'Evet' çıkarsa çekilirim
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, referandumda evet çıkarsa 13 Haziran'daki seçimlerde adaylığını koymayacağını belirterek, köşesine çekileceğini söyledi.
Denktaş, Star Televizyonu'nda yayınlanan Hulki Cevizoğlu'nun hazırlayıp sunduğu ''Ceviz Kabuğu'' programına katıldı.
Kendisinin, 24 Nisan'da yapılacak referandum konusunda hayır cephesinin lideri olmadığını belirten Denktaş, ancak devleti ortadan kaldıran, egemenliği inkar eden, yok farz eden bir anlaşmaya hayır demesinin, kendisi için sadece bir reaksiyon değil aynı zamanda bir görev olduğunu söyledi.
Denktaş, ''Halkımın hayır demesini istemem ise, bu önümüze konulan paketin bizi hayıra götürmeyeceğini gördüğüm içindir'' dedi.
Her iki tarafın da Annan Planı'nda birçok kısmın değişmesi gerektiğini söylediğini ifade eden Denktaş, şöyle devam etti:
''Uyum yok. Uyumsuzluğu referanduma sunuyorlar. Referandumda eğer bu uyumsuzluk evet oylarıyla geçerse, kavgayı biz uyum sağlandıktan sonra başlatacağız. Çok uyumlu bir kavgaya girişeceğiz. Allah korusun. Bir şey olacağını biliyorlar. 6 bin, 7 bin BM askeri getiriyorlar. 'Niye yapıyorsunuz' dedik, 'başlangıçta olaylar çıkacağını biz de biliyoruz, onun için getiriyoruz' dediler. Böyle şey olur mu. Olaysız bir memleketi sen olaylı bir hale ge
tir. Bunu açık açık söylediler.''''EKONOMİYE DARBE VURULACAK''
Uyum sağlanmadan iki tarafın da evet demesi halinde özellikle mal-mülk konusunda içeride çetin bir kavganın başlayacağını dile getiren Denktaş, ekonomiye darbe vurulacağını, ekonomik kriz ve kaos ortaya çıkacağını savundu.
Bazı konuların konuşulmasına müsaade edilmediğini, müzakere yapılmadığını anlatan Denktaş, ''Zemin hazırlanmadı, gerçeklere bakılmadı. Başkalarının, Amerika'nın, İngilizin, AB'nin çıkarı için ortaya bir paket konuldu'' dedi.
Denktaş, ''Evet deseydiniz, ya da derseniz Nobel alacağınıza inanıyor musunuz'' sorusunu, ''Halkımdan öyle bir tekme yiyeceğim ki evet dersem, nereye gideceğimi ben de bilemeyeceğim'' şeklinde yanıtladı.
Görevini yaparak halkı ikaz ettiğini belirten Denktaş, ''Ben evet desem ve korktuğum başlarına gelse sorumlu olacağım. Şimdi rahatlıkla söyleyebiliyorum. Ben sorumlu değilim. Ben sizi ikaz ediyorum, size tehlikeleri gösteriyorum. Şimdi oyunuzla kendi kaderinizi siz tayin edeceksiniz. Ondan sonra da 'ama
n ha' dediğinizde sakın bana gelmeyin'' şeklinde konuştu.Türkiye'de hükümetin referandumdan evet çıkmasından yana olduğunu kaydeden Denktaş, ama tüm diğer partiler ve temas ettiği kurumların mütereddit olduklarını, Annan Planı'nın sakıncalı noktalarına iş
aret ettiklerini söyledi.Denktaş, MGK tarafından yapılan açıklamada da kararın hükümette olduğunun belirtildiğini ifade ederek, ''Ama onun içerisinde bu bazı zorluklara işaret edildi'' dedi.
Rauf Denktaş, masaya oturmadan önce yapılması gereken pazarlıklar yapılmadığı ve yaptırılmadığı için müzakerelerin başarıya ulaşmadığınıkaydetti.
''DEFTER BÜYÜDÜ, 9 BİN SAYFALIK PLAN OLDU''
Görüşmelerdeki yöntemi eleştiren Denktaş, ''BM temsilcisi aramızdaolsun dendi. Bir şartla kabul edeceğimi söyledim. Gözlemci sıfatıyla. Ve De Soto gözlemci olarak geldi. Elinde küçücük bir defter ve kalem vardı. Ben gözlemciyim, ben duvarda sineğim derken, duvarda akrep oldu. Defter büyüdü ansiklopedi oldu, 9 bin sayfalık plan oldu. Kim verdi kendisine bu hakkı, kimse vermedi'' ş
eklinde konuştu.Kendisi için herhangi bir zorluk bulunmadığını kaydeden Denktaş, şöyle dedi:
''13 Haziran'da seçimler olacak. Bu seçimlere, eğer evet çıkarsa ben adaylığımı koymayacağım. Zaten koymama gerek yok, ben son senemi yapacaktım. Ben devleti sonuna kadar korumuş kişi olarak köşeme geçeceğim.''
ENOSİS'İ ENGELLEDİK
Denktaş, kendisine haksız eleştiriler yapıldığı belirterek, ''30-40 yıldır eğer biz orada bu direnişi göstermeseydik, Türkiye bu kararları alıp bize 'bunları görüşeceksiniz, sakın boyun eğmeyin' demeseydi, Enosis çoktan gerçekleşirdi. Enosis'i engelledik. Şehitlerin ruhlarını rencide edecek tavizlerde bulunmayı kendimize yakıştırmadık'' diye konuştu.
Türkiye'siz bir Kıbrıs'ta huzur ve güvenin olmayacağını vurgulayan Denktaş, güvenli bir ortamın sağlanması ve Rumların eski fikirlerinden vazgeçtiklerini göstermeleri halinde, var olan korkularının giderilmişolacağını ifade etti.
''FİKİR AYRILIĞINI ŞİDDETE DÖNÜŞTÜRMEYELİM''
Denktaş, şöyle devam etti:
''Ama 14 Eylül'ü, Yunan katliamını anma günü olarak anmak için biryasa geçirdiler. Bunlar var karşımızda. Türk askerini çekiniz, yapay bir anlaşma ile bizi 700-800 bin Rumla karşı karşıya bırakınız... İki kesimli bir anlaşma diyorlar. Bizim istediğimiz kesim bu değildi ki. Rum tarafı yüzde yüz
Rumlardan oluşuyor, Türk tarafına da yüzde 33 Rumgirecek. 19 yıl sonra da bütün Rumlar hiç ayırım olmaksızın ada sathına yayılma hakkına sahip olacak.''Halkın arasında fikir ayrılıkları bulunduğuna işaret eden Denktaş,''Bir fikir ayrılığı var. Bunu belli bir şekilde yürütelim, aman sakınhiddete, şiddete dönüştürmeyelim. Çünkü çok ızdırap içinde olan insanlar var. 'Ben 30-40 yılımı buraya vermişim, şimdi Rum gelip beni atacak ha' diyenler var. Onlara da sesleniyorum; soğukkanlı olalım, neticeyi görelim. H
er iki tarafta şiddete başvuralım diyenler var. Bunlar beni korkutuyor'' diye konuştu.Konuşmasında özeleştiri de yapan Denktaş, kendilerinin de bugüne kadar bazı hataları bulunduğunu, eğitim sistemindeki bazı aksaklıkların, gençler arasındaki din ve vatan duygusunu zayıflattığını kaydetti.
Rauf Denktaş, ''Bir hatamız da biz KKTC'yi kurduktan hemen sonra yapmamız gerekeni yapmadık. Görüşmeleri hemen kesmekti o. Ve Rumlara, 'şimdi bizi ayrı egemen halk ve devlet olarak kabul ediyor musunuz? Federasyona gide
riz' diye diretmekti'' dedi."OĞLUMUN PARTİSİ 'EVET' DERSE BENİM İÇİN YIKIM OLUR"
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Demokrat Parti'nin referandumla ilgili görüşüne ilişkin, ''Oğlumun partisi 'evet' derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp 'niçin böyle dedin' deme hakkım yok'' dedi.
Oğlu Serdar Denktaş'ın lideri olduğu Demokrat Parti'nin görüşüne ilişkin bir soru üzerine de Denktaş, ''Serdar'ın bana söylediği, 'ben partimin ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum'. Parti içi referandum yapıyorlar. Buna ihtiyaç duyduğuna göre demek ki parti içinde 'evet' diyenler de var. Bunlar ne kadardır, bunu tespit etmek istiyor'' diye konuştu.
Serdar Denktaş'ın İsviçre'deki görüşmelerde katkısının büyük olduğunu belirten KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam
etti:''Bunu dıştan görmeyenler, 'babasına karşı çıktı' diye kendisini suçlayanlar var. Bunlar hem onu, hem beni üzüyor. Çünkü böyle bir durum yok. Serdar vatansever ve Anavatana bağlı, akıllı bir kişidir. Partisinin görüşünü öğrendikten sonra herhalde pazar gününe kadar rengini açıklar. Demokrat Parti devlete sahip çıkma misyonuyla kurulmuştur. Bu misyon gereği ümit ederim ki 'hayır'lar baskın çıkacaktır. Beklentim budur. 'Evet' çıkarsa, Serdar'ın kendisinin karar vermesi lazım. Tehlikeleri daha somut g
örmektedir.Serdar da bir parti lideridir. Ümit ederim ki benimle ters düşecekbir durum hasıl olmaz. Ama düşerse yine oğlumdur, medeni ilişkilerimizdevam eder. Temennim Demokrat Parti'nin kuruluş ilkelerine uygun hareket etmesi ve devlete sahip çıkmasıdır. Oğlumun partisi 'evet' derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp 'niçin böyle dedin' deme hakkım yok. Serdar'ın partisi ne derse desin, 'evet' diyeceğine inanmak istemiyorum.''
''RUMLAR FAZLA BİR ŞEY KAYBETMİYOR
Oylanacak Annan Planı'nda Rumların müşterek devlette büyük ağırlığı olan bir unsur olduklarını ve fazla bir şey kaybetmediklerini dile getiren Denktaş, ''Ama biz karma bir devlete kavuşuyoruz. Egemen değiliz. Bize verilmiş görünen haklar da derogasyonlar daimi kalıcı olmadığı için
zaman içerisinde alınıp götürülecektir'' diye konuştu.Kendi insanlarının ne olacağını düşünmek zorunda olduğunu, devleti korumakla mükellef bir makamı işgal ettiğini kaydeden Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'nin önünde engel olmak istemeyiz. Ama Türkiye'nin tanıdığı bir devletin insanlarıyız. Türkiye'den bu korunmanın eksiksizyapılmasını bekliyoruz. Eğer Türkiye'nin normları, kriterleri, Kıbrıs'a bakışı değişmişse, bunu açıklıkla söylemek lazımdır. Yoksa Annan Planı'nı uygulamak suretiyle korunabileceğimize biz inanmıyoruz.''
(aa)
HURRIYET 10/04/2004
Rum hayır derse ambargo kalkar
Kasım CİNDEMİR/WASHINGTON
ABD, referandumda 'evet' için bastırıyor. Rumların hayır demesi halinde KKTCye ambargonun kalkacağı iddia edildi.
ABDli üst düzey yönetici, Rumların hayır demesi halinde KKTCye ambargonun kalkacağını ima etti. Papadopulosun konuşmasını düş kırıklığı diye niteleyen yetkili, ABD, adil ve dengeli bir planın hazır olduğunu düşünüyor. 2nci referandum ya da referandumun ertelenmesi diye bir şey mümkün değildir dedi.
ABD Yönetimi, Kıbrısta Annan Planı ile çözüm için yakalanan tarihi fırsatı harcayanın, bunun ağır sorumluluğunu da üstleneceğini duyurdu ve Rumların hayır demesi halinde, KKTCye yönelik ambargonun kalkması gerektiğini ima etti. Üst düzey bir ABD yetkilisi, bir grup Türk ve Yunan gazeteciyi bilgilendirirken, referandumun sonuçlarına çok iyi bakılacağını ve KKTCnin AB dışında kalması halinde, ABnin Kıbrıslı Türkler için sorumluluk üstlenmesi gerekeceğini de kaydetti. Bu yetkili, Sonuçtan zarar göreceklerin bu zararının giderilmesi için AB ile işbirliği halinde çalışırız. AB için yeni yükümlülükler ortaya çıkar dedi. Kıbrıs için Bağışçılar Konferansı ise gelecek hafta Brükselde yapılacak. ABD Yönetimi, Annan Planı çözümünün getireceği mali masrafların karşılanması için önemli derecede katkı yapacağını bildirmişti.
ANKARAYA ÖVGÜ
Basını bilgilendiren ABDli yetkili, Türk hükümetinin çözüm için her türlü çabayı gösterdiğini ve İsviçredeki görüşmeler sırasında da AB üyelerinden bile daha uzlaşmacı, daha olgun davrandığını kaydetti. Tasos Papadopulosun konuşmasını düş kırıklığı diye niteleyen yetkili, Rum Liderin hep negatiflerin altını çizdiğini söyledi, Çözüm için yakalanan bu fırsatı değerlendirmeyenler bunun ağır ve tarihi sorumluluğunu da üstlenir dedi. ABDli yetkili, Papadopulosu çarpıtılmış bilgi vermekle de suçladı. Üst düzey yetkili, şunları söyledi: ABD, BM ve AB, herkesin temel çıkarlarını gözeten adil ve dengeli bir planının hazır olduğunu düşünüyor. Hayır demenin sonuçları iyi anlaşılmalı. BM Genel Sekreteri Annan çözüm için başka fırsat görmüyor. Biz de, AB de aynı düşünüyoruz. İkinci referandum ya da referandumun ertelenmesi diye birşey mümkün değil.
Referanduma hazırlık
KKTCde herkes gelişmeleri yakından takip ediyor. Yerel gazeteler, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın çözüm planıyla ilgili ekler yayınlıyor. Vatandaşlar da, tüm gazeteleri okuyup, aralarında tartışarak, referandum için ne yapacaklarına karar vermeye çalışıyor.
HURRIYET 10/04/2004
Özkök Paşadan Kıbrıs için basın toplantısı
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Kıbrısta referandum sürecine girilmesinin ardından, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu konudaki görüş ünü kamuoyu ile paylaşma kararı aldı.
Özkök, Genelkurmay Karargáhında 12 Nisan Pazartesi saat 14.30da, basın toplantısı yapacak. Genelkurmay, davetiyeleri basın kuruluşlarına gönderdi.
HURRIYET 10/04/2004
Oktay EKŞİ
WASHINGTONdan verilen bir habere göre, ABDli üst düzey yönetici, Rumların Annan Planına hayır demesi halinde KKTCye ambargonun kalkacağını ima etmiş.
Adı ve yetkisi ne imiş? Söyledikleri eğer ABDnin kararlaştırılmış bir politikasını yansıtıyorsa açık açık neden söylememiş de ima etmiş?
Meselenin o tarafı ABD yetkililerinin sıkışı
HURRIYET 10/04/2004
Ertuğrul ÖZKÖK
|
1980li yılların ortasındaydı. Galiba henüz gazeteciliğe fiilen başlamamıştım. Yanılmıyorsam Hürriyete danışmanlık yaptığım günlerdeydi. O günkü Kuzey Kıbrıs yönetiminden etkili bir kişi bana Gelin size bir KKTC pasaportu verelim demişti.Üzerinde durmadım. O nedenle bir KKTC pasaportum olmadı. * * * Şimdi düşünüyorum. KKTC vatandaşlığım olsaydı ve ben 24 Nisan günü referandumda oy verme hakkına sahip olsaydım acaba ne yapardım? Oyum Evet mi, yoksa Hayır mı olurdu? Bir yanda Rauf Denktaş var. Bana göre Türklük tarihinin en önemli liderlerinden biri. Ne zaman yanına gitsem, mutlaka etkilenip çıktığım büyük bir Türk kahramanı. Sonra çocukluğum var. Daha ilkokulun son sınıfında mahallede bir taş parçasının üzerine çıkıp yaptığım hayatımın ilk siyasi konuşması: Tek sloganlık bir hitabet şahaseri. Kıbrıs Türktür, Türk kalacak... Bornovaya giden banliyö treninin, bugünkü salkım saçak Hindistan manzaralarını hatırlatan küçük seyahatim. Bornovada yapılan büyük Kıbrıs mitingi... İzmirin Küçük Demir Hanında marangoz Mehmet Ustanın hazırladığı darağacına çektiğimiz Makarios kuklası. * * * 1967de Ankarada Siyasal Bilgiler Fakültesi çatısı altında okurken Kıbrıs için yaptığımız gösteriler. Amerikalı Cyrus Vincein uçağı inmesin diye Esenboğa Havalimanı pistinin üzerine yatarak saatlerce bekleyişimiz. Sonra Fransada üniversite yıllarındaki karmakarışık kafalarımız. 1974te öğrenci birliği lokalinde büyük heyecanla BBCden birinci çıkarma haberlerini dinleyişimiz. Duvara astığımız Kıbrıs haritası üzerinde yaptığımız derin askeri analizler. Bir saniyede unuttuğumuz enternasyonalizm ve onu buruşuk bir kağıt gibi çöp tenekesine atan içimizdeki o derin milliyetçilik. Daha üç gün önce Moskovadan dönen solcu şair Ataol Behramoğlunun, haritaya bakıp, hırsla bağırması; Burada sıkışıp kalamayız. Türk ordusu yürümeli diyen haykırışları. Bir tarafta bütün bunlar var. Öteki tarafta ise iki yıl önce Lefkoşada Güney kesimine bakan o parkta rastladığıım ele ele tutuşmuş iki genç sevgili duruyor. Tel örgüden öteki tarafa bakıp, Bir gün bizim de böyle bir hayatımız olacak mı diye soran iki genç. * * * Sonra Girnede, Magosada, Lefkoşada rastladığım gençler. Saç modellerinden, dinledikleri müziklere, bel altı pantolonlarından dövmelerine kadar, Güneydekilerden hiç farkı olmayan o güzel çocuklar. Hepsi ambargo altında yaşayan bir ülkede doğmuşlar. Çocuklukları ambargo altında geçmiş, sonra yine ambargo altında buluğ çağına gelmişler, genç kız, delikanlı olmuşlar. Her gün önünden geçtikleri teneke bidonlarından çizilmiş duvarın öteki tarafında bambaşka bir dünya olduğunu biliyorlar. Şöyle elleriyle itseler o duvarı yerle bir edeceklerini de biliyorlar. Şimdi, işte o genç çocukların önüne tarihi bir fırsat gelmiş. Duvarı itmeye lüzum kalmadan, elindeki zarfı sandığa atarak bunu yapabilecek güce sahipler. * * * Evet bir tarafta benim şahsi tarihimin ıstırap dolu anları, duyguları. Öteki tarafta, önünde yaşayacak daha yıllar ve yıllar olan insanlar. Ben tam ortada, Arafta kalmış düşünüyorum. O gün biraz üzerine gitseydim. O gün bir KKTC pasaportu alsaydım ve bugün verilecek bir oyum olsaydı ne yapardım? Biliyor musunuz, bir dakika, bir saniye bile düşünmeden Evet oyu verirdim. Ağlaya ağlaya Denktaşı dinler, onu kalbimin çok mutena bir semtine kor, sonra ona arkamı dönüp gider Evet oyunu basardım. Kıbrısın Türk gençleri. Benim verecek oyum yok. Ancak dışardan gazel okuyabilirim. O gazelin tek nakaratı da şudur: Kıbrısta Türklük tarihinin yepyeni bir geleceği için EVET... Bir gazeteci olarak hayatımda ilk defa oyumu ilan ediyorum. Olmayan oyumu... |
HURRIYET 10/04/2004
Bekir COŞKUN
|
BİRKAÇ kişiyi bir arada görünce söze otomatik olarak Annannn... diye başlıyorum: Annannn Planı... Yarım asır aynı meseleyi konuşunca, söylenmedik söz kalmamıştır gibi gelse de bize, laf üretmekte yetenekli milletin sözü bitmiyor: Kazan-kazan... Önce Başbakanımızın Kazı-kazan gibi şans oyunu bayiliği de aldığını sandılar. Yalakalar tam loto-toto büfesine koşacakken... Meğer o; hem Rum tarafının, hem bizim kazanmakta olduğumuzu, büyük bir Kasımpaşa diplomasisi ile açıklıyordu: Kazan-kazan... Elbette Annanın muhteşem planına güvenerek. Nasıl derler: Annannn gibi yár olmaz... * Ertesi gün: Gazetelere baktım; kazan-kazan karşısında hem Rauf Denktaş ağlıyor, hem Papadopulos ağlıyor. İki liderin gözyaşları sel olup akmakta. Peki nasıl olacak; iki toplumun lideri kameralar karşısında birleşmemek için ağlarken, birleşik iki toplumun yüzünün gülmesini beklemek? Annan iki toplumun başına ne geleceğini Denktaş ve Papadopulostan daha iyi bilebilecek kadar sorumlu ve akıllı mı? Bir söz vardır: Annannnsının gözü... * Benim ise aklıma takılıyor: Kıbrıs Türklerinin kurduğu devleti tanımayan, tanımaya kalkanlara engel olan, onlara ambargo uygulayan, elli senedir sürünmelerine sebep olan ABD, şimdi niye Kıbrıs Türk toplumunun mutlu olması için çırpınıyor? Niçin BMnin, ABnin önüne düşmüş koşuyor? Çünkü; Akdenizin en büyük uçak gemisi olacak olan tek parça Kıbrıs, ABDnin Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) bir parçası. Son günlerdeki Iraka bakınca, işlevini daha iyi anlayacağınız, bir yeni ve bağımsız mekán. Elbet büyük devletlerin çıkarları uğruna, zar zor sağlanmış güvenlik bir gün bozulduğunda ve Kıbrıs yeniden karıştığında bu daha iyi anlaşılacak. Bir gün gelir tarih sorar: Gördünüz mü Annanınızın planını... |
HURRIYET 10/04/2004
Hadi ULUENGİN
SANMAYIN ki, aynı uzlaşmazlık, aynı köhnelik ve aynı statükoculuk yolunun ortak yolcusu olan Rauf Denktaş ve Tasos Papadopulosun karşılıklı biçimde ve ağlaya sızlaya no, no, no çağrıları yapmaları, sırf Kıbrısa özgü istisnai bir olgudur.
Sanmayın ki, böyle ikiz düşman kardeşlere başka yerde rastlanmaz. Haşa! Sümme haşa!
Bunu iddia etmek, bay ohiye ve bay hayıra haksız yere iftira atmak olur.
Çünkü, zahiren bakıldığı takdirde tam zıt kutuplarda oldukları izlenimini veren, fakat aslında birbirlerini tamamlayan bu tür insanların dünyada bir alay örneği var.
Ve de işte Fransa, işte Türkiye?
* * *
FRANSA dedim, zira perşembe günü de belirtmiştim, Paristeki bir bölüm güç odağı ABnin Ankarayla üyelik müzakerelerine başlamasına taş koymak istiyor.
Nitekim, ilerin üzerine nokta koymak için Cumhurbaşkanı Chiracın sözcüsü tarafından dün yapılan resmi açıklamada Türkiyeye ilişkin tutumun değişmediği özellikle vurgulandıysa da, aynı Chiracın iktidar partisi UMP daha önceki gün, tıpkı Denktaş ve Papadopulosun Kıbrıstaki nosu gibi, Ankaraya niet dedi.
Ortada aman aman bir fol ve yumurta yokken bu hayır da nereden çıktı?
Nasıl oluyor da, parti, en üst konumdaki kendi lideriyle çelişkili tutum takındı?
Cevap açık ve net, haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçim kampanyası önemli ölçüde Türkiyenin üyeliği teması etrafında dönecek.
Dolayısıyla, merkez sağ nitelikli UMP üç hafta önceki bölgesel seçimlerde uğradığı hezimeti bir defa daha tekrarlamamak için, şimdiden gardını alıyor.
Pekii, kime karşı gardını alıyor?
E-ge-men-cilere karşı!
* * *
EFENDİM, bu egemenciler, hani kendilerini ulusalcı diye tanımlayan ve her kılığa giren bizim statüko zaptiyelerimiz var ya, işte onların tıpkısının aynısı!
Üzerine bastın, ayağını kaldır deyimi bundan daha cukka oturamaz.
Çünkü, nasıl bizim hazretler ayrıcalık yitirecekleri için ülkemizin özgürlük, refah ve uygarlık coğrafyasıyla bütünleşmesine çomak sokuyorlar; nasıl bunu önleyebilmek için Kıbrısta çözümü avaz avaz reddediyorlar; nasıl küreselleşmeye lanet okuyarak işi Saddam avukatlığına vardırıyorlar; nasıl en sağdan en sola tüm siyasi yelpaze varyantlarında boy gösteriyorlar, işte Fransadakiler de aynen ve aynen öyle!
İşte, ırkçı Le Penden UMPci Dupont - Aignanta ve işte sağ cumhuriyetçi Villiersden nasyonal cumhuriyetçi Chevenemente, istisnasız hepsi bir yandan Fransızcılık (!) vaaz ederek Avrupa projesine karşı bayrak açıyor; diğer yandan da, büyük çoğunluk olarak Türkiyenin AB üyeliğini suret-i katiyyede reddediyorlar.
Al Fransevi egemenciyi, vur Türki ulusalcıya!
* * *
FAKAT, o egemencilerin hayır, hayır diye kıyameti koparttığı ve de artık Fransız seçim sath-ı mailine soktuğu Türkiye, bizim öz be öz vatanımız!
Yani, neo-faşizan nitelikli Paris egemencileri özünde ülkemizi Türk ve İslam kimliğimizden dolayı Avrupaya almayı reddederken, aynı oranda neo-faşizan Ankara ulusalcıları (!) da onlarla aynı kaba def-i hacet eylemekten zerre utanmıyorlar.
Ve hem kel, hem fodul, AB ve çözüm yanlılarına da hain iftirasını atıyorlar.
Dolayısıyla, Denktaş ve Papadopulos uzlaşmaya ortak no diyormuş?
Ayol ne hayret, Türk ulusalcı Fransız egemenciden farklı şey mi diyor?
HURRIYET 10/04/2004
İlter TÜRKMEN
KIBRISta gerek Kuzeyde gerek Güneyde referandum tartışmaları aynı melodramatik ortamda cereyan ediyor. Cumhurbaşkanı Denktaştan sonra gözyaşı dökme sırası Papadopulosa geldi.
İki lider ret cephesinde birleştiler. Ortak amaçları 1 Mayıs tarihini atlatmak. O tarihten sonra Annan Planının rafa kaldırılacağını, çözüm yolunun tıkanacağını, mevcut statünün artık değişemeyeceğini hesaplıyorlar.
Tabii statükonun devamında Türklerin kaybı Rumlarınkinden çok daha fazla olacak, ancak
HURRIYET 10/04/2004
Mehmet Ali BİRAND
Yunan Başbakanının, Kıbrıs konusunda tarihi bir karar vermesi gerekiyor. Ya küçük düşünecek ve iç politika uğruna Kıbrıs referandumunda tarafsız kalacak veya kollarını sıvayıp Rumları EVET oyu vermeye teşvik edecek.
Yunan Başbakanı Karamanlis, ülkesinin geleceğini büyük oranda etkileyecek olan bir kararla karşı karşıya.
Referandum sadece Kıbrısın geleceğini etkilemeyecek. Çözüme kavuşmuş olan bir Kıbrıs, Egeye barış getirecektir. Türkiye ile ilişkilerin düzlüğe çıkmasını sağlayacaktır. Yunan ekonomisinin güçlenmesi ve ülkenin rahata erişmesine yol açacaktır.
Referandumlardan HAYIR çıkması , Kıbrısın çıban başı olarak devam etmesi, Adada gerginlik, Egede kavganın
Denktaş: Seçimlerde evet çıkarsa, adaylığımı koymayacağım...
ABD: Ambargoyu deleriz
Türk ve Yunan gazetecilerle görüşen üst düzey bir ABD yetkilisi, Kıbrıs'ta Güney'den 'hayır' kararı çıkarsa ambargonun fiilen delineceğini ifade etti
Yasemin Çongar
George W. Bush yönetimi, 24 Nisan'da Kıbrıs'ın iki kesiminde yapılacak referandumlarda Annan Planı çerçevesindeki çözüm düzenlemesine "evet" oyu çıkması için çabalarını sürdürüyor. Ancak ABD bir yandan da, bir tarafın "evet", diğerinin "hayır" demesi durumunda, çözümün hayata geçmemesinden zarar görecek tarafı desteklemeye yönelik önlemlere hazırlanıyor.
ABD'nin üst düzey bir yetkilisi, Türklerin "evet", Rumlar'ın "hayır" deme olasılığını değerlendirirken, "Türkler 'evet' derse, kendimizi onlara karşı sorumlu hissederiz. Üst düzey yetkili, çözümün hayata geçmemesinden en fazla mağdur olacak tarafın desteklenmesi gerekir" dedi.
Washington'daki Türk ve Yunan gazetecilerle bir toplantı yapan, ancak adının açıklanmasını istemeyen yetkili, kuzeyden "evet," güneyden "hayır" kararı durumunda, KKTC'ye mali kaynak sağlanması ve altyapının iyileştirilmesine yönelik yatırımların gündeme geleceğini, uygulanan ambargonun fiilen delineceğini ifade etti. ABD'li yetkili, "Bu durumda KKTC'yi resmen tanır mısınız?" sorusuna net yanıt vermedi, ancak "Her şeyi yeniden değerlendiririz" diyerek açık kapı bıraktı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Rum yönetimiyle birlikte referandumu erteletme ve müzakereleri sürdürme yönündeki önerisine şans tanımadığını da dile getiren yetkili, "referandumda olumsuz tavır almış taraflardan gelecek erteleme önerisinin BM'de hiç hoş karşılanmayacağını" vurguladı. Aynı yetkili, Denktaş ve Tasos Papadopulos'un referandumda "hayır" denmesine yönelik tutumlarından büyük rahatsızlık duyduklarını da gizlemedi ve şöyle konuştu: "Referandumun iki muhalifinin, aylarca ve yıllarca çözüme ulaşamamış kişiler olması dikkat çekiyor. Yunanistan'da PASOK lideri Yorgo Papandreu ve iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi içinden birçok siyasetçinin, Türkiye'de de AKP hükümetinin referandumda 'evet' yönünde tavır almaları memnuniyet verici." Aynı yetkiliye göre, Washington "evet" yanlılarını teşvik etmek için yakında üst düzey girişimlerde bulunacak. ABD, Birleşmiş Milletler'le işbirliği içinde Kıbrıs'taki Rum ve Türk halklarının çözümün kendilerine getireceği yararları daha iyi anlayabilmeleri için de bir bilgilendirme kampanyası yürütüyor.
Bu kapsamda, Norveç merkezli bir kitle örgütünün öncülüğünde hazırlanan bir internet sitesi ve bir kitapçık; Türkçe, Rumca ve İngilizce olarak planla ilgili ayrıntılı bilgiler içeriyor. Söz konusu site "www.cyprusdecides.org" adresinde yer alıyor.
Albright: Beni şaşırtır
Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, CNN Türk'ün konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Albright, "Rumların 'hayır' demesi halinde KKTC tanınır mı?" sorusu üzerine, "Bu beni çok şaşırtır. ABD, kuzeyi devlet olarak hiç tanımadı" yanıtını verdi.
MILLIYET 10/04/2004
Denktaş: Gözüm arkada ölürüm
Rauf Denktaş, referandumda 'evet' çıkarsa, sıradan bir birey gibi halkına katılacağını söyledi
SEFA KARAHASAN
Rumlar ne der, Türkler ne der?
Kıbrıs'ta belden aşağı muhalefet
İsmet Berkan10/04/2004 RADIKAL
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, çeşitli gerekçeler öne sürerek Kıbrıs'ta referandumu engellemeye, o olmazsa referandumda hayır oyu çıkartmaya çalışıyor.
Denktaş'ın buna hakkının olmadığını kimse söyleyemez. Sonuçta bu demokratik bir hak ve Annan P
Müdür beyin Kıbrıs kürkü
Perihan Mağden
10/04/2004 RADIKAL
Raufcan Denktaş ağlar bir yandan, Tasos Papadopulos ağlar iki yandan.
Ne 'Annan Oyunu'ymuş bu!
Papadopulos'un Gözyaşları peki; Raufcan Denktaş'ın, nasıl da yalnızca kendisinin ve bir avuç şizo düşünceler uç beyinin kabullenmek istemediği bu 'planın', pek de âlâ acayip işimize geldiği şeklinde yorumlanamaz mı?
Hoş, taş altında kalır öyle laf altında/gözyaşı altında kalmaz Sn. Denktaş. Hemen rol arkadaşı Tasoscan'ın haklarına sahip çıktı. İkisi
ABD gözüyle Kıbrıs
Murat YetkinWeston: Rumlar t
ek başına 'Hayır' derse, cezasını Türkler çekmez10/04/2004 RADIKAL
ABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, 24 Nisan'da yapılacak referandumlarda Rumların 'Hayır' demesi durumunda Kuzey'de kalan mülkleri üzerindeki haklarını unutmaya hazır olmalarını söyledi. Türk tarafının anlaşmaya 'Evet', Rumların da 'Hayır' demesi halindeki ortaya çıkacak durumu Radikal'e değerlendiren Weston, bu durumda daha uzun bir süre yeni bir anlaşma şansı olmayacağını, ABD'nin ve geniş uluslararası camianın Türk tarafını
kendi suçları olmayan bir sonuçtan dolayı cezalandırılmasına izin verilmeyeceğini ve sonucun olumsuz etkilerinin giderilmesi için kısa sürede etkin önlem alınacağını söyledi. Weston, Rumların anlaşmaya hayır demelerinin, fiilen bir sınırın varlığını anlaşmaya tercih etmeleri olarak da yorumlayanların çıkabileceğine işaret etti.'Atina da desteklemeli'
'AB Komisyonu söz verdi'
'Türkler cezalandırılamaz'
Ecevit: Skandal
10/04/2004 RADIKAL
AA
- ANKARA - DSP lideri Bülent Ecevit, Kapraz'ın, 'oldu-bitti' ile Rumlar'a teslim edildiğini öne sürdü. Ecevit, yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ın stratejik açıdan, özellikle de Türkiye'nin güvenliği açısından en önemli bölgesinin Karpaz olduğunu belirterek şöyle devam etti:Denktaş'a davet
10/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanı Zeki Çeliker, Meclis'te düzenleyecekleri ve KKTC lideri Rauf Denktaş'ın konuşmacı olacağı toplantı için TBMM Başkanı Bülent Arınç'tan izin istedi.Halkoyu yasası hazır
KKTC'de anayasa mahkemesi, Annan Planı'na dair referandum yasasının anayasaya aykırı olmadığına hükmetti. Kampanya süreci resmen başlatıldı
10/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC'de anayasa mahkemesi, 24 Nisan'da Annan Planı doğrultusunda çözüm amacıyla gerçekleştirilecek olan referandum için mecliste onaylanan referandum yasasının anayasaya aykırı olmadığını açıkladı. Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda, KKTC vatandaşlarının, Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayacak Annan Planı'nı, plan çerçevesinde oluşturulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ve yeni devletin AB üyeliğini kabul edip etmediğini belirlemek üzere çıkarılan referandum yasasının, anayasaya aykırı olmadığına hükmetti.'Kurulurken aynıydı'
Karamanlis hislendi ama...
Papadopulos'un 'Annan Planı'na hayır deyin' derken ağlaması Karamanlis'i etkilese de Yunan lideri 'Evet'e göz kırpacak
10/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
Talat'tan Rumlara telkin
A
nnan Planı'na 'Evet' kampanyası başlatan Başbakan Talat, plana 'Hayır' diyen Papadopulos için 'Kararı siyasi intihardır' dedi. Talat'ın bir gözü de koalisyon ortağı Demokrat Parti'nin kararında10/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC'de 24 Nisan'daki referandumda Annan Planı'nın kabul edilmesi için kampanya başlatan Başbakan Mehmet Ali Talat, anketlerde 'hayır' cephesinde gözüken adanın güneyine de el atıyor. KKTC Başbakanı dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la referandum sürecine dair son gelişmeleri ele aldığı ve güney ziyaretine dair bilgi verdiği görüşmesinin ardından Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un 'hayırcı' tavrını eleştirerek, "Herhalde işi bitirdi, yaptığı siyasi intihardır" yorumunu yaptı. Talat, "Belki de bilerek yaptı. Ona benzer şeyleri, 'Bu işi yürütmeyeceğim' diye etrafına söylemiş. Sayın cumhurbaşkanı da söyledi ve beraber 'hayır' dediler" diye konuştu. Talat, Denktaş'ın 'hayır' kampanyası yürüttüğü hatırlatılıp, 'kendisiyle bir sorununuz var mı' diye sorulması üzerine, "Niye sorun olsun ki? Uygarca yürüteceğiz. Referandumdan sonra da yine yüz yüze olacağız ve yine birbirimizin elini sıkacağız" yanıtını verdi.Güney ziyaretine erteleme
| Denktaş: DPden evet çıkarsa yıkılırım |
|
KKTC Cumhurbaşkanı, oğlu Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşın partisinden referanduma evet çıkarsa, kendisi için yıkım olacağını söyledi. |
|
AA |
|
10 Nisan 2004 Denktaş, referandumdan evet çıkması halinde, 13 Hazirandaki seçimlerde adaylığını koymayacağını açıkladı. |
|||
Talat: Gerginlik yaratılmamalı
Başbakan Mehmet Ali Talat, 24 Nisanda verilecek kararın ikincisi olmayacağını belirterek halkın elini vicdanına koyarak, aklını başına alarak karar vermes
ini istedi.Mehmet Ali Talat, Ok yaydan çıktı diyerek, Annan Planının onaylanması dışında başka seçeneğin bulunmadığını söyledi.
Talat, Kıbrısta anlaşma sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin gerçek dünyayla buluşacağına da işaret etti. Talat, Bugüne kadar birazcık da yapay olan ekonomi, çözüm ve Avrupa Birliğinin devreye girmesiyle gerçek yaşamla, gerçek dünyayla buluşacak dedi.
Talat, dün öğleden sonra Kamu-Sen Genel Merkezini ziyaret ederek sendika yöneticileriyle görüştü. Talat Kamu-Sen dışında dün Metin Arhun başkanlığındaki Kuzey Kıbrıs Genç İşadamları Derneği (GİAD) heyetiyle de görüştü.
Önemli bir karar aşamasında bulunduklarını ifade eden Talat, Kıbrıs Türkünün kararını vereceğini, artık olanın olduğunu ve her şeyin ortaya çıktığını, manzaranın halkın onayına sunulacağını söyledi.
24 Nisandan sonra insanların yine birlikte olacağını belirten Talat, bu tarihten sonra insanların birbirinin yüzüne bakabilecek durumda olması gerektiğine işaret ederek, Gerginlik yaratılmamalı
dedi.Talat, bunun için başbakan olarak elinden geleni yaptığını ifade ederek, hiçbir toplum kesimini dışlamadan temas kurduğunu söyledi.
Bu kritik dönemde insanların elini vicdanına koyarak, aklını başına alarak karar vermesini isteyen Talat, Bu kararın ikincisi yok. Bir defa verilecek bir karardır dedi.
KKTCde varolan yapının bu şekliyle korunmasının artık mümkün olmadığını söyleyen Başbakan Talat, Artık planı tartışmaya gerek yok. Artık bu ok yaydan çıktı, bu iş gidiyor dedi
YUMURTADAN YENİ ÇIKAN CİVCİV GİBİ
Konuşmasında, Kıbrısta anlaşma sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin gerçek dünyayla buluşacağına dikkati çeken Başbakan Talat, Bugüne kadar birazcık da yapay olan ekonomi, çözüm ve Avrupa Birliğinin devreye girmesiyle gerçe
k yaşamla, gerçek dünyayla buluşacak dedi ve şöyle devam etti:Çünkü bütün o izolasyon ortadan kalkıyor. Kalkınca tabii bir sürü sorunlarla da karşılaşacağız. Birden bire güneş ışığını görmüş yumurtadan yeni çıkan civciv gibi ya da güneş ışığını görmüş yeni çimlenen bir bitki gibi oluyoruz. Bu da tabii bir sürü riski de beraberinde getirir, önceden tedbir almayı gerektirir. Bunları nasıl karşılayabileceğiz, nasıl çözeceğiz, tabii ki tümü bizim önümüzdeki günlerin sorunları arasında olacak.
ÖTÜKEN
Ötüken, içinde bulunulan ortamda büyük bir toplumsal uzlaşma ihtiyacı olduğunu kaydetti. Ötüken, bu olmazsa bile toplumun farklılık içinde yaşayabilmesi gerektiğini belirterek, Ancak kırılgan bir ortamda iddia ve gerekçe ne olursa olsun bir takım genç insanların işten durdurulması ve uzlaşma aranmamasının üzücü olduğunu söyledi.
Başbakanla büyük bir mutabakatları olduğunu ifade eden Ötüken, partizanlığın devletin dimağına işlediğini savundu ve bunun devam ettiğini, başbakanın arzu etmesi halinde bunlardan örnekler verebileceğini söyledi.
ARHUN
Başbakanlıkta saat 18.00de gerçekleşen görüşmede ilk sözü alan GİAD Başkanı Metin Arhun, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ve Annan Planına ilişkin dernek üyelerinde oluşan soru işaretleri hakkında ilk elden bilgi almak amacıyla Başbakan Talatı ziyaret ettiklerini söyledi.
Annan Planının hayata geçmesi halinde ne şekilde uygulanacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu, dolayısıyla planın içeriğini tartışmak yerine nasıl uygulanacağı üzerinde yoğunlaşılması gerektiğini belirten Arhun, Bizce planın içeriğine yönelik tartışmalar artık ortadan kalkmalı, çünkü son hali geldi. Bundan sonra tartışacağımız belki ancak planın ne şekilde uygulanacağı olmalı dedi.
HALKIN SESI 10/04/2004
Güneyden hayır çıkarsa KKTC tanınır
Gül, Ankarada temaslarda bulunan Bangladeş Dışişleri Bakanı Mürşid Han ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerden sonra ortak basın toplantısı düzenledi.
Abdullah Gül, AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugenin Rum tarafı hayır dese de, tüm adayı temsil edeceği yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti:
Bizim zaten Türkiye olarak bu meseleyi tekrar canlandırmamızın, müzakereleri tekrar başlatmamızın birinci sebebi nedir? Daha önce AB tarafından alınan karar gereğince Rum tarafının tek başına Kıbrısı temsilen ABye girişini önlemek. Ama böyle bir giriş olursa bu giriş çok farklı olur, AB çok zor durumda kalacaktır, o zaman ABnin KKTCye bakışı dünkü bakışı gibi olamaz.
Gül, başka bir soru üzerine, re
ferandum sürecinin yürürlükte olduğunu ve son sözün adadaki halklara kalacağını belirterek, Her şey ortada. Her şeyin açık açık okunup tartışılması, çok gayretli ve büyük sorumluluk duygusu içinde değerlendirilmesi, buna göre de karar verilmesi gerekiyor" dedi.Dışişleri Bakanı Gül, Washington yönetiminin Rum tarafının hayır demesi durumunda Kuzeye uygulanan ekonomik ambargoyu kaldıracağına dair haberlerin hatırlatılması üzerine de, bunların henüz konuşulmadığını, ancak olayların bu şekilde gelişmesi durumunda KKTCye yönelik ambargoların kaldırılmasından başka yol olmadığını da kaydetti. Gül, Bunun için de şüphesiz ki biz, sonuna kadar tüm enerjimizle bunun için uğraşırız dedi.
Gül, Bürgenstocktaki görüşmelerde mal-mülk konusunda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan onay alınıp alınmadığının sorulması üzerine de, KKTC yetkililerinin konuya ilişkin yeni bir teklif getirdiklerini, kendisinin de Denktaşın bu teklife ilişkin bilgisi ve onayı olup olmadığını sorduğunu söyledi. Gül, Denktaşın da Bürgenstocka
gönderdiği mesajla teklifin Annan planında öngörülen düzenlemelerden daha olumlu olduğu yönünde görüşünü ilettiğini kaydetti.KONUK DIŞİŞLERİ BAKANI
Konuk Bakan Mürşid Han da, Türkiye ile Bangladeşin birbirine çok benzeyen iki ülke olduğunu, ilişkilerin her alanda daha da geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
İslamın terörle bir tutulmasını istemediklerini ifade eden Han, Gerçek İslamın terörle savaştığını söyledi
.Türkiyenin AB üyeliğini desteklediklerini de kaydeden Han, bunun medeniyetler çalışması tezlerini de çürütecek bir gelişme olacağını belirtti.
Han, Kıbrıstaki referandum sürecini takip ettiklerini ifade ederek, Umarız Kıbrıs ve Türkiye bundan sonra sonsuza dek barış ve uyum içinde olur diye konuştu.
ABDden KKTCye destek
ABD yetkililer, Kıbrısta referandumun Kuzeyde kabul edilmesi, Güneyde ise reddedilmesı durumunda Kıbrıs Türk tarafının mağduriyetini en aza indirecek adımlar atılacağını söylediler
ABD, Kıbrıs Türk tarafının referanduma onay vermesine karşılık Kıbrıs Rum kesiminin referanduma hayır demesi durumunda, Türk tarafının mağduriyetini en aza indirmek için AB ile iş birliği içinde çalışacak.
Amerikan Dışişleri Bakanlığının üst düzey bir yetkilisi, sadece Rum tarafının hayır dediği bir durumda, çözüm yönünde adım atmış Kıbrıslı Türklere karşı Avrupa Birliğinin büyük sorumluluğu olacağının altını çizdi. Yetkili, ABDnin de mağdur tarafa yardım etme yaklaşımı içinde olacağını ve bu yönde AB ile işbirliği yapacağını kaydetti.
Amerikalı yetkili, referanduma evet diyen tarafın mağduriyetini giderme çabalarının, KKTCnin tanınması gibi bir sonuca kadar gitmeyeceğini de vurguladı. Aynı yetkili, ABnin çözüm olmaması ve sadece Rum tarafının ABye girmesi durumunda da Kuzey Kıbrıs ile bir şekilde ilişki kurmak zorunda olduğunu, Kuzey Kıbrısı hazırlamak için elinden geleni yapacağını, fon aktarımı, alt yapı desteği, ilişkiler için uygun yasal düzenlemelerin hazırlanması yoluna başvuracağını kaydetti. Yetkili, bir tarafın Annan planıyla oluşturulan bu büyük fırsatı değerlendirmemesinin sonuçları olacağına da işaret etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Kıbrısta çözüm yönünde her adımı atan Türkiyenin AB üyeliği önünde artık Kıbrıs meselesinin sorun olmaması gerektiğini, Kopenhag kriterlerini karşıladığı takdirde Türkiyenin AB içinde yer bulması gerektiğini söyledi. Yetkili, Kıbrısta sonuç ne olursa olsun, Kıbrıs artık Türkiyenin AB üyeliğine engel olmamalı dedi.
HALKIN SESI 10/04/2004
45 bin kişilik liste yarın BM'ye veriliyor
Başbakan Talat, Annan Planı uyarınca devam eden takvim ve temasları hakkında Cumhurbaşkanı Denktaş'a bilgi verdi
45 bin kişilik liste yarın BM'ye veriliyor
BİR GÜNLÜK ERTELEME... Başbakan Mehmet Ali Talat, takvim uyarınca BM Genel Sekreterliği'ne bugün verilmesi gereken 45 bin kişilik Türkiye kökenli vatandaş listesi için bir günlük erteleme istediklerini, listenin yarın verileceğini söyledi
ZOR BİR ÇALIŞMA... Talat: 45 bin kişilik liste henüz tamamlanmadı. Çok zor bir çalışma, arkadaşlar her gece sabahlara kadar çalışıyorlar. Liste için BM'den bir günlük erteleme istedik. Şu anda hazır değil ama tamamlanırsa, ertelemeye gerek kalmaz
Başbakan Mehmet Ali Talat, takvim uyarınca BM Genel Sekreterliği'ne bugün verilmesi gereken 45 bin kişilik Türkiye kökenli vatandaş listesi için bir günlük erteleme istediklerini, listenin yarın verileceğini söyledi.
Mehmet Ali Talat, Annan Planı uyarınca devam eden takvim ve temasları hakkında Cumhurbaşkanı Denktaş'a bilgi verdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş'la bu sabah yaklaşık 20 dakikalık bir görüşme yapan Başbakan Talat, çıkışında gazetecilere geniş açıklamalarda bulundu.
Talat, Denktaş'a takvim ve Güney Kıbrıs'a yarın yapacağı ziyaret hakkında bilgi verdiğini söyledi.
BM Genel Sekreterliği'ne yarın sunulması gereken 45 bin kişilik vatandaş listesinin de ele alındığını söyleyen Talat, listeyle ilgili çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini ve BM Genel Sekreterliği'nden bu konuda ek süre talep ettiklerini açıkladı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Talat, "Her konuyu görüştük, kurum ve kuruluşların oluşturulmasıyla ilgili hazırlıklar ve yükümlülüklerimiz var, onları ele aldık, yani her şeyi konuştuk" dedi.
Güney Kıbrıs'ta bugün yapacağı temaslar hakkında da Cumhurbaşkanı'na bilgi verdiğini söyleyen Talat, gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorularını da yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş ise görüşmeyle ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.
45 bin kişilik liste yarın veriliyor
Bir soruya karşılık, takvim uyarınca BM Genel Sekreterliği'ne bugün verilmesi gereken 45 bin kişilik vatandaş listesiyle ilgili çalışmalar hakkında da Cumhurbaşkanı Denktaş'a bilgi verdiğini söyleyen Başbakan Talat, "Liste henüz tamamlanmadı. Çok zor bir çalışma, arkadaşlar her gece sabahlara kadar çalışıyorlar" dedi.
Liste için BM'den bir günlük erteleme istediğini de söyleyen Talat, "Şu anda hazır değil, ama bakarsınız çalışma akşama kadar tamamlanır ve ertelemeye gerek kalmaz" diye de ekledi.
Başbakan Talat, başka bir soruya karşılık, Annan Planı uyarınca ortak devlete bağlı Merkez Bankası'nda görev yapacak Türk üyelerin ise bugün BM Genel Sekreterliği'ne bildirileceğini söyleyen Başbakan Talat, isimlerin belli olmadığını kaydetti.
Başbakan Talat, Güney Kıbrıs'ta yapacağı temaslar hakkında da Cumhurbaşkanı Denktaş'a bilgi verdiğini söyledi.
DP 'hayır' derse annenin evladını reddetmesi.
..Koalisyon ortağı Demokrat Parti'nin, katkıda bulunduğu Annan Planı'na 'evet' demesine ilişkin temennisini de tekrarlayan Başbakan Talat, "Hayır demeleri bir anlamda annenin evladını reddetmesi gibi bir durum olur ve doğru değil. Ama DP kendi kararını kendi verecek. Kararlarına saygım sonsuz" diye konuştu.
Referandum Yasası
Anayasa Mahkemesi'nin Referandum Yasası'yla ilgili dünkü oturumunda olumlu karar çıkacağına inandığını söyleyen Başbakan Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın referandumu erteleme talebiyle
ilgili olarak da, "Papadopulos'un fikriydi, herhalde iyi bir şey olmaz" dedi.Papadopulos işi bitirdi
Referanduma "hayır" kampanyası başlatan Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos için, "Herhalde işi bitirdi, yaptığı siyasi intihardır" diyen Talat, "Belki de bilerek yaptı. Ona benzer şeyleri, 'bu işi yürütmeyeceğim' diye etrafına söylemiş. Sayın Cumhurbaşkanı da söyledi ve beraber 'hayır' dediler" ifadelerini kullandı.
Denktaş'la uygarca yürütülecek
Refranduma yönelik "hayır" kampanyası başlatan Cumhurbaşkanı Denktaş'la aralarında herhangi bir sorun olup olmadığına ilişkin sorulara ise Talat şu karşılığı verdi:
"Niye sorun olsun ki, uygarca yürüteceğiz. Referandumdan sonra da yine yüz yüze olacağız ve yine birbirimizin elini sıkacağız. Tüm halkımız uygar bir ilişki içerisinde olsun. Demokratik bir mücadele veriliyor ve bu mücadelenin sonucu olumlu veya olumsuz olur... Benim umudum olumlu olması ve hep beraber yepyeni bir Kıbrıs yaratmak. Ama sonuç ne olursa olsun toplumsal bütünlüğümüzü korumak ve bu konuda kim o
lursa olsun kimseye fırsat vermememiz lazım. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanı ile farklı görüşleri savunsak bile uygar ilişkimiz her zaman devam edecek. Herkesin de böyle davranması en doğru hareket olur."Türkiye'den kampanya
Türkiye'den bazı parti ve kuruluşların kampanya için KKTC'ye geleceğine ilişkin haberlerle ilgili olarak da Talat, "Kıbrıs Türk halkını Türkiye'deki kuruluşların liderleri bilgilendirirse çok garip bir durum ortaya çıkar. Ben tavsiye etmiyorum. Biz kendi işimizi kendimiz hallederiz. Bura
da gerginlik yaratılmasını, kendi demokratik çalışmamıza müdahale edilmesini doğru bulmuyorum" diye konuştu.Bağış konferansı
Brüksel'de 15 Nisan'da yapılacak Kıbrıs'la ilgili bağış konferansı hakkındaki soruları da yanıtlayan Başbakan, Arı Hareketi'nin girişimiyle 14 Nisan'da düzenlenecek bir toplantı için Brüksel'e gideceğini ve bu nedenle 15 Nisan'daki Bağış Konferansı'na Kıbrıs Türk tarafını temsilen davet aldığını kaydetti. Talat, Dünya Bankası, İMF, Kalkınma Bankası dahil ilgili tüm tarafların katılac
ağı bağış konferansına KKTC'den başka katılım olup olmayacağının ise netleşmediğini kaydetti.Bağış Konferansı'nda 15 dakikalık bir sunuş konuşması yapacağını ve Dünya Bankası ile AB tarafından hazırlanan ihtiyaç raporunun sunulacağını belirten Talat, bu takdimin ardından yapılacak bağışların ortaya çıkabileceğini ekledi.
KIBRIS 10/04/2004
Anayasa Mahkemesi'den referandum yasasına evet
Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından onaylanmayıp görüş almak üzere Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen referandum yasasının, Anayasa'ya uygun bulunduğuna ilişkin karar oybirliğiyle alındı
Anayasa Mahkemesi'den referandum yasasına evet
KARAR OYBİRLİĞİYLE ALINDI... Cumhuriyet Meclisi tarafından onaylanan, ancak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından onaylanmayıp görüş almak üzere Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen "Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Kurallar) Yasası", Anayasa'ya uygun bulundu. Karar, Anayasa Mahkemesi'nde oybirliğiyle alındı
REFERANDUM YAPILABİLİR... Anayasa Mahkemesi, "Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Kurallar) Yasası'nın Anayasaya aykırı olmadığı" görüşüne vardı. Kararda, "KKTC Anayasası'nın bir federasyon kurulmasına" olanak tanıdığına da atıfta bulunuldu
GÖRÜŞMELER NEDEN YAPILDI... KKTC Anayasası'nın bir federasyon kurulması amacıyla toplumlararası görüşmelere ve dolayısıyla KKTC'yi sona erdirip yeni bir devlet kurulmasına izin verdiği öne sürülmektedir. Bu izin nedeniyle yıllardan beri toplumlararası görüşmeler yapılmış, toplumlararası görüşmeleri destekleyen y
asalar kabul edilmiş, New York süreci başlatılmış ve İsviçre görüşmeleri yapılmıştırCumhuriyet Meclisi tarafından onaylanan, ancak yürürlüğe girmesi için onayı gereken Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından onaylanmayıp görüş almak üzere Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen referandum yasasının, Anayasa'ya uygun bulunduğuna ilişkin karar Anayasa Mahkemesi'nde oybirliğiyle alındı.
KKTC vatandaşlarının, Kıbrıs sorununu çözümünü sağlayacak Annan Planı'nı, plan çerçevesinde oluşturulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ve yeni devletin AB'ye üyeliğini kabul edip etmediğini belirlemek üzere çıkarılan referandum yasasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, "Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Kurallar) Yasası'nın Anayasaya aykırı olmadığı" görüşüne vardı. Aynı kararda, "Ancak bu gerçeğe karşı KKTC Anayasasının bir federasyon kurulması amacıyla toplumlararası görüşmelere ve dolayısıyla KKTC'yi sona erdirip yeni bir devlet kurulmasına izin verdiği öne sürülmektedir. Bu
izin nedeniyle yıllardan beri toplumlararası görüşmeler yapılmış, toplumlararası görüşmeleri destekleyen yasalar kabul edilmiş, New York süreci başlatılmış ve İsviçre görüşmeleri yapılmıştır" görüşleri de dikkat çekti.Esas adı "Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Kurallar) Yasası" olan referandum yasasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararı, dün saat 11.00'de Mahkeme Başkanı Taner Erginel tarafından açıklandı.
22 Mart'ta Meclis'ten geçen ve Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından 1 Nisan'da görüş için Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen referandum yasası, Anayasa Mahkemesi'nin 5 Nisan'da yaptığı duruşmada ele alınmıştı.
Anayasa Mahkemesi olarak oturum yapan Taner Erginel başkanlığında Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan, Mustafa H. Özkök ve Seyit A. Bensen'den oluşan Yüksek Mahkeme'nin "Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Kurallar) Yasası"nın Anayasa'ya aykırı olmadığına ilişkin kararının tam metni basına dağıtıldı.
Referendum yasasının Anayasa'ya aykırı olup olmadığıyla ilgili olarak mahkemeye başvuran Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş adına Başsavcı Akın Sait ile yasayı çıkaran Cumhuriyet Meclisi adına Ali Fevzi Yeşilada'nın hazır bulunduğu duruşmaya, medya ve hukuk camiası büyük ilgi gösterdi.
Medya mensupları ile savcılar ve avukatların bir kısmı, mahkeme salonuna sığmazken; salona girebilen kalabalığın bir kısmı da duruşmayı ayakta izledi. Duruşmanın başında, basına görüntü alma imkanı da sağlandı.
Erginel'in açıklaması
Anayasa Mahkemesi'nin "Görüş Bildirisi" başlığı altındaki kararının okunduğu duruşmanın ardından, basın mensuplarının yoğun istemi üzerine basının karşısına çıkan Taner Erginel, mahkemenin kararı hakkında kısa bir değerlendirmede de bulundu. Erginel, gazetecilere, mahkemenin kararını da dağıttı.
Anayasa'nın bazı maddelerinin "KKTC'nin bağımsız ve sürekli bir devlet olduğunu" söylediğini, bazı maddelerin ise "toplumlar arası görüşmelerin yapılmasına ve yeni bir federasyon yapılmasına" izin verdiğini anlatan Erginel, Anayasa'nın içinde iki farklı düzenleme olduğunu
, buna benzer durumun KKTC kurulurken de yaşandığını belirtti.KKTC'nin Federe Devlet Anayasası'na aykırı olarak kurulduğunu, ama orada da anayasasının bazı maddelerinin devlet değişikliğine yeşil ışık yaktığını söyleyen Erginel, o zaman da konunun Anayasa Mahkemesi'ne geldiğini ve halkoyuna sunuş olacağı ve halkın en yüksek irade olduğu dikkate alınarak Anayasa'ya aykırılığın bulunmadığını kaydetti. Erginel, kendilerinin de bunu emsal olarak aldıklarını bildirdi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Erginel, önemli olanın halk oyuna başvurma olduğunu söyleyerek, halkın en yüksek irade olduğunu vurguladı. Erginel, "Yeter ki halk oylaması, halkın özgürce kanaatini oluşturmasına ve özgürce görüşlerini ifade etmesini olanak sağlayacak şekilde yapılsın. Bu yapıldıktan sonr
a anayasanın bazı maddelerindeki çelişkiler giderilmiş kabul edilebilir" dedi.Erginel, "referandum süreci başladı" denilip denilemeyeceğinin sorulmasına karşılık da, "evet" yanıtını verdi.
Kararın tam metni
Yüksek Mahkeme Heyeti'nin, Cumhurbaşkanı adına Başsavcı'nın mahkemeye yönelttiği "Halkoylaması Yasasının KKTC Anayasasına aykırı olarak Anayasayı ortadan kaldırması veya değiştirmesi yasal mı?" ve "Yasanın 2.,3., ve 9'uncu maddeleri uyarınca referandumda halkoyuna sunulacak olan metinlerin, tercüme ed
ilememesi halinde İngilizce olarak halkoylamasına sunulması Anayasa'nın 2. maddesinin (2)'inci fıkrasına uygun mudur?" sorularını dikkate alarak yaptığı değerlendirme ve analiz sonucunda vardığı karar Mahkeme Başkanı Taner Erginel tarafından şu şekilde açıklandı:Kararın tam metni şöyle
GÖRÜŞ BİLDİRİSİ
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisinde 22.3.2004 tarihinde kabul edilen Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Hükümler) Yasasının Anayasaya aykırı olup olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinden görüş isteminde bulunmuştur.
Cumhurbaşkanı adına Anayasa Mahkemesinde hazır bulunan Başsavcı Sn. Akın Sait'in sorduğu soruları iki başlık altında toplamak mümkündür.
Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve geçici kurallar) Yasasının KKTC Anayasasını ortadan kaldırmayı öngören hükümleri Anayasaya aykırı mı?
2) Yasanın 2.,3., ve 9'uncu maddeleri uyarınca referandumda halkoyuna sunulacak olan metinlerin, tercüme edilememesi halinde İngilizce olarak halkoylamasına sunulması Anayasa'nın 2. maddesinin (2)'inci fıkrasına aykırı mı?
Sn. Başsavcının öne sürdüğü görüşleri sırayla ele alarak inceleyelim.
1) Halkoylaması Yasasının KKTC Anayasasına aykırı olarak Anayasayı ortadan kaldırması veya değiştirmesi yasal mı?
KKTC Anayasasının 162. maddesine göre Anayasanın 9. maddesinde belirtilen kurallar saklı kalma koşuluyla Anayasanın kısmen veya tamamen değiştirilmesi için en az on meclis üyesinin önerisi ve üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyu gerekir. Bu oylamadan sonra ise halkoyuna başvurmak gerekir. 9. maddeye göz attığımızda değişemeyecek kurallar arasında devletin şekli ve ülkenin bölünmez olması bulunduğunu görürüz.
Ayrıca egemenliğin halkın olduğu ve hiç bir makam veya merciin kaynağını Anayasadan almayan bir yetki kullanamayacağı kuralı yer almaktadır.
Halkoylaması yasası yeni bir Anayasanın yürürlüğe girmesini öngörmektedir. Halkoylaması ile KKTC Anayasası ortadan kalkacak ve yerine yeni bir Anayasa geçecektir. Bu değişikliğin KKTC Anayasanın 162 ve 9. maddelerine uygun olmadığı açıktır. Ancak bu gerçeğe karşı KKTC Anayasasının bir federasyon kurulması amacıyla toplumlararası görüşmelere ve dolayısıyla KKTC'yi sona erdirip yeni bir devlet kurulmasına izin verdiği öne sürülmek
tedir. Bu izin nedeniyle yıllardan beri toplumlararası görüşmeler yapılmış, toplumlararası görüşmeleri destekleyen yasalar kabul edilmiş, New York süreci başlatılmış ve İsviçre görüşmeleri yapılmıştır. Halkoylaması Yasasını değerlendirirken tüm bu çalışmaları birlikte göz önünde bulundurmamız ve KKTC Anayasasının tümüne izin verip vermediğini araştırmamız gerekmektedir.Anayasanın 163. maddesi, Anayasanın başlangıç kısmını Anayasanın metninden saymaktadır. Anayasamızın başlangıç kısmında şöyle denmektedir:
"Kıbrıs Türk Halkı, Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olarak; 15 Kasım 1983 tarihinde, büyük bir coşku ve oybirliği ile kabul edilen Bağımsızlık Bildirisini yaşama geçirmek... amacıyla... KKTC Anayasasını kabul ve ilân eder."
Buna göre KKTC Anayasası 15 Kasım, 1983 tarihinde kabul edilen Bağımsızlık Bildirisinde belirtilenleri yaşama geçirme amacıyla kabul edilmiştir.
15 Kasım 1983 tarihinde resmi gazetede yayınlanan Bağımsızlık Bildirisinin 22 (b) maddesi şöyledir:
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilânı, iki eşit halkın ve onların kurdukları yönetimlerin, gerçek bir federasyon çatısı altında yeniden bir ortaklık kurmalarını engellemez; tam aksine, bir federasyon kurulabilmesi için gerekli ön şartları tamamlayarak bu yoldaki samimi çabaları kolaylaştırabilir. Bu yolda her yapıcı çabayı göstermeğe kararlı olan Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyeti başka hiçbir devletle birleşmeyecektir."
Bağımsızlık Bildirisinin 22(b) maddesinden anlaşılacağı gibi KKTC Anayasası bir federasyon çatısı altında Kıbrıs'ta yaşayan iki eşit halkın yeniden ortaklık kurmalarını engellemez. Buna göre KKTC Anayasası bir taraftan tamamen bağımsız ve sürekli bir devlet kurmuş, diğer taraftan yeni bir devlet oluşturulmasına açık kapı bırakmıştır. Yeni devlet kurma çalışmalarını KKTC Anayasasında yer alan tamamen bağımsız ve sürekli devlet özelliği ile bağdaştırmak kolay değildir.
Ortaya çıkan bu çelişkiyi açıklayabilmek için devletlerin sona ermesi ve kurulmasına ilişkin teorik bilgilere başvurmamız yararlı olacaktır. Dünyadaki örnekleri araştırdığımız zaman görürüz ki bir devletin son bulup yeni bir devletin kurulması genellikle fiili bir güçten sonra yaratılan hukuk boşluğu sürecinde olmaktadır. Savaş, hükümet darbesi, devrim, sömürge olan bir ülkenin bağımsızlığı gibi hallerde yeni devlet doğmaktadır. Yeni devlet kurulduğunda daha önceki devlet son bulmuştur ve yeni devletin daha önceki devletin yasalarına uygun olarak kurulup kurulmadığının tartışılması söz konusu değildir. Bağımsız devletlerin bir araya gelerek bir federasyon kurmaları da mümkün olmakla birlikte bu çok ender hallerde gerçekleşmiştir. Buna örnek 1787 ABD federal devletini gösterebiliriz. Ancak burada da federal devletin daha önceki devlet yasalarına aykırı kurulduğu iddiası yapılıp tartışılmış değildir. Avrupa Birliği gibi uluslararası birliklere katılmak uluslararası anlaşmalar ve karşılıklı mutabakatla gerçekleşen bir olay olup konumuzla ilgili bir olay değildir.
Yeni bir devlet kurulmasının eski yasa ve Anayasaya uygun olup olmadığının tartışılması dünyada örneğine rastlanmayan bir olay olmasına rağmen geçmişte Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleşmiştir. Söz konusu tartışma Kıbrıs Türk Federe Devletine son verip Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulurken yapılmıştır.
Bir devletin son bulup yeni bir devletin kurulması niye devrim, darbe ve savaş gibi hallerde fiili güçle gerçekleşebilsin? KKTC halkının KTFD'yi terk edip KKTC'yi kurarken izlediği yöntem acaba uygar bir halkın devletini nasıl değiştirebileceği konusunda dünyaya örnek olamaz mı? Bir devlet devam ederken barışçı yollardan yeni bir devlet kurulamaz mı?
Anayasa Mahkememiz (34/83; D.3/84) sayılı davada KTFD devam ederken KKTC'nin kurulmasının KTFD Anayasasına uygun olup olmadığını tartışmıştır. Bu davada Toplumcu Kurtuluş Partisi, Yasama Meclisinin 15.11.1983 tarihinde verdiği KKTC'nin kuruluşunu onaylayan karardan sonra 2.12.1983 tarihinde verdiği KKTC Kurucu Meclisinin oluşmasına ilişkin kararın Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasasına aykırı olduğunu iddia etmiş ve iptalini talep etmiştir. Meclisin üçte iki çoğunlukla değil basit çoğunlukla aldığı bu karar Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasasının 138. maddesi ile uyum içinde değildi. Çünkü 138. madde Anayasanın meclis üyelerinden en az yedisinin önerisi ve üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun oyu ile değiştirilebileceğini belirtiyordu. Federe Devlet Anayasasının 135(1) maddesine göre ise federe devlet statüsünün değişmesi mümkün değildi. Yani oybirliği ile dahi federe devlet statüsü değiştirilemezdi. Buna rağmen KKTC'nin ilânı ile bu statü değiştirilmiştir. Başsavcılığın bu davada yaptığı savunmalar önemlidir.
"Bağımsızlık kararı ile yapılan bir anayasa tadili olmayıp yeni bir düzen değişikliğidir. Bu durumda İktidar pozitif hukuk normlarına bağlı olmadan düzenini kurma yetkisine sahiptir.
Gerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin oluşumuna ilişkin 15.11.1983 tarihli karar gerekse Kurucu Meclisin oluşumuna ilişkin 2.12.1983 tarihli karar anayasal nitelikli ve anayasal seviyede kararlar olup iptal davası mevzuu yapılamazlar.
Bağımsızlık kararı anayasal nitelikte olan ve Anayasayı büyük bir ölçüde ortadan kaldıran bir karardır. Bu karar ile Federe Meclisin varlığı da ortadan kalkmıştı. Kurucu Meclis haklı ve meşru bir kararla oluştu. Meşruluğu yapılacak yeni bir Anayasanın halkoyuyla kabul edilmesi ile perçinleşmiş olacaktır."
Anayasa Mahkememiz (34/83;D.3/84) sayılı davada konuyu değerlendirirken öncelikle KTFD'nin de benzer bir yöntemle oluştuğunu yani daha önceki yasalara uymayan bir kararla kurulduğunu fakat daha sonra halk oyuna başvurulmasının yasallığı sağladığını göz önünde bulundurmuştur. Anayasa Mahkemesi 2.12.1983 tarihli kararın 15.11.1983 tarihli karar gibi anayasal nitelikte ve seviyede olduğu ve Anayasaya aykırılığının öne sürülüp iptal edilemeyeceği kanısına varmıştır.
KKTC kurulduktan sonra yeni devlet kurma çalışmaları sadece Devlet Başkanı veya Hükümet düzeyinde yürütülmüş değildir. Meclis kararları da buna destek olmuştur.
15.3.1985 tarihli resmi gazetenin 4'üncü ekinde yayınlanan Kurucu Meclisin 12 Mart 1985 tarihli kararı şöyledir:
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasasının Kabulünün, İki Eşit Halkın Federasyon Çatısı Altında Yeniden Bir Ortaklık Kurmalarını Engellemeyeceği Hakkındaki Karar:
Kıbrıs Türk halkının meşru ve önüne geçilmesi imkansız istek ve iradesine tercüman olan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak kurulduğunu dünya ve tarih önünde ilan eden 15 Kasım 1983 tarihli Bağımsızlık Bildirisi'nin 22. maddesinin (b) fıkrasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanının, iki eşit halkın ve onların kurdukları yönetimlerin, gerçek bir federasyon çatısı altında yeniden bir ortaklık kurmalarını engellemediği, tam aksine, bir federasyonun kurulabilmesi için gerekli ön şartları tamamlayarak, bu yoldaki samimi çabaları kolaylaştırabileceğinin vurgulandığını dikkate alan Kurucu Meclis, Bağımsızlık Bildirisi'nde belirtildiği üzere, kabul ettiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası'nın, iki eşit halkın, iki toplumlu ve iki kesimli gerçek bir federasyon çatısı altında ortaklık kurmalarını engellemediğini vurgular."
21.5.1993 tarihli resmi gazetenin 4'üncü ekinde yayınlanan Cumhuriyet Meclisinin 18 Mayıs 1993'de aldığı kararda ise şöyle denmektedir:
"Kıbrıs sorununa barışçı bir çözüm bulunması amacıyla eşit düzeyde sürdürülen toplumlararası görüşmeleri destekler ve soruna bulunacak nihai çözümde Kıbrıs'taki iki halkın iradelerinin esas olduğu, bulunacak çözüm şeklinin Kıbrıs'ta yaşayan her iki ulusal halkın ayrı ayrı yapacakları referandumlar sonucu yürürlüğe girebileceğini belirtir."
Yukarıda anlatılanlardan görüleceği gibi bugün karşı karşıya olduğumuz ve yanıtlamamız gereken yasal sorun KKTC kurulurken ortaya çıkan sorundan farklı değildir. KKTC Anayasası bir taraftan tamamen bağımsız bir devlet kurmuş diğer taraftan yeni bir devlet kurulmasına açık kapı bırakmıştır. Anayasaya, bağımsız ve sürekli devlet yapısına aykırı olsa bile toplumlararası görüşmeler sürekli olarak yapılmıştır. Varılacak sonucun en yüksek iradeye sahip halkoyuna sunulacak olmasının tüm yasal sorunları gidereceği kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkememizin (34/83; D.3/84) sayılı davada belirttiği görüşlere katılıyoruz. Yeni devlet kurma çalışmaları Anayasal nitelik ve seviyede çalışmalar olup bu çalışmaların Anayasaya aykırı olduğunu öne sürmek ve iptalini talep etmek mümkün değildir. Yeni devlet kurma önerisi, KKTC halkının kendi kaderini tayin etme hakkını kullanması anlamına gelmektedir. En yüksek irade olan halkoyuna başvurulacak olması çalışmaların yasallığını sağlamaktadır. Halkoylamasının KKTC halkının iradesini özgürce oluşturmasına ve doğru bir şekilde açıklamasına fırsat vermesi koşuluyla yasal sorunları ortadan kaldıracağı görüşündeyiz.
Yasanın 2.,3., ve 9'uncu maddeleri uyarınca referandumda halkoyuna sunulacak olan metinlerin, tercüme edilememesi halinde İngilizce olarak halkoylamasına sunulması Anayasa'nın 2. maddesinin (2)'inci fıkrasına uygun mudur?
Sn. Başsavcının sorduğu 2. soru halkoyuna sunulacak metinlerin tercüme edilmemesi nedeniyle İngilizce olarak halkoyuna sunulmasının Anayasanın 2. maddesinin 2. fıkrasına uygun olup olmadığıdır. Sayın Başsavcının sorusunu incelediğimiz zaman yasaların tercüme edilememesinden bir olasılık olarak söz edildiğini görürüz. Halkoylaması Yasasında ise yasaların İngilizce olarak halkoyuna sunulacağı konusunda herhangi bir ayrıntı yoktur. Bu nedenle bu soruya yanıt vermemize olanak bulunmadığı görüşündeyiz.
Sonuç olarak önümüze sunulan bilgiler ışığında Kıbrıs Sorununun Çözümüne İlişkin Halkoylaması (Özel ve Geçici Kurallar) Yasası'nın Anayasaya aykırı olmadığı görüşündeyiz.
KIBRIS 10/04/2004
Anayasa Mahkemesi'nin kararını da beğenmedi...Denktaş'tan hakimlere veryansın
BAŞSAVCIDAN GÖRÜŞ İSTEDİ... Denktaş, Anayasa Mahkemesi'nden çıkan kararı beğenmedi ve hakimleri eleştirerek, bazı konuları göz ardı ettiklerini öne sürdü. Aydınlatılmak istediği hususlar bulunduğunu belirten Denktaş, başsavcı
dan yine görüş istediHAKİMLER ETKİLENDİ... Denktaş, "Hakimlerimiz tabiatıyla bunca zamandır süren görüşmelerden de etkilenmişlerdir. Bu görüşmelerin bir sonuca varmamış olmasını kaale almamışlardır. Egemenliğimizi tanımayan, devletimizin varlığını tanımayan belgeler yumağı referanduma sunulacak" dedi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anayasa Mahkemesi'nin Referandum Yasası ile ilgili aldığı kararı beğenmeyerek, aydınlatılmak istediği hususlar bulunduğunu belirtti ve başsavcıdan görüş istedi.
Denktaş, hakimleri el
eştirerek, bazı konuları göz ardı ettiklerini öne sürdü. Cumhurbaşkanı Denktaş, "Hakimlerimiz tabiatıyla bunca zamandır süren görüşmelerden de etkilenmişlerdir. Bu görüşmelerin bir sonuca varmamış olmasını kaale almamışlardır. Egemenliğimizi tanımayan, devletimizin varlığını tanımayan belgeler yumağı referanduma sunulacak" dedi.Anayasa Mahkemesi'nin kararının dün öğleden sonra geç eline ulaştığını, Başbakan Talat'ın da kendisini arayarak "zaman daralıyor bakacak mısınız, imzalayacak mısınız" diye sorduğunu açıklayan Denktaş, şöyle dedi:
"Şimdi arabada gelirken kararı okudum. Benim görevim ve mükellefiyetim devletin varlığını korumaktır. Zannedersem hakimlerimizin görevi de budur. Yasaların yorumlanmasında devletin varlığı ve korunması esas olarak alınır diye biliyorum. Bu görüşleri okudum ve Başsavcıyla temasa geçtim telefonda aydınlatılmak istediğim hususlar vardır. Bundan istinaf olur mu? 'Olmaz' dedi. Aydınlatılmak istediğim hususlar vardır diye yeni bir soru veya soru dizisi sorabilir miyiz diye sordum.
Dedi ki 'buna bakacak ve pazartesine bana görüş verecekler' diye konuştu.Başbakan Mehmet Ali Talat'ın acelesini anladığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, iki günlük bir gecikmenin bir şey kaybettirmeyeceğini belirterek, hükümet ve ilgili makamların referandum yapılacakmış gibi hazırlıklarını sürdürebileceklerini kaydetti.
Denktaş, "Maksadım referandumu geciktirmek veya önlemek değildir. Yasal bir şekilde kendimi ve devlete bağlı herkesi korumaktır. Aksi takdirde gün gele ne hakla siz bunu yaptınız diye mahkemeye çekebilirler, cezalandırabilirler" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Yasal ise hiçbir şey kaybetmeyiz, yasal değilse de yine bir şey kaybetmeyiz" diyerek, görevinin devlet açısından her şeyi araştırmak ve her şey yasal ise ona göre hareket etmek olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, konferanslar vermek, bazı televizyon kanallarında mülakatlara katılmak ve temaslar yapmak üzere dün akşam saat 19.00'da İstanbul'a gitti.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ı Geçitlkale Havaalanı'nda Meclis Başikanı Fama Ekenoğlu, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Işık Koşaner ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul uğurladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş Geçitkale Havaalanı'nda Anayasa Mahkemesi'nin Referandum Yasası'yla ilgili aldığı karara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Kararda "hakimlerin bir konuyu göz ardı ettiklerini" söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, 1983 Anayasası ve Bağımsızlık Bildirisi'nin çelişki halinde olmadığını, bağımsız ve egemen bir devlet kurulduğunu, Bağımsızlık Bildirisi'nde de bu kuruluşun federasyon kurmaya mani olmadığını, hatta yardımcı olacağının belirlendiğini kaydetti. Denktaş, "Egemen devletler federasyon kurma yetkisine sahiptir, egemen devlet olarak. Hakimlerimiz tab
iatıyla bunca zamandır süren görüşmelerden de etkilenmişlerdir. Bu görüşmelerin bir sonuca varmamış olmasını kaale almamışlardır" dedi. Denktaş, Kıbrıs görüşmelerinde uzlaşma sağlanmadığına dikkat çekti.Hakimlerin kararda kurulacak federasyondan yeni devlet kuruluyor diye bahsettiklerini ve anayasaya aykırı olmayacağı kanaatine vardıklarını söyleyen Denktaş, buna da federe devletten devlete örneğini gösterdiklerini söyledi. Denktaş, "Federe Devlet'in kuruluşu ve KKTC'ye dönüşü halkın temsilcileri tarafından yapılmıştır. Halkın meclisinde günlerce incelenerek yapılmıştır. Burada başkalarının yapmış olduğu egemenliğimizi tanımayan, devletimizin varlığını tanımayan, belgeler yumağını referanduma sunmaktadırlar" dedi.
Bu yumağın içerinde KKTC'nin anayasasını ortadan kaldıracak bir anayasa da bulunduğunu vurgulayan Denktaş, esas meselenin bu olduğunu federal devlet anayasasının halkın meclisinden geçmediğini ve halkın bu anayasayı bilmediğini ifade etti.
Federal devlet anayasasını İsviçre'den getirildiğinde gördüğünü belirten Denktaş, gazetede yayınlanan bu anayasanın De Soto veya ekibi tarafından değiştirilerek Atatürk'e atıf yapılan ne varsa çıkarıldığını söyledi.
Denktaş, bizim anayasamızda federasyona gidilir diye açık kapı vardır barış için. Bize sorulan soru federasyona gider misiniz sorusu değildir, önümüze konan bir plandır ve bu plan hakkında uzlaşma yoktur. Ve bu planın içerisinde bizim yapmadığımız, meclisimizden geçmeyen, halkımızın bilgisi dahilinde olmayan, kabul edilmemiş olan bir anayasa vardır ki bu anayasa egemenliğimizi ortadan kaldırmakta ve müşterek bir devlete egemenliği hediye etmektedir. Dolayısıyla Sayın Başsavcı'ya soruyorum. Bu konuları yeniden düşünmeleri için ek görüş ve ek soru sorabilir miyim, sorabilirsem soracağım soramazsam tabiatıyla bunu pazartesi imzalamış olacağım istemeyerek ve de oldukça kırılarak" diye konuştu.
İngilizce olan bir paketin resmi dili Türkçe olan bir halka referandumda sorulup sorulamayacağı konusunda da tereddütleri olduğunu söyleyen Denktaş, özetle, "Sayın hakimler zannedersem KKTC'de yaşıyorlar ve mahkeme kurallarında herkesin bildiği vakaların kaale alınacağı bir kuraldır" dedi.
Bu sonucu da sormak istediğini söyleyen Denktaş, yasaların İngilizce ve 9 bin sayfa olduğunu belirterek, yasaların içerisinde Türk halkını büyük ölçüde ilgilendiren çok önemli hususlar bulunduğunu aktardı.
Referanduma sunulacak yasaların Kıbrıs Rum devletiymiş gibi hazırlandığını söyleyen Denktaş, bu yasaları siyasi seviyede inceleyemediklerini, incelenmesine de "zaman yok diyerek" müsaade edilmediğini belirterek, "Zaman içerisine hepimiz hapsettiler. Pazartesi geldiğimde Sayın Başsavcı'nın görüşünü alacağım. Tamamdır derse tamamdır, hayır sorabilirsin derse soracağım" dedi.
KIBRIS 10/04/2004
DP, kararını mini referandumla verecek
6 BİN ÜYE OY KULLANACAK... Annan Planı için 24 Nisan'da düzenlenecek referanduma yönelik tutumunu açıklamayan tek parti konumundaki Demokrat Parti (DP), kararını üyeye yönelik "mini referandum"la belirleyecek. Bugün ve yarın, 10 yerde kurulacak sandıklarda yak
laşık 6 bin DP üyesi oy kullanacakAnnan Planı için 24 Nisan'da düzenlenecek referanduma yönelik tutumunu açıklamayan tek parti konumundaki Demokrat Parti (DP), kararını üyeye yönelik "mini referandum"la belirleyecek.
Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke'de ilçe, Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Mehmetçik'te örgüt binaları ile Gelincik'te Sağlık Ocağı'nda kurulacak sandıklarda, 6 bin civarında DP üyesi bugün ve yarın oylarını kullanarak, DP'nin 24 Nisan'da yapılacak referandumdaki tavrının ne olac
ağı sorusuna yanıt verecek.DP Genel Merkezi'nden verilen bilgiye göre listelere kayıtlı üyeler bugün 09:00-20:00; pazar günü ise 09:00-19:00 saatleri arasında oylarını kullanabilecekler.
Bu akşam oylamanın bitmesinin ardından sandıklar parti merkezine getirilecek ve pazar günü aynı yerlerde yeni sandıklar kurulacak. Pazar akşamı saat 19.00'da kapanacak sandıklar yine genel merkeze getirilecek ve noter huzurunda kilitlenecek. Sayım işlemi ise pazartesi yapılacak.
Kayıtlı DP üyelerinin kimlik kartlarını göstererek ve imza karşılığı oy kullanacağı mini referandumda üyelere "Kıbrıs'ın AB'ye birleşik olarak gireceği yeni düzeni hayata geçirecek kuruluş anlaşması ve tüm eklerini! Kıbrıs Rum-Kıbrıs Türk Devletinin anayasasını ve yürürlükte olacak yasalara ilişkin
hükümleri onaylıyor musunuz" sorusu yöneltilecek ve "evet" ve "hayır" karelerinden birine kalemle işaret konulması istenecek.DP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, partisinin referandumdaki tavrını belirlemeye yönelik mini referandumda ne zaman oy kullanacağını henüz kararlaştırmadığını, ancak bugün, gün boyu DP Genel Merkezi'nde olacağını söyledi.
Denktaş, oyların sayım işleminin ise salim kafayla yapılabilmesi için pazartesi gününe bırakılmasını uygun gördüklerini ifade ett
i.KIBRIS 10/04/2004
|
DPnin tutumu 16 Nisanda netleşiyor |
|
KKTCde koalisyon ortağı Demokrat Partinin (DP) Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, partisinin 24 Nisanda yapılacak referanduma yönelik tavrını 16 Nisanda resmen açıklayacağını söyledi. |
|
Lefkoşa |
|
10 Nisan 2004 Serdar Denktaşş, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın tavrının kendi bireysel tavrını etkilediğini, ancak olaya baba-oğul meselesi olarak bakmamak gerektiğini kaydetti. |
|||
Serdar Denktaş, partisi
nin 24 Nisanda yapılacak referandumdaki tavrını belirlemeye yönelik düzenlediği mini referandumunda oyunu kullandı. Denktaş, partinin referandum konusundaki tavrının mini referandumun sonuçlarına göre yetkili kurulların değerlendirmesiyle belirleneceğini belirtti.Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın dün akşam katıldığı bir televizyon programında DPden evet çıkarsa benim için yıkım olur sözlerinin anımsatılması üzerine, Göreceğiz, partinin tabanının yaklaşımını görmek zorundayız. Baba-oğul meselesi değildir. O açıdan bakamayız, o benim oyumu etkiler, ama partinin tabanının bir kararı olacak dedi.
Serdar Denktaş, Annan Planının son şeklinin bir uzlaşma metni olmadığını da ifade etti. DPnin kampanya yapmayı düşünmediğini söyleyen Denktaş,
| AKEL: Referandum ertelensin | ||
|
Kıbrısta 24 Nisanda yapılacak referandumda evet oyu vermesi beklenen AKEL partisi, referandumun birkaç ay ertelenmemesi halinde olumsuz tutum izleyeceklerini açıkladı. |
||
|
NTV |
|
10 Nisan 2004 Son araştırmalarda Rum kesimindeki birinci parti konumunda bulunan AKEL, Annan Planının daha ayrıntılı incelenmesine olanak sağlamak için böyle bir karar aldığını belirtti. |
AKEL merkez komitesinin 2 gün süren toplantısının ardından, referandumun birkaç ay ertelenmesi çağrısında bulunuldu. Bu amaçla BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi daimi üyelerine de bir mektup gönderileceği belirtildi.
AKEL, Annan Planının daha ayrıntılı incelenmesine olanak sağlanması gerekçesiyle böyle bir talepte bulunduğunu bildirdi. AKEL, talebinin reddedilmesi ve referandumun önceden planlandığı gibi 24 Nisanda yapılması halinde, olumusuz bir tutum izleyeceğini de duyurdu.
AKELİN TUTUMU BELİRLEYİCİ
Referandumda evet demesi beklenen AKELin, parti içindeki hayırcıların seslerini yükseltmesi sonucu böyle bir karar aldığı kaydediliyor. Yaklaşık yüzde 35 oya sahip olan AKELin tutumu, Rum kesiminden çıkacak sonuç üzerinde önemli rol oynuyor.
Erdo
ğan'dan Denktaş'a: Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat11/04/2004 RADIKAL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a seslenerek, "Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat" dedi. Erdoğan, "Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte,
ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, resmi ziyaret için Japonya'ya giderken, İzmir Uçağı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. "Muhalefet, Annan Planı'nın 9 bin sayfa ol
DP'nin oyu Denktaş'a dert
11/04/2004 RADIKAL
AA
- İSTANBUL - 24 Nisan'daki referandum için hayır kampanyasını tam gaz sürdüren KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın en büyük korkusu, oğlu Serdar Denktaş'ın liderliğindeki Demokrat Parti'nin (DP) 'Evet' cephesine geçmesi. Önceki gece Star TV'de 'Ceviz Kabuğu' programına katılan Denktaş, hükümet ortağı DP'ye dair "Oğlumun partisi 'Evet' derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp 'Niçin böyle dedin' deme hakkım yok" ifadelerini kullandı.AKEL 'Hayır' dedi
Kıbrıs Rum Kesimi'nde iktidarın büyük ortağı AKEL'in Merkez Komitesi, 'Referandum ertelenmezse oyumuz hayır' kararı aldı
11/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ATİNA - Kıbrıs'ta 24 Nisan referandumu öncesi 'Hayır' kampanyasının alıp başını gittiği Rum Kesimi'nde, 'Evet' için ümit bağlanan komünist AKEL büyük sürpriz yaptı. Rumların en büyük partisi AKEL, günlerdir 'Evet' sinyali vermesine rağmen, iki günlük Merkez Komitesi toplantısında 'Referandumun birkaç ay ertelenerek müzakereler yapılmasını, aksi takdirde Annan Planı'nın desteklenmemesini' kararlaştırdı. Bu karar, 14 Nisan'da parti kongresine sunulacak. Oysa politbüro toplantısında, dörde karşı 10 oyla, Merkez Komitesi'ne 'Evet' önerilmesi kararlaştırılmıştı. Merkez Komitesi'nin açıklamasında, "Rum Kesimi'nde oluşan durum planın reddi yönündedir. BM Genel Sekreteri'nden yeni müzakere olanağı sağlaması ve referandumu birkaç aylığına ertelemesini istemeyi kararlaştırdık. Aksi takdirde AKEL, referandumda Annan Planı'nı destekleyemeyecek. Kıbrıslı Türk yurttaşlarımızın Rumların endişelerini anlayışla karşılamalarını bekliyoruz" denildi.Rum askeri de 'Hayır'cı
'Ohi' (Hayır) cephesi
Yorgo Kırbaki
11/04/2004 RADIKAL
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un geçen çarşamba gecesi 'ulusa sesleniş'inden sonra Güney Kıbrıs'ta 'Hayır'cılar cephesi derin bir nefes aldı. Papadopulos 'Hayır'cıları efrafında toplamayı başardı. Doğrusu sokaktaki adamı öyle kolay kolay 'evet' dememeye ikna etti.
Rumların dörtte üçü Annan Planı'nda ne yazıyor pek bilmiyor. Papadopulos sandık başında mantığın
Bugün bayram ya...
ABD yönetiminden Rumlara: Hayır derseniz ada bölünecek
Murat YetkinRumlar plana 'Hayır' derse bölünmüş bir adayla baş başa kalacaklar
11/04/2004 RADIKAL
Washington, 24 Nisan'daki halkoylamalarında 'hayır' oyu çıkmaması için Kıbrıs Rumlarına uyarılarını sürdürüyor. Radikal'e konuşan üst düzey bir yönetim yetkilisi, bu konunun Başkan George Bush'un neredeyse her gün gündeminde olan birkaç konudan biri olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:
"Rum Kesimi'nde (1 Mayıs'ta) Avrupa Birliği üyeliğini aldıktan ve Türklere üstün konuma geçtikten sonra yeni bir görüşme ve anlaşma şansı bulunabileceği yolunda görüşler var. Oysa ne ABD yönetimi, ne de bilebildiğimi
Yine mi?
Erdal Güven11/04/2004 RADIKAL
Güney Kıbrıs'ta 2001 genel seçiminde oylar şöyle dağıldı: AKEL 34,7; DİSİ yüzde 34; DİKO yüzde 14,8; KİSOS yüzde 6,5; NEO yüzde 3, EDI 2,6; ADİK yüzde 2,2: KOP yüzde 2. Papadopulos ile Klerides arasındaki 2003 başkanlık seçiminde oy dağılımı şöyleydi: AKEL, DİKO ve KİSOS'un desteklediği Papadopulos yüzde 51,5; DİSİ ve EDI'nin desteklediği Klerides yüzde 38.8... Annan Planı için yapılacak referandum öncesinde
partilerin eğilimleri şöyleydi:Kıbrıs son demeci olamadı
Funda Özkan11/04/2004 RADIKAL
Amerikan Hastanesi'ne yatırılmasıyla, onu sevenler kaçınılmaz sonun geldiğini hissetmeye, konuşmaya başlamıştı. Sağlığının iyice kötüleştiği şu son birkaç günde, bir ara gücü kendinde bulduğunda da, dostlarına
'Kıbrıs konusunda ne zaman demeç vermesinin uygun olacağını' danışıyordu.
'Hasta yatağında bile ülke meselelerini düşünürdü' gibi içi boş, duygudan
yoksun bir cümle ne Sakıp S
Ankara tamam sıra Atina'da
Annan gözetiminde titizlikle hazırlanmış plan, istikrarlı ve müreffeh bir gelecek için şimdiye kadar adanın eline geçmiş en iyi fırsat
11/04/2004 RADIKAL
Liderleri 30 yıldır süren acı dolu bölünmüşlüklerine çare bulmayı başaramamış olsa da Kıbrıs'ın Rum ve Türk toplumları, sözlerini
24 Nisan'da söyleyecek. İki koplum bu tarihte Birleşmiş Milletler'in soruna adil bir çözüm getiren planını oylayacak.
Ne yazık ki pek çok Rum, kalıcı barışın planı desteklemek
AB devreye girmeli
Ege'ye de yansır
HERALD TRIBUNE
Ertesi güne hazır mıyız?
11/04/2004 RADIKAL
KOSTAS VENİZELOS
Çözüm için sorumluluk saati
11/04/2004 RADIKAL
NİKOS ANASTASİADİS
Erdoğan: Denktaş Kıbrıs'ta konuşsun
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a seslenerek, ''Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat'' dedi.
Erdoğan, ''Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte, ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, resmi ziyaret için Japonya'ya giderken, İzmir Uçağı'nda gazetecilerin sorularını yanı
tladı.''Muhalefet Annan Planı'nın 9 bin sayfa olduğunu ve iyi anlatılamadığını ifade ediyor. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Erdoğan, hükümet olarak attıkları adımları kendi gruplarında ve TBMM'de açıkladıklarını ifade etti. ''Bizim yaptığımız açıklamalara rağmen muhalefetin üzerinde durduğu tek konu var; 9 bin sayfa...'' diyen Erdoğan, şunları söyledi:
''Başka bir hareket kaynakları yok. 9 bin sayfa nasıl yazıldı nasıl değerlendirildi, nasıl bu adımlar atılıyor? Tabii her şeyden önce parlamento içindeki milletvekillerinin büyük çoğunluğu, kanunu hazırlayanlar veya teknik sahiplerini işin dışında tutacak olursak, hiçbiri bugüne kadar metni okumamıştır veya 'okuyoruz' diyorlarsa bunun yüzde 90'ı doğru konuşmuyor. Bu çalışmalar es
nasında tek tek incelenmiştir ve özet bilgiler çıkarılmıştır. Bu özet bilgiler içerisinde de bu adımların hepsi atılmıştır. Bir defa buradaki çerçeve ve ilkelerimiz bellidir. Bu ilkeler, çerçeveler dahilinde de çok açık bir şey söylüyoruz. Diyoruz ki, buradan iki kurucu devletle bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çıkıyor.Bugüne kadar Türkiye'den başka dünyanın tanımadığı ortada bir KKTC varken, şimdi 2 kurucu devlet, birisi Güney Kıbrıslı Rumlar, diğeri Kuzey Kıbrıslı Türkler. Bunların kurduğu Birleşik Kıbrıs var, federal bir devlet. Burada bazı benzetmeler yapılıyor. 'Philedelphia' deniliyor. Philedelphia ile bu işin bir alakası yok. Bunlar daha sonra eyaletler olarak birçoğu kurulmuş. Burada böyle bir şey yok. Tam aksine ikisi birden kuruluyor.
Sayın Papadopulos'un, hani gözleri yaşlı söylediği ifade, 'ben devletimi kaptırmam' diyor. Neticesinde işin eğer ruhunu okursak, burada devletini kaptırmak olarak bu kadar ağır, bu kadar mağdur bir pozisyona sokmayalım. Ama en azından devletini bizimle paylaşma noktası
na geliyor. Kaldı ki, çok daha ilginç ifadeler var; 'ne kuzeyin güneye ne güneyin kuzeye tahakkümü olamaz' kaydı var. Egemenlik de orada kendi egemenliğini kaydetmek suretiyle bir kere egemenlik sağlıyor aslında. Hani deniyor ya, egemenlik verilmiyor burada böyle tersten bir yaklaşımla kuzeyin egemenlik kazanması söz konusudur. Biz hep şunu söyledik; burada (gerçekten yüzde 100 çok büyük başarı kazandık) anlayışı içinde değiliz.''KKTC'yi gelebileceği ideal bir konuma getirdiklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bunu 'kazan-kazan' anlayışından hareketle yaptık. Güneyin burada kazancı ne oldu? Güneyin kazancı büyük ölçüde toprak oldu. Başka ne oldu? Güneyden kuzeye geçebilecek olan Rumlar oldu. Şimdi
kusura bakmayın da burada karşılıklı bir anlaşma yapıyorsunuz. Bu anlaşmayı yaparken öyle tek taraflı olarak kalkıp da size 'buyur ne istiyorsan al' denmez.O zaman Lozan'ı masaya yatırın. O zaman (Lozan'da neler alındı, neler verildi) diye bakıldığı zaman burada da karşılıklı olarak bir şeyler alındı verildi. Bunların da o zaman üzerinde durmak gerekir. O zaman kalkıp da bu adaları verenler ihanet içinde miydiler? İşi bu noktalara getirmek çok çirkin, yakışıksız. Bizler, şu anda Türkiye Cumhuriyeti Hüküm
eti olarak konuya bir milli mesele olarak bakıyoruz. Ama milli mesele olarak bakarken de KKTC'li kardeşlerimizin, soydaşlarımızın bir devlet olabilme imkanını yakalamasını istedik.Olaya milli mesele olarak bakıyorsunuz. Uluslararası hangi toplantıda acaba Türkçemiz beynelmilel bir dil olarak kullanılıyor? Ama şimdi burada uluslararası bütün toplantılarda dilimiz beynelmilel dil olarak kullanılmaya başlanacak, bizzat elimle kayıt düştük. 1 Mayıs'tan itibaren teknik noktada sıkıntısı olmayan kuruluşlarda Tür
kçe hemen uygulamaya girmeli, diğer yerlerde ise 5 yıl kaydı vardı onu çıkardık. Diğer yerlerde ise en kısa zamanda bu sıkıntılar giderilmek suretiyle bu adımların atılması durumu var. Uluslararası kuruluşlara 200 civarında eleman yetiştirip, hazırlayıp vereceğiz. Bunlar orada simültane tercüme yapacaklar. Bunların hepsi bu anlaşmayla elde edilen kazanımlar. Görmezlikten gelmek bana göre doğru değil. Olumsuz yanlarını da söyledik. Bu, daha önceki Annan Planı'nda olan 29.2'dir.Bir şey de hedefinden saptırılıyor. O da şudur: Efendim şu kadar Rum kuzeye gidecek. Gelir gelmez onu bilemeyiz ama bu oran bellidir; yüzde 21'dir. Biz bunu yüzde 18'e indirdik. Belli bir sürede gelecek. Ne kadarı gelir ne kadarı gelmez, orası ayrı bir mesele.
Burada bir diğer adım da, 'Türkler'i çıkarmak için bir adımdır...' Böyle bir şey söz konusu değil. Şu anda orada Türkiye'den giden belli bir vatandaşımız var. Göçmen diye ifade edeyim, bunu 30 bin küsur olarak değerlendirelim. Karşılıklı müzakerelerle bunu 45 bine çıkarmaya muvaffak olduk. Orada kalıyor. Bunu niye konuşmuyorsunuz? Bunu da açalım.
'Türk askeri buradan çıkarılıyor' deniliyor, Yunan askerini niye konuşmuyorsunuz? 2018'den sonra 650 askerimiz kalacak, 950 de onların askeri kalacak. Ama 3 yılda bir anlaşmayla görüşülecek. Tamam da görüşülecek orada bir madde var ama ne dedik? 'Karşılıklı mutabakata dayalı olarak' dedik. Yani mutabık kaldığınız sürece... Taraflardan biri buna evet demediği sürece bir defa oradan bizim askerimi
zin çıkması söz konusu değil.'Efendim ya farklı bir hükümet gelirse?' Böyle değerlendirmeler de yapıyorlar. Görüyorsunuz, ne demek farklı bir hükümet gelirse? Farklı bir hükümet şu anda da varsa aynı şeyi yapar.''
Başbakan Erdoğan, bir başka gazetecinin, ''Bu sözleri Dışişleri Bakanı'na söyleyen Sayın Denktaş oldu. Bu sözleriniz Denktaş'ı da etkiliyor mu? Bu sözler Denktaş'a bir mesaj olabilir mi?'' sorusuna, ''Ben bilemiyorum. Şimdi bunlar konuşuluyor. Gazetelerde yazılanları böylece c
evaplandırdım ki halkım yanıltılmasın. Enteresan olan bir şey de şu: Maalesef şu anda ağırlıklı olarak niçin bu iş Türkiye'de yapılıyor? Onu da merak ediyorum. Böyle bir şey varsa, bu Kıbrıs'ta yapılsın. Yani mitingler yapılacaksa orada yapılsın. Konuşulacak şeyler orada konuşulsun'' yanıtını verdi.''Türkiye'deki muhalefet tartışmayı Kıbrıs'a taşıyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?'' diye soran bir gazeteciye, Erdoğan, ''hangi muhalefet'' sorusunu yöneltti. Gazetecinin, ''parlamento dışındaki muhalefet'' demesi üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
''Onlar işi çok çirkin bir yere de taşıdılar. Orada hakarete varan şeyler var. Oradaki marjinal partilerin ve ülkemizle de kontaklı olan bazı siyasi partilerin genel başkanlarının oralarda yaptığı çok çirkin şeyler var. Bunları da tabii dışişlerimiz yakından takip ediyor. Bu atılan adımların bizi bu noktaya getirmemesi gerekirdi.
Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti gerek Türkiye Cumhuriyeti'nin gerekse KKTC'deki kardeşlerimizin menfaatinin en az onlar kadar hassasiyeti
içindedir. Çözümsüzlük çözüm değildir. Siyaset, sorun üretme sanatı değildir. Siyaset, çözüm üretme sanatıdır. 30 yıldır, 40 yıldır bu işi çözemeyenler bugünleri hazırlamışlardır. Dolayısıyla burada iyi düşünerek adımlarımızı da ona göre atmamız gerekir.'' ''İsviçre'de düzenlediğiniz basın toplantınızda, Denktaş ile ilgili soruya 'gönlümüzde yeri var' dediniz. Siyasi olarak aranızdaki ilişki nedir?'' sorusunu da Erdoğan, şöyle yanıtladı:''Oradaki konuşmamız da görüşmemiz de gayet iyi geçti. Hassasiyetlerimizi, düşüncemizi söyledik ve 'biz sizin endişe ettiğiniz kadar endişe taşımıyoruz' dedik ve kendisi hatta 'kampanya için Kıbrıs'a gelecek misiniz? Milletvekilleriniz gelecek mi?' diye sordu. 'Hayır' dedik. Ama ben 'Siz Türkiye'ye gelecek misiniz?' sorusun
u sormayı unuttum. Benim de ondan bunu istemem lazımdı. Yani yapılacak bir şey varsa, buyur Kıbrıs'ta onu yap. Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat. Ama Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum ve bunu kendisine de söyledim. Daha önce biliyorsunuz ATO'ya geldiler. Malum gruplarla bir toplantı yaptılar. O toplantıya katılanların çoğu TSK'ya 'işgalci kuvvetler' diyenlerdi. Onlarla beraber ben aynı fotoğraf karesi içinde kendilerini görmenin bahtsızlığını yaşadığımı kendisine söyledim ve 'sizleri o karelerde görmek istemezdim' dedim. Bunu da kendisine söyledim.''HURRIYET 11/04/2004
| Türk listesi sır gibi saklanıyor | |
|
Birleşmiş Milletlere verilmek üzere ha zırlanan liste, son şeklini önceki gün aldı. İçinde birçok ünlü kişinin de yer aldığı Türkiye kökenli 45 bin kişilik vatandaş listesi kimseye sızdırılmaması kaydıyla BM'ye veriliyor.BMye verilecek 45 bin kişilik Türkiye kökenli vatandaş listesi, önc eki gün son halini aldı. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, birçok ünlü kişinin yer aldığı listeyi yardımcısı Serdar Denktaşın da istediğini, ancak vermediğini söyledi. Talat, Listeyi ben dahil sadece 4 kişi biliyor dedi.ANNAN Planı çerçevesinde Birleşmeş Milletlere verilecek olan, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarına ait 45 bin kişilik liste hazırlandı. Listeye son şeklinin bu gece verilmesi ve yarın da Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine iletilmesi bekleniyor. Daha önce kamuoyuna da açıklanacağı belirtilen listenin son anda gizli tutulmasına karar verildi. Bir iddiaya göre listenin gizli tutulmasını Ankara istedi. GİZLİ TUTULACAK Bir KKTC yetkilisi ise listenin Rumlar tarafından istismar edilmesi ihtimaline karşı açıklanmadığını söyledi. Hürriyetin bu konudaki sorularını cevaplandıran KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, şunları söyledi: Liste gizli tutulacak. Şu an listeyi ben dahil 4 kişi biliyor. Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş istedi ona bile vermedim. Cumhurbaşkanı ise istemediği için ona iletmedik. Talat, listenin BM Genel Sekreterliğine de Kesinlikle gizli tutulması kaydıyla verileceğini söyledi. Vatandaş listesi açıklandığı takdirde Türkiyeden hangi ünlü kişilerin KKTC vatandaşlığı aldığı da ortaya çıkacak. İKAMET ETMEYEN DÜŞÜLECEK Talat, Listede hangi ünlüler var? sorusuna şu cevabı verdi: Hiçbir isim veremem. Ama bu o kadar önemli değil. Çünkü burada ikamet etmeyenler zaten bu listeden düşecek. |
|
HURRIYET 11/04/2004
Talat: Erteleme kabul edilemez
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Rum komünist AKEL partisinin, 24 Nisan'daki referandumun birkaç ay ertelenmesi için BM'ye yaptığı çağrıyla ilgili olarak, "Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir" dedi.
Talat, böyle bir ertelemenin Rum tarafının 1 Mayıs'ta tüm Kıbrıs adına Avrupa Birliği'ne girmesini sağlayacağını ve Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından sakıncalı olduğunu savundu.
Başbakan Talat, "BM'nin AKEL'in çağrısına uyarak Türk tarafına erteleme önerisi getirmesi karşısında tavırlarının ne olacağı" konusunda şunları söyledi:
"BM Genel Sekreteri'nin planı çok uzun bir süredir gündemde olması yanında bütün yönleriyle tartışılmış ve iki halk tarafından iyice algılanmıştır. Eksiklikleri, aksaklıkları ve güçlü yanları açığa çıkmıştır. Referandumun ertelenmesi bu bakımdan herhangi bir yarar sağlamaz. Böyle bir erteleme 1 Mayıs'ta tüm Kıbrıs adına Rum tarafının AB üyesi olmasını sağlar. Bunu Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından son derece sakıncalı buluyorum. Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir."
"NİYETLERİNİ ANLAMAYI UMUYORUM"
Talat, "AKEL'in referandumu erteletme girişiminin Kıbrıs Türklerinin çıkarları açısından bir art niyet taşıyıp taşımadığı" yönündeki soruya karşılık da, bunu değerlendirebilmek için AKEL yetkileriyle görüşmesi gerektiğini, kısa zamanda böyle bir görüşmeyi sağlayıp niyetlerini anlamayı umduğunu belirtti.
Başbakan Mehmet Ali Talat, "Ayrıca bizim açımızdan böyle bir yaklaşımın niye kabul edilebilir olmadığını da açıklama imkanı bulurum" dedi.
HURRIYET 11/04/2004
| AKEL de evetten döndü | |
|
KIBRIS Rum yönetiminin en büyük partisi Komünist AKEL, Annan Planına evet çağrısı yapmaktan çark etti ve BMye 24 Nisandaki referandumu birkaç ay erteleyin yoksa hayır çağrısı yapacağız ültimatomu verdi. AKEL, böylece hayır çağrısı yapan Rum lider Papadopulosa destek verdi. Önceki gün başlayan ve dün sona eren AKEL Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sert tartışmalara sahne oldu. Evet yanlısı İçişleri Bakanı Andreas Hristu ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kikis Kazamias, hayır oyu isteyen Papadopulos ile ters düşmeleri halinde hükümetten de çekilmeleri gerektiğini savundu. |
|
HURRIYET 11/04/2004
Oğlum evet derse yıkılırım
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, iktidarın küçük ortağı Demokrat Partinin referandumda evet kararı alması halinde yıkılacağını açıkladı.Denktaş,
Hulki Cevizoğlunun Ceviz Kabuğu programında yaptığı konuşmada, Oğlumun partisi evet derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp niçin böyle dedin deme hakkım yok dedi. Denktaş, kendisine haksız eleştiriler yapıldığını belirterek, 30-40 yıldır direniş göstermeseydik, Türkiye, bize bunları görüşeceksiniz, sakın boyun eğmeyin demeseydi, Enosis çoktan gerçekleşirdi diye konuştu. Serdar Denktaş ise dün parti delegeleri arasında mini referandum başlattı. Parti, 16 Nisanda kesin tavrını açıklayacak. Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Denktaşın sözleri için, Baba-oğul meselesi değildir. Cumhurbaşkanı Denktaş kişi olarak beni etkiler. Ama parti tabanının bir kararı olacak. 16 Nisanda tavrımızı açıklayacağız, ancak bu bir tavsiye olacak. Söyleyeceğimiz şu: Hayır dediğinizde ortaya çıkacak sonuçlar şunlar, kazanımlarınız şunlar. Evet dediğinizde çıkacak sonuç ve kazanımlar şunlardır.HURRIYET 11/04/2004
Refe
randumda taraf olmayacağız|
Turan YILMAZ/ANKARA BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan , Kıbrısta Annan Planı için 24 Nisanda yapılacak referandumda hükümetinin ve partisinin taraf olmayacağını açıkladı.AKPnin MYK toplantısında Kıbrısla ilgili gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, hükümet olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını belirterek şöyle konuştu: |
HURRIYET 11/04/2004
Denktaşın Son plan Türkçe değil eleştirisi gideriliyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs planı ve ekleri Türkçeye çevriliyor. Ekleriyle birlikte 9 bin sayfayı bulan Annan Planı, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiyenin yurtdışındaki misyonlarının konuyla ilgili uzman kadroları tarafından 4 gün içinde Türkçeye çevrilecek.
HAFTA SONU DA ÇALIŞACAKLAR
Diplomatik kaynaklar, hafta sonu tatili olmasına rağmen bu konudaki çalışmaların derhal başlatılarak, planın Türkçeye çevirisinin bir an önce tamamlanmasına çalışıldığını kaydettiler. Aynı kaynaklar, Annan Planının çevirisinin hukuki ve teknik açılardan önemine de işaret ettiler.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın plana dönük eleştirilerinden biri, planın henüz Türkçeye dahi çevrilmeden, anadili Türkçe olan bir ülkede referanduma sunulacak olmasıydı.
HURRIYET 11/04/2004
Erdoğan'dan Denktaş'a: Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat...
Denktaş: İnşallah başımıza korktuğumuz gelmez...
Talat: Referandumu ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değil...
| Talat: Erteleme kabul edilemez |
|
K KTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Rum komünist AKEL partisinin, 24 Nisandaki referandumun birkaç ay ertelenmesi için BMye yaptığı çağrıyla ilgili olarak, Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir dedi. |
|
Lefkoşa |
|
11 Nisan 2004 Talat, böyle bir ertelemenin Rum tarafının 1 Mayısta tüm Kıbrıs adına Avrupa Birliğine (AB) girmesini sağlayacağını ve Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından sakıncalı olduğunu kaydetti. |
|||
Başbakan Talat, yaptığı açıklamada, BMnin AKELin çağrısına uyarak Türk tarafına erteleme önerisi getirmesi karşısında tavırlarının ne olacağı konusunda şunları söyledi:
BM Genel Sekreterinin planı çok uzun bir süredir gündemde olması yanında bütün yönleriyle tartışılmış ve iki halk tarafından iyice algılanmıştır. Eksiklikleri, aksaklıkları ve güçlü yanları açığa çıkmıştır.
Referandumun ertelenmesi bu bakımdan herhangi bir yarar sağlamaz. Böyle bir erteleme 1 Mayısta tüm Kıbrıs adına Rum tarafının AB üyesi olmasını sağlar. Bunu Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından son derece sakıncalı buluyorum. Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir.
BU ANLAYIŞ KABUL EDİLEMEZ
Talat, AKELin referandumu erteletme girişiminin Kıbrıs Türklerinin çıkarları açısından bir art niyet taşıyıp taşımadığı yönündeki soruya karşılık da, bunu değerlendirebilmek için AKEL yetkileriyle görüşmesi gerektiğini, kısa zamanda böyle bir görüşmeyi sağlayıp niyetlerini anlamayı umduğunu belirtti.
Başbakan Mehmet Ali Talat, Ayrıca bizim açımızdan böyle bir yaklaşımın niye
| Erdoğandan Denktaşa eleştiri | ||
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Japonya yolunda Kıbrısa ilişkin önemli açıklamalar yaptı. |
||
|
NTV |
|
11 Nisan 2004 Annan Planıyla bir uzlaşma arandığını söyleyen Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı da sert ifadelerle eleştirdi. |
Başbakan bugüne dek Türkiyeden başka dünyanın tanımadığı bir KKTC varken şimdi iki kurucu devletli bir yapıya kavuşulacağını söyledi. Rum lider Tasos Papadopulosun gözyaşları içinde devletimi kaptırmam dediğini hatırlatan Erdoğan, Rumların en azından devletlerini paylaşma noktasına geldiğini dile getirdi.
Çok büyük başarı kazandık anlayışında değiliz diyen Erdoğan
Özkökün basın toplantısı ertelendi
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkökün 12 Nisan Pazartesi günü yapacağı basın toplantısı, işadamı Sakıp Sabancının cenaze töreni nedeniyle 13 Nisan Salı gününe ertelendi.
NTV 11/04/2004
| KKTCde yüzde 63 evet dedi | ||
|
Kuzey Kıbrısta yapılan bir ankete göre, halkın yüzde 63ü Annan Planına evet diyor. Nokta dergisinin 2 Nisanda hazırlattığı ankete göre, karasızların oranı, yüzde 19 ile hayır oyu vereceğini söyleyenlerden daha fazla çıktı. |
||
|
NTV |
|
11 Nisan 2004 Ankete katılanların yüzde 17.1i ise Annan Planına hayır dedi. Kararsızların oranı yüzde 19.2de kalırken, yüzde 0.4 oy kullanmama eğiliminde. |
Kuzey Kıbrısta 1003 seçmenle yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen ankete göre, Kuzey Kıbrıslıların büyük bölümü referandumda Annan Planına evet oyu verecek. Ankete katılanların yüzde 63ü evet derken, yüzde 17.1i Annan Planına hayır dedi. Kararsızların oranı yüzde 19.2de kalırken, yüz
de 0.4 oy kullanmama eğiliminde.Referanduma hayır Peki 1 Mayıs ne olacak?
Güney Kıbrıs Komünist Partisi AKEL Merkez Komitesinden dün yapılan açıklamaya göre referandumların ertelenmemesi durumunda Annan Planını desteklememe zorunda olacakları bildirildi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulosun ağlayarak referandumda hayır kampanyaları başlatmaları, UBPnin de hayır propagandasına sarılmasından sonra AKELden de beklenenin aksine bir karar çıktı. Daha önce AKEL Politbürosunda alınan
kararın tersine Parti Merkez Komitesinin böyle bir karar üretmesi Kıbrısta olduğu gibi dünyada da şaşkınlıkla karşılandı. Siyasi çevreler AKELin yeni kurulacak devleti Kıbrıslıtürklerle paylaşma isteğinin samimi olmadığı düşüncesini ortaya koyuyorlarYENIDUZEN 11/04/2004
Hayır çıkarsa mülkleri unutun!
ABDnin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston 24 Nisan'da yapılacak referandumlarda Rumların 'Hayır' demesi
durumunda Kuzey'de kalan mülkleri üzerindeki haklarını unutmaya hazır olmalarını söyledi. Rumlar bu anlaşmaya hayır derse, BM, AB ve ABD tarafından desteklenen bir anlaşmaya hayır demiş olacaklar. AB bölünmüş bir adayla ne yapacağına, bu sorunla nasıl başa çıkacağına karar vermek zorunda açıklamasını yapan Weston, Radikal gazetesindeki söyleşisin
de Rumların anlaşmaya hayır demeleri durumunda Rumlar kuzeydeki mülkiyet haklarını uzun bir süre tamamen unutmaya da hazır olmalılar. Türk tarafının suçu olmayan bir sonuçtan dolayı Türk tarafının cezalandırılmasına izin vermeyeceğiz ifadelerini kullandıYENIDUZEN 11/04/2004
Barışa hazırız!
Tayfun Çağra
Kıbrısın en doğusu Dipkarpazdaydık geçtiğimiz günlerde... Kıbrıs görüşmelerinde sürekli verilecek-verilmeyecek diye gündeme gelen... Sonunda özel bir statüde Türk tarafında kalacağı ama rumların mallarına sınırsız oranda dönebileceği kabul edilen... Tabii bu dönüş de eğer ikamet edecekse şartına bağlanarak...
İsviçredeki görüşmelerin sona ereceği gündü Dipkarpaz ziyaretimiz... Karpazın yeşile durmuş ovaları üzerindeki sarı papatyaların, kırmızı horoz lalelerinin ve arpa çiçeklerinin yayılmışlığı arasında... Eşsiz bir doğal güzellik... Köy meydanında durup başlıyoruz köylülerle sohbetlerimize... İşlerini, işsizliklerini, ailelerini, hayvancılığı, çiftçiliği, köydeki rumlarla ilişkilerini, umutlarını ve tabii ki Kıbrısı... Ne istediklerini, ne beklediklerini gelecekten... Dipkarpazdaki rumlarla da konuşmak istedik ama konuşamadık. Konuşmak istemediler... Sonradan öğrendik; Daha önce bir televizyon kanalına konuşanların Güneydeki aileleri Kuzeye
geçememişler çünkü söyleşi yayınlanınca... Görüştürmemişler bir daha onları iddialara göre... Onun için de her ihtimale karşı bizimle de konuşmayı kibarca reddettiler. Ama fotoğraflarını almamıza birşey demediler. Kucak kucağa resimledik onları köy meydanındaki bir kafeteryada biralarını yudumlarken türk-rum dostluğunu yansıtmak istercesine...İşte böyle manzaralar içinde konuştuk Dipkarpazın köylüsüyle... Anlaşmayla yer değiştireceğini bile bile... Sordu bazıları yanımda götürdüğüm YeniDÜZENde okuduklarından sonra; Biz de AB vatandaşı olacak mıyız? diye... Cevabını alınca da rahatladılar... İşte Onlardan bazıları...
Mehmet Emin Tanışman
(Yer değişelim, Karpazda kalalım)
Kaç yıldır buradasınız?
20 yıldır buradayım. Bu kadar yıldır hayvancılıkla, tarımla uğraştık. Fazla bir şey yaptığımız yok. Bize çok faydası olmuyor.
Ne kadar hayvanınız var?
20 civarında var ama onları da döndürmesi çok zor. Kendi çabamızla, şimdiye kadar devletten bir destek olmadı. Sıkıntılarımız çok, devlet desteği olması lazım.
Aileniz kaç kişi?
8 kişilik bir aileyiz. 6 çocuk var. Okuyorlar, en büyüğü 17 yaşındadır. Bu sene liseyi bitiriyor. Üniversiteye gidecek, sorunlarımız daha da büyüyecek.
Nerede okumayı düşünüyor?
Bu şartlar altında Mağusada okutamayız. Dar gelirli aileleriz, düşünüyoruz ama bu şartlarda mümkün değil gibi...
Okutabilmek için nasıl bir ortam olması lazım?
İki taraflı dengeli bir barış olması lazım. Devletten katkı gerekir çocuklarımızı okutabilmek için...
Anlaşmanın olması için umudunuz var mı?
İyi bir anlaşma olması lazım.
İyi bir anlaşma derken neyi düşünüyorsunuz?
Yani şöyle; halkı tatmin edebilecek bir anlaşma... Bunun için yer değiştirme konusunda bir güvence verilecek mi? Bu nasıl bir yer değiştirme olacak? İleride başka sorunlarla karşı karşıya kalmayacak mı? En büyük sorunumuz bu ve ekonomik sorundur. Daha perişan olacaksak sorunlar artar.
Perişan olacağınız beklentiniz var mı?
Öyle bir beklentimiz yok, aksine daha iyi bir yaşam bekliyoruz.
Karpazda yaşamaktan hiç pişmanlık duydunuz mu?
İş sahası yok ama doğa olarak güzel bir yer, beğeniyoruz. Anlaşmadan sonra bu bölgede kalmak istiyoruz. Eğer yer değiştireceksek yine bu bölgede Karpazda kalmak istiyoruz.
Fesih Konat
(Belirsizlik bitsin)
Ben 1977de Kıbrısa Muştan geldim. Yeşilköyde yerleştim. Orada bahçecilikle uğraşıyordum. Evlendikten sonra Dipkarpaza gelip yerleştim. 7 tane çocuğum vardır. Hayvancılıkla uğraşıyoruz. Rumlarla da içiçe yaşıyoruz, şimdiye kadar herhangi bir sorunumuz olmadı. Yalnız Annan Planı çıktıktan sonra aramızda çelişkili
laflar dönmeye başlıyor.Ne gibi?
Rumlar önce çok mazlum ve insanca davranıyorlardı. Son zamanda öyle davranmıyorlar.
Örnek ne verebilirsin?
Hayvanları var onların da... Hayvanlarının olduğu yerde başkalarının hayvanlarının gidip de otlamasını istemiyorlar.
Yani yerlerini daha çok sahipleniyorlar..
Tabii tabii, onun için biz iyi bir anlaşma istiyoruz, iki kesimli bir anlaşma...
Anlaşmada iki kesimlilik yok mu?
İçiçe olduğumuz zaman eski hallere dönmek de iyi bir şey değil.
Bu kadar zaman içiçe yaşadık dedi
niz...Yaşadık ama değişiyorlar şimdi... Sınırda toprak var, verilsin onlar o tarafta biz bu tarafta yaşayalım.
Dünyada var mı böyle bir örnek? Yani bazı insanlara yasak bir bölge?
Türkiyede öyledir, bir yabancı yerleşemez.
Bir yabancı Türkiyeden ev alıp
yerleşebilir, öyle şey yok.Ne diyor şimdi onlar? Türkiyeden gelip yerleşenler yasal yoldan gelmiş değil.
Onlar öyle söyleyebilir, Annan Planı kalacaklar diyor.
Zaten Türkiye Cumhuriyeti vardır, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır, bunları büyükler bilirler. Eğer halka sorarlarsa evet veya hayır...
24 Nisanda soracaklar...
Sorduğu zaman biz de bakacağız Türkiye tarafına, liderlere ona göre bir cevap vereceğiz.
Liderler derken kimler, Türkiye mi buradakiler mi?
Zaten beraber yapıyorlar bu işi... Zaten Talatla beraberler... Cumhurbaşkanı zaten kendini tek parti olarak açıkladı, oğluna destek olarak... Bizim Türkiyeden gelen halkımızı düşünseler zaten bu şekilde olmaz.
Yedi çocuğun var demişti, en büyüğü kaç yaşında?
1979da doğdu. Evlendirdik, diğerleri de beraber hayvancılıkla uğraşıyoruz.
Gelecek görüyor musun çocuklara...
Bilmiyoruz ki buraların bizim mi değil mi, ne olacağını bilmiyoruz.
Çözüm olursa...
Çözüm olursa tabii biliriz ki bir ev dahi olsa o zaman bileceğiz ki bizimdir, daha çok bağlanacağız buraya... Benim gençliğim burada geçti, şimdi çözümden sonra bir kimlik bir pasaport değil sorun, önemli olan çocuklarımızın geleceği...
Tekin Erdoğan
(İlk kez kebap yedik)
28 yıldır buradayım, 3 çocuğum var... Biri ortaokula, ikisi ilkokula gider...
Gelecek görüyor musun?
Gelecek çok parlak... Madem çözüm olacak...
Nasıl parlak olacak?
Eğitim düzeyi yükselecek, ekonomi düzelecek, Avrupaya gireceğiz. Okuyan çocuk iş bulabilecek. Bu ülkede üniversite bitirmiş çok gençlerimiz var işsiz dolaşıyorlar.
Anlaşma
olunca Karpaz halkının yer değiştirmesi söz konusu...Ümit ederdik ki biz burada kalalım ama çözüm için Karpaz gidecekse de gitsin. Böyle yaşamaktansa ne olacağını bilelim. Üç sene beş sene sonra da olsa bu iş olacak.
Bazı kuşkular var, daha doğrusu söylemler var, yer değiştirecek insanlar sokakta kalacak gibi...
Yok öyle şey olamaz, gene parça devletimiz devam ediyor. Tabii ki sıkıntılar olacak, sonuçta yer değiştirilecek.
Sizin işiniz nedir?
Ben hem hayvancılık hem de turizm yapıyorum. Restaurant var, bungolawlar var... Altın Sahilde... Ahşaptan bungolawlar... Bu Cumartesi açıyoruz.
Başka ne dersin çözüm konusunda...
Çözüm daha önce olacaktı aslında ama maalesef Türkiyenin eski yönetimleri ve burdaki statüko engel oldu. Daha çok kazançlarımız olacaktı. Başta Cumhurbaşkanımız engel olmasaydı, masadan kaçmasaydı daha fazla haklar alabilirdik.
AKP hükümeti ile buradaki hükümet için ne dersin?
Gerçekten çözümden yanadırlar. Rumu sıkıştırdılar. Her zaman sandüvici bizimkiler yerlerdi, şimdi kebap yiyorlar. Sandüviç rumlara kaldı. Bu büyük bir başarıdır. Bu başarıyı da Mehmet Ali Talatta buluyorum ben...
Vahdet Alkan
(Barışa yakınız)
Karpaza ilk yerleşenlerdenim. Yani 1976 Nisan... 74 Barış Hareketi gazisiyim, Konyadan geldim. Evli idim, dört çocuğum vardı, şimdi altı çocuk sahibi oldum, Onları da burda evlendirdik, toplam nüfus onbeş olduk.
Peki geçim kaynağınız ne?
Ben şanslıydım, çocukları erken okuttuk, onun için iş buldular yani...
Siz ne yapıyorsunuz?
Ben hayvancılık ve çiftçilik yapıyorum.
Tatmin edici mi?
Dipkarpazdaki çiftçilik bir zulüm, eşek zulmü altında yapmak zorunda kalıyoruz. Her yıl bu eşek sıkıntısını çekiyoruz. Eşeklerin Kıbrısa mal olmuş hayvanlar olarak bir yerde yaşamalarını biz de istiyoruz ama bize de zarar vermelerini istemiyoruz.
Kapalı bölgede değiller mi?
Hayır, bizim ekili arazilerimizin içindedirler. Kapalı bölgede bir miktar var.
Neden kapalı bölgede değiller?
Konamadı, yakalanamadı.
Yani eşeklerin öldürülmesi taraftarı değilsiniz...
Hayır, hayır hiç bir canlının öldürülmesi taraftarı değiliz.
Peki Kıbrısı sorarsak, ne olmasını istersiniz?
Biz barışı istiyoruz, görünüş de barışa yakın gibi...
Nasıl bir barış istiyorsunuz?
İki kesimliliğin güçlendirilmiş şeklinde, türk tezlerinin kabul edildiği şekilde...
Dipkarpazda dolaşıyoruz.... UNOPS finansmanlı bir minibüs meydanda duruyor. Sürekli yaşlı rumların çeşitli ihtiyaçları, bakımları için köye geliyormuş. Meydandaki rum kahvehanesi bazı rumlarla dolu... Yine meydanın bir köşesinde bir kafeterya var. Orada da bira yudumlamak isteyenler var. Oldukça kalabalık orası... Fazla yakmayan güneşin ısısı da bira içimine farklı bir zevk veriyor gibi...
Söyleşilerimiz sürüyor ama...
Cesim Duran
(Buraya alıştık)
Kaç yaşındasın?
25 yaşındayım, iki yaşında buraya geldim.
Tekrar Türkiyeye gitmek ister misin?
Hayır, buraya alıştık, gittim gördüm geldiğimiz yeri...
Ne kadar kaldın oralarda?
Bir buçuk ay kaldım. Oralardaki olanaksızlık nedeniyle yaşamak zor.
Karpazda çok mu olanak var yani?
Gene burası gittiğim yerden çok iyidir.
Nereye gittin sen?
Ağrıya gittim.
Kaç kardeşsiniz?
Altı kardeşiz.
Bir iş yapıyor musun?
Boşum, ilkokul mezunuyum. Çiftçilik, hayvancılık yapıyorum. Çok kötü şartlarda yapıyoruz ama mecburen başka yapacak bir şey yok.
Barış seni nasıl etkiler?
İş sahaları açılır, yatırım olu
r, biraz gelişme olur yani...Anlaşmada Karpazdaki vatandaşlar yer değiştirecek deniyor...
Evimizden çıkmasak iyi olur ama hükümetimiz bilir.
Muzaffer Akın
(Adaletli bir barış olacağına inanıyoruz)
Kaç yaşındasın?
25 yaşındayım ben de...
Sen burada mı doğ
dun?Ben burada doğdum, annem babam Muştan geldi.
Gittin gördün mü Muşu?
Gördüm, işsizlik almış başını gitmiş.
Karpaz daha mı iyi yani?
Karpaz daha iyi...
Neden daha iyi?
Daha sakin, insan hakları daha iyi...
Gençler nasıl vakit geçiriyor burada?
Gördüğün gibi... Kahve köşelerinde işsizlik almış başını gidiyor.
Neyi bitirdin sen?
Ortaokul mezunuyum.
İşsiz misin?
Çiftçilikle uğraşıyorum da onu da yapamıyoruz. Eşekler yüzünden, geçmiş hükümetlerin ilgisizliğinden...
Ne yapmak lazım?
Koruma altına almak lazım. Denediler ama alamadılar tellerin içine...
Sen bir çözüm, anlaşma olmasını istiyor musun?
Tabii istiyoruz.
Diyelim ki olmadı, ne yapmayı düşünürsün?
Geleceğimiz harap, daha kötü... Yani bir Avrupa Birliği şarttır, bir barış, bir çözüm...
Neden şart?
Geleceğimiz güvence altında olur. Şimdiye kadar üniversite mezunlarımızın bile çalıştığını görmedik. Onlar bile işsiz yani, inşaatlarda çalışanlar var. Onlara bir iş gelecek, ondan sonra da biz iş sahibi olalım. Geleceğimizi şu anda hiç garanti altında göremiyorum. Avrupa insan hakları var. Bazı haklar tanınacak artık. Biz her şeyin farkındayız, barış olursa bazı insanlar yer değiştirecek, bu olmasa daha iyi olacaktı ama bir çözümü istiyoruz biz...
Türkiye kökenliler geri gidecek deniyor...
Geri gitme olayı yok, doğru değil.
Barışa hazır mısınız?
Biz barışa hazırız. Tek çözüm o... Adaletli bir çözüm olacağına da inanıyoruz.
Ramazan Yeşer
(Anlaşmada işlerim on katı artar)
İşler nasıl gidiyor?
Yazın çok iyiydi... Rumlar gelip giderken başlarda...
Yani rumlar sizden alışveriş yaptılar.
Alan da oldu almayan da oldu. Kışın bu durdu ama yeniden kıpırdanmaya başladı.
Geliş gidişler mi azaldı?
Gelişler azaldı kış aylarında ama şimdi yeniden hızlandı.
Fiyatları uygun mu geliyor rumlara... Neden alışveriş yapıyorlar buradan?
Buradaki fiyatlar uygun, kıyafet olarak da Türk malları her zaman iyidir, onun için...
Bir anlaşma işinizi nasıl etkiler?
Bence çok iyi etkileyecek. Şimdi rumlar birçok şeye bakıyor ama sınırda arama var diye alamayız deyip gidiyorlar. Anlaşma olursa inanıyorum ki şimdinin on misli bile artabilir.
Peki ama anlaşma durumunda yerleriniz değişebilir...
Kısmet, bu şekilde olmaktansa bir anlaşma elbette ki olsun. Ben işimi bir şekilde devam etiririm. Ama burada ama başka yerde benim bundan korkum yok.
Bir de Dipkarpazın kuzeyinde kalmış Bazilika kalıntılarına kadar birkaç kilometrelik bir yolculuk... Ayfilon denen yerde MS IV-V. yüzyıldan kalmış kalıntıların yanında bir retaurant... Eskiye göre daha bakımlı ve restore edilmiş. Eskiye göre diyorum çünkü ilk gidişim değil oralara... Daha önce dökülecek durumdaki bina yenilenmiş, çevresi düzenlenmiş ve altındaki sahilde bulunan konaklama odaları da yeni turizm sezonu için tamir ediliyor. Yabancı bir ortak bulmuş çünkü Dipkarpazlı sahibi... Hazırlık yapılıyor şimdi oldukça yoğun bir şekilde... Belki de barışa hazırlanıyor...
Köyün ortasındaki Arche House şimdiden hazır gibi buna... Karpaza gelen rumlar bu evlerde konaklıyorlarmış özellikle hafta sonları... Eski köy evlerinin restore edilerek bir müddet önce turizme kazandırıldığı bu harika tesis de Ayfilon gibi gelecek günleri bekliyor. Kıbrıslıtürkü, Kıbrıslırumu, başka ülkelerden, belki de barışın çekiciliğiyle ülkemize daha önce hiç gelmeyen dünyadan başka birilerini bekliyor... Her kim olursan ol, nereden gelmiş olursan ol, hade şerefe..
YENIDUZEN 11/04/2004
AKEL'den ret
24 Nisan'daki referandumda "evet" demesi beklenen, Güney Kıbrıs'ın en büyük partisi, iktidardaki AKEL, şok bir kararla "referandumun ertelenmesini" talep ederek, aksi takdirde referandumda hayır diyeceklerini açıkladı
AKEL'den ret
12 MADDELİK KARAR... AKEL Merkez Komitesi, iki günlük maraton toplantıda aldığı ve 14 Nisan'da yapılacak kurultaya götüreceği 12 maddeden oluşan kararları açıklandı. AKEL, BM'den 24 Nisan'daki referandumun ertelenmesini talep etti ve bu olmazsa, referandumda Annan Planı'na destek vermeyeceklerini duyurdu
AKEL HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI... AKEL, BM ve Güvenlik Konseyi üyelerine, halkın Annan planı hakkında daha iyi bilgilendirilebilmesi amacıyla referandumun birkaç ay ertelenmesi talebinde bulunmaya karar verdiğini bildirdi. "Referanduma hayır" anlamına gelen bu karar, çözüm yanlısı binlerce Kıbrıslı Türk arasında hayal kırıklığına yol açtı
l AB'DEN TEPKİ... Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, AKEL'in de "ret" kararı almasıyla Güney Kıbrıs'tan "hayır" çıkacağı sinyalleri, AB'de sert tepkilere neden oldu. AB Dönem Başkanı İrlanda, Rumların plana hayır demesi durumunda, Kıbrıs'ın üyeliğinin kesinleşeceği 1 Mayıs 2004'teki imza törenine Başbakan Talat'ı da davet
etmeye hazırlanıyorl DENKTAŞ: DOYMADILAR... Cumhurbaşkanı Denktaş, AKEL'in kararının üzerinde durulması gerektiğini söyledi. Denktaş, "Demek ki AKEL daha doymamış, dahasını da istemektedir ki uzatma istiyor, daha da alsın diye. Görelim bakalım netice ne olacaktır. Kendi bilecekleri iştir" değerlendirmesinde bulundu
l TALAT: ERTELEME KABUL EDİLEMEZ... Başbakan Mehmet Ali Talat, AKEL'in 24 Nisan'daki referandumun birkaç ay ertelenmesi için BM'ye yaptığı çağrıyı yorumlayarak, "Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir" dedi. Talat, böyle bir ertelemenin Rum tarafının 1 Mayıs'ta tüm Kıbrıs adına AB'a girmesini sağlayacağını ve Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından sakıncalı olduğunu ifade etti
Güney Kıbrıs'ın en büyük ve iktidardaki siyasi partisi AKEL, BM'den 24 Nisan'daki referandumun ertelenmesini talep ediyor. AKEL bu olmazsa, referandumda Annan planına destek vermeyeceklerini duyurdu.
AKEL Merkez Komitesi iki günlük toplantı maratonda aldığı ve 14 Nisan'da yapılacak kurultaya götüreceği 12 maddeden oluşan kararları açıklandı.
Bu kararlar uyarınca AKEL, BM ve Güvenlik Konseyi üyelerine, halkın Annan Planı hakkında daha iyi bilgilendirilebilmesi için referandumun birkaç ay ertelenmesi talebinde bulunmaya karar verdi.
Aksi halde AKEL referandumda Annan Planı'nın onaylanmasını desteklememek zorunda kalacak.
Açıklamayı AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, toplantının sona ermesinden sonra yaptı.
Rum medya kuruluşlarına göre AKEL Merkez Komitesi, AKEL Kurultayı'na götürmek üzere şu öneriyi şekillendirdi:
"1. AKEL , tarihine ve mücadelelerine sahip çıkan ciddi parti olarak, ciddiyet, sorumluluk ve serinkanlılıkla Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili gelişmeleri derinlemesine ayrıntılı bir biçimde inceleyeceğine dair Kıbrıs halkına söz verdi.
2. Uluslar arası güç dengelerini, özellikle, Yunanistan dahil olmak üzere Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin ve uluslar arası faktörün görüşlerini en ciddi şekilde göz önüne aldık.
3. Birliğin ve beraberliğin zorunlu olduğu bir anda iç cephede hakim olan ve bölünmeyle karakterize edilen durumu derinlemesine ve detaylı olarak inceledik.
4. Fakat , öncelikle ve büyük bir ciddiyetle , partimizin bağrından geldiği ve tamamen hizmetinde olduğumuz halkımızı, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk emekçileri dikkate aldık.
5. Bunun yanı sıra Kıbrıslı Rum yurttaşlarımızın çoğunluğunun taşıdığı, ister işgal ordularının uzun yıllardır varlığından ve de facto taksimden kaynaklanan, ister bazı çevreler tarafından beslenen güvenliksizlik duygularını da göz önüne aldık.
6. Son dönemde Annan planının olumsuz unsurlarının vurgulanıp , olumlu unsurlarının silik olarak halkımızın önüne sunulması olayını da göz önüne aldık.
7. AKEL, faşist darbe ve işgalin ardından varılacak olan çözümün acı verici olacağını hiç bir zaman saklamadan, uzlaştırıcı bir çözümden yana olduğu anlayışını, yaşamı ve eylemi ile halkın bilincine yerleştirmiştir.
8. Partimizin önünde bugün, tehlikeli unsurlarına rağmen, olası kabulü durumunda, olumlu yanlarıyla Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin barış içerisinde bir arada yaşayabilmeleri için umut verici bir perspektif yaratabilecek bir plan bulunuyor. Cumhurbaşkanı'nın Annan planıyla ilgili değerlendirmelerini ve özellikle bunun "de facto taksimi ortadan kaldırmadığı, aksine yasallaştırdığı ve derinleştirdiği" yönündeki değerlendirmesini paylaşmıyoruz. Parti liderliğimiz işbirliği çerçevesi içerisinde bu konulara ilişkin olarak Cumhurbaşkanı ile diyalog geliştirecektir.
9. İç cephede yaratılmış olan durum planın, müzakere zemini olarak dahi kabul edilmesinin reddine doğru götürüyor. Ve bu durumun milliyetçiliği ve şovenizmi güçlendirirken, temel olarak güvenlik ve planın uygulamasındaki güvenceyle ilgili konularda iyileştirme olanaklarını azalttığını saptamaktayız.
10. Bugün önümüzde var olan bütün somut verileri dikkate alarak, AKEL , planın halka objektif bir biçimde sunulması olanağının sağlanması, yukarıda değindiğimiz temelde müzakere yapılması ve boşlukların doldurulması olanağı verilmesiyle, Kıbrıslı Rum Kıbrıslı Türk tüm halkın büyük çoğunluğu tarafından onaylanmasını mümkün kılmak için, Birleşmiş Milletler'e ve uluslar arası unsura referandumların bir kaç ay ertelenmesi yönünde çağrıda bulunmaktadır.
11. Aksi takdirde, AKEL referandumda Annan planının onaylanmasını desteklememe zorunda olacaktır.
12. AKEL Merkez Komitesi Kıbrıslı Türk yurttaşlarımızı Kıbrıslı Rumların endişe ve kaygıları karşısında anlayış göstermeye, AKEL'e güvenmeye devam etmeye ve yurdumuzu yeniden birleştirmek için ortak mücadeleyi sürdürmeye çağırır."
AB'den tepki
Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, AKEL'in de "ret" kararı almasıyla Güney Kıbrıs'tan "hayır" çıkacağı sinyalleri, AB'de sert tepkilere neden oldu.
AB Dönem Başkanı İrlanda, Rumların plana hayır demesi durumunda, Kıbrıs'ın üyeliğinin kesinleşeceği 1 Mayıs 2004'teki imza törenine Başbakan Talat'ı da davet etmeye hazırlanıyor.
AB'ye birleşik bir Kıbrıs'ın girmesi konusunda kararlı olan AB, olası çözümsüzlükte Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un Kıbrıs'ı tek başına temsil etmesine fırsat vermeyecek.
Güney Kıbrıs'tan "hayır" çıkarsa, AB'ye üye devletlerin 15'ten 25'e çıkacağı 1 Mayıs'taki imza törenine Başbakan Talat da davet edilecek ve Kıbrıs'ta 2 ayrı varlık olduğu en üst düzeyde vurgulanacak.
Denktaş: Demek ki AKEL daha doymamış
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum komünist partisi AKEL'in "referandumun bir kaç ay ertelenmesi, aksi halde referandumda olumsuz oy kullanacağı" kararının üzerinde durulması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, "demek ki AKEL daha doymamış" değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda kararı referandumda halkın vereceğini belirterek, "Oylar atıldıktan sonra kimse kimseyi suçlamaya başlamasın, kararı kendileri vermiş olacaklardır. Başımıza gelen de çekilecektir. İnşallah başımıza korktuğumuz gelmez" dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların, aldıklarının üstünde daha da almak için girişim yaptığını söyledi.
Denktaş, İstanbul'dan dönüşünde Geçitkale Havaalanı'nda, gazetecilerin, Rum komunist AKEL partisinin, "referandumun birkaç ay ertelenmesi, aksi halde referandumda olumsuz oy kullanacağı" kararını anımsatarak görüşlerini sorması üzerine, AKEL'in kararının "üzerinde durulması gerektiğini" ifade ederek şunları söyledi:
"İngilizler Rumlara, '12 neden var, bu planı kabul etmeniz için' diye büyük bir propaganda faaliyeti başlatmışlardır. Kendi gazetelerinde 'istediğimiz her şeyi aldık' diye beyanatlar gırla gitmektedir. Demek ki AKEL daha doymamıştır, dahasını da istemektedir ki, birden uzatma istiyor, daha da alsın diye. Görelim bakalım netice ne olacaktır. Kendi bilecekleri iştir.
Aldıklarının üstünde daha da istedikleri için, daha da almak için girişim yapmış oluyorlar, değerlendirilmesi gerekir."
İstanbul temaslarının yararlı geçtiğini anlatan Denktaş, temaslarında esas olarak Annan planı üzerinde durduğunu kaydett
i.Denktaş, "Artık zannedersem burada faaliyete geçmemiz lazım" diyerek, şöyle devam etti:
"Halkımıza bu Annan planının neden kabul edilemez olduğunu anlatmamız gerekir. İrade onlarındır. Oy onlarındır. Daima söylüyorum, oylar atıldıktan sonra kimse kimseyi suçlamaya başlamasın, kararı kendiler vermiş olacaklardır. Başımıza gelen de çekilecektir. İnşallah başımıza korktuğumuz gelmez."
Talat: Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değil
Başbakan Mehmet Ali Talat, AKEL'in 24 Nisan'daki referandumun birk
aç ay ertelenmesi için BM'ye yaptığı çağrıyı yorumlarken, "Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir" dedi. Talat, böyle bir ertelemenin Rum tarafının 1 Mayıs'ta tüm Kıbrıs adına AB'a girmesini sağlayacağını ve Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından sakıncalı olduğunu ifade etti..Başbakan Talat, TAK muhabirinin BM'nin AKEL'in çağrısına uyarak Türk tarafına erteleme önerisi getirmesi karşısında tavırlarının ne olacağı yönündeki sorusuna karşılık şu açıklamayı yaptı:
"BM Genel Sekreteri'nin planı çok uzun bir süredir gündemde olması yanında bütün yönleriyle tartışılmış ve iki halk tarafından iyice algılanmıştır. Eksiklikleri, aksaklıkları ve güçlü yanları açığa çıkmıştır. Referandumun ertelenmesi bu bakımdan herhangi bir yarar sağlamaz. Böyle bir er
teleme 1 Mayıs'ta tüm Kıbrıs adına Rum tarafının AB üyesi olmasını sağlar.. Bunu Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından son derece sakıncalı buluyorum. Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir."Talat, AKEL'in referandumu erteletme girişiminin Kıbrıs Türklerinin çıkarları açısından bir art niyet taşıyıp taşımadığı yönündeki soruya karşılık da, bunu değerlendirebilmek için AKEL yetkileriyle görüşmesi gerektiğini, kısa zamanda böyle bir görüşmeyi sağlayıp niyetlerini anlamayı umduğunu belirtti. Baş
bakan Mehmet Ali Talat, "Ayrıca bizim açımızdan böyle bir yaklaşımın niye kabul edilebilir olmadığını da açıklama imkanı bulurum" diye ekledi.KIBRIS 11/04/2004
Rumlar tek başına 'hayır' derse, cezasını Türkler çekmez
ABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, Türk tarafının anlaşmaya "evet", Rumların da "hayır" demesi halindeki ortaya çıkacak durumu değerlendirdi
Rumlar tek başına 'hayır' derse, cezasını Türkler çekmez
l ETKİN ÖNLEMLER ALINABİLİR... Rumların hayır demesi durumunda daha uzun bir süre yeni bir anlaşma şansı olmayacağını belirten Weston, ABD'nin ve geniş uluslararası camianın, Türk tarafının kendi suçu olmayan bir sonuçtan dolayı cezalandırılmasına izin vermeyeceğini ve sonucun olumsuz etkilerinin giderilmesi için kısa sürede etkin önlem
alınacağını kaydettil KUZEYDEKİ MALLARINI UNUTSUNLAR... Thomas Weston, 24 Nisan'da yapılacak referandumlarda Rumların "hayır" demesi durumunda kuzeyde kalan mülkleri üzerindeki haklarını unutmaya hazır olmalarını söyledi
l SPOR, HAVACILIK VE TİCARETTE SERBESİYET... Weston: KKTC'nin tanınması şu anda değerlendirme dışı. Buna karşın KKTC'nin uluslararası spor karşılaşmalarına alınması, sivil havacılık ağına dahil edilmesi ve Kıbrıs Türklerinin serbestçe ticaret yapabilmesinin sağlanması gibi hemen devreye
sokulabilecek önlemler gündeme alınabilirABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, 24 Nisan'da yapılacak referandumlarda Rumların "Hayır" demesi durumunda kuzeyde kalan mülkleri üzerindeki haklarını unutmaya hazır olmalarını söyledi.
Türk tarafının anlaşmaya "Evet", Rumların da "Hayır" demesi halindeki ortaya çıkacak durumu değerlendiren Weston, bu durumda daha uzun bir süre yeni bir anlaşma şansı olmayacağını, ABD'nin ve geniş uluslararası camianın Türk tarafını kendi suçları olmayan bir sonuçtan dol
ayı cezalandırılmasına izin verilmeyeceğini ve sonucun olumsuz etkilerinin giderilmesi için kısa sürede etkin önlem alınacağını söyledi.Weston, Rumların anlaşmaya hayır demelerinin, fiilen bir sınırın varlığını anlaşmaya tercih etmeleri olarak da yorumlayanların çıkabileceğine işaret etti.
Bunun KKTC'nin tanınmasına dek varmasının şu anda değerlendirme dışı olduğunu söyleyen Weston, buna karşın KKTC'nin uluslararası spor karşılaşmalarına alınması, sivil havacılık ağına dahil edilmesi ve Kıbrıs Türklerinin serbestçe ticaret yapabilmesinin sağlanması gibi hemen devreye sokulabilecek önlemlerin gündeme alınabileceğini vurguladı.
"Atina da desteklemeli"
ABD Kıbrıs Temsilcisi, Kıbrıs Rumlarının hayır oyuyla anlaşmanın bozulması halinde Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi almasının bundan olumsuz etkilenmeyeceği yolunda AB yetkililerinin Birleşmiş Milletler ve ABD'ye beyanda bulunduğunu da söyledi.
Referandumdan olumlu oy çıkması için Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk hükümetinin elinden geleni yaptığının ortaya çıktığını söyleyen Weston, artık ABD ve diğer uluslararası güçlerin çabalarını Rum tarafını iknaya yönlendirmiş olduklarını açıkladı.
Weston, Yunanistan hükümetinden de, tıpkı Türk hükümeti gibi, referandumda evet oyu için net bir açıklama beklediklerini söyle
di.Weston'ın sözleri Kıbrıs sorununun en kritik aşamasına geldiği sırada söylenmiş olması ve ilk kez bir ABD yetkilisinden Yunan/Rum tarafında bu kadar açık eleştiri içermesi açısından önem taşıyor.
Weston, Radikal gazetesinden Murat Yetkin'in sorularına şu cevapları verdi:
SORU: İsviçre'deki görüşmelerden bu yana Kıbrıs'taki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEVAP: Her şey planlandığı gibi yolunda gidiyor. Önce Türkiye, sonra da Yunanistan belirlenen tarihten önce halkoylamalarından çıkacak sonucu kabul edeceklerini açıkladılar. Artık sıra halkoylamalarına geldi. Yani teknik olarak ortada bir pürüz yok. Ancak siyasi olarak durum o kadar pürüzsüz değil. Türkiye açısından bir sorun yok, anlaşmanın olması için en çok çaba oradan geliyor. Kıbrıs Tür
k tarafında, Rauf Denktaş 'Hayır' oyundan yana tavır aldı, ancak Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş anlaşmadan yana ve Türk tarafı referandumda 'Evet' demeye daha yakın duruyor.Papadopulos'un konuşması çok olumsuzdu. Çok hayal kırıcıydı. Önceki gün Cenevre'de BM Genel Sekreteri Annan'ın da söylediği gibi, Papadopulos planın olumlu yanlarına, getirdiği kazanımlara ilişkin tek bir söz bile etmeden karşı çıktı. Buna karşın Rum tarafında olumlu gelişmeler de var. Örneğin Klerides, Vasiliu ve komünist AKEL par
tisi evet oyu yönünde demeçler veriyor. Bu partilerin oy oranı Papadopulos destekçilerinden fazla.Yunanistan'dan da olumlu sinyaller geliyor. Eski Başbakan Simitis ve eski Dışişleri Bakanı Papandreu anlaşmadan yana tavırlarını ortaya koydu.
İktidardaki Yeni Demokrasi'den de bazı açıklamalar geldi. Ancak Yunan hükümeti, tıpkı Türk hükümeti gibi net bir açıklamadan önce ulusal konseyin toplanmasını beklemeye karar verdi. Cumhurbaşkanı Stefanopulos başkanlığında haftaya yapılacak bu toplantı ardından Yunani
stan hükümetinden de 'evet' oyunu cesaretlendirici bir destek umuyoruz. Çünkü anlaşmanın geçerli olması için iki tarafın da evet demesi gerekli.SORU: Herkes size de, diğer yetkililere de aynı şeyi soruyor ama açık yanıt alınamıyor: Türkler evet, Rumlar hayır derse ne olacak?
CEVAP: Öncelikle Kıbrıs Türklerine şu iki noktayı vurgulamak istiyorum. Anlaşma kabul edilirse, uluslararası topluluk, anlaşmanın tanınması ve uygulanması için her türlü önlemi hazırlamış bulunuyor. Birincisi göç ve mülkiyet haklarına ilişkin mali yönü. AB Komisyonu'nun davetiyle önümüzdeki Perşembe (15 Nisan) günü Brüksel'de bir toplantı yapılacak. Burada tazminatların ödenmesi için katılımcılardan katkı istenecek. Henüz Kongre'de onaylanmadığı için miktarını söyleyemiyorum ama ABD b
u bütçeye önemli katkıda bulunacak. Toplantıya Japonya, Kanada, Avustralya ve Körfez ülkeleri de davet edildi. İkincisi de anlaşmanın siyasi ve güvenlik açılarından da uygulanabilmesi ve delinmemesi için BM Güvenlik Konseyi ve AB gerekli adımları atacak. Buna adaya bu kez farklı görevle BM gücü gönderilmesi dahil olacak."AB Komisyonu söz verdi"
SORU: Ancak Türk tarafının anlaşmanın asli AB hukuku sayılması yolundaki itirazı devam ediyor.
CEVAP: Doğru. Ancak gelinen nokta, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül tarafından da kabul edilebilir bulundu. Artık kalıcı derogasyonlar olmayacak. Gerek Avrupa Adalet Divanı, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne açılacak davalarda, bütün iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu öne çıkarılıyor. AB Komisyonu da a
nlaşmanın delinmesine izin vermemek için üzerine düşeni yapacağını beyan etti.SORU: Kıbrıslı Rumlar hayır derse kaybedecekleri bir şey yok, yine AB üyesi olacaklar.
CEVAP: Ama, anlaşmanın getirdiklerinden faydalanamayacaklar.
SORU: Evet ama Türkler hem anlaşmanın getirdiklerinden faydalanamayacak, hem de AB üyesi olamadan, dünyadan yalıtılmış bir halde, ambargo altında yaşamaya devam edecekler. Üstelik hala Rum tarafı üzerinde, Türk tarafına uygulanan baskının yarısı uygulanmıyor. Bu haksızlık değil mi?
CEVAP: Anlaşmanın başarıya ulaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Yoğun bir diplomasi devam ediyor. Türkiye üzerine düşeni yaptı. Artık ABD'nin de, diğer uluslararası güçlerin de çabası Rum tarafını ikna etmeye yoğunlaştı. Papadopulos anlaşmanın getireceklerini, olumlu yanlarını halkına anlatmadı. Geriye kalan kısa sürede bunların halka anlatılması gerekiyor. Rumlar bu anlaşmaya hayır derse, BM, AB ve ABD tarafından desteklenen bir anlaşmaya hayır demiş olacaklar. AB bölünmüş bir adayla ne yapacağına,
bu sorunla nasıl başa çıkacağına karar vermek zorunda. Ayrıca, Türkiye'ye üyelik müzakereleri için tarih verilmesi kararının bu durumdan olumsuz etkilenmeyeceği yolunda AB yetkililerinin beyanı var."Türkler cezalandırılamaz"
SORU: Ancak Fransız Dışişleri Bakanı'nın da Türkiye'yi mevcut koşullarda kabul edemeyecekleri yönünde beyanı oldu.
CEVAP: Bence ona değil, Verheugen'in yazacağı ilerleme raporuna bakmakta yarar var. Klerides, Rumlar hayır oyu vererek kuzeyde ayrı bir devletin varlığının anlaşmaya terc
ih edeceklerini göstermiş olurlar, dedi.Biliyorum. Bu durumu, Rumların fiilen bir sınırı anlaşmaya tercih ettikleri olarak yorumlayanlar çıkacaktır. Rumlar bu anlaşmaya hayır derse, kuzeydeki mülkiyet haklarını uzun bir süre tamamen unutmaya da hazır olmalılar. Türk tarafının suçu olmayan bir sonuçtan dolayı Türk tarafının cezalandırılmasına izin vermeyeceğiz.
SORU: Buna KKTC'nin tanınması, ya da ambargoların kaldırılması dahil mi?
CEVAP: KKTC'nin tanınması şu anda değerlendirme dışı, BM'nin de dahil olduğu uzun hukuki süreç gerektirebilir. AB'nin mahkeme kararıyla uyguladığı karar aslında bizi bağlamıyor görünüyor. Oysa malların kökenleri söz konusu olduğu için dünya ticaret anlaşmaları yoluyla bizi de bir ölçüde bağlıyor. Ancak Kıbrıs Türklerinin serb
estçe ticaret yapmasının başka yolları da bulunabilir. Öte yandan Kıbrıs Türklerinin uluslararası spor camiasına girmesi, sivil havacılık ağına dahil olması gibi hemen atılabilecek adımlar da söz konusu olabilir. Rumların hayır demesiyle anlaşma olmaması durumunda, kesinlikle ABD ve inanıyorum ki geniş uluslararası camia, Kıbrıs Türklerini anlaşmanın olmamasının kötü etkilerinden sakınmak amacıyla bu sorulara ciddiyet ve sempatiye eğilecektir.KIBRIS 11/04/2004
TÜRK VE RUM STATÜKOCULARIN DAYANIŞMASI(DENKTA
Ş-PAPADOPULOS-AKEL GİZLİ GÖRÜŞMELERİ)Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın Bürgenstock zirvesinden sonra Rum tarafına geçtiği ve gizlice Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'la görüştüğüne ilişkin dünkü yazım büyük ilgi gördü.
Kulis
Başaran Düzgün
11nis24
TÜRK VE RUM STATÜKOCULARIN DAYANIŞMASI(DENKTAŞ-PAPADOPULOS-AKEL GİZLİ GÖRÜŞMELERİ)
Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın Bürgenstock zirvesinden sonra Rum tarafına geçtiği ve gizlice Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'la görüştüğüne ilişkin dünkü yazım büyük ilgi gördü.
Gerek Türk tarafından gerekse Rum tarafından arayan gazete ve televizyonlar olayın detaylarını öğrenmek istediler.
Bürgenstock'ta başlayan ve Lefkoşa'da 2 kez yapılan gizli görüşmelerin detayları bizde vardı.
Ama böylesi önemli bir konuda, Kıbrıs Türkünün kaderi söz konusuyken ve 24 Nisan'da yapılacak tarihi referandum arifesinde Serdar Denktaş'ın babası Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bilgisi dahilinde gerçekleştirdiği bu gizli görüşmelerle ilgili kamuoyuna açıklama yapma borcu vardı.
Çünkü, görüşülen konu Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum bütün Kıbrıslıları derinden etkileyecek denli önemliydi.
Papadopulos ve AKEL referandumların ertelenmesini istiyorlardı ve Denktaş da buna yeşil ışık yakmıştı.
Papadopulos ve AKEL'in amacı işgalleri altında tuttukları Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1 Mayıs'ta tek başına ve sorunsuz bir şekilde Avrupa Birliği tam üyesi olmasıydı.
Denktaş da başından beri Annan Planı'ndan kurtulmak istiyordu.
Eğer referandumlar ertelenirse her iki taraf da amacına ulaşacaktı.
Çünkü, 1 Mayıs geçerse, Annan Planı'nın birçok temel noktası ortadan kalkacak.
BÜRGENSTOCK'TA BAŞLADI
Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, İsviçre'de Bürgenstock'ta yapılan zirveden sonra 2 kez Rum tarafına geçti ve hem Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos hem de AKEL Genel Sekreteri Hristofiyas ile görüştü.
Birinci görüşme 3 Nisan Cumartesi, ikinci görüşme de 5 Nisan Pazartesi yapıldı.
Görüşmelerin temel konusu referandumların ertelenmesiydi.
Aslında gizli görüşmeler Bürgenstock'ta başlamıştı.
AKEL Genel Sekreteri Hristofiyas, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'un da onayını alarak, Serdar Denktaş'a "referandumları erteleyelim, görüşmeler devam etsin, bunun karşılığında da Kıbrıs Cumhuriyeti, Aralık ayında Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye tarih vermesi için yardımcı olsun" önerisinde bulundu.
Rumlar tarih konusunda Türkiye'yi yemleyerek Annan planını kabul etmeden 1 Mayıs'ta Avrupa Birliği tam üyesi olma peşindeydi.
Bu öneri Bürgenstock'taki Türk heyeti arasında tartışma yaratmıştı.
Özellikle Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül şiddetle karşı çıkmış, Başbakan Talat itiraz etmiş ve böylece sadece öneri olarak kalmıştı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bu öneriyi işittiğinde küplere bindiğini söylem
eme gerek yok herhalde.İşte Bürgenstock'ta kabul görmeyen bu öneri Lefkoşa'ya dönüldükten sonra ısıtılıp yeniden gündeme getirildi.
Serdar Denktaş, babasının da onayını alarak misyon üstlendi ve Hristofiyas ile Papadopulos'la gizli gizli görüştü.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Türk Maarif Koleji'ndeki törende gazetecilere "Papadopulos da referandumların yapılmasını istemiyor, öyleyse Birleşmiş Milletler niye ısrar ediyor" şeklindeki açıklamasının temelinde yatan neden budur.
AKEL'İN TAVRI DEĞİŞTİ
Serdar Denktaş
ile Dimitris Hristofiyas arasında gerçekleşen gizli görüşmede referandumların ertelenmesi konusu enine-boyuna ele alındı.Birleşmiş Milletler'in ve Türkiye'nin referandumların ertelenmesi için nasıl ikna edilecekleri üzerinde duruldu.
Sonuçta AKEL referandumların ertelenmesi yönünde parti kararı alacak ve bunu kamuoyuna açıklayacak, Serdar Denktaş "referandum ertelenmelidir" şeklinde açıklama yapacak (ki nitekim dün akşam saatlerinde yaptı) Demokrat Parti üyeleri arasında referandum düzenleyecek ve bundan hayır oyu çıkarıp, Türkiye hükümetine "ne yapalım tabanımız istemiyor" diyecek ve gizli anlaşmada varılan sonuçlar bir bir yaşama geçirilecekti.
Öyle da oldu.
AKEL yöneticilerinin büyük çoğunluğu referandumda Annan planına evet denilmesi yönünde görüşler taşırken, Hristofiyas'ın "referandumlar ertelenebilir" şeklinde verdiği bilgiler üzerine AKEL'den "referandumlar 2 ay ertelensin yoksa hayır oyu vereceğiz" şeklinde bir karar çıktı.
Bu kararın temelinde Serdar Denktaş ile yapılan gizli görüşmeler ve Birleşmiş Milletler'i hayır oyu ile tehdit etme vardır.
AKEL geçmişte aldığı enosise destek verme kararından sonra onun kadar tarihi dram içeren ikinci hatalı kararını aldı.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER NE YAPACAK?
Cumhurbaşkanı Denktaş ile Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın "referandumlar ertelensin" açıklamasından ve AKEL'in "erteleyin yoksa hayır oyu veririz" kararından sonra Birleşmiş Milletler'in ne gibi bir tutum takınacağı merak ediliyor.
Birleşmiş Milletler yetkilileri dün akşam geç saatlerde Başbakan Ta
lat'ın görüşlerini aldılar.Başbakan Talat "referandumların ertelenmesine şiddetle karşıyız" dedi ve bu görüşünü kamuoyu ile de paylaştı.
Birleşmiş Milletler yetkilileri şimdi kara kara Türk ve Rum statükocuların kurduğu gizli ittifakı dağıtmanın yollarını
düşünüyorlar.Özellikle Rum tarafına karşı enteresan planlar yapıyorlar.
AVRUPA BİRLİĞİ CAN YAKACAK
Birleşmiş Milletler yetkilileri düşünedursun Avrupa Birliği yetkilileri bu gizli ittifaka çok öfkelendiler ve derhal harekete geçtiler.
Dün akşam saatlerin
de bizi arayan bir Avrupa Birliği üst düzey yetkilisi, "eğer duyduklarımız doğruysa Rum tarafı bunun bedelini ödeyemez" dedi.Üst düzey yetkili "Rumlar referandumları erteleyip tek başlarına Avrupa Birliği tam üyesi olacaklarını sanıyorlarsa yanılırlar. Çünkü 1 Mayıs'ta yapılacak Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyeliğine katılım törenine KKTC Başbakanı Talat'ı da davet ederiz ve Kıbrıs'ta 2 ayrı varlık olduğunu en üst düzeyde vurgularız" dedi.
Avrupa Birliği bunu yapar mı yapar.
Papadopulos ile Hristofiyas da Denktaş
ile gizli gizli işbirliği yapmanın bedelini öderler.24 Nisan'a yaklaştıkça daha çok gizli ittifaklar göreceğiz anlaşılan.
Türk ve Rum statükocuların bu denli gizli ittifak kurabileceklerini kim düşünürdü ki.
Kıbrıs Türkünün "evet" yönündeki kararlılığının ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı...
KIBRIS 11/04/2004
DP'li üyeler sandık başındaydı
DP'NİN ÇELİŞKİSİ... DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, bir taraftan "referandum ertelensin" diye açıklamalar yapıp, bu konuda girişimler başlatırken, diğer taraftan da partisinin 24 Nisan'daki referandumda takınacağı tavrı belirlemek amacıyla üyelerinin görüşünü saptamaya yönelik mini referandum başlattı. Mini referandum bu akşam tamamlanacak
l DENKTAŞ: DP, 'EVET' DERSE YIKILIRIM... Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Demokrat Parti'nin referandumla ilgili görüşüne ilişkin, "Oğlumun partisi 'evet' derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp 'niçin böyle dedin' deme hakkım yok" dedi
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, bir taraftan "referandum ertelensin" diye açıklamalar yapıp, bu konuda girişimler başlatırken, diğer taraftan da partisinin 24 Nisan'daki referandumda takınacağı tavrı belirlemek amacıyla üyelerinin görüşünü saptamaya yönelik mini referandum başlattı. Mini referandum bu akşam
tamamlanacak.Öte yandan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Demokrat Parti'nin referandumla ilgili görüşüne ilişkin, "Oğlumun partisi 'evet' derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp 'niçin böyle dedin' deme hakkım yok" diye konuştu.
DP, 24 Nisan'daki referandumda takınacağı tavrı belirlemek amacıyla üyelerinin görüşünü saptamaya yönelik mini referandumunu dün başlattı.
Bu akşam tamamlanacak DP'deki mini referandum için Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke'de DP ilçe, Dipkarpaz, Yenierenköy, Mehmetçik'te DP örgüt binaları ile Gelincik'te Sağlık Ocağı'nda sandıklar kuruldu.
6 bin civarında üyenin oy kullanma hakkına sahip olduğu DP'de üyeler dün 09:00-20:00 oy kullanırken, bugün ise 09:00-19:00 saatleri arasında oylarını kullanabilecekler.
Oylamanın bitmesinin ardından sandıklar parti merkezine getirilecek ve bugün aynı yerlerde yeni sandıklar kurulacak. Bu akşam saat 19.00'da kapacak sandıklar yine genel merkeze getirilecek ve noter huzurunda kilitlenecek. Sayım işlemi ise yarın yapılacak.
Kayıtlı DP üyelerinin kimlik kartlarını göstererek ve imza karşılığı oy kullanacağı mini referandumda üyelere (Kıbrıs'ın AB'ye birleşik olarak gireceği yeni düzeni hayata geçirecek kuruluş anlaşması ve tüm eklerini! Kıbrıs Rum-Kıbrıs Türk devletinin anayasasını ve yürürlükte olacak yasalara ilişkin hükümleri onaylıyor musunuz") sorusu yöneltildi. Üyeler sorunun altındaki evet ve hayır karelerinden birine kalemle işaret koymak suretiyle tercihini ortaya koyuyor.
Denktaş: Oğlumun partisi 'evet' derse, benim için yıkım olur
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Demokrat Parti'nin referandumla ilgili görüşüne ilişkin, "Oğlumun partisi 'evet' derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp 'niçin böyle dedin' deme hakkım yok" dedi.
Denktaş, Hulki Cevizoğlu'nun hazırlayıp sunduğu programda, kendisine haksız eleştiriler yapıldığı belirterek, "30-40 yıldır eğer biz orada bu direnişi göstermeseydik, Türkiye bu kararları alıp bize 'bunları görüşeceksiniz, sakın boyun eğmeyin' demeseydi, Enosis çoktan gerçekleşi
rdi. Enosis'i engelledik. Şehitlerin ruhlarını rencide edecek tavizlerde bulunmayı kendimize yakıştırmadık" diye konuştu.Türkiyesiz bir Kıbrıs'ta huzur ve güvenin olmayacağını vurgulayan Denktaş, güvenli bir ortamın sağlanması ve Rumların eski fikirlerinden vazgeçtiklerini göstermeleri halinde, var olan korkularının giderilmiş olacağını ifade etti.
"Fikir ayrılığını şiddete dönüştürmeyelim"
Denktaş, şöyle devam etti: "Ama 14 Eylül'ü, Yunan katliamını anma günü olarak anmak için bir yasa geçirdiler. Bunlar var karşımızda. Türk askerini çekiniz, yapay bir anlaşma ile bizi 700-800 bin Rum'la karşı karşıya bırakınız... İki kesimli bir anlaşma diyorlar. Bizim istediğimiz kesim bu değildi ki. Rum tarafı yüzde yüz Rumlardan oluşuyor, Türk tarafına da yüzde 33 Rum
girecek. 19 yıl sonra da bütün Rumlar hiç ayırım olmaksızın ada sathına yayılma hakkına sahip olacak."Halkın arasında fikir ayrılıkları bulunduğuna işaret eden Denktaş, "Bir fikir ayrılığı var. Bunu belli bir şekilde yürütelim, aman sakın hiddete, şiddete dönüştürmeyelim. Çünkü çok ıstırap içinde olan insanlar var. 'Ben 30-40 yılımı buraya vermişim, şimdi Rum gelip beni atacak ha' diyenler var. Onlara da sesleniyorum; soğukkanlı olalım, neticeyi görelim. Her iki tarafta şiddete başvuralım diyenler var. Bun
lar beni korkutuyor" diye konuştu.Konuşmasında özeleştiri de yapan Denktaş, kendilerinin de bugüne kadar bazı hataları bulunduğunu, eğitim sistemindeki bazı aksaklıkların, gençler arasındaki din ve vatan duygusunu zayıflattığını kaydetti.
Rauf Denktaş, "B
ir hatamız da biz KKTC'yi kurduktan hemen sonra yapmamız gerekeni yapmadık. Görüşmeleri hemen kesmekti o. Ve Rumlara, 'şimdi bizi ayrı egemen halk ve devlet olarak kabul ediyor musunuz? Federasyona gideriz' diye diretmekti" dedi.Oğlu Serdar Denktaş'ın lideri olduğu Demokrat Parti'nin görüşüne ilişkin bir soru üzerine de Denktaş, "Serdar'ın bana söylediği, 'ben partimin ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum'. Parti içi referandum yapıyorlar. Buna ihtiyaç duyduğuna göre demek ki parti içinde 'evet' diyenler de
var. Bunlar ne kadardır, bunu tespit etmek istiyor" diye konuştu.Serdar Denktaş'ın İsviçre'deki görüşmelerde katkısının büyük olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti:
"Bunu dıştan görmeyenler, 'babasına karşı çıktı' diye kendisini suçlayanlar var. Bunlar hem onu, hem beni üzüyor. Çünkü böyle bir durum yok. Serdar vatansever ve anavatana bağlı, akıllı bir kişidir. Partisinin görüşünü öğrendikten sonra herhalde pazar gününe kadar rengini açıklar. Demokrat Parti devlete sahip çıkma misyonuy
la kurulmuştur. Bu misyon gereği ümit ederim ki 'hayır'lar baskın çıkacaktır. Beklentim budur. 'Evet' çıkarsa, Serdar'ın kendisinin karar vermesi lazım. Tehlikeleri daha somut görmektedir.Serdar da bir parti lideridir. Ümit ederim ki benimle ters düşecek
bir durum hasıl olmaz. Ama düşerse yine oğlumdur, medeni ilişkilerimiz devam eder. Temennim Demokrat Parti'nin kuruluş ilkelerine uygun hareket etmesi ve devlete sahip çıkmasıdır. Oğlumun partisi 'evet' derse benim için yıkım olur. Ama kimseyi de karşıma alıp 'niçin böyle dedin' deme hakkım yok. Serdar'ın partisi ne derse desin, 'evet' diyeceğine inanmak istemiyorum.""Rumlar fazla bir şey kaybetmiyor
Oylanacak Annan Planı'nda Rumların müşterek devlette büyük ağırlığı olan bir unsur olduklarını ve fazla bir şey kaybetmediklerini dile getiren Denktaş, "Ama biz karma bir devlete kavuşuyoruz. Egemen değiliz. Bize verilmiş görünen haklar da derogasyonlar daimi kalıcı olmadığı için zaman içerisinde alınıp götürülecektir" diye konuştu.
Kendi insanlarının ne olacağını düşünmek zorunda olduğunu, devleti korumakla mükellef bir makamı işgal ettiğini kaydeden Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin önünde engel olmak istemeyiz. Ama Türkiye'nin tanıdığı bir devletin insanlarıyız. Türkiye'den bu korunmanın eksik
siz yapılmasını bekliyoruz. Eğer Türkiye'nin normları, kriterleri, Kıbrıs'a bakışı değişmişse, bunu açıklıkla söylemek lazımdır. Yoksa Annan Planı'nı uygulamak suretiyle korunabileceğimize biz inanmıyoruz."Serdar Denktaş da oyunu kulandı
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, partisinin referandumdaki tavrının mini referandumun sonuçlarına göre yetkili kurulların değerlendirmesi sonrasında 16 Nisan'da kendisi tarafından resmen açıklanacağını söyledi.
Cumhurbaşkanının tavrının kendi bireysel tavrını etkilediğini ama olaya baba-oğul meselesi olarak bakmamak gerektiğini kaydeden Denktaş, DP'nin bir karar vereceğini ifade etti.
Halkın "şakacıktan" bir iş yapılmadığının farkına varmasını isteyen ve "24 Nisan'da geleceğimizi şekillendirecek bir karar vereceğiz. Onun için ne kategorik olarak 'hayır' ne kategorik olarak 'evet' noktasına hiç gelmedik" diyen Denktaş, DP'nin diğer partilerden farkının da bu olduğunu ve cumhurbaşkanının kuşkularını göz önünde bulunduracaklarını söyledi.
Serdar Denktaş, partisinin 24 Nisan'da yapılacak referandumdaki tavrını belirlemeye yönelik mini referandumunda oy kullanmak için saat 11.30'da DP Lefkoşa İlçe Merkezi'ne gitti.
Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Serdar Denktaş, partililerle el sıkıştıktan sonra oyunu kullandı. Denktaş, gazetecilerin oy doğrultusunu sorması üzerine sadece gülümsedi.
Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın önceki akşam katıldığı bir televizyon programında "DP'den 'evet' çıkarsa benim için yıkım olur" sözlerinin anımsatılması üzerine "Göreceğiz, partinin tabanının yaklaşımını görmek zorundayız. Baba-oğul meselesi değildir. O açıdan bakamayız, o benim oyumu etkiler, ama partinin tabanının bir kararı olacak" dedi.
Serdar Denktaş, bu kararı bu akşam veya yarın oylar sayıldıktan sonra yetkili kurullarda da değerlendireceklerini belirterek, Annan Planı'nın vatandaşın düşüncesi dışında değerlendirilmesi gereken daha çok yönleri olduğunu ve bunu yapacaklarını söyledi.
Resmi açıklama 16 Nisan'da
16 Nisan'da partinin resmi açıklamasının yapılacağını ifade eden Serdar Denktaş, "Bu referandum ağırlıklardan birini teşkil edecek. Son sözü yetkili kurullarda (karar) aldıktan sonra ben söyleyeceğim herhalde ve bu benim kendi kararım da olacak değil. Partinin her tarafından bütün tabanından, yetkili kurulların yapacağı değerlendirmelerden, planın içindeki unsurlardan hareket ederek bir sonuç çıkaracağız" diye konuştu.
DP'nin farkı
DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, diğer partilerden farklı olarak başından beri "hayır" veya "evet" diye bir görüş ortaya koymadıklarını, planın son halini alması için katkıda bulunduklarını, hiçbir şekilde sürecin önünü tıkama girişimlerinde bulunmadıklarını ve ortaya bir şey çıktığını kaydetti.
Annan Planı'nın son şeklinin bir uzlaşma metni olmadığını ifade eden Denktaş, iki tarafın kendi düşüncelerini ortaya koyarak BM tarafından sonuçlandırılan ve halka sorulmak üzere önlerine konulan, Rum tarafıyla da uzlaşma içinde olmadıkları bir metin bulunduğunu anlattı.
Serdar Denktaş, bunun
doğuracağı sorunlar olduğunu, bunların üstesinden eldeki devlet enstrümanları kullanılarak gelinip gelinemeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi."Şakacıktan iş yapmıyoruz... Halk farkına varmalı"
"Şakacıktan bir iş yapmıyoruz. Halkımız da bunun farkına varmalı. Geleceğimizi şekillendirecek bir karar vereceğiz 24 Nisan'da. Onun için ne kategorik olarak 'hayır' ne kategorik olarak 'evet' noktasına hiç gelmedik. Diğer partilerde bunu görüyoruz" diyen Serdar Denktaş, cumhurbaşkanının kendine has,
tarihten kaynaklanan gerçekleri de göz önüne alarak ortaya koyduğu kuşkuları göz önünde bulunduracaklarını ifade etti."Cumhurbaşkanı beni mutlaka etkiler... İnkara gerek yok"
DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, "Cumhurbaşkanının açıklamaları sizi şahsen etkiliyor mu?" sorusuna karşılık şöyle konuştu:
"Kişi olarak beni etkileyebilir. Etkiler de, mutlaka etkiler. İnkar etmeye gerek yok. Beni en fazla etkileyen Türkiye'den ve buradan bazı çevrelerin Denktaş'ın sadece kendini değil aynı zamanda Kıbrıs Tük tarihini de temsil ettiğini göz ardı etmeleridir. Referandumdan belli bir sonuç çıkaracaklar diye Denktaş'a yapılan saldırılar, hakaretler, Kıbrıs Türk halkının tarihine de bir hakarettir, bunu unutuyorlar. Bunlar sadece b
eni değil Kıbrıs Türk halkının çok büyük çoğunluğunu da üzüyor. Verilen onca mücadeleye, Kıbrıs Türk halkının Türklük mücadelesine hakaret ederek bir yere varacağını zannedenler de aslında bunun farkında varmalıdırlar ki Kıbrıs Türk halkının kendisine hakaret ediyorlar. Bir an önce bundan vazgeçsinler. Bu halk neye karar vereceğini bilir. Gelecek için, kendisi için hangisi daha iyidir, onu da bulabilecek kapasitededir.""Hiçbir parti, tabanını yüzde yüz kontrol edemez"
Serdar Denktaş, hiçbir partinin refera
ndumda tabanını yüzde yüz kontrol edemeyeceğini kaydederek, her partinin bir tavsiyede bulunacağını, DP'nin kampanya yapmayı düşünmediğini açıkladı. Bazı partilerin oldukça hoş reklamlarını gazetelerde televizyonlarda gördüğünü kaydeden Denktaş, "Reklamdırlar unutmayalım. Gelecekle ilgili gerçeklikler değil. Kararımızı verdiğimizde sadece kendi partilimize değil, vatandaşın tümüne bir tavsiyede bulunabiliriz ancak. Bu tavsiyeyi gerekçeleriyle sunacağız ve herkes görmek suretiyle kararını verecektir" ifadelerini kullandı."Geleceğimiz meselesi..."
Karar ne olursa olsun Annan Planı'nın iyilikleri ve tehlikeleri konusunda geri adımları olmayacağını, her partide olduğu gibi DP'de de evetçiler ve hayırcılar bulunduğunu belirten Serdar Denktaş, "Çünkü olay sadece siyasi düşünce meselesi değil, 'beni idare edecekleri seçeyim' meselesi değil, kendi geleceğimiz meselesidir. Onun için her partide var bu farklı düşünceler. Bu, insanların partiden ayrılmasını gerektirmez ama parti idarecilerinden farklı düşünebilir, bi
z o nedenle tabanın görüşünü alıyoruz ki kararı verirken hata da yapmayalım" dedi."Hükümete etkisi olmaz. Talat'ın beklentileri gayet doğal..."
Serdar Denktaş, partisinin alacağı kararın hükümeti nasıl etkileyeceğini soran ve başbakanın kendisine yönelik çağrısını hatırlatan bir gazeteciyi yanıtlarken şöyle konuştu:
"Hükümete etkisi olmaz şimdilik. Sayın başbakan ta başından beri evet için uğraşan bir partinin başkanıdır. Birlikte uğraş verdiğimiz bir arkadaşımızdır, bu süreç içinde. Hâlâ o uğraşlar devam ediyor. Süreç bitmiş değil. Hâlâ günün büyük bölümünü bu konuda yaptığımız çalışmalar dolduruyor. Hiçbir zaman bu süreçte bir tıkaç olmadık. Hep bir şeyler üreterek, iyileştirmeler yaparak, zaman zaman ara yol bularak bir çıkış yolu aradık. Dolayısıyla be
klentileri gayet doğaldır Sayın Talat'ın, ama farklı bir karar da çıkabilir. Bize göre bu hükümet oluşumunu etkilemez. Ama 24'ünde, 25'inde gerekirse oturur Sayın Talat'la yeniden değerlendiririz, hükümetle ilgili bir konu değil çünkü bu."45 bin kişinin listesi bu akşam
Denktaş, BM'ye verilmesi gereken Türkiye kökenlilerin 45 bin kişilik listesiyle ilgili çalışmaların son aşamada olduğunu ve bu akşam listenin verileceğini de açıkladı.
KIBRIS 11/04/2004
Gazimağusa halkı da "evet" dedi
KIBRIS, 24 Nisan'da yapılacak referandum konusunda vatandaşların nabzını yoklamaya devam ediyor...
Gazimağusa halkı da "evet" dedi
Ali CANSU
Vatandaşlar, Annan Planı'nın İsviçre zirvesinden sonra ortaya çıkan son şeklini değerlendirmeyi sürdürüyor. KIBRIS, başkent Lefkoşa'dan sonra Gazimağusa'daki vatandaşlara da, planı
nasıl değerlendirdiklerini ve referandumda hangi yönde oy kullanacaklarını sordu. Gazimağusalı vatandaşlar da plana tam destek vererek, referandumda "evet" oyu kullanacaklarını söyledi.
Gazimağusalı vatandaşların büyük bir bölümü dördüncü planda Türk tarafının iyi kazanımlar elde ettiğini, planın Kıbrıslı Türklerin lehinde olması nedeniyle Rumların güneyde kazan kaldırdığını belirtti.
Olmazsa olmazların büyük bir bölümünün planın içerisine girdiğini anlatan Gazimağusalı vatandaşlar, Türkiye hükümetinin barış ve çözüm açısından gerekli ağırlığını ortaya koyduktan sonra Kıbrıs Türk halkına plana "evet" demek düştüğünü kaydetti.
Türkiye'nin planı kabul ettiğine göre planda olumsuz bir şey olamadığı görüşünde birleşen Gazimağusalı vatandaşlar, "Olumsuz bir şey olsaydı Türkiye'den 'ret' yanıtı gelirdi. Özellikle asker kanadından 'ret' gelmemesi bizim avantajımızdır" diye konuştular.
Gazimağusa'daki vatandaşların Annan Planı ve referandumla ilgili görüşleri:
Nadir Çubukçuoğlu:
Daha önceki planlara göre daha iyi kazanımlar elde ettik. Alabileceklerimizin en iyisini kopardık. Türklerin kazanımları planda daha fazla olduğu için Rumlar kazan kaldırdı. Referandumda benim oyum evet olacaktır.
Bektaş Altınbaş:
Dördüncü Annan Planı'nın son şeklini gayet iyi değerlendiriyorum. Özellikle bizim açımızdan olmazsa olmazların büyük bir bölümü planın içerisine girmiş durumdadır. Türkiye hükümeti barış ve çözüm açısından gerekli ağırlığını ortaya koymuştur. Referandumda benim oyum evet olacaktır.
Mehmet Parlan:
Taksim gibi bir plandır ama, bizler ve Rumlar bunu kabul etmek zorundadır. Planın olumlu yanları daha fazladır. Delegasyonlara ihtiyacımız yoktur diye düşünüyorum. Ben referandumda evet diyeceğim. Ama bu çok istediğim ve olumlu bulduğum bir karar olmayacak.
Feridun Karakartal:
Plan ilerisi için ümit vericidir. Ortak noktada buluşulmazsa plan halka sunulmazdı. Olmazsa olmazların büyük bir bölümü plana girmiştir. Şimdiye kadar Türk kesiminin istedikleri planda yer almazdı ama sonuncusunda yer aldı. Olmazsa olmazlar olmaz ise olmaz diyenler ve çatlak sesler vardır ama bu siyasetin işe yaramayacağını düşünüyorum. Referandumda evet oyu kullanacağım.
Bengül Erbilek:
Bence son Annan Planından daha olumlu bir plan olamaz. Bizim olmazsa olmazlarımız planın içerisine girmiştir. Türkiye planı kabul ettiğine göre planda olumsuz bir şey olamaz. Olumsuz bir şey olsaydı Türkiye'den 'ret' cevabı gelirdi. Özellikle asker kanadından 'ret' cevabı gelmemesi bizim avantajımızdır. Plana oyum evet olac
ak.Pınar Demir:
Bence dördüncü Annan Planı Kıbrıslı Türkler açısından olumludur. Kıbrıslı Türkler daha iyi haklar elde ediyor. Ekonomik bakımdan ve turist gelmesi açısından da barış çok iyi. Bence halkımızın büyük bir çoğunluğunun plana evet diyeceğini düşünüyorum. Benim Annan Planı'na oyum evet olacaktır.
Hasan Tamel:
İlk önceleri planda bazı soru işaretleri vardı. Ancak, son yapılan müzakerelerden sonra bunlar giderildi ve plan kabul edilir bir duruma geldi. Olmazsa olmazların büyük bir çoğunluğu kabul ettirildi. Ankara'nın görüşü bu konuda önemli. Onlar, evet dedikleri için ben de plana evet diyeceğim.
Serhat Parlan:
Benim için planın ilk veya son şekli hiç fark etmez. Plan, Kıbrıs Türklerinin ilk kez en iyi koşulları yakalayabileceği bir oluşumdur. Bunu da kaçırırsak artık 1960'taki azınlık haklarına geri döneriz.
Görüşmeler Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Amerika arasında olmuştur. Son oluşumu yakalayabilmemiz gerekir. Referandumda evet oyu kullanacağım.
Ahmet Ekener:
Planın son şeklini daha okumadım. Okuduktan sonra kararımı vereceğim. Hayırlısı ne ise o olsun diyorum. Son planı olumlu bulmuyorum. Basından izlediğim kadarıyla planda belirsizlikler var. Planda benim oyum hayır olacak.
Ozan Kendi:
Barışın bizim topluma yararı olacağına düşünüyorum. Barışın ülkemize ve özellikle gençliğe daha faydalı olacağını düşünüyorum. Plan, biraz daha görüşülse daha iyi olacaktı. Vatandaşa tatmin edici bir bilgi verilmesi gerekiyor. Şu anda ben kararsızım ama referandum yaklaştıkça oyumun rengi belli olacaktır.
KIBRIS 11/04/2004
| Birleşik Kıbrıs vatandaşlığı listesi hazır | ||
|
KKTC hükümeti, Annan Planı ile oluşturulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin vatandaşı olabilecek Türkiye kökenlilerin listesini bu akşam Birleşmiş Milletlere sunuyor. |
||
|
Lefko şaNTV |
|
11 Nisan 2004 Bürgenstokcta varılan anlaşma doğrultusunda çalışmalarını tamamlayan Türk tarafı, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olmaya hak kazanan Türkiyeli KKTC vatandaşlarının sayısını 40 bin 700 olarak belirledi. |
Bu liste oluşturulurken, kayıplardan kaynaklanan birçok zorlukla karşılaşıldığını belirten Başbakan Talat, listenin bu akşam BMye sunulacağını söyledi. Türkiyeden gelen göçmenlerin Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olmak için Adada en az 7 yıl kalmış olması ve son 5 yılının en az bir yılını KKTCde geçirmiş olması gerekiyor.
ÜST SINIR 45 BİN
Annan Planında üst sınırı 45 bin olarak belirlenen bu liste, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda ilan edilecek ve listeye itirazlar da ilandan sonraki ilk üç ay içinde yapılabilecek.
Erdoğan'dan Denktaş'a: Ne anlatacaksan Kıbrısta anlat
Resmi bir gezi için Japonyaya giden Başbakan Erdoğan, KKTC Lideri Denktaşa sert çıktı: Yapılacak bir şey varsa buyur Kıbrısta onu yap. Ne anlatacaksan Kıbrısta anlat.
Yani, yapılacak bir şey varsa buyur Kıbrısta onu yap. Ne anlatacaksan Kıbrısta anlat. Ama Türkiyeye gelip bazı böyle çok çok marjinal gruplarla birlikte, ben KKTC Cumhurbaşkanının bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum ve bunu kend
isine de söyledim.BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan
, Annan Planı ile ilgili eleştirilerde bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa sert çıkarak, Yapılacak bir şey varsa buyur Kıbrısta onu yap. Ne anlatacaksan Kıbrısta anlat dedi. Erdoğan, Denktaşın Türkiyeye gelerek bazı marjinal gruplarla toplantı yapmasını da üzüntüyle izlediğini vurguladı.HURRIYET 12/04/2004
Denktaş-Erdoğan 'kandırılma' polemiği
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk hükümetine Annan planına ilişkin her bilginin verilmediğini belirtti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs konusunda kandırıldığını savundu. Erdoğan ise Denktaş'ın "Başbakan, Kıbrıs meselesinde kandırılmıştır" sözlerine karşılık, "Ben, söylenmesi gerekenleri söyledim" dedi.
Rauf Denktaş, Haber Türk TV kanalında katıldığı bir programda, Annan planı ve konuya ilişkin son gelişmelere yönelik değerlendirmelerde bulundu. ''Annan planını kabul etmeyeceklerini'' ifade eden Denktaş, ''Bizi egemen bir halk olmaktan çıkarıp, belirsiz bir duruma getirmek kimsenin hakkı değildir'' dedi.
KKTC'deki referandumdan hayır çıkmasını beklediğini kaydeden Denktaş, çetin bir söz mücadelesinin olacağını, ancak aşırı davranışlardan kaçınılması gerektiğini belirtti.
Denktaş, bir soru üzerine, ''referandumun kendisi için bir güven oylaması anlamına geldiğini bildiğini'' kaydetti. ''İki taraf arasında bir anlaşmanın söz konusu olmadığına'' işaret eden Denktaş, ''bugüne kadar Kıbrıs konusunda Ankara ile birlikte siyaset yürüttüklerini, bu çerçevede 40 yıldır devam eden süreçte tüm sorumluluğun kendisinde olamayacağını'' söyledi.
''Yeni hükümetin göreve gelir gelmez Kıbrıs meselesinin çözülememesinin suçunu kendilerine attığı'' görüşünü dile getiren Denktaş, ''daha önce çizilen milli siyasetin dışına çıkıldığını'' belirtti.
"FEDERASYONA HAZIRIZ"
''Federasyona hayır demediklerini, iki tarafın egemenliğine dayalı bir federasyonun olabileceğini'' ifade eden Denktaş, ''Yunanistan Türkiye'nin teslim olmasını istiyor, Türkiye AB'ye girmek için Yunanistan'ın her istediğini yapmak zorunda mı? Bu Türkiye'nin resmi politikası
değildir. Bence Başbakan Kıbrıs konusunda kandırılmıştır'' dedi.''Annan planına ilişkin Türk hükümetine her bilginin verilmediğini'' söyleyen Denktaş, ''planın ne anlama geldiğinin tam olarak bilinmediğini'' kaydetti.
''TÜRK HÜKÜMETİYLE MÜCADELE HADDİM DEĞİL''
Denktaş, ''Erdoğan ile yaptığım görüşmede bunu gözümle gördüm. İki devlet bir federasyon kuruyor. Değil. Öyle sanıyorlar'' diye konuştu. Denktaş, ''AB'den tarih almak için riziko içine girilmesinin doğru olmadığını ancak kararı Türkiye'nin vereceği
ni'' söyledi.Türkiye ile devamlı temas halinde olduğunu ifade eden Denktaş, açıklamalarıyla Türk hükümetiyle ters düştüğüne inanmadığını bildirdi.
''Planın ver-kurtul anlamına geldiğini gördüğünü ve bunu dile getirdiğini'' kaydeden Denktaş, ''Türk hükümetiyle mücadele benim haddim değil'' dedi. Denktaş, bir soru üzerine, parlamenterler birliğinin daveti üzerine 15 Nisan'da TBMM'de konuşmak için davet aldığını söyledi.
"SERDAR DENKTAŞ EVET DERSE ÜZÜLÜRÜM"
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın partisinin referanduma ilişkin tutumunun ne olacağına ilişkin bir soru üzerine, baba-oğul ilişkisini görevdeyken unuttuklarını belirten Denktaş, Serdar Denktaş'ın susmasının sürece katkı sağladığını ifade etti.
Denktaş, ''Serdar sağlam bir çocuktur, babasının oğludur. Böyle bir maceraya girmez'' dedi ve Serdar Denktaş'ın partisinin plana evet demesinin kendisini üzeceğini belirtti.
''Bir meçhule oy verilmemesi gerektiğini'' kaydeden Denktaş, referandumdan evet çıkması durumunda ne yapacağına ilişkin bir soru üzerine, ''Neticeyi göreyim, karar veririm. İstifaya gerek yok. 13 Haziran'da seçim olacak. İster girerim, ister girmem'' diye konuştu.
Bir soru üzerine, ''New York'a gittiğinde Annan'ın hakemliğinin kabul edildiğinden haberi olmadığını'' belirten Denktaş, ''Bilseydim gitmezdim'' dedi. Denktaş, ''Annan Davos'ta güvence almış, New York'ta bu güvenceyle duvar gibi karşımıza çıktı. Bunu aşmak için Türkiye ve Yunanistan'ı da işin içine kattık'' diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ''Referandumda KKTC evet, Rum kesimi hayır derse KKTC'yi tanıtacak süreci başlatacağına'' yönelik açıklamasının hatırlatılması üzerine, Denktaş, ''Keşke doğru olsa ama yok öyle bir şey'' dedi.
ERDOĞAN: BEN SÖYLENMESİ GEREKENLERİ SÖYLEDİM
Japonya'da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ''Başbakan, Kıbrıs meselesinde kandırılmıştır'' sözlerine karşılık, ''Ben, söylenmesi gerekenleri söyledim'' dedi.
Erdoğan'a, Tokyo'da ikamet ettiği New Otani Oteli'nde Türk işadamlarıyla yaptığı toplantının ardından, gazeteciler Denktaş'ın açıklamalarını sordu.
Denktaş'ın, ''Başbakan, Kıbrıs meselesinde kandırılmıştır'' sözlerinin anımsatılması üzerine Erdoğan, ''Hayırlı olsun. Ben söylenmesi gerekenleri söyledim'' karşılığını verdi.
(aa)
HURRIYET 12/04/2004
Arınç: Denktaş partiler üstü kalmalıdır
KKTC vatandaşı olsa Annan Planına olumlu oy vereceğini söyleyen TBMM Başkanı Bülent Arınç, Sayın Denktaşın dernek ve partilerde toplantılar düzenlemesini doğru bulmuyorum. Ricam, Türkiyeyi tartışmanın bir tarafı yapmamasıdır dedi.
ATVnin Ankarada Sabah Programının sorularını yanıtlayan Arınç, KKTCde 200 bin kişi oy kullanacak. ATO ve Bursa Barosu bu referandumda oy kullanmayacak. Denktaş, partiler üstü ve dernekler üstüdür. Öyle kalmalıdır. Ben TBMMyi de bu tartışmalardan uzak tutmaya çalışıyorum diye konuştu.
HURRIYET 12/04/2004
Denktaş'tan iddia: ''Başbakan, Kıbrıs meselesinde kandırılmıştır''
Denktaş, Haber Türk TV kanalında katıldığı bir programda, Annan planı ve konuya ilişkin son gelişmelere yönelik değerlendirmelerde bulundu. ''Annan planını kabul etmeyeceklerini'' ifade eden Denktaş, ''Bizi egemen bir halk olmaktan çıkarıp, belirsiz bir duruma getirmek kimsenin hakkı değildir'' dedi.
KKTC'deki referandumdan hayır çıkmasını beklediğini kaydeden Denktaş, çetin bir söz mücadelesinin olacağını ancak aşırı davranışlardan kaçınılması gerektiğini belirtti.
Denktaş, bir soru üzerine, ''referandumun kendisi için bir güven oylaması anlamına geldiğini bildiğini'' kaydetti. ''İki taraf arasında bir anlaşmanın söz konusu olmadığına'' işaret eden Denkta
Erdoğan: Ben söylenmesi gerekeni söyledim
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ''Başbakan, Kıbrıs meselesinde kandırılmıştır'' sözlerine karşılık, ''Ben, söylenmesi gerekenleri söyledim'' dedi.
Erdoğan'a, Tokyo'da ikamet ettiği New Otani Oteli'nde Türk işadamlarıyla yaptığı toplantının ardından, gazeteciler Denktaş'ın açıklamalarını sordu.
Denktaş'ın, ''Başbakan, Kıbrıs meselesinde kandırılmıştır'' sözlerinin anımsatılması üze
'Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat'
Başbakan Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'de Annan Planı karşıtı toplantılarda konuşmasına sert tepki göste
rdiAbdullah Karakuş
Atina ve BM AKEL şokunda
Rum Kesimi'nin en büyük partisinin Annan Planı'na şartlı 'hayır' kararı BM'de telaş yarattı
YORGO KIRBAKİ Atina
'Artık Kıbrıs'ta faaliyete geçmeliyiz'
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
Talat: Erteleme kabul edilemez
KKTC Başbakanı, 'Referandum ertelenirse, Kıbrıs Türkü'nün çıkarı zarar görür' dedi
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Rum komünist AKEL partisinin 24 Nisan'daki referandumun birkaç ay ertelenmesi çağrısını kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Talat, "BM Genel Sekreteri'nin planı çok uzun bir süredir gündemde olmasının yanında bütün yönleriyle tartışılmış ve iki halk tarafından iyice algılanmıştır. Eksiklikleri, aksaklıkları ve güçlü yanları açığa çıkmıştır" dedi. Referandumun ertelenmesinin bu nedenle herhangi bir yarar sağlamayacağını söyleyen Talat, "Böyle bir erteleme 1 Mayıs'ta tüm Kıbrıs adına Rum tarafının AB üyesi olmasını sağlar. Bunu Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından son derece sakıncalı buluyorum" dedi. Talat, "AKEL'in referandumu erteletme girişiminin Kıbrıs Türklerinin çıkarları açısından bir art niyet taşıyıp taşımadığı" yönündeki soru üzerine de bunu değerlendirebilmek için AKEL yetkileriyle görüşmesi gerektiğini, kısa zamanda böyle bir görüşmeyi sağlayıp niyetlerini anlamayı umduğunu belirtti.
'Dünyayla bağımızı kuracağız'
Talat, referandumla ilgili olarak da şöyle konuştu: "KKTC halkının 'evet' demesi, Güney Kıbrıs'ta 'hayır' çıksa dahi, çözüm olmasa dahi, Kıbrıs AB'ye Rum tarafının temsil ettiği şekilde girse bile yine de Kıbrıs Türkü'nü dünyayla bağlayacak. Diğer taraftan çıkacak karar ne olursa olsun, Kıbrıs Türkü dünyayla bağını kuracaktır. Bizden çıkacak 'evet' bizi dünyaya bağlayacak ama bize iki 'evet' lazımdır. Güney'den de 'evet' lazım. İki 'evet' çıkarsa o zaman Kıbrıs bütünleşecek ve dünyaya bağlanacak."
MILLIYET 12/04/2004
Kıbrıs'ta çözüm hesapları altüst
BM, Rum kesimindeki en büyük parti olan
AKEL'in 'Referandum ertelensin' önerisini kabul etmiyor. Atina şaşkın, KKTC ise üzgün12/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
Karamanlis şaşırdı
DİSİ de şüpheli
Talat öfkeli: Erteleme olmaz
12/04/2004RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Güney Kıbrıs ziyareti ise Rum tarafındaki belirsizlik yüzünden ertelenen KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, komünist AKEL partisinin 24 Nisan'daki referandumun ertelenmesi kararından büyük hayal kırıklığına uğradı. Talat, AKEL'nin bu konuda BM'ye yaptığı çağrı için, "Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir" dedi.'Bize iki evet lazım'
Kıbrıs için B planı zamanı
12/04/2004
Ceyda KARAN
* * * * *
'Git adada konuş'
KKTC Cumhurbaşkanı'nın Annan Planı'na hayır kampanyasını Türkiye'deki ülkücü grupların faaliyetlerine katılarak başlatmasına öfkelenen Başbakan Erdoğan'dan sert mesaj geldi: Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat!
12/04/2004
AA
- ANKARA/TOKYO - Başbakan Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta 24 Nisan'daki referandum için 'Hayır' bayrağı açıp Türkiye'de kampanya yürüten KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a çok sert çıktı. Denktaş'a "Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat" diye seslenen Erdoğan, "KKTC Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla bu tür toplantılar yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum" ifadelerini kullandı.'Lozan'da neler verildi'
Bugüne dek dünyanın tanımadığı bir KKTC varken, şimdi iki kurucu devlet, Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs var. Sayın Papadopulos'un, hani gözleri yaşlı söylediği ifade, 'Ben devletimi kaptırmam' diyor. İşin ruhunu okursak, bu kadar mağdur pozisyona sokmayalım.
Ama en azından devletini bizimle paylaşma noktasına geliyor. Şimdi uluslararası toplantılarda dilimiz beynelmilel dil olarak kull
'Sormayı unuttum'
(Denktaş ile siyasi ilişki nedir?) Kendisine hassasiyetlerimizi söyledik ve 'Biz sizin endişe ettiğiniz kadar endişe taşımıyoruz' dedik ve kendisi hatta 'kampanya için Kıbrıs'a gelecek misiniz, vekilleriniz gelecek mi?' diye sordu. 'Hayır' dedik. Ama ben 'Siz Türkiye'ye gelecek misiniz?' sorusunu unuttum. Benim de bunu istemem lazımdı. Yani yapılacak bir şey varsa, buyur Kıbrıs'ta yap
. Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat. Ama Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla, bunları maalesef üzüntüyle izliyorum. Daha önce biliyorsunuz ATO'ya geldiler. Katılanların çoğu TSK'ya 'işgalci kuvvetler' diyenlerdi. Onlarla beraber aynı fotoğraf karesinde kendilerini görmenin bahtsızlığını yaşadığımı kendisine söyledim.Denktaş adada işe koyuluyor
12/04/2004 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Annan Planı doğrultusunda çözüm ve birleşme için 24 Nisan'da yapılacak olan referandumda 'hayır' oyu çıkması için kampanyasını esas olarak Türkiye'de başlatan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, şimdi dikkatini KKTC'ye çevirdi. Önceki gün Türk Dünyası Dayanışma Grubu'nca'AKEL değerlendirilmeli'
Tokyo'dan bile Kıbrıs yazmak
İsmet Berkan12/04/2004 RADIKAL
Cumartesi gecesi saat 22.00'de Ankara'dan havalandık, pazar günü yerel saatle 15.00'te Japonya'nın başkenti Tokyo'ya vardık. Bu satırları Tokyo'da bir otel odasında yazıyorum ve konumuz da Kıbrıs.
Neden böyle? Çünkü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a gazeteciler uçakta neredeyse sadece Kıbrıs'ı sordular ve o da neredeyse sadece Kıbrıs
'Toplantıların yeri yanlış'
12/04/2004 RADIKAL
ANKARA - Adalet Bakanı Cemil Çiçek, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan, kendisini 'marjinal gruplara istismar ettirmemesini' istedi. Dün, CNN Türk'de yayımlanan 'Kafe Siyaset' programına katılan Çiçek, şunları söyledi: "Kararı KKTC vatandaşları verecek. İstanbul'da, Ankara'da yapıla
n toplantı yanlış yerde yapılıyor. Kaldı ki bir süreden beri bu toplantılar Türkiye'de iç politikada malzeme olarak kullanılır hale geldi. Denktaş, hepimizin saydığı önemli bir devlet adamı. Bu tür toplantılar daha fazla yapılırsa herkesin sevip saydığı değil, bir kesimin saygı duyduğu insan durumuna gelir. Yani kendisini Türkiye'de marjinal gruplara istismar ettirmemeli."Arınç: Denktaş yanlış yapıyor
12/04/2004 RADIKAL
ANKA
- ANKARA - TBMM Başkanı Bülent Arınç, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Türkiye'de çeşitli dernek ve partilerde toplantılar düzenlemesini eleştirdi. Dün, atv'de yayımlanan 'Ankara'da Sabah' programına katılan Arınç, referandumun KKTC'de yapılacağını belirterek, şunları söyledi: "KKTC'de 200 bin kişi oy kullanacak. ATO ve Bursa Barosu bu referandumda oy kullanmayacak. Denktaş, partiler ve dernekler üstüdür. Öyle kalmalı. Ricam, Türkiye'yi tartışmanın tarafı yapmamasıdır. Türkiye'de bu tartışmanın sokaklara taşınmasından yana değilim. Annan Planı yüzde 100 tatmin edici değil, ancak yeni hususlar içeriyor. Oy hakkım olsaydı referandumda 'Evet' oyu verirdim."Özkök'ün brifingi yarın
12/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Türkiye'yi ve bölgesini ilgilendiren konulardaki görüşlerine basın mensuplarıyla yapacağı bir toplantıyla açıklık getirecek. İşadamı Sakıp Sabancı'nın vefatı ve defin işleminin bugün yapılacağının açıklanması üzerine 13 Nisan Salı gününe ertelenen toplantı, yarın saat 14.30'da Genelkurmay Karargâhı'nda yapılacak. Özkök'ün, Kıbrıs sorununun çözüm sürecini ve TSK'nın konuya bakışına açıklık getirmesi, Türkiye'yi ve bölgesini ilgilendiren gelişmeleri değerlendirmesi bekleniyor.Kıbrıs hiç birleşemeyebilir
Adanın iki kesiminde de geçmişten kaynaklanan nefret dolu ideolojileri yıkmaya yönelik ciddi ve kararlı bir çaba hiçbir zaman harcanmadı
12/04/2004 RADIKAL
JOHN TIRMAN
THE WALL STREET JOURNAL
Papadopulos korkuyu körükledi
12/04/2004 RADIKAL
Referandumlar için kritik ve tarihi gün yaklaşıyor. Tartışmaların ve görüş ayrılıklarının artması doğal. Hepimiz ertesi günü düşünerek gerginlik yaratılmaması için ihtimam göstermeliyiz. Referandum sonucu ne olursa olsun Kıbrıs ertesi gün de yolunda ilerleyecek. Referandumun sonucu gidişatımızı önemli ölçüde etkileyecek ama tehlike edebiyatına prim vermeye hiç gerek yok.
Dolayısıyla ertesi gün için hazırlık yapılması şarttır. Refer
RADIKAL 12/04/2004
Hukuk gözüyle referandum
Annan Planı'nda Türk tarafının istekleri, AB ilkeleri zorlanarak dikkate alındı. İki kesimliliğin gücünü Papadopulos özetledi: Bir devlet teslim aldım,
bir toplum teslim etmek istemiyorum12/04/2004 RADIKAL
SAFA REİSOĞLU
Plan bir uzlaşma girişimi
İki kesimlilik
Türkiye'nin garantisi
Derogasyon sorunu
'Hayır'ın KKTC'ye etkisi
'Hayır'ın Türkiye'ye etkisi
Sonuç
Türkiye'nin önü açılıyor
Kıbrıs'ta çözüm, Türkiye'nin hem AB üyelik perspektifini hem Ortadoğu ve Orta Asya'da
ki konumunu güçlendirecek12/04/2004 RADIKAL
BESSAM DAVU
| KKTC için Tayvan modeli önerisi | |
|
Güney Kıbrısta komünist AKEL Partisinin tutumunu açıklamasından sonra Washingtonda beklentiler, referandumun Rumlar tarafından reddedileceği üzerinde yoğunlaştı. |
|
| NTV-MSNBC | |
|
12 Nisan 2004 Bazı uzmanlar bu durumda, 1 Mayıstan sonra Tayvan modeline benzer şekilde Washingtonın KKTC ile ilişki kurması için Türkiyenin girişim başlatmasını önerdi |
Güney Kıbrısın güçlü partilerinden komünist AKELin 24 Nisan referandumuna ilişkin negatif tutum takınması, Washingtonda soğuk duş etkisi yaptı. Washingtondaki gözlemciler, AKELin açıklamasının ardından referandumun Rum tarafında reddedileceğine hemen hemen kesin gözüyle bakıyor.
Rumlar her durumda 1 Mayısta ABye tam üye olacak. Ancak gözlemcilere göre referandum güneyde başarısız olursa, esas Kuzey Kıbrısın geleceği belirsizliğe girecek.
Washingtonda Türk tarafına yakı
| Erdoğan plan konusunda kandırıldı |
|
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk hükümetine Annan Planına ilişkin her bilginin verilmediğini belirtti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Kıbrıs konusunda kandırıldığını savundu. |
|
AA |
|
12 Nisan 2004 Japonyada temaslarda bulunan Başbakan Erdoğan ise, Denktaşın bu sözlerine karşılık, Ben, söylenmesi gerekenleri söyledim dedi. |
|||
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, katıldığı bir televizyon programında, Annan Planı ve konuya ilişkin son gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yeni hükümetin göreve gelir gelmez Kıbrıs meselesinin çözülememesinin suçunu kendilerine attığı görüşünü dile getiren Denktaş, daha önce çizilen milli siyasetin dışına çıkıldığını belirtti.
Denktaş,
| KKTCde yüzde 63 evet dedi | ||
|
Kuzey Kıbrısta yapılan bir ankete göre, halkın yüzde 63ü Annan Planına evet diyor. Nokta dergisinin 2 Nisanda hazırlattığı ankete göre, karasızların oranı, yüzde 19 ile hayır oyu vereceğini söyleyenlerden daha fazla çıktı. |
||
|
NTV |
|
11 Nisan 2004 Ankete katılanların yüzde 17.1i ise Annan Planına hayır dedi. Kararsızların oranı yüzde 19.2de kalırken, yüzde 0.4 oy kullanmama eğiliminde. |
Kuzey Kıbrısta 1003 seçmenle yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen ankete göre, Kuzey Kıbrıslıların büyük bölümü referandumda Annan Planına evet oyu verecek. Ankete katılanların yüzde 63ü evet derken, yüzde 17.1i Annan Planına hayır dedi. Kararsızların oranı yüzde 19.2de kalırken, yüzde 0.4 oy kullanmama eğiliminde.
| Talat: Erteleme kabul edilemez |
|
KKTC Başb akanı Mehmet Ali Talat, Rum komünist AKEL partisinin, 24 Nisandaki referandumun birkaç ay ertelenmesi için BMye yaptığı çağrıyla ilgili olarak, Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir dedi. |
|
Lefkoşa |
|
11 Nisan 2004 Talat, böyle bir ertelemenin Rum tarafının 1 Mayısta tüm Kıbrıs adına Avrupa Birliğine (AB) girmesini sağlayacağını ve Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından sakıncalı olduğunu kaydetti. |
|||
Başbakan Talat, yaptığı açıklamada, BMnin AKELin çağrısına uyarak Türk tarafına erteleme önerisi getirmesi karşısında tavırlarının ne olacağı konusunda şunları söyledi:
BM Genel Sekreterinin planı çok uzun bir süredir gündemde olması yanında bütün yönleriyle tartışılmış ve iki halk tarafından iyice algılanmıştır. Eksiklikleri, aksaklıkları ve güçlü yanları açığa çıkmıştır.
Referandumun ertelenmesi bu bakımdan herhangi bir yarar sağlamaz. Böyle bir erteleme 1 Mayısta tüm Kıbrıs adına Rum tarafının AB üyesi olmasını sağlar. Bunu Kıbrıslı Türklerin çıkarları açısından son derece sakıncalı buluyorum. Böyle bir ertelemeyi kabul etmemiz mümkün değildir.
BU ANLAYIŞ KABUL EDİLEMEZ
Talat, AKELin referandumu erteletme girişiminin Kıbrıs Türklerinin çıkarları açısından bir art niyet taşıyıp taşımadığı yönündeki soruya karşılık da, bunu değerlendirebilmek için AKEL yetkileriyle görüşmesi gerektiğini, kısa zamanda böyle bir görüşmeyi sağlayıp niyetlerini anlamayı umduğunu belirtti.
Başbakan Mehmet Ali Talat, Ayrıca bizim açımızdan böyle bir yaklaşımın niye kabul e
| Referandum 1 Mayıstan önce yapılmalı |
|
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrısta referandumun 1 Mayıstan önce yapılmasının önemli olduğunu belirterek, Kıbrıs Rum Kesiminin adayı temsilen ABye tek başına girmesinin her şeyi tıkayacağını söyledi. |
|
Ankara |
|
11 Nisan 2004 Gül, Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanı Jean Obeid ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Rum Komünist AKEL partisinin, 24 Nisandaki referandumun birkaç ay ertelenmesi için BMye yaptığı çağrıyla ilgili açıklamalarda bulundu. |
|||
BMnin önderliğinde varılan anlaşmaya göre referandumun 1 Mayıstan önce yapılmasının önemli olduğunu kaydeden Gül, Çünkü Kıbrıs Rum Kesiminin tek başına adayı temsilen ABye girmesi her şeyi tıkayacak bir olaydır dedi.
Türkiyenin taahhütlerine bağlı olduğunu ifade eden Gül, Referandumun 1 Mayıstan sonra yapılması KKTC için birçok şeyi değiştirecektir diye konuştu. Gül, konuya ilişkin görü
AKEL'e büyük öfke
AKEL'in "referandumun ertelenmesine" yönelik talebine Kuzey Kıbrıs'tan büyük tepki var. Siyasi partiler ve vatandaşlar, AKEL'in bu tutumunu "KKTC'deki statükoculara destek" olarak değerlendiriyor
AKEL'e büyük öfke
l CTP: REFERANDUM ERTELENEMEZ: CTP-MYK, Kıbrıslı Türklerle Rumlara, sorumluluk bilinci içerisinde hareket ederek barış için kararlılık göstermeleri ve liderlerin gözyaşlarına bakmadan referanduma "evet" demeleri çağrısı yaptı. CTP, referandumun ertelenemeyeceğini yineledi
l AKINCI: AKEL, STATÜKOCULARI RAHATLATTI... AKEL'in de ret cephesine katılmasının hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan Akıncı, "Kopenhag'ta Rumlara istediğini veren Denktaş şimdi de 1 Mayıs tercihini çözümsüz atlatabilmek için Papadopulos'la işbirliği içinde hareket etmektedir. Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'nda öngörülen haklarını bertaraf etmek için bu işbirliğine AKEL'in de dahil olduğu anlaşılmaktadır" dedi
Güney Kıbrıs'ın en büyük siyasi partisi konumundaki AKEL'in, "Referandum iki ay ertelensin" önerisi vatandaşların ve siyasi partilerin sert tepkisine neden oldu.
CTP-BG Merkez Yönetim Kurulu, Kıbrıslı Türklerle Rumlara, sorumluluk bilinci içerisinde hareket ederek barış için kararlılık göstermeleri ve liderlerin gözyaşlarına bakmadan referanduma "evet" demeleri çağrısı yaptı ve kararlılığını yineledi. CTP, referandum tarihinin ertelenemeyeceğini bir kez daha açıkladı.
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı da, AKEL'in aldığı kararla statükocuları rahatlattığını söyledi.
AKEL'in de ret cephesine katılmasının Kıbrıs'ta barışa ulaşılmasını ve birleşik Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasını isteyenlerde hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan Akıncı, "Kopenhag'ta Rumlara istediğini veren sayın Denktaş şimdi de 1 Mayıs tercihini çözümsüz atlatabilmek için Papadopulos'la işbirliği içinde hareket etmektedir. Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'nda öngörülen haklarını bertaraf etmek için bu işbirliğine AKEL'in de dahil olduğu anlaşılmaktadır" dedi.
KIBRIS'ı arayan çok sayıda vatandaş da, AKEL'in bugüne kadar barışçı söylemlerle dikkat çektiğini belirterek, "AKEL böyle davranarak kendi tarihi misyonuna da ters düşüyor. AKEL, kuzeydeki barış yanlılarına destek olmak zorunda... AKEL böyle yaparak adanın bölünmesine katkı koyduğunu fark etmeli" uyarısında bulundu.
Akıncı: AKEL'in talebi gerçekçi değildir
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, AKEL'in aldığı kararla statükocuları rahatlattığını söyledi.
AKEL'in de ret cephesine katılmasının Kıbrıs'ta barışa ulaşılmasını ve birleşik Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasını isteyenlerde hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan Akıncı şöyle dedi:
"AKEL'in referandumların ertelenmesini talep etmesi gerçekçi bir talep değildir ve bu nedenle referandum talebinin kabul edilmemesini gerekçe göstererek ret cephesine katılmak anlamındadır.
Bu karar 14 Nisan'da AKEL kongresinde onaylandığı zaman artık 24 Nisan referandumunda Güney Kıbrıs'tan olumlu sonuç beklemek imkansızlaşacaktır.
Kıbrıslı Türkler bugün 2002 yılı aralık ayında Kopenhag'ta Rum tarafının tek başına AB'ye üyelik şansını elde etmesinin bedelini ödemektedir. Rum tarafı, 1 Mayıs'ta AB'ye üye olduktan sonra Kıbrıs sorununu AB içinde kendi istekleri doğrultusunda çözebileceğini düşünmektedir.
Kopenhag'ta Rumlara istediğini veren Sayın Denktaş şimdi de 1 Mayıs tercihini çözümsüz atlatabilmek için Papadopulos'la işbirliği içinde hareket etmektedir. Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'nda öngörülen haklarını bertaraf etmek için bu işbirliğine AKEL'in de dahil olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekte Kıbrıslı Türkler, Papadopulos'un konuşmasına, Rumlar da Denktaş'ın söylediklerine bakarak referandumda neden EVET demeleri gerektiğini çok daha iyi anlayabilirler.
İçinden geçmekte olduğumuz dönem, sorumluluk yüklemek, barışa ulaşma ve birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasını sağlamak dönemidir. Bunu engelleyenler tarihsel bir hata işlemektedirler ki bunun tamiri kolay olmayacaktır. Kısa vadede belki kaybeden Kıbrıslı Türkler olacaktır; ancak uzun vadede Rumların da çözümsüzlükten zarar göreceği kuşkusuzdur.
Şunu da belirtmek gerekir ki BM, AB ve genelde uluslararası toplumun referandumun öncesi verecekleri mesajın önemi bir o kadar daha artmış bulunmaktadır."
CTP-MYK: Referandum ertelenemez
CTP-BG Merkez Yönetim Kurulu, Annan Planı konusunda 24 Nisan'da yapılacak referandumun ertelenemeyeceğini belirtti.
CTP-BG Merkez Yönetim Kurulu, Kıbrıslı Türklerle Rumlara, "Sorumluluk bilinci içerisinde hareket ederek barış için kararlılık göstermeleri ve liderlerin gözyaşlarına bakmadan evet demeleri çağrısında bulundu.
Yapılan açıklamada, "CTP-MYK, bu aşamada tarihsel sorumluluğunun bilinci içinde davranmayı, herkesi aynı bilinçle davranmaya çağırmayı ve herkesin bugün aldığı ya da almadığı sorumluluğun sonuçlarına da katlanmak durumunda olduğunu bir kere daha hatırlatmayı görev biliyor. CTP - BG Kurultayı'nda oybirliği ile aldığı kararın arkasında olduğunu bir kez daha Kıbrıs ve dünya kamuoyuna açıklamayı görev bilmektedir" denildi.
CTP/BG-MYK adına yapılan açıklamada, görüşmeler sürecinde yaşanan gelişmelere dikkat çekildi ve 24 Nisan'da referanduma sunulacak Annan Planı'nın Kıbrıs'taki her iki tarafın isteklerini tam olarak yansıtmadığı, bunun "kazan-kazan" anlayışıyla hazırlandığı, bu nedenle referandumda ortaya çıkacak tercihin, Annan Planı'yla tarafların kendi tercih ve hayal ettikleri plan arasında olmadığı belirtildi.
Açıklamada "hayır" kampanyalarının iki taraftaki milliyetçi ve ayrılıkçı düşünceleri beslediği ayrıca AB'nin siyasi birlik kültürünü ve Türkiye ile Yunanistan'ın barışçı ilişkilerini darbelediği belirtilerek, bu nedenle kuzeyde ve güneyde "hayır" kampanyalarına karşı çıkılması, Kıbrıslı Türklerin geçmişteki kötü günlerine takılıp kalmamaları, Rumların ise Kıbrıs'ın Türklerle Rumların ortak vatanı olduğunu unutmamaları istendi.
Açıklamanın tam metni
CTP-BG MYK toplantısından sonra yapılan yazılı açıklama aynen şöyle:
"Ülkemiz Kıbrıs'ın ve Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum tüm insanların geleceğini belirleyecek ve iki toplumun eşzamanlı olarak, 24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştireceği Referandum sürecine dönük olarak gerek Denktaş'ın gerekse Papadopulos'un tutumu ve AKEL'in son açıklamasını değerlendiren CTP-MYK aşağıdaki kararları almıştır.
1- Yıllardır süren Kıbrıs sorununun Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarına yaşattığı acılar ile Türkiye ve Yunanistan ilişkilerine getirdiği gerginlikler ve bölge barışına dönük yol açtığı olumsuzluklar yaşadığımız gerçeklerdir.
2- Bu bağlamda 13 Ocak 2002 tarihinde BM genel sekreteri gözetiminde başlayan toplumlararası görüşme süreci sonunda şekillenen Annan Planı'na dayalı çözüm şeklinin Kıbrıs sorununa tüm yönleri ile bir çözüm gelmesini sağlayacak olan kapsamlı bir plan olduğu geniş bir çoğunluğun hem fikir olduğu bir gerçektir.
3- New York buluşması ile başlayan bu süreci yaratanın BM genel sekreterine söz konusu zirvede iki toplum lideri ile birlikte Türkiye ve Yunanistan'ın verdiği söz olduğu tüm dünyanın bildiği bir gerçektir. Bu söz doğrultusunda başlayan ve Kıbrıs ile Lüzern'de Türkiye ve Yunanistan yanı sıra, AB'nin de katılımı ile süren bu görüşmeleri; uzlaşılan konular yanı sıra, uzlaşılamayan konularda da BM genel sekreterinin boşlukları doldurması ilkesini kabul ederek tarafların başlattığı ve sürdürdüğü açıktır.
4- Bu sürecin sonunda iki toplum lideri ve garantör ülkeler olarak Türkiye ile Yunanistan, BM'ye ve uluslararası kamuoyuna, 24 Nisan'da Annan Planı'nı tüm yönleri ile referanduma sunmayı kabul ettiğini duyurmuştur.
5- Bu nedenle 31 Mart 2004 tarihinde son şeklini alan ve "Kıbrıs Sorununun Kapsamlı Çözümü" olarak doğrudan halkoyuna sunulacak olan Annan Planı'nın, iki taraftan herhangi birinin istemlerini tam olarak yansıtmadığı, bir uzlaşma planı olduğu ve "kazan-kazan" anlayışı ile hazırlandığının taraflar bilmektedir.
6- Bu nedenle referandumda ortaya çıkacak olan tercih; Annan Planı ile tarafların kendi tercih ve hayal ettikleri plan arasında değildir. Tercih Annan Planı ile giderek kötüleşmek üzere kalıcılaşacak olan mevcut durum arasındadır. Bu çerçevede Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların bu planı değerlendirirken "öteki"nin duygu, düşünce, istek ve arzularını da dikkate almaları ve "öteki"ni de anlamaya çalışmaları gerekliliğini bir kere daha hatırlatırız.
7- Dolayısı ile bu gün hem kuzeyde hem güneyde "Hayır" çerçevesinde veya referandumun 1 Mayıs sonrasına ertelenmesi anlayışı ile sürdürülen kampanyaların, iki taraftaki aşırı milliyetçi düşünceleri, ayrılıkçı ve hakimiyetçi anlayışları beslediği. Ayrıca AB'nin demokratik siyasi birlik kültürünü ve Türkiye ile Yunanistan'ın barışçı ilişkilerini darbeleyip zehirlediğini tespit etmemiz gerekmektedir. Dolayısı ile Kıbrıs'ta barışı ve AB'nin demokratik kültürel anlayışını ve bölge barışı ile Türk - Yunan dostluğunun gelişmesini savunan herkesin, "Hayır" kampanyalarına kuzeyde ve güneyde ilkesel olarak karşı çıkması ve Referandumun ertelenmesi taleplerine fırsat vermemesi gerekmektedir.
8- Bu anlayışla Kıbrıslı Türkler, Annan Planı'nı değerlendirirken geçmiş kötü günlere takılıp kalmamalı, geleceğe bakarak, dünya ile bağlanacak adımı gönül rahatlığı içinde atmalıdır.
9- Kıbrıslı Rumlar ise ülkemiz Kıbrıs'ın ortak vatanımız olduğunu unutmamalıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti'ni 1960'ta birlikte kurduğumuzu ve oluşturduğumuzu ama bütün Kurumlarını ortaklaşa bu aşırı görüşler yüzünden çalıştıramadığımızı ve 1963 Aralık olaylarından sonra da günümüze kadar karşılıklı acılar içinde yaşadığımızı göz ardı etmemelidirler
10- Bu bağlamda Sayın Papadopulos'un, "Kıbrıs Cumhurbaşkanı" sıfatı ile Kıbrıs Rum halkına yaptığı "Hayır" çağrısı içerisinde yer alan, "ben bir devlet aldım, bir toplum teslim etmem" ifadesini kabul edilmez bulduğumuzu ve bu ifadenin "ortaklığı içine sindirememek" anlamına geldiğini vurgularız.
11- Gelinen aşamada tüm liderleri tarihsel sorumluluklarının bilinci içinde davranmaya davet etmeyi, ülkemize ve halkımıza karşı tarihsel bir görev olarak kabul ederiz. Gerek Kıbrıslı Türk, gerekse de Kıbrıslı Rum siyasal parti, sendika, dernek, birlik ve tüm sivil toplum örgütlerinin liderleri ve yöneticileri tarihsel sorumluluklarını şimdi çok daha güçlü biçimde öne çıkarmalıdır.
12- Referandumun 1 Mayıs 2004 tarihinden önce yapılmasının nedeninin Kıbrıs'ı siyasi eşitlik içinde iki bölgelilik temelinde, federal ilkeler bağlamında ve AB'nin demokratik kültürü içinde birleştirmek amacı taşıdığını özellikle siyasi liderlerin bildiğini ve anladığını düşünüyoruz. Bu çerçevede gerek Türk tarafından, gerekse de ağırlıkla Rum tarafından gelen Referandumun ertelenmesi taleplerini barış sürecini yeterince anlamama, veya bunu içine sindirememe olduğunu vurgulamak isteriz. Bu tutumu ise iki toplumun, BM'nin ve Türkiye ile Yunanistan'ın ve AB'nin büyük uğraşları ile geldiğimiz bu son aşamayı baltalama girişimi olarak değerlendiriyoruz.
13- Bu nedenle, Kıbrıs'ta sürdürülebilir çözüm mücadelesinde, bu mücadeleyi verenlerin süreç içinde yapılan hataların yıllarca sonra özeleştirisini yapmasının, bu arada çekilen acıları, dökülen kanları ve göz yaşlarını ve Kıbrıslı Türklerle Rumların ayrışmasını ve adanın bölünmesini önlemediğini unutmaması ve bunun tekrar yaşanmaması gerekir.
14- Bu nedenle referandum ertelenemez. 24 Nisan tarihinde gerçekleştirilecek ve sonuçlarına da herkes katlanacaktır.
15- Bu arada 23 Nisan 2003'te sınır kapılarından kontrollü geçişlerin başlaması öncesinde tüm temas ve iki toplumlu ilişkilere kuzeydeki siyasi liderliğin suç saymasına; kontrollü geçişlerin başlaması sırasında ise özellikle Rum siyasi liderliğinin bu geçişler konusunda Kıbrıslı Rumların cesaretini kırmaya çalışmasına karşın, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların bu korkutmalara ve suçlamalara aldırış etmediği ve geçişleri gerçekleştirdiği yaşadığımız bir gerçektir. Bu yüzden toplam nüfusun yarıdan çok fazlasının da geçiş yaptığı da bilinmektedir. Ve bu geçişlerin iki toplumun yakınlaşmasına ve yaralarını sarmaya başlamasına geniş bir zemin ve büyük bir hareket kazandırdığı yaşanan bir pratiktir. Dolayısıyla, kendilerini yönetenlerin önünde olduğunu kanıtlamış olan Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların Referandumda da onlardan önde olmayı sürdüreceğine inanmaktayız.
16- Bu çerçevede Kıbrıslı Rumlara ve Kıbrıslı Türklere bu tarihsel aşamada sorumluluk bilinci ile davranmalarını ve liderlerinin televizyon ekranlarında döktüğü gözyaşlarına aldanmadan barış için kararlılık göstermeleri gerektiğini vurgularız. Bu kararlılık hem ortak vatanın barışçı geleceğine, Türkiye ve Yunanistan halklarının barışçı işbirliğine, AB'nin demokratik kültürünün gelişmesine katkı yapacağına inanıyoruz. Bunun için Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların 24 Nisandaki Referandumda "Evet" demelerini beklediğimizi bir kere daha vurgularız.
17- CTP-MYK bu aşamada tarihsel sorumluluğunun bilinci içinde davranmayı, herkesi aynı bilinçle davranmaya çağırmayı ve herkesin bugün aldığı ya da almadığı sorumluluğun sonuçlarına da katlanmak durumunda olduğunu bir kere daha hatırlatmayı görev biliyor. CTP-BG kurultayında oy birliği ile aldığı kararın arkasında olduğunu bir kez daha Kıbrıs ve dünya kamuoyuna açıklamayı görev bilmektedir."
KIBRIS 12/04/2004
Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat
Türkiye Başbakanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, son günlerde Türkiye'deki bazı marjinal gruplarla toplantılar yapmasına fena kızarak, sert çıktı:
Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat
DENKTAŞ, ERDOĞAN'I FENA KIZDIRDI: "Hassasiyetlerimizi söyledik, 'biz, sizin endişe ettiğiniz kadar endişe taşımıyoruz' dedik. Kendisi hatta 'kampanya için Kıbrıs'a gelecek misiniz? Milletvekilleriniz gelecek mi?' diye sordu. 'Hayır' dedik. Ama ben 'Siz, Türkiye'ye gelecek misiniz?' sorusunu sormayı unuttum. Benim de ondan bunu istemem lazımdı. Yani yapılacak bir şey varsa buyur Kı
brıs'ta onu yap. Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat"l DENKTAŞ, TSK'YA 'İŞGALCİ KUVVETLER" DİYENLERLE AYNI FOTOĞRAFTA: "KKTC cumhurbaşkanının Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum, bunu kendisine de söyledim. Daha önce ATO'ya geldiler. Malum gruplarla bir toplantı yaptılar. O toplantıya katılanların çoğu TSK'ya 'işgalci kuvvetler' diyenlerdi. Onlarla beraber ben aynı fotoğraf karesi içinde kendilerini görmenin bahtsızlığını yaşadığımı ke
ndisine söyledim ve 'sizleri o karelerde görmek istemezdim' dedim"l BUNLARI NİYE KONUŞMUYORSUNUZ?: "Şu anda oraya Türkiye'den giden vatandaşımız var. Göçmen diye ifade edeyim. Karşılıklı müzakerelerle bunu 45 bine çıkarmaya muvaffak olduk. Orada kalıyor. Bunu niye konuşmuyorsunuz? Bunu da açalım. 'Türk askeri buradan çıkarılıyor' deniliyor, Yunan askerini niye konuşmuyorsunuz?"
l EGEMENLİK VAR... " 'Ne kuzeyin güneye, ne güneyin kuzeye tahakkümü olamaz' kaydı var. Egemenlik de orada... Kendi egemenliğini kaydetmek suretiyle bir kere egemenlik sağlıyor aslında. Hani deniyor ya, egemenlik verilmiyor burada böyle tersten bir yaklaşımla, kuzeyin egemenlik kazanması söz konusudur..."
l DEVLET DE VAR: "Çok açık bir şey söylüyoruz, diyoruz ki, buradan iki kurucu devletle bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çıkıyor. Bugüne kadar Türkiye'den başka dünyanın tanımadığı ortada bir KKTC varken, şimdi iki kurucu devlet; birisi Güney Kıbrıslı Rumlar, diğeri Kuzey Kıbrıslı Türkler. Bunların kurduğu Birleşik Kıbrıs var, federal
bir devlet"l LOZAN'I YAPANLAR DA MI İHANET İÇİNDEYDİ? "Kusura bakmayın da burada karşılıklı bir anlaşma yapıyorsunuz. Bu anlaşmayı yaparken, öyle tek taraflı olarak kalkıp da size 'buyur, ne istiyorsan al' denmez. O zaman Lozan'ı masaya yatırın. O zaman Lozan'da neler alındı, neler verildi diye bakıldığı zaman burada da karşılıklı olarak bir şeyler alındı verildi. Bunların da o zaman üzerinde durmak gerekir. O zaman kalkıp da bu adaları verenler ihanet içinde miydiler?"
Kıbrıs sorununda Türkiye ile derin görüş ayrılığı içine düşen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a Türkiye Hükümeti'nden tepkiler artarak devam ediyor.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, referandum için "hayır" bayrağını açan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a yönelik sert çıkışlarını dün de sürdürdü ve "Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat" dedi.
Erdoğan, "Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte, ben KKTC'nin cumhurbaşkanının bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, resmi ziyaret için Japonya'ya giderken İzmir uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Cumhurbaşkanı Denktaş'a eleştiri üstüne eleştiri yaptı.
Erdoğan açıklamalarıyla, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın referanduma sunulacak Annan Planı'yla ilgili gerçek dışı beyanatlar verdiğini de ortaya çıkardı.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Annan Planı'nda ortaya konulan devlet, bayrak, egemenlik, asker ve TC kökenli göçmenler başta olmak üzere pek çok hususta gün 24 saat halka gerçek dışı açıklamalar yaptığını gözler önüne seren TC Başbakanı Erdoğan, Denktaş'ın son zamanlarda Türkiye'de marjinal gruplarla toplantılar yapmasından da üzüntü duyduğunu vurguladı.
Başbakan Erdoğan, bu konuda şöyle konuştu:
"Hassasiyetlerimizi söyledik, 'biz, sizin endişe ettiğiniz kadar endişe taşımıyoruz' dedik. Kendisi hatta 'kampanya için Kıbrıs'a gelecek misiniz? Milletvekilleriniz gelecek mi?' diye sordu. 'Hayır' dedik. Ama ben 'Siz, Türkiye'ye gelecek misiniz?' sorusunu sormayı unuttum. Benim de ondan bunu istemem lazımdı. Yani yapılacak bir şey varsa buyur Kıbrıs'ta o
nu yap. Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat....... KKTC Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum, bunu kendisine de söyledim. Daha önce ATO'ya geldiler. Malum gruplarla bir toplantı yaptılar. O toplantıya katılanların çoğu TSK'ya 'işgalci kuvvetler' diyenlerdi. Onlarla beraber ben aynı fotoğraf karesi içinde kendilerini görmenin bahtsızlığını yaşadığımı kendisine söyledim ve 'sizleri o karelerde görmek istemezdim' dedim".
Doğru konuşmuyorlar...
"Muhalefet Annan Planı'nın 9 bin sayfa olduğunu ve iyi anlatılamadığını ifade ediyor. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, hükümet olarak attıkları adımları kendi gruplarında ve TBMM'de açıkladıklarını ifade etti.
"Bizim yaptığımız açıklamalara rağmen muhalefetin üzerinde durduğu tek konu var; 9 bin sayfa..." diyen Erdoğan, şunları söyledi:
"Başka bir hareket kaynakları yok. 9 bin sayfa nasıl yazıldı nasıl değerlendirildi, nasıl bu adımlar atılıyor? Tabii her şeyden önce parlamento içindeki milletvekillerinin büyük çoğunluğu, kanunu hazırlayanlar veya teknik sahiplerini işin dışında tutacak olursak hiçbiri bugüne kadar metni okumamıştır veya 'okuyoruz diyorlarsa' bunun yüzde 90'ı doğru konuşmuyor. Bu ça
lışmalar esnasında tek tek incelenmiştir ve özet bilgiler çıkarılmıştır. Bu özet bilgiler içerisinde de bu adımların hepsi atılmıştır. Bir defa buradaki çerçeve ve ilkelerimiz bellidir. Bu ilkeler, çerçeveler dahilinde de çok açık bir şey söylüyoruz diyoruz ki, buradan iki kurucu devletle bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çıkıyor.Bugüne kadar Türkiye'den başka dünyanın tanımadığı ortada bir KKTC varken şimdi 2 kurucu devlet birisi Güney Kıbrıslı Rumlar, diğeri Kuzey Kıbrıslı Türkler. Bunların kurduğu Birleşik Kıbrıs var, federal bir devlet. Burada bazı benzetmeler yapılıyor. 'Philedelphia' deniliyor. Philedelphia ile bu işin bir alakası yok. Bunlar daha sonra eyaletler olarak birçoğu kurulmuş burada böyle bir şey yok. Tam aksine ikisi birden kuruyor.
Sayın Papadopulos'un, hani gözleri yaşlı söylediği ifade, 'ben devletimi kaptırmam' diyor. Neticesinde işin eğer ruhunu okursak burada devletini kaptırmak olarak bu kadar ağır, bu kadar mağdur bir
pozisyona sokmayalım. Ama en azından devletini bizimle paylaşma noktasına geliyor. Kaldı ki, çok daha ilginç ifadeler var; 'ne kuzeyin güneye ne güneyin kuzeye tahakkümü olamaz' kaydı var. Egemenlik de orada kendi egemenliğini kaydetmek suretiyle bir kere egemenlik sağlıyor aslında. Hani deniyor ya, egemenlik verilmiyo
r burada böyle tersten bir yaklaşımla kuzeyin egemenlik kazanması söz konusudur. Biz hep şunu söyledik; Burada gerçekten yüzde 100 çok büyük başarı kazandık anlayışı içinde değiliz.""Konuya milli mesele olarak bakıyoruz"
KKTC'yi gelebileceği ideal bir konuma getirdiklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunu 'kazan-kazan' anlayışından hareketle yaptık. Ha güneyin burada kazancı ne oldu? Güneyin kazancı büyük ölçüde toprak oldu. Başka ne oldu? Güneyden kuzeye geçebilecek olan Rumlar oldu. Şimdi kusura bakmayın da burada karşılıklı bir anlaşma yapıyorsunuz. Bu anlaşmayı yaparken öyle tek taraflı olarak kalkıp da size 'buyur ne istiyorsan al' denmez. O zaman Lozan'ı masaya yatırın. O zaman Lozan'da neler alındı, neler verildi diye bakıldığı z
aman burada da karşılıklı olarak bir şeyler alındı verildi. Bunların da o zaman üzerinde durmak gerekir. O zaman kalkıp da bu adaları verenler ihanet içinde miydiler? İşi bu noktalara getirmek çok çirkin, yakışıksız. Bizler, şu anda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak konuya bir milli mesele olarak bakıyoruz. Ama milli mesele olarak bakarken de KKTC'li kardeşlerimizin, soydaşlarımızın bir devlet olabilme imkanını yakalamasını istedik.Türkçe beynelmilel dil olacak
Olaya milli mesele olarak bakıyorsunuz. Uluslararası hangi toplantıda acaba Türkçemiz beynelmilel bir dil olarak kullanılıyor? Ama şimdi burada uluslararası bütün toplantılarda dilimiz beynelmilel dil olarak kullanılmaya başlanacak, bizzat elimle kayıt düştük. 1 Mayıs'tan itibaren teknik noktada sıkıntısı olmayan kuruluşlarda Türkçe hemen uygulayamaya girmeli, diğer yerlerde ise 5 yıl kaydı vardı onu çıkarttık. Diğer yerlerde ise en kısa zamanda bu sıkıntılar giderilmek suretiyle bu adımların atılması durumu var.
Uluslararası kuruluşlara 200 civarında eleman yetiştirip, hazırlayıp vereceğiz. Bunlar orada simultane tercüme yapacaklar. Bunların hepsi bu anlaşmayla elde edilen kazanımlar. Görmemezlikten gelmek bana göre doğru değil. Olumsuz yanlarını da söyledik. Bu daha önceki Annan Planı'nda olan 29
.2'dir.Türkiyeli vatandaşlarımızın hepsi kalıyor...
Bir şey de hedefinden saptırılıyor. O da şudur; efendim şu kadar Rum kuzeye gidecek. Gelir gelmez onu bilemeyiz, ama bu oran bellidir; yüzde 21'dir. Biz bunu yüzde 18'e indirdik. Belli bir sürede gelecek
.Ne kadarı gelir ne kadarı gelmez orası ayrı bir mesele. Burada bir diğer adım da efendim, 'Türkleri çıkarmak için bir adımdır' böyle bir şey söz konusu değil. Şu anda orada belli bir Türkiye'den giden vatandaşımız var. Göçmen diye ifade edeyim bunu 30 bin küsur olarak değerlendirelim. Karşılıklı müzakerelerle bunu 45 bine çıkarmaya muvaffak olduk. Orada kalıyor. Bunu niye konuşmuyorsunuz? Bunu da açalım. 'Türk askeri buradan çıkarılıyor' deniliyor, Yunan askerini niye konuşmuyorsunuz? 2018'den sonra 650
askerimiz kalacak, 950 de onların askeri kalacak. Ama 3 yılda bir anlaşmayla görüşülecek. Tamam da görüşülecek orada bir madde var, ama ne dedik? 'Karşılıklı mutabakata dayalı olarak' dedik. Yani mutabık kaldığınız sürece taraflardan biri buna evet demediği sürece bir defa oradan bizim askerimizin çıkması söz konusu değil. 'Efendim ya farklı bir hükümet gelirse?' böyle değerlendirmeler de yapıyorlar. Görüyorsunuz ne demek farklı bir hükümet gelirse? Farklı bir hükümet şu anda da varsa aynı şeyi yapar."Denktaş'a mesajlar
Başbakan Erdoğan, bir başka gazetecinin, "Bu sözleri dışişleri bakanına söyleyen Sayın Denktaş oldu. Bu sözleriniz Denktaş'ı da etkiliyor mu? Bu sözler Denktaş'a bir mesaj olabilir mi?" sorusuna, "Ben bilemiyorum. Şimdi bunlar konuşuluyor. Gazetelerde yazılanları böylece cevaplandırdım ki halkım yanıltılmasın. Enteresan olan bir şey de şu; maalesef şu anda ağırlıklı olarak niçin bu iş Türkiye'de yapılıyor? Onu da merak ediyorum. Böyle bir şey varsa bu Kıbrıs'ta yapılsın. Yani mitingler yapı
lacaksa orada yapılsın. Konuşulacak şeyler orada konuşulsun" yanıtını verdi.40 yıldır sorunu çözemeyenler bugünleri hazırladı
"Türkiye'deki muhalefet tartışmayı Kıbrıs'a taşıyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" diye soran bir gazeteciye, Erdoğan, "hangi muha
lefet" sorusunu yöneltti.Gazetecinin, "parlamento dışındaki muhalefet" demesi üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
"Onlar işi çok çirkin bir yere de taşıdılar. Orada hakarete varan şeyler var. Oradaki marjinal partilerin ve ülkemizle de kontaklı olan bazı siyasi partilerin genel başkanlarının oralarda yaptığı çok çirkin şeyler var. Bunları da tabii dışişlerimiz yakından takip ediyor. Bu atılan adımların bizi bu noktaya getirmemesi gerekirdi. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti gerek Türkiye Cumhuriyeti'ni
n gerekse KKTC'deki kardeşlerimizin menfaatinin en az onlar kadar hassasiyeti içindedir. Çözümsüzlük çözüm değildir. Siyaset sorun üretme sanatı değildir.Siyaset çözüm üretme sanatıdır. 30 yıldır 40 yıldır bu işi çözemeyenler bugünleri hazırlamışlardır. Dolayısıyla burada iyi düşünerek adımlarımızı da ona göre atmamız gerekir."
Denktaş'a yakışmayan fotoğraf karesi
"İsviçre'de düzenlediğiniz basın toplantınızda, Denktaş ile ilgili soruya 'gönlümüzde yeri var' dediniz. Siyasi olarak aranızdaki ilişki nedir?" yönündeki bir soruyu da Erdoğan, şöyle yanıtladı:
"Oradaki konuşmamız da görüşmemiz de gayet iyi geçti. Hassasiyetlerimizi düşüncemizi söyledik ve 'biz sizin endişe ettiğiniz kadar endişe taşımıyoruz' dedik ve kendisi hatta 'kampanya için Kıbrıs'a gelecek misiniz? Milletvekilleriniz gelecek mi?' diye sordu. 'Hayır' dedik. Ama ben 'Siz Türkiye'ye gelecek misiniz?' sorusunu sormayı unuttum. Benim de ondan bunu istemem lazımdı. Yani yapılacak bir şey varsa buyur Kıbrıs'ta onu yap. Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta
anlat. Ama Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum ve bunu kendisine de söyledim. Daha önce biliyorsunuz ATO'ya geldiler. Malum gruplarla bir toplantı yaptılar. O toplantıya katılanların çoğu TSK'ya 'işgalci kuvvetler' diyenlerdi.Onlarla beraber ben aynı fotoğraf karesi içinde kendilerini görmenin bahtsızlığını yaşadığımı kendisine söyledim ve 'sizleri o karelerde görmek istemezdim' dedim. Bunu da kendis
ine söyledim."Diğer sorular
Erdoğan, "Fransa, Türkiye'nin AB üyeliğine evet diyecek mi?" sorusunu, "Aralık 2004'te inşallah temennimiz o" şeklinde yanıtladı.
ABD'nin Türkiye'den Irak'a asker göndermesini istemesi durumunda kararlarının ne olacağının sorulması üzerine Erdoğan, "Şu anda böyle bir talep söz konusu değil. Bildiğiniz gibi bundan önceki karar şu anda geçerli değil. Dolayısıyla, Türkiye olarak bize gelen herhangi bir şey yok. Tabii şu andaki şartlar çok daha değişik. Dolayısıyla bu şartlara gör
e değerlendirme yapılacaktır" dedi."Irak'ta esir düşen Japonların kurtarılması için aracı olmanız söz konusu mu?" sorusuna ise Erdoğan, "Temennim odur ki, öyle bir neticeye vesile oluruz. Olabilir neden olmasın" yanıtını verdi.
KIBRIS 12/04/2004
Bize ik
i "evet" lazımBaşbakan Mehmet Ali Talat, Türk tarafından çıkacak "evet"le Kıbrıs Türkü'nün dünyaya bağlanacağını ifade etti, ancak çözüm için bunun yeterli olmadığını söyledi
Bize iki "evet" lazım
BİR "EVET" YETMEZ... Talat, "Bizden çıkacak 'evet' bizi dünyaya bağlayacak ama bize 'iki evet lazım. Bize bir de güneyden 'evet' lazım. 'İki evet' çıkarsa o zaman Kıbrıs bütünleşecek ve dünyaya bağlanacak. Onun için hedef ve çabamız iki taraftan da 'evet' çıkması" dedi
ÇÖZÜM OLMAZSA... "Eğer çözüm olmazsa, referandum gerçekleşmezse 1 Mayıs sonrası AB üyesi Rum temsilcileriyle Kıbrıs Türk toplumu görüşüyor noktasına geleceğiz. Böyle bir şeyi bizim kabul etmemiz elbette ki mümkün değildir"
Başbakan Mehmet Ali Talat, referandumda, Güney Kıbrıs'ın kararı ne olursa olsun Türk tarafından çıkacak "evet"le, Kıbrıs Türkü'nün dünyaya bağlanacağını ifade etti. Talat, çözüm için illa ki Güney Kıbrıs'ın da "evet" demesi gerektiğinin altını çizdi.
Hedeflerinin iki taraftan da evet çıkması ve Kıbrıs'ın bütünüyle dünyaya bağlanması olduğunu söyleyen Başbakan Talat, "CTP, KKTC'den mutlaka bir evet çıkartma peşindedir KKTC'nin halkının 'evet' demesi eğer Güney Kıbrıs'ta 'hayır' oyu çıksa dahi, çözüm olmasa dahi, Kıbrıs, AB'ye Rum tarafının temsil ettiği şekilde girse dahi, yine de Kıbrıs Türkü'nü dünyayla bağlayacaktır. Diğer taraftan çıkacak karar ne olursa olsun Kıbrıs Türkü'nün dünyayla bağını kuracaktır" dedi.
Başbakan Talat, dünyanın isteğini, BM ve AB'nin çabasını olumlu karşılayan Kıbrıs Türkü'nün artık dünyada yalnız olmaktan kurtulacağını ifade etti.
Başbakan Mehmet Ali Talat önceki akşam DAÜ'nün, Deniz Kulübü Tesisleri'nde Annan Planı konusuyla ilgili Arama ve Değerlendirme Konferansı katılımcılarına verdiği kokteyle katılarak bir konuşma yaptı.
Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda önemli günlerin yaşandığını ve her şeyin çok hızlı geliştiğini belirterek, aylara, yıllara sığmayan işlerin günlere ve saatlere sığdığını söyledi.
Nisan ayı takvimini başarıyla gerçekleştirebilmek için çok çalışmak gerektiğinin altını çizen Talat, referandumun son derece önemli ve tarihi bir olay olduğunu kaydetti.
Talat, Kıbrıs Türkü tarafından referandumda çıkacak "evet" kararının Kıbrıs Türkü'nü dünyaya bağlayacağını,bunun çok açık ve net olduğunu söyledi.
Talat, "Bizden çıkacak 'evet' bizi dünyaya bağlayacak ama bize 'iki evet lazım. Bize bir de güneyden 'evet' lazım. 'İki evet' çıkarsa o zaman Kıbrıs bütünleşecek ve dünyaya bağlanacak. Onun için hedef ve çabamız iki taraftan da' evet' çıkması" dedi.
Öncelikle işin Türk tarafına düştüğünü, kendi içinde bunu sağlaması gerektiğini kaydeden Talat, bu yönde çaba verilmesi ve halkın güveninin sağlanmasının önemli olduğunu ifade etti.
Bugüne kadar birçok hükümetlerin verdikleri sözleri normal şartlarda bile yerine getiremediklerini belirten Talat
, "Halbuki biz çok zor şartlarda, büyük değişikliklerin altüstlüklerin yaşandığı şartlarda halkımıza hiçbir sıkıntı vermeden, sorunları çözmek gibi iddiayla yola çıkmalıyız. Ancak o şekilde hareket edersek, o yünde adımlar atarsak, halkımız güven içinde , hem verdiği evet oyunun hem de bundan sonraki dönemde dünyayla bütünleşmesinin, ekonomik gelişmesinin tadına varabilecektir. Bu tadı verirken acı ve sıkıntı çekmemesi en temel hedefimiz olmalıdır" diye konuştu.Rum tarafının uzun zamandır en üst düzeyde referandumu 1 Mayıs sonrasına erteleme çabası içinde olduğuna işaret eden Talat, bu konuda uyanık olunması ve referandum tarihinin 1 Mayıs'ı geçmemesi gerektiğini kaydetti.
Talat, "Bizim açımızdan 1 Mayıs sonrası bütün Kıbrıs'ı temsilen Rum tarafının AB üyesi olduğu koşullarda varolacaktır. Eğer çözüm olmazsa, referandum gerçekleşmezse 1 Mayıs sonrası AB üyesi Rum temsilcileriyle Kıbrıs Türk toplumu görüşüyor noktasına geleceğiz. Böyle bir şeyi bizim kabul etmemiz elbette ki mümkün değildir" dedi.
Kıbrıs Türkü'nün devletinin Rum halkının devletiyle eşit statüde olduğunu ve Kıbrıs Türkü'nün iki siyasi eşitten biri olduğunu aktaran Talat, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını tehlikeye atacak, Rum halkı ve devletiyle eşitliğini bozacak uygulama ve politik manevraları kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti.
Kokteylde, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Erbil Akbil, başbakanlık müsteşarları Ahmet Fikretler, Eşref Vaiz, bazı milletvekilleri, Gazimağusa Kaymakamı İsmail Gündost, belediye başkanı Oktay Kayalp ve DAÜ Rektörü Prof. Dr. Halil Güven de hazır bulundu.
KIBRIS 12/04/2004
Serdar Denktaş'tan Erdoğan'a:Sözlerine dikkat et
Demokrat Parti Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına sert tepki göstererek, "Erdoğan'ı sözlerine dikkat etmesi" konusunda uyardı. Serdar Denktaş'a göre Erdoğan'ın açıklamaları, "kabul edilemeyecek hakaretlerden" oluşuyor
Demokrat Parti Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına sert tepki göstererek, "Erdoğan'ı sözlerine dikkat etmesi" konusunda uyardı. Serdar Denktaş'a göre Erdoğan'ın açıklamaları, "kabul edilemeyecek hakaretlerden" oluşuyor.
Denktaş, referanduma yönelik kararlarını 16 Nisan'da açıklayacaklarını yineleyerek, alacakları kararda Rum Yönetimi'nin tavrı ile Cumhurbaşkanı Denktaş'ın önerilerinin önemli rol oynayacağını söyledi.
Denktaş, referandum kararının belirlenmesine yardımcı olmak amacıyla başlattıkları mini referandumun sona ermesinin ardından açıklama yaptı.
Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı Denktaş'a yönelik, "Burada değil, gitsin Kıbrıs'ta konuşsun" sözlerinin kabul edilemez olduğunu belirten Serdar Denktaş, Erdoğan'ın artık sözlerine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Bakan Denktaş, "Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın sözleri asla kabul edemeyeceğimiz büyük bir hakaret olarak addedeceğimiz bir unsur" diye konuştu. Basında Rum lider Papadopulos ile gizlice görüştüğü şeklinde yazılar çıktığını da anımsatan Denktaş, böyle bir görüşmenin olmadığını ifade etti.
"Baba- oğul başka..."
Cumhurbaşkanı Denktaş ile baba- oğul olmalarının ayrı bir olay olduğunu ve zaman zaman farklı görüşler taşıdıklarını belirten Serdar Denktaş, ancak Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Kıbrıs Türk halkının mücadelesinin yaşayan temsilcisi olduğunu dolayısı ile cumhurbaşkanına söylenen üzücü sözlerin kendilerini yaraladığını kaydetti.
Serdar Denktaş, "Hele Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın 'Burada değil, gitsin Kıbrıs'ta konuşsun' sözleri asla kabul edemeyeceğimiz büyük bir hakaret olarak addedeceğimiz bir unsurdur" diye konuştu.
Türkiye başbakanının bu tür sözlerine artık dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, Erdoğan'ın bu tür sözleri ile sadece cumhurbaşkanını değil, Kıbrıs Türk halkını da derinden yaraladığını fark etmeye başlamasını arzu ettiklerini söyledi.
"AKEL'in kararı doğru"
AKEL'in referandum tarihinin ertelenmesi kararına değinen Serdar Denktaş, AKEL'in kararının kendisine göre haklı olduğunu, ancak referandum tarihinin değişmeyeceğini söyledi.
Referandumda Türk tarafının "evet", Rum tarafının "hayır" demesi ile neler olur şeklindeki bir soruya karşılık Denktaş, "Dünyaya haksız bir şekilde izole edildiğimizi anlatmaya devam edeceğiz. Ancak, tanınma diye bir şey olmayacak, ambargoların kalkması için de uzun bir uğraş ge
rekecek" ifadesini kullandı.Talat, DP'yi üzdü
Basında Başbakan Mehmet Ali Talat'ın "Annan Planı'na göre Kıbrıslı Türklerin haricinde adada kalacak vatandaşlık listesini Serdar Bey'e bile vermedim" şeklinde sözlerinin yer aldığına işaret eden Serdar Denktaş, Başbakan Talat'ın bu sözleri olayın önemini vurgulamak için söylediğini ancak DP'lileri üzdüğünü söyledi.
"Papadopulos ile görüşmedim"
Basında ayrıca Rum lider Papadopulos ile gizlice görüştüğü şeklinde yazılar çıktığını da anımsatan Serdar Denktaş, "Böyle bir görüşmem olmadı" dedi.
"Mini referandum" sona erdi
Demokrat Parti'nin referandum kararını belirleme kararına yardımcı olmak amacıyla başlattığı mini referandum saat 19.00'da sona erdi. Parti genel merkezine götürülerek kilitlenen sandıklarda sayım işlemi ise bugün saat 17.00'de yapılacak.
DP'li üyelerin yüzde 40'ı oy kullandı. Merkez Yönetim Kurulu tarafından sayılacak oyların sonuçları 16 Nisan'da açıklanacak.
KIBRIS 12/04/2004
Gül: Referandum, 1 Mayıs'tan önce yapılmalı
KARARI, KIBRIS TÜRKÜ VERMELİ... BM'nin önderliğinde varılan anlaşmaya göre referandumun 1 Mayıs'tan önce yapılmasının önemli olduğunu kaydeden Gül, "Çünkü Kıbrıs Rum kesiminin tek başına adayı temsilen AB'ye girmesi her şeyi tıkayacak bir olaydır" dedi. Gül, "Referandumun 1 Mayıs'tan sonra yapılması KKTC için birçok şeyi değiştirecektir" diye konuştu. Gül, kararın Kıbrıs halkı tarafından verilmesi gerektiğini kaydetti
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta referandumun 1 Mayıs'tan önce yapılmasının önemli olduğunu belirterek, Kıbrıs Rum kesiminin adayı temsilen AB'ye tek başına girmesinin her şeyi tıkayacağını söyledi.
Gül, Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanı Jean Obeid ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Rum Komünist AKEL partisinin, 24 Nisan'daki referandumun "birkaç ay ertelenmesi" için BM'ye yaptığı çağrıyla ilgili soruyu yanıtladı.
BM'nin önderliğinde varılan anlaşmaya göre referandumun 1 Mayıs'tan önce yapılmasının önemli olduğunu kaydeden Gül, "Çünkü Kıbrıs Rum kesiminin tek başına adayı temsilen AB'ye girmesi her şeyi tıkayacak bir olaydır" dedi.
Türkiye'nin taahhütlerine bağlı olduğunu ifade eden Gül, "Referandumun 1 Mayıs'tan sonra yapılması KKTC için birçok şeyi değiştirecektir" diye konuştu.
Gül, konuya ilişkin görüşünün referandumun
1 Mayıs'tan önce yapılması olduğunu ve kararın Kıbrıs halkı tarafından verilmesi olduğunu kaydetti.Gül, 1 Mayıs'tan sonra düzenlenecek referandumun hangi şartlar altında yapılacağının, KKTC'nin gücünün ne olacağının çok iyi bilinmesi gerektiğini belirtti ve bunun farkında olduklarını söyledi.
KIBRIS 12/04/2004
"Güney Mesarya" ses verdi
Çözümle birlikte yer değiştirecek Akdoğan, Türkmenköy, İncirli ve Çayönü halkı, kentleşme olgusuyla birleşmek istiyor
"Güney Mesarya" ses verdi
Annan Planı temelinde varılacak bir anlaşmayla yer değiştirecek olan köylerden Akdoğan, Türkmenköy, Çayönü ve İncirli halkı, "kentleşme" olgusuyla birleşip aynı bölgeye yerleşme kararı aldı
Yeliz K. SARICA
Annan Planı temelinde varılacak bir anlaşmayla yer değiştirecek olan köylerden Akdoğan, Türkmenköy, Çayönü ve İncirli halkı, "kentleşme" olgusuyla birleşip aynı bölgeye yerleşme kararı aldı.
Akdoğan'da geçtiğimiz akşam yapılan toplantıda, 4 köyün birleşmesi ve güç birliği yapılması kararına varıldı ve "Akdoğan Çözüm ve Dayanışma Komitesi"nin isminin de "Güney Mesarya Çözüm ve Dayanışma Komitesi" olarak değiştirilmesi uygun bulundu.
4 köyün birleşmesini oyçokluğuyla kabul eden Akdoğan halkı, birleşme ve kentleşme kararı yönünde İncirli, Çayönü ve Türkmenköy halkından olumlu yanıt be
kliyor.Birleşmeye olumlu baktığı öğrenilen 4 köy halkının önümüzdeki toplantıda, yer değiştirilecek bölge hakkında karar vermesi bekleniyor.
Akdoğan'da gerçekleştirilen toplantıya, CTP Gazimağusa Milletvekili Okan Dağlı, Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, Güzelyurt'u Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) Başkanı Hakan Kuntay, Akdoğan halkı, bazı İncirli, Çayönü ve Türkmenköylü vatandaşlar katıldı.
Toplantıda divan, Akdoğan Belediyesi eski başkanı Sadi Çağataylı başkanlığında, Gülgün Özdevrim, Cevdet Eren Çelebi, Veli Çufoğlu ve Cengiz Alp'ten oluştu.
Çağataylı: Yeni sosyal doku oluşacak
İlk konuşmayı divan başkanlığını üstlenen Akdoğan Belediyesi eski başkanı Sadi Çağataylı gerçekleştirdi.
Sadi Çağataylı, toplantının amacını anlatarak, Annan Planı'yla Akdoğan gerçeğinin ortaya çıktığını ifade etti ve Akdoğan'ın başka bir bölgede rehabilite edileceğini, bu nedenle bölge halkının önerilerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
"Yeni bir sosyal doku oluşturulacak" diyen Çağataylı, komitenin siyasi örgütlenme değil, sivil bir oluşum olduğuna dikkat çekti. Çağataylı, yer değiştirilecek bölge hakkında birtakım alternatiflerin gündeme geldiğinin altını çizdi ve bu kararı Akdoğan ile bölge halkının vereceğini kaydetti.
Gür: Yeni bir kent
Komitede etkin görev alan Dr. Ömer Gür de, yeni bir kent kurulması için görüş alışverişinde bulunulduğunu söyledi ve Akdoğan, İncirli, Çayönü ve Türkmenköy'ün birleşmesi gerektiğine dikkat çekti.
Gür, Akdoğan ve bölge halkının yerleşeceği bölgenin turizm bölgesi olması, çiftçilik ve hayvancılığa uygun olması gerektiğini ifade etti.
Alternatif yerleşim birimleri belirlenmesi için halkın görüşlerine ihtiyaç olunduğunu belirten Gür, uygun yerleşim biriminin seçilmesi için İçişleri Bakanlığı'yla temas halinde olunduğunu kaydetti.
Çufoğlu: Birlikte hareket gerekiyor
Komitede görev alan Veli Çufoğlu, muhtemel bir çözümde Akdoğan halkının ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi ve gelecekte halka olumlu cevaplar verebilecek yerin seçilmesi gerektiğini kaydetti.
Çağdaş ve modern bir kente ihtiyaç duyulduğunu belirten Çufoğlu, yerleşim biriminin geleceğe dönük yatırımların yapılacağı, iş sahalarının olacağı, ulaşımın kolay sağlanacağı bir bölgede olması gerektiğini vurguladı.
İçişleri Bakanlığı'yla temas halinde olunduğunu söyleyen Çufoğlu, yeni bir kent oluşturabilmek için nüfus çoğunluğuna ihtiyaç duyulduğunu belirtti ve 4 köyün birleşmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kuntay: Birlikte hareket edilmeli
Güzelyurt'u Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) Başkanı Hakan Kuntay, Güzelyurt için çözüm sonrası bir hazırlık çalışması yaptıklarını ve Güzelyurt halkının ortak kararıyla yerleşim birimini belirlediklerini kaydetti.
Kuntay, Akdoğan ve bölge halkını uygun yerleşim bölgesini belirlemesi için ortak hareket etmeye çağırdı ve 4 köyün birleşmesi halinde kent kurulabileceğini söyledi.
"Birlikte hareketle kent oluşturulabilir" diyen Kuntay, 4 köyün birleşmesiyle bölge halkının kentin nimetlerinden yararlanabileceğinin altını çizdi.
Yer değiştirme olayının avantaj hale getirilebileceğini ifade eden Kuntay, kentin avantajlarını sıraladı ve AB standartlarında hastane, devlet binaları, alışveriş merkezleri, yaşlı ve özürlü insanların yaşayabileceği yerleri, okullar ve kanalizasyon gibi olanaklardan yararlanılması gerektiğini kaydetti.
Kayalp: Bölgenize sahip çıkın
Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, Güzelyurt bölgesine yerel yönetimin değil de sivil toplum örgütlerinin sahip çıktığını, aynı durumun Akdoğan ve bölgesi için de geçerli olduğunu kaydetti.
Kayalp, Gazimağusa halkının kendi kentine sahip çıkarak Gazimağusa'nın ne olacağına karar verdiğini belirtti.
Kayalp, yer değiştirmenin rahat bir olay olmadığını, bu rahatsızlığı yaşarken bundan sonraki yaşantının Avrupa standartlarında olması gerektiğini söyledi.
Gazimağusa'da detaylı bir analiz yapıldığını belirten Kayalp, bu analizin Akdoğan ve bölgesinde de yapılabilmesi için Gazimağusa belediyesi olarak destek verebileceklerini ifade etti.
KIBRIS 12/04/2004
Referandum ertelenemez
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta referandumun 1 Mayıs'tan önce yapılmasının önemli olduğunu belirterek, Kıbrıs Rum kesiminin adayı temsilen AB'ye tek başına girmesinin her şeyi tıkayacağını söyledi.
Gül, Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanı Jean Obeid ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Rum komünist AKEL partisinin, 24 Nisan'daki referandumun ''birkaç ay ertelenmesi'' için BM'ye yaptığı çağrıyla ilgili soruyu yanıtladı.
BM'nin önderliğinde varılan anlaşmaya göre referandumun 1 Mayıs'tan önce yapılmasının önemli olduğunu kaydeden Gül, ''Çünkü, Kıbrıs Rum kesiminin tek başına adayı temsilen AB'ye girmesi, her şeyi tıkayacak bir olaydır'' dedi.
Türkiye'nin taahhütlerine bağlı olduğunu ifade eden Gül, ''Referandumun 1 Mayıs'tan sonra yapılması, KKTC için birçok şeyi değiştire
cektir'' diye konuştu.Gül, konuya ilişkin görüşünün referandumun 1 Mayıs'tan önce yapılması olduğunu ve kararın Kıbrıs halkı tarafından verilmesi olduğunu kaydetti.
Gül, 1 Mayıs'tan sonra düzenlenecek referandumun hangi şartlar altında yapılacağının, KKTC'nin gücünün ne olacağının çok iyi bilinmesi gerektiğini belirtti ve bunun farkında olduklarını söyledi.
İKİ ÜLKE ARASINDA İKİ ANLAŞMA İMZALANDI
Dışişleri Bakanlığında yapılan basın toplantısında Gül, ziyaretin, Lübnan'dan dışişleri bakanı düzeyinde yapılan ilk ziyaret olması açısından önemli olduğunu belirterek, bunun Türkiye ve Lübnan açısından yeni bir dönemi başlattığına olan inancını dile getirdi.
Gül, köklü geçmişe sahip iki ülke olarak görüşmelerde ikili ve bölgesel pek çok konuyu kapsamlı olarak ele aldıklarını söyledi.
İkili ilişkileri her düzeyde geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Gül, bunun için hukuki alt yapıyı tamamlamayı kararlaştırdıklarını kaydetti. Yatırımların hızlandırılması, vergi muafiyeti, turizm ve ulaşım alanında ortak çalışmalar, Türkiye, Suriye ve Lübnan arasındaki birçok anlaşmanın yeniden değerlendirilmesi gibi konularda iş birliğinin hızlandırılması gerektiğini belirten Gül, Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin Türkiye ziyaretine kadar bu çalışmaları bitirmeyi planladıklarını söyledi.
İSRAİL-FİLİSTİN ANLAŞMAZLIĞI
Görüşmelerinde İsrail-Filistin anlaşmazlığının geniş şekilde yer aldığını ifade eden Gül, barışın sağlanması için yapılması gerekenleri görüştüklerini belirtti.
Hamas'ın kurucusu ve ruhani lideri Şeyh Ahmed Yasin'in öldürülmesinin yanlış ve tehlikeli olduğunu kaydeden Gül, kalıcı bir barış için Türkiye ve Lübnan'ın sürekli istişare içinde bulunması yönünde görüş birliğine vardıklarını söyledi.
Gül, bir soru üzerine, sorunun çözümü için bütün bölge, Arap ve dünya ülkeleriyle ABD'nin elinden gelen her şeyi yapmaları gerektiğini belirterek, ''Sonuna kadar kalıcı, adil ve yaşayabilir bir barış için uğraşılması gerektiğini'' ifade etti.
Türkiye'nin İsrail-Suriye ve İsrail-Lübnan arasında uzlaşı sağlanmasına yönelik girişimlerde bulunup bulunmadığına ilişkin bir soru üzerine Gül, taraflarla konuşulduğunu bildirdi ve ''Bu konuda bizim bazı gayretlerimiz olacak'' dedi.
BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ
Büyük Orta Doğu Projesi'yle ilgili bir soru üzerine de Gül, ''Türkiye'nin herhangi bir ülkenin projesini almak ya da uygulamak gibi bir görevi ve niyetinin bulunmadığını'' söyledi.
Projenin Türkiye'ye ihale edilmesinin söz konusu olmadığını ifade eden Gül, Türkiye'nin bu projeden bağımsız olarak çok daha önceden, bölgenin içinden bir ülke olarak bölge sorunlarıyla ilgilendiğini hatırlattı.
Gül, bölgede demokrasinin kurulması, insan haklarının evrensel standarda getirilmesi, yolsuzluğun sona erdirilmesi için yönetimlerin şeffaflaştırılması gibi önemli reformların yapılması gerektiğini savunduklarını söyledi.
IRAK
Görüşmelerinde Irak konusunu da ele aldıklarını anlatan Gül, Irak'ın bir an önce istikrara kavuşması ve demokratik bir ülke olarak bölgede yerini almasının önemine değindi.
Gül, bir soru üzerine, Irak'taki son gelişmeleri ço
k tehlikeli bulduklarını belirtti ve ''Bu olayların Irak için ortaya konan takvimi engellememesi ve bozmaması gerektiğine'' işaret etti.OBEİD'İN AÇIKLAMASI
Obeid de, ''Aziz dostum Gül'' diye başladığı konuşmasında, Türkiye'nin İslam ve Arap dünyasıyla köklü ilişkileri bulunduğunu kaydetti.
İkili ilişkileri her yönüyle geliştirmeyi istediklerini belirten Obeid, görüşmesinde siyasi, güvenlik, ekonomik, ticari, turizm, kültür, ulaştırma alanlarındaki ilişkileri artırma konusunda görüşbirliğine vardıklarını
söyledi.Irak'ın toprak ve siyasi birliğinin korunmasının, Irak halkının özgür iradesiyle geleceğini tayin etmesinin önemine değinen Obeid, parçalanma ve bölünmeyi reddettiklerini kaydetti.
BM'nin Irak'taki gelişmelere yönelik rolünün artırılması gerektiğini ifade eden Obeid, BM'nin kontrol ve denetleme görevlerini yerine getirmesini, ayrıca BM'nin yanı sıra komşu ülkeler, Arap Birliği ve AB ülkelerine de sorumluluklar düştüğünü belirtti.
Irak'ın yeniden yapılandırılmasına harcanan paraların bir kısmının Irak'ı anlamak için harcanmasının bölge için daha iyi olacağını ifade eden Obeid, ''Özgürlüğe kavuşmuş, kendisiyle ve komşularıyla barışık bir Irak'ı özlüyoruz'' diye konuştu.
Basın toplantısı öncesinde, iki bakan, iki ülke arasında, ''Dışişleri Bakanlıkları Arasında İstişarelere İlişkin Protokol'' ve ''Konsolosluklar Alanında İşbirliği Anlaşması''nı imzaladı.
HALKIN SESI 12/04/2004
S. Denktaş: Referandum ertelenmeli
Serdar Denktaş, Çukurova Genç İşadamları Derneğinin (ÇUGİAD) ev sahipliğinde gerçekleşen Güney-Güneydoğu Genç İşadamları Federasyonu (GİAF) Genişletilmiş Adana Toplantısı kapsamındaki Kıbrısta Son Dönemeç konulu panele, tele konferansla katıldı.
Denktaş, Birleşmiş Milletlerin, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafından giden talep ve çözüm önerilerinden derlediği bir mutabakat planını ortaya koyduğunu ancak, bu planın mutabakat değil mutabakatsız plan olduğunu söyledi.
Kıbrısta, 24 Nisanda yapılacak referandumun ertelenip, mevcut planın tüm yönleriyle tartışılması gerektiğini vurg
ulayan Serdar Denktaş, şöyle konuştu:Doğru olan referandumun ertelenerek mevcut planın müzakeresinin devamı, anlaşılan konuların adım adım ortaya konularak yumuşak bir geçiş sürecinin yaşanmasıydı. Ancak, biz 24 Nisanda hem oylama yapıp ardından da uygulamaya koyma zorunda kalacağız. Şu anda Kıbrıs Rum tarafında (hayır) ağır basıyor ancak, ben her iki tarafta da evet ve hayırların çok küçük farkla geçileceğini düşünüyorum.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa yönelik eleştirilere de dikkati çeken Serdar Denktaş, Ortada yarım asırlık bir mücadele ve yaşayan bir tarih Rauf Denktaş var. Ona hem Kıbrıs hem de Türkiyede ortaya konulan tepkileri doğru bulmuyorum. Aslında bunlar halka yapılmış saldırı ve hareketlerdir diye konuştu.
Denktaş, bölünme, parçalanma ve
karşılıklı suçlamalar yerine 25 Nisanda yeniden görüşmelere hazır olunması gerektiğini kaydetti."YARIM ASIRLIK MÜCADELE YOK SAYILAMAZ"--
Panele tele konferansla katılan eski bakanlardan Kamran İnan ise BMnin, Kıbrısı Yunanistana hediye etmek istediğini öne sürerek, Türkiyenin hakkını savunamayanlar bu tablo karşısında kamuoyunu yanlış bilgilendirmeyi daha kolay bir yol olarak görüyorlar dedi.
KKTCnin kolay bir kazanım olmadığını vurgulayan İnan, dökülen kanların, verilen mücadelenin yok sayılamayacağını söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi ise Kıbrıs Rum kesiminin 800 bin nüfus ve yılık milli gelirinin 18 bin dolar civarında, Türk tarafının ise 200 bin nüfus ve milli gelirinin yaklaşık 5 bin dolar olduğunu bildirdi.
Annan Planında başta mülkiyet sahibi olma koşulları olmak üzere çeşitli olumsuz yönlerin bulunduğunu belirten Emekçi, şunları söyledi:
Özellikle tüm beklentilerini ve politikalarını Kuzeyde bıraktıkları mülklerine geri dönme üzerine kuran Rum halkı ile yıllarca kapalı bir toplum olmanın sıkıntılarını aşmak için çözümler arayan Kıbrıs Türk halkının yapay ulus yaratma anlamında gerçekleştirecekleri çözümün gelecekte doğuracağı ciddi sorunların
endişesini taşıyorum.
MEDYAYA ELEŞTİRİ
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Ünal ise planı savunanların planın içeriğinden haberdar olmadıklarını söyledi. Ünal, Türkiyenin Avrupa Birliğine üye yapılmadığı takdirde Kıbrıstaki çözümün tamamen Kıbrıs Türklerinin aleyhine olacağını kaydetti.
GİAF Başkan Vekili ve ÇUGİAD Başkanı Selçuk Tanrısever de Kıbrısın Türkiyenin gündemindeki en önemli maddelerden birisi olmasına rağmen bu konuda kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini söyledi.
HALKIN SESI 12/04/2004
Akıncı: AKEL statükocuları rahatlattı
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, AKELin aldığı kararla statükocuları rahatlattığını söyledi.
AKELin de red cephesine katılmasının Kıbrısta barışa ulaşılmasını ve birleşik Kıbrısın ABye üye olmasını isteyenlerde hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan Akıncı şöyle dedi:
AKELin referandumların ertelenmesini talep etmesi gerçekçi bir talep değildir ve bu nedenle referandum talebinin kabul edilmemesini gerekçe göstererek red cephesine katılmak anlamındadır.
Bu karar 14 Nisanda AKEL kongresinde onaylandığı zaman artık 24 Nisan referandumunda Güney Kıbrıstan olumlu sonuç beklemek imkansızlaşacaktır dedi.
Kıbrıslı Türklerin bugün 2002 yılı Aralık ayında Kopenhagta Rum tarafının tek başına ABye üyelik şansını elde etmesinin bedelini ödemekte olduğunu belirten Akıncı Rum tarafı, 1 Mayısta ABye üye olduktan sonra Kıbrıs sorununu AB içinde kendi istekleri doğrultusunda çözebileceğini düşünmektedir diye konuştu.
Akıncı, Kopenhagta Rumlara istediğini veren Cumhurbaşkanı Denktaşın şimdi de 1 Mayıs tercihini çözümsüz atlatabilmek için Papadopulosla işbirliği içinde hareket ettiğini ifade ederek,. Kıbrıslı Türklerin Annan Planında öngörülen haklarını bertaraf etmek için bu işbirliğine AKELin de dahil olduğunu kaydetti.
Mustafa Akıncı Gerçekte Kıbrıslı Türkler Papadopulosun konuşmasına, Rumlar da Denktaşın söylediklerine bakarak referandumda neden EVET demeleri gerektiğini çok daha iyi anlayabilirler dedi.
İçinden geçmekte olduğumuz dönemin, sorumluluk yüklenmek, barışa ulaşma ve birleşik bir Kıbrısın ABy üye olmasını sağlamak dönemi olduğunu söyleyen Akıncı, bunu engelleyenlerin tarihsel bir hata işlemekte olduğunu bunun tamirinin kolay olmayacağını belirtti.
Akıncı Kısa vadede belki kaybeden Kıbrıslı Türkler olacaktır; ancak uzun vadede Rumların da çözümsüzlükten zarar göreceği kuşkusuzdur dedi.
HALKIN SESI 12/04/2004
İş dünyasının temsilcileri evet dedi
Kıbrıs için dönüm noktası olacak 24 Nisandaki referanduma sayılı günler kala, Annan Planının kabulü halinde çözümün Kıbrısa getireceği faydalar, özellikle Kıbrıs Türk ekonomisinde görülecek iyileşmeler önceki gece KKTC ve Türkiyeden iş çevrelerinin katıldığı panelde irdelendi.
Türkiyeden tanınmış gazetecilerin de katılarak sorular yönelttiği panel, Başbakanlıkın katkılarıyla düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezinde yer alan Çözüm Sürecinde İş Dünyası Tartışıyor, Gazeteciler Soruyor konulu üç saatlik panel, BRTK televizyonundan da canlı yayımlandı.
Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erkin yönettiği panele konuşmacı olarak, TSEV temsilcisi Mensur Akgül, Arı Hareketi temsilcisi Haluk Öner, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Sekreteri Hürrem Tulga, KKTC İş Adamları Derneği Başkanı
Ünsal Özbilenler, Genç İş Adamları Derneği temsilcisi Teberrüken Uluçay, Portland Üniversitesinde görevli Kıbrıslı Türk AB uzmanı Birol Yeşilada ve ekonomist-öğretim üyesi Ünal Akifler katıldı.MENSUR AKGÜL: GÖRÜŞLERİMİZ PLANDA YER ALDI--
TSEV temsilcisi Mensur Akgül, Annan Planının üçüncü versiyonunun analizi için İstanbulda Kıbrıs Türk ve Rum tarafından sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin, gazetecilerin, akademisyenlerin katılımıyla bir toplantı düzenlediklerini, ortaya çıkan görüşlerin pek çoğunun planın beşinci versiyonunda yer aldığını, özellikle mülkiyet düzenlemelerinde iyileştirmeler olduğunu söyledi.
19 Nisanda Kıbrısta TÜSİADın planın ekonomik yönüyle ilgili bir toplantı yapacağını, bu toplantıya Türkiye Dışişileri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülün de katılmasının beklendiğini kaydeden Akgül, Brükseldeki donörler konferansına da Türkiyeden iki bakanın katılacağını bildirdi.
Akgül, ABDnin Kıbrısta Annan Planının uygulanması için gerekecek maddi ihtiyacın karşılanmasına yarım milyar dolar vereceğini öğrendiklerini; Türkiyedeki iş adamlarının örgütlerinin de yarın bir açıklama yapacağını kaydederek, insanların plana evet veya hayır demesinde en önemli etkenin ekonomi olacağını ifade etti. HALUK ÖNER: KIBRIS YENİDEN DUYARILILIK KAZANDI"--
Arı Hareketi temsilcisi Haluk Öner, DAÜde düzenlenen arama konferansı hakkında bilgiler vererek, gençlere yönelik de AB eğitimi verildiğini belirtti. Türkiyede Kıbrıs konusunun son birkaç yılda yeniden duyarlılık kazandığını kaydeden Öner, Annan Planının ise çok genel anlamda tartışıldığını, yıllardır Kıbrısın AByle ilişkileri konusunda çalışma yapılmadığını söyledi.
Öner, referandum sonrasını bir başlangıç olarak görmek gerektiğini kayderek, sanılanın aksine Türkiyenin yardımlarının çözüm sonrasında da sürmesi gerekeceğini kaydetti.
EREL: PLANIN ALTERNATİFİ YOK--
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Annan Planının bir uzlaşma planı olduğunu belirterek, hiçbir tarafın isteklerinin tümünü karşılamadığını, alternatifinin de olmadığını ifade etti.
Erel, planı çözümün başlangıcı kabul etmek gerektiğini belirterek, ekonomik sıkıntılar ve sağlıklı bir ekonomiye sahip olmamanın yıllardır gündemde olduğunu, taşıma suyla değirmen döndürüldüğünü, dün vefat eden iş adamı Sakıp Sabancının da Kıbrısta yatırım konusunda ben bunun üzerine yazı yazmaya alışık değilim dediğini hatırlattı.
Özellikle mal mülk konusundaki sorunlar çözülmeden yatırım olamayacağını belirten Erel, Türkiyeyle ekonomik entegrasyonun da başarılı olamadığını, Türkiyenin ABla ilişkilerini ciddi tehlikeye atmamak için gümrük birliğinin de imzalanamadığını söyledi. Erel, çözümde Kıbrıs Türk tarafının azınlık ve zayıf unsur olacağı görüşüne katılmadığını vurgulayarak, Türkiye ile birlikte çok başarılı olunacağını kay
detti.Ali Erel, ABye hazırlanmak için gerekli yasaların süratle hazırlanması gerektiğini belirterek, fonların kullanımında da sıkıntılar olacağını, ABnin korumalarını çok fazla kullanılmaması dileğinde bulundu; aksi halde Türkiye ile Güney Kıbrıs ekonomisinin birbirini bulup tanıyacağını bunun da Kıbrıslı Türkler için tehlikeli olacağını anlattı.
TUNAR:
Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar, Kıbrıs Türk toplumunun önemli bir karar arifesinde bulunduğuna işaret ederek, bugüne dek Annan Planının hep siyasi yönlerinin tartışıldığını, ekonomik yönünün kamu maliyesi, merkez bankası ve bankacılık, iki ekonominin harmanizasyonu, mal mülk ve rehabilitasyon olmak üzere dört başlıkta ele alınabileceğini söyledi.
Tunar, Kuzey ve Güney Kıbrıs ekonomilerinin farklarına işaret ederek, KKTCde kapalı bir ekonomi bulunduğunu, milli gelirin 5-6 bin dolarda seyrettiğini, bütçesinin yarısının Türkiye yardımlarıyla denkleştirildiğini; Annan Planında bu farkların giderilmesi için federal hükümetin çalışma yapacağını
n yazılı olduğunu belirtti.Yatırımlar, mal ve hizmet üretimi için kaynağa ihtiyaç duyulacağını kaydeden Tunar, ABnin bu amaçla kuzeye 206 milyon euro vereceğini açıkladığını, Dünya Bankası ve diğer finans kurluşlarının da yardım yapacağını ifade etti.
Salih Tunar, yasaların süratle AB muktesebatına uydurulması gerektiğini vurgulayarak, ancak bu yapılırsa kaynaklardan yararlanılabileceğini söyledi. Tunar, kuzeyde yatırım ikliminin düzeltilmesi gerektiğini de vurguladı.
1 Mayısta tek merkez bankası ve KLnin yürürlükte olacağını, bunun da TLnin ekonomide yarattığı olumsuzlukları ortadan kaldıracağını belirten Tunar, iki toplum arasındaki ekonomik farklılıkların giderilmesi için yeni dönemde bir kalkınma planı hazırlanması gerektiğini söyledi.
Sanayi Odası Başkanı Tunar, yeni dönemde ihtiyaç duyulacak insan faktörünün yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerden karşılanabileceğini ve bunu da büyük bir şans olarak gördüğünü ifade etti.
TULGA: ÇÖLLEŞMENİN ARİFESİNDEYİZ
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Sekreteri Hürrem Tulga, Annan Planının Kıbrıs sorununa çözüm imkanı verdiğini, 1 Mayısın başlangıç olacağını, sivil toplumun katılımıyla iyi bir yönetim yaratılması gerektiğini söyledi.
Tulga, Güneyde ABla uyum için 7 yıldır hazırlık yapılırken Kuzeyde hükümetlerin bunu görmezlikten geldiğini, hiç çözüm ihtimali yokmuş gibi davrandığını kaydederek, topluma ve sosyal ihtiyaçlara duyarsız iktidarlar yüzünden hazırlık yapılmadığını belirtti.
Kayıt dışı işçiler sorunu hakkında bilgiler ve rakamlar veren Tulga, KKTC bütçesinin yarısının dıştan karşılandığını; bir buçuk yıllık sürede 18 bin kişi ve işletmeye haciz konduğunu kaydederek, 200 bin kişilik bir toplumda bu rakamın çok yüksek olduğuna işaret etti.
Hürrem Tulga, turizm gelirlerinin de düştüğünü ve çölleşmenin arifesinin yaşandığını belirterek, üretim yapılamadığını, 1 Mayısta yeni bir başlangıcın önem ve anlamının ve halkın Annan Planına sahip çıkmasındaki gerçekliğin de burada yattığını anlattı. ÖZBİLENLER: HÜKÜMETLERİN HATALARI
İş Adamları Derneği (İŞAD) Başkanı Ünsal Özbilenler, İŞADın barış sağlanana kadar hep önde olmaya devam edeceğini, ülkenin bugünkü duruma gelmesinin nedeni KKTC ve Türkiye hükümetlerinin hataları olduğunu, bu hatalar olmasa bugün ABye ellerini kollarını sallayarak girebileceklerini söyledi.
Özbilenler, eskiden iş adamlarına siyasi rozete bakılarak değer verildiğini, kara listeler olduğunu savundu.
Annan Planı için derneklerinin de öneriler yaptığını ama iki toplumun liderlerinin anlaşmamakta uzlaştığını kaydeden Ünsal Özbilenler, planın kabul edilmesini ve dünya ülkesi olmayı istediklerini, bankalar krizi yaşayan bir ülke olarak dalgalı denizlerde boğuşmaya alışık olduklarını ifade etti.
Özbilenler, Her şeyin üstesinden gelebiliriz. En büyük gücümüz de yurt dışındaki Kırbıslı Türkler ve Türkiyeden gelecek yardımlar. Bir anlaşma olsa da olmasa da yatırım iklimimiz düzeltilmeli diye konuştu.
ULUÇAY
Genç İş Adamları Derneği temsilcisi Teberrüken Uluçay, Annan Planının son versiyonunda olumlu yönlerin fazla olduğunu belirterek, GİADın salı günü üyeleriyle toplantıdan sonra kararını açıklayacağını söyledi.
Uluçay, şu anda tanınmamış bir devlete sahip olduklarını, çözümle tanınmış bir Kıbrıs Türk devleti olacağını; şu anda sürdürülebilir olmayan ekonomik yapının değişeceğini kaydederek, GİAD, sorunun Annan Planıyla çözümü ve ABye girilmesiyle çok önemli adımlar atılacağına inanır dedi. Özellikle turizm ve ticaretle ilerleme sağlanacağını ifade eden Teberrüken Uluçay, üniversitelerin de ön plana çıkacağını kaydetti.
Belirsizliğin yatırımı engellediğini ve maliyetlerin de bu yüzden çok fazla olduğunu anlatan Uluçay, genç girişimcilerin önünün açılmasını ve göçün önlenmesini istediklerini vurguladı. Yer değiştirme ve rehabilitasyonda bazı sıkıntılar yaşanabileceğini kaydeden Uluçay, bunların belli bir dönemde aşılabileceğini söyledi.
YEŞİLADA
Portland Üniversitesi öğretim üyesi ve AB uzmanı Birol Yeşilada da konuşmasında, son üç aydır KKTCde hükümetle AB konusunda temas içinde bulunduğunu, gençlerin AB konusunda eğitilmesi için AB enstitülerine göndermeyi planladıklarını anlattı.
Yeşilada, küçük olan Kuzey Kıbrıs ekonomisinin bazı düzenlemelerle AB ekonomisine katılabileceğini, geçiş sürecinin zor olacağını ama ABnin de iş dünyasının katkılarıyla bugünlere geldiğini söyledi.
Sivil toplum örgütlerinin önemine işaret ederek, AB ekonomisine katılmada en büyük sorunun finansman konusunda yaşanacağını, ekonominin ek yardımlara ihtiyaç duyacağını kaydeden Yeşilada, Kuzey Kıbrıs Türk devletine yabancı yatırımcıların sıcak bakmasının sağlanması gerektiğini vurguladı.
Birol Yeşilada, bu amaçla Başbakanla yabancı iş adamlarının katılacağı telekonferans planladıklarını açıklayarak, atölye çalışmaları da yapılacağını ve geleceğin daha iyi olacağına inandığını bildirdi.
AKİFLER: KENDİMİ ANNANIN YERİNE KOYDUM DÜŞÜNDÜM...
Son konuşmayı yapan Ekonomist, öğretim üyesi Ünal Akifler ise, kendini BM Genel Sekreteri Kofi Annanın yerine koyup düşündüğünü ve bir Kıbrıslı Türk olarak ondan daha iyi ve dengeli bir plan hazırlayamayacağına karar verdiğini söyledi.
Akifler, planın yüksek maliyetli bir çözüm öngördüğünü, toplumsal fayda gözönünde tutularak planın hükümet tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydederek, Annan Planıyla ilgili yaptığı maliyet araştırması hakkında bilgiler verdi.
Planda vatandaşların yaşam kalitesinin yükseltecek güvenlik, maddi refah, milli geliri artıracak önlemler yer aldığını anlatan Akifler, mal mülk konusunun yanlış değerlendirildiğini, mal mülkün bir defaya mahsus kaydedileceğinin düşünüldüğünü ama akımların sürekli olacağının gözardı edildiğini kaydetti.
Ünal Akifler, Rumun yanında hizmetçi olacağız diyenlerin eğer anlaşma olmazsa ne olacağı sorusuna yanıt vermediğini belirterek, Annan Planıyla ekonominin kötü olmasının gerekçelerinin ortadan kalkacağını vurguladı.
Yapılan bir araştırmaya göre Londrada yaşayan her 4 Kıbrıslı Türk aileden birinin işveren olduğunu da kaydeden Akifler, Annan Planının kabulüyle başlayacak geçiş döneminin yumuşak olması için çok dikkatli olunması ve Türkiye yardımlarının sürmesi gerektiğine işaret etti.
Ünal Akifler, ABye girince evlerin değerinin iki katına çıkacağını, bunun şimdiden başladığını belirterek, gizli avantajlar da bulunduğunu anlattı. Bugüne dek ekonominin hiç planlanmadığını, bavul ticaretiyle Türkiye gümrüklerinin didiklendiğini ifade eden Akifler, Maastrich kriterlerine uyması istenen tüm ülkelerde ekonominin önce dibe vurduğunu sonra yükeldiğini kaydetti.
ERK: EKONOMİ ÖNPLANA ÇIKAMADI
Paneli yöneten Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, bugüne dek Kıbrıs sorunu yüzünden ekonominin önplana çıkamadığını, ekonomik akıl ve becerikliliğin desteklenmediğini, Türkiyenin milyonlarca dolarlık yardımıyla istikrar yakalanamadığını söyledi.
Geçmiş yöneticilerin başarısızlıktan payını almasını isteyen Erk, Annan Planının Kıbrıs Türkleri için çözüm zemini hazırlayan bir plan olduğunu belirtti ve iş adamlarına yatırım iklimi hazırlanabileceğini kaydetti.
SORULAR
Panele katılanlar daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, referandumdan kuzeyden evet, güneyden hayır çıkması halinde bile KKTCnin tanınmasının söz konusu olmadığını ama ambargoların yumuşatılmasının mümkün olduğunu, ambargoların da sağlık sertifikalarından kaynaklandığını söyledi.
Tercihim iki taraftan da evet çıkmasıdır. Bizim için iyi olabilecek ikinci senaryoda bizden evet, Rumlardan hayır çıkmasıdır diyen Erel, Rumların hayır demenin bedelini ödeyeceğini kaydetti.
Çözüm olsa da olmasa da en yakın ekonomik partnerlerinin Türkiye olduğuna işaret eden Ali Erel, Kendimizi çok korumaya alırsak Güney Kıbrıs-Türkiye ekonomik ilişkileri artar, biz dışında kalırız. Korumadan ziyade rekabet gücümüzü artırmalıyız diye konuştu.
Erel, Rumlardan referandumda hayır çıkarsa, evet diyene kadar referandumun tekrarlanacağı görüşünü savunarak, ama bunun kayıp zaman olacağını söyledi.
Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar, Annan Planından sonra çözüm olmazsa mülkiyet sorunları yüzünden kuzeyde yatırımın mümkün olmadığını belirtti. Yurt dışındaki Kıbrıslı Türklerin çözümden sonra yurda döneceğini kaydeden Tunar, 18 bin devlet memuru arasında federal devlet için aranan nitelikte 2 bin memur bulmanın zor olduğunu savundu.
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Sekreteri Hürrem Tulga, Sanayi Holdingin battığını ama özel sektörün yerini alamadığını, ekonomiden çekilen paraların bankalara yaradığını, 75 tane banka açıldığını 1999daki bankalar kriziyle rantiyecilik devrinin bittiğini ve üretimin tartışılmaya başlandığını anlattı.
Ekonomist ve öğretim üyesi Ünal Akifler, Rumlarda okullar ve kilisenin rasyonel olmayan politikaları hakkında bilgiler verdi ve kuzeyde okullarda Rum düşmanlığı aşılanmadığını söyledi. Referandumda Rumlardan hayır, Türklerden evet çıkarsa sadece Türkiyeye arkalarını dayayarak rasyonel olamayacaklarını kaydeden Akifler, Türkiyen
in bugüne dek para vererek şımarık çocuk yarattığını ifade etti.Öğretim üyesi ve AB uzmanı Birol Yeşilada, ABnin fonları dışında da yardımlar yapabildiğini belirtti. 25 yıldır yetiştirdiği Kıbrıslı öğrencilerin hemen hemen hiçbirinin yurda dönmediğini kaydeden Yeşlilada, şimdi bu beyinlerden yararlanmak gerektiğini vurguladı.
Rumlar hayır derse ABnin kuzey için ekonomik açılım yapabileceğini kaydeden Akifler, Rum tarafının da büyük baskı göreceğini söyledi.
HALKIN SESI 12/04/2004
Erdoğan: Denktaş Kıbrıs'
ta konuşsunTC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a seslenerek, ''Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat'' dedi, ekledi: ''Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte, ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum''
Orada hakarete varan şeyler var. Oradaki marjinal partilerin ve ülkemizle de kontaklı olan bazı siyasi partilerin genel başkanlarının oralarda yaptığı çok çirkin şeyler var. Bunları da tabii dışişlerimiz yakından takip
ediyor."Malum gruplarla bir toplantı yaptılar. O toplantıya katılanların çoğu TSK'ya 'işgalci kuvvetler' diyenlerdi. Onlarla beraber ben aynı fotoğraf karesi içinde kendilerini görmenin bahtsızlığını yaşadığımı kendisine söyledim ve 'sizleri o karelerde
görmek istemezdim' dedim"Erdoğan, ''Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte, ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, resmi ziyaret için Japonya'ya giderken, İzmir Uçağı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
''Muhalefet Annan Planı'nın 9 bin sayfa olduğunu ve iyi anlatılamadığını ifade ediyor. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Erdoğan, hükümet olarak attıkları adımları kendi gruplarında ve TBMM'de açıkladıklarını ifade etti. ''Bizim yaptığımız açıklamalara rağmen muhalefetin üzerinde durduğu tek konu var; 9 bin sayfa...'' diyen Erdoğan, şunları söyledi:
''Başka bir hareket kaynakları yok. 9 bin sayfa nasıl yazıldı nasıl değerlendirildi, nasıl bu adımlar atılıyor? Tabii her şeyden önce parlamento içindeki milletvekillerinin büyük çoğunluğu, kanunu hazırlayanlar veya teknik sahiplerini işin dışında tutacak olursak, hiçbiri bugüne kadar metni okumamıştır veya 'okuyoruz' diyorlarsa bunun
yüzde 90'ı doğru konuşmuyor. Bu çalışmalar esnasında tek tek incelenmiştir ve özet bilgiler çıkarılmıştır. Bu özet bilgiler içerisinde de bu adımların hepsi atılmıştır. Bir defa buradaki çerçeve ve ilkelerimiz bellidir. Bu ilkeler, çerçeveler dahilinde de çok açık bir şey söylüyoruz. Diyoruz ki, buradan iki kurucu devletle bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çıkıyor.Bugüne kadar Türkiye'den başka dünyanın tanımadığı ortada bir KKTC varken, şimdi 2 kurucu devlet, birisi Güney Kıbrıslı Rumlar, diğeri Kuzey Kıbrıslı Türkler. Bunların kurduğu Birleşik Kıbrıs var, federal bir devlet. Burada bazı benzetmeler yapılıyor. 'Philedelphia' deniliyor. Philedelphia ile bu işin bir alakası yok. Bunlar daha sonra eyaletler olarak birçoğu kurulmuş. Burada böyle bir şey yok. Tam
aksine ikisi birden kuruluyor.Sayın Papadopulos'un, hani gözleri yaşlı söylediği ifade, 'ben devletimi kaptırmam' diyor. Neticesinde işin eğer ruhunu okursak, burada devletini kaptırmak olarak bu kadar ağır, bu kadar mağdur bir pozisyona sokmayalım. Ama en azından devletini bizimle paylaşma noktasına geliyor. Kaldı ki, çok daha ilginç ifadeler var; 'ne kuzeyin güneye ne güneyin kuzeye tahakkümü olamaz' kaydı var. Egemenlik de orada kendi egemenliğini kaydetmek suretiyle bir kere egemenlik sağlıyor aslında
. Hani deniyor ya, egemenlik verilmiyor burada böyle tersten bir yaklaşımla kuzeyin egemenlik kazanması söz konusudur. Biz hep şunu söyledik; burada (gerçekten yüzde 100 çok büyük başarı kazandık) anlayışı içinde değiliz.''''KONUYA MİLLİ MESELE OLARAK BAKI
YORUZ''KKTC'yi gelebileceği ideal bir konuma getirdiklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bunu 'kazan-kazan' anlayışından hareketle yaptık. Güneyin burada kazancı ne oldu? Güneyin kazancı büyük ölçüde toprak oldu. Başka ne oldu? Güneyden kuzeye geçebilecek olan Rumlar oldu. Şimdi kusura bakmayın da burada karşılıklı bir anlaşma yapıyorsunuz. Bu anlaşmayı yaparken öyle tek taraflı olarak kalkıp da size 'buyur ne istiyorsan al' denmez.
O zaman Lozan'ı masaya yatırın. O zaman (Lozan'da neler alındı, neler verildi) diye bakıldığı zaman burada da karşılıklı olarak bir şeyler alındı verildi. Bunların da o zaman üzerinde durmak gerekir. O zaman kalkıp da bu adaları verenler ihanet içinde miydiler? İşi bu noktalara getirmek çok çirkin, yakışıksı
z. Bizler, şu anda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak konuya bir milli mesele olarak bakıyoruz. Ama milli mesele olarak bakarken de KKTC'li kardeşlerimizin, soydaşlarımızın bir devlet olabilme imkanını yakalamasını istedik.Olaya milli mesele olarak bakıyorsunuz. Uluslararası hangi toplantıda acaba Türkçemiz beynelmilel bir dil olarak kullanılıyor? Ama şimdi burada uluslararası bütün toplantılarda dilimiz beynelmilel dil olarak kullanılmaya başlanacak, bizzat elimle kayıt düştük. 1 Mayıs'tan itibaren tekni
k noktada sıkıntısı olmayan kuruluşlarda Türkçe hemen uygulamaya girmeli, diğer yerlerde ise 5 yıl kaydı vardı onu çıkardık. Diğer yerlerde ise en kısa zamanda bu sıkıntılar giderilmek suretiyle bu adımların atılması durumu var. Uluslararası kuruluşlara 200 civarında eleman yetiştirip, hazırlayıp vereceğiz. Bunlar orada simültane tercüme yapacaklar. Bunların hepsi bu anlaşmayla elde edilen kazanımlar. Görmezlikten gelmek bana göre doğru değil. Olumsuz yanlarını da söyledik. Bu, daha önceki Annan Planı'nda olan 29.2'dir.''KALACAK GÖÇMEN SAYISI 45 BİNE ÇIKARILDI''
Bir şey de hedefinden saptırılıyor. O da şudur: Efendim şu kadar Rum kuzeye gidecek. Gelir gelmez onu bilemeyiz ama bu oran bellidir; yüzde 21'dir. Biz bunu yüzde 18'e indirdik. Belli bir sürede gelecek. Ne kadarı gelir ne kadarı gelmez, orası ayrı bir mesele.
Burada bir diğer adım da, 'Türkler'i çıkarmak için bir adımdır...' Böyle bir şey söz konusu değil. Şu anda orada Türkiye'den giden belli bir vatandaşımız var. Göçmen diye ifade edeyim, bunu 30 bin küsur olarak değerlendirelim. Karşılıklı müzakerelerle bunu 45 bine çıkarmaya muvaffak olduk. Orada kalıyor. Bunu niye konuşmuyorsunuz? Bunu da açalım.
'Türk askeri buradan çıkarılıyor' deniliyor, Yunan askerini niye konuşmuyorsunuz? 2018'den sonra 650 askerimiz kalacak, 950 de onların askeri kalacak. Ama 3 yılda bir anlaşmayla görüşülecek. Tamam da görüşülecek orada bir madde var ama ne dedik? 'Karşılıklı mutabakata dayalı olarak' dedik. Yani mutabık kaldığınız sürece... Taraflardan biri buna evet demediği sürece bir defa oradan bizim askerimizin çıkması söz konusu değil.
'Efendim ya farklı bir hükümet gelirse?' Böyle değerlendirmeler de yapıyorlar. Görüyorsunuz, ne demek farklı bir hükümet gelirse? Farklı bir hükümet şu anda da varsa aynı şeyi yapar.''
DENKTAŞ'A MESAJLAR
Başbakan Erdoğan, bir başka gazetecinin, ''Bu sözleri Dışişleri Bakanı'na söyleyen Sayın Denktaş oldu. Bu sözleriniz Denktaş'ı da etkiliyor mu? Bu sözler Denktaş'a bir mesaj olabilir mi?'' sorusuna, ''Ben bilemiyorum. Şimdi bunlar konuşuluyor. Gazetelerde yazılanları böylece cevaplandırdım ki halkım yanıltılmasın. Enteresan olan bir şey de şu: Maalesef şu anda ağırlıklı olarak niçin bu iş Türkiye'de yapılıyor? Onu da merak ediyorum. Böyle bir şey varsa, bu Kıbrıs'ta yapılsın. Yani mitin
gler yapılacaksa orada yapılsın. Konuşulacak şeyler orada konuşulsun'' yanıtını verdi.''Türkiye'deki muhalefet tartışmayı Kıbrıs'a taşıyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?'' diye soran bir gazeteciye, Erdoğan, ''hangi muhalefet'' sorusunu yöneltti. Gazetecinin, ''parlamento dışındaki muhalefet'' demesi üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
''Onlar işi çok çirkin bir yere de taşıdılar. Orada hakarete varan şeyler var. Oradaki marjinal partilerin ve ülkemizle de kontaklı olan bazı siyasi partilerin genel başkanlarının oralarda yaptığı çok çirkin şeyler var. Bunları da tabii dışişlerimiz yakından takip ediyor. Bu atılan adımların bizi bu noktaya getirmemesi gerekirdi.
Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti gerek Türkiye Cumhuriyeti'nin gerekse KKTC'deki kardeşlerimizin
menfaatinin en az onlar kadar hassasiyeti içindedir. Çözümsüzlük çözüm değildir. Siyaset, sorun üretme sanatı değildir. Siyaset, çözüm üretme sanatıdır. 30 yıldır, 40 yıldır bu işi çözemeyenler bugünleri hazırlamışlardır. Dolayısıyla burada iyi düşünerek adımlarımızı da ona göre atmamız gerekir.'' ''İsviçre'de düzenlediğiniz basın toplantınızda, Denktaş ile ilgili soruya 'gönlümüzde yeri var' dediniz. Siyasi olarak aranızdaki ilişki nedir?'' sorusunu da Erdoğan, şöyle yanıtladı:''Oradaki konuşmamız da görüşmemiz de gayet iyi geçti. Hassasiyetlerimizi, düşüncemizi söyledik ve 'biz sizin endişe ettiğiniz kadar endişe taşımıyoruz' dedik ve kendisi hatta 'kampanya için Kıbrıs'a gelecek misiniz? Milletvekilleriniz gelecek mi?' diye sordu. 'Hayır' dedik. Ama ben
'Siz Türkiye'ye gelecek misiniz?' sorusunu sormayı unuttum. Benim de ondan bunu istemem lazımdı. Yani yapılacak bir şey varsa, buyur Kıbrıs'ta onu yap. Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat. Ama Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum ve bunu kendisine de söyledim. Daha önce biliyorsunuz ATO'ya geldiler. Malum gruplarla bir toplantı yaptılar. O toplantıya katılanların çoğu TSK'ya 'işgalci kuvvetler' diyenlerdi. Onlarla beraber ben aynı fotoğraf karesi içinde kendilerini görmenin bahtsızlığını yaşadığımı kendisine söyledim ve 'sizleri o karelerde görmek istemezdim' dedim. Bunu da kendisine söyledim.'' (aa)YENIDUZEN 12/04/2004
Biz evetle, dünyaya bağlanacağız
Başbakan Mehmet Ali Talat, refeandumda, Güney Kıbrısın kararı ne olursa olsun Türk tarafından çıkacak evetle Kıbrıs Türkünün dünyaya bağlanacağını ifade etti.
Hedeflerinin iki taraftan da evet çıkması ve Kıbrısın bütünüyle dünyaya bağlanması olduğunu söyleyen Başbakan Talat, CTP, KKTCden mutlaka bir evet çıkartma peşindedir KKTCnin halkının evet demesi eğer Güney Kıbrısta hayır oyu çıksa dahi, çözüm olmasa dahi Kıbrıs ABye Rum tarafının temsil ettiği şekilde girse dahi yinede Kıbrıs Türkünü dünyayla bağlayacaktır.Diğer taraftan çıkacak karar ne olursa olsun Kıbrıs Türkünün dünyayla bağını kuracaktır dedi.
Başbakan Talat, dünyanın isteğini, BM ve ABnin çabasını olumlu karşılayan Kıbrıs Türkünün artık dünyada yalnız olmaktan kurtulacağını ifade etti.
Başbakan Mehmet Ali Talat dün akşam DAÜnün, Deniz Kulübü Tesilerinde Annan Planı konusuyla iligili Arama ve Değerlendirme Konferansı katılımcılarına verdiği kokteyle katılarak bir konuşma yaptı.
Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda önemli günlerin yaşandığını ve herşeyin çok hızlı geliştiğini belirterek, aylara yıllara sığmayan işlerin günlere ve saatlere sığdığını söyledi.
Nisan ayı takvimini başarıyla gerçekleştirebilmek için çok çalışmak gerektiğinin altını çizen Talat, referandumun son derece önemli ve tarihi bir olay olduğunu kaydetti.
İki evet lazım ama...
Talat, Kıbrıs Türkü tarafından referandumda çıkacak evet kararının Kıbrıs Türkünü dünyaya bağlayacağını,bunun çok açık ve net olduğunu söyledi. Talat, Bizden çıkacak evet bizi dünyaya bağlayacak ama bize iki evet lazım. Bize bir de güneyden evet lazım. İki evet çıkarsa o zaman Kıbrıs bütünleşecek ve dünyaya bağlanacak.Onun için hedef ve çabamız iki taraftan da evet çıkması dedi.
Öncelikle işin Türk tarafına düştüğünü, kendi içinde bunu sağlaması gerektiğini kaydeden Talat, bu yönde çaba verilmesi ve halkın güveninin sağlanmasının önemli olduğunu ifade etti.
Bugüne kadar birçok hükümetlerin verdikleri sözleri normal şartlarda bile yerine getiremediklerini belirten Talat, Halbuki b
iz çok zor şartlarda, büyük değişikliklerin altüstlüklerin yaşandığı şartlarda halkımıza hiçbir sıkıntı vermeden, sorunları çözmek gibi iddiayla yola çıkmalıyız. Ancak o şekilde hareket edersek, o yünde adımlar atarsak, halkımız güven içinde , hem verdiği evet oyunun hem de bundan sonraki dönemde dünyayla bütünleşmesinin, ekonomik gelişmesinin tadına varabilecektir. Bu tadı verirken acı ve sıkıntı çekmemsi en temel hedefimiz olmalıdır diye konuştu.Rum tarafının uzun zamandır en üst düzeyde referandumu 1 Mayıs sonrasına erteleme çabası içinde olduğuna işaret eden Talat, bu konuda uyanık olunması ve referandum tarihinin 1 Mayısı geçmemesi gerektiğini kaydetti.
Kabul edemeyiz...
Talat, Bizim açımızdan 1 Mayıs sonrası bütün Kıbrısı temsilen Rum tarafının AB üyesi olduğu koşullarda varolacaktır. Eğer çözüm olmazsa, referandum gerçekleşmezse 1 Mayıs sonrası AB üyesi Rum temsilcileriyle Kıbrıs Türk toplumu görüşüyor noktasına geleceğiz. Böyle birşeyi bizim kabul etmemiz elbette ki mümkün değildir. dedi.
Kıbrıs Türkünün devletinin Rum halkının devletiyle eşit statüde olduğunu ve Kıbrıs Türkünün iki siyasi eşitten biri olduğunu aktaran Talat, Kıbrıs Türk Halkının çıkarlarını tehlikeye atacak, Rum halkı ve devletiyle eşitliğini bozacak uygulama ve politik man
evraları kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti.Kokteylde, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Erbil Akbil, Başbakanlık Müsteşarları Ahmet Fikretler, Eşref Vaiz, bazı milletvekilleri, Gazimağusa Kaymakamı İsmail Gündost, Belediye Başkanı Oktay Kayalp ve DAÜ Rektörü Prof. Dr. Halil Güven de hazır bulundu. (tak)
YENIDUZEN 12/04/2004
Doğru olan ertelemeydi!
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Kıbrıstaki çözüm yarın çocuklarımızın yeniden savaşmak zorunda kalacağı bir çözüm olmamalı de
di.Serdar Denktaş, Çukurova Genç İşadamları Derneğinin (ÇUGİAD) ev sahipliğinde gerçekleşen Güney-Güneydoğu Genç İşadamları Federasyonu (GİAF) Genişletilmiş Adana Toplantısı kapsamındaki Kıbrısta Son Dönemeç konulu panele, tele konferansla katıldı.
Denktaş, Birleşmiş Milletlerin, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafından giden talep ve çözüm önerilerinden derlediği bir mutabakat planını ortaya koyduğunu ancak, bu planın mutabakat değil mutabakatsız plan olduğunu söyledi.
Kıbrısta, 24 Nisanda yapılacak referandumun ertelenip, mevcut planın tüm yönleriyle tartışılması gerektiğini vurgulayan Serdar Denktaş, şöyle konuştu:
Doğru olan referandumun ertelenerek mevcut planın müzakeresinin devamı, anlaşılan konuların adım adım ortaya konularak yumuşak bir geçiş sürecinin yaşanmasıydı. Ancak, biz 24 Nisanda hem oylama yapıp ardından da uygulamaya koyma zorunda kalacağız. Şu anda Kıbrıs Rum tarafında (hayır) ağır basıyor ancak, ben her iki tarafta da evet ve hayırların çok küçük farkla geçileceğini d
üşünüyorum.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa yönelik eleştirilere de dikkati çeken Serdar Denktaş, Ortada yarım asırlık bir mücadele ve yaşayan bir tarih Rauf Denktaş var. Ona hem Kıbrıs hem de Türkiyede ortaya konulan tepkileri doğru bulmuyorum. Aslında bunlar halka yapılmış saldırı ve hareketlerdir diye konuştu.
YENIDUZEN 12/04/2004