Kıbrıs’ta 6’ncı randevu

Kıbrıs’ta liderler iki günlük aranın ardından bugün 6’ncı kez bir araya geldi. Görüşmede, anayasal konular ön plana çıktı. Ayrıca Rum tarafının AB’yle ilişkiler konusunda Cuma günü sunduğu değişiklik önerileri tartışıldı

Lefkoşa
NTV

1 Mart 2004— Öte yandan Ada’da bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs’ta iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda ABD’nin cömert yardımda bulunacağını söyledi. Weston, referandumda “hayır” diyen tarafın, Kıbrıs’ın geleceği konusunda ağır bir yükümlülük altına gireceğini de dile getirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri, Annan Planı temelinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları çerçevesinde başlatılan yeni müzakere sürecinde bugün saat 10.00’da altıncı kez bir araya geldi.
Görüşmede anayasal konuların ön plana çıkması nedeniyle Türk heyetine Prof.Dr Mümtaz Soysal da katıldı. Rum tarafının Cuma gün
ü masaya koyduğu AB’yle ilişkiler konusundaki değişiklik önerileri de görüşmede tartışıldı.
Rum tarafının çözüm sürecinden sonra Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru talebi Türk tarafınca reddedildi.
Rum tarafının bir başka talebi de Rumlara verilecek bö
lgelerin derhal BM denetimine geçirilmesi ve Türk askerlerinin bu bölgeleri terketmesi. Ancak Annan Planı, bu bölgelerden Türk askerlerinin 3 yıl içinde kademeli çıkarılmasını öngörüyor.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı kaynakları, liderler anlaşma sağlayamas
a da Genel Sekreter Annan boşlukları dolduracağı için BM’nin müzakere sürecini çok da ciddiye almadığını söylüyor.

ABD’DEN ADA’YA YARDIM
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen noktayı değerlendirmek üzere dün Ada’ya ulaştı. Weston, Kıbrıs’ta iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda ABD’nin cömert yardımda bulunacağını söyledi. Müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs Rum kesimine gelen Weston, yaptığı açık
lamada, Rum ve Türk kesimleri arasında Ada’nın yeniden birleşme görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti.
Weston, Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada,
çözüm yönünde önemli bir fırsat yakalandığını ve referandumda her iki halkın da tarihi sorumluluğunu yerine getireceğine inandığını söyledi. Weston, bir soru üzerine referandumda “hayır” diyen tarafın, Kıbrıs’ın geleceği konusunda ağır bir yükümlülük altına gireceğini dile getirdi.

WESTON ATİNA VE ANKARA’YA DA UĞRAYACAK
Weston, ilk olarak Kıbrıs Rum kesiminde, eski Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides ve yine eski Rum yönetimi lideri olan, Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ) Genel Başkanı Yorgo Vasiliu ile ayrı ayrı görüştü. Amerikalı diplomat, daha sonra geldiği KKTC’de, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı ile ABD Büyükelçiliği’nin KKTC’deki temsilciliğinde biraraya geldi. Weston, öğleden sonra da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve K
KTC’deki siyasi liderlerle bir araya gelecek ve akşam saatlerinde basın toplantısı düzenleyecek.
Yarın Ada’dan Atina’ya hareket edecek olan Weston, Çarşamba günü de Ankara’da temaslarda bulunacak.

Denktaş sokağa indi

Annan Planı'nı Rumlarla müzakere eden Denktaş, plan karşıtı gösterilerde boy gösteriyor. Denktaş, Lefkoşa'daki gösteride halktan referandum kararını dikkatli vermelerini istedi.

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


Kıbrıs'ta 1 Mayıs'a kadar çözüm hedefiyle başlayan müzakere süreci, bugün yapılacak olan altıncı görüşmeyle sürerken, masada Türk tarafını temsil eden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, önceki gün Lefkoşa'da Annan Planı'nın mevcut haline referandumda 'hayır' denmesini savunan kuruluşların eylemine katılanlara hitap etti. Denktaş, görüşmelerle ilgili olarak her gün yaptığı açıklamaların dikkatle takip edilmesini, takip edenlerin çevrelerine de anlatmasını istedi ve "Uyanık olun... Kaçınamayacağımız referandum gününe geldiğimizde, evet mi, hayır mı diyeceğinizi bilerek söyleyin" dedi.
Aralarında, KK
TC Kamu - Sen, Mücahitler Derneği, Ulusal Halk Hareketi gibi kuruluşların bulunduğu sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu Ulusal Direniş Hareketi, Lefkoşa Kuğulu Park'ta toplanarak, Cumhurbaşkanlığı binasına yürüdü. Yürüyüş sırasında, "Egemenlik Alanımıza Rum İstemiyoruz", "Siyasi Çözüm Adına Teslimiyet Yok", "Kıbrıs Türk'tür Türk Kalacak", "Bozkurt Denktaş" sloganları atıldı.
Grup, Cumhurbaşkanlığı binasının önüne ulaşınca, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, kendisini bekleyen göstericilerin yanına gitti, gösteri
cilerle kucaklaşıp el sıkıştı. Denktaş, yaptığı konuşmada, "Kimin ne dediğine, Türkiye'deki falanca gazetenin yazdığına bakarak değil, devletten, topraktan olunup olunmayacağına, toplu göçün yaşanıp yaşanmayacağına, göç edenlerin rehabilitesi için paranın olup olmadığına bakarak karar vermek gerek" dedi.
"Rumların dediği gibi 'Kıbrıslıyız, işte Türklere kurucu devlet deyip bir şeyler verdik. Onun içerisine şu kadar Rum da varsın girsin. Hepimiz kardeşiz' diyerek başımıza külah giydirecekler mi? Bütün bunla
rı her gün size duyurmaktayız. Bunları iyi değerlendiriniz, çünkü karar sizindir" diye konuşan Denktaş, "geçen sefer halktan korktuğu için referanduma gitmediği" iddiasının doğru olmadığını belirtti.
Yaklaşık 250 kişinin katıldığı gösterinin, Annan Planı'
nın mevcut haliyle kabulüne karşı çıkan bir dizi gösteriye "hazırlık niteliğinde olduğu" belirtiliyor.
MILLIYET 01/03/2004

Talat para istedi

KKTC Başbakanı memurlara söz verilen maaş zammını yapabilmek için Ankara'dan hibe ve kredilerde kesinti yapmamasını istedi

UTKU ÇAKIRÖZER Lefkoşa


Kıbrıs'ta nisanda yapılacak referandum öncesinde KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, memur maaşlarına zam yapabilmek için Ankara'dan yardım istedi. Başbakan Tayyip Erdoğan'la geçen hafta telefon görüşmesi yapan Talat, Türkiye'nin KKTC'ye göndereceği yardımda tasarruf gerekçesiyle yüzde 13 kesintiye gitme yönündeki kararının yeniden gözden geçirilmesini istedi.
Hibe ve kredi olarak KKTC'ye toplam 563 trilyon lira göndermeyi 2004 bütçesine koyan hükümet, IMF'nin baskısıyla tüm
bütçe kalemlerinde önce yüzde 10 kesintiye gitmiş daha sonra bu rakamı yüzde 13'e çıkarmıştı. Hükümetin bu kararının KKTC'ye gidecek yardıma da uygulanacağı ortaya çıkınca, Talat yaklaşık 60 trilyon liralık kesinti için geçen hafta Erdoğan'ı aradı.

'Bütçemizi kesmeyin'
Adadaki müzakereleri anımsatan Talat'ın görüşmede "Önceki hükümet Ocak 2004'te yüzde 6.9 zam yapma taahhüdü vermişti. Zammı hala yapamadık. Önümüzde kritik bir süreç var ve nisanda Annan Planı referanduma sunulacak. Böyle bir dönemde bütçemizi kesmeyin" mesajı verdiği öğrenildi. Erdoğan'ın söz vermemesine rağmen, yardımda "esnek" bir tutum sergilemesi ve en azından yüzde 5 oranında zamma imkan sağlaması bekleniyor.

'Müzakereler Erdoğan'ın eseri'

New York Times: Türkiye konusunda tereddüt edenler, seçilmiş hükümetin orduyu hizaya getirebileceğinden şüpheliydi. Erdoğan'ın Kıbrıs üzerinden yaptığı tam olarak budur


ABD'de yayımlanan The New York Times gazetesi, dünkü başyazısında, Kıbrıs'ta 1 Mayıs'a kadar çözüm için müzakerelerin başlatılmasının "baş aktörünün" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, Erdoğan'ın bu hamlesiyle "orduyu hizaya getirdiğini" yazdı.
"Kıbrıs için yeni başlangıç" başlıklı yazıda çözüm sürecinin başlamasında en önemli rolü oynayan isimlerin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan
ve Erdoğan olduğu belirtildi.
Başyazıda "Müzakerelerde sonuç ne olursa olsun, Erdoğan hükümetinin cesur ve yapıcı liderliği, Türkiye'nin AB üyeliğinin sağlama bağlanmasını sağlamalı. Türkiye konusunda tereddüt edenler, seçilmiş hükümetin orduyu hizaya ge
tirebileceğinden şüpheliydi. Erdoğan'ın şu anda Kıbrıs üzerinden yaptığı tam olarak budur. Başarısı, AB'deki 'şüphelileri' susturmalıdır" denildi.

Weston: ABD cömert davranacak

Müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak üzere dün adaya gelen ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs'ta iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda birleşmenin maliyetini karşılama konusunda Washington yönetimin cömert yardımda bulunacağını söyledi. Weston, KKTC'de bugün yapacağı temaslar çerçevesinde saat 15.00'te Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. LEFKOŞA AA
MILLIYET 01/03/2004


Rum tarafı karışık

Papadopulos'un Rum siyasilerinden aldığı destek çatırdıyor. Rum lideri, Milli Konsey toplantısında sağcı DİSİ'nin lideriyle ağız dalaşına tutuştu

01/03/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs Rum siyasi partilerinin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile müzakereleri yürüten Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a verdikleri destek çatırdamaya başladı. Cumartesi günü toplanan Rum Milli Konseyi'nde Papadopulos ile eski lider Glafkos Klerides'in kurduğu iki büyük partiden birisi olan sağcı DİSİ'nin lideri Nikos Anastasiadis arasında kavga çıktı.
Anastasiadis, Papadopulos'un müzekerelerle ilgili haftada sadece bir gün siyas
i parti liderlerine bilgi vermesine tepki gösterdi. Rum lider, bu çıkışa gerekli gördüğünde telefonla bilgi verdiğini ve toplantılar için vakti olmadığını söyleyerek yanıt verdi. Anastasiadis diretince sinirlenen Papadopulos, Rum Milli Konseyi'nde konuşulanların sızdırıldığını, hatta bazı siyasi parti liderlerinin yabancı diplomatlara bilgi bile verdiğini ve bu durumun da müzakere masasında işini zorlaştırdığını söyledi. Bunun üzerine Anastasiadis, "Senin bu söylediklerin Milli Konsey için küfürdür. Kimi kastediyorsan açık konuş" diyerek tartışmayı sertleştirildi. Papadopulos'un yanıtı, "Sen istediğini söyle. Kimi kastettiğimi ise burada açıklayacak değilim" oldu.

'Sen partini kontrol et'
Anastasiadis, buna karşılık Papadopulos'un lideri olduğu DİKO partisinin milletvekillerinin kıraathanelere gidip 'Annan Planı'na hayır' propagandası yaptıklarını belirterek, "Benim partimin yetkilileri ağızlarını tam bir ay için kapalı tutacak. Ama sen de partini kontrol et" dedi. Bunun üzerine Papadopulos bir kez daha Mil
li Konsey'de yer alan siyasi parti liderlerinin konuşulanları sızdırdıklarını tekrarladı. Anastasiadis bu kez daha da sinirlenerek, New York görüşmelerinde partisinin kolaylıkla kendisine muhalefet yaparak izlediği taktiği eleştirebileceğini, ancak bunun yerine destek vermeyi tercih ettiğini hatırlattı. Ardından da müzakere masasında ortaya konan belgelerden parti liderlerinin haberi bile olmadığı bir sırada Papadopulos'un böyle konuşamayacağını vurguladı. Havanın gerginleştiği toplantıda Papadopulos "Parti liderlerine yine haftada bir bilgi verilecek. Müzakereler sırasında masaya konan belgeler hakkında da sizleri haberdar etmem sözkonusu değil" diyerek son noktayı koydu.
Rum lideri, toplantıda Kıbrıs müzakerelerinde kurucu iki devletin anayasalarının 12 M
art'a dek hazırlanmasının kararlaştırıldığını, Rum anayasasının hazır olduğunu ve yine başkanlık sistemine dayalı yönetim olacağını açıkladı.

Weston: Cömert olacağız
Bu arada, Lefkoşa görüşmelerini yürüten BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisi Alvaro De
Soto'nun, Annan Planı'nın avantajlarını halklarına anlatmadıkları için hem Denktaş hem de Papadopulos'tan şikâyetçi olduğu belirtildi.
Dün akşam Güney Kıbrıs'a ulaşan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Özel Koordinatörü Thomas Weston ise Kıbrıs'ta anlaşmaya varılırsa ABD'nin birleşmenin masraflarının karşılanması için 'cömert yardımda bulunacağını' söyledi. Weston bugün Rum yetkilileriyle temaslarının ardından kuzeye geçip KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denk
taş'la bir araya gelecek.


Denktaş: Rumların anlaşacağı yok

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum kesiminin AB üyesi olmanın rahatlığıyla davrandığını belirterek "Rumların anlaşacakları yok" dedi. Denktaş, adada iki halkın varlığını reddeden Rumların sunulan tüm önerileri Annan Planı'na aykırı olduğunu iddiasıyla reddettiklerini söyledi.

Denktaş, Kıbrıs'ta BM gözetiminde süren görüşmelerin ikinci haftasının ilk gününde Rumların daha önce Türk tarafı tarafından iletilen önerilere yanıt verdiklerini ve kendi değişiklik önerilerini içeren bir belge ilettiklerini belirtti.

Denktaş, Rumların verdiği yanıtın ilk incelemesi sonucunda Türk tarafının önerilerinin tümünü reddettiklerini kaydetti. Denktaş, Rumların AB üyesi olarak rehavet içinde davrandıklarını ve önerilere olumsuz yanıt vererek görüşmeleri tıkadığını kaydetti. İki halkın eşitliğinin Rumlar tarafından gözardı edildiğini söyleyen Denktaş, egemenliğin sadece Rumlarda olduğunu

Denktaş, şöyle konuştu:

AB ÜYESİ OLMANIN RAHATLIĞI İÇİNDELER

"Bizim boşaltacağımız ve Annan Planı'nda 3 yıl zaman verilmiş toprakları ilk gunden BM'ye devretmemiz isteniyor. Bu perişanlıktır bu halkımızın o bölgeyi hemen boşaltması anlamına geliyor ki, bu olacak birşey değildir.

Bugun verdikleri kapsamlı belge dedikleri şeye baktık. Biz artık Avrupa Birliği ülkesiyiz, geçici zaman yoktur, geçici zaman Türk tarafı için geçiştir, buna zaman yoktur yaklaşımı var.

Süratle bakınca gördüğümüz garantörlerin kuruluş anlaşmasıı devreye girmeden kendi aralarında anlaşmayı imzalamasında ısrar ediyorlar.

REFERANDUM VE OY HAKKI

Referandumda sadece 20 aralık 1963'de kıbrıs vataandaşı olanlar ve onların çocukları oy kullanabilir diyorlar. Yerleşik denen vatandaşların Kıbrıs'ta bulunma hakkı yoktur ve hiçbir şekilde oy kullanamaz diyorlar. Kalabilecek olanlar ise Kıbrıslılarla evlenenler ve onların çocuklarıdır diyorlar.

Bizim verdiğimiz öneriler konusunda bize verdikleri cevap, önerilerimizin tümünün kabul edilemez olduğu ve Annan Planı dışında olduğudur.

KIBRIS'TA TEK HALK İDDİASI

Kıbrıs'ta tek halk vardır ve bu nun üzerine iki halk üzerine kurulamaz diyorlar. eğer bu kabul edilirse iki halk arasındaki eşitlik sözde kalıyor.

Kıbrıs'ta azınlık olmadığımız birçok kez vurgulanmıştır. BM genel sekreteri azınlık değilsiniz olmayacaksınız ve eşitliğiniz korunacak sözlerine rağmen Rumların bunu reddetmesi üzücü olmuştur.

Eşitlik vardır ve eşitlik kurucu devlet arasındadır iddialarına, bizim devletimize 50-80 bin arası Rum gelecek ve biz onlara siyasi haklar verecekmişiz. Bu kabul edilemez.

Kurucu devletlerden biri Türk diğeri Rum olacak. Bunların temsilcileri Rum tarafından yüzde yüz Rum; Türk tarafında karma olacak diyorlar, bu kabul edilemez."

(Hürriyetim) 01/03/2004

KKTC'nin AB'ye uyum çalışmaları başladı

Kıbrıs'ta 1 Mayıs'a kadar çözüm hedefiyle taraflar arasında müzakereler sürerken, KKTC'yi AB üyeliğine hazırlamayı hedefleyen uyum çalışmaları da bugün resmen başladı.

BM gözetiminde Lefkoşa ara bölgede saat 10.00'da başlayan görüşmelerde KKTC'yi Büyükelçi Peker Turgud başkanlığında Başbakanlık AB Birimi Koordinatörü Erhan Erçin ve aynı birimden Yenal Süreç ile Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) milletvekili Özdil Nami temsil ediyor.

BM ve AB temsilcilerinin yan sıra AB ile uyum çalışmalarını yürüten Rum yetkililerin de katıldığı bugünkü toplantıda, KKTC'nin AB mevzuatına uyumu amacıyla yoğun çalışma başlatılacak.

AB uyum sürecinde müzakereci heyete, uzmanlar ve bakanlıkların temsilcilerinden oluşan Başbakanlık'a bağlı AB Koordinasyon Birimi de katkıda bulunacak.

TEKNİK KOMİTELER DE TOPLANDI

Bu arada, federal yasalar, uluslararası anlaşmalar ve ekonomi- finans konuları olmak üzere 3 ana konuda oluşturulan teknik komiteler de bugün ortak toplantı yapıyor.

Ara bölgedeki BM Konferans Merkezi'nde BM gözetiminde gün içinde farklı saatlerde toplanacak komiteler, federal devletin alt yapısını hazırlamaya çalışacak.

Çalışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte sayısı sürekli artırılan komitelerin Türk üyeleri, Rum üyelerle ortak toplantılar yanında, haftanın 7 günü Kıbrıs Türk Ticaret Bankası'nın eski binasında kendi aralarında yoğun hazırlık yapıyor.

UYUM İÇİN ZAMAN DAR

Annan Planı temelinde çözüm hedefiyle başlatılan müzakere sürecinin başarıya ulaşması halinde Ada'da anlaşmayla birlikte birleşik bir Kıbrıs AB üyesi olacak.

Rum yönetimi, üyelik müzakereleri çerçevesinde yaklaşık 7 yıllık bir süreçte mevzuatının tümünü AB'ye uyumlu hale getirirken, geçen haftalarda müzakerelerin başlamasıyla birlikte bu konuda çalışma başlatan KKTC'nin mevzuatını AB'ye uyumlu hale getirmek için çok sınırlı bir süresi bulunuyor.

(aa)

(Hürriyetim) 01/03/2004

Kıbrıs görüşmelerine devam ediliyor

Kıbrıs sorununa, Annan planı temelinde 1 Mayıs'a kadar çözüm bulmayı hedefleyen müzakereler sürüyor.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri, Lefkoşa ara bölgede BM kontrolündeki Uluslarasası Havaalanı yakınındaki Konferans Merkezi'nde 6. kez biraraya geldi.

Görüşme için makamından ayrılırken açıklama yapmayan Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmelerle ilgili olarak saat 14.00'de b
asın toplantısı düzenleyecek.

Bugünkü görüşmede, Rum tarafının, Avrupa Birliği üyeliği halinde ortak devletin işleyişine ilişkin verdiği önerilere Türk tarafının yanıtı verilecek.

Rum lider Papadopulos, cuma günü yapılan görüşmede, AB üyeliğiyle ilgili
114 yasanın referandum tarihinden önce teknik komitelerden geçmemesi halinde referanduma gitmeyeceğini belirtmişti.

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş da müzakerelerde bir al-ver sürecinde olduklarını, ancak bunun istenilen düzeyde olmadığını söylemişti. Denkta
ş, Papadopulos'un ''yasalar geçmeden referanduma gitmem'' şartı için, ''Rum tarafı Annan planını referanduma sunmadan AB'ye girmek istiyor'' demişti.

Görüşmeye, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro deSoto gözlemci olarak katılıyor. De Sot
o, cuma günü açıklamasında, tarafların görüşmelerin içeriğine ilişkin yaptığı açıklamadan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, ''Kapalı kapılar ardında konuşulanlar hakkında bilgi sızması durduğu an görüşmelerde dönüm noktasına ulaşılacak'' demişti.

(aa)

ABD, cömert bir yardıma hazır

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, dün geldiği Ada'da, ayağının tozuyla mali destek sözü verdi.

Müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs Rum kesimine gelen Weston, yaptığı açıklamada, Rum ve Türk kesimleri arasında adanın yeniden birleşme görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti. Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve eski Rum yönetimi liderleri Glafkos Klerides'in ardından, bugün kuzeye geçerek Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile görüşecek olan Weston, 15 Nisan'da toplanacak Bağış Konferansı öncesi ilk iyi haberi vermiş oldu.

(Hürriyetim) 01/03/2004

Lanetli ve şeytani plan

Dün Lefkoşa'nın, Rum tarafında sokaklara dökülen binlerce Kıbrıslı Rum, Annan Planı'na ateş püskürdü. Piskopos Pavlus önderliğinde toplanan yaklaşık 3 bin 500 kişi, özellikle Girne'nin, Türk kesiminde kalmasına tepki gösterdi.

Annan Planı'nı ‘‘Şeytani, lanetli, iğrenç ve işleyemeyecek bir plan’’ olarak niteleyen Piskopos, 200 bin Kıbrıslı Rum'un kuzeye dönmesi gerektiğini vurgulayarak kalabalığa dua ettirdi. Planda Girne'de terkettikleri evlere dönüşlerinin açıkça engellendiğini ifade eden Piskopos, Ada'ya Türkiye'den gelen göçmenlerin de büyük oranda Kıbrıs'ta kalacaklarını söyledi. Piskopos, kalabalığa ‘‘Bu büyük bir haksızlıktır. İnsan hakkı ihlalidir’’ dedi.

(Hürriyetim) 01/03/2004

ABD'den, cömert yardım taahhüdü

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs'a geldi.

Yarın adadan ayrılacak olan Weston, bugün hem KKTC’de hem Güney Kıbrıs’ta yoğun bir görüşme trafiği yapacak.

Kıbrıs’a yapacağı çalışma gezisi için Washington’dan dün ayrılan Weston’ı taşıyan uçak, saat 15.00’de Larnaka Havaalanı’na indi.

Thomas Weston, Kıbrıs'ta iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda ABD'nin cömert yardımda bulunacağını söyledi.

Müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs Rum kesimine gelen Weston, yaptığı açıklamada, Rum ve Türk kesimleri arasında adanın yeniden birleşme görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek olan Weston, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler/Demokrat Parti Koalisyon Hükümeti ortakları olan ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın müzakereci heyetinde de yer alan Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile de görüşecek.

Ada’da iki gün kalacak olan ve yarın sabah saat 07.00’de Atina’ya hareket edecek olan Weston, bugün hem KKTC hem de Güney Kıbrıs’ta yoğun görüşmeler yapacak. Görüşmelerine Rum Yönetimi Eski Başkanı Glafkos Klerides’le saat 08.00’de başlayacak olan Weston, saat 09.30’da da yine Rum Yönetimi eski başkanlarından EDİ Başkanı Yorgu Vasiliu’yla bir görüşme yapacak.

11:00’de BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, 11:30’da DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastasiades’le saat görüşmeleri bulunan Weston, bu görüşme sonrasında Rum hükümetinin büyük ortağı AKEL partisinin Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas’la saat 12.30’da bir araya gelecek. Weston, bu görüşmenin ardından temaslarını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yoğunlaştıracak.

ABD Büyükelçiliği’nin KKTC’deki ofisinde saat 13.30’da Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile yemekli toplantıda bir araya gelecek olan Weston, bu görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na geçecek ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından saat 15.00’te kabul edilecek. ABD’li diplomat Weston’un programında yer alan son temas ise Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la saat 16:00’da.

Weston KKTC ve Güney Kıbrıs’taki bu yoğun trafiğin ardından basın toplantısı düzenleyecek. Basın toplantısının yeri ve saati daha sonra açıklanacak.

ATİNA VE ANKARA TEMASLARI...

Ada’daki temaslarının ardından Salı sabahı saat 07.00’de Atina’ya hareket edecek olan Weston’ın, Atina ve Ankara’da temaslarda bulunup bulunmayacağı henüz netlik kazanmadı.

Weston, Washington’da düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ta çözüm için ana meselenin, sonuçlandırılmış anlaşmanın her iki tarafta yapılacak referandumlarda kabulü olduğunu belirtti.

Weston, New York’taki toplantılarda Kıbrıs konusunda çok önemli gelişme kaydedildiğini ve çözüm yönünde tarihi fırsatın ortaya çıktığını ifade ederek, özellikle Türk tarafının sergilediği olumlu yaklaşımın takdir edilmesi gerektiğini de belirtmişti.

HALKIN SESI 01/03/2004

Arınç: Kıbrıs'ta son sözü TBMM söyleyecek

ANAYASA GEREĞİ: "Eğer bir uluslararası sözleşme imzalanırsa, Türkiye altına imza koyarsa, Anayasa gereği bunun kabul edilmesi ancak bir kanunla mümkün olabilir. Bu uluslararası sözleşmenin onaylandığına meclisin karar vermesi gerekir. Böyle bir sözleşme gelecek olursa en son kararı TBMM vermiş olacaktır"

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs konusunda son sözü TBMM'nin söyleyeceğini bildirdi.

Türkiye için ulusal mesele olan Kıbrıs'ta görüşmelerin sürdüğünü hatırlatan Arınç, bir takvimin ortaya konduğunu, başarılması halinde 1 Mayıs itibariyla "Birleşik Kıbrıs" olarak AB'ye katılınmış olacağını vurguladı. "Biz bu çabayı önemsiyoruz" diyen Arınç, Kıbrıs'ta, Rauf Denktaş liderliğinde yürütülen ve epey mesafe alınan görüşmelerin başarıya ulaşması dileğinde bulundu.

Türk halkının kaderini belirleyecek kararları TBMM'nin verdiğini belirten Arınç, şöyle konuştu:

"Bu konuda sayın başbakanın da tüm kurumların da aynı dikkati gösterdiğini biliyoruz. Kıbrıs konusunda son sözü TBMM söyleyecektir.

Eğer bir uluslararası sözleşme imzalanırsa, Türkiye altına imza koyarsa, Anayasa gereği bunun kabul edilmesi ancak bir kanunla mümkün olabilir. Bu uluslararası sözleşmenin onaylandığına meclisin karar vermesi gerekir. Böyle bir sözleşme gelecek olursa en son kararı TBMM vermiş olacaktır."

Talat'ın isteği

Arınç, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın cuma akşamı kendisini aradığını ve bir Anayasa taslağı üzerinde çalıştıklarını aktardığını belirtti. Kıbrıs tarafında hukukçu bir heyetin olduğunu, ancak bunların Türkiye'de siyasal bilgiler ve değer üniversitelerdeki bazı anayasa hukuku uzmanları ile çalışmalarını düşündüklerini, TBMM olarak

böyle bir çalışmaya destekte bulunup bulunmayacakları, yer ve imkan hazırlayıp hazırlamayacaklarını sorduğunu anlatan Arınç, şunları söyledi:

"Memnuniyetle, bize düşen bir hizmet varsa, TBMM olarak böyle bir imkanı hazırlayacağımızı ifade ettim. Pazartesi veya salı günü böyle bir hukukça heyet gelecektir ve ayrıntılı olarak bizden neler talep edildiğini, kendilerine nasıl bir yardımda bulunacağımızı kendilerinden öğreneceğim. TBMK Kütüphanesi ve diğer imkanlarından yararlanmak istiyorlarsa, bunu memnuniyetle karşılarız. Biz Kıbrıs'taki görüşmelerin adil, kalıcı bir barışa yol açmasını ve barışa ulaşmasını büyük bir özlemle bekliyoruz. Çünkü, böyle bir başarılı sonuca, Türkiye'nin de Yunanistan'ın da Kıbrıs'taki iki toplumun da AB'nin de gerçekten ihtiyacı var".

AB standartları önemli

AB üyeliğinin Türkiye'nin tek hedefi olmadığını belirterek, Türk insanının adil, refah ve özgürlük içinde yaşaması için AB standartlarının önemli olduğunu söyledi.

Arınç, parlamento muhabirlerinin katıldığı kahvaltılı basın toplantısında, Meclis olarak dış politika alanında başlatılan atağın süreceğini kaydetti. Arınç, "Hükümetin kendi alanında, parlamentonun kendi alanında, sivil toplum örgütleri de kendi alanında, AB'ye üyelik gayretli çalışmalarının olumlu sonuç vereceğine inanıyorum" dedi.

AB üyeliğinin çok önemli bir hedef olduğunu, yıllardan beri bunun izlendiğini belirten Arınç, ancak bunun Türkiye için tek hedef olmadığını dile getirdi. Arınç, "Bizim nihai amacımız, tek hedefimiz; Türkiye'de yaşayan her bireyin, her insanın adil,refah düzeyi içinde, özgürlük içinde yaşamasını sağlamaktır. Bu hedefe ulaşmak için AB standartları, hukuk ve demokrasi standartları bizim için önemlidir. Biz bu sebeple, AB üyeliğini gerçekleştirmek istiyoruz diye konuştu.

KIBRIS 01/03/2004

Yoğun hafta

Kıbrıs müzakerelerinde 6'ncı randevu bugün. Adaya gelen ABD'nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston da liderlerle görüşecek

Yoğun hafta

TÜRK TARAFI YANIT VERECEK: Kıbrıs'ta liderler iki günlük aranın ardından bugün 6'ncı kez bir araya gelecek. Görüşmede Türk tarafı, Rum tarafının AB'yle ilişkiler konusundaki değişiklik önerilerine yanıt verecek ve kendi taleplerini ortaya koyacak

WESTON'UN PROGRAMI: Weston, saat 15.00'te Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Başbakan Talat ve Başbakan Yardımcısı Denktaş'la saat 13.30'da görüşecek olan Weston, saat 16.00'da da Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la bir araya gelecek. Weston, temaslarının ardından saat 18.00'de ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de basın toplantısı düzenleyecek

ABD, CÖMERT DAVRANACAK: Müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs Rum kesimine gelen Weston, yaptığı açıklamada, Rum ve Türk kesimleri arasında adanın yeniden birleşme görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti

Kıbrıs sorununa 1 Mayıs 2004'ten önce çözüm bulmak amacıyla 19 Şubat'ta başlayan müzakerelere, hafta sonu nedeniyle verilen iki günlük aranın ardından, bugün devam edilecek.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri, Annan Planı temelinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları çerçevesinde başlatılan yeni müzakere sürecinde bugün altıncı kez bir araya gelecek.

Türk tarafı, bugün yapılacak görüşmede, Rum tarafının cuma günü masaya getirdiği AB'yle ilişkiler konusundaki değişiklik önerilerine yanıt verecek ve kendi taleplerini ortaya koyacak.

Bugünkü görüşme öncesinde, KKTC ve TC yetkilileri, dün saat 11.00'de Cumhurbaşkanlığı'nda, geçen hafta yapılan görüşmeleri kapsayan geniş bir değerlendirme toplantısı yaptı

Öte yandan ABD'nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, liderlerle görüşmek üzere dün adaya geldi. Weston, Türk ve Rum liderleri ve siyasileri ile bugün çok yoğun temaslar yapacak.

6'ncı randevu bugün

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum görüşmeci heyetleri, Annan Planı temelinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları çerçevesinde yürütülen müzakere sürecinde bugün altıncı kez bir araya gelecek. Görüşme, yine Lefkoşa Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki Lefkoşa Konferans Merkezi'nde yer alacak.

Cumhurbaşkanı Denktaş başkanlığındaki KKTC heyetinde Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer ile KKTC'nin Washington Büyükelçisi Osman Ertuğ bulunuyor.

Cumhurbaşkanlığı'nda değerlendirme toplantısı

Bu arada bugünkü görüşme öncesinde, KKTC ve TC yetkilileri, dün saat 11.00'de Cumhurbaşkanlığı'nda geçen hafta yapılan görüşmeleri kapsayan geniş bir değerlendirme toplantısı yaptı.

KKTC ve TC yetkililerinin değerlendirme toplantılarına, görüşmelerde Cumhurbaşkanı Denktaş başkanlığında hazır bulunan KKTC heyeti ile TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ve müzakereler için KKTC'de bulunan TC Dışişleri Bakanlığı'ndan bir heyet katıldı. TC heyeti, Kıbrıs Masası Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan'ın başkanlığında Siyasi İşler Daire Başkanı Deniz Bölükbaşı ve Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin'den oluşuyor.

Toplantıda, bugünkü görüşmeyle ilgili çalışma da yapıldı. Cumhurbaşkanlığı'ndaki toplantının, düzenli olarak yapılan çalışmalardan biri olduğu belirtildi.

Komiteler

Öte yandan, müzakere süreciyle birlikte BM Genel Sekreterliği gözetiminde iki taraftan temsilcilerin katılımıyla oluşturulan teknik komiteler, çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor.

Federal yasalar, uluslararası anlaşmalar ve ekonomi-finans konularında alt yapıyı oluşturmak amacıyla oluşturulan teknik komiteler önceki gün de çalışmalarını sürdürdü. Komiteler, toplantılarına dün de devam etti

Bu arada ekonomi ve finans konularıyla ilgili ortak komite iki taraftan üyelerin katılımıyla dün saat 11.00'de toplandı. Toplantı, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı yanındaki BM Konferans Merkezi'nde yapıldı.

Weston'un programı

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, Kıbrıs müzakereleri sürecine ilişkin olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Rum Yönetimi yetkilileriyle temaslarda bulunmak amacıyla dün saat 15.00'te adaya geldi.

Weston, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki temasları çerçevesinde bugün saat 15.00'te Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek.

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler/Demokrat Parti koalisyon hükümeti ortakları Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la bugün saat 13.30'da görüşecek olan Weston, saat 11.00'de de BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'yla bir görüşme yapacak. Her iki görüşme, ABD Büyükelçiliği'nin KKTC Bürosu'nda gerçekleşecek.

Weston, Güney Kıbrıs'taki temasları çerçevesinde ise, bugün sabah saat 08.00'de Rum Yönetimi Eski Başkanı Glafkos Klerides ardından da saat 09.30'da Rum Yönetimi eski başkanı EDİ Partisi Genel Başkanı Yorgo Vasiliu ile bir araya gelecek.

Özel Koordinatör Büyükelçi Weston, saat 11.30'da DİSİ Başkanı Nikos Anastasiades, 12.30'da da AKEL Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüşecek.

Weston, saat 16.00'da ise Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la bir araya gelecek.

Basın toplantısı saat 18.00'de

Bu arada ABD'li diplomat Weston, temaslarının ardından aynı gün saat 18.00'de ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de basın toplantısı düzenleyecek.

Atina ve Ankara temasları

Adadaki temaslarının ardından yarın sabah saat 07.00'de Atina'ya hareket ederek, aynı gün Yunanlı yetkililerle temaslar yapacak olan Weston, 3 Mart Çarşamba günü geçeceği Ankara'da ise, Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle Kıbrıs konusunda görüşmelerde bulunacak.

ABD'den adaya yardım

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs'ta iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda ABD'nin cömert yardımda bulunacağını söyledi.

Müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs Rum kesimine gelen Weston, yaptığı açıklamada, Rum ve Türk kesimleri arasında adanın yeniden birleşme görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti.

KIBRIS 01/03/2004

Anayasa hazırlığı

Başbakan Talat, Kurucu Devlet Anayasa çalışmalarına hız verdiklerini açıkladı

TBMM'YE HEYET GİDİYOR... Başbakan Talat'ın verdiği bilgiye göre, birkaç anayasa profesörü ve milletvekillerinden oluşan bir heyet, anayasa çalışmaları için hafta başında TBMM'ye gönderilecek. Talat "Bu konuda lojistik destek ve TBMM'nin imkanlarını kullanmak için Başkan Sayın Bülent Arınç'la konuştum. Olumlu bir yanıt aldık" dedi

15 NİSAN'A KADAR TAMAMLANMALI... TBMM'de yapılacak birkaç günlük çalışmanın ardından heyetin yeniden adaya dönüp çalışmalarını hızlı bir şekilde sürdüreceğini belirten Başbakan Talat, 15 Nisan'a kadar anayasanın hazırlanıp BM'ye sunulması gerektiğini vurguladı

AB UYUM ÇALIŞMALARI BAŞLIYOR... Mehmet Ali Talat, AB ile uyum çalışmalarına BM şemsiyesi altında Türk tarafı ve AB temsilcilerinin katılımıyla pazartesi başlanacağını belirterek, bu toplantılara gerekli olduğu zamanlarda Rum gözlemcilerin de katılacağını, Türk heyetlerinin hazır olduğunu söyledi

AB'DEN BİLE HIZLIYIZ... Talat: Başbakanlıktaki AB Koordinasyon Kurulu, bir süredir hazırlık yapıyordu. Bunun başına çok iyi eğitimli ve tecrübeli birini getirdik. Çalışmalarda çok iyi bir noktaya geldik. Türk tarafı ile görüşmeleri yürütecek AB temsilcisi kendilerinden daha hızlı hazırlandığımızı söylüyor. Bu şu demektir; AB kendi uzmanlarını hazırlayıp getirmeden biz kendi ekibimizi hazırladık

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kurucu Devlet Anayasa çalışmalarına hız verdiklerini, ayrıca AB ile uyum çalışmalarına pazartesinden itibaren resmen başlanacağını açıkladı.

Bir kaç anayasa profesörü ve milletvekillerinden oluşan bir heyeti bu amaç için hafta başında TBMM'ye göndereceklerini söyleyen Talat "Bu konuda lojistik destek ve TBMM'nin imkanlarını kullanmak için Başkan Sayın Bülent Arınç'la konuştum. Olumlu bir yanıt aldık" dedi.

TBMM'de yapılacak bir kaç günlük çalışmanın ardından heyetin yeniden adaya dönüp çalışmalarını hızlı bir şekilde sürdüreceğini belirten Başbakan Talat, 15 Nisan'a kadar anayasanın hazırlanıp BM'ye sunulması gerektiğini vurguladı.

AB ile uyum çalışmaları

AB ile uyum çalışmalarına BM şemsiyesi altında Türk tarafı ve AB temsilcilerinin katılımıyla pazartesi başlanacağını da açıklayan Talat, şunları söyledi:

"Bu toplantılara gerekli olduğu zamanlarda Rum gözlemciler de katılacak. Bizim heyetimiz hazır. Baş müzakereci olarak Büyükelçi Peker Turgud'u atadık. Ama Başbakanlık'ta da AB Koordinasyon Kurulu var. Bu Koordinasyon Kurulu zaten hazırlıklarını bir süredir yapıyordu. Bunun başına çok iyi eğitimli ve tecrübeli birini getirdik. Çalışmalarda çok iyi bir noktaya geldik. Türk tarafı ile görüşmeleri yürütecek AB temsilcisi kendilerinden daha hızlı hazırlandığımızı söylüyor. Bu şu demektir AB kendi uzmanlarını hazırlayıp getirmeden biz kendi ekibimizi hazırladık. Bir aksilik olmazsa AB ile uyum çalışmaları pazartesi günü başlıyor."

Talat, Birinci Medya Kurumu heyetiyle görüştü

Öte yandan, Başbakan Mehmet Ali Talat, yaşanan yoğun müzakere süreci nedeniyle, hafta sonuna aldığı kabulleri çerçevesinde dün saat 12.00'de Birinci Medya Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Birinci ve heyetiyle görüştü.

Genç TV ve First FM'in devlet televizyonu, devlet yayın organlarının halka karanlığı empoze ettiği dönemde halkı aydınlatarak gerçekleri ve doğru yolu gösterdiğini söyleyen Başbakan Talat, bu nedenle Ertan Birinci ve Birinci Medya Kurumu çalışanlarını kutladı.

Şimdi yapılacak olanın anlaşma olduğuna işaret eden Talat, anlaşma sonrası barışın tam anlamıyla gelmesi ve yaşaması için özel radyo televizyonlara da önemli görevler düşeceğini vurgulayarak, "Bu nedenle biz özel radyo ve televizyonların yaşatılması ve daha da güçlendirilmesinden yanayız" dedi.

Birinci Medya Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Birinci yaptığı konuşmada, Başbakan Mehmet Ali Talat'a yeni görevinde başarılar diledi.

"Zor ama demokratik bir dönem yaşadık. Ne zorluklar çektiğinizi ve çektiğimizi çok iyi biliyoruz Bunun ardından başkanlığınızda kurulan yeni hükümetin Kıbrıs Türk halkına hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz.. Başbakanlığı yıllar sonra kendi evimiz gibi hissetmekten mutluyuz" diyen Ertan Birinci, demokrasilerde basının görevinin doğruları ve gerçekleri halka yansıtmak olduğunu söyledi. Bu düşünceyle hareket eden Genç TV'nin halkın aynası ve halkın televizyonu olduğunu kaydeden Birinci, bu anlayışla yayınlarını sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.

Dünkü ziyaretlerinin Başbakan Mehmet Ali Talat'ın yaptığı ziyarete bir teşekkür anlamı taşıdığını ifade eden Birinci, "En az sizin kadar mutlu ve umutluyuz" diyerek sözlerini tamamladı.

Başbakan Mehmet Ali Talat ise yaptığı konuşmada Birinci Medya Kurumu'nun Kıbrıs Türk halkı açısından çok önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Genç TV'nin hem demokrasinin gelişmesine, hem de Kıbrıs Türk halkının yönünü bulmasına inanılmaz katkılar sağladığını, halkın aynası olduğunu, doğru yolu gösterdiğini belirten Mehmet Ali Talat, bunu yaparken barış güçleriyle çok iyi bir dayanışma sergilediğini ifade etti.

Devlet televizyonu ve devlet yayın organlarının halka karanlığı empoze ettiği dönemde, Genç TV'nin halkı aydınlatarak gerçekleri ve doğru yolu gösterip meydanlara ittiğini anlatan Başbakan Talat, bu nedenle Ertan Birinci ve Birinci Medya Kurumu çalışanlarını kutladı.

Gelinen noktanın Genç TV ve First FM'in başarılarının devam etmeyeceği anlamına gelmediğini, yaşanacak süreçte de önemli görevler üstlenmesi gerektiğini kaydeden Talat, Genç TV ve First FM'in gelişip güçlenmesi için hükümet olarak elden gelen bir şey varsa yapmaya hazır olduklarını kaydetti.

Şimdi yapılacak olanın anlaşma olduğuna işaret eden Talat, anlaşma sonrası barışın tam anlamıyla gelmesi ve yaşaması için özel radyo televizyonlara da önemli görevler düşeceğini vurgulayarak, "Bu nedenle biz özel radyo ve televizyonların yaşatılması ve daha da güçlendirilmesinden yanayız" dedi.

Bu düşünceden hareketle BRT ile özel radyo ve televizyonların işbirliği yapması düşüncesinde olduklarını da ifade eden Talat bu yönde de çalışma başlattıklarını açıkladı.

Talat, "Barış sürecinin en karanlık günlerinde ışığı ve aydınlığı gösterdiği için Genç TV ve First FM'e Kıbrıs Türk halkı adına bir kez daha teşekkür ederim" diyerek sözlerini tamamladı.

KIBRIS 29/02/2004

BM, Ankara ve Atina'dan çözüm taahhüdü isteyecek

GRÖNLAND ADASI MODELİ... Birleşmiş Milletler'in (BM) Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşmanın Ankara ve Atina'da onaylanması için, Türkiye ve Yunanistan başbakanlarından, Avrupa Mahkemesi çevrelerinin işbirliğinde, Grönland adası modeline benzer yazılı taahhüt elde etmeye çalıştığı bildirildi

GÜVENCE ALTINA ALMAK İÇİN... BM'nin hedefinin, "öncelikle TBMM'de oylamada olumsuz sonuç çıkması tehlikesini bertaraf ederek, referandumlardan çıkacak olası Kıbrıs çözümünün Türkiye tarafından benimseneceğini güvence altına almak olduğu" belirtildi

Birleşmiş Milletler'in (BM), Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşmanın Ankara ve Atina'da onaylanması için, Türkiye ve Yunanistan başbakanlarından, Avrupa Mahkemesi çevrelerinin işbirliğinde, Grönland adası modeline benzer yazılı taahhüt elde etmeye çalıştığı bildirildi.

Rum Fileleftheros gazetesi, "Annan, anlaşmanın onaylanması konusunda Erdoğan'dan yazılı taahhüt isteyecek" başlığıyla verdiği haberde, "Arabulucuların hedefinin, öncelikle TBMM'de oylamada olumsuz sonuç çıkması tehlikesini bertaraf ederek, referandumlardan çıkacak olası Kıbrıs çözümünün Türkiye tarafından benimseneceğini güvence altına almaktır" diye yazdı.

Bu bağlamda BM'nin, Grönland adasının doğu bölümünün egemenliği konusunda 1933 yılında alınan Avrupa Mahkemesi içtihat kararına ve Norveç Dışişleri Bakanı Ihlen'in mektubu aracılığıyla Danimarkalı dengine verdiği taahhüde geri döndüğüne işaret eden gazete, konuyla ilgili şunları yazdı:

"Ihlen'in mektubuna göre, Norveç, Grönland adasının doğu kesiminin egemenliğini tanıyordu; ancak daha sonra Norveç hükümeti bunu kabul etmedi ve onaylamayı reddetti. Ancak Avrupa Mahkemesi, Dışişleri Bakanı Ihlen'in ifadesinin Norveç'i bağladığı ve Norveç hükümetinin bu taahhütten geri dönemeyeceği hükmüne vardı."

"BM'nin, hukuk çevrelerinin işbirliğiyle, Grönland konusunda Norveç'in taahhüt vermesi taktiğini Kıbrıs sorunu için de uygulamak istediğinin aşikar" olduğu belirtilen haberde, şu görüşler savunuldu:

"Sağlam bir kaynağın gazetemize verdiği bilgiye göre, gerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan gerek Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'ten, Kıbrıs halkının eşzamanlı iki ayrı referandumdan çıkacak istencinin Türkiye ve Yunanistan tarafından benimseneceğine dair yazılı ön taahhüt talep edilmesi bekleniyor. Aynı kaynak, Annan'ın Türkiye ve Yunanistan'a gönderdiği mektubunda siyasi taahhüt talep etmesindeki mantığın bu olduğunu söyledi. Rum tarafının ayrı referandumlar prosedürüyle Annan Planı'na olumlu oy verilmesi durumunda Annan Planı temelinde çözümü hayata geçireceği konusunda peşinen taahhüt vermemesi halinde Türkiye'nin vazgeçme olanağına sahip olacağından korktuğuna işaret ediliyor."

AB üyeliğini erteleme konusu

Gazete başka bir haberinde de, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın müzakere grubuna danışmanlık yapmak amacıyla KKTC'de bulunan Türk heyetinin, Avrupalı büyükelçiler nezdinde girişimde bulunarak, Rum kesiminin AB'ye girişinin ertelenmesi konusunu gündeme getirdiklerini iddia etti.

Gazete, Türk delegasyonu başkanı Büyükelçi Ertuğrul Apakan'ın AB'ye üye ülkelerin diplomatlarıyla temas kurarak, Rum tarafının üyeliğinin ertelenmesini ve Kıbrıs sorununda varılacak anlaşmanın, 24 üye ülkenin parlamentoları tarafından protokol olarak onaylanmasını istediğini ileri sürdü.

Haberde, Ankara'nın girişiminin içeriğinin Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Salı günü müzakerelerde sunduğu belgede öngörülenlerle uyumlu olduğuna işaret edildi.

Gazete ayrıca, durgunluk gözlemlenen ve şu ana kadar iki taraf arasında tutum belgeleri teatisi yapılan Kıbrıs prosedürünü ileri götürme çabası çerçevesinde üst düzeyde müdahaleler beklendiğini

belirterek, önümüzdeki hafta BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın Kıbrıs'a geleceğini duyurdu.

Haberde, İngiltere Dışişleri Bakanlığı eski diplomatlarından olan ve Kıbrıs sorununu iyi bilen Prendergast'ın adaya gelecek olması, prosedürün ileri gitmesi amacıyla Genel Sekreter Kofi Annan'ın ilk baskı uygulama hareketi olarak yorumlandı.

KIBRIS 29/02/2004

Direnişi Türkiye kırdı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'yla ilgili direnişlerinin nasıl yıkıldığını açıkladı:

Direnişi Türkiye kırdı

Denktaş: Türkiye 'Annan Planı görüşülebilir' demeye başlayınca tabiatıyla bizim direnişimiz yıkıldı. Ya 'biz gelmiyoruz' diyecektik ve Annan Planı'nı olduğu gibi kabul eden kişilere kapıyı açacaktık, ya da sonu gelmeyen bir maceraya girecektik. Türkiye bize güvence verip, Genel Sekreter'e 'toplantıya geleceklerdir' sözünü verince, toplantıya bu şartlarda gittik

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'yla ilgili direnişlerinin nasıl yıkıldığını açıkladı:

"Annan Planı'nı kabul edilemezdi, çünkü dayatma vardı. Yani biz müzakereden kaçmadık, bağlanacağımız neticeden kaçtık. Türkiye bizimle birlikte bunun kabul edilemez olduğunu, görüşülemez olduğunu bir noktaya kadar getirdi. Ondan sonra 'görüşülebilir' demeye başlayınca tabiatıyla bizim o konudaki direnişimiz yıkıldı. Ya 'biz gelmiyoruz' diyecektik ve Annan Planı'nı olduğu gibi kabul eden kişilere kapıyı açacaktık, sonu gelmeyen bir maceraya girecektik veyahut da, Türkiye'yle anlaştıktan sonra, 'bizi olmazsa olmazlarımızda sonuna kadar destekleyecek misiniz' sorularımıza Anavatan olumlu cevap verince ve Genel Sekreter'e 'toplantıya geleceklerdir' sözünü verince, toplantıya bu şartlarda gittik."

Adalet ve Barış Partisi (ABP) Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ve parti yetkilileri, dün saat 15.30'da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret ederek, Kıbrıs konusundaki görüşlerini aktardılar.

ABP müzakereleri destekliyor

Partisin görüşlerini Denktaş'a yazılı olarak da veren Hasipoğlu, Annan Planı'nın olduğu şekliyle kabulünün mümkün olmadığını söyleyerek, Denktaş'ın yürütmekte olduğu müzakereleri desteklediklerini belirtti.

Denktaş'ın, gelinen noktada uzlaşmacı taraf olan Kıbrıs Türk halkının olmazsa olmazlarının altını çizerek en yüksek performansı ortaya koymasını dilediklerini kaydeden Hasipoğlu, Kıbrıs'ta bulunacak bir çözümün Türk-Yunan dengesine ve Akdeniz'e barışı getireceği gerçeğinin göz ardı edilmemesini istedi.

Halkın özellikle mal-mülk konularında, vatandaş olma konularında aydınlanma istediğini ifade eden Hasipoğlu, halka en doğru bilgilerin verilmesi gerektiği üzerinde durdu.

İki bölgelilik, siyasi eşitlik, egemenlik ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin şart olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, ABD, AB ve BM'nin Kıbrıs Türk halkının haklılığını kabul ederek Rum-Yunan ikilisini aklı selime davet ederek müzakerelerin olumlu sonuçlanmasını sağlamalarını diledi.

Girdiğimiz kanalın sonucu referandumdur

Cumhurbaşkanı Denktaş ise, masada hakların savunulduğunu, ancak ABP'nin de ortaya koyduğu olmazsa olmazların hiçbiri elde edilemezse dahi, girilen kanalın sonucunun referandum olduğunu vurguladı.

New York'ta, planın değiştirilmesi için, istenilen şekilde olmasa da sürece bir safha daha konulduğunu, bunun da Türkiye ile Yunanistan'ın da murakabesinden geçmesi olduğunu kaydeden Denktaş, müzakerelerde bugüne kadar istedikleri neticeyi alamadıklarını, ancak samimiyetle devam edeceklerini ve olmazsa olmazları korumaya çalışacaklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının Türk tarafının istemlerini, Türk tarafının da Rum tarafının istemlerini kabul edilir bulmadığını, yani zorlukların devam ettiğini ifade etti.

Çarşamba günü Erdoğan'la görüşme

Cumhurbaşkanı Denktaş, 3 Mart Çarşamba günü ATO'nun bir toplantısı için günübirlik olarak Ankara'ya gideceğini, Ankara'da Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'la da görüşeceğini bildirdi.

Türkiye'yle birlikte yürüme mecburiyetini herkesin bildiğini dile getiren Denktaş, Erdoğan'a atılan adımlar ve alınan sonuçlar hakkında bilgi vereceğini söyledi.

Halk bilmeli

Annan Planı'nın olumsuzluklarının belli olduğunu, ulu orta sözlerin ötesinde bir şey bulunmadığını, kendilerinin de hakları sağlama almaya uğraştıklarını anlatan Denktaş, "Ama, halkımızın bilmesi gereken bir şey vardır: Bu konularda, insanca, hür ve serbest yaşayabileceği bir geleceği sağlayamazsak, kararı kendiler verir. Onun için iyi izlesinler, gözlerini açık tutsunlar ve ondan sonra kimseyi suçlamasınlar" dedi.

22 Mart'ta daha açığını söyleyeceğiz

Denktaş, kendilerinin görevinin sona ereceği 22 Mart sonrasında, halka daha açık açıklamalar yapacaklarını belirterek, istenilenlerin ve alınıp alınamayanların açıklanacağını söyledi. Denktaş, şimdiki haliyle planı kabulün, perişaniyet ve yıkım getireceğini yineledi.

Annan Planı'nın kader olduğunu, düzeltilemezse referandumda evet denilmesini isteyenlerin bulunduğunu kaydeden Denktaş, "Böyle kader olmaz. Görerek, bilerek, değerlendirerek karar vereceğiz" dedi.

Talat'la bilinçli bir ittifak içindeyiz

Denktaş, ABP'nin MAP'la seçim ittifakının dağılmış olabileceğini, ancak aynı düşüncede olan insanların birlik ve beraberliği götürmesi gerektiğini de dile getirdi.

Başbakan Mehmet Ali Talat'ın halka en iyisini vermek için yardımcı olduğunu tekrarlayan Denktaş, bir gün ya Talat'ın ya da kendisinin "buraya kadar" diyebileceğini, fakat şimdi bilinçli bir ittifak içinde olduklarını belirtti.

Denktaş, herkesin bu durumu kavraması halinde, her seçimde düşman cephelere ayrılmaktan vazgeçilebileceğini de kaydetti.

KIBRIS 29/02/2004

‘Rumlar bütün önerilerimizi reddetti’

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk tarafının verdiği Annan planına ilişkin değişiklik önerilerinin tamamının Rumlar tarafından reddedildiğini açıkladı ve “Rumlar bizi azınlık olarak görme tavrını sürdürüyorlar” dedi.

Lefkoşa
NTV

   

1 Mart 2004— Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, müzakere masasına koydukları önerilerle Kıbrıslı Türklerin haklarını ellerinden almayı hedeflemediklerini söyledi. Öte yandan Ada’da bulunan ABD Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, iki liderle ayrı ayrı görüştü. Denktaş, Weston’la görüşmesinin yapıcı geçtiğini ifade etti.

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri, iki günlük aranın ardından bugün 6’ncı kez bir araya geldi.

‘ÖNERİLERİMİZE ETNİK AYRIMCILIK DEDİLER’
Türk tarafının geçen hafta verdiği Annan planına ilişkin değişiklik önerilerinin tamamının Rumlar tarafından reddedildiğini açıklayan Denktaş, önerilerin Rumlar tarafından “etnik ayrımcılık, toprak gaspı ve insan haklarının ihlali” olarak görüldüğünü söyledi.
Halklar arası eşitlik ve egemenliğin Rumlar için sadece “sözde” kaldığını dile getiren Rauf Denktaş, “Rumlar bizi azınlık
olarak görme tavrını sürdürüyorlar” dedi. Birleşmiş Milletler Sekreteri Kofi Annan’ın, Kuzey Kıbrıslıların azınlık olmadığını birçok kez tekrarladığını söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı, “Rumların bu gerçeği reddetmeleri çok üzücüdür” dedi.

Rumların, ‘AB normlarına ters düşer’ mazeretiyle Türk tarafının önerilerini reddetiğini kaydeden Denktaş, AB’den de bu konuda yardım istedi. Denktaş, derogasyonların da Rum lider Tasos Papadopulos tarafından “insan haklarına aykırı” olarak nitelenerek, reddedildiğini açıkladı.

RUMLARDAN İKİNCİ BELGE
Rauf Denktaş, Rumların ikinci bir belge verdiğini ancak henüz incelemeye fırsat bulmadığını belirtti. Denktaş, bu öneriler arasında, Türklerin rumlara bırakacağı toprakların, anlaşma imzalanır imzalanmaz BM denetimine verilmesinin yer aldığını belirtti. Denktaş, Rum yönetiminin, refrandumda 1963 yılında Kıbrıs vatandaşı olanlarla onların çocuklarının oy kullanmasını istediğini de bildirdi.
KKTC Cumhurbaşkanı, Rumların bir diğer isteğinin de, Kıbrıslılarla evlenenler dışında, Türki
ye’den adaya yerleşenlerinin tümünün geri dönmesi olduğunu kaydetti ve Rumların tüm bu isteklerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Denktaş, “Görüşmeleri soğukkanlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

‘TÜRKLERİN HAKLARINI ALMAYI HEDEFLEMİYORUZ’
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, müzakere masasına koyduğu önerilerin, Kıbrıslı Türklerin haklarını ellerinden almayı hedeflemediğini söyledi. Rum radyosunun haberine göre Papadopulos, bugünkü görüşmenin ilk bölümünde Rum tarafının yazılı olarak müzakere masa
sına koyduğu işleyebilirlikle ilgili önerilere karşılık Denktaş’ın vizyonunu yinelediğini söyledi

‘WESTON’LA GÖRÜŞME YAPICI GEÇTİ’
Öte yandan, dün Ada’ya gelen ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Rum yönetimi lideri Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile ayrı ayrı bir araya geldi. Denktaş görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, basında çıkan “Weston elinde sopayla geliyor” yönündeki iddiaların geçersiz olduğunu gördüklerini belirterek “Verimli ve yapıcı bir görüşme oldu” ded
i.

’YARDIMDA CÖMERT DAVRANACAĞIZ ’
Weston, dün yaptığı açıklamada Rum ve Türk kesimleri arasında Ada’nın yeniden birleşme görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti. ABD’nin 1 milyar dolarlık yardım öngördüğü, çözüm maliyetinin ise 30 ila 33 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
Weston, çözüm yönünde önemli bir fırsat yakalandığını ve referandumda her iki halkın da tarihi sorumluluğunu yerine getireceğine inan
dığını söyleyerek, referandumda “hayır” diyen tarafın, Kıbrıs’ın geleceği konusunda ağır bir yükümlülük altına gireceğini dile getirmişti. Weston akşam saatlerinde basın toplantısı düzenleyecek. Yarın Ada’dan Atina’ya hareket edecek olan Weston, Çarşamba günü de Ankara’da temaslarda bulunacak.

ADADA TRAFİK HIZLANIYOR
BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast, Türk ve Rum taraflarıyla istişarelerde bulunmak üzere yarın Kıbrıs’a gelecek. Temasları sırasında Kıbrıs müzakereleriyle ilgili olarak durum değerlendirmesinde bulunacak olan Prendergast, New York’a dönüşünde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ı müzakereler hakkında bilgilendirecek. Kıbrıs programı henüz kesinleşmeyen Prendergast, Denktaş ve Papadopulos ile ayrı ayrı görüşecek
.

BM’nin Kıbrıs formülü: 2’şer öneriye onay

 

Kıbrıs’ta müzakerelerden sonuç alınamaması halinde, BM’nin tarafların 2’şer “olmazsa olmaz”ını kabul ederek çözüm sağlamayı hedeflediği öne sürüldü.

 

NTV

 

01 Mart 2004— Rum basınında yer alan bir habere göre, BM Türk tarafının egemenlik ve iki kesimliliğin garanti altına alınarak derinleştirilmesi ile sınırların düzleştirmesi talebine onay verecek. Rum tarafının ise Başkanlık Konseyi’ndeki üye sayısının artırılması ve asli mahkemelerin kurulması konusundaki taleplerini kabul edecek.

Rum basınında çıkan bir haberde, müzakerelerden sonuç alınamaması durumunda Birlemiş Milletler’in, tarafların ikişer “olmazsa olmaz” diye nitelediği önemli konusunu kabul ederek, süreci tamamlamaya çalışacağı öne sürüldü.
Habere göre, Türk tarafının egemenliği ve iki kesimliliğin tescili ya da bunun derinleştirilmesi ile sınırların daha düz çizilmesi yönündeki talebi kabul edilecek. Rumlarınsa, Baş
kanlık Konseyi’nin üye sayısının arttırılmasıyla ve mahkemelerin kurulmasındaki düzenlemeler konusundaki istekleri onaylanacak.

Kuzey Kıbrıs’taki Cumhurbaşkanlığı kaynakları da Rum basınında çıkan bu haberi teyit ediyor. Söz konusu kaynaklar, BM’nin taraflar uzlaşamazsa da boşlukları Genel Sekreter Annan dolduracağı için süreci çok ciddiye almadığını söylüyor.

Başbakan Talat Ankara’da

 

Ankara
NTV

2 Mart 2004— KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişşeri Bakanı Serdar Denktaş, Türk Hükümet yetkilileriyle görüşmek üzere Ankara’ya geldi.

Talat, müzakerelerin bu safhasında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve ekibiyle görüşme ve değerlendirmelerde bulunacaklarını belirtti. Diplomatik kaynaklar ziyaretin, “istişare ihtiyacı duyulduğu için” gerçekleşeceğini belirtiyorlar.

ANKARA TEMKİNLİ
Öte yandan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Anayasa danışmanı Mümtaz Soysal’ın taraflardan birinin referandumda “hayır” demesi durumunda ne olacağını BM’ye sormak üzere çalışma başlatmakta oldukları yönündeki açıklamasına Ankara temkinli yaklaşıyor.
Başkent’teki diplomatik kaynaklar müzakereler devam ederken, “işe sondan başlama”nın doğru olmayacağı değerlendirmesinde bulunuyorlar.
Rum tarafının referandumda “hayır” demesi durumunda, KK
TC’nin meşruiyet kazanabileceği, bu ülkeye uygulanan ambargoların kaldırılabileceği ifade ediliyor. Ancak bu konuda BM’nin garanti vermesinin teknik açıdan mümkün olmadığı görüşü de dile getiriliyor.

Denktaş sertleşti: ''Weston'un sözleri kabul edilemez''


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un ''Referanduma 'Hayır' diyecek büyük bedel öder'' yönündeki sözlerinin Türk ve Rum haklarına karşı ''kabul edilemez bir baskı ve tehdit'' olduğunu belirterek, bundan üzüntü duyduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile 7. kez biraraya gelmek için Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılırken, Weston'un dünkü basın toplantısında söylediklerini değerlen
dirdi.
Halkın gerçekleri görerek referanduma gideceğini ve görevlerinin gerçekleri bildirmek olduğunu kaydeden Denktaş, ''Annan planının olduğu gibi kabul edilmesi halinde, Kıbrıs Türkünün mahvolacağını'' belirtti.
Kıbrıs Türkünün bu zamana kadar büyük bed
eller ödediğini anlatan Denktaş, şöyle konuştu.
''Şehitlerimizi gitsinler görsünler, malül gazilerimize gitsinler konuşsunlar. 40 yılda 3 defa göç eden halkımıza seslensinler. Bedel ödenmiştir. Her iki taraf da bedelini ödemiştir. Rum tarafı Kıbrıs'ı Yunan
toprağı yapmak için bedel ödemiştir. Başlattığı bir savaşta bedel ödemiştir. Bunu üzülerek söylüyoruz. Böyle bir savaşı başlatmamalıydılar. Bedel, Kıbrıs Türk halkının kendi bağımsızlığını kurtarmış olmasıdır.'' İki taraf arasında bir ortaklık kurulacaksa bunun ''baskısız, tehditsiz ve müdahalesiz'' olması gerektiğinin altını çizen Denktaş, bu tür baskıların ''kabul edilemez'' olduğunu, buna kimsenin tahammül edemeyeceğini vurguladı.
KKTC müzakere heyetinde dünden beri, Denktaş'ın anayasa konularındaki danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal da yer alıyor.
MILLIYET 02/03/2004

Talat: "Rumların tüm önerileri reddetmesini doğru bulmuyorum"


KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs görüşmelerinde Türk tarafının Annan Planı'nda istediği değişiklik önerilerinin Rum tarafınca tümüyle reddedilmesini doğru bir yaklaşım olarak görmediğini söyledi.
''Müzakerelerde fikirleri, önerileri tümüyle reddetmek doğru bir yaklaşım değildir'' diyen Talat, böyle bir tavrın, reddeden tarafı bağlayacağını ve zor durumda bırakacağını söyl
edi.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile, Kıbrıs görüşmelerinde gelinen son aşamayla ilgili değerlendirmede bulunmak üzere bu sabah İstanbul üzerinden Ankara'ya gitmek üzere KKTC'den ayrılan Başbakan Talat, hareketinden önce yaptığı
açıklamada, müzakerelerin bu safhasında Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve ekibiyle görüşme ve değerlendirmelerde bulunacaklarını belirtti. Talat, gelinen son safhayla ilgili bilgi ve görüş alışverişinde bulunacaklarını kaydetti.
Kıbrı
s konusunda sürdürülen görüşmelerin bir sonuç noktasına gelmediğini kaydeden Talat, çalışmaların devam ettiğini, karşılıklı önerilerin ortaya konulduğunu belirtti. Talat, Türk tarafının görüşlerini toplu olarak ortaya koymasının ve yazılı olarak Rum tarafına iletmesinin ardından, Rum tarafının da talep ettiği öneri ve değişiklikleri Türk tarafına verdiğini, bu önerilerin değerlendirileceğini söyledi.
''Türk tarafının Annan Planı'nda istediği değişiklik önerilerinin Rum tarafınca reddedilmesini nasıl değerle
ndirdiği'' sorusuna karşılık Başbakan Talat, şunları söyledi:
''Rum tarafı bize bir kağıt vererek, bizim verdiğimiz önerileri tümüyle reddettiğini ifade etmektedir. Ancak BM bölümlere ayırarak konuları gündeme getirdikçe biz kendi konularımızı Rumlar da ke
ndi konularını tartışma masasına getirmektedir. Müzakerelerde fikirleri, önerileri tümüyle reddetmek doğru bir yaklaşım değildir. Rum tarafının bu tutumunu doğru bir yaklaşım olarak değerlendirmiyorum.
Eğer siz bütün önerileri reddederseniz ve hiçbirini değerlendirilebilecek nitelikte görmezseniz, müzakare ederken çok ciddi zorluklarla karşılaşırsınız ve bu reddettiğiniz tarafı değil, en fazla reddeden sizi bağlar. Böyle bir reddin müzakarelerde çok fazla bir önemi olacağını düşünmüyorum.'' Başbakan Talat,
siyasi partilere de görüşmelerin gidişatıyla ilgili sürekli bilgi verildiğini, müzakare tutanaklarının ve görüşmelerde karşılılıklı olarak alınan ve verilen tüm kağıtların meclise gönderildiğini ifade ederek, son zamanlarda basına yansıyan ve siyasi partilerin bilgilendirilmediğini ima eden ifadelerin gerçek olmadığını kaydetti.
Kendisinin ve Serdar Denktaş'ın görüşmelerle ilgili olarak siyasi partileri bilgilendirdiğini anlatan Talat, ''Sanki görüşmeler gizli yürütülüyor, hiç kimseye bilgi verilmiyor gibi
bir imaj yaratılıyor ki, bu doğru değildir'' dedi.
Talat ve Serdar Denktaş'ın akşam geç saatlerde İstanbul üzerinden KKTC'ye dönmeleri bekleniyor.
MILLIYET 02/03/2004

Talat ve Serdar Denktaş Türkiye'ye geldi...


KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi.
Talat, Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs müzakerelerinde nereye gelindiğine ilişkin değerlendirme yapmak üzere Türkiye'ye geldiklerini belirterek,
bu değerlendirmeye hem kendileri hem de Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın ihtiyaç duyduğunu kaydetti. KKTC Başbakanı Talat, müzakerelerde bir tıkanma olmadığını, ancak üst düzey bir istişareye gerek görüldüğünü söyledi.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile bir araya geleceklerini belirten Talat, Ankara'ya gelme talebini kendisinin ilettiğini bildirdi.

TALAT, RUM TARAFINI ELEŞTİRDİ
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Rum tarafının tutumunun Kıbrıs müzakerelerinde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yarattığını belirtti.
Talat, Ankara'ya gelişinde Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, günübirlik ziyaret için geldiklerini belirterek, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen noktaya ilişkin değerlendirmeler yapacaklarını söyledi.
Ankara'da Dışişler
i Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile bir araya geleceklerini belirten Talat, değerlendirme yapılmasına hem kendilerinin hem de Ankara'nın ihtiyaç duyduğunu, bununla birlikte ziyaret talebinin kendisinden geldiğini kaydetti. Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinin ise programlarında bulunmadığını bildirdi.
Talat, Kıbrıs'ta devam eden müzakerelere ilişkin soru üzerine, hedeflerinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ve hatta Türkiye ile Yunanistan'a
doldurulmak üzere boşluk bırakmamak olduğunu söyleyerek, ''Ama öyle görünüyor ki bu hızla gidersek buna ihtiyaç olacak gibi'' dedi.
Türk tarafı olarak olaya çok ciddi yaklaştıklarını ifade eden Talat, bir ''tek yola'' girildiğini ve yolun sonunda da Annan
'ın kendilerini beklediğini söyledi. Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Rum tarafının ve bizim tutumumuz arasında bir uyuşma sağlayabilirsek bu noktaya gelmemiş olabileceğiz. Rum tarafının tutumunun ne şekilde gelişeceğini henüz bilmek mümkün değil. Bizim
önerilerimizi neredeyse görüşmeden, kabul edilemez diye geri çevirdiler. Bu görüşmelerde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yaratıyor.'' Başbakan Talat, siyasal eşitlik ve güvenlik gibi konuların Türk tarafının ''olmazsa olmazları'' arasında yer aldığını da belirterek, bu konuları kapsamayacak bir al-ver süreci için Türk tarafı olarak hazırlıklar yaptıklarını kaydetti.
MILLIYET 02/03/2004

Rumlardan 'ohi'

Denktaş, Rumların, Kıbrıs'ta iki kesimliliğin vurgulanması, derogasyonların kabulü ve Kuzey'e geçecek Rumların azaltılması önerilerini reddettiğini açıkladı (* Rumca 'Hayır')

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Rum lider Tasos Papadopulos'la yaptığı altıncı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, Rumların, Annan Planı'nda istedikleri tüm değişiklik taleplerini reddettiğini ve "kabul edilemez öneriler getirdiklerini" söyledi.
Denktaş, iki kesimliliği korumak ve AB'nin temel anlaşmasına, Kıbrıs'ın özel durumundan kaynaklanan derogasyonları sokmak yönündeki önerilerin,
Rumlar tarafından "etnik ayrımcılık, toprak gaspı ve insan haklarının ihlali" olarak görüldüğünü, Rumların, Türkiye AB'ye üye oluncaya kadar uygulanacak geçici derogasyonlara dahi, "Türkiye'nin ne zaman üye olacağı belirsiz" diyerek karşı çıktığını duyurdu. Rumların, "Kıbrıs'ta tek halk var, eşitlik iki kurucu devlet arasında" dediğini belirten Denktaş, "Rumların temsilcileri yüzde yüz Rum; Türk tarafında karma olacakmış" diye konuştu.
Rumların, mal mülk ve Kuzey'e geçecek Rum sayısının azaltılması öneril
erini de reddettiğini belirten Denktaş, dünkü görüşmede Papadopulos'un verdiği belgede, Rum tarafına bırakılacak KKTC topraklarının ilk günden BM yönetimine verilmesinin istendiğini, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının referandumda oy kullanmasına karşı çıkıldığını söyledi. Rum basını da, Papadopulos'un, topraklarına dönecek Rumların güvenliğini gerekçe göstererek, Türk askerinin bölgeden hemen çıkmasını istediğini yazdı.

TDK: Derogasyon değil, 'ayrıklık'
TÜRK Dil Kurumu (TDK), Kıbrıs görüşmelerinde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın açıklamalarıyla sık sık gündeme gelen "derogasyon" kelimesinin Türkçenin söz varlığında yer almadığını bildirdi. TDK Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "var olan kurallardan ayrı tutulma, yasa ve kurallara getirilen i
stisna" anlamında Fransızca ve İngilizcede yer bulan "derogation" kavramı için Türkçede "ayrıklık" ve "istisna" sözlerinin bulunduğu kaydedildi.
MILLIYET 02/03/2004

Rumların simgesi bayrak Kıbrıslı bir Türk'ün eseri

Lefkoşa'nın Türk Kesimi'nde yaşayan 81 yaşındaki emekli resim öğretmeni İsmet Güney, 44 yıl önce çizdiği bayrağın öyküsünü Milliyet'e anlattı.

YORGO KIRBAKİ Atina


Kıbrıs'ta, müzakerelerin sonunda düzenlenecek referandumdan "evet" çıkarsa, 1960 - 1974 yılları arasında tüm Kıbrıs'ı, 1974 sonrası da Türkler için sadece Rum Kesimi'ni simgeleyen "Kıbrıs Cumhuriyeti" bayrağı tarihe karışacak, yerine yeni bir bayrak gelecek. 30 yıldır Rum Kesimi'nin simgesi olan bayrağın yaratıcısı ise, Kıbrıslı bir Türk. Emekli resim öğretmeni 81 yaşındaki İsmet Güney, Lefkoşa'daki evinde, Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağının öyküsünü Milliyet'e şöyle anlattı: "Kıbrıs Cumhuriyeti kurulunca acil bayrak gerekti, yarışmaya katıldım, bir gün Makarios beni çağırıp çizimimi seçtiklerini söyledi. 50 Kıbrıs lirası (100 dolar) ödül aldım ancak devletin ilanından sonra hiçbir törene çağrılmadım. Beyazı saflığı, zeytin dalını barışı, turuncuyu da Kıbrıs'ın adının kökenini simgelediği için seçtim. Bu bayrağın artık önemi yok, sadece Rumları simgeliyor."
Meydanı gençlere bırakmak isteye
n Güney, yeni Kıbrıs için açılan bayrak yarışmasına katılmadı, ancak kafasındaki tasarımı anlattı: Üç kırmızı - beyaz, üç mavi - beyaz dikey şerit, ortada küçük turuncu bir Kıbrıs haritası.
MILLIYET 02/03/2004

Rumların önerileri

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dünkü görüşmelerinden sonra Rumların önerilerini satır başlarıyla söyledi.
Rum tarafı dünkü görüşmelerde Türk önerilerinin tümünü geri çevirmiş, sadece Annan planının değil, AB normlarının da dışında olduğu yorumunu yapmış.
Bunun başında da Türk ta
rafının, Kıbrıs'ta iki halk bulunduğunun, bunların eşit ve egemen olduklarının kabul edilmesine yönelik önerisi geliyor. Rumlar bunu kabul etmiyor. Onların yaklaşımı Kıbrıs Türklerinin azınlık olduğu yönünde.
Görüşmelere böyle başlayınca, sonucun "kilitlen
me" olacağı da açık...
Rumların bu tutumu gösteriyor ki, Kıbrıs'ta iki tarafın yürüttüğü görüşmeler bir sonuca varmayacak. Türkiye ve Yunanistan'ın devreye girmesi, giderek Kofi Annan'ın hakemliği beklenecek.
Bu aşamada Rumların ilettiği önerilere göz atma
kta fayda var.
1- Türk tarafının terk edeceği toprakları hemen boşaltmaları ve bir geçiş dönemi olmadan BM'ye teslim etmeleri.
2- Referanduma sadece 20.12.1963'te oy kullanmış olanlar ve onların çocuklarının katılması.
3- Türkiye ve Yunanistan hükümetlerin
in referandumdan önce planı kabul ettiklerini taahhüt etmeleri ve yazılı olarak açıklamaları. (Grönland modeli)
Bu üç öneri bile Rumların uzlaşmaya niyetli olmadıklarını ortaya koyuyor.
Rumların sergiledikleri tutum, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm aram
aktan çok, uluslararası kabul görmüş devletlerine bir azınlık monte edip etmeyeceklerine karar verme duruşu...
Şimdi, bu anlayışla müzakere yürüten Rumların, ne dediklerini, ne önerdiklerini bilmeden, sonunda otomatik referandum öngörülen bir süreçte, halk
nasıl bilgilenip karar oluşturacak?
Bilgi sahibi olmadan nasıl fikir sahibi olacak?
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, bunları nasıl içine atıp susacak?
FIKRET BILA MILLIYET 02/03/2004

Anlaşıldı, herkes topu Annan'a atacak...

Bu oyunun nereye doğru gittiği yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı.
Yanılabilirim, ancak gelen sinyaller senaryonun nasıl biteceğini, üç aşağı üç yukarı gösteriyor.
Müzakerelere katılan ve tarafsız bir konumda bulunan yetkililerden aldığım bilgilere göre, Papadopulos ile Denktaş'ın kalpleri bi
r çözümden yana çarpmıyor. Ayakları geri gidiyor. Hala, eski tutumlarından kurtulabilmiş değiller. Ancak bir taraftan da, masadan kalkan taraf olmak istemiyorlar. Kelimenin tam anlamıyla tuzağa düşmüş durumdalar. Buna artık BM tuzağı mı demek istersiniz, yoksa AB tuzağı mı, bilemem. Sorumluluğu sırtlanmamak için, bağırlarına taş basıyorlar ve görüşmeleri sürdürüyorlar.
Aman yanlış anlaşılmasın, Rum tarafı da Denktaş kadar, hatta bazen daha da fazla direniyor. Annan planı çerçevesinde çözüm istemediklerini h
er ikisi de açıkça gösteriyorlar. Üstelik, girdikleri yoldan kurtuluş olmadığını, tünelin sonunda mutlaka bir çözüm ile karşı karşıya kalacaklarını da biliyorlar.
Bundan dolayı da, belki " Ben neden bu sorumluluğu yükleneyim? Varsın Ankara ve Atina kolları
sıvasınlar ve ellerini taşın altına koysunlar " havasındalar.
Bunu nereden çıkarıyorum biliyor musunuz?
Tutumlarından, uygulamaya koydukları taktiklerinden, zaman harcama metodlarından... Dediğim gibi, belki yanılıyor olabilirim. Ancak burnuma gelen kokul
ar buram buram, topu taca operasyonunun uygulanmaya başladığını gösteriyor. Önümüzdeki takvimi başka türlü tamamlanamayacağı da ortada.

ANKARA VE ATİNA, ÇÖZÜME HAZIRLAR MI ?
Büyük olasılıkla top Ankara ve Atina'ya atılacak, ancak acaba Ankara ve Atina böyle bir sorumluluğu paylaşmaya veya ellerini yakmaya hazırlar mı ?
ANKARA'dan başlayalım...
Doğrusu, Başbakan ile konuştuğunuz taktirde, kendine güveni, ne partiden ne de kamu oyundan herhangi bir baskı altına olmadığı yolundaki inancı, Tayyip Erdoğan'ın el
ini taşın altına koymaya hazırmış, siyasi risk alabilirmiş izlenimi veriyor. Tabii bu durum, Türk Başbakanının önüne ne gelirse gelsin imzalayabileceği, siyasi risk veya eleştirilerden hiçbir şekilde çekinmediği anlamına geldiyor.
Bence, TC hükümeti Atina'
ya kulak kabartacak ve onların nereye kadar gidebileceklerine baktıktan sonra kendi tutumunu saptayacaktır. Eğer Atina ileri adımlar atabilirse, Ankara'da adımlarını sıklaştıracak, aksi halde topu Annan'a atacaktır.
Şimdi de gelelim Yunanistan'ın durumuna.
..
ATİNA' nın tutumu daha çok 7 mart seçimlerinden sonra belli olacak.
Papandreu mu, yoksa Karamanlis mi seçimleri kazanacak ?
Türkiye, Papandreu'nun kazanmasını tercih ediyor. Zira Ankara'nın tanıdığı, huyu suyu bilinen bir lider. Çözümü destekliyor. Kara
manlis'e karşı bir tutum söz konusu değil, ayrıca Pasok'un Kıbrıs politikasını sürdüreceği de biliniyor, ancak yine de kalpler Papandreu' dan yana.
Ancak, Yunanistanın sorunu liderlerden kaynaklanmıyor. Sorun, Atina'nın Kıbrıs konusunda karar veren taraf o
lmaktan kaçınmasından kaynaklanıyor. Bir defa, Yunanistan'ın Kıbrıs Rum yönetimi üstündeki etkisinin, Türkiye'nin KKTC üzerindeki etkisi ile kıyaslanamayacak kadar az . Ayrıca Atina, Kıbrıs konusunda sorumluluk almak istemiyor. Kararı Kıbrıslıların vermesini tercih ediyor. Yunanlılar kendilerini, geçmişte Kıbrıs'ın içişlerini karıştırarak geçmiş olaylardan sorumlu görüyorlar. Üstelik 74 harekatına seyirci kalarak, yavru vatan'a karşı hiçbir yükümlülüğünü sırtlanmadığından dolayı, suçluluk kompleksleri daha da derinleşiyor.
Tüm geçmiş günahlarının diyetini, Kıbrıs'ın AB'ye tam üye olmasını sağlayarak ödediğine inanan Yunanistan, Rumların geleceklerini etkileyecek yeni bir kararı sırtlanmak ve ileri yıllarda suçlanmak istemiyor.
Atina, kararın Papadopulos tara
fından verilmesini ve Kıbrıslıların kendi sorumluluklarını yüklenmelerini tercih ediyor.
İşte bundan dolayı da, son sözün Annan tarafından söylenmesini tercih edebilirler.
Anlayacağınız, yine dönüp dolaşıp Annan'ın eline düşeceğiz.
Bana sorarsanız bu durum
, hepimiz için ayıpların en büyüğü olacaktır. Sonradan ağlamayalım. Bizler kendi sorunumuzu çözemiyorsak, dışardan gelecek çözümlere şimdiden kendimizi hazırlayalım...
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 02/03/2004

Denktaş: Weston'ın sözleri baskı

02/03/2004 RADIKAL

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel
Koordinatörü Thomas Weston'un, "Referanduma hayır diyecek büyük bedel öder" yönündeki sözlerinin Türk ve Rum haklarına karşı 'kabul edilemez bir baskı ve tehdit' olduğunu belirterek bundan üzüntü
duyduğunu söyledi.
Denktaş, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile 7. kez biraraya gelmek için Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılırken Weston'ın dünkü basın toplantısında söylediklerini değerlendirdi. Halkın ge
rçekleri görerek referanduma gideceğini ve görevlerinin
gerçekleri bildirmek olduğunu kaydeden Denktaş 'Annan planının olduğu gibi kabul edilmesi halinde, Kıbrıs Türkünün mahvolacağını' belirtti. Kıbrıs Türkünün bu zamana kadar büyük bedeller ödediğini an
latan Denktaş, şöyle konuştu: "Şehitlerimizi gitsinler görsünler, malül gazilerimize gitsinler
konuşsunlar. 40 yılda 3 defa göç eden halkımıza seslensinler. Bedel ödenmiştir. Her iki taraf da bedelini ödemiştir. Rum tarafı Kıbrıs'ı Yunan toprağı yapmak iç
in bedel ödemiştir. Başlattığı bir savaşta
bedel ödemiştir. Bunu üzülerek söylüyoruz. Böyle bir savaşı başlatmamalıydılar. Bedel, Kıbrıs Türk halkının kendi bağımsızlığını
kurtarmış olmasıdır."
İki taraf arasında bir ortaklık kurulacaksa bunun 'baskısız
, tehditsiz ve müdahalesiz' olması gerektiğinin altını çizen Denktaş,
bu tür baskıların 'kabul edilemez' olduğunu buna kimsenin tahammül edemeyeceğini vurguladı.
KKTC müzakere heyetinde dünden beri Denktaş'ın anayasa konularındaki danışmanı Prof. Dr. Müm
taz Soysal da yer alıyor.

Kıbrıs Türkiye'nin iklimini değiştirir

Murat Yetkin

Bazı çevreler AB üyeliğini mevcut iktidar ilişkileri için tehdit olarak algılıyor

02/03/2004 RADIKAL

Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın davetlisi olarak dün Ankara'ya gelen Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox'un kullandığı bir cümle son birkaç aydır iyice artan Kıbrıs sancısını çok iyi özetliyordu: "Kıbrıs'ta çözüm Türkiye'nin iklimini değiştirir".
Cox, Türkiye'yi resmen ziyaret eden
ilk Avrupa Parlamentosu Başkanı oldu.
Ziyaret, AB Komisyon Başkanı Romano Prodi, AB Genişleme Sorumlusu Günther Verheugen, Alman CDU lideri Angela Merkel, İsveç Başbakanı Göran Persson, Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder ve Karma Parlamento Komisyonu Eş
başkanı Joost Lagendijk'in temasları ardından, bir buçuk ay içinde AB'den Türkiye'ye yedinci üst düzey ziyaret oldu. Verheugen'in 8 Mart'ta yeniden gelişiyle tur tamamlanacak.
Cox'un, Arınç'la düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs konusuna özel bir yer
verdi ve adadaki iki toplum liderine de "Cesur ve akil davranma" çağrısı yaptı.
Cox yarın TBMM Genel Kurulu'nda bir konuşma yapacak. Genel Kurul'da konuşan ilk AB yetkilisi 15 Ocak'ta Komisyon Başkanı, yani bir anlamda AB hükümetinin başkanı sayılabilecek
Prodi olmuştu. Şimdi de AB'nin Meclis Başkanı konuşacak.
Türkiye'nin AB yolculuğunda Meclis açısından suskunlukla geçen 45 yıldan sonra, 45 günde iki en üst düzey temas, ilişkilerin nasıl hareketlendiğinin göstergesi.
AP Başkanı'nın yarın Meclis'te yapa
cağı konuşmada da gerek reformlar, gerek Kıbrıs konusuna değinmesi bekleniyor.
Meclis'te AB üyelik hedefi ve Kıbrıs'ta çözüm rüzgârları ilk kez esmeye başladığı Ankara, iki gün sonra da Kıbrıs konusunda ters yönde rüzgârların estiği etkinliklere tanık ola
cak.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, perşembe günü Ankara Ticaret Odası ve Türk Ocakları'nın davetlisi olarak düzenlenen 'Türkiye-AB İlişkileri ve Kıbrıs Sorunu' konulu bir sempozyumda konuşmak üzere başkentte olacak. ATO Başkanı Sinan Aygün, oldukça ilg
inç bir koalisyonun (Türk Ocağı, ATO, Türkiye Şoförler Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu, Doğu Perinçek'in İşçi Partisi ve Atatürkçü Düşünce Derneği) koordinatörü olarak Denktaş'ı 5 bin araçlık bir konvoyla havaalanında karşılamaya hazırlanıyor. Ankara kulislerine göre, adadaki önemli görüşmeleri bırakarak aslında 3 Mart Çarşamba günü gelmeyi planlayan Denktaş'ın bu ziyareti, araç konvoyunu daha iyi hazırlayabilmek için bir gün ertelenmiş. Kıbrıs'ta çözüm ve Türkiye'nin AB üyeliğine karşı kampanyalarıyla bilinen İşçi Partisi de, Türkiye'nin çeşitli yerlerinden başlattığı "Dayan Denktaş, Uyan Türkiye" yürüyüşlerini Ankara'da bir mitingle bitiriyor. Bu sempozyumun önce 3 Mart olarak belirlenmesinin nedeni 'Hilafetin Kaldırılmasının ve Eğitim Birliğinin Sağlanmasının' yıldönümü olmasıydı. Bu sempozyumun yeni bir siyasi akımın başlangıcı olacağı bir süredir kulislerde konuşuluyor, hatta köşe yazılarına yansıyordu. Buradan Ankara'daki (mecazi anlamda Ankara, yoksa İstanbul ve başka yerlerdeki şahin sayısı Ankara'yı aratmıyor) bazı çevrelerin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması ve Türkiye'nin AB üyeliği ihtimalini, doğrudan Türkiye'nin temel kuruluş ilkeleriyle çelişkili gördüğü sonucuna ulaşılabilir. Bu da bir görüştür ve toplumca tartışılmasında yarar var.
Tartışılmasında yarar olan bir başka husus ise, bu çevrelerin, Kıbrıs sorununa çözüm ve Türkiye'nin AB üyeliği ihtimalini mevcut karmaşık iktidar ilişkilerinin değişmesine de bir tehdit olarak algılıyor olmaları.
Biraz daha açalım. Bazı çevreler, ki 5 bin
kişilik konvoyda ifadelerini buluyorlar, iktidar ilişkilerinin yalnızca seçim sandığıyla belirlenmesi fikrine sıcak bakmıyorlar. Türk toplumunun buna hazır olmadığını, doğru seçimlerde bulunmadığını, dolayısıyla seçilenlerin iktidarı yüksek bürokrasi ile paylaşmaya devam etmesi gerektiğine inanıyorlar. Bu da bir görüştür. Ancak Türkiye'nin son üç yılda büyük mesafe aldığı AB reformları bu ilişkileri sarsıyor. Kıbrıs konusu çözüm yoluna girerse, yani bu konu bir milli güvenlik konusu olmaktan çıkarsa, işte o zaman Cox'un da saptadığı üzere, iklim değişebilir.
Çoğulcu toplumlarda birinin endişesi, diğerinin güvencesidir.
Sezen Aksu'nun güzel sesinde can bulan Kemal Burkay'ın dizeleri geliyor akla:
"İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse."


Kıbrıs bayrağının çizeri yeni yarışmada yok

02/03/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs sorununun Annan Planı temelinde çözümü için müzekerelerde oluşturulan heyetlerden biri de birleşik Kıbrıs'ın yeni bayrağı ve milli marşını seçecek. Referandumlardan da evet çıkarsa, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağı tarihe karışacak.
Bu bayrağı çizen, ne kadar garip gelse de, Kıbrıslı bir Türk. İsmet Güney 81 yaşında KKTC'de Lefkoşa'da yaşıyor. 1960'ta çizdiği Kıbrıs bayrağı için zamanında 50 Kıbrıs Lirası (100 dolar) mükafat ve bir t
eşekkür mektubu alan Güney'i, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilanından sonra kimse aramamış.
Güney, Lefkoşa'daki Türk lisesinde sanat tarihi ve resim öğretmeniyken çizdiği bayrağın öyküsünü Radikal'e anlattı: "Kıbrıs Cumhuriyeti kurulunca acilen bayrağa ihtiyaç o
ldu. Yarışmaya 500 kişi katıldık. Bir gün telefonum çaldı ve Makaraios'un beni görmek istediğini söylediler. Başkanlık sarayına gittim. Makarios çizdiğim bayrağı seçtiklerini söyledi. Beyazı saflığı ve temizliği, zeytin dalını barışı, turuncuyu Kıbrıs
adı
nın kökenini simgelediği için seçtim".
Çizdiği bayrağın 1963'ten sonra Türkler için hiçbir şeyi temsil etmediğini belirten Güney, bunun sadece Rumların sembolü olduğunu söyledi. Güney, yeni Kıbrıs için açılan yarışmaya da katılmadı. Meydanı gençlere bırak
mayı tercih ederek, "Ben emekliyim ve 2 bin yarışmacı var" dedi. Ancak yine de kafasındaki Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağını anlattı: Yukarıdan aşağıya doğru üç şerit kırmızı-beyaz ve üç şerit mavi-beyaz, ortasında da daire içinde turuncu renkte küçük bir Kıbrıs haritası...

Denktaş'a görkemli karşılama

02/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Kıbrıs'ta sorununun Annan Planı temel alınarak çözülmesine karşı çıkan bazı sivil toplum kuruluşları KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ankara ziyaretini şova çevirecek. Ankara Ticaret Odası (ATO), Türkiye Şoförler Odası Federasyonu (TŞOF), Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK), İşçi Partisi ve Atatürkçü Düşünce Derneği, perşembe günü bir sempozyum için Ankara'ya gelecek olan Denktaş'ı 5 bin araçlık bir konvoyla karşılamaya hazırlanıyor. Örgütler Denktaş'a 'Yalnız değilsin' mesajı verecek.

De Soto'dan şikâyetçiler

02/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Rum tarafı için adeta 'bumerang' oldu. Daha önce KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın sert bir dille eleştirdiği De Soto, 19 Şubat'ta başlayan Kıbrıs müzakereleri öncesi Rum Kesimi'ndeki tüm sempatisini yitirdi. Rum lideri Tasos Papadopulos, dün Denktaş ile altıncı görüşmeye gitmeden Rum gazetecilere "Müzakereleri nasıl yapacağımızı De Soto ya da Thomas Weston dikte ettirmeyecek" dedi.
Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu da, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın taleplerinin Annan Planı'nın kapsamı dışında olduğunu ileri sürerken De Soto'nun bunu neden il
etmediğine dair sitem etti.

Dörtlü toplantı
Öte yandan garantör ülkeler Türkiye ile Yunanistan'ın da katılacağı dörtlü toplantının 23 Mart'ta Cenevre'de ya da Brüksel'de yapılması bekleniyor. Annan'ın programında 23 Mart'ta Cenevre ve Viyana ziyareti bulunuyor. BM Genel Sekreteri Annan'ın Yardımcısı Sir Kieran Prendergast ise taraflarla görüşmek için bugün Kıbrıs'a geliyor.


Gül: Uzlaşmazlıklar dörtlü görüşmeye kalır

AB Parlamentosu Başkanı Cox ile görüşen Dışişleri Bakanı Gül, Kıbrıs'ta uzlaşmazlıkları dörtlü görüşmelerde ele alacaklarını söyledi.

Gül, Kıbrıs müzakerelerindeki son durumu görüşmek üzere KKTC Başbakanı Talat ve Serdar Denktaş'ı Ankara'ya çağırdı..

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın davetlisi olarak 3 günlük resmi ziyaret için dün Ankara'ya gelen Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile görüştü.

Dışişleri Bakanlığı'nda yaklaşık 1 saat süren görüşmeden sonra Gül, Cox'u, Dışişleri Bakanlığı'nın kapısına kadar uğurladı.

Gül, görüşmeden sonra basın mensuplarının, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın ziyaretine ilişkin sorusu üzerine, Talat ile Kıbrıs'taki görüşme sürecine ilişkin son gelişmeleri değerlendireceklerini, sık sık bir araya gelmelerinin olağan olduğunu söyledi.

Kıbrıs'ta iki taraf arasında görüşmelerin sürdüğünü, burada uzlaşılamayan noktaların dörtler (KKTC, Rum yönetimi, Türkiye ve Yunanistan) toplantısında ele alınacağını ifade eden Gül, bu noktadan sonra da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a konunun iletilmesi aşamasının söz konusu olduğunu hatırlatarak, ''Temel kararı adada halklar verecek'' diye konuştu.

HURRIYET 02/03/2004

TALAT VE SERDAR DENKTAŞ ANKARA'DA

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi.

Talat, Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs müzakerelerinde nereye gelindiğine ilişkin değerlendirme yapmak üzere Türkiye'ye geldiklerini belirterek, bu değerlendirmeye hem kendileri hem de Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın ihtiyaç duyduğunu kaydetti. KKTC Başbakanı Talat, müzakerelerde bir tıkanma olmadığını, ancak üst düzey bir istişareye gerek görüldüğünü söyledi.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile bir araya geleceklerini belirten Talat, Ankara'ya gelme talebini kendisinin ilettiğini bildirdi.

HURRIYET 02/03/2004

Denktaş: Kurucu devletler sağlama alınmalı

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'ta barışçı çözüm için, Türk ve Rum kurucu devletlerinin sağlam temellere oturması gerektiğini söyledi.

Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinin 7. oturumu sonrası yaptığı açıklamada, görüşmede, 1960 anlaşmalarında olduğu gibi iki halka dayanan, iki kesimlilik üzerinde durduklarını belirtti.

1960 anlaşmalarında iki cemaatin kendi idaresi ve merkezi hükümet olduğunu anımsatan Denktaş, bu kez de iki kurucu devlet olmasını istediklerini, ancak karşı tarafın kendilerini ırkçılıkla suçladığını söyledi.

1960 anlaşmalarında Türk ve Rum taraflarının ayrı ayrı yer almasına rağmen o zaman kimsenin kendilerini ırkçılıkla suçlamadığını anlatan Denktaş, şimdi de kurucu devletlerin belirgin şekilde oluşturulması gerektiğini söyledi. Denktaş, böylece, barışın daha sağlam ve kalıcı olacağını bildirdi.

Rumların Türk tarafına gelmesiyle yüksek mahkeme ile senatoda 24/24 olan oranın zamanla Rumlar lehine bozulacağını dile getiren Denktaş, Türk tarafına yerleşecek Rumlara siyasi hak verilmesinden yana olmadıklarını ifade etti.

Denktaş, Rumların, özellikle mal-mülk ve toprakla ilgili konularda Annan planının dışında şeyler söylediğini kaydetti.

Rum tarafının, Annan Planı'na göre Türk tarafının boşaltacağı bölgelerin anlaşma olduğu tarihte Birleşmiş Milletler'e devredilmesini istediğini aktaran Denktaş, bunun için rehabilitasyon programına ihtiyaç olduğunu belirtti.

Denktaş, bu program çerçevesinde, sözkonusu bölgeleri boşaltacak olan Türklere konut sağlamak gerektini anlattı.

''RUMLAR ÖNERİLERİMİZE ARKASINI DÖNMESİN''

Denktaş, Rum tarafının müzakerelerde sunduğu ve ilk bakışta ''olmaz'' dedikleri tekliflere yapıcı bir yaklaşımla yaklaştıklarını, aynı tavrı Rumlardanda beklediklerini ifade ederek, Rumların Türk tarafının önerilerine arkasını dönmemesini istedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların da yapıcı tutum içinde olması gerektiğini belirterek, ''Biz, Rumların getirdiği ve ilk bakışta 'olmaz' dediğ
imiz tekliflerine yapıcı bir yaklaşımla yaklaşıyoruz. Karşı öneriler götürüyoruz. Onlardan da bunu beklediğimizi, 'reddettik, bu olmaz, bu plan dışıdır' diyerek arkalarını dönmemelerini tekrar rica ettik. İnşallah yaparlar'' diye konuştu.

Denktaş, bir so
ru üzerine, Rumların, Türk tarafının herhangi bir önerisine olumlu yaklaştığını henüz görmediklerini ifade etti. Rumların dünkü görüşmede ''kapsamlı belge'' olarak sunduğu önerileri incelediklerini ve bunların kapsamlı belge olmadığını söyleyen Denktaş, ''Bir edebiyattan ibarettir'' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın Ankara ziyaretiyle ilgili soru üzerine, ''Bazı konularda, zannedersem fikir teatisinde bulunmak ihtiyacı duyul
du ve gittiler. Perşembe günü de ben gideceğim.Dolayısıyla bunlar doğal, normal temastır'' dedi.

WESTON'A TEPKİ

Bu arada Denktaş, bugünkü görüşmeler öncesi yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un "Referanduma 'Hayır' diyecek büyük bedel öder" yönündeki sözlerinin Türk ve Rum haklarına karşı "kabul edilemez bir baskı ve tehdit" olduğunu belirterek, bundan üzüntü duyduğunu söyledi.

HURRIYET 02/03/2004

Denktaş: Weston'ın sözleri tehdit

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un "Referanduma 'Hayır' diyecek büyük bedel öder" yönündeki sözlerinin Türk ve Rum haklarına karşı "kabul edilemez bir baskı ve tehdit" olduğunu belirterek, bundan üzüntü duyduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile 7. kez biraraya gelmek için Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılırken, Weston'un dünkü basın toplantısında söylediklerini değerlendirdi.

Halkın gerçekleri görerek referanduma gideceğini ve görevlerinin gerçekleri bildirmek olduğunu kaydeden Denktaş, ''Annan planının olduğu gibi kabul edilmesi halinde, Kıbrıs Türkünün mahvolacağını'' belirtti.

Kıbrıs Türkünün bu zamana kadar büyük bedeller ödediğini anlatan Denktaş, şöyle konuştu.

''Şehitlerimizi gitsinler görsünler, malül gazilerimize gitsinler konuşsunlar. 40 yılda 3 defa göç eden halkımıza seslensinler. Bedel ödenmiştir. Her iki taraf da bedelini ödemiştir. Rum tarafı Kıbrıs'ı Yunan toprağı yapmak için bedel ödemiştir. Başlattığı bir savaşta bedel ödemiştir. Bunu üzülerek söylüyoruz. Böyle bir savaşı başlatmamalıydılar. Bedel, Kıbrıs Türk halkının kendi bağımsızlığını kurtarmış olmasıdır.''

İki taraf arasında bir ortaklık kurulacaksa bunun ''baskısız, tehditsiz ve müdahalesiz'' olması gerektiğinin altını çizen Denktaş, bu tür baskıların ''kabul edilemez'' olduğunu, buna kimsenin tahammül edemeyeceğini vurguladı.

KKTC müzakere heyetinde dünden beri, Denktaş'ın anayasa konularındaki danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal da yer alıyor.

HURRIYET 02/03/2004

Mümtaz Hoca Kıbrıs masasında

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Denktaş'ın anayasa danışmanı Mümtaz Soysal dün Rumlarla yapılan altıncı görüşmede ilk kez sahneye çıktı. Soysal, ‘‘Annan'ın boşlukları dolduracak olması büyük yanlış. Taraflardan biri referandumda ‘hayır' derse ne olacağını BM'ye sormak üzere çalışma başlatıyoruz’’ dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın anayasa danışmanı Mümtaz Soysal dün Rumlarla yapılan 6'ncı görüşmede ilk kez masaya oturdu. Bir tahkim davası için Washington'da bulunması nedeniyle görüşmelere bugüne kadar katılmadığını belirten Soysal, ‘‘Referandumlarda taraflardan biri hayır derse ne olacak bunu BM'ye sormalıyız, bu konuda çalışma başlatıyoruz. Rumlar hayır derse AB üyelikleri garanti. Türkler hayır derse ambargolar kalacak mı?’’ dedi.

Görüşmelerden temel konularda bir uzlaşma çıkacağına inanmadığını vurgulayan Soysal, Türkiye ile Yunanistan'ın devrede olacağı 22 Mart'tan sonraki süreçte sadece garantörlük ve güvenlik konularında bir ilerleme k
aydedilebileceğini ifade etti.

BASINI ELEŞTİRDİ

Soysal, Yunanistan'ın adadaki iki kesimliliği güçlendirme konusunu kabul etmeyebileceğini vurgulayarak, ‘‘Onlar adanın Helen toprağı olduğunu savunuyorlar’’ dedi.

Soysal, Türk basınında da, ‘‘Aman Rumlar, hayır demesinler diye uğraşıyorlar. Ama ne olacak hayır derlerse diye soran yok’’ diyerek medyanın tutumunu da eleştirdi.

HURRIYET 02/03/2004

BM'nin Kıbrıs formülü

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

2 Türk'e 2 Rum'a

BM yetkililerinin Annan Planı'nın boşluklarını doldurmaya başladığı ve Türk ve Rum tarafların ikişer taleplerini kabul ederek, planı son şekline vermeye hazırlandığı ileri sürüldü.

Rum medyasının iddiasına göre, BM, iki kesimliliğin güçlendirilerek Türk tarafının egemenlik isteği ile sınırla
rın düzleştirilmesi talebini Annan Planı'na ekleyecek. Rumların ise, Başkanlık Konseyi'nin sayısının artırılması ve Anayasa Mahkemesi'nin alt kurumu gibi çalışacak özel bir mahkemenin kurulması talebini onaylayacak.

Hem Türk hem Rum tarafı, birbirlerinin
değişiklik önerilerine olumlu yanıt vermiyor.

Hayır diyen sonucuna katlanır

ABD'nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston, dün KKTC'de temaslarını tamamladıktan sonra düzenlediği basın toplantısında, ‘‘Referandumdan hayır diyen halk sonuçlarına da katlanmayı kabul eder’’ diyerek Rumlara gözdağı verdi. Rum Kesimi'ne geldiği önceki günkü demecinde ısrar eden Weston, referandumlardan olumlu yanıt beklediğini belirterek, ‘‘tabii ki sonuçları olacaktır. Hayır diyen halk da bu sonuçlara katlanmayı göze almış o
lur’’ dedi. KKTC ve Rum siyasi liderlerine ABD'nin her türlü desteği vermeye devam edeceği garantisini bir kez daha tekrarlayan ABD temsilcisi, Avrupa Konseyi'nin de bağış konferansı düzenleyeceğini, ABD'nin ekonomik yardımda bulunmaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi. Bugün Atina'ya hareket edecek olana Weston yarın Ankara'da temaslarda bulunacak.

HURRIYET 02/03/2004

Kıbrıs’ta çözüm için cesur olun

Türkiye'yi ziyaret eden ilk Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı olan Pat Cox, Kıbrıs'ta müzakereleri sürdüren Türk ve Rum liderlere ‘cesur olun ve akil davranın’’ çağrısı yaptı.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı ziyaret eden Cox, şunları söyledi:

‘‘İki tarafın liderinin cesur şekilde iyi niyetle davranmasına ihtiyacımız var. Türkiye ve Yunanistan da aynı şekilde davranmalı. Başarmak için yeterince cesur olun ve akil davranın. Bizim için ideal tablo birleşmiş Kıbrıs'ın uzlaşma peşinde olan AB'ye bütüh halde girmesidir. Her iki toplum da New York'ta Annan'a, plan çerçevesinde belli zaman içinde çözüm sözü verdiler.
Bu taahhütlerini yerine getirsinler.’’

TBMM Başkanı Arınç da tüm Avrupa'nın gözünün Türkiye'de reformların uygulanmasında olduğuna dikkat çekerken, ‘‘Biz de reformları kararlılıkla uygulayacağımızı her vesileyle ifade ediyoruz’’ dedi. Cox ise ‘‘Parlamenterlere son yıllarda yaptıkları hızlı reformdan dolayı saygılarımı sunacağım’’ diye konuştu.

HURRIYET 02/03/2004

Rumlardan Türk önerilerine ret!

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mal-mülk düzenlemeleri, derogasyonlar ve iki halk esasına dayalı düzenleme yapılması dahil Annan planına ilişkin tüm değişiklik önerilerinin Rumlar tarafından reddedildiğini, Türk tarafının Avrupa Birliği’yle ilişkiler konusundaki taleplerinin ise BM tarafından uygun bulunduğunu söyledi.

Rum tarafının ise dünkü görüşmede önerilerini sunduğunu, ayrıca toprakla ilgili önerilerini içeren 20 sayfalık belge verdiğini belirten Denktaş, görüşmede anayasa ve alt mahkeme konusunda çalışacak yeni bir komite kurulmasının kararlaştırıldığını da bildirdi.

Müzakere sürecinin başından itibaren her görüşmenin ardından basına bilgi veren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, rutin basın toplantısını saat 14.00’te yaptı.

Yaklaşık 2.5 saat süren görüşmenin ardından görüşmeci heyeti ve TC yetkilileriyle değerlendirme toplantısı yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşme notları ve Rum tarafının sunduğu belgeyle saat 14.00’te basının karşısına çıktı.

KARŞILIKLI ÖNERİLER VERİLDİ

Annan planında istedikleri değişikliklerle ilgili taleplerini Rum tarafına 24 Şubat’ta sunduklarını ve 27 Şubat’ta da yanıt aldıklarını belirten Denktaş, Rumların değişiklik taleplerinin ise dün kendilerine verildiğini söyledi.

Rumların değişiklik taleplerini henüz incelemediklerini söyleyen Denktaş, belgeden alıntılar yaparak bazı taleplerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

RUM ÖNERİLERİ...TOPRAK

Rumların, toprak düzenlemesiyle birlikte Rum tarafına bırakılması öngörülen toprakların 3 yıllık geçiş döneminde planda olduğu gibi Türk kontrolünde değil, BM kontrolünde olmasına ilişkin talepte bulunduğunu söyleyen Denktaş, “Bu perişanlık demektir. Böyle bir şey olursa halkımızın süratle o bölgeleri boşaltması gerekir” diyerek değerlendirmede bulundu, ancak belgeyi iyice incelemeden ayrıntıya girmek istemediğini söyledi.

TÜRKİYE KÖKENLİ VATANDAŞLARIN OY KULLANMASINA KARŞI ÇIKIYORLAR

Rumların sundukları önerilerden alıntılar yapan Denktaş, bunları şu şekilde özetledi:

“Garantörlerin, kuruluş anlaşması yürürlüğe girmeden garantilerin verilmesinde ısrar ediyorlar; AB üyeliği için Türk tarafının talep ettiği geçiş sürecine karşı çıkıyorlar; referandumda sadece 20 Aralık 1963’te Kıbrıs vatandaşı olanların ve onların çocuklarının oy kullanmasını istiyorlar, ‘yerleşiklerin’ Kıbrıs’ta bulunma hakkı olmadığını ve oy kullanamayacağını belirtiyorlar, sadece Kıbrıslılar ile evlenenlerin kalabileceğini söylüyorlar...”

TÜRK TARAFININ ÖNERİLERİ NİÇİN REDDEDİLDİ

KKTC heyeti tarafından sunulan önerilerin tamamının, “Annan planı dışında olduğu” gerekçesiyle Rumlar tarafından reddedildiğini de söyleyen Denktaş, bu önerilerden de özet bilgiler verdi.

Rumların “Kıbrıs’ta tek halk var, hiçbir şey Türk-Rum ayrımı üzerine kurulamaz. Bu etnik ayrım anlamına gelir” yaklaşımıyla önerilerine karşı çıktığını söyleyen Denktaş, şunları söyledi:

“400 yıldır Kıbrıs’ta Türk-Rum olarak yaşadık. 1960 anlaşmaları bu gerçeği esas alarak yapıldı. BM Genel Kurulu’nda ve Güvenlik Konseyi’nde siyasi eşitliğimiz, Kıbrıs’ta azınlık olmadığımız birçok kez vurgulandı. Bu temel bir sorun. Eşitliğimizi, egemenlik haklarımızı kurmak için yapılan mücadeleyi tamamen rettir...”

AB’A GÖREV DÜŞÜYOR

“Kıbrıs’ta iki halkın varlığının yeni yapılanmada esas olması” yönündeki yaklaşımlarının “ırkçılık, etnik temizlik, toprak gaspı” olarak nitelendiğini kaydeden Denktaş, AB yetkililerine de bu konuda görev düştüğünü söyledi.

AB süreciyle birlikte yaşanan anomalilerin düzeltilmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesi konusunda da AB yetkililerine görev düştüğünü söyleyen Denktaş, “Yeni bir analaşma yapacaksak bu anlaşmayı ve bizim statümüzü, AB’ın ‘Kıbrıs hükümeti’ diyerek yaptıkları anlaşmaya eklemeleri, o anlaşmayı ona göre değiştirmeleri gerekir. Bunu da Avrupa Birliği’nden ısrarla talep ediyoruz” dedi.

DÖNECEK RUMLARIN SAYISININ AZALTILMASI

Anlaşmayla birlikte Kuzey’e dönecek Rumların sayısının azaltılmasına, Meclis’teki oylamada Türk haklarını korumak için ayrı çoğunluk taleplerine, global mal-mülk takasına ilişkin önerilerine de Rumların karşı çıktığını söyleyen Denktaş, derogasyonlarla ilgili taleplerinin de “insan haklarına aykırı, AB ile işbirliğini engelleyeceği” gerekçesiyle reddedildiğini kaydetti.

Türkiye üye olana kadar istedikleri derogasyonların da “Türkiye’nin ne zaman üye olacağı belli değil” denilerek kabul edilmediğini söyleyen Denktaş, “Kıbrıs sanki üniter bir Rum devletiymiş ve geçmişteki olaylar hiç olmamış gibi bir yaklaşımları var” dedi.

TOPRAK KONUSUNDA ÖNERİ SUNMADIK

Egemenlik talebine karşı çıkan Rumların “KKTC yoktur ve tanımıyoruz” yaklaşımında olduğunu söyleyen Denktaş, kuruluş anlaşmasının iki başkan olarak imzalanması yönündeki taleplerinin de bu yaklaşımla reddedildiğini söyledi.

Denktaş, BM Barış Gücü’ne güvenlik konusunda verilen süper güç statüsünü kabul etmediklerini ve bu konuda da ihtilaf olduğunu kaydetti.

Bir soru üzerine toprak konusunda öneri sunmadıklarını da söyleyen Denktaş, başka bir soruya karşılık da, Avrupa Birliği ‘yle ilişkiler konusunda görüşlerini yazılı olarak sunduklarını kaydetti.

“Kendilerinin istediği değişikliklere gerek olmadan bir yol önerdik” diyen ancak ayrıntı vermeyen Denktaş, bu önerinin BM tarafından uygun bulunduğunu ekledi.

MÜŞTEREK SAHİPLİĞİ BİLE KABUL ETMİYORLAR

Türk tarafının sunduğu önerileri ve Rumların bunlara yanıtlarını özet olarak aktaran Denktaş, şunları söyledi:

“Annan planında istediğimiz her değişikliği kabul edilemez buldular. Kıbrıs’ın iki halkın Kıbrıs’ı olduğunu vurgulayan, ‘taraflar müştereken adanın sahibidir’ sözüne bile karşı çıkıyorlar. İki halkın varlığını, egemenliğin iki halktan kaynaklandığını kabul etmiyorlar....”

BM YETKİLİLERİ DİNLİYOR...

Cumhurbaşkanı Denktaş, müzakere sürecinde BM yetkililerinin tutumuyla ilgili sorulara karşılık da, “Dinliyorlar, arada sırada bazı müdahalelerde bulunuyorlar” dedi.

Denktaş, BM yetkililerinin tutumuyla ilgili şunları da ekledi:

“Sanırım ‘bunların anlaşacakları yok, o halde bu iş bize kaldı, her iki tarafı dinledikten sonra gereğini yaparız. Zaten iş referanduma gidecek ve referandumda ne çıkarsa bahtımıza’ rahatlığı içinde gibiler. İnşallah yanılıyorum. Böyle düşünüyorlarsa yazık ediyorlar. Bize daha çok yardımcı olmaları gerekir.”

YENİ KOMİTELER...TIRNAK KADAR İLERLEME

Dünkü görüşmede anayasa konusunda çalışacak bir komite kurulması yönünde karar alındığını, ayrıca Rumların talebiyle alt mahkeme konusunda çalışma yapacak bir ekip daha oluşturulduğunu söyleyen Denktaş, “Alt mahkeme talepleriyle sanırım bizim kendi devlet mahkemelerimize Rumların müracaatını gerektirmeyecek bir formül buldular” dedi.

Alt mahkeme ile ilgili komitede Anayasa Danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın Türk tarafını temsilen görev yapacağını söyleyen Denktaş, “İnşallah yavaş dahi olsa, tırnak kadar ilerleme dahi olsa ilerleriz. Soğukkanlılığınızı bozmayın” ifadelerini kullandı.

HALKIN SESI 02/03/2004

Weston’dan ne tehdit ne de rüşvet geldi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’la yaptığı görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü.

Görüşmenin ardından Weston’la birlikte basının önüne çıkan Cumhurbaşkanı Denktaş, Weston’la iyi bir toplantı yaptıklarını belirterek, “basında belirtildiği gibi elinde sopayla tehdit etmeye gelmedi; ne de rüşvet vermeye geldi” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Weston’la, “adam adama”, görüşmelerin gidişatı ve sorunların olduğu yerlerle ilgili iyi bir konuşma yaptıklarını söyledi.

Denktaş, Weston’un “iyi bir dinleyici ve iyi bir tavsiyeci” olduğunu da kaydetti ve kendisine teşekkür etti.

WESTON, TALAT, SERDAR DENKTAŞ YEMEKTE BİRARAYA GELDİ

Başbakan Mehmet Ali Talat, müzakerelerin dünkü bölümünde Rum tarafının görüşlerini geniş bir çerçevede ortaya koyduğunu, bazı konularda çalışma yapmak üzere bir de komite oluşturulmasına karar verildiğini söyledi. Talat, bugün veya yarın gelinecek noktanın görüleceğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’ın Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun’la ABD Büyükelçiliği’nin KKTC’deki ofisinde yer alan öğle yemeğinde yaptığı görüşme saat 15.00 sıralarında tamamlandı.

Görüşmenin ardından gazetecilere tek açıklama Başbakan Talat’tan geldi. Başbakan Mehmet Ali Talat, Weston’la Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için sürdürülen görüşmeleri ele aldıklarını ve değerlendirdiklerini söyledi.

ABD’nin Kıbrıs sorununa ilgisinin artarak devam edeceğinin anlaşıldığını kaydeden Talat, “Bu çerçevede görüşlerimizi ortaya koyduk” dedi.

Talat, şöyle devam etti:

“Rum tarafıyla yaptığımız görüşmede bir çok konu yanında bazı hususlarda çalışma yapmak üzere bir komite oluşumuna da gidildi. Dolayısıyla o konuda gelinecek noktayı yarın veya öbür gün tam anlamıyla gözlemlemiş olacağız. Yalnız konular daha masaya konuyor. Bugün Rum tarafı daha geniş bir çerçevede görüşlerini ortaya koydu ama inceleme fırsatı bulmadık. Taleplerinin bütününü başlıklar halinde veya genel tarifler şeklinde koydu. Onları henüz inceleme fırsatımız olmadı, çünkü oradan doğrudan buraya geldik.”

Başbakan Talat, “Çok önemli gördüğümüz ve düzenlenmesini talep ettiğimiz hususları bir kez daha belirttik ve doğaldır ki ABD’nin bu konuda desteğini istedik” diye konuştu.

Rum tarafının verdiği belgeden sonra ortaya çıkacak resmi görmeye çalıştıklarını ifade eden Talat, belgedeki her şeyi inceleyeceklerini, BM Genel Sekreteri’ne boşluk bırakmama kararlılığında olduklarını söyledi.

Başbakan Talat, bir gazetecinin Thomas Weston’ın adaya varışında “Referandumda hayır diyen taraf bunun siyasi bedelini öder” demesiyle ilgili yorumunu sorması üzerine, bir hafta önce benzer demeci kendisinin de verdiğini hatırlattı ve Weston’la hemfikir olduğunu kaydetti. Talat, referandumda hayır diyecek tarafın ağır bir yük alacağını belirterek, bunun açık olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türk tarafının böyle bir ağır yük almak istemediğini vurgulayan Başbakan Talat, “Çünkü şu ana kadar omuzlarımızda yeterinden fazla yük var” diye konuştu.

Başbakan Talat, Weston’ın bu açıklamasının “tehdit” mi olduğu yolundaki soruya karşılık da “Belki bir uyarıdır. Çünkü ben de aynı şeyi söyledim” diye konuştu.

HALKIN SESI 02/03/2004

Weston, çözüm konusunda iyimser ve umutlu

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs’ta yaptığı temasların kendisini çözüm yönünde cesaretlendirdiğini söyledi.

Weston, “İki taraf arasında şu anda herhangi bir ilerleme yokken, iki tarafın yaptığı açıklamalar cesaretlendirici değilken, sizi cesaretlendiren ne? Bir çıkmaza doğru gitmiyor muyuz?” şeklindeki ısrarlı sorulara karşılık ise, “Bu sizin, birilerinden duyduklarınız sonrasındaki değerlendirmenizdir. Benim değerlendirmemin temeli ise, bugün ve dün yaptığım görüşmelere dayanmaktadır. Dolayısıyla benim değerlendirmem sizinkinden farklı” dedi ve şunları söyledi:

“New York’ta varılan görüşbirliği, bu planın bir şekilde tamamlanarak sonuçlandırılacağı ve referanduma sunulacağıdır. Bu nedenle herhangi bir çıkmaza girilmesi yönünde bir beklentim yoktur.”

Kıbrıs’ta sonuçlandırılmış müzakereler sonrasında yapılacak referanduma “hayır” diyen tarafın ağır bedel ödeyeceği yönünde dün Ada’ya gelişinde yaptığı açıklamayı yineleyen Weston, bu açıklamasına tepkiler geldiğine işaret edilmesi üzerine de, açıklamasının yanlış yorumlandığını belirterek, bu konuda şöyle dedi:

“Sanırım yaptığım açıklamalar sık sık yanlış yorumlanıyor. Hatta bu sabah, (tarafları) tehdit ettiğim yönünde bir yazı okudum ki ben asla böyle bir söz kullanmadım. Benim niyetim kesinlikle bu değil. Benim söylediğim, Kıbrıs’taki her iki halkın Ada’da anlaşmaya varma veya varmama konusunda tarihi bir karar verecekleri ile ilgilidir. Mesajım, eğer karar, Kıbrıs konusunda harcanan bu kadar çaba ve beklenti sonrasında anlaşma olmaması yönünde çıkarsa bunun sorumluluğunu taşımanın da çok ağır olacağı yönündedir.”

Ada’da iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda ABD’nin finansal açıdan cömert yardımda bulunacağını da söyleyen Thomas Weston, ancak bu konuda herhangi bir rakam vermedi.

Weston, Kıbrıs müzakere sürecine ilişkin olarak bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs’ta yaptığı yoğun temasların ardından saat 19.30’da ara bölgedeki Ledra Palace Otel’de basın toplantısı düzenledi.

Thomas Weston, harita konusuyla ilgili soru üzerine de, Kıbrıs müzakerelerinde ele alınmakta olan özlü konular hakkında detay vermesinin doğru olmayacağını söyledi.

“KKTC’Yİ TANIYACAK MISINIZ?”

Weston, referandumdan “hayır” çıkması durumunda, ABD’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyıp tanımayacağına ilişkin soruya karşılık, “Biz, spekülasyon yapmayız. Bütün çabalarımızı, BM Genel Sekreteri’nin planı sonuçlandırma yönündeki çabalarına adayacağız” dedi.

ULUSLARARASI BAĞIŞ KONFERANSI

Amerikalı diplomat Weston, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasında adanın yeniden birleştirilmesi görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun finansal açıdan maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti, ancak bütün ısrarlı sorulara karşın bu konuda herhangi bir rakam vermedi. Thomas Weston, rakamı belirlemenin şu an için zor olduğunu da belirtti.

Kıbrıs'ta çözüm giderlerini karşılamak amacıyla parasal bağışta bulunacak ülkelerin yer alacağı Uluslararası Bağış Konferansı’na değinirken Weston, çözümün finansmanıyla ilgili olarak, bu konuda çok ciddi çalışma içinde olunduğunu ve konferansın ev sahipliğini üstlenecek olan Avrupa Birliği Komisyonu’nun konuyla ilgili davetiyeleri katılacak ülkelere yollayacağını ifade etti. Weston, konferansın ne zaman yapılacağına ilişkin bir tarih veremeyeceğini, bu tarihi AB Komisyonu’nun belirleyeceğini ifade ederken, konferansa hangi ülkelerin katılacağı yönündeki sorıuya karşılık da, buna, başta Avrupa Birliği üyesi ülkeler olmak üzere, OECD ülkeleri, Japonya, bazı körfez ülkeleri de dahil, çok sayıda ülkenin davet edileceğini kaydetti.

HALKIN SESI 02/03/2004

Geri dönüşü olmayan bir yolu yürüyoruz

CTP’de saat 18.15’te başlayan bilgilendirme toplantısının başında konuşan Başbakan Talat, geri dönüşü olmayan bir yolu yürüdüklerini, hedefin 21 veya 22 Nisan’da referanduma sunulacak bir anlaşma olduğunu söyledi.

Bu Memleket Bizim Platformu’nu oluşturan örgütlerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda, CTP Genel Sekreteri ve Cumhuriyet Meclisi’nde kurulan kurucu devlet anayasası hazırlamakla görevlendirilen komitenin başkanlığını da yürüten Ferdi Sabit Soyer de bulundu.

Başbakan Talat, bir yandan görüşmeler sürerken diğer yandan AB uyum çalışmalarını da başlattıklarını kaydederek, dün bu konuda ilk görüşmenin yapıldığını, çarşamba günü tam hızla bu komitelerin de çalışacağını bildirdi.

AB’la görüşmeler konusunda bugüne dek hiçbir hazırlık yapılmadığını, Başbakanlık’ta kurulan koordinasyon kurulunun ise işlerine yaradığını ve buraya takviye de yaptıklarını anlatan Başbakan Talat, görüşmelerde ekonomi komitesi de oluşturulduğunu ifade etti.

New York’taki görüşmeler sırasında kutsal yasa diye nitelenen 44 önemli yasanın hazırlanmasının istendiğini, Rum tarafının ise bu sayının 114 olmasında ısrar ettiğini belirten Başbakan Mehmet Ali Talat, zaman ve yeterli eleman sıkıntısı nedeniyle 44 yasayı hedeflediklerini ama daha fazlası için çalıştıklarını çünkü BM Genel Sekreteri’ne boşluk bırakmak istemediklerini anlattı.

Başbakan Talat, yasalar konusunda çalışan komisyona fazla atama da yapamadıklarını çünkü Kıbrıs yasalarını bilen uzman sayısının yetersiz olduğunu belirterek, bu arada Cumhuriyet Meclisi’nde de kurucu devlet anayasası hazırlamakla görevli komitenin çalışmalarına başladığını hatırlattı.

Hedefin 21 Nisan’da referanduma gidilmesi olduğunu, bu tarihin 22 Nisan da olabileceğini kaydeden Mehmet Ali Talat, “Geri dönüşü olmayan bur yolu yürüyeceğiz” diye konuştu.

TALAT BUGÜN ANKARA’YA GİDİYOR

Başbakan Mehmet Ali Talat bu sabah İstanbul üzerinden Ankara’ya gidecek.

Başbakan Talat’a Ankara ziyaretinde Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş eşlik edecek. Başbakan Talat Ankara’da görüşmeler süreciyle ilgili görüş alışverişinde ve değerlendirmelerde bulunacak.

Başbakanlıktan verilen bilgiye göre, Talat bu gece gece İstanbul üzerinden yurda dönecek.

HALKIN SESI 02/03/2004

Yine Ankara!

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Perşembe günü ATO'nun düzenlediği bir konferansa katılmak için Ankara'ya gidiyor. ABD'nin Kıbrıs Özel temsilcisi Thomas Weston da Çarşabma günü Ankara'da temaslarda bulunacak ve görüşmelerde gelinen son noktayı değerlendirecek.
Öte yandan Başbakan Mehmet Ali Talat da bu sabah İstanbul üzerinden Ankara’ya gidecek.

Başbakan Talat’a Ankara ziyaretinde Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş eşlik edecek. Başbakan Talat Ankara’da görüşmeler süreciyle ilgili görüş alışverişinde ve değerlendirmelerde bulunacak.

Başbakanlıktan verilen bilgiye göre, Talat bu gece İstanbul üzerinden yurda dönecek.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın ‘Ankara’ ziyareti Türkiye’de Meclis dışında kalan kimi siyasi partiler ve örgütler tarafından, iç siyasete yönelik “büyük bir şova” dönüştürülmeye çalışılırken, hesaplar bozuldu.

ABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston’un yarın Ankara’ya yapacağı ziyaret nedeniyle, Rauf Denktaş’ın konferansı “apar topar” bir gün sonraya, perşembeye bırakıldı.

Perinçek ve Aygün elele

Konferans için çok sayıda ünlü ismi ağırlayan ATO Başkanı Sinan Aygün, Denktaş için yürüyüş başlatan İşçi Partisi ile ortak bir harekette bulunmadıklarını söyledi. Aygün, "Bizim hazırlıklarımız başka, onlarınki başka derken" İşçi Partisi, İstanbul, İzmir, Muğla, Hatay, Antep, Samsun ve Diyarbakır'da "Dayan Denktaş, Uyan Türkiye" adlı yürüyüş düzenliyor. Yürüyüşün son noktası ise konferansın düzenleneceği ATO'nun merkez binası.

Anayasa Taslağı Hazırlama Komitesi de Ankara’ya gidiyor

Cumhuriyet Meclisi’nde oluşturulan “Görüşmelerdeki Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin Anayasa Taslağı Hazırlama Komitesi” bugün Türkiye’ye gidiyor.

CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer başkanlığında UBP Milletvekili İrsen Küçük, DP Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu ve BDH Milletvekili İzzet İzcan’dan oluşan komite heyeti, bugün saat 06.00’da İstanbul’a gidecek, oradan da Ankara’ya geçecek.

Kurucu devlet anayasası taslağını oluşturma çalışmaları çerçevesinde Ankara’ya gidecek heyet, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Profesörü Yavuz Sabuncu ve TBMM yetkilileriyle görüş alış verişinde bulunacak.

Meclis Basın ve Dışilişkiler Memuru Esma Özser’den alınan bilgiye göre Ankara’ya gidiş kararı alan Soyer başkanlığındaki “Görüşmelerdeki Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin Anayasa Taslağı Hazırlama Komitesi” dün bir de toplantı yaptı.

Saat 15.00’te yapılan toplantıda Emekli Başsavcı Zaim Necatigil ve Savcı Behiç Öztürk’ün görüşleri dinlendi. (ajanslar)

YENIDUZEN 02/03/2004

Amerika elini açıyor!

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs’ta iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda ABD’nin cömert yardımda bulunacağını söyledi.

Müzakere sürecine ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs Rum kesimine gelen Weston, yaptığı açıklamada, Rum ve Türk kesimleri arasında adanın yeniden birleşme görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti.

Amerikalı diplomat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, eski Rum yönetimi liderleri Glafkos Klerides ve Yorgo Vasiliu, anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Genel Başkanı Nikos Anastasiadis ile ayrı ayrı görüşecek.

YENIDUZEN 02/03/2004

Yüreklendim, cesaret buldum!

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, dün Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs’ta yaptığı temasların kendisini çözüm yönünde cesaretlendirdiğini söyledi.

Weston, “İki taraf arasında şu anda herhangi bir ilerleme yokken, iki tarafın yaptığı açıklamalar cesaretlendirici değilken, sizi cesaretlendiren ne? Bir çıkmaza doğru gitmiyor muyuz?” şeklindeki ısrarlı sorulara karşılık ise, “Bu sizin, birilerinden duyduklarınız sonrasındaki değerlendirmenizdir. Benim değerlendirmemin temeli ise, bugün ve dün yaptığım görüşmelere dayanmaktadır. Dolayısıyla benim değerlendirmem sizinkinden farklı” dedi ve şunları söyledi:

“New York’ta varılan görüşbirliği, bu planın bir şekilde tamamlanarak sonuçlandırılacağı ve referanduma sunulacağıdır. Bu nedenle herhangi bir çıkmaza girilmesi yönünde bir beklentim yoktur.”

“Hayır diyen bedel öder”

Kıbrıs’ta sonuçlandırılmış müzakereler sonrasında yapılacak referanduma “hayır” diyen tarafın ağır bedel ödeyeceği yönünde dün Ada’ya gelişinde yaptığı açıklamayı yineleyen Weston, bu açıklamasına tepkiler geldiğine işaret edilmesi üzerine de, açıklamasının yanlış yorumlandığını belirterek, bu konuda şöyle dedi:

“Sanırım yaptığım açıklamalar sık sık yanlış yorumlanıyor. Hatta bu sabah, (tarafları) tehdit ettiğim yönünde bir yazı okudum ki ben asla böyle bir söz kullanmadım. Benim niyetim kesinlikle bu değil. Benim söylediğim, Kıbrıs’taki her iki halkın Ada’da anlaşmaya varma veya varmama konusunda tarihi bir karar verecekleri ile ilgilidir. Mesajım, eğer karar, Kıbrıs konusunda harcanan bu kadar çaba ve beklenti sonrasında anlaşma olmaması yönünde çıkarsa bunun sorumluluğunu taşımanın da çok ağır olacağı yönündedir.”

Ada’da iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması durumunda ABD’nin finansal açıdan cömert yardımda bulunacağını da söyleyen Thomas Weston, ancak bu konuda herhangi bir rakam vermedi.

Weston, Kıbrıs müzakere sürecine ilişkin olarak dün Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs’ta yaptığı yoğun temasların ardından saat 19.30’da ara bölgedeki Ledra Palace Otel’de basın toplantısı düzenledi.

Thomas Weston, basın toplantısına yarım saat geç gelerek, “Ada’daki temaslarımı henüz tamamlayamadım. Gerçi sanırım iki tarafın siyasi liderliğiyle görüşmelerimi tamamladım” demesi üzerine, “Denktaş ve Papadopulos ile ikişer görüşme yaptığı” yolundaki söylentilere işaret eden gazetecilerin sorularıyla karşılaştı.

Weston, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la bugün ikinci bir görüşme yapıp yapmadığını soran gazetecilere, “Hayır, her iki liderle de bir kez görüştüm” yanıtını verdi.

Thomas Weston, harita konusuyla ilgili soru üzerine de, Kıbrıs müzakerelerinde ele alınmakta olan özlü konular hakkında detay vermesinin doğru olmayacağını söyledi.

“KKTC’yi tanıyacak mısınız?”

Weston, referandumdan “hayır” çıkması durumunda, ABD’nin “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni” tanıyıp tanımayacağına ilişkin soruya karşılık, “Biz, spekülasyon yapmayız. Bütün çabalarımızı, BM Genel Sekreteri’nin planı sonuçlandırma yönündeki çabalarına adayacağız” dedi.

Uluslararası Bağış Konferansı

Amerikalı diplomat Weston, Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasında adanın yeniden birleştirilmesi görüşmelerinde bir anlaşmaya varılması durumunda, bunun finansal açıdan maliyetini karşılama konusunda Washington yönetiminin cömert davranacağını ifade etti, ancak bütün ısrarlı sorulara karşın bu konuda herhangi bir rakam vermedi. Thomas Weston, rakamı belirlemenin şu an için zor olduğunu da belirtti.

Kıbrıs'ta çözüm giderlerini karşılamak amacıyla parasal bağışta bulunacak ülkelerin yer alacağı Uluslararası Bağış Konferansı’na değinirken Weston, çözümün finansmanıyla ilgili olarak, bu konuda çok ciddi çalışma içinde olunduğunu ve konferansın ev sahipliğini üstlenecek olan Avrupa Birliği Komisyonu’nun konuyla ilgili davetiyeleri katılacak ülkelere yollayacağını ifade etti. Weston, konferansın ne zaman yapılacağına ilişkin bir tarih veremeyeceğini, bu tarihi AB Komisyonu’nun belirleyeceğini ifade ederken, konferansa hangi ülkelerin katılacağı yönündeki sorıuya karşılık da, buna, başta Avrupa Birliği üyesi ülkeler olmak üzere, OECD ülkeleri, Japonya, bazı körfez ülkeleri de dahil, çok sayıda ülkenin davet edileceğini kaydetti.

Askeri üs konusu

Weston, ABD’nin bu konferansta önemli bir taahhütte bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa bunun nedeninin Ada’da askeri üs istemesiyle ilgili olup olmadığına ilişkin soru üzerine de, ülkesinin Kıbrıs’ta askeri üs talebi bulunmadığını söyledi. ABD’nin Kıbrıs’taki çözüm sürecine geçmişte de büyük maddi katkılar yaptığını anımsatan Weston, Ada’da çözüm ve bölgede istikrar için ellerinden gelen katkıyı yapmaya devam edeceklerini belirtti.

Ada’dan bu sabah 07.00’de ayrılarak, Atina’ya gidecek ve burada Yunanlı yetkililerle görüşmelerde bulunacak olan Thomas Weston, 3 Mart Çarşamba günü ise Ankara’da TC Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle Kıbrıs konusunda yoğun temaslar yapacak. Weston, Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenindeki temaslarının ardından 4 Mart Perşembe günü Washington’a dönecek. (tak)

YENIDUZEN 02/03/2004

Öneri teatisi

Müzakerelerin 6'ncı gününde de ilerleme sağlanamadı. Türk tarafının sunduğu tüm değişiklik önerilerini reddeden Rum tarafı, masaya kendi önerilerini koydu. Rumlar, sadece toprakla ilgili 20 sayfalık belge verdi

Öneri teatisi

TÜRK TARAFININ ÖNERİLERİ REDDEDİLDİ: Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk tarafının mal-mülk düzenlemeleri, derogasyonlar ve iki halk esasına dayalı önerilerinin tümünün "Annan Planı dışında" olduğu gerekçesiyle Rumlar tarafından reddedildiğini söyledi

TÜRK TARAFI NE İSTİYOR? Türk tarafı, anlaşmayla birlikte kuzeye dönecek Rumların sayısının azaltılmasını, meclisteki oylamada Türk haklarını korumak için ayrı çoğunluk hakkı, global mal mülk takası ve derogasyonlar talep ediyor. Türk tarafının toprakla ilgili henüz öneri sunmadığı belirtiliyor

RUMLARIN TALEPLERİ: Rumlar, toprak düzenlemesiyle birlikte Rum tarafına bırakılması öngörülen toprakların üç yıllık geçiş döneminde, planda olduğu gibi Türk kontrolünde değil, BM kontrolünde olmasını istiyor. Rumlar ayrıca, garantörlerin, kuruluş anlaşması yürürlüğe girmeden garantilerin verilmesinde ısrar ediyor ve referandumda sadece 20 Aralık 1963'te Kıbrıs vatandaşı olanların ve onların çocuklarının oy kullanmasını talep ediyor

YENİ KOMİTENİN TÜR ÜYESİ PROF. SOYSAL: Dünkü görüşmede, anayasa ve alt mahkeme konusunda çalışacak yeni bir komite kurulması kararlaştırıldı. Müzakere süreciyle birlikte bugünden itibaren çalışmaya başlayacak ve iki taraftan birer temsilciden oluşacak komitede, Türk tarafını Cumhurbaşkanı Denktaş'ın anayasa danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal temsil edecek

DENKTAŞ: TIRNAK KADAR İLERLEME...: Cumhurbaşkanı Denktaş, müzakerelerde BM yetkililerinin rahatlık içerisinde olduklarına dair izlenime sahip olduğunu kaydetti ve "BM, bize daha fazla yardımcı olmalı" dedi. Denktaş, "İnşallah yavaş dahi olsa, tırnak kadar ilerleme dahi olsa ilerleriz. Soğukkanlılığınızı bozmayın" şeklinde konuştu

PAPADOPULOS: DENKTAŞ, VİZYONUNU YİNELEDİ: Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Denktaş'ın Rum önerilerine yanıt olarak vizyonunu yinelediğini söyledi. Papadopulos, ortaya koydukları önerilerle Kıbrıslı Türklerin haklarını ellerinden almayı hedeflemediklerini iddia etti ve önerilerinin, sistemin AB içerisinde işleyebilmesini amaçladığını savundu. Papadopulos, Rum tarafına iade edilecek toprağın BM Barış Gücü denetimine verilmesini arzuladıklarını da açıkladı

ANNAN'IN HAZIRLIKLARI: Tarafların anlaşmaya varamamaları halinde Türkiye ve Yunanistan'ın da dahil olacağı ikinci aşama müzakerelerin Brüksel veya Cenevre'de yapılması eğilimi bulunduğu bildiriliyor. Politis gazetesi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, 23 Mart'ta Cenevre ve Viyana'da bulunmayı programladığına işaret ederek, dörtlü konferansın yapılması için en olası kentlerin Brüksel ve Cenevre olarak görüldüğünü yazdı

Kıbrıs sorununa 1 Mayıs'a kadar Annan Planı temelinde çözüm bulmak amacıyla 19 Şubat'ta başlayan müzakere sürecinin altıncı gününde de ilerleme sağlanamadı. Türk ve Rum tarafları, karşılıklı olarak öneri teatisinde bulundular ancak yol alamadılar. Görüşmelerle ilgili ciddi sıkıntılar devam ediyor.

rk tarafının sunduğu tüm değişiklik önerilerini reddeden Rum tarafı, dün masaya kendi önerilerini koydu ve sadece toprakla ilgili 20 sayfalık belge verdi.

Rum tarafı, Türk tarafının mal-mülk düzenlemeleri, derogasyonlar ve iki halk esasına dayalı önerilerinin tümünü "Annan Planı dışında" olduğu gerekçesiyle reddediyor.

Türk tarafı, anlaşmayla birlikte kuzeye dönecek Rumların sayısının azaltılmasını, meclisteki oylamada Türk haklarını korumak için ayrı çoğunluk hakkı, global mal mülk takası ve derogasyonlar talep ediyor.

Öte yandan Rumlar da toprak düzenlemesiyle birlikte Rum tarafına bırakılması öngörülen toprakların üç yıllık geçiş döneminde, planda olduğu gibi Türk kontrolünde değil, BM kontrolünde olmasını istiyor. Rumlar ayrıca, garantörlerin, kuruluş anlaşması yürürlüğe girmeden garantilerin verilmesinde ısrar ediyor ve referandumda sadece 20 Aralık 1963'te Kıbrıs vatandaşı olanların ve onların çocuklarının oy kullanmasında diretiyor.

Dün 2.5 saat süren görüşmede, anayasa ve alt mahkeme konusunda çalışacak yeni bir komite kurulması da kararlaştırıldı.

Müzakere süreciyle birlikte bugünden itibaren çalışmaya başlayacak ve iki taraftan birer temsilciden oluşacak komitede, Türk tarafını Cumhurbaşkanı Denktaş'ın anayasa danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal temsil edecek.

Müzakereleri değerlendiren Türk ve Rum liderleri, kamuoyuna yine iyimser mesajlar veremedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, müzakerelerde BM yetkililerinin rahatlık içerisinde olduklarına dair izlenime sahip olduğunu kaydetti ve "BM, bize daha fazla yardımcı olmalı" dedi. Denktaş, "İnşallah yavaş dahi olsa, tırnak kadar ilerleme dahi olsa ilerleriz. Soğukkanlılığınızı bozmayın" şeklinde konuştu.

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, Denktaş'ın Rum önerilerine yanıt olarak vizyonunu yinelediğini söyledi ve ortaya koydukları önerilerle Kıbrıslı Türklerin haklarını ellerinden almayı hedeflemediklerini iddia etti. Papadopulos, önerilerinin, sistemin AB içerisinde işleyebilmesini amaçladığını savundu. Papadopulos, Rum tarafına iade edilecek toprağın BM Barış Gücü denetimine verilmesini arzuladıklarını da açıkladı.

Tarafların mutabakatıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan takvim uyarınca Kıbrıs'taki müzakere süreci özel temsilci Alvaro de Soto gözetiminde 19 Şubat'ta başlamış ve her gün toplantıların devamı yönünde karar alınmıştı.

Bu sürede iki günlük aksama dışında her gün bir araya gelen Türk ve Rum heyetlerin, takvim uyarınca 22 Mart'a kadar süreleri var. Bugünden itibaren yaklaşık 3 haftalık süre içerisinde taraflar Annan Planı'na ilişkin değişiklik taleplerinde mutabakat sağlayamamaları halinde, 22 Mart'tan itibaren Türkiye ve Yunanistan da masaya oturacak.

Öte yandan tarafların anlaşmaya varamamaları halinde Türkiye ve Yunanistan'ın da dahil olacağı ikinci aşama müzakerelerin Brüksel veya Cenevre'de yapılması eğilimi bulunduğu bildirildi.

Politis gazetesi BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, 23 Mart'ta Cenevre ve Viyana'da bulunmayı programladığına işaret ederek, dörtlü konferansın yapılması için en olası kentlerin Brüksel ve Cenevre olarak görüldüğünü yazdı.

Adım adım gelişmeler

Annan Planı temelinde çözüm hedefiyle devam eden Kıbrıs müzakere sürecinde liderler dün 6'ncı kez bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığındaki KKTC müzakere heyeti, Cumhurbaşkanlığı'nda yaklaşık bir saatlik değerlendirme toplantısının ardından saat 09.50 sıralarında Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı.

Heyetler dün de müzakere masasında 2.5 saat süreyle çetin pazarlık yaptı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmenin ardından saat 12.45 sıralarında heyetiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı'na döndü.

Denktaş'a dünkü görüşmede diğer heyet üyeleri yanında, anayasa danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal da eşlik etti. Böylece Mümtaz Soysal görüşmelerin başladığı 19 Şubat'tan beri ilk defa Kıbrıs müzakere sürecine fiilen dahil oldu.

Heyetin dönüşüyle birlikte cumhurbaşkanlığında değerlendirme toplantısı için taraflar biraya geldiler. Değerlendirme toplantısına Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ile müzakere sürecini KKTC'den izleyen TC Dışişleri Bakanlığı heyeti de katıldı.

Denktaş: Önerilerimizin tümünü reddettiler

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mal-mülk düzenlemeleri, derogasyonlar ve iki halk esasına dayalı düzenleme yapılması dahil Annan Planı'na ilişkin tüm değişiklik önerilerinin Rumlar tarafından reddedildiğini, Türk tarafının Avrupa Birliği'yle ilişkiler konusundaki taleplerinin ise BM tarafından uygun bulunduğunu söyledi.

Rum tarafının ise dünkü görüşmede önerilerini sunduğunu, ayrıca toprakla ilgili önerilerini içeren 20 sayfalık belge verdiğini belirten Denktaş, bugünkü görüşmede anayasa ve alt mahkeme konusunda çalışacak yeni bir komite kurulmasının kararlaştırıldığını da bildirdi.

Müzakere süreciyle birlikte bugünden itibaren çalışmaya başlayacak iki taraftan birer temsilciden oluşacak komitede Türk tarafını Cumhurbaşkanı Denktaş'ın anayasa danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal temsil edecek.

Müzakere sürecinin başından itibaren her görüşmenin ardından basına bilgi veren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, rutin basın toplantısını saat 14.00'te yaptı.

Dün yaklaşık 2.5 saat süren görüşmenin ardından görüşmeci heyeti ve TC yetkilileriyle değerlendirme toplantısı yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşme notları ve Rum tarafının sunduğu belgeyle saat 14.00'te basının karşısına çıktı.

Karşılıklı öneriler verildi

Annan Planı'nda talep ettikleri değişikliklerle ilgili taleplerini Rum tarafına 24 Şubat'ta sunduklarını ve 27 Şubat'ta da yanıt aldıklarını belirten Denktaş, Rumların değişiklik taleplerinin ise bugün kendilerine verildiğini söyledi.

Rumların değişiklik taleplerini henüz incelemediklerini söyleyen Denktaş, belgeden alıntılar yaparak bazı taleplerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Rum önerileri... Toprak

Rum tarafının, toprak düzenlemesiyle birlikte Rum tarafına bırakılması öngörülen toprakların 3 yıllık geçiş döneminde planda olduğu gibi Türk kontrolünde değil, BM kontrolünde olmasına ilişkin talepte bulunduğunu söyleyen Denktaş, "Bu perişanlık demektir. Böyle bir şey olursa halkımızın süratle o bölgeleri boşaltması gerekir" diyerek değerlendirmede bulundu, ancak belgeyi iyice incelemeden ayrıntıya girmek istemediğini söyledi.

TC kökenlilerin oy kullanmasına karşı çıkıyorlar

Rumların sundukları önerilerden alıntılar yapan Denktaş, bunları şu şekilde özetledi:

"Garantörlerin, kuruluş anlaşması yürürlüğe girmeden garantilerin verilmesinde ısrar ediyorlar; AB üyeliği için Türk tarafının talep ettiği geçiş sürecine karşı çıkıyorlar; referandumda sadece 20 Aralık 1963'te Kıbrıs vatandaşı olanların ve onların çocuklarının oy kullanmasını istiyorlar, 'yerleşiklerin' Kıbrıs'ta bulunma hakkı olmadığını ve oy kullanamayacağını belirtiyorlar, sadece Kıbrıslılar ile evlenenlerin kalabileceğini söylüyorlar..."

Türk tarafının önerileri niçin reddedildi?

KKTC heyeti tarafından sunulan önerilerin tamamının, "Annan Planı dışında olduğu" gerekçesiyle Rumlar tarafından reddedildiğini de söyleyen Denktaş, bu önerilerden de özet bilgiler verdi.

Rumların "Kıbrıs'ta tek halk var, hiçbir şey Türk-Rum ayrımı üzerine kurulamaz. Bu etnik ayrım anlamına gelir" yaklaşımıyla önerilerine karşı çıktığını söyleyen Denktaş, şunları söyledi:

"400 yıldır Kıbrıs'ta Türk-Rum olarak yaşadık. 1960 anlaşmaları bu gerçeği esas alarak yapıldı. BM Genel Kurulu'nda ve Güvenlik Konseyi'nde siyasi eşitliğimiz, Kıbrıs'ta azınlık olmadığımız birçok kez vurgulandı. Bu temel bir sorun. Eşitliğimizi, egemenlik haklarımızı kurmak için yapılan mücadeleyi tamamen rettir..."

AB'ye görev düşüyor

"Kıbrıs'ta iki halkın varlığının yeni yapılanmada esas olması" yönündeki yaklaşımlarının "ırkçılık, etnik temizlik, toprak gaspı" olarak nitelendiğini kaydeden Denktaş, AB yetkililerine de bu konuda görev düştüğünü söyledi.

AB süreciyle birlikte yaşanan anomalilerin düzeltilmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesi konusunda da AB yetkililerine görev düştüğünü söyleyen Denktaş, "Yeni bir analaşma yapacaksak bu anlaşmayı ve bizim statümüzü, AB'nin 'Kıbrıs hükümeti' diyerek yaptıkları anlaşmaya eklemeleri, o anlaşmayı ona göre değiştirmeleri gerekir. Bunu da Avrupa Birliği'nden ısrarla talep ediyoruz" dedi.

Dönecek Rumların sayısının azaltılması

Anlaşmayla birlikte kuzeye dönecek Rumların sayısının azaltılmasına, meclisteki oylamada Türk haklarını korumak için ayrı çoğunluk taleplerine, global mal-mülk takasına ilişkin önerilerine de Rumların karşı çıktığını söyleyen Denktaş, derogasyonlarla ilgili taleplerinin de "insan haklarına aykırı, AB ile işbirliğini engelleyeceği" gerekçesiyle reddedildiğini kaydetti.

Türkiye üye oluncaya kadar istedikleri derogasyonların da "Türkiye'nin ne zaman üye olacağı belli değil" denilerek kabul edilmediğini söyleyen Denktaş, "Kıbrıs sanki üniter bir Rum devletiymiş ve geçmişteki olaylar hiç olmamış gibi bir yaklaşımları var" dedi.

Toprak konusunda öneri sunmadık

Egemenlik talebine karşı çıkan Rumların "KKTC yoktur ve tanımıyoruz" yaklaşımında olduğunu söyleyen Denktaş, kuruluş anlaşmasının iki başkan olarak imzalanması yönündeki taleplerinin de bu yaklaşımla reddedildiğini söyledi.

Denktaş, BM Barış Gücü'ne güvenlik konusunda verilen süper güç statüsünü kabul etmediklerini ve bu konuda da ihtilaf olduğunu kaydetti.

Bir soru üzerine toprak konusunda öneri sunmadıklarını da söyleyen Denktaş, başka bir soruya karşılık da, Avrupa Birliği'yle ilişkiler konusunda görüşlerini yazılı olarak sunduklarını kaydetti.

"Kendilerinin istediği değişikliklere gerek olmadan bir yol önerdik" diyen ancak ayrıntı vermeyen Denktaş, bu önerinin BM tarafından uygun bulunduğunu ekledi.

Müşterek sahipliği bile kabul etmiyorlar

Türk tarafının sunduğu önerileri ve Rumların bunlara yanıtlarını özet olarak aktaran Denktaş, şunları söyledi:

"Annan Planı'nda istediğimiz her değişikliği kabul edilemez buldular. Kıbrıs'ın iki halkın Kıbrıs'ı olduğunu vurgulayan, 'taraflar müştereken adanın sahibidir' sözüne bile karşı çıkıyorlar. İki halkın varlığını, egemenliğin iki halktan kaynaklandığını kabul etmiyorlar..."

BM yetkilileri dinliyor

Cumhurbaşkanı Denktaş, müzakere sürecinde BM yetkililerinin tutumuyla ilgili sorulara karşılık da, "Dinliyorlar, arada sırada bazı müdahalelerde bulunuyorlar" dedi.

Denktaş, BM yetkililerinin tutumuyla ilgili şunları da ekledi:

"Sanırım 'bunların anlaşacakları yok, o halde bu iş bize kaldı, her iki tarafı dinledikten sonra gereğini yaparız. Zaten iş referanduma gidecek ve referandumda ne çıkarsa bahtımıza' rahatlığı içinde gibiler. İnşallah yanılıyorum. Böyle düşünüyorlarsa yazık ediyorlar. Bize daha çok yardımcı olmaları gerekir."

Yeni komiteler... Tırnak kadar ilerleme

Dünkü görüşmede anayasa konusunda çalışacak bir komite kurulması yönünde karar alındığını, ayrıca Rumların talebiyle alt mahkeme konusunda çalışma yapacak bir ekip daha oluşturulduğunu söyleyen Denktaş, "Alt mahkeme talepleriyle sanırım bizim kendi devlet mahkemelerimize Rumların müracaatını gerektirmeyecek bir formül buldular" dedi.

Alt mahkeme ile ilgili komitede anayasa danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal'ın Türk tarafını temsilen görev yapacağını söyleyen Denktaş, "İnşallah yavaş dahi olsa, tırnak kadar ilerleme dahi olsa ilerleriz. Soğukkanlılığınızı bozmayın" ifadelerini kullandı.

Papadopulos'un değerlendirmesi

Öte yandan Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos da dünkü görüşmeyi değerlendirdi. Papadopulos, görüşmenin ilk bölümünde Rum tarafının yazılı olarak müzakere masasına koyduğu işleyebilirlikle ilgili önerilere Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yanıt verdiğini açıkladı.

Rum radyosunun haberine göre Papadopulos, Kıbrıs müzakerelerinin dünkü bölümünün tamamlanmasının ardından Rum Başkanlık Köşkü'ne dönüşünde yaptığı açıklamada, Denktaş'ın yanıt olarak; vizyonunu yinelediğini söyledi.

Müzakere masasına koyduğu önerilerin, Kıbrıslı Türklerin haklarını ellerinden almayı hedeflemediğini iddia eden Papadopulos, önerilerinin, sistemin AB içinde işleyebilmesini hedeflediğini savundu ve bu nedenle bu önerilerin AB'yle ilgili başlığın altında yer aldığını belirtti.

Gündemin diğer konularının ne olduğuna ilişkin bir soru üzerine Rum Yönetimi başkanı; toprak iadesiyle ilgili geçiş dönemine ilişkin önerilerini de sunduğunu, Rum tarafının, iade edilecek toprağın BM Barış Gücü'nün denetimine verilmesi arzusunu belirttiğini söyledi.

Papadopulos, geçici kurallarla ilgili diğer konulara da girilip girilmediği sorusuna karşılık, bu konuların çok fazla olduğunu ve daha sonra ele alınacağını belirtti.

Yabancı arabulucuların, referandumlarda olumsuz yanıt vermesi olası tarafların üstleneceği bedelle ilgili uyarılarını yorumlaması istenen Tasos Papadopulos, "Kıbrıs halkının kriterlerine güveniyorum" dedi.

Rum Yönetimi'nin ve kendisinin Rum halkını yönlendirip yönlendirmeyeceği sorusuna ise yanıt vermek istemedi.

KIBRIS 02/03/2004

AB uyum çalışmaları resmen başladı

KKTC, AB'YE HAZIRLANACAK... Kıbrıs'ta çözüm hedefiyle liderler arasındaki müzakereler yoğun bir tempoda sürerken, KKTC'yi Avrupa Birliği'ne hazırlamayı hedefleyen uyum çalışmaları da dün resmen başladı

GÖRÜŞMELER, BM GÖZETİMİNDE... Birleşmiş Milletler gözetiminde ara bölgedeki BM Konferans Merkezi'nde başlayan görüşmelerde KKTC'yi büyükelçi Peker Turgud başkanlığında Başbakanlık AB Birimi Koordinatörü Erhan Erçin, aynı birimden Yenal Süreç ile CTP Milletvekili işadamı Özdil Nami temsil ediyor

Kıbrıs'ta çözüm hedefiyle liderler arasındaki müzakereler yoğun bir tempoda sürerken, KKTC'yi Avrupa Birliği'ne hazırlamayı hedefleyen uyum çalışmaları da dün resmen başladı.

Birleşmiş Milletler gözetiminde ara bölgedeki BM Konferans Merkezi'nde saat 10.00'da başlayan görüşmelerde KKTC'yi Büyükelçi Peker Turgud başkanlığında Başbakanlık AB Birimi Koordinatörü Erhan Erçin, aynı birimden Yenal Süreç ile CTP Milletvekili işadamı Özdil Nami temsil ediyor. BM ve AB temsilcileri yanında, AB ile uyum çalışmalarını yürüten Rum yetkililerin de katılacağı bugünkü toplantıda, KKTC'nin Avrupa Birliği mevzuatına uyumu amacıyla yoğun bir çalışma başlatılacak.

AB uyum sürecinde müzakereci heyete, uzmanlar ve bakanlıkların temsilcilerinden oluşan Başbakanlık'a bağlı AB Koordinasyon Birimi de katkıda bulunacak.

Teknik komiteler de toplandı

Bu arada, federal yasalar, uluslararası anlaşmalar ve ekonomi-finans konuları olmak üzere 3 ana konuda oluşturulan teknik komiteler de dün ortak toplantı yaptılar.

Ara bölgedeki BM Konferans Merkezi'nde BM gözetiminde gün içinde farklı saatlerde toplanan komiteler, federal devletin alt yapısını hazırlamak için yoğun çalışma yapıyorlar.

Çalışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte sayısı sürekli artırılan komitelerin Türk üyeleri, Rum üyelerle ortak toplantılar yanında, haftanın yedi günü Ticaret Bankası'nın eski binasında kendi aralarında yoğun hazırlık yapıyorlar.

Uyum için zaman dar

Annan Planı temelinde çözüm hedefiyle başlatılan müzakere sürecinin başarıya ulaşması halinde adada anlaşmayla birlikte Kıbrıs Avrupa Birliği üyesi olacak.

Rum Yönetimi, üyelik müzakereleri çerçevesinde yaklaşık 7 yıllık bir süreçte mevzuatının tümünü Avrupa Birliği'ne uyumlu hale getirirken, geçtiğimiz haftalarda müzakerelerin başlamasıyla birlikte bu konuda çalışma başlatan KKTC'nin mevzuatını AB'ye uyumlu hale getirmek için çok sınırlı bir süresi bulunuyor.

KIBRIS 02/03/2004

Talat ve Serdar Denktaş bugün Ankara'ya gidiyor

Başbakan Mehmet Ali Talat, bu sabah İstanbul üzerinden Ankara'ya gidecek. Başbakan Talat'a Ankara ziyaretinde Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş eşlik edecek.

Başbakan Talat, Ankara'da görüşmeler süreciyle ilgili görüş alışverişinde ve değerlendirmelerde bulunacak.

Başbakanlıktan verilen bilgiye göre Talat, bu gece İstanbul üzerinden yurda dönecek.

KIBRIS 02/03/2004

BM, Kıbrıs’ta
ortayol arıyor

 

Kıbrıs’taki müzakerelerde iki lider arasında henüz uzlaşma sağlanamazken, BM ve ABD’nin, Annan Planı’nın dördüncü versiyonunu hazırlamakta olduğu belirtiliyor.

 

NTV-MSNBC

 

3 Mart 2004— Bu planla Türk tarafının iki kesimlilik ve sınırların düzleştirilmesi, Rum tarafınının ise Ada’nın kuzeyinden gelen vatandaşlarının eski yerlerine dönmesi ve Ada’da bulundurulacak Türk ve Rum asker sayısıyla ilgili önerilerinde orta yola gidiliyor. Uzlaşılamayan maddelerin ise reddedilmesi öngörülüyor.

Kıbrıs’ta müzakereler sürerken Birleşmiş Milletler ve ABD’nin çözüm için iki tarafın da önerileri gözönünde bulundurularak Annan Planı’nın yeni bir versiyonu üzerinde çalıştığı belirtiliyor.
Türk tarafı sınırların düzleştirilmesini istiyor ancak Rum tarafı bu öneriye karşı çıkıyor. Yeni planla sınırlar düzleştiriliyor ancak buna karşın KKTC’ye verilecek toprak miktarı yüzde
28.5’in altına düşüyor. Rumlara daha çok toprak veriliyor.
Türkiye’nin üzerinde önemle durduğu konulardan birini ise iki kesimliliğin korunması oluşturuyor. Bu doğrultuda Türk tarafı, Kuzey Kıbrıs’a dönecek Rum vatandaşı sayısına kısıtlama getirilmesini is
tiyor. Rum tarafı ise mümkün olduğunca çok vatandaşının Ada’nın kuzeyine geri dönmesini istiyor. BM ve ABD’nin üzerinde çalıştığı planla, Ada’nın kuzeyinden gelen Rumların geri dönmesi ancak bu vatandaşlara Rum kurucu devletinde oy kullanma hakkı verilerek Türk tarafının kaygılarının giderilmesi öngörülüyor
Rum tarafı, birleşik Kıbrıs AB’ye üye olduktan sonra Türk askerinin Ada’dan çıkmasını ve denetimi derhal BM’nin ele almasını istiyor. Yeni planla Ada’daki Türk ve Yunan askerler sayısıları azaltılarak ko
runuyor buna karşılık uluslararası gücün sayısının artırılarak etkin hale getiriliyor.
Annan Planı’nın son versiyonuna göre üzerinde anlaşılamayan noktalar ise reddedilecek.

Ankara’da müzakere süreci değerlendirildi

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın Ankara’daki temaslarının gündeminde Rum tarafının masadaki isteksiz tutumu ve süreci 1 Mayıs’tan sonraya sarkıtma yönündeki eğilimi vardı.

3 Mart 2004— Ankara ve Lefkoşa ise 1 Mayıs tarihi aşılırsa sürecin tamamamen kopacağı görüşünde birleşiyor. Türk tarafının masada kalmaya gayret edeceğini belirten diplomatik kaynaklara göre, “Süreç koparsa Rumlar 1 Mayıs’ta AB’ye girer, KKTC de Türkiye ile birlikte girer.”

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın Ankara’daki görüşmelerinde adadaki müzakerelerde tarafların bugüne kadar ortaya koyduğu pozisyonlar değerlendirildi. Türk tarafına göre Rum yönetimi 1 Mayıs’ta çözüme ulaşılması için gereken iradeyi henüz ortaya koymuş değil.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, Annan Planı’ndaki değişlik taleplerini içeren belgeyi müzakerelerin ilk gününde masaya koymasına rağmen Rum tarafının itirazlarını parça parça gündeme getirmesi zaman geçirmeye yönelik bir taktik olarak yorumlanıyor.

RUM TARAFININ NİYETİ GÜNDEME GELDİ
Talat ve Denktaş, Rum tarafından çözümü resmen AB üyesi olacakları 1 Mayıs’tan ileri bir tarihe bırakma yönünde sinyaller aldıklarını da Ankara’daki görüşmelerinde gündeme getirdi. Lefkoşa ve Ankara’nın ortak tutumu ise öngörülen takvim içinde kalarak masada son noktaya kadar direnme yönünde.
Masadan kalkan tarafın bedel ödeyeceğini belirten diplomatik kaynaklar, “1 Mayıs tarihi aşılırsa yeni süreç olmaz, bu iş tamamen biter. En azından bu genel sekreterle olmaz. Annan bir d
aha elini taşın altına koymaz. Rum kesimi 1 Mayıs’ta AB üyesi olur. O zaman KKTC de Türkiye ile birlikte AB’ye girer” görüşünde.

Denktaş: ''Müzakerelere Türkiye'nin ricası ile girdim''


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisinin Annan planına inanmayan ve planın ne denli zararlı olduğunu bilen bir kişi olduğunu belirterek, ''Kıbrıs müzakerelerine Türkiye'nin ricası üzerine girdiğini'' açıkladı.
Bayrak Televizyonu'nda (BRT) bu akşam canlı yayımlanan Akis programında Mete Tümerkan'ın sorularını yanıtlayan
Denktaş, ''(Siz bu sürece istemeden girdiniz, süreci bozmak için girdiniz, bozamayacağınız bir şey görürseniz bir şekilde çekilirsiniz) diye iddialar var. Böyle bir şey var mı'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Ben açık söyledim. Ben Annan planını kabul etmeyen
insanım. Annan planının ne denli zararlı olduğunu bilen insanım, Annan planını olduğu şekliyle 'Kabul et' diyecek insan değilim. Ama Türkiye bize dedi ki; 'Bizim olmazsa olmazlarımızı biliyorsunuz, bunları Annan planına koymak mümkündür. Biz bunun desteğini aldık' kabilinden sözler söylemiştir. Biz de o görevi yapmak için Annan planını halkımızı ezmeyecek, halkımıza yararlı olacak, Kıbrıs'ı uzlaşmaya getirecek, Avrupa Birliği kapısını açacak bir duruma getirebilir miyiz diye girdik. Getirmemek için değil, getirebilmek için girdik ve samimiyetle çalışıyoruz.'' Annan planında istediği değişiklikleri yapabilirse bunu halka söyleyeceğini, istenen değişikliklerin olmaması halinde de özür dileyip plandaki tehlikelerin devam ettiğini anlatacağını kaydeden Denktaş, bu durumda bir vatandaş olarak Annan planına oy vermeyeceğini belirtti.
Denktaş, ''Onun için, 'Yıkmak için gitti, yapmamak için gitti...' Bunlar manasız şeyler. Yapmamak isteseydim, girmezdim bu işe. Yapabilir miyim diye girdim, yapılacak bir iş vardır di
ye girdim ve Türkiye'nin de ricası üzerine girdim. 'Aman gir' dedikleri için girdim'' dedi.

''AÇIKLAMALARIM, 'HAYIR' KAMPANYASI DEĞİL''

Her gün görüşmelerin ardından yaptığı açıklamaların ''referanduma yönelik 'hayır' kampanyası'' olarak nitelendiğinin anımsatılması üzerine Denktaş, şimdiye kadar alkışlandığı veya küfredildiği için yolunu değiştirmediğini belirterek, yaptığı açıklamanın ''referanduma 'hayır' kampanyası olmadığını'' kaydetti.
Annan planında istenen değişikliği yapamazsa, halkından referand
umda ''hayır'' demesini isteyeceğini bildiren Denktaş, ''Çünkü olduğu şekliyle Annan planı, bizi kısa bir zaman içerisinde ortadan kaldıracak. Rumun azınlığı yapıp perişan edecek bir plandır'' dedi. Görüşmelere, Türkiye ''Annan planı görüşülebilir, değişmesi lazımdır'' dedikten sonra katıldığını anlatan Denktaş, ''Eğer ben görüşmelere katılmasaydım, o zaman yine 'Türk tarafı masadan kaçtı' diye damga yiyecektik. İkincisi, görüşmelere katılacak olan kim olursa olsun, nereye götüreceğini de bilemezdik, ben de bilemezdim, halk da bilemezdi'' diye konuştu.
Denktaş, Ankara'da yapılan görüşmelerde ''olmazsa olmazların plana sokulması konusunda mutabık kaldıktan sonra New York'a gittiklerini'' belirtti.

''HERKES SUSTURMAYA ÇALIŞIYOR''

Karşılarında ''Annan planı vardır, Annan planı değişmez'' diyen bir dünya olduğunu, direnişleri karşısında ''değişebilir'' denmeye başlandığını kaydeden Denktaş, Türkiye'de ''değişebilir ve görüşülebilir'' dedikten sonra, görevlerini yapmaktan başka çareleri olmadığını söyledi.
Denkt
aş, görevlerinin, kendilerinin ve Türkiye'nin istediği değişiklikleri Annan planının içine koymak olduğuna, görüşmelerde bugüne kadar bunun yapılamadığına işaret ederek, mücadeleyi esneklikle sürdürdüklerini, Rumların da aynı esnekliği göstermesi gerektiğini belirtti.
Görüşmelerle ilgili açıklama yaptığı için eleştirilmesine tepki gösteren Denktaş, Rum basınının görüşmeleri tüm detaylarına kadar yazdığına dikkati çekerek, ''Ama ben bu işi erkekçe yapıyorum diye, halka verdiğim bir sözü tutuyorum diye ben gö
ze batıyorum. Herkes susturmaya çalışıyor. Mümkün değil'' diye konuştu.

1 MAYISA KADAR BİTEN DİYENLERE ŞAŞIYORUM

Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinin 1 mayısa kadar bitmeyebileceğini belirterek, ''(1 mayısa kadar bu iş biter) diyenlere şaşıyorum'' dedi.
Denktaş, Bayrak Televizyonu'nda yayımlanan Akis programında, 1 mayısa kadar anlaşma sağlanmaması halinde AB kapısının kapanmayacağını ifade ederek, ''Yeter ki biz sağlam duralım'' diye konuştu.
''Türkiye'yle birlikte iyi niyetle, işin halledilmesi için uğraştık
larını'' anlatan Denktaş, Türkiye'nin, kendileri kadar zorluğu bilmediği için, sağa sola, ''1 mayısa kadar bu iş biter sözü verdiğini'' kaydetti. Denktaş, bunun beklentileri artıracağını ve kendilerini büyük tavize zorlayacağını vurguladı.
Müzakere masasın
da Türkiye'yle birlikte hazırlanan ''olmazsa olmazları'' savunduklarını kaydeden Denktaş, ''Kıbrıs'ta yaşamayacak olan başkalarının hazırladığı bir planı masada bulduklarını ve planın görüşülmesi için büyük baskı olduğunu'' söyledi.
Denktaş, AB'ye girmenin
rahatlığı içinde olan Rumların, Türk tarafının egemenliğini ve iki kesimliliği tanıması gerektiğini kaydetti.
Müzakere masasında meydana gelenlere de değinen Denktaş, görüşmelerde hava elektriklenince gergin havayı dağıtmak için zaman zaman eski görüşmele
rden anılarını anlattığını aktardı ve ''Havayı yumuşak tutmak görevimiz'' dedi.
Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın görüşmelerdeki tutumundan gayet memnun olduğunu belirten Rauf Denktaş, bazılarının, kend
isinin ''ak'' dediğine Talat'ın ''kara'' demesi beklentisi içinde olduğunu söyledi.
Denktaş, bir soru üzerine, perşembe günü gideceği Ankara'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmede, gelinen durumu ve zorlukları anlatacağını belirterek, ''Gi
tmekte olduğumuz yerleri görüşeceğiz'' dedi.
Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın ziyaretiyle ilgili bir soruya karşılık da ziyaretin, Annan'ın konuya ilgisini gösterdiğini söyledi. Denktaş, ''(Aman son fırsattır,
acele edin) mesajıyla gelmiş olabilir'' diye konuştu.
MILLIYET 03/03/2004

Hedef, 1 Mayıs'a kadar çözüm

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

Kıbrıs sorununun çözümü için Ada'da taraflar arasında dün 7. buluşma gerçekleşirken, Türkiye, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ı Ankara'ya çağırarak bundan sonra izlenecek taktiği belirledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yarın Ankara'ya yapacağı ziyaretten önce Talat ve Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Dışişleri Müsteşarı Uğur Z
iyal'le 3.5 saat görüştü. Talat ve Denktaş'ın Ankara temaslarında Ada'daki müzakerelerde Rumların çözüm için çaba göstermediği ve çözümü Avrupa Birliği (AB) üyesi olacakları 1 Mayıs sonrasına bırakma çabası içinde oldukları tespiti yapıldı. Bu tavra karşı, müzakerelerde yapıcı tutum izleme ve başta BM, ABD ve AB olmak üzere tüm dünyaya müzakerelerin 1 Mayıs'tan sonraya bırakılmasına Türkiye ve KKTC'nin kesinlikle karşı olduğunun vurgulanması kararı alındı.

'Uyum içindeyiz'
Üst düzey bir Dışişleri yetkilisi, tarafların önerileri arasında çok büyük ayrılıklar olmasına rağmen Türk tarafının çözüm yanlısı yapıcı tutumunu sürdüreceğini belirterek, "22 Mart'a kadar KKTC, 22 - 29 Mart arasında da Türkiye ve KKTC çözüm için ellerinden gelen çabayı gösterecek. 1 Mayıs'a kadar çözüm istediğimizi herkese anlatacağız. 1 Mayıs'tan sonraya kalmasına kesinlikle karşı çıkacağız. 1 Mayıs'tan sonraya kalırsa müzakereler çöker ve erteleten taraf sorumluluğu üstlenir" değerlendirmesini yaptı.
Çalışmalarını "Türkiye ile görüş bi
rliği ve uyum içinde" sürdürdüklerini vurgulayan Talat, Rum Yönetimi'nin çözümü 1 Mayıs sonrasına bırakmak istediğine yönelik bir izlenim edindiklerini bildirdi. Talat, Rumların aksine hiçbir belgeyi reddetmediklerini, kendi ağırlığı içinde değerlendirdiklerini kaydett

MILLIYET 03/03/2004

'Bedel' uyarısı kızdırdı

ABD'li temsilci Weston'ın, 'Referandumda hayır diyen bedelini öder' sözlerini Denktaş, 'Kabul edilemez bir baskı ve tehdit' olarak niteledi

YORGO KIRBAKİ Atina SEFA KARAHASAN Lefkoşa

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'ın, önceki akşam KKTC'deki temaslarını tamamladıktan sonra düzenlediği basın toplantısında, "Referandumda 'hayır' diyen taraf bedelini öder. Bu şansı kaçırmanın sonucunu kimse tahmin edemez" sözleri, Ada'da Türk tarafını da, Rum tarafını da kızdırdı.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'la yaptığı yedinci görüşme öncesinde, Weston'ın sözlerinin Türk ve Rum halklarına karşı "kabul edilemez bir baskı ve tehdit" olduğun
u söyledi ve "Annan Planı olduğu gibi kabul edilirse Kıbrıs Türkü mahvolur" dedi. Denktaş'ın anayasa danışmanı Mümtaz Soysal da, önceki günden itibaren Ada'daki müzakerelere Türk heyetiyle birlikte katılmaya başladı.
Rum Kesimi'nde ise, "hayır" cephesinde
yer alan bazı milletvekillerinin, Rum tarafında referandumdan "evet" sonucu çıkması için, yüzde 50 yerine yüzde 66 oranında "evet" oyunu şart koşan bir kanun tasarısı hazırlığında olduğu öğrenildi.

Atina'da ağız değiştirdi

Thomas Weston ise, dün resmi temaslarda bulunduğu Yunanistan'da, referandum hakkındaki sözleriyle ilgili sorular üzerine "Sözlerimin hangi bölümünden vazgeçmem gerektiğini anlamıyorum. Geleceği için karar vermek Kıbrıs halkının hakkıdır" diyerek ağız değiştirdi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Tasos Yianiçis'le görüşen Weston, "Ada'daki gelişmeler beni cesaretlendirdi. Her şey yolunda" derken, Yianiçis ise, "Bu aşamada büyük meselelerin halledilmesini dilerim ama önümüzde ciddi zorluklar var" diye konuştu. Yianiçis, Türk tarafının, görüşmeleri geciktirmek için kasıtlı çaba gösterdiğini iddia etti.
MILLIYET 03/03/2004

Denktaş, ne zaman maraza çıkaracak?

Ankara, KKTC Cumhurbaşkanı'nın tutumunu büyük bir merak, büyükte bir soru işaretiyle izliyor.
Sorulan soru da şu: Denktaş ne zaman maraza çıkaracak? (Maraza: Anlaşmazlık, çekişme, kavga)
Denktaş'ın, Annan planıyla çözüm istemediği herkes tarafından biliniyor. Zaten kendi de bunu saklamıyor. Tabii bu arada, "o zaman neden New York anlaşmasını kabul etti" diye sorgulayanlar da giderek çoğalıyor.

Ankara'da karar verme sürecine katılanlar (Hükümetten Dışişlerine, Genelkurmay'dan bürokrasinin ilgili kesimlerine kadar herkes) ikiye bölünmüş durumdalar.
Bir bölümü (Asker, Cumhurbaşkanlığı başta...) anlaşmanın mutlaka Denktaş tarafından imzalanmasını i
stiyor. Bu şekilde işlerin çok daha kolaylaşacağına, kavga çıkmadan sonuca gidilebilineceğine inanıyorlar.
Diğer bir bölümü, Denktaş olmasa da, çözümün büyük sorun yaratmayacağına inanıyor. Hatta, KKTC Cumhurbaşkanı'nın şimdi ayrılmasının işleri daha da ko
laylaştıracağını ileri sürüyorlar.
Hükümet'in tercihi de Denktaş, ancak "olmazsa olmaz" yaklaşımı yok. "Gittiği yere kadar gider, sonrasını da görürüz" deniyor.
Ancak herkesin merakı, Rauf Beyin oyun planı.
Ne zaman köprüleri atacak?
Ne zaman kavga çıkarac
ak?

KİMSE BİR ANLAŞMA BEKLEMİYOR...
Ankara'da, Kıbrıs'taki görüşmeleri yakından izleyen ve içeriğine hakim konumda bulunanlar arasında kimse Denktaş-Papadopulos görüşmelerinden birşey beklemiyor. İki liderin kamuoyuna yansıttıkları yaklaşımlarından, bu durum zaten açıkça anlaşılıyor. Boş yere zaman harcıyorlar.
Sonra ne olacak?
20 gün sonra, 4'lü toplantı başlayacak.
Türkiye ve Yunanistan'ın, en düşük Dışişleri Bakanları düzeyinde ve iki toplum liderinin katılmasıyla yapılacak bu görüşmelerden de büyük bir
beklenti yok.
Ankara hazır, ancak genel seçimlerden sonra dahi Atina'nın Kıbrıs'ın geleceğini etkileyecek böylesine önemli bii anlaşmaya imza atmak istemeyeceği görüşü hakim.
Papadopulos'un giymek istemediği bir elbiseyi, yeni bir Yunan liderinin, Türkiye
ile kolkola girip biçmesi ve Kıbrıs Rumlarına zorla giydirmesi çok güç görülüyor.

PEKİ, O ZAMAN NE OLACAK?
O zaman geriye, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bütün boşlukları doldurması kalıyor. Annan'da bunu yapmaya hazır. Bu konuda kimsenin kuşkusu da yok.
O kadar ki, bırakın temel noktaları, bayrak veya Milli Marş dahil Türk ve Rum toplumlarının anlaşamadıkları her konuda kararı verecek. Üstelik kimsenin de gözünün yaşına bakmayacak.
Birleşmiş Milletler çevrelerinden yansıyan duyumlara bakılacak olursa,
Washington ve Brüksel'in bu defa çözümün peşini bırakmaya niyetleri yok.
Durum böyle olunca da, BM Genel Sekreteri ABD ve AB'den aldığı destekle, çözümü kağıda dökecek.

DENKTAŞ NE ZAMAN HAREKETE GEÇECEK?
KKTC Cumhurbaşkanı'nın yarın Ankara Ticaret Odasında yapacağı gövde gösterilerini, önümüzdeki haftalarda daha da arttırması bekleniyor.
Ankara'nın hesaplarına göre, Denktaş referanduma gidilirken köprüleri atacak ve tam cepheden hücuma geçecek. Zira Cumhurbaşkanı'nın, bu sürecin ancak referandumda engellen
ebileceği inancında olduğu ileri sürülüyor. Referandumdan HAYIR oyu çıkabileceğinden emin göründüğü izlenimi var.
Ancak Ankara'nın bazı kesimleri hala, Denktaş'ın büyük bir mücadeleye girmeyeceği ve direnmeyeceği görüşüne inanıyorlar.
KKTC Cumhurbaşkanı'nı
n şu sıralarda Ada'da kamuoyu hazırladığı, Türkiye'de de yandaşlarını örgütlediği biliniyor. Buna rağmen, Denktaş'ın yine de Ankara'daki havayı koklayıp son kararını vereceğine inananlarda çok.
Anlayacağınız, bugünkü hava, büyük kavga'nın referandum süreci
nde patlayacağı şeklinde.
Hükümet, bu olasılıklardan rahatsız değil.
Kıbrıs kararının New York'ta alındığını, çözüm güvencesinin BM Genel Sekreteri ile yapılan toplantıda kesinleşeceğine dikkat çeken Başbakan ve Dışişleri Bakanı kendilerinden çok eminler.
Geri adım atmaya hiç niyetleri olmadığını da artık açıkça söylüyorlar.
Sonuç olarak, Kıbrıs görüşmelerini izlemenin artık hiç bir ilginç yönü kalmadığı apaçık ortada...
MILLIYET 03/03/2004

Weston Başbakanlık'ta

03/03/2004 RADIKAL

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel
Koordinatörü Thomas Weston, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dışişleri Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ile görüştü.
Alınan bilgiye göre, görüşmede Weston, Kıbrıs'ta ilk defa bu kadar
pozitif bir hava olduğunu, Türk ve Rum tarafının bazı konular
da
anlaşmazlıkları aşabileceğini ifade etti.
Davutoğlu da, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin gördüğü bazı
sıkıntıları anlattı. Davutoğlu, Rum tarafının 1 Mayıs'ta AB'ye üye
olacak olmasından kaynaklanan bir rahatlığı bulunduğunu söyledi. Bunun
müzakere psi
kolojisi açısından olumlu olmadığını dile getiren
Davutoğlu, Rumlar'ın rahatlık içinde olmalarının mesafe alınmasını
güçleştireceğini kaydetti.
Ahmet Davutoğlu, Weston'dan, Rumlar'ın zaman kazanma taktiği
uygulaması konusunda uyarılmalarını istedi.
brıs'taki görüşmelerde ne kadar çok problem çözülürse, Türkiye
ile Yunanistan'ın da katılacağı 4'lü zirveye o kadar az konunun
kalacağını ifade eden Davutoğlu, 4'lü zirvede de çok mesafe kat
edilmesi durumunda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a o kadar az

düşeceğini ve referandumdan kolay geçeceğini bildirdi. Davutoğlu, 4'lü
zirvenin, Yunanistan'da yeni hükümetin kurulacağı ve güvenoyu alacağı,
Türkiye'de de mahalli seçimlerin yapılacağı önemli bir döneme denk
geldiğini de anımsattı.
Ahmet Davutoğl
u, Türkiye'nin, ABD'nin Kıbrıs konusunda daha ivme
kazandırıcı bir rol almasını istediğini, ancak şu anda Kıbrıs'ta
müzakerelerin devam ettiğini ve henüz ABD'nin devreye girmesini
gerektirecek bir aşamaya gelinmediğini söyledi.
-''HERKESİN ELİNİ TAŞIN
ALTINA KOYMASI LAZIM''-
Kıbrıs'ta barışın sadece Türkiye ve Yunanistan için değil,
uluslararası kamuoyu için de önemli olduğunu anlatan Davutoğlu,
''Burada sadece bizim değil, herkesin elini taşın altına koyması
lazım'' dedi.
Weston da, Türk tarafının
iyi niyetinin ve yeterli çaba
gösterdiğinin farkında olduklarını ifade ederek, bu konularda genel
bir kanaat bulunduğunu söyledi.
-''ERDOĞAN, YUNANİSTAN'A GİDEBİLİR''-
Davutoğlu, Türkiye'nin, ABD'nin her zamanki pozitif katkılarını
yapmasını beklediğ
ini vurguladı.
Ahmet Davutoğlu, ABD ile Türkiye'nin yaptığı çabaların ciddi
mesafe alınmasını sağladığını, Türkiye'nin bu konudaki ortak çabanın
sürmesi beklentisi içinde olduğunu anlattı.
Erdoğan'ın Dışişleri Başdanışmanı Davutoğlu, Başbakan düzeyinde
18
yıldır Türkiye'den Yunanistan'a bir ziyaret gerçekleşmediğini
belirterek, Türkiye'nin komşu ülkeler başta olmak üzere diğer
ülkelerle kurmak istediği dostluk ilişkileri çerçevesinde Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan'a gidebileceğini söyle
di.
Davutoğlu, Yunanistan'la işbirliğinin her zaman yapılabileceğini
ve Erdoğan'ın doğrudan temasa geçmesinin Kıbrıs görüşmeleri açısından
olumlu olabileceğini de anlattı.

Kıbrıs'ta Weston tepkisi

Denktaş ve Papadopulos, ABD'li yetkili Weston'ın 'Referandumda 'hayır' diyen bedelini öder' sözüne kızdı: Bu kabul edilemez bir baskı ve tehdittir

03/03/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Kıbrıs'ı ziyaret ederek BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisi Alvaro De Soto gözetiminde yürütülen görüşmelere dair bilgi alan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'ın
"Referanduma 'Hayır' diyecek büyük bedel öder" sözleri iki tarafın da sert tepkisini çekti.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün görüşmelere girmeden Weston'ı sert bir dille eleştird
i: "Bu Türk ve Rum halklarına karşı kabul edilemez bir baskı ve tehdittir. Buna kimse tahammül edemez." Annan Planı'nın olduğu gibi kabulü halinde Kıbrıs Türkünün mahvolacağını savunan Denktaş, şöyle konuştu: "Şehitlerimizi gitsinler görsünler, gazilerimize konuşsunlar. 40 yılda üç defa göç eden halkımıza seslensinler. Bedel ödenmiştir. Rum tarafı da Kıbrıs'ı Yunan toprağı yapmak için bedel ödemiştir." Denktaş, ortaklık kurulacaksa baskısız, tehditsiz ve müdahalesiz olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Rum lider: Hiç verimli olmadı
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos da tepkisini, "De Soto ya da Weston'ın ne dediğini bilmiyorum. Ama bana müzakereleri nasıl yürütmem gerektiğini dikte edemezler" diyerek gösterdi. Papatopulos, varılacak uzlaşmaya dair asıl hükmü halkların vereceğini vurguladı. Rum lideri dünkü görüşmelerin hiç verimli olmadığını söylerken de, "Denktaş iki devlet ve iki egemenlikle ilgili eski vizyonunu yeniden gündeme getirdi. Tabii ki, Rum tarafından gereken yanıtı aldı" ifadelerini kullandı
.

Artık Soysal da katılıyor
Önceki günkü görüşmeden bu yana Denktaş'ın anayasa konusundaki danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal'ın de yer aldığı görüşmelerin yedinci gününde de uzlaşmazlık aşılamadı. KKTC lideri görüşmenin ardından basına bilgi verdi:
YAPICI OLSUNLAR: Biz, Rum tarafının getirdiği ve ilk bakışta 'olmaz' dediğimiz tekliflerine yapıcı yaklaşıyoruz. Karşı öneriler götürüyoruz. Onlardan da böyle yapıcı yaklaşım beklediğimizi tekrar rica ettik. İnşallah yaparlar.
EDEBİYATTAN İBARET: Rum tarafının önceki gün sunduğu 20 sayfalık metin kapsamlı değil. Edebiyattan ibaret. Mal-mülk konularında Annan Planı'nın dışında şeyler söylüyorlar.
İKİ KESİMLİLİKTE ISRARLIYIZ: İki kesimliliğin kayda geçirilmesini istedik. 'Kurucu devlet' dedikleri hiçbir şey kurmaz. Bunun hiç olmazsa elle tutulur hale gelmesini istiyoruz. Türklerin içine daha az sayıda Rum gelmesini ve bunun bir kotaya tabi tutulmasını istedik. Senatoda görev alacakların da Türk ve Rum olarak belirtilmesinde ısrarlıyız. Çünkü 1960'ta elde ettiği
mizi zannettiğimiz haklar 1963'te ortadan kaldırıldı ve 40 yıldır havada bıraktınız bizi.
BM HEM NALINA HEM MIHINA VURDU: De Soto, bugün 'Her şey planın dışında olamaz. Plana dayalı görüşülen ve tadil edilmek istenenler tabiatıyla plan dahilinde diyebiliriz. Ben bu konunun hakemi olmak istemiyorum. Ancak Türk tarafının da sunduğu bazı şeyler büyük ölçüde değişikliktir' diyerek hem nalına, hem mıhına vurmuş oldu.

Prendergast da adada
BM Genel Sekreter Yardımcısı Kieran Prendergast da dün adaya gitti. Bugün Denktaş'la görüşecek olan Prendergast, birkaç gün müzakerelere katıldıktan sonra Annan'a rapor verecek.

Gül: Kıbrıs her şekilde çözülür

Talat ve Serdar Denktaş'ın Rumların tutumuna dair şikâyetini dinleyen Gül: Taraflar çözemezse dörtlü halledilir, bu da olmazsa Annan halleder

03/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Kıbrıs'ta tıkanma noktasına gelen müzakere süreci Ankara'yı hareketlendirdi. Perşembe günü Ankara'ya gelip Annan Planı karşıtlarıyla gövde gösterisi yapmaya hazırlanan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan önce Ankara'ya gelen Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, müzakere taktiği üzerine pratik yaptı.
Talat ile Denktaş, dün Gül ile 3.5 saat görüştü. Görüşmede Rum tarafının çözüme arzulu olmadığı konusunda AB ve ABD'
de propaganda yapılması benimsendi. Diplomatik kaynaklar Rumların tavrının BM'ye iletildiğini kaydetti.

'Fazla konuşulmasın'
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın her gün yaptığı bilgilendirme toplantısı da tartışma konusu oldu. Gül, "Kamuoyuna ayrıntı vermek bizi zora sokabilir. Daha dikkatli davranmanız gerek" telkininde bulundu. Talat ile Denktaş ise "Gereken yapılıyor. Tüm ayrıntıları açıklamıyoruz, ancak halkın bilmesi gerekenler anlatılıyor" dedi.
Gül, görüşme sonrası 1 Mayıs'tan önce çözümde ısrarlı olduklarını vurgularken, "Rum tarafının daha kararlı, çözüme yönelik olmasını istiyoruz" dedi. Gül, arzularının tarafların anlaşması olduğunu, bu mümkün olmazsa Türkiye ve Yunanistan'ın 'ellerini taşın altına sokacağını' kaydetti. Gül, "Liderler anlaşamazsa Türkiye
ve Yunanistan devreye girecek. O da olmazsa BM Genel Sekreteri. Sonunda Kıbrıs'ın geleceğini halk belirleyecek" diye konuştu.

'Sakız çiğneyip yürümek'
Talat da, Türkiye ile uyum içinde olduklarına dikkat çekip, "Hedefimiz işi Annan, Türkiye ve Yunanistan'a bırakmamak. Ama yolun sonunda Annan bizi bekliyor" diye konuştu. Talat, Rauf Denktaş'tan önce Ankara'ya gelmelerini
"Sakız çiğnerken yürüyebilmek için böyle yaptık" diye niteledi. Rum yönetiminin çözümü 1 Mayıs sonrasına bırakmak istediğini söyleyen Tü
rk tarafının somut öneriler geliştirmeye çalıştığını kaydetti. Talat, 21 Nisan için öngörülen referandum tarihinde bir gün kayma olabileceğini, ama hem Avrupa Konseyi'nin 1 Mayıs'a dek harekete geçmesi hem de ek işler için tarihin sarkıtılmaması gerektiğine dikkat çekti.
Avrupa Komisyonu'nun Ankara Temsilcisi Hans Jörg Krestchmer dün Dışişleri'nde temaslarda bulunurken, akşam Ankara'ya gelen ABD'nin Özel Koordinatörü Thomas Weston'ın büyükelçilik yetkililerine, "Ziyaretim abartılmasın. Kimseye konuşup, dem
eç verme niyetinde değilim. Önlem
alın" telkininde bulunduğu öğrenildi. Ankara yarın Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ağırlayacak. Ankara Ticaret Odası'nın sempozyumuna katılacak olan Denktaş'ı
5 bin araçlık konvoy karşılayacak. Gül ise "Bu sıkıntı yaratmaz. Herk
es fikrini kanunlar çerçevesinde ortaya koyabilir" dedi.

 

'Adada işler yolunda'

Atina'yı ziyaret eden Weston, 'Adadan daha cesaretli ayrıldım. Her şey yolunda. Geleceğine karar vermek Kıbrıs halkının hakkıdır' dedi

03/03/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs'ta referanduma 'Hayır' diyecek tarafın, bedelini ödeyeceği sözleriyle hem Türk hem de Rum tarafını kızdıran ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston dün Atina'da hiçbir şey olmamış gibi davranarak "Adadan daha cesaretli ayrıldım. Her şey yolunda gidiyor" dedi.

'En önemli meselemiz'
Yunan Dışişleri Bakanı Tasos Yianiçis ile New York mutabakatı gereği Türkiye ve Yunanistan'ın da taraf olmaları ve güvenlik konularında görüşmelerini ele alan Weston, Kıbrıs'taki açıklaması sorulunca şu yanıtı verdi: "Bu ifademin hangi bölümünden vazgeçmem gerektiğini anlamıyorum. Neticede, geleceği için karar vermek Kıbrıs halkının hakkıdır." Yianiçis, Kıbrıs müzakerelerin ikinci aşamasında Atina ve Ankara'nın da taraf olmaları ve Annan Pl
anında öngörüldüğü üzere güvenlik hakkında ikili görüşmeler yapmalarının çok önemli olduğunu belirtip, "Yunanistan demokrasiye geçişten sonra (1974) en önemli mesele ile karşı karşıyadır" dedi. Yianiçis, Kıbrıs'ta Türk taleplerinin New York uzlaşmasını gerçekte 'iptal ettiğini' öne sürdü. Yunan bakan, çözümün mümkünse 1 Mayıs'ta, olmazsa daha sonra da olabileceğini belirtti.
Weston Atina temaslarını tamamlayıp dün akşam Ankara'ya geldi. Öte yandan, farklı partilerden bazı vekillerin Annan Planı için Rum Ke
simi'nde yapılacak referandum hakkında katılımın yüzde 50'den fazla olması şartını öngören bir yasa tasarısı hazırlığı içinde olduğu öğrenildi. Hatta bazı Rum milletvekilleri yapılacak referandumda yüzde 66 oranının taban tutulmasını istemeyi düşündükleri belirtildi. Siyasi parti liderleri, bazı milletvekillerinin parti çizgisi dışında münferit hareket etmelerinden endişe duyuyor.

İlk anayasa tasarısı hazır

03/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planında öngörülen 'kurucu devlet anayasası'nı hazırladı. Basına sızan haberlere göre, Rum Yönetimi'nin bugünkünden farklı olmayan yönetim şeklini öngören taslakta yeni bir Makarios çıkmaması için 'Dini liderler devlet makamlarında yer alamayacak. Rum kurucu devleti laiktir' maddesi eklendi. Rum anayasası şunları öngörüyor:
Başkanlık ile yönetim sistemi.
56 sandalyeli parlamento (temsilciler meclisi) olacak.
Resmi dil Yunancadır. Diğer resmi diller olan Türkçe ve İngilizce anlaşmadan en geç üç yıl sonra orta de
receli okullarda öğretilmeye başlanacak.
Rum kurucu devletinin milli marşı ve bayrağını seçimle işbaşına gelecek olan lider belirleyecek, daha sonra da bu kararı parlamento onaylayacak.
Rum kurucu devletin tebaasını Kıbrıslı Rumlardan başka Kıbrıslı Türk
ler de oluşturabilecek.

Kıbrıs'ta sorumluluk

Gündüz Aktan

03/03/2004 RADIKAL

Yunanistan Papadopulos'u uyarmayacağı için, De Soto müzakerelerde Rum tarafının gizliliğe riayet etmesini istedi. Sn. Başbakan'ın neden basından Sn. Denktaş'ın açıklamalarını vermemesini istediği de böylece anlaşıldı. (Bakalım basın bu isteğe uyacak mı?)
Hükümet müzakerelerin sorumluluğu sanki tümüyle Sn. Denktaş ve Kıbrıs Türklerine aitmiş gibi davranıyor. Sn. Denktaş müzakereleri elindeki 'yol haritası'na göre tamamlayacak.
Sonra da Kıbrıs Türkleri referandumda oylarını kullanacaklar. Sn. Arınç'a göre TBMM, referandumda kabul edilen 'Kurucu Anlaşma ve Eklerini' içeren ve garantör ülkelerce imzalanan 'Andlaşma'yı onaylayacak. 'Andlaşma' metninde Kıbrıs'ta çözümün referandumla kendiliğinden oluşacağı belirtildiğinden, TBMM sadece bu sonucu onaylayarak sorumluluğa ucundan ilişmiş olacak.
Dışişleri Bakanı, Kofi Annan'ın metindeki boşlukları doldurmasının sorunu çözdüğünü; Kıbrıs halkının serbest iradesini göstereceği referanduma
da kimsenin bir şey söyleyemeyeceğini belirtiyor.
Belki de bu nedenlerle, hükümet, Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerdeki tutumuyla ilgili herhangi bir eleştiri yapmıyor ve plana ilişkin değişiklik isteklerimizin karşı tarafa kabul ettirilmesi doğrultusunda
bir çaba harcamıyor.
Oysa temel sorumluluk hükümete ait. Annan'ın 4 Şubat tarihli davet mektubuna göre, garantör ülkeler 9 Nisan günü imzalayacakları 'Bildiri' ile nihai metnin referanduma sunulmasını uygun gördüklerini bildirecekler. Annan Planı'nda 'Ta
ahhüt' denen ve Kıbrıs'taki tarafların imzalaması gereken benzer bir metin var. Ancak aynı mektupta buna değinilmiyor. Belki de Annan, Sn. Denktaş'ın (ve Papadopulos'un) nihai metni referandum için uygun bulmaması ihtimalinden çekiniyor.
13 Şubat New York
metninde, 22-29 Mart arasında Türkiye ve Yunanistan'ın müzakerelere katılıp, anlaşmazlıkların halline katkıda bulunacakları bildiriliyor. Annan, bu katkıları aldıktan sonra, adadaki tarafların sorumluluğunun sona erdiğini ve metni referanduma sunmak için onların taahhüdüne gerek kalmadığını da düşünüyor olabilir. Zaten Sn. Denktaş da, esasen istemediği Annan Planı'nın nihai halini imzalamaktan pekâlâ kaçınabilir. Bu durumda sorumluluk, 1959 Zürih anlaşmasında olduğu gibi, münhasıran Türkiye'ye (ve Yunanistan'a) kalır.
Annan'ın metnin boşluklarını dolduracak olması hükümeti sorumluluktan kurtarmaz. Hakemlik kurumunda dahi bulunmayan böyle bir yetkinin kullanılmasının kabulü, bir yandan, hükümet için büyük sorumluluk doğuracak; öte yandan da ileride çözümün
hukuk dışı olduğu iddialarına kapıyı açacak.
Bu şartlar altında hükümetin sorumluluğunu yüklenerek, metne son şeklini vermekte Annan'la sonuna kadar temas halinde kalması ve akılcı bir politikayla müzakere sürecini lehimize etkilemeye çalışması doğru olac
ak.
Bu bağlamda Papadopulos'un tutumunu eleştirmesi düşünülebilir. Papadopulos Türk tarafının üç başlık altındaki değişiklik taleplerini, Annan Planı'nın özüne ve temel dengelerine aykırı görüyor. Hükümetin bu konuda görüşü yok mu?
Papadopulos 114 yasanı
n çıkmaması halinde metni referanduma götürmeyeceğini söylüyor. Annan Planı'nda sadece 'bitirilen metinlerin referanduma sunulacağı'; 7 Mart 2003 tarihli Annan mektubundaysa bitirilmemiş metinlerin referandum sonrasında ele alınma yöntemi belirtiliyor. Hükümet, Papadopulos'a bunu ve referandumdan kaçmama sözü vermiş olduğunu hatırlatamaz mı?
Önemli uluslararası hukukçular, ne yaparsak yapalım, AB müktesebatının Annan Planı'nda Türkler lehine 'deregasyonlar'ı zamanla eriteceğini; Kıbrıs Türklerini Lüksembur
g ABAD'ta korumanın tek yolunun Türkiye'nin üye olması olduğunu söylüyorlar. Hükümet bunu ileri sürerek, 24-26 Mart tarihlerinde yapılacak AB zirvesinden, yalnız giriş müzakereleri için değil, üyelik için de tarih verilmesini talep edemez mi?
Hükümet soru
mluluklarının müzakereleri başlatmakla bitmediğini bilerek, Sn. Denktaş'ın açıklamaları sürdürmesini ve bu bağlamda söylediklerini destekleyip, Rumları uzlaşmaya zorlayamaz mı? Yoksa sorumluluk yine üzerinde olacak. Ama gereğini yapmadığı için daha da artmış olarak.

Denktaş: Annan Planı’na inanmadım

Rauf Denktaş, Annan Planı’na inanmadığını belirterek, "Kıbrıs müzakerelerine, Türkiye’nin ricası üzerine girdim” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Bayrak TV'ye yaptığı açıklamada, Ankara’da yapılan görüşmelerde "olmazsa olmazların" plana sokulması konusunda mutabakat vardıktan sonra New York’a gittiğini anlattı.

Türkiye'nin Annan Planı'nın görüşülebilir olduğunu belirtmesi üzerine müzakerelere katıldığını ifade eden Denktaş, “Eğer ben görüşmelere katılmasaydım, o zaman yine ‘Türk tarafı masadan kaçtı’ diye damga yiyecektik” diye konuştu.

Denktaş müzakere sürecine işleyişi bozmak için girdiği yönündeki iddialara ilişkin soruyu “Biz, Annan Planı’nı halkımızı ezmeyecek, Kıbrıs’ı uzlaşmaya getirecek, Avrupa Birliği kapısını açacak bir duruma getirebilir miyiz diye girdik. Getirmemek için değil, getirebilmek için girdik ve samimiyetle çalışıyoruz” diye yanıtladı.

Denktaş, Annan Planı’nı kabul etmediğini ve ne denli zararlı bir plan olduğunu bildiğini kaydetti. KKTC Cumhurbaşkanı, istenen değişikliklerin gerçekleşmemesi durumunda halktan özür dileyip plandaki tehlikelerin devam ettiğini anlatacağını söyledi.

Denktaş, bu durumda bir vatandaş olarak Annan Planı’na oy vermeyeceğini ve halktan da oy vermemelerini isteyeceğini duyurdu.

HURRIYET 03/03/2004

Talat: Kıbrıs'ta yolun sonunda Annan bekliyor

Ömer BİLGE/LEFKOŞA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos müzakereler için 7'nci kez masaya otururken, dün Ankara'da da sürpriz bir Kıbrıs görüşmesi yaşandı.

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, ‘‘Türkiye ve KKTC'nin üst düzey bir istişareye ihtiyaç duyması’’ üzerine Ankara'ya gelerek Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le görüştü. Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleşen görüşmeye ilgili bürokratlar da katıldı.

Talat görüşme öncesi Esenboğa Havalimanı'ndaki açıklamasında, Ankara'ya gelme talebini kendisinin ilettiğini belirterek, Rumların tutumunun Kıbrıs müzakerelerinde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yaratmasına dikkat çekti.

TEK YOL ANNAN

Türk tarafı olarak olaya çok ciddi yaklaştıklarını ifade eden Talat, bir ‘tek yola’ girildiğini ve yolun sonunda da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın kendilerini beklediğini söyledi. Hedeflerinin, Annan'a, hatta Türkiye ile Yunanistan'a doldurulmak üzere boşluk bırakmamak olduğunu belirten Talat, ‘‘Ama öyle görünüyor ki, bu hızla gidersek buna ihtiyaç olacak gibi’’ dedi. Talat, şöyle devam etti:

‘‘Rum tarafının tutumunun ne şekilde gelişeceğini henüz bilmek mümkün değil. Bizim önerilerimizi neredeyse görüşmeden, kabul edilemez diye geri çevirdiler. Bu görüşmelerde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yaratıyor.’’

OLMAZSA OLMAZLAR

‘Siyasal eşitlik’
ve ‘güvenlik’ gibi konuların Türk tarafının ‘olmazsa olmazları’ arasında yer aldığını belirten Talat, bu konuları kapsamayacak bir ‘‘al-ver süreci’’ için Türk tarafı olarak hazırlıklar yaptıklarını da belirtti.

GÜL: KARAR HALKLARIN

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de, dün AP Başkanı Pat Cox ile görüşmesinden sonra yaptığı kısa değerlendirmede, KKTC tarafı ile sık sık bir araya gelmelerinin olağan olduğunu söyledi. İki taraf arasında uzlaşılamayan noktaların dörtler (KKTC, Rum yönetimi, Türkiye ve Yunanistan) toplantısında ele alınacağını belirten Gül, bu noktadan sonra da Annan'a konunun iletilmesi aşamasının söz konusu olduğunu hatırlatarak, ‘‘Temel kararı Ada'da halklar verecek’’ dedi.

1960 haklarını istiyoruz...

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş iki kesimlilik konusunda 1960 anlaşmalarında da yer alan Türk-Rum ayrımı istediklerini belirterek, ‘‘O zaman anlaşma yapılırken kimse ırkçı anlaşma demedi. Şimdi Türk-Rum ayrımı kuvvetlendirilsin deyince ırkçı oluyoruz’’ dedi. Rumlarla yapılan 7'nci yüz yüze görüşmelerin ardından dün basını bilgilendiren Denktaş, iki kesimliliğin kuvvetlendirilmesinin Rumlara bir zararı olmadığına da dikkat çekti. Denktaş, ‘‘İki kesimlilik sözde kalmamalı. Bu konuyu yine tartıştık. Daha az Rum'un bizim bölgemize gelmesini istiyoruz. Daha da önemlisi, senatoda 24'er kişiyle temsil edilecek tarafların 24 Rum ve 24 Türk'ten oluşmasını istiyoruz. 1960 anlaşması da aynı şeyi söyler. O zaman adı cemaatti ama her kurumda Türk ve Rum ayrımı vardı’’ diye konuştu. BM'nin görüşmelerin Annan Planı çerçevesinde yürüdüğünü doğruladığını söyleyen Denktaş, ‘‘Ama bir yandan da Türkler büyük değişiklikler istiyor diyorlar. Hem nalına, hem mıhına vuruyorlar, yani iki tarafa da böyle konuşuyorlar’’ dedi.

‘BEDELİ OLUR’ KIZDIRDI

Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'ın, ‘‘Referandumda hayır diyen taraf bunun bedelini öder’’ sözlerine, ‘‘İki halk da bedel ödemiştir, gitsinler bizim şehit mezarlarımıza baksınlar’’ diye tepki gösterdi. Denktaş, Weston'un sözlerinin ‘kabul edilemez büyük baskı ve tehdit olduğunu’ da belirtti. Papadopulos da, Weston'a cevap vermeyeceğini söyledi.

HURRIYET 03/03/2004

 

Gül: Rumlar açık olmalı

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye’nin, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin daha açık ve kararlı olmasını beklediğini söyledi.

Gül, Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile Dışişleri Bakanlığı’ndaki görüşmesinin ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gül, görüşmede Rum tarafının önerilerini ele almadıklarını belirtti.

"Rum tarafından daha açık ve kararlı, çözüme yönelik olarak gelmelerini bekliyoruz” diyen Gül, Türkiye’nin 1 Mayıs’tan önce çözüm olmasını hedefleyerek hareket ettiğini, Rum tarafından da aynı davranışı beklediklerini kaydetti.

Kimseyi suçlamanın bir anlamı olmadığını belirten Gül, önemli olanın 1 Mayıs’tan önce çözüme ulaşmak olduğunu söyledi.

En iyi çözümün, adadaki tarafların anlaşması olduğunu, bunun mümkün olmaması durumunda Türkiye ve Yunanistan’ın “ellerini taşın altına sokacaklarını” belirten Gül, “Herkesin gönlünden farklı şeyler geçebilir ama herkes realist olmalı” dedi. Gül, çözümün ada gerçeklerini dikkate alır nitelikte olması gerektiğinin de altını çizdi.

Gül, 4 Mart Perşembe günü Ankara’ya gelecek Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile de istişarelerde bulunacaklarını kaydetti.

''DENKTAŞ'IN KONVOYLA KARŞILANMASI BİZİ RAHATSIZ ETMEZ''

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ankara'da büyük konvoyla karşılanmasının kendilerini rahatsız etmeyeceğini belirterek, Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu ve herkesin görüşünü ifade edebileceğini söyledi.

Denktaş'ın yarın gideceği Ankara'da büyük bir konvoyla karşılanacak olmasının sıkıntı yaratıp yaratmayacağının sorulması üzerine Gül, Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu ve bunun sıkıntı yaratmayacağını kaydetti.

Gül, herhangi bir rahatsızlığın söz konusu olmadığını da belirterek, herkesin düşüncelerini kanunlar çerçevesinde ortaya koyabileceğini söyledi. Gül, derogasyonlar konusunda da AB'nin yöntem arayışı içinde olduğunu kaydetti.

HALKIN SESI 03/03/2004

Rumlar 1 Mayıs’ı aşmayı hedefliyor

Başbakan Mehmet Ali Talat, Rum yönetiminin Kıbrıs sorununun çözümünü 1 Mayıs sonrasına bırakmak istediğine yönelik bir izlenim edindiklerini belirterek, Türk tarafı olarak bunu kabul edilemez bulduklarını söyledi.

Başbakan Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile birlikte, Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanlığı üst düzey bürokratlarıyla yaklaşık 3.5 saat süren bir görüşme yaptı.

Talat, görüşmenin ardından Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrılışı sırasında yaptığı açıklamada, Türk tarafının New York’ta söz verdiği gibi 1 Mayıs’a kadar Kıbrıs sorununu çözmek istediğini belirterek, bugün Ankara’daki görüşmelerinde Türkiye ile izleyecekleri tutumu biraz daha belirginleştirdiklerini bildirdi.

Başbakan Talat, Rum tarafının kendilerine sunduğu 20 sayfalık öneriler belgesini toptan reddedip etmeyeceklerine ilişkin soru üzerine, Türk tarafı olarak hiçbir belgeyi toptan reddetmediklerini ve kendi ağırlığı içinde değerlendirdiklerini söyledi.

“TÜRKİYE İLE GÖRÜŞ BİRLİĞİ VE UYUM İÇİNDEYİZ”

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusundaki çalışmalarını Türkiye ile görüş birliği ve uyum içinde sürdürdüklerini söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, “Sorunlarımızı kendimiz çözersek, daha kalıcı bir çözüme ulaşacağımızı düşünüyoruz. Bunun için de ciddi gayret içindeyiz” diye konuştu.

Bu konuda Türkiye ile görüş birliği içinde olduklarının ve herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığının altını çizen Talat, “Ciddi bir çalışmayla bugün çizgimizi biraz daha belirginleştirdik. Görüş birliği ve uyum içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.

Talat, “neden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan 2 gün önce Ankara’ya geldikleri” yönündeki bir soru üzerine, bu durumun arada bir ayrılık olduğu anlamına gelmediğini belirterek, “Sakız çiğnerken yürüyebilmek için böyle yaptık” ifadesini kullandı.

Başbakan Talat şöyle konuştu:“Biz hükümetiz, sonuçta müzakere heyetimizle bir bütün olarak çalışıyoruz. Kıbrıs’ta her görüşmeden önce bir araya geliyoruz, değerlendiriyoruz, ortak bir noktaya varıyoruz, kağıt hazırlıyoruz ve o kağıtlarla görüşmeye gidiyoruz. Dönüşte de aynı değerlendirmeyi

yapıyoruz. Bugün görüşme devam etti Kıbrıs’ta, biz burada çalıştık, belki yarın Sayın Cumhurbaşkanı gelir, biz Kıbrıs’ta devam ederiz görüşmeye. Arada bir ayrılık olduğundan, farklılık olduğundan değil,

sakız çiğnerken yürüyebilmek için böyle yaptık.”

Bir soru üzerine, Rum yönetiminin Kıbrıs sorununun çözümünü 1 Mayıs sonrasına bırakmak istediğine yönelik bir izlenim edindiklerini ve Türk tarafı olarak bunu kabul edilemez bulduklarını söyleyen Talat, “Bizim yaptığımız önerilerin tümünü reddederek, bizde öyle bir izlenim yaratıyorlar. Zaten bütünlüklü olarak görüşlerini vermediler bugüne kadar, dün verdiler henüz. O bakımdan öyle bir izlenim var, doğrudur. Umarız ki bu tutumlarını değiştirirler” diye konuştu.

Talat, bu sıkıntılarını BM’ye de her toplantıda ilettiklerini, onların da gayret ettiğini ve Rum tarafının görüşlerini ortaya koymasını talep ettiğini söyledi.

“Türk tarafı da Rumların belgesini reddedecek mi” şeklindeki bir soru üzerine ise Talat, hiçbir belgeyi toptan reddetmediklerini, her belgeyi kendi ağırlığı içinde değerlendirdiklerini vurguladı. Talat, “Hatta somut önerilerle bazı konularda alternatif görüşlerimizin Rumlar tarafından da kabul edildiği durumlar olmuştur görüşme süreci içinde. Bizim yapıcı tutumumuz devam ediyor” dedi.

Başbakan, bir başka soru üzerine, 21 Nisan olarak öngörülen referandum tarihinde bir gün kayma olabileceğini, ancak hem Avrupa Konseyi’nin 1 Mayıs’a kadar harekete geçebilmesi, hem de diğer ek işlerin yapılabilmesi için “21 Nisan tarihinin 1 Mayıs’a çok yaklaştırılmaması gerektiğini” ifade etti.

TALAT: RUMLARIN TUTUMUNDAN DOLAYI İLERLEYEMİYORUZ

Başbakan Mehmet Ali Talat, Rum tarafının tutumunun Kıbrıs müzakerelerinde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yarattığını belirtti.

Talat, Ankara’ya varışında Esenboğa Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, günübirlik ziyaretlerinde, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen noktaya ilişkin değerlendirmeler yapacaklarını söyledi.

Talat, Kıbrıs’ta devam eden müzakerelere ilişkin soru üzerine, hedeflerinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a ve hatta Türkiye ile Yunanistan’a doldurulmak üzere boşluk bırakmamak olduğunu söyleyerek, “Ama öyle görünüyor ki bu hızla gidersek buna ihtiyaç olacak gibi” dedi.

Türk tarafı olarak olaya çok ciddi yaklaştıklarını ifade eden Talat, bir “tek yola” girildiğini ve yolun sonunda da Annan’ın kendilerini beklediğini söyledi. Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rum tarafının ve bizim tutumumuz arasında bir uyuşma sağlayabilirsek bu noktaya gelmemiş olabileceğiz. Rum tarafının tutumunun ne şekilde gelişeceğini henüz bilmek mümkün değil. Bizim

önerilerimizi neredeyse görüşmeden, kabul edilemez diye geri çevirdiler. Bu görüşmelerde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yaratıyor.”

Başbakan Talat, siyasal eşitlik ve güvenlik gibi konuların Türk tarafının “olmazsa olmazları” arasında yer aldığını da belirterek, bu konuları kapsamayacak bir al-ver süreci için Türk tarafı olarak hazırlıklar yaptıklarını kaydetti.

HALKIN SESI 03/03/2004

İki kesimlilik sözde kalmamalı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, müzakerelerde Kıbrıs Türk tarafının üzerinde durduğu iki kesimlilikte Türkiye’nin de ısrar ettiğini belirterek, kurulacak ortaklık devletinin iki halktan kaynaklanan güçle meydana geldiğinin belirtilmesi, senato ve diğer konularda Türk-Rum ayrımının mutlaka yapılması gerektiğini söyledi. Denktaş, 1960 anlaşmalarında elde ettiklerini zannettikleri hakların 1963’te ortadan kaldırıldığını ve 40 yıldır havada kaldıklarını kaydederek, “Aynı şeylerin olmasından korkuyoruz” dedi.

Türk tarafının bu isteğinin Rumlara bir zararı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak Rumların bunları Annan Planı dışındadır diyerek reddettiğini ve kendi bildiklerinde ısrar ettiklerini ifade etti.

Rum tarafının önceki gün Annan Planı’ndaki değişiklik isteklerine yönelik verdiği belgenin kapsamlı belge değil, edebiyattan ibaret olduğunu söyleyen Denktaş, özellikle mal mülkle, toprakla ilgili konularda çok girift, planın çok dışında şeyler söylendiğini, bunları Başbakan ve Başbakan Yardımcısı’yla Ankara dönüşlerinde değerlendireceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların ilk bakışta olmaz dedikleri önerilerine yapıcı yaklaştıklarını ve karşı öneriler getirdiklerini de bildirdi.

Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la dün 7. görüşmesinin ardından saat 14.10’da Cumhurbaşkanlığı’nda basına açıklama yaptı.

"SÖZDE KALMAMALI"

Görüşmede yine iki kesimliliğin güçlenmesinin ele alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye’nin de üzerinde ısrarla durduğu bir konu olduğunu vurguladı. İki kesimliliğin sözde kalmaması gerektiğini ifade eden Denktaş, “Gerçek iki kesimlilik iki halkın, iki ayrı yerde hükmedeceği, idare edecei bir kesim olarak kalmalı. Bu konuyu yine tartışmak zorululuğu hasıl oldu” dedi.

Denktaş, kurucu devlete hep devlet dediklerini ama halkın devlet olmadığını bilmesini isteyerek, şöyle devam etti:

“KURUCU DEVLET AMA HİÇBİR ŞEY KURMAZ”

“Kurucu devlet ama hiçbir şey kurmaz. Biz bunun hiç olmazsa elle tutulur hale gelmesini istiyoruz. Daha az sayıda Rum’un gelmesini, bir kotaya göre gelmesini istiyoruz. En önemlisi senatoda her iki kurucu devletten 24 kişi gelecek diyor. Bizim devletin adı kurucu Türk devleti ama gelecek olanlar zaman içerisinde karma heyet olabilir çünkü bize gelip yerleşen Rumlara siyasi haklar verme mecburiyeti vardır. Büyük bir olaydır, bizim içn temel bir sorundur. Senatoda ve yüksek mahkemede, benzeri makamlarda hep deyim ‘kurucu devletten kaynaklanan birisinin gelmesi’ diyor, Türk-Rum demiyor.

1960 anlaşmasında bunlar Türk-Rum diye tasnif edilmiştir. O zaman kimse 1960 anlaşması ırkçı bir anlaşmadır demedi ve değildi. Şimdi Türk-Rum dersek ırkçılık yapıyor oluyormuşuz. Onun için itiraz ediyorlar.”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bazı konularda 1960’ta da olduğu gibi ayrı çoğunlukla karar verilmesini istediklerini kaydederek, kendilerini korumak için bunların gerektiğini söyledi. Tepede karar verme konusunda etkin katılımları olması gerektiğini de ifade eden Denktaş, bunun nüfus karma yapılarak ortadan kaldırılmamasını istediklerini anlattı.

Üst devletin, iki kurucu devletten veya iki halktan kaynaklandığını, onların rızasıyla meydana geldiğini anlaşmaya koymak istediklerini, çünkü temelin bu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, “İki halkın anlaşmasıyla meydana gelecek bir netice olduğuna göre bunun kayda geçirilmesini istiyoruz” dedi ve bunun nedenini de şu ifadelerle açıkladı:

“AYNI ŞEYLERİN OLMASINDAN KORKUYORUZ”

“Çünkü 1960 da bir ortaklık anlaşmasıydı. Orada da bizim alt meclislerimiz vardı. Alt meclis değil tam cemaat meclisi denilen hükümetimiz vardı, cemaat işlerinde. Müşterek hükümette katılımımız vardı, etkindi, veto haklarımız vardı ama bunlar işlemez çalışmıyor deyip de bir tarafa itince 40 yıldır ne halde olduğumuzu görüyorsunuz.

Diyoruz ki bizim bu istediklerimiz, yani kurulacak ortaklık devletinin iki halktan kaynaklanan güçle meydana geldiğini ve senato ve diğer konularda Türk Rum ayrımının muhakkak yapılması gerektiğini vurguluyoruz çünkü 1960’ta elde ettiğimizi zannettiğimiz haklar, 1963’te ortadan kaldırıldı ve 40 yıldır havada bıraktınız bizi. Aynı şeylerin olmasından korkuyoruz ve bunların olmaması için, yapıldığı taktirde aynı sorunun meydana gelmemesi için dıştan bakanların bir kurucu devletin diğer kurucu devlete saldırdığının görülmesi ve dolayısıyla bir tanesinin diğerinin de hükümetiymiş gibi algılanmamasını istiyoruz. Bunlar bizim hakkımızdır ve size bir zararı yoktur diyoruz. Annan Planı’nda kurucu devletler Türk-Rum olacak dendiğine göre bunların sağlam, yıkılmaz olması, halkımıza güven vermesi, barışın daha erken kökleşmesine yardımcı olur, size de bir zararı yoktur diyoruz. Fakat plan dışıdır diyorlar ve bunları reddediyorlar, kendi bildikllerinde ısrar ediyorlar”

“RUM TEKLİFLERİNE YAPICI YAKLAŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların getirdiği ve “ilk bakışta olmaz” dedikleri tekliflerine yapıcı bir yaklaştıklarını, karşı öneriler götürdüklerini kaydederek, onlardan da benzer davranış beklediklerini tekrar rica ettiklerini bildirdi ve “İnşallah yaparlar” dileğinde bulundu.

Denktaş, bir gazetecinin şu ana kadar Rum tarafının Türk tarafının önerilerine olumlu yaklaşım gösterdiği bir konu olup olmadığı sorusuna “Henüz öyle birşey görmedik, inşallah görürüz” karşılığını verdi. Rum tarafının önerilerine olumlu yaklaşım getirilmesi konusunda örnek vermesi istenen Denktaş, Detaylara girsem siz de şaşıracaksınız ve hiç kimseyi ilgilendirmeyecek. Kuru detaylardır bunlar” dedi.

“KAPSAMLI BELGE DEĞİL, EDEBİYATMIŞ”

Rum tarafının Annan Planı’ndaki değişiklik isteklerine yönelik verdiği belgeyle ilgili “İnceledik bunu, kapsamlı belge değilmiş meğer, bir edebiyattan ibarettir. Özellikle mal mülkle, toprakla ilgili konularda çok girift, planın çok dışında şeyler söylemektedirler. Bunları Başbakan ve Yardımcısı Ankara’dan geldikten sonra birlikte değerlendirdikten sonra sizlere gereken bilgiyi vereceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dünkü görüşmede bu konuları konuşmadıklarını belirtti. Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın Ankara ziyaretinin nedeniyle ilgili soruya karşılık Denktaş, bazı konularda fikir teatisinde bulunma ihtiyacı duyulduğu için gittiklerini, perşembe günü de kendisinin gideceğini hatırlattı ve bunları doğal, normal temaslar diye niteledi.

Rumların mal-mülk konusundaki yaklaşımlarının Türk tarafından çok mu farklı olduğunu soran gazeteciyi yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları dile getirdi:

“BOŞALTILACAK TOPRAKLARI BM İDARESİNE VERMEMİZİ İSTİYORLAR”

“Bir kere her şeyi Annan Planı’nın haritaları üzerine bina etmişlerdir. Onlar üzerinde fikir yürütüyorlar. İstedikleri şu: Plana göre Rumlara bırakılacak topraklar, oraları boşaltılıncaya kadar –3 senedir zannedersem ve biz diyoruz ki boşaltılacak insanların rehabilitasyon programları uygulanıncaya kadar olsun, daha bu konuları konuşmadık Rumlarla ama yaklaşımımız rehabilitasyon konusu halledilmedikçe biz insanlarımızı tedirgin edemeyiz, buna kimsenin hakkı yoktur- toprak yine bizde kalacaktı ve boşaltma ameliyesi yürüyecekti.. Onların istediği anlaşma olduğu gün kendilerine bırakılacak topraklar derhal BM idaresine verilsin. ‘Ansızdan vazgeçerler bize vermekten kavga çıkar, onun için BM idaresine verilsin’ diyor. Bu idarenin sivil bir idare ve hatta hükümet seviyesine çıkan bir şekilde yer almasını istiyorlar. Bunlar bizim için oldukça kabul edilmez şeylerdir, konuşacağız daha o noktaya gelmedik."

"BM DE HEM NALINA HEM MIHINA"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM’nin tutumunun sorulması üzerine de BM’nin bugün “herşey planın dışında olamaz, plana dayalı görüşülen ve tadil edilmek istenen şeyler tabiatıyla plan dahilindedir diyebiliriz. Ben bu konunun hakimi ve hakemi olmak istemiyorum ancak Türk tarafının da sunduğu bazı şeyler hakikaten bütük ölçüde değişikliktir” demek suretiyle hem nalına hem mıhına vurduğunu söyledi.

Dün sadece iki kesimlilik üzerinde yoğunlaştıklarını yineleyen Denktaş, Rumların kendilerine göre tefsirler yaptıklarını belirtti. Müzakerelerin devam ettiğini, Rumlara da kendilerine de hem ilgili diplomatlardan ve anavatanlardan telkinler geldiğini söyleyen Denktaş, “Sabırla soğukkanlılıkla yürüyelim bakalım nereye varacağız” dedi.

Denktaş, bugün toprak konusuna girilmeyeceğini, daha başka işleri olduğunu kaydetti. Bir soru üzerine “Ankara’dan telkinler gelir demedim, gelmesi doğaldır dedim” açıklaması yapan Denktaş, müzakerelere bugün saat 10.00’da devam edileceğini de sözlerine ekledi.

HALKIN SESI 03/03/2004

Çözüm ertelenemez

Başbakan Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Ankara'daki görüşmelerini tamamlayarak yurda döndü... Başbakan Talat, 1 Mayıs öncesinde çözümün Türk tarafı için çok önemli ve hayati olduğunu vurgulayarak Rum tarafını bu konuda ayak sürümekten vazgeçmeye çağırdı:

Çözüm ertelenemez

RUM YÖNETİMİ'NİN TUTUMU KABUL EDİLEMEZ... Başbakan Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi'nin Kıbrıs sorununun çözümünü 1 Mayıs sonrasına bırakmak istediğine yönelik bir izlenim edindiklerini belirterek, Türk tarafı olarak bunu kabul edilemez bulduklarını söyledi. Başbakan Talat, "Bizim hedefimiz, Türk tarafı olarak, defalarca açıkladığımız gibi, ne Türkiye ve Yunanistan'ın katılımıyla yapılacak toplantıya, ne de BM genel sekreterinin boşlukları doldurmasına gerek duymadan sorunu burada çözmek, planı tamamlamak. Mutabakatla tamamlamak ve böylece her iki tarafın referandumundan da bu planın geçmesini bir bakıma güvenceye almaktır" dedi

1 KİM AYAK SÜRÜRSE DERDİ BÜYÜK OLUR... Türk tarafı olarak, gayet ciddi açılımlar, bir takım yasalarda düzenlemeler, öneriler yaptıklarına işaret eden başbakan, "Biraz daha zamana ihtiyacımız var. Ve bir de Rum tarafının da bizim gibi 1 Mayıs öncesi çözüm isteği olması. Bu bizim için çok önemli, çok hayati. Rum tarafı için bu çok hayati gözükmüyor. Ama tabii ki sonradan son pişmanlık fayda etmez. Kim ayak sürürse, dün de diplomatın söylediği gibi, onun derdi büyük olur. O yüzden bir an önce çözüm istiyoruz" diye konuştu

1 BU İŞİ BURADA BİTİRMEK İSTİYORUZ... Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, Rum tarafının Türk tarafının ortaya koyduğu görüşlere karşıt görüşler sunduğunu, "masayı bir kağıt bombardımanına tuttuğunu" belirterek, olayı 1 Mayıs sonrasına ertelemek, Türk tarafının karşısına daha güçlü bir pozisyonda oturmak istediklerine dikkat çekti. Serdar Denktaş, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümeti olarak hedefimiz, kendi geleceğimizi ortaklık kuracağımız Rum komşularımızla burada belirlemek, Türkiye ve Yunanistan'ın katılacağı bir ortamda ya da genel sekreterin belirleyeceği bir ortamda değil" diye konuştu

1 RUMLARDAN ÇÖZÜME DÖNÜK DAVRANIŞ BEKLİYORUZ... Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de, Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin daha açık ve kararlı olmasını beklediğini söyledi. Gül, "Çözüme dönük davranış bekliyoruz. Bu işi 1 Mayıs'tan önce bitirmeyi hedefleyerek gelmelerini bekliyoruz" dedi

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile bir araya gelen Başbakan Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi'nin Kıbrıs sorununun çözümünü 1 Mayıs sonrasına bırakmak istediğine yönelik bir izlenim edindiklerini belirterek, Türk tarafı olarak bunu kabul edilemez bulduklarını söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ise, Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin daha açık ve kararlı olmasını beklediğini kaydetti.

Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanlığı üst düzey bürokratlarıyla müzakerelerde gelinen son safhayla ilgili görüşme ve değerlendirmelerde bulunmak üzere Ankara'ya giderek, yaklaşık 3.5 saat süren bir görüşme yaptı.

Talat, görüşmenin ardından Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılışı sırasında yaptığı açıklamada, Türk tarafının New York'ta söz verdiği gibi 1 Mayıs'a kadar Kıbrıs sorununu çözmek istediğini belirterek, dün Ankara'daki görüşmelerinde Türkiye ile izleyecekleri tutumu biraz daha belirginleştirdiklerini bildirdi.

Başbakan Talat, Rum tarafının kendilerine sunduğu 20 sayfalık öneriler belgesini toptan reddedip etmeyeceklerine ilişkin soru üzerine, Türk tarafı olarak hiçbir belgeyi toptan reddetmediklerini ve kendi ağırlığı içinde değerlendirdiklerini söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmesinin ardından, gazetecilerin sorularını yanıtlayan Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, görüşmede Rum tarafının önerilerini ele almadıklarını belirtti.

"Rum tarafından daha açık ve kararlı, çözüme yönelik olarak gelmelerini bekliyoruz" diyen Gül, Türkiye'nin 1 Mayıs'tan önce çözüm olmasını hedefleyerek hareket ettiğini, Rum tarafından da aynı davranışı beklediklerini kaydetti.

Kimseyi suçlamanın bir anlamı olmadığını belirten Gül, önemli olanın 1 Mayıs'tan önce çözüme ulaşmak olduğunu söyledi.

En iyi çözümün, adadaki tarafların anlaşması olduğunu, bunun mümkün olmaması durumunda Türkiye ve Yunanistan'ın "ellerini taşın altına sokacaklarını" belirten Gül, "Herkesin gönlünden farklı şeyler geçebilir ama herkes realist olmalı" dedi. Gül, çözümün ada gerçeklerini dikkate alır nitelikte olması gerektiğinin de altını çizdi.

Gül, yarın Ankara'ya gelecek Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile de istişarelerde bulunacaklarını kaydetti.

Gül: Anlaşma sonradan değiştirilemez

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB uzmanlarının Kıbrıs'ta varılacak bir çözüm anlaşmasının sonradan değiştirilmesini önlemeye yönelik bir çalışma yaptıklarını söyledi.

Gül, varılacak uzlaşmanın adanın gerçeklerini dikkate alması gerektiğini belirtti.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gül, Kıbrıs'ta süreci izlediklerini belirterek "Eğer anlaşamazlarsa mekanizma belli. Olmazsa Türkiye ve Yunanistan girecek devreye. O da olmazsa iş genel sekretere kalıyor. Türk tarafı görüşmeleri ciddiye alıyor. Varılacak uzlaşma adanın gerçeklerini dikkate almalı." dedi.

Gül, Rum tarafından görüşmelere daha açık ve kararlı gelmelerini istediklerini belirtti. Gül "Çözüme dönük davranış bekliyoruz. Bu işi 1 Mayıs'tan önce bitirmeyi hedefleyerek gelmelerini bekliyoruz" dedi.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB uzmanlarının Kıbrıs'ta varılacak bir çözüm anlaşmasının sonradan değiştirilmesini önlemeye yönelik bir çalışma yaptıklarını söyledi.

Gül, "Öyle 1 sene sonra değiştirilmesine göz yumar mıyız?" dedi.

Talat: Türkiye ile görüş

birliği ve uyum içindeyiz

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusundaki çalışmalarını Türkiye ile görüş birliği ve uyum içinde sürdürdüklerini söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, "Sorunlarımızı kendimiz çözersek, daha kalıcı bir çözüme ulaşacağımızı düşünüyoruz. Bunun için de ciddi gayret içindeyiz" diye konuştu.

Bu konuda Türkiye ile görüş birliği içinde olduklarının ve herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığının altını çizen Talat, "Ciddi bir çalışmayla bugün çizgimizi biraz daha belirginleştirdik. Görüş birliği ve uyum içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.

Talat, "neden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan 2 gün önce Ankara'ya geldikleri" yönündeki bir soru üzerine, bu durumun arada bir ayrılık olduğu anlamına gelmediğini belirterek, "Sakız çiğnerken yürüyebilmek için böyle yaptık" ifadesini kullandı.

Başbakan Talat şöyle konuştu:"Biz hükümetiz, sonuçta müzakere heyetimizle bir bütün olarak çalışıyoruz. Kıbrıs'ta her görüşmeden önce bir araya geliyoruz, değerlendiriyoruz, ortak bir noktaya varıyoruz, kağıt hazırlıyoruz ve o kağıtlarla görüşmeye gidiyoruz. Dönüşte de aynı değerlendirmeyi yapıyoruz. Bugün görüşme devam etti Kıbrıs'ta, biz burada çalıştık, belki yarın (bugün) Sayın Cumhurbaşkanı gelir, biz Kıbrıs'ta devam ederiz görüşmeye. Arada bir ayrılık olduğundan, farklılık olduğundan değil, sakız çiğnerken yürüyebilmek için böyle yaptık."

Bir soru üzerine, Rum yönetiminin Kıbrıs sorununun çözümünü 1 Mayıs sonrasına bırakmak istediğine yönelik bir izlenim edindiklerini ve Türk tarafı olarak bunu kabul edilemez bulduklarını söyleyen Talat, "Bizim yaptığımız önerilerin tümünü reddederek, bizde öyle bir izlenim yaratıyorlar. Zaten bütünlüklü olarak görüşlerini vermediler bugüne kadar, dün verdiler henüz. O bakımdan öyle bir izlenim var, doğrudur. Umarız ki bu tutumlarını değiştirirler" diye konuştu.

Talat, bu sıkıntılarını BM'ye de her toplantıda ilettiklerini, onların da gayret ettiğini ve Rum tarafının görüşlerini ortaya koymasını talep ettiğini söyledi.

"Türk tarafı da Rumların belgesini reddedecek mi" şeklindeki bir soru üzerine ise Talat, hiçbir belgeyi toptan reddetmediklerini, her belgeyi kendi ağırlığı içinde değerlendirdiklerini vurguladı. Talat, "Hatta somut önerilerle bazı konularda alternatif görüşlerimizin Rumlar tarafından da kabul edildiği durumlar olmuştur görüşme süreci içinde. Bizim yapıcı tutumumuz devam ediyor" dedi.

Başbakan, bir başka soru üzerine, 21 Nisan olarak öngörülen referandum tarihinde bir gün kayma olabileceğini, ancak hem Avrupa Konseyi'nin 1 Mayıs'a kadar harekete geçebilmesi, hem de diğer ek işlerin yapılabilmesi için "21 Nisan tarihinin 1 Mayıs'a çok yaklaştırılmaması gerektiğini" ifade etti.

Gül: Denktaş'ın konvoyla

karşılanması bizi rahatsız etmez

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ankara'da büyük konvoyla karşılanmasının kendilerini rahatsız etmeyeceğini belirterek, Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu ve herkesin görüşünü ifade edebileceğini söyledi.

Denktaş'ın yarın geleceği Ankara'da büyük bir konvoyla karşılanacak olmasının sıkıntı yaratıp yaratmayacağının sorulması üzerine Gül, Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu ve

bunun sıkıntı yaratmayacağını kaydetti.

Gül, herhangi bir rahatsızlığın söz konusu olmadığını da belirterek, herkesin düşüncelerini kanunlar çerçevesinde ortaya koyabileceğini söyledi. Gül, derogasyonlar konusunda da AB'nin yöntem arayışı içinde olduğunu kaydetti.

Talat: Rum tarafının

tutumu zorluk yaratıyor

Başbakan Mehmet Ali Talat, Rum tarafının tutumunun Kıbrıs müzakerelerinde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yarattığını belirtti.

Talat, Ankara'ya varışında Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, günübirlik ziyaretlerinde, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen noktaya ilişkin değerlendirmeler yapacaklarını söyledi.

Ankara'da Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile bir araya geleceklerini belirten Talat, değerlendirme yapılmasına hem kendilerinin hem de Ankara'nın ihtiyaç duyduğunu, bununla birlikte ziyaret talebinin kendisinden geldiğini kaydetti.

Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinin ise programlarında bulunmadığını bildirdi.

Talat, Kıbrıs'ta devam eden müzakerelere ilişkin soru üzerine, hedeflerinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ve hatta Türkiye ile Yunanistan'a doldurulmak üzere boşluk bırakmamak olduğunu söyleyerek, "Ama öyle görünüyor ki bu hızla gidersek buna ihtiyaç olacak gibi" dedi.

Türk tarafı olarak olaya çok ciddi yaklaştıklarını ifade eden Talat, bir "tek yola" girildiğini ve yolun sonunda da Annan'ın kendilerini beklediğini söyledi. Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rum tarafının ve bizim tutumumuz arasında bir uyuşma sağlayabilirsek bu noktaya gelmemiş olabileceğiz. Rum tarafının tutumunun ne şekilde gelişeceğini henüz bilmek mümkün değil. Bizim

önerilerimizi neredeyse görüşmeden, kabul edilemez diye geri çevirdiler. Bu görüşmelerde daha ileri bir noktaya gitmekte zorluk yaratıyor."

Başbakan Talat, siyasal eşitlik ve güvenlik gibi konuların Türk tarafının "olmazsa olmazları" arasında yer aldığını da belirterek, bu konuları kapsamayacak bir al-ver süreci için Türk tarafı olarak hazırlıklar yaptıklarını kaydetti.

Talat: Müzakerelerde önerileri tümüyle

reddetmek doğru bir yaklaşım değildir

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs görüşmelerinde Türk tarafının Annan Planı'nda istediği değişiklik önerilerinin Rum tarafınca tümüyle reddedilmesini doğru bir yaklaşım olarak görmediğini ifade etti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, "Müzakerelerde fikirleri, önerileri tümüyle reddetmek doğru bir yaklaşım değildir" diyerek, böyle bir tavrın, reddeden tarafı bağlayacağını ve zor durumda bırakacağını söyledi.

Başbakan Talat, basına da yansıyan ve Kıbrıs görüşmeleriyle ilgili siyasi partilerin bilgilendirilmediğini ima eden ifadeler bulunduğuna dikkat çekerek, görüşmelerin bütün tutanaklarının meclise gönderildiğini, ayrıca kendisinin ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın görüşmelerle ilgili siyasi partileri bilgilendirdiğini kaydetti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, KKTC'den ayrılmadan önce Geçitkale Havaalanı'nda ziyaretle ilgili yaptığı açıklamada, müzakerelerin bu safhasında Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve ekibiyle görüşme ve değerlendirmelerde bulunacaklarını ifade ederek, gelinen son safhayla ilgili bilgi ve görüş alışverişinde bulunacaklarını kaydetti.

Kıbrıs konusunda sürdürülen görüşmelerin bir sonuç noktasına gelmediğini kaydeden Talat, çalışmaların devam ettiğini, karşılıklı önerilerin ortaya konulduğunu, Türk tarafının görüşlerini toplu olarak ortaya koymasının ve yazılı olarak Rum tarafına iletmesinin ardından, Rum tarafının da talep edeceği öneri ve değişiklikleri Türk tarafına verdiğini, bu önerilerin değerlendirileceğini söyledi.

Türk tarafının Annan Planı'nda istediği değişiklik önerilerinin Rum tarafınca reddedilmesini nasıl değerlendirdiği şeklindeki soruya karşılık olarak Başbakan Talat, "Rum tarafı bize bir kağıt vererek, bizim verdiğimiz önerileri tümüyle reddettiğini ifade etmektedir. Ancak BM bölümlere ayırarak konuları gündeme getirdikçe biz kendi konularımızı Rumlar da kendi konularını tartışma masasına getirmektedir. Müzakerelerde fikirleri, önerileri tümüyle reddetmek doğru bir yaklaşım değildir. Rum tarafının bu tutumunu doğru bir yaklaşım olarak değerlendirmiyorum" dedi. Talat açıklamasını şöyle sürdürdü:

Eğer siz bütün önerileri reddederseniz ve hiç birini değerlendirilebilecek nitelikte görmezseniz, müzakere ederken çok ciddi zorluklarla karşılaşırsınız ve bu reddettiğiniz tarafı değil, en fazla reddeden sizi bağlar. Böyle bir reddin müzakerelerde çok fazla bir önemi olacağını düşünmüyorum" dedi.

Özellikle siyasi partilere görüşmelerin gidişatıyla ilgili sürekli bilgi verildiğini, müzakere tutanaklarının ve görüşmelerde karşılıklı olarak alınan ve verilen tüm kağıtların meclise gönderildiğini ifade eden Talat, son zamanlarda basına yansıyan ve siyasi partilerin bilgilendirilmediğini ima eden ifadelerin gerçek olmadığını kaydetti.

Kendisinin ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın görüşmelerle ilgili olarak siyasi partileri bilgilendirdiğini vurgulayan Talat, "Sanki görüşmeler gizli yürütülüyor, hiç kimseye bilgi verilmiyor gibi bir imaj yaratılıyor ki bu doğru değildir" dedi.

Talat siyasi partilerin dışında, görüşmelerin selametini, doğrudan doğruya açık ve herkes önünde yapılmadığını da dikkate alarak kendilerini ziyaret eden kuruluş ve sivil toplum örgütlerini de bilgilendirdiklerini sözlerine ekledi.

Talat ile Serdar Denktaş, görüşmelerde

gelinen son aşamayı değerlendirdi

Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş Ankara'daki temaslarını tamamlayarak, dün akşam saat 23.00'te yurda döndü. Geçitkale Havaalanı'nda görüşmelerde gelinen son aşamayı değerlendiren Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türk tarafı olarak, ne Türkiye ve Yunanistan'ın katılımıyla yapılacak toplantıya, ne de BM genel sekreterinin boşlukları doldurmasına gerek duymadan sorunu burada çözmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, görüşmelerde gelinen son aşamayı yakından değerlendirmek amacıyla Ankara'ya ziyarette bulunduklarını ifade etti. Oldukça iyi ve yararlı bir seri görüşme yaptıklarını kaydeden Başbakan Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Dışişleri heyetleriyle çeşitli görüşmelerde bulunduklarını belirtti.

Talat, durumu birlikte değerlendirdiklerini ve Türk tarafı olarak takınacakları tavrı aynı çerçevede gözden geçirdiklerini kaydederek, önümüzdeki günlerde, cumhurbaşkanının da Ankara'ya giderek bir takım görüşmeler yapacağını ve böylelikle gerekli temasların yapılmış olacağını kaydetti.

Görüşmelerin sonuna doğru gidilirken temasların daha da artabileceğine işaret eden Talat, "Bir takvim var ve bu takvim işliyor. Bu takvimin gereği yapılacak bir çok iş yanında görüşmeleri bir an önce tamamlama hedefimiz var. Bizim hedefimiz, Türk tarafı olarak, defalarca açıkladığımız gibi, ne Türkiye ve Yunanistan'ın katılımıyla yapılacak toplantıya, ne de BM genel sekreterinin boşlukları doldurmasına gerek duymadan sorunu burada çözmek, planı tamamlamak. Mutabakatla tamamlamak ve böylece her iki tarafın referandumundan da bu planın geçmesini bir bakıma güvenceye almak."

Türk tarafı olarak, temel hedeflerinin bu olduğunu kaydeden Talat, bunun için yoğun bir çalışma içinde olduklarını ifade etti.

"Türkiye ile istişare içinde yürüttüğümüz için ve gerek duyduğumuz için bu ziyareti gerçekleştirmiş olduk. Oldukça verimli ve yararlı bir görüşme oldu" diye konuşan başbakan, Ankara'ya yeni bir ziyarette daha bulunabileceklerini ya da Ankara'daki yetkililerin adaya gelebileceğini de belirtti.

Serdar Denktaş: Hedefimiz, geleceğimizi

Rum komşularımızla burada belirlemek

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da, Yunanistan dışişleri bakanının Kıbrıs'taki görüşme sürecini Türk tarafının yavaşlattığı şekildeki açıklaması olduğuna işaret ederek, bunun 'tam anlamıyla bir çarptırma' olduğunu kaydetti.

Serdar Denktaş, "Türk tarafı olarak, bizler her toplantıda bir açılım sağlayabilmek için her türlü gayreti ortaya koyuyoruz. Planın bütünü ile ilgili yapmak istediğimiz değişiklikler masadadır. Rum tarafında ise, sadece bizim ortaya koyduğumuz görüşlere karşıt görüşler sunulmaktadır. Masayı bir kağıt bombardımanına tutmuşlardır. Yunanistan dışişleri bakanının bu açıklamalarıyla aslında bu süreci bir şekilde ertelediklerini ve yavaşlattıklarını dünyanın gözünden kaçırmak suretiyle olayı 1 Mayıs'ın ertesine ertelemeye çalışıyorlar ki, daha güçlü bir pozisyonda karşımıza otursunlar."

Serdar Denktaş, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümeti olarak hedefimiz, kendi geleceğimizi ortaklık kuracağımız Rum komşularımızla burada belirlemek, Türkiye ve Yunanistan'ın katılacağı bir ortama değil ya da genel sekreterin belirleyeceği bir ortamda değil" diye konuştu.

Türk tarafının süreci yavaşlatma gibi bir durum söz konusu olmadığını ifade eden Serdar Denktaş "Aksine sorunları ne kadar erken çözebilsek bizim için o kadar iyidir, biz bunun gayreti içerisindeyiz. Bu nedenle, ümit ediyoruz ki, hem Yunanistan, hem de Rum tarafının çarpıtma gayretleri de artık sona erer ve daha yapıcı, daha verimli bir müzakere ortamının doğabilmesine katkı koymaya başlar ve daha iyi bir sonuç alırız. Atmakta olduğumuz adımlara aynı iyi niyetle karşılık verilirse, 1 Mayıs'tan önce mutlaka bir noktaya varılır" dedi.

Talat: Kim ayak sürürse,

onun derdi büyük olur

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Mehmet Ali Talat, "müzakere sürecinde hiç bir noktaya varılamadı demek henüz doğru değil. Çünkü müzakere tekniği açısından konular çeşitli açılardan masaya konuyor. Biz Türk tarafı olarak, ilk haftadan önemli gördüğümüz ve duyarlı olduğumuz konuları açıkça yazdık ve biz oraya getirdik. O günden bugüne tartıştığımız konular içerisinde bunlara ek herhangi bir unsur yoktur. Esas konularda ne istediğimizi hedeflerimizin ne olduğunu belirleyen bir kağıt ortaya koyduk ve onun dışına da çıkmadık. Türkiye ile yaptığımız görüşmelerde de bu kağıdı aynı konular başlığı altında daha derinlemesine, daha bütünleştirici şekilde bir araya getirme çalışmasıydı yaptığımız" dedi.

Bundan sonra da bu çalışmaları sürdüreceklerini söyleyen Talat, görüşmelerin her düzeyde yapıldığını ifade etti. Talat, "görüşmeler masada yapılır, diplomatlarla yapılır, özel temsilcilerle yapılır. Bütün bunlarla birlikte müzakere süreci yürüyor. Bir de Avrupa Birliği ile müzakereler başlatıldı. AB ile birlikte de görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Kendi harmonizasyonumuz için, kendi yasalarımızı, ekonomimizi, sistemimizi Avrupa Birliği normlarına uyarlamak için yapıyoruz. Dolayısıyla tüm bu düzeylerde yapılan görüşmelerin bir koordinasyonu gerekiyordu. Bu bağlamda konuyu ele alıyoruz"

Önemli sayıda konuda

ortak bir noktaya varabiliriz

Mehmet Ali Talat, bir sonuca varabilmek için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu kaydederek, "Bakarsınız, sayın dışişleri bakanının vurguladığı gibi, bizim hedefimiz o olduğu için, önemli sayıdaki konuda ortak bir noktaya varabiliriz. Biz Türk tarafı olarak, gayet ciddi açılımlar yaptık. Bir takım yasalarda düzenlemeler öneriler yaptık. Sonuçlanmak üzerinde olduğunu görüşmeden sonra öğrendim. O yüzden biraz daha zamana ihtiyacımız var. Ve bir de Rum tarafının da bizim gibi 1 Mayıs öncesi çözüm isteği olması. Bu bizim için çok önemli, çok hayati. Rum tarafı için bu çok hayati gözükmüyor. Ama tabii ki sonradan son pişmanlık fayda etmez. Kim ayak sürürse, dün de diplomatın söylediği gibi, onun derdi büyük olur. O yüzden bir an önce çözüm istiyoruz." dedi.

Talat, "Türkiye ve Yunanistan'ın katılımına gerek duyulmadan, kalan süre içerisinde bir çözüme varılması mümkün mü?" sorusuna "Daha zamanımız vardır. Bu zaman içerisinde olacak. Uğraşıyoruz. Biz, Türk tarafı olarak gayet samimi çalışıyoruz. Tabii müzakere süreci zor oluyor. Kendi içimizde değerlendiriyoruz, Türkiye ile değerlendiriyoruz. Çeşitli koşuları gözden geçirip ayarlar yapıyoruz. Dolayısıyla sürekli dinamik bir süreç yaşıyoruz. Umarız ki, bu çerçevede 20-21 gün içerisinde bu işi tamamlarız. Hedefimiz bu" diye yanıt verdi.

KIBRIS 03/03/2004

Görüşmeler devam

Kıbrıs müzakerelerinde dün 7'nci gün geride kaldı. Türk ve Rum liderler bugün saat 10.00'da yeniden bir araya geliyor

Görüşmeler devam

TARAFLAR MEMNUN DEĞİL: Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının önceki gün sunduğu önerileri "belge" değil "edebiyat" olarak nitelerken, Rum yönetimi lideri Papadopulos, görüşmenin hiç de verimli geçmediğini söyledi

GÜNDEM, İKİ KESİMLİLİK: Dünkü görüşmede gündemin iki kesimlilik olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, "Gerçek iki kesimlilik, iki halkın, iki ayrı yerde hükmedeceği, idare edeceği bir kesim olarak kalmalı. Bu konuyu yine tartışmak zorunluluğu hasıl oldu" dedi

PLAN KABUL EDİLİRSE, KIBRIS TÜRKÜ MAHVOLUR: Cumhurbaşkanı Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston'un "Referanduma 'hayır' diyen tarafın bunun bedelini öder" şeklindeki açıklamasını da "baskı ve tehdit" olarak değerlendirdi. Denktaş, Annan Planı'yla ilgili bildik açıklamalarını yineleyerek, "Eğer Annan Planı olduğu gibi kabul edilirse, o zaman Kıbrıs Türkü'nün ödeyeceği bedel, mahviyettir" şeklinde konuştu

Kıbrıs sorununu Annan Planı temelinde 1 Mayıs 2004'ten önce çözme hedefiyle masaya oturan Türk ve Rum tarafı, dün de kamuoyuna iyimser mesajlar vermedi.

Kıbrıs müzakerelerinde dün 7'nci gün geride kalırken, taraflar bugün saat 10.00'da yeniden görüşüyor.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum tarafının önceki gün sunduğu önerileri "belge" değil "edebiyat" olarak nitelerken, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos da görüşmenin hiç de verimli geçmediğini söyledi.

Dünkü görüşmede gündemin iki kesimlilik olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, "Gerçek iki kesimlilik, iki halkın, iki ayrı yerde hükmedeceği, idare edeceği bir kesim olarak kalmalı. Bu konuyu yine tartışmak zorunluluğu hasıl oldu" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, dünkü görüşme randevusuna gitmeden önce basına yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston'un "Referanduma 'hayır' diyen tarafın bunun bedelini öder" şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Denktaş, "Bu referandumda halkımıza karşı, Rum halkına karşı da büyük tehdittir, büyük, kabul edilemez bir baskıdır" dedi.

Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın dün sabah Türkiye'ye gitmesi nedeniyle dünkü görüşmelerde Cumhurbaşkanı Denktaş başkanlığındaki heyete sadece müsteşarı Ergün Olgun, Anayasa Danışmanı Mümtaz Soysal, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer ile Washington temsilcisi Osman Ertuğ eşlik etti.

İki halk da yeterince bedel ödedi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ara bölgede Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlığındaki heyetle sürdürülen müzakerelerin 7. randevusu için dün Cumhurbaşkanlığı'ndan saat 09.50'de ayrıldı. Denktaş, Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılırken makam arabasından inerek gazetecilere açıklama yaptı.

Denktaş, hem Kıbrıs Türk hem de Rum halklarının bugüne dek yeterince bedel ödediğini kaydederek şimdi iki taraf arasında bir ortaklık kurulacaksa baskısız, tehditsiz, müdahalesiz olması gerektiğini vurguladı.

Sabahleyin, Weston'un "referanduma hayır diyen büyük bedel öder" şeklindeki beyanatını okuyarak üzüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, "Bu, referandumda halkımıza karşı, Rum halkına karşı da büyük bir tehdittir, büyük kabul edilmez bir baskıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halkın gerçekleri görerek ve bilerek referanduma gideceğini, buna kimsenin müdahale hakkı olmadığını kaydederek, görevlerinin de halka gerçekleri bildirmek olduğunu ifade etti.

Plan kabul edilirse, Kıbrıs Türkü'nün ödeyeceği bedel mahviyettir

"Eğer Annan Planı olduğu gibi kabul edilirse, o zaman Kıbrıs Türkü'nün ödeyeceği bedel, mahviyettir" diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün bugüne gelinceye kadar büyük bedel ödediğinin unutulduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle konuştu:

"Şehitliklerimizi bir gitsinler görsünler. Malul gazilerimizle konuşsunlar. 40 yılda üç defa göç eden halkımıza seslensinler. Bedel ödenmiştir. Her iki taraf da bedelini ödemiştir. Rum tarafı Kıbrıs'ı Yunan toprağı yapmak için başlattığı bir savaşta bedel ödemiştir. Üzülerek söylüyoruz. Böyle bir savaş başlatmamalıydılar, başlattılar, bir bedel ödediler. Bedel nedir? Kıbrıs Türklerinin yani kendileriyle beraber kurucu ortak olan Kıbrıs Türk halkının kendi bağımsızlığını ve egemenliğini kurtarmış olmasıdır."

Kimse tahammül edemez

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, şimdi iki taraf arasında bir ortaklık kurulacaksa baskısız, tehditsiz, müdahalesiz olması gerektiğini vurgulayarak, "Dolayısıyla hakikaten üzülüyoruz. Bunlar kabul edilemez tehditlerdir, baskılardır, buna kimse tahammül edemez" ifadelerini kullandı.

7. randevu, üç saat sürdü

Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde 1 Mayıs'tan önce çözüm bulunması amacıyla sürdürülen müzakerelerin 7'ncisi üç saat sürdü.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la ara bölgede yer alan görüşmesini tamamladıktan sonra saat 13.15'te Cumhurbaşkanlığı'na döndü.

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın gelişinden önce TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ardından da görüşmelerde cumhurbaşkanına eşlik eden TC Dışişleri Bakanlığı heyeti geldi.

Denktaş'tan 14.00 açıklaması

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la yaptığı 7. görüşmesinin ardından saat 14.10'da Cumhurbaşkanlığı'nda basına açıklama yaptı.

Denktaş, müzakerelerde Kıbrıs Türk tarafının üzerinde durduğu iki kesimlilikte Türkiye'nin de ısrar ettiğini belirterek, kurulacak ortaklık devletinin iki halktan kaynaklanan güçle meydana geldiğinin belirtilmesi, senato ve diğer konularda Türk-Rum ayrımının mutlaka yapılması gerektiğini söyledi.

1960 anlaşmalarında elde ettiklerini zannettikleri hakların 1963'te ortadan kaldırıldığını ve 40 yıldır havada kaldıklarını kaydeden Denktaş, "Aynı şeylerin olmasından korkuyoruz" dedi.

Türk tarafının bu isteğinin Rumlara bir zararı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak Rumların bunları Annan Planı dışındadır diyerek reddettiğini ve kendi bildiklerinde ısrar ettiklerini ifade etti.

Belge değil, edebiyat

Rum tarafının önceki gün Annan Planı'ndaki değişiklik isteklerine yönelik verdiği belgenin kapsamlı belge değil, edebiyattan ibaret olduğunu söyleyen Denktaş, özellikle mal mülkle, toprakla ilgili konularda çok girift, planın çok dışında şeyler söylendiğini, bunları başbakan ve başbakan yardımcısıyla Ankara dönüşlerinde değerlendireceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların ilk bakışta olmaz dedikleri önerilerine yapıcı yaklaştıklarını ve karşı öneriler getirdiklerini de bildirdi.

İki kesimlilik

Dünkü görüşmede yine iki kesimliliğin güçlenmesinin ele alındığını ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye'nin de üzerinde ısrarla durduğu bir konu olduğunu vurguladı. İki kesimliliğin sözde kalmaması gerektiğini ifade eden Denktaş, "Gerçek iki kesimlilik iki halkın, iki ayrı yerde hükmedeceği, idare edeceği bir kesim olarak kalmalı. Bu konuyu yine tartışmak zorunluluğu hasıl oldu" dedi.

Denktaş, kurucu devlete hep devlet dediklerini ama halkın devlet olmadığını bilmesini isteyerek, şöyle devam etti:

Kurucu devlet ama hiçbir şey kurmaz

"Kurucu devlet ama hiçbir şey kurmaz. Biz bunun hiç olmazsa elle tutulur hale gelmesini istiyoruz. Daha az sayıda Rum'un gelmesini, bir kotaya göre gelmesini istiyoruz. En önemlisi senatoda her iki kurucu devletten 24 kişi gelecek diyor. Bizim devletin adı kurucu Türk devleti ama gelecek olanlar zaman içerisinde karma heyet olabilir çünkü bize gelip yerleşen Rumlara siyasi haklar verme mecburiyeti vardır. Büyük bir olaydır, bizim için temel bir sorundur. Senatoda ve yüksek mahkemede, benzeri makamlarda hep deyim 'kurucu devletten kaynaklanan birisinin gelmesi' diyor, Türk-Rum demiyor.

1960 anlaşmasında bunlar Türk-Rum diye tasnif edilmiştir. O zaman kimse 1960 anlaşması ırkçı bir anlaşmadır demedi ve değildi. Şimdi Türk-Rum dersek ırkçılık yapıyor oluyormuşuz. Onun için itiraz ediyorlar."

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bazı konularda 1960'ta da olduğu gibi ayrı çoğunlukla karar verilmesini istediklerini kaydederek, kendilerini korumak için bunların gerektiğini söyledi. Tepede karar verme konusunda etkin katılımları olması gerektiğini de ifade eden Denktaş, bunun nüfus karma yapılarak ortadan kaldırılmamasını istediklerini anlattı.

Üst devletin, iki kurucu devletten veya iki halktan kaynaklandığını, onların rızasıyla meydana geldiğini anlaşmaya koymak istediklerini, çünkü temelin bu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, "İki halkın anlaşmasıyla meydana gelecek bir netice olduğuna göre bunun kayda geçirilmesini istiyoruz" dedi ve bunun nedenini de şu ifadelerle açıkladı:

Aynı şeylerin olmasından korkuyoruz

"Çünkü 1960 da bir ortaklık anlaşmasıydı. Orada da bizim alt meclislerimiz vardı. Alt meclis değil tam cemaat meclisi denilen hükümetimiz vardı, cemaat işlerinde. Müşterek hükümette katılımımız vardı, etkindi, veto haklarımız vardı ama bunlar işlemez çalışmıyor deyip de bir tarafa itince 40 yıldır ne halde olduğumuzu görüyorsunuz.

Diyoruz ki bizim bu istediklerimiz, yani kurulacak ortaklık devletinin iki halktan kaynaklanan güçle meydana geldiğini ve senato ve diğer konularda Türk Rum ayrımının muhakkak yapılması gerektiğini vurguluyoruz çünkü 1960'ta elde ettiğimizi zannettiğimiz haklar, 1963'te ortadan kaldırıldı ve 40 yıldır havada bıraktınız bizi. Aynı şeylerin olmasından korkuyoruz ve bunların olmaması için, yapıldığı taktirde aynı sorunun meydana gelmemesi için dıştan bakanların bir kurucu devletin diğer kurucu devlete saldırdığının görülmesi ve dolayısıyla bir tanesinin diğerinin de hükümetiymiş gibi algılanmamasını istiyoruz. Bunlar bizim hakkımızdır ve size bir zararı yoktur diyoruz. Annan Planı'nda kurucu devletler Türk-Rum olacak dendiğine göre bunların sağlam, yıkılmaz olması, halkımıza güven vermesi, barışın daha erken kökleşmesine yardımcı olur, size de bir zararı yoktur diyoruz. Fakat plan dışıdır diyorlar ve bunları reddediyorlar, kendi bildiklerinde ısrar ediyorlar"

Rum tekliflerine yapıcı yaklaşıyoruz

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların getirdiği ve "ilk bakışta olmaz" dedikleri tekliflerine yapıcı bir yaklaştıklarını, karşı öneriler götürdüklerini kaydederek, onlardan da benzer davranış beklediklerini tekrar rica ettiklerini bildirdi ve "İnşallah yaparlar" dileğinde bulundu.

Denktaş, bir gazetecinin şu ana kadar Rum tarafının Türk tarafının önerilerine olumlu yaklaşım gösterdiği bir konu olup olmadığı sorusuna "Henüz öyle bir şey görmedik, inşallah görürüz" karşılığını verdi. Rum tarafının önerilerine olumlu yaklaşım getirilmesi konusunda örnek vermesi istenen Denktaş, Detaylara girsem siz de şaşıracaksınız ve hiç kimseyi ilgilendirmeyecek. Kuru detaylardır bunlar" dedi.

Rum tarafının önceki gün Annan Planı'ndaki değişiklik isteklerine yönelik verdiği belgeyle ilgili "İnceledik bunu, kapsamlı belge değilmiş meğer, bir edebiyattan ibarettir. Özellikle mal mülkle, toprakla ilgili konularda çok girift, planın çok dışında şeyler söylemektedirler. Bunları başbakan ve yardımcısı Ankara'dan geldikten sonra birlikte değerlendirdikten sonra sizlere gereken bilgiyi vereceğiz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dünkü görüşmede bu konuları konuşmadıklarını belirtti. Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın Ankara ziyaretinin nedeniyle ilgili soruya karşılık Denktaş, bazı konularda fikir teatisinde bulunma ihtiyacı duyulduğu için gittiklerini, perşembe günü de kendisinin gideceğini hatırlattı ve bunları doğal, normal temaslar diye niteledi.

Rumların mal-mülk konusundaki yaklaşımlarının Türk tarafından çok mu farklı olduğunu soran gazeteciyi yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları dile getirdi:

Boşaltılacak toprakları BM idaresine vermemizi istiyorlar

"Bir kere her şeyi Annan Planı'nın haritaları üzerine bina etmişlerdir. Onlar üzerinde fikir yürütüyorlar. İstedikleri şu: Plana göre Rumlara bırakılacak topraklar, oraları boşaltılıncaya kadar 3 senedir zannedersem ve biz diyoruz ki boşaltılacak insanların rehabilitasyon programları uygulanıncaya kadar olsun, daha bu konuları konuşmadık Rumlarla ama yaklaşımımız rehabilitasyon konusu halledilmedikçe biz insanlarımızı tedirgin edemeyiz, buna kimsenin hakkı yoktur- toprak yine bizde kalacaktı ve boşaltma ameliyesi yürüyecekti. Onların istediği anlaşma olduğu gün kendilerine bırakılacak topraklar derhal BM idaresine verilsin. 'Ansızdan vazgeçerler bize vermekten kavga çıkar, onun için BM idaresine verilsin' diyor. Bu idarenin sivil bir idare ve hatta hükümet seviyesine çıkan bir şekilde yer almasını istiyorlar. Bunlar bizim için oldukça kabul edilmez şeylerdir, konuşacağız daha o noktaya gelmedik."

BM de hem "nalına hem mıhına"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM'nin tutumunun sorulması üzerine de BM'nin dün "her şey planın dışında olamaz, plana dayalı görüşülen ve tadil edilmek istenen şeyler tabiatıyla plan dahilindedir diyebiliriz. Ben bu konunun hakimi ve hakemi olmak istemiyorum ancak Türk tarafının da sunduğu bazı şeyler hakikaten büyük ölçüde değişikliktir" demek suretiyle hem nalına hem mıhına vurduğunu söyledi.

Dün sadece iki kesimlilik üzerinde yoğunlaştıklarını yineleyen Denktaş, Rumların kendilerine göre tefsirler yaptıklarını belirtti. Müzakerelerin devam ettiğini, Rumlara da kendilerine de hem ilgili diplomatlardan ve anavatanlardan telkinler geldiğini söyleyen Denktaş, "Sabırla soğukkanlılıkla yürüyelim bakalım nereye varacağız" dedi.

Denktaş, bugün toprak konusuna girilmeyeceğini, daha başka işleri olduğunu kaydetti. Bir soru üzerine "Ankara'dan telkinler gelir demedim, gelmesi doğaldır dedim" açıklaması yapan Denktaş, müzakerelere bugün saat 10.00'da devam edileceğini de sözlerine ekledi.

Papadopulos: Görüşme hiç verimli değildi

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos da, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde dün 7'ncisi gerçekleştirilen görüşmenin hiç de verimli olmadığını söyledi

Rum radyosunun haberine göre müzakerelerin yapılmakta olduğu Lefkoşa Uluslararası Havaalanı'ndan Rum Başkanlık Köşkü'ne dönüşünde konuşan Papadopulos, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la dün yaptığı görüşmenin hiç verimli olmadığını, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın; iki devlet ve iki egemenlikle ilgili eski vizyonunu yeniden gündeme getirdiğini söyledi ve "Tabii ki Rum tarafından gereken yanıtı aldı" dedi.

KIBRIS 03/03/2004

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: Kıbrıs'taki görüşmelerde bardağın dolu tarafına bakıyoruz

YAPICI DAVRANMALIYIZ... Erdoğan: Kıbrıs'taki görüşmelerde bardağın dolu tarafına bakıyoruz, herkesi kızdırarak, küstürerek, düşman kazanarak bir yere varmak mümkün değil. Uzun vadede bize ne kazandırırı düşünmemiz lazım. Olumsuz davranamayız, olumlu, yapıcı davranmamız, bu işi çözüme kavuşturmamız lazım

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'taki görüşmelerde bardağın dolu tarafına baktıklarını belirterek, herkesi kızdırarak, küstürerek, düşman kazanarak bir yere varmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'nin menfaatlerinin bir kenara itilmesi halinde tavır koyacaklarını söyledi.

Erdoğan önceki gece, Kanal 7'de yayınlanan "İskele Sancak" programında Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtladı.

Kıbrıs'a yönelik soruları da yanıtlayan Erdoğan, Kıbrıs'taki görüşmelerde bardağın dolu tarafına baktıklarını, herkesi kızdırarak, küstürerek, düşman kazanarak bir yere varmanın mümkün olmadığını dile getirdi.

KKTC'nin menfaatleri bir kenara itiliyorsa, o zaman tavırlarını koyacaklarını ifade eden Erdoğan, 1974'teki heyecanı yaşayarak geldiklerini anlattı. Erdoğan, "30 yıl geçti, ortada bırakamayız. Uzun vadede bize ne kazandırırı düşünmemiz lazım. Olumsuz davranamayız, olumlu, yapıcı davranmamız, bu işi çözüme kavuşturmamız lazım" diye konuştu.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın perşembe günü Türkiye'ye gideceğini belirterek Rauf Denktaş'tan gelişmeleri dinleyeceğini kaydetti.

KIBRIS 03/03/2004

Halkımdan referandumda "hayır" demesini isteyeceğim

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs müzakerelerine Türkiye'nin ricası üzerine gittiğini kaydederek, Annan Planı'na inanmadığını söyledi:

Halkımdan referandumda "hayır" demesini isteyeceğim

1 MAYIS'A KADAR BİTMEZ... Kıbrıs müzakerelerinin 1 Mayıs'a kadar bitmeyebileceğini öne süren Denktaş, " '1 Mayıs'a kadar bu iş biter' diyenlere şaşıyorum" dedi. Türkiye'nin, kendileri kadar zorluğu bilmediği için, sağa sola, "1 Mayıs'a kadar bu iş biter sözü verdiğini" kaydeden Denktaş, bunun beklentileri artıracağını ve kendilerini büyük tavize zorlayacağını iddia etti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nda istenen değişikliği yapamazsa, halkından referandumda "hayır" demesini isteyeceğini belirten Denktaş, Annan Planı'na inanmadığını ve planın ne denli zararlı olduğunu bilen bir kişi olduğunu iddia etti.

Kıbrıs müzakerelerine Türkiye'nin ricası üzerine gittiğini kaydeden ve Kıbrıs müzakerelerinin 1 Mayıs'a kadar bitmeyebileceğini öne süren Denktaş, " '1 Mayıs'a kadar bu iş biter' diyenlere şaşıyorum" dedi.

Denktaş, Bayrak Televizyonu'nda yayınlanan Akis programında, 1 Mayıs'a kadar anlaşma sağlanmaması halinde AB kapısının kapanmayacağını ifade ederek, "Yeter ki biz sağlam duralım" diye konuştu.

"Türkiye'yle birlikte iyi niyetle, işin halledilmesi için uğraştıklarını" anlatan Denktaş, Türkiye'nin, kendileri kadar zorluğu bilmediği için, sağa sola, "1 Mayıs'a kadar bu iş biter sözü verdiğini" kaydetti. Denktaş, bunun beklentileri artıracağını ve kendilerini büyük tavize zorlayacağını savundu.

Müzakere masasında Türkiye'yle birlikte hazırlanan "olmazsa olmazları" savunduklarını kaydeden Denktaş, "Kıbrıs'ta yaşamayacak olan başkalarının hazırladığı bir planı masada bulduklarını ve planın görüşülmesi için büyük baskı olduğunu" söyledi.

Denktaş, AB'ye girmenin rahatlığı içinde olan Rumların, Türk tarafının egemenliğini ve iki kesimliliği tanıması gerektiğini kaydetti.

Müzakere masasında meydana gelenlere de değinen Denktaş, görüşmelerde hava elektriklenince gergin havayı dağıtmak için zaman zaman eski görüşmelerden anılarını anlattığını aktardı ve "Havayı yumuşak tutmak görevimiz'" dedi.

Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın görüşmelerdeki tutumundan gayet memnun olduğunu belirten Rauf Denktaş, bazılarının, kendisinin "ak" dediğine Talat'ın "kara" demesi beklentisi içinde olduğunu söyledi.

Denktaş, bir soru üzerine, perşembe günü gideceği Ankara'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmede, gelinen durumu ve zorlukları anlatacağını belirterek, "Gitmekte olduğumuz yerleri görüşeceğiz" dedi.

Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın ziyaretiyle ilgili bir soruya karşılık da ziyaretin, Annan'ın konuya ilgisini gösterdiğini söyledi. Denktaş, "(Aman son fırsattır, acele edin) mesajıyla gelmiş olabilir" diye konuştu.

"Görüşmelere Türkiye'nin ricasıyla girdim'"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisinin Annan Planı'na inanmayan ve planın ne denli zararlı olduğunu bilen bir kişi olduğunu belirterek, "Kıbrıs müzakerelerine Türkiye'nin ricası üzerine girdiğini" açıkladı.

Mete Tümerkan'ın sorularını yanıtlayan Denktaş, " 'Siz bu sürece istemeden girdiniz, süreci bozmak için girdiniz, bozamayacağınız bir şey görürseniz bir şekilde çekilirsiniz' diye iddialar var. Böyle bir şey var mı" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Ben açık söyledim. Ben Annan Planı'nı kabul etmeyen insanım. Annan Planı'nın ne denli zararlı olduğunu bilen insanım, Annan Planı'nı olduğu şekliyle 'Kabul et' diyecek insan değilim. Ama Türkiye bize dedi ki; 'Bizim olmazsa olmazlarımızı biliyorsunuz, bunları Annan Planı'na koymak mümkündür. Biz bunun desteğini aldık' kabilinden sözler söylemiştir. Biz de o görevi yapmak için Annan Planı'nı halkımızı ezmeyecek, halkımıza yararlı olacak, Kıbrıs'ı uzlaşmaya getirecek, Avrupa Birliği kapısını açacak bir duruma getirebilir miyiz diye girdik. Getirmemek için değil, getirebilmek için girdik ve samimiyetle çalışıyoruz."

Annan Planı'nda istediği değişiklikleri yapabilirse bunu halka söyleyeceğini, istenen değişikliklerin olmaması halinde de özür dileyip plandaki tehlikelerin devam ettiğini anlatacağını kaydeden Denktaş, bu durumda bir vatandaş olarak Annan Planı'na oy vermeyeceğini belirtti.

Denktaş, "Onun için, 'Yıkmak için gitti, yapmamak için gitti...' Bunlar manasız şeyler. Yapmamak isteseydim, girmezdim bu işe. Yapabilir miyim diye girdim, yapılacak bir iş vardır diye girdim ve Türkiye'nin de ricası üzerine girdim. 'Aman gir' dedikleri için girdim" dedi.

"Açıklamalarım, 'hayır' kampanyası değil"

Her gün görüşmelerin ardından yaptığı açıklamaların "referanduma yönelik 'hayır' kampanyası" olarak nitelendiğinin anımsatılması üzerine Denktaş, şimdiye kadar alkışlandığı veya küfredildiği için yolunu değiştirmediğini belirterek, yaptığı açıklamanın "referanduma 'hayır' kampanyası olmadığını" kaydetti.

Annan Planı'nda istenen değişikliği yapamazsa, halkından referandumda "hayır" demesini isteyeceğini bildiren Denktaş, "Çünkü olduğu şekliyle Annan Planı, bizi kısa bir zaman içerisinde ortadan kaldıracak. Rum'un azınlığı yapıp perişan edecek bir plandır" dedi.

Görüşmelere, Türkiye "Annan Planı görüşülebilir, değişmesi lazımdır" dedikten sonra katıldığını anlatan Denktaş, "Eğer ben görüşmelere katılmasaydım, o zaman yine 'Türk tarafı masadan kaçtı' diye damga yiyecektik. İkincisi, görüşmelere katılacak olan kim olursa olsun, nereye götüreceğini de bilemezdik, ben de bilemezdim, halk da bilemezdi" diye konuştu.

Denktaş, Ankara'da yapılan görüşmelerde "olmazsa olmazların plana sokulması konusunda mutabık kaldıktan sonra New York'a gittiklerini" belirtti.

"Herkes susturmaya çalışıyor"

Karşılarında "Annan Planı vardır, Annan Planı değişmez" diyen bir dünya olduğunu, direnişleri karşısında "değişebilir" denmeye başlandığını kaydeden Denktaş, Türkiye'de "değişebilir ve görüşülebilir" dedikten sonra, görevlerini yapmaktan başka çareleri olmadığını söyledi.

Denktaş, görevlerinin, kendilerinin ve Türkiye'nin istediği değişiklikleri Annan Planı'nın içine koymak olduğuna, görüşmelerde bugüne kadar bunun yapılamadığına işaret ederek, mücadeleyi esneklikle sürdürdüklerini, Rumların da aynı esnekliği göstermesi gerektiğini belirtti.

Görüşmelerle ilgili açıklama yaptığı için eleştirilmesine tepki gösteren Denktaş, Rum basınının görüşmeleri tüm detaylarına kadar yazdığına dikkati çekerek, "Ama ben bu işi erkekçe yapıyorum diye, halka verdiğim bir sözü tutuyorum diye ben göze batıyorum. Herkes susturmaya çalışıyor. Mümkün değil" diye konuştu.

KIBRIS 03/03/2004

Denktaş çekiliyor mu?

SABAH gazetesinden arayan Dış Haberler Muhabiri meslektaşım soruyor, “Cumhurbaşkanı Denktaş’ın müzakerelerden çekilmesi konuşuluyor mu orada?”

Bu yönde ‘temennilerin’ olabileceğini söylüyorum ama ‘konuşulmadığını’ da ekliyorum hemen ardından...
“Peki, Ankara ziyareti sonrasında çekilmesi mümkün olabilir mi?” diye geliyor bu kez soru...

Nereden bileyim!..

Ama Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “çekilebileceğini” düşünemem asla!..

Çekilecek olsa bin defa çekilirdi şimdiye kadar!..

En azından New York’ta çekilirdi, “ölümdür” dediği Annan Planı’nı görüşmeyi kabul ettiği zaman...

***
Türkiye’de “Denktaş destekli” bir “iç siyaset şovu” için olağanüstü hazırlık var!..

Aslında tribünlere oynama hedefindekiler ‘Kıbrıs’ı kullanarak, Türkiye’de kaybettikleri itibarlarını geri almaya’ çalışıyorlar.

Yerlerde gezinen oy oranlarını biraz harekete geçirmek için de ‘Dayan Denktaş-Uyan Türkiye’ diyorlar!...

“En Türk” olduklarını, “En Milliyetçi” olduklarını göstermeye çalışıyorlar...

Ve bu ‘şovu’ finale taşımak için de Rauf Denktaş’ı çağırıyorlar Ankara’ya!..

***
Bu şovun baş mimarı, “vatandaşımız” Sinan Aygün!..

Ankara Ticaret Odası’nın da başkanı!..

Diyor ki, “En az Talat kadar KKTC vatandaşıyım”

Ve sonra da ekliyor:

“Talat, benim vatandaşlığımla uğraşacağına, Kıbrıs Türkü’nün kimliğine sahip çıksın!”

Tam da bu sayın Aygün...

Sizin ‘kağıt üzerinde yazılı olmaktan’ başka hiçbir önem taşımayan ve Kıbrıslı Türklerin ‘vicdanlarına giremeyen’ yurttaşlığınız, Kıbrıslı Türk kimliğine sahip çıkmak adına önemli...

Yoksa, daha başka ne öneminiz olacak ki!..

***
Bu ‘şov’ öncesinde yaşanan gelişmeler oldukça ilginç...

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Ankara ziyareti ‘çarşamba’ günüydü....

Ancak, Amerika’nın Kıbrıs Temsilcisi Weston da aynı gün Ankara’yı ziyaret edince, ‘apar topar’ Denktaş’ın konferansı ‘Perşembe’ye alındı...

Ve dahası...

Cumhurbaşkanı Denktaş dışındaki “görüşmeci heyeti”, yani Başbakan Talat ile yardımcısı, ani bir gelişmeyle bugün Ankara’ya çağrıldı...

***
Gelişmeler böyle!..

Rauf Raif Denktaş’ın her görüşme sonrasındaki ‘hezeyanları’ da artarak sürmekte...

Anlayacağınız birileri yine “görüşme süreci kopsun” diye “gerginlik” peşinde!..

Sinan Aygün Bey’in kaybedeceği ne var ki!..

Oysa, geleceğini Avrupa’da görenler ve çocuklarına aydınlık bir Kıbrıs’ı armağan etmekte yeminli onbinler, biraz da yorgun bakışlar arasında izliyor tüm bu ‘gerilim’ dolu filmi...
Ve anlaşılan o ki, yine ‘Ankara’ da açılmaya çalışılıyor, ‘çözüme mahkum’ Kıbrıs’ın düğümü...

***
Acaba, “Denktaş müzakerelerden çekilecek mi?” sorusunu ciddiye mi alsak!..
Ne dersiniz...

Cenk Mutluyakalı YENIDUZEN 02/03/2003

Denktaş: Sonuna kadar masadayım

Kıbrıs’ta liderler çözüme yönelik görüşmeler için 9’uncu kez bir araya geldi. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, müzakerelerden çekileceği yönündeki haberleri yalanlayarak, sonuna kadar görüşme masasında olacağını söyledi. Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

4 Mart 2004 — Denktaş bugünkü görüşmede, tarafların daha önce sunduğu belgelerle ilgili görüş teatisinde bulunduklarını bildirdi. Yeni belgelerin de sunulacağını kaydeden Denktaş, müzakere sürecinin uzatılması gerektiğini belirtti.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri, Lefkoşa ara bölgedeki Konferans Merkezi’nde bir araya geldi.

‘YENİ BELGELE
R SUNULACAK’
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara ziyareti nedeniyle görüşmeden erken ayrıldı. Denktaş bugün tarafların daha önce sundukları değişiklik belgeleriyle ilgili görüş teatisinde bulunduklarını söyledi. Rauf Denktaş, yarın yeni belgelerin sunulacağını da bildirdi.

‘GÖRÜŞME SÜRECİ UZATILMALI’
KKTC Cumhurbaşkanı, müzakerelerden çekileceği yönündeki haberleri de yalanladı ve sonuna kadar görüşme masasında olacağını belirtti. Annan Planı’nda istedikleri değişikleri yapmak için daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu kaydeden Denktaş, müzakere sürecinin uzatılması gerektiğini vurguladı.
Denktaş’ın, Ankara’da Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le de görüşmesi bekleniyor. Görüşmelerde Kıbrıs müzakerelerinde gelinen nokta ele alın
acak.

DE SOTO ANKARA’YA GELİYOR
Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun yarın Dışişleri Bakanlığı’nda temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geleceği öğrenildi. De Soto, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşamayla ilgili danışmalarda bulunacak. De Soto’nun önümüzdeki günlerde Atina’ya da aynı çerçevede bir ziyarette bulunacağı, ancak bu ziyaretin kesin tarihinin henüz belli olmadığı belirtildi. Öte yandan, BM Genel Sekre
teri’nin Siyasi İşler Yardımcısı Sir Kieran Prendergast temaslarını tamamlayarak, bu sabah Ada’dan ayrıldı.

ABD’den Kıbrıs’a maddi yardım

ABD yönetimi, eski başkanlardan Ronald Reagan döneminde Kıbrıs için ayrılan, fakat Ada’da anlaşmaya varılamadığı için verilmeyen 250 milyon dolarlık yardımın yeniden canlandırılması konusunda çalışma başlattı.

Washington
AA

4 Mart 2004— Washington’daki Avrupa Komisyonu delegasyonundan Jonathan Davidson da, çözüm olması durumunda AB’nin, Kuzey Kıbrıs’a 2004-2006 döneminde 259 milyon euroluk bir yardım planladığını söylemişti.

ABD Temsilciler Meclisi’nde, 1984 yılında Kıbrıs’a ayrılan 250 milyon dolarlık “Barış ve Yeniden Yapılandırma” yardımının 2004 yılında aktarılması konusu ele alındı.
Cumhuriyetçi Parti milletvekillerinden Mark Kirk, Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’nda, bu yardımın canlandırılması ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2004 yılı bütçesinde yer verilmesi yönünde bir konuşma yaptı. Kirk, ABD’nin Kıbrıs’ta barış çabal
arını çok uzun zamandır desteklediğini belirterek, şimdi Kıbrıslılar’a, anlaşmayı uygulamada karşılaşacakları zorluklarla başa çıkabilmeleri için yardım edilmesi gerektiğini söyledi. Kirk’ün önerisinin, ABD yönetiminden de destek gördüğü belirtiliyor.

BAĞIŞ İÇİN KONFERANS NİSAN’DA
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston da, ABD’nin Kıbrıs’ta “cömert bir yardıma” hazır olduğunu ifade etmişti. Öte yandan, Kıbrıs’ta anlaşma olduğu takdirde, referandumlardan önce uluslararası bağış konferansı düzenlenmesi de öngörülüyor.
Washington’daki kaynaklar, 10-15 Nisan 2004 tarihleri civarında düzenlenmesi beklenen bağış konferansının, Washington veya Brüksel’de gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdiler. Aynı kaynaklar, ABD yardımı ve uluslarara
sı bağış konferansından elde edilecek paranın büyük kısmının Kıbrıs’ın kuzeyine verilmesinin beklendiğini ifade ettiler.
Washington’daki Avrupa Komisyonu delegasyonundan Jonathan Davidson da, çözüm olması durumunda AB’nin, Kuzey Kıbrıs’a 2004-2006 dönemind
e 259 milyon euroluk bir yardım planladığını söylemişti.

Herald Tribune'ne göre Erdoğan Kıbrıs'ta yeni jestler planlıyor


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs'ta bir anlaşmanın karşılığında toprak önereceğini söyledi. İnternational Herald Tribune'ne göre, Başbakan Erdoğan, yabancı basın mensuplarıyla yaptığı söyleşide "Yapmayı planladığımız başka jestler var ve Türkiye bunun için hazırdır" dedi.
İHT'nin, Ankara kaynaklı Thomas Fuller imzalı haberine göre, Başbakan Erdoğan, söyleşi sırasında Kıbrıslı Türklerin ellerindeki toprağın bir kısmının bir anlaşma çerçevesinde verebileceğini belirterek "Yapmayı planladığımız başka jestler var ve Türkiye bunun için hazırdır" dedi. Buna karşın, söz konusu jestlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermeyen Erdoğan,
Türkiye'nin yapacağı toprak önerisinin ne kadar toprağı kapsayacağını, önerinin ne zaman yapılacağını belirtmedi.
Ancak gazete, Erdoğan'ın yardımcılarının Türk tarafının BM planında verilmesi öngörülen beşte bir oranındaki topraktan fazlasını vereceğini s
öylediklerini kaydetti.
Erdoğan'ın yardımcıları, Türk tarafının, sağlayacağı toprağın karşısında Rumların Kuzey Kıbrıs'a dönecek olan Rumlara ilişkin taleplerinde indirim yapması gerekeceğini söylediler.
Söyleşi sırasında Türkiye'nin AB üyeliğinin birliği
güçlendireceğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin birliğe alınmasının, AB'nin dünyada ve özellikle İslam dünyasındaki imajını değiştireceğini, AB'nin artık bir hıristiyan klübü olarak değerlendirilmeyeceğini ifade etti.

RET YANITI TÜRKİYE'NİN KALBİNİ KIRAR


AB'den bir ret yanıtının ise, Türkiye'nin kalbini kıracağını ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin müzakereleri başlatmaya hazır olduğunu belirterek geçmişte katılım sürecini başlatan ülkelerin reformlar ve uygulaması konusunda Türkiye'nin bugünkü düzeyinde ol
madığına dikkat çekti.
Tayyip Erdoğan, ABD'nin İnsan Hakları Raporu'ndaki eleştirilerin sorulması üzerine Türkiye'nin işkence konusunda "sıfır tolerans"ı olduğunu belirterek "Kendime soruyorum. Bu raporların yazıldığı ülkelerde işkenceye sıfır tolerans var
mı?" diye konuştu.
MILLIYET 04/03/2004

 

Papadopulos: "Türk tarafı ek belge verdi"


Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papodopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, bugünkü görüşmede, Rum tarafına devredilecek toprakların statüsü konusundaki önerilerini neden kabul etmedeğini izah eden ek belge sunduğunu söyledi.
Papadopulos, bugünkü görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, geçiş dönenimi müzakere etmeye başladıklarını ifade ederek, Rum tarafının bu konuda bütünsel bir plan sunduğunu kaydetti.
Papadopulos
, bugünkü görüşmeye, BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın katılmadığını, Prendergast'ın saat 09.00'da New York'a hareket ettiğini belirtti.
Rum lider, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, ''referandumda Kıbrıslı Rumların 'hayır' deme
leri durumunda, sadece Güney Kıbrıs'ın AB'ye gireceğine'' ilişkin sözlerine de tepki gösterdi ve ''Kıbrıs''ın üyeliği konusunda AB'nin resmi kararlarının olduğunu söyledi.
MILLIYET 04/03/2004

Rum yönetimi: "Çözüm, 15.6 milyar Kıbrıs lirası istiyor"


Kıbrıs Rum yönetimi Planlama Dairesi, yaptığı bir araştırmada, Annan planı temelinde Kıbrıs sorununun çözümü maliyetinin toplam 15,6 milyar Kıbrıs Lirası'na (KL) (1 KL = 2 milyon 780 bin TL) mal olacağını hesapladı. Araştırmaya göre, bu rakama her yıl, ortak devletin memurlarının maaşı için 620 milyon KL eklenecek.
Simerini gazetesi, araştırmanın Rum Maliye Bakanlığı'nın elinde olduğunu, yeni başkanlık sarayı ve bakanlıkların inşası için 95 milyon KL gerektiğini yazdı.
Habere göre, raporda belirtilen harcamalar
özetle şöyle:
-Kapalı Maraş bölgesi için (1,2 milyar KL)
-Kıbrıs Rum tarafına iade edilecek ve Rum kurucu devletine ait olacak bölgeler için (467,5 milyon + Karpaz için 45,5 milyon KL)
-Kıbrıs Türk kurucu devleti için (852,5 milyon)
-Kıbrıslı Türklerin ye
niden yerleştirilmesi ve çözümden etkilenecek ''yerleşiklerin'' (Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının) ülkelerine gönderilmesi ve Kıbrıs Türk kurucu devletine Kıbrıslı Rumların yerleştirilmesi için (1,3 milyar KL)
-Tazminatlar için (11,5 milyar KL)
-(Tüm Kıbrıs'ın) Diğer inşaat işleri için (375,5 milyon KL)
-Kıbrıs Türk kurucu devletinde kalacak bölgelerin geliştirilmesi için (200 milyon KL).
Haberde ayrıca, merkezi hükümetin maaşlarının toplam 120 milyon KL civarında olacağı ve merkezi hükümette 3 bin 500'
ü Kıbrıslı Rum ve 2 bin 500'ü Kıbrıslı Türk 6 bin devlet memur çalıştırılmasının öngörüldüğü, bir memurun yıllık ortalama maaşının ise 20 bin KL olacağının hesaplandığı kaydedildi.

HESAPLAMAYA TEPKİ
Rum Bilim Adamları ve Teknisyenler Odası (ETEK) Başkanı Themos Dimitriu ise habere tepki göstererek, ''80 bin kişinin yeniden yerleşmesi ve çalışma alanları ile onlara hizmet edecek altyapının inşası için en fazla 1-2 milyar KL'ye ihtiyaç duyarız'' dedi.
Dimitriu, ''Kıbrıs sorununun çözümünün maliyetini, bu mal
iyetle hiç ilgisi olmayan hayalimizdeki golf sahaları, marinalar ve diğer lüks tesisatlarla yeniden inşa edilmiş bir Kıbrıs'a dönüştürdük. Çözümden sonra bize iade edilecek bölgelerin yeniden inşasının bize ne kadara mal olacağı konusunun başka, rüyaların başka şey olduğunu anlamamız gerekir'' diye konuştu.
Dimitriu, ''ETEK'in araştırmalarına göre, yeniden inşa etmenin 2 milyar KL'den fazlaya mal olmaması gerektiğini'' belirterek, ''bir düzeye ulaşılmasının ardından yeni iş alanları açılacağını, yatırımlar
yapılacağını ve işin kendi kendini finanse edeceğini'' kaydetti.
Alithia gazetesi, Rum hükümet yetkililerinin bu yolla, çözümün maliyetinin aşılamaz olduğu mesajını vererek, halkı Annan planı konusunda olumsuz etkilemeye çalıştığını yazdı.
MILLIYET 04/03/2
004

Denktaş: Kıbrıs'ı Girit yapmamak için elimizden geleni yapıyoruz


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'ı Girit yapmamak için ellerinden geleni yaptıklarını, Kıbrıs'ın Türkiye ile Yunanistan arasında bir barış köprüsü olmasını istediklerini söyledi.
Konferans vermek ve temaslarda bulunmak üzere, özel bir uçakla Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara'ya gidişiyle ilgili bazı şaibeler ortaya atıldığını, bunların doğru olmadığını, Ankara Ticaret Odası'nın daveti üzerine Kıbrıs konusundaki son du
rumu anlatmak için Ankara'ya gittiğini kaydetti.
Ankara ziyareti sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini, uygun olması halinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile de bir araya geleceğini ifade eden Denktaş, Kıbrıs konusunda Anadolu halkın
da, ''Kıbrıs gidiyor mu, Kıbrıs Girit mi oluyor?'' diye git gide artan büyük bir heyecan olduğunu dile getirdi.
Denktaş, müzakerelerden çekileceği yönündeki iddiaların da doğru olmadığının belirtti.
Anadolu'dan her gün yüzlerce destek mektupları ve e-mail'
ler aldığını anlatan Denktaş, Annan planı hakkındaki görüşlerinin bilindiğini, Annan planını kabul edilebilir bir hale getirmeye çalıştıklarını söyledi.
Annan planını, Kıbrıs Türklerinin eşitliğini, haklarını, egemenliğini, Türkiye'nin garantörlüğünü ve ga
rantisini devam ettiren, göçmen halkı perişan etmeyecek, insani bir formül oluşturan bir şekle getirmeye çalıştıklarını belirten Denktaş, şöyle konuştu:
''Yoksa öngördükleri gibi, sanki biz insan değilmişiz gibi, kapılarımızı, her şeyimizi Rumlara açacağız
, hudutlarımız olmayacak, Türk askeri kısa bir süre içerisinde adadan çıkacak ve biz Rumlara sığınacağız. Aşağı yukarı bu anlama gelen bir durum vardır. Bunları değiştirmeye çalışıyoruz.'' Denktaş, Türkiye'nin daha önce kendilerine, ''Olmazsa olmazları Annan planının içine koymaya çalışıyoruz'' diye söylediğini anımsatarak, Türkiye'nin bu yönde çalıştığını kaydetti.
Denktaş, Türk ulusuna verecekleri yegane mesajın, ''Kıbrıs'ı Girit yapmamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz'' olduğunu ifade ederek, Tü
rk-Yunan dostluğuna önem verdiklerini, ancak Rum tarafında da aynı yaklaşımın olması ve 1963'ten 1974'e kadar Kıbrıs Türklerine yaptıklarını unutmaması gerektiğini söyledi.

ZAMAN UZATILMALI

Rumların Kıbrıs'ın meşru hükümeti olduğu iddiasından vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Denktaş, müzakerelere verilen zaman kısıtlamasının ''amansız bir tahdit olduğunu, süre uzatılmazsa birçok önemli konuya gereken ilgili ve dikkati veremeyeceklerini'' kaydetti.
Acele etmeden, soğukkanlılıkla mücadeleye devam edecek
lerini ifade eden Denktaş, içine girdikleri oldukça hassas ve önemli süreçten, Türk hükümetiyle birlikte çıkacaklarını belirtti.
Kıbrıs konusundaki görüşmelerin devam ettiğini, bugünkü görüşmede pek bir şey olmadığını ve bugüne kadar verilen belgeler hakkı
nda karşılıklı fikir teatisi yaptıklarını anlatan Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın kendisi ayrıldıktan sonra görüşmeye devam ettiğini söyledi.
Bugünkü görüşmede, konuşulanların özetini oluştur
an birkaç belge daha verdiklerini bildiren Denktaş, yeni bir durum olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, temaslarını tamamlamasının ardından akşam saatlerinde KKTC'ye dönecek. Denktaş'la birlikte, KKTC'de bulunan Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşle
r Müdürü Ertuğrul Apakan da Ankara'ya gitti.
MILLIYET 04/03/2004

Denktaş'a Ankara'da miting gibi karşılama


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın karşılanması Esenboğa Havaalanı'nı miting alanına dönüştürdü.
Denktaş'ın toplantılar ve görüşmelerde bulunmak üzere Ankara'ya ineceği saatten önce havaalanında coşkulu bir kalabalık toplandı. Esenboğa Havaalanı'nın önünde Denktaş'ı karşılamak üzere yüzlerce araçlık bir konvoy oluştu.
Denktaş'a destek vermek için havaalanına gelenler arasında DSP, SP, İP, BBP, Ülkü
Ocakları, Türk Metal-Sen üyeleri yer alırken TESK'ten 100 kadar ticari aracın da konvoya katılmak için havaalanına geldiği gözlendi.
Kalabalık, Denktaş'ın uçağının inişini "Dayan Denktaş Uyan Türkiye" sloganlarıyla beklemeye başladı.

ATO'DA MEHTERAN TAKIMLI KARŞILAMA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, konferans vermek üzere geldiği Ankara Ticaret Odası'nda (ATO), kalabalık bir grup tarafından karşılandı.
Denktaş, ATO'ya gelişinde binanın dışında bekleyen Kıbrıs gazileriyle el sıkışarak, kendisini karşılayanları selamladı.
Denktaş'ı karşılayanlar arasında, mehteran grubunun yanı sıra çeşitli partilerin temsilcileri ve partililer bulundu.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın gelişi sırasında ATO binasında çok sıkı güvenlik tedbirleri alınırken, çok sayıda güvenlik görevli
si de binanın içinde ve dışında görev aldı.
MILLIYET 04/03/2004

'Rumlar hayır derse AB'ye yalnız girerler'

İngiltere Dışişleri Bakanı, "Rumlar referandumda 'Hayır' derse AB'de Ada'nın tamamını temsil edemezler" dedi

İSTANBUL Milliyet


İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs'ta Türklerin referandumda evet, Rumların hayır demesi halinde de Rumların AB'ye gireceğini ancak Ada'nın tamamını temsil edemeyeceğini söyledi.
CNN Türk'te Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtlayan Straw, "Rumlar referandumda h
ayır derse, Türkler evet derse Rumlar yine de AB'ye tam üye olacaklar mı? Ada'nın tamamını temsil edecekler mi?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

Türkiye'ye övgü
"Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye girişi kararı zaten alındı. Dolayısıyla evet ya da hayır deseler de zaten alınacaklar. Eğer bölünmüş bir Ada olarak AB'ye girerlerse, bu sorunu çözmeyecek, bölünmüş Ada olma sorununu ortadan kaldırmayacak. Halihazırda kuşaklar boyu en iyi fırsatla karşı karşıyayız. Türklerin olumlu yaklaşımı bir şekilde takdir edilecek ama b
u takdir nasıl yansıyacak bunu bilemiyorum. Türkler cezalandırılmayacak. Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin evet demeleri için her türlü teşvik yapılacaktır. Eğer sadece Rum Kesimi girerse, o zaman sadece Rum Kesimi'ni temsil ediyor olacaklar. Çünkü şu anda Ada, bölünmüş durumda."
Bu arada Dişişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Straw yaptıkları görüşmede, Türkiye'nin AB üyelik başvurusunu, Kıbrıs ve Irak'taki gelişmeleri konuştu. İki bakan görüşmeden sonra Conrad Otel'de ortak basın toplantısı d
üzenlediler.
MILLIYET 04/03/2004

Türk bebeğin hayatını Rum doktorlar kurtardı

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


KIBRIS müzakereleri sürerken, KKTC'de yaşayan Türkiyeli Çiftçi ailesinin bebeği 7 aylık Oğuzcan, bir ay önce koma halinde getirildiği Güney'de Rum doktorların ellerinde yaşama döndü. Böbrek yetersizliği ile koma halinde Rum Kesimi'ndeki Makarios Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Türkiye'den göçmen Çiftçi ailesinin bebeği 21 gün yoğun bakım servisinde gördüğü tedavi ile sağlığına kavuştu. Daha önce iki Kıbrıslı Türk çocuğun tedavi gördüğü ve ilk kez Türkiye'den gelen göçmenin kabul edildiği Makarios Hastanesi'nin yoğun bakım servisine Çiftçi ailesinin bebeği sevk edildiğinde, Rum doktorların deyişiyle, hayatından fazla umut bulunmuyordu. 10 gün süreyle oksijen çadırında kalan bebeğin hayata dönmesi, Çiftçi ailesini sevince boğdu. Türk aile, 1000 dolarlık hastane masraflarını da peşin ödedi.
MILLIYET 04/03/2004

Ankara'dan ABD'ye Kıbrıs mesajı

'Siyasi irade masaya otursun'


UTKU ÇAKIRÖZER, ELÇİN ERGÜN Ankara


Kıbrıs'ta Türk ve Rum tarafları arasında yapılan görüşmelerin bitmesine 16 gün kala Ankara ileri bir adım daha attı. Türkiye, ABD'den, tarafların uzlaşamaması durumunda 22 - 29 Mart tarihleri arasında BM Genel Sekreteri Annan'ın gözetiminde yapılacak 4'lü zirvenin, Ankara ile Atina'nın siyasi iradelerinin gösterilmesi için başbakan ya da dışişleri bakanı seviyesinde yapılmasını istedi.
Kıbrıs'ta başladığı bölge turunu Atina'dan sonra geldiği Ankara'da tamamlayan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koord
inatörü Thomas Weston, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dış politika danışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu'yla yaptığı toplantılardan, Türkiye'nin çözüm yönündeki kararlılığı ve çabalarının samimiyetinden emin biçimde ayrıldı.
We
ston, gazetecilere de, "1 Mayıs'a kadar kalıcı ve adil bir çözüm bulunacağı konusunda özellikle Ankara'daki temaslarımdan çok cesaretlenerek bu turumu tamamladım" dedi.

Weston'a mesajlar:
• Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye 1 Mayıs'a kadar çözüm yönünde istekli ve kararlıdır. Türk tarafı 21 Mart'a kadar masada iyi niyetli biçimde yapıcı öneriler getirmeye devam edecek.
• İkili müzakerelerde 21 Mart'a kadar çözüm olmazsa Türkiye ve Yunanistan'ın da katılımıyla yapılacak 4'lü toplantıların sonuç vermesi için de
görüşmelerin siyasi irade sahibi olan başbakan ya da dışişleri bakanları seviyesinde yapılmasını istiyoruz. Bunu BM ve Yunanistan'a da ileteceğiz.
• Rum tarafı ise masaya yapıcı önerilerle gelmiyor. Amaçları müzakereleri kilitleyip 1 Mayıs sonrasına bırakm
ak. Onlara baskı yapın.
• Müzakerelerin 1 Mayıs'tan sonraya kalmasına kesinlikle karşıyız. Görüşmeler Rumların tutumu yüzünden çökerse kimin çözüm istediği, kimin istemediği mutlaka açıkça ortaya konmalıdır.
• İyi niyetli olan Türk tarafı bu tavrının karşı
lığını mutlaka görmelidir. Rumların tavrı nedeniyle çözümsüzlük sürer ve Rumlar AB'ye girerse, Türk tarafı üzerindeki ambargo kalkmalıdır. Bunun için BM ve AB ile görüşün

MILLIYET 04/03/2004

Ankara yolu, Rum Kesimi'nde bitti!

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman, Ankara'ya gelmek için bindiği uçak arızalanınca, Rum Kesimi'ne indi. Ancak heyet, Güney'den Türkiye'ye uçak bulamadı

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara


ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman'ın bugün Ankara'ya yapacağı ziyaret, ABD heyetini taşıyan uçakta meydana gelen arıza nedeniyle iptal edildi.
Zorunlu olarak Kıbrıs Rum Kesimi'ne inen heyeti, buradan Türkiye'ye direkt uçak olmadığı ve uçak bulunan KKTC'yi de tanımadıkları için Ankara'ya gelmekten vazgeçti.

Havada arızalandı
Grossman dün, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ve Kıbrıs konularında görüşmek için Ürdün'den Ankara'ya özel askeri bir uçakla hareket etti. Bir süre sonra havada arızalanan uçak, Kıbrıs Rum Kesimi'ne inmek zorunda kaldı. Türkiye'yle diploma
tik ilişkisi olmadığı için Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden Türkiye'ye direkt uçak bulamayan heyet, Yunanistan üzerinden Türkiye'ye gelinmesi senaryosundan da Ankara sonrasındaki Brüksel programını tehlikeye sokacağı için vazgeçti.

Ziyareti iptal edildi
Marc Grossman, KKTC'den THY ya da KTHY ile tarifeli uçakla gitme alternatifini ise ABD'nin KKTC'yi diplomatik olarak tanımaması nedeniyle değerlendirmedi.
Rum Kesimi'nden uçak kiralama ya da ABD'nin İncirlik'teki uçaklarından birinin adaya giderek heyeti alma
sı gibi alternatifleri de kullanmak istemeyen Grossman, Ankara ziyaretini iptal etti.
ABD heyetinin bugün Güney kıbrıs'tan Brüksel'e geçeceği bildirildi.
MILLIYET 04/03/2004

Kıbrıs'ta 'Evet' baskısı başladı

Britanya Dışişleri Bakanı: Referandumda Rumlar 'Hayır' derse, Kıbrıslı Türkler cezalandırılmaz. AB çözüm çabalarını takdir eder

04/03/2004 RADIKAL

AA - İSTANBUL - Britanya Dışişleri Bakonı Jack Straw, 20 Kasım'da Britanya Başkansolosluğu'na düzenlenen saldırıda hayatını yitirenler için düzenlenen anma toplantısına katılmak için geldiği İstanbul'da, Türkiye'nin
AB üyeliği için umut verici açıklamalarda bulunurken Kıbrıs'ta çözüme ulaşılmazsa Rum tarafının AB'ye sadece adanın güneyini temsilen gireceğini söyledi.
CNN Türk'te yayımlanan Manşet programı
nda Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtlayan Straw, Rum tarafının Kıbrıs'ta anlaşma olmazsa adanın tamamını temsilen AB'ye gireceği görüşüne karşın garantör ülke olarak Britanya'nın bakış acısını ortaya koydu. Straw, "Rumlar referandumda 'Hayır' derse o zaman sadece adanın güneyini temsilen AB'ye girer" ifadesini kullandı.
Birand'ın "Referandumda Türkler 'Evet' Rumlar 'Hayır' derse, Rumlar AB'ye tam üye mi olacak? Tüm adayı temsilen mi, yani tamamen mi üye olacaklar, yoksa adanın güneyi mi AB üyesi olaca
k? Sizin kararınızı değil, mantıken ne olacağını soruyorum" diye ifade ettiği soruya Straw, "Şimdi tabii ki AB'ye üye olan Kıbrıs'ın Rum kesimi ise o zaman onlar sadece Kıbrıs'ın Rum kesimini temsil ediyor olacaklar, çünkü şu an fiilen ada bölünmüş durumda" karşılığını verdi.

AB için açık destek
Britanyalı Bakan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Conrad Oteli'nde bir çalışma yemeğinde buluştuktan sonra düzenledikleri ortak basın toplantısında ise AB, Kıbrıs, Irak ve terör konusunu görüştüklerini açıkladı. Straw, Türkiye'nin AB üyeliğine çok sıcak baktıklarını dile getirerek, "Bu süreci destekliyoruz. Kopenhag Kriterleri'ni gayet iyi yerine getirdiğinizi düşünüyoruz ve umuyoruz ki 2004'ün sonuna kadar müzakere tarihi alabileceksiniz. Türkiye'nin AB'ye katıl
ması, kesinlikle AB'nin çıkarınadır" dedi. Gazetecilerin 'AB üyesi ülkeler, Türkiye'nin üyeliğini Britanya kadar desteklemiyor. Türkiye'yi AB'de görmek istemeyenlere karşı argümanınız nedir?' sorusuna Straw, "Aslında Türkiye'ye
karşı çok az argüman duyuyo
rum. Sonuçta AB, Türkiye'ye bir müzakere tarihi verileceği konusunda bir karara vardı. Nasıl ki 30 yıl önce Britanya'nın AB üyeliğine başvurma hakkı vardı, Avrupa ülkesi olarak Türkiye'nin de hakkı var" ifadeleriyle yanıt verdi.

'AB sizden daha geride'
Britanya Dışişleri Bakanı, Türkiye'deki reformlara değinirken de, "Yakında AB üyesi olacak 10 ülkedeki siyasi kurumların durumunun Türkiye'dekinden ne kadar daha geride olduğunun her zaman altını çiziyorum" dedi. Straw, kendisine 'Bay Gül'ün hükümetinin bir İslam hükümeti olduğu' söylendiğinde,
"Britanya'daki kilise de bir devlet kilisesidir. Britanya Başpiskoposu Papa'ya değil, Kraliçe'ye bağlılık yemini yapar. Sanıyorum argümanlarımız bu konuda oldukça kuvvetli" cevabını verdiğini aktardı.
Kıbrıs sorunu
konusunda da Ankara'nın adada yürütülen müzakerelerdeki tutumunu öven Straw, 'Kıbrıs'ta varılacak olumlu ya da olumsuz bir sonuç, Türkiye'nin AB sürecini nasıl etkiler?' sorusuna şu yanıtı verdi:
"Türkiye, Kıbrıs'ta yürütülen müzakerelerde takındığı oluml
u tavrını sürdürecek olursa, o zaman sonuç ne olursa olsun Türkiye her halükârda bu tavrından dolayı sadece takdir görecektir."


Weston'a uyarılar

BM, Annan Planı'nı yenileyebilir. Ankara, Weston'ı uyardı: O sözler tarafların moralini bozar

04/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Kıbrıs ve Atina temasları sonrası Ankara'ya gelen ABD Dışişleri'nin Özel Koordinatörü Thomas Weston, dün ABD Büyükelçisi Eric Edelman eşliğinde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dış politika danışmanı Büyükelçi Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le görüştü.
Üç saatlik mesaide Weston'a "Referandumda hayır diyen bedelini öder" sözü hatırlatılıp, "Kıbrıs'ta hassas bir dönemden geçiliyor. Konuşmalarınıza dikkat edin. Bu sözler tarafları demoralize etmekten öteye geçmez" uyarısı
yapıldı. ABD'li yetkili, kendini, "Yanlış anlamayın. Amacım süreci hareketlendirmekti" diye savundu.
Kıbrıs'ta çözüm 1 Mayıs'tan sonraya kalırsa 'çok ciddi' sıkıntı yaşanacağını belirten Ankara, garantör ülkelerin katılımıyla yapılacak dörtlü görüşmeleri
n sürati için ABD'nin baskısını istedi. Dörtlü süreçte siyasi sorumlu makamların çalışmasını isteyen Ankara, Weston'a "Umarız Atina çabuk karar verir, başbakan ya da dışişleri bakanını gönderir" mesajı verdi. Weston da, "1 Mayıs'ta çözüm için Ankara'da yapıcı atmosfer gördüm. Ankara beni çözüm konusunda daha çok cesaretlendirdi" karşılığını verdi.
Ankara, "Sizden Rumları teşvik edici açıklama bekliyoruz. 1 Mayıs'tan önce masadan kalkmayacağız. Bu mesajı Rumlara iletmeniz iyi olur" telkininde bulundu. Westo
n ise "Zaman zaman kopma noktasına gelse de müzakerelerin olumlu geçtiğini söyleyebilirim" dedi.

Erdoğan Atina'ya gidebilir
Davutoğlu, Kıbrıs'ta çözümün Türk-Yunan ilişkilerine katkıda bulunacağını vurgularken, Erdoğan'ın 18 yıl sonra Yunanistan'ı ziyaret edecek ilk başbakan olabileceğini söyledi.

Denktaş'a saygı istedi, tepki çekti

04/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs Rum Kesimi'nde ilk kez bir siyasi KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a saygı gösterilmesini istedi. Ancak, hemen diğer siyasiler ve basın tarafından yaylım ateşine tutuldu. Rum Yönetimi eski lideri Glafkos Klerides'in Demokratik Birlik Partisi'nin (DİSİ) milletvekili Hristos Purguridis, Rum siyasilere Denktaş ve Başbakan Mehmet Ali Talat hakkında konuşurken saygılı olmaya ve eski lügatı değiştirmeye çağırdı.
Rum vekil, "Denktaş'a ve Talat ile diğer Türk siyasi liderlerine hakaret edici tanımlamalar yapanlara ve basın mensuplarına katılmıyorum. Çözüm olacaksa Denktaş 30 ay Papadopulos ile birlikte Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin eşbaşk
anı olacak. Artık lügatımızı değiştirmek ve muhtemelen yarınki ortaklarımız hakkında daha saygılı konuşmamızın zamanı gelmiştir" dedi.
Purguridis' e ilk tepki partisinin vekili Yorgos Yorgiu'dan geldi. Yorgiu, "İşgal topraklarındaki hükümet illegaldir" di
yerek meslektaşına katılmadığını söyledi. Papadopulos'un lideri olduğu Demokratik Parti (DİKO) vekili Nikos Pitokopitis de "Purguridis bize hakaret ediyor. Adam Kıbrıs Cumhuriyeti'ni vaktinden önce toprağa gömmek çabasında" dedi.
Haravgi ve Simerini gazet
eleri de Purguridis için 'Tahrik etti' ve 'Denktaş'ı tanımamızı istiyor' yorumlarını yaptı. Güney Kıbrıs'ta KKTC'ye 'sahte devlet', Denktaş'a 'işgalci lider', Talat'a 'sahte başbakan' deniyor.

BM 4. Annan Planı hazırlıyor

04/03/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Türk ve Rum tarafları Kıbrıs müzakerelerinde uzlaşamasa da BM'li arabulucular harıl harıl 4. Annan Planı'nı hazırlıyor. BM yetkilileri, iki liderin toplam 10 maddelik taleplerini inceleyip yeni planı 'İki tarafı da kazançlı gösterecek' bir zihniy
etle kaleme alıyor. Rum Politis gazetesine göre planın yeni versiyonu şöyle:
Sınırların düz çizgi ile belirlenmesi talebinin, planda Türkler için öngörülen yüzde 28.5 oranındaki toprak genişliğinin biraz değiştirilerek kabul edilmesi.
Türk tarafının 'iki
ayrı egemenlik' talebinin kısmen tatmin edilmesi.
Türk tarafı kuzeye geçecek yüzde 21 oranındaki Rum sayısının yüzde 12'ye indirilmesi ve Rumların kuzeyde oy hakkı olmamasını istiyor. Bu oranın biraz artırılması, kuzeye geçecek Rumların ise oy hakkı bulu
nmaması konusu inceleniyor.
Rum tarafının başkanlık konseyinde üye sayısının 6'dan (4 Rum-2 Türk) 9'a çıkarılması (6 Rum-3 Türk) talebine sıcak bakılıyor. Annan Planı'nda karar alınabilmesi için konseyde her kurucu devletten en az bir üyenin 'evet' demesi
gerek. Şimdi en az 2 üyenin 'evet' demesi şart koşulacak.
Anayasa Mahkemesi'nin altında çalışacak AB tipinde bir mahkeme kurulmasına dair Rum talebi de yeni planda yer alacak.
Annan Planı adada 6 biner asker kalmasını öngörüyor. Bu sayının azaltılması,
buna karşı, Türk ve Yunan askerlerinin çekilme sürecinin uzatılması düşünülüyor.

Rumlara Yunan bayrağı önerisi

04/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs Rum Kesimi'nde Yunan bayrağı ve Yunan milli marşının
'kurucu devletin' bayrağı ve milli marşı olması istendi. Rum Yönetimi'nin eski lideri Glafkos Klerides'in kurduğu ana muhalefetteki Demokratik Birlik Partisi (DİSİ), Annan Planı gereği kurulacak Rum kurucu devletinde, Yunan bayrağı ve Yunan milli marşının kullanılması yolunda bir rapor hazırladı. Kıbrıs sorununun çözümü halinde kurucu devletin milli marşı ve bayrağı hakkında Rum lideri Tasos Papadopulos karar verecek. Papadopulos'a yakın çevreler böyle bir tercihin uluslararası alanda tepki yaratabileceğini göz önüne alması gerektiğini söyledi.

Bazı vekiller kabul oyunu artırma peşinde
Bu arada, Rum siyasi partilerinden bir grup vekilin yapılacak referandumlarda yüzde 50+1 oy yerine yüzde 60'ın üzerinde 'Evet' denilmesini şart koşan bir yasa tasarısının parlamentoya sunulmasını önlemek için parti liderleri seferber oldu. Vekillerin tasarıyı sunup sunmayacağı hafta sonuna kadar belli olacak.

'Mayıs'ta biter diyene şaşarım'

Müzakerelere Türkiye'nin ricasıyla girdiğini söyleyen Denktaş: Annan Planı'nda değişiklik olmazsa halktan 'Hayır' demesini istedim

04/03/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Annan Planı'na karşı çıkanların gövde gösterisine çevireceği bugünkü Ankara ziyareti öncesi, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş da sesini yükseltmeye başladı. Önceki akşam BRT'ye konuşan Denktaş, müzakerelere Türkiye'nin ricası üzerine girdiğini belirterek şöyle dedi:
"Ben Annan Planı'nı kabul etmeyen, planın zararlı olduğunu bilen insanım. Ama Türkiye bize 'Olmazsa olmazlarımızı plana koymak mümkündür' dedi. Biz de planı halkımıza yararlı olacak, AB kapısını açacak bir dur
uma getirebilir miyiz diye girdik."

'Erkekçe yapıyorum'
Planda istediği değişiklikleri yapabilirse halka söyleyeceğini, aksi halde referandumda 'hayır' oyu vereceğini ve halkından da aynısını isteyeceğini söyleyen Denktaş, buna karşın bu açıklamalarının plana karşı kampanya olmadığını iddia etti. Planı değiştirme çabalarını esneklikle sürdürdüklerini belirten Denktaş, "Ama ben bu işi erkekçe yapıyorum diye, halka verdiğim sözü tutuyorum diye ben göze batıyorum. Herkes susturmaya çalışıyor" ifadelerini kul
landı.
KKTC lideri, müzakerelerin Rum tarafının AB üyesi olacağı 1 Mayıs'a dek biteceği yolunda Ankara'dan gelen açıklamalara da çıkıştı: "1 Mayıs'a kadar bu iş biter diyenlere şaşıyorum." Türkiye'nin, zorluğu bilmediği için, sağa sola, '1 Mayıs'a dek iş
biter sözü verdiğini' savunan Denktaş, Ankara temaslarında konuyu gündeme getireceğini de belirtti.
Taraflar adada dün 8. tur görüşmelerde de uzlaşma sağlayamadı. KKTC lideri dün düzenlediği bilgilendirme toplantısında, Rum tarafının tavrından şikâyet ett
i. "Rumlar müzakere yolunu açmıyor" diyen Denktaş, Türk tarafının sunduğu tüm önerilerin reddedildiğini, ancak alternatif öneri sunulmadığını söyledi. Görüşmeye BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kirean Prendergast'ın da katıldığını belirten Denktaş, "Sadece izledi. Hiçbir söz söylemedi" diye konuştu.

Türkiyeli bebeği Rumlar kurtardı

04/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs müzakerelerinde taraflar arasında giderilmesine hemen hemen imkânsız gözüyle bakılan anlaşmazlık konularından biri de Türkiye'den gelip KKTC'ye yerleşenlerin akıbeti. Rum tarafı Türkiye göçmenlerinin olabildiğince fazlasının adayı terk etmesini istiyor. Türk tarafı da bu sayıyı olabildiğince yüksek tutma çabasında. İki tarafın talepleri çarpışadursun, Güney Kıbrıs'taki Makarios Hastanesi'nde yaşanan bir olay, insanlığın siyasetin çok üstüne çıkabildiğini gösterdi. Böbrek yetersizliği ile koma halinde hastaneye kaldırılan Türkiye göçmeni Çiftçi çiftinin 7 aylık bebeği 21 gün yoğun bakımda gördüğü tedavi ile hayata döndü.

Makarios Hastanesi hayata döndürdü
Daha önce iki Kıbrıslı Türk çocuğun tedavi gördüğü ve ilk kez Türkiye'den gelen göçmenin kabul edildiği Makarios Hastanesi'nin yoğun bakım servisine Çiftçi çiftinin bebeği üç hafta önce sevk edildiğinde, Rum doktorların deyişiyle, fazla umut yoktu. 10 gün boyunca oksijen çadırında kalan bebeğin hayata dönmesi aileyi sevince boğdu. Çift bebekleri ile birlikte hastaneden ayrılırken duygusal anlar yaşandı. Türk aile 1000 dolarlık hastane masraflarını peşin ödedi.

Ankara'da bakın neler oluyor

Murat Yetkin

Generaller hükümete muhalif toplantıya katılırken, AP Türkiye'ye yeşil ışık yaktı

04/03/2004 RADIKAL

Doğrusu görülecek manzaraydı. Ankara Ticaret Odası tarihi günlerinden birini yaşıyordu. ATO'nun küçük konferans salonunu hıncahınç dolduran 200 kişilik izleyicinin bir bölümü dışarıya taşmıştı. Dışarıda da, dar avluyu KKTC ve Türk bayraklarıyla bayram yerine çeviren 150-200 kişilik bir gençlik grubu, ki aralarında lise gençlerinin çoğunlukta olduğu okul kıyafetlerinden anlaşılıyordu, şu sloganları haykırıyordu: 'Kahrolsun Amerikan emperyalizmi', 'Hükümet istifa, Tayyip Amerika'ya', 'Kıbrıs'ı veren Türkiye'yi verir', 'Dayan Denktaş, uyan Türkiye' ve 'Denktaşlar burada, hainler nerede?' Kalabalığın konferans salonuyla buluştuğu holde ise bazı gençler Aydınlık ve Türkeli dergilerini ücretsiz dağıtıyordu.
İşte bu coşkulu kalabalığın hemen önünde arka arkaya park etmiş altı orgeneral ve iki korgeneral makam aracı pırıl pırıl duruyordu.
İçeride Kıb
rıs konulu değil, 'Hilafetin Kaldırılışının İlanı ve Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun 80'inci Yılı ve Günümüz Türkiyesi' konulu panel vardı. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) tarafından düzenlenen panelde ev sahipliğini son zamanlarda hükümete en sert muhalefeti sergileyen sivil toplum liderlerinden ATO Başkanı Sinan Aygün yapıyordu. Yakın zamana dek AKP ve CHP ile Ankara Belediye Başkanlığı görüşmeleri yaptığı basına yansıyan Aygün, salona topluca giren generalleri tek tek el sıkarak karşıladı. Kara Kuvvetleri Komutanı ve (Orgeneral Hilmi Özkök, İsveç'te resmi ziyarette olduğu için) Genelkurmay Başkanvekili Orgeneral Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Şükrü Sarıışık, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Fethi Tunçel, Aygün tarafından kendileri için ön sırada ayrılmış yerlere buyur edildiler.
Arka sıralarda kimler yoktu ki? 15 üniversitenin rektörleri, es
ki Meclis Başkanı Ömer İzgi, eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, profesörler ve konferansa yoğun ilgi gösteren haberciler. Hükümetten kimse yoktu. Aygün'e sorduğumda, "Daveti biz yapmadık. ADD çağırmış olabilir" dedi.
Generallerin konuşmacılardan İsta
nbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Nur Serter ve Prof. Çetin Yetkin'in şeriat özlemcilerine karşı daha uyanık olunmasını isteyen ve hükümetin bu doğrultudaki icraatını eleştiren sözlerini alkışlamaları belki o kadar dikkat çekici sayılmazdı. Ancak Prof. Anıl Çeçen'in "Emperyalist Amerika ve Avrupa ile ilişkilerimizi keselim. Onlarla işbirliği yapmak yerine Avrasya ile, İran, Rusya, Çin ile işbirliği yapıp, yeniden mazlum milletlerin lideri olalım" mealindeki sözlerini, NATO generalleri olarak alkışlamaları dikkat çekiciydi. Bu sırada da kendilerini 'Ulusal Birlik Kuvayı Milliye Hareketi' olarak tanıtan bir grup, AB'nin her üyesi için bir gereklilik olan 'egemenlik paylaşımına' karşı bütün varlıklarıyla karşı koyacaklarına ant içtiklerini ilan eden bildiriyi dağıtıyordu.
Tablo, hükümetin AB ve Kıbrıs konusunda kritik bir aşamada bulunduğu sırada, en üst düzeydeki TSK üyelerinin, Türkiye'nin Batı dünyasıyla tercihlerini sorgulayacak bir gövde gösterisine destek vermeleri olarak mı yorumlanmalı? Yoksa AT
O'daki toplantısı sonrası kulaklara fısıldanan yorumlara mı itibar edilmeli? Kulislerde asıl şenliğin bugün ATO, ADD, Türk Ocağı, esnaf ve şoför dernekleri tarafından düzenlenen Kıbrıs ve AB panelinde çıkacağı konuşuluyor. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bu panelde konuşmak üzere şehre geliyor. Dün Lefkoşa'da sorulduğunda "Büyük bir gösteriye çevireceklermiş, ama benim hükümetle işim yok, Kıbrıs'ı anlatacağım" dedi. Gösterinin hükümete karşı olacağını kim söylemişti ki, Denktaş bu yanıtı verdi?
Ankara'da Kıbrıs görüşmeleri üzerinden bir başka hesaplaşmanın, iktidar ilişkileri hesaplaşmasının perdeleri açılırken, bu sahnede yer alanlarca fazla önemsenmeyen gelişmelerin haberleri de geliyordu.
Örneğin, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye'ye karşı
uzun yıllardır uyguladığı siyasi gözetimi kaldırma kararı verdi. Gündüz Aktan bu durumu "Artık Kopenhag Kriterleri'nin sorun olmaktan çıktığını söylemek istiyorlar" dedi. Türkiye'nin AB üyeliği süreci Kıbrıs'ta çözümle kâğıt üzerine dökülecek aşamaya geliyor. İstanbul'da Mehmet Ali Birand'a konuşan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ise "Rumlar referandumu reddederlerse 1 Mayıs'ta AB'ye sadece Güney'i temsilen girerler" dedi. Bu hem Kuzey Kıbrıs'ın ayrı bir siyasi coğrafya olarak dolaylı tanınması, hem de Türkiye üzerindeki Kıbrıs baskısının hafiflemesi demek.
Ama Ankara'daki sorun bütün bunların ötesinde. AB ve ABD eğer Türkiye'nin uluslararası siyasette bir istikrar unsuru olarak kendilerine destek
olmasını istiyorlarsa, Türkiye'ye bu yıl AB üyeliği i
çin müzakere tarihi vermek zorundalar. Aksi halde Türkiye zora düşecek ve kendi sorunuyla uğraşmaktan dış destek verecek hali kalmayacak.

IHT'nin iddiası: Anlaşma karşılığında toprak

International Herald Tribune gazetesi, Başbakan Erdoğan'ın yabancı basın mensuplarıyla yaptığı söyleşide, Türkiye'nin Kıbrıs'ta anlaşma karşılığında toprak önermeye hazırlandığını iddia etti. Gazete, Türkiye'nin başka jestler planladığını da kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs'ta bir anlaşmanın karşılığında toprak önereceğini söyledi. International Herald Tribune'ne göre, Başbakan Erdoğan, yabancı basın mensuplarıyla yaptığı söyleşide "Yapmayı planladığımız başka jestler var ve Türkiye bunun için hazırdır" dedi.

IHT'nin, Ankara kaynaklı Thomas Fuller imzalı haberine göre, Başbakan Erdoğan, söyleşi sırasında Kıbrıslı Türklerin ellerindeki toprağın bir kısmının bir anlaşma çerçevesinde verebileceğini belirterek "Yapmayı planladığımız başka jestler var ve Türkiye bunun için hazırdır" dedi.

Buna karşın, söz konusu jestlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermeyen Erdoğan, Türkiye'nin yapacağı toprak önerisinin ne kadar toprağı kapsayacağını, önerinin ne zaman yapılacağını belirtmedi.

Ancak gazete, Erdoğan'ın yardımcılarının Türk tarafının BM planında verilmesi öngörülen beşte bir oranındaki topraktan fazlasını vereceğini söylediklerini kaydetti.

Erdoğan'ın yardımcıları, Türk tarafının, sağlayacağı toprağın karşısında Rumların Kuzey Kıbrıs'a dönecek olan Rumlara ilişkin taleplerinde indirim yapması gerekeceğini söylediler.

Söyleşi sırasında Türkiye'nin AB üyeliğinin birliği güçlendireceğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin birliğe alınmasının, AB'nin dünyada ve özellikle İslam dünyasındaki imajını değiştireceğini, AB'nin artık bir hıristiyan klübü olarak değerlendirilmeyeceğini ifade etti.

HURRIYET 04/03/2004

Denktaş'a Ankara'da miting gibi karşılama

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın karşılanması Esenboğa Havaalanı'nı miting alanına dönüştürdü. Denktaş'ı DSP, SP ve BBP liderleri, CHP Genel Başkan Yardımcısı, ATO Başkanı ve sivil toplum örgütleri karşıladı. Denktaş'ı karşılamak üzere yüzlerce araçlık bir konvoy oluştu.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, temaslarda bulunmak ve Ankara Ticaret Odası'nda (ATO) Kıbrıs konulu bir konferansa katılmak üzere Ankara'ya geldi.

Denktaş'ın Ankara'ya ineceği saatten önce havaalanında coşkulu bir kalabalık toplandı. Denktaş'ı karşılamak üzere Esenboğa Havaalanı'na çok sayıda siyasi parti lideri ve sivil toplum örgütü temsilcisi geldi.

Denktaş'ı karşılamak üzere, yüzlerce araçtan oluşan konvoyun yanı sıra DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, MHP'den Osman Durmuş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, ATO Başkanı Sinan Aygün, İşçi Partisi temsilcileri, çeşitli sivil toplum örgütleri havaalanına geldi.

Denktaş'a destek vermek için havaalanına gelenler arasında Ülkü Ocakları, Türk Metal-Sen üyeleri de yer alırken TESK'ten 100 kadar ticari aracın da konvoya katılmak için havaalanına geldiği gözlendi.

Denktaş'ı karşılayanlar, Esenboğa havaalanı çıkışında yolun iki yanında taşıdıkları afişlerle sevgi ve destek gösterilerinde bulundu.

DENKTAŞ ATO'DA

Denktaş, konferans vermek üzere geldiği ATO'da kalabalık bir grup tarafından karşılandı. Denktaş, ATO'ya gelişinde binanın dışında bekleyen Kıbrıs gazileriyle el sıkışarak, kendisini karşılayanları selamladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın gelişi sırasında ATO binasında çok sıkı güvenlik tedbirleri alınırken, çok sayıda güvenlik görevlisi de binanın içinde ve dışında görev aldı.

Denktaş, programların uyması durumunda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de biraraya gelecek.

HURRIYET 04/03/2004

Denktaş: Çekilmiyorum

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, çekileceği iddialarının doğru olmadığını söyledi. Denktaş, Ankara'ya geliyor.

Kıbrıs sorununa Annan planı temelinde1 Mayıs'a kadar çözüm bulmak hedefiyle 19 Şubat'ta başlatılan Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde, bugün 9'uncu görüşme yapıldıı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri, saat 09.30'da Lefkoşa ara bölgedeki Konferans Merkezi'nde bir araya geldi.

Bugün kısa geçen müzakerelerin ardından bir açıklama yapan Denktaş, görüşmelerden çekileceği iddialarının doğru olmadığını açıkladı.

Konferans vermek ve temaslarda bulunmak üzere, özel bir uçakla Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara'ya gidişiyle ilgili bazı şaibeler ortaya atıldığını, bunların doğru olmadığını, Ankara Ticaret Odası'nın daveti üzerine Kıbrıs konusundaki son durumu anlatmak için Ankara'ya gittiğini kaydetti.

Ankara ziyareti sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini, uygun olması halinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile de bir araya geleceğini ifade eden Denktaş, Kıbrıs konusunda Anadolu halkında, ''Kıbrıs gidiyor mu, Kıbrıs Girit mi oluyor?'' diye git gide artan büyük bir heyecan olduğunu dile getirdi.

Denktaş, müzakerelerden çekileceği yönündeki iddiaların da doğru olmadığının belirtti.

Anadolu'dan her gün yüzlerce destek mektupları ve e-mail'ler aldığını anlatan Denktaş, Annan planı hakkındaki görüşlerinin bilindiğini, Annan planını kabul edilebilir bir hale getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Annan planını, Kıbrıs Türklerinin eşitliğini, haklarını, egemenliğini, Türkiye'nin garantörlüğünü ve garantisini devam ettiren,göçmen halkı perişan etmeyecek, insani bir formül oluşturan bir şekle getirmeye çalıştıklarını belirten Denktaş, şöyle konuştu:

''Yoksa öngördükleri gibi, sanki biz insan değilmişiz gibi, kapılarımızı, her şeyimizi Rumlara açacağız, hudutlarımız olmayacak, Türk askeri kısa bir süre içerisinde adadan çıkacak ve biz Rumlara sığınacağız. Aşağı yukarı bu anlama gelen bir durum vardır. Bunları değiştirmeye çalışıyoruz.''

Denktaş, Türkiye'nin daha önce kendilerine, ''Olmazsa olmazları Annan planının içine koymaya çalışıyoruz'' diye söylediğini anımsatarak, Türkiye'nin bu yönde çalıştığını kaydetti.

Denktaş, Türk ulusuna verecekleri yegane mesajın, ''Kıbrıs'ı Girityapmamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz'' olduğunu ifade ederek, Türk-Yunan dostluğuna önem verdiklerini, ancak Rum tarafında da aynı yaklaşımın olması ve 1963'ten 1974'e kadar Kıbrıs Türklerine yaptıklarını unutmaması gerektiğini söyledi.

ZAMAN UZATILMALI

Rumların Kıbrıs'ın meşru hükümeti olduğu iddiasından vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Denktaş, müzakerelere verilen zaman kısıtlamasının ''amansız bir tahdit olduğunu, süre uzatılmazsa birçok önemli konuya gereken ilgili ve dikkati veremeyeceklerini'' kaydetti.

Acele etmeden, soğukkanlılıkla mücadeleye devam edeceklerini ifadeeden Denktaş, içine girdikleri oldukça hassas ve önemli süreçten, Türkhükümetiyle birlikte çıkacaklarını belirtti.

Kıbrıs konusundaki görüşmelerin devam ettiğini, bugünkü görüşmede pek bir şey olmadığını ve bugüne kadar verilen belgeler hakkında karşılıklı fikir teatisi yaptıklarını anlatan Denktaş, Başbakan MehmetAli Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın kendisi ayrıldıktan sonra görüşmeye devam ettiğini söyledi.

Bugünkü görüşmede, konuşulanların özetini oluşturan birkaç belge daha verdiklerini bildiren Denktaş, yeni bir durum olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, temaslarını tamamlamasının ardından akşam saatlerinde KKTC'ye dönecek. Denktaş'la birlikte, KKTC'de bulunan Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler Müdürü Ertuğrul Apakan da Ankara'ya gitti.

HURRIYET 04/03/2004

De Soto yarın Ankara'ya geliyor

Lefkoşa'da sürdürülen Kıbrıs müzakerelerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan adına katılan Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, danışmalarda bulunmak amacıyla yarın Ankara'ya gidecek.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun yarın öğleden sonra özel uçakla Ankara'ya geleceğini ve temaslarının ardından cumartesi günü ayrılacağını söyledi.

De Soto, Ankara'da Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşamayla ilgili danışmalarda bulunacak.

De Soto'nun önümüzdeki günlerde Atina'ya da aynı çerçevede bir ziyarette bulunacağı, ancak bu ziyaretin kesin tarihinin henüz belli olmadığı belirtildi.

Tan, Dışişleri Bakanlığı'ndaki haftalık basın toplantısında, de Soto'nun Ankara'daki temasları çerceçesinde, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ve Kıbrıs dairesi yetkilileriyle görüşeceğini, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile de biraraya gelebileceğini kaydetti.

Tan, bir soru üzerine, müzakere sürecinde tüm taraflarla siyasi istişarede bulunulmasının ve çeşitli hazırlıklar yapılmasının doğal olduğunu belirterek, de Soto'nun ziyaretinin bu kapsamda değ
erlendirilmesi gerektiğini söyledi.

PRENDERGAST BU SABAH AYRILDI

Öte yandan, Kıbrıs'ta görevli BM Barış Gücü Sözcüsü Brian Kelly, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın adadaki temaslarını tamamlayarak, bu sabah New York'a hareket ettiğini bildirdi.

Prendergast'ın adada hedeflediği tüm görüşmeleri yaptığını ve Kıbrıs konusuna ilişkin son durum hakkında gerekli istişarelerde bulunduğunu kaydeden Kelly, Sir Kieran Prendergast'ın, BM'de kendisinibekleyen yoğun işleri de göz önüne alarak, bu sabah adadan ayrıldığınıbelirtti.

İki tarafla istişarelerde bulunmak amacıyla 2 Mart Salı günü adaya gelen BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast, dün KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'laayrı ayrı görüşmüştü. Kıbrıs müzakerelerinde gelinen noktayla ilgili olarak BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'yla durum değerlendirmesinde de bulunan Prendergast, Kıbrıs müzakerelerinin dünkü bölümüne de katılmıştı.

Prendergast, New York'a dönüşünde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı müzakereler hakkında bilgilendirecek.

HURRIYET 04/03/2004

Rumlar yalnız girerse Güney'i temsil ederler

Ardıç AYTALAR/İSTANBUL

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, dün CNN Türk'te Manşet Programında Mehmet Ali Birand'ın Kıbrıs'a ilişkin sorularını yanıtladı. Straw, Birand'ın, ‘‘Acaba tam üye olacaklar mı? Rum tarafı bütün adayı temsilen mi üye olacak, yoksa sadece adanın güneyini mi temsil ediyor olacaklar?’’ sorusuna şu yanıtı verdi:

‘‘Tabii ki eğer sadece Kıbrıs'ın Rum Kesimi ise Avrupa Birliği'ne üye olan, o zaman onlar sadece Kıbrıs'ın Rum kesimini temsil ediyor olacaklar. Çünkü şu an ada bölünmüş vaziyette.’’

Straw
dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile İstanbul'da yaptığı basın toplantısında da Aralık'ta Türkiye'nin müzakere tarihi alacağını söyledi. Türkiye'nin AB üyeliğinin çok güçlü destekçisi olduklarını belirten Straw, ‘‘Kopenhag kriterlerini çok iyi yerine getiriyorsunuz. 2004 sonunda müzakare tarihi alacaksınız. Türkiye'nin üyeliğine olumsuz yaklaşan tez duymadım. Türkiye bir Avrupa ülkesi olarak, İngiltere'nin 30 yıl önce olduğu gibi, üyelik hakkı vardır’’ dedi. Kıbrıs konusunda olumlu cevap için herkesin yoğun çalıştığını belirten Straw, şunları ekledi:

‘‘Türkiye olumlu tavrıyla devam edecek olursa, ki eminim devam edecek, o zaman sonuç ne olursa olsun Türkiye takdir görecektir. Garantör devlet olarak Türkiye ve Yunanistan'la birlikte adaya çok yakından ilgi duyuyoruz. Türk Hükümet yetkililerinin devlet adamına yakışır tavırlarını t
akdir ediyorum. Umarım olumlu sonuç çıkacak.'

HURRIYET 04/03/2004

Çekilme eğiliminde

Uğur ERGAN/ANKARA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün yapılan 8'inci tur görüşmelerinde de hiçbir ilerleme kaydedilememesi üzerine Rum lider Tasos Papadopulos ile çözüm konusunda anlaşma umudunu yitirdi ve bu nedenle 22 Mart'ta müzakerelerden çekilme eğilimine girdi.

Güvenilir bir kaynak, Denktaş'ın elinden geleni yaptığını, ancak bundan sonra atacağı adımların, kendisinin Annan Planı'na ilişkin görüşleriyle çelişkili hale geleceğini vurguladı. Denktaş'ın kendisiyle çelişir bir duruma kesinlikle düşmeyeceğini belirten kaynak, şunları söyledi:

‘‘İki taraf arasında bir görüşbirliği sağlanamadığı için, BM Genel Sekreteri'nin belirttiği gibi 22 Mart'ta dörtlü görü
şmeler (Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Rum Kesimi) başlar. Denktaş, Rum Kesimi'ne ‘Türk tarafı masadan kaçtı' dedirtmemek için bu tarihe kadar müzakereleri götürür. Eğer 22 Mart'a kadar bir sonuç alınmaz ise, Denktaş'ın masadan çekilme ihtimali var. Bu tarihten sonra KKTC tarafını masada Başbakan Mehmet Ali Talat ile yardımcısı Serdar Denktaş temsil eder.’’

Aynı kaynak, ‘‘Denktaş o tarihten sonra ne yapar?’’ şeklindeki soruya da, ‘‘Denktaş'ın Annan Planı'yla ilgili görüşleri ortada. Kendisi meydanlara çıkarak, planının Kıbrıs Türk halkına neleri kaybettireceğini anlatıp, ‘Annan Planı'na hayır deyin' diye propagandaya başlar’’ yanıtını verdi.

Denktaş'ın masadan çekilme olasılığı, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile yardımcısı Serdar Denktaş'ın önceki gün Ankara'da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yaptıkları görüşmede de gündeme geldi. Talat ve oğul Denktaş, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın böyle bir eğilim içinde olduğunu Gül'e hissetirdiler. Denktaş'ın bu eğilim nedeniyle bugün Ankara'da vereceği mesajlar ve Başbakan Tayyip Erdoğan'la yapması beklenen görüşme büyük önem taşıyor.

HURRIYET 04/03/2004

8. görüşmede tartışma çıktı

Ömer BİLGE/LEFKOŞA

Denktaş, dün 8'inci kez biraraya geldiği Rum tarafı ile münakaşa ettiklerini belirterek, ‘‘Biz özlü öneriler sunduk, masaya koyduk. ‘Ret mi ediyorsunuz, görüşecek miyiz, siz alternatif sunacak mısınız?' diye sordum. Susup duruyorlar. Münakaşa ettik’’ dedi.

Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin Siyasal İşler Yardımcısı Kieran Prendergast'ın da münakaşayı sessizce izlediğini kaydetti. Denktaş basını bilgilendirme toplantısında şunları söyledi:

‘‘Elimizden gelen herşeyi yaptık. Alternatifler sunduk fakat Rum tarafı merkezi hükümetin güçlendirmenin ötesinde bir şey düşünmediği için yapılan önerileri reddetti. ‘Reddettiniz mi?' diye sorduğunuzda susuyorlar. ‘Neden cevap vermiyorsunuz? Neden başka alternatifler sunmuyorsunuz?' diye münakaşa oldu. Yarın bizim önerdiğimiz alternatifleri kendilerine verip düşünmelerini sağlayacağım. Hálá bizim verdiğimiz değişiklik belgemizi görüşmekte
n kaçınıyorlar.’’

Denktaş,
Rumların toprak konusunda devredilecek bölgelerin hemen BM'ye devredilmesi ve BM'nin de bölgede hükümet yetkileri almasını istediklerini de belirterek, ‘‘Tabii ki reddettik, Annan belgesinde Rumlara bırakılacak topraklar için 3 yıl mühlet verilmişti. 3 yıl içinde bizim egemenliğimizde olacaktı, bu insanlara gidecek yer göstermeden, bunun parasının nereden çıkacağı belli olmadan doğrudan evlerinden nasıl çık deriz, halkımız perişan olur’’ dedi.

Denktaş, bugün özel bir davet nedeniyle Ankara'da olacağını ve Başbakan Erdoğan'la görüşeceğini açıkladı.

HURRIYET 04/03/2004

Jestlere hazırız

Zeynel LÜLE/ANKARA

Başbakan Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs'tan önce Türkiye'nin Kıbrıs'tan bir kısım askerlerini çekerek bir jest yapıp yapmayacağı sorusunu, ‘‘Türkiye bu jestlere hazır.

Yaptıkları var ve dahası var’’ diye yanıtladı. Türk medyasından sadece Hürriyet'in yer aldığı AB'nin merkezi Brüksel'de görev yapan önemli medya temsilcilerini makamında kabul eden Erdoğan, iki kurucu devlet arasındaki sınırın düz hale getirilmesi için Kuzey Kıbrıs'ın toprak fedakarlığı yapacağını söyledi. Erdoğan, AB'nin yıl sonunda Türkiye ile müzakerelere başlanmasına olumsuz bir yanıt vermesi halinde, bunun Türk halkı ve dünyada büyük hayal kırıklığı yaratacağını belirtirken de, ‘‘Bunu Türk halkına ve dünyaya açıklamakta zorlanırız’’ dedi. Ancak Erdoğan, ‘‘Buna rağmen olmazsa, Kopenhag kriterlerinin adını Ankara kriteri koyar, yolumuza devam ederiz’’ diye ekledi. Bu arada Erdoğan, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye giriş tarihi olan 1 Mayıs'tan önce Yunanistan'a resmi ziyarette bulunacak. Erdoğan, mart sonunda Yunanistan'a gitmeyi planlıyor

HURRIYET 04/03/2004

Dayan Denktaş yürüyüşü bitti

İşçi Partisi'nin (İP) ‘‘Dayan Denktaş Uyan Türkiye’’ sloganıyla başlattığı yürüyüş kapsamında çeşitli illerden gelen bazı parti ve sivil toplum örgütlerinin yürüyüşü dün, Ankara'da sona erdi.

Yürüyüşün son durağı olan Ankara'da İP'liler ellerinde Türk ve KKTC bayraklarıyla Ankara Ticaret Odası'na doğru yürüdüler. Grup İP Genel Sekreteri Mehmet Bedri Gültekin'in önderliğinde Anıtkabir'i de ziyaret etti. Atatürk'ün kabrine çelenk koyulmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu.

HURRIYET 04/03/2004

Kıbrıs konusunda sansüre uğruyorum

DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, hükümetin Kıbrıs konusunda sansür uyguladığını iddia etti. Kıbrıs ile ilgili açıklamalarının Türk medyasının bir kısmı tarafından ‘karartıldığını’ savunan Ecevit, ‘‘Başka bütün konularda benim sesimi kıssınlar, buna razıyım. Ama bıraksınlar da Kıbrıs konusunda konuşayım’’ dedi.

Ec
evit şunları söyledi:

‘‘Kıbrıs'ta görüşmeler devam ederken değişik bir bayrak arayışına girilmiş olması beni çok rahatsız ediyor. Birtakım uydurma çözümleri Türkiye'ye ve Kıbrıs Türklerine dayatmak için uğraşıyorlar. Allah Sizi Türk bayrağından ve KKTC ba
yrağından yoksun bırakmasın.’’
HURRIYET 04/03/2004

40 yıldır süren rekabet

1963'te Kral'la anlaşmazlığa düşen Başbakan Konstantin Karamanlis, Yunanistan'ı terk edince, siyaset sahnesi Merkez Birliğin lideri olan dede Yorgo Papandreu'ya kaldı. Papandreu, 1964'de başbakan oldu ama koltuğunu 2 yıl koruyabildi. Kıbrıs'ta Türklerin yönetimden uzaklaştırıldığı ve Türk köylerine saldırıların başladığı günlerde Başpiskopos Makarios'a destek veren Yorgo Papandreu 1965'te koltuğunu bıraktıktan iki yıl sonra asker yönetime el koydu ve iki aile için de 7 yıl sürecek sürgün hayatı başladı. 1974'de Albaylar Cuntası'nın devrilmesinin ardından, sağın güçlü lideri Karamanlis, Yunanistan'ın demokrasiye döndüren ve AB üyeliğine götüren lider olarak tarihe geçti. Demokrasiye dönüşün ardından Yorgo Papandreu'nun yerini oğlu Andreas aldı. Troçkist olduğu için 20 yaşında ABD'ye kaçan Andreas Papandreu, Sosyalist Pasok'u kurdu ve 1981'de başbakan oldu. Seçim kampa nyasındaki en büyük kozu ise NATO, ABD ve Türkiye düşmanlığıydı. 1989-1990 yılı hariç, yaklaşık 13 yıl başbakanlık yaptı.

İki aile arasındaki savaş, 1950'lerde başladığı zaman YDP lideri Kostas Karamanlis'in (sağda) yerinde amcası Konstantin Karamanlis, Pasok lideri Yorgo Papandreu'nun (solda) yerinde ise aynı adı taşıya
n dedesi Yorgo Papandreu vardı

HURRIYET 04/03/2004

ABD'den Kıbrıs'a yardım hazırlığı

ABD'de, ABD'nin eski başkanlarından Ronald Reagan döneminde, Kıbrıs için ayrılan, ancak adada anlaşmaya varılamadığı için verilmeyen 250 milyon dolarlık yardımın yeniden canlandırılması konusunda çalışmalar başladı.

ABD Temsilciler Meclisi'nde, 1984 yılında Kıbrıs'a ayrılan 250 milyon dolarlık ''barış ve yeniden yapılandırma'' yardımının 2004 yılında aktarılması konusu ele alındı.

Cumhuriyetçi Parti Illinois Milletvekili Mark Kirk, Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'nda, bu yardımın canlandırılması ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2004 yılı bütçesinde yer verilmesi yönünde bir konuşma yaptı. Kirk'in önerisinin, Amerikan yönetiminden de destek gördüğü belirtiliyor.

Sözkonu
su yardım, 1984 yılında dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan zamanında, Kıbrıs'ta anlaşmaya ulaşılması koşuluna bağlı olarak kabul edilmişti. Ancak bu yardım, Kıbrıs'ta anlaşma olmadığı için aktarılamamıştı.

"YARDIM ELİ UZATILMALI"

Illinois Milletvekili Kirk, ABD'nin Kıbrıs'ta barış çabalarını çok uzun zamandır desteklediğini belirterek, şimdi Kıbrıslılar'a, anlaşmayı uygulamada karşılaşacakları zorluklarla başa çıkabilmeleri için yardım elini uzatması gerektiğini söyledi.

Kirk, Kıbrıslılar'ın aralarındaki
farklılıkları gidererek anlaşmaya varma kararına ulaşmalarını kolaylaştırmak için ABD'nin, finansal yardım sağlama istekliliğini yeniden ifade etmesinin iyi olacağını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston da, ABD'nin Kıbrıs'ta ''cömert bir yardıma'' hazır olduğunu ifade etmişti.

ULUSLARARASI BARIŞ KONFERANSI

Öte yandan, Kıbrıs'ta anlaşma olduğu takdirde, referandumlardan önce uluslararası bağış konferansı düzenlenmesi de öngörülüyor.

Washington'daki kaynaklar, 10-15 Nisan 2004 tarihleri civarında düzenlenmesi beklenen bağış konferansının, Washington veya Brüksel'de gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdiler.

Aynı kaynaklar, ABD yardımı ve uluslararası bağış konferansından elde edilecek paranın büyük kısmının Kıbrıs'ın kuzeyine verilmesinin beklendiğini ifade ettiler.

Washington'daki Avrupa Komisyonu delegasyonundan Jonathan Davidson da, çözüm olması durumunda AB'nin, Kuzey Kıbrıs'a 2004-2006 döneminde 259 milyon euroluk bir yardım planladığını söylemişti.

HURRIYET 04/03/2004

Ankara’dan Ada’da siyasi irade hamlesi

Uğur ERGAN / ANKARA

Ankara, ABD'ye, Rumlar'ın Kıbrıs'ta oyalama taktiklerinden duyduğu rahatsızlığı iletti ve çözüm için ‘siyasi irade’ yöntemini önerdi.

Kıbrıs'ta devam eden müzakarelerde Rum tarafının tıkayıcı tavır takınması nedeniyle Ankara, ileri bir adım daha attı. Ankara, 22 Mart'tan başlayacak dörtlü görüşmelerin, sonuç alınabilmesi için siyasi iradeyi temsil eden başbakanlar ya da dışişleri bakanları seviyesinde yapılmasını istedi.

ABD'nin Kı
brıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, dün Ankara'da temaslarda bulundu. İlk olarak Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dış politika danışmanı Ahmet Davutoğlu ile görüşen Weston, akşam saatlerinde de önce Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin ardından da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile bir araya geldi.

GÖRÜŞME ADA DIŞINDA

Weston, Türk tarafının adil ve kalıcı bir çözüm istediğini net bir şekilde gördüğünü belirtti. Ankara da, Weston'ın üslubundan ve Rumlar'ın çözümü 1 Mayıs sonrasına sarkıtma taktiklerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Görüşmede, Kıbrıs'ta devam eden müzakerelerde sonuç alınamaması durumunda 22-29 Mart tarihleri arasında yapılacak dörtlü toplantı (Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Rum Kesimi) konusu da ele alındı. Ankara, sonuca varılabilmes
i için, siyasi iradeyi temsilen başbakanların ya da dışişleri bakanlarının katılmalarının doğru bir yöntem olacağı önerisini masaya getirdi. Dörtlü buluşmanın da ada dışında, New York, Lahey, Cenevre veya Viyana'da yapılabilmesi gündemde. Rumlar'ın 1 Mayıs'tan önce çözümü engellemesi durumunda, müzakere sürecinin sona ereceğini vurgulayan Ankara, bu durumda Kıbrıs Türkü'nün rahat nefes alabilmesi için ‘‘dünyaca tanınması ve ambargoların kaldırılması gerektiğini’’ bildirdi.

HURRIYET 04/03/2004

Rumları iddiası: Çözümün maliyeti 43 katrilyon lira

Kıbrıs Rum yönetimi Annan Planı temelinde Kıbrıs sorununun çözümü maliyetinin toplam 43 katrilyon liraya malolacağını hesapladı. 15,6 milyar Kıbrıs Lirası'na denk gelen maliyet hakkında Rum Alithia gazetesi Rum hükümet yetkililerinin bu yolla, çözümün maliyetinin aşılamaz olduğu mesajını vererek, halkı Annan planı konusunda olumsuz etkilemeye çalıştığını yazdı.

Kıbrıs Rum yönetimi Planlama Dairesi, yaptığı bir araştırmada, adadaki çözümün 15,6 milyar Kıbrıs Lirası'na (KL) (1 KL = 2 milyon 780 bin TL) mal olacağını hesapladı. Araştırmaya göre, bu rakama her yıl, ortak devletin memurlarının maaşı için 620 milyon KL eklenecek.

Simerini gazetesi, araştırmanın Rum Maliye Bakanlığı'nın elinde olduğunu, yeni başkanlık sarayı ve bakanlıkların inşası için 95 milyon KL gerektiğini yazdı.

Habere göre, raporda belirtilen harcamalar özetle şöyle:

-Kapalı Maraş bölgesi için (1,2 milyar KL)
-Kıbrıs Rum tarafına iade edilecek ve Rum kurucu devletine ait olacak bölgeler için (467,5 milyon + Karpaz için 45,5 milyon KL)
-Kıbrıs Türk kurucu devleti için (852,5 milyon)
-Kıbrıslı Türklerin yeniden yerleştirilmesi ve çözümden etkilenecek ''yerleşiklerin'' (Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının) ülkelerine gönderilmesi ve Kıbrıs Türk kur
ucu devletine Kıbrıslı Rumların yerleştirilmesi için (1,3 milyar KL)
-Tazminatlar için (11,5 milyar KL)
-(Tüm Kıbrıs'ın) Diğer inşaat işleri için (375,5 milyon KL)
-Kıbrıs Türk kurucu devletinde kalacak bölgelerin geliştirilmesi için (200 milyon KL).

Haberde ayrıca, merkezi hükümetin maaşlarının toplam 120 milyon KL civarında olacağı ve merkezi hükümette 3 bin 500'ü Kıbrıslı Rum ve 2 bin 500'ü Kıbrıslı Türk 6 bin devlet memur çalıştırılmasının öngörüldüğü, bir memurun yıllık ortalama maaşının ise 20 bin KL olacağının hesaplandığı kaydedildi.

HESAPLAMAYA TEPKİ

Rum Bilim Adamları ve Teknisyenler Odası (ETEK) Başkanı Themos Dimitriu ise habere tepki göstererek, ''80 bin kişinin yeniden yerleşmesi ve çalışma alanları ile onlara hizmet edecek altyapının inşası için en fazla 1-2 milyar KL'ye ihtiyaç duyarız'' dedi.

Dimitriu, ''Kıbrıs sorununun çözümünün maliyetini, bu maliyetle hiç ilgisi olmayan hayalimizdeki golf sahaları, marinalar ve diğer lüks tesisatlarla yeniden inşa edilmiş bir Kıbrıs'a dönüştürdük. Çözümden sonra bize iade edilecek bölgelerin yeniden inşasının bize nekadara mal olacağı konusunun başka, rüyaların başka şey olduğunu anlamamız gerekir'' diye konuştu.

Dimitriu, ''ETEK'in araştırmalarına göre, yeniden inşa etmenin 2 milyar KL'den fazlaya mal olmaması gerektiğini'' belirterek, ''bir düzeye ulaşılmasının ardından yeni iş alanları açılacağını, yatırımlar yapılacağını ve işin kendi kendini finanse edeceğini'' kaydetti.

Alithia gazetesi, Rum hükümet yetkililerinin bu yolla, çözümün maliyetinin aşılamaz olduğu mesajını vererek, halkı Annan planı konusunda olumsuz etkilemeye çalıştığını yazdı.

HURRIYET 04/03/2004

Papadopulos: Türk tarafı ek belge verdi

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papodopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, bugünkü görüşmede, Rum tarafına devredilecek toprakların statüsü konusundaki önerilerini neden kabul etmedeğini izah eden ek belge sunduğunu söyledi.

Papadopulos, bugünkü görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, geçişdönenimi müzakere etmeye başladıklarını ifade ederek, Rum tarafının bukonuda bütünsel bir plan sunduğunu kaydetti.

Papadopulos, bugünkü görüşmeye, BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın katılmadığını, Prendergast'ın saat 09.00'da New York'a hareket ettiğini belirtti.

Rum lider, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, ''referandumda Kıbrıslı Rumların 'hayır' demeleri durumunda, sadece Güney Kıbrıs'ın AB'ye gireceğine'' ilişkin sözlerine de tepki gösterdi ve ''Kıbrıs''ın üyeliği konusunda AB'nin resmi kararlarının olduğunu söyledi.

HURRIYET 04/03/2004

Denktaş: “Toprak diyaloğuna girecek durumda değiliz”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığındaki Kıbrıs Türk heyeti ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlığındaki Rum heyetinin 19 Şubat’tan beri sürdürdükleri Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde dün 8’inci görüşme yapıldı.

Lefkoşa Uluslar arası Havaalanı’ndaki BM merkezinde yer alan müzakerelerin 8’inci görüşmesi yaklaşık 2.5 saat sürdü.

Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığı’na gelen Denktaş’ın saat 14.00’de basına açıklama yaptı.

Denktaş: “Görüşmekten kaçıyorlar

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum tarafının, Türk tarafı olarak sundukları Annan Planı’yla ilgili değişiklik önerilerini reddetmeye devam ettiğini belirterek, “Görüşmekten kaçıyorlar. Müzakere yolunu açmıyorlar” dedi.

Denktaş, Rum tarafının oyunun belki de, “görüşmelerde bir uzlaşmaya varılmayıp planda hiçbir değişiklik yapılmaması” oyunu olabileceğine dikkat çekerek, “Bizimle anlaşmamak, Yunanistan ile Turkiye’nin de anlaşamayacağını hesaba katarak, Annan’ın kendi görüşleri ortaya koysun da, bakalım bu Türkler ne yapacak diye meydan okuma olabilir. Ama göreceğiz. Sabırlı olalım görelim” şeklinde konuştu.

“Münakaşa yaşandı”

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafıyla yürüttükleri görüşmeler hakkında dün yaptığı açıklamada, dünkü görüşmede olası bir anlaşma halinde oluşturulacak başkanlık konseyi konusunda ellerinden gelen herşeyi yaptıklarını, alternatifler sunduklarını belirterek, Rum tarafının “merkezi hükümeti güçlendirme girişimlerinin” dışında birşey söylemediğini, hatta Türk tarafının önerilerini reddettiğini bildirdi.

Bunun üzerine “Red mi ediyorsunuz?” diye sorduklarını, bu çerçevede münakaşa yaşandığını söyleyen Denktaş, konuyla ilgili görüşleri, bugün de yazılı olarak sunacaklarını kaydetti.

“Biz de toprağı reddettik”

Denktaş, Rum tarafının ise dün, toprak konusunu gündeme getirip yine edebiyat yaptığını ifade ederek, planın, Kuzey’e gelecek Rumların edineceği malların ve bölgelerin 3 yıl KKTC’nin idaresinde olmasını öngördüğünü, fakat Rum tarafının “derhal BM idaresine vereceksiniz” dediğini, hatta olmayacak şekilde BM’ye yetki verilmesini istediğini anlattı. Denktaş, kendilerinin de Rumların önerisini reddettiklerini belirtti.

"Müzakererlerin gecikmesinde her taraf suçlu"

Rum tarafının, “müzakerler gecikti” diyerek planda öngörülen süreleri kısıtlamaya çalıştığını da kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, gecikmenin nedeninin, eğer aranıyorsa suçlusunun tüm taraflar olduğunu söyledi ve kendisinin zamanında planın değiştirilmesi gerektiğini söylediğini, fakat dikkate alınmayıp “derhal kabul et” denildiğini ve dolayısıyla zaman kaybedildiğini anımsattı.

“Anlaşırsak askı gerekmez”

“Kıbrıs’ın AB üyeliğinin askıya alınmasıyla” ilgili bir soru üzerine Denktaş, “Anlaşmışsak askı gerekmez. Anlaşmamışsak alınan sadece Güney’dir. Kuzey’de AB’nin yetkisi olmamaya devam edecektir. Biz diyoruz ki, bitirmeye çalışalım, bitirebilirsek, bitirelim; ancak ekonomik konularda ve insanların rehabilitesi için zamana ihtiyaç vardır. Hem AB, hem Rumlar tarafından kabul edilmelidir ki, derhal boğazımıza basıp ‘Kıbrıs birleşmiştir, merkezin dediği olur’ diye bizi perişan etmesinler” dedi.

Bugün 09.30’da devam...

Cumhurbaşkanı Denktaş, bugün Ankara’ya yapacağı ziyaretle ilgili soruları yanıtlarken ise, Ankara’da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la da görüşüp müzakerelerde gelinen noktayı aktaracağını belirtti.

Denktaş, bugünkü görüşmenin saat 09.30’da başlayacağını, Ankara’ya görüşmenin ardından gideceğini ve akşama yurda döneceğini bildirdi.

“Toprak diyaloğuna girecek durumda değiliz”

Toprak konusunda orta yol bulunup sınırın düz çizgi haline getirilebileceğinden ve buna karşılık daha fazla toprağın Rumlara verileceğinden bahsedilmekte olduğunun anımsatılması üzerine ise Denktaş, bunların gazetelerde söylenenler olduğunu, kendilerinin harita üzerinde toprak hakkında diyaloğa girmediklerini söyledi.

“Toprak diyaloğuna girecek halimiz de yok. Çünkü gördüğünüz gibi o duruma gelmedik” diye konuşan Denktaş, yapılacak binayı görmeden, nere yapılacağını düşünmenin acayip olduğunu kaydetti.

“1 Mayıs’ta biter diyenlere şaşıyorum!”

Öte yandan BRT’de önceki akşam yayımlanan Akis programında konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, içerdiği tehlikeler nedeniyle Annan planına inanmadığını, ancak Türkiye’nin esasta değişiklik yapılabileceğine ilişkin görüşleri nedeniyle müzakerelere başladığını belirterek, “Kıbrıs müzakerelerine Türkiye’nin ricasıyla girdiğini” açıkladı.

Denktaş, müzakere sürecinde planda değişiklik için samimiyetle çalışacaklarını, ancak değişiklik olmaması halinde referandumda halka “hayır” çağrısı yapacağını da kaydetti.

BRT’de dün akşam yayımlanan Akis programında konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:

“Ben Annan planını kabul etmeyen bir insanım. Annan planının ne denli zararlı olduğunu bilen insanım. Annan planını olduğu şekliyle kabul et diyecek insan değilim. Ama Türkiye bize

‘Bizim olmazsa olmazlarımızı Annan planına koymak mümkündür. Biz bunun desteğini aldık’ kabilinden sözler söylemiştir. Biz de o görevi yapmak için Annan planını halkımızı ezmeyecek, halkımıza yararlı olacak, Kıbrıs’ı uzlaşmaya getirecek, Avrupa Birliği kapısını açacak bir duruma getirebilir miyiz diye girdik. Getirmemek için değil, getirebilmek için girdik ve samimiyetle çalışıyoruz.”

Her gün görüşmelerin ardından yaptığı açıklamaların “referanduma yönelik hayır kampanyası” olarak nitelendiğinin anımsatılması üzerine de Denktaş, bunun doğru olmadığını söyledi ve “Bugüne kadar alkış aldığım veya küfredildiği için yolumu değiştirmedim” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinin 1 Mayıs’a kadar bitmeyebileceğini belirterek, “1 mayısa kadar bu iş biter diyenlere şaşıyorum” ifadelerini de kullandı.

Papadopulos:“Devlet sadece kağıt üzerinde olamaz”

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, dünkü görüşmede Kıbrıs Rum tarafına devredilecek olan bölgelerin statüsünün görüşüldüğünü söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Papadopulos görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, dünkü görüşmede diğer konuların yanı sıra Kıbrıs Rum tarafına verilecek olan bölgelere ilişkin statünün ele alındığını söyledi.

Görüşmede, Kıbrıs Rum kesimine verilecek bölgelerin iadesinin garanti altına alınması ve hazırlık çalışmalarının yapılabilmesi için BM’nin yönetimine verilmesi şeklindeki Kıbrıs Rum önerisinin görüşüldüğünü belirten Papadopulos, “Amaç, geri dönecek olanların organize bir toplum olarak yerleşmeleri ve çalışabilmeleridir” dedi. Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın bu önerilere karşılık kendi önerilerini sunduğunu ve Annan Planı’nda öngörülen 104 günden 3 yıla kadar olan geri dönüş süresinin 1 ile 6 yıl 8 buçuk aya kadar uzatılmasını önerdiğini söyledi.

Papadopulos ayrıca Rum tarafının temel isteğinin, devletin fonksiyonelliği için gerekli olan bütün yasa ve uluslar arası anlaşmaların yazılı olmasını ve referandumlar için halka sunulacak olan anlaşmada yer almasını istediğini belirterek, “Devlet sadece kağıt üzerinde olamaz” dedi.

Yasalar ve uluslar arası anlaşmalardan şimdiye kadar ne kadarının onaylandığının sorulması üzerine ise Papadopulos “teknik komitelerin işleyişinin yavaş olduğu” yanıtını verdi. (ajanslar)

YENIDUZEN 04/03/2004

4. Plan geliyor!

Rum basını, müzakereler sonunda taraflara sunulacak 4. Annan planının ABD’nin girişimiyle hazırlandığını yazdı.

Politis’in “Annan Planında 5 Değişiklik… 4. Annan Planı İçin Sondajlar Başladı… Annan Planında Değişiklikler Kesin Görülmelidir” başlıklı manşet haberine göre 4. Annan planı, ABD’nin girişimleriyle iki tarafın da tatmin edilmesine yönelik “kazan-kazan” mantığıyla hazırlandı.

“İkiz” diye nitelediği “al-ver” için arabulucuların planda 5 değişiklik üzerinde çalışmalara başladıklarını yazan gazetenin iddiasına göre, tarafların plandaki değişiklik önerileri ışığında “orta yol” bulunmasını hedefleyen 4. versiyon, liderlerin halklarına “istenilen değişiklikler yapıldı” diyebilmelerine imkan sağlayacak.

Gazeteye göre müzakerelerde Türk tarafı düz sınır çizilmesini istiyor, Rumlar buna karşı çıkıyor. “Orta yol”da ise düz sınır çizilmesine karşılık Rumlara daha fazla toprak verilecek. Bu çerçevede Türk tarafına bırakılacak toprak oranı yüzde 28’in altına düşecek.

Türk tarafı iki kesimliliğin güçlendirilmesini ve daha az sayıda Rum’un Kuzey’e dönmesini kabul ediyor. Rumlar da iki kesimliliğe karşı çıkıyor, mümkün olan en fazla oranda Rum’un Kuzey’e dönmesini istiyor. Buradaki “orta yol”da daha fazla sayıda Rum Kuzey’e gelecek, ancak oy hakları kendi devletlerinde kalacak, yani siyasal hakları olmayacak.

Türk tarafı, Türk askerinin Avrupa Birliği üyeliğinden sonra da Ada’da kalmasını istiyor. Rumlar buna karşı çıkıyor. Bu konudaki “orta yol” ise şöyle: Planda çözümden sonra 6’şar bin asker kalması

öngörülüyor. AB üyeliğinden sonra da Ada’da kalmaları koşuluyla bu sayı azaltılacak. Buna karşılık BM Barış Gücü askerlerinin sayısı ve yetkileri artacak.

Orta yol bulunamayan değişiklik taleplerinin reddedilmesi de bu formülün bir parçası. Bu çerçevede Türk tarafının egemenlik konusundaki Türk-Rum ayrımı talebi reddediliyor.

Rumların ise Annan planı uyarınca 3 yıl sonra kendilerine devredilecek toprakların anlaşma olduktan sonra hemen BM’ye devredilmesi ve Kuzey’deki topraklara dönüş için süre konulmaması istekleri reddediliyor.

İşte madde madde değişiklik önerileri

Gazeteye göre yabancı arabulucuların sunduğu 5 değişiklik şöyledir:

1. Sınırların düz çizgiye dönüştürülmesi, ancak daha küçük yüzdelik: Bu Kıbrıs Türk tarafının önerisidir. Türk idaresinde kalacak toprak yüzdeliğinin biraz azalması kabul edilirse mümkün olacak. Annan planı Türklere %28.5 Rumlara ise %71.5 toprak öneriyor.

2. 2 oylu Başkanlık Konseyi: Başkanlık Konseyi üyelerini 6’dan (4-2) 9’a (6-3) çıkarılmasıyla ilgili Papadopulos’un önerisidir. Gazeteye göre karar almada her kurucu devletten en az iki oy gerektiği için uygulanabilir görülmektedir. Planın mevcut şeklinde tek oy gereklidir.

3. Oyu olmadan daha çok Kıbrıslı Rum’un Türk bölgesine gelmesi: Denktaş iki bölgeliliğin güçlendirilmesi için Kıbrıs Türk kurucu devletine daha az Kıbrıslı Rum’un dönmesini istedi. Bu bağlamda Kıbrıs Türk devletçiğinde temsil hakkı olmayan daha çok sayıda (%12’in üstünde) Rum’un dönmesi araştırılıyor. Kaldıkları yerden bağımsız olarak Kıbrıslı Rum ve Türkler siyasi haklarını bağlı oldukları etnik devletçikte kullanacaklar.

4. Asliye Hukuk Mahkemesi kurulması: Böyle bir mahkemenin kurulması her iki taraftan da kabul edilebilir görülmektedir.

5. Kalış süresi daha uzun daha az asker kalması: Türk ve Yunan her kontenjanın (Annan planı 6 bin Türk, 6 bin Yunan askeri öngörüyor) daha az sayıda asker bulundurması, ancak çözümden sonra adada kalış sürelerinin biraz uzatılması düşünülüyor. Bu arada Barış Gücü askerinin önemli takviyesi düşünülüyor.

YENIDUZEN 04/03/2004

Görüşmeler, tarafların birbirine zıt önerileri üzerindeki tartışmalarla sürüyor

Liderler "evet" diyemiyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığındaki KKTC heyeti ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlığındaki Rum heyetinin 19 Şubat'tan beri sürdürdüğü Kıbrıs müzakerelerinin

dünkü bölümünde olası bir anlaşmada oluşturulacak başkanlık konseyi ve toprak konusu üzerinde duruldu

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının, Türk tarafı olarak sundukları, Annan Planı'yla ilgili değişiklik önerilerini reddetmeye devam ettiğini belirterek, "Görüşmelerden kaçıyorlar, müzakere yolunu açmıyorlar" dedi. Rum lideri Tasos Papadopulos ise görüşmeye giderken yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Denktaş'ı müzakerelere yardımcı olmamakla suçladı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığındaki KKTC heyeti ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlığındaki Rum heyetinin 19 Şubat'tan beri sürdürdüğü Kıbrıs müzakerelerinin

dünkü bölümünde olası bir anlaşmada oluşturulacak başkanlık konseyi ve toprak konusu üzerinde duruldu.

Lefkoşa Uluslararası Havaalanı'ndaki BM merkezinde yer alan ve yaklaşık 2.5 saat süren görüşmeden

sonra gazetecilere açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının, Türk tarafı olarak sundukları, Annan Planı'yla ilgili değişiklik önerilerini reddetmeye devam ettiğini belirterek, "Görüşmelerden kaçıyorlar, müzakere yolunu açmıyorlar" dedi.

Rum lideri Tasos Papadopulos ise görüşmeye giderken yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Denktaş'ı müzakerelere yardımcı olmamakla suçladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum tarafının oyunun belki de, "görüşmelerde bir uzlaşmaya varılmayıp planda hiçbir değişiklik yapılmaması" oyunu olabileceğine dikkat çekerek, "Bizimle anlaşmamak, Yunanistan ile Türkiye'nin de anlaşamayacağını hesaba katarak, Annan kendi görüşlerini ortaya koysun da, bakalım bu Türkler ne yapacak diye meydan okuma olabilir. Ama göreceğiz. Sabırlı olalım görelim" diye konuştu.

Rum tarafının planda yer alan süreleri kısıtlamak istediğini söyleyen Denktaş, planda öngörülen geçici sürelerin Türk tarafı için zaten dar olduğunu ve sürelerin, daha da genişletilerek kalması gerektiğini vurguladı ve "Bu 1 Mayıs'ı etkilemez. Anlaşılırsa AB'ye girecek kuruluş, Kıbrıs Cumhuriyeti değildir; faklı bir kuruluştur. AB, yeni protokolle bu kuruluşu kabul etmelidir. Bu protokolde derogasyonlar da olacaktır ve AB'nin temel hukukuna girmiş olacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bugünkü Ankara ziyareti hakkında ise şunları söyledi:

"Ankara'dan bir davet aldım. Sonra anlıyorum ki, büyük bir de gösteri haline dönüştürüldü bu. Benim görevim hükümetlerle kavga etmek, hükümetleri eleştirmek değildir. Benim görevim, Kıbrıs meselesinin gelmiş olduğu noktayı, Türk kamuoyuna, beni davet edenlere anlatmaktır."

Münakaşa yaşandı

Cumhurbaşkanı Denktaş, dünkü görüşmede olası bir anlaşma halinde oluşturulacak başkanlık konseyi konusunda ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını, alternatifler sunduklarını belirterek, Rum tarafının "merkezi hükümeti güçlendirme girişimlerinin" dışında bir şey söylemediğini, hatta Türk tarafının önerilerini reddettiğini bildirdi.

Bunun üzerine "Ret mi ediyorsunuz?" diye sorduklarını, bu çerçevede münakaşa yaşandığını söyleyen Denktaş, konuyla ilgili görüşleri, yarın da yazılı olarak sunacaklarını kaydetti.

"Rumlar yine edebiyat yaptı"

Denktaş, Rum tarafının ise dün, toprak konusunu gündeme getirip yine edebiyat yaptığını ifade ederek, planın, kuzeye gelecek Rumların edineceği malların ve bölgelerin 3 yıl KKTC'nin idaresinde olmasını öngördüğünü, fakat Rum tarafının "derhal BM idaresine vereceksiniz" dediğini, hatta olmayacak şekilde BM'ye yetki verilmesini istediğini anlattı. Denktaş, kendilerinin de Rumların önerisini reddettiklerini belirtti.

"Müzakerelerin gecikmesinde her taraf suçlu"

Rum tarafının, "müzakereler gecikti" diyerek planda öngörülen süreleri kısıtlamaya çalıştığını da kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, gecikmenin nedeninin, eğer aranıyorsa suçlusunun tüm taraflar olduğunu söyledi ve kendisinin zamanında planın değiştirilmesi gerektiğini söylediğini, fakat dikkate alınmayıp "derhal kabul et" denildiğini ve dolayısıyla zaman kaybedildiğini anımsattı.

"Türkler kuzeye piknik

için gelmedi"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk ekonomisi ve anlaşmanın ardından gerçekleşecek rehabilite açısından zamana ihtiyaç olduğunu belirtti.

1963-1974 arasında göç eden, her şeyini kaybeden insanların da özel şartlarla ele alınması gerektiğini yineleyen Denktaş, bu durumdaki insanlardan tazminat istenemeyeceğini, yerlerinden edilemeyeceğini kaydetti.

1974'te kuzeye gelen Türklerin piknik için gelmediğini, mecbur kalarak geldiğini, güneye giden Rumların da gönüllü olarak gittiğini anlatan Denktaş, "Sorun, tazminatlarla, takaslarla çözülebilir. 'Her Rum evine gidecek' demekle barış yapılamaz" şeklinde konuştu.

Prendergast izledi

Cumhurbaşkanı Denktaş, soruları yanıtlarken ise, BM Genel Sekreterinin Siyasal İşler Yardımcısı Kieran Prendergast'ın dünkü görüşemeye katıldığını, ancak bir şey söylemediğini bildirdi.

"Anlaşırsak askı gerekmez"

"Kıbrıs'ın AB üyeliğinin askıya alınmasıyla" ilgili bir soru üzerine Denktaş, "Anlaşmışsak askı gerekmez. Anlaşmamışsak alınan sadece güneydir. Kuzeyde AB'nin yetkisi olmamaya devam edecektir. Biz diyoruz ki, bitirmeye çalışalım, bitirebilirsek, bitirelim; ancak ekonomik konularda ve insanların rehabilitesi için zamana ihtiyaç vardır. Hem AB, hem Rumlar tarafından kabul edilmelidir ki, derhal boğazımıza basıp 'Kıbrıs birleşmiştir, merkezin dediği olur' diye bizi perişan etmesinler" dedi.

"Birbirimizi şikayetle bir yere varamayız"

Rum tarafının uzlaşmaz tutumunu BM'ye şikayet edip etmediklerinin sorulmasına karşılık Denktaş, şu yanıtı verdi:

"Her şey kendilerinin gözleri önünde oluyor. Karşılıklı bir birimizi şikayetle bir yere varamayız. Bir birimizi teşvik etmekle bir yere varırız. Önümüzde kısa süre var. Bu yolu iyi niyetle yürüyelim, neticeyi görelim."

Bugünkü görüşme saat 09.30'da

Cumhurbaşkanı Denktaş, bugün Ankara'ya yapacağı ziyaretle ilgili soruları yanıtlarken ise, Ankara'da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la da görüşüp müzakerelerde gelinen noktayı aktaracağını belirtti.

Denktaş, bugünkü görüşmenin saat 09.30'da başlayacağını, Ankara'ya görüşmenin ardından gideceğini ve akşama önereceğini bildirdi.

"Toprak diyaloğuna girecek durumda değiliz"

Toprak konusunda orta yol bulunup sınırın düz çizgi haline getirilebileceğinden ve buna karşılık daha fazla toprağın Rumlara verileceğinden bahsedilmekte olduğunun anımsatılması üzerine ise Denktaş, bunların gazetelerde söylenenler olduğunu, kendilerinin harita üzerinde toprak hakkında diyaloğa girmediklerini söyledi.

"Toprak diyaloğuna girecek halimiz de yok. Çünkü gördüğünüz gibi o duruma gelmedik" diye konuşan Denktaş, yapılacak binayı görmeden, nere yapılacağını düşünmenin acayip olduğunu kaydetti.

"Talat ile Serdar Denktaş bilgi vermeli"

Denktaş başka bir soruya karşılık, "Annan Planı uygulandığında, göçmenlerin rehabilitesi açısından herkesin nasıl zor durumda kalacağı konusunda" Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın uzmanlardan bilgiler aldığını da belirterek, Talat ile Serdar Denktaş'ın bu konuda halka bilgi vermeleri gerektiğini ifade etti.

Papadopulos: Bölgelerin statüsü görüşüldü

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ise, dünkü görüşmede Kıbrıs Rum tarafına devredilecek olan bölgelerin statüsünün görüşüldüğünü söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Papadopulos görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, dünkü görüşmede diğer konuların yanı sıra Kıbrıs Rum tarafına verilecek olan bölgelere ilişkin statünün ele alındığını söyledi.

Görüşmede, Kıbrıs Rum kesimine verilecek bölgelerin iadesinin garanti altına alınması ve hazırlık çalışmalarının yapılabilmesi için BM'nin yönetimine verilmesi şeklindeki Kıbrıs Rum önerisinin görüşüldüğünü belirten Papadopulos, "Amaç, geri dönecek olanların organize bir toplum olarak yerleşmeleri ve çalışabilmeleridir" dedi. Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu önerilere karşılık kendi önerilerini sunduğunu ve Annan Planı'nda öngörülen 104 günden 3 yıla kadar olan geri dönüş süresinin 1 ile 6 yıl 8 buçuk aya kadar uzatılmasını önerdiğini söyledi.

Papadopulos ayrıca Rum tarafının temel isteğinin, devletin fonksiyonelliği için gerekli olan bütün yasa ve uluslar arası anlaşmaların yazılı olmasını ve referandumlar için halka sunulacak olan anlaşmada yer almasını istediğini belirterek, "Devlet sadece kağıt üzerinde olamaz" dedi.

Yasalar ve uluslar arası anlaşmalardan şimdiye kadar ne kadarının onaylandığının sorulması üzerine ise Papadopulos "teknik komitelerin işleyişinin yavaş olduğu" yanıtını verdi.

KIBRIS 04/03/2004

Teknik komiteler çalışmalarını 22 Mart'a kadar tamamlayacak

Teknik komitelerin Türk kanadının genel koordinatörlüğünü yapan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, basın toplantısı düzenledi:

Teknik komiteler çalışmalarını 22 Mart'a kadar tamamlayacak

Annan Planı temelinde Kıbrıs'ta kurulması öngörülen yeni devletin ve kurucu ortakların yasal ve mali altyapısını hazırlamak amacıyla yaklaşık iki haftadan beri çalışan teknik komitelerin büyük oranda ilerleme sağladığı bildirildi.

Yeni devletin kuruluş anlaşmasına uygunluk çerçevesinde KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi mevzuatını, iki tarafın bugüne kadar yaptığı uluslararası anlaşmaları, Avrupa Birliği'ne uyum sürecini ve yeni oluşumun mali-ekonomik yapısının nasıl oluşacağını teknik düzeyde inceleyen komiteler, Kıbrıs müzakereleriyle ilgili takvim uyarınca 22 Mart'a kadar çalışmalarını tamamlamayı hedefliyorlar.

BM gözetiminde Türk ve Rum üyelerden oluşan teknik komitelerin özellikle yasal mevzuatın incelenmesi konusunda önemli ilerleme sağlamasına karşın, komitelerde yapılan çalışmaların ve varılan mutabakatların siyasi iradenin onayına tabi olması nedeniyle içerik hakkında bilgi verilmedi.

İlk basın toplantısı

Teknik komitelerin Türk kanadının genel koordinatörlüğünü yapan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, dün düzenlediği basın toplantısıyla komitelerin yaklaşık iki haftalık çalışmaları hakkında bilgi verdi. Komitelerde koordinatör olarak görev yapan Kudret Akay, Emine Erk ve Hakkı Müftüzade ile birlikte komitelerin çalışma yaptığı eski Ticaret Bankası'na ait binada basın toplantısı düzenleyen Olgun, bundan sonra komitelerin çalışmaları hakkında basına günlük bilgi verileceğini ve haftada bir de basın toplantısı düzenleneceğini söyledi.

6 başlık altında

Cumhurbaşkanlığı müsteşarı, genel koordinatör Ergün Olgun'un verdiği bilgiye göre, başlangıçta 3 başlık altında oluşturulan komiteler süreç içerisinde ihtiyaçlara göre yeniden biçimlendirilerek artan sayıda çalışma yapıyor.

Buna göre, komitelerin çalışmaları 6 ayrı başlık altında sürdürülüyor.

Yönetim, kamusal konular, dış ilişkiler ve ceza hukuku konusunda yapılan çalışmalar çerçevesinde bugüne kadar 11 yasa ele alınırken; polis, vatandaşlık ve muhaceret konusunda yapılan çalışma çerçevesinde de 2 yasa ortak komitelerde sonuçlandırıldı.

3'üncü çalışma alanını oluşturan denizcilik ve su kaynakları konusunda 16 yasa Rum ve Türk üyelerin ortak çalışmasıyla sonuçlandırılırken, geçtiğimiz günlerde çalışmaya başlayan ekonomi ve finans komitesi bugüne kadar bir yasayı ele aldı.

Uluslararası anlaşmalar konusunda çalışma yapan komite ise, iki tarafın yaptığı uluslararası anlaşmalardan hangilerinin yeni devleti bağlayacağı konusunu inceliyor.

Bunlara ek olarak, kurucu devletler ile federal devletin mevzuatını Avrupa Birliği mevzuatına uyumlaştırmak amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla oluşturulan komite de aynı binada 6'ıncı komite olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Öncelikle 44 yasa

Komitelerde ele alınan çalışmaların bir kısmının tamamlandığını, mutabakat sağlanamayan konuların ise "paranteze" alınarak siyasi irade için bekletildiğini söyleyen Ergün Olgun, "Hedef öncelikle BM genel sekreteri tarafından zorunlu yasa olarak nitelenen 44 yasanın ele alınması. Bunun ardından Rum tarafınca gerekli olarak nitelenen 70 yasanın (toplam 114) tamamlanması için çalışmalar sürdürülecek" dedi

Rumlar 180, Türkler 1900 yasa inceleyecek

Bir soruya karşılık, yeni devletin kuruluş anlaşmasına uygunluk çerçevesinde KKTC'nin bugüne kadar yaptığı 180 uluslararası anlaşma veya protokolün, Rum tarafının da 1900 civarında uluslararası anlaşmasının incelemeye alındığını söyleyen Ergün Olgun, "Türk tarafı 180 civarında anlaşmanın yaklaşık yüzde 80'ini tercüme ederek Rum tarafına verdi. Bunlar Rum heyet üyelerince teker teker incelenecek. Biz de onların yaptıkları 1900 civarında anlaşmayı tek tek incelemeye başladık. Bu 1900 anlaşmayı bizden 10 kişilik deneyimli bir ekip okuyor" dedi.

Olgun, bu karşılıklı çalışmanın ardından yeni ortaklığı bağlayacak uluslararası anlaşmaların belirleneceğini kaydetti.

Ergün Olgun, eğitim ve kültür konularıyla ilgili 2'şer konvansiyonun anlaşmanın parçası olarak planda yer aldığını da hatırlattı.

Bir soruya karşılık, bu çalışmalar sırasında yoruma açık durumların zaman zaman sorun yarattığını da belirten Ergün Olgun, bu gibi durumlarda BM yetkilileriyle temasa geçerek sorunları aşmaya çalıştıklarını ve "problem çıkmaması için elden gelenin yapıldığını" kaydetti.

Siyasi iradenin onayına bağlı

Teknik komitelerin müzakere sürecine uygun olarak ve siyasi iradeden alınan ilkeler çerçevesinde faaliyet gösterdiğini belirten Ergün Olgun, teknik çalışmalarda ortaya çıkan sonuçların da siyasi iradenin onayına tabi olduğunu vurguladı. Bu yaklaşımla, yapılan çalışmaların içeriğine ilişkin ayrıntıya girmeyen Ergün Olgun, müzakere takvimine bağlı olarak AB uyum çalışmalarını sürdüren ekip hariç teknik komitelerin çalışmalarının 22 Mart'a kadar çalışmalarını tamamlamasının hedeflendiğini kaydetti.

Para birimi de konuşuldu

Başka bir soruya karşılık, yeni devletin merkez bankasının nasıl çalışacağı, para birimi ve mali-finans konularının da ayrıntılı çalışmalarda karşılıklı olarak ele alındığını söyleyen, ancak gerek para birimi, gerek yapılan çalışmalar hakkında ayrıntıya girmeyen Ergün Olgun, bu alandaki çalışmaların Türkiye'nin de desteğiyle sürdüğünü söyledi.

Komitelerde Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve bakanlıklar yanında üniversiteler ve diğer kamu kuruluşlarından 100 uzman, geri kalanı da idari personel olmak üzere yaklaşık 130 kişinin görev yaptığını açıklayan Ergün Olgun, komitelerde çalışan uzman ve kamu görevlilerine günde 20 saate yaklaşan yoğun ve özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Ergün Olgun, görevli personelin karşılık beklemeden hizmet verdiğini de vurguladı.

Olgun, teknik komitelerin zaman zaman ara bölgede ortak toplantı yaptığını, bunun dışında ekiplerin kendi aralarında sabah 08.30'dan gece 03.00'e kadar çalıştığını belirtti.

TC VE AB heyetleri

Türkiye Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler Müdürü Ertuğrul Apakan başkanlığında ekonomi, ticaret, bankacılık, denizcilik ve diğer konularda uzman bir ekibin de aynı binada teknik komitelere yardımcı olduğunu anlatan Ergün Olgun, Brüksel'den gelen AB yetkililerinin de çalışmalara sürekli katıldığını kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Bayrak ve Marş Komitesi'nin kurulmamasının nedenlerinin sorulması üzerine ise, "Bizden kaynaklanan bir sorun yok" demekle yetindi, ayrıntıya girmedi.

KIBRIS 04/03/2004

BM, Kıbrıs'ta orta yol arıyor

Kıbrıs'taki müzakerelerde iki lider arasında henüz uzlaşma sağlanamazken, BM ve ABD'nin, Annan Planı'nın dördüncü versiyonunu hazırlamakta olduğu belirtiliyor.

Rum Politis gazetesinin haberine göre, bu planla Türk tarafının iki kesimlilik ve sınırların düzleştirilmesi, Rum tarafının ise adanın kuzeyinden gelen vatandaşlarının geri dönmesi ve adada bulundurulacak Türk ve Rum asker sayısıyla ilgili önerilerinde orta yola gidiliyor.

Uzlaşılamayan maddelerin ise reddedilmesi öngörülüyor.

Kıbrıs'ta müzakereler sürerken Birleşmiş Milletler ve ABD'nin çözüm için iki tarafın da önerileri göz önünde bulundurularak Annan Planı'nın yeni bir versiyonu üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Yeni planda, kamuoyunun referandumda "evet" demesinin sağlayacak değişikliklerin yapılması hedefleniyor.

Sınırların düzleştirilmesi

Türk tarafı sınırların düzleştirilmesini istiyor ancak Rum tarafı bu öneriye karşı çıkıyor.

Yeni planla sınırlar düzleştiriliyor ancak buna karşın KKTC'ye verilecek toprak miktarı yüzde 28.5'in altına düşüyor. Rumlara daha çok toprak veriliyor.

Rumların kuzeye dönüşü

Türkiye'nin üzerinde önemle durduğu konulardan birini ise iki kesimliliğin korunması oluşturuyor.

Bu doğrultuda Türk tarafı, Kuzey Kıbrıs'a dönecek Rum vatandaşı sayısına kısıtlama getirilmesini istiyor.

Rum tarafı ise mümkün olduğunca çok vatandaşının adanın kuzeyine geri dönmesini istiyor. BM ve ABD'nin üzerinde çalıştığı planla, adanın kuzeyinden gelen Rumların geri dönmesi ancak bu vatandaşlara Rum kurucu devletinde oy kullanma hakkı verilerek Türk tarafının kaygılarının giderilmesi öngörülüyor.

Adadaki Türk askerinin durumu

Rum tarafı, birleşik Kıbrıs AB'ye üye olduktan sonra Türk askerinin adadan çıkmasını ve denetimi derhal BM'nin ele almasını istiyor.

Yeni planla adadaki Türk ve Yunan askerleri sayıları azaltılarak korunuyor buna karşılık uluslararası gücün sayısının artırılarak etkin hale getiriliyor.

Başkanlık Konseyi üye sayısı

Planın diğer maddeleri arasında, Başkanlık Konseyi'nde üye sayısının, Rumların isteği doğrultusunda 6 Rum, 3 Türk üye olacak şekilde 9'a çıkarılması ve anlaşmazlıkların çözümü için Anayasa Mahkemesi'nin altında çalışacak yeni bir mahkeme kurulması yer alıyor.

Annan Planı'nın son versiyonuna göre üzerinde anlaşılamayan noktalar ise reddedilecek.

KIBRIS 04/03/2004

‘Denktaş’ı içpolitika malzemesi yapmayın’

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kıbrıs konusunun iç politika malzemesi yapılmamasını istedi.

Ankara
AA

5 Mart 2004— Bakan Çiçek, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın dün Ankara’da bir konferansa katılması ve ardından yaşananlar ile ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çiçek, muhalefet partilerinden “üç tane belediye seçimini kazanacağız diye” konunun iç politika malzemesi yapmamalarını istedi. Çiçek, Denktaş’ın konuştuğu konferansta AKP dışında birçok partinin temsil edilmesini “Birçok parti gitti ama bunların tamamını toplasanız yüzde 3 oy bile etmiyor” sözleriyle değerlendirdi

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kıbrıs konusunda hassas bir sürece girildiğini belirterek, “Böylesi bir dönemde AKP iktidarıyla Sayın Denktaş arasında bir problem varmış gibi olmadık şeyleri gündeme getirip bu sürece zarar vermeyelim. Bunun bedelini hep beraber öderiz. Biz sonuna kadar sayın Denktaş’ın yanında oluruz, arkasında oluruz, bugüne kadar da hep böyle oldu” dedi.

“SÜRECE ZARAR VERMEYELİM”
Çiçek, bir gazetecinin “KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için dün Ankara’da görkemli bir karşılama töreni düzenlendi ve yapılan toplantıya AKP dışındaki bütün partiler katıldı. Bunun özel bir anlamı var mı?” sorusu üzerine şunları söyledi:
“Bence yok. Kıbrıs konusunda bir hassas sürece girmişizdir. Hepimizin bu müzakerelerden hem Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımızın hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin başarıyla çıkması için elim
izden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bizim zaman zaman bir kısım sıkıntılarımız vardır. Böylesine bir dönemde iki taraf arasında sanki bir ihtilaf varmış gibi sanki AKP iktidarıyla Sayın Denktaş arasında bir problem varmış gibi olmadık şeyleri gündeme getirip bu sürece zarar vermeyelim, bunun bedelini hep beraber öderiz."

“DEVLET POLİTİKASINI İZLİYORUZ”
Dış politika konularında özellikle Kıbrıs konusunda devlet politikası takip ettiklerini ifade eden Çiçek, “Eğer birileri için devlet politikası bir şeyler ifade ediyorsa, altını çiziyorum biz bir devlet politikası takip ediyoruz, bu ne demektir, böylesine bir konuyu devletin tüm birimleriyle, Denktaş da dahil olmak üzere KKTC’nin yetkilileriyle oturuyoruz, konuşuyoruz, yapılması gerekeni birlikte
yapıyoruz” diye konuştu.
Çiçek, şu anda sürdürülen müzakere sürecindeki metodu da birlikte kararlaştırdıklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Annan’a bu teklifi getiren biziz. Bu teklifin içerisinde kimlerin olduğunu da biliyorsunuz, New York müzakereleri
sırasında... Ortada yürüyen bir müzakere süreci var. Bir ihtilaf varmış gibi görüntü vermek acaba kime ne kazandırır. Üç tane belediye seçimini kazanacağız diye bunu iç politika malzemesi yapmanın bir anlamı yok. Birçok parti gitti ama bunların tamamını toplasanız yüzde 3 oy bile etmiyor.

Biz sonuna kadar Sayın Denktaş’ın yanında oluruz, arkasında oluruz, bugüne kadar da hep böyle oldu. Kimsenin tereddüdü olmasın, çünkü bu meselede iki takım yok tek takım var, Türk tarafı var Rum tarafı var. Biz tek takım olarak müzakerelerden başarılı çıkmaya gayret ediyoruz. Bunun için lütfen siz de bu konuya yardımcı olun. Denktaş üzerinden siyaset yapmak isteyen partilerimiz olabilir, bunu anlayışla karşılarım ama bu yol onlar için de çıkar bir yol olmaz.”

Kıbrıs’ta liderler tekrar buluştu

Kıbrıslı Türk ve Rum heyetleri, Kıbrıs sorununa 1 Mayıs’a kadar Annan planı temelinde çözüm bulunması amacıyla başlatılan müzakereler çerçevesinde bugün 10’uncu kez bir araya geldi.

Lefkoşa
NTV-MSNBC

5 Mart 2004 — Edinilen bilgiye göre bugünkü görüşmede de anlaşma sağlanamadı. Taraflar görüş alışverişini sürdürdü.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri, Lefkoşa ara bölgedeki Konferans Merkezi’nde 10’uncu kez bir araya geldi.
Edinilen bilgiye göre bugünkü görüşme de verimli geçmedi. Taraflar görüş alışverişini sürdürdü. Bugünkü görüşmeden sonra liderler 10 kez daha bir araya gelece
k. Daha sonra da Yunanistan ve Türkiye’nin de katıldığı 4’lü görüşmelere geçilecek. Şu ana kadar yapılan görüşmelerde herhangi bir konuda anlaşma sağlanamadı. Türk tarafı önerilerin hemen hemen tamamını masaya koydu. Ancak Rum tarafı önerilerini parçalar halinde sunuyor. Liderler haftabaşından itibaren güvenlik konusunu tartışmaya başlayacak.
Türk tarafı dünkü görüşmede, Rum tarafının, anlaşmanın ardından 3 yıllık süre sonunda kendilerine bırakılacak toprağın, anlaşmanın hemen ardından BM’ye devredilmesi y
önündeki telabine neden itiraz etiğini gerekçeleriyle belirten yazılı bir metin sunmuştu.

ABD: Kıbrıs’ta çözüme odaklanmalı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Boucher, Kıbrıs görüşmelerinde anlaşmaya ulaşmak üzere çözüme odaklanmanın gerektiğini söyledi. Boucher, Annan planının en iyi çözüm olduğunu da yineledi.

Washington
AA

5 Mart 2004— ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıs’ta çözüm için Annan planının en iyi yol olduğunu ve çözüm yönünde herkesin umutu bulunduğunu, günlük açıklamalara tepki vermek yerine, anlaşmaya ulaşmak için ne yapılabileceğine odaklanmak gerektiğini söyledi. Boucher, “Annan planı Kıbrıs için, Kıbrıslılar için iyi. Fırsat ve umut kaynağı. Çok da destek alıyor. Değişiklikler konusunda elbette siyasi tartışmalar var. Ancak ABD’nin desteği tam. Biz, Annan planının Kıbrıs’ta çözüme ulaşma yolu olduğunu düşünüyoruz. Bu Kıbrıs’ta uzun zamandır ortaya çıkan en iyi fırsat” dedi.

Türk ve Yunan hükümetleriyle Kuzey ve Güney Kıbrıs’ın, Annan planı temelinde çalışmayı kabul ettiğini ve şimdi de bu planın tartışıldığını belirten Boucher, şunları kaydetti:
“Günlük açıklamalara tepki vermemek lazım. Onun yerine, anlaşmaya ulaşmak için gerçekten ne yapılabileceğine odaklanmak gerek. Bizim y
aptığımız da bu. Bu yüzden ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston’ı adaya gönderdik. Bu yüzden adadaki büyükelçimiz çok çalışıyor. Annan planı en iyi yol.”
Görüşmelerde tıkanıklık olması durumunda ABD’nin tutumunun sorulması üzerine B
oucher, “tıkanıklığı aşarız ve devam ederiz” yanıtını verdi.

ANAYASA KARARI IRAKLILARA AİT
Irak’ta Türkmenlerin, Kürt gruplar tarafından taciz edilip edilmediği ve federal sistemin Türkmenler için iyi olup olmayacağı yönündeki bir soru üzerine Boucher, Irak anayasasına Iraklıların karar vereceğini vurguladı.
Boucher, Irak’taki sürecin bütün Iraklıların haklarına saygı göstermesi gerektiğini ABD’nin açıkça ifade ettiğini belirtti. Türkmenlere yönelik saldırılar konusunda fikri sorulan Boucher, “Hiç kimsey
e saldırılmasından hoşlanmıyoruz” dedi.
ABD’nin Küba’daki Guantanamo üssünde tutuklu Türklerin ne zaman serbest bırakılacağı sorusu üzerine de Boucher, “Türkiye ile hangi noktada olduğumuzu bilmiyorum. Ancak geri göndereceğimiz adamlar olduğunda, burada d
uyurusunu yapıyoruz” dedi.

’1 Mayıs’tan önce çözüm bulunmalı’

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile görüşen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Bütün arzumuz 1 Mayıs’tan önce bu işin bitirilmesidir. Türk tarafı elinden geleni yapıyor. Karşı taraftan da aynısını bekliyoruz”dedi.

NTV

4 Mart 2004— KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kaldığı otelde yaklaşık 45 dakika süren görüşmenin ardından Gül ve Denktaş açıklama yaptı. Türk tarafının New York’ta ortaya koyduğu iyi niyetin devam ettiğini belirten Abdullah Gül müzakerelerde Ada’nın gerçekleri dikkate alınarak düzenlemeler yapılmasını beklediklerini söyledi

Anavatanlara ya da Annan’a gerek kalmadan Türk ve Rum tarafının anlaşmaya varmasını umut ettiklerini hatırlatan Gül, “Bütün arzumuz bu işin 1 Mayıs’tan önce bitirilmesidir”dedi. Denktaş ise Gül’ün kendisine dış temaslarla ilgili bilgi verdiğini belirterek “Biz iyi niyetle ve insanüstü bir çaba gösteriyoruz”dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Dışişleri Bakanı Gül’ün ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile baş
başa bir görüşme yaptı. Görüşmede Ada’da devam eden müzakere süreci ile ilgili son durum değerlendirildi. Bir saat süren görüşmenin ardından herhangi bir açıklama yapılmadı

De Soto, Ankara’da Ziyal’le görüşecek

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun bugün Ankara’da Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Uğur Ziyal ve Kıbrıs dairesi yetkilileriyle görüşecek. NTV

Mart 2004— Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Namık Tan, görüşmenin Ada’daki taraflar ile sürdürülmekte olan düzenli istişarelerin bir parçası olduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun Ankara ziyaretinde Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Uğur Ziyal ve Kıbrıs dairesi yetkilileriyle görüşeceğini açıkladı. Tan, zaman zaman karşılıklı istişare ihtiyacının ortaya çıktığını hatırlattı.
Ada’daki takvim uyarınca Türk ve Rum tarafının anlaşamaması durumunda 22 Mart’ta başlayacak dörtlü görüşmelerdeki temsiliyet konusuna da değinen Tan, “Bu toplantılarda siyasi kişiliklerin bulunmasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz” dedi.

Talat: Denktaş’ın çıkışı ortama bağlı

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı RAuf Denktaş’ın Ankara Ticaret Odası’nda yaptığı açıklamaları, oradaki ortama bağlı bir çıkış olarak değerlendirmek gerektiğini söyledi.

Lefkoşa
CNBC-E

5 Mart 2004 — CNBC-E’nin canlı yayınına katılan Talat, Denktaş’ın müzakerelerden çekilme noktasına gelmesini istemediğini ifade ederek, “O aşamaya gelinirse ne olacağı konusunda şu anda fikrim yok” dedi.

KKTC heyetinin ve Türk dışişlerinin müzakerelere birlikte hazırlandığını belirten KKTC Başbakanı, “Müzakerelerde masaya koyduğumuz taleplerimiz ortak olarak belirlenmiş taleplerdir. Masaya oturan kim olursa olsun, o talepleri savunacaktır” diye konuştu. Talat, ısrarla vurguladıkları adada eşitlik ve iki kesimlilik konularında ilerleme sağlanabileceğini düşündüğünü de kaydetti.

‘STRAW’UN AÇIKLAMASI ÖNEMLİ’
KKTC Başbakanı, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’un, “Rumların, referandum’da hayır demeleri durumunda AB’de yalnızca Kıbrıs’ın güneyini temsil edecekleri” yolundaki açıklamasının da oldukça önemli olduğunu vurguladı.

Erdoğan: ''Güney Kıbrıs hala iyi niyet gösterisi içinde değil''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta devam eden görüşmelerde Güney Kıbrıs'ın hala iyi niyet gösterisi içinde olmadığını belirtti.
Kıbrıs konusunda uluslararası anlaşmaların göz ardı edilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, ''Dünyadan kendinizi tecrit edemezsiniz. Şimdi bazı marjinal grupların yaptığı şeyler var, bekara karı boşamak
kolay. Öyle kuru sıkı atmakla olmaz. Sorumluluk istiyor, samimi olmak gerekiyor. Türkiye'nin ve KKTC'nin menfaatleri var. Bunları göz ardı etmeden bu çalışma sürdürülmektedir, sürdürülmelidir'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, TV8'de katıldığı canlı yayında
, ülke gündemine ilişkin soruları yanıtladı.
Erdoğan, Kıbrıs konusundaki görüşmeler ve canlı yayın öncesi KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile yaptığı görüşmeye ilişkin bir soru üzerine, Kıbrıs sorununun çözümsüzlükten kurtulmasını, adil ve kalıcı bir çözüm
e kavuşulmasını istediklerini belirtti.
Denktaş ile yaptıkları görüşmenin ''iyi niyet içerisinde ve gayet güzel bir şekilde geçtiğini'' ifade eden Erdoğan, ''Denktaş ta başından beri bu sürecin içinde. Bu süreç kesinlikle Denktaş'la birlikte devam etmelidi
r ve temennimiz odur ki onunla birlikte noktalanmalıdır'' dedi. Başbakan Erdoğan, sorunun çözümü için yaşanan sürece ilişkin gelişmelerin tamamının kamuoyuyla paylaşılmasının doğru olmadığını kaydederek, ''Eğer bunu tüm hassasiyetiyle, incelikleriyle kamuoyuyla paylaşmaya kalkarsak süreci yanlış yönlendirmiş, olumsuz etkilemiş oluruz'' diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs'ın sadece Türkiye'nin değil dünyanın tanıdığı bir ülke konumuna gelmesini istediklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İki kesimliliğin kesinlikle güçlendirilmesi lazım. Bunun yanında garantörlüğün güçlendirilmesi lazım. Şu ana kadar Güney Kıbrıs maalesef hala bir iyi niyet gösterisi içinde değil. Hala (işi nasıl ileriye atarız) gayreti içerisinde. (Nasıl olsa AB ye girmemiz kesin. Niç
in Kuzey Kıbrıs'ı da yanımızda taşıyalım) gibi bir havanın içinde olabilirler. Temennim odur ki halkımızın birçok gerçekleri öğreneceği bir zaman şüphesiz olacaktır.
Uluslararası anlaşmalar var, sizi bağlayan anlaşmalar var. Bunları yok sayamazsınız. Dünya
dan kendinizi tecrit edemezsiniz. Şimdi bazı marjinal grupların yaptığı şeyler var, bekara karı boşamak kolay. Öyle kuru sıkı atmakla olmaz. Sorumluluk istiyor, samimi olmak gerekiyor. Türkiye'nin ve KKTC'nin menfaatleri var. Bunları göz ardı etmeden bu çalışma sürdürülmektedir, sürdürülmelidir. Öyle (ver kurtulcular) filan... Bunu söyleyenler iyice marjinal kalmış gruplardır.''

-ŞİRKET VE MAAŞ TARTIŞMALARI

Erdoğan, bir gazetede yayınlanan röportajının ardından Başbakanlık maaşıyla ilgili bir tartışma yaşandığının anımsatılması üzerine, şunları söyledi:
''Buraya nereden geldik ortaya koymakta fayda var. İddia edilen şirketimiz 15-16 yılı bulmuş bir şirket. Şirketimizin bir özelliği var, devletle en ufak bir işi yoktur. Yasal hiçbir manisi yok. Ben ne beled
iye başkanlığı yaparken ne Başbakan olduğumda bununla zaten fiilen uğraşma imkanım da yok. Ortaklarım sağ olsun işi götürüyorlar. Eniştem, kardeşim ortakların içinde, bu şekilde şirketimiz yürüyor.
Devletle asla işimiz yok. Buraya nasıl geldik? Bir köşe ya
zarı arkadaşımızla bu konu gündeme gelince kendisine anlattım. Maaşımızı sordu. Vatandaşımız başbakanların çok farklı maaşı olduğunu zannedebilir, milletvekili maaşı artı 220 milyon olduğunu açıkladım. Yoksa maaşıma zam yapılsın diye bir şeyim yok.'' Röportaj sırasında Almanya Başbakanı Schröder'le yaptığı sohbetten söz ederek maaşının 15 bin Euro olduğunu kendi maaşının ise 3 bin küsür Euora'ya tekabül ettiğini anlattığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''(Eğer ortağı olduğumuz şirketimiz olmasa biz b
u maaşla sıkıntı çekeriz, çocuklarımızı okutmakta zor duruma düşeriz) dedim. Bunu kalkıp spekülasyon aracı olarak kullanmak çok çirkin. Daha önce de böyle yaptılar. Konuyu da bilmiyorlar. Ne yazık ki bilgisizler, cahiller. Efendim kayyım tayin edilsin... Bir araştır bak bakalım. Hukukta böyle bir şey yok. Bunları biz araştırmışız. Tam aksine yasada buna mani bir hal yok. Olsa zaten gereğini yaparız.
Efendim rekabeti engelliyormuş... Ben fiilen çalışmıyorum ki kimse de (bu Başbakan'ın şirketi) falan demiyor
ki... Zaten dağıtımı yapan da tek biz değiliz. İstanbul genelinde kaç tane dağıtım yapan şirket var. Bittiler, tükendiler, yapacakları, söyleyecekleri hiçbir şey yok. Hamdolsun şirketimiz vergisini tıkır tıkır öder. Herhangi bir sıkıntı yok. Bu konuda gönül huzuru içindeyim herhangi bir huzursuzluk duymuyorum. Yaptığım işi dürüst, doğru yapıyorum. Sağ olsunlar ortaklarım da gayet dürüsttür. Kusura bakmasınlar, bu tür spekülasyonlara pek pirim vermem, kendileri çalsın kendileri oynasın.''

''BENİM KASTETTİĞİM 1994'TEKİ CHP''

Başbakan Erdoğan, CHP'ye yönelik ''kökü bereketsiz'' sözleriyle ilgili bir soruyu yanıtlarken de söylediklerini iyi okuyanların ne demek istediğini iyi anlayacaklarını belirtti. 1994'te İstanbul'da belediye başkanlığını CHP'den devraldığını belirten Erdoğan, ''İstanbul susuzdu, çöp dağları vardı, zehir soluyorduk. Bunları anlattım anlattıktan sonra (bunların kökü bereketsiz) dedim. Beyefendiler bundan rahatsız oldu'' diye konuştu.
Sözleriyle kastının 1994'teki CHP olduğunu belirten Erdoğa
n, şöyle devam etti:
''Eğer olayı kalkıp farklı yerlere kaydırmaya çalışırlarsa, tek partili dönemlere ya da daha farklı yerlere taşımaya kalkarsa söyleyeceğim çok şey olur. Bunlar hangi CHP'yi kastediyorlar. İnönü CHP'si mi, Ecevit CHP'si mi, Baykal CHP's
i mi? Hangi CHP ? Benim kastettiğim CHP 1994'teki CHP'dir. Eğer daha önceki CHP'yi söylüyorlarsa o zaman derim ki Atatürk ebediyete intikal etti Türk Lirası'nın üzerinden Atatürk'ün resmini kaldırdılar. İnönü'nün resmini koydular. Pulların üzerinden, devlet dairelerinden kaldırdılar. Biz bunları konuşmak istemiyoruz. Biz siyaset ortamını germek istemiyoruz.'' Erdoğan, ekonomik duruma ilişkin bir soruyu yanıtlarken, 3 Kasım seçimleri öncesinde meydanlarda ''Bizden bir yıl bir şey beklemeyin'' dediğini anımsatarak, ''Buna rağmen hamdolsun bir yılda bile milletimize çok şey vermeye başladık'' dedi.
Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri Kanun Tasarısı ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, CHP'nin iktidarın önünü kesmeye çalıştığını, somut bir önerileri olm
adan siyasi rant peşinde koştuklarını söyledi.
MILLIYET 05/03/2004

Rum tarafında referandum yasa önerisi... Yüzde 55 aranacak...


Kıbrıs Rum kesiminde, referandumla ilgili bir yasa önerisi meclise sunuldu. Yasa önerisi, Annan Planı'nın çözüm olarak kabul edilmesi için referandumda yüzde 55'in üzerinde ''Evet'' oyu alınmasını öngörüyor.
Rum basınına göre, yasa önerisi, anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekilleri Antonis Karas, Prodromos Prodromu ve Rikkos Erotokritu, Çevreciler Harek
eti'nden Yorgo Perdikis ve ADİK'ten Dinos Mihailidis'in imzasıyla meclise gönderildi.
Yasa önerisi, Annan Planı'nın referandumda kabulü için, Rum kesiminde yürürlükte bulunan Referandum Yasası'ndaki yüzde 50+1 oranını yükseltiyor. Bu yasa önerisine göre, A
nnan Planı Kıbrıs sorununun çözüm planı olacaksa yüzde 55.21'den daha yüksek ''Evet'' oyu alınmalı.
Komünist AKEL partisi ve DİSİ, söz konusu yasa önerisi hakkında uyuşmadıklarını açıkladı. Rum hükümeti sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise herhangi bir yorum y
apmaktan kaçındı.
DİSİ'den üç milletvekilinin parti görüşüne ters davranış içerisine girip yasa önerisini imzalaması, DİSİ içinde tepkiyle karşılandı.
MILLIYET 05/03/2004

Denktaş: "Türkiye gereğini yapıyor"


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs görüşmelerinde olumlu sonuca varmak için Türkiye'nin iyi niyetle gereğini yaptığını belirterek, "Bizim görevimiz de devamlı surette olumlu bir anlaşma yapmak için önümüzdeki 3 haftalık süre içerisinde gereğini yapmaktır" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışi
şleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile doyurucu görüşmeler yaptığını belirten Denktaş, "Olmazsa olmazlarımız üzerinde hassasiyetle durduklarını gördüm, mutlu oldum, güven duydum" diye konuştu.
Denktaş, anlaşmanın yapılabilmesi için iki tarafı
n da aynı hedefi öngörmesi gerektiğine işaret ederek, Rum tarafının meşru Kıbrıs hükümeti adı altında Kıbrıs'a sahip çıkma oyunundan vazgeçmediğini söyledi. Denktaş, "Buna ne Türk hükümeti, ne de biz burada müsaade edecek değiliz" dedi. Denktaş, "Herkes köşesine çekilip bakalım ne olacak demesin. Ne olacağını ve ne olmasını istediğini bilerek ve birbirine yardımcı olarak, özellikle görüşmecilere yardımcı olarak, her gün olayları izlesin" diye konuştu.
"Kaderimiz görüşülmektedir" diyen Denktaş, bunun da ceva
bını ve kararını günü geldiğinde halkın vereceğini, halkın devletinden vazgeçerse kaderinin ne olacağının bilinci içinde olmasını istedi.
MILLIYET 05/03/2004

ABD: "Müzakerelerde tıkanıklık olursa aşarız ve devam ederiz"


ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıs'ta çözüm için Annan planının en iyi yol olduğunu ve çözüm yönünde herkesin umutu bulunduğunu, günlük açıklamalara tepki vermek yerine, anlaşmaya ulaşmak için ne yapılabileceğine odaklanmak gerektiğini söyledi.
Boucher, ''Annan planı
Kıbrıs için, Kıbrıslılar için iyi. Fırsat ve umut kaynağı. Çok da destek alıyor. Değişiklikler konusunda elbette siyasi tartışmalar var. Ancak ABD'nin desteği tam. Biz, Annan planının Kıbrıs'ta çözüme ulaşma yolu olduğunu düşünüyoruz. Bu Kıbrıs'ta uzun zamandır ortaya çıkan en iyi fırsat'' dedi.
Türk ve Yunan hükümetleriyle Kuzey ve Güney Kıbrıs'ın, Annan planı temelinde çalışmayı kabul ettiğini ve şimdi de bu planın tartışıldığını belirten Boucher, şunları kaydetti:
''Günlük açıklamalara tepki vermemek lazım. Onun yerine, anlaşmaya ulaşmak için gerçekten ne yapılabileceğine odaklanmak gerek. Bizim yaptığımız da bu. Bu yüzden ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston'ı adaya gönderdik. Bu yüzden adadaki büyükelçimiz çok çalışıyor. Annan pla
nı en iyi yol.'' Görüşmelerde tıkanıklık olması durumunda ABD'nin tutumunun sorulması üzerine Boucher, ''tıkanıklığı aşarız ve devam ederiz'' yanıtını verdi.

IRAK TÜRKMENLERİ
Irak'ta Türkmenlerin, Kürt gruplar tarafından taciz edilip edilmediği ve federal sistemin Türkmenler için iyi olup olmayacağı yönündeki bir soru üzerine Boucher, Irak anayasasına Iraklıların karar vereceğini vurguladı.
Boucher, Irak'taki sürecin bütün Iraklıların haklarına saygı göstermesi gerektiğini ABD'nin açıkça ifade ettiğini bel
irtti. Türkmenlere yönelik saldırılar konusunda fikri sorulan Boucher, ''Hiç kimseye saldırılmasından hoşlanmıyoruz'' dedi.
ABD'nin Küba'daki Guantanamo üssünde tutuklu Türklerin ne zaman serbest bırakılacağı sorusu üzerine de Boucher, ''Türkiye ile hangi
noktada olduğumuzu bilmiyorum. Ancak geri göndereceğimiz adamlar olduğunda, burada duyurusunu yapıyoruz'' dedi.
MILLIYET 05/03/2004

Denktaş koalisyonu!

Ankara'da AKP'nin Kıbrıs politikasına muhalif partiler tarafından karşılanarak gövde gösterisi yapan KKTC lideri Denktaş, Annan Planı'nın kabul edilmemesi için mücadele edeceği mesajı verdi

ANKARA Milliyet


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Ankara'da görüşmeden birkaç saat önce yaptığı konuşmada, "Eğer istediklerimizi alamıyorsak, yapacağımız şey geri çekilip Annan Planı'nın kabul edilmemesi için mücadele etmektir" dedi. Denktaş, bu sözleriyle "uzlaşma sağlanamasa da Annan'ın boşlukları doldurmasını kabul eden AKP hükümetinin taahhüdüne katılmayacağını" ilan etmiş oldu. ATO'nun düzenlediği konferansta konuşan Denktaş, planın Kıbrıs Türklerinin imhası anlamına geldiği görüşünde ısrar ettiğini belirterek, "Bu görüşülemez bir plandı. Biz direndik. Ama bizi içimizden vurdular. Halkım ikiye bölündü. Türkiye de bunun üzerine 'plan görüşülebilir' demek zorunda kaldı" dedi. Kıbrıs'taki müzakerelerde şu ana kadar yol alınmadığını kaydeden Denktaş, şöyle konuştu:

'Çekilip reddedin diyeceğiz'
"Uzlaşma sağlanamazsa Türkiye ve Yunanistan'ın devreye girmesinden sonra Annan'ın boşluklarını dolduracağı plan referanduma gidecek. Görüşmenin çıkış yolu referandumdur, ama orada imzayı atladılar. Olmazsa olmazlarımızı temin edemiyorsak, yapacağımız şey, bir noktada 'Bu görüşmeler burada tıkanmıştır, bunları temin edemiyoruz, ey halkım, ey gencim, e
y anavatanımın insanı, durum böyledir' diyerek, sizlere duyurmak, orada geri çekilip planın kabul edilmemesi için mücadele etmektir. Çekileceğiz ve halkımıza 'Kabul etmeyin' diyeceğiz. AB Türkiye'yle ilgili kararını yıl sonunda verecek. Bize de o zamana kadar süre verilsin, yanlış yapmayalım. Kimse bizi topla tüfekle AB'ye sokamaz. Plan kabul edilirse Kıbrıs 10 yılda tamamen Yunanlaşır, Rumlaşır. Kıbrıs, 13. ada olarak Yunanistan'a bağlanırsa Türkiye'nin denize açık yolları tıkanır."

Küsler bile yan yana

• Sekiz siyasi partinin karşıladığı Denktaş'ın konuşmasını 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Kıbrıs Harekâtı'na karar veren hükümetin Başbakanı DSP lideri Bülent Ecevit de dinledi.
• Denktaş'ı Esenboğa'da CHP'den Onur Öymen ile Haluk Koç, DSP'den Genel
Başkan Yardımcısı Zeki Sezer, BBP'den Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu, SP'den Genel Başkan Yardımcısı Recai Kutan ile Şevket Kazan ve Oya Akgönenç, MHP'den Osman Durmuş, İP, DYP ve GP'nin temsilcileri karşıladı.
• Yıllardır yan yana gelmeyen CHP ve DSP, iki
ye bölünen MHP ve BBP, programları zıt İP ve SP, merkez sağ için rekabet eden DYP ve GP, "Denktaş koalisyonu"nda bir araya geldi. 3 Kasım'da seçime katılanların yüzde 34.18'inin oyunu alarak tek başına iktidar olan AKP, dün ilk kez karşısında örneği görülmemiş bir muhalefet bloku buldu.

Vali Yardımcısı karşıladı
Denktaş'ı Ankara'daki karşılama törenine hükümet ve AKP grubundan kimse katılmadı. Denktaş'ı Vali Yardımcısı İbrahim Özçınar karşıladı. DSP lideri Ecevit de Denktaş'la kucaklaştı. Denktaş'a toplantı salonuna kadar eşlik eden yaklaşık 5 bin araçlık konvoyda, CHP, DSP, SP, İP, DYP, BBP, MHP ve GP taraftarlarıyla sendikalar ve dernekler yer aldı. "Denktaş burada, hainler nerede?", "Denktaş Dayan, Türkiye Uyan" "Bozkurt - Başbuğ Denktaş" sloganları atıdı
.

Gül, Denktaş'ı rahatlattı

ANKARA Milliyet

ATO'nun panelinde Denktaş'la Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, ayrı ayrı görüştü. Erdoğan ve Gül, uluslararası kamuoyunun Türkiye ve KKTC lehine olduğunu anlatarak rahatlatmaya çalıştıkları Denktaş'a "Sonuna kadar masada kalın" çağrısı yaptı. Denktaş, Erdoğan'ın "Yemeğe kalın" önerisini "Uçağa yetişmem gerek" diyerek geri çevirdi.
Sheraton Oteli'nde Gül'ü kabul eden Denktaş, daha sonra da Başbakanlık Konutu'nda Erdoğan'la bir araya geldi. Erdoğan ve Gü
l, Denktaş'a şu mesajları verdi:
• Müzakerelere sizinle başladık, sizinle bitirmek isteriz.
• İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un "Rumlar 'hayır' derse AB içinde sadece adanın güneyini temsil ederler" sözleri yıllardır Avrupa'dan gelen en önemli sözd
ür.
• Rumların bu işi istemediğini dünyaya göstermek için sonuna kadar masada kalıp baskı yapmalıyız.
• Rumlar her şeye rağmen "hayır" derse o zaman KKTC'ye uygulanan ambargoların kalkmasını sağlayabiliriz.
• Planda istediğimiz değişiklikler gerçekleşmez
se biz de planın kabulünden yana olmayız. Endişe etmeyin.
Denktaş, Gül'le görüşmesinden sonra ABD ve AB'nin Rum Kesimi üzerinde baskı kuracağı yönünde umutlandığını ve rahatladığını söyledi.

Sürpriz öneri resmen açıklandı


Milliyet'in dün manşetten duyurduğu, dörtlü müzakereye başbakanların katılması önerisi için Dışişleri Bakanlığı "Yararlı olur" açıklaması yaptı...


ANKARA Milliyet


Türkiye, Kıbrıs müzakerelerinde sonuç alınmazsa 22 Mart'ta garantör ülkeler Türkiye ve Yunanistan'ın katılımıyla yapılacak dörtlü görüşmelerin Başbakan - Dışişleri Bakanı seviyesinde gerçekleşmesi önerisini dün resmen açıkladı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, basını bilgilendirme toplantısında Milliyet'in dün manşetinden duyurduğu habere ilişkin soru üzerine, "Dörtlü
görüşmelerde siyasi kişiliklerin bulunmasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz" açıklamasını yaptı. Tan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın müzakerelerden çekileceği yönündeki iddialara için de, bu konuda ellerinde herhangi bir bilginin bulunmadığını belirtmekle yetindi.

De Soto geliyor
Tan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun da bugünkü görüşmelerin ardından Ankara'ya geleceğini bildirdi. Tan, ziyaretin karşılıklı siyasi istişarede bulunma ihtiyacı nedeniyle gerçekleşeceğini söyledi. Tan, De Soto'nun, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ve Kıbrıs Dairesi yetkilileriyle bir araya geleceğini, programın uygun olması durumunda Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le de görüşebileceğini kaydetti.
MILLIYET 05/03
/2004

Denktaş isyanda...


Üç hafta önce "Türkiye bir adım öne geçti, New York'ta zafer kazandık, bu iş bitti" diye ortalığı bayram yerine çevirenler ve onlara inananlar dün Rauf Denktaş'ı herhalde dinlediler... KKTC Cumhurbaşkanı'nın hiç de bayram yapar havası yoktu. Kan ağlıyordu. Durumu şöyle özetledi:
- Annan Planı bir imha planıdır... Kıbrıs Türkü'nü 10 yılda eritecektir.
- Biz görüşmelere Türkiye'nin "olmazsa olmaz"larını Annan Planı'na dahil etmek umuduyla başladık. Ancak vaatler boş çıktı... (Hüküme
t Denktaş'ı New York'a - ABD söz verdi, Rumlara baskı yapacak - vaadiyle kandırıp göndermişti.)"
- Rumlar taleplerimizi reddediyorlar. Bunda kayıpları yok. Çünkü anlaşılamayan noktaları Kofi Annan Rumları memnun edecek şekilde dolduracaktır.
- Annan Planı
KKTC'de yüz bin kişiyi yerinden edecektir... Bu insanların zararlarının giderilmesi için hiçbir şey yapılmamaktadır. Biz bunu söylediğimizde (hükümet) sadece "Bu işi 1 Mayıs'a kadar bitirin" demektedir.
- Bu kadar kapsamlı bir anlaşmanın 1 Mayıs'a kadar b
itirilmesine olanak yoktur. Mutlaka yıl sonuna kadar süre verilmelidir.
- Eğer bu tıkanıklık aşılmazsa ben görüşmelerden çekileceğim ve halkıma dönerek referandumda Annan Planı'na hayır demeye çağıracağım..
***
'Verkurtul'cular, Türk halkının Annan Planı'nın tuzak olduğunu anlamaması için çok çalıştı, başarılı da oldu, Türkiye'yi o tuzağa soktu. Bakalım şimdi n'olacak?

İkinci yabancı dil zorunlu olacakmış. İkinci yabancı dil olarak bari Türkçeyi öğretsinler.

Arif Ayhan

Ticaret üçgeni...

Günün mönüsü belli... Tayyip Bey'in "Başbakan maaşıyla geçinemiyorum, ticaret yapmaya devam edeceğim" sözleri... Ve bu sözlerin yol açacağı gelişmeler... Bu örneğe bakarak milletvekili ve bakanlar artık çeşitli şirketlere, holdinglere vs. ortak olabilecek, TBMM üyesi olmanın nüfuzunu iş hayatında kullanabilecek, bu yoldan hem kendileri hem ortakları köşeyi dönecektir. Tayyip Bey'in yaptığı gibi şirketlerinin reklamını da gönül rahatlığıyla yapacaklardır. Rahmetli Uğur Mumcu'nun yıllarca anlatmaya çalıştığı "Ticaret - Siyaset - Tarikat" üçgeni böylece gün yüzüne çıkıyor...

Madem yetmiyor!

Tayyip Erdoğan'ın maaşımla geçinemiyorum sözleri üzerinde okurlarımız pek çok yorum yapıyor. Tayyip Erdoğan'ın 3 bin, Alman Başbakanı Schroder'in 15 bin euro maaşı varmış. Alman'ınki 5 kat çok. Ancak Almanya'nın milli geliri Türkiye'nin gelirinin 8 katı. Bir okurumuz milli gelire bakıldığı zaman Tayyip Bey'in daha iyi maaş aldığını söylüyor. Bir başka okurumuz soruyor:
- Başbakan geçinemiyorsa neden bu işi bırakmıyor?

Muhafelet!..

CNN Türk'te dört meslektaşımız karşılarına aldıkları Deniz Baykal'ı hayli sıkıştırdılar, CHP'nin iyi muhalefet yapmadığını kabul ettirmek istediler, ama bekledikleri sonucu alamadılar...
CHP'nin iyi muhalefet yapmadığı, bu köşede sıkça dile getirilen bir konu... Bö
yle bir iddiayı CHP'nin daha kapsamlı bir muhalefet yapmasını isteyenler öne sürerse anlamlı olabilir. Ne var ki CNN'de Deniz Baykal'ı sorgulayan meslektaşlar Irak tezkeresi, Kıbrıs, özelleştirme gibi konularda zaten iktidarı destekleyen, CHP'nin görüşlerine karşı çıkan gazetecilerdi... CHP'yi fazla muhalefet yapmakla suçlasalar sanırız daha anlamlı ve samimi olurdu!
CHP daha etkin muhalefet yapmalıydı. Yapamadı. Eleştiriyoruz... Ne var ki, Deniz Baykal ile birlikte Onur Öymen, Mustafa Gazalcı, Ali Topuz gi
bi parlamenterler sık sık hükümetin açıklarını sergiliyor, gidişatın vahametini kamuoyuna aktarıyor... Bırakalım gazeteci arkadaşları... Bu ülkenin aydınları var... Koltuklarının altında bir Orhan Pamuk romanı, o sinema senin, bu bar benim dolaşan enteller... Veya üniversite koridorlarında ağızlarında pipoyla lak lak eden öğretim üyeleri... Öğretmenler, doktorlar, avukatlar, bürokratlar, sanatçılar, edebiyatçılar, özel sektör çalışanları...
Söyler misiniz CHP'nin gündeme getirdiği çarpıklıkları dert eden, C
umhuriyet'in altının nasıl oyulduğunu takip eden, dertlenen, etrafını uyaran kaç kişi var? Sipere yatıp CHP'yi suçlamak kolay...

Tayyip Erdoğan, "CHP Atatürkçü değil. Gerçek Atatürkçü biziz" demiş. Hilafetin kaldırılışının 80. yılı etkinliklerine katılsalar belki inanırdık...

(Haldun Ertem)
MELIH ASIK MILLIYET 05/03/2004

Denktaş'ın "ikinci cephesi"

KIBRIS müzakereleri başlamadan önce, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planı çerçevesinde masaya oturması için uygulanan baskılara karşı direnirken, gerekirse anavatana gidip "Anadolu'nun desteğini" isteyeceğini söylemişti.
Denktaş'ın dün bir konferans vermek üzere Ankara'ya gelişinin büyük ve coşkulu bir destek gösterisine dönüşmesi, o zamanki sözlerini anımsatıyor.
Son günlerde masaya kerhen oturduğunu, A
nnan planını tehlikeli bulduğunu ve talep ettiği değişiklikler yapılmadığı takdirde bu planın referandumda reddedilmesi gerektiğini açıkça söyleyen Denktaş, Ankara'daki bu hareketli destek gösterisinden kuşkusuz cesaret almış bulunuyor.
Denktaş Ankara "çık
arması" ile, aslında "ikinci cephe"yi de açmış oluyor. KKTC lideri, "birinci cephe"deki mücadelesini, Lefkoşa'daki müzakerelerde veriyor, Kıbrıs Rum muhatabı Papadopulos ile cenkleşiyor, Alvaro de Soto'dan Thomas Weston'a kadar, "müdahil" yabancılara karşı direniyor...
Denktaş'ın "ikinci cephe"si ise, Türkiye platformundadır. Türkiye'de kendisine destek olan kesimlerin seslerini duyurmasını sağlamak isteyen Denktaş bu şekilde Erdoğan hükümetini baskı altında tutmayı ve kendi çizgisine getirmeyi amaçlıyor...

***
DENKTAŞ şu sırada buna neden ihtiyaç duyuyor?
Nedeni basit: KKTC lideri 22 Mart’t'a kadar devam edecek olan müzakere sürecinin birinci aşamasından hiç umutlu değil. Bunu da açıkça söylüyor.
22 Mart'tan itibaren sürecin ikinci aşamasına girilecek, yani
"anavatan" temsilcileri bir araya gelip, ortak bir zemin oluşturmaya çalışacak... Ancak çok kimse gibi Denktaş da bu ikinci raunttan bir sonuç beklemiyor.
Nisan ayında üçüncü aşamaya geçilecek ve Genel Sekreter Kofi Annan "boşlukları doldurarak", kendi pl
anına uygun nihai anlaşma metnini ortaya koyacak.
Nihayet dördüncü aşamada anlaşma referanduma sunulacak. İki taraf "evet" derse, anlaşma yürürlüğe girecek, "birleşik Kıbrıs"ın, AB üyeliği kesinleşecek... Ama taraflardan biri "evet" diğeri "hayır" derse, i
şte o zaman başka komplikasyonlar çıkacak...
***
DENKTAŞ, 30 küsur yıllık müzakere süreçlerinde, usta bir satranç oyuncusu gibi, bir sonraki "darbe"yi iyi hesaplamasını bilmiştir. Şimdi de bir değil, üç sonraki "darbeyi" (yani dördüncü aşamadaki referandum
ile ilgili stratejisini) hazırlıyor.
Dün ATO'daki konuşmasında açıkça söyledi: Türk tarafının "olmazsa olmaz" olarak sunduğu isteklerin kabul edilmemesi halinde, artık bir daha masaya oturmayacak ve referandumda "hayır" kampanyasının öncülüğünü üstlenecek
. Denktaş bunu yaparken, gene kendi deyişi ile, Anadolu'nun da ses vermesini ve tüm dünyanın bunu görmesini sağlamaya çalışacak.
***
BU yeni ve açık tavrın, Ankara'daki hükümet çevreleri, ayrıca Lefkoşa'daki müzakere süreci ve onun sponsorluğunu yapan dış
güçler üzerinde nasıl bir etki yapacağını göreceğiz. Ama şurası muhakkak ki, Denktaş mücadelesini her iki cephede de sürdürmeye kararlı.
Son aşamadaki referandum, ondan sonra nasıl bir yola girileceğini belirleyecek. Adada son yapılan anketler, Türk tarafı
nda yüzde 56 oranında "evet", yüzde 40 ile 61 oranında "hayır" beklendiğini gösteriyor. Aslında bu aşamada sonucu kestirmek için zaman erken. Denktaş'ın çıkışı, bu arada çok şeyi değiştirebilir...
SAMI KOHEN 05/03/2004 MILLIYET

Taraflar kendilerini referanduma hazırlıyor

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'un Çarşamba günkü MANŞET programındaki sözleri, Kıbrıs müzakerelerinin gidişini büyük oranda etkileyecek ağırlıktaydı.
Şimdiye kadar ilk defa AB ülkelerinden birinin Dışişleri Bakanı hele İngiltere gibi en ağırlıklı olanı çok açık biçimde Kıbrıs Rumlarını uyarmış oldu. Bazıları bu sözleri tehdit gibi algılayabilir ve hiçte yanılmamış olurlar.
Straw'un açıklamalarını okumuşsunuzdur. Benim bugün üstünde duracağım nokta, İngiltere Dışişleri Bakanının verdiği me
sajın ne anlama geldiği, nasıl algılanması gerektiğidir.
İngiliz Dışişleri Bakanının açıklamalarını ben şöyle okudum:
1. Annan planıyla ilgili olarak yapılacak referandumda Rumlar HAYIR oyu kullanır, Türkiye tarafı ise EVET oyu kullanırsa, Rumlar Avrupa Bi
rliğine sadece Güney'i ve kendilerini taşırlar. Ada'nın Kuzeyi ve Türkleri temsil edemezler. Ada ikiye bölünmüş olur.
2. Böyle bir olasılıkta Avrupa Birliği KKTC'ye yönelik tutumunu değiştirmek zorunda kalır. Yani, Rumlar HAYIR dedikleri için, Türkler AB dışında bırakılamaz. Yani cezalandırılamaz.
3. Türk tarafının olumlu çabaları anlayışla karşılanır. Ayrıntıları henüz tam saptanmamış olsa dahi, KKTC ile artık direkt temas kurmak zorunda kalır. Tanınmaya kadar gidebilecek bir süreç başlar.
4. Türkiye'ye ta
rih verilmesi önündeki Kıbrıs engeli kalkmış olur ve Ankara müzakerelere başlama tarihini elde eder.
5. Bu olasılıkta Avrupa Birliği son derece güç bir sürece gireceğinden dolayı, bu duruma düşmemek için elinden geleni yapacaktır.

TÜRKLER KAZANÇLI ÇIKACAK...
İngiliz Dışişleri Bakanının bu sözleri, Rumlar açsından şimdiye kadar "açıkça söylenmiş" en önemli bir gidişe işaret ediyor.
Rumlar "biz ne yaparsak yapalım, yine de AB'ye tam üye oluruz. Varsın Türkler düşünsün" diyorlarsa, çok hata ediyorlar. Zira Avrupa Birliği, böyle bir olasılıkta nasıl hareket edeceğini yavaş yavaş göstermeye başladı. Açıkça "KKTC'yi size kolayca yedirtmeyiz" demeye getiriyorlar.
Gerçekten de Rumlar referanduma HAYIR oyu verdikleri taktirde, KKTC'ye istediği herşeyi vermiş olacakl
ar.

ANCAK, DENKTAŞ'TA HAYIR DİYECEĞİNİ SÖYLÜYOR
Bu senaryonun gerçekleşmesi için, Türk tarafının referandumda EVET oyu kullanması gerekiyor.
Türk tarafı ne yapacak?
Toplumun oyu ne olacak belli değil. Ancak Denktaş sonunda bayrağı açtı ve oyunun rengini gösterdi. Annan planı değişmezse, Türkiye'nin istemine rağmen, referandumda HAYIR oyu kullanacağını söyledi.
Denktaş, çok ince bir politika izliyor.
Annan'ın planının nasıl ve ne oranda değişmesini istediğini somut olarak göstermiyor. Benim tahminim, KKTC C
umhurbaşkanı sonuna kadar bekleyecek, Annan boşlukları doldurtuktan sonra, toplumdaki havaya ve Ankara'nın tutumuna baktıktan sonra kararını verecek.
KKTC halkının bu aşamaya geldikten sonra HAYIR oyu kullanması güç görülüyor. Ancak, yine de belli olmaz. Eğer Ankara ağırlığını koymaz ve Denktaş'ı serbest bırakırsa oylar saf değiştirebilir.
Bu aşamaya gelindikten sonra, KKTC'den olumsuz bir oy çıkması kolay değil. Zira çözümsüzlük durumunda Kıbrıs sorununu eskisi gibi sürdürübilmek imkansız.
Böylece satranç
oyunu gittikçe kızışıyor.
Tüm taraflar ellerindeki kartları sonuna kadar saklamaya çalışıyorlar.
Ankara'da hükümet ise, kararlı görünüyor.
Ortak çözüm bulunamazsa, Annan'ın boşlukları dolduracağına dikkat çekiyor ve bu işin geri dönüşü olmadığını söylüyor.

Ben, işlerin artık iki toplum arasında veya Atina-Ankara katılımıyla 4'lü toplantılarda çözülemeyeceğini ve finalin referandumda anlaşılacağını sanıyorum. Herkes pozisyonunu referanduma göre ayarlıyor.
MILLIYET 05/03/2004 MEHMET ALI BIRAND

Denktaş'a uyarı

Ankara, ATO konuşması gövde gösterisine dönen KKTC liderini uyardı. Kıbrıs'ta olası bir anlaşmanın getirilerini Denktaş'a bir bir anlatan Gül,'İşi dövüşmeden çözelim' dedi

05/03/2004 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
ANKARA - KKTC lideri Rauf Denktaş'ın Ankara Ticaret Odası'ndaki (ATO) Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü öne çıkaran konuşması hükümette rahatsızlık yarattı.
Denktaş, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
ile yaptığı baş başa görüşmelerde "Bu işi dövüşmeden çözelim. Çözüm karşıtlarını sok
ağa dökmenin anlamı yok" uyarısı aldı. Ankara'nın kendisini yeterince desteklemediğinden yakınan Denktaş ise çözüm karşıtlarını sokağa kendisinin değil "Kıbrıs'ı Türkiye'nin önüne engel koyan" AB'nin döktüğünü öne sürdü. Ankara, Denktaş'ı 22-29 Mart'ta yapılacak dörtlü görüşmelerde daha olumlu olması, görüşmeler sonrası kamuoyuna daha 'kısıtlı' bilgiler sunması konusunda da ikna etti.
Denktaş, Sheraton Oteli'nde önce Gül ile buluştu. Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'ta çözüme karşı çıkanların 'katı milliyetçi' slo
ganlarla dolu gösterileri Denktaş'ın kendisine 'destek' gibi algılamasından duyulan rahatsızlığı anlattı. "Gerçekler halka böyle anlatılmaz" diyen Gül'ün, 1 Mayıs'ta çözüm için varılacak olası anlaşmanın Türkiye ve KKTC'ye getirisini Denktaş'a bir bir sıraladığı öğrenildi. Gül, Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'un İstanbul'daki açıklamasına atfen de "Hayır diyen Rumlar olursa, AB'ye sadece güneyi temsilen girecekler. Böyle destek mesajını Ankara bugüne dek görmedi" dedi.
Denktaş ise gösterilerin 'şovlaş
masının' kendisini de rahatsız ettiğini ancak adadaki görüşmeler sırasında Ankara'dan yeterli desteği göremediğinden yakındı. Gül ise karşılığında Ankara'nın çözüme "Denktaş'la birlikte ulaşma" konusunda tüm kurumlarıyla hemfikir olduğunu yineleyip
"Bizi
hep yanınızda görün" dedi. Denktaş ise görüşme sonrası açıklamasında,
"Bakan Gül dış temaslarına dair bilgi verdi. Çok ümitlendim" dedi. Türkiye'nin de gayretiyle Rumlara 'birşey söyleneceğini' umduğunu belirten Denktaş "Kavgalı insanlarla barış yapılmaz"
dedi. Denktaş daha sonra Başbakan Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık'ta bir araya geldi.

'Daha sabırlı olmalıyız'
Adalet Bakanı Cemil Çiçek ise CNN Türk'e demecinde, Denktaş'ın başarısı
için her şeyin yapılacağını belirtip, "Denktaş kendini istismar ettirmemeli. Bazen nerede neyi diyeceğimizi bilemedik. Kıbrıs sorununun belli noktasına gelmişken daha sabırlı ve soğukkanlı olmalıyız" dedi.

Rum tarafı referandumu Meclis'e sundu

05/03/2004 RADIKAL

Kıbrıs Rum kesiminde referandumla ilgili bir yasa önerisi meclise sunuldu. Yasa önerisi, Annan Planı'nın çözüm olarak kabul edilmesi için referandumda yüzde 55'in üzerinde 'Evet' oyu alınmasını öngörüyor.
Rum basınına göre, yasa önerisi, anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekilleri Antonis Ka
ras, Prodromos Prodromu ve Rikkos Erotokritu, Çevreciler Hareketi'nden Yorgo Perdikis
ve ADİK'ten Dinos Mihailidis'in imzasıyla Meclis'e gönderildi. Yasa önerisi, Annan Planı'nın referandumda kabulü için, Rum
kesiminde yürürlükte bulunan Referandum Yasası'ndaki yüzde 50+1 oranını yükseltiyor. Bu yasa önerisine göre, Annan Planı Kıbrıs sorununun çözüm planı olacaksa yüzde 55.21'den daha yüksek 'Evet' oyu alınmalı.
Komünist AKEL partisi ve DİSİ, söz konusu yasa önerisi hakkında uyuşmadıklarını açıkladı. Ru
m hükümeti sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise herhangi bir yorum yapmaktan kaçındı. DİSİ'den üç milletvekilinin parti görüşüne ters davranış içerisine girip yasa önerisini imzalaması, DİSİ içinde tepkiyle karşılandı.

Verilir mi verilmez mi?

Erdal Güven

05/03/2004 RADIKAL

Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde bulunacak bir çözümden en fazla etkilenecek bölge Güzelyurt. Güzelyurt, bir anlamda bir simge.
Zaten çözüm karşıtlarının en fazla sarıldığı sloganlardan biri de,
'Güzelyurt verilemez.'
Güzelyurt İlçesi Geliştirme ve Kalkındırma Derneği, bölgenin en faal sivil toplum kuruluşu. Dernekten dün bir açıklama geldi... Yalnız, Güzelyurtlular ve tüm Kıbrıslı Türkler adına masada oturanların değil, Rum tarafı ve daha da ö
nemlisi BM, AB ve ABD'nin de kulak vermesi gereken açıklama şöyle:
"Kıbrıs Türkleri bir buçuk yıldır tarihi bir süreç yaşıyor. (...) Bir yıl önceki referandum hakkımızı bugün almış durumdayız. Bu referandum bizlere iki seçenekten birini seçme şansını vere
ceğinden, bundan sonraki yaşantımızı belirlemede büyük önem arz etmekte. Bu seçenekler;
1- Kıbrıs adasında, uluslararası hukuka uygun, toplumsal ve bireysel haklarını elde etmiş, barış içerisinde, varlığını AB vatandaşı olarak sürdüren, bu sayede elde edi
lecek uluslararası kimlikle, gelecekte daha iyi sosyal ve ekonomik yaşam standardını yakalamak,
2- Mal mülk sahibi olan fakat uluslararası hiçbir geçerliliği olmayan tapularımızla birlikte ambargolar altında yaşayan, uluslararası rekabetten uzak tanınmamı
ş ülke insanları olarak yaşamak. Bir başka deyişle bugün yaşamış olduğumuz gibi günübirlik yarın ne olacağını bilmeden uzun vadeli planlar yapmaktan uzak yaşamı seçmek.
Bugün Kıbrıs adasına barışın gelebilmesi ve Kıbrıs'ın bir bütün olarak AB üyeliği (...
) Annan Planı sayesinde mümkündür. Annan Planı içerik olarak, her iki toplum için karşılıklı kazanımlar ve sıkıntılar taşımakta. (...)
Sivil toplum örgütlerinin, planın taraflar arasındaki görüşmelerde şekillenmesinde, içeriğinin taraflarca kabul görecek
şekilde iyileştirilmesinde ve kabulü sonrasında yaşatılmasında gösterecekleri gayret, içinde bulunduğumuz sürece önemli katkı sağlayacak.
Annan Planı'ndaki haritaya göre Güzelyurt ilçesinde yaşayan 27 bin insanın 22 bin kişisi yer değiştirecek.
Bu insanl
arın çoğu daha önce Kıbrıs'ta yaşanan olaylar sebebiyle 2-3 kez göç etmek durumunda kalmıştır. Yine haritaya göre Güzelyurt ilçesinde mevcut 25 yerleşim yerinden 17'sinde yaşayan insanlar farklı yeni bir hayata başlamak durumunda kalacak.
Barışı yaratırke
n gelecekte de yaşayabilmesi için çözüm sonrası sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan etkilenecek insan sayısının en az olması büyük önem arz etmektedir ve daha önemlisi özveri vermek durumunda kalan insanların haklarının iade edilmesinde herkesin üzerine düşeni en üst düzeyde yapması gerekmekte.
İşte bu sebeple bugün Kıbrıs adasındaki çözüm için devrede olan ABD, İngiltere gibi gelişmiş ülkeler ile AB ve BM gibi dünya kuruluşlarının; özellikle finansman konusunda aynı duyarlılıkta olmaları ve bunu referan
dum öncesi açıklamaları gerekmekte.
Yer değiştirecek insanlar aç ve açıkta bırakılmamalı ve bunların rehabilitesi kesinlikle sağlanmalı. İade edilecek topraklar içerisinde bulunan ve yer değiştirmesi zorunlu olan insanlar; planın başka yerlerinde yer alan
diğer hak ve mükellefiyetlerine bakılmaksızın ve bunlar daha sonra ele alınmak kaydıyla, mutlaka barınak edinme ve rehabilite haklarından yararlandırılmalı. Bu, zaman geçirmeksizin ve planın hemen uygulamaya konulabilmesi için derhal gerçekleştirilmeli. Hatta anlaşmanın imzalanmasını beklemeksizin, yeni yerleşim yerlerinin altyapısının yapılmasına başlanmalı ve rehabilite planlamaları yapılmalı."
Açıklama, alınması gereken önlemlerin ayrıntılarıyla sürüp son buluyor. Özetle, Güzelyurtlular, çözüm uğruna ö
düne hazır, ancak her ne pahasına olursa olsun değil. Güzelyurtluların ve genelde tüm Kıbrıslı Türklerin beklentilerini karşılamak ise masa başındakilere düşüyor...

'Bu plan İncil'e de ters'

05/03/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs Rum Kilisesi, Annan Planı'nı inceledi ve İncil'e aykırı olduğunu ilan etti. Kıbrıs Rum Başpiskoposluğu görevini vekâleten yürüten ve Sen Sinod Meclisi toplantılarına başkanlık eden Baf Metropoliti Hrisostomos, kilisenin Annan Planı'na karşı çıktığını ve bunun temelinde planın İncil'e aykırı olmasının yattığını söyledi. Hrisotomos "İncil adalet, sevgi, insan hakları ve hürriyet esaslarına dayanıyor. Annan Planı'nda bu değerlerin hiçbirine saygı gösterilmiyor" dedi.
Baf Metropoliti, Kıbrıs'taki müzakereler için
de karamsar olduğunu ve bu sürecin kötü bir sonla noktalanacağını savundu. Lefkoşa'nın Rum Kesimi'ndeki 'Girneliler toplantısında' konuşan Girne Metropoliti Pavlos da, planın 'lanetli, şeytan işi ve hilkat garibesi' olduğunu iddia etti.
Kıbrıs Rum Kilises
i gibi Yunanistan Kilisesi de BM Genel Sekreteri'nin çözüm planına karşı. Atina Başpiskoposu Hristodulos, planın kabulü halinde Helenizmin yok olacağını öne sürmüştü.

Atina: Kararı hükümet verir

05/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - Yunanistan'da pazar günkü genel seçimlerle belirlenecek hükümetin ilk icraatı Kıbrıs olacak. Yeni hükümet hem 22-29 Mart'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın himayesinde başlayacak dörtlü zirve, hem de Annan Planı'nda yer alan Türkiye ile Yunanistan arasında güvenlik görüşmelerine
dair karar verecek. Üst düzey bir Dışişleri yetkilisi, "Temsil düzeyine karar vermek yeni hükümetin yetkisindedir" dedi. Ancak, New York mutabakatı gereği zirvenin başbakan ya da dışişleri bakanı düzeyinde olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Zirvenin C
enevre ya da Brüksel'de yapılması bekleniyor. Annan'ın programında 23 Mart'ta Cenevre ve Viyana ziyaretleri var.
Seçimi muhalefetteki Yeni Demokrasi Partisi'nin (YDP) kazanması halinde hazırlık için Annan'dan zirveyi birkaç gün ertelemesini isteyebileceği
kaydediliyor. Yeni hükümetin 21 Mart'ta güvenoyu beklemeden Türkiye ile güvenlik görüşmelerini önümüzdeki hafta bile görüşmeye başlayabileceği söyleniyor. İktidardaki PASOK da YDP de 1 Mayıs'a dek çözüm istediklerini söylese de bu tarihi olmazsa olmaz görmüyor.

Straw'a öfke var

05/03/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Türkiye ziyaretinde 'Rum tarafı referandumda çözüme hayır derse, adanın sadece güneyini temsil eder' sözleri Rum tarafında tepki yarattı. Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Straw'un 'fazla halk dilinde' konuştuğunu belirtip "Sözlerine dikkat etmeli" dedi. Yakovu, Britanya parlamentosunun oybirliği ile onayladığı Kıbrıs'ın AB'ye üyelik anlaşmasının değişmediğini hatırlattı. Rum bakan ayrıca dün Britanya komiserini çağırıp açıklama istedi. Rum lideri Tasos Papadopulos ise AB'nin Kıbrıs'ın statüsüne dair kararını
hatırlatarak "Bu da her şeyi söylüyor" açıklamasını yaptı. Güney Kıbrıs'taki Britanya Büyükelçiliği ise KKTC'nin tanınması konusunda Britanya pol
itikasında değişiklik olmadığını açıkladı.

De Soto geliyor

05/03/2004 RADIKAL

AA - ANKARA - BM, Kıbrıs müzakerelerinde Türk ve Rum heyetleri arasındaki tıkanıklığın aşılması için arı gibi çalışıyor. Müzakerelerde arabuluculuk yapan BM'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto garantör ülkeleri turlayacak. Bugün öğleden sonra özel uçakla Ankara'ya gelecek De Soto'nun, Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal, Kıbrıs dairesi yetkilileri, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le görüşmelerinin ardından yarın ayrılması bekleniyor. BM Temsilcisi, daha sonra Atina'ya da gidecek. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın adaya yolladığı Yardımcısı Sir Kieran Prendergast da, önceki gün müzakerelere katılması ve iki kesimdeki temaslarının ardından New York'a dönerek Annan'ı bilgelendirdi

Kıbrıs'ta al-ver süreci başlıyor

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde 11 Mart Perşembe gününden itibaren al-ver sürecine girileceğini bildirdi.

Denktaş, Kıbrıs müzakerleri çerçevesinde bugün 10'cusu yapılan görüşmeyle ilgili yaptığı basın toplantısında, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun, Rum ve Türk taraflarının istediği konuların ana hatlarını oluşturan dört maddelik bir belge oluşturduğunu belirterek, bu konular üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının istediğini kaydetti.

Denktaş, bu konular üzerindeki görüşmeleri çarşamba gününe kadar tamamlamaya çalışacaklarını ifade ederek, perşembe gününden itibaren de al-ver sürecine girileceğini söyledi.

HURRIYET 05/03/2004

İstediğimizi almazsam çekilip ‘hayır’cı olurum

Ankara'da ATO'nun konferansında konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı'nda istedikleri değişiklikler yapılmazsa görüşmelerden çekilerek referandumdan hayır çıkması için çalışacağını söyledi. İtirazlarının duyulmaması için bir hareket olduğunu savunan Denktaş, ‘‘Söylediklerimiz yankı yapmıyor’’ diyerek basına sitem etti.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, geçmişte ‘‘Annan Planı'nın Kıbrıs Türklerinin imhası anlamına geldiğini’’ söylediğini, hálá bu görüşlerinin arkasında olduğunu söyledi. Denktaş, ‘‘Maalesef söylediklerimizin fazla duyulmaması için bir hareket vardır’’ dedi.

Denktaş'ın katıldığı Ankara Ticaret Odası'nda (ATO) düzenlenen ‘‘Türkiye-AB İlişkileri ve Kıbrıs’’ konulu konferansa, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, DSP Lideri Bülent Ecevit, Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Recai Kutan ile çok sayıda siyasi katıldı. Denktaş'ın konuşması sırasında ATO'nun bahçesinde toplanan kalabalık destek sloganları attı.

ZORLA AB OLMAZ

Görüşmelerde Rum tarafının AB üyeliğinin verdiği rahatlıkla hareket ettiğini ifade eden Denktaş, henüz başarılı bir açılım yapılamadığını söyledi. Denktaş, AB'ye girilecekse bile, bunun tarafların uzlaşması sonucu olacağını belirterek, ‘‘Kimse bizi topla tüfekle AB'ye sokamaz’’ dedi. Denktaş, şu mesajları verdi:

İMZA İSTEMİYORLAR

İmza atamayacağımızı bildikleri için imza istemiyorlar. Eğer istediklerimizi alamıyorsak, yapacağımız şey, ‘Bu görüşmeler burada tıkanmıştır, bunları temin edemiyoruz, ey halkım, ey gencim, ey anavatanımın insanı, durum böyledir' diyerek, sizlere duyurmak, orada geri çekilip Annan Planı'nın kabul edilmemesi için mücadele etmektir. Böyle bir durumda çekileceğiz ve halkımıza (Annan Planı'nı) kabul etmeyin diyeceğiz. Bunu söylemek hakkım, çünkü pazarlıktayım.

BOYUN EĞMEYİN

Kıbrıs Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinde önüne engel olarak koymaktan öte haksızlık ve adaletsiz görülmedi. Türk milleti buna boyun eğmemeli.
AB bizi koruyacak durumda ise hak ve hukukun korunmasını sağlayacak kurum ise, soruyoruz? Niye 1960 anlaşmalarındaki haklarımızı gözardı ediyorsunuz. Mühim olan 1 Mayıs'a kadar çözümün sağlanması değil, Kıbrıs Türklerinin haklarını koruyan sağlam bir anlaşma yapmaktır.

NAMUS DAVASI

Uzun süredir Kıbrıs'ın Türkiye için önemli olmadığı, kendilerinin uzlaşmaz olduğu, Kıbrıs'ın sessizce alınabileceği yönünde dava yürütülüyor. Biz biliyorduk ki, Kıbrıs, Türkiye için namus ve şeref davasıdır, milli bir davadır, evlatlarını feda etmiş olduğu davadır.

MÜTEŞEKKİRİZ

Açız dedik doyurdunuz, bütçe dedik verdiniz, kan dedik geldiniz, devlet dedik tanıdınız, Kıbrıs ayakta kalsın diye. Müteşekkiriz. Türkiye'nin AB'ye üyeliği KKTC'yi de mutlu edecektir. 1960 sistemi bugün devam etse dahi, Türkiye'nin üyeliği olmaksızın Kıbrıs'ın AB'ye girmesi uluslararası hukuka aykırı. Bazı Yunan çevreler
i, ‘Annan planı kabul edildiği takdirde Kıbrıs 10 yılda tamamen Yunanlaşır, Rumlaşır' sözlerinde haklı. Bunu devamlı söylememize rağmen yankı yapmıyor.

DUYULMAMI İSTEMİYORLAR

Söylediklerimizin fazla duyulmaması için bir hareket vardır maalesef. Basını inceleyen yabancılar, ‘Türkiye'de fazla bir heyecan yok, Türk hükümetinin üzerinde fazla baskı yok, o halde hükümete bastıralım ve bu baskılar neticesinde veremeyeceği şeyleri de alalım' düşüncesinde. İnşallah Anadolu'nun bu hissiyatını basın yeterince dünya
ya duyurur

HURRIYET 05/03/2004

Süreç Denktaş’la tamamlanmalıdır

Uğur ERGAN-Hasan TÜFEKÇİ/ANKARA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, ‘‘Gerekirse çekilip, halkımıza Annan Planı'nı kabul etmeyeceğiz’’ diyen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le ayrı ayrı biraraya geldi. Kıbrıs'ta süren müzakerelerden ‘‘vuruşarak çekilme’’ sinyali veren KKTC lideriyle 1 saat görüşen Erdoğan; sürecin Denktaş'la tamamlanması gerektiğini söyledi.

Denktaş, bu sabah devam edilecek görüşmeleri öne sürerek, Erdoğan'ın kendisi için hazırlattığı akşam yemeğine kalmadan Ankara'dan ayrıldı. Görüşmenin ardından da bir açıklama yapılmadı. Ancak akşam bir televizyon programına katılan Başbakan Erdoğan, ‘‘Sayın Denktaş bu sürecin başından beri içindedir. Bu süreç Denktaş'la birlikte noktalanmalıdır. Temennimiz odur’’ dedi.

Rum Yönetimi ve Yunanistan'ın çözüm için çaba harcaması gerektiğini de yineleyen Erdoğan şunları söyledi:

‘‘Şu ana kadar Güney Kıbrıs, maalesef hálá iyi niyet içinde değil. Hálá nasıl 1 Mayıs'tan sonrasına atabaliriz gayreti içindeler. ‘Nasıl olsa AB'ye gireceğimiz kesin, niçin Kuzey Kıbrıs'ı da yanımızda taşıyalım' havası içerisinde olabilirler. Ama sayın BM Genel Sekreteri'nin düşüncesi böyle değil.’’

Denktaş
, Erdoğan'la buluşmasından önce Sheraton Oteli'nde de Dışişleri Bakanı Gül'le temaslarda bulundu. 1 saate yakın süren bu görüşmeden sonra Denktaş, ‘‘Sayın bakanın dış temaslarıyla ilgili verdiği bilgiler, beni çok ümitlendirdi’’ dedi. Gül de İngiliz meslektaşı Jack Straw'un sözlerini hatırlatarak, Rumlar'a yönelik baskının önümüzdeki günlerde artmasının beklendiğini söyledi.

HURRIYET 05/03/2004

Rumlardan referanduma çelme hamlesi

Rum muhalefeti, Annan Planı'nın kabülü için yüzde 50 yerine, yüzde 55 "Evet" oyu öngören yasa önerisi hazırladı.

Rum basınına göre, yasa önerisi, anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekilleri Antonis Karas, Prodromos Prodromu ve Rikkos Erotokritu, Çevreciler Hareketi'nden Yorgo Perdikisve ADİK'ten Dinos Mihailidis'in imzasıyla meclise gönderildi.

Yasa önerisi, Annan Planı'nın referandumda kabulü için, Rum kesiminde yürürlükte bulunan Referandum Yasası'ndaki yüzde 50+1 oranını yükseltiyor. Bu yasa önerisine göre, Annan Planı Kıbrıs sorununun çözüm planı olacaksa yüzde 55.21'den daha yüksek ''Evet'' oyu alınmalı.

Komünist AKEL partisi ve DİSİ, söz konusu yasa önerisi hakkında uyuşmadıklarını açıkladı. Rum hükümeti sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise herhangi bir yorum yapmaktan kaçındı.

DİSİ'den üç milletvekilinin parti görüşüne ters davranış içerisinegirip yasa önerisini imzalaması, DİSİ içinde tepkiyle karşılandı.

HURRIYET 05/03/2004

Çiçek: Kıbrıs sürecine zarar verilmemeli

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kıbrıs konusunda hassas bir sürece girildiğini belirterek, ''Böylesi bir dönemde AK Parti iktidarıyla Sayın Denktaş arasında bir problem varmış gibi olmadık şeyleri gündeme getirip bu sürece zarar vermeyelim. Bunun bedelini hep beraber öderiz. Biz sonuna kadar sayın Denktaş'ın yanında oluruz, arkasında oluruz, bugüne kadar da hep böyle oldu'' dedi.

Çiçek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ankara Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi'nin işbirliğiyle gerçekleştirilen Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) temel bilgisayar kullanımı eğitimi sertifika töreni için geldiği Adliye Sarayı Konferans Salonu'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çiçek, bir gazetecinin ''KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için dün Ankara'da görkemli bir karşılama töreni düzenlendi ve yapılan toplantıya AK Parti dışındaki bütün partiler katıldı. Bunun özel bir anlamı var mı?'' sorusu üzerine şunları söyledi:

''Bence yok. Kıbrıs konusunda bir hassas sürece girmişizdir. Hepimizin bu müzakerelerden hem Kuzey Kıbrıs'taki soydaşlarımızın hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin başarıyla çıkması i
çin elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz.

KIBRIS'TA DEVLET POLİTİKASI

Bizim zaman zaman bir kısım sıkıntılarımız vardır. Böylesine bir dönemde iki taraf arasında sanki bir ihtilaf varmış gibi sanki AK Parti iktidarıyla Sayın Denktaş arasında bir problem varmış gibi olmadık şeyleri gündeme getirip bu sürece zarar vermeyelim, bunun bedelini hep beraber öderiz.''

Dış politika konularında özellikle Kıbrıs konusunda devlet politikası takip ettiklerini ifade eden Çiçek, ''Eğer birileri için devl
et politikası bir şeyler ifade ediyorsa, altını çiziyorum biz bir devlet politikası takip ediyoruz, bu ne demektir, böylesine bir konuyu devletin tüm birimleriyle, Denktaş da dahil olmak üzere KKTC'nin yetkilileriyle oturuyoruz, konuşuyoruz, yapılması gerekeni birlikte yapıyoruz'' diye konuştu.

Çiçek, şu anda sürdürülen müzakere sürecindeki metodu da birlikte kararlaştırdıklarını belirterek, şöyle konuştu:

İHTİLAF VARMIŞ GÖRÜNTÜSÜ

''Annan'a bu teklifi getiren biziz. Bu teklifin içerisinde kimlerin olduğunu da biliyorsunuz, New York müzakereleri sırasında... Ortada yürüyen bir müzakere süreci var. Bir ihtilaf varmış gibi görüntü vermek acaba kime ne kazandırır. Üç tane belediye seçimini kazanacağız diye bunu iç politika malzemesi yapmanın bir anlamı yok. Birçok parti gitti ama bunların tamamını toplasanız yüzde 3 oy bile etmiyor.

Biz sonuna kadar Sayın Denktaş'ın yanında oluruz, arkasında oluruz, bugüne kadar da hep böyle oldu. Kimsenin tereddüdü olmasın, çünkü bu meselede iki takım yok t takım var, Tür
k tarafı var Rum tarafı var. Biz tek takım olarak müzakerelerden başarılı çıkmaya gayret ediyoruz. Bunun için lütfen siz de bu konuya yardımcı olun. Denktaş üzerinden siyaset yapmak isteyen partilerimiz olabilir, bunu anlayışla karşılarım ama bu yol onlar için de çıkar bir yol olmaz.''

"SAVCILAR GEREĞİNİ YAPAR"

Çiçek, NTV muhabiri Hilmi Hacaloğlu'nun dün İstanbul'da dövülmesine ilişkin bir soru üzerine de, olayı tasvip etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.

Konu hakkında bilgisi olmadığını ifade eden Çiçek, ''Her olay Türkiye'de anında Adalet Bakanlığı'na iletilmez. Ama yasalar açısından suç teşkil eden bir eylem varsa cumhuriyet savcıları gereğini yapar. Türkiye'de her gün binlerce olay oluyor, bize hepsi hakkında bilgi verilmez, ben şahsen bilmiyorum
ama bundan sonara konu üzerinde dururum. Olaydan bilgim yok, soruşturmasından da bilgim yok'' diye konuştu.

HURRIYET 05/03/2004

ABD: Kıbrıs'ta anlaşmaya odaklanmalı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Kıbrıs'ta çözüm için Annan planının en iyi yol olduğunu ve çözüm yönünde herkesin umutu bulunduğunu, günlük açıklamalara tepki vermek yerine, anlaşmaya ulaşmak için ne yapılabileceğine odaklanmak gerektiğini söyledi.

Boucher, ''Annan planı Kıbrıs için, Kıbrıslılar için iyi. Fırsat ve umut kaynağı. Çok da destek alıyor. Değişiklikler konusunda elbette siyasi tartışmalar var. Ancak ABD'nin desteği tam. Biz, Annan planının Kıbrıs'ta çözüme ulaşma yolu olduğunu düşünüyoruz. Bu Kıbrıs'ta uzun zamandır ortaya çıkan en iyi fırsat'' dedi.

Türk ve Yun
an hükümetleriyle Kuzey ve Güney Kıbrıs'ın, Annan planı temelinde çalışmayı kabul ettiğini ve şimdi de bu planın tartışıldığını belirten Boucher, şunları kaydetti:

''Günlük açıklamalara tepki vermemek lazım. Onun yerine, anlaşmaya ulaşmak için gerçekten
ne yapılabileceğine odaklanmak gerek.Bizim yaptığımız da bu. Bu yüzden ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston'ı adaya gönderdik. Bu yüzden adadaki büyükelçimiz çok çalışıyor. Annan planı en iyi yol.''

Görüşmelerde tıkanıklık olması d
urumunda ABD'nin tutumunun sorulması üzerine Boucher, ''tıkanıklığı aşarız ve devam ederiz'' yanıtını verdi.

IRAK TÜRKMENLERİ

Irak'ta Türkmenlerin, Kürt gruplar tarafından taciz edilip edilmediği ve federal sistemin Türkmenler için iyi olup olmayacağı yönündeki bir soru üzerine Boucher, Irak anayasasına Iraklıların karar vereceğini vurguladı.

Boucher, Irak'taki sürecin bütün Iraklıların haklarına saygı göstermesi gerektiğini ABD'nin açıkça ifade ettiğini belirtti. Türkmenlere yönelik saldırılar konusun
da fikri sorulan Boucher, ''Hiç kimseye saldırılmasından hoşlanmıyoruz'' dedi.

ABD'nin Küba'daki Guantanamo üssünde tutuklu Türklerin ne zaman serbest bırakılacağı sorusu üzerine de Boucher, ''Türkiye ile hangi noktada olduğumuzu bilmiyorum. Ancak geri g
öndereceğimiz adamlar olduğunda, burada duyurusunu yapıyoruz'' ded.

HURRIYET 05/03/2004

Denktaş mutlu döndü

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde istediklerini alamamaları halinde, geri çekilip Annan planının kabul edilmemesi için mücadele edeceklerini söyledi.

ATO’da düzenlenen konferansta coşkulu bir kalabalığa hitap eden Denktaş, “İmza atamayacağımızı bildikleri için imza istemiyorlar” diyerek, şöyle konuştu:

“Eğer istediklerimizi alamıyorsak, olmazsa olmazlarımızı temin edemiyorsak, yapacağımız şey, bir noktada bu görüşmeler burada tıkanmıştır, bunları temin edemiyoruz, ey halkım, ey gencim, ey anavatanımın insanı, durum böyledir diyerek, sizlere duyurmak, orada geri çekilip Annan planının kabul edilmemesi için mücadele etmektir”

"(Böyle bir durumda) çekileceğiz ve halkımıza (Annan planını) kabul etmeyin diyeceğiz. Bunu söylemek hakkım, çünkü pazarlıktayım” ifadesini kullanan Denktaş, Kıbrıs’ı Türkiye’nin AB’ye giriş sürecinde önüne engel olarak koymaktan öte haksızlık ve adaletsiz görülmediğini, Türk milletinin buna boyun eğmemesi gerektiğini kaydetti.

Denktaş, “AB bizi koruyacak durumda ise hak ve hukukun korunmasını sağlayacak kurum ise, soruyoruz? Niye 1960 anlaşmalarındaki haklarımızı göz ardı ediyorsunuz” diye konuştu.

"KIBRIS, TÜRKİYE İÇİN NAMUS VE ŞEREF DAVASIDIR”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC’de yaşanan ekonomik sıkıntıların ve ekonomide beklentilerin karşılanamamasının cezasının, Kıbrıs’ın elden gitmesi olamayacağını söyledi.

Denktaş, Kıbrıs’ta ekonominin istenen düzeye ulaşamamasından ötürü suçlu olsalar dahi, bu suçun cezasının Kıbrıs’ın elden gitmesi olamayacağını kaydetti.

“Suç varsa doğrusu yapılır, Kıbrıs ayağa kalkar” diyen Denktaş, Rum kesiminin kuzeye baktığında yalnızca sınırları bekleyen askerleri değil, işadamlarını ve yatırımları da görmesini arzu ettiklerini belirtti.

Denktaş, KKTC’de üretilen malların Türkiye’de gümrüksüz alınıp satılmasını beklediklerini de dile getirdi.

Denktaş, uzun süredir Kıbrıs’ın Türkiye için önemli olmadığı, kendilerinin uzlaşmaz olduğu, Kıbrıs’ın sessizce alınabileceği yönünde dava yürütüldüğünü söyleyerek, “Biz biliyorduk ki, Kıbrıs, Türkiye için namus ve şeref davasıdır, milli bir davadır, evlatlarını feda etmiş olduğu davadır” dedi.

Denktaş, Kıbrıs’ın 13. ada olarak Yunanistan’a bağlanması durumunda, Türkiye’nin denize açık yollarının tıkanacağına işaret ett.

“MAALESEF, SÖYLEDİKLERİMİZİN FAZLA DUYULMAMASI İÇİN

BİR HAREKET VARDIR”

Denktaş, bazı Yunan çevrelerinin, “Annan planı kabul edildiği takdirde Kıbrıs 10 yılda tamamen Yunanlaşır, Rumlaşır” sözlerinde haklı olduğunu belirterek, bunu devamlı söylemelerine rağmen, fazla yankı yapmamasından şikayet etti.

“Söylediklerimizin fazla duyulmaması için bir hareket vardır maalesef” diye konuşan Denktaş, basının halkın sesini dünyaya yeteri kadar duyurmamasından yakındı.

Basını inceleyen yabancıların, “Türkiye’de fazla bir heyecan yok, Türk hükümetinin üzerinde fazla baskı yok, o halde hükümete bastıralım ve bu baskılar neticesinde veremeyeceği şeyleri de alalım düşüncesinde” olduğunu kaydeden Denktaş, “Dolayısıyla ATO’nun öncülüğünde başlatılan destek etkinlikleri tam zamanında gelmiştir. İnşallah Anadolu’nun bu hissiyatını basın yeterince dünyaya duyurur” diye konuştu.

Denktaş, “Ben yabancılara, Anadolu’yu geziyorum, davetler alıyorum, gittiğim yerlerde heyecan büyüktür, bütün partiler birlik halinde beni karşılamakta, beni kucaklamakta, Kıbrıs deyince heyecanla beni dinlemektedirler, aldanmayın dediğimde, ‘Yok canım, öyle bir şey yok’ demektedirler. Bu etkinlikler, ümit ederim ki şehitlerimizin ruhunu da şad edecektir, gazilerimizi sevindirecektir” dedi.

“1 MAYIS’A KADAR İŞLER TAMAMLANAMAZ”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta 1 Mayıs olarak belirlenen son tarihe kadar, öngörülen işlerin tamamlanamayacağını söyledi.

Denktaş, 1 Mayıs’a kadar Kıbrıs ile ilgili tüm konuların çözüme kavuşturulması yönünde baskı olduğunu belirtti. Denktaş, şunları kaydetti:

“1 Mayıs tarihine kadar dünyanın hiçbir yerindeki mekanizmanın üstesinden gelemeyeceği yasaların yapılması ve ekonomik konuların halledilmesi, her şeyin halledilmesi ve 1 Mayıs’ta Kıbrıs’ın birleşerek AB’ye girmesi diye bir hayal peşinde koşanlara ben hala şaşıyorum. Yapılacak işler tamamlanamaz.”

Kıbrıs sorununun çözümü samimi olarak isteniyorsa, zaman verilmesi gerektiğine işaret eden Denktaş, iyi niyetle çalıştıklarını, ancak iyi niyetin her zaman yeterli olmadığını kaydetti.

Denktaş, 40 yıl boyunca uluslararası hukuka aykırı eylemlere göz yumarak, Rum kesimini meşru Kıbrıs hükümeti olarak kabul edenlerin, uzlaşma kapısını kapattıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı’na ilişkin olarak da şunları kaydetti:

“Annan Planı Kıbrıs Türkü için imha planı diyenler arasındayım, bu görüşümü değiştirmiş değilim. Annan Planının görüşülmemesi gerekirdi, aylarca direndik. Ne var ki, bizi içten vurdular, halkı ikiye böldüler. Türkiye Annan Planı görüşülsün demek zorunda kaldı. Ankara’da toplantı yaptık, olmazsa olmaz denen ilkeler üzerinde mutabık kaldık. Bunlar plana konulabilirse, yeni bir tecrübe yapılabilir mi diye düşündük. Bu deneyi yapıyorum halkım adına, ümit ederim Türkiye adına. Bugüne kadar yapılan temaslarda bu yönde yol aldık diyemem. Rum kesimi AB’ye adım atmış hükümet olarak her şeyi hafife almaktadır, Türk önerilerinin tümü reddedilmiştir.”

Cumhurbaşkanı, planın bu haliyle uygulamaya konulması durumunda ortaya çıkacak kaosu kimsenin halledemeyeceğini de söyledi.

Denktaş’ın, “Kan istedik verdiniz, can istedik verdiniz, şimdi de ses istemeye geldim” sözleri salonda büyük tezahürat ve alkışlarla karşılandı. Denktaş, bunun üzerine sözlerini “Dünyanın bunu görmesini, bunun ne anlama geldiğini görmesini istedim, çok teşekkür ederim” diye sürdürdü.

“KİMSE BİZİ TOPUYLA TÜFEĞİYLE AB’YE SOKAMAZ”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “can pahasına, kan pahasına, şehitler pahasına” kurtardıkları hakların gasp edilmesine razı olmadıklarını belirterek, “Kimse bizi topuyla tüfeğiyle AB’ye sokamaz” dedi.

Denktaş, “AB’ye girelim ama sağlam anlaşma yaparak diri girelim. Biz bu kanaatteyiz, ama kimse bizi topuyla tüfeğiyle AB’ye sokamaz. AB’ye anlaşarak gideceğiz, anlaşma isteme konusunda samimiyiz, ama can pahasına, kan pahasına, şehitler pahasına kurtardığımız haklarımızın gasp edilmesine razı değiliz” diye konuştu.

“AB Türkiye’yi alacaksa Kıbrıs meselesini önüne engel olarak koymazdı. Kıbrıs meselesi engel olacaksa bu engel, Kıbrıs Rumunun, Yunanistan’ın önünde olmalıydı” diyen Denktaş, şöyle devam etti:

“Meseleyi başlatan onlar, toplu mezarlara bizi sokan onlar, anayasayı iğfal edenler onlar, sahte durumlar yaratan onlar, meşru hükümet biziz yalanı altında Kıbrıs’a sahip çıkmak için silahlanan onlar, Türkiye’ye karşı yapmadıklarını bırakmayanlar onlar. Türkiye, soykırımı önledi diye suçlu. Türkiye askerini çeksin, Türkleri boğazlarlarsa mesele değildir, bir özür dilerler o da biter. Böyle şey olmaz. Türkiye’yi eğer alacaklarsa, ‘hadi bakalım son adımı da at, Kıbrıs’ı da ver ve maşallah diyelim’ diye söylemiyorlarsa ve cidden memnunsalar Türkiye’nin attığı büyük reform adımlarından, bu sözlerini geri almamalıdırlar, Kıbrıs meselesi halledilmedi diye. Ama eğer Türkiye’yi hakikaten almayacaklarsa ve bahane olarak koymuşlarsa

diyebilirler ki, her şeyi yaptınız ama unuttuk söylemeyi, bir de Kıbrıs vardı, Kıbrıs’ı da halledin öyle gelin. İşte Türkiye o zaman anlayacak hakikaten AB kendisini alacak mı almayacak mı.”

HALKIN SESI 05/03/2004

Kurucu devlet anayasa taslağı...

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakereler sürerken kurulması muhtemel Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yer alacak Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin anayasasının hazırlanması yönündeki çalışmalar da hız kazandı.

Meclis Anayasa Komitesi, Anayasa Taslak Önerisi’ni 12 Mart’ta görüşme sürecine sunma hedefiyle yarından itibaren çalışmalarına hız veriyor.

Annan planı çerçevesinde Türk kurucu devletin anayasasını hazırlamak amacıyla CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında oluşturulan Meclis komitesi, Türkiye’de temaslarını tamamlayarak yurda döndü.

Soyer başkanlığında DP Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu ile BDH Milletvekili İzzet İzcan’dan oluşan Cumhuriyet Meclisi Anayasa Komitesi’yle birlikte, heyete anayasa hazırlık çalışmalarında katkı sağlayacak Anayasa Profesörü Yavuz Sabuncu da KKTC’ye geldi.

HEDEF 12 MART

Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Ferdi Sabit Soyer, New York’ta varılan mutabakat gereği Kıbrıs’ta başlayan görüşme süreci kapsamında, Kıbrıs Türk halkını çözüme hazırlayacak kendi iç düzenlemeleriyle ilgili çalışmaların önemine işaret ederek, bunun için Kıbrıs Türk devletinin eşit bir devlet olarak bu çözümün içinde taraf olacağı noktada 12 Mart’a kadar Kıbrıs Türk devletinin anayasa taslağının hazırlanması gerektiğini açıkladı.

Soyer, Kıbrıs Türk devletinin anayasa taslağının parlamenter demokrasiye dayalı, Avrupa Birliği kriterlerine uyumlu ve Kıbrıs Türk halkının eşitliği ile güvenliğini gözeten, temel insan haklarına bağlı olarak şekillenmesi yönünde ilgili meclis komisyonunda karar alındığını belirtti.

Özellikle üniversiteler, başsavcılık ve geçmişte devlette büyük görevler almış deneyimli hukukçuların görevlendirildiğini dile getiren Soyer, KKTC’de Zaim Necatigil’in bu konularla ilgili meclis hukukçuları, başsavcılık ve hukuk alanında yetkili diğer kişilerle görüşüp hazırlıklarını yaparken, kendilerinin de heyet olarak Türkiye’de temaslarda bulunduklarını kaydetti.

ANKARA’YLA ANA HATLARDA ANLAYIŞ BİRLİĞİ

Ankara’da TBMM Başkanı Bülent Arınç ile yaptıkları çalışmayı “oldukça güzel” olarak değerlendiren Soyer, ana hatlarıyla anlayış birliğine ulaştıklarını, ardından TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’yla yaptıkları görüşmede ise, gerek Annan Planı gerek devletin hangi alanlarda kendini ortaya koyması gerektiği konularını ele aldıklarını anlattı.

Soyer, esas görüşmelerini ise Meclis Anayasa Komisyonu’nun bu çalışmalarda görev almasını kararlaştırdığı; bilgi ve görgüsüyle destek olmasını istediği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Hukuku Profesörü Yavuz Sabuncu ile gerçekleştirdikleri söyledi.

Meclis Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına bugün devam edeceğini belirten Soyer, Kıbrıs Türk halkının çözümün eşit tarafı olacağı anayasa taslak önerisini 12 Mart’ta görüşme sürecine sunacak şekilde kendilerini programladıklarını söyledi.

Soyer, zamanın çok sınırlı olduğunu, bunun için hem Kıbrıs’ta hem de Türkiye’de çalışma olduğunu ve şimdi de hepsi birleşerek Kıbrıs’ta sürdürüleceğini belirtti.

Soyer, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’nun, buradaki çalışmalara katkı sağlamak üzere önümüzdeki hafta içinde KKTC’ye geleceğini de açıkladı.

HALKIN SESI 05/03/2004

De Soto, bugün Ankara’ya gidecek

Lefkoşa’da yürütülen Kıbrıs müzakerelerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan adına katılan Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, danışmalarda bulunmak amacıyla bugün Ankara’ya gidecek.

Perulu diplomat De Soto, Ankara’da Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşamayla ilgili danışmalarda bulunacak.

Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Brian Kelly, TAK muhabirinin “De Soto’nun yarın Ankara’ya gideceği yolunda duyumlar var. Bunu doğrulayabilir misiniz?” şeklindeki sorusuna karşılık, BM Özel Temsilci’nin Ankara ziyaretini doğruladı, ancak ziyarete ilişkin detaylar hakkında bilgisi olmadığını söyledi.

Brian, “De Soto, danışmalarda bulunmak amacıyla yarın Ankara’ya gidecek. Ancak, ziyaretin detayları hakkında bilgim yok” dedi.

De Soto’nun önümüzdeki günlerde Atina’ya da aynı çerçevede bir ziyaret gerçekleştireceğini belirten Kelly,, ancak bu ziyaretin kesin tarihinin henüz belli olmadığını kaydetti.

PRENDERGAST AYRILDI

BM Sözcüsü Kelly bu arada, BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşler Yardımcısı Sir Kieran Prendergast’ın Ada’daki temaslarını tamamlayarak, dün New York’a hareket ettiğini bildirdi.

Prendergast’ın Ada’da hedeflediği tüm görüşmeleri gerçekleştirdiğini ve Kıbrıs konusuna ilişkin son durum hakkında gerekli istişarelerde bulunduğunu kaydeden Kelly, Sir Kieran Prendergast’ın BM’de kendisini bekleyen yoğun işleri de göz önüne alarak, bu sabah Ada’dan ayrıldığını belirtti.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast, Ada’da iki tarafla istişarelerde bulunmak amacıyla 2 Mart Salı günü Ada’ya gelerek, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la ayrı ayrı görüşmüştü. Kıbrıs müzakerelerinde gelinen noktayla ilgili olarak BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’yla durum değerlendirmesinde de bulunan Prendergast, Kıbrıs müzakerelerinin dünkü bölümüne de katılmıştı.
Prendergast, New York’a dönüşünde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ı müzakereler hakkında bilgilendirecek.

DE SOTO GÜL’LE GÖRÜŞECEK

De Soto bugün gideceği Ankara’da diğer temasları yanında Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le de görüşecek.

TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan De Soto’nun ziyaretini değerlendirirken, müzakere sürecinde tüm taraflarla siyasi istişarede bulunulmasının ve çeşitli hazırlıklar yapılmasının doğal olduğunu belirterek, de Soto’nun ziyaretinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun yarın öğleden sonra özel uçakla Ankara’ya geleceğini ve temaslarının ardından cumartesi günü ayrılacağını söyledi.

Tan, Dışişleri Bakanlığı’ndaki haftalık basın toplantısında, de Soto’nun Ankara’daki temasları çerceçesinde, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ve Kıbrıs dairesi yetkilileriyle görüşeceğini, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile de bir araya gelebileceğini kaydetti.

HALKIN SESI 05/03/2004

4. Annan planı referanduma sunulacak

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs müzakerelerinde 22 Mart’a kadar her şeyin bitirilmesinin mümkün olmadığını ancak ilerleme olacağına inandığını, çünkü çok haklı istekleri olduğunu söyledi.

Başbakan Talat, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’la Ankara’da yaptıkları temasların görüşme masasına ışık tuttuğunu; dünkü görüşmede Rum tarafına bırakılacak toprakların BM kontrolüne verilmesi konusundaki Rum önerisine karşı çıkışlarının gerekçelerini açıkladıklarını söyledi. Talat, Başkanlık Konseyi konusundaki önerilerini de yazılı; merkezi devletin işleyişiyle ilgili önerileri de sözlü sunduklarını bildirerek, bu süreçte sunulan belgelerin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a taktir yetkisini kullanırken veri sağlayacağını söyledi.

Talat, haftalık basın toplantılarından ikincisini dün saat 14.30’da Başbakanlık Şeref Salonu’nda düzenledi. KKTC ve Türkiye medyasının büyük ilgi gösterdiği ve bazı televizyon ve radyo kanallarının canlı yayımladığı basın toplantısına, geçen hafta olduğu gibi yine Kıbrıs sorunu ve müzakereler damgasını vurdu.

Başbakan Talat, 4. Annan planı söylentilerinin doğru olmadığını yineleyerek, 4. Annan Planı’nın referanduma sunulacak plan olacağını kaydetti.

Talat, İngiltere Başbakanı Jack Straw’un “Rum tarafı referandumda hayır derse AB’ye tüm Kıbrıs’ın girmiş olmayacağı” yönündeki açıklamasının müzakere masasına olumlu yansıyacağı umudunu da ifade etti.

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümü için çok önemli bir görüşme sürecinin devam ettiğini belirterek, görüşmelerin sadece masada değil her platformda olduğunu söyledi. Talat, “İnsanlar nefesini tuttu, tünelin sonuna ulaşacağımız zamanı bekliyor” dedi.

Başbakan Talat, müzakerelerde gelinen aşamada, devletin fonksiyonlarıyla ilgili tarafların görüş ve önerilerinin ortaya çıktığını ve bunların BM Genel Sekreteri taktir hakkı kullanırken yeterli veri oluşturduğunu kaydetti.

Rum heyetiyle dgün yapılan müzakerede Rumların kendilerine bırakılacak toprakların geçiş döneminde BM kontrolüne verilmesi önerisine neden itiraz ettiklerini açıkladıklarını bildiren Başbakan Talat, Başkanlık Konseyi’nin oluşumuyla ilgili de yazılı öneri sunduklarını açıkladı.

“İNSANLAR NEFESİNİ TUTTU”

Başbakan Talat, çok önemli bir görüşme süreci yaşandığını belirterek, “İnsanlar nefesini tuttu, tünelin sonuna ulaşacağımız zamanı bekliyor” dedi.

İnsanların elde edilebilecek kazanımları, önemli görülen gelişmeleri gözlemek de istediğini kaydeden Talat, bunun için çok yoğun çalışma içinde olduklarını, sürekli değerlendirme yaptıklarını, öneri hazırladıklarını ve masaya götürdüklerini, masa dışında da üçüncü taraflara aktardıklarını anlattı..

Başbakan Talat, görüşme sürecinin sadece masada değil, her platformlarda devam ettiğini kaydederek, yoğun çalışmalar içinde istişarelerin önceki gün olduğu gibi Ankara’yla da devam ettiğini ve orada da Dışişleri Bakanı’yla uçağa binecekleri ana kadar çalıştıklarını söyledi.

Rum heyetiyle dün yaptıkları görüşmeyle ilgili de açıklama yapan Başbakan Mehmet Ali Talat, şöyle konuştu:

“Bugün Rum tarafının bize ilettiği, Rum tarafına bırakılacak topraklardaki yönetimin BM’ye devriyle ilgili önerisine gerekçeleriyle niye itiraz ettiğimizi ortaya koyduk ve bunun tabiatıyla taktir edersiniz ki sosyal boyutunu ve daha çözüm sürecine girmeden olası sürtüşmelere tanıyacağı imkan nedeniyle mümkün olmadığını ve esasen BM’nin de buna taraftar olmadığını ortaya koyduk. Nereden biliyoruz? BM bunu zaten defaatle tekrarladı. Annan Planı hazırlanırken zaten ortaya konmuştu. BM’nin böyle bir kapasitesinin oluşabilmesi için çok sayıda askere ihtiyacı var ve bu askeri de burada tutmak için çok büyük masrafa ihtiyacı var. Buna da zaten gerek yok. Çözüm vizyonuyla hareket eden ve anlaşma imzalayan tarafların planı uygulamaktan kaçınması da söz konusu olamaz. Bunu da anlattık.”

BAŞKANLIK KONSEYİ İÇİN ÖNERİ

Bunun sadece bir düzenleme olduğunu belirten Talat, Başkanlık Konseyi’nin oluşumuyla ilgili de tartıştıklarını bildirdi. Talat, Türk tarafının somut önerisini yazılı takdim ettiğini ancak Rum tarafının yorum yapmadığını açıkladı.

Başbakan Talat, merkezi devletin işleyişiyle ilgili yazılı olmayan önerileri de olduğunu, bunların da yazılı olarak Rum tarafına verileceğini söyledi. Tarafların, devletin fonksiyonlarıyla ilgili öneri ve görüşlerinin aşağı yukarı ortaya çıktığını bildiren Başbakan Talat, “Bu dönem, çözüme ulaşmada, ya da ulaşılamasa bile Genel Sekreter’in taktir hakkını kullanırken elinde tutacağı verileri ona sağlama bakımından oldukça yararlı bir süreç olmuştur. Bir sonuca karşılıklı olarak ulaşabilirsek tercihimizdir, çabamız odur zaten. Ama eğer bu olamazsa –çeşitli nedenlerle, belki 1 Mayıs’ı geçirme taktikleriyle- o zaman Genel Sekreter’e taktir yetkisini kullanırken yeterli veriyi sağlamış olduk sayılır bu bölümle ilgili” dedi.

“UBP’NİN KARARINDAN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM”

Başbakan Talat, UBP’nin Cumhuriyet Meclisi’nde Kurucu Devlet Anayasası’nı ve AB’yle uyum yasalarını hazırlamak amacıyla oluşturulan komitelerdeki üyelerini çekme kararından büyük üzüntü duyduğunu da söyledi.

“Meclis çalışmalarını boykottan öte, komisyonlardan çekilme beni üzmüştür çünkü bu komisyonlar sonuçta kurucu devletimizin anayasasını hazırlayacak olan komisyondur. AB’yle uyumumuzu sağlayacak komisyondur. Bu komisyonlarda UBP’nin söyleyecek sözü olmamasını anlayabilmek mümkün değil” diyen Başbakan Talat, bu bir protesto eylemiyseydi, protesto eylemi şeklinde bırakılabileceğini, çünkü UBP’nin de eteğinde taşlar olduğunu ve bu süreçte halkı desteklemek, çıkarlarını korumak bakımından ortaya konması gerektiğine inandıklarını anlattı. Başbakan Talat, “Umarım ki kısa sürede bunu yaygınlaştırmadan yanlış olan bu eyleminden UBP geri döner” diye konuştu.

Başbakan Talat, basın toplantısında daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

BOYACI’NIN GİDİŞİ

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kredi Bankası davasından mahkum olan ve ardından kalp rahatsızlığıyla gündeme gelen iş adamı Salih Boyacı’nın tedavi için yurt dışına gitmesi kararının, cezaevi doktorunun raporuna ek olarak üç doktor ve bir profesörün raporu üzerine alındığını söyledi.

Başbakan Talat, mahkum olmuş bir kişinin yurt dışında tedavi görebilmesi için cezaevi doktorunun vereceği raporla Bakanlar Kurulu’nun karar vermesi gerektiğini belirterek, “Biz kim olursa olsun ve statüsüne bakılmaksızın her insanın sağlığının her şeyin üstünde olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle de bu öneriyi, doktor raporuyla onaylanmış talebi bizim reddetmememiz, insani anlamda da mümkün değildi” dedi.

Konu Bakanlar Kurulu’na geldiğinde, hiçbir bakanın tereddütü olmadığını belirten Başbakan Talat, bir hayat meselesi olduğuna işaret etti ve “Kaldı ki cezaevi doktorunun raporuyla yetinilmedi, üç başka doktorun ve bir de profesörün aynı konuda görüşleri var. Ona da dayalı olarak Bakanlar Kurulu’nun insanlık dışı bir harekette bulunmayı düşünmediği için bu kararı aldı” diye konuştu.

Başbakan Talat, benzer kararların geçmişte de birçok kez alındığını kaydederek, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun eleştirisinin mantığını anlamadığını ifade etti.

Talat, “Biz doktorların üstünde görmedik kendimizi. Doktorlar böyle istediği için ve prosedürlerimize de uygun olduğu için böyle bir kararı verdik. Herhangi bir tereddüt göstermedik” ifadelerini kullandı.

HALKIN SESI 05/03/2004

Denktaş ‘özüne’ döndü!
**
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, konvoylarla , "Başbuğ ve Bozkurt" sloganlarıyla karşılandığı Ankara'dan daha önce "kan, can, yiyecek, para istediğini" anımsatarak bu defa "ses" istedi. Denktaş, Türkiye'den "ses" istediği konuşmasını, ağlayarak tamamladı.

**
Denktaş, görüşmelerde, "bir deney" yaptığını belirtirken, "Bana uzlaşmaz demesinler diye uzlaşamam. 80 yaşında insan artık daha fazla incelemez" dedi. Annan Planı'nı, "eski madam" ile yapılacak yeni bir evliliğe benzeten Denktaş, 1 Mayıs'ta birleşik Kıbrıs'ın AB'ye girmesinin "hayal" olduğunu söyledi.

**
Annan Planı için "Kıbrıs Türkü için imha planıdır" diyenlerden olduğunu anımsatan Denktaş, bu görüşünü değiştirmediğini ancak Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı adına bir deney yaptığını söyledi.

** Denktaş, iki kesimlilik, iki devletlilik, egemenlik ve Türkiye'nin garantörlüğü Annan Planı'nda yer almadığı takdirde, referandumda "hayır" için uğraşacağını söyledi.

** Denktaş, “İmza atmayacağımızı bildikleri için imza istemiyorlar. Annan Planı’nı görüşmenin ardından referandum geliyor. İstediklemizi alamazsak, planın referandumda kabul edilmemesi için çalışacağım, bu benim hakkımdır” dedi.


YeniDÜZEN (Ankara-Özel)

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Ankara'da “AK Parti” Hükümeti’ne üstü kapalı rest çekti!.. Yaklaşık 3 bin kişinin karşıladığı Denktaş, ‘masada olmaması gerektiğini’ söyledi, Annan Planı’nı eleştirmeye devam etti.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, konvoylarla, "Başbuğ ve Bozkurt" sloganlarıyla ve işçi partili gençler tarafından karşılandığı Ankara'dan daha önce "kan, can, yiyecek, para istediğini" anımsatarak bu defa "ses" istedi.
Ankara Ticaret Odası'nın tuttuğu özel bir uçakla Ankara'ya gelen Denktaş, ATO'da düzenlenen "Türkiye-AB İlişkileri ve Kıbrıs Sorunu" adlı konferansta 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve Tuğrul Türkeş tarafından karşılandı. Binlerce ülkücü ve işçi partilinin sloganları arasında kürsüye çıkan Denktaş'ın Ankara'da verdiği mesajlar şöyle:

"Artık incelemem"

"Bana uzlaşmaz demesinler diye uzlaşamam. 80 yaşında insan artık daha fazla incelemez" diyen Denktaş, "Kan istedik verdiniz, can istedik verdiniz, açız dedik doyurdunuz, bütçe dedik verdiniz, şimdi de ses istemeye geldim. Dünyanın bunu görmesini, ne anlama geldiğini anlamasını için" diyerek sözlerini tamamladı.
Basından sesinin duyurulması için destek isteyen Denktaş, uzun süredir Kıbrıs'ın Türkiye için önemli olmadığı, kendilerinin uzlaşmaz olduğu, Kıbrıs'ın sessizce alınabileceği yönünde dava yürütüldüğünü söyleyerek, "Biz biliyorduk ki, Kıbrıs, Türkiye için namus ve şeref davasıdır, milli bir davadır, evlatlarını feda etmiş olduğu davadır" dedi.

"Deney yapıyorum"

Denktaş, Annan Planı'nın "imha planı" olduğu görüşünü değiştirmediğini de belirterek, "biz direndik, halk ikiye bölündü. Türkiye, Annan Planı görüşülebilir demek zorunda kaldı. Ankara'da görüştük ve iki kesimlilik, iki devletlilik, egemenlik, Türkiye'nin garantörlüğünün devamı, Kuzey'e geçecek Rumların sayısın azaltılmasında mutabık kaldık. Eğer bunlar Annan Planı'nın içine konabilirse diye uğraşmak için. Ben halkım adına, Türkiye adına bu deneyi yapıyorum, bunları Annan Planı'nın içine koyabilir miyiz diye. Eğer istediklerimizi alamıyorsak, olmazsa olmazlarımızı temin edemiyorsak, yapacağımız şey, bir noktada bu görüşmeler burada tıkanmıştır, bunları temin edemiyoruz, ey halkım, ey gencim, ey anavatanımın insanı, durum böyledir diyerek, sizlere duyurmak, orada geri çekilip Annan planının kabul edilmemesi için mücadele etmektir" dedi.
Denktaş, “İmza atmayacağımızı bildikleri için imza istemiyorlar. Annan Planı’nı görüşmenin ardından referandum geliyor. İstediklemizi alamazsak, planın referandumda kabul edilmemesi için çalışacağım, bu benim hakkımdır” dedi.

"Pazarlıktayım, söylerim"
Denktaş, görüşmelerde, istenilen hedefe ulaşılamaması halinde, görüşmelerden çekileceğini ve halka "kabul etmeyin" diyeceğini de açıkladı. Denktaş, "Bunu söylemek hakkım, çünkü pazarlıktayım" dedi. Denktaş, imza atmayacağı bilindiği için bu defa imza istenmediğini de anımsattı.
Denktaş, 1 Mayıs'a kadar çözüm için uğraşıldığını belirterek, "Madem Türkiye'ye yıl sonuna kadar zaman tanıyorlar, bize de tanısınlar, yıl sonuna kadar tartışalım" dedi.

"Eski madamla evleneceğiz"
Denktaş, Annan Planı'nın, yeni olmadığını da şu sözlerle anlattı: "Bazıları buna yeni evlilik der ama eski madamla evleneceğiz. Daha önce kocasını zehirlemiş, bıçaklamış madamla, 40 yıl sonra ayrı yataklarda yatacağız"
"Tren kaçıyor" eleştirilerinin de doğru olmadığını söyleyen Denktaş, "Kaçıyor dedikleri Rum treni. Bu trene nasıl bineceğiz, 3. sınıf müşteri gibi mi, kömür çırağı olarak mı atlayacağız? Aslında biz bu trenin iki sahibinden biriyiz" dedi.

"Karşılığı bu değil"
KKTC'nin ekonomisinin başarısız olması nedeniyle verilecek cezanın, "Kıbrıs'ın elden gitmesi olamayacağını" belirterek, "Biz de Rum kesimindekiler Kuzey'e baktıklarında bir gün gidecek olan Türk askerlerini değil, Türk ortak yapımı ile tüten fabrika dumanlarını görsün isterdik" dedi.
Rum Kesimi'nin AB üyeliğinin 1960 Anlaşmasına aykırı olduğunu ve AB'nin Türkiye'yi almak konusunda samimi olmadığını tekrarlayan Denktaş, Kıbrıs'ın "namus ve şeref" davası olduğunu söyledi. Kıbrıs'ın milli dava olduğuna inandığını ve bu nedenle bu yolda yürüdüğünü ifade eden Denktaş, "Türkiye'nin önünde bir engel olarak görüldüğümüz için üzgünüz" dedi.

"1 Mayıs hayal"

Denktaş, 1 Mayıs'a kadar Birleşik Kıbrıs'ın AB'ye girmesi için gerekli, yasal, sosyal ve ekonomik düzenlemenin yapılmadığını da anımsatarak "her şeyin halledilmesi ve 1 Mayıs'ta Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye girmesi diye bir hayal peşinde koşanlara ben hala şaşıyorum. Yapılacak işler tamamlanamaz" dedi.
Rum Kesimi'nin bugüne kadar yapılan görüşmelerde tüm önerileri reddettiğini de belirten Denktaş, "Yol aldık diyemem. Rum kesimi AB'ye adım atmış hükümet olarak her şeyi hafife almaktadır. Türk önerilerinin tümü reddedilmiştir." dedi.

YENIDUZEN 05/03/2004

Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin Anayasası hazırlanıyor!..

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakereler sürerken kurulması muhtemel Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yer alacak Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin anayasasının hazırlanması yönündeki çalışmalar da hız kazandı.

Meclis Anayasa Komitesi, Anayasa Taslak Önerisi’ni 12 Mart’ta görüşme sürecine sunma hedefiyle yarından itibaren çalışmalarına hız veriyor.

Annan planı çerçevesinde Türk kurucu devletin anayasasını hazırlamak amacıyla CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında oluşturulan Meclis komitesi, Türkiye’de temaslarını tamamlayarak yurda döndü.

Soyer başkanlığında DP Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu ile BDH Milletvekili İzzet İzcan’dan oluşan Cumhuriyet Meclisi Anayasa Komitesi’yle birlikte, heyete anayasa hazırlık çalışmalarında katkı sağlayacak Anayasa Profesörü Yavuz Sabuncu da Kuzey Kıbrıs’a geldi.

Heyete başkanlık eden CTP Milletvekili Soyer, saat 15.00’te adaya dönüşlerinde Geçitkale Havaalanı’nda basına Ankara temasları ve komite oluşumuyla ilgili bilgi verdi.

Soyer: "Hedef 12 Mart.."

Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Ferdi Sabit Soyer, New York’ta varılan mutabakat gereği Kıbrıs’ta başlayan görüşme süreci kapsamında, Kıbrıs Türk halkını çözüme hazırlayacak kendi iç düzenlemeleriyle ilgili çalışmaların önemine işaret ederek, bunun için Kıbrıs Türk devletinin eşit bir devlet olarak bu çözümün içinde taraf olacağı noktada 12 Mart’a kadar Kıbrıs Türk devletinin anayasa taslağının hazırlanması gerektiğini açıkladı.

Kıbrıs Türk devletinin anayasa taslağının parlamenter demokrasiye dayalı, Avrupa Birliği kriterlerine uyumlu ve Kıbrıs Türk halkının eşitliği ile güvenliğini gözeten, temel insan haklarına bağlı olarak şekillenmesi yönünde ilgili meclis komisyonunda karar alındığını belirten Soyer, bu çerçevede mecliste temsil edilen 4 partiden birer temsilcinin katılımıyla oluşturulan komitenin bu yönde çalışma içine girdiğini anlattı.

Bunun için özellikle üniversiteler, başsavcılık ve geçmişte devlette büyük görevler almış deneyimli hukukçuların görevlendirildiğini kaydeden Soyer, Kuzey Kıbrıs’ta Zaim Necatigil’in bu konularla ilgili meclis hukukçuları, başsavcılık ve hukuk alanında yetkili diğer kişilerle görüşüp hazırlıklarını yaparken, kendilerinin de heyet olarak Türkiye’de temaslarda bulunduklarını kaydetti.

Ankara’yla ana hatlarda anlayış birliği

Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç ile yaptıkları çalışmayı “oldukça güzel” olarak değerlendiren Soyer, ana hatlarıyla anlayış birliğine ulaştıklarını, ardından TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’yla yaptıkları görüşmede ise, gerek Annan Planı gerek devletin hangi alanlarda kendini ortaya koyması gerektiği konularını ele aldıklarını anlattı.

Soyer, esas görüşmelerini ise Meclis Anayasa Komisyonu’nun bu çalışmalarda görev almasını kararlaştırdığı; bilgi ve görgüsüyle destek olmasını istediği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Hukuku Profesörü Yavuz Sabuncu ile gerçekleştirdiklerini ve dün de kendisiyle birlikte adaya geldiklerini kaydetti.

Komite bugün çalışmaya devam

Meclis Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına bugün devam edeceğini belirten Soyer, Kıbrıs Türk halkının çözümün eşit tarafı olacağı anayasa taslak önerisini 12 Mart’ta görüşme sürecine sunacak şekilde kendilerini programladıklarını söyledi.

Zamanın çok sınırlı olduğunu, bunun için hem Kıbrıs’ta hem de Türkiye’de çalışma olduğunu ve şimdi de hepsi birleşerek Kıbrıs’ta sürdürüleceğini belirten Soyer, “Bugünden itibaren Kıbrıs’ta Zaim Necatigil başkanlığında süren çalışmalarımızla hocamızın ( Prof. Sabuncu) da katkısı çerçevesinde, meclis komitemizin çalışmaları başlayacak ve görüşme sürecine Kıbrıs Türk halkının çözümün eşit tarafı olacağı anayasa taslak önerisini sunacağız. 12 Mart’ta bunu görüşme sürecine, Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Başbakan Yardımcısına sunacak şekilde olgunlaştıracak bir çalışma programı içerisinde olacağız” şeklinde konuştu.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı haftaya gelecek

Soyer, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’nun, buradaki çalışmalara katkı sağlamak üzere önümüzdeki hafta içinde Kuzey Kıbrıs’a geleceğini de açıkladı.

Soyer, Ankara ziyaretleri sırasında Kuzey Kıbrıs Ankara Büyükelçiliği’nde çeşitli düzeydeki görevlilerin yardım ve desteklerine teşekkür ederken “Gönül arzu ederdi ki Kuzey Kıbrıs Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç Bey de bize bu düzeyde bir destek olsun” diyerek sitemde bulundu ve gelecek dönemlerde katkısını beklediklerini söyledi. (tak)

YENIDUZEN 05/03/2004

Yeni açılım

YeniDÜZEN (Ankara-ÖZEL)

Adada iki liderin yaptığı görüşmelerde ilerleme sağlanamaması üzerine Ankara kolları sıvadı. Başbakan Mehmet Ali Talat ve Yardımcısı Serdar Denktaş'ın Ankara'da salı günü yaptığı temasların ardından dün de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile değerlendirme yapan Türkiye müzakerelerde ilerleme sağlanması için yeni öneriler getirecek.

Türkiye, bu amaçla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'yu Ankara'ya davet etti. Yeni açılımın toprak üzerinde olması bekleniyor.

Adada iki liderin yaptığı görüşmelerde ilerleme sağlanamaması üzerine Ankara kolları sıvadı. Türk tarafı görüşmelerde ilerleme sağlamak için yeni öneriler sunacak.

Başbakan Mehmet Ali Talat ve Yardımcısı Serdar Denktaş'ın Ankara'da salı günü Dışişleri Bakanı Gül ve diplomatlar ile yaptığı değerlendirme sırasında görüşmelerde ilerleme kaydedilmesi için birçok alternatifin değerlendirildiği öğrenildi. Talat ve Serdar Denktaş ile yapılan bu değerlendirmenin ardından BM Genel Sekreteri Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto da Ankara'ya davet edil edildi. Talat ve serdar Denktaş ile yapılan değerlendirmenin ardından, Türk tarafının yeni açılımları konusunda Cumhurbaşkanı Denktaş, Bakan Gül ve Başbakan Erdoğan ile de görüştü.

Rum Kesimi'nin, yapılan tüm önerileri reddetmesi, yeni önerileri parça parça sunması ancak sunulan öneriler üzerine görüş belirtmemesi nedeniyle görüşmelerdeki tıkanıklığı açmak için harekete geçildi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüşmelerin ikinci gününde ilettiği değişiklik önerilerine bazı eklemeler yapılacağı belirtildi. Türk tarafının yeni açılımının toprakla ilgili olması bekleniyor

Müzakerelerde ilerleme sağlanması için de bazı öneriler getirileceği belirtildi. Ankara, Türkiye ve Yunanistan'ın da katılımıyla 5li olarak yapılacak görüşmelerde bir siyasinin (başbakan veya dışişleri bakanı) yer almasını isterken, 22 Mart'a kadar ilerleme sağlanmasını da hedefliyor.

De Soto, bugün Ankara’ya gidecek

Lefkoşa’da yürütülen Kıbrıs müzakerelerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan adına katılan Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, danışmalarda bulunmak amacıyla bugün Ankara’ya gidecek.

Perulu diplomat De Soto, Ankara’da Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşamayla ilgili danışmalarda bulunacak.

Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Brian Kelly, gazetecilerin “De Soto’nun bugün Ankara’ya gideceği yolunda duyumlar var. Bunu doğrulayabilir misiniz?” şeklindeki sorusuna karşılık, BM Özel Temsilci’nin Ankara ziyaretini doğruladı, ancak ziyarete ilişkin detaylar hakkında bilgisi olmadığını söyledi.

Brian, “De Soto, danışmalarda bulunmak amacıyla bugün Ankara’ya gidecek. Ancak, ziyaretin detayları hakkında bilgim yok” dedi.

De Soto’nun önümüzdeki günlerde Atina’ya da aynı çerçevede bir ziyaret gerçekleştireceğini belirten Kelly,, ancak bu ziyaretin kesin tarihinin henüz belli olmadığını kaydetti.

Prendergast dün sabah ayrıldı

BM Sözcüsü Kelly bu arada, BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşler Yardımcısı Sir Kieran Prendergast’ın Ada’daki temaslarını tamamlayarak, dün sabah New York’a hareket ettiğini bildirdi.

Prendergast’ın Ada’da hedeflediği tüm görüşmeleri gerçekleştirdiğini ve Kıbrıs konusuna ilişkin son durum hakkında gerekli istişarelerde bulunduğunu kaydeden Kelly, Sir Kieran Prendergast’ın BM’de kendisini bekleyen yoğun işleri de göz önüne alarak, dün sabah Ada’dan ayrıldığını belirtti.

De Soto Gül’le görüşecek

Kıbrıs konusunda Lefkoşa’da yapılmakta olan görüşmelere katılmakta olan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsişlcisi Alvero De Soto bugün öğlenden sonra gideceği Ankara’da diğer temasları yanında Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le de görüşecek.

TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan De Soto’nun ziyaretini değerlendirirken, müzakere sürecinde tüm taraflarla siyasi istişarede bulunulmasının ve çeşitli hazırlıklar yapılmasının doğal olduğunu belirterek, de Soto’nun ziyaretinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun bugün öğleden sonra özel uçakla Ankara’ya geleceğini ve temaslarının ardından cumartesi günü ayrılacağını söyledi.

Tan, Dışişleri Bakanlığı’ndaki haftalık basın toplantısında, de Soto’nun Ankara’daki temasları çerceçesinde, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ve Kıbrıs dairesi yetkilileriyle görüşeceğini, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile de bir araya gelebileceğini kaydetti.

(AA)

Taraflar, bugün 10. kez bir araya gelecek

Müzakerelerde yeni bir şey yok!

Kıbrıs sorununa Annan Planı temelinde 1 Mayıs'a kadar çözüm bulmak hedefiyle 19 Şubat'ta başlatılan Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde dün 9. toplantı yapıldı.

Her gün rutin olarak saat 10.00'da yapılan toplantı, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ankara ziyareti nedeniyle dün saat 09.30'a alındı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile diğer heyet üyeleriyle birlikte Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılırken gazetecilere herhangi bir açıklamada bulunmadı.

BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'nun gözlemciliğinde sürdürülen görüşmelerin dünkü bölümüne BM genel sekreter yardımcısı Sir Kieran Prendergast, katılmadı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, dünkü görüşmenin ilk bir saatlik bölümüne katılmasının ardından, saat 11.00'de başlayan Ankara yolculuğu için ara bölgeden doğruca Geçitkale Havaalanı'na gitti.

Denktaş'ın ayrılmasından sonra, Başbakan Mehmet Ali Talat, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer ve KKTC'nin Washington temsilcisi Osman Ertuğ'dan oluşan müzakere heyeti görüşmeleri sürdürdü.

Taraflar, bugün saat 10.00'da 10. kez bir araya gelecek.

Başbakan Mehmet Ali Talat, dünkü görüşmede, anlaşma sonunda Rumlara verilecek toprağın BM'ye devriyle ilgili Rum önerisine itirazlarını gerekçeleriyle birlikte ortaya koyduklarını belirterek, Rumların bu önerisine BM'nin de karşı olduğunu bildirdi.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papodopulos da, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, dünkü görüşmede, Rum tarafına devredilecek toprakların statüsü konusundaki önerilerini neden kabul etmediğini izah eden ek belge sunduğunu söyledi.

Papadopulos, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, geçiş dönenimi müzakere etmeye başladıklarını, Rum tarafının bu konuda bütünsel bir plan sunduğunu kaydetti.

Papadopulos, dünkü görüşmeye, BM genel sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın katılmadığını, Prendergast'ın saat 09.00'da New York'a hareket ettiğini belirtti.

Rum lider, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, "referandumda Kıbrıslı Rumların 'hayır' demeleri durumunda, sadece Güney Kıbrıs'ın AB'ye gireceğine" ilişkin sözlerine de tepki gösterdi ve "Kıbrıs"ın üyeliği konusunda AB'nin resmi kararları olduğunu anımsattı.

KIBRIS 05/03/2004

Denktaş'tan Ankara'ya rest

"ANNAN PLANI, İMHA PLANIDIR": Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nın Kıbrıs Türklerinin imhası anlamına geldiğini söylediğini ve hâlâ bu görüşlerinin arkasında olduğunu söyledi. Denktaş, AB'ye girilecekse bile bunun tarafların uzlaşması sonucu olacağını belirterek, "Kimse bizi topla, tüfekle AB'ye sokamaz" dedi

"BİZİ İÇTEN VURDULAR": " 'Annan Planı Kıbrıs Türkü için imha planıdır' diyenler arasındayım. Bu görüşümü değiştirmiş değilim. Annan Planı'nın görüşülmemesi gerekirdi, aylarca direndik. Ne var ki, bizi içten vurdular, halkı ikiye böldüler. Türkiye, Annan Planı görüşülsün demek zorunda kaldı..."

"ANNAN PLANI'NI KABUL ETMEYİN": "Eğer istediklerimizi alamıyorsak, yapacağımız, geri çekilip Annan Planı'nın kabul edilmemesi için mücadele etmektir" diyen Denktaş, "Böyle bir durumda çekileceğiz ve halkımıza Annan Planı'nı 'kabul etmeyin' diyeceğiz. Bunu söylemek hakkım, çünkü pazarlıktayım" şeklinde konuştu

l "BİZ BİLİYORDUK Kİ...": "Ekonomide başarılı olamadıysak bunun cezası Kıbrıs'ın elden gitmesi olmamalıydı... Suç varsa doğrusu yapılır, Kıbrıs ayağa kalkar... Biz biliyorduk ki Kıbrıs, Türkiye için namus ve şeref davasıdır, milli bir davadır, evlatlarını feda etmiş bir davadır..."

l "PLAN KABUL EDİLİRSE KIBRIS YUNANLAŞIR": Bazı Yunan çevrelerinin, "Annan Planı kabul edildiği takdirde Kıbrıs 10 yılda Yunanlaşır, Rumlaşır" sözlerinde haklı olduğunu savunan Denktaş, "Maalesef, söylediklerimizin fazla duyulmaması için bir hareket vardır" dedi ve basının, halkın sesini dünyaya yeteri kadar duyurmamasından yakındı

l "1 MAYIS'A KADAR İŞLER TAMAMLANMAZ": "1 Mayıs'ta Kıbrıs'ın birleşerek AB'ye girmesi diye hayal peşinde koşanlara ben hâlâ şaşıyorum. Yapılacak işler tamamlanamaz" diyen Denktaş, "Kan istedik verdiniz, can istedik verdiniz, şimdi de ses istemeye geldim" ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs sorununa Annan Planı temelinde 1 Mayıs'a kadar çözüm bulma amacıyla sürdürdüğü müzakerelere bir günlüğüne ara verip konferans vermek amacıyla gittiği Ankara'da sert çıkışlar yaptı. Denktaş, Ankara'da Annan Planı'yla ilgili "rest" çekti.

"Annan Planı'nın Kıbrıs Türklerinin imha planı" olduğu yönündeki görüşlerini yineleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşme masasında olan Annan Planı'nda istenilen değişikliklerin yapılmaması halinde referanduma yönelik "hayır" kampanyası başlatacağına yönelik de net mesajlar verdi.

Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) düzenlediği "Türkiye-AB ilişkileri ve Kıbrıs" konulu uluslararası konferansa katılmak üzere dün Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, burada gövde gösterisinde bulundu ve çeşitli çevrelere mesajlar gönderdi.

Denktaş, Ankara'ya varışında yüzlerce araçtan oluşan konvoyla eşliğinde geldiği konferans salonunda bozkurt selamları ve sloganları ile karşılandı.

Denktaş'ı Ankara Esenboğa Havaalanı'nda karşılayanlar arasında da DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, MHP'den Osman Durmuş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, ATO Başkanı Sinan Aygün, İşçi Partisi temsilcileri ve çeşitli sivil toplum örgütleri vardı.

"Kıbrıs'ı Girit yapmayacağız"

Kıbrıs müzakerelerinin 9'uncu gününde Ankara'ya gitmek üzere görüşmeleri yarım kesen Denktaş, Kıbrıs'ı Girit yapmamak için ellerinden geleni yaptıklarını, Kıbrıs'ın Türkiye ile Yunanistan arasında bir barış köprüsü olmasını istediklerini söyledi.

Konferans vermek ve temaslarda bulunmak üzere, özel bir uçakla Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara'ya gidişiyle ilgili bazı şaibeler ortaya atıldığını, bunların doğru olmadığını, Ankara Ticaret Odası'nın daveti üzerine Kıbrıs konusundaki son durumu anlatmak için Ankara'ya gittiğini kaydetti.

Ankara ziyareti sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini, uygun olması halinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile de bir araya geleceğini ifade eden Denktaş, Kıbrıs konusunda Anadolu halkında, "Kıbrıs gidiyor mu, Kıbrıs Girit mi oluyor?" diye git gide artan büyük bir heyecan olduğunu dile getirdi.

"Müzakerelerden çekilmeyeceğim"

Denktaş, müzakerelerden çekileceği yönündeki iddiaların da doğru olmadığının belirtti.

Anadolu'dan her gün yüzlerce destek mektupları ve e-mailler aldığını anlatan Denktaş, Annan Planı hakkındaki görüşlerinin bilindiğini, Annan Planı'nı kabul edilebilir bir hale getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Annan Planı'nı, Kıbrıs Türklerinin eşitliğini, haklarını, egemenliğini, Türkiye'nin garantörlüğünü ve garantisini devam ettiren, göçmen halkı perişan etmeyecek, insani bir formül oluşturan bir şekle getirmeye çalıştıklarını belirten Denktaş, şöyle konuştu:

"Yoksa öngördükleri gibi, sanki biz insan değilmişiz gibi, kapılarımızı, her şeyimizi Rumlara açacağız, hudutlarımız olmayacak, Türk askeri kısa bir süre içerisinde adadan çıkacak ve biz Rumlara sığınacağız. Aşağı yukarı bu anlama gelen bir durum vardır. Bunları değiştirmeye çalışıyoruz".

Denktaş, Türkiye'nin daha önce kendilerine, "Olmazsa olmazları Annan Planı'nın içine koymaya çalışıyoruz" diye söylediğini anımsatarak, Türkiye'nin bu yönde çalıştığını kaydetti.

Denktaş, Türk ulusuna verecekleri yegane mesajın, "Kıbrıs'ı Girit yapmamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz" olduğunu ifade ederek, Türk-Yunan dostluğuna önem verdiklerini, ancak Rum tarafında

da aynı yaklaşımın olması ve 1963'ten 1974'e kadar Kıbrıs Türklerine yaptıklarını unutmaması gerektiğini söyledi.

Zaman uzatılmalı

Rumların Kıbrıs'ın meşru hükümeti olduğu iddiasından vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Denktaş, müzakerelere verilen zaman kısıtlamasının "amansız bir tahdit olduğunu, süre uzatılmazsa birçok önemli konuya gereken ilgili ve dikkati veremeyeceklerini" kaydetti.

Acele etmeden, soğukkanlılıkla mücadeleye devam edeceklerini ifade eden Denktaş, içine girdikleri oldukça hassas ve önemli süreçten, Türk hükümetiyle birlikte çıkacaklarını belirtti.

Kıbrıs konusundaki görüşmelerin devam ettiğini, dünkü görüşmede pek bir şey olmadığını ve bugüne kadar verilen belgeler hakkında karşılıklı fikir teatisi yaptıklarını anlatan Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın kendisi ayrıldıktan sonra görüşmeye devam ettiğini söyledi.

Dünkü görüşmede, konuşulanların özetini oluşturan birkaç belge daha verdiklerini bildiren Denktaş, yeni bir durum olmadığını kaydetti.

Ankara'da karşılama

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Esenboğa Havaalanı'ndan ATO'ya büyük bir konvoy eşliğinde geldi.

Siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlardan oluşan konvoy, ATO önünde Denktaş lehine sloganlar attı.

Ulus ve Kızılay üzerinden ATO'ya geçen Denktaş'a yol üzerinde vatandaşlar da sevgi gösterilerinde bulundu.

Yol boyunca ve ATO'da çok sayıda emniyet mensubu görev aldı.

Konferanstaki konuşma

Cumhurbaşkanı Denktaş, konferansta yaptığı konuşmada, geçmişte "Annan Planı'nın Kıbrıs Türklerinin imhası anlamına geldiğini" söylediğini, hâlâ bu görüşlerinin arkasında olduğunu söyledi.

Denktaş, coşkulu kalabalığa hitap ederken, gördüğü ilginin kendisini mutlu ettiğini, kendisine güç verdiğini belirtti.

Görüşmelerde Rum tarafının AB üyeliğinin verdiği rahatlıkla hareket ettiğini ifade eden Denktaş, henüz başarılı bir açılım yapılamadığını da kaydetti.

Denktaş, AB'ye girilecekse bile, bunun tarafların uzlaşması sonucu olacağını belirterek, "Kimse bizi topla tüfekle AB'ye sokamaz" diye konuştu.

"Mücadele edeceğiz"

Denktaş, Kıbrıs müzakerelerinde istediklerini alamamaları halinde, geri çekilip Annan Planı'nın kabul edilmemesi için mücadele edeceklerini söyledi.

Denktaş, "İmza atamayacağımızı bildikleri için imza istemiyorlar" diyerek, şöyle konuştu:

"Eğer istediklerimizi alamıyorsak, olmazsa olmazlarımızı temin edemiyorsak, yapacağımız şey, bir noktada bu görüşmeler burada tıkanmıştır, bunları temin edemiyoruz, ey halkım, ey gencim, ey anavatanımın insanı, durum böyledir diyerek, sizlere duyurmak, orada geri çekilip Annan Planı'nın kabul edilmemesi için mücadele etmektir."

"(Böyle bir durumda) çekileceğiz ve halkımıza (Annan Planı'nı) kabul etmeyin diyeceğiz. Bunu söylemek hakkım, çünkü pazarlıktayım" ifadesini kullanan Denktaş, Kıbrıs'ı Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinde önüne engel olarak koymaktan öte haksızlık ve adaletsiz görülmediğini, Türk milletinin buna boyun eğmemesi gerektiğini kaydetti.

Denktaş, "AB bizi koruyacak durumda ise hak ve hukukun korunmasını sağlayacak kurum ise, soruyoruz? Niye 1960 anlaşmalarındaki haklarımızı göz ardı ediyorsunuz" diye konuştu.

"Mühim olanın, 1 Mayıs'a kadar çözümün sağlanması değil, Kıbrıs Türklerinin haklarını koruyan sağlam bir anlaşma yapmak olduğunu" ifade eden Denktaş, AB'nin Türkiye'ye yıl sonuna kadar zaman tanıdığını anımsatarak, "O zamana kadar bizlere de zaman verilsin ki, bu konuları iyice tartışalım ve aceleyle yanlış yapmayalım" dedi.

Kıbrıs elden gitmemeli

Denktaş, KKTC'de yaşanan ekonomik sıkıntıların ve ekonomide beklentilerin karşılanamamasının cezasının, Kıbrıs'ın elden gitmesi olamayacağını söyledi.

Denktaş, Kıbrıs'ta ekonominin istenen düzeye ulaşamamasından ötürü suçlu olsalar dahi, bu suçun cezasının Kıbrıs'ın elden gitmesi olamayacağını kaydetti.

"Suç varsa doğrusu yapılır, Kıbrıs ayağa kalkar" diyen Denktaş, Rum kesiminin kuzeye baktığında yalnızca sınırları bekleyen askerleri değil, işadamlarını ve yatırımları da görmesini arzu ettiklerini belirtti. Denktaş, KKTC'de üretilen malların Türkiye'de gümrüksüz alınıp satılmasını beklediklerini de dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, uzun süredir Kıbrıs'ın Türkiye için önemli olmadığı, kendilerinin uzlaşmaz olduğu, Kıbrıs'ın sessizce alınabileceği yönünde dava yürütüldüğünü söyleyerek, "Biz biliyorduk ki, Kıbrıs, Türkiye için namus ve şeref davasıdır, milli bir davadır, evlatlarını feda etmiş olduğu davadır" dedi.

Kıbrıs'ın 13. ada olarak Yunanistan'a bağlanması durumunda, Türkiye'nin denize açık yollarının tıkanacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları kaydetti:

"Açız dedik doyurdunuz, bütçe dedik verdiniz, kan dedik geldiniz, devlet dedik tanıdınız, Kıbrıs ayakta kalsın diye. Müteşekkiriz."

Türkiye'nin AB üyeliğinin KKTC'yi de mutlu edeceğini belirten Denktaş, AB üyeliği söz konusu olduğunda Türkiye'nin önüne konan meselelerin samimiyet mi, oyalama mı olduğuna Türkiye'nin kendisinin karar vereceğini, ancak KKTC'nin üyelik önündeki engel olarak gösterilmesi nedeniyle "üzgün ve bahtsız" olduklarını söyledi.

"Hem Kıbrıs Türkü hem Türkiye olarak bu haksızlığa layık olmadığımızı düşünüyoruz" diyen Denktaş, 1960 sistemi bugün devam etse dahi, Türkiye'nin üyeliği olmaksızın Kıbrıs'ın AB'ye girmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.

"Plan kabul edilirse Kıbrıs Rumlaşır"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bazı Yunan çevrelerinin sözüne atıfta bulunarak, Annan Planı'nın kabul edilmesi halinde, Kıbrıs'ın tamamen "Yunanlaşacağını ve Rumlaşacağını" söyledi.

Bazı Yunan çevrelerinin, "Annan Planı kabul edildiği takdirde Kıbrıs 10 yılda tamamen Yunanlaşır, Rumlaşır" sözlerinde haklı olduğunu belirterek, bunu devamlı söylemelerine rağmen, fazla yankı yapmamasından şikayet etti.

"Söylediklerimizin fazla duyulmaması için bir hareket vardır maalesef" diye konuşan Denktaş, basının halkın sesini dünyaya yeteri kadar duyurmamasından yakındı.

Basını inceleyen yabancıların, "Türkiye'de fazla bir heyecan yok, Türk hükümetinin üzerinde fazla baskı yok, o halde hükümete bastıralım ve bu baskılar neticesinde veremeyeceği şeyleri de alalım düşüncesinde" olduğunu kaydeden Denktaş, "Dolayısıyla ATO'nun öncülüğünde başlatılan destek etkinlikleri tam zamanında gelmiştir.

İnşallah Anadolu'nun bu hissiyatını basın yeterince dünyaya duyurur" diye konuştu.

Denktaş, "Ben yabancılara, Anadolu'yu geziyorum, davetler alıyorum, gittiğim yerlerde heyecan büyüktür, bütün partiler birlik halinde beni karşılamakta, beni kucaklamakta, Kıbrıs deyince heyecanla

beni dinlemektedirler, aldanmayın dediğimde, 'Yok canım, öyle bir şey yok' demektedirler. Bu etkinlikler, ümit ederim ki şehitlerimizin ruhunu da şad edecektir, gazilerimizi sevindirecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı, eskiden ise bunun böyle olmadığını belirterek şöyle konuştu:

"1955-58 yıllarında, yani Zürih ve Londra anlaşmalarına giden yıllarda İstanbul basını, Kıbrıs deyince bugün sizlerin, Erzurum'dan İzmir'e kadar bütün yol boyunca gördüğüm katılımcıların sesini ve

heyecanını her gün dünyaya duyurmaktaydı. Hükümetin gücü buydu.

Hükümet, İngiltere'ye, Yunanistan'a ve ABD'ye 'Memleketi görüyorsunuz, Kıbrıs deyince şaha kalkıyorlar, hiçbir hükümet bunların karşısında duramaz, biz Kıbrıs'tan vazgeçemeyiz, Enosis'e gidecekse Türkiye'ye bağlanacaktır' diyebiliyordu. Çünkü halkın heyecanı, halkın sesi ayyuka çıkmaktaydı. Basın bunları her gün dünyaya duyurmaktaydı."

"1 Mayıs'a kadar bu iş olmaz"

Denktaş, Kıbrıs'ta 1 Mayıs olarak belirlenen son tarihe kadar, öngörülen işlerin tamamlanamayacağını söyledi.

1 Mayıs'a kadar Kıbrıs ile ilgili tüm konuların çözüme kavuşturulması yönünde baskı olduğunu belirten Denktaş, şunları kaydetti:

"1 Mayıs tarihine kadar dünyanın hiçbir yerindeki mekanizmanın üstesinden gelemeyeceği yasaların yapılması ve ekonomik konuların halledilmesi, her şeyin halledilmesi ve 1 Mayıs'ta Kıbrıs'ın

birleşerek AB'ye girmesi diye bir hayal peşinde koşanlara ben hâlâ şaşıyorum. Yapılacak işler tamamlanamaz."

Kıbrıs sorununun çözümü samimi olarak isteniyorsa, zaman verilmesi gerektiğine işaret eden Denktaş, iyi niyetle çalıştıklarını, ancak iyi niyetin her zaman yeterli olmadığını kaydetti.

Denktaş, 40 yıl boyunca uluslararası hukuka aykırı eylemlere göz yumarak, Rum kesimini meşru Kıbrıs hükümeti olarak kabul edenlerin, uzlaşma kapısını kapattıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı'na ilişkin olarak da şunları kaydetti:

"Annan Planı Kıbrıs Türkü için imha planı diyenler arasındayım, bu görüşümü değiştirmiş değilim. Annan Planı'nın görüşülmemesi gerekirdi, aylarca direndik. Ne var ki, bizi içten vurdular, halkı ikiye böldüler. Türkiye Annan Planı görüşülsün demek zorunda kaldı. Ankara'da toplantı yaptık, olmazsa olmaz denen ilkeler üzerinde mutabık kaldık. Bunlar plana konulabilirse, yeni bir tecrübe yapılabilir mi diye düşündük. Bu deneyi yapıyorum halkım adına, ümit ederim Türkiye adına.

Bugüne kadar yapılan temaslarda bu yönde yol aldık diyemem. Rum kesimi AB'ye adım atmış hükümet olarak her şeyi hafife almaktadır, Türk önerilerinin tümü reddedilmiştir."

Cumhurbaşkanı, planın bu haliyle uygulamaya konulması durumunda ortaya çıkacak kaosu kimsenin halledemeyeceğini de söyledi.

Denktaş'ın, "Kan istedik verdiniz, can istedik verdiniz, şimdi de ses istemeye geldim" sözleri salonda büyük tezahürat ve alkışlarla karşılandı. Denktaş, bunun üzerine sözlerini "Dünyanın bunu görmesini, bunun ne anlama geldiğini görmesini istedim, çok teşekkür ederim" diye sürdürdü.

"Razı değiliz"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "can pahasına, kan pahasına, şehitler pahasına" kurtardıkları hakların gasp edilmesine razı olmadıklarını belirterek, "Kimse bizi topuyla tüfeğiyle AB'ye sokamaz" dedi.

"AB'ye girelim ama sağlam anlaşma yaparak diri girelim. Biz bu kanaatteyiz, ama kimse bizi topuyla tüfeğiyle AB'ye sokamaz. AB'ye anlaşarak gideceğiz, anlaşma isteme konusunda samimiyiz, ama can pahasına, kan pahasına, şehitler pahasına kurtardığımız haklarımızın gasp edilmesine razı değiliz" diye konuştu.

"AB Türkiye'yi alacaksa Kıbrıs meselesini önüne engel olarak koymazdı. Kıbrıs meselesi engel olacaksa bu engel, Kıbrıs Rumu'nun, Yunanistan'ın önünde olmalıydı" diyen Denktaş, şöyle devam etti:

"Meseleyi başlatan onlar, toplu mezarlara bizi sokan onlar, anayasayı iğfal edenler onlar, sahte durumlar yaratan onlar, meşru hükümet biziz yalanı altında Kıbrıs'a sahip çıkmak için silahlanan onlar, Türkiye'ye karşı yapmadıklarını bırakmayanlar onlar. Türkiye, soykırımı önledi diye suçlu. Türkiye askerini çeksin, Türkleri boğazlarlarsa mesele değildir, bir özür dilerler o da biter. Böyle şey olmaz. Türkiye'yi eğer alacaklarsa, 'hadi bakalım son adımı da at, Kıbrıs'ı da ver ve maşallah diyelim' diye söylemiyorlarsa ve cidden memnunsalar Türkiye'nin attığı büyük reform adımlarından, bu sözlerini geri almamalıdırlar, Kıbrıs meselesi halledilmedi diye. Ama eğer Türkiye'yi hakikaten almayacaklarsa ve bahane olarak koymuşlarsa diyebilirler ki, her şeyi yaptınız ama unuttuk söylemeyi, bir de Kıbrıs vardı, Kıbrıs'ı da halledin öyle gelin. İşte Türkiye o zaman anlayacak hakikaten AB kendisini alacak mı almayacak mı."

"En kısa şekilde şunu söyledim geçen gün; bir toprağımız vardır huzur içinde yaşıyoruz, devam etmek istiyoruz, Türkiye'nin garantisi vardır, alamadınız devam etmesini istiyoruz, içimize bizim kabul edeceğimiz sayıda Rum gelmesini istiyoruz, gelip bizi silip süpürmelerine razı değiliz" diyen Denktaş, şöyle konuştu:

"Peki bu kadar basit şekilde formüle edilebilecek bir davayı siz nasıl, niçin reddedersiniz? Cevap: Kıbrıs'ta bir halk vardır, bir egemenlik vardır, bir devlet vardır ve AB üyesi olmuşuzdur, isterseniz kabul edersiniz isterseniz etmezsiniz. Bu durumu ben mi yarattım, bu durumu yaratan AB. Yunanistan'a yenilmiş ve bu durumu yaratmış, bunu bizim kabul etmemizi istiyor. Toprağımızda huzur içinde yaşamak istiyoruz, ortak olmak istiyoruz, bazıları buna yeni evlilik der, güzel, yeni evlilik ama eski makamla evleneceğiz. Bizi zamanında zehirlemiş, bıçaklayıp sokağa atmış, kapıyı kilitlemiş artık sen yoksun demiş. 40 yıl sonra yeni nikah kıyacağız. Hakkımız yok mu bunları söylemekte?"

AB kendilerini koruyacak durumdaysa hak ve hukukun yerine gelmesini sağlayacak kurum ise Kıbrıs Türklerinin 1960 anlaşmalarındaki haklarını neden göz ardı ettiklerini AB yetkililerine sorduğunu belirten Denktaş, "Kıbrıs'taki fiili durumun Rumlar tarafından yaratıldığını niye görmüyorsunuz? Bu insanların meşru hükümet olmadığını niye kabul etmiyorsunuz? Cevap: Denktaş Bey, Kıbrıs hukuki değil, siyasi meseledir. Siyasi karar verilmiştir, tren kaçıyor atlayınız, yoksa kaçıracaksınız. Bu tren Rum trenidir, bunu Kıbrıs treni yapmak için görüşmemiz lazım. Görüşüp de netice almamız için bu adamlara bu trenin kendilerine ait olmadığını, bizi de beklemeleri gerektiğini söylemeniz lazım. Söylemiyorsunuz" diye konuştu.

Denktaş'ın görüşmeleri

Denktaş daha sonra, ATO Başkanı Sinan Aygün, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eski başbakan ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit ile Aygün'ün makamında bir araya geldi. Aygün, Demirel ve Denktaş'a birer plaket sundu.

Denktaş, ATO önünde toplanan ve lehine sloganlar atan kalabalığı selamlayarak ATO'dan ayrıldı.

KIBRIS 05/03/2004

Talat: Umutla çalışıyoruz

BM, RUMLARI REDDETTİ... Rum tarafının, anlaşma sonrası güneye bırakılacak toprağın "anlaşmadan hemen sonra" BM kontrolüne bırakılması yönündeki önerisini Türk tarafının ardından BM de reddetti. Başbakan Talat, Kıbrıs görüşmesinde, anlaşma sonunda Rumlara verilecek toprağın BM'ye devriyle ilgili Rum önerisine itirazlarını gerekçeleriyle birlikte ortaya koyduklarını belirterek, Rumların bu önerisine BM'nin de karşı olduğunu doğruladı

l GENEL SEKRETERE YARDIMCI OLUYORUZ... Müzakerelerde tarafların, merkezi devletin fonksiyonuyla ilgili önerilerinin ortaya çıktığını ifade ederek, bunun ya çözüme ulaşılmasını sağlayacağını ya da BM genel sekreterine takdir hakkını kullanırken veri sağlayacağını kaydeden Talat, "Biz karşılıklı olarak bir sonuca ulaşabilirsek tercihimizdir. Zaten çabamız odur. Ama eğer bu olamazsa o zaman genel sekreter takdir yetkisini kullanırken kendisine yeterli veriyi hazırlamış olduk sayılır" dedi

l TALAT UMUTLU... Başbakan Talat, görüşmelerin başlamasını hiç kimsenin beklemediğini, ama birdenbire başladığını söyledi. Talat, "Bugün en keskin tavırlar takınmak mümkünken, yarın bu tutum değişebilir, yumuşayabilir. Ummadığınız gelişmelere de yol açabilir. Ben o bakımdan umutsuz değilim" dedi

Başbakanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs müzakerelerinde ele alınan konuların 22 Mart'a kadar bitirilmesinin mümkün olmadığını, ancak o tarihe kadar ilerleme kaydedileceğini söyledi. Talat, düzenlediği basın toplantısında, bazı konuların 22 Mart'a kadar tamamlanacağını, bazı konuların ise tamamlanamayacağını ifade ederek, tamamlanamayan konuların, BM genel sekreterinin takdir yetkisine kalacağını kaydetti.

Çok önemli bir görüşme sürecinin yaşandığını, halkın nefesini tutarak, tünelin sonunu görmeyi beklediğini söyleyen Talat, görüşme sürecinin sadece masa başında değil, bütün platformlarda sürdürüldüğünü anlattı. Görüşmelerin oldukça yoğun geçtiğini, kendi aralarında ve Türkiye ile istişareleri sürdürdüklerini belirten Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile önceki gün Ankara'da yaptıkları temasların dün ve bugünkü Kıbrıs görüşmesine ışık tuttuğunu kaydetti.

Rum'un önerisini BM de kabul etmedi

Başbakan Talat, dünkü Kıbrıs görüşmesinde, anlaşma sonunda Rumlara verilecek toprağın BM'ye devriyle ilgili Rum önerisine itirazlarını gerekçeleriyle birlikte ortaya koyduklarını belirterek, Rumların bu önerisine BM'nin de karşı olduğunu bildirdi.

Anlaşmanın ardından BM'nin daha fazla askere ihtiyacı olacağına işaret eden Talat, bu bölgeleri BM'nin yönetmesinin BM'ye korkunç maliyet getireceğini söyledi. Talat, söz konusu bölgelerin BM'ye devrinin, daha çözüm başlamadan sürtüşme ve çatışmalara yol açabileceğini belirtti.

Müzakerelerde tarafların, merkezi devletin fonksiyonuyla ilgili önerilerinin ortaya çıktığını ifade ederek, bunun ya çözüme ulaşılmasını sağlayacağını ya da BM genel sekreterine takdir hakkını kullanırken veri sağlayacağını kaydeden Talat, "Biz karşılıklı olarak bir sonuca ulaşabilirsek tercihimizdir. Zaten çabamız odur. Ama eğer bu olamazsa o zaman genel sekreter takdir yetkisini kullanırken kendisine yeterli veriyi hazırlamış olduk sayılır" dedi.

UBP'ye tepki

Başbakan Talat, ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin, mecliste kurulan, kurucu devletin anayasasını hazırlayacak ve AB'ye uyum çalışması yapacak komitelerden çekilmesinden üzüntü duyduğunu belirterek, UBP'nin en kısa zamanda komitelere geri dönmesi temennisinde bulundu.

Bu süreçte UBP'nin eteğinden dökeceği tıraşların bulunduğuna değinen Talat, UBP toplum için bunu yapmalıydı. Meclisi boykot etmelerinin ötesinde komitelerden de çekilmesi doğrusu hoş değil" diye konuştu.

Soruları da yanıtlayan Talat, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, "referandumda Kıbrıslı Rumların 'hayır' demeleri durumunda sadece Güney Kıbrıs'ın AB'ye gireceğine" ilişkin sözlerinin anımsatılarak, görüşlerinin sorulması üzerine, bu sözlere katıldıklarını ve bunun kendileri açısından müzakere masasına olumlu yansıdığını, halka da olumlu yansımasını arzu ettiklerini kaydetti.

Dörtlü zirve, etkili olmalı

Görüşmelerden umutlu olduğunu dile getiren Talat, Türk basınında "Türkiye, dörtlü konferansta siyasi iradesi yüksek katılımcıların yer almasını, katılımcıların başbakan veya dışişleri bakanı düzeyinde olmasını istiyor" yönündeki haberlerle ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, dörtlü konferansa katılacakların siyasi iradesinin yüksek olmasını baştan beri istediklerini ve New York görüşmesinde de bunu gündeme getirdiklerini söyledi.

Başbakan Talat, alt düzeydeki bürokratların katılımıyla yapılacak bir toplantının verimli olmayabileceğini belirterek, dörtlü konferansa katılımın başbakan veya dışişleri bakanı düzeyinde olmasını istediklerini kaydetti.

Talat, sınırların düz olması yönündeki görüşlerle ilgili soru üzerine, bunun çeşitli gerekçeleri olduğunu, askeri açıdan, gerginlik anında bir adım atılması gerektiği zaman bu adımın atılabilmesinin de bu gerekçelerden biri olduğunu belirtti. Başbakan Talat, "sınırın, sanal ve eyalet sınırı niteliğinde olacağını, sınırlarda asker beklemeyeceğini" söyledi.

Rumlar müzakere etmiyor

Başbakan Mehmet Ali Talat, Rumların Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde sundukları önerilerin hiçbirini müzakere etmediklerini belirterek, "Belki de son haftayı bekliyorlar" dedi.

Başbakan Talat, düzenlediği basın toplantısında, hiçbir öneriyi müzakere etmeyen Rumların 1 Mayıs'ı geçirme taktiği izlediğinin görüldüğünü kaydetti. Talat, çözümün maliyeti konusunda Kıbrıs Rum yönetiminin çıkarttığı ve bugün Rum basınına da yansıyan rakamların abartılı olabileceğini ifade ederek, Rumların bu çalışmasının, halkın referandumda "Hayır" demesi için propaganda amaçlı olabileceğini kaydetti.

Mehmet Ali Talat, çözümün maliyetiyle ilgili kurulan komitenin çalışmalarını sürdürdüğünü ve hangi aşamada olduğunu bilmediğini söyledi.

Çözümün ardından oluşacak geçici hükümetin ömrünün 40 günlük olduğunu ifade eden Talat, ondan sonra yeni bir seçim yapılacağını, ancak KKTC'de milletvekilliği seçiminin yeni yapıldığını, geçiş sürecinin uzatılması gerektiğini belirtti. Talat, bu konu ve Türk kurucu devlet anayasasının, plan referanduma sunulurken, referandumda halka sorulabileceğini dile getirdi.

Talat, 13 Haziran'da Avrupa Parlamentosu seçimlerinin de yapılacağına işaret ederek, çözüm bu tarihe yetişirse, seçime birlikte girileceğini, yetişmezse seçimin ertelenip ertelenmeyeceğinin gündeme geleceğini kaydetti.

Başbakan Talat, müzakere sürecinde katı tutum sergileyen Rumlarla anlaşmaya varılmasından umutlu olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine, görüşmelerin başlamasını da hiç kimsenin beklemediğini, ama birden bire başladığını söyledi. Talat, "Bugün en keskin tavırlar takınmak mümkünken, yarın bu tutum değişebilir, yumuşayabilir. Ummadığınız gelişmelere de yol açabilir. Ben o bakımdan umutsuz değilim" dedi.

Talat, bir soru üzerine, KKTC'de Rum arazileri üzerinde inşaatların durdurulmasıyla ilgili bir karar olmadığını açıklayarak, referandumda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının oy kullanmaması diye bir durumun olmadığını, referandumda KKTC yasalarının geçerli olacağını ve seçmen listesinde kayıtlı olanların oy kullanacağını söyledi.

4. plan söylentisi doğru değil

Talat, 4. Annan Planı'nın 22 Mart'tan sonra sunulacağını, belki planın beşincisinin de olabileceğini, ancak en son planın referanduma sunulacak plan olacağını ifade etti.

Uluslararası bağış konferansıyla ilgili bir soru üzerine Talat, referandumdan önce ortaya bir rakam çıkmasını amaçladıklarını, 15 Nisan'da toplanması öngörülen bağış konferansının da bir başlangıç olacağını dile getirdi. Talat, ABD'de, Kıbrıs'ta çözüm olması halinde kullanılmak üzere serbest bırakılması öngörülen 250 milyon doların ise ABD'nin bağışı kapsamında olmadığını belirtti. Başbakan Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın kayınbabası olan ve banka batırmaktan 6 yıl hapse mahkum edilen işadamı Salih Boyacı için Bakanlar Kurulu'nun tedavi amacıyla yurtdışına gönderilmesi yönünde aldığı kararla ilgili bir soruya karşılık, mahkum olmuş bir kişinin yurtdışında tedavi görebilmesi için Bakanlar Kurulu'nun kararı gerektiğini söyledi. Bakanlar Kurulu'nun doktor tarafından imzalanmış bir raporu onayladığını ve hapishane doktorunun dışında başka doktorlardan da rapor alındığını anlatan Talat, "Kendimizi doktorların üzerinde göremezdik" dedi.

KIBRIS 05/03/2004