Kıbrıs'a
destek
KKTC için
diplomatik atağın ilk somut meyvesi İKÖ'de alındı.
KKTC artık 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla anılacak.
Tecridin kaldırılması da desteklenecek
17/06/2004
RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
İSTANBUL - Türkiye, KKTC'nin uluslararası alanda tanınması
yönünde başlattığı diplomatik atağın ilk somut
meyvesini İslam Konferansı Örgütü'nde (İKÖ) aldı. İKÖ,
İstanbul'da dün sona eren 31. dışişleri bakanları
toplantısında KKTC'nin 'tam üyelik' talebini bekletmeye alsa da,
Annan Planı'ndaki gibi 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla
temsiline karar verdi. Böylece Türkiye, Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu
İKÖ tarihinde bir ilki gerçekleştirerek seçimle genel
sekreterliğe getirilmesinin ardından ikinci zaferini
Kıbrıs'ta elde etti.
İKÖ, kabul ettiği İstanbul bildirisinde, "Üye ülkeler,
Kıbrıs Müslüman halkının İKÖ organlarının
tüm çalışmalarına BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
planında öngörüldüğü adıyla katılmalarına karar
verir" ifadesine yer verdi. Karar tanıma anlamına gelmese de
KKTC İKÖ'nün bazı olanaklarına sahip olacak. Bugüne dek
'gözlemci devletler' Bosna-Hersek ve Tayland idi. Bu statü KKTC'ye de verildi.
Örgüt, Türk tarafının İKÖ'ye tam üyelik talebiyle ilgili ise
'beklemede kalma kararı' aldı.
İKÖ ayrıca Kıbrıslı Türklere tecridin sona ermesi için
uluslararası topluma, 'acil somut adım atma' çağrısı
yaparken, üye ülkelerden 'Kıbrıs Müslüman Türk halkıyla'
ekonomik, ulaşım, enformasyon, kültür ve sportif alanlarda tam
dayanışma istedi. Ayrıca İKÖ Genel Sekreteri'ne İslam
Kalkınma Bankası'nın destek vermesi için girişim
başlatma görevi verildi.
'Rusya da
yanımızda'
'Toplantıda İstanbul ruhunun ortaya
çıktığını' belirten Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, KKTC'nin İKÖ'nün 'doğal parçası'
olduğunu belirterek, "İslam dünyası tecride kayıtsız
kalamazdı. Çok ciddi bir adım atılarak, İKÖ'de Kuzey
Kıbrıs 'devlet' olarak kabul edildi" dedi. Gül, Kıbrıs
Rum Kesimi'nin örgüte gözlemci statüsü için başvurmaya
hazırlandığı haberler için de, "Böyle bir şey söz
konusu değil" ifadelerini kullandı. KKTC
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, 'büyük moral
destek' aldıklarını dile getirirken, "Ümmet olarak
geldiğimiz yerden, devlet olarak dönüyoruz" diye konuştu. Rus
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşen KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat ise, "Tecrit, adım adım
kalkıyor. Rusya, Kuzey Kıbrıs'ın durumunu gözden geçirmek
zorunda kaldı. Ambargoların kaldırılmasını onlar
istiyor" dedi. Talat-Lavrov görüşmesi 'Moskova'nın KKTC'ye ilk
açılımı' olarak görülüyor.
Bol destek ve
kınama
İKÖ, Türkiye ve Tahran'ın BM Güvenlik Konseyi üyeliğini destekleme
kararı alırken, ayrıca gelecek yıl Suudi Arabistan'da ilk
İslam olimpiyatlarının yapılması
kararlaştırıldı. Bildiride İran'ın
barışçı nükleer çalışmalarına destek verilirken,
ABD'nin Suriye'ye tek taraflı ambargo uygulama kararını gözden
geçirmesi istendi. Geçici Irak hükümetine destek açıklanırken,
işkence skandalı şiddetle kınandı. İsrail
yönetimi ise Filistin'e saldırıları, Kudüs'ü Yahudileştirme
çabaları, 'güvenlik duvarı' ve Hamas liderlerinin öldürülmesi
nedeniyle kınandı. Filistin intifadasının destekleneceği
belirtildi. Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı
saldırganlığı kınanırken, terörizmle mücadelenin
önemine dikkat çekildi ve İslam'ın terörizmle
özdeşleştirilemeyeceği vurgulandı.
Weston'dan
bir ilk
17/06/2004
RADIKAL
AA - WASHINGTON - Türkiye ve Türk
tarafının, 24 Nisan'daki referandumda Kıbrıs'ın
birleşmesi için gösterdiği çabaların ardından ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs
Özel Koordinatörü Thomas Weston, tarihte ilk defa, Washington'daki KKTC
temsilciliğini ziyaret eden Amerikalı yetkili olacak. Weston, bugün
KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ'u makamında ziyaret
edecek. Weston, kısa süre önce de KKTC'nin BM'deki temsilcisi Reşat
Çağlar'ı New York'taki ofisinde ziyaret etmişti. Weston,
referandum sonrasında KKTC'ye tecridin kaldırılması
çağrılarına öncülük etmesiyle tanınıyor.
İlk resmi dışişleri bakanı ziyareti
Afrika ülkelerinden
Sierra Leonenin Dışişleri ve Uluslararası
İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma, dün akşam KKTCye
geldi.
Kıbrıslı Türk işadamı Sözer Özelin girişimleriyle Ercan Havaalanından KKTCye giriş yapan ilk üçüncü ülke dışişleri bakanı olan Mamodu Koroma devlet davetlisi olarak ağırlanacak.
Saat 23.20de Başbakan Talat ile
aynı uçakla KKTCye gelen Koromaya aralarında Sierra Leonenin
Türkiyedeki genel konsolosu ve misyon şefi Kıbrıslı Türk
M. Sözer Özelin de bulunduğu beş kişi eşlik ediyor.
Heyette, Sierra Leonenin Türkiyeye de akredite İran Büyükelçisi Haja
Alari Cole; Suudi Arabistan Büyükelçisi ve İKÖ Daimi Temsilcisi Alhaji
Amadu Tejcan-Sie; Bakanlık ECOTEC Direktörü Alex Fakondoh; Suudi Arabistan
Büyükelçiliği Ofis Şefi Sumala Koroma yer alıyor.
Ercan Devlet Havaalanında resmi törenle
karşılanan Sierra Leonenin Dışişleri ve
Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma
havalaanında yaptığı açıklamada KKTC ile ekonomik,
kültürel, eğitimsel vb. alanlarda
karşılıklı işbirliği ve
çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
PERTEV: İKÖDE KARARLARINDAN SONRA
SİERA LEONENİN ZİYARETİ BİR BAŞLANGIÇTIR
Sierra Leonenin Dışişleri ve
Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koromayı
Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev, Maliye Bakanı Ahmet
Uzun, müsteşar ve müdürler karşıladı.
Mamodu Koroma karşılamadan sonra
Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev ile birlikte bir basın
açıklaması yaptı.
Tarım ve Orman Bakanı Raşit
Pertev basın toplantısında yaptığı
açıklamada İstanbulda yapılan İslam Konferansı Örgütü
toplantısında Kuzey Kıbrıs ile ilgili alınan
kararların çok önemli ve sevindirici gelişmeler olduğunu
kaydetti. Bu kararlar çercevesinde bundan sonra İslam ülkeleri ile
ilişkilerin her alanda gelişerek devam edeceğine
inadığını belirten Pertev, bu bağlamda Sierra
Leonenin Dışişleri ve Uluslararası
İşbirliği Bakanı Mamodu Koromanın ülkemize yaptığı
bu ziyaretin bir başlangıçı olduğunu söyledi.
Pertev, islam ülkeleri ile bundan sonra gerek
ekonomik, gerek siyasi, gerek kültürel, gerek eğitimsel her alanda
işbirliği yapılarak ilişkilerin ilerletileceğini ifade
etti.
KOROMA: KKTCYLE
TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞMAK İSTİYORUZ
Sierra Leonenin Dışişleri ve
Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma, hava
alanında yaptığı açıklamada KKTCye ilk kez gelmekten
duyduğu memnuniyeti dile getirerek bundan sonra her iki ülke arasında
ilişkilerin gelişerek devam edeceğine
inandığını belirtti.
İKÖ toplantısında alınan
kararlar neticesinde KKTCyle bundan sonra ilişkilerin artarak devam
edeceğini belirten Mamodu Koroma, kendilerinin siyasi, ekonomik, kültürel
ve eğitimsel alanlarda tecrübelerini aktarmaya hazır
olduklarını ifade etti.
KKTCnin son 10 yıl içerisinde dünyadan
gördüğü ambargolar nedeniyle zorluklar içerisinde olduğunu
bildiklerini, ama bundan sonra kurulacak ilişkiler ile her iki ülkenin
yararlanacağını vurguladı.
Kurulacak ilişkiler neticesinde her iki
ülkenin tatmin olacağını söyleyen Koroma, bundan sonra
doğacak olan fırsatlar ile KKTCnin geliştirileceğini
kaydetti.
Ülkemizi ziyaret etmekten büyük mutluluk
duyduğunu belirten Mamodu Koroma, her alanda işbirliği yapmaya
hazır olduklarını yineledi.
Sierra Leone Dışişileri ve
Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma ve heyeti
18 Haziran Cuma sabahı 07.00de KKTCden ayrılacak.
SİERRA LEONE, İNGİLİZ
SÖMÜRGESİ İDİ
İngiltereden
bağımsızlığını 1961de kazanan Sierra
Leonenin yönetim şekli cumhuriyet ve ana dili İngilizce.
Başkenti Freetown olan ülkenin nüfusu 5 milyondan az. Sierra Leonenin yüzölçümü
ise 71
bin 740 kilometrekare. Liberya ve Gineyle komşu olan Sierra Leonenin
Atlantik Okyanusuyla da kıyısı bulunuyor.
HALKIN SESI 17/06/04
İKÖdeki statümüz
devlete yükseldi
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin İslam Konferansı
Örgütündeki (İKÖ) statüsü
Müslüman Kıbrıs Türk Toplumundan Annan planında yer alan
şekliyle Kıbrıs Türk Devletine yükseltildi.
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş başkanlığındaki heyetin İstanbulda
gerçekleşen İslam Konferansı Örgütü 31. Dönem
Dışişleri Bakanları toplantısı
sırasında yürüttüğü diplomatik atak ve üst düzeydeki
girişimlerin başarıyla sonuçlanarak KKTCnin İKÖdeki
statüsünün Müslüman Kıbrıs Türk Toplumundan Kıbrıs Türk
Devletine yükseltilmesine ilişkin karar bu sabah İKÖ Genel Kurulda
onaylandı.
Kararda
Kıbrıslı Türklere 40 yıldır haksız yere uygulanan
izolasyonun sona erdirilmesi ve her türlü ambargonun
kaldırılması yönünde uluslar arası topluluğa
çağrı yapılıyor.
Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, kararın İKÖ Genel
Kurulunda bu sabah değiştirilmeksizin onaylanmasının
ardından yaptığı açıklamada, bunun ileriye doğru
atılmış önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, Buraya
İKÖdeki sıfatımız olan Müslüman Kıbrıs Türk
toplumu olarak geldik Kıbrıs Türk Devleti olarak geri dönüyoruz
dedi.
Dışişleri
Bakanı Denktaş, İstanbulda gerçekleştirilen İslam
Konferansı Örgütü toplantısı sırasında KKTC
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri
Bakanlığı heyeti olarak yaptıkları üst düzeyde ikili
temasların kararın geçmesinde büyük katkısı olduğuna
işaret ederek, Burada yapmış olduğumuz ilişkiler
oldukça yararlı geçmiş ve yapıcı sonuçlar ortaya
çıkarmıştır dedi ve şöyle konuştu:
Burada İslam
ülkeleriyle kurmuş olduğumuz iyi ilişkileri de artık daha
ileri safhalara taşıyarak ekonomik anlamda üstümüzde var olan
izolasyonun kırılması için çaba harcama durumundayız.
İKÖ Genel
Kurulunda Kıbrıs kararının değiştirilmeden
onaylanmasına olumlu oy veren bütün ülkelere ve başta bu noktaya
gelmemizde oldukça büyük katkı koyan Anavatan Türkiyeye teşekkür
ediyoruz. Bundan sonra inşallah daha güzel günlere ve daha iyi
ilişkilere birlikte yelken açacağız.
İKÖ KIBRIS
KARARININ TAM METNİ
İslam
Konferansı Örgütünün (İKÖ) İstanbulda yapılan 31. Dönem
Dışişleri Bakanları Genel Kurulunda bu sabah
değişikliğe uğramadan geçen 9 maddelik Kıbrıs
Kararı şöyle:
Kıbrısta
iki tarafın tam eşitliği prensibi geçerlidir. Bu prensip bir
tarafın diğerini yönetmesini, baskı kurmasını ve
tehdit etmesini engeller. İKÖ uluslar arası camiaya Kıbrıs Türk Devleti üzerindeki
izolasyonun kaldırılması için acil somut adımlar
atması çağrısı, üyelerine de insanlık
dışı izolasyondan kurtulabilmeleri için Kıbrıslı
Türklerle dayanışma çağrısı yapar. Bu kapsamda
Kıbrıs Türk Devleti ile doğrudan ulaşım, ticaret,
turizm, kültür, enformasyon, yatırım ve spor münasebetlerinin
artırılması ve genişletilmesi çağrısı yapar.
Kıbrıs
sorunu çözülene kadar, İslam Konferansı Örgütü, Kıbrıs
Türklerinin sesinin iki eşit taraf ilkesine göre dünyada duyurulması
ve tüm uluslar arası platformlarda temsiliyetini aktif biçimde
destekleyecektir.
İslam
Kalkınma Bankasının Kıbrıs Türk tarafındaki
projeleri desteklemesi de istenecektir. Ayrıca Kıbrıs Türk
Devletinin İKÖye tam üyeliğinin takip edilmesi üzerinde
çalışılacaktır.
İKÖ: İZOLASYONUNU SONA
ERDİRECEK ADIMLAR ATACAĞIZ
İslam ülkeleri, birbirlerinin
reformlarını destekleme kararı alırken, Kıbrıs
Türklerinin haksız izolasyonunu sona erdirecek adımlar
atacaklarını açıkladılar.
İstanbulda dün sona eren 31. İKÖ
dışişleri bakanları toplantısı sonunda
yayımlanan İstanbul Deklarasyonunda, İKÖ üyesi ülkeler olarak,
gelişme ve reform konusunda birbirimize yardım edeceğiz
denilirken, bu reformların içeriden gelmesi gerektiği de belirtildi.
Kıbrıs Türk halkının,
adanın, siyasi olarak eşit iki kurucu devletin iki bölgeli
ortaklığına dayalı olarak birleşmesi yönündeki BM
planını büyük çoğunlukla onaylamasını takdir
ettiklerini belirten İslam ülkeleri, BM Genel Sekreterinin 28 Mayıs
2004 tarihli raporunu ve bu rapordaki sonuç ve önerileri memnuniyetle
karşıladıklarını ve desteklediklerini kaydettiler.
Deklarasyonda, Kıbrısta 24 Nisan
tarihli referandumdan sonra temelden değişen koşulları
dikkate alarak Kıbrıs Türklerinin haksız izolasyonunu sona
erdirecek adımlar atmaya karar verdik. Bu konuda ayrıca,
uluslararası topluluk ve kurumların da benzer adımlar
atmasını bekliyoruz denildi.
Bu arada, 2. İKÖ-AB zirvesinin 4-5 Ekim
2004de İstanbulda yapılması da
kararlaştırıldı.
HALKIN SESI 17/06/04
11 satırlık cevap!
BM
Genel Sekreteri Kofi Annan, Rum Lider
Papadopulosun kendisine göndermiş olduğu 20 sayfalık
mektuba BM Güvenlik Konseyine sunduğu raporun arkasında
olduğunu ve raporundaki herşeyi desteklediğini ifade eden 11
satırlık kısacık bir cevap göndermekle yetindi.
Annan Papadopulosa
göndediği mekubunda kısaca
aşağıdakileri yazmakla yetindi:
Ekselansları,
7 Haziran 2004 tarihinde
Kıbrıstaki İyi Niyet Misyonum(8/2004/437) üzerine 28 Mayıs
2004 tarihli raporum ve 3 Haziran 2004teki görüşmemiz üzerine
yazmış olduğunuz mektubunuz için teşekkür ederim.
Raporumdan da
anlayacağınız gibi mektubunuzda ve eklerinde belirtmiş
olduğunuz konuların büyük bir kısmında sizden tamemen
farklı bir görüşe sahip bulunmaktayım. Raporumu ve
içeriğinde bulunan olayların açıklamalarını ve
analizlerini, ve Kıbrıs Rum tarafının olumlu yanıt
vereceği beklentisi içerisinde yapmış olduğum önerileri ve
yorumları tamamen desteklemekteyim. Bunları takiben, BM
tarafından gösterilen çabalar hakkında yapmış
olduğunuz nitelendirmelere de katılmamaktayım.
Ekselansları, lütfen en
derin saygılarımı kabul etmenizi temin ederim.
YENIDUZEN 17/06/04
Yeni hükümet için zirve
bugün
Cumhuriyetçi
Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin azınlığa
düşmesiyle ortaya çıkan hükümet sorununa formül
arayışları sürüyor. Uzun süreden beri gündemde
ağırlıklı formül olarak tartışılan
BDHnın da katılımıyla 3lü koalisyon için bugün liderler
ilk kez biraraya gelecekler.
Edinilen
bilgiye göre, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Başbakan
Mehmet Ali Talat, Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş ile Barış ve Demokrasi
Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı bugün saat 14.00te Cumhuriyet Meclisinde
görüşecekler. Üç liderin toplu
olarak ilk kez yapacakları bu görüşmenin ardından 3lü koalisyon
arayışları için görüşmeler teknik heyetler düzeyinde sürdürülecek.
CTPden
1, DPden de 2 milletvekilinin istifa etmesiyle, 26 gibi sınırlı
çoğunlukla ocak ayında kurulan koalisyon hükümeti
azınlığa düşmüştü. 50 sandalyeli Mecliste 23
milletvekiliyle azınlığa düşen koalisyon hükümeti,
BDHnın da katılımıyla 3lü koalisyona dönüşmesi
halinde 27 çoğunluğuna ulaşacak. (tak)
YENIDUZEN 17/06/04
Papadopulos planı
yeniden görüşmek istiyor
Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan Planını
geliştirmek için yeni görüşmeler yapmak istediğini belirtti.
Papadopulos, planda Kıbrıslı Rumların endişelerini
giderecek değişiklikler istediklerini söyledi.
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadopulos, BM planını
geliştirmek için yeni görüşmeler yapmak istediğini söyledi.
Papadopulos, Hem kabul edilir olması hem de Kıbrıslı
Rumların endişelerini gidermesi için planda değişiklikler
istiyoruz. Güvenlik konuları ve planın uygulanmasını
garanti altına almayı görüşüyoruz. Bunlar gerekli ön tedbirler
dedi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan plana
referandumda Kıbrıs Rumların yüzde 75i hayır,
Kıbrıslı Türklerin yüzde 65i evet oyu
kullanmıştı.
YENIDUZEN 17/06/04
İKÖ'den tarihi
adım
ULUSLARARASI TOPLULUĞA
ÇAĞRI... İstanbul'da yapılan İslam Konferansı Örgütü
(İKÖ) 31. Dönem Dışişleri Bakanları
Toplantısı'nda KKTC'nin İKÖ'deki statüsünün "Müslüman
Kıbrıs Türk Toplumu"ndan "Kıbrıs Türk
Devleti"ne yükseltilmesine ilişkin karar, dün sabah İKÖ Genel
Kurulu'nda onaylandı. Kararda, uluslararası topluluğa,
Kıbrıslı Türklere 40 yıldır haksız yere uygulanan
izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı
yapılıyor
İLERİYE
DOĞRU ATILMIŞ ÖNEMLİ BİR ADIM... Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, kararın ileriye doğru atılmış önemli bir
adım olduğunu vurgulayarak, "Buraya İKÖ'deki
sıfatımız olan 'Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu' olarak
geldik 'Kıbrıs Türk Devleti' olarak geri dönüyoruz" dedi. Serdar
Denktaş, başta anavatan Türkiye olmak üzere, Kıbrıs
kararının değiştirilmeden onaylanmasına olumlu oy
veren bütün ülkelere teşekkür etti
KKTC, BAZI OLANAKLARA
SAHİP OLACAK... Diplomatik kaynaklar, kararın tanıma
(recognition) ya da kabullenme (acknowledgement) anlamına gelmediğini
kaydediyor, ancak gözlemci statüsünün değişmemesine karşın
bu kararla KKTC'nin, İKÖ bünyesindeki çalışmalarda yine de
bazı olanaklara sahip olacağına dikkat çekiyor. Üst düzey bir
yetkili, KKTC'nin İKÖ içindeki ilerlemesinin "dikey bir ilerleme
olmasa da yatay olarak değişikliğe
uğradığını" belirtti
DENKTAŞ: KKTC'NİN
YERİNİ ALACAK BİR ADIM DEĞİL...
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İslam Konferansı Örgütü'nde
Kıbrıslı Türklerin statüsünün "Kıbrıs Türk
Devleti" olarak değiştirilmesini memnuniyetle
karşıladığını bildirdi. Gelişmeyi
"şimdilik iyi bir adım" olarak değerlendiren
Denktaş, ancak KKTC'nin yerini alacak bir adım
olmadığını vurguladı. Denktaş, İslam ülkelerinin
bu karardan sonra Kıbrıs Türk halkına devlet muamelesi yapmaya
başlamalar umudunu dile getirdi
Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin İslam Konferansı Örgütü'ndeki (İKÖ) statüsü
"Müslüman Kıbrıs Türk Toplumu"ndan Annan Planı'nda yer
alan şekliyle "Kıbrıs Türk Devleti"ne yükseltildi.
İslam Konferansı
Örgütü 31. Dönem Dışişleri Bakanları
Toplantısı'nda KKTC'nin İKÖ'deki statüsünün "Müslüman
Kıbrıs Türk Toplumu'ndan "Kıbrıs Türk Devleti"ne
yükseltilmesine ilişkin karar dün sabah İKÖ Genel Kurulu'da onaylandı.
Kararda, uluslararası
topluluğa, Kıbrıslı Türklere 40 yıldır
haksız yere uygulanan izolasyonun sona erdirilmesi ve her türlü ambargonun
kaldırılması yönünde uluslararası topluluğa çağrı
yapılıyor. Ayrıca, "Kıbrıs sorunu çözülene kadar,
İslam Konferansı Örgütü, Kıbrıs Türklerinin sesinin iki
eşit taraf ilkesine göre dünyada duyurulması ve tüm uluslararası
platformlarda temsiliyetini aktif biçimde destekleyecektir" kararına
da varıldı.
Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, kararın İKÖ Genel
Kurulu'nda bu sabah değiştirilmeksizin onaylanmasının
ardından yaptığı açıklamada, bunun ileriye doğru
atılmış önemli bir adım olduğunu vurgulayarak,
"Buraya İKÖ'deki sıfatımız olan 'Müslüman
Kıbrıs Türk Toplumu' olarak geldik, 'Kıbrıs Türk Devleti'
olarak geri dönüyoruz." dedi.
Cumhurbaşkanı
Rauf R. Denktaş ise, "Kararın KKTC'nin yerini
tutmayacağını" belirterek, "Yine de iyi bir
adım" dedi.
Alınan karar,
Kıbrıs Türk Devleti'ni resmi kılmıyor. "Sembolik bir
karar" olarak değerlendiren adım, Kıbrıslı
Türklere İslam Konferansı'nda yeni bir statü ve üye
dışişleri bakanlığıyla kolay temas etme
olanağı sağlıyor
Bu arada, konferans
sonrasında bir basın toplantısı düzenleyen TC
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İKÖ'nün
Kıbrıs konusunda üzerine düşeni yaptığını
söyledi. Gül, Rum kesiminin gözlemci statüsünde üyeliğinin de söz konusu
olmadığını belirtti.
Serdar Denktaş:
Çabalarımız faydalı oldu
Dışişleri
Bakanı Denktaş, İstanbul'da gerçekleştirilen İslam
Konferansı Örgütü toplantısı sırasında KKTC
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri
Bakanlığı heyeti olarak yaptıkları üst düzeyde ikili
temasların kararın geçmesinde büyük katkısı olduğuna
işaret ederek, "Burada yapmış olduğumuz ilişkiler
oldukça yararlı geçmiş ve yapıcı sonuçlar ortaya
çıkarmıştır" dedi ve şöyle konuştu:
"Burada İslam ülkeleriyle
kurmuş olduğumuz iyi ilişkileri de artık daha ileri
safhalara taşıyarak ekonomik anlamda üstümüzde var olan izolasyonun
kırılması için çaba harcama durumundayız.
İKÖ Genel Kurulu'nda
Kıbrıs kararının değiştirilmeden
onaylanmasına olumlu oy veren bütün ülkelere ve başta bu noktaya
gelmemizde oldukça büyük katkı koyan anavatan Türkiye'ye teşekkür
ediyoruz. Bundan sonra inşallah daha güzel günlere ve daha iyi
ilişkilere birlikte yelken açacağız."
Karar, sembolik ama pratik
kolaylık sağlayacak
KKTC'nin İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) toplantılarına
"Kıbrıs Türk Devleti" olarak katılacak olması
Ankara ve Lefkoşa'da memnuniyetle karşılandı.
Diplomatik kaynaklar,
kararın tanıma (recognition) ya da kabullenme (acknowledgement)
anlamına gelmediğini kaydediyor, ancak gözlemci statüsünün
değişmemesine karşın bu kararla KKTC'nin İKÖ
bünyesindeki çalışmalarda yine de bazı olanaklara sahip
olacağına dikkati çekiyorlar.
İKÖ
toplantılarına "gözlemci" olarak katılan KKTC'nin
statüsünde bir değişiklik öngörülmüyor. Bununla birlikte AA'ya bilgi
veren üst düzey bir yetkili, KKTC'nin İKÖ içindeki statüsünün "dikey
bir ilerleme olmasa da yatay olarak değişikliğe
uğradığını" belirtti.
Bunun nedeni, İKÖ'deki
gözlemcilerin kendi aralarında "azınlıklar, gruplar,
kuruluşlar ve devletler" olarak sıralanması. İKÖ 31.
Dışişleri Bakanları Toplantısı'na kadar gözlemci
olan devletler Bosna-Hersek ve Tayland idi.
Alınan karar sonucu,
"Kıbrıs Türk Devleti" ile birlikte artık devlet olarak
isimlendirilen gözlemcilerin sayısı üçe çıktı. Kaynaklar,
"devlet" olarak adlandırılan gözlemci üyelerin, diğer
gözlemcilere oranla üye ülkelerle daha yakın ikili temas kurabildiklerine
dikkat çekiyorlar.
KKTC
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Serdar Denktaş da soruları yanıtlarken bu konuya değinmiş,
"Bu toplantıya dek İKÖ üyeleriyle ikili görüşme
taleplerinin kendilerini kırmayacak nazik bir üslupla reddedildiğini,
ancak İstanbul'da yalnızca ilk günde 16 dışişleri
bakanı ile ikili görüşme yapma olanağını
bulduğunu" söylemişti.
İKÖ Kıbrıs
kararının tam metni
İslam Konferansı
Örgütü'nün (İKÖ) İstanbul'da yapılan 31. Dönem
Dışişleri Bakanları Genel Kurulu'nda dün sabah
değişikliğe uğramadan geçen 9 maddelik Kıbrıs
Kararı şöyle:
"Kıbrıs'ta
iki tarafın tam eşitliği prensibi geçerlidir. Bu prensip bir
tarafın diğerini yönetmesini, baskı kurmasını ve
tehdit etmesini engeller. İKÖ uluslararası camiaya Kıbrıs
Türk Devleti üzerindeki izolasyonun kaldırılması için acil somut
adımlar atması çağrısı, üyelerine de insanlık
dışı izolasyondan kurtulabilmeleri için Kıbrıslı
Türklerle dayanışma çağrısı yapar. Bu kapsamda
Kıbrıs Türk Devleti ile doğrudan ulaşım, ticaret,
turizm, kültür, enformasyon, yatırım ve spor münasebetlerinin artırılması
ve genişletilmesi çağrısı yapar.
Kıbrıs sorunu
çözülene kadar, İslam Konferansı Örgütü, Kıbrıs Türklerinin
sesinin iki eşit taraf ilkesine göre dünyada duyurulması ve tüm
uluslar arası platformlarda temsiliyetini aktif biçimde destekleyecektir.
İslam Kalkınma
Bankası'nın Kıbrıs Türk tarafındaki projeleri
desteklemesi de istenecektir. Ayrıca Kıbrıs Türk Devleti'nin
İKÖ'ye tam üyeliğinin takip edilmesi üzerinde
çalışılacaktır."
Sonuç bildirisinde
uluslararası
topluluğa
çağrı yapıldı
İKÖ 31. Dönem
Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın sonuç
bildirisinde, "Üye ülkeler, Kıbrıs Müslüman halkının
İKÖ organlarının tüm çalışmalarına,
faaliyetlerine ve toplantılarına BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın planında öngörüldüğü adıyla
katılmalarına karar verir" ifadesi yer aldı.
"Kıbrıs'ta
24 Nisan'daki referandumun ardından, sorunun taze ve kapsamlı
değerlendirilmesini gerektiren yeni bir durumun ortaya
çıktığı kabul edilen" bildiride,
"Kıbrıs'taki iki tarafın, birinin diğerini yönetme,
sömürme, baskı ya da tehditte bulunma imkanını vermeden,
güvenlik, barış ve uyum içinde yan yana yaşamalarını
sağlayan tam eşitliğini prensip olarak teyit eder"
deniliyor.
Bildiride, BM genel
sekreterinin, uluslararası örgütler ve devletlerin açıklamaları
ve çağrılarının yanı sıra çeşitli
uluslararası örgütlerce alınan, Kıbrıs Türklerine yönelik
izolasyonun sona ermesini öngören kararlar memnuniyetle
karşılanırken, uluslararası topluma, bu yolda derhal somut
adımlar atması çağrısında bulunuluyor.
Sonuç bildirisinde, üye
ülkelere, Kıbrıs Müslüman Türk halkıyla etkin
dayanışmayı kuvvetlendirmeleri, onlarla yakın ortaklıklar
kurmaları, maddeten ve siyasetten "insanlık dışı
izolasyonun" üstesinden gelmelerine yardımcı olmak amacıyla
Kıbrıslı Türklerle ilişkilerini tüm alanlarda, özellikle de
doğrudan ulaşım, ticaret, turizm, kültür, enformasyon,
yatırımlar ve sportif temaslar alanlarında artırmaları
ve genişletmeleri çağrısında da bulunuluyor.
Kıbrıs sorunu
çözülene kadar, Kıbrıs Müslüman Türk halkının, sesini
duyurma hakkı ve tüm uluslararası camiada adadaki iki tarafın
eşitliği temelinde temsilini öngören haklı taleplerine aktif
destek öngören bildiride, genel sekreterden, İslam Kalkınma
Bankası'nın Kıbrıs Türk tarafındaki kalkınma
projelerine destek sağlamasının yollarının
aranması amacıyla Banka ile gerekli temaslarda bulunması talep
ediliyor.
Bildiride, Kıbrıs
Türk tarafının İKÖ'ye tam üyelik talebine ilişkin olarak
da, "örgütün beklemede kalmaya karar verdiği" belirtiliyor.
Sonuç bildirisinde, genel
sekreterden, bu kararın yerine getirilmesi için tüm gerekli önlemleri
alması ve İKÖ dışişleri bakanlarının 32'nci
oturumunda rapor sunması talebi de yer alıyor.
İstanbul Deklarasyonu:
Adaletsiz izolasyona son
verilmesi için adımlar
atmaya karar verdik
İstanbul'da
gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü 31. Dönem
Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın sonunda
İKÖ üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ve delegasyon
başkanları, yayınladıkları İstanbul
Deklarasyonu'nda, Kıbrıslı Türklere uygulanan adaletsiz
izolasyona son verilmesi için adımlar atmaya karar verdiklerini
bildirdiler.
13 maddeden oluşan
İstanbul Deklarasyonu'nda 10. madde olarak yer alan Kıbrıs
paragrafının tam metni şöyle:
"Kıbrıs Türk
halkının siyasi açıdan eşit iki kurucu devletin, iki
bölgeli ortaklığı temelinde adanın yeniden
birleştirilmesini öngören Birleşmiş Milletler çözüm
planını desteklediklerinden dolayı takdirle
karşılıyoruz. BM genel sekreterinin 28 Mayıs tarihli raporu
ile bu rapordaki sonuçlar ve temenniler bölümlerinde yer alan ifadeleri de
memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz. 24 Nisan'da yapılan
referandumların ardından Kıbrıs'ta meydana gelen temel
değişiklikler ışığında,
Kıbrıslı Türklere uygulanan adaletsiz izolasyona son verilmesi
için adımlar atmaya kararlıyız. Bu çerçevede aynı
adımların, uluslararası topluluk ve uluslararası
kurum-kuruluşlar tarafından da atılmasını
bekliyoruz."
Başbakan Talat da
İstanbul'da temaslarda bulundu
Başbakan Mehmet Ali
Talat, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) zirvesi çerçevesinde
temaslarda bulunmak amacıyla dün sabah İstanbul'a gitti.
Başbakanlık Özel
Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit'in eşlik ettiği Başbakan
Talat, dün akşam adaya döndü.
Başbakan Talat,
Türkiye hükümet yetkilileri ve İstanbul'da bulunan bazı ülkelerin
devlet ve hükümet yetkilileriyle bir araya geldi.
Talat'ın
yaptığı görüşmelerde Serdar Denktaş da bulundu.
Cumhurbaşkanı
Denktaş:
KKTC'nin yerini alacak bir
adım değil
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, İslam Konferansı Örgütü'nde (İKÖ)
"Kıbrıs Müslüman Türk Toplumu" ibaresinin
"Kıbrıs Türk Devleti" olarak değiştirilmesini
memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Gelişmeyi "şimdilik iyi bir adım" olarak değerlendiren
Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak bunun KKTC'nin yerini alacak bir
adım olmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, İslam ülkelerinin bu karardan sonra Kıbrıs Türk
halkına "ümmet" değil, devlet muamelesi yapmaya
başlamaları umudunu da dile getirdi.
Konu hakkında
İHA'ya açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, bu
kararla KKTC olgusunun bir kez daha görüldüğünü belirterek,
"Teşekkür ediyoruz" dedi.
Denktaş, karara
ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Yıllardır,
'Kıbrıs Müslüman Türk Toplumu' ibaresinin değiştirilmesi
için uğraştık. Ancak değiştirmediler. Bu kez
kendilerine 'KKTC halkı deyiniz' talebi sunuldu. Bunu kabul
etmeyeceklerini, bunun tanınma olduğunu söylediler. Herhalde artık
Annan Planı'nda bile bu unvan tanınmıştır.
'Tanınma içermeyen bir unvandır' demek suretiyle bu deyimi kabul
ettiler. Ben tekrar halkıma söylüyorum. 'Adımız Türk devleti
oldu. Dolayısı ile KKTC'nin adını değiştirelim'
yanlış söyleminden vazgeçsinler. İKÖ için,
adımızın bir adım ileri gitmesi iyi bir gelişmedir.
Ama KKTC'nin yerini alacak bir adım değildir. KKTC halkı olarak,
gelecek toplantılarda da talebimize devam etmeliyiz. Şimdi bir
adım öteye gidilse, Dışişleri Bakanı'nın talep
ettiği gibi tanınma olsa, o zaman esas karar alınmış
olur. Ümit ederiz ki İslam ülkeleri, bize "ümmet" değil,
devlet muamelesi yapmaya başlar ve buna devam ederler. Şimdilik iyi
bir adım atılmıştır."
İKÖ, üzerine
düşeni yaptı
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İslam
Konferansı Örgütü'nün (İKÖ), onayladığı
Kıbrıs tasarısı ile üstüne düşeni
yaptığını belirterek, bu tasarının oybirliği
ile geçtiğine dikkat çekti.
Gül, İKÖ'nün 31. Dönem
Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın sona
ermesinin ardından düzenlediği basın toplantısında,
soru üzerine, toplantıda kabul edilen Kıbrıs
tasarısına değindi. Bu tasarının oybirliği ile
alındığına işaret eden Gül, İslam ülkelerinin
böylece KKTC'ye kayıtsız kalmadığını bildirdi.
KKTC'nin bu tasarıyla
İKÖ'de artık yine gözlemci statüsünde "Kıbrıs Türk
Devleti" olarak adlandırılacağını söyleyen Gül,
ileride bu statünün daha da yükseltilmesi konusunda "Ne olur bilemem"
dedi.
Gül, KKTC'nin İKÖ'eki
durumunun cemaatten devlete yükseltildiğini de ifade etti ve
"Umarız ki bu çabalar yanlış anlaşılmaz"
diye konuştu.
Prof. Dr.
İhsanoğlu: Karar tasarısı tatminkar
İslam Konferansı
Örgütü (İKÖ) Genel Sekreterliği'ne seçilen Prof. Dr. Ekmeleddin
İhsanoğlu, "(Kıbrıs) Karar tasarısı çok
tatminkar, çünkü orada Kıbrıs, 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla
geçiyor. İslam dünyasının, izolasyon ve ambargonun kalkması
için bir takım adımlar atılmasına çağrıda
bulunuyor" dedi.
Lütfi Kırdar Kongre ve
Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü
(İKÖ) 31. Dışişleri Bakanları
Toplantısı'nın son gününde basın mensuplarının
sorularını yanıtladı.
İHA'nın haberine
göre İhsanoğlu, Kıbrıs kararıyla ilgili
görüşlerini açıklarken, "Tam olarak ne olduğunu bilemiyorum
ama, karar tasarısı çok tatminkardır. Çünkü orada
Kıbrıs, 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla geçiyor. Bu da
İslam camiası tarafından Kıbrıs'ın kabulünü
sağlıyor. Ayrıca İslam dünyasının, izolasyon ve
ambargonun kalkması için bir takım adımlar atılmasına
çağrıda bulunuyor" şeklinde konuştu.
Ekmeleddin
İhsanoğlu, son olarak gazetecilerin, "Kıbrıs bu
toplantıya 'gözlemci' olarak katıldı. Bir dahaki İKÖ
toplantısına Kıbrıs devlet olarak mı
katılacak?" şeklindeki sorularına, "Bu soruya
yanıt vermek için henüz çok erken"
karşılığını verdi.
KIBRIS 17/06/04
Rusya da izolasyonun
aldırılmasından yana
Başbakan Mehmet Ali
Talat ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, İstanbul'da Rusya Federasyonu
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Kıbrıs
konusunu görüştü.
Swiss Bosphorus Hotel'in
5'inci katında dün gerçekleştirilen ve "çok önemli" olarak
tanımlanan görüşmede, Kıbrıs konusunun içinde
bulunduğu son durum ayrıntılarıyla ele alındı ve
Kıbrıs Türklerine 40 yıldır haksız yere uygulanan
izolasyonun sona erdirilmesi konusu masaya yatırıldı.
Rusya Federasyonu
Dışişleri Bakanı Lavrov'u görüşmenin
gerçekleştiği otelin 5. katına gelişinde Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş karşılayarak, meslektaşına görüşmenin
yapıldığı suite kadar eşlik etti.
Başbakan Mehmet Ali
Talat, saat 11.15'te gerçekleşen ve yaklaşık yarım saat
süren görüşme sonrasında TAK ve BRT muhabirlerine
yaptığı açıklamada, Kıbrıs'a ilişkin son
gelişmelerin Rusya'yı da durumu yeniden değerlendirme
noktasına getirdiğini ifade ederek, "Ruslar da Kıbrıs
Türklerine uygulanan izolasyonların, tecridin artık sona ermesi
gerektiği konusunda oldukça ısrarlı olduklarını
söylüyorlar. Zaten izolasyonların mantıki bir zemini
kalmadığı ortadadır. Bunu BM Genel Sekreteri Kofi Annan da
son raporunda açıkça dile getirmiştir" dedi.
Başbakan Talat, Rusya
Federasyonu Dışişleri Bakanı Lavrov'la
gerçekleştirdikleri görüşmenin oldukça iyi geçtiğini ifade etti.
Rusya'nın Kıbrıs konusunda bugüne kadar izlediği politikaya
dikkat çeken ve bu politikanın Kıbrıslı Türklerin
haklı davasına destek verici nitelikte olmadığını
belirten Başbakan Talat, ancak 24 Nisan'da yapılan referandumda
Kıbrıs Türkü'nün çözüm yönünde güçlü irade ortaya
koymasının ardından, Rusya'nın da diğer ülkeler gibi
Kıbrıs konusundaki politikasını gözden geçirmeye
başladığını belirtti. Talat, "Rusya'nın
tutumunu biliyorsunuz, genelde Kıbrıs Türk tarafına bugüne kadar
çok fazla yaklaşmayan bir politika güttü. Ancak son gelişmeler bütün
dünya ülkeleri gibi Rusya'yı da durumu yeniden değerlendirme
noktasına getirdi." dedi.
Rusya, izolasyonun
kaldırılmasında
oldukça ısrarlı
ve kararlı
Başbakan Talat,
Lavrov'la yapılan görüşmede, Kıbrıs Türklerine uygulanan
ekonomik izolasyonun kaldırılması konusunda Rusya'nın
oldukça ısrarlı ve kararlı olduğunu kendilerine ifade
ettiğini söyleyerek, Rusya'nın Kıbrıs'ta çözümün ancak bu
şekilde gelecekte daha kolay olacağına
inandığını ifade ettiğini bildirdi.
Kıbrıs Türklerine
yönelik her türlü izolasyonun, artık mantıki bir zemini
kalmadığının altını çizen Başbakan Talat,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da ifade
ettiği gibi Kıbrıslı Türklerin dünyadan tecrit edilmesinin
mantıki izahının artık mümkün olmadığını
vurguladı. Başbakan Talat şöyle devam etti:
"Referandumlar bunu
açıkça ortaya koymuştur: Kıbrıs Türkü birleşmeden
yanadır. Kıbrıslı Rumlar maalesef bu noktaya gelemedi.
Ayrılığın nedeni Kıbrıs Türkü değildir."
Kıbrıslı
Türklerin adım adım tecritten kurtulmasının
zamanının artık geldiğini kaydeden Başbakan Talat,
"Bunu gerçekleştirmek de dünyanın görevidir. Aksi takdirde insan
haklarına aykırı bir durumun devamı söz konusu olacaktır"
diye konuştu.
Kıbrıs, Rumlar
tarafından temsil
edilmemektedir, edilemez
Başbakan Mehmet Ali
Talat sözlerini şöyle sürdürdü:
"Uluslararası
ilişkilerde elbette çıkarlar ön plandadır denir. Ancak
çıkarlar ön planda bile olsa bu kadar açık ve net olarak dünyayla
uyum sağlayan Kıbrıs Türk halkının herhangi bir
çıkarlar toplamı uğruna dışlanması kabul
edilebilir bir durum değildir. Kıbrıs Türk tarafı olarak
biz izolasyonun, tecridin sona erdirilmesi konusunda son derece
ısrarlıyız ve ısrarlı olmaya devam edeceğiz.
Ancak gerçekçi olmak gerekirse, bunun adım adım
olacağını da biliyoruz. Tezimizi, düşüncelerimizi,
gerçekleri, Kıbrıs sorununun parametrelerinin
değiştiğini anlatarak, bu noktaya gelebilmemiz gerekiyor."
Bu çerçevede, hükümet
olarak başlattıkları diplomatik atağın devam
ettiğini ifade eden Başbakan Talat, Kıbrıs sorununun
şu anda içinde bulunduğu durumu tanımlayan yeni parametrelerin
mutlaka dünya tarafından anlaşılması için
çalışmak durumunda olduklarını vurguladı.
Başbakan Talat,
"Yeni parametrelere göre artık zorunluluk doktrinine dayalı
olarak, Kıbrıs'ın Rumlar tarafından temsiliyetinin yeri
yoktur. Kıbrıs, Rumlar tarafından temsil edilmemektedir,
edilemez" dedi.
Kıbrıslı
Türklerin içinde bulunmadığı bir rejimin, bütün Kıbrıs
adına söz söyleme hakkı kalmadığını ifade eden
Talat, bunun açıklıkla uluslararası camiada anlatıldığı
zaman bütün ülkeler tarafından anlaşıldığına
işaret etti.
Talat, geleneksel
politikaları gereği, Rum tarafını gücendirmeme
eğiliminde olan ülkelerin bile bu gerçeği artık anlamakta
olduğunun altını çizerek, "Ancak bu ülkeler bunu
politikalarının bir unsuru haline getirmekte
zorlanmaktadırlar" dedi.
Dünya bizi bekliyor, bize
bakıyor
Talat,
Kıbrıslı Türkler olarak şimdi yapmaları gerekenin
ülkelere geleneksel Kıbrıs politikalarını
değiştirmeleri için harekete geçmek durumunda olduğunu
bildirerek, "Bunun başarılabileceğine inanıyorum;
konjonktür uygundur. Dünya bizi bekliyor, bize bakıyor. Bu konuda
doğru politikalarla, istikrarlı politikalarla tezimizi dünyaya
anlatmak ve değişen parametreleri dünyanın da Kıbrıs
konusundaki politikalarının yeniden tanımlanabilmesi için bütün
çabalarımızı ortaya koyma durumundayız" diye
konuştu.
Rusya Federasyonu
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'a bu çerçevedeki
görüşlerini aktardığını ifade eden Başbakan
Talat, "Ancak hemen anında bir politik değişiklik
beklememeliyiz" dedi.
Talat, Rusya
dışişleri bakanıyla yaptıkları görüşmenin
önemine işaret ederek, "Sayın Rusya dışişleri
bakanının bizle görüşmeyi kabul etmesi, Rusya'nın
Kıbrıs politikasında düşünsel değişikliğin
ip uçlarını gösteriyor" dedi.
Başbakan Talat, BM
Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya ve onun gibi diğer daimi üye ülkelerin
Kıbrıs'taki yeni durumla ilgilenmesinin ve yeni politikalar
üretmesinin sağlanmasının gerekli olduğunu da
vurguladı.
KIBRIS 17/06/04
KKTC için bir ilk
Türkiye ve Türk tarafının Kıbrıs'ta çözüm çabalarının ardından ilk defa bir Amerikalı yetkili, KKTC'nin Washington'daki temsilciliğini ziyaret etti.
ABD Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston,
KKTC'nin Kıbrıs Temsilcisi Osman Ertuğ'u, Washington'daki
makamında ziyaret ederek bir süre görüştü.
Weston, Ertuğ ile
görüşmesinden önce gazetecilerin sorularını da
yanıtladı. Tom Weston, daha önce birçok kez KKTC Washington
Temsilcisi Ertuğ ile görüşmede bulunduklarını ancak bu
görüşmelerin ya kendi ofisinde veya dışarıda olduğunu
söyledi.
Weston, Bildiğiniz
gibi son olayların ardından Kıbrıslı Türklerin
tecridini ortadan kaldırmak için ciddi adımlar attık.
Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlar ile eşit
ekonomik düzeye ulaşabilmesi için Kuzey Kıbrıs'ta ekonomiye
katkı bağlamında ne yapabilirsek yapacağız. Biz bunu,
Kıbrıs'ın birleşmesi amacımızın kilit
parçası olarak görüyoruz. Daha açık bir yaklaşım içindeyiz.
Benim ziyaretim de bu yaklaşımın bir parçası. Bu, benim
buraya ilk ziyaretim dedi.
Tom Weston, aynı
zamanda ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin seyahat etme ve
çalışma koşullarını kolaylaştıracak,
özgürleştirecek vize uygulamaları
başlattığını, aynı zamanda
Amerikalıların Kuzey Kıbrıs'ta tatil yapma
koşullarını kolaylaştıracak bazı tedbirler
alındığını da kaydetti ve Amerikalıların Kuzey
Kıbrıs'a ziyaretlerinin
kolaylaştırılmasının, ekonomik olarak katkı
sağlayacağını söyledi.
EKONOMİK YARDIM
PAKETİ
Weston, ABD'nin daha birçok
tedbir üzerinde çalıştığını ve değerlendirme
sürecinin ardından bunların açıklanacağını
belirtirken, ABD Başkanı George W. Bush'un ay sonunda Türkiye'yi
ziyareti sırasında yeni bir adım açıklayıp
açıklamayacağı sorusuna karşılık, Hemen bu hafta
yeni bir şey açıklanacak mı bilmiyorum. Ancak dediğim gibi
bazı düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz dedi.
Tom Weston, Şu
sırada biz Kuzey Kıbrıs'a finansal bir yardım paketi
geliştirme süreci içindeyiz diye konuştu.
ABD'nin, bütün büyükelçilik
ve konsoloslukları aracılığıyla, bütün
Amerikalıların, diplomatik pasaport taşısalar bile,
doğrudan Kuzey Kıbrıs'a gitmelerine imkan
tanındığını belirten Weston, böylece Amerikalı
yetkililerin Kuzey Kıbrıs'a gidişlerinin
kolaylaşacağını kaydetti.
Kuzey Kıbrıs'a
doğrudan uçma planı olup olmadığı sorusuna Weston,
Şu sırada adaya gitmeyi planlamıyorum yanıtını
verdi.
İKÖ
İslam Konferansı
Örgütü'nün (İKÖ) KKTC ile ilgili Kıbrıs Türk Devleti
ifadesinin kullanılmasıyla ilgili görüşü sorulan Weston, isim
değişikliği olduğunu ancak statüde bir değişiklik
olmadığını, Kıbrıslı Türklerin halen
İKÖ'de gözlemci olduğunu söyledi. Weston, isim
değişikliğinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
raporundaki ve planındaki yaklaşımı
yansıttığını, Annan'ın uluslararası
kuruluşlardan, Kuzey Kıbrıs'ın tecridini sona erdirmek,
ekonomik bağlar kurmak, gereksiz kısıtlamaları
kaldırmak gibi uygulamalarda bulunmalarını istediğini
kaydetti. Weston, Bu çerçevede İKÖ'nün tutumunu memnuniyetle
karşılıyoruz dedi.
YENİDEN
MÜZAKERE YOK
Kıbrıs Rum kesimi
lideri Tasos Papadopulos'un, Annan planını yeniden müzakere
çağrısına ilişkin soru üzerine Weston, Bence zaten
Papadopulos, Kıbrıslı Türklerden cevabını aldı.
Papadopulos yeniden müzakere çağrısı yapabilir ama
karşısında müzakere edecek muhatap yok. Uluslararası
toplumdan buna bir destek de yok. BM Genel Sekreteri, zaten çok açıkça
belirtti ki planda yeniden müzakereye yer yok dedi.
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne, Kuzey Kıbrıs üzerindeki
gereksiz kısıtlamaların kaldırılması
çağrısında bulunduğunu hatırlatan Weston, ABD'nin de
buna tam destek verdiğini belirtti. Weston, bu konuda bir tasarı için
BM'de gelecek birkaç hafta içinde bir hareketlenme olabileceği yönünde
söylentiler bulunduğuna işaret etti. Konunun BMGK'da
görüşüldüğünü belirten Weston, sonucu tahmin etmesinin zor
olduğunu ifade etti.
Öte yandan, Papadopulos'un
Annan'a gönderdiği ve BM Genel Sekreteri'nin raporunda Kuzey
Kıbrıs'ın sıkıntılarının
azaltılması tavsiyelerini eleştiren mektubun, bugün Annan
tarafından BM'de dolaştırıldığını ifade
eden Weston, bu mektuba BMGK'dan bir reaksiyon gelebileceğini de söyledi.
BM'nin Kıbrıs'taki iyi niyet misyonunun şu sırada
askıda olduğunu belirten Weston, Kıbrıs'taki
barış gücü UNFCYP konusunun gündeme geleceği Eylül ayında,
iyi niyet misyonunun konumunun da tekrar tartışılacağını
kaydetti.
Weston, Annan'ın
Kıbrıs Rum Kesimi'nden, plana uygulama ve güvenlik konularındaki
itirazlarını içeren bir metin istediğini ve bu çerçevede BM
Güvenlik Konseyi'nin, bir şey yapıp yapamayacağını
değerlendireceğini söyledi. Şu ana kadar Rum kesiminin hiçbir
çabada bulunmadığını belirten Weston, Sanırım
onlar bir şey yapıncaya kadar bekleyeceğiz. Ancak planın
yeniden müzakere edilmesi yönünde destek görmüyorum dedi.
RUM
KESİMİNİN BEDEL ÖDEMESİ
Kıbrıs'ın
birleşmesini Rum kesiminin tutumunun engellemesine rağmen hiçbir
bedel ödemedikleri yönündeki soruya karşılık Weston, Biz
kimseye bedel ödetmekle ilgilenmiyoruz. Zaten kanımca
Kıbrıslı Rumlar, topraklarına geri dönememek, adadaki
problemle yaşamayı sürdürmek gibi büyük bedeller ödediler. Biz, adada
barış ve refah istiyoruz. Kimseyi cezalandırmakla ilgili
değiliz diye konuştu.
KIBRIS'TA
ASKERİ ÜS
Weston, ABD'nin
Kıbrıs'ta askeri üs kurma niyetine ilişkin haberlerin
basında sıkça yer aldığının
hatırlatılması üzerine, Bunlar tamamen yanlış. Bu
haber sık sık tekrarlanıyor. Kaynağı nedir bilmiyorum.
Ancak kesinlikle doğru değil dedi.
HURRIYET 17/06/04
|
Denktaş. Papadopulos treni kaçırdı |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nda değişiklik istediğini açıklayan Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a, Papadopulos treni kaçırmıştır diyerek yanıt verdi. Rum lider Papadopulos'un
sözleriyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle
konuştu: Papadopulos treni
kaçırmıştır. Şimdi tabiatıyla
çırpınacaktır ve çırpınmaktadır. Herkes de
biliyor ki, Rumların endişelerini giderecek bir tadilat,
Kıbrıs Türklerinin endişesini sonuna kadar açacaktır.
Onun için o yol tıkanmıştır diye düşünüyorum. Herkesin referandumun
sonucunu iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş,
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel
Temsilcisi Thomas Weston'un referandumların sonucuyla ilgili
değerlendirmelerinin yanlış olduğunu kaydetti. Referandumdan sonra
Kıbrıs Türklerinin hükümlüymüş gibi bir yerlere bağlanmak
istendiğini dile getiren Denktaş, Böyle şey olmaz. Rum ne
kadar pazarlık kozunu elinde tutuyorsa, referandumdan sonra KKTC idaresi
ve halkı da pazarlık kozunu elinde tutmaktadır. Bizi Annan
Planı'nın öngördüğü vilayete mahkum etmek ve 'onun üstüne
çıkamazsınız' demek 40 yıllık
haksızlığı devam ettirmekten başka bir şeye
yaramaz dedi. Papadopulos'un
Rumların cumhurbaşkanı olarak bir yerlere gitmeye
çalıştığını ifade ededen Denktaş, Bizi
kendi gideceği yere, Annan Planı'nın öngördüğü statüye
mahkum ederek götüremez. KKTC halkı kendisi kadar egemen ve
bağımsız bir halktır diye konuştu. Cumhurbaşkanı
Denktaş, bir soru üzerine, Annan Planı'nın yeniden müzakere
edilemeyeceğini de vurguladı. HÜKÜMET SORUNU Cumhurbaşkanı
Denktaş, mecliste azınlık durumuna düşen koalisyon
hükümetinin durumuyla ilgili olarak, üçlü koalisyon
arayışlarını öne çıktığı
anımsatılarak konuyla ilgili görüşlerinin sorulması
üzerine ise, bu konularda yorum yapmayacağını belirterek,
şunları söyledi: Bu parti liderlerinin bir
meselesidir, uyum içerisinde bir netice çıkarırlarsa çıkaracaklar,
çıkaramazlarsa herhalde zaman içerisinde hükümetin belki de
istifası gerekecek. Ondan sonra usulü neyse o şekilde devam
edeceğiz. |
|
HURRIYET 17/06/04
Weston KKTCnin Washington Temsilciliğini ziyaret etti
İlk kez bir ABDli yetkili KKTCnin Washington
Temsilciliğini ziyaret ediyor
17 Haziran, 2004 21:39:00 (TSİ) CNN TURK
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs özel koordinatörü Thomas Weston,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Washington Temsilciği'ni
ziyaret eden ilk ABDli yetkili oldu.
Büyükelçi Osman Ertuğ'la görüşen Weston, Kuzey
Kıbrıs'ın tecritini kaldırmaya yönelik yeni önlemler
üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Tecritin kaldırılması ile ilgili önlemlerin yakın zamanda
açıklanamayacağını söyleyen Weston, mali destek paketi
üzerinde çalıştıklarını vurguladı.
Bu
benim buraya ilk ziyaretim
Weston, daha önce birçok kez KKTC Washington Temsilcisi Ertuğ ile
görüşmede bulunduklarını ancak bu görüşmelerin ya kendi
ofisinde veya dışarıda olduğunu söyledi.
ABD Kıbrıs özel temsilcisi Weston, ''bildiğiniz gibi son
olayların ardından Kıbrıslı Türklerin tecridini
ortadan kaldırmak için ciddi adımlar attık.
Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlar ile eşit
ekonomik düzeye ulaşabilmesi için Kuzey Kıbrıs'ta ekonomiye
katkı bağlamında ne yapabilirsek yapacağız dedi.
Kıbrıslı Türkler üzerindeki tecritin
kaldırılmasını, Kıbrıs'ın birleşmesi
amaclarının önemli bir parçası olarak gördüklerini belirten
Weston, ziyaretinin bu yaklaşımın bir parçası olduğunu
söyledi.
Tom Weston, aynı zamanda ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin
seyahat etme ve çalışma koşullarını
kolaylaştıracak, özgürleştirecek vize uygulamaları
başlattığını da belirtti.
İKÖnün
kararını memnuniyetle karşılıyoruz
Thomas Weston, İslam Konferansı Örgütünün Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'ni "Kıbrıs Türk Devleti" olarak
tanımlamasıyla ilgili olarak da, "bu BM Genel Sekreteri'nin
raporundaki ifadeyle uyumludur. Memnuniyetle karşıladık"
dedi.
Weston, Güney Kıbrıs lideri Papadopulos'un Annan Planının
yeniden müzakere edilmesi çağrısınıysa, "Papadopulos
bu çağrıyı yapabilir; ama kimle pazarlık
yapabileceğini bilmiyorum. Kimse destek vermiyor" sözleriyle
değerlendirdi.
KKTC'de
hükümeti kurma toplantılarının ikincisi 22 haziranda
18 Haziran, 2004 18:30:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC'de hükümet sorununu
çözmek için Cumhuriyetçi Türk Partisi, Demokrat Parti ve Barış ve
Demokrasi Hareketi arasında başlayan görüşmelerin ilk
toplantısı sona erdi.
Heyetler, 22 haziran sabahı tekrar Meclis'te toplanma kararı
aldı.
Talat, görüşmeye girmeden önce yaptığı açıklamada,
"değişik görüşlere sahip üç partinin biraraya gelerek
oluşturacağı bir koalisyon, toplumun daha geniş kesimlerine
hitap etmesi açısından önemli" dedi.
Başbakan Talat, "belki bu, birbirlerinin sivri yanlarını,
sıkıntılarını, sorunlarını ortadan
kaldırabilecek çeşitli düzenlemeleri de içermesi
bakımından, toplumsal barışı sağlama
doğrultusunda hareket edebilecek bir hükümet olacaktır'' ifadesini
kullandı.
Liderlerin ayrılmasının ardından, üç partinin heyetleri bir
süre daha görüştü.
Finansal
paket hazırlıyoruz
|
Türkiye ve Türk tarafının
Kıbrıs'ta çözüm çabalarının ardından ilk defa bir
Amerikalı yetkili, KKTC'nin Washington'daki temsilciliğini ziyaret etti. ABD
Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel
Koordinatörü Tom Weston, KKTC'nin Kıbrıs Temsilcisi Osman
Ertuğ'u, Washington'daki makamında ziyaret ederek bir süre
görüştü. Weston, Ertuğ
ile görüşmesinden önce gazetecilerin sorularını da
yanıtladı. Tom Weston, daha önce birçok kez KKTC Washington
Temsilcisi Ertuğ ile görüşmede bulunduklarını ancak bu
görüşmelerin ya kendi ofisinde veya dışarıda
olduğunu söyledi. Weston,
''Bildiğiniz gibi son olayların ardından
Kıbrıslı Türklerin tecridini ortadan kaldırmak için ciddi
adımlar attık. Kıbrıslı
Türklerin, Kıbrıslı Rumlar ile eşit ekonomik düzeye
ulaşabilmesi için Kuzey Kıbrıs'ta ekonomiye katkı
bağlamında ne yapabilirsek yapacağız. Biz bunu,
Kıbrıs'ın birleşmesi amacımızın kilit
parçası olarak görüyoruz. Daha açık bir yaklaşım
içindeyiz. Benim ziyaretim de bu yaklaşımın bir parçası.
Bu, benim buraya ilk ziyaretim'' dedi. Tom Weston,
aynı zamanda ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin seyahat etme ve
çalışma koşullarını kolaylaştıracak,
özgürleştirecek vize uygulamaları
başlattığını, aynı zamanda
Amerikalıların Kuzey Kıbrıs'ta tatil yapma koşullarını
kolaylaştıracak bazı tedbirler
alındığını da kaydetti ve Amerikalıların
Kuzey Kıbrıs'a ziyaretlerinin
kolaylaştırılmasının, ekonomik olarak katkı
sağlayacağını söyledi. EKONOMİK
YARDIM PAKETİ Weston, ABD'nin
daha birçok tedbir üzerinde çalıştığını ve değerlendirme
sürecinin ardından bunların açıklanacağını
belirtirken, ABD
Başkanı George W. Bush'un ay sonunda Türkiye'yi ziyareti
sırasında yeni bir adım açıklayıp
açıklamayacağı sorusuna karşılık, ''Hemen bu
hafta yeni bir şey açıklanacak mı bilmiyorum. Ancak
dediğim gibi bazı düzenlemeler üzerinde
çalışıyoruz'' dedi. Tom Weston,
''Şu sırada biz Kuzey Kıbrıs'a finansal bir yardım
paketi geliştirme süreci içindeyiz'' diye konuştu. ABD'nin, bütün
büyükelçilik ve konsoloslukları aracılığıyla, bütün Amerikalıların,
diplomatik pasaport taşısalar bile, doğrudan Kuzey
Kıbrıs'a gitmelerine imkan tanındığını
belirten Weston, böylece Amerikalı yetkililerin Kuzey Kıbrıs'a
gidişlerinin kolaylaşacağını kaydetti. ''Kuzey
Kıbrıs'a doğrudan uçma planı olup
olmadığı'' sorusuna Weston, ''Şu sırada adaya
gitmeyi planlamıyorum'' yanıtını verdi. İKÖ İslam
Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) KKTC ile ilgili ''Kıbrıs Türk
Devleti'' ifadesinin kullanılmasıyla ilgili görüşü sorulan
Weston, isim değişikliği olduğunu ancak statüde bir
değişiklik olmadığını, Kıbrıslı
Türklerin halen İKÖ'de gözlemci olduğunu söyledi. Weston, isim
değişikliğinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
raporundaki ve planındaki yaklaşımı
yansıttığını, Annan'ın uluslararası
kuruluşlardan, Kuzey Kıbrıs'ın tecridini sona erdirmek,
ekonomik bağlar kurmak, gereksiz kısıtlamaları
kaldırmak gibi uygulamalarda bulunmalarını istediğini
kaydetti. Weston, ''Bu çerçevede İKÖ'nün tutumunu memnuniyetle
karşılıyoruz'' dedi. YENİDEN
MÜZAKERE YOK Kıbrıs
Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un, ''Annan planını yeniden müzakere''
çağrısına ilişkin soru üzerine Weston, ''Bence zaten Papadopulos,
Kıbrıslı Türklerden cevabını aldı. Papadopulos yeniden müzakere
çağrısı yapabilir ama karşısında müzakere
edecek muhatap yok.
Uluslararası toplumdan buna bir destek de yok. BM Genel Sekreteri, zaten
çok açıkça belirtti ki planda yeniden müzakereye yer yok'' dedi. BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne, Kuzey Kıbrıs
üzerindeki gereksiz kısıtlamaların kaldırılması
çağrısında bulunduğunu
hatırlatan Weston, ABD'nin de buna tam destek verdiğini belirtti. Weston,
bu konuda bir tasarı için BM'de gelecek birkaç hafta içinde bir
hareketlenme olabileceği yönünde söylentiler bulunduğuna işaret etti.
Konunun BMGK'da görüşüldüğünü belirten Weston, sonucu tahmin etmesinin
zor olduğunu ifade etti. Öte yandan,
Papadopulos'un Annan'a gönderdiği ve BM Genel Sekreteri'nin
raporunda Kuzey Kıbrıs'ın
sıkıntılarının azaltılması tavsiyelerini
eleştiren mektubun, dün Annan tarafından BM'de dolaştırıldığını
ifade eden Weston, bu mektuba BMGK'dan bir reaksiyon gelebileceğini
de söyledi. BM'nin Kıbrıs'taki iyi niyet misyonunun şu sırada
''askıda'' olduğunu belirten Weston, Kıbrıs'taki
barış gücü UNFCYP konusunun
gündeme geleceği Eylül ayında, iyi niyet misyonunun konumunun da
tekrar tartışılacağını kaydetti. Weston,
Annan'ın Kıbrıs Rum Kesimi'nden, plana uygulama ve güvenlik
konularındaki itirazlarını içeren bir metin istediğini ve
bu çerçevede BM Güvenlik Konseyi'nin, bir şey yapıp yapamayacağını
değerlendireceğini söyledi. Şu ana kadar Rum kesiminin hiçbir
çabada bulunmadığını belirten Weston, ''Sanırım
onlar bir şey yapıncaya kadar bekleyeceğiz. Ancak planın
yeniden müzakere edilmesi yönünde destek görmüyorum'' dedi. RUM
KESİMİNİN BEDEL ÖDEMESİ Kıbrıs'ın
birleşmesini Rum kesiminin tutumunun engellemesine rağmen hiçbir
bedel ödemedikleri yönündeki soruya karşılık Weston, ''Biz
kimseye bedel ödetmekle ilgilenmiyoruz. Zaten kanımca Kıbrıslı
Rumlar, topraklarına geri dönememek, adadaki problemle
yaşamayı sürdürmek gibi büyük bedeller ödediler. Biz, adada
barış ve refah istiyoruz. Kimseyi cezalandırmakla ilgili
değiliz'' diye konuştu. KIBRIS'TA
ASKERİ ÜS Weston, ABD'nin
Kıbrıs'ta askeri üs kurma niyetine ilişkin haberlerin
basında sıkça yer aldığının
hatırlatılması üzerine, ''Bunlar tamamen yanlış. Bu
haber sık sık tekrarlanıyor. Kaynağı nedir
bilmiyorum. Ancak kesinlikle doğru değil'' dedi. |
HALKIN SESI 18/06/04
Rum'un derdi güvenlik
ANNAN PLANI'NA % 62
ORANINDA 'EVET' DİYEBİLİRLR... Güney Kıbrıs'ta Turizm
ve Otel Yönetimi Koleji'nin (College of Tourism and Hotel Management) CYMAR
araştırma şirketine yaptırdığı
araştırma, Birleşmiş Milletler'in, Annan
Planı'nın uygulanmasını garanti etmesi halinde
Kıbrıslı Rumların plana yüzde 62 oranında
"evet" diyeceğini ortaya çıkardı. Kolej
eğitmenlerinden Christophoros Christophorou ve Craig Webster
tarafından sunumu yapılan "Kıbrıslı Rumlar,
Kıbrıslı Türkler ve Gelecek" konulu araştırma,
Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi ve
Kıbrıslı Rumların adanın geleceğiyle ilgili
düşüncelerini anlamak bakımından önem arz ediyor
İKİ TOPUM
ARASINDA "EVLİLİK" ŞİMDİLİK ZOR...
Araştırmaya katılan Kıbrıslı Rumlar, iki toplum
arasında "evlilik" olabileceğine yüzde 5 oranında inanırken,
bunun 2-3 yıllık bir zaman dilimi içerisinde
gerçekleşebileceğini söyleyenlerin sayısı yüzde 48
oranına kadar çıkıyor. Bir yıllık süre içerisinde
Kıbrıslı Türklerle ortak iş kurabileceğini
düşünen Kıbrıslı Rumların oranı ise yüzde 22. Bu
oran komşu olarak yaşamak seçeneği için yüzde 25 olurken,
beraber çalışma yüzde 53 olarak belirlendi. Araştırmada,
erkekler, kadınlara oranla Kıbrıslı Türklerle
ilişkilere daha iyimser bakarken, evlilik, komşuluk hakkındaki
görüşlerinin kadın katılımcılarla aynı
olduğu görüldü
"GÖÇMENLER"
KUZEYDE DEVAMLI KALMAYA SICAK BAKIYOR...Güney Kıbrıs'taki Turizm ve
Otel Yönetimi Koleji'nin araştırması, Rumların Kuzey
Kıbrıs'ı ziyaretiyle ilgili ilginç sorular da içeriyor.
Araştırmada, "Kuzeyde ikinci bir eve sahip olmak veya
devamlı yaşamak ister misiniz?" sorusuna, "göçmenler"den
yüzde 41, Mağusa ilçesinden yüzde 38, 55-65 yaş grubunda olanlardan
yüzde 31 ve ilkokul mezunlarından yüzde 30 oranla "evet"
yanıtı gelirken, Baf bölgesinden bu soruya "evet" diyen çıkmadı
Alkan MUHTAROĞLU
Güney Kıbrıs'ta
Turizm ve Otel Yönetimi Koleji'nin (College of Tourism and Hotel Management)
CYMAR araştırma şirketine yaptırdığı
araştırma, Birleşmiş Milletler'in, Annan
Planı'nın uygulanmasını garanti etmesi halinde
Kıbrıslı Rumların plana yüzde 62 oranında
"evet" diyeceğini ortaya çıkardı.
CYMAR'ın ,
referandumdan sonra ortaya çıkan politik atmosferin
Kıbrıslı Rumlar tarafından nasıl
karşılandığı ve Kıbrıslı Rumların
Kıbrıs'ın geleceğine ve Kıbrıslı Türklerle
ilişkilere nasıl baktıklarını analiz etmeye yönelik
"Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler ve
Gelecek" konulu araştırmasının sonuçları dün saat
10.00'da Güney Lefkoşa'da Turizm ve Otel Yönetimi konferans salonunda
düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.
Turizm ve Otel Yönetimi
Koleji eğitmenlerinden Christophoros Christophorou ve Craig Webster
tarafından sunumu yapılan "Kıbrıslı Rumlar,
Kıbrıslı Türkler ve Gelecek" konulu araştırma,
Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi ve
Kıbrıslı Rumların adanın geleceğiyle ilgili
düşüncelerini anlamak bakımından önem arz ediyor.
Araştırma, 10-16
Mayıs tarihleri arasında 18-65 yaş grubu arasındaki bin
Kıbrıslı Rum ile yüz yüze mülakat şeklinde
gerçekleştirildi.
Araştırma
sonuçları
Kıbrıs'ın
mevcut ayrık durumu dahilinde, Kıbrıslı Rumların
referandum sonrası görüşleri, ne tür bir çözüm istedikleri,
Kıbrıslı Türklerle geleceğe yönelik ilişkileri ve
Annan Planı'nın uygulanabilirliğinin garanti edilmesi konumunda
düşüncelerinin ne olacağı yönündeki sorular
ışığında hazırlanan araştırma,
Kıbrıslı Rumların düşünme pratikleri hakkında
önemli ve ilginç bilgileri su yüzüne çıkardı.
Araştırmaya
katılan Kıbrıslı Rumlar, iki toplum arasında
"evlilik" olabileceğine yüzde 5 oranında inanırken,
bunun 2-3 yıllık bir zaman dilimi içerisinde
gerçekleşebileceğini söyleyenlerin sayısı yüzde
48 oranına kadar
çıkıyor.
Bir yıllık süre
içerisinde Kıbrıslı Türklerle ortak iş kurabileceğini
düşünen Kıbrıslı Rumların oranı ise %22. Bu oran
komşu olarak yaşamak seçeneği için yüzde 25 olurken, beraber çalışma
yüzde 53 olarak belirlendi.
Araştırmada,
erkekler, kadınlara oranla Kıbrıslı Türklerle
ilişkilere daha iyimser bakarken, evlilik, komşuluk hakkındaki
görüşlerinin kadın katılımcılarla aynı
olduğu görülüyor.
Lefkoşa bölgesinden
araştırmaya katılan Kıbrıslı Rumların,
diğer bölgelere oranla Kıbrıslı Türklerle ilişkilere
daha sıcak baktığını ortay koyan araştırma,
göçmenler olarak tanımlanan Kıbrıslı Rumların da
Kıbrıslı Türklerle ilişkilere daha olumlu
baktığını gösteriyor.
Güney Kıbrıs'taki
Turizm ve Otel Yönetimi Koleji'nin araştırması, Rumların
Kuzey Kıbrıs'ı ziyaretiyle ilgili ilginç sorular da içeriyor.
Araştırmada, "Kuzeyde ikinci bir eve sahip olmak veya
devamlı yaşamak ister misiniz?" sorusuna,
"göçmenler"den yüzde 41, Mağusa ilçesinden yüzde 38, 55-65
yaş grubunda olanlardan yüzde 31 ve ilkokul mezunlarından yüzde 30
oranla "evet" yanıtı gelirken, Baf bölgesinden bu soruya
"evet" diyen çıkmadı
Mevcut durum ve gelecek
Turizm ve Otel Yönetimi
Koleji'nin araştırmasının ikinci bölümünü,
Kıbrıslı Rumların mevcut ayrık politik yapı ve
geleceğe dair düşüncelerini analiz etmeye yönelik sorular içeriyor.
Annan Planı'nın
uygulanabilirliğinin garanti edilmesi durumunda oyunuz hangi yönde olur?
şeklindeki soruya yanıtın yüzde 62 oranında
"evet" olduğu ortaya çıkan araştırmada,
Kıbrıs'ta en iyi ve kalıcı çözümün yeniden birleşme
olacağı yönünde fikir beyan edenlerin oranı yüzde 51,4 olarak
belirlendi.
Araştırmaya
katılan Kıbrıslı Rumların yüzde 42'si referandum
sonrası yapıdan memnun olduğunu belirtirken, yüzde 34'lük oran,
mevcut durumdan ne memnun ne de rahatsız olduğu yönünde görüş beyan
etti. Siyasi parti seçeneğinde sorulan soruda, mevcut durumdan son derece
rahatsız olanları yüzde
21,5 oranıyla DISI
mensupları oluşturdu.
Kıbrıs'ın
yeniden birleşmesinin "iyi/çok iyi" olur seçeneğine
katılanların oranın yüzde 55 olarak belirlendiği araştırmada,
Limasol ve Mağusa bölgelerinde yaşayan, üniversite öğrenimi
görmüş ve çok yüksek geliri olan katılımcıların buna
diğer bölgelerdeki katılımcılara oranla daha kötümser baktıkları
ortaya çıktı.
KIBRIS 18/06/04
Rusya'dan olumlu
adımlar
Başbakan Mehmet Ali
Talat, İstanbul'da Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı
Sergey Lavrov'la yaptığı görüşmenin önemine değinerek
"Bugüne kadar ilk kez bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
başbakanı Rusya dışişleri bakanı ile
görüştü. Dünya bizi anlıyor. Üzerine basa basa izolasyonların
kaldırılması gerektiğini söylüyoruz. Rusya bizi artık
daha iyi anlıyor" dedi
Talat: İyi bir
görüşme oldu, yararlı bir görüşme oldu. Bunun
devamının olacağını ve Rusya'nın özellikle
Kıbrıslı Türklerin tecridi konusunda artık daha
duyarlı olup bunu kaldırmak için
çalışacağını izledik ve hissettik. Bunun sonucunda da
bu yönde adımlar atılması konusunda da beklentilerimiz
arttı. Güvenlik Konseyi'nde konu görüşülürken Rusya'nın tutumunun
da buna uygun olacağı düşüncesindeyim
Başbakan Mehmet Ali
Talat, İstanbul'da Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı
Sergey Lavrov'la yaptığı görüşmenin önemine değinerek
"Bugüne kadar ilk kez bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Başbakanı Rusya Dışişleri Bakanı ile
görüştü. Bu çok önemli bir gelişmedir" dedi.
Başbakan Mehmet Ali
Talat, dünyanın Kıbrıs Türkü'nü daha fazla anlamaya
başladığına ve daha fazla temas kurmak istediğine
işaret ederek "Daha da önemlisi üstünü çize çize, vurgulaya vurgulaya
Kıbrıs Türkü'nün izolasyonunun sona erdirilmesi, ekonomik
gelişmesinin önündeki engellerin kaldırılması konusunda
dünyada hemen hemen tam bir görüş birliği var" dedi.
Talat, İKÖ'nün
Kıbrıs'la ilgili aldığı kararın da önemli bir
gelişme olduğunu vurguladı. Başbakan Mehmet Ali Talat
önceki gün İstanbul'da gerçekleştirdiği temasların
ardından saat 23.30'da adaya döndü.
Başbakan Mehmet Ali
Talat'ı Ercan Havaalanı'nda Maliye Bakanı Ahmet Uzun,
Dışişleri Bakanı Vekili Tarım ve Orman Bakanı
Raşit Pertev, Başbakanlık Müsteşarı Eşref Vaiz ve
diğer yetkililer karşıladı.
Bununun Kıbrıs Türkünün
çözüm yanlısı tutumu ve referandumda büyük ağırlıkla
"çözüme evet" demesinin bir sonucu olduğunu yineleyen
Başbakan Talat, "Dünya bizi daha fazla anlamaya başladı,
bizimle daha fazla temas kurmak istiyor ve en önemlisi üstünü çize çize,
vurgulaya vurgulaya Kıbrıs Türkünün izolasyonunun sona erdirilmesi,
ekonomik gelişmesinin önündeki engellerin kaldırılması
konusunda dünyada hemen hemen tam bir görüş birliği var"
şeklinde konuştu.
Rusya
dışişleri bakanının yaptığı
görüşmede Kıbrıslı Türklerin ekonomisinin gelişmesi
için katkı yapılması gerektiğini, bunun için BM Güvenlik
Konseyi'nin de tedbir alması gerektiğini söylediğini anlatan
Talat şöyle konuştu:
"Biz de Rusya
Dışişleri Bakanı Lavrov'a durumu anlattık,
Kıbrıs sorununun değişen parametrelerini ortaya koymaya
çalıştık. Kıbrıslı Türklerin artık
ayrılıkçı değil, birleştirici olduklarını,
Kıbrıs sorununun devamında bugüne kadar ortaya konan
çeşitli sorunlara ve olumsuzluklara karşın Kıbrıs
Türkünün çözümden yana olduğunu ve yeniden adanın birleşmesinden
yana olduklarını kanıtladıklarını bu
bakımdan da dünya tarafından anlayışla
karşılanmaları gerektiğini ortaya koyduk."
Değişen
parametrelerden esas kastının "Kıbrıslı Türklerin
kendi sorumluluklarında olmayan bir ayrılığın,
cezasını artık çekmemeleri gerektiği" olduğuna
dikkati çeken Başbakan Talat, görüşmede bunun üzerinde ısrarla
durduğunu, artık zorunluluk nedeniyle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni
Rum Hükümeti'nin temsil etmesinin bir mantığının
kalmadığını anlattığını söyledi.
Dünya ülkelerinden
Kıbrıs sorununa yeni bir bakış açısı
geliştirmelerini talep etmekte olduklarını anımsatan Talat,
Rusya'ya da aynı taleplerini ilettiklerini ve görüşmenin bu çerçevede
geçtiğini vurguladı.
Talat "İyi bir
görüşme oldu, yararlı bir görüşme oldu. Bunun
devamının olacağını ve Rusya'nın özellikle
Kıbrıslı Türklerin tecridi konusunda artık daha
duyarlı olup bunu kaldırmak için
çalışacağını izledik ve hissettik. Bunun sonucunda da
bu yönde adımlar atılması konusunda da beklentilerimiz
arttı. Güvenlik Konseyi'nde konu görüşülürken Rusya'nın
tutumunun da buna uygun olacağı düşüncesindeyim" dedi.
Bütün ülkeler gibi
Rusya'nın da Kıbrıs'ın sürekli bölüneceği bir durumun
doğmamasını istediğini, bu konuda duyarlı
olduklarını ve kendilerine yeterli güvencenin verilmesini
gerektiğini kaydeden Talat "Biz bu güvenceyi verdik. Bunun da
altını çizerek vurgulamak istiyorum" şeklinde konuştu.
Talat, İstanbul
temasları sırasında TC Dışişleri
Bakanlığı yetkilileriyle de kendi içlerinde bazı
değerlendirmelerde bulunduklarını da açıkladı.
İKÖ kararı
Talat, İKÖ'de
Kıbrıs Türkleriyle ilgili alınan karara ilişkin bir soruya
karşılık ise şu yanıtı verdi:
"Artık
Kıbrıs Müslüman Türk Cemaatı değil de Kıbrıs Türk
Devleti olarak kabul edilmemiz önemli bir gelişmedir. Bu da yine yüzde 65
gibi bir çoğunlukla çözüme "evet" demesinin bir sonucudur. Yani
dünya dili konuşmasının bir sonucudur. Bütün dünya ülkelerinin
Kıbrıs Türküne gösterdiği yakınlığının
İslam ülkeleri tarafından da gösterilmeye
başlanmasının bir göstergesidir. Böyle bir karardan memnunum. Bunun
devamında izolasyonların kalkacağını umuyorum ve
bekliyorum."
Sierra Leone, bakanla
sohbet etti
Başbakan Talat, önceki
akşam Afrika ülkelerinden Sierra Leone'nin Dışişleri ve
Uluslararası İşbirliği Bakanı Mamodu Koroma ile
aynı uçakta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geldi.
Uçaktan birlikte inen Talat, VİP Salonu'na gidene kadar konuk Bakan Mamodu Koroma ile samimi şekilde sohbet ettiği gözlemlendi.
KIBRIS 18/06/04
Sierra Leone'den tam
destek
Koroma, referandumun
kendilerini, Kıbrıslı Türklerin barışı ne kadar
çok düşündüğü yönünde ikna ettiğini, Rumların da aynı
şekilde karşılık vermesi gerektiğini söyledi
Sierra Leone
Dışişleri Bakanı Momodu Koroma, Kıbrıs Türkü'nün
BM'ye karşı taahhütlerini yerine getirdiğini belirterek,
"Kıbrıs'ta barışa ulaşma imkanı var ama bu,
adadaki herkesin haklarını tanıyarak mümkün olabilir" dedi.
Koroma, referandumun
kendilerini, Kıbrıslı Türklerin barışı ne kadar
çok düşündüğü yönünde ikna ettiğini, Rumların da aynı
şekilde karşılık vermesi gerektiğini söyledi.
Temaslarda bulunmak üzere
KKTC'ye gelen Mamodu Koroma, dün Cumhurbaşkanı Denktaş ve
Başbakan Mehmet Ali Talat'la görüştü.
Denktaş:
Kıbrıs'ta çözüm iki
tarafa eşit
davranmaktan geçer
Cumhurbaşkanı
Denktaş, konuk bakan Mamodu Korama'yı kabulünde
yaptığı açıklamada, bu ziyaretin kardeş ülkelerin
ziyaretlerinin başlangıcı olmasını dileyerek, böylece
Kıbrıs Türkü'nün son 40 yıldır verdiği mücadeleyi
anlamalarına yardımcı olacağını söyledi.
Referandumun, dünyanın
Kıbrıs'ta iki ülke bulunduğunu anlamasına
yardımcı olduğunu vurgulayan Denktaş, 1960 Cumhuriyeti'nin
bir ortaklık cumhuriyeti olduğunu ancak Rumların Yunanistan ile
birleşebilmek için bu cumhuriyeti yıktıklarını
belirtti.
Sonrasında
gelişen olaylar ve Kıbrıs Türkü'nün verdiği varoluş
mücadelesini Koroma'ya anlatan Denktaş, 1983'de Rumların yeni bir
ortaklığa niyeti olmadığını anlayarak cumhuriyeti
ilan ettiklerini vurguladı.
Rumların niyetinin son
referandumda da ispatlandığını ifade eden Denktaş,
şimdi özellikle kardeş İslam ülkelerinin Kıbrıs
sorununa çözüm yolunun iki tarafa da eşit davranmaktan geçtiğini
anlamalarını diledi.
Böylece Rumların tüm
adayı "Kıbrıs" adı altında
kaçıramayacaklarını anlayacaklarını ve böylece
hızlı bir konfederal çözüme kapıların yeniden
açılacağını belirten Denktaş, bunu yıllardır
söylediğini ancak kimsenin kendisini dinlemediğini kaydetti.
KKTC'de tüm organ ve
fonksiyonlarıyla tam bir devletin bulunduğunu Koroma'nın kendi
gözleriyle de gördüğünü ifade eden Denktaş, Türkiye tarafından
tanınan ülkenin ambargolara karşın 80 ülkeyle ticari
bağları olduğunu söyledi.
Denktaş,
Koroma'nın KKTC üniversitelerini de ziyaret etme fırsatı
bulmasını dileyerek, üniversiteler hakkında bilgi verdi ve
Sierra Leone'deki gençlerin burs imkanlarından yararlanabileceklerini,
Sierra Leonelilerin bu avantajı kullanmaları dileğinde bulundu.
Denktaş, Sierra Leone
ile temasların da devam etmesini umduğunu söyledi.
Koroma:
Kıbrıslı Türkler
taahhütlerini yerine
getirdi
Sierra Leone
Dışişleri Bakanı Mamodu Koroma, devlet
başkanlarının selamını ileterek, burada olmaktan
dolayı son derece memnun olduğunu ifade etti.
Aldığı
davete de çok sevindiğini kaydeden Koroma, Kıbrıs Türklerine
karşı olan pozisyonlarının İKÖ ile aynı çerçevede
olduğunu, Kıbrıs Türkü'nün BM'nin gereklerine uyduğunu, tüm
taahhütlerini yerine getirdiğini, bunun sonucunda İKÖ'nün tam destek
verdiğini ifade etti.
Koroma, Kıbrıs'ta
barışa ulaşma imkanı bulunduğunu ancak buna adadaki
herkesin haklarını tanıyarak ulaşılabileceğini
vurgulayarak, referandumun Kıbrıslı Türklerin adada ne kadar çok
barışı düşündüğü yönünde kendilerini ikna
ettiğini ifade etti. Koroma şimdi sırada Kıbrıslı
Rumların da aynı şekilde karşılık vermesi
bulunduğunu belirtti.
Koroma, İKÖ'nin
Kıbrıs Türkü ile ilgili pozisyonunu desteklediklerini ve gelecekte de
destekleyeceklerini ifade etti. Burslarla ilgili teklife de teşekkür eden
Koroma, işbirliğinin çok küçük bir şekilde
başlayabileceğini ancak genişleyeceğini, burslarla ilgili
teklifi devlet başkanlarına ileteceğini, gelişmekte olan
ülkeler olarak işbirliği yapılabilecek çok alan olduğunu
vurguladı.
Koroma, kendisini davet
ettiği için Dışişleri Bakanı Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş'a da teşekkürlerini sundu.
"Söylem üzerine
beyanat doğru değil"
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, bir basın mensubunun Rumlardan Gazimağusa
Limanı'nın kullanılmasıyla ilgili bir teklif geldiği
yönünde söylemler olduğunu söylemesi üzerine, söylemler üzerine beyanat
vermenin doğru olmadığını ve böyle bir teklif
almadıklarını belirtti.
Talat: Adadaki
çözümsüzlüğün
sorumlusu
Kıbrıslı Türkler değil
Başbakan Mehmet Ali
Talat da, başbakanlığa ülkesinin geleneksel kıyafetiyle
gelen Mamodu Korama'yı kabulünde, adadaki çözümsüzlükten
Kıbrıslı Türklerin sorumlu olmadığına işaret
ederek "Biz, Kıbrıslı Türkler, her türlü izolasyondan
kurtulmak istiyoruz" dedi.
Sierra Leone
Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği
Bakanı Mamodu Koroma, burasının Müslüman bir ülke olduğunu
ve buradaki insanlarla dostluk kurarak ilişkilerini geliştirmek
arzusunda olduklarını belirtti.
Başbakan Mehmet Ali
Talat, heyeti ve Başbakan Yardımcısı
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın eşlik
ettiği Mamodu Korama'yı kabulünde yaptığı
açıklamada, konuk bakan Mamodu'yu özellikle İKÖ'deki olumlu
gelişmelerin ardından KKTC'de görmekten, kendisiyle bir araya
gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek Kıbrıslı
Türklerin her zaman çözümden yana olduğunu, çözümsüzlükten ve her türlü
izolasyondan kurtulmak istediğini vurguladı.
Adadaki çözümsüzlükten
Kıbrıs Türk tarafının sorumlu
olmadığını, son gelişmelerin de bunu
ispatladığını anlatan Talat, Rum tarafının olumsuz
tutumunun çözüme ulaşılmasını engellediğini söyledi ve
"Biz, Kıbrıslı Türkler, bundan sorumlu değiliz.
İzolasyonlardan; ekonomik, siyasi, kültürel, her türlü izolasyondan
kurtulmak istiyoruz" dedi.
İslam
Konferansı'nın kararıyla Kıbrıslı Türklerin yeni
bir statü kazandığını ve bu karardan memnun
olduklarını ifade eden Talat, konuk bakana ziyareti için
teşekkür ederken bu yakın işbirliğinin bundan sonra da
sürmesi yönündeki arzusunu dile getirdi.
Korama: Burada yaşayan
Müslümanlarla
dostlukları
paylaşmak istiyoruz
Sierra Leone
Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği
Bakanı Mamodu Koroma ise açıklamasında, "Sayın
Başbakan" diye hitap ettiği Talat'a kendilerini konuk etmesinden
dolayı teşekkür ederek adada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti
dile getirdi.
Buraya gelmelerinin
başlıca nedeninin, burasının bir Müslüman ülkesi
olması ve burada yaşayan Müslümanlarla dostluklarını
paylaşma, ilişkilerini geliştirme arzuları olduğunu
belirten Koroma, bir diğer sebebin ise, Kıbrıslı Türklerle
işbirliği olanaklarını araştırmak; eğitim
konusunda, üniversitelerarası diyalog, karşılıklı burs
konularını ele almak olduğunu anlattı.
Konuk bakan, iki ülke
arasında pek çok ortak nokta bulunduğuna işaret ederek, bu
noktaların su yüzüne çıkarılmasıyla ilişkilerin de
daha ileri düzeye taşınabileceğine inanç belirtti.
KIBRIS 18/06/04
Üç lider bugün bir araya
geliyor: Hükümet kurulacak inşallah
Uzun süreden beri gündemde
ağırlıklı formül olarak tartışılan
Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH)
de
katılımıyla üçlü koalisyon için bugün liderler ilk kez bir araya
geliyor.
TAK muhabirinin
edindiği bilgiye göre, CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet
Ali Talat, DPGenel Başkanı Başbakan Yardımcısı
Serdar Denktaş ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı
saat 14.00'te Cumhuriyet Meclisi'nde görüşecek.
Üç liderin toplu olarak ilk
kez yapacakları bu görüşmenin ardından üçlü koalisyon
arayışları için görüşmeler teknik heyetler düzeyinde
sürdürülecek.
CTP'den bir, DP'den de iki
milletvekilinin istifa etmesiyle, 26 gibi sınırlı
çoğunlukla ocak ayında kurulan koalisyon hükümeti
azınlığa düşmüştü. 50 sandalyeli mecliste 23
milletvekiliyle azınlığa düşen koalisyon hükümeti,
BDH'nın da katılımıyla üçlü koalisyona dönüşmesi
halinde 27 çoğunluğuna ulaşacak.
KIBRIS 18/06/04
KKTC'li parlamenterlerin temsil durumu Avrupa Konseyi'nde
20 Haziran, 2004 14:16:00 (TSİ) CNN TURK
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanlık
Divanı, yarın yapılacak toplantıda, KKTC'li
parlamenterlerin AKPM'deki temsil durumunu görüşecek.
AKPM Genel Kurulu'nun nisan ayında Kıbrıs konusunda
aldığı kararın ardından AKPM Genel
Sekreterliği'nden, KKTC'li parlamenterlerin temsil durumuna ilişkin
bir rapor hazırlanması ve bu raporun, 21 haziran pazartesi günü
toplanacak Başkanlık Divanı'na sunulması istenmişti.
Nisan ayında yapılan toplantılarda, KKTC'li parlamenterlerin
AKPM Genel Kurul çalışmalarına doğrudan katılması
ve söz almasına olanak sağlayan karar, son anda Rumların
girişimiyle ertelenmişti.
Bununla birlikte, Genel Kurul'da yapılan oylamayla kabul edilen kararda,
''AKPM'nin KKTC'li parlamenterlerle sıkı işbirliği
yapmasının olanaklarının
araştırılması'' istenmişti.
Başkanlık
Divanı'na sunulacak rapor
Başkanlık Divanı'na yarın sunulacak rapor, bu
işbirliğinin biçimi ve yöntemine bir anlamda açıklık
kazandıracak.
AKPM'de, Annan planını reddeden Rumların eleştirildiği
ve KKTC'ye yönelik izolasyonun artık kaldırılmasını
savunan kararın nisan ayında kabul edilmesinin ardından, KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, 11 haziranda Strasbourg'a gelerek, Avrupa
Konseyi yetkilileriyle üst düzey temaslarda bulunmuştu.
Talat:
''AB ile uyum çalışmaları devam ediyor''
20 Haziran, 2004 14:00:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Başbakanı
Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği'ne uyum
çalışmalarının 'her an üye olunacakmış gibi'
devam ettiğini söyledi.
Talat, ''izolasyonlar kalkmış, Avrupa Birliği'ne girmişiz
gibi her an ve her şekilde dünyayla bütünleşmeye hazır
olmalıyız'' dedi.
Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler
Müdürlüğü'nden bugün yapılan yazılı açıklamaya göre,
Başbakan Talat, Başbakanlık Avrupa Birliği Koordinasyon
Komitesi'nin çalışmalarını değerlendirdi.
Komitenin, temmuz 2004 sonuna kadar yoğun bir tempoyla AB'ye uyum
çalışmalarına devam edeceğini söyleyen Talat, hemen her gün
toplantı yapıldığını ve seminer verildiğini
belirtti.
Talat: "AB
Komisyonu'ndan uzman heyetler temmuzda Kuzey Kıbrıs'a gelecek"
Başbakan Talat, Kıbrıslı Türklerden oluşan heyetlerin
Brüksel'e gitmesinin yanısıra AB Komisyonu'ndan uzman heyetlerin
temmuzda Kuzey Kıbrıs'a geleceğini söyledi.
Talat, ''sadece yasaların uyumlaştırılması yeterli
değil. Bu yasaları uygulayacak personel de AB yasalarını
uygulayacak düzeye gelmelidir'' dedi.
Başbakanlık Avrupa Birliği Koordinasyon Komitesi Sorumlusu Erhan
Erçin de konuyla ilgili açıklamasında, 8 haziran 2004'te başlattıkları
teknik yardım çalışmalarının devam ettiğini
belirtti.
Teknik yardım
çalışmaları
Erçin, Brüksel'de başlayan ve ilgili bakanlıklardan özenle seçilen
kişilerin katıldığı teknik yardım
çalışmalarında heyetlerin kendilerini ilgilendiren konularda yardım
aldığını söyledi.
Erçin, Brüksel'de devam eden teknik yardım
çalışmalarının, ''meyve ve sebzeler, patates, çevre,
veterinerlik, posta hizmetleri, kamu ihalesi, mesleki niteliklerin
karşılıklı tanınması, bitki sağlığı,
bulaşıcı hastalıklar, tarım ve kırsal
kalkınma, genel ürün güvenliği, istatistik ile küçük ve orta ölçekli
işletmeler'' konularında yapılacağını
vurguladı.
Rusyadan yapılacak
yardımlara destek
|
|
Lavrov,
bu yardımların BMnin kararlarını ihlal etmeyecek
uluslararası mekanizmaların kurulması koşuluyla
yapılması gerektiğini söyledi.
Rusya,
Annanın iyi niyet misyonu çerçevesinde Kıbrısta
yaşayabilir ve adil bir çözüm sağlamak amacıyla
işbirliğine hazır olduğu mesajını verdi
Türkiye
ile ilişkilere de değinen Lavrov, Biz, Türkiyeyi iyi bir
komşu, bölgesel ve uluslararası ilişkilerde önemli bir ortak
olarak görüyoruz dedi
Rusya
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusyanın
Kıbrıs Türklerine mali ve ekonomik yardım yapılmasına
ilişkin adımları desteklediğini, ancak bu
yardımların BMnin Kıbrıs ile ilgili kararlarını
ihlal etmeyecek uluslararası mekanizmaların kurulması
koşuluyla yapılması gerektiğini söyledi.
İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) 31. dönem dışişleri
bakanları toplantısı için kısa bir süre önce Türkiyede
bulunan Lavrov, A.Aya verdiği yazılı demeçte, Rusyanın
Kıbrıs Türklerine mali ve ekonomik yardım yapılması
yönündeki adımları desteklediğini kaydetti.
Lavrov,
Kıbrıs sorununun çözümüne Rusyanın
yaklaşımını özetleyerek, Kıbrısta, ilgili BM
kararları ve BM Genel Sekreteri Kofi Annanın iyi niyet misyonu
çerçevesinde kapsamlı, yaşayabilir ve adil bir çözüm sağlamak
amacıyla hem Kıbrıslı taraflarla hem de diğer
devletlerle işbirliğine hazır olduklarını belirtti.
Lavrov, şöyle dedi:
Uzlaşma
arayışının, Kıbrıstaki hem Rumlar, hem de
Türklerin yasal çıkar ve kaygıları dikkate alınarak gönüllü
esasta olması gereğinden hareket ediyoruz. Rusya, Kıbrıs
Türklerine mali ve ekonomik
yardım
yapılması yönündeki adımları destekler. Bu yardımlar,
BMnin Kıbrıs ile ilgili kararlarını ihlal etmeyecek
uluslararası mekanizmaların kurulması koşuluyla
yapılmalıdır.
Lavrov,
İKÖ toplantısı çerçevesinde Başbakan Mehmet Ali Talat ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile de biraraya
gelmişti.
İKİLİ
İLİŞKİLER
Dışişleri
Bakanı Lavrov, Rusyanın Türkiye ile karşılıklı
yarara dayalı, dostane ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem
verdiğini söyleyerek, Biz, ülkenizi, iyi bir komşu, bölgesel ve
uluslararası ilişkilerde önemli bir ortak olarak görüyoruz dedi.
İkili
ilişkilerin çeşitli alanlarda dinamik bir şekilde giderek
geliştiğine dikkati çeken Lavrov, bu ilişkileri çok yönlü ve
yapıcı ortaklık seviyesine çıkarmak istediklerini
kaydetti. Lavrov, böyle bir gelişmenin iki ülke halklarının çıkarlarına
uygun olup, Avrasya bölgesinde barış ve istikrarın
pekiştirilmesine yardımcı olacağını
düşündüklerini bildirdi.
RUSYANIN
IRAK SORUNUNA BAKIŞI
Lavrov,
Irak krizinin başından beri Rusyanın, bu sorunun BMnin
himayesinde ve uluslararası hukuk çerçevesinde siyasi olarak çözümlenmesi
politikasını izlediğini hatırlatarak, Irakın
geleceğini her zaman, etnik veya dini farklılıklara
bakılmaksızın bütün vatandaşların haklarının
eşit derecede garanti altına alınacağı barışsever,
bölünmez ve demokratik bir devletin kurulması ilkesine
bağladıklarını belirtti.
BM
Güvenlik Konseyinin 8 Haziran 2004 tarihli ve 1546 sayılı
kararının alınmasıyla Irak sorununda yeni bir aşamaya
gelindiğine işaret etti.
Sergey
Lavrov, Irakın geçici kurumlarının uluslararası
desteğe ihtiyacı ve geçiş döneminin zorlulukları göz önünde
bulundurularak, ülkenin bütün etkili siyasi güçleri, komşu ülkeler ve BMGK
üyelerinin katılımıyla uluslararası bir konferans
düzenlemesine ilişkin Rusyanın teklifinin hala gündemde
olduğunu hatırlattı.
ORTADOĞU
SORUNU
Demecinde,
ülkesinin Ortadoğu politikasına da değinen Lavrov, İsrailin Gazzeden çekilmesine
ilişkin teklif edilen tedbirlerin, barış sürecinin yeniden
başlatılması için olumlu rol oynayabileceğini kaydetti.
Lavrov,
bu adımların, yol haritası çerçevesinde olarak, Arap
topraklarının işgaline son vermesi ve sonuçta İsrail ve
Filistinin iki devlet olarak bir arada yaşama fikrinin
gerçekleşmesine yol açması gerektiğini de bildirdi.
BOĞAZLARDAN
PETROL SEVKIYATI
Boğazlardan
petrol sevkıyatı konusuna da değinen Lavrov, gerek
ihracatçı, gerekse ithalatçı ülkelerin, ana petrol taşıma
yollarının en etkin biçimde ve uluslararası hukuk
normlarına uygun bir şekilde kullanılması durumunda
kazançlı olduğunu belirtti.
Lavrov,
bu nedenle Boğazlardan geçiş kapasitesinin
artırılmasına ilişkin çekinceleri göz önünde bulundurarak,
gemi seyrinin etkinliğinin artırılması konusunda Türk
tarafıyla yakın temasta
olduklarını söyledi.
Türkiye
Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili
makamlarla aktif bir şekilde istişareler yaptıklarını
söyleyen Lavrov, Boğazlardan yapılan tankerli petrol
sevkıyatının yüksek konsantrasyonuna ilişkin Türk
kamuoyunun kaygılarını da özel bir dikkatle izlediklerini ifade
etti.
Sergey Lavrov, ihracat kapasitesinin
eksik olmasına rağmen Rusyanın yakın zamanda Karadeniz
istikametinde petrol sevkıyat miktarını önemli ölçüde
artırmayı düşünmediğini de belirtti. Rusyanın
Baltık boru hattı sistemini hızlı bir şekilde
geliştirdiğini hatırlatan Lavrov, ayrıca Rusya, Beyaz
Rusya, Ukrayna, Polonya, Slovakya, Macaristan ve Hırvatistan arasındaki
anlaşmada öngörüldüğü gibi Drujba ve Adria petrol boru
hatlarının birleştirilmesiyle Karadeniz Boğazları
üzerindeki yükün azaltılacağını kaydetti.
HALKIN SESI 20/06/04
Hükümet protokolü
görüşülüyor
KKTC Başbakanı Talat,
hükümet kurma çalışmalarıyla ilgili olarakGörüşmeler devam
edecek. Arkadaşlar protokolü değerlendirecek. Sonra her koalisyonda
olduğu gibi bakanlıkların dağılımı
belirlenecek ve bu iş tamamlanacak. Ama önce protokol tabii. Anlaşabiliyor
muyuz ona bakacağız. Anlaşabilirsek diğerlerine
geçebileceğiz diye konuştu.
Talat, önceki gün DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ve
Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı ile
başlangıcı yaptıklarını söyledi. Üç lider önceki
günkü buluşmada, hükümet görüşmeleri için bir komite
oluşturmuştu.
KKTCde hükümet, DPden 2, CTPden de bir milletvekilinin istifasının
ardından, 23 milletvekiliyle çoğunluğu yitirdi. 4 milletvekiline
sahip Barış ve Demokrasi Hareketinin katılması halinde,
hükümet, 50 sandalyeli mecliste 27 milletvekiliyle çoğunluğu sağlamış
olacak.
YENIDUZEN 19/06/04
Başbakan Mehmet Ali Talat,
CTP-BG, DP ve BDH arasındaki hükümet kurma görüşmelerinde
protokol üzerinde çalışıldığını, bunda anlaşılması
durumunda bakanlıkların
dağılımı ve diğer konulara geçileceğini
açıkladı.
Başbakan
Talat, dün sabah toplanan Bakanlar Kuruluna girişte gazetecilerin
Hükümet görüşmelerinde ilk raund nasıl gitti? şeklindeki
sorusuna kaşılık Fena gitmedi. Zaten başlangıcı
yaptık diyerek şöyle konuştu:
Görüşmeler
devam edecek. Arkadaşlar protokolu değerlendirecek. Sonra her
koalisyonda olduğu gibi bakanlıkların
dağılımı belirlenecek ve bu iş tamamlanacak. Ama önce
protokol tabii. Anlaşabiliyor muyuz ona bakacağız.
Anlaşabilirsek diğerlerine
geçebileceğiz.
YENIDUZEN 19/06/04
Gümrük Birliği çerçevesinde Güney Kıbrısla bazı açılımlar olabilir
''Aralık zirvesine bir
anayasa meselesiyle girilmemiş oldu....Bütün dünyada özgürlükler
daralırken bizde genişliyor. Bunu zaafiyete çeviren olursa tedbir
alırız''
TC Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
gümrük birliği çerçevesinde Kıbrıs Rum yönetimiyle ticaretle
ilgili bazı açılımların söz konusu olabileceğini de
belirtti.
Gül.AB'nin
anayasayla ilgili sorunlarını çözmesinin, geleceğiyle ilgili kuşkuların
dağılmasını sağladığını
belirterek, bunun ayrıca Türkiye'nin isteklerini
karşıladığını kaydetti. Gül, ''Aralık
zirvesine bir anayasa meselesiyle girilmemiş oldu, eğer Anayasa
meselesi çözülmemiş olsaydı, belki o zirvede bize sıra
gelmezdi'' dedi.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Hükümetlerarası Konferans'a (HAK)
katılan Gül, bir basın toplantısı düzenleyerek AB zirvesi
ve HAK ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
''Herkesi
yüzde yüz memnun etmek mümkün değil ama herkesin beğendiği bir
anayasa çıkmış oldu'' diyen Gül, Anayasanın Türkiye
açısından dengeli olduğunu belirtti. Anayasanın
başında atıfta bulunulması düşünülen din meselesinin
iyi bir şekilde çözüldüğünü kaydeden Gül, tüm Avrupa'nın
miraslarına atıfta bulunulduğunu söyledi.
Gül, AB karar mekanizmasında, oylamada
kullanılmasına karar verilen nitelikli çoğunluk modelinin
Türkiye için sorun doğurmadığını belirtti. Türkiye'nin
AB'ye katıldığında, AB içinde modele yönelik
getirilen ''dengesizlik''
endişelerinin dağılacağını ifade eden Gül,
''Türkiye'nin katılması denge getirecek'' dedi.
Abdullah Gül, zirve bildirgesinde Türkiye ile ilgili çıkan
metni de değerlendirdi. Türkiye'nin attığı
adımların övüldüğünü, uygulamayla ilgili eleştirilereyse
katıldığını dile getiren Dışişleri
Bakanı, ''Türkiye'de o kadar hızlı değişiklikler
oluyor ki, bunlar tam yansımıyor'' diye konuştu.
Kapatılan
DEP'in 4 eski milletvekilinin serbest kalmasının ardından AK
Parti içinde karşı bir hareket başladığı
yolundaki bir soruya karşılık Gül, şunları söyledi:
''Biz bunları
yaparken teröre müsamaha göstermeyiz. Dünyada hürriyetler güvenlik bahanesiyle
daraltılırken, hürriyetlerin sınırı
daraltılırken, Türkiye hürriyetlerin özgürlüklerin
sınırını genişletiyor. Bunun kıymetini herkesin
bilmesi lazım. Görürsek ki bunlar herhangi bir zafiyete yol açıyor,
tabii ki ona göre hareket ederiz, tedbirini alırız.''
Dışişleri
Bakanı Gül, Türkiye ve AB arasında gelinen durumun ''neticeleri
itibarıyla büyük bir dönüm noktası'' olduğunu ifade ederek,
Türkiye'nin konumunun hızla AB ile üyelik sürecine yaklaşan
Hırvatistan'la bir
tutulmaması gerektiğini kaydetti.
Suudi Arabistan'da
geçen hafta kaçırılan ABD'li rehinenin öldürülmesini
kınadığını kaydeden Gül, ''Bunlar bir Müslüman ülkenin
de imajını bozuyor, Müslümanlığın da imajını
bozan şeyler'' dedi.
YENIDUZEN 19/06/04
Demokratikleşme
yolunda ilk adım
SAVCILIKTAN GÖRÜŞ
ALINDI... Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığında
toplanan Bakanlar Kurulu, geçtiğimiz hafta görüş için
Başsavcılık'a gönderdiği "Sivillerin, gazetecilerin ve
aydınların askeri mahkemelerde yargılanmalarına imkan veren
yasanın değiştirilmesiyle" ilgili tasarıyı
savcılıktan gelen görüş üzerine dün onaylayarak meclise gönderdi
SİVİL MAHKEME
YOLU AÇILIYOR... KIBRIS'a konuşan Başbakan Talat, Askeri Ceza
Yasası'nın 20. (a) maddesine yapılan bir değişlikle,
"Güvenlik Kuvvetleri aleyhine yazılabilecek yazı veya sarf
edilebilecek sözler" ile "insanları askerlikten soğutma
propagandası" gibi geçmişte askeri mahkemelerde yargılanan
suçların sivil mahkemelerde yargılanacak şekilde yeniden
düzenlendiğini kaydetti. Talat, bu suçları işleyen
kişilerin artık askeri mahkemelerde değil sivil mahkemelerde
yargılanacaklarını söyledi
TÜM YASALAR AB NORMLARINA
ÇEKİLECEK... Talat: Yasa tasarısı, demokratikleşme yolunda
atılan bir ilk adımdır. Bundan sonra atılacak olan
adım, tüm yasaların demokratik ve çağdaş AB normlarına
uygun hale getirilmesidir. Bunun için önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeler
gerçekleştireceğiz. Bu amaçla Avrupa Konseyi'nin ilgili birimlerinden
Venedik Komisyonu bu konuda bize yardımcı olacak. Ceza yasasında
demokrasinin önünde engel oluşturan tüm unsurları ortadan
kaldıracağız
Başbakan Mehmet Ali
Talat başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, sivillerin
askeri mahkemelerde yargılanmasını önleyecek yasa
tasarısını da onaylayarak meclise sevk etti.
Başbakan Talat,
tasarıyı demokratikleşme yolunda bir "ilk adım"
olarak niteledi.
Bakanlar Kurulu sözcüsü
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Bakanlar
Kurulu'nun geçtiğimiz hafta görüş için Başsavcılık'a
gönderdiği "Sivillerin, gazetecilerin ve aydınların askeri
mahkemelerde yargılanmalarına imkan veren yasanın
değiştirilmesiyle" ilgili tasarıyı
savcılıktan gelen görüş üzerine dün onaylayarak meclise
gönderdiğini söyledi.
Talat: Önemli bir adım
KIBRIS'ın
sorularını yanıtlayan Başbakan Mehmet Ali Talat, Askeri
Ceza Yasası'nın 20 (a) maddesine yapılan bir
değişlikle, Güvenlik Kuvvetleri aleyhine yazılabilecek yazı
veya sarf edilebilecek sözlerin ve insanları askerlikten soğutma
propagandası gibi geçmişte askeri mahkemelerde yargılanan
suçların sivil mahkemelerde yargılanacak şekilde yeniden
düzenlendiğini kaydetti. Talat, bu suçları işleyen
kişilerin artık askeri mahkemelerde değil sivil mahkemelerde
yargılanacaklarını söyledi.
Bunun demokratikleşme
yolunda atılan bir ilk adım olduğunu ifade eden Talat, bundan
sonra atılacak olan adımın tüm yasaların demokratik ve
çağdaş AB normlarına uygun hale getirilmesi olduğunu söyledi.
Başbakan, bunun için
önümüzdeki günlerde yeni düzenlemeler gerçekleştireceklerini belirterek,
bu amaçla Avrupa Konseyi'nin ilgili birimlerinden Venedik Komisyonu'nun bu
konuda kendilerine yardımcı olacağını ifade etti.
Talat, "Ceza yasasında demokrasinin önünde engel oluşturan tüm
unsurları ortadan kaldıracağız" dedi
Hangi yasa
değiştirildi?
"Güvenlik Kuvvetleri
Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri Yargıtayı'nın Kuruluşu ve
Yargılama Usulü Yasası" ilk kez 1983 yılında
yapıldı.
34/1983 sayılı
söz konusu "Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri
Yargıtayı'nın Kuruluşu ve Yargılama Usulü
Yasası", 1984 yılında değiştirildi.
Söz konusu yasaya 27/1984
sayılı değişiklikle 20 (a) maddesi eklendi.
Yani, 27/1984
sayılı Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri
Yargıtayı'nın Kuruluşu ve Yargılama Usulü
(Değişiklik) Yasası uyarınca, 34/1983 sayılı esas
yasaya 20'inci maddesinden sonra yeni 20 (a) maddesi eklendi.
Bu karara göre, Güvenlik
Kuvvetleri Mahkemesi, asker olmayan kişilerin aşağıda
belirtilen maddelerle ilişkin davalara bakmakla yetkili
kılındı.
CTP- DP hükümeti,
yaptığı çalışma ile 1984 yılında
yapılan değişikliği yeniden değiştirerek,
yaptığı tasarı ile "asker olmayan kişilerin"
askeri davalarda yargılanmasını kaldırma kararı
aldı.
Söz konusu tasarı
mecliste kabul görürse, resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe
girecek.
Değiştirilmesi
öngörülen Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi ile Güvenlik Kuvvetleri
Yargıtayı'nın Kuruluşu ve Yargılama Usulü
(Değişiklik) Yasası (27/1984) (şimdiki hali) aynen
şöyledir:
"Esas Yasaya 20'inci
Maddesinden Sonra yeni 20A Maddesinin Eklenmesi
3.Esas Yasa, 20'nci
maddesinden hemen sonra aşağıdaki yeni 20A maddesi eklenmek
suretiyle değiştirilir:
"Asker Olmayan
Kişiler Bakımından Yetki"
20A. Güvenlik Kuvvetleri
Mahkemesi, asker olamayan kişilerin:
29/1983 sayılı
yasa; (1) Askeri Suç ve Cezalar Yasasında yer alan suçlarına veya
herhangi bir yasada Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesinin yargılama yetkisi
kapsamında olduğu açıkça belirlenen suçlarına;
(2) Nöbet yerlerinde,
askeri karakollarda, askeri kışa veya karargahlarda, askeri
kurumlarda, yerleşme veya konaklama amacı ile asker tarafından
geçici veya sürekli olarak kullanılan diğer mahaller içinde, asker
kişilere karşı işledikleri suçlara;
(3) Trafiğe
ilişkin suçlar hariç olmak üzere, askeri kurumların, askeri mahallerin
veya askeri malzemenin hasar veya tahribine yol açan suçlarına;
(4) Askeri malzemeye
ilişkin suçlarına;
5/1979- 9/1983 (5) Askeri
Yasak Bölgeler Yasası uyarınca saptanan askeri yasak bölgeler içinde
işlenen ve Askeri Suç ve Cezalar Yasasında yer alan veya herhangi bir
yasada Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi'nin yargılama yetkisi kapsamında
olduğu açıkça belirlenen suçlarına ilişkin davalara
bakmakla yetkilidir."
Yürürlüğe Giriş
4. Bu Yasa 15 Mayıs
1983 tarihinden başlayarak yürürlüğe girer.
KIBRIS 20/06/04