KKTC'de meclis tıkandı, erken seçim gündemde

KKTC'de ana muhalefet partisi Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) - Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin düşürülmesi amacıyla verdiği güvensizlik önergesi, meclis genel kurulunda reddedildi. Mecliste dün yapılan oylamada 25 kabul, 25 ret oyu verildi. Meclis salt çoğunluğu olan 26'ya ulaşılamadığı için, önerge reddedilmiş oldu.
Önergeye hükümet ortakları CTP ve DP milletvekillerinin yanı sıra Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ile Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Başkanı İzzet İzcan ret oyu verdi. Önergeye UBP, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), Yeni Parti (YP) ile 2 bağımsız milletvekili kabul oyu verdi.

Başka çare kalmadı
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Talat yaptığı açıklamada, oylamanın 25 - 25 sonuçlandığına işaret ederek, hükümetin mecliste çoğunluğu olmadığını, bu durumun hükümetin uzun ömürlü olmayacağını ortaya koyduğunu kaydetti. Talat, erken seçimin 7 Kasım'da olması olasılığı üzerinde hükümet ortaklarının mutabık kaldığını belirtti.

MILLIYET 18/07/04

 

Çantanı al, Kıbrıs Rum Kesimi’ne git

Uğur ERGAN / ANKARA

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türk işadamlarına Kıbrıs Rum Kesimi ile ticaret yapmaları için ‘tarihi’ bir çağrıda bulundu.

Bakan Gül, Hürriyet'e yaptığı özel açıklamada Türk işadamlarına ‘Al çantanı Rum Kesimi'ne git, malını pazarla, para kazan’ diye seslendi.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türk işadamlarına Kıbrıs Rum Kesimi ile ticaret yapmaları için ‘tarihi’ bir çağrıda bulundu. Gül, Hürriyet'e yaptığı özel açıklamada Türk işadamlarına ‘Al çantanı Rum Kesimi'ne git, malını pazarla, para kazan’ diye seslendi.

Rum Kesimi'nin 1 Mayıs'tan itibaren AB'ye tam üye olması nedeniyle Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği (GB) anlaşmasından dolayı, Türk mallarının gümrüksüz şekilde ithalini serbest bıraktığını hatırlatan Gül, şunları söyledi: ‘Bu çok önemli bir gelişme. Olayların hep olumsuz yanını görmeyelim. Olumlu gelişmeleri de görmek lazım. Bu önemli gelişmeden çok sayıda işadamımızın haberi yok gibi. Rum Kesimi'nin zenginliğini biliyoruz. Bundan dolayı orada büyük bir potansiyel var. Bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.’

BURNUMUZUN DİBİ

Türk işadamının girişkenliğinin tüm dünyaca bilindiğini, dünyanın birçok ülkesinde başarılı Türk işadamlarının büyük işler yaptığını ifade eden Gül, şöyle devam etti: ‘İşadamlarımız alsınlar çantalarını ellerine, Rum Kesimi'ne gidip mallarını pazarlasınlar. Türk işadamı Kongo'ya, Sibirya'ya kadar gidiyor da, burnunun dibindeki Kıbrıs'ın Rum Kesimi’ne niye gitmesin? Gitmemesi için sebep yok.’

Rumların özellikle Türk cam ürünlerine büyük ilgi duyduğuna dair duyumlar aldığını da ifade eden Gül, ‘Benim bildiğim kadarıyla Paşabahçe ürünlerini çok beğeniyorlarmış’ dedi.

Gül, AB Komisyonu'nun Ulaştırma ve Enerji'den sorumlu Başkan Yardımcısı Layalo de Palacio'nun, Türk limanlarının Rum bandıralı gemilere açılmasını istediğinin hatırlatılması üzerine de, şu değerlendirmeyi yaptı:

‘Ben birkaç ay önce söylemedim mi, Türkiye GB'den doğan şartlar gereği serbest ticaretle ilgili çalışmalar yapıyor diye? Hatırlayın, kaç kez sölyledim. Bazı çalışmalarımız var. Ama bu Rum Kesimi'ni resmen tanıyoruz anlamına gelmeyecektir. Ticaretin serbestleşmesini istiyoruz. Ancak Rum tarafı da bu konuda bazı adımlar atmalı.’  

HURRIYET 18/07/04

Koalisyon kıl payı güvende

KKTC'de hükümet, muhalefetin güvensizlik önergesinden kıl payı kurtuldu. 'Erken seçimden başka alternatifimiz yok' diyen Talat, bu yöndeki öneri için yarınki meclis oturumunda şansını zorlayacak

18/07/2004 RADIKAL

SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA - KKTC'de istifalarla azınlığa düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti, dünkü güven oylamasını kıl payı atlattı ama erken seçim hâlâ gündemde. Başbakan Mehmet Ali Talat erken seçimi tek çıkış yolu olarak gördüğünü yineledi. Hükümetin düşürülmesi için Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) verdiği güvensizlik önergesi dünkü oylamayla reddedildi. Meclisteki oylamada, 25 'kabul' ve 25 'ret' oyu kullanıldı. Salt çoğunluk için gereken 26 sayısına ulaşılamadığı için önerge reddedilmiş oldu. Hükümeti, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Başkanı İzzet İzcan'ın ret oyları kurtardı. Önergeyi UBP, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), Yeni Parti (YP) ile iki bağımsız vekil destekledi.

Erken seçim öne çıktı
Oylamanın ardından gözler, yarın mecliste görüşülecek CTP'nin erken seçim önerisine çevrildi. Öneri Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde perşembe günü reddedilmişti. Başbakan Talat ise, "Erken seçim kaçınılmaz. Oylama 25-25 bitti. Bu, hükümetin uzun ömürlü olmayacağını gösterdi" dedi. Talat, "Erken seçimin 7 Kasım'da olması olasılığı üzerinde hemen hemen mutabık kaldık" dedi. KKTC Başbakanı, erken seçime dek 2004 bütçesini meclisten çıkarabilmek için çoğunluğu arayacaklarını da belirtti.

KKTC yeni sınır kapısı açıyor

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rum tarafına geçişler için yeni bir sınır kapısı açmaya hazırlanıyor.

 

NTV

18 Temmuz 2004—  KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Güzelyurt bölgesinde Rum kesimine geçiş için, Bostancı Kapısı’nın yakında açılacağını söyledi.

Son bakanlar kurulu toplantısında bu yönde karar alındığını belirten Talat, yol ve altyapı için gerekli hazırlıkların tamamlandığını kaydetti. Talat, bölgenin mayınlı olması nedeniyle teknik inceleme başlattıklarını da ifade etti.

Güzelyurt bölgesinde geçiş kapısı bulunmadığı için Rum ve Türklerin, Lefkoşa üzerinden dolaşmak zorunda kaldıklarına dikkat çeken Talat, Bostancı Sınır Kapısı’nın narenciye satışının yapılabilmesi açısından önemli bir ihtiyacı karşılayacağını söyledi. Başbakan Talat, ihtiyaca göre hareket ettiklerini ve gerekli olması durumunda başka kapılar da açacaklarını belirtti.
       

ABD Yönetimi’nden KKTC’ye ziyaret

 

ABD’den üst düzey bir yetkilinin gelecek hafta KKTC’ye yapacağı ziyarette ağırlıklı olarak Washington’un Kuzey Kıbrıs’a yapmayı planladığı ekonomik yardım ele alınacak.

 

NTV

 

 

18 Temmuz 2004— ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy, KKTC’de Başbakan Mehmet Ali Talat ile görüşecek. Washington’ın, Kuzey Kıbrıs’ta büro açması ve hava bağlantıları konuları da masaya yatırılacak.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy gezisine hafta başında Ankara’dan başlayacak. Kennedy’nin, Ankara’da ikili ilişkiler, Türkiye’nin AB üyeliği sureci, Irak ve terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor. Çarşamba günü Atina üzerinden Kıbrıs’a geçecek olan Kennedy, Cuma günü KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek

Washington Yönetimi, yaklaşık 10 gün önce, KKTC’nin ekonomik gelişmesine katkı amacıyla bu yıl 30.5 milyon dolar tutarında bir yardım verileceğini duyurmuştu. Talat’ın, Kennedy ile görüşmesinde, bu yardımın KKTC’ye nasıl iletileceğinin ayrıntıları ele alınacak. Ayrıca Washington’ın resmi yardım kuruluşunun, Kuzey Kıbrıs’ta bir büro açması ve hava bağlantısı konularının da masaya yatırılacağı bildirildi. Kennedy, Kıbrıs Rum Yönetimi’yle de görüşmeler yapacak.

Rum önlemleri destek görmedi

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta iki tarafça kabul edilen ve askeri gerginliği azaltacak adımları Washington’un memnuniyetle karşılayacağını, ancak hiçbir askeri güven artırıcı önlemin, BM Genel Sekreteri Kofa Annan’ın planının öngördüğü kapsamlı bir çözümün yerine geçemeyeceğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, düzenlediği basın toplantısında, “Kıbrıslı Rumların, Yeşil Hat’ın iki yanındaki askeri güçlerin geri çekilmesi önerisini nasıl karşılıyorsunuz” sorusuna yanıt olarak, “Biz, iki tarafça kabul edilen ve Kıbrıs’ta askeri gerginliği azaltacak adımları memnuniyetle karşılarız” dedi.

Boucher, “Ancak hiçbir askeri güven artırıcı önlem, BM Genel Sekreteri’nin planında öngörülen kapsamlı çözümün yerini tutamaz” diyerek, Kıbrıs Rum tarafının 24 Nisan referandumunu reddetmesine yönelik Amerikan eleştirisini dolaylı olarak yineledi.

Sözcü Boucher, adadaki Türk askeri varlığına yönelik soru üzerine, “Bizim desteklediğimiz ve herkesin desteklemesinin gerektiğini düşündüğümüz BM planında Türk askeri varlığı meselesi çözümleniyordu” diyerek, yine Rumların referandumda “hayır” kararı vermelerine işaret etti.

Bir Yunanlı gazetecinin, “Rum tarafı karşılıklı değil de tek yanlı bir kararla Yeşil Hattın kendi tarafından geri çekilirse buna karsı çıkar misiniz?” diye sorması üzerine Boucher, “Herhalde çıkmayız, ancak karşılıklı anlaşma olmadan böyle bir şeyin gerçekleşebileceğinden emin değilim” dedi.

HALKIN SESI 18/07/04

Güvensizlik önergesi reddedildi

Ulusal Birlik Partisi’nin hükümete karşı verdiği güvensizlik önergesi Cumhuriyet Meclisi’nde dün yapılan oylamada reddedildi. Güvensizlik önerisine 25 milletvekili red 25 milletvekili de destek oyu verdi. Güvensizlik önergesine UBP milletvekilleri yanında BDH, YP be 2 bağımsız milletvekili destek verirken, iktidardaki CTP. DP  milletvekilleriyle TKP ve ve BK milletvekilleri karşı çıktılar.

Önerinin reddedilmesiyle Meclis’te 23 milletvekiliyle temsil edilen ve azınlık hükümeti konumunda olan CTP-DP koalisyon hükümeti devam edecek.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP/BG)- Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetine karşı Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından verilen güvensizlik önergesi, dünkü Meclis toplantısında 25 evet, 25 hayır  oyuyla reddedildi.

Meclis İç Tüzüğü gereği ad okunarak yapılan açık oylamada güvensizlik önergesinin kabul için gerekli olan Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğu olan 26’ya ulaşılamadı. Bu sonuca göre, 3 ay içinde hükümete yönelik yeni bir güvensizlik önerisi verilmeyecek.

Güvensizlik önergesi oylamasında CTP/BG, DP, TKP, BKP hayır; UBP, BDH, YP ile bağımsızlar hayır oyu kullandı.

İVEDİLİK İSTEMİ REDDEDİLDİ

Öte yandan, Cumhuriyet Meclisi’nin dünkü toplantısında oylama öncesi Kasım ayında erken seçim yapılmasına yönelik DP önerisine ivedilik istemi de 23’e karış  26 oyla reddedildi.

KONUŞMALAR

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı hükümetin kasım ayında seçim yapılmasına yönelik önergeye ivedilik isteminin reddedilmesinden sonra  söz alarak usul hakkında konuştu.

Akıncı, güven oylamasının BRT tarafından canlı yayınlanmasını  “olumlu ancak eksik bir gelişme” olarak değerlendirdi. Akıncı, dünkü oylamanın bir sonuç olduğunu, güvensizlik önergesiyle ilgili tartışmanın Meclis’in 48 saat önceki birleşiminde yapıldığını arzusunun o toplantının da canlı yayımlanması olduğunu söyledi. Akıncı, bu eksikliğin  CTP’nın erken seçim önerisinin ele alınacağı pazartesi günkü birleşiminde giderilmesi dileğinde bulundu.

Mustafa Akıncı, Meclis’in pazartesi günü ele alacağı CTP/BG’nin erken seçim önerisine BDH’nın evet diyeceğini  açıkladı.

Akıncı, tüm parti liderlerinin katılacağı ve bu konunun tartışılacağı bir açıkoturumun BRT TV’de bu akşam yapılması önerisinde de bulundu.

ANGOLEMLİ

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de söz olarak  partisinin seçimden kaçmadığına işaret ederek,  pazartesi günkü birleşimde CTP/BG’nin önerisine evet diyeceklerini bildirdi.

ÇEVİKEL

Yeni Parti adıma mecliste bulunan Nuri Çevikel ise hükümete karşı güvensizlik önerisine evet; pazartesi günü yapılacak görüşmede ise CTP-BG önerisine hayır diyeceklerini açıkladı.

KAŞİF

Bağımsız milletvekili  Ahmet Kaşif ise Özgür Düşünce Hareketi adına yaptığı konuşmada, ülkede 3 aydır hükümet sorununun konuşulduğunu; dünyanın ise Kıbrıs’ı konuştuğun ifade ederek, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Kaşif, erken seçimin en fazla 1-2 ay geciktirmenin mümkün olduğuna dikkat çekerek, oylama önce parti başkanlarının biraraya gelerek erken seçim konusunda konsensüs sağlanmasını istedi.

SOYER

CTP/BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise partisinin öneri dayatması içinde olmadığını, yapılanın erken seçim önerisinin gündeme getirilmesi ve bunun tartışılmasını sağlamak olduğunu ifade etti.

Soyer, hayatın, güvensizlik önergesi veya erken seçimin önerisinin 26’yı bulmasını beklemediğine dikkat çekerek, önemli olanın sorunları çözmek olduğunu söyledi.

EROĞLU

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ise yaptığı konuşmada güvensizlik önergesini yaşanan demokrasi ayıbını gidermek amacıyla verdilerini ifade ederek, kürsüye çıkan herkesin canlı yayını fırsat bilerek  seçim şampiyonluğu yaptığını kaydetti.

Eroğlu, partisinin seçimden korkmadığını ancak yapılan erken seçim önerilerinin samimiyetten uzak ve korkunun ifadesi olduğunu belirtirek, ortada kuralları çiğneyen bir hükümet bulunduğunu söyledi.

İZCAN

Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreter  İzcan ise her ülkenin dönem dönem zor ve kritik günler yaşadığını anlatarak,  Kıbrıs için bu günlerin böyle günler olduğunu belirtti.

İzcan, erken seçim ve güvensizlik önergelerinin  karşılıklılık anlayışıyla ortaya konulduğuna dikkat çekerek, önemli olanın Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarının korunması olduğu söyledi.

HALKIN SESI 18/07/04

Seçimden başka çare yok

Başbakan Talat, hükümet hakkında verilen güvensizlik önergesinin Meclis’te reddedilmesinin ardından  gazetecilere yaptığı açıklamada, oylamanın 25-25 sonuçlandığını, bunun anlamının hükümetin Meclis’te çoğunluğu bulunmadığı olduğunu ve bu durumun da hükümetin uzun ömürlü olamayacağını ortaya koyduğunu söyledi.

Talat, hükümet ortağıyla ortaya çıkan durumu değerlendireceklerini  ifade ederek, “Erken seçim, ama ne zaman seçim? Değerlendireceğiz” dedi.

Erken seçimin 7 Kasım’da olması konusunda hükümet ortaklarının hemen hemen mutabık kaldığını anlatan Talat, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu, bundan  başka bir seçeneğin olmadığını söyledi.

Mehmet Ali Talat, seçime kadar hükümet çoğunluğunu sağlamak için uğraşacaklarını belirterek,  bunun sağlanması halinde bütçeyi de Meclis’ten geçireceklerini anlattı.

Erken seçim konusunda herkesin tutumunu ortaya koyması gerektiği ifade eden Talat, Meclis’te manevra yapılarak, seçimden yana görünüp seçimden kaçma veya başkalarını suçlama yönüne gidildiğini kaydetti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, siyasi partilerle temaslarda bulunarak, erken seçim tarihi belirlemek için çalışacaklarını anlatarak, herkesin tutumunu net olarak ortaya koyması  gereği üzerinde durdu.

Talat, hükümetin 26 sayısına ulaşmak için CTP/BG olarak resmi temaslara birkaç gün içinde başlayacaklarına anlatarak,  çoğunluğu sağlayacak bir hükümetin oluşmasının erken seçim tarihinin saptanmasını da dolaylı olarak etkileyebileceğini söyledi.

Partisinin, bundan sonra da, Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılması için neler yapılabileceği konusu üzerinde  duracağını anlatan Mehmet Ali Talat şöyle konuştu:

“Önemli olan çeşitli izolasyonların kaldırılması gibi önlemlerin sonuçta çözüme stratejik olarak katkı yaptığını bilmek, hem izolasyonu kaldırma yönünde çabalarımızı ortaya koyacağız, hem de çözümün tek alternatif olduğunu ortaya koyup, özellikle son günlerde Rumların başlattığı gündem şaşırtmacalarından kurtulmaya çalışacağız. Buna çok dikkat etmek gerekir.”

HALKIN SESI 18/07/04

ABD'den ziyaret

ABD’den üst düzey bir yetkilinin gelecek hafta KKTC’ye yapacağı ziyarette ağırlıklı olarak Washington’un Kuzey Kıbrıs’a yapmayı planladığı ekonomik yardım ele alınacak

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy, KKTC’de Başbakan Mehmet Ali Talat ile görüşecek. Washington’ın, Kuzey Kıbrıs’ta büro açması ve hava bağlantıları konuları da masaya yatırılacak. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy gezisine hafta başında Ankara’dan başlayacak. Kennedy’nin, Ankara’da ikili ilişkiler, Türkiye’nin AB üyeliği sureci, Irak ve terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor. Çarşamba günü Atina üzerinden Kıbrıs’a geçecek olan Kennedy, Cuma günü KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek.

YENIDUZEN 18/07/2004

Rumların önerilerine ABD yorumu

“Askeri güven artırıcı önlemler Annan Planı’nın öngördüğü kapsamlı çözümün yerine geçemez”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta iki tarafça kabul edilen ve askeri gerginliği azaltacak adımları Washington’un memnuniyetle karşılayacağını, ancak hiçbir askeri güven artırıcı önlemin, BM Genel Sekreteri Kofa Annan’ın planının öngördüğü kapsamlı bir çözümün yerine geçemeyeceğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, dün düzenlediği basın toplantısında, “Kıbrıslı Rumların, Yeşil Hat’ın iki yanındaki askeri güçlerin geri çekilmesi önerisini nasıl karşılıyorsunuz” sorusuna yanıt olarak, “Biz, iki tarafça kabul edilen ve Kıbrıs’ta askeri gerginliği azaltacak adımları memnuniyetle karşılarız” dedi.

Boucher, “Ancak hiçbir askeri güven artırıcı önlem, BM Genel Sekreteri’nin planında öngörülen kapsamlı çözümün yerini tutamaz” diyerek, Kıbrıs Rum tarafının 24 Nisan referandumunu reddetmesine yönelik Amerikan eleştirisini dolaylı olarak yineledi.

Sözcü Boucher, adadaki Türk askeri varlığına yönelik soru üzerine, “Bizim desteklediğimiz ve herkesin desteklemesinin gerektiğini düşündüğümüz BM planında Türk askeri varlığı meselesi çözümleniyordu” diyerek, yine Rumların referandumda “hayır” kararı vermelerine işaret etti.

Bir Yunanlı gazetecinin, “Rum tarafı karşılıklı değil de tek yanlı bir kararla Yeşil Hattın kendi tarafından geri çekilirse buna karsı çıkar misiniz?” diye sorması üzerine Boucher, “Herhalde çıkmayız, ancak karşılıklı anlaşma olmadan böyle bir şeyin gerçekleşebileceğinden emin değilim” dedi.

YENIDUZEN 18/07/2004

Hükümet yola devam

HÜKÜMETİ DÜŞÜREMEDİLER... Mecliste dün hükümetin kader oylaması yapıldı. Oylamada CTP/BG'den 18, DP'den 5, TKP'den 1 ve BKP'den 1 milletvekili hayır oyu verirken, UBP'den 18, BDH'dan 4 ve YP'den 1 milletvekili ile 2 bağımsız "evet" dedi. Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğu olan 26'ya ulaşamadığı için güvensizlik önergesi reddedilmiş sayıldı

TALAT: ERKEN SEÇİM KAÇINILMAZ... Başbakan Mehmet Ali Talat, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu, bundan başka bir seçeneğin olmadığını söyledi. Erken seçimin 7 Kasım'da olması konusunda hükümet ortaklarının hemen hemen mutabık kaldığını anlatan Talat, seçime kadar hükümet çoğunluğunu sağlamak için uğraşacaklarını, bunun sağlanması halinde bütçeyi de meclisten geçireceklerini kaydetti

EROĞLU: ERKEN SEÇİM KASIMDAN SONRA... UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, dün yaptığı açıklamada, ilk kez erken seçimle ilgili tarih telaffuz etti. Eroğlu, partisinin, kasım ayından sonra yapılacak bir erken seçime hazır olduğunu bildirdi ve "Kasım da olabilir. Aralık ayında AB'nin Türkiye ile ilgili vereceği kararın ardından da olabilir. Nisan da olabilir. İki seçim bir arada yapılabilir. Bu alternatiflerden birini istişare ederek seçmemiz gerekir" dedi

EYLÜLDE SEÇİMİ KİMLER DESTEKLİYOR?... BDH Başkanı Mustafa Akıncı ile TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, meclisin yarın ele alacağı CTP/BG'nin erken seçim önerisine "evet" diyeceklerini açıkladı. YP Başkanı Nuri Çevikel ise bu öneriye "hayır" diyeceğini bildirdi. Bağımsız milletvekili Ahmet Kaşif de erken seçimi en fazla 1-2 ay geciktirmenin mümkün olduğuna dikkat çekerek, bu konuda konsensüs sağlanmasını istedi

Ülkemizde ocak ayında işbaşına gelen ve mayıs ayından beri de azınlığa düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi(CTP)/Birleşik Güçler(BG)-Demokrat Parti(DP) koalisyon hükümetini düşüremediler.

Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) hükümete karşı verdiği güvensizlik önergesine, Barış ve Demokrasi Hareketi(BDH) ile Yeni Parti'nin(YP) verdiği destek yeterli olmadı.

Meclis genel kurulunda yapılan oylamada, güvensizlik önergesi, 25 evet, 25 hayır oyuyla reddedildi. Bu durumda işbaşındaki CTP/BG-DP koalisyonu yola devam etti.

Meclis içtüzüğü gereği ad okunarak yapılan açık oylamada, güvensizlik önergesinin kabul için gerekli olan meclis üye tam sayısının salt çoğunluğu olan 26'ya ulaşılamadı.

Bu sonca göre, 3 ay içinde hükümete yönelik yeni bir güvensizlik önerisi verilmeyecek.

Güvensizlik önergesi oylamasında CTP/BG, DP, TKP, BKP hayır; UBP, BDH, YP ile bağımsızlar evet oyu kullandı.

Güvensizlik önergesine 18 UBP milletvekili yanında 4 BDH, 1 YP ve 2 bağımsız milletvekili destek verirken, iktidar ortakları CTP'nin 18) milletvekili ile DP'nin 5, TKP'nin 1 ve BKP'nin 1 milletvekili karşı çıktılar.

Önerinin reddedilmesiyle mecliste 23 milletvekiliyle temsil edilen ve azınlık hükümeti konumunda olan CTP-DP koalisyon hükümeti devam edecek.

Mecliste yapılan güvensizlik oylamasından sonra açıklama yapan Başbakan Mehmet Ali Talat, erken seçimin artık kaçınılmaz olduğunu, bundan başka bir seçeneğin de olmadığını söyledi. Erken seçimin 7 Kasım'da olması konusunda hükümet ortaklarının hemen hemen mutabık kaldığını anlatan Talat, seçime kadar hükümet çoğunluğunu sağlamak için uğraşacaklarını, bunun sağlanması halinde bütçeyi de meclisten geçireceklerini kaydetti.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu da açıklamasında, ilk kez erken seçimle ilgili tarih telaffuz etti. Eroğlu, partisinin, kasım ayından sonra yapılacak bir erken seçime hazır olduğunu bildirdi ve "Kasım da olabilir. Aralık ayında AB'nin Türkiye ile ilgili vereceği kararın ardından da olabilir. Nisan da olabilir. İki seçim bir arada yapılabilir. Bu alternatiflerden birini istişare ederek seçmemiz gerekir" dedi.

İvedilik istemi reddedildi

Öte yandan, Cumhuriyet Meclisi'nin dünkü toplantısında güvensizlik oylaması öncesi kasım ayında erken seçim yapılmasına yönelik DP önerisine ivedilik istemi de 23'e karış 26 oyla reddedildi.

DP'nin kasım ayında erken seçim önerisine sadece ortağı CTP destek çıkarken, diğer partiler ret oyu kullandı.

Akıncı: eylülde seçime varız

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, hükümetin kasım ayında seçim yapılmasına yönelik önergeye ivedilik isteminin reddedilmesinden sonra söz alarak usul hakkında konuştu.

Akıncı, güven oylamasının BRT tarafından canlı yayınlanmasını "olumlu ancak eksik bir gelişme" olarak değerlendirdi. Akıncı, dünkü oylamanın bir sonuç olduğunu, güvensizlik önergesiyle ilgili tartışmanın meclisin 48 saat önceki birleşiminde yapıldığını, arzusunun o toplantının da canlı yayımlanması olduğunu söyledi. Akıncı, bu eksikliğin CTP'nin erken seçim önerisinin ele alınacağı pazartesi günkü birleşiminde giderilmesi dileğinde bulundu.

Mustafa Akıncı, meclisin yarın ele alacağı CTP/BG'nin erken seçim önerisine BDH'nın evet diyeceğini açıkladı.

Akıncı, tüm parti liderlerinin katılacağı ve bu konunun tartışılacağı bir açıkoturumun BRT TV'de yapılması önerisinde de bulundu.

Angolemli: Öneriye evet diyeceğiz

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de söz olarak partisinin seçimden kaçmadığına işaret ederek, yarınki birleşimde CTP/BG'nin önerisine evet diyeceklerini bildirdi.

Çevikel: CTP-BG önerisine hayır diyeceğiz

Yeni Parti adına mecliste bulunan Nuri Çevikel ise hükümete karşı güvensizlik önerisine evet; yarın yapılacak görüşmede ise CTP-BG önerisine hayır diyeceklerini açıkladı.

Kaşif: Erken seçim kaçınılmaz

Bağımsız milletvekili Ahmet Kaşif ise Özgür Düşünce Hareketi adına yaptığı konuşmada, ülkede 3 aydır hükümet sorununun konuşulduğunu; dünyanın ise Kıbrıs'ı konuştuğun ifade ederek, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Kaşif, erken seçimi en fazla 1-2 ay geciktirmenin mümkün olduğuna dikkat çekerek, oylamadan önce parti başkanlarının bir araya gelerek erken seçim konusunda konsensüs sağlanmasını istedi.

Soyer: Önemli olan, sorunları çözmektir

CTP/BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise partisinin öneri dayatması içinde olmadığını, yapılanın erken seçim önerisinin gündeme getirilmesi ve bunun tartışılmasını sağlamak olduğunu ifade etti.

Soyer, hayatın, güvensizlik önergesi veya erken seçimin önerisinin 26'yı bulmasını beklemediğine dikkat çekerek, önemli olanın sorunları çözmek olduğunu söyledi.

Eroğlu: Seçimden korkmuyoruz

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ise yaptığı konuşmada güvensizlik önergesini yaşanan demokrasi ayıbını gidermek amacıyla verdilerini ifade ederek, kürsüye çıkan herkesin canlı yayın fırsat bilerek seçim şampiyonluğu yaptığını kaydetti.

Eroğlu, partisinin seçimden korkmadığını ancak yapılan erken seçim önerilerinin samimiyetten uzak ve korkunun ifadesi olduğunu belirterek, ortada kuralları çiğneyen bir hükümet bulunduğunu söyledi.

İzcan: Önemli olan Kıbrıs Türkü'nün hak ve çıkarlarının korunmasıdır

Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri İzcan ise her ülkenin dönem dönem zor ve kritik günler yaşadığını anlatarak, Kıbrıs için bugünlerin böyle günler olduğunu belirtti.

İzcan, erken seçim ve güvensizlik önergelerinin karşılıklı anlayışıyla ortaya konulduğuna dikkat çekerek, önemli olanın Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarının korunması olduğu söyledi.

İzcan, çözüm isteyenlerin oluşturacağı bir hükümetten yana olduklarını da kaydetti.

Talat: Erken seçim kaçınılmaz

Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümet hakkında verilen güvensizlik önergesinin mecliste reddedilmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu, seçimden başka çare olmadığını yineledi.

Oylamanın 25-25 sonuçlandığını, bunun anlamının hükümetin mecliste çoğunluğu bulunmadığı olduğunu ve bu durumun da hükümetin uzun ömürlü olamayacağını ortaya koyduğunu söyledi.

Talat, hükümet ortağıyla ortaya çıkan durumu değerlendireceklerini ifade ederek, "Erken seçim, ama ne zaman seçim? Değerlendireceğiz" dedi.

Erken seçimin 7 Kasım'da olması konusunda hükümet ortaklarının hemen hemen mutabık kaldığını anlatan Talat, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu, bundan başka bir seçeneğin olmadığını söyledi.

Mehmet Ali Talat, seçime kadar hükümet çoğunluğunu sağlamak için uğraşacaklarını belirterek, bunun sağlanması halinde bütçeyi de meclisten geçireceklerini anlattı.

Erken seçim konusunda herkesin tutumunu ortaya koyması gerektiği ifade eden Talat, mecliste manevra yapılarak, seçimden yana görünüp seçimden kaçma veya başkalarını suçlama yönüne gidildiğini kaydetti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, siyasi partilerle temaslarda bulunarak, erken seçim tarihi belirlemek için çalışacaklarını anlatarak, herkesin tutumunu net olarak ortaya koyması gereği üzerinde durdu. Talat, CTP/BG'nin erken seçim tarihi konusunda kimseye bir dayatmada bulunmadığını ifade etti.

Talat, hükümetin 26 sayısına ulaşmak için CTP/BG olarak resmi temaslara birkaç gün içinde başlayacaklarına anlatarak, çoğunluğu sağlayacak bir hükümetin oluşmasının erken seçim tarihinin saptanmasını da dolaylı olarak etkileyebileceğini söyledi.

Başbakan Talat, bir soru üzerine pazartesi günü mecliste oylanacak erken seçimde hükümet ortağı DP'nin tutumunun ne olacağı konusunu bilmediğini açıkladı.

Partisinin, bundan sonra da, Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılması için neler yapılabileceği konusu üzerinde duracağını anlatan Mehmet Ali Talat şöyle konuştu:

"Önemli olan çeşitli izolasyonların kaldırılması gibi önlemlerin sonuçta çözüme stratejik olarak katkı yaptığını bilmek, hem izolasyonu kaldırma yönünde çabalarımızı ortaya koyacağız, hem de çözümün tek alternatif olduğunu ortaya koyup, özellikle son günlerde Rumların başlattığı gündem şaşırtmacalarından kurtulmaya çalışacağız. Buna çok dikkat etmek gerekir."

Eroğlu: Kasımdan sonra erken seçime hazırız

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, partisinin, kasım ayından sonra yapılacak bir erken seçime hazır olduğunu bildirdi.

Eroğlu, güvensizlik önergesinin oylanmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler'in (CTP/BG) komitede reddedilen ve pazartesi günü görüşmesi yapılacak eylül ayında erken seçim yapılmasıyla ilgili önergesine komitede olduğu gibi yine ret oyu vereceklerini söyledi.

Eroğlu, anamuhalefet partisi olarak bir erken seçimden yana olduklarını ancak bunun tüm partilerin üzerinde anlaşabileceği bir tarih olması gerektiğini belirtti.

Derviş Eroğlu, CTP/BG'nin erken seçim önerisine hükümet ortaklarının kendi aralarında bile anlaşamamalar nedeniyle olumsuz yaklaştıklarına işaret etti.

Hükümetin demokratik kurallar gereği istifa etmesi gerekirken bunu yapmadığını, bugünkü güvensizlik oylaması sonucunda 25'e 25 rakamının çıkmasının hükümetin çoğunluğa sahip olmadığının dünya kamuoyu önünde görüldüğüne dikkat çeken Eroğlu, Başbakan Mehmet Ali Talat'ı istifa ederek yeni arayışlara fırsat vermemekle suçladı.

Eroğlu, yeni alternatifler arayış da bulunmasaydı şimdiye kadar erken seçim tarihinin de belirlenmiş olacağını iddia ederek, partisinin de erken seçim ile ilgili düşündükleri bir tarih olduğunu ve bu düşünceyi diğer siyasi partilere aktaracaklarını söyledi.

Derviş Eroğlu, kasım ayından itibaren erken seçim konusunda yapılabilecek herhangi bir öneriyi kabul etmeye hazır olduklarına dikkat çekerek, "Kasım da olabilir. Aralık ayında AB'nin Türkiye ile ilgili vereceği kararın ardından da olabilir. Nisan da olabilir. İki seçim bir arada yapılabilir. Bu alternatiflerden birini istişare ederek seçmemiz gerekir" dedi.

KIBRIS 18/07/04

AB yardımına Rum engeli

Rum basınına göre, Rum yönetiminin, Kıbrıslı Türklere vereceği 259 milyon euroluk ödeneğin, 6 milyon euroluk ilk kısmının onaylanmasına koyduğu çekince, Avrupa Komisyonu'ndan anlayış gördü

Rum yönetimi, Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan güçlendirilmesine yönelik AB yardımının onaylanmasına çekince koydu.

Rum tarafının, 259 milyon euroluk ödeneğin, 6 milyon euroluk ilk kısmının onaylanması konusunda çekince ortaya koyduğu ve Avrupa Komisyonu'ndan anlayış gördüğü bildirildi.

Fileleftheros gazetesi, "Kıbrıslı Türklere İlk Euro'lar Konusunda Çekince Koyduk, Anlayış Bulduk" başlığıyla yansıttığı haberinde, Rum yönetiminin 6 milyon euroluk ödeneğin Bütçe Perspektifleri Üyelik Öncesi Stratejisi'nin 7. maddesi ve genişlemeyle ilgili 22. başlık altında kaydedilmesine çekince belirttiğini yazdı.

Gazeteye göre Rum tarafı, "seçilen bu kategorinin kabul edilemeyeceği ve Kıbrıs'ın kuzey kesiminin, üyelik öncesi yardım alabilecek başka bir ülke değil, AB'ye üye olmuş Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir parçası olduğu" iddiasında bulundu.

Bu konu, Rum Maliye Bakanı Makis Keravnos'un da katıldığı, AB'nin bütçe konularıyla ilgili konseyi ECOFIN toplantısında ele alındı.

Avrupa Konseyi'nin, Rum tarafının ortaya koyduğu konuyu anladığı ve Kıbrıslı Türklere verilecek 6 milyon euroluk ödeneğin kategorisinin değiştirileceği, Rum yönetimini de kapsamakta olan, iç faaliyetlerle ilgili 3. maddesi altına kaydedileceği belirtildi.

KIBRIS 18/07/04

Yunanistan, Kıbrıs Harekatı'na 'işgal' dedi...


      Yunanistan Parlamentosu Başkanı Anna Psaruda-Benaki, Lefkoşa'nın ''Avrupa'nın tek bölünmüş başkenti olma özelliğini koruduğunu'' öne sürdü.
      Psaruda-Benaki, ''işgal'' olarak nitelendirdiği Kıbrıs barış harekatının 30. yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, Rum kesiminin AB içinde olmasının, sorunun çözüm ihtiyacını her zamankinden fazla büyüttüğünü kaydetti.
      Rum kesiminin AB'ye girmesinin yeni beklentiler ve aynı zamanda yeni sorumluluklar getirdiğini belirten Psaruda-Benaki, son aylarda hızlı gelişmeler olduğunu, ancak Kıbrıslı Rumların ''adil çözüm beklentilerinin gerçekleşmediğini'' savundu.
      Rumların Annan planı hakkında kararlarını verdiklerini söyleyen Psaruda-Benaki, ''Kıbrıs (Rum) halkının kararına saygı duyulsun. Referandumların yarattığı hoşnutsuzluk giderilerek, adil bir çözüm için çabalar devam etsin'' dedi.
      Yunanistan'ın verilen mücadelede her zaman Rum kesimiyle dayanışma içinde olduğunu da kaydeden Psaruda-Benaki, ''Kıbrıs'ın (Rum) AB'ye girmesi büyük bir adımdı, ancak önümüzde daha uzun bir yol var. Kardeş Kıbrıs (Rum) halkına desteğimiz ve kara yıldönümü nedeniyle hissettiklerimiz biliniyor'' diye konuştu.

MILLIYET 19/07/04

Genelkurmay'dan Denktaş'a mesaj: TSK en güçlü teminat

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, KKTC'nin Türkiye'nin de desteğiyle dünya platformunda hak ettiği yeri alacağına inandığını belirtti.
      Orgeneral Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin en güçlü teminatı olmayı sürdüreceğini vurguladı.
      Orgeneral Özkök, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a kutlama mesajı gönderdi.

Özkök, mesajında, ''Tarihi süreçte yaşanan bütün zorluklara rağmen, bugün barışı ve çözümü çok daha fazla arzulayan taraf olduğunu bütün dünyaya kanıtlayan KKTC'nin, Cumhurbaşkanı'nın yaratıcı kişiliği ve dirayetli önderliğinde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin de desteğiyle dünya platformunda hak ettiği yeri alacağına inancının tam olduğunu'' bildirdi.
      ''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve sorumlulukları doğrultusunda, et ve tırnak gibi ayrılmaz bir parçası olarak gördükleri Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin bugün ve gelecekte en güçlü teminatı olmaya devam edeceğinin'' altını çizen Orgeneral Özkök, Kıbrıs Türk halkının huzur ve barış içinde yaşaması için TSK'nın üzerine düşeni her zaman yerine getireceğini kaydetti.
      Orgeneral Özkök, mesajında, Barış Harekatı'nın 30. yıldönümünü kutlayarak, Kıbrıs Türküne sağlık ve başarı diledi, şehitleri saygı ve rahmetle andı ve gazilere şükranlarını sundu.

MILLIYET 19/07/04

KKTC'de meclis erken seçimi reddetti...


      KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, hümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) sunduğu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilen, erken seçim önerisini reddetti.
      Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin önerinin reddedildiğine ilişkin raporu üzerindeki görüşmeyi tamamlayarak oyladı.
      Oylamada, 24 milletvekili raporu kabul, 22 milletvekili de kabul etmediği yönünde oy kullandı.
      Rapor genel kurulda kabul edildiği için, erken seçim önerisi reddedilmiş oldu.
     MILLIYET 19/07/04

Talat: Hiçbir şey çözümün yerini tutamaz ama...


      KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ''Hiçbir şeyin çözümün yerini tutacak kadar önemli olmadığını'' belirtti, ''Ancak izolasyonlardan kurtulmanın da doğrudan çözüme katkı olduğunun unutulmamasını'' istedi.
      Başbakan Talat, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, ''Enosis amaçlı 15 Temmuz 1974 Yunan cuntası darbesine karşı Türkiye'nin Garanti ve İttifak Antlaşmaları'ndan kaynaklanan müdahalesinin, Rum fanatizminin Yunanistan ile birleşme hayalinin bir daha canlanamayacak şekilde gömülmesini sağladığını'' kaydetti.
      ''Dünyadaki ve Avrupa'daki siyasi oluşum ve gelişmeleri çok yakından ve pek çok yönüyle doğrudan etkileyen Kıbrıs sorununun, 20 Temmuz'un bu 30. yıldönümünde yepyeni, bambaşka bir çehreye büründüğünü'' ifade eden Başbakan Talat, ''Bu yıldönümünde gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda, dünyayı algılayışımızda olduğu gibi dünyanın bize bakışında da çok büyük farklılıklar vardır'' ifadesini kullandı.
      Talat, Kıbrıslı Türklerin artık çözümsüzlüğün değil, çözümün adresi olduğunu dile getirerek, Kıbrıslı Türklerin yeni kimlikleriyle dünyanın bir parçası olmayı başaracağını vurguladı. ''BM planını onaylayan Kıbrıslı Türklerin dünyalı olmayı hedeflediğini'' kaydeden Talat, ''Ancak birleşmeye, çözüme ve Avrupalılığa 'hayır' diyen Rum tarafının oylarıyla Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edilmişlik koşullarına yeniden mahkum edildiğini'' belirtti.
     
     RUMLARIN GÜNDEM DEĞİŞTİRME TAKTİKLERİ
      ''İzolasyonu parça parça kaldırmak ve AB'nin de katkılarıyla ekonomik, sosyal ve siyasal her alanda AB normlarına yükselmek temel hedefimiz olmaya devam ediyor'' diyen Talat, Rumların son önerilerini ''hedef şaşırtma'' diye niteledi.
      Başbakan Talat, şöyle devam etti:
      ''Bu gerçeği göz önünde tutarak, Rumların gündem değiştirme taktiklerini deşifre etmeli ama biz gerçek açılımları sürdürmeliyiz. Nasıl ki Annan planına hem de yüzde 65 oyla 'evet' diyerek büyük bir sıçrama yaptık, süreci kesintiye uğratmadan çözüm vizyonunu kaybetmeden ilerlemeliyiz.
      Hiçbir şey çözümün yerini tutacak kadar önemli değildir ama unutulmamalıdır ki izolasyonlardan kurtulmak da doğrudan çözüme katkıdır. İşte bu yıldönümünde hükümet olarak Kıbrıs sorununun çözümünün son derece önemli olduğunu biliyoruz. Bunun için çalışırken halkımızın her türlü sorununu da çözmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda üzerimize düşeni yaparken halkımızın mutluluğunu gözetmek en temel ilkemiz olmaya devam etmektedir.
      Bu tarihi günde tüm halkımıza mutluluk ve esenlikler diliyorum.''

MILLIYET 19/07/04

AB Komisyonu, Rum önerilerine sessiz


      AB Komisyonu, Kıbrıs Rum yönetiminin AB ve BM'ye sunduğu, ''askeri alanda gerilimin azaltılması ve Kıbrıs Türklerine yönelik güven artırıcı öneriler'' hakkında yorum yapmıyor.
      Komisyona yakın kaynaklar, ilke olarak adada sorunların giderilmesine katkıda bulunacak her türlü öneriye destek verdiklerini, ancak paketin içeriği hakkında yorum yapmak için erken olduğunu ifade ettiler. Kaynaklar, paket hakkında çalışmaların devam ettiğini bildirdiler.
      Rum yönetiminin önerileri arasında, 1974'ten beri iskana kapalı olan Maraş'ın BM denetiminde açılması ve uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa limanının iki tarafın kullanımına sunulması yer alıyor.
      Ara bölgedeki mayın tarlalarının temizlenmesi ve KKTC ile Rum kesimi arasında yeni sınır kapılarının açılması da öneriler arasında bulunuyor. Rum yönetimi, 11 yeni sınır kapısı açılmasını istiyor.
      Askeri öneriler arasında, Yeşil Hat yakınındaki Türk ve Rum askeri birliklerinin tatbikatlarına süresiz son verilmesi, askeri birliklerin Yeşil Hat üzerinden uzaklaşması isteniyor.
      Larnaka ile Gazimağusa limanının doğrudan ticarete açılmasında, Türk işçilerin istihdam edilmesi ve Türk yetkililerinin de bulunması öneriler arasında yer alıyor.

MILLIYET 19/07/04

Denktaş: Rumlar barış elini geri çevirdi


      KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Bir ömür mücadelenin ardından kurtuluşa ulaşan Kıbrıs Türkünün Rumlara barış elini uzattığını, 'Geliniz yeniden iki bölgeli, iki eşit egemen halka dayalı yeni bir ortaklık kuralım' dediğini, ancak Rum tarafının buna ihtiyaç duymadığını'' söyledi.
      20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 30. yıldönümü resmi kutlamaları, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan yaptığı konuşmayla başladı. Aynı anda Lefkoşa'da 21 pare top atışı yapıldı.
      Cumhurbaşkanı Denktaş, konuşmasında, Kıbrıs Rum tarafını yeniden masaya getirecek, onları Kıbrıs Türküyle kalıcı, eşit, egemen şartlara dayalı bir ortaklığa yaklaştıracak siyasette gerçekçiliğin şart, eşitliğin kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
      Denktaş, ''Coğrafyamızı tanıtmak ve tanımak kaçınılmazdır. Bu coğrafya üzerinde 21 yıldır tam devlet olarak ama 40 yıldır kendi kendini idare eden iki halktan biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve Ruma kabul ettirmek kaçınılmazdır'' dedi.
      ''Bunlar yapılmadıkça Kıbrıs'ın birleşmesini beklemenin hayal olacağını'' kaydeden Denktaş, ''Çünkü Rum buna muhtaç değildir. Bu ihtiyacı Ruma hissettirmek, diğer ülkelere, büyük ülkelere, 'dünya' dediğimiz lider ülkelere düşer'' diye konuştu.
      Denktaş, ''İçimizde kin taşımayalım ama karşı tarafın milli bir davası olduğunun bilinci içerisinde, kendi milli davamızı koruyacak güçte, kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu şekilde kurulabilir'' ifadesini kulandı.
      Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti:
      ''Anavatan sayesinde 11 yıllık zulümden, toplu mezarlardan, mutlak yok edilmekten kurtuluşumuzun 30. yıldönümünü birlikte coşkuyla kutlamaktayız. Allah'ımıza şükrediyoruz ki bize bu kurtuluş gününü gösterdi.
      Bugüne yetişmeyen, şehit olan, aramızdan ayrılmış olan insanlarımızı rahmetle, hasretle anmaktayız. Liderimiz Dr. Küçük'ü hasretle anmaktayız.
      Bir ömür mücadelenin sonucu kurtuluş olmuştu. Bunun neticesinde Rumlara barış elimizi uzattık. 'Geliniz yeniden iki bölgeli, iki eşit egemen halka dayalı yeni bir ortaklık kuralım' dedik. 11 yıl bize azınlık hakları öneren, Türk bölgelerinde mahsur kalmamıza göz yuman, anayasal haklarımızı, tüm insanlık haklarını alıp giden Rum tarafı buna ihtiyaç duymadı. Sebebi, 'dünya' dediğimiz büyük devletlerin kendi çıkarları için esas suçluyu 'meşru Kıbrıs hükümeti' olarak tanımalarından başka bir şey değildi.
      30 yıl sonra aynı şikayeti yapıyoruz. Son referandumlarda Rum tarafının 'hayır' deyişini 'aldatılmışlık' olarak kabul eden bu büyük devletler, -eğer hakikaten aldatılmışlarsa, aldanmışlarsa-, büyüklüklerinden, geleceklerinden şüphe etmek lazımdır.''
     
     TEŞHİS KONMADI
      Rum tarafının ''meşru hükümet'' olarak kabul edilmesinin Kıbrıs sorununun çözümünü engellediğini, Rumları ''meşru hükümet'' olarak tanıyanların Kıbrıs sorununa doğru teşhis koymadığını anlatan Denktaş, Annan planı hazırlanırken de Kıbrıs'ın gerçeklerinin kaale alınmadığını ve teşhis konulmadığını söyledi.
      Teşhis konulmadan bir meselenin halledilemeyeceğinin altını çizen Denktaş, Rumların 1963-1974 yıllarını unutarak, ''1974'e kadar Türklerle aramız çok iyiydi, çok güzel geçiniyorduk. 1974'de Türkiye birden bire memleketimizi 'işgal' etti, bizi perişan etti'' yalanıyla dünyayı kandırdığını belirtti.
      Rumların bu statüdeyken kendileriyle yeniden ortaklık kurup Enosis'i yasaklamayacağını kaydeden Denktaş, dünyaya seslenerek, şöyle konuştu:
      ''Kıbrıs meselesinin hallini istiyorlarsa 1974 Barış Harekatı'na neden olan suçları Rumlara kabul ettirmenin gerektiği akıllarına hiç gelmiyor mu? Rum tarafı 1963'ten 1974'e kadar Kıbrıs Türklerine yaptıklarını hatırlamazsa, dünya kendilerine bunları hatırlatmazsa, BM Genel Sekreteri'nin dokümanlarında, raporlarında, dünya basınında, varolan vahşeti, öldürmeleri, toplu mezarları, göçleri, köylerin yakılmasını hatırlatmazsa ve onlara 'Kıbrıs meselesi 1974'de Türk askerinin gelmesiyle başladığı' yalanını söylemek fırsatını vermeye devam ederlerse Rumlar açısından Kıbrıs meselesi halledilmiş olmuyor mu? Ve bu nedenle meselenin halli bugüne kadar gecikmiş olmuyor mu?''
     
     1974'ÜN ŞANLI GÜNÜ
      ''Bütün bunları bu sevinçli günde söylemek mecburiyetinde olduğunu, çünkü bunları unutanlar olduğunu ve 'meşru Kıbrıs hükümeti' denilen Rumları hala dinleyenler ve 'bütün Kıbrıs adına' onlara Avrupa Birliği bünyesinde söz hakkı verenlerin bu yanılgıya devam ettiğini'' belirten Denktaş, ''Bunu görüyoruz ve üzülüyoruz'' dedi.
      Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:
      ''Ancak biz 1974'ün o şanlı gününe dönelim. O sıcak günde göklerden yağan paraşütlerin bize getirdiği hürriyeti, denizlerden can vererek çıkan askerimizin kanlarıyla bize getirmiş olduğu canı, kanı, yaşam hakkını yeniden düşünelim ve Allah'ımıza şükredelim. O günleri gördüğümüz için, bugünlere geldiğimiz için gerçekten şükredelim. Ve devletimizin kıymetini bilelim. Egemenliğimize dört elle sarılalım. Egemen değilsek azınlığız, unutmayalım. Ve egemenliğimizi kabul etmemekte 40 yıl ısrar edenler, hala ısrarlarını sürdürmektedirler. Devletimizi yok farz edenler hala gözlerini bu gerçeğe kapamaktadırlar.''
     
     ''VAAT EDİLENLERİN ESİNTİSİNİ BİLE ALAMADIK''
      Referandumların, iki eşit, egemen halkın varlığını, bütün dünya önünde kanıtladığını vurgulayan Denktaş, ''İki ayrı referandumu yaptırmış olan insanlar, gözlerinin bir tanesini yine kapamışlar, Kıbrıs'ta 'tek halk, tek egemenlik, tek devlet' görmeye başlamışlardır. Bize 'evet' dememiz için vaat edilenlerin henüz esintisini bile alamadık. Ve 'meşru hükümet' dedikleri, Kıbrıs meselesinde suçlu Rum tarafı, Avrupa Birliği'nde 'bütün Kıbrıs' adına konuşarak, 'Kıbrıs hükümeti'nin izni olmaksızın Türklere yardım yapamazsınız, veto ederim, sizi dava ederim' tehdidiyle ortaya çıkmış bulunmaktadır'' diye konuştu.
      ''Bütün bunlar bu şekilde devam ederken, Kıbrıs Rumlarından bizimle eşit, egemen şartlarda, coğrafyaya dayalı, kalıcı, 1960 olaylarını tekrarlamayacak yeni bir anlaşma yapmayı beklemek saflık olmaz mı?'' ifadesini kullanan Denktaş, şöyle devam etti:
      ''O halde Kıbrıs Rum tarafını yeniden masaya getirecek, onları bizimle kalıcı, eşit, egemen şartlara dayalı bir ortaklığa yaklaştıracak siyaset ne olmalıdır? Gerçekçilik şarttır. Eşitlik kaçınılmazdır. Coğrafyamızı tanıtmak ve tanımak kaçınılmazdır. Bu coğrafya üzerinde 21 yıldır tam devlet olarak, ama 40 yıldır kendi kendini idare eden iki halktan biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve Ruma kabul ettirmek kaçınılmazdır. Bunlar yapılmadıkça Kıbrıs'ın birleşmesini beklemek hayal olacaktır. Çünkü Rum buna muhtaç değildir. Bu ihtiyacı Ruma hissettirmek, diğer ülkelere, büyük ülkelere, 'dünya' dediğimiz lider ülkelere düşer.''
     
     ''MÜSLÜMAN OLDUĞUMUZ İÇİN Mİ?''
      ''Kıbrıs'ta iki devlet tanınamazmış! Bunu niye söylüyorlar? Türk ve Müslüman olduğumuz için mi?'' diyen Denktaş, şunları kaydetti:
      ''Başka yerlerde bir avuç Hıristiyana milyonlarca Müslümanın içerisinde ayrı devlet kurma hakkı tanınabiliyor. Kıbrıs'ta niye tanınmasın? Var olan bir gerçeğe niçin gözlerini ısrarla kapatıyorlar ve böylelikle Kıbrıs'ın gün gele Rumlara mal olması siyasetini bilerek yürütüyorlar? Bunları herkesin sorması gerekmektedir.''
     
     AKIL HASTALIĞI, YANGINLAR VE CİNAYETLER
      1974'de Barış Harekatı'ndan hemen sonra Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides ile İngiliz Yüksek Komiserliği'nde toplantılar yaptıklarını anlatan Denktaş, şöyle devam etti:
      ''Bu arada Kıbrıs'a (İngiltere) Müstemlekeler Bakanı Dankın Sans da gelmişti. Onun başkanlığında toplanıyorduk. Ve ben bir gün giderek şikayet ettim. 'Küçük Kaymaklı'da Türk evlerini yakıyorlar. Diğer yerlerde de Türk mallarını harap ettiklerini biliyoruz. Şimdi Küçük Kaymaklı'daki Türk evleri yakılmaya başladı' diye şikayet ettim. Dankın Sans çok kızdı. Klerides'e 'Ne oluyor, ne yapıyorsunuz' diye sordu. Klerides ertesi günkü toplantıya geldi ve dedi ki; 'Makarios, hakkı olmadığı halde bu yangınları yapan kişiyi yakalattı. Tımarhaneden yeni çıkmış bir akıl hastası olduğunu anladık ve artık olmayacak.' Dankın Sans teşekkür etti, ben de kendisine teşekkür ettim. Ama o gece Küçük Kaymaklı'da 5-6 ev daha yandı. Ertesi gün toplantıda Klerides'e, 'Klerides galiba sizin tımarhaneden kaçan çok deli var. Ne oldu yine!' diye bir söz söyledim. Tabii Klerides bozuldu, 'Bakacağız, edeceğiz' dedi. Ama bu hikayeyi söylüyorum. Çünkü bir gencimiz Rum tarafında 'akıl hastası' dedikleri başka bir Rum tarafından öldürüldü.''
     
     GENÇLERE SESLENİŞ
      Konuşmasında gençlere de seslenen Denktaş, şunları söyledi:
      ''Bunları unutmayalım. Mazeret daima vardır. Türke zarar vermek için mazeret daima hazırdır. Bir arada yaşamanın getireceği zorluklar bunlardır. Onun için 'devlet' diyoruz, onun için 'egemenlik' diyoruz. Onun için 'biz varız ve bizim var olduğumuza gözlerinizi kapamayınız' diyoruz. Ama bunu dışa söylerken kendi içimize de söylememiz lazım.
      Gençler 'egemenim' demenin hazzını, gururunu yaşıyor musunuz? 'Devletim vardır' demenin hazzını ve gururunu yaşıyor musunuz? Çünkü bu devlet sizler tarafından yaşatılacaktır. Ve eğer devletinizi yaşatmazsanız, devletsiz kalırsanız 'Roman' dedikleri, devletsiz, etrafta çadır kurarak yaşayan kişiler olursunuz. Egemenliğinize sahip çıkmazsanız Rum cumhuriyetinde azınlık olursunuz. Azınlıkların kaderi de malumdur.
      Dolayısıyla hürriyetimize, cumhuriyetimize, egemenliğimize sahip çıkalım. Bize bunları vermek için canlarını vermiş olanları unutmayalım. Geçmişi unutan, geleceğe sağlam adımlarla yürüyemez. Geçmişi unutmayalım. İçimizde kin taşımayalım ama karşı tarafın milli bir davası olduğunun bilinci içerisinde, kendi milli davamızı koruyacak güçte, kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu şekilde kurulabilir.
      Biz her şeyi unutursak ve karşı tarafın milli davası olmadığı zannıyla 'barışçıdırlar, biz de barışalım, barış olsun' diyerek, kendimizi onların kucağına atarsak neticede birçok akıl hastaları bize çok zarar yapabilirler. Pişman olmayalım.
      30. yılda şehitlerimizi tekrar saygıyla anıyoruz. Gazilerimize saygılarımızı, sevgilerimizi sunuyoruz. Halkımızın tümü gazi bir halktır. Halkımızın tümü hürriyete layık, egemenliği var olan, egemenliğine sahip çıkmış bir halktır. Ve siz gençler onların çocuklarısınız. Siz de bunlara sahip çıktıkça Kıbrıs'ta Türklük var olacak, Kıbrıs'ta her şey daha güzel olacaktır.''
  MILLIYET 19/07/04

Askerden KKTC değerlendirmesi: Rumlar adım atmalı!

  Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık, ''Kıbrıs konusunda gelinen aşamada, açılım yapması ve irade göstermesi gereken tarafın Rum tarafı olduğunu değerlendirdiklerini'' söyledi.
      Orgeneral Sarıışık, referandumda Rumların yüksek oranda ''hayır'' demesinin, ''adada kalıcı, adil ve yaşabilir bir çözümün elde edilmesinin iyice zorlaştığı'' değerlendirmesini yapmalarına da neden olduğunu ifade ederek, çözüm yönünde kesin bir irade gösteren Kıbrıs Türk halkına verilen sözlerin yerine getirilmesini beklediklerini kaydetti.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 30. yıldönümü törenlerine Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen katılmak üzere KKTC'ye gelen Orgeneral Sarıışık, Ercan Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, Barış Harekatı'nın 30. yıldönümünde KKTC'de bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek şöyle konuştu: ''Bilindiği üzere büyük önder Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesini temel düsturu haline getirmiş olan Türkiye, 1974 öncesi adada yaşanan Kıbrıs Türk halkına yönelik insanlık dışı mezalim ile Rumların Enosis hayaline son vermek, huzur ve güven ortamını tesis etmek amacıyla, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük yetkisini kullanarak barış harekatını gerçekleştirmiş ve halen devam eden barış ve güven ortamını sağlamıştır.''
     
     ''VERİLEN SÖZLER TUTULMALI''

      Türkiye'nin ve KKTC'nin, son dönemde Kıbrıs'ta çözüm sürecine aktif bir şekilde katıldığını ve yapılan referandumda ''evet'' diyerek çözüm istikametinde iyi niyetini gösterdiğini kaydeden Orgeneral Sarıışık, şöyle devam etti:
      ''Gelinen bu aşamadan sonra Kıbrıs sorununun çözümü konusunda açılım yapması ve irade göstermesi gereken tarafın Rum tarafı olduğunu değerlendiriyoruz. Ayrıca, referandumda Rum halkının kullanmış olduğu yüksek orandaki 'hayır' cevabı, adada kalıcı, adil ve yaşayabilir bir çözümün elde edilmesinin iyice zorlaştığı değerlendirmesini yapmamıza da neden olmaktadır.
      Çözüm yönünde kesin bir irade gösteren Kıbrıs Türk halkını rahatlatacak tedbirleri alma, ambargoları kaldırma yönünde ilgili tarafların, verdikleri sözler doğrultusunda gerekli iradeyi göstermelerini bekliyoruz.''
     
     ''KKTC'NİN RUM TARAFIYLA EŞİTLENMELİ''

      Kalıcı, adil ve yaşayabilir bir çözümün ancak eşitler arasında mümkün olabileceğinin altını çizen Orgeneral Sarıışık, ''Bu kapsamda ortaya çıkan bugünkü durum, Kıbrıs sorununa bir çözümün bulunabilmesinin, KKTC'nin seviyesinin Rum tarafıyla eşitlenmesiyle sağlanabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır'' dedi.
      Orgeneral Sarıışık, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geçmişte olduğu gibi, ''tarihe mal olmuş kişiliğiyle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başta olmak üzere Kıbrıs Türk halkının yanında olmaya devam edeceğini'' söyledi.

MILLIYET 19/07/04

Denktaş: Bu son 20 Temmuz kutlamam


      KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamasını bu yıl son kez yaptığını bildirerek, ''Gelecek yıl 20 Temmuz'da başkası, halkın seçeceği birisi bu kutlamalara katılacaktır'' dedi.
      Denktaş, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık'ı kabulünde yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
      ''Bu benin son kutlamam olacaktır, 20 Temmuz'u. Gelecek 20 Temmuz'da başkası, halkın seçeceği birisi bu kutlamalara katılacaktır. Temenni ederim ki o güne kadar dünya bir şeyi, gerçeği anlasın. Kıbrıs'ta bir millet yoktur. İki milletin parçaları vardır. İki halk vardır. Kendi kaderini tayin etme hakkına sahip iki halk vardır. Referandumlarla bunu bütün dünyaya kendi kanıtlamıştır. Ve iki ayrı coğrafi bölgede yaşamak, iki tarafın kabul etmiş olduğu Güvenlik Konseyi'nin de benimsediği bir hal çaresidir.'' İki coğrafyanın iki devlete dönüştüğünü kaydeden Denktaş, ''Tanısınlar veya tanımasınlar devlet vardır. Bu devletin temelinde şehitler vardır, malul gaziler vardır, gazi bir halk vardır ve Türkiye'nin garantörlüğü vardır. Bu gerçekleri kabul ederek bir anlaşmaya gidilir'' dedi.
      Denktaş, Rumlara ''meşru hükümet'' unvanı verildiği sürece Rumların bir anlaşmaya ihtiyaç duymayacağını kaydetti.
      Halkın ve gençliğin, devletin gökten inmediğini iyi anlamasını ve şehitlere ihanet edilmemesini isteyen Denktaş, Annan planına ''evet'' dedikleri için sırtlarının okşandığını, bu sonucun alınması için çok uğraşanlar olduğunu belirterek, ''Vaatlerini yerine getirme zamanı gelmiştir, ama şart koşarak, diyet isteyerek değil'' diye konuştu.
      ''Eğer egemen değilsek azınlığız, mahkumuz. Eğer devletiniz yoksa, o zaman başkasının devletinde 'ortaksınız' dense dahi geçici misafiriz'' ifadesini kullanan Denktaş, ''Bu halk görmediği nimeti görmüştür bugüne kadar. Sıkıntıları varmış, sıkıntısız devlet yoktur'' dedi.
      MGK Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık da 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen katılmak üzere KKTC'ye geldiğini anımsatarak, şöyle konuştu:
      ''5,5 yılı aşkın bir süreyle gururla görev yaptığım Kıbrıs'ta bu anlamlı günde sizlerle olmak ve her zaman saygı duyduğum Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Kıbrıs Türk halkıyla 20 Temmuz'un getirdiği coşku ve heyecanı bir defa daha paylaşmak gerçekten benim için büyük bir onur olmuştur.'' Orgeneral Sarıışık, Cumhurbaşkanı Denktaş'a, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök adına Türk Silahlı Kuvvetleri şildini takdim etti.
  MILLIYET 19/07/04

Financial Times'tan özel Kıbrıs eki...

  Financial Times gazetesi, 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs'a müdahalesinin 30. yıldönümü öncesinde özel bir Kıbrıs eki yayınlıyor. Dört sayfalık bu ekte, pek çok alana dair gelişmeler aktarılıyor.
      Ada'nın kuzeyinde tarih kitaplarının Avrupa normlarına uygun hale gelmesi için elden geçmesi, Tassos Papadopulos'un bütçe açığının Euro'ya geçiş hayallerini ertelemesi , Olimpiyatlara hazırlanan pek çok sporcunun kamplarını Ada'da yapıyor olması, bu başlıklardan bir kaçı.
      Ekin giriş yazısında siyasi çözümün önemi vurgulanıyor: "Siyasi çözümün getirceği istikrar olmadan Kıbrıslı Rumlar adayı Avrupa Birliği'nin Doğu Akdeniz'deki iş merkezi haline getirme düşünü gerçekleştiremez."
     
     Tahminler

      Peki çözüm nasıl sağlanacak? Financial Times yazarı Judy Dempsey, Avrupa Birliği'nin bölünmüş Kıbrıs ile ilişkilerini nasıl düzenleyebileceği tartışmalarının sürdüğünü vurguluyor, Ada'dan bazı tahminleri şu ifadelerle aktarıyor:
      "Pek çok Kıbrıslı Rum Ada'nın birleşmesini istiyordu ancak şimdi Avrupa Birliği'ne girmiş oldukları için bu yöndeki baskı unsuru ortadan kalktı.
      Bazı Rum yorumcular, zaman içinde serbest dolaşım sayesinde ilişkilerin kendiliğinden normalleşebileceğini savunuyorlar. Ancak normalleşme beraberinde birleşmeyi getirmeyebilir.
      Hatta üst düzey bir Kıbrıslı Rum lideri, "Sonunda birbirimizle ayrı kalarak yaşayabileceğimizi anlamamız gibi tuhaf bir durumla karşılaşabiliriz" diyor. "
     
     Türkiye'ye büyük rol

      Gazeteye göre işte bu noktada Türkiye'ye büyük rol düşüyor. Türk hükümetinin özellikle de Başbakan Erdoğan'ın AB liderlerinin çözümü Türkiye engelliyor dememesi için elinden geleni yaptığını belirten Judy Dempsey, Türkiye'nin tek taraflı olarak asker çekmeye başlayarak Kıbrıs Rum kamuoyunu da lehine çevirebileceğini savunuyor.
      "Böylesi br karar Kıbrıslı Rumların hayır demesine yol açan güvensizlik duygusunu kırabilir" diyen Financial Times yazarı, ayrıca gözlemcilerin toprak iadesini de bu yolda bir diğer adım olarak önerdiğini belirtiyor.
     

MILLIYET 19/07/04

Tam 30 yıl geçti!..


      TAM 30 YIL GEÇTİ[1] Kıbrıs'taki Türk varlığını korumak ve Ada'ya kalıcı barış getirmek için 20 Temmuz 1974 yılında Türkiye tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Hareketi yarın 30'uncu yaşına giriyor.
      Kıbrıs'ta yaşanan olaylara seyirci kalamayan Türk Hükümeti, uluslararası ittifak ve garanti Anlaşmaları'ndan doğan garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türkleri'in can ve mal güvenliğini korumak amacıyla 20 Temmuz 1974'te Barış Harekatı'nı gerçekleştirdi.
     
     ENOSİS HAYALİ
      15 Temmuz 1974'te adanın Yunanistan'a bağlanmasının
      (ENOSİS) daha fazla geciktirilmesine karşı olan EOKA'cı Rumlar ile Yunanistan'daki Albaylar Cuntası'nın Kıbrıs'taki subay ve askerleri, Kıbrıs Türklerinin direnişi yüzünden 11 yıl ertelemek zorunda kaldıkları Enosis'i bir an önce gerçekleştirmek için bu hedefi daha uzun vadede yerleştirme amacında olan "Kıbrıs Cumhurbaşkanı" Makarios'a karşı darbe yapmışlardı.
      30 yıl önce Yunan askeri cuntası, Enosis'i
      gerçekleştirmek amacıyla Kıbrıs'taki EOKA'cılarla işbirliği halinde Makarios'u devirmiş ve EOKA'cı Nikos Sampson'u "cumhurbaşkanı" ilan etmişti. Darbe sırasında EOKA karşıtı ve Makarios yandaşı 2 bin kadar Yunan ve Rum öldürülmüştü. Cunta, Türkler'e karşı tedhiş eylemlerinin yoğunlaşmasına da öncülük etmişti.
     
     AKRİTAS PLANI
      Yunanistan, Adayı kendine bağlamak amacıyla ilk darbesini 21 Aralık 1963'te gerçekleştirmişti. Dönemin Kıbrıs
      cumhurbaşkanı olan Makarios ve diğer işbirlikçileriyle Yunanistan Enosis'in gerçekleşmesine engel olarak gördükleri Kıbrıs Türklerini yok etmek amacıyla hazırladıkları Akritas Planı'nı uygulamaya koymuşlar ancak ummadıkları bir direnişle karşılaşmışlardı.
     
     ALBAYLAR CUNTASI
      15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'taki EOKA'cılarla işbirliği
      halinde Makarios'u deviren ve EOKA'cı Nikos Sampson'u "cumhurbaşkanı" ilan eden Yunan albaylar, Makarios karşıtı birçok Rum'u öldürmüş ve Türkler'e karşı tedhiş eylemlerinin yoğunlaşmasında öncülük etmişlerdi. Darbede hayatını zor kurtaran Makarios, 19 Temmuz 1974'te BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada hem Yunanistan'ın amacını açık biçimde ortaya koymuş, hem yapılan katliamları hem de Kıbrıs Türklerini bekleyen tehlikeleri anlatmıştı.
     
     BARIŞ HAREKATI
      Olaylar had safhaya ulaşırken Türkiye, uluslararası İttifak ve garanti anlaşmaları'ndan doğan garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenliğini korumak amacıyla 20 Temmuz 1974'te Barış Hareketi'ni gerçekleştirdi.
      Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, uluslararası tepkiler ve ambargo tehditlerine rağmen harekatın başladığını "Ada'ya barış ve huzur götürmek için gidiyoruz" diyerek kamuoyuna duyurmuştu.
      Türkiye'nin gerçekleştirdiği Barış Harekatı'yla Kıbrıs Türk halkının can ve mal güvenliği sağlandığı gibi, darbeciler de Kıbrıs'ta işgal ettikleri makamlardan çekilmek zorunda kalmışlardı. Yunanistan'da da 1967'de askeri darbeyle başlayan cunta dönemi tarihe karışmış, ülkede demokrasiye dönülmüştü

MILLIYET 19/07/04

Gül'den işadamlarına çağrı: Kıbrıs'a gelin

 

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, işadamlarına KKTC'ye yatırım yapmaları yönünde çağrı yaparak, “Tam gelip yatırım yapma zamanıdır. Yarın geç olacağını göreceksiniz” dedi.

Girne'nin Kervansaray bölgesinde Akfen Holding ve Güneş Grup işbirliğiyle inşa edilecek 5 yıldızlı otelin temeli bu akşam düzenlenen törenle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül tarafından atıldı.

Abdullah Gül, törende yaptığı konuşmada, Kıbrıslı, Türkiyeli ve diğer ülke işadamlarına seslenerek, yatırım için Kıbrıs'a koşmaları gerektiğini söyledi.

Gül, “Tam gelip yatırım yapma zamanıdır. Yarın geç olacağını göreceksiniz. Kıbrıs Türkünün önü açıktır. Kimse karartamaz. Kıbrıs'ın cazibe merkezi olacağını göreceksiniz” dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, tarihi bir günde büyük bir yatırım başladığını belirterek yetkililere teşekkür etti. “Bu yatırımlar 5-10 yıl önce yapılsaydı, Rumların uzlaşmaya yaklaşacağını” belirten Denktaş, hükümetin yatırımcılara gereken her türlü kolaylığı yapmasını istedi.

Akfen Holding ve Güneş Grubun oluşturduğu, T-T Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın da konuşmasında, Kıbrıs Türk halkına 30 yıllık tecride karşı neler yapılabileceğinin kanıtı olarak başlattıkları otelin bitirilmesi gerektiğini kaydetti.

Akın, işadamlarının ticari ambargoyu delmeyi ideal edinmesi gerektiğini belirterek, otelin dünyaca ünlü oteller zincirinden birinin adını taşıyacağını açıkladı.

Konuşmaların ardından Denktaş ve Gül, butona basarak otel inşaatına ilk harcı koydular.

 
(aa)

HURRIYET 19/07/04

Denktaş: Bu benim son 20 Temmuz kutlamam

 

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, 20 Temmuz kutlamasını bu yıl son kez yaptığını bildirerek “Gelecek yıl başkası bu kutlamalara katılacak” dedi.

Denktaş, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık'ı kabulünde yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

“Bu benin son kutlamam olacaktır, 20 Temmuz'u. Gelecek 20 Temmuz'da başkası, halkın seçeceği birisi bu kutlamalara katılacaktır. Temenni ederim ki o güne kadar dünya bir şeyi, gerçeği anlasın. Kıbrıs'ta bir millet yoktur. İki milletin parçaları vardır. İki halk vardır. Kendi kaderini tayin etme hakkına sahip iki halk vardır. Referandumlarla bunu bütün dünyaya kendi kanıtlamıştır. Ve iki ayrı coğrafi bölgede yaşamak, iki tarafın kabul etmiş olduğu Güvenlik Konseyi'nin de benimsediği bir hal çaresidir.”

İki coğrafyanın iki devlete dönüştüğünü kaydeden Denktaş, ”Tanısınlar veya tanımasınlar devlet vardır. Bu devletin temelinde şehitler vardır, malul gaziler vardır, gazi bir halk vardır ve Türkiye'nin garantörlüğü vardır. Bu gerçekleri kabul ederek bir anlaşmaya gidilir” dedi.

Denktaş, Rumlara “meşru hükümet” unvanı verildiği sürece Rumların bir anlaşmaya ihtiyaç duymayacağını kaydetti.

Halkın ve gençliğin, devletin gökten inmediğini iyi anlamasını ve şehitlere ihanet edilmemesini isteyen Denktaş, Annan planına “evet” dedikleri için sırtlarının okşandığını, bu sonucun alınması için çok uğraşanlar olduğunu belirterek, “Vaatlerini yerine getirme zamanı gelmiştir, ama şart koşarak, diyet isteyerek değil” diye konuştu.

“Eğer egemen değilsek azınlığız, mahkumuz. Eğer devletiniz yoksa, o zaman başkasının devletinde 'ortaksınız' dense dahi geçici misafiriz” ifadesini kullanan Denktaş, “Bu halk görmediği nimeti görmüştür bugüne kadar. Sıkıntıları varmış, sıkıntısız devlet yoktur” dedi.

MGK Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık da 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen katılmak üzere KKTC'ye geldiğini anımsatarak, şöyle konuştu:

“5,5 yılı aşkın bir süreyle gururla görev yaptığım Kıbrıs'ta bu anlamlı günde sizlerle olmak ve her zaman saygı duyduğum Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Kıbrıs Türk halkıyla 20 Temmuz'un getirdiği coşku ve heyecanı bir defa daha paylaşmak gerçekten benim için büyük bir onur olmuştur.”

Orgeneral Sarıışık, Cumhurbaşkanı Denktaş'a, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök adına Türk Silahlı Kuvvetleri şildini takdim etti.

 (aa)

HURRIYET 19/07/04

KKTC Meclisi'nden erken seçime ret

 

KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, hümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) sunduğu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilen, erken seçim önerisini reddetti.

Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin önerinin reddedildiğine ilişkin raporu üzerindeki görüşmeyi tamamlayarak oyladı.

Oylamada, 24 milletvekili raporu kabul, 22 milletvekili de kabul etmediği yönünde oy kullandı. Rapor genel kurulda kabul edildiği için, erken seçim önerisi reddedilmiş oldu.

Genel Kurul'da ilk sözü alan Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, CTP'nin meclis seçimlerinin yenilenmesine yönelik karar önerisinin yeniden komiteye gönderilerek görüşülmesini önerdi.

Hükümetin küçük ortağı Demokrat Parti'nin (DP) seçimin kasım ayında yapılmasını önerdiğini, “kasım ayında yapılacak seçimin halkın yararına olmayacağını” savunan Angolemli, erken seçimin eylül ayında yapılmasının en uygun olacağını dile getirdi.

“Beklentilerinin, çözüm ve Avrupa Birliği yanlılarının hükümet çoğunluğunu sağlaması olduğunu” ifade eden Hüseyin Angolemli, ”Referandumdaki yüzde 65 'evet'in hükümete yansıtılması gerektiğini” kaydetti.

UBP DE RET OYU VERDİ

Anamuhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, azınlık durumuna düşen hükümetin istifasını ve demokratik teamüllerin yerine getirilmesini istediklerini ifade ederek, erken seçimin, hükümetin istifasıyla gündeme gelmesi gerektiğini, bu nedenle komitede, CTP'nin verdiği seçimlerin yenilenmesine yönelik karar önerisine ret oyu verdiklerini kaydetti.

Eroğlu, öneriye Genel Kurul'da da ret oyu vereceklerini bildirdi.

Hükümetin görevde 7. ayı doldurduğunu ve bütçenin hala meclise sunulmadığını belirten Eroğlu, hükümetin istifa etmek yerine, koltukta kalmayı tercih ettiğini söyledi.

CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer de hükümette sayısal bir sorun olduğunu ve CTP'nin de “erken seçim” önerisini gündeme getirdiğini söyledi.

Erken seçimde ısrarlı olduklarını yineleyen Soyer, UBP'nin erken seçim önerisine destek vermesini istedi.

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı da erken seçim önerisinin yeniden gündeme gelmesi yönünde oy kullanacaklarını belirtti.

Hiçbir parlamentonun, seçimlerin üzerinden 6 ay geçmeden kendi kendini yenilemek istemeyeceğini ifade eden Akıncı, 24 Nisan referandumunun birkaç gün sonrasında, CTP tarafından erken seçimin gündeme getirildiğini anlattı.

Kendileriyle hükümete katılma konusu görüşülürken de erken seçimin konuşulduğuna işaret eden Akıncı, bu konuda CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı suçladı. Akıncı, erken seçimin bu kadar gündemde kalmasının halkın ve meclisinin yararına olmadığını söyledi.

 (aa)

 

 

HURRIYET 19/07/04

KKTC’de erken seçim önerisine ret

 

KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin sunduğu erken seçim önerisini reddetti.

 

AA

 

 

19 Temmuz 2004— Öneri, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde reddedilmişti

Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nin önerinin reddedildiğine ilişkin raporu üzerindeki görüşmeyi tamamlayarak oyladı. Oylamada, 24 milletvekili raporu kabul, 22 milletvekili de ret yönünde oy kullandı. Rapor genel kurulda kabul edildiği için, erken seçim önerisi reddedilmiş oldu.

KKTC Meclisi'nden erken seçim önerisine ret

 



19 Temmuz, 2004 15:10:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin erken seçim önerisini reddetti.

Meclis Genel Kurulu, Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin önerinin reddedildiğine ilişkin raporu üzerindeki görüşmeyi tamamlayarak, oyladı.

Oylamada, 24 milletvekili raporun kabulü, 22'si de reddi yönünde oy kullandı.

Böylece, erken seçime gidilmesi yolundaki öneri reddedildi.

Talat, "erken seçim kaçınılmaz" demişti

KKTC'de 17 temmuzda hükümet hakkındaki güvensizlik oylamasının reddedilmesinin ardından, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, oylamanın 25-25 sonuçlanmasına dikkat çekmiş ve hükümetin uzun ömürlü olmayacağını söylemişti.

Ortaya çıkan durumu hükümet ortaklarının değerlendireceklerini söyleyen Talat, "erken seçimden başka seçeneğimiz yok" demişti.

MGK: "Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye'yi zor günler bekliyor"

 



19 Temmuz, 2004 13:05:00 (TSİ) CNN TURK

MGK, Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye'yi önümüzdeki günlerde zor bir dönemin beklediğini düşünüyor.

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği tarafından yayınlanan bültende, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye müzakere tarihi vermeden önce, Kıbrıs konusunda ciddi tavizlere zorlayabileceği ve Rumların yeni bir çözümü dayatabilecekleri belirtildi.

MGK Genel Sekreterliği, iç ve dış gelişmeleri yorumlamak için "Milli Güvenlik Bülteni" yayımladı. Bültende, Kıbrıs, AB üyeliği çalışmaları, Irak'taki gelişmeler, Büyük Orta Doğu Projesi ve PKK'nın son durumu irdelendi.

Kıbrıs Rum Tarafı, Türkiye'nin önüne bir dizi yeni istek koyabilir

Bültenin Kıbrıs sorununa ilişkin bölümünde, Kıbrıs Rum Tarafının önümüzdeki
günlerde Türkiye'nin önüne bir dizi yeni istek koyabileceği belirtildi.

Bültende yeralan istekler;

·  Türk askerlerinin adadan çıkartılması,

·  Türkiye'den göç edenlerin geri gönderilmesi,

·  AB üyesi bir ülke içinde başka bir ülkenin garantisinin söz konusu olamayacağı iddiasıyla Garanti Anlaşması'nın ortadan kaldırılması olarak sıralandı.

Rumların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açılan davaları da baskı aracı olarak kullanabileceğine dikkat çekilen bültende, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik izolasyonların kaldırılmasına yönelik kararların somut kazanımlara dönüşemediği belirtildi.

AB'de meydana gelen gelişmeler

Bültenin AB'de meydana gelen gelişmeler bölümünde de, AB'nin Türk tarafını önümüzdeki günlerde, ciddi tavizler vermeye zorlayabileceği belirtildi ve şöyle denildi;

Bültende, "AB'nin KKTC'ye yönelik adımları ağırdan alarak Türkiye üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam edeceği ve aralık zirvesinde Türkiye ile müzakereleri başlatma kararı vermeden önce, Güney Kıbrıs Rum yönetimini anlaşmaya ikna edebilmek için Türk tarafını ciddi bir biçimde ilerde tavizler vermeye zorlayabileceği değerlendirilmekte olduğu" belirtildi.

Bültende, Rum tarafının Avrupa Birliği'nin desteğini alarak, Annan Planındaki kazanımlarından daha fazlasını elde etmeye çalışabileceğine dikkat çekilirken 'bu isteklerin, veto yetkisi kullanma şantajı ile gündeme getirilebileceği'nin altı çizildi.

Harekatın 30'uncu yıldönümü

Kıbrıs'ta önemli dönüm noktalarından biri olan, Türkiye Silahlı Kuvvetleri’nin garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs’a gerçekleştirdiği 20 Temmuz 1974 harekatının 30. yıldönümü olan Salı günü çeşitli törenler düzenlenecek. Türkiye Cumhuriyeti (TC) Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı gemiler törenlere katılmak üzere dün adaya geldi. Bugün ve 20 Temmuz günü 10:00-12:00 ve 14:00-16:00 saatleri arasında halkın ziyaretine açılacak gemiler için, Girne Yat  Limanı’ndan deniz vasıtası kaldırılacak.            

20 Temmuz resmi kutlamaları bugün saat 12.00'de 21 pare top atışı ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan bayramı açış konuşmasının yayınlanmasıyla başlayacak.

20 Temmuz Salı günü ise resmi törenler düzenlenecek. Anıtlara çelenkler konulacak, kutlamalar yapılacak. 

Yerel törenlerin ilki saat 08.00'de Karaoğlanoğlu'ndaki Barış ve Özgürlük Anıtı'nda, ikincisi de saat 08.30’da Lefkoşa  Şehitler Anıtı’nda düzenlenecek. Törenler, anıtlara çelenklerin konulması, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından özel defterlerin imzalanmasıyla sona erecek.

Devlet törenlerinin ilki saat 08.30’da Boğaz Şehitliği’nde, ikincisi 09.00’da Lefkoşa Atatürk Anıtı ve üçüncüsü de 09.30’da Dr. Fazıl Küçük’ün Anıttepe’deki kabri başında  yapılacak. Cumhurbaşkanı ve diğer üst düzey yetkililerin katılımıyla yapılacak törenler, çelenklerin konmasıyla başlayacak. Saygı marşı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından anıt özel defterlerinin  imzalanmasıyla tamamlanacak.

Başkent Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni ise saat 10.00'da başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adına yapılacak konuşmanın ardından, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halka hitap edecek. Tören resmi geçitle tamamlanacak.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş gün nedeniyle Dome Hotel’de saat 17.30'da halka 20.00’de de konuklar ve protokole resepsiyon düzenleyecek.

Saat 18.00'de ise Girne Atatürk Anıtı önünde Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk Yıldızları'nın gösterisi yer alacak.

21.00’de anıt önünde havai fişek gösterisinin de yer alacağı 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Kutlama Şöleni yapılacak. Şölende KTBK Bölge Bandosu konseri ve Kültür Dairesi müzik ve folklor gösterisi yer alacak.

21 Temmuz Çarşamba saat 20.00'de ise Lefkoşa Atatürk Stadyumu'nda 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Halk Konseri gerçekleştirilecek. Konseri Türkiye’nin ünlü pop sanatçısı Mustafa Sandal verecek. Yerli orkestra Jazz Mania da Halk Konseri’ne renk katacak.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı salı günü Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke'de de törenlerle kutlanacak.

YENIDUZEN 19/07/04

Papadopulos'un taktikleri

Kıbrıs’ın güneyinde yayımlanan Rumca POLİTİS gazetesi Kıbrıslı Türk ve Rum liderler, Talat ile Papadopulos’un Kıbrıs sorunundaki taktiklerine ilişkin bir analiz yayımladı. Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un 2 günlük Rum Ulusal Konsey toplantısı sonrasında, Kıbrıs sorunundaki taktiğini belirlediğini, Papadopulos’a göre, Kıbrıs sorunundaki üst noktadaki politikanın, şu iki  nedenden dolayı ortaya konulamayacağını yazdı:

1-Türkiye’nin, referandumlar sonrasında elde ettiği iyi sicil nedeniyle yeni bir müzakereye girmekle ilgilenmemesi;

2-Anglo-Amerikanlar, önümüzdeki 6 ay içinde öncelikli olanın, Türkiye için üyelik tarihi olduğunu ve Kıbrıs sorunundaki herhangi bir hareketin kendisine ilave sorunlar yaratabileceğini düşünüyor olmaları.”

Gazeteye göre Papadopulos’un bu analizi ilk bakışta çok mantıklı geliyor, ancak şu yakıcı soruyu da gündeme getiriyor: “Bizim taraf neden bu dönemde Türkiye’ye ve onun taleplerine kolaylık sağlıyor? Diğer bir deyişle; Kıbrıs hükümeti neden Türkiye’yi zor duruma sokacak ve onu belki de Kıbrıs sorununda daha fazla taviz vermeye zorlayacak bir inisiyatif üstlenmesin?”

Gazete, Papdopulos’a yakın bir kişinin bu soruya verdiği yanıtı şöyle aktardı:

“Anglo-Amerikanların ‘Annan planını kabul edin’ yanıtını verecekleri ve bunun, BM ve Avrupa Komisyonu tarafından benimseneceği, bu nedenle de yeni bir başarısızlık olacağı bir olgu iken, bizim tarafımızdan yürütülecek atak bir diplomasinin kar sağlayacağı kesin değildir.”

Gazete bu soruya; Papadopulos’un Rum Ulusal Konsey toplantısında ortaya koyduğu ikinci bir yorum da bulunduğunu yazdı ve haberini şöyle sürdürdü:

“Edindiğimiz bilgilere göre; bu dönemde  inisiyatif üstlenirsek, AKEL’in önerdiği gibi, Annan planında kısmi iyileştirilmesi mantığında hareket etmemiz gerekecek. Ancak Tasos Papadopulos buna karşı çıkıyor. Çünkü en kötü durumda, planın esaslı şekilde yeniden müzakere edilmesini istiyor. Başkanlığın değerlendirmesi; ‘planın esaslı şekilde müzakeresi bu dönemde ve aralık ayından önce olamaz, çünkü Türkiye ve Anglo-Amerikanların başka öncelikleri var” şeklindedir.
Aynı kaynağa göre olabilecek tek şey, ‘Bu konuda; Güven Yaratıcı Önlemler mantığında düşük siyasetle hareket etmemizdir`.”

YENIDUZEN 19/07/04

ABD yönetiminden KKTC'ye ziyaret

Uluslararası alandan Kuzey Kıbrıs'a gösterilen ilgi devam ediyor

 

EKONOMİK YARDIM ELE ALINACAK... ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilisi Laura Kennedy, hafta içinde KKTC'yi ziyaret edecek. Kennedy'nin ziyaretinde ağırlıklı olarak Washington'un Kuzey Kıbrıs'a yapmayı planladığı ekonomik yardım ele alınacak

LAURA KENNEDY, TALAT İLE GÖRÜŞECEK... Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Elizabeth Jones'un yardımcısı olan Laura Kennedy, KKTC'de Başbakan Mehmet Ali Talat ile görüşecek. Ziyarette, Washington'un, Kuzey Kıbrıs'ta büro açması ve hava bağlantıları konuları da masaya yatırılacak

KENNEDY'NİN GEZİSİ, ANKARA'DAN BAŞLAYACAK... ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy, gezisine hafta başında Ankara'dan başlayacak. Kennedy'nin, Ankara'da ikili ilişkiler, Türkiye'nin AB üyeliği süreci, Irak ve terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor

RUM YÖNETİMİYLE DE GÖRÜŞECEK... Çarşamba günü Atina üzerinden Kıbrıs'a geçecek olan Kennedy, cuma günü Başbakan Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek. Kennedy, Kıbrıs Rum yönetimiyle de görüşmeler yapacak

 

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilisi Laura Kennedy, gelecek hafta KKTC'yi ziyaret edecek. Kennedy'nin ziyaretinde ağırlıklı olarak Washington'un Kuzey Kıbrıs'a yapmayı planladığı ekonomik yardım ele alınacak.

Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Elizabeth Jones'un yardımcısı olan Laura Kennedy, KKTC'de Başbakan Mehmet Ali Talat ile görüşecek.

Ziyarette, Washington'un, Kuzey Kıbrıs'ta büro açması ve hava bağlantıları konuları da masaya yatırılacak.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkililerinden Laura Kennedy, gezisine hafta başında Ankara'dan başlayacak.

Kennedy'nin, Ankara'da ikili ilişkiler, Türkiye'nin AB üyeliği süreci, Irak ve terörle mücadele konularında görüşmeler yapması bekleniyor.

Çarşamba günü Atina üzerinden Kıbrıs'a geçecek olan Kennedy, cuma günü Başbakan Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek.

Washington yönetimi, yaklaşık 10 gün önce, KKTC'nin ekonomik gelişmesine katkı amacıyla bu yıl 30.5 milyon dolar tutarında bir yardım verileceğini duyurmuştu.

Talat'ın, Kennedy ile görüşmesinde, bu yardımın KKTC'ye nasıl iletileceğinin ayrıntıları ele alınacak. Ayrıca Washington'un resmi yardım kuruluşunun, Kuzey Kıbrıs'ta bir büro açması ve hava bağlantısı konularının da masaya yatırılacağı bildirildi.

Kennedy, Kıbrıs Rum yönetimiyle de görüşmeler yapacak.

KIBRIS 19/07/04

Rum yönetiminden bu kez ticaretle ilgili açılımlar

ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA AÇIKLANACAK... Kıbrıs Rum yönetiminin, önümüzdeki hafta Kıbrıslı Türklere yönelik ticaretle ilgili yeni önlemler açıklayacağı belirtildi

NE GİBİ ÖNLEMLER VAR?... Rum yönetimi, "Kıbrıslı Türk üreticilerin KDV ile gümrük vergisinden muaf tutulması", "Kuzey Kıbrıs'tan gelen ürünlerin doğrudan Rum tüketicilere satılabilmesi" ve "Kıbrıs Türk kamyonlarına, otobüslerine ve taksilerine geçici izinler verilmesi" gibi önlemler açıklayacak

 

Kıbrıs Rum yönetiminin, önümüzdeki hafta Kıbrıslı Türklere yönelik ticaretle ilgili yeni önlemler açıklayacağı belirtildi.

Rum basınına göre Rum yönetiminin açılımları arasında; "Kıbrıslı Türk üreticilerin KDV ile gümrük vergisinden muaf tutulması", "Kuzey Kıbrıs'tan gelen ürünlerin doğrudan Rum tüketicilere satılabilmesi" ve "Kıbrıs Türk kamyonlarına, otobüslerine ve taksilerine geçici izinler verilmesi" var.

Açılımlara göre, Kıbrıslı Türkler, hem satacağı hem de güneyden alacağı ürünlerde KDV ödemek zorunda kalmayacak.

Kıbrıs Türk kamyonlarına, üçüncü şahsa ait yük taşımak şartıyla, Kıbrıs Türk otobüslerine acil güzergahlar için ve Kıbrıs Türk taksilerine ise Kuzey Kıbrıs'tan güneye kişi taşımaları durumunda izin verileceği bildirildi.

Rum basınına göre Rum yönetimi, Avrupa Komisyonu'ndan, Kıbrıslı Türk üreticinin gümrük vergisi ödememesi için, Yeşil Hat Tüzüğü'nün, narenciye gibi liste ürünlerine gümrük ödeme zorunluluğu getiren maddeyi iptal etmesini de istedi.

Mahi ve Fileleftheros yazdı

Mahi "Hükümetten, Kıbrıslı Türklerin Dolaşımını ve Ticareti Kolaylaştıracak Yeni Güven Yaratıcı Önlemler" başlığıyla manşete çıkardığı haberinde, Rum yönetiminin özellikle KKTC ile "iç ticarete yardımcı nitelik taşıyan yeni önlemler demetini" önümüzdeki hafta açıklayarak, karşı atağını sürdürmekte olduğunu yazdı.

Gazete, edindiği bilgilere dayanarak açıklanacak yeni önlemleri şöyle sıraladı:

"-Kıbrıslı Türk satıcının KDV ödemek zorunda kalmaması için bu verginin Kıbrıslı Rum alıcı tarafından Kıbrıslı Türk satıcıya ödenmesi kaldırılıyor.

Kıbrıslı Türk üretici, ürününü doğrudan Kıbrıslı Rum tüketicilere satabilecek. Böylece, doğrudan KDV siciline kaydolmak zorunda olmayacak.

Kıbrıslı Türk satıcı, yurt dışından ithal ettiği veya özgür bölgelerden satın aldığı ürünleri işgal bölgeleri piyasasına aktaracak ise devlete KDV ödemeyecek.

Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Komisyonu'ndan, Kıbrıslı Türk üreticinin gümrük vergisi ödememesi için, Yeşil Hat Tüzüğü'nün, narenciye gibi liste ürünlerine gümrük ödeme zorunluluğu getiren maddeyi iptal etmesini istiyor.

Hükümetin ileri götüreceği yeni önlemler arasında, özgür bölgelerde şu alanlarda geçici izinler verilecek:

'Kıbrıs Türk kamyonlarına, üçüncü şahsa ait yük taşımak izni', 'Kıbrıs Türk otobüslerine acil güzergahlar içinizin' ve 'Kuzey Kıbrıs'tan güneye kişi taşımaları durumunda Kıbrıs Türk taksilerine izin'."

Fileleftheros "Hükümet Önümüzdeki Günlerde Yeni Önlemler İlan Edecek" başlığıyla yayımladığı haberinde, Rum yönetiminin önümüzdeki hafta içinde açıklayacağı yeni önlemler konusunda Rum Bakanlar Kurulu'nun ilgili kararları aldığını yazdı.

KIBRIS 19/07/04

Gül ile Şener, törenler için KKTC'ye geliyor

BİR GÜNLÜK ZİYARET... Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Türkiye Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 20 Temmuz kutlama etkinliklerine katılmak için KKTC'ye geliyor. Abdullah Gül ile Abdüllatif Şener, günübirlik ziyaretlerinde Girne'de yapımına başlanan 5 yıldızlı otelin temel atma törenine katılacak

 

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Türkiye Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 20 Temmuz kutlama etkinliklerine katılmak için KKTC'ye geliyor. Abdullah Gül ile Abdüllatif Şener, günübirlik ziyaretlerinde Girne'de yapımına başlanan 5 yıldızlı otelin temel atma törenine katılacak.

Kıbrıs Türk halkıyla özgürlüğe kavuşmasının 30'uncu yıldönümü coşkusunu Barış ve Özgürlük Bayramı'nda paylaşmak üzere adaya Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen gelecek heyetin programı açıklandı.

20 Temmuz 1974'te adaya müdahale ederek Kıbrıs Türk halkını özgürlüğe kavuşturan, adaya barış getiren Türkiye Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık adaya yarın sabah gelecek, Cumhurbaşkanlığı'nı, TBMM'yi ve hükümeti temsil edecek heyet de yarın öğleden sonra adaya varacak.

Sarıışık'ın 09:30 sıralarında, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Emekli Orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ve Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'den oluşan heyet de 15:00 sıralarında KKTC'ye varacak. Abdullah Gül'e, eşi Hayrunisa Gül de eşlik edecek.

Çakar, Pakdil, Şener ve Gül'den oluşan TC devlet ve hükümet heyeti Ercan Havaalanı'nda karşılanmasının hemen ardından 16:00'da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek.

Heyet 16:30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu, 17:00'de de Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret edecek.

Daha sonra Girne'ye giderek Jasmine Court Hotel'e yerleşecek olan heyetten Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, saat 19:00'da, Girne'de yapımına başlanan 5 yıldızlı otelin temel atma törenine katılacak.

Heyet yarın 19:30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun vereceği resepsiyon, 20:45'te de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın vereceği yemeğe katılacak. Resepsiyon ve yemek, Merit Crystal Cove Otel'de yer alacak.

20 Temmuz törenleri izlenecek

TC heyeti 20 Temmuz sabahı bazı anıt ve şehitlikler ile başkent Lefkoşa'da yer alacak Barış ve Özgürlük Bayramı resmi törenlerine katılacak.

Saat 08:30'da Boğaz Şehitliği, 09:00'da Lefkoşa Şehitler Anıtı, 09:30'da Dr. Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki anıtmezarında yapılacak törenlerde yer alacak olan heyet, saat 10:00'dan itibaren de başkent Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda gerçekleştirilecek resmi geçit töreninde de hazır bulunacak.

Saat 13:00'te Başbakan Mehmet Ali Talat'ın Merit Otel'de vereceği öğle yemeğine katılacak olan heyet, 18:00'de Akrotim gösterisini izleyecek, 20:00'de de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Dome Otel'de vereceği resepsiyona katılacak.

Şener ve Gül, erken ayrılacak

TC hükümetini temsilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlama etkinliklerine katılacak olan Abdüllatif Şener ile Abdullah Gül, resepsiyona katıldıktan sonra Türkiye'ye dönecek.

TC Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Emekli Orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, 21 Temmuz Çarşamba sabahı, Lefkoşa'daki Şehitler Müzesi'nin ek binasının Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yapılacak açılışına da katılacaklar.

Saat 10:00'da yapılacak açılış töreninin ardından Çakar ile Pakdil de Türkiye'ye dönecekler.

Abdullah Gül'e eşlik edecek olan eşi Hayrunisa Gül ise resmi heyetin hazır bulunacağı yemek, resepsiyon, resmi geçit töreni ve akrotim gösterileri dışında, yarın akşam Bellapais'te Kybele Restaurant'ta düzenlenecek çaya katılacak, 20 Temmuz'da ise Selimiye Camii, Büyük Han ve Saçaklı Ev'i gezecek.

Diğer heyetler

Barış ve Özgürlük Bayramı coşkusunu paylaşmak üzere 21 ülkeden gelen milletvekili, basın mensubu, akademisyenlerden oluşan 60 kişilik heyet için ise Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, bu akşam 20:00'de Villa Fırtına'da bir resepsiyon verecek.

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, heyet içinde yer alan basın mensupları için yarın sabah 09:00'da Saray Otel'de kahvaltılı bir basın toplantısı yapacak.

Cumhurbaşkanı Denktaş ise heyete yine Saray Otel'de öğle yemeği verecek.

Yabancı konuklardan oluşan heyet, TC heyetinin katılacağı tören, resepsiyon, yemek ve etkinliklerde de yer alacak.

Heyet, 21 Temmuz akşamı Atatürk Stadyumu'nda yer alacak Jaz Mania ve Mustafa Sandal'ın katılacakları halk konserini de izleyecek.

KIBRIS 19/07/04

Meclisin gündeminde yine erken seçim var

KOMİTEDE REDDEDİLMİŞTİ... Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin CTP Meclis Grubu'nun sunduğu "Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesine Karar Önerisi"nin reddine ilişkin rapor, bugün meclis genel kurulunda gündeme geliyor. CTP'nin sunduğu önerge, eylül ayında erken seçimi öngörüyordu

YETERLİ ÇOĞUNLUK YİNE BULUNAMAYABİLİR... CTP'nin önergesine, CTP, TKP ve BDH'nın destek vermesine karşın, DP'nin önergeye sıcak bakmaması nedeniyle yeterli çoğunluğun bugün de bulunamayacağı tahmin ediliyor

Cumhuriyet Meclisi'nin bugünkü gündeminde yine erken seçim var.

Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin CTP Meclis Grubu'nun sunduğu "Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesine Karar Önerisi"nin reddine ilişkin rapor mecliste bugün gündeme geliyor.

CTP'nin sunduğu önerge, eylül ayında erken seçimi öngörüyordu.

Önergeye, CTP, TKP ve BDH destek vermesine karşın, DP'nin önergeye sıcak bakmaması nedeniyle yeterli çoğunluğun bugün de bulunamayacağı tahmin ediliyor.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün saat 10.00'da toplanacak.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplanması beklenen meclisin gündeminde Birleştirilmiş İhtiyat Sandığı (Değişiklik) Yasa Tasarısı da var.

Meclis, çevre (değişiklik) ile eczacılık ve zehirler (değişiklik) yasa tasarılarının da üçüncü görüşmelerini de yapacak.

Meclis genel kurulu, Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (Onay) Yasa Tasarısı, Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (Onay) Yasa Tasarısı, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi Ölüm Cezasının Kaldırılmasını Amaçlayan İkinci Seçmeli Protokol (Onay) Yasa Tasarısı, İşkence ve Diğer Zalimce İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Davranış veya Cezalandırmalara Karşı Sözleşme (Onay) Yasa Tasarısı, Her Çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (Onay) Yasa Tasarısı'nı da ele alacak.

KIBRIS 19/07/04

Özgürlüğümüzün 30. gurur yılı

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı resmi kutlamaları dün saat 12.00'de 21 pare top atışı ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan bayramı açış konuşmasının yayınlanmasıyla başladı.

30 yıl önce kazanılan özgürlük ve barış için bu yıl da törenler, kutlama etkinlikleri, akrotim gösterileri yapılacak, konserler verilecek, resepsiyonlar düzenleniyor.

Kutlamalara katılacak Türkiye yetkilileri heyeti dün adaya geldiler.

Heyette, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Emekli Orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ve Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile eşi Hayrunisa Gül yer alıyor.

ŞENER VE GÜL TEMEL ATACAK

Daha sonra Girne’ye giderek Jasmine Court Otel’e yerleşecek olan heyetten Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, saat 19:00’da, Girne’de yapımına başlanan 5 yıldızlı otelin temel atma törenine katılacak.

ŞENER İLE GÜL AYRILACAK

TC hükümetini temsilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını kutlama etkinliklerine katılacak olan Abdüllatif Şener ile Abdullah Gül, resepsiyona katıldıktan sonra Türkiye’ye dönecek..

ÇAKAR İLE PAKDİL ÇARŞAMBA GÜNÜ

TC Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Emekli Orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, 21 Temmuz Çarşamba sabahı, Lefkoşa’daki Şehitler Müzesi’nin ek binasının Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yapılacak açılışına da katılacaklar.

Saat 10:00’da yapılacak açılış töreninin ardından Çakar ile Pakdil de Türkiye’ye dönecekler.

TÖRENLER

Bugün KKTC’nin dört bir yanında resmi törenler düzenlenecek. Anıtlara çelenkler konulacak, kutlamalar yapılacak.

Devlet törenlerinin ilki saat 08.30’da Boğaz Şehitliği’nde, ikincisi 09.00’da Lefkoşa Atatürk Anıtı ve üçüncüsü de 09.30’da Dr. Fazıl Küçük’ün Anıttepe’deki kabri başında yapılacak.

Cumhurbaşkanı ve diğer üst düzey yetkililerin katılımıyla yapılacak törenler, çelenklerin konmasıyla başlayacak. Saygı marşı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından anıt özel defterlerinin imzalanmasıyla tamamlanacak.

RESMİ GEÇİT TÖRENİ

Başkent Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni ise saat 10.00'da başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adına yapılacak konuşmanın ardından, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halka hitap edecek. Tören resmi geçitle tamamlanacak.

GİRNE ŞENLENECEK

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş gün nedeniyle Dome Hotel’de saat 17.30'da halka 20.00’de de konuklar ve protokole resepsiyon verecek. Saat 18.00'de ise Girne Atatürk Anıtı önünde Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk Yıldızları'nın gösterisi yer alacak.

MUSTAFA SANDAL VE JAZZ MANIA

21 Temmuz Çarşamba saat 20.00'de ise Lefkoşa Atatürk Stadyumu'nda 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Halk Konseri gerçekleştirilecek. Konseri Türkiye’nin ünlü pop sanatçısı Mustafa Sandal verecek. Yerli orkestra Jazz Mania da Halk Konseri’ne renk katacak.

İLÇELERDEKİ TÖRENLER

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı bugün Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke'de de törenlerle kutlanacak.

Gazimağusa’da ilk tören saat 16.30’de Zafer Anıtı önünde yapılacak. Çelenklerin anıta konulmasıyla başlayacak tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesiyle sona erecek.

İkinci tören ise saat 17.00’de Polatpaşa Bulvarı’nda yer alacak. Halkın bayramının kutlanmasıyla başlayacak tören, konuşmaların ardından resmi geçitle tamamlanacak.

GİRNE

Girne’deki ilk tören Barış ve Özgürlük Anıtı’nda saat 08.00’de yapılacak.

Atatürk Anıtı önündeki tören ise 16.00’da anıta çelenklerin konulmasıyla başlayacak, konuşmalar ve şiirlerin okunmasının ardından tören resmi geçitle sona erecek.17.30’da başlayacak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın halka resepsiyonu sırasında akrotim gösterisi de yer alacak. 21.00’de de Bando Konseri yapılacak.

GÜZELYURT

Güzelyurt’ta saat 08.30’da Atatürk Anıtı’na çelenk koyma töreni, saat 18.00’de ise Müze önünde resmi geçit töreni yapılacak. Müze önündeki törende konuşmalar ve şiirlerin ardından AKDER’in folklor gösterisi ve geçit töreni yer alacak.

İSKELE

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle İskele’de düzenlenecek törenin saati değiştirildi.

Kaymakamlıktan verilen bilgiye göre, İskele Bülent Ecevit Meydanı’ndaki tören saat 17.45’de başlayacak.

LEFKE

Lefke’de 3 tören yapılacak. Saat 08.15’te Lefke Şehitliği ve saat 09.00’da da Atatürk Anıtı’na çelenkler konulacak. Lefke Şehitliği’ndeki törenin ardından şehitlerin kabirleri başında dua okunacak.

Saat 18.30’da ise Atatürk Anıtı önünde resmi geçit töreni düzenlenecek.

HALKIN SESI 20/07/04

Uzattığımız barış elini tutmadılar

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bir ömür mücadelenin ardından kurtuluşa ulaşan Kıbrıs Türkü’nün, Rumlara barış elini uzattığını, “Geliniz yeniden iki bölgeli, iki eşit egemen halka dayalı yeni bir ortaklık kuralım” dediğini ancak Rum tarafının buna ihtiyaç duymadığını belirtti.

Kıbrıs Rum tarafını yeniden masaya getirecek, onları Kıbrıs Türkü’yle kalıcı, eşit, egemen şartlara dayalı bir ortaklığa yaklaştıracak siyasette gerçekçiliğin şart, eşitliğin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, “Coğrafyamızı tanıtmak ve tanımak kaçınılmazdır. Bu coğrafya üzerinde 21 yıldır tam devlet olarak,ama 40 yıldır kendi kendini idare eden iki halktan biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve Rum’a kabul ettirmek kaçınılmazdır” dedi.

Bunlar yapılmadıkça Kıbrıs’ın birleşmesini beklemenin hayal olacağını kaydeden Denktaş, “Çünkü Rum buna muhtaç değildir. Bu ihtiyacı Rum’a hissettirmek, diğer ülkelere, büyük ülkelere, ‘dünya’ dediğimiz lider ülkelere düşer” şeklinde konuştu.

Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama etkinlikleri Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Bayrak Radyosu’ndan saat 12:00’de yaptığı konuşmayla başladı. Denktaş konuşmasında geçmişin unutulmamasını isteyerek, “İçimizde kin taşımayalım ama, karşı tarafın milli bir davası olduğunun bilinci içerisinde, kendi milli davamızı koruyacak güçte, kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu şekilde kurulabilir” dedi.

BARIŞ ELİ

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın konuşması şöyle:

“Anavatan sayesinde 11 yıllık zulümden, toplu mezarlardan, mutlak yok edilmekten kurtuluşumuzun 30’uncu yıldönümünü birlikte coşkuyla kutlamaktayız. Allah’ımıza şükrediyoruz ki bize bu kurtuluş gününü gösterdi.

Bugüne yetişmeyen, şehit olan, aramızdan ayrılmış olan insanlarımızı rahmetle, hasretle anmaktayız. Liderimiz Dr. Küçük’ü hasretle anmaktayız.

Bir ömür mücadelenin sonucu kurtuluş olmuştu. Bunun neticesinde Rumlara barış elimizi uzattık. ‘Geliniz yeniden iki bölgeli, iki eşit egemen halka dayalı yeni bir ortaklık kuralım’ dedik. 11 yıl bize azınlık hakları öneren, Türk bölgelerinde mahsur kalmamıza göz yuman, anayasal haklarımızı, tüm insanlık haklarını alıp giden Rum tarafı, buna ihtiyaç duymadı. Sebebi, ‘dünya’ dediğimiz büyük devletlerin kendi çıkarları için esas suçluyu ‘meşru Kıbrıs Hükümeti’ olarak tanımalarından başka bir şey değildi.

30 yıl sonra aynı şikayeti yapıyoruz. Son referandumlarda Rum tarafının ‘hayır’ deyişini ‘aldatılmışlık’ olarak kabul eden bu büyük devletler, -eğer hakikaten aldatılmış iseler, aldanmış iseler- büyüklüklerinden, geleceklerinden şüphe etmek lazımdır.

RUM TARAFININ İHTİYACI

Rum tarafı referandumda niye ‘evet’ demeliydi, ne ihtiyacı vardı! Rum tarafını ‘meşru Kıbrıs Hükümeti’ yapan kendileri değil miydi..! ‘Meşru Kıbrıs Hükümeti’ olarak yıllarca bütün dünyaya Kıbrıs’taki ‘asi Türk azınlığı’ndan bahsetmelerine göz yumanlar, ambargoların devamına göz yumup hatta destekleyenler, kendileri değil miydi! 30 yıl ‘Kıbrıs meselesi 1974’te başladı. Türk askerinin gelmesiyle bir işgal meselesidir, göçmenlerin yerlerine dönüş meselesidir, insan hakları meselesidir’ yalanını söylemelerine göz yumanlar kendileri değil miydi!..

1974’ÜN ŞANLI GÜNÜ

Bütün bunları bu sevinçli günümüzde söylemek mecburiyetindeyiz. Çünkü bunları unutanlar var. Çünkü ‘meşru Kıbrıs Hükümeti’ dedikleri hükümeti! hala dinleyenler ve ‘bütün Kıbrıs adına’ onlara AB bünyesinde söz hakkı vermiş olanlar bu yanılgıya devam etmektedir. Bunu görüyoruz ve üzülüyoruz.

Gerçekçilik şarttır. Eşitlik kaçınılmazdır. Coğrafyamızı tanıtmak ve tanımak kaçınılmazdır. Bu coğrafya üzerinde 21 yıldır tam devlet olarak, ama 40 yıldır kendi kendini idare eden iki halktan biri olarak var olduğumuzu kabul etmek ve Rum’a kabul ettirmek kaçınılmazdır. Bunlar yapılmadıkça Kıbrıs’ın birleşmesini beklemek hayal olacaktır.

GENÇLERE SESLENİŞ

Bunları unutmayalım. Mazeret daima vardır. Türk’e zarar vermek için mazeret daima hazırdır. Bir arada yaşamanın getireceği zorluklar bunlardır. Onun için ‘devlet’ diyoruz, onun için ‘egemenlik’ diyoruz. Onun için ‘biz varız ve bizim var olduğunuza gözlerinizi kapamayınız’ diyoruz. Ama bunu dışa söylerken kendi içimize de söylememiz lazım... Gençler ‘egemenim’ demenin hazzını, gururunu yaşıyor musunuz? ‘Devletim vardır’ demenin hazzını ve gururunu yaşıyor musunuz? Çünkü bu devlet sizler tarafından yaşatılacaktır. Ve eğer devletinizi yaşatmazsanız, devletsiz kalırsanız, ‘Roman’ dedikleri, devletsiz, etrafta çadır kurarak yaşayan kişiler olursunuz. Egemenliğinize sahip çıkmazsanız Rum Cumhuriyeti’nde azınlık olursunuz. Azınlıkların kaderi de malumdur.

Dolayısıyla hürriyetimize, cumhuriyetimize, egemenliğimize sahip çıkalım. Bize bunları vermek için canlarını vermiş olanları unutmayalım. Geçmişi unutan, geleceğe sağlam adımlarla yürüyemez. Geçmişi unutmayalım. İçimizde kin taşımayalım ama, karşı tarafın milli bir davası olduğunun bilinci içerisinde, kendi milli davamızı koruyacak güçte, kararlılıkta olalım. Eşitlik ancak bu şekilde kurulabilir. Biz her şeyi unutursak ve karşı tarafın milli davası olmadığı zannıyla, ‘barışçıdırlar, biz de barışalım, barış olsun’ diyerek, kendimizi onların kucağına atarsak, neticede birçok akıl hastaları! bize çok zarar yapabilirler. Pişman olmayalım…”

HALKIN SESI 20/07/04

Müdahale Enosis’i canlanamayacak...

Başbakan Mehmet Ali Talat, hiçbir şeyin çözümün yerini tutacak kadar önemli olmadığını, ancak izolasyonlardan kurtulmanın da doğrudan çözüme katkı olduğunun unutulmamasını istedi.

Talat, 20 Temmuz’un 30’uncu yıldönümünde hem dünyayı algılayışları hem de dünyanın Kıbrıs Türk halkına bakışında çok büyük farklılıklar olduğunu belirtti.

Başbakan Talat, hükümetin Kıbrıs sorununun çözümünün son derece önemli olduğunu bildiğini, bunun için çalışırken, halkın her türlü sorununu da halkın mutluluğunu gözetme ilkesiyle çözmeye çalıştığını kaydetti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajda, Enosis amaçlı 15 Temmuz 1974 Yunan cuntası darbesine karşı Türkiye’nin Garanti ve İttifak Antlaşmaları’ndan kaynaklanan müdahalesinin, Rum fanatizminin Yunanistan’la birleşme hayalinin bir daha canlanamayacak şekilde gömülmesini sağladığını anlattı.

Dünyadaki ve Avrupa'daki siyasi oluşum ve gelişmeleri çok yakından ve pek çok yönü ile doğrudan etkileyen Kıbrıs sorununun 20 Temmuz’un  30. yıldönümünde yepyeni, bambaşka bir çehreye büründüğünü kaydeden Başbakan Talat, “Bu yıldönümünde gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda dünyayı algılayışımızda olduğu gibi dünyanın bize bakışında da çok büyük farklılıklar vardır” dedi.

KIBRIS TÜRKLERİ ÇÖZÜMÜN ADRESİ

Talat, Kıbrıslı Türklerin artık çözümsüzlüğün değil, çözümün adresi olduğunu ifade ederek, Kıbrıslı Türklerin yeni kimlikleriyle dünyanın bir parçası olmayı başaracağını vurguladı. BM planını onaylayan Kıbrıslı Türklerin dünyalı olmayı hedeflediğini kaydeden Başbakan Talat, ancak birleşmeye, çözüme ve Avrupalılığa “hayır” diyen Rum tarafının oylarıyla Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edilmişlik koşullarına yeniden mahkum edildiğini belirtti.

“İzolasyonu parça parça kaldırmak ve AB’nin de katkılarıyla ekonomik, sosyal ve siyasal her alanda AB normlarına yükselmek temel hedefimiz olmaya devam ediyor” diyen Talat, Rumların son önerilerini “hedef şaşırtma” diye niteledi. Başbakan Talat mesajına şöyle devam etti:

“Bu gerçeği göz önünde tutarak Rumların gündem değiştirme taktiklerini deşifre etmeli, ama biz gerçek açılımları sürdürmeliyiz. Nasıl ki Annan Planı’na hem de yüzde 65 oyla ‘evet’ diyerek büyük bir sıçrama yaptık, süreci kesintiye uğratmadan; çözüm vizyonunu kaybetmeden ilerlemeliyiz.

Hiçbir şey çözümün yerini tutacak kadar önemli değildir. Ama unutulmamalıdır ki izolasyonlardan kurtulmak da doğrudan çözüme katkıdır. İşte bu yıldönümünde hükümet olarak Kıbrıs sorununun çözümünün son derece önemli olduğunu biliyoruz. Bunun için çalışırken halkımızın her türlü sorununu da çözmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda üzerimize düşeni yaparken halkımızın mutluluğunu gözetmek en temel ilkemiz olmaya devam etmektedir. Bu tarihi günde tüm halkımıza mutluluk ve esenlikler diliyorum.”

HALKIN SESI 20/07/04

20 Temmuz 1974'ten iki belge

Bundan 30 yıl önce... Türk askeri “Garanti ve İttifak Anlaşması”nın kendine verdiği hakkı kullanarak adaya müdahale ediyor.

Bundan 30 yıl önce... Türk askeri “Garanti ve İttifak Anlaşması”nın kendine verdiği hakkı kullanarak adaya müdahale ediyor.

Türk uçaklarından, Barış Kuvvetleri askerlerinde dağıtılan belgeler de tarihin tozlu sayfalarından bugüne dek ulaşıyor...

YENIDUZEN 20/07/04

Talat'tan 20 Temmuz mesajı

Başbakan Mehmet Ali Talat, 20 Temmuz 1974 Harekatı’nın yıldönümü nedeniyle yayınladığı mesajda, “Kıbrıslı Türkler artık çözümsüzlüğün değil, çözümün adresidir. Kıbrıslı Türkler artık dünyadan kopuk, dünyayla farklı diller konuşan, bölünmenin ve ayrılmanın değil; birleşmenin, dünyasal olmanın, barış ve dostluğun adresidir” dedi.

Talat’ın yayınladığı 20 Temmuz mesajının tam metni şöyle:

15 Temmuz 1974'de Yunan cuntasının Kıbrıs'ta EOKA B adı altında örgütlenen Kıbrıslı Rum fanatiklerle birlikte organize ettiği darbe, Enosis’i gerçekleştirmek amacı güdüyordu. “Kıbrıs Elen Cumhuriyeti”nin ilan edildiği darbe ile Kıbrıs tarihinde yeni bir dönemin de kapısı açılmış; Türkiye, Garanti ve İttifak Antlaşmalarının kendisine verdiği hakkı kullanarak 20 Temmuz’da Kıbrıs'a askeri müdahalede bulunarak Rum fanatizminin Yunanistan’la birleşme hayalinin bir daha canlanamayacak şekilde gömülmesini sağlamıştı.

Dünyadaki ve Avrupa'daki siyasi oluşum ve gelişmeleri çok yakından ve pek çok yönü ile doğrudan etkileyen Kıbrıs sorunu 20 Temmuz’un bu 30. yıldönümünde yepyeni, bambaşka bir çehreye bürünmüştür. Bu yıldönümünde gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda dünyayı algılayışımızda olduğu gibi dünyanın bize bakışında da çok büyük farklılıklar vardır.

Kıbrıslı Türkler artık çözümsüzlüğün değil, çözümün adresidir. Kıbrıslı Türkler artık dünyadan kopuk, dünyayla farklı diller konuşan, bölünmenin ve ayrılmanın değil; birleşmenin, dünyasal olmanın, barış ve dostluğun adresidir. 20 Temmuz 1974’de Enosis’in tarihe gömülmesiyle ortaya çıkan koşulların çok uzun yıllardan sonra bizleri taşıdığı yeni iklim tarihe geçecek büyük politik değişikliklerin sonucudur. Kıbrıslı Türkler işte bu yeni kimlikleriyle dünyanın bir parçası olmayı başaracaklardır.

YENIDUZEN 20/07/04

Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyoruz

TÖRENLER DÜZENLENECEK... 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30. yıldönümü, KKTC'de coşkuyla kutlanıyor. Dün başlayan kutlama etkinlikleri bugün de devam edecek, KKTC'nin dört bir yanında resmi törenler düzenlenecek, anıtlara çelenkler konulacak

LEFKOŞA'DAKİ RESMİ GEÇİT TÖRENİ... Başkent Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni, saat 10.00'da başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adına yapılacak konuşmanın ardından, Cumhurbaşkanı Denktaş halka hitap edecek. Tören, resmi geçitle tamamlanacak

"TÜRK YILDIZLARI", GÖSTERİ YAPACAK... Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi "Türk Yıldızları", bugün KKTC'de gösteri yapacak. Türk Yıldızları, Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 30'uncu yıldönümü kutlamaları kapsamında Lefkoşa'da tören geçişinde ve Girne'de halka açık hava gösterisi gerçekleştirecek

 

Kıbrıs'ta dönüm noktası olan, Kıbrıs Türk halkını katliamlardan kurtaran, barış ve özgürlüğe kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30. yıldönümü kutlamaları dün başladı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı resmi kutlamaları, dün saat 12.00'de 21 pare top atışı ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın radyo ve televizyonlardan bayramı açış konuşmasının yayınlanmasıyla start aldı.

30 yıl önce kazanılan özgürlük ve barış için bu yıl da törenler, kutlama etkinlikleri, akrotim gösterileri yapılacak, konserler verilecek, resepsiyonlar düzenlenecek.

Kutlamalara katılacak Türkiye heyetleri de dün geldi. 20 Temmuz 1974'te adaya müdahale ederek Kıbrıs Türk halkını özgürlüğe kavuşturan, adaya barış getiren Türkiye Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık saat 10.15'te; Cumhurbaşkanlığı'nı, TBMM'yi ve hükümeti temsil edecek heyet de saat 15.00'te adaya vardı.

Heyette, Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile eşi Hayrunisa Gül yer alıyor.

Çakar, Pakdil ve Gül'den oluşan TC devlet ve hükümet heyeti, Ercan Havaalanı'nda karşılanmasının hemen ardından saat 16.00'da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edildi.

Heyet saat 16.30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu, 17.00'de de Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret etti.

Daha sonra Girne'ye giderek Jasmine Court Otel'e yerleşen heyetten Türkiye Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, saat 19:00'da, Girne'de yapımına başlanan 5 yıldızlı otelin temel atma törenine katıldı.

Heyet dün 19:30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun verdiği resepsiyon, 20:45'te de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın verdiği yemeğe katıldı. Resepsiyon ve yemek, Merit Crystal Cove Otel'de yer aldı.

Çakar ile Pakdil, yarın açılış yapacak

TC Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, yarın sabah, Lefkoşa'daki Şehitler Müzesi'nin ek binasının Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yapılacak açılışına da katılacaklar.

Saat 10:00'da yapılacak açılış töreninin ardından Çakar ile Pakdil de Türkiye'ye dönecek.

Abdullah Gül'e eşlik eden eşi Hayrunisa Gül ise resmi heyetin hazır bulunduğu yemek, resepsiyon, resmi geçit töreni ve akrotim gösterileri dışında, dün akşam Bellapais'te Kybele Restaurant'ta düzenlenen çaya katıldı, bugün ise Selimiye Camii, Büyük Han ve Saçaklı Ev'i gezecek.

Gemiler Girne'de

Türk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı gemiler ise önceki gün Girne Limanı'na demirledi. Gemiler bugün 10:00-12:00 ve 14:00-16:00 saatleri arasında halkın ziyaretine açık olacak. Gemileri ziyaret etmek isteyenler için Girne Yat Limanı'ndan ulaşım sağlanıyor.

Bugün KKTC'nin dört bir yanında resmi törenler düzenlenecek. Anıtlara çelenkler konulacak, kutlamalar yapılacak.

Yerel törenlerin ilki saat 08.00'de Karaoğlanoğlu'ndaki Barış ve Özgürlük Anıtı'nda, ikincisi de saat 08.30'da Lefkoşa Şehitler Anıtı'nda düzenlenecek. Törenler, anıtlara çelenklerin konulması, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından özel defterlerin imzalanmasıyla sona erecek.

Devlet törenlerinin ilki saat 08.30'da Boğaz Şehitliği'nde, ikincisi 09.00'da Lefkoşa Atatürk Anıtı ve üçüncüsü de 09.30'da Dr. Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki kabri başında yapılacak.

Cumhurbaşkanı ve diğer üst düzey yetkililerin katılımıyla yapılacak törenler, çelenklerin konmasıyla başlayacak. Saygı marşı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından anıt özel defterlerinin imzalanmasıyla tamamlanacak.

Bugünkü resmi geçit töreni

Başkent Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi geçit töreni ise saat 10.00'da başlayacak. Tören birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının kutlanmasını, mesaj teatisi izleyecek.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adına yapılacak konuşmanın ardından, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halka hitap edecek. Tören resmi geçitle tamamlanacak.

Girne şenlenecek

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş gün nedeniyle Dome Hotel'de saat 17.30'da halka 20.00'de de konuklar ve protokole resepsiyon verecek.

Saat 18.00'de ise Girne Atatürk Anıtı önünde Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk Yıldızları'nın gösterisi yer alacak.

21.00'de anıt önünde havai fişek gösterisinin de yer alacağı 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama şöleni yapılacak. Şölende KTBK Bölge Bandosu konser, Kültür Dairesi ekipleri de müzik ve halk dansları gösterisi sunacak.

Mustafa Sandal ve Jazz Mania

Yarın saat 20.00'de ise Lefkoşa Atatürk Stadyumu'nda 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı halk konseri gerçekleştirilecek. Konseri Türkiye'nin ünlü pop sanatçısı Mustafa Sandal verecek. Yerli orkestra Jazz Mania da halk konserine renk katacak.

Gazimğusa'daki tören

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı bugün Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke'de de törenlerle kutlanacak.

Gazimağusa'da ilk tören saat 17.30'da Zafer Anıtı önünde yapılacak. Çelenklerin anıta konulmasıyla başlayacak tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesiyle sona erecek.

İkinci tören ise saat 18.00'de Polatpaşa Bulvarı'nda yer alacak. Halkın bayramının kutlanmasıyla başlayacak tören, konuşmaların ardından resmi geçitle tamamlanacak.

Girne

Girne'deki ilk tören Barış ve Özgürlük Anıtı'nda saat 08.00'de yapılacak.

Atatürk Anıtı önündeki tören ise 16.00'da anıta çelenklerin konulmasıyla başlayacak, konuşmalar ve şiirlerin okunmasının ardından tören resmi geçitle sona erecek.17.30'da başlayacak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın halka resepsiyonu sırasında akrotim gösterisi de yer alacak. 21.00'de de Bando Konseri yapılacak.

Güzelyurt

Güzelyurt'ta saat 08.30'da Atatürk Anıtı'na çelenk koyma töreni, saat 18.00'de ise müze önünde resmi geçit töreni yapılacak. Müze önündeki törende konuşmalar ve şiirlerin ardından AKDER'in folklor gösterisi ve geçit töreni yer alacak.

İskele

İskele'deki tören Ecevit Meydanı'nda saat 17.45'te başlayacak. Halkın bayramının kutlanması, konuşmalar ve şiirlerin ardından resmi geçitle sona erecek.

Lefke

Lefke'de 3 tören yapılacak. Saat 08.15'te Lefke Şehitliği ve saat 09.00'da da Atatürk Anıtı'na çelenkler konulacak. Lefke Şehitliği'ndeki törenin ardından şehitlerin kabirleri başında dua okunacak.

Saat 18.30'da ise Atatürk Anıtı önünde resmi geçit töreni düzenlenecek.

"Türk Yıldızları", KKTC'de gösteri yapacak

Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi "Türk Yıldızları", bugün KKTC'de gösteri yapacak.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamaya göre, Türk Yıldızları, Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 30'uncu yıldönümü kutlamaları kapsamında Lefkoşa'da tören geçişinde ve Girne'de halka açık hava gösterisi gerçekleştirecek.

KIBRIS 20/07/04

CTP'nin erken seçim önerisi genel kurulda da reddedildi

OYLAMAYA SUNULDU... Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin "26 Eylül'de erken seçim" önerisi, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilmesinin ardından dün de Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda reddedildi. CTP'nin erken seçim önerisinin reddine ilişkin Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi raporu, 22'ye karşı 24 oyla kabul edildi

PARTİ BAŞKANLARI BİR ARAYA GELECEK... Siyasi parti başkanları, yarın Cumhuriyet Meclisi'nde saat 12.15'te bir araya geliyor. Gündemde 7 Kasım'da erken seçim yapılması bulunuyor. Hükümet tarih üzerinde anlaştı. UBP'nin öneriyi reddetmesi bekleniyor. 7 Kasım'da erken seçim için BDH kilit parti durumunda. TKP'nin ise erken seçim önerisini desteklemesi bekleniyor. BKP, "başkanların uzlaşması halinde" öneriye destek verecek

Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) "26 Eylül'de erken seçim" önerisi, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilmesinin ardından, dün de Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda reddedildi. CTP'nin erken seçim önerisinin reddine ilişkin Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi raporu, 22'ye karşı 24 oyla kabul edildi. Parti başkanları yarın saat 12.15'te Cumhuriyet Meclisi'nde bir araya geliyor. Parti başkanları, hükümetin 7 Kasım 2004'te erken seçim yapılmasına yönelik önerisi üzerinde uzlaşı arayacak.

CTP, BDH ve TKP milletvekilleri "erken seçim önerisine" destek verirken, UBP, DP, Yeni Parti, BKP ve bağımsız milletvekilleri de reddetti. Demokrat Parti'nin erken seçim önerisi de geçtiğimiz hafta içerisinde reddedilmişti.

Şimdi gözler mecliste bulunan siyasi parti başkanlarının yarın saat 12.15'te Cumhuriyet Meclisi'nde yapacağı toplantıya çevrildi. Hükümet ortakları, 23 milletvekiliyle 7 Kasım'da seçim yapılması için anlaşırken, BDH yeni süreçte erken seçim içim "kilit parti" konumuna yükseldi. 18 milletvekili ile temsil edilen Ulusal Birlik Partisi bu aşamada erken seçime karşı çıkıyor. Bağımsız iki milletvekili ile birlikte Yeni Parti Milletvekili Nuri Çevikel de seçime karşı. BKP Genel Sekreteri ve Lefkoşa Milletvekili İzzet İzcan ise parti başkanlarının anlaşması halinde çoğunluğun önerisine destek vereceğini açıkladı.

Parti başkanları "zirvede" buluşuyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi, Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti, Barış ve Demokrasi Hareketi, Toplumcu Kurtuluş Partisi başkanları ile BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan, yarın saat 12.15'te Cumhuriyet Meclisi'nde "erken seçim" gündemi ile bir araya geliyor.

Parti başkanları, hükümetin "7 Kasım'da erken seçim üzerinde uzlaşmasını" görüşecek. Hükümet, parti başkanlarından 7 Kasım erken seçim önerisini desteklemesini isteyecek. UBP'nin bu karara karşı çıktığı bilinirken, BDH'nın desteklemesi halinde 7 Kasım'da erken seçimin yolu açılmış olacak.

Önce AB normlarına uygun yasalar

Cumhuriyet Meclisi, dün ilk olarak Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (Onay) Yasa Tasarısı'nı ele aldı.

Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi Başkanı CTP Milletvekili Sonay Adem'in tasarı hakkında komite raporunu okumasının ardından tasarı madde madde okundu.

Genel kurul daha sonra tasarıyı oyladı. Oylama açık olarak ad okunarak yapıldı. Tasarı 47 evet oyu ile kabul edildi.

Ekonomik Toplumsal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (Onay) Yasa Tasarısı hakkındaki komite raporu da CTP Milletvekili Adem tarafından okundu.

Tasarının madde madde okunmasının ardından bu tasarının da oylaması ad okunarak yapıldı. Tasarı 43 evet ile kabul edildi.

Kişisel ve Soyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne ölüm cezasının kaldırılmasını amaçlayan İkinci Seçmeli Protokol (Onay) Yasa Tasarısı hakkındaki komite raporunun okunmasının ardından bu yasanın da madde madde görüşülmesi yapıldı.

Ad okunarak oylanması sonucunda tasarı 43 oyla kabul edildi.

İşkence veya diğer zalimsel İnsanlık Dışı ve Onur Kırıcı Davranışları veya Cezaları Kaldırmalara Karşı Sözleşme (Onay) Yasa Tasarısı da aynı şekilde 46 oyla kabul edildi.

Her çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (Onay) Yasa Tasarısı da, 37 evet oyuyla kabul edildi.

Genel Kurul daha sonra Çevre (Değişiklik) Yasa Tasarısı ve eczacılık ve zehirler yasa tasarıları da kısa isim okunarak oylandı. Her ikisi de oybirliği ile onaylandı.

Erken seçime genel kurulda da ret

CTP Meclis Grubu'nun Cumhuriyet Meclisi seçimlerini yenilenmesine ilişkin önerisi Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nden sonra, meclis genel kurulu tarafından da reddedildi. Komite başkanı Sonay Adem tarafından okunan ret raporu, yapılan konuşmalardan sonra 22'ye karşı 24 oyla kabul edildi.

Böylece CTP'nin erken seçim önerisi Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nden sonra, meclis genel kurulu tarafından da reddedilmiş oldu.

Angolemli: Ne hükümet kurarlar, ne seçim yaparlar

Sonay Adem'in CTP önerisinin reddine ilişkin komite raporunu okumasından sonra ilk sözü TKP Milletvekili ve Genel Başkanı Hüseyin Angolemli aldı.

Hükümetin azınlığa düşmesinin ardından çözüm ve AB yanlılarının hükümet kurulmasını istediklerini ifade eden Angolemli, CTP-DP-BDH arasında "koltuk kavgasına dayalı" bir hükümet kurma girişimi yaşandığını, daha sonra da erken seçimin komitede, güvensizlik önergesinin de genel kurulda reddedildiğini anımsattı. Angolemli, DP'nin aniden kasımda erken seçim önerdiğini ve bunun hükümet kararı durumuna getirilmekte olduğuna işaret etti.

Ülkede ne hükümet kurdurulduğunu ne de seçim yaptırıldığını belirten Angolemli, halkın ihtiyaçlarının göz ardı edildiğini savundu.

Kıbrıs Türk halkının Annan sayesinde politik bilgisini artırdığını belirten Angolemli, seçim olması halinde çözüm ve AB yanlılarının çoğunluğu sağlayacağını kaydetti.

Halkın, toplumsal çıkarının Aralık 2004'e kadar olduğunun bilinci içinde seçimde meclis aritmetiğini değiştireceğini söyleyen Angolemli, kasım ayında erken seçimin halkın çıkarına olmayacağını ileri sürdü.

Angolemli, seçimin hemen yapılması gerektiğini söyledi.

Eroğlu: Hükümet istifa etmeliydi

İkinci sözü UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu aldı. UBP olarak azınlığa düşen hükümetin istifasını beklediklerini belirten Eroğlu, "Hükümet istifa etseydi demokratik teamüller işleyecekti" dedi. Eroğlu, ancak 7'nci ayda bütçesini meclise sunamayan hükümetin istifa etmediğine işaret etti.

Eroğlu, TKP'nin önce barajı geçebilecek mi ona bakması gerektiğini, halkın ise erken seçim yanlısı olmadığını söyledi.

Bugüne kadar hükümetin icraatlarının UBP zamanında başlayan işlerin tamamlanması şeklinde olduğunu savunan Eroğlu, bütçesi olmayan hükümetin başka icraatı olmadığını iddia etti.

Eroğlu, TC hükümetinin de KKTC'ye uygulanan izolasyonun kaldırılması için uğraş verdiğine dikkat çekti.

Referandumun geride kaldığını, halkı bölmek yerine hizmet verilmesi gerektiğini belirten Eroğlu, insanları "evet", "hayır" diyenler diye ayırmanın geleceği tehlikeye sokacağını vurguladı.

Soyer: Seçim tek seçenek

CTP adına genel sekreter Ferdi Sabit Soyer söz aldı. Hükümet krizi olduğunda meclisin durumu göz önüne alınarak, CTP-BG olarak erken seçimi gündeme getirdiklerini ifade eden Soyer, istifa etmedikleri için kendilerini eleştirenlerin 26'yı bulup hükümeti düşüremediğine dikkat çekti.

Bugün yeni seçenekleri gözden geçirmek gerektiğini, bunun da seçim olduğunu söyleyen Soyer, partilerin programlarını halka sunması gerektiğini vurguladı.

KKTC hükümetinin uluslararası çabaları küçümsenirken, TC'nin çabalarının önemli addedilmesini eleştiren Soyer, referandum sonrası durumu ileriye götürmek için dış temaslara büyük ihtiyaç bulunduğunu belirtti.

CTP olarak kendi erken seçim önerilerinde ısrarlı olduklarını, ancak yeni önerileri de istişareye açık olduklarını ifade eden Soyer, istişare sonunda perşembe günü sonuca varılacağını vurguladı.

Abdullah Gül'ün Türk işadamları güneye gitmeye çağıran açıklamasına dikkat çeken Soyer, Türkiye'nin tarih almak için ince ilişkilerini dengede tutmak zorunda olduğunu söyledi.

Akıncı: Erken seçimi sonuna kadar destekleyeceğiz

BDH Genel Başkanı Akıncı ise komite raporunun genel kurulda reddedilmesi halinde erken seçimin tekrar gündeme geleceğine dikkat çekerek, BDH'nın da bu yönde oy vereceğini söyledi.

3 aydır erken seçimden bahsedildiğine dikkat çeken Akıncı, bunu CTP'nin gündeme getirdiğini kaydetti. Kendileri ile hükümet görüşmesi yapılırken erken seçim söylemlerinin devam ettiğine işaret eden Akıncı, CTP'nin ortağından ise bu konuda destek alamadığını söyledi.

BDH hakkında çeşitli ithamlar bulunduğunu belirten Akıncı, bunu eleştirdi. Talat'ın "Kırk katır mı kırk satır mı" mesajı verdiğini, "ya DP'yle hükümetime devam etmeme, ya da UBP'1i hükümete razı olacaksınız" imasında bulunduğunu savunan Akıncı, iki partili koalisyonun çok parçalı görüşler yansıttığını kaydetti.

Akıncı, CTP'nin önerisine destek vereceklerini, ancak bunun kapanması halinde çarşamba günü konsensüs için parti başkanları olarak bir araya geleceklerini belirtti.

Çevikel: Erken seçim, cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte

Yeni Parti Genel Başkanı Nuri Çevikel de, CTP'nin önerisine ret oyu vereceğini söyledi. Hükümetin devam edip cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte genel seçimlerin yapılabileceğini söyleyen Çevikel, böylece tasarruf da sağlanabileceğini kaydetti.

İzcan: Uzlaşı gerekiyor

BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan da söz alarak görüşlerini açıkladı. Çözüm sürecinin yeniden öne çıkacağı politikalar geliştirmek gerektiğini belirten İzcan, kendi aralarında uzlaşı olmaması halinde ne bütçe geçirilebileceğini ne de icraat yapılabileceğini söyledi.

Bugüne kadar uzlaşı mantığı güdülmediğini kaydeden İzcan, CTP önerisinin yeni gelişmeler çerçevesinde değeri kalmadığını, çarşamba günü randevu alındığını ve parti başkanlarının bir araya geleceğini hatırlattı.

Mutabakatla gelecek erken seçim tarihine hazır olduklarını söyleyen İzcan, ancak önceliklerinin çalışabilir hükümet olduğunu ve bu konuda desteğe hazır olduğunu vurguladı.

"Biz prensip sahibi bir partiyiz" diyen İzzet İzcan, yeni bir durum bulunduğunu ve UBP ile DP'nin bu yönde tavır belirlemesinin toplumun geleceği açısından önemli olduğunu söyledi. İzcan, "Statükocularla birlikte statüko yıkılamaz" dedi.

İzcan, CTP'nin önerisinin öldüğünü ve bu doğrultuda oy kullanacağını söyledi.

Serdar Dnktaş: Herkes hodri meydan diyor ama...

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, süreçte, başından beri Annan Planı'nın iyileştirilmesi için tavır ortaya koyduklarını söyledi.

BRT dışındaki tüm radyo TV'lerin Annan Planı taraftarlarının elinde olduğunu kaydeden Denktaş, CTP-DP hükümetinin müzakereleriyle planın iyileştirildiğini, yeterli hale getirilip getirilmediğinin ise tartışılır olduğunu ifade etti.

26 çoğunluğu sağlayacak bir hükümet bulunabileceğini, DP'nin içinde olmasına da gerek olmadığını söyleyen Serdar Denktaş, herkes birbirine "hodri meydan" derken Rum'un Kıbrıs Türkü'nün elde ettiği sempatiyi yok etmeye çalıştığını kaydetti.

Rum'un hiçbir şekilde çözüm istemediğini, bu durumda Kıbrıs Türkü'nün "Kıbrıs Cumhuriyeti" içinde azınlığı kabul etmesi gerektiğini belirten Denktaş, bunu kabul edecek hiçbir Kıbrıs Türkü ise bulunmadığını vurguladı.

CTP-DP hükümetinin uyumlu olarak birbirlerinin farklarını kabul edip halkın yararına çalıştığını söyleyen Denktaş, istifa eden milletvekillerine göndermede bulunarak, bu uyumun, "referandumdan sonra evetçi olan" kişilerce bozulduğunu söyledi.

Taleplerinin çoğunun karşılanması nedeniyle parti olarak "hayır" kampanyası yapmadıklarını, haritayı müzakere edememeleri ve "Türk tarafından 'evet', Rum'dan 'hayır' çıkması halinde ne olacağı" sorusuna cevap alamamaları nedeniyle de "evet" kampanyası yapamadıklarını anlatan Serdar Denktaş, kendi kişisel oyunun hayır olduğunu söyledi.

Denktaş ilelebet Rumların çözüm için fikrini değiştirmesini bekleyemeyeceklerini, o noktada CTP ile görüşlerinin ayrılacağını ve ayrı iki devlete gidilmesini isteyeceklerini söyledi.

Abdullah Gül'ün beyanının doğru olmadığını ifade eden Denktaş, yeşil hat tüzüğünün uygulanması, Kıbrıslı Türklerin atlanmaması gerektiğini kaydetti.

Serdar Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün haklarını arayacaklarını ve Gül'e ileteceklerini söyledi. Denktaş, öneriye ret oyu vereceklerini de kaydetti.

Adem: Erken seçimi kabul edin

CTP Milletvekili Sonay Adem de konuşmasında, milletvekillerinin halkın çıkarlarını ön plana alarak erken seçimi kabul etmelerini istedi. UBP ile hükümet kurmalarının duruma uygun olmadığını söyleyen Adem, erken seçimin kabulünü istedi.

Özgürgün: Parti çıkarları düşünülüyor

UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün, tek çıkar yolun erken seçim değil hükümetin istifası olduğunu söyledi.

Parti çıkarları için erken seçim önerisi yapıldığını savunan Özgürgün, ülke çıkarları düşünülse normal prosedürün uygulanmasına izin verileceğini ifade etti.

CTP'nin erken seçim önerisinin reddine ilişkin Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi raporu 22'ye karşı 24 oyla kabul edildi.

Genel kurulun bir sonraki birleşimi 22 Temmuz Perşembe günü saat 10.00'da yapılacak.

KIBRIS 20/07/04

Gül: Kıbrıs Türklerinin beklentileri yavaş da olsa gerçekleştirilecektir

KİMSE ENGEL OLAMAYACAK... Abdullah Gül: Kıbrıs'ta yeni bir dönem başladı. Kıbrıs Türklerinin önü açılmaya başlamıştır, Kıbrıs Türklerinin beklentileri yavaş yavaş da olsa gerçekleştirilecektir. Kıbrıs Türklerinin beklentilerinin gerçekleştirilmesini artık kimse engelleyemeyecek. AB Komisyonu da yeni bir tüzük hazırladı, bir an önce uygulamaya geçilmesini bekliyoruz

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta yeni bir dönemin başladığına işaret ederek, "Kıbrıs Türklerinin önü açılmaya başlamıştır, Kıbrıs Türklerinin beklentileri yavaş yavaş da olsa gerçekleştirilecektir. Bunu artık hiç kimse engelleyemez" diye konuştu.

Gül, ayrıca Türk işadamlarına da çağrıda bulunarak, "Hepsini KKTC'ye yatırıma davet ediyoruz" dedi.

Abdullah Gül, "Kıbrıs Türklerinin önünün açılmaya başladığını" belirterek, Kıbrıs Türklerinin beklentilerinin gerçekleştirilmesini artık kimsenin engelleyemeyeceğini söyledi.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına katılacak Türkiye heyeti dün öğleden sonra KKTC'ye geldi.

Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili, Nevzat Pakdil, Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Abdullah Gül'ün eşi Hayrunisa Gül'ü taşıyan özel uçak saat 15.30'da Ercan'a indi.

Daha önce yapılan açıklamanın aksine, Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener ise KKTC'ye gelmedi.

Çakar, Pakdil ve Gül, Ercan Havalimanı'nda yaptıkları açıklamada, Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı coşkusuna katılmak için adaya geldiklerini belirttiler ve haksız ambargo ve izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladılar.

Heyet dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret etti.

Gül'ün Esenboğa'daki açıklaması

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Gül, KKTC'ye hareketinden önce Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 30. yıldönümü nedeniyle düzenlenecek 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine hükümet adına katılacağını belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleri çerçevesinde giriştiği Barış Harekatı, yalnızca ülkemizin ve Kıbrıs Türk halkının değil, aynı zamanda bölgenin menfaatini korumuş ve bölgeye istikrar getirmiştir.

Bu açıdan biz 20 Temmuz'u, Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda, eşit statüsünden hak ve hukukunun korunması ve kollanması olarak da görüyoruz."

Gül, bu yılki kutlamaların ayrı bir öneme sahip olduğunu da belirterek, 30 yıldan sonra adada ilk kez referandum yapıldığını ve referandum sonucunda Kıbrıs Türklerinin barıştan yana olduklarını gösterdiklerini, ancak Rum tarafının başka düşüncede olduğunu ispatladığını söyledi. Adada bu çerçevede yeni bir durumun ortaya çıktığını belirten Gül, "Bu durumu enine boyuna Denktaş ve Talat ile yerinde değerlendirerek, gözden geçirme imkanı bulacaklarını" bildirdi.

Kıbrıs'ta yeni bir dönemin başladığını kaydeden Gül, "Kıbrıs Türklerinin önü açılmaya başlamıştır. Kıbrıs Türklerinin beklentileri yavaş yavaş da olsa gerçekleştirilecektir. Bunu artık hiç kimse engelleyemez" diye konuştu. Gül, BM genel sekreterinin konuya ilişkin raporunu BM'ye sunduğunu, AB Komisyonu'nun da yeni bir tüzük hazırladığını hatırlatarak, bir an önce uygulamaya geçilmesini beklediklerini söyledi.

Türk ve yabancı işadamlarına çağrı

Abdullah Gül, açıklamasında işadamlarına da çağrıda bulunarak, "Kıbrıslı Türklerin geleceği açıktır. Hepsini oraya yatırıma davet ediyoruz" dedi.

Bakan Gül ayrıca, başka ülkelerin işadamlarını da Kıbrıs'a davet ederek, Türk kesiminde yatırım yapmaları için çağrıda bulundu. Gül, bu çerçevede Kıbrıs Türk tarafında büyük bir otelin açılışında da hazır bulunacağını söyledi.

Gül'e ziyaretinde, eşi Hayrünnisa Gül de eşlik ediyor.

Verilen sözler tutulmalı

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ambargonun kakması, direkt uçuşlar gibi Kıbrıs Türklerine referandumun ardından verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiğini belirterek, "Bunları yakından takip ediyoruz, kendi haline bırakmıyoruz... Bazı adımlar vardır, yakında göreceksiniz..." dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la görüşmesi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"Türkiye ile Rum yönetimi arasında gümrüklerin kalkmasıyla KKTC'nin konumunun ne olacağına" ilişkin bir soruya karşılık Gül, özetle şunları söyledi:

Rumlar da üzerine düşeni yapmalı

"Üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeleri gerekir. Kıbrıs Türk devleti tüm kapıları aylar önce açtı, iyi niyet gösterdi. Aynı iyi niyeti karşıdan bekleme hakkı vardır. Buraya geliş gidişlere uygulanan zorluklar, sıkıntılar dünyanın gözü önündedir. Barış ve huzur isteniyorsa herkes iyi niyetini aksiyonuyla göstermek zorundadır. Dolayısıyla bu tip engeller muhakkak kalkmalı. Dışarıda Kıbrıs Türklerine karşı herhangi bir engel çıkartma gayreti içinde olunmamalıdır..."

Yakında göreceksiniz

TC Dışişleri Bakanı Gül, "Sürekli 'olunmamalı', 'yapılmamalı' diyorsunuz ama yapılıyor... Uçuşlar başlamadı, bir adım atılmadı ve Papadopulos Maraş'ı istiyor... Bu cesareti biz mi verdik" şeklindeki soruya da şu karşılığı verdi:

"Hayır, Rumların önerileri inandırıcı değil, kimse de dikkate almadı. Ayrıca Kıbrıs Türkleri barıştan yana olduklarını gösterdiler. Rum tarafı oylarıyla Türkleri temsil etmek istemediklerini gösterdiler ve bütün bunlar BM genel sekreterinin raporuna da yansıdı. Esas dikkatli, sabırlı çalışma dönemi şimdidir. Hiçbir şeyin sözde kalmaması, herkesin sabırla çalışması gerekir. Bazı gelişmeler, olumlu adımlar var ama yeterli ve tatmin edici değil.

Avrupa Birliği'nin ticaret ambargosunu kaldırma yönündeki kararının komisyon tarafından onaylanması, direkt uçuşların başlaması gerekir. Bununla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Kısa sürede direkt uçuşların başlayacağını umut ediyoruz. Bunlar olmazsa bu sözleri verenler tüm inandırıcılıklarını kaybederler ve bizim de tek taraflı düşünme ve hareket etmeye hakkımız doğar. Bu nedenle sözler muhakkak yerine getirilmeli ve bunları yakından takip ediyoruz. Kendi haline bırakmıyoruz. Bazı adımlar vardır, yakında göreceksiniz..."

Ercan'daki açıklamalar

TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Ercan'da basına yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Kıbrıs'ta kalıcı çözüm vizyonunun daima var olacağını ama Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunun korunmasının ve ambargonun, tecridin kaldırılmasının her şeyin önünde geldiğini vurguladı.

Dünyanın bunu görmemesinin mümkün olmadığını ifade eden Gül, önümüzdeki günlerde ambargoların kaldırılması beklentisini dile getirdi. Kıbrıslı, Türkiyeli ve diğer ülkelerden yatırımcıları KKTC'de yatırım yapmaya çağıran Gül, Türkiye'nin Kıbrıslı Türklerin arkasında olmayı sürdüreceğini yineledi.

Gül, 1974 Barış Harekatı'nın 30'uncu yıldönümünde hükümeti, meclisi ve Cumhurbaşkanlığı'nı temsilen KKTC'de bulunduklarına işaret ederek, 30 yıl önce Kıbrıs Türklerinin geleceğini, hukukunu teminat altına almak ve adaya barış ve huzuru getirmek için bir harekat yapıldığını söyledi.

"Bu sadace Kıbrıs Türklerinin geleceğini korumadı, aslında bölgenin istikrarını sağlayan bir harekat oldu" diyen Abdullah Gül, 30 yılda Kıbrıs Türklerinin kendi ayakları üzerinde durabileceklerini gösterdiğini, kendi demokratik yapılarını ve devletlerini kurduklarını anlattı.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 30 yıldan sonra adada ilk kez referandum yapıldığı için bu yılın önemli olduğuna işaret ederek, "Bu referandum neticesinde de Kıbrıs Türkleri barıştan yana olduklarını açıkça göstermişlerdir. Bu referandum, dünyanın Kıbrıs gerçekleri anlaması bakımından da çok önemli bir olay olmuştur" diye konuştu.

Ambargonun kaldırılması

Abdullah Gül, gerçeklerin daha çok dikkate alınacağı ve kalıcı çözüm için uğraşılacağı umudunu dile getirerek, "Şüphesiz ki bizim kalıcı çözüm için vizyonumuz daima var olacaktır ama Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunun korunması, onlara uygulanan ambargonun, tecridin kaldırılması her şeyin önünde gelmektedir. Dünyanın bunu artık inkar etmeye gücü de yetmez. Bunu görmemesi de mümkün değildir. Onun için önümüzdeki günlerde hepimizin beklentisi bu istikamette olacaktır" dedi.

Kıbrıs Türklerinin gelişmesi ve ekonomik atılımlar yapmasının önlenemeyeceğini kaydeden Abdullah Gül, şöyle devam etti:

Yatırım çağrısı

"Kıbrıslıları, Kıbrıs dışındaki Kıbrıslıları, Türkiye'deki yatırımcıları, 3. ülkelerdeki yatırımcıların hepsini de Kıbrıs'a davet ediyoruz, Kıbrıs'ın geleceği daima açık olacaktır. Anavatan Türkiye Kıbrıs Türklerinin daima arkasında olacaktır. Bu sorumluluk duygusunu daima muhafaza etmiştir, bundan sonra da muhafaza etmeye devam edecektir. Bunu 30 yılda nasıl göstermişsek, bundan sonra da yeri geldiğinde göstereceğiz. Ümit ediyoruz ki şimdi artık geçmişe değil, geleceğe hep birlikte bakılır. Rum tarafı da gelecekle ilgili, çözümle ilgili kalıcı vizyonlarını oluştururlar ve Türklerin barıştan yana tavırlarını, iyi niyetli tavırlarını en iyi şekilde değerlendirirler."

Abdullah Gül, anavatanın selam ve sevgilerini de iletti.

Çakar: Ambargolar kalkmalı

Türkiye Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar, uluslararası toplumun Kıbrıs Türk halkına verdiği ambargoları kaldırma sözünü tutmasını istedi.

Çakar, Kıbrıs Türk halkına cumhurbaşkanının tebriklerini; selam ve sevgilerini ilettiği konuşmasında, ulusal davada omuz omuza savaşım verildiğini söyledi.

Türkiye ve KKTC arasında tam bir fikir ve gönülbirliği bulunduğunu kaydeden Çakar, "Kıbrıs Türkü 40 yıldır bağımsızlık, eşitlik ve adalet savaşımı vermektedir. Geçmişin acı dolu günlerinden sonra sarsılmaz istenciyle kendi devletini kuran Kıbrıs Türk halkının kısa sürede kaydettiği aşama Türk ulusuna kıvanç vermektedir" diye konuştu.

Nezihi Çakar, Türk tarafının Kıbrıs'ta daima barış ve uzlaşıdan yana olduğunu ve bu yolda yıllardır özveri gösterdiğini kaydederek, Kıbrıs Türk halkının adil ve kalıcı çözüm için üzerine düşeni yerine getirdiğini; Rum tarafının ise Kıbrıs Türkleriyle ortak bir gelecek kurmak istemediğini ve uzlaşmaya hazır olmadığını açıkça gösterdiğini anlattı.

Kıbrıs'taki yeni durum karşısında uluslararası toplumun verdiği vaat ve sözleri yerine getirmesi ve Kıbrıs Türk halkına 40 yıldır uygulanan haksız ambargo ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini vurgulayan Çakar, Türkiye'nin gerek uluslararası anlaşmalardan doğan ahdi yükümlülüklerinden gerekse Kıbrıs Türk halkına sorumluluğunun gereği olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her koşulda KKTC'ye desteğini sürdüreceğini vurguladı.

Pakdil: Yalnız bırakılmayacaksınız

TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil de konuşmasında, TBMM'nin her zaman Kıbrıs Türk halkının onurlu davasını desteklediğine işaret ederek, "Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin 40 yılı aşkın süredir devam eden haklı ve meşru egemenlik ile eşitlik mücadelelerinin bir emsalini gösterebilmek gerçekten zordur" dedi.

Pakdil, Kıbrıs Türkü'nün baskı ve tehditlere karşı yılmadan mücadele ettiğini, hak ve özgürlüğüne sahip çıktığını kaydederek, 1974'ten beri adada barış ve huzurun hakim olduğunu söyledi.

Türkiye'nin dünyaya Kıbrıs Türkü'nün yalnız olmadığını ve bırakılmayacağını gösterdiğini; bundan böyle de adada barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam edeceğini vurgulayan Nevzat Pakdil, şöyle konuştu:

"Kıbrıs Türk halkı geçen 30 yılda güçlü demokratik gelenekleri ve milli dava etrafında birlik ve beraberliğiyle bugüne kadar her türlü zorluğu aşabileceğini ispatlamıştır. TBMM olarak bir daha karanlık ve acılı günler yaşamamanız ve içinize sindiremeyeceğiniz bir durumla karşı karşıya kalmamanız için her türlü çabayı göstereceğiz. Türkiye ve KKTC Kıbrıs meselesinin adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması için samimiyetle çaba göstermişlerdir. Rum tarafı ise uzlaşmayı ve Türk tarafıyla ortak bir gelecek kurmayı reddetmiştir. Kıbrıs'ta bugün yeni bir durum ortaya çıkmıştır. Bu durum ışığında Kıbrıs Türk halkının dünyayla bütünleşme isteğine cevap verilmesi ve yıllardır karşı karşıya bırakıldıkları tecridin sona erdirilmesi gerekmektedir. Kıbrıs Türklerine uygulanan insanlık dışı ambargoların ve kısıtlamaların kaldırılması öncelikli hedefimizi teşkil etmektedir."

Karanlık günlere izin vermeyeceğiz

TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Kıbrıs Türk halkına "Huzur ve güven içinde olun. Türk ulusu ve onun temsilcisi TBMM zor dönemlerden geçerek bugünlere gelen Kıbrıs Türk halkının o karanlık günleri bir daha yaşamasına izin vermeyecektir" sözleriyle hitap etti.

Kutan ve Erbakan da geldi

Bu arada, Türkiye'deki Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ile eski Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve CHP Milletvekili Onur Öymen de kutlamalara katılmak üzere saat 15.15'te KTHY'nin tarifeli seferiyle KKTC'ye geldi.

Konuk heyetleri Ercan Havalimanı'nda TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, meclis başkan yardımcısı Mehmet Bayram, bazı bakanlar, milletvekilleri ve öteki yetkililer karşıladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş'a ziyaret

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 20 Temmuz kutlamalarına katılmak amacıyla KKTC'ye gelen Türkiye devlet ve hükümet yetkililerinden oluşan heyeti kabul etti. TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar ile TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil ile bürokratlardan oluşan heyete, KKTC Meclis Başkan Yardımcısı Mehmet Bayram ile Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş eşlik etti.

Heyete hitaben kısa bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, 1974 Barış Harekatı yapılmamış olsaydı Kıbrıs'ta Türk kalmayacağını belirterek, "20 Temmuz'u Kıbrıs Türk halkının yeniden doğuşu olarak niteliyoruz" dedi.

Denktaş, "Bizi kurtarmış olan Anadolu'nun, Türk ulusunun hükümetlerini ve temsilcilerini aramızda görmek bize güç vermektedir. Aynı kaderi paylaştığımızın bilinci içindeyiz" dedi.

"Türkiye hiç tereddüt etmeyecek"

Konuk heyet adına konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de Kıbrıs Türkü'nün coşkusunu paylaşmaktan duydukları memnuniyeti belirterek, özetle şunları kaydetti:

"30 yıl önce Kıbrıs Türklerinin geleceği tehlike altındaydı. Barış Harekatı bunu önledi ve sadece Kıbrıs Türklerinin değil, bölgenin istikrarını sağladı. Bu süre içinde çok şeyler geçti ve Kıbrıs Türkleri ayakta durmayı başardı. Haklı davalarını sonuna kadar savundular, kendi demokratik yapılarını ve devletlerini kurdular. Türkiye sonuna kadar Kıbrıs Türklerinin yanında olacak ve üstüne düşen her görevi yapmada hiçbir zaman tereddüt etmeyecek. Siyasi ve ekonomik destek devam edecek. Kıbrıs Türklerinin hak ettikleri refah seviyesine ulaşmaları için ne gerekirse yapılacak..."

Türk tarafının Kıbrıs'taki iyi niyetli tutumu ve barış isteminin son yaşanan süreçle ortaya çıktığını da belirten Gül, dünyanın bu süreçte Kıbrıs gerçeklerini gördüğünü kaydetti.

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, "Kıbrıs Türkleri ve Türk halkının en saygı duyduğu kişisiniz. Kıbrıs davasının ayakta durmasında, bu noktalara gelmesinde en önemli sima sizsiniz" diyerek Cumhurbaşkanı Denktaş'a saygılarını da ifade etti.

Ekenoğlu'na ziyaret

Türkiye Cumhuriyeti devlet ve hükümet yetkilileri, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından kabul edildi.

Ekenoğlu, cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil ve Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'den oluşan heyeti Meclis Şeref Salonu'nda kabul etti. Kabulde meclis başkan yardımcısı Mehmet Bayram da hazır bulundu. Heyete TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven eşlik etti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Türkiye Cumhuriyeti heyetini, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı 30. yıl kutlamalarında KKTC'de görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

Kıbrıs Türkü'nün, tarih boyu adada verdiği varoluş mücadelesinde hep yanında bulduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin, 20 Temmuz 1974'te de garantörlük hakkını kullanarak adada barış ve huzuru sağlamak için barış harekatını gerçekleştirdiğini anımsatan Ekenoğlu, Kıbrıs Türkü'nün halen devam eden Rumlarla eşit taraf olabilme mücadelesinde de Türkiye'yi yanında görmekten mutlu olduğunu belirtti.

Ekenoğlu, 24 Nisan'da yapılan referandumda Kıbrıs Türkü'nün dünyaya çözüm, barış ve adada huzur istediğini gösterdiğini, plana hayır diyen Rumların buna rağmen Avrupa Birliği'ne girerek ödüllendirildiğini, ancak Türk tarafının ise hâlâ dünyanın verdiği sözleri yerine getirmesini, izolasyonların kaldırılmasını beklediğini söyledi.

"Dünya, Avrupa Birliği verdiği sözleri yerine getirmelidir ki artık izolasyonlar kalksın, ambargolar kalksın, adamıza turistler gelsin ve ekonomimiz de kalkınsın" diyen Ekenoğlu, Kıbrıs Türklerinin bunları hak ettiğini vurguladı.

Gül: Bölgeye istikrar geldi

Konuk heyeti temsilen konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, barış harekatının 30. yılını kutlarken Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen burada olduklarını belirterek 30 sene önce burada sadece Türklerin geleceğinin garanti altına alınmadığını, bölgeye ve aynı zamanda Rum kesimine de istikrar getirildiğini söyledi.

O günkü şartlarda Türkiye'nin müdahalesinin uluslararası anlaşmalardan doğan bir müdahale olduğunun altını çizen Gül, şimdi artık geleceğe bakmak gerektiğini belirtti ve bu süre içerisinde Kıbrıslı Türklerin demokratik yapılarını oluşturduğuna dikkat çekti.

Abdullah Gül, referandumda Türklerin ne kadar barışçı; barıştan, işbirliğinden yana olduğunun ortaya çıktığını, Rum kesiminin ise Kıbrıslı Türklerle beraber olmama arzularını, bir şekilde de siyasi eşitliğe razı olmadıklarını gösterdiğini kaydetti.

Kalıcı çözüm vizyonu

"Türk kesimini temsil etmediklerini de bu şekilde ispatlamışlardır" diyen Gül, kalıcı bir çözüm için herkesin bir vizyonu olacağı ümidini taşıdıklarını söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, "Bu süre içerisinde madem ki (Kıbrıslı) Türkler üstüne düşeni yapmışlardır, Türklere karşı verilen sözlerin de yerine getirilmesi gerekir. Bunların muhakkak ki en iyi şekilde herkes takipçisi olmalıdır. Ümit ediyorum ki önümüzdeki günlerde bunlarla ilgili daha somut adımlar atılır ve gelişmeler olur" dedi.

Gül, tüm Kıbrıs Türk halkının bayramını kutlayarak başarılar ve gelecekte mutluluklar diledi.

Ekenoğlu'na ziyaret

TC Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den oluşan TC heyeti dün Başbakan Mehmet Ali Talat'ı da ziyaret etti.

Ziyarette heyete meclis başkan yardımcısı Mehmet Bayram ile TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven eşlik etti.

Başbakan Mehmet Ali Talat görüşmede yaptığı konuşmada, Türk tarafı olarak bugün yakaladıkları başarıyı devam ettireceklerini ve bir adım önde olmaya devam edeceklerini bildirdi. Talat, bu başarıldığı sürece Rum yönetiminin gündem dağıtma çabalarının boşuna olacağını, anlatarak, Kıbrıs Türkleri ve Türk tarafının hedefinin barış ve çözüm olduğunu vurguladı. Türk tarafının kavga, çatışma istemediğini ifade eden Başbakan Talat, "Biz barış istiyoruz. Dünya insanlığının barış içinde yaşamasını istiyoruz. Ve bu doğrultuda üzerimize düşeni yaptık. Bu 20 Temmuz'da da bu mesajları bütün dünyaya ve Rum tarafına vermeye devam edeceğiz" dedi.

Talat, sadece Kıbrıs Türkü için değil, bütün dünya için önemli gelişmelerin yaşandığı böyle bir yıldönümünde Türkiye'nin yetkililerini Kıbrıs'ta görmenin kendileri için sevinç ve mutluluk kaynağı olduğunu söyledi.

Talat, birlikte yürütülen politikaların Türkiye ve Kıbrıslı Türkler lehine yarattığı yeni ve olumlu ortamı değerlendirme fırsatı bulacaklarını anlatarak, bu yılki 20 Temmuz'un her zamanki 20 Temmuzlardan farklı olduğunu ifade etti. Talat, bu yılki 20 Temmuz etkinliklerinin, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye'nin dünyalı ülkeler olarak, önemli bir imaj yarattığı bir dönemde gerçekleştirilmekte olduğunu ifade ederek, "Bu bakımdan dünyaya her zaman vermeye çalıştığımız barış mesajları daha bir güçlü ve daha bir inandırıcı şekilde bu yıl ulaştırılacaktır" dedi.

Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin çözüm ve barış istekleri ve bu isteğin gerçekleşmesi için gereğini bugüne kadar yaptıklarının bir kez daha ortaya konulacağını ifade ederek, Türk tarafının vicdanen ve uluslararası ilişkilerdeki duruşu açısından oldukça rahat bir konumda olduğunu vurguladı.

Türk tarafı ve Kıbrıslı Türklerin sözlerini yerine getirdiğini; sözünü tutuğunu; hatta dünyanın inanamaz bakışları arasında söylediklerini yaptığını ve başardığını anlatan Başbakan Mehmet Ali Talat şöyle konuştu:

"Rumları öylesine endişeye sevk ettik ki birden bire gündemi değiştirmek için garip öneriler yapma noktasına taşıdık. Kıbrıslı Türklerle hiçbir ilgisi olmayan, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılmasıyla hiçbir ilişkisi olmayan önerileri peş peşe sıralamak mecburiyetinde kaldılar. Bütün gayretleri, çabaları, dikkatleri başka yöne çekmektir; dikkatleri dağıtmaktır. Bizim çözüm istekliliğimiz, dünyalı olma, tecritten kurtulma isteklerimizi bir anlamda gündemin dışına atma çabalarıdır. Ancak bunda başarılı olamayacaklardır."

Talat, Türk tarafının bugüne kadar akıllı, tutarlı, rasyonel görüşleri ifade ederek bu başarıyı elde ettiğine dikkat çekerek, bundan sonra da politikalarını yükselterek, bu süreci yönlendirmeye devam edeceklerini vurguladı.

Gül: Bu yılki tören bir başka anlam ifade ediyor

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise ziyaretteki konuşmasında, "Bu seneki 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı başka bir anlam ifade ediyor" dedi.

Gül, geçen 30 yıldan sonra adada ilk defa referandum yapıldığını; Türk tarafının çözümden, barıştan yana olduğunu bütün dünyaya gösterdiğini ifade ederek, daha önce dünyanın, Türkleri "barıştan uzak, barışmak istemeyen, hep problem çıkaran"; Rum tarafını ise "adayı birleştirmek isteyen, barıştan yana" gibi bir yanılış algılaması olduğunu söyledi.

Gül, 24 Nisan referandumunun adanın gerçeklerini bu kez ortaya çıkarttığını ifade ederek, "Bu referandum şunu da ortaya çıkarttı ki, ne yazık üzülerek söylüyorum. Rum tarafı siyasi eşitliğe razı olmadığını ve Türk tarafını da temsil etmek istemediğini göstermiştir" dedi.

Bu sonucun, Türk tarafının önüne yeni bir durum çıkarttığını anlatan Gül, bu yeni ortaya çıkan durumu en iyi şekilde değerlendirme, bununla ilgili doğru politikaları geliştirme, kalıcı bir çözüm ve barış için vizyonun oluşturulması olarak özetledi. Abdullah Gül, tüm bunların görüşme ve değerlendirmelerle ortaya çıkacağını anlatarak, bu arada Kıbrıs Türklerinin hak ettiği bazı şeyler olduğunu ve bunların da verilmesi gerektiğini söyledi.

Gül, Kıbrıs Türkü'nün hak ettiği şeyin tecrit, izolasyon ve ambargolardan kurtulması olduğunu vurgulayarak, kimsenin ambargoyu izah edemediğini, onun için hep "sınırlanmalar", "tecritler" şeklinde ifade edildiğini, ancak fiiliyatta bunların ambargo olduğunu kaydetti. Bununla ilgili az da olsa olumlu bazı adımlar atılmak üzere olduğunu, ancak esas çalışma döneminin şimdi olduğunu belirten Gül, "Tüm bu sözlerin ortada kalmaması için Kıbrıs Türklerinin hak ettiği noktaya gelmesi ve haklarını alabilmesi için yoğun bir çalışma dönemi söz konusudur" dedi.

Abdullah Gül, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın yurtdışı gezilerinin bu açıdan faydalı olduğunu ifade ederek, bunların adım adım sonucu ulaşacağından emin olduğunu söyledi. Bugün için tatmin edici olmasa da bazı olumlu gelişmeler bulunduğuna dikkat çeken Gül, direkt uçak seferlerinin yakında başlayacağını umut ettiğini belirtti. Gül, AB Komisyonu'nun hazırladığı programın Konsey tarafından da onaylanacağını söyleyerek, diğer komşu ülkelerin de Kıbrıs Türkleriyle temasa geçeceğini kaydetti.

TC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İslam Konferansı Örgütü (İKO)'de Kıbrıs Türklerinin bundan sonra "Kıbrıs Türk devleti" olarak orada yerini almasının önemli olduğu söyledi. Gül, İKÖ'de Kıbrıs Türkleriyle temas kurma, ticaret yapma, ambargoların kaldırılmasıyla ilgili alınan kararın ayrıca önemli olduğuna işaret ederek, "Böyle bir dönem dikkatli bir çalışma, dikkatli bir değerlendirme istemektedir. Burada bulunduğumuz süre içerisinde şüphesiz başbakanla bunları da görüşme imkanımız olacaktır" diye konuştu.

Gül, bu anlamda tüm Kıbrıslı Türklere Türkiye'nin saygı, sevgi selamlarını sunarak gelecek için herkese mutluluklar diledi.

KIBRIS 20/07/04

Deveyle gezerim devletten vazgeçmem

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Barış Harekatı yıldönümü kutlamalarında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, 'BM planına evet dedik, havaalanlarının açılması için çalışıyoruz' sözlerini eleştirdi.

Rauf Denktaş 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı yıldönümü kutlamalarında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, ‘BM planına evet dedik, havaalanlarının açılması için çalışıyoruz’ sözlerini eleştirdi. Denktaş, ‘Sayın Gül, egemenlik ve devletten vazgeçerseniz limanları açarız diyorlar. Deveyle seyahat ederiz devletten vazgeçmeyiz. Sayın Gül siz de vazgeçmeyin, kahrımızdan ölürüz’ dedi. Barış Harekatı’nın yıldönümü Lefkoşa’da törenlerle kutlandı. Hükümeti temsilen törenlere katılan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 1974 harekatının Türkiye’nin anlaşmalara dayanarak gerçekleştirdiğini ve bölgeye barış getirdiğini söyledi.

Kıbrıs Türk’ünün en önemli gücünün demokrasisi olduğunu belirten Gül, ‘Türkiye bu yolda sizi yalnız bırakmayacak her türlü siyasi ve ekonomik desteği sürdürecektir. Kıbrıs Türk’ü barış ve anlaşma için samimi bir destek vermiştir. Adil ve kalıcı bir ortaklık için Kıbrıs Türk’ü fazlasını yapmıştır. BM’nin sunduğu plana evet demiştir. Rum tarafı ise devlet eliyle yürütülen ‘hayır’ propagandası ile Kıbrıs Türk’ü ile ortaklığa açıkça hayır demiştir. Rum tarafının da yıllarca dünyayı kandırdığını gözler önüne sermiştir’ dedi.

BÜTÜNLEŞME ZAMANI

Kıbrıs Türkleri’nin 40 yılı aşkın süredir karşı karşıya kaldığı haksızlıkların giderilmesi için dünyanın sözleri olduğunu vurgulayan Gül konuşmasına şöyle devam etti: ‘Şimdi bunlar yerine getirilmelidir. Açıkça konuşmak istiyorum. Ancak bugüne kadar yapılanlar tecridi aşacak seviyeye gelmedi. AB’nin hazırladığı hareketleri dikkatle izliyoruz. AB ve tüm dünyaya şunu söylemek istiyorum; Verdikleri vaatlerle uyup uymayacakları ile sınanacaktır. Havaalanlarının açılması üçüncü ülkelerle temasları sağlayacaktır. Somut adımlar atılmasını istiyor bunu bekliyor ve bununla ilgili KKTC hükümeti ve Türk hükümeti sonuna kadar gayret ediyoruz. Uluslararası camiaya sesleniyorum; Rumlar çözümsüzlük adına oy kullandı. Türkler’in dünyayla bütünleşmesi zamanı gelmiştir.’

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş konuşmasına, törenlere katılan Necmettin Erbakan’a 1974’de Ecevit hükümetiyle birlikte verdiği harekat kararından dolayı teşekkür ederek başladı. Denktaş telefonda konuştuğu Ecevit’in sevgi ve saygılarını ilettiğini belirtti. AB’nin Ercan Havaalanı’nın ve limanların açılması için devlet ve egemenlikten vazgeçme şartını ortaya koyduğunu belirten Denktaş, ‘Sayın Gül çalışmalarınızı izliyoruz. Ercan’a uçakların gelmesini bekliyoruz. Sizin ve hükümetin çalışmalarınızı destekliyoruz. Ancak bunları vaat ettikleri günlerde hiçbir şekilde şart koşmamışlardı. ‘Veririz amma meşru devlet ve egemenlikten vazgeçiniz’ diyorlar. Bu şartları kabul etmeyin. Deve ile yolculuk ederiz ama egemenlikten vazgeçmeyiz. Bunları sindiremeyiz. Lütfen bu şartların haksızlık olduğunu tüm dünyaya söyleyiniz’ diye konuştu.

BOYUN EĞMEYİN

Denktaş konuşmasını şöyle tamamladı: ‘Türkiye’nin Kıbrıs meselesinde barıştan öte bir şey yapmadığını bunu ispat etmek için Annan Planı’nı bile kabul ettiğinizi söylediniz. Ama görüyorsunuz, ‘Mademki evet dediniz devlet istemeyeceksiniz’ diyorlar. Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancını taşıyoruz. Bizi tanıyan tek ülkesiniz ama tüm dünya bizi tanıyor olsaydı ve Türkiye tanımamış olsaydı kahrımızdan ölürdük.’

Ya Rumlar ‘evet’ deseydi

Annan planını sert bir dille eleştiren ve Dışişleri Bakanı Gül’ün sözlerine karşılık veren Denktaş, ‘Sayın Gül’e yapmış olduğu konuşma için, vermiş olduğu güven için hepiniz adına teşekkür ediyorum. Bugün Barış Harekatı’nın 30’uncu yıldönümünü kutluyoruz. O halde Kıbrıs’ta barış önlemez diye birleşme adı altında Rum’a bağlayacak olan, devletimizin içine 80 bin Rum yerleştirecek olan halkımızın yarısını göçmen durumunu düşürecek olan Türkiye’nin garantörlüğünü sulandıran, barış barış diye bize satanlara soruyorum. ‘Evet’ deseydi Rumlar bugün burada bu törenleri kutlayabilecek miydik? Hangi barışı kutlayacaktık? Eğer Rumlar ‘evet’ deseydi Türk askeri adım adım Türkiye’ye dönecekti’ dedi.

Temel attılar

Denktaş ve Gül, Girne’nin Kervansayar bölgesinde yaptırılacak olan beş yıldızlı otelin temelini attılar. 

 

 

HURRIYET 21/07/04

Kıbrıs'ta değişim, Türkiye'de değişim, Avrupa'da değişim

Murat Yetkin

Erdoğan'ın Fransa temaslarının sonucu, aralık zirvesi üzerinde belirleyici olacak

21/07/2004 RADIKAL

Önceki akşam bir siyasetçi, akademisyen, gazeteci grubuyla birlikte görüştüğümüz ABD dışişlerinin Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu yeni müsteşar yardımcısı büyükelçi Laura Kennedy hatırlattı. Türkiye'nin ABD Dışişlerinin 'Yakın Doğu' masasından Avrupa masasına alınması, 1974 Kıbrıs Harekâtı nedeniyle oluyor. Dönemin Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, krizle daha kolay başa çıkmak için en elverişli yolu, Türkiye'yi Avrupa masasının sorumluluğuna vermekte görüyor.
Dün Kıbrıs Harekâtı'nın 30'uncu yıldönümüydü. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yaptığı duygusal ve eleştirel konuşmada, bunun Cumhurbaşkanı olarak katıldığı son 20 Temmuz töreni olduğunun altını çizdi. Görev süresi buna zaten elvermeyecek olan Denktaş, bir daha aday olmayacağını daha önce açıklamıştı. Aktif siyaset sayfası Denktaş'a kapanacak gibi görünüyor; özellikle de Türkiye Aralık 2004 zirvesinde Avrupa Birliği'nden müzakerelere başlama kararı duyarsa.
Törende Denktaş'ın yanında 1974'ün MSP lideri ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan da vardı. Erbakan, 1974'teki Avrupa karşıtı, Batı karşıtı, uzlaşmazlığı temel alan politikalarını bugün de sürdürüyor. Bir zamanlar yanında yetişen, bir öğrenci lideri olarak izinden gelen, Kıbrıs mitingleri düzenleyen AKP'nin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün Lefkoşa'daki kürsüden Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin ortak Avrupa hedefinden
söz ederken, Erbakan'dan ayrı dünyalar kadar uzaktı. Yasal durumu da, aslında yaş durumu da Erbakan'a da siyaset sayfasını kapatmış bulunuyor.
1974'ün başbakanı, DSP lideri Bülent Ecevit de, bu hafta sonu, 25 Temmuz'da
partisinin genel başkanlığından çekileceğini ilan etti.
Bu Ecevit'in mücadelelerle geçen siyasi hayatındaki son parti kurultayı olacak. Ecevit de aktif siyaset defterini kapatıyor.
1974'te, 20 yaşında Erbakan'ın izinde bir iktisat öğrencisi olan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta kurtuluş törenleri yapıldığı sırada binlerce kilometre ötede, Fransa'nın başkenti Paris'teydi. Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Türkiye'nin AB yolculuğunda kritik öneme sahip görüşmeler yapıyordu. Erdoğan'ın bu görüşmelerde elindeki bir koz, Türkiye'nin kendi idaresi altında hızlandırdığı reform adımları ise, diğeri de büyük ölçüde kendisinin ve Gül'ün gayretleriyle akış değiştiren Kıbrıs politikasıydı. Elbette yalnız Fransa'nın, Almanya'nın onayıyla açılmayacak AB kapısı, ancak onlar iki kurucu güç. Erdoğan'ın Fransa temaslarının sonucu mutlaka aralık zirvesi üzerinde belirleyici nitelikte olacak.
Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder'in önceki gün Financial Times gazetesinde çıkan Avrupa Anayasası söyleşisinin son kısmında Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi üzerinde koşullar olabileceği uyarısında bulunması, henüz hiçbir şeyin çantada keklik sayılamayacağını gösteriyor. Bir yandan AB'nin kendi stratejik çıkarları için Türkiye'yi içine almasının gerekliliğinden söz eden Avrupa liderleri, öte yandan kendi seçmen tabanlarındaki hassasiyetleri de yansıtmak istiyorlar.
Erdoğan Paris'teyken patlayan Fransa-İsrail krizi bu hassasiyetin bir başka yönünü gösterdi. Amerika'da göçmenleri karşılama töreninde konuşan İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un "10 milyon Müslümanın yaşadığı Fransa'daki Yahudi kardeşlerimiz kendilerini korumamızı istiyorlarsa anavatanlarına dönsünler" demesi krize yol açtı. Chirac buna çok sert tepki gösterdi.
Avrupa kamuoyu, Türkiye üyeliğe yaklaştıkça büyük bir değişimin eşiğine geldiğinin daha çok farkına varıyor. Avrupa, çokdinli, çokkültürlü, dünyaya örnek olabilecek uygarlık düzeyini Türkiye'nin üyeliği ile tescil edecek, ya da etmeyecek. Ancak Avrupa bunu yaparken, din işlerini devlet işlerinden uzak tutmanın, hiç karıştırmamanın toplumsal barış ve refahı sürdürmek için ne kadar önemli olduğunu da anlıyor. Yani AB'nin geniş özgürlükleri esas alan yapısı içinde inanç özgürlüğüne verdiği önem, aynı zamanda laiklik ilkesini daha da katı uygulamasına engel değil.
Avrupa da değişiyor ve bu değişimin doğru algılanması gerekiyor. Erdoğan AİHM'nin türban konusunda aldığı kararı da, Fransa'dan davetiyelerin neden eşsiz geldiğini, neden protokolün hiç alışılmadık şekilde eşsiz hazırlandığını da bu değişim çerçevesinde değerlendirdikçe, mesafe daha kolay alınacaktır

Barış töreninde sert sözler

Denktaş, Barış Harekâtı törenlerinde Gül'e sert çıktı: 'Referandumda Rumlar eğer 'Evet' deselerdi bugün haysiyetsiz olacaktık, hangi barışı kutlayacaktık. Anlaşmayı barış diye sunanlara soruyorum'

21/07/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
LEFKOŞA - Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 30. yıldönümü törenleri, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın nisandaki referanduma dair eleştirilerinin gölgesinde geçti. Törenlere katılan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'ye tecridin kaldırılması için dünyaya çağrı yaparken, Denktaş, "Referandumda, Rumlar evet deseydi bugün haysiyetsiz olacaktık. Annan Planı'nı barış diye satanlar, bugün barışı kutlayamayacaktı" dedi.

'Lütfen Sayın Gül...'
Törenlere MGK Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık'ın yanı sıra siyasi yasaklı Necmettin Erbakan ve SP Başkanvekili Recai Kutan da katıldı. Cumhurbaşkanı olarak törenlere son kez katılan Denktaş, Erbakan ve Kutan'la kucaklaşırken, Gül'le el sıkıştı. Bu soğukluk konuşmalara yansıdı. Gül, KKTC'de kabul edilen Annan Planı'na dikkat çekerken, AB'yi Kıbrıs Türk tarafına tecridi kaldırmak için yeterli adım atmadığı için eleştirdi:
"Kıbrıs Türk halkına vaatlerin yerine getirilmesinin vakti gelmiştir. AB ve tüm dünya verdikleri vaatlerle sınanacaktır." Gül, Türkiye'nin KKTC'nin yanında olduğunu belirtip, milli birlik çağrısı yaptı. KKTC Cumhurbaşkanı ise "Kurtuluşumuzun mimarı Ecevit hükümetinin o zamanki mensubu Erbakan'a teşekkür ediyorum" diyerek söze başladı. Gül'e "Desteğiniz için teşekkürler
ama kaygılarımız var" diye seslenen Denktaş, şu ifadeleri kullandı:
Kıbrıs'ta barış önlenemez diye ortalığı altüst edenlere, bu güzel devletin içine 80 bin Rum yerleştirecek olan, Türk askerini adadan çekecek anlaşmayı barış diye satanlara soruyorum. Rum da, referamdumda evet deseydi bugün hangi barışı kutlayacaktık. Rumlar evet deseydi bugün haysiyetsiz olacaktık, Rumun kucağına düşecektik. Lütfen sayın Gül, size egemenlikten vazgeçin diye şart koşanlara evet demeyin. Biz deveyle yolculuk yaparız ama egemenlikten vazgeçmeyiz. Dünya tanımamış kaç yazar. Onlar utansın."
Dün bayram nedeniyle Ankara'dan Denktaş'a tebrik mesajları yağdı. KKTC'de en ilgi çeken etkinlik ise Türk Hava Kuvvetleri'nin Türk Yıldızları timinin Girne'deki akrobasi gösteri oldu.

Barış ve Özgürlük Bayramı kutlandı

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Kutlamaları çerçevesinde Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki tören gerçekleştirildi.

Törene aralarında Türkiye’den gelen konukların da bulunduğu protokolün yanı sıra vatandaşlar katıldı. Tören alanı üzerinde uçuş yapan ve bir gösteri sunan “Türk yıldızları” törene katılanlar tarafından coşkuyla izlendi.

Töreni aralarında Rumların da bulunduğu birçok yabancı basın mensubu da takip etti.

Türkiye Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen törendeki konuşmasında, 20 Temmuz’un, Barış Harekatı’nın anlam ve önemini vurgulayarak, 20 Temmuz’u, Kıbrıs Türk Halkı’nın, barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda, hak ve hukukunun ve eşit statüsünün korunması ve kollanmasının sembolü olarak gördüklerini söyledi.

Gül, Kıbrıs Türkü’nün adada barış için üzerinde düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini belirterek, “Daha müreffeh bir hayat sürmeniz için her türlü yardıma hazırız” dedi. Gül, haksızlıkların giderilmesi yolunda verilen vaat ve sözlerin yerine getirilmesinin vaktinin geldiğini belirterek, bugüne kadar atılan adımların henüz tecride son verecek ve Kıbrıs Türkü’nü rahatlatacak aşamaya gelmediğini ifade etti. AB’nin yapmakta olduğu çalışmaları dikkatle izlediklerini ve uygulamaları beklediklerini ifade eden Gül, AB ve dünyanın verdikleri sözlerle sınanacaklarını unutmamaları gerektiğini vurguladı.

GELECEĞE SAHİP ÇIKANLARA HAYAT HAKKI

Geleceğine sahip çıkan ve dava uğruna birlikte hareket eden milletlerin hayat hakkı bulabildiğini kaydeden Gül, Kıbrıs Türkü’nün haklarına ve özgürlüğüne sahip çıkmasını bildiğini, inanç ve gönül birliğiyle milli dava etrafında kenetlenmenin başarıda en başta gelen etkenler olduğunu söyledi.

Kıbrıs mücadelesinde tüm Türk ulusunun kenetlendiğini belirten Gül, kat edilen mesafenin temelinde Kıbrıs Türkü’nün birlik ve beraberliğindeki kararlılığın yattığını söyledi. Kıbrıs Türkü’nün oluşturduğu çoğulcu demokratik yapıyı öven Gül, Kıbrıs Türk demokrasisinin Kıbrıs Türk Halkı’nın gurur kaynağı olduğunu, Kıbrıs Türkü’nün büyüyen ve gelişen bir devlet yapısına sahip olduğunu belirtti.

KIBRIS TÜRKÜ YALNIZ BIRAKILMAYACAK

Gül, TC’nin bu yolda Kıbrıs Türkü’nü yalnız bırakmayacağını ve her türlü siyasi ve ekonomik desteği sonuna kadar sağlamaya devam edeceğini söyledi.

Türkiye ve KKTC’nin, Kıbrıs meselesinin kalıcı çözümü için samimiyetle çaba gösterdiğini ve yıllardır her türlü fedakarlığı yaptığını söyleyen Gül, adada, eşit bir ortaklık tesisine dayalı adil ve kalıcı bir çözüm yolunda Türk tarafının üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini kaydetti. Kıbrıs Türkü’nün barış ve demokrasi uğruna, dünya ile bütünleşmek adına BM’nin sunduğu plana evet dediğini söyleyen Gül, Rum tarafının ise, devlet eliyle yürütülen “hayır” propagandası sonucunda çözümü ve Kıbrıs Türkü ile ortak bir gelecek kurmayı açıkça reddettiğini kaydetti. Bu sonucun Rum tarafının yeni bir ortaklık ve uzlaşmaya hazır olmadığını açıkça gösterdiğini söyledi.

Bütün bunlara rağmen KKTC’nin bir barış ve istikrar unsuru olmaya devam edeceğini söyleyen Gül, “Türk tarafı olarak Kıbrıs meselesini azim ve inançla belli bir noktaya getirmiş bulunmaktayız. Kıbrıs’ta yeni bir gündemle karşı karşıyayız. Kıbrıs Türk Halkı’nın on yıllardan beri ticaret, ekonomi,ulaşım, turizm ve spor dahil olmak üzere tüm alanlarda hiçbir hukuki dayanağı olmayan ambargolara ve haksız engellemelere maruz kalmasına rağmen Kuzey Kıbrıs’ta 1970’den bu yana çok önemli aşamalar kaydedilmiştir. Ancak uluslararası camianın da gerçekleri ve haksızlıkları açıkça görmesini istiyor ve bu yönde çaba sarf ediyoruz”

SÖZLER TUTULMALI

Uluslararası camianın üyelerinin referandumlar öncesinde ve sonrasında Kıbrıs Türklerinin 40 yılı aşkın bir süredir karşı karşıya bırakıldıkları haksızlıkların giderilmesi yolunda verdikleri vaat ve sözler bulunduğunu söyleyen Gül, şimdi bunların yerine getirilmesinin vaktinin geldiğini ancak bugüne kadar atılan adımların henüz tecride son verecek ve Kıbrıs Türkü’nü rahatlatacak aşamaya gelemediğini söyledi.

Bu bağlamda AB’nin yapmakta olduğu çalışmaları dikkatle izlediklerini ve uygulanmaya konulmasını beklediklerini ifade eden Gül, Avrupa Birliği ve dünyanın verdikleri sözler ve vaatlerle sınanacaklarını unutmamaları gerektiğini kaydetti.

Gül, KKTC’ye direk uçak seferleri düzenlenmesi, üçüncü ülkelerle doğrudan ticari ilişkiler kurulması, spor, kültür ve eğitim konularında ikili ilişkilerin geliştirilmesinin özetle dünya ile bütünleştirecek tedbirler alınması hususunda somut adımlar atılmasını istediklerini, beklediklerini ve bununla ilgili gerek KKTC ve gerekse Türkiye hükümetinin üstüne düşenleri yaptığını ve sonuna kadar da yapmaya devam edeceğini belirtti.

EKONOMİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİR ALINACAK

Gül, “Hükümetimiz siz kardeşlerimizin daha huzurlu ve müreffeh bir hayat sürmesi için her türlü tedbiri almaya kararlıdır” diyerek, mevcut sorunları çözmenin yollarını KKTC hükümetiyle birlikte aradıklarını, bugünün ekonomik gereklerine cevap vermeyen ve kalkınma önünde bir engele dönüşen ekonomik yapıyı hep birlikte değiştirmeye ve geçmişin denenmiş ve başarısızlığı kanıtlanmış modellerinden vazgeçmek, daha üretken, daha verimli ve toplumun bütününü gözeten bir ekonomik yapı kurmak zorunda olduklarını kaydetti.

Siyasi alandaki ilerlemelerin ekonomik kalkınmayla desteklenmesi gerektiğini kaydeden Gül, bugün Kıbrıs Türk tarafı açısından yeni ve olumlu bir atmosfer yaratıldığını, bu atmosferin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Gül, “Hükümetimiz KKTC’ye yapılan yatırımların artırılmasıyla yakından ilgilenmektedir. Türk özel sektörünü bu yatırımlara özendirmek için hükümetimiz gerekli teşvikleri yapmaktadır. KKTC hükümetinin de bu konuda çok büyük bir hassasiyet göstereceğini ve yatırımcıları Kıbrıs’a teşvik etmek için her türlü çabayı özenle göstereceklerine inanıyorum. Bugün gelinen nokta Türkiye’nin özverili katkıları ve sizlerin gayretleriyle elde edilmiştir. Biz Kıbrıs Türk Halkı’nın ekonomik gelişme ve büyümeyi sağlayacak enerji ve güce sahip olduğuna inanıyoruz. Bu yolda sizleri bundan sonra da yalnız bırakmayacağımızdan emin olabilirsiniz.”

DENKTAŞ: DEVE İLE YOLCULUK YAPARIZ AMA EGEMENLİKTEN VAZGEÇMEYİZ

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, referandum öncesinde hiçbir şart öne sürülmeden vaat edilenlerin yerine getirilmesi için şimdi şartlar koştuklarını ve bunların   KKTC’den ve egemenlikten vazgeçmek anlamına geldiğini kaydederek “Deveyle yolculuk ederiz ancak egemenliğimizden vazgeçmeyiz” dedi.

TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün şahsında Türkiye yönetimine de seslenen Denktaş, “Görevinizi yaptınız artık Kıbrıs meselesi sizin önünüzde bir engel değildir... Lütfen bu şartların haksızlık olduğunu bütün dünyaya söyleyiniz... Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancı içindeyiz... Bizi tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş, umurumuzda değil, ama bizi lütfen yalnız bırakmayınız” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e yaptığı konuşma ve verdiği güven için teşekkür  etti  ancak kaygıları olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün  Barış ve Özgürlük Bayramının 30. yılını kutlamaktayız. Birkaç ay evvel ‘Kıbrıs’ta Barış engellenemez’ diye ortalığı alt-üst eden, birleşme adı altında Kıbrıs Türkünü Rum’a bağlayacak olan, bu güzel devletin içerisine 80 bin Rum yerleştirecek olan, halkımızın yarısını perişan edip göçmen yapacak olan, Türk askerini adadan çıkarıp, Garanti Anlaşmasını gülünç bir duruma düşürecek, Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki haklarını yok edecek olan bir anlaşmayı, ‘barış,  barış, barış’ diye bize satanlara soruyorum; “Eğer Rum da evet demiş olsaydı, bugün burada bu günü kutlayabilecek miydik?’ Hangi Barışı kutlaycaktık.”

Denktaş, Kıbrıs Türkünün haklarını istediğini belirterek. “Hakkımız egemenliğimizdir, hakkımız kan ve can pahasına alınmış bu topraklarda hür yaşamaktır, hakkımız Rumlarla eşit şartlarda uzlaşmaktır. Bugün eksiklerimiz vardır, sıkıntılarımız vardır diye devlet feda edilemez, egemenlikten vazgeçilemez” dedi.

Denktaş, şöyle devam etti:

“Bugün kurtuluş bayramıdır. Barışı kutluyoruz. Bu inanç içinde 11 yıl Rum’un bütün zulmüne, dünyanın ilgisizliğine rağmen Anavatanı’nın desteğiyle Kıbrıs Türkü ‘Rum’a teslim oldum. 70 bin şehit kanıyla alınan bu toprakları Rum’a bırakarak çıkıyorum’ dedirtmemek için direnmiştir”

Cumhurbaşkanı Rauf denktaş 20 Temmuz Barış ve özgürlük Bayramının direnen Kıbrıs Türkünün bayramı, Kıbrıs Türküyle direnen “Kıbrıs Türktür” diyen Anadolu’nun “Anavatanına güvenerek can verenlerin” gazilerin bayramı olduğunu vurguladı.

“MİLLİ RUH, MİLLİ BERABERLİK”

Cumhurbaşkanı Denktaş, Anavatan Türkiye’nin devamlı olarak “milli birlik, milli ruh” telkininde bulunduğunu belirterek “Evet milli birlik istiyoruz. Ama milli ruhun da canlı tutulmasını istiyoruz. Gençlerimizin ‘milli ruh nedir?’ diye sorulduğunda ‘egemenliğimdir, anavatanla birliğimdir, devletimdir’ demesini istiyoruz” dedi.

Denktaş, hayal aleminde yaşayan, AB ve dünyayla bütünleşecek diye devletinden ve egemenliğinden vazgeçecek ve ülkesini perişanlığa sürükleyecek bir toplum istemediklerini söyledi.

“YAPTIKLARINI UNUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Kıbrıs’a barışın 1974’de geldiğini vurgulayan Denktaş, Türk askeri adaya gelmemiş olsaydı 10 bin AKEL mensubunun Türkler gibi katledileceği gerçeğinin Rumlarca itiraf edildiğini belirtti.

Denktaş, Rumların 11 yıl boyunca yaptıklarını ve unuttuklarını dünyaya da unutturmak için uğraştıklarına işaret ederek yaptıkları için özür dilemeden ve tazminat vermeden Türkiye’yi mahkemelere sürüklemelerinin barış istememenin daniskası olduğunu kaydetti.

GÜL’E ÇAĞRI

Referandum öncesinde hiçbir şart koşmadan vaatlerde bulunanların bugün verdikleri sözleri yerine getirmek için devletten ve egemenlikten vazgeçmek anlamına gelecek şartlar öne sürdüğüne işaret eden Denktaş, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e seslenerek “Deveyle yolculuk yaparız ama egemenliğimizden vazgeçmeyiz” dedi.

Denktaş, Gül’e seslenişi “Ercan’a uçakların gelmesini bekliyoruz. Verilen sözlerin tutulması için sizin ve hükümetimizin yapmakta olduğu çalışmaları izliyoruz, destekliyoruz. Ancak bunları vaat ettikleri günlerde hiçbir şekilde şart koşmamışlardı. Evet deyiniz bunlar olacak diyorlardı. Şimdi şart koşuyorlar. Meşru Kıbrıs hükümetini yanımıza alırsak veririz amma devletinizden, egemenliğinizden vazgeçiniz diyorlar” şeklinde devam etti.

“LÜTFEN BİZİ YALNIZ BIRAKMAYINIZ”

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın konuşması şöyle devam etti:

“Bu şartları kabul etmek demek, KKTC’den vazgeçmek demektir. Egemenlikten vazgeçmek demektir. Kıbrıs Türklerinin Anavatan’dan ayrılması demektir. Bunları sindiremeyiz içimize. Şehitlerimize cevap veremeyiz. Lütfen bu şartların haksızlık olduğunu bütün dünyaya söyleyiniz. Türkiye, Kıbrıs meselesinde barıştan öte bir şey yapmadığını, doğruyu yaptığını ve bunu ispat için de Annan Planı’nı bile bile kabul ettiğini ve kabul ettirdiğini dünyaya göğsünü gere gere söyleyebilir. Görevinizi yaptınız artık Kıbrıs meselesi sizin önünüzde bir engel değildir ama görüyoruz ki sizler, bize ‘madem ki evet dediniz, artık egemenlik istemeyeceksiniz, madem ki evet dediniz devlet istemeyeceksiniz ve Türkiye cesaretlendirmelidir bunu yapsın ve yaptırsın diyorlar. Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancı içindeyiz. Devletimizi tanıyan tek ülkesiniz. Gurur duyuyoruz. Bizi tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş, umurumuzda değil, ama bizi lütfen yalnız bırakmayınız. Bizi tanımanız kuvvetimizdir, gücümüzdür, geleceğimizdir.”

HALKIN SESI 21/07/04

KKTC'ye direkt uçuş gerçekçi değil

Kennedy, Ankara’da “ABD’den Kuzey Kıbrıs’a direkt uçuş gerçekçi olmaz, bu uçuşlara fazla talep olmaz” mesajı verdi. Ada’nın kuzeyine ihracaatın başlamasına sıcak baktıklarını da belirten Kennedy, ihracat seviyesinin ise düşük ve daha çok sembolik miktarlarda olabileceğine dikkat çekti.

Laura Kennedy Ankara’daki son görüşmesini sabah erken saatlerde Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin ile yaptı.
       Görüşmede Kennedy, Bush yönetiminin, Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonunun kırılması için, 30 milyon dolarlık bir yardım paketini kongreden geçirdiğini hatırlattı.
       
“DİREKT UÇUŞUN PİYASASI YOK”
       Direkt uçuşlar konusunda ABD tarafının çalışmaları sürdürdüğünü de anlatan Kennedy, “Hem hukuki, hem de ticari bazı sıkıntılar var. ABD’den Kuzey Kıbrıs’a direkt uçuşun piyasası yok” görüşünü dile getirdi.
       Ada’nın kuzeyine ihracaatın başlamasına sıcak baktıklarını anlatan Kennedy, ihracat seviyesinin ise düşük ve daha çok sembolik miktarlarda olabileceğine dikkat çekti.
       ABD tarafı, KKTC ile ticari ilişkiler için asıl piyasanın Avrupa’da olduğu; ancak kendilerinin de tüm uluslararası çabalara destek olduğu mesajını verdi.

YENIDUZEN 21/07/04

Talat ve Gül'den eleştiri

Başbakan Mehmet Ali Talat gündem değiştirmemesi için Rum tarafına bir kez daha çağrıda bulundu.

Başbakan Mehmet Ali Talat, 20 Temmuz Harakatı kutlamalarına katılan heyetler onuruna öğlen bir yemek verdi.

Merit Crystal Cove Otel’deki yemeğe, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Türkiye Dışişleri bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye’deki Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Onur Öymen, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, bakanlar, konuk heyet üyeleri, kurum, kuruluş ve dernek temsilcileri katıldı

YENIDUZEN 21/07/04

 

20 Temmuz Harekatı kutlandı

1974’te Türkiye’nin “Garanti ve İttifak Anlaşmaları”ndan kaynaklanan hakkını kullanarak adaya yaptığı askeri müdahalesinin 30. yıldönümü dün düzenlenen törenelerle kutlandı.

Kutlamalar çerçevesinde Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda tören gerçekleştirildi.

Törene aralarında Türkiye’den gelen konukların da bulunduğu protokolün yanı sıra bazı vatandaşlar katıldı. Tören alanı üzerinde uçuş yapan ve bir gösteri sunan “Türk yıldızları” törene katılanlar tarafından izlendi. Türk yıldızları dün akşam saat 18:00 sıaralarında Girne’de de bir gösteri sundu...

Lefkoşa’daki Töreni aralarında Rumların da bulunduğu birçok yabancı basın mensubu da izledi.

YENIDUZEN 21/07/04

 

Coşkuyla kutladık

GÖRKEMLİ TÖRENLER... Kıbrıs'ta dönüm noktası olan, Kıbrıs Türk halkını katliamlardan kurtaran, barış ve özgürlüğe kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30. yıldönümü coşkuyla kutlandı. 30 yıl önce kazanılan özgürlük ve barış için bu yıl da törenler, kutlama etkinlikleri, akrotim gösterileri yapıldı, konserler verildi, resepsiyonlar düzenlendi

DENKTAŞ: DEVEYLE YOLCULUĞU YEĞLERİZ... Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, törende yaptığı konuşmada 24 Nisan'da yapılan referandumdan önce Kıbrıs Türkü'ne sözler verilirken şart koşulmadığını ancak şimdi şart koşulduğunu, "Devletten egemenlikten vazgeçin" denildiğini söyledi. Denktaş, "Deve ile yolculuk yaparız ama egemenlikten vazgeçmeyiz" dedi

GÜL: AB'NİN ATACAĞI ADIMLARI BEKLİYORUZ... Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: Kıbrıs Türkü, adada barış için üzerinde düşeni fazlasıyla yerine getirdi. Haksızlıkların giderilmesi yolunda verilen vaat ve sözlerin yerine getirilmesi vakti geldi. AB'nin yapmakta olduğu çalışmaları dikkatle izliyoruz ve uygulamaları bekliyoruz. AB ve dünya, verdikleri sözlerle sınanacaklarını unutmamalıdır

Kıbrıs'ta dönüm noktası olan, Kıbrıs Türk halkını katliamlardan kurtaran, barış ve özgürlüğe kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30. yıldönümü coşkuyla kutlandı.

30 yıl önce kazanılan özgürlük ve barış için bu yıl da törenler, kutlama etkinlikleri, akrotim gösterileri yapıldı, konserler verildi, resepsiyonlar düzenlendi.

Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda, Dr. Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki kabri başında, Boğaz Şehitliği'nde, Lefkoşa Şehitler Anıtı, Lefkoşa Atatürk Anıtı'nda, Alsancak Barış ve Özgürlük Anıtı'nda, ilçelerde ve dış temsilciliklerde coşkulu törenler gerçekleştirildi.

Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki tören

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda tören gerçekleştirildi.

Törene, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC cumhurbaşkanı adına başdanışman emekli orgeneral Nezihi Çakar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık, Türkiye ana muhalefet partisi CHP adına Onur Öymen, TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, KTBK Komutanı Korgeneral Işık Koşaner, Güney Görev Grup Komutanı Tuğamiral Bülent Bostanoğlu, GKK Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, diğer üst düzey kuvvet komutanları, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, ana muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, bakanlar, bazı milletvekilleri, Türkiye'den gelen diğer konuklar, siyasi parti temsilcileri, dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri ile diğer üst düzey sivil askeri ve polis yetkilileriyle vatandaşlar katıldı.

Tören birliklerinin denetlenmesi ve bayramlarının kutlanmasını, mesaj teatisi izledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül'ün konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş halka hitap etti. Tören resmi geçitle tamamlandı.

Tören alanı üzerinde uçuş yapan ve bir gösteri sunan "Türk yıldızları" törene katılanlar tarafından büyük ilgiyle izlendi.

Töreni aralarında Rumların da bulunduğu birçok yabancı basın mensubu da izledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, törende yaptığı konuşmada 24 Nisan'da yapılan referandumdan önce Kıbrıs Türkü'ne sözler verilirken şart koşulmadığını ancak şimdi şart koşulduğunu, "Devletten egemenlikten vazgeçin" denildiğini söyledi. Denktaş, "Deve ile yolculuk yaparız ama egemenlikten vazgeçmeyiz" dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ise, Kıbrıs Türkü'nün adada barış için üzerinde düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini belirterek, "Daha müreffeh bir hayat sürmeniz için her türlü yardıma hazırız" dedi.

Törene aralarında Türkiye'den gelen konukların da bulunduğu protokolün yanı sıra vatandaşlar katıldı. Tören alanı üzerinde uçuş yapan ve bir gösteri sunan "Türk yıldızları" törene katılanlar tarafından coşkuyla izlendi.

Töreni aralarında Rumların da bulunduğu birçok yabancı basın mensubu da izledi.

Gül, haksızlıkların giderilmesi yolunda verilen vaat ve sözlerin yerine getirilmesinin vaktinin geldiğini belirterek, bugüne kadar atılan adımların henüz tecride son verecek ve Kıbrıs Türkü'nü rahatlatacak aşamaya gelmediğini ifade etti. AB'nin yapmakta olduğu çalışmaları dikkatle izlediklerini ve uygulamaları beklediklerini ifade eden Gül, AB ve dünyanın verdikleri sözlerle sınanacaklarını unutmamaları gerektiğini vurguladı.

Gül, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda düzenlenen törendeki konuşmasında, 20 Temmuz'un, Barış Harekatı'nın anlam ve önemini vurgulayarak, 20 Temmuz'u, Kıbrıs Türk halkının, barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda, hak ve hukukunun ve eşit statüsünün korunması ve kollanmasının sembolü olarak gördüklerini söyledi.

Geleceğe sahip çıkanlara hayat hakkı

Geleceğine sahip çıkan ve dava uğruna birlikte hareket eden milletlerin hayat hakkı bulabildiğini kaydeden Gül, Kıbrıs Türkü'nün haklarına ve özgürlüğüne sahip çıkmasını bildiğini, inanç ve gönül birliğiyle milli dava etrafında kenetlenmenin başarıda en başta gelen etkenler olduğunu söyledi.

Kıbrıs mücadelesinde tüm Türk ulusunun kenetlendiğini belirten Gül, kat edilen mesafenin temelinde Kıbrıs Türkü'nün birlik ve beraberliğindeki kararlılığın yattığını söyledi. Kıbrıs Türkü'nün oluşturduğu çoğulcu demokratik yapıyı öven Gül, Kıbrıs Türk demokrasisinin Kıbrıs Türk halkının gurur kaynağı olduğunu, Kıbrıs Türkü'nün büyüyen ve gelişen bir devlet yapısına sahip olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türkü yalnız bırakılmayacak

Gül, TC'nin bu yolda Kıbrıs Türkü'nü yalnız bırakmayacağını ve her türlü siyasi ve ekonomik desteği sonuna kadar sağlamaya devam edeceğini söyledi.

Türkiye ve KKTC'nin, Kıbrıs meselesinin kalıcı çözümü için samimiyetle çaba gösterdiğini ve yıllardır her türlü fedakarlığı yaptığını söyleyen Gül, adada, eşit bir ortaklık tesisine dayalı adil ve kalıcı bir çözüm yolunda Türk tarafının üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini kaydetti. Kıbrıs Türkü'nün barış ve demokrasi uğruna, dünya ile bütünleşmek adına BM'nin sunduğu plana evet dediğini söyleyen Gül, Rum tarafının ise, devlet eliyle yürütülen "hayır" propagandası sonucunda çözümü ve Kıbrıs Türkü ile ortak bir gelecek kurmayı açıkça reddettiğini kaydetti. Bu sonucun Rum tarafının yeni bir ortaklık ve uzlaşmaya hazır olmadığını açıkça gösterdiğini söyledi.

Rum tarafının yıllardır gerçekleri çarpıtarak Kıbrıs Türk tarafını ve Türkiye'yi uzlaşmazlıkla suçlama politikasının da her türlü temelden yoksun olduğunun referandumla gözler önüne serildiğini belirten Gül, "Hangi tarafın adil ve kalıcı bir çözüm istediği ve hangi tarafın çözümü engellediğinin" artık herkes tarafından bilindiğini söyledi.

Yeni gündemle karşı karşıyayız

Bütün bunlara rağmen KKTC'nin bir barış ve istikrar unsuru olmaya devam edeceğini söyleyen Gül, "Türk tarafı olarak Kıbrıs meselesini azim ve inançla belli bir noktaya getirmiş bulunmaktayız. Kıbrıs'ta yeni bir gündemle karşı karşıyayız. Kıbrıs Türk halkının on yıllardan beri ticaret, ekonomi,ulaşım, turizm ve spor dahil olmak üzere tüm alanlarda hiçbir hukuki dayanağı olmayan ambargolara ve haksız engellemelere maruz kalmasına rağmen Kuzey Kıbrıs'ta 1970'den bu yana çok önemli aşamalar kaydedilmiştir. Ancak uluslararası camianın da gerçekleri ve haksızlıkları açıkça görmesini istiyor ve bu yönde çaba sarf ediyoruz"

Sözler tutulmalı

Uluslararası camianın üyelerinin referandumlar öncesinde ve sonrasında Kıbrıs Türklerinin 40 yılı aşkın bir süredir karşı karşıya bırakıldıkları haksızlıkların giderilmesi yolunda verdikleri vaat ve sözler bulunduğunu söyleyen Gül, şimdi bunların yerine getirilmesinin vaktinin geldiğini ancak bugüne kadar atılan adımların henüz tecride son verecek ve Kıbrıs Türkü'nü rahatlatacak aşamaya gelemediğini söyledi.

AB'nin çalışmaları dikkatle izleniyor

Bu bağlamda AB'nin yapmakta olduğu çalışmaları dikkatle izlediklerini ve uygulanmaya konulmasını beklediklerini ifade eden Gül, Avrupa Birliği ve dünyanın verdikleri sözler ve vaatlerle sınanacaklarını unutmamaları gerektiğini kaydetti.

KKTC'ye direk uçak seferleri düzenlenmesi, üçüncü ülkelerle doğrudan ticari ilişkiler kurulması, spor, kültür ve eğitim konularında ikili ilişkilerin geliştirilmesinin özetle dünya ile bütünleştirecek tedbirler alınması hususunda somut adımlar atılmasını istediklerini, beklediklerini ve bununla ilgili gerek KKTC ve gerekse Türkiye hükümetinin üstüne düşenleri yaptığını ve sonuna kadar da yapmaya devam edeceğini belirten Gül, uluslararası camiaya seslenerek, Rum tarafının çözümsüzlükten yana oy kullanması sonucunda Kıbrıs Türklerinin dünyayla bütünleşme arzusuna karşılık verilmesinin zamanının geldiğini kaydederek, bunu söylerken ilerisi için siyasi eşitliğe ve gerçek ortaklığa dayanan adil ve şerefli bir çözümün kapısını da kapatmadıklarını ifade etti.

Ekonomi için her türlü tedbir alınacak

Gül, "Hükümetimiz siz kardeşlerimizin daha huzurlu ve müreffeh bir hayat sürmesi için her türlü tedbiri almaya kararlıdır" diyerek, mevcut sorunları çözmenin yollarını KKTC hükümetiyle birlikte aradıklarını, bugünün ekonomik gereklerine cevap vermeyen ve kalkınma önünde bir engele dönüşen ekonomik yapıyı hep birlikte değiştirmeye ve geçmişin denenmiş ve başarısızlığı kanıtlanmış modellerinden vazgeçmek, daha üretken, daha verimli ve toplumun bütününü gözeten bir ekonomik yapı kurmak zorunda olduklarını kaydetti.

Siyasi alandaki ilerlemelerin ekonomik kalkınmayla desteklenmesi gerektiğini kaydeden Gül, bugün Kıbrıs Türk tarafı açısından yeni ve olumlu bir atmosfer yaratıldığını, bu atmosferin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Bu çerçevede iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve derinleştirilmesi suretiyle KKTC ekonomisinin uluslararası alanda rekabet edebilir bir yapıya kavuşmasına çalıştıklarını söyleyen Gül, geçtiğimiz ay başbakan yardımcısı Abdüllatif Şener'in ziyaretinde imzalanan yeni ekonomik programın da bu vizyona yönelik olduğunu söyledi. Kıbrıs Türkü'nün serbest ekonomik düzen içerisinde daha da hızlı refaha ulaşacağına inandığını ifade eden Gül, ayrıca KKTC'yi cazip bir yatırım alanı haline getirebilmek için geliştirilen özel teşvik modeli çerçevesinde büyük yatırımları hayata geçirdiklerini söyledi.

Su ve enerjiye köklü çözüm

Ortaklaşa yürütülen, turizm, enerji, ulaşım, liman, yüksek öğretim ve ormancılık gibi alanlardaki altyapı projelerinde memnuniyet verici gelişmelerin kaydedildiğini görmekten büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Gül, projelerin hızla tamamlanmakta olduğunu ve bunlara yenilerinin eklendiğini, KKTC'nin ulaşım altyapısında büyük gelişmeler sağlandığını, karayolları ağının büyük ölçüde tamamlandığını söyledi.

Özellikle KKTC'nin yatırımlar konusunda beklentisi olan su ve enerji sorununun orta vadede köklü bir biçimde çözümleneceğini söyleyen Gül, "Hükümetimiz KKTC'ye yapılan yatırımların artırılmasıyla yakından ilgilenmektedir. Türk özel sektörünü bu yatırımlara özendirmek için hükümetimiz gerekli teşvikleri yapmaktadır. KKTC hükümetinin de bu konuda çok büyük bir hassasiyet göstereceğini ve yatırımcıları Kıbrıs'a teşvik etmek için her türlü çabayı özenle göstereceklerine inanıyorum. Bugün gelinen nokta Türkiye'nin özverili katkıları ve sizlerin gayretleriyle elde edilmiştir. Biz Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişme ve büyümeyi sağlayacak enerji ve güce sahip olduğuna inanıyoruz. Bu yolda sizleri bundan sonra da yalnız bırakmayacağımızdan emin olabilirsiniz."

"Sayın cumhurbaşkanı ve değerli Kıbrıslı kardeşlerim huzur ve güven içerisinde olunuz" diyen Gül, Kıbrıs Türkü'nün anavatanını her zaman yanında bulacağını vurgulayarak, Kıbrıs Türk halkının birlik ve beraberlik ruhunu bundan sonra da sergilemesinin hayati önem taşıdığını belirtti.

Denktaş: Kıbrıs meselesi artık Türkiye önünde engel değil

TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün şahsında Türkiye yönetimine de seslenen Denktaş, "Görevinizi yaptınız artık Kıbrıs meselesi sizin önünüzde bir engel değildir... Lütfen bu şartların haksızlık olduğunu bütün dünyaya söyleyiniz... Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancı içindeyiz... Bizi tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş, umurumuzda değil, ama bizi lütfen yalnız bırakmayınız" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki törende yaptığı konuşmaya, törene katılan 1974'de Türkiye'deki koalisyon hükümeti ortaklarından Necmettin Erbakan ile telefonda önceki gün konuştuğu Bülent Ecevit'e teşekkürlerini sunarak başladı.

Kaygılarımız var

Ecevit'in Kıbrıs Türk halkına selam ve sevgilerini de ileten Cumhurbaşkanı Denktaş, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e yaptığı konuşma ve verdiği güven için teşekkür etti ancak kaygıları olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 30. yılını kutlamaktayız. Birkaç ay evvel 'Kıbrıs'ta barış engellenemez' diye ortalığı alt-üst eden, birleşme adı altında Kıbrıs Türkü'nü Rum'a bağlayacak olan, bu güzel devletin içerisine 80 bin Rum yerleştirecek olan, halkımızın yarısını perişan edip göçmen yapacak olan, Türk askerini adadan çıkarıp, Garanti Anlaşması'nı gülünç bir duruma düşürecek, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarını yok edecek olan bir anlaşmayı, 'barış, barış, barış' diye bize satanlara soruyorum; "Eğer Rum da evet demiş olsaydı, bugün burada bu günü kutlayabilecek miydik?' Hangi barışı kutlayacaktık.?"

Haklarımız

Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün haklarını istediğini belirterek. "Hakkımız egemenliğimizdir, hakkımız kan ve can pahasına alınmış bu topraklarda hür yaşamaktır, hakkımız Rumlarla eşit şartlarda uzlaşmaktır. Bugün eksiklerimiz vardır, sıkıntılarımız vardır diye devlet feda edilemez, egemenlikten vazgeçilemez" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, "Kıbrıs eğer Rum'a, Yunan'a giderse AB'nin stratejik hakları için bizden çıkıp Türkiye'den kopup başkalarına geçerse, Anadolu denizlere açık bir ülke olmaktan çıkacaktır" şeklinde konuştu.

Denktaş, şöyle devam etti:

"Bugün kurtuluş bayramıdır. Barışı kutluyoruz. Bu inanç içinde 11 yıl Rum'un bütün zulmüne, dünyanın ilgisizliğine rağmen anavatanın desteğiyle Kıbrıs Türkü 'Rum'a teslim oldum. 70 bin şehit kanıyla alınan bu toprakları Rum'a bırakarak çıkıyorum' dedirtmemek için direnmiştir"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın direnen Kıbrıs Türkü'nün bayramı, Kıbrıs Türkü'yle direnen "Kıbrıs Türk'tür" diyen Anadolu'nun "Anavatanına güvenerek can verenlerin" gazilerin bayramı olduğunu vurguladı.

Milli ruh, milli beraberlik

Cumhurbaşkanı Denktaş, anavatan Türkiye'nin devamlı olarak "milli birlik, milli ruh" telkininde bulunduğunu belirterek "Evet milli birlik istiyoruz. Ama milli ruhun da canlı tutulmasını istiyoruz. Gençlerimizin 'milli ruh nedir?' diye sorulduğunda 'egemenliğimdir, anavatanla birliğimdir, devletimdir' demesini istiyoruz" dedi.

Denktaş, hayal aleminde yaşayan, AB ve dünyayla bütünleşecek diye devletinden ve egemenliğinden vazgeçecek ve ülkesini perişanlığa sürükleyecek bir toplum istemediklerini söyledi.

Tarihi bilmeden yaşamak mümkün değil

Tarih ve barışa gelinceye kadar çekilenler bilinmeden yaşamanın mümkün olmadığını kaydeden Denktaş, Atatürk'ün "Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, rahat yaşamanın yollarını arayan milletler evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar" sözlerine atıfta bulundu.

Denktaş, şöyle devam etti:

"Rahat yaşama yollarını arayarak, devletinden vazgeçemezsin. Böyle şeyleri yani çalışmamayı, yorulmamayı öğrenmeden rahat yaşamayı imtiyaz haline getirirsek o zaman haysiyetimizi kaybetmiş olacağız. Eğer Rum evet demiş olsaydı, bugün haysiyetsiz, Rum'un kucağına düşmüş bir şekilde yaşayacaktık. Biz buna layık değiliz"

Yaptıklarını unutturmaya çalışıyorlar

Kıbrıs'a barışın 1974'te geldiğini vurgulayan Denktaş, Türk askeri adaya gelmemiş olsaydı 10 bin AKEL mensubunun Türkler gibi katledileceği gerçeğinin Rumlarca itiraf edildiğini belirtti.

Denktaş, Rumların 11 yıl boyunca yaptıklarını ve unuttuklarını dünyaya da unutturmak için uğraştıklarına işaret ederek yaptıkları için özür dilemeden ve tazminat vermeden Türkiye'yi mahkemelere sürüklemelerinin barış istememenin daniskası olduğunu kaydetti.

Gül'e çağrı

Referandum öncesinde hiçbir şart koşmadan vaatlerde bulunanların bugün verdikleri sözleri yerine getirmek için devletten ve egemenlikten vazgeçmek anlamına gelecek şartlar öne sürdüğüne işaret eden Denktaş, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e seslenerek "Deveyle yolculuk yaparız ama egemenliğimizden vazgeçmeyiz" dedi.

Denktaş, Gül'e seslenişi "Ercan'a uçakların gelmesini bekliyoruz. Verilen sözlerin tutulması için sizin ve hükümetimizin yapmakta olduğu çalışmaları izliyoruz, destekliyoruz. Ancak bunları vaat ettikleri günlerde hiçbir şekilde şart koşmamışlardı. Evet deyiniz bunlar olacak diyorlardı. Şimdi şart koşuyorlar. Meşru Kıbrıs hükümetini yanımıza alırsak veririz amma devletinizden, egemenliğinizden vazgeçiniz diyorlar" şeklinde devam etti.

Lütfen bizi yalnız bırakmayınız

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın konuşması şöyle devam etti:

"Bu şartları kabul etmek demek, KKTC'den vazgeçmek demektir. Egemenlikten vazgeçmek demektir. Kıbrıs Türklerinin anavatandan ayrılması demektir. Bunları sindiremeyiz içimize. Şehitlerimize cevap veremeyiz. Lütfen bu şartların haksızlık olduğunu bütün dünyaya söyleyiniz. Türkiye, Kıbrıs meselesinde barıştan öte bir şey yapmadığını, doğruyu yaptığını ve bunu ispat için de Annan Planı'nı bile bile kabul ettiğini ve kabul ettirdiğini dünyaya göğsünü gere gere söyleyebilir. Görevinizi yaptınız artık Kıbrıs meselesi sizin önünüzde bir engel değildir ama görüyoruz ki sizler, bize 'madem ki evet dediniz, artık egemenlik istemeyeceksiniz, madem ki evet dediniz devlet istemeyeceksiniz ve Türkiye cesaretlendirmelidir bunu yapsın ve yaptırsın diyorlar. Sayın Gül bunlara boyun eğmeyeceğiniz inancı içindeyiz. Devletimizi tanıyan tek ülkesiniz. Gurur duyuyoruz. Bizi tanıyorsunuz, dünya tanımıyormuş, umurumuzda değil, ama bizi lütfen yalnız bırakmayınız. Bizi tanımanız kuvvetimizdir, gücümüzdür, geleceğimizdir."

Anıttepe'de tören düzenlendi

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Dr. Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki kabri başında da bir tören düzenlendi.

Törene Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Nezihi Çakar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık, Güney Görev Grup Komutanı Tuğamiral Bülent Bostanoğlu, KTBK Komutanı Korgeneral Işık Koşaner, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, ana muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Meclis Başkan Yardımcısı Mehmet Bayram, Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, bazı bakanlar, siyasi parti temsilcileri, üniversite rektörleri, dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri ile devlet ve hükümet yetkilileri katıldı.

Tören, protokol sırasına göre çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı marşı ve saygı duruşunun ardından sırasıyla Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC cumhurbaşkanı adına emekli orgeneral Nezihi Çakar, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık ve Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül anıt özel defteri imzalandı.

Denktaş:

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, anıt özel defterine şunları yazdı:

"Aziz doktor, mücadelenin 40. yılında Rum'un yeni oyunlarıyla mücadele ediyoruz. Bu kez devleti, egemenliği yok etmek istiyorlar. 40 yıl insanlık dışı baskılar ve ambargolar altında yaşatılan halkımızı ve geçmişi ile Rum'un değişmeyen siyasetini bilmeyen gençlerimizi AB yoluyla cennet vaat ederek Atatürk'ün yolundan ve egemenlikten ayıramayacaklarını biliyorlar. Zor günler yaşıyoruz. Devleti kurmak ve yaşatıp yüceltmek için başlatılan bu yeni mücadelede sanki 1957-1958'leri yeniden yaşamaktayız. Allah'ın da yardımıyla selamete çıkacağımızdan eminiz. Gözlerin arkada kalmasın, ruhun şad olsun."

Çakar

TC Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı emekli orgeneral Çakar da şunları yazdı:

"Aziz lider Dr. Fazıl Küçük, yıllarca her türlü baskı ve mezalim altında senin önderliğinde Türklük kimliğini kahramanca koruyarak müdafaa eden Kıbrıs Türkü'ne özlediği özgürlük ve huzur ortamını getiren 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 30. yıldönümünü coşkuyla kutluyoruz. Kıbrıs Türkü'nün varoluş mücadelesine yapmış olduğunuz eşsiz katkılar ve oynadığınız tarihi rol hafızalarımızdaki yerini korumaktadır. Yaktığınız meşale Kıbrıs Türkü'nün elinde, nesilden nesile aynı coşku ve heyecanla taşınacaktır. Bu anlamlı günde aziz hatıranızı bir kez daha minnet ve tanzimle anıyoruz."

Pakdil

TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil'in ise şunları yazdı:

"Aziz lider Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk halkını özlem duyduğu özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşturan Mutlu Barış Harekatı'nın 30. yıldönümünü kutlamanın gururunu ve kıvancını taşıyoruz. Kıbrıs Türk halkı Mutlu Barış Harekatı sayesinde yıllarca özlemini duyduğu egemenliğine ve bağımsızlığına kavuşmuş, insanca yaşama azmi ve kararlılığını dosta, düşmana kanıtlamıştır. Bu anlamlı günde Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türk halkına karşı ahdi ve tarihi sorumluluklarını her zaman yerine getireceğini huzurunuzda bir kez daha saygıyla teyit ediyoruz. Rahat uyu."

Gül

TC Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, şunları yazdı:

"Aziz Dr. Fazıl Küçük, önderliğini yaptığınız kahraman Kıbrıs Türk halkıyla birlikte şanlı Kıbrıs Barış Harekatı'nı 30. yıldönümünü gurur ve heyecanla kutluyoruz. Kıbrıs Türkü'nün haksızlığa karşı özgürlüğü ve egemenliği uğruna verdiği emsalsiz mücadeleye yaptığınız katkılar daima minnet ve şükranla anılacaktır. Kıbrıs Türkü sayısız fedakarlıklar sonucu elde ettiği, uğruna nice şehitler verdiği kazanımlardan asla vazgeçemeyecektir. Bu mutlu yıldönümünde eseriniz olan demokratik ve çağdaş KKTC'de sizi bir kez daha saygıyla anıyoruz."

Sarıışık

MGK Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık ise şunları yazdı:

"Aziz Dr. Fazıl Küçük, her şeyinizi ortaya koyarak başlattığınız ve geliştirdiğiniz büyük mücadelenin sonunda Kıbrıs Türkü'nün kendi topraklarında hür yaşama hakkına kavuştuğu 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 30. yıldönümünde huzurundayız. Kıbrıs Türk halkının onurlu ve haklı mücadelesine değerli katkılarınız daima minnetle anılacak, dirayetli önderliğiniz ve milli davaya engin katkılarınız asla unutulmayacaktır. Anavatanın ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adada huzur ve güven ortamına teminat olmaya devam edeceğini bir kez daha ifade ediyor, aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun."

Boğaz Şehitliği'ndeki tören

Kıbrıs Türk halkını özgürlüğüne kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın 30'uncu yıldönümü törenlerle kutlandı.

Boğaz Şehitliği'nde yapılan törende tüm şehitlerle birlikte 1974 yılında vatan için canını ve kanını veren 326 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu şehitler anıldı.

Boğaz Şehitliği'nde saat 08.30'da başlayan törende protokol sırasına göre anıta çelenkler konuldu, saygı marşı çalındı, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Anıt özel defterinin imzalanmasının ardından şehitlik gezildi ve tören sona erdi.

Boğaz Şehitliği'ndeki törene Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC Cumhurbaşkanlığı adına Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Nezihi Çakar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM adına Nevzat Pakdil, Başbakan Mehmet Ali Talat, TC hükümeti adına Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türk Silahlı Kuvvetleri adına Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Necmettin Baykul, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, anamuhalefet partisi genel başkanı Derviş Eroğlu, bazı bakanlar, siyasi parti temsilcileri, muharip dernek temsilcileri, sivil toplum örgütlü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Anıt özel defteri

Anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş deftere şunları yazdı:

"Vatan aşkı için yapabileceği fedakarlığın en sonuncusunu hayatınızı vererek yapmış olan siz ölümsüzlerin önünde saygıyla eğiliyoruz.

İçimizdeki burukluğu ve 20 Temmuz'u ve o şanlı güne giden kapkara yılları hatırlayarak gidermeye çalışıyoruz. O yılları yaşamış ve baş eğmemiş bir zamanların çocukları, eseriniz olan hürriyet ve devlet AB uğruna bu kadar ucuza satılmaz diyoruz. Sağlam temellere dayanan eserinizi korumak kemiklerinizi sızlatmamak andınızı yineliyor sizleri rahmetle anıyoruz. Yattığınız yer nur olsun."

Nezihi Çakar

TC Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Orgeneral Nezihi Çakar ise deftere şunları kaydetti:

"Aziz şehitlerimiz, kahraman Türk halkının yıllarca süren ezilmişliğine son vermek ve yaşama hakkını korumak adına kutsal şahadet mertebesine ulaştınız. Mukaddes hatıralarınız büyük Türk milletinin hafızasındaki, eşsiz yerini daima koruyacaktır. Ebedi istirahatınızda müsterih olun, zira mübarek kanlarınızla sulanan bu topraklarla artık egemen bağımsız ve istikbale güvenle bakan KKTC yücelmektedir. Kıbrıs Türkü'nü aydınlık günlere taşıyan fedakarlıklarınız daima minnet ve şükranla hatırlanacaktır. Ruhlarınız şad olsun."

Nevzat Pakdil

TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil de anıt özel defterine şunları yazdı:

"Aziz şehitlerimiz, bu mukaddes topraklarda büyük Türk milletinin yüksek idealleri uğruna canlarınızı feda ederek kutsal mertebesine ulaştınız. Sizlere duyduğumuz minnet sonsuzdur. Kıbrıs Türk halkı sabır ve azimle sürdürdüğü mücadelesinin eseri olan KKTC'yi sizlerin fedakarlıklarına borçlu olduğunu daima hatırlayacaktır. 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı'nın otuzuncu yılını idrak ettiğimiz bugün sizlerin huzurunuzda tazimle eğiliyoruz. Ruhlarınız şad olsun."

Abdullah Gül

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, duygularını şöyle aktardı:

"Aziz şehitlerimiz, asırlardır bu topraklarda destanlar yaratan Kıbrıs Türk halkının kutsal davası uğruna canlarınızı feda ederek mukaddes şahadet mertebesine eriştiniz.

Eşsiz kahramanlıklarınız şanlı Türk tarihinde hak ettiği yeri almıştır. Türkiye ve KKTC'nin gelecek kuşakları daima sizi minnet ve şükranla hatırlayacaktır. 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 30'uncu yıldönümünü coşku ve gururla kutladığımız bugün manevi hatıralarınızı bir kez daha anıyoruz, ruhlarınız şad olsun."

Şükrü Sarıışık

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık da anıt özel defterine yazdıkları şöyle:

"Aziz şehitlerimiz, Türk yurdunun ayrılmaz bir parçası olan bu topraklara barışı getirmek ve Türk varlığını korumak uğruna en değerli varlığınızı feda ederek şahadet mertebesine ulaştınız.

"Türk'ün vatanından, bayrağından ve onurundan asla vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya bir kez daha gösterdiniz. Hatıralarınızı ebediyen yaşatmak ve Kıbrıs Türkü'nün özgürlüğü ve huzuru için gerektiğinde taşıdığınız şahadet rütbesine ulaşmak bizlerin de en kutsal görevi olmaya devam edecektir. Sizleri her an içimizde hissediyor ve uğruna can verdiğiniz değerlere sahip çıkmaya söz veriyoruz. Sizleri minnet ve şükranla anıyoruz, manevi huzurunuzda eğiliyoruz ruhunuz şad olsun.

Lefkoşa Şehitler Anıtı ve Atatürk Anıtı'ndaki törenler

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Lefkoşa'da önce Şehitler Anıtı ve ardından Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen törenlerde Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesine canlarıyla harç koymuş tüm şehitler anıldı.

Törenlerde önce protokol sırasına göre çelenkler anıtlara konuldu. Şehitler Anıtı'nda saygı marşı, saygı duruşu ve saygı atışının, Atatürk Anıtı'nda ise saygı marşı ve saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu. İki tören de anıt özel defterlerinin imzalanmasıyla sona erdi.

Lefkoşa Şehitler Anıtı önündeki törene Lefkoşa Kaymakamı Asaf Şenol, GKK adına Albay İlkay Özkıraç, KTBK adına Yarbay Abdullah Bolal, Lefkoşa Polis Müdürü Cemal Akar, LTB temsilcisi, siyasi parti dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.

Şenol, anıt özel defterine özetle şunları yazdı:

"Kıbrıs Türk halkının varlığı ve eşitliği ve bu topraklarda barış ve huzur içerisinde özgür yaşama mücadelesinde canlarını seve seve veren siz aziz şehitlerimizin bir kez daha huzurundayız. Bugün uğrunda şehit olduğunuz değerlere sahip çıkan Kıbrıs Türk halkı ileriye güvenle bakarken, gelecek nesillere dünyayla bütünleşmiş bir vatan bırakma uğraşında sizlerin bıraktığı yerden mücadelesine azim ve kararlılıkla devam etmektedir."

GKK adına törene katılan Albay İlkay Özkıraç'de deftere özetle şunları kaydetti:

"Canlarınızı seve seve veren ve en yüksek mertebeye ulaşan siz şehitlerimizin tekrar huzurundayız. Özgür bağımız olmak ve gelecek nesillere kendi topraklarımız üzerinde sonsuza kadar yaşayabilmek için mücadelemiz devam etmektedir. Vatan uğruna ödenecek bedeller varsa siz ödediniz, sırada biz varız. Sizden aldığımız güçle bu yoldan bizi kimse döndüremez."

Lefkoşa Atatürk Anıtı önündeki törene ise Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Cumhurbaşkanı adına Nezihi Çakar, meclis başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Mehmet Ali Talat, TBMM adına Nevzat Pakdil, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık, Türkiye Anamuhalefet Partisi CHP adına Onur Öymen, Türkiye'nin Lefkoşa büyükelçisi Hayati Güven, KTBK Komutanı Korgeneral Işık Koşaner, diğer üst düzey kuvvet komutanları, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, anamuhalefet partisi UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, diğer üst düzey sivil, askeri ve polis yetkilileri, siyasi parti, dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri, okullar ve vatandaşlar katıldı.

Anıt özel defterine Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş şunları yazdı:

"Atam, hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Devlet ve milletin mukadderatına milli irade amil ve hakimdir. Eşitliğin adaletin, hürriyetin dayanağı milli hakimiyettir. Sözlerini kendinize şaşmaz prensip addederek, verilen bir mücadelenin kırkıncı yılında devletimizin egemenliğimizin tehlikede olduğunu görmenin azabını yaşamaktayız. Yeniden seni okuyor seni düşünüyor ve senden güç alarak baskılar karşısında diriliş ve direniş diyoruz. İlkelerini yaşatmak yolundan şaşmamak andımızı yinelediğimiz bu günde seni rahmetle hasretle anıyoruz."

Gazimağusa'daki törenler

Kıbrıs Türkü'nün karanlık bir dönemi geride bıraktığı Mutlu Barış Harekatı'nın 30'uncu yıldönümü 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı, Gazimağusa'da da düzenlenen iki ayrı törenlerle coşkuyla kutlandı.

Zafer Anıtı'ndaki ilk tören saat 17.15'te protokol sırasına göre Gazimağusa Kaymakamı İsmail Gündost, TSK adına Merkez Komutanı Piyade Kıdemli Albay Necdat Kurt, GKK adına 4. Piyade Alay Komutanı Piyade Kurmay Albay Salih Cengaver Cem, Belediye Başkanı Oktay Kayalp, Gazimağusa Polis Müdürü Coşkun Serhat, siyasi parti temsilcileri, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Halil GÜven, ilk ve orta dereceli okulların temsilcileri, dernek kurum ve kuruluşlar tarafından çelenk konulmasıyla başladı. Buradaki tören saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle tamamlandı.

Polatpaşa Bulvarı'ndaki ikinci tören ise kaymakam, komutanlar ve belediye başkanının halkın ve tören birliklerinin bayramını kutlamalarıyla başladı.

İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam eden tören, Tümen İstihkam Savaş Taburu Komutanşığı mensuplarından İstihkam Teğmen Cüneyt Ali Demirtürk ile Dr. Fazıl Küçük Endüstri Meslek Lisesi Tarih Öğretmeni Azime Yeşilpınar'ın konuşmaları, bir öğrencinin okuduğu şiir ve tören geçişiyle son buldu.

Demirtürk

İstihkam Teğmen Cüneyt Ali Demirtürk törende yaptığı konuşmada, dünün Kıbrıs Türkleri'nin büyük acılar çektiği karanlık bir dönemin kapanmasının 30'uncu yıldönümü olduğunu belirtti.

Demirtürk, "Türk topraklarında 400 yıldır varım, bundan sonra da varolacağım" diyen Kıbrıs Türkü'nün 20 Temmuz'u kurtuluş ve yeni doğum günü olarak kutladığını ifade etti.

Demirtürk, Barış Harekatı'nın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve Kıbrıs Mücahitleri'nin ortak başarısı olduğunu vurgulayarak, bu başarının dünya tarihine altın harflerle yazıldığını söyledi.

Demirtürk, Yunanistan'ın 1974 yılında Kıbrıs'ı ilhak etmek amacıyla adada askeri bir darbe düzenlemesi üzerine Türkiye'nin gerçekleştirdiği Barış Harekatı ile bu yasa dışı işlemi durdurduğunu ve Kıbrıs Türk Halkı'nı 11 yıldır süren baskılardan kurtardığını belirtti.

Demirtürk, "Bugün dahi Türk tarafı adadaki güvenlik ortamını kalıcı kılacak ve sorunları bir çözüme kavuşturacak yeni bir düzenleme için yıllardır yapıcı ve ciddi önerilerde bulunmakta, iyi niyetle çaba harcamaktadır. Ancak bu durum Kıbrıs Türkü'nün vazgeçilmez haklarından fedakarlık yapacağı anlamına gelmemektedir" dedi.

Yeşilpınar

Tarih öğretmeni Azime Yeşilpınar da konuşmasında bir asır yabancı bayrak altında yaşayan, vermiş olduğu büyük mukavemet savaşıyla milli benliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Kıbrıs Türk toplumunun Mehmetçiğin yenilmez gücü ve üstün savaşma yetenekleri sayesinde yeniden özgürlüğüne ve bayrağına kavuşmanın kıvanç ve mutluluğunu bugün bir kez daha gönülden tatmakta olduğunu söyledi.

Bu 20 Temmuz'da geleceğe daha büyük ümit ve güvenle baktıklarını belirten Yeşilpınar, Kıbrıs Türklüğü'nün her 20 Temmuz2uı barış ve özgürlük sorunlarını biraz daha çözmüş,daha ilerlemiş ve kalkınmış olarak kutlayacağını söyledi.

Girne'deki tören

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dün Girne'de de coşkuyla kutlandı.

Dün sabah saat 08:00'de ilki Alsancak bölgesi Barış ve Özgürlük Anıtı'nda yer alan etkinlikle başlayan Girne bölgesindeki kutlamalara dün saat 16:00'da Kordonboyu Atatürk Meydanı'nda gerçekleştirilen törenle devam edildi.

Düzenlenen törende ilk önce Kordonboyu'ndaki Atatürk anıtına çelenkler konuldu, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı, şiirler okundu.

Bu yılki kutlamalarda Türkiye'den gelen Kuvay-i Milliye Mücahitler Derneği Aydın Şubesi ekibi bir gösteri sundu.

Girne Kaymakam Vekili Savaş Orakçoğlu, KTBK Lojistik Destek Grup Girne Garnizon Komutanı Tank Kıdemli Albay Ahmet Bozkurt, GKK 3. Piyade Alay Komutanı Piyade Albay Engin Naşit, Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, Girne Polis Müdürü Pervin Gürler, siyasi parti, okul, dernek, kurum kuruluşların başkan ve temsilcilerinin katıldığı Girne'deki töreni kalabalık bir halk kitlesi izledi.

Törende günün anlam ve önemini belirten konuşmalar KTBK'dan Kurmay Yüzbaşı Ertuğrul Bozçal ile Girne Anafartalar Lisesi (GAL) Müdürü Nesim Atamer tarafından gerçekleştirildi.

Tören, günün anlam ve önemini belirten konuşma ve şiirlerin ardından yapılan resmi geçitle sona erdi.

Törenin ardından 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Girne semalarında Türk Hava Kuvvetleri akrobasi timi 'Türk Yıldızları' tarafından gösteriler sunuldu.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama etkinlikleri çerçevesinde ayrıca saat 21:00'de Atatürk Anıtı önünde KTBK Bandosu tarafından konser verildi.

Atamer

GAL Müdürü Nesim Atamer yaptığı konuşmada, 30'uncu yıldönümü kutlanan 20 Temmuz Barış Özgürlük Bayramı'na gelinceye dek Kıbrıs Türk halkı tarafından verilen büyük mücadeleyi özetleyerek; 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirlen Barış Harekatı'nın Kıbrıs'ı 'Elen Cumhuriyeti' yapmak isteyen Rum-Yunan Megalo İdea'sını durdurduğunu söyledi.

Adanın bugünkü huzur ve sükuna Barış Harekatı ile kavuştuğunu ifade eden Atamer, bu olayın aynı zamanda Kıbrıs Türkü'nün direnişinin zaferle sonuçlandıran büyük bir olay olduğunu kaydetti.

Bozçal

KTBK Topçu Kurmay Yüzbaşı Ertuğrul Bozçal da yaptığı konuşmada, kurtuluş yıldönümlerinin ulusların en büyük bayramları olduğunu ifade ederek, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın tüm Kıbrıslı Türklere kutlu olmasını diledi.

Yüzbaşı Bozçal, Kıbrıs Türkü'nün barış ve özgürlük mücadelesinin başladığı 1878 İngiliz sömürge yıllarından 20 Temmuz 1974 yılına gelinceye kadar olan süreçte yaşananları özetledi.

İskele'deki kutlama

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı İskele ilçesinde de törenlerle kutlandı.

İskele Ecevit meydanında saat 18.00'de başlayan törene İskele Kaymakamı Ahmet Musaoğulları, 28'inci Tümen Komutanı adına Tank Binbaşı Arif Taşeron, İskele Belediye Başkanı Halil İbrahim Orun, İskele milletvekilleri, okullar, İskele ve bölge halkı katıldı.

Tören, çelenklerin Atatürk Anıtı'na konulmasının ardından şehitler huzurunda bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti.

Anıtın ardından tören alanına geçildi ve tören birlikleri denetlendi. Tank Teğmen Mustafa Işık'ın günün anlam ve önemini belirten konuşmasının ardından öğrenciler şiirlerini okudu. Tören resmi geçitle sona erdi.

Işık'ın konuşması

Mustafa Işık yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının hür ve bağımsız yaşama yönündeki haklı gururunu yaşadığını söyledi. 20 Temmuz 1974 sabahını törene katılanlara tekrar hatırlatan Işık, Kıbrıs Türkü'nün bu kurtuluş gününü, yeni doğum günü olarak kutladığını belirtti.

Işık, 20 Temmuz 1974 Barış ve Özgürlük Harekatı'nın gerçekleşmemesi durumunda Kıbrıslı Türklerin yok edileceğini belirterek, Kıbrıs Barış Harekatı'nın TSK ve Kıbrıs mücahitlerinin ortak başarısı olduğunu vurguladı ve bu başarının dünya tarihine altın harflerle yazıldığını söyledi.

Işık konuşmasının sonunda kurtuluş günlerini anmanın, yapılan fedakarlıkları ve kurtuluşa giden bu yolda şehit olanların hatıralarını canlı tutmak ve o günlere geri dönmeme andını tekrarlamak anlamına geldiğini belirterek, herkesin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutladı.

Güzelyurt'taki tören

20 Temmuz Barış ev Özgürlük Bayramı'nın 30. yıldönümü düzenlenen törenlerle Güzelyurt'ta da kutlandı.

Güzelyurt Arkeoloji ve Doğa Müzesi önünde düzenlenen törene Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler, Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Güzelyurt Polis Müdürü Mehmet Özdamar, 49. Piyade Alay Komutanı Piyade Kurmay Albay Mustaf Gürbüz, bazı milletvekilleri ve bölge halkı katıldı.

Tören, protokolün tören birliklerini denetlemesiyle başladı. Ardından Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler halkın bayramını kutladı. İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından tören, Piyade Binbaşı Bülent Batur ile Güzelyurt TMK öğretmeni Cengiz Avcı günün anlam ve önemini anlatan konuşmalarıyla devam etti.

Batur konuşmasında Kıbrıs Türk halkının insanca yaşama uğruna zorlu mücadeleler verdiğini anımsatarak 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını kutlamanın haklı gururunun yaşandığını söyledi. Avcı ise konuşmasında 20 Temmuz'un Kıbrıs Türk toplumunun yaşamla ölüm asındaki çizgisi olduğunu kaydederek barış harekatı sayesinde Kıbrıs'ın bir Rum adası olmasının önlendiğini belirtti.

Konuşmaların ardından Güzelyurt TMK öğrencisi Sahil Kocadal "Kahramanlık türküleri" adlı şiiri okudu. Akçay Kültür ve Sanat Derneği'nin folklor gösterisiyle süren tören, birliklerin geçidiyle sona erdi.

Barış ve Özgürlük Anıtı'ndaki tören

Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan haklarına dayanarak 20 Temmuz 1974 yılında Kıbrıs'a gerçekleştirdiği müdahalede çıkarmanın yapıldığı bölgede bulunan Alsancak Barış ve Özgürlük Anıtı önünde dün sabah saat 08.00'de tören düzenlendi.

Törende; protokol sırasına göre anıta çelenkler konuldu, saygı duruşunda bulunuldu, saygı atışı yapıldı, İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi, anıt özel defteri imzalandı.

Barış ve Özgürlük Anıtı'ndaki törene, Cumhurbaşkanlığı'nı temsilen başkanlık müdürü Tansel Çağış, TC resmi heyeti adına Lefkoşa Büyükelçiliği Uzman Müşaviri Ragıp Şahin, KKTC Meclisi'ni temsilen meclis özel kalem müdürü Ahmet Tolgay, Başbakanlığı temsilen Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Fikretler, TC Büyükelçiliği'ni temsilen Fahri Akben, Girne Kaymakam Vekili Savaş Orakçıoğlu, KTBK Lojistik Destek Grup Girne Garnizon Komutanı Tank Kıdemli Albay Ahmet Bozkurt, GKK 3. Piyade Alay Komutanı Piyade Albay Engin Naşit, Girne Belediyesi Başkanı Sümer Aygın, Alsancak Belediyesi Başkanı Yücel Atakara, Çatalköy Belediyesi Başkanı Nejdet Numan, Girne Polis Müdürü Pervin Gürler ile siyasi parti, dernek, okul, sivil toplum örgütlerinin başkan ve temsilcileri katıldı.

Düzenlenen törende anıt özel defteri Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Müdürü Tansel Çağış, TC Resmi Heyeti adına Lefkoşa Büyükelçiliği Uzman Müşaviri Ragıp Şahin, KKTC Meclisi Özel Kalem Müdürü Ahmet Tolgay, Başbakanlığı temsilen Ahmet Fikretler, TC Büyükelçiliği'ni temsilen Fahri Akben, KTBK Lojistik Destek Grup Girne Garnizon Komutanı Tank Kıdemli Albay Ahmet Bozkurt ile Girne Kaymakam Vekili Savaş Orakçıoğlu imzaladı.

KIBRIS 21/07/04

 

Uzakdoğu yakın oluyor

İLK KEZ UZAKDOĞU'DAN TALEP GELDİ... Tayland Ticaret Bakanlığı, müsteşar Vorathep Sapadulya aracılığı ile Kuzey Kıbrıs'tan zeytin, zeytinyağı, orkinos balığı ve ilaç üretim hammaddesi almak istediğini açıkladı. Milyonlarca dolar para akıttığımız Uzakdoğu pazarından bir ülke, ilk kez mal almak istediğini bildirmiş oldu

KONTEYNERLER DOLU DÖNECEK... Vorathep Sapadulya'nın ziyareti Uzakdoğu ülkeleri ile karşılıklı ithalat-ihracat ilişkilerini gündeme getirdi. Her ay onlarca konteyner, Uzakdoğu ülkelerinden ülkemize dolu geliyor, boş gidiyor. Sapadulya'nın önerisi ile gelen konteynerlerin dolu gönderilmesi gündeme gelecek

DÖNMEZER, YATIRIM ÖNERDİ... Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer, Sapadulya'ya "Kuzey Kıbrıs'ın serbest bölgelerinde yatırım" önerdi. Buna göre Kuzey Kıbrıs'a yatırım yapacak Taylandlı işadamları, zeytin ürünleri işleyen tesisler ve orkinos çiftlikleri kurabilecek. Zeytin ve orkinosun Tayland'da geniş bir pazarı olduğu biliniyor

Hüseyin EKMEKÇİ

Avrupa Birliği'nin Kıbrıs Türkü ile ilgili yaklaşımları dünya genelinde yankı bulmaya başladı. Kıbrıslı Türk işadamları ile önemli ticari ilişkisi bulunan Tayland, Kıbrıslı Türklerden mal almak istediğini bildirdi. Ekonomik örgütler ve Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer ile görüşen Tayland Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Vorathep Sapadulya, "Sizleri Tayland'a bekliyorum" mesajı iletti.

Tayland Ticaret Bakanlığı, Kuzey Kıbrıs Ticaret ataşesi olarak görev yapan İşadamları Derneği Başkanı Ünsal Özbilenler, 65 milyonluk Tayland pazarının Kıbrıslı Türk işadamları için önem arz ettiğini ve ilk kez bir ülkenin resmi yetkilisinin, "Sizden mal almak istiyoruz" dediğini kaydetti.

Uzakdoğu ülkeleriyle Kıbrıslı Türk işadamları arasında ciddi bir bağlantı bulunuyor. Özellikle Çin ve Japonya gibi ülkelerden başta otomotiv ve klima olmak üzere milyonlarca dolarlık ithalat yapılıyor. İlk kez bir Uzakdoğu ülkesi, "Ben sizden mal almak istiyorum" talebinde bulundu.

Tayland, zeytin, zeytinyağı, orkinos

ve ilaç hammaddesi almak istiyor

Tayland Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Vorathep Sapadulya, ülkemize gelerek önce Ticaret Odası Başkanı Ali Erel ardından da Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer ile görüştü. Sapadulya, her iki yetkiliyi de Tayland'a davet etti.

Vorathep Sapadulya'nın ziyaretinde öne çıkan ana başlık ise, 65 milyonluk Tayland'ın Kıbrıslı Türklerden mal almak istediklerini açıklaması oldu. Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer ise Taylandlı yatırımcıları serbest bölgelere yatırım yapmaya çağırdı. Çağrı, Taylandlı işadamlarının zeytin, zeytinyağı üretim tesisleri yanında kıyılarımızda orkinos çiftlikleri kurmasını kapsıyor.

Vorathep Sapadulya'nın ziyareti Uzakdoğu ülkeleri ile karşılıklı ithalat- ihracat ilişkilerini gündeme getirdi. Her ay onlarca konteyner Uzakdoğu ülkelerinden ülkemize dolu geliyor, boş gidiyor. Sapadulya'nın önerisi ile gelen konteynerlerin dolu gönderilmesi gündeme gelecek.

Kıbrıs'taki ticaret ataşesi bir Türk: Ünsal Özbilenler

İşadamları Derneği Başkanı Ünsal Özbilenler aynı zamanda Tayland'ın Kıbrıs ticari ataşesi görevini yürütüyor. Bu görev, Tayland Ticaret Bakanlığı tarafından Özbilenler'e teklif edildi, o da kabul ederek bu görevi yürütmeye başladı.

Uzakdoğu ülkelerine milyonlarca dolarlık bir gelir sağlayan Kıbrıslı Türk işadamları, özellikle bu ülkelerden araba, yedek parça, klima ve beyaz eşya getiriyor. Tayland'dan bir malın ülkemize ulaşması için Malta veya İtalya- Mersin- Mağusa güzergahını izlemesi gerekiyor. Yeşil Hat Tüzüğü ile birlikte Mersin Limanı'nın aradan çıkması ve Tayland- Malta veya İtalya- Mağusa güzergahı gündeme gelecek. Ayrıca Tayland ile İstanbul arasında da direkt uçuşlar bulunuyor. Bu da Kuzey Kıbrıs ile Tayland arasındaki ilişkileri kolaylaştırıyor.

Özbilenler, bu görevi hiç düşünmeden kabul ettiğini, gelinen aşamada da doğru bir karar verdiğini düşündüğünü söyledi.

Tayland'da çok güçlü bir mali yapı, bankacılık sistemi ve gelişmiş ülkelerdeki hastaların dahi tercih ettiği bir sağlık sistemi bulunduğunu anlatan Özbilenler, bunu değerlendirmek gerektiğini belirtti.

Tropik meyvelere dayalı ekonomi

Tayland'da ülkemizde tüketimi bolca yapılan ananas, Hindistan cevizi, muz gibi tropikal meyve üretimi yapıldığını ve dünyada önemli bir pazarı elinde bulundurduğunu söyleyen Özbilenler, ilk etapta bunun değerlendirilebileceğini vurguladı.

Tropik meyvelerin ülkemize, Güney Amerika- Almanya- Türkiye güzergahını izleyerek geldiğini söyleyen Özbilenler, Tayland- Kuzey Kıbrıs hattını kullanarak maliyetlerin aşağıya çekilebileceğini kaydetti.

Mercedes ve Volkswagen gibi önemli şirketlerin dünyada sadece Tayland'a önemli yatırım yapma tercihinde bulunduğunu hatırlatan Özbilenler, yedek parçaya da ödediğimiz fahiş fiyatların ortadan kalkabileceğini belirtti.

Çin'e milyon dolarlar veriliyor, Tayland neden olmasın?

Özellikle Çin pazarına rağbetin büyük olduğunu ve Kıbrıslı Türk işadamlarının bu ülkeye milyon dolarlar akıttığını anlatan Özbilenler, "Ticaret karşılıklı olur. Tayland, aynı kalitede üretim yaptığı gibi, bizden de mal almak istiyor. Tayland bize daha yakın" ifadesini kullandı.

Tayland'ın Kıbrıslı üretici için büyük bir pazar olduğunu savunan Özbilenler, "Sağlığa, beslenmeye önem veren bir ülke. Bizden talep ettikleri ürünlerin ise son kullanım tarihi yok, kolay taşınabilir, kolay saklanabilir ürünler. Gerekli numuneler alındı. Bu pazar bizlere yeni pazar kapılarının da önünü açacak" dedi.

Tayland'a çıkarma

Eylül- Ekim 2004 aylarında Tayland'a geniş bir işadamı- turizmci grubunun gitmesi fikri Vorathep Sapadulya'nın ziyaretinin ardından ağırlık kazandı.

Özbilenler, Ekonomi Bakanı Ayşe Dönmezer'in de Tayland'a davet edildiğini hatırlatarak, "Sayın bakanın başkanlık edeceği geniş bir heyetle Tayland'a gitme fikri ağırlık kazandı" dedi.

Bugüne kadar ülkeyi yönetenlerin yurtdışı gezilerine işadamlarını götürmeme gibi bir geleneğin yaratıldığını söyleyen Özbilenler, "Yeni hükümet de aynı geleneği sürdürüyor. Oysa yurtdışı geziler çok önemli. Ekonomi, aradaki tüm buzları eritiyor. Bireysel temaslardan ziyade, bu tür kitlesel temaslar teşvik edilmeli" dedi.

Gül'ün açıklamalarına destek

Özbilenler, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Türk işadamlarına yönelik, "Çantanızı alın, güneye gidin" açıklamasına destek verdiğini belirterek, "Buzlar ancak ekonomik ilişkilerle erir" dedi.

"Zarar da görsem bu fikri destekliyorum" diyen Özbilenler, ticari ilişkilerin bir çok sorunu ortadan kaldırdığını, anlaşma zemini yarattığını belirtti.

Tayland nasıl bir ülke?

Coğrafi bakımdan dağlar, yağmur ormanları ve ovalarla kaplıdır. Temel ekonomik sektörü 1980-1990'lara kadar tarım olan ülkede, sanayi ağırlıklı üretime geçildikten sonra ortalama yıllık büyüme %9 civarında gerçekleşti. 1997'de tüm bölgede görülen ekonomik kriz ile büyüme yavaşladı. Ancak Tayland, diğer bölge ülkelerine oranla bu krizden en az etkilenen ülke oldu. Zira, Tayland'daki banka sistemi bir çok ülkeye örnek olacak derecede güçlü.

Başkenti Bankok. Ekonomik patlama nedeniyle işçi akımına uğrayan şehir, uzak doğunun kalabalık, en hareketli şehirlerinden biri haline geldi.

Ülkenin büyük bir çoğunluğu Budist olmasına rağmen güney eyaletlerde Müslüman azınlık yaşıyor. Bu grubun 10 yıl süren ayrılıkçı mücadelesi 1980'lerde sona erdi ancak 2004'te tekrardan başladı.

Nüfus: 61 milyon (BM 2001)

Başkent: Bankok

Dil: Tai

Din: Budist

Yaşam süresi: 65 yıl (erkek), 73 yıl (kadın)

Para birimi: 1 Bath

Başlıca ihraç ürünleri: Yiyecek ve canlı hayvan, büro gereçleri, kumaş ve giyim, lastik

Kişi başına gelir: 2000 dolar (Dünya Bankası 2002)

KIBRIS 21/07/04

 

Rumlar, KKTC'den mal alan yabancılara dava açacak

Rum yönetiminin, AB'ye üye ülkelerin hükümetlerine, KKTC'den gayrı menkul satın alan vatandaşlarının "suç işledikleri" konusunda uyardığı ve bu ülkelerin yetkili bakanlıklarına, Rum yönetiminin bu uyarısını vatandaşlarına iletmeleri çağrısında bulunduğu bildirildi.

Haberi "Yasadışı Alıcılar Aleyhine Dava - İşgal Bölgelerinde Malları Bulunanlar Yargıya Başvuracak" başlığıyla yayımlayan Mahi gazetesine göre, Rum Sözcü Kipros Hrisostomidis, bu gazeteye yaptığı açıklamada; "Rum göçmenlere ait taşınmaz malların satışına ilişkin ayrıntıların -kimin satın aldığının- bilinebilmesinin çok zor olduğunu söyledi. Hrisostomidis, malın yasal sahibinin ilgili mal hakkındaki bilgileri Rum yönetimine vermemişse, malla ilgili bilgilere ulaşılmasının özellikle zor olduğunu kaydetti.

KKTC'deki inşaat patlamasıyla ilgili bir soruya muhatap olan Hrisostomidis, KKTC'de olup bitenleri "üzücü ve hazin" diye niteledi. KKTC'deki "Rum mallarının betonlaşmasını engellemek için, Rum yönetiminin ne yaptığının" sorusuna Hrisostomidis'in yanıtı şu oldu :

"Bu gerçekten de, olası bir çözümün maddelerinin istismar edilmesi çabasıdır. Bu bize, anormal durumun ve işgalin bitmediğini hatırlatıyor. İşgal ordularının mevcudiyeti nedeniyle hükümet işgal bölgesindeki ekonomik faaliyetleri engelleyemiyor"

KIBRIS 21/07/04

 

KKTC artık kumar değil fuhuş cenneti

KKTC'de artık kumar değil, fuhuş gözde. Sayıları her geçen gün artan gece kulüplerinde çalışan kadınlar zorla fuhuşa yöneltiliyor.

İSTANBUL Milliyet

Bir zamanlar 'kumarhaneleri' ile ünlü KKTC de, son dört yıl içinde fuhuş sektöründe ciddi artış olduğu belirlendi.
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre; KKTC'de bulunan 39 gece kulübünde, 311 konsomatrisin çalıştığı belirlenirken, 8 ayrı ülkeden gelerek burada konsomatris olarak çalışan kadınların da yasal olmayan fuhuşa yöneltildiği öne sürüldü.

Kazancın üçte biri
Tempo dergisinin son sayısında yer alan habere göre; KKTC'ye fuhuş sektöründe çalışmak üzere gelen kadınların arasında Moldovalılar çoğunlukta.
Haberde "Dansçı aranıyor" ilanlarına başvurarak KKTC'ye gelen ve fuhuşa sürüklenen kadınlar, bu yolla kazanılan paranın üçte birini alırken, geri kalanının da patronun cebine girdiği belirtildi.

'Kız vergisi'
Hastalık nedeniyle sınır dışı edilenlerin, sıkı denetim olmadığı için Türkiye'de çalıştığını söyleyen bir işletmeci ise şöyle konuştu:
"Biz devlete, çalışan her kız için 357 milyon lira vergi ödüyoruz. Bu vergi miktarını devlet her kızın ayda 1 milyar 150 milyon kazandığını hesap ederek belirledi. Benim kulübümde altı kız çalışıyor. 10 kız çalıştıran bir kulübün aylık olarak devlete verdiği para miktarı 9 milyarı buluyor. Buna 'kız vergisi' diyoruz. Bunun dışında çalışma izinleri, düzenli muayeneler için de devlet akıl almaz paralar alıyor bizden."

Resmi fuhuş mu?
Haberde, resmi kuruluşların yasal olarak KKTC'de fuhuşun olmadığını söylemelerine karşın, uygulamaların tam tersi olduğu öne sürülürken, bu gece kulüplerine şehir dışında faaliyet göstermeleri şartıyla ruhsat verildiği de belirtildi.

MILLIYET 22/07/04

 

'Denktaş'ın rakibiyim'

22/07/2004 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC'de 'tek başına' iktidar olmak için 'hemen erken seçim' diyen Başbakan Mehmet Ali Talat, nisanda görev süresi dolacak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a da meydan okudu. Talat, Denktaş'ın "Aday olmayacağım" sözünden her an cayabileceğine dikkat çekip, "Yenileceğini bile bile, umarım hata yapıp aday olmaz. Eğer o olursa ben de aday olur, onu güzelce yenerim" dedi. KKTC Başbakanı yine de adaylığı için son sözü lideri olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) söyleyeceğini belirtti. Azınlık hükümeti yüzünden erken seçimin ufukta gözükmesi için ise Talat, "Korkunun ecele faydası yok" ifadelerini kullandı. Bugün Fransa'yı ziyaret edecek olan Talat, cumartesi adaya dönerek ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Vekili Laura Kennedy ile görüşecek. Kennedy, dün Ankara'yı ziyaretinde ABD'nin Kuzey Kıbrıs'a ekonomik yardımlarının süreceğini belirtirken, iki ülke arasında doğrudan uçuşa talip olmayacağı görüşünü iletti.

DP’de hükümeti kurtarma çabası

CTP-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi’ndeki sandalye sayısının mayıs ayından beri 26’dan 23’e düşmesiyle başlayan sorunun aşılması için aylardır süren tartışmalar, bugün mecliste temsil edilen 7 siyasi partinin liderinin toplantısıyla yeni bir boyut kazandı.

Toplantıdan sonra 7 partinin başkan veya temsilcileri basına açıklamalar yaptı.

Açıklamalardan, DP’nin hükümetin yeniden mecliste çoğunluğu sağlayabileceği bir formül üzerinde çalıştığı ve bunun yarın netleşeceği anlaşılırken, liderlerin erken seçim tarihinde değil ama olası bir erken seçimin, alışılmışın dışında pazar günü yerine cumartesi günü yapılması konusunda uzlaştıkları açıklandı.

DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, toplantının ardından basına yaptığı açıklamada, dünkü toplantıda mutabakata varılamadığını, bugün de devam edeceklerini söyledi. “Yarına (bugün) sanırım o mutabakat da sağlanabilecek” diyen Denktaş, uzlaşabildikleri tek konuyu “seçimin cumartesi yapılması” diye açıkladı.

Bunun seçimde görev alacakların pazar günü dinlenip pazartesi işe daha rahat başlayabilmesi için düşünüldüğünü kaydeden Denktaş, bir gazetecinin “Yarına kadar ne olacak ki yarın uzlaşma sağlanabileceğini söylüyorsunuz?” sorusuna da “Bugün (dün) başka işimiz olduğu için bitirdik, devam edeceğiz” karşılığını verdi.

SOYER: UZLAŞMA CUMARTESİNDE

CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, toplantıda erken seçim ve hükümet alternatiflerinin konuşulduğunu; seçimin cumartesi günü yapılması konusunda mutabık kaldıklarını, ancak “hangi yılın, hangi ayının, hangi cumartesi günü olacağı” konusunda anlaşamadıklarını açıkladı.

Soyer, Serdar Denktaş’ın toplantıda hükümetin 26, hatta daha fazla bir çoğunluğa ulaşması konusunda arayışları olduğunu ve formülü bugün ileteceğini söylediğini, bunun ne olduğunu bilmediklerini açıkladı.

CTP Genel Başkanı Soyer, bir soru üzerine DP’nin önerisini Başbakan Talat’a bildireceğini, çözüm vizyonuna dayalı bir oluşumsa bunu değerlendireceklerini, diğer partilere de görüşlerini ileteceklerini söyledi.

EROĞLU: YA 26’YI BULUN YA İSTİFA EDİN

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, toplantıda hükümetin daha önce ivediliği reddedilen erken seçimle ilgili önerisinin yeniden gündeme getirildiğini belirterek, meclisteki partiler mutabakatla seçim tarihi belirleme yetkisine sahip olduğu için bu yasa tasarısının çok fazla anlamı bulunmadığını söyledi.

Eroğlu, hükümetin ya 26’yı bulmasını ya da istifa etmesini istediklerini kaydederek, istifanın demokrasinin gereği olduğu görüşünü dile getirdi. Eğer mecliste bir alternatif yaratılamazsa erken seçimin zaten kaçınılmaz olacağını anlatan Derviş Eroğlu, “Her gün erken seçim isteğiyle kamu oyunu meşgul etme yerine istifa müessesini kullansınlar, istifa etsiler. İddia ettikleri gibi hükümet kurulamazsa da erken seçim tarihi belirlenebilir” diye konuştu.

Hükümetin istifa etmemesine dış politikadaki başarılarını neden göstermesini eleştiren Eroğlu, “`Benden başka kimse bu işi kimse yürütemez’ düşüncesi fevkalade yanlış” dedi.

AKINCI: ERKEN SEÇİM KONUSUNDA MUTABAKAT YOK

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, toplantıdan uzlaşma çıkmadığını belirterek, erken seçimi baştan beri desteklediklerini söyledi.

Serdar Denktaş’ın hükümetin 26’ya ulaşması için çalışmalar yaptığını öğrendiklerini, bu çabaların sonuç verip vermeyeceğinin görülmesiyle erken seçimle ilgili tavrın belirleneceğini kaydeden Akıncı, kasımda bir seçim için DP dahil partilerin mutabık olmadığını söyledi.

Serdar Denktaş’ın toplantıdaki konuşmasından anladıkları hükümetin 26 milletvekili desteğine çıkarılması çabalarının sonuçlarının ve hükümet ortakları arasında değerlendirilmesinin beklenmesi  gerektiğini kaydeden BDH lideri Akıncı, kendilerinin de durumu gördükten sonra değerlendirme yapacaklarını açıkladı.

ANGOLEMLİ: UZLAŞILACAK TARİHTE ERKEN SEÇİME ONAY VERECEĞİZ

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, hükümet sorununa karşı önerilerinin “barış yanlılarından bir hükümet”, bu olmazsa da “erken seçim” olduğunu söyledi.

Barış yanlılarından bir hükümet için uğraştıklarını ancak CTP ve BDH’nın tutumu nedeniyle bunun mümkün olmadığını kaydeden Angolemli, hükümetin kasım ayında erken seçim için ivediliği bugünkü meclis toplantısında görüşülecek bir yasa tasarısı hazırladığını bildirdi.

Angolemli, erken seçim anlamını kaybetmesin diye ekimde bir seçim istediklerini ama 6 veya 7 Kasım’da erken seçime de onay vereceklerini, parlamentodan barış yanlısı bir hükümet çıkması olasılığı çok zayıf olduğu için kaos yerine halka gitmek gerektiğini belirtti. 

İZCAN: CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİYLE BİRLİKTE

BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan, hükümet sorununun ya aşılması, ya da erken seçime gidilmesi gerektiğini belirterek, önceliği sorunun meclis içinde aşılmasına verdiklerini ve buna yapıcı katkıda bulunduklarını ifade etti.

İzcan, ülkeyi sürekli seçim atmosferinde tutmamak için cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte 15 Nisan’da bir erken seçim yapılması önerisinde bulunduklarını açıkladı.

ÇEVİKEL: SEÇİM HÜKÜMETİ KURULSUN

YP Genel Başkanı Nuri Çevikel, meclisin iki büyük partisi CTP ve UBP anlaşamayınca her parti temsilcinin tavrının belirleyici olduğunu, kilitlenmenin de çözülemediğini söyledi.

Bugünkü toplantıdan da seçim tarihi kararı çıkmayacağı tahmininde bulunan Çevikel, mecliste temsil edilen partilerin katılımıyla kurulacak seçim hükümetinin belirleyeceği tarihte seçime gidilmesi önerisi yaptı. Çevikel, cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte bir erken seçime gidilmesinin ekonomik olarak daha uygun olacağı görüşünü de dile getirdi.

HALKIN SESI 22/07/04

 

Direkt uçuşlar önemli

İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker’la sabah yaptığı görüşmenin ardından, öğleden sonra da Danimarka Büyükelçisi Poul S. Christoffersen’i kabul eden BDH Genel Başkanı Akıncı, temaslarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

BDH Basın Bürosu aracılığıyla yapılan açıklamada, referandumun ardından Kıbrıs Türkü’nün dünyadan soyutlanmışlığına son verecek çabalara desteklerini ifade eden Akıncı, özellikle direkt uçuşların önemini vurguladı. Bu konuda öncülüğün İngiltere tarafından yapılabileceğini belirten Akıncı, “Ercan’a direkt uçuşların İngiltere ile başlaması ve Avrupa’nın diğer ülkeleriyle devam etmesi oldukça önemli bir gelişme olacaktır” dedi.

İzolasyonların kaldırılması yönünde çabalar sürerken çözüme açık politikanın ileriye götürülmesinin önemini dile getiren Akıncı, yabancı ülke temsilcileriyle görüşmelerinde Türkiye’nin AB’dan tarih alma konusunun da ele alındığını belirterek, “Türkiye’nin tarih alması ciddi bir olasılıktır” dedi.

HALKIN SESI 22/07/04

 

AB Dönem Başkanı: Kıbrıs karmaşık

AB Dönem Başkanı Hollanda’nın Başbakanı Jan Peter Balkenende, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin alınacak kararda “dürüst” olunacağını söyledi.

Avrupa Parlamentosu’nda konuşan ve soruları yanıtlayan Balkenende, “AB Konseyi, aralık ayında Türkiye’nin Kopenhag kriterlerini yerine getirip getirmediğine bakacak ve getiriyorsa tam üyelik müzakerelerini başlatacağız” dedi.

Balkenende, bu konuda tavrın “dürüst bir şekilde” belirlenmesi gerektiğini, “oyunun kurallarının 2002’de belirlendiğini” ifade ederek, “Yeni koşullar icat edilmemeli” diye konuştu.

Balkenende, soruları yanıtlarken, Türkiye konusunda geçen senelerde alınan “iyi kararlara” ülkesi Hollanda’nın da katıldığını, AB’nin itibarının söz konusu olduğunu, dürüst olunması gerektiğini, AB Komisyonu raporunun beklendiğini kaydetti.

Jan Peter Balkenende, Kıbrıs konusunda AB’nin kuzeyin gelişmesine destek amacıyla bazı mali önlemler aldığını, bir çözüm umut ettiklerini, ancak durumun çok karmaşık olduğunun bilindiğini söyledi.

AVRUPA PARLAMENTOSU’NDA TÜRKİYE TARTIŞMALARI

Avrupa Parlamentosu’nda, AB Dönem Başkanı Hollanda’nın Başbakanı Jan Peter Balkenende’nin de katılımıyla yapılan oturumda Türkiye konusunda çeşitli siyasi grup görüşleri dile getirildi.

Sosyalist Grup adına konuşan Alman Martin Schulz, Türkiye’ye karşı adil davranılması, çifte standart uygulanmaması, antlaşmalara saygı gösterilmesi gereği üzerinde durarak, “Türkiye gibi bir ülkeye 40 yıl boyunca sözler verip, zaman geldiğinde ‘Biz böyle düşünmemiştik’ diyerek çekilmek olmaz” dedi.

Hıristiyan Demokrat grup adına konuşan Alman Hans Gert Poettering, Türkiye konusunda görüş ayrılıkları olduğu üzerinde durarak, Kopenhag kriterlerinin önemli olduğunu anlattı ve duruma göre belirlenen “oportünist siyaset” uygulanmaması gerektiğini söyledi. Poettering, “alternatif” olarak, “Türkiye ile güçlendirilmiş işbirliği” seçeneğinden söz etti.

Yeşiller grubu adına konuşan İtalyan Monica Frassoni, bir Hıristiyan Demokrat olan AB Dönem Başkanı Balkenende’nin Türkiye’ye ilişkin yapıcı yaklaşımına destek vereceklerini, Türkiye dosyası ele alınırken İslam tartışmasına yönelinmesine karşı olduklarını söyledi.

AB karşıtlarından oluşan Bağımsızlık ve Demokrasi grubu adına konuşan Hollandalı Hans Blokland, Türkiye’nin katılımına karşı çıktıklarını, 40 yıl önce söz verildi diye Türkiye’ye kapıların açılamayacağını, “ciddi bir yargılama” gerektiğini ifade etti.

Aşırı sağcı Belçikalı Philip Claeys de bir gruba üye olmayanlar adına konuşarak “Avrupalı olmayan” Türkiye’nin katılımına karşı olduklarını söyledi ve referandum istedi.

HALKIN SESI 22/07/04

 

Talat, Fransa'dan destek isteyecek

TALEPLER İLETİLECEK... Başbakan Mehmet Ali Talat, resmi ziyaret amacıyla bugün Fransa'ya gidiyor. Talat, Paris'te, Fransa'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Cludie Haignere ile görüşerek destek isteyecek. Talat, AB'nin önder ülkelerinden Fransa'da, başta ekonomik olmak üzere tüm alanlarda izolasyonların kaldırılmasına ilişkin taleplerini yineleyeceklerini söyledi

ZİYARET BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR... Talat: Referandumun ardından Kıbrıs sorunuyla ilgili parametreler değişti. Fransa'ya yapacağımız ziyaret, izolasyonların kalkması ve AB tarafından hazırlanan tüzüklerin onay süreci bakımından büyük önem taşıyor. AB tarafından hazırlanan KKTC'ye yönelik finansal yardım ve serbest ticaret tüzüklerinin değerlendirme sürecinin ardından ekim ayında onaya sunulacak

HAKLARIMIZ İÇİN CİDDİ MÜCADELE ŞART... Rum tarafının AB tarafından hazırlanan tüzüklere yönelik engelleme girişimlerine dikkat çeken Başbakan Talat, ciddi bir mücadele gerektiğini söyledi. Talat, "Bu çerçevede yurt dışı temaslarımız ve bunun yanında adadaki yabancı ülke temsilcileriyle görüşmelerimiz yoğun tempoda devam edecek" dedi

Başbakan Mehmet Ali Talat, referandumun ardından Kıbrıs sorununun parametrelerinin değiştiğini belirterek, "Kıbrıs Türkü'nün gündemi izolasyonların kaldırılmasıdır, güven yaratıcı önlemler değil. Sorun Papadopulos hükümetinin Kıbrıs Türklerine bakış açısındadır. Papadopulos'un önerilerini reddetmedik, değerlendirmeye değer bulmadık. Çünkü gündemle alakası yok" dedi.

Fransa'ya bugün yapacağı ziyaretin izolasyonların kalkması ve AB tarafından hazırlanan tüzüklerin onay süreci bakımından büyük önem taşıdığını söyleyen Talat, bu akşam adaya gelmesi beklenen ABD'nin Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu bakan yardımcısı Laura Kennedy ile görüşmesinin yarın yerine cumartesi yapılacağını da bildirdi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, resmi ziyaret amacıyla bugün Fransa'ya gidecek.

Başbakan Talat Paris'te, Fransa'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Cludie Haignere ile görüşecek.

Fransa ziyareti için bugün saat 05.00'te KKTC'den ayrılacak Talat'a Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev, özel kalem müdürü Yonca Şenyiğit ile basın ve halkla ilişkiler müdürü Hüseyin Arca eşlik edecek.

Talat ve beraberindekiler, yarın gece saat 22.00'de KKTC'ye dönecek.

Fransa ziyareti için adadan ayrılacak olan Talat, dün saat 17.30'da parti merkezinde bir basın toplantısı düzenledi ve Fransa ziyareti yanında, gündeme ilişkin açıklamalar yaptı.

Engelleme girişimleri var... Fransa önemli

Referandumun ardından Kıbrıs sorununun parametrelerinin değiştiğini, çözüm yönünde irade koyan Kıbrıs Türklerinin gündeminin izolasyonların kaldırılması olduğunu söyleyen CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, bu sabah başlayacak Fransa ziyaretinin bu çerçevede önem taşıdığını anlattı. AB'ın önder ülkelerinden Fransa'nın önemini vurgulayan Talat, AB tarafından hazırlanan KKTC'ye yönelik finansal yardım ve serbest ticaret tüzüklerinin değerlendirme sürecinin ardından ekim ayında onaya sunulacağını hatırlattı.

Özellikle Rum tarafının bu tüzüklere yönelik engelleme girişimlerine dikkat çekerek, ciddi bir mücadele gerektiğini söyleyen Talat, bu çerçevede yurt dışı temaslarının, bunun yanında adadaki yabancı ülke temsilcileriyle görüşmelerinin yoğun tempoda devam edeceğini kaydetti.

Talat, Fransa ziyaretinde başta ekonomik olmak üzere tüm alanlarda izolasyonların kaldırılmasına ilişkin taleplerini yineleyeceklerini söyledi.

Güven yaratıcı önlemlerle uyutamazlar

Rum yönetiminin sunduğu askeri konularda güven yaratıcı önlemlere ilişkin önerilerin gündem saptırmaya yönelik olduğunu yineleyen Başbakan Talat, "Askeri sorun olmadan askeri dekonfrantasyon gibi gündem dışı önerilerle dikkatleri başka yerlere çekmeye çalışıyorlar ve kendi içinde çelişkili öneriler yapıyorlar" dedi.

Annan Planı'na yüzde 65 çoğunlukla evet diyerek çözüm istencini ortaya koyan Kıbrıs Türkü'nün güven yaratma sorunu olmadığını söyleyen Talat, şunları kaydetti:

"Referandumdan sonra Kıbrıs sorununun parametreleri değişti. Bu yeni parametrelere herkesin saygılı olması gerekir. Kıbrıs Türk halkı self determinasyon hakkını kullandığını kanıtladı, kendi geleceğiyle ilgili kararları kendinin verebileceğini kanıtladı. Bu nedenle izolasyonlardan kurtulması, serbest ticaretin başlaması, direkt uçuşların yapılması Kıbrıs Türk halkının hakkıdır. Gündem saptırıcı önerilerle dikkat dağıtmanın hiçbir anlamı yoktur. Güven yaratıcı önlemler Kıbrıs Türkleri'ne hiç bir şey getirmiyor... Gündem yaratıcı önerilerle Kıbrıs Türklerinin uyutulması mümkün değil..."

Palavra

Başbakan Talat, güven yaratıcı önerilerle ilgili açıklamalarını Papadopulos'un "palavra" olarak nitelediğine ilişkin bir soruya karşılık da, "Onun önerileri tam o şekilde" dedi ve şunları ekledi:

"Bütünlüklü çözüm bizi Kıbrıs'ın eşiti yapıyordu. Çözümü reddeden birisinin güven yaratma önermesi, aklın alabileceği bir şey değil. Biz çözüm, siyasi eşitlik, Annan Planı'nda olan haklarımızı istedik. Bunları bütün dünya tescil ederken o reddetti ve sonra da askeri öneriler sunup beni avutmaya çalışıyor... Bunların hangisi palavra... Bütün dünya gülüyor. Güven sorunu yok, sorun Papadopulos hükümetinin Kıbrıs Türklerine bakış açısındadır. Olimpiyat meşalesinin kuzeye gelmesini engellerken 'Kıbrıslı Türkler eşitlik istediler' diyebildi... Papadopulos'un önerilerini reddetmedik, değerlendirmeye değer bulmadık. Çünkü gündemle alakası yok...."

Kennedy ile görüşme... Uçuşların sembolik değeri var

Fransa ziyareti nedeniyle ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Laura Kennedy ile görüşmesinin cuma yerine cumartesi günü yapılacağını da bir soru üzerine söyleyen Başbakan Talat, "Büyük ihtimalle bazı görüşleri var, yardım konusunda da görüşleri var sanırım. Bunları görüşünce öğreneceğiz" dedi.

Talat, Keneddy'nin, "ABD'den KKTC'ye direkt uçuşların ekonomik olmadığına" ilişkin Türkiye ziyaretinde verdiği mesajlarla ilgili olarak da şunları söyledi:

"Amerika'dan direkt uçuşu ekonomik anlamda birçok çevre fizıbıl bulmuyor. Ama bunun sembolik değeri çok. Sürekli olmasına gerek yok, süreli de olabilir, haftada bir gün olabilir. Bazı güzergahların mantıklı olabileceğine de inanıyorum."

Talat, direkt uçuşlarla ilgili çalışmaların gayrı resmi araştırma safhasında olduğunu, bu konuda somut bir gelişme olmadığını da ekledi.

Seçim ve hükümet sorunu

Gazetecilerin erken seçim ve hükümet çalışmalarına ilişkin sorularını da yanıtlayan CTP Genel Başkanı Başbakan Talat, parti liderleri arasında bugün yapılan seçim gündemli toplantının bugün da devam edeceğini anımsattı. Seçim tarihi konusunda her partinin kendine özgü görüşleri olduğunu, genel bir eğilimden söz edilemeyeceğini söyleyen Talat, "Birkaç gün içinde göreceğiz" dedi ve ısrarlı sorulara karşın ayrıntıya girmedi.

Talat, koalisyon ortağı Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın hükümet formülü konusunda açıklama yapacağına ilişkin açıklamalar üzerine de "Benim henüz bilgim yok. Sayın Serdar Denktaş'ın öyle bir gelişme olabileceğine ilişkin bilgisi varsa, o konuda adım atma görevi önce onlarındır. Değerlendirmeye değer bir noktaya gelince mutlaka benim bilgime gelecektir" ifadelerini kullandı.

Azınlığa düşen hükümetin hangi formülle 26'ya ulaşacağına ilişkin soruları ısrarla yanıtsız bırakan Talat, "Hükümet böyle yürümez" demekle yetindi.

KIBRIS 22/07/04

 

Liderler zirvesinden ilk gün uzlaşma çıkmadı

İLK KEZ BİR ARAYA GELDİLER... CTP-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye sayısının mayıs ayından beri 26'dan 23'e düşmesiyle başlayan sorunun aşılması için aylardır tartışmalar sürerken, dün ilk kez mecliste temsil edilen 7 siyasi partinin lideri topluca bir araya geldi

UZLAŞAMADILAR... Erken seçim ve hükümet sorunu konusunda toplanan CTP, UBP, DP, BDH, TKP, BKP ve YP'nin liderleri, erken seçim tarihinde değil ama olası bir erken seçimin, alışılmışın dışında pazar günü yerine cumartesi günü yapılması konusunda uzlaştı

DP FORMÜL ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR... DP Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, DP'nin hükümetin yeniden mecliste çoğunluğu sağlayabileceği bir formül üzerinde çalıştığını ve bunun bugün netleşeceğini söyledi

CTP-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye sayısının mayıs ayından beri 26'dan 23'e düşmesiyle başlayan sorunun aşılması için aylardır süren tartışmalar, dün mecliste temsil edilen 7 siyasi partinin liderinin toplantısıyla yeni bir boyut kazandı.

Hükümet sorunu ve erken seçim konusunda liderler ilk kez topluca bir araya geldi. Cumhuriyet Meclisi'nin bodrum katındaki Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi odasında saat 12.15'te başlayan toplantı saat 14.00'te tamamlandı.

Toplantıdan sonra 7 partinin başkan veya temsilcileri basına açıklamalar yaptı.

Açıklamalardan, DP'nin hükümetin yeniden mecliste çoğunluğu sağlayabileceği bir formül üzerinde çalıştığı ve bunun bugün netleşeceği anlaşılırken, liderlerin erken seçim tarihinde değil ama olası bir erken seçimin, alışılmışın dışında pazar günü yerine cumartesi günü yapılması konusunda uzlaştıkları açıklandı.

CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan ve YP Genel Başkanı Nuri Çevikel ile bazı partilerden milletvekillerinin de hazır bulunduğu toplantıdan sonra basına açıklamalar yapıldı.

Başbakan Talat toplantının ardından bir randevusu nedeniyle hemen ayrılırken, partisi adına açıklamayı Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer'in yapacağını söyledi.

Cumhuriyet Meclisi'nde CTP ve UBP 18'er, DP 5, BDH 4, TKP, BKP ve YP 1'er ve bağımsızlar da 2 sandalyeye sahip.

Serdar Denktaş: Mutabakat sağlanabilir

DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, toplantının ardından basına yaptığı açıklamada, dünkü toplantıda mutabakata varılamadığını, bugün de devam edeceklerini söyledi. "Yarına (bugün) sanırım o mutabakat da sağlanabilecek" diyen Denktaş, uzlaşabildikleri tek konuyu "seçimin cumartesi yapılması" diye açıkladı.

Bunun seçimde görev alacakların pazar günü dinlenip pazartesi işe daha rahat başlayabilmesi için düşünüldüğünü kaydeden Denktaş, bugün zaten meclis toplantısı nedeniyle mecliste bulunacaklarını, toplantı saatinin de o sırada belirlenebileceğini belirtti.

Serdar Denktaş, UBP'nin tavrı konusundaki soruyu yanıtlarken "Buradan hep beraber çıktık. Farklı bir tavır olduğunu zannetmiyorum" dedi.

Soyer: Uzlaşma cumartesinde

CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, toplantıda erken seçim ve hükümet alternatiflerinin konuşulduğunu; seçimin cumartesi günü yapılması konusunda mutabık kaldıklarını, ancak "hangi yılın, hangi ayının, hangi cumartesi günü olacağı" konusunda anlaşamadıklarını açıkladı.

Soyer, "Hangi cumartesi erken seçim olacağı yarından (bugün) sonra şekillenecek gibi bir durum var" dedi.

Çıkmaz ayın son Cumartesi mi?

Bir gazetecinin "Çıkmaz ayın son perşembesi şimdi çıkmaz ayın son cumartesi mi olacak?" sorusuna karşılık da Soyer "İşte mesele odur ki çıkmaz ayın içerisinde değiliz. Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan sonrasında karşı karşıya kaldığı çok büyük ve ağır sorunlar var" dedi.

Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Türk halkının en az Rumlar kadar hak sahibi olarak bir an evvel çözüm sürecine girmesi, AB sürecini geliştirmesi ve Kıbrıs Rum hakimiyetçi anlayışlarının sağladığı bir takım avantajları bertaraf edici siyasetler izlemesi gerektiğini anlatarak, siyasi krizi dar partisel çıkarlara saplanıp kalmadan çözmek zorunda olduklarını vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının çıkmaz içinde yaşamaya tahammülü bulunmadığını, bu yüzden erken erken seçimi gündeme getirdiklerini kaydeden Soyer, son seçimden iktidarın bütün baskısına karşın birinci parti çıkmayı başaran CTP'nin iktidarda kalarak seçime girme gailesi bulunmadığını söyledi ve erken seçimin gerekliliğine işaret etti.

Soyer, dünkü toplantıda Serdar Denktaş'ın toplantıda hükümetin 26, hatta daha fazla bir çoğunluğa ulaşması konusunda arayışları olduğunu ve formülü bugün ileteceğini söylediğini, bunun ne olduğunu bilmediklerini açıkladı.

Bugün yine bir araya geleceklerini kaydeden Soyer, ekim veya kasım aylarındaki bir seçim arasında uzun süre farkı bulunmayacağı için anlaşmamak için gerekçe olamayacağını söyledi. Gerek hükümetin, gerek hükümete güvensizlik önergesi verenlerin 26'ya ulaşamadığını hatırlatan Soyer, "Dolayısıyla şimdi 26'yı bulacak formül arayışı içindeyiz" diye konuştu.

CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bugünkü Fransa ziyaretinin önemine işaret ederek, istifa etmiş bir hükümetin başbakanının dış temaslarda etkin olamayacağını, topluma fayda sağlayamayacağını belirterek, bu nedenle hükümetin istifa etmediğini anlattı.

Boşluk yaratılırsa hakimiyetçi Rum liderliğinin Kıbrıslı Türkler aleyhine bunları doldurabileceği endişesini dile getiren Soyer, şöyle konuştu:

Vebalini yüklenmek istemeyiz

"Bundan ötürü biz bu aşamada bu yola gitmek istemiyoruz, ancak bugünkü şekliyle de bunun devam etmesinin tarihsel vebalini de yüklenmek istemiyoruz. Bu hafta bu arayışlarla şekillenecek. Ondan sonra biz de oturup parti olarak değerlendirmemizi yapacağız. Çünkü herkesin sorumsuzluğunu üstlenmemiz gibi lakaytlık içinde ya da kendimize dönük bir sorumsuzluk içinde olamayız. Herkesin sorumsuzluğunu biz yüklenemeyiz."

CTP Genel Başkanı Soyer, bir soru üzerine DP'nin önerisini Başbakan Talat'a bildireceğini, çözüm vizyonuna dayalı bir oluşumsa bunu değerlendireceklerini, diğer partilere de görüşlerini ileteceklerini söyledi.

Kaosa gitmemeliyiz

Soyer, şunları dile getirdi:

"Bu aşamada biz kaosa gitmemek durumundayız. Çünkü çok müthiş sorunlar ve büyük başarılarla aşmamız gereken bir hedefimiz var. Dolayısıyla bu krizi kesinlikle çözmemiz gerekir. Bütün mantığımız budur, özveriyle bunu yapmamız gerekiyor. Makam ya da konum değil çözüm vizyonuna bağlı bir hükümet oluşumu önemli. Bu çözüm vizyonu da 24 Nisan'da halkımızın iradesidir. Bu iradeyi reddeden, göz ardı eden yaklaşımlar bu ülkede hükümet olabilirler ama halkın iradesine ters bir oluşum elbette başka siyasi gerginlikleri gündeme taşır, başka pozisyonları yaratır. Bunun da vebali 24 Nisan iradesini temsil etmeyen, ona karşı çıkanları başbakanlık makamına taşıyacak siyasi güçlere ait olacaktır."

Soyer, bir başka soru üzerine sorunun erken zamanda çözülmesi için çalıştıklarını kaydetti ve "Tango iki kişiyle yapılır. Ama şimdi bizim 26'ya ulaşmak için 2-3 partnerle tango yapmamız lazım" dedi.

Eroğlu: Ya 26'yı bulun ya istifa edin

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, toplantıda hükümetin daha önce ivediliği reddedilen erken seçimle ilgili önerisinin yeniden gündeme getirildiğini belirterek, meclisteki partiler mutabakatla seçim tarihi belirleme yetkisine sahip olduğu için bu yasa tasarısının çok fazla anlamı bulunmadığını söyledi.

Gündemi erken seçimle doldurmanın hükümetten icraat bekleyen vatandaşlara karşı bir oyun olduğunu savunan Derviş Eroğlu, seçim tarihinden önce azınlığa düşen hükümetin durumunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Eroğlu, hükümetin ya 26'yı bulmasını ya da istifa etmesini istediklerini kaydederek, istifanın demokrasinin gereği olduğu görüşünü dile getirdi. Eğer mecliste bir alternatif yaratılamazsa erken seçimin zaten kaçınılmaz olacağını anlatan Derviş Eroğlu, "Her gün erken seçim isteğiyle kamu oyunu meşgul etme yerine istifa müessesini kullansınlar, istifa etsiler. İddia ettikleri gibi hükümet kurulamazsa da erken seçim tarihi belirlenebilir" diye konuştu.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, demokrasinin yara almaması için hükümetin istifasını istemeye devam edeceklerini ifade ederek, hükümetin istifası durumunda hükümet arayışlarının partiler arasında eşit seviyede ve farklı anlayışla yapılabileceğini kaydetti.

"Benden başkası yürütemez" düşüncesi yanlış

Hükümetin istifa etmemesine dış politikadaki başarılarını neden göstermesini eleştiren Eroğlu, "'Benden başka kimse bu işi kimse yürütemez' düşüncesi fevkalade yanlış" dedi. Eroğlu, referandumun ardından insanları "Annanci" ve "Annan karşıtları" diye cephelerde görmenin ve göstermeye çalışmanın, kimseye bir şey kazandırmayacağını belirtti.

Derviş Eroğlu, birlik beraberlik içinde dışa karşı mücadeleyi sürdürmek zorunda olduklarını vurgulayarak, Rumların Annan Planı'na "hayır" diyerek Kıbrıslı Türklerle herhangi bir şeyi paylaşma düşüncesi taşımadıklarını ortaya koyduklarını söyledi.

Eroğlu, Türkiye hükümeti tarafından da, dünyayı referandum öncesi sözlerini yerine getirmek için ikna çalışmaları yapılırken, "Sadece ben bu konuda faydalı olabilirim" diye azınlık hükümetini sürdürme düşüncesinin diğer ülkelerce "bu hükümet her an düşebilir, seçime gidilebilir" endişesiyle karşılandığını ve verilecek önemin azalacağını belirtti.

Derviş Eroğlu, demokrasi daha fazla yara almadan hükümetin istifa etmesi talebini yineledi.

Akıncı: Erken seçim konusunda mutabakat yok

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, toplantıdan uzlaşma çıkmadığını belirterek, erken seçimi baştan beri desteklediklerini söyledi. Akıncı, bir hükümetin kendi ortağıyla uzlaşma sağlamasının daha mantıklı ve doğru olacağını, ancak bunun olmadığını kaydederek, hükümetin 23 milletvekiliyle azınlığa düştüğünü, eylülde erken seçimin meclisin son toplantısında reddedildiğini ve ortada "ne olacak" sorusu bulunduğunu anlattı.

Serdar Denktaş'ın hükümetin 26'ya ulaşması için çalışmalar yaptığını öğrendiklerini, bu çabaların sonuç verip vermeyeceğinin görülmesiyle erken seçimle ilgili tavrın belirleneceğini kaydeden Akıncı, kasımda bir seçim için DP dahil partilerin mutabık olmadığını söyledi.

Bilinç ve sorumluluk içindeyiz

Mustafa Akıncı, 7 partinin konsensüse varamadığını kaydederek, "Biz BDH olarak 4 üyemizle belirleyici olabiliriz, bunun bilinci ve sorumluluğu içindeyiz" diye konuştu. Partilerin tutumlarını anladıktan sonra yetkili kurullarında konuyu değerlendireceklerini ancak netliğe ulaşmak için bir süreye daha ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Akıncı, ortada net değil, ikiden fazla farklı tutum bulunduğunu belirtti.

Serdar Denktaş'ın toplantıdaki konuşmasından anladıkları hükümetin 26 milletvekili desteğine çıkarılması çabalarının sonuçlarının ve hükümet ortakları arasında değerlendirilmesinin beklenmesi gerektiğini kaydeden BDH lideri Akıncı, kendilerinin de durumu gördükten sonra değerlendirme yapacaklarını açıkladı.

Angolemli: Uzlaşılacak tarihte erken seçime onay vereceğiz

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, toplantıya bugün de devam edileceğini belirterek; hükümet sorununa karşı önerilerinin "barış yanlılarından bir hükümet", bu olmazsa da "erken seçim" olduğunu söyledi.

Barış yanlılarından bir hükümet için uğraştıklarını ancak CTP ve BDH'nın tutumu nedeniyle bunun mümkün olmadığını kaydeden Angolemli, hükümetin kasım ayında erken seçim için ivediliği bugünkü meclis toplantısında görüşülecek bir yasa tasarısı hazırladığını bildirdi.

Angolemli, hükümetin güvensizlik önergesine ret oyu verirken erken seçimi savunduklarına işaret ederek, erken seçim anlamını kaybetmesin diye ekimde bir seçim istediklerini ama 6 veya 7 Kasım'da erken seçime de onay vereceklerini, parlamentodan barış yanlısı bir hükümet çıkması olasılığı çok zayıf olduğu için kaos yerine halka gitmek gerektiğini belirtti.

İzcan: Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte

BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan, hükümet sorununun ya aşılması, ya da erken seçime gidilmesi gerektiğini belirterek, önceliği sorunun meclis içinde aşılmasına verdiklerini ve buna yapıcı katkıda bulunduklarını ifade etti.

İzcan, ülkeyi sürekli seçim atmosferinde tutmamak için cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte 15 Nisan'da bir erken seçim yapılması önerisinde bulunduklarını açıklayarak, "Ama yarın (bugün) görüşmeye devam edeceğiz, hükümet sorununun aşılmasına yardımcı olacağız. Aşılabilir diye düşünüyorum. Hep bunlar konuşulacak, değerlendirilecek ve eğer hükümet sorunu aşılamıyorsa ortak uzlaşılacak bir tarihe evet diyeceğimizi söyledik" diye konuştu.

15 Nisan önerilerine rağmen daha erken bir tarihte seçime de evet diyeceklerini bildiren İzzet İzcan, hükümetin çoğunluğa ulaştırılması için çalışmalar yapıldığı bilgisi bulunduğunu söyledi. Bu yönde formül varsa bugün daha net ortaya çıkacağını kaydeden İzcan, sorun aşılamazsa erken seçime gidileceğini anlattı.

Çevikel: Seçim hükümeti kurulsun

YP Genel Başkanı Nuri Çevikel, meclisin iki büyük partisi CTP ve UBP anlaşamayınca her parti temsilcinin tavrının belirleyici olduğunu, kilitlenmenin de çözülemediğini söyledi.

Hükümet partilerinin seçime hükümet imkanlarıyla girmek; büyük muhalefet partilerinin de kendilerinin de hükümette olacağı bir dönemde seçim istediğini savunan Çevikel, kilitlenmenin aşılması için seçim hükümeti kurulmasını önerdiklerini açıkladı.

Nuri Çevikel, DP'nin hükümetin meclisteki sandalye sayısını 26'ya tamamlamak için çalışma içinde olduğunu ve süre istediğini belirterek, bugün tekrar toplanacaklarını ifade etti.

Bugünkü toplantıdan da seçim tarihi kararı çıkmayacağı tahmininde bulunan Çevikel, mecliste temsil edilen partilerin katılımıyla kurulacak seçim hükümetinin belirleyeceği tarihte seçime gidilmesi önerisi yaptı. Çevikel, cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte bir erken seçime gidilmesinin ekonomik olarak daha uygun olacağı görüşünü de dile getirdi.

KIBRIS 22/07/04

Talat, Fransa'dan destek istedi

 

KKTC'ye Washington'dan da destek



23 Temmuz, 2004 10:43:00 (TSİ) CNN TURK

Paris'te KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Fransa'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Claudie Haignere'den KKTC'ye uygulanan siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılması için destek istedi.

Başbakan Talat, Fransız bakanla yaptığı görüşmede, AB Komisyonu'nun mali ve ticari konularda hazırladığı tüzüklerin kabul edilmesi konusunda Fransa'nın desteğini istedi.

Talat, görüşmeden sonra düzenlenen basın toplantısında KKTC'nin şu andaki önceliğinin resmen tanınmak olmadığını söyledi.

Talat, ''şu anda beklentimiz, çözüm elde edilene kadar siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılmasıdır" dedi,doğrudan uçak seferlerine de başlanması çağrısında bulundu.

KKTC'ye Washington'dan da destek

KKTC'ye Washington'dan da destek mesajı geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli 11 eylül raporlarının açıklanmasından sonra düzenlediği basın toplantısında bir soru üzerine AB ile koordineli olarak KKTC halkının mağdur olmaması için çalışıyoruz açıklamasında bulundu.

Ekonomi, Kıbrıs sorununun…

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türklerine yönelik siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılması gerektiğini belirterek, KKTC’nin ekonomik gelişmesinin, Kıbrıs sorununun çözümünü de kolaylaştıracağını söyledi.

Talat, Fransa’nın Avrupa işlerinden sorumlu Bakanı Claudie Haignere ile yaptığı görüşmeden sonra, Yabancı Gazeteciler Derneği’nde (CAPE) basın toplantısı düzenledi.

Fransız Bakan’la yaptığı görüşmenin çok olumlu ve yararlı geçtiğini kaydeden Talat, “KKTC’ye yönelik izolasyonun kaldırılması konusunda BM Güvenlik Konseyi üyesi Paris’in gerekli desteği vereceğine inandığını” bildirdi.

Talat, görüşmede AB Komisyonu’nun mali ve ticari konularda hazırladığı tüzüklerin kabul edilmesi konusunda Fransa’nın desteğini istediğini söyledi.

KKTC’nin şu andaki önceliğinin resmen tanınmak olmadığını ifade eden Talat, “Şu anda beklentimiz, çözüm elde edilene kadar siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılmasıdır. Referandumda evet diyen Kıbrıslı Türkler, artık çözüm istemeyen taraf olarak gösterilemezler. Çözüme evet diyen Türklerin cezayı da çekmesi makul ve anlaşılır bir durum değil” dedi.

AB’DEN BEKLENTİLER

KKTC’nin AB ile serbest ticaret yapmak istediğini kaydeden Talat, AB ülkelerinin KKTC ile doğrudan uçak seferlerine de başlaması çağrısında bulundu.

Talat, KKTC’ye doğrudan uçak seferi olmaması nedeniyle, çok uzun ve pahalı olduğu gerekçesiyle yabancı turistlerin de Türk kesimine gelmekten çekindiğini ifade etti.

Başbakan Talat, “Ekonomimizin teknik ve idari yapısını  AB standartlarına çıkarmak istiyoruz” dedi.

BM planıyla ilgili referandumdan sonra tüm dünyanın KKTC’ye bakışının tamamen değiştiğini belirten Talat, Avrupa’da yaptığı temaslardan anlayış gördüklerini söyledi.

Talat, KKTC’nin çözüm konusundaki çabalarının devam edeceğini de bildirdi.

KKTC’deki Türk askeri ve Türk göçmenlerle ilgili bir soru üzerine Talat, BM planında bu konulara ilişkin düzenlemelere atıfta bulundu ve Rumların, plana hayır diyerek, Türk askeri ve göçmenlerinin azaltılmasını da engellediğini kaydetti.

Talat, “30 yıldır adada yaşayanların KKTC’yi terk etmesinin insani bir davranış olmadığını ve Avrupa değerlerine aykırı ırkçı bir tutum olduğu” söyledi.

AB’nin Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlayıp başlamamasına ilişkin bir soru üzerine de Talat, “Böyle bir seçeneği düşünmek bile istemiyorum. Müzakerelerin başlamaması, Kıbrıs sorununun çözümüne olumsuz etki yapar” dedi.

HALKIN SESI 23/07/04

AB yardımı Eylül'de..

Güney’de yaymlanan Politis Gazetesi , “ Önlemler Eylül’de – Hollanda Kıbrıslı Türkler İçin Paketi Tatilden Sonra Getiriyor” başlıkları altında verdiği haberinde, AB tarafından Kuzey Kıbrıs’a yapılması öngörülen ekonomik yardım ve doğrudan ticaret konuları için mücadelenin Eylül ayına taşınacağını ve Hollanda Başkanlığı’nın Kıbrıslı Türklere yönelik paketi en kısa zamanda onaylamayı amaçladığını ancak konuyu Pazartesi günkü olağanüstü AB Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda gündeme getirmeyi düşünmediğini iddia etti.

Gazete, Hollanda Başkanlığı’nın bu şekilde taraflara uzlaşılan bir çözüm bulunması amacıyla zaman tanımayı amaçladığını ve bu kararın, “AB’deki ortaklarını, Kıbrıslı Türklerin yolunu kesmeyi değil, AB önlemlerinin adanın bölünmesine değil gerçekten birleşmesine katkıda bulunmasını istediği yönünde ikna etmek için zaman kazanan” Rum Yönetimini memnun ettiğini iddia etti.

Gazete, Kıbrıslı Türklere yönelik AB yardımlarının Daimi Temsilciler Komitesi’nin (COREPER) bugünkü toplantısında ele alınacağını ancak Hollanda başkanlığından bir kaynağın gazeteye, şu anki koşullar altında AB Komisyonu’nun paketinin 26 Temmuz’daki AB Konseyi’nin olağanüstü toplantısında onaylanması konusunun gündeme gelmesi için sebep olmadığı ve halı hazırda 25 ülke bakanlarının gündeminin AB’nin Dünya Ticaret Örgütü ile olan ilişkileri ile ilgili konularla dolu olacağını söylediğini iddia etti.

YENIDUZEN 23/07/04

Yabancılara mal satışı mercek altında

İnşaat sektöründeki patlama ve yabancılara yoğun şekilde mal satıldığı iddiaları, devlet ve hükümet yetkililerini harekete geçirdi. İçişleri Bakanı Özkan Murat ve başsavcı Akın Sait, dün açıklama yaparak, bu tür satışlarda Bakanlar Kurulu kararı gerektiğini hatırlattılar. Bakanlar Kurulu kararı olmaksızın yabancıklara mal satanlar hakkında yasal işlem başlatılacak.

İçişleri Bakanı Özkan Murat, bakanlığa yapılan başvurularla Bakanlar Kurulu'nun vereceği karar arasında fark olduğunu belirterek, bakanlığında yapılan işlemin yalnızca satılacak malla ilgili araştırmanın yapılmasına neden olduğunu söyledi. Özkan, mal satışı için Bakanlar Kurulu kararı gerektiğini belirterek, satılan mal ve devam eden inşaatların yasalara aykırı olduğunu söyledi.

Murat, tüm AB ülkelerinde olduğu gibi kişilerin istediği taşınmaz malı alma hakkının KKTC'de de mevcut olduğunu belirterek, "Ancak her ülkede olduğu gibi bizde de tüm bu işlemler yasa ile düzenlenmiştir" hatırlatmasını yaptı.

Özkan Murat, yasaların verdiği yetkilerle yabancı uyrukluların taşınmaz mal alımında hiç kimsenin mağdur olmaması ve yargı yolu ile vatandaşın huzursuz olmaması için tüm vatandaşların ve yabancı uyrukluların bu konulara titizlikle uymasını istedi.

Başsavcı Akın Sait de dün yaptığı yazılı açıklamada, İçişleri Bakanı Özkan Murat'ın açıklamalarını doğruladı. Başsavcı, yasal olmayan uygulamalar tespit ettiklerini belirterek yapancılara yapılan mal satışlarında Bakanlar Kurulu kararı gerektiğini hatırlattı. Başsavcı, bugüne kadar yapılan ve usulsüzlük tespit edilen satışlarla ilgili yasal işlem başlatacaklarını duyurdu.

Murat: Bakanlar Kurulu onayı olmadan devir olmaz

İçişleri Bakanı Özkan Murat, yasa gereği yabancı uyrukluların satın veya devir alabileceği taşınmaz mallarla ilgili olarak, Bakanlar Kurulu'nun onayı olmadan satış ve devir gibi işlemlerin yapılmasının mümkün olmadığını belirtti.

Özkan Murat yaptığı yazılı açıklamada, yabancı uyrukluların taşınmaz mal alımı konusunda son zamanlarda spekülatif haberler çıktığına dikkat çekti.

KKTC idaresi altında bulunan (Türk koçanlı, eşdeğer veya herhangi bir yöntemle alınan ) taşınmaz malların sözleşme, borç senedi, Kıbrıslı şahısların adına gibi yöntemlerle el değiştirdiğine dair duyumlar aldıklarını belirten Özkan Murat, "Yabancı uyruklular ile emlakçi, avukat, mühendis vs. gibi insanların ileride mağdur olmaması için kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hissettik" dedi.

Yabancı uyrukluların KKTC idaresi altında bulunan taşınmaz malı alımının Fasıl 109 Yasası ve bu yasa altında çıkarılan emirnameler ile düzenlendiğini vurgulayan Murat, yasa ile yabancı uyrukluların satın ve devir alabileceği taşınmaz mal ve kişi ile ilgili birçok araştırma yapılması gerektiğini, bu nedenle başvuruların kısa sürede değerlendirilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.

Murat, yapılan araştırmalar sonrasında yabancı uyrukluların taşınmaz mal alımının bakanlığın önerisi ve Bakanlar Kurulu'nun onayı ile yapıldığını, kurul onayı olmadan satış devir vs. işlemlerin yapılmasının mümkün olmadığını belirtti.

"Ancak bazı kişiler bakanlığımıza taşınmaz mal alımı başvurusu yaptığı andan itibaren sanki işlem yasallaşmış gibi kabul edip kağıt üzerinde satışı yapılan konutta yerleşip yetkili kurumlardan inşaat izni almadan inşaat yapımına başlıyor" diyen Murat, "Bu durumda taşınmaz mal alan yabancı uyruklular, emlakçi, avukat, mühendis veya aracılar ve taşınmaz malı satan kişiler ileride mağdur olabilirler. Herhangi birinin ileride mağdur olmaması için belirtmiş olduğum hususlara titizlik göstermesi gerekmektedir" şeklinde konuştu.

Bakanlığa yapılan başvuruların sadece kişi ve taşınmaz malla ilgili araştırmanın yapılmasını sağladığını satış işlemine yasal işlerlik kazandırmadığını vurgulayan Özkan Murat, bakanlar kurulu kararı olmadan ve ilgili kurumlardan inşaat izni almadan inşaat başlatılmasının yasalara aykırı olduğunu belirtti.

Taşınmaz mal satın almak isteyen yabancı uyrukluların almak istedikleri taşınmaz malın Tapu Dairesi'nde mutlaka ön araştırmasının yapılması gerektiğini kaydeden Murat, bazı taşınmaz malların ipotekli veya engelli olma ihtimalinin bulunduğunu ve ileride alıcı ve satıcı arasında sorunlar doğurabileceğine dikkat çekti.

"Bakanlığımız yabancı uyrukluların taşınmaz mal alımını engellemek gibi bir düşünce taşımamaktadır" diyen Özkan Murat şöyle devam etti:

"Tüm AB ülkelerinde olduğu gibi kişilerin istediği taşınmaz malı alma hakkı mevcuttur. Ancak her ülkede olduğu gibi bizde tüm bu işlemler yasa ile düzenlenmiştir. Yasaların bize verdiği yetkilerle yabancı uyrukluların taşınmaz mal alımında hiç kimsenin mağdur olmaması ve KKTC'nin AB ülkeleri nezdinde küçük düşürülmemesi ve yargı yolu ile vatandaşın huzursuz olmaması için tüm vatandaşların ve yabancı uyrukluların bu konulara titizlikle davranıp yasalara uygun hareket edeceklerine inancım tamdır."

Başsavcılık da uyardı

Başsavcı Akın Sait, yabancılara Bakanlar Kurulu'ndan izin almadan taşınmaz mal satanlar hakkında yasal işlem yapılacağını açıkladı.

Akın Sait'in yaptığı yazılı açıklamada bazı şahısların Kıbrıs Türk cemaatine mensup olmayan şahıs veya şahıslara Bakanlar Kurulu'ndan ya da yetkili makamlardan izin almaksızın taşınmaz mal satıldığının tespit edildiğini söyledi.

Yürürlükteki mevzuata göre bu tür satışların geçersiz olduğunu vurgulayan Sait, satışı yapanların da suç işlediğini kaydetti. Sait'in açıklaması aynen şöyle:

"Dairemize ulaşan bilgi ve belgelere göre bazı şahısların Kıbrıs Türk cemaatine mensup olmayan şahıs veya şahıslara Bakanlar Kurulu'ndan ve/veya yetkili makamdan önceden izin almaksızın taşınmaz mal sattıkları tespit edilmiştir. Yürürlükteki mevzuat altında bu tür satışlar hukuken geçersiz olduğu gibi satış yapanlar açısından da suç oluşturmaktadır.

Kıbrıs Türk cemaatine mensup olmayan şahısların önceden Bakanlar Kurulu'ndan veya yetkili makamdan izin almaksızın KKTC hudutları dahilinde senetle veya herhangi başka bir belgeye dayanarak taşınmaz mal satın almaları yasal yönden olanak dahilinde olmadığından, bu şekilde taşınmaz mal satanların aleyhine yasal işlem yapılacağı gibi bu tür mukavelelere dayanarak taşınmaz mal alanların ödedikleri meblağlar için de hukuki açıdan sorumluluğun tamamen kendilerine ait olacağı ve mal alımı ve satımı ile ilgili olarak verilmeyecek izinler dolayısıyla devletin veya ilgili herhangi bir makamın sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığından ilgililerin ve tüm yurttaşların yasal durumu nazarı itibara alarak hareket etmeleri gerektiği önemle duyurulur"

Yabancılara mal satışı mecliste de görüşüldü

Yabancılara mal satışı konusu dün Cumhuriyet Meclisi'nde de gündeme geldi. BDH Girne Milletvekili Halil Sadrazam, UBP Girne Milletvekili Hasan Bozer ve BKP Milletvekili İzzet İzcan, konu ile ilgili söz alarak konuşma yaptılar.

İzcan, İçişleri Bakanlığı'ndan aldığı bilgilere göre rakamlar verdi ve konunun Kıbrıs sorunuyla yakından ilgili olduğunu ve bu süratte devam ederse sıkıntı yaratacağını söyledi.

Bu işten haksız kazanç sağlayan bir ara sınıf da oluştuğunu belirten İzzet İzcan, 2000 yılında taşınmaz mal almak için 228 yabancı uyruklu başvururken bu rakamın 2001'de 309'a, 2002'de 591'e, 2003'te 955'te ve bu yılın ilk 6 ayında da 1157'ye yükseldiğini açıkladı.

İzcan, bunu Kıbrıs sorununun çözümünde büyük engel gördüğünü ve meclisin tartışması gerektiğini belirtti.

Konuşmacıları yanıtlayan İçişleri Bakanı Özkan Murat, inşaat sektöründe müthiş bir gelişme yaşandığını, yüzde 200'le resmen bir patlama görüldüğünü kaydetti.

Bugüne dek yabancılara 2 bin 545 dönüm mal satıldığını açıklayan Özkan Murat, asıl endişelerinin izinsiz satışlar olduğunu vurguladı. Murat, hem yabancıları, hem mal satanları, hem de emlakçileri uyardı.

Özkan Murat, inşaat sektörünün gelişmesinden endişe duymamak gerektiğini belirterek, bu sektörün diğer sektörlerin de tetikleyicisi olduğunu, ancak doğayı da koruyup kollamak gerektiğini vurguladı.

Murat, bunun yasaklarla yapılamayacağını, geçmişte Girne için sadece Beyaz Bölge Emirnamesi dışında bir şey yapılmazken, şu anda Girne ve Karpaz için 2 tane emirname hazırlıklarının sürdüğünü ve 2 ay içinde tamamlanacağını yineledi.

Murat, yabancılara uzun vadeli kiralama (leasing) yöntemi de uygulanabileceğini söyledi.

KIBRIS 23/07/04

KKTC'nin ekonomisi gelişirse Kıbrıs'ta çözüm kolaylaşır

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türklerine yönelik siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılması gerektiğini belirterek, KKTC'nin ekonomik gelişmesinin, Kıbrıs sorununun çözümünü de kolaylaştıracağını söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, Fransa'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Claudie Haignere ile dün Paris'te görüştü.

Talat'ın Fransız bakanla yaptığı görüşmeye Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev de katıldı.

Görüşmede Talat'ın, Fransız bakandan, KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması için AB nezdinde Paris'in desteğini istediği öğrenildi.

Talat, Claudie Haignere ile yaptığı görüşmeden sonra, Yabancı Gazeteciler Derneği'nde (CAPE) basın toplantısı düzenledi.

Fransız bakanla yaptığı görüşmenin çok olumlu ve yararlı geçtiğini kaydeden Talat, "KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması konusunda BM Güvenlik Konseyi üyesi Paris'in gerekli desteği vereceğine inandığını" bildirdi.

Talat, görüşmede AB Komisyonu'nun mali ve ticari konularda hazırladığı tüzüklerin kabul edilmesi konusunda Fransa'nın desteğini istediğini söyledi.

KKTC'nin şu andaki önceliğinin resmen tanınmak olmadığını ifade eden Talat, "Şu anda beklentimiz, çözüm elde edilene kadar siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılmasıdır. Referandumda evet diyen Kıbrıslı Türkler, artık çözüm istemeyen taraf olarak gösterilemezler. Çözüme evet diyen Türklerin cezayı da çekmesi makul ve anlaşılır bir durum değil" dedi.

AB'den beklentiler

KKTC'nin AB ile serbest ticaret yapmak istediğini kaydeden Talat, AB ülkelerinin KKTC ile doğrudan uçak seferlerine de başlaması çağrısında bulundu.

Talat, KKTC'ye doğrudan uçak seferi olmaması nedeniyle, çok uzun ve pahalı olduğu gerekçesiyle yabancı turistlerin de Türk kesimine gelmekten çekindiğini ifade etti.

Başbakan Talat, "Ekonomimizin teknik ve idari yapısını AB standartlarına çıkarmak istiyoruz" dedi.

BM planıyla ilgili referandumdan sonra tüm dünyanın KKTC'ye bakışının tamamen değiştiğini belirten Talat, Avrupa'da yaptığı temaslardan anlayış gördüklerini söyledi.

Talat, KKTC'nin çözüm konusundaki çabalarının devam edeceğini de bildirdi.

KKTC'deki Türk askeri ve Türk göçmenlerle ilgili bir soru üzerine Talat, BM planında bu konulara ilişkin düzenlemelere atıfta bulundu ve Rumların, plana hayır diyerek, Türk askeri ve göçmenlerinin azaltılmasını da engellediğini kaydetti.

Talat, "30 yıldır adada yaşayanların KKTC'yi terk etmesinin insani bir davranış olmadığını ve Avrupa değerlerine aykırı ırkçı bir tutum olduğu" söyledi.

AB'nin Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlayıp başlamamasına ilişkin bir soru üzerine de Talat, "Böyle bir seçeneği düşünmek bile istemiyorum. Müzakerelerin başlamaması, Kıbrıs sorununun çözümüne olumsuz etki yapar" dedi.

KIBRIS 23/07/04

Liderler, ikinci kez toplanamadı

Hükümet sorunu ve erken seçim gündemiyle önceki gün yaptıkları ortak toplantıda mutabakata varamayan siyasi parti liderlerinin dün yapılması beklenen ikinci toplantısı belirsiz bir tarihe ertelendi. Toplantının, koalisyon ortağı Demokrat Parti'nin hükümet formüllerine ilişkin çalışmasından dolayı iptal edildiği belirtilirken, DP Genel Başkanı Denktaş, "Çalışmalarımız bu akşama kadar sürecek. Olmazsa 6 Kasım'da seçim var" dedi.

Mecliste önceki gün yapılan ortak toplantının ardından dün yeniden bir araya geleceklerine ilişkin açıklamalar üzerine gazeteciler dün mecliste beklemeye koyuldular. Meclis genel kurulunun rutin toplantısından sonra önce saat 12.30'da, ardından da 13.30'da liderlerin bir araya geleceği belirtilmesine karşın ortak toplantı yapılmadı. Kulislerde gazetecilerin sorularını yanıtlayan parti başkanları ve milletvekilleri, toplantının yapılmayacağını belirttiler, ancak gerekçeye ilişkin soruları yanıtsız bıraktılar. Bazı parti yetkilileri ise Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın dün gün boyu meclise gelmemesini gerekçe gösterdiler.

Parti liderlerinin meclisteki toplantısının iptal olduğunun kesinleşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, dünkü toplantının ardından resmi açıklamalar yapılmasına karşın toplantının dün devam edeceği konusunda bir işaret görmediğini söyledi. Soyer, "Çünkü dünkü toplantıda sadece seçimin cumartesi yapılması konusunda anlaşma oldu" diye konuştu.

Ortak toplantının dün yapılıp yapılmayacağına ilişkin girişim yaptıklarını ve DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın hükümet sorununa ilişkin çalışmalarını sürdürdüğünü öğrendiklerini belirten Soyer, "Şu an itibarıyla toplantının yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir tespitimiz yok, ne zaman yapılacağını da bilmiyorum" dedi.

Soyer, şunları kaydetti:

"Bütün siyasi partilerin illa bir araya gelip bu işi çözsün yaklaşımı bir hülyadır. Çünkü hepsinin niyeti başka başka. Bu hülyanın peşine fazla düşmemek gerekir. Ama biz elimizden geleni yapacağız, Serdar Bey'in çalışması nedir onu da görelim, diğer alternatifleri de değerlendireceğiz ama erken seçim kaçınılmaz. Artık bütün siyasi partiler ekim mi, kasım mı mevzularının arkasına saklanmadan, ekimin ortası veya 7 Kasım'da seçimi yapmamız gerekir. İnsanları yanlış beklenti ve hayallere sürüklememek gerekir. Farklı farklı eğilimleri, farklı niyetleri olan siyasi partilerin başkanları bir araya gelip bu işi çözecek gibi ham hayal peşinde sürüklenmemek gerekir. Bu durum erken seçimin kaçınılmazlığını kanıtlamış durumdadır..."

"Parti liderleri bir araya gelemediklerine göre seçim tarihi konusunda uzlaşma nasıl sağlanacak" sorusuna da Soyer, "Seçim konusunda uzlaşmaya varılamayacaksa, hükümet oluşumu konusunda uzlaşma üretmek gerekir. Hükümet konusunda uzlaşma üretilemediğine göre seçim konusunda niye uzlaşma olmasın.... O zaman hepsi bize destek olsun, bütçeyi de geçirelim ve bu işi götürelim. Demek ki bu işi bizden başka yapacak olan yok..." ifadeleriyle yanıt verdi.

CTP Genel Sekreteri Soyer, DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın "26 formülü" ile ilgili sorulara karşılık da, "Bilmiyorum, ben sihirli formüllerle uğraşmam. Balık rıhtıma çıksın da görelim..." diye konuştu.

Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ise, TAK muhabirinin sorularına karşılık, "Hükümet çoğunluğunu sağlamak için temaslarımız, çalışmalarımız devam ediyor. Çalışmaları bitirirsek bitiririz, olmazsa 6 Kasım'da seçim var" dedi.

Denktaş, hükümet çoğunluğuyla ilgili nasıl bir formül üzerinde çalıştığı konusunda ise bilgi vermedi.

Koalisyon ortağı Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, 23 sandalyeyle azınlığa düşen koalisyon hükümetini 26 çoğunluğuna taşıyacak formül üzerinde çalıştıklarını dün açıklamış, ancak ayrıntı vermemişti.

Demokrat Parti'den 2, CTP'den de 1 milletvekilinin istifasıyla mecliste azınlığa düşen ve aylardan beri çoğunluk arayan koalisyon hükümeti, mecliste 4 sandalyeye sahip BDH'nın da katılımıyla çoğunluğu sağlama girişimlerinden sonuç alamamıştı. Bu girişimin de sonuçsuz kalması üzerine erken seçim yoğun olarak tartışılmaya başlanmış, ancak bu kez de seçim tarihi konusunda farklı görüşler ortaya konmuştu.

Mecliste koalisyon ortağı CTP'nin 18, DP'nin de 5 milletvekili var. Koalisyon ortakları dışında grubu olan tek parti ana muhalefet UBP 18 sandalyeye sahip. Üç partiye ek olarak BDH 4, BKP, TKP ve Yeni Parti ise 1'er sandalye ile temsil ediliyor. Meclisin DP'den ayrılan 2 de bağımsız milletvekili bulunuyor.

KIBRIS 23/07/04

Talat, ABD'den somut adım istedi

 

Talat, ABD temsilcisi Laura Kennedy ile görüştü



24 Temmuz, 2004 19:11:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'den Kuzey Kıbrıs'a yönelik izolasyonun kaldırılması ve uluslararası toplumla bütünleşebilmesi somut adım atmalarını istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Laura Kennedy ile Girne'de görüşen Başbakan Talat, ABD'den taleplerde bulundu.

Yemeğe, ABD'nin Güney Kıbrıs'taki Büyükelçisi Michael Klosson ve Büyükelçilik Kıbrıs Masası Şefi Ann Hall, Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Kutlay Erk de katıldı.

Kennedy: "Kıbrıs konusunda fazla bilgim yok"

Rum basınının da büyük ilgi gösterdiği görüşmeyle ilgili olarak Laura Kennedy, Kıbrıs konusu hakkında fazla bilgi sahibi olmadığını, taraflarla görüşerek bilgi alacağını söyledi.

Kennedy, Kıbrıs Rum tarafından da referandum sonrası görüşlerini aldığını belirtti.

KKTC'nin beklentileri

Başbakan Talat da, Birleşmiş Milletler'in planına 'evet' diyen Kıbrıs Türklerinin seviyesinin yükseltilmesini istedi.

Ercan Havaalanı'nın doğrudan uluslararası uçuşlara açılmasını beklediklerini dile getiren Talat, serbest ticaret konusunun önemini de vurguladı.

Talat, Rum gazetecilere sinirlendi

Rum gazetecilerin, ''Papadopulos'un önerisini neden reddettiniz?'' şeklindeki bir sorusu üzerine, ''ben önlemler paketini önemsemiyorum, ciddiye almıyorum'' dedi ve Rumların önerilerinin Kıbrıs Türklerine 'birşey vermediğinin' altını çizdi.

KKTC Başbakanı, Rum gazetecilerin ''Türk ordusu adayı işgal ediyor'' sözlerine de, ''böyle bir şey yok, bütün dünyanın bildiği gibi Türk ordusunun burada bulunma sebebi bellidir'' diyerek sert tepki gösterdi.

Başbakan Talat, önümüzdeki günlerde iç politika sorunlarını aşacak önemli gelişmeler olacağını söyledi.

AB yardımlarına Rumlardan engel

Rum gazeteleri; Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı Kıbrıslı Türkler’e destek tüzükleri konusunda haftalar süren tartışmaların ardından Daimi Temsilciler Komitesi’nin (COREPER) önceki günkü toplantısında; acele etmeme ve onayı eylül ayındaki toplantıya havale etme kararı aldığı yolunda haberler yayımladılar.

Fileleftheros “Hesaplar Açık Kaldı – Konsey’in Bilirkişi Raporu, Kıbrıslı Türklerle Direkt Ticaretin Hayata Geçirilmesinde Ciddi  Konular Ortaya Koyuyor – Lefkoşa’nın By-Pass Edilmesi Çabalarına Fren” başlığıyla manşete çıkardığı haberinde, Rum yönetiminin; AB’nin Kıbrıslı Türklerle direkt ticaret ve 263 milyon 135 bin euro’luk AB finansmanı almasına yönelik tüzüklerin onaylanmasında eylüle kadar süre kazandığını, COREPER toplantısında tüzüklerin görüşülmesinin, Türkiye’ye AB’yle müzakerelere başlama tarihi verilmesi görüşmeleriyle çakışmaması için eylül ayına ertelendiğini yazdı.

Gazete, Konsey Hukuk birimi müdürü Jean Clot Piris’in sözlü bilirkişi raporunda yer verdiklerinin geleceği etkileyebilecek önemli bir gelişme olduğunu ve bu görüşlerin büyük ölçüde Rum yönetiminin tezlerini haklı çıkardığını yazdı.

Gazeteye göre Piris, tüzüklere ilişkin şu 3 noktaya değindi ve Rum yönetiminin by-pass edilmesinin hatalı olduğu görüşünü ortaya koydu:

“1-Uluslararası hukuka göre kimse bir ülkenin limanlarını, sözkonusu devletin rızası olmadan açamaz.

2-Üçüncü ülkelerle ticareti düzenleyen 133. madde Kıbrıs örneğinde uygulanamaz, adanın Kuzey kesimi, AB’a üye olmuş bütün hükümranlığın bir parçasıdır.

3-Kıbrıs Türk Ticaret Odası Komisyon’la uyum içinde ihracat belgesi veremez. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de rızası gerekir.”

Haravgi “AB Tüzükleri Hukuktan Muzdarip – Kıbrıs Hükümetinin Tezleri AB Ülkelerinden Geniş Destek Buldu” başlığıyla yansıttığı haberinde, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’nun önceki günkü açıklamasında; AB Daimi Temsilciler Komisyonu’nun (COREPER) Avrupa Komisyonu’nun KKTC’yle direkt ticarete ilişkin tüzüğü, pekçok hassas noktası bulunduğunu saptadığı için, Genel Konular Komitesi’nde (Dışişleri Bakanları) görüşülmek üzere eylül ayına ertelediğini söylediğini bildirdi.

Gazete Yakovu’nun, Rum yönetiminin yalnız bırakıldığı “iddialarını” reddettiğini ve “tezlerimiz pekçok ülke tarafından desteklendi. Yalnız kalanlar, karşı tezleri savunanlardır. Sürekli olarak verdiği diplomatik savaşında hükümete biraz güvenilsin” dediğini yazdı.

Gazeteye göre Yorgo Yakovu; Konsey hukuk biriminin Daimi Temsilciler Komitesi’ne; Kıbrıs hükümetinin ilk günden beridir ifade ettiği tezle hemen hemen başabaş olan;  direkt ticaret tüzüğünün hukuki açdan hassas pekçok noktası bulunduğu bildirdiğini söyledi. Yakovu “hukuki argümanlar konusunda, Türkiye’ye saptıklarını söylediğimiz pekçok ülke, AB’nin karar veremeyeceği görüşüne sahipti” dedi.

Rum Ticaret Sanayi ve Turizm Bakanı Yorgos Lillikas Rum yönetiminin “ayrılıkçı meyillere” yol açacak önlemler alınmasına izin vermeyeceğini, Kıbrıslı Rumlar’ın ve “Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını korumak için gerekli bütün önlemleri alacağını” öne sürdü. Lillikas “Biz, iki toplum arasındaki alışverişi ve işbirliğini gündeme getirecek, siyasi  geçmiş yaratacak, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik adımların yaratılmasına ve inisiyatiflerin geliştirilmesine olanak sağlayacak  her önlemi destekliyor ve cesaretlendiriyoruz.” iddiasında bulundu.

“İNGİLİZLRE YALNIZ KALDI”

Gazete Lillikas’ın, Güney Kıbrıs’ın veto kullanmaya ilişkin tutumunun da, Brüksel’deki tartışmalar aracılığıyla şekillenmiş olanlar gibi şartlarda biçimleneceğini sözlerine eklediğini kaydetti. Gazete başka bir haberinde ise İngilizlerin yalnız kaldıklarını, hiçbir ülkenin; AB’nin KKTC’yle direkt ticaret yapmasına ilişkin tüzükler konusunda Londra’nın “aşırı” tezlerini desteklemediğini savundu.

Politis haberi AB’ın Kıbrıslı Türklere Yönelik Önlemleri Eylüle Ertelendi – Hollandalıların Elinde – COREPER’in Dünkü Toplantısında Görüş Ayrılıkları ve Hukuki Olanaksızlıklar Saptandı” başlığıyla okurlarına aktardı

Gazete edindiği bilgilere dayanarak; Avrupa Komisyonu ve Konseyi’nin hukuk birimlerinin, aralarındaki özellikle direkt ticarete ilişkin tüzük (üçüçü ülkelere atıfta bulunan 133. madde) hakkındaki çekinceleri inceleyeceklerini, devamında ise Hollanda dönem başkanlığının; sorunları ve olası çözümleri yazılı olarak sunacağını belirtti. 

Gazeteye göre yabancı bir kaynak dün bu gazeteye yaptığı açıklamada “Vaadlerimizi yerine getirmeliyiz.  Bu nedenle daha fazla zamana ihtiyacımız var. Gerektiği halde sağlanmayan şeyleri keşfetmemiz için tüzüklerin şimdi veya eylülde veya ekimde onaylanmasına gerek yok. Kıbrıslı Türkler’e yönelik ekonomik yardımın Avrupa Komisyonu tarafından onaylanması gerekir ki bu, eylül veya ekimden önce olamaz” dedi.

HALKIN SESI 24/07/04

İngiliz üsleriyle uğraşmaktan...

Güney’de yayınlanan Haravgi gazetesi “İngiliz Üslerinin Kaldırılması Konusunda Cephe Açmanın Zamanı Değil – Dimitris Hristofyas: Buna Yönelik Arzumuz Kesindir Ancak Böyle Bir Cephe Açmak Davamızın Çıkarına Değil” başlık ve spotlarıyla manşetten verdiği haberinde, Rum Meclis Başkanı  AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın: “Bugün, direkt olarak, İngiliz üslerinin kaldırılmasını hedefleyen bir cephe açmak Kıbrıs’ın ve davamızın çıkarına değil. Ancak halkımızın bu yöndeki isteği ve  arzusu kesindir” dediğini bildirdi.

Gazeteye göre Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu Rum yönetiminin, başka cepheler açılmaması gerektiği ve mevcut aşamada İngiliz üsleri konusunun alevlendirilmesinin Güney Kıbrıs’a ve Kıbrıs sorununa yardımcı olmayacağı görüşünde olduğunu söyledi.

Gazete Yakovu’nun şunları söylediğini yazdı:

“Hükümet, İngiliz üsleri konusunun alevlendirilmesinin mevcut aşamada Kıbrıs’a ve davasına yardımcı olmayacağı görüşündedir. Böyle bir hareket bizi İngiltere hükümetiyle, ilişkilerimizin çok da iyi olmadığı bir dönemde  ciddi bir misillemeyle karşı karşıya geitirir. Hükümet, başka cepheler açılmaması gerektiğini değerlendiriyor. Ancak EDEK Onursal Başkanı Vasos Lissaridis’in  önerdiği üzere konunun mecliste görüşülmesi herhangi bir sorun yaratmaz”

Habere göre EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise, İngilizler’e Rum meclisi aracılığıyla uygun mesajların verilmesi gerektiğini söyledi. Omiru İngiltere’nin “Annan planına, Kıbrıs’taki üslerinin karasuları ve ekonomik kullanım bölgesi bulunduğu maddesini koymaya özen gösterdiğini” söyleyerek İngiltere’yi “Kıbrıs’a karşı hilekar davranışta bulunmakla” suçladı.

Yannakis Omiru; İngiltereyi ayrıca KKTC’nin dolaylı yoldan tanınması ve Avrupa Komisyonu’nun sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal egemenlik haklarını tanımayan” tüzükler onaylamasını hedefleyen faaliyetlerde başrol oynamakla da suçladı.

Fileleftheros da “Üsler Konusu Güzel Güzel Başlamışken, Kapandı – AKEL, Şu Anda İkinci Bir Cephe Açılmasını Faydasız Buluyor” başlığıyla yansıttığı haberinde, İngiliz üsleri konusunun Rum meclisinde görüşüleceğini ancak bugünkü durumu değiştirecek siyasi bir karar alınmayacağını bildirdi.

Gazete Rum yönetimi ve AKEL’den sonra, DİSİ ve EDİ’nin de, bu konunun o kadar da güncel bir konu olmadığını düşünmeye başladığını yazdı ve Hristofyas ile Omiru’nun söylediklerine yer verdi.

Gazeteye göre konuyla ilgili olarak DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis’in “ülkesinde yabancı askeri üs bulunmasını kimse istemez” dediğini ancak bu konuda yeni bir cephe açılmasına karşı çıktığını  söyledi. EDİ adına konuşan asbaşkan Mihalis Papapetru ise partisinin,  İngiliz üslerinin adadaki mevcudiyetine karşı olduğunu ancak şu anda böyle bir konuda harekete geçilmesinin büyük boyutları olan bir hata olacağı kanaatinde olduğunu söyledi. NEO ise İngiliz üsleri ve İngiltere’nin Kıbrısl’la ilgili politikası aleyhine siyasi gösteriler düzenlenmesini tercih ediyor

HALKIN SESI 24/07/04

AB Komisyonu’na inanıyorum

Başbakan Mehmet Ali Talat, “Mali ve serbest ticaret tüzüğünün Kıbrıslı Türklerin tecritini ortadan kaldıracak şekilde AB Komisyonu’ndan geçmesini sağlayacağız.  Buna inanıyorum” dedi. 

Talat, Paris’e gerçekleştirdiği bir günlük ziyareti tamamlayarak gittiği İstanbul Atatürk Havalimanı VIP Konferans Salonu’nda basın toplantısı düzenledi.

Ziyarette, Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Claudie Haignere ile görüştüğünü ve Kıbrıs’ta ortaya çıkan yeni durumu anlatma fırsatı bulduğunu kaydeden Talat, artık Kıbrıs Türk tarafının çözümsüzlükten yana olduğu mantığının geçerliliğini kaybettiğini söyledi.

Talat, bu çerçevede Kıbrıs Türk tarafına yapılan izolasyonun kalkması için AB ülkelerine büyük görevler düştüğünü dile getirerek, “Çünkü Kıbrıs artık bir AB üyesi. Her ne kadar Kıbrıs’ın kuzeyinde müktesebat askıda olsa da” dedi.

İzolasyonun ortadan kaldırılması çalışmalarının başarıya ulaşacağına inandığını vurgulayan Talat, şöyle devam etti:

“Brüksel’de ticaret ve mali yardım tüzüğüyle ilgili Eylül’e erteleme kararı alındı. Bu, bizim beklediğimizin dışında bir gelişmedir. Beklentimiz, mali ve serbest ticaret tüzüğünün birlikte paralel olarak kabul görmesiydi. Ancak bu gerçekleşmedi. Yine de bir erteleme söz konusudur. Belki daha iyi koşullarda beklenen sonucu getirecektir. AB Komisyonu ve üye ülkelerle yakından çalışıyoruz. Mali

ve serbest ticaret tüzüğünün Kıbrıslı Türklerin tecritini ortadan kaldıracak şekilde AB Komisyonu’ndan geçmesini sağlayacağız. Buna inanıyorum.”

SAKARYA’DAKİ TREN KAZASI

Başbakan Talat, Sakarya’daki tren kazasına ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Çok üzücü, acı verici bir gelişme. Kazanın nedenlerinin bulunmasından öte insanların acısının da paylaşılması gerekiyor. Bu dönem Türkiye için, Türk halkı için üzücü bir gelişmenin olduğu dönem. Ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.”

HALKIN SESI 24/07/04

Denktaş:“ ‘EVET’ diyerek bu insanların kemiklerini çatır çatır sızlattınız”

 

“BU İNSANLARIN KEMİKLERİNİ SIZLATTINIZ”

“Hiçbiriniz okumadınız, hiçbiriniz içinde ne var diye sormadınız, hiçbiriniz ilgilenmediniz, beyninizi nasıl yıkamışlarsa yıkadılar, ‘Evet derseniz devletimiz var olacak, Evet derseniz egemenliğiniz tanınacak, Evet derseniz gökten size Eurolar yağacak zengin olacaksınız’ diyenlere inandınız ve bu insanların kemiklerini çatır çatır sızlattınız.”

 

“YANLIŞ YAPTIĞINIZI ANLADINIZ MI?... KESTİREMEDİM”

“Kıymetini bilecek miyiz bilmeyecek miyiz bilmiyorum. Çünkü size ‘Evet’ dedirten, o telkinlerin üzerinizden kalkımış olup olmadığını henüz kestiremedim. Yanlış yaptığınızı anlayıp anlamadığınızı henüz kestiremedim”

 

“NEREYE OY VERDİKLERİNİ BİLMEZLER”...

“EVET verenlere nereye oy verdiniz diye size sorarsam, nereye verdiklerini bilmezler... Barışa vermişler, hangi barışa, barışı 1974’te Türk askeri getirdi. Bütün memleket barış içinde, eksik olan Rumla anlaşmadır”

 

Rauf Denktaş, 1974 Harekatı sırasında şehit olan Topçuköylü 9 kişi anısına önceki akşam düzenlenen törende “Ama önümüze bir plan attılar, hiçbiriniz okumadınız, hiçbiriniz içinde ne var diye sormadınız, hiçbiriniz ilgilenmediniz, beyninizi nasıl yıkamışlarsa yıkadılar, ‘Evet derseniz devletimiz var olacak, Evet derseniz egemenliğiniz tanınacak, Evet derseniz gökten size Eurolar yağacak zengin olacaksınız’ diyenlere inandınız ve bu insanların kemiklerini çatır çatır sızlattınız.” diye konuştu.

Denktaş, bunları söylemenin kendi görevi olduğunu ve söylediklerinden “bazıları”nın gücendiğini, “bazıları”nın da “Denktaş barış istemez” dediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Hayır, barış istiyorum, sağlam bir barış istiyorum. Öldüğümde gözlerim arkada kalmasın diyorum. Halkım, insanlarım, evlatlarım, torunlarım artık sağlam bir binadadır diyeyim.”

 

“Rumlar bizi buyük bir felaketten kurtardı”

 

Denktaş, bu konuda allahın da yardımcı olduğunu belirterek, Rumların “Ben zaten bütün Kıbrıs’ın hükümetiyim, ben niye Türklerle anlaşma yapayım, ben Avrupa Birliği’ne bütün Kıbrıs’ı sokuyorum, onun için hiç umrumda değil anlaşma istemem, ‘Hayır’” dediğini ve Kıbrıslı Türkleri büyük bir felaketten kurtardığını söyledi.

 Bu sayede hiç olmazsa Rumların Türklere, yeniden müzakere etmek, yeniden haklarını savunmak, dirilişe ve direnişe devam edebilme fırsatını verdiğini söyleyen Denktaş, “Kıymetini bilecek miyiz bilmeyecek miyiz bilmiyorum. Çünkü size ‘Evet’ dedirten, o telkinlerin üzerinizden kalkımış olup olmadığını henüz kestiremedim. Yanlış yaptığınızı anlayıp anlamadığınızı henüz kestiremedim” dedi.

 

“Talat’ı kabul ettiler...”

 

Söz veren ülkelerin Şimdi Kıbrıslı Türklerin sırtını okşadığını, Başbakan Talat’ı kabul ettiklerini ve tatlı tatlı sözler söylediklerini belirten Denktaş, bunu yapmalarının nedenini ise Kıbrıslı Türklerin referandumda “Evet” demesi için çok şey vaadettiklerini hatırlattı.

Denktaş, bazı ülkelerin “Ercan’a uçaklar derhal inecek, derhal tanınacaksınız, derhal tanınma yolları açılacak, derhal ambargolar kalkacak” sözlerini hatırlatarak, bu meselelerin üzerinden üç ay geçmesine rağmen hiçbirşeyin olmadığını söyledi.

Bunların elde edilmesi için Başbakan Talat ve Türkiye’nin canla başla uğraştığını  ifade eden Denktaş,

bu uğraşları taktir ettiklerini ve destek verdiklerini belirtti.

 

“Plandaki olumlu unsurları ben koydum”

 

Annan Planı’nda, Türklerin lehinede şeylerin tabii ki varolduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, “Kim koydurdu onları, ben koydurdum. Yıllarca masada söylediklerimizle onların bir kısmını koydurduk” dedi.

Denktaş, binayı kendisinin yaptığını, dışardan bakıldığında çok güzel olduğunu ve halkın “derhal içine girin” diye söyleyenleri dinlediğini belirterek, binayı yapan adam olarak kendisinin ise, “Aman sakın ha girmeyin daha bitmedi. Dıştan görünüşü gibi değil, içine girerseniz demiri eksiktir, kumu tuzludur, çok hatası vardır, başınıza yıkılır” dediğini hatırlatarak, “Allahtan Rumlar yıktı binayı da içine girmediniz” dedi.

 

“EVET oyu verenler neye oy verdikleri bilmezler”

 

Denktaş, referandumda “Evet verenlere nereye oy verdiniz diye size sorarsam, nereye verdiklerini bilmezler” diyerek, “Barışa vermişler, hangi barışa, barışı 1974’te Türk askeri getirdi. Bütün memleket barış içinde, eksik olan Rumla anlaşmadır” dedi. (TAK)

 

 YENIDUZEN 23/07/2004

 

Talat: “AB Komisyonu ve üye ülkelerle yakından çalışıyoruz”

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, “Mali ve serbest ticaret tüzüğünün Kıbrıslı Türklerin tecritini ortadan kaldıracak şekilde AB Komisyonu’ndan geçmesini sağlayacağız.  Buna inanıyorum” dedi. 

 

Talat, Paris’e gerçekleştirdiği bir günlük ziyareti tamamlayarak gittiği İstanbul Atatürk Havalimanı VIP Konferans Salonu’nda basın toplantısı düzenledi.

 

Ziyarette, Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Claudie Haignere ile görüştüğünü ve Kıbrıs’ta ortaya çıkan yeni durumu anlatma fırsatı bulduğunu kaydeden Talat, artık Kıbrıs Türk tarafının çözümsüzlükten yana olduğu mantığının geçerliliğini kaybettiğini söyledi.

 

Talat, bu çerçevede Kıbrıs Türk tarafına yapılan izolasyonun kalkması için AB ülkelerine büyük görevler düştüğünü dile getirerek, “Çünkü Kıbrıs artık bir AB üyesi. Her ne kadar Kıbrıs’ın kuzeyinde müktesebat askıda olsa da” dedi.

İzolasyonun ortadan kaldırılması çalışmalarının başarıya ulaşacağına inandığını vurgulayan Talat, şöyle devam etti:

“Brüksel’de ticaret ve mali yardım tüzüğüyle ilgili Eylül’e erteleme kararı alındı. Bu, bizim beklediğimizin dışında bir gelişmedir. Beklentimiz, mali ve serbest ticaret tüzüğünün birlikte paralel olarak kabul görmesiydi. Ancak bu gerçekleşmedi. Yine de bir erteleme söz konusudur. Belki daha iyi koşullarda beklenen sonucu getirecektir. AB Komisyonu ve üye ülkelerle yakından çalışıyoruz. Mali

ve serbest ticaret tüzüğünün Kıbrıslı Türklerin tecritini ortadan kaldıracak şekilde AB Komisyonu’ndan geçmesini sağlayacağız. Buna inanıyorum.”

Başbakan Talat, Sakarya’daki tren kazasına ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Çok üzücü, acı verici bir gelişme. Kazanın nedenlerinin bulunmasından öte insanların acısının da paylaşılması gerekiyor. Bu dönem Türkiye için, Türk halkı için üzücü bir gelişmenin olduğu dönem. Ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.” (aa

 YENIDUZEN 23/07/2004

Başbakan Talat, ABD'de yayınlanan "The Washington Times" gazetesinde yayınlanan bir yazısıyla Rumlara çağrıda bulundu:Çözümü etkileyecek girişimleri durdurun

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Rumlara çağrıda bulunarak Kıbrıs sorununun çözümüne ters etki yaratacak girişimleri durdurmasını istedi.

Başbakan Talat'ın Kıbrıs'taki son gelişmeleri anlatan yazısı, ABD'de yayımlanan "The Washington Times" gazetesinin dünkü sayısında yer aldı.

Gazetenin "Mehmet Ali Talat Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başbakanı" olduğunu belirterek yayımladığı yazısında Talat, Kıbrıs Rum kesimine "Ortak evimiz Kıbrıs'ın uzlaşmasına zararı dokunacak girişimleri durdur" çağrısında bulundu. Talat, uluslararası topluluğa, özellikle ABD ve AB'ye de seslenerek Kıbrıs Türklerinin üzerinde uygulanan haksız izolasyonların kaldırılması için çabalarını ikiye katlamasını istedi.

Yazısında, referandumda gösterdiği cesaretten ve hükümetinin çalışmalarından dolayı Kıbrıslı Türklere övgüler yağdığını belirten Talat, bunu, ABD ve AB tarafından, bazıları hâlâ daha hazırlık aşamasında olan jestlerin takip ettiğine işaret etti.

Kıbrıslı Türklerin birleşme isteklerini kaybetmediklerini ifade eden ve Kıbrıs Rum yönetiminin, yapıcı olmayan tutumuna işaret eden Başbakan Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporundaki "Kıbrıslı Türklerin gelişmesini engelleyen ve izolasyon etkisini gösteren gereksiz sınırlamaların ve engellerin kaldırılması için şimdi artık daha somut adımlar atılmalıdır" tümcesine işaret etti.

Kıbrıslı Türklerin çözüm umutlarının sönmemesi için uluslararası topluluğun hemen harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Başbakan Talat, AB Komisyonu tarafından 7 Temmuz'da açıklanan, Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik paketin umutlandırıcı olduğunu, ancak Kıbrıs Rum kesiminin sert bir şekilde karşı çıkmasından ve ekonomik paketin hayata geçmesini engellemek için Avrupa mahkemelerine gitme tehditlerinden dolayı üzüntü duyduğunu ifade etti.

Yazısında ticaretin serbest bırakılmasının tüm taraflara faydalı olacağına işaret eden Talat, yapılacak parasal yardımların Güney ve Kuzey Kıbrıs arasındaki dengesizliği azaltacağını, ancak bunun hiçbir zaman üretimden ve endüstriden elde edilecek varlığın yerini alamayacağına dikkat çekti ve "Bana bir balık ver beni bugün için doyur; bana balık tutmasını öğret ve hayatım boyunca beni doyur" atasözüne işaret etti.

Kıbrıslı Türklerin dış dünyaya açılmasının ekonomik boyutlarda kalmaması gerektiğine işaret eden Talat, kültürel, sportif faaliyetler ve uluslararası organizasyonlara katılmasının da desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Talat "Hiçbir politik antlaşmazlık, özellikle globalleşmenin doruğa ulaştığı bir dönemde Kıbrıslı Türklerin uluslararası sistemin dışında kalmasını açıklayamaz" dedi ve Kıbrıslı Türkler yabancı ülkeler bir yana ne Türkiye ne de Kıbrıs Rum kesimiyle bir futbol maçı yapamıyorsa, uluslararası topluluğun Kıbrıs Türklerine uyguladığı "zararsız" olduğu ileri sürülen ihmali tekrar gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı

KIBRIS 24/07/04

Lefkoşalı Rum, Avrupa Komisyonu'na dava açıyor

Lefkoşalı bir Rum, Avrupa Komisyonu aleyhine dava açıyor.Simerini gazetesi, Lefkoşa'nın Rum kesiminde ikamet etmekte olan yatırım danışmanı Andreas Efthimiu (60) isimli Rum "göçmenin", Avrupa Komisyonu ve AB'nin diğer kurumları aleyhine, "Türk işgalini" görmezlikten gelerek (kendi iddiasıyla) "işgal altındaki toprakların" çıkarına yönelik tedbirleri ileriye götürdükleri için Lefkoşa Rum Mahkemesi'nde dava açtığını bildirdi.

Habere göre, Efthimiu gazeteye yaptığı açıklamada, açtığı davayla "Kıbrıs Cumhuriyeti'ne" karşı, AB tarafından alınan "işgal altındaki toprakların" ekonomik açıdan geliştirilmesiyle ilgili programlanan tedbirlerin, herhangi bir gecikme olmaksızın geri çekilmesini hedeflediğini söyledi.

Efthimiu ayrıca kendi ifadesiyle "Türk işgalini" yasallaştırdığı gerekçesiyle, Avrupa Komisyonunu suçladı.

Gazete söz konusu davanın, bu yıl 20 Eylül'de görüşüleceğini ve mahkemeye Avrupa Komisyonu ile Hukuk Dairesi temsilcilerinin de çağrılacağını yazdı.

Öte yandan Haravgi gazetesi, Hristos Kliridis ile Ksenis Ksenofontos isimli avukatların, AİHM'den 2 Eylül'de görüşülmesi belirlenen mahkemenin, Annan Planı'nın reddedilmesinin hukuksal boyutları ve KKTC'deki Tazmin Komisyonu ile ilgili soru sorduğu, Kesinidis Arestis davasına müdahale etmesini talep ettiklerini yazdı.

Habere göre, Klerides ve Ksenofantos, müdahalenin gerekli olduğunu, çünkü Kesnidis-Arestis davasının sadece kendi müşterilerinin değil, Avrupa Mahkemesi önünde bulunan diğer göçmenlerin akıbetini belirleyeceği yol gösterici bir dava olduğunu belirttiler.

KIBRIS 24/07/04

"CIA, Rum siyasilerin telefonlarını dinliyor"

CIA'in Rum tarafında bulunan biriminin, Rum siyasilerin ve gazetecilerin telefon görüşmelerini 24 saat dinlediği iddia edildi.

Kipros Simera isimli haftalık gazete, "CIA, Polisi ve KİP'i Denetliyor ve Emir Dikte Ediyor" başlıklı manşet haberinde, Rum hükümetinden üst düzeyli bir yetkilinin CIA'in Rum tarafında bulunan biriminin Rum siyasilerin ve gazetecilerin telefon görüşmelerini 24 saat dinlediğini, Rum güvenlik makamlarının CIA ajanlarının hiçbir talebini reddetmediklerini söylediğini yazdı.

Gazeteye göre, söz konusu kaynak, CIA'in Rum tarafındaki biriminin başında kadın bir CIA ajanı bulunduğunu, bu kişinin Rum polisi ve istihbarat birimi (KİP) üst düzey yetkilileriyle güçlü bağları olduğunu ve bu birimleri büyük ölçüde denetimi altına almayı başardığını söyledi.

Aynı kaynak, kadın CIA ajanının, Rum polisine ve KİP'e, CIA'in arzularını dikte ettirdiğinin ve CIA için oldukça olumlu sonuçlar aldığının altını çizdi.

KIBRIS 24/07/04

Tatilde AB ülkeleri rağbette

KİŞİSEL AB VATANDAŞLIĞININ AVANTAJI... Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargolar nedeniyle seyahat özgürlüğünden yararlanamayan ve vize uygulamasına tabi tutulan Kıbrıslı Türkler, kişisel olarak "AB vatandaşlığını kazandıktan sonra" tatil için AB ülkelerine rağbet etmeye başladı

TATİLCİYE RAHATLIK... Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı İsmail Çetin, tatil için Türkiye'nin yoğun olarak tercih edildiğini, ancak vize probleminin ortadan kalkmasıyla tatilciye rahatlık ve kolaylık sağlandığını söyledi

Yeliz K. SARICA

Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargolar nedeniyle seyahat özgürlüğünden yararlanamayan ve vize uygulamasına tabi tutulan Kıbrıslı Türkler, AB vatandaşlığını kazandıktan sonra tatil için Avrupa Birliği ülkelerine rağbet etmeye başladı.

Yıllardır vize uygulamasıyla karşı karşıya kalan Kıbrıslı Türkler, tatil yapmak için sınırlı sayıda ülkeyi ziyaret edebiliyordu.

Referandumdan sonra Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla seyahat olanağına kavuşması, tatilcileri vize külfetinden kurtardığı gibi, isteyenin Türkiye dışındaki ülkelerde tatil yapabilmesine imkan sağladı.

Kıbrıslı Türklerin güneyde 24.00'e kadar kalma sınırlamasının kaldırılmasının ardından tatilciler, Kıbrıs'ın güneyinde tatil yapma olanağı da bulmaya başladı.

Çetin: Vizenin kalkmasıyla, Avrupa ziyaretleri de arttı

Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) Başkanı İsmail Çetin, tatil için Türkiye'nin yoğun olarak tercih edildiğini, ancak vize probleminin ortadan kalkmasıyla tatilciye rahatlık ve kolaylık sağlandığını söyledi.

Vize uygulamasının kalkmasıyla Avrupa ülkelerini ziyaret edenlerin oranının arttığını belirten Çetin, işadamlarının kısa vadeli iş imkanlarının da tercih nedeni olduğunu ifade etti.

Kıbrıslı Türklerin tatil taleplerinin yerli otellere ve güneydeki tesislere yoğunlaştığını kaydeden Çetin, şöyle konuştu:

"Halkımızın tatil için yerli otellere ve güneydeki tesislere talepleri başladı. Kuzey Kıbrıs'taki otellerin temmuz-ağustos aylarında doluluk oranları yüksektir.

Halkımız, 3 ve 2 yıldızlı otellere veya aile işletmelerine rağbet etmeli. Fiyat açısından da caziptir. Böylece doluluk oranları yükselir. Bu tesislerdeki hizmet ve yemek standardı da çok iyi düzeyde.

Acentelerimiz Türkiye'ye ve Türkiye dışında İtalya, İspanya, Paris, Mısır, Çin ve Karayipler gibi ülkelere turlar düzenliyor."

Tatil imkanı yaratılıyor

Seyahat acentelerimiz, yaz mevsiminin başlamasıyla bir yılın stres ve sıkıntılarından kurtulmak isteyen vatandaşlarımıza çeşitli tatil imkanları sağlıyor.

Ülkemizde faaliyet gösteren seyahat acentelerinin Türkiye'ye düzenlediği tatil turları kişi başına 500 milyon ile 1 milyar 480 milyon TL arasında değişiyor. Bazı acenteler düzenledikleri Türkiye turlarında, gidiş-dönüş uçak bileti, alan-otel-alan transferleri ve rehberlik hizmetlerini de fiyatlara dahil ediyor.

Paris, Barselona, Dubai, Viyana, Uzakdoğu, Yunanistan, Çin, Maldivler, Rio de Janeiro, Bali ve Mısır turlarıyla, Türkiye dışında kalan ülkelerde ise, 199 ile 1195 euronun gözden çıkarılması gerekiyor.

Gerek Türkiye'deki, gerekse Türkiye dışındaki ülkeler turlarla, 3 ile 10 gün arasında gezilebiliyor.

Ekonomik sorunlar nedeniyle Türkiye ve Türkiye dışındaki ülkeleri ziyaret edemeyen vatandaşlar da tatilini, Kuzey Kıbrıs'taki bazı otellerde geçirebilir. Kuzey Kıbrıs'taki bir gecelik otel fiyatı kişi başına 45 milyon ile 95 milyon TL arasında değişiyor.

Seyahat acenteleri, vatandaşları tatil yapmaya teşvik etmek amacıyla tatil turları fiyatlarında 6 taksit, kredi kartı ile ödemede taksit imkanı sağlarken, peşin ödemelere de yüzde 10 indirim uyguluyor. Bazı seyahat acenteleri ise, balayına çıkan çiftlere, gençlere, 55 yaş üstündeki kişilere yüzde 20'ye varan indirimli fiyatlarla tatil imkanı tanıyor. Türkiye turlarında ise, "erken kayıt kampanyası" düzenlenerek, fiyatlarda indirimler yapılıyor.

Kuzey Kıbrıs'ta bazı otellerin fiyatları

Hotel Pansiyon türü Fiyat

Salamis Bay Conti Tam pansiyon 75 milyon TL

Club Acapulco Yarım pansiyon 55 milyon TL

Oscar Hotel Yarım pansiyon 70 milyon TL

Merit Crystal Cove Ultra-her şey dahil 95 milyon TL

River Side Yarım pansiyon 50 milyon TL

Olive Tree Yarım pansiyon 80 milyon TL

Club Laphetos Her şey dahil 95 milyon TL

Mare Monte Hotel Yarım pansiyon 55 milyon TL

Merit Cyprus Gardens Her şey dahil 65 milyon TL

Park Hotel Yarım pansiyon 45 milyon TL

Türkiye'de bazı tatil

yerlerinin yaklaşık fiyatları

Tatil yeri Süresi Fiyatı

Alanya tatili 6 gece-7 gün 640 milyon TL

Side tatili 6 gece-7 gün 1 milyar 210 milyon TL

Kemer tatili 6 gece-7 gün 720 milyon TL

Belek tatili 6 gece 7 gün 1 milyar 480 milyon TL

İstanbul turu 4 gece-5 gün 510 milyon TL

Karadeniz turu 8 gece-9 gün 1 milyar 44 milyon TL

Ege turu 7 gece-8 gün 876 milyon TL

Akdeniz turu 7 gece-8 gün 852 milyon TL

Marmara turu 7 gece-8 gün 879 milyon TL

İstanbul-Bursa 5 gece-6 gün 681 milyon TL

Türkiye dışında kalan ülkelerdeki bazı tatil yerlerinin yaklaşık fiyatları

Tatil yeri Süresi Fiyatı

Paris 4 gece-5 gün 499 euro

Barselona-Madrid 6 gece-7 gün 899 euro

Viyana 4 gece-5 gün 549 euro

Budapeşte 2 gece-3 gün 199 euro

Paris-Roma-Barselona 9 gece 10 gün 1195 euro

Çin 8 gece-9 gün 1150 euro

Yunanistan 4 gece-5 gün 400 milyon TL

Uzakdoğu (Bangkok-Pattaya-Singapur) 9 gece-10 gün 549 euro

Maldivler 7 gece-8 gün 799 euro

Rio De Janeiro 7 gece-8 gün 849 euro

Dubai 7 gece-8 gün 349 euro

Bali 7 gece 8 gün 699 euro

Mısır 7 gece-8 gün 600 milyon TL

KIBRIS 24/07/04