Cidde'den
KKTC'ye destek
Dışişleri Bakanı Gül'ün Cidde'de görüştüğü
Suudi muadili El Faysal, "Türkiye ve KKTC her türlü desteği hak
ediyor" dedi
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
İsrail'e, geçen hafta ağır eleştiriler yönelten AKP
hükümeti, Arap dünyasında Türkiye lehinde oluşan olumlu havanın
"meyvelerini toplamak" için harekete geçti. Suudi Arabistan'a giderek
Suudi Dışişleri Bakanı Suud El Faysal ile bir araya gelen
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, hem KKTC'nin izolasyondan
kurtarılması hem de Türkiye'nin İslam Konferansı Örgütü
(İKÖ) Genel Sekreterliği için gösterdiği adaya destek verilmesi
taleplerini iletti. Mısır'ı da ziyaret edeceği
açıklanan Gül, Cidde'de El Faysal ile bir araya geldi. Görüşmeden
sonra soruları yanıtlayan Gül, Kıbrıs'la ilgili
alınacak kararlarda Faysal'dan destek istediğini ve Faysal'ın
da, "Türkiye ve KKTC'nin her türlü desteği hak ettiğini"
net bir şekilde açıkladığını belirtti.
Görüşmede İKÖ Genel Sekreteri seçimi konusunda Türk aday Ekmelettin
İhsanoğlu için destek istediğini de kaydeden Gül,
"İKÖ'ye Türk bir genel sekreter sadece Asya'yı değil,
Avrupa'yı da temsil edecektir" diye konuştu.
Suudi Arabistan'ın Türk adaya destek vereceğine ilişkin bir
taahhütte bulunup bulunmadığının sorulması üzerine
Gül, ülkelerin tavırlarının yavaş yavaş ortaya
çıktığını belirterek, Suudi Arabistan'ın da
İhsanoğlu'na sempatiyle baktığını, ancak şu
anda kesin bir şey söylemek için erken olduğunu kaydetti.
Gül, Faysal'a Suudi Arabistan'daki son terörist saldırılardan
duyduğu üzüntüyü ve başsağlığı dileklerini
aktardığını da belirterek, iki ülke arasında terörle
mücadele konusunda işbirliği anlaşması
yapılabileceğini ifade etti.
MILLIYET 01/06/2004
|
Annan'ın Kıbrıs raporu yarın Güvenlik
Konseyi'nde |
|
|
New York BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu yarın BM Güvenlik Konseyi'ne sunması bekleniyor. BM çevrelerinden edinilen
bilgiye göre, Annan'ın yarın (Çarşamba) resmen Güvenlik
Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporunun, bugün
Konsey üyesi 15 ülkenin eline geçeceği belirtiliyor. Annan'ın Kıbrıs
Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporun
''adil ve objektif'' olması beklenirken, raporda Annan Planı
konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının
''yapıcı'' yaklaşımının ise öne
çıkarılacağı sanılıyor. Ancak, raporun Konsey'e
sunulmasından sonra karar kabul edilmesi aşamasında Rusya gibi
bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını
sürdürebileceklerine işaret ediliyor. Diplomatik kaynaklar,
Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan Planı'nı destekleyici
bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine aynı
tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına engel
olabileceklerini kaydediyorlar. UNFICYP RAPORU BM Genel Sekreteri'nin bugün
ayrıca Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler
Barış Gücüyle (UNFICYP) ilgili raporunu Konsey'e iletmesi
öngörülüyor. Konsey'in Barış Gücü
ile ilgili raporun sunulmasının ardından önceki dönemlerde
olduğu gibi BM Gücü'nün görev süresini 6 aylığına daha
uzatması bekleniyor. Ancak Annan'ın sunacağı bu raporla
birlikte ilk kez Kıbrıs Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi
yönünde bir çalışma başlatılacak. Güvenlik Konseyi'nin de
barış gücünün gözden geçirilmesi yönünde bir tavsiyede
bulunması ve 3 ay sonra bir ara rapor istemesi yönünde bir karar kabul
etmesi öngörülüyor. PAPADOPULOS-ANNAN
GÖRÜŞMESİ Bu arada Perşembe günü
gözler, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Annan'la
yapacağı görüşmede olacak. Kıbrıs raporunun
Rumları eleştiren unsurlar içermesi durumunda Papadopulos'un
takınacağı tutum merakla bekleniyor. Kıbrıs'ta
referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük tepkisini
toplayan Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri mesajını
ileten Amerikalı yetkililer, Rum liderine Washington'a gelmemesi uyarısında
bulundular. Papadopulos, ABD ziyareti
sırasında Boston'daki Harvard Üniversitesi'nde bir de konuşma
yapacak. (aa) |
|
HURRIYET 01/06/2004
Rum hükümetine "şamar rapor"
Alithia
gazetesi, manşetten verdiği haberinde, toplu iletişim
araçları ve seçimler konusunda Avrupa Konseyi bilirkişisi olan
Hristoforos Hristoforu'nun, Güney Kıbrıs'ta referandum öncesindeki
döneme ilişkin hazırladığı 10 sayfalık raporun,
Rum hükümetine atılan bir "şamar" niteliğinde
olduğunu yazdı.
Gazete,
Hristoforu'nun Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi'nin yanı sıra, Rum
yönetimi lideri Papadopulos, Rum Meclisi Başkanı Hristofyas, Rum
Parlamentosu'ndaki siyasi partiler ve Rum Radyo Televizyon Kurumu'na (RIK)
gönderdiği raporunda, "Belki de ülkenin geleceğini kesin olarak
belirleyen kritik bir konuda bir hükümetin oynaması gereken rolde ve
demokratik diyalogda ciddi eksiklik bulunmaktadır" görüşünü
vurguladığını ve "demokrasiye zarar veren
bilgilendirmenin el altından yönetilmesi olaylarının"
mevcut olduğunu belirttiğini yazdı.
Habere göre
Hristoforu raporunda, toplu iletişim araçlarında zaman
eşitliğinin, yayınların iptal edilmesi ve
şahıslara yayın ambargosu uygulanması ile eşit ve
ayrım gözetmeksizin müdahale eşitliğinin çiğnendiği
gibi birçok noktaya dikkat çekti.
KIBRIS
01/06/2004
Yabancılar,
KKTC'den taşınmaz mal alıyor
24 Nisan'da
yapılan referandumun ardından Kuzey Kıbrıs
topraklarına ilgi arttı
YABANCILARIN
GÖZÜ TÜRK MALLARINDA... 24 Nisan'da Annan Planı temelinde
gerçekleştirilen referandumdan sonra, 3'üncü dünya ülkelerindeki
yabancıların Kuzey Kıbrıs'taki taşınmaz mallara
talebinin arttığı bildiriliyor. Bazı emlakçılar,
yabancıların Türk malı ve eşdeğeri olan arazi, arsa ve
konut almak istediklerini, özellikle Girne'deki ev ve dairelere büyük ilgi
gösterildiğini belirtiyor
"YABANCI
EMLAKÇILAR AVANTAJLI"... Emlakçılara göre yabancılar,
Lefkoşa'daki taşınmaz mallara pek ilgi göstermiyor. Tercihleri
çoğunlukla Girne oluyor. Yabancıların arazi ve konut satın
alma haklarıyla ilgili çalışma başlatması
gerektiğine de işaret eden emlakçılar, "İngiliz emlak
acentelerinin alım gücünün yüksek olmasından Türk emlakçılar zor
durumda kalıyor. İlgili bakanlık bu konuya derhal el atmalı
ve permi hakkı çıkarılmalı" diye konuşuyor
Yeliz K. SARICA
24 Nisan'da
Annan Planı temelinde gerçekleştirilen referandumdan sonra, 3'üncü
dünya ülkelerindeki yabancıların Kuzey Kıbrıs'taki
taşınmaz mallara talebinin arttığı bildiriliyor.
Bazı emlakçılar, yabancıların Türk malı ve
eşdeğeri olan arazi, arsa ve konut almak istediklerini, özellikle Girne'deki
ev ve dairelere büyük ilgi gösterildiğini belirtiyor.
İsraillilerin
ve İngilizlerin ülkemizdeki taşınmaz mallara büyük ilgi
gösterdiğini belirten emlakçılar, özellikle İsraillilerin
Kıbrıslı Türkler adına şirket kurduğunu, arazi ve
konut satın aldığını kaydetti.
Yabancıların
Türk malı ve eşdeğer karşılığı olan
malları satın aldığını söyleyen emlakçılar,
Lefkoşa'ya kıyasla Girne'deki arazi ve konutlara talebin daha fazla
olduğuna dikkat çekti.
İçişleri
Bakanlığı'nın yabancıların arazi ve konut
satın alma haklarıyla ilgili çalışma başlatması
gerektiğine de işaret eden emlakçılar, "permi
hakkının derhal çıkarılmasını" istiyor.
Emlakçılar
ne dedi?... Emlakçılar ne dedi?... Emlakçılar ne dedi?
Yalkın
Emlak (Buy & Sell) sahibi Hasan Yalkın Boyacıoğlu:
"İsraillilerin
ve İngilizlerin konut, arsa ve arazi talebi yoğun. Genelde
eşdeğere ilgi büyük. İngiliz emlak acentelerinin yoğun
olmasından Türk emlakçılar zor durumda kalıyor. Yabancı
emlakçıların alım gücü yerli emlakçıların alım
gücünden daha yüksektir. Yabancı emlakçıların
yurtdışında irtibat büroları da bulunuyor. Bu nedenle
yurtdışında pazarlama ve satış yapıyorlar.
Yabacıların konut ve arazi alımları İçişleri
Bakanlığı'nda derhal görüşülmeli. Yabancılar
şirket kurmak için Kıbrıslı birini ortak etmek zorunda."
Royal Emlak
sahibi Altan Uzunboylu:
"Kıbrıs
sorunu nedeniyle referandum öncesinde bir belirsizlik vardı. Referandumdan
sonra talep devam ediyor. Bu talebin yükseleceğini tahmin ediyoruz.
Talepler daha önce arazi üzerineydi şimdi konut ve daire üzerine
yoğunlaştı. İsrailliler şirket kurmaya
başladı. İsrailliler, Kıbrıslı Türklerini
önplanda göstererek şirket kuruyor ve arazi alıyor. Türk
mallarını satın almak için yoğun ilgi gösteriyorlar.
İngilizler daha fazla ev ve daire satın alıyor."
MEBO Emlak
Bürosu sahibi Mehmet Bozalanlar:
"Arsa,
arazi ve konut satışlarında artış oldu.
Yabancılar Rum malı arazi, arsa ve konut satın alıyor. Türk
mallarının fiyatları daha yüksek olduğu için Rum
malları tercih ediliyor. Rum mallarında eşdeğerde devlet
garantisi olduğu için talep de fazladır. Referandumdan sonra
Lefkoşa'da satışlar adeta durdu. Referandum öncesi
satışlar daha çoktu."
Kumsal Emlak
sahibi Necmi Sıddık:
"Lefkoşa'daki
mallar için yabancı alıcı yoktur. Girne'de yaşamak isteyen
birçok yabancının konut, arazi ve arsa talebi yoğundur. Hem
Türk, hem Rum malına çok büyük talep var. Girne'de eşdeğer
arazilere talep daha fazladır. Eşdeğeri olan mallara talep daha
çoktur. Mücahit puanı ve göçmen puanıyla alınan arazilere talep
yoktur."
Boray Emlak
müdürü Ersev Ersever:
"Referandum
öncesi ve sonrası arazi, arsa ve konut satışlarında
artış oldu. Girne'de özellikle yabancıların yoğun
talebi bulunuyor. Türk koçanlı arazi ve arsalar pahalı olmasına
karşın satılıyor. Referandum öncesi ve sonrası araziye
talep artmış durumda. Girne'de arazi, arsa ve konuta yüzde 90
yabancı talebi var."
KIBRIS
01/06/2004
Gelişmeler
lehimize
HER ŞEY
LEHİMİZE GİDİYOR"... Türkiye Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan, yıllarca "Türkler uzlaşmacı
değil, masaya oturmuyorlar" diyenlerin şimdi artık KKTC ve
Türkiye'yi Kıbrıs konusunda haklı ve uzlaşmacı taraf
olarak gördüğünü belirterek, "Her şey lehimizde gidiyor"
dedi. Erdoğan, Türk tarafı lehine bazı önemli adımlar
atıldığına işaret ederek, KKTC'ye uygulanan ekonomik
izolasyonun da zamanla kalkacağına inandığını
belirtti
DENKTAŞ'A
ÜSTÜ KAPALI ELEŞTİRİ... Referandumda "evet-hayır"
mücadelesi olduğunu, "hayır"ı savunanların bile
neticeden sonra "Rumlar iyilik yaptı" demeye geldiğini
ifade eden Başbakan Erdoğan, "Bizde buna, 'Bu ne perhiz, bu ne
lahana turşusu" derler. Eğer Rumların iyiliğini
savunduysan bunu baştan konuşsaydın, biz de hiç bu
sıkıntıları yaşamazdık, çok daha iyi olurdu"
diye konuştu
Eylem ERAYDIN /
LONDRA
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, yıllarca "Türkler
uzlaşmacı değil, masaya oturmuyorlar" diyenlerin şimdi
artık KKTC ve Türkiye'yi Kıbrıs konusunda haklı ve
uzlaşmacı taraf olarak gördüğünü belirterek, "Her şey
lehimizde gidiyor" dedi.
İslam
Konferansı Örgütü genel sekreterinin KKTC'yi ziyareti, Başbakan
Talat'ın Amerika'ya ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa
Parlamentosu'na davet edilmesinin Türk tarafı lehine önemli adımlar
olduğuna işaret eden Erdoğan, KKTC'ye uygulanan ekonomik
izolasyonun da kalkmaya başladığını, tümüyle
kalkacağına inandığını söyledi.
TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra ziyaretinin bitiminde
Türkiye'ye dönmek üzere kaldığı otelden ayrılırken
KIBRIS'a, adadaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.
Kuzey
Kıbrıs'a uygulanan ambargoların kaldırılması
konusunda yurtdışında çalışmalarını sürdürdüklerini,
konuya ilişkin görüşlerini devamlı duyurduklarını
belirten Erdoğan, "İnanıyorum ki, ambargolar zamanla
kalkacak" dedi.
Kıbrıs
için yıllarca "Türkler uzlaşmacı değil, masaya
oturmuyorlar" diyenlerin, Türk tarafının ikilik, al-ver
hesabı yapmadığını; "sen de kazan ben de
kazanıyım" hesabı yaptığını
gördüğünü ve samimiyetten yana bir netice doğduğunu ifade eden
Erdoğan, "Şimdi gerek Avrupa'da gerek dünyada Türkiye ve KKTC
uzlaşmacı ve haklı taraf olarak anılıyor" dedi.
"Türkiye
ve KKTC diplomasisi
mücadelesinden
başarıyla çıktı"
Türk
tarafının sonuçta arzu ettiklerini alıp
alamadığının ayrı bir mesele olduğunu, ancak
psikolojik mücadeleden, kim ne derse desin Türklerin Kuzey Kıbrıs'ta
ve Türkiye' de kazandığını ifade eden Başbakan
Erdoğan, "Bu ciddi diplomatik bir mücadeleydi, bu mücadeleden Türkiye
diplomasisi ve KKTC diplomasisi başarıyla
çıkmıştır" dedi.
"Rumlar
iyilik yaptı"
diyenlere
eleştiri
Referandumda
"evet-hayır" mücadelesi olduğunu,
"hayır"ı savunanların bile neticeden sonra
"Rumlar iyilik yaptı" demeye geldiğini ifade eden
Başbakan Erdoğan, "Bizde buna, 'Bu ne perhiz, bu ne lahana
turşusu' derler. Eğer Rumların iyiliğini savunduysan bunu
baştan konuşsaydın, biz de hiç bu sıkıntıları
yaşamazdık, çok daha iyi olurdu. Ama şimdi bu birlikteliğin
getireceği güven ortamını var... Bunu
sağlamak
ve başarmak daha önemli" diye konuştu.
"Şimdi
her şey lehte gidiyor"
Şimdi her
şeyin lehte gittiğini, İslam Konferansı Örgütü genel
sekreterinin KKTC'yi ziyareti, Başbakan Talat'ın Amerika'ya,
Kıbrıslı Türklerin KKTC sıfatıyla Avrupa
Parlamentosu'na davet edilmesinin önemli adımlar olduğunu söyleyen
Erdoğan şöyle konuştu:
"Daha önce
böyle şeyler var mıydı, bakın mesafeler aşılmaya
başladı, inanıyorum ki bu ekonomik izolasyonlar da kalkmaya
başladı ve kalkacak... Daha iyiye gidecek... AB de burada ister
istemez gereken adımları atacaktır. Kendileriyle çelişkiye
düşmemek için bunu yapmak zorundadırlar. Ha olmaz ise ne olur, biz
yolumuza yine aynı ciddiyetle devam ederiz. Türkiye büyük devlettir,
millet olarak güçlü bir milletiz. Yeter ki, biz kendi içimizde birbirimize
sadık olalım, sevgi ve saygı bağlarıyla
bağlanalım ve iyi çalışalım. Ancak, 'Büyük milletiz
demekle de büyük olunmuyor, kusura bakmayın. Hani Anadolu'da bir tabir var
ya 'bal bal demekle ağız tatlanmaz'. Balı ortaya
çıkarıp yiyeceksin, o zaman ağız tatlanıyor.
Büyüklüğün gereği ekonomik güce kavuşabilmektir. Bunun için
performansını koyacaksın, üreteceksin
yatırımlarını ortaya koyacaksın ondan sonra da
dünyadaki bütün pazarlarda, piyasalarda rekabete gireceksin ve söke söke alarak
bu yola devam edeceksin, nice ülkeler bunu başarıyor bizde
yapacağız."
KIBRIS
01/06/2004
Annanın
Kıbrıs Raporu yarın...
.A
muhabirinin BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annanın
yarın (Çarşamba) resmen Güvenlik Konseyine sunacağı
kapsamlı Kıbrıs raporunun, bugün Konsey üyesi 15 ülkenin eline
geçeceği belirtiliyor.
Annanın Kıbrıs
Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporun adil
ve objektif olması beklenirken, raporda Annan Planı konusunda Rumların
tutumunun eleştirileceği, Türk tarafının yapıcı
yaklaşımının ise öne çıkarılacağı
sanılıyor.
Ancak, raporun Konseye sunulmasından sonra karar kabul edilmesi aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.
Diplomatik kaynaklar,
Kıbrısta referandumlar öncesi Annan Planını destekleyici
bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine aynı
tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına engel olabileceklerini
kaydediyorlar. (tak)
YENIDUZEN 01/06/2004
Talat, yarın İstanbul'a gidiyor
Başbakanlık
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden yapılan
açıklamaya göre, sabah 07.00de İstanbula gidecek olan Başbakan
Talat, İstanbul Sanayi Odasının 18.30da yapılacak oda yönetim
kurulu toplantısına katılarak Kıbrıstaki son
gelişmelerin KKTC ve Türkiye ekseninde değerlendirmesi konusundaki
görüşlerini anlatacak.
Başbakan
Mehmet Ali Talat perşembe günü 09.30 da KKTCye gelmek için
İstanbuldan ayrılacak. Talata ziyareti sırasında Özel
Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit ile Basın Halkla İlişkiler
Müdürü Hüseyin Arca eşlik edecek. (ŞEB/pha)
YENIDUZEN 01/06/2004
Annanın Kıbrıs raporu
tamam
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın,
Kıbrıs raporunu yarın Güvenlik Konseyine sunması
bekleniyor.
1 Haziran 2004 NTV-Raporda Rumların tutumunun
eleştirileceği, Türk tarafının yapıcı tutumunun
ise ön plana çıkarılacağı sanılıyor.
BM
çevrelerinden edinilen bilgilere göre, Annanın, yarın resmen
Güvenlik Konseyine sunacağı kapsamlı Kıbrıs
raporunun, bugün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçeceği belirtiliyor.
Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi
Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan raporda, Annan Planı
konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği, Türk
tarafının yapıcı yaklaşımının ise öne
çıkarılacağı sanılıyor. Ancak, raporun
görüşmeleri sırasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum
yanlısı tutumlarını sürdürebileceklerine işaret
ediliyor.
Raporun sunulmasından sonra gözler, Rum
yönetimi lideri Papadopulosun perşembe günü Annanla yapacağı
görüşmede olacak. Annanın bugün ise, Kıbrıstaki BM
barış gücüyle ilgili raporunu Konseye iletmesi öngörülüyor.
Konseyin, barış gücünün görev süresini 6 ay daha uzatması
bekleniyor.
Annan'ın Kıbrıs Raporu yarın BM Güvenlik
Konseyi'nde
Raporda Türklere 'övgü', Rumlara 'eleştiri'
01 Haziran, 2004 07:26:00 (TSİ)
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu yarın BM Güvenlik
Konseyi'ne sunacak.
Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından
kaleme alınan raporun 'adil ve objektif' olması beklenirken, raporda
Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği,
Türk tarafının 'yapıcı' yaklaşımının
ise öne çıkarılacağı belirtiliyor.
Annan'ın yarın resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı
kapsamlı Kıbrıs raporunun, bugün önce konsey üyesi 15 ülkeye
ulaşması bekleniyor.
Ruslar
Rum yanlısı tutumlarını yineleyebilir
Raporun Konsey'e sunulmasından ardından kabul edilme
aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı
tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor.
Diplomatik kaynaklar, Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan
Planı'nı destekleyici bir karar alınmasını engelleyen
bu ülkelerin, yine aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar
alınmasına engel olabileceklerini kaydediyorlar.
Papadopulos
ile Annan perşembe günü biraraya gelecek
Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos perşembe günü BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'la biraraya gelecek. Kıbrıs raporunun Rumları
eleştiren unsurlar içermesi durumunda Papadopulos'un
takınacağı tutum merakla bekleniyor.
Kıbrıs'ta referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük
tepkisini toplayan Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri
mesajını ileten ABD'li yetkililer, Rum lidere Washington'a gelmemesi
uyarısında bulundular.
CNN TURK
Kıbrıs raporu sunuluyor
02/06/2004
RADIKAL
AA - NEW YORK - BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu bugün BM Güvenlik
Konseyi üyesi 15 ülkeye resmen sunması bekleniyor. Annan'ın
Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından hazırlanan
raporda Annan Planı konusunda Rum tarafının tutumunun
eleştirileceği, Türk tarafının 'yapıcı'
yaklaşımının ise öne çıkarılacağı
tahmin ediliyor. Ancak, Konsey'deki karar aşamasında Rusya gibi
bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını
sürdürebileceği belirtiliyor.
Annan ayrıca Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'yle (UNFICYP)
ilgili raporunu da Konsey'e sunuyor. Raporun ardından UNFICYP'in görev
süresinin yine altı ay uzatılması bekleniyor. Ancak raporla
birlikte UNFICYP'in gözden geçirilmesi için çalışma
başlatılacak. Konsey'in, bu yönde bir tavsiyede bulunup, üç ay sonra
ara rapor hazırlanması yönünde karar alması bekleniyor.
'Umutlu bekleyiş
içindeyiz'
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, raporda, tecritin
kaldırılması için çağrı beklediklerini belirterek,
"Rapor, önümüzdeki yılların politikasını
belirleyecek" dedi. Rumların diplomatik faaliyetlerinin
hatırlatılması üzerine Talat, "Konseyin bazı üyelerini
'dış karışma olmadan iki taraf sorunu çözsün' diye
etkilemeye çalışıyorlar.
Ama biz umutlu bir bekleyiş içindeyiz'' diye konuştu.
Rum lideri, Annan'la
görüşecek
Bu noktada gözler, perşembe günü Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'la
Annan'ın New York görüşmesine çevrildi. Annan'ın raporda
Rumları eleştirmesine Papadopulos'un ne diyeceği merak konusu.
Annan Planı'na karşı tutumuyla ABD'nin tepkisini çeken Rum
lideri, yarın başlayacak ABD ziyareti sırasında kendisiyle
muhatap olacak Amerikalı yetkili bulamamış durumda.
Suudiler,
KKTC için seferber
02/06/2004
RADIKAL
RADİKAL - ANKARA - Kuzey Kıbrıs'a
yönelik tecritin kaldırılması için İslam Konferansı
Örgütü (İKÖ) nezdinde atağa kalkan Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, ilk durağı olan Suudi Arabistan'dan tatmin
olmuş döndü. Dün Cidde'den Ankara'ya dönen Gül, Dışişleri
Bakanı Suud el-Faysal ile Veliaht Prens Abdullah'la yaptığı
görüşmelerin sonucunu, "Faydalı ve tatmin edici geçti.
Kıbrıs için Suudilerden büyük bir destek söz konusu. Hem siyasi hem
ekonomik anlamda desteklerini ifade ettiler.
İKÖ içinde de destek veriyorlar" diye aktardı. Gül, Suudilerin
Türkiye'nin İKÖ genel sekreterliği adaylığına
yaklaşımının da tatmin edici boyutta olduğunu
belirtti.
İKÖ de BM ile
temasta
Buna koşut olarak İKÖ de Kıbrıs Türkleriyle ilgili ilk
adımını atacak. İKÖ'nün İsrail-Filistin sorununun
çözümü için oluşturduğu bakanlar delegasyonu, ABD, BM, AB ve
Rusya'nın yer aldığı Ortadoğu Dörtlüsü'yle birlikte
bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la bir görüşme gerçekleştirecek.
Genel Sekreter Annan'ın Kıbrıs raporunu Güvenlik Konseyi'ne
sunmasının beklendiği güne denk gelen görüşmede, Kuzey
Kıbrıs'a tecritin kalkması da gündeme gelecek. Delegasyonda
Türkiye'yi Devlet Bakanı Beşir Atalay temsil edecek.
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|
|
|
|
|
||
|
|
|
2 Haziran 2004 Diplomatik kaynaklara göre, raporda, Kuzey
Kıbrısın tecridinin kaldırılmasına yönelik
adımlara destek verilmesı ve Annan planının revizyonunu
isteyen Rumların talebinin reddedilmesi bekleniyor. |
Annanın Kıbrıs
raporunun, bugün BM Güvenlik Konseyi üyelerine ve ilgili taraflara iletilmesi
bekleniyor. Raporun bugün sunulmasının önemi, Rum lideri Tasos
Papadopulosun yarın Genel Sekreter Annanla görüşecek
olmasından kaynaklanıyor. Bugün yayınlanması durumunda,
Papadopulosun raporu etkileme imkanı, hatta Annan ile görüşmesinin
pek anlamı kalmayacak. Başka bir deyişle, Rum lideri, New Yorka
ulaştığı anda, karşısına tokat gibi bu rapor
çıkacak.
PAPADOPULOS KINANACAK
Diplomatik kaynaklara göre, Annanın
Kıbrıs raporunun, Türk tarafını memnun etmesi bekleniyor.
Raporda, Kıbrısta referandum süreci ayrıntılarıyla
anlatılacak ve red kampanyasından dolayı Papadopulos şahsen
kınanırken, Kuzey Kıbrıs Başbakanı Mehmet Ali
Talat övülecek.
Raporda ayrıca, Kuzey Kıbrısın
tecridinin kaldırılmasına yönelik adımlara destek verilmesi
bekleniyor. Bu bölümde ne kadar çok ayrıntı verilirse ve ne kadar
güçlü ifadeler kullanılırsa, Türk tarafı için o kadar iyi
olacak.
ABDDEN RUM LİDERE GELME MESAJI
Raporda, Rumların Annan planının
revizyondan geçirilerek yeniden müzakere edilmesi talebinin reddedilmesi ve
Annanın yeni bir girişime niyeti olmadığının
anlatılması bekleniyor. Buna karşılık raporda, Rum
tarafının mevcut plana olumsuz yaklaşımının
değişmesi umudunun dile getirilebileceği belirtiliyor.
Bu arada ABD Dışişleri sözcüsü
Richard Boucher, Papadopulosun Washingtonda teması
olmayacağını belirterek, Rum liderine yönelik ABD tepkisini
ortaya koydu.
Annan, Kıbrıs Raporu'nu bugün BM Güvenlik Konseyi'ne
sunacak
Talat: "İzolasyonun kaldırılması
çağrısı bekliyoruz"
02
Haziran, 2004 07:35:00 (TSİ) CNN TURK
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs Raporu'nu bugün
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunacak. Raporda, türk
tarafının referandumda takındığı tutumdan övgüyle
sözedilmesi bekleniyor.
Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto tarafından
kaleme alınan raporda Rumların tutumunun eleştirilmesi; Türk
tarafının 'yapıcı' yaklaşımının ise ön
plana çıkarılması bekleniyor.
Başta
Rusya olmak üzere bazı ülkeler Rum yanlısı tavır
izleyebilir
Raporun Konsey'e sunulmasından sonra, kararın kabul edilmesi
aşamasında, başta Rusya olmak üzere bazı ülkelerin Rum
yanlısı tutumlarını sürdürebilecekleri ihtimali var.
Konsey'e, Kıbrıs Barış Gücü'yle ilgili de bir rapor
sunulacak. Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Gücü'nün, görev
süresini bir kez daha altı aylığına uzatılması
bekleniyor.
Annan, raporunu sunduktan sonra yarın Rum Yönetimi Lideri Tasos
Papadopulos'la görüşecek.
KKTC'nin
beklentileri
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne
sunacağı Kıbrıs ile ilgili raporunda, Kıbrıs
Türküne uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde
çağrı yapmasını beklediklerini söyledi.
Talat, Annannın izolasyonun kaldırılması yönünde
çağrı yapması halinde, bütün devletlerin bu çağrıya
uygun politikalar belirleyeceğine inandığını da
belirtti.
KKTC Başbakanı, ''heyecanlıyız, çünkü bu rapor önümüzdeki
yılların politikasını belirleyecek önemli bir belge"
şeklinde konuştu.
KKTC BMnin Kıbrıs raporuna kilitlendi
Annan Kıbrıs raporunu bugün BM Güvenlik Konseyine
sunacak
02 Haziran, 2004 01:57:00 (TSİ) CNN TUEK
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs ile ilgili
raporunda, Kıbrıs Türküne uygulanan izolasyonun
kaldırılması yönünde çağrı yapmasını beklediklerini
söyledi.
Talat, Annannın izolasyonun kaldırılması yönünde
çağrı yapması halinde, bütün devletlerin bu çağrıya
uygun politikalar belirleyeceğine inandığını söyledi.
KKTC Başbakanı, ''heyecanlıyız, çünkü bu rapor önümüzdeki
yılların politikasını belirleyecek önemli bir belge ''dedi.
Talat:
Umutlu bir bekleyiş içindeyiz
BM Genel Sekreteri Kofi Annannın Güvenlik Konseyine sunacağı
rapor öncesinde umutlu bir bekleyiş içinde olduklarını
kaydeden Talat, rapordan endişeli olan Rumların büyük bir faaliyet
içinde olduklarını söyledi.
Rumların, Güvenlik Konseyi'nin bazı üyelerini 'dış
karışma olmadan iki taraf sorunu çözsün' şeklinde etkilemeye
çalıştıklarını belirten Talat, KKTC için şimdilik
endişe verici bir durumun sözkonusu olmadığını
vurguladı.
Raporda bazı değişiklikler olabileceğini, ancak
Kıbrıs ile ilgili sürecin bütün gerçekliğiyle raporda
aktarılacağı yönünde bilgi sahibi olduğunu belirten Talat
şunları söyledi: ''Raporda, Kıbrıslı Türklerin içinde
yaşadıkları durumun objektif tespiti ve bunun ortadan
kaldırılmasına yönelik çağrı yapılacağı
veya bu durumun haksızlık olduğu vurgulanacağı
inancındayız. Bu konuda bir yaklaşım büyük ihtimalle
olacak. Beklentimiz ve talebimiz, Kıbrıslı Türkler üzerindeki
izolasyonun kaldırılması yönünde çağrı
yapılmasıdır. O zaman bütün devletler bu çağrıya uygun
politikalar belirler.''
Hükümet
sorununun aşılması için Serdar Denktaş bekleniyor
Başbakan Talat, hükümet sorununun aşılması için Demokrat
Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın KKTC'ye dönüşünü
beklediğini söyledi.
Talat, İstanbul Sanayi Odası'nın davetlisi olarak bugün
İstanbula gelecek olan KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat,
Türkiyede herhangi bir resmi temasta bulunmasının gündemde
olmadığını da sözlerine ekledi.
ABD, KKTC'nin tecridinin hafifletilmesi için
çalışıyor
ABD: "Papadopulos'un yönetimimizle öngörülen
toplantısı yok"
02 Haziran, 2004 08:57:00 (TSİ) CNN TURK
ABD, KKTC'ye
uygulanan tecridinin hafifletilmesi çalışmalarını
sürdürürken ABD Dışişleri Bakanlığı,
Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un, yönetimleriyle
Washington'da herhangi bir temasının öngörülmediğini belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher,
bu konudaki bir soruyu yanıtlarken, ''Washington'daki herhangi bir
toplantıdan şu an için haberdar değilim'' dedi.
Boucher, ''Papadopulos yönetimden görüşme talebinde bulundu mu?'' sorusunu
da, ''bunu kendisine sorabilirsiniz'' diye yanıtladı.
ABD,
Papadopulos'a tepkili
ABD Yönetimi, Kıbrıs'ta 24 nisan referandumları öncesinde Rum
tarafında 'hayır' kararı için aktif bir kampanya düzenleyen
Papadopulos'a yoğun tepki gösteriyor.
ABD'nin Boston kentinde bir konuşma yapan Papadopulos, yarın New
York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek.
Sözcü Boucher, ABD'nin, Kıbrıs Türk Tarafı'nın tecridinin
hafifletilmesi yönündeki bazı yeni adımları halen incelemekte
olduğunu da belirtti.
Annan
raporuyla Rumu tokatladı!
HALKIN SESİ, referandum
sonuçlarından sonra dünyanın Kıbrıslı Türklere
karşı duruşlarını belirlemeden önemli bir yol çizecek
olan ve haftalardır merak edilen BM Genel Sekreteri Kofi Annanın
Güvenlik Konseyine sunacağı Kıbrıs raporunu ele geçirdi.
Kofi Annanın bugünün erken saatlerinde BMnin 5 daimi üyesine
dağıtımı yapılan ve bu gece veya yarın Güvenlik
Konseyine sunması beklenen raporda, Lahey zirvesinden referanduma kadar
olan süreç 3 aşama altında değerlendirdi.
Yaşanan görüşme sürecinde kendisine
göre hayati önem taşıyan olay ve söylemlere dikkat çeken Annan,
bunlarla ilgili düşüncelerini ortaya koyarken, eleştiri
oklarını büyük çoğunlukla Papadopulosa yönlendirdi.
İZOLASYONLAR KALDIRILMALI
Referandumdan sonra Kıbrıslı
Türklerin durumunun, uluslar arası toplumun dikkatini çekmesi
gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu sunduğu Güvenlik
Konseyinin de dahil oldğunu kaydetti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
Kofi Annan, Güvenlik Konseyine sunduğu raporunda, Kıbrıslı
Türklere uygulanan baskı ve izolasyonların
kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Referandumda kullandıkları
oyları nedeniyle Kıbrıslı Türklerin baskı uygulama ve
kendilerini izole etme mantığını ortadan
kaldırdıklarına dikkat çeken Annan, Güvenlik Konseyine
yaptığı çağrıda, Öyle ümid ederim ki, Güvenlik
Konseyi üyesi ülkeler Kıbrıs Türkleri ile bire bir ilişki kurar,
uluslararası kuruluşların gereksiz olan kısıtlamaları
kaldırma ve Kıbrıslı Türkleri izole etmeye yarayan, yeniden
birleşme amacına yönelik olumlu katkılarda bulunurlar. dedi.
RUMLAR ÇÖZÜMÜ REDDETTİ
Genel Sekreter, Kıbrıslı
Rumların referandumda hayır oyu kullanmakla Annan planı
değil, Kıbrısta çözümü reddettiklerini vurguladı.
Kıbrıslı Rum seçmenlerin
planı reddetmesinin çözüm yolunda büyük gerilemeye yol
açtığına dikkat çeken Annan, Burada kabul edilmeyen, burda
yazılanlar değil, doğrudan çözümdür. Rumların on
yıllarca beklediği ve
yararlarına olan Kıbrısın birleşmesi, büyük bir
toprak parçasını geri almaları, yerinden olmuş
kişilerin evlerine dönmesi, ki bunların 120 bini Kıbrıs Rum
idaresi altında kalacak. Uluslar arası antlaşmalar
dışında kalan askerlerin geri çekilmesi, daha fazla Türk göçmenin
gelmesinin durdurulması ve yerleşik Türklerin
bazılarının geri gönderilmesi gibi, gelişmeleri geri
çevirdiler dedi
ÖVGÜLER TÜRKLER
BM Genel Sekreteri Kofi Annan,
hazırladığı raporda Türkiye hükümeti ve özellikle
Başbakan Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali
Talatın görüşmelerde ve referandum sürecndeki duruşlarından
övgüyle bahsetti.
Annan, Türkiye hükümeti kendine düşen görev olan,
Kıbrısta yeni bir politika izlemesydi. Ki bu da, 24 Ocak 2004
tarihinde Davosta Erdoğan ile yaptığım görüşmede bana
aktarılmıştı. Erdoğan, Türkiyenin görüşmelerin
devamından yana olduğunu söylemişti. Tercihinin 1 Mayısa
kadar ana konuların halledilmesi olduğunu ve politik bir kişinin
görüşmeleri idare etmesi olduğunu belirtmişti. Fakat, bu ana
konuları da görüşmeye açık olduklarını belirtti.
İlave ederek, Türkiye açısından plandaki boşlukların
taraflarca anlaşılamadığı taktirde benim
tarafımdan doldurulmasına hiçbir çekinceleri
olmadığını belirtti. Ayrıca, bana verdiği
güvencede, Türk tarafı, çabalarda bir adım önde
olacağını söyledi. değerlendirmesinde bulundu.
Annan, Talatın görüşmeler
döneminde ve referanduma kadar olan dönemdeki çabalarını taktirle
karşıladığını raporuna kaydetmek istediğini
vurguladı.
Annan, Yunanistan ile ilgili
değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı: Her zaman Yunanistanın benim
çabalarımı destekleyeceğine güvenebilirim. Bu bir ülke için iyi
kredidir ki, liderleri Mart başında yapılan seçimlerde
Kıbrıs konusunu propaganda malzemesi olarak
kullanmamıştır. İsviçrede birkaç haftalık Yunan
hükümeti görüşmede önayak olan değil, danışman görevi
yaptı.
Annan KKTC, Türkiye ve Yunanistan
kanadına yaptığı övgülerin yanında Rum yönetimi
liderliğini de yerden yere vurdu.
PAPADOPULOS GERÇEKLERİ SAPTIRDI
Papadopulosun referendum sürecinde planla
ilgili değerlendirmeleri karşısında şok olduğunu
belirten Annan, Rum liderin, bu süreçte söylediklerinin geçmiş dönemlerde
kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu
söylemleriyle çeliştiğini raporuna yansıttı.
Referandum sürecinde Papadopulosu 7 Nisanda
televizyonda yaptığı konuşmada halkından güçlü bir
hayır istediği ve uluslar arası tanınmış bir
devletin ellerinden gideceğini savunmasını hayretle
karşıladığını söyleyen Annan, Bu
değerlendirmede Papadopulosun bana Ocak ayında söylediklerini
dikkate aldığımda bana sürpriz oldu. Bu planda iki tarafın
da yeni devlet içindeki pozisyonu belliydi, Güvenlik Konseyinin S/2003/398
kararıyla da ortaya konulmuştu. Aynı şekilde Mart 2003te
bana Laheyde söylediklerini düşündüğümde, yapılan
değişiklikleri bilmesine rağmen planın ana
konularını çarptırmıştır. Konuşmasında,
planın içindeki birçok konuyu doğru bir şekilde
yansıttığına inanmıyorum. Nitekim,
konuşmasındaki argümanda plan son şeklini
aldığında Türkiyenin bütün kuşkularının tatmin
edilmiş olduğunu, Kıbrıslı Rumların
kuşkularının da göz ardı edildiğini söylemesini de
kabul edemem. Eğer, Kıbrıslı Rumlar İsviçre veya
önceki görüşmelerde al-ver safhasında daha arzulu olsalar ve
hedeflerini korusalardı; belki Kıbrıslı Rumların
diğer istekleri de yerine gelebilirdi. değerlendirmeleriyle
Papadopulosu eleştiri bombardımanına tutu.
RUM LİDERLİĞİ PLANI
TARTIŞTIRMADI
BMnin 2003 yılının
başından itibaran plan hakkındaki bilgiyi serbest şekilde
Rumca ve Türkçe olarak internete koyduğunu ve sivil toplum örgütlerine
yönelik bilgilendirme toplantıları yaplıldığını
kaydeden Annan, Papadopulosu televizyonları kullanarak Rum
halkının doğru bilgi almasını önlemekle suçladı.
Annan bu yönde Rumların yaptığı engellemleri raporuna
şöyle aktardı: BMnin plan hakkında daha fazla bilgi vermek
için gösterdiği çaba Rum medyası tarafından engellendi.
İsviçreye gitmeden önce, bir Türk televizyon istasyonuyla
işbirliği yapıp iki taraftan da telefon
bağlantısı kuracak, planla ilgili soruların BM
uzmanları tarafından cevaplandırılacağı bir
programı yapacak Rum TV bulamadık. Bunun dışında İsviçre
görüşmelerinden sonra De Sotonun Rum devlet televizyonunda
konuşmasına izin verilmedi.
ÇÖZÜM ANNAN PLANINDA
Kofi Annan raporunda, referandumdan sonra
planın ölmüş ve geçersiz sayılmasına rağmen,
Kıbrıslı Türk seçmenlerin bunu kabul etmesinden dolayı,
Kıbrısı birleştirmek için nihayi bir çözüm şekli
olarak ortada durduğunu açıkladı.
Annan, kendi adıyla anılan
planın Kıbrıslıların bir antlaşma elde edebilmek
için görünebilen tek plan olduğunu vurgulayarak, planın
çalışabilir bir çözüm platformu oluşturduğunu söyledi.
Annan, 4.5 yıl içerisinde harcanan
bütün çabalara rağmen, ne kadar fedekarlık etmeleri gerektiğini
bilmelerine rağmen, iki tarafın kilit noktalarda
anlaşabilmesinin zorluğunun da ortaya çıktığına
dikkat çekti.
RUMLAR,
ÇÖZÜM İSTİYORLARSA, BUNU GÖSTERSİNLER
Rumların, hayır
kararının Kıbrısta çözüm sürecinin önünde bir engel olarak
durduğunu kaydeden Annan, Rumlar, gelecek zaman içerisinde
kullandıkları oyun neticesi üzerinde iyice düşünme
ihtiyacını arzulayabilirler. Eğer hala Kıbrıs sorununu
iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon temeline dayanan bir çözüme
kavuşturmayı arzu ediyorlarsa, bunu göstermeleri gerekir. dedi.
Kıbrıslı Rumların,
güvenlik ve planın karmaşıklığı konusunda devam
eden kaygılarını net ve kesin bir şekilde ifade etmeleri
gerektiğinin altını çizen Annan, Güvenlik Konseyine bu
kaygıları dikkate alması önerisinde bulundu.
Annan, Papadopulos, değişiklikler
yapılmadığı taktirde planı, tekrar referanduma
sunmayacağını belirtmiştir. Rum tarafında
bazıları ikinci bir referandumdan söz etmektedir. Bu planın
uygulanması ve ek garantiler istemektedir. Diğer taraftan
Kıbrılı Türkler referndumu onayladıklarından
görüşmelerin takrar açılmasına karşı çıkmaktadırlar.
Benim bildiğim kadarıyla bu çıkmazı, çözmek için
Kıbrısta iki taraf da, BM veya herhangi bir başka kuruluşa
teklif yapmamıştır. Bu durumda da misyonumu devam ettirmekte de
fayda görmüyorum. diyerek adadaki son durumu tahlil etti.
Kıbrıslı Türklerin
referandumdaki evet kararını memnuniyetle
karşıladığını belirten Annan, Onlar çok
açık ve büyük çoğunlukla Kıbrısın iki toplumlu ve iki
bölgeli bir federasyon çerçevesinde birleşmesini istediklerini
belirttiler. Bunu, Annan planı adı altında
Kıbrıslı Türklerin 1/3ünün göç edeceğini bilerek kabul
ettiler. Açık olarak AB üyeliğinin de bunda büyük bir rol
oynadı. Bir antlaşma istemek Kıbrıs Türklerinin
yıllarca sürdürdüğü, 1983 yılında kurdukları devletin
tanınması politikasından koptuklarını göstermektedir.
Kendini 24 Nisan referandumundan sonra
Kıbrıslı Türkler kendilerini reddedilmiş hissedebilirler.
değerlendirmesinde bulundu.
Kıbrıslı Türklerin, tek
yolunun adada birleşme olduğunu gözardı etmemelerini isteyen
Annan, Onlar, tek yolları olan birleşmeye arkalarını çevrimeyerek,
birleşme azmini iki katına çıkarmaları gerekir.
Kıbrıslı Türkler ve Türkiyeye, Rumlara ulaşmak için her
fırsatı değerlendirmelerini tavsiye eder ve güçleri çerçevesinde
iki taraf arasındaki uzlaşmyı desteklemeleri gerek.
şeklinde temennilerde bulundu.
Referandumdan sonra Kıbrıslı
Türklerin durumunun, uluslar arası toplumun dikkatini çekmesi
gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu sunduğu Güvenlik
Konseyinin de dahil oldğunu kaydetti.
Genel Sekreter, Kıbrıs Türk
liderliği yıllar içerisinde kendilerine uygulanan engellemeleri
ambargo olarak kabullenmişlerdir. Onlar, referandumun neticesinin ne kadar
eşitsizlik olduğunu ve delil olarak da Kıbrıslı Rum
liderliğinin Kıbıslı Türklerin adına
konuşamayacağını söylemleri gösterilmektedir. Diyerek
Kibrıslı Türklerin durumunu ortaya koydu.
AB YENİ ADIM ATMALI
ABnin referendum sonrası çabuk
reaksiyon göstererek Kıbrıs ile ilgili yeni bir durum ortaya
çıkardığına değinen Annan, memnun edici olarak
değerlendirdiği bu atağı başka adımların da
takip etmesini diledi.
BARIŞ GÜCÜNÜN DURUMU GÖZDEN
GEÇİRİLECEK
BM Genel Sekreteri Kofi Annan raporunda,
Kıbrısta görev yapan Barış Gücünün konumunun da
değerlendirileceğini belirtti
Annan,
2004/427 sayılı UNFİCYP raporunda belirttiğim gibi 3 ay
içerisinde tekrar gözden geçirme operasyonu yapmak istediğimi, UNFICYPin
görevi Kıbrıstaki gücünün asker sayısı, görevinin
şekli, ve Güvenlik Konseyinin olabilecek önerileri doğrultusunda
tekrar gözden geçirilecektir. Barış gücünün
yapılanmasında değişikliğe gidilebilir mejajı
verdi.
HALKIN
SESI 02/06/2004
Kofi Annan,
Kıbrıs raporunu Güvenlik Konseyi'ne sunuyor
|
15 ÜYE
ÜLKENİN ELİNE GEÇTİ... A.A muhabirinin BM çevrelerinden
edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün resmen Güvenlik Konseyi'ne
sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporu, dün konsey üyesi 15
ülkenin eline geçti BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu bugün
BM Güvenlik Konseyi'ne sunması bekleniyor. A.A
muhabirinin BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün
resmen Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs
raporu, dün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçti. Annan'ın
Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme
alınan raporun "adil ve objektif" olması beklenirken,
raporda Annan Planı konusunda Rumların tutumunun eleştirileceği,
Türk tarafının "yapıcı"
yaklaşımının ise öne çıkarılacağı
sanılıyor. Ancak,
raporun konseye sunulmasından sonra karar kabul edilmesi
aşamasında Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı
tutumlarını sürdürebileceklerine işaret ediliyor. Diplomatik
kaynaklar, Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan Planı'nı
destekleyici bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin,
yine aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar
alınmasına engel olabileceklerini kaydediyorlar. UNFICYP
raporu BM genel
sekreterinin dün ayrıca Kıbrıs'taki Birleşmiş
Milletler Barış Gücü'yle (UNFICYP) ilgili raporunu konseye iletmesi
öngörülüyordu. Konseyin
Barış Gücü ile ilgili raporun sunulmasının ardından
önceki dönemlerde olduğu gibi BM Gücü'nün görev süresini 6
aylığına daha uzatması bekleniyor. Ancak Annan'ın
sunacağı bu raporla birlikte ilk kez Kıbrıs
Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir çalışma
başlatılacak. Güvenlik
Konseyi'nin de Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir
tavsiyede bulunması ve 3 ay sonra bir ara rapor istemesi yönünde bir
karar kabul etmesi öngörülüyor. Papadopulos-Annan
görüşmesi Bu arada
perşembe günü gözler, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel
Sekreteri Annan'la yapacağı görüşmede olacak. Kıbrıs
raporunun Rumları eleştiren unsurlar içermesi durumunda
Papadopulos'un takınacağı tutum merakla bekleniyor. Kıbrıs'ta
referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük tepkisini
toplayan Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri mesajını
ileten Amerikalı yetkililer, Rum liderine Washington'a gelmemesi
uyarısında bulundular. Papadopulos,
ABD ziyareti sırasında Boston'daki Harvard Üniversitesi'nde bir de
konuşma yapacak. |
KIBRIS 02/06/2004
Kuzey
Kıbrıs'a geçişlerde saat ve konaklamayla ilgili
sınırlamalar kaldırıldı
Bakanlar
Kurulu'nun dünkü toplantısında KKTC ile Güney Kıbrıs
arasındaki geçişlere yeni kolaylıklar getirildi.Bakanlar Kurulu
Sözcüsü Sağlık Bakanı Hüseyin Celal'in verdiği bilgiye
göre, turlar dışındaki geçişlere uygulanan 06.00-24.00
sınırlaması karşılıklı olarak
kaldırıldı. Böylece saat sınırlaması olmadan
karşılıklı geçişe olanak sağlandı.
Aynı
çerçevede Güney Kıbrıs'tan gelen Rumların KKTC'de
konaklamasıyla ilgili 3 gün sınırlaması da
kaldırıldı. Konuyla ilgili karar uyarınca, turistik tesiste
kaldığını ispat şartıyla Rumlar KKTC'de arzuladıkları
sürede tatil yapabilecekler.
Ayrıca 11
yaşına kadar çocukların anne-babayla birlikte olmak
şartıyla kimliksiz geçişine olanak sağlanması da hükme
bağlandı.
Arpa ve
buğday fiyatları belirlendi
Bakanlar
Kurulu, günlerden beri merakla beklenen arpa ve buğday
fiyatlarını da belirledi.
Tarım ve
Orman Bakanı Raşit Pertev'in verdiği bilgiye göre,
uluslararası piyasa, Güney Kıbrıs'taki fiyatlar ve maliyet
giderleri dikkate alınarak yemlik arpa üreticiden kilo başına
270 bin, tohumluk arpa 280 bin, ekmeklik/yemlik buğday 350 bin ve tohumluk
buğday da 360 bin TL'den alınacak.
Karar
uyarınca yemlik arpanın satış fiyatı ise
alış fiyatından 10 bin TL zararla 260 bin TL olarak uygulanacak.
Bakanlığa
bağlı Toprak Ürünleri Kurumu'nun geçmiş yıllarda
olduğu gibi bu yıl da üreticiyi desteklemek amacıyla tahıl
fiyatlarını düşük fiyattan alıp yüksek fiyata
satacağını, ancak bu uygulamadan kaynaklanan görev
zararının geçmiş yıllara göre yüzde 10'dan yüzde 4'e
indirildiğini belirten Tarım Bakanı Pertev, hedeflerinin gelecek
yıl serbest piyasa koşullarında bu farkı ortadan
kaldırmak olduğunu söyledi.
Patatese ihraç
amaçlı prim
Bakanlar Kurulu
ayrıca, sadece haziran ayı için geçerli olmak üzere patatese ihraç
amaçlı ton başına 57 dolar teşvik primi verilmesini de karara
bağladı.
Konuyla ilgili
karar hakkında bilgi verirken, siyasi sorunlar ve AB hazırlık
çalışmalarının zamanında yapılmaması
nedeniyle patates ihracında sorunlar yaşandığını
belirten Tarım Bakanı Pertev, teşvik primiyle üreticiyi
rahatlatmayı ve ihracatı teşvik etmeyi öngördüklerini söyledi.
Tarım
Bakanı Pertev, patates alım fiyatının daha sonra
belirleneceğini de kaydetti.
Sağlık
kurulu için bekleme eziyetine son
Bakanlar
Kurulu'nun bugün aldığı kararlardan biri de sağlıkla
ilgili.
Konuyla ilgili
tüzükte yapılan değişikliğe göre Sağlık Kurulu,
ilgili hastayla ilgili karar için evrak üzerinden tetkik yapacak ve ancak
gerekmesi halinde hasta kurula çağrılacak.
Bakanlar Kurulu
Sözcüsü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Resmi
Gazete'de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girecek
tüzük değişikliğiyle hastaların 5-6 saat hastane
koridorlarında bekleme zorunluluğunun ortadan
kalkacağını vurguladı.
KIBRIS 02/06/2004
Talat:
Heyecan ve büyük umutla Annan'ın raporunu bekliyoruz
|
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs'la
ilgili raporunda, Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonun
kaldırılması yönünde çağrı yapmasını
beklediklerini belirterek, "O zaman bütün devletler bu çağrıya
uygun politikalar belirler" dedi. Bakanlar
Kurulu Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
başkanlığında dün saat 15.00'te toplandı. Başbakan
Talat'ın verdiği bilgiye göre kurul dünkü toplantısında
Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi.
Toplantıda, bakanlıklardan gelen önergelerle yasalar da ele
alındı. Bakanlar
Kurulu toplantısına yurt dışında bulunan
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş ile Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu dışındaki tüm
bakanlar katıldı. Başbakan
Talat görüşmeye girerken gazetecilerin gündeme ilişkin
sorularını yanıtladı. Hükümet
sorunu için Denktaş'ın dönüşü bekleniyor Bakanlar
Kurulu toplantısına girerken gazetecilerin sorularını
yanıtlayan Talat, hükümet sorununun aşılması için
Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş'ın KKTC'ye dönüşünü
beklediğini de söyledi. Heyecanlıyız,
rapor belirleyici olacak Kıbrıs'la
ilgili yeni süreçte belirleyici olması beklenen BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Kıbrıs'la ilgili raporunun yarın (bugün)
Güvenlik Konseyi'ne sunulmasının beklendiğine işaret eden
Başbakan Talat, "Heyecanlıyız, çünkü bu rapor önümüzdeki
yılların politikasını belirleyecek önemli bir rapor"
dedi. Başbakan
Talat, "Türk tarafı bu rapora büyük umut bağladı.
Rumların faaliyetleri de dikkate alınarak bir sürpriz olabilir
mi?" şeklindeki soruya karşılık da, "Rumlar
rapordan endişeli ve büyük bir faaliyet içinde. Hatta Güvenlik
Konseyi'nin bazı üyelerini 'dış karışma olmadan iki taraf
sorunu çözsün' şeklinde etkilemeye çalışıyorlar. Ama
bizim için endişe verici bir şey olamaz. Umutlu bir bekleyiş
içindeyiz. Bizim için sürpriz bir durum olacağını
sanmıyorum" diye konuştu. Raporda
bazı değişiklikler olabileceğini, ancak
Kıbrıs'la ilgili sürecin bütün gerçekliğiyle raporda
aktarılacağı yönünde bilgi sahibi olduğunu söyleyen
Talat, özetle şunları kaydetti: "Raporda,
Kıbrıslı Türklerin içinde yaşadıkları durumun
objektif tespiti ve bunun ortadan kaldırılmasına yönelik
çağrı yapılacağı veya bu durumun haksızlık
olduğu vurgulanacağı inancındayız. Bu konuda bir
yaklaşım büyük ihtimalle olacak. Beklentimiz ve talebimiz
Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun
kaldırılması yönünde çağrı
yapılmasıdır. O zaman bütün devletler bu çağrıya
uygun politikalar belirler." Türkiye
ziyareti İstanbul
Sanayi Odası'nın davetlisi olarak bugün gideceği Türkiye'de
herhangi bir resmi temasın gündemde olmadığını da
söyleyen Talat, hükümet konusunda gelişme olup olmadığı
konusunda da, "Serdar Bey'in dönüşünü bekliyorum. Gelince herhalde
bir değerlendirme yapacağız, şu an için bir gelişme
yok" dedi. |
KIBRIS 02/06/2004
Türk
delegasyonunun çekimser oy kullanması diplomatik bir taktiktir
Avrupa Konseyi
Yerel ve Bölgesel Yönetimler, Bölgeler Meclisi Başkanı Yavuz Mildon,
geçen hafta yapılan konsey toplantısında, Kıbrıs'la
ilgili bir oylamada 12 kişilik Türk delegasyonunun çekimser oy
kullanmasının, tuzak niteliğinde olan ikinci bir önergenin
önlenmesi için diplomatik bir taktik olduğunu söyledi.
Türk
delegasyonunun Kıbrıs'la ilgili oylamada çekimser oy kullanması,
Çanakkale İl Genel Meclisi toplantısında CHP Grup
Başkanı Erhan Tez ile delegasyon başkanı ve aynı
zamanda il genel meclisi üyesi olan Yavuz Mildon arasında
tartışmaya yol açtı.
Gündem
dışı söz olan Mildon, oylama dolayısıyla bazı
gazetelerde konuyla ilgili yanlış değerlendirmelerin yer
aldığını hatırlattı.
Mildon, genel
kurulda Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Zampelas'ın
verdiği iki değişiklik önergesinden birincisinin, Rumlardan
boşalacak üyeliğin "Kıbrıs delegasyonuna entegre olmak
kaydıyla" cümlesinin ilave edilmesini öngördüğünü belirterek,
"Bu husus zaten aynı karar tasarısının bir başka
maddesinde yer almakta ve Avrupa Konseyi'nin diğer kurumu olan
Parlamenterler Meclisi'nin bu yöndeki kararına uyum sağlaması
neticesi getirmektedir" dedi.
Bu önergenin
kabul ya da reddedilmesinin Kıbrıslı Türk temsilcisinin
üyeliğe kabulü ve reddi sonucunu getirmediğini, sadece daha önce
alınan bir kararın tekrarı olduğunu belirten Mildon,
şunları kaydetti:
"Burada
Türk delegasyonunun çekimser oy kullanması, tuzak niteliğindeki
ikinci önergenin reddedilmesi için diplomatik bir taktiktir. İlk oylamada
95 kabul, 5 ret ve 15 çekimser oy kullanıldı.
Kabul
oylarının çokluğu nedeniyle Türk delegasyonu ret oyu kullansa
bile oylamanın sonucunu değiştirmeye yetmeyecekti. İkinci
önerge 'Seçilmiş Türk toplumu yerel temsilcisi' cümlesinin
kaldırılarak boşalacak üyeliğin Güney Kıbrıs'tan
seçilecek bir temsilci tarafından doldurulmasına yönelikti. Çünkü
değişiklik kabul edilirse, Kuzey Kıbrıs Türk Belediyeler
Birliği'nin onayı gerekmeyecektir. Bu önerge, Türk delegasyonunun bir
öncekinde çekimser oy kullanması, hiçbir zaman ret oyu kullanmayacak olan
bazı ülkelerin bize desteğinin bu defa çekimser oy şeklinde
olmasını sağlamış ve 30 kabul, 45 çekimser ve 35 ret
oyuyla önerge reddedilmiştir. Türk heyetinin diplomatik taktiği
başarıya ulaşmıştır."
Mildon, sonuçta
bir Rum'un üyeliğinin düşürülmesi ve ikinci önergeyle
hazırladıkları tuzağın reddedilmiş
olmasının, Türk heyetinin bir başarısı olduğunu
sözlerine ekledi.
CHP Grup
Başkanı Erhan Tez ise konuyla ilgili olarak bazı gazetelerde
çıkan haberleri meclise okurken, bu konuyu
araştıracaklarını söyledi.
KIBRIS 02/06/2004
Talat,
İstanbul'da
|
Başbakan
Mehmet Ali Talat, İstanbul Sanayi Odasının (İSO)
davetlisi olarak İstanbula gitti. Başbakan
Talatı, Atatürk Havalimanı VIP Salonunda, İstanbul Vali
Yardımcısı Murat Yıldırım ve öteki yetkililer
karşıladı. İstanbulda
bu akşam İSOnun Yönetim Kurulu Toplantısına
katılacak olan Talat, Kıbrıstaki son gelişmelerin KKTC
ve Türkiye ekseninde değerlendirilmesi konulu konuşma
yapacak.Başbakan Talat, yarın KKTCye dönecek. Öte yandan Pakistan ve Bangladeşe
yaptığı ziyareti tamamlayan Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş
da, İstanbula gitti. Denktaşın, KTHYye ait uçakla saat
09.30da KKTCye döneceği bildirildi. |
YENIDUZEN 02/06/2004
Sudan eski
Cumhurbaşkanı, Talat'ı ziyaret etti
Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türküne yönelik adil olmayan izolasyonun kalkması için çaba gösterdiklerini belirtti. Sudan eski Cumhurbaşkanı Abdurrahman Suarel da Han, bugün, Talatı başbakanlıkta ziyaret etti. Han, kabulde yaptığı konuşmada başbakanlıkta bulunmaktan ve Talat ile görüşmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, başbakan ile görüşme fırsatı bulmaktan onur duyduğunu söyledi.
Han, sivil toplum örgütleriyle yaptıkları çalışmaları ve KKTCden sivil toplum örgütleriyle işbirliklerini de anlatarak Kıbrıs Türkünün verdiği mücadeleye olan sempatisini ifade etti.
YENIDUZEN 01/06/2004
Talat'tan
davaya tepki
Başbakan Mehmet Ali Talat,
Doğancıda 25 Mart 2003te düzenlenen referandum eylemiyle ilgili
olarak bazı basın
mensuplarına yeniden dava açılmasına sert tepki gösterdi.
Herhalde Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden
rahatsızlık duyan çevreler basınımız üzerinde yeniden
baskı kurmaya çalışıyorlar diyen Başbakan Mehmet Ali
Talat, davaların kendisinden habersiz açıldığını
açıkladı. Olayı öğrenir öğrenmez Polis Genel Müdürü ve
Başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını
istediğini vurgulayan Talat Dava açılan gazetecilerden hükümetim
adına özür diliyorum dedi.
YENIDUZEN 02/06/2004
Günün önemli gelişmeleri
03 Haziran, 2004 06:35:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs
Raporu BM Güvenlik Konseyi Başkanlık Divanı'na sunuluyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, dün ayrıntıları ortaya çıkan
Kıbrıs Raporu'nu bugün resmen güvenlik konseyi başkanlık
divanına sunacak.
Annan bugün Rum kesimi Lideri Tasos Papadopulos ile de biraraya gelecek.
Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik baskı ve izolasyonun
kaldırılması gerektiğini vurgulanıyor ve papadopulos
eleştiriliyor.
Petrol
bakanları Beyrut'ta toplanıyor
Petrolün varil fiyatı, son 21 yılın en yüksek değeri 42.4
dolara ulaştı. Petrol ihrac eden ülkelerin petrol bakanları,
bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta toplanıyor, gündemde petrol
fiyatlarındaki artış ve alınacak tedbirler var.
IMF
Heyeti Türkiye'de
Uluslararası Para Fonu Türkiye Masası Şefi Rıza Moghadam
başkanlığındaki IMF Heyeti Türkiye'ye geldi. Heyet
yürütülmekte olan stand-by düzenlemesinin sekizinci gözden geçirme
çalışmalarına bugün İstanbul'dan başlayacak.
Mayıs
ayı enflasyon rakamları açıklanıyor
Devlet İstatistik Enstitüsü mayıs ayı enflasyon
rakamlarını açıklayacak.
OECD
bakanlar konferansı
İkinci OECD KOBİ'lerden sorumlu bakanlar konferansı
İstanbul'da yapılacak.
|
Yeşiller
Rum yönetimine tepkili |
|
|
|
Avrupa Parlamentosu
Yeşiller Grubu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslı
Türklerin çok büyük bir bölümüne oy kullanma olanağı verilmemesini
kabul edilemez bir skandal olarak nitelendirdi. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
2 Haziran 2004 Yeşillerin açıklamasında, Avrupa
Birliği Konseyi ve Komisyonunun, Kıbrıslı Türklerin
izolasyondan kurtarılmasına ilişkin karar ve
girişimlerinin desteklendiği de vurgulandı. |
Yeşiller Grubunun seçim
kampanyasını yürüten parlamenterlerden Monica Frassoni, seçimlerde
sadece 500 Kıbrıslı Türkün oy kullanabilecek olmasını
kabul etmediklerini belirtti. Frassoni, Rum Yönetiminin 40 bin
Kıbrıslı Türk seçmene, özgür bir şekilde görüşlerini
yansıtmaları için oy kullanma hakkı tanıması
gerektiğini kaydetti.
Bu duruma şiddetli tepki gösterdiklerini ifade
eden Frassoni, Kıbrıs Rum yönetiminin ancak tüm Türklere oy
hakkı vererek Adanın bölünmüşlüğüne son verme iradesini
yansıtabileceğini ifade etti.
Yeşiller grubu üyesi parlamenter Daniel Cohn
Bendit de, Kıbrıs konusunu, Adada sorun çözülünceye kadar Avrupa
Parlamentosunun gündeminde tutacaklarını söyledi.
|
Kıbrıslı
Türkten KKTCye dava |
|
|
|
Avrupa Parlamentosu
seçimlerinde adaylığı reddedilen Kıbrıslı Türk
Şener Levent, Kıbrıs Rum Kesiminde Kıbrıs
Cumhuriyetini mahkemeye verdi. |
|
|
|
Lefkoşa |
|
|
|
3 Haziran 2004 Kıbrıslı Türk gazeteci Şener
Leventin 13 Haziranda yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde
bağımsız aday olmak için yaptığı başvuru,
seçmen kütüğüne kayıtlı olmadığı gerekçesiyle
Güney Kıbrıs Yüksek Seçim Kurulu tarafından kabul
edilmemişti. |
Levent, önceki gün
Kıbrıs Cumhuriyeti aleyhine, avukatı vasıtasıyla Rum
Kesimindeki Anayasa Mahkemesinde dava açtığını
açıkladı. Şener Levent, seçmen kütüğüne kayıtlı
olmamanın adaylığı engelleyici bir unsur olmadığını,
Kıbrıs Anayasası ile seçim yasasında bunu engelleyen
hiçbir hüküm bulunmadığını savundu.
Seçmen kaydı için Kıbrıslı
Türklere 2 Nisana kadar süre tanınmasında iyi niyet
aranamayacağını kaydeden Levent, 24 Nisan gibi önemli bir
tarihin gözardı edildiğini, referandumun hiç dikkate
alınmadığını belirtti.
Şener Levent, Rum Anayasa Mahkemesinin çok
kısa bir süre içerisinde toplanıp dava hakkında karar vermesini
beklediğini söyledi.
|
|
|
|
|||||||||||
|
|
|
2 Haziran 2004 NTV- Talat, katıldığı İstanbul
Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Toplantısı öncesinde
basın mensuplarına yaptığı açıklamada,
referandum sonucunun, Türk tarafına 40 yıldır yönelmiş
olumsuz havayı olumluya çevirdiğini söyledi. |
|
|
||||||||
|
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, herkesin BM
Genel Sekreteri Kofi Annanın raporunu beklediğini belirterek,
Genel Sekreterin raporu olumlu çıkmıştır. Bu olumlu
rapora, olumlu tepkiler alınacağına inanıyorum dedi. |
|
|
|||||||||
|
|
|
||||||||||
|
|
|||||||||||
|
|
|||
|
|
|
2 Haziran 2004 Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik
izolasyonun, bölünmüşlüğü ve tanınmayı değil,
birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması
çağrısında bulunuluyor. Ayrıca Rum yönetimi lideri
Papadopulos ölçülü bir biçimde eleştiriliyor. Annan bu eleştiriler
nedeniyle Rum tarafını rencide etmemek amacıyla raporu BM
Güvenlik Konseyine bugün sunacak. |
|
BM Genel Sekreteri Kofi
Annanın merakla beklenen Kıbrıs raporunun bugün
yayınlanacağı bildirildi. BM Genel Sekreterinin Sözcüsü Fred
Eckhard, günlük basın toplantısında, Özel Temsilci Alvaro de
Sotonun kaleme aldığı Kofi Annanın kapsamlı
Kıbrıs raporunun bugün yayınlanacağını belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 25 sayfadan
oluşan Kıbrıs raporunun girişinde çözüm sürecinin
safhaları özetleniyor. 96 maddede yaklaşık 4 yılda olup
bitenler hakkındaki görüşlere yer veriliyor. Raporun sonunda iki de
ek yer alıyor.
AMBARGOLAR GEREKSİZ
Türk tarafının merakla beklediği
raporda Kofi Annan, referandumda Kuzeyden çıkan evet
yanıtını memnuniyetle
karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan
gereksiz ambargoların ve izolasyonun kaldırılması
gerektiğini vurguluyor. Bu çerçeve Kofi Annan, Güvenlik Konseyinden
kısıtlamaların ve tecridin kaldırılması için
yardım istiyor.
Annan, Ambargoların ve tecridin
kaldırılması, bölünmüşlüğün ya da KKTCnin
tanınmasına değil, Adanın yeniden birleştirilmesi
hedefine katkı sağlayacaktır ifadesini vurguluyor.
TÜRKLERİN TERCİHİ BİRLEŞME
Kofi Annanın raporunda Kıbrıslı
Türklerin tercihini Adanın birleşmesinden yana
yaptığını, bunun KKTCnin tanınması hedefinden
vazgeçildiği anlamına geldiği yönünde bir ifade de dikkat
çekiyor. Referandum öncesinde Hayır kampanyası yürüten Rum lider
Papadopulosun özenli ifadelerle eleştirildiği Kıbrıs
raporunda Rum kesiminin Hayır yanıtına saygı
duyulduğu belirtiliyor.
Genel Sekreter, ayrıca
Rumların referandumda Hayır diyerek, yalnız planı
değil, Kıbrısta çözümü de reddettiğini vurguluyor. Annan,
bunu şu sözlerle ifade ediyor: Rumlar, 30 yıldır bekledikleri
Adanın birleştirilmesinin yanısıra büyük bir toprak
parçasını geri alarak 120 bin Rum göçmenin geri dönmesini, Türk
askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin geri gönderilmesini de
reddettiler.
TÜRK VE YUNAN HÜKÜMETLERİNE ÖVGÜ
Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan
hükümetlerine çözüm çabalarında katkıları yüzünden övgüler
yağdırıyor. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talatın İsviçre
görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı
teşekkür ediyor.
RUM BASINI TARAFLI DAVRANDI
Bunun yanısıra Rum lider Tasos
Papadopulos, bu raporda bolca eleştiriliyor. Papadoluposun gerçekleri
saptırdığını belirten Kofi Annan, Rum liderin
kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu
tavrın dışında hareket ettiğini dile getiriyor. Annan,
referandum öncesinde televizyonlardan yaptığı Hayır
konuşmasını da hayretle karşıladığını
ifade ediyor.
Bunun yanısıra Rum
basınının da referandum öncesinde taraflı
davrandığını belirten Genel Sekreter, hatta
yardımcısı Alvaro de Sotonun planı anlatmak için Rum
medyasında yer bulamadığından yakınıyor.
|
|
|
|||
|
|
|
2 Haziran 2004 Papadopulos, Hiç kimse başkaları
tarafından hazırlanan bir planı, demokratik şekilde
egemenlik hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı
eleştiremez dedi. |
|
ABDnin Boston kentindeki
Harvard Üniversitesinde bir konuşma yapan Rum lider,
yabancıların Annan Planını yegane çözüm formülü olarak
görmelerine saygı duyduklarını, ama farklı düşünme
hakları bulunduğunu söyledi. Papadopulos, Kıbrıs sorununa
bulunacak çözümün insan haklarına, demokratik ilkelere ve temel
özgürlüklere dayanması gerektiğini belirtti.
Tassos Papadopulos,
müzakerelerle varılacak böyle bir çözümde işgale son
verileceğini ve tüm yabancı askerlerin adadan çekileceğini
savundu. Papadopulos, yarın New Yorkta BM Genel Sektereri Kofi Annanla
görüşecek. Papadopulosun BMnin çözüm çabalarını yeniden
başlatmasını istemesi bekleniyor
|
Talat: Rapor
olumlu |
|
|
KKTC Başbakanı Mehmet Ali
Talat, BM Genel Sekreteri Annanın Güvenlik Konseyine sunacağı
raporla ilgili ortaya çıkan ilk bilgilerin olumlu ve beklentileri
doğrultusunda olduğunu söyledi.
|
NTV |
|
|
|
2 Haziran 2004 Raporun içeriği ilgili açıklamaları
NTVde değerlendiren Talat, raporda yeralan tanınmayı
kolaylaştırmadan izolasyonun kaldırılması ibaresini
tanınma beklentimiz zaten yoktu bizim için önemli olan izolasyonun
kaldırılmasıydı sözleriyle yorumladı. |
KKTC Başbakanı Mehmet
Ali Talat, BM Güvenlik Konseyine sunulan rapordaki izolasyonun
kaldırılması çağrısının, KKTC için yeni bir
sayfa açılması anlamına geleceğini belirtti. Talat, bu
çağrıya tüm ülkelerin uymasını bekledikleri söyledi.
KKTC Başbakanı, bundan
sonraki süreçte diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye
çalışacaklarını kaydederek Önce turizm alanındaki
atılımlar için Ercan Havaalanını işler hale getirmeye
uğraşacağız dedi
Türk'e övgü, Rum'a öfke
Annan, Kıbrıs'taki gelişmeleri özetlediği raporunda,
Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının üzerine düşen her
şeyi yaptığını, Rum Yönetimi'nin anlaşmayı
engelleyici tavır takındığını vurguladı
Sema Emiroğlu / New York
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Türklerinin, 24 Nisan'daki
referandumda kullandıkları olumlu oyun, onları baskı
altında tutmak ve izole etmek için mevcut olan tüm nedenleri ortadan
kaldırdığını bildirdi. Annan, BM ve uluslararası
toplumun Türk ve Rum taraflarına karşı tutumunu belirlemede
anahtar rolü oynayacak raporunu dün Güvenlik Konseyi'ne sundu. Kıbrıs
Türk tarafı ve Türkiye'nin çözüm için üzerine düşen her şeyi
yaptığını belirten Annan, plana "hayır"
denmesini isteyen Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopoulos'u da sert
ifadelerle eleştirdi. Papadopoulus'u, gerçekleri saptırmak ve
planı tartıştırmamakla suçlayan Genel Sekreter, "Rumlar
referandumda 'hayır' oyu kullanmakla Annan Planı'nı değil,
Kıbrıs'ta çözümün kendisini reddetmiştir" dedi.
Geçen yılki Lahey toplantısından, New York, Kıbrıs ve
İsviçre'deki görüşme turlarına ve referandumlara kadar
kaydedilen gelişmeleri ayrıntılarıyla değerlendiren
Annan, kendi adıyla anılan planın çözüm için tek zemini
oluşturmayı sürdürdüğünü de bildirdi, ancak şu aşamada
Ada'da iyi niyet misyonunu yeniden başlatmak için bir zemin
görmediğini vurguladı. Annan'ın 26 sayfalık raporunda dile
getirdiği noktalar özetle şöyle:
· TÜRKLERE AMBARGO
GEREKSİZ: AB'nin yeni duruma verdiği süratli tepki memnunlukla
karşılanacak ilk adımdır, bu adımı yeni
adımlarla takip edeceğini umuyorum. Oylamanın ardından
Kıbrıs Türklerinin durumu, Güvenlik Konseyi de dahil
uluslararası toplumun dikkatini çekmelidir, çünkü verdikleri olumlu oy,
onlara baskı ve tecrit uygulama nedenini ortadan
kaldırmıştır. Ümit ederim ki Güvenlik Konsey üyeleri, tüm
devletlere, Kıbrıs Türklerinin izole edilmesine yol açan ve
kalkınmalarına mani olan gereksiz kısıtlamaların
kaldırılması için hem ikili alanda, hem de uluslararası
kuruluşlarda işbirliği yapılmasına güçlü biçimde
öncülük eder.
· TANINMA OLMAZ:
Ancak bu, tanınma ve ayrılmaya yardımcı olma amacıyla
değil, yeniden birleşme hedefine olumlu katkıda bulunmak için
yapılmalıdır. Tanınma, Güvenlik Konseyi kararlarına
açık biçimde aykırıdır ve birleşme hedefine ters
düşer. Kıbrıslı Türkler, çözüme giden tek yolun Ada'da
birleşme olduğunu da göz ardı etmemelidir ve birleşme azimlerini
ikiye katlayarak, Rumlarla uzlaşmak için her fırsatı
değerlendirmelidirler.
· RUMLAR
ENGELLEDİ: Kıbrıs Rumlarının kararına saygı
duyulmalıdır, ama "hayır" oyları, çözüm
çabalarında büyük bir engel ve geriye doğru atılmış
bir adımdır. Önümüzdeki dönemde kullandıkları oyun
sonuçları konusunda yeniden düşünmeyi isteyebilirler. Eğer
Kıbrıs sorununu 2 toplumlu ve 2 bölgeli bir federasyon temelinde
çözmeye hâlâ isteklilerse, o zaman bunu sadece sözcüklerle değil,
eylemlerle de ortaya koymaları gerekir.
· ERDOĞAN SÖZÜNÜ TUTTU: Türk hükümetinin
çözüm konusunda yeni çabalara başlanılmasını sağlayan
politika değişikliği, ülkenin ve liderlerinin siyasi
olgunluğunu iyi biçimde yansıtmıştır. Başbakan
Erdoğan, çözüm çabalarında hep bir adım önde olma taahhüdünü
tuttu. Türkiye'nin çözüme ulaşılması için gösterdiği
kararlılık, harcanan çabalara ölçülmesi mümkün olmayan bir destek
kazandırdı.
MILLIYET 03/06/2004
'İzolasyon kaldırılmalı'
BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun, birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması çağrısı yaptı.
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, günlerdir beklenen 25 sayfadan oluşan
Kıbrıs raporunu BM Güvenlik Konseyi üyelerine ve ilgili taraflara
iletti. Annanın raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik
izolasyonun, bölünmüşlüğü ve tanınmayı değil,
birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması çağrısında
bulunuldu.
Annan,
referandumda Kuzeyden çıkan evet yanıtını memnuniyetle
karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan
gereksiz ambargoların ve izolasyonun kaldırılması
gerektiğini vurguladı. Güvenlik Konseyinden
kısıtlamaların kaldırılması için yardım
isteyen Annan, Hayır kampanyası yürüten Rum lider Tasos
Papadopulosu özenli ifadelerle eleştirdi ve Rum kesiminin Hayır
yanıtına saygı duyulduğunu belirtti.
Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında
katkılarına da dikkat çekti ve özellikle Başbakan Tayyip
Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talatın tutumu için
ayrı ayrı teşekkür etti.
HURRIYET 03/06/04
|
Annan'dan Papadopulos'a sert eleştiri |
|
|
New York BM Genel Sekreteri Kofi Annan, BM Güvenlik Konseyi'ne sunacağı Kıbrıs raporunda Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'a sert eleştiriler yöneltti. Reuters ajansının elde
ettiği rapora göre, Annan, KKTC ve Türkiye'yi plana verdiği destek
için överken, Papadopulos'u ''referanduma sunulan çözüm planın kabul
edilmemesi için, planı çarpıtmakla'' suçladı. Papadopulos'la New York'ta bugün
görüşmesi beklenen Annan, Rum kesimi liderinin, Nisan ayının
başında yaptığı konuşmada, BM planını
''uluslararası tanınmışlığı olan ülkemizi
ortadan kaldıran bir plan'' olarak nitelendirmesinden
şaşkınlık duyduğunu ifade etti. Bu konuşmanın,
çeşitli konularda planın içeriğini tam olarak
yansıtmadığını düşündüğünü belirten Annan,
''Eğer Rum kesimi plandan bu kadar memnun değildiyse, referandumdan
önce daha sıkı pazarlık yapmalıydı'' dedi. Annan, Kıbrıslı
Rumların kararlarına saygı duyulması, ancak bu arada da
Rumların birleşme amacına ''büyük darbe'' vurduğunu
bilmesi gerektiğini kaydetti. BM Genel Sekreteri, raporda,
Ada'nın birleştirilmesini öngören BM planına destek
vermelerinden ötürü Türk tarafının ödüllendirilmesi için dünyaya
çağrı yaparak, izolasyonun kaldırılmasını da
istedi. (aa) |
|
HURRIYET 03/06/04
|
Rumlar, Anayasayı değiştirmeyi
tartışıyor |
|
|
Kıbrıs Rum kesimi, Avrupa Birliği (AB) normlarına uymadığı gerekçesiyle Türk-Rum ortaklığında kurulan 1960 Anayasasının değiştirilmesini tartışılıyor. Rum Politis gazetesinin habekrine göre İrlanda modelinin esas alınıp, çok maddede anayasal değişikliğe gitmeden, AB normlarının geçerli sayılabileceği belirtiliyor. Kıbrıs Cumhuriyetine iki toplumluluk özelliği veren 1960 Anayasasının temel maddeleri kaldırılması halinde fiiliyatta olmayan Kıbrıslı Rum Devlet Başkanı, Kıbrıslı Türk Başkan Yardımcısı ile Kıbrıslı Rum ve Türk milletvekillerinin ayrı seçimlerle belirlenmesi maddesinin de kaldırılacak ya da ertelenecekler arasında yer alacak. |
|
|
|
HURRIYET 03/06/04
|
Avrupalı Yeşiller'den Kıbrıslı
Türklere destek |
|
|
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu, bir açıklama yaparak, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslı Türklerin çok büyük bir bölümüne oy kullanma olanağı verilmemesini ''kabul edilemez bir skandal'' olarak nitelendirdi. Yeşiller Grubu'nun seçim
kampanyasını yürüten parlamenterlerden Monica Frassoni, seçimlerde
sadece 500 Kıbrıslı Türk'ün oy kullanabilecek olmasını
kabul etmediklerini, Rum yönetiminin, 40 bin Kıbrıslı Türk
seçmene, özgür bir şekilde görüşlerini yansıtmaları için
oy kullanma hakkı tanıması gerektiğini belirtti. Bu duruma şiddetli tepki
gösterdiklerini ifade eden Frassoni, Kıbrıs Rum yönetiminin ancak
tüm Türklere oy hakkı vererek adanın bölünmüşlüğüne son
verme iradesi yansıtabileceğini kaydetti. Yeşillerin
açıklamasında, AB Konseyi ve AB Komisyonu'nun,
KıbrıslıTürklerin izolasyondan kurtarılmasına
ilişkin karar ve girişimlerinin desteklendiği de ifade edildi
ve bunların, ''Kıbrıs Rum yönetiminin de yapıcı ve
yoğun katkılarıyla'' bir an önce uygulanması
istendi. Yeşiller grubu üyesi
parlamenter Daniel Cohn Bendit de Kıbrıs sorunu konusunu, iki taraf
da AB bünyesinde yerini alıncaya ve sorun çözülünceye kadar Avrupa
Parlamentosu'nun gündeminde tutacaklarını bildirdi. (aa) |
|
HURRIYET 03/06/04
Annan:
Tecrit bitsin
BM Genel
Sekreteri, birleşme yönünde iradelerini ortaya koyan Türk tarafına
gereksiz tecrit ve ambargonun kaldırılması için çağrı
yaptı
03/06/2004
RADIKAL
NEW YORK - BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta referandum sonrası durumu
Güvenlik Konseyi için değerlendirdiği raporunun içeriği belli
oldu. BM'nin resmen yarın yayımlanacağını duyurduğu
ve KKTC'ye tecridin kalkması için önemli bir adım olması
beklenen rapor, ajans ve televizyonlara şu şekilde sızdı:
Türk tarafına yönelik 'gereksiz' tecrit ve ambargonun kalkması
çağrısı yapılarak Konsey'in yardımı isteniyor.
Bunun, bölünmüşlük ya da KKTC'nin tanınmasına değil,
adanın yeniden birleştirilmesi hedefine katkı
sağlayacağı vurgulanıyor. Kıbrıslı Türklerin
tercihini adanın birleşmesinden yana yaparak KKTC'nin
tanınması hedefinden vazgeçtiği öne sürülüyor. Başbakan
Tayyip Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'a övgüler
yağdırılırken, Rum lideri Tasos Papadopulos bolca
eleştiriliyor. 25 sayfa, 96 madde ve iki ekten oluşan metnin ana
hatları şöyle:
· Türklerin 'Evet'
Rumların 'Hayır' dediği referandum sonucu, Kıbrıs
sorununu çözmek için kaçırılmış bir fırsatı daha
temsil ediyor. Son 4.5 yıllık çabalar, korunması gereken bir
anlaşma zemini oluşturuyor, ama kalıcı bir çözümün yerini
tutamıyor.
· Rumların
kararına saygı gösterilmeli. Ancak, bu karar önemli bir sektedir.
Rumlar, sadece planı değil, 30 yıldır bekledikleri
adanın birleştirilmesinin yanı sıra büyük bir toprak
parçasını geri alarak 120 bin Rum göçmenin geri dönmesini, Türk
askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin geri gönderilmesini de
reddetti.
'Hayret ettim'
· Rum lider
Papadopulos, gerçekleri saptırdı. Benimle görüşmelerindeki
tavrının aksine hareket etti. Referandum öncesinde
yaptığı 'Hayır' konuşmasını hayretle
karşıladım. Rum basını da taraflı davrandı
ve yardımcım de Soto, planı anlatmak için Rum medyasında
yer bulamadı.
'Tanınma rafa kaldırıldı'
· Rumlar gelecek
dönemde iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon isterse, bunu göstermeleri
gerek. Rumların, güvenlik ve planın uygulanmasına yönelik
endişeleri açık ve kesin telaffuz edilmeli. Güvenlik Konseyi, buna
hazır olmalı.
· Türklerin
referandumdaki kararını takdirle karşılıyorum.
Kıbrıs Türk liderliği ve Türkiye, iki toplumlu, iki kesimli
federasyon isteklerine açıkça saygı gösterdi. Erdoğan ile
Talat'a İsviçre görüşmeleri ve referandum öncesi tutumu için
ayrı ayrı teşekkür ederim.
· Türkler tercihini
adanın birleşmesinden yana yaptı, bu KKTC' nin
tanınması hedefinden vazgeçildiği anlamına gelir. Türklerin
oyları onlar üzerinde baskı kurulması ve tecride yol
açmamalı.
· Umarım Konsey
üyeleri, bütün ülkelere, Kıbrıslı Türklerin tecridine yol
açıp kalkınmalarını önleyen gereksiz kısıtlama ve
engellerin kaldırılması için -tanınma ya da ayrılma
amaçları için değil, yeniden birleşme amacına olumlu
katkı olarak- işbirliği yapmaları yönünde yol gösterir.
(aa, ntv)
Papadopulos:
Eleştiri hakkı yok
03/06/2004
RADIKAL
WASHINGTON - ABD
ziyaretinde Bush yönetiminden randevu bile alamayan Rum lideri Tasos
Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporuna
tepkisini Harvard Üniversitesi'ndeki konuşmasında gösterdi.
Papadopulos, "Hiç kimse başkaları tarafından
hazırlanan bir planı, demokratik yollardan egemenlik
hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı
eleştiremez. Yabancılar Annan Planı'nı yegane çözüm
görebilir, ama bizim farklı düşünme hakkımız var"
dedi. Bush yönetiminin Papadopulos'u ters yüz ettiğini ise ABD
Dışişleri sözcüsü Richard Boucher doğruladı. Boucher,
'Papadopulos görüşme talep etti mi?' sorusuna "Bunu kendisine
sorabilirsiniz" yanıtını verdi. (aa, ntv)
Ankara
memnun
03/06/2004
RADIKAL
ANKARA/LEFKOŞA - BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporu, Ankara'da olumlu
karşılandı. Türk tarafının ezici çoğunlukla
'Evet', Rum tarafının ise 'Hayır' dediği referandum
sonuçları ışığında raporu 'objektif ve yeterli'
gören Ankara, BM'nin hem Türkiye'nin hem de KKTC'nin uluslararası camiada
yürüttüğü 'diplomatik atağa' yanıt verdiğini
düşünüyor. Annan'ın, KKTC'nin tanınmasına ilişkin bir
öngörüde bulunmamasını 'doğal' karşılayan diplomatik
kaynaklar, "Türkiye ve KKTC, tecridin kırılmasının
önemli bir adım olacağını biliyor. Bizim zaten tanınma
beklentimiz yoktu" görüşünü dile getirdi.
Talat : Hava olumlu
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat da raporu 'olumlu' buldu. Talat,
raporda, tecridin kaldırılması çağrısı
yapıldığını belirtip, "Esas hedefimiz, çözümdür.
Kıbrıs Türkü'nün tecritten kurtulması Annan'ın da
işaret ettiği gibi, bölünmüşlüğü ve ayrı bir devletin
kabul edilmesini değil, çözümü zorlayacaktır" dedi.
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise raporu beğenmedi.
Denktaş, "Yine anlaşılamadığımız belli
oluyor" ifadelerini kullandı. (Radikal, aa)
Annan raporuyla Rumu tokatladı!
|
HALKIN SESİ,
referandum sonuçlarından sonra dünyanın Kıbrıslı
Türklere karşı duruşlarını belirlemeden önemli bir
yol çizecek olan ve haftalardır merak edilen BM Genel Sekreteri Kofi
Annanın Güvenlik Konseyine sunacağı Kıbrıs
raporunu ele geçirdi. Kofi Annanın bugünün
erken saatlerinde BMnin 5 daimi üyesine dağıtımı
yapılan ve bu gece veya yarın Güvenlik Konseyine sunması
beklenen raporda, Lahey zirvesinden referanduma kadar olan süreç 3 aşama
altında değerlendirdi. Yaşanan
görüşme sürecinde kendisine göre hayati önem taşıyan olay ve
söylemlere dikkat çeken Annan, bunlarla ilgili düşüncelerini ortaya
koyarken, eleştiri oklarını büyük çoğunlukla
Papadopulosa yönlendirdi. İZOLASYONLAR
KALDIRILMALI Referandumdan
sonra Kıbrıslı Türklerin durumunun, uluslar arası
toplumun dikkatini çekmesi gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu
sunduğu Güvenlik Konseyinin de dahil oldğunu kaydetti. Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Güvenlik Konseyine sunduğu
raporunda, Kıbrıslı Türklere uygulanan baskı ve
izolasyonların kaldırılması gerektiğini
vurguladı. Referandumda
kullandıkları oyları nedeniyle Kıbrıslı
Türklerin baskı uygulama ve kendilerini izole etme
mantığını ortadan kaldırdıklarına dikkat
çeken Annan, Güvenlik Konseyine yaptığı çağrıda,
Öyle ümid ederim ki, Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler Kıbrıs
Türkleri ile bire bir ilişki kurar, uluslararası
kuruluşların gereksiz olan kısıtlamaları
kaldırma ve Kıbrıslı Türkleri izole etmeye yarayan,
yeniden birleşme amacına yönelik olumlu katkılarda
bulunurlar. dedi. RUMLAR ÇÖZÜMÜ
REDDETTİ Genel Sekreter,
Kıbrıslı Rumların referandumda hayır oyu
kullanmakla Annan planı değil, Kıbrısta çözümü
reddettiklerini vurguladı. Kıbrıslı
Rum seçmenlerin planı reddetmesinin çözüm yolunda büyük gerilemeye yol
açtığına dikkat çeken Annan, Burada kabul edilmeyen, burda
yazılanlar değil, doğrudan çözümdür. Rumların on
yıllarca beklediği ve
yararlarına olan Kıbrısın birleşmesi, büyük bir
toprak parçasını geri almaları, yerinden olmuş
kişilerin evlerine dönmesi, ki bunların 120 bini Kıbrıs
Rum idaresi altında kalacak. Uluslar arası antlaşmalar
dışında kalan askerlerin geri çekilmesi, daha fazla Türk
göçmenin gelmesinin durdurulması ve yerleşik Türklerin
bazılarının geri gönderilmesi gibi, gelişmeleri geri
çevirdiler dedi ÖVGÜLER TÜRKLER BM Genel Sekreteri
Kofi Annan, hazırladığı raporda Türkiye hükümeti ve
özellikle Başbakan Erdoğan ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali
Talatın görüşmelerde ve referandum sürecndeki
duruşlarından övgüyle bahsetti. Annan, Türkiye hükümeti kendine düşen görev
olan, Kıbrısta yeni bir politika izlemesydi. Ki bu da, 24 Ocak
2004 tarihinde Davosta Erdoğan ile yaptığım
görüşmede bana aktarılmıştı. Erdoğan, Türkiyenin
görüşmelerin devamından yana olduğunu söylemişti.
Tercihinin 1 Mayısa kadar ana konuların halledilmesi olduğunu
ve politik bir kişinin görüşmeleri idare etmesi olduğunu
belirtmişti. Fakat, bu ana konuları da görüşmeye açık
olduklarını belirtti. İlave ederek, Türkiye
açısından plandaki boşlukların taraflarca
anlaşılamadığı taktirde benim tarafımdan
doldurulmasına hiçbir çekinceleri olmadığını
belirtti. Ayrıca, bana verdiği güvencede, Türk tarafı,
çabalarda bir adım önde olacağını söyledi.
değerlendirmesinde bulundu. Annan,
Talatın görüşmeler döneminde ve referanduma kadar olan dönemdeki
çabalarını taktirle karşıladığını
raporuna kaydetmek istediğini vurguladı. Annan, Yunanistan
ile ilgili değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı: Her zaman Yunanistanın benim
çabalarımı destekleyeceğine güvenebilirim. Bu bir ülke için
iyi kredidir ki, liderleri Mart başında yapılan seçimlerde
Kıbrıs konusunu propaganda malzemesi olarak
kullanmamıştır. İsviçrede birkaç haftalık Yunan
hükümeti görüşmede önayak olan değil, danışman görevi
yaptı. Annan KKTC,
Türkiye ve Yunanistan kanadına yaptığı övgülerin
yanında Rum yönetimi liderliğini de yerden yere vurdu. PAPADOPULOS
GERÇEKLERİ SAPTIRDI Papadopulosun
referendum sürecinde planla ilgili değerlendirmeleri
karşısında şok olduğunu belirten Annan, Rum liderin,
bu süreçte söylediklerinin geçmiş dönemlerde kendisiyle
yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu söylemleriyle
çeliştiğini raporuna yansıttı. Referandum
sürecinde Papadopulosu 7 Nisanda televizyonda yaptığı
konuşmada halkından güçlü bir hayır istediği ve uluslar
arası tanınmış bir devletin ellerinden gideceğini
savunmasını hayretle karşıladığını
söyleyen Annan, Bu değerlendirmede Papadopulosun bana Ocak ayında
söylediklerini dikkate aldığımda bana sürpriz oldu. Bu planda
iki tarafın da yeni devlet içindeki pozisyonu belliydi, Güvenlik
Konseyinin S/2003/398 kararıyla da ortaya konulmuştu. Aynı
şekilde Mart 2003te bana Laheyde söylediklerini
düşündüğümde, yapılan değişiklikleri bilmesine
rağmen planın ana konularını
çarptırmıştır. Konuşmasında, planın
içindeki birçok konuyu doğru bir şekilde
yansıttığına inanmıyorum. Nitekim,
konuşmasındaki argümanda plan son şeklini
aldığında Türkiyenin bütün kuşkularının tatmin
edilmiş olduğunu, Kıbrıslı Rumların
kuşkularının da göz ardı edildiğini söylemesini de
kabul edemem. Eğer, Kıbrıslı Rumlar İsviçre veya
önceki görüşmelerde al-ver safhasında daha arzulu olsalar ve
hedeflerini korusalardı; belki Kıbrıslı Rumların
diğer istekleri de yerine gelebilirdi. değerlendirmeleriyle
Papadopulosu eleştiri bombardımanına tutu. RUM
LİDERLİĞİ PLANI TARTIŞTIRMADI BMnin 2003
yılının başından itibaran plan hakkındaki
bilgiyi serbest şekilde Rumca ve Türkçe olarak internete koyduğunu
ve sivil toplum örgütlerine yönelik bilgilendirme toplantıları
yaplıldığını kaydeden Annan, Papadopulosu
televizyonları kullanarak Rum halkının doğru bilgi
almasını önlemekle suçladı. Annan bu yönde Rumların
yaptığı engellemleri raporuna şöyle aktardı: BMnin
plan hakkında daha fazla bilgi vermek için gösterdiği çaba Rum
medyası tarafından engellendi. İsviçreye gitmeden önce, bir
Türk televizyon istasyonuyla işbirliği yapıp iki taraftan da
telefon bağlantısı kuracak, planla ilgili soruların BM
uzmanları tarafından cevaplandırılacağı bir
programı yapacak Rum TV bulamadık. Bunun dışında
İsviçre görüşmelerinden sonra De Sotonun Rum devlet televizyonunda
konuşmasına izin verilmedi. ÇÖZÜM ANNAN
PLANINDA Kofi Annan
raporunda, referandumdan sonra planın ölmüş ve geçersiz
sayılmasına rağmen, Kıbrıslı Türk seçmenlerin
bunu kabul etmesinden dolayı, Kıbrısı birleştirmek
için nihayi bir çözüm şekli olarak ortada durduğunu
açıkladı. Annan, kendi
adıyla anılan planın Kıbrıslıların bir
antlaşma elde edebilmek için görünebilen tek plan olduğunu
vurgulayarak, planın çalışabilir bir çözüm platformu
oluşturduğunu söyledi. Annan, 4.5
yıl içerisinde harcanan bütün çabalara rağmen, ne kadar
fedekarlık etmeleri gerektiğini bilmelerine rağmen, iki
tarafın kilit noktalarda anlaşabilmesinin zorluğunun da ortaya
çıktığına dikkat çekti. RUMLAR, ÇÖZÜM İSTİYORLARSA, BUNU
GÖSTERSİNLER Rumların,
hayır kararının Kıbrısta çözüm sürecinin önünde
bir engel olarak durduğunu kaydeden Annan, Rumlar, gelecek zaman
içerisinde kullandıkları oyun neticesi üzerinde iyice düşünme
ihtiyacını arzulayabilirler. Eğer hala Kıbrıs sorununu
iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon temeline dayanan bir çözüme
kavuşturmayı arzu ediyorlarsa, bunu göstermeleri gerekir. dedi. Kıbrıslı
Rumların, güvenlik ve planın karmaşıklığı
konusunda devam eden kaygılarını net ve kesin bir şekilde
ifade etmeleri gerektiğinin altını çizen Annan, Güvenlik
Konseyine bu kaygıları dikkate alması önerisinde bulundu. Annan,
Papadopulos, değişiklikler yapılmadığı
taktirde planı, tekrar referanduma sunmayacağını
belirtmiştir. Rum tarafında bazıları ikinci bir referandumdan
söz etmektedir. Bu planın uygulanması ve ek garantiler
istemektedir. Diğer taraftan Kıbrılı Türkler referndumu
onayladıklarından görüşmelerin takrar açılmasına
karşı çıkmaktadırlar. Benim bildiğim kadarıyla
bu çıkmazı, çözmek için Kıbrısta iki taraf da, BM veya
herhangi bir başka kuruluşa teklif yapmamıştır. Bu
durumda da misyonumu devam ettirmekte de fayda görmüyorum. diyerek adadaki
son durumu tahlil etti. KKTCNİN TANINMASI ÇABASINDA
VAZGEÇİLDİ
Kıbrıslı
Türklerin referandumdaki evet kararını memnuniyetle
karşıladığını belirten Annan, Onlar çok
açık ve büyük çoğunlukla Kıbrısın iki toplumlu ve
iki bölgeli bir federasyon çerçevesinde birleşmesini istediklerini belirttiler.
Bunu, Annan planı adı altında Kıbrıslı
Türklerin 1/3ünün göç edeceğini bilerek kabul ettiler. Açık olarak
AB üyeliğinin de bunda büyük bir rol oynadı. Bir antlaşma
istemek Kıbrıs Türklerinin yıllarca sürdürdüğü, 1983
yılında kurdukları devletin tanınması
politikasından koptuklarını göstermektedir. Kendini 24 Nisan referandumundan
sonra Kıbrıslı Türkler kendilerini reddedilmiş
hissedebilirler. değerlendirmesinde bulundu. Kıbrıslı
Türklerin, tek yolunun adada birleşme olduğunu gözardı
etmemelerini isteyen Annan, Onlar, tek yolları olan birleşmeye
arkalarını çevrimeyerek, birleşme azmini iki katına
çıkarmaları gerekir. Kıbrıslı Türkler ve Türkiyeye,
Rumlara ulaşmak için her fırsatı değerlendirmelerini
tavsiye eder ve güçleri çerçevesinde iki taraf arasındaki
uzlaşmyı desteklemeleri gerek. şeklinde temennilerde bulundu. Referandumdan
sonra Kıbrıslı Türklerin durumunun, uluslar arası
toplumun dikkatini çekmesi gerektiğini vurgulayan Annan buna, raporunu
sunduğu Güvenlik Konseyinin de dahil oldğunu kaydetti. Genel Sekreter,
Kıbrıs Türk liderliği yıllar içerisinde kendilerine
uygulanan engellemeleri ambargo olarak kabullenmişlerdir. Onlar,
referandumun neticesinin ne kadar eşitsizlik olduğunu ve delil
olarak da Kıbrıslı Rum liderliğinin
Kıbıslı Türklerin adına konuşamayacağını
söylemleri gösterilmektedir. Diyerek Kibrıslı Türklerin durumunu
ortaya koydu. AB YENİ ADIM
ATMALI ABnin referendum
sonrası çabuk reaksiyon göstererek Kıbrıs ile ilgili yeni bir
durum ortaya çıkardığına değinen Annan, memnun edici
olarak değerlendirdiği bu atağı başka
adımların da takip etmesini diledi. BARIŞ
GÜCÜNÜN DURUMU GÖZDEN GEÇİRİLECEK BM Genel Sekreteri
Kofi Annan raporunda, Kıbrısta görev yapan Barış
Gücünün konumunun da değerlendirileceğini belirtti Annan, 2004/427
sayılı UNFİCYP raporunda belirttiğim gibi 3 ay içerisinde
tekrar gözden geçirme operasyonu yapmak istediğimi, UNFICYPin görevi
Kıbrıstaki gücünün asker sayısı, görevinin şekli,
ve Güvenlik Konseyinin olabilecek önerileri doğrultusunda tekrar gözden
geçirilecektir. Barış gücünün yapılanmasında
değişikliğe gidilebilir mejajı verdi. |
HALKIN
SESI 03/06/04
Kofi Annan, Kıbrıs raporunu Güvenlik Konseyi'ne sunuyor
15 ÜYE
ÜLKENİN ELİNE GEÇTİ... A.A muhabirinin BM çevrelerinden
edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün resmen Güvenlik Konseyi'ne
sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporu, dün konsey üyesi 15
ülkenin eline geçti
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın merakla beklenen Kıbrıs raporunu bugün
BM Güvenlik Konseyi'ne sunması bekleniyor.
A.A muhabirinin
BM çevrelerinden edindiği bilgiye göre, Annan'ın bugün resmen
Güvenlik Konseyi'ne sunacağı kapsamlı Kıbrıs raporu,
dün konsey üyesi 15 ülkenin eline geçti.
Annan'ın
Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto tarafından kaleme
alınan raporun "adil ve objektif" olması beklenirken,
raporda Annan Planı konusunda Rumların tutumunun
eleştirileceği, Türk tarafının "yapıcı"
yaklaşımının ise öne çıkarılacağı
sanılıyor.
Ancak, raporun
konseye sunulmasından sonra karar kabul edilmesi aşamasında
Rusya gibi bazı ülkelerin Rum yanlısı tutumlarını
sürdürebileceklerine işaret ediliyor.
Diplomatik
kaynaklar, Kıbrıs'ta referandumlar öncesi Annan Planı'nı
destekleyici bir karar alınmasını engelleyen bu ülkelerin, yine
aynı tutumlarına devam edebilecekleri ve karar alınmasına
engel olabileceklerini kaydediyorlar.
UNFICYP raporu
BM genel
sekreterinin dün ayrıca Kıbrıs'taki Birleşmiş
Milletler Barış Gücü'yle (UNFICYP) ilgili raporunu konseye iletmesi
öngörülüyordu.
Konseyin
Barış Gücü ile ilgili raporun sunulmasının ardından
önceki dönemlerde olduğu gibi BM Gücü'nün görev süresini 6
aylığına daha uzatması bekleniyor. Ancak Annan'ın
sunacağı bu raporla birlikte ilk kez Kıbrıs Barış
Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir çalışma
başlatılacak.
Güvenlik
Konseyi'nin de Barış Gücü'nün gözden geçirilmesi yönünde bir
tavsiyede bulunması ve 3 ay sonra bir ara rapor istemesi yönünde bir karar
kabul etmesi öngörülüyor.
Papadopulos-Annan
görüşmesi
Bu arada
perşembe günü gözler, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM Genel
Sekreteri Annan'la yapacağı görüşmede olacak.
Kıbrıs
raporunun Rumları eleştiren unsurlar içermesi durumunda
Papadopulos'un takınacağı tutum merakla bekleniyor.
Kıbrıs'ta
referandumlar öncesi yürüttüğü siyasetle ABD'nin büyük tepkisini toplayan
Papadopulos'a kendisiyle görüşmeyecekleri mesajını ileten
Amerikalı yetkililer, Rum liderine Washington'a gelmemesi
uyarısında bulundular.
Papadopulos,
ABD ziyareti sırasında Boston'daki Harvard Üniversitesi'nde bir de
konuşma yapacak.
KIBRIS 03/06/04
Hükümet
krizi bugün masada!
Talat: Perşembe günü bitecek
diye bir durum yok. Bu amaca yönelik olarak Perşembe günü BDH ile bir
görüşmemiz olacak. Görüşme parti başkanları düzeyinde
olacak. Yani sayın Akıncı ile ben bir araya gelip durum
değerlendirmesi yapacağız
Başbakan
Mehmet Ali Talat, hükümet krizinin giderilmesi konusunda bugün Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) ile bir görüşmeleri olacağını
açıkladı.
İstanbul
Sanayi Odasının davetlisi olarak dün sabah İstanbula
giden Başbakan Talat, Hükümet
krizini BDHnın da katılımıyla Perşembe günü
çözeceğinize ilişkin iddialar var. Bu konudaki gelişmeler ne
düzeydedir? şeklindeki soruya karşılık, Perşembe
günü bitecek diye bir durum yok. Bu amaca yönelik olarak Perşembe günü BDH
ile bir görüşmemiz olacak. Görüşme parti başkanları
düzeyinde olacak. Yani sayın Akıncı ile ben bir araya gelip
durum değerlendirmesi yapacağız yanıtını verdi.
YENIDUZEN 03/06/04
Annana göre 23 Nisan 2003-20 Mayıs 2004 tarihleri
arasında Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlar
adanın iki tarafına 3.7 milyon karşılıklı
geçiş yaptı
BM Genel Sekreterinin raporuna göre,
Kayıplar Komitesi, KAYIP! çünkü verilen tüm taahhütlere rağmen tek
bir ortak toplantı dahi yapmadı!
Annan, ara bölgedeki mayın
tarlalarının temizlenmesine yaz aylarında
başlanacağını müjdeliyor
Rapora
göre hava sahası ihlallerinde Türk askeri hava kuvvetleri başı
çekti... Türk askeri hava kuvvetleri
hava sahasını 20 kez ihlal ederken, Yunan askeri hava kuvvetlerinin
ihalleri 2 kez gerçekleşti
BM
Barış Gücünün Maraşta görev yapmasını engelleyen
Türk tarafına Annandan mesaj var: Maraştaki statükonun
korunmasından Birleşmiş Milletler, Türkiye hükümetini sorumlu
tutmaktadır!
Genel
Sekreter raporunun sonunda, Birleşmiş Milletlerin
Kıbrısta bir bütün olarak barış faaliyetlerini gözden
geçireceğini ve üç aya kadar yeni tavsiyelerde bulunacağını
belirtiyor...
YENİDÜZEN
(ÖZEL):-
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs'taki BM Barış
Gücünün görev süresinin altı ay daha uzatılmasına ilişkin
raporunu dün BM Güvenlik Konseyine sundu.
Genel
Sekreter raporunda sınırlı karşılıklı
geçişlerde zaten az olan olayların giderek
azaldığını belirtti ve Türk tarafına çağrıda
bulunarak BM Barış Gücünün dolaşım özgürlüğünü tam
olarak uygulamasını istedi.
Genel Sekreter Kıbrıs sorununa henüz kapsamlı bir çözüm
bulunmaması nedeniyle Barış Gücünün görev süresini altı ay
daha uzatılmasını önerdi.
Raporun
çarpıcı bölümleri şöyle:
1964TEN
BERİ ADADA...
4 Mart
1964 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 186(1964)
sayılı kararıyla Kıbrısta
konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış
Gücü (UNFICYP)in 11 Kasım 2003-20 Mayıs 2004 tarihleri
arasındaki dönemdeki faaliyetlerini kapsıyor. Uruguaydan Hebert
Figolinin komutasındaki BM Barış Gücünde halen 1,201 askeri
personel ile 46 sivil polis görevlisi görev yapıyor.
YEŞİL
HAT İHLALLERİ AZALDI
Ateşkes ve askeri statükonun
korunması başlığı altında Genel Sekreter Annan,
ateşkes hattı boyunca askeri durumun genelde sakin ve istikrarlı
olduğunu, inşaat, disiplinsizlik ya da Yeşil Hattın ihlali
gibi konularda olayların kayda değmeyecek kadar az olduğunu
belirtiyor.
TÜRK HAVA
KUVVETLERİ ŞAMPİYON!
Hava
sahası ihlallerinde Türk askeri hava kuvvetleri başı
çekti... Türk askeri hava kuvvetleri
hava sahasını 20 kez ihlal ederken, Yunan askeri hava kuvvetlerinin
ihalleri 2 kez gerçekleşti
MARAŞTAN
TÜRKİYE HÜKÜMETİ SORUMLU
Genel
Sekretere göre Türk ve Kıbrıs Türk güvenlik kuvvetlerinin BM
Barış Gücüne yönelik kısıtlamaları Mayıs 2003te
azaltıldı ancak buna karşın BM Barış Gücü
operasyonlarını özellikle Maraşın kapalı bölgesinde
engellemeye devam etti. Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler,
Maraştaki statükonun sürdürülmesinden Türkiye hükümetini sorumlu
tutmaktadır dedi
MAYINLAR
BU YAZ TEMİZLENECEK
Rapora
göre BM Barış Gücü, olası bir çözüme yönelik olarak, bu dönemde
yoğun bir planlama ve hazırlık dönemi geçirdi
Annan,
önümüzdeki yaz aylarında sivil kontraktörlerin seçimi ardından
mayınların temizlenmesine başlanabileceğini umuyor. BM
Barış Gücü, ara bölgedeki mayın tarlalarının
temizlenmesi amacıyla Mayınlar Teknik Danışmanının
hazırlıklarına yardımcı oldu
3.7
MİLYON GEÇİŞ YAPILDI
BM Genel
Sekreteri Kofi Annana göre 23 Nisan 2003 ile 1 Mayıs 2004 tarihleri
arasında 3.7 milyon Kıbrıslıtürk ve
Kıbrıslırum Ledra Palace, Metehan, Pergama ve 2.5 mil
kapılarından karşılıklı geçişler
gerçekleştirdi... Rapora göre barikatlardan geçişlerde BM
Barış Gücü sivil trafiğe yardımcı olmaya
çalıştı ve 50 olaya müdahale etti. Bunlar arasında izinsiz
geçişler, hırsızlık, trafik kurallarının ihlali,
kazalar ve izinsiz fotoğraf çekimi bulunuyordu. Kıbrıs Rum
tarafı bu dönemde olaylara karışan
Kıbrıslıtürklere yönelik olarak güneyde 16 ceza davası
açarken, Kıbrıs Türk tarafı da kuzeyde olaylara
karışan Kıbrıslırumlara yönelik olarak 38 ceza
davası açtı. BM Barış Gücü bu davalar sonucu güneyde
tutuklanan Kıbrıslıtürklerle, kuzeyde tutuklanan
Kıbrıslırumları ziyaret etti. BM Barış Gücü
ayrıca 32 kez tıbbi nedenlerle kuzeyden güneydeki hastanelere
insanların taşınmasını fasilite etti.
İKİ
TOPLUMLU ETKİNLİKLER
Birleşmiş
Milletler Barış Gücü bu dönemde Ledra Palace otelinde 138 tane
ikitoplumlu etkinliğe ev sahipliği yaptı ve bu etkinliklere
7,300 Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum
katıldı. Kasım 2003te verilen bir konsere 1,500 genç katılırken,
Mart 2004te yapılan bir barış gösterisine de her iki toplumdan
500 kişi katıldı. BM Barış Gücünün Ledra Palaceta ev
sahipliği yaptığı diğer etkinlikler arasında
Slovakya Büyükelçiliğinin evsahipliğinde siyasi parti liderlerinin
aylık toplantıları da bulunuyor. Ayrıca UNOPS da
ikitoplumlu sunuşlar, dil kursları ve müzik etkinliklerini finanse
etti. 24 Nisan 2004 tarihindeki referanduma kadar olan süre içinde BM
Barış Gücü ayrıca bir dizi iki toplumlu basın
toplantısı ve seminerin gerçekleştirilmesine de yardımcı
oldu.
KUZEYDE
YAŞAYAN RUMLAR VE MARONİTLERE YARDIM
BM Genel
Sekreteri Kofi Annana göre,
Kıbrısın kuzeyinde yaşayan 411
Kıbrıslırum ile 153 Kıbrıslımaronite BM
Barış Gücü insani yardım görevi çerçevesinde ziyaretlerde
bulundu ve yaşlı Kıbrıslırumlara kuzeydeki evlerine
dönebilmeleri için gerekli izinlerin alınmasını
sağladı. BM Barış Gücü ayrıca güneyde yaşayan
sekiz Kıbrıslıtürk aileye de doğum kağıdı ve
öteki belgeleri almalarında ve konut ile hastanelerden yararlanmalarında
yardımcı oldu.
PİLEDE
VENEDİK KALESİ
Karma
Pile köyünde tarihi bir Venedik Kalesinin Şubat 2004ten itibaren UNOPS
fonlarıyla restorasyonu projesine yardımcı olan BM
Barış Gücü, Kıbrıslıtürklerin çiftliklerini modernize
edip genişletme ve bir Kıbrıslırumun da BM Barış
Gücü koruması altındaki sivil kullanıma açık bölgede ev
inşa etme taleplerini onayladı.
KAYIPLAR
KOMİTESİ KAYIP!
Aralık
2003 tarihinde iki toplum liderine insancıl bir konu olan kayıplar
konusunda çözüm için taraflardan yeni bir taahhüt gerektiğini yazan BM
Genel Sekreteri Kofi Annana göre bu dönemde Kayıplar Komitesi
kayıptı çünkü tek bir toplantı bile yapmadı. Genel
Sekreterin Kayıplar Komitesine atamış olduğu yabancı
uzman iki tarafla ayrı ayrı çalışmayı sürdürdü ve iki
taraf da Genel Sekretere Önerilerinizi kabule hazırız demiş
olduğu halde, ortak bir toplantı yapmadılar. Bu dönemde
Kıbrıs Rum tarafı, kayıp mezarlarını açarak DNA
testleri yapmayı sürdürdü.
ATEŞKES
HATTINDA DURUM SAKİN
BM Genel Sekreteri raporunda,
ateşkes hattında durumun sakin olmaya devam ettiğini, her iki
taraftan geçiş noktalarından Kıbrıslıtürklerle
Kıbrıslırumların
sürekli olarak karşılıklı geçişlerinin
sürdüğünü ve bunun olağan hale geldiğini belirtiyor. Annan
Rapor vermiş olduğum geçen döneme kıyasla geçişlerle
ilgili olayların daha da düşmüş olduğunu görmek cesaret vericidir.
Kıbrıs Türk makamlarına çağrıda bulunuyor ve BM
Barış Gücünün görevini daha etkili yapabilmesi amacıyla
dolaşım özgürlüğünü tümüyle uygulamasını istiyorum
diyor.
ÜÇ AYA
KADAR DEĞERLENDİRECEK
Annan
raporunda 24 Nisan referandumları sonrasında adadaki her iki tarafla
ve garantör güçlerle yaptığı danışmalar
sonrasında, kapsamlı bir çözümün yokluğunda BM Barış
Gücünün ateşkesin korunması amacıyla adadaki
varlığının sürdürülmesi gerektiğine
inandığını belirtiyor. Ancak Genel Sekreter, 24 Nisan oylaması
sonucunda BM Barış Gücünün görevini, güç düzeyini, operasyon
konseptlerini, adadaki gelişmeleri, tarafların
pozisyonlarını ve Güvenlik Konseyinin olası görüşlerini de
dikkate alarak Birleşmiş Milletlerin bir bütün olarak
Kıbrıstaki barış faaliyetlerini gözden geçireceği
yeni bir değerlendirme yapacağını ve bunun üç aya kadar
tamamlanacağını belirtiyor. Annan, bu bağlamda olası
yeni düzenlemeler ya da yeniden yapılanmaya ilişkin tavsiyelerini de
Güvenlik Konseyine sunacağını ancak şimdilik Güvenlik
Konseyine BM Barış Gücü görev süresinin altı ay daha
uzatılmasını salık verdiğini kaydediyor.
Raporunun
sonunda Annan, de Sotoya, Wlosowicze, Tümgeneral Figoliye ve BM
Barış Gücünde görev yapan kadınlar ve erkeklere
sorumluluklarını etkili biçimde yerine getirdikleri için
teşekkür ediyor.
(Derleyen:
S. ULUDAĞ)
YENIDUZEN
03/06/04
Annanın
Kıbrıs raporu:
BİRLEŞMEYİ
ÖZENDİRECEK ŞEKİLDE...
Raporda,
Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun, bölünmüşlüğü ve
tanınmayı değil, birleşmeyi özendirecek şekilde
kaldırılması çağrısında bulunuluyor.
PAPADOPULOSA
ELEŞTİRİ...
Ayrıca
Rum yönetimi lideri Papadopulos ölçülü bir biçimde eleştiriliyor.
RUMLAR
ÇÖZÜMÜ DE REDDETTİ!..
Genel
Sekreter, ayrıca Rumların referandumda HAYIR diyerek, yalnız
planı değil, Kıbrısta çözümü de reddettiğini
vurguluyor. Annan, bunu şu sözlerle ifade ediyor: Rumlar, 30
yıldır bekledikleri Adanın birleştirilmesinin
yanısıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum
göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli
yerleşiklerin geri gönderilmesini de reddettiler.
TÜRK VE YUNAN HÜKÜMETLERİNE ÖVGÜ
Annan,
ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında
katkıları yüzünden övgüler yağdırıyor. Özellikle
TC Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan ile Başbakan Mehmet Ali Talatın İsviçre
görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı
teşekkür ediyor.
TALAT:
RAPOR OLUMLU
Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annanın
Güvenlik Konseyine sunması beklenen raporla ilgili olarak olumlu ve
beklentilerimiz doğrultusunda dedi. Talat, raporda yeralan
tanınmayı kolaylaştırmadan izolasyonun
kaldırılması ibaresini tanınma beklentimiz zaten yoktu
bizim için önemli olan izolasyonun kaldırılmasıydı
sözleriyle yorumladı.
PAPADOPULOSTAN
KIBRIS RAPORUNA TEPKİ
Güney Kıbrıs Rum yönetimi
lideri Tassos Papadopulos, Annanın Güvenlik Konseyine sunması
beklenen raporda, kendisine ve Rum halkına yönelik eleştirilere sert
tepki gösterdi. Papadopulos, Hiçkimse başkaları tarafından
hazırlanan bir planı, demokratik şekilde egemenlik
hakkını kullanarak reddettiği için bir halkı
eleştiremez dedi.
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, 25 sayfadan oluşan Kıbrıs raporunun
girişinde çözüm sürecinin safhaları özetleniyor. 96 maddede yaklaşık
4 yılda olup bitenler hakkındaki görüşlere yer veriliyor.
Raporun sonunda iki de ek yeralıyor.
Ambargolar gereksiz
Türk
tarafının merakla beklediği raporda Kofi Annan, referandumda
Kuzeyden çıkan EVET yanıtını memnuniyetle
karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan
gereksiz ambargoların ve izolasyonun kaldırılması
gerektiğini vurguluyor. Bu çerçeve Kofi Annan, Güvenlik Konseyinden
kısıtlamaların ve tecridin kaldırılması için
yardım istiyor. Annan, Ambargoların ve tecridin kaldırılması,
bölünmüşlüğün ya da KKTCnin tanınmasına değil,
Adanın yeniden birleştirilmesi hedefine katkı
sağlayacaktır ifadesini vurguluyor.
Türklerin tercihi birleşme
Kofi
Annanın raporunda Kıbrıslı Türklerin tercihini
Adanın birleşmesinden yana yaptığını, bunun
KKTCnin tanınması hedefinden vazgeçildiği anlamına
geldiği yönünde bir ifade de dikkat çekiyor. Referandum öncesinde HAYIR
kampanyası yürüten Rum lider Papadopulosun özenli ifadelerle
eleştirildiği Kıbrıs raporunda Rum kesiminin HAYIR
yanıtına saygı duyulduğu belirtiliyor
Genel
Sekreter, ayrıca Rumların referandumda HAYIR diyerek, yalnız
planı değil, Kıbrısta çözümü de reddettiğini
vurguluyor. Annan, bunu şu sözlerle ifade ediyor: Rumlar, 30
yıldır bekledikleri Adanın birleştirilmesinin
yanısıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum
göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli
yerleşiklerin geri gönderilmesini de reddettiler.
Türk ve Yunan Hükümetlerine övgü
Annan,
ayrıca Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine çözüm çabalarında
katkıları yüzünden övgüler yağdırıyor. Özellikle
TC Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan ile Başbakan Mehmet Ali Talatın İsviçre
görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı
teşekkür ediyor.
Rum basını taraflı davrandı
Bunun yanısıra Rum lider
Tasos Papadopulos, bu raporda bolca eleştiriliyor. Papadoluposun
gerçekleri saptırdığını belirten Kofi Annan, Rum
liderin kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu
tavrın dışında hareket ettiğini dile getiriyor. Annan,
referandum öncesinde televizyonlardan yaptığı HAYIR
konuşmasını da hayretle
karşıladığını ifade ediyor.
Bunun
yanısıra Rum basınının da referandum öncesinde
taraflı davrandığını belirten Genel Sekreter, hatta
yardımcısı Alvaro de Sotonun planı anlatmak için Rum
medyasında yer bulamadığından yakınıyor.
Talat: Rapor olumlu
Başbakan Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annanın
Güvenlik Konseyine sunması beklenen
raporla ilgili olarak olumlu ve beklentilerimiz doğrultusunda
dedi.
Raporun
içeriği ilgili açıklamaları NTVde değerlendiren Talat,
raporda yeralan tanınmayı kolaylaştırmadan izolasyonun
kaldırılması ibaresini tanınma beklentimiz zaten yoktu
bizim için önemli olan izolasyonun kaldırılmasıydı
sözleriyle yorumladı.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, BM Güvenlik Konseyine sunulan rapordaki izolasyonun
kaldırılması çağrısının, KKTC için yeni bir
sayfa açılması anlamına geleceğini belirtti. Talat, bu
çağrıya tüm ülkelerin uymasını bekledikleri söyledi.
Başbakan,
bundan sonraki süreçte diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye
çalışacaklarını kaydederek Önce turizm alanındaki
atılımlar için Ercan Havaalanını işler hale getirmeye
uğraşacağız dedi.
Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tassos
Papadopulos, Annanın Güvenlik Konseyine sunması beklenen raporda,
kendisine ve Rum halkına yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi.
Papadopulos,
Hiçkimse başkaları tarafından hazırlanan bir planı,
demokratik şekilde egemenlik hakkını kullanarak reddettiği
için bir halkı eleştiremez dedi.
ABDnin
Boston kentindeki Harvard Üniversitesinde bir konuşma yapan Rum lider,
yabancıların Annan Planını yegane çözüm formülü olarak
görmelerine saygı duyduklarını, ama farklı düşünme
hakları bulunduğunu söyledi. Papadopulos, Kıbrıs sorununa
bulunacak çözümün insan haklarına, demokratik ilkelere ve temel
özgürlüklere dayanması gerektiğini belirtti.
Tassos
Papadopulos, müzakerelerle varılacak böyle bir çözümde işgale son
verileceğini ve tüm yabancı askerlerin adadan çekileceğini
savundu. Papadopulos, bugün New Yorkta BM Genel Sektereri Kofi Annanla
görüşecek. Papadopulosun BMnin çözüm çabalarını yeniden
başlatmasını istemesi bekleniyor.
(ntv-aa)
YENIDUZEN
03/06/04
Mustafa
Akıncı:
Siyasi konjonktür gereği kurulacak
yeni hükümetin CTP başkanlığında ve çözüm vizyonuyla
kurulması gerektiğini vurgulayan, UBPli formüllere sıcak
bakmadıklarını söyleyen Akıncı, Talat başkanlığında,
tüm üyelerin değişeceği, yeni protokol ve programla çözüm
vizyonu olan yeni hükümet... dedi.
Referandum sonuçlarına uygun
olarak çözüm vizyonuyla bir hükümetin kurulması gerekir. Bunun için
öncelikli tercihimiz CTP başkanlığında BDH ve TKP-BOİ
ile hükümet...
Nezire GÜRKAN
Barış
ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı, hükümet
krizine alternatif modellerden biri olarak gösterilen BDHnın da
katılımıyla 3lü koalisyon modeliyle ilgili olarak, Bize bu
konuda resmi bir öneri gelmedi. Bu konuda esas görev CTPnin. BDH isteniyor mu,
isteniyorsa biçilen rol nedir bilmemiz lazım dedi.
Siyasi
konjonktür gereği kurulacak yeni hükümetin CTP
başkanlığında ve çözüm vizyonuyla kurulması
gerektiğini vurgulayan, UBPli formüllere sıcak
bakmadıklarını söyleyen Akıncı, Talat başkanlığında,
tüm üyelerin değişeceği, yeni protokol ve programla çözüm
vizyonu olan yeni hükümet... dedi.
Akıncı,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Demokrat Parti Genel
Başkanı Serdar Denktaşla çözüm vizyonu dışında
kişisel bir sorunu olmadığını, çözümü destekleyen
Türkiye hükümetiyle de muhalefette veya hükümette birlikte hareket
edebileceklerini söyledi.
Bugün görüşecekler!
Koalisyon
hükümetinin 23 sandalyeyle Mecliste azınlığa düşmesiyle
ortaya çıkan hükümet krizine çözüm arayışları çerçevesinde
yeni arayışlar sürüyor. CTP, DP ve UBPnin yaptığı
çeşitli temasların ardından bugün de BDH siyasi partilere
ziyaret başlatacak. Genel Başkan Mustafa Akıncı
başkanlığındaki BDH heyeti, ilk görüşmesini yarın
saat 14.00te CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talatla
yapacak.
BDH
Başkanı Mustafa Akıncı, bugün başlayacak ziyaretleri
öncesinde hükümet arayışları konusunda TAK muhabirinin
sorularını yanıtladı.
Koalisyon
hükümetinin Mecliste azınlığa düşmesiyle partiler
arasında yapılan temaslarda olasılıkların
seslendirildiğini ve çeşitli değerlendirmeler
yapıldığını anlatan BDH Başkanı
Akıncı, kamu oyunda yapılan yorumların ve spekülatif
haberlerin aksine bir formülün resmi olarak konuşulmadığını
kaydetti.
Erken
seçim gündeme alınmadan Meclis içinden yeni bir hükümetin kurulması
gerektiğini yineleyen Akıncı, alternatiflerin yaşama
geçmesi ve çözüm vizyonuyla yeni bir hükümet kurulması için öncelikli
görevin CTPye düştüğünü vurguladı.
CTP Genel
Başkanı Başbakan Talatın bugüne kadar erken seçim
dışında herhangi bir formül telaffuz etmediğini belirten
Akıncı, Bu değerlendirmeyi öncelikle CTPyle yapmamız
lazım. Sanırım yarınki görüşmeden sonra daha net bir
tablo ortaya çıkacak. Arayış var mı, yok mu onu da yarın
öğreneceğiz dedi.
Öncelikli tercih DPsiz ve UBPsiz
Meclis
aritmetiği uyarınca öncelikli tercihlerinin CTP
başkanlığında, UBP ve DPnin olmayacağı bir
formül olduğunu belirten Akıncı, özetle şunları
söyledi:
Referandum
sonuçlarına uygun olarak çözüm vizyonuyla bir hükümetin kurulması
gerekir. Bunun için öncelikli tercihimiz CTP başkanlığında
BDH ve TKP-BOİ ile hükümet... Çünkü hedef birlikteliği önemli. Bu
formül olmayacaksa bunun dışında kalan seçenek CTP-DP-BDH
koalisyonu. Ancak bu konularda CTP net bir formül telaffuz etmedi. Yarınki
toplantıda bu konunun netleşmesi lazım. Bu sorunu
sonuçlandırmayı arzu eden bir başbakan görmemiz lazım...
Şu ana kadar göremedik. Sayın Başbakan erken seçim
dışında bugüne kadar herhangi bir şey telaffuz etmedi. Bu
hükümeti kuracak olan BDH değil CTPdir.... Sayın Talatı
dinlemeden benim yorumda bulunmam
doğru değil.
Talat
başkanlığında devam
Bir
soruya karşılık, siyasi konjonktür gereği hükümetin CTP
Genel Başkanı Başbakan Talat başkanlığında
devam etmesi gerektiğini söyleyen ve bu konuda yardımcı olmaya
çalıştıklarını vurgulayan Akıncı, Mecliste
hükümet için başka formüller de var. Ama BDH olarak tercihimiz, bugünün
gerçeği CTP başkanlığında olmasıdır. Biz de
bu formüle yardımcı olmak istiyoruz.
Denktaş
felsefesinin çözüme katkı yapmayacağını bildiğimiz
halde konjonktür CTP-DPyi ortaya çıkardı ve ona da dolaylı
katkıda bulunduk diye konuştu.
BDHnın
da katılımıyla 3lü koalisyon için öneri
almadıklarını sorular üzerine tekrarlayan Akıncı,
özetle şunları söyledi:
BDH isteniyor mu, biçilen rol
nedir...
Bir
görelim bakalım BDH isteniyor mu, isteniyorsa biçilen rol nedir...
Sayın Talat, aynı vizyonu paylaştığımız
mücadele arkadaşlarımız CTPliler ne düşünüyor, teklifleri
nedir... Eksik bir iki sandalyenin tamamlanması olarak
bakılıyorsa, BDH bu konuda katkı yapamaz. Bir hükümet var,
protokolü ve programı var, BDHyla eksikliği giderelim
anlayışı varsa biz yokuz... Sayın Talatın
başbakan olacağı yeni bir hükümette halkın vizyonunu
yaşama geçirecek yeni bir program, yeni bir protokol ve başbakan
dışındaki görevlendirmelerin yeniden yapılacağı
yeni bir hükümet modeli dışında bir şey olamaz. Yeni
hükümeti oluşturacak kimlerse oturacaklar ve bu şekilde
davranacaklar..
CTP ile
vizyonlarının örtüştüğünü, ancak DPnin referandum
sonrası Annan Planını yok sayan bir söylem
geliştirdiğini belirten Akıncı, DPnin Annan planına,
referandum sonuçlarına nasıl baktığını
öğrenmek, değerlendirmek isteyeceğiz dedi.
UBPli bir model gündemde yok...
Genel
olarak kategorik bir karşı çıkış veya kabullenme
yaklaşımında olmadıklarını söyleyen Akıncı,
UBP başkanlığında veya UBPli hükümetle ilgili olarak ise,
Böyle bir modeli öngörmüyoruz. Bugünün siyasi gerçeği CTPli bir
hükümetin oluşmasıdır. Çözüm vizyonunu mutlaka ön planda tutan
bir hükümet olmalı ve atması gereken adımları atabilecek
yapıda olmalı. Ama CTP kararlılıkla ve erken hareket
etmeli. Mümkün olan bir formülü erken seçim olasılığı
nedeniyle harekete geçirmezse, BDHdan bağımsız olarak da
istenmeyen formüller yaşama geçebilir diye uyarıda bulundu.
Kilit dışişleri
bakanlığı mı?
BDH Başkanı
Akıncı, CTP-DP-BDH koalisyonunun Dışişleri
Bakanlığında kilitlendiğine ilişkin iddiaların
anımsatılması üzerine de, Böyle bir öneri yok, kimse bizimle
şeklini konuşmadı ama manipülasyon var. BDHnın önü
kesilmek isteniyor. Bu anlayışı kabul etmemiz mümkün değil
diye konuştu. Akıncı, konuyla ilgili olarak şu ifadeleri de
kullandı:
BDHnın
yerinin ne olacağı, bu kadar yıllık deneyim, vizyon,
referandum dikkate alınarak kimin
nereye nasıl katkı yapacağı çok iyi
değerlendirilebilir. Toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek ve
uluslararası ihtiyaçlar dikkate alınarak gerekli düzenlemeler,
görevlendirmeler yapılmalıdır anlayışıyla
çıkış yolları çok rahat bulunur....
BDH
Başkanı Akıncı, Denktaşlarla olmaz
açıklamaları anımsatılarak DPnin yer aldığı
bir koalisyonla ilgili görüşünün sorulması üzerine ise,
Denktaşlarla olmaz söylemi şahıslarla, kişileri sevip
sevmemekle ilgili değil, siyasetlerle ilgili... O siyasetlerle
dış dünyaya açılmanın, beklentileri
karşılamanın mümkün olmadığının ifadesidir. Serdar
Beyin önemli kararlarda baba Denktaşın çizgisi
dışında seyredemeyeceği görüşündeyim ve bu da
doğrulandı. Örneğin referandumda ayrı bir politik
kişilik ortaya koyamadı. Bunun ötesinde ne Cumhurbaşkanı
Denktaş, ne Serdar Denktaşla kişisel bir meselem yok dedi.
Talatla olması
gerektiği gibi değil..
BDH
Başkanı Akıncı, CTP Genel Başkanı Başbakan
Mehmet Ali Talatla mesafeli ilişkileriyle ilgili olarak da
şunları söyledi:
Özellikle
son dönemde ilişkilerimiz olması gereken yakınlıkta
olmadı. Başbakan atandığı zaman makamına
yaptığımız ziyaret dışında,
girişimlerime rağmen bir araya gelemedik. Telefon görüşmelerimiz
de eskiden olurdu, özellikle hükümet kuruluncaya kadar çok sık olurdu.
Ondan sonra ilişkiler koptu, yeterince sürdürülemedi. Bundan sonra
hükümette birlikte oluruz veya olmayız, daha yakın ilişki
kurabilmeyi temenni ederim.
Türkiye ile sorun yok
BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı, Türkiye hükümetiyle sorunları
olduğuna ilişkin yaygın kanaatlerin anımsatılması
üzerine de şunları ekledi:
Çözüm
yönünde gayret gösteren, Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesi için
çalışan, AB yolunu açmak için Türkiyenin demokratikleşmesini
savunan bir Türk hükümetiyle benim ne sorunum olabilir! Kıbrıs
konusunda da önce çelişkiler yaşandı, Davosun ardından izlenen
politika ise bizim desteklediğimiz politika oldu ve referandum sonucu da
bu şekilde alındı. Daha önce olumsuz gördüğümüz bir
takım konularda eleştirdiğimiz Erdoğan hükümetini, olumlu
gördüğümüz konularda da takdir etmesini biliriz ve bu takdirimizi de
çeşitli vesilelerle ifade ettik. Çözüm vizyonunu içeren
demokratikleşme yolunda adımlar atan AKP hükümeti ile BDHnın
hiçbir sorunu olamaz. İster
hükümette, ister muhalefette olsun bundan sonraki gelişmelerde de
halkın çözüm vizyonu çerçevesinde birlikte hareket edebileceğimizi
umuyoruz. Erdoğan hükümeti yıllardır Türkiyede
yapılanmayanları gerçekleştirmektedir, yani Sezarın
hakkı Sezara...
YENIDUZEN 03/06/04
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Doğancıda 25 Mart 2003te düzenlenen referandum
eylemiyle ilgili olarak bazı
basın mensuplarına yeniden dava açılmasına sert tepki
gösterdi.
Herhalde
Kıbrıs Türk
halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan
çevreler basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya
çalışıyorlar diyen Başbakan Mehmet Ali Talat,
davaların kendisinden habersiz açıldığını
açıkladı. Olayı öğrenir öğrenmez Polis Genel Müdürü ve
Başsavcıyı arayarak davaların derhal
durdurulmasını istediğini vurgulayan Talat Dava açılan
gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum dedi.
Bu
yöndeki açıklamayı bu sabah İstanbula gitmeden önce yapan
Başbakan Talat, Doğancıda gerçekleştirilen ve kendisinin
de öncülük ettiği sembolik referandumla ilgili olarak gazetecilere yeniden
dava okunmasının komik kaldığını belirterek,
sembolik olanın değil gerçek olan referandumun da yapılıp bittiğine
işaret etti.
Herhalde Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden
rahatsızlık duyan çevreler basınımız üzerinde yeniden
baskı kurmaya çalışıyorlar diyen Talat davada gazetecileri
aşağılayan suçlamaların yer aldığına da
dikkati çekti.
Talat Bu
yapılmaması gerekirdi. En azından Başbakan olarak benim
bilgilendirilmem gerekirdi. Konuyu öğrenir öğrenmez Polis Genel Müdürü ve Başsavcıyı arayarak davaların derhal durdurulmasını
istedim. Daha fazla gazeteciye dava okunacaktı ama şimdilik
durduruldu şeklinde konuştu.
İnsan
Hakları Mahkemesinde bir dizi temaslarının olacağı,
Dipkarpazda Rumlara ortaokul açılacağı, kayıp
şahıslarla ilgili bazı adımların atılmakta olduğu
bir dönemde, Kıbrıs Türkünü insan haklarıyla ilgili suçlamalara
maruz bırakacak bu davranışın çağdışı
olduğunu vurgulayan Başbakan Talat, Bu gibi durumların
olmayacağı koşulları yaratmak zorundayız.
İstanbuldan döner dönmez gerekli yasal düzenlemelerin yapılması
için harekete geçeceğiz. Bu vesileyle dava açılan gazetecilerden de
hükümetim adına özür diliyorumdiyerek sözlerini tamamladı.
Akıncı: Davalar
skandal..
Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı,
gazetecilere dava açılmasının skandal ve yüz karası
uygulamalar olduğunu belirtti.
BDH
Basın Bürosundan yapılan açıklamaya göre Mustafa
Akıncı, Doğancıda yapılanın Kıbrıs
Türk halkının referandum hakkının gasp edilmesine
karşı bir protesto eylemi olduğunu kaydederek, yüzde 65 evet
çıkan gerçek referandumun ardından Doğancıda yapılan
sembolik referandum için dava açılmasını anlamsız
bulduğunu vurguladı.
Asıl
suçlunun Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi davrananlar
olduğunu savunan Akıncı, yapılanların AB yolunda
ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma karşı
saygısızlık olduğunu belirtti.
KTAMS: Davaların tek bir
hedefi var
Kıbrıs
Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), 25 Mart 2003te
Doğancıda yapılan sembolik referandum üzerine yazılar
yazan ve daha sonra yapılan referandum sürecine katkı koyan
gazetecilere okunan davaların, demokratikleşmeyi ve %65 referandum
sonucu Kıbrıs Türk halkı ile dünya arasında örülmeye
çalışılan ağları berhava etmeyi hedeflediğini
ileri sürdü.
KTAMS
Genel Sekreteri Ahmet Kaptan yaptığı yazılı
açıklamada, halkın referandum hakkını engelleyemeyen
statükocu güçlerin, referandumda %65 ile kendisini ifade eden halk iradesine
karşı saldırıya geçtiğini iddia etti.
KTAMS
Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, bilim ve aydınlanma çağında
gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan köhne zihniyeti
kınadığı açıklamasında, hükümet ve meclisi
düşünceyi suç sayan anti-demokratik yasaları ivedilikle
kaldırılmak için göreve çağırdı.
Kıbrıs
Türk Ticaret Odası, Doğancı köyünde 25 Mart 2003 tarihinde
sembolik olarak yapılan referandumda meydana gelen olayları
halkın bilgisine getiren gazetecilere dava açılmasına tepki
gösterdi ve milletvekillerini göreve çağırdı.
Ticaret
Odası Başkanı Ali Erel yazılı açıklamasında,
gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altında
tutulmasını protesto etti ve baskının her şekline
karşı olduklarını vurguladı.
24
Nisanda yapılan referandumda halkın yüzde 65i çözüm ve AB
üyeliği için olumlu oy kullanırken, ülkedeki statükonun da son
bulmasını ve ülkeye AB standardının gelmesini
istediğini belirten Erel, Hal böyle iken, bir yılı
aşkın bir süre önce Doğancı köyünde yapılan sembolik
referandumda yaşanan olayları halkın bilgisine getiren gazetecilerin,
hapislik istemiyle baskı altına alınması, halkın Çözüm
ve AB üyeliği yönünde kullandığı oylarla ters
düşmektedir dedi.
Erel,
Halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki
istemine tercüman olan gazetecilerin hapislik cezası istemiyle askeri
mahkemede yargılanmasını asla tasvip etmediklerini belirtti.
Bugün
muhalefette bulunan siyasi partilerin de halkın referandumdaki
kararına saygı duyduklarını açıklamakta
olduklarına atıfta bulunan Erel, Bu açıklamalar gerçek ise,
ülkede yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini
sağlamak, daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak
için, milletin vekillerini göreve davet ediyoruz ifadesini kullandı
YENIDUZEN 03/06/04
KKTC, Annan'ın Kıbrıs Raporu'ndan memnun
Rapor, Rumları hayalkırıklığına
uğrattı
04 Haziran, 2004 07:06:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs Raporu'ndan
memnun. Raporda Türk tarafına 'övgü', Rum tarafına da ağır
'eleştiri'ler yapıldı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, raporla ilgili yorumunda 'maçı
kaybettik' ifadesini kullanmasını değerlendiren KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, ''bugüne kadar hiç maç kazanmadık,
bugün bir maç kazandık,cumhurbaşkanı 'kaybettik' diyor.
İşte vizyon farkı budur'' şeklinde konuştu.
ABD:
"Annan'ın raporu gerçeklere dayanıyor"
ABD yönetiminden de ''gerçeklere dayanan bu tarafsız raporun sonuç,
değerlendirme ve tavsiyelerini destekliyoruz'' açıklaması geldi.
New York'taki Türk diplomatik kaynaklar da, ''rapor beklentilerimizi
karşılıyor. Kuzey Kıbrıs'a yönelik tecridin
kaldırılması için felsefi ve siyasi gerekçeler artık
mevcut'' açıklamasını yaptı.
Rapor, 8 haziranda konseyde görüşülecek, ancak görüşmede yeni bir
Kıbrıs kararı alınması beklenmiyor.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki 26
sayfalık kapsamlı raporu resmen yayınlanmıştı.
Annan: "Rumlar planı değil, aslında çözümü
reddetti"
Annan dün Papadopulos'la görüştü
04 Haziran, 2004 07:40:00 (TSİ) CNN TURK
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan,
Rumların plana 'hayır' demekle aslında çözümü reddettiklerini
söyledi.
Annan, raporunda ağır eleştiriler yönelttiği Papadopulos
ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada,
çıkmazdan kurtulunamadığı sürece iyi niyet
çabalarının devam etmesini çok küçük bir olasılık olarak
gördüğünü söyledi.
Kofi Annan bu açıklamasıyla Rum tarafının planda
değişiklik isteklerini de boşa çıkarmış oldu.
"Rumlar
çözümü reddetti"
Rum tarafında büyük endişe ve hayalkırıklığı
yaratan raporunda, Rumların ''aslında planı değil, çözümü
reddettiklerini'' vurgulayan Annan, ''bundan sonra iyi niyet çabaları,
Ada'daki BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) durumunun ne olacağı
gibi soruların yanıtlarını bulmanın sorumluluğunu
da Rum tarafına'' yüklüyor.
"Türk
tarafına yönelik kısıtlamalar kaldırılmalı"
Annan, raporunda Güvenlik Konseyi'nin KKTC'nin devlet olarak
tanınmamasını tavsiye eden 541 ve 550 sayılı
kararlarına rağmen, Türk tarafına yönelik
kısıtlamaların kaldırılması için
yapılabilecek çok şey bulunduğunu da vurguluyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin, Annan'ın Kıbrıs Raporu ile UNFICYP
konusunda hazırladığı raporları haftaya ele
alması bekleniyor.
Konsey, UNFICYP'in görev süresinin sona ereceği 15 hazirandan önce
Annan'ın raporu doğrultusunda bir karar kabul edecek.
Rusya
yine veto hakkını kullanabilir
Önceki dönemlerde veto yetkisini kullanan Rusya'nın yine kararı
etkilemesi olasılığı bulunurken, Kıbrıs konusunda
başrol oynayan ABD ve İngiltere gibi ülkelerin tutumları ve
ulusal düzeydeki girişimleri önem kazanıyor.
Rapor,
Kıbrıslı Türklerin haklılığını
gösteriyor
Konsey beklendiği gibi bir karar kabul etmese bile, Annan Raporu kendi
başına Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesinin
haklılığını göstermesi ve lehlerine güçlü unsurlar
sunması açısından yeterli bir kazanç olarak kabul ediliyor.
Kıbrıslı Türklere yönelik kısıtlamaların
azaltılması girişimlerine ilk somut örnek olarak ABD'nin KKTC
vatandaşlarına iki yıla kadar çok girişli vize vermeye
başlaması gösteriliyor.
Papadopulos, Kıbrıs Raporu'ndaki eleştirilere
yanıt verdi
03 Haziran, 2004 12:00:00 (TSİ) CNN TURK
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan,
raporu'nu resmen Güvenlik Konseyi Başkanlık Divanı'na sundu.
Papadopulos raporu sert bir dille eleştirdi.
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM'nin Kıbrıs
Raporu'ndaki eleştirilere yanıt verdi ve raporun hatalar
içerdiğini öne sürdü.
Annan'ın Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ile
yapacağı görüşme sonrasında sunulacak Kıbrıs
Raporu'nda, Papadopulos'a sert eleştiriler yöneltiliyor.
Papadopulos'tan
eleştirilere cevap
Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Boston'dan
Kıbrıs yayın kuruluşuna bugün yaptığı
açıklamada eleştirilere cevap verdi. Papadopulos, Kıbrıs
Rum kesiminin Annan Planı'nı reddederek çözümü reddettiği
ifadesinin asılsız olduğuna inandıklarını
söyledi.
"Kıbrıs
Raporu, çok sayıda hata içeriyor"
''Kıbrıs raporuna ilk bakıldığında çok
sayıda hatalar içerdiğini görebiliyorum'' diyen Papadopulos,
Kıbrıs Rum halkının Annan Planı'nı reddederek,
öne sürdükleri birçok endişeyi ya da önemli şartları
karşılamadığına karar verdiklerini savundu.
Annan,
Kıbrıs Raporu'nda Papadopulos'u suçluyor
Annan, Kıbrıs Raporu'nda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile
Türkiye'yi plana verdiği destek için överken, Papadopulos'u 'referanduma
sunulan çözüm planının kabul edilmemesi için planı
çarpıtmakla' suçluyor.
Raporda Kıbrıslı Türklere yönelik baskı ve izolasyonun
kaldırılması gerektiği de vurgulanıyor.
Annan, Kıbrıslı Rumların referandumda
"hayır" oyu kullanmakla, Annan Planı'nı değil,
Kıbrıs'ta çözümü reddettiklerini dile getiriyor.
Kıbrıs
Raporu'nun 8 haziranda görüşülmesi bekleniyor
Genel Sekreter, Kıbrıs'la ilgili ikinci raporunda ise,
Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün görev süresinin bir kez
daha altı ay uzatılmasını önerdi. Bu yöndeki karar, 14
haziranda netlik kazanacak. Raporun ise 8 haziranda Güvenlik Konseyi'nde
görüşülmesi bekleniyor.
Denktaş: 'Maçı kaybettik"
Denktaş, Kıbrıs raporunun Kıbrıs Türkü
lehine olmadığı fikrinde
03 Haziran, 2004 13:18:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunun ardından, Kıbrıs
Türkünün yüzünün güleceği bir gün değildir yorumunda bulundu.
Henüz raporun tamamını okuyamadığını belirten
Denktaş, gazetelerde okuduğu haberler ve New York'tan
aldığı bilgiler doğrultusunda Annanın raporu
hakkında açıklamalarda bulundu.
Denktaş, ''raporun tümünü okuduktan sonra daha detaylı bir
açıklama yapacağım ama bugün hiçbir Kıbrıs Türkünün
yüzünün güleceği bir gün değildir, oturup derin derin düşünmesi
gereken bir gündür bugün. Tanınma vaadiyle, villalar vaadiyle,
barış ve dünyayla kucaklaşma vaadiyle kandırılan bir
halkın bu duruma düşürülmüş olması çok acıdır
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs sorununun Rumlar lehine
çözülmesi için gerekli zeminin hazırlandığını da
sözlerine ekledi.
Maçı
kaybettik
Denktaş, ''maçı kaybettik, karşı taraf istediğini
almıştır... Maçı centilmence oynadık, kalemizi
korumadık. Rumun sahasında güleryüzle paslaşmayla yetindik,
skor ne olacak diye umurumuzda değil diye alkış aldık,
takdir topladık. Ama bunun karşılığında
Kıbrıs'ın, 'meşru Kıbrıs hükümeti' sahte adı
altında Rumlara ait bir ülkeymiş gibi kabul edildiği ve bize bu
ülkenin içinde 40 yıllık haksız ceza artık
kaldırılsın diye bir cemaat gözüyle
bakıldığı meydana çıkmıştır'' dedi.
Güvenlik
Konseyinin haksız ve tek yanlı kararları...
KKTC Cumhurbaşkanı, Kıbrıslı Rumların 40
yıldır Türklerle uzlaşmayı reddettiğini söyleyerek,
40 yıldır Rumlara bunu yapma hakkını veren Güvenlik
Konseyi'nin haksız ve tek yanlı kararlarıdır'' ifadesini
kullandı.
Annan'ın Kıbrıs raporu resmen yayınlandı
Raporda KKTC'ye tecridin kaldırılması yer
alıyor
03 Haziran, 2004 17:55:00 (TSİ) CNN TURK
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki
kapsamlı raporu resmen yayınlandı.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto
tarafından kaleme alınan ve yayınlanmadan önce içeriği
basına sızdırılan rapor ekleriyle birlikte 26 sayfadan
oluşuyor.
Annan raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik tecridin
kaldırılması çağrısında bulunurken, Rum yönetimi
lideri TasosPapadopulos'u da sert şekilde eleştiriyor.
Diplomatik
kaynaklar: ''Annan raporu beklentilerimize cevap veriyor''
BM GenelSekreteri Kofi Annan tarafından bugün resmen yayınlanan
Kıbrıs raporunu ''beklentilerimize cevap veriyor'' şeklinde
değerlendiren New York'taki Türk diplomatik kaynaklar, 8 Haziran'da raporu
görüşecek olan Güvenlik Konseyi'nden bir Konsey kararı
beklemediklerini söylediler.
Raporda
Papadopulos'a ağır eleştiriler var
Annan raporunu değerlendiren diplomatik kaynaklar, bugüne kadar benzer
hiçbir raporda hiçbir devlet başkanına Kıbrıs Rum kesimi
lideri Tassos Papadopulos'a yapılanlar kadar ağır suçlamalar
yapılmadığını kaydettiler.
Raporun içeriğinden son derece memnun olduklarını kaydeden
kaynaklar, ''gerçekleri olduğu gibi gösteren, oldukça analitik bir rapor.
Rapor Türkiye'nin izlediği Kıbrıs politikasını ve bu
konudaki siyasi iradenin haklılığını tescil
etmiştir'' değerlendirmesinde bulundular.
KKTC'ye
tecridin kaldırılmasında atılacak adımlar önemli
Aynı kaynaklar, raporun özellikle tecridin kaldırılması
konusundaki talebinin uygulamaya sokulması için ABD ve İngiltere'nin
başı çektiği Konsey üyeleri ve Pakistan'ın
alacağı tavrın ve yapacakları muhtemel ulusal açıklamaların
ve buna uygun uygulamaların son derece önemli olduğunu belirttiler.
KKTC'ye uygulanan ekonomik, sosyal ve siyasal tecridin
kaldırılması için hem felsefi, hem de siyasi gerekçelerin bugün
artık mevcut olduğunun altını çizen Türk diplomatik
kaynakları, felsefi gerekçenin bizatihi Annan raporu olduğunu, siyasi
gerekçenin de referandum sonuçları olduğunu kaydettiler.
Rusya'nın
tavrı ne olacak?
Güvenlik Konseyi'nin nasıl bir tavır alacağının
tamamen Rusya'nın tutumuna bağlı olduğuna dikkat çeken
diplomatik kaynaklar, Rusya'nın veto etme riskine rağmen bir karar
çıkarılmaya çalışılıp
çalışılmayacağını şu aşamada
kestirmenin güç olduğunu bildirdiler.
Rusya'nın bu konuda yapıcı olma tavrını zamana
yayacağını tahmin ettiklerini belirten kaynaklar, bu
aşamada Rusya'nın tavrını değiştirmeyeceğini
varsaymak gerektiğini söylediler.
|
KKTCde üçlü
koalisyon kurulacak |
|
|
|
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, Barış ve Demokrasi Hareketi
lideri Mustafa Akıncı ile yeni bir hükümette birlikte hareket
edeceklerini açıkladı. Böylece adada erken seçimler düzenlenmeden
üçlü bir koalisyon için ilk adım atılmış oldu. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
3 Haziran 2004 CTP-DP koalisyonunun Mecliste 23 üyeyle
azınlığa düşmesi ardından gündeme gelen yeni hükümet
arayışları sonuçlandı |
Yeni koalisyonu, Mehmet Ali Talatın liderliğini
yaptığı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Demokrat Partinin
yanısıra, Akıncının lideri olduğu
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) oluşturacak.
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat,
Azınlığa düşen bir hükümetin başbakanı olarak
harekete geçmem lazımdı dedi ve hükümetin meclis çoğunluğuna
sahip olması için bu yeni formüle başvurulduğunu belirtti.
BDH Başkanı Mustafa Akıncı da,
Talat ile anlaşmaya vardıklarını, koalisyonun diğer
ortağı DPnin lideri Serdar Denktaş ile de
görüşeceğini söyledi. Akıncı, Fazla vakit geçirmeden yeni
hükümeti kurarız dedi.
50 üyeli KKTC meclisinde, CTPnin 18, DPnin ise 5
üyesi bulunuyor. BDHnin de koalisyona katılımıyla 27 üyeye
ulaşılacak.
|
|
|
|||
|
|
|
3 Haziran 2004 Papadopulos, BM Genel Merkezinde Genel Sekreter
Kofi Annan ile yaklaşık 35 dakika süren görüşmesinden sonra
düzenlediği basın toplantısında, soruları
yanıtladı. |
|
Annanın resmen yayınlanan raporunun tarihsel
süreç ve değerlendirmeler açısından hatalarla dolu olduğunu
savunan Papadopulos, raporun birçok noktasına
katılmadığını ve hayal
kırıklığına uğradığını
kaydetti.
ÇÖZÜME DEĞİL PLANA KARŞIYIZ
Rum tarafının referandumda Adada çözümü
değil, Annan Planının bu versiyonunu reddettiğini savunan
Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın süreç
boyunca yapıcı davranmadığını ve
Denktaşın Kıbrısta iki ayrı egemen devlet
görüşünü tekrarladığını iddia etti.
Rum lider, bu konuda Denktaştan ziyade karar
mekanizmasının Ankara olduğunu ileri sürerek, Rum
tarafının iki bölgeli, iki toplumlu bir federal çözümü en iyi
ikinci çözüm olarak desteklediğini kaydetti.
Kıbrıstaki BM Barış Gücü
(UNFICYP) ile ilgili raporun şu anda Güvenlik Konseyinde olduğunu ve
bu gücün görev yönergesinin gözden geçirilmesi konusunda hemfikir
olduklarını belirten Papadopulos, ancak barış gücünün
şu anki koşullarda Adada kalması gerektiğini, gücün
çekilmesinin ise hata olacağını savundu.
Rum lider, KKTC ekonomisinin Türk lirasını
kullanması nedeniyle, Türk ekonomisinin yaşadığı tüm
olumsuzlukları da hissettiğini savunarak, BM planının ret
gerekçelerinden birini de birleşme halinde Rum tarafının da
bundan etkileneceği düşüncesi olarak gösterdi.
|
Kıbrıs
raporu resmen sunuldu |
|
|
|
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan tarafından Güvenlik Konseyi üyelerine dağıtılan
Kıbrıs raporu, görüşülerek resmiyet kazanacak. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
3 Haziran 2004 Güvenlik Konseyinin, Kıbrıslı
Türklere yönelik ambargoların kaldırılması talep edilen
raporla ilgili bir görüş bildirmesi bekleniyor. Irakla ilgili
tartışmalardan zaman bulabilirlerse, ABD ve İngilterenin,
raporun desteklenmesi için bir tasarı sunması da bekleniyor. |
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs raporu, Güvenlik Konseyinde tartışılarak resmiyet kazanacak. Genel Sekreterin değerlendirmesi olarak kendi başına büyük önem taşıyan rapor, Güvenlik Konseyi veya başka bir merci tarafından onaylanmayacak.
Bunun yerine Güvenlik Konseyi, gelecek haftalarda,
Annanın raporu üzerine kendi tutumunu belirleyecek. Bu, Güvenlik
Konseyinin bir karar çıkarması, bir başkanlık
açıklaması ya da bir basın açıklaması
yayınlaması suretiyle gerçekleşebilir.
NTVye bilgi veren ABDli diplomatlar, Irak
tartışmasından fırsat bulmaları halinde,
Washingtonın ve Londranın, Annanın raporunun konsey
tarafından desteklenmesi yönünde bir tasarı
hazırlayabileceğini söylediler.
Üye ülkelerin görüş birliğine varıp
varamamalarına bağlı olarak, Güvenlik Konseyi raporu
benimseyebilir, olumlu bulabilir veya not edebilir. Uzlaşma
sağlanamazsa, bir baskanlık açıklamasıyla da yetinilebilir.
BARIŞGÜCÜNÜN GÖREV SÜRESİ DE GÜNDEMDE
Bir diğer konu da, Güvenlik Konseyinin
gündeminde Annanın genel Kıbrıs değerlendirmesinin
yanısıra, Kıbrıstaki barışgücünün görev
süresinin uzatılması da bulunuyor.
Bu ikinci konuda Güvenlik Konseyinin 15 Hazirandan
önce karar çıkarması gerekiyor. Uzmanlara göre Konseyde görüş
birliği sağlanırsa, Kıbrıs raporu ve
barışgücü kararı, Güvenlik Konseyinde birlikte
çıkarılabilir. Bu olmazsa, barışgücü kararı önce
çıkıp, Annanın Kıbrıs raporu üzerinde Güvenlik
Konseyinin genel tutumu daha sonra belirlenebilir. Ama her durumda,
Annanın Kıbrıs raporu, Güvenlik Konseyince ele alınmadan
önce şimdiden kayıtlara geçmiş durumda ve kendi başına
da değer taşıyor
|
|
|
|||
|
|
|
3 Haziran 2004 Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik
izolasyonun, bölünmüşlüğü ve tanınmayı değil,
birleşmeyi özendirecek şekilde kaldırılması
çağrısında bulunuluyor. Ayrıca Rum yönetimi lideri
Papadopulos ölçülü bir biçimde eleştiriliyor. |
|
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın merakla beklenen
Kıbrıs raporunun bugün yayınlanacağı bildirildi. BM
Genel Sekreterinin Sözcüsü Fred Eckhard, günlük basın
toplantısında, Özel Temsilci Alvaro de Sotonun kaleme
aldığı Kofi Annanın kapsamlı Kıbrıs
raporunun bugün yayınlanacağını belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 25 sayfadan
oluşan Kıbrıs raporunun girişinde çözüm sürecinin
safhaları özetleniyor. 96 maddede yaklaşık 4 yılda olup
bitenler hakkındaki görüşlere yer veriliyor. Raporun sonunda iki de
ek yer alıyor.
AMBARGOLAR GEREKSİZ
Türk tarafının merakla beklediği
raporda Kofi Annan, referandumda Kuzeyden çıkan evet
yanıtını memnuniyetle
karşıladığını belirtirken, Türklere uygulanan
gereksiz ambargoların ve izolasyonun kaldırılması
gerektiğini vurguluyor. Bu çerçeve Kofi Annan, Güvenlik Konseyinden
kısıtlamaların ve tecridin kaldırılması için
yardım istiyor.
Annan, Ambargoların ve tecridin
kaldırılması, bölünmüşlüğün ya da KKTCnin
tanınmasına değil, Adanın yeniden birleştirilmesi
hedefine katkı sağlayacaktır ifadesini vurguluyor.
TÜRKLERİN TERCİHİ BİRLEŞME
Kofi Annanın raporunda Kıbrıslı
Türklerin tercihini Adanın birleşmesinden yana
yaptığını, bunun KKTCnin tanınması hedefinden
vazgeçildiği anlamına geldiği yönünde bir ifade de dikkat
çekiyor. Referandum öncesinde Hayır kampanyası yürüten Rum lider
Papadopulosun özenli ifadelerle eleştirildiği Kıbrıs
raporunda Rum kesiminin Hayır yanıtına saygı
duyulduğu belirtiliyor.
Genel Sekreter, ayrıca Rumların referandumda
Hayır diyerek, yalnız planı değil, Kıbrısta çözümü
de reddettiğini vurguluyor. Annan, bunu şu sözlerle ifade ediyor:
Rumlar, 30 yıldır bekledikleri Adanın birleştirilmesinin
yanısıra büyük bir toprak parçasını geri alarak 120 bin Rum
göçmenin geri dönmesini, Türk askerinin çekilmesini, Türkiyeli yerleşiklerin
geri gönderilmesini de reddettiler.
TÜRK VE YUNAN HÜKÜMETLERİNE ÖVGÜ
Annan, ayrıca Türkiye ve Yunanistan
hükümetlerine çözüm çabalarında katkıları yüzünden övgüler
yağdırıyor. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
ile KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talatın İsviçre
görüşmeleri ve referandum öncesindeki tutumu için ayrı ayrı
teşekkür ediyor.
RUM BASINI TARAFLI DAVRANDI
Bunun yanısıra Rum lider Tasos
Papadopulos, bu raporda bolca eleştiriliyor. Papadoluposun gerçekleri
saptırdığını belirten Kofi Annan, Rum liderin
kendisiyle yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu
tavrın dışında hareket ettiğini dile getiriyor. Annan,
referandum öncesinde televizyonlardan yaptığı Hayır
konuşmasını da hayretle
karşıladığını ifade ediyor.
Bunun yanısıra Rum basınının da
referandum öncesinde taraflı davrandığını belirten
Genel Sekreter, hatta yardımcısı Alvaro de Sotonun planı
anlatmak için Rum medyasında yer bulamadığından
yakınıyor.
BM'de,
Kıbrıs pazarlığı başlıyor
KKTC'ye ambargonun kaldırılması gibi konuları masaya
yatıracak olan Güvenlik Konseyi, tartışmalara sahne olacak.
SEMA EMİROĞLU New York
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusunda merakla
beklenen raporunu sunmasının ardından, gözler, KKTC üzerindeki
ambargoların kaldırılması için BM Güvenlik Konseyi'ne
çevrildi.
Konsey üyelerinin, Annan raporuna dayalı bir karar
tasarısını önümüzdeki günlerde kapalı kapılar
ardında ele alması ve bunu Ada'daki Barış Gücü'nün görev
süresinin sona ereceği 15 Haziran'dan önce kabul etmesi bekleniyor.
Ancak özellikle Rum tarafını cezalandırma anlamına
gelmeyecek bir karar çıkmasından yana olan Rusya ile ABD ve
İngiltere arasında çetin pazarlıkların
yapılacağı ve Rusya'nın veto olasılığına
karşı, tüm tarafların üzerinde anlaşabileceği bir
uzlaşma dilinin bulunması gerekeceği belirtiliyor. BM Genel
Sekreteri Annan raporunda, Kıbrıs Türk tarafının 24
Nisan'daki referandumda kullandıkları olumlu oyun, onları
baskı altında tutmak ve izole etmek için mevcut olan tüm nedenleri
ortadan kaldırdığını bildirmiş, ancak KKTC'deki
limanlar ve havaalanlarının açılması ve diğer
ülkelerle ikili ticarete başlanması gibi spesifik konulara
değinmemişti.
Papadopulos'tan Annan'a rest
Dün Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos'la New York'ta görüşen
BM Genel Sekreteri Annan, planının Rum tarafınca reddedilmesinin
ardından nasıl ilerleneceğini, Kıbrıs Türklerine ve
BM'ye anlatmanın, yine Rum tarafına düştüğünü bildirdi.
Papadopulos ise, "Yeni bir girişim başlatmadan önce,
düşünmek için zamana ihtiyacımız var. İki toplumun
ihtiyaçlarını karşılayan tek plan Annan Planı'dır
diyerek, çözüm üzerinde hiç kimse tekel kuramaz" dedi.
MILLIYET
04/06/04
Rapor iyi, şimdi
sıra uygulamada
KIBRIS'la ilgili BM raporları genelde büyük tartışma konusu
olur. Geçmişte bu tür raporların Türk tarafının lehine
olduğu da söylenemez.
Genel Sekreter Kofi Annan'ın dün Güvenlik Konseyi'ne sunduğu 26
sayfalık rapor, ilk kez "Türk yanlısı" bir nitelik
taşıyor.
Rapor Türk tarafı açısından şu olumlu noktaları
içeriyor:
· Genel Sekreter bizde
"ambargo" diye adlandırılan izolasyon önlemlerinin ve
kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini
belirtiyor ve Güvenlik Konseyi'nin bu yönde bir karar almasını
istiyor. Gerçekten bu saptama ve çağrı, son derece önemli. Eğer
Güvenlik Konseyi bu doğrultuda bir karar alırsa, uluslararası
camianın KKTC'ye karşı politikasında önemli bir
değişiklik yer almış olacaktır.
· Rapor, referandumda
Kıbrıs Türklerinin (ve Türkiye'nin) aldığı tavır
nedeniyle, Türk tarafının lehine övgülerle dolu. Geçmişte
çıkan raporlarda alışılagelen ifadelerden çok farklı
bir durum bu.
* * *
KKTC'de ve Türkiye'de bazı çevreler, raporun "KKTC'nin
tanınması" ve "adanın birleştirilmesi" ile
ilgili bölümlerini, olumsuz sayabilirler. Ne var ki, Genel Sekreter'in - veya
herhangi bir yabancı hükümetin - KKTC'yi resmen tanımasının
söz konusu olmadığı açık. Ankara'nın ve
Lefkoşa'nın da bu konuda bir beklentisi (hatta açık bir talebi)
yok.
Gerçekçi olmak lazım: Genel Sekreter ve tüm dünya, adanın bir
şekilde birleşmesini istiyor. Bu olur mu, olmaz mı, ayrı
bir mesele. Eğer Papadopulos yönetimi, Annan planını aynen kabul
ederse, bu iş olabilir. Ama Rum tarafı referandumdaki
"hayır" pozisyonunu sürdürür ve olmayacak şartlar öne
sürerse, birleşme olmaz; olsa olsa "taksim" kesinleşir...
* * *
BÖYLE bir olasılığın, Rum kesiminde bir süredir kaygı
yarattığı biliniyor. Şimdi bunun üstüne Genel Sekreter'in
raporu gelince, bu kaygı daha artmış görünüyor.
Rapor, Papadopulos'u çok ağır şekilde eleştiriyor, çözüme
ulaşılamamasının kabahatini ona yüklüyor. Genel Sekreter
Rumların "hayır" demekle neler kaybettiklerini belirttikten
sonra, eğer Annan planı temelinde çözüm istiyorlarsa, "bunu
göstermeleri gerekir" diyor.
Papadopulos raporda gerek kendisine karşı yöneltilen suçlamalar,
gerekse Türk tarafı lehine öne sürülen öneriler
(kısıtlamaların kalkması gibi) nedeniyle, çok
kızgın. İlk defa bir Kıbrıs Rum lideri BM nezdinde
itibarını bu kadar kaybetmiş bulunuyor...
* * *
TÜRK açısından şimdi iki önemli konu var:
· Birincisi, Güvenlik
Konseyi'nin Annan'ın çağrısına uyarak
kısıtlamaların kaldırılması yönünde bir karar
alıp almayacağıdır. Bunda Rusya'nın alacağı
pozisyon önemli. Her şeye rağmen, Rusya'nın bu kez vetosunu
kullanacağını sanmıyoruz. Yani böyle bir karar çıkar
gibi geliyor bize. Ondan sonra iş uygulamaya kalır...
· İkincisi,
Annan planının yeniden gündeme getirilip getirilmeyeceğidir.
Güvenlik Konseyi bunu teşvik eden bir karar alabilir. Papadopulos bunu
kendi koşullarını kabul ettirmek için bir fırsat olarak
kullanabilir. O zaman Türk tarafı üzerinde bazı baskılar da
başlayabilir...
Özetle, Kıbrıs'la ilgili son gelişmeler Türk tarafının
lehine. Ama iş bitmedi. Avantajı korumak gerek...
SAMI KOHEN
MILLIYET 04/06/04
Bu defa yine Rumlar
kaybetti...
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyine yolladığı
Kıbrıs raporu, şimdiye kadar görülmemiş yepyeni bir
başlangıcın sinyalini veriyor.
Rumlar belki farkında değillerdi, ancak Papadopulos'un
heyecanına kendilerini kaptırıp HAYIR oyu vererek, ada'nın
kaderini değiştirdiler. Hergeçen gün, attıkları adımın
uzun vadeli düşlerini nasıl yok ettiğini herhalde
görüyorlardır.
Rumlar 30 yıldır tek bir hedefe yürüyorlardı:
Yeni bir düzen kurulacak ve Kıbrıs'ta belirli oranda 1974 öncesine
dönülecek, Rum çoğunluğu adayı yönetecek, Türk
azınlığa ise eskiye oranla daha geniş haklar
tanınacak, Rum göçmenlerin önemli bir bölümü geri dönecek,
topraklarının bir bölümü geri alınacak ve Türk askeri adayı
terkedecekti.
Rumların rüyası işte böyle bir Kıbrıs yaratmaktı.
AB'ye tam üyeliğin bu rüyalarının gerçekleşmesini kolaylaştıracağına
inanmışlardı.
30 yıllık bu rüyayı, Annan planını reddederek kendi
elleriyle yıktılar.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyine verdiği son
rapor, bu rüyanın yıkıldığının
Uluslararası camiaya açıklanması anlamını
taşıyor.
Kofi Annan, Rumların adanın birleşmesini istemediklerine dikkat
çekti. Türklerin geleneksel ayrılıkçı
yaklaşımlarından vazgeçerken, Rumların tam aksine
ayrılmayı tercih ettiğini belirtti.
Bugüna kadar hiçbir BM Genel Sekreterinin kaleminden, Türk tarafına hak
veren, KKTC vatandaşlarının yanlızlıktan
kurtarılması gerektiğini belirten böylesine bir rapor
çıkmamıştır.
Türk tarafı açısından olumlu yeni bir dönemin, Rumlar
açısından ise, Kıbrıs'ın kuzeyini kaybetme sürecinin
başlangıcı denilebilir.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Kofi Annan'ın raporu şimdi BM Güvenlik Konseyine
üye ülkeler tarafından incelenecek ve yeni bir tutum saptanacak.
Bu yeni tutum, Güvenlik Konseyi'nin bir kararı, bir açıklaması
veya raporun rafa kaldırılması şeklinde ortaya
çıkabilir.
Ankara'yı memnun edecek gelişme, BM'nin bir karar alıp KKTC'ye
karşı uygulanan ambargoların kaldırılmasını
istemesi olur. Bunun olasılığı az. Özellikle Rusya'nın
Rumlara verdiği destek, böyle bir gelişmeyi engellemeye yetiyor.
Güvenlik konseyi ne yaparsa yapsın, Türkiye BM Genel Sekreteri raporuyla
epey mesafe alabilecektir. Bu rapordaki veriler öylesine güçlü ki, Ankara,
KKTC'nin izalasyondan çıkarılması ve yatırımların
arttırılması için kolaylıkla kullanabilecektir.
Bazılarımız uluslararası kamuoyunun yeterince
hızlı hareket etmediğini, KKTC üzerindeki baskıları
kaldırmakta geciktiklerini belirtiyor.
Bence Uluslararası kamuoyu, bildiğimiz ve
alıştığımız tırtıl yürüyüşünü
sürdürüyor. Ne daha hızlı, ne daha yavaş...
Bugün gelinilen noktada, BM artık Türk tarafı için değil, Rumlar
için bir sorun oluşturulmaktadır.
RUMLAR KENDİ
HATALARI SONUCU KAYBETTİLER
Kıbrıs'ın
tarihçesine bakacak olursanız, bugüne gelinmesinde Rumların
attıkları yanlış adımların çok önemli payı
olduğunu görürsünüz. Tarih boyunca Rumlar "nasıl olsa batı
bizi tutar, Türklere istediğimizi kabul ettiririz"
yaklaşımının verdiği abartılı özgüvene
mağlup oldular. Hata üstüne hata yaptılar.
1950-60 arasında Türk toplumunu yok farzettiler.
1960-65 arasında Londra-Zürih anlaşmalarını iptal ederken,
Türk direnişini küçümsediler.
65-74 arasında Türk toplumunu korkutup susturabileceklerini,
Ankara'nın işi müdaheleye kadar götüremeyeceğini sandılar.
1974'te yine, Türk toplumunu yok farzederek darbe ile Makarios'u devirmeyi ve
Enosis'i oluşturmayı denediler. Bütün bu süreç içinde de Yunanistan'a
çok güvendiler. Atina'nın Türkiye'yi durdurabileceğine
inandılar.
Şimdi, en son hatalarını da referandumda, Papadopulos gibi eski
yılların bir politikacısına inanıp oy kullanarak
yaptılar. Böylece yıllar içinde kendi hatalarından kaynaklanan
nedenlerle Kıbrıs'ı kaybettiler.
MILLIYET 04/06/04 MEHMET ALI BIRAND
'Yalancı, riyakar'
Doğan ULUÇ/NEW YORK
Kıbrıs Raporunu Güvenlik Konseyine sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New Yorkta bulunan Rum Lider Papadopulosa riyakár, yalancı ve sansürcü diye hitap etti. Bu suçlamalar BMnin resmi kayıtlarına da geçti.
KIBRIS Raporunu Güvenlik
Konseyine sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New Yorkta bulunan
Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulosu sert bir dille
suçladı. Papadopulosu yalancılık, sansürcülük ve
riyakárlıkla suçlayan Annanın sözlerinin, resmi evraka bile
girdiği belirtildi. Annan, Papadopulos ile görüşmesi sonrasında
yaptığı açıklamada da, Adada birleşme
fırsatının kaçırılmasından dolayı üzgün
olduğunu ifade ederek, Papadopulos, Rumlara, Türklere, BMye ve tüm
dünyaya bunun açıklamasını yapmak zorundadır dedi. Rum
başbakandan tüm dünya devletlerine Kıbrıs Türklerine yönelik
tecritlerin kaldırılması çağrısı
yapmasını isteyen Annan, kuzeye ekonomik engellerin ortadan
kalkacağını, Kıbrıslı Türklerin ekonomik
bakımdan rahatlayacağını, bunun ileride bir birleşme
hedefine yardımcı olacağını söyledi.
RESMİ EVRAKA GİRDİ
Raporun Güvenlik Konseyine sunulmasının ardından basına
bir değerlendirmede bulunan, Türkiyenin BM Büyükelçi
Yardımcısı Altay Cengizer, Şimdiye kadar hiçbir devlet
adamına böylesine hakaret edildiğini, ağır suçlamalar
yapıldığını duymadık. Bunlar resmi evraka bile
girdi diye konuştu. Geçmişte Denktaşa yönelik
uluslararası baskının Papadopulosa döndüğünü belirten
Cengizer, raporun Türkler için çok güçlü olduğunu, tecritin
anlamsızlaştığının açıkça
belirtildiğini ve bu rapor sonucunda artık hiçbir tarafın
Türkiyeyi Adada işgalci olarak suçlayamayacağına işaret
etti.
ANKARANIN İSTEDİĞİ OLDU
Papadopulos ise yaptığı açıklamada, Annan Planına
Ankaranın çok sayıda talebinin girdiğini ileri sürerek,
Türkiye ne istediyse oldu dedi. Kıbrıs sorununa ideal çözümün çift
bölge, çift toplumlu federal devlet olduğunu söyleyen Rum Lider,
Kıbrıs Türklerinin parasal yardımlardan
yararlanabileceğini belirtti.
HURRIYET 04/06/04
|
Rauf Denktaş: Maçı kaybettik |
|
|
LEŞKOŞA-ANKARA KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs Raporunu Maçı kaybettik sözleriyle eleştirdi. Denktaş, Kıbrıs meselesinin Rumlar lehine halledilmesi için gerekli zeminin hazırlandığını iddia etti. Denktaş, Bugün hiçbir Kıbrıs Türkünün yüzünün güleceği gün değil derken; KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ise, Bugüne kadar maç kazanamadık. Bugün bir maç kazandık, Cumhurbaşkanı kaybettik diyor, işte vizyon farkı budur. Kıbrıs Türkü 40 yıldır ilk kez destek aldı görüşünü savundu. KKTC Cumhurbaşkanı şöyle dedi: Maçı kaybettik, karşı taraf istediğini almıştır. Neydi istediği? Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yoluna devam etsin, KKTC tanınmasın, Türklerin egemenliği kabul edilmesin. Ankara ve KKTC Hükümeti ise Denktaşın aksi yorumlar yaptılar. Ankara, İlk kez çözümsüzlüğün tarafı olmadığımız BM tarafından tescillendi dedi. |
|
HURRIYET 04/06/04
|
İKÖden KKTCyi tanıma sinyali |
|
|
Uğur ERGAN/ANKARA KKTCye uygulanan izolasyonun kaldırılması için Türkiyenin özellikle İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) nezdinde başlattığı ataktan ilk olumlu sinyaller gelmeye başladı. 14-16 Haziran tarihlerinde İstanbulda düzenlenecek olan İKÖnün karar taslaklarından birisinde İKÖde gözlemci durumunda bulunan KKTCnin statüsünün artırılması ve Kıbrıstaki Müslüman Türk toplumu yerine, Kıbrıs Türk Devleti tanımlaması getirildi. Taslağın İstanbuldaki toplantıda 31 ülkenin dışişleri bakanlarının oylarına sunulacağını belirten üst düzey bir Dışişleri yetkilisi, Tanınmadan önce, taslaklardan birisinde yer alan tanımlama son derece önemli. Bunun resmen sonuç bilgirgesine yansıması için her türlü çaba gösterilecektir dedi. |
|
HURRIYET 04/06/04
KKTC'de
üçlü koalisyon kuruluyor
04/06/2004
RADIKAL
LEFKOŞA - KKTC'de 24
Nisan referandumunun ardından, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
liderliğindeki koalisyon hükümetinden üç milletvekilinin istifasıyla
gündeme gelen hükümet krizi aşılıyor. Başbakan Talat,
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) ile yeni bir hükümette birlikte
hareket edeceklerini açıkladı. Böylece adada erken seçim
yapılmadan üçlü bir koalisyon kurulması için ilk adım
atılmış oldu. Başbakan Talat, dün CTP lideri Mustafa
Akıncı ile bir araya geldi. Görüşmede iki lider, 'çözüm
vizyonuna sahip yeni bir hükümet kurma yönünde birlikte çalışma'
kararı aldı, ancak kesin bir takvim ortaya koymadı. Talat,
"Azınlığa düşmüş bir hükümetin
başbakanı olarak harekete geçmem lazımdı" diyerek,
yeniden meclis çoğunluğuna sahip olunması için bu formüle
başvurulduğunu belirtti. BDH lideri Mustafa Akıncı da,
Talat ile anlaşmaya vardıklarını, koalisyonun
diğer ortağı Demokrat Parti lideri Serdar Denktaş'la da
görüşeceğini ifade ederek, "Fazla vakit geçirmeden yeni hükümeti
kurarız" diye konuştu. Üçlü koalisyon kesinleşirse, CTP'nin
18, DP'nin 5 üyesine, BDH'nin 4 üyesinin eklenmesiyle hükümet mecliste 27
sandalyeye sahip olacak. (Dış Haberler)
Plan görücüye
çıktı
Annan'ın
Kıbrıs raporu, Ankara ile Talat'ı memnun etti, Papadopulos ile
Denktaş'ı kızdırdı. Denktaş, KKTC'nin
tanınmasına set çekilmesini eleştirdi
04/06/2004
RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA/ANKARA - BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın 'tanınmaya ya da bölünmeye yardımcı
olmak amacıyla değil' şerhi düşerek kuzeye 'gereksiz'
tecridin kaldırılması konusunda güçlü bir çağrıda
bulunduğu Kıbrıs raporu dün Güvenlik Konseyi'nde
tartışmaya açıldı. Ankara ile KKTC Başbakanı
Mehmet Ali Talat raporu memnuniyetle karşılarken, KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum lideri Tasos Papadopulos sert
eleştiriler yöneltti.
Annan raporunu 'İlk kez çözümsüzlüğün tarafı
olmadığımız BM raporuyla tescillendi. Kıbrıs'la
ilgili fotoğraf doğru çekildi' diye değerlendiren Ankara,
diplomasi atağını hızlandırıyor. İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) cephesinde Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül'ün Suudi Arabistan ziyaretinin ardından,
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener bugün Mali,
Senegal ve Nijerya'yı kapsayan Afrika turuna çıktı.
Başbakan Erdoğan'ın gelecek günlerde AB nezdinde ikili
çalışmaları yoğunlaştırmasına dönük
hazırlıklar yapılıyor.
'Cemaat diye
görüyorlar'
Denktaş ise, futbol maçı benzetmesi yaparak, "Centilmence
oynadık diye alkış tuttular ama haksız düdükle maçı
kazanan Rumlar" diye konuştu. Rapordaki, 'Referandumda evet diyen
Kıbrıs Türkü tanınma istemiyor' görüşünü de hatırlatan
Denktaş, Kıbrıs'ın Rumlar lehine halli için zemin
hazırlandığı uyarısı yaptı:
"Karşı taraf istediğini almıştır. Neydi
istediği? 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak yola devam etsin, KKTC
tanınmasın, Kıbrıs Türklerinin egemenliği kabul
edilmesin... Referandumun karşılığında
Kıbrıs'ın, 'meşru Kıbrıs hükümeti' sahte
adıyla Rumlara ait bir ülkeymiş gibi kabul edildiği ve bize 40
yıllık haksız ceza artık kaldırılsın diye
cemaat gözüyle bakıldığı meydana
çıkmıştır."
Talat'tan yanıt
Raporu olumlu diye niteleyen Talat ise, Denktaş'ın sözlerine
yanıt vermekte gecikmedi. "Bugüne kadar hiç maç kazanmadık,
bugün kazandık, Cumhurbaşkanı 'Kaybettik' diyor, işte
vizyon farkı budur" diyen Talat, "Demek ki farklı yerlerde
oynuyoruz. Kıbrıs Türkü 40 yıldır ilk kez destek
aldı" dedi.
Papadopulos, dün Annan'la görüşmesi ardından, "Birçok
noktasına katılmıyorum, hayal
kırıklığına uğradım" dedi. Rum lider,
"Rumlar planı reddederek çözümü reddetti ifadesi temelsizdir"
diye konuştu.
Avrupa Komisyonu sözcüsü Jean-Christophe Filori ise, "Rapor
vardığımız tüm sonuçlarla uyum içinde" dedi. Yunan
Dışişleri Sözcüsü Yorgos Kumuçakos ise, bazı
noktaların tarafların görüşleriyle uyuşmadığını
söyledi.
Levent'ten
Rumlara dava
04/06/2004
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - KKTC'nin muhalif
gazeteci-yazarı Şener Levent, Rum kesiminde 13 Haziran'da
yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçiminde adaylığı
reddedilince, Rum Anayasa Mahkemesi'ne 'Kıbrıs Cumhuriyeti' aleyhine
dava açtı. 'Seçmen kütüğüne' kayıtlı
olmadığı gerekçesiyle adaylığı reddedilen Levent,
'Kıbrıs Anayasası'nın seçmen kütüğüne
kayıtlı olmamayı adaylığa engel
saymadığını belirtti. 2000'de Rum cumhurbaşkanlığına
aday olduğunda böyle bir sorunla
karşılaşmadığını söyleyen Levent, kendisine
gönderilen ret yazısının Rumca olmasını
kınadı. Ayrıca AP seçim yasasının güneyde resmi dil
olan Türkçeyle basılmamasını eleştirdi. Levent'e göre
seçmen formunu dolduran 503 Türk'ten 300'ü güneyde oturuyor.
Annan raporu
yayınlandı
BM
Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs konusundaki kapsamlı
raporu resmen yayınlandı.
AAnın
haberine göre BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel
Danışmanı Alvaro de Soto tarafından kaleme alınan ve
yayınlanmadan önce HALKIN SESİ tarafından Salı günü
okuyucularına sunduğu rapor ekleriyle birlikte 26 sayfadan
oluşuyor.
BM
Genel Sekreteri Annan raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik
tecridin kaldırılması çağrısında bulunurken, Rum
Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosu da sert şekilde
eleştiriyor.
AB
KOMİSYONUNDAN ANNAN RAPORUNA DESTEK
BM
Genel Sekreteri Kofi Annanın BM Güvenlik Konseyine Kıbrıs
raporunu sunmadan önce HALKIN SESİnin yayınlarına göre
değerlendirme yapan, AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi
Günter Verheugenin sözcüsü Jean-Christophe Filori, komisyonun raporu olumlu
bulduğunu açıkladı.
Raporda
varılan sonuçları komisyonun paylaştığını
belirten Filori, Rapor bizim vardığımız tüm sonuçlarla
uyum içindedir dedi.
BM Genel
Sekreteri Annanın, raporunda, adanın birleştirilmesini öngören
BM planına destek veren Türk tarafının ödüllendirilmesi için
çağrı yaptığı, Kıbrıslı Türklerin
izolasyonuna son verilmesini istediği belirtiliyor. AB Komisyonunun da bu
görüşü paylaştığı biliniyor. Komisyonun, gelecek
haftalarda bu amaçla alınacak önlem önerilerini duyurması bekleniyor.
PAPADOPULOS: RAPORU
BENDE HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI
Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos, Kıbrıs'ta çözüm yolunda yeni bir girişimde
bulunmak için zamana ihtiyaç bulunduğunu belirterek,
yaşananların
etkilerini her iki tarafın da değerlendirmesi gerektiğini
söyledi.
Annan'ın resmen
yayınlanan raporunun tarihsel süreç ve değerlendirmeler
açısından hatalarla dolu olduğunu savunan Papadopulos, raporun
birçok noktasına katılmadığını ve hayal
kırıklığına uğradığını
kaydetti.
Rum lider, raporda
kendisine yöneltilen ''Annan Planı'nı Rum kesimine yanlış
anlattığı'' yönündeki suçlamaları reddederek, ''Ben kimseyi
aldatmadım, Rum halkı iyi eğitimli ve politikayla çok
yakından ilgilenen bir toplum. Ayrıca medyada herkes kendi
fikirlerini anlattı.
Halk kendi
kararını verdi. Raporda belirtildiği gibi herkes saygı
duymalı'' dedi.
Rum
tarafının referandumda Ada'da çözümü değil, Annan
Planı'nın bu
versiyonunu
reddettiğini savunan Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın süreç boyunca yapıcı
davranmadığını ve Denktaş'ın Kıbrıs'ta
iki ayrı egemen devlet görüşünü tekrarladığını
iddia etti.
Rum lider, bu konuda
Denktaş'tan ziyade karar mekanizmasının Ankara olduğunu
ileri sürerek, Rum tarafının iki bölgeli, iki toplumlu bir federal
çözümü en iyi ''ikinci'' çözüm olarak desteklediğini kaydetti.
HALKIN SESI 04/06/04
Yeni
hükümete doğru
Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik
Güçler (CTP/BG) ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), en erken
zamanda Cumhuriyet Meclisinden yeni bir hükümet çıkarma yönünde birlikte
çalışma konusunda anlaştı.
Kıbrıs Türk halkını
izolasyonlardan kurtaracak ve çözüm vizyonuna sahip olacak yeni bir hükümet
oluşturmayı hedefleyen bu çalışmanın en kısa
sürede sonuçlandırılmasında hem fikir olduklarını
belirten iki parti, ancak bu konuda ortaya kesin bir tarih koymadı.
BDH Genel Başkanı Mustafa
Akıncı başkanlığındaki bir heyet, bugün CTP/BG
Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat
başkanlığındaki heyetle bir araya gelerek, CTP/BG-DP
Koalisyon Hükümetinin Cumhuriyet
Meclisindeki sandalye sayısının 23e düşmesinin
ardından ortaya çıkan hükümet sorununu görüştü.
CTP Genel Merkezinde saat 14.00te
gerçekleşen ve yaklaşık 1.5 saat süren görüşmede,
CTP/BGden milletvekilleri Kadri Fellahoğlu ile Doğan Şahali,
BDHdan ise Tahsin Mertekçi, Halil Sadrazam ve Mehmet Çakıcı
hazır bulundu.
İki partinin yeni hükümet oluşumuna
ilişkin ortak çalışma başlatacakları yönündeki
kararıyla ilgili olarak ilk sözü alan CTP/BG Genel Başkanı ve
Başbakan Talat, Cumhuriyet Meclisindeki milletvekillerinin çoğunun
desteğine sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmak için BDH ile
işbirliği yapma konusunda anlaştıklarını söyledi.
CTP/BG Genel Başkanı ve
Başbakan Talat, Meclisin çoğunluğunun desteğine sahip
olacak yeni bir hükümet oluşturmak için iki parti olarak
işbirliği yapma kararındayız. O sonuca vardık.
Önümüzdeki günlerde daha başka temaslarımız da olacak ve bu
temaslar çerçevesinde CTP ve BDHnın işbirliği içerisinde
hükümet sorununu aşmak için hükümet formülü üzerinde çalışma
kararını vermiş bulunuyoruz şeklinde konuştu.
BDH Genel Başkanı Akıncı
ise, iki partinin vardığı sonucun, halkın beklentilerine
uygun bir sonuç olduğunu belirtti.
TALATIN CUMHURBAŞKANININ RAPORU
DEĞERLENDİRMESİNE YORUMU
Başbakan Talat, bu arada
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Annanın raporuna
yaptığı değerlendirmeyi de yorumlayarak, Sayın
Cumhurbaşkanı, çok marazi bir yorum yaptı ve raporun, ölüm
demek olduğunu vs., işte buna benzer şeyler söyledi. Bunu,
tamamen gerçek dışı bir yorum olarak, gerçeklerle bağdaşmayan
bir yorum olarak görüyorum dedi.
Annanın raporunun, Kıbrıs
Türkünün 40 yılda elde ettiği ilk olumlu rapor olduğunu da
söyleyen Başbakan Talat, Çünkü, Kıbrıs Türkü, bunca
yıldır ilk ve kesin olarak olumlu tutumunu ortaya koymuş ve
kanıtlamıştır. Dolayısıyla ona uygun bir rapor
ortaya çıkmıştır. Bu raporun gereklerini yerine
getirebilmek için meclis çoğunluğuna sahip ve vizyonu da
izolasyonlardan kurtarma olan sağlam bir hükümete ihtiyacımız
vardır. Bu bağlamda çalışmalarımızı
yoğunlaştıracağız ve kısa zamanda bu süreci
aşmaya ve bitirmeye çalışacağız. Ama, bir son tarih
koymadık. Teknoloji çok ilerlediği için telefonla haberleşme de
mümkündür. En kısa zamanda yeniden bir araya gelip adım
atacağız.
AKINCI: ALTINCI AYA GİRDİK AMA
BÜTÇE HENÜZ GEÇMEDİ
Talattan
sonra söz alarak aynı soruyu yanıtlayan ve yeni hükümetin en erken
zamanda kurulması konusunda hem fikir olduklarını söyleyen BDH
Genel Başkanı Akıncı, hükümetin erken
oluşturulmasının bütçe açısından da büyük önem
taşıdığına değindi ve bu konuda şöyle dedi:
Hükümetin hızlı bir şekilde
oluşturulması bir başka açıdan da gereklidir.
Altıncı aya girdik ama bütçe henüz geçmedi, meclise sunulamadı.
Önce Kıbrıs sorununa ilişkin süreçten dolayı ele
alınamayan bütçe, hükümetin içine girdiği durum dolayısıyla
bir o kadar daha gecikmiştir. Buna halkın da tahammülü yok. Bütçesiz
bir durumdadır şu anda Kıbrıs Türk halkı...
Bunun dışında söylemek
istediğim bir konu daha var, o da vizyonumuzla ilgilidir. Bu hükümet, Kıbrıs Türk halkının
%65nin iradesinin, vizyonunun yansıyacağı bir hükümet
olacaktır mutlaka. Elbette izolasyonlara karşı mücadeleyi
şimdi çok daha güçlü bir zeminde yürütme şansı
doğmuştur. Sayın Talatın söylediği gibi, 40
yılda ilk defa Kıbrıs Türkünü eleştirmeyen ve tam tersine
öven bir rapor çıkmıştır. Bundan yüksünmeye gerek yoktur.
Bundan herkesin memnuniyet duyması lazım.
DP
DIŞINDA BİR OLUŞUM MU...?
Akıncının bu sözleri üzerine bir gazetecinin
yönelttiği Bu, DP dışında bir formül müdür?
şeklindeki sorusunu yanıtlayan CTP/BG Genel Başkanı ve
Başbakan Mehmet Ali Talat, İsterseniz onu bırakın, kimin
içinde, kimin dışında olduğunu bir kenara
bırakın. Biz, hiçbir partiyi dışlamadık, biz iki parti
olarak vizyonumuzu koyduk. Onun için daha fazla zorlamayın, biraz daha
çalışalım müsaade ederseniz... dedi.
HALKIN SESI 04/06/04
Denktaş:
Raporla Rumlar kazandı
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrısla
ilgili raporuyla ilgili olarak, üzüntülü, kırgun ve öfkeliyiz dedi.
Futbol maçı benzetmesi yaparak, biz centilmence oynadık ama maçı
haksız düdükle Rumlar kazandı diyen Denktaş, Türkiyeyi 1960
anlaşmalarından kaynaklanan haklarına sahip çıkmaya ve
karara karşı durmaya çağırdı.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs
raporuna ilişkin yeni bir değerlendirmede daha bulundu.
Denktaş,
hafta sonu Mağusada düzenlenen Kadaklizmo panayırıyla ilgili
görüşlerini de açıkladı.
BM
Genel Sekreteri Annanın Kıbrısla ilgili raporuyla ilgili
olarak, üzüntülü, kırgın ve öfkeliyiz diyen Denktaş, Rumlara
meşru hükümet statüsünün bir kez daha verildiğini söyledi.
Denktaş, futbol maçı benzetmesi yaparak, Centilmence oynadık
diye bize alkış tuttular ama haksız düdükle maçı kazanan
Rumlar dedi.
Raporda
yer alan referandumda evet diyen Kıbrıs Türkü tanınma
istemiyor, tanınamazlar şeklindeki ifadelerin Kıbrıs
sorununun Rumlar leyhine çözümlenmesi için gerekli zemini
hazırladığını söyleyen Denktaş, Dünya bu adada
ikinci bir halkın olduğunu yine unuttu. Referandumu bize
yaptırdıktan sonra yine unuttular ve Rumdan yana
ağırlıklarını koydular dedi.
ALKIŞLAR
GÖZLERİ KARARTIYOR
Başta
Türkiye olmak üzere bu karara karşı direnmek gerektiğini de
söyleyen Denktaş, özetle şunları kaydetti:
Ama
bakıyorum alkışlar gözleri karartıyor galiba...Memnuniyet
belirtiliyor... Ben artık kime ne söyleyeceğimi bilmez hale geldim.
Kıbrıs, Kıbrıs
Türklerinin altından alınmaktadır. Alınması
için gereken herşey yapılıyor, bize de hediyeler vaad ediliyor.
Bu hediyelere kanarak biz evet demiş bulunduk, pazarlık kozumuzu
değerlendirmedik. Rum pazarlık kozunu elinde tutuyor ve şimdi
Rumu Kıbrıs hükümeti olarak masaya getirmek için zemin
hazırlanıyor. Bizim buna evet demeyeceğimizi anlatamadık.
Bu yolda gidersek şehitlerimize, 50 yıllık mücadeleye yazık
olacak ve Türkiye hiçbirşey kazanmayacak.
Türkiyenin
1960 anlaşmasından kaynaklanan haklarına gereğince sahip
çıkmadığını söyleyen Denktaş, İşler
bir karmaşa içinde gidiyor. Sonu ne olur ben bilmem, ama böyle giderse iyi
olmaz. Yeni bir değerlendirme yapılmazsa bu iş
başını aldı gider ve Girit gibi arkadan
bakarsınız. Ama Girit biraz uzakta, burada dağları görüp
devamlı ah vah edeceksiniz, hepimiz edeceğiz ifadelerini
kullandı.
HİÇBİR
KIBRIS TÜRKÜNÜN YÜZÜNÜN GÜLECEĞİ GÜN DEĞİL
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs
raporuyla ilgili olarak Bugün hiçbir Kıbrıs Türkünün yüzünün
güleceği gün değil. Oturup derin derin düşünmesi gereken bir
gündür bugün. Tanınma, villalar, barış ve dünyayla
kucaklaşma vaadiyle kandırılan bir halkın bu duruma düşürülmüş
olması çok acıdır dedi.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, çarenin egemenliğe kuvvet ve ısrarla sahip çıkmak
olduğunu kaydederek, aksi halde çok şey kaybedileceğini ve çok
pişman olunacağını söyledi.
Denktaş,
gazetelerde okuduğu kadarıyla ve New Yorktan aldıkları
bilgiler ışığında konuşabileceğini, tümünü
okuduktan sonra daha detaylı bir açıklama yapacağını
ifade etti.
MAÇI
KAYBETTİK
Cumhurbaşkanı
Denktaş, gelişmeleri bir futbol maçına benzeterek, şöyle
konuştu:
Maçı
kaybettik, karşı taraf istediğini almıştır. Neydi
istediği? Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yola devam etsin, KKTC
tanınmasın, Kıbrıs Türklerinin egemenliği kabul
edilmesin, referandumlara rağmen ki referandum iki halkın
varlığını, eşit egemenliğini ve self
determinasyon hakkını vurgulayan bir olguydu- maçı centilmence
oynadık, kalemizi korumadık, Rumun sahasında güleryüzle
paslaşmayla yetindik, skor ne olacak diye umurumuzda değil diye
alkış aldık, taktir topladık, ama bunun
karşılığında Kıbrısın meşru
Kıbrıs hükümeti sahte adı altında Rumlara ait bir
ülkeymiş gibi kabul edildiğini ve bize bu ülkenin içinde 40
yıllık haksız ceza artık kaldırılsın diye
bir cemaat gözüyle bakıldığı meydana
çıkmıştır.
40
YILDIR RUMLARIN YAPTIĞI BU
Denktaş,
Annanın Kıbrıs Rumları sadece planı reddetmiş
değillerdir, Türklerle paylaşmayı, uzlaşmayı
reddetmişlerdir bulgusuna işaret ederek, 40 yıldır
Rumların yaptığı bu. Ama 40 yıldır Rumlara bunu
yapma hakkını veren Güvenlik Konseyinin haksız ve tek
yanlı kararlarıdır dedi.
Bütün görüşmelerde
yaptığımız müdafaayı, Kıbrıs Rumunu
meşru hükümet olarak kabul etmiyoruz diye kabul etmeyenler Rumdan ne
hakla bizimle eşit koşullarda yetki paylaşımını
bekliyorlardı? diye soran Cumhurbaşkanı Denktaş,
Rumların pazarlık gücünü elinde tutarak oyununu oynadığını
HALKIN SESI 04/06/04
Rapor
değişiklik yapılamasın diye sızdırıldı!
Güneyde
yayınlanan Simerini gazetesinin haberine göre Rum Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu; Annanın, Kıbrıslı Türklerin
izolasyonuna son verilmesinin, KKTCnin tanınmasına izin vermeyen 541
ve 550 sayılı kararlarla çatışmadığına
ilişkin saptamasını, hatalı bir mantık zemini olarak
niteledi.
Gazeteye
göre Yakovu, Türkiyenin ve KKTCnin Güvenlik Konseyinin ilgili maddelerine
hiçbir zaman uymadıklarını söyledi ve şöyle devam etti:
Dolayısıyla, bu şartlar altında ve Annanın
önerisiyle, Kıbrıslı Türklerin dış dünya ile
alış veriş yapmalarında, sahte devletin yükseltilmesi
tehlikesi vardır. Bu nedenle BM kararlarına terstir.
BM
Genel Sekreteri Kofi Annanın Güvenlik Konseyine yönelik Kıbrıs
raporunun tam olarak ne içerdiğini görmek için raporun resmi metnini beklediğini
söyleyen Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulosun Genel Sekreter Kofi Annanla
gerçekleşecek görüşmesinin olumlu perspektiflerinin notralize
edilmesi amacıyla, Annan raporunun HALKIN SESİne maksatlı
olarak sızdırıldığını iddia etti. Yakovu
Annan raporu; üzerinde değişiklik yapılmasına imkan
vermemek için sızdırıldı dedi.
Annan raporunun, HALKIN SESİnin
yayımladığından çok daha kötü olduğunu söyleyen Rum
bakan, raporda pekçok olumsuz nokta bulunmakla birlikte, Annanın tek
başına olmadığını, Güvenlik Konseyi daimi üyeleri
de bulunduğunu söyledi. Annanın raporunu sunduktan sonra Güvenlik
Konseyinin bir karar benimsemesini talep edeceğini yazan gazete, ancak buna
Rusya başta olmak üzere diğer bazı ülkelerin de temkinli
yaklaştığını yazdı.
HALKIN SESI 04/06/04
Rapor, plan
gibi gerçekçi
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki kapsamlı raporu
dün resmen yayınlandı.
BM Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto
tarafından kaleme alınan ve yayınlanmadan önce Güvenlik
Konseyi'ne üye ülkelerin bilgisine getirilen rapor, ekleriyle birlikte 26
sayfadan oluşuyor.
BM Genel
Sekreteri Annan raporunda, Kıbrıslı Türklere yönelik tecridin
kaldırılması çağrısında bulunurken, Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'u eleştiriyor.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs
raporunu olumlu bulduğunu,
belirterek,
"Rapor açılım yapmamıza imkan veren, uluslararası
topluluğa izolasyonların kaldırılması yönünde
çağrı yapılan bir rapordur" dedi.
Başbakan
Talat, yaptığı açıklamada, raporun, Kıbrıs
sorununun çözülmemesi halinde 3-5 yıl için Kıbrıs konusunda
belirleyici olacağını, Kıbrıs sorunu çözülürse de
rapor çerçevesinde çözüleceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın, raporla ilgili yorumunda, "Maçı
kaybettik" ifadesini kullandığının
anımsatılması üzerine Başbakan Talat, "Bugüne kadar
hiç maç kazanmadık, bugün bir maç kazandık, Cumhurbaşkanı
'kaybettik' diyor, işte vizyon farkı budur" diye konuştu.
"Demek ki
farklı yerlerde oynuyoruz' diyen Talat, "Kıbrıs Türkü'nün
40 yıldır ilk kez destek aldığını" belirtti.
Annan'ın
raporu ile Kıbrıs Türkünün izolasyon ve baskı altında
tutulması mantığının ortadan kalktığına
işaret eden Başbakan Talat, Rumların, sorunun çözümüne
yanaşmaması halinde Kıbrıs Türkü'nün sonsuza kadar
bekleyeceğinin beklenmemesi gerektiğini vurguladı.
Başbakan
Talat, rapor çerçevesinde yeni bir politika belirlemeleri gerektiğini de
kaydetti.
"Kıbrıslı
Türkler, ilk kez bir BM genel
sekreteri
raporunda çok olumlu anılıyor"
Başbakan
Talat, Almanya'nın Köln kentinden yayın yapan Deutsche Welle (DW)
Türkçe Servisi'ne yaptığı açıklamada da, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın KKTC'ye yönelik ambargoların
kaldırılmasını istediği raporunu olumlu
karşıladığını belirterek, AB'den de
ambargoların ve kısıtlamaların kaldırılması
için hızlı harekete geçmesini istedi.
Talat,
şunları söyledi:
"Rapor
resmi olarak henüz bana ulaşmadı. Ancak basına yansıyan
metinlere göre yapacağım yorum, raporun aynen plan gibi dengeli bir
rapor olduğudur. Bizim gayretlerimizi, olumlu
yaklaşımımızı takdir eden, Rum tarafının ise
olumsuz tutumunu ifade eden son derece doğru ve gerçekçi bir rapordur.
Gerçi ben bir
Kıbrıs Türkü olarak, genel sekreterin daha kesin ifadelerle bizim
için birtakım talepleri dünya ülkelerinden istemesini elbette
arzuluyordum. Ancak doğruyu söylemek gerekirse bu bir denge meselesidir ve
genel sekreter hâlâ misyonunu sürdürmekle yükümlüdür.
Bu nedenle
diplomatik bir yaklaşım ortaya koymuştur.
Kıbrıslı Türkler, ilk kez bir BM genel sekreteri raporunda çok
olumlu anılmakta. Bu, çok önemli ve olumlu bir adımdır."
"Rumların
yaması değiliz"
KKTC'ye yönelik
tüm izolasyonun kaldırılmasını talep eden Talat,
"Bizim çok yönlü taleplerimiz var. Uluslararası alanda
dışlanmamız sadece ekonomik değil, siyasi, kültürel ve
sportif alanda söz konusu. Biz tüm bu dışlama unsurlarının
kaldırılmasını talep ediyoruz" diye konuştu..
Talat,
şunları kaydetti:
"Biz Rum
yönetimine bağlı bir toplum değiliz. Bizim kendi kendini yöneten
bir devletimiz var, kurumlarımız var. Dolayısıyla biz
Rumların bir eki, Rumların bir yaması değiliz. Biz, kendi
kendini yöneten bir halkız ve bunun tescil edilmesini istiyoruz.
Bizimle
yapılacak işleri uluslararası toplumun bizimle
yapmasını istiyoruz. Bu siyasi anlamdaki dışlamadan
kurtulma. Ekonomik anlamdaki dışlanma ise çok yönlü. Serbest ticaret
istiyoruz, limanlarımızın yasak olmamasını istiyoruz,
en önemlisi Kıbrıs'a uluslararası uçuşlarda doğrudan
seferler yapılmasını istiyoruz. Tüm bunları
düşündüğümüzde, dışlanmadan kurtulmak şu an için ara
hedefimizdir. Kıbrıslı Türkler olarak çözüm yolumuzu kaybetmeden
hedeflerimizi elde etmeye çalışacağız."
"AB ile
ilişkilerimizin daha da
İyileşmesini
istiyoruz"
AB'nin
tavrında bir değişiklik bekleyip beklemediğine ilişkin
soru üzerine de Talat, şöyle konuştu:
"Bekliyorum.
AB oldukça yavaş hareket eden bir bürokrasiye sahip,dolayısıyla
çok hızlı kararlar alamıyor. BM genel sekreterinin tavsiyesi
üzerine daha hızlı bir şekilde kararlar alıp, bizim dışlanmamızın
kaldırılması için çaba harcamasını bekliyorum. Zaten
AB,bizim açımızdan en önemli uluslararası kuruluş. Çünkü
hem bize yakın, hem de Kıbrıslı Türklerin ısrarla üye
olmak istediği bir kuruluş. Bu bakımdan AB bizim için belki
diğer tüm ülkelerden daha önemli. Bu nedenle AB'nin alacağı
tavır da bizim için hayati önem taşıyor. AB ile
ilişkilerimizin daha da iyileşmesini istiyoruz."
Başbakan
Talat, Almanya'dan beklentileriyle ilgili olarak da şunları söyledi:
"Bize
karşı sempati Almanya'da da yükseldi. Bunu, Kıbrıs'taki
Alman Büyükelçiliği ekibinde görüyoruz. Aynı şekilde, Alman
basınında da ciddi şekilde bize ilginin
arttığını ve Rum tarafına eleştiriler
yöneltildiğini görüyoruz.
Almanya,
özellikle son birkaç yılda Kıbrıs sorununa
ağırlık vermiş ve hükümet olarak meselenin ne olduğunu
anlamaya başlamış bir ülkeydi.
Almanya'dan
gelecek bir davetle bizim mekanizmalarımızın temsilcilerinin
Almanya'da temaslarda bulunması gibi iki tarafın ilişkilerinde
önemli bir dönüm noktası oluşturacak girişimler bekliyoruz.
Bunu, önümüzdeki günlerde göreceğiz."
AB
Komisyonu'ndan Annan raporuna destek
AB
Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözcüsü
Jean-Christopher Filori, komisyonun raporu olumlu bulduğunu
açıkladı.
Raporda
varılan sonuçları komisyonun paylaştığını
belirten Filori, "Rapor bizim vardığımız tüm
sonuçlarla uyum içindedir" dedi.
BM Genel
Sekreteri Annan'ın, raporunda, adanın birleştirilmesini öngören
BM planına destek veren Türk tarafının ödüllendirilmesi için
çağrı yapmasını, Kıbrıslı Türklerin
izolasyonuna son verilmesini istemesini AB Komisyonu'nun da
paylaştığı; komisyonun, gelecek haftalarda bu amaçla
alınacak önlem önerilerini duyurmasının beklendiği
bildirildi.
ABD'den de
rapora tam destek geldi
ABD, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendirdiği
raporunu memnuniyetle karşıladığını,
Annan'ın Kıbrıslı Türkler üzerindeki uluslararası
kısıtlamaların kaldırılması
çağrısına da tam destek verdiğini bildirdi.
ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi A.A
muhabirine yaptığı açıklamada, "Genel Sekreter
Annan'ın Kıbrıs'taki iyi niyet misyonu üzerine BM Güvenlik
Konseyi'ne sunduğu raporu memnuniyetle karşılıyoruz.
Gerçeklere dayanan bu tarafsız raporun sonuç değerlendirmelerini ve
tavsiyelerini destekliyoruz. Bu raporun BM Güvenlik Konseyi'nde
görüşülmesini bekliyoruz" dedi.
Annan,
raporunda KKTC'deki referandumda "evet" oyu çıkmasının
ardından Kıbrıslı Türklere uygulanan
yaptırımların hiçbir temeli kalmadığını
vurgulayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin "bu gereksiz kısıtlama ve
engellerin kaldırılması yönünde adım atmasını
umduğunu" belirtmişti.
Annan'ın
Kıbrıs'taki barış gücü UNFICYP'nin durumu üzerine
yayınladığı son raporu da desteklediklerini belirten
yetkili, "Genel sekreterin Kıbrıs'taki uluslararası güç
konusundaki raporunu ve üç ay içinde bu gücün gelecekteki boyutu, yetkisi ve
harekat tarzı konusunda tavsiyelerde bulunma niyetini de memnuniyetle
karşılıyoruz. Bu konunun da gelecek hafta Güvenlik Konseyi'nin
gayri resmi oturumunda ele alınmasını bekliyoruz" diye
konuştu.
KIBRIS 04/06/04
Üçlü
koalisyona doğru
Cumhuriyetçi
Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG) ile Barış ve Demokrasi
Hareketi (BDH), en erken zamanda Cumhuriyet Meclisi'nden yeni bir hükümet
çıkarma yönünde birlikte çalışma konusunda anlaştı.
Kıbrıs
Türk halkını izolasyonlardan kurtaracak ve çözüm vizyonuna sahip
olacak yeni bir hükümet oluşturmayı hedefleyen bu
çalışmanın en kısa sürede
sonuçlandırılmasında hem fikir olduklarını belirten
iki parti, ancak bu konuda ortaya kesin bir tarih koymadı.
İki
partinin genel başkanları Mehmet Ali Talat ile Mustafa
Akıncı dünkü görüşmelerinden sonra basına
yaptıkları açıklamada, aldıkları karar çerçevesinde
diğer siyasi partilerin görüşlerine de
başvuracaklarını ve ardından yeniden bir araya gelerek,
durum değerlendirmesinde bulunacaklarını bildirdi.
BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı başkanlığındaki
bir heyet, dün CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat
başkanlığındaki heyetle bir araya gelerek, CTP/BG-DP
koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye
sayısının 23'e düşmesinin ardından ortaya çıkan
hükümet sorununu görüştü.
CTP Genel
Merkezi'nde saat 14.00'te gerçekleşen ve yaklaşık 1.5 saat süren
görüşmede, CTP/BG'den milletvekilleri Kadri Fellahoğlu ile Doğan
Şahali, BDH'dan ise Tahsin Mertekçi, Halil Sadrazam ve Mehmet Çakıcı
hazır bulundu.
Basının
büyük ilgi gösterdiği görüşme sonrasında iki parti
başkanı, CTP Genel Merkezi'nin bahçesinde ortak basın
toplantısı düzenledi.
İki
partinin yeni hükümet oluşumuna ilişkin ortak çalışma
başlatacakları yönündeki kararıyla ilgili olarak ilk sözü alan
CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Talat, Cumhuriyet Meclisi'ndeki
milletvekillerinin çoğunun desteğine sahip olacak yeni bir hükümet
oluşturmak için BDH ile işbirliği yapma konusunda anlaştıklarını
söyledi.
CTP/BG Genel
Başkanı ve Başbakan Talat, "Meclisin çoğunluğunun
desteğine sahip olacak yeni bir hükümet oluşturmak için iki parti
olarak işbirliği yapma kararındayız. O sonuca vardık.
Önümüzdeki günlerde daha başka temaslarımız da olacak ve bu
temaslar çerçevesinde CTP ve BDH'nın işbirliği içerisinde
hükümet sorununu aşmak için hükümet formülü üzerinde çalışma
kararını vermiş bulunuyoruz" şeklinde konuştu.
BDH Genel
Başkanı Akıncı ise, iki partinin vardığı
sonucun, halkın beklentilerine uygun bir sonuç olduğunu belirterek,
şunları söyledi:
"Sayın
başbakanın söylediklerini ben de teyit ediyorum.
Vardığımız sonuç, bizi ileriye taşıyacak bir
sonuçtur. Halkımızın beklentilerine uygun bir sonuçtur. Çünkü
bir an önce bu hükümet meselesini çözmek ve ileriye bakmak durumuyla
karşı karşıyayız. Bunu ne kadar kısa sürede
yaparsak, bizi bekleyen sorunlara karşı da o kadar hızlı
şekilde çözümler üretebiliriz. Bugün için önemli olan konu, CTP ile
BDH'nın oluşacak bir hükümet için birlikte hareket etme kararlılığıdır,
işbirliği kararlılığıdır. Bu kararlılık,
ben eminim ki çok uzun bir süre almadan bizi olumlu bir sonuca
ulaştıracaktır."
Talat: Bizim
çok acelemiz var, çünkü dünya bizi bekliyor
Basın
toplantısında soruları da yanıtlayan iki parti lideri,
"Üzerinde anlaştığınız ortak çalışma
için bir son tarih belirlediniz mi?" şeklindeki soru üzerine,
"hayır" yanıtını verirlerken, Talat, bu konuda
şöyle konuştu:
"Bizim çok
acelemiz var. Çünkü dünya bizi bekliyor, Kıbrıs Türkünü bekliyor.
Birleşmiş Milletler genel sekreterinin raporu çok çok önemli tespitlerde
bulunuyor. (genel sekreter, raporunda) Kıbrıs Türkü'nün üzerindeki
izolasyonun artık mantığının
kalmadığını söylüyor. Bu çok önemli ve tarihi bir
tespittir. Dolayısıyla (genel sekreter), izolasyonun
kaldırılması için ülkelere de çağrıda bulunuyor. Bu
çağrının gereği olarak çok güçlü bir şekilde dünyaya
açılmamız gerekiyor. Bu bakımdan hem hükümet oluşumu için
çalışırken, bunu da yürüteceğiz ama, ne kadar erken zamanda
meclis çoğunluğuna sahip bir hükümete kavuşabilirsek, o zaman
etkinliğimiz de o kadar fazla olacak. BM genel sekreterinin
Kıbrıs Türkü için olumlu raporunu, fiilen hayata geçirebilecek olumlu
adımları atmanın başka bir yolunu görmüyorum."
Talat'ın
Cumhurbaşkanı'nın raporu değerlendirmesine yorumu
Başbakan
Talat, bu arada Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan'ın
raporuna yaptığı değerlendirmeyi de yorumlayarak,
"Sayın Cumhurbaşkanı, çok marazi bir yorum yaptı ve
raporun, 'ölüm' demek olduğunu vs., işte buna benzer şeyler
söyledi. Bunu, tamamen gerçek dışı bir yorum olarak, gerçeklerle
bağdaşmayan bir yorum olarak görüyorum" dedi.
Annan'ın
raporunun, Kıbrıs Türkü'nün 40 yılda elde ettiği ilk olumlu
rapor olduğunu da söyleyen Başbakan Talat, "Çünkü,
Kıbrıs Türkü, bunca yıldır ilk ve kesin olarak olumlu
tutumunu ortaya koymuş ve kanıtlamıştır. Dolayısıyla
ona uygun bir rapor ortaya çıkmıştır. Bu raporun
gereklerini yerine getirebilmek için meclis çoğunluğuna sahip ve
vizyonu da izolasyonlardan kurtarma olan sağlam bir hükümete
ihtiyacımız vardır. Bu bağlamda
çalışmalarımızı
yoğunlaştıracağız ve kısa zamanda bu süreci
aşmaya ve bitirmeye çalışacağız. Ama, bir son tarih
koymadık. Teknoloji çok ilerlediği için telefonla haberleşme de
mümkündür. En kısa zamanda yeniden bir araya gelip adım atacağız."
Başbakan,
Brüksel ve Strasbourg'a gidiyor
CTP/BG Genel
Başkanı ve Başbakan Talat, bu arada önümüzdeki günlerde AB
yetkilileriyle temaslarda bulunmak için Brüksel'e ve ardından da Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi yetkilileriyle görüşmeler yapmak
amacıyla Strasbourg'a gideceğini, ancak bu ziyaretlerinin ne zaman
gerçekleşeceğinin henüz belli olmadığını
bildirdi.
Akıncı:
Altıncı aya girdik ama bütçe henüz geçmedi
Talat'tan sonra
söz alarak aynı soruyu yanıtlayan ve yeni hükümetin en erken zamanda
kurulması konusunda hem fikir olduklarını söyleyen BDH Genel
Başkanı Akıncı, hükümetin erken
oluşturulmasının bütçe açısından da büyük önem
taşıdığına değindi ve bu konuda şöyle dedi:
"Hükümetin
hızlı bir şekilde oluşturulması bir başka
açıdan da gereklidir. Altıncı aya girdik ama bütçe henüz
geçmedi, meclise sunulamadı. Önce Kıbrıs sorununa ilişkin
süreçten dolayı ele alınamayan bütçe, hükümetin içine girdiği
durum dolayısıyla bir o kadar daha gecikmiştir. Buna halkın
da tahammülü yok. Bütçesiz bir durumdadır şu anda Kıbrıs
Türk halkı...
Bunun
dışında söylemek istediğim bir konu daha var, o da
vizyonumuzla ilgilidir. Bu hükümet, Kıbrıs Türk halkının
%65'nin iradesinin, vizyonunun yansıyacağı bir hükümet
olacaktır mutlaka. Elbette izolasyonlara karşı mücadeleyi
şimdi çok daha güçlü bir zeminde yürütme şansı
doğmuştur. Sayın Talat'ın söylediği gibi, 40
yılda ilk defa Kıbrıs Türkü'nü eleştirmeyen ve tam tersine
öven bir rapor çıkmıştır. Bundan yüksünmeye gerek yoktur.
Bundan herkesin memnuniyet duyması lazım."
"İzolasyonların
kaldırılması çözümün yerini tutamaz"
İzolasyonların
kaldırılmasının önemli olduğunu, ancak çözümün yerini
tutamayacağını da söyleyen Akıncı,
"Kıbrıs Türk halkı için önemli olan çözümün
kendisidir" dedi ve şöyle devam etti:
"İzolasyonları
kaldırma çok önemli bir gelişme olsa da bir çözümün getireceklerinin yerini
tutamaz. Her iki parti de bunu her zaman sık sık ifade ediyor.
"Halkımızın,
üçte iki çoğunlukla onayladığı bir anayasa var..."
Dolayısıyla
çözüm vizyonuyla hareket edecek olan bir hükümet modelidir söz konusu olan ve
tabii ki halkımızın üçte iki çoğunlukla
onayladığı bir anayasa var, onun içerdikleri var. O
doğrultuda da, demokratikleşme ve sivilleşme hedefleriyle de
çalışacak olan bir hükümet modelidir konuşmakta
olduğumuz."
"DP
dışında bir oluşum mu...?"
Akıncı'nın
bu sözleri üzerine bir gazetecinin yönelttiği "Bu, DP
dışında bir formül müdür?" şeklindeki sorusunu
yanıtlayan CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali
Talat, "İsterseniz onu bırakın, kimin içinde, kimin dışında
olduğunu bir kenara bırakın. Biz, hiçbir partiyi
dışlamadık, biz iki parti olarak vizyonumuzu koyduk. Onun için
daha fazla zorlamayın, biraz daha çalışalım müsaade
ederseniz..." dedi.
Başbakan
Talat, aynı gazetecinin, "Yüzde 65'lik iradeyi
yansıtacağınızı söylediniz. Bu ne anlama geliyor
peki?" şeklindeki sorusuna karşılık da, "Tabii ki
onu yansıtmaya çalışacağız" demekle yetindi.
KIBRIS 04/06/04
Kıbrıslı
Türklere övgü, Rumlara ölçülü eleştiri
|
Annan'ın
bugün Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs raporu, üye
ülkelerin eline geçti. Raporda, Kıbrıslı Türklerin
referandumdaki kararının takdirle
karşılandığı, Kıbrıslı Türk
liderliği ve Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin iki
toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönündeki isteklerine açık bir
şekilde saygı gösterdiği bildirildi Planın,
adada iki tarafta yapılan referandumlarda Rum kesimince
reddedildiğini, Türk tarafında ise kabul edildiğini, bu
nedenle de yürürlüğe giremediğini belirttiği raporunda,
"Bu sonuç, Kıbrıs sorununu çözmek için
kaçırılmış bir fırsatı daha temsil
etmektedir" diyen Annan, "Kıbrıslı Rumların
kararına saygı gösterilmelidir. Bununla birlikte, bu karar önemli
bir sektedir" ifadesini kullandı Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin,
diğer ülkelere, Kıbrıslı Türklerin tecridine yol açan
gereksiz kısıtlamaların kaldırılması için
işbirliği yapmaları yönünde yol göstermesi gerektiğini
belirtti. Annan'ın
bugün Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen Kıbrıs raporu üye
ülkelerin eline geçti. Raporda, Kıbrıslı Türklerin
referandumdaki kararının takdirle
karşılandığı, Kıbrıslı Türk
liderliği ve Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin iki
toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönündeki isteklerine açık bir
şekilde saygı gösterdiği bildirildi. Planın,
adada iki tarafta yapılan referandumlarda Rum kesimince
reddedildiğini, Türk tarafında ise kabul edildiğini, bu
nedenle de yürürlüğe giremediğini belirttiği raporunda,
"Bu sonuç, Kıbrıs sorununu çözmek için
kaçırılmış bir fırsatı daha temsil
etmektedir" diyen Annan "Kıbrıslı Rumların
kararına saygı gösterilmelidir. Bununla birlikte, bu karar önemli
bir sektedir" ifadesini kullandı. Annan'ın
raporunda bugüne kadar gelinen süreç özetlenerek Kıbrıslı
Türklere uygulanan kısıtlamalara değinildi. Annan,
raporunda bu kısıtlamalara ilişkin şu ifadeye yer verdi: "Umarım
Güvenlik Konseyi üyeleri, bütün ülkelere, gerek ikili düzeyde, gerek
uluslararası örgütler yoluyla, Kıbrıslı Türklerin
tecridine yol açan ve kalkınmalarına engel olan gereksiz
kısıtlamalar ve engellerin kaldırılması için
-tanınma ya da ayrılma amaçları için değil, yeniden
birleşme amacına olumlu bir katkı olarak- işbirliği
yapmaları yönünde güçlü bir şekilde yol gösterir." Raporda
Annan, tarafların 13 Şubat 2004 tarihinde, iyi niyet ilkesi
çerçevesinde 1 Mayıs'tan önce kalıcı bir çözüm bulma
amacıyla müzakere etmeyi kabul ettiklerini hatırlatarak, bu
çerçevede üç aşamalı bir müzakere süreci üzerinde anlaşma
sağlandığını bildirdi. Müzakerelerin
ilk aşamasının, taraflarca adada 19 Şubat-22 Mart
arasında yapıldığını hatırlatan Annan, bu
çabanın siyasi düzeyde önemli ilerleme
sağlayamadığını kaydetti. Annan, bununla birlikte
teknik düzeyde olumlu sonuçlar alındığına dikkat çekti. Kofi Annan,
müzakerelerin ikinci aşamasının İsviçre'nin Bürgenstock
kasabasında yapıldığını hatırlatarak, 29
Mart'ta sonuçlanan bu görüşmelerde, fırsatın kullanılamayarak,
Annan Planı'nın son hali üzerinde anlaşma
sağlanamadığını belirtti. Raporda,
müzakerelerin üçüncü ve son aşamasında, Annan'ın taraflarla
görüşmelerinin ardından, 31 Mart'ta planının son halini
referanduma götürülmek üzere sunduğu anımsatılarak, planın
bu son halinde tarafların hassas oldukları konular arasında
denge gözetildiği kaydedildi. "Kaçırılmış
bir fırsat daha" Planın,
adada iki tarafta yapılan referandumlarda Rum kesimince
reddedildiği, Türk tarafında ise kabul edildiği, bu nedenle de
yürürlüğe giremediği belirtildi. "Bu sonuç, Kıbrıs
sorununu çözmek için kaçırılmış bir fırsatı
daha temsil etmektedir" diyen Annan, son 4.5 yıllık
çabaların korunması gereken bir anlaşma zemini
oluşturduğunu, bununla birlikte bunun kalıcı bir çözümün
yerini tutamayacağını bildirdi. Annan,
"Kıbrıslı Rumların kararına saygı
gösterilmelidir. Bununla birlikte, bu karar önemli bir sektedir"
ifadesini kullandı. Annan,
Kıbrıslı Rumların gelecek dönemde Kıbrıs
sorununu iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönünde çözme isteklerini
sürdürmeleri halinde, bunu "göstermeleri" gerektiğini de
kaydetti. Kıbrıslı Rumların güvenlik ve planın
uygulanmasına yönelik endişelerinin açık ve kesin bir
şekilde telaffuz edilmesi gerektiğini kaydeden Annan, Güvenlik
Konseyi'ne bu gibi endişelerin giderilmesine yönelik hazır
olmasını tavsiye etti. Kıbrıslı
Türklerin referandumdaki kararının takdirle
karşılandığı raporda, Kıbrıslı Türk
liderliği ve Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin iki
toplumlu, iki kesimli bir federasyon yönündeki isteklerine açık bir
şekilde saygı gösterdiği bildirildi. Annan,
Kıbrıslı Türklerin bu yöndeki oylarının onlar
üzerinde baskı kurulması ve tecrit edilmesine yol açmaması
gerektiği mesajını vererek, bu çerçevede Güvenlik Konseyi
üyelerinin diğer ülkelere işbirliği için yol göstermesi
gerektiğini kaydetti. Annan'ın
raporunda ayrıca, mevcut tıkanıklığın sürmesi
durumunda iyi niyet misyonunun yeniden canlandırılması için
zemin bulunmadığı belirtildi. Raporun
yayınlanması gecikebilir BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki kapsamlı
raporunun yayımlanmasının gecikebileceği bildirildi. A.A
muhabirinin edindiği bilgiye göre, dün raporunu BM Güvenlik Konseyi'ne
sunması beklenen Kofi Annan, resmi raporunu henüz yayınlamadı.
Diplomatik
kaynaklar, raporda Rum yönetimini eleştiren unsurlar nedeniyle genel
sekreterin Rum tarafını rencide etmemek amacıyla bugün Rum
yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yapacağı görüşmeyi
bekleyebileceğini kaydediyorlar. Gecikmenin bundan
kaynaklanmış olabileceği ifade ediliyor. Konsey
üyelerine henüz gayri resmi olarak dahi ulaşmadığı
belirtilen raporun Kıbrıs'ta basına sızmış
halinin de kısmen doğru olabileceği kaydediliyor. Öte yandan
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, BM genel
sekreterinin Kıbrıs raporuna ilişkin bir soru üzerine,
Ankara'ya ulaşan bazı bilgiler olduğunu, ancak bu aşamada
bu bilgileri açıkça paylaşma durumunda
olmadığını söyledi. Papadopulos'tan
Kıbrıs raporuna tepki Rum yönetimi
lideri Tassos Papadopulos, Annan'ın bugün Güvenlik Konseyi'ne
sunacağı raporda, kendisine ve Rum halkına yönelik
eleştirilere sert tepki gösterdi. Papadopulos,
"Hiç kimse başkaları tarafından hazırlanan bir
planı, demokratik şekilde egemenlik hakkını kullanarak
reddettiği için bir halkı eleştiremez" dedi. ABD'nin
Boston kentindeki Harvard Üniversitesi'nde bir konuşma yapan Rum lider,
yabancıların Annan Planı'nı yegane çözüm formülü olarak
görmelerine saygı duyduklarını, ama farklı düşünme
hakları bulunduğunu söyledi. Papadopulos, Kıbrıs sorununa
bulunacak çözümün insan haklarına, demokratik ilkelere ve temel
özgürlüklere dayanması gerektiğini belirtti. Tassos
Papadopulos, müzakerelerle varılacak böyle bir çözümde işgale son
verileceğini ve tüm yabancı askerlerin adadan çekileceğini
savundu. Papadopulos, bugün New York'ta BM Genel Sektereri Kofi Annan'la
görüşecek. Papadopulos'un BM'nin çözüm çabalarını yeniden
başlatmasını istemesi bekleniyor. De Soto:
Papadopulos, Annan Planı'nın sadece
olumsuz taraflarına dikkati çekti BM genel
sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto,
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, referandumlar
öncesi halka seslenişinde Annan Planı'nın sadece "olumsuz
taraflarına" dikkat çektiğini söyledi. Gayri resmi
bir ziyaret için Yunanistan'da bulunan de Soto, Atina'da yayımlanan
Katimerini gazetesine verdiği demeçte, Kıbrıs konusu ve Annan
Planı'yla ilgili referandumun sonuçları hakkında
değerlendirmede bulundu. De Soto,
"Kıbrıslı liderlerin halka Annan Planı
hakkındaki gerçekleri tam olarak söyleyip söylemedikleri" sorusu
üzerine, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın plana baştan
beri karşı olduğunu belirterek, "Söyleyebileceğim
şu ki, Sayın Papadopulos, 7 Nisan'da Rumlara seslenişinde plan
hakkındaki olumsuz görüşlerine dikkati çekti, olumlu taraflara hiç
değinmedi" dedi. De Soto, "Papadopulos'un Lüzern'e müzakereye
mi, yoksa 'hayır' demeye mi gittiği" sorusuna
karşılık, "Sayın Papadopulos'un hedeflerinin
gerçekten ne olduğunu bilmiyorum. Neyi hedefliyor? Tabii insanları
hedeflerinden dolayı yargılayamayız, özellikle de hedeflerinin
ne olduğunu bilmiyorsak" diye konuştu. Yunanistan ve
Rum yönetiminin, "Rumların referandumdaki olumsuz yanıtı
nedeniyle cezalandırılabileceği" izlenimi
edinildiğinin, buna karşılık Kıbrıslı
Türklere yönelik destekleyici bir dizi önlem
alındığının hatırlatılması ve bunun
KKTC'nin tanınmasının yolunu açıp
açmadığının sorulması üzerine ise De Soto
şunları söyledi: "Bu
izlenim yanlıştır. Kimse Kuzey Kıbrıs denilen
devletin tanınmasını savunmuyor. Zaten Kıbrıslı
Türkler, adanın birleşmesi lehinde oy kullandı. Rum
tarafının kararına olduğu kadar, Türk tarafının
da kararına saygı göstermek gerekiyor. Burada sorulması
gereken soru, Kıbrıslı Türklerin
cezalandırılmasına neden devam edileceğidir. Bu çerçevede
Kıbrıslı Türklere yardım edilmeli, ancak onlar devlet
olarak tanınmamalıdır. Kıbrıslı Rumların
cezalandırılması ise söz konusu değildir." De Soto,
"Kıbrıs'ta yeni bir çözüm inisiyatifinin söz konusu
olmadığını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporun ayrıntılı ve
adil olacağını" ifade etti. Alvaro de
Soto, "Kıbrıs'ta BM Barış Gücü'nün görevinin
uzatılıp uzatılmayacağına" ilişkin soru
üzerine de, "Genel sekreter, Kıbrıs'taki barış
gücünün görevinin 6 ay daha uzatılmasına ilişkin bir rapor
sunacak. Ancak bu konudaki nihai karar Güvenlik Konseyi'ne aittir" dedi.
|
KIBRIS 04/06/2004
Büyük öfke
büyük tepki
HÜKÜMETİM
ADINA GAZETECİLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM: Başbakan Mehmet Ali
Talat, gazeteciler aleyhine getirilen davaların kendisinden habersiz
açıldığını belirterek, sert tepki gösterdi.
"Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden
rahatsızlık duyan çevreler, basınımız üzerinde yeniden
baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Talat, "Dava
açılan gazetecilerden hükümetim adına özür diliyorum" dedi.
Talat, bu açıklamasıyla gazetecilerden özür dileyen ilk başbakan
oluyor
SKANDAL VE
YÜZKARASI: BDH Başkanı Mustafa Akıncı, gazetecilere dava
açılmasını "skandal" ve "yüzkarası"
olarak niteledi. Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş
ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı,
yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma
karşı saygısızlık olduğunu belirtti
BASKININ HER
ŞEKLİNE KARŞIYIZ: Ticaret Odası Başkanı Ali Erel,
Ticaret Odası'nın, baskının her şekline
karşı olduğuna dikkat çekerek, "Hele halkın duygu ve
düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki istemine tercüman olan
gazetecilerin hapislik cezası istemiyle Askeri Mahkeme'de
yargılanmasını asla tasvip etmemektedir" dedi. Erel, ülkede
yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini sağlamak,
daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak için
milletvekillerini göreve çağırdı
KÖHNE
ZİHNİYET: KTAMS Genel Sekreteri Ahmet Kaptan, dün
yaptığı açıklamada, "bilim ve aydınlanma
çağında gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan
köhne zihniyeti" kınadı. Kaptan, hükümet ve meclisi, düşünceyi
suç sayan antidemokratik yasaları ivedilikle kaldırılmak için
göreve çağırdı
KARŞILARINDA
HALK VARDIR: DAÜ Birlik ve Dayanışma Sendikası: "Ülkemizde
yapılan referandum sonrası gerekli mesajları almayan bazı
çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce
yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini
üzülerek görmekteyiz. Toplumumuzun çözüm ve AB mücadelesine karşı
yürütülmeye çalışılan bu tür 'düşünceyi hapsetmeyi'
amaçlayan girişimler karşılarında Kıbrıs Türk
halkını bulacaklardır"
Çözüm ve AB
mücadelesinde Kıbrıs Türk halkının istenci
doğrultusunda yayın yapan gazete ve gazetecilere yönelik onlarca
yıllık hapis istemiyle açılan davalara tepkiler çığ
gibi büyüyor.
Statükonun,
basını sindirmeye ve baskı altına almaya yönelik bu tür
çağdışı girişimlerine toplumun her kesiminden öfke
yağıyor.
25 Mart 2003'te
Doğancı'da yapılan "sembolik referandum" ve polis
müdahalesiyle ilgili yayınlarından dolayı aylar sonra Askeri
Mahkeme'de yargılanmak üzere aleyhlerinde dava açılan gazetecilerin,
onlarca yıl hapsi isteniyor.
Gazeteciler
aleyhine açılan davalara Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği ve
Basın Emekçiler Sendikası'ndan (Basın Sen) sonra dün de
Başbakan Mehmet Ali Talat ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH)
Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk Amme
Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Ticaret Odası
Başkanı Ali Erel ve DAÜ Birlik ve Dayanışma
Sendikası'ndan sert tepki geldi.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, açılan davalardan kendisinin haberi
olmadığını belirterek, bu davaların derhal
durdurulmasını istediğini söyledi. Talat, aleyhine dava
getirilen gazetecilerden hükümeti adına özür diledi. Talat, bu
açıklamasıyla gazetecilerden özür dileyen ilk başbakan oldu.
BDH
Başkanı Mustafa Akıncı da, gazetecilere dava
açılmasını "skandal" ve "yüzkarası"
olarak niteledi. Asıl suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş
ve onun gibi davrananlar" olduğunu belirten Akıncı,
yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma
karşı saygısızlık olduğunu belirtti.
Hatırlanacağı
gibi 25 Mart 2003'te Doğancı'da yapılan "sembolik
referandum" ve polis müdahalesiyle ilgili yazılarından
dolayı KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü,
yazı işleri müdürü Başaran Düzgün ve köşe yazarı Hasan
Hastürer aleyhine aylar sonra dava açılmıştı. Düzgün'e 10
yıl, Hastürer'e 11 yıl, Ergüçlü'ye de 21 yıl hapislik istemiyle
ithamname okunmuştu. Aynı dönemde Ortam Gazetesi aleyhine de dava
getirilmişti.
Ancak davalar
bununla da kalmayarak daha ileriye götürüldü ve önceki gün AN Graphics (KIBRIS)
Ltd'e yönelik ithamlar, AN-Graphics (KIBRIS) Ltd Genel Sekreteri Fehim Nevzat'a
tebliğ edildi. Nevzat'ın da toplam 21 yıl hapsi isteniyor.
Aynı şekilde Ortam Gazetesi aleyhine açılan davalara da yenileri
eklendi. Bu davalarla birlikte Ortam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet
Davulcu'nun toplam 88 yıl hapis yapması talep ediliyor.
Talat: Davalar
haberim olmadan açıldı
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Doğancı'da 25 Mart 2003'te düzenlenen referandum
eylemiyle ilgili olarak basın mensuplarına yeniden dava
açılmasına sert tepki gösterdi.
"Herhalde
Kıbrıs Türk halkının dünyada kabul görmesinden
rahatsızlık duyan çevreler, basınımız üzerinde yeniden
baskı kurmaya çalışıyorlar" diyen Başbakan Mehmet
Ali Talat, davaların kendisinden habersiz
açıldığını açıkladı.
Olayı
öğrenir öğrenmez polis genel müdürü ve başsavcıyı
arayarak davaların derhal durdurulmasını istediğini
vurgulayan Talat, "Dava açılan gazetecilerden hükümetim adına
özür diliyorum" dedi.
Bu yöndeki
açıklamayı dün sabah İstanbul'a gitmeden önce yapan
Başbakan Talat, Doğancı'da gerçekleştirilen ve kendisinin
de öncülük ettiği sembolik referandumla ilgili olarak gazetecilere yeniden
dava okunmasının komik kaldığını belirterek,
sembolik olanın değil gerçek olan referandumun da yapılıp
bittiğine işaret etti.
"Herhalde Kıbrıs
Türk halkının dünyada kabul görmesinden rahatsızlık duyan
çevreler basınımız üzerinde yeniden baskı kurmaya
çalışıyorlar" diyen Talat, davada gazetecileri
aşağılayan suçlamaların yer aldığına da
dikkati çekti.
Talat, "Bu
yapılmaması gerekirdi. En azından başbakan olarak benim
bilgilendirilmem gerekirdi. Konuyu öğrenir öğrenmez polis genel
müdürü ve başsavcıyı arayarak davaların derhal
durdurulmasını istedim. Daha fazla gazeteciye dava okunacaktı
ama şimdilik durduruldu" şeklinde konuştu.
İnsan
Hakları Mahkemesi'nde bir dizi temaslarının olacağı,
Dipkarpaz'da Rumlara ortaokul açılacağı, kayıp
şahıslarla ilgili bazı adımların atılmakta
olduğu bir dönemde, Kıbrıs Türkü'nü insan haklarıyla ilgili
suçlamalara maruz bırakacak bu davranışın
çağdışı olduğunu vurgulayan Başbakan Talat,
"Bu gibi durumların olmayacağı koşulları yaratmak
zorundayız. İstanbul'dan döner dönmez gerekli yasal düzenlemelerin
yapılması için harekete geçeceğiz. Bu vesileyle dava açılan
gazetecilerden de hükümetim adına özür diliyorum" diyerek sözlerini
tamamladı.
Akıncı:
Gazetecilere
açılan
davalar skandal
Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı,
gazetecilere dava açılmasının skandal ve yüz karası
uygulamalar olduğunu belirtti.
BDH Basın
Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre Mustafa Akıncı,
Doğancı'da yapılanın Kıbrıs Türk
halkının referandum hakkının gasp edilmesine
karşı bir protesto eylemi olduğunu kaydederek, yüzde 65 evet
çıkan gerçek referandumun ardından Doğancı'da yapılan
sembolik referandum için dava açılmasını anlamsız
bulduğunu vurguladı.
Asıl
suçlunun "Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun gibi
davrananlar" olduğunu belirten Akıncı,
yapılanların AB yolunda ilerlemek üzere tavır belirleyen topluma
karşı saygısızlık olduğunu kaydetti.
Erel: Ticaret
Odası, baskının her şekline karşıdır
Kıbrıs
Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Erel, ülkede demokrasiyi
yerleştirmek ve AB normlarını yakalamak için milletvekillerini
göreve çağırdı.
Ali Erel,
halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm ve AB üyeliği yönündeki
kararlılığına tercüman olan gazetecilerin, hapislik
cezası ile Askeri Mahkeme'de yargılanmak istenmesini tasvip
etmediğini söyledi.
Ticaret
Odası Başkanı Ali Erel, Doğancı köyünde 25 Mart 2003
tarihinde sembolik olarak yapılan referandumda meydana gelen olayları
halkın bilgisine getiren gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı
altında tutulmasını protesto etti.
Ticaret
Odası'nın baskının her şekline karşı
olduğunu söyleyen Ali Erel, konuyla ilgili yayınladığı
mesajda şöyle dedi:
"Kıbrıs
Türk Ticaret Odası, baskının her şekline
karşıdır. Hele halkın duygu ve düşünceleri ile çözüm
ve AB üyeliği yönündeki istemine tercüman olan gazetecilerin hapislik
cezası istemiyle Askeri Mahkemede yargılanmasını asla
tasvip etmemektedir. 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda
halkımızın yüzde 65'i çözüm ve AB üyeliği için olumlu oy
kullanırken, ülkedeki statükonun da son bulmasını ve ülkeye AB
standardının gelmesini istemiştir. Hal böyle iken, bir
yılı aşkın bir süre önce Doğancı köyünde
yapılan sembolik referandumda yaşanan olayları halkın
bilgisine getiren gazetecilerin, hapislik istemiyle baskı altına
alınması, halkın çözüm ve AB üyeliği yönünde
kullandığı oylarla ters düşmektedir. Halkımız
gerek genel seçimlerde gerekse referandumda kullandığı
oyları ile her şeyin şeffaflaşmasını, yasalarımızın,
yaşam standardımızın AB normlarına
uydurulmasını ve demokrasinin tam anlamıyla ülkeye
yerleşmesini istemiştir. Bugün muhalefette bulunan siyasi partilerin
de halkın referandumdaki kararına saygı duyduklarını
açıklamaktadırlar. Bu açıklamalar gerçek ise, ülkede
yaşanan baskılara son vermek, demokrasinin yerleşmesini
sağlamak, daha iyi bir yaşam ve AB standartlarını yakalamak
için, milletin vekillerini göreve davet ediyoruz."
KTAMS: Hedef,
Kıbrıs Türk halkı ile dünya
arasında
örülmeye çalışılan ağları berhava etmek
Kıbrıs
Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), 25 Mart 2003'te
Doğancı'da yapılan sembolik referandum üzerine yazılar
yazan ve daha sonra yapılan referandum sürecine katkı koyan
gazetecilere okunan davaların, "demokratikleşmeyi ve %65 referandum
sonucu Kıbrıs Türk halkı ile dünya arasında örülmeye
çalışılan ağları berhava etmeyi
hedeflediğini" belirtti.
KTAMS Genel
Sekreteri Ahmet Kaptan, yaptığı yazılı
açıklamada, halkın referandum hakkını engelleyemeyen
statükocu güçlerin, referandumda %65 ile kendisini ifade eden halk iradesine
karşı saldırıya geçtiğini ifade etti.
KTAMS Genel
Sekreteri Ahmet Kaptan, "bilim ve aydınlanma çağında
gazetecilere düşüncelerinden dolayı dava okuyan köhne zihniyeti"
kınadığı açıklamasında, hükümet ve meclisi düşünceyi
suç sayan antidemokratik yasaları ivedilikle kaldırılmak için
göreve çağırdı.
DAÜ Birlik ve
Dayanışma Sendikası: Özgür düşünce yargılanamaz
Doğu
Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Birlik ve Dayanışma Sendikası,
gazetelere dava açılmasına tepki göstererek, özgür düşüncenin
yargılanamayacağını belirtti.
24 Nisan
referandum sonrasında gerekli mesajları almayan bazı çevrelerin
basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce
yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini
üzülerek gördüklerinin belirtildiği açıklama aynen şöyle:
"Ülkemizde
yapılan referandum sonrası gerekli mesajları almayan bazı
çevrelerin basını hedef alan bombalama olaylarından sonra yüce
yargıyı kullanarak özgür düşüncenin önüne geçmek istediğini
üzülerek görmekteyiz.
İki
yıla yakın bir süredir; geride bırakılan yerel seçim
dönemi, Annan Planı tartışmaları ve son olarak da
referandumda ülkemizde yaratılmaya çalışılan toplumsal
bütünleşme ve fikirsel özgürlük gibi ülkemizin geleceğine hiçbir etki
altında kalmaksızın büyük katkı koyan bazı basın
kuruluşları ve bu basın kuruluşlarının önde gelen
bazı yönetici ve yazarlarına karşı açılan davalar
toplumumuzu derinden yaralamıştır.
Yaklaşık
bir ay önce yapılan referandumda toplumumuzun yüzde 65 gibi büyük bir
çoğunluğu tarafından onaylanan Avrupa Birliği ölçütlerinde
insan hakları ve basın özgürlüğü ülkemizde maalesef bir kez daha
sınıfta kalmıştır.
Geçtiğimiz
aylarda yine gazetecilerimize yöneltilen davaların geri çekilmesi
beklenirken eski davalara eklenen yeni davalar bildik çevrelerin hâlâ daha
bazı işler peşinde olduğunu göstermektedir.
Toplumumuzun
hâlâ daha devam etmekte olan çözüm ve AB mücadelesine karşı
yürütülmeye çalışılan bu tür "düşünceyi
hapsetmeyi" amaçlayan girişimler karşılarında
Kıbrıs Türk halkını bulacaklardır.
Bugüne kadar
ülkemizde yapılan hiçbir bombalama ve şiddet olayı
sonuçlanmazken, devam etmeye çalışılan derin devlet
anlayışı karşısında ülkemizde hükümet olan tüm
ilerici güçleri göreve çağırır, olayda sorumluluğu bulunan
tüm kişilerin hemen görevden alınmasını talep ederiz.
Halkımızın
barış ve demokrasi için verdiği mücadele mutlaka
başarıya ulaşacaktır! Herkesi bu gerçeği kabul etmeye,
bu bilinçle hareket etmeye ve halkın iradesine saygı göstermeye davet
ederiz. Bugüne kadar statükoya karşı yürütülen mücadelede ülkemizin
basın değerlerinin ortaya koyduğu katkıya teşekkür
eder, özgür düşüncenin vereceği tüm toplumsal mücadeleye katkı
koyacağımızı tüm kamuoyuna duyururuz."
KIBRIS 04/06/2004
Annan Papadopulos
İle Görüştü
BM Genel Sekreteri Kofi Annan,
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile
yaptığı görüşmede, Kıbrıs sorununun çözümü
konusundaki tek fırsatın da kaçırılmasından
duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Papadopulos ile BM binasındaki görüşmeden sonra yazılı bir
açıklama yapan Annan, Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin
vermiş olduğu kararı saygıyla
karşıladığını belirterek, Kıbrıs
konusundaki çıkmaz devam ettiği sürece, iyi niyet gayretlerinin
yenilenmesi konusunda çok küçük bir ihtimal gördüğünü ifade etti.
Annan, önerdiği planın Kıbrıslı Rumlar tarafından
kararlı bir şekilde reddedilmesinden sonra, Kıbrıslı
Türklere, BM'ye ve tüm dünyaya, geleceğe dönük nasıl bir
planları olduğuna dair açıklama yapma sorumluluğunun da
Rumlarda olduğunu kaydetti.
BM Güvenlik Konseyi'ne, Rumların güvenlik ve uygulama konusundaki
endişeleri hakkında tavsiyede bulunduğunu Papadopulos'a
aktardığını belirten Annan, Rum liderden, Türk toplumunun
gelişmesinin önündeki "gereksiz kısıtlamalar ve
engellerin" kaldırılması konusunda tüm ülkeler nezdinde
yaptığı talebe olumlu yanıt vermesini istediğini
bildirdi.
Annan, talebe olumlu bir yanıtın, Rumların,
Kıbrıslı Türkler konusunda olumlu bir sinyal vermesi
anlamına geleceğini belirterek, bunun nihai birleşme hedefine
ulaşma konusunda yardımcı olacağını ve
kolaylık sağlayacağını kaydetti.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
Talat: İlk Kez
Maç Kazandık
Başbakan Mehmet Ali Talat,
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunu olumlu
bulduğunu belirterek, açılım yapmalarına imkan veren bir
rapor olduğunu ve uluslararası topluluğa izolasyonların
kaldırılması yönünde çağrı
yapıldığını söyledi.
Başbakan Talat, Kıbrıs TV'de yaptığı
açıklamada, Annan'ın Kıbrıs rapuruna değinerek,
raporun, eğer Kıbrıs sorunu çözülmezse 3-5 yıl için
Kıbrıs konusunda belirleyici olacağını,
Kıbrıs sorunu çözülürse de rapor çerçevesinde çözüleceğini
kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, raporla ilgili yorumunda,
''Maçı kaybettik'' ifadesini kullandığının
anımsatılması üzerine Başbakan Talat, ''Bugüne kadar hiç
maç kazanmadık, bugün bir maç kazandık, Cumhurbaşkanı
'kaybettik' diyor, işte vizyon farkı budur'' dedi.
''Demek ki farklı yerlerde oynuyoruz' diyen Talat, ''Kıbrıs
Türkünün 40 yıldır ilk kez destek aldığını''
belirtti. Annan'ın raporu ile Kıbrıs Türkünün izolasyon ve
baskı altında tutulması mantığının ortadan
kaltığına işaret eden Başbakan Talat, Rumların,
sorunun çözümüne yanaşmaması halinde Kıbrıs Türkünün
sonsuza kadar bekleyeceğinin beklenmemesi gerektiğini vurguladı.
Annan raporunu olumlu bulduğunu yineleyen Başbakan Talat, rapor
çerçevesinde yeni bir politika belirlemeleri gerektiğini de kaydetti.
SORUŞTURMA AÇILAN GAZETECİLER
Başbakan Talat, Doğancı'da 25 Mart 2003'te Annan
planının ''sembolik referanduma'' sunulması eylemiyle ilgili
olarak bazı gazeteciler hakkında yeniden polis soruşturması
açılmasına da değinerek, olaya sert tepki gösterdi. O
olayın sorumlusunun kendisi olduğunu, ancak halkın kendisini
başbakanlığa getirdiğini ifade eden Talat, ''Dava edilmesi,
hapse girmesi, idam olması gereken biri varsa o da kendisinin
olduğunu'' söyledi.
Talat, olayı öğrenir öğrenmez Polis Genel Müdürü'nü ve
Savcılığı arayarak ithamnamelerin derhal
durdurulmasını istediğini belirterek, başlanıçta dört
gazetecinin itham edildiğini, ancak sırada 40 kişinin
olduğunu öğrendiğini kaydetti.
''Sivillerin askeri mahkemede yargılanamayacağı, kayıp
şahıslar ve Karpaz'da Rum okulu açılması'' yönünde karar
aldıklarına işaret eden Başbakan Talat, yakın bir
zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başkanı
ile görüşeceğini belirterek, ''Tam da bu konuları görüşmek
üzere gidiyorum, burada birisi bunu sabote ediyor'' diyerek, tepkisini ortaya
koydu. Başbakan Talat, ''Bu hükümete mi yapıldı?'' sorusu
üzerine, ''Bilemiyorum. Bu lafları hiç kullanmak istemiyorum ama bu
dünyada Kıbrıslı Türklerin en düşmanı kimdir, onun
yapacağı iştir bu yapılanlar. Hakikaten böyle. Hiç olacak
iş değil, kabul edilebilecek bir şey değil. Nasıl
sorumsuzluktur bu'' diye konuştu.
25 Mart 2003'de Doğancı'da Annan planının ''sembolik olarak
referanduma'' sunulması eylemine polis müdahalesiyle ilgili yazıları
ve bu yazıların gazetede yayımlanmasına izin verdikleri
gerekçesiyle Kıbrıs Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Süleyman
Ergüçlü, Kıbrıs Gazetesi Yazı İşleri Müdürü
Başaran Düzgün, Kıbrıs Gazetesi köşe yazarı Hasan
Hastürer, AN Graphics (Kıbrıs) Ltd. Genel Sekreteri Fehim Nevzat,
Ortam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Davulcu ve Ortam Gazetesi
köşe yazarı Hasan Kahvecioğlu hakkında polis
soruşturması açıldı.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
Papadopulos: Rapor
Hayal Kırıklığı
Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, Kıbrıs'ta çözüm yolunda yeni bir girişimde bulunmak
için zamana ihtiyaç bulunduğunu belirterek, yaşananların
etkilerini her iki tarafın da değerlendirmesi gerektiğini
söyledi.
Papadopulos, BM Genel Merkezi'nde Genel Sekreter Kofi Annan ile görüştü.
Annan'ın raporunun tarihsel süreç ve değerlendirmeler
açısından hatalarla dolu olduğunu savunan Papadopulos, raporun
birçok noktasına katılmadığını ve hayal
kırıklığına uğradığını
kaydetti.
Rum lider, raporda kendisine yöneltilen "Annan Planı'nı Rum
kesimine yanlış anlattığı" yönündeki
suçlamaları reddederek, "Ben kimseyi aldatmadım, Rum halkı
iyi eğitimli ve politikayla çok yakından ilgilenen bir toplum.
Ayrıca medyada herkes kendi fikirlerini anlattı. Halk kendi
kararını verdi. Raporda belirtildiği gibi herkes saygı
duymalı" dedi.
Rum tarafının referandumda Ada'da çözümü değil, Annan
Planı'nın bu versiyonunu reddettiğini savunan Papadopulos, KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın süreç boyunca
yapıcı davranmadığını ve Denktaş'ın
Kıbrıs'ta iki ayrı egemen devlet görüşünü
tekrarladığını iddia etti. Rum lider, bu konuda
Denktaş'tan ziyade karar mekanizmasının Ankara olduğunu
ileri sürerek, Rum tarafının iki bölgeli, iki toplumlu bir federal
çözümü en iyi "ikinci" çözüm olarak desteklediğini kaydetti.
Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) ile ilgili raporun
şu anda Güvenlik Konseyi'nde olduğunu ve bu gücün görev yönergesinin
gözden geçirilmesi konusunda hemfikir olduklarını belirten
Papadopulos, ancak barış gücünün şu anki koşullarda Ada'da
kalması gerektiğini, gücün çekilmesinin ise hata
olacağını savundu. Rum lider, KKTC ekonomisinin Türk
lirasını kullanması nedeniyle, Türk ekonomisinin
yaşadığı tüm olumsuzlukları da hissettiğini
savunarak, BM planının ret gerekçelerinden birini de birleşme
halinde Rum tarafının da bundan etkileneceği düşüncesi
olarak gösterdi.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
Denktaş: Türkiye
Haklarını Korumuyor
Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, "Türkiye'nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan
haklarına yeterince sahip çıkmadığını" ifade
ederek, "Ben artık kime ne söyleyeceğimi bilmez hale geldim.
Kıbrıs, Kıbrıs Türklerinin altından
alınmaktadır" dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kanser Hastalarına Yardım
Derneği yararına KKTC'de sergi açan Antalyalı ressamları
kabulü sırasında yaptığı açıklamada, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporuna değinerek,
''Üzüntülü, kırgın ve öfkeliyiz'' diye konuştu. Raporda Rumlara
meşru hükümet statüsünün bir kez daha verildiğini kaydeden
Denktaş, futbol maçı benzetmesi yaparak, ''Centilmence oynadık
diye bize alkış tuttular ama haksız düdükle maçı kazanan
Rumlar'' dedi. Raporda yer alan, ''referandumda evet diyen Kıbrıs
Türkü tanınma istemiyor, tanınamazlar'' şeklindeki ifadelerin
Kıbrıs sorununun Rumlar lehine çözümlenmesi için gerekli zemini
hazırladığını belirten Denktaş, ''Dünya bu adada
ikinci bir halkın olduğunu yine unuttu. Referandumu bize
yaptırdıktan sonra yine unuttular ve Rumdan yana
ağırlıklarını koydular'' ifadesini kullandı.
Direnmek gerek
Başta Türkiye olmak üzere bu karara karşı direnmek
gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle
şunları söyledi:
''Ama bakıyorum alkışlar gözleri karartıyor galiba.
Memnuniyet belirtiliyor. Ben artık kime ne söyleyeceğimi bilmez hale
geldim. Kıbrıs, Kıbrıs Türklerinin altından
alınmaktadır. Alınması için gereken her şey
yapılıyor, bize de hediyeler vaat ediliyor. Bu hediyelere kanarak biz
'evet' demiş bulunduk, pazarlık kozumuzu değerlendirmedik. Rum
pazarlık kozunu elinde tutuyor ve şimdi Rumu 'Kıbrıs
hükümeti' olarak masaya getirmek için zemin hazırlanıyor. Bizim buna
'evet' demeyeceğimizi anlatamadık. Bu yolda gidersek
şehitlerimize, 50 yıllık mücadeleye yazık olacak ve Türkiye
hiçbir şey kazanmayacak.''
Türkiye'nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan haklarına
gereğince sahip çıkmadığını savunan Denktaş,
''İşler bir karmaşa içinde gidiyor. Sonu ne olur ben bilmem, ama
böyle giderse iyi olmaz. Yeni bir değerlendirme yapılmazsa bu iş
başını aldı gider ve Girit gibi arkadan
bakarsınız. Ama Girit biraz uzakta, burada dağları görüp
devamlı ah vah edeceksiniz, hepimiz edeceğiz'' dedi.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
BMde
Kıbrıs Pazarlığı
Güvenlik Konseyi üyelerinin,
Annan raporuna dayalı bir karar tasarısını önümüzdeki
günlerde kapalı kapılar ardında ele alması ve bunu, adadaki
barış gücünün görev süresinin sona ereceği 15 Hazirandan önce
kabul etmesi bekleniyor.
Ancak özellikle Rum tarafını suçlama ve cezalandırma
anlamına gelmeyecek bir karar çıkmasından yana olan Rusya ile,
Türk tarafının yapıcı tutumunun somut adımlarla takdir
edilmesini isteyen ABD ve İngiltere arasında çetin pazarlıklar
yapılacağı belirtiliyor.
Rusyanın veto olasılığına karşı, tüm
üyelerin üzerinde anlaşabileceği bir uzlaşma lisanının
bulunması gerekiyor.
Genel Sekreter Annan da, önceki gün Konseye sunduğu raporunda,
Kıbrıs Türklerinin 24 Nisandaki referandumda kullandıkları
olumlu oyun, onları baskı altında tutmak ve tecrit etmek için
mevcut olan tüm nedenleri ortadan kaldırdığını
bildirmişti.
Annan, Güvenlik Konseyi üyelerinin, Kıbrıs Türkleri üzerindeki
kısıtlamaların kaldırılması için hem ikili alanda,
hem de uluslararası kuruluşlarda işbirliği
yapılmasına öncülük etmesini de istemişti.
Ancak Genel Sekreter, Kuzey Kıbrısdaki limanlar ve hava
alanlarının açılması ve diğer ülkelerle ikili ticarete
başlanması gibi spesifik konulara değinmemişti.
Diplomatik kaynaklar, bunda, Annanın, Rum tarafının
referandumdaki hayır oyu nedeniyle cezalandırılmasına
karşı olan Rusyanın tepkisinden çekinmesinin rol
oynadığını belirttiler.
Rusya, referandumdan iki gün önce Güvenlik Konseyinde oylanan ve Rum tarafının
evet oyu verebilmesi içim kendisine yeni güvenlik garantileri sağlayan
bir karar tasarısını, sürece dıştan müdahale
ettiği gerekçesiyle veto etmişti.
Tayvan modeli
Bush yönetiminin de, Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki tecride son
verilmesi amacıyla alacağı önlemleri, Konsey kararının
ardından açıklaması bekleniyor.
Kararın Kuzey Kıbrıs yönetimini Tayvan modelini örnek alarak
dolaylı olarak terfi ettirmesi olasılığı, Güney
Kıbrısda da endişelere yol açtı.
Rum kaynakları, Washingtonun, Kıbrıslı Türkler lehinde
aldırtmak istediği önlemleri, BM aracılığıyla
yasallaştırmaya çalışmasından çekindiklerini
bildirdiler.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
3lü Koalisyon
Olasılığı
Başbakan Mehmet Ali Talat,
Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı ile yeni
bir hükümette birlikte hareket edeceklerini açıkladı. Böylece adada
erken seçimler düzenlenmeden üçlü bir koalisyon için ilk adım
atılmış oldu.
Mecliste azınlık durumuna düşen CTP-DP koalisyon hükümetinin
büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile mecliste 4
milletvekili ile temsil edilen Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH),
yeni bir hükümet oluşumu konusunda birlikte hareket edilmesi yönünde
görüş birliğine vardı.
Tarih konmadı
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, hükümet oluşumu
çalışmaları çerçevesinde, CTP Genel Başkanı ve
Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret etti. CTP Genel Merkezi'nde
yapılan görüşmede iki parti, "Cumhuriyet Meclisi'nden çözüm
vizyonuna sahip yeni bir hükümet çıkarma yönünde birlikte çalışma"
konusunda görüş birliğine vardı. İki parti, bu
çalışmaların en kısa sürede
sonuçlandırılması konusunda hemfikir olduğunu belirtirken,
ortaya kesin bir tarih koymadı.
Seçim olasılığı konuşuluyordu
50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde, CTP'den 1, Demokrat Parti'den (DP) 2
milletvekilinin istifasıyla CTP-DP koalisyon hükümetinin
çoğunluğu 26'dan 23'e inmiş ve koalisyon hükümeti
azınlık durumuna düşmüştü. KKTC´de son günlerde erken seçim
olasılığı gündeme gelirken, CTP-DP-BDH üçlü koalisyon
olasılığı da siyasi kulislerde sıkça
konuşuluyordu.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
Annan Papadopulosu
Suçladı
Kıbrıs Raporunu
Güvenlik Konseyine sunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, New Yorkta bulunan
Rum Lider Papadopulosa riyakár, yalancı ve sansürcü diye hitap
etti. Bu suçlamalar BMnin resmi kayıtlarına da geçti.
Kıbrıs Raporunu Güvenlik Konseyine sunan BM Genel Sekreteri Kofi
Annan, New Yorkta bulunan Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos
Papadopulosu sert bir dille suçladı. Papadopulosu
yalancılık, sansürcülük ve riyakárlıkla suçlayan Annanın
sözlerinin, resmi evraka bile girdiği belirtildi.
Annan, Papadopulos ile görüşmesi sonrasında yaptığı
açıklamada da, Adada birleşme fırsatının
kaçırılmasından dolayı üzgün olduğunu ifade ederek,
Papadopulos, Rumlara, Türklere, BMye ve tüm dünyaya bunun
açıklamasını yapmak zorundadır dedi. Rum başbakandan
tüm dünya devletlerine Kıbrıs Türklerine yönelik tecritlerin
kaldırılması çağrısı yapmasını isteyen
Annan, kuzeye ekonomik engellerin ortadan kalkacağını,
Kıbrıslı Türklerin ekonomik bakımdan rahatlayacağını,
bunun ileride bir birleşme hedefine yardımcı
olacağını söyledi.
RESMİ EVRAKA GİRDİ
Raporun Güvenlik Konseyine sunulmasının ardından basına
bir değerlendirmede bulunan, Türkiyenin BM Büyükelçi
Yardımcısı Altay Cengizer, Şimdiye kadar hiçbir devlet
adamına böylesine hakaret edildiğini, ağır suçlamalar
yapıldığını duymadık. Bunlar resmi evraka bile
girdi diye konuştu. Geçmişte Denktaşa yönelik
uluslararası baskının Papadopulosa döndüğünü belirten
Cengizer, raporun Türkler için çok güçlü olduğunu, tecritin
anlamsızlaştığının açıkça
belirtildiğini ve bu rapor sonucunda artık hiçbir tarafın
Türkiyeyi Adada işgalci olarak suçlayamayacağına işaret
etti.
ANKARANIN İSTEDİĞİ OLDU
Papadopulos ise yaptığı açıklamada, Annan Planına
Ankaranın çok sayıda talebinin girdiğini ileri sürerek,
Türkiye ne istediyse oldu dedi. Kıbrıs sorununa ideal çözümün çift
bölge, çift toplumlu federal devlet olduğunu söyleyen Rum Lider,
Kıbrıs Türklerinin parasal yardımlardan
yararlanabileceğini belirtti.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
ABDden Tam Destek
![]()
ABD, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki
gelişmeleri değerlendirdiği raporunu memnuniyetle
karşıladığını, Annan'ın Kıbrıslı
Türkler üzerindeki uluslararası kısıtlamaların
kaldırılması çağrısına da tam destek
verdiğini bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi
yaptığı açıklamada, ''Genel Sekreter Annan'ın
Kıbrıs'taki iyi niyet misyonu üzerine BM Güvenlik Konseyi'ne
sunduğu raporu memnuniyetle karşılıyoruz. Gerçeklere
dayanan bu tarafsız raporun sonuç değerlendirmelerini ve
tavsiyelerini destekliyoruz. Bu raporun BM Güvenlik Konseyi'nde
görüşülmesini bekliyoruz'' dedi.
Annan, raporunda KKTC'deki referandumda ''evet'' oyu çıkmasının
ardından Kıbrıslı Türklere uygulanan
yaptırımların hiçbir temeli kalmadığını
vurgulayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin ''bu gereksiz kısıtlama ve
engellerin kaldırılması yönünde adım atmasını
umduğunu'' belirtmişti.
Annan'ın Kıbrıs'taki barış gücü UNFICYP'nin durumu
üzerine yayınladığı son raporu da desteklediklerini
belirten yetkili, ''Genel Sekreter'in Kıbrıs'taki uluslararası
güç konusundaki raporunu ve üç ay içinde bu gücün gelecekteki boyutu, yetkisi
ve harekat tarzı konusunda tavsiyelerde bulunma niyetini de memnuniyetle
karşılıyoruz. Bu konunun da gelecek hafta Güvenlik Konseyi'nin
gayri resmi oturumunda ele alınmasını bekliyoruz'' diye
konuştu.
ARCA HABER AJANS 04/06/04
Serdar Denktaş Raporu Beğenmedi
Kıbrıs Türk Halkının dünyayla
bütünleşmesini, 40 yıldır haksız yere uygulanan
ambargoların kaldırılmasını ve izolasyonların
sona erdirilmesini sağlamak amacıyla CTP-BG/DP Koalisyon Hükümetinin
yabancı ülkelere başlattığı diplomatik atak
çerçevesinde Pakistan ve Bangladeşi ziyaret eden Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, bu iki ülkedeki temaslarını tamamlayarak, dün sabah
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine döndü.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş, Denktaş, Ercan Havaalanında gazetecilere
yaptığı açıklamada Kıbrıs Türk
Halkının, devletinden vazgeçmediğini ve vazgeçmeyeceğini
vurgulayarak, bu gerçeğin uluslararası topluluk tarafından çok
iyi anlaşılması gerektiğini bildirdi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın BM Güvenlik Konseyine sunması
beklenen raporunun taslak halini bir yerel gazeteden okuduğunu belirten
Denktaş, Yine anlaşılamadığımız ortada
dedi.
Kıbrıslı Türkler, halk statüsünü koruyarak, eşit devlet statüsünü
koruyarak, elbette bir çözüm için uğraş vermiştir, bir müddet
daha da verecektir. Ama sonsuza kadar Rum tarafının keyfini de
bekleyecek değildir diyen Serdar Denktaş, gerek İslam
ülkelerinin gerek BMnin, bunu anlaması ve Kıbrıs Türkünün
siyasi eşitliğini tanımak suretiyle Rum tarafını da
çözüme doğru motive edebileceğini artık idrak etmesi
gerektiğini söyledi.
Türk tarafının bugün için tanınma talebi
olmadığını, ancak Adada çözüm için Rum tarafını
sonsuza kadar bekleyemeyeceklerinin dünya tarafından artık
anlayışla karşılanacağına
inandıklarını ifade eden Denktaş, Rum tarafının
yıl sonuna kadar uzlaşıcı tavır için girmemesi halinde
uluslararası topluluğun kapısını çalarak, tanınma
talebinde bulunacaklarının altını çizdi.
Başbakan Yardımcısı Denktaş, Kıbrıs
sorununun sorumluluğunun Annan Planına hayır diyen Rum
tarafını üye yapan Avrupa Birliğinde olduğunu da kaydetti
ve Kıbrısta tek çıkış yolunun, Kıbrıs Türk
halkının referandumda ortaya koyduğu çözüm iradesinin hakkı
verilerek, adadaki tanınmış iki devletten ve bunların tek
uluslararası kimlikle Avrupa Birliği içinde var olmasından
geçtiğini vurguladı.
Resmi davet alarak gittiği Pakistan ve Bangladeş ziyaretlerinin
Kıbrıs Türk halkının haklı davasının ve
özellikle referandum sonrasında Kıbrıs konusunda gelinen son
noktanın anlatılması açısından oldukça yararlı
geçtiğini kaydeden Denktaş, 14-16 Haziran tarihleri arasında yer
alacak İslam Konferansı Örgütü Dışişleri
Bakanları Toplantısında onaylanacak Kıbrıs karar
taslağıyla ilgili olarak iki güçlü ve büyük İslam ülkesi
Pakistan ve Bangladeşle resmi düzeyde ön hazırlık
çalışmaları yapılması açısından da ziyaretin
başarılı geçtiğini belirtti.
ARCA HABER AJANS 03/06/04
Straw: Gündemde
Tanınma Yok
İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw yaptığı
açıklamada, KKTC'nin tanınması ve Kıbrıs Rum
tarafının Annan çözüm planına "hayır" dediği
için cezalandırılması gibi bir şeyin İngiltere
Hükümetinin gündeminde olmadığını ortaya koydu.
Avrupa Parlamentosu üyesi İngiliz parlamenterler Theresa Villiers ve
İan Twinn'nin konuyla ilgili mektubunu yanıtlayan Jack Straw
hükümetinin hedefinin AB içinde birleşik bir Kıbrıs görmek
olduğunu yineledi.
Theresa Villiers ve İan Twinn ise yayınladıkları basın
bülteninde İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'nun
gönderdiği mektubun, İşçi Partisi Hükümetini Kıbrıs
Rum toplumuna yaptığı ihanetin bir kanıtı olarak
açıkladılar.
ARCA HABER AJANS 03/06/04
Kıbrıs
Raporu´ndan Ayrıntılar
BM Genel Sekreteri Kofi Annan,
merakla beklenen Kıbrıs raporunda BM Güvenlik Konseyi'nden
Kıbrıslı Türklerin tecridine yol açan ''gereksiz''
kısıtlamaların kaldırılması için gerekli
adımların atılmasını istedi.
Kofi Annan, bugün resmen yayımlanacak raporunda, Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'a da sert eleştiriler yöneltirken, KKTC ve Türkiye'yi ise
plana verdiği destekten dolayı övdü.
Raporun 93. paragrafında, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan tecridin
kaldırılması konusunda Güvenlik Konseyi üyelerine güçlü bir
şekilde çağrıda bulunan BM Genel Sekreteri Annan, ''Güvenlik
Konseyi üyelerinin, birleşme hedefine taahhütlerini sürdürmeleri için
Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'yi cesaretlendirmeleri gerektiğine
inanıyorum. Bu bağlamda ve bu hedef için -tanınmaya ya da
bölünmeye yardımcı olmak amacıyla değil- Güvenlik Konseyi
üyelerinin, Kıbrıs Türklerinin kalkınmasını engelleyen
tecrit kapsamındaki gereksiz kısıtlamalar ve engelleri ortadan
kaldırmak üzere hem ikili işbirliği, hem de uluslararası
organlarda bütün devletlere bir liderlik yapabileceklerini umuyorum'' dedi.
Papadopulos'u, kabul edilmemesi için planı çarpıtmakla suçlayan
Annan, Rum liderinin BM planını, uluslararası açıdan
tanınan ülkesini ortadan kaldıran bir plan olarak nitelendirmesinden
şaşkınlık duyduğunu kaydetti. Rum tarafının
plandan memnuniyetsizliğini referandumdan önce belirtmesi ve buna göre
pazarlık yapması gerektiğini kaydeden Annan, Rumların
kararlarına saygı duyulması, ancak onların bu sonuçla da
birleşme amacını ortadan kaldırdığını
bilmeleri gerektiğini ifade etti.
RUM TARAFININ UZLAŞMAZLIĞI
Rum tarafının görüşmeler boyunca uzlaşmaz bir tavır
takınarak, tek taraflı tekliflerle masaya geldiğine dikkat çeken
Annan, raporunun 21. paragrafında, Türk tarafının ise meseleleri
daha gerçekçi bir zeminde tartışarak, Rum tekliflerine karşı
uzlaşma önerileri getirdiğini belirtti. Rum kesiminin isteklerinin
tamamının karşılanması konusunda hep ısrarlı
olduğunu (22. paragraf) ifade eden Annan, raporun 26. paragrafında
ise, Rumların önerilen çerçeveye hep eleştirel yaklaşmasına
rağmen, Türk tarafının daha olumlu karşılık
verdiğinin altını çizdi.
Kıbrıslı Rumların planı reddetmesinin çözüm yolunda
büyük gerilemeye yol açtığına dikkati çeken Annan, ''Burada
kabul edilmeyen, burada yazılanlar değil, doğrudan çözümdür.
Rumların on yıllarca beklediği ve yararlarına olan
Kıbrıs'ın birleşmesi, büyük bir toprak parçasını
geri almaları, yerinden olmuş kişilerin evlerine dönmesi -ki
bunların 120 bini Kıbrıs Rum idaresi altında kalacak-,
uluslararası antlaşmalar dışında kalan askerlerin geri
çekilmesi, daha fazla Türk göçmenin gelmesinin durdurulması ve
yerleşik Türklerin bazılarının geri gönderilmesi gibi
gelişmeleri geri çevirdiler'' dedi.
Annan, görüşmeler boyunca daha çok anlaşmanın iki bölgeli
karakterini güçlendirme arayışında olduğunu (paragraf 51)
belirttiği Türk tarafının planla ilgili endişelerini de 52
ilE 57. paragraflar arasında dile getirdi.
TÜRK HÜKÜMETİNİN ÇABALARINA TAKDİR
Adada 24 Nisan'da yapılan referandumda ''evet'' oyu verilmesi için
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın çok güçlü bir destek
verdiğini ifade eden Annan, raporunda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın buna muhalefet ettiğini, KKTC
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın ise ''nötr kaldığının''
altını çizdi (paragraf 64).
Özellikle Talat'ın görüşmeler sürecinde ve referanduma kadar olan
dönemdeki çabalarını takdirle
karşıladığını raporuna kaydetmek istediğini
vurgulayan Annan, Türk hükümetinin, çabalarına verdiği güçlü
desteği de takdirle not etti.
Rapor boyunca iyi niyet misyonu çerçevesinde Kıbrıs'ın
birleştirilmesi yönündeki süreci özetleyen Annan, Rum tarafının
adanın birleştirilmesi konusunda yapılan referanduma
''hayır'' demesini, ''Bu sonuç Kıbrıs probleminin çözümünde bir
şansın daha kaçırıldığı anlamına
gelmektedir. Son dört-beş yıldaki gayretlerin
sağladığı büyük anlaşma korunmalıdır. Ancak
bu başarıların hiçbiri kapsamlı bir çözümün yerini
tutamaz'' ifadesiyle değerlendirdi.
Kıbrıslı Rumların kararına saygı duyulması
gerektiğinin altını çizmekle birlikte Annan, Rumların
''hayır'' kararının Kıbrıs'ta çözüm sürecinin önünde
bir engel olarak durduğunu kaydetti.
Annan, raporunda ''bunun çok büyük bir geri adım'' olduğunu ifade
ederek, ''Kıbrıs probleminin iki toplumlu, iki bölgeli bir
federasyonla çözülmesi konusunda Rumların hala bir istekliliği varsa
bunu göstermeleri gerektiğinin'' altını çizdi.
Raporun ''Gözlemler'' bölümünde ise Annan, çözümün, dikkatle dengelenmiş,
kapsamlı bir barış planından daha fazlasını
gerektirdiğini belirterek, aynı anda, hem adanın iki
tarafında, hem Türkiye'de, hem de Yunanistan'da görüşmeleri
sürdürmeye ve uzlaşma ihtiyacı konusunda halklarını ikna
etmeye hazır cesur ve kararlı bir liderliğe ihtiyaç
duyulduğunun altını çizdi.
''MİSYONUMU DEVAM ETTİRMEKTE FAYDA GÖRMÜYORUM''
Kendi adıyla anılan planın Kıbrıslıların bir
antlaşma elde edebilmek için görünebilen tek plan olduğunu
vurgulayarak, planın hala çalışabilir bir çözüm platformu
oluşturduğunu belirten Annan, ''Papadopulos, değişiklikler
yapılmadığı taktirde planı tekrar referanduma
sunmayacağını belirtmiştir. Rum tarafında
bazıları ikinci bir referandumdan söz etmektedir. Bu planın
uygulanması için ek garantiler istemektedir. Diğer taraftan
Kıbrıslı Türkler referandumu onayladıklarından
görüşmelerin tekrar açılmasına karşı
çıkmaktadırlar. Benim bildiğim kadarıyla bu
çıkmazı çözmek için Kıbrıs'ta iki taraf da, BM veya
herhangi bir başka kuruluşa teklif yapmamıştır. Bu
durumda da misyonumu devam ettirmekte de fayda görmüyorum'' dedi.
Bu arada raporu değerlendiren Türk diplomatik kaynakları, raporu
memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, rapordaki
değerlendirmelerin, beklentilerinin ötesinde olumlu olduğunu
kaydettiler. Aynı kaynaklar, ufak tefek bazı olumsuzlukların yer
aldığı raporun yüzde 99 itibarıyla objektif
bulunduğunun altını çizdiler.
ARCA HABER AJANS 03/06/04