırılacak. |
ABD Dışişleri
Bakanlığının üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy
gezisine hafta başında Ankaradan başlayacak. Kennedynin,
Ankarada ikili ilişkiler, Türkiyenin AB üyeliği sureci, Irak ve
terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor. Çarşamba
günü Atina üzerinden Kıbrısa geçecek olan Kennedy, Cuma günü KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek
Washington Yönetimi,
yaklaşık 10 gün önce, KKTCnin ekonomik gelişmesine katkı
amacıyla bu yıl 30.5 milyon dolar tutarında bir yardım
verileceğini duyurmuştu. Talatın, Kennedy ile
görüşmesinde, bu yardımın KKTCye nasıl iletileceğinin
ayrıntıları ele alınacak. Ayrıca Washingtonın
resmi yardım kuruluşunun, Kuzey Kıbrısta bir büro
açması ve hava bağlantısı konularının da masaya
yatırılacağı bildirildi. Kennedy, Kıbrıs Rum Yönetimiyle
de görüşmeler yapacak.
Rum
önlemleri destek görmedi
ABD Dışişleri
Bakanlığı, Kıbrısta iki tarafça kabul edilen ve
askeri gerginliği azaltacak adımları Washingtonun memnuniyetle
karşılayacağını, ancak hiçbir askeri güven artırıcı
önlemin, BM Genel Sekreteri Kofa Annanın planının
öngördüğü kapsamlı bir çözümün yerine geçemeyeceğini söyledi.
Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, düzenlediği basın
toplantısında, Kıbrıslı Rumların, Yeşil
Hatın iki yanındaki askeri güçlerin geri çekilmesi önerisini
nasıl karşılıyorsunuz sorusuna yanıt olarak, Biz,
iki tarafça kabul edilen ve Kıbrısta askeri gerginliği
azaltacak adımları memnuniyetle karşılarız dedi.
Boucher, Ancak hiçbir askeri güven
artırıcı önlem, BM Genel Sekreterinin planında öngörülen
kapsamlı çözümün yerini tutamaz diyerek, Kıbrıs Rum
tarafının 24 Nisan referandumunu reddetmesine yönelik Amerikan
eleştirisini dolaylı olarak yineledi.
Sözcü Boucher, adadaki Türk askeri
varlığına yönelik soru üzerine, Bizim desteklediğimiz ve herkesin
desteklemesinin gerektiğini düşündüğümüz BM planında Türk
askeri varlığı meselesi çözümleniyordu diyerek, yine
Rumların referandumda hayır kararı vermelerine işaret
etti.
Bir Yunanlı gazetecinin,
Rum tarafı karşılıklı değil de tek yanlı
bir kararla Yeşil Hattın kendi tarafından geri çekilirse buna
karsı çıkar misiniz? diye sorması üzerine Boucher, Herhalde
çıkmayız, ancak karşılıklı anlaşma olmadan
böyle bir şeyin gerçekleşebileceğinden emin değilim dedi.
HALKIN SESI 18/07/04
Güvensizlik
önergesi reddedildi
Ulusal Birlik Partisinin hükümete
karşı verdiği güvensizlik önergesi Cumhuriyet Meclisinde dün
yapılan oylamada reddedildi. Güvensizlik önerisine 25 milletvekili red 25
milletvekili de destek oyu verdi. Güvensizlik önergesine UBP milletvekilleri
yanında BDH, YP be 2 bağımsız milletvekili destek verirken,
iktidardaki CTP. DP milletvekilleriyle
TKP ve ve BK milletvekilleri karşı çıktılar.
Önerinin reddedilmesiyle Mecliste 23
milletvekiliyle temsil edilen ve azınlık hükümeti konumunda olan
CTP-DP koalisyon hükümeti devam edecek.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik
Güçler (CTP/BG)- Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetine karşı
Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından verilen güvensizlik önergesi, dünkü
Meclis toplantısında 25 evet, 25 hayır oyuyla reddedildi.
Meclis İç Tüzüğü gereği ad
okunarak yapılan açık oylamada güvensizlik önergesinin kabul için
gerekli olan Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğu
olan 26ya ulaşılamadı. Bu sonuca göre, 3 ay içinde hükümete
yönelik yeni bir güvensizlik önerisi verilmeyecek.
Güvensizlik önergesi oylamasında
CTP/BG, DP, TKP, BKP hayır; UBP, BDH, YP ile bağımsızlar
hayır oyu kullandı.
İVEDİLİK İSTEMİ
REDDEDİLDİ
Öte yandan, Cumhuriyet Meclisinin dünkü
toplantısında oylama öncesi Kasım ayında erken seçim yapılmasına
yönelik DP önerisine ivedilik istemi de 23e karış 26 oyla reddedildi.
KONUŞMALAR
Barış ve Demokrasi Hareketi
(BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı hükümetin kasım
ayında seçim yapılmasına yönelik önergeye ivedilik isteminin
reddedilmesinden sonra söz alarak usul
hakkında konuştu.
Akıncı, güven
oylamasının BRT tarafından canlı
yayınlanmasını olumlu
ancak eksik bir gelişme olarak değerlendirdi. Akıncı,
dünkü oylamanın bir sonuç olduğunu, güvensizlik önergesiyle ilgili
tartışmanın Meclisin 48 saat önceki birleşiminde
yapıldığını arzusunun o toplantının da
canlı yayımlanması olduğunu söyledi. Akıncı, bu
eksikliğin CTPnın erken seçim
önerisinin ele alınacağı pazartesi günkü birleşiminde
giderilmesi dileğinde bulundu.
Mustafa Akıncı, Meclisin pazartesi
günü ele alacağı CTP/BGnin erken seçim önerisine BDHnın evet
diyeceğini açıkladı.
Akıncı, tüm parti liderlerinin
katılacağı ve bu konunun tartışılacağı
bir açıkoturumun BRT TVde bu akşam yapılması önerisinde de
bulundu.
ANGOLEMLİ
TKP Genel Başkanı Hüseyin
Angolemli de söz olarak partisinin
seçimden kaçmadığına işaret ederek, pazartesi günkü birleşimde CTP/BGnin
önerisine evet diyeceklerini bildirdi.
ÇEVİKEL
Yeni Parti adıma mecliste bulunan
Nuri Çevikel ise hükümete karşı güvensizlik önerisine evet; pazartesi
günü yapılacak görüşmede ise CTP-BG önerisine hayır
diyeceklerini açıkladı.
KAŞİF
Bağımsız milletvekili Ahmet Kaşif ise Özgür Düşünce
Hareketi adına yaptığı konuşmada, ülkede 3 aydır
hükümet sorununun konuşulduğunu; dünyanın ise
Kıbrısı konuştuğun ifade ederek, erken seçimin
kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Kaşif, erken seçimin en fazla 1-2 ay
geciktirmenin mümkün olduğuna dikkat çekerek, oylama önce parti
başkanlarının biraraya gelerek erken seçim konusunda konsensüs
sağlanmasını istedi.
SOYER
CTP/BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer
ise partisinin öneri dayatması içinde olmadığını,
yapılanın erken seçim önerisinin gündeme getirilmesi ve bunun
tartışılmasını sağlamak olduğunu ifade etti.
Soyer, hayatın, güvensizlik önergesi
veya erken seçimin önerisinin 26yı bulmasını beklemediğine
dikkat çekerek, önemli olanın sorunları çözmek olduğunu söyledi.
EROĞLU
UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu ise yaptığı konuşmada güvensizlik önergesini
yaşanan demokrasi ayıbını gidermek amacıyla
verdilerini ifade ederek, kürsüye çıkan herkesin canlı
yayını fırsat bilerek
seçim şampiyonluğu yaptığını kaydetti.
Eroğlu, partisinin seçimden
korkmadığını ancak yapılan erken seçim önerilerinin
samimiyetten uzak ve korkunun ifadesi olduğunu belirtirek, ortada
kuralları çiğneyen bir hükümet bulunduğunu söyledi.
İZCAN
Birleşik Kıbrıs Partisi
(BKP) Genel Sekreter İzcan ise her
ülkenin dönem dönem zor ve kritik günler yaşadığını
anlatarak, Kıbrıs için bu
günlerin böyle günler olduğunu belirtti.
İzcan, erken seçim ve
güvensizlik önergelerinin
karşılıklılık anlayışıyla ortaya
konulduğuna dikkat çekerek, önemli olanın Kıbrıs Türk
halkının hak ve çıkarlarının korunması
olduğu söyledi.
HALKIN SESI 18/07/04
Seçimden başka çare
yok
Başbakan Talat, hükümet hakkında
verilen güvensizlik önergesinin Mecliste reddedilmesinin ardından gazetecilere yaptığı
açıklamada, oylamanın 25-25 sonuçlandığını, bunun
anlamının hükümetin Mecliste çoğunluğu
bulunmadığı olduğunu ve bu durumun da hükümetin uzun ömürlü
olamayacağını ortaya koyduğunu söyledi.
Talat, hükümet ortağıyla ortaya
çıkan durumu değerlendireceklerini
ifade ederek, Erken seçim, ama ne zaman seçim?
Değerlendireceğiz dedi.
Erken seçimin 7 Kasımda olması
konusunda hükümet ortaklarının hemen hemen mutabık
kaldığını anlatan Talat, erken seçimin kaçınılmaz
olduğunu, bundan başka bir
seçeneğin olmadığını söyledi.
Mehmet Ali Talat, seçime kadar hükümet
çoğunluğunu sağlamak için uğraşacaklarını
belirterek, bunun sağlanması
halinde bütçeyi de Meclisten geçireceklerini anlattı.
Erken seçim konusunda herkesin tutumunu
ortaya koyması gerektiği ifade eden Talat, Mecliste manevra
yapılarak, seçimden yana görünüp seçimden kaçma veya
başkalarını suçlama yönüne gidildiğini kaydetti.
Başbakan Mehmet Ali Talat, siyasi
partilerle temaslarda bulunarak, erken seçim tarihi belirlemek için
çalışacaklarını anlatarak, herkesin tutumunu net olarak
ortaya koyması gereği
üzerinde durdu.
Talat, hükümetin 26 sayısına
ulaşmak için CTP/BG olarak resmi temaslara birkaç gün içinde
başlayacaklarına anlatarak,
çoğunluğu sağlayacak bir hükümetin
oluşmasının erken seçim tarihinin saptanmasını da
dolaylı olarak etkileyebileceğini söyledi.
Partisinin, bundan sonra da,
Kıbrısta bir çözüme ulaşılması için neler
yapılabileceği konusu üzerinde
duracağını anlatan Mehmet Ali Talat şöyle
konuştu:
Önemli olan çeşitli
izolasyonların kaldırılması gibi önlemlerin sonuçta çözüme
stratejik olarak katkı yaptığını bilmek, hem
izolasyonu kaldırma yönünde çabalarımızı ortaya koyacağız,
hem de çözümün tek alternatif olduğunu ortaya koyup, özellikle son
günlerde Rumların başlattığı gündem
şaşırtmacalarından kurtulmaya
çalışacağız. Buna çok dikkat etmek gerekir.
HALKIN SESI 18/07/04
ABD'den
ziyaret
ABDden üst düzey
bir yetkilinin gelecek hafta KKTCye yapacağı ziyarette
ağırlıklı olarak Washingtonun Kuzey Kıbrısa
yapmayı planladığı ekonomik yardım ele alınacak
ABD Dışişleri Bakanlığının üst
düzey yetkililerinden Laura Kennedy, KKTCde Başbakan Mehmet Ali Talat ile
görüşecek. Washingtonın, Kuzey Kıbrısta büro açması
ve hava bağlantıları konuları da masaya
yatırılacak. ABD Dışişleri
Bakanlığının üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy
gezisine hafta başında Ankaradan başlayacak. Kennedynin,
Ankarada ikili ilişkiler, Türkiyenin AB üyeliği sureci, Irak ve
terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor.
Çarşamba günü Atina üzerinden Kıbrısa geçecek olan Kennedy,
Cuma günü KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul
edilecek.
YENIDUZEN 18/07/2004
Rumların
önerilerine ABD yorumu
Askeri güven artırıcı önlemler Annan Planının öngördüğü kapsamlı çözümün yerine geçemez
ABD Dışişleri
Bakanlığı, Kıbrısta iki tarafça kabul edilen ve
askeri gerginliği azaltacak adımları Washingtonun memnuniyetle
karşılayacağını, ancak hiçbir askeri güven artırıcı
önlemin, BM Genel Sekreteri Kofa Annanın planının
öngördüğü kapsamlı bir çözümün yerine geçemeyeceğini söyledi.
Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, dün düzenlediği
basın toplantısında, Kıbrıslı Rumların,
Yeşil Hatın iki yanındaki askeri güçlerin geri çekilmesi
önerisini nasıl karşılıyorsunuz sorusuna yanıt
olarak, Biz, iki tarafça kabul edilen ve Kıbrısta askeri
gerginliği azaltacak adımları memnuniyetle
karşılarız dedi.
Boucher, Ancak hiçbir askeri
güven artırıcı önlem, BM Genel Sekreterinin planında
öngörülen kapsamlı çözümün yerini tutamaz diyerek, Kıbrıs Rum
tarafının 24 Nisan referandumunu reddetmesine yönelik Amerikan
eleştirisini dolaylı olarak yineledi.
Sözcü Boucher, adadaki Türk askeri
varlığına yönelik soru üzerine, Bizim desteklediğimiz ve
herkesin desteklemesinin gerektiğini düşündüğümüz BM
planında Türk askeri varlığı meselesi çözümleniyordu
diyerek, yine Rumların referandumda hayır kararı vermelerine
işaret etti.
Bir Yunanlı gazetecinin, Rum
tarafı karşılıklı değil de tek yanlı bir
kararla Yeşil Hattın kendi tarafından geri çekilirse buna
karsı çıkar misiniz? diye sorması üzerine Boucher, Herhalde
çıkmayız, ancak karşılıklı anlaşma olmadan
böyle bir şeyin gerçekleşebileceğinden emin değilim dedi.
YENIDUZEN 18/07/2004
Hükümet yola
devam
|
HÜKÜMETİ
DÜŞÜREMEDİLER... Mecliste dün hükümetin kader oylaması
yapıldı. Oylamada CTP/BG'den 18, DP'den 5, TKP'den 1 ve BKP'den 1
milletvekili hayır oyu verirken, UBP'den 18, BDH'dan 4 ve YP'den 1
milletvekili ile 2 bağımsız "evet" dedi. Meclis üye
tam sayısının salt çoğunluğu olan 26'ya
ulaşamadığı için güvensizlik önergesi reddedilmiş
sayıldı TALAT: ERKEN
SEÇİM KAÇINILMAZ... Başbakan Mehmet Ali Talat, erken seçimin
kaçınılmaz olduğunu, bundan başka bir seçeneğin
olmadığını söyledi. Erken seçimin 7 Kasım'da olması
konusunda hükümet ortaklarının hemen hemen mutabık
kaldığını anlatan Talat, seçime kadar hükümet
çoğunluğunu sağlamak için uğraşacaklarını,
bunun sağlanması halinde bütçeyi de meclisten geçireceklerini
kaydetti EROĞLU:
ERKEN SEÇİM KASIMDAN SONRA... UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu, dün yaptığı açıklamada, ilk kez erken
seçimle ilgili tarih telaffuz etti. Eroğlu, partisinin, kasım
ayından sonra yapılacak bir erken seçime hazır olduğunu
bildirdi ve "Kasım da olabilir. Aralık ayında AB'nin
Türkiye ile ilgili vereceği kararın ardından da olabilir.
Nisan da olabilir. İki seçim bir arada yapılabilir. Bu
alternatiflerden birini istişare ederek seçmemiz gerekir" dedi EYLÜLDE
SEÇİMİ KİMLER DESTEKLİYOR?... BDH Başkanı
Mustafa Akıncı ile TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli,
meclisin yarın ele alacağı CTP/BG'nin erken seçim önerisine
"evet" diyeceklerini açıkladı. YP Başkanı Nuri
Çevikel ise bu öneriye "hayır" diyeceğini bildirdi.
Bağımsız milletvekili Ahmet Kaşif de erken seçimi en
fazla 1-2 ay geciktirmenin mümkün olduğuna dikkat çekerek, bu konuda
konsensüs sağlanmasını istedi Ülkemizde
ocak ayında işbaşına gelen ve mayıs ayından
beri de azınlığa düşen Cumhuriyetçi Türk
Partisi(CTP)/Birleşik Güçler(BG)-Demokrat Parti(DP) koalisyon hükümetini
düşüremediler. Ulusal Birlik
Partisi'nin (UBP) hükümete karşı verdiği güvensizlik
önergesine, Barış ve Demokrasi Hareketi(BDH) ile Yeni Parti'nin(YP)
verdiği destek yeterli olmadı. Meclis genel
kurulunda yapılan oylamada, güvensizlik önergesi, 25 evet, 25 hayır
oyuyla reddedildi. Bu durumda işbaşındaki CTP/BG-DP koalisyonu
yola devam etti. Meclis
içtüzüğü gereği ad okunarak yapılan açık oylamada,
güvensizlik önergesinin kabul için gerekli olan meclis üye tam
sayısının salt çoğunluğu olan 26'ya
ulaşılamadı. Bu sonca
göre, 3 ay içinde hükümete yönelik yeni bir güvensizlik önerisi verilmeyecek. Güvensizlik
önergesi oylamasında CTP/BG, DP, TKP, BKP hayır; UBP, BDH, YP ile
bağımsızlar evet oyu kullandı. Güvensizlik
önergesine 18 UBP milletvekili yanında 4 BDH, 1 YP ve 2
bağımsız milletvekili destek verirken, iktidar ortakları
CTP'nin 18) milletvekili ile DP'nin 5, TKP'nin 1 ve BKP'nin 1 milletvekili
karşı çıktılar. Önerinin
reddedilmesiyle mecliste 23 milletvekiliyle temsil edilen ve
azınlık hükümeti konumunda olan CTP-DP koalisyon hükümeti devam
edecek. Mecliste
yapılan güvensizlik oylamasından sonra açıklama yapan
Başbakan Mehmet Ali Talat, erken seçimin artık kaçınılmaz
olduğunu, bundan başka bir seçeneğin de
olmadığını söyledi. Erken seçimin 7 Kasım'da
olması konusunda hükümet ortaklarının hemen hemen mutabık
kaldığını anlatan Talat, seçime kadar hükümet
çoğunluğunu sağlamak için uğraşacaklarını,
bunun sağlanması halinde bütçeyi de meclisten geçireceklerini
kaydetti. UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu da açıklamasında, ilk kez
erken seçimle ilgili tarih telaffuz etti. Eroğlu, partisinin, kasım
ayından sonra yapılacak bir erken seçime hazır olduğunu
bildirdi ve "Kasım da olabilir. Aralık ayında AB'nin
Türkiye ile ilgili vereceği kararın ardından da olabilir.
Nisan da olabilir. İki seçim bir arada yapılabilir. Bu
alternatiflerden birini istişare ederek seçmemiz gerekir" dedi. İvedilik
istemi reddedildi Öte yandan,
Cumhuriyet Meclisi'nin dünkü toplantısında güvensizlik
oylaması öncesi kasım ayında erken seçim yapılmasına
yönelik DP önerisine ivedilik istemi de 23'e karış 26 oyla
reddedildi. DP'nin
kasım ayında erken seçim önerisine sadece ortağı CTP
destek çıkarken, diğer partiler ret oyu kullandı. Akıncı:
eylülde seçime varız Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı,
hükümetin kasım ayında seçim yapılmasına yönelik önergeye
ivedilik isteminin reddedilmesinden sonra söz alarak usul hakkında
konuştu. Akıncı,
güven oylamasının BRT tarafından canlı
yayınlanmasını "olumlu ancak eksik bir gelişme"
olarak değerlendirdi. Akıncı, dünkü oylamanın bir sonuç
olduğunu, güvensizlik önergesiyle ilgili tartışmanın
meclisin 48 saat önceki birleşiminde
yapıldığını, arzusunun o toplantının da
canlı yayımlanması olduğunu söyledi. Akıncı, bu
eksikliğin CTP'nin erken seçim önerisinin ele alınacağı
pazartesi günkü birleşiminde giderilmesi dileğinde bulundu. Mustafa
Akıncı, meclisin yarın ele alacağı CTP/BG'nin erken
seçim önerisine BDH'nın evet diyeceğini açıkladı. Akıncı,
tüm parti liderlerinin katılacağı ve bu konunun
tartışılacağı bir açıkoturumun BRT TV'de
yapılması önerisinde de bulundu. Angolemli:
Öneriye evet diyeceğiz TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli de söz olarak partisinin seçimden
kaçmadığına işaret ederek, yarınki birleşimde
CTP/BG'nin önerisine evet diyeceklerini bildirdi. Çevikel:
CTP-BG önerisine hayır diyeceğiz Yeni Parti
adına mecliste bulunan Nuri Çevikel ise hükümete karşı
güvensizlik önerisine evet; yarın yapılacak görüşmede ise
CTP-BG önerisine hayır diyeceklerini açıkladı. Kaşif:
Erken seçim kaçınılmaz Bağımsız
milletvekili Ahmet Kaşif ise Özgür Düşünce Hareketi adına
yaptığı konuşmada, ülkede 3 aydır hükümet sorununun
konuşulduğunu; dünyanın ise Kıbrıs'ı
konuştuğun ifade ederek, erken seçimin kaçınılmaz
olduğunu söyledi. Kaşif,
erken seçimi en fazla 1-2 ay geciktirmenin mümkün olduğuna dikkat
çekerek, oylamadan önce parti başkanlarının bir araya gelerek
erken seçim konusunda konsensüs sağlanmasını istedi. Soyer: Önemli
olan, sorunları çözmektir CTP/BG Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise partisinin öneri dayatması içinde
olmadığını, yapılanın erken seçim önerisinin
gündeme getirilmesi ve bunun tartışılmasını
sağlamak olduğunu ifade etti. Soyer,
hayatın, güvensizlik önergesi veya erken seçimin önerisinin 26'yı
bulmasını beklemediğine dikkat çekerek, önemli olanın
sorunları çözmek olduğunu söyledi. Eroğlu:
Seçimden korkmuyoruz UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu ise yaptığı
konuşmada güvensizlik önergesini yaşanan demokrasi
ayıbını gidermek amacıyla verdilerini ifade ederek,
kürsüye çıkan herkesin canlı yayın fırsat bilerek seçim
şampiyonluğu yaptığını kaydetti. Eroğlu,
partisinin seçimden korkmadığını ancak yapılan erken
seçim önerilerinin samimiyetten uzak ve korkunun ifadesi olduğunu
belirterek, ortada kuralları çiğneyen bir hükümet bulunduğunu
söyledi. İzcan:
Önemli olan Kıbrıs Türkü'nün hak ve çıkarlarının
korunmasıdır Birleşik
Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri İzcan ise her ülkenin
dönem dönem zor ve kritik günler yaşadığını
anlatarak, Kıbrıs için bugünlerin böyle günler olduğunu
belirtti. İzcan,
erken seçim ve güvensizlik önergelerinin karşılıklı
anlayışıyla ortaya konulduğuna dikkat çekerek, önemli
olanın Kıbrıs Türk halkının hak ve
çıkarlarının korunması olduğu söyledi. İzcan,
çözüm isteyenlerin oluşturacağı bir hükümetten yana
olduklarını da kaydetti. Talat: Erken
seçim kaçınılmaz Başbakan
Mehmet Ali Talat, hükümet hakkında verilen güvensizlik önergesinin
mecliste reddedilmesinin ardından gazetecilere yaptığı
açıklamada, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu, seçimden
başka çare olmadığını yineledi. Oylamanın
25-25 sonuçlandığını, bunun anlamının hükümetin
mecliste çoğunluğu bulunmadığı olduğunu ve bu
durumun da hükümetin uzun ömürlü olamayacağını ortaya
koyduğunu söyledi. Talat,
hükümet ortağıyla ortaya çıkan durumu
değerlendireceklerini ifade ederek, "Erken seçim, ama ne zaman
seçim? Değerlendireceğiz" dedi. Erken seçimin
7 Kasım'da olması konusunda hükümet ortaklarının hemen
hemen mutabık kaldığını anlatan Talat, erken seçimin
kaçınılmaz olduğunu, bundan başka bir seçeneğin
olmadığını söyledi. Mehmet Ali
Talat, seçime kadar hükümet çoğunluğunu sağlamak için
uğraşacaklarını belirterek, bunun sağlanması
halinde bütçeyi de meclisten geçireceklerini anlattı. Erken seçim
konusunda herkesin tutumunu ortaya koyması gerektiği ifade eden
Talat, mecliste manevra yapılarak, seçimden yana görünüp seçimden kaçma
veya başkalarını suçlama yönüne gidildiğini kaydetti. Başbakan
Mehmet Ali Talat, siyasi partilerle temaslarda bulunarak, erken seçim tarihi
belirlemek için çalışacaklarını anlatarak, herkesin
tutumunu net olarak ortaya koyması gereği üzerinde durdu. Talat,
CTP/BG'nin erken seçim tarihi konusunda kimseye bir dayatmada
bulunmadığını ifade etti. Talat,
hükümetin 26 sayısına ulaşmak için CTP/BG olarak resmi
temaslara birkaç gün içinde başlayacaklarına anlatarak,
çoğunluğu sağlayacak bir hükümetin oluşmasının
erken seçim tarihinin saptanmasını da dolaylı olarak
etkileyebileceğini söyledi. Başbakan
Talat, bir soru üzerine pazartesi günü mecliste oylanacak erken seçimde
hükümet ortağı DP'nin tutumunun ne olacağı konusunu
bilmediğini açıkladı. Partisinin,
bundan sonra da, Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılması
için neler yapılabileceği konusu üzerinde duracağını
anlatan Mehmet Ali Talat şöyle konuştu: "Önemli
olan çeşitli izolasyonların kaldırılması gibi
önlemlerin sonuçta çözüme stratejik olarak katkı
yaptığını bilmek, hem izolasyonu kaldırma yönünde
çabalarımızı ortaya koyacağız, hem de çözümün tek
alternatif olduğunu ortaya koyup, özellikle son günlerde Rumların
başlattığı gündem şaşırtmacalarından
kurtulmaya çalışacağız. Buna çok dikkat etmek
gerekir." Eroğlu:
Kasımdan sonra erken seçime hazırız Ulusal Birlik
Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, partisinin,
kasım ayından sonra yapılacak bir erken seçime hazır
olduğunu bildirdi. Eroğlu,
güvensizlik önergesinin oylanmasının ardından gazetecilerin
sorularını yanıtlayarak, Cumhuriyetçi Türk
Partisi/Birleşik Güçler'in (CTP/BG) komitede reddedilen ve pazartesi
günü görüşmesi yapılacak eylül ayında erken seçim
yapılmasıyla ilgili önergesine komitede olduğu gibi yine ret
oyu vereceklerini söyledi. Eroğlu,
anamuhalefet partisi olarak bir erken seçimden yana olduklarını
ancak bunun tüm partilerin üzerinde anlaşabileceği bir tarih
olması gerektiğini belirtti. Derviş
Eroğlu, CTP/BG'nin erken seçim önerisine hükümet ortaklarının
kendi aralarında bile anlaşamamalar nedeniyle olumsuz
yaklaştıklarına işaret etti. Hükümetin
demokratik kurallar gereği istifa etmesi gerekirken bunu
yapmadığını, bugünkü güvensizlik oylaması sonucunda
25'e 25 rakamının çıkmasının hükümetin
çoğunluğa sahip olmadığının dünya kamuoyu
önünde görüldüğüne dikkat çeken Eroğlu, Başbakan Mehmet Ali
Talat'ı istifa ederek yeni arayışlara fırsat vermemekle
suçladı. Eroğlu,
yeni alternatifler arayış da bulunmasaydı şimdiye kadar
erken seçim tarihinin de belirlenmiş olacağını iddia
ederek, partisinin de erken seçim ile ilgili düşündükleri bir tarih
olduğunu ve bu düşünceyi diğer siyasi partilere
aktaracaklarını söyledi. Derviş
Eroğlu, kasım ayından itibaren erken seçim konusunda
yapılabilecek herhangi bir öneriyi kabul etmeye hazır
olduklarına dikkat çekerek, "Kasım da olabilir. Aralık
ayında AB'nin Türkiye ile ilgili vereceği kararın
ardından da olabilir. Nisan da olabilir. İki seçim bir arada
yapılabilir. Bu alternatiflerden birini istişare ederek seçmemiz
gerekir" dedi. |
KIBRIS 18/07/04
AB
yardımına Rum engeli
Rum
basınına göre, Rum yönetiminin, Kıbrıslı Türklere
vereceği 259 milyon euroluk ödeneğin, 6 milyon euroluk ilk
kısmının onaylanmasına koyduğu çekince, Avrupa
Komisyonu'ndan anlayış gördü
Rum yönetimi,
Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan güçlendirilmesine
yönelik AB yardımının onaylanmasına çekince koydu.
Rum
tarafının, 259 milyon euroluk ödeneğin, 6 milyon euroluk ilk
kısmının onaylanması konusunda çekince ortaya koyduğu
ve Avrupa Komisyonu'ndan anlayış gördüğü bildirildi.
Fileleftheros
gazetesi, "Kıbrıslı Türklere İlk Euro'lar Konusunda
Çekince Koyduk, Anlayış Bulduk" başlığıyla
yansıttığı haberinde, Rum yönetiminin 6 milyon euroluk
ödeneğin Bütçe Perspektifleri Üyelik Öncesi Stratejisi'nin 7. maddesi ve
genişlemeyle ilgili 22. başlık altında kaydedilmesine
çekince belirttiğini yazdı.
Gazeteye göre
Rum tarafı, "seçilen bu kategorinin kabul edilemeyeceği ve
Kıbrıs'ın kuzey kesiminin, üyelik öncesi yardım alabilecek
başka bir ülke değil, AB'ye üye olmuş Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin bir parçası olduğu" iddiasında bulundu.
Bu konu, Rum
Maliye Bakanı Makis Keravnos'un da katıldığı, AB'nin
bütçe konularıyla ilgili konseyi ECOFIN toplantısında ele
alındı.
Avrupa
Konseyi'nin, Rum tarafının ortaya koyduğu konuyu
anladığı ve Kıbrıslı Türklere verilecek 6 milyon
euroluk ödeneğin kategorisinin değiştirileceği, Rum
yönetimini de kapsamakta olan, iç faaliyetlerle ilgili 3. maddesi altına
kaydedileceği belirtildi.
KIBRIS 18/07/04
Yunanistan,
Kıbrıs Harekatı'na 'işgal' dedi...
Yunanistan Parlamentosu Başkanı Anna
Psaruda-Benaki, Lefkoşa'nın ''Avrupa'nın tek bölünmüş
başkenti olma özelliğini koruduğunu'' öne sürdü.
Psaruda-Benaki, ''işgal'' olarak
nitelendirdiği Kıbrıs barış harekatının 30.
yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, Rum kesiminin
AB içinde olmasının, sorunun çözüm ihtiyacını her
zamankinden fazla büyüttüğünü kaydetti.
Rum kesiminin AB'ye girmesinin yeni beklentiler
ve aynı zamanda yeni sorumluluklar getirdiğini belirten
Psaruda-Benaki, son aylarda hızlı gelişmeler olduğunu,
ancak Kıbrıslı Rumların ''adil çözüm beklentilerinin
gerçekleşmediğini'' savundu.
Rumların Annan planı hakkında
kararlarını verdiklerini söyleyen Psaruda-Benaki, ''Kıbrıs
(Rum) halkının kararına saygı duyulsun.
Referandumların yarattığı hoşnutsuzluk giderilerek,
adil bir çözüm için çabalar devam etsin'' dedi.
Yunanistan'ın verilen mücadelede her zaman
Rum kesimiyle dayanışma içinde olduğunu da kaydeden
Psaruda-Benaki, ''Kıbrıs'ın (Rum) AB'ye girmesi büyük bir
adımdı, ancak önümüzde daha uzun bir yol var. Kardeş
Kıbrıs (Rum) halkına desteğimiz ve kara yıldönümü
nedeniyle hissettiklerimiz biliniyor'' diye konuştu.
MILLIYET 19/07/04
Genelkurmay'dan
Denktaş'a mesaj: TSK en güçlü teminat
Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, KKTC'nin Türkiye'nin de
desteğiyle dünya platformunda hak ettiği yeri alacağına
inandığını belirtti.
Orgeneral Özkök, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin (TSK) Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin
en güçlü teminatı olmayı sürdüreceğini vurguladı.
Orgeneral Özkök, 20 Temmuz Barış ve
Özgürlük Bayramı nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a kutlama mesajı gönderdi.
Özkök, mesajında,
''Tarihi süreçte yaşanan bütün zorluklara rağmen, bugün
barışı ve çözümü çok daha fazla arzulayan taraf olduğunu
bütün dünyaya kanıtlayan KKTC'nin, Cumhurbaşkanı'nın
yaratıcı kişiliği ve dirayetli önderliğinde ve Türkiye
Cumhuriyeti'nin de desteğiyle dünya platformunda hak ettiği yeri
alacağına inancının tam olduğunu'' bildirdi.
''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin,
uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve sorumlulukları
doğrultusunda, et ve tırnak gibi ayrılmaz bir parçası
olarak gördükleri Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin
bugün ve gelecekte en güçlü teminatı olmaya devam edeceğinin''
altını çizen Orgeneral Özkök, Kıbrıs Türk
halkının huzur ve barış içinde yaşaması için
TSK'nın üzerine düşeni her zaman yerine getireceğini kaydetti.
Orgeneral Özkök, mesajında, Barış
Harekatı'nın 30. yıldönümünü kutlayarak, Kıbrıs
Türküne sağlık ve başarı diledi, şehitleri saygı
ve rahmetle andı ve gazilere şükranlarını sundu.
MILLIYET 19/07/04
KKTC'de meclis erken
seçimi reddetti...
KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, hümetin
büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) sunduğu, Meclis
Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilen, erken seçim önerisini
reddetti.
Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu
başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu, Meclis Hukuk ve
Siyasi İşler Komitesi'nin önerinin reddedildiğine ilişkin
raporu üzerindeki görüşmeyi tamamlayarak oyladı.
Oylamada, 24 milletvekili raporu kabul, 22
milletvekili de kabul etmediği yönünde oy kullandı.
Rapor genel kurulda kabul edildiği için,
erken seçim önerisi reddedilmiş oldu.
MILLIYET 19/07/04
Talat: Hiçbir şey
çözümün yerini tutamaz ama...
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat,
''Hiçbir şeyin çözümün yerini tutacak kadar önemli
olmadığını'' belirtti, ''Ancak izolasyonlardan
kurtulmanın da doğrudan çözüme katkı olduğunun
unutulmamasını'' istedi.
Başbakan Talat, 20 Temmuz Barış
ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla yayımladığı
mesajda, ''Enosis amaçlı 15 Temmuz 1974 Yunan cuntası darbesine
karşı Türkiye'nin Garanti ve İttifak Antlaşmaları'ndan
kaynaklanan müdahalesinin, Rum fanatizminin Yunanistan ile birleşme
hayalinin bir daha canlanamayacak şekilde gömülmesini sağladığını''
kaydetti.
''Dünyadaki ve Avrupa'daki siyasi oluşum ve
gelişmeleri çok yakından ve pek çok yönüyle doğrudan etkileyen
Kıbrıs sorununun, 20 Temmuz'un bu 30. yıldönümünde yepyeni,
bambaşka bir çehreye büründüğünü'' ifade eden Başbakan Talat, ''Bu
yıldönümünde gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda, dünyayı
algılayışımızda olduğu gibi dünyanın bize
bakışında da çok büyük farklılıklar vardır''
ifadesini kullandı.
Talat, Kıbrıslı Türklerin
artık çözümsüzlüğün değil, çözümün adresi olduğunu dile getirerek,
Kıbrıslı Türklerin yeni kimlikleriyle dünyanın bir
parçası olmayı başaracağını vurguladı. ''BM
planını onaylayan Kıbrıslı Türklerin dünyalı
olmayı hedeflediğini'' kaydeden Talat, ''Ancak birleşmeye,
çözüme ve Avrupalılığa 'hayır' diyen Rum tarafının
oylarıyla Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edilmişlik
koşullarına yeniden mahkum edildiğini'' belirtti.
RUMLARIN GÜNDEM DEĞİŞTİRME
TAKTİKLERİ
''İzolasyonu parça parça kaldırmak ve
AB'nin de katkılarıyla ekonomik, sosyal ve siyasal her alanda AB
normlarına yükselmek temel hedefimiz olmaya devam ediyor'' diyen Talat,
Rumların son önerilerini ''hedef şaşırtma'' diye niteledi.
Başbakan Talat, şöyle devam etti:
''Bu gerçeği göz önünde tutarak,
Rumların gündem değiştirme taktiklerini deşifre etmeli ama
biz gerçek açılımları sürdürmeliyiz. Nasıl ki Annan
planına hem de yüzde 65 oyla 'evet' diyerek büyük bir sıçrama
yaptık, süreci kesintiye uğratmadan çözüm vizyonunu kaybetmeden
ilerlemeliyiz.
Hiçbir şey çözümün yerini tutacak kadar
önemli değildir ama unutulmamalıdır ki izolasyonlardan kurtulmak
da doğrudan çözüme katkıdır. İşte bu yıldönümünde
hükümet olarak Kıbrıs sorununun çözümünün son derece önemli
olduğunu biliyoruz. Bunun için çalışırken
halkımızın her türlü sorununu da çözmeye
çalışıyoruz. Bu bağlamda üzerimize düşeni yaparken
halkımızın mutluluğunu gözetmek en temel ilkemiz olmaya
devam etmektedir.
Bu tarihi günde tüm halkımıza mutluluk
ve esenlikler diliyorum.''
MILLIYET 19/07/04
AB Komisyonu, Rum
önerilerine sessiz
AB Komisyonu, Kıbrıs Rum yönetiminin
AB ve BM'ye sunduğu, ''askeri alanda gerilimin azaltılması ve
Kıbrıs Türklerine yönelik güven artırıcı öneriler''
hakkında yorum yapmıyor.
Komisyona yakın kaynaklar, ilke olarak
adada sorunların giderilmesine katkıda bulunacak her türlü öneriye
destek verdiklerini, ancak paketin içeriği hakkında yorum yapmak için
erken olduğunu ifade ettiler. Kaynaklar, paket hakkında
çalışmaların devam ettiğini bildirdiler.
Rum yönetiminin önerileri arasında, 1974'ten
beri iskana kapalı olan Maraş'ın BM denetiminde
açılması ve uluslararası ticarete kapalı olan
Gazimağusa limanının iki tarafın kullanımına
sunulması yer alıyor.
Ara bölgedeki mayın tarlalarının
temizlenmesi ve KKTC ile Rum kesimi arasında yeni sınır
kapılarının açılması da öneriler arasında
bulunuyor. Rum yönetimi, 11 yeni sınır kapısı
açılmasını istiyor.
Askeri öneriler arasında, Yeşil Hat
yakınındaki Türk ve Rum askeri birliklerinin tatbikatlarına
süresiz son verilmesi, askeri birliklerin Yeşil Hat üzerinden
uzaklaşması isteniyor.
Larnaka ile Gazimağusa limanının
doğrudan ticarete açılmasında, Türk işçilerin istihdam
edilmesi ve Türk yetkililerinin de bulunması öneriler arasında yer
alıyor.
MILLIYET 19/07/04
Denktaş: Rumlar
barış elini geri çevirdi
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
''Bir ömür mücadelenin ardından kurtuluşa ulaşan
Kıbrıs Türkünün Rumlara barış elini
uzattığını, 'Geliniz yeniden iki bölgeli, iki eşit
egemen halka dayalı yeni bir ortaklık kuralım' dediğini,
ancak Rum tarafının buna ihtiyaç duymadığını''
söyledi.
20 Temmuz Barış ve Özgürlük
Bayramı'nın 30. yıldönümü resmi kutlamaları,
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan
yaptığı konuşmayla başladı. Aynı anda
Lefkoşa'da 21 pare top atışı yapıldı.
Cumhurbaşkanı Denktaş,
konuşmasında, Kıbrıs Rum tarafını yeniden masaya
getirecek, onları Kıbrıs Türküyle kalıcı, eşit,
egemen şartlara dayalı bir ortaklığa
yaklaştıracak siyasette gerçekçiliğin şart,
eşitliğin kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
Denktaş, ''Coğrafyamızı
tanıtmak ve tanımak kaçınılmazdır. Bu coğrafya
üzerinde 21 yıldır tam devlet olarak ama 40 yıldır kendi
kendini idare eden iki halktan biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve
Ruma kabul ettirmek kaçınılmazdır'' dedi.
''Bunlar yapılmadıkça
Kıbrıs'ın birleşmesini beklemenin hayal
olacağını'' kaydeden Denktaş, ''Çünkü Rum buna muhtaç
değildir. Bu ihtiyacı Ruma hissettirmek, diğer ülkelere, büyük
ülkelere, 'dünya' dediğimiz lider ülkelere düşer'' diye konuştu.
Denktaş, ''İçimizde kin
taşımayalım ama karşı tarafın milli bir
davası olduğunun bilinci içerisinde, kendi milli davamızı
koruyacak güçte, kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu
şekilde kurulabilir'' ifadesini kulandı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle
devam etti:
''Anavatan sayesinde 11 yıllık
zulümden, toplu mezarlardan, mutlak yok edilmekten kurtuluşumuzun 30.
yıldönümünü birlikte coşkuyla kutlamaktayız.
Allah'ımıza şükrediyoruz ki bize bu kurtuluş gününü gösterdi.
Bugüne yetişmeyen, şehit olan,
aramızdan ayrılmış olan insanlarımızı
rahmetle, hasretle anmaktayız. Liderimiz Dr. Küçük'ü hasretle
anmaktayız.
Bir ömür mücadelenin sonucu kurtuluş
olmuştu. Bunun neticesinde Rumlara barış elimizi uzattık.
'Geliniz yeniden iki bölgeli, iki eşit egemen halka dayalı yeni bir
ortaklık kuralım' dedik. 11 yıl bize azınlık
hakları öneren, Türk bölgelerinde mahsur kalmamıza göz yuman,
anayasal haklarımızı, tüm insanlık haklarını
alıp giden Rum tarafı buna ihtiyaç duymadı. Sebebi, 'dünya'
dediğimiz büyük devletlerin kendi çıkarları için esas suçluyu
'meşru Kıbrıs hükümeti' olarak tanımalarından
başka bir şey değildi.
30 yıl sonra aynı şikayeti
yapıyoruz. Son referandumlarda Rum tarafının 'hayır'
deyişini 'aldatılmışlık' olarak kabul eden bu büyük
devletler, -eğer hakikaten aldatılmışlarsa,
aldanmışlarsa-, büyüklüklerinden, geleceklerinden şüphe etmek
lazımdır.''
TEŞHİS KONMADI
Rum tarafının ''meşru hükümet''
olarak kabul edilmesinin Kıbrıs sorununun çözümünü
engellediğini, Rumları ''meşru hükümet'' olarak
tanıyanların Kıbrıs sorununa doğru teşhis
koymadığını anlatan Denktaş, Annan planı
hazırlanırken de Kıbrıs'ın gerçeklerinin kaale
alınmadığını ve teşhis
konulmadığını söyledi.
Teşhis konulmadan bir meselenin
halledilemeyeceğinin altını çizen Denktaş, Rumların
1963-1974 yıllarını unutarak, ''1974'e kadar Türklerle
aramız çok iyiydi, çok güzel geçiniyorduk. 1974'de Türkiye birden bire
memleketimizi 'işgal' etti, bizi perişan etti'' yalanıyla dünyayı
kandırdığını belirtti.
Rumların bu statüdeyken kendileriyle
yeniden ortaklık kurup Enosis'i yasaklamayacağını kaydeden
Denktaş, dünyaya seslenerek, şöyle konuştu:
''Kıbrıs meselesinin hallini
istiyorlarsa 1974 Barış Harekatı'na neden olan suçları
Rumlara kabul ettirmenin gerektiği akıllarına hiç gelmiyor mu?
Rum tarafı 1963'ten 1974'e kadar Kıbrıs Türklerine
yaptıklarını hatırlamazsa, dünya kendilerine bunları
hatırlatmazsa, BM Genel Sekreteri'nin dokümanlarında,
raporlarında, dünya basınında, varolan vahşeti,
öldürmeleri, toplu mezarları, göçleri, köylerin yakılmasını
hatırlatmazsa ve onlara 'Kıbrıs meselesi 1974'de Türk askerinin
gelmesiyle başladığı' yalanını söylemek
fırsatını vermeye devam ederlerse Rumlar açısından
Kıbrıs meselesi halledilmiş olmuyor mu? Ve bu nedenle meselenin
halli bugüne kadar gecikmiş olmuyor mu?''
1974'ÜN ŞANLI GÜNÜ
''Bütün bunları bu sevinçli günde söylemek
mecburiyetinde olduğunu, çünkü bunları unutanlar olduğunu ve
'meşru Kıbrıs hükümeti' denilen Rumları hala dinleyenler ve
'bütün Kıbrıs adına' onlara Avrupa Birliği bünyesinde söz
hakkı verenlerin bu yanılgıya devam ettiğini'' belirten
Denktaş, ''Bunu görüyoruz ve üzülüyoruz'' dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş,
şunları söyledi:
''Ancak biz 1974'ün o şanlı gününe
dönelim. O sıcak günde göklerden yağan paraşütlerin bize
getirdiği hürriyeti, denizlerden can vererek çıkan askerimizin
kanlarıyla bize getirmiş olduğu canı, kanı, yaşam
hakkını yeniden düşünelim ve Allah'ımıza
şükredelim. O günleri gördüğümüz için, bugünlere geldiğimiz için
gerçekten şükredelim. Ve devletimizin kıymetini bilelim.
Egemenliğimize dört elle sarılalım. Egemen değilsek
azınlığız, unutmayalım. Ve egemenliğimizi kabul
etmemekte 40 yıl ısrar edenler, hala ısrarlarını
sürdürmektedirler. Devletimizi yok farz edenler hala gözlerini bu gerçeğe
kapamaktadırlar.''
''VAAT EDİLENLERİN
ESİNTİSİNİ BİLE ALAMADIK''
Referandumların, iki eşit, egemen
halkın varlığını, bütün dünya önünde
kanıtladığını vurgulayan Denktaş, ''İki
ayrı referandumu yaptırmış olan insanlar, gözlerinin bir
tanesini yine kapamışlar, Kıbrıs'ta 'tek halk, tek
egemenlik, tek devlet' görmeye başlamışlardır. Bize 'evet'
dememiz için vaat edilenlerin henüz esintisini bile alamadık. Ve
'meşru hükümet' dedikleri, Kıbrıs meselesinde suçlu Rum
tarafı, Avrupa Birliği'nde 'bütün Kıbrıs' adına
konuşarak, 'Kıbrıs hükümeti'nin izni olmaksızın
Türklere yardım yapamazsınız, veto ederim, sizi dava ederim'
tehdidiyle ortaya çıkmış bulunmaktadır'' diye konuştu.
''Bütün bunlar bu şekilde devam ederken,
Kıbrıs Rumlarından bizimle eşit, egemen şartlarda,
coğrafyaya dayalı, kalıcı, 1960 olaylarını
tekrarlamayacak yeni bir anlaşma yapmayı beklemek saflık olmaz
mı?'' ifadesini kullanan Denktaş, şöyle devam etti:
''O halde Kıbrıs Rum
tarafını yeniden masaya getirecek, onları bizimle
kalıcı, eşit, egemen şartlara dayalı bir
ortaklığa yaklaştıracak siyaset ne olmalıdır?
Gerçekçilik şarttır. Eşitlik kaçınılmazdır.
Coğrafyamızı tanıtmak ve tanımak
kaçınılmazdır. Bu coğrafya üzerinde 21 yıldır tam
devlet olarak, ama 40 yıldır kendi kendini idare eden iki halktan
biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve Ruma kabul ettirmek
kaçınılmazdır. Bunlar yapılmadıkça
Kıbrıs'ın birleşmesini beklemek hayal olacaktır. Çünkü
Rum buna muhtaç değildir. Bu ihtiyacı Ruma hissettirmek, diğer
ülkelere, büyük ülkelere, 'dünya' dediğimiz lider ülkelere düşer.''
''MÜSLÜMAN OLDUĞUMUZ İÇİN
Mİ?''
''Kıbrıs'ta iki devlet
tanınamazmış! Bunu niye söylüyorlar? Türk ve Müslüman
olduğumuz için mi?'' diyen Denktaş, şunları kaydetti:
''Başka yerlerde bir avuç Hıristiyana
milyonlarca Müslümanın içerisinde ayrı devlet kurma hakkı
tanınabiliyor. Kıbrıs'ta niye tanınmasın? Var olan bir
gerçeğe niçin gözlerini ısrarla kapatıyorlar ve böylelikle
Kıbrıs'ın gün gele Rumlara mal olması siyasetini bilerek
yürütüyorlar? Bunları herkesin sorması gerekmektedir.''
AKIL HASTALIĞI, YANGINLAR VE
CİNAYETLER
1974'de Barış Harekatı'ndan hemen
sonra Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides ile İngiliz Yüksek
Komiserliği'nde toplantılar yaptıklarını anlatan
Denktaş, şöyle devam etti:
''Bu arada Kıbrıs'a (İngiltere)
Müstemlekeler Bakanı Dankın Sans da gelmişti. Onun
başkanlığında toplanıyorduk. Ve ben bir gün giderek
şikayet ettim. 'Küçük Kaymaklı'da Türk evlerini yakıyorlar.
Diğer yerlerde de Türk mallarını harap ettiklerini biliyoruz.
Şimdi Küçük Kaymaklı'daki Türk evleri yakılmaya
başladı' diye şikayet ettim. Dankın Sans çok
kızdı. Klerides'e 'Ne oluyor, ne yapıyorsunuz' diye sordu.
Klerides ertesi günkü toplantıya geldi ve dedi ki; 'Makarios, hakkı
olmadığı halde bu yangınları yapan kişiyi
yakalattı. Tımarhaneden yeni çıkmış bir akıl
hastası olduğunu anladık ve artık olmayacak.' Dankın Sans
teşekkür etti, ben de kendisine teşekkür ettim. Ama o gece Küçük
Kaymaklı'da 5-6 ev daha yandı. Ertesi gün toplantıda Klerides'e,
'Klerides galiba sizin tımarhaneden kaçan çok deli var. Ne oldu yine!'
diye bir söz söyledim. Tabii Klerides bozuldu, 'Bakacağız,
edeceğiz' dedi. Ama bu hikayeyi söylüyorum. Çünkü bir gencimiz Rum
tarafında 'akıl hastası' dedikleri başka bir Rum
tarafından öldürüldü.''
GENÇLERE SESLENİŞ
Konuşmasında gençlere de seslenen
Denktaş, şunları söyledi:
''Bunları unutmayalım. Mazeret daima
vardır. Türke zarar vermek için mazeret daima hazırdır. Bir arada
yaşamanın getireceği zorluklar bunlardır. Onun için
'devlet' diyoruz, onun için 'egemenlik' diyoruz. Onun için 'biz varız ve
bizim var olduğumuza gözlerinizi kapamayınız' diyoruz. Ama bunu
dışa söylerken kendi içimize de söylememiz lazım.
Gençler 'egemenim' demenin hazzını,
gururunu yaşıyor musunuz? 'Devletim vardır' demenin
hazzını ve gururunu yaşıyor musunuz? Çünkü bu devlet sizler
tarafından yaşatılacaktır. Ve eğer devletinizi
yaşatmazsanız, devletsiz kalırsanız 'Roman' dedikleri,
devletsiz, etrafta çadır kurarak yaşayan kişiler olursunuz.
Egemenliğinize sahip çıkmazsanız Rum cumhuriyetinde
azınlık olursunuz. Azınlıkların kaderi de malumdur.
Dolayısıyla hürriyetimize,
cumhuriyetimize, egemenliğimize sahip çıkalım. Bize bunları
vermek için canlarını vermiş olanları unutmayalım.
Geçmişi unutan, geleceğe sağlam adımlarla yürüyemez.
Geçmişi unutmayalım. İçimizde kin taşımayalım ama
karşı tarafın milli bir davası olduğunun bilinci
içerisinde, kendi milli davamızı koruyacak güçte,
kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu şekilde
kurulabilir.
Biz her şeyi unutursak ve karşı
tarafın milli davası olmadığı zannıyla
'barışçıdırlar, biz de barışalım,
barış olsun' diyerek, kendimizi onların kucağına
atarsak neticede birçok akıl hastaları bize çok zarar yapabilirler.
Pişman olmayalım.
30. yılda şehitlerimizi tekrar
saygıyla anıyoruz. Gazilerimize saygılarımızı,
sevgilerimizi sunuyoruz. Halkımızın tümü gazi bir halktır.
Halkımızın tümü hürriyete layık, egemenliği var olan,
egemenliğine sahip çıkmış bir halktır. Ve siz gençler
onların çocuklarısınız. Siz de bunlara sahip
çıktıkça Kıbrıs'ta Türklük var olacak, Kıbrıs'ta
her şey daha güzel olacaktır.''
MILLIYET 19/07/04
Askerden
KKTC değerlendirmesi: Rumlar adım atmalı!
Milli Güvenlik
Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık,
''Kıbrıs konusunda gelinen aşamada, açılım
yapması ve irade göstermesi gereken tarafın Rum tarafı
olduğunu değerlendirdiklerini'' söyledi.
Orgeneral Sarıışık,
referandumda Rumların yüksek oranda ''hayır'' demesinin, ''adada
kalıcı, adil ve yaşabilir bir çözümün elde edilmesinin iyice
zorlaştığı'' değerlendirmesini yapmalarına da
neden olduğunu ifade ederek, çözüm yönünde kesin bir irade gösteren
Kıbrıs Türk halkına verilen sözlerin yerine getirilmesini beklediklerini
kaydetti.
20 Temmuz Barış
ve Özgürlük Bayramı'nın 30. yıldönümü törenlerine Türk
Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen katılmak üzere KKTC'ye gelen Orgeneral
Sarıışık, Ercan Havaalanı'nda yaptığı açıklamada,
Barış Harekatı'nın 30. yıldönümünde KKTC'de bulunmaktan
büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
''Bilindiği üzere büyük önder Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh'
ilkesini temel düsturu haline getirmiş olan Türkiye, 1974 öncesi adada
yaşanan Kıbrıs Türk halkına yönelik insanlık
dışı mezalim ile Rumların Enosis hayaline son vermek, huzur
ve güven ortamını tesis etmek amacıyla, uluslararası
anlaşmalardan doğan garantörlük yetkisini kullanarak barış
harekatını gerçekleştirmiş ve halen devam eden
barış ve güven ortamını sağlamıştır.''
''VERİLEN SÖZLER TUTULMALI''
Türkiye'nin ve KKTC'nin, son dönemde
Kıbrıs'ta çözüm sürecine aktif bir şekilde
katıldığını ve yapılan referandumda ''evet''
diyerek çözüm istikametinde iyi niyetini gösterdiğini kaydeden Orgeneral
Sarıışık, şöyle devam etti:
''Gelinen bu aşamadan sonra
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda açılım yapması ve
irade göstermesi gereken tarafın Rum tarafı olduğunu
değerlendiriyoruz. Ayrıca, referandumda Rum halkının
kullanmış olduğu yüksek orandaki 'hayır' cevabı, adada
kalıcı, adil ve yaşayabilir bir çözümün elde edilmesinin iyice
zorlaştığı değerlendirmesini yapmamıza da neden
olmaktadır.
Çözüm yönünde kesin bir irade gösteren
Kıbrıs Türk halkını rahatlatacak tedbirleri alma,
ambargoları kaldırma yönünde ilgili tarafların, verdikleri
sözler doğrultusunda gerekli iradeyi göstermelerini bekliyoruz.''
''KKTC'NİN RUM TARAFIYLA
EŞİTLENMELİ''
Kalıcı, adil ve yaşayabilir bir
çözümün ancak eşitler arasında mümkün olabileceğinin
altını çizen Orgeneral Sarıışık, ''Bu kapsamda
ortaya çıkan bugünkü durum, Kıbrıs sorununa bir çözümün
bulunabilmesinin, KKTC'nin seviyesinin Rum tarafıyla eşitlenmesiyle
sağlanabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır''
dedi.
Orgeneral Sarıışık, Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin geçmişte olduğu gibi, ''tarihe mal
olmuş kişiliğiyle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş
başta olmak üzere Kıbrıs Türk halkının yanında
olmaya devam edeceğini'' söyledi.
MILLIYET 19/07/04
Denktaş: Bu son
20 Temmuz kutlamam
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamasını bu
yıl son kez yaptığını bildirerek, ''Gelecek yıl
20 Temmuz'da başkası, halkın seçeceği birisi bu kutlamalara
katılacaktır'' dedi.
Denktaş, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel
Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık'ı kabulünde
yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
''Bu benin son kutlamam olacaktır, 20
Temmuz'u. Gelecek 20 Temmuz'da başkası, halkın seçeceği
birisi bu kutlamalara katılacaktır. Temenni ederim ki o güne kadar
dünya bir şeyi, gerçeği anlasın. Kıbrıs'ta bir millet
yoktur. İki milletin parçaları vardır. İki halk
vardır. Kendi kaderini tayin etme hakkına sahip iki halk vardır.
Referandumlarla bunu bütün dünyaya kendi kanıtlamıştır. Ve
iki ayrı coğrafi bölgede yaşamak, iki tarafın kabul
etmiş olduğu Güvenlik Konseyi'nin de benimsediği bir hal
çaresidir.'' İki coğrafyanın iki devlete dönüştüğünü
kaydeden Denktaş, ''Tanısınlar veya tanımasınlar
devlet vardır. Bu devletin temelinde şehitler vardır, malul
gaziler vardır, gazi bir halk vardır ve Türkiye'nin garantörlüğü
vardır. Bu gerçekleri kabul ederek bir anlaşmaya gidilir'' dedi.
Denktaş, Rumlara ''meşru hükümet''
unvanı verildiği sürece Rumların bir anlaşmaya ihtiyaç
duymayacağını kaydetti.
Halkın ve gençliğin, devletin gökten
inmediğini iyi anlamasını ve şehitlere ihanet edilmemesini
isteyen Denktaş, Annan planına ''evet'' dedikleri için
sırtlarının okşandığını, bu sonucun
alınması için çok uğraşanlar olduğunu belirterek,
''Vaatlerini yerine getirme zamanı gelmiştir, ama şart
koşarak, diyet isteyerek değil'' diye konuştu.
''Eğer egemen değilsek
azınlığız, mahkumuz. Eğer devletiniz yoksa, o zaman
başkasının devletinde 'ortaksınız' dense dahi geçici
misafiriz'' ifadesini kullanan Denktaş, ''Bu halk görmediği nimeti
görmüştür bugüne kadar. Sıkıntıları varmış,
sıkıntısız devlet yoktur'' dedi.
MGK Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü
Sarıışık da 20 Temmuz Barış ve Özgürlük
Bayramı kutlamalarına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi
Özkök ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen katılmak üzere KKTC'ye
geldiğini anımsatarak, şöyle konuştu:
''5,5 yılı aşkın bir süreyle
gururla görev yaptığım Kıbrıs'ta bu anlamlı günde
sizlerle olmak ve her zaman saygı duyduğum Sayın
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Kıbrıs Türk
halkıyla 20 Temmuz'un getirdiği coşku ve heyecanı bir defa
daha paylaşmak gerçekten benim için büyük bir onur olmuştur.''
Orgeneral Sarıışık, Cumhurbaşkanı Denktaş'a,
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök adına Türk
Silahlı Kuvvetleri şildini takdim etti.
MILLIYET 19/07/04
Financial
Times'tan özel Kıbrıs eki...
Financial Times
gazetesi, 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs'a
müdahalesinin 30. yıldönümü öncesinde özel bir Kıbrıs eki
yayınlıyor. Dört sayfalık bu ekte, pek çok alana dair
gelişmeler aktarılıyor.
Ada'nın kuzeyinde tarih
kitaplarının Avrupa normlarına uygun hale gelmesi için elden
geçmesi, Tassos Papadopulos'un bütçe açığının Euro'ya
geçiş hayallerini ertelemesi , Olimpiyatlara hazırlanan pek çok
sporcunun kamplarını Ada'da yapıyor olması, bu başlıklardan
bir kaçı.
Ekin giriş yazısında siyasi
çözümün önemi vurgulanıyor: "Siyasi çözümün getirceği istikrar
olmadan Kıbrıslı Rumlar adayı Avrupa Birliği'nin
Doğu Akdeniz'deki iş merkezi haline getirme düşünü
gerçekleştiremez."
Tahminler
Peki çözüm nasıl sağlanacak? Financial
Times yazarı Judy Dempsey, Avrupa Birliği'nin bölünmüş
Kıbrıs ile ilişkilerini nasıl düzenleyebileceği
tartışmalarının sürdüğünü vurguluyor, Ada'dan
bazı tahminleri şu ifadelerle aktarıyor:
"Pek çok Kıbrıslı Rum
Ada'nın birleşmesini istiyordu ancak şimdi Avrupa
Birliği'ne girmiş oldukları için bu yöndeki baskı unsuru
ortadan kalktı.
Bazı Rum yorumcular, zaman içinde serbest
dolaşım sayesinde ilişkilerin kendiliğinden
normalleşebileceğini savunuyorlar. Ancak normalleşme beraberinde
birleşmeyi getirmeyebilir.
Hatta üst düzey bir Kıbrıslı Rum
lideri, "Sonunda birbirimizle ayrı kalarak
yaşayabileceğimizi anlamamız gibi tuhaf bir durumla
karşılaşabiliriz" diyor. "
Türkiye'ye büyük rol
Gazeteye göre işte bu noktada Türkiye'ye
büyük rol düşüyor. Türk hükümetinin özellikle de Başbakan
Erdoğan'ın AB liderlerinin çözümü Türkiye engelliyor dememesi için
elinden geleni yaptığını belirten Judy Dempsey, Türkiye'nin
tek taraflı olarak asker çekmeye başlayarak Kıbrıs Rum
kamuoyunu da lehine çevirebileceğini savunuyor.
"Böylesi br karar Kıbrıslı
Rumların hayır demesine yol açan güvensizlik duygusunu
kırabilir" diyen Financial Times yazarı, ayrıca
gözlemcilerin toprak iadesini de bu yolda bir diğer adım olarak
önerdiğini belirtiyor.
MILLIYET 19/07/04
Tam 30 yıl
geçti!..
TAM 30 YIL GEÇTİ[1] Kıbrıs'taki
Türk varlığını korumak ve Ada'ya kalıcı
barış getirmek için 20 Temmuz 1974 yılında Türkiye
tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Hareketi
yarın 30'uncu yaşına giriyor.
Kıbrıs'ta yaşanan olaylara
seyirci kalamayan Türk Hükümeti, uluslararası ittifak ve garanti
Anlaşmaları'ndan doğan garantörlük hakkını kullanarak
Kıbrıs Türkleri'in can ve mal güvenliğini korumak amacıyla
20 Temmuz 1974'te Barış Harekatı'nı gerçekleştirdi.
ENOSİS HAYALİ
15 Temmuz 1974'te adanın Yunanistan'a
bağlanmasının
(ENOSİS) daha fazla geciktirilmesine
karşı olan EOKA'cı Rumlar ile Yunanistan'daki Albaylar
Cuntası'nın Kıbrıs'taki subay ve askerleri,
Kıbrıs Türklerinin direnişi yüzünden 11 yıl ertelemek
zorunda kaldıkları Enosis'i bir an önce gerçekleştirmek için bu
hedefi daha uzun vadede yerleştirme amacında olan "Kıbrıs
Cumhurbaşkanı" Makarios'a karşı darbe
yapmışlardı.
30 yıl önce Yunan askeri cuntası,
Enosis'i
gerçekleştirmek amacıyla
Kıbrıs'taki EOKA'cılarla işbirliği halinde Makarios'u
devirmiş ve EOKA'cı Nikos Sampson'u
"cumhurbaşkanı" ilan etmişti. Darbe sırasında
EOKA karşıtı ve Makarios yandaşı 2 bin kadar Yunan ve
Rum öldürülmüştü. Cunta, Türkler'e karşı tedhiş
eylemlerinin yoğunlaşmasına da öncülük etmişti.
AKRİTAS PLANI
Yunanistan, Adayı kendine bağlamak
amacıyla ilk darbesini 21 Aralık 1963'te gerçekleştirmişti.
Dönemin Kıbrıs
cumhurbaşkanı olan Makarios ve
diğer işbirlikçileriyle Yunanistan Enosis'in gerçekleşmesine
engel olarak gördükleri Kıbrıs Türklerini yok etmek amacıyla
hazırladıkları Akritas Planı'nı uygulamaya
koymuşlar ancak ummadıkları bir direnişle
karşılaşmışlardı.
ALBAYLAR CUNTASI
15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'taki
EOKA'cılarla işbirliği
halinde Makarios'u deviren ve EOKA'cı Nikos
Sampson'u "cumhurbaşkanı" ilan eden Yunan albaylar,
Makarios karşıtı birçok Rum'u öldürmüş ve Türkler'e
karşı tedhiş eylemlerinin yoğunlaşmasında öncülük
etmişlerdi. Darbede hayatını zor kurtaran Makarios, 19 Temmuz
1974'te BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada hem
Yunanistan'ın amacını açık biçimde ortaya koymuş, hem
yapılan katliamları hem de Kıbrıs Türklerini bekleyen tehlikeleri
anlatmıştı.
BARIŞ HAREKATI
Olaylar had safhaya ulaşırken Türkiye,
uluslararası İttifak ve garanti anlaşmaları'ndan doğan
garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türklerinin can ve
mal güvenliğini korumak amacıyla 20 Temmuz 1974'te Barış
Hareketi'ni gerçekleştirdi.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit,
uluslararası tepkiler ve ambargo tehditlerine rağmen harekatın
başladığını "Ada'ya barış ve huzur
götürmek için gidiyoruz" diyerek kamuoyuna duyurmuştu.
Türkiye'nin gerçekleştirdiği
Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının can
ve mal güvenliği sağlandığı gibi, darbeciler de
Kıbrıs'ta işgal ettikleri makamlardan çekilmek zorunda
kalmışlardı. Yunanistan'da da 1967'de askeri darbeyle
başlayan cunta dönemi tarihe karışmış, ülkede demokrasiye
dönülmüştü
MILLIYET 19/07/04
|
Gül'den işadamlarına çağrı:
Kıbrıs'a gelin |
|
|
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, işadamlarına KKTC'ye yatırım yapmaları yönünde çağrı yaparak, Tam gelip yatırım yapma zamanıdır. Yarın geç olacağını göreceksiniz dedi. Girne'nin
Kervansaray bölgesinde Akfen Holding ve Güneş Grup
işbirliğiyle inşa edilecek 5 yıldızlı otelin
temeli bu akşam düzenlenen törenle Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül tarafından atıldı. |
|
HURRIYET 19/07/04
|
Denktaş: Bu benim son 20 Temmuz kutlamam |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, 20 Temmuz kutlamasını bu yıl son kez yaptığını bildirerek Gelecek yıl başkası bu kutlamalara katılacak dedi. Denktaş,
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü
Sarıışık'ı kabulünde yaptığı
açıklamada, şunları kaydetti: Bu benin son
kutlamam olacaktır, 20 Temmuz'u. Gelecek 20 Temmuz'da başkası,
halkın seçeceği birisi bu kutlamalara katılacaktır.
Temenni ederim ki o güne kadar dünya bir şeyi, gerçeği
anlasın. Kıbrıs'ta bir millet yoktur. İki milletin
parçaları vardır. İki halk vardır. Kendi kaderini tayin
etme hakkına sahip iki halk vardır. Referandumlarla bunu bütün
dünyaya kendi kanıtlamıştır. Ve iki ayrı
coğrafi bölgede yaşamak, iki tarafın kabul etmiş
olduğu Güvenlik Konseyi'nin de benimsediği bir hal çaresidir. İki
coğrafyanın iki devlete dönüştüğünü kaydeden
Denktaş, Tanısınlar veya tanımasınlar devlet
vardır. Bu devletin temelinde şehitler vardır, malul gaziler
vardır, gazi bir halk vardır ve Türkiye'nin garantörlüğü
vardır. Bu gerçekleri kabul ederek bir anlaşmaya gidilir dedi. Denktaş,
Rumlara meşru hükümet unvanı verildiği sürece Rumların
bir anlaşmaya ihtiyaç duymayacağını kaydetti. Halkın ve
gençliğin, devletin gökten inmediğini iyi anlamasını ve
şehitlere ihanet edilmemesini isteyen Denktaş, Annan planına
evet dedikleri için sırtlarının
okşandığını, bu sonucun alınması için çok
uğraşanlar olduğunu belirterek, Vaatlerini yerine getirme
zamanı gelmiştir, ama şart koşarak, diyet isteyerek
değil diye konuştu. Eğer
egemen değilsek azınlığız, mahkumuz. Eğer
devletiniz yoksa, o zaman başkasının devletinde
'ortaksınız' dense dahi geçici misafiriz ifadesini kullanan
Denktaş, Bu halk görmediği nimeti görmüştür bugüne kadar.
Sıkıntıları varmış,
sıkıntısız devlet yoktur dedi. MGK Genel
Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık da 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni
temsilen katılmak üzere KKTC'ye geldiğini anımsatarak,
şöyle konuştu: 5,5
yılı aşkın bir süreyle gururla görev
yaptığım Kıbrıs'ta bu anlamlı günde sizlerle
olmak ve her zaman saygı duyduğum Sayın
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Kıbrıs
Türk halkıyla 20 Temmuz'un getirdiği coşku ve heyecanı
bir defa daha paylaşmak gerçekten benim için büyük bir onur olmuştur.
Orgeneral
Sarıışık, Cumhurbaşkanı Denktaş'a,
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök adına Türk
Silahlı Kuvvetleri şildini takdim etti. (aa) |
|
HURRIYET 19/07/04
|
KKTC Meclisi'nden erken seçime ret |
|
|
KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, hümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) sunduğu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilen, erken seçim önerisini reddetti. Meclis
Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında
toplanan Meclis Genel Kurulu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler
Komitesi'nin önerinin reddedildiğine ilişkin raporu üzerindeki
görüşmeyi tamamlayarak oyladı. Oylamada, 24
milletvekili raporu kabul, 22 milletvekili de kabul etmediği yönünde oy
kullandı. Rapor genel kurulda kabul edildiği için, erken seçim
önerisi reddedilmiş oldu. Genel Kurul'da
ilk sözü alan Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin
Angolemli, CTP'nin meclis seçimlerinin yenilenmesine yönelik karar önerisinin
yeniden komiteye gönderilerek görüşülmesini önerdi. Hükümetin
küçük ortağı Demokrat Parti'nin (DP) seçimin kasım ayında
yapılmasını önerdiğini, kasım ayında
yapılacak seçimin halkın yararına olmayacağını
savunan Angolemli, erken seçimin eylül ayında
yapılmasının en uygun olacağını dile getirdi. Beklentilerinin,
çözüm ve Avrupa Birliği yanlılarının hükümet
çoğunluğunu sağlaması olduğunu ifade eden Hüseyin
Angolemli, Referandumdaki yüzde 65 'evet'in hükümete
yansıtılması gerektiğini kaydetti. UBP DE
RET OYU VERDİ Eroğlu,
öneriye Genel Kurul'da da ret oyu vereceklerini bildirdi. Hükümetin
görevde 7. ayı doldurduğunu ve bütçenin hala meclise
sunulmadığını belirten Eroğlu, hükümetin istifa
etmek yerine, koltukta kalmayı tercih ettiğini söyledi. CTP Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer de hükümette sayısal bir sorun olduğunu
ve CTP'nin de erken seçim önerisini gündeme getirdiğini söyledi. Erken seçimde
ısrarlı olduklarını yineleyen Soyer, UBP'nin erken seçim
önerisine destek vermesini istedi. Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı
da erken seçim önerisinin yeniden gündeme gelmesi yönünde oy
kullanacaklarını belirtti. Hiçbir
parlamentonun, seçimlerin üzerinden 6 ay geçmeden kendi kendini yenilemek
istemeyeceğini ifade eden Akıncı, 24 Nisan referandumunun
birkaç gün sonrasında, CTP tarafından erken seçimin gündeme
getirildiğini anlattı. Kendileriyle
hükümete katılma konusu görüşülürken de erken seçimin
konuşulduğuna işaret eden Akıncı, bu konuda CTP
Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı
suçladı. Akıncı, erken seçimin bu kadar gündemde
kalmasının halkın ve meclisinin yararına
olmadığını söyledi. (aa) |
|
|
|
HURRIYET 19/07/04
|
KKTCde erken
seçim önerisine ret |
|
|
|
KKTC Cumhuriyet Meclisi
Genel Kurulu, hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisinin
sunduğu erken seçim önerisini reddetti. |
|
|
|
AA |
|
|
|
19 Temmuz 2004 Öneri, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler
Komitesinde reddedilmişti |
Meclis Başkanı Fatma
Ekenoğlu başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu,
Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesinin önerinin
reddedildiğine ilişkin raporu üzerindeki görüşmeyi tamamlayarak
oyladı. Oylamada, 24 milletvekili raporu kabul, 22 milletvekili de ret
yönünde oy kullandı. Rapor genel kurulda kabul edildiği için, erken
seçim önerisi reddedilmiş oldu.
KKTC Meclisi'nden erken seçim önerisine ret
19 Temmuz, 2004 15:10:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi
Türk Partisi'nin erken seçim önerisini reddetti.
Meclis Genel Kurulu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin
önerinin reddedildiğine ilişkin raporu üzerindeki görüşmeyi
tamamlayarak, oyladı.
Oylamada, 24 milletvekili raporun kabulü, 22'si de reddi yönünde oy
kullandı.
Böylece, erken seçime gidilmesi yolundaki öneri reddedildi.
Talat,
"erken seçim kaçınılmaz" demişti
KKTC'de 17 temmuzda hükümet hakkındaki güvensizlik oylamasının
reddedilmesinin ardından, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat,
oylamanın 25-25 sonuçlanmasına dikkat çekmiş ve hükümetin uzun
ömürlü olmayacağını söylemişti.
Ortaya çıkan durumu hükümet ortaklarının değerlendireceklerini
söyleyen Talat, "erken seçimden başka seçeneğimiz yok"
demişti.
MGK: "Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye'yi zor günler
bekliyor"
19 Temmuz, 2004 13:05:00 (TSİ) CNN TURK
MGK, Kıbrıs sorunu konusunda
Türkiye'yi önümüzdeki günlerde zor bir dönemin beklediğini düşünüyor.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği tarafından yayınlanan
bültende, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye müzakere tarihi vermeden önce,
Kıbrıs konusunda ciddi tavizlere zorlayabileceği ve
Rumların yeni bir çözümü dayatabilecekleri belirtildi.
MGK Genel Sekreterliği, iç ve dış gelişmeleri yorumlamak
için "Milli Güvenlik Bülteni" yayımladı. Bültende,
Kıbrıs, AB üyeliği çalışmaları, Irak'taki
gelişmeler, Büyük Orta Doğu Projesi ve PKK'nın son durumu
irdelendi.
Kıbrıs
Rum Tarafı, Türkiye'nin önüne bir dizi yeni istek koyabilir
Bültenin Kıbrıs sorununa ilişkin bölümünde, Kıbrıs Rum
Tarafının önümüzdeki
günlerde Türkiye'nin önüne bir dizi yeni istek koyabileceği belirtildi.
Bültende yeralan istekler;
· Türk askerlerinin adadan çıkartılması,
· Türkiye'den göç edenlerin geri gönderilmesi,
· AB
üyesi bir ülke içinde başka bir ülkenin garantisinin söz konusu
olamayacağı iddiasıyla Garanti Anlaşması'nın
ortadan kaldırılması olarak sıralandı.
Rumların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açılan
davaları da baskı aracı olarak kullanabileceğine dikkat
çekilen bültende, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik
izolasyonların kaldırılmasına yönelik kararların somut
kazanımlara dönüşemediği belirtildi.
AB'de
meydana gelen gelişmeler
Bültenin AB'de meydana gelen gelişmeler bölümünde de, AB'nin Türk
tarafını önümüzdeki günlerde, ciddi tavizler vermeye
zorlayabileceği belirtildi ve şöyle denildi;
Bültende, "AB'nin KKTC'ye yönelik adımları ağırdan
alarak Türkiye üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam edeceği ve
aralık zirvesinde Türkiye ile müzakereleri başlatma kararı
vermeden önce, Güney Kıbrıs Rum yönetimini anlaşmaya ikna
edebilmek için Türk tarafını ciddi bir biçimde ilerde tavizler
vermeye zorlayabileceği değerlendirilmekte olduğu" belirtildi.
Bültende, Rum tarafının Avrupa Birliği'nin desteğini
alarak, Annan Planındaki kazanımlarından daha
fazlasını elde etmeye çalışabileceğine dikkat
çekilirken 'bu isteklerin, veto yetkisi kullanma şantajı ile gündeme
getirilebileceği'nin altı çizildi.
Harekatın
30'uncu yıldönümü
|
Kıbrıs'ta önemli dönüm
noktalarından biri olan, Türkiye Silahlı Kuvvetlerinin garantörlük
hakkını kullanarak Kıbrısa gerçekleştirdiği 20
Temmuz 1974 harekatının 30. yıldönümü olan Salı günü
çeşitli törenler düzenlenecek. Türkiye Cumhuriyeti (TC) Deniz Kuvvetleri
Komutanlığına bağlı gemiler törenlere katılmak
üzere dün adaya geldi. Bugün ve 20 Temmuz günü 10:00-12:00 ve 14:00-16:00
saatleri arasında halkın ziyaretine açılacak gemiler için,
Girne Yat Limanından deniz
vasıtası kaldırılacak. 20 Temmuz resmi kutlamaları
bugün saat 12.00'de 21 pare top atışı ve
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan
bayramı açış konuşmasının
yayınlanmasıyla başlayacak. 20 Temmuz Salı günü ise
resmi törenler düzenlenecek. Anıtlara çelenkler konulacak, kutlamalar
yapılacak. Yerel törenlerin ilki saat
08.00'de Karaoğlanoğlu'ndaki Barış ve Özgürlük
Anıtı'nda, ikincisi de saat 08.30da Lefkoşa Şehitler Anıtında
düzenlenecek. Törenler, anıtlara çelenklerin konulması, saygı
duruşu, saygı atışı ve İstiklal
Marşının okunmasının ardından özel defterlerin
imzalanmasıyla sona erecek. Devlet törenlerinin ilki saat
08.30da Boğaz Şehitliğinde, ikincisi 09.00da Lefkoşa
Atatürk Anıtı ve üçüncüsü de 09.30da Dr. Fazıl Küçükün
Anıttepedeki kabri başında
yapılacak. Cumhurbaşkanı ve diğer üst düzey
yetkililerin katılımıyla yapılacak törenler, çelenklerin
konmasıyla başlayacak. Saygı marşı, saygı
duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde
bayrakların göndere çekilmesinin ardından anıt özel
defterlerinin imzalanmasıyla
tamamlanacak. Başkent Lefkoşada Dr.
Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni ise saat 10.00'da
başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının
kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti
adına yapılacak konuşmanın ardından,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halka hitap edecek. Tören resmi
geçitle tamamlanacak. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş gün nedeniyle Dome Hotelde saat 17.30'da halka 20.00de de
konuklar ve protokole resepsiyon düzenleyecek. Saat 18.00'de ise Girne Atatürk
Anıtı önünde Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk
Yıldızları'nın gösterisi yer alacak. 21.00de anıt önünde havai
fişek gösterisinin de yer alacağı 20 Temmuz Barış ve
Özgürlük Bayramı Kutlama Şöleni yapılacak. Şölende KTBK
Bölge Bandosu konseri ve Kültür Dairesi müzik ve folklor gösterisi yer
alacak. 21 Temmuz Çarşamba saat
20.00'de ise Lefkoşa Atatürk Stadyumu'nda 20 Temmuz Barış ve
Özgürlük Bayramı Halk Konseri gerçekleştirilecek. Konseri
Türkiyenin ünlü pop sanatçısı Mustafa Sandal verecek. Yerli
orkestra Jazz Mania da Halk Konserine renk katacak. 20 Temmuz Barış ve
Özgürlük Bayramı salı günü Gazimağusa, Girne, Güzelyurt,
İskele ve Lefke'de de törenlerle kutlanacak. |
YENIDUZEN 19/07/04
Papadopulos'un
taktikleri
|
Kıbrısın
güneyinde yayımlanan Rumca POLİTİS gazetesi
Kıbrıslı Türk ve Rum liderler, Talat ile Papadopulosun
Kıbrıs sorunundaki taktiklerine ilişkin bir analiz
yayımladı. Rum Yönetimi Başkanı Papadopulosun 2 günlük
Rum Ulusal Konsey toplantısı sonrasında, Kıbrıs
sorunundaki taktiğini belirlediğini, Papadopulosa göre,
Kıbrıs sorunundaki üst noktadaki politikanın, şu iki nedenden dolayı ortaya
konulamayacağını yazdı: 1-Türkiyenin, referandumlar
sonrasında elde ettiği iyi sicil nedeniyle yeni bir müzakereye
girmekle ilgilenmemesi; 2-Anglo-Amerikanlar, önümüzdeki
6 ay içinde öncelikli olanın, Türkiye için üyelik tarihi olduğunu
ve Kıbrıs sorunundaki herhangi bir hareketin kendisine ilave
sorunlar yaratabileceğini düşünüyor olmaları. Gazeteye göre Papadopulosun bu
analizi ilk bakışta çok mantıklı geliyor, ancak şu
yakıcı soruyu da gündeme getiriyor: Bizim taraf neden bu dönemde
Türkiyeye ve onun taleplerine kolaylık sağlıyor? Diğer
bir deyişle; Kıbrıs hükümeti neden Türkiyeyi zor duruma
sokacak ve onu belki de Kıbrıs sorununda daha fazla taviz vermeye
zorlayacak bir inisiyatif üstlenmesin? Gazete, Papdopulosa yakın
bir kişinin bu soruya verdiği yanıtı şöyle
aktardı: Anglo-Amerikanların Annan
planını kabul edin yanıtını verecekleri ve bunun,
BM ve Avrupa Komisyonu tarafından benimseneceği, bu nedenle de yeni
bir başarısızlık olacağı bir olgu iken, bizim
tarafımızdan yürütülecek atak bir diplomasinin kar
sağlayacağı kesin değildir. Gazete bu soruya; Papadopulosun
Rum Ulusal Konsey toplantısında ortaya koyduğu ikinci bir
yorum da bulunduğunu yazdı ve haberini şöyle sürdürdü: Edindiğimiz bilgilere
göre; bu dönemde inisiyatif
üstlenirsek, AKELin önerdiği gibi, Annan planında kısmi
iyileştirilmesi mantığında hareket etmemiz gerekecek.
Ancak Tasos Papadopulos buna karşı çıkıyor. Çünkü en kötü
durumda, planın esaslı şekilde yeniden müzakere edilmesini
istiyor. Başkanlığın değerlendirmesi; planın
esaslı şekilde müzakeresi bu dönemde ve aralık ayından
önce olamaz, çünkü Türkiye ve Anglo-Amerikanların başka öncelikleri
var şeklindedir. |
YENIDUZEN 19/07/04
ABD
yönetiminden KKTC'ye ziyaret
|
Uluslararası
alandan Kuzey Kıbrıs'a gösterilen ilgi devam ediyor EKONOMİK
YARDIM ELE ALINACAK... ABD Dışişleri
Bakanlığı'nın üst düzey yetkilisi Laura Kennedy, hafta
içinde KKTC'yi ziyaret edecek. Kennedy'nin ziyaretinde
ağırlıklı olarak Washington'un Kuzey Kıbrıs'a
yapmayı planladığı ekonomik yardım ele alınacak
LAURA
KENNEDY, TALAT İLE GÖRÜŞECEK... Avrupa ve Avrasya
İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Elizabeth
Jones'un yardımcısı olan Laura Kennedy, KKTC'de Başbakan
Mehmet Ali Talat ile görüşecek. Ziyarette, Washington'un, Kuzey
Kıbrıs'ta büro açması ve hava bağlantıları
konuları da masaya yatırılacak KENNEDY'NİN
GEZİSİ, ANKARA'DAN BAŞLAYACAK... ABD Dışişleri
Bakanlığı'nın üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy,
gezisine hafta başında Ankara'dan başlayacak. Kennedy'nin,
Ankara'da ikili ilişkiler, Türkiye'nin AB üyeliği süreci, Irak ve
terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor RUM
YÖNETİMİYLE DE GÖRÜŞECEK... Çarşamba günü Atina üzerinden
Kıbrıs'a geçecek olan Kennedy, cuma günü Başbakan Mehmet Ali
Talat tarafından kabul edilecek. Kennedy, Kıbrıs Rum
yönetimiyle de görüşmeler yapacak ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey
yetkilisi Laura Kennedy, gelecek hafta KKTC'yi ziyaret edecek. Kennedy'nin
ziyaretinde ağırlıklı olarak Washington'un Kuzey
Kıbrıs'a yapmayı planladığı ekonomik yardım
ele alınacak. Avrupa ve
Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı
Elizabeth Jones'un yardımcısı olan Laura Kennedy, KKTC'de
Başbakan Mehmet Ali Talat ile görüşecek. Ziyarette,
Washington'un, Kuzey Kıbrıs'ta büro açması ve hava
bağlantıları konuları da masaya yatırılacak. ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey
yetkililerinden Laura Kennedy, gezisine hafta başında Ankara'dan
başlayacak. Kennedy'nin,
Ankara'da ikili ilişkiler, Türkiye'nin AB üyeliği süreci, Irak ve
terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor. Çarşamba
günü Atina üzerinden Kıbrıs'a geçecek olan Kennedy, cuma günü
Başbakan Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek. Washington
yönetimi, yaklaşık 10 gün önce, KKTC'nin ekonomik gelişmesine
katkı amacıyla bu yıl 30.5 milyon dolar tutarında bir
yardım verileceğini duyurmuştu. Talat'ın,
Kennedy ile görüşmesinde, bu yardımın KKTC'ye nasıl
iletileceğinin ayrıntıları ele alınacak. Ayrıca
Washington'un resmi yardım kuruluşunun, Kuzey Kıbrıs'ta
bir büro açması ve hava bağlantısı konularının
da masaya yatırılacağı bildirildi. Kennedy,
Kıbrıs Rum yönetimiyle de görüşmeler yapacak. |
KIBRIS 19/07/04
Rum
yönetiminden bu kez ticaretle ilgili açılımlar
|
ÖNÜMÜZDEKİ
HAFTA AÇIKLANACAK... Kıbrıs Rum yönetiminin, önümüzdeki hafta
Kıbrıslı Türklere yönelik ticaretle ilgili yeni önlemler
açıklayacağı belirtildi NE
GİBİ ÖNLEMLER VAR?... Rum yönetimi, "Kıbrıslı
Türk üreticilerin KDV ile gümrük vergisinden muaf tutulması",
"Kuzey Kıbrıs'tan gelen ürünlerin doğrudan Rum
tüketicilere satılabilmesi" ve "Kıbrıs Türk
kamyonlarına, otobüslerine ve taksilerine geçici izinler verilmesi"
gibi önlemler açıklayacak Kıbrıs
Rum yönetiminin, önümüzdeki hafta Kıbrıslı Türklere yönelik
ticaretle ilgili yeni önlemler açıklayacağı belirtildi. Rum
basınına göre Rum yönetiminin açılımları
arasında; "Kıbrıslı Türk üreticilerin KDV ile gümrük
vergisinden muaf tutulması", "Kuzey Kıbrıs'tan gelen
ürünlerin doğrudan Rum tüketicilere satılabilmesi" ve
"Kıbrıs Türk kamyonlarına, otobüslerine ve taksilerine
geçici izinler verilmesi" var. Açılımlara
göre, Kıbrıslı Türkler, hem satacağı hem de güneyden
alacağı ürünlerde KDV ödemek zorunda kalmayacak. Kıbrıs
Türk kamyonlarına, üçüncü şahsa ait yük taşımak
şartıyla, Kıbrıs Türk otobüslerine acil güzergahlar için
ve Kıbrıs Türk taksilerine ise Kuzey Kıbrıs'tan güneye
kişi taşımaları durumunda izin verileceği
bildirildi. Rum
basınına göre Rum yönetimi, Avrupa Komisyonu'ndan,
Kıbrıslı Türk üreticinin gümrük vergisi ödememesi için,
Yeşil Hat Tüzüğü'nün, narenciye gibi liste ürünlerine gümrük ödeme
zorunluluğu getiren maddeyi iptal etmesini de istedi. Mahi ve
Fileleftheros yazdı Mahi
"Hükümetten, Kıbrıslı Türklerin
Dolaşımını ve Ticareti Kolaylaştıracak Yeni
Güven Yaratıcı Önlemler" başlığıyla
manşete çıkardığı haberinde, Rum yönetiminin
özellikle KKTC ile "iç ticarete yardımcı nitelik
taşıyan yeni önlemler demetini" önümüzdeki hafta
açıklayarak, karşı atağını sürdürmekte
olduğunu yazdı. Gazete,
edindiği bilgilere dayanarak açıklanacak yeni önlemleri şöyle
sıraladı: "-Kıbrıslı
Türk satıcının KDV ödemek zorunda kalmaması için bu
verginin Kıbrıslı Rum alıcı tarafından
Kıbrıslı Türk satıcıya ödenmesi
kaldırılıyor. Kıbrıslı
Türk üretici, ürününü doğrudan Kıbrıslı Rum tüketicilere
satabilecek. Böylece, doğrudan KDV siciline kaydolmak zorunda olmayacak. Kıbrıslı
Türk satıcı, yurt dışından ithal ettiği veya
özgür bölgelerden satın aldığı ürünleri işgal
bölgeleri piyasasına aktaracak ise devlete KDV ödemeyecek. Kıbrıs
Cumhuriyeti Avrupa Komisyonu'ndan, Kıbrıslı Türk üreticinin
gümrük vergisi ödememesi için, Yeşil Hat Tüzüğü'nün, narenciye gibi
liste ürünlerine gümrük ödeme zorunluluğu getiren maddeyi iptal etmesini
istiyor. Hükümetin
ileri götüreceği yeni önlemler arasında, özgür bölgelerde şu
alanlarda geçici izinler verilecek: 'Kıbrıs
Türk kamyonlarına, üçüncü şahsa ait yük taşımak izni',
'Kıbrıs Türk otobüslerine acil güzergahlar içinizin' ve 'Kuzey
Kıbrıs'tan güneye kişi taşımaları durumunda
Kıbrıs Türk taksilerine izin'." Fileleftheros
"Hükümet Önümüzdeki Günlerde Yeni Önlemler İlan Edecek"
başlığıyla yayımladığı haberinde, Rum
yönetiminin önümüzdeki hafta içinde açıklayacağı yeni önlemler
konusunda Rum Bakanlar Kurulu'nun ilgili kararları
aldığını yazdı. |
KIBRIS 19/07/04
Gül ile
Şener, törenler için KKTC'ye geliyor
BİR GÜNLÜK
ZİYARET... Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül ile Türkiye Devlet Bakanı,
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 20 Temmuz
kutlama etkinliklerine katılmak için KKTC'ye geliyor. Abdullah Gül ile
Abdüllatif Şener, günübirlik ziyaretlerinde Girne'de yapımına
başlanan 5 yıldızlı otelin temel atma törenine
katılacak
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül ile Türkiye Devlet Bakanı, Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener, 20 Temmuz kutlama
etkinliklerine katılmak için KKTC'ye geliyor. Abdullah Gül ile Abdüllatif
Şener, günübirlik ziyaretlerinde Girne'de yapımına başlanan
5 yıldızlı otelin temel atma törenine katılacak.
Kıbrıs
Türk halkıyla özgürlüğe kavuşmasının 30'uncu
yıldönümü coşkusunu Barış ve Özgürlük Bayramı'nda
paylaşmak üzere adaya Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen gelecek heyetin
programı açıklandı.
20 Temmuz
1974'te adaya müdahale ederek Kıbrıs Türk halkını
özgürlüğe kavuşturan, adaya barış getiren Türkiye
Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri
Orgeneral Şükrü Sarıışık adaya yarın sabah
gelecek, Cumhurbaşkanlığı'nı, TBMM'yi ve hükümeti
temsil edecek heyet de yarın öğleden sonra adaya varacak.
Sarıışık'ın
09:30 sıralarında, Cumhurbaşkanlığı
Başdanışmanı Emekli Orgeneral Nezihi Çakar, TBMM
Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Devlet Bakanı Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener ve Dışişleri
Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'den
oluşan heyet de 15:00 sıralarında KKTC'ye varacak. Abdullah
Gül'e, eşi Hayrunisa Gül de eşlik edecek.
Çakar, Pakdil,
Şener ve Gül'den oluşan TC devlet ve hükümet heyeti Ercan
Havaalanı'nda karşılanmasının hemen ardından
16:00'da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul
edilecek.
Heyet 16:30'da
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu, 17:00'de de
Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret edecek.
Daha sonra
Girne'ye giderek Jasmine Court Hotel'e yerleşecek olan heyetten Devlet
Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile
Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, saat 19:00'da, Girne'de yapımına başlanan 5
yıldızlı otelin temel atma törenine katılacak.
Heyet
yarın 19:30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu'nun vereceği resepsiyon, 20:45'te de Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın vereceği yemeğe katılacak. Resepsiyon
ve yemek, Merit Crystal Cove Otel'de yer alacak.
20 Temmuz
törenleri izlenecek
TC heyeti 20
Temmuz sabahı bazı anıt ve şehitlikler ile başkent
Lefkoşa'da yer alacak Barış ve Özgürlük Bayramı resmi
törenlerine katılacak.
Saat 08:30'da
Boğaz Şehitliği, 09:00'da Lefkoşa Şehitler
Anıtı, 09:30'da Dr. Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki
anıtmezarında yapılacak törenlerde yer alacak olan heyet, saat
10:00'dan itibaren de başkent Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük
Bulvarı'nda gerçekleştirilecek resmi geçit töreninde de hazır
bulunacak.
Saat 13:00'te
Başbakan Mehmet Ali Talat'ın Merit Otel'de vereceği öğle
yemeğine katılacak olan heyet, 18:00'de Akrotim gösterisini
izleyecek, 20:00'de de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Dome
Otel'de vereceği resepsiyona katılacak.
Şener ve
Gül, erken ayrılacak
TC hükümetini
temsilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlama
etkinliklerine katılacak olan Abdüllatif Şener ile Abdullah Gül,
resepsiyona katıldıktan sonra Türkiye'ye dönecek.
TC
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Emekli
Orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, 21 Temmuz Çarşamba
sabahı, Lefkoşa'daki Şehitler Müzesi'nin ek binasının
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yapılacak
açılışına da katılacaklar.
Saat 10:00'da
yapılacak açılış töreninin ardından Çakar ile Pakdil
de Türkiye'ye dönecekler.
Abdullah Gül'e
eşlik edecek olan eşi Hayrunisa Gül ise resmi heyetin hazır
bulunacağı yemek, resepsiyon, resmi geçit töreni ve akrotim
gösterileri dışında, yarın akşam Bellapais'te Kybele
Restaurant'ta düzenlenecek çaya katılacak, 20 Temmuz'da ise Selimiye
Camii, Büyük Han ve Saçaklı Ev'i gezecek.
Diğer
heyetler
Barış
ve Özgürlük Bayramı coşkusunu paylaşmak üzere 21 ülkeden gelen
milletvekili, basın mensubu, akademisyenlerden oluşan 60 kişilik
heyet için ise Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, bu akşam
20:00'de Villa Fırtına'da bir resepsiyon verecek.
Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, heyet içinde yer alan basın mensupları için yarın
sabah 09:00'da Saray Otel'de kahvaltılı bir basın
toplantısı yapacak.
Cumhurbaşkanı
Denktaş ise heyete yine Saray Otel'de öğle yemeği verecek.
Yabancı
konuklardan oluşan heyet, TC heyetinin katılacağı tören,
resepsiyon, yemek ve etkinliklerde de yer alacak.
Heyet, 21
Temmuz akşamı Atatürk Stadyumu'nda yer alacak Jaz Mania ve Mustafa
Sandal'ın katılacakları halk konserini de izleyecek.
KIBRIS 19/07/04
Meclisin
gündeminde yine erken seçim var
KOMİTEDE
REDDEDİLMİŞTİ... Hukuk ve Siyasi İşler
Komitesi'nin CTP Meclis Grubu'nun sunduğu "Cumhuriyet Meclisi
Seçimlerinin Yenilenmesine Karar Önerisi"nin reddine ilişkin rapor,
bugün meclis genel kurulunda gündeme geliyor. CTP'nin sunduğu önerge,
eylül ayında erken seçimi öngörüyordu
YETERLİ
ÇOĞUNLUK YİNE BULUNAMAYABİLİR... CTP'nin önergesine, CTP,
TKP ve BDH'nın destek vermesine karşın, DP'nin önergeye
sıcak bakmaması nedeniyle yeterli çoğunluğun bugün de
bulunamayacağı tahmin ediliyor
Cumhuriyet
Meclisi'nin bugünkü gündeminde yine erken seçim var.
Hukuk ve Siyasi
İşler Komitesi'nin CTP Meclis Grubu'nun sunduğu "Cumhuriyet
Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesine Karar Önerisi"nin reddine ilişkin
rapor mecliste bugün gündeme geliyor.
CTP'nin
sunduğu önerge, eylül ayında erken seçimi öngörüyordu.
Önergeye, CTP,
TKP ve BDH destek vermesine karşın, DP'nin önergeye sıcak
bakmaması nedeniyle yeterli çoğunluğun bugün de
bulunamayacağı tahmin ediliyor.
Cumhuriyet
Meclisi Genel Kurulu bugün saat 10.00'da toplanacak.
Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında
toplanması beklenen meclisin gündeminde Birleştirilmiş
İhtiyat Sandığı (Değişiklik) Yasa
Tasarısı da var.
Meclis, çevre
(değişiklik) ile eczacılık ve zehirler
(değişiklik) yasa tasarılarının da üçüncü
görüşmelerini de yapacak.
Meclis genel
kurulu, Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (Onay) Yasa
Tasarısı, Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklar Uluslararası
Sözleşmesi (Onay) Yasa Tasarısı, Kişisel ve Siyasal Haklar
Uluslararası Sözleşmesi Ölüm Cezasının
Kaldırılmasını Amaçlayan İkinci Seçmeli Protokol
(Onay) Yasa Tasarısı, İşkence ve Diğer Zalimce
İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı
Davranış veya Cezalandırmalara Karşı Sözleşme
(Onay) Yasa Tasarısı, Her Çeşit Irk
Ayrımcılığının Kaldırılmasına
İlişkin Uluslararası Sözleşme (Onay) Yasa
Tasarısı'nı da ele alacak.
KIBRIS 19/07/04
Özgürlüğümüzün
30. gurur yılı
20
Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı resmi kutlamaları dün saat
12.00'de 21 pare top atışı ve Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan bayramı açış
konuşmasının yayınlanmasıyla başladı.
30
yıl önce kazanılan özgürlük ve barış için bu yıl da
törenler, kutlama etkinlikleri, akrotim gösterileri yapılacak, konserler
verilecek, resepsiyonlar düzenleniyor.
Kutlamalara
katılacak Türkiye yetkilileri heyeti dün adaya geldiler.
Heyette,
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Emekli
Orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Devlet
Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ve
Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül ile eşi Hayrunisa Gül yer alıyor.
ŞENER
VE GÜL TEMEL ATACAK
Daha
sonra Girneye giderek Jasmine Court Otele yerleşecek olan heyetten
Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener ile Dışişleri Bakanı Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, saat 19:00da, Girnede
yapımına başlanan 5 yıldızlı otelin temel atma
törenine katılacak.
ŞENER
İLE GÜL AYRILACAK
TC
hükümetini temsilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını
kutlama etkinliklerine katılacak olan Abdüllatif Şener ile Abdullah
Gül, resepsiyona katıldıktan sonra Türkiyeye dönecek..
ÇAKAR
İLE PAKDİL ÇARŞAMBA GÜNÜ
TC
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Emekli
Orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, 21 Temmuz
Çarşamba sabahı, Lefkoşadaki Şehitler Müzesinin ek
binasının Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından
yapılacak açılışına da katılacaklar.
Saat
10:00da yapılacak açılış töreninin ardından Çakar ile
Pakdil de Türkiyeye dönecekler.
TÖRENLER
Bugün
KKTCnin dört bir yanında resmi törenler düzenlenecek. Anıtlara
çelenkler konulacak, kutlamalar yapılacak.
Devlet
törenlerinin ilki saat 08.30da Boğaz Şehitliğinde, ikincisi
09.00da Lefkoşa Atatürk Anıtı ve üçüncüsü de 09.30da Dr.
Fazıl Küçükün Anıttepedeki kabri başında yapılacak.
Cumhurbaşkanı
ve diğer üst düzey yetkililerin katılımıyla yapılacak
törenler, çelenklerin konmasıyla başlayacak. Saygı
marşı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı
eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından
anıt özel defterlerinin imzalanmasıyla tamamlanacak.
RESMİ
GEÇİT TÖRENİ
Başkent
Lefkoşada Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni ise
saat 10.00'da başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve
bayramlarının kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek.
Türkiye
Cumhuriyeti hükümeti adına yapılacak konuşmanın ardından,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halka hitap edecek. Tören resmi
geçitle tamamlanacak.
GİRNE
ŞENLENECEK
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş gün nedeniyle Dome Hotelde saat 17.30'da halka 20.00de de
konuklar ve protokole resepsiyon verecek. Saat 18.00'de ise Girne Atatürk
Anıtı önünde Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk
Yıldızları'nın gösterisi yer alacak.
MUSTAFA
SANDAL VE JAZZ MANIA
21
Temmuz Çarşamba saat 20.00'de ise Lefkoşa Atatürk Stadyumu'nda 20
Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Halk Konseri gerçekleştirilecek.
Konseri Türkiyenin ünlü pop sanatçısı Mustafa Sandal verecek. Yerli
orkestra Jazz Mania da Halk Konserine renk katacak.
20
Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı bugün Gazimağusa, Girne,
Güzelyurt, İskele ve Lefke'de de törenlerle kutlanacak.
Gazimağusada
ilk tören saat 16.30de Zafer Anıtı önünde yapılacak.
Çelenklerin anıta konulmasıyla başlayacak tören saygı
duruşu ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere
çekilmesiyle sona erecek.
İkinci
tören ise saat 17.00de Polatpaşa Bulvarında yer alacak. Halkın
bayramının kutlanmasıyla başlayacak tören,
konuşmaların ardından resmi geçitle tamamlanacak.
GİRNE
Girnedeki
ilk tören Barış ve Özgürlük Anıtında saat 08.00de
yapılacak.
Atatürk
Anıtı önündeki tören ise 16.00da anıta çelenklerin
konulmasıyla başlayacak, konuşmalar ve şiirlerin
okunmasının ardından tören resmi geçitle sona erecek.17.30da
başlayacak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın halka
resepsiyonu sırasında akrotim gösterisi de yer alacak. 21.00de de
Bando Konseri yapılacak.
GÜZELYURT
Güzelyurtta
saat 08.30da Atatürk Anıtına çelenk koyma töreni, saat 18.00de ise
Müze önünde resmi geçit töreni yapılacak. Müze önündeki törende
konuşmalar ve şiirlerin ardından AKDERin folklor gösterisi ve
geçit töreni yer alacak.
İSKELE
20
Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle İskelede
düzenlenecek törenin saati değiştirildi.
Kaymakamlıktan
verilen bilgiye göre, İskele Bülent Ecevit Meydanındaki tören saat
17.45de başlayacak.
LEFKE
Lefkede
3 tören yapılacak. Saat 08.15te Lefke Şehitliği ve saat
09.00da da Atatürk Anıtına çelenkler konulacak. Lefke
Şehitliğindeki törenin ardından şehitlerin kabirleri
başında dua okunacak.
Saat 18.30da ise
Atatürk Anıtı önünde resmi geçit töreni düzenlenecek.
HALKIN SESI 20/07/04
Uzattığımız
barış elini tutmadılar
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, bir ömür mücadelenin ardından kurtuluşa
ulaşan Kıbrıs Türkünün, Rumlara barış elini
uzattığını, Geliniz yeniden iki bölgeli, iki eşit
egemen halka dayalı yeni bir ortaklık kuralım dediğini
ancak Rum tarafının buna ihtiyaç duymadığını
belirtti.
Kıbrıs
Rum tarafını yeniden masaya getirecek, onları Kıbrıs
Türküyle kalıcı, eşit, egemen şartlara dayalı bir
ortaklığa yaklaştıracak siyasette gerçekçiliğin
şart, eşitliğin kaçınılmaz olduğunu ifade eden
Cumhurbaşkanı Denktaş, Coğrafyamızı
tanıtmak ve tanımak kaçınılmazdır. Bu coğrafya
üzerinde 21 yıldır tam devlet olarak,ama 40 yıldır kendi
kendini idare eden iki halktan biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve
Ruma kabul ettirmek kaçınılmazdır dedi.
Bunlar
yapılmadıkça Kıbrısın birleşmesini beklemenin
hayal olacağını kaydeden Denktaş, Çünkü Rum buna muhtaç
değildir. Bu ihtiyacı Ruma hissettirmek, diğer ülkelere, büyük
ülkelere, dünya dediğimiz lider ülkelere düşer şeklinde
konuştu.
Barış
ve Özgürlük Bayramı kutlama etkinlikleri Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaşın Bayrak Radyosundan saat 12:00de yaptığı
konuşmayla başladı. Denktaş konuşmasında
geçmişin unutulmamasını isteyerek, İçimizde kin
taşımayalım ama, karşı tarafın milli bir
davası olduğunun bilinci içerisinde, kendi milli davamızı
koruyacak güçte, kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu
şekilde kurulabilir dedi.
BARIŞ
ELİ
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaşın konuşması şöyle:
Anavatan
sayesinde 11 yıllık zulümden, toplu mezarlardan, mutlak yok
edilmekten kurtuluşumuzun 30uncu yıldönümünü birlikte coşkuyla
kutlamaktayız. Allahımıza şükrediyoruz ki bize bu
kurtuluş gününü gösterdi.
Bugüne
yetişmeyen, şehit olan, aramızdan ayrılmış olan
insanlarımızı rahmetle, hasretle anmaktayız. Liderimiz Dr.
Küçükü hasretle anmaktayız.
Bir
ömür mücadelenin sonucu kurtuluş olmuştu. Bunun neticesinde Rumlara
barış elimizi uzattık. Geliniz yeniden iki bölgeli, iki
eşit egemen halka dayalı yeni bir ortaklık kuralım dedik.
11 yıl bize azınlık hakları öneren, Türk bölgelerinde mahsur
kalmamıza göz yuman, anayasal haklarımızı, tüm
insanlık haklarını alıp giden Rum tarafı, buna ihtiyaç
duymadı. Sebebi, dünya dediğimiz büyük devletlerin kendi
çıkarları için esas suçluyu meşru Kıbrıs Hükümeti
olarak tanımalarından başka bir şey değildi.
30
yıl sonra aynı şikayeti yapıyoruz. Son referandumlarda Rum
tarafının hayır deyişini
aldatılmışlık olarak kabul eden bu büyük devletler,
-eğer hakikaten aldatılmış iseler, aldanmış
iseler- büyüklüklerinden, geleceklerinden şüphe etmek lazımdır.
RUM
TARAFININ İHTİYACI
Rum
tarafı referandumda niye evet demeliydi, ne ihtiyacı vardı!
Rum tarafını meşru Kıbrıs Hükümeti yapan kendileri
değil miydi..! Meşru Kıbrıs Hükümeti olarak yıllarca
bütün dünyaya Kıbrıstaki asi Türk azınlığından
bahsetmelerine göz yumanlar, ambargoların devamına göz yumup hatta
destekleyenler, kendileri değil miydi! 30 yıl Kıbrıs
meselesi 1974te başladı. Türk askerinin gelmesiyle bir işgal
meselesidir, göçmenlerin yerlerine dönüş meselesidir, insan hakları
meselesidir yalanını söylemelerine göz yumanlar kendileri değil
miydi!..
1974ÜN
ŞANLI GÜNÜ
Bütün
bunları bu sevinçli günümüzde söylemek mecburiyetindeyiz. Çünkü
bunları unutanlar var. Çünkü meşru Kıbrıs Hükümeti
dedikleri hükümeti! hala dinleyenler ve bütün Kıbrıs adına
onlara AB bünyesinde söz hakkı vermiş olanlar bu yanılgıya
devam etmektedir. Bunu görüyoruz ve üzülüyoruz.
Gerçekçilik
şarttır. Eşitlik kaçınılmazdır.
Coğrafyamızı tanıtmak ve tanımak
kaçınılmazdır. Bu coğrafya üzerinde 21 yıldır tam
devlet olarak, ama 40 yıldır kendi kendini idare eden iki halktan
biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve Ruma kabul ettirmek
kaçınılmazdır. Bunlar yapılmadıkça
Kıbrısın birleşmesini beklemek hayal olacaktır.
GENÇLERE
SESLENİŞ
Bunları
unutmayalım. Mazeret daima vardır. Türke zarar vermek için mazeret
daima hazırdır. Bir arada yaşamanın getireceği
zorluklar bunlardır. Onun için devlet diyoruz, onun için egemenlik
diyoruz. Onun için biz varız ve bizim var olduğunuza gözlerinizi
kapamayınız diyoruz. Ama bunu dışa söylerken kendi içimize
de söylememiz lazım... Gençler egemenim demenin hazzını,
gururunu yaşıyor musunuz? Devletim vardır demenin
hazzını ve gururunu yaşıyor musunuz? Çünkü bu devlet sizler
tarafından yaşatılacaktır. Ve eğer devletinizi
yaşatmazsanız, devletsiz kalırsanız, Roman dedikleri,
devletsiz, etrafta çadır kurarak yaşayan kişiler olursunuz.
Egemenliğinize sahip çıkmazsanız Rum Cumhuriyetinde
azınlık olursunuz. Azınlıkların kaderi de malumdur.
Dolayısıyla
hürriyetimize, cumhuriyetimize, egemenliğimize sahip çıkalım.
Bize bunları vermek için canlarını vermiş olanları
unutmayalım. Geçmişi unutan, geleceğe sağlam adımlarla
yürüyemez. Geçmişi unutmayalım. İçimizde kin
taşımayalım ama, karşı tarafın milli bir
davası olduğunun bilinci içerisinde, kendi milli davamızı
koruyacak güçte, kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu
şekilde kurulabilir. Biz her şeyi unutursak ve karşı
tarafın milli davası olmadığı zannıyla, barışçıdırlar,
biz de barışalım, barış olsun diyerek, kendimizi
onların kucağına atarsak, neticede birçok akıl
hastaları! bize çok zarar yapabilirler. Pişman olmayalım
HALKIN SESI 20/07/04
Müdahale
Enosisi canlanamayacak...
Başbakan
Mehmet Ali Talat, hiçbir şeyin çözümün yerini tutacak kadar önemli
olmadığını, ancak izolasyonlardan kurtulmanın da
doğrudan çözüme katkı olduğunun unutulmamasını istedi.
Talat,
20 Temmuzun 30uncu yıldönümünde hem dünyayı
algılayışları hem de dünyanın Kıbrıs Türk
halkına bakışında çok büyük farklılıklar
olduğunu belirtti.
Başbakan
Talat, hükümetin Kıbrıs sorununun çözümünün son derece önemli
olduğunu bildiğini, bunun için çalışırken, halkın
her türlü sorununu da halkın mutluluğunu gözetme ilkesiyle çözmeye
çalıştığını kaydetti.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle
yayımladığı mesajda, Enosis amaçlı 15 Temmuz 1974
Yunan cuntası darbesine karşı Türkiyenin Garanti ve
İttifak Antlaşmalarından kaynaklanan müdahalesinin, Rum
fanatizminin Yunanistanla birleşme hayalinin bir daha canlanamayacak
şekilde gömülmesini sağladığını anlattı.
Dünyadaki
ve Avrupa'daki siyasi oluşum ve gelişmeleri çok yakından ve pek
çok yönü ile doğrudan etkileyen Kıbrıs sorununun 20
Temmuzun 30. yıldönümünde
yepyeni, bambaşka bir çehreye büründüğünü kaydeden Başbakan
Talat, Bu yıldönümünde gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda
dünyayı algılayışımızda olduğu gibi
dünyanın bize bakışında da çok büyük farklılıklar
vardır dedi.
KIBRIS
TÜRKLERİ ÇÖZÜMÜN ADRESİ
Talat,
Kıbrıslı Türklerin artık çözümsüzlüğün değil,
çözümün adresi olduğunu ifade ederek, Kıbrıslı Türklerin
yeni kimlikleriyle dünyanın bir parçası olmayı
başaracağını vurguladı. BM planını onaylayan
Kıbrıslı Türklerin dünyalı olmayı hedeflediğini
kaydeden Başbakan Talat, ancak birleşmeye, çözüme ve
Avrupalılığa hayır diyen Rum tarafının
oylarıyla Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edilmişlik
koşullarına yeniden mahkum edildiğini belirtti.
İzolasyonu
parça parça kaldırmak ve ABnin de katkılarıyla ekonomik, sosyal
ve siyasal her alanda AB normlarına yükselmek temel hedefimiz olmaya devam
ediyor diyen Talat, Rumların son önerilerini hedef
şaşırtma diye niteledi. Başbakan Talat mesajına
şöyle devam etti:
Bu
gerçeği göz önünde tutarak Rumların gündem değiştirme
taktiklerini deşifre etmeli, ama biz gerçek açılımları
sürdürmeliyiz. Nasıl ki Annan Planına hem de yüzde 65 oyla evet
diyerek büyük bir sıçrama yaptık, süreci kesintiye uğratmadan;
çözüm vizyonunu kaybetmeden ilerlemeliyiz.
Hiçbir şey çözümün
yerini tutacak kadar önemli değildir. Ama unutulmamalıdır ki
izolasyonlardan kurtulmak da doğrudan çözüme katkıdır.
İşte bu yıldönümünde hükümet olarak Kıbrıs sorununun
çözümünün son derece önemli olduğunu biliyoruz. Bunun için
çalışırken halkımızın her türlü sorununu da
çözmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda üzerimize düşeni
yaparken halkımızın mutluluğunu gözetmek en temel ilkemiz
olmaya devam etmektedir. Bu tarihi günde tüm halkımıza mutluluk ve
esenlikler diliyorum.
HALKIN SESI 20/07/04
20 Temmuz
1974'ten iki belge
Bundan 30 yıl
önce... Türk askeri Garanti ve İttifak Anlaşmasının
kendine verdiği hakkı kullanarak adaya müdahale ediyor.
Bundan 30 yıl önce... Türk askeri Garanti ve
İttifak Anlaşmasının kendine verdiği hakkı
kullanarak adaya müdahale ediyor.
Türk uçaklarından, Barış Kuvvetleri
askerlerinde dağıtılan belgeler de tarihin tozlu
sayfalarından bugüne dek ulaşıyor...
YENIDUZEN 20/07/04
Talat'tan 20
Temmuz mesajı
Başbakan Mehmet Ali Talat, 20 Temmuz 1974
Harekatının yıldönümü nedeniyle yayınladığı
mesajda, Kıbrıslı Türkler artık çözümsüzlüğün değil,
çözümün adresidir. Kıbrıslı Türkler artık dünyadan kopuk,
dünyayla farklı diller konuşan, bölünmenin ve ayrılmanın
değil; birleşmenin, dünyasal olmanın, barış ve
dostluğun adresidir dedi.
Talatın yayınladığı 20 Temmuz
mesajının tam metni şöyle:
15 Temmuz 1974'de Yunan cuntasının
Kıbrıs'ta EOKA B adı altında örgütlenen
Kıbrıslı Rum fanatiklerle birlikte organize ettiği darbe,
Enosisi gerçekleştirmek amacı güdüyordu. Kıbrıs Elen
Cumhuriyetinin ilan edildiği darbe ile Kıbrıs tarihinde yeni bir
dönemin de kapısı açılmış; Türkiye, Garanti ve
İttifak Antlaşmalarının kendisine verdiği hakkı
kullanarak 20 Temmuzda Kıbrıs'a askeri müdahalede bulunarak Rum
fanatizminin Yunanistanla birleşme hayalinin bir daha canlanamayacak
şekilde gömülmesini sağlamıştı.
Dünyadaki ve Avrupa'daki siyasi oluşum ve
gelişmeleri çok yakından ve pek çok yönü ile doğrudan etkileyen
Kıbrıs sorunu 20 Temmuzun bu 30. yıldönümünde yepyeni,
bambaşka bir çehreye bürünmüştür. Bu yıldönümünde
gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda dünyayı
algılayışımızda olduğu gibi dünyanın bize
bakışında da çok büyük farklılıklar vardır.
Kıbrıslı
Türkler artık çözümsüzlüğün değil, çözümün adresidir.
Kıbrıslı Türkler artık dünyadan kopuk, dünyayla farklı
diller konuşan, bölünmenin ve ayrılmanın değil;
birleşmenin, dünyasal olmanın, barış ve dostluğun
adresidir. 20 Temmuz 1974de Enosisin tarihe gömülmesiyle ortaya çıkan
koşulların çok uzun yıllardan sonra bizleri
taşıdığı yeni iklim tarihe geçecek büyük politik
değişikliklerin sonucudur. Kıbrıslı Türkler işte
bu yeni kimlikleriyle dünyanın bir parçası olmayı başaracaklardır.
YENIDUZEN 20/07/04
Barış
ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyoruz
|
TÖRENLER
DÜZENLENECEK... 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30.
yıldönümü, KKTC'de coşkuyla kutlanıyor. Dün başlayan
kutlama etkinlikleri bugün de devam edecek, KKTC'nin dört bir yanında
resmi törenler düzenlenecek, anıtlara çelenkler konulacak LEFKOŞA'DAKİ
RESMİ GEÇİT TÖRENİ... Başkent Lefkoşa'da Dr.
Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni, saat 10.00'da
başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının
kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti
adına yapılacak konuşmanın ardından,
Cumhurbaşkanı Denktaş halka hitap edecek. Tören, resmi geçitle
tamamlanacak "TÜRK
YILDIZLARI", GÖSTERİ YAPACAK... Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi
"Türk Yıldızları", bugün KKTC'de gösteri yapacak.
Türk Yıldızları, Barış ve Özgürlük
Bayramı'nın 30'uncu yıldönümü kutlamaları kapsamında
Lefkoşa'da tören geçişinde ve Girne'de halka açık hava gösterisi
gerçekleştirecek Kıbrıs'ta
dönüm noktası olan, Kıbrıs Türk halkını
katliamlardan kurtaran, barış ve özgürlüğe kavuşturan 20
Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30. yıldönümü
kutlamaları dün başladı. 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı resmi kutlamaları, dün saat
12.00'de 21 pare top atışı ve Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan bayramı açış
konuşmasının yayınlanmasıyla start aldı. 30 yıl
önce kazanılan özgürlük ve barış için bu yıl da törenler,
kutlama etkinlikleri, akrotim gösterileri yapılacak, konserler
verilecek, resepsiyonlar düzenlenecek. Kutlamalara katılacak
Türkiye heyetleri de dün geldi. 20 Temmuz 1974'te adaya müdahale ederek
Kıbrıs Türk halkını özgürlüğe kavuşturan, adaya
barış getiren Türkiye Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen Milli
Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü
Sarıışık saat 10.15'te;
Cumhurbaşkanlığı'nı, TBMM'yi ve hükümeti temsil
edecek heyet de saat 15.00'te adaya vardı. Heyette,
Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil,
Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül ile eşi Hayrunisa Gül yer alıyor. Çakar, Pakdil
ve Gül'den oluşan TC devlet ve hükümet heyeti, Ercan Havaalanı'nda
karşılanmasının hemen ardından saat 16.00'da
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edildi. Heyet saat
16.30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu,
17.00'de de Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret etti. Daha sonra
Girne'ye giderek Jasmine Court Otel'e yerleşen heyetten Türkiye
Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, saat 19:00'da, Girne'de yapımına başlanan 5
yıldızlı otelin temel atma törenine katıldı. Heyet dün
19:30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun
verdiği resepsiyon, 20:45'te de Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın verdiği yemeğe katıldı. Resepsiyon
ve yemek, Merit Crystal Cove Otel'de yer aldı. Çakar ile
Pakdil, yarın açılış yapacak TC
Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, yarın
sabah, Lefkoşa'daki Şehitler Müzesi'nin ek binasının
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yapılacak
açılışına da katılacaklar. Saat 10:00'da
yapılacak açılış töreninin ardından Çakar ile Pakdil
de Türkiye'ye dönecek. Abdullah
Gül'e eşlik eden eşi Hayrunisa Gül ise resmi heyetin hazır
bulunduğu yemek, resepsiyon, resmi geçit töreni ve akrotim gösterileri
dışında, dün akşam Bellapais'te Kybele Restaurant'ta
düzenlenen çaya katıldı, bugün ise Selimiye Camii, Büyük Han ve
Saçaklı Ev'i gezecek. Gemiler
Girne'de Türk Deniz
Kuvvetleri'ne bağlı gemiler ise önceki gün Girne Limanı'na
demirledi. Gemiler bugün 10:00-12:00 ve 14:00-16:00 saatleri arasında
halkın ziyaretine açık olacak. Gemileri ziyaret etmek isteyenler
için Girne Yat Limanı'ndan ulaşım sağlanıyor. Bugün
KKTC'nin dört bir yanında resmi törenler düzenlenecek. Anıtlara
çelenkler konulacak, kutlamalar yapılacak. Yerel
törenlerin ilki saat 08.00'de Karaoğlanoğlu'ndaki Barış
ve Özgürlük Anıtı'nda, ikincisi de saat 08.30'da Lefkoşa
Şehitler Anıtı'nda düzenlenecek. Törenler, anıtlara
çelenklerin konulması, saygı duruşu, saygı
atışı ve İstiklal Marşı'nın
okunmasının ardından özel defterlerin imzalanmasıyla sona
erecek. Devlet
törenlerinin ilki saat 08.30'da Boğaz Şehitliği'nde, ikincisi
09.00'da Lefkoşa Atatürk Anıtı ve üçüncüsü de 09.30'da Dr.
Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki kabri başında
yapılacak. Cumhurbaşkanı
ve diğer üst düzey yetkililerin katılımıyla
yapılacak törenler, çelenklerin konmasıyla başlayacak.
Saygı marşı, saygı duruşu ve İstiklal
Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından
anıt özel defterlerinin imzalanmasıyla tamamlanacak. Bugünkü resmi
geçit töreni Başkent
Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni
ise saat 10.00'da başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve
bayramlarının kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek. Türkiye
Cumhuriyeti hükümeti adına yapılacak konuşmanın
ardından, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halka hitap edecek.
Tören resmi geçitle tamamlanacak. Girne
şenlenecek Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş gün nedeniyle Dome Hotel'de saat 17.30'da halka 20.00'de de
konuklar ve protokole resepsiyon verecek. Saat 18.00'de
ise Girne Atatürk Anıtı önünde Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi
Türk Yıldızları'nın gösterisi yer alacak. 21.00'de
anıt önünde havai fişek gösterisinin de yer alacağı 20
Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama şöleni
yapılacak. Şölende KTBK Bölge Bandosu konser, Kültür Dairesi
ekipleri de müzik ve halk dansları gösterisi sunacak. Mustafa
Sandal ve Jazz Mania Yarın
saat 20.00'de ise Lefkoşa Atatürk Stadyumu'nda 20 Temmuz Barış
ve Özgürlük Bayramı halk konseri gerçekleştirilecek. Konseri
Türkiye'nin ünlü pop sanatçısı Mustafa Sandal verecek. Yerli
orkestra Jazz Mania da halk konserine renk katacak. Gazimğusa'daki
tören 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı bugün Gazimağusa, Girne,
Güzelyurt, İskele ve Lefke'de de törenlerle kutlanacak. Gazimağusa'da
ilk tören saat 17.30'da Zafer Anıtı önünde yapılacak.
Çelenklerin anıta konulmasıyla başlayacak tören saygı
duruşu ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere
çekilmesiyle sona erecek. İkinci
tören ise saat 18.00'de Polatpaşa Bulvarı'nda yer alacak.
Halkın bayramının kutlanmasıyla başlayacak tören,
konuşmaların ardından resmi geçitle tamamlanacak. Girne Girne'deki
ilk tören Barış ve Özgürlük Anıtı'nda saat 08.00'de
yapılacak. Atatürk
Anıtı önündeki tören ise 16.00'da anıta çelenklerin
konulmasıyla başlayacak, konuşmalar ve şiirlerin okunmasının
ardından tören resmi geçitle sona erecek.17.30'da başlayacak
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın halka resepsiyonu
sırasında akrotim gösterisi de yer alacak. 21.00'de de Bando
Konseri yapılacak. Güzelyurt Güzelyurt'ta
saat 08.30'da Atatürk Anıtı'na çelenk koyma töreni, saat 18.00'de
ise müze önünde resmi geçit töreni yapılacak. Müze önündeki törende
konuşmalar ve şiirlerin ardından AKDER'in folklor gösterisi ve
geçit töreni yer alacak. İskele İskele'deki
tören Ecevit Meydanı'nda saat 17.45'te başlayacak. Halkın
bayramının kutlanması, konuşmalar ve şiirlerin
ardından resmi geçitle sona erecek. Lefke Lefke'de 3
tören yapılacak. Saat 08.15'te Lefke Şehitliği ve saat
09.00'da da Atatürk Anıtı'na çelenkler konulacak. Lefke
Şehitliği'ndeki törenin ardından şehitlerin kabirleri
başında dua okunacak. Saat 18.30'da
ise Atatürk Anıtı önünde resmi geçit töreni düzenlenecek. "Türk
Yıldızları", KKTC'de gösteri yapacak Türk Hava
Kuvvetleri Akrobasi Timi "Türk Yıldızları", bugün
KKTC'de gösteri yapacak. Hava Kuvvetleri
Komutanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan
açıklamaya göre, Türk Yıldızları, Barış ve
Özgürlük Bayramı'nın 30'uncu yıldönümü kutlamaları
kapsamında Lefkoşa'da tören geçişinde ve Girne'de halka
açık hava gösterisi gerçekleştirecek. |
KIBRIS 20/07/04
CTP'nin
erken seçim önerisi genel kurulda da reddedildi
OYLAMAYA
SUNULDU... Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin "26 Eylül'de erken seçim"
önerisi, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilmesinin
ardından dün de Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda reddedildi. CTP'nin
erken seçim önerisinin reddine ilişkin Hukuk ve Siyasi İşler
Komitesi raporu, 22'ye karşı 24 oyla kabul edildi
PARTİ
BAŞKANLARI BİR ARAYA GELECEK... Siyasi parti başkanları,
yarın Cumhuriyet Meclisi'nde saat 12.15'te bir araya geliyor. Gündemde 7
Kasım'da erken seçim yapılması bulunuyor. Hükümet tarih üzerinde
anlaştı. UBP'nin öneriyi reddetmesi bekleniyor. 7 Kasım'da erken
seçim için BDH kilit parti durumunda. TKP'nin ise erken seçim önerisini
desteklemesi bekleniyor. BKP, "başkanların uzlaşması
halinde" öneriye destek verecek
Cumhuriyetçi
Türk Partisi'nin (CTP) "26 Eylül'de erken seçim" önerisi, Hukuk ve
Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilmesinin ardından, dün de
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda reddedildi. CTP'nin erken seçim önerisinin
reddine ilişkin Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi raporu, 22'ye
karşı 24 oyla kabul edildi. Parti başkanları yarın
saat 12.15'te Cumhuriyet Meclisi'nde bir araya geliyor. Parti
başkanları, hükümetin 7 Kasım 2004'te erken seçim
yapılmasına yönelik önerisi üzerinde uzlaşı arayacak.
CTP, BDH ve TKP
milletvekilleri "erken seçim önerisine" destek verirken, UBP, DP,
Yeni Parti, BKP ve bağımsız milletvekilleri de reddetti.
Demokrat Parti'nin erken seçim önerisi de geçtiğimiz hafta içerisinde
reddedilmişti.
Şimdi
gözler mecliste bulunan siyasi parti başkanlarının yarın
saat 12.15'te Cumhuriyet Meclisi'nde yapacağı toplantıya
çevrildi. Hükümet ortakları, 23 milletvekiliyle 7 Kasım'da seçim
yapılması için anlaşırken, BDH yeni süreçte erken seçim
içim "kilit parti" konumuna yükseldi. 18 milletvekili ile temsil
edilen Ulusal Birlik Partisi bu aşamada erken seçime karşı
çıkıyor. Bağımsız iki milletvekili ile birlikte Yeni
Parti Milletvekili Nuri Çevikel de seçime karşı. BKP Genel Sekreteri
ve Lefkoşa Milletvekili İzzet İzcan ise parti
başkanlarının anlaşması halinde çoğunluğun
önerisine destek vereceğini açıkladı.
Parti
başkanları "zirvede" buluşuyor
Cumhuriyetçi
Türk Partisi, Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti, Barış ve
Demokrasi Hareketi, Toplumcu Kurtuluş Partisi başkanları ile BKP
Genel Sekreteri İzzet İzcan, yarın saat 12.15'te Cumhuriyet
Meclisi'nde "erken seçim" gündemi ile bir araya geliyor.
Parti
başkanları, hükümetin "7 Kasım'da erken seçim üzerinde
uzlaşmasını" görüşecek. Hükümet, parti
başkanlarından 7 Kasım erken seçim önerisini desteklemesini
isteyecek. UBP'nin bu karara karşı çıktığı
bilinirken, BDH'nın desteklemesi halinde 7 Kasım'da erken seçimin
yolu açılmış olacak.
Önce AB
normlarına uygun yasalar
Cumhuriyet
Meclisi, dün ilk olarak Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (Onay)
Yasa Tasarısı'nı ele aldı.
Hukuk ve Siyasi
İşler Komitesi Başkanı CTP Milletvekili Sonay Adem'in
tasarı hakkında komite raporunu okumasının ardından
tasarı madde madde okundu.
Genel kurul
daha sonra tasarıyı oyladı. Oylama açık olarak ad okunarak
yapıldı. Tasarı 47 evet oyu ile kabul edildi.
Ekonomik
Toplumsal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (Onay) Yasa
Tasarısı hakkındaki komite raporu da CTP Milletvekili Adem
tarafından okundu.
Tasarının
madde madde okunmasının ardından bu tasarının da
oylaması ad okunarak yapıldı. Tasarı 43 evet ile kabul
edildi.
Kişisel ve
Soyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne ölüm cezasının
kaldırılmasını amaçlayan İkinci Seçmeli Protokol
(Onay) Yasa Tasarısı hakkındaki komite raporunun
okunmasının ardından bu yasanın da madde madde
görüşülmesi yapıldı.
Ad okunarak
oylanması sonucunda tasarı 43 oyla kabul edildi.
İşkence
veya diğer zalimsel İnsanlık Dışı ve Onur
Kırıcı Davranışları veya Cezaları
Kaldırmalara Karşı Sözleşme (Onay) Yasa Tasarısı
da aynı şekilde 46 oyla kabul edildi.
Her çeşit
Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına
İlişkin Uluslararası Sözleşme (Onay) Yasa
Tasarısı da, 37 evet oyuyla kabul edildi.
Genel Kurul
daha sonra Çevre (Değişiklik) Yasa Tasarısı ve
eczacılık ve zehirler yasa tasarıları da kısa isim
okunarak oylandı. Her ikisi de oybirliği ile onaylandı.
Erken seçime
genel kurulda da ret
CTP Meclis
Grubu'nun Cumhuriyet Meclisi seçimlerini yenilenmesine ilişkin önerisi
Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nden sonra, meclis genel kurulu
tarafından da reddedildi. Komite başkanı Sonay Adem
tarafından okunan ret raporu, yapılan konuşmalardan sonra 22'ye
karşı 24 oyla kabul edildi.
Böylece CTP'nin
erken seçim önerisi Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nden sonra, meclis
genel kurulu tarafından da reddedilmiş oldu.
Angolemli: Ne
hükümet kurarlar, ne seçim yaparlar
Sonay Adem'in
CTP önerisinin reddine ilişkin komite raporunu okumasından sonra ilk
sözü TKP Milletvekili ve Genel Başkanı Hüseyin Angolemli aldı.
Hükümetin
azınlığa düşmesinin ardından çözüm ve AB yanlılarının
hükümet kurulmasını istediklerini ifade eden Angolemli, CTP-DP-BDH
arasında "koltuk kavgasına dayalı" bir hükümet kurma
girişimi yaşandığını, daha sonra da erken seçimin
komitede, güvensizlik önergesinin de genel kurulda reddedildiğini
anımsattı. Angolemli, DP'nin aniden kasımda erken seçim
önerdiğini ve bunun hükümet kararı durumuna getirilmekte
olduğuna işaret etti.
Ülkede ne
hükümet kurdurulduğunu ne de seçim
yaptırıldığını belirten Angolemli, halkın
ihtiyaçlarının göz ardı edildiğini savundu.
Kıbrıs
Türk halkının Annan sayesinde politik bilgisini
artırdığını belirten Angolemli, seçim olması
halinde çözüm ve AB yanlılarının çoğunluğu
sağlayacağını kaydetti.
Halkın,
toplumsal çıkarının Aralık 2004'e kadar olduğunun
bilinci içinde seçimde meclis aritmetiğini değiştireceğini
söyleyen Angolemli, kasım ayında erken seçimin halkın
çıkarına olmayacağını ileri sürdü.
Angolemli,
seçimin hemen yapılması gerektiğini söyledi.
Eroğlu:
Hükümet istifa etmeliydi
İkinci
sözü UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu aldı. UBP olarak
azınlığa düşen hükümetin istifasını
beklediklerini belirten Eroğlu, "Hükümet istifa etseydi demokratik
teamüller işleyecekti" dedi. Eroğlu, ancak 7'nci ayda bütçesini
meclise sunamayan hükümetin istifa etmediğine işaret etti.
Eroğlu,
TKP'nin önce barajı geçebilecek mi ona bakması gerektiğini,
halkın ise erken seçim yanlısı olmadığını
söyledi.
Bugüne kadar
hükümetin icraatlarının UBP zamanında başlayan işlerin
tamamlanması şeklinde olduğunu savunan Eroğlu, bütçesi
olmayan hükümetin başka icraatı olmadığını iddia
etti.
Eroğlu, TC
hükümetinin de KKTC'ye uygulanan izolasyonun kaldırılması için
uğraş verdiğine dikkat çekti.
Referandumun
geride kaldığını, halkı bölmek yerine hizmet verilmesi
gerektiğini belirten Eroğlu, insanları "evet",
"hayır" diyenler diye ayırmanın geleceği
tehlikeye sokacağını vurguladı.
Soyer: Seçim
tek seçenek
CTP adına
genel sekreter Ferdi Sabit Soyer söz aldı. Hükümet krizi olduğunda
meclisin durumu göz önüne alınarak, CTP-BG olarak erken seçimi gündeme
getirdiklerini ifade eden Soyer, istifa etmedikleri için kendilerini
eleştirenlerin 26'yı bulup hükümeti düşüremediğine dikkat
çekti.
Bugün yeni
seçenekleri gözden geçirmek gerektiğini, bunun da seçim olduğunu
söyleyen Soyer, partilerin programlarını halka sunması
gerektiğini vurguladı.
KKTC
hükümetinin uluslararası çabaları küçümsenirken, TC'nin
çabalarının önemli addedilmesini eleştiren Soyer, referandum
sonrası durumu ileriye götürmek için dış temaslara büyük ihtiyaç
bulunduğunu belirtti.
CTP olarak
kendi erken seçim önerilerinde ısrarlı olduklarını, ancak
yeni önerileri de istişareye açık olduklarını ifade eden
Soyer, istişare sonunda perşembe günü sonuca
varılacağını vurguladı.
Abdullah Gül'ün
Türk işadamları güneye gitmeye çağıran
açıklamasına dikkat çeken Soyer, Türkiye'nin tarih almak için ince
ilişkilerini dengede tutmak zorunda olduğunu söyledi.
Akıncı:
Erken seçimi sonuna kadar destekleyeceğiz
BDH Genel
Başkanı Akıncı ise komite raporunun genel kurulda
reddedilmesi halinde erken seçimin tekrar gündeme geleceğine dikkat çekerek,
BDH'nın da bu yönde oy vereceğini söyledi.
3 aydır
erken seçimden bahsedildiğine dikkat çeken Akıncı, bunu CTP'nin
gündeme getirdiğini kaydetti. Kendileri ile hükümet görüşmesi
yapılırken erken seçim söylemlerinin devam ettiğine işaret
eden Akıncı, CTP'nin ortağından ise bu konuda destek
alamadığını söyledi.
BDH
hakkında çeşitli ithamlar bulunduğunu belirten Akıncı,
bunu eleştirdi. Talat'ın "Kırk katır mı kırk
satır mı" mesajı verdiğini, "ya DP'yle hükümetime
devam etmeme, ya da UBP'1i hükümete razı olacaksınız"
imasında bulunduğunu savunan Akıncı, iki partili
koalisyonun çok parçalı görüşler
yansıttığını kaydetti.
Akıncı,
CTP'nin önerisine destek vereceklerini, ancak bunun kapanması halinde
çarşamba günü konsensüs için parti başkanları olarak bir araya
geleceklerini belirtti.
Çevikel: Erken
seçim, cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte
Yeni Parti
Genel Başkanı Nuri Çevikel de, CTP'nin önerisine ret oyu
vereceğini söyledi. Hükümetin devam edip
cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte genel seçimlerin
yapılabileceğini söyleyen Çevikel, böylece tasarruf da
sağlanabileceğini kaydetti.
İzcan:
Uzlaşı gerekiyor
BKP Genel
Sekreteri İzzet İzcan da söz alarak görüşlerini
açıkladı. Çözüm sürecinin yeniden öne çıkacağı
politikalar geliştirmek gerektiğini belirten İzcan, kendi
aralarında uzlaşı olmaması halinde ne bütçe
geçirilebileceğini ne de icraat yapılabileceğini söyledi.
Bugüne kadar
uzlaşı mantığı güdülmediğini kaydeden İzcan,
CTP önerisinin yeni gelişmeler çerçevesinde değeri
kalmadığını, çarşamba günü randevu alındığını
ve parti başkanlarının bir araya geleceğini
hatırlattı.
Mutabakatla
gelecek erken seçim tarihine hazır olduklarını söyleyen
İzcan, ancak önceliklerinin çalışabilir hükümet olduğunu ve
bu konuda desteğe hazır olduğunu vurguladı.
"Biz
prensip sahibi bir partiyiz" diyen İzzet İzcan, yeni bir durum
bulunduğunu ve UBP ile DP'nin bu yönde tavır belirlemesinin toplumun
geleceği açısından önemli olduğunu söyledi. İzcan,
"Statükocularla birlikte statüko yıkılamaz" dedi.
İzcan,
CTP'nin önerisinin öldüğünü ve bu doğrultuda oy
kullanacağını söyledi.
Serdar
Dnktaş: Herkes hodri meydan diyor ama...
DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş, süreçte, başından beri Annan
Planı'nın iyileştirilmesi için tavır ortaya
koyduklarını söyledi.
BRT
dışındaki tüm radyo TV'lerin Annan Planı
taraftarlarının elinde olduğunu kaydeden Denktaş, CTP-DP
hükümetinin müzakereleriyle planın iyileştirildiğini, yeterli
hale getirilip getirilmediğinin ise tartışılır
olduğunu ifade etti.
26
çoğunluğu sağlayacak bir hükümet bulunabileceğini, DP'nin
içinde olmasına da gerek olmadığını söyleyen Serdar
Denktaş, herkes birbirine "hodri meydan" derken Rum'un
Kıbrıs Türkü'nün elde ettiği sempatiyi yok etmeye
çalıştığını kaydetti.
Rum'un hiçbir
şekilde çözüm istemediğini, bu durumda Kıbrıs Türkü'nün
"Kıbrıs Cumhuriyeti" içinde azınlığı
kabul etmesi gerektiğini belirten Denktaş, bunu kabul edecek hiçbir
Kıbrıs Türkü ise bulunmadığını vurguladı.
CTP-DP
hükümetinin uyumlu olarak birbirlerinin farklarını kabul edip
halkın yararına çalıştığını söyleyen
Denktaş, istifa eden milletvekillerine göndermede bulunarak, bu uyumun,
"referandumdan sonra evetçi olan" kişilerce bozulduğunu
söyledi.
Taleplerinin
çoğunun karşılanması nedeniyle parti olarak
"hayır" kampanyası yapmadıklarını,
haritayı müzakere edememeleri ve "Türk tarafından 'evet',
Rum'dan 'hayır' çıkması halinde ne olacağı"
sorusuna cevap alamamaları nedeniyle de "evet" kampanyası
yapamadıklarını anlatan Serdar Denktaş, kendi kişisel
oyunun hayır olduğunu söyledi.
Denktaş
ilelebet Rumların çözüm için fikrini değiştirmesini
bekleyemeyeceklerini, o noktada CTP ile görüşlerinin
ayrılacağını ve ayrı iki devlete gidilmesini
isteyeceklerini söyledi.
Abdullah Gül'ün
beyanının doğru olmadığını ifade eden
Denktaş, yeşil hat tüzüğünün uygulanması,
Kıbrıslı Türklerin atlanmaması gerektiğini kaydetti.
Serdar
Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün haklarını
arayacaklarını ve Gül'e ileteceklerini söyledi. Denktaş, öneriye
ret oyu vereceklerini de kaydetti.
Adem: Erken
seçimi kabul edin
CTP
Milletvekili Sonay Adem de konuşmasında, milletvekillerinin
halkın çıkarlarını ön plana alarak erken seçimi kabul
etmelerini istedi. UBP ile hükümet kurmalarının duruma uygun
olmadığını söyleyen Adem, erken seçimin kabulünü istedi.
Özgürgün: Parti
çıkarları düşünülüyor
UBP
Milletvekili Hüseyin Özgürgün, tek çıkar yolun erken seçim değil
hükümetin istifası olduğunu söyledi.
Parti
çıkarları için erken seçim önerisi
yapıldığını savunan Özgürgün, ülke çıkarları
düşünülse normal prosedürün uygulanmasına izin verileceğini
ifade etti.
CTP'nin erken
seçim önerisinin reddine ilişkin Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi
raporu 22'ye karşı 24 oyla kabul edildi.
Genel kurulun
bir sonraki birleşimi 22 Temmuz Perşembe günü saat 10.00'da
yapılacak.
KIBRIS 20/07/04
Gül:
Kıbrıs Türklerinin beklentileri yavaş da olsa
gerçekleştirilecektir
|
KİMSE
ENGEL OLAMAYACAK... Abdullah Gül: Kıbrıs'ta yeni bir dönem
başladı. Kıbrıs Türklerinin önü açılmaya
başlamıştır, Kıbrıs Türklerinin beklentileri
yavaş yavaş da olsa gerçekleştirilecektir. Kıbrıs
Türklerinin beklentilerinin gerçekleştirilmesini artık kimse
engelleyemeyecek. AB Komisyonu da yeni bir tüzük hazırladı, bir an
önce uygulamaya geçilmesini bekliyoruz Türkiye
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta yeni bir dönemin
başladığına işaret ederek, "Kıbrıs
Türklerinin önü açılmaya başlamıştır,
Kıbrıs Türklerinin beklentileri yavaş yavaş da olsa
gerçekleştirilecektir. Bunu artık hiç kimse engelleyemez" diye
konuştu. Gül,
ayrıca Türk işadamlarına da çağrıda bulunarak,
"Hepsini KKTC'ye yatırıma davet ediyoruz" dedi. Abdullah Gül,
"Kıbrıs Türklerinin önünün açılmaya
başladığını" belirterek, Kıbrıs
Türklerinin beklentilerinin gerçekleştirilmesini artık kimsenin
engelleyemeyeceğini söyledi. 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına katılacak
Türkiye heyeti dün öğleden sonra KKTC'ye geldi. Cumhurbaşkanlığı
başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar, TBMM
Başkan Vekili, Nevzat Pakdil, Türkiye Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül ve Abdullah Gül'ün eşi Hayrunisa Gül'ü taşıyan özel uçak
saat 15.30'da Ercan'a indi. Daha önce
yapılan açıklamanın aksine, Türkiye Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener ise KKTC'ye
gelmedi. Çakar, Pakdil
ve Gül, Ercan Havalimanı'nda yaptıkları açıklamada,
Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük
Bayramı coşkusuna katılmak için adaya geldiklerini belirttiler
ve haksız ambargo ve izolasyonların kaldırılması
gerektiğini vurguladılar. Heyet dün
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu ve Başbakan Mehmet Ali
Talat'ı ziyaret etti. Gül'ün Esenboğa'daki
açıklaması Türkiye
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Gül, KKTC'ye hareketinden önce Esenboğa Havaalanı'nda
yaptığı açıklamada, Kıbrıs Barış
Harekatı'nın 30. yıldönümü nedeniyle düzenlenecek 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine hükümet adına
katılacağını belirterek, şunları kaydetti: "Türkiye'nin
uluslararası yükümlülükleri çerçevesinde giriştiği
Barış Harekatı, yalnızca ülkemizin ve Kıbrıs
Türk halkının değil, aynı zamanda bölgenin menfaatini
korumuş ve bölgeye istikrar getirmiştir. Bu
açıdan biz 20 Temmuz'u, Kıbrıs Türk halkının
barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda, eşit
statüsünden hak ve hukukunun korunması ve kollanması olarak da
görüyoruz." Gül, bu
yılki kutlamaların ayrı bir öneme sahip olduğunu da
belirterek, 30 yıldan sonra adada ilk kez referandum
yapıldığını ve referandum sonucunda Kıbrıs
Türklerinin barıştan yana olduklarını gösterdiklerini,
ancak Rum tarafının başka düşüncede olduğunu
ispatladığını söyledi. Adada bu çerçevede yeni bir
durumun ortaya çıktığını belirten Gül, "Bu
durumu enine boyuna Denktaş ve Talat ile yerinde değerlendirerek,
gözden geçirme imkanı bulacaklarını" bildirdi. Kıbrıs'ta
yeni bir dönemin başladığını kaydeden Gül,
"Kıbrıs Türklerinin önü açılmaya
başlamıştır. Kıbrıs Türklerinin beklentileri
yavaş yavaş da olsa gerçekleştirilecektir. Bunu artık hiç
kimse engelleyemez" diye konuştu. Gül, BM genel sekreterinin konuya
ilişkin raporunu BM'ye sunduğunu, AB Komisyonu'nun da yeni bir
tüzük hazırladığını hatırlatarak, bir an önce
uygulamaya geçilmesini beklediklerini söyledi. Türk ve
yabancı işadamlarına çağrı Abdullah Gül,
açıklamasında işadamlarına da çağrıda
bulunarak, "Kıbrıslı Türklerin geleceği
açıktır. Hepsini oraya yatırıma davet ediyoruz"
dedi. Bakan Gül
ayrıca, başka ülkelerin işadamlarını da
Kıbrıs'a davet ederek, Türk kesiminde yatırım
yapmaları için çağrıda bulundu. Gül, bu çerçevede
Kıbrıs Türk tarafında büyük bir otelin
açılışında da hazır bulunacağını
söyledi. Gül'e
ziyaretinde, eşi Hayrünnisa Gül de eşlik ediyor. Verilen
sözler tutulmalı Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ambargonun kakması,
direkt uçuşlar gibi Kıbrıs Türklerine referandumun
ardından verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiğini
belirterek, "Bunları yakından takip ediyoruz, kendi haline
bırakmıyoruz... Bazı adımlar vardır, yakında
göreceksiniz..." dedi. Türkiye
Dışişleri Bakanı Gül, Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'la görüşmesi sırasında gazetecilerin
sorularını yanıtladı. "Türkiye
ile Rum yönetimi arasında gümrüklerin kalkmasıyla KKTC'nin
konumunun ne olacağına" ilişkin bir soruya
karşılık Gül, özetle şunları söyledi: Rumlar da
üzerine düşeni yapmalı "Üstlerine
düşen sorumluluğu yerine getirmeleri gerekir. Kıbrıs Türk
devleti tüm kapıları aylar önce açtı, iyi niyet gösterdi.
Aynı iyi niyeti karşıdan bekleme hakkı vardır.
Buraya geliş gidişlere uygulanan zorluklar,
sıkıntılar dünyanın gözü önündedir. Barış ve
huzur isteniyorsa herkes iyi niyetini aksiyonuyla göstermek zorundadır.
Dolayısıyla bu tip engeller muhakkak kalkmalı.
Dışarıda Kıbrıs Türklerine karşı herhangi
bir engel çıkartma gayreti içinde olunmamalıdır..." Yakında
göreceksiniz TC
Dışişleri Bakanı Gül, "Sürekli 'olunmamalı',
'yapılmamalı' diyorsunuz ama yapılıyor... Uçuşlar
başlamadı, bir adım atılmadı ve Papadopulos
Maraş'ı istiyor... Bu cesareti biz mi verdik" şeklindeki
soruya da şu karşılığı verdi: "Hayır,
Rumların önerileri inandırıcı değil, kimse de
dikkate almadı. Ayrıca Kıbrıs Türkleri barıştan
yana olduklarını gösterdiler. Rum tarafı oylarıyla
Türkleri temsil etmek istemediklerini gösterdiler ve bütün bunlar BM genel
sekreterinin raporuna da yansıdı. Esas dikkatli, sabırlı
çalışma dönemi şimdidir. Hiçbir şeyin sözde
kalmaması, herkesin sabırla çalışması gerekir.
Bazı gelişmeler, olumlu adımlar var ama yeterli ve tatmin
edici değil. Avrupa
Birliği'nin ticaret ambargosunu kaldırma yönündeki
kararının komisyon tarafından onaylanması, direkt
uçuşların başlaması gerekir. Bununla ilgili
çalışmalar yapılmaktadır. Kısa sürede direkt
uçuşların başlayacağını umut ediyoruz. Bunlar
olmazsa bu sözleri verenler tüm
inandırıcılıklarını kaybederler ve bizim de tek
taraflı düşünme ve hareket etmeye hakkımız doğar. Bu
nedenle sözler muhakkak yerine getirilmeli ve bunları yakından
takip ediyoruz. Kendi haline bırakmıyoruz. Bazı adımlar
vardır, yakında göreceksiniz..." Ercan'daki
açıklamalar TC
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, Ercan'da basına
yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Kıbrıs'ta
kalıcı çözüm vizyonunun daima var olacağını ama
Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunun korunmasının ve
ambargonun, tecridin kaldırılmasının her şeyin
önünde geldiğini vurguladı. Dünyanın
bunu görmemesinin mümkün olmadığını ifade eden Gül,
önümüzdeki günlerde ambargoların kaldırılması
beklentisini dile getirdi. Kıbrıslı, Türkiyeli ve diğer
ülkelerden yatırımcıları KKTC'de yatırım
yapmaya çağıran Gül, Türkiye'nin Kıbrıslı Türklerin
arkasında olmayı sürdüreceğini yineledi. Gül, 1974
Barış Harekatı'nın 30'uncu yıldönümünde hükümeti,
meclisi ve Cumhurbaşkanlığı'nı temsilen KKTC'de
bulunduklarına işaret ederek, 30 yıl önce Kıbrıs
Türklerinin geleceğini, hukukunu teminat altına almak ve adaya
barış ve huzuru getirmek için bir harekat
yapıldığını söyledi. "Bu
sadace Kıbrıs Türklerinin geleceğini korumadı,
aslında bölgenin istikrarını sağlayan bir harekat
oldu" diyen Abdullah Gül, 30 yılda Kıbrıs Türklerinin
kendi ayakları üzerinde durabileceklerini gösterdiğini, kendi
demokratik yapılarını ve devletlerini kurduklarını
anlattı. Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, 30 yıldan sonra adada ilk kez
referandum yapıldığı için bu yılın önemli
olduğuna işaret ederek, "Bu referandum neticesinde de
Kıbrıs Türkleri barıştan yana olduklarını
açıkça göstermişlerdir. Bu referandum, dünyanın
Kıbrıs gerçekleri anlaması bakımından da çok önemli
bir olay olmuştur" diye konuştu. Ambargonun
kaldırılması Abdullah Gül,
gerçeklerin daha çok dikkate alınacağı ve kalıcı
çözüm için uğraşılacağı umudunu dile getirerek,
"Şüphesiz ki bizim kalıcı çözüm için vizyonumuz daima var
olacaktır ama Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunun korunması,
onlara uygulanan ambargonun, tecridin kaldırılması her
şeyin önünde gelmektedir. Dünyanın bunu artık inkar etmeye
gücü de yetmez. Bunu görmemesi de mümkün değildir. Onun için önümüzdeki
günlerde hepimizin beklentisi bu istikamette olacaktır" dedi. Kıbrıs
Türklerinin gelişmesi ve ekonomik atılımlar
yapmasının önlenemeyeceğini kaydeden Abdullah Gül, şöyle
devam etti: Yatırım
çağrısı "Kıbrıslıları,
Kıbrıs dışındaki Kıbrıslıları,
Türkiye'deki yatırımcıları, 3. ülkelerdeki
yatırımcıların hepsini de Kıbrıs'a davet
ediyoruz, Kıbrıs'ın geleceği daima açık
olacaktır. Anavatan Türkiye Kıbrıs Türklerinin daima
arkasında olacaktır. Bu sorumluluk duygusunu daima muhafaza
etmiştir, bundan sonra da muhafaza etmeye devam edecektir. Bunu 30
yılda nasıl göstermişsek, bundan sonra da yeri geldiğinde
göstereceğiz. Ümit ediyoruz ki şimdi artık geçmişe
değil, geleceğe hep birlikte bakılır. Rum tarafı da
gelecekle ilgili, çözümle ilgili kalıcı vizyonlarını
oluştururlar ve Türklerin barıştan yana
tavırlarını, iyi niyetli tavırlarını en iyi
şekilde değerlendirirler." Abdullah Gül,
anavatanın selam ve sevgilerini de iletti. Çakar:
Ambargolar kalkmalı Türkiye
Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Nezihi Çakar, uluslararası toplumun Kıbrıs Türk
halkına verdiği ambargoları kaldırma sözünü
tutmasını istedi. Çakar,
Kıbrıs Türk halkına cumhurbaşkanının
tebriklerini; selam ve sevgilerini ilettiği konuşmasında,
ulusal davada omuz omuza savaşım verildiğini söyledi. Türkiye ve
KKTC arasında tam bir fikir ve gönülbirliği bulunduğunu kaydeden
Çakar, "Kıbrıs Türkü 40 yıldır
bağımsızlık, eşitlik ve adalet
savaşımı vermektedir. Geçmişin acı dolu günlerinden
sonra sarsılmaz istenciyle kendi devletini kuran Kıbrıs Türk
halkının kısa sürede kaydettiği aşama Türk ulusuna
kıvanç vermektedir" diye konuştu. Nezihi Çakar,
Türk tarafının Kıbrıs'ta daima barış ve
uzlaşıdan yana olduğunu ve bu yolda yıllardır özveri
gösterdiğini kaydederek, Kıbrıs Türk halkının adil
ve kalıcı çözüm için üzerine düşeni yerine getirdiğini;
Rum tarafının ise Kıbrıs Türkleriyle ortak bir gelecek
kurmak istemediğini ve uzlaşmaya hazır
olmadığını açıkça gösterdiğini anlattı. Kıbrıs'taki
yeni durum karşısında uluslararası toplumun verdiği
vaat ve sözleri yerine getirmesi ve Kıbrıs Türk halkına 40
yıldır uygulanan haksız ambargo ve
kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini
vurgulayan Çakar, Türkiye'nin gerek uluslararası anlaşmalardan
doğan ahdi yükümlülüklerinden gerekse Kıbrıs Türk halkına
sorumluluğunun gereği olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan
sonra da her koşulda KKTC'ye desteğini sürdüreceğini
vurguladı. Pakdil:
Yalnız bırakılmayacaksınız TBMM
Başkan Vekili Nevzat Pakdil de konuşmasında, TBMM'nin her
zaman Kıbrıs Türk halkının onurlu davasını
desteklediğine işaret ederek, "Kıbrıslı Türk
kardeşlerimizin 40 yılı aşkın süredir devam eden
haklı ve meşru egemenlik ile eşitlik mücadelelerinin bir
emsalini gösterebilmek gerçekten zordur" dedi. Pakdil,
Kıbrıs Türkü'nün baskı ve tehditlere karşı
yılmadan mücadele ettiğini, hak ve özgürlüğüne sahip
çıktığını kaydederek, 1974'ten beri adada
barış ve huzurun hakim olduğunu söyledi. Türkiye'nin
dünyaya Kıbrıs Türkü'nün yalnız olmadığını
ve bırakılmayacağını gösterdiğini; bundan böyle
de adada barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam
edeceğini vurgulayan Nevzat Pakdil, şöyle konuştu: "Kıbrıs
Türk halkı geçen 30 yılda güçlü demokratik gelenekleri ve milli
dava etrafında birlik ve beraberliğiyle bugüne kadar her türlü
zorluğu aşabileceğini ispatlamıştır. TBMM
olarak bir daha karanlık ve acılı günler yaşamamanız
ve içinize sindiremeyeceğiniz bir durumla karşı
karşıya kalmamanız için her türlü çabayı
göstereceğiz. Türkiye ve KKTC Kıbrıs meselesinin adil ve
kalıcı bir çözüme kavuşturulması için samimiyetle çaba
göstermişlerdir. Rum tarafı ise uzlaşmayı ve Türk
tarafıyla ortak bir gelecek kurmayı reddetmiştir.
Kıbrıs'ta bugün yeni bir durum ortaya
çıkmıştır. Bu durum ışığında
Kıbrıs Türk halkının dünyayla bütünleşme
isteğine cevap verilmesi ve yıllardır karşı
karşıya bırakıldıkları tecridin sona
erdirilmesi gerekmektedir. Kıbrıs Türklerine uygulanan
insanlık dışı ambargoların ve
kısıtlamaların kaldırılması öncelikli
hedefimizi teşkil etmektedir." Karanlık
günlere izin vermeyeceğiz TBMM
Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Kıbrıs Türk halkına
"Huzur ve güven içinde olun. Türk ulusu ve onun temsilcisi TBMM zor
dönemlerden geçerek bugünlere gelen Kıbrıs Türk halkının
o karanlık günleri bir daha yaşamasına izin
vermeyecektir" sözleriyle hitap etti. Kutan ve
Erbakan da geldi Bu arada,
Türkiye'deki Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ile eski
Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve CHP Milletvekili
Onur Öymen de kutlamalara katılmak üzere saat 15.15'te KTHY'nin tarifeli
seferiyle KKTC'ye geldi. Konuk
heyetleri Ercan Havalimanı'nda TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven,
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, meclis başkan yardımcısı
Mehmet Bayram, bazı bakanlar, milletvekilleri ve öteki yetkililer
karşıladı. Cumhurbaşkanı
Denktaş'a ziyaret Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, 20 Temmuz kutlamalarına katılmak amacıyla
KKTC'ye gelen Türkiye devlet ve hükümet yetkililerinden oluşan heyeti
kabul etti. TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil ile
bürokratlardan oluşan heyete, KKTC Meclis Başkan
Yardımcısı Mehmet Bayram ile Dışişleri
Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş
eşlik etti. Heyete
hitaben kısa bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı
Denktaş, 1974 Barış Harekatı yapılmamış
olsaydı Kıbrıs'ta Türk kalmayacağını
belirterek, "20 Temmuz'u Kıbrıs Türk halkının yeniden
doğuşu olarak niteliyoruz" dedi. Denktaş,
"Bizi kurtarmış olan Anadolu'nun, Türk ulusunun hükümetlerini
ve temsilcilerini aramızda görmek bize güç vermektedir. Aynı kaderi
paylaştığımızın bilinci içindeyiz" dedi. "Türkiye
hiç tereddüt etmeyecek" Konuk heyet
adına konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül de Kıbrıs Türkü'nün coşkusunu paylaşmaktan
duydukları memnuniyeti belirterek, özetle şunları kaydetti: "30
yıl önce Kıbrıs Türklerinin geleceği tehlike
altındaydı. Barış Harekatı bunu önledi ve sadece
Kıbrıs Türklerinin değil, bölgenin istikrarını
sağladı. Bu süre içinde çok şeyler geçti ve Kıbrıs
Türkleri ayakta durmayı başardı. Haklı
davalarını sonuna kadar savundular, kendi demokratik
yapılarını ve devletlerini kurdular. Türkiye sonuna kadar
Kıbrıs Türklerinin yanında olacak ve üstüne düşen her
görevi yapmada hiçbir zaman tereddüt etmeyecek. Siyasi ve ekonomik destek
devam edecek. Kıbrıs Türklerinin hak ettikleri refah seviyesine
ulaşmaları için ne gerekirse yapılacak..." Türk
tarafının Kıbrıs'taki iyi niyetli tutumu ve
barış isteminin son yaşanan süreçle ortaya
çıktığını da belirten Gül, dünyanın bu süreçte
Kıbrıs gerçeklerini gördüğünü kaydetti. Türkiye
Dışişleri Bakanı Gül, "Kıbrıs Türkleri ve
Türk halkının en saygı duyduğu kişisiniz.
Kıbrıs davasının ayakta durmasında, bu noktalara
gelmesinde en önemli sima sizsiniz" diyerek Cumhurbaşkanı
Denktaş'a saygılarını da ifade etti. Ekenoğlu'na
ziyaret Türkiye
Cumhuriyeti devlet ve hükümet yetkilileri, Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından kabul edildi. Ekenoğlu,
cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil ve
Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül'den oluşan heyeti Meclis Şeref Salonu'nda kabul etti.
Kabulde meclis başkan yardımcısı Mehmet Bayram da
hazır bulundu. Heyete TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven
eşlik etti. Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Türkiye Cumhuriyeti heyetini,
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı 30. yıl
kutlamalarında KKTC'de görmekten büyük mutluluk duyduklarını
ifade etti. Kıbrıs
Türkü'nün, tarih boyu adada verdiği varoluş mücadelesinde hep
yanında bulduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin, 20 Temmuz 1974'te de
garantörlük hakkını kullanarak adada barış ve huzuru
sağlamak için barış harekatını gerçekleştirdiğini
anımsatan Ekenoğlu, Kıbrıs Türkü'nün halen devam eden
Rumlarla eşit taraf olabilme mücadelesinde de Türkiye'yi yanında
görmekten mutlu olduğunu belirtti. Ekenoğlu,
24 Nisan'da yapılan referandumda Kıbrıs Türkü'nün dünyaya
çözüm, barış ve adada huzur istediğini gösterdiğini,
plana hayır diyen Rumların buna rağmen Avrupa Birliği'ne
girerek ödüllendirildiğini, ancak Türk tarafının ise hâlâ
dünyanın verdiği sözleri yerine getirmesini, izolasyonların
kaldırılmasını beklediğini söyledi. "Dünya,
Avrupa Birliği verdiği sözleri yerine getirmelidir ki artık
izolasyonlar kalksın, ambargolar kalksın, adamıza turistler
gelsin ve ekonomimiz de kalkınsın" diyen Ekenoğlu,
Kıbrıs Türklerinin bunları hak ettiğini vurguladı. Gül: Bölgeye
istikrar geldi Konuk heyeti
temsilen konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül ise, barış harekatının 30. yılını
kutlarken Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen burada olduklarını
belirterek 30 sene önce burada sadece Türklerin geleceğinin garanti
altına alınmadığını, bölgeye ve aynı zamanda
Rum kesimine de istikrar getirildiğini söyledi. O günkü
şartlarda Türkiye'nin müdahalesinin uluslararası anlaşmalardan
doğan bir müdahale olduğunun altını çizen Gül, şimdi
artık geleceğe bakmak gerektiğini belirtti ve bu süre
içerisinde Kıbrıslı Türklerin demokratik
yapılarını oluşturduğuna dikkat çekti. Abdullah Gül,
referandumda Türklerin ne kadar barışçı; barıştan,
işbirliğinden yana olduğunun ortaya
çıktığını, Rum kesiminin ise Kıbrıslı
Türklerle beraber olmama arzularını, bir şekilde de siyasi eşitliğe
razı olmadıklarını gösterdiğini kaydetti. Kalıcı
çözüm vizyonu "Türk
kesimini temsil etmediklerini de bu şekilde
ispatlamışlardır" diyen Gül, kalıcı bir çözüm
için herkesin bir vizyonu olacağı ümidini
taşıdıklarını söyledi. Türkiye
Dışişleri Bakanı Gül, "Bu süre içerisinde madem ki
(Kıbrıslı) Türkler üstüne düşeni
yapmışlardır, Türklere karşı verilen sözlerin de
yerine getirilmesi gerekir. Bunların muhakkak ki en iyi şekilde
herkes takipçisi olmalıdır. Ümit ediyorum ki önümüzdeki günlerde
bunlarla ilgili daha somut adımlar atılır ve gelişmeler
olur" dedi. Gül, tüm
Kıbrıs Türk halkının bayramını kutlayarak
başarılar ve gelecekte mutluluklar diledi. Ekenoğlu'na
ziyaret TC
Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil ile
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül'den oluşan TC heyeti dün Başbakan Mehmet
Ali Talat'ı da ziyaret etti. Ziyarette
heyete meclis başkan yardımcısı Mehmet Bayram ile TC
Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven eşlik etti. Başbakan
Mehmet Ali Talat görüşmede yaptığı konuşmada, Türk
tarafı olarak bugün yakaladıkları başarıyı
devam ettireceklerini ve bir adım önde olmaya devam edeceklerini
bildirdi. Talat, bu başarıldığı sürece Rum
yönetiminin gündem dağıtma çabalarının boşuna olacağını,
anlatarak, Kıbrıs Türkleri ve Türk tarafının hedefinin
barış ve çözüm olduğunu vurguladı. Türk
tarafının kavga, çatışma istemediğini ifade eden
Başbakan Talat, "Biz barış istiyoruz. Dünya
insanlığının barış içinde
yaşamasını istiyoruz. Ve bu doğrultuda üzerimize
düşeni yaptık. Bu 20 Temmuz'da da bu mesajları bütün dünyaya
ve Rum tarafına vermeye devam edeceğiz" dedi. Talat, sadece
Kıbrıs Türkü için değil, bütün dünya için önemli
gelişmelerin yaşandığı böyle bir yıldönümünde
Türkiye'nin yetkililerini Kıbrıs'ta görmenin kendileri için sevinç
ve mutluluk kaynağı olduğunu söyledi. Talat,
birlikte yürütülen politikaların Türkiye ve Kıbrıslı
Türkler lehine yarattığı yeni ve olumlu ortamı
değerlendirme fırsatı bulacaklarını anlatarak, bu
yılki 20 Temmuz'un her zamanki 20 Temmuzlardan farklı olduğunu
ifade etti. Talat, bu yılki 20 Temmuz etkinliklerinin,
Kıbrıslı Türkler ve Türkiye'nin dünyalı ülkeler olarak,
önemli bir imaj yarattığı bir dönemde gerçekleştirilmekte
olduğunu ifade ederek, "Bu bakımdan dünyaya her zaman vermeye
çalıştığımız barış mesajları
daha bir güçlü ve daha bir inandırıcı şekilde bu yıl
ulaştırılacaktır" dedi. Mehmet Ali
Talat, Kıbrıslı Türklerin çözüm ve barış istekleri
ve bu isteğin gerçekleşmesi için gereğini bugüne kadar
yaptıklarının bir kez daha ortaya konulacağını
ifade ederek, Türk tarafının vicdanen ve uluslararası
ilişkilerdeki duruşu açısından oldukça rahat bir konumda
olduğunu vurguladı. Türk
tarafı ve Kıbrıslı Türklerin sözlerini yerine
getirdiğini; sözünü tutuğunu; hatta dünyanın inanamaz
bakışları arasında söylediklerini
yaptığını ve başardığını anlatan
Başbakan Mehmet Ali Talat şöyle konuştu: "Rumları
öylesine endişeye sevk ettik ki birden bire gündemi
değiştirmek için garip öneriler yapma noktasına
taşıdık. Kıbrıslı Türklerle hiçbir ilgisi
olmayan, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun
kaldırılmasıyla hiçbir ilişkisi olmayan önerileri
peş peşe sıralamak mecburiyetinde kaldılar. Bütün
gayretleri, çabaları, dikkatleri başka yöne çekmektir; dikkatleri
dağıtmaktır. Bizim çözüm istekliliğimiz, dünyalı
olma, tecritten kurtulma isteklerimizi bir anlamda gündemin
dışına atma çabalarıdır. Ancak bunda
başarılı olamayacaklardır." Talat, Türk
tarafının bugüne kadar akıllı, tutarlı, rasyonel
görüşleri ifade ederek bu başarıyı elde ettiğine
dikkat çekerek, bundan sonra da politikalarını yükselterek, bu
süreci yönlendirmeye devam edeceklerini vurguladı. Gül: Bu
yılki tören bir başka anlam ifade ediyor Türkiye
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül ise ziyaretteki konuşmasında, "Bu seneki
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı başka bir anlam ifade
ediyor" dedi. Gül, geçen 30
yıldan sonra adada ilk defa referandum
yapıldığını; Türk tarafının çözümden,
barıştan yana olduğunu bütün dünyaya gösterdiğini ifade
ederek, daha önce dünyanın, Türkleri "barıştan uzak,
barışmak istemeyen, hep problem çıkaran"; Rum
tarafını ise "adayı birleştirmek isteyen,
barıştan yana" gibi bir yanılış
algılaması olduğunu söyledi. Gül, 24 Nisan
referandumunun adanın gerçeklerini bu kez ortaya
çıkarttığını ifade ederek, "Bu referandum
şunu da ortaya çıkarttı ki, ne yazık üzülerek söylüyorum.
Rum tarafı siyasi eşitliğe razı
olmadığını ve Türk tarafını da temsil etmek
istemediğini göstermiştir" dedi. Bu sonucun,
Türk tarafının önüne yeni bir durum
çıkarttığını anlatan Gül, bu yeni ortaya çıkan
durumu en iyi şekilde değerlendirme, bununla ilgili doğru
politikaları geliştirme, kalıcı bir çözüm ve
barış için vizyonun oluşturulması olarak özetledi.
Abdullah Gül, tüm bunların görüşme ve değerlendirmelerle
ortaya çıkacağını anlatarak, bu arada Kıbrıs
Türklerinin hak ettiği bazı şeyler olduğunu ve
bunların da verilmesi gerektiğini söyledi. Gül,
Kıbrıs Türkü'nün hak ettiği şeyin tecrit, izolasyon ve
ambargolardan kurtulması olduğunu vurgulayarak, kimsenin ambargoyu
izah edemediğini, onun için hep "sınırlanmalar",
"tecritler" şeklinde ifade edildiğini, ancak fiiliyatta
bunların ambargo olduğunu kaydetti. Bununla ilgili az da olsa
olumlu bazı adımlar atılmak üzere olduğunu, ancak esas
çalışma döneminin şimdi olduğunu belirten Gül, "Tüm
bu sözlerin ortada kalmaması için Kıbrıs Türklerinin hak
ettiği noktaya gelmesi ve haklarını alabilmesi için yoğun
bir çalışma dönemi söz konusudur" dedi. Abdullah Gül,
Başbakan Mehmet Ali Talat'ın yurtdışı gezilerinin bu
açıdan faydalı olduğunu ifade ederek, bunların adım
adım sonucu ulaşacağından emin olduğunu söyledi.
Bugün için tatmin edici olmasa da bazı olumlu gelişmeler
bulunduğuna dikkat çeken Gül, direkt uçak seferlerinin yakında
başlayacağını umut ettiğini belirtti. Gül, AB
Komisyonu'nun hazırladığı programın Konsey
tarafından da onaylanacağını söyleyerek, diğer
komşu ülkelerin de Kıbrıs Türkleriyle temasa geçeceğini
kaydetti. TC
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, İslam Konferansı Örgütü (İKO)'de
Kıbrıs Türklerinin bundan sonra "Kıbrıs Türk
devleti" olarak orada yerini almasının önemli olduğu
söyledi. Gül, İKÖ'de Kıbrıs Türkleriyle temas kurma, ticaret
yapma, ambargoların kaldırılmasıyla ilgili alınan
kararın ayrıca önemli olduğuna işaret ederek, "Böyle
bir dönem dikkatli bir çalışma, dikkatli bir değerlendirme
istemektedir. Burada bulunduğumuz süre içerisinde şüphesiz
başbakanla bunları da görüşme imkanımız
olacaktır" diye konuştu. Gül, bu
anlamda tüm Kıbrıslı Türklere Türkiye'nin saygı, sevgi
selamlarını sunarak gelecek için herkese mutluluklar diledi. |
KIBRIS 20/07/04
Deveyle
gezerim devletten vazgeçmem
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Barış Harekatı yıldönümü kutlamalarında Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün, 'BM planına evet dedik, havaalanlarının açılması için çalışıyoruz' sözlerini eleştirdi. Rauf
Denktaş 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı
yıldönümü kutlamalarında Dışişleri Bakanı
Abdullah Gülün, BM planına evet dedik, havaalanlarının
açılması için çalışıyoruz sözlerini eleştirdi.
Denktaş, Sayın Gül, egemenlik ve devletten vazgeçerseniz
limanları açarız diyorlar. Deveyle seyahat ederiz devletten
vazgeçmeyiz. Sayın Gül siz de vazgeçmeyin, kahrımızdan ölürüz
dedi. Barış Harekatının yıldönümü Lefkoşada
törenlerle kutlandı. Hükümeti temsilen törenlere katılan
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 1974 harekatının
Türkiyenin anlaşmalara dayanarak gerçekleştirdiğini ve
bölgeye barış getirdiğini söyledi. |
|
|
HURRIYET 21/07/04
Kıbrıs'ta
değişim, Türkiye'de değişim, Avrupa'da değişim
Erdoğan'ın
Fransa temaslarının sonucu, aralık zirvesi üzerinde belirleyici
olacak
21/07/2004
RADIKAL
Önceki akşam bir
siyasetçi, akademisyen, gazeteci grubuyla birlikte görüştüğümüz ABD
dışişlerinin Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu yeni
müsteşar yardımcısı büyükelçi Laura Kennedy
hatırlattı. Türkiye'nin ABD Dışişlerinin 'Yakın
Doğu' masasından Avrupa masasına alınması, 1974
Kıbrıs Harekâtı nedeniyle oluyor. Dönemin
Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, krizle daha kolay
başa çıkmak için en elverişli yolu, Türkiye'yi Avrupa
masasının sorumluluğuna vermekte görüyor.
Dün Kıbrıs Harekâtı'nın 30'uncu yıldönümüydü. KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yaptığı duygusal ve
eleştirel konuşmada, bunun Cumhurbaşkanı olarak
katıldığı son 20 Temmuz töreni olduğunun
altını çizdi. Görev süresi buna zaten elvermeyecek olan Denktaş,
bir daha aday olmayacağını daha önce
açıklamıştı. Aktif siyaset sayfası Denktaş'a
kapanacak gibi görünüyor; özellikle de Türkiye Aralık 2004 zirvesinde
Avrupa Birliği'nden müzakerelere başlama kararı duyarsa.
Törende Denktaş'ın yanında 1974'ün MSP lideri ve Başbakan
Yardımcısı Necmettin Erbakan da vardı. Erbakan, 1974'teki
Avrupa karşıtı, Batı karşıtı,
uzlaşmazlığı temel alan politikalarını bugün de
sürdürüyor. Bir zamanlar yanında yetişen, bir öğrenci lideri
olarak izinden gelen, Kıbrıs mitingleri düzenleyen AKP'nin
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün Lefkoşa'daki
kürsüden Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin ortak Avrupa hedefinden
söz ederken, Erbakan'dan ayrı dünyalar kadar uzaktı. Yasal durumu da,
aslında yaş durumu da Erbakan'a da siyaset sayfasını
kapatmış bulunuyor.
1974'ün başbakanı, DSP lideri Bülent Ecevit de, bu hafta sonu, 25
Temmuz'da
partisinin genel başkanlığından çekileceğini ilan
etti.
Bu Ecevit'in mücadelelerle geçen siyasi hayatındaki son parti
kurultayı olacak. Ecevit de aktif siyaset defterini kapatıyor.
1974'te, 20 yaşında Erbakan'ın izinde bir iktisat öğrencisi
olan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta kurtuluş törenleri
yapıldığı sırada binlerce kilometre ötede,
Fransa'nın başkenti Paris'teydi. Fransız Cumhurbaşkanı
Jacques Chirac ile Türkiye'nin AB yolculuğunda kritik öneme sahip
görüşmeler yapıyordu. Erdoğan'ın bu görüşmelerde
elindeki bir koz, Türkiye'nin kendi idaresi altında
hızlandırdığı reform adımları ise,
diğeri de büyük ölçüde kendisinin ve Gül'ün gayretleriyle akış
değiştiren Kıbrıs politikasıydı. Elbette
yalnız Fransa'nın, Almanya'nın onayıyla açılmayacak AB
kapısı, ancak onlar iki kurucu güç. Erdoğan'ın Fransa
temaslarının sonucu mutlaka aralık zirvesi üzerinde belirleyici
nitelikte olacak.
Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder'in önceki gün Financial Times
gazetesinde çıkan Avrupa Anayasası söyleşisinin son
kısmında Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi üzerinde koşullar
olabileceği uyarısında bulunması, henüz hiçbir şeyin
çantada keklik sayılamayacağını gösteriyor. Bir yandan
AB'nin kendi stratejik çıkarları için Türkiye'yi içine
almasının gerekliliğinden söz eden Avrupa liderleri, öte yandan
kendi seçmen tabanlarındaki hassasiyetleri de yansıtmak istiyorlar.
Erdoğan Paris'teyken patlayan Fransa-İsrail krizi bu hassasiyetin bir
başka yönünü gösterdi. Amerika'da göçmenleri karşılama töreninde
konuşan İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un "10
milyon Müslümanın yaşadığı Fransa'daki Yahudi
kardeşlerimiz kendilerini korumamızı istiyorlarsa
anavatanlarına dönsünler" demesi krize yol açtı. Chirac buna çok
sert tepki gösterdi.
Avrupa kamuoyu, Türkiye üyeliğe yaklaştıkça büyük bir
değişimin eşiğine geldiğinin daha çok farkına
varıyor. Avrupa, çokdinli, çokkültürlü, dünyaya örnek olabilecek
uygarlık düzeyini Türkiye'nin üyeliği ile tescil edecek, ya da
etmeyecek. Ancak Avrupa bunu yaparken, din işlerini devlet işlerinden
uzak tutmanın, hiç karıştırmamanın toplumsal
barış ve refahı sürdürmek için ne kadar önemli olduğunu da
anlıyor. Yani AB'nin geniş özgürlükleri esas alan yapısı
içinde inanç özgürlüğüne verdiği önem, aynı zamanda laiklik
ilkesini daha da katı uygulamasına engel değil.
Avrupa da değişiyor ve bu değişimin doğru
algılanması gerekiyor. Erdoğan AİHM'nin türban konusunda
aldığı kararı da, Fransa'dan davetiyelerin neden eşsiz
geldiğini, neden protokolün hiç alışılmadık
şekilde eşsiz hazırlandığını da bu
değişim çerçevesinde değerlendirdikçe, mesafe daha kolay
alınacaktır
Barış
töreninde sert sözler
Denktaş,
Barış Harekâtı törenlerinde Gül'e sert çıktı:
'Referandumda Rumlar eğer 'Evet' deselerdi bugün haysiyetsiz
olacaktık, hangi barışı kutlayacaktık.
Anlaşmayı barış diye sunanlara soruyorum'
21/07/2004
RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
LEFKOŞA - Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 30.
yıldönümü törenleri, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın nisandaki referanduma dair eleştirilerinin gölgesinde
geçti. Törenlere katılan Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, KKTC'ye tecridin kaldırılması için dünyaya çağrı
yaparken, Denktaş, "Referandumda, Rumlar evet deseydi bugün
haysiyetsiz olacaktık. Annan Planı'nı barış diye
satanlar, bugün barışı kutlayamayacaktı" dedi.
'Lütfen Sayın
Gül...'
Törenlere MGK Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık'ın
yanı sıra siyasi yasaklı Necmettin Erbakan ve SP
Başkanvekili Recai Kutan da katıldı. Cumhurbaşkanı
olarak törenlere son kez katılan Denktaş, Erbakan ve Kutan'la
kucaklaşırken, Gül'le el sıkıştı. Bu
soğukluk konuşmalara yansıdı. Gül, KKTC'de kabul edilen
Annan Planı'na dikkat çekerken, AB'yi Kıbrıs Türk tarafına
tecridi kaldırmak için yeterli adım atmadığı için
eleştirdi:
"Kıbrıs Türk halkına vaatlerin yerine getirilmesinin vakti
gelmiştir. AB ve tüm dünya verdikleri vaatlerle
sınanacaktır." Gül, Türkiye'nin KKTC'nin yanında
olduğunu belirtip, milli birlik çağrısı yaptı. KKTC
Cumhurbaşkanı ise "Kurtuluşumuzun mimarı Ecevit
hükümetinin o zamanki mensubu Erbakan'a teşekkür ediyorum" diyerek
söze başladı. Gül'e "Desteğiniz için teşekkürler
ama kaygılarımız var" diye seslenen Denktaş, şu
ifadeleri kullandı:
Kıbrıs'ta barış önlenemez diye ortalığı
altüst edenlere, bu güzel devletin içine 80 bin Rum yerleştirecek olan,
Türk askerini adadan çekecek anlaşmayı barış diye satanlara
soruyorum. Rum da, referamdumda evet deseydi bugün hangi barışı
kutlayacaktık. Rumlar evet deseydi bugün haysiyetsiz olacaktık, Rumun
kucağına düşecektik. Lütfen sayın Gül, size egemenlikten
vazgeçin diye şart koşanlara evet demeyin. Biz deveyle yolculuk yaparız
ama egemenlikten vazgeçmeyiz. Dünya tanımamış kaç yazar. Onlar
utansın."
Dün bayram nedeniyle Ankara'dan Denktaş'a tebrik mesajları
yağdı. KKTC'de en ilgi çeken etkinlik ise Türk Hava Kuvvetleri'nin
Türk Yıldızları timinin Girne'deki akrobasi gösteri oldu.
Barış
ve Özgürlük Bayramı kutlandı
20 Temmuz Barış ve Özgürlük
Bayramı Kutlamaları çerçevesinde Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük
Bulvarındaki tören gerçekleştirildi.
Törene aralarında Türkiyeden gelen
konukların da bulunduğu protokolün yanı sıra vatandaşlar
katıldı. Tören alanı üzerinde uçuş yapan ve bir gösteri
sunan Türk yıldızları törene katılanlar tarafından
coşkuyla izlendi.
Töreni aralarında Rumların da
bulunduğu birçok yabancı basın mensubu da takip etti.
Türkiye Dışişleri Bakanı
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dr. Fazıl Küçük
Bulvarında düzenlenen törendeki konuşmasında, 20 Temmuzun,
Barış Harekatının anlam ve önemini vurgulayarak, 20
Temmuzu, Kıbrıs Türk Halkının, barış ve
istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda, hak ve hukukunun ve eşit
statüsünün korunması ve kollanmasının sembolü olarak
gördüklerini söyledi.
Gül, Kıbrıs Türkünün adada
barış için üzerinde düşeni fazlasıyla yerine
getirdiğini belirterek, Daha müreffeh bir hayat sürmeniz için her türlü
yardıma hazırız dedi. Gül, haksızlıkların
giderilmesi yolunda verilen vaat ve sözlerin yerine getirilmesinin vaktinin
geldiğini belirterek, bugüne kadar atılan adımların henüz
tecride son verecek ve Kıbrıs Türkünü rahatlatacak aşamaya
gelmediğini ifade etti. ABnin yapmakta olduğu çalışmaları
dikkatle izlediklerini ve uygulamaları beklediklerini ifade eden Gül, AB
ve dünyanın verdikleri sözlerle sınanacaklarını
unutmamaları gerektiğini vurguladı.
GELECEĞE SAHİP ÇIKANLARA HAYAT
HAKKI
Geleceğine sahip çıkan ve dava
uğruna birlikte hareket eden milletlerin hayat hakkı
bulabildiğini kaydeden Gül, Kıbrıs Türkünün haklarına ve
özgürlüğüne sahip çıkmasını bildiğini, inanç ve gönül
birliğiyle milli dava etrafında kenetlenmenin başarıda en
başta gelen etkenler olduğunu söyledi.
Kıbrıs mücadelesinde tüm Türk
ulusunun kenetlendiğini belirten Gül, kat edilen mesafenin temelinde
Kıbrıs Türkünün birlik ve beraberliğindeki
kararlılığın yattığını söyledi.
Kıbrıs Türkünün oluşturduğu çoğulcu demokratik
yapıyı öven Gül, Kıbrıs Türk demokrasisinin Kıbrıs
Türk Halkının gurur kaynağı olduğunu,
Kıbrıs Türkünün büyüyen ve gelişen bir devlet
yapısına sahip olduğunu belirtti.
KIBRIS TÜRKÜ YALNIZ BIRAKILMAYACAK
Gül, TCnin bu yolda Kıbrıs
Türkünü yalnız bırakmayacağını ve her türlü siyasi ve
ekonomik desteği sonuna kadar sağlamaya devam edeceğini söyledi.
Türkiye ve KKTCnin, Kıbrıs
meselesinin kalıcı çözümü için samimiyetle çaba gösterdiğini ve
yıllardır her türlü fedakarlığı
yaptığını söyleyen Gül, adada, eşit bir ortaklık
tesisine dayalı adil ve kalıcı bir çözüm yolunda Türk
tarafının üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini
kaydetti. Kıbrıs Türkünün barış ve demokrasi uğruna,
dünya ile bütünleşmek adına BMnin sunduğu plana evet dediğini
söyleyen Gül, Rum tarafının ise, devlet eliyle yürütülen hayır
propagandası sonucunda çözümü ve Kıbrıs Türkü ile ortak bir
gelecek kurmayı açıkça reddettiğini kaydetti. Bu sonucun Rum
tarafının yeni bir ortaklık ve uzlaşmaya hazır
olmadığını açıkça gösterdiğini söyledi.
Bütün bunlara rağmen KKTCnin bir
barış ve istikrar unsuru olmaya devam edeceğini söyleyen Gül,
Türk tarafı olarak Kıbrıs meselesini azim ve inançla belli bir
noktaya getirmiş bulunmaktayız. Kıbrısta yeni bir gündemle
karşı karşıyayız. Kıbrıs Türk
Halkının on yıllardan beri ticaret, ekonomi,ulaşım, turizm
ve spor dahil olmak üzere tüm alanlarda hiçbir hukuki dayanağı
olmayan ambargolara ve haksız engellemelere maruz kalmasına
rağmen Kuzey Kıbrısta 1970den bu yana çok önemli aşamalar
kaydedilmiştir. Ancak uluslararası camianın da gerçekleri ve
haksızlıkları açıkça görmesini istiyor ve bu yönde çaba
sarf ediyoruz
SÖZLER TUTULMALI
Uluslararası camianın üyelerinin
referandumlar öncesinde ve sonrasında Kıbrıs Türklerinin 40
yılı aşkın bir süredir karşı karşıya
bırakıldıkları haksızlıkların giderilmesi yolunda
verdikleri vaat ve sözler bulunduğunu söyleyen Gül, şimdi
bunların yerine getirilmesinin vaktinin geldiğini ancak bugüne kadar
atılan adımların henüz tecride son verecek ve Kıbrıs
Türkünü rahatlatacak aşamaya gelemediğini söyledi.
Bu bağlamda ABnin yapmakta olduğu
çalışmaları dikkatle izlediklerini ve uygulanmaya
konulmasını beklediklerini ifade eden Gül, Avrupa Birliği ve
dünyanın verdikleri sözler ve vaatlerle sınanacaklarını
unutmamaları gerektiğini kaydetti.
Gül, KKTCye direk uçak seferleri düzenlenmesi,
üçüncü ülkelerle doğrudan ticari ilişkiler kurulması, spor,
kültür ve eğitim konularında ikili ilişkilerin
geliştirilmesinin özetle dünya ile bütünleştirecek tedbirler
alınması hususunda somut adımlar atılmasını
istediklerini, beklediklerini ve bununla ilgili gerek KKTC ve gerekse Türkiye
hükümetinin üstüne düşenleri yaptığını ve sonuna kadar
da yapmaya devam edeceğini belirtti.
EKONOMİ İÇİN HER TÜRLÜ
TEDBİR ALINACAK
Gül, Hükümetimiz siz kardeşlerimizin
daha huzurlu ve müreffeh bir hayat sürmesi için her türlü tedbiri almaya
kararlıdır diyerek, mevcut sorunları çözmenin
yollarını KKTC hükümetiyle birlikte aradıklarını,
bugünün ekonomik gereklerine cevap vermeyen ve kalkınma önünde bir engele
dönüşen ekonomik yapıyı hep birlikte değiştirmeye ve geçmişin
denenmiş ve başarısızlığı
kanıtlanmış modellerinden vazgeçmek, daha üretken, daha verimli
ve toplumun bütününü gözeten bir ekonomik yapı kurmak zorunda
olduklarını kaydetti.
Siyasi alandaki ilerlemelerin ekonomik
kalkınmayla desteklenmesi gerektiğini kaydeden Gül, bugün
Kıbrıs Türk tarafı açısından yeni ve olumlu bir
atmosfer yaratıldığını, bu atmosferin en iyi
şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Gül, Hükümetimiz KKTCye yapılan
yatırımların artırılmasıyla yakından
ilgilenmektedir. Türk özel sektörünü bu yatırımlara özendirmek için
hükümetimiz gerekli teşvikleri yapmaktadır. KKTC hükümetinin de bu
konuda çok büyük bir hassasiyet göstereceğini ve
yatırımcıları Kıbrısa teşvik etmek için her
türlü çabayı özenle göstereceklerine inanıyorum. Bugün gelinen nokta
Türkiyenin özverili katkıları ve sizlerin gayretleriyle elde
edilmiştir. Biz Kıbrıs Türk Halkının ekonomik
gelişme ve büyümeyi sağlayacak enerji ve güce sahip olduğuna
inanıyoruz. Bu yolda sizleri bundan sonra da yalnız
bırakmayacağımızdan emin olabilirsiniz.
DENKTAŞ: DEVE İLE YOLCULUK YAPARIZ
AMA EGEMENLİKTEN VAZGEÇMEYİZ
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
referandum öncesinde hiçbir şart öne sürülmeden vaat edilenlerin yerine
getirilmesi için şimdi şartlar koştuklarını ve
bunların KKTCden ve egemenlikten
vazgeçmek anlamına geldiğini kaydederek Deveyle yolculuk ederiz
ancak egemenliğimizden vazgeçmeyiz dedi.
TC Dışişleri Bakanı
Abdullah Gülün şahsında Türkiye yönetimine de seslenen Denktaş,
Görevinizi yaptınız artık Kıbrıs meselesi sizin
önünüzde bir engel değildir... Lütfen bu şartların
haksızlık olduğunu bütün dünyaya söyleyiniz... Sayın Gül
bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancı içindeyiz... Bizi
tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş, umurumuzda değil,
ama bizi lütfen yalnız bırakmayınız dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş,
Dışişleri Bakanı Abdullah Güle yaptığı
konuşma ve verdiği güven için teşekkür etti ancak
kaygıları olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
Bugün
Barış ve Özgürlük Bayramının 30.
yılını kutlamaktayız. Birkaç ay evvel Kıbrısta
Barış engellenemez diye ortalığı alt-üst eden,
birleşme adı altında Kıbrıs Türkünü Ruma
bağlayacak olan, bu güzel devletin içerisine 80 bin Rum yerleştirecek
olan, halkımızın yarısını perişan edip
göçmen yapacak olan, Türk askerini adadan çıkarıp, Garanti
Anlaşmasını gülünç bir duruma düşürecek, Türkiyenin
Kıbrıs üzerindeki haklarını yok edecek olan bir
anlaşmayı, barış,
barış, barış diye bize satanlara soruyorum;
Eğer Rum da evet demiş olsaydı, bugün burada bu günü
kutlayabilecek miydik? Hangi Barışı kutlaycaktık.
Denktaş, Kıbrıs Türkünün
haklarını istediğini belirterek. Hakkımız
egemenliğimizdir, hakkımız kan ve can pahasına
alınmış bu topraklarda hür yaşamaktır, hakkımız
Rumlarla eşit şartlarda uzlaşmaktır. Bugün eksiklerimiz
vardır, sıkıntılarımız vardır diye devlet
feda edilemez, egemenlikten vazgeçilemez dedi.
Denktaş, şöyle devam etti:
Bugün kurtuluş bayramıdır.
Barışı kutluyoruz. Bu inanç içinde 11 yıl Rumun bütün
zulmüne, dünyanın ilgisizliğine rağmen Anavatanının
desteğiyle Kıbrıs Türkü Ruma teslim oldum. 70 bin şehit
kanıyla alınan bu toprakları Ruma bırakarak
çıkıyorum dedirtmemek için direnmiştir
Cumhurbaşkanı Rauf denktaş 20
Temmuz Barış ve özgürlük Bayramının direnen
Kıbrıs Türkünün bayramı, Kıbrıs Türküyle direnen
Kıbrıs Türktür diyen Anadolunun Anavatanına güvenerek can
verenlerin gazilerin bayramı olduğunu vurguladı.
MİLLİ RUH, MİLLİ
BERABERLİK
Cumhurbaşkanı Denktaş,
Anavatan Türkiyenin devamlı olarak milli birlik, milli ruh telkininde
bulunduğunu belirterek Evet milli birlik istiyoruz. Ama milli ruhun da
canlı tutulmasını istiyoruz. Gençlerimizin milli ruh nedir?
diye sorulduğunda egemenliğimdir, anavatanla birliğimdir,
devletimdir demesini istiyoruz dedi.
Denktaş, hayal aleminde yaşayan, AB
ve dünyayla bütünleşecek diye devletinden ve egemenliğinden
vazgeçecek ve ülkesini perişanlığa sürükleyecek bir toplum
istemediklerini söyledi.
YAPTIKLARINI UNUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR
Kıbrısa barışın
1974de geldiğini vurgulayan Denktaş, Türk askeri adaya gelmemiş
olsaydı 10 bin AKEL mensubunun Türkler gibi katledileceği
gerçeğinin Rumlarca itiraf edildiğini belirtti.
Denktaş, Rumların 11 yıl
boyunca yaptıklarını ve unuttuklarını dünyaya da
unutturmak için uğraştıklarına işaret ederek
yaptıkları için özür dilemeden ve tazminat vermeden Türkiyeyi
mahkemelere sürüklemelerinin barış istememenin daniskası
olduğunu kaydetti.
GÜLE ÇAĞRI
Referandum öncesinde hiçbir şart
koşmadan vaatlerde bulunanların bugün verdikleri sözleri yerine
getirmek için devletten ve egemenlikten vazgeçmek anlamına gelecek
şartlar öne sürdüğüne işaret eden Denktaş, TC
Dışişleri Bakanı Abdullah Güle seslenerek Deveyle
yolculuk yaparız ama egemenliğimizden vazgeçmeyiz dedi.
Denktaş, Güle seslenişi Ercana
uçakların gelmesini bekliyoruz. Verilen sözlerin tutulması için sizin
ve hükümetimizin yapmakta olduğu çalışmaları izliyoruz,
destekliyoruz. Ancak bunları vaat ettikleri günlerde hiçbir şekilde
şart koşmamışlardı. Evet deyiniz bunlar olacak
diyorlardı. Şimdi şart koşuyorlar. Meşru Kıbrıs
hükümetini yanımıza alırsak veririz amma devletinizden,
egemenliğinizden vazgeçiniz diyorlar şeklinde devam etti.
LÜTFEN BİZİ YALNIZ BIRAKMAYINIZ
Cumhurbaşkanı Denktaşın
konuşması şöyle devam etti:
Bu şartları kabul etmek demek, KKTCden
vazgeçmek demektir. Egemenlikten vazgeçmek demektir. Kıbrıs
Türklerinin Anavatandan ayrılması demektir. Bunları
sindiremeyiz içimize. Şehitlerimize cevap veremeyiz. Lütfen bu
şartların haksızlık olduğunu bütün dünyaya söyleyiniz.
Türkiye, Kıbrıs meselesinde barıştan öte bir şey
yapmadığını, doğruyu yaptığını ve
bunu ispat için de Annan Planını bile bile kabul ettiğini ve
kabul ettirdiğini dünyaya göğsünü gere gere söyleyebilir. Görevinizi
yaptınız artık Kıbrıs meselesi sizin önünüzde bir
engel değildir ama görüyoruz ki sizler, bize madem ki evet dediniz,
artık egemenlik istemeyeceksiniz, madem ki evet dediniz devlet
istemeyeceksiniz ve Türkiye cesaretlendirmelidir bunu yapsın ve
yaptırsın diyorlar. Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz
inancı içindeyiz. Devletimizi tanıyan tek ülkesiniz. Gurur duyuyoruz.
Bizi tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş, umurumuzda
değil, ama bizi lütfen yalnız bırakmayınız. Bizi
tanımanız kuvvetimizdir, gücümüzdür, geleceğimizdir.
HALKIN SESI 21/07/04
KKTC'ye
direkt uçuş gerçekçi değil
Kennedy, Ankarada ABDden Kuzey Kıbrısa direkt
uçuş gerçekçi olmaz, bu uçuşlara fazla talep olmaz mesajı
verdi. Adanın kuzeyine ihracaatın başlamasına sıcak
baktıklarını da belirten Kennedy, ihracat seviyesinin ise
düşük ve daha çok sembolik miktarlarda olabileceğine dikkat çekti.
Laura Kennedy Ankaradaki son görüşmesini sabah erken
saatlerde Dışişleri Bakanlığı Müsteşar
Yardımcısı Baki İlkin ile yaptı.
Görüşmede Kennedy, Bush yönetiminin, Kuzey
Kıbrısın izolasyonunun kırılması için, 30 milyon
dolarlık bir yardım paketini kongreden geçirdiğini
hatırlattı.
DİREKT UÇUŞUN PİYASASI YOK
Direkt uçuşlar konusunda ABD
tarafının çalışmaları sürdürdüğünü de anlatan
Kennedy, Hem hukuki, hem de ticari bazı sıkıntılar var.
ABDden Kuzey Kıbrısa direkt uçuşun piyasası yok
görüşünü dile getirdi.
Adanın kuzeyine ihracaatın
başlamasına sıcak baktıklarını anlatan Kennedy,
ihracat seviyesinin ise düşük ve daha çok sembolik miktarlarda
olabileceğine dikkat çekti.
ABD tarafı, KKTC ile ticari ilişkiler için
asıl piyasanın Avrupada olduğu; ancak kendilerinin de tüm
uluslararası çabalara destek olduğu mesajını verdi.
YENIDUZEN
21/07/04
Talat ve
Gül'den eleştiri
Başbakan Mehmet Ali Talat gündem değiştirmemesi
için Rum tarafına bir kez daha çağrıda bulundu.
Başbakan Mehmet Ali Talat, 20
Temmuz Harakatı kutlamalarına katılan heyetler onuruna
öğlen bir yemek verdi.
Merit Crystal Cove Oteldeki yemeğe, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Türkiye Dışişleri bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiyedeki Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Onur Öymen, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, bakanlar, konuk heyet üyeleri, kurum, kuruluş ve dernek temsilcileri katıldı
YENIDUZEN
21/07/04
20 Temmuz Harekatı kutlandı
1974te Türkiyenin Garanti ve
İttifak Anlaşmalarından kaynaklanan hakkını
kullanarak adaya yaptığı askeri müdahalesinin 30. yıldönümü
dün düzenlenen törenelerle kutlandı.
Kutlamalar çerçevesinde
Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarında tören gerçekleştirildi.
Törene aralarında Türkiyeden
gelen konukların da bulunduğu protokolün yanı sıra
bazı vatandaşlar katıldı. Tören alanı üzerinde
uçuş yapan ve bir gösteri sunan Türk yıldızları törene
katılanlar tarafından izlendi. Türk yıldızları dün
akşam saat 18:00 sıaralarında Girnede de bir gösteri sundu...
Lefkoşadaki Töreni
aralarında Rumların da bulunduğu birçok yabancı basın
mensubu da izledi.
YENIDUZEN
21/07/04
Coşkuyla kutladık
GÖRKEMLİ
TÖRENLER... Kıbrıs'ta dönüm noktası olan, Kıbrıs Türk
halkını katliamlardan kurtaran, barış ve özgürlüğe
kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30.
yıldönümü coşkuyla kutlandı. 30 yıl önce kazanılan
özgürlük ve barış için bu yıl da törenler, kutlama etkinlikleri,
akrotim gösterileri yapıldı, konserler verildi, resepsiyonlar
düzenlendi
DENKTAŞ:
DEVEYLE YOLCULUĞU YEĞLERİZ... Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, törende yaptığı konuşmada 24 Nisan'da
yapılan referandumdan önce Kıbrıs Türkü'ne sözler verilirken
şart koşulmadığını ancak şimdi şart koşulduğunu,
"Devletten egemenlikten vazgeçin" denildiğini söyledi.
Denktaş, "Deve ile yolculuk yaparız ama egemenlikten
vazgeçmeyiz" dedi
GÜL:
AB'NİN ATACAĞI ADIMLARI BEKLİYORUZ... Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: Kıbrıs Türkü,
adada barış için üzerinde düşeni fazlasıyla yerine getirdi.
Haksızlıkların giderilmesi yolunda verilen vaat ve sözlerin
yerine getirilmesi vakti geldi. AB'nin yapmakta olduğu
çalışmaları dikkatle izliyoruz ve uygulamaları bekliyoruz.
AB ve dünya, verdikleri sözlerle sınanacaklarını
unutmamalıdır
Kıbrıs'ta
dönüm noktası olan, Kıbrıs Türk halkını katliamlardan
kurtaran, barış ve özgürlüğe kavuşturan 20 Temmuz 1974
Barış Harekatı'nın 30. yıldönümü coşkuyla kutlandı.
30 yıl
önce kazanılan özgürlük ve barış için bu yıl da törenler, kutlama
etkinlikleri, akrotim gösterileri yapıldı, konserler verildi,
resepsiyonlar düzenlendi.
Lefkoşa
Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda, Dr. Fazıl Küçük'ün
Anıttepe'deki kabri başında, Boğaz Şehitliği'nde,
Lefkoşa Şehitler Anıtı, Lefkoşa Atatürk
Anıtı'nda, Alsancak Barış ve Özgürlük Anıtı'nda,
ilçelerde ve dış temsilciliklerde coşkulu törenler
gerçekleştirildi.
Lefkoşa
Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki tören
20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde
Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda tören gerçekleştirildi.
Törene,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC cumhurbaşkanı
adına başdanışman emekli orgeneral Nezihi Çakar, Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM Başkan Vekili Nevzat
Pakdil, Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Milli Güvenlik Kurulu
Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık, Türkiye ana
muhalefet partisi CHP adına Onur Öymen, TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati
Güven, KTBK Komutanı Korgeneral Işık Koşaner, Güney Görev
Grup Komutanı Tuğamiral Bülent Bostanoğlu, GKK Komutanı
Tuğgeneral Necmettin Baykul, diğer üst düzey kuvvet komutanları,
Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Dışişleri
Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, ana
muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, bakanlar,
bazı milletvekilleri, Türkiye'den gelen diğer konuklar, siyasi parti
temsilcileri, dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri ile diğer üst
düzey sivil askeri ve polis yetkilileriyle vatandaşlar katıldı.
Tören
birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının kutlanmasını,
mesaj teatisi izledi.
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Gül'ün konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş halka hitap etti. Tören resmi geçitle tamamlandı.
Tören
alanı üzerinde uçuş yapan ve bir gösteri sunan "Türk
yıldızları" törene katılanlar tarafından büyük
ilgiyle izlendi.
Töreni
aralarında Rumların da bulunduğu birçok yabancı basın
mensubu da izledi.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, törende yaptığı konuşmada 24 Nisan'da
yapılan referandumdan önce Kıbrıs Türkü'ne sözler verilirken
şart koşulmadığını ancak şimdi şart
koşulduğunu, "Devletten egemenlikten vazgeçin"
denildiğini söyledi. Denktaş, "Deve ile yolculuk yaparız
ama egemenlikten vazgeçmeyiz" dedi.
Türkiye
Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül ise, Kıbrıs Türkü'nün adada barış için üzerinde
düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini belirterek, "Daha
müreffeh bir hayat sürmeniz için her türlü yardıma hazırız"
dedi.
Törene
aralarında Türkiye'den gelen konukların da bulunduğu protokolün
yanı sıra vatandaşlar katıldı. Tören alanı
üzerinde uçuş yapan ve bir gösteri sunan "Türk
yıldızları" törene katılanlar tarafından
coşkuyla izlendi.
Töreni
aralarında Rumların da bulunduğu birçok yabancı basın
mensubu da izledi.
Gül,
haksızlıkların giderilmesi yolunda verilen vaat ve sözlerin
yerine getirilmesinin vaktinin geldiğini belirterek, bugüne kadar
atılan adımların henüz tecride son verecek ve Kıbrıs
Türkü'nü rahatlatacak aşamaya gelmediğini ifade etti. AB'nin yapmakta
olduğu çalışmaları dikkatle izlediklerini ve
uygulamaları beklediklerini ifade eden Gül, AB ve dünyanın verdikleri
sözlerle sınanacaklarını unutmamaları gerektiğini
vurguladı.
Gül, Dr.
Fazıl Küçük Bulvarı'nda düzenlenen törendeki konuşmasında,
20 Temmuz'un, Barış Harekatı'nın anlam ve önemini
vurgulayarak, 20 Temmuz'u, Kıbrıs Türk halkının, barış
ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda, hak ve hukukunun ve
eşit statüsünün korunması ve kollanmasının sembolü olarak
gördüklerini söyledi.
Geleceğe
sahip çıkanlara hayat hakkı
Geleceğine
sahip çıkan ve dava uğruna birlikte hareket eden milletlerin hayat
hakkı bulabildiğini kaydeden Gül, Kıbrıs Türkü'nün
haklarına ve özgürlüğüne sahip çıkmasını
bildiğini, inanç ve gönül birliğiyle milli dava etrafında
kenetlenmenin başarıda en başta gelen etkenler olduğunu
söyledi.
Kıbrıs
mücadelesinde tüm Türk ulusunun kenetlendiğini belirten Gül, kat edilen
mesafenin temelinde Kıbrıs Türkü'nün birlik ve beraberliğindeki
kararlılığın yattığını söyledi.
Kıbrıs Türkü'nün oluşturduğu çoğulcu demokratik
yapıyı öven Gül, Kıbrıs Türk demokrasisinin
Kıbrıs Türk halkının gurur kaynağı olduğunu,
Kıbrıs Türkü'nün büyüyen ve gelişen bir devlet
yapısına sahip olduğunu belirtti.
Kıbrıs
Türkü yalnız bırakılmayacak
Gül, TC'nin bu
yolda Kıbrıs Türkü'nü yalnız bırakmayacağını
ve her türlü siyasi ve ekonomik desteği sonuna kadar sağlamaya devam
edeceğini söyledi.
Türkiye ve
KKTC'nin, Kıbrıs meselesinin kalıcı çözümü için samimiyetle
çaba gösterdiğini ve yıllardır her türlü
fedakarlığı yaptığını söyleyen Gül, adada,
eşit bir ortaklık tesisine dayalı adil ve kalıcı bir
çözüm yolunda Türk tarafının üzerine düşeni fazlasıyla
yerine getirdiğini kaydetti. Kıbrıs Türkü'nün barış ve
demokrasi uğruna, dünya ile bütünleşmek adına BM'nin
sunduğu plana evet dediğini söyleyen Gül, Rum tarafının
ise, devlet eliyle yürütülen "hayır" propagandası sonucunda
çözümü ve Kıbrıs Türkü ile ortak bir gelecek kurmayı açıkça
reddettiğini kaydetti. Bu sonucun Rum tarafının yeni bir
ortaklık ve uzlaşmaya hazır olmadığını
açıkça gösterdiğini söyledi.
Rum
tarafının yıllardır gerçekleri çarpıtarak
Kıbrıs Türk tarafını ve Türkiye'yi uzlaşmazlıkla
suçlama politikasının da her türlü temelden yoksun olduğunun
referandumla gözler önüne serildiğini belirten Gül, "Hangi
tarafın adil ve kalıcı bir çözüm istediği ve hangi
tarafın çözümü engellediğinin" artık herkes tarafından
bilindiğini söyledi.
Yeni gündemle
karşı karşıyayız
Bütün bunlara
rağmen KKTC'nin bir barış ve istikrar unsuru olmaya devam
edeceğini söyleyen Gül, "Türk tarafı olarak Kıbrıs
meselesini azim ve inançla belli bir noktaya getirmiş bulunmaktayız.
Kıbrıs'ta yeni bir gündemle karşı
karşıyayız. Kıbrıs Türk halkının on
yıllardan beri ticaret, ekonomi,ulaşım, turizm ve spor dahil
olmak üzere tüm alanlarda hiçbir hukuki dayanağı olmayan ambargolara
ve haksız engellemelere maruz kalmasına rağmen Kuzey
Kıbrıs'ta 1970'den bu yana çok önemli aşamalar
kaydedilmiştir. Ancak uluslararası camianın da gerçekleri ve
haksızlıkları açıkça görmesini istiyor ve bu yönde çaba
sarf ediyoruz"
Sözler
tutulmalı
Uluslararası
camianın üyelerinin referandumlar öncesinde ve sonrasında Kıbrıs
Türklerinin 40 yılı aşkın bir süredir karşı
karşıya bırakıldıkları
haksızlıkların giderilmesi yolunda verdikleri vaat ve sözler
bulunduğunu söyleyen Gül, şimdi bunların yerine getirilmesinin
vaktinin geldiğini ancak bugüne kadar atılan adımların henüz
tecride son verecek ve Kıbrıs Türkü'nü rahatlatacak aşamaya
gelemediğini söyledi.
AB'nin
çalışmaları dikkatle izleniyor
Bu
bağlamda AB'nin yapmakta olduğu çalışmaları dikkatle
izlediklerini ve uygulanmaya konulmasını beklediklerini ifade eden
Gül, Avrupa Birliği ve dünyanın verdikleri sözler ve vaatlerle
sınanacaklarını unutmamaları gerektiğini kaydetti.
KKTC'ye direk
uçak seferleri düzenlenmesi, üçüncü ülkelerle doğrudan ticari
ilişkiler kurulması, spor, kültür ve eğitim konularında
ikili ilişkilerin geliştirilmesinin özetle dünya ile
bütünleştirecek tedbirler alınması hususunda somut adımlar
atılmasını istediklerini, beklediklerini ve bununla ilgili gerek
KKTC ve gerekse Türkiye hükümetinin üstüne düşenleri
yaptığını ve sonuna kadar da yapmaya devam edeceğini
belirten Gül, uluslararası camiaya seslenerek, Rum tarafının
çözümsüzlükten yana oy kullanması sonucunda Kıbrıs Türklerinin
dünyayla bütünleşme arzusuna karşılık verilmesinin
zamanının geldiğini kaydederek, bunu söylerken ilerisi için
siyasi eşitliğe ve gerçek ortaklığa dayanan adil ve
şerefli bir çözümün kapısını da
kapatmadıklarını ifade etti.
Ekonomi için
her türlü tedbir alınacak
Gül,
"Hükümetimiz siz kardeşlerimizin daha huzurlu ve müreffeh bir hayat
sürmesi için her türlü tedbiri almaya kararlıdır" diyerek,
mevcut sorunları çözmenin yollarını KKTC hükümetiyle birlikte
aradıklarını, bugünün ekonomik gereklerine cevap vermeyen ve
kalkınma önünde bir engele dönüşen ekonomik yapıyı hep birlikte
değiştirmeye ve geçmişin denenmiş ve
başarısızlığı kanıtlanmış
modellerinden vazgeçmek, daha üretken, daha verimli ve toplumun bütününü
gözeten bir ekonomik yapı kurmak zorunda olduklarını kaydetti.
Siyasi alandaki
ilerlemelerin ekonomik kalkınmayla desteklenmesi gerektiğini kaydeden
Gül, bugün Kıbrıs Türk tarafı açısından yeni ve olumlu
bir atmosfer yaratıldığını, bu atmosferin en iyi
şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bu çerçevede
iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve
derinleştirilmesi suretiyle KKTC ekonomisinin uluslararası alanda
rekabet edebilir bir yapıya kavuşmasına
çalıştıklarını söyleyen Gül, geçtiğimiz ay
başbakan yardımcısı Abdüllatif Şener'in ziyaretinde
imzalanan yeni ekonomik programın da bu vizyona yönelik olduğunu
söyledi. Kıbrıs Türkü'nün serbest ekonomik düzen içerisinde daha da
hızlı refaha ulaşacağına
inandığını ifade eden Gül, ayrıca KKTC'yi cazip bir
yatırım alanı haline getirebilmek için geliştirilen özel
teşvik modeli çerçevesinde büyük yatırımları hayata
geçirdiklerini söyledi.
Su ve enerjiye
köklü çözüm
Ortaklaşa
yürütülen, turizm, enerji, ulaşım, liman, yüksek öğretim ve
ormancılık gibi alanlardaki altyapı projelerinde memnuniyet
verici gelişmelerin kaydedildiğini görmekten büyük mutluluk
duyduğunu söyleyen Gül, projelerin hızla tamamlanmakta olduğunu
ve bunlara yenilerinin eklendiğini, KKTC'nin ulaşım
altyapısında büyük gelişmeler
sağlandığını, karayolları ağının
büyük ölçüde tamamlandığını söyledi.
Özellikle
KKTC'nin yatırımlar konusunda beklentisi olan su ve enerji sorununun
orta vadede köklü bir biçimde çözümleneceğini söyleyen Gül,
"Hükümetimiz KKTC'ye yapılan yatırımların
artırılmasıyla yakından ilgilenmektedir. Türk özel
sektörünü bu yatırımlara özendirmek için hükümetimiz gerekli teşvikleri
yapmaktadır. KKTC hükümetinin de bu konuda çok büyük bir hassasiyet
göstereceğini ve yatırımcıları Kıbrıs'a
teşvik etmek için her türlü çabayı özenle göstereceklerine
inanıyorum. Bugün gelinen nokta Türkiye'nin özverili katkıları
ve sizlerin gayretleriyle elde edilmiştir. Biz Kıbrıs Türk
halkının ekonomik gelişme ve büyümeyi sağlayacak enerji ve
güce sahip olduğuna inanıyoruz. Bu yolda sizleri bundan sonra da
yalnız bırakmayacağımızdan emin olabilirsiniz."
"Sayın
cumhurbaşkanı ve değerli Kıbrıslı
kardeşlerim huzur ve güven içerisinde olunuz" diyen Gül,
Kıbrıs Türkü'nün anavatanını her zaman yanında
bulacağını vurgulayarak, Kıbrıs Türk
halkının birlik ve beraberlik ruhunu bundan sonra da sergilemesinin
hayati önem taşıdığını belirtti.
Denktaş:
Kıbrıs meselesi artık Türkiye önünde engel değil
TC
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün şahsında Türkiye
yönetimine de seslenen Denktaş, "Görevinizi yaptınız
artık Kıbrıs meselesi sizin önünüzde bir engel değildir...
Lütfen bu şartların haksızlık olduğunu bütün dünyaya
söyleyiniz... Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancı
içindeyiz... Bizi tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş,
umurumuzda değil, ama bizi lütfen yalnız
bırakmayınız" dedi.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki törende
yaptığı konuşmaya, törene katılan 1974'de Türkiye'deki
koalisyon hükümeti ortaklarından Necmettin Erbakan ile telefonda önceki
gün konuştuğu Bülent Ecevit'e teşekkürlerini sunarak
başladı.
Kaygılarımız
var
Ecevit'in
Kıbrıs Türk halkına selam ve sevgilerini de ileten
Cumhurbaşkanı Denktaş, Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül'e yaptığı konuşma ve verdiği güven için
teşekkür etti ancak kaygıları olduğunu vurgulayarak
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün
Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 30. yılını
kutlamaktayız. Birkaç ay evvel 'Kıbrıs'ta barış
engellenemez' diye ortalığı alt-üst eden, birleşme adı
altında Kıbrıs Türkü'nü Rum'a bağlayacak olan, bu güzel
devletin içerisine 80 bin Rum yerleştirecek olan,
halkımızın yarısını perişan edip göçmen
yapacak olan, Türk askerini adadan çıkarıp, Garanti
Anlaşması'nı gülünç bir duruma düşürecek, Türkiye'nin
Kıbrıs üzerindeki haklarını yok edecek olan bir
anlaşmayı, 'barış, barış, barış' diye
bize satanlara soruyorum; "Eğer Rum da evet demiş olsaydı,
bugün burada bu günü kutlayabilecek miydik?' Hangi barışı
kutlayacaktık.?"
Haklarımız
Denktaş,
Kıbrıs Türkü'nün haklarını istediğini belirterek.
"Hakkımız egemenliğimizdir, hakkımız kan ve can
pahasına alınmış bu topraklarda hür yaşamaktır,
hakkımız Rumlarla eşit şartlarda uzlaşmaktır.
Bugün eksiklerimiz vardır, sıkıntılarımız
vardır diye devlet feda edilemez, egemenlikten vazgeçilemez" dedi.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, "Kıbrıs eğer Rum'a, Yunan'a giderse AB'nin
stratejik hakları için bizden çıkıp Türkiye'den kopup
başkalarına geçerse, Anadolu denizlere açık bir ülke olmaktan
çıkacaktır" şeklinde konuştu.
Denktaş,
şöyle devam etti:
"Bugün
kurtuluş bayramıdır. Barışı kutluyoruz. Bu inanç
içinde 11 yıl Rum'un bütün zulmüne, dünyanın ilgisizliğine
rağmen anavatanın desteğiyle Kıbrıs Türkü 'Rum'a
teslim oldum. 70 bin şehit kanıyla alınan bu toprakları
Rum'a bırakarak çıkıyorum' dedirtmemek için
direnmiştir"
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın
direnen Kıbrıs Türkü'nün bayramı, Kıbrıs Türkü'yle
direnen "Kıbrıs Türk'tür" diyen Anadolu'nun "Anavatanına
güvenerek can verenlerin" gazilerin bayramı olduğunu vurguladı.
Milli ruh,
milli beraberlik
Cumhurbaşkanı
Denktaş, anavatan Türkiye'nin devamlı olarak "milli birlik,
milli ruh" telkininde bulunduğunu belirterek "Evet milli birlik
istiyoruz. Ama milli ruhun da canlı tutulmasını istiyoruz. Gençlerimizin
'milli ruh nedir?' diye sorulduğunda 'egemenliğimdir, anavatanla
birliğimdir, devletimdir' demesini istiyoruz" dedi.
Denktaş,
hayal aleminde yaşayan, AB ve dünyayla bütünleşecek diye devletinden
ve egemenliğinden vazgeçecek ve ülkesini perişanlığa
sürükleyecek bir toplum istemediklerini söyledi.
Tarihi bilmeden
yaşamak mümkün değil
Tarih ve
barışa gelinceye kadar çekilenler bilinmeden yaşamanın
mümkün olmadığını kaydeden Denktaş, Atatürk'ün
"Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, rahat
yaşamanın yollarını arayan milletler evvela haysiyetlerini,
sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye
mahkumdurlar" sözlerine atıfta bulundu.
Denktaş,
şöyle devam etti:
"Rahat
yaşama yollarını arayarak, devletinden vazgeçemezsin. Böyle
şeyleri yani çalışmamayı, yorulmamayı öğrenmeden
rahat yaşamayı imtiyaz haline getirirsek o zaman haysiyetimizi
kaybetmiş olacağız. Eğer Rum evet demiş olsaydı,
bugün haysiyetsiz, Rum'un kucağına düşmüş bir şekilde
yaşayacaktık. Biz buna layık değiliz"
Yaptıklarını
unutturmaya çalışıyorlar
Kıbrıs'a
barışın 1974'te geldiğini vurgulayan Denktaş, Türk
askeri adaya gelmemiş olsaydı 10 bin AKEL mensubunun Türkler gibi
katledileceği gerçeğinin Rumlarca itiraf edildiğini belirtti.
Denktaş,
Rumların 11 yıl boyunca yaptıklarını ve
unuttuklarını dünyaya da unutturmak için
uğraştıklarına işaret ederek yaptıkları için
özür dilemeden ve tazminat vermeden Türkiye'yi mahkemelere sürüklemelerinin
barış istememenin daniskası olduğunu kaydetti.
Gül'e
çağrı
Referandum
öncesinde hiçbir şart koşmadan vaatlerde bulunanların bugün
verdikleri sözleri yerine getirmek için devletten ve egemenlikten vazgeçmek
anlamına gelecek şartlar öne sürdüğüne işaret eden
Denktaş, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e seslenerek
"Deveyle yolculuk yaparız ama egemenliğimizden vazgeçmeyiz"
dedi.
Denktaş,
Gül'e seslenişi "Ercan'a uçakların gelmesini bekliyoruz. Verilen
sözlerin tutulması için sizin ve hükümetimizin yapmakta olduğu
çalışmaları izliyoruz, destekliyoruz. Ancak bunları vaat
ettikleri günlerde hiçbir şekilde şart koşmamışlardı.
Evet deyiniz bunlar olacak diyorlardı. Şimdi şart
koşuyorlar. Meşru Kıbrıs hükümetini yanımıza
alırsak veririz amma devletinizden, egemenliğinizden vazgeçiniz
diyorlar" şeklinde devam etti.
Lütfen bizi
yalnız bırakmayınız
Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın konuşması şöyle devam etti:
"Bu
şartları kabul etmek demek, KKTC'den vazgeçmek demektir. Egemenlikten
vazgeçmek demektir. Kıbrıs Türklerinin anavatandan
ayrılması demektir. Bunları sindiremeyiz içimize.
Şehitlerimize cevap veremeyiz. Lütfen bu şartların haksızlık
olduğunu bütün dünyaya söyleyiniz. Türkiye, Kıbrıs meselesinde
barıştan öte bir şey yapmadığını,
doğruyu yaptığını ve bunu ispat için de Annan
Planı'nı bile bile kabul ettiğini ve kabul ettirdiğini
dünyaya göğsünü gere gere söyleyebilir. Görevinizi yaptınız
artık Kıbrıs meselesi sizin önünüzde bir engel değildir ama
görüyoruz ki sizler, bize 'madem ki evet dediniz, artık egemenlik
istemeyeceksiniz, madem ki evet dediniz devlet istemeyeceksiniz ve Türkiye
cesaretlendirmelidir bunu yapsın ve yaptırsın diyorlar.
Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancı içindeyiz.
Devletimizi tanıyan tek ülkesiniz. Gurur duyuyoruz. Bizi
tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş, umurumuzda değil,
ama bizi lütfen yalnız bırakmayınız. Bizi
tanımanız kuvvetimizdir, gücümüzdür, geleceğimizdir."
Anıttepe'de
tören düzenlendi
20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Dr.
Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki kabri başında da bir tören
düzenlendi.
Törene
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC
Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Nezihi Çakar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Başbakan Mehmet Ali
Talat, Dışişleri Bakanı Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati
Güven, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü
Sarıışık, Güney Görev Grup Komutanı Tuğamiral
Bülent Bostanoğlu, KTBK Komutanı Korgeneral Işık
Koşaner, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin
Baykul, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, ana muhalefet UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, Meclis Başkan
Yardımcısı Mehmet Bayram, Lefkoşa Belediye
Başkanı Kutlay Erk, bazı bakanlar, siyasi parti temsilcileri,
üniversite rektörleri, dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri ile devlet ve
hükümet yetkilileri katıldı.
Tören, protokol
sırasına göre çelenklerin konulmasıyla başladı.
Saygı marşı ve saygı duruşunun ardından
sırasıyla Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC
cumhurbaşkanı adına emekli orgeneral Nezihi Çakar, TBMM
Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri
Orgeneral Şükrü Sarıışık ve Dışişleri
Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül anıt özel
defteri imzalandı.
Denktaş:
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, anıt özel defterine şunları yazdı:
"Aziz
doktor, mücadelenin 40. yılında Rum'un yeni oyunlarıyla mücadele
ediyoruz. Bu kez devleti, egemenliği yok etmek istiyorlar. 40 yıl
insanlık dışı baskılar ve ambargolar altında
yaşatılan halkımızı ve geçmişi ile Rum'un
değişmeyen siyasetini bilmeyen gençlerimizi AB yoluyla cennet vaat
ederek Atatürk'ün yolundan ve egemenlikten ayıramayacaklarını
biliyorlar. Zor günler yaşıyoruz. Devleti kurmak ve yaşatıp
yüceltmek için başlatılan bu yeni mücadelede sanki 1957-1958'leri
yeniden yaşamaktayız. Allah'ın da yardımıyla selamete
çıkacağımızdan eminiz. Gözlerin arkada kalmasın, ruhun
şad olsun."
Çakar
TC
Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli
orgeneral Çakar da şunları yazdı:
"Aziz
lider Dr. Fazıl Küçük, yıllarca her türlü baskı ve mezalim
altında senin önderliğinde Türklük kimliğini kahramanca
koruyarak müdafaa eden Kıbrıs Türkü'ne özlediği özgürlük ve
huzur ortamını getiren 20 Temmuz Barış
Harekatı'nın 30. yıldönümünü coşkuyla kutluyoruz.
Kıbrıs Türkü'nün varoluş mücadelesine yapmış
olduğunuz eşsiz katkılar ve oynadığınız
tarihi rol hafızalarımızdaki yerini korumaktadır.
Yaktığınız meşale Kıbrıs Türkü'nün elinde,
nesilden nesile aynı coşku ve heyecanla taşınacaktır.
Bu anlamlı günde aziz hatıranızı bir kez daha minnet ve
tanzimle anıyoruz."
Pakdil
TBMM
Başkan Vekili Nevzat Pakdil'in ise şunları yazdı:
"Aziz
lider Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk halkını özlem
duyduğu özgürlüğüne ve bağımsızlığına
kavuşturan Mutlu Barış Harekatı'nın 30.
yıldönümünü kutlamanın gururunu ve kıvancını
taşıyoruz. Kıbrıs Türk halkı Mutlu Barış
Harekatı sayesinde yıllarca özlemini duyduğu egemenliğine
ve bağımsızlığına kavuşmuş, insanca
yaşama azmi ve kararlılığını dosta, düşmana
kanıtlamıştır. Bu anlamlı günde Türkiye
Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türk halkına karşı ahdi ve
tarihi sorumluluklarını her zaman yerine getireceğini
huzurunuzda bir kez daha saygıyla teyit ediyoruz. Rahat uyu."
Gül
TC
Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, şunları yazdı:
"Aziz Dr.
Fazıl Küçük, önderliğini yaptığınız kahraman
Kıbrıs Türk halkıyla birlikte şanlı Kıbrıs
Barış Harekatı'nı 30. yıldönümünü gurur ve heyecanla
kutluyoruz. Kıbrıs Türkü'nün haksızlığa
karşı özgürlüğü ve egemenliği uğruna verdiği
emsalsiz mücadeleye yaptığınız katkılar daima minnet
ve şükranla anılacaktır. Kıbrıs Türkü
sayısız fedakarlıklar sonucu elde ettiği, uğruna nice
şehitler verdiği kazanımlardan asla vazgeçemeyecektir. Bu mutlu
yıldönümünde eseriniz olan demokratik ve çağdaş KKTC'de sizi bir
kez daha saygıyla anıyoruz."
Sarıışık
MGK Genel
Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık ise
şunları yazdı:
"Aziz Dr.
Fazıl Küçük, her şeyinizi ortaya koyarak
başlattığınız ve geliştirdiğiniz büyük
mücadelenin sonunda Kıbrıs Türkü'nün kendi topraklarında hür
yaşama hakkına kavuştuğu 20 Temmuz Barış
Harekatı'nın 30. yıldönümünde huzurundayız.
Kıbrıs Türk halkının onurlu ve haklı mücadelesine
değerli katkılarınız daima minnetle anılacak,
dirayetli önderliğiniz ve milli davaya engin katkılarınız
asla unutulmayacaktır. Anavatanın ve kahraman Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin adada huzur ve güven ortamına teminat olmaya devam
edeceğini bir kez daha ifade ediyor, aziz hatıran önünde
saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun."
Boğaz
Şehitliği'ndeki tören
Kıbrıs
Türk halkını özgürlüğüne kavuşturan 20 Temmuz 1974
Barış Harekatı'nın 30'uncu yıldönümü törenlerle
kutlandı.
Boğaz
Şehitliği'nde yapılan törende tüm şehitlerle birlikte 1974
yılında vatan için canını ve kanını veren 326
Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu şehitler anıldı.
Boğaz
Şehitliği'nde saat 08.30'da başlayan törende protokol
sırasına göre anıta çelenkler konuldu, saygı
marşı çalındı, saygı duruşunda bulunuldu ve
İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.
Anıt özel defterinin imzalanmasının ardından şehitlik
gezildi ve tören sona erdi.
Boğaz
Şehitliği'ndeki törene Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC
Cumhurbaşkanlığı adına
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Nezihi
Çakar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM
adına Nevzat Pakdil, Başbakan Mehmet Ali Talat, TC hükümeti
adına Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, Türk Silahlı Kuvvetleri adına
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık,
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Necmettin Baykul, Yüksek Mahkeme
Başkanı Taner Erginel, anamuhalefet partisi genel başkanı
Derviş Eroğlu, bazı bakanlar, siyasi parti temsilcileri, muharip
dernek temsilcileri, sivil toplum örgütlü temsilcileri ve vatandaşlar
katıldı.
Anıt özel
defteri
Anıt özel
defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş deftere
şunları yazdı:
"Vatan
aşkı için yapabileceği fedakarlığın en
sonuncusunu hayatınızı vererek yapmış olan siz
ölümsüzlerin önünde saygıyla eğiliyoruz.
İçimizdeki
burukluğu ve 20 Temmuz'u ve o şanlı güne giden kapkara
yılları hatırlayarak gidermeye çalışıyoruz. O
yılları yaşamış ve baş eğmemiş bir
zamanların çocukları, eseriniz olan hürriyet ve devlet AB uğruna
bu kadar ucuza satılmaz diyoruz. Sağlam temellere dayanan eserinizi
korumak kemiklerinizi sızlatmamak andınızı yineliyor
sizleri rahmetle anıyoruz. Yattığınız yer nur
olsun."
Nezihi Çakar
TC
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Orgeneral
Nezihi Çakar ise deftere şunları kaydetti:
"Aziz
şehitlerimiz, kahraman Türk halkının yıllarca süren
ezilmişliğine son vermek ve yaşama hakkını korumak
adına kutsal şahadet mertebesine ulaştınız. Mukaddes
hatıralarınız büyük Türk milletinin hafızasındaki, eşsiz
yerini daima koruyacaktır. Ebedi istirahatınızda müsterih olun,
zira mübarek kanlarınızla sulanan bu topraklarla artık egemen
bağımsız ve istikbale güvenle bakan KKTC yücelmektedir.
Kıbrıs Türkü'nü aydınlık günlere taşıyan
fedakarlıklarınız daima minnet ve şükranla
hatırlanacaktır. Ruhlarınız şad olsun."
Nevzat Pakdil
TBMM
Başkan Vekili Nevzat Pakdil de anıt özel defterine şunları
yazdı:
"Aziz
şehitlerimiz, bu mukaddes topraklarda büyük Türk milletinin yüksek
idealleri uğruna canlarınızı feda ederek kutsal mertebesine
ulaştınız. Sizlere duyduğumuz minnet sonsuzdur.
Kıbrıs Türk halkı sabır ve azimle sürdürdüğü
mücadelesinin eseri olan KKTC'yi sizlerin fedakarlıklarına borçlu
olduğunu daima hatırlayacaktır. 20 Temmuz Mutlu Barış
Harekatı'nın otuzuncu yılını idrak ettiğimiz
bugün sizlerin huzurunuzda tazimle eğiliyoruz. Ruhlarınız
şad olsun."
Abdullah Gül
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
duygularını şöyle aktardı:
"Aziz
şehitlerimiz, asırlardır bu topraklarda destanlar yaratan
Kıbrıs Türk halkının kutsal davası uğruna
canlarınızı feda ederek mukaddes şahadet mertebesine
eriştiniz.
Eşsiz
kahramanlıklarınız şanlı Türk tarihinde hak
ettiği yeri almıştır. Türkiye ve KKTC'nin gelecek
kuşakları daima sizi minnet ve şükranla
hatırlayacaktır. 20 Temmuz Barış Harekatı'nın
30'uncu yıldönümünü coşku ve gururla kutladığımız
bugün manevi hatıralarınızı bir kez daha anıyoruz,
ruhlarınız şad olsun."
Şükrü
Sarıışık
Milli Güvenlik
Kurulu Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık da anıt
özel defterine yazdıkları şöyle:
"Aziz
şehitlerimiz, Türk yurdunun ayrılmaz bir parçası olan bu
topraklara barışı getirmek ve Türk varlığını
korumak uğruna en değerli varlığınızı feda
ederek şahadet mertebesine ulaştınız.
"Türk'ün
vatanından, bayrağından ve onurundan asla vazgeçmeyeceğini
bütün dünyaya bir kez daha gösterdiniz. Hatıralarınızı
ebediyen yaşatmak ve Kıbrıs Türkü'nün özgürlüğü ve huzuru
için gerektiğinde taşıdığınız şahadet
rütbesine ulaşmak bizlerin de en kutsal görevi olmaya devam edecektir.
Sizleri her an içimizde hissediyor ve uğruna can verdiğiniz
değerlere sahip çıkmaya söz veriyoruz. Sizleri minnet ve
şükranla anıyoruz, manevi huzurunuzda eğiliyoruz ruhunuz
şad olsun.
Lefkoşa
Şehitler Anıtı ve Atatürk Anıtı'ndaki törenler
20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde
Lefkoşa'da önce Şehitler Anıtı ve ardından Atatürk
Anıtı önünde gerçekleştirilen törenlerde Kıbrıs Türk
halkının özgürlük mücadelesine canlarıyla harç koymuş tüm
şehitler anıldı.
Törenlerde önce
protokol sırasına göre çelenkler anıtlara konuldu. Şehitler
Anıtı'nda saygı marşı, saygı duruşu ve
saygı atışının, Atatürk Anıtı'nda ise
saygı marşı ve saygı duruşunun ardından
İstiklal Marşı okundu. İki tören de anıt özel
defterlerinin imzalanmasıyla sona erdi.
Lefkoşa
Şehitler Anıtı önündeki törene Lefkoşa Kaymakamı Asaf
Şenol, GKK adına Albay İlkay Özkıraç, KTBK adına
Yarbay Abdullah Bolal, Lefkoşa Polis Müdürü Cemal Akar, LTB temsilcisi,
siyasi parti dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.
Şenol,
anıt özel defterine özetle şunları yazdı:
"Kıbrıs
Türk halkının varlığı ve eşitliği ve bu
topraklarda barış ve huzur içerisinde özgür yaşama mücadelesinde
canlarını seve seve veren siz aziz şehitlerimizin bir kez daha
huzurundayız. Bugün uğrunda şehit olduğunuz değerlere
sahip çıkan Kıbrıs Türk halkı ileriye güvenle bakarken,
gelecek nesillere dünyayla bütünleşmiş bir vatan bırakma
uğraşında sizlerin bıraktığı yerden
mücadelesine azim ve kararlılıkla devam etmektedir."
GKK adına
törene katılan Albay İlkay Özkıraç'de deftere özetle
şunları kaydetti:
"Canlarınızı
seve seve veren ve en yüksek mertebeye ulaşan siz şehitlerimizin tekrar
huzurundayız. Özgür bağımız olmak ve gelecek nesillere
kendi topraklarımız üzerinde sonsuza kadar yaşayabilmek için
mücadelemiz devam etmektedir. Vatan uğruna ödenecek bedeller varsa siz
ödediniz, sırada biz varız. Sizden aldığımız
güçle bu yoldan bizi kimse döndüremez."
Lefkoşa
Atatürk Anıtı önündeki törene ise Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, Türkiye Cumhurbaşkanı adına Nezihi Çakar, meclis
başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Mehmet Ali Talat, TBMM
adına Nevzat Pakdil, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık,
Türkiye Anamuhalefet Partisi CHP adına Onur Öymen, Türkiye'nin
Lefkoşa büyükelçisi Hayati Güven, KTBK Komutanı Korgeneral
Işık Koşaner, diğer üst düzey kuvvet komutanları,
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Yüksek
Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Dışişleri Bakanı
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, anamuhalefet
partisi UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, diğer üst
düzey sivil, askeri ve polis yetkilileri, siyasi parti, dernek, kurum ve
kuruluş temsilcileri, okullar ve vatandaşlar katıldı.
Anıt özel
defterine Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş şunları
yazdı:
"Atam,
hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Devlet ve milletin
mukadderatına milli irade amil ve hakimdir. Eşitliğin adaletin,
hürriyetin dayanağı milli hakimiyettir. Sözlerini kendinize
şaşmaz prensip addederek, verilen bir mücadelenin
kırkıncı yılında devletimizin egemenliğimizin
tehlikede olduğunu görmenin azabını yaşamaktayız.
Yeniden seni okuyor seni düşünüyor ve senden güç alarak baskılar karşısında
diriliş ve direniş diyoruz. İlkelerini yaşatmak yolundan
şaşmamak andımızı yinelediğimiz bu günde seni
rahmetle hasretle anıyoruz."
Gazimağusa'daki
törenler
Kıbrıs
Türkü'nün karanlık bir dönemi geride bıraktığı Mutlu
Barış Harekatı'nın 30'uncu yıldönümü 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı, Gazimağusa'da da düzenlenen iki
ayrı törenlerle coşkuyla kutlandı.
Zafer
Anıtı'ndaki ilk tören saat 17.15'te protokol sırasına göre
Gazimağusa Kaymakamı İsmail Gündost, TSK adına Merkez
Komutanı Piyade Kıdemli Albay Necdat Kurt, GKK adına 4. Piyade
Alay Komutanı Piyade Kurmay Albay Salih Cengaver Cem, Belediye
Başkanı Oktay Kayalp, Gazimağusa Polis Müdürü Coşkun
Serhat, siyasi parti temsilcileri, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Halil GÜven, ilk ve
orta dereceli okulların temsilcileri, dernek kurum ve kuruluşlar
tarafından çelenk konulmasıyla başladı. Buradaki tören
saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı
eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle tamamlandı.
Polatpaşa
Bulvarı'ndaki ikinci tören ise kaymakam, komutanlar ve belediye
başkanının halkın ve tören birliklerinin
bayramını kutlamalarıyla başladı.
İstiklal
Marşı'nın okunmasıyla devam eden tören, Tümen İstihkam
Savaş Taburu Komutanşığı mensuplarından
İstihkam Teğmen Cüneyt Ali Demirtürk ile Dr. Fazıl Küçük
Endüstri Meslek Lisesi Tarih Öğretmeni Azime Yeşilpınar'ın
konuşmaları, bir öğrencinin okuduğu şiir ve tören
geçişiyle son buldu.
Demirtürk
İstihkam
Teğmen Cüneyt Ali Demirtürk törende yaptığı konuşmada,
dünün Kıbrıs Türkleri'nin büyük acılar çektiği
karanlık bir dönemin kapanmasının 30'uncu yıldönümü
olduğunu belirtti.
Demirtürk,
"Türk topraklarında 400 yıldır varım, bundan sonra da
varolacağım" diyen Kıbrıs Türkü'nün 20 Temmuz'u
kurtuluş ve yeni doğum günü olarak kutladığını
ifade etti.
Demirtürk,
Barış Harekatı'nın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve
Kıbrıs Mücahitleri'nin ortak başarısı olduğunu
vurgulayarak, bu başarının dünya tarihine altın harflerle
yazıldığını söyledi.
Demirtürk,
Yunanistan'ın 1974 yılında Kıbrıs'ı ilhak etmek
amacıyla adada askeri bir darbe düzenlemesi üzerine Türkiye'nin
gerçekleştirdiği Barış Harekatı ile bu yasa
dışı işlemi durdurduğunu ve Kıbrıs Türk
Halkı'nı 11 yıldır süren baskılardan
kurtardığını belirtti.
Demirtürk,
"Bugün dahi Türk tarafı adadaki güvenlik ortamını
kalıcı kılacak ve sorunları bir çözüme kavuşturacak
yeni bir düzenleme için yıllardır yapıcı ve ciddi
önerilerde bulunmakta, iyi niyetle çaba harcamaktadır. Ancak bu durum
Kıbrıs Türkü'nün vazgeçilmez haklarından fedakarlık yapacağı
anlamına gelmemektedir" dedi.
Yeşilpınar
Tarih öğretmeni
Azime Yeşilpınar da konuşmasında bir asır yabancı
bayrak altında yaşayan, vermiş olduğu büyük mukavemet
savaşıyla milli benliğinden hiçbir şey kaybetmeyen
Kıbrıs Türk toplumunun Mehmetçiğin yenilmez gücü ve üstün
savaşma yetenekleri sayesinde yeniden özgürlüğüne ve
bayrağına kavuşmanın kıvanç ve mutluluğunu bugün
bir kez daha gönülden tatmakta olduğunu söyledi.
Bu 20 Temmuz'da
geleceğe daha büyük ümit ve güvenle baktıklarını belirten
Yeşilpınar, Kıbrıs Türklüğü'nün her 20 Temmuz2uı
barış ve özgürlük sorunlarını biraz daha çözmüş,daha
ilerlemiş ve kalkınmış olarak kutlayacağını
söyledi.
Girne'deki
tören
20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı dün Girne'de de coşkuyla
kutlandı.
Dün sabah saat
08:00'de ilki Alsancak bölgesi Barış ve Özgürlük Anıtı'nda
yer alan etkinlikle başlayan Girne bölgesindeki kutlamalara dün saat
16:00'da Kordonboyu Atatürk Meydanı'nda gerçekleştirilen törenle
devam edildi.
Düzenlenen
törende ilk önce Kordonboyu'ndaki Atatürk anıtına çelenkler konuldu,
saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı
eşliğinde bayraklar göndere çekildi ardından günün anlam ve
önemini belirten konuşmalar yapıldı, şiirler okundu.
Bu yılki
kutlamalarda Türkiye'den gelen Kuvay-i Milliye Mücahitler Derneği
Aydın Şubesi ekibi bir gösteri sundu.
Girne Kaymakam
Vekili Savaş Orakçoğlu, KTBK Lojistik Destek Grup Girne Garnizon
Komutanı Tank Kıdemli Albay Ahmet Bozkurt, GKK 3. Piyade Alay
Komutanı Piyade Albay Engin Naşit, Girne Belediye Başkanı
Sümer Aygın, Girne Polis Müdürü Pervin Gürler, siyasi parti, okul, dernek,
kurum kuruluşların başkan ve temsilcilerinin
katıldığı Girne'deki töreni kalabalık bir halk kitlesi
izledi.
Törende günün
anlam ve önemini belirten konuşmalar KTBK'dan Kurmay Yüzbaşı
Ertuğrul Bozçal ile Girne Anafartalar Lisesi (GAL) Müdürü Nesim Atamer
tarafından gerçekleştirildi.
Tören, günün
anlam ve önemini belirten konuşma ve şiirlerin ardından
yapılan resmi geçitle sona erdi.
Törenin
ardından 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı etkinlikleri
çerçevesinde Girne semalarında Türk Hava Kuvvetleri akrobasi timi 'Türk
Yıldızları' tarafından gösteriler sunuldu.
20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama etkinlikleri çerçevesinde
ayrıca saat 21:00'de Atatürk Anıtı önünde KTBK Bandosu
tarafından konser verildi.
Atamer
GAL Müdürü
Nesim Atamer yaptığı konuşmada, 30'uncu yıldönümü
kutlanan 20 Temmuz Barış Özgürlük Bayramı'na gelinceye dek
Kıbrıs Türk halkı tarafından verilen büyük mücadeleyi
özetleyerek; 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirlen Barış
Harekatı'nın Kıbrıs'ı 'Elen Cumhuriyeti' yapmak
isteyen Rum-Yunan Megalo İdea'sını durdurduğunu söyledi.
Adanın
bugünkü huzur ve sükuna Barış Harekatı ile kavuştuğunu
ifade eden Atamer, bu olayın aynı zamanda Kıbrıs Türkü'nün
direnişinin zaferle sonuçlandıran büyük bir olay olduğunu
kaydetti.
Bozçal
KTBK Topçu
Kurmay Yüzbaşı Ertuğrul Bozçal da yaptığı
konuşmada, kurtuluş yıldönümlerinin ulusların en büyük
bayramları olduğunu ifade ederek, 20 Temmuz Barış ve
Özgürlük Bayramı'nın tüm Kıbrıslı Türklere kutlu
olmasını diledi.
Yüzbaşı
Bozçal, Kıbrıs Türkü'nün barış ve özgürlük mücadelesinin
başladığı 1878 İngiliz sömürge yıllarından
20 Temmuz 1974 yılına gelinceye kadar olan süreçte
yaşananları özetledi.
İskele'deki
kutlama
20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı İskele ilçesinde de törenlerle
kutlandı.
İskele
Ecevit meydanında saat 18.00'de başlayan törene İskele
Kaymakamı Ahmet Musaoğulları, 28'inci Tümen Komutanı
adına Tank Binbaşı Arif Taşeron, İskele Belediye
Başkanı Halil İbrahim Orun, İskele milletvekilleri, okullar,
İskele ve bölge halkı katıldı.
Tören,
çelenklerin Atatürk Anıtı'na konulmasının ardından
şehitler huzurunda bir dakikalık saygı duruşu ve
İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti.
Anıtın
ardından tören alanına geçildi ve tören birlikleri denetlendi. Tank
Teğmen Mustafa Işık'ın günün anlam ve önemini belirten
konuşmasının ardından öğrenciler şiirlerini
okudu. Tören resmi geçitle sona erdi.
Işık'ın
konuşması
Mustafa
Işık yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk
halkının hür ve bağımsız yaşama yönündeki
haklı gururunu yaşadığını söyledi. 20 Temmuz 1974
sabahını törene katılanlara tekrar hatırlatan
Işık, Kıbrıs Türkü'nün bu kurtuluş gününü, yeni
doğum günü olarak kutladığını belirtti.
Işık,
20 Temmuz 1974 Barış ve Özgürlük Harekatı'nın
gerçekleşmemesi durumunda Kıbrıslı Türklerin yok
edileceğini belirterek, Kıbrıs Barış
Harekatı'nın TSK ve Kıbrıs mücahitlerinin ortak
başarısı olduğunu vurguladı ve bu
başarının dünya tarihine altın harflerle
yazıldığını söyledi.
Işık
konuşmasının sonunda kurtuluş günlerini anmanın,
yapılan fedakarlıkları ve kurtuluşa giden bu yolda
şehit olanların hatıralarını canlı tutmak ve o
günlere geri dönmeme andını tekrarlamak anlamına geldiğini
belirterek, herkesin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı
kutladı.
Güzelyurt'taki
tören
20 Temmuz
Barış ev Özgürlük Bayramı'nın 30. yıldönümü düzenlenen
törenlerle Güzelyurt'ta da kutlandı.
Güzelyurt
Arkeoloji ve Doğa Müzesi önünde düzenlenen törene Güzelyurt Kaymakamı
Cemal Türkler, Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar,
Güzelyurt Polis Müdürü Mehmet Özdamar, 49. Piyade Alay Komutanı Piyade
Kurmay Albay Mustaf Gürbüz, bazı milletvekilleri ve bölge halkı
katıldı.
Tören,
protokolün tören birliklerini denetlemesiyle başladı. Ardından
Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler halkın bayramını
kutladı. İstiklal Marşı'nın okunmasının
ardından tören, Piyade Binbaşı Bülent Batur ile Güzelyurt TMK
öğretmeni Cengiz Avcı günün anlam ve önemini anlatan
konuşmalarıyla devam etti.
Batur
konuşmasında Kıbrıs Türk halkının insanca
yaşama uğruna zorlu mücadeleler verdiğini anımsatarak 20
Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını kutlamanın
haklı gururunun yaşandığını söyledi. Avcı
ise konuşmasında 20 Temmuz'un Kıbrıs Türk toplumunun
yaşamla ölüm asındaki çizgisi olduğunu kaydederek
barış harekatı sayesinde Kıbrıs'ın bir Rum
adası olmasının önlendiğini belirtti.
Konuşmaların
ardından Güzelyurt TMK öğrencisi Sahil Kocadal "Kahramanlık
türküleri" adlı şiiri okudu. Akçay Kültür ve Sanat
Derneği'nin folklor gösterisiyle süren tören, birliklerin geçidiyle sona
erdi.
Barış
ve Özgürlük Anıtı'ndaki tören
Türkiye'nin
uluslararası anlaşmalardan doğan haklarına dayanarak 20
Temmuz 1974 yılında Kıbrıs'a gerçekleştirdiği
müdahalede çıkarmanın yapıldığı bölgede bulunan
Alsancak Barış ve Özgürlük Anıtı önünde dün sabah saat
08.00'de tören düzenlendi.
Törende;
protokol sırasına göre anıta çelenkler konuldu, saygı
duruşunda bulunuldu, saygı atışı yapıldı,
İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi,
anıt özel defteri imzalandı.
Barış
ve Özgürlük Anıtı'ndaki törene,
Cumhurbaşkanlığı'nı temsilen başkanlık
müdürü Tansel Çağış, TC resmi heyeti adına Lefkoşa
Büyükelçiliği Uzman Müşaviri Ragıp Şahin, KKTC Meclisi'ni
temsilen meclis özel kalem müdürü Ahmet Tolgay,
Başbakanlığı temsilen Başbakanlık
Müsteşarı Ahmet Fikretler, TC Büyükelçiliği'ni temsilen Fahri
Akben, Girne Kaymakam Vekili Savaş Orakçıoğlu, KTBK Lojistik
Destek Grup Girne Garnizon Komutanı Tank Kıdemli Albay Ahmet Bozkurt,
GKK 3. Piyade Alay Komutanı Piyade Albay Engin Naşit, Girne
Belediyesi Başkanı Sümer Aygın, Alsancak Belediyesi
Başkanı Yücel Atakara, Çatalköy Belediyesi Başkanı Nejdet
Numan, Girne Polis Müdürü Pervin Gürler ile siyasi parti, dernek, okul, sivil
toplum örgütlerinin başkan ve temsilcileri katıldı.
Düzenlenen
törende anıt özel defteri Cumhurbaşkanlığı
Başkanlık Müdürü Tansel Çağış, TC Resmi Heyeti
adına Lefkoşa Büyükelçiliği Uzman Müşaviri Ragıp
Şahin, KKTC Meclisi Özel Kalem Müdürü Ahmet Tolgay,
Başbakanlığı temsilen Ahmet Fikretler, TC
Büyükelçiliği'ni temsilen Fahri Akben, KTBK Lojistik Destek Grup Girne
Garnizon Komutanı Tank Kıdemli Albay Ahmet Bozkurt ile Girne Kaymakam
Vekili Savaş Orakçıoğlu imzaladı.
KIBRIS 21/07/04
Uzakdoğu yakın oluyor
İLK KEZ
UZAKDOĞU'DAN TALEP GELDİ... Tayland Ticaret Bakanlığı,
müsteşar Vorathep Sapadulya aracılığı ile Kuzey
Kıbrıs'tan zeytin, zeytinyağı, orkinos
balığı ve ilaç üretim hammaddesi almak istediğini açıkladı.
Milyonlarca dolar para akıttığımız Uzakdoğu
pazarından bir ülke, ilk kez mal almak istediğini bildirmiş oldu
KONTEYNERLER
DOLU DÖNECEK... Vorathep Sapadulya'nın ziyareti Uzakdoğu ülkeleri ile
karşılıklı ithalat-ihracat ilişkilerini gündeme getirdi.
Her ay onlarca konteyner, Uzakdoğu ülkelerinden ülkemize dolu geliyor,
boş gidiyor. Sapadulya'nın önerisi ile gelen konteynerlerin dolu
gönderilmesi gündeme gelecek
DÖNMEZER,
YATIRIM ÖNERDİ... Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer, Sapadulya'ya
"Kuzey Kıbrıs'ın serbest bölgelerinde
yatırım" önerdi. Buna göre Kuzey Kıbrıs'a
yatırım yapacak Taylandlı işadamları, zeytin ürünleri
işleyen tesisler ve orkinos çiftlikleri kurabilecek. Zeytin ve orkinosun
Tayland'da geniş bir pazarı olduğu biliniyor
Hüseyin
EKMEKÇİ
Avrupa
Birliği'nin Kıbrıs Türkü ile ilgili yaklaşımları
dünya genelinde yankı bulmaya başladı. Kıbrıslı
Türk işadamları ile önemli ticari ilişkisi bulunan Tayland,
Kıbrıslı Türklerden mal almak istediğini bildirdi. Ekonomik
örgütler ve Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer ile görüşen Tayland
Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Vorathep Sapadulya,
"Sizleri Tayland'a bekliyorum" mesajı iletti.
Tayland Ticaret
Bakanlığı, Kuzey Kıbrıs Ticaret ataşesi olarak
görev yapan İşadamları Derneği Başkanı Ünsal
Özbilenler, 65 milyonluk Tayland pazarının Kıbrıslı
Türk işadamları için önem arz ettiğini ve ilk kez bir ülkenin
resmi yetkilisinin, "Sizden mal almak istiyoruz" dediğini
kaydetti.
Uzakdoğu
ülkeleriyle Kıbrıslı Türk işadamları arasında
ciddi bir bağlantı bulunuyor. Özellikle Çin ve Japonya gibi
ülkelerden başta otomotiv ve klima olmak üzere milyonlarca dolarlık
ithalat yapılıyor. İlk kez bir Uzakdoğu ülkesi, "Ben
sizden mal almak istiyorum" talebinde bulundu.
Tayland,
zeytin, zeytinyağı, orkinos
ve ilaç
hammaddesi almak istiyor
Tayland Ticaret
Bakanlığı Müsteşarı Vorathep Sapadulya, ülkemize
gelerek önce Ticaret Odası Başkanı Ali Erel ardından da
Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer ile görüştü. Sapadulya, her iki
yetkiliyi de Tayland'a davet etti.
Vorathep
Sapadulya'nın ziyaretinde öne çıkan ana başlık ise, 65
milyonluk Tayland'ın Kıbrıslı Türklerden mal almak
istediklerini açıklaması oldu. Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer
ise Taylandlı yatırımcıları serbest bölgelere yatırım
yapmaya çağırdı. Çağrı, Taylandlı
işadamlarının zeytin, zeytinyağı üretim tesisleri
yanında kıyılarımızda orkinos çiftlikleri
kurmasını kapsıyor.
Vorathep
Sapadulya'nın ziyareti Uzakdoğu ülkeleri ile
karşılıklı ithalat- ihracat ilişkilerini gündeme
getirdi. Her ay onlarca konteyner Uzakdoğu ülkelerinden ülkemize dolu
geliyor, boş gidiyor. Sapadulya'nın önerisi ile gelen konteynerlerin
dolu gönderilmesi gündeme gelecek.
Kıbrıs'taki
ticaret ataşesi bir Türk: Ünsal Özbilenler
İşadamları
Derneği Başkanı Ünsal Özbilenler aynı zamanda
Tayland'ın Kıbrıs ticari ataşesi görevini yürütüyor. Bu
görev, Tayland Ticaret Bakanlığı tarafından Özbilenler'e
teklif edildi, o da kabul ederek bu görevi yürütmeye başladı.
Uzakdoğu
ülkelerine milyonlarca dolarlık bir gelir sağlayan
Kıbrıslı Türk işadamları, özellikle bu ülkelerden
araba, yedek parça, klima ve beyaz eşya getiriyor. Tayland'dan bir
malın ülkemize ulaşması için Malta veya İtalya- Mersin-
Mağusa güzergahını izlemesi gerekiyor. Yeşil Hat
Tüzüğü ile birlikte Mersin Limanı'nın aradan çıkması
ve Tayland- Malta veya İtalya- Mağusa güzergahı gündeme gelecek.
Ayrıca Tayland ile İstanbul arasında da direkt uçuşlar
bulunuyor. Bu da Kuzey Kıbrıs ile Tayland arasındaki
ilişkileri kolaylaştırıyor.
Özbilenler, bu
görevi hiç düşünmeden kabul ettiğini, gelinen aşamada da
doğru bir karar verdiğini düşündüğünü söyledi.
Tayland'da çok
güçlü bir mali yapı, bankacılık sistemi ve gelişmiş
ülkelerdeki hastaların dahi tercih ettiği bir sağlık
sistemi bulunduğunu anlatan Özbilenler, bunu değerlendirmek
gerektiğini belirtti.
Tropik
meyvelere dayalı ekonomi
Tayland'da
ülkemizde tüketimi bolca yapılan ananas, Hindistan cevizi, muz gibi
tropikal meyve üretimi yapıldığını ve dünyada önemli
bir pazarı elinde bulundurduğunu söyleyen Özbilenler, ilk etapta
bunun değerlendirilebileceğini vurguladı.
Tropik
meyvelerin ülkemize, Güney Amerika- Almanya- Türkiye güzergahını
izleyerek geldiğini söyleyen Özbilenler, Tayland- Kuzey Kıbrıs
hattını kullanarak maliyetlerin aşağıya
çekilebileceğini kaydetti.
Mercedes ve
Volkswagen gibi önemli şirketlerin dünyada sadece Tayland'a önemli
yatırım yapma tercihinde bulunduğunu hatırlatan Özbilenler,
yedek parçaya da ödediğimiz fahiş fiyatların ortadan
kalkabileceğini belirtti.
Çin'e milyon
dolarlar veriliyor, Tayland neden olmasın?
Özellikle Çin
pazarına rağbetin büyük olduğunu ve Kıbrıslı Türk
işadamlarının bu ülkeye milyon dolarlar
akıttığını anlatan Özbilenler, "Ticaret
karşılıklı olur. Tayland, aynı kalitede üretim
yaptığı gibi, bizden de mal almak istiyor. Tayland bize daha
yakın" ifadesini kullandı.
Tayland'ın
Kıbrıslı üretici için büyük bir pazar olduğunu savunan
Özbilenler, "Sağlığa, beslenmeye önem veren bir ülke.
Bizden talep ettikleri ürünlerin ise son kullanım tarihi yok, kolay
taşınabilir, kolay saklanabilir ürünler. Gerekli numuneler alındı.
Bu pazar bizlere yeni pazar kapılarının da önünü açacak"
dedi.
Tayland'a
çıkarma
Eylül- Ekim
2004 aylarında Tayland'a geniş bir işadamı- turizmci
grubunun gitmesi fikri Vorathep Sapadulya'nın ziyaretinin ardından
ağırlık kazandı.
Özbilenler,
Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer'in de Tayland'a davet edildiğini
hatırlatarak, "Sayın bakanın başkanlık
edeceği geniş bir heyetle Tayland'a gitme fikri
ağırlık kazandı" dedi.
Bugüne kadar
ülkeyi yönetenlerin yurtdışı gezilerine
işadamlarını götürmeme gibi bir geleneğin
yaratıldığını söyleyen Özbilenler, "Yeni hükümet
de aynı geleneği sürdürüyor. Oysa yurtdışı geziler çok
önemli. Ekonomi, aradaki tüm buzları eritiyor. Bireysel temaslardan
ziyade, bu tür kitlesel temaslar teşvik edilmeli" dedi.
Gül'ün
açıklamalarına destek
Özbilenler,
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Türk
işadamlarına yönelik, "Çantanızı alın, güneye
gidin" açıklamasına destek verdiğini belirterek,
"Buzlar ancak ekonomik ilişkilerle erir" dedi.
"Zarar da
görsem bu fikri destekliyorum" diyen Özbilenler, ticari ilişkilerin
bir çok sorunu ortadan kaldırdığını, anlaşma
zemini yarattığını belirtti.
Tayland
nasıl bir ülke?
Coğrafi
bakımdan dağlar, yağmur ormanları ve ovalarla
kaplıdır. Temel ekonomik sektörü 1980-1990'lara kadar tarım olan
ülkede, sanayi ağırlıklı üretime geçildikten sonra ortalama
yıllık büyüme %9 civarında gerçekleşti. 1997'de tüm bölgede
görülen ekonomik kriz ile büyüme yavaşladı. Ancak Tayland, diğer
bölge ülkelerine oranla bu krizden en az etkilenen ülke oldu. Zira,
Tayland'daki banka sistemi bir çok ülkeye örnek olacak derecede güçlü.
Başkenti
Bankok. Ekonomik patlama nedeniyle işçi akımına uğrayan
şehir, uzak doğunun kalabalık, en hareketli şehirlerinden
biri haline geldi.
Ülkenin büyük
bir çoğunluğu Budist olmasına rağmen güney eyaletlerde
Müslüman azınlık yaşıyor. Bu grubun 10 yıl süren
ayrılıkçı mücadelesi 1980'lerde sona erdi ancak 2004'te
tekrardan başladı.
Nüfus: 61
milyon (BM 2001)
Başkent:
Bankok
Dil: Tai
Din: Budist
Yaşam
süresi: 65 yıl (erkek), 73 yıl (kadın)
Para birimi: 1
Bath
Başlıca
ihraç ürünleri: Yiyecek ve canlı hayvan, büro gereçleri, kumaş ve
giyim, lastik
Kişi
başına gelir: 2000 dolar (Dünya Bankası 2002)
KIBRIS 21/07/04
Rumlar, KKTC'den mal alan yabancılara dava açacak
Rum
yönetiminin, AB'ye üye ülkelerin hükümetlerine, KKTC'den gayrı menkul
satın alan vatandaşlarının "suç işledikleri"
konusunda uyardığı ve bu ülkelerin yetkili
bakanlıklarına, Rum yönetiminin bu uyarısını
vatandaşlarına iletmeleri çağrısında bulunduğu
bildirildi.
Haberi
"Yasadışı Alıcılar Aleyhine Dava -
İşgal Bölgelerinde Malları Bulunanlar Yargıya
Başvuracak" başlığıyla yayımlayan Mahi
gazetesine göre, Rum Sözcü Kipros Hrisostomidis, bu gazeteye
yaptığı açıklamada; "Rum göçmenlere ait
taşınmaz malların satışına ilişkin
ayrıntıların -kimin satın aldığının-
bilinebilmesinin çok zor olduğunu söyledi. Hrisostomidis, malın yasal
sahibinin ilgili mal hakkındaki bilgileri Rum yönetimine vermemişse,
malla ilgili bilgilere ulaşılmasının özellikle zor
olduğunu kaydetti.
KKTC'deki
inşaat patlamasıyla ilgili bir soruya muhatap olan Hrisostomidis,
KKTC'de olup bitenleri "üzücü ve hazin" diye niteledi. KKTC'deki
"Rum mallarının betonlaşmasını engellemek için,
Rum yönetiminin ne yaptığının" sorusuna
Hrisostomidis'in yanıtı şu oldu :
"Bu
gerçekten de, olası bir çözümün maddelerinin istismar edilmesi çabasıdır.
Bu bize, anormal durumun ve işgalin bitmediğini
hatırlatıyor. İşgal ordularının mevcudiyeti
nedeniyle hükümet işgal bölgesindeki ekonomik faaliyetleri
engelleyemiyor"
KIBRIS 21/07/04
KKTC
artık kumar değil fuhuş cenneti
KKTC'de artık kumar değil, fuhuş gözde. Sayıları
her geçen gün artan gece kulüplerinde çalışan kadınlar zorla
fuhuşa yöneltiliyor.
İSTANBUL Milliyet
Bir zamanlar 'kumarhaneleri' ile ünlü KKTC de, son dört yıl içinde
fuhuş sektöründe ciddi artış olduğu belirlendi.
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre; KKTC'de
bulunan 39 gece kulübünde, 311 konsomatrisin çalıştığı
belirlenirken, 8 ayrı ülkeden gelerek burada konsomatris olarak
çalışan kadınların da yasal olmayan fuhuşa
yöneltildiği öne sürüldü.
Kazancın üçte biri
Tempo dergisinin son sayısında yer alan habere göre; KKTC'ye
fuhuş sektöründe çalışmak üzere gelen kadınların
arasında Moldovalılar çoğunlukta.
Haberde "Dansçı aranıyor" ilanlarına başvurarak
KKTC'ye gelen ve fuhuşa sürüklenen kadınlar, bu yolla kazanılan
paranın üçte birini alırken, geri kalanının da patronun
cebine girdiği belirtildi.
'Kız vergisi'
Hastalık nedeniyle sınır dışı edilenlerin,
sıkı denetim olmadığı için Türkiye'de
çalıştığını söyleyen bir işletmeci ise
şöyle konuştu:
"Biz devlete, çalışan her kız için 357 milyon lira vergi
ödüyoruz. Bu vergi miktarını devlet her kızın ayda 1 milyar
150 milyon kazandığını hesap ederek belirledi. Benim
kulübümde altı kız çalışıyor. 10 kız çalıştıran
bir kulübün aylık olarak devlete verdiği para miktarı 9
milyarı buluyor. Buna 'kız vergisi' diyoruz. Bunun
dışında çalışma izinleri, düzenli muayeneler için de
devlet akıl almaz paralar alıyor bizden."
Resmi fuhuş mu?
Haberde, resmi kuruluşların yasal olarak KKTC'de fuhuşun
olmadığını söylemelerine karşın,
uygulamaların tam tersi olduğu öne sürülürken, bu gece kulüplerine
şehir dışında faaliyet göstermeleri şartıyla
ruhsat verildiği de belirtildi.
MILLIYET 22/07/04
'Denktaş'ın
rakibiyim'
22/07/2004
RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC'de 'tek
başına' iktidar olmak için 'hemen erken seçim' diyen Başbakan
Mehmet Ali Talat, nisanda görev süresi dolacak Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a da meydan okudu. Talat, Denktaş'ın "Aday
olmayacağım" sözünden her an cayabileceğine dikkat çekip,
"Yenileceğini bile bile, umarım hata yapıp aday olmaz. Eğer
o olursa ben de aday olur, onu güzelce yenerim" dedi. KKTC
Başbakanı yine de adaylığı için son sözü lideri
olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) söyleyeceğini belirtti.
Azınlık hükümeti yüzünden erken seçimin ufukta gözükmesi için ise
Talat, "Korkunun ecele faydası yok" ifadelerini kullandı.
Bugün Fransa'yı ziyaret edecek olan Talat, cumartesi adaya dönerek ABD
Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya
İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Vekili Laura
Kennedy ile görüşecek. Kennedy, dün Ankara'yı ziyaretinde ABD'nin
Kuzey Kıbrıs'a ekonomik yardımlarının süreceğini
belirtirken, iki ülke arasında doğrudan uçuşa talip
olmayacağı görüşünü iletti.
DPde hükümeti kurtarma çabası
CTP-DP
koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisindeki sandalye
sayısının mayıs ayından beri 26dan 23e
düşmesiyle başlayan sorunun aşılması için
aylardır süren tartışmalar, bugün mecliste temsil edilen 7
siyasi partinin liderinin toplantısıyla yeni bir boyut kazandı.
Toplantıdan
sonra 7 partinin başkan veya temsilcileri basına açıklamalar
yaptı.
Açıklamalardan,
DPnin hükümetin yeniden mecliste çoğunluğu sağlayabileceği
bir formül üzerinde çalıştığı ve bunun yarın
netleşeceği anlaşılırken, liderlerin erken seçim tarihinde
değil ama olası bir erken seçimin,
alışılmışın dışında pazar günü
yerine cumartesi günü yapılması konusunda uzlaştıkları
açıklandı.
DP
Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, toplantının
ardından basına yaptığı açıklamada, dünkü
toplantıda mutabakata varılamadığını, bugün de
devam edeceklerini söyledi. Yarına (bugün) sanırım o mutabakat
da sağlanabilecek diyen Denktaş, uzlaşabildikleri tek konuyu
seçimin cumartesi yapılması diye açıkladı.
Bunun
seçimde görev alacakların pazar günü dinlenip pazartesi işe daha
rahat başlayabilmesi için düşünüldüğünü kaydeden Denktaş,
bir gazetecinin Yarına kadar ne olacak ki yarın uzlaşma
sağlanabileceğini söylüyorsunuz? sorusuna da Bugün (dün) başka
işimiz olduğu için bitirdik, devam edeceğiz
karşılığını verdi.
SOYER:
UZLAŞMA CUMARTESİNDE
CTP
Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, toplantıda erken seçim ve hükümet
alternatiflerinin konuşulduğunu; seçimin cumartesi günü
yapılması konusunda mutabık kaldıklarını, ancak
hangi yılın, hangi ayının, hangi cumartesi günü
olacağı konusunda anlaşamadıklarını açıkladı.
Soyer,
Serdar Denktaşın toplantıda hükümetin 26, hatta daha fazla bir
çoğunluğa ulaşması konusunda arayışları
olduğunu ve formülü bugün ileteceğini söylediğini, bunun ne
olduğunu bilmediklerini açıkladı.
CTP
Genel Başkanı Soyer, bir soru üzerine DPnin önerisini Başbakan
Talata bildireceğini, çözüm vizyonuna dayalı bir oluşumsa bunu
değerlendireceklerini, diğer partilere de görüşlerini
ileteceklerini söyledi.
EROĞLU:
YA 26YI BULUN YA İSTİFA EDİN
UBP
Genel Başkanı Derviş Eroğlu, toplantıda hükümetin daha
önce ivediliği reddedilen erken seçimle ilgili önerisinin yeniden gündeme
getirildiğini belirterek, meclisteki partiler mutabakatla seçim tarihi
belirleme yetkisine sahip olduğu için bu yasa tasarısının
çok fazla anlamı bulunmadığını söyledi.
Eroğlu,
hükümetin ya 26yı bulmasını ya da istifa etmesini istediklerini
kaydederek, istifanın demokrasinin gereği olduğu görüşünü
dile getirdi. Eğer mecliste bir alternatif yaratılamazsa erken
seçimin zaten kaçınılmaz olacağını anlatan Derviş
Eroğlu, Her gün erken seçim isteğiyle kamu oyunu meşgul etme
yerine istifa müessesini kullansınlar, istifa etsiler. İddia
ettikleri gibi hükümet kurulamazsa da erken seçim tarihi belirlenebilir diye
konuştu.
Hükümetin
istifa etmemesine dış politikadaki başarılarını
neden göstermesini eleştiren Eroğlu, `Benden başka kimse bu
işi kimse yürütemez düşüncesi fevkalade yanlış dedi.
AKINCI:
ERKEN SEÇİM KONUSUNDA MUTABAKAT YOK
BDH
Genel Başkanı Mustafa Akıncı, toplantıdan uzlaşma
çıkmadığını belirterek, erken seçimi baştan beri
desteklediklerini söyledi.
Serdar
Denktaşın hükümetin 26ya ulaşması için
çalışmalar yaptığını öğrendiklerini, bu
çabaların sonuç verip vermeyeceğinin görülmesiyle erken seçimle
ilgili tavrın belirleneceğini kaydeden Akıncı, kasımda
bir seçim için DP dahil partilerin mutabık olmadığını
söyledi.
Serdar
Denktaşın toplantıdaki konuşmasından
anladıkları hükümetin 26 milletvekili desteğine
çıkarılması çabalarının sonuçlarının ve
hükümet ortakları arasında değerlendirilmesinin beklenmesi gerektiğini kaydeden BDH lideri
Akıncı, kendilerinin de durumu gördükten sonra değerlendirme
yapacaklarını açıkladı.
ANGOLEMLİ:
UZLAŞILACAK TARİHTE ERKEN SEÇİME ONAY VERECEĞİZ
TKP
Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, hükümet sorununa karşı
önerilerinin barış yanlılarından bir hükümet, bu olmazsa
da erken seçim olduğunu söyledi.
Barış
yanlılarından bir hükümet için
uğraştıklarını ancak CTP ve BDHnın tutumu
nedeniyle bunun mümkün olmadığını kaydeden Angolemli,
hükümetin kasım ayında erken seçim için ivediliği bugünkü meclis
toplantısında görüşülecek bir yasa tasarısı
hazırladığını bildirdi.
Angolemli,
erken seçim anlamını kaybetmesin diye ekimde bir seçim istediklerini
ama 6 veya 7 Kasımda erken seçime de onay vereceklerini, parlamentodan
barış yanlısı bir hükümet çıkması olasılığı
çok zayıf olduğu için kaos yerine halka gitmek gerektiğini
belirtti.
İZCAN:
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİYLE BİRLİKTE
BKP
Genel Sekreteri İzzet İzcan, hükümet sorununun ya
aşılması, ya da erken seçime gidilmesi gerektiğini
belirterek, önceliği sorunun meclis içinde aşılmasına
verdiklerini ve buna yapıcı katkıda bulunduklarını
ifade etti.
İzcan,
ülkeyi sürekli seçim atmosferinde tutmamak için
cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte 15 Nisanda bir erken
seçim yapılması önerisinde bulunduklarını
açıkladı.
ÇEVİKEL:
SEÇİM HÜKÜMETİ KURULSUN
YP
Genel Başkanı Nuri Çevikel, meclisin iki büyük partisi CTP ve UBP
anlaşamayınca her parti temsilcinin tavrının belirleyici
olduğunu, kilitlenmenin de çözülemediğini söyledi.
Bugünkü toplantıdan da seçim tarihi kararı çıkmayacağı tahmininde bulunan Çevikel, mecliste temsil edilen partilerin katılımıyla kurulacak seçim hükümetinin belirleyeceği tarihte seçime gidilmesi önerisi yaptı. Çevikel, cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte bir erken seçime gidilmesinin ekonomik olarak daha uygun olacağı görüşünü de dile getirdi.
HALKIN SESI 22/07/04
Direkt uçuşlar önemli
İngiliz
Yüksek Komiseri Lyn Parkerla sabah yaptığı görüşmenin
ardından, öğleden sonra da Danimarka Büyükelçisi Poul S.
Christofferseni kabul eden BDH Genel Başkanı Akıncı,
temaslarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
BDH
Basın Bürosu aracılığıyla yapılan
açıklamada, referandumun ardından Kıbrıs Türkünün dünyadan
soyutlanmışlığına son verecek çabalara desteklerini
ifade eden Akıncı, özellikle direkt uçuşların önemini vurguladı.
Bu konuda öncülüğün İngiltere tarafından
yapılabileceğini belirten Akıncı, Ercana direkt
uçuşların İngiltere ile başlaması ve Avrupanın
diğer ülkeleriyle devam etmesi oldukça önemli bir gelişme
olacaktır dedi.
İzolasyonların kaldırılması
yönünde çabalar sürerken çözüme açık politikanın ileriye
götürülmesinin önemini dile getiren Akıncı, yabancı ülke
temsilcileriyle görüşmelerinde Türkiyenin ABdan tarih alma konusunun da
ele alındığını belirterek, Türkiyenin tarih
alması ciddi bir olasılıktır dedi.
HALKIN SESI 22/07/04
AB Dönem Başkanı: Kıbrıs karmaşık
|
AB Dönem Başkanı Hollandanın
Başbakanı Jan Peter Balkenende, Türkiyenin tam üyelik
müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin alınacak
kararda dürüst olunacağını söyledi. Avrupa Parlamentosunda konuşan ve
soruları yanıtlayan Balkenende, AB Konseyi, aralık
ayında Türkiyenin Kopenhag kriterlerini yerine getirip
getirmediğine bakacak ve getiriyorsa tam üyelik müzakerelerini
başlatacağız dedi. Balkenende, bu konuda tavrın dürüst bir
şekilde belirlenmesi gerektiğini, oyunun kurallarının
2002de belirlendiğini ifade ederek, Yeni koşullar icat
edilmemeli diye konuştu. Balkenende, soruları yanıtlarken, Türkiye
konusunda geçen senelerde alınan iyi kararlara ülkesi
Hollandanın da katıldığını, ABnin
itibarının söz konusu olduğunu, dürüst olunması
gerektiğini, AB Komisyonu raporunun beklendiğini kaydetti. Jan Peter Balkenende, Kıbrıs konusunda
ABnin kuzeyin gelişmesine destek amacıyla bazı mali önlemler
aldığını, bir çözüm umut ettiklerini, ancak durumun çok
karmaşık olduğunun bilindiğini söyledi. AVRUPA PARLAMENTOSUNDA TÜRKİYE
TARTIŞMALARI Avrupa Parlamentosunda, AB Dönem Başkanı
Hollandanın Başbakanı Jan Peter Balkenendenin de
katılımıyla yapılan oturumda Türkiye konusunda
çeşitli siyasi grup görüşleri dile getirildi. Sosyalist Grup adına konuşan Alman Martin
Schulz, Türkiyeye karşı adil davranılması, çifte
standart uygulanmaması, antlaşmalara saygı gösterilmesi
gereği üzerinde durarak, Türkiye gibi bir ülkeye 40 yıl boyunca
sözler verip, zaman geldiğinde Biz böyle düşünmemiştik
diyerek çekilmek olmaz dedi. Hıristiyan Demokrat grup adına
konuşan Alman Hans Gert Poettering, Türkiye konusunda görüş
ayrılıkları olduğu üzerinde durarak, Kopenhag
kriterlerinin önemli olduğunu anlattı ve duruma göre belirlenen
oportünist siyaset uygulanmaması gerektiğini söyledi. Poettering,
alternatif olarak, Türkiye ile güçlendirilmiş işbirliği
seçeneğinden söz etti. Yeşiller grubu adına konuşan
İtalyan Monica Frassoni, bir Hıristiyan Demokrat olan AB Dönem
Başkanı Balkenendenin Türkiyeye ilişkin yapıcı
yaklaşımına destek vereceklerini, Türkiye dosyası ele
alınırken İslam tartışmasına yönelinmesine
karşı olduklarını söyledi. AB karşıtlarından oluşan
Bağımsızlık ve Demokrasi grubu adına konuşan
Hollandalı Hans Blokland, Türkiyenin katılımına
karşı çıktıklarını, 40 yıl önce söz
verildi diye Türkiyeye kapıların
açılamayacağını, ciddi bir yargılama gerektiğini
ifade etti. Aşırı
sağcı Belçikalı Philip Claeys de bir gruba üye olmayanlar
adına konuşarak Avrupalı olmayan Türkiyenin
katılımına karşı olduklarını söyledi ve
referandum istedi. |
HALKIN SESI 22/07/04
Talat, Fransa'dan destek isteyecek
TALEPLER
İLETİLECEK... Başbakan Mehmet Ali Talat, resmi ziyaret
amacıyla bugün Fransa'ya gidiyor. Talat, Paris'te, Fransa'nın Avrupa
işlerinden sorumlu bakanı Cludie Haignere ile görüşerek destek
isteyecek. Talat, AB'nin önder ülkelerinden Fransa'da, başta ekonomik
olmak üzere tüm alanlarda izolasyonların kaldırılmasına
ilişkin taleplerini yineleyeceklerini söyledi
ZİYARET
BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR... Talat: Referandumun ardından Kıbrıs
sorunuyla ilgili parametreler değişti. Fransa'ya
yapacağımız ziyaret, izolasyonların kalkması ve AB
tarafından hazırlanan tüzüklerin onay süreci bakımından
büyük önem taşıyor. AB tarafından hazırlanan KKTC'ye
yönelik finansal yardım ve serbest ticaret tüzüklerinin değerlendirme
sürecinin ardından ekim ayında onaya sunulacak
HAKLARIMIZ
İÇİN CİDDİ MÜCADELE ŞART... Rum tarafının AB
tarafından hazırlanan tüzüklere yönelik engelleme girişimlerine
dikkat çeken Başbakan Talat, ciddi bir mücadele gerektiğini söyledi.
Talat, "Bu çerçevede yurt dışı temaslarımız ve
bunun yanında adadaki yabancı ülke temsilcileriyle görüşmelerimiz
yoğun tempoda devam edecek" dedi
Başbakan
Mehmet Ali Talat, referandumun ardından Kıbrıs sorununun
parametrelerinin değiştiğini belirterek, "Kıbrıs
Türkü'nün gündemi izolasyonların kaldırılmasıdır,
güven yaratıcı önlemler değil. Sorun Papadopulos hükümetinin
Kıbrıs Türklerine bakış açısındadır.
Papadopulos'un önerilerini reddetmedik, değerlendirmeye değer
bulmadık. Çünkü gündemle alakası yok" dedi.
Fransa'ya bugün
yapacağı ziyaretin izolasyonların kalkması ve AB
tarafından hazırlanan tüzüklerin onay süreci bakımından
büyük önem taşıdığını söyleyen Talat, bu
akşam adaya gelmesi beklenen ABD'nin Avrupa ve Avrasya işlerinden
sorumlu bakan yardımcısı Laura Kennedy ile görüşmesinin
yarın yerine cumartesi yapılacağını da bildirdi.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, resmi ziyaret amacıyla bugün Fransa'ya gidecek.
Başbakan
Talat Paris'te, Fransa'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı
Cludie Haignere ile görüşecek.
Fransa ziyareti
için bugün saat 05.00'te KKTC'den ayrılacak Talat'a Tarım ve Orman
Bakanı Raşit Pertev, özel kalem müdürü Yonca Şenyiğit ile
basın ve halkla ilişkiler müdürü Hüseyin Arca eşlik edecek.
Talat ve
beraberindekiler, yarın gece saat 22.00'de KKTC'ye dönecek.
Fransa ziyareti
için adadan ayrılacak olan Talat, dün saat 17.30'da parti merkezinde bir
basın toplantısı düzenledi ve Fransa ziyareti yanında,
gündeme ilişkin açıklamalar yaptı.
Engelleme
girişimleri var... Fransa önemli
Referandumun
ardından Kıbrıs sorununun parametrelerinin
değiştiğini, çözüm yönünde irade koyan Kıbrıs
Türklerinin gündeminin izolasyonların kaldırılması
olduğunu söyleyen CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali
Talat, bu sabah başlayacak Fransa ziyaretinin bu çerçevede önem
taşıdığını anlattı. AB'ın önder
ülkelerinden Fransa'nın önemini vurgulayan Talat, AB tarafından
hazırlanan KKTC'ye yönelik finansal yardım ve serbest ticaret
tüzüklerinin değerlendirme sürecinin ardından ekim ayında onaya
sunulacağını hatırlattı.
Özellikle Rum
tarafının bu tüzüklere yönelik engelleme girişimlerine dikkat
çekerek, ciddi bir mücadele gerektiğini söyleyen Talat, bu çerçevede yurt
dışı temaslarının, bunun yanında adadaki
yabancı ülke temsilcileriyle görüşmelerinin yoğun tempoda devam
edeceğini kaydetti.
Talat, Fransa
ziyaretinde başta ekonomik olmak üzere tüm alanlarda izolasyonların
kaldırılmasına ilişkin taleplerini yineleyeceklerini
söyledi.
Güven
yaratıcı önlemlerle uyutamazlar
Rum yönetiminin
sunduğu askeri konularda güven yaratıcı önlemlere ilişkin
önerilerin gündem saptırmaya yönelik olduğunu yineleyen Başbakan
Talat, "Askeri sorun olmadan askeri dekonfrantasyon gibi gündem dışı
önerilerle dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışıyorlar ve
kendi içinde çelişkili öneriler yapıyorlar" dedi.
Annan
Planı'na yüzde 65 çoğunlukla evet diyerek çözüm istencini ortaya
koyan Kıbrıs Türkü'nün güven yaratma sorunu
olmadığını söyleyen Talat, şunları kaydetti:
"Referandumdan
sonra Kıbrıs sorununun parametreleri değişti. Bu yeni
parametrelere herkesin saygılı olması gerekir. Kıbrıs
Türk halkı self determinasyon hakkını
kullandığını kanıtladı, kendi geleceğiyle
ilgili kararları kendinin verebileceğini kanıtladı. Bu
nedenle izolasyonlardan kurtulması, serbest ticaretin başlaması,
direkt uçuşların yapılması Kıbrıs Türk
halkının hakkıdır. Gündem saptırıcı
önerilerle dikkat dağıtmanın hiçbir anlamı yoktur. Güven
yaratıcı önlemler Kıbrıs Türkleri'ne hiç bir şey
getirmiyor... Gündem yaratıcı önerilerle Kıbrıs Türklerinin
uyutulması mümkün değil..."
Palavra
Başbakan
Talat, güven yaratıcı önerilerle ilgili açıklamalarını
Papadopulos'un "palavra" olarak nitelediğine ilişkin bir
soruya karşılık da, "Onun önerileri tam o
şekilde" dedi ve şunları ekledi:
"Bütünlüklü
çözüm bizi Kıbrıs'ın eşiti yapıyordu. Çözümü reddeden
birisinin güven yaratma önermesi, aklın alabileceği bir şey
değil. Biz çözüm, siyasi eşitlik, Annan Planı'nda olan
haklarımızı istedik. Bunları bütün dünya tescil ederken o
reddetti ve sonra da askeri öneriler sunup beni avutmaya
çalışıyor... Bunların hangisi palavra... Bütün dünya
gülüyor. Güven sorunu yok, sorun Papadopulos hükümetinin Kıbrıs
Türklerine bakış açısındadır. Olimpiyat
meşalesinin kuzeye gelmesini engellerken 'Kıbrıslı Türkler
eşitlik istediler' diyebildi... Papadopulos'un önerilerini reddetmedik,
değerlendirmeye değer bulmadık. Çünkü gündemle alakası
yok...."
Kennedy ile
görüşme... Uçuşların sembolik değeri var
Fransa ziyareti
nedeniyle ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve
Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Laura
Kennedy ile görüşmesinin cuma yerine cumartesi günü
yapılacağını da bir soru üzerine söyleyen Başbakan
Talat, "Büyük ihtimalle bazı görüşleri var, yardım
konusunda da görüşleri var sanırım. Bunları görüşünce
öğreneceğiz" dedi.
Talat,
Keneddy'nin, "ABD'den KKTC'ye direkt uçuşların ekonomik
olmadığına" ilişkin Türkiye ziyaretinde verdiği
mesajlarla ilgili olarak da şunları söyledi:
"Amerika'dan
direkt uçuşu ekonomik anlamda birçok çevre fizıbıl bulmuyor. Ama
bunun sembolik değeri çok. Sürekli olmasına gerek yok, süreli de
olabilir, haftada bir gün olabilir. Bazı güzergahların
mantıklı olabileceğine de inanıyorum."
Talat, direkt
uçuşlarla ilgili çalışmaların gayrı resmi
araştırma safhasında olduğunu, bu konuda somut bir
gelişme olmadığını da ekledi.
Seçim ve
hükümet sorunu
Gazetecilerin
erken seçim ve hükümet çalışmalarına ilişkin
sorularını da yanıtlayan CTP Genel Başkanı
Başbakan Talat, parti liderleri arasında bugün yapılan seçim
gündemli toplantının bugün da devam edeceğini
anımsattı. Seçim tarihi konusunda her partinin kendine özgü
görüşleri olduğunu, genel bir eğilimden söz edilemeyeceğini
söyleyen Talat, "Birkaç gün içinde göreceğiz" dedi ve ısrarlı
sorulara karşın ayrıntıya girmedi.
Talat,
koalisyon ortağı Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar
Denktaş'ın hükümet formülü konusunda açıklama
yapacağına ilişkin açıklamalar üzerine de "Benim henüz
bilgim yok. Sayın Serdar Denktaş'ın öyle bir gelişme
olabileceğine ilişkin bilgisi varsa, o konuda adım atma görevi
önce onlarındır. Değerlendirmeye değer bir noktaya gelince
mutlaka benim bilgime gelecektir" ifadelerini kullandı.
Azınlığa
düşen hükümetin hangi formülle 26'ya ulaşacağına
ilişkin soruları ısrarla yanıtsız bırakan Talat,
"Hükümet böyle yürümez" demekle yetindi.
KIBRIS 22/07/04
Liderler zirvesinden ilk gün uzlaşma çıkmadı
İLK KEZ
BİR ARAYA GELDİLER... CTP-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet
Meclisi'ndeki sandalye sayısının mayıs ayından beri
26'dan 23'e düşmesiyle başlayan sorunun aşılması için
aylardır tartışmalar sürerken, dün ilk kez mecliste temsil
edilen 7 siyasi partinin lideri topluca bir araya geldi
UZLAŞAMADILAR...
Erken seçim ve hükümet sorunu konusunda toplanan CTP, UBP, DP, BDH, TKP, BKP ve
YP'nin liderleri, erken seçim tarihinde değil ama olası bir erken
seçimin, alışılmışın dışında pazar
günü yerine cumartesi günü yapılması konusunda uzlaştı
DP FORMÜL
ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR... DP Genel Başkanı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, DP'nin hükümetin
yeniden mecliste çoğunluğu sağlayabileceği bir formül
üzerinde çalıştığını ve bunun bugün
netleşeceğini söyledi
CTP-DP
koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye
sayısının mayıs ayından beri 26'dan 23'e
düşmesiyle başlayan sorunun aşılması için
aylardır süren tartışmalar, dün mecliste temsil edilen 7 siyasi
partinin liderinin toplantısıyla yeni bir boyut kazandı.
Hükümet sorunu
ve erken seçim konusunda liderler ilk kez topluca bir araya geldi. Cumhuriyet
Meclisi'nin bodrum katındaki Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi
odasında saat 12.15'te başlayan toplantı saat 14.00'te
tamamlandı.
Toplantıdan
sonra 7 partinin başkan veya temsilcileri basına açıklamalar
yaptı.
Açıklamalardan,
DP'nin hükümetin yeniden mecliste çoğunluğu sağlayabileceği
bir formül üzerinde çalıştığı ve bunun bugün
netleşeceği anlaşılırken, liderlerin erken seçim
tarihinde değil ama olası bir erken seçimin,
alışılmışın dışında pazar günü
yerine cumartesi günü yapılması konusunda uzlaştıkları
açıklandı.
CTP Genel
Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, DP Genel
Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, BDH Genel Başkanı Mustafa
Akıncı, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, BKP Genel Sekreteri
İzzet İzcan ve YP Genel Başkanı Nuri Çevikel ile bazı
partilerden milletvekillerinin de hazır bulunduğu toplantıdan
sonra basına açıklamalar yapıldı.
Başbakan
Talat toplantının ardından bir randevusu nedeniyle hemen
ayrılırken, partisi adına açıklamayı Genel Sekreter
Ferdi Sabit Soyer'in yapacağını söyledi.
Cumhuriyet
Meclisi'nde CTP ve UBP 18'er, DP 5, BDH 4, TKP, BKP ve YP 1'er ve
bağımsızlar da 2 sandalyeye sahip.
Serdar
Denktaş: Mutabakat sağlanabilir
DP Genel
Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, toplantının
ardından basına yaptığı açıklamada, dünkü toplantıda
mutabakata varılamadığını, bugün de devam edeceklerini
söyledi. "Yarına (bugün) sanırım o mutabakat da
sağlanabilecek" diyen Denktaş, uzlaşabildikleri tek konuyu
"seçimin cumartesi yapılması" diye açıkladı.
Bunun seçimde
görev alacakların pazar günü dinlenip pazartesi işe daha rahat
başlayabilmesi için düşünüldüğünü kaydeden Denktaş, bugün
zaten meclis toplantısı nedeniyle mecliste bulunacaklarını,
toplantı saatinin de o sırada belirlenebileceğini belirtti.
Serdar
Denktaş, UBP'nin tavrı konusundaki soruyu yanıtlarken
"Buradan hep beraber çıktık. Farklı bir tavır
olduğunu zannetmiyorum" dedi.
Soyer:
Uzlaşma cumartesinde
CTP Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, toplantıda erken seçim ve hükümet
alternatiflerinin konuşulduğunu; seçimin cumartesi günü yapılması
konusunda mutabık kaldıklarını, ancak "hangi
yılın, hangi ayının, hangi cumartesi günü
olacağı" konusunda anlaşamadıklarını
açıkladı.
Soyer,
"Hangi cumartesi erken seçim olacağı yarından (bugün) sonra
şekillenecek gibi bir durum var" dedi.
Çıkmaz
ayın son Cumartesi mi?
Bir gazetecinin
"Çıkmaz ayın son perşembesi şimdi çıkmaz
ayın son cumartesi mi olacak?" sorusuna karşılık da
Soyer "İşte mesele odur ki çıkmaz ayın içerisinde
değiliz. Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan sonrasında
karşı karşıya kaldığı çok büyük ve
ağır sorunlar var" dedi.
Ferdi Sabit
Soyer, Kıbrıs Türk halkının en az Rumlar kadar hak sahibi
olarak bir an evvel çözüm sürecine girmesi, AB sürecini geliştirmesi ve
Kıbrıs Rum hakimiyetçi anlayışlarının
sağladığı bir takım avantajları bertaraf edici
siyasetler izlemesi gerektiğini anlatarak, siyasi krizi dar partisel
çıkarlara saplanıp kalmadan çözmek zorunda olduklarını
vurguladı.
Kıbrıs
Türk halkının çıkmaz içinde yaşamaya tahammülü
bulunmadığını, bu yüzden erken erken seçimi gündeme
getirdiklerini kaydeden Soyer, son seçimden iktidarın bütün
baskısına karşın birinci parti çıkmayı
başaran CTP'nin iktidarda kalarak seçime girme gailesi
bulunmadığını söyledi ve erken seçimin gerekliliğine
işaret etti.
Soyer, dünkü
toplantıda Serdar Denktaş'ın toplantıda hükümetin 26, hatta
daha fazla bir çoğunluğa ulaşması konusunda
arayışları olduğunu ve formülü bugün ileteceğini
söylediğini, bunun ne olduğunu bilmediklerini açıkladı.
Bugün yine bir
araya geleceklerini kaydeden Soyer, ekim veya kasım aylarındaki bir seçim
arasında uzun süre farkı bulunmayacağı için anlaşmamak
için gerekçe olamayacağını söyledi. Gerek hükümetin, gerek
hükümete güvensizlik önergesi verenlerin 26'ya
ulaşamadığını hatırlatan Soyer,
"Dolayısıyla şimdi 26'yı bulacak formül
arayışı içindeyiz" diye konuştu.
CTP Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bugünkü
Fransa ziyaretinin önemine işaret ederek, istifa etmiş bir hükümetin
başbakanının dış temaslarda etkin
olamayacağını, topluma fayda
sağlayamayacağını belirterek, bu nedenle hükümetin istifa
etmediğini anlattı.
Boşluk
yaratılırsa hakimiyetçi Rum liderliğinin Kıbrıslı
Türkler aleyhine bunları doldurabileceği endişesini dile getiren
Soyer, şöyle konuştu:
Vebalini
yüklenmek istemeyiz
"Bundan
ötürü biz bu aşamada bu yola gitmek istemiyoruz, ancak bugünkü
şekliyle de bunun devam etmesinin tarihsel vebalini de yüklenmek
istemiyoruz. Bu hafta bu arayışlarla şekillenecek. Ondan sonra
biz de oturup parti olarak değerlendirmemizi yapacağız. Çünkü
herkesin sorumsuzluğunu üstlenmemiz gibi lakaytlık içinde ya da
kendimize dönük bir sorumsuzluk içinde olamayız. Herkesin
sorumsuzluğunu biz yüklenemeyiz."
CTP Genel
Başkanı Soyer, bir soru üzerine DP'nin önerisini Başbakan
Talat'a bildireceğini, çözüm vizyonuna dayalı bir oluşumsa bunu değerlendireceklerini,
diğer partilere de görüşlerini ileteceklerini söyledi.
Kaosa
gitmemeliyiz
Soyer,
şunları dile getirdi:
"Bu
aşamada biz kaosa gitmemek durumundayız. Çünkü çok müthiş
sorunlar ve büyük başarılarla aşmamız gereken bir hedefimiz
var. Dolayısıyla bu krizi kesinlikle çözmemiz gerekir. Bütün
mantığımız budur, özveriyle bunu yapmamız gerekiyor.
Makam ya da konum değil çözüm vizyonuna bağlı bir hükümet
oluşumu önemli. Bu çözüm vizyonu da 24 Nisan'da halkımızın
iradesidir. Bu iradeyi reddeden, göz ardı eden yaklaşımlar bu
ülkede hükümet olabilirler ama halkın iradesine ters bir oluşum
elbette başka siyasi gerginlikleri gündeme taşır, başka
pozisyonları yaratır. Bunun da vebali 24 Nisan iradesini temsil
etmeyen, ona karşı çıkanları başbakanlık makamına
taşıyacak siyasi güçlere ait olacaktır."
Soyer, bir
başka soru üzerine sorunun erken zamanda çözülmesi için
çalıştıklarını kaydetti ve "Tango iki
kişiyle yapılır. Ama şimdi bizim 26'ya ulaşmak için
2-3 partnerle tango yapmamız lazım" dedi.
Eroğlu: Ya
26'yı bulun ya istifa edin
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, toplantıda hükümetin daha önce
ivediliği reddedilen erken seçimle ilgili önerisinin yeniden gündeme
getirildiğini belirterek, meclisteki partiler mutabakatla seçim tarihi
belirleme yetkisine sahip olduğu için bu yasa tasarısının
çok fazla anlamı bulunmadığını söyledi.
Gündemi erken
seçimle doldurmanın hükümetten icraat bekleyen vatandaşlara
karşı bir oyun olduğunu savunan Derviş Eroğlu, seçim
tarihinden önce azınlığa düşen hükümetin durumunun değerlendirilmesi
gerektiğini belirtti.
Eroğlu,
hükümetin ya 26'yı bulmasını ya da istifa etmesini istediklerini
kaydederek, istifanın demokrasinin gereği olduğu görüşünü
dile getirdi. Eğer mecliste bir alternatif yaratılamazsa erken
seçimin zaten kaçınılmaz olacağını anlatan Derviş
Eroğlu, "Her gün erken seçim isteğiyle kamu oyunu meşgul
etme yerine istifa müessesini kullansınlar, istifa etsiler. İddia
ettikleri gibi hükümet kurulamazsa da erken seçim tarihi belirlenebilir"
diye konuştu.
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, demokrasinin yara almaması için
hükümetin istifasını istemeye devam edeceklerini ifade ederek,
hükümetin istifası durumunda hükümet arayışlarının
partiler arasında eşit seviyede ve farklı anlayışla
yapılabileceğini kaydetti.
"Benden
başkası yürütemez" düşüncesi yanlış
Hükümetin
istifa etmemesine dış politikadaki başarılarını
neden göstermesini eleştiren Eroğlu, "'Benden başka kimse
bu işi kimse yürütemez' düşüncesi fevkalade yanlış"
dedi. Eroğlu, referandumun ardından insanları
"Annanci" ve "Annan karşıtları" diye
cephelerde görmenin ve göstermeye çalışmanın, kimseye bir
şey kazandırmayacağını belirtti.
Derviş
Eroğlu, birlik beraberlik içinde dışa karşı mücadeleyi
sürdürmek zorunda olduklarını vurgulayarak, Rumların Annan
Planı'na "hayır" diyerek Kıbrıslı Türklerle
herhangi bir şeyi paylaşma düşüncesi
taşımadıklarını ortaya koyduklarını söyledi.
Eroğlu,
Türkiye hükümeti tarafından da, dünyayı referandum öncesi sözlerini
yerine getirmek için ikna çalışmaları yapılırken,
"Sadece ben bu konuda faydalı olabilirim" diye azınlık
hükümetini sürdürme düşüncesinin diğer ülkelerce "bu hükümet her
an düşebilir, seçime gidilebilir" endişesiyle
karşılandığını ve verilecek önemin azalacağını
belirtti.
Derviş
Eroğlu, demokrasi daha fazla yara almadan hükümetin istifa etmesi talebini
yineledi.
Akıncı:
Erken seçim konusunda mutabakat yok
BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı, toplantıdan uzlaşma
çıkmadığını belirterek, erken seçimi baştan beri
desteklediklerini söyledi. Akıncı, bir hükümetin kendi
ortağıyla uzlaşma sağlamasının daha
mantıklı ve doğru olacağını, ancak bunun
olmadığını kaydederek, hükümetin 23 milletvekiliyle
azınlığa düştüğünü, eylülde erken seçimin meclisin son
toplantısında reddedildiğini ve ortada "ne olacak"
sorusu bulunduğunu anlattı.
Serdar
Denktaş'ın hükümetin 26'ya ulaşması için
çalışmalar yaptığını öğrendiklerini, bu
çabaların sonuç verip vermeyeceğinin görülmesiyle erken seçimle
ilgili tavrın belirleneceğini kaydeden Akıncı, kasımda
bir seçim için DP dahil partilerin mutabık olmadığını
söyledi.
Bilinç ve
sorumluluk içindeyiz
Mustafa
Akıncı, 7 partinin konsensüse varamadığını
kaydederek, "Biz BDH olarak 4 üyemizle belirleyici olabiliriz, bunun
bilinci ve sorumluluğu içindeyiz" diye konuştu. Partilerin
tutumlarını anladıktan sonra yetkili kurullarında konuyu
değerlendireceklerini ancak netliğe ulaşmak için bir süreye daha
ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Akıncı, ortada net değil,
ikiden fazla farklı tutum bulunduğunu belirtti.
Serdar
Denktaş'ın toplantıdaki konuşmasından
anladıkları hükümetin 26 milletvekili desteğine
çıkarılması çabalarının sonuçlarının ve
hükümet ortakları arasında değerlendirilmesinin beklenmesi
gerektiğini kaydeden BDH lideri Akıncı, kendilerinin de durumu
gördükten sonra değerlendirme yapacaklarını açıkladı.
Angolemli:
Uzlaşılacak tarihte erken seçime onay vereceğiz
TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli, toplantıya bugün de devam
edileceğini belirterek; hükümet sorununa karşı önerilerinin
"barış yanlılarından bir hükümet", bu olmazsa da
"erken seçim" olduğunu söyledi.
Barış
yanlılarından bir hükümet için
uğraştıklarını ancak CTP ve BDH'nın tutumu
nedeniyle bunun mümkün olmadığını kaydeden Angolemli,
hükümetin kasım ayında erken seçim için ivediliği bugünkü meclis
toplantısında görüşülecek bir yasa tasarısı
hazırladığını bildirdi.
Angolemli,
hükümetin güvensizlik önergesine ret oyu verirken erken seçimi
savunduklarına işaret ederek, erken seçim anlamını
kaybetmesin diye ekimde bir seçim istediklerini ama 6 veya 7 Kasım'da
erken seçime de onay vereceklerini, parlamentodan barış
yanlısı bir hükümet çıkması olasılığı
çok zayıf olduğu için kaos yerine halka gitmek gerektiğini
belirtti.
İzcan:
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte
BKP Genel
Sekreteri İzzet İzcan, hükümet sorununun ya aşılması,
ya da erken seçime gidilmesi gerektiğini belirterek, önceliği sorunun
meclis içinde aşılmasına verdiklerini ve buna yapıcı
katkıda bulunduklarını ifade etti.
İzcan,
ülkeyi sürekli seçim atmosferinde tutmamak için
cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte 15 Nisan'da bir erken
seçim yapılması önerisinde bulunduklarını açıklayarak,
"Ama yarın (bugün) görüşmeye devam edeceğiz, hükümet
sorununun aşılmasına yardımcı olacağız.
Aşılabilir diye düşünüyorum. Hep bunlar konuşulacak,
değerlendirilecek ve eğer hükümet sorunu aşılamıyorsa
ortak uzlaşılacak bir tarihe evet diyeceğimizi söyledik"
diye konuştu.
15 Nisan
önerilerine rağmen daha erken bir tarihte seçime de evet diyeceklerini
bildiren İzzet İzcan, hükümetin çoğunluğa
ulaştırılması için çalışmalar
yapıldığı bilgisi bulunduğunu söyledi. Bu yönde formül
varsa bugün daha net ortaya çıkacağını kaydeden İzcan,
sorun aşılamazsa erken seçime gidileceğini anlattı.
Çevikel: Seçim
hükümeti kurulsun
YP Genel
Başkanı Nuri Çevikel, meclisin iki büyük partisi CTP ve UBP
anlaşamayınca her parti temsilcinin tavrının belirleyici
olduğunu, kilitlenmenin de çözülemediğini söyledi.
Hükümet
partilerinin seçime hükümet imkanlarıyla girmek; büyük muhalefet
partilerinin de kendilerinin de hükümette olacağı bir dönemde seçim
istediğini savunan Çevikel, kilitlenmenin aşılması için
seçim hükümeti kurulmasını önerdiklerini açıkladı.
Nuri Çevikel,
DP'nin hükümetin meclisteki sandalye sayısını 26'ya tamamlamak
için çalışma içinde olduğunu ve süre istediğini belirterek,
bugün tekrar toplanacaklarını ifade etti.
Bugünkü
toplantıdan da seçim tarihi kararı çıkmayacağı
tahmininde bulunan Çevikel, mecliste temsil edilen partilerin
katılımıyla kurulacak seçim hükümetinin belirleyeceği
tarihte seçime gidilmesi önerisi yaptı. Çevikel,
cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte bir erken seçime
gidilmesinin ekonomik olarak daha uygun olacağı görüşünü de dile
getirdi.
KIBRIS 22/07/04
Talat, Fransa'dan destek istedi
KKTC'ye Washington'dan da destek
23 Temmuz, 2004 10:43:00 (TSİ) CNN TURK
Paris'te
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Fransa'nın Avrupa
işlerinden sorumlu bakanı Claudie Haignere'den KKTC'ye uygulanan
siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılması için destek istedi.
Başbakan Talat, Fransız bakanla yaptığı
görüşmede, AB Komisyonu'nun mali ve ticari konularda
hazırladığı tüzüklerin kabul edilmesi konusunda Fransa'nın
desteğini istedi.
Talat, görüşmeden sonra düzenlenen basın toplantısında
KKTC'nin şu andaki önceliğinin resmen tanınmak
olmadığını söyledi.
Talat, ''şu anda beklentimiz, çözüm elde edilene kadar siyasi ve ekonomik
izolasyonun kaldırılmasıdır" dedi,doğrudan uçak
seferlerine de başlanması çağrısında bulundu.
KKTC'ye
Washington'dan da destek
KKTC'ye Washington'dan da destek mesajı geldi.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli
11 eylül raporlarının açıklanmasından sonra
düzenlediği basın toplantısında bir soru üzerine AB ile
koordineli olarak KKTC halkının mağdur olmaması için
çalışıyoruz açıklamasında bulundu.
Ekonomi,
Kıbrıs sorununun
Başbakan Mehmet Ali Talat,
Kıbrıs Türklerine yönelik siyasi ve ekonomik izolasyonun
kaldırılması gerektiğini belirterek, KKTCnin ekonomik
gelişmesinin, Kıbrıs sorununun çözümünü de
kolaylaştıracağını söyledi.
Talat, Fransanın Avrupa
işlerinden sorumlu Bakanı Claudie Haignere ile yaptığı
görüşmeden sonra, Yabancı Gazeteciler Derneğinde (CAPE)
basın toplantısı düzenledi.
Fransız Bakanla
yaptığı görüşmenin çok olumlu ve yararlı
geçtiğini kaydeden Talat, KKTCye yönelik izolasyonun
kaldırılması konusunda BM Güvenlik Konseyi üyesi Parisin
gerekli desteği vereceğine inandığını bildirdi.
Talat, görüşmede AB Komisyonunun
mali ve ticari konularda hazırladığı tüzüklerin kabul
edilmesi konusunda Fransanın desteğini istediğini söyledi.
KKTCnin şu andaki önceliğinin
resmen tanınmak olmadığını ifade eden Talat, Şu
anda beklentimiz, çözüm elde edilene kadar siyasi ve ekonomik izolasyonun
kaldırılmasıdır. Referandumda evet diyen
Kıbrıslı Türkler, artık çözüm istemeyen taraf olarak
gösterilemezler. Çözüme evet diyen Türklerin cezayı da çekmesi makul ve
anlaşılır bir durum değil dedi.
ABDEN BEKLENTİLER
KKTCnin AB ile serbest ticaret yapmak
istediğini kaydeden Talat, AB ülkelerinin KKTC ile doğrudan uçak
seferlerine de başlaması çağrısında bulundu.
Talat, KKTCye doğrudan uçak seferi
olmaması nedeniyle, çok uzun ve pahalı olduğu gerekçesiyle
yabancı turistlerin de Türk kesimine gelmekten çekindiğini ifade
etti.
Başbakan Talat, Ekonomimizin teknik
ve idari yapısını AB
standartlarına çıkarmak istiyoruz dedi.
BM planıyla ilgili referandumdan
sonra tüm dünyanın KKTCye bakışının tamamen
değiştiğini belirten Talat, Avrupada yaptığı
temaslardan anlayış gördüklerini söyledi.
Talat, KKTCnin çözüm konusundaki
çabalarının devam edeceğini de bildirdi.
KKTCdeki Türk askeri ve Türk göçmenlerle
ilgili bir soru üzerine Talat, BM planında bu konulara ilişkin düzenlemelere
atıfta bulundu ve Rumların, plana hayır diyerek, Türk askeri ve
göçmenlerinin azaltılmasını da engellediğini kaydetti.
Talat, 30 yıldır adada
yaşayanların KKTCyi terk etmesinin insani bir davranış
olmadığını ve Avrupa değerlerine aykırı
ırkçı bir tutum olduğu söyledi.
ABnin Türkiye ile tam üyelik
müzakerelerine başlayıp başlamamasına ilişkin bir soru
üzerine de Talat, Böyle bir seçeneği düşünmek bile istemiyorum.
Müzakerelerin başlamaması, Kıbrıs sorununun çözümüne
olumsuz etki yapar dedi.
HALKIN SESI 23/07/04
AB
yardımı Eylül'de..
|
Güneyde yaymlanan Politis
Gazetesi , Önlemler Eylülde Hollanda Kıbrıslı Türkler
İçin Paketi Tatilden Sonra Getiriyor başlıkları
altında verdiği haberinde, AB tarafından Kuzey
Kıbrısa yapılması öngörülen ekonomik yardım ve
doğrudan ticaret konuları için mücadelenin Eylül ayına
taşınacağını ve Hollanda
Başkanlığının Kıbrıslı Türklere
yönelik paketi en kısa zamanda onaylamayı
amaçladığını ancak konuyu Pazartesi günkü olağanüstü
AB Dışişleri Bakanları Toplantısında gündeme
getirmeyi düşünmediğini iddia etti. Gazete, Hollanda
Başkanlığının bu şekilde taraflara
uzlaşılan bir çözüm bulunması amacıyla zaman
tanımayı amaçladığını ve bu kararın,
ABdeki ortaklarını, Kıbrıslı Türklerin yolunu
kesmeyi değil, AB önlemlerinin adanın bölünmesine değil
gerçekten birleşmesine katkıda bulunmasını istediği
yönünde ikna etmek için zaman kazanan Rum Yönetimini memnun ettiğini
iddia etti. Gazete,
Kıbrıslı Türklere yönelik AB yardımlarının
Daimi Temsilciler Komitesinin (COREPER) bugünkü toplantısında ele
alınacağını ancak Hollanda
başkanlığından bir kaynağın gazeteye, şu
anki koşullar altında AB Komisyonunun paketinin 26 Temmuzdaki AB
Konseyinin olağanüstü toplantısında onaylanması
konusunun gündeme gelmesi için sebep olmadığı ve halı
hazırda 25 ülke bakanlarının gündeminin ABnin Dünya Ticaret
Örgütü ile olan ilişkileri ile ilgili konularla dolu
olacağını söylediğini iddia etti. |
YENIDUZEN 23/07/04
Yabancılara
mal satışı mercek altında
İnşaat
sektöründeki patlama ve yabancılara yoğun şekilde mal
satıldığı iddiaları, devlet ve hükümet yetkililerini
harekete geçirdi. İçişleri Bakanı Özkan Murat ve
başsavcı Akın Sait, dün açıklama yaparak, bu tür satışlarda
Bakanlar Kurulu kararı gerektiğini hatırlattılar. Bakanlar
Kurulu kararı olmaksızın yabancıklara mal satanlar
hakkında yasal işlem başlatılacak.
İçişleri
Bakanı Özkan Murat, bakanlığa yapılan başvurularla
Bakanlar Kurulu'nun vereceği karar arasında fark olduğunu
belirterek, bakanlığında yapılan işlemin yalnızca
satılacak malla ilgili araştırmanın yapılmasına
neden olduğunu söyledi. Özkan, mal satışı için Bakanlar
Kurulu kararı gerektiğini belirterek, satılan mal ve devam eden
inşaatların yasalara aykırı olduğunu söyledi.
Murat, tüm AB
ülkelerinde olduğu gibi kişilerin istediği taşınmaz
malı alma hakkının KKTC'de de mevcut olduğunu belirterek,
"Ancak her ülkede olduğu gibi bizde de tüm bu işlemler yasa ile
düzenlenmiştir" hatırlatmasını yaptı.
Özkan Murat,
yasaların verdiği yetkilerle yabancı uyrukluların
taşınmaz mal alımında hiç kimsenin mağdur
olmaması ve yargı yolu ile vatandaşın huzursuz
olmaması için tüm vatandaşların ve yabancı
uyrukluların bu konulara titizlikle uymasını istedi.
Başsavcı
Akın Sait de dün yaptığı yazılı açıklamada,
İçişleri Bakanı Özkan Murat'ın açıklamalarını
doğruladı. Başsavcı, yasal olmayan uygulamalar tespit
ettiklerini belirterek yapancılara yapılan mal
satışlarında Bakanlar Kurulu kararı gerektiğini
hatırlattı. Başsavcı, bugüne kadar yapılan ve
usulsüzlük tespit edilen satışlarla ilgili yasal işlem
başlatacaklarını duyurdu.
Murat: Bakanlar
Kurulu onayı olmadan devir olmaz
İçişleri
Bakanı Özkan Murat, yasa gereği yabancı uyrukluların
satın veya devir alabileceği taşınmaz mallarla ilgili
olarak, Bakanlar Kurulu'nun onayı olmadan satış ve devir gibi
işlemlerin yapılmasının mümkün
olmadığını belirtti.
Özkan Murat
yaptığı yazılı açıklamada, yabancı
uyrukluların taşınmaz mal alımı konusunda son
zamanlarda spekülatif haberler çıktığına dikkat çekti.
KKTC idaresi
altında bulunan (Türk koçanlı, eşdeğer veya herhangi bir
yöntemle alınan ) taşınmaz malların sözleşme, borç
senedi, Kıbrıslı şahısların adına gibi
yöntemlerle el değiştirdiğine dair duyumlar
aldıklarını belirten Özkan Murat, "Yabancı uyruklular
ile emlakçi, avukat, mühendis vs. gibi insanların ileride mağdur
olmaması için kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hissettik" dedi.
Yabancı
uyrukluların KKTC idaresi altında bulunan taşınmaz
malı alımının Fasıl 109 Yasası ve bu yasa
altında çıkarılan emirnameler ile düzenlendiğini vurgulayan
Murat, yasa ile yabancı uyrukluların satın ve devir
alabileceği taşınmaz mal ve kişi ile ilgili birçok
araştırma yapılması gerektiğini, bu nedenle
başvuruların kısa sürede değerlendirilmesinin mümkün
olmadığını kaydetti.
Murat,
yapılan araştırmalar sonrasında yabancı uyrukluların
taşınmaz mal alımının bakanlığın
önerisi ve Bakanlar Kurulu'nun onayı ile
yapıldığını, kurul onayı olmadan satış
devir vs. işlemlerin yapılmasının mümkün
olmadığını belirtti.
"Ancak
bazı kişiler bakanlığımıza taşınmaz mal
alımı başvurusu yaptığı andan itibaren sanki
işlem yasallaşmış gibi kabul edip kağıt üzerinde
satışı yapılan konutta yerleşip yetkili kurumlardan
inşaat izni almadan inşaat yapımına
başlıyor" diyen Murat, "Bu durumda taşınmaz mal
alan yabancı uyruklular, emlakçi, avukat, mühendis veya aracılar ve
taşınmaz malı satan kişiler ileride mağdur
olabilirler. Herhangi birinin ileride mağdur olmaması için
belirtmiş olduğum hususlara titizlik göstermesi gerekmektedir"
şeklinde konuştu.
Bakanlığa
yapılan başvuruların sadece kişi ve taşınmaz
malla ilgili araştırmanın yapılmasını
sağladığını satış işlemine yasal
işlerlik kazandırmadığını vurgulayan Özkan Murat,
bakanlar kurulu kararı olmadan ve ilgili kurumlardan inşaat izni
almadan inşaat başlatılmasının yasalara
aykırı olduğunu belirtti.
Taşınmaz
mal satın almak isteyen yabancı uyrukluların almak istedikleri
taşınmaz malın Tapu Dairesi'nde mutlaka ön
araştırmasının yapılması gerektiğini
kaydeden Murat, bazı taşınmaz malların ipotekli veya
engelli olma ihtimalinin bulunduğunu ve ileride alıcı ve
satıcı arasında sorunlar doğurabileceğine dikkat
çekti.
"Bakanlığımız
yabancı uyrukluların taşınmaz mal alımını
engellemek gibi bir düşünce taşımamaktadır" diyen
Özkan Murat şöyle devam etti:
"Tüm AB
ülkelerinde olduğu gibi kişilerin istediği taşınmaz
malı alma hakkı mevcuttur. Ancak her ülkede olduğu gibi bizde
tüm bu işlemler yasa ile düzenlenmiştir. Yasaların bize
verdiği yetkilerle yabancı uyrukluların taşınmaz mal
alımında hiç kimsenin mağdur olmaması ve KKTC'nin AB
ülkeleri nezdinde küçük düşürülmemesi ve yargı yolu ile
vatandaşın huzursuz olmaması için tüm vatandaşların ve
yabancı uyrukluların bu konulara titizlikle davranıp yasalara
uygun hareket edeceklerine inancım tamdır."
Başsavcılık
da uyardı
Başsavcı
Akın Sait, yabancılara Bakanlar Kurulu'ndan izin almadan
taşınmaz mal satanlar hakkında yasal işlem
yapılacağını açıkladı.
Akın
Sait'in yaptığı yazılı açıklamada bazı
şahısların Kıbrıs Türk cemaatine mensup olmayan
şahıs veya şahıslara Bakanlar Kurulu'ndan ya da yetkili
makamlardan izin almaksızın taşınmaz mal
satıldığının tespit edildiğini söyledi.
Yürürlükteki
mevzuata göre bu tür satışların geçersiz olduğunu
vurgulayan Sait, satışı yapanların da suç
işlediğini kaydetti. Sait'in açıklaması aynen şöyle:
"Dairemize
ulaşan bilgi ve belgelere göre bazı şahısların
Kıbrıs Türk cemaatine mensup olmayan şahıs veya
şahıslara Bakanlar Kurulu'ndan ve/veya yetkili makamdan önceden izin
almaksızın taşınmaz mal sattıkları tespit
edilmiştir. Yürürlükteki mevzuat altında bu tür satışlar
hukuken geçersiz olduğu gibi satış yapanlar açısından
da suç oluşturmaktadır.
Kıbrıs
Türk cemaatine mensup olmayan şahısların önceden Bakanlar
Kurulu'ndan veya yetkili makamdan izin almaksızın KKTC hudutları
dahilinde senetle veya herhangi başka bir belgeye dayanarak
taşınmaz mal satın almaları yasal yönden olanak dahilinde
olmadığından, bu şekilde taşınmaz mal
satanların aleyhine yasal işlem yapılacağı gibi bu tür
mukavelelere dayanarak taşınmaz mal alanların ödedikleri
meblağlar için de hukuki açıdan sorumluluğun tamamen kendilerine
ait olacağı ve mal alımı ve satımı ile ilgili
olarak verilmeyecek izinler dolayısıyla devletin veya ilgili herhangi
bir makamın sorumlu tutulması hukuken mümkün
olmadığından ilgililerin ve tüm yurttaşların yasal
durumu nazarı itibara alarak hareket etmeleri gerektiği önemle
duyurulur"
Yabancılara
mal satışı mecliste de görüşüldü
Yabancılara
mal satışı konusu dün Cumhuriyet Meclisi'nde de gündeme geldi.
BDH Girne Milletvekili Halil Sadrazam, UBP Girne Milletvekili Hasan Bozer ve
BKP Milletvekili İzzet İzcan, konu ile ilgili söz alarak konuşma
yaptılar.
İzcan,
İçişleri Bakanlığı'ndan aldığı
bilgilere göre rakamlar verdi ve konunun Kıbrıs sorunuyla
yakından ilgili olduğunu ve bu süratte devam ederse
sıkıntı yaratacağını söyledi.
Bu işten
haksız kazanç sağlayan bir ara sınıf da
oluştuğunu belirten İzzet İzcan, 2000 yılında
taşınmaz mal almak için 228 yabancı uyruklu başvururken bu
rakamın 2001'de 309'a, 2002'de 591'e, 2003'te 955'te ve bu yılın
ilk 6 ayında da 1157'ye yükseldiğini açıkladı.
İzcan,
bunu Kıbrıs sorununun çözümünde büyük engel gördüğünü ve
meclisin tartışması gerektiğini belirtti.
Konuşmacıları
yanıtlayan İçişleri Bakanı Özkan Murat, inşaat
sektöründe müthiş bir gelişme yaşandığını,
yüzde 200'le resmen bir patlama görüldüğünü kaydetti.
Bugüne dek
yabancılara 2 bin 545 dönüm mal satıldığını
açıklayan Özkan Murat, asıl endişelerinin izinsiz
satışlar olduğunu vurguladı. Murat, hem
yabancıları, hem mal satanları, hem de emlakçileri uyardı.
Özkan Murat,
inşaat sektörünün gelişmesinden endişe duymamak gerektiğini
belirterek, bu sektörün diğer sektörlerin de tetikleyicisi olduğunu,
ancak doğayı da koruyup kollamak gerektiğini vurguladı.
Murat, bunun
yasaklarla yapılamayacağını, geçmişte Girne için
sadece Beyaz Bölge Emirnamesi dışında bir şey
yapılmazken, şu anda Girne ve Karpaz için 2 tane emirname
hazırlıklarının sürdüğünü ve 2 ay içinde
tamamlanacağını yineledi.
Murat,
yabancılara uzun vadeli kiralama (leasing) yöntemi de
uygulanabileceğini söyledi.
KIBRIS 23/07/04
KKTC'nin
ekonomisi gelişirse Kıbrıs'ta çözüm kolaylaşır
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türklerine yönelik siyasi ve ekonomik
izolasyonun kaldırılması gerektiğini belirterek, KKTC'nin
ekonomik gelişmesinin, Kıbrıs sorununun çözümünü de
kolaylaştıracağını söyledi.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Fransa'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı
Claudie Haignere ile dün Paris'te görüştü.
Talat'ın
Fransız bakanla yaptığı görüşmeye Tarım ve Orman
Bakanı Raşit Pertev de katıldı.
Görüşmede
Talat'ın, Fransız bakandan, KKTC'ye yönelik izolasyonun
kaldırılması için AB nezdinde Paris'in desteğini
istediği öğrenildi.
Talat, Claudie
Haignere ile yaptığı görüşmeden sonra, Yabancı
Gazeteciler Derneği'nde (CAPE) basın toplantısı düzenledi.
Fransız
bakanla yaptığı görüşmenin çok olumlu ve yararlı
geçtiğini kaydeden Talat, "KKTC'ye yönelik izolasyonun
kaldırılması konusunda BM Güvenlik Konseyi üyesi Paris'in
gerekli desteği vereceğine inandığını"
bildirdi.
Talat,
görüşmede AB Komisyonu'nun mali ve ticari konularda
hazırladığı tüzüklerin kabul edilmesi konusunda
Fransa'nın desteğini istediğini söyledi.
KKTC'nin
şu andaki önceliğinin resmen tanınmak
olmadığını ifade eden Talat, "Şu anda
beklentimiz, çözüm elde edilene kadar siyasi ve ekonomik izolasyonun
kaldırılmasıdır. Referandumda evet diyen
Kıbrıslı Türkler, artık çözüm istemeyen taraf olarak
gösterilemezler. Çözüme evet diyen Türklerin cezayı da çekmesi makul ve
anlaşılır bir durum değil" dedi.
AB'den
beklentiler
KKTC'nin AB ile
serbest ticaret yapmak istediğini kaydeden Talat, AB ülkelerinin KKTC ile
doğrudan uçak seferlerine de başlaması çağrısında
bulundu.
Talat, KKTC'ye
doğrudan uçak seferi olmaması nedeniyle, çok uzun ve pahalı
olduğu gerekçesiyle yabancı turistlerin de Türk kesimine gelmekten
çekindiğini ifade etti.
Başbakan
Talat, "Ekonomimizin teknik ve idari yapısını AB
standartlarına çıkarmak istiyoruz" dedi.
BM
planıyla ilgili referandumdan sonra tüm dünyanın KKTC'ye
bakışının tamamen değiştiğini belirten
Talat, Avrupa'da yaptığı temaslardan anlayış
gördüklerini söyledi.
Talat, KKTC'nin
çözüm konusundaki çabalarının devam edeceğini de bildirdi.
KKTC'deki Türk
askeri ve Türk göçmenlerle ilgili bir soru üzerine Talat, BM planında bu
konulara ilişkin düzenlemelere atıfta bulundu ve Rumların, plana
hayır diyerek, Türk askeri ve göçmenlerinin azaltılmasını
da engellediğini kaydetti.
Talat, "30
yıldır adada yaşayanların KKTC'yi terk etmesinin insani bir
davranış olmadığını ve Avrupa değerlerine
aykırı ırkçı bir tutum olduğu" söyledi.
AB'nin Türkiye
ile tam üyelik müzakerelerine başlayıp başlamamasına
ilişkin bir soru üzerine de Talat, "Böyle bir seçeneği
düşünmek bile istemiyorum. Müzakerelerin başlamaması,
Kıbrıs sorununun çözümüne olumsuz etki yapar" dedi.
KIBRIS 23/07/04
Liderler,
ikinci kez toplanamadı
Hükümet sorunu
ve erken seçim gündemiyle önceki gün yaptıkları ortak toplantıda
mutabakata varamayan siyasi parti liderlerinin dün yapılması beklenen
ikinci toplantısı belirsiz bir tarihe ertelendi.
Toplantının, koalisyon ortağı Demokrat Parti'nin hükümet
formüllerine ilişkin çalışmasından dolayı iptal edildiği
belirtilirken, DP Genel Başkanı Denktaş,
"Çalışmalarımız bu akşama kadar sürecek. Olmazsa
6 Kasım'da seçim var" dedi.
Mecliste önceki
gün yapılan ortak toplantının ardından dün yeniden bir
araya geleceklerine ilişkin açıklamalar üzerine gazeteciler dün
mecliste beklemeye koyuldular. Meclis genel kurulunun rutin
toplantısından sonra önce saat 12.30'da, ardından da 13.30'da
liderlerin bir araya geleceği belirtilmesine karşın ortak
toplantı yapılmadı. Kulislerde gazetecilerin
sorularını yanıtlayan parti başkanları ve
milletvekilleri, toplantının yapılmayacağını
belirttiler, ancak gerekçeye ilişkin soruları yanıtsız
bıraktılar. Bazı parti yetkilileri ise Demokrat Parti Genel Başkanı
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın dün gün
boyu meclise gelmemesini gerekçe gösterdiler.
Parti
liderlerinin meclisteki toplantısının iptal olduğunun
kesinleşmesinin ardından gazetecilerin sorularını
yanıtlayan CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, dünkü
toplantının ardından resmi açıklamalar
yapılmasına karşın toplantının dün devam
edeceği konusunda bir işaret görmediğini söyledi. Soyer,
"Çünkü dünkü toplantıda sadece seçimin cumartesi yapılması
konusunda anlaşma oldu" diye konuştu.
Ortak
toplantının dün yapılıp yapılmayacağına
ilişkin girişim yaptıklarını ve DP Genel
Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş'ın hükümet sorununa ilişkin
çalışmalarını sürdürdüğünü öğrendiklerini
belirten Soyer, "Şu an itibarıyla toplantının
yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir tespitimiz
yok, ne zaman yapılacağını da bilmiyorum" dedi.
Soyer,
şunları kaydetti:
"Bütün
siyasi partilerin illa bir araya gelip bu işi çözsün
yaklaşımı bir hülyadır. Çünkü hepsinin niyeti başka
başka. Bu hülyanın peşine fazla düşmemek gerekir. Ama biz
elimizden geleni yapacağız, Serdar Bey'in çalışması
nedir onu da görelim, diğer alternatifleri de değerlendireceğiz
ama erken seçim kaçınılmaz. Artık bütün siyasi partiler ekim mi,
kasım mı mevzularının arkasına saklanmadan, ekimin
ortası veya 7 Kasım'da seçimi yapmamız gerekir.
İnsanları yanlış beklenti ve hayallere sürüklememek
gerekir. Farklı farklı eğilimleri, farklı niyetleri olan
siyasi partilerin başkanları bir araya gelip bu işi çözecek gibi
ham hayal peşinde sürüklenmemek gerekir. Bu durum erken seçimin
kaçınılmazlığını kanıtlamış
durumdadır..."
"Parti
liderleri bir araya gelemediklerine göre seçim tarihi konusunda uzlaşma
nasıl sağlanacak" sorusuna da Soyer, "Seçim konusunda
uzlaşmaya varılamayacaksa, hükümet oluşumu konusunda
uzlaşma üretmek gerekir. Hükümet konusunda uzlaşma
üretilemediğine göre seçim konusunda niye uzlaşma olmasın.... O
zaman hepsi bize destek olsun, bütçeyi de geçirelim ve bu işi götürelim.
Demek ki bu işi bizden başka yapacak olan yok..." ifadeleriyle
yanıt verdi.
CTP Genel
Sekreteri Soyer, DP Genel Başkanı Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş'ın "26 formülü"
ile ilgili sorulara karşılık da, "Bilmiyorum, ben sihirli
formüllerle uğraşmam. Balık rıhtıma çıksın
da görelim..." diye konuştu.
Demokrat Parti
Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş ise, TAK muhabirinin sorularına karşılık,
"Hükümet çoğunluğunu sağlamak için temaslarımız,
çalışmalarımız devam ediyor. Çalışmaları
bitirirsek bitiririz, olmazsa 6 Kasım'da seçim var" dedi.
Denktaş,
hükümet çoğunluğuyla ilgili nasıl bir formül üzerinde
çalıştığı konusunda ise bilgi vermedi.
Koalisyon
ortağı Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, 23 sandalyeyle
azınlığa düşen koalisyon hükümetini 26
çoğunluğuna taşıyacak formül üzerinde çalıştıklarını
dün açıklamış, ancak ayrıntı vermemişti.
Demokrat
Parti'den 2, CTP'den de 1 milletvekilinin istifasıyla mecliste
azınlığa düşen ve aylardan beri çoğunluk arayan
koalisyon hükümeti, mecliste 4 sandalyeye sahip BDH'nın da
katılımıyla çoğunluğu sağlama
girişimlerinden sonuç alamamıştı. Bu girişimin de
sonuçsuz kalması üzerine erken seçim yoğun olarak
tartışılmaya başlanmış, ancak bu kez de seçim
tarihi konusunda farklı görüşler ortaya konmuştu.
Mecliste
koalisyon ortağı CTP'nin 18, DP'nin de 5 milletvekili var. Koalisyon
ortakları dışında grubu olan tek parti ana muhalefet UBP 18
sandalyeye sahip. Üç partiye ek olarak BDH 4, BKP, TKP ve Yeni Parti ise 1'er
sandalye ile temsil ediliyor. Meclisin DP'den ayrılan 2 de
bağımsız milletvekili bulunuyor.
KIBRIS 23/07/04
Talat, ABD'den somut adım istedi
Talat, ABD temsilcisi Laura Kennedy ile görüştü
24 Temmuz, 2004 19:11:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'den Kuzey Kıbrıs'a yönelik
izolasyonun kaldırılması ve uluslararası toplumla
bütünleşebilmesi somut adım atmalarını istedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar
Yardımcısı Laura Kennedy ile Girne'de görüşen Başbakan
Talat, ABD'den taleplerde bulundu.
Yemeğe, ABD'nin Güney Kıbrıs'taki Büyükelçisi Michael Klosson ve
Büyükelçilik Kıbrıs Masası Şefi Ann Hall, Lefkoşa Türk
Belediye Başkanı Kutlay Erk de katıldı.
Kennedy:
"Kıbrıs konusunda fazla bilgim yok"
Rum basınının da büyük ilgi gösterdiği görüşmeyle
ilgili olarak Laura Kennedy, Kıbrıs konusu hakkında fazla bilgi
sahibi olmadığını, taraflarla görüşerek bilgi
alacağını söyledi.
Kennedy, Kıbrıs Rum tarafından da referandum sonrası
görüşlerini aldığını belirtti.
KKTC'nin
beklentileri
Başbakan Talat da, Birleşmiş Milletler'in planına 'evet'
diyen Kıbrıs Türklerinin seviyesinin yükseltilmesini istedi.
Ercan Havaalanı'nın doğrudan uluslararası uçuşlara
açılmasını beklediklerini dile getiren Talat, serbest ticaret
konusunun önemini de vurguladı.
Talat,
Rum gazetecilere sinirlendi
Rum gazetecilerin, ''Papadopulos'un önerisini neden reddettiniz?''
şeklindeki bir sorusu üzerine, ''ben önlemler paketini önemsemiyorum,
ciddiye almıyorum'' dedi ve Rumların önerilerinin Kıbrıs
Türklerine 'birşey vermediğinin' altını çizdi.
KKTC Başbakanı, Rum gazetecilerin ''Türk ordusu adayı işgal
ediyor'' sözlerine de, ''böyle bir şey yok, bütün dünyanın
bildiği gibi Türk ordusunun burada bulunma sebebi bellidir'' diyerek sert
tepki gösterdi.
Başbakan Talat, önümüzdeki günlerde iç politika sorunlarını
aşacak önemli gelişmeler olacağını söyledi.
AB
yardımlarına Rumlardan engel
Rum gazeteleri; Avrupa Komisyonunun
hazırladığı Kıbrıslı Türklere destek
tüzükleri konusunda haftalar süren tartışmaların ardından
Daimi Temsilciler Komitesinin (COREPER) önceki günkü toplantısında;
acele etmeme ve onayı eylül ayındaki toplantıya havale etme
kararı aldığı yolunda haberler yayımladılar.
Fileleftheros Hesaplar Açık
Kaldı Konseyin Bilirkişi Raporu, Kıbrıslı Türklerle
Direkt Ticaretin Hayata Geçirilmesinde Ciddi
Konular Ortaya Koyuyor Lefkoşanın By-Pass Edilmesi Çabalarına
Fren başlığıyla manşete çıkardığı
haberinde, Rum yönetiminin; ABnin Kıbrıslı Türklerle direkt
ticaret ve 263 milyon 135 bin euroluk AB finansmanı almasına yönelik
tüzüklerin onaylanmasında eylüle kadar süre
kazandığını, COREPER toplantısında tüzüklerin
görüşülmesinin, Türkiyeye AByle müzakerelere başlama tarihi
verilmesi görüşmeleriyle çakışmaması için eylül ayına
ertelendiğini yazdı.
Gazete, Konsey Hukuk birimi müdürü Jean
Clot Pirisin sözlü bilirkişi raporunda yer verdiklerinin geleceği
etkileyebilecek önemli bir gelişme olduğunu ve bu görüşlerin
büyük ölçüde Rum yönetiminin tezlerini haklı
çıkardığını yazdı.
Gazeteye göre Piris, tüzüklere
ilişkin şu 3 noktaya değindi ve Rum yönetiminin by-pass
edilmesinin hatalı olduğu görüşünü ortaya koydu:
1-Uluslararası hukuka göre kimse bir
ülkenin limanlarını, sözkonusu devletin rızası olmadan
açamaz.
2-Üçüncü ülkelerle ticareti düzenleyen
133. madde Kıbrıs örneğinde uygulanamaz, adanın Kuzey
kesimi, ABa üye olmuş bütün hükümranlığın bir
parçasıdır.
3-Kıbrıs Türk Ticaret Odası
Komisyonla uyum içinde ihracat belgesi veremez. Kıbrıs Cumhuriyetinin
de rızası gerekir.
Haravgi AB Tüzükleri Hukuktan Muzdarip
Kıbrıs Hükümetinin Tezleri AB Ülkelerinden Geniş Destek Buldu
başlığıyla yansıttığı haberinde, Rum
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovunun önceki günkü
açıklamasında; AB Daimi Temsilciler Komisyonunun (COREPER) Avrupa
Komisyonunun KKTCyle direkt ticarete ilişkin tüzüğü, pekçok hassas
noktası bulunduğunu saptadığı için, Genel Konular
Komitesinde (Dışişleri Bakanları) görüşülmek üzere
eylül ayına ertelediğini söylediğini bildirdi.
Gazete Yakovunun, Rum yönetiminin
yalnız bırakıldığı iddialarını
reddettiğini ve tezlerimiz pekçok ülke tarafından desteklendi.
Yalnız kalanlar, karşı tezleri savunanlardır. Sürekli olarak
verdiği diplomatik savaşında hükümete biraz güvenilsin
dediğini yazdı.
Gazeteye göre Yorgo Yakovu; Konsey hukuk
biriminin Daimi Temsilciler Komitesine; Kıbrıs hükümetinin ilk
günden beridir ifade ettiği tezle hemen hemen başabaş olan; direkt ticaret tüzüğünün hukuki açdan
hassas pekçok noktası bulunduğu bildirdiğini söyledi. Yakovu
hukuki argümanlar konusunda, Türkiyeye saptıklarını
söylediğimiz pekçok ülke, ABnin karar veremeyeceği görüşüne
sahipti dedi.
Rum Ticaret Sanayi ve Turizm Bakanı
Yorgos Lillikas Rum yönetiminin ayrılıkçı meyillere yol açacak
önlemler alınmasına izin vermeyeceğini, Kıbrıslı
Rumların ve Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını
korumak için gerekli bütün önlemleri alacağını öne sürdü.
Lillikas Biz, iki toplum arasındaki alışverişi ve
işbirliğini gündeme getirecek, siyasi geçmiş yaratacak, Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik adımların yaratılmasına ve inisiyatiflerin
geliştirilmesine olanak sağlayacak
her önlemi destekliyor ve cesaretlendiriyoruz. iddiasında bulundu.
İNGİLİZLRE YALNIZ KALDI
Gazete Lillikasın, Güney
Kıbrısın veto kullanmaya ilişkin tutumunun da,
Brükseldeki tartışmalar aracılığıyla
şekillenmiş olanlar gibi şartlarda biçimleneceğini
sözlerine eklediğini kaydetti. Gazete başka bir haberinde ise
İngilizlerin yalnız kaldıklarını, hiçbir ülkenin;
ABnin KKTCyle direkt ticaret yapmasına ilişkin tüzükler konusunda
Londranın aşırı tezlerini desteklemediğini savundu.
Politis haberi ABın
Kıbrıslı Türklere Yönelik Önlemleri Eylüle Ertelendi
Hollandalıların Elinde COREPERin Dünkü Toplantısında
Görüş Ayrılıkları ve Hukuki Olanaksızlıklar
Saptandı başlığıyla okurlarına aktardı
Gazete edindiği bilgilere dayanarak;
Avrupa Komisyonu ve Konseyinin hukuk birimlerinin, aralarındaki özellikle
direkt ticarete ilişkin tüzük (üçüçü ülkelere atıfta bulunan 133.
madde) hakkındaki çekinceleri inceleyeceklerini, devamında ise
Hollanda dönem başkanlığının; sorunları ve
olası çözümleri yazılı olarak sunacağını
belirtti.
Gazeteye göre yabancı bir kaynak dün bu gazeteye yaptığı açıklamada Vaadlerimizi yerine getirmeliyiz. Bu nedenle daha fazla zamana ihtiyacımız var. Gerektiği halde sağlanmayan şeyleri keşfetmemiz için tüzüklerin şimdi veya eylülde veya ekimde onaylanmasına gerek yok. Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik yardımın Avrupa Komisyonu tarafından onaylanması gerekir ki bu, eylül veya ekimden önce olamaz dedi.
HALKIN SESI 24/07/04
İngiliz
üsleriyle uğraşmaktan...
Güneyde yayınlanan Haravgi gazetesi
İngiliz Üslerinin Kaldırılması Konusunda Cephe
Açmanın Zamanı Değil Dimitris Hristofyas: Buna Yönelik Arzumuz
Kesindir Ancak Böyle Bir Cephe Açmak Davamızın Çıkarına
Değil başlık ve spotlarıyla manşetten verdiği
haberinde, Rum Meclis Başkanı
AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyasın: Bugün, direkt olarak,
İngiliz üslerinin kaldırılmasını hedefleyen bir cephe
açmak Kıbrısın ve davamızın çıkarına
değil. Ancak halkımızın bu yöndeki isteği ve arzusu kesindir dediğini bildirdi.
Gazeteye göre Rum Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu Rum yönetiminin, başka cepheler
açılmaması gerektiği ve mevcut aşamada İngiliz üsleri
konusunun alevlendirilmesinin Güney Kıbrısa ve Kıbrıs
sorununa yardımcı olmayacağı görüşünde olduğunu
söyledi.
Gazete Yakovunun şunları
söylediğini yazdı:
Hükümet, İngiliz üsleri konusunun
alevlendirilmesinin mevcut aşamada Kıbrısa ve davasına
yardımcı olmayacağı görüşündedir. Böyle bir hareket
bizi İngiltere hükümetiyle, ilişkilerimizin çok da iyi
olmadığı bir dönemde
ciddi bir misillemeyle karşı karşıya geitirir.
Hükümet, başka cepheler açılmaması gerektiğini
değerlendiriyor. Ancak EDEK Onursal Başkanı Vasos
Lissaridisin önerdiği üzere
konunun mecliste görüşülmesi herhangi bir sorun yaratmaz
Habere göre EDEK Başkanı
Yannakis Omiru ise, İngilizlere Rum meclisi
aracılığıyla uygun mesajların verilmesi
gerektiğini söyledi. Omiru İngilterenin Annan planına,
Kıbrıstaki üslerinin karasuları ve ekonomik kullanım
bölgesi bulunduğu maddesini koymaya özen gösterdiğini söyleyerek
İngiltereyi Kıbrısa karşı hilekar
davranışta bulunmakla suçladı.
Yannakis Omiru; İngiltereyi
ayrıca KKTCnin dolaylı yoldan tanınması ve Avrupa Komisyonunun
sözde Kıbrıs Cumhuriyetinin yasal egemenlik haklarını
tanımayan tüzükler onaylamasını hedefleyen faaliyetlerde
başrol oynamakla da suçladı.
Fileleftheros da Üsler Konusu Güzel Güzel
Başlamışken, Kapandı AKEL, Şu Anda İkinci Bir
Cephe Açılmasını Faydasız Buluyor
başlığıyla yansıttığı haberinde,
İngiliz üsleri konusunun Rum meclisinde görüşüleceğini ancak
bugünkü durumu değiştirecek siyasi bir karar alınmayacağını
bildirdi.
Gazete Rum yönetimi ve AKELden sonra,
DİSİ ve EDİnin de, bu konunun o kadar da güncel bir konu
olmadığını düşünmeye
başladığını yazdı ve Hristofyas ile Omirunun
söylediklerine yer verdi.
Gazeteye göre konuyla
ilgili olarak DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadisin ülkesinde
yabancı askeri üs bulunmasını kimse istemez dediğini ancak
bu konuda yeni bir cephe açılmasına karşı
çıktığını
söyledi. EDİ adına konuşan asbaşkan Mihalis
Papapetru ise partisinin, İngiliz
üslerinin adadaki mevcudiyetine karşı olduğunu ancak şu
anda böyle bir konuda harekete geçilmesinin büyük boyutları olan bir hata
olacağı kanaatinde olduğunu söyledi. NEO ise İngiliz üsleri
ve İngilterenin Kıbrıslla ilgili politikası aleyhine
siyasi gösteriler düzenlenmesini tercih ediyor
HALKIN SESI 24/07/04
AB
Komisyonuna inanıyorum
Başbakan Mehmet Ali Talat, Mali ve serbest
ticaret tüzüğünün Kıbrıslı Türklerin tecritini ortadan
kaldıracak şekilde AB Komisyonundan geçmesini
sağlayacağız. Buna
inanıyorum dedi.
Talat, Parise gerçekleştirdiği bir
günlük ziyareti tamamlayarak gittiği İstanbul Atatürk Havalimanı
VIP Konferans Salonunda basın toplantısı düzenledi.
Ziyarette, Fransanın Avrupa
İşlerinden Sorumlu Bakanı Claudie Haignere ile
görüştüğünü ve Kıbrısta ortaya çıkan yeni durumu
anlatma fırsatı bulduğunu kaydeden Talat, artık
Kıbrıs Türk tarafının çözümsüzlükten yana olduğu
mantığının geçerliliğini kaybettiğini söyledi.
Talat, bu çerçevede Kıbrıs Türk
tarafına yapılan izolasyonun kalkması için AB ülkelerine büyük
görevler düştüğünü dile getirerek, Çünkü Kıbrıs artık
bir AB üyesi. Her ne kadar Kıbrısın
kuzeyinde müktesebat askıda olsa da dedi.
İzolasyonun ortadan
kaldırılması çalışmalarının
başarıya ulaşacağına inandığını
vurgulayan Talat, şöyle devam etti:
Brükselde ticaret ve mali yardım
tüzüğüyle ilgili Eylüle erteleme kararı alındı. Bu, bizim
beklediğimizin dışında bir gelişmedir. Beklentimiz,
mali ve serbest ticaret tüzüğünün birlikte paralel olarak kabul
görmesiydi. Ancak bu gerçekleşmedi. Yine de bir erteleme söz konusudur.
Belki daha iyi koşullarda beklenen sonucu getirecektir. AB Komisyonu ve üye
ülkelerle yakından çalışıyoruz. Mali
ve serbest ticaret tüzüğünün
Kıbrıslı Türklerin tecritini ortadan kaldıracak
şekilde AB Komisyonundan geçmesini sağlayacağız. Buna
inanıyorum.
SAKARYADAKİ TREN KAZASI
Başbakan Talat, Sakaryadaki tren
kazasına ilişkin olarak da şunları söyledi:
Çok üzücü, acı verici bir
gelişme. Kazanın nedenlerinin bulunmasından öte insanların
acısının da paylaşılması gerekiyor. Bu dönem
Türkiye için, Türk halkı için üzücü bir gelişmenin olduğu dönem.
Ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı
diliyorum.
HALKIN SESI 24/07/04
Denktaş:
EVET diyerek bu insanların kemiklerini çatır çatır
sızlattınız
BU
İNSANLARIN KEMİKLERİNİ SIZLATTINIZ
Hiçbiriniz
okumadınız, hiçbiriniz içinde ne var diye sormadınız,
hiçbiriniz ilgilenmediniz, beyninizi nasıl yıkamışlarsa
yıkadılar, Evet derseniz devletimiz var olacak, Evet derseniz
egemenliğiniz tanınacak, Evet derseniz gökten size Eurolar
yağacak zengin olacaksınız diyenlere inandınız ve bu
insanların kemiklerini çatır çatır sızlattınız.
YANLIŞ
YAPTIĞINIZI ANLADINIZ MI?... KESTİREMEDİM
Kıymetini
bilecek miyiz bilmeyecek miyiz bilmiyorum. Çünkü size Evet dedirten, o
telkinlerin üzerinizden kalkımış olup
olmadığını henüz kestiremedim. Yanlış
yaptığınızı anlayıp
anlamadığınızı henüz kestiremedim
NEREYE
OY VERDİKLERİNİ BİLMEZLER...
EVET
verenlere nereye oy verdiniz diye size sorarsam, nereye verdiklerini
bilmezler... Barışa vermişler, hangi barışa,
barışı 1974te Türk askeri getirdi. Bütün memleket
barış içinde, eksik olan Rumla anlaşmadır
Rauf
Denktaş, 1974 Harekatı sırasında şehit olan Topçuköylü
9 kişi anısına önceki akşam düzenlenen törende Ama önümüze
bir plan attılar, hiçbiriniz okumadınız, hiçbiriniz içinde ne
var diye sormadınız, hiçbiriniz ilgilenmediniz, beyninizi nasıl
yıkamışlarsa yıkadılar, Evet derseniz devletimiz var
olacak, Evet derseniz egemenliğiniz tanınacak, Evet derseniz gökten
size Eurolar yağacak zengin olacaksınız diyenlere
inandınız ve bu insanların kemiklerini çatır çatır
sızlattınız. diye konuştu.
Denktaş,
bunları söylemenin kendi görevi olduğunu ve söylediklerinden
bazılarının gücendiğini, bazılarının da
Denktaş barış istemez dediğini belirterek, şöyle
devam etti:
Hayır,
barış istiyorum, sağlam bir barış istiyorum.
Öldüğümde gözlerim arkada kalmasın diyorum. Halkım,
insanlarım, evlatlarım, torunlarım artık sağlam bir
binadadır diyeyim.
Rumlar bizi buyük bir felaketten
kurtardı
Denktaş,
bu konuda allahın da yardımcı olduğunu belirterek,
Rumların Ben zaten bütün Kıbrısın hükümetiyim, ben niye
Türklerle anlaşma yapayım, ben Avrupa Birliğine bütün
Kıbrısı sokuyorum, onun için hiç umrumda değil
anlaşma istemem, Hayır dediğini ve Kıbrıslı
Türkleri büyük bir felaketten kurtardığını söyledi.
Bu sayede hiç olmazsa Rumların Türklere,
yeniden müzakere etmek, yeniden haklarını savunmak, dirilişe ve
direnişe devam edebilme fırsatını verdiğini söyleyen
Denktaş, Kıymetini bilecek miyiz bilmeyecek miyiz bilmiyorum. Çünkü
size Evet dedirten, o telkinlerin üzerinizden kalkımış olup
olmadığını henüz kestiremedim. Yanlış
yaptığınızı anlayıp
anlamadığınızı henüz kestiremedim dedi.
Talatı kabul ettiler...
Söz veren
ülkelerin Şimdi Kıbrıslı Türklerin sırtını
okşadığını, Başbakan Talatı kabul
ettiklerini ve tatlı tatlı sözler söylediklerini belirten
Denktaş, bunu yapmalarının nedenini ise Kıbrıslı
Türklerin referandumda Evet demesi için çok şey vaadettiklerini
hatırlattı.
Denktaş,
bazı ülkelerin Ercana uçaklar derhal inecek, derhal
tanınacaksınız, derhal tanınma yolları açılacak,
derhal ambargolar kalkacak sözlerini hatırlatarak, bu meselelerin
üzerinden üç ay geçmesine rağmen hiçbirşeyin
olmadığını söyledi.
Bunların
elde edilmesi için Başbakan Talat ve Türkiyenin canla başla
uğraştığını
ifade eden Denktaş,
bu
uğraşları taktir ettiklerini ve destek verdiklerini belirtti.
Plandaki olumlu unsurları
ben koydum
Annan
Planında, Türklerin lehinede şeylerin tabii ki varolduğunu
söyleyen Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, Kim koydurdu
onları, ben koydurdum. Yıllarca masada söylediklerimizle onların
bir kısmını koydurduk dedi.
Denktaş,
binayı kendisinin yaptığını, dışardan
bakıldığında çok güzel olduğunu ve halkın derhal
içine girin diye söyleyenleri dinlediğini belirterek, binayı yapan
adam olarak kendisinin ise, Aman sakın ha girmeyin daha bitmedi.
Dıştan görünüşü gibi değil, içine girerseniz demiri
eksiktir, kumu tuzludur, çok hatası vardır, başınıza
yıkılır dediğini hatırlatarak, Allahtan Rumlar
yıktı binayı da içine girmediniz dedi.
EVET oyu verenler neye oy
verdikleri bilmezler
Denktaş,
referandumda Evet verenlere nereye oy verdiniz diye size sorarsam, nereye
verdiklerini bilmezler diyerek, Barışa vermişler, hangi
barışa, barışı 1974te Türk askeri getirdi. Bütün
memleket barış içinde, eksik olan Rumla anlaşmadır dedi. (TAK)
YENIDUZEN 23/07/2004
Talat:
AB Komisyonu ve üye ülkelerle yakından çalışıyoruz
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Mali ve serbest ticaret tüzüğünün
Kıbrıslı Türklerin tecritini ortadan kaldıracak
şekilde AB Komisyonundan geçmesini sağlayacağız. Buna inanıyorum dedi.
Talat,
Parise gerçekleştirdiği bir günlük ziyareti tamamlayarak
gittiği İstanbul Atatürk Havalimanı VIP Konferans Salonunda
basın toplantısı düzenledi.
Ziyarette,
Fransanın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Claudie
Haignere ile görüştüğünü ve Kıbrısta ortaya çıkan
yeni durumu anlatma fırsatı bulduğunu kaydeden Talat, artık
Kıbrıs Türk tarafının çözümsüzlükten yana olduğu
mantığının geçerliliğini kaybettiğini söyledi.
Talat, bu
çerçevede Kıbrıs Türk tarafına yapılan izolasyonun
kalkması için AB ülkelerine büyük görevler düştüğünü dile
getirerek, Çünkü Kıbrıs artık bir AB üyesi. Her ne kadar
Kıbrısın kuzeyinde müktesebat askıda olsa da dedi.
İzolasyonun
ortadan kaldırılması çalışmalarının
başarıya ulaşacağına inandığını vurgulayan
Talat, şöyle devam etti:
Brükselde
ticaret ve mali yardım tüzüğüyle ilgili Eylüle erteleme kararı
alındı. Bu, bizim beklediğimizin dışında bir
gelişmedir. Beklentimiz, mali ve serbest ticaret tüzüğünün birlikte
paralel olarak kabul görmesiydi. Ancak bu gerçekleşmedi. Yine de bir
erteleme söz konusudur. Belki daha iyi koşullarda beklenen sonucu
getirecektir. AB Komisyonu ve üye ülkelerle yakından
çalışıyoruz. Mali
ve
serbest ticaret tüzüğünün Kıbrıslı Türklerin tecritini
ortadan kaldıracak şekilde AB Komisyonundan geçmesini
sağlayacağız. Buna inanıyorum.
Başbakan
Talat, Sakaryadaki tren kazasına ilişkin olarak da şunları
söyledi:
Çok
üzücü, acı verici bir gelişme. Kazanın nedenlerinin
bulunmasından öte insanların acısının da
paylaşılması gerekiyor. Bu dönem Türkiye için, Türk halkı
için üzücü bir gelişmenin olduğu dönem. Ölenlere rahmet,
yakınlarına başsağlığı diliyorum. (aa
YENIDUZEN 23/07/2004
Başbakan
Talat, ABD'de yayınlanan "The Washington Times" gazetesinde
yayınlanan bir yazısıyla Rumlara çağrıda
bulundu:Çözümü etkileyecek girişimleri durdurun
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Rumlara çağrıda bulunarak
Kıbrıs sorununun çözümüne ters etki yaratacak girişimleri
durdurmasını istedi.
Başbakan
Talat'ın Kıbrıs'taki son gelişmeleri anlatan
yazısı, ABD'de yayımlanan "The Washington Times"
gazetesinin dünkü sayısında yer aldı.
Gazetenin
"Mehmet Ali Talat Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin
başbakanı" olduğunu belirterek
yayımladığı yazısında Talat, Kıbrıs Rum
kesimine "Ortak evimiz Kıbrıs'ın uzlaşmasına
zararı dokunacak girişimleri durdur" çağrısında
bulundu. Talat, uluslararası topluluğa, özellikle ABD ve AB'ye de
seslenerek Kıbrıs Türklerinin üzerinde uygulanan haksız izolasyonların
kaldırılması için çabalarını ikiye
katlamasını istedi.
Yazısında,
referandumda gösterdiği cesaretten ve hükümetinin
çalışmalarından dolayı Kıbrıslı Türklere
övgüler yağdığını belirten Talat, bunu, ABD ve AB
tarafından, bazıları hâlâ daha hazırlık
aşamasında olan jestlerin takip ettiğine işaret etti.
Kıbrıslı
Türklerin birleşme isteklerini kaybetmediklerini ifade eden ve
Kıbrıs Rum yönetiminin, yapıcı olmayan tutumuna işaret
eden Başbakan Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporundaki
"Kıbrıslı Türklerin gelişmesini engelleyen ve
izolasyon etkisini gösteren gereksiz sınırlamaların ve
engellerin kaldırılması için şimdi artık daha somut
adımlar atılmalıdır" tümcesine işaret etti.
Kıbrıslı
Türklerin çözüm umutlarının sönmemesi için uluslararası
topluluğun hemen harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan
Başbakan Talat, AB Komisyonu tarafından 7 Temmuz'da açıklanan,
Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik paketin
umutlandırıcı olduğunu, ancak Kıbrıs Rum
kesiminin sert bir şekilde karşı çıkmasından ve
ekonomik paketin hayata geçmesini engellemek için Avrupa mahkemelerine gitme
tehditlerinden dolayı üzüntü duyduğunu ifade etti.
Yazısında
ticaretin serbest bırakılmasının tüm taraflara faydalı
olacağına işaret eden Talat, yapılacak parasal
yardımların Güney ve Kuzey Kıbrıs arasındaki
dengesizliği azaltacağını, ancak bunun hiçbir zaman
üretimden ve endüstriden elde edilecek varlığın yerini
alamayacağına dikkat çekti ve "Bana bir balık ver beni
bugün için doyur; bana balık tutmasını öğret ve
hayatım boyunca beni doyur" atasözüne işaret etti.
Kıbrıslı
Türklerin dış dünyaya açılmasının ekonomik boyutlarda
kalmaması gerektiğine işaret eden Talat, kültürel, sportif
faaliyetler ve uluslararası organizasyonlara katılmasının
da desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Talat "Hiçbir
politik antlaşmazlık, özellikle globalleşmenin doruğa
ulaştığı bir dönemde Kıbrıslı Türklerin
uluslararası sistemin dışında kalmasını
açıklayamaz" dedi ve Kıbrıslı Türkler yabancı
ülkeler bir yana ne Türkiye ne de Kıbrıs Rum kesimiyle bir futbol
maçı yapamıyorsa, uluslararası topluluğun Kıbrıs
Türklerine uyguladığı "zararsız" olduğu
ileri sürülen ihmali tekrar gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı
KIBRIS 24/07/04
Lefkoşalı
Rum, Avrupa Komisyonu'na dava açıyor
Lefkoşalı
bir Rum, Avrupa Komisyonu aleyhine dava açıyor.Simerini gazetesi,
Lefkoşa'nın Rum kesiminde ikamet etmekte olan yatırım
danışmanı Andreas Efthimiu (60) isimli Rum "göçmenin",
Avrupa Komisyonu ve AB'nin diğer kurumları aleyhine, "Türk
işgalini" görmezlikten gelerek (kendi iddiasıyla) "işgal
altındaki toprakların" çıkarına yönelik tedbirleri
ileriye götürdükleri için Lefkoşa Rum Mahkemesi'nde dava
açtığını bildirdi.
Habere göre,
Efthimiu gazeteye yaptığı açıklamada, açtığı
davayla "Kıbrıs Cumhuriyeti'ne" karşı, AB
tarafından alınan "işgal altındaki
toprakların" ekonomik açıdan geliştirilmesiyle ilgili programlanan
tedbirlerin, herhangi bir gecikme olmaksızın geri çekilmesini
hedeflediğini söyledi.
Efthimiu
ayrıca kendi ifadesiyle "Türk işgalini"
yasallaştırdığı gerekçesiyle, Avrupa Komisyonunu
suçladı.
Gazete söz
konusu davanın, bu yıl 20 Eylül'de görüşüleceğini ve
mahkemeye Avrupa Komisyonu ile Hukuk Dairesi temsilcilerinin de
çağrılacağını yazdı.
Öte yandan
Haravgi gazetesi, Hristos Kliridis ile Ksenis Ksenofontos isimli
avukatların, AİHM'den 2 Eylül'de görüşülmesi belirlenen
mahkemenin, Annan Planı'nın reddedilmesinin hukuksal boyutları
ve KKTC'deki Tazmin Komisyonu ile ilgili soru sorduğu, Kesinidis Arestis
davasına müdahale etmesini talep ettiklerini yazdı.
Habere göre,
Klerides ve Ksenofantos, müdahalenin gerekli olduğunu, çünkü
Kesnidis-Arestis davasının sadece kendi müşterilerinin
değil, Avrupa Mahkemesi önünde bulunan diğer göçmenlerin
akıbetini belirleyeceği yol gösterici bir dava olduğunu
belirttiler.
KIBRIS 24/07/04
"CIA,
Rum siyasilerin telefonlarını dinliyor"
CIA'in Rum
tarafında bulunan biriminin, Rum siyasilerin ve gazetecilerin telefon
görüşmelerini 24 saat dinlediği iddia edildi.
Kipros Simera
isimli haftalık gazete, "CIA, Polisi ve KİP'i Denetliyor ve Emir
Dikte Ediyor" başlıklı manşet haberinde, Rum
hükümetinden üst düzeyli bir yetkilinin CIA'in Rum tarafında bulunan
biriminin Rum siyasilerin ve gazetecilerin telefon görüşmelerini 24 saat
dinlediğini, Rum güvenlik makamlarının CIA ajanlarının
hiçbir talebini reddetmediklerini söylediğini yazdı.
Gazeteye göre,
söz konusu kaynak, CIA'in Rum tarafındaki biriminin başında
kadın bir CIA ajanı bulunduğunu, bu kişinin Rum polisi ve
istihbarat birimi (KİP) üst düzey yetkilileriyle güçlü bağları
olduğunu ve bu birimleri büyük ölçüde denetimi altına almayı
başardığını söyledi.
Aynı
kaynak, kadın CIA ajanının, Rum polisine ve KİP'e, CIA'in
arzularını dikte ettirdiğinin ve CIA için oldukça olumlu
sonuçlar aldığının altını çizdi.
KIBRIS 24/07/04
Tatilde AB
ülkeleri rağbette
KİŞİSEL
AB VATANDAŞLIĞININ AVANTAJI... Kuzey Kıbrıs'a uygulanan
ambargolar nedeniyle seyahat özgürlüğünden yararlanamayan ve vize
uygulamasına tabi tutulan Kıbrıslı Türkler, kişisel
olarak "AB vatandaşlığını kazandıktan
sonra" tatil için AB ülkelerine rağbet etmeye başladı
TATİLCİYE
RAHATLIK... Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği
Başkanı İsmail Çetin, tatil için Türkiye'nin yoğun olarak
tercih edildiğini, ancak vize probleminin ortadan kalkmasıyla
tatilciye rahatlık ve kolaylık sağlandığını
söyledi
Yeliz K. SARICA
Kuzey
Kıbrıs'a uygulanan ambargolar nedeniyle seyahat özgürlüğünden
yararlanamayan ve vize uygulamasına tabi tutulan Kıbrıslı
Türkler, AB vatandaşlığını kazandıktan sonra
tatil için Avrupa Birliği ülkelerine rağbet etmeye başladı.
Yıllardır
vize uygulamasıyla karşı karşıya kalan
Kıbrıslı Türkler, tatil yapmak için sınırlı
sayıda ülkeyi ziyaret edebiliyordu.
Referandumdan
sonra Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla seyahat olanağına
kavuşması, tatilcileri vize külfetinden kurtardığı
gibi, isteyenin Türkiye dışındaki ülkelerde tatil yapabilmesine
imkan sağladı.
Kıbrıslı
Türklerin güneyde 24.00'e kadar kalma sınırlamasının
kaldırılmasının ardından tatilciler,
Kıbrıs'ın güneyinde tatil yapma olanağı da bulmaya
başladı.
Çetin: Vizenin
kalkmasıyla, Avrupa ziyaretleri de arttı
Kıbrıs
Türk Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) Başkanı İsmail
Çetin, tatil için Türkiye'nin yoğun olarak tercih edildiğini, ancak
vize probleminin ortadan kalkmasıyla tatilciye rahatlık ve
kolaylık sağlandığını söyledi.
Vize
uygulamasının kalkmasıyla Avrupa ülkelerini ziyaret edenlerin
oranının arttığını belirten Çetin,
işadamlarının kısa vadeli iş imkanlarının da
tercih nedeni olduğunu ifade etti.
Kıbrıslı
Türklerin tatil taleplerinin yerli otellere ve güneydeki tesislere
yoğunlaştığını kaydeden Çetin, şöyle
konuştu:
"Halkımızın
tatil için yerli otellere ve güneydeki tesislere talepleri başladı.
Kuzey Kıbrıs'taki otellerin temmuz-ağustos aylarında
doluluk oranları yüksektir.
Halkımız,
3 ve 2 yıldızlı otellere veya aile işletmelerine
rağbet etmeli. Fiyat açısından da caziptir. Böylece doluluk
oranları yükselir. Bu tesislerdeki hizmet ve yemek standardı da çok
iyi düzeyde.
Acentelerimiz
Türkiye'ye ve Türkiye dışında İtalya, İspanya, Paris,
Mısır, Çin ve Karayipler gibi ülkelere turlar düzenliyor."
Tatil
imkanı yaratılıyor
Seyahat
acentelerimiz, yaz mevsiminin başlamasıyla bir yılın stres
ve sıkıntılarından kurtulmak isteyen
vatandaşlarımıza çeşitli tatil imkanları
sağlıyor.
Ülkemizde
faaliyet gösteren seyahat acentelerinin Türkiye'ye düzenlediği tatil
turları kişi başına 500 milyon ile 1 milyar 480 milyon TL
arasında değişiyor. Bazı acenteler düzenledikleri Türkiye
turlarında, gidiş-dönüş uçak bileti, alan-otel-alan transferleri
ve rehberlik hizmetlerini de fiyatlara dahil ediyor.
Paris,
Barselona, Dubai, Viyana, Uzakdoğu, Yunanistan, Çin, Maldivler, Rio de
Janeiro, Bali ve Mısır turlarıyla, Türkiye
dışında kalan ülkelerde ise, 199 ile 1195 euronun gözden
çıkarılması gerekiyor.
Gerek
Türkiye'deki, gerekse Türkiye dışındaki ülkeler turlarla, 3 ile
10 gün arasında gezilebiliyor.
Ekonomik
sorunlar nedeniyle Türkiye ve Türkiye dışındaki ülkeleri ziyaret
edemeyen vatandaşlar da tatilini, Kuzey Kıbrıs'taki bazı
otellerde geçirebilir. Kuzey Kıbrıs'taki bir gecelik otel fiyatı
kişi başına 45 milyon ile 95 milyon TL arasında
değişiyor.
Seyahat
acenteleri, vatandaşları tatil yapmaya teşvik etmek
amacıyla tatil turları fiyatlarında 6 taksit, kredi kartı
ile ödemede taksit imkanı sağlarken, peşin ödemelere de yüzde 10
indirim uyguluyor. Bazı seyahat acenteleri ise, balayına çıkan
çiftlere, gençlere, 55 yaş üstündeki kişilere yüzde 20'ye varan
indirimli fiyatlarla tatil imkanı tanıyor. Türkiye turlarında
ise, "erken kayıt kampanyası" düzenlenerek, fiyatlarda
indirimler yapılıyor.
Kuzey
Kıbrıs'ta bazı otellerin fiyatları
Hotel Pansiyon
türü Fiyat
Salamis Bay
Conti Tam pansiyon 75 milyon TL
Club Acapulco
Yarım pansiyon 55 milyon TL
Oscar Hotel
Yarım pansiyon 70 milyon TL
Merit Crystal
Cove Ultra-her şey dahil 95 milyon TL
River Side
Yarım pansiyon 50 milyon TL
Olive Tree
Yarım pansiyon 80 milyon TL
Club Laphetos
Her şey dahil 95 milyon TL
Mare Monte
Hotel Yarım pansiyon 55 milyon TL
Merit Cyprus
Gardens Her şey dahil 65 milyon TL
Park Hotel
Yarım pansiyon 45 milyon TL
Türkiye'de
bazı tatil
yerlerinin
yaklaşık fiyatları
Tatil yeri
Süresi Fiyatı
Alanya tatili 6
gece-7 gün 640 milyon TL
Side tatili 6
gece-7 gün 1 milyar 210 milyon TL
Kemer tatili 6
gece-7 gün 720 milyon TL
Belek tatili 6
gece 7 gün 1 milyar 480 milyon TL
İstanbul
turu 4 gece-5 gün 510 milyon TL
Karadeniz turu
8 gece-9 gün 1 milyar 44 milyon TL
Ege turu 7
gece-8 gün 876 milyon TL
Akdeniz turu 7
gece-8 gün 852 milyon TL
Marmara turu 7
gece-8 gün 879 milyon TL
İstanbul-Bursa
5 gece-6 gün 681 milyon TL
Türkiye
dışında kalan ülkelerdeki bazı tatil yerlerinin
yaklaşık fiyatları
Tatil yeri
Süresi Fiyatı
Paris 4 gece-5
gün 499 euro
Barselona-Madrid
6 gece-7 gün 899 euro
Viyana 4 gece-5
gün 549 euro
Budapeşte
2 gece-3 gün 199 euro
Paris-Roma-Barselona
9 gece 10 gün 1195 euro
Çin 8 gece-9
gün 1150 euro
Yunanistan 4
gece-5 gün 400 milyon TL
Uzakdoğu
(Bangkok-Pattaya-Singapur) 9 gece-10 gün 549 euro
Maldivler 7
gece-8 gün 799 euro
Rio De Janeiro
7 gece-8 gün 849 euro
Dubai 7 gece-8
gün 349 euro
Bali 7 gece 8
gün 699 euro
Mısır
7 gece-8 gün 600 milyon TL
KIBRIS 24/07/04