|
Denktaş:
Ruma yamanmış cemaat istiyorlar |
|
|
|
KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTCnin egemen bir devlet
olmasının istenmediğini belirterek, Bizi Ruma
yamalanmış bir cemaat olarak görmek istiyorlar. Annan Planı da
bu maksatla yapılmıştır dedi. |
|
|
|
İstanbul |
12 Temmuz 2004 KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş,
Başbakan Mehmet Ali Talatın Biz tanınma peşinde
değiliz. Birleşme peşindeyiz sözlerini de eleştirdi.
Denktaş, İstanbula gelişinde Atatürk
Havalimanı Devlet Konukevinde gazetecilerin sorularını
yanıtladı. Bir gazeteci, Avrupa Komisyonunun Genişlemeden
Sorumlu Üyesi Günter Verhaugenin geçen hafta yaptığı
açıklamaları hatırlattı. Denktaş; bunun üzerine
Şartları kabul edilemez şarttır. Egemenlik
istemeyeceksiniz, devlet değilsiniz. Devlet olmayacaksınız. Yani
bizi Ruma yamalanmış bir cemaat olarak görmek istiyorlar dedi.
BAŞBAKAN TALATA ELEŞTİRİ
KKTC Cumhurbaşkanı, Annan
Planının da bu amaçla yapıldığını ileri
sürdü. Denktaş, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talatın Biz
tanınma peşinde değiliz. Birleşme peşindeyiz
sözlerinin anımsatılması üzerine de Birleşmenin bizim
açımızdan şartı, devlet ve egemen olarak birleşmedir.
Çünkü biz buyuz. Sayın Talat da devletimizin başbakanıdır.
Onun için belki yardımların aksamaması için öyle telkin edilmiştir
kendisine, böyle konuşsun diye. Bir devletin başbakanı
(tanınma istemem) dediği andan itibaren o devletten vazgeçti
demektir dedi.
Rumlarda direkt uçuş endişesi
Amerikalıların ve
İngilizlerin, Avrupa Konseyini adım adım takip ederek; KKTCyle
direkt uçuşların yakında başlaması için koordineli ve
hararetli şekilde çalıştıklarını, bu hedefle; her
iki ülkeyi de bağlayan uluslararası anlaşmalar nedeniyle varolan
hukuki engelleri aşmak için formül arayışında
olduklarını okurlarına bildiren FİLELEFTHEROS, Rum
Yönetiminin halen ICAO ve Eurocontole başvurarak, yürürlükteki düzenleme
hakkında bilgi aldığını yazdı.
Haberi,
Uçuşlar Konusunda Görüntü Soluk ABD ve İngiltere, Özel
Şirketleri Seferber Ederek Formül
Arıyor Lefkoşa halen ICAO ve Eurocontrole başvurdu
başlık ve spotlarıyla manşete çıkaran gazete,
Amerikalılar ve İngilizlerin; uluslararası anlaşmalar
nedeniyle karşılarına çıkan hukuki engelleri aşmak ve hedeflerini kolaylaştırmak için özel şirketleri
seferber etmeye çalıştıklarını yazdı.
Gazete, iyi bilgili kaynaklarına
dayanarak; KKTCye direkt uçuşların başlayabilmesi için ya
uluslararası sözleşmelerin ilgili maddelerinin
değiştirilmesi gerekeceğini -ki bu çok zordur- ya da
uçuşların yasadışı olarak
gerçekleştirileceğini söylediklerini yazdı, haberini özetle
şöyle sürdürdü:
Yetkili kaynaklar FİLELEFTHEROSa;
Lefkoşanın gerek dünya çapındaki sivil
havacılığı düzenleyen ICAOya gerek Avrupadaki hava trafik
kontrolleriyle ilgilenmekte olan Eurocontrole başvurduğunu söyledi. Edindiğimiz bilgilere göre her iki
merci de Lefkoşaya; uçuşlar,
havaalanalarının kullanımı ve
havaalanlarının tanınması standartları konusunda
nelerin yürürlükte olduğunu izah etti.
Bu kurallar temelinde, işgal bölgeleriyle direkt
uçuşların başlaması gündemde bulunmuyor. Ancak
hükümet, Angloamerikanların
bu konudaki hareketlerinden endişe
duyuyor ve başta İngilizlerin ısrarı olmak üzere,
bunları takip ediyor.
İngiliz Lordlar Kamarasında
İngiltere hükümeti adına konuşan Warony Simons;
İngiltereden işgal bölgelerine direkt uçuşlar konusunda ortaya
çıkan hukuki problemlerin aşılması için yöntem
arayışında olunduğunu itiraf etti. Bu konunun zor ve çok
karmaşık olduğuna işaret eden Simons; Chicago
Sözleşmesi gibi sözleşmelerde sorun bulunduğunu söyledi.
Buna paralel olarak ABD
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher;
uluslararası camianın, Kıbrıslı Türklerin hava ve
deniz limanlarını kullanmaları yöntemlerini bulması
zamanının geldiğini söyledi ve Kıbrıslı
Türklerin, bürokratik nedenlerle ticaret yapamadıklarını öne
sürdü. Bush hükümetinin almaya karar verdiği önlemleri haklı
göstermek için yoğun çaba üstlenen Boucher, Beyaz Sarayın;
Kıbrıs Cumhuriyeti aracılığıyla değil,
doğrudan Kıbrıs Türk toplumuna 30 milyon 500 bin dolarlık
mali yardım paketi vereceğini açıkladı.
Boucherin açıklamalarından
çıkan sonuç; Kıbrıslı Türklerin desteklenmesi konusunda
yeni politikanın benimsenmesi tönteminin; Boucher; böyle birşeyin
sözkonusu olmadığı konusunda ikna etmeye çalışsa da;
sahte devletin tanınması sınırlarına dokunduğudur.
Edindiğimiz bilgilere göre Birleşik
Devletler; referandumlar sonrasında kararlaştırdıkları
önlemleri aşamalı olarak açıklamaya devam edecek.
İşgal bölgelerinin Akdenizin Tayvanı haline getirilecek
olmasından korku belirtiliyor.
MAHİ, İngiltere İşgal
Bölgelerine Direkt Uçuş İstiyor başlıklı haberinde,
Warony Simonsun Lordlar Kamarasında yaptığı;
İngiltere hükümetinin KKTCyle direkt uçuşlar konusunda ortaya
çıkan hukuki sorunları aşmak için yöntem
arayışında olduğuna ilişkin açıklamasına yer
verdi.
Gazete, Lord Hawellin; Ercan
Havaalanının modernize edilmiş olduğunu ve bu nedenle
uçuşların süratle başlaması gerektiğini söylemesi
üzerine Simonsun şunları söylediğini yazdı:
Lord Hawellin hoşuna gitmeyebilir.
Ancak, yasaya uygun şekilde hareket
etmemiz gerekir. ABın Açık Semalar politikası, ABın
egemen ülkeleri arasında hava bağlantılarına
genişletilmedi. Direkt hava bağlantıları ikili
anlaşmalarla düzenleniyor ve bu tür anlaşmalar yasal izinlere
bağlıdır. Gerek İngiltere hükümetinin gerek meclisinin;
Kuzey Kıbrısla direkt uçuşları arzu etmekte olduğunu
söyleyen Simons; hava bağlantısına ilişkin herhangi bir
ikili anlaşmanın tabi olacağı iznin Chicago
Sözleşmesini kapsaması gerektiğine işaret etti.
ALİTHİA, Simonsun Lordlar
Kamarasında yaptığı açıklamayı okurlarına
Londradan Yasa İle Uçuşlar İngilizler İşgal
Bölgelerine Direkt Uçuşlar Konusunda Ortaya Çıkan Hukuki
Sorunları Aşma Yöntemleri Arıyor başlığıyla
aktardı.
HARAVGİ haberini, İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt
Uçuşlar İçin Yöntem Arıyor başlığıyla
verdi.
HALKIN SESI 12/07/04
KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türklere
yapılacağı duyurulan yardımların ''devlet
istememeleri'', ''egemenlikte ısrar etmemeleri'' şartıyla
yapılacağını savunarak, Kıbrıs Türklerini, Annan
planı çerçevesinde Rumlara entegre etme oyununun
oynandığını söyledi.
İstanbul
Üniversitesi mezuniyet törenine katılmak üzere dün akşam
İstanbul'a giden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ercan
Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, konuşmasında
gençliğe sesleneceğini ve Kıbrıs konusuna
değineceğini ifade ederek, ''Kıbrıs meselesi tehlikeli bir
durumda olmaya devam etmektedir. Tehlike nedir? Tehlike; bize yapılan
yardımların şartlı yapılmasıdır'' dedi.
Yardımın
hak olduğunu, vadedilenlerin alınması gerektiğini ve
hükümetin bu yönde güzel çalıştığını kaydeden
Denktaş, ''Ama halkımızın bilmesi lazımdır,
şartları kabul etmiyoruz'' diye konuştu.
Şartların, ''egemenlik yok,
devlet yok, Rumlarla entegrasyon, Rumlarla birleşme'' anlamına geldiğini
ifade eden Denktaş, Rumlarla birleşmenin hangi statüde
olacağının söylenmediğinin altını çizdi.
Denktaş,
''Statümüzü söylemiyorlar. Bizi bir Rum cumhuriyetinde
azınlıklık olarak görmeye alıştılar, o
şekilde bakıyorlar. Değilse, yanılıyorsam açıklamaları
lazımdır'' dedi.
Halkın çok zor
şartlar altında egemenliğini kurtardığını ve
devletine sahip çıktığını belirten
Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Şimdiki şartlar altında
egemenliğini böyle saçma sapan hediyelerle başkalarına hibe
edecek değildir. Rum'un boyunduruğu altına girecek
değildir.
Bunun bilinmesinde
isabet vardır. Çünkü dış dünyada yanlış
değerlendirmeler yapılmaktadır. Bunları düzeltmek bize
düşer'' diye konuştu.
Denktaş,
hükümetin dış dünyada yürüttüğü faaliyetleri takdirle
karşıladığının altını çizerek, ''Ama,
ümit ederim, şartlar söyleniyorsa kendilerine, söylendiğini
zannediyorum, bu şartlara hiç bir şekilde boyun
eğmeyeceğimizi, kendileri de muhataplarına söylerler'' ifadesini
kullandı.
''PAPADOPULOS ANNAN
PLANINA TÜKÜRDÜ''
Yerel bir gazetede,
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile birlikte karikatürünün
çıktığını ve AB yardımlarına birlikte
karşı çıktıklarının
anlatıldığını ve kendisinin Rumlar'a hizmet
ettiğinin söylenmeye çalışıldığına
işaret eden Denktaş, şöyle konuştu: ''Şunu bilmediklerini
anlıyorum; Papadopulos, 'meşru Kıbrıs hükümeti' adı
altında bütün Kıbrıs'a sahip çıkmak için Annan planına
'hayır'
demiştir. Çünkü, yanlış değerlendirmeyle veya
kasıtlı olarak kendilerine bu unvan verilmiş, onlar da bunun
arkasına saklanarak Akritas Planı'nda öngördükleri sonuca varmak için
ilerlemektedirler.
AB'ye müracaatları da bu nedenledir. AB'ye müracaat edecek statüyü kazandıklarını zanneden bu insanların bizimle ortaklık kurmalarını beklemek abestir. Dolayısıyla Papadopulos Kıbrıs'ın tümüne sahip çıktığını biliyor, öyle değerlendiriyor, bundan vazgeçmemek için Annan planına tükürmüştür ve bunu geri itmiştir. Biz devletimizi kurtarmak için, devletimize sahip çıkmak için, egemenliğimize sahip çıkmak için devamlı surette halkımıza 'hayır' demelerini telkin ettik. Yine bu telkinimizde haklı olduğumuzu söylüyorum.''
HALKIN SESI 12/07/04
Rumları, "KKTC'ye direkt uçuş" korkusu
sardı
|
ABD VE
İNGİLTERE, KOORDİNELİ BİR ÇALIŞMA
İÇİNDE... Amerikalıların ve İngilizlerin, Avrupa
Konseyi'ni adım adım izleyerek KKTC'ye direkt uçuşların
yakında başlaması için koordineli ve hararetli bir
şekilde çalıştıkları, bu hedefle ABD ve
İngiltere'yi bağlayan uluslararası anlaşmalar nedeniyle
var olan hukuki engelleri aşmak için formül arayışında
oldukları bildirildi Amerikalıların
ve İngilizlerin, Avrupa Konseyi'ni adım adım izleyerek KKTC'ye
direkt uçuşların yakında başlaması için koordineli
ve hararetli bir şekilde çalıştıkları, bu hedefle
ABD ve İngiltere'yi bağlayan
uluslararası anlaşmalar nedeniyle var olan hukuki engelleri
aşmak için formül arayışında oldukları bildirildi. Güney
Kıbrıs'ın en yüksek tirajlı gazetesi Fileleftheros'un
konuya ilişkin haberine göre, Rum yönetiminin halen ICAO ve Eurocontol'e
başvurarak, yürürlükteki düzenleme hakkında bilgi aldı. Haberi, "Uçuşlar
Konusunda Görüntü Soluk - ABD ve İngiltere, Özel Şirketleri
Seferber Ederek Formül Arıyor. Lefkoşa, ICAO ve Eurocontrol'e
Başvurdu" başlık ve spotlarıyla manşete
çıkaran gazete, Amerikalılar ve İngilizlerin uluslararası
anlaşmalar nedeniyle karşılarına çıkan hukuki
engelleri aşmak ve hedeflerini kolaylaştırmak için özel
şirketleri seferber etmeye çalıştıklarını
yazdı. Gazete, iyi
bilgili kaynaklarına dayanarak KKTC'ye direkt uçuşların
başlayabilmesi için ya uluslararası sözleşmelerin ilgili
maddelerinin değiştirilmesi gerekeceğini -ki bu çok zordur-,
ya da uçuşların "yasadışı" olarak
gerçekleştirileceğini söylediklerini yazdı, haberini özetle
şöyle sürdürdü: "Hükümet
Angloamerikanların hareketlerinden
endişe duyuyor" "Yetkili
kaynaklar Fileleftheros'a, Lefkoşa'nın gerek dünya çapındaki
sivil havacılığı düzenleyen ICAO'ya gerek Avrupa'daki
hava trafik kontrolleriyle ilgilenmekte olan Eurocontrol'e
başvurduğunu söyledi. Edindiğimiz bilgilere göre her iki merci
de Lefkoşa'ya uçuşlar, havaalanlarının kullanımı
ve havaalanlarının tanınması standartları konusunda
nelerin yürürlükte olduğunu izah etti. Bu kurallar temelinde, işgal
bölgeleriyle direkt uçuşların başlaması gündemde
bulunmuyor. Ancak hükümet, Angloamerikanların bu konudaki
hareketlerinden endişe duyuyor ve başta İngilizlerin
ısrarı olmak üzere, bunları takip ediyor. İngiliz
Lordlar Kamarası'nda İngiltere hükümeti adına konuşan
Warony Simons, İngiltere'den işgal bölgelerine direkt uçuşlar
konusunda ortaya çıkan hukuki problemlerin aşılması için yöntem
arayışında olunduğunu itiraf etti. Bu konunun zor ve çok
karmaşık olduğuna işaret eden Simons, Chicago
Sözleşmesi gibi sözleşmelerde sorun bulunduğunu söyledi. Buna paralel
olarak ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard
Boucher, uluslararası camianın, Kıbrıslı Türklerin
hava ve deniz limanlarını kullanmaları yöntemlerini
bulması zamanının geldiğini söyledi ve
Kıbrıslı Türklerin, bürokratik nedenlerle ticaret
yapamadıklarını öne sürdü. Bush hükümetinin almaya karar
verdiği önlemleri haklı göstermek için yoğun çaba üstlenen
Boucher, Beyaz Saray'ın Kıbrıs Cumhuriyeti
aracılığıyla değil, doğrudan Kıbrıs
Türk toplumuna 30 milyon 500 bin dolarlık mali yardım paketi
vereceğini açıkladı. "KKTC,
Akdeniz'in Tayvan'ı haline
getirilecek" Boucher'in
açıklamalarından çıkan sonuç, Kıbrıslı
Türklerin desteklenmesi konusunda yeni politikanın benimsenmesi
yönteminin Boucher, böyle bir şeyin söz konusu olmadığı
konusunda ikna etmeye çalışsa da; sahte devletin tanınması
sınırlarına dokunduğudur. Edindiğimiz
bilgilere göre Birleşik Devletler referandumlar sonrasında
kararlaştırdıkları önlemleri aşamalı olarak
açıklamaya devam edecek. İşgal bölgelerinin Akdeniz'in
Tayvan'ı haline getirilecek olmasından korku belirtiliyor." Mahi
gazetesi, "İngiltere İşgal Bölgelerine Direkt Uçuş
İstiyor" başlıklı haberinde, Warony Simons'un
Lordlar Kamarası'nda yaptığı; İngiltere hükümetinin
KKTC'yle direkt uçuşlar konusunda ortaya çıkan hukuki
sorunları aşmak için yöntem arayışında olduğuna
ilişkin açıklamasına yer verdi. Gazete, Lord
Hawell'in, Ercan Havaalanı'nın modernize edilmiş olduğunu
ve bu nedenle uçuşların süratle başlaması
gerektiğini söylemesi üzerine Simons'un şunları
söylediğini yazdı: "Lord
Hawell'in hoşuna gitmeyebilir. Ancak, yasaya uygun şekilde hareket
etmemiz gerekir. AB'nin Açık Semalar politikası, AB'nin egemen
ülkeleri arasında hava bağlantılarına
genişletilmedi. Direkt hava bağlantıları ikili
anlaşmalarla düzenleniyor ve bu tür anlaşmalar yasal izinlere bağlıdır."
Gerek İngiltere hükümetinin gerek meclisinin, Kuzey Kıbrıs'la
direkt uçuşları arzu etmekte olduğunu söyleyen Simons, hava
bağlantısına ilişkin herhangi bir ikili
anlaşmanın tabi olacağı iznin Chicago sözleşmesini
kapsaması gerektiğine işaret etti. Alithia,
Simons'un Lordlar Kamarası'nda yaptığı
açıklamayı okurlarına, "Londra'dan Yasa ile Uçuşlar
- İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt Uçuşlar Konusunda
Ortaya Çıkan Hukuki Sorunları Aşma Yöntemleri
Arıyor" başlığıyla aktardı. Haravgi
haberini, "İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt
Uçuşlar İçin Yöntem Arıyor" başlığıyla
verdi. |
KIBRIS 12/07/04
Klerides'e göre KKTC zamanla tanınacak
Rum yönetimi
eski başkanı Glafkos Klerides, KKTC'nin zamanla
tanınacağını söyledi.
Alithia isimli
Rum gazetesinin haberine göre Klerides, Baf Radyosu'na verdiği demeçte,
"varlık kabulü"nün izolasyonların
kaldırılması için yeterli olmayacağını ve
KKTC'nin zamanla yasal bir varlık olarak tanınacağı
görüşünü belirtti.
Gazeteye göre
Klerides, KKTC'ye hukuki statü tanınmasına doğru gidilmekte
olduğu değerlendirmesi içerisindedir. Klerides, varlık kabulünün
Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun kaldırılmasına izin
vermeyeceğini gören AB'nin bugünden yıl sonuna kadarki
politikasının bu yönde olduğunu da söyledi.
Kleridis,
Kıbrıs Rum tarafının bundan şimdiye kadar
kaçınmaya çalıştığını, ancak Avrupalıların
Kıbrıs Türklerinin tecrit içerisinde kalmaması gerektiğini
düşünerek, kuzeyde yasal bir varlık bulunduğunu varsayıp
de-facto durumu de-jure olarak tanıma niyetinde olduğunu kaydetti.
Kıbrıs
sorununa çözüm bulunmaması durumunda gelecekteki tanıma için bunun
son adımı teşkil edeceğini de söyleyen Klerides, kendini en
çok üzen şeyin Kıbrıs sorununun çözümü yönünde yakın
zamanda herhangi bir girişim görülmemesi olduğunu sözlerine ekledi.
KIBRIS 12/07/04
Güney
öfkeli Kuzey seferber
13/07/2004
RADIKAL
RADİKAL - BRÜKSEL/LEFKOŞA - AB
dışişleri bakanları toplantısına katılan Rum
bakan Yorgo Yakovu, Avrupa Komisyonu'nun KKTC'ye açtığı ekonomik
paketin serbest ticaretle ilgili bölümüne tepki gösterdi. Yakovu,
"Kuzey'le doğrudan ticaret konusunda esastan problemler var. Bunun
yanlış siyasi tahminlerle derme çatma bir hukuka
dayandığını düşünüyoruz" dedi. AB'nin ticaret
paketine koşut olarak KKTC'nin limanları ve Ercan Havaalanı,
uluslararası
standartlara uygun hale getiriliyor. Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, Ercan'a yeni haberleşme
sistemleri kurduklarını, Girne ve Mağusa limanlarında
güvenliği en üst seviyeye çıkaracaklarını
açıkladı.
KKTC Başbakanı Talat, Hollanda'ya gitti
Talat, görüşmeye büyük önem veriyor
13 Temmuz, 2004 06:42:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs Başbakanı Mehmet Ali Talat,
Hollanda'nın Avrupa İlişkileri Bakanı Atzo Nicolay'la
görüşmek üzere bugün Hollanda'ya gitti.
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Hollanda'ya gitmek üzere KKTC'den
ayrılarak İstanbul'a hareket etti.
İstanbul'dan Hollanda'ya geçecek olan Talat, bugün 17.30'da Hollanda
Avrupa İlişkileri Bakanı Atzo Nicolai ile görüşecek.
Talat, ziyareti öncesinde yaptığı açıklamada,
Hollanda'nın Avrupa Birliği Dönem Başkanı
olmasının Kuzey Kıbrıs için çok büyük önem
taşıdığını söyledi.
"Hollanda'nın
dönem başkanlığı Kıbrıs için önemli"
Serbest ticaret ve 259 milyon euronun kullanımıyla ilgili tüzüklerin
dönem başkanlığı konseyi tarafından son şekline
getirileceğine işaret eden Talat, ''bu bakımdan,
Hollanda'nın dönem başkanlığı Kıbrıslı
Türkler için çok önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir''
dedi.
Başbakan Talat, ticareti serbest bırakarak, ekonomiyi
geliştirerek, Kıbrıslı Türkler'in önünün açılması
için çalıştıklarını vurguladı.
"Serbest
ticaret izolasyonların kaldırılmasına bağlı"
Hem izolasyonun hem serbest ticaretin olacağı bir ortam
düşünülemiyeceğini belirten Talat, "serbest ticaretin
izolasyonların kaldırılmasına bağlı olduğunu
göstermeliyiz" şeklinde konuştu.
AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türkler'e yönelik açılım
paketinin eylül ayında konseyin gündemine gelmesi bekleniyor.
Talat, temaslarını tamamlamasının ardından yarın
KKTC'ye dönecek.
Çözüm izolasyonların kaldırılması
Başbakan Mehmet Ali Talat, Alican
Kabakçı başkanlığındaki Kıbrıs Türk
Çiftçiler Birliği heyetini kabul etti.
Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği
Genel Başkanı Alican Kabakçı kabulde yaptığı
konuşmada, Başbakan Mehmet Ali Talata hükümetin
devamlılığını istediklerini belirterek çiftçilerin
bazı sorunlarını anlattı.
Alican Kabakçı, özellikle son günlerde
hükümetin devamlılığından yana olduklarını ifade
ederek, hükümetin verdiği
bazı sözleri yerine getirip getirmeyeceğini görmek için hükümetin
devamını istediklerini belirtti.
TARIM KONUSUNDAKİ SORUNLAR
Tarım konusunda şimdiki hükümetle
sorun yaşamadıklarını söyleyen Kabakçı, çiftçilerin
ufak tefek bazı sorunları olduğununu, bunlardan en önemlisinin
de referandum sonrasında insanların elindeki tarlaların ne
olacağını bilmemesi olduğunu kaydetti.
Çiftçilerin KDV iadesi
alamadıklarını ifade eden Kabakçı, Başbakan Mehmet Ali
Talattan bu konuda bir yasal düzenleme yapılmasını istedi.
Diğer bir sorunlarının da
anbarlar olduğunu dile getiren Kabakçı, üreticilerin ürünlerini
verdiği zaman belediyelerin anbarlar için kesinti
yapıtığını bu kesintilerin bölgelerin köy
muhtarlıklarına yapılması taraftarı
olduklarını anlattı. Kabakçı, Başbakan Mehmet Ali
Talattan geçmişten kalmış çiftçi borçlarının da
iyleştirilmesini için yardım
istedi.
Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği
Yönetim Kurulu Üyesi Turgut Ceyda, sınır kapılarının
açılmasıyla Rum tarafından KKTCye et
kaçakçılığı yapıldığını savunarak,
bunun KKTCdeki hayvancıları
zora soktuğunu söyledi. Özellikle Rum kesiminin ABye girmesi ve
ithalatın serbest bırakılmasıyla Rum kesimine büyük ölçüde
et girdiğini anlatan Ceyda, bu etlerin önemli bölümünün KKTCye kaçak
olarak sokulduğunu öne sürdü. Ceyda, hayvancılarının
hayvanlarını satacak kasap bulamadığından şikayet
ederek, hayvancılığın büyük bir sektör olduğunu ve
hayvancılığın zora girmesiyele tarım sektörünün de sıkıntıya
gireceğini belirti.
TALAT: YENİ ŞARTLARIN
GÖĞÜSLENMESİ GEREKİYOR
Başbakan Mehmet Ali Talat, çiftçilerin
sorunlarının, yaşayıp üreten bir organizma oldukları
için hep var olacağını belirterek, önemli olanın çiftçinin yaşam düzeyi ve üretim şevkinin
daha üst düzeylere çıkarılması olduğunu söyledi
Talat, Tek üretim alanını
neredeyse çiftçiliğin oluşturduğu günler yaşadık.
Bunun bilinci içinde yaşamalıyız. Kapıların
açılmasından ziyade Kıbrısın ABye girmesi ile ortaya
çıkan yeni şartların göğüslenmesi gerekiyor dedi.
Başbakan Talat, tek ve en önemli çözümün izolasyonların ortadan kaldırılması olduğunu kaydetti.
HALKIN SESI 13/07/04
Talat Hollandaya gidiyor
Başbakan Talat bir kabulü
sırasında yaptığı açıklamada bugün yerel saat ile
17.30da Hollandanın Avrupa İşleri Bakanı Atzo Nicolaiyle
görüşeceğini söyledi. Talat,
Hollandanın AB Dönem Başkanı olmasının KKTC
için çok büyük önem taşıdığını vurguladı.
Serbest ticaret ve 259 milyon Euronun
kullanımıyla ilgili tüzüklerin Dönem Başkanı konseyi
tarafından son şekline getirileceğine işaret eden
Başbakan Talat, Bu bakımdan Hollandanın dönem
başkanlığı Kıbrıslı Türkler için çok önemli
gelişmelerin olacağı bir dönemdir dedi.
Hollandanın Avrupa İşleri
Bakanı Nicolaiyle çeşitli konuları ve KKTCnin ABden
beklentilerini içeren bir görüşme yapacaklarını ifade eden
Talat, kendisi kadar ABnin ve Hollandanın önde gelen
diplomatlarının da bu görüşmeye önem verdiğini söyledi.
Serbest ticaretin gerçekleşmesi ve
Kıbrıslı Türklerin ekonomik olarak geliştirilmesiyle ilgili
paketin yürürlüğe konmasının izolasyonların
kaldırılmasıyla eş anlamlı olduğunu ifade eden
Talat, Hem izolasyonun olacağı hem serbest ticaretin
olacağı bir ortam düşünülemez. Dolayısıyla serbest
ticaretin izolasyonların kaldırılmasına bağlı
olduğunu göstermemiz gerekiyor şeklinde konuştu.
Temasları sırasında
Başbakan Mehmet Ali Talata CTP-BG Milletvekili Dr. Okan Dağlı,
Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit ve
Başbakanlık Basın Halkla İlişkiler Müdürü Hüseyin Arca
eşlik edecek.
Başbakan Talat temaslarının ardından yarın
akşam yurda dönecek.
HALKIN SESI 13/07/04
Güvensizlik önergesi 15 Temmuzda
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yasama
işlevini yerine getirmek için saat 10.40da Meclis Başkan Vekili
Mehmet Bayram başkanlığında toplandı.
Toplantıda ilk olarak Trafik
Hizmetlerinin Planlanması, Koordinasyonu ve Denetimi
(Değişiklik); Yol Güvenliği (Değişiklik) ve Ceza
(Değişiklik) Yasa Tasarılarının son
oylamalarının yapılması ve UBP grubunun Piledeki Türklere
karşı Rum saldırılarının kınanmasıyla
ilgili karar önerisinin ivedilikle genel kurulda görüşülmesi
oybirliğiyle kabul edildi.
Cumhuriyet Meclisi Danışma
Kurulunun UBPnin hükümete güvensizlik önerisinin özel gündemle 15 Temmuz
Perşembe günü görüşülmesini içeren kararı da milletvekillerinden
onay aldı.
Meclis daha sonra trafikle ilgili 4 yasa
tasarısını görüşmeye başladı.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Trafik
Hizmetlerinin Planlanması, Koordinasyonu ve Denetimi
(Değişiklik); Yol Güvenliği (Değişiklik) ve Ceza
(Değişiklik) yasa tasarılarını oy birliğiyle
kabul etti.
YASALARIN İÇERİĞİ
Ceza (Değişiklik) Yasası,
tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden ölüme neden olan bir kişiye 7
yıla kadar hapis, 5 milyar TLye kadar para cezası ve belli bir
süreyle veya süresiz olarak ehliyetten men edilme cezası verilmesini
düzenliyor. Hapislik cezasının yükseltilmesiyle, bu suçu
işleyenler Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanacak. Bu suçu
işleyen kişinin en geç 5 gün içinde mahkemeye çıkarılması
kuralı da getiren yasa değişikliğine göre, mahkeme
sürücünün ehliyetine dava neticeleninceye kadar el koyma yetkisine sahip oldu.
Yol Güvenliği (Değişiklik)
Yasası, alkollüyken araç kullanan sürücülerin neden olduğu
kazaların önüne geçilebilmesi ve trafik kontrolleri sırasında
sürücülerin alkollü olup olmadıklarının kontrolünün daha etkin
şekilde yapılmasını amaçlıyor. Yasaya göre alkollü araç kullanan sürücüler,
mahkumiyetleri halinde 3 milyar TLye kadar para; 2 yıla kadar hapis veya
her iki cezaya birden çarptırılabilecek. Mahkeme, bunlara ek olarak
mahkum ettiği kişiyi, bir yıllık süre için sürüş
ehliyeti almaktan veya bulundurmaktan da men edebilecek.
Hakkında böyle bir suçla ilgili
soruşturma veya kovuşturma başlatılan kişiler, en geç
5 gün içinde mahkeme huzuruna çıkarılacak ve sürüş ehliyetlerine
de dava sonuçlanıncaya kadar mahkemece el konulabilecek.
Motorlu Araçlar ve Yol Trafik
(Değişiklik) Yasası, alkollü içki, uyuşturucu madde veya
ilaç tesiri altında sürüş yapan veya yapmaya teşebbüs edenlere,
mahkumiyetleri halinde uygulanacak para cezalarının
caydırıcılığını artırmayı
amaçlıyor. Yasaya göre, bu suçlardan mahkum olan sürücülere 3 milyar TLye
kadar para ve 2 yıla kadar hapis cezası veya her iki ceza birden
verilebilecek. Hakkında böyle suçlamalarla soruşturma veya
kovuşturma başlatılanlar en geç 5 gün içinde mahkemeye
çıkarılacak ve sürüş ehliyetlerine de dava neticeleninceye kadar
el konulabilecek.
Trafik Hizmetlerinin Planlanması,
Koordinasyonu ve Denetimi (Değişiklik) Yasası ise, Trafik
Hizmetleri Biriminin kadrosunun 53/2003 sayılı
Bakanlıkların Kuruluş İlkeleri Yasasında öngörülen
kadroyla bitevilik sağlanmasını hedefliyor.
Buna göre İçişleri
Bakanlığı bünyesindeki Trafik Hizmetleri Birimi, bir yönetici,
bir yönetici yardımcısı, bir 1. Derece Mühendis, bir 1. Derece
Teknisyen, üç 2. Derece Teknisyen ve üç 3. Derece Teknisyenden oluşan
teknik kadrolarıyla Personel Dairesince görevlendirilecek yeterli
sayıda katipten oluşacak. Trafik Birimi yöneticisi aynı zamanda
Yol Güvenliği ve Trafik Komisyonunun sekreterliğini de yapacak. Yöneticinin
olmadığı zamanlarda bu görevi yönetici yardımcısı
yürütecek.
ÇEVRE DEĞİŞİKLİK
YASASI ONAYLANDI
Genel Kurulda daha sonra Çevre
(Değişiklik) Yasa Tasarısı görüşülürken, egzoz
gazları ve çevre konuları tartışıldı.
Tasarıyla ilgili ilk sözü alan UBP
Milletvekili Turgay Avcı, yasanın önemine işaret etti, ancak
tasarının öngördüğü tüzüğün henüz hazır
olmamasını ve tasarıyla ilgili polisten ve Trafik Komisyonundan
görüş alınmamasını eleştirdi.
Avcı, egzoz gazlarıyla ilgili
vatandaşlardan alınacak ücretlerin araç muayene ücretine eklenmesini
isteyerek, bunun işlemleri kolaylaştıracağını
söyledi.
Daha sonra kürsüye gelen CTP Genel Sekreteri
Ferdi Sabit Soyer, araçların egzoz gazlarıyla ilgili düzenlemelerin
ayrı ve teknik bir konu olduğunu, araç muayeneye bu eklenirse
devletin ek yatırım yapmasını gerektireceğini
belirtti. Soyer, Avcının önerisini anlayışla
karşıladığını, ancak ek teknik düzenlemeler
gerektiği için tasarının olduğu gibi kabulünü istedi.
Tasarıyla ilgili söz alan CTP
Milletvekili Kadri Fellahoğlu, Avcının eleştirilerini
klasik muhalefet diye niteledi. Fellahoğlu, çevreyle ilgili bir
tasarı olduğu için polis ve trafikle ilgili örgütlerden görüş
alınmadığını, bunda art niyet
bulunmadığını söyledi. Fellahoğlu, yasanın birçok
yetkiyi tüzüğe verdiğini belirterek, egzoz gazlarıyla ilgili
çalışmaların Avrupa düzeyinde yapılmasını istedi.
Yeniden söz alan UBP Milletvekili Turgay
Avcı, halkın yararına tüm yasalara olumlu oy verdiklerini ve
vereceklerini vurguladı.
Avcı, tüzüğün
tamamlanmamış olmasını eleştirdiğini, egzoz
gazlarıyla ilgili harçların turizm fonuna
aktarılmasını da doğru bulmadığını
anlattı. Egzoz gazı muayenelerinin özel kuruluşlarca da
yapılabileceğini kaydeden Avcı, amaçlarının
vatandaşların işlemlerini kolaylıkla yapabilmesi olduğunu
söyledi.
Konuşmaların ardından Çevre
(Değişiklik) Yasa Tasarısını madde madde
görüşerek oybirliğiyle kabul eden meclis, ivediliği
olmadığı için tasarının genelinin oylamasını
gelecek pazartesi günkü toplantısına bıraktı.
ECZACILIK VE ZEHİRLER
Toplantıda son olarak
Eczacılık ve Zehirler (Değişiklik) Yasa
Tasarısı görüşüldü. Tasarıyla ilgili tek
konuşmayı yapan UBP Milletvekili Hasan Bozer, mesleğin
korunması adına böyle bir yasa yapılmasını çok
olumlu diye niteledi.
Bozer, devletin denetim ve koruyuculuk
görevini yerine getirmesini sağlayacak yasaya olumlu oy vereceklerini
açıkladı.
Bozerin konuşmasının
ardından tasarıyı madde madde görüşüp onaylayan meclis,
ivediliği olmadığı için tasarının genelini
gelecek pazartesi oylayacak.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu dünkü
çalışmalarını saat 11.30da tamamladı. Meclis, bir
sonraki toplantısını 15 Temmuz Perşembe günü UBPnin
sunduğu hükümete güvensizlik önergesinin görüşülmesi gündemiyle
yapacak.
TRAFİK KAZALARINI ÖNLEME
DERNEĞİNDEN TEŞEKKÜR
Trafik Kazalarını Önleme
Derneği (TKÖD), Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda bugün onaylanan
trafikle ilgili dört yasa tasarısı nedeniyle Meclis
Başkanına, Hukuk ve Siyasi İşler Komitesine, tüm
milletvekillerine, İçişleri Bakanına ve siyasi partilere
teşekkür etti.
TKÖD Başkanı Mehmet Avcı,
yayımladığı açıklamada, söz konusu kişilere,
trafik terörünün önlenmesinde gösterdikleri katkıdan dolayı
teşekkür ederek, trafik terörü yaratan ve yaratmaya meyilli olanları
caydırmaya yönelik bu yasaların birkaç hayat dahi kurtarmasının
önem taşıdığını vurguladı.
Avcı, cumhurbaşkanının
onaylaması ve Resmi Gazetede yayınlanmalarından sonra yasalar
uyarınca, alkollü sürüşten dolayı kaza yaparak ölüme neden
olanların 5 gün içinde mahkemeye çıkarılıp ehliyetlerine el
konulabileceğine işaret ederek, Böylece artık alkollüyken kaza
yapıp ölüme sebebiyet verenlerin mahkeme gününe kadar aramızda
ehliyetli dolaşması önlenmiş olacak dedi.
Yeni yasada ayrıca ölümlü kazaya neden olan sürücülerin Ağır
Ceza Mahkemesinde 3 yıl yerine 7 yıla varan hapislik cezasıyla
yargılanmalarının da sağlandığını
kaydeden Avcı, Trafik terörünü yaratan ve yaratmaya meyilli olanları
caydırmaya yönelik bu yasaların birkaç hayat dahi kurtarması
önemlidir ifadesine yer verdi.
HALKIN SESI 13/07/04
Kıbrıslı Türklere açılımlar
Adanın en yüksek
tirajlı, Rumca FİLELEFTHEROS gazetesi, İngilizlerin
Kıbrıslı Türklerin desteklenmesine yönelik önlemlerle ilgili
olarak BM Güvenlik Konseyi nezdinde karar taslağını ileriye
götürdüklerini bildirdi.
Haberi
Kuzey Kıbrısın Desteklenmesi İçin Londradan Güvenlik
Konseyine Taslak... başlıkları altında veren gazete, Kıbrıslı Türklerle doğrudan ticareti
öngören tedbirlerin Avrupa Komisyonu tarafından benimsenmesinin
ardından, Londranın aynı kararın BM Güvenlik Konseyi
düzeyinde de olması gerektiğini düşündüğünü belirtti ve
şunları yazdı:
Perde gerisi düzeyindeki görüşmelere bu hafta
içerisinde başlanması bekleniyor ve İngiliz diplomatların
ileriye sürdükleri tutum, kuzey Kıbrısla doğrudan
alışverişle Kıbrıslı Türklerin
ekonomik açıdan desteklenmesinin gerekliliğidir.
İyi haber alan kaynakların dediği gibi İngilizler,
benimsenmesi amacıyla Güvenlik Konseyine taslağın
sunulması durumunda, tepki göstermemesi için Moskovaya yönelik baskı
uygulayacaklarını belirttiler.
YENIDUZEN 12/07/04
Hollanda'nın dönem
başkanlığı önemli
Dolayısıyla
serbest ticaretin izolasyonların kaldırılmasına
bağlı olduğunu göstermemiz gerekiyor şeklinde
konuştu.
Başbakan Mehmet Ali Talat Hollandanın Avrupa
İşleri Bakanı Atzo
Nicolaiyle görüşmek üzere bu sabah 05.05te İstanbul üzerinden
Hollandaya gidiyor.
Başbakan Talat bir kabulü sırasında
yaptığı açıklamada yarın yerel saat ile 17.30da
Hollandanın Avrupa İşleri Bakanı Atzo Nicolaiyle
görüşeceğini söyledi. Talat,
Hollandanın AB Dönem Başkanı olmasının KKTC
için çok büyük önem taşıdığını vurguladı.
Serbest ticaret ve 259 milyon Euronun
kullanımıyla ilgili tüzüklerin Dönem Başkanı konseyi
tarafından son şekline getirileceğine işaret eden
Başbakan Talat, Bu bakımdan Hollandanın dönem başkanlığı
Kıbrıslı Türkler için çok önemli gelişmelerin
olacağı bir dönemdir dedi.
Hollandanın Avrupa İşleri Bakanı Nicolaiyle çeşitli konuları ve KKTCnin ABden beklentilerini içeren bir görüşme yapacaklarını ifade eden Talat, kendisi kadar ABnin ve Hollandanın önde gelen diplomatlarının da bu görüşmeye önem verdiğini söyledi.
YENIDUZEN
12/07/04
Denktaş:
Saçma sapan hediyelerle egemenliğimizi hediye etmeyiz
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş KKTC'ye verilmesi öngörülen yardımlara yönelik
şartlara dikkat çekerek, "Biz bu şartları kabul etmiyoruz.
Şartlar ne! 'Devlet yok, egemenlik yok, Rumlara entegrasyon, Rumlarla
birleşme...' Hangi statüde söylemiyorlar. Bizi bir Rum Cumhuriyeti'nde
azınlık olarak görmeye alıştılar. O şekilde
bakıyorlar. Değilse ve yanılıyorsam açıklamaları
lazım. Çünkü bu halk çok zor şartlar altında egemenliğini
kurtarmış ve devletine sahip çıkmıştır"
dedi.
Denktaş,
"Halkımız şimdiki şartlar altında böyle saçma
sapan hediyelerle egemenliğini başkalarına hediye edecek
değildir, Rum'un boyunduruğu altına girecek değildir. Bunun
bilinmesinde isabet var. Çünkü dış dünyada yanlış
değerlendirmeler var. Bunları düzeltmek hepimize düşer"
şeklinde konuştu.
Tehlikeli bir
oyun oynanıyor
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, İstanbul Üniversitesi'nin düzenleyeceği mezuniyet
törenine katılmak üzere önceki gece İstanbul'a gitti.
Cumhurbaşkanı
Denktaş adadan ayrılmadan önce yaptığı
açıklamada, çoğu kişinin farkında olmamasına
karşın Kıbrıs meselesinin tehlikeli bir noktada
olduğunu belirterek "Tehlike bize yapılan yardımların
şartlı yapılmasıdır. Bu şartlarda 'devlet
istemeyeceğiz, egemenlikte ısrar etmeyeceğiz, Annan Planı
çerçevesinde Rumlarla ileride, onların güzel hatırı
olduğunda, bizi kabul etme lütfünü gösterdiklerinde, tenezzül
ettiklerinde, şartlarını kabul ettiğimizde
birleştirme' oyunu oynanıyor" dedi.
Denktaş,
"Oyunun kuralları bunlardır. Bunları herkesin bilmesi
lazım. Yardım haktır, vaat edilenlerdir alınması
gerekir. Hükümetimiz bu yönde gayet güzel çalışmaktadır"
şeklinde konuştu. Buna karşın bu şartlar hükümete
söyleniyorsa, bu şartlara hiçbir şekilde boyun
eğilmeyeceğinin muhataplarına söylenmesi gerektiğini,
başka çaresi bulunmadığını kaydeden Denktaş,
dünyanın hiçbir yerinde egemenliğini kazanmış, devlet
kurmuş bir halkın, devletinden böylesine körü körüne
vazgeçmediğini söyledi.
Gazetede
çıkan karikatür
Bir gazetede
"Papadopulos'la kendisinin birlikte yardımlara karşı
çıktığını ve dolayısıyla, Rumlara hizmet
ettiğini" ima eden bir karikatür çıktığına
işaret eden Denktaş bu konuda şunları söyledi:
"Bu insanlara
cevap vermeye değmez ve gerekmez de. Ancak şunu bilmediklerini
anlıyorum. Papadopulos, 'meşru Kıbrıs hükümeti' adı
altında bütün Kıbrıs'a sahip çıkmak için Annan
Planı'na 'hayır' demiştir. Çünkü yanlış
değerlendirmeyle ve kasıtlı olarak kendilerine bu unvan
verilmiş, onlar da bunun arkasına saklanarak, Akritas Planı'nda
öngördükleri sonuca varmak için ilerlemektedirler. Avrupa Birliği'ne
müracaatları da bu nedenledir. Bundan sonra bizimle ortaklık
kurmalarını beklemek abestir. Dolayısıyla tekrar ediyorum,
Papadopulos Kıbrıs'ın tümüne sahip
çıktığını biliyor, öyle değerlendiriyor ve bundan
vazgeçmemek için Annan Planı'na tükürmüş ve bunu geri
itmiştir."
KIBRIS
13/07/04
Talat:
Hollanda'nın dönem başkanlığı, Kıbrıslı
Türkler için önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Hollanda'nın Avrupa İşleri Bakanı Atzo
Nicolai'yle görüşmek üzere bu sabah 05.05'te İstanbul üzerinden
Hollanda'ya gidiyor.
Başbakan
Talat bir kabulü sırasında yaptığı açıklamada,
bugün yerel saat ile 17.30'da Hollanda'nın Avrupa İşleri
Bakanı Atzo Nicolai'yle görüşeceğini söyledi. Talat,
Hollanda'nın AB dönem başkanı olmasının KKTC için çok
büyük önem taşıdığını vurguladı.
Serbest ticaret
ve 259 milyon euronun kullanımıyla ilgili tüzüklerin dönem
başkanı konseyi tarafından son şekline getirileceğine
işaret eden Başbakan Talat, "Bu bakımdan Hollanda'nın
dönem başkanlığı Kıbrıslı Türkler için çok
önemli gelişmelerin olacağı bir dönemdir" dedi.
Hollanda'nın
Avrupa İşleri Bakanı Nicolai'yle çeşitli konuları ve
KKTC'nin AB'den beklentilerini içeren bir görüşme yapacaklarını
ifade eden Talat, kendisi kadar AB'nin ve Hollanda'nın önde gelen
diplomatlarının da bu görüşmeye önem verdiğini söyledi.
Kıbrıslı
Türklerin dünyanın beklediğini fazlasıyla yerine
getirdiğini belirten Talat, Kıbrıslı Türklerin birçok
sıkıntıyla karşılaşacaklarını bile bile
adanın bir bütün olarak AB'ye girmesi için oy
kullandığını, fakat Rumların bunu reddettiğini
kaydetti. Talat, dünyanın da Kıbrıs'ı bir bütün olarak
AB'ye sokmayı çok arzuladığını belirtti ve
birleşmeyi istemeyen tarafın Rumlar olması sebebiyle de
dünyanın KKTC'ye bakışını çok ciddi şekilde
değiştiğini vurguladı.
KKTC'nin
dünyada yüksek bir takdirle karşılandığını ifade
eden Başbakan Mehmet Ali Talat, "ticareti serbest bırakarak, ekonomiyi
geliştirerek Kıbrıslı Türklerin önünün açılması
için çalışıyoruz" dedi.
Serbest
ticaretin gerçekleşmesi ve Kıbrıslı Türklerin ekonomik
olarak geliştirilmesiyle ilgili paketin yürürlüğe
konmasının izolasyonların kaldırılmasıyla eş
anlamlı olduğunu ifade eden Talat, "Hem izolasyonun
olacağı hem serbest ticaretin olacağı bir ortam
düşünülemez. Dolayısıyla serbest ticaretin izolasyonların
kaldırılmasına bağlı olduğunu göstermemiz
gerekiyor" şeklinde konuştu.
Temasları
sırasında Başbakan Mehmet Ali Talat'a CTP-BG Milletvekili Dr.
Okan Dağlı, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca
Şenyiğit ve Başbakanlık Basın Halkla
İlişkiler Müdürü Hüseyin Arca eşlik edecek.
Başbakan
Talat, temaslarının ardından 14 Temmuz Çarşamba günü saat
11.00'de Hollanda'dan ayrılıp 22.25'te yurda dönecek
KIBRIS 13/07/04
|
KKTC'de gündem erken seçim |
|
|
KKTC'de azınlık durumuna düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin düşürülmesi için, ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından verilen güvensizlik önergesi, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülüyor. Önergeyle
ilgili ilk sözü alan UBP Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Salih
Miroğlu, Meclisten demokratik anlamda bir hükümet çıkmaması
halinde erken seçimin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, O
zaman herkes eteğindeki taşı döker ve seçime gider. UBP seçime
hazırdır dedi. Hükümetin ya
istifa etmesini ya da çoğunluğu bularak görevine devam etmesini
istediklerini kaydeden Miroğlu, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
istifaya yaklaşmadığını, bunu anlamakta
zorlandıklarını söyledi. Hükümetin
kendi içindeki kayıplarla azınlık durumuna düştüğünü
anlatan Miroğlu, hükümetin, Türkiye tarafından da desteklenen
dış temaslarını kesmemek için güvensizlik önergesini geç
verdiklerini kaydetti. ABD'nin Kıbrıs Türklerine
yapacağını duyurduğu mali yardımı da
eleştiren Miroğlu, ABD yardımının, NBA basketbol
liginde yeni transfer olacak Mehmet Okur'a teklif edilen paradan daha az
olduğunu, yardım konusunun gereğinden fazla
abartıldığını söyledi. Hükümetin anayasa özürlü
olarak kurulduğunu savunan Miroğlu, Başbakan Talat'ın,
istifasını Cumhurbaşkanı'na vermesini istedi. İsterse
Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini yeniden Sayın Talat'a
versin diyen Miroğlu, Kıbrıs Türk siyasetinin ve
demokrasinin daha fazla yara almaması için güvensizlik önergesine
diğer milletvekillerinin de destek vermesini istedi. Miroğlu,
hükümetin bütçeyi, hala Meclise getirmemesini de eleştirdi. Burada,
DP'nin dün Meclis Başkanlığına sunduğu, Meclis
seçimlerinin tarihinin, Seçim ve Halkoylamasına bakmaksızın,
Meclis tarafından belirlenmesi için sunduğu yasa önerisinin
ivedilikle görüşülmesi önerisiyse Meclis Genel Kurulunda reddedildi. AKINCI:
ERKEN SEÇİM OLMAZSA GÜVENSİZLİKÖNERGESİNE OLUMLU OY
VERECEĞİZ Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı
ise erken seçim kabul edilirse güvensizlik önergesine gerek
kalmayacağını ifade ederek, ancak erken seçim önerisinin dün
komitede reddedildiğini anımsattı. Komitede
reddedilen erken seçim önerisinin meclis genel kuruluna geleceğini ve
oylama yapılacağına işaret eden Akıncı, erken
seçim önerisinin, mümkünse güvensizlik önergesinden önce
onaylanmasını talep ettiklerini söyledi. Daha önce
açıkladıkları tavırlarının
değişmediğini belirten Akıncı, Erken seçimin
olmayacağı bir durumda, hükümetin bu sayı ile devam
edemeyeceği bilinciyle güvensizlik önergesine olumlu oy vereceklerini
bildirdi. Kıbrıs
sorununda aralık ayına kadar bir çözüm bulunmasının çok
önemli olduğunun altını çizen Akıncı,
izolasyonların kaldırılması yönünde Kıbrıs
Türklerine verilen sözlere atıfta bulunarak, çözümün yerini hiçbir
şeyin tutamayacağını söyledi. Akıncı,
dış temaslar gerekçe gösterilerek hükümetin istifa etmemesinin
gerçekçi olmadığını belirtti. Güvensizlik
önergesinin kabul edilip edilemeyeceğinin belli
olmadığını ifade eden Akıncı, bir oyun oldukça
önem atfedildiği bir durum olduğunu söyledi. |
|
HURRIYET 15/07/04
AB, KKTC ile ulaşım hatlarının
açılmasını şimdilik düşünmüyor
15 Temmuz, 2004 14:31:00 (TSİ) CNN TURK
Avrupa Birliği
Komisyonu'nun Enerji ve Ulaştırmadan sorumlu başkan
yardımcısı Loyala de Palacio, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'ne ulaşım hatlarının açılmasının
ileride ele alınacak bir konu olduğunu söyledi.
Ankara'da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşen
Palacio, Avrupa Komisyonu'nun öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
ile ilgili ticaret konusunda karar aldığını, bu kararı
başka adımların da izleyebileceğini belirtti.
Palacio, "ulaşım sorunları ileride ele alınacak bir
konu" diye konuştu.
Görüşmeler sırasında boğazlardan tanker geçişi de ele
alındı.
Boğazlardan
petrol geçişi de gündeme geldi
Dışişleri Bakanı Gül, Avrupa'ya gidecek Ukrayna petrolünün
boğazlardan geçmesinin gündemde olduğuna dikkat çekerek,
boğazlar güzergahının kullanılmaması için komisyondan
destek istedi.
Palacio da, komisyon olarak bu konuda Türkiye'nin endişelerini
paylaştıklarını açıkladı.
Erken seçime hayır
Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik Güçlerin (CTP-BG) ülkedeki hükümet krizine alternatif
olarak gördüğü erken seçim önerisi Cumhuriyet Meclisi Hukuk ve Siyasi
İşler Komitesinin dünkü toplantısında reddedildi.
Öneriye Genel Kurulda olumlu oy veren UBP
ile hükümetin küçük ortağı DP komitede tavır
değiştirince CTP-BGnin erken seçim önerisi oy çokluğuyla
reddedildi. Komitede 4 üyesi bulunan CTP
öneriye Evet oyu kullanırken, 4 üyesi bulunan UBP ile 1 üyesi
bulunan DP ret oyu kullandı.
Toplantı sonrası açıklama
yapan DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, CTPnin kendilerine
danışmadan öneriyi sunduğu için ret oyu
kullandıklarını açıklarken, Seçim ve Halkoylaması
Yasasında erken seçimin belirlenmesi konusunda parlamentoya yetki veren
bir öneriyi Meclis Başkanlığına dün sunduklarını
açıkladı.
Komitenin dünkü görüşmesine komite
üyeleri dışında yoğun katılım oldu.
Toplantının açılışını Başkan Vekili
Mustafa Gökmen yaptı. Gökmen Komite Başkanı Özdil Naminin yurt
dışında bulunması nedeniyle CTP Grubundan görev
değişikliği önerisi geldiğini söyledi. Gökmen, Özdil
Naminin yerine komite başkanlığına Sonay Ademin aday
olduğunu açıkladı. Sonay Ademin adaylığı komite
üyeleri tarafından oybirliğiyle onaylandı.
Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi daha
sonra yeni başkan Sonay Adem başkanlığında
toplantısına basına kapalı olarak başladı. Sonay
Adem toplantı sonucunda basına gerekli açıklamaların
yapılacağını söyledi.
Toplantıya komite üyeleri Mustafa
Gökmen, Turgay Avcı, Gülboy Beydağlı, Mehmet Çağlar,
Nazım Çavuşoğlu, Salih İzbul, Erden Özaşkın ve
Erdoğan Şanlıdağ yanında komite üyesi olmayan şu
milletvekilleri de katıldı.
Fatma Ekenoğlu, Serdar Denktaş,
Halil Sadrazam, Hüseyin Öztoprak, Hüseyin Angolemli, Ahmet Barçın, Ali
Seylani, Tahsin Mertekçi, Doğan Şahali, Hüseyin Özgürgün, Salih
Miroğlu ve Ferdi Sabit Soyer.
Komite üyesi olmayan milletvekilleri
görüşlerini açıklayabilmelerine karşın oy hakları
bulunmuyor.
GÜVENSİZLİK ÖNERGESİ BUGÜN
OYLANACAK
İstifalarla azınlık durumuna
düşen CTP/BG-DP Koalisyon Hükümetinin geleceği bugün belirlenecek.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından
hükümetin aleyhine verilen Güvensizlik Önergesi bugün saat 10.00da özel
gündemle toplanacak olan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda ele alınacak.
Geçtiğimiz Cuma günü yapılan
toplantıda 23 ret oyuna karşılık 24 evet oyuyla UBPnin
verdiği Güvensizlik Önergesinin Meclis Genel Kurulunda görüşülmesi
kabul edilmişti.
Partilerin görüşlerini ortaya
koymasından sonra yapılacak oylamada 26 sayısının
bulunması durumunda hükümet düşmüş olacak.
UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu, partisinin vizyonuna ilişkin önceki gün düzenlediği
basın toplantısında Hükümeti düşüreceğimize
inanmasaydık güvensizlik önergesini vermezdik. Şu anda muhalefet 27,
iktidar 23 durumda. Biz 26yı bulacağımıza inanıyoruz
şeklinde açıklama yapmıştı.
SOYER:
ÖNERİMİZ REDDEDİLMİŞ OLMASINA KARŞIN ERKEN
SEÇİMDE ISRARLIYIZ
CTP-BG
Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, Hukuk ve Siyasi İşler
Komitesinde erken seçim önerilerinin reddedilmiş olmasına
karşın, siyasi çıkmazın aşılması için en iyi
alternatifin erken seçim olduğunu söyledi.
CTP-BGnin verdiği erken seçim önerisi
ile UBPnin verdiği güvensizlik önergesinin bağlı
olduğu görüşünü ortaya koyan
Soyer, erken seçime karşı çıkan, buna karşın
güvensizlik önergesinde ısrar eden UBPyi
memlekette siyasi kaosa
oynamakla suçladı.
Soyer, erken seçim tarihi konusunda DP ile
aralarında bir farklılık bulunduğunu kaydederek, Biz 26 Eylül üzerinde
duruyoruz. Demokrat Parti bunun biraz daha geç olmasını öneriyor.
Demokrat Parti bugün meclise başka bir öneri sundu. DP önerisinde erken
seçimi öngörüyor, tarih konusunu
belirlemeden açık bırakıyor. Biz bugün komitede de bunu söyledik. Önerimiz reddedilmiş
olmasına karşın erken
seçimde ısrarlıyız. DP
önerisinde ivedilik isteyecekse parti olarak biz buna yeniden evet oyu
vereceğiz. Ama özellikle tarihin
Ekim sonu veya Kasım başı olması konusunu da şimdiden
açıklıkla da ifade ediyorum şeklinde konuştu.
Erken seçim konusunun gelecek yıla
sarkmasına kapalı olduklarını açıklayan Soyer,
cumhurbaşkanlığı seçimleriyle milletvekilliği seçimini
iç içe getirmenin siyasi cinayet anlamına geleceğini, çünkü
toplumun 1990da bunun
yarattığı gerginliği fazlasıyla
yaşadığını anımsattı.
SERDAR DENKTAŞ: SEÇİM
TARİHİNİ BELİRLEME KONUSUNDA MECLİSE YETKİ VEREN
ÖNERİ SUNDUK
DP Genel Başkanı Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, önceki gün partilerle yaptıkları görüşmenin
ardından erken seçim tarihini belirleme konusunda meclise yetki veren bir
öneriyi dün Meclis Başkanlığına sunduklarını
açıkladı.
Meclisin erken seçim belirleme yetkisi yok
muydu? Düşüncesi var. Vardı. Ama Meclis erken seçim kararı
aldığı günden itibaren 60 gün sonra erken seçim
yapılırdı. Oysa bizim önerimiz, meclisin bir gün ve tarih
saptayıp buradan 60 gün önceye gelip seçim tarihinin ve sürecinin
başlamasına olanak vermeyi amaçlıyor. Sunduğumuz böyle bir
öneridir diyen Serdar Denktaş, güvensizlik önergesinin
görüşülmesinin bir hafta ertelenmesini talep ettiğini söyledi.
Denktaş, Güvensizlik oylamasına
onay çıkarsa tabiatıyla hükümet düşer. 26 bulunmazsa bizim ortaya koyduğumuz öneri
ışığında önce hükümet 26yı bulacak bir girişimde
bulunur, bulmazsa yoluna devam eder. Kısacası şu; Erken seçimi
bütün partiler kabul etmiştir. Bütün mesele hangi tarihte
yapılacağı konusunda bir mutabakatın
sağlanmasıdır şeklinde konuştu.
DP olarak kendi düşüncelerinin
cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte gelecek yıl
nisan ayında yapılması yönünde olduğunu ifade eden
Denktaş, değilse kasım ayını düşündüklerini, bunu
cumartesine kadar partilerle görüşmeye devam edeceklerini vurguladı.
Ortaya çıkacak sonuca göre
tavırlarını belirleyeceklerini kaydeden Denktaş, 26yı
bulma konusunda bir kere daha girişim yapılmasında fayda
gördüklerine de işaret etti.
AKINCI: GÜVENSİZLİK
ÖNERGESİNİ DESTEKLEYECEĞİZ
BDH Genel Başkanı Mustafa
Akıncı, erken seçim önergesinin Meclis Hukuk ve Siyasi
İşler Komitesinde reddedilmesini değerlendirerek, partisinin
tavrında değişiklik olmadığını, erken
seçimin mümkün görülmediğine göre UBPnin sunduğu hükümete
güvensizlik önergesini destekleyeceklerini açıkladı.
BDH Basın Bürosunun haberine göre
Akıncı, önergenin DP ve UBPnin oylarıyla reddedildiğine
işaret ederek, hükümet ortaklarının erken seçim konusunda samimi
olması halinde, BDHnın bu konuda olumsuz tavır
takınmayarak eylülde seçime destek olacağını açık ve
net şekilde kamuoyuna duyurduğunu anımsattı.
Meclis Genel Kurulu aşamasında da
BDHnın desteğinin devam edeceğini ancak erken seçim konusunun
Meclis Genel Kurulunda onaylanmasının artık mümkün de
görülmediğine işaret eden Mustafa Akıncı, azınlık
hükümetinin topluma dayatılmasına onay vermeyeceklerini ve
güvensizlik önergesini destekleyeceklerini belirtti.
ANGOLEMLİ: EVET DİYEN
PARTİLERİN HÜKÜMET OLUŞTURMASI KAÇINILMAZ HALE GELDİ
TKP
Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, CTP-BGnin erken seçim önerisinin UBP ve DPnin tavır değiştirmesinden dolayı
reddedildiğini söyledi.
Angolemli, bu aşamadan sonra,
referandumda evet diyen partilerin katılımıyla bir koalisyonun
oluşturulmasının kaçınılmaz olduğu görüşünü
yineledi.
Bunun tersi olacak koalisyonlar halkın
ezici çoğunluğunun iradesini yansıtmayacaktır. Bu nedenle
tekrar, 24 Nisanda evet oyu için uğraş veren çözüm ve AB yanlısı partilerin bir araya gelip halkın istencini en iyi
şekilde yerine getirmek için özveride bulunmaları gerekir diyen
Angolemli, TKP olarak böylesi bir koalisyon oluşması için özveride ve
her türlü yardımda bulunmaya hazır olduklarını
açıkladı.
Bu önerilerine daha önce sıcak
bakılmadığını anımsatan Angolemli, CTP ve BDHya bir kez daha çağrıda
bulunarak ilk kez ele geçirilen UBPsiz hükümet fırsatının heba
edilmemesini istedi.
Bu koalisyon kurulmazsa önümüzdeki günlerde
yine de erken seçimin gündeme geleceğine olan inancını dile
getiren Angolemli, Bildiğiniz gibi yarın güvensizlik önergesi
görüşülüp, cumartesi günü oylanacaktır. Angolemli, erken seçim kararını
zaten meclisin aldığını belirterek, DPnin sunduğu
önerinin amacının başka olduğunu, bunu benimsemelerinin
mümkün olmadığını
vurguladı.
Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP)
Milletvekili İzzet İzcan, ortada bir hükümet sorunu olduğunu,
hükümetin 23 sayısıyla devam etmesinin mümkün
olmadığını, tarafların buna yapıcı
katkı koyması gerektiğini belirtti.
İzcan, Çünkü ülkemizde dünya kadar
ekonomik, siyasal ve
demokratikleşme sorunu bulunmaktadır. En önemlisi
Kıbrıs sorununda çok hızlı hareket etmemiz gereken,
Brükselde, Birleşmiş Milletlerde,
dünyanın dört bir yanında Kıbrıs Türk
halkının menfaat ve çıkarlarını koruyacak
çalışma içerisinde olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz dedi.
İzcan, coğunluğu olmayan ve
yasa geçiremeyen bir hükümeti
dış dünyada kimsenin ciddiye alamayacağı
şeklinde görüş belirtti.
Bu nedenle Hukuk ve
Siyasi İşler Komitesinde siyasi liderlere samimi ve yapıcı
olmaları, kamuoyunda şova kaçmamaları yönünde telkinlerde
bulunarak görüşlerini dile getirdiklerini açıklayan İzzet
İzcan, BKPnin bu çerçevede yapıcı davranacağını,
kriz ve kaosun çıkmasını engelleyici, ama hükümet sorununu
ortadan kaldırıcı katkıyı koymaya hazır olduklarını
söylediklerini belirtti.
HALKIN SESI 15/07/04
Ulusal Konseyden 4
alternatif senaryo
Kıbrıs sorununda Aralık ayına kadar inisiyatif
olmayacağı kanaatine sahip olan Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulosun; Rum Ulusal Konseyinin önceki günkü birleşiminde
Kıbrıs sorununa ilişkin analizinde; Rum tarafının
önüne, Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımlara
ilişkin alternatif senaryolar konulmakta olduğunu belirterek, hareket
çerçevesini de belirlediği bildirildi.
FİLELEFTHEROS
Aralıktan Sonra Dört Senaryo başlığıyla
yayımladığı haberinde sözünü ettiği senaryoları
şu başlıklar altında topladı:
1-Genel
Sekreterin, İngilterenin ve ABDnin tezi olan; Annan planının
olduğu şekliyle kabulü
2-Dış
garantiler de sağlanması suretiyle, Genel Sekreterin planı
üzerinde dekoratif iyileştirmeler olması
3-Kıbrıslı
Rumların endişelerinin giderilmesi amacıyla planın bir
noktada, yeniden müzakere edilmesi
4-Planın
gömülmesi..
Gazete, dün toplanan
ve görüşmesini yarın tamamlaması beklenen Rum Ulusal Konseyinin
yaklaşık 3 saat süren dünkü birleşiminde Kıbrıs
sorunundaki son gelişmeler ve Rum hükümetinin niyetleri konusunda
bilgilendirildiğini yazdı ve Papadopulosun; Kıbrıs
sorununda bundan sonra atılacak adımlarla ilgili olarak dolaşan
alternatif senaryoları, hareket çerçevesini de çizerek analiz
ettiğini kaydetti, şunları yazdı:
1-BMnin, ABDnin
ve İngilterenin tezi de olan; Annan planının olduğu
şekliyle kabul edilmesi.
2-Dış
garantiler de sağlanması suretiyle, Annan planı üzerinde
dekoratif iyileştirmeler yapılması. Başkan Papadopulos; ne
kararların ne garantilerin tatmin edici olduğunu, ne de Kuruluş
Anayasasının 7.
başlığı
altındaki kararın yeterli olduğunu söyledi. Papadopulos, ancak
bunun olamayacağına, ABDnin veto kullanacağına işaret
etti.
3-
Kıbrıslı Rumların endişelerinin giderilmesi
amacıyla planın bir noktada, yeniden müzakere edilmesi.
4-Planın
gömülmesi.
Başkan
Papadopulos; yurtdışında; büyük partilerin (AKEL-DİSİ)
Annan planının kabulüne ve olduğu şekliyle yeniden
referanduma götürülmesine ikna edileceğini iddia edenler bulunduğunu
söyledi. Bu noktada AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas; partisinin ikna
edileceğine inanıp inanmadığını sordu. Bu soruya
Papadopulosun yanıtı hayır oldu ve sadece
duyduklarını aktardığı izahında bulundu.
Papadopulos, talep ettiği değişiklikler konusunda
kartlarını açmasının akılsızlık
olacağını belirtti, ancak siyasi parti başkanlarıyla
yüz yüze görüşerek, talep ettikleri değişiklikleri
dinleyeceğini söyledi. Başkan Papadopulos Yeni bir prosedüre
yakın olursak, talep ettiğim değişikliklerle ilgili
bazı işaretler vereceğim dedi. Aralık ayına kadar inisiyatifler
olmayacağı kanaatini dile getiren Papadopulos; ABa Türk
adaylığının ileri götürüldüğünü, bu nedenle
Ankaranın bir prosedüre müdahil olmak istemeyeceğini belirtti.
Referandum
sonucundan dolayı Kıbrıs Cumhuriyetinin bazı AB
ülkelerinden soğukluk gördüğünü itiraf eden Papadopulos; ancak,
yalnızlığa itilme olmadığını belirtti, 4 AB
ülkesini daha ziyaret edeceğini açıkladı, ancak isimlerini
vermekten kaçındığı bu ülkeler için İsimlerini,
gitmeden önce açıklayacağım dedi. Papadopulos; Yunanistanın
güvenlik ve garantiler konusunda hareket etmek için pek çok olanağa sahip
olduğunu da söyledi.
Papadopulos;
Kıbrıslı Türklere destek önlemlerine de değindi.
Lefkoşanın tutumu; Yeşil hat tüzüğünün 4 aylık bir
süre için uygulanması ve devamında; diğer iki tüzüğün ve
Maraş konusunun gözden geçirilmesi gerektiği şeklindedir.
Papadopulos, bu konuyu, Brüksele gerçekleştirdiği son ziyareti
sırasında AB Komiseri Günter Verheugenle görüştüğünü
anlattı.
Kıbrıs
hükümetinin ilan etmesi beklenen önlemler arasında;
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki ticari
alış-verişlerde KDVnin kaldırılması da var. Bu;
belirli hacimdeki alış-veriş için geçerli olacak.
Ulusal Konseyin
dünkü birleşimi sırasında DİSİ Başkanı Nikos
Anastasiadis, EDEK Onursal Başkanı Vasos Lissaridis ve ADİK
Başkanı Dinos Mihailidis de birer konuşma yaptı. Dinos
Mihailidis; 24 Nisan referandumundan
sonra Annan planının gömülmesi gerektiğine ilişkin tutumunu
yazılı olarak sundu. DİSİ Başkanı Nikos
Anastasiadis yabancıların; Rum tarafının Kıbrıs sorununda
istediğinin ne olduğunu bilmeleri gerektiğini söyledi.
Başkan Papadopulos; Rum tarafının tezlerini bilmesi gerekenler,
biliyor yanıtını verdi.
ALİTHİA
Tasostan Kıbrıs Sorununa Mezar Taşı İnisiyatifler
Konusundaki Uluslar Arası İlgisizliğe Karşı Öneri
Olarak Kendi İsteksizliğini Koydu başlığıyla
manşete çektiği haberinde, Rum Ulusal Konseyinin dünkü
birleşiminin; gelecekte, Kıbrıs sorununun çözüm perspektifine
mezar taşının konulduğu gün olarak
nitelendirilebileceği yorumunda bulundu.
Gazete bunun; Rum
Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun dünkü birleşim
sırasında yaptığı analizden, Kıbrıs
sorununda yeni inisiyatif üstlenilmesi konusunda uluslar arasında tam bir
isteksizlik bulunduğunu itiraf etmesinden ve bu hayal
kırıcı saptamaya, ortamı değiştirmek için
inisiyatif üstlenmekteki kendi isteksizliğiyle yanıt vermesinden
ortaya çıktığını yazdı.
Gazete
Kıbrıs Sorunu Mezarlığa Anastasiadis, Aralıka Kadar
Olan Dönemi Değerlendirmeye Çağırdı --AKEL ve
DİSİ Annan Planının Olduğu Şekliyle Yeniden
Gündeme Gelmesinin Söz Konusu Olmadığını Net Şekilde
Ortaya Koydu başlığı altında iç sayfasında devam
ettiği haberinde, Papadopulosun dün yaptığı analizden ve
izlemekte olduğu veya yakın gelecekte izlemek niyetinde olduğu
politikadan; Kıbrıs sorununun ve çözüm perspektiflerinin sadece
buzdolabına kaldırılmamış, mezarlığa
konulmuş göründüğünü belirtti.
Gazeteye göre bu
saptama; Rum Yönetimi Başkanı Papadopulosun,
a)Kıbrıs
sorununda yeni bir inisiyatif başlatılması konusuna kimsenin
ilgisinin olmadığını itiraf etmesinden;
b)AB tarafından
ilgi gösterilmeyeceği
c)Kıbrıs
sorununun çözümsüz kalması konusunda Türkiyenin rahatsız edilmemeyi
başarması ve bu nedenle, elde ettiği iyi karakter belgesini
kaybetme riskini almamak için yeni bir müzakereye müdahil olmayı tercih
etmediği;
d)Muhatabı
olmadığı ve inisiyatif de olmayacağı, bunlar için Rum
Ulusal Konsey üyelerinin Kıbrıs sorununda ne istediklerini kendisine
söylemeleri gerektiği şeklindeki değerlendirmelerinden ortaya çıkıyor.
Gazeteye göre
Papadopulos, Avrupa Konseyinin Kıbrıslı Türklere yönelik önlem
paketi konusunu Verheugenle görüştüğünü Verheugene; Yeşil Hat
konusunda onaylanan tüzüklerin hayata geçirilmesini ve sorun olursa, süreç
içinde giderilmesini önerdiğini; kapalı Maraş bölgesinin Rum
tarafına verilmesini ve Mağusa Limanının ortaklaşa
işletilmesi konusunu Maraşın iadesinden sonra görüşmeyi
teklif etti.
HALKIN SESI 15/07/04
Rumlar nefes aldırmıyor
Talat, Laheydeki Dış İlişkiler Enstitüsü
binasında yaklaşık iki saat süren görüşmede, KKTCnin
dış dünya ile ilişkisinin kopukluğunun getirdiği
sıkıntıları anlattı ve Rumların yürüttüğü
engelleme çabaları için önlem alınmasını istedi.
Başbakan Mehmet Ali Talat, Hollandanın hükümet merkezi Laheydeki
Dış İlişkiler Enstitüsünde gerçekleşen iki saatlik
görüşmede, KKTCnin zor durumda bırakıldığına
dikkat çekti. Rumların yürüttüğü engelleme çabaları için önlem
alınmasını isteyen Başbakan Talat, görüşme
sonrası düzenlediği basın toplantısında, Rum kesimi
ABye üye olduktan sonra yetkili tüm kurumlarda temsil edilmektedir. Mevcut
izolasyonu daha da güçlendirmeye gayret sarf etmektedir diye konuştu.
KKTCnin içinde bulunduğu durumu Hollandalı yetkililere
bildirdiklerini kaydeden Talat, Rumlar nefes aldırmıyor. 259 milyon
euroluk yardım paketinin hayata geçirilmesi için gerekli işlemler
süratle yapılmalıdır. Tercihli ticaret tüzüğü uygulanamaz
durumdadır ve Rum tarafı bu konuda yoğun çaba
harcamaktadır dedi.
YENIDUZEN 14/07/04
Geç seçim
** Erken Seçime Genel Kurulda
olumlu oy veren UBP ile DP komitede tavır değiştirdi, erken
seçimden kaçtı, geç seçime işaret etti. Gözler, bugün Mecliste
görüşülmeye başlanacak olan güvensizlik önergesine çevrildi.
** DP, Seçim ve Halkoylaması
Yasasında erken seçimin belirlenmesi konusunda parlamentoya yetki veren
bir öneriyi Meclis Başkanlığına sundu
** S. Denktaş: Güvensizlik oylamasına onay çıkarsa
tabiatıyla hükümet düşer. 26 Bulunmazsa bizim ortaya koyduğumuz
öneri ışığında önce hükümet 26yı bulacak bir
girişimde bulunur, bulmazsa yoluna devam eder. Kısacası şu;
Erken seçimi bütün partiler kabul etmiştir. Bütün mesele hangi tarihte
yapılacağı konusunda bir mutabakatın
sağlanmasıdır
** Soyer: 24 Nisan sonrasında çıkan nedenlerden ötürü.
Başbakan ve başbakan yardımcısının istifası
büyük bir cinayettir. Çünkü eğer o ilk söylenen günden CTP Birleşik
Güçler - Demokrat Parti Hükümeti istifa etmiş olsaydı, ne Avrupa
Birliğinin bugün gündeme getirdiği tüzük ve yardım paketleri,
ne bunların görüşmeleri, ne İslam Konferansında elde
edilen sonuçlar, ne de uluslararası arenada 24 Nisanın
sonuçları doğrultusunda meydana gelen gelişmeler yaşanabilirdi
YENIDUZEN 14/07/04
Talat:
Rumlar, nefes almamızı bile engellemek istiyor
Rumların,
AB'nin bütün kurumlarında temsil edilmesi nedeniyle Türklere
karşı kötü niyetlerini kullanma fırsatını sürekli
ellerinde tuttuklarını ifade eden Başbakan Talat, "Bu
maalesef üzücü bir durum. Zaten Hollandalılara da sordum, bütün
bunları yapmakla Rumlar ne kazanacaklar, örneğin Kıbrıs'a
uçuşlar olursa Rumlar ne kaybedecek ya da limanlarımıza gemiler
gelirse Rumlar ne kaybedecek? Bunların cevabı yok" dedi
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Hollanda'daki temaslarının ardından
düzenlendiği basın toplantısında Rum yönetimine sert
çıkarak, "Rumlar, nefes almamızı bile engellemek
istiyor" dedi.
Talat,
Rumların, 259 milyon euroluk yardım paketinin hayata geçirilmemesi ve
tercihli ticaret tüzüğünün uygulanamaz hale gelebilmesi için yoğun
çaba harcadıklarını söyledi.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, önceki gün Lahey'de Hollanda'nın AB ile ilişkilerden
sorumlu devlet bakanı Atzo Nikolai ile görüştü.
Talat,
Lahey'deki Dış İlişkiler Enstitüsü binasında
yaklaşık iki saat süren görüşmede, KKTC'nin dış dünya
ile ilişkisinin kopukluğunun getirdiği
sıkıntıları anlattı ve bu konuda Rumların
yürüttüğü yeni engelleme çabaları hakkında bilgi verdi.
Nikolai,
görüşme sonunda Talat'ın verdiği bilgilerden duyduğu
memnuniyeti dile getirerek temasların devam etmesini istedi.
Başbakan
Talat, görüşmeden sonra düzenlediği basın
toplantısında, Rum kesiminin AB'ye üye olduktan sonra AB
kurumlarının bütün birimlerinde temsil edilmesi nedeniyle, mevcut
izolasyonu daha da güçlendirmek için çaba sarf ettiğini Hollandalı
yetkililere anlattığını kaydetti.
"Rumlar
nefes almamızı bile engellemek istiyor" diyen Talat,
Rumların, bu çerçevede 259 milyon euroluk yardım paketinin hayata
geçirilmemesi ve tercihli ticaret tüzüğünün uygulanamaz hale gelebilmesi
için yoğun çaba harcadıklarını dile getirdiğini
söyledi.
Talat,
Hollanda'nın AB dönem başkanı olması nedeniyle bu
görüşmenin zamanlamasının uygun olduğunu belirterek, ortaya
koydukları görüşleri Hollanda tarafının anlayışla
karşıladığını söyledi.
Mehmet Ali
Talat şöyle devam etti:
"Uzun bir
görüşme oldu. Oldukça yararlı olduğunu sanıyorum.
Görüşmeden sonra Hollanda'nın kendi teknik heyetleriyle de
değerlendirmelerde bulunduk. Hem komisyonun paketiyle ilgili, hem de çözüm
önerileriyle ilgili görüşlerimizi ortaya koydum. Kıbrıslı
Türklerin üzerlerine düşen görevi yerine getirdiklerini, izolasyon altında
artık yaşamamaları gerektiğini anlattım. Tamamen
katılıyorlar, dünyanın desteklediği bir çözümü destekleyen
taraf olarak Kıbrıslı Türklerin izolasyon altında
yaşatılmasının haksızlık olduğunu
anlıyorlar ve vurguluyorlar."
Başbakan
Talat, bundan sonra da Hollanda ile temasların devam ettirilmesi
kararı aldıklarını belirtti ve Hollanda tarafının
da Kıbrıs Türk hükümetiyle sürekli ilişki içinde olunması
gereğine inandıklarını dile getirdiklerini kaydetti.
Kuzeyde büro
talebi
Talat,
görüşmelerde dönem başkanı olarak Hollanda'dan AB'nin, Kıbrıs'ın
kuzeyinde de bir büro açılması talebini ilettiklerini söyledi.
Başbakan
Talat, Rumların Mağusa Limanı'nı korsan bir liman gibi
gösterme gayreti içinde olduklarına dikkati çektiğini ve bütün
bunların görülmez birer tecrit olduğunu
vurguladığını söyledi.
"AB'nin
temel kurallarından biri de ticaretin serbest yapılabilmesidir"
diyen Talat, görüşmede Hollanda'nın ortaya konulan taleplere
tepkisinin olumlu olduğu izlenimini aldığını kaydetti.
Rumların,
AB'nin bütün kurumlarında temsil edilmesi nedeniyle Türklere
karşı kötü niyetlerini kullanma fırsatını sürekli
ellerinde tuttuklarını ifade eden Başbakan Talat, "Bu
maalesef üzücü bir durum. Zaten Hollandalılara da sordum, bütün
bunları yapmakla Rumlar ne kazanacaklar, örneğin Kıbrıs'a
uçuşlar olursa Rumlar ne kaybedecek ya da limanlarımıza gemiler
gelirse Rumlar ne kaybedecek? Bunların cevabı yok" şeklinde
konuştu.
Mehmet Ali
Talat, bir soru üzerine de Kıbrıs'ta ufukta bir erken genel seçim
görüldüğünü, ancak kendilerinin tek başına iktidara gelme
şanslarının çok zayıf olduğunu söyledi. Talat,
başka bir soru üzerine, Kıbrıs Türk halkının Ticaret
Tüzüğü ve Yardım Paketi'nin uygulanmasını beklediğini
belirterek, "Uygulamanın en kısa sürede
başlamasını hedefliyorduk, öyle de olacak" dedi.
Başbakan
Talat ve beraberindeki heyet, görüşmeden sonra Türkiye'nin Lahey
Büyükelçiliği'nde verilen yemeğe katıldı.
Başbakan
Talat, beraberindeki Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Okan
Dağlı, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca
Şenyiğit ve Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler
Müdürü Hüseyin Arca ile dün akşam Kıbrıs'a döndü.
KIBRIS 15/07/04
Erken seçim
yattı hükümet sallantıda
CTP'NİN
ÖNERİSİ REDDEDİLDİ, GÖZLER GÜVENSİZLİK
OYLAMASINDA... CTP- BG'nin ülkedeki hükümet krizine alternatif olarak
öngördüğü erken seçim önerisi Cumhuriyet Meclisi Hukuk ve Siyasi
İşler Komitesi'nde reddedildi. Erken seçim ihtimali bu aşamada
ortadan kalkarken, gözler bu kez de UBP'nin, meclis genel kurulunda
görüşülecek güvensizlik önergesine çevrildi
UBP'NİN
ÖNERİSİNE BDH DESTEĞİ... UBP'nin hükümetin
düşürülmesine yönelik güvensizlik önergesine dört milletvekilli BDH da
destek vereceğini açıkladı. BDH Başkanı
Akıncı, azınlık hükümetinin topluma dayatılmasına
daha fazla onay vermeyeceklerini bildirdi. Yeni Parti ve iki
bağımsız milletvekili de UBP'nin önerisine destek verecek. UBP
önerisi 25 milletvekiliyle desteklenirken, kritik isim BKP Genel Sekreteri
İzzet İzcan
DP'DE "5
KASIM" SÖYLENTİLERİ... CTP- BG'nin erken seçim önerisine
komitede ret oyu veren DP, "Erken seçim tarihinin meclis genel kurulunda
belirlenmesi"ne yönelik yasa önerisini meclise sundu. DP'nin önerisine
göre tarih belirlenerek, 60 gün içinde seçime gidilmesi gerekiyor. DP'den
kulislere sızan bilgilere göre düşünülen tarih ise 5 Kasım 2004
Pazar
Hüseyin
EKMEKÇİ
Cumhuriyetçi
Türk Partisi-Birleşik Güçler'in (CTP-BG) ülkedeki hükümet krizine
alternatif olarak öngördüğü erken seçim önerisi Cumhuriyet Meclisi Hukuk
ve Siyasi İşler Komitesi'nin dünkü toplantısında
reddedildi.
Erken seçim
ihtimali bu aşamada ortadan kalkarken, gözler bu kez de Ulusal Birlik
Partisi'nin(UBP) meclis genel kurulunda bugün görüşülecek güvensizlik
önergesine çevrildi. Güvensizlik önergesi ile ilgili görüşmelerin bugün
tamamlanması halinde, cumartesi günü "güvensizlik oylaması"
yapılacak.
18 UBP
milletvekili, CTP- DP hükümetini düşürmek için güvensizlik önergesi
vermişti. UBP'ye BDH ve Yeni Parti (YP) destek vereceğini
açıkladı.
Bağımsız
milletvekilleri Ahmet Kaşif ve Ünal Üstel'in de güvensizlik önergesine
destek vereceği biliniyor. 23 hükümet milletvekili yanında, TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli de UBP'nin önerisini
desteklemeyeceğini açıklamıştı. BKP Genel Sekreteri
İzzet İzcan'ın tavrı bu noktada büyük önem kazandı.
Geçtiğimiz
cuma günü yapılan toplantıda 23 ret oyuna karşılık 24
"evet" oyuyla UBP'nin verdiği Güvensizlik Önergesi'nin Meclis
Genel Kurulu'nda görüşülmesi kabul edilmişti.
Partilerin
görüşlerini ortaya koymasından sonra yapılacak oylamada 26
sayısının bulunması durumunda hükümet düşmüş
olacak.
CTP- BG'nin
erken seçim önerisine komitede ret oyu veren DP, "Erken seçim tarihinin
meclis genel kurulunda belirlenmesi"ne yönelik yasa önerisini de dün
meclise sundu. DP'nin önerisine göre tarih belirlenerek, 60 gün içinde seçime
gidilmesi gerekiyor. DP'den kulislere sızan bilgilere göre düşünülen
tarih ise 5 Kasım 2004 Pazar.
CTP'nin önerisi
reddedildi
Hukuk ve Siyasi
İşler Komitesi'nin "ret" kararı sonrası
açıklama yapan DP Genel Başkanı Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, CTP'nin kendilerine danışmadan öneriyi sunduğu
için ret oyu kullandıklarını açıklarken, Seçim ve
Halkoylaması Yasası'nda erken seçimin belirlenmesi konusunda
parlamentoya yetki veren bir öneriyi Meclis Başkanlığı'na
dün sunduklarını açıkladı.
TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli ise erken seçimin reddedilmesinden sonra
tek alternatifin CTP/BG, BDH ve TKP-BÖİ koalisyonu
kaldığını belirterek bu yöndeki
çağrısını yineledi.
Angolemli,
UBP'nin Güvensizlik Önergesi'ne ret oyu kullanacaklarını da
açıkladı.
CTP-BG Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise yaptığı açıklamada, hükümet
ortaklarının erken seçim önerilerine ret oyu vermelerini
saygıyla karşıladıklarını söyledi. Parti olarak
krizden çıkış yolunu erken seçim olarak görmeye devam
ettiklerini dile getiren Soyer, bu nedenle DP'nin sunduğu öneriyi
destekleyeceklerini belirtti.
Öneriye genel
kurulda olumlu oy veren UBP ile hükümetin küçük ortağı DP, komitede
tavır değiştirince CTP-BG'nin erken seçim önerisi oy
çokluğuyla reddedildi. Komitede 4 üyesi bulunan CTP öneriye
"evet" oyu kullanırken, 4 üyesi bulunan UBP ile 1 üyesi bulunan
DP ret oyu kullandı.
Eroğlu
hükümetin düşeceğine inanıyor
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, partisinin vizyonuna ilişkin
önceki gün düzenlediği basın toplantısında "Hükümeti
düşüreceğimize inanmasaydık Güvensizlik Önergesi'ni vermezdik.
Şu anda muhalefet 27, iktidar 23 durumda. Biz 26'yı
bulacağımıza inanıyoruz" şeklinde açıklama
yapmıştı.
Mecliste CTP
18, UBP 18, DP 5, BDH 4, TKP 1, BKP 1, YP 1 ve bağımsızlar 2
sandalyeye sahip.
UBP önerisine
ilk destek BDH'dan
Ulusal Birlik
Partisi tarafından sunulan güvensizlik önergesine ilk destek
Barış ve Demokrasi Hareketi'nden geldi.
BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı, UBP'nin sunduğu öneriyi
desteklediklerini açıkladı. Akıncı dün BDH Basın
Bürosu aracılığı ile yaptığı
açıklamada, hükümetin istifasını istedi. Akıncı, aksi
takdirde UBP'nin önerisine destek vereceklerini belirtti.
Akıncı'nın
açıklaması şöyle:
"Hükümet
ortakları erken seçim konusunda samimi ise BDH erken seçimi destekleyecek.
Milletvekilimiz Halil Sadrazam komitede erken seçime destek vereceğimizi
aktardı. Meclis genel kurulu aşamasında da erken seçime
desteğimiz devam edecek.
Erken seçim
önerisi meclise gelmezse, azınlık hükümetinin topluma
dayatılmasına onay vermeyeceğiz. İstifa edilmemesi halinde
güvensizlik önergesini destekleyeceğiz."
Gözler BKP'de
18 milletvekili
bulunan UBP'ye güvensizlik önergesinde, dört BDH milletvekili, bir Yeni Parti
milletvekili ve iki de bağımsız vekil destek veriyor.
26
milletvekilinin güvensizlik oyuyla hükümet düşürülebilir. Bu noktada,
Birleşik Kıbrıs Partisi milletvekili İzzet
İzcan'ın tavrı kilit konumda. Zira 23 hükümet milletvekili
yanında, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de UBP'nin
önerisine destek vermeyeceklerini açıklamıştı.
En kritik oyu
kullanacak İzzet İzcan, kişisel kararını, "UBP
ile işbirliği yaparak hükümet düşürmeye karşıyım.
CTP'yi götürüp, UBP'yi getirecek değilim" diyerek açıkladı.
İzcan, şahsi görüşüne rağmen, Parti Meclisi'nin
alacağı karara uyacağını kaydetti.
İzcan,
KIBRIS'a yaptığı özel açıklamada ise şunları
söyledi:
"Kriz ve
kaos peşinde olmayacağız. Parlamentoda bir hükümet sorunu
vardır. Bu sorunun aşılması için ister içinde, ister
dışında kaosa gidilmemesine yardımcı olmaya devam
edeceğiz. Süratle varolan hükümet krizi aşılmalıdır.
Yeterli çaba ortaya konmadı. Partilerin birbirlerini erken seçim veya
güvensizlikle tehdit etmesini de onaylamıyoruz. Biz sorunun çözümünü
istiyoruz. Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Türk toplumu büyük
sıkıntı yaşıyor. Sorunların
aşılması yönünde BKP üzerine düşeni yapacaktır.
Hükümet sorunu aşılmazsa, halka gitmek en doğru yoldur."
25- 25 ihtimali
yüksek
UBP'nin
sunduğu güvensizlik önergesinin ardından gözler yapılacak
oylamaya çevrildi. Görüşmelerin bugün tamamlanması halinde, 24 saat
sonra, yani 17 Temmuz Cumartesi günü güvensizlik oylaması yapılacak.
UBP'nin
güvensizlik önergesi kabul görürse, "UBP"li bir hükümet modeli
ağırlık kazanacak. Buna karşın, BKP'nin güvensizlik
oyu vermemesi durumunda, 25'e 25 bir eşitlik ortaya çıkacak. Böyle
bir durumda ise Anayasa gereği, üç ay zarfında hükümetin
düşürülmesi için yeni bir önerge verilemeyecek.
DP ne yapmak
istiyor?
Hükümet
ortağı CTP- BG'nin erken seçim önerisine genel kurulda destek verip,
komitede verdiği desteği çeken DP, bu kez kendisi meclise erken seçim
önergesi sundu. Kulislerden sızan bilgiler, DP'nin erken seçim tarihi
olarak 5 Kasım 2004 Pazar gününü hedeflediği yönünde.
DP'nin dün
izlediği tavır ise, "Hem azınlık hükümetinde
kalalım, hem de seçim olmasın" şeklinde
algılandı.
Komitede
CTP'nin önerisine ret oyu veren DP, daha sonra Meclis
Başkanlığı'na "Seçim ve Halkoylaması
Yasası'nda değişiklik yapılması önerisi sundu. DP,
seçim tarihinin meclis genel kurulu tarafından saptanması ve
altmış gün içerisinde seçime gidilmesini öngörüyor.
DP'nin
önerisinde herhangi bir tarih bulunmazken, CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit
Soyer bu kararı destekleyeceklerini açıkladı.
DP'nin önerisi
haftaya görüşülecek
Demokrat
Parti'nin yapmış olduğu Seçimlerin Yenilenmesi Yasa Önerisi, 19
Temmuz Pazartesi günü yapılacak toplantıda görüşülebilir. DP'nin
yasa önerisine ivedilik isteminin pazartesi günü yapılacak toplantıda
onaylanması bekleniyor.
DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş, "Bize danışmadan erken
seçim önerisi verdiler" diyerek ortağını eleştirdi.
DP'nin ivedilik isteminin CTP, BDH, TKP ve BKP oyları ile geçmesi
muhtemel.
CTP'nin önerisi
reddedildi
Toplantı
sonrası açıklama yapan DP Genel Başkanı Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, CTP'nin kendilerine danışmadan öneriyi sunduğu
için ret oyu kullandıklarını açıklarken, Seçim ve
Halkoylaması Yasası'nda erken seçimin belirlenmesi konusunda
parlamentoya yetki veren bir öneriyi Meclis Başkanlığı'na
dün sunduklarını açıkladı.
TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli ise erken seçimin reddedilmesinden sonra
tek alternatifin CTP/BG, BDH ve TKP-BÖİ koalisyonu kaldığını
belirterek bu yöndeki çağrısını yineledi.
Angolemli,
UBP'nin Güvensizlik Önergesi'ne ret oyu kullanacaklarını da
açıkladı.
CTP-BG Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise yaptığı açıklamada, hükümet
ortaklarının erken seçim önerilerine ret oyu vermelerini saygıyla
karşıladıklarını söyledi. Parti olarak krizden
çıkış yolunu erken seçim olarak görmeye devam ettiklerini dile
getiren Soyer, bu nedenle DP'nin sunduğu öneriyi destekleyeceklerini
belirtti.
Toplantı
sonrası son açıklamayı yapan Birleşik Kıbrıs Partisi
Genel Sekreteri İzzet İzcan ise mecliste grubu bulunan partilerin
önerilerinde samimi olmadıklarını söyledi.
Mecliste bugün
da Güvensizlik Önergesi'nin ele alınacağını anımsatan
İzcan, kilit durumda görünen parti olarak konuyla ilgili
tutumlarının dün akşam yapılacak Parti Meclisi'nde
belirleneceğini açıkladı.
CTP-BG'nin
Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde reddedilen erken seçim önerisiyle
ilgili raporu meclisin önümüzdeki pazartesi yapılacak
toplantısında genel kurulun bilgisine sunulacak.
KIBRIS 15/07/04
|
Maraş'a karşı Gazimagusa limanı |
|
|
Kıbrıs Rum yönetimi, güven artırıcı önlemler paketi kapsamında Maraş'ın iskana açılması karşılığında, Gazimagusa limanının uluslararası ticarete açılmasını teklif etti. Güney
Kıbrıs Rum yönetimi, daha önce Avrupa Birliği ve
Birleşmiş Milletler'e sunduğu, askeri alanda gerilimin
azaltılması ve Kıbrıs Türklerine yönelik güven
artırıcı önerilerini açıkladı. Öneriler
arasında, 1974'ten beri iskana kapalı olan Maraş'ın BM
denetiminde açılması ve uluslararası ticarete kapalı olan
Gazimağusa limanının iki tarafın kullanımına
sunulması yer alıyor. Rumlar,
Gazimağusa limanının, 1974'teki Rum belediye başkanı
ile Türk belediye başkanının ortak denetimine verilmesini
istiyor. Ara bölgedeki
mayın tarlalarının temizlenmesi ve KKTC ile Rum kesimi
arasında yeni sınır kapılarının
açılması da öneriler arasında bulunuyor. Rum yönetimi, 11 yeni
sınır kapısı açılmasını istiyor. Askeri
öneriler arasında, Yeşil Hat yakınındaki Türk ve Rum
askeri birliklerinin tatbikatlarına süresiz son verilmesi, askeri
birliklerin Yeşil Hat üzerinden uzaklaşması isteniyor. Larnaka
ile Gazimağusa limanının doğrudan ticarete
açılmasında, Türk işçilerin istihdam edilmesi ve Türk
yetkililerinin de bulunması öneriler arasında yer alıyor. Kıbrıs
Rum yönetiminin bu girişimi, 24 Nisan referandumunda Annan planına
yüzde 76 oranında hayır dediği için, dünya kamuoyunda
aleyhinde oluşan olumsuz havayı yumuşatmaya yönelik bir
manevra olarak niteleniyor. Güney
Kıbrıs Rum yönetimi, Gazimağusa Limanı'nın iki
tarafın ortak kullanımıyla uluslararası ticarete
açılması karşılığında Maraş'ın
Rumlara verilmesini istiyor. Kıbrıs
Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum yönetimin, daha önce Avrupa
Birliği ve Birleşmiş Milletlere sunduğu, askeri alanda
gerilimin azaltılması ve Kıbrıs Türklerine yönelik güven
artırıcı önerilerini açıklarken yaptığı
konuşmada, AB Komisyonu'na, Maraş'ın Rumlara açılmasını
önerdiklerini söyledi. Hrisostomidis,
bu önerinin kabul edilmesinin, Gazimağusa Limanı'nın AB
Komisyonu denetiminde uluslararası ticarete açılmasına olanak
sağlayacağını kaydetti. Hrisostomidis,
Rum yönetiminin, AB'nin Türkiye ile tam üyelik görüşmelerine
başlama konusunda karar vereceği aralık ayında, Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te adaya müdahalesi
sırasında kaybolduğu iddia edilen 2000'in üzerindeki
kayıp Rumun akıbetine açıklık getirmesi
şartını öne süreceğini de bildirdi. Askeri alanda
alınan güven artırıcı önerilerin bir bölümünün BM'ye iletildiğini
ifade eden Rum sözcü, AB Komisyonu'nun ise önerilerin tümü konusunda
ayrıntılı bir şekilde bilgilendirildiğini kaydetti. RUMLAR
MAYINLARI TEMİZLEMEYE BAŞLADI Ara bölgenin
kara mayınlarından temizlenmesine Rum tarafının tek
yanlı olarak başladığını belirten
Hrisostomidis, Rum Milli Muhafız Ordusu'na bağlı mayın
tarlalarının temizlenmesine de
başlandığını anlattı. Lefkoşa
Surlariçi, Derinya ve Akyar'da (Strovilya) askeri birliklerin
sınırdan karşılıklı çekilmesi, askeri
tatbikatların sınırlardan iki kilometre uzakta
yapılması ve birliklerin araç-gereç, personel ve silah
bakımından kısıtlanması da askeri öneriler
arasında yer alıyor. (Hürriyetim)
|
|
HURRIYET 16/07/04
|
Güvensizlik oylaması yarın |
|
|
KKTC'de 14 Aralık 2003 genel seçimlerinden sonra yoğun istişareler sonucu 13 Ocak 2004'te kurulan ve 24 Nisan referandumunun ardından istifalarla azınlık durumuna düşen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti için yarın mecliste güvensizlik oylaması yapılacak. Anamuhalefet Ulusal
Birlik Partisi'nin (UBP) hükümetin aleyhine verdiği ve dün Meclis Genel
Kurulu'nda görüşülen güvensizlik önergesi yarın özel gündemle saat
10.00'da toplanacak Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda oylanacak. Oylamada 26
milletvekili önergeye destek verirse hükümet düşmüş olacak ve bu
durumda, hükümetin istifası Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a
sunulacak. UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, önergeyle ilgili olarak, Hükümeti
düşüreceğimize inanmasaydık güvensizlik önergesini vermezdik.
Şu anda muhalefet 27, iktidar 23 durumda. Biz 26'yı
bulacağımıza inanıyoruz dedi. Ancak dünkü
meclis oturumunun ardından tablo 25-25 gözüküyor. Mecliste CTP
18, UBP 18, DP 5, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 4, Toplumcu
Kurtuluş Partisi (TKP) 1, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP)
1, Yeni Parti (YP) 1 ve bağımsızlar 2 sandalyeye sahip. Güvensizlik
önergesine UBP ile birlikte BDH, YP ve 2 bağımsız milletvekili
destek veriyor ve toplam sayı 25'i buluyor. CTP-DP
koalisyon hükümetine destek verenlerin sayısı 23. TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli, hükümetin düşürülmesine destek
vermeyeceğini belirterek, öneriye karşı
çıkacağını açıkladı. Oyu kilit rolü
oynayan ve muhalefete mi koalisyona mı destek vereceği net olarak
açıklanmayan BKP Genel Başkanı İzzet İzcan ise dünkü
meclis konuşmasında, amaçlarının çözüm ve AB vizyonuna
katkı olduğunu ifade ederek, Yarın ne olacağı
bilinmeyen bir yönde adım atmam. Yerine ne koyacağını
bilmediğim bir sürece taraf olmam, alet olmam dedi. ERKEN
SEÇİM KAÇINILMAZ Baştan
beri erken seçimde ısrarlı olan Başbakan Mehmet Ali Talat ise
bugünkü meclisten bir hükümet çıkmayacağını ifade ederek,
erken seçimden başka alternatif olmadığını
söylüyor. Erken seçim
dışında alternatif olmadığını kaydeden
Talat, güvensizlik önergesi kabul edilsin veya edilmesin mutlaka erken
seçime gideceklerini dile getiriyor. Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da
mecliste 26 çoğunluğunu bulacak hükümet kurmanın zor
olduğunu ifade ederek, hükümetin yarın güvensizlik oylamasında
düşürülmemesi halinde, hükümet ortakları olarak Kasım
ayında erken seçime gidilmesi yönünde mutabakata
vardıklarını açıkladı. CTP-DP
koalisyon hükümeti, 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde kritik bir sayı
olan 26 çoğunlukla kuruldu ve 26 Nisan'da DP'den 2 milletvekilinin
istifası ile azınlık durumuna düştü. Hükümetin meclisteki
sandalye sayısı, 17 Mayıs'ta CTP'den bir milletvekilinin
istifası ile de 23'e indi. Hükümetin
sayısal çoğunluğunu artırmak için üçlü koalisyon
kurulması yönünde BDH ile yapılan görüşmelerden sonuç
alınamadı. 14 Aralık
milletvekilliği seçimlerinin ardından, 24 Nisan'da Annan planı
konusunda referandumda oy kullanan Kıbrıs Türk halkına
yakın zamanda yine seçim sandığının yolu gözüküyor. (aa) |
|
|
|
HURRIYET 16/07/04
|
Talat: Mutlaka erken seçime gideceğiz |
|
|
KKTC Başbakanı Talat, bugünkü meclisten bir hükümet çıkmayacağını belirterek erken seçimden başka alternatif yok dedi. DP lideri Serdar Denktaş ise Kasım'da erken seçim konusunda mutabakata vardıklarını açıkladı. Başbakan
Talat, Bakanlar Kurulu toplantısına girerken yaptığı
açıklamada, erken seçim dışında bir seçenek
olmadığını, bugünkü meclisten bir hükümet
çıkmayacağını belirterek, güvensizlik önergesi
kabul edilsin veya edilmesin mutlaka erken seçime gideceklerini söyledi. Erken seçimi
zorlayacaklarını, başka alternatif görünmediğini belirten
Talat, erken seçim önerilerinin reddedildiği ve bundan sonra ne
olacağı sorusuna karşılık, Olabilir, tekrar
canlanır, başka şekilde bazı değişikliklerle
canlanır ama görünen o ki erken seçim haricinde seçenek yoktur. Erken
seçimin bir yolunu mutlaka bulacağız dedi. SERDAR
DENKTAŞ: KASIM AYINDA SEÇİM KONUSUNDA MUTABAKATA VARDIK KKTC
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar
Denktaş, hükümette 26 çoğunluğunu bulacak bir yapı
oluşturamamaları ve yarın güvensizlik önergesinin meclisten
geçmemesi halinde Kasım ayında erken seçim için ortaklarıyla
mutabakata vardıklarını bildirdi. Serdar
Denktaş, dün akşam Bakanlar Kurulu toplantısından sonra
yaptığı açıklamada, DP olarak, bu konuyu diğer
partilerle de görüşeceklerini kaydetti. Diğer
partilerin olurunu alma niyetinde olduklarını ifade eden Serdar
Denktaş, bugün partilerin erken seçim niyeti
olmadığını gördüklerini belirtti. Hükümetin 26
çoğunluğu bulamazsa yapacak başka bir şeyi
olmadığını dile getiren Denktaş, bugünkü mecliste
başka hükümet kurmanın kolay olmadığını ifade
etti. Böyle bir
dönemde erken seçime gitmenin lüks olduğunu ifade eden Denktaş,
ancak demokrasinin kendilerini oraya götürdüğünü, çünkü 26'yı
bulamadan hükümete devam etmenin veya başka bir hükümet kurmanın
zor olduğunu söyledi. |
|
HURRIYET 16/07/04
AB
Ercan için yeşil ışık yakıyor
16/07/2004
RADIKAL
RADİKAL - ANKARA - Avrupa Komisyonu'nun
Kuzey Kıbrıs'a yönelik serbet ticaret ve mali yardım paketini kabul
etmesinin ardından, Ercan Havaalanı'na doğrudan uçak
seferlerinin başlatılması çalışmalarını
hızlandırdığı öğrenildi. Komisyonun enerji ve
ulaşım konularından sorumlu Başkan
Yardımcısı Loyola de Palacio, dün Ankara'daki temaslarında,
"Temel hedef birleşik Kıbrıs. Ancak Kuzey
Kıbrıs'la doğrudan uçuşlar, ticari
bağımızı güçlendirme çalışmalarının
parçası olacak" mesajı verdi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım, Enerji Bakanı Hilmi Güler ve
Enerji Piyasası Düzenleme-Denetleme Kurulu Başkanı Yusuf
Günay'la görüşen Palacio, komisyonun AB ülkelerinden Ercan
Havaalanı'na doğrudan uçuş başlatma
çalışmalarını
hızlandırdığını, konuyla ilgili Uluslararası
Havacılık Örgütü'yle de işbirliğine gidildiğini
aktardı.
Gül ise, 20 Temmuz'da KKTC'de Barış Harekâtı'nın 30.
yıldönümü törenlerine katılacak.
|
Rumlardan
KKTCye yeni teklif |
|
|
|
Güney Kıbrıs
Rum Yönetimi, güven artırıcı önlemler paketinde
Maraşın kendilerine verilmesi durumunda , halen uluslararası
ticarete kapalı olan Gazimağusa Limanının iki
tarafın kullanımına açılması önerisinde bulundu. |
|
|
|
Lefkoşa |
|
|
|
16 Temmuz 2004 Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin,
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliğine sunduğu güven
arttırıcı önlemler paketinin içeriği belli oldu. |
Kıbrıs Rum Kesimi,
Maraşın kendilerine verilmesi durumunda, uluslararası ticarete
kapalı olan Gazimağusa Limanının iki tarafın
kullanımına açılmasını önerdi.
Birleşmiş Milletler
kararları uyarınca, KKTC sınırları içinde bulunan
Gazimağusa Limanı yasadışı liman kabul ediliyordu.
Rum Kesiminin bu konudaki şerhini geri çekmesi ve BMnin de söz konusu
kararını geri alması halinde, limanı Türk ve Rum
tarafının gözetiminde, uluslararası seferlere açılabilecek.
Güven artıcı önlemler paketini
açıklayan Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Gazimağusa
Limanının açılmasıyla iki tarafın ticari
ilişkilerinin artacağı ve düzenli ekonomik ilişki
kurulabileceğini söyledi.
Güven artıcı önlemler paketinde yeni
sınır kapılarının açılması ve mayın
tarlalarının temizlenmesi de yer alıyor.
|
KKTCden
Rumların önerisine ret |
|
||
|
|
|
||
|
KKTC, Rum yönetiminin
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliğine sunduğu güven
artırıcı önlemler paketini reddetti. |
|
||
|
|
|
||
|
NTV |
|
||
|
16 Temmuz 2004 Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum
Yönetiminin önerilerini, hedef saptırma çabası olarak niteledi. |
|
|
Talat, Rumların
referandumda hayır dedikten sonra düştükleri zor durumdan
çıkmaya çalıştıklarını belirtti. Mehmet Ali
Talat, askeri konular gündemde olmadığı halde Rum
tarafının bunu yeniden ortaya attığını ve
spekülasyon yaratmaya çalıştığını söyledi.
ÖNERİ PERVASIZ VE KOMİK
Talat, Rumların Maraşın kendilerine
verilmesi durumunda, Gazimağusa limanının iki tarafın
kullanımına açılması önerisini de, aşırı
pervasız ve komik olarak değerlendirdi.
Talat, bu öneriyle Annan
Planını reddeden Rumların hem Maraşı satın
alacağını hem de Gazimağusa limanının
yarısına ortak olacağına dikkat çekerek, bunun kabul
edilemez olduğunu söyledi.
Mehmet Ali Talat, böyle parça parça önerilerle bir yere
varılamayacağını ve bütünlüklü çözümden yana
olduklarını ifade etti. Talat, pakette öngörüldüğü gibi
kapıların açılmasına karşı
çıkmadıklarını ve Güzelyurt bölgesindeki Bostancı
sınır kapısının açılması için
çalışmalar başlattıklarını belirtti.
DUYDUĞUMDA ÜZÜLDÜM
Mehmet Ali Talat, Annan Planı çerçevesinde
çözüm olması halinde, Rumların zaten Maraşı
alacağını fakat Gazimağusa limanının Türk
tarafında kalacağını hatırlattı. Talat,
Rumların güven artıcı paketini duyduğunda üzüldüğünü,
bu paketin Rumlarla çözüm sağlamanın zorluğunu ortaya
koyduğunu da söyledi.
'Türk ve Rum askerleri Yeşil Hat'tan çekilsin'
16 Temmuz, 2004 01:09:00 (TSİ) CNN TURK
Ömer Bilge / CNN TÜRK
Kıbrıs Rum Kesimi, Birleşmiş Milletler
ile Avrupa Birliği'ne sunduğu güven arttırıcı önlemler
paketinde Ada'yı ikiye ayıran Yeşil Hat'tan Türk ve Rum
askerlerinin çekilmesini istedi.
Pakette, Magosa Limanı'nın uluslararaası ticarete
açılmasına karşılık Maraş'ta Rum yerleşimine
izin verilmesi talebi de var.
Güney Kıbrıs'ın öneriler paketindeki en dikkat çekici madde,
Türk ve Rum tarafını ayıran Yeşil Hat
yakınlarındaki askeri tatbikatların durdurulması ve
bölgedeki askeri personel ve mayınların kaldırılması.
Paket, Türk tarafına iyi niyet gösterisi niteliği taşıyor.
Maraş'ın
yerleşime açılması
Paketin öne çıkan maddeleri arasında Magosa limanının ortak
uluslararası ticarete açılması ve buna karşılık
Maraş'ın yerleşime açılması da var. Limanlarda, Türk
işçilerin çalıştırılması da kabul ediliyor.
Rum tarafından bir yetkili, başkanlık
danışmanları ve bir komutan bugün saat 11.00'de paketin
ayrıntılarını açıkladı.
Paketin ayrıntıları şöyle:
·
Rum ve Türk ordusu Yeşil Hat boyunca tatbikatlar yapmasın
·
KKTC ve Rum yönetimi arasında daha fazla sınır
kapısı açılsın
·
Yeşil Hat çevresindeki mayınlar temizlensin
·
KKTC, AB ile doğrudan ticareti Rum limanlarından yapsın
·
Magosa limanı, Rum ve Türk ortak denetiminde açılsın
·
Kapalı Maraş bölgesi, Rum yerleşimine açılsın
·
İki toplumlu etkinliklere daha fazla kaynak ayrılsın
· Rum
tarafından Larnaka ve Magosa limanlarından, KKTC'nin
yapacağı ihracatta Türk işçiler çalışsın.
Diplomatik
kaynakların öngörüleri
Diplomatik kaynaklara göre, pakette, Türk ve Rum tarafını ayıran
Yeşil Hat yakınlarındaki askeri tatbikatların
durdurulması ve bölgedeki askeri personel ve mayınların
kaldırılması öngörülüyordu.
Pakette değinilecek diğer bir konununsa Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti ürünlerinin Avrupa'ya ihracı olması bekleniyordu.
Rum yönetimi, Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türk tarafıyla
doğrudan ticaret başlatmasından çekiniyordu.
Talat: Rumların, güven artırıcı paketi
kandırmaca
16 Temmuz, 2004 17:04:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC
Başbakan Mehmet Ali Talat, Rumların açıkladığı
güven artırıcı önlemler paketinin bir kandırmaca
olduğunu söyledi.
Manşet programında Mehmet Ali Birand'ın sorularını
yanıtlayan Talat, "Rumlar büyük bir günah işlediler.
Dünyayı aldatarak Annan Planı'nı reddettiler. Gündem
değiştirmek için oyun oynuyorlar. Önerileri kandırmaca ve
arsızca. Yavuz hırsız gibi ev sahibini bastırmak
istiyorlar" dedi.
Kıbrıs
harekatında kaybolan Rumlar konusu AB'ye taşınacak
Güney Kıbrıs hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Avrupa
Birliği zirvesinde Türkiye'nin önüne Kıbrıs harekatında
kaybolan Rumlar konusunu getireceklerini söyledi.
Rum sözcü, 1974 yılındaki harekatta kaybolan Rum
vatandaşları konusunu Avrupa Birliği zirvesine
taşıyacaklarını belirtti.
Sözcü, "zirvede, Ankara'dan konuya açıklık getirmesini
bekleyeceğiz" diye konuştu.
Zirvede, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yle tam üyelik müzakerelerine
başlaması konusunda karar verilecek.
Rum yönetiminin KKTC'ye yönelik güven arttırıcı önlemleri bugün
açıklanmıştı.
KKTCyi
tanımaktan vazgeçmeyiz
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, İngilterenin
Türkiyeye, KKTCyi tanımaktan vazgeçmesi
karşılığında ABnin aralıkta müzakere tarihi
vermeyi teklif ettiği yönündeki haberlere ilişkin bir soru üzerine
de bunların ne aslı ne doğruluğu olduğunu, durumu
hayretle karşıladığını kaydetti.
Gül,
şöyle konuştu:
Hayret
ediyoruz nasıl yazılıyor, nasıl bunlar oluyor. Diplomasi
muhabirleri nasıl bunlara önem veriyor. Bunlara lütfen siz diplomasi
muhabirleri daha dikkatli bakın. Bunların ne aslı ne
doğruluğu vardır.
Dışişleri
Bakanlığından ayrılışında gazetecilerin
sorularını yanıtlayan Gül, herkesin arzusunun bölgede
kalıcı barışın bir an önce sağlanması
olduğunu kaydederek, bu yönde Türkiyenin yapabilecekleri olduğuna
inandıklarını söyledi.
Gül,
İsrail Başbakanının Kıdemli
Yardımcısı, Sanayi, Ticaret, Çalışma ve
İletişim Bakanı Ehud Olmert ile görüşmesine ilişkin
sorular üzerine, kendisinin KEK toplantıları vesilesiyle Ankaraya
geldiğine dikkat çekerek, ziyareti sırasında siyasi ilişkileri
de gözden geçirme fırsatı bulduklarını kaydetti.
Barış
süreciyle ilgili konularda Türkiyenin görüşlerini açıkça
söylediklerini, bu konuların tüm bölgeyi ilgilendirdiğini anlatan
Gül, Türkiye olarak barışa gerçekten katkıda bulunmak
istiyoruz, Suriyenin, Lübnanın bu işe girmesinde fayda görüyoruz
dedi.
Olmert
ile konuya ilişkin tüm düşüncelerini gayet dürüstçe
paylaştığını ifade eden Gül, Hepimizin arzusu
kalıcı barışın bir an önce sağlanması. Bu
yönde Türkiye olarak yapabileceklerimiz olacağına inanıyoruz.
Türkiye barış sürecine katkıda bulunacak ender ülkelerden
birisidir diye konuştu.
Gül,
bir soru üzerine, İsraili ziyaret etme planının şu anda
söz konusu olmadığını da söyledi.
Bakan
Gül, Suriye Başbakanı Muhammet Naci Otri ile Olmertin ziyaretlerinin
birer gün arayla olmasına ilişkin bir soru üzerine de bunun tamamen
tesadüf olduğunu belirtti.
HERKES
TÜRKİYEYE GÜVENİYOR
Gül,
Türkiyenin barış sürecine katkı yapabilmesi için şüphesiz
ki her tarafla ilişkilerinin olması gerektiğini kaydederek,
Suriye ile çok iyi ilişkilerinin olduğunu belirtti.
Bu
ilişkilerin geliştirilmesinden büyük fayda umduklarını
söyleyen Gül, bunun her iki ülkenin de çıkarına olduğunu ifade
etti.
Bu ilişkilerin barış süreci
çerçevesinde değerlendirilmesi halinde çok memnun olacaklarını
kaydeden Gül, bir soru üzerine, herkesin Türkiyeye güveninin olduğunu,
bunun Türkiye için önem taşıdığını söyledi.
HALKIN SESI 16/07/2004
Magosa'ya
karşılık Maraş
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, güven artırıcı
önlemler paketinde Maraşın kendilerine verilmesi durumunda , halen
uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa
Limanının iki tarafın kullanımına açılması
önerisinde bulundu. Kıbrıs Rum Kesimi, Maraşın kendilerine
verilmesi durumunda, Birleşmiş Milletler kararlarınca
uluslararası ticarete kapalı olan Gazimağusa
Limanının iki tarafın kullanımına
açılmasını önerdi. Güven artıcı önlemler paketini
açıklayan Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Gazimağusa
Limanının açılmasıyla iki tarafın ticari ilişkilerinin
artacağı ve düzenli ekonomik ilişki kurulabileceğini
söyledi.
Güven artıcı önlemler paketinde yeni sınır
kapılarının açılması ve mayın
tarlalarının temizlenmesi de yer alıyor.
YENIDUZEN 16/07/04
Rumların
önerisine ret
KKTC, Rum yönetiminin Birleşmiş Milletler ve Avrupa
Birliğine sunduğu güven artırıcı önlemler paketini
reddetti.
Talat, Rumların referandumda hayır dedikten sonra
düştükleri zor durumdan çıkmaya
çalıştıklarını belirtti. Mehmet Ali Talat, askeri
konular gündemde olmadığı halde Rum tarafının bunu
yeniden ortaya attığını ve spekülasyon yaratmaya
çalıştığını söyledi.
ÖNERİ
PERVASIZ VE KOMİK
Talat, Rumların Maraşın
kendilerine verilmesi durumunda, Gazimağusa limanının iki
tarafın kullanımına açılması önerisini de,
aşırı pervasız ve komik olarak değerlendirdi.
YENIDUZEN 16/07/04
Limanlarımız
ihracata hazır
Anıl
IŞIK
Avrupa
Birliği (AB) Komisyonu'nun, Kıbrıslı Türklere uygulanan
izolasyonun sona erdirilmesini hedefleyen kapsamlı yardım ve ticari
önlemler paketini onaylamasıyla kuzeyde üretilen malların buradaki
limanlardan AB ülkelerine doğrudan ihracatı gündeme geldi.
KIBRIS,
adanın kuzeyi ile Avrupa ülkeleri arasındaki doğrudan ticaretin
buradaki limanlardan yapılmasına kapı açan öneri paketinin
uygulamaya konulması halinde, limanlarımızın ihracat
yapılmasına olanak tanıyıp
tanımadığını ve bunun için yeterli altyapıya
sahip olup olmadığını araştırdı.
Konuyla ilgili
görüşlerini aldığımız Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Şener
Çağnan, limanlarımızdan, Avrupa ülkelerine doğrudan
ihracatın gerçekleşmesini engelleyecek bir durumun söz konusu olmadığını,
sadece güvenlik konusunda birtakım sıkıntılar
bulunduğunu, bunların da en kısa sürede giderilmesi için
çalışma başlattıklarını söyledi.
Limanlar
Dairesi Müdürü Enver Yetkili de, Avrupa Birliği Komisyonu'nun
onayladığı Kıbrıslı Türklere yönelik yardım
ve ticari önlemler paketinin hayata geçirilmesinin söz konusu olması
halinde limanların ihracata hazır olduğunu belirtti.
Yetkili,
"Limanlarımızı hem yasal düzenlemeler, hem de altyapı
açısından AB'ye uyumlu hale getirmek için çalışmaları
hızlı bir şekilde yürütüyoruz, çünkü esas hedef çözümün
sağlanmasıyla AB'de bir bütün olarak yer almaktır" diye
konuştu.
Çağnan:
Sorun güvenlik
Bayındırlık
ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Şener
Çağnan, limanlardan Avrupa ülkelerine ihracat yapılmasını
engelleyecek bir durumun söz konusu olmadığını belirterek,
"Limanlarımızda uluslararası ticareti ve gemilerin
gidiş gelişlerini engelleyecek bir durum yok. Limanlar, Türkiye ve
güneydeki limanların sahip olduğu özelliklere sahiptir" dedi.
Çağnan, izolasyonların kaldırılması gündeme gelmeden
önce de limanlara yabancı ülkelerden gemilerin giriş ve
çıkış yaptıklarını anımsattı.
Limanlarda en
büyük endişeyi güvenlik konusunun teşkil ettiğine işaret
eden Çağnan, bu konuda çalışmalar
başlattıklarını, limanlarda güvenlik sisteminin
oluşturulması için ihaleye çıkıldığını
kaydetti. Çağnan, güvenlik konusundaki çalışmaların
tamamlanmasıyla tüm limanların AB'ye uyumlu hale getirileceğini
söyledi.
Güvenlik
sorunun çözümlenmesiyle tüm limanlarda, dünyada uygulanan standart güvenlik
kurallarının hayata geçirileceğini kaydeden Çağnan,
limanlara giriş ve çıkışların kontrolünün
yapılması ve kart sisteminin getirilmesi gibi yeni birtakım
uygulamalara gidileceğini kaydetti.
Yetkili:
Limanlar ihracata hazır
Limanlar
Dairesi Müdürü Enver Yetkili, AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere
yönelik açıkladığı önlemler paketinin hayata geçirilmesinin
söz konusu olması halinde limanların ihracata hazır
olduğunu söyledi.
Limanların
şu anda uluslararası trafiğe açık olduğunu belirten
Yetkili, kuzeydeki limanlar üzerinden Avrupa ülkelerinden ithalatın
yapılmakta olduğunu, yaklaşık 25-30 yabancı geminin
limanlarımıza gelip gittiğini kaydetti.
Limanların
uluslararası ticaret yapılmasına engel teşkil eden herhangi
bir durumun söz konusu olmadığını belirten Yetkili,
limanlardan ihracat yapılamamasının ABAD kararlarıyla
ilgili olduğunu söyledi.
ABAD
kararları sonrasında, KKTC kurumları tarafından hayvansal
ve tarım ürünleri için verilen sağlık sertifikasının
kabul edilmemesinden dolayı kuzeyde üretilen narenciye ve patates gibi
ürünlerin Avrupa ülkelerine ihracatının mümkün
olmadığını anlatan Yetkili, AB tarafından Ticaret
Odası'nın orijin belgesi ve AB uzmanları gözetiminde de
Tarım Bakanlığı'nın sağlık sertifikası
verme yetkisinin sağlanması halinde kuzeyde üretilen malların
Avrupa ülkelerine ihracatının mümkün hale geleceğini kaydetti.
"Limanlarımız
AB
standartlarında
değil, ama..."
Yetkili,
limanların altyapısının AB standartlarında
olmadığını, ancak bunun Avrupa ülkelerine ihracat
yapılmasına engel teşkil etmediğini kaydetti.
Kıbrıs'ın kuzeyinin AB üyesi olmadığını ve
bundan dolayı da limanlarda AB standartları
aranmadığını belirten Yetkili, "Ancak biz
limanlarımızda, gerek yasal düzenlemeler, gerekse altyapı olarak
AB'ye uyum sürecini tamamlamaya çalışıyoruz. Esas hedef çözümün
sağlanarak AB içinde bir bütün olarak yer almaktır" diye
konuştu.
AB
standartlarının özellikle limanlardaki can güvenliği ve çevre
kirliliği ile ilgili düzenlemeler olduğuna işaret eden Yetkili,
limanlarda bu iki konuyla ilgili olarak birtakım sıkıntılar
bulunduğunu, ancak bunun doğal bir durum olduğunu belirtti.
Yetkili şöyle konuştu:
"Biz,
AB'ye uyum sürecini tamamlamış değiliz, daha doğrusu AB'ye
üye değiliz. AB standartları AB üyesi olan ülkelerde aranır.
Liman standartları AB standartları seviyesinde değil diye o
ülkeye ihracat yapılmaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Biz,
3'üncü ülke olarak ihracat yapabiliriz, yeter ki biz sağlık ve orijin
belgesi verme yetkisi alalım."
AB'ye uyum
çalışmaları çerçevesinde, liman güvenliği konusunda önemli
mesafeler kat ettiklerini belirten Yetkili, Dünya Denizcilik Örgütü'nün 1
Temmuz'dan itibaren terör sızmasının engellenmesini hedefleyen
gemi ve liman arasındaki işbirliğini düzenleyen yeni uygulamasının
Girne ve Mağusa limanlarında hayata geçirilmesi için
çalışmalara başladıklarını söyledi.
Bu düzenleme
çerçevesinde, Mağusa ve Girne limanlarına kameraların
yerleştirileceğini, giriş ve çıkışların kart
sistemiyle düzenleneceğini ve böylelikle yoğun bir güvenlik
çemberinin oluşturulacağını anlatan Yetkili, bu
uygulamanın, AB ülkelerinde ve diğer ülkelerde aranan standart
olduğunu kaydetti. Bu sistemin, Girne ve Mağusa limanlarında
kurulması için ihaleye çıkıldığını ifade
eden Yetkili, güvenlik sisteminin kurulması
çalışmalarının bir aydan az bir sürede
tamamlanmasını hedef aldıklarını söyledi.
Kuzeydeki
limanların AB'ye uyum çalışmalarıyla ilgili diğer
çalışmaların da devam ettiğine işaret eden Yetkili,
Ulaştırma Bakanlığı'ndan deniz, kara ve hava
yolları müdürlerinin 20 Temmuz'da Brüksel'e giderek birtakım
temaslarda bulunacaklarını kaydetti.
KIBRIS
16/07/04
Hükümet
düşmezse, kasımda erken seçim için ortaklarımızla
anlaştık
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
hükümette 26'yı bulacak bir yapı oluşturamamaları,
yarın da güvensizlik önergesinin meclisten geçmemesi halinde kasım
ayında erken seçim için ortaklarıyla mutabakata
vardıklarını söyledi.
Serdar
Denktaş, bu açıklamayı Bakanlar Kurulu'nun Başbakan Mehmet
Ali Talat'ın başkanlığında dün yaptığı
üç saatlik toplantıdan sonra gazetecilerin sorusu üzerine yaptı.
Serdar
Denktaş, basının seçim konusunda bir alternatif tarih veya
farklı bir girişim olup olmayacağıyla ilgili soruya,
26'yı bulacak bir yapı elde edilemez ve cumartesi de güvensizlik
önergesi geçmezse, en azından ortaklarıyla vardıkları
mutabakatın kasım ayında seçimi gerçekleştirmek yönünde
olduğunu belirtti.
Bunu özellikle
DP adına diğer partilerle de görüşeceklerini anlatan
Denktaş, onların da olurunu alma niyetinde bulunduklarını,
ancak bugün partilerin erken seçim niyeti olmadığını
gördüklerini, 26'yı bulamazlarsa yapacak başka bir şey
olmadığını, başka hükümet kurmanın kolay
olmadığını bugün (dün) mecliste gördüklerini ifade etti.
Böyle bir
dönemde erken seçime gitmenin lüks olduğunu ifade eden Denktaş, ancak
demokrasinin kendilerini oraya götürdüğünü çünkü 26'yı bulamadan
devam etmenin veya başka bir hükümet kurmanın zor olduğunu
söyledi.
Denktaş,
Bakanlar Kurulu'yla meclis arasında bir girişim
başlattıklarını kaydetti. Denktaş, seçim için bir
tarih belirlenip belirlenmediğiyle ilgili bir soruya verdiği
yanıtta ise, önce yetkinin alınması, bilahare tarihin ayrı
bir öneri olarak oylanması gerektiğini ifade ederek, bu
sıkıntıyı aşmak için Seçim ve Halkoylaması
Yasası'nda yasa değişikliği yapacaklarını
ardından da "filanca tarihte yeni seçim" diye bir önerinin
oylanabileceğini ifade etti.
Denktaş,
görülen tarihin ise kasım ayı olduğunu kaydetti.
Talat: Mutlaka
erken seçime gideceğiz
Başbakan
Mehmet Ali Talat da, yaklaşık bir saatlik gecikmeyle 17.00'de
başlayan Bakanlar Kurulu toplantısına girişinde
gazetecilerin sorusu üzerine, erken seçim dışında bir seçenek
olmadığını, bugünkü meclisten bir hükümet
çıkmayacağını, güvensizlik önergesi kabul edilsin veya
edilmesin mutlaka erken seçime gideceklerini söyledi.
Talat, erken
seçimi zorlayacaklarını, başka alternatif görünmediğini
belirtti. Başbakan, Bakanlar Kurulu'nda bu konuyu da ele
alacaklarını ifade etti.
"Öneriniz
reddedildi sonuçta ne olacak" sorusu üzerine Talat, "Olabilir, tekrar
canlanır, başka şekilde bazı değişikliklerle
canlanır ama görünen o ki erken seçim haricinde seçenek yoktur... Erken
seçimi bir yolunu mutlaka bulacağız. TKP ile ittifak kuran iki
arkadaş da bugün bu ittifakın bittiğini açıkladılar. Dolayısıyla
25'e 25 hale geldi yeniden. Bir ara ikisinin katılımıyla bir
değişiklik var gibiydi. Çözüm isteyen taraf genelde 26'ya
çıkmıştı ama bu da bozuldu tekrar. Erken seçimden
başka alternatif yok" dedi.
Yeni Türk
Lirası ile ilgili hazırlıklar
Bakanlar Kurulu
toplantısından sonra alınan kararları Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş
açıkladı. Serdar Denktaş, toplantıda Maliye
Bakanlığı'nın sendikalarla yaptığı
protokolün yasa gerektiren kısımlarını meclise sevk
ettiklerini belirterek, 2005 Ocak ayından itibaren uygulamaya girecek olan
Yeni Türk Lirası (YTL) konusunda derinlemesine bilgi
aldıklarını, bu konuda geçirilmesi gereken yasalar olduğunu
söyledi.
Denktaş,
kurum, kuruluşlar ve devletin bu yeni para birimine adapte olması
için yapması gereken hazırlıklar bulunduğunu, bunun
yanında halkın ve ilgili kuruluşların bilgilendirilmesi
safhası başlayacağını, tüm bunların ön
hazırlıklarının yapıldığını,
savcılıktan yasayla ilgili son görüş istendiğini,
rötuşların yapıldığını ve buna göre meclise
sevk edileceğini kaydetti.
Tapu
harçları konusundaki yeni tasarıyı da anlatan Denktaş,
bugüne kadar Tapu Dairesi'ne yatırılan tapu harçlarının
artık bankalara ödenerek devlete aktarılmasına yönelik bir
tasarıyı meclise sevk ettiklerini söyledi.
YTL'nin
uygulanmasında önemli sorun beklenip beklenmediği sorusuna ise
Denktaş, şöyle dedi:
"Yeni
uygulama her zaman zordur tabii ki. Mutlaka olumsuzluklar olacaktır. En
düşük seviyede gerçekleşmesi için hem Merkez Bankası hem de
hükümet üstüne düşen görevi yerine getirmek durumunda. Bu sadece yasa
değiştirmekle olacak bir şey değil, sektörün, muhasiplerin,
esnafın bilgilendirilmesi, halkın da psikolojik olaya
hazırlanması lazım. Düşünün ki bir milyon 500 bin TL bir
anda bir buçuk TL'ye dönüşecek, kuruşlarla konuşmaya
başlayacağız.
TL'deki
kuruş gibi olmayacak. 50 kuruştan bahsederken bileceğiz ki bu
500 bin TL'dir. Bunların yaratacağı bir takım
sıkıntılar olacak. Fiyatlarda yuvarlamalar gerekecek. Bunlar bir
takım sıkıntılar doğurur. Yapılması gereken
halkı, yayınlarla, eğitimlerle önümüzdeki altı ayda bu
olaya hazırlamak ve mümkün olan en az sıkıntıyla YTL'yi
kullanmaya başlamak. 2007 ve sonrasında euroya dönüş olur mu
olmaz mı?... Bu ikinci bir geçiş gerektirecek bu ama şu anda
başka çare de yok."
Sosyal konut
borçları
Sosyal konut
borçlarının geçmiş faizlerinin ve ceza kısmının
belli bir sürede ödenmek kaydıyla affına yönelik bir yasa
tasarısını meclise sevk ettiklerini ve bunun
dışındaki rutin konuların ele
alındığını ifade eden Denktaş, bugün meclise
sundukları ve ivedilik almayan Seçim ve Halkoylaması Yasa
Tasarısı'nı bugün hükümet olarak meclise havale ettiklerini,
bunun için de ileriki günlerde ivedilik talep edileceğini kaydetti.
KIBRIS 16/07/04