Denktaş: Rum’a yamanmış cemaat istiyorlar

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC’nin egemen bir devlet olmasının istenmediğini belirterek, “Bizi Rum’a yamalanmış bir cemaat olarak görmek istiyorlar. Annan Planı da bu maksatla yapılmıştır” dedi.

 

İstanbul
NTV

12 Temmuz 2004—  KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat’ın “Biz tanınma peşinde değiliz. Birleşme peşindeyiz” sözlerini de eleştirdi.

Denktaş, İstanbul’a gelişinde Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazeteci, “Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verhaugen’in geçen hafta yaptığı açıklamaları” hatırlattı. Denktaş; bunun üzerine “Şartları kabul edilemez şarttır. Egemenlik istemeyeceksiniz, devlet değilsiniz. Devlet olmayacaksınız. Yani bizi Rum’a yamalanmış bir cemaat olarak görmek istiyorlar” dedi.
       
BAŞBAKAN TALAT’A ELEŞTİRİ
       KKTC Cumhurbaşkanı, Annan Planı’nın da bu amaçla yapıldığını ileri sürdü. Denktaş, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın “Biz tanınma peşinde değiliz. Birleşme peşindeyiz” sözlerinin anımsatılması üzerine de “Birleşmenin bizim açımızdan şartı, devlet ve egemen olarak birleşmedir. Çünkü biz buyuz. Sayın Talat da devletimizin başbakanıdır. Onun için belki yardımların aksamaması için öyle telkin edilmiştir kendisine, böyle konuşsun diye. Bir devletin başbakanı (tanınma istemem) dediği andan itibaren o devletten vazgeçti demektir” dedi.

 

Rumlar’da direkt uçuş endişesi

Amerikalıların ve İngilizlerin, Avrupa Konseyi’ni adım adım takip ederek; KKTC’yle direkt uçuşların yakında başlaması için koordineli ve hararetli şekilde çalıştıklarını, bu hedefle; her iki ülkeyi de bağlayan uluslararası anlaşmalar nedeniyle varolan hukuki engelleri aşmak için formül arayışında olduklarını okurlarına bildiren FİLELEFTHEROS, Rum Yönetimi’nin halen ICAO ve Eurocontol’e başvurarak, yürürlükteki düzenleme hakkında bilgi aldığını yazdı.

Haberi, “Uçuşlar Konusunda Görüntü Soluk – ABD ve İngiltere, Özel Şirketleri Seferber Ederek  Formül Arıyor – Lefkoşa halen ICAO ve Eurocontrol’e başvurdu” başlık ve spotlarıyla manşete çıkaran gazete, Amerikalılar ve İngilizlerin; uluslararası anlaşmalar nedeniyle karşılarına çıkan hukuki engelleri  aşmak ve  hedeflerini kolaylaştırmak için özel şirketleri seferber etmeye çalıştıklarını yazdı.

Gazete, iyi bilgili kaynaklarına dayanarak; KKTC’ye direkt uçuşların başlayabilmesi için ya uluslararası sözleşmelerin ilgili maddelerinin değiştirilmesi gerekeceğini -ki bu çok zordur- ya da uçuşların “yasadışı” olarak gerçekleştirileceğini söylediklerini yazdı, haberini özetle şöyle sürdürdü:

“Yetkili kaynaklar FİLELEFTHEROS’a; Lefkoşa’nın gerek dünya çapındaki sivil havacılığı düzenleyen ICAO’ya gerek Avrupa’daki hava trafik kontrolleriyle ilgilenmekte olan Eurocontrol’e başvurduğunu söyledi.  Edindiğimiz bilgilere göre her iki merci de Lefkoşa’ya; uçuşlar,  havaalanalarının kullanımı ve havaalanlarının tanınması standartları konusunda nelerin yürürlükte olduğunu izah etti.  Bu kurallar temelinde, işgal bölgeleriyle direkt uçuşların başlaması gündemde bulunmuyor. Ancak hükümet,  Angloamerikanların bu  konudaki hareketlerinden endişe duyuyor ve başta İngilizlerin ısrarı olmak üzere, bunları takip ediyor.

İngiliz Lordlar Kamarası’nda İngiltere hükümeti adına konuşan Warony Simons; İngiltere’den işgal bölgelerine direkt uçuşlar konusunda ortaya çıkan hukuki problemlerin aşılması için yöntem arayışında olunduğunu itiraf etti. Bu konunun zor ve çok karmaşık olduğuna işaret eden Simons; Chicago Sözleşmesi gibi sözleşmelerde sorun bulunduğunu söyledi.

Buna paralel olarak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher; uluslararası camianın, Kıbrıslı Türklerin hava ve deniz limanlarını kullanmaları yöntemlerini bulması zamanının geldiğini söyledi ve Kıbrıslı Türklerin, bürokratik nedenlerle ticaret yapamadıklarını öne sürdü. Bush hükümetinin almaya karar verdiği önlemleri haklı göstermek için yoğun çaba üstlenen Boucher, Beyaz Saray’ın; Kıbrıs Cumhuriyeti aracılığıyla değil, doğrudan Kıbrıs Türk toplumuna 30 milyon 500 bin dolarlık mali yardım paketi vereceğini açıkladı.

Boucher’in açıklamalarından çıkan sonuç; Kıbrıslı Türkler’in desteklenmesi konusunda yeni politikanın benimsenmesi tönteminin; Boucher; böyle birşeyin sözkonusu olmadığı konusunda ikna etmeye çalışsa da; sahte devletin tanınması sınırlarına dokunduğudur.

Edindiğimiz bilgilere göre Birleşik Devletler; referandumlar sonrasında kararlaştırdıkları önlemleri aşamalı olarak açıklamaya devam edecek. İşgal bölgelerinin Akdeniz’in Tayvanı haline getirilecek olmasından korku belirtiliyor.”

MAHİ, “İngiltere İşgal Bölgelerine Direkt Uçuş İstiyor” başlıklı haberinde, Warony Simons’un Lordlar Kamarası’nda yaptığı; İngiltere hükümetinin KKTC’yle direkt uçuşlar konusunda ortaya çıkan hukuki sorunları aşmak için yöntem arayışında olduğuna ilişkin açıklamasına yer verdi.

Gazete, Lord Hawell’in; Ercan Havaalanı’nın modernize edilmiş olduğunu ve bu nedenle uçuşların süratle başlaması gerektiğini söylemesi üzerine Simons’un şunları söylediğini yazdı:

“Lord Hawell’in hoşuna gitmeyebilir. Ancak,  yasaya uygun şekilde hareket etmemiz gerekir. AB’ın Açık Semalar politikası, AB’ın egemen ülkeleri arasında hava bağlantılarına genişletilmedi. Direkt hava bağlantıları ikili anlaşmalarla düzenleniyor ve bu tür anlaşmalar yasal izinlere bağlıdır.” Gerek İngiltere hükümetinin gerek meclisinin; Kuzey Kıbrıs’la direkt uçuşları arzu etmekte olduğunu söyleyen Simons; hava bağlantısına ilişkin herhangi bir ikili anlaşmanın tabi olacağı iznin Chicago Sözleşmesi’ni kapsaması gerektiğine işaret etti.

ALİTHİA, Simons’un Lordlar Kamarası’nda yaptığı açıklamayı okurlarına “Londra’dan Yasa İle Uçuşlar – İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt Uçuşlar Konusunda Ortaya Çıkan Hukuki Sorunları Aşma Yöntemleri Arıyor” başlığıyla aktardı.

HARAVGİ haberini, “İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt Uçuşlar İçin Yöntem Arıyor” başlığıyla verdi.

HALKIN SESI 12/07/04

 

Kıbrıs meselesi tehlikeli durumda

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türklere yapılacağı duyurulan yardımların ''devlet istememeleri'', ''egemenlikte ısrar etmemeleri'' şartıyla yapılacağını savunarak, Kıbrıs Türklerini, Annan planı çerçevesinde Rumlara entegre etme oyununun oynandığını söyledi.

İstanbul Üniversitesi mezuniyet törenine katılmak üzere dün akşam İstanbul'a giden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ercan Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, konuşmasında gençliğe sesleneceğini ve Kıbrıs konusuna değineceğini ifade ederek, ''Kıbrıs meselesi tehlikeli bir durumda olmaya devam etmektedir. Tehlike nedir? Tehlike; bize yapılan yardımların şartlı yapılmasıdır'' dedi.

Yardımın hak olduğunu, vadedilenlerin alınması gerektiğini ve hükümetin bu yönde güzel çalıştığını kaydeden Denktaş, ''Ama halkımızın bilmesi lazımdır, şartları kabul etmiyoruz'' diye konuştu.

    Şartların, ''egemenlik yok, devlet yok, Rumlarla entegrasyon, Rumlarla birleşme'' anlamına geldiğini ifade eden Denktaş, Rumlarla birleşmenin hangi statüde olacağının söylenmediğinin altını çizdi.

Denktaş, ''Statümüzü söylemiyorlar. Bizi bir Rum cumhuriyetinde azınlıklık olarak görmeye alıştılar, o şekilde bakıyorlar. Değilse, yanılıyorsam açıklamaları lazımdır'' dedi.

Halkın çok zor şartlar altında egemenliğini kurtardığını ve devletine sahip çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Şimdiki şartlar altında egemenliğini böyle saçma sapan hediyelerle başkalarına hibe edecek değildir. Rum'un boyunduruğu altına girecek değildir.

Bunun bilinmesinde isabet vardır. Çünkü dış dünyada yanlış değerlendirmeler yapılmaktadır. Bunları düzeltmek bize düşer'' diye konuştu.

Denktaş, hükümetin dış dünyada yürüttüğü faaliyetleri takdirle karşıladığının altını çizerek, ''Ama, ümit ederim, şartlar söyleniyorsa kendilerine, söylendiğini zannediyorum, bu şartlara hiç bir şekilde boyun eğmeyeceğimizi, kendileri de muhataplarına söylerler'' ifadesini kullandı.

''PAPADOPULOS ANNAN PLANINA TÜKÜRDÜ''

Yerel bir gazetede, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile birlikte karikatürünün çıktığını ve AB yardımlarına birlikte karşı çıktıklarının anlatıldığını ve kendisinin Rumlar'a hizmet ettiğinin söylenmeye çalışıldığına işaret eden Denktaş, şöyle konuştu: ''Şunu bilmediklerini anlıyorum; Papadopulos, 'meşru Kıbrıs hükümeti' adı altında bütün Kıbrıs'a sahip çıkmak için Annan planına

'hayır' demiştir. Çünkü, yanlış değerlendirmeyle veya kasıtlı olarak kendilerine bu unvan verilmiş, onlar da bunun arkasına saklanarak Akritas Planı'nda öngördükleri sonuca varmak için ilerlemektedirler.

AB'ye müracaatları da bu nedenledir. AB'ye müracaat edecek statüyü kazandıklarını zanneden bu insanların bizimle ortaklık kurmalarını beklemek abestir. Dolayısıyla Papadopulos Kıbrıs'ın tümüne sahip çıktığını biliyor, öyle değerlendiriyor, bundan vazgeçmemek için Annan planına tükürmüştür ve bunu geri itmiştir. Biz devletimizi kurtarmak için, devletimize sahip çıkmak için, egemenliğimize sahip çıkmak için devamlı surette halkımıza 'hayır' demelerini telkin ettik. Yine bu telkinimizde haklı olduğumuzu söylüyorum.''

HALKIN SESI 12/07/04

 

Rumları, "KKTC'ye direkt uçuş" korkusu sardı

ABD VE İNGİLTERE, KOORDİNELİ BİR ÇALIŞMA İÇİNDE... Amerikalıların ve İngilizlerin, Avrupa Konseyi'ni adım adım izleyerek KKTC'ye direkt uçuşların yakında başlaması için koordineli ve hararetli bir şekilde çalıştıkları, bu hedefle ABD ve İngiltere'yi bağlayan uluslararası anlaşmalar nedeniyle var olan hukuki engelleri aşmak için formül arayışında oldukları bildirildi

Amerikalıların ve İngilizlerin, Avrupa Konseyi'ni adım adım izleyerek KKTC'ye direkt uçuşların yakında başlaması için koordineli ve hararetli bir şekilde çalıştıkları, bu hedefle ABD ve İngiltere'yi

bağlayan uluslararası anlaşmalar nedeniyle var olan hukuki engelleri aşmak için formül arayışında oldukları bildirildi.

Güney Kıbrıs'ın en yüksek tirajlı gazetesi Fileleftheros'un konuya ilişkin haberine göre, Rum yönetiminin halen ICAO ve Eurocontol'e başvurarak, yürürlükteki düzenleme hakkında bilgi aldı.

Haberi, "Uçuşlar Konusunda Görüntü Soluk - ABD ve İngiltere, Özel Şirketleri Seferber Ederek Formül Arıyor. Lefkoşa, ICAO ve Eurocontrol'e Başvurdu" başlık ve spotlarıyla manşete çıkaran gazete, Amerikalılar ve İngilizlerin uluslararası anlaşmalar nedeniyle karşılarına çıkan hukuki engelleri aşmak ve hedeflerini kolaylaştırmak için özel şirketleri seferber etmeye çalıştıklarını yazdı.

Gazete, iyi bilgili kaynaklarına dayanarak KKTC'ye direkt uçuşların başlayabilmesi için ya uluslararası sözleşmelerin ilgili maddelerinin değiştirilmesi gerekeceğini -ki bu çok zordur-, ya da uçuşların "yasadışı" olarak gerçekleştirileceğini söylediklerini yazdı, haberini özetle şöyle sürdürdü:

"Hükümet Angloamerikanların

hareketlerinden endişe duyuyor"

"Yetkili kaynaklar Fileleftheros'a, Lefkoşa'nın gerek dünya çapındaki sivil havacılığı düzenleyen ICAO'ya gerek Avrupa'daki hava trafik kontrolleriyle ilgilenmekte olan Eurocontrol'e başvurduğunu söyledi. Edindiğimiz bilgilere göre her iki merci de Lefkoşa'ya uçuşlar, havaalanlarının kullanımı ve havaalanlarının tanınması standartları konusunda nelerin yürürlükte olduğunu izah etti. Bu kurallar temelinde, işgal bölgeleriyle direkt uçuşların başlaması gündemde bulunmuyor. Ancak hükümet, Angloamerikanların bu konudaki hareketlerinden endişe duyuyor ve başta İngilizlerin ısrarı olmak üzere, bunları takip ediyor.

İngiliz Lordlar Kamarası'nda İngiltere hükümeti adına konuşan Warony Simons, İngiltere'den işgal bölgelerine direkt uçuşlar konusunda ortaya çıkan hukuki problemlerin aşılması için yöntem arayışında olunduğunu itiraf etti. Bu konunun zor ve çok karmaşık olduğuna işaret eden Simons, Chicago Sözleşmesi gibi sözleşmelerde sorun bulunduğunu söyledi.

Buna paralel olarak ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, uluslararası camianın, Kıbrıslı Türklerin hava ve deniz limanlarını kullanmaları yöntemlerini bulması zamanının geldiğini söyledi ve Kıbrıslı Türklerin, bürokratik nedenlerle ticaret yapamadıklarını öne sürdü. Bush hükümetinin almaya karar verdiği önlemleri haklı göstermek için yoğun çaba üstlenen Boucher, Beyaz Saray'ın Kıbrıs Cumhuriyeti aracılığıyla değil, doğrudan Kıbrıs Türk toplumuna 30 milyon 500 bin dolarlık mali yardım paketi vereceğini açıkladı.

"KKTC, Akdeniz'in Tayvan'ı

haline getirilecek"

Boucher'in açıklamalarından çıkan sonuç, Kıbrıslı Türklerin desteklenmesi konusunda yeni politikanın benimsenmesi yönteminin Boucher, böyle bir şeyin söz konusu olmadığı konusunda ikna etmeye çalışsa da; sahte devletin tanınması sınırlarına dokunduğudur.

Edindiğimiz bilgilere göre Birleşik Devletler referandumlar sonrasında kararlaştırdıkları önlemleri aşamalı olarak açıklamaya devam edecek. İşgal bölgelerinin Akdeniz'in Tayvan'ı haline getirilecek olmasından korku belirtiliyor."

Mahi gazetesi, "İngiltere İşgal Bölgelerine Direkt Uçuş İstiyor" başlıklı haberinde, Warony Simons'un Lordlar Kamarası'nda yaptığı; İngiltere hükümetinin KKTC'yle direkt uçuşlar konusunda ortaya çıkan hukuki sorunları aşmak için yöntem arayışında olduğuna ilişkin açıklamasına yer verdi.

Gazete, Lord Hawell'in, Ercan Havaalanı'nın modernize edilmiş olduğunu ve bu nedenle uçuşların süratle başlaması gerektiğini söylemesi üzerine Simons'un şunları söylediğini yazdı:

"Lord Hawell'in hoşuna gitmeyebilir. Ancak, yasaya uygun şekilde hareket etmemiz gerekir. AB'nin Açık Semalar politikası, AB'nin egemen ülkeleri arasında hava bağlantılarına genişletilmedi. Direkt hava bağlantıları ikili anlaşmalarla düzenleniyor ve bu tür anlaşmalar yasal izinlere bağlıdır." Gerek İngiltere hükümetinin gerek meclisinin, Kuzey Kıbrıs'la direkt uçuşları arzu etmekte olduğunu söyleyen Simons, hava bağlantısına ilişkin herhangi bir ikili anlaşmanın tabi olacağı iznin Chicago sözleşmesini kapsaması gerektiğine işaret etti.

Alithia, Simons'un Lordlar Kamarası'nda yaptığı açıklamayı okurlarına, "Londra'dan Yasa ile Uçuşlar - İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt Uçuşlar Konusunda Ortaya Çıkan Hukuki Sorunları Aşma Yöntemleri Arıyor" başlığıyla aktardı.

Haravgi haberini, "İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt Uçuşlar İçin Yöntem Arıyor" başlığıyla verdi.

KIBRIS 12/07/04

 

Klerides'e göre KKTC zamanla tanınacak

Rum yönetimi eski başkanı Glafkos Klerides, KKTC'nin zamanla tanınacağını söyledi.

Alithia isimli Rum gazetesinin haberine göre Klerides, Baf Radyosu'na verdiği demeçte, "varlık kabulü"nün izolasyonların kaldırılması için yeterli olmayacağını ve KKTC'nin zamanla yasal bir varlık olarak tanınacağı görüşünü belirtti.

Gazeteye göre Klerides, KKTC'ye hukuki statü tanınmasına doğru gidilmekte olduğu değerlendirmesi içerisindedir. Klerides, varlık kabulünün Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun kaldırılmasına izin vermeyeceğini gören AB'nin bugünden yıl sonuna kadarki politikasının bu yönde olduğunu da söyledi.

Kleridis, Kıbrıs Rum tarafının bundan şimdiye kadar kaçınmaya çalıştığını, ancak Avrupalıların Kıbrıs Türklerinin tecrit içerisinde kalmaması gerektiğini düşünerek, kuzeyde yasal bir varlık bulunduğunu varsayıp de-facto durumu de-jure olarak tanıma niyetinde olduğunu kaydetti.

Kıbrıs sorununa çözüm bulunmaması durumunda gelecekteki tanıma için bunun son adımı teşkil edeceğini de söyleyen Klerides, kendini en çok üzen şeyin Kıbrıs sorununun çözümü yönünde yakın zamanda herhangi bir girişim görülmemesi olduğunu sözlerine ekledi.

KIBRIS 12/07/04

 

Güney öfkeli Kuzey seferber

13/07/2004 RADIKAL

RADİKAL - BRÜKSEL/LEFKOŞA - AB dışişleri bakanları toplantısına katılan Rum bakan Yorgo Yakovu, Avrupa Komisyonu'nun KKTC'ye açtığı ekonomik paketin serbest ticaretle ilgili bölümüne tepki gösterdi. Yakovu, "Kuzey'le doğrudan ticaret konusunda esastan problemler var. Bunun yanlış siyasi tahminlerle derme çatma bir hukuka dayandığını düşünüyoruz" dedi. AB'nin ticaret paketine koşut olarak KKTC'nin limanları ve Ercan Havaalanı, uluslararası
standartlara uygun hale getiriliyor. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, Ercan'a yeni haberleşme sistemleri kurduklarını, Girne ve Mağusa limanlarında güvenliği en üst seviyeye çıkaracaklarını açıkladı.

 

KKTC Başbakanı Talat, Hollanda'ya gitti

 

Talat, görüşmeye büyük önem veriyor



13 Temmuz, 2004 06:42:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kıbrıs Başbakanı Mehmet Ali Talat, Hollanda'nın Avrupa İlişkileri Bakanı Atzo Nicolay'la görüşmek üzere bugün Hollanda'ya gitti.

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Hollanda'ya gitmek üzere KKTC'den ayrılarak İstanbul'a hareket etti.

İstanbul'dan Hollanda'ya geçecek olan Talat, bugün 17.30'da Hollanda Avrupa İlişkileri Bakanı Atzo Nicolai ile görüşecek.

Talat, ziyareti öncesinde yaptığı açıklamada, Hollanda'nın Avrupa Birliği Dönem Başkanı olmasının Kuzey Kıbrıs için çok büyük önem taşıdığını söyledi.

"Hollanda'nın dönem başkanlığı Kıbrıs için önemli"

Serbest ticaret ve 259 milyon euronun kullanımıyla ilgili tüzüklerin dönem başkanlığı konseyi tarafından son şekline getirileceğine işaret eden Talat, ''bu bakımdan, Hollanda'nın dönem başkanlığı Kıbrıslı Türkler için çok önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir'' dedi.

Başbakan Talat, ticareti serbest bırakarak, ekonomiyi geliştirerek, Kıbrıslı Türkler'in önünün açılması için çalıştıklarını vurguladı.

"Serbest ticaret izolasyonların kaldırılmasına bağlı"

Hem izolasyonun hem serbest ticaretin olacağı bir ortam düşünülemiyeceğini belirten Talat, "serbest ticaretin izolasyonların kaldırılmasına bağlı olduğunu göstermeliyiz" şeklinde konuştu.

AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türkler'e yönelik açılım paketinin eylül ayında konseyin gündemine gelmesi bekleniyor.

Talat, temaslarını tamamlamasının ardından yarın KKTC'ye dönecek.

 

Çözüm izolasyonların kaldırılması

Başbakan Mehmet Ali Talat, Alican Kabakçı başkanlığındaki Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği heyetini kabul etti.

Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Genel Başkanı Alican Kabakçı kabulde yaptığı konuşmada, Başbakan Mehmet Ali Talat’a hükümetin devamlılığını istediklerini belirterek çiftçilerin bazı sorunlarını anlattı. 

Alican Kabakçı, özellikle son günlerde hükümetin devamlılığından yana olduklarını ifade ederek,  hükümetin verdiği bazı sözleri yerine getirip getirmeyeceğini görmek için hükümetin devamını istediklerini belirtti.

TARIM KONUSUNDAKİ SORUNLAR

Tarım konusunda şimdiki hükümetle sorun yaşamadıklarını söyleyen Kabakçı, çiftçilerin ufak tefek bazı sorunları olduğununu, bunlardan en önemlisinin de referandum sonrasında insanların elindeki tarlaların ne olacağını bilmemesi olduğunu kaydetti.

Çiftçilerin KDV iadesi alamadıklarını ifade eden Kabakçı, Başbakan Mehmet Ali Talat’tan bu konuda bir yasal düzenleme yapılmasını istedi.

Diğer bir sorunlarının da anbarlar olduğunu dile getiren Kabakçı, üreticilerin ürünlerini verdiği zaman belediyelerin anbarlar için kesinti yapıtığını bu kesintilerin bölgelerin köy muhtarlıklarına yapılması taraftarı olduklarını anlattı. Kabakçı, Başbakan Mehmet Ali Talat’tan geçmişten kalmış çiftçi borçlarının da iyleştirilmesini için  yardım istedi.

Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Turgut Ceyda, sınır kapılarının açılmasıyla Rum tarafından KKTC’ye et kaçakçılığı yapıldığını savunarak, bunun  KKTC’deki hayvancıları zora soktuğunu söyledi. Özellikle Rum kesiminin AB’ye girmesi ve ithalatın serbest bırakılmasıyla Rum kesimine büyük ölçüde et girdiğini anlatan Ceyda, bu etlerin önemli bölümünün KKTC’ye kaçak olarak sokulduğunu öne sürdü. Ceyda, hayvancılarının hayvanlarını satacak kasap bulamadığından şikayet ederek, hayvancılığın büyük bir sektör olduğunu ve hayvancılığın zora girmesiyele tarım sektörünün de sıkıntıya gireceğini belirti.

­­­TALAT: “YENİ ŞARTLARIN GÖĞÜSLENMESİ GEREKİYOR”

Başbakan Mehmet Ali Talat, çiftçilerin sorunlarının, yaşayıp üreten bir organizma oldukları için hep var olacağını belirterek, önemli olanın  çiftçinin yaşam düzeyi ve üretim şevkinin daha üst düzeylere çıkarılması olduğunu söyledi

Talat, “Tek üretim alanını neredeyse çiftçiliğin oluşturduğu günler yaşadık. Bunun bilinci içinde yaşamalıyız. Kapıların açılmasından ziyade Kıbrıs’ın AB’ye girmesi ile ortaya çıkan yeni şartların göğüslenmesi gerekiyor” dedi.

Başbakan Talat, tek ve en önemli çözümün izolasyonların ortadan kaldırılması olduğunu kaydetti.

HALKIN SESI 13/07/04

 

Talat Hollanda’ya gidiyor

Başbakan Talat bir kabulü sırasında yaptığı açıklamada bugün yerel saat ile 17.30’da Hollanda’nın Avrupa İşleri Bakanı Atzo Nicolai’yle görüşeceğini söyledi. Talat,  Hollanda’nın AB Dönem Başkanı olmasının KKTC için çok büyük önem taşıdığını vurguladı.

Serbest ticaret ve 259 milyon Euro’nun kullanımıyla ilgili tüzüklerin Dönem Başkanı konseyi tarafından son şekline getirileceğine işaret eden Başbakan Talat, “Bu bakımdan Hollanda’nın dönem başkanlığı Kıbrıslı Türkler için çok önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir” dedi.

Hollanda’nın Avrupa İşleri Bakanı Nicolai’yle çeşitli konuları ve KKTC’nin AB’den beklentilerini içeren bir görüşme yapacaklarını ifade eden Talat, kendisi kadar AB’nin ve Hollanda’nın önde gelen diplomatlarının da bu görüşmeye önem verdiğini söyledi.

Serbest ticaretin gerçekleşmesi ve Kıbrıslı Türklerin ekonomik olarak geliştirilmesiyle ilgili paketin yürürlüğe konmasının izolasyonların kaldırılmasıyla eş anlamlı olduğunu ifade eden Talat, “Hem izolasyonun olacağı hem serbest ticaretin olacağı bir ortam düşünülemez. Dolayısıyla serbest ticaretin izolasyonların kaldırılmasına bağlı olduğunu göstermemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Temasları sırasında Başbakan Mehmet Ali Talat’a CTP-BG Milletvekili Dr. Okan Dağlı, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit ve Başbakanlık Basın Halkla İlişkiler Müdürü Hüseyin Arca eşlik edecek.

Başbakan Talat temaslarının ardından yarın akşam yurda dönecek.

HALKIN SESI 13/07/04

 

Güvensizlik önergesi 15 Temmuz’da

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yasama işlevini yerine getirmek için saat 10.40’da Meclis Başkan Vekili Mehmet Bayram başkanlığında toplandı.

Toplantıda ilk olarak Trafik Hizmetlerinin Planlanması, Koordinasyonu ve Denetimi (Değişiklik); Yol Güvenliği (Değişiklik) ve Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarıları’nın son oylamalarının yapılması ve UBP grubunun Pile’deki Türklere karşı Rum saldırılarının kınanmasıyla ilgili karar önerisinin ivedilikle genel kurulda görüşülmesi oybirliğiyle kabul edildi.

Cumhuriyet Meclisi Danışma Kurulu’nun UBP’nin hükümete güvensizlik önerisinin özel gündemle 15 Temmuz Perşembe günü görüşülmesini içeren kararı da milletvekillerinden onay aldı.

Meclis daha sonra trafikle ilgili 4 yasa tasarısını görüşmeye başladı.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Trafik Hizmetlerinin Planlanması, Koordinasyonu ve Denetimi (Değişiklik); Yol Güvenliği (Değişiklik) ve Ceza (Değişiklik) yasa tasarılarını oy birliğiyle kabul etti.

YASALARIN İÇERİĞİ

Ceza (Değişiklik) Yasası, “tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden ölüme neden olan bir kişiye 7 yıla kadar hapis, 5 milyar TL’ye kadar para cezası ve belli bir süreyle veya süresiz olarak ehliyetten men edilme cezası verilmesini” düzenliyor. Hapislik cezasının yükseltilmesiyle, bu suçu işleyenler Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak. Bu suçu işleyen kişinin en geç 5 gün içinde mahkemeye çıkarılması kuralı da getiren yasa değişikliğine göre, mahkeme sürücünün ehliyetine dava neticeleninceye kadar el koyma yetkisine sahip oldu.

Yol Güvenliği (Değişiklik) Yasası, alkollüyken araç kullanan sürücülerin neden olduğu kazaların önüne geçilebilmesi ve trafik kontrolleri sırasında sürücülerin alkollü olup olmadıklarının kontrolünün daha etkin şekilde yapılmasını amaçlıyor.  Yasaya göre alkollü araç kullanan sürücüler, mahkumiyetleri halinde 3 milyar TL’ye kadar para; 2 yıla kadar hapis veya her iki cezaya birden çarptırılabilecek. Mahkeme, bunlara ek olarak mahkum ettiği kişiyi, bir yıllık süre için sürüş ehliyeti almaktan veya bulundurmaktan da men edebilecek.

Hakkında böyle bir suçla ilgili soruşturma veya kovuşturma başlatılan kişiler, en geç 5 gün içinde mahkeme huzuruna çıkarılacak ve sürüş ehliyetlerine de dava sonuçlanıncaya kadar mahkemece el konulabilecek.

Motorlu Araçlar ve Yol Trafik (Değişiklik) Yasası, alkollü içki, uyuşturucu madde veya ilaç tesiri altında sürüş yapan veya yapmaya teşebbüs edenlere, mahkumiyetleri halinde uygulanacak para cezalarının caydırıcılığını artırmayı amaçlıyor. Yasaya göre, bu suçlardan mahkum olan sürücülere 3 milyar TL’ye kadar para ve 2 yıla kadar hapis cezası veya her iki ceza birden verilebilecek. Hakkında böyle suçlamalarla soruşturma veya kovuşturma başlatılanlar en geç 5 gün içinde mahkemeye çıkarılacak ve sürüş ehliyetlerine de dava neticeleninceye kadar el konulabilecek.

Trafik Hizmetlerinin Planlanması, Koordinasyonu ve Denetimi (Değişiklik) Yasası ise, Trafik Hizmetleri Birimi’nin kadrosunun 53/2003 sayılı Bakanlıkların Kuruluş İlkeleri Yasası’nda öngörülen kadroyla bitevilik sağlanmasını hedefliyor.

Buna göre İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Trafik Hizmetleri Birimi, bir yönetici, bir yönetici yardımcısı, bir 1. Derece Mühendis, bir 1. Derece Teknisyen, üç 2. Derece Teknisyen ve üç 3. Derece Teknisyen’den oluşan teknik kadrolarıyla Personel Dairesi’nce görevlendirilecek yeterli sayıda katipten oluşacak. Trafik Birimi yöneticisi aynı zamanda Yol Güvenliği ve Trafik Komisyonu’nun sekreterliğini de yapacak. Yöneticinin olmadığı zamanlarda bu görevi yönetici yardımcısı yürütecek.

ÇEVRE DEĞİŞİKLİK YASASI ONAYLANDI

Genel Kurul’da daha sonra Çevre (Değişiklik) Yasa Tasarısı görüşülürken, egzoz gazları ve çevre konuları tartışıldı.

Tasarıyla ilgili ilk sözü alan UBP Milletvekili Turgay Avcı, yasanın önemine işaret etti, ancak tasarının öngördüğü tüzüğün henüz hazır olmamasını ve tasarıyla ilgili polisten ve Trafik Komisyonu’ndan görüş alınmamasını eleştirdi.

Avcı, egzoz gazlarıyla ilgili vatandaşlardan alınacak ücretlerin araç muayene ücretine eklenmesini isteyerek, bunun işlemleri kolaylaştıracağını söyledi.

Daha sonra kürsüye gelen CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, araçların egzoz gazlarıyla ilgili düzenlemelerin ayrı ve teknik bir konu olduğunu, araç muayeneye bu eklenirse devletin ek yatırım yapmasını gerektireceğini belirtti. Soyer, Avcı’nın önerisini anlayışla karşıladığını, ancak ek teknik düzenlemeler gerektiği için tasarının olduğu gibi kabulünü istedi.

Tasarıyla ilgili söz alan CTP Milletvekili Kadri Fellahoğlu, Avcı’nın eleştirilerini “klasik muhalefet” diye niteledi. Fellahoğlu, çevreyle ilgili bir tasarı olduğu için polis ve trafikle ilgili örgütlerden görüş alınmadığını, bunda art niyet bulunmadığını söyledi. Fellahoğlu, yasanın birçok yetkiyi tüzüğe verdiğini belirterek, egzoz gazlarıyla ilgili çalışmaların Avrupa düzeyinde yapılmasını istedi.

Yeniden söz alan UBP Milletvekili Turgay Avcı, halkın yararına tüm yasalara olumlu oy verdiklerini ve vereceklerini vurguladı.

Avcı, tüzüğün tamamlanmamış olmasını eleştirdiğini, egzoz gazlarıyla ilgili harçların turizm fonuna aktarılmasını da doğru bulmadığını anlattı. Egzoz gazı muayenelerinin özel kuruluşlarca da yapılabileceğini kaydeden Avcı, amaçlarının vatandaşların işlemlerini kolaylıkla yapabilmesi olduğunu söyledi.

Konuşmaların ardından Çevre (Değişiklik) Yasa Tasarısını madde madde görüşerek oybirliğiyle kabul eden meclis, ivediliği olmadığı için tasarının genelinin oylamasını gelecek pazartesi günkü toplantısına bıraktı.

ECZACILIK VE ZEHİRLER

Toplantıda son olarak “Eczacılık ve Zehirler (Değişiklik) Yasa Tasarısı” görüşüldü. Tasarıyla ilgili tek konuşmayı yapan UBP Milletvekili Hasan Bozer, mesleğin korunması adına böyle bir yasa yapılmasını “çok olumlu” diye niteledi.

Bozer, devletin denetim ve koruyuculuk görevini yerine getirmesini sağlayacak yasaya olumlu oy vereceklerini açıkladı.

Bozer’in konuşmasının ardından tasarıyı madde madde görüşüp onaylayan meclis, ivediliği olmadığı için tasarının genelini gelecek pazartesi oylayacak.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu dünkü çalışmalarını saat 11.30’da tamamladı. Meclis, bir sonraki toplantısını 15 Temmuz Perşembe günü UBP’nin sunduğu hükümete güvensizlik önergesinin görüşülmesi gündemiyle yapacak.

TRAFİK KAZALARINI ÖNLEME DERNEĞİ’NDEN TEŞEKKÜR

Trafik Kazalarını Önleme Derneği (TKÖD), Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda bugün onaylanan trafikle ilgili dört yasa tasarısı nedeniyle Meclis Başkanı’na, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’ne, tüm milletvekillerine, İçişleri Bakanı’na ve siyasi partilere teşekkür etti.

TKÖD Başkanı Mehmet Avcı, yayımladığı açıklamada, söz konusu kişilere, “trafik terörünün önlenmesinde gösterdikleri katkıdan dolayı” teşekkür ederek, trafik terörü yaratan ve yaratmaya meyilli olanları caydırmaya yönelik bu yasaların birkaç hayat dahi kurtarmasının önem taşıdığını vurguladı.

Avcı, cumhurbaşkanının onaylaması ve Resmi Gazete’de yayınlanmalarından sonra yasalar uyarınca, alkollü sürüşten dolayı kaza yaparak ölüme neden olanların 5 gün içinde mahkemeye çıkarılıp ehliyetlerine el konulabileceğine işaret ederek, “Böylece artık alkollüyken kaza yapıp ölüme sebebiyet verenlerin mahkeme gününe kadar aramızda ehliyetli dolaşması önlenmiş olacak” dedi.

Yeni yasada ayrıca ölümlü kazaya neden olan sürücülerin Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 yıl yerine 7 yıla varan hapislik cezasıyla yargılanmalarının da sağlandığını kaydeden Avcı, “Trafik terörünü yaratan ve yaratmaya meyilli olanları caydırmaya yönelik bu yasaların birkaç hayat dahi kurtarması önemlidir” ifadesine yer verdi.

HALKIN SESI 13/07/04

 

Kıbrıslı Türklere açılımlar

Adanın en yüksek tirajlı, Rumca FİLELEFTHEROS gazetesi, İngilizlerin Kıbrıslı Türklerin desteklenmesine yönelik önlemlerle ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi nezdinde karar taslağını ileriye götürdüklerini bildirdi.

Haberi “Kuzey Kıbrıs’ın Desteklenmesi İçin Londra’dan Güvenlik Konseyi’ne Taslak...” başlıkları altında veren gazete, Kıbrıslı Türklerle doğrudan ticareti öngören tedbirlerin Avrupa Komisyonu tarafından benimsenmesinin ardından, Londra’nın aynı kararın BM Güvenlik Konseyi düzeyinde de olması gerektiğini düşündüğünü belirtti ve şunları yazdı:

“Perde gerisi düzeyindeki görüşmelere bu hafta içerisinde başlanması bekleniyor ve İngiliz diplomatların ileriye sürdükleri tutum, kuzey Kıbrıs’la doğrudan alışverişle Kıbrıslı Türklerin

ekonomik açıdan desteklenmesinin gerekliliğidir. İyi haber alan kaynakların dediği gibi İngilizler, benimsenmesi amacıyla Güvenlik Konseyi’ne taslağın sunulması durumunda, tepki göstermemesi için Moskova’ya yönelik baskı uygulayacaklarını belirttiler.”

YENIDUZEN 12/07/04

 

Hollanda'nın dönem başkanlığı önemli

Dolayısıyla serbest ticaretin izolasyonların kaldırılmasına bağlı olduğunu göstermemiz gerekiyor” şeklinde konuştu. 

Başbakan Mehmet Ali Talat Hollanda’nın Avrupa İşleri  Bakanı Atzo Nicolai’yle görüşmek üzere bu sabah 05.05’te İstanbul üzerinden Hollanda’ya gidiyor.

Başbakan Talat bir kabulü sırasında yaptığı açıklamada yarın yerel saat ile 17.30’da Hollanda’nın Avrupa İşleri Bakanı Atzo Nicolai’yle görüşeceğini söyledi. Talat,  Hollanda’nın AB Dönem Başkanı olmasının KKTC için çok büyük önem taşıdığını vurguladı.

Serbest ticaret ve 259 milyon Euro’nun kullanımıyla ilgili tüzüklerin Dönem Başkanı konseyi tarafından son şekline getirileceğine işaret eden Başbakan Talat, “Bu bakımdan Hollanda’nın dönem başkanlığı Kıbrıslı Türkler için çok önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir” dedi.

Hollanda’nın Avrupa İşleri Bakanı Nicolai’yle çeşitli konuları ve KKTC’nin AB’den beklentilerini içeren bir görüşme yapacaklarını ifade eden Talat, kendisi kadar AB’nin ve Hollanda’nın önde gelen diplomatlarının da bu görüşmeye önem verdiğini söyledi.

YENIDUZEN 12/07/04

Denktaş: Saçma sapan hediyelerle egemenliğimizi hediye etmeyiz

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş KKTC'ye verilmesi öngörülen yardımlara yönelik şartlara dikkat çekerek, "Biz bu şartları kabul etmiyoruz. Şartlar ne! 'Devlet yok, egemenlik yok, Rumlara entegrasyon, Rumlarla birleşme...' Hangi statüde söylemiyorlar. Bizi bir Rum Cumhuriyeti'nde azınlık olarak görmeye alıştılar. O şekilde bakıyorlar. Değilse ve yanılıyorsam açıklamaları lazım. Çünkü bu halk çok zor şartlar altında egemenliğini kurtarmış ve devletine sahip çıkmıştır" dedi.

Denktaş, "Halkımız şimdiki şartlar altında böyle saçma sapan hediyelerle egemenliğini başkalarına hediye edecek değildir, Rum'un boyunduruğu altına girecek değildir. Bunun bilinmesinde isabet var. Çünkü dış dünyada yanlış değerlendirmeler var. Bunları düzeltmek hepimize düşer" şeklinde konuştu.

Tehlikeli bir oyun oynanıyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İstanbul Üniversitesi'nin düzenleyeceği mezuniyet törenine katılmak üzere önceki gece İstanbul'a gitti.

Cumhurbaşkanı Denktaş adadan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, çoğu kişinin farkında olmamasına karşın Kıbrıs meselesinin tehlikeli bir noktada olduğunu belirterek "Tehlike bize yapılan yardımların şartlı yapılmasıdır. Bu şartlarda 'devlet istemeyeceğiz, egemenlikte ısrar etmeyeceğiz, Annan Planı çerçevesinde Rumlarla ileride, onların güzel hatırı olduğunda, bizi kabul etme lütfünü gösterdiklerinde, tenezzül ettiklerinde, şartlarını kabul ettiğimizde birleştirme' oyunu oynanıyor" dedi.

Denktaş, "Oyunun kuralları bunlardır. Bunları herkesin bilmesi lazım. Yardım haktır, vaat edilenlerdir alınması gerekir. Hükümetimiz bu yönde gayet güzel çalışmaktadır" şeklinde konuştu. Buna karşın bu şartlar hükümete söyleniyorsa, bu şartlara hiçbir şekilde boyun eğilmeyeceğinin muhataplarına söylenmesi gerektiğini, başka çaresi bulunmadığını kaydeden Denktaş, dünyanın hiçbir yerinde egemenliğini kazanmış, devlet kurmuş bir halkın, devletinden böylesine körü körüne vazgeçmediğini söyledi.

Gazetede çıkan karikatür

Bir gazetede "Papadopulos'la kendisinin birlikte yardımlara karşı çıktığını ve dolayısıyla, Rumlara hizmet ettiğini" ima eden bir karikatür çıktığına işaret eden Denktaş bu konuda şunları söyledi:

"Bu insanlara cevap vermeye değmez ve gerekmez de. Ancak şunu bilmediklerini anlıyorum. Papadopulos, 'meşru Kıbrıs hükümeti' adı altında bütün Kıbrıs'a sahip çıkmak için Annan Planı'na 'hayır' demiştir. Çünkü yanlış değerlendirmeyle ve kasıtlı olarak kendilerine bu unvan verilmiş, onlar da bunun arkasına saklanarak, Akritas Planı'nda öngördükleri sonuca varmak için ilerlemektedirler. Avrupa Birliği'ne müracaatları da bu nedenledir. Bundan sonra bizimle ortaklık kurmalarını beklemek abestir. Dolayısıyla tekrar ediyorum, Papadopulos Kıbrıs'ın tümüne sahip çıktığını biliyor, öyle değerlendiriyor ve bundan vazgeçmemek için Annan Planı'na tükürmüş ve bunu geri itmiştir."

KIBRIS 13/07/04

Talat: Hollanda'nın dönem başkanlığı, Kıbrıslı Türkler için önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir

Başbakan Mehmet Ali Talat, Hollanda'nın Avrupa İşleri Bakanı Atzo Nicolai'yle görüşmek üzere bu sabah 05.05'te İstanbul üzerinden Hollanda'ya gidiyor.

Başbakan Talat bir kabulü sırasında yaptığı açıklamada, bugün yerel saat ile 17.30'da Hollanda'nın Avrupa İşleri Bakanı Atzo Nicolai'yle görüşeceğini söyledi. Talat, Hollanda'nın AB dönem başkanı olmasının KKTC için çok büyük önem taşıdığını vurguladı.

Serbest ticaret ve 259 milyon euronun kullanımıyla ilgili tüzüklerin dönem başkanı konseyi tarafından son şekline getirileceğine işaret eden Başbakan Talat, "Bu bakımdan Hollanda'nın dönem başkanlığı Kıbrıslı Türkler için çok önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir" dedi.

Hollanda'nın Avrupa İşleri Bakanı Nicolai'yle çeşitli konuları ve KKTC'nin AB'den beklentilerini içeren bir görüşme yapacaklarını ifade eden Talat, kendisi kadar AB'nin ve Hollanda'nın önde gelen diplomatlarının da bu görüşmeye önem verdiğini söyledi.

Kıbrıslı Türklerin dünyanın beklediğini fazlasıyla yerine getirdiğini belirten Talat, Kıbrıslı Türklerin birçok sıkıntıyla karşılaşacaklarını bile bile adanın bir bütün olarak AB'ye girmesi için oy kullandığını, fakat Rumların bunu reddettiğini kaydetti. Talat, dünyanın da Kıbrıs'ı bir bütün olarak AB'ye sokmayı çok arzuladığını belirtti ve birleşmeyi istemeyen tarafın Rumlar olması sebebiyle de dünyanın KKTC'ye bakışını çok ciddi şekilde değiştiğini vurguladı.

KKTC'nin dünyada yüksek bir takdirle karşılandığını ifade eden Başbakan Mehmet Ali Talat, "ticareti serbest bırakarak, ekonomiyi geliştirerek Kıbrıslı Türklerin önünün açılması için çalışıyoruz" dedi.

Serbest ticaretin gerçekleşmesi ve Kıbrıslı Türklerin ekonomik olarak geliştirilmesiyle ilgili paketin yürürlüğe konmasının izolasyonların kaldırılmasıyla eş anlamlı olduğunu ifade eden Talat, "Hem izolasyonun olacağı hem serbest ticaretin olacağı bir ortam düşünülemez. Dolayısıyla serbest ticaretin izolasyonların kaldırılmasına bağlı olduğunu göstermemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

Temasları sırasında Başbakan Mehmet Ali Talat'a CTP-BG Milletvekili Dr. Okan Dağlı, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit ve Başbakanlık Basın Halkla İlişkiler Müdürü Hüseyin Arca eşlik edecek.

Başbakan Talat, temaslarının ardından 14 Temmuz Çarşamba günü saat 11.00'de Hollanda'dan ayrılıp 22.25'te yurda dönecek

KIBRIS 13/07/04

KKTC'de gündem erken seçim

 

KKTC'de azınlık durumuna düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin düşürülmesi için, ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından verilen güvensizlik önergesi, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülüyor.

Önergeyle ilgili ilk sözü alan UBP Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Salih Miroğlu, Meclisten demokratik anlamda bir hükümet çıkmaması halinde erken seçimin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, “O zaman herkes eteğindeki taşı döker ve seçime gider. UBP seçime hazırdır” dedi.

Hükümetin ya istifa etmesini ya da çoğunluğu bularak görevine devam etmesini istediklerini kaydeden Miroğlu, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın istifaya yaklaşmadığını, bunu anlamakta zorlandıklarını söyledi.

Hükümetin kendi içindeki kayıplarla azınlık durumuna düştüğünü anlatan Miroğlu, hükümetin, Türkiye tarafından da desteklenen dış temaslarını kesmemek için güvensizlik önergesini geç verdiklerini kaydetti. ABD'nin Kıbrıs Türklerine yapacağını duyurduğu mali yardımı da eleştiren Miroğlu, ABD yardımının, NBA basketbol liginde yeni transfer olacak Mehmet Okur'a teklif edilen paradan daha az olduğunu, yardım konusunun gereğinden fazla abartıldığını söyledi. Hükümetin ”anayasa özürlü” olarak kurulduğunu savunan Miroğlu, Başbakan Talat'ın, istifasını Cumhurbaşkanı'na vermesini istedi.

“İsterse Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini yeniden Sayın Talat'a versin” diyen Miroğlu, “Kıbrıs Türk siyasetinin ve demokrasinin daha fazla yara almaması için” güvensizlik önergesine diğer milletvekillerinin de destek vermesini istedi.

Miroğlu, hükümetin bütçeyi, hala Meclise getirmemesini de eleştirdi. Burada, DP'nin dün Meclis Başkanlığına sunduğu, Meclis seçimlerinin tarihinin, Seçim ve Halkoylamasına bakmaksızın, Meclis tarafından belirlenmesi için sunduğu yasa önerisinin ivedilikle görüşülmesi önerisiyse Meclis Genel Kurulunda reddedildi.

AKINCI: ERKEN SEÇİM OLMAZSA GÜVENSİZLİKÖNERGESİNE OLUMLU OY VERECEĞİZ

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı ise erken seçim kabul edilirse güvensizlik önergesine gerek kalmayacağını ifade ederek, ancak erken seçim önerisinin dün komitede reddedildiğini anımsattı.

Komitede reddedilen erken seçim önerisinin meclis genel kuruluna geleceğini ve oylama yapılacağına işaret eden Akıncı, erken seçim önerisinin, mümkünse güvensizlik önergesinden önce onaylanmasını talep ettiklerini söyledi.

Daha önce açıkladıkları tavırlarının değişmediğini belirten Akıncı, “Erken seçimin olmayacağı bir durumda, hükümetin bu sayı ile devam edemeyeceği bilinciyle güvensizlik önergesine olumlu oy vereceklerini” bildirdi.

Kıbrıs sorununda aralık ayına kadar bir çözüm bulunmasının çok önemli olduğunun altını çizen Akıncı, izolasyonların kaldırılması yönünde Kıbrıs Türklerine verilen sözlere atıfta bulunarak, çözümün yerini hiçbir şeyin tutamayacağını söyledi.

Akıncı, dış temaslar gerekçe gösterilerek hükümetin istifa etmemesinin gerçekçi olmadığını belirtti.

Güvensizlik önergesinin kabul edilip edilemeyeceğinin belli olmadığını ifade eden Akıncı, bir oyun oldukça önem atfedildiği bir durum olduğunu söyledi.

HURRIYET 15/07/04

AB, KKTC ile ulaşım hatlarının açılmasını şimdilik düşünmüyor

 



15 Temmuz, 2004 14:31:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Birliği Komisyonu'nun Enerji ve Ulaştırmadan sorumlu başkan yardımcısı Loyala de Palacio, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ulaşım hatlarının açılmasının ileride ele alınacak bir konu olduğunu söyledi.

Ankara'da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşen Palacio, Avrupa Komisyonu'nun öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili ticaret konusunda karar aldığını, bu kararı başka adımların da izleyebileceğini belirtti.

Palacio, "ulaşım sorunları ileride ele alınacak bir konu" diye konuştu.

Görüşmeler sırasında boğazlardan tanker geçişi de ele alındı.

Boğazlardan petrol geçişi de gündeme geldi

Dışişleri Bakanı Gül, Avrupa'ya gidecek Ukrayna petrolünün boğazlardan geçmesinin gündemde olduğuna dikkat çekerek, boğazlar güzergahının kullanılmaması için komisyondan destek istedi.

Palacio da, komisyon olarak bu konuda Türkiye'nin endişelerini paylaştıklarını açıkladı.

Erken seçime hayır

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler’in (CTP-BG) ülkedeki hükümet krizine alternatif olarak gördüğü erken seçim önerisi Cumhuriyet Meclisi Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nin dünkü toplantısında reddedildi.

Öneriye Genel Kurul’da olumlu oy veren UBP ile hükümetin küçük ortağı DP komitede tavır değiştirince CTP-BG’nin erken seçim önerisi oy çokluğuyla reddedildi. Komitede 4 üyesi bulunan CTP  öneriye “Evet” oyu kullanırken, 4 üyesi bulunan UBP ile 1 üyesi bulunan DP ret oyu kullandı.

Toplantı sonrası açıklama yapan DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, CTP’nin kendilerine danışmadan öneriyi sunduğu için ret oyu kullandıklarını açıklarken, Seçim ve Halkoylaması Yasası’nda erken seçimin belirlenmesi konusunda parlamentoya yetki veren bir öneriyi Meclis Başkanlığı’na dün sunduklarını açıkladı.

Komitenin dünkü görüşmesine komite üyeleri dışında yoğun katılım oldu. Toplantının açılışını Başkan Vekili Mustafa Gökmen yaptı. Gökmen Komite Başkanı Özdil Nami’nin yurt dışında bulunması nedeniyle CTP Grubu’ndan görev değişikliği önerisi geldiğini söyledi. Gökmen, Özdil Nami’nin yerine komite başkanlığına Sonay Adem’in aday olduğunu açıkladı. Sonay Adem’in adaylığı komite üyeleri tarafından oybirliğiyle onaylandı.

Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi daha sonra yeni başkan Sonay Adem başkanlığında toplantısına basına kapalı olarak başladı. Sonay Adem toplantı sonucunda basına gerekli açıklamaların yapılacağını söyledi.

Toplantıya komite üyeleri Mustafa Gökmen, Turgay Avcı, Gülboy Beydağlı, Mehmet Çağlar, Nazım Çavuşoğlu, Salih İzbul, Erden Özaşkın ve Erdoğan Şanlıdağ yanında komite üyesi olmayan şu milletvekilleri de katıldı.

Fatma Ekenoğlu, Serdar Denktaş, Halil Sadrazam, Hüseyin Öztoprak, Hüseyin Angolemli, Ahmet Barçın, Ali Seylani, Tahsin Mertekçi, Doğan Şahali, Hüseyin Özgürgün, Salih Miroğlu ve Ferdi Sabit Soyer.

Komite üyesi olmayan milletvekilleri görüşlerini açıklayabilmelerine karşın oy hakları bulunmuyor.

GÜVENSİZLİK ÖNERGESİ BUGÜN OYLANACAK

İstifalarla azınlık durumuna düşen CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti’nin geleceği bugün belirlenecek.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından hükümetin aleyhine verilen Güvensizlik Önergesi bugün saat 10.00’da özel gündemle toplanacak olan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda ele alınacak.

Geçtiğimiz Cuma günü yapılan toplantıda 23 ret oyuna karşılık 24 “evet” oyuyla UBP’nin verdiği Güvensizlik Önergesi’nin Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi kabul edilmişti.

Partilerin görüşlerini ortaya koymasından sonra yapılacak oylamada 26 sayısının bulunması durumunda hükümet düşmüş olacak.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, partisinin vizyonuna ilişkin önceki gün düzenlediği basın toplantısında “Hükümeti düşüreceğimize inanmasaydık güvensizlik önergesini vermezdik. Şu anda muhalefet 27, iktidar 23 durumda. Biz 26’yı bulacağımıza inanıyoruz” şeklinde açıklama yapmıştı.

SOYER: ÖNERİMİZ REDDEDİLMİŞ OLMASINA KARŞIN ERKEN SEÇİMDE ISRARLIYIZ

CTP-BG  Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde erken seçim önerilerinin reddedilmiş olmasına karşın, siyasi çıkmazın aşılması için en iyi alternatifin erken seçim olduğunu söyledi.

CTP-BG’nin verdiği erken seçim önerisi ile UBP’nin verdiği güvensizlik önergesinin bağlı olduğu  görüşünü ortaya koyan Soyer, erken seçime karşı çıkan, buna karşın güvensizlik önergesinde ısrar eden UBP’yi  “memlekette siyasi  kaosa oynamakla” suçladı.

Soyer, erken seçim tarihi konusunda DP ile aralarında bir farklılık bulunduğunu  kaydederek, “Biz 26 Eylül üzerinde duruyoruz. Demokrat Parti bunun biraz daha geç olmasını öneriyor. Demokrat Parti bugün meclise başka bir öneri sundu. DP önerisinde erken seçimi öngörüyor, tarih konusunu  belirlemeden açık bırakıyor.  Biz bugün komitede de bunu söyledik. Önerimiz reddedilmiş olmasına karşın  erken seçimde ısrarlıyız.  DP önerisinde ivedilik isteyecekse parti olarak biz buna yeniden evet oyu vereceğiz.  Ama özellikle tarihin Ekim sonu veya Kasım başı olması konusunu da şimdiden açıklıkla da ifade ediyorum” şeklinde konuştu.

Erken seçim konusunun gelecek yıla sarkmasına kapalı olduklarını açıklayan Soyer, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle milletvekilliği seçimini iç içe getirmenin siyasi cinayet anlamına geleceğini, çünkü toplumun  1990’da bunun yarattığı gerginliği fazlasıyla yaşadığını anımsattı.

SERDAR DENKTAŞ: SEÇİM TARİHİNİ BELİRLEME KONUSUNDA MECLİSE YETKİ VEREN ÖNERİ SUNDUK

DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, önceki gün partilerle yaptıkları görüşmenin ardından erken seçim tarihini belirleme konusunda meclise yetki veren bir öneriyi dün Meclis Başkanlığı’na sunduklarını açıkladı.

“Meclisin erken seçim belirleme yetkisi yok muydu? Düşüncesi var. Vardı. Ama Meclis erken seçim kararı aldığı günden itibaren 60 gün sonra erken seçim yapılırdı. Oysa bizim önerimiz, meclisin bir gün ve tarih saptayıp buradan 60 gün önceye gelip seçim tarihinin ve sürecinin başlamasına olanak vermeyi amaçlıyor. Sunduğumuz böyle bir öneridir” diyen Serdar Denktaş, güvensizlik önergesinin görüşülmesinin bir hafta ertelenmesini talep ettiğini söyledi.

Denktaş, “Güvensizlik oylamasına onay çıkarsa tabiatıyla hükümet düşer.  26 bulunmazsa bizim ortaya koyduğumuz öneri ışığında önce hükümet 26’yı bulacak bir girişimde bulunur, bulmazsa yoluna devam eder. Kısacası şu; Erken seçimi bütün partiler kabul etmiştir. Bütün mesele hangi tarihte yapılacağı konusunda bir mutabakatın sağlanmasıdır” şeklinde konuştu.

DP olarak kendi düşüncelerinin cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte gelecek yıl nisan ayında yapılması yönünde olduğunu ifade eden Denktaş, değilse kasım ayını düşündüklerini, bunu cumartesine kadar partilerle görüşmeye devam edeceklerini vurguladı.

Ortaya çıkacak sonuca göre tavırlarını belirleyeceklerini kaydeden Denktaş, 26’yı bulma konusunda bir kere daha girişim yapılmasında fayda gördüklerine de işaret etti.

AKINCI: GÜVENSİZLİK ÖNERGESİNİ DESTEKLEYECEĞİZ

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, erken seçim önergesinin Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde reddedilmesini değerlendirerek, partisinin tavrında değişiklik olmadığını, erken seçimin mümkün görülmediğine göre UBP’nin sunduğu hükümete güvensizlik önergesini destekleyeceklerini açıkladı.

BDH Basın Bürosu’nun haberine göre Akıncı, önergenin DP ve UBP’nin oylarıyla reddedildiğine işaret ederek, hükümet ortaklarının erken seçim konusunda samimi olması halinde, BDH’nın bu konuda olumsuz tavır takınmayarak eylülde seçime destek olacağını açık ve net şekilde kamuoyuna duyurduğunu anımsattı.

Meclis Genel Kurulu aşamasında da BDH’nın desteğinin devam edeceğini ancak erken seçim konusunun Meclis Genel Kurulu’nda onaylanmasının artık mümkün de görülmediğine işaret eden Mustafa Akıncı, azınlık hükümetinin topluma dayatılmasına onay vermeyeceklerini ve güvensizlik önergesini destekleyeceklerini belirtti.

ANGOLEMLİ: EVET DİYEN PARTİLERİN HÜKÜMET OLUŞTURMASI KAÇINILMAZ HALE GELDİ

TKP  Genel Başkanı Hüseyin Angolemli,  CTP-BG’nin erken seçim önerisinin UBP ve DP’nin  tavır değiştirmesinden dolayı reddedildiğini söyledi.

Angolemli, bu aşamadan sonra, referandumda evet diyen partilerin katılımıyla bir koalisyonun oluşturulmasının kaçınılmaz olduğu görüşünü yineledi.

“Bunun tersi olacak koalisyonlar halkın ezici çoğunluğunun iradesini yansıtmayacaktır. Bu nedenle tekrar, 24 Nisan’da evet oyu için uğraş veren çözüm ve AB  yanlısı partilerin  bir araya gelip halkın istencini en iyi şekilde yerine getirmek için özveride bulunmaları gerekir” diyen Angolemli, TKP olarak böylesi bir koalisyon oluşması için özveride ve her türlü yardımda bulunmaya hazır olduklarını açıkladı.

Bu önerilerine daha önce sıcak bakılmadığını anımsatan Angolemli, CTP ve  BDH’ya bir kez daha çağrıda bulunarak ilk kez ele geçirilen UBP’siz hükümet fırsatının heba edilmemesini istedi.

Bu koalisyon kurulmazsa önümüzdeki günlerde yine de erken seçimin gündeme geleceğine olan inancını dile getiren Angolemli, “Bildiğiniz gibi yarın güvensizlik önergesi görüşülüp, cumartesi günü oylanacaktır. Angolemli, erken seçim kararını zaten meclisin aldığını belirterek, DP’nin sunduğu önerinin amacının başka olduğunu, bunu benimsemelerinin mümkün olmadığını  vurguladı.

İZCAN: PARTİLERDEN YAPICI DAVRANMALARINI İSTEDİK

Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Milletvekili İzzet İzcan, ortada bir hükümet sorunu olduğunu, hükümetin 23 sayısıyla devam etmesinin mümkün olmadığını, tarafların buna yapıcı katkı koyması gerektiğini belirtti.

İzcan, “Çünkü ülkemizde dünya kadar ekonomik, siyasal ve  demokratikleşme sorunu bulunmaktadır. En önemlisi Kıbrıs  sorununda  çok hızlı hareket etmemiz gereken, Brüksel’de, Birleşmiş Milletler’de,  dünyanın dört bir yanında Kıbrıs Türk halkının menfaat ve çıkarlarını koruyacak çalışma içerisinde olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz” dedi.

İzcan, coğunluğu olmayan ve yasa geçiremeyen bir hükümeti  dış dünyada kimsenin ciddiye alamayacağı şeklinde görüş belirtti.

Bu nedenle Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde siyasi liderlere samimi ve yapıcı olmaları, kamuoyunda şova kaçmamaları yönünde telkinlerde bulunarak görüşlerini dile getirdiklerini açıklayan İzzet İzcan, BKP’nin bu çerçevede yapıcı davranacağını, kriz ve kaosun çıkmasını engelleyici, ama hükümet sorununu ortadan kaldırıcı katkıyı koymaya  hazır olduklarını söylediklerini belirtti.

HALKIN SESI 15/07/04

Ulusal Konsey’den 4 alternatif senaryo

Kıbrıs sorununda Aralık ayına kadar inisiyatif olmayacağı kanaatine sahip olan Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un; Rum Ulusal Konseyi’nin önceki günkü birleşiminde Kıbrıs sorununa ilişkin analizinde; Rum tarafının önüne, Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımlara ilişkin alternatif senaryolar konulmakta olduğunu belirterek, hareket çerçevesini de belirlediği bildirildi.

FİLELEFTHEROS “Aralık’tan Sonra Dört Senaryo” başlığıyla yayımladığı haberinde sözünü ettiği senaryoları şu başlıklar altında topladı:

“1-Genel Sekreter’in, İngiltere’nin ve ABD’nin tezi olan; Annan planının olduğu şekliyle kabulü

2-Dış garantiler de sağlanması suretiyle, Genel Sekreter’in planı üzerinde dekoratif iyileştirmeler olması

3-Kıbrıslı Rumların endişelerinin giderilmesi amacıyla planın bir noktada, yeniden müzakere edilmesi

4-Planın gömülmesi..”

Gazete, dün toplanan ve görüşmesini yarın tamamlaması beklenen Rum Ulusal Konseyi’nin yaklaşık 3 saat süren dünkü birleşiminde Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ve Rum hükümetinin niyetleri konusunda bilgilendirildiğini yazdı ve Papadopulos’un; Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımlarla ilgili olarak dolaşan alternatif senaryoları, hareket çerçevesini de çizerek analiz ettiğini kaydetti, şunları yazdı:   

“1-BM’nin, ABD’nin ve İngiltere’nin tezi de olan; Annan planının olduğu şekliyle kabul edilmesi.

2-Dış garantiler de sağlanması suretiyle, Annan planı üzerinde dekoratif iyileştirmeler yapılması. Başkan Papadopulos; ne kararların ne garantilerin tatmin edici olduğunu, ne de Kuruluş Anayasasının 7.

başlığı altındaki kararın yeterli olduğunu söyledi. Papadopulos, ancak bunun olamayacağına, ABD’nin veto kullanacağına işaret etti.

3- Kıbrıslı Rumların endişelerinin giderilmesi amacıyla planın bir noktada, yeniden müzakere edilmesi.

4-Planın gömülmesi.

Başkan Papadopulos; yurtdışında; büyük partilerin (AKEL-DİSİ) Annan planının kabulüne ve olduğu şekliyle yeniden referanduma götürülmesine ikna edileceğini iddia edenler bulunduğunu söyledi. Bu noktada AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas; partisinin ikna edileceğine inanıp inanmadığını sordu. Bu soruya Papadopulos’un yanıtı ‘hayır’ oldu ve sadece duyduklarını aktardığı izahında bulundu. Papadopulos, talep ettiği değişiklikler konusunda kartlarını açmasının akılsızlık olacağını belirtti, ancak siyasi parti başkanlarıyla yüz yüze görüşerek, talep ettikleri değişiklikleri dinleyeceğini söyledi. Başkan Papadopulos ‘Yeni bir prosedüre yakın olursak, talep ettiğim değişikliklerle ilgili bazı işaretler vereceğim’ dedi. Aralık ayına kadar inisiyatifler olmayacağı kanaatini dile getiren Papadopulos; AB’a Türk adaylığının ileri götürüldüğünü, bu nedenle Ankara’nın bir prosedüre müdahil olmak istemeyeceğini belirtti.

Referandum sonucundan dolayı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bazı AB ülkelerinden soğukluk gördüğünü itiraf eden Papadopulos; ancak, yalnızlığa itilme olmadığını belirtti, 4 AB ülkesini daha ziyaret edeceğini açıkladı, ancak isimlerini vermekten kaçındığı bu ülkeler için ‘İsimlerini, gitmeden önce açıklayacağım’ dedi. Papadopulos; Yunanistan’ın güvenlik ve garantiler konusunda hareket etmek için pek çok olanağa sahip olduğunu da söyledi.

Papadopulos; Kıbrıslı Türklere destek önlemlerine de değindi. Lefkoşa’nın tutumu; Yeşil hat tüzüğünün 4 aylık bir süre için uygulanması ve devamında; diğer iki tüzüğün ve Maraş konusunun gözden geçirilmesi gerektiği şeklindedir. Papadopulos, bu konuyu, Brüksel’e gerçekleştirdiği son ziyareti sırasında AB Komiseri Günter Verheugen’le görüştüğünü anlattı.

Kıbrıs hükümetinin ilan etmesi beklenen önlemler arasında; Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki ticari alış-verişlerde KDV’nin kaldırılması da var. Bu; belirli hacimdeki alış-veriş için geçerli olacak.

Ulusal Konsey’in dünkü birleşimi sırasında DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, EDEK Onursal Başkanı Vasos Lissaridis ve ADİK Başkanı Dinos Mihailidis de birer konuşma yaptı. Dinos Mihailidis; 24 Nisan  referandumundan sonra Annan planının gömülmesi gerektiğine ilişkin tutumunu yazılı olarak sundu. DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis yabancıların; Rum tarafının Kıbrıs sorununda istediğinin ne olduğunu bilmeleri gerektiğini söyledi. Başkan Papadopulos; ‘Rum tarafının tezlerini bilmesi gerekenler, biliyor’ yanıtını verdi.

ALİTHİA “Tasos’tan Kıbrıs Sorununa Mezar Taşı –İnisiyatifler Konusundaki Uluslar Arası İlgisizliğe Karşı Öneri Olarak Kendi İsteksizliğini Koydu” başlığıyla manşete çektiği haberinde, Rum Ulusal Konseyi’nin dünkü birleşiminin; gelecekte, Kıbrıs sorununun çözüm perspektifine mezar taşının konulduğu gün olarak nitelendirilebileceği yorumunda bulundu.

Gazete bunun; Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un dünkü birleşim sırasında yaptığı analizden, Kıbrıs sorununda yeni inisiyatif üstlenilmesi konusunda uluslar arasında tam bir isteksizlik bulunduğunu itiraf etmesinden ve bu hayal kırıcı saptamaya, ortamı değiştirmek için inisiyatif üstlenmekteki kendi isteksizliğiyle yanıt vermesinden ortaya çıktığını yazdı.

Gazete “Kıbrıs Sorunu Mezarlığa –Anastasiadis, Aralık’a Kadar Olan Dönemi Değerlendirmeye Çağırdı --AKEL ve DİSİ Annan Planının Olduğu Şekliyle Yeniden Gündeme Gelmesinin Söz Konusu Olmadığını Net Şekilde Ortaya Koydu” başlığı altında iç sayfasında devam ettiği haberinde, Papadopulos’un dün yaptığı analizden ve izlemekte olduğu veya yakın gelecekte izlemek niyetinde olduğu politikadan; Kıbrıs sorununun ve çözüm perspektiflerinin sadece buzdolabına kaldırılmamış, mezarlığa konulmuş göründüğünü belirtti.

Gazeteye göre bu saptama; Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un,

a)Kıbrıs sorununda yeni bir inisiyatif başlatılması konusuna kimsenin ilgisinin olmadığını itiraf etmesinden;

b)AB tarafından ilgi gösterilmeyeceği 

c)Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması konusunda Türkiye’nin rahatsız edilmemeyi başarması ve bu nedenle, elde ettiği iyi karakter belgesini kaybetme riskini almamak için yeni bir müzakereye müdahil olmayı tercih etmediği;

d)Muhatabı olmadığı ve inisiyatif de olmayacağı, bunlar için Rum Ulusal Konsey üyelerinin Kıbrıs sorununda ne istediklerini kendisine söylemeleri gerektiği şeklindeki değerlendirmelerinden ortaya çıkıyor.

Gazeteye göre Papadopulos, Avrupa Konseyi’nin Kıbrıslı Türklere yönelik önlem paketi konusunu Verheugen’le görüştüğünü Verheugen’e; Yeşil Hat konusunda onaylanan tüzüklerin hayata geçirilmesini ve sorun olursa, süreç içinde giderilmesini önerdiğini; kapalı Maraş bölgesinin Rum tarafına verilmesini ve Mağusa Limanı’nın ortaklaşa işletilmesi konusunu Maraş’ın iadesinden sonra görüşmeyi teklif etti.

HALKIN SESI 15/07/04

 

Rumlar nefes aldırmıyor

Talat, Lahey’deki Dış İlişkiler Enstitüsü binasında yaklaşık iki saat süren görüşmede, KKTC’nin dış dünya ile ilişkisinin kopukluğunun getirdiği sıkıntıları anlattı ve Rumların yürüttüğü “engelleme çabaları” için önlem alınmasını istedi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, Hollanda’nın hükümet merkezi Lahey’deki Dış İlişkiler Enstitüsünde gerçekleşen iki saatlik görüşmede, KKTC’nin zor durumda bırakıldığına dikkat çekti. “Rumların yürüttüğü engelleme çabaları” için önlem alınmasını isteyen Başbakan Talat, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, “Rum kesimi AB’ye üye olduktan sonra yetkili tüm kurumlarda temsil edilmektedir. Mevcut izolasyonu daha da güçlendirmeye gayret sarf etmektedir” diye konuştu.
KKTC’nin içinde bulunduğu durumu Hollandalı yetkililere bildirdiklerini kaydeden Talat, “Rumlar nefes aldırmıyor. 259 milyon euro’luk yardım paketinin hayata geçirilmesi için gerekli işlemler süratle yapılmalıdır. Tercihli ticaret tüzüğü uygulanamaz durumdadır ve Rum tarafı bu konuda yoğun çaba harcamaktadır” dedi.
  YENIDUZEN 14/07/04

Geç seçim

** “Erken Seçim”e Genel Kurul’da olumlu oy veren UBP ile DP komitede tavır değiştirdi, “erken seçim”den kaçtı, “geç seçim”e işaret etti. Gözler, bugün Meclis’te görüşülmeye başlanacak olan “güvensizlik önergesi”ne çevrildi.

 

** DP, Seçim ve Halkoylaması Yasası’nda erken seçimin belirlenmesi konusunda parlamentoya yetki veren bir öneriyi Meclis Başkanlığı’na sundu

 

** S. Denktaş: “Güvensizlik oylamasına onay çıkarsa tabiatıyla hükümet düşer. 26 Bulunmazsa bizim ortaya koyduğumuz öneri ışığında önce hükümet 26’yı bulacak bir girişimde bulunur, bulmazsa yoluna devam eder. Kısacası şu; Erken seçimi bütün partiler kabul etmiştir. Bütün mesele hangi tarihte yapılacağı konusunda bir mutabakatın sağlanmasıdır”

 

** Soyer: 24 Nisan sonrasında çıkan nedenlerden ötürü. Başbakan ve başbakan yardımcısının istifası büyük bir cinayettir. Çünkü eğer o ilk söylenen günden CTP Birleşik Güçler - Demokrat Parti Hükümeti istifa etmiş olsaydı, ne Avrupa Birliği’nin bugün gündeme getirdiği tüzük ve yardım paketleri, ne bunların görüşmeleri, ne İslam Konferansı’nda elde edilen sonuçlar, ne de uluslararası arenada 24 Nisan’ın sonuçları doğrultusunda meydana gelen  gelişmeler yaşanabilirdi

YENIDUZEN 14/07/04

Talat: Rumlar, nefes almamızı bile engellemek istiyor

Rumların, AB'nin bütün kurumlarında temsil edilmesi nedeniyle Türklere karşı kötü niyetlerini kullanma fırsatını sürekli ellerinde tuttuklarını ifade eden Başbakan Talat, "Bu maalesef üzücü bir durum. Zaten Hollandalılara da sordum, bütün bunları yapmakla Rumlar ne kazanacaklar, örneğin Kıbrıs'a uçuşlar olursa Rumlar ne kaybedecek ya da limanlarımıza gemiler gelirse Rumlar ne kaybedecek? Bunların cevabı yok" dedi

Başbakan Mehmet Ali Talat, Hollanda'daki temaslarının ardından düzenlendiği basın toplantısında Rum yönetimine sert çıkarak, "Rumlar, nefes almamızı bile engellemek istiyor" dedi.

Talat, Rumların, 259 milyon euroluk yardım paketinin hayata geçirilmemesi ve tercihli ticaret tüzüğünün uygulanamaz hale gelebilmesi için yoğun çaba harcadıklarını söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, önceki gün Lahey'de Hollanda'nın AB ile ilişkilerden sorumlu devlet bakanı Atzo Nikolai ile görüştü.

Talat, Lahey'deki Dış İlişkiler Enstitüsü binasında yaklaşık iki saat süren görüşmede, KKTC'nin dış dünya ile ilişkisinin kopukluğunun getirdiği sıkıntıları anlattı ve bu konuda Rumların yürüttüğü yeni engelleme çabaları hakkında bilgi verdi.

Nikolai, görüşme sonunda Talat'ın verdiği bilgilerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek temasların devam etmesini istedi.

Başbakan Talat, görüşmeden sonra düzenlediği basın toplantısında, Rum kesiminin AB'ye üye olduktan sonra AB kurumlarının bütün birimlerinde temsil edilmesi nedeniyle, mevcut izolasyonu daha da güçlendirmek için çaba sarf ettiğini Hollandalı yetkililere anlattığını kaydetti.

"Rumlar nefes almamızı bile engellemek istiyor" diyen Talat, Rumların, bu çerçevede 259 milyon euroluk yardım paketinin hayata geçirilmemesi ve tercihli ticaret tüzüğünün uygulanamaz hale gelebilmesi için yoğun çaba harcadıklarını dile getirdiğini söyledi.

Talat, Hollanda'nın AB dönem başkanı olması nedeniyle bu görüşmenin zamanlamasının uygun olduğunu belirterek, ortaya koydukları görüşleri Hollanda tarafının anlayışla karşıladığını söyledi.

Mehmet Ali Talat şöyle devam etti:

"Uzun bir görüşme oldu. Oldukça yararlı olduğunu sanıyorum. Görüşmeden sonra Hollanda'nın kendi teknik heyetleriyle de değerlendirmelerde bulunduk. Hem komisyonun paketiyle ilgili, hem de çözüm önerileriyle ilgili görüşlerimizi ortaya koydum. Kıbrıslı Türklerin üzerlerine düşen görevi yerine getirdiklerini, izolasyon altında artık yaşamamaları gerektiğini anlattım. Tamamen katılıyorlar, dünyanın desteklediği bir çözümü destekleyen taraf olarak Kıbrıslı Türklerin izolasyon altında yaşatılmasının haksızlık olduğunu anlıyorlar ve vurguluyorlar."

Başbakan Talat, bundan sonra da Hollanda ile temasların devam ettirilmesi kararı aldıklarını belirtti ve Hollanda tarafının da Kıbrıs Türk hükümetiyle sürekli ilişki içinde olunması gereğine inandıklarını dile getirdiklerini kaydetti.

Kuzeyde büro talebi

Talat, görüşmelerde dönem başkanı olarak Hollanda'dan AB'nin, Kıbrıs'ın kuzeyinde de bir büro açılması talebini ilettiklerini söyledi.

Başbakan Talat, Rumların Mağusa Limanı'nı korsan bir liman gibi gösterme gayreti içinde olduklarına dikkati çektiğini ve bütün bunların görülmez birer tecrit olduğunu vurguladığını söyledi.

"AB'nin temel kurallarından biri de ticaretin serbest yapılabilmesidir" diyen Talat, görüşmede Hollanda'nın ortaya konulan taleplere tepkisinin olumlu olduğu izlenimini aldığını kaydetti.

Rumların, AB'nin bütün kurumlarında temsil edilmesi nedeniyle Türklere karşı kötü niyetlerini kullanma fırsatını sürekli ellerinde tuttuklarını ifade eden Başbakan Talat, "Bu maalesef üzücü bir durum. Zaten Hollandalılara da sordum, bütün bunları yapmakla Rumlar ne kazanacaklar, örneğin Kıbrıs'a uçuşlar olursa Rumlar ne kaybedecek ya da limanlarımıza gemiler gelirse Rumlar ne kaybedecek? Bunların cevabı yok" şeklinde konuştu.

Mehmet Ali Talat, bir soru üzerine de Kıbrıs'ta ufukta bir erken genel seçim görüldüğünü, ancak kendilerinin tek başına iktidara gelme şanslarının çok zayıf olduğunu söyledi. Talat, başka bir soru üzerine, Kıbrıs Türk halkının Ticaret Tüzüğü ve Yardım Paketi'nin uygulanmasını beklediğini belirterek, "Uygulamanın en kısa sürede başlamasını hedefliyorduk, öyle de olacak" dedi.

Başbakan Talat ve beraberindeki heyet, görüşmeden sonra Türkiye'nin Lahey Büyükelçiliği'nde verilen yemeğe katıldı.

Başbakan Talat, beraberindeki Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Okan Dağlı, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit ve Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Hüseyin Arca ile dün akşam Kıbrıs'a döndü.

KIBRIS 15/07/04

Erken seçim yattı hükümet sallantıda

CTP'NİN ÖNERİSİ REDDEDİLDİ, GÖZLER GÜVENSİZLİK OYLAMASINDA... CTP- BG'nin ülkedeki hükümet krizine alternatif olarak öngördüğü erken seçim önerisi Cumhuriyet Meclisi Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedildi. Erken seçim ihtimali bu aşamada ortadan kalkarken, gözler bu kez de UBP'nin, meclis genel kurulunda görüşülecek güvensizlik önergesine çevrildi

UBP'NİN ÖNERİSİNE BDH DESTEĞİ... UBP'nin hükümetin düşürülmesine yönelik güvensizlik önergesine dört milletvekilli BDH da destek vereceğini açıkladı. BDH Başkanı Akıncı, azınlık hükümetinin topluma dayatılmasına daha fazla onay vermeyeceklerini bildirdi. Yeni Parti ve iki bağımsız milletvekili de UBP'nin önerisine destek verecek. UBP önerisi 25 milletvekiliyle desteklenirken, kritik isim BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan

DP'DE "5 KASIM" SÖYLENTİLERİ... CTP- BG'nin erken seçim önerisine komitede ret oyu veren DP, "Erken seçim tarihinin meclis genel kurulunda belirlenmesi"ne yönelik yasa önerisini meclise sundu. DP'nin önerisine göre tarih belirlenerek, 60 gün içinde seçime gidilmesi gerekiyor. DP'den kulislere sızan bilgilere göre düşünülen tarih ise 5 Kasım 2004 Pazar

Hüseyin EKMEKÇİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in (CTP-BG) ülkedeki hükümet krizine alternatif olarak öngördüğü erken seçim önerisi Cumhuriyet Meclisi Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin dünkü toplantısında reddedildi.

Erken seçim ihtimali bu aşamada ortadan kalkarken, gözler bu kez de Ulusal Birlik Partisi'nin(UBP) meclis genel kurulunda bugün görüşülecek güvensizlik önergesine çevrildi. Güvensizlik önergesi ile ilgili görüşmelerin bugün tamamlanması halinde, cumartesi günü "güvensizlik oylaması" yapılacak.

18 UBP milletvekili, CTP- DP hükümetini düşürmek için güvensizlik önergesi vermişti. UBP'ye BDH ve Yeni Parti (YP) destek vereceğini açıkladı.

Bağımsız milletvekilleri Ahmet Kaşif ve Ünal Üstel'in de güvensizlik önergesine destek vereceği biliniyor. 23 hükümet milletvekili yanında, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de UBP'nin önerisini desteklemeyeceğini açıklamıştı. BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan'ın tavrı bu noktada büyük önem kazandı.

Geçtiğimiz cuma günü yapılan toplantıda 23 ret oyuna karşılık 24 "evet" oyuyla UBP'nin verdiği Güvensizlik Önergesi'nin Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmesi kabul edilmişti.

Partilerin görüşlerini ortaya koymasından sonra yapılacak oylamada 26 sayısının bulunması durumunda hükümet düşmüş olacak.

CTP- BG'nin erken seçim önerisine komitede ret oyu veren DP, "Erken seçim tarihinin meclis genel kurulunda belirlenmesi"ne yönelik yasa önerisini de dün meclise sundu. DP'nin önerisine göre tarih belirlenerek, 60 gün içinde seçime gidilmesi gerekiyor. DP'den kulislere sızan bilgilere göre düşünülen tarih ise 5 Kasım 2004 Pazar.

CTP'nin önerisi reddedildi

Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nin "ret" kararı sonrası açıklama yapan DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, CTP'nin kendilerine danışmadan öneriyi sunduğu için ret oyu kullandıklarını açıklarken, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nda erken seçimin belirlenmesi konusunda parlamentoya yetki veren bir öneriyi Meclis Başkanlığı'na dün sunduklarını açıkladı.

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ise erken seçimin reddedilmesinden sonra tek alternatifin CTP/BG, BDH ve TKP-BÖİ koalisyonu kaldığını belirterek bu yöndeki çağrısını yineledi.

Angolemli, UBP'nin Güvensizlik Önergesi'ne ret oyu kullanacaklarını da açıkladı.

CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise yaptığı açıklamada, hükümet ortaklarının erken seçim önerilerine ret oyu vermelerini saygıyla karşıladıklarını söyledi. Parti olarak krizden çıkış yolunu erken seçim olarak görmeye devam ettiklerini dile getiren Soyer, bu nedenle DP'nin sunduğu öneriyi destekleyeceklerini belirtti.

Öneriye genel kurulda olumlu oy veren UBP ile hükümetin küçük ortağı DP, komitede tavır değiştirince CTP-BG'nin erken seçim önerisi oy çokluğuyla reddedildi. Komitede 4 üyesi bulunan CTP öneriye "evet" oyu kullanırken, 4 üyesi bulunan UBP ile 1 üyesi bulunan DP ret oyu kullandı.

Eroğlu hükümetin düşeceğine inanıyor

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, partisinin vizyonuna ilişkin önceki gün düzenlediği basın toplantısında "Hükümeti düşüreceğimize inanmasaydık Güvensizlik Önergesi'ni vermezdik. Şu anda muhalefet 27, iktidar 23 durumda. Biz 26'yı bulacağımıza inanıyoruz" şeklinde açıklama yapmıştı.

Mecliste CTP 18, UBP 18, DP 5, BDH 4, TKP 1, BKP 1, YP 1 ve bağımsızlar 2 sandalyeye sahip.

UBP önerisine ilk destek BDH'dan

Ulusal Birlik Partisi tarafından sunulan güvensizlik önergesine ilk destek Barış ve Demokrasi Hareketi'nden geldi.

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, UBP'nin sunduğu öneriyi desteklediklerini açıkladı. Akıncı dün BDH Basın Bürosu aracılığı ile yaptığı açıklamada, hükümetin istifasını istedi. Akıncı, aksi takdirde UBP'nin önerisine destek vereceklerini belirtti.

Akıncı'nın açıklaması şöyle:

"Hükümet ortakları erken seçim konusunda samimi ise BDH erken seçimi destekleyecek. Milletvekilimiz Halil Sadrazam komitede erken seçime destek vereceğimizi aktardı. Meclis genel kurulu aşamasında da erken seçime desteğimiz devam edecek.

Erken seçim önerisi meclise gelmezse, azınlık hükümetinin topluma dayatılmasına onay vermeyeceğiz. İstifa edilmemesi halinde güvensizlik önergesini destekleyeceğiz."

Gözler BKP'de

18 milletvekili bulunan UBP'ye güvensizlik önergesinde, dört BDH milletvekili, bir Yeni Parti milletvekili ve iki de bağımsız vekil destek veriyor.

26 milletvekilinin güvensizlik oyuyla hükümet düşürülebilir. Bu noktada, Birleşik Kıbrıs Partisi milletvekili İzzet İzcan'ın tavrı kilit konumda. Zira 23 hükümet milletvekili yanında, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de UBP'nin önerisine destek vermeyeceklerini açıklamıştı.

En kritik oyu kullanacak İzzet İzcan, kişisel kararını, "UBP ile işbirliği yaparak hükümet düşürmeye karşıyım. CTP'yi götürüp, UBP'yi getirecek değilim" diyerek açıkladı. İzcan, şahsi görüşüne rağmen, Parti Meclisi'nin alacağı karara uyacağını kaydetti.

İzcan, KIBRIS'a yaptığı özel açıklamada ise şunları söyledi:

"Kriz ve kaos peşinde olmayacağız. Parlamentoda bir hükümet sorunu vardır. Bu sorunun aşılması için ister içinde, ister dışında kaosa gidilmemesine yardımcı olmaya devam edeceğiz. Süratle varolan hükümet krizi aşılmalıdır. Yeterli çaba ortaya konmadı. Partilerin birbirlerini erken seçim veya güvensizlikle tehdit etmesini de onaylamıyoruz. Biz sorunun çözümünü istiyoruz. Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Türk toplumu büyük sıkıntı yaşıyor. Sorunların aşılması yönünde BKP üzerine düşeni yapacaktır. Hükümet sorunu aşılmazsa, halka gitmek en doğru yoldur."

25- 25 ihtimali yüksek

UBP'nin sunduğu güvensizlik önergesinin ardından gözler yapılacak oylamaya çevrildi. Görüşmelerin bugün tamamlanması halinde, 24 saat sonra, yani 17 Temmuz Cumartesi günü güvensizlik oylaması yapılacak.

UBP'nin güvensizlik önergesi kabul görürse, "UBP"li bir hükümet modeli ağırlık kazanacak. Buna karşın, BKP'nin güvensizlik oyu vermemesi durumunda, 25'e 25 bir eşitlik ortaya çıkacak. Böyle bir durumda ise Anayasa gereği, üç ay zarfında hükümetin düşürülmesi için yeni bir önerge verilemeyecek.

DP ne yapmak istiyor?

Hükümet ortağı CTP- BG'nin erken seçim önerisine genel kurulda destek verip, komitede verdiği desteği çeken DP, bu kez kendisi meclise erken seçim önergesi sundu. Kulislerden sızan bilgiler, DP'nin erken seçim tarihi olarak 5 Kasım 2004 Pazar gününü hedeflediği yönünde.

DP'nin dün izlediği tavır ise, "Hem azınlık hükümetinde kalalım, hem de seçim olmasın" şeklinde algılandı.

Komitede CTP'nin önerisine ret oyu veren DP, daha sonra Meclis Başkanlığı'na "Seçim ve Halkoylaması Yasası'nda değişiklik yapılması önerisi sundu. DP, seçim tarihinin meclis genel kurulu tarafından saptanması ve altmış gün içerisinde seçime gidilmesini öngörüyor.

DP'nin önerisinde herhangi bir tarih bulunmazken, CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer bu kararı destekleyeceklerini açıkladı.

DP'nin önerisi haftaya görüşülecek

Demokrat Parti'nin yapmış olduğu Seçimlerin Yenilenmesi Yasa Önerisi, 19 Temmuz Pazartesi günü yapılacak toplantıda görüşülebilir. DP'nin yasa önerisine ivedilik isteminin pazartesi günü yapılacak toplantıda onaylanması bekleniyor.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, "Bize danışmadan erken seçim önerisi verdiler" diyerek ortağını eleştirdi. DP'nin ivedilik isteminin CTP, BDH, TKP ve BKP oyları ile geçmesi muhtemel.

CTP'nin önerisi reddedildi

Toplantı sonrası açıklama yapan DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, CTP'nin kendilerine danışmadan öneriyi sunduğu için ret oyu kullandıklarını açıklarken, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nda erken seçimin belirlenmesi konusunda parlamentoya yetki veren bir öneriyi Meclis Başkanlığı'na dün sunduklarını açıkladı.

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ise erken seçimin reddedilmesinden sonra tek alternatifin CTP/BG, BDH ve TKP-BÖİ koalisyonu kaldığını belirterek bu yöndeki çağrısını yineledi.

Angolemli, UBP'nin Güvensizlik Önergesi'ne ret oyu kullanacaklarını da açıkladı.

CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise yaptığı açıklamada, hükümet ortaklarının erken seçim önerilerine ret oyu vermelerini saygıyla karşıladıklarını söyledi. Parti olarak krizden çıkış yolunu erken seçim olarak görmeye devam ettiklerini dile getiren Soyer, bu nedenle DP'nin sunduğu öneriyi destekleyeceklerini belirtti.

Toplantı sonrası son açıklamayı yapan Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Sekreteri İzzet İzcan ise mecliste grubu bulunan partilerin önerilerinde samimi olmadıklarını söyledi.

Mecliste bugün da Güvensizlik Önergesi'nin ele alınacağını anımsatan İzcan, kilit durumda görünen parti olarak konuyla ilgili tutumlarının dün akşam yapılacak Parti Meclisi'nde belirleneceğini açıkladı.

CTP-BG'nin Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilen erken seçim önerisiyle ilgili raporu meclisin önümüzdeki pazartesi yapılacak toplantısında genel kurulun bilgisine sunulacak.

KIBRIS 15/07/04

Maraş'a karşı Gazimagusa limanı

 

Kıbrıs Rum yönetimi, güven artırıcı önlemler paketi kapsamında Maraş'ın iskana açılması karşılığında, Gazimagusa limanının uluslararası ticarete açılmasını teklif etti.

Güney Kıbrıs Rum yönetimi, daha önce Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'e sunduğu, “askeri alanda gerilimin azaltılması ve Kıbrıs Türklerine yönelik güven artırıcı önerilerini” açıkladı. Öneriler arasında, 1974'ten beri iskana kapalı olan Maraş'ın BM denetiminde açılması ve uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa limanının iki tarafın kullanımına sunulması yer alıyor.

Rumlar, Gazimağusa limanının, 1974'teki Rum belediye başkanı ile Türk belediye başkanının ortak denetimine verilmesini istiyor.

Ara bölgedeki mayın tarlalarının temizlenmesi ve KKTC ile Rum kesimi arasında yeni sınır kapılarının açılması da öneriler arasında bulunuyor. Rum yönetimi, 11 yeni sınır kapısı açılmasını istiyor.

Askeri öneriler arasında, Yeşil Hat yakınındaki Türk ve Rum askeri birliklerinin tatbikatlarına süresiz son verilmesi, askeri birliklerin Yeşil Hat üzerinden uzaklaşması isteniyor. Larnaka ile Gazimağusa limanının doğrudan ticarete açılmasında, Türk işçilerin istihdam edilmesi ve Türk yetkililerinin de bulunması öneriler arasında yer alıyor.

Kıbrıs Rum yönetiminin bu girişimi, 24 Nisan referandumunda Annan planına yüzde 76 oranında “hayır” dediği için, dünya kamuoyunda aleyhinde oluşan olumsuz havayı yumuşatmaya yönelik bir manevra olarak niteleniyor.

MARAŞ'A KARŞILIK GAZİMAGUSA LİMANI

Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Gazimağusa Limanı'nın iki tarafın ortak kullanımıyla uluslararası ticarete açılması karşılığında Maraş'ın Rumlara verilmesini istiyor.

Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum yönetimin, daha önce Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlere sunduğu, “askeri alanda gerilimin azaltılması ve Kıbrıs Türklerine yönelik güven artırıcı önerilerini” açıklarken yaptığı konuşmada, AB Komisyonu'na, Maraş'ın Rumlara açılmasını önerdiklerini söyledi.

Hrisostomidis, bu önerinin kabul edilmesinin, Gazimağusa Limanı'nın AB Komisyonu denetiminde uluslararası ticarete açılmasına olanak sağlayacağını kaydetti.

KAYIPLARI ÖNE SÜRECEKLER

Hrisostomidis, Rum yönetiminin, AB'nin Türkiye ile tam üyelik görüşmelerine başlama konusunda karar vereceği aralık ayında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te adaya müdahalesi sırasında kaybolduğu iddia edilen 2000'in üzerindeki kayıp Rumun akıbetine açıklık getirmesi şartını öne süreceğini de bildirdi.

Askeri alanda alınan güven artırıcı önerilerin bir bölümünün BM'ye iletildiğini ifade eden Rum sözcü, AB Komisyonu'nun ise önerilerin tümü konusunda ayrıntılı bir şekilde bilgilendirildiğini kaydetti.

RUMLAR MAYINLARI TEMİZLEMEYE BAŞLADI

Ara bölgenin kara mayınlarından temizlenmesine Rum tarafının tek yanlı olarak başladığını belirten Hrisostomidis, Rum Milli Muhafız Ordusu'na bağlı mayın tarlalarının temizlenmesine de başlandığını anlattı.

Lefkoşa Surlariçi, Derinya ve Akyar'da (Strovilya) askeri birliklerin sınırdan karşılıklı çekilmesi, askeri tatbikatların sınırlardan iki kilometre uzakta yapılması ve birliklerin araç-gereç, personel ve silah bakımından kısıtlanması da askeri öneriler arasında yer alıyor.

 (Hürriyetim)

HURRIYET 16/07/04

Güvensizlik oylaması yarın

 

KKTC'de 14 Aralık 2003 genel seçimlerinden sonra yoğun istişareler sonucu 13 Ocak 2004'te kurulan ve 24 Nisan referandumunun ardından istifalarla azınlık durumuna düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti için yarın mecliste güvensizlik oylaması yapılacak.

Anamuhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) hükümetin aleyhine verdiği ve dün Meclis Genel Kurulu'nda görüşülen güvensizlik önergesi yarın özel gündemle saat 10.00'da toplanacak Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda oylanacak.

Oylamada 26 milletvekili önergeye destek verirse hükümet düşmüş olacak ve bu durumda, hükümetin istifası Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulacak.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, önergeyle ilgili olarak, ”Hükümeti düşüreceğimize inanmasaydık güvensizlik önergesini vermezdik. Şu anda muhalefet 27, iktidar 23 durumda. Biz 26'yı bulacağımıza inanıyoruz” dedi.

Ancak dünkü meclis oturumunun ardından tablo 25-25 gözüküyor.

Mecliste CTP 18, UBP 18, DP 5, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 4, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) 1, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) 1, Yeni Parti (YP) 1 ve bağımsızlar 2 sandalyeye sahip.

Güvensizlik önergesine UBP ile birlikte BDH, YP ve 2 bağımsız milletvekili destek veriyor ve toplam sayı 25'i buluyor.

CTP-DP koalisyon hükümetine destek verenlerin sayısı 23. TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, hükümetin düşürülmesine destek vermeyeceğini belirterek, öneriye karşı çıkacağını açıkladı.

Oyu kilit rolü oynayan ve muhalefete mi koalisyona mı destek vereceği net olarak açıklanmayan BKP Genel Başkanı İzzet İzcan ise dünkü meclis konuşmasında, “amaçlarının çözüm ve AB vizyonuna katkı olduğunu” ifade ederek, “Yarın ne olacağı bilinmeyen bir yönde adım atmam. Yerine ne koyacağını bilmediğim bir sürece taraf olmam, alet olmam” dedi.

ERKEN SEÇİM KAÇINILMAZ

Baştan beri erken seçimde ısrarlı olan Başbakan Mehmet Ali Talat ise bugünkü meclisten bir hükümet çıkmayacağını ifade ederek, “erken seçimden başka alternatif olmadığını” söylüyor.

Erken seçim dışında alternatif olmadığını kaydeden Talat, ”güvensizlik önergesi kabul edilsin veya edilmesin mutlaka erken seçime gideceklerini” dile getiriyor.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da mecliste 26 çoğunluğunu bulacak hükümet kurmanın zor olduğunu ifade ederek, hükümetin yarın güvensizlik oylamasında düşürülmemesi halinde, hükümet ortakları olarak Kasım ayında erken seçime gidilmesi yönünde mutabakata vardıklarını açıkladı.

CTP-DP koalisyon hükümeti, 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde kritik bir sayı olan 26 çoğunlukla kuruldu ve 26 Nisan'da DP'den 2 milletvekilinin istifası ile azınlık durumuna düştü. Hükümetin meclisteki sandalye sayısı, 17 Mayıs'ta CTP'den bir milletvekilinin istifası ile de 23'e indi.

Hükümetin sayısal çoğunluğunu artırmak için üçlü koalisyon kurulması yönünde BDH ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadı.

14 Aralık milletvekilliği seçimlerinin ardından, 24 Nisan'da Annan planı konusunda referandumda oy kullanan Kıbrıs Türk halkına yakın zamanda yine seçim sandığının yolu gözüküyor.

 (aa)

 

 

HURRIYET 16/07/04

Talat: Mutlaka erken seçime gideceğiz

 

KKTC Başbakanı Talat, bugünkü meclisten bir hükümet çıkmayacağını belirterek “erken seçimden başka alternatif yok” dedi. DP lideri Serdar Denktaş ise Kasım'da erken seçim konusunda mutabakata vardıklarını açıkladı.

Başbakan Talat, Bakanlar Kurulu toplantısına girerken yaptığı açıklamada, “erken seçim dışında bir seçenek olmadığını, bugünkü meclisten bir hükümet çıkmayacağını”  belirterek, “güvensizlik önergesi kabul edilsin veya edilmesin mutlaka erken seçime gideceklerini” söyledi.

Erken seçimi zorlayacaklarını, başka alternatif görünmediğini belirten Talat, “erken seçim önerilerinin reddedildiği ve bundan sonra ne olacağı” sorusuna karşılık, “Olabilir, tekrar canlanır, başka şekilde bazı değişikliklerle canlanır ama görünen o ki erken seçim haricinde seçenek yoktur. Erken seçimin bir yolunu mutlaka bulacağız” dedi.

SERDAR DENKTAŞ: KASIM AYINDA SEÇİM KONUSUNDA MUTABAKATA VARDIK

KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, hükümette 26 çoğunluğunu bulacak bir yapı oluşturamamaları ve yarın güvensizlik önergesinin meclisten geçmemesi halinde Kasım ayında erken seçim için ortaklarıyla mutabakata vardıklarını bildirdi.

Serdar Denktaş, dün akşam Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, DP olarak, bu konuyu diğer partilerle de görüşeceklerini kaydetti.

Diğer partilerin olurunu alma niyetinde olduklarını ifade eden Serdar Denktaş, “bugün partilerin erken seçim niyeti olmadığını gördüklerini” belirtti.

Hükümetin 26 çoğunluğu bulamazsa yapacak başka bir şeyi olmadığını dile getiren Denktaş, bugünkü mecliste başka hükümet kurmanın kolay olmadığını ifade etti.

“Böyle bir dönemde erken seçime gitmenin lüks olduğunu” ifade eden Denktaş, ancak demokrasinin kendilerini oraya götürdüğünü, çünkü 26'yı bulamadan hükümete devam etmenin veya başka bir hükümet kurmanın zor olduğunu söyledi.

HURRIYET 16/07/04

AB Ercan için yeşil ışık yakıyor

16/07/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Avrupa Komisyonu'nun Kuzey Kıbrıs'a yönelik serbet ticaret ve mali yardım paketini kabul etmesinin ardından, Ercan Havaalanı'na doğrudan uçak seferlerinin başlatılması çalışmalarını hızlandırdığı öğrenildi. Komisyonun enerji ve ulaşım konularından sorumlu Başkan Yardımcısı Loyola de Palacio, dün Ankara'daki temaslarında, "Temel hedef birleşik Kıbrıs. Ancak Kuzey Kıbrıs'la doğrudan uçuşlar, ticari bağımızı güçlendirme çalışmalarının parçası olacak" mesajı verdi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Enerji Bakanı Hilmi Güler ve Enerji Piyasası Düzenleme-Denetleme Kurulu Başkanı Yusuf Günay'la görüşen Palacio, komisyonun AB ülkelerinden Ercan Havaalanı'na doğrudan uçuş başlatma çalışmalarını hızlandırdığını, konuyla ilgili Uluslararası Havacılık Örgütü'yle de işbirliğine gidildiğini aktardı.
Gül ise, 20 Temmuz'da KKTC'de Barış Harekâtı'nın 30. yıldönümü törenlerine katılacak.

Rumlardan KKTC’ye yeni teklif

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, güven artırıcı önlemler paketinde Maraş’ın kendilerine verilmesi durumunda , halen uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa Limanı’nın iki tarafın kullanımına açılması önerisinde bulundu.

 

Lefkoşa
NTV-MSNBC

 

 

16 Temmuz 2004 — Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne sunduğu güven arttırıcı önlemler paketinin içeriği belli oldu.

Kıbrıs Rum Kesimi, Maraş’ın kendilerine verilmesi durumunda, uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa Limanı’nın iki tarafın kullanımına açılmasını önerdi.

Birleşmiş Milletler kararları uyarınca, KKTC sınırları içinde bulunan Gazimağusa Limanı “yasadışı liman” kabul ediliyordu. Rum Kesimi’nin bu konudaki şerhini geri çekmesi ve BM’nin de söz konusu kararını geri alması halinde, limanı Türk ve Rum tarafının gözetiminde, uluslararası seferlere açılabilecek.
       Güven artıcı önlemler paketini açıklayan Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Gazimağusa Limanı’nın açılmasıyla iki tarafın ticari ilişkilerinin artacağı ve düzenli ekonomik ilişki kurulabileceğini söyledi.
       Güven artıcı önlemler paketinde yeni sınır kapılarının açılması ve mayın tarlalarının temizlenmesi de yer alıyor.
       

KKTC’den Rumların önerisine ret

 

 

 

KKTC, Rum yönetiminin Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne sunduğu güven artırıcı önlemler paketini reddetti.

 

 

 

NTV

 

 

16 Temmuz 2004 —  Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin önerilerini, ‘hedef saptırma çabası’ olarak niteledi.

 

Talat, Rumların referandumda “hayır” dedikten sonra düştükleri zor durumdan çıkmaya çalıştıklarını belirtti. Mehmet Ali Talat, askeri konular gündemde olmadığı halde Rum tarafının bunu yeniden ortaya attığını ve spekülasyon yaratmaya çalıştığını söyledi.
       
‘ÖNERİ PERVASIZ VE KOMİK’
       Talat, Rumların Maraş’ın kendilerine verilmesi durumunda, Gazimağusa limanının iki tarafın kullanımına açılması önerisini de, aşırı pervasız ve komik olarak değerlendirdi.

Talat, bu öneriyle Annan Planı’nı reddeden Rumların hem Maraş’ı satın alacağını hem de Gazimağusa limanının yarısına ortak olacağına dikkat çekerek, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
       Mehmet Ali Talat, böyle parça parça önerilerle bir yere varılamayacağını ve bütünlüklü çözümden yana olduklarını ifade etti. Talat, pakette öngörüldüğü gibi kapıların açılmasına karşı çıkmadıklarını ve Güzelyurt bölgesindeki Bostancı sınır kapısının açılması için çalışmalar başlattıklarını belirtti.
       
‘DUYDUĞUMDA ÜZÜLDÜM’
       Mehmet Ali Talat, Annan Planı çerçevesinde çözüm olması halinde, Rumların zaten Maraş’ı alacağını fakat Gazimağusa limanının Türk tarafında kalacağını hatırlattı. Talat, Rumların güven artıcı paketini duyduğunda üzüldüğünü, bu paketin Rumlarla çözüm sağlamanın zorluğunu ortaya koyduğunu da söyledi.

'Türk ve Rum askerleri Yeşil Hat'tan çekilsin'

 



16 Temmuz, 2004 01:09:00 (TSİ) CNN TURK

Ömer Bilge / CNN TÜRK

Kıbrıs Rum Kesimi, Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği'ne sunduğu güven arttırıcı önlemler paketinde Ada'yı ikiye ayıran Yeşil Hat'tan Türk ve Rum askerlerinin çekilmesini istedi.

Pakette, Magosa Limanı'nın uluslararaası ticarete açılmasına karşılık Maraş'ta Rum yerleşimine izin verilmesi talebi de var.

Güney Kıbrıs'ın öneriler paketindeki en dikkat çekici madde, Türk ve Rum tarafını ayıran Yeşil Hat yakınlarındaki askeri tatbikatların durdurulması ve bölgedeki askeri personel ve mayınların kaldırılması.

Paket, Türk tarafına iyi niyet gösterisi niteliği taşıyor.

Maraş'ın yerleşime açılması

Paketin öne çıkan maddeleri arasında Magosa limanının ortak uluslararası ticarete açılması ve buna karşılık Maraş'ın yerleşime açılması da var. Limanlarda, Türk işçilerin çalıştırılması da kabul ediliyor.

Rum tarafından bir yetkili, başkanlık danışmanları ve bir komutan bugün saat 11.00'de paketin ayrıntılarını açıkladı.

Paketin ayrıntıları şöyle:

·  Rum ve Türk ordusu Yeşil Hat boyunca tatbikatlar yapmasın

·  KKTC ve Rum yönetimi arasında daha fazla sınır kapısı açılsın

·  Yeşil Hat çevresindeki mayınlar temizlensin

·  KKTC, AB ile doğrudan ticareti Rum limanlarından yapsın

·  Magosa limanı, Rum ve Türk ortak denetiminde açılsın

·  Kapalı Maraş bölgesi, Rum yerleşimine açılsın

·  İki toplumlu etkinliklere daha fazla kaynak ayrılsın

·  Rum tarafından Larnaka ve Magosa limanlarından, KKTC'nin yapacağı ihracatta Türk işçiler çalışsın.

Diplomatik kaynakların öngörüleri

Diplomatik kaynaklara göre, pakette, Türk ve Rum tarafını ayıran Yeşil Hat yakınlarındaki askeri tatbikatların durdurulması ve bölgedeki askeri personel ve mayınların kaldırılması öngörülüyordu.

Pakette değinilecek diğer bir konununsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ürünlerinin Avrupa'ya ihracı olması bekleniyordu.

Rum yönetimi, Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türk tarafıyla doğrudan ticaret başlatmasından çekiniyordu.

Talat: “Rumların, ‘güven artırıcı paketi’ kandırmaca”

 



16 Temmuz, 2004 17:04:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Başbakan Mehmet Ali Talat, Rumların açıkladığı güven artırıcı önlemler paketinin bir kandırmaca olduğunu söyledi.

Manşet programında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtlayan Talat, "Rumlar büyük bir günah işlediler. Dünyayı aldatarak Annan Planı'nı reddettiler. Gündem değiştirmek için oyun oynuyorlar. Önerileri kandırmaca ve arsızca. Yavuz hırsız gibi ev sahibini bastırmak istiyorlar" dedi.

Kıbrıs harekatında kaybolan Rumlar konusu AB'ye taşınacak

Güney Kıbrıs hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Avrupa Birliği zirvesinde Türkiye'nin önüne Kıbrıs harekatında kaybolan Rumlar konusunu getireceklerini söyledi.

Rum sözcü, 1974 yılındaki harekatta kaybolan Rum vatandaşları konusunu Avrupa Birliği zirvesine taşıyacaklarını belirtti.

Sözcü, "zirvede, Ankara'dan konuya açıklık getirmesini bekleyeceğiz" diye konuştu.

Zirvede, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yle tam üyelik müzakerelerine başlaması konusunda karar verilecek.

Rum yönetiminin KKTC'ye yönelik güven arttırıcı önlemleri bugün açıklanmıştı.

KKTC’yi tanımaktan vazgeçmeyiz

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,  “İngiltere’nin Türkiye’ye, KKTC’yi tanımaktan vazgeçmesi karşılığında AB’nin aralıkta müzakere tarihi vermeyi teklif ettiği” yönündeki haberlere ilişkin bir soru üzerine de bunların ne aslı ne doğruluğu olduğunu, durumu hayretle karşıladığını kaydetti.

Gül, şöyle konuştu:

“Hayret ediyoruz nasıl yazılıyor, nasıl bunlar oluyor. Diplomasi muhabirleri nasıl bunlara önem veriyor. Bunlara lütfen siz diplomasi muhabirleri daha dikkatli bakın. Bunların ne aslı ne doğruluğu vardır.”

Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, herkesin arzusunun bölgede kalıcı barışın bir an önce sağlanması olduğunu kaydederek, bu yönde Türkiye’nin yapabilecekleri olduğuna inandıklarını söyledi.

Gül, İsrail Başbakanı’nın Kıdemli Yardımcısı, Sanayi, Ticaret, Çalışma ve İletişim Bakanı Ehud Olmert ile görüşmesine ilişkin sorular üzerine, kendisinin KEK toplantıları vesilesiyle Ankara’ya geldiğine dikkat çekerek, ziyareti sırasında siyasi ilişkileri de gözden geçirme fırsatı bulduklarını kaydetti.

Barış süreciyle ilgili konularda Türkiye’nin görüşlerini açıkça söylediklerini, bu konuların tüm bölgeyi ilgilendirdiğini anlatan Gül, “Türkiye olarak barışa gerçekten katkıda bulunmak istiyoruz, Suriye’nin, Lübnan’ın bu işe girmesinde fayda görüyoruz” dedi.

Olmert ile konuya ilişkin tüm düşüncelerini gayet dürüstçe paylaştığını ifade eden Gül, “Hepimizin arzusu kalıcı barışın bir an önce sağlanması. Bu yönde Türkiye olarak yapabileceklerimiz olacağına inanıyoruz. Türkiye barış sürecine katkıda bulunacak ender ülkelerden birisidir” diye konuştu.

Gül, bir soru üzerine, İsrail’i ziyaret etme planının şu anda söz konusu olmadığını da söyledi.

Bakan Gül, Suriye Başbakanı Muhammet Naci Otri ile Olmert’in ziyaretlerinin birer gün arayla olmasına ilişkin bir soru üzerine de bunun tamamen tesadüf olduğunu belirtti.

“HERKES TÜRKİYE’YE GÜVENİYOR”

Gül, “Türkiye’nin barış sürecine katkı yapabilmesi için şüphesiz ki her tarafla ilişkilerinin olması gerektiğini” kaydederek, Suriye ile çok iyi ilişkilerinin olduğunu belirtti.

Bu ilişkilerin geliştirilmesinden büyük fayda umduklarını söyleyen Gül, bunun her iki ülkenin de çıkarına olduğunu ifade etti.

Bu ilişkilerin barış süreci çerçevesinde değerlendirilmesi halinde çok memnun olacaklarını kaydeden Gül, bir soru üzerine, herkesin Türkiye’ye güveninin olduğunu, bunun Türkiye için önem taşıdığını söyledi.

HALKIN SESI 16/07/2004

Magosa'ya karşılık Maraş

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, güven artırıcı önlemler paketinde Maraş’ın kendilerine verilmesi durumunda , halen uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa Limanı’nın iki tarafın kullanımına açılması önerisinde bulundu. Kıbrıs Rum Kesimi, Maraş’ın kendilerine verilmesi durumunda, Birleşmiş Milletler kararlarınca uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa Limanı’nın iki tarafın kullanımına açılmasını önerdi. Güven artıcı önlemler paketini açıklayan Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Gazimağusa Limanı’nın açılmasıyla iki tarafın ticari ilişkilerinin artacağı ve düzenli ekonomik ilişki kurulabileceğini söyledi.
Güven artıcı önlemler paketinde yeni sınır kapılarının açılması ve mayın tarlalarının temizlenmesi de yer alıyor.
YENIDUZEN 16/07/04

Rumların önerisine ret

KKTC, Rum yönetiminin Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne sunduğu güven artırıcı önlemler paketini reddetti.

Talat, Rumların referandumda “hayır” dedikten sonra düştükleri zor durumdan çıkmaya çalıştıklarını belirtti. Mehmet Ali Talat, askeri konular gündemde olmadığı halde Rum tarafının bunu yeniden ortaya attığını ve spekülasyon yaratmaya çalıştığını söyledi.
       
‘ÖNERİ PERVASIZ VE KOMİK’
       Talat, Rumların Maraş’ın kendilerine verilmesi durumunda, Gazimağusa limanının iki tarafın kullanımına açılması önerisini de, aşırı pervasız ve komik olarak değerlendirdi.

YENIDUZEN 16/07/04

Limanlarımız ihracata hazır

Anıl IŞIK

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun sona erdirilmesini hedefleyen kapsamlı yardım ve ticari önlemler paketini onaylamasıyla kuzeyde üretilen malların buradaki limanlardan AB ülkelerine doğrudan ihracatı gündeme geldi.

KIBRIS, adanın kuzeyi ile Avrupa ülkeleri arasındaki doğrudan ticaretin buradaki limanlardan yapılmasına kapı açan öneri paketinin uygulamaya konulması halinde, limanlarımızın ihracat yapılmasına olanak tanıyıp tanımadığını ve bunun için yeterli altyapıya sahip olup olmadığını araştırdı.

Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Şener Çağnan, limanlarımızdan, Avrupa ülkelerine doğrudan ihracatın gerçekleşmesini engelleyecek bir durumun söz konusu olmadığını, sadece güvenlik konusunda birtakım sıkıntılar bulunduğunu, bunların da en kısa sürede giderilmesi için çalışma başlattıklarını söyledi.

Limanlar Dairesi Müdürü Enver Yetkili de, Avrupa Birliği Komisyonu'nun onayladığı Kıbrıslı Türklere yönelik yardım ve ticari önlemler paketinin hayata geçirilmesinin söz konusu olması halinde limanların ihracata hazır olduğunu belirtti.

Yetkili, "Limanlarımızı hem yasal düzenlemeler, hem de altyapı açısından AB'ye uyumlu hale getirmek için çalışmaları hızlı bir şekilde yürütüyoruz, çünkü esas hedef çözümün sağlanmasıyla AB'de bir bütün olarak yer almaktır" diye konuştu.

Çağnan: Sorun güvenlik

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Şener Çağnan, limanlardan Avrupa ülkelerine ihracat yapılmasını engelleyecek bir durumun söz konusu olmadığını belirterek, "Limanlarımızda uluslararası ticareti ve gemilerin gidiş gelişlerini engelleyecek bir durum yok. Limanlar, Türkiye ve güneydeki limanların sahip olduğu özelliklere sahiptir" dedi. Çağnan, izolasyonların kaldırılması gündeme gelmeden önce de limanlara yabancı ülkelerden gemilerin giriş ve çıkış yaptıklarını anımsattı.

Limanlarda en büyük endişeyi güvenlik konusunun teşkil ettiğine işaret eden Çağnan, bu konuda çalışmalar başlattıklarını, limanlarda güvenlik sisteminin oluşturulması için ihaleye çıkıldığını kaydetti. Çağnan, güvenlik konusundaki çalışmaların tamamlanmasıyla tüm limanların AB'ye uyumlu hale getirileceğini söyledi.

Güvenlik sorunun çözümlenmesiyle tüm limanlarda, dünyada uygulanan standart güvenlik kurallarının hayata geçirileceğini kaydeden Çağnan, limanlara giriş ve çıkışların kontrolünün yapılması ve kart sisteminin getirilmesi gibi yeni birtakım uygulamalara gidileceğini kaydetti.

Yetkili: Limanlar ihracata hazır

Limanlar Dairesi Müdürü Enver Yetkili, AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik açıkladığı önlemler paketinin hayata geçirilmesinin söz konusu olması halinde limanların ihracata hazır olduğunu söyledi.

Limanların şu anda uluslararası trafiğe açık olduğunu belirten Yetkili, kuzeydeki limanlar üzerinden Avrupa ülkelerinden ithalatın yapılmakta olduğunu, yaklaşık 25-30 yabancı geminin limanlarımıza gelip gittiğini kaydetti.

Limanların uluslararası ticaret yapılmasına engel teşkil eden herhangi bir durumun söz konusu olmadığını belirten Yetkili, limanlardan ihracat yapılamamasının ABAD kararlarıyla ilgili olduğunu söyledi.

ABAD kararları sonrasında, KKTC kurumları tarafından hayvansal ve tarım ürünleri için verilen sağlık sertifikasının kabul edilmemesinden dolayı kuzeyde üretilen narenciye ve patates gibi ürünlerin Avrupa ülkelerine ihracatının mümkün olmadığını anlatan Yetkili, AB tarafından Ticaret Odası'nın orijin belgesi ve AB uzmanları gözetiminde de Tarım Bakanlığı'nın sağlık sertifikası verme yetkisinin sağlanması halinde kuzeyde üretilen malların Avrupa ülkelerine ihracatının mümkün hale geleceğini kaydetti.

"Limanlarımız AB

standartlarında değil, ama..."

Yetkili, limanların altyapısının AB standartlarında olmadığını, ancak bunun Avrupa ülkelerine ihracat yapılmasına engel teşkil etmediğini kaydetti. Kıbrıs'ın kuzeyinin AB üyesi olmadığını ve bundan dolayı da limanlarda AB standartları aranmadığını belirten Yetkili, "Ancak biz limanlarımızda, gerek yasal düzenlemeler, gerekse altyapı olarak AB'ye uyum sürecini tamamlamaya çalışıyoruz. Esas hedef çözümün sağlanarak AB içinde bir bütün olarak yer almaktır" diye konuştu.

AB standartlarının özellikle limanlardaki can güvenliği ve çevre kirliliği ile ilgili düzenlemeler olduğuna işaret eden Yetkili, limanlarda bu iki konuyla ilgili olarak birtakım sıkıntılar bulunduğunu, ancak bunun doğal bir durum olduğunu belirtti. Yetkili şöyle konuştu:

"Biz, AB'ye uyum sürecini tamamlamış değiliz, daha doğrusu AB'ye üye değiliz. AB standartları AB üyesi olan ülkelerde aranır. Liman standartları AB standartları seviyesinde değil diye o ülkeye ihracat yapılmaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Biz, 3'üncü ülke olarak ihracat yapabiliriz, yeter ki biz sağlık ve orijin belgesi verme yetkisi alalım."

AB'ye uyum çalışmaları çerçevesinde, liman güvenliği konusunda önemli mesafeler kat ettiklerini belirten Yetkili, Dünya Denizcilik Örgütü'nün 1 Temmuz'dan itibaren terör sızmasının engellenmesini hedefleyen gemi ve liman arasındaki işbirliğini düzenleyen yeni uygulamasının Girne ve Mağusa limanlarında hayata geçirilmesi için çalışmalara başladıklarını söyledi.

Bu düzenleme çerçevesinde, Mağusa ve Girne limanlarına kameraların yerleştirileceğini, giriş ve çıkışların kart sistemiyle düzenleneceğini ve böylelikle yoğun bir güvenlik çemberinin oluşturulacağını anlatan Yetkili, bu uygulamanın, AB ülkelerinde ve diğer ülkelerde aranan standart olduğunu kaydetti. Bu sistemin, Girne ve Mağusa limanlarında kurulması için ihaleye çıkıldığını ifade eden Yetkili, güvenlik sisteminin kurulması çalışmalarının bir aydan az bir sürede tamamlanmasını hedef aldıklarını söyledi.

Kuzeydeki limanların AB'ye uyum çalışmalarıyla ilgili diğer çalışmaların da devam ettiğine işaret eden Yetkili, Ulaştırma Bakanlığı'ndan deniz, kara ve hava yolları müdürlerinin 20 Temmuz'da Brüksel'e giderek birtakım temaslarda bulunacaklarını kaydetti.

 KIBRIS 16/07/04

Hükümet düşmezse, kasımda erken seçim için ortaklarımızla anlaştık

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, hükümette 26'yı bulacak bir yapı oluşturamamaları, yarın da güvensizlik önergesinin meclisten geçmemesi halinde kasım ayında erken seçim için ortaklarıyla mutabakata vardıklarını söyledi.

Serdar Denktaş, bu açıklamayı Bakanlar Kurulu'nun Başbakan Mehmet Ali Talat'ın başkanlığında dün yaptığı üç saatlik toplantıdan sonra gazetecilerin sorusu üzerine yaptı.

Serdar Denktaş, basının seçim konusunda bir alternatif tarih veya farklı bir girişim olup olmayacağıyla ilgili soruya, 26'yı bulacak bir yapı elde edilemez ve cumartesi de güvensizlik önergesi geçmezse, en azından ortaklarıyla vardıkları mutabakatın kasım ayında seçimi gerçekleştirmek yönünde olduğunu belirtti.

Bunu özellikle DP adına diğer partilerle de görüşeceklerini anlatan Denktaş, onların da olurunu alma niyetinde bulunduklarını, ancak bugün partilerin erken seçim niyeti olmadığını gördüklerini, 26'yı bulamazlarsa yapacak başka bir şey olmadığını, başka hükümet kurmanın kolay olmadığını bugün (dün) mecliste gördüklerini ifade etti.

Böyle bir dönemde erken seçime gitmenin lüks olduğunu ifade eden Denktaş, ancak demokrasinin kendilerini oraya götürdüğünü çünkü 26'yı bulamadan devam etmenin veya başka bir hükümet kurmanın zor olduğunu söyledi.

Denktaş, Bakanlar Kurulu'yla meclis arasında bir girişim başlattıklarını kaydetti. Denktaş, seçim için bir tarih belirlenip belirlenmediğiyle ilgili bir soruya verdiği yanıtta ise, önce yetkinin alınması, bilahare tarihin ayrı bir öneri olarak oylanması gerektiğini ifade ederek, bu sıkıntıyı aşmak için Seçim ve Halkoylaması Yasası'nda yasa değişikliği yapacaklarını ardından da "filanca tarihte yeni seçim" diye bir önerinin oylanabileceğini ifade etti.

Denktaş, görülen tarihin ise kasım ayı olduğunu kaydetti.

Talat: Mutlaka erken seçime gideceğiz

Başbakan Mehmet Ali Talat da, yaklaşık bir saatlik gecikmeyle 17.00'de başlayan Bakanlar Kurulu toplantısına girişinde gazetecilerin sorusu üzerine, erken seçim dışında bir seçenek olmadığını, bugünkü meclisten bir hükümet çıkmayacağını, güvensizlik önergesi kabul edilsin veya edilmesin mutlaka erken seçime gideceklerini söyledi.

Talat, erken seçimi zorlayacaklarını, başka alternatif görünmediğini belirtti. Başbakan, Bakanlar Kurulu'nda bu konuyu da ele alacaklarını ifade etti.

"Öneriniz reddedildi sonuçta ne olacak" sorusu üzerine Talat, "Olabilir, tekrar canlanır, başka şekilde bazı değişikliklerle canlanır ama görünen o ki erken seçim haricinde seçenek yoktur... Erken seçimi bir yolunu mutlaka bulacağız. TKP ile ittifak kuran iki arkadaş da bugün bu ittifakın bittiğini açıkladılar. Dolayısıyla 25'e 25 hale geldi yeniden. Bir ara ikisinin katılımıyla bir değişiklik var gibiydi. Çözüm isteyen taraf genelde 26'ya çıkmıştı ama bu da bozuldu tekrar. Erken seçimden başka alternatif yok" dedi.

Yeni Türk Lirası ile ilgili hazırlıklar

Bakanlar Kurulu toplantısından sonra alınan kararları Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş açıkladı. Serdar Denktaş, toplantıda Maliye Bakanlığı'nın sendikalarla yaptığı protokolün yasa gerektiren kısımlarını meclise sevk ettiklerini belirterek, 2005 Ocak ayından itibaren uygulamaya girecek olan Yeni Türk Lirası (YTL) konusunda derinlemesine bilgi aldıklarını, bu konuda geçirilmesi gereken yasalar olduğunu söyledi.

Denktaş, kurum, kuruluşlar ve devletin bu yeni para birimine adapte olması için yapması gereken hazırlıklar bulunduğunu, bunun yanında halkın ve ilgili kuruluşların bilgilendirilmesi safhası başlayacağını, tüm bunların ön hazırlıklarının yapıldığını, savcılıktan yasayla ilgili son görüş istendiğini, rötuşların yapıldığını ve buna göre meclise sevk edileceğini kaydetti.

Tapu harçları konusundaki yeni tasarıyı da anlatan Denktaş, bugüne kadar Tapu Dairesi'ne yatırılan tapu harçlarının artık bankalara ödenerek devlete aktarılmasına yönelik bir tasarıyı meclise sevk ettiklerini söyledi.

YTL'nin uygulanmasında önemli sorun beklenip beklenmediği sorusuna ise Denktaş, şöyle dedi:

"Yeni uygulama her zaman zordur tabii ki. Mutlaka olumsuzluklar olacaktır. En düşük seviyede gerçekleşmesi için hem Merkez Bankası hem de hükümet üstüne düşen görevi yerine getirmek durumunda. Bu sadece yasa değiştirmekle olacak bir şey değil, sektörün, muhasiplerin, esnafın bilgilendirilmesi, halkın da psikolojik olaya hazırlanması lazım. Düşünün ki bir milyon 500 bin TL bir anda bir buçuk TL'ye dönüşecek, kuruşlarla konuşmaya başlayacağız.

TL'deki kuruş gibi olmayacak. 50 kuruştan bahsederken bileceğiz ki bu 500 bin TL'dir. Bunların yaratacağı bir takım sıkıntılar olacak. Fiyatlarda yuvarlamalar gerekecek. Bunlar bir takım sıkıntılar doğurur. Yapılması gereken halkı, yayınlarla, eğitimlerle önümüzdeki altı ayda bu olaya hazırlamak ve mümkün olan en az sıkıntıyla YTL'yi kullanmaya başlamak. 2007 ve sonrasında euroya dönüş olur mu olmaz mı?... Bu ikinci bir geçiş gerektirecek bu ama şu anda başka çare de yok."

Sosyal konut borçları

Sosyal konut borçlarının geçmiş faizlerinin ve ceza kısmının belli bir sürede ödenmek kaydıyla affına yönelik bir yasa tasarısını meclise sevk ettiklerini ve bunun dışındaki rutin konuların ele alındığını ifade eden Denktaş, bugün meclise sundukları ve ivedilik almayan Seçim ve Halkoylaması Yasa Tasarısı'nı bugün hükümet olarak meclise havale ettiklerini, bunun için de ileriki günlerde ivedilik talep edileceğini kaydetti.

KIBRIS 16/07/04