Cidde'den KKTC'ye destek

Dışişleri Bakanı Gül'ün Cidde'de görüştüğü Suudi muadili El Faysal, "Türkiye ve KKTC her türlü desteği hak ediyor" dedi

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara


İsrail'e, geçen hafta ağır eleştiriler yönelten AKP hükümeti, Arap dünyasında Türkiye lehinde oluşan olumlu havanın "meyvelerini toplamak" için harekete geçti. Suudi Arabistan'a giderek Suudi Dışişleri Bakanı Suud El Faysal ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, hem KKTC'nin izolasyondan kurtarılması hem de Türkiye'nin İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreterliği için gösterdiği adaya destek verilmesi taleplerini iletti. Mısır'ı da ziyaret edeceği açıklanan Gül, Cidde'de El Faysal ile bir araya geldi. Görüşmeden sonra soruları yanıtlayan Gül, Kıbrıs'la ilgili alınacak kararlarda Faysal'dan destek istediğini ve Faysal'ın da, "Türkiye ve KKTC'nin her türlü desteği hak ettiğini" net bir şekilde açıkladığını belirtti.
Görüşmede İKÖ Genel Sekreteri seçimi konusunda Türk aday Ekmelettin İhsanoğlu için destek istediğini de kaydeden Gül, "İKÖ'ye Türk bir genel sekreter sadece Asya'yı değil, Avrupa'yı da temsil edecektir" diye konuştu.
Suudi Arabistan'ın Türk adaya destek vereceğine ilişkin bir taahhütte bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Gül, ülkelerin tavırlarının yavaş yavaş ortaya çıktığını belirterek, Suudi Arabistan'ın da İhsanoğlu'na sempatiyle baktığını, ancak şu anda kesin bir şey söylemek için erken olduğunu kaydetti.
Gül, Faysal'a Suudi Arabistan'daki son terörist saldırılardan duyduğu üzüntüyü ve başsağlığı dileklerini aktardığını da belirterek, iki ülke arasında terörle mücadele konusunda işbirliği anlaşması yapılabileceğini ifade etti.

MILLIYET 01/06/2004

 

Annan'ın Kıbrıs raporu yarın Güvenlik Konseyi'nde

 

New York

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu yarın BM Güvenlik Konseyi'ne sunması bekleniyor.

BM çevrelerinden edinilen bilgiye göre, Annan'ın yarın (Çarşamba) resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporunun, bugün Konsey üyesi 15 ülkenin eline geçeceği belirtiliyor.

   

Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporun ''adil ve objektif'' olması beklenirken, raporda Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının ''yapıcı'' yaklaşımının ise öne çıkarılacağı sanılıyor.

   

Ancak, raporun Konsey'e sunulmasından sonra karar kabul edilmesi aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.

   

Diplomatik kaynaklar, Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan Planı'nı destekleyici bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına engel olabileceklerini kaydediyorlar.

    

UNFICYP RAPORU

   

BM Genel Sekreteri'nin bugün ayrıca Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücüyle (UNFICYP) ilgili raporunu Konsey'e iletmesi öngörülüyor.

   

Konsey'in Barış Gücü ile ilgili raporun sunulmasının ardından önceki dönemlerde olduğu gibi BM Gücü'nün görev süresini 6 aylığına daha uzatması bekleniyor. Ancak Annan'ın sunacağı bu raporla birlikte ilk kez Kıbrıs Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir çalışma başlatılacak.

   

Güvenlik Konseyi'nin de barış gücünün gözden geçirilmesi yönünde bir tavsiyede bulunması ve 3 ay sonra bir ara rapor istemesi yönünde bir karar kabul etmesi öngörülüyor.

    

PAPADOPULOS-ANNAN GÖRÜŞMESİ

    

Bu arada Perşembe günü gözler, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Annan'la yapacağı görüşmede olacak.

   

Kıbrıs raporunun Rumları eleştiren unsurlar içermesi durumunda Papadopulos'un takınacağı tutum merakla bekleniyor.

   

Kıbrıs'ta referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük tepkisini toplayan Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri mesajını ileten Amerikalı yetkililer, Rum liderine Washington'a gelmemesi uyarısında bulundular.

   

Papadopulos, ABD ziyareti sırasında Boston'daki Harvard Üniversitesi'nde bir de konuşma yapacak.

 (aa)

HURRIYET 01/06/2004

 

Rum hükümetine "şamar rapor"

Alithia gazetesi, manşetten verdiği haberinde, toplu iletişim araçları ve seçimler konusunda Avrupa Konseyi bilirkişisi olan Hristoforos Hristoforu'nun, Güney Kıbrıs'ta referandum öncesindeki döneme ilişkin hazırladığı 10 sayfalık raporun, Rum hükümetine atılan bir "şamar" niteliğinde olduğunu yazdı.

Gazete, Hristoforu'nun Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi'nin yanı sıra, Rum yönetimi lideri Papadopulos, Rum Meclisi Başkanı Hristofyas, Rum Parlamentosu'ndaki siyasi partiler ve Rum Radyo Televizyon Kurumu'na (RIK) gönderdiği raporunda, "Belki de ülkenin geleceğini kesin olarak belirleyen kritik bir konuda bir hükümetin oynaması gereken rolde ve demokratik diyalogda ciddi eksiklik bulunmaktadır" görüşünü vurguladığını ve "demokrasiye zarar veren bilgilendirmenin el altından yönetilmesi olaylarının" mevcut olduğunu belirttiğini yazdı.

Habere göre Hristoforu raporunda, toplu iletişim araçlarında zaman eşitliğinin, yayınların iptal edilmesi ve şahıslara yayın ambargosu uygulanması ile eşit ve ayrım gözetmeksizin müdahale eşitliğinin çiğnendiği gibi birçok noktaya dikkat çekti.

KIBRIS 01/06/2004

Yabancılar, KKTC'den taşınmaz mal alıyor

24 Nisan'da yapılan referandumun ardından Kuzey Kıbrıs topraklarına ilgi arttı

YABANCILARIN GÖZÜ TÜRK MALLARINDA... 24 Nisan'da Annan Planı temelinde gerçekleştirilen referandumdan sonra, 3'üncü dünya ülkelerindeki yabancıların Kuzey Kıbrıs'taki taşınmaz mallara talebinin arttığı bildiriliyor. Bazı emlakçılar, yabancıların Türk malı ve eşdeğeri olan arazi, arsa ve konut almak istediklerini, özellikle Girne'deki ev ve dairelere büyük ilgi gösterildiğini belirtiyor

"YABANCI EMLAKÇILAR AVANTAJLI"... Emlakçılara göre yabancılar, Lefkoşa'daki taşınmaz mallara pek ilgi göstermiyor. Tercihleri çoğunlukla Girne oluyor. Yabancıların arazi ve konut satın alma haklarıyla ilgili çalışma başlatması gerektiğine de işaret eden emlakçılar, "İngiliz emlak acentelerinin alım gücünün yüksek olmasından Türk emlakçılar zor durumda kalıyor. İlgili bakanlık bu konuya derhal el atmalı ve permi hakkı çıkarılmalı" diye konuşuyor

 

Yeliz K. SARICA

24 Nisan'da Annan Planı temelinde gerçekleştirilen referandumdan sonra, 3'üncü dünya ülkelerindeki yabancıların Kuzey Kıbrıs'taki taşınmaz mallara talebinin arttığı bildiriliyor. Bazı emlakçılar, yabancıların Türk malı ve eşdeğeri olan arazi, arsa ve konut almak istediklerini, özellikle Girne'deki ev ve dairelere büyük ilgi gösterildiğini belirtiyor.

İsraillilerin ve İngilizlerin ülkemizdeki taşınmaz mallara büyük ilgi gösterdiğini belirten emlakçılar, özellikle İsraillilerin Kıbrıslı Türkler adına şirket kurduğunu, arazi ve konut satın aldığını kaydetti.

Yabancıların Türk malı ve eşdeğer karşılığı olan malları satın aldığını söyleyen emlakçılar, Lefkoşa'ya kıyasla Girne'deki arazi ve konutlara talebin daha fazla olduğuna dikkat çekti.

İçişleri Bakanlığı'nın yabancıların arazi ve konut satın alma haklarıyla ilgili çalışma başlatması gerektiğine de işaret eden emlakçılar, "permi hakkının derhal çıkarılmasını" istiyor.

Emlakçılar ne dedi?... Emlakçılar ne dedi?... Emlakçılar ne dedi?

Yalkın Emlak (Buy & Sell) sahibi Hasan Yalkın Boyacıoğlu:

"İsraillilerin ve İngilizlerin konut, arsa ve arazi talebi yoğun. Genelde eşdeğere ilgi büyük. İngiliz emlak acentelerinin yoğun olmasından Türk emlakçılar zor durumda kalıyor. Yabancı emlakçıların alım gücü yerli emlakçıların alım gücünden daha yüksektir. Yabancı emlakçıların yurtdışında irtibat büroları da bulunuyor. Bu nedenle yurtdışında pazarlama ve satış yapıyorlar. Yabacıların konut ve arazi alımları İçişleri Bakanlığı'nda derhal görüşülmeli. Yabancılar şirket kurmak için Kıbrıslı birini ortak etmek zorunda."

Royal Emlak sahibi Altan Uzunboylu:

"Kıbrıs sorunu nedeniyle referandum öncesinde bir belirsizlik vardı. Referandumdan sonra talep devam ediyor. Bu talebin yükseleceğini tahmin ediyoruz. Talepler daha önce arazi üzerineydi şimdi konut ve daire üzerine yoğunlaştı. İsrailliler şirket kurmaya başladı. İsrailliler, Kıbrıslı Türklerini önplanda göstererek şirket kuruyor ve arazi alıyor. Türk mallarını satın almak için yoğun ilgi gösteriyorlar. İngilizler daha fazla ev ve daire satın alıyor."

MEBO Emlak Bürosu sahibi Mehmet Bozalanlar:

"Arsa, arazi ve konut satışlarında artış oldu. Yabancılar Rum malı arazi, arsa ve konut satın alıyor. Türk mallarının fiyatları daha yüksek olduğu için Rum malları tercih ediliyor. Rum mallarında eşdeğerde devlet garantisi olduğu için talep de fazladır. Referandumdan sonra Lefkoşa'da satışlar adeta durdu. Referandum öncesi satışlar daha çoktu."

Kumsal Emlak sahibi Necmi Sıddık:

"Lefkoşa'daki mallar için yabancı alıcı yoktur. Girne'de yaşamak isteyen birçok yabancının konut, arazi ve arsa talebi yoğundur. Hem Türk, hem Rum malına çok büyük talep var. Girne'de eşdeğer arazilere talep daha fazladır. Eşdeğeri olan mallara talep daha çoktur. Mücahit puanı ve göçmen puanıyla alınan arazilere talep yoktur."

Boray Emlak müdürü Ersev Ersever:

"Referandum öncesi ve sonrası arazi, arsa ve konut satışlarında artış oldu. Girne'de özellikle yabancıların yoğun talebi bulunuyor. Türk koçanlı arazi ve arsalar pahalı olmasına karşın satılıyor. Referandum öncesi ve sonrası araziye talep artmış durumda. Girne'de arazi, arsa ve konuta yüzde 90 yabancı talebi var."

KIBRIS 01/06/2004

Gelişmeler lehimize

HER ŞEY LEHİMİZE GİDİYOR"... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, yıllarca "Türkler uzlaşmacı değil, masaya oturmuyorlar" diyenlerin şimdi artık KKTC ve Türkiye'yi Kıbrıs konusunda haklı ve uzlaşmacı taraf olarak gördüğünü belirterek, "Her şey lehimizde gidiyor" dedi. Erdoğan, Türk tarafı lehine bazı önemli adımlar atıldığına işaret ederek, KKTC'ye uygulanan ekonomik izolasyonun da zamanla kalkacağına inandığını belirtti

DENKTAŞ'A ÜSTÜ KAPALI ELEŞTİRİ... Referandumda "evet-hayır" mücadelesi olduğunu, "hayır"ı savunanların bile neticeden sonra "Rumlar iyilik yaptı" demeye geldiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Bizde buna, 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" derler. Eğer Rumların iyiliğini savunduysan bunu baştan konuşsaydın, biz de hiç bu sıkıntıları yaşamazdık, çok daha iyi olurdu" diye konuştu

 

Eylem ERAYDIN / LONDRA

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, yıllarca "Türkler uzlaşmacı değil, masaya oturmuyorlar" diyenlerin şimdi artık KKTC ve Türkiye'yi Kıbrıs konusunda haklı ve uzlaşmacı taraf olarak gördüğünü belirterek, "Her şey lehimizde gidiyor" dedi.

İslam Konferansı Örgütü genel sekreterinin KKTC'yi ziyareti, Başbakan Talat'ın Amerika'ya ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu'na davet edilmesinin Türk tarafı lehine önemli adımlar olduğuna işaret eden Erdoğan, KKTC'ye uygulanan ekonomik izolasyonun da kalkmaya başladığını, tümüyle kalkacağına inandığını söyledi.

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra ziyaretinin bitiminde Türkiye'ye dönmek üzere kaldığı otelden ayrılırken KIBRIS'a, adadaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargoların kaldırılması konusunda yurtdışında çalışmalarını sürdürdüklerini, konuya ilişkin görüşlerini devamlı duyurduklarını belirten Erdoğan, "İnanıyorum ki, ambargolar zamanla kalkacak" dedi.

Kıbrıs için yıllarca "Türkler uzlaşmacı değil, masaya oturmuyorlar" diyenlerin, Türk tarafının ikilik, al-ver hesabı yapmadığını; "sen de kazan ben de kazanıyım" hesabı yaptığını gördüğünü ve samimiyetten yana bir netice doğduğunu ifade eden Erdoğan, "Şimdi gerek Avrupa'da gerek dünyada Türkiye ve KKTC uzlaşmacı ve haklı taraf olarak anılıyor" dedi.

"Türkiye ve KKTC diplomasisi

mücadelesinden başarıyla çıktı"

Türk tarafının sonuçta arzu ettiklerini alıp alamadığının ayrı bir mesele olduğunu, ancak psikolojik mücadeleden, kim ne derse desin Türklerin Kuzey Kıbrıs'ta ve Türkiye' de kazandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Bu ciddi diplomatik bir mücadeleydi, bu mücadeleden Türkiye diplomasisi ve KKTC diplomasisi başarıyla çıkmıştır" dedi.

"Rumlar iyilik yaptı"

diyenlere eleştiri

Referandumda "evet-hayır" mücadelesi olduğunu, "hayır"ı savunanların bile neticeden sonra "Rumlar iyilik yaptı" demeye geldiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Bizde buna, 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu' derler. Eğer Rumların iyiliğini savunduysan bunu baştan konuşsaydın, biz de hiç bu sıkıntıları yaşamazdık, çok daha iyi olurdu. Ama şimdi bu birlikteliğin getireceği güven ortamını var... Bunu

sağlamak ve başarmak daha önemli" diye konuştu.

"Şimdi her şey lehte gidiyor"

Şimdi her şeyin lehte gittiğini, İslam Konferansı Örgütü genel sekreterinin KKTC'yi ziyareti, Başbakan Talat'ın Amerika'ya, Kıbrıslı Türklerin KKTC sıfatıyla Avrupa Parlamentosu'na davet edilmesinin önemli adımlar olduğunu söyleyen Erdoğan şöyle konuştu:

"Daha önce böyle şeyler var mıydı, bakın mesafeler aşılmaya başladı, inanıyorum ki bu ekonomik izolasyonlar da kalkmaya başladı ve kalkacak... Daha iyiye gidecek... AB de burada ister istemez gereken adımları atacaktır. Kendileriyle çelişkiye düşmemek için bunu yapmak zorundadırlar. Ha olmaz ise ne olur, biz yolumuza yine aynı ciddiyetle devam ederiz. Türkiye büyük devlettir, millet olarak güçlü bir milletiz. Yeter ki, biz kendi içimizde birbirimize sadık olalım, sevgi ve saygı bağlarıyla bağlanalım ve iyi çalışalım. Ancak, 'Büyük milletiz demekle de büyük olunmuyor, kusura bakmayın. Hani Anadolu'da bir tabir var ya 'bal bal demekle ağız tatlanmaz'. Balı ortaya çıkarıp yiyeceksin, o zaman ağız tatlanıyor. Büyüklüğün gereği ekonomik güce kavuşabilmektir. Bunun için performansını koyacaksın, üreteceksin yatırımlarını ortaya koyacaksın ondan sonra da dünyadaki bütün pazarlarda, piyasalarda rekabete gireceksin ve söke söke alarak bu yola devam edeceksin, nice ülkeler bunu başarıyor bizde yapacağız."

KIBRIS 01/06/2004

Annan’ın Kıbrıs Raporu yarın...

.A muhabirinin BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annan’ın yarın (Çarşamba) resmen Güvenlik Konseyi’ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporunun, bugün Konsey üyesi 15 ülkenin eline geçeceği belirtiliyor.

Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporun “adil ve objektif” olması beklenirken, raporda Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının “yapıcı” yaklaşımının ise öne çıkarılacağı sanılıyor.

Ancak, raporun Konsey’e sunulmasından sonra karar kabul edilmesi aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.

Diplomatik kaynaklar, Kıbrıs’ta referandumlar öncesi Annan Planı’nı destekleyici bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına engel olabileceklerini kaydediyorlar. (tak)

YENIDUZEN 01/06/2004

 

Talat, yarın İstanbul'a gidiyor

Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, sabah 07.00’de İstanbul’a gidecek olan Başbakan Talat, İstanbul Sanayi Odası’nın 18.30’da yapılacak oda yönetim kurulu toplantısına katılarak “Kıbrıs’taki son gelişmelerin KKTC ve Türkiye ekseninde değerlendirmesi” konusundaki görüşlerini anlatacak.

Başbakan Mehmet Ali Talat perşembe günü 09.30’ da KKTC’ye gelmek için İstanbul’dan ayrılacak. Talat’a ziyareti sırasında Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit ile Basın Halkla İlişkiler Müdürü Hüseyin Arca eşlik edecek. (ŞEB/pha)

YENIDUZEN 01/06/2004

Annan’ın Kıbrıs raporu tamam

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs raporunu yarın Güvenlik Konseyi’ne sunması bekleniyor.

1 Haziran 2004—  NTV-Raporda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının yapıcı tutumunun ise ön plana çıkarılacağı sanılıyor.

BM çevrelerinden edinilen bilgilere göre, Annan’ın, yarın resmen Güvenlik Konseyi’ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporunun, bugün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçeceği belirtiliyor.
       Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporda, Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının yapıcı yaklaşımının ise öne çıkarılacağı sanılıyor. Ancak, raporun görüşmeleri sırasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.
       Raporun sunulmasından sonra gözler, Rum yönetimi lideri Papadopulos’un perşembe günü Annan’la yapacağı görüşmede olacak. Annan’ın bugün ise, Kıbrıs’taki BM barış gücüyle ilgili raporunu Konsey’e iletmesi öngörülüyor. Konsey’in, barış gücünün görev süresini 6 ay daha uzatması bekleniyor.

Annan'ın Kıbrıs Raporu yarın BM Güvenlik Konseyi'nde

 

Raporda Türklere 'övgü', Rumlara 'eleştiri'



01 Haziran, 2004 07:26:00 (TSİ)

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu yarın BM Güvenlik Konseyi'ne sunacak.

Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporun 'adil ve objektif' olması beklenirken, raporda Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının 'yapıcı' yaklaşımının ise öne çıkarılacağı belirtiliyor.

Annan'ın yarın resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporunun, bugün önce konsey üyesi 15 ülkeye ulaşması bekleniyor.

Ruslar Rum yanlısı tutumlarını yineleyebilir

Raporun Konsey'e sunulmasından ardından kabul edilme aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.

Diplomatik kaynaklar, Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan Planı'nı destekleyici bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına engel olabileceklerini kaydediyorlar.

Papadopulos ile Annan perşembe günü biraraya gelecek

Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos perşembe günü BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la biraraya gelecek. Kıbrıs raporunun Rumları eleştiren unsurlar içermesi durumunda Papadopulos'un takınacağı tutum merakla bekleniyor.

Kıbrıs'ta referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük tepkisini toplayan Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri mesajını ileten ABD'li yetkililer, Rum lidere Washington'a gelmemesi uyarısında bulundular.

CNN TURK

Kıbrıs raporu sunuluyor

02/06/2004 RADIKAL

AA - NEW YORK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu bugün BM Güvenlik Konseyi üyesi 15 ülkeye resmen sunması bekleniyor. Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından hazırlanan raporda Annan Planı konusunda Rum tarafının tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının 'yapıcı' yaklaşımının ise öne çıkarılacağı tahmin ediliyor. Ancak, Konsey'deki karar aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceği belirtiliyor.
Annan ayrıca Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'yle (UNFICYP) ilgili raporunu da Konsey'e sunuyor. Raporun ardından UNFICYP'in görev süresinin yine altı ay uzatılması bekleniyor. Ancak raporla birlikte UNFICYP'in gözden geçirilmesi için çalışma başlatılacak. Konsey'in, bu yönde bir tavsiyede bulunup, üç ay sonra ara rapor hazırlanması yönünde karar alması bekleniyor.

'Umutlu bekleyiş içindeyiz'
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, raporda, tecritin kaldırılması için çağrı beklediklerini belirterek, "Rapor, önümüzdeki yılların politikasını belirleyecek" dedi. Rumların diplomatik faaliyetlerinin hatırlatılması üzerine Talat, "Konseyin bazı üyelerini 'dış karışma olmadan iki taraf sorunu çözsün' diye etkilemeye çalışıyorlar.
Ama biz umutlu bir bekleyiş içindeyiz'' diye konuştu.

Rum lideri, Annan'la görüşecek
Bu noktada gözler, perşembe günü Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'la Annan'ın New York görüşmesine çevrildi. Annan'ın raporda Rumları eleştirmesine Papadopulos'un ne diyeceği merak konusu. Annan Planı'na karşı tutumuyla ABD'nin tepkisini çeken Rum lideri, yarın başlayacak ABD ziyareti sırasında kendisiyle muhatap olacak Amerikalı yetkili bulamamış durumda.

Suudiler, KKTC için seferber

02/06/2004 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Kuzey Kıbrıs'a yönelik tecritin kaldırılması için İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) nezdinde atağa kalkan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ilk durağı olan Suudi Arabistan'dan tatmin olmuş döndü. Dün Cidde'den Ankara'ya dönen Gül, Dışişleri Bakanı Suud el-Faysal ile Veliaht Prens Abdullah'la yaptığı görüşmelerin sonucunu, "Faydalı ve tatmin edici geçti. Kıbrıs için Suudilerden büyük bir destek söz konusu. Hem siyasi hem ekonomik anlamda desteklerini ifade ettiler.
İKÖ içinde de destek veriyorlar" diye aktardı. Gül, Suudilerin Türkiye'nin İKÖ genel sekreterliği adaylığına yaklaşımının da tatmin edici boyutta olduğunu belirtti.

İKÖ de BM ile temasta
Buna koşut olarak İKÖ de Kıbrıs Türkleriyle ilgili ilk adımını atacak. İKÖ'nün İsrail-Filistin sorununun çözümü için oluşturduğu bakanlar delegasyonu, ABD, BM, AB ve Rusya'nın yer aldığı Ortadoğu Dörtlüsü'yle birlikte bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la bir görüşme gerçekleştirecek. Genel Sekreter Annan'ın Kıbrıs raporunu Güvenlik Konseyi'ne sunmasının beklendiği güne denk gelen görüşmede, Kuzey Kıbrıs'a tecritin kalkması da gündeme gelecek. Delegasyonda Türkiye'yi Devlet Bakanı Beşir Atalay temsil edecek.

KKTC, Annan’ın raporundan umutlu

 

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın bugün Güvenlik Konseyi’ne sunacağı Kıbrıs raporunun, Türk tarafını memnun edecek ifadeler taşımasının beklendiği bildirildi.

 

NTV-MSNBC

 

 

 

 

2 Haziran 2004 —  Diplomatik kaynaklara göre, raporda, Kuzey Kıbrıs’ın tecridinin kaldırılmasına yönelik adımlara destek verilmesı ve Annan planının revizyonunu isteyen Rumlar’ın talebinin reddedilmesi bekleniyor.

Annan’ın Kıbrıs raporunun, bugün BM Güvenlik Konseyi üyelerine ve ilgili taraflara iletilmesi bekleniyor. Raporun bugün sunulmasının önemi, Rum lideri Tasos Papadopulos’un yarın Genel Sekreter Annan’la görüşecek olmasından kaynaklanıyor. Bugün yayınlanması durumunda, Papadopulos’un raporu etkileme imkanı, hatta Annan ile görüşmesinin pek anlamı kalmayacak. Başka bir deyişle, Rum lideri, New York’a ulaştığı anda, karşısına tokat gibi bu rapor çıkacak.
       
PAPADOPULOS KINANACAK
       Diplomatik kaynaklara göre, Annan’ın Kıbrıs raporunun, Türk tarafını memnun etmesi bekleniyor. Raporda, Kıbrıs’ta referandum süreci ayrıntılarıyla anlatılacak ve red kampanyasından dolayı Papadopulos şahsen kınanırken, Kuzey Kıbrıs Başbakanı Mehmet Ali Talat övülecek.
       Raporda ayrıca, Kuzey Kıbrıs’ın tecridinin kaldırılmasına yönelik adımlara destek verilmesi bekleniyor. Bu bölümde ne kadar çok ayrıntı verilirse ve ne kadar güçlü ifadeler kullanılırsa, Türk tarafı için o kadar iyi olacak.
       
ABD’DEN RUM LİDERE ‘GELME’ MESAJI
       Raporda, Rumlar’ın Annan planının revizyondan geçirilerek yeniden müzakere edilmesi talebinin reddedilmesi ve Annan’ın yeni bir girişime niyeti olmadığının anlatılması bekleniyor. Buna karşılık raporda, Rum tarafının mevcut plana olumsuz yaklaşımının değişmesi umudunun dile getirilebileceği belirtiliyor.
       Bu arada ABD Dışişleri sözcüsü Richard Boucher, Papadopulos’un Washington’da teması olmayacağını belirterek, Rum liderine yönelik ABD tepkisini ortaya koydu.

Annan, Kıbrıs Raporu'nu bugün BM Güvenlik Konseyi'ne sunacak

 

Talat: "İzolasyonun kaldırılması çağrısı bekliyoruz"

02 Haziran, 2004 07:35:00 (TSİ) CNN TURK

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs Raporu'nu bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunacak. Raporda, türk tarafının referandumda takındığı tutumdan övgüyle sözedilmesi bekleniyor.

Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto tarafından kaleme alınan raporda Rumların tutumunun eleştirilmesi; Türk tarafının 'yapıcı' yaklaşımının ise ön plana çıkarılması bekleniyor.

Başta Rusya olmak üzere bazı ülkeler Rum yanlısı tavır izleyebilir

Raporun Konsey'e sunulmasından sonra, kararın kabul edilmesi aşamasında, başta Rusya olmak üzere bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebilecekleri ihtimali var.

Konsey'e, Kıbrıs Barış Gücü'yle ilgili de bir rapor sunulacak. Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Gücü'nün, görev süresini bir kez daha altı aylığına uzatılması bekleniyor.

Annan, raporunu sunduktan sonra yarın Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'la görüşecek.

KKTC'nin beklentileri

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunacağı Kıbrıs ile ilgili raporunda, Kıbrıs Türküne uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapmasını beklediklerini söyledi.

Talat, Annan’nın izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapması halinde, bütün devletlerin bu çağrıya uygun politikalar belirleyeceğine inandığını da belirtti.

KKTC Başbakanı, ''heyecanlıyız, çünkü bu rapor önümüzdeki yılların politikasını belirleyecek önemli bir belge" şeklinde konuştu.

KKTC BM’nin Kıbrıs raporuna kilitlendi

 

Annan Kıbrıs raporunu bugün BM Güvenlik Konseyi’ne sunacak



02 Haziran, 2004 01:57:00 (TSİ) CNN TUEK

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs ile ilgili raporunda, Kıbrıs Türküne uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapmasını beklediklerini söyledi.

Talat, Annan’nın izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapması halinde, bütün devletlerin bu çağrıya uygun politikalar belirleyeceğine inandığını söyledi.

KKTC Başbakanı, ''heyecanlıyız, çünkü bu rapor önümüzdeki yılların politikasını belirleyecek önemli bir belge ''dedi.

Talat: “Umutlu bir bekleyiş içindeyiz”

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’nın Güvenlik Konseyi’ne sunacağı rapor öncesinde ‘umutlu bir bekleyiş içinde’ olduklarını kaydeden Talat, rapordan endişeli olan Rumların büyük bir faaliyet içinde olduklarını söyledi.

Rumların, Güvenlik Konseyi'nin bazı üyelerini 'dış karışma olmadan iki taraf sorunu çözsün' şeklinde etkilemeye çalıştıklarını belirten Talat, KKTC için şimdilik endişe verici bir durumun sözkonusu olmadığını vurguladı.

Raporda bazı değişiklikler olabileceğini, ancak Kıbrıs ile ilgili sürecin bütün gerçekliğiyle raporda aktarılacağı yönünde bilgi sahibi olduğunu belirten Talat şunları söyledi: ''Raporda, Kıbrıslı Türklerin içinde yaşadıkları durumun objektif tespiti ve bunun ortadan kaldırılmasına yönelik çağrı yapılacağı veya bu durumun haksızlık olduğu vurgulanacağı inancındayız. Bu konuda bir yaklaşım büyük ihtimalle olacak. Beklentimiz ve talebimiz, Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapılmasıdır. O zaman bütün devletler bu çağrıya uygun politikalar belirler.''

Hükümet sorununun aşılması için Serdar Denktaş bekleniyor

Başbakan Talat, hükümet sorununun aşılması için Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın KKTC'ye dönüşünü beklediğini söyledi.

Talat, İstanbul Sanayi Odası'nın davetlisi olarak bugün İstanbul’a gelecek olan KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’de herhangi bir resmi temasta bulunmasının gündemde olmadığını da sözlerine ekledi.

ABD, KKTC'nin tecridinin hafifletilmesi için çalışıyor

 

ABD: "Papadopulos'un yönetimimizle öngörülen toplantısı yok"



02 Haziran, 2004 08:57:00 (TSİ) CNN TURK

ABD, KKTC'ye uygulanan tecridinin hafifletilmesi çalışmalarını sürdürürken ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un, yönetimleriyle Washington'da herhangi bir temasının öngörülmediğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, bu konudaki bir soruyu yanıtlarken, ''Washington'daki herhangi bir toplantıdan şu an için haberdar değilim'' dedi.

Boucher, ''Papadopulos yönetimden görüşme talebinde bulundu mu?'' sorusunu da, ''bunu kendisine sorabilirsiniz'' diye yanıtladı.

ABD, Papadopulos'a tepkili

ABD Yönetimi, Kıbrıs'ta 24 nisan referandumları öncesinde Rum tarafında 'hayır' kararı için aktif bir kampanya düzenleyen Papadopulos'a yoğun tepki gösteriyor.

ABD'nin Boston kentinde bir konuşma yapan Papadopulos, yarın New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek.

Sözcü Boucher, ABD'nin, Kıbrıs Türk Tarafı'nın tecridinin hafifletilmesi yönündeki bazı yeni adımları halen incelemekte olduğunu da belirtti.

Annan raporuyla Rum’u tokatladı!

HALKIN SESİ, referandum sonuçlarından sonra dünyanın Kıbrıslı Türklere karşı duruşlarını belirlemeden önemli bir yol çizecek olan ve haftalardır merak edilen BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunacağı Kıbrıs raporunu ele geçirdi.

Kofi Annan’ın bugünün erken saatlerinde BM’nin 5 daimi üyesine dağıtımı yapılan ve bu gece veya yarın Güvenlik Konseyi’ne sunması beklenen raporda, Lahey zirvesinden referanduma kadar olan süreç 3 aşama altında değerlendirdi.

Yaşanan görüşme sürecinde kendisine göre hayati önem taşıyan olay ve söylemlere dikkat çeken Annan, bunlarla ilgili düşüncelerini ortaya koyarken, eleştiri oklarını büyük çoğunlukla Papadopulos’a yönlendirdi.

“İZOLASYONLAR KALDIRILMALI”

Referandumdan sonra Kıbrıslı Türklerin durumunun, uluslar arası toplumun dikkatini çekmesi gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu sunduğu Güvenlik Konseyi’nin de dahil oldğunu kaydetti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporunda, Kıbrıslı Türklere uygulanan baskı ve izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Referandumda kullandıkları oyları nedeniyle Kıbrıslı Türklerin baskı uygulama ve kendilerini izole etme mantığını ortadan kaldırdıklarına dikkat çeken Annan, Güvenlik Konseyi’ne yaptığı çağrıda, “Öyle ümid ederim ki, Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler Kıbrıs Türkleri ile bire bir ilişki kurar, uluslararası kuruluşların gereksiz olan kısıtlamaları kaldırma ve Kıbrıslı Türkleri izole etmeye yarayan, yeniden birleşme amacına yönelik olumlu katkılarda bulunurlar.” dedi.

RUMLAR ÇÖZÜMÜ REDDETTİ

Genel Sekreter, Kıbrıslı Rumların referandumda ‘hayır’ oyu kullanmakla Annan planı değil, Kıbrıs’ta çözümü reddettiklerini vurguladı.

Kıbrıslı Rum seçmenlerin planı reddetmesinin çözüm yolunda büyük gerilemeye yol açtığına dikkat çeken Annan, “Burada kabul edilmeyen, burda yazılanlar değil, doğrudan çözümdür. Rumların on yıllarca  beklediği ve yararlarına olan Kıbrıs’ın birleşmesi, büyük bir toprak parçasını geri almaları, yerinden olmuş kişilerin evlerine dönmesi, ki bunların 120 bini Kıbrıs Rum idaresi altında kalacak. Uluslar arası antlaşmalar dışında kalan askerlerin geri çekilmesi, daha fazla Türk göçmenin gelmesinin durdurulması ve yerleşik Türklerin bazılarının geri gönderilmesi gibi, gelişmeleri geri çevirdiler” dedi

ÖVGÜLER TÜRKLER

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, hazırladığı raporda Türkiye hükümeti ve özellikle Başbakan Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın görüşmelerde ve referandum sürecndeki duruşlarından övgüyle bahsetti.

Annan, “Türkiye hükümeti kendine düşen görev olan, Kıbrıs’ta yeni bir politika izlemesydi. Ki bu da, 24 Ocak 2004 tarihinde Davos’ta Erdoğan ile yaptığım görüşmede bana aktarılmıştı. Erdoğan, Türkiye’nin görüşmelerin devamından yana olduğunu söylemişti. Tercihinin 1 Mayıs’a kadar ana konuların halledilmesi olduğunu ve politik bir kişinin görüşmeleri idare etmesi olduğunu belirtmişti. Fakat, bu ana konuları da görüşmeye açık olduklarını belirtti. İlave ederek, Türkiye açısından plandaki boşlukların taraflarca anlaşılamadığı taktirde benim tarafımdan doldurulmasına hiçbir çekinceleri olmadığını belirtti. Ayrıca, bana verdiği güvencede, Türk tarafı, çabalarda bir adım önde olacağını söyledi.” değerlendirmesinde bulundu.

Annan, Talat’ın görüşmeler döneminde ve referanduma kadar olan dönemdeki çabalarını taktirle karşıladığını raporuna kaydetmek istediğini vurguladı.

Annan, Yunanistan ile ilgili değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı: “Her zaman Yunanistan’ın benim çabalarımı destekleyeceğine güvenebilirim. Bu bir ülke için iyi kredidir ki, liderleri Mart başında yapılan seçimlerde Kıbrıs konusunu propaganda malzemesi olarak kullanmamıştır. İsviçre’de birkaç haftalık Yunan hükümeti görüşmede önayak olan değil, danışman görevi yaptı.”

Annan KKTC, Türkiye ve Yunanistan kanadına yaptığı övgülerin yanında Rum yönetimi liderliğini de yerden yere vurdu.

“PAPADOPULOS GERÇEKLERİ SAPTIRDI”

Papadopulos’un referendum sürecinde planla ilgili değerlendirmeleri karşısında şok olduğunu belirten Annan, Rum liderin, bu süreçte söylediklerinin geçmiş dönemlerde kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu söylemleriyle çeliştiğini raporuna yansıttı.

Referandum sürecinde Papadopulos’u 7 Nisan’da televizyonda yaptığı konuşmada halkından güçlü bir ‘hayır’ istediği ve uluslar arası tanınmış bir devletin ellerinden gideceğini savunmasını hayretle karşıladığını söyleyen Annan, “Bu değerlendirmede Papadopulos’un bana Ocak ayında söylediklerini dikkate aldığımda bana sürpriz oldu. Bu planda iki tarafın da yeni devlet içindeki pozisyonu belliydi, Güvenlik Konseyi’nin S/2003/398 kararıyla da ortaya konulmuştu. Aynı şekilde Mart 2003’te bana Lahey’de söylediklerini düşündüğümde, yapılan değişiklikleri bilmesine rağmen planın ana konularını çarptırmıştır. Konuşmasında, planın içindeki birçok konuyu doğru bir şekilde yansıttığına inanmıyorum. Nitekim, konuşmasındaki argümanda plan son şeklini aldığında Türkiye’nin bütün kuşkularının tatmin edilmiş olduğunu, Kıbrıslı Rumların kuşkularının da göz ardı edildiğini söylemesini de kabul edemem. Eğer, Kıbrıslı Rumlar İsviçre veya önceki görüşmelerde al-ver safhasında daha arzulu olsalar ve hedeflerini korusalardı; belki Kıbrıslı Rumlar’ın diğer istekleri de yerine gelebilirdi.” değerlendirmeleriyle Papadopulos’u eleştiri bombardımanına tutu.

“RUM LİDERLİĞİ PLANI TARTIŞTIRMADI”

BM’nin 2003 yılının başından itibaran plan hakkındaki bilgiyi serbest şekilde Rumca ve Türkçe olarak internete koyduğunu ve sivil toplum örgütlerine yönelik bilgilendirme toplantıları yaplıldığını kaydeden Annan, Papadopulos’u televizyonları kullanarak Rum halkının doğru bilgi almasını önlemekle suçladı. Annan bu yönde Rumların yaptığı engellemleri raporuna şöyle aktardı: “BM’nin plan hakkında daha fazla bilgi vermek için gösterdiği çaba Rum medyası tarafından engellendi. İsviçre’ye gitmeden önce, bir Türk televizyon istasyonuyla işbirliği yapıp iki taraftan da telefon bağlantısı kuracak, planla ilgili soruların BM uzmanları tarafından cevaplandırılacağı bir programı yapacak Rum TV bulamadık. Bunun dışında İsviçre görüşmelerinden sonra De Soto’nun Rum devlet televizyonunda konuşmasına izin verilmedi.

“ÇÖZÜM ANNAN PLANINDA”

Kofi Annan raporunda, referandumdan sonra planın ölmüş ve geçersiz sayılmasına rağmen, Kıbrıslı Türk seçmenlerin bunu kabul etmesinden dolayı, Kıbrıs’ı birleştirmek için nihayi bir çözüm şekli olarak ortada durduğunu açıkladı.

Annan, kendi adıyla anılan planın Kıbrıslıların bir antlaşma elde edebilmek için görünebilen tek plan olduğunu vurgulayarak, planın çalışabilir bir çözüm platformu oluşturduğunu söyledi.

Annan, “4.5 yıl içerisinde harcanan bütün çabalara rağmen, ne kadar fedekarlık etmeleri gerektiğini bilmelerine rağmen, iki tarafın kilit noktalarda anlaşabilmesinin zorluğunun da ortaya çıktığına dikkat çekti.

“RUMLAR, ÇÖZÜM İSTİYORLARSA, BUNU GÖSTERSİNLER”

Rumların, ‘hayır’ kararının Kıbrıs’ta çözüm sürecinin önünde bir engel olarak durduğunu kaydeden Annan, Rumlar, gelecek zaman içerisinde kullandıkları oyun neticesi üzerinde iyice düşünme ihtiyacını arzulayabilirler. Eğer hala Kıbrıs sorununu iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon temeline dayanan bir çözüme kavuşturmayı arzu ediyorlarsa, bunu göstermeleri gerekir.” dedi.

Kıbrıslı Rumların, güvenlik ve planın karmaşıklığı konusunda devam eden kaygılarını net ve kesin bir şekilde ifade etmeleri gerektiğinin altını çizen Annan, Güvenlik Konseyi’ne bu kaygıları dikkate alması önerisinde bulundu.

Annan, “Papadopulos, değişiklikler yapılmadığı taktirde planı, tekrar referanduma sunmayacağını belirtmiştir. Rum tarafında bazıları ikinci bir referandumdan söz etmektedir. Bu planın uygulanması ve ek garantiler istemektedir. Diğer taraftan Kıbrılı Türkler referndumu onayladıklarından görüşmelerin takrar açılmasına karşı çıkmaktadırlar. Benim bildiğim kadarıyla bu çıkmazı, çözmek için Kıbrıs’ta iki taraf da, BM veya herhangi bir başka kuruluşa teklif yapmamıştır. Bu durumda da misyonumu devam ettirmekte de fayda görmüyorum.” diyerek adadaki son durumu tahlil etti.

“KKTC’NİN TANINMASI ÇABASINDA VAZGEÇİLDİ”

Kıbrıslı Türklerin referandumdaki ‘evet’ kararını memnuniyetle karşıladığını belirten Annan, “Onlar çok açık ve büyük çoğunlukla Kıbrıs’ın iki toplumlu ve iki bölgeli bir federasyon çerçevesinde birleşmesini istediklerini belirttiler. Bunu, Annan planı adı altında Kıbrıslı Türklerin 1/3’ünün göç edeceğini bilerek kabul ettiler. Açık olarak AB üyeliğinin de bunda büyük bir rol oynadı. Bir antlaşma istemek Kıbrıs Türklerinin yıllarca sürdürdüğü, 1983 yılında kurdukları devletin tanınması politikasından koptuklarını göstermektedir.

Kendini 24 Nisan referandumundan sonra Kıbrıslı Türkler kendilerini reddedilmiş hissedebilirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıslı Türklerin, tek yolunun adada birleşme olduğunu gözardı etmemelerini isteyen Annan, “Onlar, tek yolları olan birleşmeye arkalarını çevrimeyerek, birleşme azmini iki katına çıkarmaları gerekir. Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’ye, Rumlara ulaşmak için her fırsatı değerlendirmelerini tavsiye eder ve güçleri çerçevesinde iki taraf arasındaki uzlaşmyı desteklemeleri gerek.” şeklinde temennilerde bulundu.

Referandumdan sonra Kıbrıslı Türklerin durumunun, uluslar arası toplumun dikkatini çekmesi gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu sunduğu Güvenlik Konseyi’nin de dahil oldğunu kaydetti.

Genel Sekreter, “Kıbrıs Türk liderliği yıllar içerisinde kendilerine uygulanan engellemeleri ambargo olarak kabullenmişlerdir. Onlar, referandumun neticesinin ne kadar eşitsizlik olduğunu ve delil olarak da “Kıbrıslı Rum liderliğinin Kıbıslı Türklerin adına konuşamayacağını” söylemleri gösterilmektedir.” Diyerek Kibrıslı Türklerin durumunu ortaya koydu.

AB YENİ ADIM ATMALI

AB’nin referendum sonrası çabuk reaksiyon göstererek Kıbrıs ile ilgili yeni bir durum ortaya çıkardığına değinen Annan, memnun edici olarak değerlendirdiği bu atağı başka adımların da takip etmesini diledi.

BARIŞ GÜCܒNÜN DURUMU GÖZDEN GEÇİRİLECEK

BM Genel Sekreteri Kofi Annan raporunda, Kıbrıs’ta görev yapan Barış Gücü’nün konumunun da değerlendirileceğini belirtti

Annan, “2004/427 sayılı UNFİCYP raporunda belirttiğim gibi 3 ay içerisinde tekrar gözden geçirme operasyonu yapmak istediğimi, UNFICYP’in görevi Kıbrıs’taki gücünün asker sayısı, görevinin şekli, ve Güvenlik Konseyi’nin olabilecek önerileri doğrultusunda tekrar gözden geçirilecektir.” Barış gücü’nün yapılanmasında değişikliğe gidilebilir mejajı verdi.

HALKIN SESI 02/06/2004

Kofi Annan, Kıbrıs raporunu Güvenlik Konseyi'ne sunuyor

15 ÜYE ÜLKENİN ELİNE GEÇTİ... A.A muhabirinin BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporu, dün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçti

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu bugün BM Güvenlik Konseyi'ne sunması bekleniyor.

A.A muhabirinin BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporu, dün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçti.

Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporun "adil ve objektif" olması beklenirken, raporda Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının "yapıcı" yaklaşımının ise öne çıkarılacağı sanılıyor.

Ancak, raporun konseye sunulmasından sonra karar kabul edilmesi aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.

Diplomatik kaynaklar, Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan Planı'nı destekleyici bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına engel olabileceklerini kaydediyorlar.

UNFICYP raporu

BM genel sekreterinin dün ayrıca Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü'yle (UNFICYP) ilgili raporunu konseye iletmesi öngörülüyordu.

Konseyin Barış Gücü ile ilgili raporun sunulmasının ardından önceki dönemlerde olduğu gibi BM Gücü'nün görev süresini 6 aylığına daha uzatması bekleniyor. Ancak Annan'ın sunacağı bu raporla birlikte ilk kez Kıbrıs Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir çalışma başlatılacak.

Güvenlik Konseyi'nin de Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir tavsiyede bulunması ve 3 ay sonra bir ara rapor istemesi yönünde bir karar kabul etmesi öngörülüyor.

Papadopulos-Annan görüşmesi

Bu arada perşembe günü gözler, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Annan'la yapacağı görüşmede olacak.

Kıbrıs raporunun Rumları eleştiren unsurlar içermesi durumunda Papadopulos'un takınacağı tutum merakla bekleniyor.

Kıbrıs'ta referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük tepkisini toplayan Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri mesajını ileten Amerikalı yetkililer, Rum liderine Washington'a gelmemesi uyarısında bulundular.

Papadopulos, ABD ziyareti sırasında Boston'daki Harvard Üniversitesi'nde bir de konuşma yapacak.

KIBRIS 02/06/2004

Kuzey Kıbrıs'a geçişlerde saat ve konaklamayla ilgili sınırlamalar kaldırıldı

Bakanlar Kurulu'nun dünkü toplantısında KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki geçişlere yeni kolaylıklar getirildi.Bakanlar Kurulu Sözcüsü Sağlık Bakanı Hüseyin Celal'in verdiği bilgiye göre, turlar dışındaki geçişlere uygulanan 06.00-24.00 sınırlaması karşılıklı olarak kaldırıldı. Böylece saat sınırlaması olmadan karşılıklı geçişe olanak sağlandı.

Aynı çerçevede Güney Kıbrıs'tan gelen Rumların KKTC'de konaklamasıyla ilgili 3 gün sınırlaması da kaldırıldı. Konuyla ilgili karar uyarınca, turistik tesiste kaldığını ispat şartıyla Rumlar KKTC'de arzuladıkları sürede tatil yapabilecekler.

Ayrıca 11 yaşına kadar çocukların anne-babayla birlikte olmak şartıyla kimliksiz geçişine olanak sağlanması da hükme bağlandı.

Arpa ve buğday fiyatları belirlendi

Bakanlar Kurulu, günlerden beri merakla beklenen arpa ve buğday fiyatlarını da belirledi.

Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev'in verdiği bilgiye göre, uluslararası piyasa, Güney Kıbrıs'taki fiyatlar ve maliyet giderleri dikkate alınarak yemlik arpa üreticiden kilo başına 270 bin, tohumluk arpa 280 bin, ekmeklik/yemlik buğday 350 bin ve tohumluk buğday da 360 bin TL'den alınacak.

Karar uyarınca yemlik arpanın satış fiyatı ise alış fiyatından 10 bin TL zararla 260 bin TL olarak uygulanacak.

Bakanlığa bağlı Toprak Ürünleri Kurumu'nun geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da üreticiyi desteklemek amacıyla tahıl fiyatlarını düşük fiyattan alıp yüksek fiyata satacağını, ancak bu uygulamadan kaynaklanan görev zararının geçmiş yıllara göre yüzde 10'dan yüzde 4'e indirildiğini belirten Tarım Bakanı Pertev, hedeflerinin gelecek yıl serbest piyasa koşullarında bu farkı ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.

Patatese ihraç amaçlı prim

Bakanlar Kurulu ayrıca, sadece haziran ayı için geçerli olmak üzere patatese ihraç amaçlı ton başına 57 dolar teşvik primi verilmesini de karara bağladı.

Konuyla ilgili karar hakkında bilgi verirken, siyasi sorunlar ve AB hazırlık çalışmalarının zamanında yapılmaması nedeniyle patates ihracında sorunlar yaşandığını belirten Tarım Bakanı Pertev, teşvik primiyle üreticiyi rahatlatmayı ve ihracatı teşvik etmeyi öngördüklerini söyledi.

Tarım Bakanı Pertev, patates alım fiyatının daha sonra belirleneceğini de kaydetti.

Sağlık kurulu için bekleme eziyetine son

Bakanlar Kurulu'nun bugün aldığı kararlardan biri de sağlıkla ilgili.

Konuyla ilgili tüzükte yapılan değişikliğe göre Sağlık Kurulu, ilgili hastayla ilgili karar için evrak üzerinden tetkik yapacak ve ancak gerekmesi halinde hasta kurula çağrılacak.

Bakanlar Kurulu Sözcüsü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girecek tüzük değişikliğiyle hastaların 5-6 saat hastane koridorlarında bekleme zorunluluğunun ortadan kalkacağını vurguladı.

KIBRIS 02/06/2004

Talat: Heyecan ve büyük umutla Annan'ın raporunu bekliyoruz

Başbakan Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs'la ilgili raporunda, Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapmasını beklediklerini belirterek, "O zaman bütün devletler bu çağrıya uygun politikalar belirler" dedi.

Bakanlar Kurulu Başbakan Mehmet Ali Talat'ın başkanlığında dün saat 15.00'te toplandı.

Başbakan Talat'ın verdiği bilgiye göre kurul dünkü toplantısında Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi. Toplantıda, bakanlıklardan gelen önergelerle yasalar da ele alındı.

Bakanlar Kurulu toplantısına yurt dışında bulunan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu dışındaki tüm bakanlar katıldı.

Başbakan Talat görüşmeye girerken gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Hükümet sorunu için Denktaş'ın dönüşü bekleniyor

Bakanlar Kurulu toplantısına girerken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, hükümet sorununun aşılması için Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın KKTC'ye dönüşünü beklediğini de söyledi.

Heyecanlıyız, rapor belirleyici olacak

Kıbrıs'la ilgili yeni süreçte belirleyici olması beklenen BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'la ilgili raporunun yarın (bugün) Güvenlik Konseyi'ne sunulmasının beklendiğine işaret eden Başbakan Talat, "Heyecanlıyız, çünkü bu rapor önümüzdeki yılların politikasını belirleyecek önemli bir rapor" dedi.

Başbakan Talat, "Türk tarafı bu rapora büyük umut bağladı. Rumların faaliyetleri de dikkate alınarak bir sürpriz olabilir mi?" şeklindeki soruya karşılık da, "Rumlar rapordan endişeli ve büyük bir faaliyet içinde. Hatta Güvenlik Konseyi'nin bazı üyelerini 'dış karışma olmadan iki taraf sorunu çözsün' şeklinde etkilemeye çalışıyorlar. Ama bizim için endişe verici bir şey olamaz. Umutlu bir bekleyiş içindeyiz. Bizim için sürpriz bir durum olacağını sanmıyorum" diye konuştu.

Raporda bazı değişiklikler olabileceğini, ancak Kıbrıs'la ilgili sürecin bütün gerçekliğiyle raporda aktarılacağı yönünde bilgi sahibi olduğunu söyleyen Talat, özetle şunları kaydetti:

"Raporda, Kıbrıslı Türklerin içinde yaşadıkları durumun objektif tespiti ve bunun ortadan kaldırılmasına yönelik çağrı yapılacağı veya bu durumun haksızlık olduğu vurgulanacağı inancındayız. Bu konuda bir yaklaşım büyük ihtimalle olacak. Beklentimiz ve talebimiz Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı yapılmasıdır. O zaman bütün devletler bu çağrıya uygun politikalar belirler."

Türkiye ziyareti

İstanbul Sanayi Odası'nın davetlisi olarak bugün gideceği Türkiye'de herhangi bir resmi temasın gündemde olmadığını da söyleyen Talat, hükümet konusunda gelişme olup olmadığı konusunda da, "Serdar Bey'in dönüşünü bekliyorum. Gelince herhalde bir değerlendirme yapacağız, şu an için bir gelişme yok" dedi.

KIBRIS 02/06/2004

Türk delegasyonunun çekimser oy kullanması diplomatik bir taktiktir

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler, Bölgeler Meclisi Başkanı Yavuz Mildon, geçen hafta yapılan konsey toplantısında, Kıbrıs'la ilgili bir oylamada 12 kişilik Türk delegasyonunun çekimser oy kullanmasının, tuzak niteliğinde olan ikinci bir önergenin önlenmesi için diplomatik bir taktik olduğunu söyledi.

Türk delegasyonunun Kıbrıs'la ilgili oylamada çekimser oy kullanması, Çanakkale İl Genel Meclisi toplantısında CHP Grup Başkanı Erhan Tez ile delegasyon başkanı ve aynı zamanda il genel meclisi üyesi olan Yavuz Mildon arasında tartışmaya yol açtı.

Gündem dışı söz olan Mildon, oylama dolayısıyla bazı gazetelerde konuyla ilgili yanlış değerlendirmelerin yer aldığını hatırlattı.

Mildon, genel kurulda Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Zampelas'ın verdiği iki değişiklik önergesinden birincisinin, Rumlardan boşalacak üyeliğin "Kıbrıs delegasyonuna entegre olmak kaydıyla" cümlesinin ilave edilmesini öngördüğünü belirterek, "Bu husus zaten aynı karar tasarısının bir başka maddesinde yer almakta ve Avrupa Konseyi'nin diğer kurumu olan Parlamenterler Meclisi'nin bu yöndeki kararına uyum sağlaması neticesi getirmektedir" dedi.

Bu önergenin kabul ya da reddedilmesinin Kıbrıslı Türk temsilcisinin üyeliğe kabulü ve reddi sonucunu getirmediğini, sadece daha önce alınan bir kararın tekrarı olduğunu belirten Mildon, şunları kaydetti:

"Burada Türk delegasyonunun çekimser oy kullanması, tuzak niteliğindeki ikinci önergenin reddedilmesi için diplomatik bir taktiktir. İlk oylamada 95 kabul, 5 ret ve 15 çekimser oy kullanıldı.

Kabul oylarının çokluğu nedeniyle Türk delegasyonu ret oyu kullansa bile oylamanın sonucunu değiştirmeye yetmeyecekti. İkinci önerge 'Seçilmiş Türk toplumu yerel temsilcisi' cümlesinin kaldırılarak boşalacak üyeliğin Güney Kıbrıs'tan seçilecek bir temsilci tarafından doldurulmasına yönelikti. Çünkü değişiklik kabul edilirse, Kuzey Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği'nin onayı gerekmeyecektir. Bu önerge, Türk delegasyonunun bir öncekinde çekimser oy kullanması, hiçbir zaman ret oyu kullanmayacak olan bazı ülkelerin bize desteğinin bu defa çekimser oy şeklinde olmasını sağlamış ve 30 kabul, 45 çekimser ve 35 ret oyuyla önerge reddedilmiştir. Türk heyetinin diplomatik taktiği başarıya ulaşmıştır."

Mildon, sonuçta bir Rum'un üyeliğinin düşürülmesi ve ikinci önergeyle hazırladıkları tuzağın reddedilmiş olmasının, Türk heyetinin bir başarısı olduğunu sözlerine ekledi.

CHP Grup Başkanı Erhan Tez ise konuyla ilgili olarak bazı gazetelerde çıkan haberleri meclise okurken, bu konuyu araştıracaklarını söyledi.

KIBRIS 02/06/2004

Talat, İstanbul'da

Başbakan Mehmet Ali Talat, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) davetlisi olarak İstanbul’a gitti.            Başbakan Talat’ı, Atatürk Havalimanı VIP Salonu’nda, İstanbul Vali Yardımcısı Murat Yıldırım ve öteki yetkililer karşıladı.       İstanbul’da bu akşam İSO’nun Yönetim Kurulu Toplantısı’na katılacak olan Talat, “Kıbrıs’taki son gelişmelerin KKTC ve Türkiye ekseninde değerlendirilmesi’ konulu konuşma yapacak.Başbakan Talat, yarın KKTC’ye dönecek. Öte yandan Pakistan ve Bangladeş’e yaptığı ziyareti tamamlayan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da, İstanbul’a gitti. Denktaş’ın, KTHY’ye ait uçakla saat 09.30’da KKTC’ye döneceği bildirildi.

YENIDUZEN 02/06/2004

Sudan eski Cumhurbaşkanı, Talat'ı ziyaret etti

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türkü’ne yönelik adil olmayan izolasyonun kalkması için çaba gösterdiklerini belirtti.            Sudan eski Cumhurbaşkanı Abdurrahman Suarel da Han, bugün, Talat’ı başbakanlıkta ziyaret etti.         Han, kabulde yaptığı konuşmada başbakanlıkta bulunmaktan ve Talat ile görüşmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, başbakan ile görüşme fırsatı bulmaktan onur duyduğunu söyledi.

            Han, sivil toplum örgütleriyle yaptıkları çalışmaları ve KKTC’den sivil toplum örgütleriyle işbirliklerini de anlatarak Kıbrıs Türkü’nün verdiği mücadeleye olan sempatisini ifade etti.

YENIDUZEN 01/06/2004

Talat'tan davaya tepki

Başbakan Mehmet Ali Talat, Doğancı’da 25 Mart 2003’te düzenlenen referandum eylemiyle ilgili olarak  bazı basın mensuplarına yeniden dava açılmasına sert tepki gösterdi.

            “Herhalde Kıbrıs Türk  halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar” diyen Başbakan Mehmet Ali Talat, davaların kendisinden habersiz açıldığını açıkladı. Olayı öğrenir öğrenmez Polis Genel Müdürü ve Başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını istediğini vurgulayan Talat “Dava açılan gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum” dedi.

YENIDUZEN 02/06/2004

Günün önemli gelişmeleri

 



03 Haziran, 2004 06:35:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Raporu BM Güvenlik Konseyi Başkanlık Divanı'na sunuluyor

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, dün ayrıntıları ortaya çıkan Kıbrıs Raporu'nu bugün resmen güvenlik konseyi başkanlık divanına sunacak.

Annan bugün Rum kesimi Lideri Tasos Papadopulos ile de biraraya gelecek. Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik baskı ve izolasyonun kaldırılması gerektiğini vurgulanıyor ve papadopulos eleştiriliyor.

Petrol bakanları Beyrut'ta toplanıyor

Petrolün varil fiyatı, son 21 yılın en yüksek değeri 42.4 dolara ulaştı. Petrol ihrac eden ülkelerin petrol bakanları, bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta toplanıyor, gündemde petrol fiyatlarındaki artış ve alınacak tedbirler var.

IMF Heyeti Türkiye'de

Uluslararası Para Fonu Türkiye Masası Şefi Rıza Moghadam başkanlığındaki IMF Heyeti Türkiye'ye geldi. Heyet yürütülmekte olan stand-by düzenlemesinin sekizinci gözden geçirme çalışmalarına bugün İstanbul'dan başlayacak.

Mayıs ayı enflasyon rakamları açıklanıyor

Devlet İstatistik Enstitüsü mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıklayacak.

OECD bakanlar konferansı

İkinci OECD KOBİ'lerden sorumlu bakanlar konferansı İstanbul'da yapılacak.

Yeşiller Rum yönetimine tepkili

 

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslı Türklerin çok büyük bir bölümüne oy kullanma olanağı verilmemesini “kabul edilemez bir skandal” olarak nitelendirdi.

 

NTV

 

 

2 Haziran 2004— Yeşillerin açıklamasında, Avrupa Birliği Konseyi ve Komisyonu’nun, Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtarılmasına ilişkin karar ve girişimlerinin desteklendiği de vurgulandı.

Yeşiller Grubu’nun seçim kampanyasını yürüten parlamenterlerden Monica Frassoni, seçimlerde sadece 500 Kıbrıslı Türk’ün oy kullanabilecek olmasını kabul etmediklerini belirtti. Frassoni, Rum Yönetimi’nin 40 bin Kıbrıslı Türk seçmene, özgür bir şekilde görüşlerini yansıtmaları için oy kullanma hakkı tanıması gerektiğini kaydetti.
       Bu duruma şiddetli tepki gösterdiklerini ifade eden Frassoni, Kıbrıs Rum yönetiminin ancak tüm Türklere oy hakkı vererek Ada’nın bölünmüşlüğüne son verme iradesini yansıtabileceğini ifade etti.
       Yeşiller grubu üyesi parlamenter Daniel Cohn Bendit de, Kıbrıs konusunu, Ada’da sorun çözülünceye kadar Avrupa Parlamentosu’nun gündeminde tutacaklarını söyledi.
       

Kıbrıslı Türk’ten KKTC’ye dava

 

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde adaylığı reddedilen Kıbrıslı Türk Şener Levent, Kıbrıs Rum Kesiminde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni mahkemeye verdi.

 

Lefkoşa
NTV

 

 

3 Haziran 2004— Kıbrıslı Türk gazeteci Şener Levent’in 13 Haziran’da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bağımsız aday olmak için yaptığı başvuru, “seçmen kütüğüne” kayıtlı olmadığı gerekçesiyle Güney Kıbrıs Yüksek Seçim Kurulu tarafından kabul edilmemişti.

Levent, önceki gün “Kıbrıs Cumhuriyeti” aleyhine, avukatı vasıtasıyla Rum Kesimi’ndeki Anayasa Mahkemesi’nde dava açtığını açıkladı. Şener Levent, seçmen kütüğüne kayıtlı olmamanın adaylığı engelleyici bir unsur olmadığını, “Kıbrıs Anayasa”sı ile seçim yasasında bunu engelleyen hiçbir hüküm bulunmadığını savundu.
       Seçmen kaydı için Kıbrıslı Türklere 2 Nisan’a kadar süre tanınmasında iyi niyet aranamayacağını kaydeden Levent, “24 Nisan gibi önemli bir tarihin gözardı edildiğini, referandumun hiç dikkate alınmadığını” belirtti.
       Şener Levent, Rum Anayasa Mahkemesi’nin çok kısa bir süre içerisinde toplanıp dava hakkında karar vermesini beklediğini söyledi.

Çözüm hedefimizi kaybetmedik’

 

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporunu olumlu olarak nitelendirerek, Ada’da çözüm hedefini kaybetmediklerini ve Kıbrıs’ın yeniden birlişmesini istediklerini söyledi.

 

İstanbul
AA

 

 

 

 

 

2 Haziran 2004— NTV- Talat, katıldığı İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Toplantısı öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, referandum sonucunun, Türk tarafına 40 yıldır yönelmiş olumsuz havayı olumluya çevirdiğini söyledi.

 

 

 

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, herkesin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporunu beklediğini belirterek, “Genel Sekreter’in raporu olumlu çıkmıştır. Bu olumlu rapora, olumlu tepkiler alınacağına inanıyorum” dedi.
       KKTC Başbakanı Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Raporu’na değinerek, şunları kaydetti: “Genel Sekreter, Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonun kaldırılmasını talep ediyor. İzolasyonun, Kıbrıs Türkü’ne yönelik baskının, artık anlamı, mantığı kalmadığını söylüyor.
       Bana göre, Genel Sekreter’in en önemli vurgusu budur. Bu, çok önemli bir tespittir. Ve ülkeleri, bu izolasyonu kaldırmak için destek vermeye çağırıyor. Genel Sekreter’in bu çağrısına, dünya ülkelerinin büyük ölçüde uymasını bekliyorum.”
       KKTC Başbakanı Talat, Kıbrıs Türkü ile ilgili hiçbir kurum ya da uluslararası kuruluşun herhangi bir ambargo kararı olmadığına işaret etti.
       
‘ADA’NIN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜNÜ İSTEMİYORUZ’
       Kıbrıs’a yabancı yatırımların yönelmesi için serbest ticaretin başlaması gerektiğini kaydeden Talat, şöyle dedi: “Bizim esas hedefimiz, çözümdür. Biz, çözüm hedefini kaybetmedik. Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini istiyoruz. Bunun için oy verdik, destek olduk. Kıbrıs Türkü’nün izolasyondan kurtulması, Genel Sekreter’in de işaret ettiği gibi, Ada’nın bölünmüşlüğü ve ayrı bir devletin kabul edilmesini değil, çözümü zorlayacaktır.
       Yani izolasyonların kaldırılmasıyla Kıbrıslı Türkler’in seviyesinin yükselmesi, Rum tarafındaki çözüm karşıtlığını ortadan kaldıracaktır. Onları bir çözüme zorlayacaktır. Bizim ayrılıkçılık, Ada’yı bölmek gibi bir niyetimiz yok.”
       

 

 

 

 

 

 

Annan’ın Kıbrıs raporu: İzolasyon kaldırılmalı

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, BM Güvenlik Konseyi’ne sunmak üzere hazırladığı Kıbrıs raporunda, Türk tarafını memnun edecek ifadeler bulunuyor.

 

NTV-MSNBC

 

 

 

 

2 Haziran 2004 —  Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun, bölünmüşlüğü ve tanınmayı değil, birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması çağrısında bulunuluyor. Ayrıca Rum yönetimi lideri Papadopulos ölçülü bir biçimde eleştiriliyor. Annan bu eleştiriler nedeniyle Rum tarafını rencide etmemek amacıyla raporu BM Güvenlik Konseyi’ne bugün sunacak.

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın merakla beklenen Kıbrıs raporunun bugün yayınlanacağı bildirildi. BM Genel Sekreteri’nin Sözcüsü Fred Eckhard, günlük basın toplantısında, Özel Temsilci Alvaro de Soto’nun kaleme aldığı Kofi Annan’ın kapsamlı Kıbrıs raporunun bugün yayınlanacağını belirtti.
       BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 25 sayfadan oluşan Kıbrıs raporunun girişinde çözüm sürecinin safhaları özetleniyor. 96 maddede yaklaşık 4 yılda olup bitenler hakkındaki görüşlere yer veriliyor. Raporun sonunda iki de ek yer alıyor.
       
AMBARGOLAR ‘GEREKSİZ’
       Türk tarafının merakla beklediği raporda Kofi Annan, referandumda Kuzey’den çıkan “evet” yanıtını memnuniyetle karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan “gereksiz” ambargoların ve izolasyonun kaldırılması gerektiğini vurguluyor. Bu çerçeve Kofi Annan, Güvenlik Konseyi’nden kısıtlamaların ve tecridin kaldırılması için yardım istiyor.
       Annan, “Ambargoların ve tecridin kaldırılması, bölünmüşlüğün ya da KKTC’nin tanınmasına değil, Ada’nın yeniden birleştirilmesi hedefine katkı sağlayacaktır” ifadesini vurguluyor.
       
‘TÜRKLERİN TERCİHİ BİRLEŞME’
       Kofi Annan’ın raporunda Kıbrıslı Türklerin tercihini Ada’nın birleşmesinden yana yaptığını, bunun KKTC’nin tanınması hedefinden vazgeçildiği anlamına geldiği yönünde bir ifade de dikkat çekiyor. Referandum öncesinde “Hayır” kampanyası yürüten Rum lider Papadopulos’un özenli ifadelerle eleştirildiği Kıbrıs raporunda Rum kesiminin “Hayır” yanıtına saygı duyulduğu belirtiliyor.

Genel Sekreter, ayrıca Rumların referandumda “Hayır” diyerek, yalnız planı değil, Kıbrıs’ta çözümü de reddettiğini vurguluyor. Annan, bunu şu sözlerle ifade ediyor: “Rumlar, 30 yıldır bekledikleri Ada’nın birleştirilmesinin yanısıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin geri gönderilmesini de reddettiler”.
       
TÜRK VE YUNAN HÜKÜMETLERİNE ÖVGÜ
       Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında katkıları yüzünden övgüler yağdırıyor. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın İsviçre görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı teşekkür ediyor.
       
‘RUM BASINI TARAFLI DAVRANDI’
       Bunun yanısıra Rum lider Tasos Papadopulos, bu raporda bolca eleştiriliyor. Papadolupos’un gerçekleri saptırdığını belirten Kofi Annan, Rum liderin kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu tavrın dışında hareket ettiğini dile getiriyor. Annan, referandum öncesinde televizyonlardan yaptığı “Hayır” konuşmasını da hayretle karşıladığını ifade ediyor.

Bunun yanısıra Rum basınının da referandum öncesinde taraflı davrandığını belirten Genel Sekreter, hatta yardımcısı Alvaro de Soto’nun planı anlatmak için Rum medyasında yer bulamadığından yakınıyor.

Papadopulos’tan Kıbrıs raporuna tepki

 

Rum yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan’ın yarın Güvenlik Konseyi’ne sunacağı raporda, kendisine ve Rum halkına yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi.

 

NTV

 

 

 

 

2 Haziran 2004—  Papadopulos, “Hiç kimse başkaları tarafından hazırlanan bir planı, demokratik şekilde egemenlik hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı eleştiremez” dedi.

 

ABD’nin Boston kentindeki Harvard Üniversitesi’nde bir konuşma yapan Rum lider, yabancıların Annan Planı’nı yegane çözüm formülü olarak görmelerine saygı duyduklarını, ama farklı düşünme hakları bulunduğunu söyledi. Papadopulos, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün insan haklarına, demokratik ilkelere ve temel özgürlüklere dayanması gerektiğini belirtti.

Tassos Papadopulos, müzakerelerle varılacak böyle bir çözümde işgale son verileceğini ve tüm yabancı askerlerin adadan çekileceğini savundu. Papadopulos, yarın New York’ta BM Genel Sektereri Kofi Annan’la görüşecek. Papadopulos’un BM’nin çözüm çabalarını yeniden başlatmasını istemesi bekleniyor

Talat: Rapor olumlu

 

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunacağı raporla ilgili ortaya çıkan ilk bilgilerin olumlu ve beklentileri doğrultusunda olduğunu söyledi.

NTV

 

 

2 Haziran 2004—  Raporun içeriği ilgili açıklamaları NTV’de değerlendiren Talat, raporda yeralan “tanınmayı kolaylaştırmadan izolasyonun kaldırılması” ibaresini “tanınma beklentimiz zaten yoktu bizim için önemli olan izolasyonun kaldırılmasıydı” sözleriyle yorumladı.

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan rapordaki izolasyonun kaldırılması çağrısının, KKTC için yeni bir sayfa açılması anlamına geleceğini belirtti. Talat, bu çağrıya tüm ülkelerin uymasını bekledikleri söyledi.

KKTC Başbakanı, bundan sonraki süreçte diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışacaklarını kaydederek “Önce turizm alanındaki atılımlar için Ercan Havaalanı’nı işler hale getirmeye uğraşacağız” dedi

Türk'e övgü, Rum'a öfke

Annan, Kıbrıs'taki gelişmeleri özetlediği raporunda, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının üzerine düşen her şeyi yaptığını, Rum Yönetimi'nin anlaşmayı engelleyici tavır takındığını vurguladı

Sema Emiroğlu / New York


BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Türklerinin, 24 Nisan'daki referandumda kullandıkları olumlu oyun, onları baskı altında tutmak ve izole etmek için mevcut olan tüm nedenleri ortadan kaldırdığını bildirdi. Annan, BM ve uluslararası toplumun Türk ve Rum taraflarına karşı tutumunu belirlemede anahtar rolü oynayacak raporunu dün Güvenlik Konseyi'ne sundu. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'nin çözüm için üzerine düşen her şeyi yaptığını belirten Annan, plana "hayır" denmesini isteyen Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopoulos'u da sert ifadelerle eleştirdi. Papadopoulus'u, gerçekleri saptırmak ve planı tartıştırmamakla suçlayan Genel Sekreter, "Rumlar referandumda 'hayır' oyu kullanmakla Annan Planı'nı değil, Kıbrıs'ta çözümün kendisini reddetmiştir" dedi.
Geçen yılki Lahey toplantısından, New York, Kıbrıs ve İsviçre'deki görüşme turlarına ve referandumlara kadar kaydedilen gelişmeleri ayrıntılarıyla değerlendiren Annan, kendi adıyla anılan planın çözüm için tek zemini oluşturmayı sürdürdüğünü de bildirdi, ancak şu aşamada Ada'da iyi niyet misyonunu yeniden başlatmak için bir zemin görmediğini vurguladı. Annan'ın 26 sayfalık raporunda dile getirdiği noktalar özetle şöyle:

·  TÜRKLERE AMBARGO GEREKSİZ: AB'nin yeni duruma verdiği süratli tepki memnunlukla karşılanacak ilk adımdır, bu adımı yeni adımlarla takip edeceğini umuyorum. Oylamanın ardından Kıbrıs Türklerinin durumu, Güvenlik Konseyi de dahil uluslararası toplumun dikkatini çekmelidir, çünkü verdikleri olumlu oy, onlara baskı ve tecrit uygulama nedenini ortadan kaldırmıştır. Ümit ederim ki Güvenlik Konsey üyeleri, tüm devletlere, Kıbrıs Türklerinin izole edilmesine yol açan ve kalkınmalarına mani olan gereksiz kısıtlamaların kaldırılması için hem ikili alanda, hem de uluslararası kuruluşlarda işbirliği yapılmasına güçlü biçimde öncülük eder.

·  TANINMA OLMAZ: Ancak bu, tanınma ve ayrılmaya yardımcı olma amacıyla değil, yeniden birleşme hedefine olumlu katkıda bulunmak için yapılmalıdır. Tanınma, Güvenlik Konseyi kararlarına açık biçimde aykırıdır ve birleşme hedefine ters düşer. Kıbrıslı Türkler, çözüme giden tek yolun Ada'da birleşme olduğunu da göz ardı etmemelidir ve birleşme azimlerini ikiye katlayarak, Rumlarla uzlaşmak için her fırsatı değerlendirmelidirler.

·  RUMLAR ENGELLEDİ: Kıbrıs Rumlarının kararına saygı duyulmalıdır, ama "hayır" oyları, çözüm çabalarında büyük bir engel ve geriye doğru atılmış bir adımdır. Önümüzdeki dönemde kullandıkları oyun sonuçları konusunda yeniden düşünmeyi isteyebilirler. Eğer Kıbrıs sorununu 2 toplumlu ve 2 bölgeli bir federasyon temelinde çözmeye hâlâ isteklilerse, o zaman bunu sadece sözcüklerle değil, eylemlerle de ortaya koymaları gerekir.

·  ERDOĞAN SÖZÜNÜ TUTTU: Türk hükümetinin çözüm konusunda yeni çabalara başlanılmasını sağlayan politika değişikliği, ülkenin ve liderlerinin siyasi olgunluğunu iyi biçimde yansıtmıştır. Başbakan Erdoğan, çözüm çabalarında hep bir adım önde olma taahhüdünü tuttu. Türkiye'nin çözüme ulaşılması için gösterdiği kararlılık, harcanan çabalara ölçülmesi mümkün olmayan bir destek kazandırdı.

MILLIYET 03/06/2004

 

'İzolasyon kaldırılmalı'

BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun, birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması çağrısı yaptı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, günlerdir beklenen 25 sayfadan oluşan Kıbrıs raporunu BM Güvenlik Konseyi üyelerine ve ilgili taraflara iletti. Annan’ın raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun, bölünmüşlüğü ve tanınmayı değil, birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması çağrısında bulunuldu.

Annan, referandumda Kuzey’den çıkan ‘evet’ yanıtını memnuniyetle karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan gereksiz ambargoların ve izolasyonun kaldırılması gerektiğini vurguladı. Güvenlik Konseyi’nden kısıtlamaların kaldırılması için yardım isteyen Annan, ‘Hayır’ kampanyası yürüten Rum lider Tasos Papadopulos’u özenli ifadelerle eleştirdi ve Rum kesiminin ‘Hayır’ yanıtına saygı duyulduğunu belirtti.

Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında katkılarına da dikkat çekti ve özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın tutumu için ayrı ayrı teşekkür etti.

HURRIYET 03/06/04

 

Annan'dan Papadopulos'a sert eleştiri

 

New York

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, BM Güvenlik Konseyi'ne sunacağı Kıbrıs raporunda Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'a sert eleştiriler yöneltti.

Reuters ajansının elde ettiği rapora göre, Annan, KKTC ve Türkiye'yi plana verdiği destek için överken, Papadopulos'u ''referanduma sunulan çözüm planın kabul edilmemesi için, planı çarpıtmakla'' suçladı.

   

Papadopulos'la New York'ta bugün görüşmesi beklenen Annan, Rum kesimi liderinin, Nisan ayının başında yaptığı konuşmada, BM planını ''uluslararası tanınmışlığı olan ülkemizi ortadan kaldıran bir plan'' olarak nitelendirmesinden şaşkınlık duyduğunu ifade etti.

   

Bu konuşmanın, çeşitli konularda planın içeriğini tam olarak yansıtmadığını düşündüğünü belirten Annan, ''Eğer Rum kesimi plandan bu kadar memnun değildiyse, referandumdan önce daha sıkı pazarlık yapmalıydı'' dedi.

   

Annan, Kıbrıslı Rumların kararlarına saygı duyulması, ancak bu arada da Rumların birleşme amacına ''büyük darbe'' vurduğunu bilmesi gerektiğini kaydetti.

   

BM Genel Sekreteri, raporda, Ada'nın birleştirilmesini öngören BM planına destek vermelerinden ötürü Türk tarafının ödüllendirilmesi için dünyaya çağrı yaparak, izolasyonun kaldırılmasını da istedi.

 (aa)


HURRIYET 03/06/04

 

Rumlar, Anayasa’yı değiştirmeyi tartışıyor

 

Kıbrıs Rum kesimi, Avrupa Birliği (AB) normlarına uymadığı gerekçesiyle Türk-Rum ortaklığında kurulan 1960 Anayasası’nın değiştirilmesini tartışılıyor.

Rum Politis gazetesinin habekrine göre İrlanda modelinin esas alınıp, çok maddede anayasal değişikliğe gitmeden, AB normlarının geçerli sayılabileceği belirtiliyor. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne iki toplumluluk özelliği veren 1960 Anayasası’nın temel maddeleri kaldırılması halinde fiiliyatta olmayan ’Kıbrıslı Rum Devlet Başkanı, Kıbrıslı Türk Başkan Yardımcısı ile Kıbrıslı Rum ve Türk milletvekillerinin ayrı seçimlerle belirlenmesi’ maddesinin de kaldırılacak ya da ertelenecekler arasında yer alacak. 

 

 

HURRIYET 03/06/04

 

Avrupalı Yeşiller'den Kıbrıslı Türklere destek

 

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu, bir açıklama yaparak, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslı Türklerin çok büyük bir bölümüne oy kullanma olanağı verilmemesini ''kabul edilemez bir skandal'' olarak nitelendirdi.

Yeşiller Grubu'nun seçim kampanyasını yürüten parlamenterlerden Monica Frassoni, seçimlerde sadece 500 Kıbrıslı Türk'ün oy kullanabilecek olmasını kabul etmediklerini, Rum yönetiminin, 40 bin Kıbrıslı Türk seçmene, özgür bir şekilde görüşlerini yansıtmaları için oy kullanma hakkı tanıması gerektiğini belirtti. 

   

Bu duruma şiddetli tepki gösterdiklerini ifade eden Frassoni, Kıbrıs Rum yönetiminin ancak tüm Türklere oy hakkı vererek adanın bölünmüşlüğüne son verme iradesi yansıtabileceğini kaydetti. 

   

Yeşillerin açıklamasında, AB Konseyi ve AB Komisyonu'nun, KıbrıslıTürklerin izolasyondan kurtarılmasına ilişkin karar ve girişimlerinin desteklendiği de ifade edildi ve bunların, ''Kıbrıs Rum yönetiminin de yapıcı ve yoğun katkılarıyla'' bir an önce uygulanması istendi. 

   

Yeşiller grubu üyesi parlamenter Daniel Cohn Bendit de Kıbrıs sorunu konusunu, iki taraf da AB bünyesinde yerini alıncaya ve sorun çözülünceye kadar Avrupa Parlamentosu'nun gündeminde tutacaklarını bildirdi.

 (aa)


HURRIYET 03/06/04

 

Annan: Tecrit bitsin

BM Genel Sekreteri, birleşme yönünde iradelerini ortaya koyan Türk tarafına gereksiz tecrit ve ambargonun kaldırılması için çağrı yaptı

03/06/2004 RADIKAL

NEW YORK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta referandum sonrası durumu Güvenlik Konseyi için değerlendirdiği raporunun içeriği belli oldu. BM'nin resmen yarın yayımlanacağını duyurduğu ve KKTC'ye tecridin kalkması için önemli bir adım olması beklenen rapor, ajans ve televizyonlara şu şekilde sızdı:
Türk tarafına yönelik 'gereksiz' tecrit ve ambargonun kalkması çağrısı yapılarak Konsey'in yardımı isteniyor. Bunun, bölünmüşlük ya da KKTC'nin tanınmasına değil, adanın yeniden birleştirilmesi hedefine katkı sağlayacağı vurgulanıyor. Kıbrıslı Türklerin tercihini adanın birleşmesinden yana yaparak KKTC'nin tanınması hedefinden vazgeçtiği öne sürülüyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'a övgüler yağdırılırken, Rum lideri Tasos Papadopulos bolca eleştiriliyor. 25 sayfa, 96 madde ve iki ekten oluşan metnin ana hatları şöyle:

·  Türklerin 'Evet' Rumların 'Hayır' dediği referandum sonucu, Kıbrıs sorununu çözmek için kaçırılmış bir fırsatı daha temsil ediyor. Son 4.5 yıllık çabalar, korunması gereken bir anlaşma zemini oluşturuyor, ama kalıcı bir çözümün yerini tutamıyor.

·  Rumların kararına saygı gösterilmeli. Ancak, bu karar önemli bir sektedir. Rumlar, sadece planı değil, 30 yıldır bekledikleri adanın birleştirilmesinin yanı sıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin geri gönderilmesini de reddetti.

'Hayret ettim'

·  Rum lider Papadopulos, gerçekleri saptırdı. Benimle görüşmelerindeki tavrının aksine hareket etti. Referandum öncesinde yaptığı 'Hayır' konuşmasını hayretle karşıladım. Rum basını da taraflı davrandı ve yardımcım de Soto, planı anlatmak için Rum medyasında yer bulamadı.

'Tanınma rafa kaldırıldı'

·  Rumlar gelecek dönemde iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon isterse, bunu göstermeleri gerek. Rumların, güvenlik ve planın uygulanmasına yönelik endişeleri açık ve kesin telaffuz edilmeli. Güvenlik Konseyi, buna hazır olmalı.

·  Türklerin referandumdaki kararını takdirle karşılıyorum. Kıbrıs Türk liderliği ve Türkiye, iki toplumlu, iki kesimli federasyon isteklerine açıkça saygı gösterdi. Erdoğan ile Talat'a İsviçre görüşmeleri ve referandum öncesi tutumu için ayrı ayrı teşekkür ederim.

·  Türkler tercihini adanın birleşmesinden yana yaptı, bu KKTC' nin tanınması hedefinden vazgeçildiği anlamına gelir. Türklerin oyları onlar üzerinde baskı kurulması ve tecride yol açmamalı.

·  Umarım Konsey üyeleri, bütün ülkelere, Kıbrıslı Türklerin tecridine yol açıp kalkınmalarını önleyen gereksiz kısıtlama ve engellerin kaldırılması için -tanınma ya da ayrılma amaçları için değil, yeniden birleşme amacına olumlu katkı olarak- işbirliği yapmaları yönünde yol gösterir. (aa, ntv)

 

Papadopulos: Eleştiri hakkı yok

03/06/2004 RADIKAL

WASHINGTON - ABD ziyaretinde Bush yönetiminden randevu bile alamayan Rum lideri Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporuna tepkisini Harvard Üniversitesi'ndeki konuşmasında gösterdi. Papadopulos, "Hiç kimse başkaları tarafından hazırlanan bir planı, demokratik yollardan egemenlik hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı eleştiremez. Yabancılar Annan Planı'nı yegane çözüm görebilir, ama bizim farklı düşünme hakkımız var" dedi. Bush yönetiminin Papadopulos'u ters yüz ettiğini ise ABD Dışişleri sözcüsü Richard Boucher doğruladı. Boucher, 'Papadopulos görüşme talep etti mi?' sorusuna "Bunu kendisine sorabilirsiniz" yanıtını verdi. (aa, ntv)

Ankara memnun

03/06/2004 RADIKAL

ANKARA/LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporu, Ankara'da olumlu karşılandı. Türk tarafının ezici çoğunlukla 'Evet', Rum tarafının ise 'Hayır' dediği referandum sonuçları ışığında raporu 'objektif ve yeterli' gören Ankara, BM'nin hem Türkiye'nin hem de KKTC'nin uluslararası camiada yürüttüğü 'diplomatik atağa' yanıt verdiğini düşünüyor. Annan'ın, KKTC'nin tanınmasına ilişkin bir öngörüde bulunmamasını 'doğal' karşılayan diplomatik kaynaklar, "Türkiye ve KKTC, tecridin kırılmasının
önemli bir adım olacağını biliyor. Bizim zaten tanınma beklentimiz yoktu" görüşünü dile getirdi.

Talat : Hava olumlu
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat da raporu 'olumlu' buldu. Talat, raporda, tecridin kaldırılması çağrısı yapıldığını belirtip, "Esas hedefimiz, çözümdür. Kıbrıs Türkü'nün tecritten kurtulması Annan'ın da işaret ettiği gibi, bölünmüşlüğü ve ayrı bir devletin kabul edilmesini değil, çözümü zorlayacaktır" dedi. Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise raporu beğenmedi. Denktaş, "Yine anlaşılamadığımız belli oluyor" ifadelerini kullandı. (Radikal, aa)

Annan raporuyla Rum’u tokatladı!

HALKIN SESİ, referandum sonuçlarından sonra dünyanın Kıbrıslı Türklere karşı duruşlarını belirlemeden önemli bir yol çizecek olan ve haftalardır merak edilen BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunacağı Kıbrıs raporunu ele geçirdi.

Kofi Annan’ın bugünün erken saatlerinde BM’nin 5 daimi üyesine dağıtımı yapılan ve bu gece veya yarın Güvenlik Konseyi’ne sunması beklenen raporda, Lahey zirvesinden referanduma kadar olan süreç 3 aşama altında değerlendirdi.

Yaşanan görüşme sürecinde kendisine göre hayati önem taşıyan olay ve söylemlere dikkat çeken Annan, bunlarla ilgili düşüncelerini ortaya koyarken, eleştiri oklarını büyük çoğunlukla Papadopulos’a yönlendirdi.

“İZOLASYONLAR KALDIRILMALI”

Referandumdan sonra Kıbrıslı Türklerin durumunun, uluslar arası toplumun dikkatini çekmesi gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu sunduğu Güvenlik Konseyi’nin de dahil oldğunu kaydetti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporunda, Kıbrıslı Türklere uygulanan baskı ve izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Referandumda kullandıkları oyları nedeniyle Kıbrıslı Türklerin baskı uygulama ve kendilerini izole etme mantığını ortadan kaldırdıklarına dikkat çeken Annan, Güvenlik Konseyi’ne yaptığı çağrıda, “Öyle ümid ederim ki, Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler Kıbrıs Türkleri ile bire bir ilişki kurar, uluslararası kuruluşların gereksiz olan kısıtlamaları kaldırma ve Kıbrıslı Türkleri izole etmeye yarayan, yeniden birleşme amacına yönelik olumlu katkılarda bulunurlar.” dedi.

RUMLAR ÇÖZÜMÜ REDDETTİ

Genel Sekreter, Kıbrıslı Rumların referandumda ‘hayır’ oyu kullanmakla Annan planı değil, Kıbrıs’ta çözümü reddettiklerini vurguladı.

Kıbrıslı Rum seçmenlerin planı reddetmesinin çözüm yolunda büyük gerilemeye yol açtığına dikkat çeken Annan, “Burada kabul edilmeyen, burda yazılanlar değil, doğrudan çözümdür. Rumların on yıllarca  beklediği ve yararlarına olan Kıbrıs’ın birleşmesi, büyük bir toprak parçasını geri almaları, yerinden olmuş kişilerin evlerine dönmesi, ki bunların 120 bini Kıbrıs Rum idaresi altında kalacak. Uluslar arası antlaşmalar dışında kalan askerlerin geri çekilmesi, daha fazla Türk göçmenin gelmesinin durdurulması ve yerleşik Türklerin bazılarının geri gönderilmesi gibi, gelişmeleri geri çevirdiler” dedi

ÖVGÜLER TÜRKLER

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, hazırladığı raporda Türkiye hükümeti ve özellikle Başbakan Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın görüşmelerde ve referandum sürecndeki duruşlarından övgüyle bahsetti.

Annan, “Türkiye hükümeti kendine düşen görev olan, Kıbrıs’ta yeni bir politika izlemesydi. Ki bu da, 24 Ocak 2004 tarihinde Davos’ta Erdoğan ile yaptığım görüşmede bana aktarılmıştı. Erdoğan, Türkiye’nin görüşmelerin devamından yana olduğunu söylemişti. Tercihinin 1 Mayıs’a kadar ana konuların halledilmesi olduğunu ve politik bir kişinin görüşmeleri idare etmesi olduğunu belirtmişti. Fakat, bu ana konuları da görüşmeye açık olduklarını belirtti. İlave ederek, Türkiye açısından plandaki boşlukların taraflarca anlaşılamadığı taktirde benim tarafımdan doldurulmasına hiçbir çekinceleri olmadığını belirtti. Ayrıca, bana verdiği güvencede, Türk tarafı, çabalarda bir adım önde olacağını söyledi.” değerlendirmesinde bulundu.

Annan, Talat’ın görüşmeler döneminde ve referanduma kadar olan dönemdeki çabalarını taktirle karşıladığını raporuna kaydetmek istediğini vurguladı.

Annan, Yunanistan ile ilgili değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı: “Her zaman Yunanistan’ın benim çabalarımı destekleyeceğine güvenebilirim. Bu bir ülke için iyi kredidir ki, liderleri Mart başında yapılan seçimlerde Kıbrıs konusunu propaganda malzemesi olarak kullanmamıştır. İsviçre’de birkaç haftalık Yunan hükümeti görüşmede önayak olan değil, danışman görevi yaptı.”

Annan KKTC, Türkiye ve Yunanistan kanadına yaptığı övgülerin yanında Rum yönetimi liderliğini de yerden yere vurdu.

“PAPADOPULOS GERÇEKLERİ SAPTIRDI”

Papadopulos’un referendum sürecinde planla ilgili değerlendirmeleri karşısında şok olduğunu belirten Annan, Rum liderin, bu süreçte söylediklerinin geçmiş dönemlerde kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu söylemleriyle çeliştiğini raporuna yansıttı.

Referandum sürecinde Papadopulos’u 7 Nisan’da televizyonda yaptığı konuşmada halkından güçlü bir ‘hayır’ istediği ve uluslar arası tanınmış bir devletin ellerinden gideceğini savunmasını hayretle karşıladığını söyleyen Annan, “Bu değerlendirmede Papadopulos’un bana Ocak ayında söylediklerini dikkate aldığımda bana sürpriz oldu. Bu planda iki tarafın da yeni devlet içindeki pozisyonu belliydi, Güvenlik Konseyi’nin S/2003/398 kararıyla da ortaya konulmuştu. Aynı şekilde Mart 2003’te bana Lahey’de söylediklerini düşündüğümde, yapılan değişiklikleri bilmesine rağmen planın ana konularını çarptırmıştır. Konuşmasında, planın içindeki birçok konuyu doğru bir şekilde yansıttığına inanmıyorum. Nitekim, konuşmasındaki argümanda plan son şeklini aldığında Türkiye’nin bütün kuşkularının tatmin edilmiş olduğunu, Kıbrıslı Rumların kuşkularının da göz ardı edildiğini söylemesini de kabul edemem. Eğer, Kıbrıslı Rumlar İsviçre veya önceki görüşmelerde al-ver safhasında daha arzulu olsalar ve hedeflerini korusalardı; belki Kıbrıslı Rumlar’ın diğer istekleri de yerine gelebilirdi.” değerlendirmeleriyle Papadopulos’u eleştiri bombardımanına tutu.

“RUM LİDERLİĞİ PLANI TARTIŞTIRMADI”

BM’nin 2003 yılının başından itibaran plan hakkındaki bilgiyi serbest şekilde Rumca ve Türkçe olarak internete koyduğunu ve sivil toplum örgütlerine yönelik bilgilendirme toplantıları yaplıldığını kaydeden Annan, Papadopulos’u televizyonları kullanarak Rum halkının doğru bilgi almasını önlemekle suçladı. Annan bu yönde Rumların yaptığı engellemleri raporuna şöyle aktardı: “BM’nin plan hakkında daha fazla bilgi vermek için gösterdiği çaba Rum medyası tarafından engellendi. İsviçre’ye gitmeden önce, bir Türk televizyon istasyonuyla işbirliği yapıp iki taraftan da telefon bağlantısı kuracak, planla ilgili soruların BM uzmanları tarafından cevaplandırılacağı bir programı yapacak Rum TV bulamadık. Bunun dışında İsviçre görüşmelerinden sonra De Soto’nun Rum devlet televizyonunda konuşmasına izin verilmedi.

“ÇÖZÜM ANNAN PLANINDA”

Kofi Annan raporunda, referandumdan sonra planın ölmüş ve geçersiz sayılmasına rağmen, Kıbrıslı Türk seçmenlerin bunu kabul etmesinden dolayı, Kıbrıs’ı birleştirmek için nihayi bir çözüm şekli olarak ortada durduğunu açıkladı.

Annan, kendi adıyla anılan planın Kıbrıslıların bir antlaşma elde edebilmek için görünebilen tek plan olduğunu vurgulayarak, planın çalışabilir bir çözüm platformu oluşturduğunu söyledi.

Annan, “4.5 yıl içerisinde harcanan bütün çabalara rağmen, ne kadar fedekarlık etmeleri gerektiğini bilmelerine rağmen, iki tarafın kilit noktalarda anlaşabilmesinin zorluğunun da ortaya çıktığına dikkat çekti.

“RUMLAR, ÇÖZÜM İSTİYORLARSA, BUNU GÖSTERSİNLER”

Rumların, ‘hayır’ kararının Kıbrıs’ta çözüm sürecinin önünde bir engel olarak durduğunu kaydeden Annan, Rumlar, gelecek zaman içerisinde kullandıkları oyun neticesi üzerinde iyice düşünme ihtiyacını arzulayabilirler. Eğer hala Kıbrıs sorununu iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon temeline dayanan bir çözüme kavuşturmayı arzu ediyorlarsa, bunu göstermeleri gerekir.” dedi.

Kıbrıslı Rumların, güvenlik ve planın karmaşıklığı konusunda devam eden kaygılarını net ve kesin bir şekilde ifade etmeleri gerektiğinin altını çizen Annan, Güvenlik Konseyi’ne bu kaygıları dikkate alması önerisinde bulundu.

Annan, “Papadopulos, değişiklikler yapılmadığı taktirde planı, tekrar referanduma sunmayacağını belirtmiştir. Rum tarafında bazıları ikinci bir referandumdan söz etmektedir. Bu planın uygulanması ve ek garantiler istemektedir. Diğer taraftan Kıbrılı Türkler referndumu onayladıklarından görüşmelerin takrar açılmasına karşı çıkmaktadırlar. Benim bildiğim kadarıyla bu çıkmazı, çözmek için Kıbrıs’ta iki taraf da, BM veya herhangi bir başka kuruluşa teklif yapmamıştır. Bu durumda da misyonumu devam ettirmekte de fayda görmüyorum.” diyerek adadaki son durumu tahlil etti.

“KKTC’NİN TANINMASI ÇABASINDA VAZGEÇİLDİ”

Kıbrıslı Türklerin referandumdaki ‘evet’ kararını memnuniyetle karşıladığını belirten Annan, “Onlar çok açık ve büyük çoğunlukla Kıbrıs’ın iki toplumlu ve iki bölgeli bir federasyon çerçevesinde birleşmesini istediklerini belirttiler. Bunu, Annan planı adı altında Kıbrıslı Türklerin 1/3’ünün göç edeceğini bilerek kabul ettiler. Açık olarak AB üyeliğinin de bunda büyük bir rol oynadı. Bir antlaşma istemek Kıbrıs Türklerinin yıllarca sürdürdüğü, 1983 yılında kurdukları devletin tanınması politikasından koptuklarını göstermektedir.

Kendini 24 Nisan referandumundan sonra Kıbrıslı Türkler kendilerini reddedilmiş hissedebilirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıslı Türklerin, tek yolunun adada birleşme olduğunu gözardı etmemelerini isteyen Annan, “Onlar, tek yolları olan birleşmeye arkalarını çevrimeyerek, birleşme azmini iki katına çıkarmaları gerekir. Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’ye, Rumlara ulaşmak için her fırsatı değerlendirmelerini tavsiye eder ve güçleri çerçevesinde iki taraf arasındaki uzlaşmyı desteklemeleri gerek.” şeklinde temennilerde bulundu.

Referandumdan sonra Kıbrıslı Türklerin durumunun, uluslar arası toplumun dikkatini çekmesi gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu sunduğu Güvenlik Konseyi’nin de dahil oldğunu kaydetti.

Genel Sekreter, “Kıbrıs Türk liderliği yıllar içerisinde kendilerine uygulanan engellemeleri ambargo olarak kabullenmişlerdir. Onlar, referandumun neticesinin ne kadar eşitsizlik olduğunu ve delil olarak da “Kıbrıslı Rum liderliğinin Kıbıslı Türklerin adına konuşamayacağını” söylemleri gösterilmektedir.” Diyerek Kibrıslı Türklerin durumunu ortaya koydu.

AB YENİ ADIM ATMALI

AB’nin referendum sonrası çabuk reaksiyon göstererek Kıbrıs ile ilgili yeni bir durum ortaya çıkardığına değinen Annan, memnun edici olarak değerlendirdiği bu atağı başka adımların da takip etmesini diledi.

BARIŞ GÜCܒNÜN DURUMU GÖZDEN GEÇİRİLECEK

BM Genel Sekreteri Kofi Annan raporunda, Kıbrıs’ta görev yapan Barış Gücü’nün konumunun da değerlendirileceğini belirtti

Annan, “2004/427 sayılı UNFİCYP raporunda belirttiğim gibi 3 ay içerisinde tekrar gözden geçirme operasyonu yapmak istediğimi, UNFICYP’in görevi Kıbrıs’taki gücünün asker sayısı, görevinin şekli, ve Güvenlik Konseyi’nin olabilecek önerileri doğrultusunda tekrar gözden geçirilecektir.” Barış gücü’nün yapılanmasında değişikliğe gidilebilir mejajı verdi.

HALKIN SESI 03/06/04

 

 

Kofi Annan, Kıbrıs raporunu Güvenlik Konseyi'ne sunuyor

15 ÜYE ÜLKENİN ELİNE GEÇTİ... A.A muhabirinin BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporu, dün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçti

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu bugün BM Güvenlik Konseyi'ne sunması bekleniyor.

A.A muhabirinin BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporu, dün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçti.

Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporun "adil ve objektif" olması beklenirken, raporda Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının "yapıcı" yaklaşımının ise öne çıkarılacağı sanılıyor.

Ancak, raporun konseye sunulmasından sonra karar kabul edilmesi aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.

Diplomatik kaynaklar, Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan Planı'nı destekleyici bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına engel olabileceklerini kaydediyorlar.

UNFICYP raporu

BM genel sekreterinin dün ayrıca Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü'yle (UNFICYP) ilgili raporunu konseye iletmesi öngörülüyordu.

Konseyin Barış Gücü ile ilgili raporun sunulmasının ardından önceki dönemlerde olduğu gibi BM Gücü'nün görev süresini 6 aylığına daha uzatması bekleniyor. Ancak Annan'ın sunacağı bu raporla birlikte ilk kez Kıbrıs Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir çalışma başlatılacak.

Güvenlik Konseyi'nin de Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir tavsiyede bulunması ve 3 ay sonra bir ara rapor istemesi yönünde bir karar kabul etmesi öngörülüyor.

Papadopulos-Annan görüşmesi

Bu arada perşembe günü gözler, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Annan'la yapacağı görüşmede olacak.

Kıbrıs raporunun Rumları eleştiren unsurlar içermesi durumunda Papadopulos'un takınacağı tutum merakla bekleniyor.

Kıbrıs'ta referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük tepkisini toplayan Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri mesajını ileten Amerikalı yetkililer, Rum liderine Washington'a gelmemesi uyarısında bulundular.

Papadopulos, ABD ziyareti sırasında Boston'daki Harvard Üniversitesi'nde bir de konuşma yapacak.

KIBRIS 03/06/04

 

Hükümet krizi’ bugün masada!

 

Talat: “Perşembe günü bitecek diye bir durum yok. Bu amaca yönelik olarak Perşembe günü BDH ile bir görüşmemiz olacak. Görüşme parti başkanları düzeyinde olacak. Yani sayın Akıncı ile ben bir araya gelip durum değerlendirmesi yapacağız”

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümet krizinin giderilmesi konusunda bugün Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) ile bir görüşmeleri olacağını açıkladı.

İstanbul Sanayi Odası’nın davetlisi olarak dün sabah İstanbul’a giden  Başbakan Talat, “Hükümet krizini BDH’nın da katılımıyla Perşembe günü çözeceğinize ilişkin iddialar var. Bu konudaki gelişmeler ne düzeydedir?” şeklindeki soruya karşılık, “Perşembe günü bitecek diye bir durum yok. Bu amaca yönelik olarak Perşembe günü BDH ile bir görüşmemiz olacak. Görüşme parti başkanları düzeyinde olacak. Yani sayın Akıncı ile ben bir araya gelip durum değerlendirmesi yapacağız” yanıtını verdi.

YENIDUZEN 03/06/04

 

“Dolaşım özgürlüğü tam olarak uygulanmalı”

 

 Annan’a göre 23 Nisan 2003-20 Mayıs 2004 tarihleri arasında Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlar adanın iki tarafına 3.7 milyon karşılıklı geçiş yaptı

 

 BM Genel Sekreteri’nin raporuna göre, Kayıplar Komitesi, “KAYIP!” çünkü verilen tüm taahhütlere rağmen tek bir ortak toplantı dahi yapmadı!

 

 Annan, ara bölgedeki mayın tarlalarının temizlenmesine yaz aylarında başlanacağını müjdeliyor

 

Rapora göre hava sahası ihlallerinde Türk askeri hava kuvvetleri başı çekti...  Türk askeri hava kuvvetleri hava sahasını 20 kez ihlal ederken, Yunan askeri hava kuvvetlerinin ihalleri 2 kez gerçekleşti

 

BM Barış Gücü’nün Maraş’ta görev yapmasını engelleyen Türk tarafına Annan’dan mesaj var: “Maraş’taki statükonun korunmasından Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetini sorumlu tutmaktadır!”

 

Genel Sekreter raporunun sonunda, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’ta bir bütün olarak barış faaliyetlerini gözden geçireceğini ve üç aya kadar yeni tavsiyelerde bulunacağını belirtiyor...

 

YENİDÜZEN (ÖZEL):-

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs'taki BM Barış Gücü’nün görev süresinin altı ay daha uzatılmasına ilişkin raporunu dün BM Güvenlik Konseyi’ne sundu.

Genel Sekreter raporunda sınırlı karşılıklı geçişlerde zaten az olan olayların giderek azaldığını belirtti ve Türk tarafına çağrıda bulunarak BM Barış Gücü’nün dolaşım özgürlüğünü tam olarak uygulamasını istedi.  Genel Sekreter Kıbrıs sorununa henüz kapsamlı bir çözüm bulunmaması nedeniyle Barış Gücünün görev süresini altı ay daha uzatılmasını önerdi.

Raporun çarpıcı bölümleri şöyle:

 

1964’TEN BERİ ADADA...

4 Mart 1964 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 186(1964) sayılı kararıyla Kıbrıs’ta konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP)’in 11 Kasım 2003-20 Mayıs 2004 tarihleri arasındaki dönemdeki faaliyetlerini kapsıyor. Uruguay’dan Hebert Figoli’nin komutasındaki BM Barış Gücü’nde halen 1,201 askeri personel ile 46 sivil polis görevlisi görev yapıyor.

 

YEŞİL HAT İHLALLERİ AZALDI

 “Ateşkes ve askeri statükonun korunması” başlığı altında Genel Sekreter Annan, ateşkes hattı boyunca askeri durumun genelde sakin ve istikrarlı olduğunu, inşaat, disiplinsizlik ya da Yeşil Hat’tın ihlali gibi konularda olayların kayda değmeyecek kadar az olduğunu belirtiyor. 

 

TÜRK HAVA KUVVETLERİ ŞAMPİYON!

Hava sahası ihlallerinde Türk askeri hava kuvvetleri başı çekti...  Türk askeri hava kuvvetleri hava sahasını 20 kez ihlal ederken, Yunan askeri hava kuvvetlerinin ihalleri 2 kez gerçekleşti

 

MARAŞ’TAN TÜRKİYE HÜKÜMETİ SORUMLU

Genel Sekretere göre Türk ve Kıbrıs Türk güvenlik kuvvetlerinin BM Barış Gücü’ne yönelik kısıtlamaları Mayıs 2003’te azaltıldı ancak buna karşın BM Barış Gücü operasyonlarını özellikle Maraş’ın kapalı bölgesinde engellemeye devam etti. Genel Sekreter, “Birleşmiş Milletler, Maraş’taki statükonun sürdürülmesinden Türkiye hükümetini sorumlu tutmaktadır” dedi

 

MAYINLAR BU YAZ TEMİZLENECEK

Rapora göre BM Barış Gücü, olası bir çözüme yönelik olarak, bu dönemde yoğun bir planlama ve hazırlık dönemi geçirdi

Annan, önümüzdeki yaz aylarında sivil kontraktörlerin seçimi ardından mayınların temizlenmesine başlanabileceğini umuyor. BM Barış Gücü, ara bölgedeki mayın tarlalarının temizlenmesi amacıyla Mayınlar Teknik Danışmanı’nın hazırlıklarına yardımcı oldu

 

3.7 MİLYON GEÇİŞ YAPILDI

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a göre 23 Nisan 2003 ile 1 Mayıs 2004 tarihleri arasında 3.7 milyon Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum Ledra Palace, Metehan, Pergama ve 2.5 mil kapılarından karşılıklı geçişler gerçekleştirdi... Rapora göre barikatlardan geçişlerde BM Barış Gücü sivil trafiğe yardımcı olmaya çalıştı ve 50 olaya müdahale etti. Bunlar arasında izinsiz geçişler, hırsızlık, trafik kurallarının ihlali, kazalar ve izinsiz fotoğraf çekimi bulunuyordu. Kıbrıs Rum tarafı bu dönemde olaylara karışan Kıbrıslıtürklere yönelik olarak güneyde 16 ceza davası açarken, Kıbrıs Türk tarafı da kuzeyde olaylara karışan Kıbrıslırumlara yönelik olarak 38 ceza davası açtı. BM Barış Gücü bu davalar sonucu güneyde tutuklanan Kıbrıslıtürklerle, kuzeyde tutuklanan Kıbrıslırumları ziyaret etti. BM Barış Gücü ayrıca 32 kez tıbbi nedenlerle kuzeyden güneydeki hastanelere insanların taşınmasını fasilite etti.

 

İKİ TOPLUMLU ETKİNLİKLER

Birleşmiş Milletler Barış Gücü bu dönemde Ledra Palace otelinde 138 tane ikitoplumlu etkinliğe ev sahipliği yaptı ve bu etkinliklere 7,300 Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum katıldı. Kasım 2003’te verilen bir konsere 1,500 genç katılırken, Mart 2004’te yapılan bir barış gösterisine de her iki toplumdan 500 kişi katıldı. BM Barış Gücü’nün Ledra Palace’ta ev sahipliği yaptığı diğer etkinlikler arasında Slovakya Büyükelçiliği’nin evsahipliğinde siyasi parti liderlerinin aylık toplantıları da bulunuyor. Ayrıca UNOPS da ikitoplumlu sunuşlar, dil kursları ve müzik etkinliklerini finanse etti. 24 Nisan 2004 tarihindeki referanduma kadar olan süre içinde BM Barış Gücü ayrıca bir dizi iki toplumlu basın toplantısı ve seminerin gerçekleştirilmesine de yardımcı oldu.

 

KUZEYDE YAŞAYAN RUMLAR VE MARONİTLERE YARDIM

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a göre,  Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan 411 Kıbrıslırum ile 153 Kıbrıslımaronite BM Barış Gücü insani yardım görevi çerçevesinde ziyaretlerde bulundu ve yaşlı Kıbrıslırumlara kuzeydeki evlerine dönebilmeleri için gerekli izinlerin alınmasını sağladı. BM Barış Gücü ayrıca güneyde yaşayan sekiz Kıbrıslıtürk aileye de doğum kağıdı ve öteki belgeleri almalarında ve konut ile hastanelerden yararlanmalarında yardımcı oldu.

 

PİLE’DE VENEDİK KALESİ

Karma Pile köyünde tarihi bir Venedik Kalesi’nin Şubat 2004’ten itibaren UNOPS fonlarıyla restorasyonu projesine yardımcı olan BM Barış Gücü, Kıbrıslıtürklerin çiftliklerini modernize edip genişletme ve bir Kıbrıslırumun da BM Barış Gücü koruması altındaki sivil kullanıma açık bölgede ev inşa etme taleplerini onayladı.

 

KAYIPLAR KOMİTESİ KAYIP!

Aralık 2003 tarihinde iki toplum liderine insancıl bir konu olan kayıplar konusunda çözüm için taraflardan yeni bir taahhüt gerektiğini yazan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a göre bu dönemde Kayıplar Komitesi “kayıp”tı çünkü tek bir toplantı bile yapmadı. Genel Sekreterin Kayıplar Komitesi’ne atamış olduğu yabancı uzman iki tarafla ayrı ayrı çalışmayı sürdürdü ve iki taraf da Genel Sekretere “Önerilerinizi kabule hazırız” demiş olduğu halde, ortak bir toplantı yapmadılar. Bu dönemde Kıbrıs Rum tarafı, kayıp mezarlarını açarak DNA testleri yapmayı sürdürdü. 

 

ATEŞKES HATTINDA DURUM SAKİN

BM Genel Sekreteri raporunda, ateşkes hattında durumun sakin olmaya devam ettiğini, her iki taraftan geçiş noktalarından Kıbrıslıtürklerle Kıbrıslırumların  sürekli olarak karşılıklı geçişlerinin sürdüğünü ve bunun olağan hale geldiğini belirtiyor. Annan “Rapor vermiş olduğum geçen döneme kıyasla geçişlerle ilgili olayların daha da düşmüş olduğunu görmek cesaret vericidir. Kıbrıs Türk makamlarına çağrıda bulunuyor ve BM Barış Gücü’nün görevini daha etkili yapabilmesi amacıyla dolaşım özgürlüğünü tümüyle uygulamasını istiyorum” diyor.

 

ÜÇ AYA KADAR DEĞERLENDİRECEK

Annan raporunda 24 Nisan referandumları sonrasında adadaki her iki tarafla ve garantör güçlerle yaptığı danışmalar sonrasında, kapsamlı bir çözümün yokluğunda BM Barış Gücü’nün ateşkesin korunması amacıyla adadaki varlığının sürdürülmesi gerektiğine inandığını belirtiyor. Ancak Genel Sekreter, 24 Nisan oylaması sonucunda BM Barış Gücü’nün görevini, güç düzeyini, operasyon konseptlerini, adadaki gelişmeleri, tarafların pozisyonlarını ve Güvenlik Konseyi’nin olası görüşlerini de dikkate alarak Birleşmiş Milletler’in bir bütün olarak Kıbrıs’taki barış faaliyetlerini gözden geçireceği yeni bir değerlendirme yapacağını ve bunun üç aya kadar tamamlanacağını belirtiyor. Annan, bu bağlamda olası yeni düzenlemeler ya da yeniden yapılanmaya ilişkin tavsiyelerini de Güvenlik Konseyi’ne sunacağını ancak şimdilik Güvenlik Konseyi’ne BM Barış Gücü görev süresinin altı ay daha uzatılmasını salık verdiğini kaydediyor.

Raporunun sonunda Annan, de Soto’ya, Wlosowicz’e, Tümgeneral Figoli’ye ve BM Barış Gücü’nde görev yapan kadınlar ve erkeklere sorumluluklarını etkili biçimde yerine getirdikleri için teşekkür ediyor. 

(Derleyen: S. ULUDAĞ)

 YENIDUZEN 03/06/04

 

Annan’ın Kıbrıs raporu:

İzolasyon kaldırılmalı!

 

BİRLEŞMEYİ ÖZENDİRECEK ŞEKİLDE...

Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun, bölünmüşlüğü ve tanınmayı değil, birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması çağrısında bulunuluyor.

 

PAPADOPULOS’A ELEŞTİRİ...

Ayrıca Rum yönetimi lideri Papadopulos ölçülü bir biçimde eleştiriliyor.

 

RUMLAR ÇÖZÜMÜ DE REDDETTİ!..

Genel Sekreter, ayrıca Rumların referandumda “HAYIR” diyerek, yalnız planı değil, Kıbrıs’ta çözümü de reddettiğini vurguluyor. Annan, bunu şu sözlerle ifade ediyor: “Rumlar, 30 yıldır bekledikleri Ada’nın birleştirilmesinin yanısıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin geri gönderilmesini de reddettiler”.

 

TÜRK VE YUNAN HÜKÜMETLERİNE ÖVGÜ
 Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında katkıları yüzünden övgüler yağdırıyor. Özellikle TC  Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Mehmet Ali Talat’ın İsviçre görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı teşekkür ediyor.


TALAT: “RAPOR OLUMLU”

 Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunması beklenen raporla ilgili olarak “olumlu ve beklentilerimiz doğrultusunda” dedi. Talat, raporda yeralan “tanınmayı kolaylaştırmadan izolasyonun kaldırılması” ibaresini “tanınma beklentimiz zaten yoktu bizim için önemli olan izolasyonun kaldırılmasıydı” sözleriyle yorumladı.

 

PAPADOPULOS’TAN KIBRIS RAPORUNA TEPKİ

Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunması beklenen raporda, kendisine ve Rum halkına yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi. Papadopulos, “Hiçkimse başkaları tarafından hazırlanan bir planı, demokratik şekilde egemenlik hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı eleştiremez” dedi.

 

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 25 sayfadan oluşan Kıbrıs raporunun girişinde çözüm sürecinin safhaları özetleniyor. 96 maddede yaklaşık 4 yılda olup bitenler hakkındaki görüşlere yer veriliyor. Raporun sonunda iki de ek yeralıyor.
       
Ambargolar ‘gereksiz’

 

Türk tarafının merakla beklediği raporda Kofi Annan, referandumda Kuzey’den çıkan “EVET” yanıtını memnuniyetle karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan “gereksiz” ambargoların ve izolasyonun kaldırılması gerektiğini vurguluyor. Bu çerçeve Kofi Annan, Güvenlik Konseyi’nden kısıtlamaların ve tecridin kaldırılması için yardım istiyor. Annan, “Ambargoların ve tecridin kaldırılması, bölünmüşlüğün ya da KKTC’nin tanınmasına değil, Ada’nın yeniden birleştirilmesi hedefine katkı sağlayacaktır” ifadesini vurguluyor.
       
‘Türklerin tercihi birleşme’



Kofi Annan’ın raporunda Kıbrıslı Türklerin tercihini Ada’nın birleşmesinden yana yaptığını, bunun KKTC’nin tanınması hedefinden vazgeçildiği anlamına geldiği yönünde bir ifade de dikkat çekiyor. Referandum öncesinde “HAYIR” kampanyası yürüten Rum lider Papadopulos’un özenli ifadelerle eleştirildiği Kıbrıs raporunda Rum kesiminin “HAYIR” yanıtına saygı duyulduğu belirtiliyor

Genel Sekreter, ayrıca Rumların referandumda “HAYIR” diyerek, yalnız planı değil, Kıbrıs’ta çözümü de reddettiğini vurguluyor. Annan, bunu şu sözlerle ifade ediyor: “Rumlar, 30 yıldır bekledikleri Ada’nın birleştirilmesinin yanısıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin geri gönderilmesini de reddettiler”.
       
Türk ve Yunan Hükümetlerine övgü



 Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında katkıları yüzünden övgüler yağdırıyor. Özellikle TC  Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Mehmet Ali Talat’ın İsviçre görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı teşekkür ediyor.
       
‘Rum basını taraflı davrandı’



  Bunun yanısıra Rum lider Tasos Papadopulos, bu raporda bolca eleştiriliyor. Papadolupos’un gerçekleri saptırdığını belirten Kofi Annan, Rum liderin kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu tavrın dışında hareket ettiğini dile getiriyor. Annan, referandum öncesinde televizyonlardan yaptığı “HAYIR” konuşmasını da hayretle karşıladığını ifade ediyor.

Bunun yanısıra Rum basınının da referandum öncesinde taraflı davrandığını belirten Genel Sekreter, hatta yardımcısı Alvaro de Soto’nun planı anlatmak için Rum medyasında yer bulamadığından yakınıyor.

 

Talat: Rapor olumlu

 

 Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunması beklenen  raporla ilgili olarak “olumlu ve beklentilerimiz doğrultusunda” dedi.

Raporun içeriği ilgili açıklamaları NTV’de değerlendiren Talat, raporda yeralan “tanınmayı kolaylaştırmadan izolasyonun kaldırılması” ibaresini “tanınma beklentimiz zaten yoktu bizim için önemli olan izolasyonun kaldırılmasıydı” sözleriyle yorumladı.

Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan rapordaki izolasyonun kaldırılması çağrısının, “KKTC için yeni bir sayfa açılması” anlamına geleceğini belirtti. Talat, bu çağrıya tüm ülkelerin uymasını bekledikleri söyledi.

Başbakan, bundan sonraki süreçte diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışacaklarını kaydederek “Önce turizm alanındaki atılımlar için Ercan Havaalanı’nı işler hale getirmeye uğraşacağız” dedi.

 

Papadopulos’tan Kıbrıs raporuna tepki

 

Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunması beklenen raporda, kendisine ve Rum halkına yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi.

Papadopulos, “Hiçkimse başkaları tarafından hazırlanan bir planı, demokratik şekilde egemenlik hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı eleştiremez” dedi.

ABD’nin Boston kentindeki Harvard Üniversitesi’nde bir konuşma yapan Rum lider, yabancıların Annan Planı’nı yegane çözüm formülü olarak görmelerine saygı duyduklarını, ama farklı düşünme hakları bulunduğunu söyledi. Papadopulos, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün insan haklarına, demokratik ilkelere ve temel özgürlüklere dayanması gerektiğini belirtti.

Tassos Papadopulos, müzakerelerle varılacak böyle bir çözümde “işgale son verileceğini ve tüm yabancı askerlerin adadan çekileceğini” savundu. Papadopulos, bugün New York’ta BM Genel Sektereri Kofi Annan’la görüşecek. Papadopulos’un BM’nin çözüm çabalarını yeniden başlatmasını istemesi bekleniyor.

(ntv-aa)

 

 YENIDUZEN 03/06/04

 

Mustafa Akıncı:

“Önceliğimi UBP ve DP’siz hükümet”

 Siyasi konjonktür gereği kurulacak yeni hükümetin CTP başkanlığında ve çözüm vizyonuyla kurulması gerektiğini vurgulayan, UBP’li formüllere sıcak bakmadıklarını söyleyen Akıncı, “Talat başkanlığında, tüm üyelerin değişeceği, yeni protokol ve programla çözüm vizyonu olan yeni hükümet...” dedi.

 

“Referandum sonuçlarına uygun olarak çözüm vizyonuyla bir hükümetin kurulması gerekir. Bunun için öncelikli tercihimiz CTP başkanlığında BDH ve TKP-BOİ ile hükümet...”

 

Nezire GÜRKAN

 

Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı, hükümet krizine alternatif modellerden biri olarak gösterilen BDH’nın da katılımıyla 3’lü koalisyon modeliyle ilgili olarak, “Bize bu konuda resmi bir öneri gelmedi. Bu konuda esas görev CTP’nin. BDH isteniyor mu, isteniyorsa biçilen rol nedir bilmemiz lazım” dedi.

Siyasi konjonktür gereği kurulacak yeni hükümetin CTP başkanlığında ve çözüm vizyonuyla kurulması gerektiğini vurgulayan, UBP’li formüllere sıcak bakmadıklarını söyleyen Akıncı, “Talat başkanlığında, tüm üyelerin değişeceği, yeni protokol ve programla çözüm vizyonu olan yeni hükümet...” dedi.

Akıncı, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş’la çözüm vizyonu dışında kişisel bir sorunu olmadığını, çözümü destekleyen Türkiye hükümetiyle de muhalefette veya hükümette birlikte hareket edebileceklerini söyledi.

 

Bugün görüşecekler!

Koalisyon hükümetinin 23 sandalyeyle Meclis’te azınlığa düşmesiyle ortaya çıkan hükümet krizine çözüm arayışları çerçevesinde yeni arayışlar sürüyor. CTP, DP ve UBP’nin yaptığı çeşitli temasların ardından bugün de BDH siyasi partilere ziyaret başlatacak. Genel Başkan Mustafa Akıncı başkanlığındaki BDH heyeti, ilk görüşmesini yarın saat 14.00’te CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat’la yapacak.

BDH Başkanı Mustafa Akıncı, bugün başlayacak ziyaretleri öncesinde hükümet arayışları konusunda TAK muhabirinin sorularını yanıtladı.

Koalisyon hükümetinin Meclis’te azınlığa düşmesiyle partiler arasında yapılan temaslarda olasılıkların seslendirildiğini ve çeşitli değerlendirmeler yapıldığını anlatan BDH Başkanı Akıncı, kamu oyunda yapılan yorumların ve spekülatif haberlerin aksine bir formülün resmi olarak konuşulmadığını kaydetti.

Erken seçim gündeme alınmadan Meclis içinden yeni bir hükümetin kurulması gerektiğini yineleyen Akıncı, alternatiflerin yaşama geçmesi ve çözüm vizyonuyla yeni bir hükümet kurulması için öncelikli görevin CTP’ye düştüğünü vurguladı.

CTP Genel Başkanı Başbakan Talat’ın bugüne kadar erken seçim dışında herhangi bir formül telaffuz etmediğini belirten Akıncı, “Bu değerlendirmeyi öncelikle CTP’yle yapmamız lazım. Sanırım yarınki görüşmeden sonra daha net bir tablo ortaya çıkacak. Arayış var mı, yok mu onu da yarın öğreneceğiz” dedi.

 

Öncelikli tercih DP’siz ve UBP’siz

Meclis aritmetiği uyarınca öncelikli tercihlerinin CTP başkanlığında, UBP ve DP’nin olmayacağı bir formül olduğunu belirten Akıncı, özetle şunları söyledi:

“Referandum sonuçlarına uygun olarak çözüm vizyonuyla bir hükümetin kurulması gerekir. Bunun için öncelikli tercihimiz CTP başkanlığında BDH ve TKP-BOİ ile hükümet... Çünkü hedef birlikteliği önemli. Bu formül olmayacaksa bunun dışında kalan seçenek CTP-DP-BDH koalisyonu. Ancak bu konularda CTP net bir formül telaffuz etmedi. Yarınki toplantıda bu konunun netleşmesi lazım. Bu sorunu sonuçlandırmayı arzu eden bir başbakan görmemiz lazım... Şu ana kadar göremedik. Sayın Başbakan erken seçim dışında bugüne kadar herhangi bir şey telaffuz etmedi. Bu hükümeti kuracak olan BDH değil CTP’dir.... Sayın Talat’ı dinlemeden benim yorumda bulunmam  doğru değil.”

 

Talat başkanlığında devam

Bir soruya karşılık, siyasi konjonktür gereği hükümetin CTP Genel Başkanı Başbakan Talat başkanlığında devam etmesi gerektiğini söyleyen ve bu konuda yardımcı olmaya çalıştıklarını vurgulayan Akıncı, “Meclis’te hükümet için başka formüller de var. Ama BDH olarak tercihimiz, bugünün gerçeği CTP başkanlığında olmasıdır. Biz de bu formüle yardımcı olmak istiyoruz.

Denktaş felsefesinin çözüme katkı yapmayacağını bildiğimiz halde konjonktür CTP-DP’yi ortaya çıkardı ve ona da dolaylı katkıda bulunduk” diye konuştu.

BDH’nın da katılımıyla 3’lü koalisyon için öneri almadıklarını sorular üzerine tekrarlayan Akıncı, özetle şunları söyledi:

 

BDH isteniyor mu, biçilen rol nedir...

“Bir görelim bakalım BDH isteniyor mu, isteniyorsa biçilen rol nedir... Sayın Talat, aynı vizyonu paylaştığımız mücadele arkadaşlarımız CTP’liler ne düşünüyor, teklifleri nedir... Eksik bir iki sandalyenin tamamlanması olarak bakılıyorsa, BDH bu konuda katkı yapamaz. ‘Bir hükümet var, protokolü ve programı var, BDH’yla eksikliği giderelim’ anlayışı varsa biz yokuz... Sayın Talat’ın başbakan olacağı yeni bir hükümette halkın vizyonunu yaşama geçirecek yeni bir program, yeni bir protokol ve başbakan dışındaki görevlendirmelerin yeniden yapılacağı yeni bir hükümet modeli dışında bir şey olamaz. Yeni hükümeti oluşturacak kimlerse oturacaklar ve bu şekilde davranacaklar..”

CTP ile vizyonlarının örtüştüğünü, ancak DP’nin referandum sonrası Annan Planı’nı “yok” sayan bir söylem geliştirdiğini belirten Akıncı, “DP’nin Annan planına, referandum sonuçlarına nasıl baktığını öğrenmek, değerlendirmek isteyeceğiz” dedi.

 

UBP’li bir model gündemde yok...

Genel olarak kategorik bir karşı çıkış veya kabullenme yaklaşımında olmadıklarını söyleyen Akıncı, UBP başkanlığında veya UBP’li hükümetle ilgili olarak ise, “Böyle bir modeli öngörmüyoruz. Bugünün siyasi gerçeği CTP’li bir hükümetin oluşmasıdır. Çözüm vizyonunu mutlaka ön planda tutan bir hükümet olmalı ve atması gereken adımları atabilecek yapıda olmalı. Ama CTP kararlılıkla ve erken hareket etmeli. Mümkün olan bir formülü erken seçim olasılığı nedeniyle harekete geçirmezse, BDH’dan bağımsız olarak da istenmeyen formüller yaşama geçebilir” diye uyarıda bulundu.

 

 

Kilit dışişleri bakanlığı mı?

BDH Başkanı Akıncı, “CTP-DP-BDH koalisyonunun Dışişleri Bakanlığı’nda kilitlendiğine” ilişkin iddiaların anımsatılması üzerine de, “Böyle bir öneri yok, kimse bizimle şeklini konuşmadı ama manipülasyon var. BDH’nın önü kesilmek isteniyor. Bu anlayışı kabul etmemiz mümkün değil” diye konuştu. Akıncı, konuyla ilgili olarak şu ifadeleri de kullandı:

“BDH’nın yerinin ne olacağı, bu kadar yıllık deneyim, vizyon, referandum dikkate alınarak  kimin nereye nasıl katkı yapacağı çok iyi değerlendirilebilir. Toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek ve uluslararası ihtiyaçlar dikkate alınarak gerekli düzenlemeler, görevlendirmeler yapılmalıdır anlayışıyla çıkış yolları çok rahat bulunur....”

BDH Başkanı Akıncı, “Denktaş’larla olmaz” açıklamaları anımsatılarak DP’nin yer aldığı bir koalisyonla ilgili görüşünün sorulması üzerine ise, “’Denktaşlarla olmaz’ söylemi şahıslarla, kişileri sevip sevmemekle ilgili değil, siyasetlerle ilgili... O siyasetlerle dış dünyaya açılmanın, beklentileri karşılamanın mümkün olmadığının ifadesidir. Serdar Bey’in önemli kararlarda baba Denktaş’ın çizgisi dışında seyredemeyeceği görüşündeyim ve bu da doğrulandı. Örneğin referandumda ayrı bir politik kişilik ortaya koyamadı. Bunun ötesinde ne Cumhurbaşkanı Denktaş, ne Serdar Denktaş’la kişisel bir meselem yok” dedi.

 

Talat’la olması gerektiği gibi değil..

BDH Başkanı Akıncı, CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat’la “mesafeli” ilişkileriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

“Özellikle son dönemde ilişkilerimiz olması gereken yakınlıkta olmadı. Başbakan atandığı zaman makamına yaptığımız ziyaret dışında, girişimlerime rağmen bir araya gelemedik. Telefon görüşmelerimiz de eskiden olurdu, özellikle hükümet kuruluncaya kadar çok sık olurdu. Ondan sonra ilişkiler koptu, yeterince sürdürülemedi. Bundan sonra hükümette birlikte oluruz veya olmayız, daha yakın ilişki kurabilmeyi temenni ederim.”

 

Türkiye ile sorun yok

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Türkiye hükümetiyle sorunları olduğuna ilişkin yaygın kanaatlerin anımsatılması üzerine de şunları ekledi:

“Çözüm yönünde gayret gösteren, Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesi için çalışan, AB yolunu açmak için Türkiye’nin demokratikleşmesini savunan bir Türk hükümetiyle benim ne sorunum olabilir! Kıbrıs konusunda da önce çelişkiler yaşandı, Davos’un ardından izlenen politika ise bizim desteklediğimiz politika oldu ve referandum sonucu da bu şekilde alındı. Daha önce olumsuz gördüğümüz bir takım konularda eleştirdiğimiz Erdoğan hükümetini, olumlu gördüğümüz konularda da takdir etmesini biliriz ve bu takdirimizi de çeşitli vesilelerle ifade ettik. Çözüm vizyonunu içeren demokratikleşme yolunda adımlar atan AKP hükümeti ile BDH’nın hiçbir sorunu olamaz.  İster hükümette, ister muhalefette olsun bundan sonraki gelişmelerde de halkın çözüm vizyonu çerçevesinde birlikte hareket edebileceğimizi umuyoruz. Erdoğan hükümeti yıllardır Türkiye’de yapılanmayanları gerçekleştirmektedir, yani Sezar’ın hakkı Sezar’a...”
YENIDUZEN 03/06/04

 

Gazetecilere yeniden dava açılmasına

BÜYÜK TEPKİ!

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, Doğancı’da 25 Mart 2003’te düzenlenen referandum eylemiyle ilgili olarak  bazı basın mensuplarına yeniden dava açılmasına sert tepki gösterdi.

“Herhalde Kıbrıs Türk  halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar” diyen Başbakan Mehmet Ali Talat, davaların kendisinden habersiz açıldığını açıkladı. Olayı öğrenir öğrenmez Polis Genel Müdürü ve Başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını istediğini vurgulayan Talat “Dava açılan gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum” dedi.

Bu yöndeki açıklamayı bu sabah İstanbul’a gitmeden önce yapan Başbakan Talat, Doğancı’da gerçekleştirilen ve kendisinin de öncülük ettiği sembolik referandumla ilgili olarak gazetecilere yeniden dava okunmasının komik kaldığını belirterek, sembolik olanın değil gerçek olan referandumun  da yapılıp bittiğine işaret etti.

 “Herhalde Kıbrıs Türk  halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar” diyen Talat  davada gazetecileri aşağılayan suçlamaların yer aldığına da dikkati çekti.

Talat “Bu yapılmaması gerekirdi. En azından Başbakan olarak benim bilgilendirilmem gerekirdi. Konuyu öğrenir öğrenmez Polis  Genel Müdürü ve Başsavcı’yı  arayarak davaların derhal durdurulmasını istedim. Daha fazla gazeteciye dava okunacaktı ama şimdilik durduruldu” şeklinde konuştu.

İnsan Hakları Mahkemesi’nde bir dizi temaslarının olacağı, Dipkarpaz’da Rumlara ortaokul açılacağı, kayıp şahıslarla ilgili bazı adımların atılmakta olduğu bir dönemde, Kıbrıs Türkünü insan haklarıyla ilgili suçlamalara maruz bırakacak bu davranışın çağdışı olduğunu vurgulayan Başbakan Talat, “Bu gibi durumların olmayacağı koşulları yaratmak zorundayız. İstanbul’dan döner dönmez gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için harekete geçeceğiz. Bu vesileyle dava açılan gazetecilerden de hükümetim adına özür diliyorum”diyerek sözlerini tamamladı.

 

Akıncı: “Davalar skandal..”

 

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, gazetecilere dava açılmasının skandal ve yüz karası uygulamalar olduğunu belirtti.

BDH Basın Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre Mustafa Akıncı, Doğancı’da yapılanın Kıbrıs Türk halkının referandum hakkının gasp edilmesine karşı bir protesto eylemi olduğunu kaydederek, yüzde 65 evet çıkan gerçek referandumun ardından Doğancı’da yapılan sembolik referandum için dava açılmasını anlamsız bulduğunu vurguladı.

Asıl suçlunun “Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar” olduğunu savunan Akıncı, yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı saygısızlık olduğunu belirtti.

 

KTAMS: “Davaların tek bir hedefi var”

 

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), 25 Mart 2003’te Doğancı’da yapılan sembolik referandum üzerine yazılar yazan ve daha sonra yapılan referandum sürecine katkı koyan gazetecilere okunan davaların, “demokratikleşmeyi ve %65 referandum sonucu Kıbrıs Türk halkı ile dünya arasında örülmeye çalışılan ağları berhava etmeyi hedeflediğini” ileri sürdü.

KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan yaptığı yazılı açıklamada, halkın referandum hakkını engelleyemeyen statükocu güçlerin, referandumda %65 ile kendisini ifade eden halk iradesine karşı saldırıya geçtiğini iddia etti.

KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, “bilim ve aydınlanma çağında gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan köhne zihniyeti” kınadığı açıklamasında, hükümet ve meclisi düşünceyi suç sayan anti-demokratik yasaları ivedilikle kaldırılmak için göreve çağırdı.

 

Ticaret Odası’ndan tepki

 

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Doğancı köyünde 25 Mart 2003 tarihinde sembolik olarak yapılan referandumda meydana gelen olayları halkın bilgisine getiren gazetecilere dava açılmasına tepki gösterdi ve milletvekillerini göreve çağırdı.

Ticaret Odası Başkanı Ali Erel yazılı açıklamasında, “gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altında tutulmasını” protesto etti ve baskının her şekline karşı olduklarını vurguladı.

24 Nisan’da yapılan referandumda halkın yüzde 65’i çözüm ve AB üyeliği için olumlu oy kullanırken, ülkedeki statükonun da son bulmasını ve ülkeye AB standardının gelmesini istediğini belirten Erel, “Hal böyle iken, bir yılı aşkın bir süre önce Doğancı köyünde yapılan sembolik referandumda yaşanan olayları halkın bilgisine getiren gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altına alınması, halkın Çözüm ve AB üyeliği yönünde kullandığı oylarla ters düşmektedir” dedi.

Erel, “Halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki istemine tercüman olan gazetecilerin hapislik cezası istemiyle askeri mahkemede yargılanmasını asla tasvip etmediklerini” belirtti.

Bugün muhalefette bulunan siyasi partilerin de halkın referandumdaki kararına saygı duyduklarını açıklamakta olduklarına atıfta bulunan Erel, “Bu açıklamalar gerçek ise, ülkede yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini sağlamak, daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak için, milletin vekillerini göreve davet ediyoruz” ifadesini kullandı

 

YENIDUZEN 03/06/04

 

KKTC, Annan'ın Kıbrıs Raporu'ndan memnun

 

Rapor, Rumları hayalkırıklığına uğrattı



04 Haziran, 2004 07:06:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs Raporu'ndan memnun. Raporda Türk tarafına 'övgü', Rum tarafına da ağır 'eleştiri'ler yapıldı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, raporla ilgili yorumunda 'maçı kaybettik' ifadesini kullanmasını değerlendiren KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ''bugüne kadar hiç maç kazanmadık, bugün bir maç kazandık,cumhurbaşkanı 'kaybettik' diyor. İşte vizyon farkı budur'' şeklinde konuştu.

ABD: "Annan'ın raporu gerçeklere dayanıyor"

ABD yönetiminden de ''gerçeklere dayanan bu tarafsız raporun sonuç, değerlendirme ve tavsiyelerini destekliyoruz'' açıklaması geldi.

New York'taki Türk diplomatik kaynaklar da, ''rapor beklentilerimizi karşılıyor. Kuzey Kıbrıs'a yönelik tecridin kaldırılması için felsefi ve siyasi gerekçeler artık mevcut'' açıklamasını yaptı.

Rapor, 8 haziranda konseyde görüşülecek, ancak görüşmede yeni bir Kıbrıs kararı alınması beklenmiyor.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki 26 sayfalık kapsamlı raporu resmen yayınlanmıştı.

 

Annan: "Rumlar planı değil, aslında çözümü reddetti"

 

Annan dün Papadopulos'la görüştü



04 Haziran, 2004 07:40:00 (TSİ) CNN TURK

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Rumların plana 'hayır' demekle aslında çözümü reddettiklerini söyledi.

Annan, raporunda ağır eleştiriler yönelttiği Papadopulos ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, çıkmazdan kurtulunamadığı sürece iyi niyet çabalarının devam etmesini çok küçük bir olasılık olarak gördüğünü söyledi.

Kofi Annan bu açıklamasıyla Rum tarafının planda değişiklik isteklerini de boşa çıkarmış oldu.

"Rumlar çözümü reddetti"

Rum tarafında büyük endişe ve hayalkırıklığı yaratan raporunda, Rumların ''aslında planı değil, çözümü reddettiklerini'' vurgulayan Annan, ''bundan sonra iyi niyet çabaları, Ada'daki BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) durumunun ne olacağı gibi soruların yanıtlarını bulmanın sorumluluğunu da Rum tarafına'' yüklüyor.

"Türk tarafına yönelik kısıtlamalar kaldırılmalı"

Annan, raporunda Güvenlik Konseyi'nin KKTC'nin devlet olarak tanınmamasını tavsiye eden 541 ve 550 sayılı kararlarına rağmen, Türk tarafına yönelik kısıtlamaların kaldırılması için yapılabilecek çok şey bulunduğunu da vurguluyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin, Annan'ın Kıbrıs Raporu ile UNFICYP konusunda hazırladığı raporları haftaya ele alması bekleniyor.

Konsey, UNFICYP'in görev süresinin sona ereceği 15 hazirandan önce Annan'ın raporu doğrultusunda bir karar kabul edecek.

Rusya yine veto hakkını kullanabilir

Önceki dönemlerde veto yetkisini kullanan Rusya'nın yine kararı etkilemesi olasılığı bulunurken, Kıbrıs konusunda başrol oynayan ABD ve İngiltere gibi ülkelerin tutumları ve ulusal düzeydeki girişimleri önem kazanıyor.

Rapor, Kıbrıslı Türklerin haklılığını gösteriyor

Konsey beklendiği gibi bir karar kabul etmese bile, Annan Raporu kendi başına Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesinin haklılığını göstermesi ve lehlerine güçlü unsurlar sunması açısından yeterli bir kazanç olarak kabul ediliyor.

Kıbrıslı Türklere yönelik kısıtlamaların azaltılması girişimlerine ilk somut örnek olarak ABD'nin KKTC vatandaşlarına iki yıla kadar çok girişli vize vermeye başlaması gösteriliyor.

 

Papadopulos, Kıbrıs Raporu'ndaki eleştirilere yanıt verdi

 



03 Haziran, 2004 12:00:00 (TSİ) CNN TURK

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, raporu'nu resmen Güvenlik Konseyi Başkanlık Divanı'na sundu. Papadopulos raporu sert bir dille eleştirdi.

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM'nin Kıbrıs Raporu'ndaki eleştirilere yanıt verdi ve raporun hatalar içerdiğini öne sürdü.

Annan'ın Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ile yapacağı görüşme sonrasında sunulacak Kıbrıs Raporu'nda, Papadopulos'a sert eleştiriler yöneltiliyor.

Papadopulos'tan eleştirilere cevap

Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Boston'dan Kıbrıs yayın kuruluşuna bugün yaptığı açıklamada eleştirilere cevap verdi. Papadopulos, Kıbrıs Rum kesiminin Annan Planı'nı reddederek çözümü reddettiği ifadesinin asılsız olduğuna inandıklarını söyledi.

"Kıbrıs Raporu, çok sayıda hata içeriyor"

''Kıbrıs raporuna ilk bakıldığında çok sayıda hatalar içerdiğini görebiliyorum'' diyen Papadopulos, Kıbrıs Rum halkının Annan Planı'nı reddederek, öne sürdükleri birçok endişeyi ya da önemli şartları karşılamadığına karar verdiklerini savundu.

Annan, Kıbrıs Raporu'nda Papadopulos'u suçluyor

Annan, Kıbrıs Raporu'nda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye'yi plana verdiği destek için överken, Papadopulos'u 'referanduma sunulan çözüm planının kabul edilmemesi için planı çarpıtmakla' suçluyor.

Raporda Kıbrıslı Türklere yönelik baskı ve izolasyonun kaldırılması gerektiği de vurgulanıyor.

Annan, Kıbrıslı Rumların referandumda "hayır" oyu kullanmakla, Annan Planı'nı değil, Kıbrıs'ta çözümü reddettiklerini dile getiriyor.

Kıbrıs Raporu'nun 8 haziranda görüşülmesi bekleniyor

Genel Sekreter, Kıbrıs'la ilgili ikinci raporunda ise, Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün görev süresinin bir kez daha altı ay uzatılmasını önerdi. Bu yöndeki karar, 14 haziranda netlik kazanacak. Raporun ise 8 haziranda Güvenlik Konseyi'nde görüşülmesi bekleniyor.

 

Denktaş: 'Maçı kaybettik"

 

Denktaş, Kıbrıs raporunun Kıbrıs Türkü lehine olmadığı fikrinde



03 Haziran, 2004 13:18:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunun ardından, “Kıbrıs Türkünün yüzünün güleceği bir gün değildir” yorumunda bulundu.

Henüz raporun tamamını okuyamadığını belirten Denktaş, gazetelerde okuduğu haberler ve New York'tan aldığı bilgiler doğrultusunda Annan’ın raporu hakkında açıklamalarda bulundu.

Denktaş, ''raporun tümünü okuduktan sonra daha detaylı bir açıklama yapacağım ama bugün hiçbir Kıbrıs Türkünün yüzünün güleceği bir gün değildir, oturup derin derin düşünmesi gereken bir gündür bugün. Tanınma vaadiyle, villalar vaadiyle, barış ve dünyayla kucaklaşma vaadiyle kandırılan bir halkın bu duruma düşürülmüş olması çok acıdır”

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs sorununun Rumlar lehine çözülmesi için gerekli zeminin hazırlandığını da sözlerine ekledi.

“Maçı kaybettik”

Denktaş, ''maçı kaybettik, karşı taraf istediğini almıştır... Maçı centilmence oynadık, kalemizi korumadık. Rum’un sahasında güleryüzle paslaşmayla yetindik, skor ne olacak diye umurumuzda değil diye alkış aldık, takdir topladık. Ama bunun karşılığında Kıbrıs'ın, 'meşru Kıbrıs hükümeti' sahte adı altında Rumlara ait bir ülkeymiş gibi kabul edildiği ve bize bu ülkenin içinde 40 yıllık haksız ceza artık kaldırılsın diye bir cemaat gözüyle bakıldığı meydana çıkmıştır'' dedi.

“Güvenlik Konseyi’nin haksız ve tek yanlı kararları...”

KKTC Cumhurbaşkanı, Kıbrıslı Rumların 40 yıldır Türklerle uzlaşmayı reddettiğini söyleyerek, “40 yıldır Rumlara bunu yapma hakkını veren Güvenlik Konseyi'nin haksız ve tek yanlı kararlarıdır'' ifadesini kullandı.

 

Annan'ın Kıbrıs raporu resmen yayınlandı

 

Raporda KKTC'ye tecridin kaldırılması yer alıyor



03 Haziran, 2004 17:55:00 (TSİ) CNN TURK

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki kapsamlı raporu resmen yayınlandı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan ve yayınlanmadan önce içeriği basına sızdırılan rapor ekleriyle birlikte 26 sayfadan oluşuyor.

Annan raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik tecridin kaldırılması çağrısında bulunurken, Rum yönetimi lideri TasosPapadopulos'u da sert şekilde eleştiriyor.

Diplomatik kaynaklar: ''Annan raporu beklentilerimize cevap veriyor''

BM GenelSekreteri Kofi Annan tarafından bugün resmen yayınlanan Kıbrıs raporunu ''beklentilerimize cevap veriyor'' şeklinde değerlendiren New York'taki Türk diplomatik kaynaklar, 8 Haziran'da raporu görüşecek olan Güvenlik Konseyi'nden bir Konsey kararı beklemediklerini söylediler.

Raporda Papadopulos'a ağır eleştiriler var

Annan raporunu değerlendiren diplomatik kaynaklar, bugüne kadar benzer hiçbir raporda hiçbir devlet başkanına Kıbrıs Rum kesimi lideri Tassos Papadopulos'a yapılanlar kadar ağır suçlamalar yapılmadığını kaydettiler.

Raporun içeriğinden son derece memnun olduklarını kaydeden kaynaklar, ''gerçekleri olduğu gibi gösteren, oldukça analitik bir rapor. Rapor Türkiye'nin izlediği Kıbrıs politikasını ve bu konudaki siyasi iradenin haklılığını tescil etmiştir'' değerlendirmesinde bulundular.

KKTC'ye tecridin kaldırılmasında atılacak adımlar önemli

Aynı kaynaklar, raporun özellikle tecridin kaldırılması konusundaki talebinin uygulamaya sokulması için ABD ve İngiltere'nin başı çektiği Konsey üyeleri ve Pakistan'ın alacağı tavrın ve yapacakları muhtemel ulusal açıklamaların ve buna uygun uygulamaların son derece önemli olduğunu belirttiler.

KKTC'ye uygulanan ekonomik, sosyal ve siyasal tecridin kaldırılması için hem felsefi, hem de siyasi gerekçelerin bugün artık mevcut olduğunun altını çizen Türk diplomatik kaynakları, felsefi gerekçenin bizatihi Annan raporu olduğunu, siyasi gerekçenin de referandum sonuçları olduğunu kaydettiler.

Rusya'nın tavrı ne olacak?

Güvenlik Konseyi'nin nasıl bir tavır alacağının tamamen Rusya'nın tutumuna bağlı olduğuna dikkat çeken diplomatik kaynaklar, Rusya'nın veto etme riskine rağmen bir karar çıkarılmaya çalışılıp çalışılmayacağını şu aşamada kestirmenin güç olduğunu bildirdiler.

Rusya'nın bu konuda yapıcı olma tavrını zamana yayacağını tahmin ettiklerini belirten kaynaklar, bu aşamada Rusya'nın tavrını değiştirmeyeceğini varsaymak gerektiğini söylediler.


KKTC’de üçlü koalisyon kurulacak

 

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı ile yeni bir hükümette birlikte hareket edeceklerini açıkladı. Böylece adada erken seçimler düzenlenmeden üçlü bir koalisyon için ilk adım atılmış oldu.

 

NTV

 

 

3 Haziran 2004— CTP-DP koalisyonunun Meclis’te 23 üyeyle azınlığa düşmesi ardından gündeme gelen yeni hükümet arayışları sonuçlandı

Yeni koalisyonu, Mehmet Ali Talat’ın liderliğini yaptığı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Demokrat Parti’nin yanısıra, Akıncı’nın lideri olduğu Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) oluşturacak.
       KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, “Azınlığa düşen bir hükümetin başbakanı olarak harekete geçmem lazımdı” dedi ve hükümetin meclis çoğunluğuna sahip olması için bu yeni formüle başvurulduğunu belirtti.
       BDH Başkanı Mustafa Akıncı da, Talat ile anlaşmaya vardıklarını, koalisyonun diğer ortağı DP’nin lideri Serdar Denktaş ile de görüşeceğini söyledi. Akıncı, “Fazla vakit geçirmeden yeni hükümeti kurarız” dedi.
       50 üyeli KKTC meclisinde, CTP’nin 18, DP’nin ise 5 üyesi bulunuyor. BDH’nin de koalisyona katılımıyla 27 üyeye ulaşılacak.

 

Papadopulos’tan rapora eleştiri

 

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs’ta çözüm yolunda yeni bir girişimde bulunmak için zamana ihtiyaç bulunduğunu belirterek, yaşananların etkilerini her iki tarafın da değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

 

New York
AA

 

 

 

 

3 Haziran 2004—  Papadopulos, BM Genel Merkezi’nde Genel Sekreter Kofi Annan ile yaklaşık 35 dakika süren görüşmesinden sonra düzenlediği basın toplantısında, soruları yanıtladı.

 

 

Annan’ın resmen yayınlanan raporunun tarihsel süreç ve değerlendirmeler açısından hatalarla dolu olduğunu savunan Papadopulos, raporun birçok noktasına katılmadığını ve hayal kırıklığına uğradığını kaydetti.
       
‘ÇÖZÜME DEĞİL PLANA KARŞIYIZ’
       Rum tarafının referandumda Ada’da çözümü değil, Annan Planı’nın bu versiyonunu reddettiğini savunan Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın süreç boyunca yapıcı davranmadığını ve Denktaş’ın Kıbrıs’ta iki ayrı egemen devlet görüşünü tekrarladığını iddia etti.
       Rum lider, bu konuda Denktaş’tan ziyade karar mekanizmasının Ankara olduğunu ileri sürerek, Rum tarafının iki bölgeli, iki toplumlu bir federal çözümü en iyi “ikinci” çözüm olarak desteklediğini kaydetti.
       Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) ile ilgili raporun şu anda Güvenlik Konseyi’nde olduğunu ve bu gücün görev yönergesinin gözden geçirilmesi konusunda hemfikir olduklarını belirten Papadopulos, ancak barış gücünün şu anki koşullarda Ada’da kalması gerektiğini, gücün çekilmesinin ise hata olacağını savundu.
       Rum lider, KKTC ekonomisinin Türk lirasını kullanması nedeniyle, Türk ekonomisinin yaşadığı tüm olumsuzlukları da hissettiğini savunarak, BM planının ret gerekçelerinden birini de birleşme halinde Rum tarafının da bundan etkileneceği düşüncesi olarak gösterdi.

 

Kıbrıs raporu resmen sunuldu

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Güvenlik Konseyi üyelerine dağıtılan Kıbrıs raporu, görüşülerek resmiyet kazanacak.

 

NTV

 

 

3 Haziran 2004— Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıslı Türklere yönelik ambargoların kaldırılması talep edilen raporla ilgili bir görüş bildirmesi bekleniyor. Irak’la ilgili tartışmalardan zaman bulabilirlerse, ABD ve İngiltere’nin, raporun desteklenmesi için bir tasarı sunması da bekleniyor.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs raporu, Güvenlik Konseyi’nde tartışılarak resmiyet kazanacak. Genel Sekreter’in değerlendirmesi olarak kendi başına büyük önem taşıyan rapor, Güvenlik Konseyi veya başka bir merci tarafından onaylanmayacak.

Bunun yerine Güvenlik Konseyi, gelecek haftalarda, Annan’ın raporu üzerine kendi tutumunu belirleyecek. Bu, Güvenlik Konseyi’nin bir karar çıkarması, bir başkanlık açıklaması ya da bir basın açıklaması yayınlaması suretiyle gerçekleşebilir.
       NTV’ye bilgi veren ABD’li diplomatlar, Irak tartışmasından fırsat bulmaları halinde, Washington’ın ve Londra’nın, Annan’ın raporunun konsey tarafından desteklenmesi yönünde bir tasarı hazırlayabileceğini söylediler.
       Üye ülkelerin görüş birliğine varıp varamamalarına bağlı olarak, Güvenlik Konseyi raporu benimseyebilir, olumlu bulabilir veya not edebilir. Uzlaşma sağlanamazsa, bir baskanlık açıklamasıyla da yetinilebilir.
       
BARIŞGÜCÜNÜN GÖREV SÜRESİ DE GÜNDEMDE
       Bir diğer konu da, Güvenlik Konseyi’nin gündeminde Annan’ın genel Kıbrıs değerlendirmesinin yanısıra, Kıbrıs’taki barışgücünün görev süresinin uzatılması da bulunuyor.
       Bu ikinci konuda Güvenlik Konseyi’nin 15 Haziran’dan önce karar çıkarması gerekiyor. Uzmanlara göre Konsey’de görüş birliği sağlanırsa, Kıbrıs raporu ve barışgücü kararı, Güvenlik Konseyi’nde birlikte çıkarılabilir. Bu olmazsa, barışgücü kararı önce çıkıp, Annan’ın Kıbrıs raporu üzerinde Güvenlik Konseyi’nin genel tutumu daha sonra belirlenebilir. Ama her durumda, Annan’ın Kıbrıs raporu, Güvenlik Konseyi’nce ele alınmadan önce şimdiden kayıtlara geçmiş durumda ve kendi başına da değer taşıyor

 

Annan’ın Kıbrıs raporu: İzolasyon kaldırılmalı

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, BM Güvenlik Konseyi’ne sunmak üzere hazırladığı Kıbrıs raporunda, Türk tarafını memnun edecek ifadeler bulunuyor.

 

NTV-MSNBC

 

 

 

 

3 Haziran 2004 —  Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun, bölünmüşlüğü ve tanınmayı değil, birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması çağrısında bulunuluyor. Ayrıca Rum yönetimi lideri Papadopulos ölçülü bir biçimde eleştiriliyor.

 

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın merakla beklenen Kıbrıs raporunun bugün yayınlanacağı bildirildi. BM Genel Sekreteri’nin Sözcüsü Fred Eckhard, günlük basın toplantısında, Özel Temsilci Alvaro de Soto’nun kaleme aldığı Kofi Annan’ın kapsamlı Kıbrıs raporunun bugün yayınlanacağını belirtti.
       BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 25 sayfadan oluşan Kıbrıs raporunun girişinde çözüm sürecinin safhaları özetleniyor. 96 maddede yaklaşık 4 yılda olup bitenler hakkındaki görüşlere yer veriliyor. Raporun sonunda iki de ek yer alıyor.
       
AMBARGOLAR ‘GEREKSİZ’
       Türk tarafının merakla beklediği raporda Kofi Annan, referandumda Kuzey’den çıkan “evet” yanıtını memnuniyetle karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan “gereksiz” ambargoların ve izolasyonun kaldırılması gerektiğini vurguluyor. Bu çerçeve Kofi Annan, Güvenlik Konseyi’nden kısıtlamaların ve tecridin kaldırılması için yardım istiyor.
       Annan, “Ambargoların ve tecridin kaldırılması, bölünmüşlüğün ya da KKTC’nin tanınmasına değil, Ada’nın yeniden birleştirilmesi hedefine katkı sağlayacaktır” ifadesini vurguluyor.
       
‘TÜRKLERİN TERCİHİ BİRLEŞME’
       Kofi Annan’ın raporunda Kıbrıslı Türklerin tercihini Ada’nın birleşmesinden yana yaptığını, bunun KKTC’nin tanınması hedefinden vazgeçildiği anlamına geldiği yönünde bir ifade de dikkat çekiyor. Referandum öncesinde “Hayır” kampanyası yürüten Rum lider Papadopulos’un özenli ifadelerle eleştirildiği Kıbrıs raporunda Rum kesiminin “Hayır” yanıtına saygı duyulduğu belirtiliyor.

Genel Sekreter, ayrıca Rumların referandumda “Hayır” diyerek, yalnız planı değil, Kıbrıs’ta çözümü de reddettiğini vurguluyor. Annan, bunu şu sözlerle ifade ediyor: “Rumlar, 30 yıldır bekledikleri Ada’nın birleştirilmesinin yanısıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin geri gönderilmesini de reddettiler”.
       
TÜRK VE YUNAN HÜKÜMETLERİNE ÖVGÜ
       Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında katkıları yüzünden övgüler yağdırıyor. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın İsviçre görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı teşekkür ediyor.
       
‘RUM BASINI TARAFLI DAVRANDI’
       Bunun yanısıra Rum lider Tasos Papadopulos, bu raporda bolca eleştiriliyor. Papadolupos’un gerçekleri saptırdığını belirten Kofi Annan, Rum liderin kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu tavrın dışında hareket ettiğini dile getiriyor. Annan, referandum öncesinde televizyonlardan yaptığı “Hayır” konuşmasını da hayretle karşıladığını ifade ediyor.

Bunun yanısıra Rum basınının da referandum öncesinde taraflı davrandığını belirten Genel Sekreter, hatta yardımcısı Alvaro de Soto’nun planı anlatmak için Rum medyasında yer bulamadığından yakınıyor.
       

BM'de, Kıbrıs pazarlığı başlıyor

KKTC'ye ambargonun kaldırılması gibi konuları masaya yatıracak olan Güvenlik Konseyi, tartışmalara sahne olacak.

SEMA EMİROĞLU New York


BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusunda merakla beklenen raporunu sunmasının ardından, gözler, KKTC üzerindeki ambargoların kaldırılması için BM Güvenlik Konseyi'ne çevrildi.
Konsey üyelerinin, Annan raporuna dayalı bir karar tasarısını önümüzdeki günlerde kapalı kapılar ardında ele alması ve bunu Ada'daki Barış Gücü'nün görev süresinin sona ereceği 15 Haziran'dan önce kabul etmesi bekleniyor.
Ancak özellikle Rum tarafını cezalandırma anlamına gelmeyecek bir karar çıkmasından yana olan Rusya ile ABD ve İngiltere arasında çetin pazarlıkların yapılacağı ve Rusya'nın veto olasılığına karşı, tüm tarafların üzerinde anlaşabileceği bir uzlaşma dilinin bulunması gerekeceği belirtiliyor. BM Genel Sekreteri Annan raporunda, Kıbrıs Türk tarafının 24 Nisan'daki referandumda kullandıkları olumlu oyun, onları baskı altında tutmak ve izole etmek için mevcut olan tüm nedenleri ortadan kaldırdığını bildirmiş, ancak KKTC'deki limanlar ve havaalanlarının açılması ve diğer ülkelerle ikili ticarete başlanması gibi spesifik konulara değinmemişti.

Papadopulos'tan Annan'a rest
Dün Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos'la New York'ta görüşen BM Genel Sekreteri Annan, planının Rum tarafınca reddedilmesinin ardından nasıl ilerleneceğini, Kıbrıs Türklerine ve BM'ye anlatmanın, yine Rum tarafına düştüğünü bildirdi. Papadopulos ise, "Yeni bir girişim başlatmadan önce, düşünmek için zamana ihtiyacımız var. İki toplumun ihtiyaçlarını karşılayan tek plan Annan Planı'dır diyerek, çözüm üzerinde hiç kimse tekel kuramaz" dedi.

MILLIYET 04/06/04

 

Rapor iyi, şimdi sıra uygulamada



KIBRIS'la ilgili BM raporları genelde büyük tartışma konusu olur. Geçmişte bu tür raporların Türk tarafının lehine olduğu da söylenemez.
Genel Sekreter Kofi Annan'ın dün Güvenlik Konseyi'ne sunduğu 26 sayfalık rapor, ilk kez "Türk yanlısı" bir nitelik taşıyor.
Rapor Türk tarafı açısından şu olumlu noktaları içeriyor:

·  Genel Sekreter bizde "ambargo" diye adlandırılan izolasyon önlemlerinin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini belirtiyor ve Güvenlik Konseyi'nin bu yönde bir karar almasını istiyor. Gerçekten bu saptama ve çağrı, son derece önemli. Eğer Güvenlik Konseyi bu doğrultuda bir karar alırsa, uluslararası camianın KKTC'ye karşı politikasında önemli bir değişiklik yer almış olacaktır.

·  Rapor, referandumda Kıbrıs Türklerinin (ve Türkiye'nin) aldığı tavır nedeniyle, Türk tarafının lehine övgülerle dolu. Geçmişte çıkan raporlarda alışılagelen ifadelerden çok farklı bir durum bu.
* * *
KKTC'de ve Türkiye'de bazı çevreler, raporun "KKTC'nin tanınması" ve "adanın birleştirilmesi" ile ilgili bölümlerini, olumsuz sayabilirler. Ne var ki, Genel Sekreter'in - veya herhangi bir yabancı hükümetin - KKTC'yi resmen tanımasının söz konusu olmadığı açık. Ankara'nın ve Lefkoşa'nın da bu konuda bir beklentisi (hatta açık bir talebi) yok.
Gerçekçi olmak lazım: Genel Sekreter ve tüm dünya, adanın bir şekilde birleşmesini istiyor. Bu olur mu, olmaz mı, ayrı bir mesele. Eğer Papadopulos yönetimi, Annan planını aynen kabul ederse, bu iş olabilir. Ama Rum tarafı referandumdaki "hayır" pozisyonunu sürdürür ve olmayacak şartlar öne sürerse, birleşme olmaz; olsa olsa "taksim" kesinleşir...
* * *
BÖYLE bir olasılığın, Rum kesiminde bir süredir kaygı yarattığı biliniyor. Şimdi bunun üstüne Genel Sekreter'in raporu gelince, bu kaygı daha artmış görünüyor.
Rapor, Papadopulos'u çok ağır şekilde eleştiriyor, çözüme ulaşılamamasının kabahatini ona yüklüyor. Genel Sekreter Rumların "hayır" demekle neler kaybettiklerini belirttikten sonra, eğer Annan planı temelinde çözüm istiyorlarsa, "bunu göstermeleri gerekir" diyor.
Papadopulos raporda gerek kendisine karşı yöneltilen suçlamalar, gerekse Türk tarafı lehine öne sürülen öneriler (kısıtlamaların kalkması gibi) nedeniyle, çok kızgın. İlk defa bir Kıbrıs Rum lideri BM nezdinde itibarını bu kadar kaybetmiş bulunuyor...
* * *
TÜRK açısından şimdi iki önemli konu var:

·  Birincisi, Güvenlik Konseyi'nin Annan'ın çağrısına uyarak kısıtlamaların kaldırılması yönünde bir karar alıp almayacağıdır. Bunda Rusya'nın alacağı pozisyon önemli. Her şeye rağmen, Rusya'nın bu kez vetosunu kullanacağını sanmıyoruz. Yani böyle bir karar çıkar gibi geliyor bize. Ondan sonra iş uygulamaya kalır...

·  İkincisi, Annan planının yeniden gündeme getirilip getirilmeyeceğidir. Güvenlik Konseyi bunu teşvik eden bir karar alabilir. Papadopulos bunu kendi koşullarını kabul ettirmek için bir fırsat olarak kullanabilir. O zaman Türk tarafı üzerinde bazı baskılar da başlayabilir...
Özetle, Kıbrıs'la ilgili son gelişmeler Türk tarafının lehine. Ama iş bitmedi. Avantajı korumak gerek...

SAMI KOHEN MILLIYET 04/06/04

 

Bu defa yine Rumlar kaybetti...



BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyine yolladığı Kıbrıs raporu, şimdiye kadar görülmemiş yepyeni bir başlangıcın sinyalini veriyor.
Rumlar belki farkında değillerdi, ancak Papadopulos'un heyecanına kendilerini kaptırıp HAYIR oyu vererek, ada'nın kaderini değiştirdiler. Hergeçen gün, attıkları adımın uzun vadeli düşlerini nasıl yok ettiğini herhalde görüyorlardır.
Rumlar 30 yıldır tek bir hedefe yürüyorlardı:
Yeni bir düzen kurulacak ve Kıbrıs'ta belirli oranda 1974 öncesine dönülecek, Rum çoğunluğu adayı yönetecek, Türk azınlığa ise eskiye oranla daha geniş haklar tanınacak, Rum göçmenlerin önemli bir bölümü geri dönecek, topraklarının bir bölümü geri alınacak ve Türk askeri adayı terkedecekti.
Rumların rüyası işte böyle bir Kıbrıs yaratmaktı. AB'ye tam üyeliğin bu rüyalarının gerçekleşmesini kolaylaştıracağına inanmışlardı.
30 yıllık bu rüyayı, Annan planını reddederek kendi elleriyle yıktılar.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyine verdiği son rapor, bu rüyanın yıkıldığının Uluslararası camiaya açıklanması anlamını taşıyor.
Kofi Annan, Rumların adanın birleşmesini istemediklerine dikkat çekti. Türklerin geleneksel ayrılıkçı yaklaşımlarından vazgeçerken, Rumların tam aksine ayrılmayı tercih ettiğini belirtti.
Bugüna kadar hiçbir BM Genel Sekreterinin kaleminden, Türk tarafına hak veren, KKTC vatandaşlarının yanlızlıktan kurtarılması gerektiğini belirten böylesine bir rapor çıkmamıştır.
Türk tarafı açısından olumlu yeni bir dönemin, Rumlar açısından ise, Kıbrıs'ın kuzeyini kaybetme sürecinin başlangıcı denilebilir.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Kofi Annan'ın raporu şimdi BM Güvenlik Konseyine üye ülkeler tarafından incelenecek ve yeni bir tutum saptanacak.
Bu yeni tutum, Güvenlik Konseyi'nin bir kararı, bir açıklaması veya raporun rafa kaldırılması şeklinde ortaya çıkabilir.
Ankara'yı memnun edecek gelişme, BM'nin bir karar alıp KKTC'ye karşı uygulanan ambargoların kaldırılmasını istemesi olur. Bunun olasılığı az. Özellikle Rusya'nın Rumlara verdiği destek, böyle bir gelişmeyi engellemeye yetiyor.
Güvenlik konseyi ne yaparsa yapsın, Türkiye BM Genel Sekreteri raporuyla epey mesafe alabilecektir. Bu rapordaki veriler öylesine güçlü ki, Ankara, KKTC'nin izalasyondan çıkarılması ve yatırımların arttırılması için kolaylıkla kullanabilecektir.
Bazılarımız uluslararası kamuoyunun yeterince hızlı hareket etmediğini, KKTC üzerindeki baskıları kaldırmakta geciktiklerini belirtiyor.
Bence Uluslararası kamuoyu, bildiğimiz ve alıştığımız tırtıl yürüyüşünü sürdürüyor. Ne daha hızlı, ne daha yavaş...
Bugün gelinilen noktada, BM artık Türk tarafı için değil, Rumlar için bir sorun oluşturulmaktadır.

RUMLAR KENDİ HATALARI SONUCU KAYBETTİLER

Kıbrıs'ın tarihçesine bakacak olursanız, bugüne gelinmesinde Rumların attıkları yanlış adımların çok önemli payı olduğunu görürsünüz. Tarih boyunca Rumlar "nasıl olsa batı bizi tutar, Türklere istediğimizi kabul ettiririz" yaklaşımının verdiği abartılı özgüvene mağlup oldular. Hata üstüne hata yaptılar.
1950-60 arasında Türk toplumunu yok farzettiler.
1960-65 arasında Londra-Zürih anlaşmalarını iptal ederken, Türk direnişini küçümsediler.
65-74 arasında Türk toplumunu korkutup susturabileceklerini, Ankara'nın işi müdaheleye kadar götüremeyeceğini sandılar.
1974'te yine, Türk toplumunu yok farzederek darbe ile Makarios'u devirmeyi ve Enosis'i oluşturmayı denediler. Bütün bu süreç içinde de Yunanistan'a çok güvendiler. Atina'nın Türkiye'yi durdurabileceğine inandılar.
Şimdi, en son hatalarını da referandumda, Papadopulos gibi eski yılların bir politikacısına inanıp oy kullanarak yaptılar. Böylece yıllar içinde kendi hatalarından kaynaklanan nedenlerle Kıbrıs'ı kaybettiler.

MILLIYET 04/06/04 MEHMET ALI BIRAND

 

'Yalancı, riyakar'

Doğan ULUÇ/NEW YORK

Kıbrıs Raporu’nu Güvenlik Konseyi’ne sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New York’ta bulunan Rum Lider Papadopulos’a ‘riyakár’, ‘yalancı’ ve ‘sansürcü’ diye hitap etti. Bu suçlamalar BM’nin resmi kayıtlarına da geçti.

KIBRIS Raporu’nu Güvenlik Konseyi’ne sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New York’ta bulunan Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’u sert bir dille suçladı. Papadopulos’u ‘yalancılık’, ‘sansürcülük’ ve ‘riyakárlık’la suçlayan Annan’ın sözlerinin, resmi evraka bile girdiği belirtildi. Annan, Papadopulos ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada da, Ada’da birleşme fırsatının kaçırılmasından dolayı üzgün olduğunu ifade ederek, ‘Papadopulos, Rumlara, Türklere, BM’ye ve tüm dünyaya bunun açıklamasını yapmak zorundadır’ dedi. Rum başbakandan tüm dünya devletlerine Kıbrıs Türklerine yönelik tecritlerin kaldırılması çağrısı yapmasını isteyen Annan, kuzeye ekonomik engellerin ortadan kalkacağını, Kıbrıslı Türklerin ekonomik bakımdan rahatlayacağını, bunun ileride bir birleşme hedefine yardımcı olacağını söyledi.

RESMİ EVRAKA GİRDİ

Raporun Güvenlik Konseyi’ne sunulmasının ardından basına bir değerlendirmede bulunan, Türkiye’nin BM Büyükelçi Yardımcısı Altay Cengizer, ‘Şimdiye kadar hiçbir devlet adamına böylesine hakaret edildiğini, ağır suçlamalar yapıldığını duymadık. Bunlar resmi evraka bile girdi’ diye konuştu. Geçmişte Denktaş’a yönelik uluslararası baskının Papadopulos’a döndüğünü belirten Cengizer, raporun Türkler için çok güçlü olduğunu, tecritin anlamsızlaştığının açıkça belirtildiğini ve bu rapor sonucunda artık hiçbir tarafın Türkiye’yi Ada’da işgalci olarak suçlayamayacağına işaret etti.

ANKARA’NIN İSTEDİĞİ OLDU

Papadopulos ise yaptığı açıklamada, Annan Planı’na Ankara’nın çok sayıda talebinin girdiğini ileri sürerek, ’Türkiye ne istediyse oldu’ dedi. Kıbrıs sorununa ideal çözümün çift bölge, çift toplumlu federal devlet olduğunu söyleyen Rum Lider, Kıbrıs Türkleri’nin parasal yardımlardan yararlanabileceğini belirtti.

HURRIYET 04/06/04

 

Rauf Denktaş: Maçı kaybettik

 

LEŞKOŞA-ANKARA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Raporu’nu ‘Maçı kaybettik’ sözleriyle eleştirdi. Denktaş, Kıbrıs meselesinin Rumlar lehine halledilmesi için gerekli zeminin hazırlandığını iddia etti. Denktaş, ‘Bugün hiçbir Kıbrıs Türkünün yüzünün güleceği gün değil’ derken; KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ise, ‘Bugüne kadar maç kazanamadık. Bugün bir maç kazandık, Cumhurbaşkanı ‘kaybettik’ diyor, işte vizyon farkı budur. Kıbrıs Türkü 40 yıldır ilk kez destek aldı’ görüşünü savundu. KKTC Cumhurbaşkanı şöyle dedi: ‘Maçı kaybettik, karşı taraf istediğini almıştır. Neydi istediği? Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yoluna devam etsin, KKTC tanınmasın, Türkler’in egemenliği kabul edilmesin.’ Ankara ve KKTC Hükümeti ise Denktaş’ın aksi yorumlar yaptılar. Ankara, ‘İlk kez çözümsüzlüğün tarafı olmadığımız BM tarafından tescillendi’ dedi.

HURRIYET 04/06/04

 

İK֒den KKTC’yi tanıma sinyali

 

Uğur ERGAN/ANKARA

KKTC’ye uygulanan izolasyonun kaldırılması için Türkiye’nin özellikle İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) nezdinde başlattığı ataktan ilk olumlu sinyaller gelmeye başladı. 14-16 Haziran tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan İK֒nün karar taslaklarından birisinde İK֒de ‘gözlemci’ durumunda bulunan KKTC’nin statüsünün artırılması ve ‘Kıbrıs’taki Müslüman Türk toplumu’ yerine, ‘Kıbrıs Türk Devleti’ tanımlaması getirildi. Taslağın İstanbul’daki toplantıda 31 ülkenin dışişleri bakanlarının oylarına sunulacağını belirten üst düzey bir Dışişleri yetkilisi, ‘Tanınmadan önce, taslaklardan birisinde yer alan tanımlama son derece önemli. Bunun resmen sonuç bilgirgesine yansıması için her türlü çaba gösterilecektir’ dedi.  

HURRIYET 04/06/04

 

 

KKTC'de üçlü koalisyon kuruluyor

04/06/2004 RADIKAL

LEFKOŞA - KKTC'de 24 Nisan referandumunun ardından, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın liderliğindeki koalisyon hükümetinden üç milletvekilinin istifasıyla gündeme gelen hükümet krizi aşılıyor. Başbakan Talat, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) ile yeni bir hükümette birlikte hareket edeceklerini açıkladı. Böylece adada erken seçim yapılmadan üçlü bir koalisyon kurulması için ilk adım atılmış oldu. Başbakan Talat, dün CTP lideri Mustafa Akıncı ile bir araya geldi. Görüşmede iki lider, 'çözüm vizyonuna sahip yeni bir hükümet kurma yönünde birlikte çalışma' kararı aldı, ancak kesin bir takvim ortaya koymadı. Talat, "Azınlığa düşmüş bir hükümetin başbakanı olarak harekete geçmem lazımdı" diyerek, yeniden meclis çoğunluğuna sahip olunması için bu formüle başvurulduğunu belirtti. BDH lideri Mustafa Akıncı da, Talat ile anlaşmaya vardıklarını, koalisyonun
diğer ortağı Demokrat Parti lideri Serdar Denktaş'la da görüşeceğini ifade ederek, "Fazla vakit geçirmeden yeni hükümeti kurarız" diye konuştu. Üçlü koalisyon kesinleşirse, CTP'nin 18, DP'nin 5 üyesine, BDH'nin 4 üyesinin eklenmesiyle hükümet mecliste 27 sandalyeye sahip olacak. (Dış Haberler)

Plan görücüye çıktı

Annan'ın Kıbrıs raporu, Ankara ile Talat'ı memnun etti, Papadopulos ile Denktaş'ı kızdırdı. Denktaş, KKTC'nin tanınmasına set çekilmesini eleştirdi

04/06/2004 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA/ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 'tanınmaya ya da bölünmeye yardımcı olmak amacıyla değil' şerhi düşerek kuzeye 'gereksiz' tecridin kaldırılması konusunda güçlü bir çağrıda bulunduğu Kıbrıs raporu dün Güvenlik Konseyi'nde tartışmaya açıldı. Ankara ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat raporu memnuniyetle karşılarken, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum lideri Tasos Papadopulos sert eleştiriler yöneltti.
Annan raporunu 'İlk kez çözümsüzlüğün tarafı olmadığımız BM raporuyla tescillendi. Kıbrıs'la ilgili fotoğraf doğru çekildi' diye değerlendiren Ankara, diplomasi atağını hızlandırıyor. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) cephesinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Suudi Arabistan ziyaretinin ardından, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener bugün Mali, Senegal ve Nijerya'yı kapsayan Afrika turuna çıktı. Başbakan Erdoğan'ın gelecek günlerde AB nezdinde ikili çalışmaları yoğunlaştırmasına dönük hazırlıklar yapılıyor.

'Cemaat diye görüyorlar'
Denktaş ise, futbol maçı benzetmesi yaparak, "Centilmence oynadık diye alkış tuttular ama haksız düdükle maçı kazanan Rumlar" diye konuştu. Rapordaki, 'Referandumda evet diyen Kıbrıs Türkü tanınma istemiyor' görüşünü de hatırlatan Denktaş, Kıbrıs'ın Rumlar lehine halli için zemin hazırlandığı uyarısı yaptı: "Karşı taraf istediğini almıştır. Neydi istediği? 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak yola devam etsin, KKTC tanınmasın, Kıbrıs Türklerinin egemenliği kabul edilmesin... Referandumun karşılığında Kıbrıs'ın, 'meşru Kıbrıs hükümeti' sahte adıyla Rumlara ait bir ülkeymiş gibi kabul edildiği ve bize 40 yıllık haksız ceza artık kaldırılsın diye cemaat gözüyle bakıldığı meydana çıkmıştır."

Talat'tan yanıt
Raporu olumlu diye niteleyen Talat ise, Denktaş'ın sözlerine yanıt vermekte gecikmedi. "Bugüne kadar hiç maç kazanmadık, bugün kazandık, Cumhurbaşkanı 'Kaybettik' diyor, işte vizyon farkı budur" diyen Talat, "Demek ki farklı yerlerde oynuyoruz. Kıbrıs Türkü 40 yıldır ilk kez destek aldı" dedi.
Papadopulos, dün Annan'la görüşmesi ardından, "Birçok noktasına katılmıyorum, hayal kırıklığına uğradım" dedi. Rum lider, "Rumlar planı reddederek çözümü reddetti ifadesi temelsizdir" diye konuştu.
Avrupa Komisyonu sözcüsü Jean-Christophe Filori ise, "Rapor vardığımız tüm sonuçlarla uyum içinde" dedi. Yunan Dışişleri Sözcüsü Yorgos Kumuçakos ise, bazı noktaların tarafların görüşleriyle uyuşmadığını söyledi.

Levent'ten Rumlara dava

04/06/2004 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC'nin muhalif gazeteci-yazarı Şener Levent, Rum kesiminde 13 Haziran'da yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçiminde adaylığı reddedilince, Rum Anayasa Mahkemesi'ne 'Kıbrıs Cumhuriyeti' aleyhine dava açtı. 'Seçmen kütüğüne' kayıtlı olmadığı gerekçesiyle adaylığı reddedilen Levent, 'Kıbrıs Anayasası'nın seçmen kütüğüne kayıtlı olmamayı adaylığa engel saymadığını belirtti. 2000'de Rum cumhurbaşkanlığına aday olduğunda böyle bir sorunla karşılaşmadığını söyleyen Levent, kendisine gönderilen ret yazısının Rumca olmasını kınadı. Ayrıca AP seçim yasasının güneyde resmi dil olan Türkçeyle basılmamasını eleştirdi. Levent'e göre seçmen formunu dolduran 503 Türk'ten 300'ü güneyde oturuyor.

Annan raporu yayınlandı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs konusundaki kapsamlı raporu resmen yayınlandı.

AA’nın haberine göre BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan ve yayınlanmadan önce HALKIN SESİ tarafından Salı günü okuyucularına sunduğu rapor ekleriyle birlikte 26 sayfadan oluşuyor.

BM Genel Sekreteri Annan raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik tecridin kaldırılması çağrısında bulunurken, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’u da sert şekilde eleştiriyor.

AB KOMİSYONU’NDAN ANNAN RAPORUNA DESTEK

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs raporunu sunmadan önce HALKIN SESİ’nin yayınlarına göre değerlendirme yapan, AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in sözcüsü Jean-Christophe Filori, komisyonun raporu olumlu bulduğunu açıkladı.

Raporda varılan sonuçları komisyonun paylaştığını belirten Filori, “Rapor bizim vardığımız tüm sonuçlarla uyum içindedir” dedi.

BM Genel Sekreteri Annan’ın, raporunda, adanın birleştirilmesini öngören BM planına destek veren Türk tarafının ödüllendirilmesi için çağrı yaptığı, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesini istediği belirtiliyor. AB Komisyonu’nun da bu görüşü paylaştığı biliniyor. Komisyonun, gelecek haftalarda bu amaçla alınacak önlem önerilerini duyurması bekleniyor.

PAPADOPULOS: RAPORU BENDE HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs'ta çözüm yolunda yeni bir girişimde bulunmak için zamana ihtiyaç bulunduğunu belirterek,

yaşananların etkilerini her iki tarafın da değerlendirmesi gerektiğini

söyledi.

Annan'ın resmen yayınlanan raporunun tarihsel süreç ve değerlendirmeler açısından hatalarla dolu olduğunu savunan Papadopulos, raporun birçok noktasına katılmadığını ve hayal kırıklığına uğradığını kaydetti.

Rum lider, raporda kendisine yöneltilen ''Annan Planı'nı Rum kesimine yanlış anlattığı'' yönündeki suçlamaları reddederek, ''Ben kimseyi aldatmadım, Rum halkı iyi eğitimli ve politikayla çok yakından ilgilenen bir toplum. Ayrıca medyada herkes kendi fikirlerini anlattı.

Halk kendi kararını verdi. Raporda belirtildiği gibi herkes saygı duymalı'' dedi.

Rum tarafının referandumda Ada'da çözümü değil, Annan Planı'nın bu

versiyonunu reddettiğini savunan Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın süreç boyunca yapıcı davranmadığını ve Denktaş'ın Kıbrıs'ta iki ayrı egemen devlet görüşünü tekrarladığını iddia etti.

Rum lider, bu konuda Denktaş'tan ziyade karar mekanizmasının Ankara olduğunu ileri sürerek, Rum tarafının iki bölgeli, iki toplumlu bir federal çözümü en iyi ''ikinci'' çözüm olarak desteklediğini kaydetti.

HALKIN SESI 04/06/04

Yeni hükümete doğru

Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG) ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), en erken zamanda Cumhuriyet Meclisi’nden yeni bir hükümet çıkarma yönünde birlikte çalışma konusunda anlaştı.       

Kıbrıs Türk halkını izolasyonlardan kurtaracak ve çözüm vizyonuna sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmayı hedefleyen bu çalışmanın en kısa sürede sonuçlandırılmasında hem fikir olduklarını belirten iki parti, ancak bu konuda ortaya kesin bir tarih koymadı.

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı başkanlığındaki bir heyet, bugün CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyetle bir araya gelerek, CTP/BG-DP Koalisyon  Hükümeti’nin Cumhuriyet Meclisi’ndeki sandalye sayısının 23’e düşmesinin ardından ortaya çıkan hükümet sorununu görüştü.

CTP Genel Merkezi’nde saat 14.00’te gerçekleşen ve yaklaşık 1.5 saat süren görüşmede, CTP/BG’den milletvekilleri Kadri Fellahoğlu ile Doğan Şahali, BDH’dan ise Tahsin Mertekçi, Halil Sadrazam ve Mehmet Çakıcı hazır bulundu.

İki partinin yeni hükümet oluşumuna ilişkin ortak çalışma başlatacakları yönündeki kararıyla ilgili olarak ilk sözü alan CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Talat, Cumhuriyet Meclisi’ndeki milletvekillerinin çoğunun desteğine sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmak için BDH ile işbirliği yapma konusunda anlaştıklarını söyledi.

CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Talat, “Meclis’in çoğunluğunun desteğine sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmak için iki parti olarak işbirliği yapma kararındayız. O sonuca vardık. Önümüzdeki günlerde daha başka temaslarımız da olacak ve bu temaslar çerçevesinde CTP ve BDH’nın işbirliği içerisinde hükümet sorununu aşmak için hükümet formülü üzerinde çalışma kararını vermiş bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

BDH Genel Başkanı Akıncı ise, iki partinin vardığı sonucun, halkın beklentilerine uygun bir sonuç olduğunu belirtti.

TALAT’IN CUMHURBAŞKANI’NIN RAPORU DEĞERLENDİRMESİNE YORUMU

Başbakan Talat, bu arada Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Annan’ın raporuna yaptığı değerlendirmeyi de yorumlayarak, “Sayın Cumhurbaşkanı, çok marazi bir yorum yaptı ve raporun, ‘ölüm’ demek olduğunu vs., işte buna benzer şeyler söyledi. Bunu, tamamen gerçek dışı bir yorum olarak, gerçeklerle bağdaşmayan bir yorum olarak görüyorum” dedi.

Annan’ın raporunun, Kıbrıs Türkünün 40 yılda elde ettiği ilk olumlu rapor olduğunu da söyleyen Başbakan Talat, “Çünkü, Kıbrıs Türkü, bunca yıldır ilk ve kesin olarak olumlu tutumunu ortaya koymuş ve kanıtlamıştır. Dolayısıyla ona uygun bir rapor ortaya çıkmıştır. Bu raporun gereklerini yerine getirebilmek için meclis çoğunluğuna sahip ve vizyonu da izolasyonlardan kurtarma olan sağlam bir hükümete ihtiyacımız vardır. Bu bağlamda çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız ve kısa zamanda bu süreci aşmaya ve bitirmeye çalışacağız. Ama, bir son tarih koymadık. Teknoloji çok ilerlediği için telefonla haberleşme de mümkündür. En kısa zamanda yeniden bir araya gelip adım atacağız.”

AKINCI: ALTINCI AYA GİRDİK AMA BÜTÇE HENÜZ GEÇMEDİ

Talat’tan sonra söz alarak aynı soruyu yanıtlayan ve yeni hükümetin en erken zamanda kurulması konusunda hem fikir olduklarını söyleyen BDH Genel Başkanı Akıncı, hükümetin erken oluşturulmasının bütçe açısından da büyük önem taşıdığına değindi ve bu konuda şöyle dedi:

“Hükümetin hızlı bir şekilde oluşturulması bir başka açıdan da gereklidir. Altıncı aya girdik ama bütçe henüz geçmedi, meclise sunulamadı. Önce Kıbrıs sorununa ilişkin süreçten dolayı ele alınamayan bütçe, hükümetin içine girdiği durum dolayısıyla bir o kadar daha gecikmiştir. Buna halkın da tahammülü yok. Bütçesiz bir durumdadır şu anda Kıbrıs Türk halkı...

Bunun dışında söylemek istediğim bir konu daha var, o da vizyonumuzla ilgilidir. Bu hükümet,  Kıbrıs Türk halkının %65’nin iradesinin, vizyonunun yansıyacağı bir hükümet olacaktır mutlaka. Elbette izolasyonlara karşı mücadeleyi şimdi çok daha güçlü bir zeminde yürütme şansı doğmuştur. Sayın Talat’ın söylediği gibi, 40 yılda ilk defa Kıbrıs Türkünü eleştirmeyen ve tam tersine öven bir rapor çıkmıştır. Bundan yüksünmeye gerek yoktur. Bundan herkesin memnuniyet duyması lazım.”

 “DP DIŞINDA BİR OLUŞUM MU...?”

Akıncı’nın bu sözleri üzerine bir gazetecinin yönelttiği “Bu, DP dışında bir formül müdür?” şeklindeki sorusunu yanıtlayan CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, “İsterseniz onu bırakın, kimin içinde, kimin dışında olduğunu bir kenara bırakın. Biz, hiçbir partiyi dışlamadık, biz iki parti olarak vizyonumuzu koyduk. Onun için daha fazla zorlamayın, biraz daha çalışalım müsaade ederseniz...” dedi.

HALKIN SESI 04/06/04

Denktaş: Raporla Rumlar kazandı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs’la ilgili raporuyla ilgili olarak, “üzüntülü, kırgun ve öfkeliyiz” dedi. Futbol maçı benzetmesi yaparak, “biz centilmence oynadık ama maçı haksız düdükle Rumlar kazandı” diyen Denktaş, Türkiye’yi 1960 anlaşmalarından kaynaklanan haklarına sahip çıkmaya ve karara karşı durmaya çağırdı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs raporuna ilişkin yeni bir değerlendirmede daha bulundu.

Denktaş, hafta sonu Mağusa’da düzenlenen “Kadaklizmo” panayırıyla ilgili görüşlerini de açıkladı.

BM Genel Sekreteri Annan’ın Kıbrıs’la ilgili raporuyla ilgili olarak, “üzüntülü, kırgın ve öfkeliyiz” diyen Denktaş, Rumlar’a meşru hükümet statüsünün bir kez daha verildiğini söyledi. Denktaş, futbol maçı benzetmesi yaparak, “Centilmence oynadık diye bize alkış tuttular ama haksız düdükle maçı kazanan Rumlar” dedi.

Raporda yer alan “referandumda evet diyen Kıbrıs Türkü tanınma istemiyor, tanınamazlar” şeklindeki ifadelerin Kıbrıs sorununun Rumlar leyhine çözümlenmesi için gerekli zemini hazırladığını söyleyen Denktaş, “Dünya bu adada ikinci bir halkın olduğunu yine unuttu. Referandumu bize yaptırdıktan sonra yine unuttular ve Rum’dan yana ağırlıklarını koydular” dedi.

“ALKIŞLAR GÖZLERİ KARARTIYOR”

Başta Türkiye olmak üzere bu karara karşı direnmek gerektiğini de söyleyen Denktaş, özetle şunları kaydetti:

“Ama bakıyorum alkışlar gözleri karartıyor galiba...Memnuniyet belirtiliyor... Ben artık kime ne söyleyeceğimi bilmez hale geldim. Kıbrıs, Kıbrıs  Türkleri’nin altından alınmaktadır. Alınması için gereken herşey yapılıyor, bize de hediyeler vaad ediliyor. Bu hediyelere kanarak biz evet demiş bulunduk, pazarlık kozumuzu değerlendirmedik. Rum pazarlık kozunu elinde tutuyor ve şimdi Rum’u Kıbrıs hükümeti olarak masaya getirmek için zemin hazırlanıyor. Bizim buna evet demeyeceğimizi anlatamadık. Bu yolda gidersek şehitlerimize, 50 yıllık mücadeleye yazık olacak ve Türkiye hiçbirşey kazanmayacak.”

Türkiye’nin 1960 anlaşmasından kaynaklanan haklarına gereğince sahip çıkmadığını söyleyen Denktaş, “İşler bir karmaşa içinde gidiyor. Sonu ne olur ben bilmem, ama böyle giderse iyi olmaz. Yeni bir değerlendirme yapılmazsa bu iş başını aldı gider ve Girit gibi arkadan bakarsınız. Ama Girit biraz uzakta, burada dağları görüp devamlı ah vah edeceksiniz, hepimiz edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“HİÇBİR KIBRIS TÜRKܒNÜN YÜZÜNÜN GÜLECEĞİ GÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs raporuyla ilgili olarak “Bugün hiçbir Kıbrıs Türkü’nün yüzünün güleceği gün değil. Oturup derin derin düşünmesi gereken bir gündür bugün. Tanınma, villalar, barış ve dünyayla kucaklaşma vaadiyle kandırılan bir halkın bu duruma düşürülmüş olması çok acıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, çarenin egemenliğe kuvvet ve ısrarla sahip çıkmak olduğunu kaydederek, aksi halde çok şey kaybedileceğini ve çok pişman olunacağını söyledi.

Denktaş, gazetelerde okuduğu kadarıyla ve New York’tan aldıkları bilgiler ışığında konuşabileceğini, tümünü okuduktan sonra daha detaylı bir açıklama yapacağını ifade etti.

“MAÇI KAYBETTİK”

Cumhurbaşkanı Denktaş, gelişmeleri bir futbol maçına benzeterek, şöyle konuştu:

“Maçı kaybettik, karşı taraf istediğini almıştır. Neydi istediği? Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yola devam etsin, KKTC tanınmasın, Kıbrıs Türklerinin egemenliği kabul edilmesin, referandumlara rağmen –ki referandum iki halkın varlığını, eşit egemenliğini ve self determinasyon hakkını vurgulayan bir olguydu- maçı centilmence oynadık, kalemizi korumadık, Rum’un sahasında güleryüzle paslaşmayla yetindik, skor ne olacak diye umurumuzda değil diye alkış aldık, taktir topladık, ama bunun karşılığında Kıbrıs’ın meşru Kıbrıs hükümeti sahte adı altında Rumlara ait bir ülkeymiş gibi kabul edildiğini ve bize bu ülkenin içinde 40 yıllık haksız ceza artık kaldırılsın diye bir cemaat gözüyle bakıldığı meydana çıkmıştır.”

“40 YILDIR RUMLARIN YAPTIĞI BU”

Denktaş, Annan’ın “Kıbrıs Rumları sadece planı reddetmiş değillerdir, Türklerle paylaşmayı, uzlaşmayı reddetmişlerdir” bulgusuna işaret ederek, “40 yıldır Rumların yaptığı bu. Ama 40 yıldır Rumlara bunu yapma hakkını veren Güvenlik Konseyi’nin haksız ve tek yanlı kararlarıdır” dedi.

“Bütün görüşmelerde yaptığımız müdafaayı, Kıbrıs Rumu’nu meşru hükümet olarak kabul etmiyoruz diye kabul etmeyenler Rum’dan ne hakla bizimle eşit koşullarda yetki paylaşımını bekliyorlardı?” diye soran Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların pazarlık gücünü elinde tutarak oyununu oynadığını

HALKIN SESI 04/06/04

Rapor değişiklik yapılamasın diye sızdırıldı!

Güney’de yayınlanan Simerini gazetesinin haberine göre Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu; Annan’ın, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesinin, KKTC’nin tanınmasına izin vermeyen 541 ve 550 sayılı kararlarla çatışmadığına ilişkin saptamasını, hatalı bir mantık zemini olarak niteledi.

Gazeteye göre Yakovu, Türkiye’nin ve KKTC’nin Güvenlik Konseyi’nin ilgili maddelerine hiçbir zaman uymadıklarını söyledi ve şöyle devam etti: “Dolayısıyla, bu şartlar altında ve Annan’ın önerisiyle, Kıbrıslı Türklerin dış dünya ile alış veriş yapmalarında, sahte devletin yükseltilmesi tehlikesi vardır. Bu nedenle BM kararlarına terstir.”

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne yönelik Kıbrıs raporunun tam olarak ne içerdiğini görmek için raporun resmi metnini beklediğini söyleyen Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un Genel Sekreter Kofi Annan’la gerçekleşecek görüşmesinin olumlu perspektiflerinin notralize edilmesi amacıyla, Annan raporunun HALKIN SESİ’ne maksatlı olarak sızdırıldığını iddia etti. Yakovu “Annan raporu; üzerinde değişiklik yapılmasına imkan vermemek için sızdırıldı” dedi.

Annan raporunun, HALKIN SESİ’nin yayımladığından çok daha kötü olduğunu söyleyen Rum bakan, raporda pekçok olumsuz nokta bulunmakla birlikte, Annan’ın tek başına olmadığını, Güvenlik Konseyi daimi üyeleri de bulunduğunu söyledi. Annan’ın raporunu sunduktan sonra Güvenlik Konseyi’nin bir karar benimsemesini talep edeceğini yazan gazete, ancak buna Rusya başta olmak üzere diğer bazı ülkelerin de temkinli yaklaştığını yazdı.

HALKIN SESI 04/06/04

Rapor, plan gibi gerçekçi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki kapsamlı raporu dün resmen yayınlandı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan ve yayınlanmadan önce Güvenlik Konseyi'ne üye ülkelerin bilgisine getirilen rapor, ekleriyle birlikte 26 sayfadan oluşuyor.

BM Genel Sekreteri Annan raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik tecridin kaldırılması çağrısında bulunurken, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'u eleştiriyor.

Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunu olumlu bulduğunu,

belirterek, "Rapor açılım yapmamıza imkan veren, uluslararası topluluğa izolasyonların kaldırılması yönünde çağrı yapılan bir rapordur" dedi.

Başbakan Talat, yaptığı açıklamada, raporun, Kıbrıs sorununun çözülmemesi halinde 3-5 yıl için Kıbrıs konusunda belirleyici olacağını, Kıbrıs sorunu çözülürse de rapor çerçevesinde çözüleceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, raporla ilgili yorumunda, "Maçı kaybettik" ifadesini kullandığının anımsatılması üzerine Başbakan Talat, "Bugüne kadar hiç maç kazanmadık, bugün bir maç kazandık, Cumhurbaşkanı 'kaybettik' diyor, işte vizyon farkı budur" diye konuştu.

"Demek ki farklı yerlerde oynuyoruz' diyen Talat, "Kıbrıs Türkü'nün 40 yıldır ilk kez destek aldığını" belirtti.

Annan'ın raporu ile Kıbrıs Türkünün izolasyon ve baskı altında tutulması mantığının ortadan kalktığına işaret eden Başbakan Talat, Rumların, sorunun çözümüne yanaşmaması halinde Kıbrıs Türkü'nün sonsuza kadar bekleyeceğinin beklenmemesi gerektiğini vurguladı.

Başbakan Talat, rapor çerçevesinde yeni bir politika belirlemeleri gerektiğini de kaydetti.

"Kıbrıslı Türkler, ilk kez bir BM genel

sekreteri raporunda çok olumlu anılıyor"

Başbakan Talat, Almanya'nın Köln kentinden yayın yapan Deutsche Welle (DW) Türkçe Servisi'ne yaptığı açıklamada da, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın KKTC'ye yönelik ambargoların kaldırılmasını istediği raporunu olumlu karşıladığını belirterek, AB'den de ambargoların ve kısıtlamaların kaldırılması için hızlı harekete geçmesini istedi.

Talat, şunları söyledi:

"Rapor resmi olarak henüz bana ulaşmadı. Ancak basına yansıyan metinlere göre yapacağım yorum, raporun aynen plan gibi dengeli bir rapor olduğudur. Bizim gayretlerimizi, olumlu yaklaşımımızı takdir eden, Rum tarafının ise olumsuz tutumunu ifade eden son derece doğru ve gerçekçi bir rapordur.

Gerçi ben bir Kıbrıs Türkü olarak, genel sekreterin daha kesin ifadelerle bizim için birtakım talepleri dünya ülkelerinden istemesini elbette arzuluyordum. Ancak doğruyu söylemek gerekirse bu bir denge meselesidir ve genel sekreter hâlâ misyonunu sürdürmekle yükümlüdür.

Bu nedenle diplomatik bir yaklaşım ortaya koymuştur. Kıbrıslı Türkler, ilk kez bir BM genel sekreteri raporunda çok olumlu anılmakta. Bu, çok önemli ve olumlu bir adımdır."

"Rumların yaması değiliz"

KKTC'ye yönelik tüm izolasyonun kaldırılmasını talep eden Talat, "Bizim çok yönlü taleplerimiz var. Uluslararası alanda dışlanmamız sadece ekonomik değil, siyasi, kültürel ve sportif alanda söz konusu. Biz tüm bu dışlama unsurlarının kaldırılmasını talep ediyoruz" diye konuştu..

Talat, şunları kaydetti:

"Biz Rum yönetimine bağlı bir toplum değiliz. Bizim kendi kendini yöneten bir devletimiz var, kurumlarımız var. Dolayısıyla biz Rumların bir eki, Rumların bir yaması değiliz. Biz, kendi kendini yöneten bir halkız ve bunun tescil edilmesini istiyoruz.

Bizimle yapılacak işleri uluslararası toplumun bizimle yapmasını istiyoruz. Bu siyasi anlamdaki dışlamadan kurtulma. Ekonomik anlamdaki dışlanma ise çok yönlü. Serbest ticaret istiyoruz, limanlarımızın yasak olmamasını istiyoruz, en önemlisi Kıbrıs'a uluslararası uçuşlarda doğrudan seferler yapılmasını istiyoruz. Tüm bunları düşündüğümüzde, dışlanmadan kurtulmak şu an için ara hedefimizdir. Kıbrıslı Türkler olarak çözüm yolumuzu kaybetmeden hedeflerimizi elde etmeye çalışacağız."

"AB ile ilişkilerimizin daha da

İyileşmesini istiyoruz"

AB'nin tavrında bir değişiklik bekleyip beklemediğine ilişkin soru üzerine de Talat, şöyle konuştu:

"Bekliyorum. AB oldukça yavaş hareket eden bir bürokrasiye sahip,dolayısıyla çok hızlı kararlar alamıyor. BM genel sekreterinin tavsiyesi üzerine daha hızlı bir şekilde kararlar alıp, bizim dışlanmamızın kaldırılması için çaba harcamasını bekliyorum. Zaten AB,bizim açımızdan en önemli uluslararası kuruluş. Çünkü hem bize yakın, hem de Kıbrıslı Türklerin ısrarla üye olmak istediği bir kuruluş. Bu bakımdan AB bizim için belki diğer tüm ülkelerden daha önemli. Bu nedenle AB'nin alacağı tavır da bizim için hayati önem taşıyor. AB ile ilişkilerimizin daha da iyileşmesini istiyoruz."

Başbakan Talat, Almanya'dan beklentileriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

"Bize karşı sempati Almanya'da da yükseldi. Bunu, Kıbrıs'taki Alman Büyükelçiliği ekibinde görüyoruz. Aynı şekilde, Alman basınında da ciddi şekilde bize ilginin arttığını ve Rum tarafına eleştiriler yöneltildiğini görüyoruz.

Almanya, özellikle son birkaç yılda Kıbrıs sorununa ağırlık vermiş ve hükümet olarak meselenin ne olduğunu anlamaya başlamış bir ülkeydi.

Almanya'dan gelecek bir davetle bizim mekanizmalarımızın temsilcilerinin Almanya'da temaslarda bulunması gibi iki tarafın ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oluşturacak girişimler bekliyoruz. Bunu, önümüzdeki günlerde göreceğiz."

AB Komisyonu'ndan Annan raporuna destek

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözcüsü Jean-Christopher Filori, komisyonun raporu olumlu bulduğunu açıkladı.

Raporda varılan sonuçları komisyonun paylaştığını belirten Filori, "Rapor bizim vardığımız tüm sonuçlarla uyum içindedir" dedi.

BM Genel Sekreteri Annan'ın, raporunda, adanın birleştirilmesini öngören BM planına destek veren Türk tarafının ödüllendirilmesi için çağrı yapmasını, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesini istemesini AB Komisyonu'nun da paylaştığı; komisyonun, gelecek haftalarda bu amaçla alınacak önlem önerilerini duyurmasının beklendiği bildirildi.

ABD'den de rapora tam destek geldi

ABD, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği raporunu memnuniyetle karşıladığını, Annan'ın Kıbrıslı Türkler üzerindeki uluslararası kısıtlamaların kaldırılması çağrısına da tam destek verdiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi A.A muhabirine yaptığı açıklamada, "Genel Sekreter Annan'ın Kıbrıs'taki iyi niyet misyonu üzerine BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporu memnuniyetle karşılıyoruz. Gerçeklere dayanan bu tarafsız raporun sonuç değerlendirmelerini ve tavsiyelerini destekliyoruz. Bu raporun BM Güvenlik Konseyi'nde görüşülmesini bekliyoruz" dedi.

Annan, raporunda KKTC'deki referandumda "evet" oyu çıkmasının ardından Kıbrıslı Türklere uygulanan yaptırımların hiçbir temeli kalmadığını vurgulayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin "bu gereksiz kısıtlama ve engellerin kaldırılması yönünde adım atmasını umduğunu" belirtmişti.

Annan'ın Kıbrıs'taki barış gücü UNFICYP'nin durumu üzerine yayınladığı son raporu da desteklediklerini belirten yetkili, "Genel sekreterin Kıbrıs'taki uluslararası güç konusundaki raporunu ve üç ay içinde bu gücün gelecekteki boyutu, yetkisi ve harekat tarzı konusunda tavsiyelerde bulunma niyetini de memnuniyetle karşılıyoruz. Bu konunun da gelecek hafta Güvenlik Konseyi'nin gayri resmi oturumunda ele alınmasını bekliyoruz" diye konuştu.

KIBRIS 04/06/04

Üçlü koalisyona doğru

Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG) ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), en erken zamanda Cumhuriyet Meclisi'nden yeni bir hükümet çıkarma yönünde birlikte çalışma konusunda anlaştı.

Kıbrıs Türk halkını izolasyonlardan kurtaracak ve çözüm vizyonuna sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmayı hedefleyen bu çalışmanın en kısa sürede sonuçlandırılmasında hem fikir olduklarını belirten iki parti, ancak bu konuda ortaya kesin bir tarih koymadı.

İki partinin genel başkanları Mehmet Ali Talat ile Mustafa Akıncı dünkü görüşmelerinden sonra basına yaptıkları açıklamada, aldıkları karar çerçevesinde diğer siyasi partilerin görüşlerine de başvuracaklarını ve ardından yeniden bir araya gelerek, durum değerlendirmesinde bulunacaklarını bildirdi.

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı başkanlığındaki bir heyet, dün CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyetle bir araya gelerek, CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye sayısının 23'e düşmesinin ardından ortaya çıkan hükümet sorununu görüştü.

CTP Genel Merkezi'nde saat 14.00'te gerçekleşen ve yaklaşık 1.5 saat süren görüşmede, CTP/BG'den milletvekilleri Kadri Fellahoğlu ile Doğan Şahali, BDH'dan ise Tahsin Mertekçi, Halil Sadrazam ve Mehmet Çakıcı hazır bulundu.

Basının büyük ilgi gösterdiği görüşme sonrasında iki parti başkanı, CTP Genel Merkezi'nin bahçesinde ortak basın toplantısı düzenledi.

İki partinin yeni hükümet oluşumuna ilişkin ortak çalışma başlatacakları yönündeki kararıyla ilgili olarak ilk sözü alan CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Talat, Cumhuriyet Meclisi'ndeki milletvekillerinin çoğunun desteğine sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmak için BDH ile işbirliği yapma konusunda anlaştıklarını söyledi.

CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Talat, "Meclisin çoğunluğunun desteğine sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmak için iki parti olarak işbirliği yapma kararındayız. O sonuca vardık. Önümüzdeki günlerde daha başka temaslarımız da olacak ve bu temaslar çerçevesinde CTP ve BDH'nın işbirliği içerisinde hükümet sorununu aşmak için hükümet formülü üzerinde çalışma kararını vermiş bulunuyoruz" şeklinde konuştu.

BDH Genel Başkanı Akıncı ise, iki partinin vardığı sonucun, halkın beklentilerine uygun bir sonuç olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Sayın başbakanın söylediklerini ben de teyit ediyorum. Vardığımız sonuç, bizi ileriye taşıyacak bir sonuçtur. Halkımızın beklentilerine uygun bir sonuçtur. Çünkü bir an önce bu hükümet meselesini çözmek ve ileriye bakmak durumuyla karşı karşıyayız. Bunu ne kadar kısa sürede yaparsak, bizi bekleyen sorunlara karşı da o kadar hızlı şekilde çözümler üretebiliriz. Bugün için önemli olan konu, CTP ile BDH'nın oluşacak bir hükümet için birlikte hareket etme kararlılığıdır, işbirliği kararlılığıdır. Bu kararlılık, ben eminim ki çok uzun bir süre almadan bizi olumlu bir sonuca ulaştıracaktır."

Talat: Bizim çok acelemiz var, çünkü dünya bizi bekliyor

Basın toplantısında soruları da yanıtlayan iki parti lideri, "Üzerinde anlaştığınız ortak çalışma için bir son tarih belirlediniz mi?" şeklindeki soru üzerine, "hayır" yanıtını verirlerken, Talat, bu konuda şöyle konuştu:

"Bizim çok acelemiz var. Çünkü dünya bizi bekliyor, Kıbrıs Türkünü bekliyor. Birleşmiş Milletler genel sekreterinin raporu çok çok önemli tespitlerde bulunuyor. (genel sekreter, raporunda) Kıbrıs Türkü'nün üzerindeki izolasyonun artık mantığının kalmadığını söylüyor. Bu çok önemli ve tarihi bir tespittir. Dolayısıyla (genel sekreter), izolasyonun kaldırılması için ülkelere de çağrıda bulunuyor. Bu çağrının gereği olarak çok güçlü bir şekilde dünyaya açılmamız gerekiyor. Bu bakımdan hem hükümet oluşumu için çalışırken, bunu da yürüteceğiz ama, ne kadar erken zamanda meclis çoğunluğuna sahip bir hükümete kavuşabilirsek, o zaman etkinliğimiz de o kadar fazla olacak. BM genel sekreterinin Kıbrıs Türkü için olumlu raporunu, fiilen hayata geçirebilecek olumlu adımları atmanın başka bir yolunu görmüyorum."

Talat'ın Cumhurbaşkanı'nın raporu değerlendirmesine yorumu

Başbakan Talat, bu arada Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan'ın raporuna yaptığı değerlendirmeyi de yorumlayarak, "Sayın Cumhurbaşkanı, çok marazi bir yorum yaptı ve raporun, 'ölüm' demek olduğunu vs., işte buna benzer şeyler söyledi. Bunu, tamamen gerçek dışı bir yorum olarak, gerçeklerle bağdaşmayan bir yorum olarak görüyorum" dedi.

Annan'ın raporunun, Kıbrıs Türkü'nün 40 yılda elde ettiği ilk olumlu rapor olduğunu da söyleyen Başbakan Talat, "Çünkü, Kıbrıs Türkü, bunca yıldır ilk ve kesin olarak olumlu tutumunu ortaya koymuş ve kanıtlamıştır. Dolayısıyla ona uygun bir rapor ortaya çıkmıştır. Bu raporun gereklerini yerine getirebilmek için meclis çoğunluğuna sahip ve vizyonu da izolasyonlardan kurtarma olan sağlam bir hükümete ihtiyacımız vardır. Bu bağlamda çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız ve kısa zamanda bu süreci aşmaya ve bitirmeye çalışacağız. Ama, bir son tarih koymadık. Teknoloji çok ilerlediği için telefonla haberleşme de mümkündür. En kısa zamanda yeniden bir araya gelip adım atacağız."

Başbakan, Brüksel ve Strasbourg'a gidiyor

CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Talat, bu arada önümüzdeki günlerde AB yetkilileriyle temaslarda bulunmak için Brüksel'e ve ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yetkilileriyle görüşmeler yapmak amacıyla Strasbourg'a gideceğini, ancak bu ziyaretlerinin ne zaman gerçekleşeceğinin henüz belli olmadığını bildirdi.

Akıncı: Altıncı aya girdik ama bütçe henüz geçmedi

Talat'tan sonra söz alarak aynı soruyu yanıtlayan ve yeni hükümetin en erken zamanda kurulması konusunda hem fikir olduklarını söyleyen BDH Genel Başkanı Akıncı, hükümetin erken oluşturulmasının bütçe açısından da büyük önem taşıdığına değindi ve bu konuda şöyle dedi:

"Hükümetin hızlı bir şekilde oluşturulması bir başka açıdan da gereklidir. Altıncı aya girdik ama bütçe henüz geçmedi, meclise sunulamadı. Önce Kıbrıs sorununa ilişkin süreçten dolayı ele alınamayan bütçe, hükümetin içine girdiği durum dolayısıyla bir o kadar daha gecikmiştir. Buna halkın da tahammülü yok. Bütçesiz bir durumdadır şu anda Kıbrıs Türk halkı...

Bunun dışında söylemek istediğim bir konu daha var, o da vizyonumuzla ilgilidir. Bu hükümet, Kıbrıs Türk halkının %65'nin iradesinin, vizyonunun yansıyacağı bir hükümet olacaktır mutlaka. Elbette izolasyonlara karşı mücadeleyi şimdi çok daha güçlü bir zeminde yürütme şansı doğmuştur. Sayın Talat'ın söylediği gibi, 40 yılda ilk defa Kıbrıs Türkü'nü eleştirmeyen ve tam tersine öven bir rapor çıkmıştır. Bundan yüksünmeye gerek yoktur. Bundan herkesin memnuniyet duyması lazım."

"İzolasyonların kaldırılması çözümün yerini tutamaz"

İzolasyonların kaldırılmasının önemli olduğunu, ancak çözümün yerini tutamayacağını da söyleyen Akıncı, "Kıbrıs Türk halkı için önemli olan çözümün kendisidir" dedi ve şöyle devam etti:

"İzolasyonları kaldırma çok önemli bir gelişme olsa da bir çözümün getireceklerinin yerini tutamaz. Her iki parti de bunu her zaman sık sık ifade ediyor.

"Halkımızın, üçte iki çoğunlukla onayladığı bir anayasa var..."

Dolayısıyla çözüm vizyonuyla hareket edecek olan bir hükümet modelidir söz konusu olan ve tabii ki halkımızın üçte iki çoğunlukla onayladığı bir anayasa var, onun içerdikleri var. O doğrultuda da, demokratikleşme ve sivilleşme hedefleriyle de çalışacak olan bir hükümet modelidir konuşmakta olduğumuz."

"DP dışında bir oluşum mu...?"

Akıncı'nın bu sözleri üzerine bir gazetecinin yönelttiği "Bu, DP dışında bir formül müdür?" şeklindeki sorusunu yanıtlayan CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, "İsterseniz onu bırakın, kimin içinde, kimin dışında olduğunu bir kenara bırakın. Biz, hiçbir partiyi dışlamadık, biz iki parti olarak vizyonumuzu koyduk. Onun için daha fazla zorlamayın, biraz daha çalışalım müsaade ederseniz..." dedi.

Başbakan Talat, aynı gazetecinin, "Yüzde 65'lik iradeyi yansıtacağınızı söylediniz. Bu ne anlama geliyor peki?" şeklindeki sorusuna karşılık da, "Tabii ki onu yansıtmaya çalışacağız" demekle yetindi.

KIBRIS 04/06/04

Kıbrıslı Türklere övgü, Rumlara ölçülü eleştiri

Annan'ın bugün Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs raporu, üye ülkelerin eline geçti. Raporda, Kıbrıslı Türklerin referandumdaki kararının takdirle karşılandığı, Kıbrıslı Türk liderliği ve Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönündeki isteklerine açık bir şekilde saygı gösterdiği bildirildi

Planın, adada iki tarafta yapılan referandumlarda Rum kesimince reddedildiğini, Türk tarafında ise kabul edildiğini, bu nedenle de yürürlüğe giremediğini belirttiği raporunda, "Bu sonuç, Kıbrıs sorununu çözmek için kaçırılmış bir fırsatı daha temsil etmektedir" diyen Annan, "Kıbrıslı Rumların kararına saygı gösterilmelidir. Bununla birlikte, bu karar önemli bir sektedir" ifadesini kullandı

 

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin, diğer ülkelere, Kıbrıslı Türklerin tecridine yol açan gereksiz kısıtlamaların kaldırılması için işbirliği yapmaları yönünde yol göstermesi gerektiğini belirtti.

Annan'ın bugün Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs raporu üye ülkelerin eline geçti. Raporda, Kıbrıslı Türklerin referandumdaki kararının takdirle karşılandığı, Kıbrıslı Türk liderliği ve Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönündeki isteklerine açık bir şekilde saygı gösterdiği bildirildi.

Planın, adada iki tarafta yapılan referandumlarda Rum kesimince reddedildiğini, Türk tarafında ise kabul edildiğini, bu nedenle de yürürlüğe giremediğini belirttiği raporunda, "Bu sonuç, Kıbrıs sorununu çözmek için kaçırılmış bir fırsatı daha temsil etmektedir" diyen Annan "Kıbrıslı Rumların kararına saygı gösterilmelidir. Bununla birlikte, bu karar önemli bir sektedir" ifadesini kullandı.

Annan'ın raporunda bugüne kadar gelinen süreç özetlenerek Kıbrıslı Türklere uygulanan kısıtlamalara değinildi.

Annan, raporunda bu kısıtlamalara ilişkin şu ifadeye yer verdi:

"Umarım Güvenlik Konseyi üyeleri, bütün ülkelere, gerek ikili düzeyde, gerek uluslararası örgütler yoluyla, Kıbrıslı Türklerin tecridine yol açan ve kalkınmalarına engel olan gereksiz kısıtlamalar ve engellerin kaldırılması için -tanınma ya da ayrılma amaçları için değil, yeniden birleşme amacına olumlu bir katkı olarak- işbirliği yapmaları yönünde güçlü bir şekilde yol gösterir."

Raporda Annan, tarafların 13 Şubat 2004 tarihinde, iyi niyet ilkesi çerçevesinde 1 Mayıs'tan önce kalıcı bir çözüm bulma amacıyla müzakere etmeyi kabul ettiklerini hatırlatarak, bu çerçevede üç aşamalı bir müzakere süreci üzerinde anlaşma sağlandığını bildirdi.

Müzakerelerin ilk aşamasının, taraflarca adada 19 Şubat-22 Mart arasında yapıldığını hatırlatan Annan, bu çabanın siyasi düzeyde önemli ilerleme sağlayamadığını kaydetti. Annan, bununla birlikte teknik düzeyde olumlu sonuçlar alındığına dikkat çekti.

Kofi Annan, müzakerelerin ikinci aşamasının İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında yapıldığını hatırlatarak, 29 Mart'ta sonuçlanan bu görüşmelerde, fırsatın kullanılamayarak, Annan Planı'nın son hali üzerinde anlaşma sağlanamadığını belirtti.

Raporda, müzakerelerin üçüncü ve son aşamasında, Annan'ın taraflarla görüşmelerinin ardından, 31 Mart'ta planının son halini referanduma götürülmek üzere sunduğu anımsatılarak, planın bu son halinde tarafların hassas oldukları konular arasında denge gözetildiği kaydedildi.

"Kaçırılmış bir fırsat daha"

Planın, adada iki tarafta yapılan referandumlarda Rum kesimince reddedildiği, Türk tarafında ise kabul edildiği, bu nedenle de yürürlüğe giremediği belirtildi. "Bu sonuç, Kıbrıs sorununu çözmek için kaçırılmış bir fırsatı daha temsil etmektedir" diyen Annan, son 4.5 yıllık çabaların korunması gereken bir anlaşma zemini oluşturduğunu, bununla birlikte bunun kalıcı bir çözümün yerini tutamayacağını bildirdi.

Annan, "Kıbrıslı Rumların kararına saygı gösterilmelidir. Bununla birlikte, bu karar önemli bir sektedir" ifadesini kullandı.

Annan, Kıbrıslı Rumların gelecek dönemde Kıbrıs sorununu iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönünde çözme isteklerini sürdürmeleri halinde, bunu "göstermeleri" gerektiğini de kaydetti. Kıbrıslı Rumların güvenlik ve planın uygulanmasına yönelik endişelerinin açık ve kesin bir şekilde telaffuz edilmesi gerektiğini kaydeden Annan, Güvenlik Konseyi'ne bu gibi endişelerin giderilmesine yönelik hazır olmasını tavsiye etti.

Kıbrıslı Türklerin referandumdaki kararının takdirle karşılandığı raporda, Kıbrıslı Türk liderliği ve Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönündeki isteklerine açık bir şekilde saygı gösterdiği bildirildi. Annan, Kıbrıslı Türklerin bu yöndeki oylarının onlar üzerinde baskı kurulması ve tecrit edilmesine yol açmaması gerektiği mesajını vererek, bu çerçevede Güvenlik Konseyi üyelerinin diğer ülkelere işbirliği için yol göstermesi gerektiğini kaydetti.

Annan'ın raporunda ayrıca, mevcut tıkanıklığın sürmesi durumunda iyi niyet misyonunun yeniden canlandırılması için zemin bulunmadığı belirtildi.

Raporun yayınlanması gecikebilir

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki kapsamlı raporunun yayımlanmasının gecikebileceği bildirildi.

A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, dün raporunu BM Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kofi Annan, resmi raporunu henüz yayınlamadı.

Diplomatik kaynaklar, raporda Rum yönetimini eleştiren unsurlar nedeniyle genel sekreterin Rum tarafını rencide etmemek amacıyla bugün Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yapacağı görüşmeyi bekleyebileceğini kaydediyorlar. Gecikmenin bundan kaynaklanmış olabileceği ifade ediliyor.

Konsey üyelerine henüz gayri resmi olarak dahi ulaşmadığı belirtilen raporun Kıbrıs'ta basına sızmış halinin de kısmen doğru olabileceği kaydediliyor.

Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, BM genel sekreterinin Kıbrıs raporuna ilişkin bir soru üzerine, Ankara'ya ulaşan bazı bilgiler olduğunu, ancak bu aşamada bu bilgileri açıkça paylaşma durumunda olmadığını söyledi.

Papadopulos'tan Kıbrıs raporuna tepki

Rum yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Annan'ın bugün Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporda, kendisine ve Rum halkına yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi.

Papadopulos, "Hiç kimse başkaları tarafından hazırlanan bir planı, demokratik şekilde egemenlik hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı eleştiremez" dedi.

ABD'nin Boston kentindeki Harvard Üniversitesi'nde bir konuşma yapan Rum lider, yabancıların Annan Planı'nı yegane çözüm formülü olarak görmelerine saygı duyduklarını, ama farklı düşünme hakları bulunduğunu söyledi. Papadopulos, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün insan haklarına, demokratik ilkelere ve temel özgürlüklere dayanması gerektiğini belirtti.

Tassos Papadopulos, müzakerelerle varılacak böyle bir çözümde işgale son verileceğini ve tüm yabancı askerlerin adadan çekileceğini savundu. Papadopulos, bugün New York'ta BM Genel Sektereri Kofi Annan'la görüşecek. Papadopulos'un BM'nin çözüm çabalarını yeniden başlatmasını istemesi bekleniyor.

 

De Soto: Papadopulos, Annan Planı'nın

sadece olumsuz taraflarına dikkati çekti

BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, referandumlar öncesi halka seslenişinde Annan Planı'nın sadece "olumsuz taraflarına" dikkat çektiğini söyledi.

Gayri resmi bir ziyaret için Yunanistan'da bulunan de Soto, Atina'da yayımlanan Katimerini gazetesine verdiği demeçte, Kıbrıs konusu ve Annan Planı'yla ilgili referandumun sonuçları hakkında değerlendirmede bulundu.

De Soto, "Kıbrıslı liderlerin halka Annan Planı hakkındaki gerçekleri tam olarak söyleyip söylemedikleri" sorusu üzerine, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın plana baştan beri karşı olduğunu belirterek, "Söyleyebileceğim şu ki, Sayın Papadopulos, 7 Nisan'da Rumlara seslenişinde plan hakkındaki olumsuz görüşlerine dikkati çekti, olumlu taraflara hiç değinmedi" dedi. De Soto, "Papadopulos'un Lüzern'e müzakereye mi, yoksa 'hayır' demeye mi gittiği" sorusuna karşılık, "Sayın Papadopulos'un hedeflerinin gerçekten ne olduğunu bilmiyorum. Neyi hedefliyor? Tabii insanları hedeflerinden dolayı yargılayamayız, özellikle de hedeflerinin ne olduğunu bilmiyorsak" diye konuştu.

Yunanistan ve Rum yönetiminin, "Rumların referandumdaki olumsuz yanıtı nedeniyle cezalandırılabileceği" izlenimi edinildiğinin, buna karşılık Kıbrıslı Türklere yönelik destekleyici bir dizi önlem alındığının hatırlatılması ve bunun KKTC'nin tanınmasının yolunu açıp açmadığının sorulması üzerine ise De Soto şunları söyledi:

"Bu izlenim yanlıştır. Kimse Kuzey Kıbrıs denilen devletin tanınmasını savunmuyor. Zaten Kıbrıslı Türkler, adanın birleşmesi lehinde oy kullandı. Rum tarafının kararına olduğu kadar, Türk tarafının da kararına saygı göstermek gerekiyor. Burada sorulması gereken soru, Kıbrıslı Türklerin cezalandırılmasına neden devam edileceğidir. Bu çerçevede Kıbrıslı Türklere yardım edilmeli, ancak

onlar devlet olarak tanınmamalıdır. Kıbrıslı Rumların cezalandırılması ise söz konusu değildir."

De Soto, "Kıbrıs'ta yeni bir çözüm inisiyatifinin söz konusu olmadığını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporun ayrıntılı ve adil olacağını" ifade etti.

Alvaro de Soto, "Kıbrıs'ta BM Barış Gücü'nün görevinin uzatılıp uzatılmayacağına" ilişkin soru üzerine de, "Genel sekreter, Kıbrıs'taki barış gücünün görevinin 6 ay daha uzatılmasına ilişkin bir rapor sunacak. Ancak bu konudaki nihai karar Güvenlik Konseyi'ne aittir" dedi.

KIBRIS 04/06/2004

Büyük öfke büyük tepki

HÜKÜMETİM ADINA GAZETECİLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM: Başbakan Mehmet Ali Talat, gazeteciler aleyhine getirilen davaların kendisinden habersiz açıldığını belirterek, sert tepki gösterdi. "Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler, basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Talat, "Dava açılan gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum" dedi. Talat, bu açıklamasıyla gazetecilerden özür dileyen ilk başbakan oluyor

SKANDAL VE YÜZKARASI: BDH Başkanı Mustafa Akıncı, gazetecilere dava açılmasını "skandal" ve "yüzkarası" olarak niteledi. Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı, yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı saygısızlık olduğunu belirtti

BASKININ HER ŞEKLİNE KARŞIYIZ: Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Ticaret Odası'nın, baskının her şekline karşı olduğuna dikkat çekerek, "Hele halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki istemine tercüman olan gazetecilerin hapislik cezası istemiyle Askeri Mahkeme'de yargılanmasını asla tasvip etmemektedir" dedi. Erel, ülkede yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini sağlamak, daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak için milletvekillerini göreve çağırdı

KÖHNE ZİHNİYET: KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, dün yaptığı açıklamada, "bilim ve aydınlanma çağında gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan köhne zihniyeti" kınadı. Kaptan, hükümet ve meclisi, düşünceyi suç sayan antidemokratik yasaları ivedilikle kaldırılmak için göreve çağırdı

KARŞILARINDA HALK VARDIR: DAÜ Birlik ve Dayanışma Sendikası: "Ülkemizde yapılan referandum sonrası gerekli mesajları almayan bazı çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini üzülerek görmekteyiz. Toplumumuzun çözüm ve AB mücadelesine karşı yürütülmeye çalışılan bu tür 'düşünceyi hapsetmeyi' amaçlayan girişimler karşılarında Kıbrıs Türk halkını bulacaklardır"

Çözüm ve AB mücadelesinde Kıbrıs Türk halkının istenci doğrultusunda yayın yapan gazete ve gazetecilere yönelik onlarca yıllık hapis istemiyle açılan davalara tepkiler çığ gibi büyüyor.

Statükonun, basını sindirmeye ve baskı altına almaya yönelik bu tür çağdışı girişimlerine toplumun her kesiminden öfke yağıyor.

25 Mart 2003'te Doğancı'da yapılan "sembolik referandum" ve polis müdahalesiyle ilgili yayınlarından dolayı aylar sonra Askeri Mahkeme'de yargılanmak üzere aleyhlerinde dava açılan gazetecilerin, onlarca yıl hapsi isteniyor.

Gazeteciler aleyhine açılan davalara Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği ve Basın Emekçiler Sendikası'ndan (Basın Sen) sonra dün de Başbakan Mehmet Ali Talat ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel ve DAÜ Birlik ve Dayanışma Sendikası'ndan sert tepki geldi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, açılan davalardan kendisinin haberi olmadığını belirterek, bu davaların derhal durdurulmasını istediğini söyledi. Talat, aleyhine dava getirilen gazetecilerden hükümeti adına özür diledi. Talat, bu açıklamasıyla gazetecilerden özür dileyen ilk başbakan oldu.

BDH Başkanı Mustafa Akıncı da, gazetecilere dava açılmasını "skandal" ve "yüzkarası" olarak niteledi. Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı, yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı saygısızlık olduğunu belirtti.

Hatırlanacağı gibi 25 Mart 2003'te Doğancı'da yapılan "sembolik referandum" ve polis müdahalesiyle ilgili yazılarından dolayı KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü, yazı işleri müdürü Başaran Düzgün ve köşe yazarı Hasan Hastürer aleyhine aylar sonra dava açılmıştı. Düzgün'e 10 yıl, Hastürer'e 11 yıl, Ergüçlü'ye de 21 yıl hapislik istemiyle ithamname okunmuştu. Aynı dönemde Ortam Gazetesi aleyhine de dava getirilmişti.

Ancak davalar bununla da kalmayarak daha ileriye götürüldü ve önceki gün AN Graphics (KIBRIS) Ltd'e yönelik ithamlar, AN-Graphics (KIBRIS) Ltd Genel Sekreteri Fehim Nevzat'a tebliğ edildi. Nevzat'ın da toplam 21 yıl hapsi isteniyor. Aynı şekilde Ortam Gazetesi aleyhine açılan davalara da yenileri eklendi. Bu davalarla birlikte Ortam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Davulcu'nun toplam 88 yıl hapis yapması talep ediliyor.

Talat: Davalar haberim olmadan açıldı

Başbakan Mehmet Ali Talat, Doğancı'da 25 Mart 2003'te düzenlenen referandum eylemiyle ilgili olarak basın mensuplarına yeniden dava açılmasına sert tepki gösterdi.

"Herhalde Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler, basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Başbakan Mehmet Ali Talat, davaların kendisinden habersiz açıldığını açıkladı.

Olayı öğrenir öğrenmez polis genel müdürü ve başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını istediğini vurgulayan Talat, "Dava açılan gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum" dedi.

Bu yöndeki açıklamayı dün sabah İstanbul'a gitmeden önce yapan Başbakan Talat, Doğancı'da gerçekleştirilen ve kendisinin de öncülük ettiği sembolik referandumla ilgili olarak gazetecilere yeniden dava okunmasının komik kaldığını belirterek, sembolik olanın değil gerçek olan referandumun da yapılıp bittiğine işaret etti.

"Herhalde Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan çevreler basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Talat, davada gazetecileri aşağılayan suçlamaların yer aldığına da dikkati çekti.

Talat, "Bu yapılmaması gerekirdi. En azından başbakan olarak benim bilgilendirilmem gerekirdi. Konuyu öğrenir öğrenmez polis genel müdürü ve başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını istedim. Daha fazla gazeteciye dava okunacaktı ama şimdilik durduruldu" şeklinde konuştu.

İnsan Hakları Mahkemesi'nde bir dizi temaslarının olacağı, Dipkarpaz'da Rumlara ortaokul açılacağı, kayıp şahıslarla ilgili bazı adımların atılmakta olduğu bir dönemde, Kıbrıs Türkü'nü insan haklarıyla ilgili suçlamalara maruz bırakacak bu davranışın çağdışı olduğunu vurgulayan Başbakan Talat, "Bu gibi durumların olmayacağı koşulları yaratmak zorundayız. İstanbul'dan döner dönmez gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için harekete geçeceğiz. Bu vesileyle dava açılan gazetecilerden de hükümetim adına özür diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Akıncı: Gazetecilere

açılan davalar skandal

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, gazetecilere dava açılmasının skandal ve yüz karası uygulamalar olduğunu belirtti.

BDH Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre Mustafa Akıncı, Doğancı'da yapılanın Kıbrıs Türk halkının referandum hakkının gasp edilmesine karşı bir protesto eylemi olduğunu kaydederek, yüzde 65 evet çıkan gerçek referandumun ardından Doğancı'da yapılan sembolik referandum için dava açılmasını anlamsız bulduğunu vurguladı.

Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı, yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı saygısızlık olduğunu kaydetti.

Erel: Ticaret Odası, baskının her şekline karşıdır

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Erel, ülkede demokrasiyi yerleştirmek ve AB normlarını yakalamak için milletvekillerini göreve çağırdı.

Ali Erel, halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki kararlılığına tercüman olan gazetecilerin, hapislik cezası ile Askeri Mahkeme'de yargılanmak istenmesini tasvip etmediğini söyledi.

Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Doğancı köyünde 25 Mart 2003 tarihinde sembolik olarak yapılan referandumda meydana gelen olayları halkın bilgisine getiren gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altında tutulmasını protesto etti.

Ticaret Odası'nın baskının her şekline karşı olduğunu söyleyen Ali Erel, konuyla ilgili yayınladığı mesajda şöyle dedi:

"Kıbrıs Türk Ticaret Odası, baskının her şekline karşıdır. Hele halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki istemine tercüman olan gazetecilerin hapislik cezası istemiyle Askeri Mahkemede yargılanmasını asla tasvip etmemektedir. 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda halkımızın yüzde 65'i çözüm ve AB üyeliği için olumlu oy kullanırken, ülkedeki statükonun da son bulmasını ve ülkeye AB standardının gelmesini istemiştir. Hal böyle iken, bir yılı aşkın bir süre önce Doğancı köyünde yapılan sembolik referandumda yaşanan olayları halkın bilgisine getiren gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altına alınması, halkın çözüm ve AB üyeliği yönünde kullandığı oylarla ters düşmektedir. Halkımız gerek genel seçimlerde gerekse referandumda kullandığı oyları ile her şeyin şeffaflaşmasını, yasalarımızın, yaşam standardımızın AB normlarına uydurulmasını ve demokrasinin tam anlamıyla ülkeye yerleşmesini istemiştir. Bugün muhalefette bulunan siyasi partilerin de halkın referandumdaki kararına saygı duyduklarını açıklamaktadırlar. Bu açıklamalar gerçek ise, ülkede yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini sağlamak, daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak için, milletin vekillerini göreve davet ediyoruz."

 

KTAMS: Hedef, Kıbrıs Türk halkı ile dünya

arasında örülmeye çalışılan ağları berhava etmek

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), 25 Mart 2003'te Doğancı'da yapılan sembolik referandum üzerine yazılar yazan ve daha sonra yapılan referandum sürecine katkı koyan gazetecilere okunan davaların, "demokratikleşmeyi ve %65 referandum sonucu Kıbrıs Türk halkı ile dünya arasında örülmeye çalışılan ağları berhava etmeyi hedeflediğini" belirtti.

KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, yaptığı yazılı açıklamada, halkın referandum hakkını engelleyemeyen statükocu güçlerin, referandumda %65 ile kendisini ifade eden halk iradesine karşı saldırıya geçtiğini ifade etti.

KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, "bilim ve aydınlanma çağında gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan köhne zihniyeti" kınadığı açıklamasında, hükümet ve meclisi düşünceyi suç sayan antidemokratik yasaları ivedilikle kaldırılmak için göreve çağırdı.

DAÜ Birlik ve Dayanışma Sendikası: Özgür düşünce yargılanamaz

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Birlik ve Dayanışma Sendikası, gazetelere dava açılmasına tepki göstererek, özgür düşüncenin yargılanamayacağını belirtti.

24 Nisan referandum sonrasında gerekli mesajları almayan bazı çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini üzülerek gördüklerinin belirtildiği açıklama aynen şöyle:

"Ülkemizde yapılan referandum sonrası gerekli mesajları almayan bazı çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini üzülerek görmekteyiz.

İki yıla yakın bir süredir; geride bırakılan yerel seçim dönemi, Annan Planı tartışmaları ve son olarak da referandumda ülkemizde yaratılmaya çalışılan toplumsal bütünleşme ve fikirsel özgürlük gibi ülkemizin geleceğine hiçbir etki altında kalmaksızın büyük katkı koyan bazı basın kuruluşları ve bu basın kuruluşlarının önde gelen bazı yönetici ve yazarlarına karşı açılan davalar toplumumuzu derinden yaralamıştır.

Yaklaşık bir ay önce yapılan referandumda toplumumuzun yüzde 65 gibi büyük bir çoğunluğu tarafından onaylanan Avrupa Birliği ölçütlerinde insan hakları ve basın özgürlüğü ülkemizde maalesef bir kez daha sınıfta kalmıştır.

Geçtiğimiz aylarda yine gazetecilerimize yöneltilen davaların geri çekilmesi beklenirken eski davalara eklenen yeni davalar bildik çevrelerin hâlâ daha bazı işler peşinde olduğunu göstermektedir.

Toplumumuzun hâlâ daha devam etmekte olan çözüm ve AB mücadelesine karşı yürütülmeye çalışılan bu tür "düşünceyi hapsetmeyi" amaçlayan girişimler karşılarında Kıbrıs Türk halkını bulacaklardır.

Bugüne kadar ülkemizde yapılan hiçbir bombalama ve şiddet olayı sonuçlanmazken, devam etmeye çalışılan derin devlet anlayışı karşısında ülkemizde hükümet olan tüm ilerici güçleri göreve çağırır, olayda sorumluluğu bulunan tüm kişilerin hemen görevden alınmasını talep ederiz.

Halkımızın barış ve demokrasi için verdiği mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır! Herkesi bu gerçeği kabul etmeye, bu bilinçle hareket etmeye ve halkın iradesine saygı göstermeye davet ederiz. Bugüne kadar statükoya karşı yürütülen mücadelede ülkemizin basın değerlerinin ortaya koyduğu katkıya teşekkür eder, özgür düşüncenin vereceği tüm toplumsal mücadeleye katkı koyacağımızı tüm kamuoyuna duyururuz."

KIBRIS 04/06/2004

Annan Papadopulos İle Görüştü

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yaptığı görüşmede, Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki tek fırsatın da kaçırılmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Papadopulos ile BM binasındaki görüşmeden sonra yazılı bir açıklama yapan Annan, Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin vermiş olduğu kararı saygıyla karşıladığını belirterek, Kıbrıs konusundaki çıkmaz devam ettiği sürece, iyi niyet gayretlerinin yenilenmesi konusunda çok küçük bir ihtimal gördüğünü ifade etti.
Annan, önerdiği planın Kıbrıslı Rumlar tarafından kararlı bir şekilde reddedilmesinden sonra, Kıbrıslı Türklere, BM'ye ve tüm dünyaya, geleceğe dönük nasıl bir planları olduğuna dair açıklama yapma sorumluluğunun da Rumlarda olduğunu kaydetti.
BM Güvenlik Konseyi'ne, Rumların güvenlik ve uygulama konusundaki endişeleri hakkında tavsiyede bulunduğunu Papadopulos'a aktardığını belirten Annan, Rum liderden, Türk toplumunun gelişmesinin önündeki "gereksiz kısıtlamalar ve engellerin" kaldırılması konusunda tüm ülkeler nezdinde yaptığı talebe olumlu yanıt vermesini istediğini bildirdi.
Annan, talebe olumlu bir yanıtın, Rumların, Kıbrıslı Türkler konusunda olumlu bir sinyal vermesi anlamına geleceğini belirterek, bunun nihai birleşme hedefine ulaşma konusunda yardımcı olacağını ve kolaylık sağlayacağını kaydetti.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

Talat: İlk Kez Maç Kazandık

Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunu olumlu bulduğunu belirterek, açılım yapmalarına imkan veren bir rapor olduğunu ve uluslararası topluluğa izolasyonların kaldırılması yönünde çağrı yapıldığını söyledi.

Başbakan Talat, Kıbrıs TV'de yaptığı açıklamada, Annan'ın Kıbrıs rapuruna değinerek, raporun, eğer Kıbrıs sorunu çözülmezse 3-5 yıl için Kıbrıs konusunda belirleyici olacağını, Kıbrıs sorunu çözülürse de rapor çerçevesinde çözüleceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, raporla ilgili yorumunda, ''Maçı kaybettik'' ifadesini kullandığının anımsatılması üzerine Başbakan Talat, ''Bugüne kadar hiç maç kazanmadık, bugün bir maç kazandık, Cumhurbaşkanı 'kaybettik' diyor, işte vizyon farkı budur'' dedi.
''Demek ki farklı yerlerde oynuyoruz' diyen Talat, ''Kıbrıs Türkünün 40 yıldır ilk kez destek aldığını'' belirtti. Annan'ın raporu ile Kıbrıs Türkünün izolasyon ve baskı altında tutulması mantığının ortadan kaltığına işaret eden Başbakan Talat, Rumların, sorunun çözümüne yanaşmaması halinde Kıbrıs Türkünün sonsuza kadar bekleyeceğinin beklenmemesi gerektiğini vurguladı. Annan raporunu olumlu bulduğunu yineleyen Başbakan Talat, rapor çerçevesinde yeni bir politika belirlemeleri gerektiğini de kaydetti.

SORUŞTURMA AÇILAN GAZETECİLER
Başbakan Talat, Doğancı'da 25 Mart 2003'te Annan planının ''sembolik referanduma'' sunulması eylemiyle ilgili olarak bazı gazeteciler hakkında yeniden polis soruşturması açılmasına da değinerek, olaya sert tepki gösterdi. O olayın sorumlusunun kendisi olduğunu, ancak halkın kendisini başbakanlığa getirdiğini ifade eden Talat, ''Dava edilmesi, hapse girmesi, idam olması gereken biri varsa o da kendisinin olduğunu'' söyledi.
Talat, olayı öğrenir öğrenmez Polis Genel Müdürü'nü ve Savcılığı arayarak ithamnamelerin derhal durdurulmasını istediğini belirterek, başlanıçta dört gazetecinin itham edildiğini, ancak sırada 40 kişinin olduğunu öğrendiğini kaydetti.
''Sivillerin askeri mahkemede yargılanamayacağı, kayıp şahıslar ve Karpaz'da Rum okulu açılması'' yönünde karar aldıklarına işaret eden Başbakan Talat, yakın bir zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başkanı ile görüşeceğini belirterek, ''Tam da bu konuları görüşmek üzere gidiyorum, burada birisi bunu sabote ediyor'' diyerek, tepkisini ortaya koydu. Başbakan Talat, ''Bu hükümete mi yapıldı?'' sorusu üzerine, ''Bilemiyorum. Bu lafları hiç kullanmak istemiyorum ama bu dünyada Kıbrıslı Türklerin en düşmanı kimdir, onun yapacağı iştir bu yapılanlar. Hakikaten böyle. Hiç olacak iş değil, kabul edilebilecek bir şey değil. Nasıl sorumsuzluktur bu'' diye konuştu.
25 Mart 2003'de Doğancı'da Annan planının ''sembolik olarak referanduma'' sunulması eylemine polis müdahalesiyle ilgili yazıları ve bu yazıların gazetede yayımlanmasına izin verdikleri gerekçesiyle Kıbrıs Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü, Kıbrıs Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün, Kıbrıs Gazetesi köşe yazarı Hasan Hastürer, AN Graphics (Kıbrıs) Ltd. Genel Sekreteri Fehim Nevzat, Ortam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Davulcu ve Ortam Gazetesi köşe yazarı Hasan Kahvecioğlu hakkında polis soruşturması açıldı.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

Papadopulos: Rapor Hayal Kırıklığı

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs'ta çözüm yolunda yeni bir girişimde bulunmak için zamana ihtiyaç bulunduğunu belirterek, yaşananların etkilerini her iki tarafın da değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Papadopulos, BM Genel Merkezi'nde Genel Sekreter Kofi Annan ile görüştü.
Annan'ın raporunun tarihsel süreç ve değerlendirmeler açısından hatalarla dolu olduğunu savunan Papadopulos, raporun birçok noktasına katılmadığını ve hayal kırıklığına uğradığını kaydetti.
Rum lider, raporda kendisine yöneltilen "Annan Planı'nı Rum kesimine yanlış anlattığı" yönündeki suçlamaları reddederek, "Ben kimseyi aldatmadım, Rum halkı iyi eğitimli ve politikayla çok yakından ilgilenen bir toplum. Ayrıca medyada herkes kendi fikirlerini anlattı. Halk kendi kararını verdi. Raporda belirtildiği gibi herkes saygı duymalı" dedi.
Rum tarafının referandumda Ada'da çözümü değil, Annan Planı'nın bu versiyonunu reddettiğini savunan Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın süreç boyunca yapıcı davranmadığını ve Denktaş'ın Kıbrıs'ta iki ayrı egemen devlet görüşünü tekrarladığını iddia etti. Rum lider, bu konuda Denktaş'tan ziyade karar mekanizmasının Ankara olduğunu ileri sürerek, Rum tarafının iki bölgeli, iki toplumlu bir federal çözümü en iyi "ikinci" çözüm olarak desteklediğini kaydetti.
Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) ile ilgili raporun şu anda Güvenlik Konseyi'nde olduğunu ve bu gücün görev yönergesinin gözden geçirilmesi konusunda hemfikir olduklarını belirten Papadopulos, ancak barış gücünün şu anki koşullarda Ada'da kalması gerektiğini, gücün çekilmesinin ise hata olacağını savundu. Rum lider, KKTC ekonomisinin Türk lirasını kullanması nedeniyle, Türk ekonomisinin yaşadığı tüm olumsuzlukları da hissettiğini savunarak, BM planının ret gerekçelerinden birini de birleşme halinde Rum tarafının da bundan etkileneceği düşüncesi olarak gösterdi.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

Denktaş: Türkiye Haklarını Korumuyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Türkiye'nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan haklarına yeterince sahip çıkmadığını" ifade ederek, "Ben artık kime ne söyleyeceğimi bilmez hale geldim. Kıbrıs, Kıbrıs Türklerinin altından alınmaktadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kanser Hastalarına Yardım Derneği yararına KKTC'de sergi açan Antalyalı ressamları kabulü sırasında yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporuna değinerek, ''Üzüntülü, kırgın ve öfkeliyiz'' diye konuştu. Raporda Rumlara meşru hükümet statüsünün bir kez daha verildiğini kaydeden Denktaş, futbol maçı benzetmesi yaparak, ''Centilmence oynadık diye bize alkış tuttular ama haksız düdükle maçı kazanan Rumlar'' dedi. Raporda yer alan, ''referandumda evet diyen Kıbrıs Türkü tanınma istemiyor, tanınamazlar'' şeklindeki ifadelerin Kıbrıs sorununun Rumlar lehine çözümlenmesi için gerekli zemini hazırladığını belirten Denktaş, ''Dünya bu adada ikinci bir halkın olduğunu yine unuttu. Referandumu bize yaptırdıktan sonra yine unuttular ve Rumdan yana ağırlıklarını koydular'' ifadesini kullandı.

Direnmek gerek
Başta Türkiye olmak üzere bu karara karşı direnmek gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:
''Ama bakıyorum alkışlar gözleri karartıyor galiba. Memnuniyet belirtiliyor. Ben artık kime ne söyleyeceğimi bilmez hale geldim. Kıbrıs, Kıbrıs Türklerinin altından alınmaktadır. Alınması için gereken her şey yapılıyor, bize de hediyeler vaat ediliyor. Bu hediyelere kanarak biz 'evet' demiş bulunduk, pazarlık kozumuzu değerlendirmedik. Rum pazarlık kozunu elinde tutuyor ve şimdi Rumu 'Kıbrıs hükümeti' olarak masaya getirmek için zemin hazırlanıyor. Bizim buna 'evet' demeyeceğimizi anlatamadık. Bu yolda gidersek şehitlerimize, 50 yıllık mücadeleye yazık olacak ve Türkiye hiçbir şey kazanmayacak.''
Türkiye'nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan haklarına gereğince sahip çıkmadığını savunan Denktaş, ''İşler bir karmaşa içinde gidiyor. Sonu ne olur ben bilmem, ama böyle giderse iyi olmaz. Yeni bir değerlendirme yapılmazsa bu iş başını aldı gider ve Girit gibi arkadan bakarsınız. Ama Girit biraz uzakta, burada dağları görüp devamlı ah vah edeceksiniz, hepimiz edeceğiz'' dedi.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

BM’de Kıbrıs Pazarlığı

Güvenlik Konseyi üyelerinin, Annan raporuna dayalı bir karar tasarısını önümüzdeki günlerde kapalı kapılar ardında ele alması ve bunu, adadaki barış gücünün görev süresinin sona ereceği 15 Haziran’dan önce kabul etmesi bekleniyor.

Ancak özellikle Rum tarafını suçlama ve cezalandırma anlamına gelmeyecek bir karar çıkmasından yana olan Rusya ile, Türk tarafının yapıcı tutumunun somut adımlarla takdir edilmesini isteyen ABD ve İngiltere arasında çetin pazarlıklar yapılacağı belirtiliyor.
Rusya’nın veto olasılığına karşı, tüm üyelerin üzerinde anlaşabileceği bir uzlaşma lisanının bulunması gerekiyor.
Genel Sekreter Annan da, önceki gün Konsey’e sunduğu raporunda, Kıbrıs Türklerinin 24 Nisan’daki referandumda kullandıkları olumlu oyun, onları baskı altında tutmak ve tecrit etmek için mevcut olan tüm nedenleri ortadan kaldırdığını bildirmişti.
Annan, Güvenlik Konseyi üyelerinin, Kıbrıs Türkleri üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması için hem ikili alanda, hem de uluslararası kuruluşlarda işbirliği yapılmasına öncülük etmesini de istemişti.
Ancak Genel Sekreter, Kuzey Kıbrıs’daki limanlar ve hava alanlarının açılması ve diğer ülkelerle ikili ticarete başlanması gibi spesifik konulara değinmemişti.
Diplomatik kaynaklar, bunda, Annan’ın, Rum tarafının referandumdaki “hayır” oyu nedeniyle cezalandırılmasına karşı olan Rusya’nın tepkisinden çekinmesinin rol oynadığını belirttiler.
Rusya, referandumdan iki gün önce Güvenlik Konseyi’nde oylanan ve Rum tarafının “evet” oyu verebilmesi içim kendisine yeni güvenlik garantileri sağlayan bir karar tasarısını, “sürece dıştan müdahale ettiği” gerekçesiyle veto etmişti.

Tayvan modeli
Bush yönetiminin de, Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki tecride son verilmesi amacıyla alacağı önlemleri, Konsey kararının ardından açıklaması bekleniyor.
Kararın Kuzey Kıbrıs yönetimini Tayvan modelini örnek alarak “dolaylı olarak terfi ettirmesi” olasılığı, Güney Kıbrıs’da da endişelere yol açtı.
Rum kaynakları, Washington’un, Kıbrıslı Türkler lehinde aldırtmak istediği önlemleri, BM aracılığıyla yasallaştırmaya çalışmasından çekindiklerini bildirdiler.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

3’lü Koalisyon Olasılığı

Başbakan Mehmet Ali Talat, Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı ile yeni bir hükümette birlikte hareket edeceklerini açıkladı. Böylece adada erken seçimler düzenlenmeden üçlü bir koalisyon için ilk adım atılmış oldu.

Mecliste azınlık durumuna düşen CTP-DP koalisyon hükümetinin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile mecliste 4 milletvekili ile temsil edilen Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), yeni bir hükümet oluşumu konusunda birlikte hareket edilmesi yönünde görüş birliğine vardı.

Tarih konmadı
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, hükümet oluşumu çalışmaları çerçevesinde, CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret etti. CTP Genel Merkezi'nde yapılan görüşmede iki parti, "Cumhuriyet Meclisi'nden çözüm vizyonuna sahip yeni bir hükümet çıkarma yönünde birlikte çalışma" konusunda görüş birliğine vardı. İki parti, bu çalışmaların en kısa sürede sonuçlandırılması konusunda hemfikir olduğunu belirtirken, ortaya kesin bir tarih koymadı.

Seçim olasılığı konuşuluyordu
50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde, CTP'den 1, Demokrat Parti'den (DP) 2 milletvekilinin istifasıyla CTP-DP koalisyon hükümetinin çoğunluğu 26'dan 23'e inmiş ve koalisyon hükümeti azınlık durumuna düşmüştü. KKTC´de son günlerde erken seçim olasılığı gündeme gelirken, CTP-DP-BDH üçlü koalisyon olasılığı da siyasi kulislerde sıkça konuşuluyordu.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

Annan Papadopulos’u Suçladı

Kıbrıs Raporu’nu Güvenlik Konseyi’ne sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New York’ta bulunan Rum Lider Papadopulos’a ‘riyakár’, ‘yalancı’ ve ‘sansürcü’ diye hitap etti. Bu suçlamalar BM’nin resmi kayıtlarına da geçti.

Kıbrıs Raporu’nu Güvenlik Konseyi’ne sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New York’ta bulunan Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’u sert bir dille suçladı. Papadopulos’u ‘yalancılık’, ‘sansürcülük’ ve ‘riyakárlık’la suçlayan Annan’ın sözlerinin, resmi evraka bile girdiği belirtildi.
Annan, Papadopulos ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada da, Ada’da birleşme fırsatının kaçırılmasından dolayı üzgün olduğunu ifade ederek, ‘Papadopulos, Rumlara, Türklere, BM’ye ve tüm dünyaya bunun açıklamasını yapmak zorundadır’ dedi. Rum başbakandan tüm dünya devletlerine Kıbrıs Türklerine yönelik tecritlerin kaldırılması çağrısı yapmasını isteyen Annan, kuzeye ekonomik engellerin ortadan kalkacağını, Kıbrıslı Türklerin ekonomik bakımdan rahatlayacağını, bunun ileride bir birleşme hedefine yardımcı olacağını söyledi.

RESMİ EVRAKA GİRDİ
Raporun Güvenlik Konseyi’ne sunulmasının ardından basına bir değerlendirmede bulunan, Türkiye’nin BM Büyükelçi Yardımcısı Altay Cengizer, ‘Şimdiye kadar hiçbir devlet adamına böylesine hakaret edildiğini, ağır suçlamalar yapıldığını duymadık. Bunlar resmi evraka bile girdi’ diye konuştu. Geçmişte Denktaş’a yönelik uluslararası baskının Papadopulos’a döndüğünü belirten Cengizer, raporun Türkler için çok güçlü olduğunu, tecritin anlamsızlaştığının açıkça belirtildiğini ve bu rapor sonucunda artık hiçbir tarafın Türkiye’yi Ada’da işgalci olarak suçlayamayacağına işaret etti.

ANKARA’NIN İSTEDİĞİ OLDU
Papadopulos ise yaptığı açıklamada, Annan Planı’na Ankara’nın çok sayıda talebinin girdiğini ileri sürerek, ’Türkiye ne istediyse oldu’ dedi. Kıbrıs sorununa ideal çözümün çift bölge, çift toplumlu federal devlet olduğunu söyleyen Rum Lider, Kıbrıs Türkleri’nin parasal yardımlardan yararlanabileceğini belirtti.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

ABD’den Tam Destek


ABD, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği raporunu memnuniyetle karşıladığını, Annan'ın Kıbrıslı Türkler üzerindeki uluslararası kısıtlamaların kaldırılması çağrısına da tam destek verdiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi yaptığı açıklamada, ''Genel Sekreter Annan'ın Kıbrıs'taki iyi niyet misyonu üzerine BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporu memnuniyetle karşılıyoruz. Gerçeklere dayanan bu tarafsız raporun sonuç değerlendirmelerini ve tavsiyelerini destekliyoruz. Bu raporun BM Güvenlik Konseyi'nde görüşülmesini bekliyoruz'' dedi.
Annan, raporunda KKTC'deki referandumda ''evet'' oyu çıkmasının ardından Kıbrıslı Türklere uygulanan yaptırımların hiçbir temeli kalmadığını vurgulayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin ''bu gereksiz kısıtlama ve engellerin kaldırılması yönünde adım atmasını umduğunu'' belirtmişti.
Annan'ın Kıbrıs'taki barış gücü UNFICYP'nin durumu üzerine yayınladığı son raporu da desteklediklerini belirten yetkili, ''Genel Sekreter'in Kıbrıs'taki uluslararası güç konusundaki raporunu ve üç ay içinde bu gücün gelecekteki boyutu, yetkisi ve harekat tarzı konusunda tavsiyelerde bulunma niyetini de memnuniyetle karşılıyoruz. Bu konunun da gelecek hafta Güvenlik Konseyi'nin gayri resmi oturumunda ele alınmasını bekliyoruz'' diye konuştu.

ARCA  HABER AJANS 04/06/04

Serdar Denktaş Raporu Beğenmedi
 Kıbrıs Türk Halkı’nın dünyayla bütünleşmesini, 40 yıldır haksız yere uygulanan ambargoların kaldırılmasını ve izolasyonların sona erdirilmesini sağlamak amacıyla CTP-BG/DP Koalisyon Hükümeti’nin yabancı ülkelere başlattığı diplomatik atak çerçevesinde Pakistan ve Bangladeş’i ziyaret eden Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, bu iki ülkedeki temaslarını tamamlayarak, dün sabah Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne döndü.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Denktaş, Ercan Havaalanı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada Kıbrıs Türk Halkı’nın, devletinden vazgeçmediğini ve vazgeçmeyeceğini vurgulayarak, bu gerçeğin uluslararası topluluk tarafından çok iyi anlaşılması gerektiğini bildirdi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne sunması beklenen raporunun taslak halini bir yerel gazeteden okuduğunu belirten Denktaş, “Yine anlaşılamadığımız ortada“ dedi.
“Kıbrıslı Türkler, halk statüsünü koruyarak, eşit devlet statüsünü koruyarak, elbette bir çözüm için uğraş vermiştir, bir müddet daha da verecektir. Ama sonsuza kadar Rum tarafının keyfini de bekleyecek değildir” diyen Serdar Denktaş, gerek İslam ülkelerinin gerek BM’nin, bunu anlaması ve Kıbrıs Türkünün siyasi eşitliğini tanımak suretiyle Rum tarafını da çözüme doğru motive edebileceğini artık idrak etmesi gerektiğini söyledi.
Türk tarafının bugün için tanınma talebi olmadığını, ancak Ada’da çözüm için Rum tarafını sonsuza kadar bekleyemeyeceklerinin dünya tarafından artık anlayışla karşılanacağına inandıklarını ifade eden Denktaş, Rum tarafının yıl sonuna kadar uzlaşıcı tavır için girmemesi halinde uluslararası topluluğun kapısını çalarak, tanınma talebinde bulunacaklarının altını çizdi.
Başbakan Yardımcısı Denktaş, Kıbrıs sorununun sorumluluğunun Annan Planı’na “hayır” diyen Rum tarafını üye yapan Avrupa Birliği’nde olduğunu da kaydetti ve Kıbrıs’ta tek çıkış yolunun, Kıbrıs Türk halkının referandumda ortaya koyduğu çözüm iradesinin hakkı verilerek, adadaki tanınmış iki devletten ve bunların tek uluslararası kimlikle Avrupa Birliği içinde var olmasından geçtiğini vurguladı.
Resmi davet alarak gittiği Pakistan ve Bangladeş ziyaretlerinin Kıbrıs Türk halkının haklı davasının ve özellikle referandum sonrasında Kıbrıs konusunda gelinen son noktanın anlatılması açısından oldukça yararlı geçtiğini kaydeden Denktaş, 14-16 Haziran tarihleri arasında yer alacak İslam Konferansı Örgütü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda onaylanacak Kıbrıs karar taslağıyla ilgili olarak iki güçlü ve büyük İslam ülkesi Pakistan ve Bangladeş’le resmi düzeyde ön hazırlık çalışmaları yapılması açısından da ziyaretin başarılı geçtiğini belirtti.

ARCA  HABER AJANS 03/06/04

Straw: Gündemde Tanınma Yok

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw yaptığı açıklamada, KKTC'nin tanınması ve Kıbrıs Rum tarafının Annan çözüm planına "hayır" dediği için cezalandırılması gibi bir şeyin İngiltere Hükümetinin gündeminde olmadığını ortaya koydu.

Avrupa Parlamentosu üyesi İngiliz parlamenterler Theresa Villiers ve İan Twinn'nin konuyla ilgili mektubunu yanıtlayan Jack Straw hükümetinin hedefinin AB içinde birleşik bir Kıbrıs görmek olduğunu yineledi.
Theresa Villiers ve İan Twinn ise yayınladıkları basın bülteninde İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'nun gönderdiği mektubun, İşçi Partisi Hükümetini Kıbrıs Rum toplumuna yaptığı ihanetin bir kanıtı olarak açıkladılar.

ARCA  HABER AJANS 03/06/04

Kıbrıs Raporu´ndan Ayrıntılar

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, merakla beklenen Kıbrıs raporunda BM Güvenlik Konseyi'nden Kıbrıslı Türklerin tecridine yol açan ''gereksiz'' kısıtlamaların kaldırılması için gerekli adımların atılmasını istedi.

Kofi Annan, bugün resmen yayımlanacak raporunda, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a da sert eleştiriler yöneltirken, KKTC ve Türkiye'yi ise plana verdiği destekten dolayı övdü.
Raporun 93. paragrafında, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan tecridin kaldırılması konusunda Güvenlik Konseyi üyelerine güçlü bir şekilde çağrıda bulunan BM Genel Sekreteri Annan, ''Güvenlik Konseyi üyelerinin, birleşme hedefine taahhütlerini sürdürmeleri için Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'yi cesaretlendirmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu bağlamda ve bu hedef için -tanınmaya ya da bölünmeye yardımcı olmak amacıyla değil- Güvenlik Konseyi üyelerinin, Kıbrıs Türklerinin kalkınmasını engelleyen tecrit kapsamındaki gereksiz kısıtlamalar ve engelleri ortadan kaldırmak üzere hem ikili işbirliği, hem de uluslararası organlarda bütün devletlere bir liderlik yapabileceklerini umuyorum'' dedi.
Papadopulos'u, kabul edilmemesi için planı çarpıtmakla suçlayan Annan, Rum liderinin BM planını, uluslararası açıdan tanınan ülkesini ortadan kaldıran bir plan olarak nitelendirmesinden şaşkınlık duyduğunu kaydetti. Rum tarafının plandan memnuniyetsizliğini referandumdan önce belirtmesi ve buna göre pazarlık yapması gerektiğini kaydeden Annan, Rumların kararlarına saygı duyulması, ancak onların bu sonuçla da birleşme amacını ortadan kaldırdığını bilmeleri gerektiğini ifade etti.

RUM TARAFININ UZLAŞMAZLIĞI
Rum tarafının görüşmeler boyunca uzlaşmaz bir tavır takınarak, tek taraflı tekliflerle masaya geldiğine dikkat çeken Annan, raporunun 21. paragrafında, Türk tarafının ise meseleleri daha gerçekçi bir zeminde tartışarak, Rum tekliflerine karşı uzlaşma önerileri getirdiğini belirtti. Rum kesiminin isteklerinin tamamının karşılanması konusunda hep ısrarlı olduğunu (22. paragraf) ifade eden Annan, raporun 26. paragrafında ise, Rumların önerilen çerçeveye hep eleştirel yaklaşmasına rağmen, Türk tarafının daha olumlu karşılık verdiğinin altını çizdi.
Kıbrıslı Rumların planı reddetmesinin çözüm yolunda büyük gerilemeye yol açtığına dikkati çeken Annan, ''Burada kabul edilmeyen, burada yazılanlar değil, doğrudan çözümdür. Rumların on yıllarca beklediği ve yararlarına olan Kıbrıs'ın birleşmesi, büyük bir toprak parçasını geri almaları, yerinden olmuş kişilerin evlerine dönmesi -ki bunların 120 bini Kıbrıs Rum idaresi altında kalacak-, uluslararası antlaşmalar dışında kalan askerlerin geri çekilmesi, daha fazla Türk göçmenin gelmesinin durdurulması ve yerleşik Türklerin bazılarının geri gönderilmesi gibi gelişmeleri geri çevirdiler'' dedi.
Annan, görüşmeler boyunca daha çok anlaşmanın iki bölgeli karakterini güçlendirme arayışında olduğunu (paragraf 51) belirttiği Türk tarafının planla ilgili endişelerini de 52 ilE 57. paragraflar arasında dile getirdi.

TÜRK HÜKÜMETİNİN ÇABALARINA TAKDİR
Adada 24 Nisan'da yapılan referandumda ''evet'' oyu verilmesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın çok güçlü bir destek verdiğini ifade eden Annan, raporunda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın buna muhalefet ettiğini, KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın ise ''nötr kaldığının'' altını çizdi (paragraf 64).
Özellikle Talat'ın görüşmeler sürecinde ve referanduma kadar olan dönemdeki çabalarını takdirle karşıladığını raporuna kaydetmek istediğini vurgulayan Annan, Türk hükümetinin, çabalarına verdiği güçlü desteği de takdirle not etti.
Rapor boyunca iyi niyet misyonu çerçevesinde Kıbrıs'ın birleştirilmesi yönündeki süreci özetleyen Annan, Rum tarafının adanın birleştirilmesi konusunda yapılan referanduma ''hayır'' demesini, ''Bu sonuç Kıbrıs probleminin çözümünde bir şansın daha kaçırıldığı anlamına gelmektedir. Son dört-beş yıldaki gayretlerin sağladığı büyük anlaşma korunmalıdır. Ancak bu başarıların hiçbiri kapsamlı bir çözümün yerini tutamaz'' ifadesiyle değerlendirdi.
Kıbrıslı Rumların kararına saygı duyulması gerektiğinin altını çizmekle birlikte Annan, Rumların ''hayır'' kararının Kıbrıs'ta çözüm sürecinin önünde bir engel olarak durduğunu kaydetti.
Annan, raporunda ''bunun çok büyük bir geri adım'' olduğunu ifade ederek, ''Kıbrıs probleminin iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyonla çözülmesi konusunda Rumların hala bir istekliliği varsa bunu göstermeleri gerektiğinin'' altını çizdi.
Raporun ''Gözlemler'' bölümünde ise Annan, çözümün, dikkatle dengelenmiş, kapsamlı bir barış planından daha fazlasını gerektirdiğini belirterek, aynı anda, hem adanın iki tarafında, hem Türkiye'de, hem de Yunanistan'da görüşmeleri sürdürmeye ve uzlaşma ihtiyacı konusunda halklarını ikna etmeye hazır cesur ve kararlı bir liderliğe ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.

''MİSYONUMU DEVAM ETTİRMEKTE FAYDA GÖRMÜYORUM''
Kendi adıyla anılan planın Kıbrıslıların bir antlaşma elde edebilmek için görünebilen tek plan olduğunu vurgulayarak, planın hala çalışabilir bir çözüm platformu oluşturduğunu belirten Annan, ''Papadopulos, değişiklikler yapılmadığı taktirde planı tekrar referanduma sunmayacağını belirtmiştir. Rum tarafında bazıları ikinci bir referandumdan söz etmektedir. Bu planın uygulanması için ek garantiler istemektedir. Diğer taraftan Kıbrıslı Türkler referandumu onayladıklarından görüşmelerin tekrar açılmasına karşı çıkmaktadırlar. Benim bildiğim kadarıyla bu çıkmazı çözmek için Kıbrıs'ta iki taraf da, BM veya herhangi bir başka kuruluşa teklif yapmamıştır. Bu durumda da misyonumu devam ettirmekte de fayda görmüyorum'' dedi.
Bu arada raporu değerlendiren Türk diplomatik kaynakları, raporu memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, rapordaki değerlendirmelerin, beklentilerinin ötesinde olumlu olduğunu kaydettiler. Aynı kaynaklar, ufak tefek bazı olumsuzlukların yer aldığı raporun yüzde 99 itibarıyla objektif bulunduğunun altını çizdiler.

ARCA  HABER AJANS 03/06/04