Rum basınından Talat'a: "Sahte Başbakan"


KKTC'deki gelişmeleri yakından takip eden Kıbrıs Rum basını, KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile Demokrat Parti'nin (DP) koalisyon hükümeti konusunda anlaşmasına geniş yer verdi.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ı, ''hükümet uğruna Kıbrıs sorununu feda etmekle'' suçlayan Rum gazeteleri, Talat'ı, ''sahte başbakan'' olarak niteledi.
Rum gazeteleri, CTP ve DP arasında koalisyon hükümeti kurulduğuna ilişkin haberi okuyucularına şu şekilde yansıttı:
''Bakanlı
klar için kavga edildiğini'' öne süren Fileleftheros gazetesi, ''Talat ve oğul Denktaş anlaştı. Kıbrıs sorunu iktidar uğruna feda edildi. Başrolde yine Denktaş'' ifadelerini kullandı.
Simerini gazetesi, hükümetin ''Denktaş'ın egemenliğinde'', Talat'ın ve h
ükümetin ise ''statükonun esiri'' olduğunu iddia etti.
CTP Genel Başkanı Talat'ın, ''görüşmelerin Annan planı temelinde olacağını'' söylediğine işaret eden gazete, seçim öncesi CTP ile ortak protokol imzalayan Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı'nın hükümet dışında kaldığına değindi.
Alithia gazetesi, ''Talat ve Denktaş 'sahte' hükümette'', Politis gazetesi ise ''Sosyal uzlaşma için 'sahte' başbakan. Talat ve Denktaş 'işgal' bölgelerinde koalisyon ortağı. Talat'a 6, Serdar Denktaş
'a ise 4 bakan'' ifadelerini kullandı.
Tharros gazetesi, hükümeti ''sahte'' olarak niteleyerek, ''hükümetin mecliste bir sandalyeye dayandığını'', komünist AKEL partisinin yayın organı Haravgi gazetesi de ''(Sahte) Başbakan Talat. Organizatörler ise baba v
e oğul Denktaşlar'' diye yazdı. Gazete, hükümetin ''Ankara'nın talimatları'' ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın oluruyla kurulduğunu ileri sürdü.
MILLIYET 12/01/2004

Kıbrıs'ta CTP-DP koalisyonu tamam

CTP lideri Mehmet Ali Talat ve DP lideri Serdar Denktaş anlaştı. Talat, Annan planı esasında 1 Mayıs'a kadar çözüm hedefi belirlediklerini söyledi

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


KKTC'de 14 Aralık seçimlerinden sonra başlayan hükümet kurma çalışmaları sonuçlandı. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat ve Demokrat Parti (DP) lideri Serdar Denktaş, koalisyon hükümeti kurma konusunda anlaştıklarını açıkladı. Talat, "toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümeti kurduklarını", Annan planı esasında görüşmeler yoluyla 1 Mayıs'a kadar çö
züm hedefi güdeceklerini söyledi. Talat'ın başbakan olacağı hükümette Serdar Denktaş da Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapacak. 10 bakanlıktan dördü DP'de, altısı da CTP'de olacak.
Talat ve Denktaş, dün partilerinin ortak komitelerini
n Cumhuriyet Meclisi'nde yaptığı toplantının ardından basın toplantısı düzenledi. Talat, bakanlar kurulu listesinin belirlenip bugün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulacağını bildirdi. Talat, hükümet programının en kısa sürede meclise sunulacağını ve güvenoyu prosedürünün başlayacağını söyledi. Tüm toplumsal kesimlerin hükümeti desteklemesini isteyen Talat, "Biz kararlılıkla işbirliği içerisinde bir bütün hükümet olarak hareket edeceğiz" dedi.
Talat, Annan planının referanduma sunulması tarihiyle ilgili sor
u üzerine, referandumun, tarafların uzlaştığı bir tarihte olacağını kaydetti. CTP lideri, hükümete onay aldıktan sonra hemen Rum kesimiyle görüşmelere başlamalarının söz konusu olmadığını, önce Türkiye'de görüş oluşturulması gerektiğini belirtti.

Altı bakanlık CTP'de
Bakanlıkların dağılımı hakkında da bilgi veren Talat, Dışişleri, Ekonomi ve Turizm, Çalışma ve Sosyal Güvenlik'le Tarım ve Orman bakanlıklarının DP'de, Eğitim ve Kültür, İçişleri, Bayındırlık ve Ulaştırma, Sağlık Sosyal Yardım, Gençlik ve Spor Bakanlığı'yla Maliye bakanlıklarının da CTP'de olduğunu kaydetti. Serdar Denktaş da, riskleri göze alarak adım attıklarını söyledi. Denktaş, "Umarım hükümetin oluşumu ada üzerindeki sorunun kalıcı çözümüne yardımcı olur" dedi. Denktaş, "Biz iki parti ola
rak, samimiyetle ve birbirimizi anlayarak bu yolda yürüyebileceğiz" diye konuştu.
KKTC siyasi tarihinde ilk kez bir sol parti başkanının başbakanlığında hükümet kuruldu.

Denktaş'la Erdoğan mutabık

İSTANBUL Milliyet

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aralarında görüş ayrılığı olmadığını bildirdi. Erdoğan, KKTC'de koalisyon hükümetinde anlaşmaya varılmasını "hayırlı bir gelişme" olarak nitelendirirken, "Beklediğimiz de buydu" dedi.
İstanbul Valiliği'nde dün gerçekleşen görüşm
e için Erdoğan saat 15.15'te, Denktaş da 15 dakika sonra valiliğe geldi. Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından yapılan açıklamada Erdoğan şöyle dedi:
"Ortak hedefimiz BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve Ada'daki gerçekler temelin
de adil ve kalıcı bir barışa katkıda bulunmaktır. Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için sarfedilecek gayretlerin bundan böyle Türkiye ile KKTC arasında esasen mevcut olan dayanışma ve işbirliği içinde yürütülmesi hususunda tam mutabakat halindeyiz."
Kıbrıs'ın "müşterek, milli bir dava" olduğunu dile getiren Denktaş da, "Hedef kalıcı barış, uzlaşmadır, geçmişin tekrarlanmamasıdır. Halkımızın refah ve güven içinde yaşamasıdır. Bunları konuştuk, ayrı bir görüşümüz yoktur. Bu güzel işbirliği devam edecek ve mill
i davamızın yararına olacak" dedi.

'Türkiye ile iyi ilişki zorunlu'

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

Koalisyon hükümetinin kurulmasının ardından CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ilk Milliyet'e konuştu. Ada'nın 20 yıldan sonra ilk sol görüşlü başbakanı olacak olan Talat, Türkiye ile birlikte hareket edeceklerini söyleyerek, "Türkiye'yle ilişkilerimizin çok iyi olması bir zorunluluk. İlk ziyaret tabii ki Ankara'ya olacak. Davet bekliyorum. Başbakan Erdoğan ABD'ye gitmeden önce. Yapılan çalışmayı görmek istiyoruz.
Katkıda bulunmak istiyorum" dedi.
MILLIYET 12/01/2004

Kıbrıs planı Bush'a sunulacak


UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
Çankaya Zirvesi'nde Kıbrıs planı üzerinde uzlaşma sağlayan ve görüşmeleri KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yürütmesini benimseyen Ankara, müzakere taktiğinin değiştirilmesini benimsedi.
Türkiye'nin planının, Annan Planı'nda "adada iki kesimliliği ve iki halkın eşitliğini" garanti altına alacak sınırlı sayıda öneriden oluştuğunu kaydeden üst düzey bir yetkili, "şimdi bu öneriler 'kendinden emin esnek
lik' taktiğiyle müzakere edilmeli" dedi.
Aynı yetkili, "Bu öneriler müzakere masasında geçmişte yapılandan farklı biçimde ele alınmalı. Yani ne istediğini bilerek masaya oturmalı ve ana hedeflere ulaşmak için esneklik gösterilmeli" dedi. Yetkili, Çankaya Z
irvesi'nde onaylanan ve Başbakan Erdoğan'ın Washington ziyaretinde ABD Başkanı George Bush'a anlatacağı plandaki öneriler "iki kesimliliği sağlamlaştırma"yı esas alıyor. Planın ana hedefleri şöyle: "Kuzeye yerleşecek Rum sayısı yüzde 21'den aşağı çekilmeli. Rumlar'ın Türk tarafına yerleşimine ilişkin takvim uzatılmalı. Kuzeye gelen Rumlar'ın milletvekili olması önlenmeli."
MILLIYET 12/01/2004

Rumlar 14 Eylül'ü "soykırım günü" yaptı

Kıbrıs Rum yönetimi, 82 yıl önce işgalci Yunanın Anadolu'dan çıkartılmasını "soykırım günü" olarak anacak.

Rumlar, ''Küçük Asya'' diye niteledikleri Anadolu'dan Yunanların atılması nedeniyle her 14 Eylül'de resmi törenler düzenlenmesini öngören bir yasa çıkardı.

Rum yönetimi tarafından hazırlanan ve 14 Eylül'ü ''Küçük Asya Yunanlığı ve Küçük Asya Yıkımı Günü'' olarak kabul eden yasa, Rum Resmi Gazetesi'nde yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Rum Resmi Gazetesi'nin 5 Aralık 2003 tarihli sayısında yer alan yasanın giriş cümlesinde, ''Kıbrıs, Yunanlığın bir parçası olarak Türk boyunduruğunu hissetmekte ve Yunanlarla aynı acıyı paylaşmaktadır'' denildi. Resmi gazetede, ''Türk devletinin ulusal hedefinin Yunan topraklarının azaltılması olduğu'' da ileri sürüldü.

Rum Resmi Gazetesi'ne göre, söz konusu yasa şu ifadeleri içeriyor:

''1-Mevcut yasa, 14 Eylül tarihinin resmi olarak 'Küçük Asya Yıkımı Anı ve Şeref Günü' olarak kabulünü 2003 yasası olarak kabul eder.

2-Bu gerçekliği kabul eden 'Kıbrıs' (Rum) halkı, 14 Eylül 1922'de yerlerinden edilen ve haksız yere soykırıma maruz kalan Küçük Asya Yunanlarının bu gününü resmen anı ve şeref günü olarak kabul eder.

3-14 Eylül günü her yıl 'Kıbrıs' halkı tarafından Bakanlar Kurulu'nun kararı ve resmi gazetede yayımlanmasından sonraki bir ay içerisinde, 14 Eylül 1922 tarihinde Türkler tarafından Küçük Asya'da yerlerinden edilen Yunanlar için konuşmalar, etkinlikler, anma törenleri ve başka tür etkinlikler yapmayı onaylar.''

HURRIYET 12/01/2004

Kıbrıs MGK'yı bekliyor

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı ile ilgili müzakerelerin MGK’dan çıkacak sonuca göre şekilleneceğini söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Kıbrıs sorununu halletmenin esas olduğunu'' ifade ederek, ''Ama halletmek için Kıbrıs'tan vazgeçmek diye bir düşünce yoktur'' dedi.

İstanbul'da dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Denktaş, Ada'ya döndü. Denktaş'ı Geçitkale Havaalanı'nda karşılayanlar arasında, Demokrat Parti (DP) ile koalisyon hükümeti kuran Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da bulundu.


Cumhurbaşkanı Denktaş, havaalanında yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan ile görüşmesine değinerek, Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmeleri ele aldıklarını, Türk hükümetiyle kendisi arasında Kıbrıs konusunda bir görüş ayrılığının olmadığını bildirdi.


Ankara'nın Kıbrıs konusunda çalışma yaptığına işaret eden Denktaş, ''Dolayısıyla Kıbrıs meselesini halletmek esastır. Ama halletmek için Kıbrıs'tan vazgeçmek diye bir düşünce yoktur ve olamaz. Milli bir davadır, müşterek bir davadır, her iki tarafın da çıkarını gözet
en, akıllıca, usluca bir anlaşma yapmak için gayret sarf edilmektedir ve sarf edilecektir'' diye konuştu.

Kıbrıs konusundaki çalışmaların Milli Güvenlik Kurulu'nda görüşülerek bir çerçeve ortaya çıkmasından sonra, Erdoğan'ın ABD'ye gideceğine işaret eden Denktaş, ''Dolayısıyla bu temaslar çerçevesinde ümit ederiz ki, istenen şekilde, istenen yola Kıbrıs Türk halkı gitmiş olur. Çalışmalar bu yöndedir'' dedi.


''YENİ HÜKÜMET HAYIRLI OLSUN''


Yeni Kurulan CTP-DP hükümetinin hayırlı olması dileğinde de bulunan Denktaş, daha geniş tabanlı bir hükümet kurulması için çok gayret sarf edildiğini anlattı ve muhalefette kalan partilerden, yapıcı tenkitlerle, kendisine ve hükümete destek olmalarını istedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, yeni hükümete başarılar dileyerek, hükümetin protokolünü ve kabinedeki isimleri görmediğini, bu konularda bir pürüz çıkacağını sanmadığını kaydetti. Denktaş, ''İnşallah hayırlı ve uğurlu olur'' dedi.


Bir gazetecinin, ''Annan planı zemininde bir çözümü savunan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın hükümete geldiğini, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın ise planın görüşülmesine her zaman karşı olduğunu, ancak hükümet protokolünde ve Türkiye'de yapılan çalışmalarda Annan planı çerçevesinde bir çözümün öngörüldüğünü'' belirterek, bunu nasıl değerlendirdiği
ni sorması üzerine Denktaş, şunları söyledi:


''Mehmet Ali Talat'ın seçimler döneminde söylediklerini bir kere arkaya bırakınız. Şimdi hükümet olarak söyledikleri ve yapacakları vardır. Türkiye ile birlikte yürünecek bir yoldur, hepimiz için de bu böyledir
.


Tekrar söylüyorum; 'Annan planı masadadır ve Annan planını oturup görüşeceğiz' diye bir söylem olabilir. Ama esas yapılmakta olan çalışmalar, bir ön çalışmayla Annan planını kabul edilebilir hale getirme gayretleri sürdürülmektedir. Onun için ne o ne bu. Kelimeler üzerinde durarak işi zorlaştırmak gerekmez. Bizim Annan planından korktuğumuz, çekindiğimiz konular vardı, çukurlar vardı, hendekler vardı, tuzaklar vardı, böyle gördük. Bunların ortadan kaldırılması için bir ön çalışma yapılması kararlaştırı
lmıştır. İstenen de buydu. Dolayısıyla her iki tarafın da söylediği geçerlidir.''


Denktaş, ''Türkiye'nin hazırladığı plan bu korkulardan ve bu endişelerden arındırılmış bir plan mı olacak'' sorusu üzerine de çalışmanın Milli Güvenlik Kurulu'ndan geçtikten sonra görüleceğini ifade ederek, ''Ne kadar ayıklandığını, ayıklanabildiğini hep beraber göreceğiz, hep beraber değerlendirme yapacağız'' dedi.

Bir çalışma yapıldığını, yeni hükümetin de Milli Güvenlik Kurulu'ndan sonuç çıkıncaya kadar iç meselelerle uğraşacağını kaydeden Denktaş, zaman kaybetmeksizin içte ve dışta çalışmaların devam ettiğini söyledi.

HURRIYET 12/01/2004

KKTC politikasına mehterli protesto

Ardıç AYTALAR/İSTANBUL

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çağlayan'da düzenlenen ‘Büyük Buluşma’ adını verdikleri mitingde, hükümetin Kıbrıs politikasını sertçe eleştirdi.

‘‘Milli davanın milli yük olarak görülemeyeceğini’’ söyleyen MHP Genel Başkanı ‘‘Yeryüzü cenneti olarak gördüğün Brüksel'e giderken milli davayı sırtından atamazsın. Milli kahraman Rauf Denktaş'ın etrafından kenetlenmiş Türk halkı vardır’’ diye konuştu.

Müzakereye başlayacaklarını söyleyenlerin iyi düşünmesi gerektiğini belirten Bahçeli ‘‘'Bunlar milletin tokadını yiyeceklerini unutmamalılar. Kıbrıs'ı kimse satamaz. Ver kurtullad
a kendisini kurtaramaz’’ dedi. Kıbrıs Adası'nda eşit ve egemen iki devlet bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirten MHP Lideri, şöyle konuştu:

PEŞKEŞ ÇEKİLEMEZ

‘Acil çözüm isteniyorsa iki devletten biri olan KKTC’yi görecek, kabul edeceksin. Bunları yok farzeden Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Avrupa Birliği'ne girişinden huylanarak; acz içine düşüp KKTC'yi kimse ne AB'ye, ne Yunanistan'a, ne de Kıbrıs Rum Kesimi’ne peşkeş çekemez.''

Yağmur altında 15 bin kişinin izlediği mitinge Mehter Takımı da katı
ldı.

HURRIYET 12/01/2004

Kıbrıs’ta kırmızı çizgi: İki kesimlilik

Uğur ERGAN/ANKARA

MİLLİ Güvenlik Kurulu'nun 23 Ocak'taki toplantısında kapsamlı şekilde değerlendirilecek olan Türkiye'nin yeni Kıbrıs tutumunda, ‘Adada iki kesimliliğin korunması’ ön plana çıkacak.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Dışişleri ile Genelkurmay'ın üzerinde birlikte çalıştığı yeni tutumda
‘iki kesimlik’ konusu Türkiye'nin kırmızı çizgisi olacak. Kuzey’deki demokratik dokunun bozulmaması gerektiğine dikkat çekilerek, bu çerçevede Güney’den Kuzey’e geçecek Rum sayısının mümkün olduğunca az tutulması ve geçişlerin yine mümkün olan en uzun zamana yayılması tercih ediliyor. Kaynaklar garantörlük konusunda herhangi bir sıkıntının olmadığını ancak adada bulunacak Türk asker sayısı konusunda ise Genelkurmay'ın sayıyı yüksek tutarak 10 bin askeri tercih ettiğini bildirdiler.

Kaynaklar Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisi öncesi Türk tarafının görüşünün net bir hale gelebileceğini ancak Türk tutumunun, ‘‘bir kağıt olarak’’
ABD veya bir başka ülkeye bildirilmesinin sözkonusu olamadığını ifade ettiler. Yetkililer, ‘‘Bu bildirimi ancak KKTC tarafı yapar’’ dediler.

HURRIYET 12/01/2004

Ankara ile tam uyum hükümeti

Ömer BİLGE/LEFKOŞA

KKTC'de 14 Aralık seçimlerinden beri devam eden hükümet arayışları mutlu sonla noktalandı. Seçimlerden birinci parti olarak çıkan CTP, DP ile koalisyon kurdu.

Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş, koalisyon protokolüne ekledikleri bir maddeyle, Kıbrıs görüşmelerinde Türkiye ile tam uyum içinde olacakları sözü verdiler.

KKTC'de 14 Aralık seçimlerinden bu yana süren hükümet arayışları, dün Cumhuriyetçi Türk Parti (CTP) ile Demokrat Parti'nin (DP) koalisyon için anlaşmasıyla sona erdi. CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile DP Lideri Serdar Denktaş, Türkiye ile tam uyum içinde hareket edecek çözüm hükümeti kurduklarını açıkladılar.

PROTOKOLDE UYUM ŞARTI Ankara'yı ziyaretlerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan ‘‘Bir an önce kurun’’ telkini Talat ve Denktaş, dün el sıkıştılar. Hafta sonunu bakanlıkların paylaşımı pazarlıkları ile geçiren iki partinin koalisyon protokolünün en önemli maddesi, Kıbrıs sorunu görüşmelerinde Türkiye ile tam uyum olarak belirlendi. Annan Planı üzerindeki iki partinin görüş ayrılığı da bu madde ile kolaylıkla aşılmış oldu.

6 CTP'YE 4 DP'YE 10 bakanlık, CTP 6'ye 6, DP'ye de 4 bakanlık şeklinde dağıtıldı. Uzun süren görüşmeler sonucunda Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş liderliğinde hükümet şekillendi. CTP, Maliye, İçişleri, Milli Eğitim, Bayındırlık ve Ulaştırma, Sağlık ve Sosyal Yardımlaşma ve Gençlik ve Spor bakanlıklarını; DP de, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi ve Turizm, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Tarım ve Orman bakanlıklarını aldı.

DAR TABANLI HÜKÜMET KKTC'de kurulma aşamasına gelen hükümet, Türkiye'nin isteğinin aksine geniş tabanlı yerine dar tabanlı oldu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Tayyip Erdoğan geniş tabanlı bir hükümet kurulması yönünde telkinlerde bulunmuştu. Kabine listesi bugün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın onayına sunulacak. Hükümetin, 50 sandalyeli Meclis'ten hükümetin güvenoyu alabilmesi için yarıdan bir fazla, 26 milletvekilinin evet oyu gerekli. İki partinin toplam milletvekili sayısı da 26.

YIKILMASI ÇOK ZOR Kıl payı kurulan hükümetin, Meclis aritmetiği nedeniyle yıkılması oldukça güç. Çünkü tam ters görüşler savunan sağ ve sol bloktaki ikişer partinin toplam milletvekili sayısı 25'e 25 kilitlenmiş durumda. Herhangi bir kriz durumunda hükümeti yıkacak 26 sayısının ulaşılmasının çok güç olduğu belirtiliyor.

RUM BASINI:

M. Ali Talat zokayı yuttu

CTP-DP koalisyonu, Güney Kıbrıs Rum Kesimi basınında ‘Talat zokayı yuttu’ şeklinde yorumlandı. Mahi Gazetesi, CTP lideri'nin Ankara ve Rauf Denktaş'ın oğlu arasında kıskaca alındığını savundu. Fileleftheros Gazetesi de Rum lider Tasos Papadopulos'un son gelişmeleri değerlendirmek üzere 18-19 Ocak tarihleri arasında Yunanistan'a gideceğini yazdı.

Rozet alışverişi


CTP Lideri Mehmet Ali Talat ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, koalisyon anlaşmasının tamamlandığını düzenledikleri bir basın toplantısıyla açıkladılar. Liderler, toplantının sonunda birbirlerine partilerinin rozetlerini armağan ettiler. Toplantı öncesinde partililer hükümetin kurulduğu haberini, bir tepsi baklavayla kutladılar.

HURRIYET 12/01/2004

Aynı fikirdeyiz

Muharrem AYDIN-Sefa ÖZKAYA/İSTANBUL

KUZEY Kıbrıs'ta hükümet kurma çalışmalarının sonuçlanmasının ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'da bir araya geldi. Erdoğan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ‘‘Kıbrıs'ta ortak hedefimiz Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve adadaki gerçekler temelinde kalıcı ve adil bir barışa ulaşılmasıdır’’ dedi. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş da Erdoğan'la fikir ayrılığı olmamasından memnun olduğunu söyledi.

Dün saat 15.15'te İstanbul Valiliği'ne gelen Başbakan Tayyip Erdoğan, konuk Cumhurbaşkanı'nı kapıda karşıladı.
Denktaş ve Erdoğan'ın yaptığı görüşme, 16.40'ta sona erdi. Zirvenin ardından yapılan basın açıklamasında her iki lider, Kıbrıs'ta çözüm için tam bir mutabakat içinde olduklarını söylediler.

HEDEF KALICI BARIŞ

KKTC'deki siyasi gelişmeler ve hükümet kurma çalışmalarını değerlendirdiklerini belirten Erdoğan ‘‘Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için sarf edilecek gayretlerin bundan böyle de Türkiye ve KKTC arasında esasen mevcut olan yakın dayanışma ve işbirliği içinde yürütülmesi için tam bir mutabakat halindeyiz’’ dedi. Rauf Denktaş da Kıbrıs meselesinin müşterek ve milli bir dava olduğunu belirterek ‘‘Hedef kalıcı bir barıştır. Sayın Erdoğan'la ayrı bir görüşümüz yoktur. Bu beni çok mutlu etmiştir’’ diye konuştu. Basın mensuplarının sorularını yanıtlamayan iki liderden Başbakan Erdoğan, Denktaş'ı makam otomobiline kadar uğurlayıp ardından el salladı.

Hayırlı olsun


BAŞBAKAN Erdoğan, İstanbul Valiliği'nin kapısında karşıladığı KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'la gazetecilere el ele poz verdi. Zirveden önce katıldığı Turizm Toplantısı'nda KKTC'de CTP-DP koalisyonunun kurulduğunu gazetecilerden öğrenen Erdoğan ‘‘Hükümetin kurulması hayırlı olsun. Kıbrıs için hayırlı bir başlangıç olmasını diliyorum’’ dedi.

HURRIYET 12/01/2004

CTP protokolü onayladı

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Parti Meclisi, CTP-DP koalisyon hükümeti protokolünü oy birliğiyle onayladı.

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, dün gece parti meclisi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Parti Meclisi'nin hükümet protokolünü oy birliğiyle onayladığını, Bakanlar Kurulu'nun CTP'li üyelerinin belirlemesi için de Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) yetkilendirdiğini bildirdi.

Talat, Bakanlar Kurulu listesini Cumhurbaşkanı'na sunduktan sonra açıklayacaklarını söyledi.

"Hükümetlerinin kişisel ve örgütsel çıkarları değil toplumsal çıkarları ön planda tutacağını'' dile getiren Talat, ''toplumsal uzlaşı ve çözüm hedefindeki hükümetin Kıbrıs sorununu 1 Mayıs 2004'e kadar Annan Planı zemininde görüşerek sonuçlandırma misyonunda olduğunu'' kaydetti. Talat, ''hükümetin ana ilkelerinden birinin de Kıbrıs Türk tarafını Avrupa Birliği normlarına hazırlamak olduğunu'' ifade etti.

CTP Lideri Talat, bu çerçevede sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşların bu süreçte hükümete destek olmasının çok önemli olduğunu dile getirdi.

DP Parti Meclisi de, koalisyon hükümetinin protokolünü dün oyçokluğu ile onaylamıştı.

Bu arada, Talat'ın, CTP-DP hükümetinin bakanlar kurulu listesini bugün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunması bekleniyor.

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın hükümeti kurma görevi yarın sona eriyor. (aa)

HURRIYET 12/01/2004

Yeni kabine bugün belirlenecek

DP ile koalisyon protokolünü dün gece Parti Meclisi'nde onaylayan koalisyonun büyük ortağı CTP, günün ilk saatlerinden itibaren kabinedeki CTP'li bakanları belirlemek için çalışmaya başladı.

KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile Demokrat Parti (DP) arasında koalisyon protokolünün dün karara bağlanmasından sonra bugün yeni kabinenin belirlenmesi için yoğun çalışma yapılıyor.

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ilk olarak saat 08.30'da ilçe başkanlarını topladı. Milletvekillerinden oluşan Meclis Grubu'nun saat11.30'da yapacağı toplantıdan sonra kabine ile ilgili nihai karar, saat 13.00'da toplanacak Merkez Yönetim Kurulu'nda verilecek.

Genel seçimlerden 19 milletvekili ve yüzde 35'lik oy oranıyla birinci parti olarak çıkan CTP'nin Genel Başkanı Talat, 29 Aralık'ta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmişti. Yaklaşık iki hafta süren görüşmeler sonunda CTP ile Meclis'te 7 sandalyeyle temsil edilen DP arasında koalisyon kurulması konusunda hafta sonunda mutabakata varılmıştı.

CTP-DP koalisyon hükümetinin kabinesinin bugün öğleden sonra Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunulması planlanıyor. CTP-DP koalisyonu, 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde toplam 26 milletvekili ile temsil edilecek.

CUMHURİYET MECLİSİ YARIN TOPLANACAK

KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yarın toplanacak. Cumhuriyet Meclisi'nin yarın saat 10.00'da başlayacak toplantısının gündeminde ''Başkanlık Divanı'' seçimleri bulunuyor.

Cumhuriyet Meclisi, aralarında Meclis Başkanı ve Başkan Yardımcısı'nın da bulunduğu ''Başkanlık Divanı'' seçimleri için, daha önce iki kez toplanmış ve hükümet oluşumunun şekillenmemesinden dolayı toplantısını ertelemişti.

HURRIYET 12/01/2004

İşte hükümetin Kıbrıs kriterleri

Adada Türk kimliğinin korunması, Türk askeri bulunmasından önemli. Türkiye AB'ye girmeden güneyden kuzeye yerleşilemez

12/01/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
ANKARA - Hükümet, Annan Planı üzerinden yapılmasını istediği Kıbrıs müzakerelerinde, toprak dağılımı,
Türk askerinin sayısı, Türk-Yunan dengesi konularında yapılacak pazarlığa ilişkin stratejisini belirledi. Hükümete yakın kaynaklar, bu stratejinin Dışişleri ile Genelkurmay'ın ortak hazırladığı 'Tutum Belgesi'ne yansıtılmaya çalışıldığını vurgulayarak, ayrıntıları şöyle özetledi:
Asker sıfırlanabilir:
Annan Planı'nda yer alan Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) tam üye olmasından sonra adadaki Türk askeri sayısının sıfırlanmasını öngören hüküm kabul edilebilir.
Adada Türk kimliğinin korunmasının, orada Türk askerinin sonsuza kadar kalmasından daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Asker sayısı azaltılsa veya sembolik olarak kalsa ne olur? Nasıl olsa Annan Planı'na göre adada Türkiye'nin garantörlüğü korunacak. Herhangi bir durumda müdahale etme kabiliyemiz 1974 öncesine göre daha iyi olacak.

Azınlığa çözüm
Türk-Yunan dengesi:
Annan Planı, adada Türk-Yunan dengesinin sağlanması konusunda yüzde 5 gibi bir oran koyuyor. Bu oran üzerinde pazarlıklar yapacağız, ama burada esas olan Türkiye AB'ye girmeden hiç kimsenin güneyden kuzeye geçip yerleşmesine izin vermemek. Yani, KKTC' deki Türk nüfusunu dağıtacak, onları azınlıkta bırakacak girişimlere karşıyız. Güzelyurt-Maraş gibi bölgelerin Rum tarafına bırakılmamasına çalışacağız.
AB'ye endeksli olamaz: Kıbrıs'ta çözüm Türkiye'nin AB'ye girmesinin koşulu olamaz, ama biz çözüp de AB'ye girmekte kararlıyız. KKTC'deki Türk kimliğinin korunmasında Avrupa Birliği de bize destek vermek zorunda.
Güneyden kuzeye olan geçişler de bu doğrultuda düzenlenmeli. Güneyden kuzeye geçişler aşama aşama olmalı ve geçilecek bölgedeki Türk nü
fusu Rumların gelmesiyle birlikte azınlıkta kalmamalı. Bu yüzden hangi bölgeye kaç Rum'un geçebileceği hesaplanmalı. Adada yapılacak geçişler kuzeydeki herhangi bir toprak parçasında yoğunlaşmamalı.
ABD ziyareti:Başbakan Erdoğan, 26 Ocak'ta ABD'ye Kıbrıs konusunda KKTC ile tam mutabakat sağlayarak gitmek istiyor. Ankara ile KKTC'nin ortak hareketi çok önemli. Burada da en büyük sorumluluk KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a düşüyor.

Önce Denktaş inanmalı
İyi müzakereci: Rauf Denktaş'ın, müzakerelerin Annan Planı üzerinden yapılmasına ikna edilmesinden çok, kendisinin buna inanması önemli. Çok iyi bir müzakereci ve gerçekten inandığını sonuna kadar savunur.
Et, kemiği yumuşatır: Hükümet, Kıbrıs sorununda tarafların esnekliğini savunuyor. Her şeyin tartışılıp, konuşulmasından yanayız. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Genelkurmay'la kendileri arasında görüş ayrılığı bulunmadığını vurgulamak için 'etle kemik gibi' olduklarını söyledi.
Dışişleri et, Genelkurmay da kemiktir. Et-kemik mekanizması şöyle işler: İskel
eti kemik oluşturur ve korur, et de onu yumuşatır. Kemik ne kadar kuvvetli olursa vücut da o kadar diri görünür. Ancak dışa karşı kemiğin sertliği et tarafından yumuşatılır.
Bir yıllık hükümet geçmişimizde Türkiye'nin kemiğinin durduğunu herkes biliyor, a
ma biz diplomasiyi kullanıyoruz. Devletler de gerektiğinde ordularıyla mesaj verir, ancak diplomasiyle gerisini getirir. Suriye'de 1998 yılında PKK konusunda yapılan ve geçen hafta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Türkiye'ye ziyaretiyle tamamlanan süreç bunun en güzel örneğidir.

'Mutabakat halindeyiz'

12/01/2004 RADIKAL;

İSTANBUL - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün İstanbul'da baş başa yaptıkları görüşmeden, "Tam mutabakat halindeyiz" mesajı çıktı. Görüşmenin ardından Erdoğan ve Denktaş, ortak bir açıklama yaptı. Erdoğan, Kıbrıs sorunuyla ilgili görüş alış- verişinde bulunduklarını belirterek, şunları söyledi:
"Kıbrıs müzakere süreciyle ilgili olarak yapılan çalışmalar hakkında bilgi sunduk. Denktaş'ın görüşlerini alma
ktan memnuniyet duyduk. Ortak hedefimiz, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde ve adadaki gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir barışa katkıda bulunmaktır. Ayrıca KKTC'deki siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.
Netice itibarıyla
, Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için sarf edilecek gayretlerin Türkiye ile KKTC arasında mevcut olan yakın dayanışma ve işbirliği içinde yürütülmesi hususunda tam mutabakat halindeyiz."
Denktaş da, Kıbrıs meselesinin müşterek bir milli dava olduğunun al
tını çizerek, şöyle konuştu: "Hedef kalıcı barıştır, uzlaşmadır. Geçmişin tekrarlanmamasıdır, adanın ve halkımızın güven içinde yaşamasıdır. Bütün bunları görüştük. Ayrı bir görüşümüz yoktur. İnşallah bu güzel işbirliği devam edecek ve milli davamızın yararına olacaktır."

Erdoğan biliyor muydu?
Bu arada, Erdoğan'ın önceki gece CTP lideri Mehmet Ali Talat ile DP lideri Serdar Denktaş'ı aradığı belirtildi. Erdoğan'ın, telefon görüşmesinden, iki liderin aslında Ankara'da koalisyon hükümeti kurmaları yönünde ikna edildikleri de anlaşıldı. Erdoğan, Talat ile Denktaş'a şunları söyledi:
"KKTC'de demokratik sürecin işlemesine katkınızdan ötürü sizi tebrik ederim. Kıbrıs'ta demokrasi daha da üst seviyede işleyecek, yanınızdayız."

Hükümet tamam

CTP ve DP, toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti kurma konusunda anlaştı. CTP'nin altı, DP'nin dört üye vereceği kabine listesi, bugün CTP lideri tarafından Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunulacak

12/01/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC'de 14 Aralık seçimlerinin ardından, Rum Kesimi'nin tek başına resmen AB üyesi olacağı 2004 Mayısı öncesinde çözüm için umutla beklenen yeni hükümet kuruluyor. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş' ın hükümeti kurmakla görevlendirdiği Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile Demokrat Parti (DP) sonunda koalisyon kurma konusunda anlaştı. CTP lideri Mehmet Ali Talat ve DP lideri Serdar Denktaş başkanlığında dün yapılan toplantı sonrasında 'toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümetinin' kurulacağı açıklandı.
10 gündür görüşüyorlardı

CTP ve DP, geçen perşembeden beri sür
en görüşmeleri dün tamamlarken, iki partinin liderleri uzlaşmayı ortak basın toplantısıyla duyurdu. CTP lideri Talat, DP ile 'toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümeti kurduklarını' söylerken, konunun iki partinin yetkili organlarında görüşülmesinin ardından bakanlar kurulu listesinin belirleneceğini ve listenin bugün Cumhurbaşkanı'na sunulacağını kaydetti.
Hükümette CTP'den altı, DP'den dört bakanın yer alacağını belirten Talat, dağılımı şöyle açıkladı: "Dışişleri, Ekonomi ve Turizm, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
ile Tarım ve Orman bakanlıkları DP'de. Eğitim ve Kültür, İçişleri,
Bayındırlık ve Ulaştırma, Sağlık Sosyal Yardım, Gençlik ve Spor ile Maliye Bakanlığı CTP'de."
CTP'nin mecliste 19, DP'nin ise yedi sandalyesi bulunuyor. Bu oran güvenoyu için gerekli 25 r
akamını aşmaya yetiyor. CTP ve DP'nin uzlaşmaya varmasıyla, Kıbrıs Türk siyasi tarihinde ilk kez bir sol parti başkanının başbakanlığında hükümet kuruldu. DP ve CTP, 1993'te yapılan erken genel seçimin ardından, DP başkanlığında 2.5 yıl süren koalisyon hükümeti kurmuştu. DP-CTP hükümeti üç kez bozulmuş ve yeniden kurulmuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'de, CTP ile DP'nin koalisyon hükümeti kurma yönünde anlaşmalarını, "Hayırlı olsun, beklediğimiz de buydu. Temennimiz odur ki bu Kıbrıs için bundan s
onraki gelişmeler için iyi bir başlangıç olsun" diye değerlendirdi.


1 Mayıs'a kadar çözüm
Basın toplantısında yaptığı konuşmada tüm toplumsal kesimlerden destek isteyen CTP lideri Talat, "Hükümetimiz, Annan Planı esasında görüşmeler yoluyla adada 1 Mayıs'a kadar çözüm hedefi güdecek" dedi. Talat, Annan Planı'nın referanduma sunulması tarihiyle ilgili bir soruyu, "Referandum, Türk ve Rum taraflarıyla Türkiye ve Yunanistan'ın uzlaştığı bir tarihte olacak" diye yanıtladı. CTP lideri Talat, 'Cumhurbaşkanı'nın onayı sonrası hemen BM'ye, görüşmelere hazır olduğunuzu bildirecek misiniz' sorusu üzerine de şunları söyledi:
"Hayır. Daha Türkiye'de görüş oluşturuluyor. Biz işbirliği içinde bu görüşün oluşturulmasına katkıda bulanacağız. Ortak bir görüşe varacağız.
Bu ortak görüşe göre o adımlar atılacak. Henüz o aşamada değiliz. Zaten bizim çağırmamız da bir şey ifade etmez."
'Başka seçenek yoktu'
DP lideri Denktaş da her iki partinin de tabanlarından gelen destek ve karşı çıkışları değerlendirdiğini belirterek, bu hükümet dışında seçim seçeneğinden başka alternatif kalmadığını, beklentilerinin, geçmişi geride bırakıp uzlaşmak olduğunu söyledi. DP lideri Denktaş şöyle konuştu:
"İçinden geçmekte olduğumuz önemli süreçte hükümet oluşturmayıp bir başka formülü denem
ek, oyalanmak hiç kimseye hiçbir şey kazandırmayacaktı. Bu sorumlulukla ve her iki parti de bazı riskleri de göze alarak, bu adımı attı.
Ümit ediyorum ki, hükümet, hem demokrasi kültürümüzün gelişmesine, hem toplumsal uzlaşmaya ve hem de ada üzerinde yaşa
yabilir, kalıcı bir çözümün bulunması uğraşlarında başarılı olur."

Hükümet nihayet...

KKTC’de 14 Aralık 2003 seçimlerinin ardından başlayan yeni dönemde hükümet kurma konusunda günlerdir devam eden çabalar bugün sonuçlandı. 19 milletvekiliyle seçimin birinci partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP/BG) ile 7 milletvekiliyle üçüncü partisi Demokrat Parti (DP), “Toplumsal Uzlaşma ve Çözüm Hükümeti” kurma konusunda koalisyon ortaklığı yapmak için anlaşmaya vardılar.

29 Aralık’ta Cumhurbaşkanı’nca hükümeti kurmakla görevlendirilen CTP/BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığında kurulacak koalisyon hükümetinde 6 CTP/BG’li, 4 de DP’li bakanın görev yapmasında uzlaşıldı.

Buna göre, Başbakan Talat başkanlığındaki hükümette bakanlıkların dağılımı şöyle:

CTP/BG: Eğitim ve Kültür Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı.

DP: Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı.

CTP/BG ve DP’nin yetkili organları bu akşam toplanarak varılan anlaşmayı değerlendirecek. Bakanlar Kurulu listesinin yarın Cumhurbaşkanı’na sunulmasının ardından hem bakanlar hem de hükümet protokolü açıklanacak ve ardından meclise sunulmak üzere hükümet programı hazırlıklarına geçilecek.

ÖNCE BAKLAVA, SONRA BASINA AÇIKLAMA

Cumhuriyet Meclisi’ndeki İdari ve Sosyal İşler Komitesi odasında iki partinin başkanlarının da katılımıyla 1 saat 40 dakika süren bugünkü toplantının bitmesine kısa süre kala, gazetecilere baklava gönderildi. Hemen ardından ise iki lider ve genel sekreterleri, basın mensuplarının basın açıklamaları için önceden hazırlık yaptığı Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi odasına geldi.

TOPLUMSAL UZLAŞMA VE ÇÖZÜM HÜKÜMETİ

Talat, “Toplumsal Uzlaşma ve Çözüm Hükümeti’ni CTP-DP hükümeti olarak kurarken, şeffaflık ve halkımızla sürekli iletişim içinde, sürekli bilgi akışı içinde ve toplumsal uzlaşmayı sağlayacak şekilde çalışma hedefi güden bir hükümet oluştururken, sizlerin bu alandaki katkılarını hiçbir zaman yadsımadık veya düşük düzeyde görmedik. Bu bakımdan sizlere teşekkür ediyoruz” dedi.

Görüşmelerde bir sonuca vardıklarını açıklayan Talat, bunu parti organlarına götüreceklerini dün öğleden sonra iki partinin organlarının toplantıya çağrıldığını, organların onayından sonra da çok büyük olasılıkla bugün bakanlar kurulunun saptanıp Cumhurbaşkanı’na takdim edeceklerini bildirdi.

Talat, üzerinde anlaştıkları bakanlar kurulu listesinin partilere göre dağılımını açıkladıktan sonra, “toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti” kuracaklarını yineleyerek, “Protokolümüz bu akşam onaylandıktan sonra ve yarın hükümet oluştuktan sonra Hükümet Programı çalışmaları derhal başlayacak ve en kısa sürede meclise sunulacaktır ve tabi güvenoyu prosedürü bu şekilde başlayacaktır” diye konuştu.

Özellikle uzun, gergin, tartışmalı dönemlerden sonra çözüm için, toplumsal uzlaşma için yola çıkan tüm toplumsal kesimlerin hükümeti, bu hedefleri ve amaçları doğrultusunda desteklemesini isteyen Mehmet Ali Talat, bu yolla toplumsal uzlaşmaya ve çözüme katkı talep etti.

Talat, “Biz kararlılıkla ve işbirliği içinde bir bütün hükümet olarak hareket edeceğiz, aramızda çıkabilecek pürüzleri, sorunları da kararlılıkla çözümleyeceğiz. Bu kararlılıkla hareket ediyoruz” dedi.

SERDAR DENKTAŞ: UZLAŞARAK, HASSASİYETLERİ KOLLAYARAK

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da basına açıklamasında, her iki partinin de tabanlarından, oy veren kişilerden gelen destek ve karşı çıkışları da bir arada değerlendirdiğini kaydederek, şunları söyledi:

“Özellikle ‘bu hükümeti kurmayın’ diyenlerden istek ve beklentimiz ‘seçim dışında başka bir alternatif kalmadığına göre, seçim dönemine kadar olan süreçte kamplara bölünen halkımızın öncelikle toplumsal anlamda barışını sağlayabilmek, toplumsal uzlaşmayı yaratabilmek, bu uzlaşma anlayışıyla kendi içimizde de hükümet ederken uzlaşarak ve birbirimizin hassasiyetlerini kollayarak hareket edeceğimizin bilinmesini rica ediyoruz. İçinden geçmekte olduğumuz önemli süreçte, hükümet oluşturmayıp bir başka formülü denemek, oyalanmak hiç kimseye, hiçbir şey kazandırmayacaktı. Bu sorumlulukla ve tabi ki her iki parti de kendine göre bazı riskleri de göze alarak bu adımı atmış bulunuyor. Hayırlısı olsun diyorum. Ümit ediyorum ki hükümetin oluşumu hem demokrasi kültürümüzün bugün olduğundan daha da gelişmesine, hem toplumsal uzlaşmaya, hem de ada üzerinde yaşayabilir, kalıcı bir çözümün bulunması uğraşlarında başarılı olur. Biz iki parti olarak öyle inanıyorum ki samimiyetle ve birbirimizi anlayarak, kollayarak bu yolda yürüyebileceğiz.”

Talat, hükümetin Kıbrıs sorunuyla ilgili amaçları konusundaki soru üzerine şöyle konuştu:

“Çözüm, toplumsal uzlaşma, zaten adından da anlayacağınız gibi hükümetimizin temel hedefleri arasında. Bu akşam yetkili kurullarımızın onayından sonra protokolümüzü de hemen açıklayacağız kamuoyuna… Zaten hükümet programı da hazırlanacak. Onaydan sonra açıklamamızda yarar var.”

1 MAYIS’A KADAR ÇÖZÜM HÜKÜMETİN HEDEFİ

Talat, 1 Mayıs ve Annan Planı konusunda hedefi soran gazeteciye “1 Mayıs’a kadar çözüm hedefi güdecek hükümetimiz, Annan Planı esasında görüşmeler yoluyla…” karşılığını verirken, referandumun da tarafların uzlaştığı tarihte yapılacağını belirtti. Bunun zaten BM Genel Sekreteri’nin de öngörüsü olduğuna işaret eden Talat, Kıbrıs Türk, Kıbrıs Rum, Türkiye ve Yunanistan’ın uzlaşacağı bir tarihte Annan Planı’nın referanduma sunulacağını söyledi.

Mehmet Ali Talat, meclis başkanlığının koalisyon dışında birine verilmesinin söz konusu olup olmadığı sorusunu yanıtlarken, “Onu sonuçlandırmış değiliz, tartışmış da değiliz, aramızda konuşacağız” dedi.

“Cumhurbaşkanı’ndan onay aldıktan sonra BM’ye hemen görüşmelere hazır olduğunuzu bildirecek misiniz?” soruna karşılık da Talat, “Hayır, hayır, hayır… Daha dediğimiz gibi Türkiye’de görüş oluşturuluyor, biz işbirliği içinde bu görüşün oluşturulmasına katkıda bulunacağız, ortak bir görüşe varacağız ve ortak görüş çerçevesinde o adımlar atılacak. Henüz o aşamada değiliz. Zaten bizim çağırmamız da bir şey ifade etmez” diye konuştu.

Basın açıklamasının ardından iki partinin liderlerinin ve yetkililerinin neşeli şekilde meclisten ayrıldığı gözlendi.

SERDAR DENKTAŞ DIŞİŞLERİ

Talat, “Başbakan Yardımcılığı yok mu” şeklindeki bir soruyu yanıtlarken de Dışişleri Bakanlığı’nın adının Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı şeklinde düzenlendiğini açıklayarak, böylece DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olacağını ima etmiş oldu.

CTP BAŞKANLIĞINA İLK KEZ.. İKİ PARTİNİN ORTAKLIĞI 4. KEZ

Kıbrıs Türk halkının siyasi tarihinde CTP başkanlığında ilk kez bir hükümet kuruluyor. CTP ile DP’nin ortaklığı ise ilk değil.. Aralık 1993’teki erken genel seçimlerin ardından tam üç kez kurulan DP-CTP koalisyonlarının ömrü üç yıl kadar olabilmişti.

HALKIN SESI 12/01/2004

Avrupa yolundan dönüş yok

Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan,Türkiye’nin çok sayıda yasayı Kopenhag kriterlerine uygun olarak değiştirdiğini ve Türk halkının yüzde 75’inin AB üyeliğinden yana olduğunu kaydetti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerine başlanmamasının Türk halkını derinden yaralayacağını söyledi.

Erdoğan, Almanya’da yayınlanan Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’nin çok sayıda yasayı Kopenhag kriterlerine uygun olarak değiştirdiğini ve Türk halkının yüzde 75’inin AB üyeliğinden yana olduğunu hatırlatarak, “AB üyelik müzakerelerine başlanmaması halkımızı derinden yaralar. Birçok kişi, ‘Batı yine oyun oynadı’ der. Hükümetim, Türkiye’nin AB üyeliği için her türlü çabayı harcamaya kararlıdır. Bu konuda hükümet, muhalefet ve halkımız birlik içinde” dedi.

Erdoğan, “Türkiye ne zaman AB üyesi olabilir?” sorusu üzerine, “Bu bizim sorunumuz değil. Önemli olan üyelik müzakereleri için bir takvim almamızdır. Daha sonra tüm kriterleri yerine getirdiğimizde üye oluruz. Tabii ki, bunun bir an önce gerçekleşmesini diliyoruz” diye konuştu.

Almanya’nın Türkiye’yi AB üyeliği konusunda desteklemeye devam edeceğine inandığını belirten Erdoğan, “Belki bu konudaki isteğimizi Alman halkının da benimsemesi için daha iyi açıklamalıyız. Halklarımız arasındaki bağ çok güçlü” dedi.

“ANNAN PLANINDA BAZI DEĞİŞİKLİKLER YAPILMALI”-

Başbakan Erdoğan, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak da Kıbrıs’ta her halükarda iyi, adil ve sürekli bir çözüm bulunmasını istediklerini belirterek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planı temelinde tartışılabileceğini, ancak planda bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini söyledi.

Rum tarafının da sorunun çözümü için çaba harcaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, “Kıbrıs sorununu 1 Mayıs’tan önce çözebilmek için her türlü çabayı harcıyoruz. Ancak bu sorunun çözümü, Kopenhag kriterleri arasında yer almamaktadır. Bu konu aniden karışık bir paket içinde kapımıza getirilirse bu bizi üzer” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Türkiye’de yaşayan “Kürtlerin” haklarıyla ilgili soru üzerine de “Kürtler tümüyle eşittir. Avrupa Parlamentosu, başbakanlığa seçilmemden sonra Leyla Zana’nın yeniden mahkeme huzuruna çıkartılmasını istedi. Ben de insan hakları açısından Zana’nın durumuyla ilgilenilmesini anlayışla karşıladığımı söyledim, ancak sadece bir şiir okuduğum için hapse girdiğimi hatırlattım. Tüm haklarım elimden alındı. O zamanlar AB neredeydi?” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, türban tartışmalarıyla ilgili olarak da “Seçimlerden önce bu sorunu çözmek istediğimizi söylemiştik. Bu sadece partimizin değil, tüm Türkiye’nin bir sorunu. Biz başörtüsünü bir sorun olarak görmüyoruz. Bazı çevreler, bunun sadece sorun olması için çaba harcıyor” diye konuştu.

Başörtüsünün siyasi değil, dini bir sembol olduğunu belirten Erdoğan, “Başörtüsü siyasi bir sembol olsaydı sadece belirli bir partinin taraftarları başörtüsü takardı. Ancak Türkiye’de tüm partilerden onbinlerce kadın başörtüsü takıyor. Türkiye, çoğunluğu Müslüman nüfusa sahip bir ülke. Bizim AK Parti olarak görüşümüz şudur; isteyen taşısın, istemeyen taşımasın. Bu konuda hiç kimseye ne yapması gerektiği söylenemez. Bunu hiç kimse bir şey için gerekçe göstermesin” dedi.

“AVRUPA YOLUNDAN DÖNÜŞ YOK”--

Başbakan Erdoğan, Alman Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte de Almanya’da sadece hükümetin değil, muhalefet partilerinin ve vatandaşların da Türkiye’nin Avrupa’ya bağlanmasını gerekli gördüklerine inandığını belirterek, “Çünkü Avrupa’da kültürler çatışmasının meydana gelmemesi, aksine kültürlerin birlikte yaşamaları çok önemli. Türkiye bunun için en iyi adres. Avrupa yolundan dönüş yok” dedi.

Almanya’da Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olanların Türkleri yeteri kadar tanımadığını, Türklerin de kendilerini tanıtmak için fazla çaba harcamadıklarını ifade eden Erdoğan, Almanya’da yaşayan Türklerin bu konuda daha faal olmaları gerektiğini söyledi. Erdoğan, “Biz reformları kendi insanımızın refah standardını yükseltmek için yaptık. 2004 yılı sonunda üyelik müzakerelerine başlasak da başlamasak da biz bu reformlara bağlı kalacağız” diye konuştu.

Erdoğan, “Türbanın Almanya’da kadınların baskı altında tutulmasının bir sembolü olarak görüldüğünün” hatırlatılması üzerine de “Bunu kabul etmiyorum. Eşim ve kızlarım da başörtüsü takıyor. Ve bunu ben kendilerini zorladığım için yapmıyorlar. Kızlarım üniversiteyi bitirmek üzereler. Eğitimli insanlar olmalarına rağmen başörtüsü taşımaya karar verdiler” diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye’deki laik sistemde her dine eşit davranıldığını kaydetti.

Başbakan Erdoğan ayrıca, 17 yaşından bu yana politikanın içinde olduğunu ve zor günler geçirdiğini belirterek, “Dayanma gücünüzü neye borçlusunuz?” sorusu üzerine de “İnandığım değerlere. Benim inancımda şöyle bir söz vardır; halkına hizmet eden Allah’a hizmet eder. İnsana hizmet etmenin önemi büyüktür. Diğer her bir şeyi unutabilirsiniz” dedi.

HALKIN SESI 12/01/2004

HAYIRLISI

"Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Demokrat Parti'nin yetkili organları, temel amacı, Kıbrıs Türk halkının uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve çıkarları ile güvenliğini gözeterek ve geliştirerek, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, hükümet ile Cumhurbaşkanı'nın birlikte ve uyum içerisinde yürüteceği Annan Planı'nı esas alan müzakere süreci sonunda Kıbrıs sorununu Mayıs 2004'ten önce çözmek ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte eş zamanlı olarak referanduma sunmak olan ve Kıbrıs Türk halkını, Avrupa Birliği normlarına uyumlu, çağdaş, demokratik ve ekonomisi düzgün, sosyal refah düzeyi yüksek bir devlet düzenine kavuşturmak üzere, bir koalisyon hükümetine karar vermişlerdir."

CTP- BG

Başbakanlık

Eğitim ve Kültür Bakanlığı

İçişleri Bakanlığı

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı

Gençlik ve Spor Bakanlığı

Maliye Bakanlığı

DP

Başbakan Yrd. ve Dışişleri Bakanlığı

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

Tarım ve Orman Bakanlığı

Toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti…

“Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Demokrat Parti’nin yetkili organları, temel amacı, Kıbrıs Türk halkının uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve çıkarları ile güvenliğini gözeterek ve geliştirerek, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, hükümet ile Cumhurbaşkanı’nın birlikte ve uyum içerisinde y
ürüteceği Annan Planı’nı esas alan müzakere süreci sonunda Kıbrıs sorununu Mayıs 2004’ten önce çözmek ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte eş zamanlı olarak referanduma sunmak olan ve Kıbrıs Türk halkını, Avrupa Birliği normlarına uyumlu, çağdaş, demokratik, asil ve ekonomisi düzgün, sosyal refah düzeyi yüksek bir devlet düzenine kavuşturmak üzere, bir koalisyon hükümeti oluşturmaya karar vermişlerdir.”

***

Bu cümleler, bugün açıklanması beklenen Cumhuriyetçi Türk Partisi – Demokrat Parti Koalisyon Hükümeti Protokolü’nün amacını özetliyor.

Hükümete “Toplumsal Uzlaşma ve Çözüm” ismi verilmesi en önemlisi bence...

Çünkü, seçim sonuçları bu mesajı veriyor.

Hem ‘toplumsal uzlaşma’ hem de ‘Kıbrıs sorununun çözümü’ halkın genel beklentisi... Her ikisi birbirini tamamlıyor... Aksi halde, ‘barışın sürekliliği’ her koşulda tehlikede...

Kıbrıs sorununun çözümü nasıl?


İşte bu soruların yanıtı da protokolde var.

1- Mayıs 2004’ten önce bir çözüm... Yani ‘şimdi’!..

2- Annan Planı’nı esas alarak... (Burada ‘Annan Planı zemininde’ denmemiş!.. Oysa, Türkiye artık bunu söylüyor. Belki ‘esas alınarak’ kelimesi, hükümetin ‘toplumsal uzlaşı’ misyonu açısından önemli)

3- Referandum!.. Bu ‘sihirli kelime’, Birleşmiş Milletler’in ‘görüşmeleri’ yeniden başlatması, inisiyatifi yeniden ele alması açısında son derece önemli... Bu noktaya da, “Kıbrıs sorununu Mayıs 2004’ten önce çözmek ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte eş zamanlı olarak referanduma sunmak” cümlesi ile vurgu yapılıyor.

4- Yine aynen, Koalisyon Protokolü’nden elde edebildiğimiz bir bölüme atıfta bulunalım.

“Koalisyon Hükümeti, çözüm ile oluşturulacak ortaklık temelinde Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının ve kurucu devletlerinin siyasi eşitliği, Kıbrıs’ın bütününde paylaşacağımız kurucu devletimizde ise kendimizin olan egemenliği ön görmektedir. Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkının devamı gözetilecektir”

‘Görüşmeci’ konusu!


Hükümet Protokolü ile ilgili ulaşabildiğim bilgiler bu yönde... Dün akşam, her iki partinin yetkili organlarında yapılan görüşme sonrası bir değişiklik olur mu, bilemiyorum...

Bir de halkın çok merak ettiği görüşmeci konusu var ki, ‘seçim sonuçları’ burada da kendini gösteriyor.

Çankaya Zirvesi’nden çıkan sonuçta da olduğu gibi “Hükümet ile Cumhurbaşkanı’nın birlikte ve uyum içerisinde yürüteceği” kelimeleri ile şekillenen ‘görüşme süreci’nde iş ‘pratikteki uyuma’ ve ‘karşılıklı saygıya’ kalıyor.

Peki, Türkiye ile ilişkiler? Ya Avrupa Birliği?

“Koalisyonun Temel İlkeleri” Bölümü’nde bu konuya da değinilmiş...

Bakınız neler yazıyor:

“CTP-DP Koalisyonu, Kıbrıs sorununun çözümünde Türkiye ile karşılıklı görüş alış-verişi ile ortak bir politika oluşturmayı ve Türkiye ile var olan ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin karşılıklı yarar ve dayanışma zemininde gelişmesini ön görmektedir.”

......
“Ülkedeki ekonomik, sosyal ve diğer sorunların aşılmasında her iki parti yeniden yapılanmanın, Avrupa Birliği normları çerçevesinde gerçekleşmesi hususunda mutabık kalırlar.”

Ve bakanlıklar!

Bakanlıkların dağılımı konusunda iki partinin ‘sorunlar’ yaşayacağı konuşulmuştu ama olmadı...
Eğer, böyle bir sorun ve ciddi boyutta tartışmalar olsaydı, o zaman, “Bunlar koltuk kavgasına düştü” derdik ve en baştan “hükümete dair” umutlarımız yıkılırdı o za
man hoş olmazdı...

Bakanlıklardan ziyade, bağlı daireler konusunda bazı notlarımız var.

- Toplumda çok tartışılan ‘Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’ artık Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne bağlı olarak faaliyet gösterecek, ancak Türk Ajansı Kıbrıs, Demokrat Parti’de...

- Dışişleri Bakanlığı Demokrat Parti ‘uhdesinde’ kaldı ancak ‘Enformasyon Dairesi’ CTP’ye geçti... Bunun karşılığında, Türk Ajansı Kıbrıs yine de DP’de...

- Doğu Akdeniz Üniversitesi, Lefke Avrupa Üniversitesi, Kıbrıs Türk Hava Yolları, Kooperatif, Vakıflar CTP’de...

- Ekonomi, Demokrat Parti’de ancak “Hazine ve Muhasebe Dairesi” ile “Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi” CTP’de...
Şu ana kadar elde edebildiğim bilgiler bunlar... Sanıyorum, bugün tüm detaylar açıklanacak...

"Koalisyon Protokolü” olsun “Hükümet Programı” olsun “kağıt üzerinde” genelde çok hoş görünürler...

Umarım ki, yazılanlar, yaşamın gerçeğinde de var olur...

Hayırlısı!..

YENIDUZEN 12/01/2004

Papadopulos Bush’a yanıt mektubunu gönderdi

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, Rum tarafının Kıbrıs sorunundaki ve 1 Mayıs’tan önce çözüm bulunabilmesi için müzakerelerin Annan planı temelinde yeniden başlamasına ilişkin tutumunu kaydettiği yanıt mektubunun yarın ABD Başkanı George W. Bush’un elinde olmasının beklendiği bildirildi.

HARAVGİ “Başkanın Yanıt Mektubu Yarın Bush’un Elinde –Tasos Papadopulos: Koalisyon Partilerinin Koordinasyonunda Sorun Yok” başlıklı haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un dün, yanıt mektubunun yarın (Pazartesi) ABD Başkanı’nın elinde olacağını umduğunu söylediğini yazdı.

Gazeteye göre Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides’le önceki gün yaptığı görüşmeyle ilgili bir soruya muhatap olan Papadopulos; Klerides’le (açıklanıp açıklanmamalarından bağımsız olarak) periyodik görüşmelerini yaptıklarını ve Kıbrıs sorununu ele aldıklarını söyledi. Yakın zamana kadar Kıbrıs sorununu yöneten kişi olan ve müzakerelerde engin deneyim sahibi olan Klerides’in fikirlerini dinlemenin her zaman yararlı olduğunu söyleyen Papadopulos, “Sanırım değerlendirmelerimiz aynı. Türk tarafının faaliyetlerinin neler olacağına bağlı olarak yapılabilecek olası uygulamaları ele aldık” dedi.

Papadopulos, KS EDEK Başkanı Yannakis Omiru’yla önceki gün yaptığı görüşmeyle ilgili soru üzerine ise, Kıbrıs sorununu ve değerlendirmelerini ele aldıklarını, görüşmelerinin başka konulara da yayıldığını söyledi. Papadopulos, “Bir süredir, özellikle hükümetin yürütme göreviyle ilgili sonuç getirici bir koordinasyon ve işbirliği sağlamak amacıyla, koalisyon partilerinin periyodik olarak görüşmeleri konusunda anlaştık” dedi. Papadopulos, koordinasyonda bir sorun olduğunu sanmadığını, Omiru’yla görüşmelerinde koordinasyonun iyileştirilmesini ele aldıklarını, hükümete bakanlarıyla dahil olan partilerin, bu bakanları aracılığıyla yürütme çalışması hakkında her zaman bilgi aldıklarını söyledi.

MAHİ de Papadopulos’un yanıt mektubunun yarın Bush’un elinde olacağına ilişkin açıklamasını ve Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides’le önceki gün yaptığı görüşmeyle ilgili söylediklerini “Kıbrıs Sorununu Görüştüler –Tasos İçin Klerides’in Fikirleri Yararlı” başlığıyla yansıttı. (tak-rum basını)

YENIDUZEN 12/01/2004

Annan Planı’nda bazı değişiklikler yapılmalı”

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerine başlanmamasının Türk halkını derinden yaralayacağını söyledi.

Erdoğan, Almanya’da yayınlanan Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’nin çok sayıda yasayı Kopenhag kriterlerine uygun olarak değiştirdiğini ve Türk halkının yüzde 75’inin AB üyeliğinden yana olduğunu hatırlatarak, “AB üyelik müzakerelerine başlanmaması halkımızı derinden yaralar. Birçok kişi, ‘Batı yine oyun oynadı’ der. Hükümetim, Türkiye’nin AB üyeliği için her türlü çabayı harcamaya kararlıdır. Bu konuda hükümet, muhalefet ve halkımız birlik içinde” dedi.

Erdoğan, “Türkiye ne zaman AB üyesi olabilir?” sorusu üzerine, “Bu bizim sorunumuz değil. Önemli olan üyelik müzakereleri için bir takvim almamızdır. Daha sonra tüm kriterleri yerine getirdiğimizde üye oluruz. Tabii ki, bunun bir an önce gerçekleşmesini diliyoruz” diye konuştu.

Almanya’nın Türkiye’yi AB üyeliği konusunda desteklemeye devam edeceğine inandığını belirten Erdoğan, “Belki bu konudaki isteğimizi Alman halkının da benimsemesi için daha iyi açıklamalıyız. Halklarımız arasındaki bağ çok güçlü” dedi.

“ANNAN PLANINDA BAZI DEĞİŞİKLİKLER YAPILMALI”-

TC Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak da Kıbrıs’ta her halükarda iyi, adil ve sürekli bir çözüm bulunmasını istediklerini belirterek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planı temelinde tartışılabileceğini, ancak planda bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini söyledi.

Rum tarafının da sorunun çözümü için çaba harcaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, “Kıbrıs sorununu 1 Mayıs’tan önce çözebilmek için her türlü çabayı harcıyoruz. Ancak bu sorunun çözümü, Kopenhag kriterleri arasında yer almamaktadır. Bu konu aniden karışık bir paket içinde kapımıza getirilirse bu bizi üzer” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Türkiye’de yaşayan “Kürtlerin” haklarıyla ilgili soru üzerine de “Kürtler tümüyle eşittir. Avrupa Parlamentosu, başbakanlığa seçilmemden sonra Leyla Zana’nın yeniden mahkeme huzuruna çıkartılmasını istedi. Ben de insan hakları açısından Zana’nın durumuyla ilgilenilmesini anlayışla karşıladığımı söyledim, ancak sadece bir şiir okuduğum için hapse girdiğimi hatırlattım. Tüm haklarım elimden alındı. O zamanlar AB neredeydi?” diye konuştu.

“AVRUPA YOLUNDAN DÖNÜŞ YOK”--

Erdoğan, Alman Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte de Almanya’da sadece hükümetin değil, muhalefet partilerinin ve vatandaşların da Türkiye’nin Avrupa’ya bağlanmasını gerekli gördüklerine inandığını belirterek, “Çünkü Avrupa’da kültürler çatışmasının meydana gelmemesi, aksine kültürlerin birlikte yaşamaları çok önemli. Türkiye bunun için en iyi adres. Avrupa yolundan dönüş yok” dedi.

Başbakan Erdoğan ayrıca, 17 yaşından bu yana politikanın içinde olduğunu ve zor günler geçirdiğini belirterek, “Dayanma gücünüzü neye borçlusunuz?” sorusu üzerine de “İnandığım değerlere. Benim inancımda şöyle bir söz vardır; halkına hizmet eden Allah’a hizmet eder. İnsana hizmet etmenin önemi büyüktür. Diğer her bir şeyi unutabilirsiniz” dedi. (aa)

YENIDUZEN 12/01/2004

Çözüm gayretlerimiz sürecek

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümü ve görüşmelerin süratle başlaması konusunda görüş birliğine vardı. Erdoğan:

İstanbul'da bir araya gelen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için sarf edilecek gayretlerin, Türkiye, Denktaş ve KKTC hükümetinin yakın temas ve istişaresi içerisinde yürütülmesi konusunda mutabakata vardı

Erdoğan: Ortak hedefimiz, BM genel sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve adadaki gerçekler temelinde kalıcı ve adil bir barışa ulaşılmasıdır. Kendileri ve KKTC hükümetiyle yakın temas ve istişare içerisinde bulunacağız. Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için sarf edilecek gayretlerin bundan böyle de Türkiye ile KKTC arasında esasen mevcut olan yakın dayanışma ve işbirliği içinde yürütülmesi hususunda tam bir mutabakat halindeyiz

Denktaş: Kıbrıs meselesi, müşterek ve milli bir davamızdır. Hedef de kalıcı barıştır, kalıcı uzlaşmadır, geçmişin tekrarlanmamasıdır, halkımızın refahıdır ve güven içinde yaşamasıdır. Ayrı bir görüşümüz yoktur. Bu beni çok mutlu etmiştir. Bütün konuları ele aldık. Sn. Erdoğan'a teşekkür ederim

Türkiye'de bir araya gelen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan zirvesinden "mutabakat" çıktı.

Toplantı sonrasında Erdoğan'ın, "Kıbrıs'ta kalıcı bir barış için Cumhurbaşkanı Denktaş ve KKTC hükümeti ile yakın temas ve istişare içinde olacağız" sözleri, Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından da desteklendi.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için sarf edilecek gayretlerin bundan böyle de Türkiye ile KKTC arasında esasen mevcut olan yakın dayanışma ve işbirliği içinde yürütülmesi hususunda tam bir mutabakat halindeyiz" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Valiliği'nde dün yaptıkları baş başa görüşme, yaklaşık bir saat sürdü.

Denktaş ve Erdoğan, görüşmenin ardından valilik kabul salonunda basın mensuplarına ortak açıklamada bulundular.

Erdoğan, yaptığı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Kıbrıs meselesinin bulunduğu aşama hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

TC Başbakanı Erdoğan, baş başa yaptıkları bu görüşmede Kıbrıs müzakere süreciyle ilgili olarak Türkiye'de yürütülen çalışmalar hakkında Denktaş'a bilgi verdiğini belirtti.

"Sayın Denktaş'ın değerli görüşlerini almaktan memnuniyet duydum" diyen Erdoğan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Ortak hedefimiz, BM genel sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve adadaki gerçekler temelinde kalıcı ve adil bir barışa ulaşılmasıdır. Kendileri ve KKTC hükümetiyle yakın temas ve istişare içerisinde bulunacağız. Görüşmede ayrıca, KKTC'deki siyasi gelişmeler ve hükümet kurma çalışmalarının geldiği son aşamayı da değerlendirdik. Netice itibarıyla Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm için sarf edilecek gayretlerin bundan böyle de Türkiye ile KKTC arasında esasen mevcut olan yakın dayanışma ve işbirliği içinde yürütülmesi hususunda tam bir mutabakat halindeyiz."

Müşterek ve milli dava

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş da yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan'a kendilerine bu fırsatı verdiği için en içten duygularla teşekkür ettiğini belirtti.

"Kıbrıs meselesi müşterek ve milli bir davamızdır. Hedef de kalıcı barıştır, kalıcı uzlaşmadır, geçmişin tekrarlanmamasıdır, halkımızın refahıdır ve güven içinde yaşamasıdır" diyen Denktaş, görüşmede bütün bu konuları ele aldıklarını kaydetti.

Denktaş, "Ayrı bir görüşümüz yoktur. Bu beni çok mutlu etmiştir" dedi. Bu güzel işbirliğinin devam edeceğini ve bunun milli davanın yararına olacağını vurgulayan Denktaş, Başbakan Erdoğan'a teşekkür ederek sözlerini tamamladı.

Denktaş ile Erdoğan, açıklamaların ardından tokalaşıp öpüşerek basın mensuplarına poz verdiler. Başbakan Erdoğan, daha sonra valiliğin bahçesine kadar eşlik ettiği Denktaş'ı uğurladı.

Denktaş, Tören Birliği'ni selamladıktan sonra İstanbul Valiliği'nden ayrıldı.

KIBRIS 12/01/2004

Haydi hayırlısı

CTP-BG'NİN BAKANLIKLARI: Başbakanlık, Eğitim ve Kültür Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı

DP'Lİ BAKANLIKLAR: Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı

BAKANLAR BUGÜNE: Bakanlıkları 6'ya 4 esasına göre paylaşan her iki parti, kabinede görev yapacak bakanları belirlemeyi bugüne bıraktı. CTP-BG'nin, bakanlarının çoğunluğunu dışarıdan ataması beklenirken, DP'de de benzer bir yöntemin izlenebileceği belirtiliyor

MAYIS'A KADAR ÇÖZÜM: CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, "toplumsal uzlaşma ve çözüm" hükümeti diye nitelendirdiği koalisyonun, Annan Planı temelinde yapılacak görüşmelerle 1 Mayıs 2004'e kadar çözümü hedefleyeceğini bildirdi

TOPLUMSAL UZLAŞMA, KALICI ÇÖZÜM: DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da her iki partinin kendine göre bazı riskleri de göze alarak bu yönde bir adım attığını ifade ederek, hem toplumsal uzlaşma, hem de ada üzerinde yaşayabilir, kalıcı bir çözüm bulunmasında başarılı olması dileğinde bulundu

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) ile Demokrat Parti (DP) arasında 4 gün boyunca devam eden zorlu pazarlıklar, dün olumlu sonuçlandı ve iki parti hükümet konusunda anlaştı. Böylece Kıbrıs Türk halkının siyasi tarihinde ilk kez CTP-BG başkanlığında bir hükümet işbaşına geliyor.

14 Aralık seçimlerinden yüzde 35'lik oy oranı ile birinci parti olarak çıkan ve mecliste 19 sandalyenin sahibi olan CTP-BG 6, yüzde 13 oyla 7 milletvekili kazanan DP ise 4 bakanlık aldı.

Bakanlıklar şöyle paylaşıldı:

"CTP-BG: Başbakanlık, Eğitim ve Kültür Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı.

DP: Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı."

Ancak CTP BG-DP kabinesinde görev yapacak bakanlar belirlenmedi. Bakanlıkların açıklanmasının ardından gözler kimlerin bakan olacağına çevrildi; gün boyu bu konuda yoğun kulisler ve spekülasyonlar yapıldı.

Kulislere göre CTP-BG'nin, bakanlarının çoğunu dışarıdan ataması bekleniyor. DP'nin de dışarıdan bakan atamasının ihtimal olduğuna işaret ediliyor.

Kabinede görev yapacak bakanların bugün netleşmesi ve bakanlar kurulu listesinin de öğleden sonra Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulması bekleniyor.

Bakanlar Kurulu listesinin cumhurbaşkanına sunulmasının ardından hem bakanlar, hem de hükümet protokolü açıklanacak ve ardından meclise sunulmak üzere hükümet programı hazırlıklarına geçilecek.

CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, "toplumsal uzlaşma ve çözüm" hükümeti diye nitelendirdiği koalisyonun, Annan Planı temelinde yapılacak görüşmelerle 1 Mayıs 2004'e kadar çözümü hedefleyeceğini bildirdi.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da her iki partinin kendine göre bazı riskleri de göze alarak bu yönde bir adım attığını ifade ederek, hem toplumsal uzlaşma, hem de ada üzerinde yaşayabilir, kalıcı bir çözüm bulunmasında başarılı olması dileğinde bulundu.

İki parti dün üzerinde uzlaştıkları koalisyon protokolünü onaylatmak için akşam saatlerinde yetkili kurullarını topladı. Yetkili kurullar, hükümet protokolüne onay verdi.

DP, saat 17.00'de önce Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ile meclis grubunu, ardından da parti meclisini toplantıya çağırdı. DP parti meclisi koalisyon protokolünü oyçokluğu ile onayladı.

Aynı saatlerde parti meclisini toplayan CTP-BG de benzeri bir çalışma yaptı. CTP-BG parti meclisi de hükümete oybirliği ile onay verdi.

Bugün her iki başkan, yetkili kurulları ile yeniden toplanıp bakanlarını saptayacak ve daha sonra bir araya gelip koalisyonun ortak listesine son şeklini verecek.

Kabinede görev yapacak bakanlar, listenin bugün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulmasıyla resmen açıklanacak.

Talat başkanlığında kurulan CTP BG-DP koalisyonunun bakanlar kurulu listesinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması halinde, yeni hükümetin programı, atanma tarihinden en geç bir hafta içinde Cumhuriyet Meclisi'nde okunacak.

Programın okunmasından iki tam gün sonra, hükümet programı üzerinde görüşmeler başlayacak. Görüşmelerin tamamlanmasından bir tam gün sonra da güvenoyuna başvurulacak.

Cumhuriyet Meclisi İç Tüzüğü'nün 129. maddesi, güven oylamasının açık oyla yapılmasını öngörüyor. Oylamada, güvenoyu verenlerin sayısı, ret oyu verenlerin sayısından fazlaysa, bakanlar kurulu güvenoyu almış olacak. Aksi takdirde Bakanlar Kurulu, güvenoyu almamış olacak ve başbakanın, istifasını cumhurbaşkanına sunması gerekecek.

Önce baklava, sonra basına açıklama

Cumhuriyet Meclisi'ndeki İdari ve Sosyal İşler Komitesi odasında iki partinin başkanlarının da katılımıyla 1 saat 40 dakika süren dünkü toplantının bitmesine kısa süre kala, gazetecilere baklava gönderildi.

Hemen ardından ise iki lider ve genel sekreterleri, basın açıklamaları için önceden hazırlık yaptığı Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi odasına geldi.

Toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti

Basın toplantısında ilk sözü alan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, konuşmasına, soğuk ve atmosferik koşullarda basın mensuplarını yorduklarını, biraz basını atlatmaya çalıştıklarını ama beceremediklerini, daha rahat bir çalışma ortamı ararken basının varlığından hiçbir zaman rahatsızlık duymadıklarını, basına verdikleri önemi söylemekle başladı.

Talat, "Toplumsal Uzlaşma ve Çözüm Hükümeti'ni CTP-DP hükümeti olarak kurarken, şeffaflık ve halkımızla sürekli iletişim içinde, sürekli bilgi akışı içinde ve toplumsal uzlaşmayı sağlayacak şekilde çalışma hedefi güden bir hükümet oluştururken, sizlerin bu alandaki katkılarını hiçbir zaman yadsımadık veya düşük düzeyde görmedik. Bu bakımdan sizlere teşekkür ediyoruz" dedi.

Görüşmelerde bir sonuca vardıklarını açıklayan Talat, bunu parti organlarına götüreceklerini, öğleden sonra iki partinin organlarının toplantıya çağrıldığını, organların onayından sonra da çok büyük olasılıkla bugün bakanlar kurulunun saptanıp cumhurbaşkanına takdim edeceklerini bildirdi.

Talat, üzerinde anlaştıkları bakanlar kurulu listesinin partilere göre dağılımını açıkladıktan sonra, "toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti" kuracaklarını yineleyerek, "Protokolümüz bu akşam (dün akşam) onaylandıktan sonra ve yarın (bugün) hükümet oluştuktan sonra hükümet programı çalışmaları derhal başlayacak ve en kısa sürede meclise sunulacaktır ve tabi güvenoyu prosedürü bu şekilde başlayacaktır" diye konuştu.

Özellikle uzun, gergin, tartışmalı dönemlerden sonra çözüm için, toplumsal uzlaşma için yola çıkan tüm toplumsal kesimlerin hükümeti, bu hedefleri ve amaçları doğrultusunda desteklemesini isteyen Mehmet Ali Talat, bu yolla toplumsal uzlaşmaya ve çözüme katkı talep etti.

Talat, "Biz kararlılıkla ve işbirliği içinde bir bütün hükümet olarak hareket edeceğiz, aramızda çıkabilecek pürüzleri, sorunları da kararlılıkla çözümleyeceğiz. Bu kararlılıkla hareket ediyoruz" dedi.

Serdar Denktaş: "Uzlaşarak, hassasiyetleri kollayarak..."

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da basına açıklamasında, her iki partinin de tabanlarından, oy veren kişilerden gelen destek ve karşı çıkışları da bir arada değerlendirdiğini kaydederek, şunları söyledi:

"Özellikle 'bu hükümeti kurmayın' diyenlerden istek ve beklentimiz 'seçim dışında başka bir alternatif kalmadığına göre, seçim dönemine kadar olan süreçte kamplara bölünen halkımızın öncelikle toplumsal anlamda barışını sağlayabilmek, toplumsal uzlaşmayı yaratabilmek, bu uzlaşma anlayışıyla kendi içimizde de hükümet ederken uzlaşarak ve birbirimizin hassasiyetlerini kollayarak hareket edeceğimizin bilinmesini rica ediyoruz. İçinden geçmekte olduğumuz önemli süreçte, hükümet oluşturmayıp bir başka formülü denemek, oyalanmak hiç kimseye, hiçbir şey kazandırmayacaktı. Bu sorumlulukla ve tabii ki her iki parti de kendine göre bazı riskleri de göze alarak bu adımı atmış bulunuyor. Hayırlısı olsun diyorum. Ümit ediyorum ki hükümetin oluşumu hem demokrasi kültürümüzün bugün olduğundan daha da gelişmesine, hem toplumsal uzlaşmaya, hem de ada üzerinde yaşayabilir, kalıcı bir çözümün bulunması uğraşlarında başarılı olur. Biz iki parti olarak öyle inanıyorum ki samimiyetle ve birbirimizi anlayarak, kollayarak bu yolda yürüyebileceğiz."

Birbirlerine parti rozetlerini verdiler

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, konuşmasının ardından CTP-BG lideri Talat'a partisinin rozetini hediye etti. Talat da Serdar Denktaş'a CTP amblemli bir rozet takdim etti.

Her iki liderin de "hayırlı uğurlu olsun" sözlerinden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, hükümetin Kıbrıs sorunuyla ilgili amaçları konusundaki soru üzerine şöyle konuştu:

"Çözüm, toplumsal uzlaşma, zaten adından da anlayacağınız gibi hükümetimizin temel hedefleri arasında. Bu akşam (dün akşam) yetkili kurullarımızın onayından sonra protokolümüzü de hemen açıklayacağız kamuoyuna... Zaten hükümet programı da hazırlanacak. Onaydan sonra açıklamamızda yarar var."

1 Mayıs'a kadar çözüm, hükümetin hedefi

Talat, 1 Mayıs ve Annan Planı konusunda hedefi soran gazeteciye "1 Mayıs'a kadar çözüm hedefi güdecek hükümetimiz, Annan Planı esasında görüşmeler yoluyla..." karşılığını verirken, referandumun da tarafların uzlaştığı tarihte yapılacağını belirtti. Bunun zaten BM genel sekreterinin de öngörüsü olduğuna işaret eden Talat, Kıbrıs Türk, Kıbrıs Rum, Türkiye ve Yunanistan'ın uzlaşacağı bir tarihte Annan Planı'nın referanduma sunulacağını söyledi.

Mehmet Ali Talat, meclis başkanlığının koalisyon dışında birine verilmesinin söz konusu olup olmadığı sorusunu yanıtlarken, "Onu sonuçlandırmış değiliz, tartışmış da değiliz, aramızda konuşacağız" dedi.

"Cumhurbaşkanından onay aldıktan sonra BM'ye hemen görüşmelere hazır olduğunuzu bildirecek misiniz?" soruna karşılık da Talat, "Hayır, hayır, hayır... Daha dediğimiz gibi Türkiye'de görüş oluşturuluyor, biz işbirliği içinde bu görüşün oluşturulmasına katkıda bulunacağız, ortak bir görüşe varacağız ve ortak görüş çerçevesinde o adımlar atılacak. Henüz o aşamada değiliz. Zaten bizim çağırmamız da bir şey ifade etmez" diye konuştu.

Basın açıklamasının ardından iki partinin liderlerinin ve yetkililerinin neşeli şekilde meclisten ayrıldığı gözlendi.

Serdar Denktaş dışişleri

Talat, "Başbakan Yardımcılığı yok mu" şeklindeki bir soruyu yanıtlarken de Dışişleri Bakanlığı'nın adının Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı şeklinde düzenlendiğini açıklayarak, böylece DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı olacağını ima etmiş oldu.

CTP-BG Parti Meclisi'nden protokole oybirliğiyle onay

CTP Parti Meclisi'nin saat 17:15'te başlayan toplantısı 19:30 sıralarında tamamlandı.

Toplantıdan sonra bir açıklama yapan genel başkan Mehmet Ali Talat, parti meclisinin hükümet protokolünü oybirliğiyle onayladığını, Bakanlar Kurulu'nun CTP'li üyeleri belirlemesi için de merkez yönetim kurulunu yetkilendirdiğini açıkladı.

Parti yetkili organlarının çalışmalarına bugün sabah 08:30'dan itibaren yoğun biçimde devam edeceğini ifade eden Talat, Bakanlar Kurulu listesini cumhurbaşkanına bugün sunabileceklerini belirtti, listeyi sunduktan sonra açıklayacaklarını söyledi.

Talat toplantıya girerken yaptığı açıklamada da parti meclisinin yetkilendireceği MYK'nın ve meclis grubunun bugün toplanarak çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı. Talat, bugün yapılacak çalışmaların ardından hükümet listesini cumhurbaşkanına sunacaklarını belirtti.

Hükümetlerinin kişisel ve örgütsel çıkarları değil toplumsal çıkarları ön planda tutacağını ifade eden Talat, toplumsal uzlaşı ve çözüm hedefindeki hükümetin Kıbrıs sorununu 1 Mayıs 2004'e kadar Annan Planı zemininde görüşerek sonuçlandırma misyonunda olduğunu, ana ilkelerinden birinin de Kıbrıs Türk tarafını AB normlarına hazırlamak olduğunu kaydetti.

Talat, bu çerçevede sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşların bu süreçte hükümete destek olmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

DP, oyçokluğu ile onayladı

DP Parti Meclisi de, CTP-BG ile koalisyon ortaklığına gidilmesini oyçokluğuyla onayladı.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, parti meclisinin yaklaşık bir saat süren toplantısının ardından yaptığı açıklamada, parti meclisinden hükümete oyçokluğuyla onay çıktığını bildirdi.

CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'la bugün bir araya gelerek Bakanlar Kurulu'nun oluşumunu ele alacaklarını ifade eden Serdar Denktaş, Bakanlar Kurulu listesinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulması için sürenin salı günü dolacağını, en geç salı gününe kadar bu işlemi gerçekleştireceklerini söyledi.

Denktaş, bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bugün KKTC'ye döneceğini hatırlatarak, "Hükümeti sunmanız salıya kalabilir mi?" sorusuna karşılık, "Salıya kadar süremiz varmış, kalabilir. Yarın (bugün) da olabilir. Sabahleyin Sayın Talat'la bir araya geleceğiz" dedi.

Serdar Denktaş, başka bir soru üzerine, DP'nin Bakanlar Kurulu'nda yer alacak üyelerinin kimler olacağının henüz belirlenmediğini kaydetti.

Denktaş, "Dışarıdan atama yapmanız, alternatifleriniz arasında mı?" sorusuna da "Bunların hepsine yarın (bugün) karar vereceğiz. Esas itibarıyla bugün (dün) protokolü ve planla ilgili konuları ele aldık. Parti meclisinden oyçokluğuyla da olsa çıkmış olduğuna göre, diğer detayı bu andan itibaren düşünmeye başlayacağız" karşılığını verdi.

Serdar Denktaş, bugün ilçe başkanları ve meclis grubu ile ayrı ayrı görüşerek, bakanların kimler olacağını saptayacaklarını açıkladı.

Denktaş, "Oyçokluğuyla karar alınırken ciddi bir rakam mı söz konusu?" sorusu üzerine de "Yok, iyidir. Tamamdır, uygundur" ifadesini kullandı ve kararın kaç oyla alındığını açıklamadı.

KIBRIS 12/01/2004

"Kıbrıs'ta her halükarda çözüm istiyoruz"

Türkiye Başbakanı Erdoğan, "Avrupa yolundan dönüş yok" dedi; Annan Planı temelinde tartışılabileceğini söyledi.


Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta her halükarda iyi, adil ve sürekli bir çözüm bulunmasını istediklerini belirterek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde tartışılabileceğini, ancak planda bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini söyledi.

Rum tarafının da sorunun çözümü için çaba harcaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Kıbrıs sorununu 1 Mayıs'tan önce çözebilmek için her türlü çabayı harcıyoruz. Ancak bu sorunun çözümü, Kopenhag kriterleri arasında yer almamaktadır. Bu konu aniden karışık bir paket içinde kapımıza getirilirse bu bizi üzer" diye konuştu.

Almanya'da yayınlanan Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung gazetesine bir demeç veren Erdoğan, "Avrupa yolundan dönüş olmayacağını" da vurguladı.

Erdoğan, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerine başlanmamasının Türk halkını derinden yaralayacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin çok sayıda yasayı Kopenhag kriterlerine uygun olarak değiştirdiğini ve Türk halkının yüzde 75'inin AB üyeliğinden yana olduğunu hatırlatarak, "AB üyelik müzakerelerine başlanmaması halkımızı derinden yaralar. Birçok kişi, 'Batı yine oyun oynadı' der. Hükümetim, Türkiye'nin AB üyeliği için her türlü çabayı harcamaya kararlıdır. Bu konuda hükümet, muhalefet ve halkımız birlik içinde" dedi.

Erdoğan, "Türkiye ne zaman AB üyesi olabilir?" sorusu üzerine, "Bu bizim sorunumuz değil. Önemli olan üyelik müzakereleri için bir takvim almamızdır. Daha sonra tüm kriterleri yerine getirdiğimizde üye oluruz. Tabii ki, bunun bir an önce gerçekleşmesini diliyoruz" diye konuştu.

Almanya'nın Türkiye'yi AB üyeliği konusunda desteklemeye devam edeceğine inandığını belirten Erdoğan, "Belki bu konudaki isteğimizi Alman halkının da benimsemesi için daha iyi açıklamalıyız. Halklarımız arasındaki bağ çok güçlü" dedi.

"Avrupa yolundan dönüş yok"

Başbakan Erdoğan, Alman Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte de Almanya'da sadece hükümetin değil, muhalefet partilerinin ve vatandaşların da Türkiye'nin Avrupa'ya bağlanmasını gerekli gördüklerine inandığını belirterek, "Çünkü Avrupa'da kültürler çatışmasının meydana gelmemesi, aksine kültürlerin birlikte yaşamaları çok önemli. Türkiye bunun için en iyi adres. Avrupa yolundan dönüş yok" dedi.

Almanya'da Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olanların Türkleri yeteri kadar tanımadığını, Türklerin de kendilerini tanıtmak için fazla çaba harcamadıklarını ifade eden Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türklerin bu konuda daha faal olmaları gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Biz reformları kendi insanımızın refah standardını yükseltmek için yaptık. 2004 yılı sonunda üyelik müzakerelerine başlasak da başlamasak da biz bu reformlara bağlı kalacağız" diye konuştu.

KIBRIS 12/01/2004

KKTC’de bakanlar meclis dışından

KKTC’de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başbakanlığında kurulan CTP-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin bakanlar kurulu listesinin hazır olduğu bildirildi.

Lefkoşa
AA

13 Ocak 2004 — Liste saat 15.30’da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a sunulacak.

Edinilen bilgiye göre, Talat’ın Başbakan, Serdar Denktaş’ın Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olduğu kabinede, iki partide de diğer bakanlıklara, ikisi hariç tüm bakanlar meclis dışından atandı. Bu durumda CTP’li 6 bakandan 5’i, DP’li 3 bakandan 2’si meclis dışından atandı. Kabinenin şu isimlerden oluşması bekleniyor:
CTP’ye bağlı bakanlıklar;
-Başbakan: Mehmet Ali Talat
-Eğitim ve Kültür Bakanı: Erbil Akbil
-İçişleri Bakanı: Özkan Murat
-Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı: Ömer Kalyoncu
-Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı: Hüseyin Celal
-Gençlik ve Spor Bakanı: Özkan Yorgancıoğlu
-Maliye Bakanı: Ahmet Uzun
DP’ye bağlı bakanlıklar;
-Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı: Serdar Denktaş
-Ekonomi ve Turizm Bakanı: Ayşe Dönmezer
-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Erkan Emekçi
-Tarım ve Orman Bakanı: Raşit Pertev

KABİNE DENKTAŞ’A SUNULACAK
İki bakanlığa meclis üyelerinden atanmasının gerekçesinin ise Talat ve Serdar Denktaş yurtdışında bulunduğunda yerlerine vekalet edebilmeleri olduğu belirtildi. Bakanlar Kurulu listesinin sunulması için Cumhurbaşkanlığından henüz randevu alınmazken, kabinenin bugün saat 17.00’ye kadar Cumhurbaşkanı Denktaş’a sunulması gerekiyor.

Öte yandan, Meclis Başkanlık Divanı seçimi için Meclis Genel Kurulu bugün toplanacak. CTP Genel Başkanı Talat ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, meclis toplantısı öncesinde partilerinin meclis grubuyla ayrı ayrı toplandı. Meclis iç tüzüğüne göre, meclis başkanlığı için CTP ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) aday gösterebilecek

KKTC’de koalisyon protokolü açıklandı

KKTC’de CTP lie DP arasındaki koalisyon protokolu açıklandı. Protokola göre temel amaç; Annan Planı temel alınarak Kıbrıs sorununu Mayıs 2004’ten önce çözmek.

Lefkoşa
AA

 

12 Ocak 2004— NTV-Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Demokrat Parti arasındaki koalisyon protokolü, Kıbrıs konusundaki müzakerelerin, Cumhurbaşkanı ile Hükümet arasında uyum içinde sürdürülmesini de hükme bağlıyor.

KKTC’de, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın başkanlığında kurulan “Toplumsal Uzlaşma ve Çözüm” hükümeti adı verilen CTP-DP koalisyonu, “Annan Planı’nı esas alan müzakere süreci sonunda Kıbrıs sorununu Mayıs 2004’ten önce çözmeyi ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte eş zamanlı olarak referanduma gitmeyi” temel amaç olarak benimsedi.

AB NORMLARINDA YENİDEN YAPILANMA
CTP ve DP’den Türk Ajansı-Kıbrıs’a (TAK) verilen koalisyon protokolüne göre, ülkedeki ekonomik, sosyal ve diğer sorunların aşılmasında Avrupa Birliği (AB) normları çerçevesinde yeniden yapılanma, ayrıca kamu yönetimini hantal ve verimsiz yapıdan kurtarmak amacıyla yeni düzenlemeler yapılması, hükümetin hedefleri arasında yer alıyor.

KOALİSYONDA BAKANLIKLARIN DAĞILIMI
Mehmet Ali Talat’ın Başbakanlığında kurulacak hükümette; Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Cumhuriyetçi Türk Partisi’nde;
Dış
işleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise Demokrat Parti’de olacak.

Lefkoşa
AA

Koalisyon protokolünün tam metni


Koalisyon protokolü metninde, koalisyonun ana amacı bölümünde şöyle deniliyor:
“CTP ve DP’nin yetkili organları, temel amacı Kıbrıs Türk halkının uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve çıkarları ile güvenliğini gözeterek ve geliştirerek, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçeves
inde, hükümet ile Cumhurbaşkanı’nın birlikte ve uyum içinde yürüteceği Annan Planı’nı esas alan müzakere süreci sonunda Kıbrıs sorununu Mayıs 2004’den önce çözmek ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte, eşzamanlı olarak referanduma sunmak olan ve Kıbrıs Türk halkını, AB normlarına uyumlu, çağdaş, demokratik, adil ve ekonomisi düzgün, sosyal refah düzeyi yüksek bir devlet düzenine kavuşturmak üzere, bir koalisyon hükümeti oluşturmaya karar vermişlerdir.”
KOALİSYONUN TEMEL İLKELERİ

Protokolde, koalisyonun temel ilkeleri ise şöyle açıklanıyor:
1- İki parti, KKTC koalisyon hükümetinin tüm karar ve icraatlarında, Kıbrıs Türk halkının refah ve mutluluğunu esas alacaklardır.
2- Oluşturulacak hükümet, bir çözüme ulaşılmasında ve sistemimizin AB norml
arı ile uyumlaştırılması sürecinde önemli fonksiyon üstlenen bir koalisyon hükümeti olacaktır.
3- Koalisyon hükümeti, çözüm ile oluşturulacak ortaklık temelinde; Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının ve kurucu devletlerinin siyasal eşitliği, Kıbrıs’ın
bütününde paylaşacağımız, kurucu devletimizde ise kendimizin olan egemenliği öngörmektedir.
4- Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkının devamı gözetilecektir.
5- CTP-DP Koalisyonu, Kıbrıs sorununun çözümünde Türkiye ile karşı
lıklı görüş alışverişi ile ortak bir politika oluşturmayı ve Türkiye ile var olan ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin karşılıklı yarar ve dayanışma zemininde geliştirilmesini öngörmektedir.
6- Ülkedeki ekonomik, sosyal ve diğer sorunların aşılmasında,
her iki parti, yeniden yapılanmanın, AB normları çerçevesinde gerçekleştirilmesi hususunda mutabık kalırlar.
7- Geleceğimiz demek olan gençliğe önem verilecek; toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde yeniden yapılanmaya gidilecektir.
8- Kıbrıs Tür
k halkının tümünü kucaklamayı arzulayan koalisyon hükümetinin her icraatı, şeffaf ve toplumun katılımına ve denetimine açık olacaktır.
9- Kıbrıs Türk halkı ve yönetiminin dış ilişkilerinin geliştirilmesine önem verilecek ve Kıbrıslı Türklerin Yunanistan’la
, Kıbrıslı Rumların da Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesine yardımcı olunacaktır.

Kıbrıs için gözler MGK’da

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakere sürecinde Türk tarafının tutumunu ortaya koyacak çalışmalar da hız kazandı.

13 Ocak 2004— NTV- Sorun 23 Ocak’taki MGK toplantısında ayrıntılarıyla ele alınacak.

KKTC’de hükümetin kurulmasıyla birlikte en önemli aşamalardan biri de katedilmiş oldu. Ankara’da Dışişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında Annan planının referans alındığı ortak bir çözüm planı üzerinde çalışmalar sürerken, görüş ayrılıkları da giderilmeye çalışılıyor. Artık Ankara’da bütün gözler, yeni plana son şeklinin verileceği 23 Ocak’taki Milli Güvenlik Kurulu toplantısına çevrilmiş durumda.

KUVVET KOMUTANLARI DA ÇALIŞMA YAPIYOR
Edinilen bilgilere göre, MGK toplantısında sadece Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar gündeme gelmeyecek. Kuvvet komutanlıklarının da Annan planıyla ilgili ayrı ayrı çalışmalar yaptıkları ve bu çalışmaları toplantıda gündeme getirecekleri öğrenildi.
Bu arada Dışişleri ve Genelkurmay’ın Annan planına yaklaşımlarına yönelik görüş farklıklarının da büyük ölçüde giderilmekle birlikte devam ettiği öğ
renildi

Denktaş yeni hükümeti onayladı...


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığındaki yeni kabineyi onayladı.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, bakanlar kurulu listesini Cumhurbaşkanı Denktaş'a birlikte sundular.
Bakanlar kurulu üyelerinden 3'ü milletvekili, 8'i ise meclis dışından.
Liderler, Denktaş ile görüşmelerinin ardından basına açıklama yapacaklar.
Kabine şu isimlerden oluşuyor:
CTP'ye bağlı bakanlıklar;
• Başbakan: Mehm
et Ali Talat
• Eğitim ve Kültür Bakanı: Erbil Akbil
• İçişleri Bakanı: Özkan Murat
• Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı: Ömer Kalyoncu
• Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı: Hüseyin Celal
• Gençlik ve Spor Bakanı: Özkan Yorgancıoğlu
• Maliye Bakanı: Ahmet Uzun
DP'
ye bağlı bakanlıklar;
• Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı: Serdar Denktaş
• Ekonomi ve Turizm Bakanı: Ayşe Dönmezer
• Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Erkan Emekçi
• Tarım ve Orman Bakanı: Raşit Pertev.

TALAT: UZLAŞI HÜKÜMETİ


KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, CTP-DP koalisyon hükümetinin toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümeti olarak kurulduğunu belirterek, yoğun bir çalışma içinde olacaklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunduğu Bakanlar Kurulu lis
tesinin onaylandığını belirten Talat, ''Kendisine teşekkür ederiz'' dedi.
Kıbrıs Türk insanının huzura, iç uzlaşmaya ve barışa ihtiyacı olduğunu dile getiren Talat, bunu sağlayabilmek için ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini kaydetti.
Toplumsal u
zlaşı ve çözüm hükümeti olarak kurulduklarını açıklayan Talat, bunun gereğini yerine getirebilmek için gece-gündüz çalışacaklarını ifade etti. Talat, KKTC'nin bütün kurumlarıyla uyum içinde toplumsal barışı gözeterek yoğun bir çalışma içinde olacaklarını söyledi.
Başbakan Talat, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu listesini de açıkladı.
Talat, koalisyon hükümetinin Annan Planı temelinde bir çözümden ne kastettiğine ilişkin soruya karşılık, ''Protokolümüzde öngörüldüğü gibi Annan planı esasınd
a görüşmelerin başlamasını istiyoruz, hedefliyoruz, ama şunu vurguluyoruz: Bu görüşmelerin başlayabilmesi için, bu sürecin en önemli unsurlarından bir tanesi olan Türkiye ile işbirliği yapacağız ve işbirliği içersinde bu görüşme sürecini yürüteceğiz'' dedi.
Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Biliyorsunuz, Türkiye hükümetin kurulmasını bekliyordu. Bu hükümetin kurulması şu anda gerçekleşti. Böylece biz hükümet içersinde görüşmelerimizi, değerlendirmelerimizi yapacağız. Türkiye ile temas edeceğiz ve bir an ön
ce ortak bir politika belirlenerek, BM Genel Sekreteri'nin görüşmeleri başlatabilmesi için girişimlerimizi yapacağız. Şu andaki pozisyonumuz budur.''
MILLIYET 13/01/04

Avusturya basını: "Talat'ın hedefi KKTC'yi ortadan kaldırmak"


Viyana'da yayımlanan sol eğilimli günlük Der Standard gazetesinin köşe yazarı Jürgen Gottschlich, KKTC'de hükümetin kurulmasına ilişkin makalesinde, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın ''ikinci hedefinin KKTC'yi ortadan kaldırmak'' olduğunu ileri sürdü.
''Kuzey Kıbrıs'taki Cumhuriyetç
i Türk Partisi CTP'nin 52 yaşındaki Başkanı Mehmet Ali Talat, pazartesi günü dünyada Türkiye'den başka kimsenin tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Başbakanı olmayı başardı'' diyen Der Standard gazetesinin köşe yazarı Jürgen Gottschlich, ''Talat'ın ikinci hedefinin, bu devleti ortadan kaldırarak, Kıbrıs'ın kuzeyinin 30 yıllık bölünmenin ardından, yeniden adanın güneyiyle birleşmesini sağlamak'' olduğunu iddia etti.
Avusturyalı yazar Gottschlich, KKTC Başbakanı Talat'ın ''ikinci hedefinin birinci he
definden çok daha zor olacağını'' vurguladı.
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ı ''KKTC'nin 1982'de kuruluşundan bu yana, daimi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile amansız bir muhalefet içinde olan ilk Başbakan'' olarak tanımlayan gazeteci Gottschlich, şunları ka
ydetti:
''Talat 90'lı yılların ilk yarısında 3 kez Denktaş'ın desteklediği bir hükümette yer almıştı. O zaman şimdiki koalisyon ortağı Demokratik Parti DP'nin Başkanı Serdar Denktaş Başbakan, Talat da Başbakan Yardımcısıydı. O tarihten bu yana Talat ile ya
şlı Denktaş arasındaki ilişki giderek kötüleşti. Talat, Kıbrıs Türklerinin geleceğini de AB içinde gördüğünden, Kıbrıs'a siyasi bir çözüm getirilmesini istiyor. Yaşlı Denktaş ise Rumlar ile müzakerelerde alttan saldırmak için elinden geleni yapıyor. Bu yüzden Talat'ın seçimlerdeki başlıca hedefi, Denktaş'ı müzakereleri yürütme görevinden çekmekti.'' Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ''bir halk lideri değil, daha çok bir kulisler arkası politikacı. İdeolojik tartışmalar, herkesin herkesi küçüklüğünden beri tanıdığı Kuzey Kıbrıs'ın minik politikacı cemaati içinde zaten çabucak yumuşayıveriyor. Ankara'daki Teknik Üniversitede elektronik mühendisliği eğitimi gören Talat, bir uzlaşma adamı'' diye tanımlayan Avusturyalı yazar Gottschlich, Denktaş ve Talat'ın Türkiye ilişkileri hakkındaysa şu değerlendirmeyi yaptı:
''Ancak uzlaşmak son derece zor olacak. Yaşlı Denktaş ile yeni Başbakan'ın pozisyonları birbirinden tamamen farklı. Bunlardan hangisinin başarılı olacağı, kimin Ankara'dan daha çok destek alacağına bağlı. Yaşlı
Denktaş, bu noktada açıkça daha avantajlı. Denktaş, yıllardan beri Dışişleri ile Genelkurmayı komşu kapısı yaparken, Talat Türk diplomasisi tarafından hiç dikkate alınmadı. Talat, ancak Ankara'daki yeni politikacı Başbakan Tayyip Erdoğan'ı koalisyon ortağı yapmayı başarırsa bir şansa sahip olabilir.''
MILLIYET 13/01/04

Papadopulos: "Denktaş, Annan Planı hakkında farklı konuşuyor"


Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın dün İstanbul'dan adaya dönüşünde Annan planıyla ilgili olarak yaptığı açıklamanın, ''geçmişteki söylemlerine göre farklı olduğunu'' ileri sürerek, ''Denktaş, Annan planının ölü olduğunu söylüyordu, şimdi ise farklı açıklama yapıyor'' dedi. Rum radyosunun haberine göre, Denktaş'ın, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeden memnun olduğu'' yolundaki açıklamasını yorumlayan Papadopulos, ''kimin kimi ikna ettiği'' sorusunu sordu.
''Türk tarafının görüşmeler konusundaki tavrının henüz netleşmediği'' görüşünü dile getiren Papadopulos, ''Rum ta
rafının Annan planı zemininde görüşmelere hazır olduğunu'' söyledi.
Bu arada Denktaş'ın dünkü açıklamasını yorumlayan Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de, ''Çelişkili açıklamalar belirsizliğe neden oluyor'' dedi. Hrisostomidis, ''Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs politikasını Ankara'nın belirlediğini'' savunarak, ''Ankara'nın gerçek niyeti ve tavrına açıklık getirmesini beklediklerini'' kaydetti.
Hrisostomidis, ''Denktaş'ın Türk tarafının görüşmecisi olarak kalmasının ve oğlu Serdar Denktaş'ın da kurula
n yeni koalisyon hükümetinde yer alması gerçeğinin, Kıbrıs konusuna ilişkin süreç açısından olumlu unsurlar olmadığını'' iddia etti.
MILLIYET 13/01/04

KKTC kabinesi saat 15:30'da Cumhurbaşkanı'na sunulacak


KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin kabinesi, saat 15.30'da KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulacak.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, bakanlar kurlu listesini Cumhurbaşkanı Denktaş'a birlikte sunacak.
CTP-DP koalisy
onunda, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı ile bir bakanlık dışındaki diğer bakanlıklar meclis dışından atandı. Buna göre CTP'den beş, DP'den de üç bakanlığa meclis dışından atama yapıldı.
MILLIYET 13/01/04

Eroğlu: "Güvendiğimiz yerlerden değişik davranışlarla karşılaştık"


KKTC Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Başbakan Derviş Eroğlu, partisinin muhalefet görevini en iyi şekilde yapacağını ifade ederek, ''Bir devleti kurmanın ve yaşatmanın sorumluluğunun bilincinde hükümet ettik, muhalefetimizi de bu bilinç içerisinde devam ettireceğiz'' dedi.
Eroğlu, partisinin Meclis Grubu toplantısından önce gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Demokrat Parti'nin (DP), seçimlerde söylediklerinden bazı tavizler vererek
bir noktaya geldiğini ifade etti ve ''Şu andan itibaren UBP muhalefet görevini üstlenmiş bulunuyor. Bu görevi de ülke ve halkımızın menfaatleri doğrultusunda en iyi şekilde yapacağımızdan kimsenin endişesi olmasın'' ifadesini kullandı.
Halka inandıklarını
ve güvendiklerini belirten Eroğlu, ''Bazen güvendiğiniz yerlerden ve güvenme durumunda olduğunuz yerlerden de değişik davranışlarla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. UBP, bu bakımdan da tecrübeli bir partidir'' diye konuştu.
Eroğlu, bir gazetecinin, ''bu söz
lerinin bir sitem olup olmadığı'' sorusuna, ''Yorum size aittir'' karşılığını verdi.
UBP olarak muhalefet görevine hazır vaziyette olduklarını kaydeden Eroğlu, ''Ülke gerçeklerini biliyoruz, halkımızın beklentilerini biliyoruz. Halkımızın beklentileri doğr
ultusunda en iyi şekilde muhalefet yapmaya çalışacağız. Biz yıllardan beri, halkımızın ve devletimizin hizmetindeyiz. Bir devleti kurmanın ve yaşatmanın sorumluluğunun bilincinde hükümet ettik, muhalefetimizi de bu bilinç içerisinde devam ettireceğiz'' diye konuştu.
Derviş Eroğlu, kulislerde, ''koalisyon hükümetinde bazı sıkıntılar yaşandığı ve bir istifanın söz konusu olduğuyla'' ilgili görüşler bulunduğunun hatırlatılması üzerine, hükümet kuran partilerden bir istifa olmadığını belirterek, ''iki partinin
de böyle bir sorun yaşamamak düşüncesiyle dıştan bakan atamayı tercih ettiğini'' kaydetti. Eroğlu, DP'nin üç, CTP'nin de beş bakanlığı dıştan atadığının görüldüğünü söyledi.
Eroğlu, meclis başkan ve başkan yardımcılığı seçimiyle ilgili sorular üzerine ise,
meclis aritmetiğine göre, meclis başkan yardımcılığının UBP'ye düştüğünü ifade ederek, CTP-DP'nin meclis başkan yardımcılığı üzerinde de anlaştığını ve DP'nin başkan yardımcılığı için aday göstereceği konusunda UBP'ye bilgi verildiğini belirtti.
Bu arada
Meclis Başkanı'nın CTP milletvekili Fatma Ekenoğlu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

MILLIYET 13/01/04

Kıbrıs'ta ümitler yine artıyor...


Doğrusunu söyliyeyim, ben bu sonucu pek beklemiyordum.
Rauf Denktaş'ın, oğlu Serdar üzerinde gereken tüm baskıları yapacağını ve eninde sonunda koalisyonun kurulmasını engelleyeceğini sanıyordum. Geçen hafta Ada'dan gelen haberler kaygıları arttırıyordu. Denktaş'ın itirazları ve Ankara'daki belli çevrelerin Serdar Denktaş'a telefon baskıları, hükümet kuruluşunu bir ara
tehlikeye düşürmedi değil.
Serdar Denktaş'a yakın çevrelere göre, Baba Denktaş Ankara dönüşüne kadar hükümetin açıklanmamasını istemiş. Başbakan ile görüştükten sonra yeniden bir değerlendirme yapılmasını istemiş. Yani Pazartesi gününe kadar beklenmesinde
ısrarlı olmuş.
Resmen açıklanmayan bu telefon trafiğinin arasında, Dışişleri Bakanı Gül'ün de bulunduğu, onun ise tam aksine koalisyonun kurulması için Serdar Denktaş'ı teşvik ettiği söyleniyor.
Anlayacağınız, Kıbrıs'ta geçen hafta fırtınalar esmiş.
Neyse
olanlar oldu ve birden bire Kıbrıs'ın önündeki bir engel kalktı.
Şimdi bundan sonrası önemli.
En güncel sorun, Rauf Denktaş'ın müzakerecilik rolünü ne oranda ve ne şekilde sürdüreceği ile ilgili. Başbakan Erdoğan ile Denktaş arasındaki görüşmelerden sonra
söylenenlerden ben pek birşey anlayamadım.
Müzakereciliği hangi koşullarda yapacak?
Tek başına mı, yoksa koalisyona katılan parti liderlerinin söylediklerine göre mi hareket edecek ?
Baba Denktaş , hükümeti önleyemeyince bu defa müzakerelerin gidişini e
tkilemek isteyebilir. Buna da kimse itiraz edemez. Hele oğlu Serdar, hiç mi hiç karşı gelemez.
Sonra ne olur ?
Kısa sürede durum anlaşılır ve yine M. Ali Talat ile kavga başlar.
Boş yere zaman harcanmış olur.
Zaten bundan dolayı, Cumhurbaşkanının müzakerec
iliği bırakması gerektiğini yazıp duruyorum.

KIBRIS' IN TUTAR YANI KALMIYOR
Bizler nelerle uğraşıyoruz, gerçekler bizi nereye götürüyor...
Kıbrıs' ın gerçekleri çok iç kapayıcı durumda.
Bunu da ben söylemiyorum. Dışişleri Bakanlığının en üst düzeyindeki genel değerlendirme böyle. Eğer acele edilmez ve ciddi şekilde adımlar atılmazsa, Kıbrıs'ı tümüyle kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Sadece kaybetmekle yetinmeyeceğiz, ülkemizin orta ve uzun vadeli geleceğini de ipotek altına sokacağız.
Bundan dolayı,
artık KKTC' nin iç politika çekişmeleriyle zaman harcamaya da kimsenin sabrı yok.
Tüm demokrasi söylemlerine, ve KKTC'nin kendi iç yöntemlerine saygımız sonsuz. Ancak, 160 bin kişilik bir toplumun liderlerinin kısır politik çekişmelerle 70 milyonluk Türki
ye'ye zaman kaybettirmeleri de kabul edilemez.
Artık herkezin boyuna göre konuşması, boyuna göre adım atması zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.
Kimi Asker ile, kimileri de kendi tutucu çevreleriyle oyunlar oynayarak bu ülkeye zarar vermemelidirler.

ERDOĞ
AN, KARARLI GÖRÜNÜYORMUŞ
Ankara'daki Kıbrıs görüşmelerine katılanlar, özellikle de Kıbrıslı liderlerle yapılan toplantıların havasını bilenlerin verdikleri bilgiye göre, Başbakan Erdoğan bir süre öncesine kadar sergilediği belirsiz tutumunu değiştirmiş ve çözümden yana bir tutum benimsemiş.
Bu izlenim gerçekten doğru ise veya Başbakan ilerde yeniden tutum değiştirmezse son derece önemli. Zira herşey Erdoğan'da bitiyor. Eğer sıkı durursa, Kıbrıs kurtarılabilir. Eğer her kafadan çıkan sese kulak verip, kapıcının dahi görüşünü müzakere pozisyonuna ekletmeye (!) kalkarsa, bu işin içinden çıkılması imkansızlaşır.
Allahtan Dışişleri Bakanı Gül ve onun müsteşarı Uğur Ziyal var.
Zaten bütün bu işler bittikten sonra, AB ve Kıbrıs konuları hakkında kitap yazanlar, ge
nelde Dışişleri bakanlığı, özelde de Uğur Ziyal'ın katkılarının önemini mutlaka ortaya çıkaracaklardır.Dışişleri Bakanlığı, belki dışardan yeterince anlaşılmıyor ancak, Türkiye'deki reformlar lokomotifi oldu.
Neyse, ben bugün daha umutluyum.
İlk defa Ankar
a inisiyatifi almış görünüyor.
Yine ilk defa Kıbrıs' ta yeni kuşak göreve geliyor.
Geriye ise, büyük bir pazarlık süreci kalıyor.
Bugüne kadar kendimizle uğraştık. Bundan sonra ise top, hem ABD, hem AB, özellikle de Lefkoşa- Atina cephesinde olacak. Şimdid
en sonra bu beylerin hareketlenmeleri gerekecek.
Ne dersiniz, tünelin ucu göründü mü acaba ?
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 13/01/04

KKTC'de "Teknokrat Hükümeti"

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP-DP koalisyon hükümetinin bakanlar kurulu listesini onayladı. Kabinedeki 11 isimden sadece üçü milletvekili. Komisyonların çalışmasını sağlamak ve bakanlık yarışını engellemek için kabineyi Meclis dışından oluşturma kararı alınırken, bir bakan ise gerektiğinde Talat ve Denktaş'a vekalet edebilmesi için Meclis içinden seçildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığında kurulan CTP-DP koalisyon hükümetinin Bakanlar Kurulu listesini onayladı.

Talat'ın Başbakan, Serdar Denktaş'ın Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olduğu kabinede, iki partide de diğer bakanlıklara, ikisi hariç tüm bakanlar meclis dışından atandı. Bu durumda CTP'li 6 bakandan 5'i, DP'li 3 bakandan 2'si meclis dışından atandı.

İki bakanlığa meclis üyelerinden atanmasının gerekçesinin ise Talat ve Serdar Denktaş yurtdışında bulunduğunda yerlerine vekalet edebilmeleri olduğu belirtildi.

CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ HEMEN ONAYLADI

Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat ile DP Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile yaklaşık 45 dakika görüştükten sonra birlikte basının karşısına çıkarak açıklama yaptı.

Denktaş, Talat'ı hükümeti kurmakla görevlendirdiğini anımsatarak, CTP liderinin Anayasa'nın 108. maddesi uyarınca hazırladığı Talat başbakanlığındaki Bakanlar Kurulu listesini aynen onayladığını açıkladı. Başbakan Talat ve yardımcısını kutlayan Denktaş, yeni hükümetin hayırlı uğurlu olmasını diledi.

Denktaş, ''KKTC devletinin Başbakanı ve Başbakan Yardımcısı olarakdevletimizin ve bu devletimizin, insanlarının huzuru için, geleceği için ve Rum tarafıyla yapılacak bu huzuru ve geleceği koruyan bir anlaşmada gereğini yapmak üzere sizlere başarılar diliyorum'' dedi.

TALAT: TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPACAĞIZ

KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, CTP-DP koalisyon hükümetinin toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümeti olarak kurulduğunu belirterek, yoğun bir çalışma içinde olacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunduğu Bakanlar Kurulu listesinin onaylandığını belirten Talat, ''Kendisine teşekkür ederiz'' dedi. Kıbrıs Türk insanının huzura, iç uzlaşmaya ve barışa ihtiyacı olduğunu dile getiren Talat, bunu sağlayabilmek için ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini kaydetti.

Toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümeti olarak kurulduklarını açıklayan Talat, bunun gereğini yerine getirebilmek için gece-gündüz çalışacaklarını ifade etti. Talat, KKTC'nin bütün kurumlarıyla uyum içinde toplumsal barışı gözeterek yoğun bir çalışma içinde olacaklarını söyledi.

Başbakan Talat, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu listesini de açıkladı.

Talat, koalisyon hükümetinin Annan Planı temelinde bir çözümden ne kastettiğine ilişkin soruya karşılık, ''Protokolümüzde öngörüldüğü gibi Annan planı esasında görüşmelerin başlamasını istiyoruz, hedefliyoruz, ama şunu vurguluyoruz: Bu görüşmelerin başlayabilmesi için, bu sürecin en önemli unsurlarından bir tanesi olan Türkiye ile işbirliği yapacağız ve işbirliği içersinde bu görüşme sürecini yürüteceğiz'' dedi.

Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biliyorsunuz, Türkiye hükümetin kurulmasını bekliyordu. Bu hükümetin kurulması şu anda gerçekleşti. Böylece biz hükümet içersinde görüşmelerimizi, değerlendirmelerimizi yapacağız. Türkiye ile temas edeceğiz ve bir an önce ortak bir politika belirlenerek, BM Genel Sekreteri'nin görüşmeleri başlatabilmesi için girişimlerimizi yapacağız. Şu andaki pozisyonumuz budur.''

HURRIYET 13/01/2004

Erdoğan: Kıbrıs'ta müzakerecilerin elinizi zayıflatmayın

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunu değerlendirirken, ülkede, Anayasa'nın belirlediği kurumular olarak hiçbir zaman (sen-ben yarışı) içinde olmadıklarını söyledi. Erdoğan, ''Zaman zaman gerek muhalefetin gerekse bazı çevrelerin bu konuyla ilgili yaptığı değerlendirmeler, ülkeye, yarın müzakere sürecinde masada müzakereyi yürütecek olan ülkemiz temsilcilerine olumsuz bir zemin hazırlamaktadır. Adeta pazarlık gücünü zayıflatmaktadır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, AKP TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''milli'' diye nitelendirdiği Kıbrıs konusunda Türkiye'nin Kıbrıs halkının çıkarlarının hep takipçisi olacağını vurguladı. KKTC'de yapılan seçimlere, bu ülkenin devlet olarak tanınmamasına rağmen uluslararası camianın büyük ilgi gösterdiğine işaret eden Erdoğan, ''Kıbrıs meselesinin müzakereler yoluyla adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması, esasen Türkiye ve KKTC'nin müşterek arzu ve hedefidir'' diye konuştu.

YAKIN İSTİŞARE VE DEĞERLENDİRMELER

Bu anlayışla, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonuna olan desteğin sürdüğünü ve Ada'nın gerçekleri temelinde bir çözüme müzakere yoluyla hızla ulaşılması konusunda gayret gösterildiğini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Konunun öneminin gerektirdiği duyarlılıkla, başta askeri makamlarım olmak üzere ilgili kurumlarımız arasında yakın istişare ve değerlendirmeler yapılmaktadır. Ortak bir tutumun belirlenmesine yönelik bu çalışmalar ileri bir aşamaya getirilmiş bulunmaktadır.

Zaman zaman gerek muhalefetin, gerekse bazı çevrelerin bu konuyla ilgili yaptığı değerlendirmelerin, ülkeye, yarın müzakere sürecinde masada müzakereyi yürütecek olan, ülkemiz temsilcilerine olumsuz bir zemin hazırlamaktadır, adeta pazarlık gücünü zayıflatmaktadır.

Biz, ülkemizde, Anayasamızın belirlemiş olduğu kurumular olarak hiçbir zaman 'sen ben' yarışı içinde değiliz. Bunun neticesi, adımı, planı olacak. Böyle bir yarışın içinde değiliz. Ama bakıyoruz ki bazı tartışmalarda, müzakerelerde bizle beraber olan kurumlarımızın bir müzakereye oturduğu zaman bile, adeta 'yok şunu aldı, yok şunu verdi' gibi farklı, samimi olmayan, iyi niyet kokmayan yaklaşımlar sergilenmektedir. Bir defa bu tür yaklaşımlar içinde bulunanları ben samimiyetten uzak olarak görüyorum.''

''BELİRLİ YERLERE ÇEKME GAYRETİ''

''Her şeyden önce biz dış politikamızda, attığımız her adımda ilgili olan kurumlarımızla bu işin istişarelerini yapalım, müzakeresini yapalım, hiçbir zaman da bundan da kendimiz açısından ne bir aşağılanma veya aşağılama veyahutta bir çıkar ilişkisi kurma gayreti gözetmeyiz'' diyen Erdoğan, gözettikleri tek şeyin ''Ülkenin ve milletin'' çıkarı olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ve bunlar ortak bir tutumun belirlenmesine yönelik adımlardır. Bu ilkeyi, belirli yerlere çekme gayreti içerisine kimse girmesin. Ve bu gayretler onlara hiçbir zaman bir şeyler kazandırmaz. Tam aksine ülkemize ve milletimize bir şeyler kaybettirir.

"HİÇBİR ÜLKEDE BU TÜR İLKEL YAKLAŞIM GÖRÜLMEZ"

Hiçbir gelişmiş ülkede bu tür ilkel yaklaşımlar göremezsiniz. Tam aksine, orada bir bütünleşmeyi görürsünüz. Bunun içinde illa bir yerden direktif vermeye gerek yoktur. Zaten, bu çevreler neyin milli, neyin gayri milli olduğunu çok iyi bilmektedirler. Bunu biz onlara anlatacak değiliz. Adeta burada, bu odaklanmanın olması gerekir.

Bunun arkasından, 'kim söyledi?' sorusuna cevap aramak çok yanlıştır. Doğru; kim söylerse söylesin, doğru, yanlış; kim söylerse söylesin yanlıştır. Bunu böyle bilmemiz gerekir. Beyaza 'filanca beyaz' derse yanlış, beyaza filanca beyaz derse doğru... Böyle şey olmaz. Önce bir defa birbirimizi 'çek' etmeye mecburuz.''

HURRIYET 13/01/2004

FT: Serdar Denktaş köprü olabilir

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, "ayıklanması gereken unsurlar olduğu kaydıyla Annan Planı'nın halen masada olduğu" yönündeki açıklaması, İngiliz basınında Türk tarafının Kıbrıs'ta müzakerelere tekrar başlayacağının işareti olarak değerlendirildi. Rauf Denktaş'ın oğlu DP lideri Serdar Denktaş'ın ise, uzlaşmaya giden yolda köprü rolü oynayacağı ifade edildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, "ayıklanması gereken unsurlar olmakla birlikte, Annan Planı'nın masada olduğunun söylenebileceği" yönündeki açıklamaları, Türk tarafının müzakerelere dönüş işareti olarak değerlendirildi.

Kıbrıs'ta anahtar rolün, Demokrat Parti lideri Serdar Denktaş'ta olduğu de kaydedildi. İngiltere'nin
önemli gazeteleri, KKTC lider Rauf Denktaş'ın son açıklamaları çerçevesinde, Kıbrıs'ta müzakerelere giden yolda yeni bir umudun doğduğunu yazdılar.

THE GUARDIAN: ERDOĞAN BUSH GÖRÜŞMESİNDE KIBRIS VAR

İngiltere'nin etkili gazetelerinden The Guardian'ın Atina muhabiri Helena Smith, KKTC Lideri Rauf Denktaş'ın, daha önce "öldüğünü" açıkladığı Annan Planı'na ilişkin söylemini yumuşatmasıyla, Ada'da bölünmüşlüğün giderilmesi için yeni umutların doğduğunu yazdı. Denktaş'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden dönüşünde Annan Planı'nın halen masada olduğu ve "oturup tartışacağız" yönündeki sözlerine dikkat çekildi.

Haberde, Türkiye'nin Ada'da düğümün çözülmesi için uluslararası baskı altında olduğu anımsatıldı. Kıbrıs'ın, AB'ye bölünmüş olarak girmesi halinde, Ankara'nın, Ada'nın kuzeyini "işgal eden" yaklaşık 35 bin Türk askeriyle "utanç verici" bir duruma düşeceği öne sürüldü.

Gazete, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 28 Ocak'ta yapacağı Washington ziyaretinde, ABD Başkanı George Bush ile Kıbrıs konusunda görüşülmesinin beklendiğini de yazdı.

İKİ ATİNA MUHABİRİNDEN AYNI KELİMELER VE AYNI YORUM

The Guardian gazetesinin Atina muhabiri Helena Smith'in yorumundaki gibi, Independent'in Atina muhabiri Daniel Howden'ın yorumunda da, Türkiye'nin ABD, BM ve Avrupalı liderlerden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya kaldığı benzer tanımlarla ifade edildi. Baskının, bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak ve "Türk askerlerinin AB toprağını işgal etmesiyle içine girebilecekleri 'utanç verici' durum"dan kaçınmak için olduğu ifade edildi. İki farklı gazetenin Yunanistan muhabirlerinin aynı gün aynı konuda çıkan haberlerindeki aynı ifadeler dikkat çekti.

FT: SERDAR DENKTAŞ KÖPRÜ OLABİLİR

Ekonomi çevrelerinin saygın gazetesi Financial Times'ta yer alan yazıda ise, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın oğlu ve koalisyon ortağı Demokrat Parti'nin lideri Serdar Denktaş'ın Ada'da çözüme giden yolda bir köprü rolü üstlenebileceği ifade edildi. Serdar Denktaş'ın, Ada'yı birleştirmeye hazır olan yeni koalisyon hükümetinde Dışişleri B
akanı olduğu ancak daha da önemlisi, müzakerelerde babasıyla yan yana oturacağı yorumu yapıldı.

Serdar Denktaş'ın, babasını ikna etmesi halinde Brüksel ve Washington nezdinde önemli bir konum kazanabileceği kaydedildi. Serdar Denktaş'ın, Ada'nın güneyine birkaç kez geçerek, Rum kesimi liderleriyle görüştüğüne de dikkat çekildi.

HURRIYET 13/01/2004

Hükümet protokolü "Mayıs'a kadar çözüm" diyor

KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın başkanlığında kurulan ve "Toplumsal Uzlaşma ve Çözüm" hükümeti adı verilen CTP-Demokrat Parti (DP) koalisyonu, "Annan Planı'nı esas alan müzakere süreci sonunda Kıbrıs sorununu Mayıs 2004'ten önce çözmeyi ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte eş zamanlı olarak referanduma gitmeyi" temel amaç olarak benimsedi.

CTP ve DP'den Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) verilen koalisyon protokolü özetle şöyle:

"Tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte, eşzamanlı referandum yapılacak. AB normları çerçevesinde yeniden yapılanma esas olacak. iki parti arasında, koordinasyon ve eşgüdüm komiteleri oluşturulacak. Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkının devamı gözetilecek"

CTP-DP Koalisyon Hükümeti'nde, 10 bakanlığın koalisyon partileri arasındaki dağılımı ise şöyle:

CTP: Başbakanlık, Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı.

DP: Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı.

HURRIYET 13/01/2004

Denktaş aynı telden

KKTC lideri: 'Annan Planı masada' diye bir söylem olabilir. Hazırlıklar, planda olan tuzakları aşmak için

13/01/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, önceki gün İstanbul'da buluştuğu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı temelinde çözüm için çalışılması telkini alsa da farklı bir üslup benimsemedi. "Kıbrıs sorununu halletmek esastır. Fakat halletmek
için Kıbrıs'tan vazgeçmek diye bir düşünce yoktur" diyen Denktaş, Annan Planı'nda, tuzakların ortadan kaldırılmasına çalışıldığını söyledi.

'Görüş ayrılığı yok'
Denktaş, dün döndüğü KKTC'de koalisyonu kuran Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat ve Demokrat Parti (DP) lideri Serdar Denktaş tarafından karşılandı. Kıbrıs'ın milli dava olduğunu, Erdoğan ile görüş ayrılığı bulunmadığını yineleyen KKTC lideri, bir gazetecinin, 'CTP liderliğindeki hükümet protokolü ile
Türkiye'deki çalışmaların Annan Planı çerçevesinde çözüm öngördüğü' hatırlatılınca şöyle dedi: "Talat'ın seçim döneminde söylediklerini kenara bırakın. Şimdi hükümet olarak söyledikleri ve yapacakları var. Bu, Türkiye ile yürünecek bir yol. Tekrar söylüyorum;
'Annan Planı masadadır ve planı oturup görüşeceğiz' diye bir söylem olabilir. Ama bir ön çalışmayla planı kabul edilebilir kılma gayretleri vardır. Annan Planı'ndan korktuğumuz konular vardı, tuzaklar vardı. Bunların ortadan kaldırılması için ön çalış
ma kararlaştırılmıştır."
Denktaş, 'Türkiye'nin hazırladığı plan bu korkulardan arındırılmış mı olacak' sorusu üzerine, "Çalışma MGK'dan geçtikten sonra görülecek. Ne kadar ayıklandığını, ayıklanabildiğini beraber göreceğiz" dedi.
KKTC lideri, daha sonra
bir kabul sırasında ise 'Kıbrıs'ın boşuna feda edilmemesi için uğraştığını' söylerken, "Rum yönetimi, 'Kıbrıs Rumları Elenizm'in parçasıdır' diye yasa çıkardı. Biz de Türkiye'nin ayrılmaz parçasıyız" ifadelerini kullandı.

'Soykırım günü' 14 Eylül

13/01/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Kıbrıs Rum yönetimi, 82 yıl önce işgalci Yunan güçlerinin Anadolu'dan çıkarılmasını, 'soykırım günü' olarak anacak. Rumlar, 'Küçük Asya' diye niteledikleri Anadolu'dan Yunanların kovulması nedeniyle her 14 Eylül'de resmi törenler düzenlenmesini öngören bir yasa çıkardı. 14 Eylül'ü 'Küçük Asya Yunanlığı ve Küçük Asya Yıkımı Günü' olarak kabul eden yasa, Rum Resmi Gazetesi'nde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasanın giriş cümlesinde, 'Kıbrıs, Yunanlığın bir parçası olarak Türk boyunduruğunu hissetmekte ve Yunanlarla aynı acıyı paylaşmaktadır' denildi.

Denktaş: Son söz MGK’nın!

Annan planındaki hendeklerin çukuruların ortadan kaldırılması için ön çalışma kararlaştırıldı. İstenen de buydu...’

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanla görüştüğü İstanbuldan memnun döndü.

Denktaş, Annan Planında korktukları, çekindikleri konular, çukurlar, hendekler bulunduğunu bunların ortadan kaldırılması için ön çalışma yapılmasının kararlaştırıldığını söyleyerek “istenen de buydu” dedi. Cumhurbaşkanı Denktaş, “Türkiye’nin hazırladığı plan kaygılardan, endişelerden arındırılmış bir plan mı olacaktır? sorusuna karşılık ise “MGK’dan geçtikten sonra göreceksiniz. Hepimiz göreceğiz. Ne kadar ayıklandığını, ayıklanabildiğini hep beraber göreceğiz, hep beraber değerlendirme yapacağız” dedi.

Denktaş, havaalanında yaptığı açıklamada, Türkiye’de Kıbrıs’la ilgili çalışmaların devam ettiğini çalışmaların Milli Güvenlik Kurulundan da geçebileceğini, bunun ardından da gerçek resmi görmüş olabileceklerini söyledi.

GÖNDERMİŞ OLDUĞUMUZ RAPORLAR KAALE ALINDI

Türkiye’nin çalışmaları devam ederken buradan göndermiş oldukları raporların ve yapmış oldukları beyanatların da kaale alındığını belirten Denktaş, şöyle konuştu:

“MGK öncesi veya sonrası Ankara’ya gidilip bizimle tekrar bir görüşme yapılacak ve kati şekli verilmiş olacaktır.

GÖRÜŞ AYRILIĞIMIZ YOKTUR

Bu çerçevede sayın Erdoğan’la görüştük. Kendilerine hangi konularda tedirgin olduğumuzu, nelerden korktuğumuzu samimi bir şekilde anlattım. Bu konularda bir görüş ayrılığımız yoktur. Onların da öngördüğü gibi bir ön çalışma gerekmektedir. Bunun için hazırlıklar yapılmaktadır. Dolayısıyla Kıbrıs meselesini halletmek esasdır ama halletmek için Kıbrıs’tan vazgeçmek diye bir düşünce yoktur ve olamaz. Milli ve müşterek bir davadır ve her iki tarafında çıkarını gözeten, akıllıca, usluca bir anlaşma yapmak için gayret sarfedilmektedir ve sarfedilecektir.”

Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın MGK’dan sonra ve çerçeve ortaya çıktıktan sonra ABD’ye gideceğini anımsatan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Dolayısıyla bu temaslar çerçevesinde ümit ederiz ki istenen şekilde, istenen yola Kıbrıs meselesi girmiş olsun. Çalışmalar bu yöndedir ben çok memnun olarak dönüyorum” dedi.

ÜMİT EDERİM YARDIMCI OLURLAR

Cumhurbaşkanı Denktaş, hükümet konusuna değinirken geniş tabanlı hükümeti tercih ettiklerini bunun için çaba sarfettiklerini fakat gerçekleşmediğini kaydederek “ümit ederim ki bu kritik geçiş döneminde diğer partiler hükümete yardımcı olur, bize yardımcı olur, yapacakları samimi tenkitlerle ve katkılarla bu geçiş dönemini kazasız belasız atlatırız. Yeni hükümete başarılar dileriz” şeklinde konuştu.

Denktaş, hükümet protokolu ve bakanların isimlerinde de bir prüz çıkacağını sanmadığını ifade etti.

TALAT’IN SEÇİM DÖNEMİNDE SÖYLEDİKLERİNİ ARKAYA BIRAKINIZ

Cumhurbaşkanı Denktaş, “Annan Planına karşısınız, Talat hükümete geldi, hükümet protokolünde Annan Planı çerçevesi var, Türkiye’de yapılan çalışmalarda da var, bunun nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruyu ise, şöyle yanıtladı:

“Mehmet Ali Talat’ın seçimler döneminde söylediklerini arkaya bırakınız şimdi hükümet olarak söyledikleri ve yapacakları var. Türkiye’yle birlikte yürünecek bir yoldur hepimiz içinde bu böyledir.

Annan Planı masadadır oturup görüşeceğiz diye söylem olabilir ama yapılmakta olan çalışmalar ön çalışmayla Annan Planının kabul edilebilir hale getirme gayretleri sürdürülmektedir. Onun için ne o ne bu. Kelimeler üzerinde durarak işi zorlaştırmak gerekmez. Annan Planında korktuğumuz, çekindiğimiz konular, çukurlar, hendekler var. Bunların ortadan kaldırılması için ön çalışma yapılması kararlaştırıldı. İstenen de buydu. Dolayısıyla her iki tarafın söylediği de geçerlidir.”

Cumhurbaşkanı Denktaş, “Türkiye’nin hazırladığı plan kaygılardan, endişelerden arındırılmış bir plan mı olacaktır? Sorusuna karşılık ise “MGK’dan geçtikten sonra göreceksiniz. Hepimiz göreceğiz. Ne kadar ayıklandığını, ayıklanabildiğini hep beraber göreceğiz, hep beraber değerlendirme yapacağız” dedi.

HALKIN SESI 13/01/04

Gözler bakanlarda!

Cumhuriyetçi Türk Partisi, dün günün ilk saatlerinden itibaren kabineyi belirlemek için çalışma yaptı. CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ilk olarak saat 08.30'da ilçe başkanlarını topladı. Milletvekillerinden oluşan Meclis Grubu'nun saat 11.30'da yaptığı toplantının ardından, milletvekilleri ile tek tek görüştü... Daha sonra Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ile tek tek görüşen Talat, ortaya çıkan görüşler üzerine notlar aldı. Gece, geç saatlere kadar bu kez da MYK üyeleri ile toplu olarak görüştü. Bugün, ortaya konan isimler üzerinde son karar

verilecek.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da listeyi bugün sunacaklarını belirterek, son sözün kendisinde olacağına vurgu yaptı. Denktaş, “Saat 17.00'ye kadar süreleri olduğunu ve bu süreyi sonuna kadar kullanmak istediklerini” söyledi. Denktaş, bazı bakanlıkların isimlerinin değiştiğini, daha da değişiklik olabileceğini, ilk açıklamaların sırf hangi bakanlıkların kimde olduğunu belirtmek için yapıldığını söyledi.

Yaklaşık iki haftadan beri devam eden sancılı ve yoğun bir temponun ardından Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Demokrat Parti arasında koalisyon protokolunun hafta sonunda karara bağlanmasının ardından dün de kabinenin belirlenmesi için yoğun çalışma yapıldı.

DP ile koalisyon protokolünü önceki gece Parti Meclisi’nde onaylatan koalisyonun büyük ortağı
Cumhuriyetçi Türk Partisi, dün günün ilk saatlerinden itibaren kabineyi belirlemek için çalışma yaptı.

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ilk olarak saat 08.30’da ilçe başkanlarını topladı. Milletvekillerinden oluşan Meclis Grubu’nun saat 11.30’da yaptığı toplantının ardından, milletvekilleri ile tek tek görüştü... Daha sonra Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ile tek tek görüşen Talat, ortaya çıkan görüşler üzerine notlar aldı. Gece, geç saatlere kadar bu kez da MYK üyeleri ile toplu olarak görüştü. Bugün, ortaya konan isimler üzerinde son karar verilecek.

14 Aralık 2003’de yapılan genel seçimlerden 19 milletvekili ve yüzde 35’lik oy oranıyla birinci parti olarak çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, 29 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmişti. Yaklaşık iki hafta süren pazarlıklar sonunda CTP ile Meclis’te 7 sandalyeyle temsil edilen Demokrat Parti arasında koalisyon kurulması konusunda hafta sonunda mutabakata varılmıştı.

CTP-DP koalisyon hükümetinin kabinesinin bugün öğleden sonra Cumhrubaşkanı Denktaş’a sunulması planlanıyor.

CTP-DP koalisyonu, 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi’nde toplam 26 milletvekili ile temsil edilecek.

Serdar Denktaş: “Kabine bugün sunulacak"

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin kabinesinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a bugün sunulacağını açıkladı.

Serdar Denktaş, ilçe başkanlarıyla toplantıya girerken gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı havaalanında karşılayıp geldiğini ve toplantıda bakanların kimler olacağının görüşüleceğini kaydederek “Listeyi yarın(bugün) sunacağız” dedi.

CTP/BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile havaalanında görüştüklerini ve kabineyi sunmak için bugün saat 17.00’ye kadar süreleri olduğunu ifade eden Serdar Denktaş “Bu süreyi kullanalım” diye konuştu.

Serdar Denktaş, bakanları atama konusunda son sözün kendisinde olduğunu da açıklayarak, bazı bakanlıkların isimlerinin değiştiğini, daha da değişiklik olabileceğini, dünkü açıklamaların sırf hangi bakanlıkların kimde olduğunu belirtmek için yapıldığını söyledi.

Serdar Denktaş, başkanlığında yapılan DP ilçe başkanları toplantısının ardından, DP’li milletvekilleriyle de bir araya geldi.

Talat: “Havuz oluştu, çok isim var”

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin kabinesini oluşturmaya yönelik çalışmalar sürüyor. Koalisyon ortakları yetkili kurullarında yoğun bir görüşme trafiği yaşarken, kabinenin Cumhurbaşkanı Denktaş’a sunulmasının bugüne kaldığı kesinleşti.

Koalisyon protokolünün önceki akşam Parti Meclisi’nde onaylanmasının ardından dün sabah saatlerinden itibaren 6 kabine üyesini belirlemek amacıyla çalışma başlatan Cumhuriyetçi Türk Partisi, bu yöndeki çalışmalarını gün boyu sürdürdükten sonra nihai şekillenmeyi Merkez Yönetim Kurulu’nda yaptı.

İlçe başkanlarının, milletvekillerinin görüşü alındı

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat güne saat 08.30’da ilçe başkanlarıyla ayrı ayrı görüşerek başladı. Bu görüşmelerin ardından milletvekillerinden oluşan Meclis Grubu ile toplu bir görüşme yapan Talat, ardından arzu eden milletvekilleriyle tek tek görüşerek kabineyle ilgili görüş ve önerilerini aldı.

Parti Meclisi’nin verdiği yetki doğrultusunda kabine oluşumunda son sözü söyleyecek Merkez Yönetim Kurulu’nun saat 13.00’e planlanan toplantısı da bu yoğun trafik nedeniyle ertelendi.

CTP Merkez Yönetim Kurulu’nun saat 15.00’ten itibaren toplandı ve kabineye son şeklini verdi.

“Havuz oluştu...”

CTP binasındaki çalışma odasında milletvekilleriyle görüşürken gazetecilere kısa bir açıklama yapan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, kabineyi oluşturma çalışmalarının henüz tamamlanmadığını söyledi.

Koalisyon ortağı Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın talebiyle kabinenin Cumhurbaşkanı Denktaş’ın onayına sunulmasının bugüne kaldığını söyleyen Talat, “Ben kendi kanadımı saptasam bile kabine bütün olarak sunulur. Bu nedenle yarın(bugün) beklenecek” dedi.

Bu konuda yasal bir sıkıntı olmadığını, 15 günlük anayasal sürenin yarın mesai bitiminde sona ereceğini söyleyen Talat, CTP’li bakanları MYK’nın dünkü toplantısında netleştirmeyi planladıklarını da söyledi.

“Bir havuz oluştu, çok fazla isim var. MYK bu havuzdan seçecek” diyen Talat, sorulara karşılık, CTP’li bakanları çoğunlukla dıştan atama prensibinin geçerli olduğunu da tekrarladı, ancak 6 bakandan kaçının dıştan atanacağı konusunda bilgi vermedi.

Kabinenin açıklanmasının bugüne ertelenmesinin Meclis çalışmalarını aksatmayacağını ve başkanlık divanının bugün oluşacağını da söyleyen CTP Genel Başkanı Talat, Meclis başkan ve başkan yardımcılığı adaylarının bu sabah toplantıdan önce belirleneceğini belirterek isim vermedi.(TAK)

YENIDUZEN 12/01/04

‘Plan MGK’da şekillenecek’

** “Annan Planı masadadır oturup görüşeceğiz diye söylem olabilir ama yapılmakta olan çalışmalar ön çalışmayla Annan Planının kabul edilebilir hale getirme gayretleri sürdürülmektedir. Onun için ne o ne bu. Kelimeler üzerinde durarak işi zorlaştırmak gerekmez. Annan Planında korktuğumuz, çekindiğimiz konular, çukurlar, hendekler var. Bunların ortadan kaldırılması için ön çalışma yapılması kararlaştırıldı. İstenen de buydu. Dolayısıyla her iki tarafın söylediği de geçerlidir.”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanla görüştüğü İstanbul’dan memnun döndü.

Denktaş, Annan Planında korktukları, çekindikleri konular, çukurlar, hendekler bulunduğunu bunların ortadan kaldırılması için ön çalışma yapılmasının kararlaştırıldığını söyleyerek “istenen de buydu” dedi. Cumhurbaşkanı Denktaş, “Türkiye’nin hazırladığı plan kaygılardan, endişelerden arındırılmış bir plan mı olacaktır? sorusuna karşılık ise “MGK’dan geçtikten sonra göreceksiniz. Hepimiz göreceğiz. Ne kadar ayıklandığını, ayıklanabildiğini hep beraber göreceğiz, hep beraber değerlendirme yapacağız” dedi.

Denktaş, havaalanında yaptığı açıklamada, Türkiye’de Kıbrıs’la ilgili çalışmaların devam ettiğini çalışmaların Milli Güvenlik Kurulundan da geçebileceğini, bunun ardından da gerçek resmi görmüş olabileceklerini söyledi.

RAPORLARIMIZ KAALE ALINDI
Türkiye’nin çalışmaları devam ederken buradan göndermiş oldukları raporların ve yapmış oldukları beyanatların da kaale alındığını belirten Denktaş, şöyle konuştu:

“MGK öncesi veya sonrası Ankara’ya gidilip bizimle tekrar bir görüşme yapılacak ve kati şekli verilmiş olacaktır.

GÖRÜŞ AYRILIĞIMIZ YOKTUR

Bu çerçevede sayın Erdoğan’la görüştük. Kendilerine hangi konularda tedirgin olduğumuzu, nelerden korktuğumuzu samimi bir şekilde anlattım. Bu konularda bir görüş ayrılığımız yoktur. Onların da öngördüğü gibi bir ön çalışma gerekmektedir. Bunun için hazırlıklar yapılmaktadır. Dolayısıyla Kıbrıs meselesini halletmek esastır ama halletmek için Kıbrıs’tan vazgeçmek diye bir düşünce yoktur ve olamaz. Milli ve müşterek bir davadır ve her iki tarafında çıkarını gözeten, akıllıca, usluca bir anlaşma yapmak için gayret sarfedilmektedir ve sarfedilecektir.”

Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın MGK’dan sonra ve çerçeve ortaya çıktıktan sonra ABD’ye gideceğini anımsatan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Dolayısıyla bu temaslar çerçevesinde ümit ederiz ki istenen şekilde, istenen yola Kıbrıs meselesi girmiş olsun. Çalışmalar bu yöndedir ben çok memnun olarak dönüyorum” dedi.

ÜMİT EDERİM YARDIMCI OLURLAR

Cumhurbaşkanı Denktaş, hükümet konusuna değinirken geniş tabanlı hükümeti tercih ettiklerini bunun için çaba sarfettiklerini fakat gerçekleşmediğini kaydederek “ümit ederim ki bu kritik geçiş döneminde diğer partiler hükümete yardımcı olur, bize yardımcı olur, yapacakları samimi tenkitlerle ve katkılarla bu geçiş dönemini kazasız belasız atlatırız. Yeni hükümete başarılar dileriz” şeklinde konuştu.

Denktaş, hükümet protokolü ve bakanların isimlerinde de bir prüz çıkacağını sanmadığını ifade etti.

SEÇİM DÖNEMİNDE SÖYLENENLER

Cumhurbaşkanı Denktaş, “Annan Planına karşısınız, Talat hükümete geldi, hükümet protokolünde Annan Planı çerçevesi var, Türkiye’de yapılan çalışmalarda da var, bunun nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruyu ise, şöyle yanıtladı:

“Mehmet Ali Talat’ın seçimler döneminde söylediklerini arkaya bırakınız şimdi hükümet olarak söyledikleri ve yapacakları var. Türkiye’yle birlikte yürünecek bir yoldur hepimiz içinde bu böyledir.

Annan Planı masadadır oturup görüşeceğiz diye söylem olabilir ama yapılmakta olan çalışmalar ön çalışmayla Annan Planının kabul edilebilir hale getirme gayretleri sürdürülmektedir. Onun için ne o ne bu. Kelimeler üzerinde durarak işi zorlaştırmak gerekmez. Annan Planında korktuğumuz, çekindiğimiz konular, çukurlar, hendekler var. Bunların ortadan kaldırılması için ön çalışma yapılması kararlaştırıldı. İstenen de buydu. Dolayısıyla her iki tarafın söylediği de geçerlidir.”

Cumhurbaşkanı Denktaş, “Türkiye’nin hazırladığı plan kaygılardan, endişelerden arındırılmış bir plan mı olacaktır? Sorusuna karşılık ise “MGK’dan geçtikten sonra göreceksiniz. Hepimiz göreceğiz. Ne kadar ayıklandığını, ayıklanabildiğini hep beraber göreceğiz, hep beraber değerlendirme yapacağız” dedi. (tak)

YENIDUZEN 12/03/2004

Akıncı: Türkiye'de mayıs değil aralık heyecanı var

1 Mayıs'tan sonra sadece 2 Mayıs'ın gelmeyeceğinin farkında olduklarını ifade eden BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, çözümsüzlük halinde 1 Mayıs 2004'te doğacak olan yeni Avrupa'da, Tasos Papadopulos'un, Kıbrıs'ın tek sahibi gibi yerini alacağına dikkat çekti

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Ankara'da Kıbrıs Türklerinin taşıdığı 1 Mayıs'ın değil, aralık ayının heyecanının yaşandığını söyleyerek, "Ankara ziyareti sonrasında 1 Mayıs hedefinin aşılması konusundaki kaygımız azalacağına arttı" diye konuştu.

Ankara'da yaptığı görüşmeler ve edindiği izlenimler hakkında bilgi vermek için dün saat 14.00'te beraberindeki BDH heyetiyle birlikte Bu Memleket Bizim Platformu yetkililerini ziyaret eden Akıncı, Kıbrıs Türkü'nün 1 Mayıs hedefinin gerçekleşmesi yönünde ciddi kaygılar taşıdığını dile getirdi.

BDH milletvekilleri İzzet İzcan, Tahsin Mertekçi ve Halil Sadrazam ile BDH Dışilişkiler Sekreteri Özker Özgür'ün de yer aldığı ziyaret sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Akıncı, CTP-DP hükümetinin çözüme dönük yapıcı girişimlerine destek verebileceklerini ancak her fırsatta 'Annan Planı öldü gömüldü' söylemleriyle halkın karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Denktaş'ın şimdi Annan Planı temelinde müzakerelere başlayıp, bu müzakerelerden sonuç çıkarmasının beklenemeyeceğini vurguladı.

Akıncı şöyle dedi:

"Ankara'da yaptığımız temaslarla ilgili olarak Bu Memleket Bizim Platformu bünyesinde yer alan sendika ve sivil toplum örgütlerini aydınlatmak istediğimiz için bugünkü ziyareti gerçekleştirdik. Bu Memleket Bizim Platformu'nun gelişmeleri yakından takip etmesinin bizce büyük anlamı var.

Biz Ankara'ya Kıbrıs sorununa yönelik olarak yaptıkları hazırlıklar konusunda bilgi edinmeye gittik ancak çok genel, basına da yansıyan konuların dışında pek bir bilgi sahibi de olamadan döndük. Orada bir takım genel hususlar hakkında konuşuldu, bir takım izlenimler edindik ve bu izlenimler sonucunda özellikle 1 Mayıs tarihinin yitirilmesi konusundaki kaygılarımız azalacağına arttı.

Ankara dönüşünde BDH'nın yetkili organlarını toplayıp bilgi verdim, ertesi gün Çözüm ve Avrupa Birliği Partisi'ni (ÇABP) ziyaret ettim ve bugün (dün) de Bu Memleket Bizim Platformu'nu bilgilendireceğim. Bizim kaygımız, Mayıs ayının yitirilmesi ve bir gelecek belirsizliği noktasında düğümleniyor. Kıbrıs Türklerinin mayıs ayı hakkındaki tutumu aynı heyecanla Ankara'da paylaşılmıyor, oradaki heyecan mayıs yerine Aralık heyecanıdır.

Biz Kıbrıslı Türkler olarak, Türkiye'nin AB yolunun açılmasını elbette istiyoruz ama 1 Mayıs'tan sonra gelecek olanın sadece 2 Mayıs günü olmayacağının farkındayız. 1 Mayıs 2004'te yeni bir Avrupa doğacak ve o Avrupa'da Tasos Papadopulos, Kıbrıs'ın tek sahibi gibi yerini almış olacak. O nedenle Birleşik bir Kıbrıs'ı 1 Mayıs'tan önce yaratamazsak o noktadan sonra bize ancak azınlık olma hakkı kalacak. Bu konuda Kıbrıs Türkleri olarak çok büyük endişelerimiz var."

Elcil: Kendi ülkemizin

efendisi olmak istiyoruz

Bu Memleket Bizim Platformu adına açıklamada bulunan KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ise, Bu Memleket Bizim Platformu olarak "olmazsa olmazlarının" bulunduğunu belirterek, tek amaçlarının Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde bir çözüm ve 1 Mayıs öncesi bir referanduma gidilmesi olduğunu kaydetti.

Elcil, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin, Bu Memleket Bizim Platformu içinde yer alan odalara, sendikalara ve sivil toplum örgütlerine bilgi verme yönündeki hassasiyetlerini olumlu bir şekilde karşıladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Türkü'nü temsil etmediğini vurguladıklarını ifade eden Elcil, seçim sonuçlarının, Kıbrıs Türklerinin yüzde 80'inin Annan Planı temelinde çözüm istediğini ortaya koyduğunu yineledi.

Şener Elcil, 1 Mayıs öncesi çözümün gerekliliği, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın görüşmelerin başlaması için ortaya koyduğu 3 şartın - Annan Planı'nın çözüm için bir zemin olduğunun kabul edilmesinin, karşılıklı tarafların uzlaşıya varmadıkları hususlarda genel sekreter tarafından sunulacak noktaların taraflar tarafından kabul edilmesinin ve referandum hakkının- Bu Memleket Bizim Platformu'nun olmazsa olmazları olduğunu kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının referandum hakkının elde edilmesi için çok büyük kavgalar verdiklerini anımsatan Elcil, şöyle konuştu:

"Geçen yıl yaşadığımız olaylar bizi çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. Halkın egemenlik hakkının gasp edildiğini orda o günlerde daha açıklıkla ortaya kondu. O nedenle Kıbrıs Türk halkı olarak, birlerinin bizim hakkımıza karar vermesini reddediyoruz. Önce biz karar vermeliyiz, bizim görüşümüz alınmalı. Bu ülkede yaşayan ve yıllardan beri mücadele eden Kıbrıslı Türkleridir. Biz toplumsal olarak bu ülkede var olmak istiyoruz. Bizim kavgamız budur. Mücadelemiz budur. Kendi ülkemizin efendisi olmak istiyoruz."

Bu çerçevede mücadelenin devam etmesi için ellerinden gelen her türlü gayreti göstereceklerini ifade eden Elcil, "Ara argümanlarla oyalanmak bizim amacımız değildir. Bizim amacımız Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde bir çözüm ve 1 Mayıs öncesi bir referanduma gidilmesidir" dedi.

Soruları cevaplandırdılar

BDH Genel Başkanı Akıncı bir gazetecinin sorusu üzerine, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın her fırsatta 'öldü gömüldü' diye nitelediği Annan Planı temelinde müzakereler yapmasının inandırıcı olmayacağını vurgulayarak, Denktaş'ın sadece son dönemde değil 40 yıllık geçmişiyle de bütün inandırıcılığını yitirdiğini belirtti.

"Cumhurbaşkanı Denktaş yeminli bir taksimcidir" diyen Akıncı, Denktaş'ın değil mayısta, aralıkta da bir çözüm istemesini beklemenin anlamsız olduğunu kaydederken şunları söyledi:

"Eğer mayıs hedefini gerçekleştiremezsek kimse bizi aralıkta çözüm olabilir diye avutmasın. Çünkü Aralık geldiğinde de bize 'Müzakereler devam ediyor, şeker suya mı düştü Türkiye AB'ye gireceğinde siz de girersiniz. Şimdi girin dondurucuya Türkiye AB'ye gireceğinde çıkarılırsınız' diyecekler.

Türkiye'de çeşitli kurumlar var, asker-sivil bürokrasi, Türk hükümeti, Dışişleri, Cumhurbaşkanlığı ve bir tarafta da Denktaş var. Bu unsurlar kendi aralarında kimseyi rahatsız etmeyecek ortak bir dil geliştirmeye çalışıyorlar. Ancak o tarafta ortak dil oluşturmaya, ortak payda bulmaya çalışırken Kıbrıs'ta çözümden uzaklaşıyorlar. Oysa ki bizim çabamız Türkiye'de kendi aralarında ortak bir terminoloji değil, Kıbrıs sorununun çözümünde ortak payda sağlanmasıdır. Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşmak için Annan Planı'nın dışında bir zemin olmadığı bilinmelidir.

Bu noktada Kıbrıs'ta çözüm isteyen insanlar, kurum, kuruluş ve partiler olarak bizim sadece Türkiye ile Denktaş'tan değil, BM genel sekreterinden de 1 Mayıs öncesinde bir çözüme ulaşılması için müzakerelere başlama yönünde ortaya koyduğu ilkelere sadık kalmasını istememiz gerekmektedir."

"Çözüm yönünde atılacak

her adımı destekleyeceğiz"

Akıncı, CTP-DP koalisyonuyla ilgili bir soruya karşılık ise "Hayırlı olsun. Başarılı olmasını dilerim" diyerek, koalisyon hükümetinin başarısının ancak 1 Mayıs'a kadar çözüme ulaşılmasıyla mümkün olabileceğini vurguladı.

14 Aralık seçimlerinin olağan bir seçimden öte referandum niteliği taşıdığını hatırlatan Akıncı, ortaya çıkan meclis aritmetiği sonucunda ortaya çıkan CTP-DP hükümetinin şeklinin değil, 1 Mayıs hedefi doğrultusunda izleyeceği tutumun önemli olduğunu söyledi.

BDH'nın her şeye katı bir karşıtlık içerisinde olmayacağı gibi 'Bu hükümette CTP var, her şey güllük gülistanlık, Denktaş'ın müzakereciliğinde çözüme gidiyoruz' rahatlığını da yaşamayacağını, çünkü gerçeklerin bu yönde olmadığını kaydeden Akıncı, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

"Biz seçim öncesinde CTP ve ÇABP ile imzaladığımız protokole bağlıyız. Ancak seçim sonucunda ortaya 25-25'lik bir tablo çıktı. Sayın Talat birçok kez BDH'lı hükümet formüllerinden söz etti ancak bu anlamda bize bu şekilde bir teklif yapmadı, yapacak durumda da değildi. Bilindiği gibi CTP ve BDH'nın sayısı yetmiyor, üçlü bir formül ortaya konulduğunda da DP'nin 'Bizim başbakanlığımızda olursa olur' şartını getirdiği duyumlarını aldık. Ancak tüm bu gelişmelerin bizim dışımızda geliştiğini söylememiz gerekir. Biz hiçbir zaman sayın Talat'a 'bizim de içinde bulunacağımız bir hükümet için görüşme yap' demedik.

Biz her fırsatta, sayın Denktaş'ın müzakereciliğinde bir çözüme ulaşmayı beklemenin ölü gözünden yaş beklemek olacağını ve eğer olası bir hükümet formülünde 1 Mayıs'a kadar çözüme ulaşma yönünde ortak bir payda varsa, referanduma gitme kararlılığı varsa BDH'nın böyle bir oluşuma destek verebileceğini söyledik.

Bizim duruşumuz çok nettir. Biz bu prensiplerin arkasında durmaya devam edeceğiz, CTP-DP hükümetinin atacağı adımlara göre tavrımızı belirleyeceğiz. Eğer hükümet çözüm yönünde bir adım atıyorsa buna destek olmaya devam edeceğiz.

UBP-DP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın onayıyla 23 Nisan'da karşılıklı geçişlere izin verilmesine olumlu bir gelişme olduğu için destekledik. Örneğin şimdi yeni hükümet, Rumların kuzeye geçişlerinde pasaport zorunluluğunu ortadan kaldırılabilir ve biz buna destek veririz. Kısacası 1 Mayıs'a kadar çözüme ulaşma hedefi son derece önemlidir ve BDH olarak bu yönde atılacak olumlu adımların yanında olacağız.

Ancak kaybedecek zamanımız yok. 'Hükümet protokolünde çözüm hedefi var' diye düşünüp rahat davranamayız çünkü bu hedefin gerçekleştirilmeyeceği yönünde ciddi endişelerimiz vardır. 2 Mayıs günü 1 Mayıs'ın ardından ağıt yakmamak için Bu Memleket Bizim Platformu gibi oluşumların ve çözüm yanlısı tüm Kıbrıs Türk halkının şimdiden mobilize olması kaçınılmazdır."

KIBRIS 13/01/04

Çözüm ve referandum

CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin protokolü açıklandı. Her iki parti, Kıbrıs sorununu 1 Mayıs 2004'ten önce çözmeyi ve tarafların mutabık kalacakları bir tarihte referanduma sunmayı hedefliyor

Çözüm ve referandum

HÜKÜMET DE GÖRÜŞME SÜRECİNE DAHİL OLACAK: Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakere sürecine, ilk kez hükümet de dahil olacak. Yeni hükümet, Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakere sürecinde cumhurbaşkanı ile birlikte uyum içinde çalışmayı amaçlıyor

ANNAN PLANI TEMELİNDE: CTP/BG-DP koalisyonu, Annan Planı temelinde sorununun çözümünü ve çözümle birlikte referandumu öngörüyor. Protokolde, "Kıbrıs sorununu Mayıs 2004'ten önce çözmek ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte, eş zamanlı olarak referanduma sunmak" ifadesi yer alıyor

AB NORMLARI: Yeni hükümet, sistemin AB normlarıyla uyumlaştırılmasını da amaçlıyor. Ortaklar, "Oluşturulacak hükümet, bir çözüme ulaşılmasında ve sistemimizin Avrupa Birliği normları ile uyumlaştırılması sürecinde önemli fonksiyon üstlenen bir koalisyon hükümeti olacaktır" taahhüdünde bulunuyor

SİYASAL EŞİTLİK VE EGEMENLİK: Protokolün ilgili maddesi şöyle: Koalisyon hükümeti, çözüm ile oluşturulacak ortaklık temelinde; Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının ve kurucu devletlerinin siyasal eşitliği, Kıbrıs'ın bütününde paylaşacağımız, kurucu devletimizde ise kendimizin olan egemenliği öngörmektedir

TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜK HAKLARI: Koalisyon ortakları, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük haklarının devamının gözetileceğini de hedefliyor. Protokolde bu yönde, "Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkının devamı gözetilecektir" maddesi bulunuyor

PARTİZANLIK KALDIRILACAK: Yeni hükümet, partizanlığın kökünü kazımayı da taahhüt ediyor ve bu konuda "Kamu yönetiminde yaygın olan partizanlığı süratle ortadan kaldırarak, objektif ve adil yönetim ilkelerini hakim kılan, etkin, verimli, çağdaş teknolojileri kullanarak hızlı ve kaliteli hizmet sunan bir kamu yönetimi kurmayı hedeflemekteyiz" diyor

KAMU HİZMETİ KOMİSYONU VE İSTİHDAMLAR: İlgili maddeler şöyle: Kamu Hizmeti Komisyonu, objektif, adil ve tarafsız bir yapıya kavuşturulacak, ilk atama ve yükselmelerde şeffaflık ve objektif kriterlerin uygulanması gözetilecektir. Koalisyon hükümeti, istihdamlarla ilgili politikaları ortak üretecek

Cumhuriyetçi Türk Parti(CTP)-Birleşik Güçler(BG) ile Demokrat Parti'nin (DP) önceki gün uzlaşıyla sonuçlanan hükümet çalışmalarının ardından dün de koalisyonun protokolü açıklandı.

CTP/BG-DP koalisyon hükümeti, öncelikle Kıbrıs sorununu 1 Mayıs 2004'ten önce çözmeyi ve tarafların mutabık kalacakları bir tarihte referanduma sunmayı hedefliyor.

Kıbrıs sorununu 1 Mayıs 2004'ten önce çözmeyi ve çözümle birlikte halkın referandumuna sunmayı temel hedef edinen yeni hükümet, Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakere sürecine de dahil olacak. Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakere sürecinde hükümet, cumhurbaşkanı ile birlikte uyum içinde çalışmayı amaçlıyor.

Kıbrıs sorununun çözümünü temel ilke edinen CTP/BG-DP koalisyonu, sistemin de Avrupa Birliği (AB) normlarıyla uyumlaştırılması için çalışma yapmayı taahhüt ediyor. Ortaklar, "Oluşturulacak hükümet, bir çözüme ulaşılmasında ve sistemimizin Avrupa Birliği normları ile uyumlaştırılması sürecinde önemli fonksiyon üstlenen bir koalisyon hükümeti olacaktır" diyor.

Aylarca tartışma konusu yapılan siyasal eşitlik ve egemenlik kavramıyla ilgili yeni hükümetin protokolünde şu ifadeler yer alıyor:

"Koalisyon hükümeti, çözüm ile oluşturulacak ortaklık temelinde; Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının ve kurucu devletlerinin siyasal eşitliği, Kıbrıs'ın bütününde paylaşacağımız, kurucu devletimizde ise kendimizin olan egemenliği öngörmektedir".

Türkiye'nin garantörlük haklarının devamını da protokolüne koyan koalisyon hükümeti, bu hususta "Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkının devamı gözetilecektir" maddesine yer verdi.

CTP/BG-DP koalisyonu, Kıbrıs sorununun yanı sıra kamu yönetimi ve düzeni, ekonomi politikası, hükümet ve parlamentoda çalışma düzeniyle ilgili olarak da düzenlemeler öngörüyor.

Buna göre kamu yönetiminde partizanlığın kökü kazınılacak. Bu konuda "Kamu yönetiminde yaygın olan partizanlığı süratle ortadan kaldırarak, objektif ve adil yönetim ilkelerini hakim kılan, etkin, verimli, çağdaş teknolojileri kullanarak hızlı ve kaliteli hizmet sunan bir kamu yönetimi kurmayı hedeflemekteyiz" ifadesine yer veriliyor.

Kamu Hizmeti Komisyonu'nun da objektif, adil ve tarafsız bir yapıya kavuşturulması, ilk atama ve yükselmelerde şeffaflık ve objektif kriterlerin uygulanmasının gözetileceği sözü veriliyor.

Ayrıca hükümet, istihdamlarla ilgili politikalarını da ortak üreteceğini belirtiyor.

Protokolün tam metni

CTP/BG-DP koalisyon protokolünün tam metni şöyle:

I. Koalisyonun ana amacı:

Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Demokrat Parti'nin yetkili organları, temel amacı, Kıbrıs Türk halkının uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve çıkarları ile güvenliğini gözeterek ve geliştirerek, Birleşmiş Milletler genel sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde, hükümet ile cumhurbaşkanının birlikte ve uyum içinde yürüteceği Annan Planı'nı esas alan müzakere süreci sonunda Kıbrıs sorununu Mayıs 2004'ten önce çözmek ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte, eş zamanlı olarak referanduma sunmak olan ve Kıbrıs Türk halkını, Avrupa Birliği normlarına uyumlu, çağdaş, demokratik, adil ve ekonomisi düzgün, sosyal refah düzeyi yüksek bir devlet düzenine kavuşturmak üzere, bir koalisyon hükümeti oluşturmaya karar vermişlerdir.

II. Koalisyonun temel ilkeleri:

İki parti, KKTC koalisyon hükümetinin tüm karar ve icraatlarında, Kıbrıs Türk halkının refah ve mutluluğunu esas alacaklardır.

Oluşturulacak hükümet, bir çözüme ulaşılmasında ve sistemimizin Avrupa Birliği normları ile uyumlaştırılması sürecinde önemli fonksiyon üstlenen bir koalisyon hükümeti olacaktır.

Koalisyon hükümeti, çözüm ile oluşturulacak ortaklık temelinde; Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının ve kurucu devletlerinin siyasal eşitliği, Kıbrıs'ın bütününde paylaşacağımız, kurucu devletimizde ise kendimizin olan egemenliği öngörmektedir.

Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkının devamı gözetilecektir.

CTP-DP Koalisyonu, Kıbrıs sorununun çözümünde Türkiye ile karşılıklı görüş alışverişi ile ortak bir politika oluşturmayı ve Türkiye ile varolan ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin karşılıklı yarar ve dayanışma zemininde geliştirilmesini öngörmektedir.

Ülkedeki ekonomik, sosyal ve diğer sorunların aşılmasında her iki parti yeniden yapılanmanın, Avrupa Birliği normları çerçevesinde gerçekleştirilmesi hususunda mutabık kalırlar.

Geleceğimiz demek olan gençliğe önem verilecek; toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde yeniden yapılanmaya gidilecektir.

Kıbrıs Türk halkının tümünü kucaklamayı arzulayan koalisyon hükümetinin her icraatı şeffaf ve toplumun katılımına ve denetimine açık olacaktır.

Kıbrıs Türk halkı ve yönetiminin dış ilişkilerinin geliştirilmesine önem verilecek ve Kıbrıslı Türklerin Yunanistan'la, Kıbrıslı Rumların da Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesine yardımcı olunacaktır.

III. Kamu yönetimi ve düzeni ile ilgili politikalarımız

Koalisyon hükümeti, kamu yönetimini idari ve teknik bir modernizasyonla yeniden yapılandırarak hizmetlerin etkinleştirilmesini ve kamu çalışanlarının verimli ve huzurlu bir ortamda çalışmasına olanak verecek bir yeniden yapılanmayı öngörmektedir. Kamu yönetimini, şeffaflık, katılımcılık ve hesap verilebilirlik anlayışıyla yurttaşa hizmet götürecek bir araç haline dönüştürmek ve kamu yönetimini içinde bulunduğu hantal, verimsiz ve çalışanlarının huzursuz olduğu yapıdan kurtarmak için gerekli önlemleri alacağız.

Kamu yönetiminde yaygın olan partizanlığı süratle ortadan kaldırarak, objektif ve adil yönetim ilkelerini hakim kılan, etkin, verimli, çağdaş teknolojileri kullanarak hızlı ve kaliteli hizmet sunan bir kamu yönetimi kurmayı hedeflemekteyiz.

Devlet kadrolarıyla ilgili yasal düzenlemeler etkinlik, verimlilik ve tasarruf ilkeleri ışığında yeniden gözden geçirilecektir.

Kamu Hizmeti Komisyonu, objektif, adil ve tarafsız bir yapıya kavuşturulacak, ilk atama ve yükselmelerde şeffaflık ve objektif kriterlerin uygulanması gözetilecektir.

Koalisyon hükümeti, istihdamlarla ilgili politikaları ortak üretecektir.

Kamudaki yapılanmaya ilişkin olarak yapılacak düzenlemelerin uzun vadeli bir perspektifle ele alınmasına ve kurumsallaşmanın sağlanmasına azami özen gösterilecektir.

Kökeni, dili, dini ve siyasi inançları ile cinsiyeti ne olursa olsun, tüm yurttaşlara eşit ve adil davranan, ayırımcılığa ve partizanlığa, adam kayırmacılığına imkan vermeyen bir kamu yönetimini oluşturmayı öngörmekteyiz.

Vatandaşlarımızın kendilerini dışlanmış, ayırımcılığa ve haksızlığa uğramış hissetmeyecekleri bir yönetim anlayışını devletin tüm kurumlarında ve ülke genelinde egemen kılacağız.

Yönetimdeki etkinlik ve verimliliği artırmada önemli bir unsur olan yerinden yönetim ilkesine genelde önem verilecek ve bu çerçevede yerel yönetimlerin de güçlendirilmesi sağlanacaktır.

Bu çerçevede, kamu yönetimi ile ilgili tüm yasalar ele alınacak ve yukarıdaki amaç ve hedefler doğrultusunda gözden geçirilecektir.

IV. Koalisyonun ekonomi politikası:

İnsanımızın refah düzeyini ve dengeli bir gelir dağılımı ile sosyal adaleti gelişmiş ülkeler düzeyine yükseltecek üretken ve verimli bir ekonomi politikası uygulayacağız. Yakın perspektifimizdeki çözüm ve AB üyeliğini, hem sorunların çözümünde, hem de ekonomimizi Avrupa Birliği standartlarına yükseltecek yeni bir yapılanmayı gerçekleştirmemizde ciddi bir fırsat olarak değerlendireceğiz.

Tüm dünya ile ekonomik entegrasyon için, dışa açık, mukayeseli avantajlarımızın en iyi şekilde değerlendirilebileceği, rekabet gücü yüksek, mal ve hizmet üretimini artırmaya yönelik istikrarlı ve büyüyen bir ekonomiye olanak verecek şekilde örgütlenmiş, kurumlaşmış ve güçlendirilmiş bir ekonomik yapılanmaya gideceğiz.

Toplumsal çıkarın gözetileceği, tekelleşmeye ve haksız rekabete izin vermeyen, her girişimcinin fırsat eşitliğine sahip olacağı piyasa ekonomisi kuralları uygulanacaktır. Ekonomik faaliyetlerde etkinlik, verimlilik ve kalite temeli ile tüketici haklarının korunmasında Avrupa Birliği yapılanmasına uyumu gözeteceğiz.

Pahalı, savurgan ve verimsiz devlet yapısı köklü bir reforma tabi tutulacak ve istihdam sorununa bu çerçevede çözüm getirilmesi sağlanacaktır.

Ekonomiyi küçülterek, toplumsal refahı geriletme pahasına, daha alt seviyelerde bir denge arayışı yerine, mevcut toplumsal refahı koruyarak artıracak bir ekonomik gelişmeyle, ekonominin daha üst seviyelerde dengeye oturmasını öngörmekteyiz.

Yüksek enflasyonun ranta ve dışa yönelttiği tasarruflarımızın, istikrarı gözetecek kendi ekonomik yapılanmamızı şekillendirerek, yurtiçi yatırımlara yönelmesi sağlanacaktır.

Ekonomide kaynakların optimum dağılımını sağlamak üzere, devletin planlayıcı, özendirici-yönlendirici ve denetleyici işlevine işlerlik kazandıracağız.

Öncü ve hassas sektörler, etkin ve ekonomiyi bugünkü gibi çarpıklaştırmayacak şekilde bir teşvik ve korumayla geliştirilerek, rekabet gücü kazandırılacaktır.

Ekonomik gelişmenin ana amacı ve önemli bir unsuru olan insanımızın üretkenlik ve verimliliğinin artırılmasına önem verilecektir. Bunun için nitelikli bir eğitim sistemi ve hizmet içi eğitim, adil ve tüm çalışanları kapsayan bir sosyal güvenlik sistemi, çağdaş sağlık hizmeti ve kültürel yapıyı zenginleştirici önlemlere kalkınmanın temeli olarak yaklaşılacaktır. İnsana yatırım ana ilke olacaktır.

Kendi ekonomik yapımızı yeniden şekillendirecek ve geliştirecek ekonomi yönetiminin, ülkemiz üniversitelerindeki uzmanlardan da yararlanarak etkinleştirilmesi sağlanacak, bilim-teknoloji üretimine ve araştırma-geliştirme projelerine kaynak aktarılacak, bu amaçla dış fonların devreye girmesi sağlanacaktır.

Şu anda AB gümrük birliğine dahil olan Türkiye ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizin bugünkünden daha büyük bir potansiyele kavuşacağı çözüm sonrasında, doğrudan ilişkilerimizi sağlıklı bir zeminde en üst düzeye çıkarmayı öngörmekteyiz.

V. Hükümet ve parlamentoda çalışma düzeni

A. Bakanlar Kurulu'nun çalışma yöntemi

Koalisyon hükümeti, hazırlanacak hükümet programını bütünlüklü olarak hayata geçirmek üzere uyumlu bir yapı içerisinde çalışacaktır.

Her iki parti de eşit siyasal ortak olarak hükümette yer alırlar. Başbakan ve Başbakan Yardımcısı, hükümet ve parlamento çalışmalarında koordinasyon sağlar.

Hükümet bir bütündür. Bakanlar Kurulu'nda kararlar oybirliği ile alınır. Kararlar Resmi Gazete'de usulü ve süresi içinde yayıma gönderilir.

Bakanlar, Bakanlar Kurulu'nun karar alması ve bilgi edinmesi gereken konuları, gerekli tüm bilgileri de içeren bir önerge ile Bakanlar Kurulu toplantısından en az iki gün önceden Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği'ne iletir. İvedilik arz eden konular gündem dışı olarak başbakan ve başbakan yardımcısı tarafından Bakanlar Kurulu'na getirilebilir. Bakanlar Kurulu gündemi, başbakan ve başbakan yardımcısının istişaresi ile belirlenir.

Bakanlar Kurulu sözcüsü olarak, başbakan ve başbakan yardımcısının mutabakatı ile ortaklığı oluşturan tarafların kabine üyeleri arasından seçilir.

Bir bakanın yokluğunda ona vekalet edecek olan bakan aynı partinin bakanları arasından atanır. Koşulların gerektirdiği hallerde başbakan ile başbakan yardımcısının ortak mutabakatı ile farklı bir uygulama da yapılabilir.

Başbakanın yokluğunda, kendisine başbakan yardımcısı vekalet eder.

Bakanlar, hükümet uygulamalarıyla ilgili eleştirilerini Bakanlar Kurulu dışında yapamaz; Bakanlar, görev alanları dışında, başka bir Bakanlığı, Bakanlar Kurulu'nu veya devleti yükümlülük altına sokacak veya emrivakiler karşısında bırakacak veya koalisyon teamüllerine aykırı herhangi bir beyanat veremez veya davranış içine giremezler.

Bakanlar, kendi bakanlıkları ile ilgili konularda, kamuoyuna açıklayıcı bilgi verebilirler.

Her iki parti de hükümetteki üyelerini yasal prosedür içinde serbestçe değiştirebilirler. Ancak bir bakanın azli konusunda başbakan ve başbakan yardımcısının ortak mutabakatı aranır.

B. Parlamentodaki çalışma düzeni ve koordinasyon:

Meclis içtüzüğüne uygun meclis çalışmalarının daha etkin ve verimli olabilmesi için tüm mevzuat yeniden gözden geçirilecektir.

Koalisyon ortaklarının meclis grupları, uzlaşılan konularda Meclis Genel Kurulu'nda ve meclis daimi ve geçici komitelerinde birlikte hareket edeceklerdir. Alınacak kararlar ve açıklanacak görüşler, koalisyon ortağı her iki grup üyeleri tarafından savunulacaktır.

Her iki partinin ilişkilerini koordine etmek üzere bir koordinasyon grubu oluşturulacaktır. Her iki partinin meclis grupları, görüşülecek konu olup olmadığına bakılmaksızın, periyodik ve sürekli ortak toplantı yaparlar.

Cumhuriyet Meclisi ile hükümet çalışmalarını koordine etmek için, her iki partiden oluşturulacak bir Eşgüdüm Komitesi kurulacaktır.

Meclis çalışmalarının basına ve halka daha iyi ulaştırılması için gerekli önlemler alınacaktır.

VI. Bakanlıkların CTP-DP arasında dağılımı

CTP-DP Koalisyon Hükümeti, 10 bakanlığın koalisyon partileri arasındaki dağılımının aşağıdaki şekilde gerçekleştirilmesinde mutabakat sağlamışlardır.

CUMHURİYETÇİ TÜRK PARTİSİ (CTP)

Başbakanlık

Maliye Bakanlığı

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı

Gençlik ve Spor Bakanlığı

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı

İçişleri Bakanlığı

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı

DEMOKRAT PARTİ (DP)

Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı

Tarım ve Orman Bakanlığı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

(Daire ve bağlı kuruluşlar EK-1'de verilmiştir)

Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Demokrat Parti bu protokol maddelerinde öngörülen hususlara uymayı ve hedefleri hayata geçirmeyi karşılıklı olarak taahhüt ederler.

................................................ .................................

Mehmet Ali TALAT Serdar DENKTAŞ

CUMHURİYETÇİ TÜRK PARTİSİ DEMOKRAT PARTİ

Genel Başkanı Genel Başkanı

KIBRIS 13/01/04

Bakanlar Kurulu listesi, bugün Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunuluyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) - Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin kabinesini oluşturmaya yönelik yoğun görüşme trafiğinin ardından, kabinedeki isimlerin bugün belirleneceği ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulacağı bildirildi... Her iki parti lideri dün yaptıkları açıklamalarda listenin bugün son şeklini alacağını ve cumhurbaşkanına sunulacağını belirtti

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) - Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin kabinesini oluşturmaya yönelik yoğun görüşme trafiğinin ardından, kabinedeki isimlerin bugün belirleneceği ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunulacağı bildirildi.

CTP-BG lideri Mehmet Ali Talat, parti olarak kabinenin oluşturulmasında ağırlıkla milletvekili olmayan kişiler üzerinde durduklarını, hükümet listesinin bugün cumhurbaşkanına sunulacağını söyledi.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş da, dün ilçe başkanlarıyla toplantıya girerken gazetecilerin soruları üzerine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı havaalanında karşılayıp geldiğini, toplantıda bakanların kimler olacağının görüşüleceğini belirterek, "Listeyi yarın (bugün) sunacağız" dedi.

CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile havaalanında görüştüklerini ve kabineyi sunmak için bugün saat 17.00'ye kadar süreleri olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, "Bu süreyi kullanalım" diye konuştu.

Serdar Denktaş, bakanları atama konusunda son sözün kendisinde olduğunu da açıklayarak, bazı bakanlıkların isimlerinin değiştiğini, daha da değişiklik olabileceğini, önceki günkü açıklamaların sırf hangi bakanlıkların kimde olduğunu belirtmek için yapıldığını söyledi.

Talat: Bakanlıklardaki isimler

konusunda bir havuz oluşturuldu

CTP-BG'de geçtiğimiz akşam toplanan meclis grubu ve parti meclisinin toplantısı sonrasında Bakanlar Kurulu listesini oluşturmak için yetkilerin Merkez Yönetim Kurulu'na devredilmesinin ardından Bakanlar Kurulu listesinin oluşturulması için CTP'de dün de yoğun saatler yaşandı.

CTP-BG'nin dün ilk toplantısı saat 08.30'da ilçe başkanlarının toplanmasının ardından, milletvekillerinden oluşan Meclis Grubu'nun saat 12.00 toplanarak değerlendirme yaptığı kaydedildi.

Öte yandan, kabinede yer alacak milletvekilleri ile ilgili son değerlendirmelerde Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat Gazimağusa, Lafkoşa, Girne, Güzelyurt ve İskele milletvekilleri ile ayrı ayrı görüştü.

Talat, dün saat 13.30 sıralarında basına açıklama yaparak, DP'nin hazırlıklarını tamamlayamamasından dolayı Cumhurbaşkanına dün sunulması beklenen hükümeti bugün sunabilmelerinin daha büyük bir olasılık olduğunu söyledi.

Talat, Bakanlar Kurulu'nun oluşumu ile ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini, Merkez Yönetim Kurulu'nun önceki akşam parti meclisinden aldığı yetkiye dayanarak, Bakanlar Kurulu listesini hazırlamaya çalıştıklarını belirtti.

Talat, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş hükümet sunulmasının bugüne kalabileceğini ifade ettiğini, bu yüzden çok büyük ihtimalle hükümet listesinin cumhurbaşkanına bugün sunulacağını kaydetti.

Mehmet Ali Talat, hükümeti sunma süresinin yani 15 günün bugün mesai saatinde dolacağını ifade ederek, bakanlar kurulu listesini CTP kanadının bitirebileceğine sandığını ancak, Serdar Denktaş'ın çalışmalarına göre bugüne kalmasının büyük bir olasılık olduğunu söyledi.

Talat, MYK'nın bakanlar kurulu listesini tamamlayabilmesinin yanı sıra nihai kararı bugüne verelim diyebileceğini kaydederek, CTP'li kabine ile ilgili bir havuz oluşturulduğunu ve MYK'nın seçim yapacağını belirtti.

Talat, parti olarak kabinenin oluşturulmasında ağırlıkla milletvekili olmayan kişiler üzerinde durduklarını belirterek, dışarıdan atamaların özellikle meclisin bu dönemde çok çalışacak olmasından dolayı böyle bir prensipte olduklarını kaydetti.

Milletvekillerinin yasama görevlerini hakkı ile yapabilmeleri açısından onları rahat tutmak istediklerini dile getiren Mehmet Ali Talat, bakanlıklarda yer alacak kişiler arasında çok fazla isim olduğunu söyledi.

Mecliste Başkanlık Divanı'nı bugün oluşturabileceklerini ve bunun nasıl oluşacağının aşağı yukarı ortaya çıktığını kaydeden Talat, burada herhangi bir sorun bulunmadığını dile getirdi.

KIBRIS 13/01/2004

 

Denktaş yeni kabineyi onayladı

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, CTP-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin bakanlar kurulu listesini onayladı.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

13 Ocak 2004 — Görüşme sonrası bir açıklama yapan Talat, hükümet içinde değerlendirme yaptıktan sonra, Türkiye ile temasa geçileceğini ve Ada’da çözüme yönelik girişimlerin başlatılacağını belirtti. UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ise, hükümete ret oyu vereceklerini açıkladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, CTP-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin bakanlar kurulu listesini onayladı. Rauf Denktaş, “Yeni hükümetin hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Talat ise, yaptığı açıklamada, protokolde belirtildiği gibi, müzakerelerin başlamasında Annan planının temel alınacağını ve görüşme sürecinin Türkiye ile işbirliği içerisinde yürütüleceğini vurguladı.

BAKANLARIN 8’İ MECLİS DIŞINDAN
Talat’ın Başbakan, Serdar Denktaş’ın Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olduğu kabinede, iki partide de diğer bakanlıklara, ikisi hariç tüm bakanlar meclis dışından atandı. Bu durumda CTP’li 6 bakandan 5’i, DP’li 4 bakandan 3’ü meclis dışından atandı. İki bakanlığa meclis üyelerinden atanmasının gerekçesinin ise Talat ve Serdar Denktaş yurtdışında bulunduğunda yerlerine vekalet edebilmeleri olduğu belirtildi. CTP-DP kabinesi
şu isimlerden oluşuyor:
CTP’ye bağlı bakanlıklar;
*Başbakan: Mehmet Ali Talat
*
Eğitim ve Kültür Bakanı: Erbil Akbil
*İçişleri Bakanı: Özkan Murat
*Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı: Ömer Kalyoncu
*Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı: Hüseyin Celal
*Gençlik ve Spor Bakanı: Özkan Yorgancıoğlu
*Maliye Bakanı: Ahmet Uzun
DP’ye bağlı bakanlıklar;

*Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı: Serdar Denktaş
*Ekonomi ve Turizm Bakanı: Ayşe Dönmezer
*Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Erkan Emekçi
*Tarım ve Orman Bakanı: Raşit Pertev

GÜVENOYLAMASINDA SORUN BEKLENMİYOR

Bundan sonraki aşamada, yeni kabinenin listesi Cumhuriyet Meclisi’ne sunulacak. CTP-DP koalisyon hükümetini kurma
sından sonra ise, güzenoylaması yapılacak. UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümete ret oyu vereceklerini açıkladı. Ancak güvenoylaması sürecinde aritmetik herhangi bir sorun yaşanması beklenmiyor.

Çözüm ve toplumsal uzlaşma hükümeti olarak adlandırılan CTP-DP koalisyonu, KKTC’nin 18’inci hükümeti oldu.

Bakan atamaları KKTC’yi karıştırdı

Kıbrıs’ta CTP-DP koalisyonu kurulmasının ardından, DP’nin meclis dışından atadığı bakanların durumu tartışma yarattı. Öte yandan başbakanlık ve bakanlıklardaysa devir teslim yapıldı.

Lefkoşa
NTV

14 Ocak 2004 — Ulusal Birlik Partisi (UBP), DP’nin, KKTC dışında yaşayan 3 kişiyi bakan olarak atamasının, anayasaya aykırı olduğunu ve Başsavcılığın ikamet konusunda olumsuz görüş verdiğini kaydetti.

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat ise kabinenin Başsavcılığın onayıyla atandığını anayasaya aykırı bir durumun sözkonusu olmadığını belirtti.

‘UYGUN DEĞİLSE DEĞİŞTİRİLİR’
Gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan CTP Genel Başkanı ve Başbakan Talat, konunun bu sabah mecliste gündeme getirildiğini belirterek, “Kıbrıs kökenli oldukları için bu konu hiç konuşulmadı. Atama da dün Başsavcılığın onayıyla yapıldı. Bu konu dikkate mi alınmadı, yoksa başka bir neden mi var bilmiy
orum. Bir sorun varsa düzeltilir. Bazı bakanlar eğer uygun değilse değiştirilir ve sorun çözümlenir. Şu an için ayrıntılı bilgim yok” dedi.

UBP’DEN YASAL İTİRAZ HENÜZ YOK
UBP, meclis dışından bakan olarak atanacak kişilerin, anayasaya göre en az 3 yıl KKTC’de ikamet etmesi gerektiğini savunuyor. UBP olarak bu konuda yasal bir itirazda bulunmadıklarını, ancak yasal durumun araştırılması gerektiğini kaydeden Eroğlu, yasal sorun olması halinde kabine için başka isimler tespit edilebileceğini belirtti.
Ülke dışından atanan bakanlarla ilgili tartışma nedeniyle bu sabahki meclis başkanlığı seçimi de öğleden sonraya ertelendi. DP, ekonomi ve turizm, tarım ve orman ile çalışma ve sosyal güvenlik bakanlıklarına yurtışında yaşan isimleri atamış ve bakanlar listesi d
ün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından onaylanmıştı.

DEVİR TESLİM YAPILDI
Bu arada başbakanlık ve bazı bakanlıklarda devir teslim töreni yapıldı. Derviş Eroğlu’ndan başbakanlık görevini alan Mehmet Ali Talat, “Hepimiz aynı gemideyiz, iktidar olarak, çözüm sürecinde muhalefetle işbirliği yapağız” dedi.

‘Kıbrıs çözülürse AB Türkiye’ye hayır diyemez’

ABD’nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston, Kıbrıs sorununun çözülüp, Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi halinde, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye hayır demek için bir nedeninin kalmayacağını söyledi. NTV

14 Ocak 2004 — Brüksel’de NTV’nin sorularını yanıtlayan Weston, Kıbrıs’ta Mayıs 2004’e kadar çözüm sağlanması için yeterli zamanın bulunduğunu belirtti.

Çözümün Annan planı temelinde olacağını hatırlatan Weston, tüm tarafların, planı referanduma götürme taahüdünde bulunması gerektiğini kaydetti. Planda, tarafların anlaşamadığı sayfaların Annan tarafından doldurulacağını ifade eden Weston, ABD Başkanı Bush’un, İstanbul’daki yapılacak zirvede “Kıbrıs çözüldü” mesajını vermek istediğini bildirdi.

Kıbrıs sorununun çözülüp, Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi halinde AB’nin Türkiye’ye ‘hayır’ demesi için bir neden kalmayacağını kaydeden Thomas Weston, birliğin Aralık ayından beri Ankara’ya sıcak mesajlar verdiğini de savundu.

AB’den Türkiye’ye Kıbrıs mesajı

Avrupa Birliği, Kıbrıs’ın bölünmüş bir şekilde kalması durumunda siyasi olarak Türkiye’nin müzakerelere başlamasının çok zor olduğu mesajı verdi.

Strasbourg
AA

 

14 ocak 2004 — Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox’dan da Kıbrıs’ta çözümün önemini vurgulayan mesajlar geldi.

AB dönem başkanlığını üstlenen İrlanda’nın Başbakanı Bertie Ahern, Strasbourg’ta yaptığı açıklamada Kıbrıs’ta ilerleme sağlamanın Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamasına yardımcı olacağını söyledi.
Ahern, geçen hafta Başbakan Recep Tayyip Erdogan’la görüştüğünü ve Erdoğan’ın Kıbrıs sorunun çözümüne yardımcı olma sözü verdiğini v
e Erdoğan’ın Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki yaklaşımlarını takdirle karşıladığını kaydetti. İrlanda Başbakanı, Kıbrıs’taki sorunun çözülmesi gerektiğine inandıklarını vurguladı.
Avrupa Komisyonu sözcüsü Jean Christof Filori ise, AB’nin KKTC’de kurulan
yeni koalisyon hükümetinden gelen ilk sinyalleri yüreklendirici olarak degerlendirdiğini söyledi. Filori daha somut adımlar beklediklerini belirtti. KKTC’deki Türk askerlerinin varlığına dikkat çeken Filori, Kıbrıs’ın bölünmüş olarak kalması halinde Türkiye’yle müzakerelere başlamanın siyasi açıdan çok zor olacağını söyledi. Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi de, Türkiye’ye yapacağı ziyarete değinerek gezisinin amacının ilerleme raporunu hazırlamadan önce Türk yetkililerle doğrudan temas kurmak olduğunu söyledi ve insan hakları konusunun görüşmelerin en önemli bölümünü oluşturacağını bildirdi.

PAT COX: GELİŞMELER OLUMLU
Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox, KKTC’de yeni yönetimin oluşmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi. Cox, yaptığı yazılı açıklamada, “Kıbrıs’ın kuzeyinde sosyal barış ve çözümü açık bir biçimde isteyen yeni bir yönetimin kurulmasından memnuniyet duyuyorum” dedi.

KKTC'de DP'li bakanların ikamet konusu tartışma yarattı!


KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)- Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinde DP'li 3 bakanın yurtdışında ikamet etmesi tartışma yarattı.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Başsavcılığın ikamet konusunda olumsuz görüş verdiğini kaydetti.

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat ise kabine
nin Başsavcılığın onayıyla atandığını belirtti.
Bu konudaki tartışma nedeniyle hükümet tezkeresinin mecliste okunması öğleden sonraya ertelendi.
Meclis dışından atanan bakanların, milletvekilliği için gerekli 3 yıl kesintisiz KKTC'de ikamet etmesi şartına
uymaları gerektiği iddia ediliyor.

EROĞLU VE TALAT BİR ARAYA GELDİ

CTP Genel Başkanı ve Başbakan Talat ile UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, mecliste CTP grup odasında bir araya gelerek, DP'li bakanların ikamet konusunu ele aldı.
Parti liderleri, meclis hukukçularından da görüş aldılar. Toplantıda bir mutabakat sağlanamaması üzerine, Eroğlu ve Talat, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı ile de ayaküstü bir görüşme yaptı.

''BAŞSAVCILIĞIN ONAYIYLA ATANDI''


Gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan CTP Genel Başkanı ve Başbakan Talat, konunun bu sabah mecliste gündeme getirildiğini belirterek, ''Kıbrıs kökenli oldukları için bu konu hiç konuşulmadı. Atama da dün Başsavcılığın onayıyla yapıldı. Bu konu dikkate mi alınmadı, yoksa başka bir neden mi var bilmiyorum. Bir sorun varsa düzeltilir. Bazı bakanlar eğer uygun değilse değiştirilir ve sorun çözümlenir. Şu an için ayrıntılı bilgim yok'' dedi.

''BAŞSAVCILIĞIN GÖRÜŞÜ OLUMSUZ''

UBP Genel Başkanı Eroğlu ise gazetecilerin sorularına karşılık, ''Sayın Talat Başsavcı ile görüştüklerini ve onay aldıklarını söylüyor ama biraz önce bazı arkadaşlar Başsavcı ile görüştü ve bu atamanın olamayacağı belirtildi. Burada bir tezat var'' diye konuştu.
Eroğlu, ''İsimler Türk ismi. Doğum yerl
eri de Kıbrıs. Ama Türkiye'de çalıştıklarını, yıllardan beri orada yaşadıklarını Başsavcı'ya bildirmezseniz Başsavcı hatalı bir yorum da yapabilir'' ifadesini kullandı.
UBP olarak bu konuda yasal bir itirazda bulunmadıklarını, ancak yasal durumun araştırıl
ması gerektiğini kaydeden Eroğlu, yasal sorun olması halinde kabine için başka isimler tespit edilebileceğini belirtti.

DP DURUMU DEĞERLENDİRİYOR

Bu arada, CTP-DP koalisyon hükümetinin DP kanadından atanan milletvekili olmayan üç bakanın bu göreve getirilmesinin anayasaya aykırı olduğu iddialarıyla gündeme gelen hükümet sorunu, DP Genel Merkezi'nde değerlendiriliyor.
Meclis oturumunun ertelenmesinden sonra DP'li milletvekilleri parti merkezine gitti ve Genel Başkan Serdar Denktaş ile toplantıya girdi.
Den
ktaş, UBP'nin itiraz ettiği üç DP'li bakanla ilgili olarak Başsavcılık'tan görüş beklediklerini, Başsavcı'nın görüşüne göre bakanları değiştirebileceklerini bildirdi.
Öte yandan, CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, UBP'yi meclisi çalıştırmamakla suçladı
. Soyer, ''UBP'nin kendi siyasal amaçları için, CTP-DP koalisyon hükümetinin listesinin mecliste okunmasını engellemeye çalıştığını'' iddia etti.
Meclis başkan yardımcılığı konusunda ''kilitlenme yaşandığını'' belirten Soyer, ''Annan planı temelinde bir çö
zümü istemeyen UBP'ye meclis başkan yardımcılığını teslim etmeyeceklerini'' söyledi.
MILLIYET 14/01/04

KKTC'de yeni bakanlar listesi Meclis'te okundu


KKTC'de Mehmet Ali Talat başkanlığında kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin bakanlar kurulu listesi Meclis'te okundu.
KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, en yaşlı üye sıfatıyla UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu başkanlığında saat 16.30'da toplandı.
Toplantıda, Cumhurbaşkanı'nın hükümeti kabul ederek onaylamasına
ilişkin yazısı okundu. Daha sonra da bakanlar kurulu listesi, Genel Kurul'un bilgisine sunuldu.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekilleri, meclis dışından atanan 3 bakanın durumunun Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürerek, bu durumu protesto etti ve liste
okunmadan Genel Kurul salonunu terk etti.

GÜVEN OYLAMASI
KKTC Anayasası'nın 106. maddesine göre hükümeti kurmakla görevlendirilen kişi, en çok 10 bakandan oluşan Bakanlar Kurulu listesini, en geç 15 gün içinde cumhurbaşkanına sunmak veya bu görevini iade etmek zorunda.
Bakanlar Kurulu listesinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması halinde yeni hükümetin programı, atanma tarihinden sonra en geç bir hafta içinde Cumhuriyet Meclisi'nde okunacak.
Programın okunmasından iki tam gün sonra, hükümet programı üzerin
de görüşmeler başlayacak. Görüşmelerin tamamlanmasından bir tam gün sonra da güvenoyuna başvurulacak.
Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğü'nün 129. maddesi, güven oylamasının açık oyla yapılmasını öngörüyor. Oylamada, güvenoyu verenlerin sayısı, ret oyu verenlerin
sayısından fazlaysa bakanlar kurulu güvenoyu almış olacak. Aksi halde bakanlar kurulu güvenoyu almamış olacak ve başbakanın, istifasını cumhurbaşkanına sunması gerekecek.
MILLIYET 14/01/04

Avrupa Parlamentosu KKTC hükümetinden memnun...


Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox, KKTC'de yeni yönetimin oluşmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi.
Cox, yaptığı yazılı açıklamada, ''Kıbrıs'ın kuzeyinde sosyal barış ve çözümü açık bir biçimde isteyen yeni bir yönetimin kurulmasından memnuniyet duyuyorum'' dedi.
KKTC
'de yeni yönetimin oluşması konusunda varılan uzlaşmanın, Kıbrıslı Türklerin çözüm isteğini de açık bir biçimde dile getirdiğini ifade eden Cox, ''Kıbrıs'ta taraflara, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planını hayata geçirmek için, acil bir biçimde görüşmelere başlamaları ve çözüm konusunda gerekli çabaları göstermeleri çağrısında bulunuyorum'' dedi.
MILLIYET 14/01/04

Annan: Planda önemli değişikliği kabul etmem

Birleşmiş Milletler, Kıbrıs’te çözümü öngören Annan planında önemli değişikliklerin yapılmasını kabul etmeyeceğini bildirdi.

NTV

14 Ocak 2004 — Birleşmiş Milletler’in bu açıklaması, Genel Sekreter Kofi Annan’ın, Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulus’e gönderdiği mektupta yeraldı. ABD’nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston ise, Annan planında yapılacak değişiklerin AB müktesebatı ile çelişmemesi gerektiğini vurguladı.

 


Rum Yönetimi’nin açıklamasına göre Annan, mektubunda, görüşmelerin başlaması halinde hem Türk, hem de Rum tarafının, planın temel ilkelerini kabul etmesi gerektiğini söyledi.
Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Chrysostomides de, düzenlediği basını toplantısında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin, görüşmelerin başlaması için hemen girişimde bulunacağını sanmadığını belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı
n, Annan planının kabul edilmesi için çabaların sürdüğünü yönündeki sözlerini de değerlendiren sözcü, “Sorun Türk tarafının ne dediği değil, görüşmeler başlayınca ne yapacakları” dedi.

‘AB MÜKTESEBATI İLE ÇELİŞMESİN’
Avrupa Birliği yetkilileri ile temaslarda bulunmak üzere Brüksel’e giden ABD’nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston da, Annan planında yapılacak değişiklerin AB müktesebatı ile çelişmemesi gerektiğini vurguladı.
Weston, Kıbrıs Rum kesiminin AB üyesi olacağı Mayıs’a kadar, Ada’daki soruna çö
züm bulmak için tarafların önlerinde yeterince zamanın olduğunu belirtti. Kıbrıs sorunu çözüldüğü taktirde, Türkiye ile müzakerelerin başlamasına ilişkin sürecin de kolaylaşacağını kaydeden Weston, ABD’nin, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini hatırlattı.

Denktaş kabineyi onayladı


KKTC'de Denktaş'ın onayladığı Bakanlar Kurulu listesindeki isimlerden sadece 3'ü Meclis'ten...


SEFA KARAHASAN Lefkoşa


Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, CTP - DP koalisyon hükümetinin Bakanlar Kurulu'nu açıkladı. Kabine, üç isim dışında Meclis dışından oluştu. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Talat'ın dün öğleden sonra sunduğu bakanlar kurulu listesini hemen onayladı.
Yeni kabinede KKTC Meclisi üyelerinden Talat Başbakan, DP Genel Başkanı Serd
ar Denktaş Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, CTP Milletvekili Ömer Kalyoncu da Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı oldu.
Talat, Türkiye ile işbirliği içinde Kıbrıs sorununun çözümü için çalışacaklarını ve Annan Planı'nın başlangıç için temel seçildiğini
söyledi.
Talat'ın kurduğu kabine şu isimlerden oluştu:
CTP'ye bağlı bakanlıklar:
Başbakan: Mehmet Ali Talat Eğitim ve Kültür: Erbil Akbil İçişleri: Özkan Murat Bayındırlık ve Ulaştırma: Ömer Kalyoncu Sağlık ve Sosyal Yardım: Hüseyin Celal Gençlik ve Spor:
Özkan Yorgancıoğlu Maliye: Ahmet Uzun
DP'ye bağlı bakanlıklar:
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı: Serdar Denktaş Ekonomi ve Turizm: Ayşe Dönmezer Çalışma ve Sosyal Güvenlik: Erkan Emekçi Tarım ve Orman: Raşit Pertev

Dönmezer, Türkiye'de de görev yap

ANKARA Milliyet

KKTC'de CTP - DP koalisyonuyla oluşturulan yeni kabinede Ekonomi ve Turizm Bakanı olan Ayşe Dönmezer, daha önce Türkiye'de Hazine Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaptı.

Lefkoşa'da doğdu
1956'da Lefkoşa'da doğan Dönmezer, Hacettepe Üniversitesi İşletme Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. ABD Vanderbilt Üniversitesi'nde ekonomi dalında yüksek lisans yapan Dönmezer, Bonn Ekonomi ve Ticaret Müşavir Yardımcılığı görevinde bulundu.
1995 - 1996 arasında Hazine Müsteşarlığı KİT Genel Müdürlüğü
'nde Daire Başkanı olarak görevlendirilen Dönmezer, Hazine Müsteşarlığı'nda sırasıyla KİT Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür olarak çalıştı.

Müsteşar Yardımcısı oldu
1999 - 2000 arasında Hazine Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Ayşe Dönmezer, Türk Telekom'da Yönetim Kurulu üyeliği, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nda (EBRDLondra) İcra Direktör Vekilliği'nde bulundu.

MILLIYET 14/01/04

Kıbrıs adımları, AB'yi şaşırtmış!

BRÜKSEL

Türkiye'deki birçok çevrede olduğu gibi, Avrupa Komisyonu yetkilileri arasında dahi şaşkınlık var. Kimseler inanmamış. Rauf Denktaş'ın ne yapıp edip hükümetin kurulmasını engelleyeceği veya Askerin ağırlığını koyup Annan planına atıf yaptırmayacağına inanılırken, Ankara'dan gelen haberler Brüksel'de sürpriz etkisi yapmış.
Pe
rşembe günü Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunmaya hazırlanan, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile söyleşi yapmak üzere Brüksel'deydim. Zeynel Lüle ile birlikte Prodi'yi karşımıza oturttuğumuzda, Komisyon Başkanının ne kadar şaşırdığı hemen anlaşılıyordu.
" Türkiye bizi sürekli olarak şaşırtıyor " diye söze başlayan Prodi, Kıbrıs konusundaki son gelişmenin Türkiye'nin önünü daha da açacağını ve işleri çok kolaylaştıracağını anlattı.
Prodi'den duyduklarımı, AB Komisyonunun diğer üst düzey yetkililerinden
de işittim. "Türkiye nihayet işe el koydu ve beklenmedik bir hava yarattı." diyen yetkiliye, bu gelişmeyi hangi kelimeyle anlatabileceğini sordum. Yanıtı ilginçti:
- Bugün için- masaya konacak değişiklik önerilerini görmeden- kullanacağım cümle "Son derec
e önemli bir adım" olur. Masaya koyacağınız öneriler de abartılı değilse, o zaman "Kıbrıs' ta deprem " kelimesi daha doğru olur.
Komisyonda adeta bir elektriklenme havası var.
"Bu Türklerin gözü kara...Bundan sonra kimse onları engelleyemez" cümlelerini sı
k sık duydum.
Ancak yine de son adım bekleniyor. O da, 1 Mayıs gününe kadar bir çözüm bulunması.

" ÇÖZÜMSÜZLÜK BİZİ DEĞİL, TÜRKİYE' Yİ DÜŞÜNDÜRMELİ"
Türkiye'nin Aralık ayındaki doruk toplantısında müzakereleri başlatma tarihi alma şansının, Kıbrıs'taki son gelişmelerle birlikte biraz daha arttığı rahatlıkla söylenebilir. Tabii yine de 1 Mayıs tarihi var. Herşey bu tarihin etrafında dönüyor.
Nedeni de çok basit. Komisyonun üst düzey bir yetkilisi bana aynen şunları söyledi:
"...1 Mayıs'a kadar bir çözüm bu
lunmasını memnuniyetle karşılarız, çok rahatlama yaratır, ancak çözüm bulunamaması da AB'yi rahatsız etmiyor. Çözüm olmazsa, 1 Mayıs günü Ada'nın Güneyi girer, Kuzey dışarda kalır. Ondan sonra, pirincin taşını ayıklamak Türkiye'ye kalır. Kuzey daha da zayıflar, bölge giderek boşalır, Türkiye daha fazla baskı altına girer. Özetle bizi zorlayan bir durum olmaz..."
1 Mayıs tarihine kadar bir çözüm bulunmasının Türkiye açısından bir başka önemi daha var. O da, 1 Mayıs öncesindeki anlaşma olursa, Annan planı Kıb
rıs'ın katılma anlaşmasının bir parçası durumuna girecek. Yani, Rumlar ilerde mızıkçılık yapamayacaklar, yan çizemeyecekler, bazı maddelerin uygulanmasından kaçamayacaklar. Elleri bağlanacak ve yapılan anlaşma Avrupa Birliğinin sorumluluğuna bırakılacak.
Eğer çözüm 1 Mayıs sonrasına kalırsa ne olacak ?
Rumlar söz sahibi olacaklar. Veto hakkını ellerine geçirecekleri için istedikleri gibi top koşturabilecekler. Annan Planının, Kıbrıs Katılma Anlaşmasının bir parçası olabilmesi için bütün ülkelerin onay verme
leri gerekiyor. Birinin veto etmesi işin bozulmasına yetiyor. Özetle, Rumlara veto kullanma imkanı verilmiş olacak.
Şu anda kafanızdaki soruyu duyar gibi oluyorum. Eminim, " O zaman Rumlar neden anlaşsınlar? Ellerinden geldiğince işi uzatırlar ve 1 Mayıs t
arihini geçirtmeye bakarlar " diyorsunuzdur.
Siz Rumların yerinde olsanız, farklı mı davranırdınız ?
Ancak iş o kadar da kolay görünmüyor .
Eğer Türk tarafı oyunu iyi oynayabilirse, yani abartılı isteklerde bulunulmazsa, Brüksel'deki hava Rumların büyük bi
r baskı altına gireceklerini gösteriyor. AB, kolları sıvamaya hazırlanıyor. Müzakerelere çok farklı şekilde katılacak. Rumları başıboş bırakmaya pek niyetleri yok.
Türk tarafıyla ilgili kaygılarının başında, Rauf Denktaş'ın müzakereci olarak oynayacağı rol
geliyor. Ankara'nın istediği yönde mi tutum alacağı, yoksa kendi politikalarını mı sürdüreceği, büyük merak konusu. Mümtaz Soysal'ın danışmanlık görevinden uzaklaştırılması ile ilgili haberler, burada ilginç bulunmuş. " Soysal son derece yetenekli bir insan ancak, bu çağda yaşamıyor" diyen üst düzey yetkili, AB Komisyonunun bundan sonra BM Genel Sekreteri Annan'ın tutumuna ve söyleyeceklerine özel önem vereceğinin altını çizdi.
* * * * * * * *
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 14/01/04

KKTC'de bakan krizi

KKTC'de anamuhalefet partisi UBP, yeni hükümete dışarıdan atanan 3 bakanın gerekli nitelikleri taşımadığını iddia ederek bakanlıklarına itiraz etti.

KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)- Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinde DP'li 3 bakanın yurtdışında ikamet etmesi tartışma yarattı.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Başsavcılığın ikamet konusunda olumsuz görüş verdiğini kaydetti. CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat ise kabinenin Başsavcılığın onayıyla atandığını belirtti.

Bu konudaki tartışma nedeniyle hükümet tezkeresinin mecliste okunması öğleden sonraya ertelendi. Meclis dışından atanan bakanların, milletvekilliği için gerekli 3 yıl kesintisiz KKTC'de ikamet etmesi şartına uymaları gerektiği iddia ediliyor.

EROĞLU VE TALAT BİR ARAYA GELDİ

CTP Genel Başkanı ve Başbakan Talat ile UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, mecliste CTP grup odasında bir araya gelerek, DP'li bakanların ikamet konusunu ele aldı.

Parti liderleri, meclis hukukçularından da görüş aldılar. Toplantıda bir mutabakat sağlanamaması üzerine, Eroğlu ve Talat, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıle de ayaküstü bir görüşme yaptı.

''BAŞSAVCILIĞIN ONAYIYLA ATANDI''

Gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan CTP Genel Başkanı ve Başbakan Talat, konunun bu sabah mecliste gündeme getirildiğini belirterek, ''Kıbrıs kökenli oldukları için bu konu hiç konuşulmadı. Atama da dün Başsavcılığın onayıyla yapıldı. Bu konu dikkate mi alınmadı, yoksa başka bir neden mi var bilmiyorum. Bir sorun varsa düzeltilir. Bazı bakanlar eğer uygun değilse değiştirilir ve sorun çözümlenir. Şu an için ayrıntılı bilgim yok'' dedi.

''BAŞSAVCILIĞIN GÖRÜŞÜ OLUMSUZ''

UBP Genel Başkanı Eroğlu ise gazetecilerin sorularına karşılık, ''Sayın Talat Başsavcı ile görüştüklerini ve onay aldıklarını söylüyorama biraz önce bazı arkadaşlar Başsavcı ile görüştü ve bu atamanın olamayacağı belirtildi. Burada bir tezat var'' diye konuştu.

Eroğlu, ''İsimler Türk ismi. Doğum yerleri de Kıbrıs. Ama Türkiye'de çalıştıklarını, yıllardan beri orada yaşadıklarını Başsavcı'ya bildirmezseniz Başsavcı hatalı bir yorum da yapabilir'' ifadesini kullandı.

UBP olarak bu konuda yasal bir itirazda bulunmadıklarını, ancak yasal durumun araştırılması gerektiğini kaydeden Eroğlu, yasal sorun olması halinde kabine için başka isimler tespit edilebileceğini belirtti.

DP DURUMU DEĞERLENDİRİYOR

Bu arada, CTP-DP koalisyon hükümetinin DP kanadından atanan milletvekili olmayan üç bakanın bu göreve getirilmesinin anayasaya aykırı olduğu iddialarıyla gündeme gelen hükümet sorunu, DP Genel Merkezi'nde değerlendiriliyor.

Meclis oturumunun ertelenmesinden sonra DP'li milletvekilleri parti merkezine gitti ve Genel Başkan Serdar Denktaş ile toplantıya girdi.

TARTIŞMALI BAKANLAR

CTP-DP Hükümeti, CTP lideri Mehmet Ali Talat, DP lideri Serdar Denktaş ve CTP milletvekili Ömer Kalyoncu dışında kabinedeki diğer 8 ismi Meclis dışından atamıştı. Meclis Komisyonlarının çalışmasını sağlamak ve bakanlık yarışını engellemek için alındığı belirtilen bu kararın ardından bugün anamuhalefet partisi UBP, DP kanadından atanan 3 ismin bakanlık yapabilmek için Anayasa'daki gerekli nitelikleri taşımadığını iddia etti.

Ekonomi ve Turizm Bakanı olarak atanan Ayşe Dönmezer, Türkiye'de 2000’de uygulamaya başlanan ekonomik programı hazır
layan Hazine Müsteşar Yardımcılarından biriydi. Dönmezer, programda yer alan Sosyal Güvenlik Reformunun da mimarıydı. 2000 yılının sonunda Avrupa Kalkınma ve Yatırım Bankası'nda Hazine temsilcisi olarak görev yapmaya başlayan Dönmezer, 2003 yılı Aralık Hazine'ye döndü. Bu hafta Hazine'ye emeklilik dilekçesini veren Dönmezer Hazine'de de Kıbrıs'a da bakıyordu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi ise İzmir'de üroloji uzmanı olarak çalışıyordu. 1953 Limasol doğumlu olan Emekçi Alsancak Devlet Hastanesi'nde görev yapıyor. Emekçi'nin daha önce KKTC'de Spor Bakanlığı yaptığı da ifade ediliyor.

Ekonomi uzmanı olan Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev ise 1958'de Larnaka doğumlu.

HURRIYET 14/01/04

Talat başbakanlığı devraldı

KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti koalisyon hükümetinin Başbakanı CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, başbakanlık görevini, Ulusal Birlik Partisi (UBP)-DP koalisyon hükümetinin Başbakanı ve UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'ndan devraldı.

Eroğlu, Başbakanlık makamında yapılan devir teslim sırasında yaptığı açıklamada, Mehmet Ali Talat ve hükümetine başarılar diledi.

Derviş Eroğlu, ''Başarılı olması halkın menfaatinedir. Biz de muhalefet olarak üzerimize düşen görevi yerine getirme gayreti içinde olacağız. Hayırlısı olsun, başarılar diliyorum'' dedi.

Başbakan Talat da Eroğlu'nun, uzun yıllar başbakanlık görevini yerine getirdiğine işaret ederek, bugün görevi kendisine devrettiğini,bunun da demokrasinin bir gereği olduğunu söyledi.

''Görevi aldıkları yerden daha ileri gitmek, güzel ve iyi şeyler yapmak istediklerini'' anlatan Talat, ''Hükümeti kurarken bu hükümetinadını, 'toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti' olarak ifade ettik. Bununnedeni toplumsal uzlaşmaya ve Kıbrıs sorununun çözümüne verdiğimiz önemdir. Toplumsal uzlaşmaya ihtiyacımız var'' dedi.

Bir çözüm süreci yaşandığını ve ''çözüm koşullarının olgunlaştığını'' dile getiren Talat, Türk hükümetinin de Kıbrıs konusunda çalışmalar yaptığına işaret ederek, ''Böyle bir süreç yaşarken mutlaka toplumsal uzlaşı içinde hareket edilmesi gerektiğini'' söyledi.

Kavga yerine uzlaşma ve işbirliği hedefinde olduklarını belirten Talat, ''Hiç kimseyle kavga etmek niyetinde değiliz'' dedi.

Dönem içerisinde partilerle çeşitli argümanlarla tartıştıklarını, bundan sonra da tartışacaklarını kaydeden Talat, Eroğlu'nun muhalefette toplumsal uzlaşmaya katkıda bulunacağına inandığını ifade etti.

Görevi layıkıyla yerine getireceklerini anlatan Başbakan Talat, kutlama ziyaretlerine gerek olmadığını, çiçek göndermek isteyenlerin de çiçeklerin parasını Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı'na bağışlamasını istedi.

Eroğlu'nun ve partisinin yapıcı muhalefet yapacağına inandığını belirten Talat, Eroğlu'na bundan sonraki siyasi ve özel yaşamında başarı ve mutluluk diledi.

İLK DEVİR TESLİM SAĞLIK BAKANLIĞI'NDA

Koalisyon hükümetinin kurulmasının ardından bakanlıklarda devir teslim başladı. İlk devir teslim, Sağlık ve SosyalYardım Bakanlığı'nda yapıldı. CTP-DP hükümetinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, bu görevi, eski bakan DP milletvekili Mustafa Arabacıoğlu'ndan devraldı.

Hüseyin Celal, Arabacıoğlu'nun yaptığı hizmetleri takdirle izlediğini belirterek, ''Onun bıraktığı yerden devam edeceğiz'' dedi. Celal, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı görevine ikinci kez geldiğini, olaylara bu kez daha farklı baktığını kaydetti.

Hükümetin ''çözüm ve uzlaşma hükümeti'' olduğunu belirten Celal, bakanlık olarak da buna uygun hareket edeceklerini kaydetti ve geleceğe umutla baktığını vurguladı.

Mustafa Arabacıoğlu da 30 aylık bakanlık çalışmalarıyla ilgili raporları yeni bakana verdiğini, bunun dışında başlatılan veya süren çalışmalarla ilgili olarak da her zaman bilgi vermeye hazır olduğunu söyledi.

Arabacıoğlu, eğitim ve sağlık bakanlıklarının ayrıcalıklı bakanlıklar olduğunu belirterek, bu iki bakanlığın, tüm çalışanlarıyla özveri istediğini kaydetti.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı görevine ikinci kez gelen Hüseyin Celal'in bu konuda deneyimi olduğunu işaret eden Arabacıoğlu, başarılar diledi.

HURRIYET 14/01/2004

Kıbrıs eşiği demokrasi eşiği

İsmet Berkan

14/01/2004 RADIKAL

İçten içe ciddi gerilimler yaşanıyor; gerek Ankara'da ve gerekse Kuzey Kıbrıs'ta. Bu, sonuçta sağlıklı bir gerilim; çünkü Kıbrıs çok ama çok önemli bir eşik Türkiye açısından.
Şimdilik Türkiye'deki hükümetin Kıbrıs'la ilgili planını tam olarak bilmiyoruz. Bildiğimiz, gazetelere sızan bölük pörçük bilgi kırıntılarından
ibaret. O yüzden Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan, Genelkurmay Başkanlığı ile 'uyumlaştırma çalış
ması' hâlâ sürdürülen 'tutum belgesi' hakkında şu an fazla bir şey söyleyecek durumda değiliz.
Öte yandan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın eğer başlarsa Kıbrıs'taki toplumlararası görüşmelerde Türk tarafının müzakerecisi olacağı
hemen hemen kesinleşmiş durumda.
Denktaş herhangi bir müzakereci değil; Kıbrıs davasının en önemli sürdürücülerinden biri, yakında 80 yaşında olacak ama yetişkin hayatının önemli bir bölümünü Kıbrıs konusunda müzakere yapmakla geçirmiş bir isim.
O yüzde
n, aslında Ankara'nın kendi kendine hazırladığı 'tutum belgesi'ni en önce Rauf Denktaş'la müzakere etmesi, onu ikna etmesi gerekecek. Ancak Rauf Denktaş ikna olduktan sonra Kıbrıs'ta gerçek bir müzakereden
söz edebileceğiz, daha önce değil.
O yüzden, Tür
kiye'de Kıbrıs sorununun çözümüne karşı direnç gösteren çevrelerin son siperi ve son silahı Denktaş olacak.
Bu köşede Kıbrıs'taki direnişin sadece Kıbrıs sorunundan kaynaklanmadığını,
hatta direnişin temelinde Kıbrıs sorunundan çok Türkiye'deki demokrasi
korkusunun yattığını sık sık yazıyorum. Bu uğurda oluşan ittifakların bileşimine ve söylemine baktığınızda bunu çok net biçimde görüyorsunuz. Kıbrıs davasının kendi ayrıntılarının ötesinde esas meselenin Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefini engellemek, Türkiye'yi mümkünse dünyanın geri kalanından izole etmek ve bu arada demokrasiyi de (iktidara AKP gibi dinci geçmişten gelen bir partiyi getirdiği için) ya yola getirmek ya da askıya almak olduğu anlaşılıyor.
İşte bu yüzden, yani Türkiye'deki demokrasi karşı
tı çevreler Kıbrıs müzakerelerini bir savaş alanı olarak ilan ettikleri için, Kıbrıs önemli bir eşik haline geldi.
Türkiye, AB yolunda bugüne kadar önemli eşikleri atlamayı bir biçimde becerdi. Bütün direnişe, bütün o toplumu geri götürme çabalarına rağme
n idam cezasından anadilde yayın ve anadilin öğrenimine, işkenceyle mücadeleden polis vazife ve selahiyetlerine, askerin siyasetteki rolünün azaltılmasından RTÜK içindeki MGK temsilcisine kadar pek çok 'hayati' konu
artık geride kaldı. Şimdi sıra Kıbrıs't
a.
Kıbrıs eşiği de adil bir anlaşma sonrası atlandığında Türkiye'deki demokrasi karşıtlarının tutunacak dalları kalmayacak; mecburen onlar da demokrasiye sığınacaklar.

Kıbrıs için istişare

Başbakan, dış siyaseti değerlendirirken, Kıbrıs dahil atılan her adımı anayasal kurumlarla istişare ettiklerini söyledi. Erdoğan, 'Artık Türkiye'nin AB için stratejik önemi var' dedi

14/01/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda gelişmelerin hızlandığı bir sırada ve Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin Ankara ziyareti öncesinde dış politikayı değerlendirdi. Dün partisinin grup toplantısında, dış politikada attıkları her adımı anayasal kurumlarla istişare ettiklerini söyleyen Erdoğan, "Türkiye AB için stratejik öneme sahiptir" diye konuştu. Başbakan, şu mesajları verdi:
ELİMİZİ UZATTIK: Türkiye, Avrupa ekonomisinin sürdürülebilir kalkınması açısından ilave bir stratejik önem de taşımaktadır. Ayrıca AB üyeliği üzerinden dünya barışına katkı yapmak için Türkiye olarak elimizi uzattığımızı, uzattığımız elin havada kalmayacağımızı umuyoruz.
DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ: Dünya dikensiz gül bahçesi değil. Uzak gelecek perspektifi olmadan AB'nin de halihazırda bir dünya cenneti olmadığını daha iyi görüyor. AB toplantılarının ekseni değişmiştir. Yeni temel başlıklar güvenlik boyutuyla, Türkiye gibi büyük bir ülkenin AB'ye neler kazandıracağı boyutuyla ve Türkiye'nin kazanacaklarıyla ele alınıyor.
KIBRIS: Bu milli davada, Türkiye'nin, Kıbrıs halkının çıkarlarının takipçisi olacağız. Kıbrıs meselesinin müzakereler yoluyla adil ve kalıcı çözüme kavuşturulması, esasen Türkiye ve KKTC'nin müşterek arzu ve hedefidir. Zaman zaman gerek muhalefetin, gerekse bazı çevrelerin bu konuyla ilgili yaptığı değerlendirmelerin, ülkeye, yarın müzakere sürecinde masada müzakereyi yürütecek olan, ülkemiz temsilcilerine olumsuz bir zemin hazırlamaktadır, adeta pazarlık gücünü zayıflatmaktadır.

'KKTC'ye hayırlı olsun'
KKTC'DE YENİ HÜKÜMET: KKTC'de demokratik arayışların ardından yeni bir hükümet formülüne ulaşılması sevindirici. Hamdolsun yeni hükümet de KKTC'de kurulmuştur. Bu yeni dönemin KKTC'ye hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
İŞBİRLİĞİ İÇİNDE: Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm çabaların, her zamanki gibi Türkiye ile KKTC arasında mevcut olan yakın dayanışma ve işbirliği içinde yürütüleceği tabiidir. Sayın Denktaş ve KKTC'de kurulan yeni hükümet ile yakın istişare ve işbirliği içinde BM müzakere sürecine etkin katkıda bulunmaya devam edeceğiz.
HER ZAMAN SÖYLÜYORUZ: Kıbrıs sorununda adil ve kalıcı çözüm için önemli adımlar atıyor, müzakere sürecinin hızlanması için üzerimize düşen gayreti gösteriyoruz. Önümüzdeki MGK'da bir kez daha istişare edeceğimiz bu hazırlıklarımızı, müzakere sürecine olduğu kadar adada kalıcı ve adil çözümün sağlanmasına da çok önemli katkılar sağlayacaktır.
ASKERLERLE İSTİŞARE: Konunun öneminin gerektirdiği duyarlılıkla, başta askeri makamlarım olmak üzere ilgili kurumlarımız arasında yakın istişare ve değerlendirmeler yapılmaktadır.
SEN BEN YARIŞI YOK: Biz, ülkemizde, Anayasamızın belirlemiş olduğu kurumlar olarak hiçbir zaman 'sen-ben' yarışı içinde değiliz. Ama bakıyoruz ki, bazı kurumlarımızın bir müzakereye oturduğu zaman bile, adeta 'yok şunu aldı, yok şunu verdi' gibi farklı, samimi olmayan, iyi niyet kokmayan yaklaşımlar sergilenmektedir. Bu tür yaklaşımlar içinde bulunanları ben samimiyetten uzak olarak görüyorum.

Genelkurmay'dan brifing
Başbakan Tayyip Erdoğan'a bugün Genelkurmay Başkanlığı tarafından brifing verilecek. Brifingin dış politika konularını kapsayacağı özellikle Kıbrıs ve Irak ile İncirlik Üssü'nün ABD tarafından kullanılmasına ilişkin bilgilere geniş yer verileceği kaydedildi. Brifingde, 23 Ocak'ta yapılacak olan MGK toplantısı öncesinde Genelkurmay Başkanlığı'nın Annan Planı'na dair görüşlerinin aktarılacağı da b
elirtildi. Dört saat sürecek brifinge Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün yanı sıra Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, J Başkanları ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de katılacak

Ankara'nın 10 sıcak günü

Murat Yetkin

Ankara'da gözler, 23 Ocak'taki MGK'da kimin ne diyeceğine çevrildi

14/01/2004 RADIKAL

Bundan 10 gün sonra, 24 Ocak'ta iki seçenekten biriyle karşı karşıya olacağız.
Birinci seçenekte Başbakan Tayyip Erdoğan, Davos'taki Dünya Ekonomi Forumu'nda görüşeceği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir dosya sunacak. Bu dosyada Türkiye'nin Kıbrıs sorununa 1 Mayıs 2004 tarihine dek çözüm bulunması doğrultusunda çalışacağı ve çözüm bulunabilmesi için Annan'ın adını t
aşıyan plan üzerinde öngördüğü değişiklikler yazılı olacak.
İkinci seçenekte Başbakan Erdoğan, BM Sekreteri Annan'a bir dosya sunamayacak. Onun yerine, "Hükümetimiz Kıbrıs'ta adil ve kalıcı çözümden
yanadır. Müzakere sürecinin hızlanması için gayretlerim
iz sürmektedir" türünden, dün de AKP Meclis Grubu'nda söylediklerine benzer sözler söyleyecek.
Bu sözlerin, dün bir anlamı vardı. Bugün de var. Erdoğan'ın yarın, 15 Ocak'ta Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile yapacağı baş başa görüşmede söylendiğind
e de bir anlamı olacak.
Ama Erdoğan'ın bu sözleri 24 Ocak'ta Annan'a söylemesinin pek bir anlamı olmayacak.
Daha doğrusu, Erdoğan'ın amaçladığından farklı bir anlamı olacak. Bu sözler o günden itibaren Türkiye'nin Kıbrıs sorununa çözüm üretmeyi başaramadığı, dolayısıyla yıllardır olduğu gibi, günah keçisi yapılmayı hak ettiği şeklinde yorumlanacak.
Dün görüştüğümüz İngiltere'nin Avrupa Bakanı Dennis MacShane'in söyleyişiyle, "AB üyeliği yolunda Türkiye'nin pabucundaki taş" olmaya devam edecek.
Prodi'den
MacShane'e ve Annan'a, Bush'tan Verheugen'e ve Denktaş'a dek konuyla ilgili herkes zaten Türkiye'nin Kıbrıs konusunda ne diyeceğine kulak kabartmış durumda.
MacShane, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın önceki gün CTP-DP koalisyonuna
hükümeti kurma yetki
si verirken "Annan Planı masada, ama kabulü için ne düzeltmeler yapılacağı konusunda çalışılıyor" sözlerinden etkilenmiş. "Bu çok olumlu" diyor ama, "Bakalım nasıl somutlaşacak" demekten de geri kalmıyor. Bunun nedeni açık. Denktaş'ın aynı gün "Nasıl bir resim çıktığını Milli Güvenlik Kurulu'ndan sonra anlayacağız" demesi çok şey anlatıyor.
Erdoğan'ın Koofi Annan ile görüşmesinin hemen öncesinde 23 Ocak'ta yapılan MGK'dan çok şey bekleyen Denktaş'ın bu sözlerle kimlere ne mesaj verdiği, dün Ankara kulisler
inde konuşulan konulardan biriydi.
Bir yoruma göre Denktaş; Kıbrıs konusunda Erdoğan hükümetinin izlediği çözüme meyyal politikaya karşı oldukları varsayılan bazı MGK üyelerine şu mesajı veriyordu: 'Bugüne dek birlikte geldik. Ne yapacaksanız bugün yapın,
MGK'da yapın. Orada engelleyemezseniz, benim yapacağım bir şey kalmadı, Ankara'dan ne ses yükselirse onu dinleyeceğim.'
İşte bu ve benzeri yorumlar nedeniyle gözler 23 Ocak'taki MGK'ya ve orada kimin ne diyeceğine çevrilmiş durumda.
Erdoğan'ın, ülkenin
seçilmiş başbakanı olarak 'Kol kırılır, yen içinde kalır' anlayışıyla karar mekanizmalarındaki zafiyeti ele güne karşı itiraf
etmek istememesi anlaşılabilir bir tutum. Ancak bu tutum, görüş ayrılığı ve karar zafiyetini ortadan kaldırmıyor. Zaten Denktaş'ı
n demek istediği de bu.
Denktaş'ın MGK'da hangi kesimden çözümü geciktirici destek beklediği açık. Ne yazık ki, Türk karar mekanizmaları içinde kimlerin hangi gerekçelerle hükümetin politikalarına karşı çıktığı, isim isim yabancı büyükelçiliklerde
sohbet
malzemesi ediliyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün katıldığı 8 Ocak zirvesinden sonuç alınmasının nasıl mümkün olmadığı ama kuvvet komutanlarının katılacağı MGK'dan ne sebeple sonuç (ya da tıkanma) beklendiği konuşuluyor.
Eğer Ankara'da Kıb
rıs konusundaki görüşler dün Erdoğan'ın AKP Meclis Grubu'nda söylediği gibi tam uyum içinde olsaydı, bu görüşün MGK'dan önce açıklanmaması için ne sebep olurdu? Tersine, böyle bir uyum sağlanabilirse ve MGK'dan müzakerelere başlanması için destek çıkarsa, daha sonra gelecek itirazların fazla hükmünün olmayacağı da söylenebilir.
Denktaş'ın sözleri bu açıdan Türkiye'deki bazı kesimlere bir 'son uyarı' sayılabilir ve bu yüzden 23 Ocak MGK'sında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in tartışmaların tıkanmaya dönüş
memesi doğrultusunda rolü büyük olacak.
Kıbrıs'ın Türkiye'deki iktidar mücadelesinde kullanıldığı saptaması Serdar Denktaş'a ait.
Önümüzdeki 10 gün bu mücadelenin yeni aşamalarını görebiliriz.

Koalisyona onay

Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP-DP koalisyon hükümetini onayladı. Talat, Türkiye ile işbirliği içinde BM Genel Sekreteri Annan'ın adada görüşmeleri yeniden başlatması için girişimde bulunacaklarını söyledi

14/01/2004 RADIKAL

LEFKOŞA - KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından onaylandı. CTP lideri Mehmet Ali Talat ile DP lideri Serdar Denktaş, bakanlar kurulu listesini Denktaş'a sunarken, yeni hükümet için geriye meclisteki güvenoyu sınavı kaldı. 50 üyeli mecliste 26 sandalyesi olan koalisyonun hükümet programının okunarak kabulünün ardından 10 gün sonra güvenoyu alması bekleniyor.
KKTC'nin ilanından beri kurulan 18. hükümet, iki partinin dördüncü koalisyonu. Ülkenin en eski siyasi partisi olsa da sadece hükümetin küçük ortağı olarak 2.5 yıl iktidarda kalan CTP, ilk kez hükümetin büyük ortağı oluyor. KKTC tarihinde hiçbir hükümet 5 yıllık görev süresini tamamlayamadı
ve hükümetlerin ortalama ömrü yaklaşık 20 ay oldu.

Başarılar diledi
CTP ve DP liderleriyle dün 45 dakika görüşen Denktaş, bakanlar kurulunu onayladıktan sonra, "Devletimiz ve insanlarımızın huzuru ve geleceği için ve Rum tarafıyla anlaşmada gereğini yapmak üzere sizlere başarılar diliyorum" açıklamasını yaptı.
Başbakan Talat, koalisyonun toplumsal uzlaşı ve çö
züm hükümeti olarak kurulduğunu, amacın iç uzlaşma ve barış olduğunu belirtti. CTP lideri koalisyon protokolünde ana hedefin 'Annan Planı temelinde çözüm ve referandum' olarak konulması konusunda şöyle dedi: "Annan Planı esasında görüşmelerin başlamasını hedefliyoruz, ama görüşmelerin başlaması için, en önemli unsurlardan biri Türkiye ile işbirliği içinde görüşme sürecini yürüteceğiz." Türkiye'nin de hükümetin kurulmasını beklediğini belirten Talat, "Böylece biz değerlendirmelerimizi yapacağız, Türkiye ile temas edeceğiz ve bir an önce ortak politika belirlenerek, BM Genel Sekreteri'nin görüşmeleri başlatabilmesi için girişimlerimizi yapacağız" dedi.

Dışarıdan atadılar
Talat'ın başbakan, Serdar Denktaş'ın başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı olduğu kabinede CTP, eğitim ve kültür, içişleri, bayındırlık ve ulaştırma, sağlık ve sosyal yardım, gençlik ve spor ile maliye bakanlığını aldı. DP'ye dışişleri, ekonomi ve turizm, çalışma ve sosyal güvenlik ile tarım ve orman bakanlığı düştü. 50 üyeli mecliste yeter
çoğunluk için bir fazlayla 26 sandalyeye sahip olan koalisyon ortakları, gerek oylamalar, gerekse AB'ye uyum yasaları için önem taşıyan komisyon çalışmalarında destek kaybına uğramamak için üçü hariç bakanlık koltuklarına dışarıdan atama yaptı. CTP'li altı bakandan beşi, DP'li üç bakandan ikisi meclis dışından atandı. İki bakanlığa meclis üyelerinden atama yapılma gerekçesi ise Talat ve Denktaş yurtdışında olduğunda yerlerine vekâlet edilebilmesi oldu.

Türkiye'de yaşıyorlardı
DP'nin Denktaş dışındaki üç bakanı ise Türkiye'de yaşıyor. Türkiye'de
ikamet eden Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi, Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev adaya gitmeye hazırlanıyor. Dönmezer, 1999-2000 yıllarında Türkiye'de Hazine M
üsteşar Yardımcılığı yaptı. Ayrıca Türk Telekom'da Yönetim Kurulu üyeliğinde de debulundu.
Meclis ise dün başkanlık seçimi yüzünden toplanamadı. Teamüllere göre meclis başkanı iktidar, yardımcısı muhalefetten seçiliyor. Ama CTP ve DP'nin başkan ve başkan
yardımcılığını paylaşması muhalefetteki UBP'yi kızdırdı. En yaşlı üye sıfatıyla meclisi açması gereken UBP lideri Derviş Eroğlu, görevi yerine getirmedi. KKTC meclisi bugün yeniden toplanacak. Başkanlığa, CTP adayı ve Güzelyurt vekili Fatma Ekenoğlu'nun seçilmesi kesin gibi. Bu durumda Ekenoğlu, KKTC'nin ilk kadın meclis başkanı olacak.


KKTC'nin yeni kabinesi
CTP'ye bağlı bakanlıklar;
Başbakan: Mehmet Ali Talat
Eğitim ve Kültür Bakanı: Erbil Akbil
İçişleri Bakanı: Özkan Murat
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı: Ömer Kalyoncu
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı: Hüseyin Celal
Gençlik ve Spor Bakanı: Özkan Yorgancıoğlu
Maliye Bakanı: Ahmet Uzun.
DP'ye bağlı bakanlıklar:
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı: Serdar Denktaş
Ekonomi ve Turizm Bakanı: Ayşe Dönmezer
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Erkan Emekçi
Tarım ve Orman Bakanı: Raşit Pertev.
(Dış Haberler)

Hükümet hazır

Başbakan Mehmet Ali Talat dışında Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne ait 6 bakanlıktan 5’i, Demokrat Parti’ye ait 4 bakanlıktan da 3’ü Meclis dışından atandı. Böylece CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanlığı’nı da sürdürecek olan Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş dışında kabinenin milletvekili statüsündeki tek bakanı CTP’li Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu oldu.

BAKANLARIN ÖZGEÇMİŞLERİ

TAK muhabirlerinin koalisyon ortağı iki partiden derlediği bilgilere göre, yeni bakanların özgeçmişleri şöyle:

Başbakan Mehmet Ali Talat(CTP Genel Başkanı)

1952 yılında Girne’de doğdu. ODTÜ Elektrik Mühendisliğinden mezun oldu. KÖGEF’in kurucu başkanlığını yaptı. Milli Eğitim ve Kültür Bakanı, Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü.

1996 yılında CTP Genel Başkanlığı’na seçildi. 1998 yılında Lefkoşa milletvekili olarak parlementoya girdi. Evli ve 2 çocuk babasıdır. İngilizce ve Rumca biliyor.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Soyer Kalyoncu(CTP)

1950 yılında Girne’de doğdu. ODTÜ Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu. Barış Derneği Kurucusu, Devrimci Gençlik Derneği başkanlığını yaptı.

1993 -1998 döneminde milletvekilliği yaptı. 1994’te kurulan DP-CTP koalisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptı.

CTP Girne İlçe Başkanlığı görevini sürdüren Kalyoncu, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Kalyoncu İngilizce biliyor.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal(CTP)

26 Şubat 1944 yılında Pile’de doğdu. 1962’de Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenime başladı. 1964 yılında olayların başlamasıyla Erenköy’e çıktı. 1966 yılında Ankara’ya dönerek eğitimini tamamladı. Serbest avukat ve hukuk danışmanı olarak çalıştı. 1970 yılında CTP’nin kurucuları arasında yer aldı. Partide Genel Başkan Yardımcılığı ve Yenidüzen gazetesi genel yönetmenliği görevlerinde bulundu.

1981-1985 ve 1993-1998 yılları arasında iki dönem milletvekilliği yaptı. 3. DP-CTP Hükümeti’nde Sağlık Bakanı olarak görev yaptı.

Evli ve 2 çocuk babası olan Celal İngilizce biliyor.

İçişleri Bakanı Özkan Murat(CTP)

25 Ocak 1957 yılında Baf’ta doğdu. 1980 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

1983-1993 yılları arasında avukatlık yaptı. DP-CTP hükümeti döneminde ilk olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, daha sonra da Tarım, Doğal Kaynaklar ve Enerji Bakanlığı yaptı.

İçişleri Bakanlığı’na atanan Özkan Murat, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Doç.Dr.Erbil Akbil(CTP)

1945 yılında Gönyeli’de doğdu. ODTÜ Makine Mühendisliği mezunudur. Amerika’da master ve doktora öğrenimi gördü.

DAܒde ilk rektör yardımcısı olarak görev aldı. BRTK Yönetim Kurulu’nda 7 yıl görev yaptı. DAÜ-KOOP Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı halen yürütmektedir. Birçok resmi ve özel kuruluş ile üniversiteye danışmanlık hizmeti verdi, bilirkişi raporları hazırladı. 7’si uluslararası dergilerde yayınlanmış 10 bilimsel makalesi vardır.

Evli ve 2 çocuk babası olan Akbil İngilizce biliyor.

Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu(CTP)

1954 yılında Baf kasabasının Lemba (Çıralı) köyünde doğdu. Orta ve lise öğrenimini Lefkoşa’da tamamladı. 1980 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin Maliye ve Siyaset Bilimi kürsüsünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarında Devrimci Gençlik Derneği (DGD), İstanbul Kıbrıslılar Öğrenim ve Kültür Derneği (İKOK) ve Kıbrıslı Öğrenci ve Gençlik Federasyonu (KÖGEF) gibi öğrenci örgütlerinde görev aldı.

1974 yılında üye olduğu CTP Merkez Yönetim Kurulu üyeliği dahil birçok görevde bulundu.

Özkan Yorgancıoğlu evli ve 2 çocuk babasıdır.

Maliye Bakanı Ahmet Uzun(CTP)

1950 yılında Lefkoşa’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1974 yılında mezun oldu.

1975 yılında girdiği kamu hizmetinin her kademesinde hizmet yapan Ahmet Uzun en son Başbakan Yardımcılığı Müsteşarlığı yaptı.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinde de bulunan Ahmet Uzun 7 yıl Amme Memurları Sendikası (KTAMS) başkanlığını yaptı.

CTP Merkez Yönetim Kurulu üyesi olan Uzun, evli ve iki çocuk babasıdır.

Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş(DP)

1959 yılında Lefkoşa’da doğdu. London College Printing’de yaptığı matbaacılık eğitimi programı sonrasında College Cardiff’te ekonomi eğitimi gördü. Cardiff’te Türk Öğrenci Derneği’ni kurdu ve aynı zamanda Öğrenci Birliği yönetiminde yer aldı.

KKTC’de 1986’da K.K.Kültür Derneği’ni, 1989’da da Genç İşadamları Derneği’ni kurarak ilk başkanlığını yaptı. Kıbrıs Kredi Bankası Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. 1990 Genel seçimlerinde ilk kez aktif politikaya atıldı ve Lefkoşa milletvekili seçildi. 1990-92 yılları arasında İçişleri, Köyişleri ve Çevre Bakanlığı yaptı.

1992’de İçişleri Bakanlığı’ndan istifa ederek Dokuzlar Hareketi’ne dönüşen parti içi muhalefetin başını çekti ve arkadaşları ile birlikte partiden ihraç edildikten sonra DP’nin kuruluşunda yer aldı. 1992-93 yılları arasında DP’de Lefkoşa İlçe Başkanlığı ve bilahare Genel Sekreterlik görevlerinde bulundu. 1993 erken genel seçimlerinde DP’den Lefkoşa milletvekili seçildi ve 1994-95 yıllarında Gençlik ve Spor Bakanlığı görevinde bulundu. 1996 yılında partisinin Genel Başkanlığı’na seçildi. 16 Ağustos 1996 tarihinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. 2000 yılında parti genel başkanlığından istifa etti ve 2001-2003 yılları arasında Turizm ve Çevre Bakanlığı görevini yürüttü. 2002 aralık ayından itibaren yeniden seçildiği DP genel başkanlığı görevini yürütmektedir.

Evli ve 3 çocuk babası olan Denktaş, İngilizce ve Almanca biliyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr.Erkan Emekçi(DP)

1953 yılında Limasol da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Limasol’da tamamladıktan sonra yüksek öğrenim için 1971 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’ne başladı.

1977 yılında tıp doktoru olduktan sonra Üroloji ihtisası yaptı. 1981 yılında Kıbrıs’a dönerek Sağlık Bakanlığı bünyesinde çeşitli hastanelerde üroloji uzmanı olarak görev yaptı.

1990 Milletvekili seçimlerinde Ulusal Birlik Partisi’nden milletvekili seçilerek 4. Eroğlu Hükümeti’nde Gençlik ve Spor Bakanı olarak görev aldı. 1992 yılında Ulusal Birlik Partisi içerisinde oluşan 9’lar hareketine katıldı. Ulusal Birlik Partisi’nden ayrılarak Demokrat Parti’nin kuruluşunda görev aldı. Demokrat Parti’nin ilk genel sekreteridir.

1993 yılında politikadan ayrılarak Manisa Devlet Hastanesi’nde üroloji uzmanı olarak göreve başladı. 2000 yılında geçirmiş olduğu ağır trafik kazasından sonra İzmir Alsancak Devlet Hastanesine tayin edildi.

Evli ve 2 çocuk babasıdır.

Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev(DP)

1958’de Larnaka’da doğdu. 1976’da Türk Maarif Koleji’ni bitirdi. Daha sonra Cambridge Üniversitesi ve Londra Üniversitesi ekonomi fakültelerinden mezun oldu. Cambridge Üniversitesi Ekonomi Fakültesinden Bachelor of Arts (Honours), Master of Arts ve Londra Üniversitesi Kalkınma Ekonomisi bölümünden Master of Science ünvanlarını aldı.
1985-87 yıllarında Afrika’da, Zambiya’nın uzak bir köyü olan Kaşinakaji’de yaşadı ve o bölgedeki kalkınma projesini yürüttü.
1987-2000 arasında Paris’te Dünya Çiftçiler Federasyonu IFA
P’ın Genel Sekreter Yardımcısı görevini yaptı. Asya, Güney Amerika ve Afrika’da yirmiyi aşkın ülkede tarımsal projeler ve kalkınma girişimlerini yönetti. Asya, Güney Amerika, Afrika ve Akdeniz’de IFAP’ın bölgesel örgütlenme ve kalkınma girişimlerini yeni stratejiler çerçevesinde yenileyip geliştirdi. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumların tarım ve çevre politikaları çalışmalarında önemli rol oynadı.
2000 yılında Türkiye’ye döndü ve Dünya Bankası’yla tarımın yeniden yapılandırılması ve tarımsal
kooperatiflerin özerkleştirilmesi üzerinde çalıştı.
2003’ten itibaren Dünya Bankası’nın Türkiye’de yürüttüğü tarımsal, kırsal ve çevre projeleri ile stratejilerinden sorumlu. İngilizce ve Fransızca biliyor.

Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer(DP):

1956 yılında Lefkoşa'da doğan Dönmezer, Hacettepe Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünden mezun oldu.

ABD Vanderbilt Üniversitesi'nde ekonomi dalında yüksek lisans yapan Dönmezer, Bonn Ekonomi ve Ticaret Müşavir Yardımcılığı görevinde bulundu.

1995-1996 yılları arasında Türkiye Hazine Müsteşarlığı KİT Genel Müdürlüğü'nde Daire Başkanı olarak görevlendirilen Dönmezer, Hazine Müsteşarlığı'nda sırasıyla KİT Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür oldu.

1999-2000 yılları arasında Hazine Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Dönmezer, ayrıca Türk Telekom'da Yönetim Kurulu üyeliği ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nda (EBRD-Londra) İcra Direktör vekilliğinde bulundu.

Evli ve iki çocuk annesi olan Ayşe Dönmezer, İngilizce biliyor.

HALKIN SESI 14/01/04

Mecliste "yardımcı" krizi

CTP-BG, meclis başkan yardımcılığı konusunda DP adayını destekleme kararı alınca, UBP meclisi kilitledi

Mecliste "yardımcı" krizi

MECLİS BAŞKANLIĞINA EKENOĞLU ADAY: İktidarın büyük ortağı CTP-BG, meclis başkanlığına Fatma Ekenoğlu'nu aday gösterme kararı aldı. Ekenoğlu'nun adaylığını BDH da destekleyeceğini açıkladı. Meclis başkan yardımcılığı için DP'nin adayı ise Ünal Üstel. UBP'nin de meclis başkan yardımcılığı adayının Mehmet Bayram olduğu belirtiliyor

CTP, GEÇMİŞİ UNUTMADI: Geçmiş iktidarları döneminde meclis başkan yardımcılığını CTP'ye vermeyen UBP, dün yeni hükümetin benzeri bir davranışıyla karşılaştı. CTP-BG, ortağı ile anlaşarak meclis başkan yardımcılığının DP'ye verilmesi konusunda uzlaşınca, UBP tepki gösterdi. En yaşlı üye sıfatıyla geçici meclis başkanlığını yürüten UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu da meclisi açmayarak krize oynadı

Meclis kulislerinde dün gün boyu yoğun saatler yaşandı. Partiler ayrı ayrı grup toplantıları yaparak durumu değerlendirdi. Fakat partiler konumlarını koruyunca kriz aşılamadı. Saat 14.00'te toplanan başkanlık divanından meclisi erteleme kararı çıktı. Bunun üzerine saat 15.00'te Eroğlu başkanlığında açılan meclis, erteleme kararını onayladı. Meclis, bugün yeniden toplanarak krizi aşmaya çalışacak

Dilek ÇETEREİSİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Birleşik Güçler (BG)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin kabinesi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın onayına sunulmadan önce mecliste büyük bir kriz yaşandı.

Başkanlık divanı seçimleri gündemiyle toplanıp 5 yıl boyunca görev yapacak meclis başkanı, meclis başkan yardımcısı, idare amirleri ve katipleri belirlemesi gereken Cumhuriyet Meclisi, meclis başkan yardımcılığı konusunda patlak veren kriz yüzünden toplanamadı.

Meclis başkan yardımcılığının hangi partide olacağı, krizin en büyük nedenini oluşturdu.

Yeni iktidar, meclis başkanlığını ve meclis başkan yardımcılığı konusunda uzlaşınca, ana muhalefet partisi konumuna düşen Ulusal Birlik Partisi (UBP) tepki gösterdi.

CTP-BG, meclis başkanlığı için Güzelyurt milletvekili Fatma Ekenoğlu'nu aday gösterme kararı alırken, meclis başkan yardımcılığı için de DP'nin adayını destekleme kararı yönüne gitti. Fakat UBP de meclis başkan yardımcılığı için Mehmet Bayram'ı aday göstermeye hazırlanıyordu.

Geçmiş iktidarları döneminde meclis başkan yardımcılığını CTP'ye vermeyen UBP, dün yeni hükümetin benzeri bir davranışıyla karşılaşınca tepki göstermekte gecikmedi.

En yaşlı üye sıfatıyla geçici meclis başkanlığını yürüten UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu da meclisi açmayarak krize oynadı.

Bu durum meclisin 5 saat boyunca toplanamamasına neden oldu.

Bu kriz üzerine meclis kulislerinde dün gün boyu yoğun saatler yaşandı. Partiler ayrı ayrı grup toplantıları yaparak durumu değerlendirdi. Fakat partiler konumlarını koruyunca kriz aşılamadı.

Saat 14.00'de toplanan başkanlık divanından meclisi erteleme kararı çıktı. Bunun üzerine saat 15.00'te Eroğlu başkanlığında açılan meclis, erteleme kararını onayladı. Meclis bugün yeniden toplanarak krizi aşmaya çalışacak.

Meclis başkan yardımcılığı krizinin bugün nasıl aşılacağı merakla bekleniyor.

DP, meclis başkan yardımcılığına nasıl aday gösterebildi?

Meclis kulislerinden edinilen bilgilere göre, 1994 yılından beri 9 üyeli meclis başkanlık divanında meclis başkanlığının 4, meclis başkan yardımcılığının 3, 3 idare amirinin 6, 4 katibin de 4 puanı olmak üzere toplam 17 puanı vardı.

Fakat anayasa ve meclis içtüzüğü, katip ve iade amiri sayısında kesin hüküm içermiyor, "yeteri kadar katip ve idare meclisi" tanımına yer veriyordu.

Bu noktadan hareket eden CTP-BG ile DP, 9 üyeli başkanlık divanı yapısında idare amiri sayısını 4'e yükseltip, katip sayısını da 3'e indirince puanlamada değişiklik öngördü. Böylece idare amirliğinin puanı 8'e çıkarken, katibin puanı da 3'e inmiş oldu.

Bu durumda partilerin puana göre temsiliyetinde dengeler değişerek, 2 olan DP'nin puanı, başkan yardımcılığı için gerekli olan 3'e yükseltildi. Böylece DP'nin meclis başkan yardımcılığına aday gösterebilmesinin yolu açıldı.

Yeni ortaklar bu formülle UBP'nin kapısını çalarak meclis başkan yardımcılığı için DP'nin adayını destekleyeceklerini bildirdi.

Ancak UBP, yeni öneriyi şiddetle reddetti. Çünkü UBP'ye göre, yeni formülle yapılan hesaplamada ortaya çıkan kesirli rakamların bütüne tamamlanması konusunda adil davranılmamıştı.

Meclis başkan yardımcılığında direten UBP, de meclisi açmayarak krizi tırmandırdı.

Bugünkü meclis toplantısında sorunun hangi formülle aşılacağı şimdilik kestirilemiyor.

Adem: Demokrasi herkes için gereklidir

Mecliste bu kriz yaşanırken, gelişmeleri yakından takip eden gazetecilere konuşan CTP-BG milletvekili Sonay Adem, demokrasinin herkes için gerekli olduğunu vurguladı.

Sonay Adem, UBP'nin meclis başkan yardımcılığını istediğinin hatırlatılması üzerine ise, "Demokrasi herkes için gereklidir. Demokrasi gün gelir herkes için gerekli olur. Zamanında CTP'nin meclis başkan yardımcılığına onay vermeyen zihniyetin şimdi meclis başkan yardımcılığı için talepte bulunması yanlıştır. Bundan sonra demokratik kuralların işlemesi için biz geçmişte olduğu gibi üzerimize düşeni yaparız" dedi.

Adem, partisinin meclis başkanlığı için Güzelyurt Milletvekili Fatma Ekenoğlu'nu aday gösterme kararı aldığını da bildirdi.

Eroğlu, Akıncı ile görüştü

Meclis başkan yardımcılığı konusunda kriz çıkması üzerine meclis kulisleri de hareketlendi.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'yı BDH Grup Odası'nda ziyaret ederek bu konuyu görüşmek üzere bir araya geldi.

Eroğlu toplantı çıkışında henüz bir karara varmadıklarını, değerlendirmelerinin süreceğini söyledi.

Grup toplantısında grup başkan vekillerini seçtiklerini bildiren Eroğlu, "Meclis başkan yardımcısı adayınızı belirlediniz mi" sorusuna karşılık şunları söyledi:

"Aklımızda bir isim var ama, iktidar geçmişte uygulanan yönteme itibar etmeme kararında gibi.... Gibisi fazla... Bize ilettikleri kendi adaylarını gösterecekleri."

Eroğlu, 'Kimin aday göstereceği?' sorusu üzerine, DP'nin aday göstereceğini ve CTP'nin de bunu destekleyeceğini kaydetti.

Eroğlu bu açıklamasının ardından saat 13.00'te yeniden UBP'li milletvekilleriyle grup toplantısına girdi.

BDH'dan Ekenoğlu'na destek

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı ise Eroğlu'yla görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, CTP'nin meclis başkanlığı için aday göstereceği Fatma Ekenoğlu'na destek belirteceklerini bildirdi ve "Hele hele başkan adayı bir bayan ise bu desteği seve seve veririz" dedi.

Akıncı başkan yardımcılığı konusunda sıkıntı yaşandığını da belirterek, değişik formüller bulunduğunu, fakat yine sıkıntı yaşandığını dile getirdi.

BDH'nın kilitlenmeyi çözecek sayısının bulunmadığını da söyleyen Akıncı, Eroğlu'nun kendilerinden destek istemediğini, durum hakkında bilgi verdiğini kaydetti. Akıncı bu gibi sıkıntıları aşmanın yolunun ilkelere bağlılıktan geçtiğini ifade etti. Akıncı, geçmişte UBP-TKP hükümeti döneminde TKP'nin sayısı yetmesine rağmen meclis başkan yardımcılığının ikinci büyük partiye verilmesinde ısrarlı olduğunu anlattı ve prensipler bazında hareket etmek gerektiğini belirtti.

Akıncı CTP'nin "Geçmişte prensiplerin kendileri için uygulanmadığını" anımsattığının dile getirilmesi üzerine de şöyle dedi:

"O zaman öyle yapıldıysa yanlış yapıldı. O parti, bu parti ayırımı yapmak istemiyorum. Olaya sadece prensip bakımından bakıyorum. Yanlışta ısrar edelim meclisi kilitleyelim mi, prensipleri dikkate alarak mı hareket edelim? Soru bu ise 'herkes serinkanlı hareket edip prensiplere uyulsun, ama buna her zaman uyulsun' derim."

Eroğlu: Hükümete ret oyu vereceğiz

Eroğlu bu gelişmeler üzerine saat 12.00'de meclis grubunu toplayarak durum değerlendirmesi yaptı.

Eroğlu toplantı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, hükümete ret oyu vereceklerini açıkladı ve meclis başkanlığı konusunda 18 milletvekili ile partisinin yok sayıldığını belirterek buna tepki gösterdi.

Eroğlu, yeni koalisyon hükümetinin dıştan, hatta yurt dışından atamalarla oluşturulduğunu öğrendiklerini kaydederek, "Hayırlı olsun, Bakanlar Kurulu listesini ve hükümet programını görmeden açıklama yapmak kolay değil. İki parti de ta baştan beri birbirleriyle koalisyon kurma prensip kararını vermişti. Bazı senaryolar çok güzel yazıldı ve oynandı" dedi.

Eroğlu, halkın bu senaryonun farkında olduğunu ve aldanmadığını ifade ederek, "Neticede bir hükümet kurulması gerekiyordu. Arkadaşlar bu işi becerdiler. Koalisyon hükümetini kurdular. Şu anda 'ülkemiz için hayırlı olsun' demekten başka bir şey söyleyecek durumda değiliz" diye konuştu.

Derviş Eroğlu, iki partinin seçimlerde söylediklerinden bazı tavizler vererek bazı noktalara geldiklerini ifade etti ve bunu halkla birlikte değerlendireceklerini söyledi.

"Şu andan itibaren UBP, muhalefet görevi üstlenmiş bulunuyor. Bu görevi de en iyi şekilde ülke menfaatleri doğrultusunda yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın" diyen Eroğlu, halka inanıp güvendiklerini, ancak bazen güvenilen yerlerden değişik davranışlarla karşı karşıya kalınabildiğini; UBP'nin bu bakımdan tecrübeli bir parti olduğunu söyledi.

UBP Genel Başkanı Eroğlu, bir gazetecinin "Bu bir sitem mi?" şeklindeki sorusuna karşılık "Yorumu size ait. Ama şu anda biz UBP olarak muhalefet görevine hazırız. Ülke gerçeklerini ve halkın beklentilerini biliyoruz" dedi.

Eroğlu, meclis başkan yardımcılığı konusunda UBP ve DP'nin iki alternatifi olduğunu öğrendiklerini belirten bir gazetecinin bu konudaki gelişmeleri sorması üzerine şöyle konuştu:

"Mecliste bir puanlama usulü var. Siyasi partilerin meclisteki gücüne, milletvekilliği sayısına göre puanlama yapılır. Aslında meclis başkan yardımcılığı UBP'ye düşmektedir. Bildiğimiz kadarıyla DP ve CTP meclis başkan yardımcılığı üzerinde de anlaşmışlar. DP'nin, 7 milletvekiliyle meclis başkan yardımcılığına aday göstereceği yönünde bize bilgi vermişlerdir. Usulen puanlamaya saygı gösterilir. Biz 98'de UBP-TKP koalisyonunu kurduğumuzda, meclis başkanı bizdendi. Yardımcısını muhalefete vermiştik. Ama bu kez, aynı uygulama yapılmıyor. Milletvekili sayısı daha az olduğu halde, meclis başkan yardımcılığını da kendi uhdelerinde bulundurmak istiyorlar. Bunu, grubumuz şimdi değerlendirecektir."

Soyer: UBP, geciktirme taktiği uyguluyor

Öte yandan CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, meclisin toplanamamasıyla ilgili olarak basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, UBP'nin geciktirme taktiği uyguladığını söyledi.

Soyer, UBP'nin geciktirme taktiği uygulamasının nedenini, Talat ve Serdar Denktaş'ın saat 15.30'da cumhurbaşkanına Bakanlar Kurulu listesini sunmaya gitmesiyle mecliste iki milletvekili eksileceği hesabı yaptığını kaydetti.

Bu arada Serdar Denktaş da bir soru üzerine meclis başkan yardımcılığı için DP'nin adayının Ünal Üstel olduğunu açıkladı.

Karşılıklı suçlamalar

Geçici olarak meclis başkanlığı görevinde bulunan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, dün saat 10.00'da başlaması gereken meclis genel kurulu toplantısının yapılamamasıyla ilgili olarak bir birlerini suçladılar.

Konuyla ilgili ilk açıklamayı CTP-BG Genel Başkanı Talat yaptı. Talat, partisinin toplantıya hazır olduğunu ancak meclis başkanlığı görevini yürüten Eroğlu'nun oyalandığını söyledi.

Meclis Başkanlık Divanı'nın bir an önce oluşturulması gerektiğini belirten Talat, halk karşısında mahcup olduklarını kaydetti.

Mehmet Ali Talat, UBP'nin, hükümette olduğu gibi meclisi de çalıştırmadığını söyledi.

Daha sonra görüşüne başvurulan Derviş Eroğlu, dün sabah 09.30'da Başkanlık Divanı toplantısı olacak diye meclise geldiğini, fakat CTP ile DP'nin toplantıya saat 11.00'de ve sonrasında adam gönderdiğini ifade etti.

Toplantının açılmasını engelleyenin CTP ile DP olduğunu dile getiren Eroğlu, Başkanlık Divanı toplantısı için davet yapmalarına rağmen, gruplarının toplantılarından dolayı iki parti de yetkili göndermediğini savundu.

Daha sonra yapılan Başkanlık Divanı toplantısında ise seçimlerle ilgili olarak değişik görüşlerin ortaya çıktığını, grupların tekrar toplanması ihtiyacı doğduğunu belirten Derviş Eroğlu, DP ve CTP gruplarının yemekte olmasından dolayı da henüz toplantının yapılamadığını ifade etti.

Eroğlu, "Sayın Talat sizi suçladı" denilmesi üzerine ise, "Sayın Talat'ın alışkanlığıdır o. Başkasını suçlamak ve kendi üzerine hiçbir şey kondurmamak, eski hastalığıdır. O hastalıktan kurtulduğu gün başbakanlık da yapabilecek diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Eroğlu başka bir soruya karşılık da, "Meclisteki puanlamaya göre meclis başkan yardımcılığının UBP'de olması gerektiği" yönündeki görüşünü yineledi ve geçmişte prosedürün işlediğini anlattı. Eroğlu, "fakat bugün kendi iç bünyelerindeki sorunlardan dolayı, alışılmış uygulamanın dışına çıkacaklarını açıkça ifade ettiler" dedi.

Partilerin grup başkan vekilleri belli oldu

Öte yandan Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen grup başkan vekilleri belli oldu. Buna göre CTP-BG'de Ferdi Sabit Soyer ve Sonay Adem; UBP'de Salih Miroğlu ve Hüseyin Özgürgün; DP'de Mustafa Gökmen ve Hüseyin Öztoprak; BDH'da ise İzzet İzcan ve Tahsin Mertekçi grup başkan vekili olarak görev yapacak.

KIBRIS 14/01/2004

İşte kabine

KABİNE HAZIR... CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, yeni kabineyi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yeni kabineyi onaylayarak meclise göndereceğini ifade ederken Talat, "KKTC'nin bütün kurumları ile uyum içinde ve mutlaka toplumsal barışı gözeterek yoğun bir çalışma içinde olacağız" dedi

YENİ KABİNE... Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Erbil Akbil, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, İçişleri Bakanı Özkan Murat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi, Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer, Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev

DENKTAŞ: YENİ LİSTEYİ MECLİSE GÖNDERİYORUM... Denktaş: Anayasanın 108'inci maddesi gereğince hazırlamış oldukları bakanların kuruluş kararnamesini onayıma sunmuştur. Mehmet Ali Talat'ı başbakan olarak ve oluşturduğu Bakanlar Kurulu listesini de önerdiği bakanlıklara bakan olarak atamasını, ayrıca bakanlıkların kuruluş kararnamesini aynen onayladığımı belirten cevabi yazımı da aynen meclise gönderiyorum

GÖRÜŞMELER, ANNAN PLANI TEMELİNDE... Talat: Protokolümüzde öngörüldüğü gibi, Annan Planı esasında görüşmelerin başlamasını istiyoruz ama şunu da vurguluyoruz. Bu görüşmelerin başlayabilmesi için bu sürecin en önemli unsurlarından biri olan Türkiye ile birlikte işbirliği yapacağız ve işbirliği içinde bu süreci yürüteceğiz. BM genel sekreterinin görüşmeleri başlatması için gerekli girişimleri yapacağız

Hükümeti oluşturmak maksadıyla Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş tarafından görevlendirilen Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat kabinesini sundu. Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, kabineyi onayladığını belirterek, "Kararnameyi imzalayarak Cumhuriyet Meclisi'ne göndereceğim" dedi.

Hazırlanan kabinenin sekiz isminin dışarıdan atanması dikkat çekti. Başbakanlık görevini üstlenen CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın yanında kabineden tek milletvekili Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'na getirilen CTP-BG Girne Milletvekili Ömer Kalyoncu oldu.

Bakanlar Kurulu listesindeki dokuz isim dışarıdan atandı. CTP-BG kanadından kabineye giren isimler şöyle: Maliye Bakanı Ahmet Uzun, İçişleri ve İskan Bakanı Özkan Murat, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Erbil Akbil, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu.

Demokrat Parti kanadından kabinede yer alan isimler ise şöyle: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi, Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev, Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer.

Denktaş: Kararnameyi onaylayarak meclise göndereceğim

Parti liderleri ile birlikte Cumhurbaşkanlığı avlusuna çıkarak basın mensuplarına hitap eden Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, Bakanlar Kurulu'nu oluşturmak üzere Başbakanlık görevini tevdih ettiği Mehmet Ali Talat'ın kendisine listeyi verdiğini söyledi.

Denktaş, "Anayasanın 108'inci maddesi gereğince hazırlamış oldukları bakanların kuruluş kararnamesini onayıma sunmuştur. Mehmet Ali Talat'ı başbakan olarak ve oluşturduğu Bakanlar Kurulu listesini de önerdiği bakanlıklara bakan olarak atamasını, ayrıca bakanlıkların kuruluş kararnamesini aynen onayladığımı belirten cevabi yazımı da aynen meclise gönderiyorum" diyerek hükümetin hayırlı olmasını diledi.

"Devletimizin ve bu devletin insanlarının geleceği için ve Rum tarafı ile yapılacak huzuru ve geleceği koruyacak bir anlaşmada gereğini yapmak üzere başarılar dilerim" diyen Denktaş, basın mensuplarının sorularına yanıt vermeyerek yeniden çalışma odasına döndü.

Talat: Tüm kurumlarla çalışacağız

Daha sonra söz alan Mehmet Ali Talat, cumhurbaşkanının sunulan listeyi onayladığını söyleyerek söze başladı. "Kendisine teşekkür ederim" diyen Talat, Kıbrıs Türk insanının huzura, iç uzlaşmaya ve barışa ihtiyacı olduğunun altını çizerek, "Bunu sağlayabilmek için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz" ifadesini kullandı.

Talat, CTP BG-DP hükümetinin "Toplumsal uzlaşma ve barış hükümeti" olduğunu yineleyerek, bunun gereğini yerine getirmek için gece- gündüz demeden çalışacaklarını ifade etti.

Talat, "KKTC'nin bütün kurumları ile uyum içinde ve mutlaka toplumsal barışı gözeterek yoğun bir çalışma içinde olacağız" diyerek Bakanlar Kurulu'nu takdim etti.

Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Talat, iki partinin Annan Planı üzerindeki uzlaşısını şu ifadelerle değerlendirdi:

"Protokolümüzde öngörüldüğü gibi, Annan Planı esasında görüşmelerin başlamasını istiyoruz ama, şunu da vurguluyoruz. Bu görüşmelerin başlayabilmesi için bu sürecin en önemli unsurlarından biri olan Türkiye ile birlikte işbirliği yapacağız ve işbirliği içinde bu süreci yürüteceğiz. Biz gittik ve Türkiye hükümetin kurulmasını bekliyordu. Bu gerçekleşti. Biz hükümet içerisinde değerlendirmelerimizi yapacağız. Bir an önce ortak bir politika belirlenerek BM genel sekreterinin görüşmeleri başlatması için gerekli girişimleri yapacağız."

Hükümet programı bir hafta içinde

Dün cumhurbaşkanı tarafından atanan yeni hükümetin programı, dünden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet Meclisi'nde okunacak.

Programın okunmasından iki tam gün sonra, hükümet programı üzerinde görüşmeler başlayacak. Görüşmelerin tamamlanmasından bir tam gün sonra da güvenoyuna başvurulacak.

Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğü'nün 129. maddesi, güven oylamasının açık oyla yapılmasını öngörüyor. Oylamada, güvenoyu verenlerin sayısı, ret oyu verenlerin sayısından fazlaysa bakanlar kurulu güvenoyu almış olacak. Aksi halde Bakanlar Kurulu güvenoyu almamış olacak ve başbakanın, istifasını cumhurbaşkanına sunması gerekecek.

Bakanlar Kurulu'nun göreve başlaması ve sorumluluğu

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) ile Demokrat Parti (DP) arasında kurulan "Uzlaşma ve Çözüm Hükümeti"nin ardından Cumhurbaşkanlığı'na dün sunulan Bakanlar Kurulu listesinin onaylanmasından sonra şimdi gözler Cumhuriyet Meclisi'ne çevrildi.

Bakanlar Kurulu listesinin dün resmen açıklanmasının ardından Cumhuriyet Meclisi tarafından güvenoyu alınması istenecek yeni Bakanlar Kurulu ile ilgili madde uyarınca izlenmesi gereken prosedür şöyle;

Madde 109

(1) Cumhurbaşkanınca atanan Bakanlar Kurulu'nun listesi, tam olarak, Cumhuriyet Meclisi'ne sunulur. Cumhuriyet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Bakanlar Kurulu'nun programı, atanma tarihinden başlayarak en geç bir hafta içinde, başbakan veya bir bakan tarafından, Cumhuriyet Meclisi'nde okunur.

(2) Programın Cumhuriyet Meclisi'nde okunmasından sonra güvenoyuna başvurulur. Güvenoyu için

görüşmeler programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır. Güvenoyu alan Bakanlar Kurulu'na karşı, güven oylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önerisi verilemez.

KTFD'nin ilanından bu yana hükümetler

KTFD'nin ilanından bu yana görev yapan hükümetler şunlar:

Rauf Denktaş geçiş hükümeti 13 Şubat 1975-6 Temmuz 1976

1. Nejat Konuk hükümeti: 5 Temmuz 1976 - 7 Temmuz 1977

7 Temmuz 1977 - 21 Nisan 1978

Osman Örek hükümeti 21 Nisan 1978 - 12 Aralık 1978

1. Mustafa Çağatay 12 Aralık 1978 - 4 Ağustos 1981

28 Haziran 1981 seçim

2. Mustafa Çağatay (Azınlık) hükümeti: 4 Ağustos 1981-7 Aralık 1981

(Güvensizlik önergesiyle düşürüldü)

3. Mustafa Çağatay hükümeti:

(UBP+DHP+TBP+Bağımsız) 15 Mart 1982-15 Kasım 1983

2. Nejat Konuk hükümeti: 13 Aralık 1983-19 Temmuz 1985

1. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP) 19 Temmuz 1985-11 Ağustos 1986

2. Eroğlu hükümeti (UBP-YDP) 2 Eylül 1986-28 Nisan 1988

3. Eroğlu hükümeti (UBP-3 Bağımsız)

(Aytaç Beşeşler-Emin Uzun-Ömer Demir) 23 Temmuz 1988-25 Mayıs 1990

6 Mayıs 1990 seçim

4. Eroğlu hükümeti (36 Milletvekili -Boykot) (20 Haziran 1990- 31 Aralık 1993)

12 Aralık 1993 erken seçim

1. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP BG) 10 Ocak 1994-25 Şubat 1995

2. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP BG) 22 Mayıs 1995- 11 Kasım 1995

3. Hakkı Atun hükümeti (DP-CTP BG) 13 Aralık 1995- 4 Temmuz 1996

5. Eroğlu hükümeti (UBP-DP) 16 Ağustos 1996- 30 Aralık 1998

6. Eroğlu hükümeti (UBP-TKP) 30 Aralık 1998-7 Haziran 2001

7. Eroğlu hükümeti (UBP-DP) 7 Haziran 2001 -13 Ocak 2004

KIBRIS 14/01/04

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş: Teknokrat nitelikli yeni ka

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, yeni Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, yeni hükümetin teknokrat nitelikli yapısının KKTC'de değişimin ilk adımı olduğunu söyledi ve kendisinin de CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın ısrarıyla kabinede yer aldığını açıkladı.

Adada 1 Mayıs'a kadar çözüm için iyi niyetle süreci zorlayacaklarını, ancak çözümün karşılıklı iyi niyetle mümkün olduğunu belirterek, "Çok ümitli değilim" diyen Denktaş, Annan Planı konusunda esas olanın da Türk tarafının mutabakatı olduğunu kaydetti.

Kabine, değişimin ilk adımı

CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığındaki yeni kabinenin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından onaylanmasının ardından TRT'de canlı yayına katılan DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, yeni hükümet ve çözüm sürecine ilişkin soruları yanıtladı.

Kabinenin çoğunluğunun dıştan atanmasının nedenlerini açıklarken, yeni hükümetin 50 sandalyeli mecliste 26 sandalyeye sahip olduğuna dikkat çeken Denktaş, "Kabine milletvekillerinden atanmış olsaydı meclis komitelerinde görev yapacak insan kalmazdı" dedi.

Bu düzenlemeyle Yasama'nın Yürütme'yi denetleme işlevini yerine getirebileceğini söyleyen Denktaş, "Bu KKTC'de bir ilk ve değişimin ilk adımı" dedi.

Denktaş, kendisinin de koalisyon ortağı CTP-BG Genel Başkanı Talat'ın ısrarıyla kabinede yer aldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı ile uyumlu

Görüşmecilik konusundaki tartışmaların seçim sonuçlarıyla birlikte ortadan kalktığını da söyleyen Denktaş, Başbakan Talat ile dışişleri bakanı olarak kendisinin uyum içerisinde çalışacağını kaydetti.

Denktaş, "İki farklı kulvardaki iki parti birbirlerinin hassasiyetlerini gözeterek bir araya gelebildi. Aynı şekilde cumhurbaşkanı ile de uyum içinde çalışmak mümkün" dedi.

Rumlar için hâlâ "sözde"

Denktaş, "CTP-DP koalisyonunun Türkiye'den alınan talimatla kurulduğuna" ilişkin Rum basını kaynaklı iddiaları da, siyasi parti liderlerinin Ankara ziyareti öncesinde iki partinin komiteler kurarak koalisyon için çalışmaya başladığını söyleyerek yalanladı.

Serdar Denktaş, Rum tarafının hâlâ daha CTP-BG Genel Başkanı Talat'a "sözde başbakan", kendisini de "sözde dışişleri bakanı" olarak nitelemeler yaptığına dikkat çekerek, "Onların 'sözde' demesiyle ortadan kalkmayız. Burda kendi sistemimizle, demokrasimizle varız ve varolmaya devam edeceğiz. Bu gerçeği kabul ederlerse çözüm daha kolay olacak" dedi.

Çözüm sürecini zorlayacağız ama zor...

DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Denktaş, yeni hükümetin çözüm hedefiyle kurulduğunun anımsatılması ve 1 Mayıs'a kadar olan süreçten umutlu olup olmadığının sorulması üzerine ise, "Biz kendi üzerimize düşeni yapacağız, özveriyle ve iyi niyetle çözüm sürecini zorlayacağız. Ancak çözüm Rum tarafının da aynı iyi niyetle yaklaşmasıyla mümkün olabilir. Bu nedenle gerçekçi olmak gerekirse çok ümidim yok" dedi.

Plan için esas olan mutabakat

Denktaş, Annan Planı'yla ilgili soruları yanıtlarken de, görüşmeler başlamadan KKTC ve Türkiye devletinin kendi içinde, ayrıca iki devlet arasında ortak mutabakatın önemini vurguladı.

BM genel sekreterinin görüşmeler öncesinde referandum dayatması yaptığının anımsatılması üzerine ise Denktaş, hükümet protokolünde Kıbrıs Türk, Rum, Türkiye ve Yunanistan'dan oluşan tüm tarafların mutabakatıyla belirlenecek tarihte referandum yapılabileceğine ilişkin hüküm yer aldığını anımsattı.

KIBRIS 14/01/04

KKTC’de 3 bakana yargı engeli

KKTC Başsavcılığı CTP-DP kabinesindeki 3 bakanının durumunun Anayasa’ya aykırı olduğunu değerlendirdi.

Selim Sayarı
NTV-MSNBC

15 Ocak 2004— Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti’nin atadığı söz konusu bakanlarla ilgili olarak, yurtdışında ikamet etmeleri nedeniyle itirazda bulunmuştu.

Başsavcılık, Tarım Bakanı Raşid Pertev, Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi’nin atamalarının Anayasa’ya aykırı olduğu yönünde görüş belirtti. Anayasaya aykırılığa söz konusu bakaların yurtdışında yaşıyor olmaları gerekçe gösterildi. Anayasasa’ya göre bakanların KKTC vatandaşı olması ve son 3 yıldır KKTC’de ikamet etmesi gerekiyor.

‘BİRKAÇ GÜN İÇİNDE YENİ İSİM GEREKLİ’
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başsavcı Akın Sait’in, DP’li 3 bakanın görevlerine son verilmesini ve yerlerine yeni atama yapılmasını istediğini açıkladı. Denktaş, birkaç gün içinde 3 bakanlık için yeni isim verilmesi gerekeceğini bildirdi. Başbakan Talat ve Başbakan yardımcısı Denktaş dün yaptıkları açıklamada bakanlık atamalarının anayasaya aykırı bulunması halinde değişiklik yapılabileceğini belirtmişlerdi.

Kıbrıs görüşmeleri Şubat’ta Cenevre’de planlanıyor

Kıbrıs’ta Annan planı temelinde görüşmeler yönünde anlaşılması durumunda, müzakerelerin, Şubat’ın ilk haftasında İsviçre’nin Cenevre kentinde başlaması öngörülüyor.

NTV-MSNBC

15 Ocak 2004— Washington’daki diplomatik kaynaklara göre, Amerikan tarafı ve Birleşmiş Milletler, görüşmelerin baslayabilmesi için Türk tarafının planı referanduma götüreceği yönünde önceden taahhütte bulunmasında ısrar ediyor.


Kıbrıs’ta çok kritik gönlere yaklaşılıyor. Washington’da diplomatik kaynaklara göre, Kıbrıs’ta Annan planı temelinde görüşmeler için anlaşılırsa, müzakerelerin, Şubat’ın ilk haftasında Cenevre’de başlaması planlanıyor.

GÖRÜŞME TAKVİMİ

Görüşmelerin takvimi ise şöyle: Türkiye’nin tutumu, 23
Ocak’ta Milli Güvenlik Kurulu toplantısında kesinleşecek. Ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 24 Ocak’ta, Davos’ta BM Genel Sekreterı Kofi Annan ile görüşerek Türk tarafının önerilerini anlatması bekleniyor.

REFERANDUM KİLİT MESELE

Burada kilit bir konu bulunuyor. Amerikan tarafı ve BM, görüşmelerin başlayabilmesi için Türk tarafının planı referanduma götüreceği yönünde önceden taahhütte bulunmasında ısrar ediyor.
Annan planına göre, tarafların anlaşamadığı konularda boşlukların Annan tarafından d
oldurulması planlanıyor. Önceden referandum garantisi verilirse, Annan’ın hazırlayacağı son versiyonun, itirazsız Kıbrıs’ta halkoyuna sunulması gerekıyor.
Türk tarafının referandum güvencesi vermesi durumunda, Annan’ın da görüşmelerin yeniden başlatılması
çağrısında bulunması planlanıyor. Türk tarafı, referandum taahhüdünde bulunursa, Yunan ve Rum taraflarından da aynısını yapmaları istenecek. Bu arada Erdoğan, 28 Ocak’ta Washington’da Başkan Bush ile kritik bir görüşme yapacak.

‘ABD, BM VE AB STRATEJİDE AN
LAŞTI’
Plan yönünde gelişmeler devam ederse, müzakerelerin çok büyük ihtimalle Şubat’ın ilk haftasında BM gözetiminde Cenevre’de başlaması bekleniyor. Bu olursa, Amerikan tarafı da, üst duzeyde bir heyetle görüşmelere katılacak. Washington’daki diplomatik kaynaklar, bu strateji üzerinde ABD, BM ve Avrupa Birliği’nin anlaştığını belirtiyor.


DP'nin bakanları Anayasa'ya uygun değil!


KKTC'de yeni koalisyonun DP'li 3 yeni bakanı hakkında Başsavcılıktan "olumsuz" görüş geldi. UBP partisinin yaptığı itirazı değerlendiren ülkenin en yüksek hukuksal danışma organı olan Başsavcılık, KKTC dışında ikamet ettikleri için bakanların durumunun Anayasa'ya aykırı olduğunu belirtti.
KKTC Başsavcısı Akın Sait, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon h
ükümetinde atanan DP'li 3 bakanın durumuna ilişkin görüşünü ilgili makamlara iletti.
Anayasaya göre, bakan olabilmek için 3 yıl boyunca KKTC'de ikamet etme zorunluluğu bulunuyor.
Başsavcı Akın Sait, konuyla ilgili görüşünü dün gece Cumhurbaşkanı Rauf Denkt
aş'a, bu sabah da CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat ile DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'a ilettiğini açıkladı.
Başsavcı Akın Sait, görüşünün içeriği hakkında ise bilgi vermedi.
Başsavcının ''olumsuz'' olduğu öğrenilen gö
rüşü doğrultusunda, Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi ile Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev'in görevden alınarak, yerlerine yeni atama yapılması gerekiyor.
Kıbrıslı olan ve ada dışında yaşayan Dönmezer,
Emekçi ve Pertev'in bakan olarak görevlendirilmesine, ''ülkede kesintisiz 3 yıl ikamet etme şartına uymadıkları'' gerekçesiyle Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından itiraz edilmişti.

BAŞBAKAN TALAT'IN AÇIKLAMASI

Başbakan Mehmet Ali Talat ise DP'li üç ba
kanla ilgili soru üzerine, gerekmesi halinde bakanlar kurulu listesinde değişiklik yapılmasının sorun yaratmayacağını söyledi.
Talat, Dr. Küçük'ü anma töreninin ardından gazetecilerin, ''Başsavcının DP'li 3 bakanla ilgili görüşünün ne olduğu?'' sorusu üze
rine, ''Henüz mütalaayı okumadığını'' kaydetti. Talat, ''Olumsuzsa ne olacak?'' sorusu üzerine ise şunları söyledi:
''Hükümette bir şey yok. Sayın Serdar Denktaş dün açıklama yaptı. Hükümette herhangi bir şekilde sıkıntı yaşanmaması için gerekli düzenlemey
i yapacağını kendisi söyledi. Doğaldır ki, bir hükümetin oluşumunda ortaya çıkmış olabilecek bir hata, bir yanlış algılama veya yorum nedeni olabilecek bir konu düzeltilmeye muhtaçtır. Gerekli düzeltmenin yapılması gerekiyor.'' Talat, olumsuz bir durumda DP'nin başka bakanlar göstereceğini, kendisinin de atama yapacağını bildirdi. ''Görünen durum bu'' diyen Talat, ''Zaten güvenoyu alınana kadar bakanlar kurulu listesinde değişiklik yapılmasının bir sorun yaratmayacağını, güvenoyu verilecek listenin, eğer liste hazırlanacaksa yeni liste olacağına göre bu listenin güvenoyu alacağını'' kaydetti.
''Hükümetin kurulduğunu ve görev başında olduğunu, gerekmesi halinde söz konusu bakanlıkların yenileri atanana kadar vekaletle doldurulacağını'' anlatan Talat, ''Bugün
atama yapılırsa zaten göreve atanmış olacaklarını'' ifade etti.
''Kabinenin tekrar cumhurbaşkanına sunulması söz konusu olacak mı?'' sorusu üzerine ise Talat, ''Bu olayın birçok defa gerçekleştiğini, başbakanın önerisi ve cumhurbaşkanının onayıyla bakanların görevden alınarak, yerlerine başka bakan atanabileceğini, herhangi bir kabinede bunun böyle olduğunu ve aynı prosedürün izleneceğini'' söyledi.
Bunun bir tek farkı olabileceğini ifade eden Başbakan Talat, ''Buradaki bakanların atanmamış sayılabilecekler
ini veya bunların görevden alınıp yerine yenilerinin atanacağını, dolayısıyla herhangi bir yasal sorunun söz konusu olmadığını'' belirtti.
Talat, ''Hükümet atanmıştır. Kararname yayımlanmıştır. Anayasamıza göre hükümetin atanması Cumhurbaşkanımızın onayıyl
a olmaktadır. Cumhurbaşkanı onayladığı andan itibaren mecliste okunmasa da, Resmi Gazete'de yayınlanmasa da o bakanlar kurulu görev başındadır. Diğerleri sadece bilgidir ve hükümetin atanmasıyla ilgili bir engeli yoktur'' diye konuştu.

Denktaş: "Bakanlar değişmeli"


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başsavcı Akın Sait'in, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetine meclis dışından atanan DP'li 3 bakanın görevlerine son verilmesini ve yerlerine yeni atama yapılmasını istediğini açıkladı.
Başsavcı Akın Sait, Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderdiği yazıda, bu değişikliğin yapılmaması halinde hukuki sorunlar yaşanacağını ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümetin tamamı için verdiği onayı geri alabileceğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bir
kabulü sırasında gazetecilerin konuyla ilgili soruları üzerine, DP'li bakanlarla ilgili iddialar üzerine Başsavcı Akın Sait'ten talep ettiği görüşün dün gece eline ulaştığını belirterek, Başsavcı'nın söz konusu bakanların değişmesi gerektiğine ilişkin görüş verdiğini söyledi.
Denktaş, birkaç gün içinde 3 bakanlık için yeni isim verilmesi gerekeceğini bidirdi. Cumhurbaşkanı Denktaş ayrıca, Başsavcı'nın yazılı görüşünü basına dağıttı.

''SEÇİLME NİTELİKLERİNE HAİZ DEĞİLLER''

Başsavcı Akın Sait, Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderdiği yazıda, hükümete dıştan atanan DP'li Erkan Emekçi, Ayşe Dönmezer ile Raşit Pertev'in Anayasa'nın 106. maddesinin 4. fıkrası uyarınca milletvekili seçilebilme niteliklerine haiz olmadıklarını belirtti. Aynı maddenin dıştan atanan bakan
ların milletvekili seçilebilme niteliklerine haiz olma şartı aradığını belirten Başsavcı, bu 3 bakanın görevlerine son verilerek, yerlerine yeni atama yapılması gerektiğini ifade etti.
Başsavcı Akın Sait, bu değişikliğin yapılmaması halinde hukuki sorunlar
yaşanacağı ve hükümetin yasallığının tartışma konusu olacağı uyarısında da bulundu.

Başsavcının görüşünün tam metni!..


KKTC Başsavcısı Akın Sait, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinde dışarıdan atanan 3 bakanının, ''milletvekili seçilme niteliklerine haiz olmadığını bildirdi.
Başsavcı Akın Sait, DP'li üç bakanının ikamet sorunuyla ilgili görüşünü dün akşam Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a, bugün de Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Başbakanı ve Başbakan Yardımcısı Ser
dar Denktaş'a iletti.
Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderdiği yazıda, DP'li üç bakanın görevlerine son verilmesini ve yerlerine yeni atama yapılmasını isteyen Başsavcı Sait, bu değişikliğin yapılmaması halinde, hukuki sorunlar yaşanacağını ve Denktaş'ın hükümet
in tamamı için verdiği onayı geri alabileceğini belirtti.

TAM METİN

Başsavcı Akın Sait imzasıyla dünün tarihiyle Cumhurbaşkanı'na gönderilen ve Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından basına dağıtılan yazının tam metni şöyle:
''Bugün (dün) sabahleyin yaptığımız toplantıdan sonra CTP-BG Genel Başkanı Sn. Mehmet Ali Talat başkanlığında kurulan Bakanlar Kurulu listesinde dıştan atanan üç bakan ile ilgili olarak ileri sürülen iddialar üzerine konu incelenmiştir. Görüşlerim şöyledir:
Bakanlar Kurulu'nun oluşumu Anaya
sa'nın 106. maddesinin 3'üncü fıkrası kurallarına uygun olarak Başbakan olarak görevlendirilen kişinin önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanmalarını öngörmektedir. Bakanların atanması ise, Anayasa'nın 106. maddesinin 4'üncü fıkrası kuralları gereğince, milletvekili olmayan kişiler arasından da yapılabilir. Ancak bu kişilerin milletvekili seçilebilme niteliklerine sahip olması gerekir. DP kanadının dıştan atadığı Sn. Erkan Emekçi, Sn. Ayşe Dönmezer ve Sn. Raşit Pertev'in Anayasa'nın 106. maddesinin (4)'üncü fıkrası kurallarında öngörülen milletvekili seçilebilme niteliklerine sahip olmadığı ortaya çıkmıştır. Anayasa'nın 106. maddesinin 4'üncü fıkrası ile Anayasa'nın 68. maddesinin 1, 2 ve 3'üncü fıkrasındaki düzenlemeler milletvekili seçilebilme niteliklerine dair kuralları içermektedir. Anayasa'nın 68. maddesi kurallarındaki düzenlemeler, 5/76 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 9. maddesinde de öngörülmüştür. Bu durum karşısında size sunulan listede nitelikleri gösterilmeyen dıştan atanan bakanların, yapılan inceleme sonucunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde milletvekili seçimlerinin yapıldığı tarihten önce en az üç yıl daimi ikamet şartına haiz olmadıkları nedeniyle de Anayasa'nın 68. maddesinin 2'inci fıkrası ve 106. maddesinin 4'üncü fıkrası kurallarında öngörülen nitelikler ile değiştirilmiş şekliyle 5/76 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 9. maddesinin (2) (C) bendi kurallarında öngörülen nitelikleri taşımamaktadırlar.
Yüksek Seçim Kurulu ve İlçe Seçim Kurulları, daha önce Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'nde 3 yıl daimi ikamet etmediği görüşünden hareketle seçilebilme niteliklerine haiz olmadığına karar verdiği bazı milletvekili adaylarının adaylıklarını iptal ettiği gibi, seçmen listelerinde İlçe Seçim kurullarının aldığı karar ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ikamet etmeyen birçok kişinin seçmen dahi olma niteliklerini iptal ederek oy kullanmalarını ve seçilmelerini engellemiştir.
Alınan bu kararlar ışığında dıştan atanan ve yukarıda isimleri zikredilen kişilerin bakanlıklarına, Başb
akan'ın istemi üzerine sizin tarafınızdan görevlerine son verilmesi ve bunların yerine aranan niteliklere haiz Başbakan'ın önereceği üç kişiyi atamanızın hukuki açıdan uygun olacağı görüşündeyim.
Bunun yapılmaması halinde, hukuki sorunlar yaşanacağı, hüküm
etin yasal olup olmadığı her zaman için tartışma konusu yapılacağı, alınan her Bakanlar Kurulu kararının anayasal ve yasal yönünün tartışılabilir olacağı sakıncalarını nazarı itibara alarak, Başbakan'dan böyle bir istemin gelmemesi halinde tüm Bakanlar Kurulu üyeleri için verdiğiniz onayı geri alma yetkisine haiz olabileceğinizi bildirir, saygılarımı arz ederim.''
MILLIYET 15/01/04

Denktaş: ''Şerefli bir anlaşma yapmak istiyoruz''


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''tek başına tango yapılamayacağı gibi, sadece Türk tarafının istemesiyle bir barış olamayacağını'' belirterek, Kıbrıs Türkünün sağlam, şerefli bir anlaşma yapmak istediğini söyledi.
Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük, ölümünün 20. yıldönümünde törenle anıldı.
Dr. Kü
çük'ün mezarının bulunduğu Anıt Tepe'de düzenlenen törene, Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Işık Koşaner, Dr. Küçük'ün ailesi, diğer yetkililer, kurum ve kuruluş temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Törende protokol sırasına göre anıt mezara çelenkler konuldu, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı çalındı, gönderdeki bayraklar yarıya indirildi ve anıt özel defteri im
zalandı.
Denktaş, törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının bu yıl iki yol kavşağında geleceğine baktığını ifade ederek, bütün dünyanın Kıbrıs Türklerinin devletini yok sayarak tanımadığını kaydetti. Denktaş, ''Tek devlet varmış diye üzerimize gelmek
tedirler'' dedi.
Konuşmasını Dr. Küçük'e seslenerek yapan Denktaş, Kıbrıs Rum tarafında değişen bir şey olmadığının altını çizerek, Dr. Küçük zamanında Enosis yasasını kabul eden Rum meclisinin, geçen ay da ''Kıbrıs Yunanistan'ın bir parçasıdır'' diyerek,
Yunanistan'ın Anadolu'dan çıkarılmasını ''katliam'' olarak niteleyen bir yasa çıkarttığına dikkati çekti.
Denktaş, Rumların barış istiyorlarsa bu yasayı geri çekmeleri ve Avrupa Birliği üyeliğinin dolaylı Enosis anlamına gelmediğini Rum yetkililerin de söy
lemesi gerektiğini belirtti.
Denktaş, Rum tarafında değişen bir şey olmadığını belirterek, ''Değişen bir şey olmadığı içindir ki, bizi de değiştiremeyecekleri, bizi ortadan kaldıramayacakları, sağlam, egemenliğe, eşitliğe, devlete dayalı, iki kesimliliği a
ltüst etmeyen, Türkiye'nin garantörlüğünü daimi kılan sağlam bir anlaşma yapmak ihtiyacındayız ve mecburiyetindeyiz'' dedi.
Denktaş, bunu yapmak için herkesin gönlü ve isteği olduğunu, çalışmaların devam ettiğini belirterek, ''Bunların neticesini alacağız.
Ama herkesin söylediği gibi bu tangoya benzer. Tek başına tango olmaz, tek başına bizim istememizle anlaşma olmaz. Rum tarafının da istemesi lazım'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük'ün öl
ümünün 20. yılı nedeniyle düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, Rumların 1963'ten 1974'e kadar Türklere yaptıklarının tazminatını düşünmesi gerektiğini vurguladı.
Rumların, '''tazminatları verecek bir forum içerisine girmeye başlamalarını görmek ist
ediklerini'' dile getiren Denktaş, ''Bu memlekette uzlaşma da olur, barış da olur ama 'biz bütün Kıbrıs'ın meşru hükümetiyiz, siz bizim vatandaşımız, işgal altında azınlığımızsınız' diyerek değil. İki eşit ortak, yeniden iki eşit ortak olacaksa eski ortaklığın neden ve nasıl yok edildiğini kendileri bizden çok daha iyi bilir, bunun bilinci içerisinde geleceğe insafla bakmaları gerekir'' dedi.

DR. KÜÇÜK'E SESLENİŞ

Denktaş, ''Aziz Doktor, 365 gün sonra yine karşındayız. Saygıyla eğilmeye, seni ve halkınla birlikte verdiğin büyük kurtuluş mücadelesini anmaya ve hatırlatmaya geldik'' ifadesini kullandı.
Konuşmasını Dr. Küçük'e seslenerek yapan Denktaş, şöyle devam etti:
''Bu yıl halkın iki yol kavşağında geleceğe bakmaktadır. Muharip derneklerden arkadaşlar ge
liyor ve soruyor, 'Bu yıl da Dr. Küçük'e gidecek miyiz?' Niye gitmeyelim diye sorduğumda, 'kurduğumuz devleti vereceksek gitmeyelim, onu azap içerisine sokmayalım' dediler.'' Kendisini ziyarete gelen muharip dernek yetkililerine, ''Bu da nereden geldi aklınıza?'' diye sorduğunu ve onların da ''Kazandıklarımızı elden alma mücadelesi verilmektedir. Bütün dünya üzerimize üşüşmüştür. 'Egemenlik konuşulmaz, kabul edilmez' denmektedir. 'Devlet, adı olsun ama kendi olmasın' denmektedir. İki kesimliliğin içerisine Rumlar doldurulacaktır. 30 yıldır her şeyimizi gömdüğümüz mal ve mülkümüz, devletimizin verdiği tapu 'geçersizdir geri alınacaktır' denilmektedir. Bunları duyurmaya mı gideceğiz Dr. Küçük'e'' diye tekrar sorduklarını anlattı.
Onlara, ''Hayır. Bunların olma
ması için, ama dengeli, her iki tarafında haktır, adalettir diyebileceği, özellikle Rumların, 'yaptık ve böyle oldu' demeleri gereken, hazmedebilecekleri bir anlaşma için uğraştığımızı duyurmaya gideceğiz'' dediğini kaydeden Denktaş, ''Ve bugün buradadırlar. Saçları beyazlaşmış, bazılarının elinde baston ama seninle birlikte davamıza sahip çıkan ve çıkmak azmiyle yaşayan insanların bugün buradadır'' dedi.

''HÜRRİYET KAYBEDİLMEMELİ''

Dünyada kaybedilmemesi gereken en önemli şeyin hürriyet olduğunun altını çizen Denktaş, ''Egemenlik yoksa hürriyet yok demektir. Devlet yoksa egemenlik yok, hürriyet yok demektir. Ve bunlar yoksa insan ancak başkalarının buyruğu altında başı eğik yaşamaya mahkum demektir'' diye konuştu.
Dr. Küçük'ün, Kıbrıs Türkü için şanla şer
efle direndiğini, Kıbrıs Türkünün sesini Ankara'ya duyurmak için günlerce sabırla beklediğini anlatan Denktaş, Dr. Küçük'ün, Kıbrıs'ın Türkiye'nin bağrında Yunan hançeri olmaması için çalıştığını belirtti. Dr. Küçük'ün, ''Kıbrıs Türkü Türkiyesiz olamaz'' dediğine işaret eden Denktaş, Dr. Küçük'ün, bir devletin doğuşuna tanıklık ettiğini ve ''Artık gözlerim arkada kalmaz'' dediğini kaydetti.
Denktaş, ''Bugün bütün dünya bize, 'bu devlet yoktur, tanınmıyor' demektedir. 'Kıbrıs'ta tek devlet varmış, tek millet
varmış' diye üzerimize üzerimize gelmektedirler'' dedi.
Yeni bir hükümet kurulduğunu, milletvekillerinin yemin töreninde kendisinin de bulunduğunu anlatan Denktaş, ''Devleti, halkın egemenliğini, Türkiye'ye bağlılığımızı korumak andını içerlerken seni hatırladım. Ruhun şad oluyor diye düşündüm. Ve emin ol ki bu halk senin kemiklerini sızlatmayacaktır. Türkiye'den ayrılmayacaktır. Türkiye ile birlikte, tarihimize, şehitlerimize, halkımıza yaraşır, sağlam şerefli bir anlaşma yapmak için elinden gelen her şey
i yapacaktır. Ruhun şad olsun'' diye konuştu

MILLIYET 15/01/04

Kıbrıs görüşmelerinin şubatta Cenevre'de yapılması bekleniyor


Kıbrıs'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan planı üzerinde görüşmelere geçilmesi konusunda ilgili tarafların anlaşmaya varması durumunda, müzakerelerin Şubat'ın ilk haftasında Cenevre'de başlatılmasının planlandığı bildirildi.
Washington'daki diplomatik kaynaklar, Türk tarafının Kıbrıs'ta son tutumunu belirlemesinin ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisisinden önce Davos
'ta Annan ile görüşebileceğini belirttiler.
Bu kaynaklar, Annan'ın görüşmelerin başlatılması çağrısında bulunması halinde de, müzakerelere Şubat'ın ilk haftasından itibaren Cenevre'de BM gözetiminde geçilmesinin planlandığını söylediler.
Müzakerelerin başl
aması durumunda, BM'nin davetiyle üst düzeyde bir Amerikan heyetinin de gözlemci olarak görüşmelere katılmasının beklendiğine işaret edildi.
MILLIYET 15/01/04

Genelkurmay'da Kıbrıs'ın altı çizildi

Başbakan Erdoğan'a verilen brifingde Annan Planı'nın müzakere edilebilirliğini sağlamak üzere atılması gereken adımlar anlatıldı

Barkın Şık
Genelkurmay Başkanlığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ulusal güvenliğe ilişkin verdiği brifingde, Annan Planı'nın müzakere edilebilirliğini sağlamak üzere atılması gereken adımların altını çizdi ve planda değişikliğe gidilmesi gereken maddeleri sıraladı.
Toplantıda, Irak ve Kıbrıs'la ilgili gelişmeler masaya yatırılırken, Annan Planı da gündeme geldi. Askerler, planın müzakere edilebilmesi için düzenlenmesini istedikleri konu
ları şöyle sıraladı:
"KKTC'de ikamet eden Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden bir Kıbrıs vatandaşı, federal seçimlerde Kıbrıs Rum devleti adayları için, kurucu devlet seçimleri ve yerel seçimlerde de KKTC için oy kullanır" hükmü yeniden düzenlenmelidir. Nüfus değ
işimi için 7 - 10. yıllar arası köy veya belediye nüfusunun en çok yüzde 7'si, 11 - 15. yıllarda yüzde 14'ü, 15. yıldan sonra da yüzde 21'i kadar ikamet hakkı tanımasına ilişkin hüküm değiştirilmelidir. Sınır ayarlaması yapılacak bölgelerden göç edecek insanlarımızın oranı en az düzeyde tutulmalı, sınır mümkün olduğunca düz bir hat üzerinde çizilmeli; doğal kaynaklar, zenginlikler ve toprak verimliliği dikkate alınmalıdır. Mülkiyet konusunda, uluslararası hukukun yanı sıra toplumsal barış da dikkate alınmalıdır. "AB içindeki temsiliyet" başlığındaki "Konu ağırlıklı olarak veya yalnızca kurucu devletlerin yetki alanına giriyorsa, Kıbrıs ya bir federal hükümet temsilcisi ya da Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adına hareket etme yetkisi bulunması şartıyla bir kurucu devlet temsilcisi tarafından temsil edilebilir" hükmünde değişiklik sağlanmalıdır. Annan Planı'nda yer alan karar alma yöntemine ilişkin olarak, "Parlamento kararları için iki Meclis'in basit çoğunlukla onayı gerekir" hükmü değişmelidir. Türkiye'nin AB'ye adaylığından sonra aksine anlaşma olmadığı sürece asker konuşlandırma sürmelidir.
Brifingin ardından Ankara kulislerine yansıyan iddialara göre askerler, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'den duydukları rahatsızlığı aktardı. Askerin, Bir makalesinde "Cumh
uriyet işlevini yitirdi" ifadelerini kullanan Dinçer'in tavırlarının irticacıları cesaretlendirdiğini Erdoğan'a ilettiği öne sürüldü.
MILLIYET 15/01/04

KKTC'de DP'li bakan krizi

Ana muhalefet partisi UBP, yeni hükümete dışarıdan atanan üç DP'li bakana, "Türkiye'de ikamet ettikleri" gerekçesiyle itiraz etti


SEFA KARAHASAN Lefkoşa


KKTC'de başbakanlığı UBP - DP koalisyonunun başbakanı Derviş Eroğlu'ndan dün devralan CTP - DP koalisyonun başbakanı Mehmet Ali Talat'ın görevi sorunlu başladı. Ana muhalefet partisi UBP, yeni hükümete dışarıdan atanan üç DP'li bakana, "Türkiye'de ikamet ettikleri" gerekçesiyle itiraz etti. UBP Genel Başkanı Eroğlu, seçilmeden önce üç yıl kesintisiz olarak KKTC'de ikamet etme şartının, milletvekilleri için olduğu gibi, bakanlar
için de geçerli olduğunu söyledi.

Başsavcılık onayladı
"Toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç var" diyen Talat da, Kıbrıs kökenli bakanlardan oluşan kabinenin başsavcılığın onayıyla atandığını, bir sorun varsa bakanların değiştirilmesiyle sorunun çözüleceğini dile getirdi. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, üç bakanla ilgili başsavcılıktan görüş beklediklerini ve gerekirse bu isimleri değiştirebileceklerini bildirdi. Koalisyon hükümetinin kurulmasına dair karar da Resmi Gazete'de yayımlandı.
Tartışma konusu olan DP'li Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Erkan Emekçi, İzmir Alsancak Devlet Hastanesi'nde ürolog.... Ekonomi ve Turizm Bakanı olarak atanan Ayşe Dönmezer ile Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev de Ankara'da yaşıyor.
MILLIYET 15/01/
04

Talat'tan çözüm çağrısı


KKTC Başbakanı M. Ali Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan görevi aldıktan sonra ilk kez Milliyet'e konuştu. Talat, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos'a 'Çözüme hazır ol' çağrısında bulundu

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın hedeflerini anlattığı, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos'a, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, Denktaş'a, MGK'ya ve Türkiye'ye çözüm için mesajlar gönderdiği açıklamaları şöyle:

Çözüm istiyoruz
Kıbrıs Türk halkı, üzerine düşeni büyük ölçüde yapmıştır. Çözümü isteyen, savunan bir tutumla, ona uygun bir hükümetin oluşmasını sağladı. Papadopulos'u, buna aynı şekilde karşılık vermesi, Annan Planı temelinde görüşmelere ve Kıbrıs sorununu çözmeye hazır olmaya çağırıy
orum. Annan'dan bir an önce görüşmeleri başlatıp Mayıs 2004'e kadar girişim yapmasını istiyorum. Denktaş'a da söyledim. Toplumsal barışı sağlamak için açıklamalar yapmalı. Ona uygun bir tutum ortaya koyması, tarihsel sorumluluğudur diye düşünüyorum. Türkiye hükümeti, hem Türkiye'nin AB süreci için hem de Kıbrıs Türk halkının geleceği için katkılarına devam etmeli, bu çabalarını hızlandırmalıdır.

Tarihi sorumluluk
Hükümeti kurma görevini aldıktan sonra, arkadaşlarımızla günlerce uykusuz kaldık. Bu yeni bir sürecin, mücadelenin başlangıcı. Daha kritik dönemde bir sorumluluk. Bunları göğüslemek ilk hedef. Şu andan itibaren sırtımda tarihi bir sorumluluk var diye hissediyorum. Kıbrıs sorununu çözmek, dünyayla bütünleşmek, bu halkı ıstıraplardan kurtarmak. Bütün
bu sorumlulukları üstümde hissediyorum.

Türkiye ile ilişkiler
Türkiye hükümetiyle ilişkilerimizin çok iyi olmasını bekliyorum. Erdoğan ve Gül, bu hükümetin kurulmasını arzuluyorlardı, kuruldu. Türkiye ile ilişkiler olmalı, başka seçeneğimiz yok.

MGK'nın katkısı
MGK sonuçta yükümlülükleri çerçevesinde bir çalışma yapacak. Beklentim, Türkiye'nin oluşmakta olan politikasına katkıda bulunması, açılım getirmesi ve Türkiye insanının çağdaş dünya insanı olarak seçtiği AB sürecine katkıda bulunması. Doğru olan davranış, tutum budur.

DENKTAŞ YUMUŞADI:

Cumhurbaşkanı görevi verirken rahattı. Demokrasinin gereği olan bir işi yapmanın rahatlığı ama sanki böyle biraz daha mutsuzluğu içindeydi. "Keşke benim tuttuğum taraf kazansa da hükümeti onlar kursaydı" der gibiydi. Onu göreceğiz. Cumhurbaşkanı düşünsel bir değişime mi uğradı, yoksa kaçınılmaz bir gelişmenin zorlaması altında mı? Bunları göreceğiz. Cumhurbaşkanı, Annan Planı'na karşı tutumlarını yumuşattı.
MILLIYET 15/01/04

DP'li 3 bakana Anayasa engeli

KKTC'de DP'nin Meclis dışından atadığı 3 bakana "yurtdışında ikamet ettikleri" için yapılan itirazı KKTC Başsavcılığı haklı buldu.

KKTC Başsavcılığı kararı partiye yazılı olarak bildirdi. DP lideri Serdar Denktaş, hükümet krizi oluşmayacağını belirterek, 3 bakanın yerine yeni atamaların yapılacağını açıkladı.

KKTC'de Anayasa dışardan bakan atamaya izin veriyor fakat atanan isimlerin milletvekili seçilme şartlarına sahip olmasını öngörüyor. Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) yaptığı itirazda DP tarafından atanan 3 bakanın yurtdışında ikamet ettiği ve ve bakanlık yapabilmesi için zorunlu nitelikleri taşımadığı için bu durumun Anayasa'ya aykırı olduğu kaydedildi. KKTC Başsavcılığı, bugün açıkladığı kararında sözkonusu 3 bakanın anayasal niteliklere sahip olmadığı yönünde karar verdi.

CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ: YENİ İSİM VERİLMESİ GEREKECEK

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başsavcı Akın Sait'in, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetine meclis dışından atanan DP'li 3 bakanın görevlerine son verilmesini ve yerlerine yeni atama yapılmasını istediğini açıkladı.

Başsavcı Akın Sait, Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderdiği yazıda, bu değişikliğin yapılmaması halinde hukuki sorunlar yaşanacağını ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümetin tamamı için verdiği onayı geri alabileceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bir kabulü sırasında gazetecilerin konuyla ilgili soruları üzerine, DP'li bakanlarla ilgili iddialar üzerine Başsavcı Akın Sait'ten talep ettiği görüşün dün gece eline ulaştığını belirterek, Başsavcı'nın söz konusu bakanların değişmesi gerektiğine ilişkin görüş verdiğini söyledi.

Denktaş, birkaç gün içinde 3 bakanlık için yeni isim verilmesi gerekeceğini bidirdi. Cumhurbaşkanı Denktaş ayrıca, Başsavcı'nın yazılı görüşünü basına dağıttı.

BAŞSAVCI: SEÇİLME NİTELİKLERİNE HAİZ DEĞİLLER

Başsavcı Akın Sait, Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderdiği yazıda, hükümete dıştan atanan DP'li Erkan Emekçi, Ayşe Dönmezer ile Raşit Pertev'in Anayasa'nın 106. maddesinin 4. fıkrası uyarınca milletvekiliseçilebilme niteliklerine haiz olmadıklarını belirtti. Aynı maddenin dıştan atanan bakanların milletvekili seçilebilme niteliklerine haiz olma şartı aradığını belirten Başsavcı, bu 3 bakanın görevlerine son verilerek, yerlerine yeni atama yapılması gerektiğini ifade etti.

Başsavcı Akın Sait, bu değişikliğin yapılmaması halinde hukuki sorunlar yaşanacağı ve hükümetin yasallığının tartışma konusu olacağı uyarısında da bulundu.

BAŞSAVCILIĞIN VETO ETTİĞİ BAKANLAR

CTP-DP Hükümeti, CTP lideri Mehmet Ali Talat, DP lideri Serdar Denktaş ve CTP milletvekili Ömer Kalyoncu dışında kabinedeki diğer 8 ismi Meclis dışından atamıştı.

Meclis Komisyonlarının çalışmasını sağlamak ve bakanlık yarışını engellemek için alındığı belirtilen bu kararın ardından dün anamuhalefet partisi UBP, DP kanadınd
an atanan 3 ismin bakanlık yapabilmek için Anayasa'daki gerekli nitelikleri taşımadığını iddia ederek KKTC Başsavcılığı'na itirazda bulundu.

Ekonomi ve Turizm Bakanı olarak atanan Ayşe Dönmezer, Türkiye'de 2000’de uygulamaya başlanan ekonomik programı hazırlayan Hazine Müsteşar Yardımcılarından biriydi. Dönmezer, programda yer alan Sosyal Güvenlik Reformunun da mimarıydı. 2000 yılının sonunda Avrupa Kalkınma ve Yatırım Bankası'nda Hazine temsilcisi olarak görev yapmaya başlayan Dönmezer, 2003 yılı Aralık Hazine'ye döndü. Bu hafta Hazine'ye emeklilik dilekçesini veren Dönmezer Hazine'de de Kıbrıs'a da bakıyordu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi ise İzmir'de üroloji uzmanı olarak çalışıyordu. 1953 Limasol doğumlu olan Emekçi Alsancak Devlet Hastanesi'nde görev yapıyor. Emekçi'nin daha önce KKTC'de Spor Bakanlığı yaptığı da ifade ediliyor.

Ekonomi uzmanı olan Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev ise 1958'de Larnaka doğumlu.

HURRIYET 15/01/04

Kıbrıs müzakereleri Cenevre'de olacak

Kıbrıs'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan planı üzerinde görüşmelere geçilmesi konusunda ilgili tarafların anlaşmaya varması durumunda, müzakerelerin Şubat'ın ilk haftasında Cenevre'de başlatılmasının planlandığı bildirildi.

Washington'daki diplomatik kaynaklar, Türk tarafının Kıbrıs'ta sontutumunu belirlemesinin ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisisinden önce Davos'ta Annan ile görüşebileceğini belirttiler.

Bu kaynaklar, Annan'ın görüşmelerin başlatılması çağrısında bulunması halinde de, müzakerelere Şubat'ın ilk haftasından itibaren Cenevre'de BM gözetiminde geçilmesinin planlandığını söylediler.

Müzakerelerin başlaması durumunda, BM'nin davetiyle üst düzeyde bir Amerikan heyetinin de gözlemci olarak görüşmelere katılmasının beklendiğine işaret edildi.

HURRIYET 15/01/04

Denktaş: Rum tarafında değişen birşey yok

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum tarafında değişen bir şey olmadığını belirterek "Değişen bir şey olmadığı içindir ki, bizi de değiştiremeyecekleri, bizi ortadan kaldıramayacakları, sağlam, egemenliğe, eşitliğe, devlete dayalı, iki kesimliliği altüst etmeyen, Türkiye'nin garantörlüğünü daimi kılan sağlam bir anlaşma yapmak ihtiyacındayız ve mecburiyetindeyiz" dedi.

Denktaş, bunu yapmak için herkesin gönlü ve isteği olduğunu, çalışmaların devam ettiğini belirterek, ''Bunların neticesini alacağız. Ama herkesin söylediği gibi bu tangoya benzer. Tek başına tango olmaz, tek başına bizim istememizle anlaşma olmaz. Rum tarafınında istemesi lazım'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük'ün ölümünün 20. yılı nedeniyle düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, Rumların 1963'ten 1974'e kadar Türklere yaptıklarının tazminatını düşünmesi gerektiğini vurguladı.

Rumların, '''tazminatları verecek bir forum içerisine girmeye başlamalarını görmek istediklerini'' dile getiren Denktaş, ''Bu memlekette uzlaşma da olur, barış da olur ama 'biz bütün Kıbrıs'ın meşru hükümetiyiz, siz bizim vatandaşımız, işgal altında azınlığımızsınız' diyerek değil. İki eşit ortak, yeniden iki eşit ortak olacaksa eski ortaklığın neden ve nasıl yok edildiğini kendileribizden çok daha iyi bilir, bunun bilinci içerisinde geleceğe insafla bakmaları gerekir'' dedi.

DR. KÜÇÜK'E SESLENİŞ

Denktaş, ''Aziz Doktor, 365 gün sonra yine karşındayız. Saygıyla eğilmeye, seni ve halkınla birlikte verdiğin büyük kurtuluş mücadelesini anmaya ve hatırlatmaya geldik'' ifadesini kullandı.

Konuşmasını Dr. Küçük'e seslenerek yapan Denktaş, şöyle devam etti:

''Bu yıl halkın iki yol ağında geleceğe bakmaktadır. Muharip derneklerden arkadaşlar geliyor ve soruyor, 'Bu yıl da Dr. Küçük'e gidecek miyiz?' Niye gitmeyelim diye sorduğumda, 'kurduğumuz devleti vereceksek gitmeyelim, onu azap içerisine sokmayalım' dediler.''

Kendisini ziyarete gelen muharip dernek yetkililerine, ''Bu da nereden geldi aklınıza?'' diye sorduğunu ve onların da ''Kazandıklarımızı elden alma mücadelesi verilmektedir. Bütün dünya üzerimize üşüşmüştür. 'Egemenlik konuşulmaz, kabul edilmez' denmektedir. 'Devlet, adı olsun ama kendi olmasın' denmektedir. İki kesimliliğin içerisine Rumlar doldurulacaktır. 30 yıldır her şeyimizi gömdüğümüz mal ve mülkümüz, devletimizin verdiği tapu 'geçersizdir geri alınacaktır' denilmektedir. Bunları duyurmaya mı gideceğiz Dr. Küçük'e'' diye tekrar sorduklarını anlattı.

Onlara, ''Hayır. Bunların olmaması için, ama dengeli, her iki tarafında haktır, adalettir diyebileceği, özellikle Rumların, 'yaptık ve böyle oldu' demeleri gereken, hazmedebilecekleri bir anlaşma için uğraştığımızı duyurmaya gideceğiz'' dediğini kaydeden Denktaş, ''Ve bugün buradadırlar. Saçları beyazlaşmış, bazılarının elinde baston amaseninle birlikte davamıza sahip çıkan ve çıkmak azmiyle yaşayan insanların bugün buradadır'' dedi.

''HÜRRİYET KAYBEDİLMEMELİ''

Dünyada kaybedilmemesi gereken en önemli şeyin hürriyet olduğunun altını çizen Denktaş, ''Egemenlik yoksa hürriyet yok demektir. Devlet yoksa egemenlik yok, hürriyet yok demektir. Ve bunlar yoksa insan ancak başkalarının buyruğu altında başı eğik yaşamaya mahkum demektir'' diye konuştu.

Dr. Küçük'ün, Kıbrıs Türkü için şanla şerefle direndiğini, Kıbrıs Türkünün sesini Ankara'ya duyurmak için günlerce sabırla beklediğini anlatan Denktaş, Dr. Küçük'ün, Kıbrıs'ın Türkiye'nin bağrında Yunan hançeri olmaması için çalıştığını belirtti. Dr. Küçük'ün, ''Kıbrıs Türkü Türkiyesiz olamaz'' dediğine işaret eden Denktaş, Dr. Küçük'ün, bir devletin doğuşuna tanıklık ettiğini ve ''Artık gözlerim arkada kalmaz'' dediğini kaydetti.

Denktaş, ''Bugün bütün dünya bize, 'bu devlet yoktur, tanınmıyor' demektedir. 'Kıbrıs'ta tek devlet varmış, tek millet varmış' diye üzerimize üzerimize gelmektedirler'' dedi.

Yeni bir hükümet kurulduğunu, milletvekillerinin yemin töreninde kendisinin de bulunduğunu anlatan Denktaş, ''Devleti, halkın egemenliğini, Türkiye'ye bağlılığımızı korumak andını içerlerken seni hatırladım. Ruhun şad oluyor diye düşündüm. Ve emin ol ki bu halk senin kemiklerini sızlatmayacaktır. Türkiye'den ayrılmayacaktır. Türkiye ile birlikte, tarihimize, şehitlerimize, halkımıza yaraşır, sağlam şerefli bir anlaşma yapmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Ruhun şad olsun'' diye konuştu.

HURRIYET 15/01/04

Erdoğan, Annan'a çağrıda bulunacak

Gül: Kıbrıs'ta, Annan Planı çerçevesinde görüşmeler için hazırız. Başbakan, BM Genel Sekreteri'ne, 'Müzakereyi başlatın' diyecek

15/01/2004 RADIKAL

MURAT YETKİN
ANKARA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin Kıbrıs'ta Annan Planı üzerinde müzakerelerin başlamasından yana ve buna hazır olduğunu açıkladı. Bu durumun Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da beyan edileceğini söyleyen Gül, Erdoğan'ın Annan'a "Müzakere çağrısı yapın" diyeceğini söyledi.
AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin Türkiye'ye ilk kez böyle bir dönemde geliyor olmasının önemine dikkat çeken Gül, "AB
'den tarih almaya çok yaklaştık. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz" diye konuştu. Prodi'ye, "Biz elimizden geleni yapacağız.
Ama 'Ver, kurtul' beklemeyin. Rum tarafını da uzlaşmaya ikna edin" diyeceklerini açıklayan Gül, ABD'ye de sürpriz bir çağrı yaptı:

"Amerika'nın Kıbrıs konusunda her türlü olumlu katkısını memnunlukla karşılarız."
Gül, İncirlik'in Irak'taki asker değiştirme işleminde kullanılması konusunda Meclis kararına gerek olmadığını, bu konuda Genelkurmay ve Dışişleri hukukçularının ortak görü
ş ürettiğini ve kontrolün Genelkurmay'da
olduğunu belirtti. Türkiye'nin Irak'ta Kürt etnik temelinde bir federasyona karşı olduğunu tekrarlayan Gül,
bu konuyu ABD Başkanı George Bush'a da açacaklarını söyledi. Gül, Prodi'nin Ankara ziyareti öncesinde Radikal'in sorularını şöyle yanıtladı:
8 Ocak'ta Çankaya'daki Kıbrıs toplantısını "MGK'da görüşülecek" diye bitirmeniz, devlet kurumları arasındaki uzlaşmanın MGK'da sağlanabileceği yorumuna yol açtı. Oysa siz uzlaşmazlık olmadığını söylüyorsunuz. Askeri ve sivil kesim arasında uzlaşma sağlandı mı?
Hükümetin önünde çetin konular var. Bunları çözmemiz lazım. Sadece Kıbrıs değil. Çözümde geciktik. Elimiz zayıflıyor. Erteleyince kurtulmuyoruz. Kıbrıs'ta da geldiğimiz nokta bu. Geçmişte kazanabileceğimiz pek çok şeyi, gecikerek kaybettiğimizi görüyoruz. Hükümetimiz tek başına iktidar ve çözümde kararlı. Önümüzde kritik bir tarih var: 1 Mayıs 2004. Türkiye 2004 sonuna dek AB'den üyelik tarihi almak istiyor, hiç bu kadar yakın da olmamıştı. Sorunları çözmek için gay
ret etmemiz gerekiyor.
Baştan şöyle bir usul benimsedik: Konu iki kurumu en çok ilgilendiriyordu. Güvenlik yönünden Türk Silahlı Kuvvetleri, siyasi yönden de Dışişleri Bakanlığı. Ayrı ayrı görüş yazıp birleştirmek yerine, Dışişleri ve Genelkurmay baştan i
tibaren birlikte çalıştı. Uzun ve ayrıntılı görüşmeler yapıldı. En üst seviyelerde karşılıklı olarak onaylandı. Bu çalışma tamamen bitmiş değil. Hâlâ birkaç konu var, ne olduğunu elimizi zayıflatmamak için söyleyemem. Şu an bile içeride çalışma sürüyor. Ama birkaç gün içinde bitireceğiz. KKTC'deki yeni hükümete de danışacağız ve müzakereleri başlatacağız. Müzakereleri başlatmaya hazırız. Çankaya toplantısında da bu konuşuldu. Cumhurbaşkanı da müzakerelerin başlamasından yana.

'MGK'da değerlendirilecek'
Prodi "AB'ye girmek istiyorsunuz ama, karar için hâlâ MGK'yı, askeri bekliyorsunuz" derse ne yanıt vereceksiniz?
Biz MGK'da değerlendirileceğini söyledik. MGK'da karar alınacak demedik. AB'ye girmek isteyen bir ülke, bir yönetim olarak bunu nasıl deriz? Bu konular MGK'nın zaten gündemindedir. Anayasal bir kuruluş, orada
görüşülmeyecek de nerede görüşülecek? MGK'yı böyle tartışırsak, Türkiye olarak bütün tezlerimizi çürütmüş oluruz. Hükümetimiz bütün görüşleri değerlendirecek ve siyasi iradesini kullanarak k
arar verecek.
Prodi'ye Kıbrıs için ne diyeceksiniz?
Hazırlığımızın, sorunu BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı çerçevesinde Kıbrıs'ta çözüm amacıyla müzakerelerin bir an önce başlatılması yönünde olduğunu söyleyeceğiz. Ama şunu da söyleyeceğiz: Bizden ver-kurtul bekleyemezsiniz. Zaten Güney Kıbrıs'ı alarak bir hata yaptınız. Şimdi çözüm olacaksa, onları da uzlaşmaya ikna etmeniz lazım. Biz, Türk hükümeti ve KKTC hükümeti olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Siz de siyasi iradenizi tek taraflı kullanmayın
, çözüm için Rumları ikna edin.
Erdoğan, Annan'a ne götürecek?
Annan'a, Türkiye'nin kendi planı çerçevesinde müzakerelere
başlamaya hazır olduğu ve müzakere çağrısı yapmasını beklediği söylenecek.
Peki planla ilgili düzeltme önerileri de verilecek mi?
Kimse bizden müzakere pozisyonunu kamuoyuna açıklamamızı beklemesin. BM Genel Sekreteri'nin müzakerelere başlaması asıl merhaledir. Biz Kıbrıs'ta Türk halkını yeniden acılara maruz bırakmayacak, hakkını koruyacak, adil ve kalıcı çözüm peşindeyiz. Taktik yapmıyoruz, stratejik bakıyoruz. Amacımız gerçekten 1 Mayıs'a dek çözüm bulunması. Çünkü Kıbrıs Türk halkının da, Türkiye'nin de çıkarına olan, böyle bir çözümün 1 Mayıs'a dek bulunması. Biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Kimsenin bize söyleyeceği bir söz kalmamalı. Bu mesele Türkiye'de hiç şu anda olduğu kadar ciddiyetle ele alınmadı.
Kulislerde ABD'nin arabulucu olabileceği söyleniyor. Bu tür temas var mı?
Çeşitli temaslar var. Çok ilgileniyorlar. Onlara da çağrımız şu: 'Böyle bir fırsat hiç çıkmamıştı. Haklı, adil, kalıcı bir çözüm için olumlu katkınız olacaksa, memnuniyetle karşılarız.' ABD dünyanın süper gücü, Türk tarafının da çıkarlarını koruyacak, taraf tutmayacak olumlu katkısına açığız. Şimdilik bu kadar konuşacağım.
Kıbrıs ve A
B konularında muhalefete bilgi vermemekle eleştiriliyorsunuz.
Doğru değil. Benim talimatımla müsteşarımız sayın Uğur Ziyal, CHP'nin bu konularla ilgili sorumlusu Sayın Onur Öymen'e ve DYP'den sayın Nüzhet Kandemir başkanlığındaki bir heyete gelinen nokta
konusunda çok ayrıntılı bilgi verdi; her şeyi paylaştık. Ama doğrusu ben CHP'den Kıbrıs ve AB konularında bize daha aktif, daha teşvik edici destek vermesini beklerdim. Tam beklediğimiz gibi olmuyor.

İncirlik'te Genelkurmay yetkili
İncirlik'in kullanılması konusunda kamuoyuna neden zamanında açıklama yapılmadı?
Aslında süregiden bir operasyondu. Yalnızca ABD'liler değil, İtalyanlar, Macarlar, Romenler, Irak'ta görev yapan diğerleri de kullandı. Her şey BM'nin 1483 ve 1511 sayılı kararları çerçevesinde yapılıyor. Başlamadan hem Genelkurmay, hem de Dışişleri hukukçularından ayrıntılı görüş aldık.
Ortak görüş, BM kararının bağlayıcı olduğu, Bakanlar Kurulu ve Meclis kararına gerek duyulmadığı yönündeydi.
Önce gizli tutuldu, ama daha ABD de, diğerleri de talepte bulunmadan çok önce, 13 Kasım'da, benim teklifimle gizliliği de kaldırıldı. ABD'nin talebi aralık sonuna doğru geldi. Terörle mücadele konusunda gerekli bir işbirliği olarak değerlendiriliyor. Genelkurmay'a uçuş rotaları bildiriliyor ve her şey Genelkurmay'ın kontrolünde yürüyor.

'Irak'ın bütünlüğü korunmalı'
Irak'ın kuzeyinde etnik temelde Kürt federasyonu kuruluşu için girişimler hızlanıyor. Bu konuları Amerikalılarla da konuşuyor musunuz? Daha önce söz vermişlerdi, şimdi ne diyorlar?
Bu bizim için de, Irak için de çok önemli bir konu. Biz orada dini, ya da etnik temelde oluşumlar istemiyoruz. Kürtler bu bölgenin insanıdır. 15 yıl biz koruduk. Şimdi kendi topraklarında mutlu yaşasınlar isteriz.
Ama bunun Irak'ın bütünlüğü içinde olmasını isteriz.
Seçim yoluyla isterlerse Irak'a cumhurbaşkanı da seçilirler. Ama Ortadoğu yeni ayrılıkları kaldıracak durumda değil.
Biz de değiliz. Kendileriyle de, diğer Iraklılarla da, Amerikalılarla da sürekli konuşuyoruz. Zaten girişimlerimiz sonucu ABD'nin son günl
erdeki tavrında olumlu yönler görüyoruz. Bunları ABD ziyareti sırasında Başkan George Bush'a da söyleyeceğiz.
Türkiye Irak'a olumlu katkı veriyor. Irak'ın kurtuluşuna en büyük katkıyı biz verdik ve hâlâ veriyoruz. Amerikalılar da bunu biliyor. O nedenle s
öylediklerimizi dikkate alacaklarını düşünüyoruz.

Talat görevi Eroğlu’ndan devraldı

Talat: Daha başarılı olma hedefiyle hareket edeceğiz, görevi layikıyla yerine getirmeye çalışacağız


Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler ile Demokrat Parti’nin oluşturduğu ve dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından atanan hükümetin başbakanı Mehmet Ali Talat, başbakanlık görevini UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu’ndan devraldı.

Başbakan Talat, görev devir tesliminin demokrasinin gereği olduğunu belirterek, daha başarılı olma hedefiyle hareket edeceklerini, güzel ve iyi şeyler yapmak istediklerini ifade etti ve görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışacaklarını söyledi.

Görev devir teslimlerinin ardından her zaman kutlama ziyaretleri yaşandığını, çiçekler getirilip gönderildiğini anımsatan Talat, kendisine kutlama ziyareti yapılmaması ve çiçek gönderilmemesi ricasında bulundu. Kutlamanın mesajlarla mümkün olduğunu ifade eden Talat, çiçek gönderme ve benzeri tutum

içerisine girecek kişi ve kuruluşların Eğitim Vakfı’na bağış yapmalarının kendisini daha da memnun edeceğini belirtti.

UBP Genel Başkanı Eroğlu ise, görevi devralan Talat’a ve hükümetine görevlerinde başarılar diledi. Eroğlu, “Başarılı olması halkın menfaatinedir. Dolayısıyla biz de bize düşen görevi muhalefet olarak yerine getirme gayreti içerisinde olacağız. Hayırlısı olsun” dedi.

Danışmanı Bayram Çelik’le birlikte saat 12.30’da başbakanlığa giden Talat, yaklaşık yarım saat süreyle Eroğlu’yla görüştü. Görüşmede, başbakanlık müsteşarları Mustafa Tokay ile Hasan Güngör de hazır bulundu.

EROĞLU: ÜLKEMİZİN HİZMETİNDE OLDUK

İlk konuşmayı yapan UBP Genel Başkanı Eroğlu, seçimlerin iktidar değişikliği getirdiğini ve görevini devrettiğini dile getirerek, “Bizler halkımızın seçtiği kişiler olarak ülkemizin hizmetinde olduk. Başbakanlık görevini yaparken, ülkeye hizmet, devlete sahip çıkma esaslı politikamız olmuştur” dedi. Eroğlu, hükümetlerin devamlılığı olduğunu, yeni başbakanın da kendi hükümet programı doğrultusunda hükümet edeceğini kaydetti.

TALAT: DAHA BAŞARILI OLMA HEDEFİYLE HAREKET EDECEĞİZ

Hükümetin “toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti” olduğunu, toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Talat, “Hele bir çözüm süreci yaşarken... Öyle görünüyor ki, bütün koşullar olgunlaşmıştır; Türkiye hükümeti de bu çizgiyi izleme kararlılığındadır. Böyle birşey yaşarken mutlaka toplumsal uzlaşma içinde hareket etmek zorundayız” dedi.

Partilerle, örgütlerle, halkla işbirliği içinde olmak gerektiğini söyleyen Mehmet Ali Talat, kendilerinin kimseyle kavga etme niyetinde olmadıklarını dile getirdi. Talat, Eroğlu’nun da toplumsal uzlaşmaya katkı yapacağına inandığını belirtti.

İçinde bulunulan dönemde iktidar ile muhalafetin işbirliğine çok ihtiyaç olduğunu ifade eden Talat, önümüzdeki günlerde işbirliği olanaklarının nasıl geliştirilebileceğinin konuşulması gerektiğini, Başbakan olarak bunu isteyeceğini kaydetti. Talat, “Sonuçta aynı gemideyiz, gemi batarsa hepimiz batmış oluruz” dedi.

Başbakan Talat, kutlama ziyareti ve çiçek konusunda konuşurken, Eğitim Vakfı’na bağışın eğitim açısından güzel ve önemli olacağını, kutlama ziyaretlerinin olmamasının da iş yapmayı kolaylaştıracağını söyledi.

HALKIN SESI 15/01/04

Liderimizi anıyoruz

Özgürlük Mücadelesi Önderi Dr. Fazıl Küçük ölümünün 20’nci yıldönümü olan bugün anılacak

Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük, ölümünün 20’inci yıldönümü olan bugün düzenlenecek tören ve etkinliklerle anılacak.

İlk tören saat 10.15’te Anıt Tepe’de protokol sırasına göre çelenklerin anıt mezara sunulmasıyla başlayacak. Bunu saygı duruşu ve saygı atışı izleyecek, İstiklal Marşı ile gönderdeki bayrakların yarıya indirilmesini, anıt özel defterinin imzalanması takip edecek.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın yapacağı konuşma sonrasında Anıttepe Dr. Fazıl Küçük Müzesi’ndeki fotoğraf sergisi gezilecek.

Lefkoşa Türk Belediyesi, halkın Anıttepe’deki törenleri izlemesine olanak sağlamak amacıyla bugün saat 09.15’ten itibaren Yazlık Mücahitler Gazinosu önünden ücretsiz minibüs kaldıracak.

Günün ikinci anma etkinliği Lefkoşa’daki Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’de saat 14.30’da Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, İçişleri ve İskan Bakanlığı’na bağlı Dr. Fazıl Küçük (Anma Yaşatma) Komitesi ve Dr. Fazıl Küçük Vakfı tarafından düzenlenecek.

“DR KÜÇÜK ANI KOŞUSU”

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın bilgisinde Çamlıbel Aysun İlkokulu ile Atletizm Federasyonu işbirliği ve bölge ilkokullarının katılımıyla düzenlenen “Dr. Küçük Anı Koşusu”nun dördüncüsü, saat 11.30’da Çamlıbel’de koşulacak.

Çamlıbel Aysun İlkokulu Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, “Dr. Küçük Anı Koşusu” kızlar ve erkekler kategorisinde ayrı ayrı koşulacak.

DR MÜZESİ’NDEKİ SERGİ

Öte yandan Girne Caddesi’ndeki Dr. Fazıl küçük Müzesi’ndeki Portre ve Fotoğraf Sergisi ise halk tarafından 16-23 Ocak tarihleri arasında 08.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

POSTA DAİRESİ GÖNDERİLERE KAŞE UYGULAYACAK

Posta Dairesi Müdürlüğü de bugün Lefkoşa (Kaymaklı) Merkez Postanesi’nde tüm gelen ve giden gönderilerin ön yüzüne kaşe tatbik edecek.

HALKIN SESI 15/01/04

Yeni hükümet işbaşında

Bakanlıklarda dün devir teslim törenleri yapıldı

Yeni hükümet işbaşında

EROĞLU DEVRETTİ... Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP/BG) ile Demokrat Parti'nin (DP) oluşturduğu ve pazartesi günü Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından atanan hükümetin başbakanı Mehmet Ali Talat, başbakanlık görevini UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'ndan devraldı

BAKANLIKLARDA DEVİR TESLİM... Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, görevi, eski bakan Mustafa Arabacıoğlu'dan devraldı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı eski bakanı Salih Miroğlu görevi yeni bakan Ömer S. Kalyoncu'ya devrederken, İçişleri Bakanı Özkan Murat da görevi eski bakan Mehmet Albayrak'tan devraldı

GÜZEL VE İYİ ŞEYLER YAPACAĞIZ... Başbakan Mehmet Ali Talat: Daha başarılı olma hedefiyle hareket edeceğiz. Güzel ve iyi şeyler yapmak istiyoruz. Görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışacağız. Hükümet, toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümetidir. Toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç duyulmaktadır

KAVGA ETME NİYETİNDE DEĞİLİZ... "Çözüm süreci yaşarken, öyle görünüyor ki, bütün koşullar olgunlaşmıştır; Türkiye hükümeti de bu çizgiyi izleme kararlılığındadır. Böyle bir şey yaşarken mutlaka toplumsal uzlaşma içinde hareket etmek zorundayız. Partilerle, örgütlerle, halkla işbirliği içinde olmak gerekiyor. Kimseyle kavga etme niyetinde değiliz"

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP/BG) ile Demokrat Parti'nin (DP) oluşturduğu ve önceki gün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından atanan hükümetin başbakanı Mehmet Ali Talat, başbakanlık görevini UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'ndan devraldı.

Başbakan Talat, görev devir tesliminin demokrasinin gereği olduğunu belirterek, daha başarılı olma hedefiyle hareket edeceklerini, güzel ve iyi şeyler yapmak istediklerini ifade etti ve görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışacaklarını söyledi.

Görev devir teslimlerinin ardından her zaman kutlama ziyaretleri yaşandığını, çiçekler getirilip gönderildiğini anımsatan Talat, kendisine kutlama ziyareti yapılmaması ve çiçek gönderilmemesi ricasında bulundu. Kutlamanın mesajlarla mümkün olduğunu ifade eden Talat, çiçek gönderme ve benzeri tutum içerisine girecek kişi ve kuruluşların Eğitim Vakfı'na bağış yapmalarının kendisini daha da memnun edeceğini belirtti.

UBP Genel Başkanı Eroğlu ise, görevi devralan Talat'a ve hükümetine görevlerinde başarılar diledi. Eroğlu, "Başarılı olması halkın menfaatinedir. Dolayısıyla biz de bize düşen görevi muhalefet olarak yerine getirme gayreti içerisinde olacağız. Hayırlısı olsun" dedi.

14 Aralık seçimlerinden birinci parti çıkan CTP-BG'nin genel başkanı olan ve kurduğu hükümet dün cumhurbaşkanı tarafından atanan Mehmet Ali Talat'ın, Eroğlu'ndan başbakanlık görevini devralması dün saat 13.00'te gerçekleşti.

Danışmanı Bayram Çelik'le birlikte saat 12.30'da başbakanlığa giden Talat, yaklaşık yarım saat süreyle Eroğlu'yla görüştü. Görüşmede, başbakanlık müsteşarları Mustafa Tokay ile Hasan Güngör de hazır bulundu.

Görüşmenin ardından devir teslim törenini izlemek için başbakanlığa gelen gazetecileri makam odasına kabul eden iki lider, önce açıklama yaptı ve ardından el sıkışarak sembolik olarak görev devir teslimini gerçekleştirdi.

Başbakanlık görev devir teslim törenini kalabalık bir medya ordusu izlerken; bazı televizyon kanalları da olayı canlı olarak yayımladı.

Eroğlu: Ülkemizin hizmetinde olduk

İlk konuşmayı yapan UBP Genel Başkanı Eroğlu, seçimlerin iktidar değişikliği getirdiğini ve dün görevini devrettiğini dile getirerek, "Bizler halkımızın seçtiği kişiler olarak ülkemizin hizmetinde olduk. Başbakanlık görevini yaparken, ülkeye hizmet, devlete sahip çıkma esaslı politikamız olmuştur" dedi. Eroğlu, hükümetlerin devamlılığı olduğunu, yeni başbakanın da kendi hükümet programı doğrultusunda hükümet edeceğini kaydetti.

Eroğlu, demokrasilerde seçimlerin kaçınılmaz olduğunu, KKTC'nin de demokratik bir ülke olduğunu, seçimlere göre hükümetlerin oluştuğunu anlatarak, "Bizler de, halkımızın verdiği görevi yıllarca halka layık olma düşüncesi içerisinde yapmaya gayret ettik. Tabii ki bunun takdiri yine halk tarafından yapılır" şeklinde konuştu.

Bugüne kadar kendisinin 7 kez hükümet kurduğunu, şimdi görevi Talat'a devrettiğini dile getiren Eroğlu, kendilerine şimdi muhalefet görevi düştüğünü, ülke menfaatleri doğrultusunda muhalefet görevini yerine getirmeye çalışacaklarını, bunu yaparken de iktidarla diyalog içinde olma gayretinde olacaklarını söyledi.

Talat: Toplumsal uzlaşma içinde

hareket etmek zorundayız

Hükümetin "toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti" olduğunu, toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Talat, "Hele bir çözüm süreci yaşarken... Öyle görünüyor ki, bütün koşullar olgunlaşmıştır; Türkiye hükümeti de bu çizgiyi izleme kararlılığındadır. Böyle bir şey yaşarken mutlaka toplumsal uzlaşma içinde hareket etmek zorundayız" dedi.

Partilerle, örgütlerle, halkla işbirliği içinde olmak gerektiğini söyleyen Mehmet Ali Talat, kendilerinin kimseyle kavga etme niyetinde olmadıklarını dile getirdi. Talat, Eroğlu'nun da toplumsal uzlaşmaya katkı yapacağına inandığını belirtti.

İçinde bulunulan dönemde iktidar ile muhalefetin işbirliğine çok ihtiyaç olduğunu ifade eden Talat, önümüzdeki günlerde işbirliği olanaklarının nasıl geliştirilebileceğinin konuşulması gerektiğini, Başbakan olarak bunu isteyeceğini kaydetti. Talat, "Sonuçta aynı gemideyiz, gemi batarsa hepimiz batmış oluruz" dedi.

Başbakan Talat, kutlama ziyareti ve çiçek konusunda konuşurken, Eğitim Vakfı'na bağışın eğitim açısından güzel ve önemli olacağını, kutlama ziyaretlerinin olmamasının da iş yapmayı kolaylaştıracağını söyledi.

Talat sözlerinin sonunda ise, "Sayın Eroğlu, uzun süre bu görevi yürüttü. Eleştirilerimizle, övgülerimizle sonuçta bu ülkenin yönetimine katkıda bulundu. Kendisine teşekkür ediyorum ve bundan sonraki siyasi yaşamında başarılar diliyorum. Tabii ki sadece siyasi yaşamında değil, özel yaşamında da" şeklinde konuştu.

Celal: Arabacıoğlu'nun bıraktığı

yerden göreve devam edeceğiz

CTP/BG- DP Hükümeti'nin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, bu görevi, eski bakan Mustafa Arabacıoğlu'dan devraldı.

Hüseyin Celal, bakanlık görevini devraldığı Mustafa Arabacıoğlu'nun, doktor ve bakan olarak halka hizmeti geçmiş, kendisini ortaya koymuş bir insan olduğuna işaret ederek, "Onun bıraktığı yerden devam edeceğiz" dedi.

Celal, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı görevine ikinci kez geldiğini, olaylara bu kez daha farklı baktığını ifade ederek, özellikle sağlık çalışanlarının, kendinden veren özverili çalışanlar olduğunu kaydetti.

Sağlığın sorunları olan bir dal olduğunu anlatan Hüseyin Celal, bakanlığı döneminde daha iyiyi yapmaya çalışacağını söyledi.

Celal, hükümetin "çözüm ve uzlaşma hükümeti" olduğunu belirterek, bakanlık olarak da bu tümceye uygun hareket edeceklerini kaydetti, geleceğe umutla baktığını vurguladı.

Arabacıoğlu: Sağlık ve eğitim bakanlıkları

özveri isteyen iki ayrıcalıklı bakanlıktır_

Bakanlık görevi dünkü devir teslimle sona eden Mustafa Arabacıoğlu ise yaptığı konuşmada, 30 aylık bakanlık çalışmalarıyla ilgili raporları yeni bakana verdiğini, bunun dışında başlatılan veya süren çalışmalarla ilgili olarak da her zaman bilgi vermeye hazır olduğunu söyledi.

Arabacıoğlu, kendisine göre her hükümette eğitim ve sağlık bakanlıklarının ayrıcalıklı bakanlıklar olduğunu ifade ederek, bu iki bakanlığın, tüm çalışanlarıyla özveri istediğini kaydetti.

Arabacıoğlu, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı görevini ikinci kez yapacak olan Hüseyin Celal'in bu konuda deneyimi olduğunu ifade ederek, kendisine başarı dileğinde bulundu.

Yeni poliklinik binası

Bakan olarak görev yaptığı 30 aylık çalışmalarla ilgili tüm raporları Hüseyin Celal'e verdiğini, yine de bunun dışında kalan tüm konularda bilgi vermeye hazır olduğunu yineleyen Mustafa Arabacıoğlu, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde yeni yapılan poliklinikle ilgili dün gazetelere yansıyan haberlere cevap verdi. Arabacıoğlu, yeni poliklinik binasının sağlam olmadığına yönelik haberlerin kaynağının Tıp-İş genel başkanı olduğunu ifade ederek, yeni poliklinik binasının yapımı öncesinde binanın sağlamlığıyla ilgili olarak Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ile gerekli yazışmaların yapıldığını, inşaata öyle başlandığını söyledi. Arabacıoğlu, poliklinik binasıyla ilgili en küçük bir sorunun söz konusu olmadığını, binanın güzel bir eser olduğunu anlatarak, polikliniğin bugüne kadar açılmamasının nedeninin telefon santralı ihalesinin bu ayın içinde sonuçlanacak olması olduğunu belirtti.

Arabacıoğlu, elektrik kesintilerine karşı jeneratör alımı yoluna da gidildiğini anlatarak, tüm bunların tamamlanmasından sonra polikliniğin açılışının yapılabileceğini ifade ederek, "bu tür asılsız haberlere kaynaklık edenlere üzüldüğünü" söyledi.

Mustafa Arabacıoğlu, 30 aylık bakanlığı döneminde birlikte oldukları tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.

Kalyoncu: Önümüzdeki dönem

hizmetler daha da Avrupai olmalıdır

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'nda devir teslim gerçekleştirildi ve eski bakan UBP Milletvekili Salih Miroğlu görevi yeni bakan CTP-BG Milletvekili Ömer S. Kalyoncu'ya devretti.

Görevi devralan Kalyoncu, gelinen noktadan itibaren hizmetlerin daha ileriye götürülmesini bakanlık personeli ve yurttaşlarla birlikte gerçekleştirmeye çalışacaklarını söyleyerek, önümüzdeki dönem hizmetlerin daha Avrupai olması gerektiğini vurguladı.

Miroğlu, görevi devrederken yaptığı konuşmada, yeni hükümette Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevini Kalyoncu'nun devraldığını belirterek şöyle dedi:

"Görevi kendilerine devrediyorum. 5 yıl Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'nda görev ifa ettim. Bakanlık son derece geniş bir alana sahip bir bakanlık ve özellikle altyapı hizmetleri sunan bir bakanlık. Geçtiğimiz 5 yılda KKTC'de, çalışma arkadaşlarımla birlikte hangi noktaya geldiğimiz elbette halkımız tarafından değerlendirilmektedir veya değerlendirilmiştir."

KKTC'nin altyapı gereksinimlerinin büyük bölümünü geride bıraktığını düşündüğünü söyleyen Miroğlu, daha yapılacak hizmetlerin mutlaka bulunduğunu, Kalyoncu'nun daha önce farklı alanda da olsa bakanlık görevi yapmış son derece birikimli ve deneyimli bir insan olduğunu, görevi aldığı noktadan daha ileriye götüreceğine emin olduğunu, bunu da yürekten dilediğini kaydetti.

Bağımsız ve özgür KKTC'nin daha bayındır hale gelmesinin son derece önemli olduğunu ve ertelenemeyeceğini belirten Miroğlu, böylece devletin dünyaya en güzel şekilde takdim edileceğini kaydetti.

Bu hizmetleri gerçekleştirirken her zaman anavatanla işbirliği ve dayanışma içinde bulunduklarını ve Türkiye hükümetlerinin özellikle Büyükelçiliğin büyük yardım ve desteklerini gördüklerini ifade eden Miroğlu, elbette bundan sonra da böyle olacağını belirterek, Anavatana Türkiye'ye ve Büyükelçiliğe teşekkür etti.

Miroğlu, bakanlığa bağlı tüm kuruluşların oldukça ileri mesafeler aldıklarını kaydederek, yakında KKTC'nin en büyük gereksinimi olan Ercan Havaalanı hizmete gireceğini, halka ve ülkeye bu hizmetlerin devam ettirileceğini belirtti.

Miroğlu, 5 yıllık çalışma döneminde kendisine yardımcı olan tüm bakanlık personeline teşekkür etti. Miroğlu, personelin fevkalade disiplinli çalıştığını ve yeni bakana aynı çerçevede aynı tutumla yardımcı olacaklarından emin olduğunu söyledi.

Miroğlu, Kalyoncu'ya başarılar dileyerek, daha güzel günler göreceklerini düşündüğünü kaydetti. Miroğlu, görevi süresince basınla da çok iyi ilişkileri olduğunu belirterek, tüm basın mensuplarına teşekkür etti.

"Görevi devralmaktan mutluluk duydum"

Kalyoncu ise görevi Miroğlu'ndan devralmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, onun geçmişten beridir tanıdığı ve sevdiği bir arkadaşı olduğunu, gelinen noktadan itibaren hizmetlerin daha ileriye götürülmesini bakanlık personeli ve yurttaşlarla birlikte gerçekleştirmeye çalışacaklarını söyledi.

Personelin uzman personel olduğuna emin olduğunu, bu konuda büyük bir sıkıntı çekmeyeceklerini söyleyen Kalyoncu, yapılan hizmetlerin topluma yapılmış hizmetler olduğunu ve bunları takdirle anacak olanın da toplum olduğunu belirtti.

Toplumun her zaman daha iyiye layık olduğunu ifade eden Kalyoncu, önümüzdeki dönem hizmetlerin daha da Avrupai olması gerektiğinin toplumun da inancı olduğunu, bu nedenden dolayı daha büyük çaba göstermek gerektiğini kaydetti.

Kalyoncu, Miroğlu'na da bakanlıkta bulunarak görevi kendisine devrettiği için teşekkür etti.

Murat: Yapacak çok işimiz var

CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti İçişleri Bakanı Özkan Murat görevi eski bakan Mehmet Albayrak'tan devraldı. Saat 12.30'da bakanlıkta gerçekleşen devir teslim töreninde bakanlık müsteşarları Nilgün Şefik, Mustafa Kemal Kiracıoğlu ve Özel Kalem Müdürü Mehmet Ayder de hazır bulundu.

İçişleri Bakanı Özkan Murat, Mehmet Albayrak'ın şeffaflığı, dürüstlüğü ve demokratlığı ile tanınan biri olduğunu, bakanlıkta, geriden gelen pürüzle karşılaşacağını sanmadığını söyledi.

Görevinin zorluğunun bilincinde olduğunu ancak yapılacak çok iş bulunduğunu kaydeden Murat, "Gerek vatandaşlıklar gerek emniyetle ilişkiler ve iskanla ilgili yapılacak işler var" dedi.

Mehmet Albayrak ise, görevi gönül rahatlığı ve vicdanı huzurluyla teslim ettiğini ifade ederek, Özkan Murat'ın tarafsız davranıp herkesi kucaklayarak, bürokratlarla birlikte ülkeyi daha güzel günlere taşıyacaklarına inandığını söyledi.

Murat

İçişleri Bakanı Özkan Murat konuşmasında, Mehmet Albayrak'ın şeffaflığı, dürüstlüğü ve demokratlığıyla tanınan biri olduğunu kaydetti. Murat, "Kendisinden görevi almak gurur verici" dedi.

1994'te ilk bakan olduğunda genç ve deneyimsiz olduğunu, bakanlığa geldiğinde birçok şeyi yapmak istediğini, ancak devlet idaresinde düşünülen şeylerin bir çırpıda yapılamadığını, zaman istediğini gördüğünü ifade eden Özkan Murat, bayrağı Albayrak'tan salim şekilde aldığına inandığını ve daha ileriye götüreceğini söyledi.

Bayrak yarışının dostça bir yarış olduğunu, seçimlerin geride kaldığını ve kurulan hükümetin toplumsal uzlaşma ve barış hükümeti olacağını vurgulayan Murat, seçimlerdeki söylem ve davranışların geride kaldığını ve artık görevlerinin vatandaşa hizmet olduğunu kaydetti. Görevin ağırlığının farkında

olduğunu ve hukukçu bir kişi olarak bakanlıkta yapılacak işlerin hukuk bilgisi gerektirdiğini anladığını vurgulayan Murat, "Bu görevin üstesinden geleceğime inanıyorum" dedi.

İcraatların hukuk çerçevesinde yapılmasına özen göstereceklerini ifade eden Özkan Murat, "Gerek vatandaşlıklar gerek emniyetle ilişkiler ve iskanla ilgili yapılacak işler vardır. Bunları hukuka ve mevzuata uygun şekilde ve varsa eksikler, yanlışlar bunları mevzuatta düzelterek hukuk dışı şeyleri ortadan kaldırıp yolumuza devam edeceğiz" dedi. Bir pürüz bulacağını sanmadığını dile getiren Murat, ancak aldığı bakanlıkta yapılacak çok işler olduğunu ifade etti.

Albayrak'a bundan sonraki yaşamında mutluluk dileyen Murat, "Bakanın birine sormuşlar en mutlu anın ne zamandır diye o da 'görevi teslim alıp devrettiğim zamanlardır' demiş" diyerek espri yaptı.

Albayrak

Eski İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak görev devir teslim sırasında yaptığı konuşmada, görevi gönül rahatlığı ve vicdanı huzur içinde teslim etmekte olduğunu söyledi.

İlk 2.5 yılı Çalışma, İskan ve Sosyal Güvenlik Bakanı, ikinci 2.5 yılı da İçişleri, Köyişleri ve İskan bakanı olmak üzere 5 yıldır görev yaptığını hatırlatan Albayrak, "Bu teslim töreninde övünç kaynağımız olan demokrasiyi bir kez daha yaşamanın ve halkımıza da yaşatmanın mutluluğu içindeyim" dedi.

Makamların kalıcı olduğunu ve halka hizmet için var olduğunu kaydeden Albayrak, bu makamlara gelen kişilerin ise geçici olduğunu, bunun bir bayrak yarışı olduğunu ifade etti. Mehmet Albayrak, 5 sene süresince bayrağı gururla taşıdığını ve halkın takdiri doğrultusunda bayrağı Özkan Murat'a teslim etmenin gururunu yaşadığını belirtti.

İçişleri Bakanlığı'nın oldukça geniş bir hizmet alanı bulunduğuna, KKTC insanının doğumundan ölümüne kadar, her anında, her alanında ve yurdun her köşesinde hizmet veren bir bakanlık olduğuna dikkat çeken Albayrak, "Yeni bakana 'kolay gelsin' diyorum. Bu, zor ama önemli görevi en iyi şekilde yapacağına inanıyorum" dedi.

DP Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu'nun bütçe görüşmelerinde "Polis de içişlerine bağlansa (bakanlık) tek başına hükümet olurdu" dediğini hatırlatan Albayrak, çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.

Albayrak, Murat'ın tarafsız davranıp herkesi kucaklayarak, bürokratlarla birlikte ülkeyi daha güzel günlere taşıyacaklarına inandığını söyledi.

KIBRIS 15/01/04

Meclise kadın başkan

KKTC TARİHİNDE İLK KEZ: Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı'na, CTP/BG Güzelyurt Milletvekili Fatma Ekenoğlu seçildi. Mecliste ikinci dönemi olan Ekenoğlu için dün genel kurulda yapılan oylamada 32 kabul, 18 ret oyu kullanıldı. Ekenoğlu'nun adaylığına CTP/BG, DP ve BDH milletvekilleri destek verirken, UBP milletvekillerinin tümü de karşı çıktı. İki çocuk annesi olan 47 yaşındaki Ekenoğlu'nun meclis başkanlığına seçilmesi, KKTC tarihinde bir ilki oluşturuyor

EKENOĞLU: TARİHİ SORUMLULUKLARIMIZ VAR: Seçilir seçilmez alkışlar arasında başkanlık koltuğunu Derviş Eroğlu'ndan devralan Fatma Ekenoğlu, yaptığı kısa teşekkür konuşmasında, anayasaya ve meclis içtüzüğüne uygun hareket edeceği sözünü verdi. Ekenoğlu, yaşanılan bu olağanüstü dönemde meclisi yoğun bir çalışma temposunun beklediğini belirterek, "AB muktesebatına uygun yasaları hazırlamak, bununla ilgili yasal düzenlemeleri hayata geçirmek, tarihi süreçten geçen bu meclisin görevi olacaktır" dedi

Cumhuriyet Meclisi önümüzdeki 5 yıllık dönemde bir kadın başkanla yönetilecek. Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı'na Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Birleşik Güçler(BG) Güzelyurt Milletvekili Fatma Ekenoğlu seçildi.

Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) iki gün boyunca kilitlediği Cumhuriyet Meclisi'nde dün yaşanan yığınla sorunun ardından akşam saatlerinde yapılan seçimde, bu göreve tek aday olan Fatma Ekenoğlu, salt çoğunlukla geldi.

Mecliste ikinci dönemi olan Ekenoğlu için dün genel kurulda yapılan oylamada 32 kabul, 18 ret oyu kullanıldı. Ekenoğlu'nun adaylığına iktidar ortakları CTP/BG, Demokrat Parti (DP) ve Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) milletvekilleri destek verirken, UBP milletvekillerinin tümü de karşı çıktı.

İki çocuk annesi olan 47 yaşındaki Ekenoğlu'nun meclis başkanlığına seçilmesi, KKTC tarihinde bir ilki oluşturuyor.

UBP'nin meclis başkan yardımcılığı seçimiyle ilgili önerisinin iktidar ortakları tarafından kabul edilmemesi ve bu makama DP'nin aday gösterme kararı alması üzerine, Cumhuriyet Meclisi önceki gün olduğu gibi dün de akşam saatlerine kadar çalıştırılmadı.

En yaşlı üye sıfatıyla meclisin geçici başkanlığını yürüten UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun, DP kanadında ortaya çıkan bakan krizini de gerekçe göstererek meclisi açmaması, parlamentoda yaklaşık 6.5 saat süren bir krizin yaşanmasına yol açtı.

4 parti başkanının toplantısının ardından meclisin 16.30'da açılan birleşiminde kabine listesinin okunmasının ardından meclis başkanlığı seçimine geçildi.

Meclis başkanlığı için tek aday olan Fatma Ekenoğlu için oylama yapıldı ve Ekenoğlu salt çoğunlukla bu göreve seçildi.

Meclis başkan yardımcılığı konusundaki krizin aşılamaması üzerine meclis kapatıldı.

Meclis başkan yardımcılığı seçiminin yarın yapılacak meclis toplantısında yapılması bekleniyor.

Alkışlarla görevi devraldı

Seçilir seçilmez alkışlar arasında başkanlık koltuğunu Derviş Eroğlu'ndan devralan Fatma Ekenoğlu yaptığı kısa teşekkür konuşmasında, anayasaya ve meclis içtüzüğüne uygun hareket edeceği sözünü verdi.

Ekenoğlu, yaşanılan bu olağanüstü dönemde meclisi yoğun bir çalışma temposunun beklediğini belirterek, "AB muktesebatına uygun yasaları hazırlamak, bununla ilgili yasal düzenlemeleri hayata geçirmek, tarihi süreçten geçen bu meclisin görevi olacaktır" dedi.

Fatma Ekenoğlu şunları kaydetti:

"Beni bu göreve layık gördüğünüz için teşekkür ederim. Önemli olan bu görevi layıkıyla yapmaya çalışacağım.

Anayasamız ve meclis içtüzüğüne uygun hareket edeceğimin sözünü veriyorum. Yeni kurulan hükümet, toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümetidir. Bu yapıya uygun çalışmaları mecliste de hayata geçirmek asli görevimiz olacaktır.

Bu olağanüstü dönemde bizleri yoğun bir çalışma temposu bekliyor. AB muktesebatına uygun yasaları hazırlamak, bununla ilgili yasal düzenlemeleri hayata geçirmek, tarihi süreçten geçen bu meclisin görevi olacaktır.

Hepimize bu süreçte başarılar diler, sizleri saygı ile selamlarım".

Ekenoğlu'nun özgeçmişi

1956 yılında Baf'ın Altıncı köyünde doğan Dr. Fatma Ekenoğlu, İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden iç hastalıkları uzmanı olarak mezun oldu.

Yurtsever Kadınlar Birliği Merkez Yönetim Kurulu üyeliği yapan Ekenoğlu, milletvekili seçilmeden önce Cengiz Topel Hastanesi'nde çalıştı.

1998 seçimlerinde milletvekili seçilen Fatma Ekenoğlu, 14 Aralık seçimlerinde de sandıktan çıkarak meclise girdi.

Mecliste ikinci dönemi olan Ekenoğlu, İngilizce ve Rumca biliyor.

Ekenoğlu, evli ve iki çocuk annesi.

KIBRIS 15/01/04

Hükümet 3 bakanda ısrarlı

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, kabinedeki üç bakanın durumuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını ve karar çıkana kadar değişiklik yapmayacaklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Denktaş ise, söz konusu maddenin birçok insanın gelecekteki hakkını etkileyebileceğini söyledi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, konuyla ilgili görüşlerini bugün Başbakan Mehmet Ali Talat'a bir yazıyla ileteceğini ve Talat'ın da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a teslim edeceğini söyledi. Denktaş, kabinedeki kendisi dahil DP'li 4 bakanın bugün görevlerini teslim alacaklarını da belirtti.

DP ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURACAK

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) - Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetine dışarıdan atanan 3 DP'li bakanın durumuyla ilgili olarak, DP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağını açıkladı.

Denktaş, bugün bir heyeti kabulü sırasında gazetecilerin sorusu üzerine, hükümetteki sorunun nasıl aşılacağı konusunda DP'de çalışmaların sürdüğünü ve Anayasa Mahkemesi'ne başvurulacağını öğrendiğini söyledi.

Denktaş, ''Anayasa maddesinin tefsirini ancak Anayasa Mahkemesi yapar. Dolayısıyla bu konuda 'Başsavcının görüşü tavsiye mahiyetindedir' diyorlar'' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, söz konusu maddenin çok ciddi bir madde olduğunu ve birçok insanın gelecekteki hakkını da etkileyebileceğini ifade ederek, Anayasa Mahkemesi'nden süratle tefsir alınması gerektiğini vurguladı.

Denktaş, ''3 kişinin içinde, gittiği yerde geçici ikametle yaşayan, çalışan kişiler var. Adam, 'Her gittiğim yerde geçici ikametle yaşadım. Şimdi memleketime geldim. Bana 'burada ikametim yok' nasıl dersiniz' diyerek isyan ediyor'' diye konuştu.

KKTC Başsavcılığı, konuyla ilgili görüşünü dün ilgili birimlere birdirmiş, söz konusu 3 bakanın seçim öncesi 3 yıl ülkede ikamet etmedikleri gerekçesiyle milletvekili seçilme niteliklerine haiz olmadığını ve değiştirilmeleri gerektiğini açıklamıştı.

HURRIYET 16/01/04

Erdoğan: Kıbrıs'ta masadan kaçmak yok

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin ve KKTC'nin müzakere masasından asla kaçmaması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, ''Kıbrıs konusunda ciddi görüş ayrılıkları yok. Usülde bazı farklı görüşler var. Dışişleri yetkililerimiz, Genelkurmay'daki arkadaşlarımız çalışmaları sürdürüyorlar'' dedi.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın AKP'den adaylığı konusunda İstanbul il örgütü ve MYK'nın ''zorlandığını'' belirterek, ''Biz yine de kamuoyu araştırmaları noktasındaki değerlendirmelerden sonra gerek MYK, gerek İstanbul İl Örgütümüz olumlu bir yaklaşım sergilerse değerlendirmeye alırız'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ATV'de canlı yayınlanan Siyaset Meydanı'na katılmak üzere Çankaya İlköğretim Okulu'na gelişinde Milli Eğitim Bakanı Hü
seyin Çelik, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Beybalta ve Okul Müdürü Süleyman Nazif Garibağaoğlu tarafından karşılandı.

ÖĞRENCİLER İZİNLİ SAYILDI

Çankaya İlköğretim Okulu Spor Salonu'nda gerçekleşen programda, yaşları 10-15 arasında değişen ve Türkiye'nin değişik yerlerinden gelen öğrenciler Başbakan Erdoğan'a sorular yöneltti.

Program öncesinde kısa bir açıklama yapan Siyaset Meydanı'nı yöneten Ali Kırca, Başbakan Erdoğan'ın saatin geç olması nedeniyle huzursuz olduğunu belirterek, programa katılan çocuk
ların yarın okullarından izinli olduklarını bildirdi.

Erdoğan da program nedeniyle çocukların uykusuz kalacaklarından üzüntü duyduğunu, ancak yarın izinli olduklarının belirtilmesi üzerine rahatladığını söyledi.

"GÜRTUNA'NIN ADAYLIĞINA İL ÖRGÜTÜNÜN YAKL
AŞIMI OLUMSUZ"

Daha sonra Ali Kırca, çocukların sorularını yöneltmelerini istedi. Bingöl'den gelen bir kız öğrenci, İstanbul'da Ali Müfit Gürtuna'yı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterip göstermeyeceklerini sorunca gülüşmeler oldu.

Kırca'nın, ''Neden Bingöl değil de İstanbul'u merak ediyorsun'' sorusu üzerine Bingöllü öğrenci, ''Bütün medya bunu merak ediyor'' dedi.

Başbakan Erdoğan, bütün iller için aday adaylarının partiye başvurularını yaptıklarını belirterek, her il için üç milletvekili
görevlendirdiklerini, Genel Merkez'de bu milletvekillerinin önerilerini değerlendirmek üzere 12 kurul oluşturulduğunu anlattı.

Erdoğan, bu kurulların aday sayısını üçe indireceğini ve nihai kararı da kendisinin başında bulunduğu üst kurulun vereceğini b
elirtti.

Erdoğan, Ali Kırca'nın, ''Ali Müfit Gürtuna aday listesinde var mı, yok mu'' sorusuna da şöyle yanıt verdi:

''Şu ana kadar Ali Müfit Bey'in İstanbul İl Teşkilatımızın aldığı, maalesef partiye girme noktasındaki yaklaşımı olumsuz. MYK'daki şey
de olumsuz. Olumsuz olduğu için böyle bir karar vermekte, gerek İstanbul il örgütümüz, gerekse MYK'mız şu anda zorlanmaktadır. Ama biz yine de kamuoyu araştırmaları noktasındaki değerlendirmelerden sonra, gerek MYK, gerek İstanbul il örgütümüz olumlu bir yaklaşım sergilerse, değerlendirmeye alırız.''

"KIBRIS'TA MASADAN KAÇAN TARAF OLMAMALIYIZ"

Erdoğan, bir başka öğrencinin, ''AB'ye girdiğimiz zaman Kıbrıs'ı atayacak mıyız'' sorusunu yanıtlarken, Kıbrıs'ın Türkiye'nin AB'ye girişinin ön şartı olmadığına dikkat çekti.

Kıbrıs sorununun çözümlenmesinin hem KKTC'deki Türkler için bir hayati mesele hem de Türkiye için bir milli dava olduğuna belirten Erdoğan, ''Orada acil, kalıcı bir çözümü gerçekleştirmeliyiz. Gerek KKTC, gerek bizler müzakere masasından asl
a kaçmamalıyız, kaçan taraf olmamalıyız. Masaya oturmalıyız. Karşı müzakereci, kaçacaksa kaçsın. Biz kendimize güveniyoruz, haklıyız. Bu şekilde masaya oturacak olursak inanıyoruz ki o masadan arzu ettiğimiz neticeyi alarak kalkarız'' diye konuştu.

Mevcu
t gelişmelerin, bazı çevrelerin ''abarttığı'' gibi olmadığını, çok daha olumlu gelişmeler bulunduğunu kaydeden Erdoğan, bunların görmezden gelinmesi durumunda KKTC'de yaşayanlara iyilik yapılmış olmayacağını söyledi.

Türkiye'de Dışişleri Bakanlığı'nda yoğun çalışma yapıldığına dikkat çeken Erdoğan, bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak tablonun ''bir yol haritasına'' dönüştürüleceğini anlattı.

"DIŞİŞLERİ İLE GENELKURMAY ARASINDA BAZI USUL FARKLARI VAR"

Erdoğan, Kırca'nın, ''Annan Planı'nın zemin kabul edilmesi konusunda Ankara'da bütün kurumlar arasında bir görüşbirliği var mı? Silahlı Kuvvetler de sizinle hemfikir mi'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Bu konuyla alakalı şu ana kadar ciddi bir faklılık görmüyorum. Usülde bazı farklı görüşler var. Şu anda Dışişleri yetkililerimiz, Genelkurmay'daki arkadaşlarımız bu çalışmaları sürdürüyorlar. MGK'nın bu ayki toplantısında konuyu aramızda müzakere edeceğiz, tartışacağız. Bu müzakerelerden sonra bizler yol haritasını çizmiş olacağız.

Fevkalade bir ayrılığın o
lacağına ihtimal vermiyorum. Birçok konuları müzakere ede ede bir noktaya kadar getirdik. Zaten getirmeliyiz de. Getiremediğimiz takdirde bunun bedelini Kuzey Kıbrıs ödemeye devam edecek. Çözümsüzlük çözüm değil. Bunu çözeceğiz. Bunu söylerken veren taraf olup hiçbir şey almadan çözmek... Böyle bir şey olmaz. Ortak bir noktada buluşup bu konuyu çözeceğiz.''

PRODI'NİN KIBRIS KONUSUNDA AÇIKLAMALARI

Başbakan Erdoğan, Kıbrıs ve Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili bir başka soru üzerine, AB Komisyonu Başkanı Prodi'nin açıklamalarına değinerek, ''Bizzat kendileri ifade etti 'Kıbrıs meselesinin çözümü, AB ile ilgili Türkiye'nin müzakere sürecini başlatmasına yardımcı olacaktır, ön koşul değildir' dedi. Türkiye'de maalesef bunun aksini iddia eden, savunanlar var.
Bunu kabullenmek mümkün değil'' diye konuştu.

Kıbrıs'ta iki kesimlilikten taviz verilmesinin söz konusu olamayacağını belirten Erdoğan, bunu herkesin kabul etmesi gerektiğinisöyledi.

Acil, kalıcı bir çözüm için herkesin Türkiye'nin garantörlüğünü kabul
e mecbur olduğunu belirten Erdoğan, ''Yalnız Türkiye'nin değil, aynı zamanda Yunanistan'ın da garantörlüğü. Bunda bir ihtilaf söz konusu değil'' dedi.

"İNCİRLİK'TE ROTASYON YAPILIYOR"

Başbakan Erdoğan, Ali Kırca'nın sorusu üzerine, İncirlik'ten asker sevkıyatının söz konusu olmadığını belirterek, ''ABD, Irak'taki askerlerinin rotasyonunu yapıyor. Yaklaşık 60 bin askerini değiştirecektir. Yapılan sadece budur. Başka bir şey söz konusu değildir'' diye konuştu.

Erdoğan, bu konunun Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde olduğunu da kaydetti.

AB üyeliği konusundaki soruları yanıtlarken de Erdoğan, özetle şunları söyledi:

''Türkiye, yüzünü Avrupa'ya çevirmiş bir ülke olarak, AB veya Avrupa kıtası içerisindeki yerini güçlendirmek
durumundadır. Bunun dışında kalmak mümkün değildir. Biz bir yalvarış içinde değiliz. Kazanacaklarımız vardır, AB'nin de Türkiye'nin katılımıyla kazanacakları vardır.

Kendimizi Avrupa'dan dışlamanın bir anlamı yok. Bu ailenin içinde yer almak bizi daha gü
çlü hale getirecektir. Bir kompleks içerisinde Türkiye kaybolur... Hiçbir şey olmaz. Hep birlikte bir güçlenme söz konusu olacaktır. Türkiye, halkı AB içerisinde Müslüman bir ülke olarak bir medeniyetler çatışmasını değil, medeniyetler uzlaşmasını oraya taşıyacak.''

''BÜTÜN SİSTEMLER ARAÇTIR''

Bir öğrencinin, geçmişte bir gazete yayımlanan röportajını anımsatması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

''Her zaman söyleniyor bu. Demokrasi araç mı, amaç mı meselesi yine gündeme getiriliyor. Bu üzerinden yaklaşık 5-6 yıl geçmiş bir konu. Çok açık, net söylüyorum: Bütün sistemler araçtır. Amaç, insanların mutluluğudur. Sistemler insanların mutluluğu için hazırlanır, ortaya konur. Aynı şekilde dinler de birer araçtır, amaç değildir. Amaç yine insanların mutluluğu
dur. Türkiye'de demokrasi insanların mutluluğu için seçilmiş bir sistemdir.

Bizler bu sistemin içerisinde halkın teveccühü ile işbaşına getiriliriz. İnsanların mutluluğu için yöneten demokrasi ile sağlıklı bir demokrasi ile o mutluluğa hizmet ederiz. Yol budur, çalışma budur. Böyle anlaşılmalıdır. Farklı yaklaşımların hiç birisinin Tayyip Erdoğan ile alakası yoktur.

'Değiştim' meselesine gelince, her şey değişime mahkumdur. Sizler de değişeceksiniz. Gelişimin gereği budur. Bunu yaşadıkça göreceksiniz.''


MUHAFAZAKAR DEMOKRATLIK

Başbakan Erdoğan, Kırca'nın, muhafazakar demokratlıkla ilgili sorusu üzerine şöyle dedi:

''Bizim partimiz Müslüman demokrat değil, muhafazakar demokrattır. Asla din üzerinden siyaset yapmayı düşünmüyoruz ve siyaseti de asla bir rant aracı olarak görmeyi partimizin kimliğine yakıştıramıyoruz. Bizim kırmızı hatlarımız var. Dine, ırka dayalı milliyetçiliğe ve bölgesel milliyetçiliğe karşıyız.

28 Mart Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. Yerelden genele daha dayanışma
cı, daha dinamik bir yapı Türkiye'de oluşacaktır. 3 Kasım'da ilk adımı atılmıştır. Temenni ediyorum ki, 28 Mart bunun devamı olur.''

ÖMER DİNÇER TARTIŞMALARI

Ali Kırca, Başbakan Erdoğan'a, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer ile ilgili tartışmaları anımsatarak, ''Müsteşarınızın arkasında mısınız'' sorusunu yöneltti.

Erdoğan, Dinçer'in bir bilim adamı olduğunu belirterek, tartışma yaratan açıklamalarının bir dergide yayınlandığını ve aradan geçen 9 yılık süreç içinde hiçbir işlem yapılmadığını anlattı.

Ömer Dinçer'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de kendisinin danışmanlığını yaptığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Gerek teori olarak, gerek pratik noktada gayretli, çalışkan, dürüst olan bu arkadaşımdan şu anda da gayet iyi is
tifade ediyorum. Gece gündüz demeden benimle beraber çalışan, sürekli üreten bu arkadaşımla, Kamu Yönetimi Reformu denilen tasarının hazırlanmasında hazırlayanlar arasında olan Müsteşarımla ilgili bu takınılan tavrı gayrı ciddi, sulu bir tavır olarak görüyorum.

Burada yapılmak istenen aslında başka bir şeydir. Kaldı ki muhalefet partisinin programında kamu yönetimini değiştirmeyi hedefleyen vaadi vardır. Hazırlanan tasarının üniter yapıyla alakası yoktur. Dünyadaki gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bir değiş
im yakalamayı hedefleyen bir projedir. Parlamentomuzdan çıkaracağız. Dün yapılanları da doğrusu yadırgıyorum.''

LEYLA ZANA

Bir soru üzerine Erdoğan, yürütme ve yasama organı olarak üzerlerine düşeni yaparak Leyla Zana'nın yeniden yargılanmasını sağladıklarını ifade etti ve bu aşamadan sonra kararı yargının vereceğini söyledi.

''AİLEM BAYHAN'I DESTEKLİYOR''

Erdoğan, bir soru üzerine, ailesinin Pop Star adaylarından Bayhan'ı desteklediğini, kendisinin ise tüm adayları dinleyemediği için bir yorumda bulunamayacağını kaydetti.

Bir öğrenci de Başbakan Erdoğan'a, ''Neden çocuklarınız ABD'de eğitim görüyor. Türkiye'deki eğitim yetersiz mi'' diye sordu.

Erdoğan, çocuklarının dördünün de imam hatip lisesi mezunu olduğunu ifade ederek, oğullarının yüksek puan almalarına rağmen katsayı nedeniyle istedikleri üniversiteye giremediklerini, kızlarının da başörtülü oldukları için ABD'de okuduklarını söyledi.

ERDOĞAN GÜNDE 4-6 SAAT UYUYOR

Bir öğrencinin sorusuna yanıtlarken günde 4-6 saat uyuduğunu belirten Erdoğan, ailesine yeterince zaman ayıramadığını, onlara haksızlık ettiğini, ancak yaptığı iş nedeniyle anlayış gördüğünü anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, programdan sonra okuldan çıkışında, program çekimlerinin yapıldığı salonda bulunup, ancak soru soram
adığı için ağlayan çocuklarla sohbet ederek, sorularını aldı.

İstanbul Özel Marmara Koleji'nden gelen öğrencilerin ''kültür ve tabiat varlıklarını korumak için proje başlattıklarını, bunun için Başbakan'dan yardım istediklerini'' öğrenen Erdoğan, çocukla
rı Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'le görüştürdü.

Başbakan Erdoğan, Bakan Çelik'le beraber, öğrenci ve velileriyle fotoğraf çektirerek okuldan ayrıldı.

HURRIYET 16/01/2004

Kıbrıs karşılığında, AB havucunu gösterecek

ANKARA

Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin Türkiye ziyareti AB basınında ilgi uyandırdı. Gazeteler özellikle Prodi'nin Türkiye'ye Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine yardımcı olmasını talep edeceğini belirtirken; sorunun çözümünün Türkiye'ye müzakere tarihinin verilmesi için taşıdığı kritik öneme dikkat çektiler. İngiliz Financial Times gazetesi, Prodi'nin vereceği mesajları, ‘‘Prodi, Türkiye'nin Kıbrıs'ın birleşmesine yardımcı olması karşılığında AB havucunu önerecek’’ biçimde özetledi.

BASKI ŞARTI

Gazete, Romano Prodi'nin, Türkiye'nin Kıbrıs'ın birleşmesine yardımcı olması ve iç reformları sürdürmesi halinde AB üyeliği perspektifini açık tutacağını vurguladı. Komisyon Başkanı'nın Ankara'dan, 1 Mayıs'tan önce çözüme yanaşmalarını sağlamak için Kıbrıslı Türkler'e baskı yapmasını isteyeceğini kaydeten Financial Times, ‘‘Türkiye'nin AB üyeliği, birliğin bu yıl karşı karşıya kalacağı en tartışmalı siyasi konulardan biri olacak’’ yorumunu yaptı.

FRANSA KARŞI

İngiliz The Guardian gazetesi ise AB ülkelerinden İngiltere'nin, NATO üyesi Türkiye'nin AB üyeliğinin istekli bir savuncusu olduğunu, ABD'nin de aynı tutumu paylaştığını ifade etti. The Guardian, ancak Fransa'nın çok karşı çıktığını, Almanya'nın ise son aylarda muhalefetini yumuşattığını iddia etti. Teknik olarak müzakerelerin başlaması için Kıbrıs'ın bir koşul olmadığına işaret eden gazete, ancak AB liderlerinin kararında rol oynamasının kaçınılmaz olduğunu savundu.

HURRIYET 16/01/2004

Erdoğan-Annan görüşmesi 24 Ocak'ta

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile 24 Ocak'ta İsviçre'nin Davos kentinde Kıbrıs sorununu görüşeceği açıklandı.

ABD gezisine çıkacak olan Erdoğan, önce İsiviçre'nin Davos kentinde yapılacak Dünya Ekonomik Forumu'na katılacak.

Burada Annan ile görüşecek olan Erdoğan'ın, KKTC'de yapılan seçimler sonrası CTP ve DP tarafından kurulan "çözüm hükümeti" hakkında bilgi vermesi bekleniyor.

Başbakan Erdoğan'ın ayrıca, Ankara'nın Kıbrıs'ta çözüm için hazırlanan Annan Planı'na ilişkin görüşlerini aktaracağı ve Kıbrıs'ta taraflara görüşmelere yeniden başlamalarını için çağrı yapması önerisinde bulunacağı bildiririliyor

HURRIYET 16/01/2004

KKTC'de bakan krizi... Eski bakan görevini devretmiyor


KKTC Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili, eski Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, makamını Serdar Denktaş'a devretmeyeceğini ifade ederek ''bunun yasal olmadığını'' iddia etti.
Ertuğruloğlu, mecliste gazetecilere yaptığı açıklamada, ''gayri yasal bir kişiye makamını devretmeyeceğini'' belirterek, ''Makam boştur, ilgili
kişi giderse gider, işgal eder. Ben devir teslim işini gayri yasal bir kişiye yapmam'' dedi.
Bu arada Demokrat Parti'den (DP) yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı'nda bugün saat 15.00'te devir teslim yapılacağı belirtildi.
DP G
enel Başkanı Serdar Denktaş, CTP-DP koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevinde bulunuyor.

Serdar Denktaş ve Talat'tan tepki!


KKTC Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanlığı görevini bugün öğleden sonra bakanlıkta devralacağını belirterek, ''Ümit ederim, Sayın Ertuğruloğlu orada olur, tatsızlık olmaz'' dedi.
Serdar Denktaş, eski Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun ''gayri yasal birine görevi de
vretmeyeceğine'' ilişkin açıklamasını anımsatması üzerine, ''Bana böyle bir şey söylemedi. Saat 15.30 sıralarında bakanlığa gidip görevi devralacağım. Ümit ederim, Sayın Tahsin Ertuğruloğlu da orada olur ve tatsızlık olmaz'' diye konuştu.
Cumhuriyetçi Türk
Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat da Ertuğruloğlu'nun açıklamasını yorumlarken, ''Siyasi mücadelede bu tür yaklaşımlar hoş karşılanmaz. Her şey usulüne uygun yapılır. Böyle bir şey yaparsa, bunun sorumluluğunu da kendisi üstlenir'' dedi.
MILLIYET 16/01/2004

DP, bakanlarını değiştirmiyor; Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor


Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, kabinedeki DP'li 3 bakanın durumuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını ve karar çıkana kadar kabinede değişiklik yapmayacaklarını açıkladı.
Serdar Denktaş, konuyla ilgili görüşlerini bugün Başbakan Mehmet Ali Talat'a bir yazıyla ileteceğini ve Talat'ın da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a teslim edeceğini söyledi.
Den
ktaş, kabinedeki kendisi dahil DP'li 4 bakanın bugün görevlerini teslim alacaklarını da belirtti.
MILLIYET 16/01/2004

Eroğlu: Hükümetin yasal sürede kurulup kurulmadığını inceliyoruz


KKTC'de anamuhalefet partisi Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Mehmet Ali Talat başkanlığındaki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin 15 günlük anayasal sürede kurulup kurulmadığı konusunda hukuki çalışma başlattıklarını açıkladı.
Eroğlu, mecliste gazetecilerin sorul
arına karşılık, konuyla ilgili olarak hukukçulardan görüş almaya karar verdiklerini söyledi.
Hukukçulardan görüş aldıktan sonra tavırlarını belirleyeceklerini ifade eden Eroğlu, ''Bizim görüşümüze göre olay yanlış başladı. Hükümet 15. günde son saatte onay
latıldı. 3 bakanın bakan olamayacağı meydana çıktı. Bu durum tartışma konusu yarattı. Hükümet kurulmasının yasal süre içinde olup olmadığını hukuken inceleteceğiz'' diye konuştu.
MILLIYET 16/01/2004

KKTC Başbakanı Talat: "Hükümetin hukuki sorunu yok"


Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, ikamet sorunu bulunan kabinenin Demokrat Partili (DP) bakanlarıyla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi'ne başvurma konusunda Cumhurbaşkanı'nın yetkili olduğunu söyledi.
Talat, mecliste
gazetecilere yaptığı açıklamada, ''koalisyon ortağı DP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvurma ve kabine üyelerini değiştirmeme kararına saygılı olduklarını'' kaydetti.
Başbakan Talat, ''Anayasa'yı yorumlama yetkisi Başsavcı'nın değil, Anayasa Mahkemesi'nindir.
Bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nden görüş alınacak ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı beklenecek. Hükümetin herhangi bir yasal sorunu yoktur ve icraatı geçerlidir. Hükümetin yasallığıyla ilgili tartışmalar gereksizdir'' dedi.
Gazetecilerin, Sayıştay'da geçen yı
llardaki benzeri durumları anımsatması üzerine Talat, Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili olumsuz görüş vermesi halinde icraatların herhangi bir şekilde tartışılmasının söz konusu olmadığını vurguladı ve şunları söyledi:
''Anayasa'yı yorumlama yetkisi Baş
savcı'ya değil, Anayasa Mahkemesi'ne aittir. Başsavcı, hukuki mütalaa verir. Buna uymak zorunda değilsiniz. Bu görüşe uymazsanız mahkemeye gidersiniz.'' Başbakan Talat, ''Sizin tercihiniz de bu yönde miydi? DP'nin yaklaşımına katılıyor musunuz'' sorusuna ise, ''Benim tercihim daha farklı olabilirdi. Ama ortağıma saygılı olmam gerekir'' karşılığını verdi.
Başbakan Mehmet Ali Talat, siyasi ortamın rahatlaması bakımından, Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili kararının güven oylamasından önce çıkmasının yararlı
olacağını, ancak bu konuda bir zorunluluk bulunmadığını kaydetti.
Anayasa Mahkemesi'ne başvurma yetkisinin sadece Cumhurbaşkanı'nda olduğunu, bu nedenle hükümetin konuyla ilgili tutumunu bugün bir yazıyla Cumhurbaşkanı'na ileteceklerini bildiren Talat, ''
Kabinedeki DP'li bakanların görevden alınmaması halinde, kabinenin tamamının Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından görevden alınabileceğine'' ilişkin Başsavcılık görüşünün anımsatılması üzerine de, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın böyle bir yetkisi olmadığını söyledi.
MILLIYET 16/01/2004

Kıbrıs'ta durum



Kıbrıs sorunun birkaç boyutu var.
Öncelikli sorun seçimlerden sonra KKTC'de yeni hükümetin kurulmasıydı.
CTP - DP koalisyonu kurularak ilk adım atıldı. CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın başbakanlığında bir hükümet kuruldu ama sorun tam aşılamadı. Koalisyonun DP kanadında dışarıdan atanan üç bakanın milletvekili seçilme yeterliğine sahip olmadıkları, dolayısıyla bakan olamayacakları anlaşıldı. KKTC Başsavcılığı da bu yönde karar verdi.
Dışarıdan atanan bakanlara, Ulusal Bi
rlik Partisi, itiraz etmişti. Şimdi, bu üç bakanın değiştirilmesiyle, sorun aşılmaya çalışılacak.
Peki, bu değişikliklerle, hükümet sorunu sona ermiş olacak mı?
KKTC'den gelen haberler, sorunun süreceğine işaret ediyor.
Ana muhalefet partisi UBP'nin bu kez
Anayasa Mahkemesi'ne başvurararak, hükümetin hukuken sakat olduğu ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bu görevini Cumhurbaşkanı'na iade etmesi gerektiği savıyla dava açmaya hazırlandığı kaydediliyor. UBP lideri Derviş Eroğlu'nun bu başvuruda, Anayasa'nın öngördüğü 15 gün içinde Talat'ın dışarıdan atanan üç bakan nedeniyle hükümeti kuramadığı ve görevi iade etmesi gerektiğini savlayacağı belirtiliyor.
Eğer Anayasa Mahkemesi böyle bir karar verirse, KKTC'de hükümet sorunu yeniden doğabilir. UBP, bu durumda hüküm
eti kurma görevinin Eroğlu'na verilmesini talep edebilir.

Denktaş ve ön müzakere
Kıbrıs sorununun bir diğer boyutu Annan planı üzerinden yapılacak müzakereler. Düğmeye Başbakan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Annan ve ABD Başkanı Bush'la görüşerek basacak...
Erdoğan'ın her iki teması da müzakerelerin başlaması için atılacak ilk adımlar niteliğinde. Erdoğan'ın alacağı yanıtlar müzakerelerin başlayıp başlamayacağını da belirleyecek.
Bu konuda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tutumu, Erdoğan'ın girişimleriyle b
ir ön müzakere süreci başlatılması yönünde... Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Denktaş'ın İstanbul görüşmelerinde mutabakata vardıkları hususların başında, Annan planının otomatik referandum öngören maddesinin ön müzakerelerle değiştirilmesi, referandumun, tarafların (Türk ve Rum) anlaşmaya varmaları ve plan üzerinde uzlaşmalarıyla yapılabilmesi.
Denktaş'ın bu konudaki görüşü şöyle:
"Bu sağlanmadan masaya oturulursa, uzlaşma sağlansın veya sağlanmasın otomatik referanduma gidiliyor. Bu dünyanın hiçbir yer
inde hiçbir zaman görülemedi. Taraflar uzlaşma sağlamadığı halde referanduma gidildiği görülmemiştir. Referandum, uzlaşma sağlandıktan sonra yapılır. Kaldı ki, planda taraflardan birinin referandumda ret kararı vermesi halinde ne olacağı da bu planda belli değil. Bunun da açıklığa kavuşturulması lazım."
Denktaş'ın bu yaklaşımı Talat hükümetinin protokolünde de yer alıyor. Referandumun ancak Türkiye - Yunanistan ve Kıbrıs'ta iki tarafın uzlaşması sonrasında yapılması gerektiği savunuluyor.
Bu yönleriyle bir
ön mutabakata varılmadan Annan planı etrafından masaya oturulması, referandumun da otomatik kabulü anlamına geliyor ki, Ankara da, KKTC de önce uzlaşma sağlanmasını savunuyorlar.
Başbakan Erdoğan'ın bu konularda Annan'dan alacağı yanıtlar, anahtar niteliği
taşıyacak... Bir diğer beklenti ise 23 Ocak'ta yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısı.
Bu toplantıda da yukarıda özetlediğimiz sorunlar ve ön müzakere ihtiyacının ele alınması bekleniyor.
MILLIYET 16/01/2004 FIKRET BILA

Powell'dan Talat'a kutlama mesa


ABD Dışişleri Bakanı sözlü mesajda, 'Kıbrıs sorununu çözmek için tarihi fırsatı değerlendirin' çağrısı yaptı


SEFA KARAHASAN Lefkoşa


ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, dün ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klasson aracılığıyla KKTC Başbakanı M. Ali Talat'a sözlü kutlama mesajı gönderdi. Powell, mesajında, Talat'ı, üstlenmiş olduğu liderlik ve sorumluluktan dolayı kutladı.
KKTC Başbakanlık Enformasyon Dairesi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, ABD Dışişleri Bakanı Powell, sözlü mesajında, 1
4 Aralık seçimi sonuçlarının, Kıbrıs Türk halkının barış ve Avrupa Birliği (AB) üyeliği isteğinin göstergesi olduğunu belirtti. "Birleşik Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne girmesi yönünde, Talat'ın seçim öncesi ve sonrası gösterdiği niyeti takdirle karşıladığını" söyleyen Powell, ABD'nin tam ve aktif destek vereceğini vurguladı. "Tarihi bir an yaşandığını" belirten Powell, "1 Mayıs'a kadar Kıbrıslı Türklere AB üyeliğinden yararlanmalarını sağlayacak, Türkiye'nin Avrupa'ya katılımını güçlendirecek sonuca varmak için fırsatı birlikte değerlendirme" çağrısı yaptı. Powell, Ada'da çözüm için ABD hükümetinin uluslararası mali destek sağlanacağı taahhüdünü tekrarladı.

Denktaş, 3 yeni bakan bulacak

KKTC Başsavcılığı, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) - Demokrat Parti (DP) koalisyonundaki DP'li 3 bakana, Anayasa'nın öngördüğü, "bakan atanabilmek için seçimden önceki üç yıl boyunca kesintisiz olarak KKTC'de ikamet etme" şartına uymadıkları gerekçesiyle Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından yapılan itirazı haklı buldu.
KKTC
Başsavcısı Akın Sait, Ankara'da yaşayan Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer ile Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev'in ve İzmir'de yaşayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi'nin bakanlıklarının "geçersiz" olduğu, yerlerine yeni atamalar yapılması gerektiği yönündeki görüşünü CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat ve DP lideri ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'a yazılı olarak iletti.
Başbakan Talat, gerekenin yapılacağını belirtti.
MILLIYET 16/01/2004

Talat: Hükümetin hukuki sorunu yok

16/01/2004 RADIKAL

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ikamet sorunu bulunan kabinenin Demokrat Partili (DP) bakanlarıyla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi'ne başvurma konusunda Cumhurbaşkanı'nın yetkili olduğunu söyledi.
Talat, mecliste gazetecilere yaptığı açıklamada, 'koalisyon ortağı DP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvurma ve kabine üyelerini değiştirmeme kararına saygılı olduklarını' kaydetti. Talat, "Anayasa'yı yorumlama yetkisi Başsavcı'nın değil, Anayasa Ma
hkemesi'nindir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nden görüş alınacak ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı beklenecek. Hükümetin herhangi bir yasal sorunu yoktur ve icraatı geçerlidir. Hükümetin yasallığıyla ilgili tartışmalar gereksizdir" dedi.
Gazetecilerin, Sayı
ştay'da geçen yıllardaki benzeri durumları anımsatması üzerine Talat, Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili olumsuz görüş vermesi halinde icraatların herhangi bir şekilde tartışılmasının söz konusu olmadığını vurguladı ve şunları söyledi:
"Anayasa'yı yorum
lama yetkisi Başsavcı'ya değil, Anayasa Mahkemesi'ne aittir. Başsavcı, hukuki mütalaa verir. Buna uymak zorunda değilsiniz. Bu görüşe uymazsanız mahkemeye gidersiniz."
Talat, "Sizin tercihiniz de bu yönde miydi? DP'nin yaklaşımına katılıyor musunuz" sorus
una ise, "Benim tercihim daha farklı olabilirdi. Ama ortağıma saygılı olmam gerekir" karşılığını verdi.
Talat, siyasi ortamın rahatlaması bakımından, Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili kararının güven oylamasından önce çıkmasının yararlı olacağını, anca
k bu konuda bir zorunluluk bulunmadığını kaydetti.
Anayasa Mahkemesi'ne başvurma yetkisinin sadece Cumhurbaşkanı'nda olduğunu, bu nedenle hükümetin konuyla ilgili tutumunu bugün bir yazıyla Cumhurbaşkanı'na ileteceklerini bildiren Talat, 'kabinedeki DP'li
bakanların görevden alınmaması halinde, kabinenin tamamının Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından görevden alınabileceğine' ilişkin Başsavcılık görüşünün anımsatılması üzerine de, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın böyle bir yetkisi olmadığını söyledi.

UBP HUKUKİ ÇALI
ŞMA BAŞLATTI

Anamuhalefet partisi Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Mehmet Ali Talat başkanlığındaki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin 15 günlük anayasal sürede kurulup kurulmadığı konusunda
hukuki çalışma başlattıklarını açıkladı. Eroğlu, mecliste gazetecilerin sorularına karşılık, konuyla ilgili olarak hukukçulardan görüş almaya karar verdiklerini söyledi. Hukukçulardan görüş aldıktan sonra tavırlarını belirleyeceklerini ifade eden Eroğlu, "Bizim görüşümüze göre olay yanlış başladı. Hükümet 15. günde son saatte onaylatıldı. 3 bakanın bakan olamayacağı meydana çıktı. Bu durum tartışma konusu yarattı. Hükümet kurulmasının yasal süre içinde olup olmadığını hukuken inceleteceğiz" diye konuştu.


KKTC'de bakan krizi... Eski bakan görevini devretmiyor

16/01/2004 RADIKAL

KKTC Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili, eski Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, makamını Serdar Denktaş'a devretmeyeceğini belirterek, 'bunun yasal olmadığını' iddia etti.
Ertuğruloğlu, mecliste gazetecilere yaptığı açıklamada, 'gayri yasal bir kişiye makamını devretmeyeceğini' söyleyerek, "Makam boştur, ilgili kişi giderse gider, işgal eder. Ben devir teslim işini gayri yasal bir kişiye yapmam" dedi.
B
u arada Demokrat Parti'den (DP) yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı'nda bugün saat 15.00'te devir teslim yapılacağı belirtildi. DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, CTP-DP koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevinde bulunuyor.

DENKTAŞ VE TALAT'TAN TEPKİ

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanlığı görevini bugün öğleden sonra bakanlıkta devralacağını belirterek, "Ümit ederim, Sayın Er
tuğruloğlu orada olur, tatsızlık olmaz" dedi.
Denktaş, Ertuğruloğlu'nun 'gayri yasal birine görevi devretmeyeceğine' ilişkin açıklamasının anımsatılması üzerine, "Bana böyle bir şey söylemedi. Saat 15.30 sıralarında bakanlığa gidip görevi devralacağım. Üm
it ederim, Sayın Tahsin Ertuğruloğlu da orada olur ve tatsızlık olmaz" diye konuştu.
CTP lideri ve Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat da Ertuğruloğlu'nun açıklamasını yorumlarken, "Siyasi mücadelede bu tür yaklaşımlar hoş karşılanmaz. Her şey usul
üne uygun yapılır. Böyle bir şey yaparsa, bunun sorumluluğunu da kendisi üstlenir" dedi.

 

Erdoğan-Annan görüşmesi 24 Ocak'ta

16/01/2004 RADIKAL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile 24 Ocak'ta İsviçre'nin Davos kentinde Kıbrıs sorununu görüşeceği açıklandı.
ABD gezisine çıkacak olan Erdoğan, önce İsiviçre'nin Davos kentinde yapılacak Dünya Ekonomik Forumu'na katılacak. Burada Annan ile görüşecek olan Erdoğan'ın, KKTC'de yapılan seçimler sonrası CTP ve DP tar
afından kurulan 'çözüm hükümeti' hakkında bilgi vermesi bekleniyor. Erdoğan'ın ayrıca, Ankara'nın Kıbrıs'ta çözüm için hazırlanan Annan Planı'na ilişkin görüşlerini aktaracağı ve Kıbrıs'ta taraflara görüşmelere yeniden başlamalarını için çağrı yapması önerisinde bulunacağı belirtiliyor.

Kıbrıs için geri sayım

Ankara, Kıbrıs görüşmelerinin şubatta Cenevre'de yeniden başlaması için kolları sıvadı. Erdoğan, 24 Ocak'ta Davos'ta Annan'a 'Biz hazırız' diyecek

16/01/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
ANKARA - KKTC'de yen
i hükümetin ardından çalışmalarını hızlandıran Ankara, ABD'den de yeşil ışık alınca adada müzakerelere şubatta Cenevre'de başlanması fikrini benimsedi. Ocak sonundaki ABD ziyareti ve Başkan George W. Bush'la görüşmesi öncesi 24 Ocak'ta Davos'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la bir araya gelecek olan Başbakan Tayyip Erdoğan, 'Tarafları artık müzakereye çağırabilirsiniz' mesajı verecek. Ancak Annan'ın istediği çözüm planının referanduma götürüleceği yönünde taahhütte bulunulması da kilit önemde.
KKTC'de hük
ümet kurulmasıyla rahatlayan Türkiye, Ankara'da Annan Planı üzerinde hazırlanan 'tutum belgesiyle' birlikte Kıbrıs müzakerelerinin başlaması için somut adımları atacak. Ankara'nın hedefi 1 Mayıs 2004'te Rum Kesimi'nin tek taraflı AB üyeliği öncesi 'çözüme dek masada kalmak' olacak.

Annan'ın iki koşulu
Bu çerçevede müzakereler konusunda iki kritik adımı da Erdoğan atacak. Başbakan Cenevre'de görüşeceği Annan'a ilk çağrıyı iletecek. Erdoğan'ın şu mesajı vermesi bekleniyor: "Kıbrıs'ta çözüm tüm tarafları rahatlatır. Annan Planı temelinde müzakerelere hazırız. Süreci hızlandırmak istiyoruz. Çünkü mayıstan önce çözüm temel hedefimiz."
Erdoğan ardından 28 Ocak'ta Bush'la görüşerek, ABD'nin de katkısını artırmasını isteyecek.
BM Genel Sekreteri'nin taraflar anl
aşırsa müzakereleri şubatta başlatabileceği belirtiliyor. Ama Annan daha önce iki taraftan da planını referanduma sunma taahhüdünü şart koşmuştu. Annan tarafların anlaşamadığı konularda da boşlukların kendisi tarafından doldurulmasını istiyor. Önceden taahhütte bulunulursa, Annan'ın hazırlayacağı planın son versiyonunun itirazsız referanduma sunulması mümkün olabilecek. Bu şartlar Bush'un Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'e gönderdiği mektuba yansımıştı. Erdoğan ise kendisine gönderilen mektubun içeriğini açıklamadı.

ABD gözlemcilik istiyor
Rum Yönetimi, referandum taahhüdü talebinden rahatsız. Ankara ise bu konuda kapıları tamamen kapatmıyor. Diplomatik kaynaklar, Erdoğan'ın Annan'la görüşmesinin koşulları belirleyeceğine dikkat çekiyor. Üst düzey bir yetkili, görüşmede ortaya çıkacak uzlaşmanın 10 gün içinde Türkiye'de değerlendirilerek BM'ye iletileceğini, şubatta müzakerelere başlama takviminin işletilebileceğini vurguladı.
Dışişleri kaynakları Cenevre'de BM gözetimindeki müzakerelere ABD'nin de gözl
emci bir heyet gönderebileceğini belirtti.


DP, bakan vetosunu Anayasa Mahkemesi'ne götürüyor

16/01/2004 RADIKAL

KKTC'de bakan krizi derinleşiyor. DP, KKTC Başsavcılığı'nın üç bakanı veto etmesini Anayasa Mahkemesi'ne götürme kararı alırken, DP lideri ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, karar çıkana kadar kabine değişiklik yapmayacaklarını söyledi.
Serdar Denktaş, konuyla ilgili görüşlerini bugün Başbakan Mehmet Ali Talat'a bir yazıyla ileteceğini ve Talat'ın da Cumhurbaşkanı Denktaş'a teslim edeceğin
i söyledi. Denktaş, kabinedeki kendisi dahil DP'li dört bakanın bugün görevlerini teslim alacaklarını da belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ise, bugün bir heyeti kabulü sırasında gazetecilerin sorusu üzerine, hükümetteki sorunun nasıl aşılacağı konusund
a DP'de çalışmaların sürdüğünü ve Anayasa Mahkemesi'ne başvurulacağını öğrendiğini söyledi. Denktaş, "Anayasa maddesinin tefsirini ancak Anayasa Mahkemesi yapar. Dolayısıyla bu konuda 'Başsavcının görüşü tavsiye mahiyetindedir' diyorlar" dedi.
Denktaş, sö
z konusu maddenin çok ciddi bir madde olduğunu ve birçok insanın gelecekteki hakkını da etkileyebileceğini ifade ederek, Anayasa Mahkemesi'nden süratle tefsir alınması gerektiğini vurguladı. Denktaş, "Üç kişinin içinde, gittiği yerde geçici ikametle yaşayan, çalışan kişiler var. Adam, 'Her gittiğim yerde geçici ikametle yaşadım. Şimdi memleketime geldim. Bana 'burada ikametim yok' nasıl dersiniz' diyerek isyan ediyor" diye konuştu.
KKTC Başsavcılığı, konuyla ilgili görüşünü dün ilgili birimlere birdirmiş,
söz konusu üç bakanın seçim öncesi 3 yıl ülkede ikamet etmedikleri gerekçesiyle milletvekili seçilme niteliklerine haiz olmadığını ve değiştirilmeleri gerektiğini açıklamıştı.

'Kıbrıs'ı çöz AB yolu kolaylaşsın'

AB Komisyonu Başkanı Prodi, Kıbrıs sorununun Türkiye'nin AB üyeliği için önkoşul olmadığını ancak çözümün üyeliği kolaylaştıracağını söyledi

16/01/2004 RADIKAL

FATMA SİBEL YÜKSEK
ANKARA - Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile Komisyon'un enişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen, Ankara'ya "Kıbrıs sorunu Türkiye için önkoşul değil" mesajı verdi. Prodi, çözümün Türkiye'nin üyeliğini olumlu etkileyeceğini belirtirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bütün amaçlarının 1 Mayıs 2004'e kadar soruna adil ve kalıcı çözüm bulmak olduğunu söyledi.
AB Komisyonu'ndan Türkiye'ye 40 yıl aradan sonra başkanlık düzeyindeki resmi ziyaret dün gerçekleşti. Prodi ve Verheugen, Ankara'daki temaslarına Başbakan Erdoğan'la görüşerek başladı.
Prodi ve Erdoğan, ortak basın toplantısında Kıbrıs'ın AB'ye
üyelik sürecinde bir önkoşul olmadığını, ancak çözümün Türkiye'nin işini kolaylaştıracağını vurguladı. Prodi, Türkiye'den adadaki nüfuzunu kullanarak çözüm sürecini hızlandırmasını istedi. Erdoğan da Prodi'nin görüşlerini destekleyerek, "Sorunun çözümü süreci olumlu etkileyecektir. Gayretimiz, adil ve kalıcı bir çözümü 1 Mayıs'a kadar yetiştirmektir. Kararlıyız" dedi.
Reformları öven Prodi, hükümetin reformların etkili bir şekilde uygulanmasına kendisini adadığını söyledi ve "Türkiye üyeliğe çok yakınlaşmıştır" diye konuştu.
Türkiye'ye adaylık statüsünün verildiği Helsinki zirvesinde de Prodi'nin AB Komisyonu Başkanı olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Helsinki'de başlayan süreci kendi görev sürecinde tamamlayacak olan da sayın Prodi'dir. Sorumluluğunun büyük
olduğuna inanıyoruz" dedi. Erdoğan, aralık ayına kadar AB Komisyonu ile hükümet arasında yoğun bir toplantı takvimi gerçekleşeceğini belirtti.
Erdoğan, baş başa yaptıkları görüşmede DEP'li milletvekillerinin durumunu gündeme getiren Prodi'ye hükümetin ko
nuya duyarsız olmadığı mesajını vererek, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış'ın cezaevinde Leyla Zana'yı ziyaret etmesini örnek gösterdi.

Erdoğan: Ödün vermeyiz
Erdoğan'ın "11 Eylül ve İstanbul'daki terör olaylarına rağmen, insan hakları ve demokrasiden ödün vermeden yolumuza devam ediyoruz. Dinlerarası soğuk savaş oluşturma girişimleri, Türkiye'nin AB üyeliğiyle birlikte başarısız olacaktır" sözlerine karşılık, Prodi de, "Türkiye'nin AB üyeliği İslam ve modernitenin sadece birlikte olabi
leceğini değil, aynı zamanda uyum içinde olabileceğini de gösterir" diye konuştu.
Bazı Avrupa Birliği çevrelerinin ekonomideki olumsuzlukları gündeme getirerek Türkiye'nin üyeliğine çekince koyduğunu söyleyen Erdoğan, enflasyon ve faizlerdeki düşüşü de an
lattı.
Prodi, CHP lideri Deniz Baykal'la da görüştü. Deniz Baykal, Prodi'ye reformlara destek verdiklerini, uygulamadaki aksaklıkların da çözüleceğine inandıklarını söyledi. Baykal, Kıbrıs konusunun AB üyeliği için önkoşul olarak öne sürülmesini eleştirdi
.


Zana için metni deldi
Prodi, daha önce basına dağıtılan konuşma metninde yer almamasına rağmen, Meclis'teki konuşmasında Leyla Zana'nın durumunu gündeme getirdi.
Prodi'ye Başbakanlığa gelişlerinde konuk başbakanlara uygulanan prosedür uygulandı.
Törende AB'nin 'ulusal marşı' olarak kabul edilen Beethoven'in 9. Senfonisi ve İstiklal Marşı çalındı. Göndere de Türkiye ve AB bayrakları çekildi.
Gül ile Verheugen'in samimi davranışları dikkat çekti. İkili, ortak basın toplantısı sırasında sık sık birbir
leriyle şakalaştı.
Prodi'nin İngilizce aksanı kendi heyetindeki AB yetkililerince gülümsemelerle karşılandı.
Heyetlerarası görüşmelere Türk tarafından İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, İstanbul Milletvekili Egem
en Bağış, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, Başbakanlık Danışmanları Ahmet Davutoğlu ve Nabi Avcı katıldı.

Şubat’ta CENEVRE’de

** Kıbrıs’ta Annan planı temelinde görüşmeler yönünde anlaşılması durumunda, müzakerelerin, Şubat’ın ilk haftasında İsviçre’nin Cenevre kentinde başlaması öngörülüyor.

** Washington’daki diplomatik kaynaklara göre, Amerikan tarafı ve Birleşmiş Milletler, görüşmelerin başlayabilmesi için Türk tarafının planı referanduma götüreceği yönünde önceden taahhütte bulunmasında ısrar ediyor.

Kıbrıs’ta çok kritik gönlere yaklaşılıyor. Washington’da diplomatik kaynaklara göre, Kıbrıs’ta Annan planı temelinde görüşmeler için anlaşılırsa, müzakerelerin, Şubat’ın ilk haftasında Cenevre’de başlaması planlanıyor.

GÖRÜŞME TAKVİMİ

Görüşmelerin
takvimi ise şöyle: Türkiye’nin tutumu, 23 Ocak’ta Milli Güvenlik Kurulu toplantısında kesinleşecek. Ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 24 Ocak’ta, Davos’ta BM Genel Sekreterı Kofi Annan ile görüşerek Türk tarafının önerilerini anlatması bekleniyor.

REFERANDUM KİLİT MESELE
Burada kilit bir konu bulunuyor. Amerikan tarafı ve BM, görüşmelerin başlayabilmesi için Türk tarafının planı referanduma götüreceği yönünde önceden taahhütte bulunmasında ısrar ediyor.
Annan planına göre, tarafların anlaşamadığı konularda boşlukların Annan tarafından doldurulması planlanıyor. Önceden referandum garantisi verilirse, Annan’ın hazırlayacağı son versiyonun, itirazsız Kıbrıs’ta halkoyuna sunulması gerekıyor.
Türk tarafının referandum güvencesi vermesi durumunda, Anna
n’ın da görüşmelerin yeniden başlatılması çağrısında bulunması planlanıyor. Türk tarafı, referandum taahhüdünde bulunursa, Yunan ve Rum taraflarından da aynısını yapmaları istenecek. Bu arada Erdoğan, 28 Ocak’ta Washington’da Başkan Bush ile kritik bir görüşme yapacak.

‘ABD, BM VE AB STRATEJİDE ANLAŞTI’
Plan yönünde gelişmeler devam ederse, müzakerelerin çok büyük ihtimalle Şubat’ın ilk haftasında BM gözetiminde Cenevre’de başlaması bekleniyor. Bu olursa, Amerikan tarafı da, üst duzeyde bir heyetle görüşmelere katılacak. Washington’daki diplomatik kaynaklar, bu strateji üzerinde ABD, BM ve Avrupa Birliği’nin anlaştığını belirtiyor.

YENIDUZEN 16/01/04

Yeni bakanlar bugün açıklanıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler(CTP-BG)- Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti kabinesinin DP kanadı tarafından dışarıdan atanan 3 bakan görev başı yapmadan, yerlerine yeni atamaların yapılması gündeme geldi.

Başsavcı Akın Sait'in olumsuz görüşünün ardından Başbakan Mehmet Ali Talat, KIBRIS FM'e yaptığı açıklamada, DP'li 3 bakanın yerine yeni atamaların bugün yapılabileceğini söyledi.

DP Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ise dün konuyla ilgili sessizliğini korudu ve herhangi bir açıklama yapmadı.

Başsavcı Akın Sait, DP'li 3 bakanın görevlerine son verilmesini ve yerlerine yeni atama yapılmasını istedi.

Başsavcı Akın Sait Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a gönderdiği yazıda, bu değişikliğin yapılmaması halinde hukuki sorunlar yaşanacağını ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümetin tamamı için verdiği onayı geri alabileceğini de kaydetti.

Hatırlanacağı gibi DP'nin dışarıdan atadığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi, Tarım Bakanı Raşit Pertev ile Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer'in, KKTC'de kesintisiz 3 yıl ikamet etmedikleri gerekçesiyle milletvekili seçilebilme niteliklerine sahip olmadıkları iddiası, önceki güne damgasını vuran önemli bir gelişmeydi.

Yeni bakanların göreve başlamadan gündeme gelen bu sorun, mecliste yeni kabinenin okunmasını da geciktirmişti.

Talat: Hükümette sorun yok

Başbakan Mehmet Ali Talat, DP'li 3 bakanla ilgili ortaya çıkan durumun hükümet için bir sorun yaratmadığını, yasal bir problem varsa bunun giderileceğini söyledi.

Talat, "Başbakan atadığı bakanları görevlerinden alıp yerlerine yenilerini atayacak" dedi.

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın yeni bakanları saptamaya çalıştığını ve kendisiyle istişare ettikten sonra yeni bakanlarla ilgili atamanın bugün yapılabileceğini ifade eden Talat, atamayla ilgili bir sürenin bulunmadığını da kaydetti.

Talat, şöyle konuştu:

"Hükümette sorun yok. Yasalarımıza göre bu bakanlar halen görevlerindedir, icraat yapabilirler ancak etik açıdan göreve başlamadılar. Serdar bey de sorun yok diyor, yasaldır diye de iddiaları var. Ancak sonuçta bir şey olacaksa görevlerinden alınıp yerlerine yenileri atanacak. Yarına (bugün) umuyorum bu yapılacak. Serdar bey bakanlarını saptamaya çalışıyor".

Talat, dün sabah da Anıttepe'deki törenden sonra gazetecilerin aynı konuyla ilgili sorularını yanıtladı.

Mehmet Ali Talat, görüşün olumsuz olması halinde ne yapılacağına ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:

"Hükümette bir şey yok. Sayın Serdar Denktaş dün (önceki gün) açıklama yaptı. Hükümette herhangi bir şekilde sıkıntı yaşamaması için gerekli düzenlemeyi yapacağını kendisi söyledi. Doğaldır ki bir hükümetin oluşumunda ortaya çıkmış olabilecek bir hata, bir yanlış algılama veya yorum nedeni olabilecek bir konu düzeltilmeye muhtaçtır. Gerekli düzeltmenin yapılması gerekiyor."

Önceki gün başsavcılığın, mecliste listenin okunmasının ve Resmi Gazete'de yayımlanmasının gerekli olduğunu vurguladığını ifade eden Talat, nitekim bakanlar kurulu listesinin Resmi Gazete'de yayımlandığını, burada yapılacak olanın ilgili bakanlara ilişkin bir değişiklik olacağını belirtti.

Bu durumda olanların DP'li arkadaşları olduğunu ifade eden Talat, olumsuz bir durumda DP'nin başka bakanlar göstereceğini kendisinin de atama yapacağını kaydetti.

Görünen durumun bu olduğunu belirten Talat, zaten güvenoyu alınana kadar Bakanlar Kurulu listesinde değişiklik yapılmasının bir sorun yaratmayacağını, güvenoyu verilecek listenin eğer liste hazırlanacaksa yeni liste olacağına göre, bu listenin güvenoyu alacağını kaydetti.

Dolayısıyla hükümetin kurulduğunu ve görev başında olduğunu, gerekmesi halinde söz konusu bakanlıkların yenileri atanana kadar vekaletle doldurulacağını kaydetti.

"Kabinenin tekrar cumhurbaşkanına sunulması söz konusu olacak mı" şeklindeki bir soru üzerine ise Talat, bu olayın bir çok defa gerçekleştiğini, başbakanın önerisi ve cumhurbaşkanının onayıyla bakanların görevden alınarak yerlerine başka bakan atanabileceğini, herhangi bir kabinede bunun böyle olduğunu ve aynı prosedürün izleneceğini kaydetti.

Talat bunun bir tek farkı olabileceğini ifade ederek, buradaki bakanların atanmamış sayılabileceklerini veya bunların görevden alınıp yerine yenilerinin atanacağını, dolayısıyla herhangi bir yasal sorunun söz konusu olmadığını belirtti.

"Hükümet atanmıştır. Kararname yayımlanmıştır. Anayasamıza göre hükümetin atanması cumhurbaşkanımızın onayıyla olmaktadır. Cumhurbaşkanı onayladığı andan itibaren mecliste okunmasa da resmi gazetede yayınlanmasa da o bakanlar kurulu görev başındadır. Diğerleri sadece bilgidir ve hükümetin atanmasıyla ilgili bir engeli yoktur."

Talat, Serdar Denktaş'ın törene katılmamasıyla ilgili bir soru üzerine ise, dün törene çok fazla bakanın katılamadığını, daha dün görev başı yaptıklarını, kendisi de dahil bir çok bakanın makam aracı bulunmadığını, törene katılma konusunda bunun da etkisi olduğunu, bunları düzenledikten sonra daha rahat hareket edebileceklerini söyledi. Talat, Serdar Denktaş'ın törene katılmamasıyla ilgili başka bir neden olduğunu sanmadığını belirtti.

Denktaş, başsavcının görüşünü açıkladı

Bu arada dün sabah Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bir kabulü sırasında gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı.

DP'li bakanlarla ilgili iddialar üzerine Başsavcı Akın Sait'ten talep ettiği görüşün önceki akşam eline ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, başsavcının söz konusu bakanların değişmesi gerektiğine ilişkin görüş verdiğini söyledi ve birkaç gün içinde 3 bakanlık için yeni isim verilmesi gerekeceğini kaydetti.

Denktaş: Üç yeni isim bildirilecek

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başsavcı Akın Sait'in kabineye dıştan atanan 3 bakanla ilgili olumsuz görüşü üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bu bakanlıklara yeni isimlerin atanacağını bildirdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, meclis başkanı Fatma Ekenoğlu ile görüşmesinde, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Başsavcının konuyla ilgili olumsuz görüş belirten yazısı üzerine, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın telefonla 3 DP'li bakanın yerine yeni bir liste gönderileceğini bildirdiğini söyleyen Denktaş, ancak yeni isimler hakkında bilgisi olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, "Bu durumda hükümetle ilgili sorun kalmıyor değil mi" şeklindeki soruya ise şu karşılığı verdi:

"Ben bekliyorum, benim konumum açısından sorun yok. Ama kulaktan işittiğime göre bir parti gününde olmadı diye bunu mahkemeye götürmek istiyor. Eğer mahkemeye giderse bunun kararını ben veremem, mahkeme verir. Bizim açımızdan başsavcının verdiği bilgi doğrultusunda bu 3 ismi başbakanın değiştirme hakkı var ve benim de isimlerle ilgili bir neden yoksa kabul edip tekrar meclise gönderme mecburiyetim var. Onu yapacağız. Çıkmamasını temenni ederiz ama bundan sonra ihtilaf çıkacaksa hukuki ihtilaf olacak. Böyle bir durum olursa pek rahat etmeyeceğiz ama herkes hakkını istediği şekilde kullanır."

Cumhurbaşkanı Denktaş, başsavcının yazılı görüşünü çoğalttırarak basına dağıttı.

Seçilme niteliklerine haiz değiller

Başsavcı Akın Sait, Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderdiği yazıda, hükümete dıştan atanan DP'li Erkan Emekçi, Ayşe Dönmezer ile Raşit Pertev'in anayasanın 106'ncı maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca milletvekili seçilebilme niteliklerine haiz olmadıklarını kaydetti.

Aynı maddenin dıştan atanan bakanların milletvekili seçilebilme niteliklerine haiz olma şartı aradığını belirten başsavcı, bu 3 bakanın görevlerine son verilerek yerlerine yeni atama yapılması gerektiğini ifade etti.

Başsavcı Akın Sait, bu değişikliğin yapılmaması halinde hukuki sorunlar yaşanacağı ve hükümetin yasallığının tartışma konusu olacağı konusunda da görüş belirtti.

DP, durum değerlendirmesi yaptı

Dıştan atanan DP'li 3 bakanın bu görevlere atanmalarının anayasa ve yasalara aykırı olduğunun Başsavcılık'ça da teyit edilmesinin ardından DP'de durum değerlendirmesi yapıldı.

Parti yetkililerinden alınan bilgiye göre, ortaya çıkan durum genel başkan, başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı Serdar Denktaş'ın başkanlığındaki toplantılarda gün boyu değerlendirildi.

Parti yetkilileri en kısa zamanda karar verilerek sorunun aşılması için gereğinin yapılacağı bildirildi.

Başsavcının görüşü

Başsavcı Akın Sait'in önceki günün tarihini taşıyan yazının tam metni şöyle:

"Bugün sabahleyin yaptığımız toplantıdan sonra CTP-BG Genel Başkanı Sn. Mehmet Ali Talat başkanlığında kurulan Bakanlar Kurulu listesinde dıştan atanan üç bakan ile ilgili olarak ileri sürülen iddialar üzerine konu incelenmiştir. Görüşlerim şöyledir:

Bakanlar Kurulu'nun oluşumu anayasanın 106'ncı maddesinin (3)'üncü fıkrası kurallarına uygun olarak başbakan olarak görevlendirilen kişinin önerisi üzerine cumhurbaşkanı tarafından atanmalarını öngörmektedir. Bakanların atanması ise, anayasanın 106'ncı maddesinin (4)'üncü fıkrası kuralları

gereğince, milletvekili olmayan kişiler arasından da yapılabilir. Ancak bu kişilerin milletvekili seçilebilme niteliklerine sahip olması gerekir. DP kanadının dıştan atadığı Sn. Erkan Emekçi, Sn. Ayşe Dönmezer ve Sn. Raşit Pertev'in anayasanın 106'ncı maddesinin (4)'üncü fıkrası kurallarında öngörülen milletvekili seçilebilme niteliklerine sahip olmadığı ortaya çıkmıştır.

Anayasanın 106'ncı maddesinin (4)'üncü fıkrası ile anayasanın 68'inci maddesinin (1),(2) ve (3)'üncü fıkrasındaki düzenlemeler milletvekili seçilebilme niteliklerine dair kuralları içermektedir. Anayasanın 68'inci maddesi kurallarındaki düzenlemeler, 5/76 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 9'uncu maddesinde de öngörülmüştür. Bu durum karşısında size sunulan listede nitelikleri gösterilmeyen dıştan atanan bakanların, yapılan inceleme sonucunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde milletvekili seçimlerinin yapıldığı tarihten önce en az üç yıl daimi ikamet şartına haiz olmadıkları nedeniyle de anayasanın 68'inci maddesinin (2)'nci fıkrası ve 106'inci maddesinin (4)'üncü fıkrası kurallarında öngörülen nitelikler ile değiştirilmiş şekliyle 5/76 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 9'uncu maddesinin (2) (C) bendi kurallarında öngörülen nitelikleri taşımamaktadırlar.

Yüksek Seçim Kurulu ve ilçe seçim kuralları, daha önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 3 yıl daimi ikamet etmediği görüşünden hareketle seçilebilme niteliklerine haiz olmadığına karar verdiği bazı milletvekili adaylarının adaylıklarını iptal ettiği gibi, seçmen listelerinde ilçe seçim kurullarının aldığı karar ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ikamet etmeyen birçok kişinin seçmen dahi olma niteliklerini iptal ederek oy kullanmalarını ve seçilmelerini engellemiştir.

Alınan bu kararlar ışığında dıştan atanan ve yukarıda isimleri zikredilen kişilerin bakanlıklarına, başbakanın istemi üzerine sizin tarafınızdan görevlerine son verilmesi ve bunların yerine aranan niteliklere haiz başbakanın önereceği üç kişiyi atamanızın hukuki açıdan uygun olacağı görüşündeyim.

Bunun yapılmaması halinde, hukuki sorunlar yaşanacağı, hükümetin yasal olup olmadığı her zaman için tartışma konusu yapılacağı, alınan her Bakanlar Kurulu kararının anayasal ve yasal yönünün tartışılabilir olacağı sakıncalarını nazarı itibara alarak, başbakandan böyle bir istemin gelmemesi halinde tüm Bakanlar Kurulu üyeleri için verdiğiniz onayı geri alma yetkisine haiz olabileceğinizi bildirir, saygılarımı arz ederim.

KIBRIS 16/01/04

DP bakanlarını değiştirmiyor

KKTC’de Demokrat Parti, başsavcının yurtdışından atanan 3 bakanın durumunun anayasaya uygun olmadığını bildirmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor.

Lefkoşa
NTV

16 Ocak 2004 — Bu arada anamuhalefetteki Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, koalisyon hükümetinin 15 günlük anayasal sürede kurulup kurulmadığı konusunda hukuki çalışma başlattıklarını açıkladı.

Demokrat Parti lideri ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, 3 bakanın durumuyla ilgili anayasa mahkemesine başvuracaklarını açıkladı. Serdar Denktaş, karar çıkana kadar kabinede değişiklik yapmayacaklarını da belirtti. Serdar Denktaş, kabinedeki kendisi dahil DP’li 4 bakanın bugün görevlerini teslim alacaklarını da kaydetti.

’YETKİ ANAYASA MAHKEMESİ’NİN’
Başbakan Mehmet Ali Talat ise, hükümetin Anayasa’ya ayrılığını yorumlama yetkisine Başsavcı’nın değil, Anayasa Mahkemesi’nin sahip olduğunu söyledi. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nden görüş alınacağını belirten Talat, “Hükümetin yasallığıyla ilgili tartışmalar gereksizdir” diye konuştu.

TALAT: DP’NİN KARARINA SAYGIL
IYIZ
Başbakan Talat, ikamet sorunu bulunan kabinenin Demokrat Partili (DP) bakanlarıyla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi’ne başvurma konusunda yetkinin ise Cumhurbaşkanı’nda olduğunu kaydetti. Talat, “koalisyon ortağı DP’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurma ve kabine üyelerini değiştirmeme kararına saygılı olduklarını” söyledi.
KKTC Başsavcılığı dün, söz konusu 3 bakanın seçim öncesi 3 yıl ülkede ikamet etmedikleri gerekçesiyle milletvekili seçilme niteliklerine haiz olmadığını ve değiştirilmeleri gerektiğini
açıklamıştı.

UBP HUKUKİ İNCELEME BAŞLATIYOR
Bu arada anamuhalefetteki Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu da, koalisyon hükümetinin 15 günlük anayasal sürede kurulup kurulmadığı konusunda hukuki çalışma başlattıklarını açıkladı.
Eroğlu, “Hükümet 15. günde son saatte onaylatıldı. 3 bakanın bakan olamayacağı meydana çıktı. Bu durum tartışma konusu yarattı. Hükümet kurulmasının yasal süre içinde olup olmadığını hukuken inceleteceğiz” diye konuştu.

KKTC'de ikamet krizi mahkemelik

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC'de hükümet, 3 teknokrat bakanın değiştirilmesini isteyen başsavcıya ‘hayır’ cevabı verdi ve Anayasa Mahkemesi'ne gitme kararı aldı. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan'ın isteği üzerine, Anayasa Mahkemesi'nden görüş isteyeceğini açıkladı.

Koalisyon hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti dün anayasanın milletvekili seçilebilme şartları arasında yer alan 3 yıl ikamet kuralına uymayan 3 teknokrat bakanını değiştirmeyi kabul etmedi. Uzun yıllar Türkiye'de yaşayan Kıbrıslı 3 teknokrat bakan bu kararın ardından görevlerine başladı. DP lideri Serdar Denktaş, Anayasa Mahkemesi'ne gitme kararı aldıklarını ve sonucuna göre bakanların değiştirilebileceğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi'ne sadece Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başvurabiliyor. Cumhurba
şkanı Denktaş, hükümetin isteğini haklı buldu ve teknokrat bakanlar hakkında olumsuz görüş bildiren başsavcıyı eleştirerek, ‘Anayasa maddesinin tefsirini ancak Anayasa Mahkemesi yapar’ dedi.

HURRIYET 17/01/2004

Serdar Denktaş, üç bakanında ısrarlı

DP lideri, geçersiz ilan edilen üç bakanları hakkında Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını açıkladı

SEFA KARAHASAN Lefkoşa
KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Demokrat Parti'nin (DP) koalisyon hükümeti, daha güvenoyu alıp göreve başlamadan sorunlarla boğuşuyor. DP lideri, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, son üç yıldır KKTC'de ikamet etmedikleri gerekçesiyle bakanlıkları, KKTC Başsavcısı Akın Sait tarafından Anayasa'ya aykırı bulunan üç DP'linin durumuyla ilgili olarak Anayasa Mahkem
esi'ne başvuracaklarını, karar çıkana kadar kabinede değişiklik yapmayacaklarını açıkladı. DP'li bakanlara itiraz eden Ulusal Birlik Partisi (UBP) ise, bu kez de hükümetin 15 günlük anayasal süre içinde kurulup kurulmadığını araştırıyor.
Serdar Denktaş'ın
Dışişleri Bakanlığı görevini devraldığı dünkü tören de, tatsız geçti. Hükümetin "gayri yasal" olduğunu iddia eden ve "Gayri yasal kişiye devir yapmam. İsterse işgal eder" diyen eski Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, törende bulunmadı. Serdar Denktaş, "İddiaların yanıtını Anayasa Mahkemesi verecek" dedi.
MILLIYET 17/01/04

Geriye sadece Kıbrıs kaldı...

Prodi'nin Türkiye ziyareti, tahminlerinde ötesinde iyi geçti. Kötü haber meraklıları hayal kırıklığına uğradılar. Onların bekledikleri Prodi'nin ortaya yeni kriterler atması, karamsar tahminlerde bulunması idi.
Tam aksi çıktı.
Prodi, durumun gerçek bir resmini çekti. Doğruları söyledi, dostça önerilerde bulundu, herkesin dinlemesi gereken uyarılar da yaptı.
Unutmayalım ki, Prodi sadece Komisyo
n adına konuşabilir. Esas kararı üye ülkeler verecekler. Ancak Komisyon'un önemi, vereceği rapor ve yapacağı öneriden kaynaklanıyor.
Türkiye, AB'nin genelinde istenen bir aday değil. Bize kuşku ve kaygıyla bakılıyor. AB 41 yıl önce imzaladığı –belki de bug
ün pişmanlık duyduğu- bir anlaşma nedeniyle köşeye sıkışmış durumda. Ankara'ya tarih verilecekse, bir yandan sözünde durma zorunluğu öte yandan da HAYIR demenin zorluğu nedeniyle ve siyasi bir kararla verilecektir.
Şu sırada Türkiye'nin tamamlaması gereken
Kopenhag kriterleri hala var. Anayasa değişikliği gerektiği için, zaman alacak. Bundan dolayı, uygulamaya özel bir titizlik göstermek çok yararlı olur.
Geriye ise Kıbrıs kalıyor.
1 Mayıs tarihi artık AB için değil, Türkiye tarafı için kaçırılmaması gereke
n bir tarihtir. 1 Mayıs'tan sonra Türk tarafının elinde koz kalmayacaktır. Çözüm bulunursa, hem Kıbrıs'ın Kuzeyi kurtarılmış hem de Aralık'ta tarih alma güvenceye alınmış olacaktır.

PRODİ NEDEN TÜRKLERDEN KORKUYOR?
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Prodi'nin Türkiye'ye bakışı son derece ilginç. Herşeyden önce Türkiye'yi seven bir insan. Kimileri gibi, Türkiye denince tüyleri diken diken olmuyor. Özal döneminde Türkiye'ye sık sık geldiğini ve Başbakan ile çok iyi anlaştıklarını anlatıyor.
Bir aralar Prodi'ni
n Türkiye'ye sırt döndüğü ve tarih verilmesine karşı çıktığı söylenirdi.
Merak edip sordum.
Prodi'nin Türkiye korkusu, kendi deyimiyle "ülkemizin çok büyük ve gelir düzeyinin de çok düşük olmasından" kaynaklanıyor.
Böyle bir Türkiye'nin tam üyeliğini, Avru
pa Birliğini siyasi birlikten uzaklaştırmasından kaygılanıyor.
Aslında bu kaygıyı duyanlar az değil, ancak yine de Prodi, Türkiye'ye müslümanlığı nedeniyle karşı çıkanlara ateş püskürüyor. "Türkiye'nin tam üyeliğine karşı bir çok gerekçe ile direnilebilir,
ancak din bunların arasında olamaz" diyor.
Bu nedenle de, AB'nin Türkiye'ye verdiği sözleri tutması gerektiğine inanıyor. Bu açıdan da son derece duyarlı. "AB ciddi bir kurumdur. Verdiği sözün, attığı imzanın ardında durmalıdır" diyor.
Prodi ve ekibi ne y
azık ki, bu yıl sonu değişecekler. Yerlerine kim gelirse gelsin, yıllardır Türkiye dosyasına emek vermiş olan bu insanları uzun yıllar anacağız. Zira TC tarihinin en önemli dönemecinden birlikte geçeceğiz.

***

BUNUN ADINA MİLLİYETÇİLİK DENMEZ

Ülkemizde en büyük enflasyon MİLLİYETÇİLİK alanında yaşanıyor. Herkes Milliyetçi.
Hatta bazıları, diğerlerinden daha Milliyetçi olduklarını ispatlayabilmek için olağanüstü bir çaba harcıyorlar. Müthiş bir rekabet yaşanıyor.
Ülkücüler, bir süre seslerini duyuramamanın verdiği sinirlilikle olacak, son dönemlerde yine ön plana geçmeye çalışıyorlar. Fazlasına gerek yok, Kürdün K'sı, Ermeni'nin E'si, AB uyum yasaları ve Annan planının A'sı dahi sinirlenmelerine ve tepki göstermelerine yetiyor. Onlara göre, yaptıkları sad
ece Demokratik haklarını kullanmak (!). Ancak nedense kimse bunu böyle anlamıyor ve tepkilerin muhatapları, tehdit edildikleri izlenimine kapılıyorlar (!). Ne olursa olsun, Ülkücüler Milliyetçilik bayrağını başka hiçbir Sivil Toplum Örgütüne bırakmaya niyetli değiller.

CHP' DE MİLLİYETÇİLİK YARIŞINA GİRDİ...
Meclis' teki Partiler arasında da bir yarış var. Baksanıza CHP bile, Ararat filmini yasaklamadığından dolayı Kültür Bakanı Mumcu'yu tebrik edip, suçlamalara karşı savunup destekleyeceğine, sırf muhalefet yapma uğruna, Mumcu'yu yerden yere vuruyor ve Meclis' e soru önergesi veriyor. Yani daha gerisinin de geleceğinin sinyalini veriyor.
Bir de, CHP'nin neden oy kaybettiği sorgulanıyor (!). Sosyal Demokratların bekledikleri vizyonu veremeyen, Devleti herşe
yin üstünde gören, AB'yi kucaklamayan, Kıbrıs'ta statükocu davranan CHP'yi, bu ülkenin gençleri neden benimsesinler ki...

ASKERLER ARASINDA BİLE MİLLİYETÇİLİK YARIŞI VAR...
Son gelişmeler, Milliyetçiliğin bayrağını taşıyan Silahlı Kuvvetler içinde dahi böyle bir rekabetin izlerini gösteriyor.
Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan son belgelerin içeriğine bakıyorum, bunların sızdırılmış olmalarını değerlendiriyorum, Kara Kuvvetleri Komutanı'nın bazı gazetecilere zaman zaman söylediklerini okuyorum, Ankara kuli
slerinde dolaşan söylentileri dinliyorum, bazı emekli komutanların yaptıkları özel veya TV konuşmalarını duyuyorum ve bütün bunların sonunda da, sanki bazıları bazılarından daha Milliyetçi olduklarını ispatlamaya çalışıyorlarmış izlenimini ediniyorum.

OYSA GERÇEK MİLLİYEÇİLİK BURALARDAN GEÇMİYOR...
Bizim Milliyetçilerimiz yanlış şeytanları dövüyor, yanlış tutumlar benimsiyor ve etkinliklerini göstermeleri gereken asıl alanları bırakıp, popülist yaklaşımları tercih ediyorlar.
İşte birkaç örnek...
Ararat filmini engellemek için bunca çaba harcayanlara sormak isterim:
Türk toplumunun ne kadar hoşgörüşüz, ne kadar tahammülsüz olduğunu göstermek mi Milliyetçiliktir, yoksa Ermeni iddialarının aksini ispatlamak için filmler çevrilmesini, belgeseller yapılmasını,
kitaplar yazılmasını teşvik etmek, ilgili resmi veya resmi olmayan kuruluşları sıkıştırmak, hatta gerektiğinde onları baskı altına almak mı, gerçek Milliyetçiliktir.
Kıbrıs' ta şehit verdiğimiz gerekçesiyle uzlaşı için gerçekçi adımları "vatana ihanet" ol
arak görüp ayaklananlara sormak isterim:
Türkiye'yi tarihinin en güç dönemlerine sokma pahasına, Kıbrıs'ta en olabilir çözümü engellemek mi, yoksa uzun vadede Kıbrısı ve Kıbrıs Türklerini kurtaracak formüller için çalışmak mı Milliyetçiliktir. Kıbrıs' ta
şehitlerine sahip çıkarken, bu ülkeyi kurtaran Çanakkale savaşında kaybettiklerimizin Gelibolu yarımadasındaki mezarlıklarıyla hiç ilgilenmemek mi asıl Milliyetçiliktir.
Bu listeyi daha uzatabilirim.
Lütfen ucuz Milliyetçilik gösterilerini bırakalım.
Milli
yetçilik postu altındaki iktidar kavgasına da bir son verelim. Zira artık Pandora kutusu açıldı ve cinler dışarı çıktı. Onları bir daha kutuya sokamazsınız...
* * * * * * *

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 17/01/2004

Kıbrıs eşiğinden sonrası...

İsmet Berkan

17/01/2004 RADIKAL

Yıl 1999, aylardan nisan. Hükümet, Avrupa Birliği ile ilişkileri askıya almış. Kendine danışılmadan alınan bu karardan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel fazlasıyla rahatsız. O yüzden bir önceki yılı Avrupa ülkelerine bir dizi ziyaretle geçirmiş, başta Fransa Cumhurbaşkanı Chirac olmak üzere Avrupalı liderlerden AB hedefinde Türkiye'ye yardım istemiş.
Bu arada Almanya'nın o zamanki başbakanı Kohl'e mektup yazmış. O sırada Kohl seçimi kaybetmi
ş, yerine Schöreder gelmiş.
Demirel, ABD'nin başkenti Washington'da NATO zirvesinde. Zirvenin yapıldığı Reagan Center'ın loş ışıklı koridorunda Demirel'le görüşmek için bekliyorum. Odanın kapısı açılıyor, Schöreder ve ekibi dışarı çıkıyor, Cumhurbaşkanı D
emirel onları uğurluyor, sonra beni görüyor, el sıkışıyoruz ve içeri giriyorum.
Demirel'in yürüttüğü diplomasinin ne olduğu açıkça ortada. O sıralar dorukta olan Kosova krizi yerine AB sorunuyla başlıyoruz sohbete. Konuşmanın bir yerinde Demirel, "Türkiye
'nin AB'ye girişine" diye söze başlıyor ve sürdürüyor: "Avrupalı liderlerden önce Avrupa kamuoyu Türkiye'nin üyeliğine karşı. Bizim liderler kadar Avrupa kamuoyunu da ikna etmemiz gerek. Zaten eğer kamuoylarını Türkiye'nin üyeliğine ikna edebilirsek, siyasetçileri ikna etmek de kolaylaşacaktır."
* * *
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin önünde bir dizi engel var. Bunlardan birincisi Kıbrıs konusu. Eğer Türkiye, bu sorunu çözmeyi hiçbir zaman istemeyen Rauf Denktaş'ın etkisinden kurtulur da, çözümde ön açıcı
bir tavır alırsa, bu tavrına da bütün dünyayı ikna edebilirse, Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüm elde edilemese bile AB açısından olumlu bir noktaya ulaşılacak.
Tabii Türkiye'nin ve Denktaş'ın sicili o kadar kötü ki, bu sicili temizlemenin en iyi yolu aslında Kı
brıs'ta çözüme ulaşmak ama elbette bu çözüm 'Ver kurtul' şeklinde değil de, iki tarafın kabul edebileceği bir şey olmak durumunda.
Burada Kıbrıs en önemli eşiklerden biri, hatta birincisi. Kıbrıs sorunu çözüldüğünde ya da olumlu bir yola girildiğinde ikin
ci en önemli eşikle karşı karşıya kalacağız:
Aralık zirvesinde AB'den müzakerelere başlama startını almak.
Bu, Kıbrıs çözülse bile o kadar kolay değil. Çünkü Avrupa kendi içinde ciddi bir siyasi ve ekonomik krizin eşiğinde duruyor. Genişlemenin faturası
bir türlü ödenemiyor.
Bu şartlar altında AB, Türkiye gibi hazmedilmesi zor bir lokmayı üç-beş yıl içinde kapısında görmek istemiyor.
Aralık ayında verilecek karar her bakımdan siyasi bir karar olacak. O yüzden, Avrupa kamuoyunun Türkiye'ye bakışı da çok
önemli olacak. Nitekim dün Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi de aynı konuya değindi; Avrupa kamuoyunu ikna etmekten söz etti.
Kıbrıs'ın çözülmesi, aralık ayında AB'den tarih alınması engellerin tamamının geçilmesi anlamına gelmeyecek.
Ardından, müzak
ereler gelecek ki, daha çok teknik içerikli olan bu müzakere sürecinde Türkiye'den bir dizi tavizi vermesi istenecek. Bu tavizlerin önemli bir bölümü de tarım ve hayvancılık sektörlerinde olacak. Müzakere sürecinin en azından 8 yıl sürmesi beklenmeli.
Ve
son olarak da tam üyelik gelecek.
O zaman bile Türkiye hakkında siyasi bir karar alınacak.
İnce uzun yol aslında daha yeni başlıyor.

Asker 'Çözüm' dedi

Genelkurmay: Kıbrıs'ta hedef, Mayıs 2004'e kadar çözüm. İncirlik'in kullanılması da yasal

17/01/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, dün düzenlediği bir basın toplantısı ile gündemdeki konulara ilişkin görüşlerini açıkladı. Başbuğ, Kıbrıs'ta bir an önce çözüm bulunması gerektiğini ve bu konuda kurumlar arasında görüş ayrılığı olmadığını söyledi. Başbuğ, toplantıda şu görüşleri açıkladı:
İncirlik'te konaklama
İncirlik Üssü'nün NATO ve Türkiye-ABD arasındaki SEIA anlaşması dışındaki kullanımı, ancak Türkiye'nin açık izniyle gerçekleşebilir. ABD, 28 Kasım 2003'te GenelkurmayBaşkanlığı'ndan Irak'ta konuşlu ABD personelinin
İncirlik üzerinden rotasyonunu talep etti. ABD İncirlik'i transit merkezi olarak 1 Ocak-30 Nisan 2004 tarihleri arasında kullanmak istedi. Rotasyon Irak-İncirlik-Avrupa / ABD istikametine, tek yö
nlü uygulanıyor. İncirlik'e inen transit personel en fazla 24 saat kalabiliyor. Personelin İncirlik dışına çıkışları söz konusu değil. Bugüne kadar Irak'tan 12 uçak ile 1512 personel İncirlik'e geldi ve bu personel 10 uçakla İncirlik'ten ayrıldı.
ABD tara
fından gelen bu talep, Aralık 2003'te Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı'na iletildi. Başbakanlık bu isteği 22 Mayıs 2003 tarihli ve 1483 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına dayanan 23 Haziran 2003 tarihli ve 5755 sayılı Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde uygun gördü. Başbakanlık'ça 16 Aralık 2003'te yayımlanan yazı ile, rotasyon faaliyetinin Dışişleri Bakanlığı'nın koordinatörlüğünde, Genelkurmay'ca belirlenecek ilkeler ve usullere uygun olarak yürütülmesi direktifi verildi.
Kıbrıs milli
dava
Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs sorununa görüşmeler yoluyla adil ve kalıcı bir çözümün bulunmasının gerekliliğine inanmakta. Bu kapsamda Dışişleri ile gerekli çalışma ve görüşmeler devam ettirilmekte. Milli bir dava olan Kıbrıs konusuna ilişkin Genelkurmay Başkanlığı'nın görüşü, diğer birçok konuda olduğu gibi Kuvvet Komutanlıkları'nın da katkılarıyla oluşturulmakta. Bu çerçevede 19 Aralık 2003 ve 2 Ocak 2004 tarihlerinde Genelkurmay Karargâhı'nda Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın
katıldığı iki toplantı ile Genelkurmay Başkanlığı görüşü oluşturuldu. Bu görüş, 8 Ocak 2004'te Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan zirveye sunuldu. Bu önemli konunun 23 Ocak'ta yapılacak MGK toplantısında görüşülmesi doğal. Bu konuya ilişkin farklı değerlendirmelere katılmadığımızı ifade etmek isterim.
Etnik federasyona hayır
Irak'taki askeri harekâtın sona ermesini müteakip, istikrar harekâtı başladı. İstikrar gücünde çeşitli ülkelerden yaklaşık 154 bin yabancı asker görev yapıyor.
Irak'ın siyasi yapısını şekillendirecek 'Geçiş Yönetimi Yasası' şubat sonuna kadar Irak Geçici Konseyi'nce hazırlanacak ve Paul Bremer başkanlığındaki geçici sivil yönetim tarafından onaylanacak. Bu yasa, Irak'ın siyasi yapısının genel çerçevesini çizecek. Tartışılan değişik s
iyasi modellerden biri de federatif yapıdır. Irak'ın siyasi yapısının şekillendirilmesinde şu iki noktanın dikkate alınması, karşılaşacak muhtemel sorunları önleme açısından önem arz etmektedir. Birincisi, Irak'ta farklı etnik yapı ve mezheplere sahip halkların birbiri içerisinde karışık şekilde yaşadığı gerçeğidir.
İkincisi, Irak'ın zenginliklerinin belli gruplara değil tüm Irak halkına ait olduğudur. Bu gerçeklerin dikkate alınmaması durumunda, siyasi yapı ne olursa olsun, Irak'ta önemli problemlerle kar
şılaşılması kaçınılmaz olacak.
Yeniden yapılanmayla ilgili gelişmelerin ülkemizin ulusal çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesini sağlamak amacıyla görüş ve tekliflerimiz her vesileyle muhataplarımıza aktarılmakta. Ulusal çıkarlarımız doğrultusunda kam
uoyu oluşturmanın önemi dikkate alındığında, basınımızın da bu çıkarları ön planda tutan bir tavır sergilemesinin uygun olacağı değerlendirilmekte.
Bilindiği üzere Kuzey Irak'la ilgili en önemli güvenlik kaygılarımızdan birini PKK, yeni ismi ile KONGRA-GE
L terör örgütünün bölgedeki varlığı oluşturmakta.
PKK ile mücadele
Giderek siyasallaşan bir terör örgütü ile mücadelede sadece askeri tedbirlerin yeterli olmayacağı ortadadır. Bu kapsamda ABD terör listesinde yer alan bu örgüte karşı ABD ile müştereken yürütülmesi düşünülen mücadeleyle ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay tarafından çalışmalar sürdürülmekte. Ancak bu çalışmaların beklentilerimizi karşılayan bir noktada olduğunu söylemek güç.
Beklentimiz, teröristlerin bir şekilde Irak'ın kuze
yini boşaltarak Türkiye veya diğer ülkere gitmesi değil. Silahlı varlığının ortadan kaldırılması ve siyasi faaliyetlerin önlenmesidir.


Etnik federasyon uyarısı
Orgeneral Başbuğ, brifingin ardından basının sorularını yanıtlarken etnik yapıya dayalı federatif yapının Irak'ı kötü günlere götüreceğini dile getirdi: Bu durumda Irak'ın geleceği kanlı olabilir.
Irak'taki Kırmızı çizgiler hassasiyeti devam ediyor mu?
Genelkurmay Başkanlığı, yapabileceği bütün zorlamaları yapmaya çalışıyor. Şu anda ifade edebileceğim husus, özellikle PKK'ya karşı ABD tarafından alınabilecek askeri tedbirler için ABD'nin bir müddet daha zamana ihtiyacı olduğu yönündedir. Temelde ABD ile tedbirler konusunda bir ayrılığımız yok. Burada beklentilerimizi karşılamayan nokta, zamanlam
a konusundadır. Zaman açısından yeterli seviyede toleranslı davrandığımızı düşünüyoruz. Artık daha fazla beklememizin zorlaştığını kendilerine ifade ediyoruz. Beklentimiz, artık önümüzdeki dönemde kısa bir süre içinde askeri alanda da ABD'nin bu terör örgütüne karşı bazı askeri eylemlere başlamasıdır. ABD ile görüşmeler, önümüzdeki günlere daha ümitli bakmaya imkân tanıyor.
Irak'taki siyasal yapılanma sürecinde yer alacak mıyız?

Şubat sonuna kadar Irak'ta cereyan eden olaylar hayati. Önümüzdeki 1.5 ayda, h
er şey planlandığı gibi giderse, Irak'ın siyasal yapısına ilişkin temel esaslar belirlenecek. Bu süreçte yapmanız gerekenleri yerine getiremezseniz, treni kaçırmış oluruz. Türkiye olarak bu siyasal yapılanmanın karar sürecinin bir parçası değiliz. Bu gerçek. Ama 'karar süreci içinde değiliz, yapacağımız bir şey yok' dememek lazım.
Irak'ta etnik kökene dayalı federatif yapı konusundaki görüşleriniz nelerdir?
Irak'ın bugünkü yapısı olan 18 vilayete dayalı yapı, belki en uygunu olur. Bazı bilgiler, Amerikalı yetkililerin de bu şekli düşündükleri, bu şekli taraflara sunmaya gayret ettikleri istikametinde. Federal yapı, Irak'ın kendi sorunudur. Ancak ne şekilde olursa olsun Irak'ta bir federal yapının oluşması da çok zor bir durum. Hele etnik bir yapıya dayalı
federal yapı, Irak'ı çok kötü günlere götürür. Bu durumda Irak'ın geleceğinin çok zor ve kanlı olacağını ifade etmek zorundayız.
Orgeneral Özkök 'gerekirse Kıbrıs için savaşırız' demişti?
Kıbrıs görüşmeleri ile savaş konusunu bağdaştırmayı doğru bulmuyorum. Bir yıl önce konuya ilişkin Genelkurmay Başkanlığı'nın parametrelerle ilgili görüşü neyse, şimdi de aynı.
AKP milletvekili Hüsrev Kutlu'nun sözleri üzerine Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın görüşleri ile ilgili düşünceleriniz?

Orgeneral Aytaç Yalman'ın görüşlerine Genelkurmay Başkanlığı'nın aynen katıldığını daha önce açıkladık. Bu açıklama, bilgimiz dahilinde cereyan eden istisnai bir durumdur.
Kamu Yönetimi Reform Tasarısı'nın bazı maddeleri ulusal güvenlik açısından tehdit içeriyo
r mu?
Genelkurmay Başkanlığı ve TSK'nın görüş ve tekliflerini sayın Başbakan ile ilgili kişi ve kurumlara ilettik. İzlemekteyiz.
İncirlik Üssü'nün kullanımı için tezkere gerekli mi?
Genelkurmay Başkanlığı olarak İncirlik'in, Irak'ta bulunan ABD personelinin rotasyonu amacıyla kullanılmasını Türkiye'nin milli menafaatleri açısından uygun bulmaktayız. Bakanlar Kurulu kararı 23 Haziran 2004'e kadar geçerlidir. Bu kararı iyi incelerseniz, 10. Tanker Üs Komutanlığı İncirlik'in ABD personelinin rotasyonu maks
adıyla kullanımına izin verdiğini görürsünüz.
Sayı verdiler mi? Başka üs talebi var mı?
ABD'nin teklifinde günde yaklaşık bin personelin transferi var. Toplam rakam belki 60 bin olabilir. ABD'den şu ana kadar başka bir üs talebi gelmedi.
Üssün kullanımı, Irak'ta sözümüzün biraz daha fazla dinlenmesini sağlar mı?
Rotasyona olumlu cevap vermemiz, Irak'ın siyasi yapılanmasında artı puan getirir. Mart ayındaki tezkere düşünülürse, ABD ile ilişkilerin geliştirilmesinin, Genelkurmay Başkanlığı olarak menfaatlerimize uygun olduğu düşüncesindeyiz.
Annan Planı'na TSK'nın bakışı nedir?
Dün bir toplantı yaptık. Belki yarın da ihtiyaç duyarsak yapacağız. Burada bir süreç içindeyiz. Bu konuya ilişkin ihtar veya görüşlerle ilgili Genelkurmay Başkanlığı'nın görüş ve düşüncelerini ihtiyaç duyduğumuz takdirde sizinle paylaşmayı arzu ederiz. Ancak bulunduğumuz süreç itibarıyla sizlerle, kamuoyuyla bu konuları paylaşmamızın doğru olmayacağını değerlendiriyoruz. Devam eden süreçte böyle bir açıklama yaparsak, herhalde Dışi
şleri Bakanlığımıza da haksızlık etmiş oluruz. Onlar da açıklama yaparlar, o zaman devletimizin Kıbrıs konusundaki çalışmaları, belki beklenilmeyen istikamete yönelebilir.
Kıbrıs çalışmalarının kısa sürede biteceğini zannetmediğinizi söylediniz. Bunu biraz açar mısınız?
'Bu süreç daha uzun süre devam edecek'ten, sorunun nihai çözümüne kadar oluşan veya devam edecek süreci kastediyoruz. Kıbrıs konusunun çözümünü hemen kısa bir anda en azından bir süreç olarak temel alırsak, Mayıs 2004'e kadar çözümünü temenni ediyoruz. Dolayısıyla bu, devam eden ve devam edecek olan süreç olarak ifade ettiğimiz Kıbrıs'ın çözümüne ilişkin süreçtir. Bu süreç içinde belirli safhalar olacaktır. Bunlardan en önemlisi de arzu ettiğimiz, görüşmelerin başlayacağı ana kadar olan sür
eçtir. Bu sürecin de çeşitli ara devreleri var.
MGK toplantısı var. Tabii ondan sonra yine olaylar devam edecektir.
Aslında görüşmeler başladıktan sonra da devam edecektir. Ve ilgili kurum ve kuruluşlar, gerekli olduğu anlarda yine bir araya gelecektir.
Benim, 'önümüzde uzun bir süreç vardır'dan kastım, Sorunun nihai çözümüne kadar ulaşacak oldukça uzun ve zorlu bir süreç olduğu, arzu ederiz kısa olsun. MGK'dan çıkacak karara göre görüşmeler devam eder. Kıbrıs sorunu Kıbrıs'ın içinde tutularak çözüm aranmalıdır. Sorun bir yere bağlanmadan olaya bakılmalıdır. Planın ismi önemli değil.

Kıbrıs'ta sorun içinde sorun

KKTC'de ikamet etmeyen üç kişinin bakanlığı sorun yarattı. DP üç bakanı geri çekmiyor. Bu yüzden eski Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu dün, görevi yeni bakan Serdar Denktaş'a devretmedi

17/01/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyonu için Türkiye'de yaşamakta olan üç bakanın dışarıdan atanmasıyla patlayan kriz, bakanlıkların devir teslimlerine yansıdı. DP lideri, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, başsavcılığın en az üç yıllık KKTC ikametleri olmadığı için bakan olamayacakları yönünde görüş bildirdiği üç kişiyi değiştirmeyeceklerini belirterek, konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğini ilan etti. Ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi'ne (UBP) mensup eski Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu bu durumu 'yasadışılık' diye niteleyip sürpriz bir çıkışla makamını Denktaş'a devretmeyi reddetti.

'Koltuğu işgal eder'
"Makam boştu
r, ilgili kişi giderse gider, işgal eder. Ben devir teslim işini gayri yasal bir kişiye yapmam" diyen Ertuğruloğlu, dün koltuğunu devretmedi. Bakanlığa gidip görevi kendisi devralan Serdar Denktaş, "Gönül arzu ederdi ki eski bakan arkadaşımdan burada bu devri yapabilelim. Ama mümkün olmadı. Bir iddiaları vardır, bu iddiaları elbette Anayasa Mahkemesi cevaplandıracaktır. Ben yine de kendisine hizmeti nedeniyle teşekkür ediyorum" dedi.
Ana muhalefetteki UBP'nin lideri Derviş Eroğlu da hükümetin 15 günlük an
ayasal sürede kurulup kurulmadığına dair hukuki çalışma başlattı. Hükümetin yasal sürenin en sonunda 15. günde son saatte onaylatıldığını ve üç kişinin bakan olamayacağının ortaya çıktığını söyleyen Eroğlu, "Bize göre bu yanlış. Ama hukukçulardan görüş aldıktan sonra tavrımızı belirleyeceğiz" dedi.

'Cumhurbaşkanı yetkili'
CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat ise ikamet sorunu olan DP'li üç bakanla ilgili Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yetkisinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ta olduğunu söyledi. "Anayasa'yı yorumlama yetkisi başsavcının değil, Anayasa Mahkemesi'nindir. Mahkemenin kararı beklenecek" diyen Talat, "Hükümetin yasal sorunu yoktur ve icraatı geçerlidir. Tartışmalar gereksizdir" açıklaması yaptı. Başsavcılığın açıklamasının ardından bu kişilerin değiştirilebileceğini söyleyen başbakan, gazetecilerin 'DP'nin yaklaşımına katılıyor musunuz?' sorusunu ise, "Benim tercihim daha farklı olabilirdi. Ama ortağıma saygılı olmam gerekir" diye yanıtladı.
Üç bakanla ilgili Cumhurbaşkanı'nın tavrı bekleniyor. De
nktaş dün "Anayasa Mahkemesi'nden süratle tefsir alınmalı. Üç kişi içinde, gittiği yerde geçici ikametle yaşayan, çalışan kişiler var. Adam, 'Her gittiğim yerde geçici ikametle yaşadım. Şimdi memleketime geldim. Bana, burada ikametin yok, nasıl dersiniz' diyerek isyan ediyor" ifadelerini kullandı.

Sorunsuz devedildi
Erkan Ekmekçi, çalışma ve sosyal güvenlik, Ayşe Dönmezer ekonomik ve turizm, Raşit Pertev de tarım ve orman bakanlığı görevlerini dün sorunsuz devraldı. Üç bakan da vatanlarına döndükleri için mutlu olduklarını açıkladı.
Bu arada Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 23 Ocak'ta MGK toplantısı öncesi Ankara'da temaslarda bulunmak istediği öne sürüldü.

'Denktaş'tan talep yok'
Ancak KKTC Cumhurbaşkanlığı böyle bir istekte bulunulduğunu yalanladı. Yapılan açıklamada, Denktaş'ın geçen hafta Başbakan Tayyip Erdoğan'la
İstanbul'daki görüşmesinde MGK öncesi ya da sonrasında Ankara'ya gidebileceğini belirttiği hatırlatıldı. Açıklamada Dışişleri'nden bir heyetin değerlendirme için pazar günü adaya geleceği de
yer aldı.

Asker Kıbrıs'ta çözüm, Irak'ta katılım dedi

Murat Yetkin

Orgeneral Başbuğ, kafaları karıştıran pek çok konuya açıklık getirdi

17/01/2004 RADIKAL

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un dün yaptığı basın toplantısı, son zamanlarda akılları karıştıran pek çok konunun açıklığa kavuşturulması açısından çok yararlı oldu. Bunların başında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs konusundaki tutumu geliyor.
Askerin Dışişleri ile pozisyon belirlem
e çalışmalarının "Mayıs 2004'e kadar Kıbrıs'ta adil ve kalıcı çözüme ulaşılması hedef ve temennisi" ile yürütüldüğünü ilk kez dün duyduk örneğin. Gerçi Başbuğ, Genelkurmay'ın Kıbrıs konusunda 'bir yıl önce hangi noktadaysa, bugün de aynı noktada' olduğunu ve 'Kıbrıs konusunun kendi sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini' söyledi. Bununla, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden müzakere tarihi alma hedefiyle bağ kurulmaması arzusunu dile getirdi. Ancak Başbuğ'un o zamana dek çözüm bulunmasını temenni ettiği 'Mayıs 2004' tarihi, tamamıyla AB takvimine, Kıbrıs Rumlarının AB üyeliğinin kesinleşmesine ilişkin bir ölçüt. Demek ki Genelkurmay, Dışişleri Bakanlığı ile yaptığı çalışmada, bundan aylar önce kamuoyu ile paylaşılan beş ana unsurun içi dolduruluyor.
Dış
işleri Bakanı Abdullah Gül'ün bu çalışmanın kısa sürede bitirilebileceği vurgusuna karşın, Genelkurmay İkinci Başkanı bu çalışmanın
kısa bir sürede biteceğini sanmadığını açıkladı. Bunun bir çelişki olup olmadığını sorduğumuzda ise, çalışmanın bitimiyle,
Kıbrıs'ta çözüme ulaşılmasını kastettiğini söyledi. Zaten Mayıs 2004'te çözüm temennisini de bu soruya cevaben dile getirdi.
23 Ocak MGK'sına işaret etti.
Orgeneral Başbuğ'un nokta koyduğu bir başka şehir efsanesi de, Genelkurmay Başkanlığı'nın Dışişleri
Bakanlığı'nın kendisinden çalışma gizlediği, görüşünü almadığı konusunda yakındığı idi. Dışişleri'nin bu konuda
ısrarla "Başından beri birlikte çalışıyoruz" demesi, çözüm istemeyen çevreleri ikna edemiyordu. Oysa Başbuğ, başından beri Dışişleri ile birli
kte görüş oluşturduklarını açıkladı. Hatta bir noktada, "Benim size bu toplantıda söylediklerim bile yalnızca Genelkurmay'ın değil, aynı zamanda Dışişleri'nin de görüşüdür. Söylediklerimi Dışişleri'nin de görüşü olarak alabilirsiniz" dedi.
Ancak Orgeneral
Başbuğ, ısrarlı sorulara karşın Annan Planı'nın adını ağzına almadı. Deyim yerindeyse, "Nuh dedi, Annan demedi". Buna karşın,
"Biz çözüm parametrelerini belirleyelim, adının ne planı olduğu hiç önemli değil" dedi.

Başsavcılığın görüşüne rağmen atandılar

Cumhurbaşkanı Denktaş, söz konusu maddenin çok ciddi bir madde olduğunu ve birçok insanın gelecekteki hakkını da etkileyebileceğine ifade etti

Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş kabinedeki 3 bakanın durumuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını ve bu konuda karar çıkana kadar kabinede değişiklik yapmayacaklarını açıkladı.

Denktaş konuyla ilgili görüşlerini Başbakan Mehmet Ali Talat’a bir yazıyla iletirken, Talat’ın da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a teslim etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş “Anayasa maddesinin tefsirini ancak Anayasa Mahkemesi yapar. Dolayısıyla bu konuda ‘Başsavcı’nın görüşü tavsiye mahiyetindedir’ diyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, söz konusu maddenin çok ciddi bir madde olduğunu ve birçok insanın gelecekteki hakkını da etkileyebileceğine ifade ederek Anayasa Mahkemesi’nden süratle tefsir alınması gerektiğini vurguladı.

Denktaş, “3 kişinin içinde, gittiği yerde geçici ikametle yaşayan, çalışan kişiler var. Adam, ‘Her gittiğim yerde geçici ikametle yaşadım. Şimdi memleketime geldim. Bana ‘burada ikametim yok’ nasıl dersiniz’ diyerek isyan ediyor” şeklinde konuştu.

BAŞBAKAN TALAT

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, kabinenin DP’li bakanlarıyla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi’ne başvurma konusunda Cumhurbaşkanı’nın yetkili olduğunu söyledi.

Koalisyon ortağı DP’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurma ve kabine üyelerini değiştirmeme kararına saygılı olduklarını söyleyen Başbakan Talat, “Anayasayı yorumlama yetkisi Başsavcı’nın değil Anayasa Mahkemesi’nindir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nden görüş alınacak ve Anayasa Mahkemesi’nin kararı beklenecek. Hükümetin herhangi bir yasal sorunu yoktur ve icraatı geçerlidir. Hükümetin yasallığıyla ilgili tartışmalar gereksizdir” dedi.

Sayıştay’da geçtiğimiz yıllarda yaşanan benzeri durumları anımsatan Talat, Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili olumsuz görüş vermesi halinde icraatların herhangi bir şekilde tartışılmasının söz konusu olmadığını söyledi.Talat şunları söyledi:

"Anayasayı yorumlama yetkisi Başsavcı’ya değil, Anayasa Mahkemesi’ne aittir. Başsavcı, hukuki mütalaa verir. Buna uymak zorunda değilsiniz. Bu görüşe uymazsanız mahkemeye gidersiniz”.

Başbakan Talat, “Sizin tercihiniz de bu yönde miydi. DP’nin yaklaşımına katılıyor musunuz” şeklindeki soruya ise, “Benim tercihim daha farklı olabilirdi. Ama ortağıma saygılı olmam gerekir” dedi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, siyasi ortamın rahatlaması bakımından, Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili kararının güven oylamasından önce çıkmasının yararlı olacağını, ancak bu konuda bir zorunluluk olmadığını da kaydetti.

Anayasa Mahkemesi’ne başvurma yetkisinin sadece Cumhurbaşkanı’nda olduğunu, bu nedenle hükümetin konuyla ilgili tutumunu bugün bir yazıyla Cumhurbaşkanı’na ileteceklerini söyleyen Talat, “Kabinedeki DP’li bakanların görevden alınmaması halinde, kabinenin tamamının Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından görevden alınabileceğine” ilişkin Başsavcılık görüşünün anımsatılması üzerine de, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın böyle bir yetkisi olmadığını söyledi.

UBP: HUKUKİ MERCİLERE BAŞVURULACAK

UBP, siyasal yaşamın yeni hükümetçe sistemli ve sürekli şekilde taciz edildiğini iddiasında bulunarak bakanların atanması ve hükümetin akıbetinin belirlenmesi için hukuki mercilere başvuracağını açıkladı.

UBP Genel Mekrezi Basın Bürosu’ndan yapılan yazılı açıklamada, “bugüne kadar geçmiş iktidarlar tarafından hukukun üstünlüğü, demokratik kurallar ve teammüller ile meşruiyet ilkeleri çerçevesinde yürütülen hükümet kurma ve yasama çalışmalarının” bugün yok farzedilerek “ben yaparım olur”, “benim yaptığım doğrudur”, “ben hukuka değil hukuk bana uymak zorundadır” zihniyeti ile yapılmaya çalışıldığı öne sürüldü.

Açıklamada, “UBP’nin nereden gelirse gelsin, hukuk ve demokrasi kurallarının çiğnenmesine müsade etmeyeceği, gerek anayasaya rağmen atanan bakanların, gerek anayasal süresi içerisinde oluşturulamayan kabinenin akıbetinin belirlenmesi için başlatılan çalışmalara devam edileceği ve bu amaçla gerekli hukuki mercilere de başvurulacağı” duyuruldu.

BAKANLAR KURULU’NUN İLK TOPLANTISI BUGÜN

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığındaki CTP-DP koalisyon hükümeti ilk kabine toplantısını bugün yapacak.

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat’tan alınan bilgiye göre Bakanlar Kurulu toplantısı saat 14.00’te yapılacak.

HALKIN SESI 17/01/2003

Dışişleri Bakanlığı’nda kriz

Cumhuriyetçi Türk Partisi -Birleşik Güçler ile Demokrat Parti arasında kurulan koalisyon hükümetinin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, görevinin başına geçti

Saat 15.00’de FA 698 plakalı araçla Dışişleri Bakanlığı’na gelen Serdar Denktaş’ı bakanlığın bahçesinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer karşıladı.

Dışişleri ve Savunma Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ise daha önce açıkladığı gibi görevini devretmek için bakanlıkta hazır bulunmadı.

Bakanlığın girişinde kendisini karşılayan bakanlık müdürlerinin ellerini sıkan Serdar Denktaş, daha sonra makam odasına giderek toplantı masasında müsteşar ve müdürlerle birlikte oturdu ve basın mensuplarına açıklama yaptı, soruları cevapladı. Serdar Denktaş’a Müsteşar Aytuğ Plümer, Ekonomik Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ayfer Erkmen, Bakanlık Müdürü Nilüfer Aydın, TAK Müdürü Emir Ersoy ve Enformasyon Dairesi Müdürü Sermet Emin eşlik etti.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş açıklamasında, önemli gelişmelerin yaşanacağı bir dönemde bulunulduğunu ve Dışişleri’nin önemli bir bakanlık olduğunu söyledi.

"RESMEN DEVRALDIM"

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş konuşmasına, “Bugün önemli bir bakanlığı resmen devralmış bulunuyorum” diyerek başladı.

Son iki gündür başka konularla öncelikli olarak ilgilenmesi nedeniyle bu devir teslimi yapmaya vakit bulamadığını belirten Serdar Denktaş, “Bu işlemi de bugün gerçekleştirmiş bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

“Gönül arzu ederdi ki eski dışişleri bakanı arkadaşımla burada devri yapabilelim ama bu mümkün olmadı” diyen Denktaş, Tahsin Ertuğrulu’na verdiği hizmetler nedeniyle teşekkür etti.

“ÖNEMLİ BİR BAKANLIK”

Dışişlerinin önemli bir bakanlık olduğuna dikkat çeken Serdar Denktaş, normal bir bakanlık değişiminde görev değişimi gibi işlerin yapılabileceğini ancak bu bakanlığın bu anlamda normal bir bakanlık olarak görmediklerini söyledi.

Denktaş, “Biz dışişlerinin içinden yetişerek bugün belirli kademelere gelen arkadaşlarla birlikte uyum içerisinde bu süreci götüreceğiz” dedi.

“ÖNEMLİ GELİŞMELER YAŞANACAK”

Önemli gelişmelerin yaşanacağı bir dönemde bulunulduğunu vurgulayan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş şöyle devam etti:

"Hükümetimiz, ‘Toplumsal Uzlaşma ve Çözüm Hükümeti” olarak kurulmuştur. Bu sürecin çözüm kısmında çok daha aktif, çok daha girişken bir süreç yaşayacağız. Çözüme ulaşmak elbette sadece bizim ve Anavatan Türkiye’nin elinde olan bir sonuç değildir. Rum tarafı, Yunanistan, AB ve BM’nin de bu çözüm sürecine en az bizler ve Türkiye kadar katkı koymasıyla mümkün olabilir. Bunun bilinciyle biz çok yoğun bir çalışma temposu içerisinde hareket edeceğiz. Eğer başarılı olabilirsek bu, dışişleri bakanlığının bütün katkısıyla elde edilecek bir başarı olacak.”

"YORUM YAPMAK.."

Serdar Denktaş, Tahsin Ertuğruloğlu’nun “Ben görevi devretmiyorum, isterse gitsin işgal etsin” şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine de, buna yorum yapmak istemediğini söyledi.

"Gönül arzu ederdi ki böyle bir söz sarfetmemiş olsun” diyen Denktaş, “Bir taraftan sözde hükümet sözde bakan diye üzerimize saldıran bir komşumuz varken benzeri sözler sarfeden bir arkadaşımız olmamasını tercih ederdim ama önemli değil” dedi.

Bir iddianın bulunduğunu ve bunu Anayasa Mahkemesi’nin cevaplandıracağını kaydeden Serdar Denktaş, “Bu söylenenleri anlayışla karşılamak istiyorum” şeklinde konuştu.

BAKANLIKLAR KONUSU

Atanan bakanlarla ilgili ileride bir sakınca görülmesi halinde tavırlarının ne olacağının sorulması üzerine de Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, hukuk açısından bir sakınca doğması ve Anayasa Mahkemesi’nin farklı bir karar vermesi halinde, buna “öyle değil , böyle” deme yetkilerinin bulunmadığını vurguladı.

Denktaş, bu durumda gerekli düzenlemelerin yapılacağını, önemli olanın devletin devamlılığı olduğunu söyledi.

EROĞLU VE ERTUĞRULOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun hükümetin hukuki durumuyla ilgili yasal çalışma başlattıklarına ilişkin açıklaması ile UBP Milletvekili Dışişleri eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun bakanlığın devir teslim törenine katılmayacağına ilişkin ifadeleri dün geniş yankı uyandırdı.

UBP Genel Başkanı Eroğlu, grup odasında gazetecilere yaptığı açıklamada, hükümetin anayasal 15 günlük süre içerisinde kurulup kurulamadığının ve kabinedeki bakanların durumunun tartışmalı olduğunu belirterek, konunun hukukçuların incelemesinde olduğunu söyledi.

UBP Lefkoşa Milletvekili Dışişleri eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ise, hükümetin ve buna bağlı olarak yeni bakan Serdar Denktaş’ın bakanlığının yasal olmadığını iddia ederek, devir teslim törenine katılmayacağını açıklamıştı

DENKTAŞ VE TALAT’TAN ERTUĞRULOĞLU’NA YANIT

Ertuğruloğlu’nun “ben makamı boşalttım, ilgili kişi isterse gider işgal eder” ifadelerine Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile Başbakan’dan yanıt gecikmedi. Denktaş, “öğleden sonra devralmaya gidiyorum. Umarım orada olur ve tatsızlık olmaz” derken, Başbakan Talat da Ertuğruloğlu’nun tutumunun hoş olmadığını belirterek, "böyle bir tutum sergilerse sorumluluğunu da üstlenir” dedi.

HALKIN SESI 17/01/2003

Meclis’de hareketli saatler yaşandı

DP’li bakanların durumu ve Meclis Başkanlık Divanı seçimi kulislerde gergin bir tempo yarattı

Son yıllarda son derece durağan ve ağır tempolu bir çalışma yapan Cumhuriyet Meclisi, seçimlerin ardından ortaya çıkan aritmetik ve özellikle yeni hükümetle birlikte takibi zor hareketli saatler yaşıyor.

Seçimlerin ardından bir ayı aşkın zaman geçmesine karşın hükümet oluşumunda yaşanan sorunlar yanında, Meclis Başkanlık Divanı seçimleri konusunda partiler arasında yaşanan anlaşmazlık Meclis’in hareketliliğini bugün de artırdı. Günlerden beri basın mensuplarının efor gücünü zorlayan Meclis kulisleri, bugün de güne hareketli başladı.

GRUPLAR TOPLANDI...

Başsavcı Akın Sait’in DP’li 3 bakanın yurt dışında ikamet etmeleri nedeniyle atamalarının iptal edilmesine ilişkin görüşü üzerine, bu bakanların yerine yeni bakanların atanıp atanmayacağı, buna ek olarak Meclis Başkan yardımcılığı konusundaki uzlaşmazlığın nasıl aşılacağı Meclis kulislerinin ana gündem maddesiydi.

Önce gerek kabine, gerek başkan yardımcılığı konusundaki tartışmaların odağında bulunan koalisyon ortağı Demokrat Parti Meclis Grubu, Genel Başkan Serdar Denktaş başkanlığında toplandı. Bu toplantıya bir süre sonra CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat da kısa süreyle katıldı.

Talat, DP Grup toplantısından ayrılırken, koridorlarda bekleyen gazetecilere Demokrat Parti’nin, kabinedeki bakanların durumuyla ilgili değerlendirme yaptığını söyledi, ancak ayrıntı vermedi.

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat DP’nin toplantısından çıktıktan sonra bu kez CTP Meclis Grubu toplanarak gelişmeleri değerlendirdi.

DP İLE UBP ARASINDA MUTABAKAT ARANDI

Bu arada, Ulusal Birlik Partisi ile Barış ve Demokrasi Hareketi milletvekilleri grup odalarında beklemeyi sürdürürken, özellikle DP ve UBP milletvekilleri arasındaki temaslar dikkat çekti. Bazı milletvekillerinin ifadelerine göre, bu temaslarla Meclis Başkan Yardımcılığı’nın UBP’ye bırakılması konusunda iki parti arasında mutabakat arandı, ancak bunun resmi açıklaması veya gerekçesi konusunda bilgi verilmedi.

DENKTAŞ’IN AÇIKLAMASI...

Bu hareketliliğin ardından DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş grup toplantısından çıkarken gazetecilerin sorularına karşılık, kabinedeki DP’li bakanları değiştirmeme ve konuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nden görüş isteme konusunda karar aldıklarını açıkladı.

O saate kadar kabinede görev alacak yeni bakanların kimler olduğunu öğrenmeye çalışan gazeteciler için bu açıklama sürpriz olurken, Denktaş DP’li bakanların durumunun ancak Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla kesinleşebileceğini vurguladı ve bu konudaki kararı bekleyeceklerini söyledi.

TALAT’TAN DESTEK GELDİ...

Bu açıklamanın ardından gazeteciler Başbakan Mehmet Ali Talat’tan da teyit niteliğinde açıklama istediler. Talat’ın da “DP’nin yaklaşımına saygılıyız” diyerek hükümetin uyum içinde olduğunu söylemesi ve Cumhurbaşkanı’ndan bir yazıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuru talep edeceğini söylemesiyle bu konu gündemden geçici olarak da olsa çıkmış oldu.

Talat, kabinedeki bakan tartışmasının ardından yeni bakanlar kurulunun bu akşam veya yarın ilk toplantısını yapacağını da ekledi.

MEHMET BAYRAM BAŞKAN YARDIMCISI OLDU

Meclis Başkan Yardımcılığı görevine UBP Gazimağusa Milletvekili Mehmet Bayram seçildi.

Meclis Genel Kurulu toplantısında ilk turda seçilemeyen Bayram, yapılan ikinci tur oylamada 29 kabul, 21 ret oyu aldı.

Bayram, seçildikten sonra yaptığı kısa konuşmada, görevini içtizüğün belirttiği kurallar çerçevesinde yürüteceğini ifade etti.

Meclis’ten Notlar

İbrahim Daloğlu

Cumhuriyet Meclisi dün Başkanlık Divanı seçimleri için toplandı. Saat 10:00’da başlaması gereken genel kurul yaklaşık iki buçuk saatlik geçikmeyle saat 12.30’da oturumunu açtı.

Bu iki buçuk saatlik geçikme sırasında meclis koridorlarında oldukça hareketli dakikalar yaşandı.

Saat 10.30 sıralarında hem CTP hem de DP Bakanlık Divanı ile ilgili ayrı ayrı grup toplantısına girdiler. Bu grup toplantılarına girilirken, özellikle CTP Grup Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer’in gergin olduğu göze çarptı.

Önceki günlerde olduğu gibi dün de oldukça kalabalık bir haberci grubunun izlediği Meclis çalışmalarında, habercilerin parti genel başkanlarının her odalarından çıkışlarında bir haber alma çalışmaları oldukça ilginç görüntülere neden oldu.

Saat 11.25 sıralarında DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, habercilerin ısrarları sonucunda bir basın toplantısı yaparak dışardan atadıkları bakanlar ile ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamanın ardından meclis koridorlarında bulunan Tahsin Ertuğruloğlu’na yöneltilen bir soru üzerine kendisinin yasal olmayan bir hükümete bakanlık devretmeyeceğini açıkladı.

Saat 11.45 sıralarında ise Başbakan Mehmet Ali Talat, yine habercilerin ısrarı üzerine gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Bu gelişmeden sonra saat 12.30’da nihayet Meclis Genel Kurulu oturumuna başladı. Partilerin grup başkan ve başkan vekilleri genel kurula okundu.

Daha sonra Meclis Başkan Yardımcılığı seçimine geçildi. Bu arada DP adına söz alan Ünal Üstel, bir süredir devam eden Başkan Yardımcılığı konusundaki tartışmaları sona erdirmek için DP’nin aday göstermeyeceğini Genel Kurul’a açıkladı.

UBP de Mehmet Bayram’ı aday gösterdiğini açıkladı. Daha sonra CTP adına söz alan Ferdi Sabit Soyer, 1985’deki ve geçtiğimiz günkü Meclis Başkanlığı seçiminde UBP’nin yaptığı hareketi göz önüne alarak oy kullanacaklarını vurguladı.

BDH adına söz alan Genel Başkan Mustafa Akıncı ise, DP’nin bu kararını çok önemli bir adım olarak karşıladıklarını ve kendi gruplarındaki milletvekillerini oy kullanma konusunda serbest bıraktıklarını ifade etti.

Daha sonra Meclis Başkan Yardımcılığı’na önerilen Mehmet Bayram için oylamaya geçildi. Oy kullanması için ilk olarak Sonay adem çağrıldı. Adem oy kullanmak için giderken bazı UBP’li milletvekilleri Adem’e laf atarak “40 senelik arkadaşı herhalde oyu evet olacak” denili. Adem ise “Hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.

Oylama devam ederken milletvekilleri arasında da sohbetler devam etti. Bu sohbetlerden birinde CTP milletvekili Arif Albayrak, UBP milletvekili Turgay Avcı’ya “Be gardaş bizim tarafta hangi daşı kaldırsak senin adın çıkıyor” diye laf attı. Bunun üzerine Avcı’da, “Kusura bakma ama orası benim mekanım” diye karşılık verdi.

Oylama bitikten sonra sayım sonrası çıkan 24 kabul oyuna karşılık 26 red oyu üzerine katip koltuğunda olan Hüseyin A. Alanlı, “Nasıl olur yahu bu iş” diyerek UBP grubundaki arkadaşlarına seslendi. Bunun üzerine CTP’li Ahmet Barçın “Say bakalım bir daha da gene yanlış saymayasın” diye takıldı.

İlk tur oylama sonucu yeterli kabul oyu alınamaması üzerine ikinci tur oylamaya geçildi.

Oylama sırasında milletvekilleri arasındaki sohbetler giderek arttı. Bir ara Serdar Denktaş, Ahmet Kaşif, Derviş Eroğlu ve Salih Miroğlu sohbet ederlerken Miroğlu yüksek sesle “sen bu çıkan sonucun nedenini bana söylebilirmisin?” diyerek serdar Denktaş’ı yanına çağırdı. Tam bu sırada Serdar Denktaş oy kullanması için çağrılınca kahkaha tufanı koptu.

Bu arada CTP Genel Sekreteri Soyer, gazetecilerin bulunduğu kulise gelerek ilk turda çıkan sonuçla ilgili ilginç bir yorum yaptı. Soyer “Bu sonuç Lambada ve tango karışımı danstır” dedi.

Mehmet Bayram ile Serdar Denktaş arasında yapılan sohbet sırasında UBP içinde ‘Bayram’a oy vermeyen kim?’ yönünde espirili bir diyalog yapıldı. Bu diyalogda Serdar Denktaş “Zannedersem sana Şerife hanım oy verdi ama Erdoğan Bey vermemiş olabilir” diye espiri yaptı.

İkinci tur sonunda yapılan sayım sonrasında 21 red oyuna karşılık 29 kabul oyu ile Mehmet Bayram Meclis Başkan Yardımcısı seçildi.

Meclis Katipleri ve İdare Amirliği seçimlerine geçileceği sırada söz alan ferdi S. Soyer Başkanlık Divanı için yapılan puanlamada yeni bir düzenleme yapılabilmesi için Danışma Kurulu’nun toplanmasını önerdi. Bu öneriyi Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu onaya sunmadan “kabul edildi” diyerek acemiliğinin kurbanı oldu.

HALKIN SESI 17/01/2003

Asker ‘Kıbrıs’ta çözüm’ dedi

** Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un dün yaptığı basın toplantısı, son zamanlarda akılları karıştıran pek çok konunun açıklığa kavuşturulması açısından çok yararlı oldu. “Mayıs 2004’e kadar Kıbrıs’ta adil ve kalıcı çözüme ulaşılması hedef ve temennisi” ile yürütüldüğünü ilk kez dün duyduk örneğin...

** Genelkurmay’ın Kıbrıs konusunda “bir yıl önce hangi noktadaysa, bugün de aynı noktada” olduğunu ve “Kıbrıs konusunun kendi sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi. Bununla, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alma hedefiyle bağ kurulmaması arzusunu dile getirdi

** Ancak Orgeneral Başbuğ, ısrarlı sorulara karşın Annan Planının adını ağzına almadı. Deyim yerindeyse, “Nuh dedi, Annan demedi”. Buna karşın, “Biz çözüm parametrelerini belirleyelim, adının ne planı olduğu hiç önemli değil” dedi.

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un dün yaptığı basın toplantısı, son zamanlarda akılları karıştıran pek çok konunun açıklığa kavuşturulması açısından çok yararlı oldu. Bunların başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs konusundaki tutumu geliyor.

Askerin Dışişleri ile pozisyon belirleme çalışmalarının “Mayıs 2004’e kadar Kıbrıs’ta adil ve kalıcı çözüme ulaşılması hedef ve temennisi” ile yürütüldüğünü ilk kez dün duyduk örneğin. Gerçi Başbuğ, Genelkurmay’ın Kıbrıs konusunda “bir yıl önce hangi noktadaysa, bugün de aynı noktada” olduğunu ve “Kıbrıs konusunun kendi sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi. Bununla, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alma hedefiyle bağ kurulmaması arzusunu dile getirdi. Ancak Başbuğ’un o zamana dek çözüm bulunmasını temenni ettiği “Mayıs 2004” tarihi, tamamıyla AB takvimine, Kıbrıs Rumlarının AB üyeliğinin kesinleşmesine ilişkin bir ölçüt. Demek ki Genelkurmay, Dışişleri Bakanlığı ile yaptığı çalışmada, bundan aylar önce kamuoyu ile paylaşılan beş ana unsurun içi dolduruluyor.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün bu çalışmanın kısa sürede bitirilebileceği vurgusuna karşın, Genelkurmay İkinci Başkanı bu çalışmanın kısa bir sürede biteceğini sanmadığını açıkladı. Bunun bir çelişki olup olmadığını sorduğumuzda ise, çalışmanın bitimiyle, Kıbrıs’ta çözüme ulaşılmasını kastettiğini söyledi. Zaten Mayıs 2004’de çözüm temennisini” de bu soruya cevaben dile getirdi. 23 Ocak MGK’sına işaret etti.

Orgeneral Başbuğ’un nokta koyduğu bir başka şehir efsanesi de, Genelkurmay Başkanlığının Dışişleri Bakanlığının kendisinden çalışma gizlediği, görüşünü almadığı konusunda yakındığı idi. Dışişlerinin bu konuda ısrarla “başından beri birlikte çalışıyoruz” demesi, çözüm istemeyen çevreleri ikna edemiyordu. Oysa Başbuğ, başından beri Dışişleri ile birlikte görüş oluşturduklarını açıkladı. Hatta bir noktada, “Benim size bu toplantıda söylediklerin bile yalnızca Genelkurmay’ın değil, aynı zamanda Dışişlerinin de görüşüdür. Söylediklerimi Dışişlerinin de görüşü olarak alabilirsiniz” dedi.

Ancak Orgeneral Başbuğ, ısrarlı sorulara karşın Annan Planının adını ağzına almadı. Deyim yerindeyse, “Nuh dedi, Annan demedi”. Buna karşın, “Biz çözüm parametrelerini belirleyelim, adının ne planı olduğu hiç önemli değil” dedi.

Irak’taki durum ciddi

Genelkurmayın Irak’taki gelişmeler üzerine görüşlerini iki ana noktada toplamak mümkün:

· Irak’ın Şubat sonuna dek belli olacak siyasi şekillenmesinde etkili olabilmek,

· Bu amaçla ABD ile ilişkileri yakın ve sıcak tutmak.

Birincisi, Orgeneral Başbuğ’un “hayati” olarak nitelediği bir unsur. “Etnik temelde federasyonun sonu Irak için zor ve kanlı olur” cümlesi bu durumu iyi anlatıyor. 18 vilayet temelinde, etnik olmayan bir federasyon fikrine ise fazla karşı çıkış yok. İkinci Başkan bu amaçla “Hükümet, Dışişleri ve Genelkurmayın” elinden gelen her çabayı gösterdiğini vurgulayarak kamuoyu desteği istiyor.

Bunun dışında kalan her şeyi ikinci başlıkta değerlendirmek mümkün. Örneğin, Irak’taki ABD askerlerinin eve dönüşleri için İncirlik üssünün kullanılması, Genelkurmaya göre “Türkiye’nin milli çıkarlarına uygun” ve “Irak’ın şekillenişinde etkili olmamızda artı bir puan”.

Bir başka artı puan, NATO’nun tıpkı Afganistan’da olduğu gibi Irak’ta da güvenlik kontrolünü devralması için Türkiye’nin ABD’ye verdiği destek. Yakında Türk askerinin NATO bayrağı altında Irak’a gönderilmesi gündeme gelecek gibi. Keza, ABD, 1980’de imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (SEİA) çerçevesinde Konya üssünü kullanmak isterse, Genelkurmay’ın bu konuda da hükümete olumlu görüş vermesi beklenebilir.

Orgeneral Başbuğ PKK (yeni adıyla Kongra-Gel) ile mücadelede “Zamanlama konusunda beklentilerimiz karşılanmıyor. Ancak esaslarda anlaşıyoruz, iyimserliğimizi korumak istiyoruz” demesi bile, 1 Mart 2003 tezkere oylaması ardından ABD ile gerilen ilişkileri rayına koyma ve böylece Irak resminin tamamıyla dışına itilmeme siyasetinin bir parçası.

Yalnız Kıbrıs değil, Irak konusunda da çok kritik bir aya giriyoruz. Genelkurmay’ın bu tür açıklamalara devam etmesi, akıl karıştırıcı spekülasyonların yaygınlaşmasının önüne geçecektir

YENIDUZEN 17/01/2004

Hedef, mayısa kadar çözüm

Türkiye Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs sorununa görüşmeler yoluyla adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının gerekliliğine inandığını söyledi...

Hedef, mayısa kadar çözüm

"GÖRÜŞ AYRILIĞI YOK"... Türkiye Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Kıbrıs sorununa görüşmeler yoluyla adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının gerekliliğine inandığını söyledi. Genelkurmay Başkanlığı'nın milli bir dava olan Kıbrıs konusuna ilişkin görüşünün diğer birçok konuda olduğu gibi kuvvet komutanlıklarının da katkılarıyla oluşturulduğuna işaret eden Orgeneral Başbuğ, komutanlar arasında Kıbrıs konusunda görüş ayrılığı bulunmadığını, soruna çözüm bulunması kapsamında Dışişleri Bakanlığı ile gerekli çalışma ve görüşmelerin bir süreç içerisinde devam ettirildiğini belirtti

"TEMENNİMİZ MAYISA KADAR ÇÖZÜM"... Orgeneral Başbuğ, bir gazetecinin, "Kıbrıs'la ilgili çalışmaların kısa sürede biteceğini zannetmediğini söylediniz. Başbakan ve dışişleri, biteceğini söylüyor. Bir çelişki mi var?" sorusunu şöyle yanıtladı: "Kıbrıs görüşmelerinin bir süreç olduğu ve uzun süre devam edeceği sözlerinden kastımız, Kıbrıs konusunun nihai çözümüne kadar oluşan ve devam edecek süreci kastetmekteyiz. Kıbrıs konusunun çözümünü hemen, kısa bir anda, en azından bir süreç olarak bakarsak temennimiz o ki, Mayıs 2004'e kadar bir çözüme ulaşılsın"

AB, TÜRKİYE'YE TARİH VERMEZSE NE OLUR?... Orgeneral Başbuğ, "Kıbrıs sorununun mayıs ayına kadar çözüme kavuşmaz ve aralık ayında AB üyelik için Türkiye'ye tarih vermezse ne olur?" şeklindeki bir soruyu yanıtlarken de, Kıbrıs sorununa, mayıs ayına kadar çözüm bulunmasının şu andaki çalışmaların temel noktası olduğunu söyledi. Kıbrıs konusunda başka oyuncuların da bulunduğunu belirten Orgeneral Başbuğ, "Çalışmalar, 2004 Mayıs ayında çözüm bulunması istikametinde yürütülüyor. Aralık 2004'te ne olur? Kıbrıs sorununa objektif, adil ve kalıcı çözüm bulmak istiyorsanız, Kıbrıs'ı Kıbrıs içinde tutarak çözüm aranmalı" diye konuştu

Türkiye Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Kıbrıs sorununa görüşmeler yoluyla adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının gerekliliğine inandığını söyledi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın milli bir dava olan Kıbrıs konusuna ilişkin görüşünün diğer birçok konuda olduğu gibi kuvvet komutanlıklarının da katkılarıyla oluşturulduğuna işaret eden Orgeneral Başbuğ, komutanlar arasında Kıbrıs konusunda görüş ayrılığı bulunmadığını, soruna çözüm bulunması kapsamında Dışişleri Bakanlığı ile gerekli çalışma ve görüşmelerin bir süreç içerisinde devam ettirildiğini belirtti.

Genelkurmay karargahında düzenlediği "Basını Bilgilendirme Brifingi"nde, Genelkurmay Başkanlığı'nın gündemindeki önemli konular hakkında bilgi veren Orgeneral İlker Başbuğ, Kıbrıs konusunda, 19 Aralık 2003 ve 2 Ocak 2004 tarihlerinde Genelkurmay Başkanlığı karargahında kuvvet komutanları ve jandarma genel komutanının da katıldığı iki toplantı ile Genelkurmay Başkanlığı'nın görüşünün oluşturulduğunu hatırlatarak, bu tek görüşün 8 Ocak 2004 tarihinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında yapılan zirvede arz edildiğini ifade etti.

Orgeneral İlker Başbuğ şöyle konuştu:

"Milli bir dava olan Kıbrıs konusuna ilişkin, Genelkurmay Başkanlığı'nın görüşü diğer birçok konuda olduğu gibi kuvvet komutanlıklarının da katkılarıyla oluşturulmaktadır. Bu çerçevede; 19 Aralık 2003 ve 2 Ocak 2004 tarihlerinde Genelkurmay Başkanlığı karargahında kuvvet komutanları ve jandarma genel komutanının da katıldığı iki toplantı ile Genelkurmay Başkanlığı görüşü oluşturulmuştur. Genelkurmay Başkanlığı görüşü, 8 Ocak 2004 tarihinde sayın cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan zirvede arz edilmiştir.

"Önümüzdeki birinci adım MGK'dır"

Bu önemli konunun 23 Ocak 2004 tarihinde yapılacak Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında görüşülmesinin gayet doğal olduğunu, konuya ilişkin farklı değerlendirmelere katılmadıklarını ifade eden Orgeneral Başbuğ, bir gazetecinin, "Kıbrıs'la ilgili çalışmaların kısa sürede biteceğini zannetmediğini söylediniz. Başbakan ve dışişleri, biteceğini söylüyor. Bir çelişki mi var?" sorusunu da şöyle yanıtladı: "Kıbrıs görüşmelerinin bir süreç olduğu ve uzun süre devam edeceği sözlerinden kastımız, Kıbrıs konusunun nihai çözümüne kadar oluşan ve devam edecek süreci kastetmekteyiz. Kıbrıs konusunun çözümünü hemen, kısa bir anda, en azından bir süreç olarak bakarsak temennimiz o ki, Mayıs 2004'e kadar bir çözüme ulaşılsın. Dolayısıyla bu, devam edecek süreç olarak ifade ettiğimiz, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin süreçtir.

Tabi ki bu süreç içinde belirli safhalar olacaktır. Bu safhalardan en önemlisi de, bulunduğumuz andan görüşmelerin başlayacağı ana kadar olan süreçtir. Bu sürecin de çeşitli ara kademeleri var. 23 Ocak'ta MGK var. Görüşmeler başladıktan sonra da bu süreç devam edecektir. İlgili kurum ve kuruluşlar gerekli anlarda yine bir araya gelecektir. Konuyla ilgili önümüzdeki birinci adım, MGK'dır. MGK'den çıkacak ve alınacak karara göre olay devam edecektir."

"Kıbrıs'ı, Kıbrıs içinde tutarak çözüm aranmalı"

"Hükümetin Annan Planı kapsamında müzakerelere başlamasına bir muhalefetiniz var mı?" sorusu üzerine Orgeneral Başbuğ, Kıbrıs'la ilgili görüşmelerin, Dışişleri Bakanlığı'yla devam ettiğini ve detaylara girmek istemediğini söyledi. Orgeneral Başbuğ, "Kıbrıs sorununun mayıs ayına kadar çözüme kavuşmaz ve aralık ayında AB üyelik için Türkiye'ye tarih vermezse ne olur?" şeklindeki bir soruyu yanıtlarken Kıbrıs sorununa, mayıs ayına kadar çözüm bulunmasının şu andaki çalışmaların temel noktası olduğunu söyledi.

Kıbrıs konusunda başka oyuncuların da bulunduğunu belirten Orgeneral Başbuğ, "Çalışmalar, 2004 Mayıs ayında çözüm bulunması istikametinde yürütülüyor. Aralık 2004'te ne olur? Kıbrıs sorununa objektif, adil ve kalıcı çözüm bulmak istiyorsanız, Kıbrıs'ı Kıbrıs içinde tutarak çözüm aranmalı. Konuları birbirine bağlamadan bakmanın uygun olacağını değerlendirmekteyiz" dedi.

"Annan Planı'nı temel alıyor musunuz?" sorusuna Orgeneral Başbuğ, "önemli olanın, Türkiye ve KKTC açısından vazgeçilmez son noktaların neler olduğunun iyi tespit edilmesi olduğunu, planın adının önemli olmadığını" söyledi.

Orgeneral Başbuğ, Türkiye'nin çıkarına olan parametrelerin doğru tespit edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Orgeneral Başbuğ, bir başka soru üzerine Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözümün gerekliliğine inandıklarını belirterek, "Genelkurmay Başkanlığı'nın Kıbrıs'la ilgili görüşü bir sene evvel ne ise bugün de böyledir." dedi.

KIBRIS 17/01/2004

"Gayet açık... Ortada Annan Planı var ve biz bu planı destek

AP Komisyonu Başkanı Prodi, Ankara'daki temaslarını tamamlayarak İstanbul'a geçti

"Gayet açık... Ortada Annan Planı var ve biz bu planı destekliyoruz"

Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, gayet açık biçimde ortada bir Annan Planı bulunduğunu ve bu planı komisyon olarak desteklediklerini söyledi.

Ankara'daki temaslarını tamamlayarak İstanbul'a geçen Prodi, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'le Feriye Lokantası'nda düzenlediği ortak basın toplantısında Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği ve Kıbrıs konusunu değerlendirdi.

Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyma konusunda inanılmaz hızla, doğru yolda ilerlediğini söyleyen

Prodi, komisyon olarak Türkiye'deki ilerlemeden çok mutlu olduklarını bildirdi.

Kopenhag kriterlerine uyum konusunda Türkiye'nin yaptığı çalışmaların kendilerini çok memnun ettiğini kaydeden Prodi, "Türkiye doğru yolda ilerliyor. Hem de inanılmaz hızla ilerliyor" dedi.

Kopenhag kriterlerine uyma konusunda uygulamanın da çok önem taşıdığını vurgulayan Prodi, komisyonun 9 ay sonra tavsiyelerini bildireceği bir rapor hazırlayacağını anımsatarak, bu tavsiyelerin sadece Kopenhag kriterleriyle ilgili olacağının altını çizdi. Prodi, "Biz, ülkenin ekonomik performansını değerlendirecek değiliz" dedi. Rapora, Kıbrıs konusuyla ilgili herhangi bir şey dahil etmeyeceklerini söyleyen Prodi, "Elbette Kıbrıs'ta bir anlaşma sağlanması gerekli siyasi ortamı yaratacak, hükümet ve devlet başkanlarının gerekli kararları almalarını da kolaylaştıracak" diye konuştu. Prodi, raporun objektif olacağını ve tamamen gerçeklere dayanacağını kaydederek, "Rapora başka konular ve sorunlar dahil edecek değiliz" ifadesini kullandı.

Romano Prodi, "Biz komisyon olarak iyi bir fotoğrafçı ya da radyoloji uzmanı gibiyiz. Görevimiz tamamıyla tarafsız bir analiz yapmak. Umarım bu fotoğraf ve radyoloji iyi sonuçlar verir" dedi.

"Annan Planı'nı destekliyoruz"

Prodi, Türkiye'nin Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak daha ne yapabileceğine ilişkin bir soru üzerine, "Konu zaten Türkiye'nin daha fazla yapıp yapmaması değil. Gayet açık, bir plan, Annan Planı var ortada. Komisyon bunu destekliyor" diye konuştu.

Planın BM planı olduğuna ve BM'nin bu tür durumlarda bir çözüm bulmak için gerekli çalışmaları yapan bir kurum olduğuna dikkati çeken Prodi, işe Annan Planı'yla başladıklarını, iki tarafın fikir birliği yapıp herhangi bir değişiklik istemesi halinde, komisyon olarak her türlü desteği vereceklerini söyledi.

Prodi, komisyonun raporunda Türkiye'nin müzakerelere başlamasına ilişkin tarih yer alıp almayacağına dair soru üzerine de komisyonun sadece tavsiyelerde bulunduğuna, kararı AB Konseyi'nin alacağına dikkati çekti. Prodi, "Biz sadece bir analiz yapıyoruz ve raporumuzu konseye sunuyoruz. Karar konusunda tavsiyede bulunmuyoruz" dedi.

"Rum tarafına da baskı uyguluyoruz"

Kıbrıs konusunda Kıbrıs Rum tarafına da baskı yapılıp yapılmadığına ilişkin soru üzerine Prodi, konunun dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de dile getirildiğini kaydederek, aynı baskıyı Rum tarafına da uyguladıklarını söyledi.

Prodi, Leyla Zana'nın yargılandığı davada alınan kararla ilgili soruya, "Ben serbest bırakılmasını umuyordum, ama olmadığını duydum. Sadece üzüldüğümü söyleyebilirim. Gerçekten çok çok üzüldüm" dedi. Zana hakkındaki sözlerinin Türkiye'nin içişlerine müdahale anlamına gelip gelmediği yönündeki

sorunun ardından da Prodi, "Hayır, böyle düşünmüyorum. Çünkü ifade özgürlüğü bizim kriterlerimizin bir parçası" diye konuştu.

KIBRIS 17/01/2003

Cumhurbaşkanlığı'ndan açıklama: Türkiye Dışişleri Bakanlığı'

Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan Kıbrıs konusunda değerlendirmelerde bulunmak üzere bir heyetin yarın KKTC'ye geleceği" bildirildi

Cumhurbaşkanlığı'ndan açıklama: Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan bir heyet, yarın KKTC'ye geliyor

Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan Kıbrıs konusunda değerlendirmelerde bulunmak üzere bir heyetin yarın KKTC'ye geleceği" bildirildi.

Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı öncesinde Ankara'ya gitme isteğinde bulunduğu yönündeki haberlerin gerçekle ilgisi olmadığını da açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dün Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül'le telefonda görüşerek bir durum değerlendirmesi yaptığını ve pazar günü bir heyetin KKTC'ye geleceğini duyurdu.

Cumhurbaşkanlığı'ndan yayımlanan basın açıklamasında, bir televizyon kanalında Milli Güvenlik Kurulu toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Ankara'ya gitme isteğinde bulunduğu yönünde haberler yer aldığı kaydedilerek, "Bu haberlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur" denildi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın geçtiğimiz hafta İstanbul'da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada Milli Güvenlik Kurulu toplantısı öncesi ya da hemen sonrasında Ankara'ya gidilebileceğini belirttiği kaydedilen açıklamada, Denktaş'ın bu konunun daha sonra netleştirileceğini ifade ettiği ve bu aşamada Ankara ziyareti ile ilgili belirlenen bir program ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu yönde bir talebi olmadığı anlatıldı.

Açıklamada, şöyle denildi:

"Ankara ile gerekli temaslar Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği kanalı ile veya doğrudan telefon aracılığı ile yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş bu çerçevede bu sabah Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül'le telefonda görüşerek bir durum değerlendirmesi yapmıştır.

Ankara'dan Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan Kıbrıs konusunda değerlendirmelerde bulunmak üzere bir heyet pazar günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelecektir. Bu heyetle pazar ve pazartesi günleri değerlendirme toplantıları yapılacaktır. Bunun dışında bir görüşme ya da ziyaret talebi veya programı yoktur."

KIBRIS 17/01/2003

Talat: DAÜ ve BRTK aracılığıyla toplum bölündü

Başbakan Mehmet Ali Talat, DAÜ Barış Platformu heyetini kabul etti

Talat: DAÜ ve BRTK aracılığıyla toplum bölündü

ŞEFFAF VE DEMOKRATİK DEĞİLLER_ Başbakan Talat, toplumu bölme ve çatışma durumuna getiren iki kurumdan bahsetmenin mümkün olduğunu, bunlardan birinin DAÜ, diğerinin ise BRTK olduğunu belirtti. DAÜ ve BRTK'nin demokratik ve şeffaf olmaktan çok uzak, tek yanlı bir dezenformasyon aracı olarak kullanıldığını söyleyen Talat, bunun sonucu olarak toplumun bölündüğünü kaydetti

Başbakan Mehmet Ali Talat, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ile Bayrak Radyo Televizyon Kurumu'nun (BRTK) toplumu bölme ve çatışma durumuna getiren iki kurum olduğunu söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, dün, meclis şeref salonunda DAÜ Barış Platformu heyetini kabul etti.

Başbakan Mehmet Ali Talat kabulde yaptığı konuşmada, bir üniversite hocasının üniversite için "Üniversite demek disiplinsizlik demektir. Sizler üniversiteyi disiplin altına almak istiyorsunuz YÖK ile. Bu nedenle ben YÖK'e karşıyım" dediğini anlatarak, üniversitelerin doğru bilinen şeylerin doğru olmayabileceğinin açıkça tartışılabildiği, bu anlamda da disiplinsiz yerler olduğunu söyledi.

Talat, üniversitelerin sürekli bilgi ürettiğini bilginin üretildiği yerde ise disiplin olamayacağını ifade ederek, bu nedenle üniversiteye akademik özgürlük verilmesi gerektiğini belirtti.

Talat, dün toplumu bölme ve çatışma durumuna getiren iki kurumdan bahsetmenin mümkün olduğunu, bunlardan birinin DAÜ, ikincisinin ise BRTK olduğunu belirtti. DAÜ ve BRTK'nın demokratik ve şeffaf olmaktan çok uzak, tek yanlı bir dezenformasyon aracı olarak kullanıldığını söyleyen Talat, bunun sonucu olarak toplumun bölündüğünü kaydetti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, düşüncenin, bilimin ve doğruların ortaya konması gereken üniversitenin, yaşanan süreçte yanlışın propagandasının yapıldığı bir yer olarak kullanıldığını anlatarak, kendilerinin hiçbir zaman "doğrular sadece bizim dediklerimizdir" türünden bir yanlış yaklaşım içinde olmadığını söyledi.

Talat, özelde DAÜ genelde ise tüm üniversiteler içi temel istemlerinin akademik ve idari bağımsızlık, özerklik ve otonomi olduğunu ifade ederek, sadece kendi görüşlerinin doğru olduğunu savunan yapılar yaratmak istemediklerini belirtti. Bu anlamda üniversitelerin siyasi iradenin rahatlıkla müdahale edebileceği alanlar olmaktan çıkarılması gerektiğini, hükümetin bunu yapmaya çalışacağını söyleyerek, "Bir mekanizmayı demokratik ve şeffaf yaparsanız orası çok güzel işler" dedi.

Başbakan Talat, bu anlamda uzun yıllardır DAÜ'de demokratik ve şeffaf bir yapı olmadığını belirterek, CTP BG-DP hükümetinin bunu başarması gerektiğini söyledi. Talat, üniversitenin bu anlamda bağımsız olması gerektiğini anlatarak, hedeflerinin DAÜ'ye etkin çalışacak bir yönetim kazandırmak olduğunu kaydetti.

Demirel

DAÜ Barış Platformu Sözcüsü Hüseyin Demirel, ziyarette yaptığı konuşmada, toplumsal uzlaşma ve barış misyonuyla kurulan hükümete başarı dileğinde bulundu.

Demirel, DAÜ-SEN, DAÜ-BİR-SEN ile DAÜ-KÖB tarafından oluşturulan DAÜ Barış Platformu'nun, hükümetin, Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde çözüme yönelik attığı her adıma destek vereceğini söyledi.

Demirel, platform olarak, bilimin özgürce üretildiği özek ve demokratik bir DAÜ istediklerini kaydetti.

KIBRIS 17/01/2003

‘Kıbrıs’ı ver kurtul diyenler hain’

Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, Türkiye’de son zamanlarda Kıbrıs’ı ver kurtul düşüncesinin oluştuğunu belirterek, böyle düşünenlerin hain olduğunu söyledi.

İzmir
AA

17 Ocak 2004— Orgeneral Tolon, İzmir’in Karaburun ilçesine bağlı Eğlenhoca köyünde vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada, Kıbrıs ve Irak konusundaki gelişmelere değindi.

Tolon, şöyle konuştu: “Bazı kimseler, ‘ne var yani verelim şu Kıbrıs’ı kurtulalım’ diyor. 1974 öncesinde köylerinde mezalimi, zulmü yaşayan kadınımız, kızımız, canını veren evladımız, bebelerimizi ne çabuk unuttuk biz...
Şimdi birileri çıkıyor ‘ne var yani verelim şu Kıbrıs’ı kurtulalım’ diyor. Bu memleket hep güzel insan yetiştirirdi. Son zamanlarda hain de yetiştirmeye başladı. Haini de var... Yok diyemeyiz ki... Haini yoksa ‘v
erelim de kurtulalım’ diyen kim?”

IRAK’TA FEDERASYON TARTIŞMASI
Tolon, Irak’ın toprak bütünlüğünün Türkiye için önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Türkiye’yi ilgilendiren olay, Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmayarak parçalanması olayıdır. Bu parçalanma olayı başlangıçta, etnik temele dayalı, yani Kürt federasyonu adı altında bir federasyon olur.
Irak’ta başlangıçta federasyon olur, gelecek yıllarda bakarsınız bağımsız devlete dönüşür ki, bu hedefleri 1908’lerden beri vardır. Arkasında da İngi
ltere vardır, Batı vardır. Bunu biliyorsak, kitaplar yazıyorsa söylemeyelim mi?”

‘Kıbrıs’ta son söz hükümetin’

AKP Genel Başkanı Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Kıbrıs konusunda son irade ve son beyanın hükümette olduğunu söyledi.

Ankara
AA

16 Ocak 2004— Fırat, AKP Genel Merkezi’nde Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan ve yaklaşık 4 saat 40 dakika süren toplantının ardından, gazetecilere bilgi verdi

Fırat, Kıbrıs konusunun sorulması üzerine, şunları söyledi: “Masada Annan Planı duruyor. Müzakere edilecek olan Annan Planı’dır. Ancak plana yönelik bazı itirazlarımız vardır. Annan Planı’nın aynen kabul edilmesi gibi bir şey düşünmek mümkün değildir.
Kaldı ki Rum Kesimi’nin de birç
ok yönleriyle Annan Planı’na itirazları vardır. Ancak basına intikal ettiği gibi devletin tepesinde veya devletin kurumları arasında bir ihtilaf yoktur. Bazı şekil farklılıkları düşünülebilir. Ancak inanıyoruz ki MGK toplantısında bu daha detaylı görüşülecektir ve o tarihe kadar da tam bir mutabakat sağlanmış olacaktır.”
Kurumlar arasındaki şekil farklılığının sorulması üzerine de Fırat, şunları söyledi:
“Yöntemlerde farklılıklar olabilir. Tabi ki devletin çeşitli kurumları fikirlerini söyleyecektir. Ancak
son irade, son beyan hükümetindir, siyasi iradenindir. Ama Dışişleri Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve ilgili diğer birimler tabii ki Türkiye’nin menfaatlerini göz önüne alarak bir çalışma yapacaktır. Bu çalışmanın sonunda da bir mutabakata varılacaktır.”

''Kıbrıs'ta Köhne bölünmüşlüğe son vermenin zamanı''

Kıbrıs sorununa 1 Mayıs 2004'e kadar, Annan Planı temelinde bir çözüm bulunmasının sadece Kıbrıs'ın değil, tüm Doğu Akdeniz'in menfaatine olacağına ve Türkiye'nin AB sürecine de olumlu katkılar sağlayacağına işaret eden Prodi, Kıbrıs'ın, Kopenhag kriterlerinin bir parçası ve resmi bir şart olmadığını, ancak siyasi bir realite niteliği taşıdığını kaydetti

Prodi, ''Türkiye'nin üyeliği, AB'ye çok şey katacak. AB, Türkiye'ye üyelik yolunda destek olmaya hazırdır. Tüm kalbimle Türkiyeyi destekliyorum'' şeklinde konuştu

AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, “Kıbrıs’ta köhne bölünmüşlüğe son verme zamanının geldiğini” söyledi. İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi'nde ''Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Geleceğine Bakış'' başlıklı konferans veren Prodi, Kıbrıs sorununa da değindi. Prodi, Almanya ve Fransa arasındaki uzlaşma sürecinin, Kıbrıs halkı için de geçerli olmaması için hiçbir neden bulunmadığını ve Kıbrıs'ta ''köhne bölünmüşlüğe'' son vermenin zamanı olduğunu belirterek, sınırların açılmasıyla adadaki iki toplumun bir arada kardeşçe yaşayabileceğini ispatladığını söyledi.

Prodi, bölünmüşlüğün savaştan da kötü olduğunu ve insanların da artık değişim istediğini vurgulayarak, iki tarafı, BM öncülüğündeki müzakerelere gecikmeksizin başlamaya davet ettiklerini belirtti. Kıbrıs sorununa 1 Mayıs 2004'e kadar, Annan Planı temelinde bir çözüm bulunmasının sadece Kıbrıs'ın değil, tüm Doğu Akdeniz'in menfaatine olacağına ve Türkiye'nin AB sürecine de olumlu katkılar sağlayacağına işaret eden Prodi, Kıbrıs'ın, Kopenhag kriterlerinin bir parçası ve resmi bir şart olmadığını, ancak siyasi bir realite niteliği taşıdığını kaydetti.

TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİ ÇOK ŞEY KATACAK

Prodi, konferansında Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin, birliğe çok şey katarak güçlenmesini sağlayacağını da söyledi.

AB'nin Türkiye'yi üyeliğe hazırlamaya ve bu yolda destek olmaya hazır olduğunu belirterek, ''Tüm kalbimle Türkiye'yi destekliyorum'' diye konuştu.

Prodi, Türkiye'nin bölgenin istikrarı açısından çok önemli bir rol oynadığını ve üye olması halinde jeopolitik konumu itibariyle önemli bir köprü ve stratejik bir geçiş noktası teşkil edeceğini söyledi.

Türkiye'nin AB'nin dış politikasına da katkılar getireceğini ve Birliğin askeri açıdan güçlenmesini sağlayacağını kaydeden Prodi, Türkiye'nin genç nüfusuyla, Avrupa'nın ekonomik ve sosyal kalkınmasına

da katkıda bulunacağını ve işgücü çokluğu sayesinde de AB'nin rekabet gücüne güç katacağını belirtti.

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Prodi, son 2-3 yılda, Türkiye AB ilişkilerinde net bir dinamizm söz konusu olduğunu da ifade ederek, 1999 Helsinki Zirvesi'nde adaylık statüsü tanınmasıyla Türkiye'nin çok önemli siyasi reformlar yaptığını ve Atatürk'ün vizyonunda öngörülen hedeflere ulaşmaya başladığını söyledi.

Prodi, Türkiye'nin kısa süre içinde, idam cezası ve ana dilde yayın hakkı gibi çok önemli sorunları ele almasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, komisyon raporlarında da bu önemli gelişmelere değinildiğine dikkati çekti.

Kopenhag siyasi kriterlerini karşılama yolunda, Türk hükümetinin zorlu meseleleri kararlılıkla ele aldığını kaydeden Prodi, uygulamaları takip etmek açısından reform izleme grubunun kurulmasının çok faydalı bir gelişme olduğuna işaret etti.

Romano Prodi, uygulamada sıkıntı yaratabilecek bazı meseleleri de belirlediklerini ifade ederken, bunları, ''yargının bağımsızlığının güçlendirilmesi, kültürel hakların yaygınlaştırılması, dini özgürlükler ve asker-sivil ilişkileri'' olarak sıraladı. Prodi, insan hakları ve temel özgürlükler alanında net iyileşmeler görülse de, Türkiye'de bu alanda yine de AB standartlarının gerisinde kalan bazı uygulamalara hala rastlandığını belirtti.

''TÜRKİYE İÇİN AYRI STANDARTLAR YOK MESAJI VERİLMELİ''

Prodi, hem Türkiye hem de AB kamuoyunda karşılıklı olarak birbirini daha çok tanıma ve bilgi edinme ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, AB olarak bu doğrultuda kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarına başladıklarını kaydetti. Prodi, Türk kamuoyunu da AB konusunda bilgilendirmenin çok hassas bir konu olduğunu dile getirerek, ''Türkiye için ayrı standartlar yok'' mesajının verilmesi gerektiğini söyledi.

Terör, yasadışı göç, ayrımcılık gibi sorunlara çözüm getirmeleri gerektiğini vurgulayan Prodi, İstanbul'daki terör saldırılarına Türk hükümetinin etkin cevabının, uluslararası toplumca da takdir edildiğini belirterek, terörle mücadelede Türkiye'nin katkısının çok önemli olduğunu söyledi.

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN GÖSTERİSİ

AB Komisyonu Başkanı Prodi, konferansa gelişinde düzenlenen öğrenci gösterisiyle ilgili olarak da esprili bir dille, ''Avrupa'da gösteri yapmayan üniversite öğrencisi yoktur, hatta belki Kopenhag kriterlerine bu gösterileri de dahil etmemiz lazım'' dedi.

AB KOMİSYONU BAŞKANI PRODİ, TÜRKİYE’DEN AYRILDI

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Romano Prodi, resmi ziyarette bulunduğu Türkiye’den ayrıldı.

Ankara ve İstanbul’da çeşitli temaslarda bulunan AB Komisyonu Başkanı Prodi’yi, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nden, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül uğurladı. Uğurlamada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna ile öteki yetkililer de hazır bulundu.

Bu arada Suudi Arabistan’a gitmek üzere Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ne gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisini bekleyen Prodi ile kısa bir süre görüştü. Öte yandan Prodi, Türkiye’den ayrılmadan önce İstanbul’daki Kariye Müzesi’ni gezdi. Prodi’nin müze ziyaretine basın mensupları alınmadı.

ZİYARET DEĞERLENDİRMESİ

Romano Prodi, müzeden çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

"Türk yetkililerle yararlı temaslarım oldu. Yetkililerle konuşmalarımdan çok mutluyum. Ama sadece Türk yetkilileriyle değil, Türk halkı ile de yaptığım görüşmelerden çok mutlu ayrılıyorum.

Yararlı 2 gün geçirdik. Çok önemli ve çok derin dostluk duygularıyla

ayrılıyorum. Benim için önemli olan buydu."

Prodi, “Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’nde ilerlemesi mi, yoksa İstanbul mu sizi etkiledi?” sorusu üzerine de, “İstanbul İstanbul’dur. Daha iyisi olamazdı...” dedi.

PRODİ’NİN 3 GÜNLÜK ZİYARETİ

Ankara Anlaşması’nın 1963’te imzalanmasından bu yana Türkiye’yi ziyaret eden ilk AB Komisyonu Başkanı olan Prodi, 15 Ocak Perşembe günü geldiği Ankara’da, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Ardından TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından kabul edilen ve Genel Kurul’a hitap eden Prodi, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile de biraraya geldi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in önceki gün kabul ettiği Prodi, ayrıca Anıtkabir’e ziyarette bulundu. Daha sonra Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül ile geldiği İstanbul’da ortak basın toplantısı düzenleyen Prodi, AB İstanbul Bilgi Merkezi’nin resmi açılışını yaptı ve Boğaziçi Üniversitesi’nde “Avrupa Birliği-Türkiye İlişkilerinin Geleceğine Bakış” konusunda görüşlerini anlattı.

YENIDUZEN 18/01/2004

1Mayıs’a kadar çözüm bulunabilir

“Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması, bizim ve yeni kktc hükümetinin ortak arzusu ve hedefidir”

“1 Mayıs 2004’e kadar böyle bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahibiz”

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının Türkiye’nin ve yeni KKTC hükümetinin ortak arzusu ve hedefi olduğunu belirterek, “1 Mayıs 2004’e kadar böyle bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahibiz" dedi.

Bakan Gül, Avrasya Bir Vakfı ve Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nce düzenlenen “Güvenlik Konferansları” çerçevesinde, “Türk Dış Politikasındaki Gelişmeler” konulu konferans verdi.

Crowne Plaza Oteli’ndeki konferansında, bu yıla yoğun bir gündemle girildiğini ifade eden Gül, henüz ocak ayının sonuna gelmeden gerçekleştirilen yoğun ziyaret ve temasların bunun ilk işaretleri olduğunu söyledi.

Gül, 2004 yılında Türk dış politikasının, cumhuriyet tarihinin en önemli sınavlarından birini vereceğini vurgulayarak, “Riskler yanında fırsatları da içinde barındıran bir küresel ve bölgesel konjonktür bizi beklemektedir” dedi.

Önümüzdeki hassas dönemi başarıyla atlatabilmek için öncelikle mevcut uluslararası konjonktürün sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Gül, uluslararası sistemin yeniden yapılanma sürecine girdiğini anlattı.

Gül, Türkiye’nin, bölgesi ve uluslararası sisteme dar kalıplarla tanımlanmış güvenlik çıkarları açısından bakmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin, çıkarlarını daha geniş bir çerçevede, uluslararası ve bölgesel işbirliği çerçevesinde tanımlayan bir ülke olarak 21. yüzyıla damgasını vurmasını hedefliyoruz. Statükocu, tepkisel ve

agresif değil, uzlaşma kültürüne açık ve çevresinde olumlu değişiklikleri teşvik eden bir politikayla çıkarlarımızı daha iyi savunabileceğimizi düşünüyoruz. Artık çevremiz hasımlarla çevrili varsayımına dayanan çatışma psikolojisinden çıkarak, çevremizle işbirliği ve diyalog ortamının kurucu aktörü rolünü benimsemek zorundayız. ‘Büyük ülke’ ideali, ancak böyle bir özgüvenle

gerçekleştirilebilir.”

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Yarım asırdır süren Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik hedefinde en kritik dönemece girildiğine dikkat çeken Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, 2004 yılının hiçbir anının boşa geçirilmemesi gerektiğini söyledi.

Gül, bu yılı “uygulama dönemi” olarak gördüklerini de bildirdi. Hükümetin, kamuoyunun da güçlü desteğini arkasında hissederek, enerjisinin büyük bir bölümünü 2004 sonunda AB’nin “müzakereleri gecikmeksizin başlatma kararı” almasına sarf edeceğini dile getiren Gül, “Biz bütün bunları yaparken, AB’ye de önemli bir sorumluluk düştüğüne inanıyoruz. Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin başlaması, birlik açısından inandırıcılık ve olgunluk sınavı olacaktır” diye konuştu.

KIBRIS

Abdullah Gül, KKTC’de geçtiğimiz aralık ayında gerçekleştirilen seçimlerin ve kısa süre içinde yeni bir hükümetin kurulmuş olmasının, bu ülkedeki demokratik kurumların yerleşmiş olduğunu gösterdiğine de işaret ederek, şunları kaydetti:

“Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması, bizim ve yeni KKTC hükümetinin ortak arzusu ve hedefidir. 1 Mayıs 2004’e kadar böyle bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye

sahibiz. BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonuna olan desteğimizi de sürdürmekteyiz. Kıbrıs konusundaki müzakere sürecinin canlandırılması konusunda kararlıyız. Müzakere sürecinde Türk tarafının tutumunun belirlenmesine yardımcı olacak hazırlıklar, konunun öneminin gerektirdiği duyarlılıkla ve ilgili makamlarımız arasında yakın eşgüdüm içinde ileri bir aşamaya gelmiştir.”

“KIBRIS SORUNUNDA ŞİMDİYE KADAR HERKES HEP TÜRKİYE’Yİ VE SAYIN DENKTAŞ’I SUÇLADI”

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda şimdiye kadar herkesin Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı suçladığını belirterek, “Son bir ay içinde bu imaj yıkıldı. Önümüzdeki günlerde çözümsüzlük isteyenlerin kim olduğu ortaya çıkacaktır” dedi.

“Türk Dış Politikasındaki Gelişmeler” konulu konferansta konuşan Gül, Türkiye’nin Haziran ayı sonunda NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlatarak, zirveye NATO ortakları da dahil olmak üzere toplam 46 ülke liderinin katılacağını bildirdi.

Gül, 2004’te İslam Konferansı Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın da İstanbul’da gerçekleştirileceğini kaydetti.

Konuşmasında İsrail-Filistin ihtilafına da değinen Gül, “Aslında bu sorunun çözümünün temel parametreleri ortaya konulmuştur: Güvenlik içinde bir İsrail ve kendi sınırları içinde yaşayabilir bir Filistin devleti" dedi.

SORULAR

Abdullah Gül, daha sonra salondakilerin sorularını yanıtladı. “Annan Planı kabul edilirse Türkiye kesinlikle teslimiyetçi bir politika izlemiş olur. Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm nasıl bulunacak?” şeklindeki soru üzerine Gül, bu konuda hem geçmişin hem de geleceğin gerçekçi bir analizle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gül, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün ne Türkiye’nin ne de KKTC’nin çıkarlarına uygun olduğunu dile getirerek, sorunun çözümü için uğraşılması gerektiğini bildirdi.

Kıbrıs’ta Türkiye’nin elinde olmayan bir sürecin yaşandığını ve Rum tarafının AB’ye üye olacağını hatırlatan Gül, çözüm ararken bunların da göz önünde bulundurulması gerektiğini anlattı.

Gül, Annan Planı üzerinden müzakerelere başlanacağını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Plan üzerinde değiştireceğimiz konular var. Bazılarını değiştirmemiz lazım. Kabul edilebilir bir hale getirmek için müzakere etmemiz lazım. Bundan, inanmadığımız şeylere ‘evet’ dediğimiz anlamı çıkmaz. Konuşacaksınız, müzakere edeceksiniz. Rum kesiminin itirazları bizimkinden daha fazla. Oturup samimi bir biçimde bizi ve onları tatmin edecek bir çözüm için gayret sarf edeceğiz. Karşı tarafın uzlaşmaz bir tavrı yüzünden bu iş çözülmezse, o zaman bize hiç kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktur.”

RUM KESİMİNİN TUTUMU

Rum kesiminin oynadığı stratejinin, “Ben nasıl olsa AB’ye giriyorum. Yeter ki zaman kazanayım” olduğunu vurgulayan Gül, “Ümit ederiz ki, onlar da dünya gerçekleri karşısında uzlaşmacı bir yola girerler. Eski hatalarını görürler, anlarlar. Burada tatmin edici bir çözüme çalışırlar. Böyle bir şey olmazsa, kendimizi aldatacak, inanmadığımız, eski günleri ileride aratacak, uzun vadede oradaki Türkleri yok edecek, asimile edecek bir şeye hiçbir zaman ‘evet’ demeyiz” şeklinde konuştu.

Gül, bir dinleyicinin “Acaba Yunanistan’ın bütün adada hakimiyeti kurma ve Türkü azınlık haline getirme ideali devam ediyor mu?” sözleri üzerine, “çözümsüzlük konusunda onların da rahatsız olduğu”nu belirtti.

ABD ve AB’den sorunun çözümü konusunda olumlu katkılar beklediklerini de kaydeden Gül, olası bir çözümsüzlük durumunda da Türkiye’nin adadaki hak ve hukukunu sonuna kadar koruyacağını bildirdi.

İNANMADIĞIMIZ ŞEYLERE ‘EVET’ DEMEYİZ

Gül, başka bir soru üzerine de şunları söyledi:

“Şimdiye kadar herkes hep Türkiye’yi, Rauf Denktaş’ı suçladı. Böyle bir imaj oluştu. Bir ay içinde bu imaj yıkıldı, yıkılıyor. Bu ortaya çıkacak. Esas çözümsüzlük isteyenlerin kim olduğu ortaya çıkacaktır. Müzakerelere biz bir görüntü vermek için değil, samimi bir şekilde çözülsün, bitsin diye gideceğiz. AB üyeliği olmasa bile böyle bir sorunun karşılıklı anlayış içinde çözülmesi için gayret sarf edeceğiz. Ama olmazsa da yapacağımız bir şey yok. İnanmadığımız şeylere ‘evet’ dememizi ne ABD ne de AB bizden beklesin."

Gül, Ege sorununa ilişkin soru üzerine de şu ana kadar iki ülke bürokratlarının iyi niyet çerçevesinde 30’a yakın görüşme gerçekleştirdiğini kaydetti.

YENIDUZEN 18/01/2004

"Toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti"nin teyidi yapıldı

CTP-DP arasında kurulan 18'inci hükümetin Bakanlar Kurulu dün Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığında toplandı

"Toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti"nin teyidi yapıldı

"RESMİ GÖRDÜK VE TARİFİNİ YAPTIK"... Başbakan Mehmet Ali Talat, Bakanlar Kurulu'nda toplumsal uzlaşma ve çözüm için çalışacak bir hükümet olduklarının teyidini yaptıklarını belirtti. Talat, bölgelerin sorunlarını yerinde inceleyerek buna uygun kararlar almak için bölgesel toplantılar yapacaklarını da kaydederek, "Resmi gördük ve tarifini yaptık" dedi

"UYUM İÇERİSİNDEYİZ"... Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, reel sektörün canlandırılmasına yönelik atılması gereken adımlar konusunda bakanlar arasında son derece güzel bir uyum bulunduğunu söyledi

CELAL, BAKANLAR KURULU SÖZCÜSÜ... Bakanlar Kurulu sözcülüğüne Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal getirildi

CTP-DP arasında kurulan 18'inci hükümetin Bakanlar Kurulu dün Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığında toplandı.

Kıbrıs Türk basının yanı sıra Türkiye'den gelen basın mensuplarının da büyük ilgi gösterdiği toplantıya Bakanlar Kurulu'nun tüm üyeleri katıldı.

Başbakan Mehmet Ali Talat, Bakanlar Kurulu'nda toplumsal uzlaşma ve çözüm için çalışacak bir hükümet olduklarının teyidini yaptıklarını belirtti.

Talat bölgelerin sorunlarını yerinde inceleyerek buna uygun kararlar almak için bölgesel toplantılar yapacaklarını da kaydederek, "Resmi gördük ve tarifini yaptık" dedi.

Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ise, reel sektörün canlandırılmasına yönelik atılması gereken adımlar konusunda bakanlar arasında son derece güzel bir uyum bulunduğunu söyledi.

Bu arada Bakanlar Kurulu sözcülüğüne Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal getirildi. Bakanlar Kurulu bundan sonraki toplantısını çarşamba sabahı yapacak.

İlk toplantı 3 saat sürdü

CTP-DP ortaklığında kurulan 18'inci hükümetin yaklaşık 3 saat süren ilk bakanlar kurulu toplantısı sona erdi.

Başbakan Mehmet Ali Talat toplantıdan sonra yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulu'nun ilk toplantısını gerçekleştirdiklerini belirterek, kurulun başlangıcında söylediği gibi içinde bulundukları resmi gördüklerini ve bunun tarifini yaptıklarını söyledi. Talat, toplumsal uzlaşma ve çözüm için çalışacak bir hükümet olduklarını yineleyerek bunun teyidini yaptıklarını belirtti.

Talat, hükümetin, aynı zamanda ekonominin geliştirilebilmesi, halkın daha güzel günlerde ve refah içerisinde yaşayabilmesi için gerekli tedbirleri de almak üzere, ekonomik çalışmalar da dahil, tüm alanlarda çalışmalar yapacağını söyledi. Bunlarla ilgili görüş alışverişi yaptıklarını ve ilgili bakanları çalışma yapıp, bunu önümüzdeki çarşamba saat 10.00'da yapacakları toplantıya getirmek üzere görevlendirdiklerini ifade eden Talat, ilk toplantılarında çalışma usullerini, diyalog içinde çalışma kararlılıklarını ve bunu nasıl gerçekleştireceklerini, bakanlıklar arasındaki koordinasyonları, çalışma sistemlerini konuştuklarını ifade etti.

Resmi hep beraber gördüklerini söyleyen Talat, şöyle dedi:

"Haftaya arkadaşlarımız çalışıp bize önerilerini getirecekler ve Bakanlar Kurulumuz çeşitli kararlar alacak. Bu arada Bakanlar Kurulu bölgelerin sorunlarını yerinde inceleyip buna uygun kararlar almak için bölgesel toplantılar da yapacak, bunu da prensip olarak kararlaştırdık. En genelde, bu türden değerlendirmeler yaptık."

Dışişleri ve Savunma Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ise Talat'a bir ekleme yapmak istediğini kaydederek, reel sektörün canlandırılmasına yönelik atılması gereken adımlar konusunda bakanlar arasında son derece güzel bir uyum bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle yıllardır atılmak istenilen ama şu veya bu nedenle atılamayan reel sektörün geliştirilmesine yönelik adımların daha rahat atılacağını belirten Denktaş, bir taraftan çözüm için uğraşırken, iç ekonomik gelişmenin de göz ardı edilemeyeceğini vurguladı.

Denktaş, bunları gelecek haftadan itibaren ele almaya başlayacaklarını söyledi.

Hüseyin Celal kurul sözcüsü

Başbakan Talat, bir soru üzerine Bakanlar Kurulu sözcülüğünü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal'in yürüteceğini belirtti.

Bu arada toplantıya yoğun ilgi gösteren ve saatlerce Bakanlar Kurulu önünde bekleyen basın mensuplarına sürekli sıcak-soğuk içecek ikramı yapıldı ve Başbakan Talat'ın basın mensupları için aldırdığı pilavunalar, içi dolular ve kayık pastalar dağıtıldı.

Toplantıdan önceki açıklamalar

Başbakan Mehmet Ali Talat, kurul toplantısından önce basına yaptığı açıklamada, hükümetin ilk bakanlar kurulu toplantısını gerçekleştirmekte olduğunu belirterek, hükümetin "toplumsal uzlaşma ve çözüm hükümeti" olarak kurulduğunu yineledi. En temel hedeflerinin toplumsal uzlaşmayı sağlamak ve Kıbrıs sorununu Annan Planı esasında Mayıs 2004'e kadar çözmek için yoğun bir çalışma içine girmek olacağını ifade eden Talat, toplumsal uzlaşmanın "en ciddi ihtiyaç" olduğunu kaydetti.

Koordineli ve işbirliği içinde hükümet

Önemli badirelerden ve önemli tartışmaların yapıldığı dönemlerden geçildiğini ifade eden Talat, Kıbrıs Türk halkının büyük hareketlenme içinde 14 Aralık seçimlerini yaşadığını, seçimler sonucunda toplumsal uzlaşmanın ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gördüklerini kaydetti. Talat bir kez daha ortaya çıkan yeni koşullarda toplumsal uzlaşmayı sağlamanın herkese düşen bir görev olduğunu belirterek, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs sorunun çözümlenmesini istediğini de söylediğini kaydetti. Hükümetlerinin her iki gereği de dikkate alarak çok ciddi ve verimli bir çalışma dönemi geçireceğini, buna inandıklarını ifade eden Talat, CTP-DP hükümetinin bir biriyle son derece koordineli ve işbirliği içinde bir hükümet performansı göstereceğini, bundan yüzde yüz emin olduğunu söyledi.

Başarı da başarısızlık da kolektif

Bu hükümetin kimyasını o şekilde oluşturmak ve mutlaka her bir bakanlığı bir dükalık gibi değil, diğerinin eksiğini, açığını tamamlayan ve diğerini tamamlayan bir bakanlık olarak görüp algılayacaklarını söyleyen Talat, bu konuda hükümetin kararlı olduğunu, protokol görüşmeleri sırasında altı çizilen hususlardan birinin bu olduğunu kaydetti. Talat, hükümetin iki partinin siyasal eşitliği temelinde kurulduğunu ve az önce de vurguladığı gibi başarının kolektif bir başarı, başarısızlığın da kolektif bir başarısızlık olacağını bilerek hareket edeceğini belirti. Kolektif başarının halkın arzusu olduğunu vurgulayan Talat, bunu elde edebilmek için en yoğun gayreti ortaya koyacaklarını söyledi.

Önlerinde önemli dönemeçler olacağının belli olduğunu ifade eden Talat, en başta Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler olacağını, bunları hep birlikte göğüsleyerek, birbirlerine destek olarak, aynı gemide olunduğunu hiç unutmadan, bu geminin zarar görmemesi, batmaması, yolcuların sıkıntı yaşamaması, en emin sularda yüzdürülmesi için çalışacaklarını ve bu anlayışla hareket edeceklerini belirtti.

Meclisteki yoğun çalışmalardan sonra, bakanlar kurulunun daha önce toplanamadığını ancak meclis başkanı, başkan yardımcısı ve başkanlık divanı üyeleri seçildikten sonra bu toplantıyı gerçekleştirmek durumunda kaldıklarını kaydeden Talat, bu günden sonra rutin toplantılarıyla ve gerektiğinde olağanüstü toplantılarıyla bakanlar kurulunun görevinin başında olduğunu ve halka en iyi hizmeti vereceğinden yüzde yüz ermin olduğunu söyledi.

Gündem

Talat, toplantının gündeminin sorulması üzerine, hükümetin nasıl çalışacağını ve bakanlıkların karşı karşıya bulunduğu durumların tespitini yapacaklarını kaydetti. Dünkü çalışmanın özel bir gündemi olmadığını ifade eden Talat, resmi göreceklerini ve önümüzdeki haftadan itibaren gündemli toplantılarına başlayacaklarını belirtti.

Talat bakanların teker teker getirecekleri ve tartışılmasını isteyecekleri, birlikte karar verilmesini isteyecekleri konuları da konuşacaklarını ifade etti.

Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ise konuşmasında, başbakanın da ortaya koyduğu gibi önlerindeki dönemde "sihirli sözcüğün" "uzlaşma" olacağını kaydetti.

Bunun sadece iki parti arasındaki uzlaşma değil, toplumun çeşitli kesimleriyle uzlaşma, meclis içerisindeki muhalefet partileriyle uzlaşma, sivil toplum ve meclis dışındaki siyasi partilerle uzlaşma anlamında algılanması gerektiğini kaydeden Denktaş, önemli bir süreçten geçildiğini, bir taraftan Kıbrıs sorunun çözüm süreci, öte yandan seçimler nedeniyle birikmiş sorunların da önlerine yığılmış durumda olduğunun da göz ardı edilemeyeceğini kaydetti.

Bütün bu sorunların da üstesinden gelebilecek, içe yönelik politikaların ortaya konacağı ve yoğun bir çalışma temposunun sürdürüleceği bir dönem olacağını kaydeden Denktaş, başbakan gibi, iki partinin aralarındaki fikir ayrılıklarına rağmen asgari müştereklerde buluşabilmeyi, geliştirecekleri diyalogla bulabileceklerine inandığını söyledi.

Çatışma hükümeti olmayacağız

Bunun bir "çatışma hükümeti" olmayacağını, geçmişten akıllarda kalan bir imaj bulunduğunu, ancak bu hükümetin öyle olmayacağını belirten Denktaş, "Şimdiden geleceğini bildiğimiz tüm provokasyonlara rağmen..." diye ekledi.

Kendi içlerinde diyalogla sorunları aşabilmenin yöntemini, halkın bütününe de yaymak suretiyle vatandaşların da toplumsal barış ve huzura ulaşmasının önünü açabileceklerini kaydeden Denktaş, bakanlar kurulunun yeni ve genç bir bakanlar kurulu olduğunu, halkın bu bakanlar kurulunun sadece kurul odasına sıkışarak değil, ayrı ayrı kendi görev alanlarında da bir kurul olarak, bir bütün olarak çalışabilmenin yöntemlerini geliştireceğini kaydetti. Denktaş, bu geliştirecekleri yöntemin ileriki dönemlerde de bir teamül halinde devam etmesini dileyerek, sadece bu odada değil, başka bölgelerde de bakanlar kurulunu toplayarak, o bölgelerin sorunlarını da daha konsantre olmuş şekilde çözümlemeye yönelik girişimler yapabileceklerini belirtti.

Partisel farklılıklar zenginlik katacak

Denktaş, farklı ama hedefini, ne yapacağını bilen bir ekip olarak birlikte çalışmaya azami gayret göstereceklerini, partisel farklılıklarının, farklı yaklaşımlarının da zenginlikleri olacağını düşündüklerini belirtti.

Denktaş, bu nedenle ülkede insanlar arasındaki kamplaşmanın devamını arzulayan ve çok azınlıkta olan kişilere bir kez daha seslenmek istediğini dile getirerek, "Kendi içimizde kamplaşma ve bölünme, bizim önümüzdeki süreçte en büyük zafiyetimiz olur. O kamplaşma dönemi bize göre geride kalmıştır. Şimdi artık daha bir bütün olarak, uzlaşarak, asgari müştereklerde birleşerek ileriye umutla yürümeliyiz. Biz elimizden geleni yapacağız, halkımızdan ve bütün ilgililerden anlayış bekleyeceğiz atacağımız adımların başarıya ulaşması için. Hayırlı ve uğurlu olsun."

DP'li 3 bakan

Denktaş, 3 DP'li bakanın durumuyla ilgili bir soru üzerine, konuyla ilgili hukuki yazıyı hazırlamayı sürdürürken bir partinin bir adım atarak kendilerini o dertten kurtardığını, bu partinin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya hazırlandığını, kendilerinin şu anda yapacağının ise savunmalarını hazırlamak olduğunu belirtti.

Anayasa Mahkemesi'nde çıkacak karar karşısında "boyunlarının kıldan ince olacağını" söyleyen Denktaş, burada artık 3 bakan meselesinden öte yurt dışında yaşayan vatandaşların ne kadar vatandaş olduğu, anayasadaki maddenin gayesinin ne olduğunun da çok net bir şekilde ortaya çıkmasının bundan sonraki demokratik süreci de olumlu veya olumsuz yönde etkileyeceğini söyledi.

Olumsuz karar çıkarsa anayasa değişikliği

Denktaş, düşüncelerinin aksi bir karar çıkması halinde olayı meclise götürerek anayasanın bu maddesiyle ilgili gerekli değişiklikleri yapmak üzere teklif götüreceklerini belirtti. Serdar Denktaş, anayasada değişiklik yapılabilmesi için sadece mecliste 3'te 2 çoğunluğun yetmediğini, bununla birlikte referanduma gitmenin şart olduğunu söyledi.

Özellikle bir avukatın konuyu televizyonlara taşıyarak işlediğini kaydeden Denktaş şöyle dedi:

"Bir avukat olarak en iyi kendisi bilmelidir ki anayasayı yorumlamak münhasıran Anayasa Mahkemesi'nin görevidir. Bir hukukçu olarak o farklı düşünebilir, bir başka hukukçu daha da farklı düşünür ama; yorumlama ve 'bu böyledir' diyerek bilgiçlik taslama yetkisi kimsede yoktur. Bu konu da böylelikle kapanmıştır herhalde"

Başbakan Talat, Denktaş'ın ardından yine söz alarak, hükümetin görev başında olduğunu, bu konuları tartışmanın artık bir anlamı olmadığını, Anayasa Mahkemesi'nin kararını vereceğini, o zaman kadar herkesin sabırlı olması gerektiğini vurgulayarak, "Her şey tamamdır, açıktır. Herkes görevinin başındadır. Bu kadar açık ve net."

KIBRIS 18/01/2004

Çıkarımız çözümdedir

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının hem Türkiye hem de yeni KKTC hükümetinin ortak arzusu ve hedefi olduğunu vurgulayarak, çözümsüzlüğün her iki ülkeye de yaramadığını söyledi:

Çıkarımız çözümdedir

ÇÖZÜM İÇİN UĞRAŞILMALI... Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının Türkiye'nin ve yeni KKTC hükümetinin ortak arzusu ve hedefi olduğunu belirterek, "Kıbrıs'ta çözümsüzlük ne Türkiye'nin ne de KKTC'nin çıkarlarına uygun değil. Sorunun çözümü için uğraşılması gerekir" dedi

ANNAN'A DESTEĞİMİZ SÜRÜYOR... Abdullah Gül: KKTC'de geçtiğimiz aralık ayında gerçekleştirilen seçimler ve kısa süre içinde yeni bir hükümetin kurulmuş olması, bu ülkedeki demokratik kurumların yerleşmiş olduğunu gösteriyor. 1 Mayıs 2004'e bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahibiz. BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna olan desteğimizi de sürdürmekteyiz

MÜZAKERELER CANLANDIRILACAK... "Kıbrıs konusundaki müzakere sürecinin canlandırılması konusunda kararlıyız. Müzakere sürecinde Türk tarafının tutumunun belirlenmesine yardımcı olacak hazırlıklar, konunun öneminin gerektirdiği duyarlılıkla ve ilgili makamlarımız arasında yakın eşgüdüm içinde ileri bir aşamaya gelmiştir. Kıbrıs konusunda hem geçmiş hem de geleceğin gerçekçi bir analizle değerlendirilmesi gerekiyor"

ÇÖZELİM DİYE MASAYA OTURCAĞIZ... "ABD ve AB'den sorunun çözümü konusunda olumlu katkılar bekliyoruz. Müzakerelere biz bir görüntü vermek için değil, samimi bir şekilde çözülsün, bitsin diye gideceğiz. AB üyeliği olmasa bile böyle bir sorunun karşılıklı anlayış içinde çözülmesi için gayret sarf edeceğiz"

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının Türkiye'nin ve yeni KKTC hükümetinin ortak arzusu ve hedefi olduğunu belirterek, "1 Mayıs 2004'e kadar böyle bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahibiz" dedi.

Bakan Gül, Avrasya Bir Vakfı ve Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nce düzenlenen "Güvenlik Konferansları" çerçevesinde, "Türk Dış Politikasındaki Gelişmeler" konulu konferans verdi.

Crowne Plaza Oteli'ndeki konferansında, bu yıla yoğun bir gündemle girildiğini ifade eden Gül, henüz ocak ayının sonuna gelmeden gerçekleştirilen yoğun ziyaret ve temasların bunun ilk işaretleri olduğunu söyledi.

Gül, 2004 yılında Türk dış politikasının, cumhuriyet tarihinin en önemli sınavlarından birini vereceğini vurgulayarak, "Riskler yanında fırsatları da içinde barındıran bir küresel ve bölgesel konjonktür bizi beklemektedir" dedi.

Önümüzdeki hassas dönemi başarıyla atlatabilmek için öncelikle mevcut uluslararası konjonktürün sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Gül, uluslararası sistemin yeniden yapılanma sürecine girdiğini anlattı.

Gül, Türkiye'nin, bölgesi ve uluslararası sisteme dar kalıplarla tanımlanmış güvenlik çıkarları açısından bakmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin, çıkarlarını daha geniş bir çerçevede, uluslararası ve bölgesel işbirliği çerçevesinde tanımlayan bir ülke olarak 21. yüzyıla damgasını vurmasını hedefliyoruz. Statükocu, tepkisel ve agresif değil, uzlaşma kültürüne açık ve çevresinde olumlu değişiklikleri teşvik eden bir politikayla çıkarlarımızı daha iyi savunabileceğimizi düşünüyoruz. Artık çevremiz hasımlarla çevrili varsayımına dayanan çatışma psikolojisinden çıkarak, çevremizle işbirliği ve diyalog ortamının kurucu aktörü rolünü benimsemek zorundayız. 'Büyük ülke' ideali, ancak böyle bir özgüvenle gerçekleştirilebilir."

Türkiye - AB ilişkileri

Yarım asırdır süren Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik hedefinde en kritik dönemece girildiğine dikkat çeken Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, 2004 yılının hiçbir anının boşa geçirilmemesi gerektiğini söyledi.

Gül, bu yılı "uygulama dönemi" olarak gördüklerini de bildirdi. Hükümetin, kamuoyunun da güçlü desteğini arkasında hissederek, enerjisinin büyük bir bölümünü 2004 sonunda AB'nin "müzakereleri gecikmeksizin başlatma kararı" almasına sarf edeceğini dile getiren Gül, "Biz bütün bunları yaparken, AB'ye de önemli bir sorumluluk düştüğüne inanıyoruz. Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlaması, birlik açısından inandırıcılık ve olgunluk sınavı olacaktır" diye konuştu.

Kıbrıs

Abdullah Gül, KKTC'de geçtiğimiz aralık ayında gerçekleştirilen seçimlerin ve kısa süre içinde yeni bir hükümetin kurulmuş olmasının, bu ülkedeki demokratik kurumların yerleşmiş olduğunu gösterdiğine de işaret ederek, şunları kaydetti:

"Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması, bizim ve yeni KKTC hükümetinin ortak arzusu ve hedefidir. 1 Mayıs 2004'e kadar böyle bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye

sahibiz. BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna olan desteğimizi de sürdürmekteyiz. Kıbrıs konusundaki müzakere sürecinin canlandırılması konusunda kararlıyız. Müzakere sürecinde Türk

tarafının tutumunun belirlenmesine yardımcı olacak hazırlıklar, konunun öneminin gerektirdiği duyarlılıkla ve ilgili makamlarımız arasında yakın eşgüdüm içinde ileri bir aşamaya gelmiştir."

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda şimdiye kadar herkesin Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı suçladığını belirterek, "Son bir ay içinde bu imaj yıkıldı. Önümüzdeki günlerde çözümsüzlük isteyenlerin kim olduğu ortaya çıkacaktır" dedi.

Sorular

Abdullah Gül, daha sonra salondakilerin sorularını yanıtladı. "Annan Planı kabul edilirse Türkiye kesinlikle teslimiyetçi bir politika izlemiş olur. Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm nasıl bulunacak?" şeklindeki soru üzerine Gül, bu konuda hem geçmişin hem de geleceğin gerçekçi bir analizle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gül, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün ne Türkiye'nin ne de KKTC'nin çıkarlarına uygun olduğunu dile getirerek, sorunun çözümü için uğraşılması gerektiğini bildirdi.

Kıbrıs'ta Türkiye'nin elinde olmayan bir sürecin yaşandığını ve Rum tarafının AB'ye üye olacağını hatırlatan Gül, çözüm ararken bunların da göz önünde bulundurulması gerektiğini anlattı.

Gül, Annan Planı üzerinden müzakerelere başlanacağını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Plan üzerinde değiştireceğimiz konular var. Bazılarını değiştirmemiz lazım. Kabul edilebilir bir hale getirmek için müzakere etmemiz lazım. Bundan, inanmadığımız şeylere 'evet' dediğimiz anlamı çıkmaz. Konuşacaksınız, müzakere edeceksiniz. Rum kesiminin itirazları bizimkinden daha fazla. Oturup samimi bir biçimde bizi ve onları tatmin edecek bir çözüm için gayret sarf edeceğiz. Karşı tarafın uzlaşmaz bir tavrı yüzünden bu iş çözülmezse, o zaman bize hiç kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktur."

Rum kesiminin tutumu

Rum kesiminin oynadığı stratejinin, "Ben nasıl olsa AB'ye giriyorum. Yeter ki zaman kazanayım" olduğunu vurgulayan Gül, "Ümit ederiz ki, onlar da dünya gerçekleri karşısında uzlaşmacı bir yola girerler. Eski hatalarını görürler, anlarlar. Burada tatmin edici bir çözüme çalışırlar. Böyle bir şey olmazsa, kendimizi aldatacak, inanmadığımız, eski günleri ileride aratacak, uzun vadede oradaki Türkleri yok edecek, asimile edecek bir şeye hiçbir zaman 'evet' demeyiz" şeklinde konuştu.

Gül, bir dinleyicinin "Acaba Yunanistan'ın bütün adada hakimiyeti kurma ve Türkü azınlık haline getirme ideali devam ediyor mu?" sözleri üzerine, çözümsüzlük konusunda onların da rahatsız olduğunu belirtti.

ABD ve AB'den sorunun çözümü konusunda olumlu katkılar beklediklerini de kaydeden Gül, olası bir çözümsüzlük durumunda da Türkiye'nin adadaki hak ve hukukunu sonuna kadar koruyacağını bildirdi.

İnanmadığımız şeylere 'evet' demeyiz

Gül, başka bir soru üzerine de şunları söyledi:

"Şimdiye kadar herkes hep Türkiye'yi, Rauf Denktaş'ı suçladı. Böyle bir imaj oluştu. Bir ay içinde bu imaj yıkıldı, yıkılıyor. Bu ortaya çıkacak. Esas çözümsüzlük isteyenlerin kim olduğu ortaya çıkacaktır. Müzakerelere biz bir görüntü vermek için değil, samimi bir şekilde çözülsün, bitsin diye gideceğiz. AB üyeliği olmasa bile böyle bir sorunun karşılıklı anlayış içinde çözülmesi için gayret sarf edeceğiz. Ama olmazsa da yapacağımız bir şey yok. İnanmadığımız şeylere 'evet' dememizi ne ABD ne de AB bizden beklesin."

Gül, Ege sorununa ilişkin soru üzerine de şu ana kadar iki ülke bürokratlarının iyi niyet çerçevesinde 30'a yakın görüşme gerçekleştirdiğini kaydetti.

KIBRIS 18/01/2004

Talat: Hükümetimiz, Kıbrıs'ta çözüm için ciddiyetle çalışacak

Başbakan Mehmet Ali Talat, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'yı kabul etti

Talat: Hükümetimiz, Kıbrıs'ta çözüm için ciddiyetle çalışacak

HAZMEDİLECEK POLİTİKA... Talat: Hükümet olarak Kıbrıs konusunu ciddiyetle ele alarak Mayıs 2004'e kadar çözmeye çalışmak, ama eğer çözüm olmayacaksa bunun tamamen bizim dışımızda nedenlerden olması şartıyla hazmedilecek bir politika gütmek gerektiği konusunda görüş birliğine vardık

ÇÖZÜM ADIMLARININ YANINDAYIZ... BDH Genel Başkanı Akıncı: 1 Mayıs'a giden süreçte zaman hızla akıp gidiyor. Bu vesileyle CTP ile görüş alışverişinde bulunmak istedik. Çözüm doğrultusunda atılacak her adımın yanındayız

Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümet olarak Kıbrıs konusunu ciddiyetle ele alarak Mayıs 2004'e kadar çözmeye çalışmak, ama eğer çözüm olmayacaksa bunun tamamen kendilerinin dışında nedenlerden olması şartıyla hazmedilecek bir politika gütmek gerektiği konusunda görüş birliğinde olduklarını söyledi.

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı ise, çözüm doğrultusunda atılacak her adımın yanında olduklarını, ancak bazı endişelerinin bulunduğunu söyledi. Akıncı, güven oylamasında takınacakları tutumla ilgili açıklamalarda da bulundu.

Başbakan Mehmet Ali Talat dün sabah BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'yı kabul etti.

Akıncı, Talat'ı başbakanlık makamında da kutlamak üzere geldiğini kaydederek, "Hayırlı uğurlu olsun. Bu aynı zamanda iade-i ziyaret gibidir, çünkü hükümet kuruluşu sırasında sayın başbakan bizi ziyaret etti. Kendisini ilk ziyaret eden siyasi parti lideri ben olmayı arzu ettim. Bir kere daha başarılar diliyorum kendisine" dedi.

Akıncı, 1 Mayıs'a giden süreçte zamanın hızla akıp gittiğini, bu vesileyle o konuda da bir görüş alış verişinde bulunmak arzusunu taşıdığını söyledi.

Bu süreçte son derece hayati noktaların başında BM genel sekreterine verilecek yanıtın geldiğini ifade eden Akıncı, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a verdiği yanıttan genel sekreterin konumunu ısrarla muhafaza edeceğini anladıklarını belirtti. Akıncı, bunun da aslında iyi bir gelişme olduğunu, çünkü genel sekreter konumunu değiştirirse, örneğin referandum konusunun ucu açık kalırsa, genel sekreter herhangi bir tarih belirleme ısrarından vazgeçerse, çözüm umutlarının "bir başka bahara" ertelenebileceğini söyledi. Dolayısıyla bu konuda ısrarlı olmanın yararlı olacağını kaydeden Akıncı, "Genel sekreter konumunu muhafaza etsin tüm taraflar da genel sekretere olumlu yanıt versinler ve bu müzakereler, temel prensipleri yeniden müzakereye açmayacak bir tarzda başlasın, uzlaşma olmayan noktalar için şubatta, martta yoğun müzakereler yaşansın, uzlaşıldığı takdirde mart ayında referanduma gidilir, uzlaşılamayan konularda genel sekreter katkısını yapar ve 1 Mayıs geldiğinde hep birlikte birleşik bir Kıbrıs'ta AB'de yerimizi alırız, Türkiye de Aralık 2004 denildiği zaman arzu ettiği tarihe kavuşur."

Talat'ın başkanlığında kurulan hükümetin bu konuda aktif bir tavır sergileyeceğini umduklarını belirten Akıncı, BDH olarak 1 Mayıs'a giden süreçte çözüm doğrultusunda atılacak her adımın yanında olacaklarını söyledi.

Akıncı: "Endişelerimiz var"

Ancak bazı endişeleri bulunduğunu kaydeden Akıncı, "Bu endişelerimizden biri de masada çözüm istemek başkadır, çözüm ister görünmek başkadır. Bir çok çevrenin de çözüm ister pozisyonuna girebileceğinden endişe ederiz. Dolayısıyla bunlara da olanak yaratılmamasını, fırsat verilmemesini sayın Talat'tan bekliyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum" şeklinde konuştu.

Başbakan: "Kıbrıs sorunu çözülmek zorunda"

Talat ise, BDH'nın çözüm ve birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye girmesi konusunda verdikleri mücadelede dost bir parti olduğunu kaydederek, bu ziyaretten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Kıbrıs Türkü'nün ihtiyacının Mayıs 2004'e kadar bir çözüme ulaşılması olduğunu ifade eden Talat, o tarihe kadar bir çözüme ulaşabilmek için de müzakerelerin bir an önce başlaması gerektiğini kaydetti. Bununla ilgili Türkiye'de bazı hazırlıklar bulunduğunu, bunlara ve kendi hazırlıklarına, karşılıklı katkılara ihtiyaç bulunduğunu, bunlar gerçekleştiği zaman resmin gerçek anlamda ortaya çıkacağını söyleyen Talat, şu anda resimde açıklık olmadığını belirtti. Bütün odakların, kurum ve kuruluşların aynı görüşte olmadığının son zamanlarda basında yer alanlardan görüldüğünü kaydeden Talat, her ne kadar "temelde görüş farklılıkları yok" deniliyorsa da yaklaşımda görüş farklılıkları olabileceğinin ifade edildiğini söyledi. Türkiye kanadını çok iyi bilmediğini, ama en azından kendi kanatlarında bunun var olduğunu ifade eden Talat, dolayısıyla bunları yakınlaştırmaya çalışmanın son derece önemli olduğunu, çünkü başarının anahtarının burada olduğunu ifade etti.

Talat, genel sekreterin tutumunu değiştirmeyeceğinin görüldüğünü, mayıs öncesi referandum da dahil olmak üzere aynı tutumda devam edeceğinin gözlemlendiğini, buna olumlu ve katkılı bir yaklaşımın taraflarca ortaya konulması gerektiğini söyledi. Referandumun tarihinden fazla, içeriği konusunun gündeme getirilmeye başlandığını ifade eden Talat, bunların ne ölçüde çözüme yararlı, yardımcı veya engel olduğunu onları da ayrıca değerlendirmek gerektiğini, düz bir hat bulunmadığını, karmaşık bir durumla karşı karşıya bulunulduğunu söyledi.

Bunların içinden çıkılması gerektiğini kaydeden Talat, hükümet olarak bu konuyu ciddiyetle ele alarak Mayıs 2004'e kadar bu konuyu kendi katkılarıyla çözmeye çalışmak, ama eğer çözüm olmayacaksa bunun tamamen kendilerinin dışında nedenlerden olması şartıyla hazmedilecek bir politika gütmek gerektiği konusunda hükümette görüş birliği bulunduğunu vurguladı. Bunun yürütülmesi gerektiğini ve başarının ancak böyle elde edilebileceğine inandığını söyleyen Talat, hükümetin bu çizgiyi sürdürebileceğine inandığını, ancak bu süreçte kritik dönemler olduğunu belirtti.

Talat şöyle dedi:

"Biliyorsunuz sayın cumhurbaşkanının tutumu vardır. Bu tutum katı bir tutum halinde mi ortaya çıkar... Gidişi açık ve net olarak görülmektedir, Kıbrıs sorunu çözülmek zorundadır. Mayıs 2004'e kadar çözülmezse Kıbrıs Türkü çok büyük güçlüklerle karşılaşacaktır. Hatta belki Kıbrıs sorunun şekli değişecektir. AB müktesebatının kuzeyde uygulanması sorununa dönüşecektir. Bütün bunları değerlendirerek daha ılımlı bir tutum içine mi girecektir? Çünkü protokolümüze göre hükümet ve cumhurbaşkanı birlikte yürütecektir bu görüşmeleri... Dolayısıyla bütün bunlar, önümüzdeki zorlukları sıkıntılar veya belki de sıkıntı olmayacak şu anda sıkıntı diye düşündüğümüz olgulardır. Bunları hep birlikte göreceğiz."

Akıncı, bu sözler üzerine cumhurbaşkanının son günlerdeki beyanatlarının umut vermediğini savundu.

Talat bunun üzerine şöyle devam etti:

"Vermiyor ama dikkat ederseniz eski katılığından da biraz farklıdır. Dolayısıyla bu konuda bazı algılama farklılıkları mı ortaya çıkmaktadır, yoksa başka nedenlerle mi böyle ifade edilmektedir bunları hep birlikte göreceğiz. Benim de bu konuda net bir bilgim yoktur diyebilirim. Sadece gözlemdir. Ama kesin olan bir şey vardır ki, Mayıs 2004'ten sonra Türkiye'nin tarih alması belki zor olmayacaktır, ama tarih alması için vermesi gereken tavizler o kadar büyük olacaktır ki Türkiye bu mahcubiyeti yaşayıp yaşamamakta ciddi ikilemler içine düşecektir. O bakımdan Türkiye için de Mayıs 2004'e kadar çözüm zorunluluktur. Tüm bunları değerlendirdiğimizde ben hükümetin başarılı icraatlar yapabileceğine inanıyorum. Tabii bu konuda desteğinizi de istiyorum. Desteğiniz bizimle olursa daha güçlü olarak yürürüz. Tabii ki desteğinizin ortak görüşlerimiz çerçevesinde hareket ettiğimiz sürece olacağını da biliyorum ve bunu da doğal karşılıyorum. 'Desteğinizi herhangi bir şekilde başka amaçla kullanmama' sözü veriyorum demektir bu. Dolayısıyla tabii ki bu süreçte devamlı temas halinde olacağız. Sizi bilgilendireceğiz. Bu işi böyle yürütmeyi düşünüyorum, öneriyorum ve sizden rica ediyorum."

Talat: "BDH'dan iyi bir başlangıç yaparak güvenoyu vermesini özellikle rica ediyorum"

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda çözüm doğrultusunda hareket ettikleri sürece kendilerine destek vereceğini açıklayan BDH'nın iyi bir başlangıç yaparak güvenoyu da vermesini rica etti. Talat, bu hükümetten başka alternatif de bulunmadığını belirterek, "Bu hükümet eğer kurulmamış olsaydı başka bir alternatif görünmüyordu ve Mayıs hedefi kesinlikle kaçacaktı. Biz o zorunluluk içinde bu noktaya geldik. Yoksa tutumumuz BDH'nın da bizimle olacağı bir hükümet oluşturmaktı" dedi.

Akıncı ise, konuya olumlu yaklaşmak istediklerini ama "bile bile lades" de olmak istemediklerini, çözüm olmadan mayısı geçirecek bir sürece "biz de katkı koyduk" konumuna girmek istemediklerini belirterek, "Güvenoyu meselesinden bağımsız olarak söylüyorum o da şudur: sayın Talat başbakanlığındaki bu hükümet 1 Mayıs'a kadar olan sürede çözüm doğrultusundaki her adımında BDH'nın desteğine güvenebilir" dedi.

Akıncı, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "baş görüşmeci olacağı" bir süreçten de gerçekten bir şey beklemediklerini, cumhurbaşkanının son beyanatlarının umut vermediğini söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat'ın kabulü sırasında, basın mensuplarının önümüzdeki hafta yapılması beklenen güven oylamasıyla ilgili tutumlarının belirlenip belirlenmediğini sorması üzerine BDH Genel Başkanı Akıncı, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanının demeçleri, çözüm mesajı vermiyor"

"Bu sohbetimiz güven oylamasıyla ilgili değil. Bu konuda BDH olarak bazı ilke ve düşüncelerimiz var. Mesela sayın Denktaş'ın baş görüşmeci olacağı bir süreçten gerçekten bir şey beklemiyoruz biz. O açıdan çok umut vermiyor. Cumhurbaşkanının son beyanları... Sayın Talat'ın iyi niyetinden kuşkumuz yok. Çözüm arzusundan, hedefinden zerrece kuşkumuz yok ama, ortada bir gerçeklik var: 'Bu hükümet sadece bir CTP hükümeti değil ve Denktaş'ın bu hükümetin oluşmasında ağırlıklı bir rolü var. Onun onayı olmadan oluşamazdı bu hükümet herhalde' diye düşünüyorum. Ama o bir yana mesela son bir-iki günlük demeçlerini gördüğümüz zaman Annan Planı zemininde bir çözüm mesajını almıyoruz biz sayın Denktaş'tan.

Bile bile lades olmamak için: 'lazım'lar...

Bu hükümet programına ne kadar yansıyacak onu da görmek istiyoruz. Ben biraz önce bir şey söyledim. Eğer bu hükümet genel sekretere 'Biz olumlu yanıt vereceğiz' diyebilecekse, -Rum tarafı ne yapacak bilmiyoruz; hepsi yanıt vermezse bu süreç başlamayacak ama- biz Kıbrıs Türk tarafı olarak ve KKTC hükümeti olarak bunu diyebilirsek, biz de oturur ve bakarız. Biz olumlu yaklaşmak istiyoruz ama bile bile de lades olmak istemeyiz. 'Mayısı geçirecek bir sürece biz de katkı koyduk' konumuna kendimizi sokmak istemeyiz. Dolayısıyla inandırıcı olunması lazım, hedeflerde netlik olması lazım, referandumun 1 Mayıs'tan önce olabilirliğinin altı çizilmesi lazım, bir hedef olarak ortaya konulması lazım."

Hükümet protokolünde Mayıs'a kadar çözüm hedefinin bulunduğunu ancak onu pekiştirecek unsurların muğlak bırakıldığını söyleyen Akıncı, bunun da DP'nin tutumu yüzünden olduğunu sandığını belirtti.

Akıncı: "Hükümet programında referandumu okuyamadık"

CTP'nin tavrının bu olmadığını bildiklerini belirten Akıncı, ortada böyle bir durum bulunduğunu, hükümet programına baktıklarında 1 Mayıs öncesi referandumu okuyamadıklarını söyledi.

Akıncı, "Diğer taraflarla istişare edilerek bir tarih" ifadesinin bulunduğunu, ancak hiç olmazsa 1 Mayıs öncesinin Kıbrıs Türkleri açısından bu kadar önem taşıdığı için DP'nin de buna inandırılabilirse inandırılması gerektiğini kaydetti.

"DP'ye göre bir ay önce Annanist'tik"

Akıncı şunları kaydetti:

"DP alınmasın ama bir ay önce söyledikleri var. Hepimiz onlara göre 'Annanistler' idik. Onlara göre Annan 'senarist' idi bizler de 'figüranlar' idik. Şimdi DP de Annan Planı zeminini kabul ediyor ama, ne kadar inandırıcıdır bunu davranışlarıyla görmemiz lazım. Çok net bir şey var; güvenoyu meselesinden bağımsız olarak söylüyorum o da şudur: sayın Talat başbakanlığındaki bu hükümet 1 Mayıs'a kadar olan sürede çözüm doğrultusundaki her adımında BDH'nın desteğine güvenebilir. O konuda kesinlikle en ufak bir pürüz yoktur. Yani 'biz muhalefetteyiz, bir muhalefet partisi ne yaparsa onu yaparız, işte hiçbir şeye 'evet' demeyiz...' O klasik anlayışların dışında, çok daha çağdaş, ama 1 Mayıs hedefini kaçırmayacak her türlü katkıyı biz gösteririz... Yeter ki o yönde adımlar atılsın. Sayın Talat'ın biraz önce söylediği bu diyalogun süreceğidir. Bizimle paylaşacaklar, biz de o konuda her türlü yardımı yapmaya hazır olacağız. Burada hiçbir bulanıklık yok."

Talat: "Bu hükümetten başka alternatif yoktu"

Başbakan Talat, Akıncı'nın sözleri üzerine şunları kaydetti:

"Bu noktaya geldiğine göre ben de birkaç şey söyleyeyim. Bu hükümet eğer kurulmamış olsaydı başka bir alternatif görünmüyordu ve Mayıs hedefi kesinlikle kaçacaktı. Biz o zorunluluk içinde bu noktaya geldik. Yoksa tutumumuz BDH'nın da bizimle olacağı bir hükümet oluşturmaktı. Arzumuz ve uğraşımız buydu. Başarabilseydik çok daha mutlu olacaktık. Birlikte bu işi yürütebilecektik.

BDH'dan güvenoyu

Ama açıkladığımız nedenlerle, DP'nin özellikle BDH'ya karşı tutumu nedeniyle bu hükümet arzuladığımız geniş tabanlı olarak kurulamadı. Bu hükümet kurulmasaydı bu iş erken seçime giderdi. O zaman da mayıs hedefi kesinlikle kaçardı. Halbuki şimdi tüm kuşkulara rağmen, yani sizin kuşkularınıza rağmen, kuşkunuz ne olursa olsun böyle bir durumdan daha olumlu bir durum var en azından. Ben olaya böyle bakıyorum ve (basın mensuplarına dönerek) sorduğunuz için söylüyorum: BDH, -ki tüm bu süreçte çözüm doğrultusunda hareket ettiğimiz sürece bize destek olacağını vurguladı- iyi bir başlangıç yaparak güvenoyu vermesini özellikle rica ediyorum... Bunu da ben söylemiş olayım."

KIBRIS 18/01/2004

Rum basınının iddiası:Görüşmeler şubatta, Kofi Annan'la başl

Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasına ilişkin çeşitli haberler veren Rum basını, Kıbrıs müzakerelerinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile başlayacağını, Annan'ın eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile devam edeceğini iddia etti. Rum gazeteleri, görüşmelerin şubat ayında başlayacağını öne sürüyor.

Gazeteler bir yandan; Annan Planı temelindeki Kıbrıs müzakerelerinin şubat içinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da katılımıyla başlamasının programlandığını haber verirken, diğer yandan Rum Yönetimi'nin, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlayacağı konusunda hiçbir somut bilgiye sahip olmadığını yazıyor.

Haravgi gazetesi "Annan'la Başlangıç -De Soto'yla Kıbrıs'ta Devam -Kıbrıs Müzakerelerinin Şubat Ayı İçinde Yeniden Başlaması Programlanıyor" başlığıyla, "sağlam diplomatik kaynaklara" dayanarak manşetten verdiği haberinde, Kıbrıs müzakerelerinin, prosedürlere ilişkin anlaşma ve açılış töreninin Genel Sekreter Kofi Annan tarafından Avrupa başkentinde yapılmasının ve özlü müzakerelerin Alvaro de Soto'nun da katılımıyla Kıbrıs'ta gerçekleştirilmesinin planlandığını yazdı. Her iki tarafın da Annan Planı'nı müzakerelere temel kabul ettikleri ve 1 Mayıs'a kadar çözüm için hazır olduklarını beyan ettikleri için müzakere prosedürünün yoluna konulduğunu belirten aynı kaynağa göre "artık geriye kalan tek şey, BM genel sekreterinin programı temelinde belirlenecek olan müzakerelerin başlama tarihinin resmen kesinleştirilmesidir."

Annan Planı'nın Türk tarafınca müzakerelere temel kabul edilmesinin ve Ankara'nın yetkililerinin, 1 Mayıs'tan önce çözüm arzu ettikleri beyanında bulunmalarının, çözüm ve AB'ye birleşik bir Kıbrıs'ın üye olabilmesi hedefiyle, şubat ayı içinde inisiyatifini yeniden üstlenmesi konusunda BM genel sekreterine yönelik teşviki yoğunlaştırdığını yazan gazete, haberini şöyle sürdürdü:

"Ancak aynı kaynak Haravgi gazetesine, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin durumların kolay olmadığını, çünkü Türkiye'nin acele etmediği, başlıca hedefinin, AB'yle üyelik müzakerelerinin başlama tarihini garanti altına almak ve çözümün zaman sınırını 2004'ün ikinci yarısına ve hatta 2005'e yaymak olduğu konusunda güçlü bir kanaatin varolduğunu söyledi.

Bu arada Lefkoşa'daki hükümet kaynakları, Türk tarafının Annan Planı temelinde müzakerelere geri döneceği, ancak aynı zamanda, ana mantığı 'egemenliğe karşı toprak' olan 3-4 temel değişiklik talebinde bulunacağı değerlendirmesinde bulunuyorlar. Türk tezlerinin temel hedefi; toprak, Türkiye'nin garantisi ve askerin Türkiye'nin AB'ye girmesinden sonra bile adada kalması konusunda etki yaratma hareketiyle; çifte egemenlik, Türk idaresindeki bölgeye dönecek olan göçmen sayısında etkin azalma, 'sınırların' düzenlenmesi olmaya devam ediyor.

Yukarıda kaydedilen veriler ile Başkan Papadopulos ve Başbakan Simitis, yakın çalışma arkadaşlarıyla birlikte Pazartesi günü Atina'da, şu anda şekillenmekte olan durum hakkında genel bir değerlendirme yapacak, önemli temaslar ve müzakerelerin yeniden başlaması ışığı altında iki hükümetin uluslararası alandaki faaliyetlerini koordine edecek."

Aynı gazete "Hükümet Sözcüsü: Türk Tezlerinde İyimserliği Haklı Gösterecek Değişiklik Yok -Hükümet Müzakerelerin Yeniden Başlamasına İlişkin Hiçbir Somut Bilgiye Sahip Değildir" başlığıyla yayımladığı başka bir haberinde ise, Rum Sözcü Kipros Hrisostomidis'in açıklamasına dayanarak Rum Yönetimi'nin, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlayacağı konusunda hiçbir somut bilgiye sahip olmadığını yazdı.

Gazeteye göre Hrisostomidis, "Konuya ilişkin somut hiçbir bilgi yok. Türk tezlerinde, müzakerelerin yeniden başlayacağı iyimserliğini haklı gösterecek hiçbir değişiklik görünmüyor" dedi. Bir soru üzerine, BM'deki Rum Daimi Temsilcinin, Kıbrıs sorununda BM çerçevesinde gelişmekte olan her şeyi günlük olarak gözlemekte olduğunu söyledi.

Mahi gazetesi, "Tasos'un Atina Ziyareti, Gelişmeler Işığı Altında Gerçekleşiyor" başlıklı haberinde Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis'in, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un yarın hareket edeceği Atina'daki temaslarına ilişkin dünkü açıklamasında, Papadopulos'un Atina ziyaretinin, Rum ve Yunan hükümetleri arasındaki rutin ve gerekli temaslar çerçevesi içinde olduğunu söylediğini yazdı.

Gazeteye göre Atina ziyaretinin hedefine ilişkin bir soruya muhatap olan Hrisostomidis, bazı hareket çerçeveleri belirlenmesinin, Annan Planı'na ilişkin yapılan çalışmanın gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesinin ve diğer konuların görüşülmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Rum Sözcü, Rum Yönetimi'nin, müzakerelerin başlayacağı iyimserliğini haklı gösterecek hiçbir somut bilgi almadığını da söyledi.

Simitis'in PASOK başkanlığından ayrılmasının Papadopulos'un Atina ziyaretinin nedeni veya kriteri olmadığını, Papadopulos'un Atina'da başka temaslar da yapacağını ve Pazartesi gecesi Rum tarafına döneceğini söyleyen Rum Sözcü, Atina ziyareti sırasında Papadopulos'a halen Atina'da bulunan Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ve Rum Yönetimi Başkanlığı Diplomatik Bürosu Müdürü Tasos Conis'in eşlik edeceğini sözlerine ekledi.

KIBRIS 18/01/2004