Kıbrıs'a destek

KKTC için diplomatik atağın ilk somut meyvesi İKÖ'de alındı. KKTC artık 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla anılacak. Tecridin kaldırılması da desteklenecek

17/06/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
İSTANBUL - Türkiye, KKTC'nin uluslararası alanda tanınması yönünde başlattığı diplomatik atağın ilk somut meyvesini İslam Konferansı Örgütü'nde (İKÖ) aldı. İKÖ, İstanbul'da dün sona eren 31. dışişleri bakanları toplantısında KKTC'nin 'tam üyelik' talebini bekletmeye alsa da, Annan Planı'ndaki gibi 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla temsiline karar verdi. Böylece Türkiye, Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu İKÖ tarihinde bir ilki gerçekleştirerek seçimle genel sekreterliğe getirilmesinin ardından ikinci zaferini Kıbrıs'ta elde etti.
İKÖ, kabul ettiği İstanbul bildirisinde, "Üye ülkeler, Kıbrıs Müslüman halkının İKÖ organlarının tüm çalışmalarına BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planında öngörüldüğü adıyla katılmalarına karar verir" ifadesine yer verdi. Karar tanıma anlamına gelmese de KKTC İKÖ'nün bazı olanaklarına sahip olacak. Bugüne dek 'gözlemci devletler' Bosna-Hersek ve Tayland idi. Bu statü KKTC'ye de verildi. Örgüt, Türk tarafının İKÖ'ye tam üyelik talebiyle ilgili ise 'beklemede kalma kararı' aldı.
İKÖ ayrıca Kıbrıslı Türklere tecridin sona ermesi için uluslararası topluma, 'acil somut adım atma' çağrısı yaparken, üye ülkelerden 'Kıbrıs Müslüman Türk halkıyla' ekonomik, ulaşım, enformasyon, kültür ve sportif alanlarda tam dayanışma istedi. Ayrıca İKÖ Genel Sekreteri'ne İslam Kalkınma Bankası'nın destek vermesi için girişim başlatma görevi verildi.

'Rusya da yanımızda'
'Toplantıda İstanbul ruhunun ortaya çıktığını' belirten Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'nin İKÖ'nün 'doğal parçası' olduğunu belirterek, "İslam dünyası tecride kayıtsız kalamazdı. Çok ciddi bir adım atılarak, İKÖ'de Kuzey Kıbrıs 'devlet' olarak kabul edildi" dedi. Gül, Kıbrıs Rum Kesimi'nin örgüte gözlemci statüsü için başvurmaya hazırlandığı haberler için de, "Böyle bir şey söz konusu değil" ifadelerini kullandı. KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, 'büyük moral destek' aldıklarını dile getirirken, "Ümmet olarak geldiğimiz yerden, devlet olarak dönüyoruz" diye konuştu. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşen KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ise, "Tecrit, adım adım kalkıyor. Rusya, Kuzey Kıbrıs'ın durumunu gözden geçirmek zorunda kaldı. Ambargoların kaldırılmasını onlar istiyor" dedi. Talat-Lavrov görüşmesi 'Moskova'nın KKTC'ye ilk açılımı' olarak görülüyor.

Bol destek ve kınama
İKÖ, Türkiye ve Tahran'ın BM Güvenlik Konseyi üyeliğini destekleme kararı alırken, ayrıca gelecek yıl Suudi Arabistan'da ilk İslam olimpiyatlarının yapılması kararlaştırıldı. Bildiride İran'ın barışçı nükleer çalışmalarına destek verilirken, ABD'nin Suriye'ye tek taraflı ambargo uygulama kararını gözden geçirmesi istendi. Geçici Irak hükümetine destek açıklanırken, işkence skandalı şiddetle kınandı. İsrail yönetimi ise Filistin'e saldırıları, Kudüs'ü Yahudileştirme çabaları, 'güvenlik duvarı' ve Hamas liderlerinin öldürülmesi nedeniyle kınandı. Filistin intifadasının destekleneceği belirtildi. Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı saldırganlığı kınanırken, terörizmle mücadelenin önemine dikkat çekildi ve İslam'ın terörizmle özdeşleştirilemeyeceği vurgulandı.

Weston'dan bir ilk

17/06/2004 RADIKAL

AA - WASHINGTON - Türkiye ve Türk tarafının, 24 Nisan'daki referandumda Kıbrıs'ın birleşmesi için gösterdiği çabaların ardından ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, tarihte ilk defa, Washington'daki KKTC temsilciliğini ziyaret eden Amerikalı yetkili olacak. Weston, bugün KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ'u makamında ziyaret edecek. Weston, kısa süre önce de KKTC'nin BM'deki temsilcisi Reşat Çağlar'ı New York'taki ofisinde ziyaret etmişti. Weston, referandum sonrasında KKTC'ye tecridin kaldırılması çağrılarına öncülük etmesiyle tanınıyor.

İlk resmi dışişleri bakanı ziyareti

Afrika ülkelerinden Sierra Leone’nin Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma, dün akşam KKTC’ye geldi.

Kıbrıslı Türk işadamı Sözer Özel’in girişimleriyle Ercan Havaalanı’ndan KKTC’ye giriş yapan ilk üçüncü ülke dışişleri bakanı olan  Mamodu Koroma devlet davetlisi olarak ağırlanacak.

Saat 23.20’de Başbakan Talat ile aynı uçakla KKTC’ye gelen Koroma’ya aralarında Sierra Leone’nin Türkiye’deki genel konsolosu ve misyon şefi Kıbrıslı Türk M. Sözer Özel’in de bulunduğu beş kişi eşlik ediyor. Heyette, Sierra Leone’nin Türkiye’ye de akredite İran Büyükelçisi Haja Alari Cole; Suudi Arabistan Büyükelçisi ve İKÖ Daimi Temsilcisi Alhaji Amadu Tejcan-Sie; Bakanlık ECOTEC Direktörü Alex Fakondoh; Suudi Arabistan Büyükelçiliği Ofis Şefi Sumala Koroma yer alıyor.

Ercan Devlet Havaalanı’nda resmi törenle karşılanan Sierra Leone’nin Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma havalaanında yaptığı açıklamada KKTC ile ekonomik, kültürel, eğitimsel vb. alanlarda  karşılıklı işbirliği ve çalışmaya hazır olduklarını belirtti.

PERTEV: İK֒DE KARARLARINDAN SONRA SİERA LEONE’NİN ZİYARETİ BİR BAŞLANGIÇTIR

Sierra Leone’nin Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma’yı Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, müsteşar ve müdürler karşıladı.

Mamodu Koroma karşılamadan sonra Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev ile birlikte bir basın açıklaması yaptı.

Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev basın toplantısında yaptığı açıklamada İstanbulda yapılan İslam Konferansı Örgütü toplantısında Kuzey Kıbrıs ile ilgili alınan kararların çok önemli ve sevindirici gelişmeler olduğunu kaydetti. Bu kararlar çercevesinde bundan sonra İslam ülkeleri ile ilişkilerin her alanda gelişerek devam edeceğine inadığını belirten Pertev, bu bağlamda Sierra Leone’nin Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma’nın ülkemize yaptığı bu ziyaretin bir başlangıçı olduğunu söyledi.

Pertev, islam ülkeleri ile bundan sonra gerek ekonomik, gerek siyasi, gerek kültürel, gerek eğitimsel her alanda işbirliği yapılarak ilişkilerin ilerletileceğini ifade etti.

KOROMA: KKTC’YLE TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞMAK İSTİYORUZ

Sierra Leone’nin Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma, hava alanında yaptığı açıklamada KKTC’ye ilk kez gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek bundan sonra her iki ülke arasında ilişkilerin gelişerek devam edeceğine inandığını belirtti.

İKÖ toplantısında alınan kararlar neticesinde KKTC’yle bundan sonra ilişkilerin artarak devam edeceğini belirten Mamodu Koroma, kendilerinin siyasi, ekonomik, kültürel ve eğitimsel alanlarda tecrübelerini aktarmaya hazır olduklarını ifade etti.

KKTC’nin son 10 yıl içerisinde dünyadan gördüğü ambargolar nedeniyle zorluklar içerisinde olduğunu bildiklerini, ama bundan sonra kurulacak ilişkiler ile her iki ülkenin yararlanacağını vurguladı.

Kurulacak ilişkiler neticesinde her iki ülkenin tatmin olacağını söyleyen Koroma, bundan sonra doğacak olan fırsatlar ile KKTC’nin geliştirileceğini kaydetti.

Ülkemizi ziyaret etmekten büyük mutluluk duyduğunu belirten Mamodu Koroma, her alanda işbirliği yapmaya hazır olduklarını yineledi.

Sierra Leone Dışişileri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma ve heyeti 18 Haziran Cuma sabahı 07.00’de KKTC’den ayrılacak.

SİERRA LEONE, İNGİLİZ SÖMÜRGESİ İDİ

İngiltere’den bağımsızlığını 1961’de kazanan Sierra Leone’nin yönetim şekli cumhuriyet ve ana dili İngilizce. Başkenti Freetown olan ülkenin nüfusu 5 milyondan az. Sierra Leone’nin yüzölçümü ise 71 bin 740 kilometrekare. Liberya ve Gine’yle komşu olan Sierra Leone’nin Atlantik Okyanusu’yla da kıyısı bulunuyor.

HALKIN SESI 17/06/04

İK֒deki statümüz devlete yükseldi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin İslam Konferansı Örgütü’ndeki  (İKÖ) statüsü “Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu”ndan Annan planında yer alan şekliyle “Kıbrıs Türk Devleti”ne yükseltildi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş başkanlığındaki heyetin İstanbul’da gerçekleşen İslam Konferansı Örgütü 31. Dönem Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında yürüttüğü diplomatik atak ve üst düzeydeki girişimlerin başarıyla sonuçlanarak KKTC’nin İK֒deki statüsünün “Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu’ndan “Kıbrıs Türk Devleti”ne yükseltilmesine ilişkin karar bu sabah İKÖ Genel Kurul’da onaylandı.

Kararda Kıbrıslı Türklere 40 yıldır haksız yere uygulanan izolasyonun sona erdirilmesi ve her türlü ambargonun kaldırılması yönünde uluslar arası topluluğa çağrı yapılıyor.

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, kararın İKÖ Genel Kurulu’nda bu sabah değiştirilmeksizin onaylanmasının ardından yaptığı açıklamada, bunun ileriye doğru atılmış önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, “Buraya İK֒deki sıfatımız olan ‘Müslüman Kıbrıs Türk toplumu’ olarak geldik ‘Kıbrıs Türk Devleti’ olarak geri dönüyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Denktaş, İstanbul’da gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü toplantısı sırasında KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı heyeti olarak yaptıkları üst düzeyde ikili temasların kararın geçmesinde büyük katkısı olduğuna işaret ederek, “Burada yapmış olduğumuz ilişkiler oldukça yararlı geçmiş ve yapıcı sonuçlar ortaya çıkarmıştır” dedi ve şöyle konuştu:

“Burada İslam ülkeleriyle kurmuş olduğumuz iyi ilişkileri de artık daha ileri safhalara taşıyarak ekonomik anlamda üstümüzde var olan izolasyonun kırılması için çaba harcama durumundayız.

İKÖ Genel Kurulu’nda Kıbrıs kararının değiştirilmeden onaylanmasına olumlu oy veren bütün ülkelere ve başta bu noktaya gelmemizde oldukça büyük katkı koyan Anavatan Türkiye’ye teşekkür ediyoruz. Bundan sonra inşallah daha güzel günlere ve daha iyi ilişkilere birlikte yelken açacağız.”

İKÖ KIBRIS KARARININ TAM METNİ

İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) İstanbul’da yapılan 31. Dönem Dışişleri Bakanları Genel Kurulu’nda bu sabah değişikliğe uğramadan geçen 9 maddelik Kıbrıs Kararı şöyle:

“Kıbrıs’ta iki tarafın tam eşitliği prensibi geçerlidir. Bu prensip bir tarafın diğerini yönetmesini, baskı kurmasını ve tehdit etmesini engeller. İKÖ uluslar arası camiaya  Kıbrıs Türk Devleti üzerindeki izolasyonun kaldırılması için acil somut adımlar atması çağrısı, üyelerine de insanlık dışı izolasyondan kurtulabilmeleri için Kıbrıslı Türklerle dayanışma çağrısı yapar. Bu kapsamda Kıbrıs Türk Devleti ile doğrudan ulaşım, ticaret, turizm, kültür, enformasyon, yatırım ve spor münasebetlerinin artırılması ve genişletilmesi çağrısı yapar.

Kıbrıs sorunu çözülene kadar, İslam Konferansı Örgütü, Kıbrıs Türklerinin sesinin iki eşit taraf ilkesine göre dünyada duyurulması ve tüm uluslar arası platformlarda temsiliyetini aktif biçimde destekleyecektir.

İslam Kalkınma Bankası’nın Kıbrıs Türk tarafındaki projeleri desteklemesi de istenecektir. Ayrıca Kıbrıs Türk Devleti’nin İK֒ye tam üyeliğinin takip edilmesi üzerinde çalışılacaktır.”

İKÖ: İZOLASYONUNU SONA ERDİRECEK ADIMLAR ATACAĞIZ

İslam ülkeleri, birbirlerinin reformlarını destekleme kararı alırken, Kıbrıs Türklerinin haksız izolasyonunu sona erdirecek adımlar atacaklarını açıkladılar.

İstanbul’da dün sona eren 31. İKÖ dışişleri bakanları toplantısı sonunda yayımlanan İstanbul Deklarasyonu’nda, “İKÖ üyesi ülkeler olarak, gelişme ve reform konusunda birbirimize yardım edeceğiz” denilirken, bu reformların içeriden gelmesi gerektiği de belirtildi.

Kıbrıs Türk halkının, adanın, siyasi olarak eşit iki kurucu devletin iki bölgeli ortaklığına dayalı olarak birleşmesi yönündeki BM planını büyük çoğunlukla onaylamasını takdir ettiklerini belirten İslam ülkeleri, BM Genel Sekreteri’nin 28 Mayıs 2004 tarihli raporunu ve bu rapordaki sonuç ve önerileri memnuniyetle karşıladıklarını ve desteklediklerini kaydettiler.

Deklarasyonda, “Kıbrıs’ta 24 Nisan tarihli referandumdan sonra temelden değişen koşulları dikkate alarak Kıbrıs Türklerinin haksız izolasyonunu sona erdirecek adımlar atmaya karar verdik. Bu konuda ayrıca, uluslararası topluluk ve kurumların da benzer adımlar atmasını bekliyoruz” denildi.

Bu arada, 2. İKÖ-AB zirvesinin 4-5 Ekim 2004’de İstanbul’da yapılması da kararlaştırıldı. 

HALKIN SESI 17/06/04

11 satırlık cevap!

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Rum Lider  Papadopulos’un kendisine göndermiş olduğu 20 sayfalık mektuba BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporun arkasında olduğunu ve raporundaki herşeyi desteklediğini ifade eden 11 satırlık kısacık bir cevap göndermekle yetindi.

Annan Papadopulos’a göndediği  mekubunda kısaca aşağıdakileri yazmakla yetindi:

“Ekselansları,

7 Haziran 2004 tarihinde Kıbrıs’taki İyi Niyet Misyonum(8/2004/437) üzerine 28 Mayıs 2004 tarihli raporum ve 3 Haziran 2004’teki görüşmemiz üzerine yazmış olduğunuz mektubunuz için teşekkür ederim.

Raporumdan da anlayacağınız gibi mektubunuzda ve eklerinde belirtmiş olduğunuz konuların büyük bir kısmında sizden tamemen farklı bir görüşe sahip bulunmaktayım. Raporumu ve içeriğinde bulunan olayların açıklamalarını ve analizlerini, ve Kıbrıs Rum tarafının olumlu yanıt vereceği beklentisi içerisinde yapmış olduğum önerileri ve yorumları tamamen desteklemekteyim. Bunları takiben, BM tarafından gösterilen çabalar hakkında yapmış olduğunuz nitelendirmelere de katılmamaktayım.

Ekselansları, lütfen en derin saygılarımı kabul etmenizi temin ederim.

YENIDUZEN 17/06/04

Yeni hükümet için zirve bugün

 Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin azınlığa düşmesiyle ortaya çıkan hükümet sorununa formül arayışları sürüyor. Uzun süreden beri gündemde ağırlıklı formül olarak tartışılan BDH’nın da katılımıyla 3’lü koalisyon için bugün liderler ilk kez biraraya gelecekler.

Edinilen bilgiye göre, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı bugün  saat 14.00’te Cumhuriyet Meclisi’nde görüşecekler. Üç  liderin toplu olarak ilk kez yapacakları bu görüşmenin ardından 3’lü koalisyon arayışları için görüşmeler teknik heyetler düzeyinde  sürdürülecek.

CTP’den 1, DP’den de 2 milletvekilinin istifa etmesiyle, 26 gibi sınırlı çoğunlukla ocak ayında kurulan koalisyon hükümeti azınlığa düşmüştü. 50 sandalyeli Meclis’te 23 milletvekiliyle azınlığa düşen koalisyon hükümeti, BDH’nın da katılımıyla 3’lü koalisyona dönüşmesi halinde 27 çoğunluğuna ulaşacak. (tak)

YENIDUZEN 17/06/04

Papadopulos planı yeniden görüşmek istiyor

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan Planı’nı geliştirmek için yeni görüşmeler yapmak istediğini belirtti.
Papadopulos, planda Kıbrıslı Rumların endişelerini giderecek değişiklikler istediklerini söyledi.
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadopulos, BM planını geliştirmek için yeni görüşmeler yapmak istediğini söyledi. Papadopulos, “Hem kabul edilir olması hem de Kıbrıslı Rumların endişelerini gidermesi için planda değişiklikler istiyoruz. Güvenlik konuları ve planın uygulanmasını garanti altına almayı görüşüyoruz. Bunlar gerekli ön tedbirler” dedi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan plana referandumda Kıbrıs Rumların yüzde 75’i “hayır”, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65’i “evet” oyu kullanmıştı.

YENIDUZEN 17/06/04

İKÖ'den tarihi adım

ULUSLARARASI TOPLULUĞA ÇAĞRI... İstanbul'da yapılan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 31. Dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda KKTC'nin İKÖ'deki statüsünün "Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu"ndan "Kıbrıs Türk Devleti"ne yükseltilmesine ilişkin karar, dün sabah İKÖ Genel Kurulu'nda onaylandı. Kararda, uluslararası topluluğa, Kıbrıslı Türklere 40 yıldır haksız yere uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapılıyor

İLERİYE DOĞRU ATILMIŞ ÖNEMLİ BİR ADIM... Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, kararın ileriye doğru atılmış önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, "Buraya İKÖ'deki sıfatımız olan 'Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu' olarak geldik 'Kıbrıs Türk Devleti' olarak geri dönüyoruz" dedi. Serdar Denktaş, başta anavatan Türkiye olmak üzere, Kıbrıs kararının değiştirilmeden onaylanmasına olumlu oy veren bütün ülkelere teşekkür etti

KKTC, BAZI OLANAKLARA SAHİP OLACAK... Diplomatik kaynaklar, kararın tanıma (recognition) ya da kabullenme (acknowledgement) anlamına gelmediğini kaydediyor, ancak gözlemci statüsünün değişmemesine karşın bu kararla KKTC'nin, İKÖ bünyesindeki çalışmalarda yine de bazı olanaklara sahip olacağına dikkat çekiyor. Üst düzey bir yetkili, KKTC'nin İKÖ içindeki ilerlemesinin "dikey bir ilerleme olmasa da yatay olarak değişikliğe uğradığını" belirtti

DENKTAŞ: KKTC'NİN YERİNİ ALACAK BİR ADIM DEĞİL... Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İslam Konferansı Örgütü'nde Kıbrıslı Türklerin statüsünün "Kıbrıs Türk Devleti" olarak değiştirilmesini memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Gelişmeyi "şimdilik iyi bir adım" olarak değerlendiren Denktaş, ancak KKTC'nin yerini alacak bir adım olmadığını vurguladı. Denktaş, İslam ülkelerinin bu karardan sonra Kıbrıs Türk halkına devlet muamelesi yapmaya başlamalar umudunu dile getirdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin İslam Konferansı Örgütü'ndeki (İKÖ) statüsü "Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu"ndan Annan Planı'nda yer alan şekliyle "Kıbrıs Türk Devleti"ne yükseltildi.

İslam Konferansı Örgütü 31. Dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda KKTC'nin İKÖ'deki statüsünün "Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu'ndan "Kıbrıs Türk Devleti"ne yükseltilmesine ilişkin karar dün sabah İKÖ Genel Kurulu'da onaylandı.

Kararda, uluslararası topluluğa, Kıbrıslı Türklere 40 yıldır haksız yere uygulanan izolasyonun sona erdirilmesi ve her türlü ambargonun kaldırılması yönünde uluslararası topluluğa çağrı yapılıyor. Ayrıca, "Kıbrıs sorunu çözülene kadar, İslam Konferansı Örgütü, Kıbrıs Türklerinin sesinin iki eşit taraf ilkesine göre dünyada duyurulması ve tüm uluslararası platformlarda temsiliyetini aktif biçimde destekleyecektir" kararına da varıldı.

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, kararın İKÖ Genel Kurulu'nda bu sabah değiştirilmeksizin onaylanmasının ardından yaptığı açıklamada, bunun ileriye doğru atılmış önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, "Buraya İKÖ'deki sıfatımız olan 'Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu' olarak geldik, 'Kıbrıs Türk Devleti' olarak geri dönüyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş ise, "Kararın KKTC'nin yerini tutmayacağını" belirterek, "Yine de iyi bir adım" dedi.

Alınan karar, Kıbrıs Türk Devleti'ni resmi kılmıyor. "Sembolik bir karar" olarak değerlendiren adım, Kıbrıslı Türklere İslam Konferansı'nda yeni bir statü ve üye dışişleri bakanlığıyla kolay temas etme olanağı sağlıyor

Bu arada, konferans sonrasında bir basın toplantısı düzenleyen TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İKÖ'nün Kıbrıs konusunda üzerine düşeni yaptığını söyledi. Gül, Rum kesiminin gözlemci statüsünde üyeliğinin de söz konusu olmadığını belirtti.

Serdar Denktaş: Çabalarımız faydalı oldu

Dışişleri Bakanı Denktaş, İstanbul'da gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü toplantısı sırasında KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı heyeti olarak yaptıkları üst düzeyde ikili temasların kararın geçmesinde büyük katkısı olduğuna işaret ederek, "Burada yapmış olduğumuz ilişkiler oldukça yararlı geçmiş ve yapıcı sonuçlar ortaya çıkarmıştır" dedi ve şöyle konuştu:

"Burada İslam ülkeleriyle kurmuş olduğumuz iyi ilişkileri de artık daha ileri safhalara taşıyarak ekonomik anlamda üstümüzde var olan izolasyonun kırılması için çaba harcama durumundayız.

İKÖ Genel Kurulu'nda Kıbrıs kararının değiştirilmeden onaylanmasına olumlu oy veren bütün ülkelere ve başta bu noktaya gelmemizde oldukça büyük katkı koyan anavatan Türkiye'ye teşekkür ediyoruz. Bundan sonra inşallah daha güzel günlere ve daha iyi ilişkilere birlikte yelken açacağız."

Karar, sembolik ama pratik kolaylık sağlayacak

KKTC'nin İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) toplantılarına "Kıbrıs Türk Devleti" olarak katılacak olması Ankara ve Lefkoşa'da memnuniyetle karşılandı.

Diplomatik kaynaklar, kararın tanıma (recognition) ya da kabullenme (acknowledgement) anlamına gelmediğini kaydediyor, ancak gözlemci statüsünün değişmemesine karşın bu kararla KKTC'nin İKÖ bünyesindeki çalışmalarda yine de bazı olanaklara sahip olacağına dikkati çekiyorlar.

İKÖ toplantılarına "gözlemci" olarak katılan KKTC'nin statüsünde bir değişiklik öngörülmüyor. Bununla birlikte AA'ya bilgi veren üst düzey bir yetkili, KKTC'nin İKÖ içindeki statüsünün "dikey bir ilerleme olmasa da yatay olarak değişikliğe uğradığını" belirtti.

Bunun nedeni, İKÖ'deki gözlemcilerin kendi aralarında "azınlıklar, gruplar, kuruluşlar ve devletler" olarak sıralanması. İKÖ 31. Dışişleri Bakanları Toplantısı'na kadar gözlemci olan devletler Bosna-Hersek ve Tayland idi.

Alınan karar sonucu, "Kıbrıs Türk Devleti" ile birlikte artık devlet olarak isimlendirilen gözlemcilerin sayısı üçe çıktı. Kaynaklar, "devlet" olarak adlandırılan gözlemci üyelerin, diğer gözlemcilere oranla üye ülkelerle daha yakın ikili temas kurabildiklerine dikkat çekiyorlar.

KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da soruları yanıtlarken bu konuya değinmiş, "Bu toplantıya dek İKÖ üyeleriyle ikili görüşme taleplerinin kendilerini kırmayacak nazik bir üslupla reddedildiğini, ancak İstanbul'da yalnızca ilk günde 16 dışişleri bakanı ile ikili görüşme yapma olanağını bulduğunu" söylemişti.

İKÖ Kıbrıs kararının tam metni

İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) İstanbul'da yapılan 31. Dönem Dışişleri Bakanları Genel Kurulu'nda dün sabah değişikliğe uğramadan geçen 9 maddelik Kıbrıs Kararı şöyle:

"Kıbrıs'ta iki tarafın tam eşitliği prensibi geçerlidir. Bu prensip bir tarafın diğerini yönetmesini, baskı kurmasını ve tehdit etmesini engeller. İKÖ uluslararası camiaya Kıbrıs Türk Devleti üzerindeki izolasyonun kaldırılması için acil somut adımlar atması çağrısı, üyelerine de insanlık dışı izolasyondan kurtulabilmeleri için Kıbrıslı Türklerle dayanışma çağrısı yapar. Bu kapsamda Kıbrıs Türk Devleti ile doğrudan ulaşım, ticaret, turizm, kültür, enformasyon, yatırım ve spor münasebetlerinin artırılması ve genişletilmesi çağrısı yapar.

Kıbrıs sorunu çözülene kadar, İslam Konferansı Örgütü, Kıbrıs Türklerinin sesinin iki eşit taraf ilkesine göre dünyada duyurulması ve tüm uluslar arası platformlarda temsiliyetini aktif biçimde destekleyecektir.

İslam Kalkınma Bankası'nın Kıbrıs Türk tarafındaki projeleri desteklemesi de istenecektir. Ayrıca Kıbrıs Türk Devleti'nin İKÖ'ye tam üyeliğinin takip edilmesi üzerinde çalışılacaktır."

Sonuç bildirisinde uluslararası

topluluğa çağrı yapıldı

İKÖ 31. Dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın sonuç bildirisinde, "Üye ülkeler, Kıbrıs Müslüman halkının İKÖ organlarının tüm çalışmalarına, faaliyetlerine ve toplantılarına BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planında öngörüldüğü adıyla katılmalarına karar verir" ifadesi yer aldı.

"Kıbrıs'ta 24 Nisan'daki referandumun ardından, sorunun taze ve kapsamlı değerlendirilmesini gerektiren yeni bir durumun ortaya çıktığı kabul edilen" bildiride, "Kıbrıs'taki iki tarafın, birinin diğerini yönetme, sömürme, baskı ya da tehditte bulunma imkanını vermeden, güvenlik, barış ve uyum içinde yan yana yaşamalarını sağlayan tam eşitliğini prensip olarak teyit eder" deniliyor.

Bildiride, BM genel sekreterinin, uluslararası örgütler ve devletlerin açıklamaları ve çağrılarının yanı sıra çeşitli uluslararası örgütlerce alınan, Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyonun sona ermesini öngören kararlar memnuniyetle karşılanırken, uluslararası topluma, bu yolda derhal somut adımlar atması çağrısında bulunuluyor.

Sonuç bildirisinde, üye ülkelere, Kıbrıs Müslüman Türk halkıyla etkin dayanışmayı kuvvetlendirmeleri, onlarla yakın ortaklıklar kurmaları, maddeten ve siyasetten "insanlık dışı izolasyonun" üstesinden gelmelerine yardımcı olmak amacıyla Kıbrıslı Türklerle ilişkilerini tüm alanlarda, özellikle de doğrudan ulaşım, ticaret, turizm, kültür, enformasyon, yatırımlar ve sportif temaslar alanlarında artırmaları ve genişletmeleri çağrısında da bulunuluyor.

Kıbrıs sorunu çözülene kadar, Kıbrıs Müslüman Türk halkının, sesini duyurma hakkı ve tüm uluslararası camiada adadaki iki tarafın eşitliği temelinde temsilini öngören haklı taleplerine aktif destek öngören bildiride, genel sekreterden, İslam Kalkınma Bankası'nın Kıbrıs Türk tarafındaki kalkınma projelerine destek sağlamasının yollarının aranması amacıyla Banka ile gerekli temaslarda bulunması talep ediliyor.

Bildiride, Kıbrıs Türk tarafının İKÖ'ye tam üyelik talebine ilişkin olarak da, "örgütün beklemede kalmaya karar verdiği" belirtiliyor.

Sonuç bildirisinde, genel sekreterden, bu kararın yerine getirilmesi için tüm gerekli önlemleri alması ve İKÖ dışişleri bakanlarının 32'nci oturumunda rapor sunması talebi de yer alıyor.

İstanbul Deklarasyonu: Adaletsiz izolasyona son

verilmesi için adımlar atmaya karar verdik

İstanbul'da gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü 31. Dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın sonunda İKÖ üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ve delegasyon başkanları, yayınladıkları İstanbul Deklarasyonu'nda, Kıbrıslı Türklere uygulanan adaletsiz izolasyona son verilmesi için adımlar atmaya karar verdiklerini bildirdiler.

13 maddeden oluşan İstanbul Deklarasyonu'nda 10. madde olarak yer alan Kıbrıs paragrafının tam metni şöyle:

"Kıbrıs Türk halkının siyasi açıdan eşit iki kurucu devletin, iki bölgeli ortaklığı temelinde adanın yeniden birleştirilmesini öngören Birleşmiş Milletler çözüm planını desteklediklerinden dolayı takdirle karşılıyoruz. BM genel sekreterinin 28 Mayıs tarihli raporu ile bu rapordaki sonuçlar ve temenniler bölümlerinde yer alan ifadeleri de memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz. 24 Nisan'da yapılan referandumların ardından Kıbrıs'ta meydana gelen temel değişiklikler ışığında, Kıbrıslı Türklere uygulanan adaletsiz izolasyona son verilmesi için adımlar atmaya kararlıyız. Bu çerçevede aynı adımların, uluslararası topluluk ve uluslararası kurum-kuruluşlar tarafından da atılmasını bekliyoruz."

Başbakan Talat da İstanbul'da temaslarda bulundu

Başbakan Mehmet Ali Talat, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) zirvesi çerçevesinde temaslarda bulunmak amacıyla dün sabah İstanbul'a gitti.

Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit'in eşlik ettiği Başbakan Talat, dün akşam adaya döndü.

Başbakan Talat, Türkiye hükümet yetkilileri ve İstanbul'da bulunan bazı ülkelerin devlet ve hükümet yetkilileriyle bir araya geldi.

Talat'ın yaptığı görüşmelerde Serdar Denktaş da bulundu.

Cumhurbaşkanı Denktaş:

KKTC'nin yerini alacak bir adım değil

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İslam Konferansı Örgütü'nde (İKÖ) "Kıbrıs Müslüman Türk Toplumu" ibaresinin "Kıbrıs Türk Devleti" olarak değiştirilmesini memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Gelişmeyi "şimdilik iyi bir adım" olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak bunun KKTC'nin yerini alacak bir adım olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, İslam ülkelerinin bu karardan sonra Kıbrıs Türk halkına "ümmet" değil, devlet muamelesi yapmaya başlamaları umudunu da dile getirdi.

Konu hakkında İHA'ya açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, bu kararla KKTC olgusunun bir kez daha görüldüğünü belirterek, "Teşekkür ediyoruz" dedi.

Denktaş, karara ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Yıllardır, 'Kıbrıs Müslüman Türk Toplumu' ibaresinin değiştirilmesi için uğraştık. Ancak değiştirmediler. Bu kez kendilerine 'KKTC halkı deyiniz' talebi sunuldu. Bunu kabul etmeyeceklerini, bunun tanınma olduğunu söylediler. Herhalde artık Annan Planı'nda bile bu unvan tanınmıştır. 'Tanınma içermeyen bir unvandır' demek suretiyle bu deyimi kabul ettiler. Ben tekrar halkıma söylüyorum. 'Adımız Türk devleti oldu. Dolayısı ile KKTC'nin adını değiştirelim' yanlış söyleminden vazgeçsinler. İKÖ için, adımızın bir adım ileri gitmesi iyi bir gelişmedir. Ama KKTC'nin yerini alacak bir adım değildir. KKTC halkı olarak, gelecek toplantılarda da talebimize devam etmeliyiz. Şimdi bir adım öteye gidilse, Dışişleri Bakanı'nın talep ettiği gibi tanınma olsa, o zaman esas karar alınmış olur. Ümit ederiz ki İslam ülkeleri, bize "ümmet" değil, devlet muamelesi yapmaya başlar ve buna devam ederler. Şimdilik iyi bir adım atılmıştır."

İKÖ, üzerine düşeni yaptı

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ), onayladığı Kıbrıs tasarısı ile üstüne düşeni yaptığını belirterek, bu tasarının oybirliği ile geçtiğine dikkat çekti.

Gül, İKÖ'nün 31. Dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın sona ermesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, soru üzerine, toplantıda kabul edilen Kıbrıs tasarısına değindi. Bu tasarının oybirliği ile alındığına işaret eden Gül, İslam ülkelerinin böylece KKTC'ye kayıtsız kalmadığını bildirdi.

KKTC'nin bu tasarıyla İKÖ'de artık yine gözlemci statüsünde "Kıbrıs Türk Devleti" olarak adlandırılacağını söyleyen Gül, ileride bu statünün daha da yükseltilmesi konusunda "Ne olur bilemem" dedi.

Gül, KKTC'nin İKÖ'eki durumunun cemaatten devlete yükseltildiğini de ifade etti ve "Umarız ki bu çabalar yanlış anlaşılmaz" diye konuştu.

Prof. Dr. İhsanoğlu: Karar tasarısı tatminkar

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreterliği'ne seçilen Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, "(Kıbrıs) Karar tasarısı çok tatminkar, çünkü orada Kıbrıs, 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla geçiyor. İslam dünyasının, izolasyon ve ambargonun kalkması için bir takım adımlar atılmasına çağrıda bulunuyor" dedi.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 31. Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın son gününde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İHA'nın haberine göre İhsanoğlu, Kıbrıs kararıyla ilgili görüşlerini açıklarken, "Tam olarak ne olduğunu bilemiyorum ama, karar tasarısı çok tatminkardır. Çünkü orada Kıbrıs, 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla geçiyor. Bu da İslam camiası tarafından Kıbrıs'ın kabulünü sağlıyor. Ayrıca İslam dünyasının, izolasyon ve ambargonun kalkması için bir takım adımlar atılmasına çağrıda bulunuyor" şeklinde konuştu.

Ekmeleddin İhsanoğlu, son olarak gazetecilerin, "Kıbrıs bu toplantıya 'gözlemci' olarak katıldı. Bir dahaki İKÖ toplantısına Kıbrıs devlet olarak mı katılacak?" şeklindeki sorularına, "Bu soruya yanıt vermek için henüz çok erken" karşılığını verdi.

KIBRIS 17/06/04

Rusya da izolasyonun aldırılmasından yana

Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, İstanbul'da Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Kıbrıs konusunu görüştü.

Swiss Bosphorus Hotel'in 5'inci katında dün gerçekleştirilen ve "çok önemli" olarak tanımlanan görüşmede, Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu son durum ayrıntılarıyla ele alındı ve Kıbrıs Türklerine 40 yıldır haksız yere uygulanan izolasyonun sona erdirilmesi konusu masaya yatırıldı.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Lavrov'u görüşmenin gerçekleştiği otelin 5. katına gelişinde Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş karşılayarak, meslektaşına görüşmenin yapıldığı suite kadar eşlik etti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, saat 11.15'te gerçekleşen ve yaklaşık yarım saat süren görüşme sonrasında TAK ve BRT muhabirlerine yaptığı açıklamada, Kıbrıs'a ilişkin son gelişmelerin Rusya'yı da durumu yeniden değerlendirme noktasına getirdiğini ifade ederek, "Ruslar da Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların, tecridin artık sona ermesi gerektiği konusunda oldukça ısrarlı olduklarını söylüyorlar. Zaten izolasyonların mantıki bir zemini kalmadığı ortadadır. Bunu BM Genel Sekreteri Kofi Annan da son raporunda açıkça dile getirmiştir" dedi.

Başbakan Talat, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Lavrov'la gerçekleştirdikleri görüşmenin oldukça iyi geçtiğini ifade etti. Rusya'nın Kıbrıs konusunda bugüne kadar izlediği politikaya dikkat çeken ve bu politikanın Kıbrıslı Türklerin haklı davasına destek verici nitelikte olmadığını belirten Başbakan Talat, ancak 24 Nisan'da yapılan referandumda Kıbrıs Türkü'nün çözüm yönünde güçlü irade ortaya koymasının ardından, Rusya'nın da diğer ülkeler gibi Kıbrıs konusundaki politikasını gözden geçirmeye başladığını belirtti. Talat, "Rusya'nın tutumunu biliyorsunuz, genelde Kıbrıs Türk tarafına bugüne kadar çok fazla yaklaşmayan bir politika güttü. Ancak son gelişmeler bütün dünya ülkeleri gibi Rusya'yı da durumu yeniden değerlendirme noktasına getirdi." dedi.

Rusya, izolasyonun kaldırılmasında

oldukça ısrarlı ve kararlı

Başbakan Talat, Lavrov'la yapılan görüşmede, Kıbrıs Türklerine uygulanan ekonomik izolasyonun kaldırılması konusunda Rusya'nın oldukça ısrarlı ve kararlı olduğunu kendilerine ifade ettiğini söyleyerek, Rusya'nın Kıbrıs'ta çözümün ancak bu şekilde gelecekte daha kolay olacağına inandığını ifade ettiğini bildirdi.

Kıbrıs Türklerine yönelik her türlü izolasyonun, artık mantıki bir zemini kalmadığının altını çizen Başbakan Talat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da ifade ettiği gibi Kıbrıslı Türklerin dünyadan tecrit edilmesinin mantıki izahının artık mümkün olmadığını vurguladı. Başbakan Talat şöyle devam etti:

"Referandumlar bunu açıkça ortaya koymuştur: Kıbrıs Türkü birleşmeden yanadır. Kıbrıslı Rumlar maalesef bu noktaya gelemedi. Ayrılığın nedeni Kıbrıs Türkü değildir."

Kıbrıslı Türklerin adım adım tecritten kurtulmasının zamanının artık geldiğini kaydeden Başbakan Talat, "Bunu gerçekleştirmek de dünyanın görevidir. Aksi takdirde insan haklarına aykırı bir durumun devamı söz konusu olacaktır" diye konuştu.

Kıbrıs, Rumlar tarafından temsil

edilmemektedir, edilemez

Başbakan Mehmet Ali Talat sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uluslararası ilişkilerde elbette çıkarlar ön plandadır denir. Ancak çıkarlar ön planda bile olsa bu kadar açık ve net olarak dünyayla uyum sağlayan Kıbrıs Türk halkının herhangi bir çıkarlar toplamı uğruna dışlanması kabul edilebilir bir durum değildir. Kıbrıs Türk tarafı olarak biz izolasyonun, tecridin sona erdirilmesi konusunda son derece ısrarlıyız ve ısrarlı olmaya devam edeceğiz. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, bunun adım adım olacağını da biliyoruz. Tezimizi, düşüncelerimizi, gerçekleri, Kıbrıs sorununun parametrelerinin değiştiğini anlatarak, bu noktaya gelebilmemiz gerekiyor."

Bu çerçevede, hükümet olarak başlattıkları diplomatik atağın devam ettiğini ifade eden Başbakan Talat, Kıbrıs sorununun şu anda içinde bulunduğu durumu tanımlayan yeni parametrelerin mutlaka dünya tarafından anlaşılması için çalışmak durumunda olduklarını vurguladı.

Başbakan Talat, "Yeni parametrelere göre artık zorunluluk doktrinine dayalı olarak, Kıbrıs'ın Rumlar tarafından temsiliyetinin yeri yoktur. Kıbrıs, Rumlar tarafından temsil edilmemektedir, edilemez" dedi.

Kıbrıslı Türklerin içinde bulunmadığı bir rejimin, bütün Kıbrıs adına söz söyleme hakkı kalmadığını ifade eden Talat, bunun açıklıkla uluslararası camiada anlatıldığı zaman bütün ülkeler tarafından anlaşıldığına işaret etti.

Talat, geleneksel politikaları gereği, Rum tarafını gücendirmeme eğiliminde olan ülkelerin bile bu gerçeği artık anlamakta olduğunun altını çizerek, "Ancak bu ülkeler bunu politikalarının bir unsuru haline getirmekte zorlanmaktadırlar" dedi.

Dünya bizi bekliyor, bize bakıyor

Talat, Kıbrıslı Türkler olarak şimdi yapmaları gerekenin ülkelere geleneksel Kıbrıs politikalarını değiştirmeleri için harekete geçmek durumunda olduğunu bildirerek, "Bunun başarılabileceğine inanıyorum; konjonktür uygundur. Dünya bizi bekliyor, bize bakıyor. Bu konuda doğru politikalarla, istikrarlı politikalarla tezimizi dünyaya anlatmak ve değişen parametreleri dünyanın da Kıbrıs konusundaki politikalarının yeniden tanımlanabilmesi için bütün çabalarımızı ortaya koyma durumundayız" diye konuştu.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'a bu çerçevedeki görüşlerini aktardığını ifade eden Başbakan Talat, "Ancak hemen anında bir politik değişiklik beklememeliyiz" dedi.

Talat, Rusya dışişleri bakanıyla yaptıkları görüşmenin önemine işaret ederek, "Sayın Rusya dışişleri bakanının bizle görüşmeyi kabul etmesi, Rusya'nın Kıbrıs politikasında düşünsel değişikliğin ip uçlarını gösteriyor" dedi.

Başbakan Talat, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya ve onun gibi diğer daimi üye ülkelerin Kıbrıs'taki yeni durumla ilgilenmesinin ve yeni politikalar üretmesinin sağlanmasının gerekli olduğunu da vurguladı.

KIBRIS 17/06/04

KKTC için bir ilk

Türkiye ve Türk tarafının Kıbrıs'ta çözüm çabalarının ardından ilk defa bir Amerikalı yetkili, KKTC'nin Washington'daki temsilciliğini ziyaret etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, KKTC'nin Kıbrıs Temsilcisi Osman Ertuğ'u, Washington'daki makamında ziyaret ederek bir süre görüştü.

Weston, Ertuğ ile görüşmesinden önce gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Tom Weston, daha önce birçok kez KKTC Washington Temsilcisi Ertuğ ile görüşmede bulunduklarını ancak bu görüşmelerin ya kendi ofisinde veya dışarıda olduğunu söyledi.

Weston, “Bildiğiniz gibi son olayların ardından Kıbrıslı Türklerin tecridini ortadan kaldırmak için ciddi adımlar attık. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlar ile eşit ekonomik düzeye ulaşabilmesi için Kuzey Kıbrıs'ta ekonomiye katkı bağlamında ne yapabilirsek yapacağız. Biz bunu, Kıbrıs'ın birleşmesi amacımızın kilit parçası olarak görüyoruz. Daha açık bir yaklaşım içindeyiz. Benim ziyaretim de bu yaklaşımın bir parçası. Bu, benim buraya ilk ziyaretim” dedi.

Tom Weston, aynı zamanda ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin seyahat etme ve çalışma koşullarını kolaylaştıracak, özgürleştirecek vize uygulamaları başlattığını, aynı zamanda Amerikalıların Kuzey Kıbrıs'ta tatil yapma koşullarını kolaylaştıracak bazı tedbirler alındığını da kaydetti ve Amerikalıların Kuzey Kıbrıs'a ziyaretlerinin kolaylaştırılmasının, ekonomik olarak katkı sağlayacağını söyledi.

EKONOMİK YARDIM PAKETİ

Weston, ABD'nin daha birçok tedbir üzerinde çalıştığını ve değerlendirme sürecinin ardından bunların açıklanacağını belirtirken, ABD Başkanı George W. Bush'un ay sonunda Türkiye'yi ziyareti sırasında yeni bir adım açıklayıp açıklamayacağı sorusuna karşılık, “Hemen bu hafta yeni bir şey açıklanacak mı bilmiyorum. Ancak dediğim gibi bazı düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz” dedi.

Tom Weston, “Şu sırada biz Kuzey Kıbrıs'a finansal bir yardım paketi geliştirme süreci içindeyiz” diye konuştu.

ABD'nin, bütün büyükelçilik ve konsoloslukları aracılığıyla, bütün Amerikalıların, diplomatik pasaport taşısalar bile, doğrudan Kuzey Kıbrıs'a gitmelerine imkan tanındığını belirten Weston, böylece Amerikalı yetkililerin Kuzey Kıbrıs'a gidişlerinin kolaylaşacağını kaydetti.

“Kuzey Kıbrıs'a doğrudan uçma planı olup olmadığı” sorusuna Weston, “Şu sırada adaya gitmeyi planlamıyorum” yanıtını verdi.

İKÖ

İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) KKTC ile ilgili “Kıbrıs Türk Devleti” ifadesinin kullanılmasıyla ilgili görüşü sorulan Weston, isim değişikliği olduğunu ancak statüde bir değişiklik olmadığını, Kıbrıslı Türklerin halen İKÖ'de gözlemci olduğunu söyledi. Weston, isim değişikliğinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporundaki ve planındaki yaklaşımı yansıttığını, Annan'ın uluslararası kuruluşlardan, Kuzey Kıbrıs'ın tecridini sona erdirmek, ekonomik bağlar kurmak, gereksiz kısıtlamaları kaldırmak gibi uygulamalarda bulunmalarını istediğini kaydetti. Weston, “Bu çerçevede İKÖ'nün tutumunu memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

YENİDEN MÜZAKERE YOK

Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un, “Annan planını yeniden müzakere” çağrısına ilişkin soru üzerine Weston, “Bence zaten Papadopulos, Kıbrıslı Türklerden cevabını aldı. Papadopulos yeniden müzakere çağrısı yapabilir ama karşısında müzakere edecek muhatap yok. Uluslararası toplumdan buna bir destek de yok. BM Genel Sekreteri, zaten çok açıkça belirtti ki planda yeniden müzakereye yer yok” dedi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne, Kuzey Kıbrıs üzerindeki gereksiz kısıtlamaların kaldırılması çağrısında bulunduğunu hatırlatan Weston, ABD'nin de buna tam destek verdiğini belirtti. Weston, bu konuda bir tasarı için BM'de gelecek birkaç hafta içinde bir hareketlenme olabileceği yönünde söylentiler bulunduğuna işaret etti. Konunun BMGK'da görüşüldüğünü belirten Weston, sonucu tahmin etmesinin zor olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Papadopulos'un Annan'a gönderdiği ve BM Genel Sekreteri'nin raporunda Kuzey Kıbrıs'ın sıkıntılarının azaltılması tavsiyelerini eleştiren mektubun, bugün Annan tarafından BM'de dolaştırıldığını ifade eden Weston, bu mektuba BMGK'dan bir reaksiyon gelebileceğini de söyledi. BM'nin Kıbrıs'taki iyi niyet misyonunun şu sırada “askıda” olduğunu belirten Weston, Kıbrıs'taki barış gücü UNFCYP konusunun gündeme geleceği Eylül ayında, iyi niyet misyonunun konumunun da tekrar tartışılacağını kaydetti.

Weston, Annan'ın Kıbrıs Rum Kesimi'nden, plana uygulama ve güvenlik konularındaki itirazlarını içeren bir metin istediğini ve bu çerçevede BM Güvenlik Konseyi'nin, bir şey yapıp yapamayacağını değerlendireceğini söyledi. Şu ana kadar Rum kesiminin hiçbir çabada bulunmadığını belirten Weston, “Sanırım onlar bir şey yapıncaya kadar bekleyeceğiz. Ancak planın yeniden müzakere edilmesi yönünde destek görmüyorum” dedi.

RUM KESİMİNİN BEDEL ÖDEMESİ

Kıbrıs'ın birleşmesini Rum kesiminin tutumunun engellemesine rağmen hiçbir bedel ödemedikleri yönündeki soruya karşılık Weston, ”Biz kimseye bedel ödetmekle ilgilenmiyoruz. Zaten kanımca Kıbrıslı Rumlar, topraklarına geri dönememek, adadaki problemle yaşamayı sürdürmek gibi büyük bedeller ödediler. Biz, adada barış ve refah istiyoruz. Kimseyi cezalandırmakla ilgili değiliz” diye konuştu.

KIBRIS'TA ASKERİ ÜS

Weston, ABD'nin Kıbrıs'ta askeri üs kurma niyetine ilişkin haberlerin basında sıkça yer aldığının hatırlatılması üzerine, ”Bunlar tamamen yanlış. Bu haber sık sık tekrarlanıyor. Kaynağı nedir bilmiyorum. Ancak kesinlikle doğru değil” dedi.

 HURRIYET 17/06/04

Denktaş. Papadopulos treni kaçırdı

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nda değişiklik istediğini açıklayan Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a, “Papadopulos treni kaçırmıştır” diyerek yanıt verdi.

Rum lider Papadopulos'un sözleriyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle konuştu: 

“Papadopulos treni kaçırmıştır. Şimdi tabiatıyla çırpınacaktır ve çırpınmaktadır. Herkes de biliyor ki, Rumların endişelerini giderecek bir tadilat, Kıbrıs Türklerinin endişesini sonuna kadar açacaktır. Onun için o yol tıkanmıştır diye düşünüyorum.”

Herkesin referandumun sonucunu iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston'un referandumların sonucuyla ilgili değerlendirmelerinin yanlış olduğunu kaydetti.

Referandumdan sonra Kıbrıs Türklerinin hükümlüymüş gibi bir yerlere bağlanmak istendiğini dile getiren Denktaş, “Böyle şey olmaz. Rum ne kadar pazarlık kozunu elinde tutuyorsa, referandumdan sonra KKTC idaresi ve halkı da pazarlık kozunu elinde tutmaktadır. Bizi Annan Planı'nın öngördüğü vilayete mahkum etmek ve 'onun üstüne çıkamazsınız' demek 40 yıllık haksızlığı devam ettirmekten başka bir şeye yaramaz” dedi.

Papadopulos'un Rumların cumhurbaşkanı olarak bir yerlere gitmeye çalıştığını ifade ededen Denktaş, “Bizi kendi gideceği yere, Annan Planı'nın öngördüğü statüye mahkum ederek götüremez. KKTC halkı kendisi kadar egemen ve bağımsız bir halktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soru üzerine, Annan Planı'nın yeniden müzakere edilemeyeceğini de vurguladı.

HÜKÜMET SORUNU

Cumhurbaşkanı Denktaş, mecliste azınlık durumuna düşen koalisyon hükümetinin durumuyla ilgili olarak, üçlü koalisyon arayışlarını öne çıktığı anımsatılarak konuyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine ise, bu “konularda yorum yapmayacağını” belirterek, şunları söyledi:

“Bu parti liderlerinin bir meselesidir, uyum içerisinde bir netice çıkarırlarsa çıkaracaklar, çıkaramazlarsa herhalde zaman içerisinde hükümetin belki de istifası gerekecek. Ondan sonra usulü neyse o şekilde devam edeceğiz.”

HURRIYET 17/06/04

Weston KKTC’nin Washington Temsilciliği’ni ziyaret etti

 

İlk kez bir ABD’li yetkili KKTC’nin Washington Temsilciliği’ni ziyaret ediyor



17 Haziran, 2004 21:39:00 (TSİ) CNN TURK

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs özel koordinatörü Thomas Weston, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Washington Temsilciği'ni ziyaret eden ilk ABD’li yetkili oldu.

Büyükelçi Osman Ertuğ'la görüşen Weston, Kuzey Kıbrıs'ın tecritini kaldırmaya yönelik yeni önlemler üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Tecritin kaldırılması ile ilgili önlemlerin yakın zamanda açıklanamayacağını söyleyen Weston, mali destek paketi üzerinde çalıştıklarını vurguladı.

“Bu benim buraya ilk ziyaretim”

Weston, daha önce birçok kez KKTC Washington Temsilcisi Ertuğ ile görüşmede bulunduklarını ancak bu görüşmelerin ya kendi ofisinde veya dışarıda olduğunu söyledi.

ABD Kıbrıs özel temsilcisi Weston, ''bildiğiniz gibi son olayların ardından Kıbrıslı Türklerin tecridini ortadan kaldırmak için ciddi adımlar attık. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlar ile eşit ekonomik düzeye ulaşabilmesi için Kuzey Kıbrıs'ta ekonomiye katkı bağlamında ne yapabilirsek yapacağız” dedi.

Kıbrıslı Türkler üzerindeki tecritin kaldırılmasını, Kıbrıs'ın birleşmesi amaclarının önemli bir parçası olarak gördüklerini belirten Weston, ziyaretinin bu yaklaşımın bir parçası olduğunu söyledi.

Tom Weston, aynı zamanda ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin seyahat etme ve çalışma koşullarını kolaylaştıracak, özgürleştirecek vize uygulamaları başlattığını da belirtti.

İK֒nün kararını memnuniyetle karşılıyoruz

Thomas Weston, İslam Konferansı Örgütü’nün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni "Kıbrıs Türk Devleti" olarak tanımlamasıyla ilgili olarak da, "bu BM Genel Sekreteri'nin raporundaki ifadeyle uyumludur. Memnuniyetle karşıladık" dedi.

Weston, Güney Kıbrıs lideri Papadopulos'un Annan Planı’nın yeniden müzakere edilmesi çağrısınıysa, "Papadopulos bu çağrıyı yapabilir; ama kimle pazarlık yapabileceğini bilmiyorum. Kimse destek vermiyor" sözleriyle değerlendirdi.


KKTC'de hükümeti kurma toplantılarının ikincisi 22 haziranda

 



18 Haziran, 2004 18:30:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC'de hükümet sorununu çözmek için Cumhuriyetçi Türk Partisi, Demokrat Parti ve Barış ve Demokrasi Hareketi arasında başlayan görüşmelerin ilk toplantısı sona erdi.

Heyetler, 22 haziran sabahı tekrar Meclis'te toplanma kararı aldı.

Talat, görüşmeye girmeden önce yaptığı açıklamada, "değişik görüşlere sahip üç partinin biraraya gelerek oluşturacağı bir koalisyon, toplumun daha geniş kesimlerine hitap etmesi açısından önemli" dedi.

Başbakan Talat, "belki bu, birbirlerinin sivri yanlarını, sıkıntılarını, sorunlarını ortadan kaldırabilecek çeşitli düzenlemeleri de içermesi bakımından, toplumsal barışı sağlama doğrultusunda hareket edebilecek bir hükümet olacaktır'' ifadesini kullandı.

Liderlerin ayrılmasının ardından, üç partinin heyetleri bir süre daha görüştü.



Finansal paket hazırlıyoruz

Türkiye ve Türk tarafının Kıbrıs'ta çözüm çabalarının ardından ilk defa bir Amerikalı yetkili, KKTC'nin Washington'daki temsilciliğini ziyaret etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, KKTC'nin Kıbrıs Temsilcisi Osman Ertuğ'u, Washington'daki makamında ziyaret ederek bir süre görüştü.

Weston, Ertuğ ile görüşmesinden önce gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Tom Weston, daha önce birçok kez KKTC Washington Temsilcisi Ertuğ ile görüşmede bulunduklarını ancak bu görüşmelerin ya kendi ofisinde veya dışarıda olduğunu söyledi.

Weston, ''Bildiğiniz gibi son olayların ardından Kıbrıslı Türklerin tecridini ortadan kaldırmak için ciddi adımlar attık.

Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlar ile eşit ekonomik düzeye ulaşabilmesi için Kuzey Kıbrıs'ta ekonomiye katkı bağlamında ne yapabilirsek yapacağız. Biz bunu, Kıbrıs'ın birleşmesi amacımızın kilit parçası olarak görüyoruz. Daha açık bir yaklaşım içindeyiz. Benim ziyaretim de bu yaklaşımın bir parçası. Bu, benim buraya ilk ziyaretim'' dedi.

Tom Weston, aynı zamanda ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin seyahat etme

ve çalışma koşullarını kolaylaştıracak, özgürleştirecek vize uygulamaları başlattığını, aynı zamanda Amerikalıların Kuzey Kıbrıs'ta tatil yapma koşullarını kolaylaştıracak bazı tedbirler alındığını da kaydetti ve Amerikalıların Kuzey Kıbrıs'a ziyaretlerinin kolaylaştırılmasının, ekonomik olarak katkı sağlayacağını söyledi.

EKONOMİK YARDIM PAKETİ

Weston, ABD'nin daha birçok tedbir üzerinde çalıştığını ve değerlendirme sürecinin ardından bunların açıklanacağını belirtirken,

ABD Başkanı George W. Bush'un ay sonunda Türkiye'yi ziyareti sırasında yeni bir adım açıklayıp açıklamayacağı sorusuna karşılık, ''Hemen bu hafta yeni bir şey açıklanacak mı bilmiyorum. Ancak dediğim gibi bazı düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz'' dedi.

Tom Weston, ''Şu sırada biz Kuzey Kıbrıs'a finansal bir yardım paketi geliştirme süreci içindeyiz'' diye konuştu.

ABD'nin, bütün büyükelçilik ve konsoloslukları aracılığıyla, bütün

Amerikalıların, diplomatik pasaport taşısalar bile, doğrudan Kuzey Kıbrıs'a gitmelerine imkan tanındığını belirten Weston, böylece Amerikalı yetkililerin Kuzey Kıbrıs'a gidişlerinin kolaylaşacağını kaydetti.

''Kuzey Kıbrıs'a doğrudan uçma planı olup olmadığı'' sorusuna Weston, ''Şu sırada adaya gitmeyi planlamıyorum'' yanıtını verdi.

İKÖ   

İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) KKTC ile ilgili ''Kıbrıs Türk Devleti'' ifadesinin kullanılmasıyla ilgili görüşü sorulan Weston, isim değişikliği olduğunu ancak statüde bir değişiklik olmadığını, Kıbrıslı Türklerin halen İKÖ'de gözlemci olduğunu söyledi. Weston, isim değişikliğinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporundaki ve planındaki yaklaşımı yansıttığını, Annan'ın uluslararası kuruluşlardan, Kuzey Kıbrıs'ın tecridini sona erdirmek, ekonomik bağlar kurmak, gereksiz kısıtlamaları kaldırmak gibi uygulamalarda bulunmalarını istediğini kaydetti. Weston, ''Bu çerçevede İKÖ'nün tutumunu memnuniyetle karşılıyoruz'' dedi.

YENİDEN MÜZAKERE YOK  

Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un, ''Annan planını

yeniden müzakere'' çağrısına ilişkin soru üzerine Weston, ''Bence

zaten Papadopulos, Kıbrıslı Türklerden cevabını aldı. Papadopulos

yeniden müzakere çağrısı yapabilir ama karşısında müzakere edecek

muhatap yok. Uluslararası toplumdan buna bir destek de yok. BM Genel

Sekreteri, zaten çok açıkça belirtti ki planda yeniden müzakereye yer

yok'' dedi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne, Kuzey

Kıbrıs üzerindeki gereksiz kısıtlamaların kaldırılması çağrısında

bulunduğunu hatırlatan Weston, ABD'nin de buna tam destek verdiğini

belirtti. Weston, bu konuda bir tasarı için BM'de gelecek birkaç hafta

içinde bir hareketlenme olabileceği yönünde söylentiler bulunduğuna

işaret etti. Konunun BMGK'da görüşüldüğünü belirten Weston, sonucu

tahmin etmesinin zor olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Papadopulos'un Annan'a gönderdiği ve BM Genel

Sekreteri'nin raporunda Kuzey Kıbrıs'ın sıkıntılarının azaltılması

tavsiyelerini eleştiren mektubun, dün Annan tarafından BM'de

dolaştırıldığını ifade eden Weston, bu mektuba BMGK'dan bir reaksiyon

gelebileceğini de söyledi. BM'nin Kıbrıs'taki iyi niyet misyonunun şu

sırada ''askıda'' olduğunu belirten Weston, Kıbrıs'taki barış gücü

UNFCYP konusunun gündeme geleceği Eylül ayında, iyi niyet misyonunun konumunun da tekrar tartışılacağını kaydetti.

Weston, Annan'ın Kıbrıs Rum Kesimi'nden, plana uygulama ve güvenlik konularındaki itirazlarını içeren bir metin istediğini ve bu çerçevede BM Güvenlik Konseyi'nin, bir şey yapıp yapamayacağını değerlendireceğini söyledi. Şu ana kadar Rum kesiminin hiçbir çabada bulunmadığını belirten Weston, ''Sanırım onlar bir şey yapıncaya kadar bekleyeceğiz. Ancak planın yeniden müzakere edilmesi yönünde destek görmüyorum'' dedi.

RUM KESİMİNİN BEDEL ÖDEMESİ

Kıbrıs'ın birleşmesini Rum kesiminin tutumunun engellemesine rağmen hiçbir bedel ödemedikleri yönündeki soruya karşılık Weston, ''Biz kimseye bedel ödetmekle ilgilenmiyoruz. Zaten kanımca Kıbrıslı Rumlar, topraklarına geri dönememek, adadaki problemle yaşamayı sürdürmek gibi büyük bedeller ödediler. Biz, adada barış ve refah istiyoruz. Kimseyi cezalandırmakla ilgili değiliz'' diye konuştu.

KIBRIS'TA ASKERİ ÜS

Weston, ABD'nin Kıbrıs'ta askeri üs kurma niyetine ilişkin haberlerin basında sıkça yer aldığının hatırlatılması üzerine, ''Bunlar tamamen yanlış. Bu haber sık sık tekrarlanıyor. Kaynağı nedir bilmiyorum. Ancak kesinlikle doğru değil'' dedi.

HALKIN SESI 18/06/04

Rum'un derdi güvenlik

ANNAN PLANI'NA % 62 ORANINDA 'EVET' DİYEBİLİRLR... Güney Kıbrıs'ta Turizm ve Otel Yönetimi Koleji'nin (College of Tourism and Hotel Management) CYMAR araştırma şirketine yaptırdığı araştırma, Birleşmiş Milletler'in, Annan Planı'nın uygulanmasını garanti etmesi halinde Kıbrıslı Rumların plana yüzde 62 oranında "evet" diyeceğini ortaya çıkardı. Kolej eğitmenlerinden Christophoros Christophorou ve Craig Webster tarafından sunumu yapılan "Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler ve Gelecek" konulu araştırma, Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi ve Kıbrıslı Rumların adanın geleceğiyle ilgili düşüncelerini anlamak bakımından önem arz ediyor

İKİ TOPUM ARASINDA "EVLİLİK" ŞİMDİLİK ZOR... Araştırmaya katılan Kıbrıslı Rumlar, iki toplum arasında "evlilik" olabileceğine yüzde 5 oranında inanırken, bunun 2-3 yıllık bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşebileceğini söyleyenlerin sayısı yüzde 48 oranına kadar çıkıyor. Bir yıllık süre içerisinde Kıbrıslı Türklerle ortak iş kurabileceğini düşünen Kıbrıslı Rumların oranı ise yüzde 22. Bu oran komşu olarak yaşamak seçeneği için yüzde 25 olurken, beraber çalışma yüzde 53 olarak belirlendi. Araştırmada, erkekler, kadınlara oranla Kıbrıslı Türklerle ilişkilere daha iyimser bakarken, evlilik, komşuluk hakkındaki görüşlerinin kadın katılımcılarla aynı olduğu görüldü

"GÖÇMENLER" KUZEYDE DEVAMLI KALMAYA SICAK BAKIYOR...Güney Kıbrıs'taki Turizm ve Otel Yönetimi Koleji'nin araştırması, Rumların Kuzey Kıbrıs'ı ziyaretiyle ilgili ilginç sorular da içeriyor. Araştırmada, "Kuzeyde ikinci bir eve sahip olmak veya devamlı yaşamak ister misiniz?" sorusuna, "göçmenler"den yüzde 41, Mağusa ilçesinden yüzde 38, 55-65 yaş grubunda olanlardan yüzde 31 ve ilkokul mezunlarından yüzde 30 oranla "evet" yanıtı gelirken, Baf bölgesinden bu soruya "evet" diyen çıkmadı

Alkan MUHTAROĞLU

Güney Kıbrıs'ta Turizm ve Otel Yönetimi Koleji'nin (College of Tourism and Hotel Management) CYMAR araştırma şirketine yaptırdığı araştırma, Birleşmiş Milletler'in, Annan Planı'nın uygulanmasını garanti etmesi halinde Kıbrıslı Rumların plana yüzde 62 oranında "evet" diyeceğini ortaya çıkardı.

CYMAR'ın , referandumdan sonra ortaya çıkan politik atmosferin Kıbrıslı Rumlar tarafından nasıl karşılandığı ve Kıbrıslı Rumların Kıbrıs'ın geleceğine ve Kıbrıslı Türklerle ilişkilere nasıl baktıklarını analiz etmeye yönelik "Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler ve Gelecek" konulu araştırmasının sonuçları dün saat 10.00'da Güney Lefkoşa'da Turizm ve Otel Yönetimi konferans salonunda düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Turizm ve Otel Yönetimi Koleji eğitmenlerinden Christophoros Christophorou ve Craig Webster tarafından sunumu yapılan "Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler ve Gelecek" konulu araştırma, Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi ve Kıbrıslı Rumların adanın geleceğiyle ilgili düşüncelerini anlamak bakımından önem arz ediyor.

Araştırma, 10-16 Mayıs tarihleri arasında 18-65 yaş grubu arasındaki bin Kıbrıslı Rum ile yüz yüze mülakat şeklinde gerçekleştirildi.

Araştırma sonuçları

Kıbrıs'ın mevcut ayrık durumu dahilinde, Kıbrıslı Rumların referandum sonrası görüşleri, ne tür bir çözüm istedikleri, Kıbrıslı Türklerle geleceğe yönelik ilişkileri ve Annan Planı'nın uygulanabilirliğinin garanti edilmesi konumunda düşüncelerinin ne olacağı yönündeki sorular ışığında hazırlanan araştırma, Kıbrıslı Rumların düşünme pratikleri hakkında önemli ve ilginç bilgileri su yüzüne çıkardı.

Araştırmaya katılan Kıbrıslı Rumlar, iki toplum arasında "evlilik" olabileceğine yüzde 5 oranında inanırken, bunun 2-3 yıllık bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşebileceğini söyleyenlerin sayısı yüzde

48 oranına kadar çıkıyor.

Bir yıllık süre içerisinde Kıbrıslı Türklerle ortak iş kurabileceğini düşünen Kıbrıslı Rumların oranı ise %22. Bu oran komşu olarak yaşamak seçeneği için yüzde 25 olurken, beraber çalışma yüzde 53 olarak belirlendi.

Araştırmada, erkekler, kadınlara oranla Kıbrıslı Türklerle ilişkilere daha iyimser bakarken, evlilik, komşuluk hakkındaki görüşlerinin kadın katılımcılarla aynı olduğu görülüyor.

Lefkoşa bölgesinden araştırmaya katılan Kıbrıslı Rumların, diğer bölgelere oranla Kıbrıslı Türklerle ilişkilere daha sıcak baktığını ortay koyan araştırma, göçmenler olarak tanımlanan Kıbrıslı Rumların da Kıbrıslı Türklerle ilişkilere daha olumlu baktığını gösteriyor.

Güney Kıbrıs'taki Turizm ve Otel Yönetimi Koleji'nin araştırması, Rumların Kuzey Kıbrıs'ı ziyaretiyle ilgili ilginç sorular da içeriyor. Araştırmada, "Kuzeyde ikinci bir eve sahip olmak veya devamlı yaşamak ister misiniz?" sorusuna, "göçmenler"den yüzde 41, Mağusa ilçesinden yüzde 38, 55-65 yaş grubunda olanlardan yüzde 31 ve ilkokul mezunlarından yüzde 30 oranla "evet" yanıtı gelirken, Baf bölgesinden bu soruya "evet" diyen çıkmadı

 

Mevcut durum ve gelecek

Turizm ve Otel Yönetimi Koleji'nin araştırmasının ikinci bölümünü, Kıbrıslı Rumların mevcut ayrık politik yapı ve geleceğe dair düşüncelerini analiz etmeye yönelik sorular içeriyor.

Annan Planı'nın uygulanabilirliğinin garanti edilmesi durumunda oyunuz hangi yönde olur? şeklindeki soruya yanıtın yüzde 62 oranında "evet" olduğu ortaya çıkan araştırmada, Kıbrıs'ta en iyi ve kalıcı çözümün yeniden birleşme olacağı yönünde fikir beyan edenlerin oranı yüzde 51,4 olarak belirlendi.

Araştırmaya katılan Kıbrıslı Rumların yüzde 42'si referandum sonrası yapıdan memnun olduğunu belirtirken, yüzde 34'lük oran, mevcut durumdan ne memnun ne de rahatsız olduğu yönünde görüş beyan etti. Siyasi parti seçeneğinde sorulan soruda, mevcut durumdan son derece rahatsız olanları yüzde

21,5 oranıyla DISI mensupları oluşturdu.

Kıbrıs'ın yeniden birleşmesinin "iyi/çok iyi" olur seçeneğine katılanların oranın yüzde 55 olarak belirlendiği araştırmada, Limasol ve Mağusa bölgelerinde yaşayan, üniversite öğrenimi görmüş ve çok yüksek geliri olan katılımcıların buna diğer bölgelerdeki katılımcılara oranla daha kötümser baktıkları ortaya çıktı.

KIBRIS 18/06/04

Rusya'dan olumlu adımlar

Başbakan Mehmet Ali Talat, İstanbul'da Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la yaptığı görüşmenin önemine değinerek "Bugüne kadar ilk kez bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başbakanı Rusya dışişleri bakanı ile görüştü. Dünya bizi anlıyor. Üzerine basa basa izolasyonların kaldırılması gerektiğini söylüyoruz. Rusya bizi artık daha iyi anlıyor" dedi

Talat: İyi bir görüşme oldu, yararlı bir görüşme oldu. Bunun devamının olacağını ve Rusya'nın özellikle Kıbrıslı Türklerin tecridi konusunda artık daha duyarlı olup bunu kaldırmak için çalışacağını izledik ve hissettik. Bunun sonucunda da bu yönde adımlar atılması konusunda da beklentilerimiz arttı. Güvenlik Konseyi'nde konu görüşülürken Rusya'nın tutumunun da buna uygun olacağı düşüncesindeyim

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, İstanbul'da Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la yaptığı görüşmenin önemine değinerek "Bugüne kadar ilk kez bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Rusya Dışişleri Bakanı ile görüştü. Bu çok önemli bir gelişmedir" dedi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, dünyanın Kıbrıs Türkü'nü daha fazla anlamaya başladığına ve daha fazla temas kurmak istediğine işaret ederek "Daha da önemlisi üstünü çize çize, vurgulaya vurgulaya Kıbrıs Türkü'nün izolasyonunun sona erdirilmesi, ekonomik gelişmesinin önündeki engellerin kaldırılması konusunda dünyada hemen hemen tam bir görüş birliği var" dedi.

Talat, İKÖ'nün Kıbrıs'la ilgili aldığı kararın da önemli bir gelişme olduğunu vurguladı. Başbakan Mehmet Ali Talat önceki gün İstanbul'da gerçekleştirdiği temasların ardından saat 23.30'da adaya döndü.

Başbakan Mehmet Ali Talat'ı Ercan Havaalanı'nda Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Dışişleri Bakanı Vekili Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev, Başbakanlık Müsteşarı Eşref Vaiz ve diğer yetkililer karşıladı.

Bununun Kıbrıs Türkünün çözüm yanlısı tutumu ve referandumda büyük ağırlıkla "çözüme evet" demesinin bir sonucu olduğunu yineleyen Başbakan Talat, "Dünya bizi daha fazla anlamaya başladı, bizimle daha fazla temas kurmak istiyor ve en önemlisi üstünü çize çize, vurgulaya vurgulaya Kıbrıs Türkünün izolasyonunun sona erdirilmesi, ekonomik gelişmesinin önündeki engellerin kaldırılması konusunda dünyada hemen hemen tam bir görüş birliği var" şeklinde konuştu.

Rusya dışişleri bakanının yaptığı görüşmede Kıbrıslı Türklerin ekonomisinin gelişmesi için katkı yapılması gerektiğini, bunun için BM Güvenlik Konseyi'nin de tedbir alması gerektiğini söylediğini anlatan Talat şöyle konuştu:

"Biz de Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'a durumu anlattık, Kıbrıs sorununun değişen parametrelerini ortaya koymaya çalıştık. Kıbrıslı Türklerin artık ayrılıkçı değil, birleştirici olduklarını, Kıbrıs sorununun devamında bugüne kadar ortaya konan çeşitli sorunlara ve olumsuzluklara karşın Kıbrıs Türkünün çözümden yana olduğunu ve yeniden adanın birleşmesinden yana olduklarını kanıtladıklarını bu bakımdan da dünya tarafından anlayışla karşılanmaları gerektiğini ortaya koyduk."

Değişen parametrelerden esas kastının "Kıbrıslı Türklerin kendi sorumluluklarında olmayan bir ayrılığın, cezasını artık çekmemeleri gerektiği" olduğuna dikkati çeken Başbakan Talat, görüşmede bunun üzerinde ısrarla durduğunu, artık zorunluluk nedeniyle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Rum Hükümeti'nin temsil etmesinin bir mantığının kalmadığını anlattığını söyledi.

Dünya ülkelerinden Kıbrıs sorununa yeni bir bakış açısı geliştirmelerini talep etmekte olduklarını anımsatan Talat, Rusya'ya da aynı taleplerini ilettiklerini ve görüşmenin bu çerçevede geçtiğini vurguladı.

Talat "İyi bir görüşme oldu, yararlı bir görüşme oldu. Bunun devamının olacağını ve Rusya'nın özellikle Kıbrıslı Türklerin tecridi konusunda artık daha duyarlı olup bunu kaldırmak için çalışacağını izledik ve hissettik. Bunun sonucunda da bu yönde adımlar atılması konusunda da beklentilerimiz arttı. Güvenlik Konseyi'nde konu görüşülürken Rusya'nın tutumunun da buna uygun olacağı düşüncesindeyim" dedi.

Bütün ülkeler gibi Rusya'nın da Kıbrıs'ın sürekli bölüneceği bir durumun doğmamasını istediğini, bu konuda duyarlı olduklarını ve kendilerine yeterli güvencenin verilmesini gerektiğini kaydeden Talat "Biz bu güvenceyi verdik. Bunun da altını çizerek vurgulamak istiyorum" şeklinde konuştu.

Talat, İstanbul temasları sırasında TC Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle de kendi içlerinde bazı değerlendirmelerde bulunduklarını da açıkladı.

İKÖ kararı

Talat, İKÖ'de Kıbrıs Türkleriyle ilgili alınan karara ilişkin bir soruya karşılık ise şu yanıtı verdi:

"Artık Kıbrıs Müslüman Türk Cemaatı değil de Kıbrıs Türk Devleti olarak kabul edilmemiz önemli bir gelişmedir. Bu da yine yüzde 65 gibi bir çoğunlukla çözüme "evet" demesinin bir sonucudur. Yani dünya dili konuşmasının bir sonucudur. Bütün dünya ülkelerinin Kıbrıs Türküne gösterdiği yakınlığının İslam ülkeleri tarafından da gösterilmeye başlanmasının bir göstergesidir. Böyle bir karardan memnunum. Bunun devamında izolasyonların kalkacağını umuyorum ve bekliyorum."

Sierra Leone, bakanla sohbet etti

Başbakan Talat, önceki akşam Afrika ülkelerinden Sierra Leone'nin Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma ile aynı uçakta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geldi.

Uçaktan birlikte inen Talat, VİP Salonu'na gidene kadar konuk Bakan Mamodu Koroma ile samimi şekilde sohbet ettiği gözlemlendi.

KIBRIS 18/06/04

Sierra Leone'den tam destek

Koroma, referandumun kendilerini, Kıbrıslı Türklerin barışı ne kadar çok düşündüğü yönünde ikna ettiğini, Rumların da aynı şekilde karşılık vermesi gerektiğini söyledi

Sierra Leone Dışişleri Bakanı Momodu Koroma, Kıbrıs Türkü'nün BM'ye karşı taahhütlerini yerine getirdiğini belirterek, "Kıbrıs'ta barışa ulaşma imkanı var ama bu, adadaki herkesin haklarını tanıyarak mümkün olabilir" dedi.

Koroma, referandumun kendilerini, Kıbrıslı Türklerin barışı ne kadar çok düşündüğü yönünde ikna ettiğini, Rumların da aynı şekilde karşılık vermesi gerektiğini söyledi.

Temaslarda bulunmak üzere KKTC'ye gelen Mamodu Koroma, dün Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Mehmet Ali Talat'la görüştü.

Denktaş: Kıbrıs'ta çözüm iki

tarafa eşit davranmaktan geçer

Cumhurbaşkanı Denktaş, konuk bakan Mamodu Korama'yı kabulünde yaptığı açıklamada, bu ziyaretin kardeş ülkelerin ziyaretlerinin başlangıcı olmasını dileyerek, böylece Kıbrıs Türkü'nün son 40 yıldır verdiği mücadeleyi anlamalarına yardımcı olacağını söyledi.

Referandumun, dünyanın Kıbrıs'ta iki ülke bulunduğunu anlamasına yardımcı olduğunu vurgulayan Denktaş, 1960 Cumhuriyeti'nin bir ortaklık cumhuriyeti olduğunu ancak Rumların Yunanistan ile birleşebilmek için bu cumhuriyeti yıktıklarını belirtti.

Sonrasında gelişen olaylar ve Kıbrıs Türkü'nün verdiği varoluş mücadelesini Koroma'ya anlatan Denktaş, 1983'de Rumların yeni bir ortaklığa niyeti olmadığını anlayarak cumhuriyeti ilan ettiklerini vurguladı.

Rumların niyetinin son referandumda da ispatlandığını ifade eden Denktaş, şimdi özellikle kardeş İslam ülkelerinin Kıbrıs sorununa çözüm yolunun iki tarafa da eşit davranmaktan geçtiğini anlamalarını diledi.

Böylece Rumların tüm adayı "Kıbrıs" adı altında kaçıramayacaklarını anlayacaklarını ve böylece hızlı bir konfederal çözüme kapıların yeniden açılacağını belirten Denktaş, bunu yıllardır söylediğini ancak kimsenin kendisini dinlemediğini kaydetti.

KKTC'de tüm organ ve fonksiyonlarıyla tam bir devletin bulunduğunu Koroma'nın kendi gözleriyle de gördüğünü ifade eden Denktaş, Türkiye tarafından tanınan ülkenin ambargolara karşın 80 ülkeyle ticari bağları olduğunu söyledi.

Denktaş, Koroma'nın KKTC üniversitelerini de ziyaret etme fırsatı bulmasını dileyerek, üniversiteler hakkında bilgi verdi ve Sierra Leone'deki gençlerin burs imkanlarından yararlanabileceklerini, Sierra Leonelilerin bu avantajı kullanmaları dileğinde bulundu.

Denktaş, Sierra Leone ile temasların da devam etmesini umduğunu söyledi.

Koroma: Kıbrıslı Türkler

taahhütlerini yerine getirdi

Sierra Leone Dışişleri Bakanı Mamodu Koroma, devlet başkanlarının selamını ileterek, burada olmaktan dolayı son derece memnun olduğunu ifade etti.

Aldığı davete de çok sevindiğini kaydeden Koroma, Kıbrıs Türklerine karşı olan pozisyonlarının İKÖ ile aynı çerçevede olduğunu, Kıbrıs Türkü'nün BM'nin gereklerine uyduğunu, tüm taahhütlerini yerine getirdiğini, bunun sonucunda İKÖ'nün tam destek verdiğini ifade etti.

Koroma, Kıbrıs'ta barışa ulaşma imkanı bulunduğunu ancak buna adadaki herkesin haklarını tanıyarak ulaşılabileceğini vurgulayarak, referandumun Kıbrıslı Türklerin adada ne kadar çok barışı düşündüğü yönünde kendilerini ikna ettiğini ifade etti. Koroma şimdi sırada Kıbrıslı Rumların da aynı şekilde karşılık vermesi bulunduğunu belirtti.

Koroma, İKÖ'nin Kıbrıs Türkü ile ilgili pozisyonunu desteklediklerini ve gelecekte de destekleyeceklerini ifade etti. Burslarla ilgili teklife de teşekkür eden Koroma, işbirliğinin çok küçük bir şekilde başlayabileceğini ancak genişleyeceğini, burslarla ilgili teklifi devlet başkanlarına ileteceğini, gelişmekte olan ülkeler olarak işbirliği yapılabilecek çok alan olduğunu vurguladı.

Koroma, kendisini davet ettiği için Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'a da teşekkürlerini sundu.

"Söylem üzerine beyanat doğru değil"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bir basın mensubunun Rumlardan Gazimağusa Limanı'nın kullanılmasıyla ilgili bir teklif geldiği yönünde söylemler olduğunu söylemesi üzerine, söylemler üzerine beyanat vermenin doğru olmadığını ve böyle bir teklif almadıklarını belirtti.

Talat: Adadaki çözümsüzlüğün

sorumlusu Kıbrıslı Türkler değil

Başbakan Mehmet Ali Talat da, başbakanlığa ülkesinin geleneksel kıyafetiyle gelen Mamodu Korama'yı kabulünde, adadaki çözümsüzlükten Kıbrıslı Türklerin sorumlu olmadığına işaret ederek "Biz, Kıbrıslı Türkler, her türlü izolasyondan kurtulmak istiyoruz" dedi.

Sierra Leone Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma, burasının Müslüman bir ülke olduğunu ve buradaki insanlarla dostluk kurarak ilişkilerini geliştirmek arzusunda olduklarını belirtti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, heyeti ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın eşlik ettiği Mamodu Korama'yı kabulünde yaptığı açıklamada, konuk bakan Mamodu'yu özellikle İKÖ'deki olumlu gelişmelerin ardından KKTC'de görmekten, kendisiyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek Kıbrıslı Türklerin her zaman çözümden yana olduğunu, çözümsüzlükten ve her türlü izolasyondan kurtulmak istediğini vurguladı.

Adadaki çözümsüzlükten Kıbrıs Türk tarafının sorumlu olmadığını, son gelişmelerin de bunu ispatladığını anlatan Talat, Rum tarafının olumsuz tutumunun çözüme ulaşılmasını engellediğini söyledi ve "Biz, Kıbrıslı Türkler, bundan sorumlu değiliz. İzolasyonlardan; ekonomik, siyasi, kültürel, her türlü izolasyondan kurtulmak istiyoruz" dedi.

İslam Konferansı'nın kararıyla Kıbrıslı Türklerin yeni bir statü kazandığını ve bu karardan memnun olduklarını ifade eden Talat, konuk bakana ziyareti için teşekkür ederken bu yakın işbirliğinin bundan sonra da sürmesi yönündeki arzusunu dile getirdi.

Korama: Burada yaşayan Müslümanlarla

dostlukları paylaşmak istiyoruz

Sierra Leone Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma ise açıklamasında, "Sayın Başbakan" diye hitap ettiği Talat'a kendilerini konuk etmesinden dolayı teşekkür ederek adada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Buraya gelmelerinin başlıca nedeninin, burasının bir Müslüman ülkesi olması ve burada yaşayan Müslümanlarla dostluklarını paylaşma, ilişkilerini geliştirme arzuları olduğunu belirten Koroma, bir diğer sebebin ise, Kıbrıslı Türklerle işbirliği olanaklarını araştırmak; eğitim konusunda, üniversitelerarası diyalog, karşılıklı burs konularını ele almak olduğunu anlattı.

Konuk bakan, iki ülke arasında pek çok ortak nokta bulunduğuna işaret ederek, bu noktaların su yüzüne çıkarılmasıyla ilişkilerin de daha ileri düzeye taşınabileceğine inanç belirtti.

KIBRIS 18/06/04

Üç lider bugün bir araya geliyor: Hükümet kurulacak inşallah

Uzun süreden beri gündemde ağırlıklı formül olarak tartışılan Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH)

de katılımıyla üçlü koalisyon için bugün liderler ilk kez bir araya geliyor.

TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre, CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, DPGenel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı saat 14.00'te Cumhuriyet Meclisi'nde görüşecek.

Üç liderin toplu olarak ilk kez yapacakları bu görüşmenin ardından üçlü koalisyon arayışları için görüşmeler teknik heyetler düzeyinde sürdürülecek.

CTP'den bir, DP'den de iki milletvekilinin istifa etmesiyle, 26 gibi sınırlı çoğunlukla ocak ayında kurulan koalisyon hükümeti azınlığa düşmüştü. 50 sandalyeli mecliste 23 milletvekiliyle azınlığa düşen koalisyon hükümeti, BDH'nın da katılımıyla üçlü koalisyona dönüşmesi halinde 27 çoğunluğuna ulaşacak.

KIBRIS 18/06/04

KKTC'li parlamenterlerin temsil durumu Avrupa Konseyi'nde

 



20 Haziran, 2004 14:16:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanlık Divanı, yarın yapılacak toplantıda, KKTC'li parlamenterlerin AKPM'deki temsil durumunu görüşecek.

AKPM Genel Kurulu'nun nisan ayında Kıbrıs konusunda aldığı kararın ardından AKPM Genel Sekreterliği'nden, KKTC'li parlamenterlerin temsil durumuna ilişkin bir rapor hazırlanması ve bu raporun, 21 haziran pazartesi günü toplanacak Başkanlık Divanı'na sunulması istenmişti.

Nisan ayında yapılan toplantılarda, KKTC'li parlamenterlerin AKPM Genel Kurul çalışmalarına doğrudan katılması ve söz almasına olanak sağlayan karar, son anda Rumların girişimiyle ertelenmişti.

Bununla birlikte, Genel Kurul'da yapılan oylamayla kabul edilen kararda, ''AKPM'nin KKTC'li parlamenterlerle sıkı işbirliği yapmasının olanaklarının araştırılması'' istenmişti.

Başkanlık Divanı'na sunulacak rapor

Başkanlık Divanı'na yarın sunulacak rapor, bu işbirliğinin biçimi ve yöntemine bir anlamda açıklık kazandıracak.

AKPM'de, Annan planını reddeden Rumların eleştirildiği ve KKTC'ye yönelik izolasyonun artık kaldırılmasını savunan kararın nisan ayında kabul edilmesinin ardından, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, 11 haziranda Strasbourg'a gelerek, Avrupa Konseyi yetkilileriyle üst düzey temaslarda bulunmuştu.


Talat: ''AB ile uyum çalışmaları devam ediyor''

 



20 Haziran, 2004 14:00:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği'ne uyum çalışmalarının 'her an üye olunacakmış gibi' devam ettiğini söyledi.

Talat, ''izolasyonlar kalkmış, Avrupa Birliği'ne girmişiz gibi her an ve her şekilde dünyayla bütünleşmeye hazır olmalıyız'' dedi.

Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden bugün yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakan Talat, Başbakanlık Avrupa Birliği Koordinasyon Komitesi'nin çalışmalarını değerlendirdi.
Komitenin, temmuz 2004 sonuna kadar yoğun bir tempoyla AB'ye uyum çalışmalarına devam edeceğini söyleyen Talat, hemen her gün toplantı yapıldığını ve seminer verildiğini belirtti.

Talat: "AB Komisyonu'ndan uzman heyetler temmuzda Kuzey Kıbrıs'a gelecek"

Başbakan Talat, Kıbrıslı Türklerden oluşan heyetlerin Brüksel'e gitmesinin yanısıra AB Komisyonu'ndan uzman heyetlerin temmuzda Kuzey Kıbrıs'a geleceğini söyledi.

Talat, ''sadece yasaların uyumlaştırılması yeterli değil. Bu yasaları uygulayacak personel de AB yasalarını uygulayacak düzeye gelmelidir'' dedi.

Başbakanlık Avrupa Birliği Koordinasyon Komitesi Sorumlusu Erhan Erçin de konuyla ilgili açıklamasında, 8 haziran 2004'te başlattıkları teknik yardım çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Teknik yardım çalışmaları

Erçin, Brüksel'de başlayan ve ilgili bakanlıklardan özenle seçilen kişilerin katıldığı teknik yardım çalışmalarında heyetlerin kendilerini ilgilendiren konularda yardım aldığını söyledi.

Erçin, Brüksel'de devam eden teknik yardım çalışmalarının, ''meyve ve sebzeler, patates, çevre, veterinerlik, posta hizmetleri, kamu ihalesi, mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması, bitki sağlığı, bulaşıcı hastalıklar, tarım ve kırsal kalkınma, genel ürün güvenliği, istatistik ile küçük ve orta ölçekli işletmeler'' konularında yapılacağını vurguladı.

Rusya’dan yapılacak yardımlara destek

 

 Lavrov, bu yardımların BM’nin kararlarını ihlal etmeyecek uluslararası mekanizmaların kurulması koşuluyla yapılması gerektiğini söyledi.   

 Rusya, Annan’ın iyi niyet misyonu çerçevesinde Kıbrıs’ta yaşayabilir ve adil bir çözüm sağlamak amacıyla işbirliğine hazır olduğu mesajını verdi

 Türkiye ile ilişkilere de değinen Lavrov, “Biz, Türkiye’yi iyi bir komşu, bölgesel ve uluslararası ilişkilerde önemli bir ortak olarak görüyoruz” dedi

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın Kıbrıs Türklerine mali ve ekonomik yardım yapılmasına ilişkin adımları desteklediğini, ancak bu yardımların BM’nin Kıbrıs ile ilgili kararlarını ihlal etmeyecek uluslararası mekanizmaların kurulması koşuluyla yapılması gerektiğini söyledi.   

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 31. dönem dışişleri bakanları toplantısı için kısa bir süre önce Türkiye’de bulunan Lavrov, A.A’ya verdiği yazılı demeçte, Rusya’nın Kıbrıs Türklerine mali ve ekonomik yardım yapılması yönündeki adımları desteklediğini kaydetti.

Lavrov, Kıbrıs sorununun çözümüne Rusya’nın yaklaşımını özetleyerek, Kıbrıs’ta, ilgili BM kararları ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın iyi niyet misyonu çerçevesinde kapsamlı, yaşayabilir ve adil bir çözüm sağlamak amacıyla hem Kıbrıslı taraflarla hem de diğer devletlerle işbirliğine hazır olduklarını belirtti. Lavrov, şöyle dedi:

“Uzlaşma arayışının, Kıbrıs’taki hem Rumlar, hem de Türklerin yasal çıkar ve kaygıları dikkate alınarak gönüllü esasta olması gereğinden hareket ediyoruz. Rusya, Kıbrıs Türklerine mali ve ekonomik

yardım yapılması yönündeki adımları destekler. Bu yardımlar, BM’nin Kıbrıs ile ilgili kararlarını ihlal etmeyecek uluslararası mekanizmaların kurulması koşuluyla yapılmalıdır.”

Lavrov, İKÖ toplantısı çerçevesinde Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile de biraraya gelmişti.   

İKİLİ İLİŞKİLER

Dışişleri Bakanı Lavrov, Rusya’nın Türkiye ile karşılıklı yarara dayalı, dostane ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiğini söyleyerek, “Biz, ülkenizi, iyi bir komşu, bölgesel ve uluslararası ilişkilerde önemli bir ortak olarak görüyoruz” dedi.

İkili ilişkilerin çeşitli alanlarda dinamik bir şekilde giderek geliştiğine dikkati çeken Lavrov, bu ilişkileri “çok yönlü ve yapıcı ortaklık seviyesine” çıkarmak istediklerini kaydetti. Lavrov, böyle bir gelişmenin iki ülke halklarının çıkarlarına uygun olup, Avrasya bölgesinde barış ve istikrarın pekiştirilmesine yardımcı olacağını düşündüklerini bildirdi.

RUSYA’NIN IRAK SORUNUNA BAKIŞI

Lavrov, Irak krizinin başından beri Rusya’nın, bu sorunun BM’nin himayesinde ve uluslararası hukuk çerçevesinde siyasi olarak çözümlenmesi politikasını izlediğini hatırlatarak, Irak’ın geleceğini her zaman, “etnik veya dini farklılıklara bakılmaksızın bütün vatandaşların haklarının eşit derecede garanti altına alınacağı barışsever, bölünmez ve demokratik bir devletin kurulması ilkesine” bağladıklarını belirtti.

BM Güvenlik Konseyi’nin 8 Haziran 2004 tarihli ve 1546 sayılı kararının alınmasıyla Irak sorununda yeni bir aşamaya gelindiğine işaret etti.

Sergey Lavrov, Irak’ın geçici kurumlarının uluslararası desteğe ihtiyacı ve geçiş döneminin zorlulukları göz önünde bulundurularak, ülkenin bütün etkili siyasi güçleri, komşu ülkeler ve BMGK üyelerinin katılımıyla uluslararası bir konferans düzenlemesine ilişkin Rusya’nın teklifinin hala gündemde olduğunu hatırlattı.

ORTADOĞU SORUNU

Demecinde, ülkesinin Ortadoğu politikasına da değinen Lavrov,   İsrail’in Gazze’den çekilmesine ilişkin teklif edilen tedbirlerin, barış sürecinin yeniden başlatılması için olumlu rol oynayabileceğini kaydetti.

Lavrov, bu adımların, “yol haritası çerçevesinde olarak, Arap topraklarının işgaline son vermesi ve sonuçta İsrail ve Filistin’in iki devlet olarak bir arada yaşama fikrinin gerçekleşmesine” yol açması gerektiğini de bildirdi.

BOĞAZLARDAN PETROL SEVKIYATI

Boğazlardan petrol sevkıyatı konusuna da değinen Lavrov, gerek ihracatçı, gerekse ithalatçı ülkelerin, ana petrol taşıma yollarının en etkin biçimde ve uluslararası hukuk normlarına uygun bir şekilde kullanılması durumunda kazançlı olduğunu belirtti.

Lavrov, bu nedenle “Boğazlar’dan geçiş kapasitesinin artırılmasına ilişkin çekinceleri göz önünde bulundurarak, gemi seyrinin etkinliğinin artırılması konusunda Türk tarafıyla yakın   temasta” olduklarını söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili makamlarla aktif bir şekilde istişareler yaptıklarını söyleyen Lavrov, Boğazlardan yapılan tankerli petrol sevkıyatının yüksek konsantrasyonuna ilişkin Türk kamuoyunun kaygılarını da özel bir dikkatle izlediklerini ifade etti.

Sergey Lavrov, ihracat kapasitesinin eksik olmasına rağmen Rusya’nın yakın zamanda Karadeniz istikametinde petrol sevkıyat miktarını önemli ölçüde artırmayı düşünmediğini de belirtti. Rusya’nın Baltık boru hattı sistemini hızlı bir şekilde geliştirdiğini hatırlatan Lavrov, ayrıca Rusya, Beyaz Rusya, Ukrayna, Polonya, Slovakya, Macaristan ve Hırvatistan arasındaki anlaşmada öngörüldüğü gibi “Drujba” ve “Adria” petrol boru hatlarının birleştirilmesiyle Karadeniz Boğazları üzerindeki yükün azaltılacağını kaydetti.

HALKIN SESI 20/06/04

Hükümet protokolü görüşülüyor

KKTC Başbakanı Talat, hükümet kurma çalışmalarıyla ilgili olarak”Görüşmeler devam edecek. Arkadaşlar protokolü değerlendirecek. Sonra her koalisyonda olduğu gibi bakanlıkların dağılımı belirlenecek ve bu iş tamamlanacak. Ama önce protokol tabii. Anlaşabiliyor muyuz ona bakacağız. Anlaşabilirsek diğerlerine geçebileceğiz” diye konuştu. 
Talat, önceki gün DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ve Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı ile başlangıcı yaptıklarını söyledi. Üç lider önceki günkü buluşmada, hükümet görüşmeleri için bir komite oluşturmuştu. 
KKTC’de hükümet, DP’den 2, CTP’den de bir milletvekilinin istifasının ardından, 23 milletvekiliyle çoğunluğu yitirdi. 4 milletvekiline sahip Barış ve Demokrasi Hareketi’nin katılması halinde, hükümet, 50 sandalyeli mecliste 27 milletvekiliyle çoğunluğu sağlamış olacak. 
    YENIDUZEN 19/06/04

Başbakan Talat ''İlk raund fena gitmedi''

Başbakan Mehmet Ali  Talat,  CTP-BG, DP ve BDH arasındaki hükümet kurma görüşmelerinde protokol üzerinde çalışıldığını, bunda anlaşılması durumunda  bakanlıkların dağılımı ve diğer konulara geçileceğini açıkladı.

            Başbakan Talat, dün sabah toplanan Bakanlar Kurulu’na girişte gazetecilerin “Hükümet görüşmelerinde ilk raund nasıl gitti?” şeklindeki sorusuna kaşılık “Fena gitmedi. Zaten başlangıcı yaptık” diyerek şöyle konuştu:

            “Görüşmeler devam edecek. Arkadaşlar protokolu değerlendirecek. Sonra her koalisyonda olduğu gibi bakanlıkların dağılımı belirlenecek ve bu iş tamamlanacak. Ama önce protokol tabii. Anlaşabiliyor muyuz ona bakacağız. Anlaşabilirsek  diğerlerine geçebileceğiz.”

YENIDUZEN 19/06/04

Gümrük Birliği çerçevesinde Güney Kıbrısla bazı açılımlar olabilir”

''Aralık zirvesine bir anayasa meselesiyle girilmemiş oldu....Bütün dünyada özgürlükler daralırken bizde genişliyor. Bunu zaafiyete çeviren olursa tedbir alırız''

TC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, gümrük birliği çerçevesinde Kıbrıs Rum yönetimiyle ticaretle ilgili bazı açılımların söz konusu olabileceğini de belirtti.

Gül.AB'nin anayasayla ilgili sorunlarını çözmesinin, geleceğiyle ilgili kuşkuların dağılmasını sağladığını belirterek, bunun ayrıca Türkiye'nin isteklerini karşıladığını kaydetti. Gül, ''Aralık zirvesine bir anayasa meselesiyle girilmemiş oldu, eğer Anayasa meselesi çözülmemiş olsaydı, belki o zirvede bize sıra gelmezdi'' dedi.

                Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Hükümetlerarası Konferans'a (HAK) katılan Gül, bir basın toplantısı düzenleyerek AB zirvesi ve HAK ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

                ''Herkesi yüzde yüz memnun etmek mümkün değil ama herkesin beğendiği bir anayasa çıkmış oldu'' diyen Gül, Anayasanın Türkiye açısından dengeli olduğunu belirtti. Anayasanın başında atıfta bulunulması düşünülen din meselesinin iyi bir şekilde çözüldüğünü kaydeden Gül, tüm Avrupa'nın miraslarına atıfta bulunulduğunu söyledi.

    Gül, AB karar mekanizmasında, oylamada kullanılmasına karar verilen nitelikli çoğunluk modelinin Türkiye için sorun doğurmadığını belirtti. Türkiye'nin AB'ye katıldığında, AB içinde modele yönelik

getirilen ''dengesizlik'' endişelerinin dağılacağını ifade eden Gül, ''Türkiye'nin katılması denge getirecek'' dedi.

             Abdullah Gül, zirve bildirgesinde Türkiye ile ilgili çıkan metni de değerlendirdi. Türkiye'nin attığı adımların övüldüğünü, uygulamayla ilgili eleştirilereyse katıldığını dile getiren Dışişleri Bakanı, ''Türkiye'de o kadar hızlı değişiklikler oluyor ki, bunlar tam yansımıyor'' diye konuştu.

                Kapatılan DEP'in 4 eski milletvekilinin serbest kalmasının ardından AK Parti içinde karşı bir hareket başladığı yolundaki bir soruya karşılık Gül, şunları söyledi:

            ''Biz bunları yaparken teröre müsamaha göstermeyiz. Dünyada hürriyetler güvenlik bahanesiyle daraltılırken, hürriyetlerin sınırı daraltılırken, Türkiye hürriyetlerin özgürlüklerin sınırını genişletiyor. Bunun kıymetini herkesin bilmesi lazım. Görürsek ki bunlar herhangi bir zafiyete yol açıyor, tabii ki ona göre hareket ederiz, tedbirini alırız.''

            Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye ve AB arasında gelinen durumun ''neticeleri itibarıyla büyük bir dönüm noktası'' olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin konumunun hızla AB ile üyelik sürecine yaklaşan

Hırvatistan'la bir tutulmaması gerektiğini kaydetti.

            Suudi Arabistan'da geçen hafta kaçırılan ABD'li rehinenin öldürülmesini kınadığını kaydeden Gül, ''Bunlar bir Müslüman ülkenin de imajını bozuyor, Müslümanlığın da imajını bozan şeyler'' dedi.

YENIDUZEN 19/06/04

Demokratikleşme yolunda ilk adım

SAVCILIKTAN GÖRÜŞ ALINDI... Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, geçtiğimiz hafta görüş için Başsavcılık'a gönderdiği "Sivillerin, gazetecilerin ve aydınların askeri mahkemelerde yargılanmalarına imkan veren yasanın değiştirilmesiyle" ilgili tasarıyı savcılıktan gelen görüş üzerine dün onaylayarak meclise gönderdi

SİVİL MAHKEME YOLU AÇILIYOR... KIBRIS'a konuşan Başbakan Talat, Askeri Ceza Yasası'nın 20. (a) maddesine yapılan bir değişlikle, "Güvenlik Kuvvetleri aleyhine yazılabilecek yazı veya sarf edilebilecek sözler" ile "insanları askerlikten soğutma propagandası" gibi geçmişte askeri mahkemelerde yargılanan suçların sivil mahkemelerde yargılanacak şekilde yeniden düzenlendiğini kaydetti. Talat, bu suçları işleyen kişilerin artık askeri mahkemelerde değil sivil mahkemelerde yargılanacaklarını söyledi

TÜM YASALAR AB NORMLARINA ÇEKİLECEK... Talat: Yasa tasarısı, demokratikleşme yolunda atılan bir ilk adımdır. Bundan sonra atılacak olan adım, tüm yasaların demokratik ve çağdaş AB normlarına uygun hale getirilmesidir. Bunun için önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeler gerçekleştireceğiz. Bu amaçla Avrupa Konseyi'nin ilgili birimlerinden Venedik Komisyonu bu konuda bize yardımcı olacak. Ceza yasasında demokrasinin önünde engel oluşturan tüm unsurları ortadan kaldıracağız

 

Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasını önleyecek yasa tasarısını da onaylayarak meclise sevk etti.

Başbakan Talat, tasarıyı demokratikleşme yolunda bir "ilk adım" olarak niteledi.

Bakanlar Kurulu sözcüsü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Bakanlar Kurulu'nun geçtiğimiz hafta görüş için Başsavcılık'a gönderdiği "Sivillerin, gazetecilerin ve aydınların askeri mahkemelerde yargılanmalarına imkan veren yasanın değiştirilmesiyle" ilgili tasarıyı savcılıktan gelen görüş üzerine dün onaylayarak meclise gönderdiğini söyledi.

Talat: Önemli bir adım

KIBRIS'ın sorularını yanıtlayan Başbakan Mehmet Ali Talat, Askeri Ceza Yasası'nın 20 (a) maddesine yapılan bir değişlikle, Güvenlik Kuvvetleri aleyhine yazılabilecek yazı veya sarf edilebilecek sözlerin ve insanları askerlikten soğutma propagandası gibi geçmişte askeri mahkemelerde yargılanan suçların sivil mahkemelerde yargılanacak şekilde yeniden düzenlendiğini kaydetti. Talat, bu suçları işleyen kişilerin artık askeri mahkemelerde değil sivil mahkemelerde yargılanacaklarını söyledi.

Bunun demokratikleşme yolunda atılan bir ilk adım olduğunu ifade eden Talat, bundan sonra atılacak olan adımın tüm yasaların demokratik ve çağdaş AB normlarına uygun hale getirilmesi olduğunu söyledi.

Başbakan, bunun için önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeler gerçekleştireceklerini belirterek, bu amaçla Avrupa Konseyi'nin ilgili birimlerinden Venedik Komisyonu'nun bu konuda kendilerine yardımcı olacağını ifade etti. Talat, "Ceza yasasında demokrasinin önünde engel oluşturan tüm unsurları ortadan kaldıracağız" dedi

Hangi yasa değiştirildi?

"Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri Yargıtayı'nın Kuruluşu ve Yargılama Usulü Yasası" ilk kez 1983 yılında yapıldı.

34/1983 sayılı söz konusu "Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri Yargıtayı'nın Kuruluşu ve Yargılama Usulü Yasası", 1984 yılında değiştirildi.

Söz konusu yasaya 27/1984 sayılı değişiklikle 20 (a) maddesi eklendi.

Yani, 27/1984 sayılı Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri Yargıtayı'nın Kuruluşu ve Yargılama Usulü (Değişiklik) Yasası uyarınca, 34/1983 sayılı esas yasaya 20'inci maddesinden sonra yeni 20 (a) maddesi eklendi.

Bu karara göre, Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi, asker olmayan kişilerin aşağıda belirtilen maddelerle ilişkin davalara bakmakla yetkili kılındı.

CTP- DP hükümeti, yaptığı çalışma ile 1984 yılında yapılan değişikliği yeniden değiştirerek, yaptığı tasarı ile "asker olmayan kişilerin" askeri davalarda yargılanmasını kaldırma kararı aldı.

Söz konusu tasarı mecliste kabul görürse, resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girecek.

Değiştirilmesi öngörülen Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri Yargıtayı'nın Kuruluşu ve Yargılama Usulü (Değişiklik) Yasası (27/1984) (şimdiki hali) aynen şöyledir:

"Esas Yasaya 20'inci Maddesinden Sonra yeni 20A Maddesinin Eklenmesi

3.Esas Yasa, 20'nci maddesinden hemen sonra aşağıdaki yeni 20A maddesi eklenmek suretiyle değiştirilir:

"Asker Olmayan Kişiler Bakımından Yetki"

20A. Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi, asker olamayan kişilerin:

29/1983 sayılı yasa; (1) Askeri Suç ve Cezalar Yasasında yer alan suçlarına veya herhangi bir yasada Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesinin yargılama yetkisi kapsamında olduğu açıkça belirlenen suçlarına;

(2) Nöbet yerlerinde, askeri karakollarda, askeri kışa veya karargahlarda, askeri kurumlarda, yerleşme veya konaklama amacı ile asker tarafından geçici veya sürekli olarak kullanılan diğer mahaller içinde, asker kişilere karşı işledikleri suçlara;

(3) Trafiğe ilişkin suçlar hariç olmak üzere, askeri kurumların, askeri mahallerin veya askeri malzemenin hasar veya tahribine yol açan suçlarına;

(4) Askeri malzemeye ilişkin suçlarına;

5/1979- 9/1983 (5) Askeri Yasak Bölgeler Yasası uyarınca saptanan askeri yasak bölgeler içinde işlenen ve Askeri Suç ve Cezalar Yasasında yer alan veya herhangi bir yasada Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi'nin yargılama yetkisi kapsamında olduğu açıkça belirlenen suçlarına ilişkin davalara bakmakla yetkilidir."

Yürürlüğe Giriş

4. Bu Yasa 15 Mayıs 1983 tarihinden başlayarak yürürlüğe girer.

KIBRIS 20/06/04