AB Komisyonu'ndan KKTC'ye sıcak mesajlar : Kıbrıslı Türklerin zarar görmemesi için, gerekli bütün tedbirler alınacak

Avrupa Parlamentosu'nun dün yapılan son tartışmalı genel kurulu, AB'nin icraat organı Komisyon ve karar organı konseyin (dışişleri bakanları), KKTC'ye yönelik sıcak mesajlarına sahne oldu.

Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi genel kurulda yapılan son oturumda, "genişlemiş AB'nin geleceği" tartışıldı.

AB Komisyonu temsilcisi Paul Nielsen, "Kıbrıslı Türklerin referandum sonucundan zarar görmemesi için gerekli bütün tedbirlerin alınacağını" söyledi.

Referandum sonucundan AB Komisyonu'nun "derin üzüntü" duyduğunu ifade eden Nielsen, Rum kesiminin seçimine saygı duydukların belirtti, ancak arzu edilen sonucun birleşik Kıbrıs'ı AB'de görmek olduğunu kaydetti.

Kıbrıslı Türkleri referandum sonucundan dolayı tebrik ettiklerini kaydeden Nielsen, AB Komisyonu'nun KKTC'nin ekonomik kalkınması için kapsamlı projeler hazırlayacağı sözünü verdi.

AB Konseyi dönem başkanı İrlanda'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Dick Roche ise yaptığı konuşmada, "Kıbrıslı Türklerin geleceklerinin AB'de olacağı konusunda kararlı bir güvence vermek istediklerini" söyledi.

Türkiye'nin referandum öncesi Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yapıcı bir tutum izlediğini vurgulayan Roche, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, kapsamlı çözüm konusunda gösterdiği çabanın herkes tarafından takdir edildiğini söyledi.

Adada iki toplumun birleşmesini kolaylaştırmak ve Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınmasına destek vermek için AB Konseyi'nin Lüksembourg'da yapılan toplantıda AB Komisyonu'na talimat verdiğini belirten Roche, ilk aşamada KKTC'ye 259 milyon euroluk mali yardımın serbest bırakılacağını hatırlattı.

Avrupa Parlamentosu'nun genel kurulu, AB Komisyonu'nun yeni üyelerinin yetki belgelerinin yarın onaylanmasıyla beş yıllık çalışma dönemini tamamlayacak.

Avrupa Parlamentosu seçimleri, 13 Haziran tarihinde düzenlenecek. AB'nin danışma organı olarak görev yapan Avrupa Parlamentosu, bazı konularda AB Konseyi ile birlikte son sözü söyleme hakkına sahip.

AP, AB'nin bütçesi, üçüncü ülkelere yapılan mali yardımlar, AB Komisyonu üyelerinin seçimi konusunda de veto hakkını elinde bulunduruyor.

KIBRIS 05/05/2004

KPK Eşbaşkanı Joost Lagendijk'den Rumlara uyarı: Avrupa Parlamentosu'nda hakkınız olmayan sandalyeleri zapt etmeyin

Avrupa Parlamentosu (AP) ile TBMM arasında danışma organı olarak görev yapan karma parlamento komisyonu (KPK) Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Kıbrıslı Rumlara yaptığı çağrıda, Avrupa Parlamentosu'nda "Kıbrıslı Türklere ait sandalyelere sahip çıkmamalarını" istedi.

Avrupa Parlamentosu'nda, genişleyen AB'nin geleceği konulu oturumunda söz alan Hollandalı Yeşil Parlamenter Lagendijk, Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs'a ayrılan 6 sandalyenin, BM planına göre

2'sinin Kıbrıslı Türklere ait olduğunu hatırlatarak, Rumların parlamentoda 6 milletvekili ile temsil edilmemesi gerektiğini söyledi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'nın planına göre Rumların AP'ye 4 parlamenter ile gelmeleri gerektiğini söyleyen Lagendijk, Kıbrıs sorununda çözüme ulaşılana kadar Kıbrıslı Türklerin parlamentoya gözlemci sıfatıyla üye göndermesi gerektiğini söyledi.

Hollandalı parlamenter, 13 Haziran'daki Avrupa Parlamentosu seçiminde Yeşil Grup'un bu konuda genel kurulda girişimlerde bulunacağını söyledi.

AP genel kurulunda söz alan Türkiye raportörü Hollandalı Arie Oostlander de yaptığı konuşmada, referandumda hayır diyen Rumları eleştiren konuşma yaptı ve Rumların Türklere ait 2 sandalyeyi

zapt edemeyeceğini söyledi.

AP Genel Kurulu'nda söz alan parlamenterlerin büyük kısmı 24 Nisan'daki referandum sonucu Kıbrıs'ın birleşik biçimde AB'ye girememesinden doğan üzüntülerini dile getiren konuşmalar yaptılar

KIBRIS 05/05/2004

Türkiye Başbakanı Erdoğan: Kıbrıs'ta diplomatik mücadele asıl şimdi başlıyor

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: "Kıbrıs'ta asıl diplomatik mücadele şimdi başlıyor. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da takım çalışmasıyla, tam saha pres uygulayacak ve adada kendini savunan taraf biz olmayacağız"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kıbrıs'ta asıl diplomatik mücadele şimdi başlıyor. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da takım çalışmasıyla, tam saha pres uygulayacak ve adada kendini savunan taraf biz olmayacağız" dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta, "oyunu rakip sahaya yıkmış durumda" olduklarını belirterek, "kalesini savunacak taraf artık biz değiliz, karşı taraf" görüşünü kaydetti.

Erdoğan, oyunun sahada olması, hakemin de maçı adil yönetmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Centilmenliğimiz ortada, kusurlu hareketleri yapan biz değiliz. Uluslararası odakları, dostlarımızı ve müttefiklerimizi, iyi oynayan kazansın prensibinin gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz."

"Kıbrıs'ın barış adası haline gelmesini hedefliyoruz"

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası barışın egemen olması yolunda atılacak adımlarla Kıbrıs'ın barış adası haline gelmesini hedeflediklerini belirterek, "(İnsanlık barışı nasıl yakalayacak?) sorusunun cevabını bulmamız gerekir" dedi.

Erdoğan, "Siyasi yapılanmaları, etnik ve dini kökene dayalı olmaktan kurtarmalıyız, ortak değerler etrafında buluşmak zorundayız" diye konuştu.

AA'ya göre, Başbakan Erdoğan, Belçika Veliaht Prensi Philippe ile yaptığı görüşmede, Belçika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin çok iyi bir düzeye geldiğini belirterek, Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın 3-4 Kasım'da Türkiye'ye yaptığı ziyaretin, iki ülke arasındaki ilişkilere katkıda bulunduğunu söyledi.

Geçen hafta Verhofstadt ile AB'ye yeni üyelerin katılımı için Dublin'de düzenlenen törende de görüştüklerini ifade eden Erdoğan, AB zirveleri için Brüksel'e her gittiğinde Verhofstadt'ın, kendisini

ülkesinde görmek istediğini belirttiğini anlattı. Erdoğan, "Liberaller arasında bizi de görmek istiyor" dedi.

KKTC'ye ambargo kalkmalı

Türkiye'nin, Annan Planı'nın kabulü yönünde çalışmalarda bulunduğunu ve KKTC'deki Türk halkının da Annan Planı'nın kabulü yönünde oy kullandığını belirten Erdoğan, Güney Kıbrıs'tan ise karşı yönde karar çıktığını hatırlattı.

Erdoğan, bu gelişmelerden sonra KKTC'ye bir dışlama politikasının uygulanmaması ve ambargoların kalkması gerektiğini ifade etti. Başbakan Erdoğan, "Uluslararası barışın egemen olması yolunda atılacak adımlarla Kıbrıs'ın barış adası haline gelmesini hedefliyoruz. Umarım bu hedefe ulaşırız" dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, Belçikalı işadamlarının Türkiye'ye yatırım yapmalarını beklediklerini, Türk ve Belçikalı işadamlarının 3. ülkelerde yatırım yapabileceklerini ifade ederek, Türkiye'nin ekonomisinin ivme kazandığını ve yapılan düzenlemelerle yabancıların Türkiye'ye yatırım yapmalarının kolaylaştırıldığını söyledi.

KIBRIS 05/05/2004

 

"Evet"çi Anastasiadis'e el bombası

Kıbrıs Rum kesimindeki ana muhalefet liderinin dışında patlama meydana geldi

"Evet"çi Anastasiadis'e el bombası

BİNA ZARAR GÖRDÜ... Kıbrıs Rum kesimindeki ana muhalefet partisi DİSİ'nin lideri Anastasiadis'in evine el bombası atıldı. Dün sabaha karşı Anastasiadis'in evine yapılan bombalı saldırıyla birlikte büyük bir patlama oldu. Saldırıda binanın zarar gördüğü, ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi

 

Kıbrıs Rum kesimindeki ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) lideri Nikos Anastasiadis'in evine el bombası atıldı. Dün sabaha karşı Anastasiadis'in evine yapılan bombalı saldırıyla birlikte büyük bir patlama oldu.

Polis, Anastasiadis'in güneydeki liman kenti Limasol'daki evinin dışına saat 04.40'ta bir el bombası atıldığını, binanın zarar gördüğü patlamada ölen ya da yaralanan olmadığını bildirdi.

Anastasiadis, patlamayla ilgili olarak Rum radyosuna yaptığı açıklamada, "Bu demokrasi için önemsiz bir şey" dedi.

24 Nisan'daki referandumda Annan Planı'na "evet" oyu verilmesini isteyen Anastasiadis, kendi partisinden de bazı eleştirilere maruz kalmıştı.

DİSİ'nin dün yapılan toplantısında, Annan Planı'na karşı çıkan üyelerin parti üyeliğinden çıkarılıp çıkarılmaması görüşüldü.

KIBRIS 05/05/2004

ABD, paket hazırlıyor

Başbakan Talat, dün gece ABD Dışişleri Bakanı Powell'la görüştü. Görüşmeden sonra, ABD'nin izolasyonun kaldırılmasına yönelik kapsamlı plan hazırladığı açıklandı

ABD, paket hazırlıyor

AYLARCA BEKLENMEYECEK... ABD'deki temasları çerçevesinde, dün gece Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşen Başbakan Talat, görüşme sonrası, ABD'nin Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonun kaldırılmasına yönelik kapsamlı bir paket hazırladığını söyledi. Talat, paketin sunulması için aylarca beklenmeyeceğini, makul bir zamanda hayat bulacağını vurguladı

CEZALANDIRILMAMALIYIZ... Kıbrıs Türk halkının referandumda "evet" diyerek barışçı tutumunu ortaya koyduğunu vurgulayan ve Rumların "hayır" demesi nedeniyle Kıbrıs Türkü'nün cezalandırılmaması gerektiğine dikkat çeken Başbakan Talat, yaptığı görüşmelerde bunu sağlamaya çalıştığını ifade etti

POWELL ANLADI... Başbakan Talat, görüşmede, bir toplumun başka bir toplum tarafından alınan bir karar ya da olumsuz bir tavırdan dolayı cezalandırılamayacağını belirttiğini ifade eden Talat, Powell'ın bu durumu "iyi anladığını" söylediğini kaydetti. Toplantıda, ABD dışişleri bakanının, Başbakan Talat'tan duymak istediği sözleri işittiği belirtildi

WESTON: GÖRÜŞME MÜKEMMELDİ... Görüşme sonrası ABD'nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston da bir açıklama yaparak, toplantının mükemmel geçtiğini söyledi. Weston, Kıbrıslı Türklerin durumlarının iyileştirilmesi için çalışma başlatacaklarını da kaydetti. Amerikan yönetimi, yasal ve teknik konuları çözümledikten sonra Kıbrıslı Türklere ilişkin atacağı adımları açıklayacak

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'la görüştü. New York'taki BM Merkezi'nde yapılan görüşme saat 21.30'da başladı ve yarım saat sürdü.

Başbakan Mehmet Ali Talat, görüşmeden sonra basına yaptığı açıklamada, ABD'nin Kıbrıs Türk

Halkı üzerindeki izolasyonun kaldırılmasına yönelik olarak kapsamlı bir paket hazırladığını söyledi. Başbakan Talat, dışişleri bakanı Powell'ın bu konuda kendisine bilgi verdiğini kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının referandumda "evet" diyerek barışçı tutumunu ortaya koyduğunu vurgulayan ve Rumların "hayır" demesi nedeniyle Kıbrıs Türkü'nün cezalandırılmaması gerektiğine dikkat çeken Başbakan Talat, yaptığı görüşmelerde bunu sağlamaya çalıştığını ifade etti.

Başbakan Talat, Powell'dan önce BM genel sekreterinin Kıbrıs özel danışmanı Alvaro de Soto ile görüştü. Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la da görüşmüştü.

Başbakan Talat bugün New York'tan Washington'a geçerek Dünya Bankası ve IMF yetkilileriyle görüşecek, bir toplantıda Kıbrıs konusunda konuşma yapacak.

Teknik ve yasal çalışma yapıyor

ABD'deki temasları çerçevesinde New York'taki BM binasında ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşen Başbakan Mehmet Ali Talat, ABD'nin, KKTC'ye uygulanan izolasyon politikaları ve ambargonun kaldırılması için teknik ve yasal bir çalışma yaptığını ve bu çalışmanın neticelerini ilerleyen günlerde açıklayacaklarını söyledi.

Yaklaşık yarım saat süren görüşmeye basın mensupları alınmazken, Talat ve Powell, görüşme sonrasında el sıkışarak basına görüntü verdi.

Görüşme sonrasında basın mensuplarına açıklama yapan Talat, görüşmenin son derece olumlu geçtiğini ifade etti ve şöyle konuştu:

"Kıbrıs Türk toplumu, yapılan referandumda çözümden yana tavır koyarak üzerine düşeni yapmıştır. Şimdi sıra uluslararası toplumun üzerine düşeni yerine getirmesi ve KKTC'ye uygulanan ambargo ve izolasyonu kaldırmasındadır. Son gelişmelerle artık adil olmayan izolasyonun kaldırılması gerektiğini uluslararası toplumun da anladığına inanıyorum. Zaten Powell ile yaptığımız bu görüşme de bunun

bir ispatı" dedi.

Görüşmede, bir toplumun başka bir toplum tarafından alınan bir karar ya da olumsuz bir tavırdan dolayı cezalandırılamayacağını belirttiğini ifade eden Talat, Powell'ın bu durumu "iyi anladığını"

söylediğini kaydetti.

Talat, "Bu konuların ete, kemiğe bürünmesi zaman alacak gibi görünüyor. Ancak bu aylarca değil, makul bir zaman olacak. Ancak aşırı üst düzey bir beklentiye de girilmemesi gerekir. Bu işler kolay değil, uzun soluklu bir mücadeledir, adım adım gitmektedir" dedi.

Talat, bir Rum gazetecinin "Türk askeri ne zaman adadan ayrılacak? Bu konuda görüşme gündeme geldi mi?" şeklindeki sorusuna "Türk askerinin adada kalması yönünde oy veren kesim Rumlardı. Türk

toplumu ise çözümden yana tavır koydu" şeklinde yanıt vererek, Türk askerinin kalacak olmasının sorumluluğun Rumlarda olduğunu belirtti.

New York'taki temaslarını tamamlayan Talat, yarından itibaren Washington'da temaslarına başlıyor.

De Soto ile görüşme

Mehmet Ali Talat, BM genel sekreterinin raporu ile ilgili olarak dün De Soto ve ekibi ile görüştüklerini dile getirdi.

Talat, De Soto ve ekibi ile uzun bir görüşme yaptıklarını; düşüncelerini anlattıklarını, raporun sağlıklı, tarafsız olması ve gerçekleri ifade etmesi için mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini anlattıklarını kaydetti.

Weston: Toplantı mükemmel geçti

Görüşme sonrası ABD'nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston açıklamasında, toplantının mükemmel geçtiğini ve Kıbrıslı Türklerin durumlarının iyileştirilmesi için çalışma başlatacaklarını söyledi.

Amerikan yönetimi, yasal ve teknik konuları çözümledikten sonra Kıbrıslı Türklere ilişkin atacağı adımları açıklayacak.

Powell-Talat görüşmesini "mükemmel" olarak nitelendiren Weston da, Amerikan dışişleri bakanının KKTC başbakanından duymak istedikleri sözleri işittiğini anlattı.

Washington'un Kıbrıs'la ilgili atacağı adımların Türk tarafını cesaretlendirdiğini söyleyen Weston, söz konusu adımların ne olacağı konusunda ise ayrıntıya girmedi.

KIBRIS 05/05/2004

Rumlar kötü başlangıç yaptı... AB komisyonu uyaracak

1 Mayıs'ta AB'ye resmen katılan Rum
      Yönetiminin, bütçe açığının GSYİH'ya oranının çok büyük olduğu gerekçesiyle önümüzdeki günlerde Avrupa Komisyonunca uyarılacağı bildirildi.
      Avrupa Birliği'ne yeni katılan 10 ülkeden altısı, büyük bütçe açıkları nedeniyle Avrupa Komisyonunca uyarılacak. Bu ülkeler arasında Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Kıbrıs (Rum Kesimi) ve Malta bulunuyor.
      Euobserver sitesinin İspanyol basınına dayandırdığı haberine göre, Avrupa Komisyonu'nun ekonomik işlerden sorumlu yeni Üyesi, İspanyol Sosyalist Partisi eski lideri Joaquin Almunia'nın, 12 Mayıs'ta söz konusu ülkeler hakkında disiplin prosedürlerin başlatılmasını önereceği belirtiliyor.
      Anılan ülkelerin, 1 Mayıs'ta yürürlüğe giren Katılım Antlaşmalarına göre, euro kurallarına uymaları gerekiyor.
      Euro sisteminde bütçe açığının GSYİH'nın yüzde 3'ünün altında tutulması zorunlu kılıyor.
      Bu oranın, Rum Kesimi'nde yüzde 6.3, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 12.9, Malta'da ise yüzde 9.7'yi bulduğuna dikkat çekiliyor.
      Yeni üyelerin, 15 Mayıs'ta euro kurallarına uyuma ilişkin planlarını sunmaları gerekiyor.
      Bu arada, yapılması beklenen uyarının, disiplin prosedürünün ilk adım oluşturduğu ifade ediliyor.

     MILLIYET 05/05/2004

Rum piyasaları AB üyeliğine alışamadı!


      Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne (AB) 1 Mayıs'ta fiilen üye olduğu andan itibaren, fiyat ayarlamalarıyla ilgili çalışma ve bilgilendirme yapılmamış olması nedeniyle Rum piyasasında bir karışıklığın hakim olduğu bildirildi.
      Fileleftheros gazetesi, ''AB'nin Rum piyasasında fırtına kopardığını, ithal ürünlerdeki gümrükler düşerken raflardaki fiyatların aynı kaldığını'' duyurdu.
      Gazete, çocuk malzemeleri, konfeksiyon ve iç giyim gibi eşyalardaki KDV oranının ise yüzde 5'e ve yüzde 15'e yükseltildiğini, bu tür eşya fiyat listelerinin oluşturulmamış olmasına rağmen, KDV artışlarının raflara yansıdığını yazdı.
      Gazeteye göre, banka müşterileri, vadeli yatırımlarına aksettirilmemiş olması nedeniyle yüzde 1 oranında faiz kaybına uğrarken, banka kredisi almış olanlar ise yüzde 1 oranında fazladan faiz ödemek zorunda kalacaklar. Bu konuyla ilgili olarak bankalara yönelik şikayetlerin çığ gibi büyüdüğü kaydedildi.
      Haberde ayrıca, kredi kartı kullanıcılarının da bundan böyle kredi kartı faizlerini artmış olarak ödeyecekleri, bir buçuk yıldır düşürülmüş olan kredi kartı faizlerinin bugünden itibaren yüzde 10.5-11.5 civarında olacağının tahmin edildiği belirtildi.
      Haberde, hayvan besiciliğine verilen teşvik ve muafiyetlerin kaldırılması nedeniyle yerli et üretim maliyetlerinin arttığını, buna karşılık son günlerde AB ülkelerinden çok daha ucuza et ithalinin başladığı bildirildi.
     MILLIYET 05/05/2004

Washington, KKTC'ye diplomatik ve ekonomik jestlere hazırlanıyor

Amerika Birleşik Devletleri'nin, KKTC'nin Annan planını desteklemesinden ötürü ''ekonomik ve diplomatik jestlere'' hazırlandığı ve bunun ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell tarafından, görüştüğü KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'a iletildiği bildirildi.
      AP'nin haberine göre bir Amerikalı yetkili, görüşmeden sonra verdiği bilgide, Powell'in Talat'a, ''Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun hafifletilmesini amaçlayan ABD destek paketinin Başkan George Bush yönetimince yakında açıklanacağını bildirdiğini'' söyledi.
      Powell'ın, ''ABD, adımlarını AB ile koordineli atacak'' dediği de ifade edildi.
     MILLIYET 05/05/2004

KKTC dünya (siyaset) pazarında...



KIBRIS'taki referandumdan sonra Washington'da yetkililer ABD'nin Kıbrıs politikasını gözden geçireceğini ve "B planı"nı uygulamaya koyabileceğini açıklamışlardı.
Gelişmeler şimdi bu aşamaya girilmekte olduğunu gösteriyor.
Bush yönetiminin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ı Washington'a davet etmesi ve kendisine Dışişleri Bakanı Colin Powell ve diğer üst düzey yetkililerle görüşme olanağını vermesi, gerçekten ABD'nin Kıbrıs politikasında yer alan önemli bir değişikliği gözlerin önüne seriyor.
Şimdiye kadar KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Washington veya New York'ta müzakereler çerçevesi içinde, Amerikan yetkilileriyle temaslarda bulunuyordu. Ama şimdi Başbakan Talat'ın ABD'ye resmen davet edilmesi ve bu ziyaret çerçevesinde Powell ve diğer şahsiyetlerle görüşmeler yapması, bir "ilk" oluşturuyor.
***
KUŞKUSUZ bu davet, Washington'un KKTC'yi resmen tanıdığı veya yakında tanımak niyetinde olduğu şeklinde değerlendirilemez ama bu, ABD'nin bir bakıma KKTC realitesini kabul ettiği anlamına geliyor. Ve böylece ABD, diğer ülkelerden "bir adım" ileriye geçmiş oluyor..
ABD'nin şimdi örneğin KKTC'ye moral desteğin yanı sıra, mali yardımda bulunması, havaalanı ve limanlarını açmasına yeşil ışık yakması, KKTC'nin varlığını pekiştirmesi ve dünyayla bütünleşmesi açısından çok büyük önem taşıyor.
***
ÖYLE görünüyor ki, ABD'nin yeni Kıbrıs politikası Kıbrıs Türklerinin ve de Ankara'nın bu beklentilerinin doğrultusunda.
Washington neden böyle bir değişiklik yapmak gereğini gördü?
Çeşitli nedenler akla geliyor: (1) ABD, Annan planı çerçevesinde çözüm için çok çalıştı, Rum tarafının bunu engellemesi, Washington'u kızdırdı. Yönetim, "evet" diyen Türklerin ezilmemesi (ve Rumlara da gereken mesajın verilmesi) gerektiğini düşünüyor. (2) Kıbrıs, ABD'nin Doğu Akdeniz stratejisinde önemli bir yer tutuyor. ABD yönetimi Güney Kıbrıs'ın AB'ye girdiği bir ortamda, Kuzey'e destek vererek, adadaki - ve bölgedeki - etkinliğini güvence altına almayı hedefliyor. (3) Washington aynı zamanda bölgedeki olaylar nedeniyle önem verdiği Türkiye'yle ilişkilerini güçlendirmiş oluyor...
***
NE ilginçtir ki, Kıbrıs'taki referandum, adanın jeostratejik konumunu bir kez daha uluslararası platforma taşımış bulunuyor. Bu bağlamda Rusya'nın Kıbrıs politikasındaki son hareketler, dikkat çekicidir.
Rusya'nın Kıbrıs yüzünden 10 yıldan beri ilk kez BM Güvenlik Konseyi'nde vetosunu kullanması, ardından KKTC'yi rahatlatacak bir kararı da bloke etmesi, ilk bakışta şaşırtıcı görünmekle beraber, Putin yönetiminin stratejisi hakkında bir fikir veriyor.
Moskova'yı bu yola iten çeşitli nedenler var: (1) Rusya her zaman Kıbrıs Rum tarafı ve özellikle AKEL'e aktif destek vermiştir. Bu sayede de adada ve bölgede etkinliğini göstermeyi amaçlamıştır. (2) Rusya'nın Güney Kıbrıs'ta büyük ekonomik, mali çıkarları (yatırımdan kara paraya kadar) vardır. Bunları korumak ister. (3) Putin, kendi çıkarlarına uygun, ABD ve Batı'dan daha bağımsız bir politika izlemek istiyor. Konsey'deki vetosu bu bağlamda bir mesaj sayılır...
Hasılı, Rusya'nın tutumu doğrudan Kıbrıs Türklerini ve Ankara'yı hedef almıyor (çünkü amaçlar başka); ama - ABD politikasının tersine - "fiilen" Türk tarafının çıkarlarını ve beklentilerini sarsıyor...

SAMI KOHEN MILLIYET 05/05/2004

Papadopulos "hayır" deme nedenlerini açıkladı

 

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 24 Nisan'daki referandumda Rum kesiminin hayır deme nedenlerini yabancı hükümetlere açıklamak için 11 maddelik gizli bir memorandum hazırladı. Gizli belgedeki maddeler Rumların Annan Planı'ndaki değişiklik önerilerinden oluşuyor.

Rum Politis gazetesi, ''Tasos'un 11 Maddesi. Annan Planıyla İlgili Gizli Memorandum'' başlığıya verdiği habere göre, Papadopulos'un söz konusu gizli memorandumu, yabancı hükümetlerin, Rum tarafının 24 Nisan'daki referandumda Annan planını neden reddettiğine ilişkin bilgilendirilmesi amacıyla hazırlandı. 

Rum Ulusal Konseyi'nin, Papadopulos'un ''gizli memorandumundan'' haberdar olmadığı yolunda bilgiler bulunduğuna dikkat çekilen haberde, Papadopulos'un Annan planını Kıbrıs sorununa çözüm olarak kabul edebilmesi için, planın 11 noktasında çok önemli değişiklik talebinde bulunduğu, bu maddelerin 3 sayfada toplandığı belirtildi. 

Haberde, Papadopulos'un ''gizli memorandumunda'', Annan planının Rum tarafında düzenlenen referandumda reddedilmesinin nedenleri şu başlıklarla özetlendi: 

1- Türk askerinin ebediyen adada kalması, 
2- Türk garantörlüğünün, tek taraflı müdahale hakkıyla birlikte devam etmesi, 
3- Anlaşmanın hayata geçirilmesindeki ve özellikle Türkiye ile işbirliği yapılmasını gerektiren konulardaki zorluklar, 
4- Onbinlerce 'yerleşiğin' adada kalması, 
5- 'Yerleşiklerin' referanduma katılma hakkı olması, 
6- Türk vatandaşlarının Kıbrıs'a göç etmesinin devamı, 
7- Annan planında önerilmekte olan devlet modelinin işleyebilir olmayışı, 
8- Temel insan haklarının uzun vadeli ihlal edilmesi, 
9- Göçmenlerin geri dönüşlerinin güvenli olmayışı, 
10-' İşgalin' oldu bittilerinin bedelinin özde Rumlar tarafından ödenmesi, 
11- Kıbrıs'ın Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'na katılmayışı.

Gazeteye göre, Papadopulos'un ''gizli memorandumunda'' şu ifadelere de yer verildi: 

''Üzerinde uzlaşılmış prosedürün sonunda planın BM Genel Sekreteri tarafından kesinleştirilmesi perspektifi, özlü müzakereye antiteşvik olarak ortaya çıktı. Bütün üçüncü taraflar, Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını karşılama çabası üzerinde yoğunlaştılar. Buna paralel olarak Rumların da planı onaylamaya ikna edilmesi gerektiğini gözardı ettiler.
Uluslararası camianın, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir bölümünün Türkiye tarafından 'istila' ve 'işgalinden' ve Türk askerinin 30 yıllık 'işgalinin' Kıbrıslı Türklerin ve Rumların siyasi ayrıma zorlanmasından başka bir şey olmayan Kıbrıs sorununun nedenlerini derinlemesine incelemesi gerekir.'' 

''PAKET, RUMLARIN ONAYLAMAYACAĞI ÖNGÖRÜLER İÇERİYOR''

''Taraflara sunulan nihai paketin, Kıbrıslı Rumların onaylayamayacağı öngörüler içerdiği'' kaydedilen haberde, Papadopulos'un ''gizli memorandumunda'' yer alan 11 maddenin açılımıyla ilgili şu ifadeler kullanıldı: 

- Kıbrıslı Rumlar, Türk askerinin, Türkiye'nin AB'ye olası üyeliğinden sonra bile ebediyen kalmasını kabul etmedi. Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs'ın bağımsızlığını takip eden 1960 Anlaşması'yla kıyaslandığında, Garanti Anlaşmaları'nın tayin edilmemiş bir zamana vegenişletilmiş şekilde devamını kabul etmedi. 

- Kıbrıslı Rumlar, anlaşmanın uygulanmasının şüphe kaldırmaz şekilde gerçekleştirileceği garantisini içermeyen ve bunun haricinde, Türkiye'yle işbirliği yapılmasını gerektiren maddeler de içeren bir anlaşmayı reddetti. 

- Kıbrıslı Rumlar resmi teyitlere rağmen, Kıbrıslı Türklerle evlenmiş olanlar veya Kıbrıs'ta doğmuş olanlar ve 4 yıl içinde vatandaşlık edinme perspektifi ile daimi ikamet sağlayacak olan 20 binkişi haricinde 45 bin Türk 'yerleşiğin' neden adada kalacaklarını anlamakta güçlük çekiyor. Buna ek olarak, KKTC'nin seçmen listesinde çoğunluğu oluşturan bütün Türk 'yerleşiklerin' referandumda oy kullanmalarına neden izin verildiğini de anlamakta zorlanıyorlar. 

- Kıbrıslı Rumlar, temel haklarını net şekilde ihlal eden veya uzunvadeli şekilde erteleyen hükümler içeren planı reddetti. 

- Kıbrıslı Rumlar, göçmenlerin çoğunluğunun güvenlik içinde geri dönme hakkını öngörmeyen bir planı onaylamadı. Yine, mülkiyet hakkınınkullanılmasına ilişkin ve mülkiyet hakkının edinilmesi konusunda çok sayıda şartlar içeren karmaşık mekanizma, gerçekten işleyeceği konusunda ikna edici olamadı. 

- Kıbrıslı Rumlar, hava ve deniz limanlarını Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası çerçevesinde AB'nin kullanımına sunmaması için, Türkiye ve Yunanistan'ın rızasını öngören maddeler içeren bir planı reddetti.'' 

 (aa)

HURRIYET 05/05/2004

Atina'ya 'emrivaki yapmayın' uyarısı

Nur BATUR / ATİNA

Başbakan Erdoğan’ın yarınki Yunanistan ziyareti öncesinde Ankara, Atina’yı atanmış müftüleri başbakanın karşısına çıkarıp emrivaki yapmaması konusunda uyardı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan’a yapacağı resmi ziyarete yarın başlarken, Ankara, Batı Trakya Türk azınlığının tanımadığı atanmış müftüleri başbakanın karşısına çıkartmaması için Atina’yı uyardı.

Ankara’nın bu uyarısıyla gözler, Erdoğan’ın eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’dan 51 yıl sonra Gümülcine’ye yapacağı ziyarete çevrildi. Uyarıya rağmen, atanmış müftülerin, Erdoğan’ın programına emrivakiyle sokulmaya çalışılmaları ve Makedonya Trakya Bakanı’nın Başbakan onuruna vereceği yemeğe davet edilmeleri ziyarete gölge düşürecek.

NİYE UYARDILAR

Ankara’nın bu uyarısına yol açan emrivaki geçen yıl Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün resmi ziyareti sırasında yaşandı. Dönemin Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Gül’e tatsız bir sürpriz yapıp, ilişkilerde yıllardır gerginliğe yol açan atanmış müftüleri, akşam yemeğine davet etti. Atanmış müftüler, Gül’ün yanına gelince hava bir anda gerildi ancak Gül nezaketini bozmayıp müftülere merhaba dedi. Papandreu’nun müftüleri yanına alarak Gül’le fotoğraf çektirmesi Ankara’nın sert tepkisine yol açtı. Gül’ün ayrılmasından sonra Atina’nın bu hareketi protesto edildi. Yunanistan, Lozan Anlaşması’na aykırı olduğu halde Türk azınlığın müftü seçme hakkını kullanmasına izin vermiyor ve müftüleri kendi atıyor.

Kostas’ın evinde yemek

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve eşi Nataşa’nın Erdoğan çitfini yarın Rafina’daki evlerinde akşam yemeğinde konuk etmesi bekleniyor. Erdoğan cuma sabahı resmi görüşmelerine Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos’u ziyaret ederek başlayacak. Öğleden sonra Atina Belediye Başkanı Dora Bakoyannis Atina’nın altın anahtarını Erdoğan’a verecek ve bir madalya takacak. Erdoğan, Gümülcine’ye 8 Mayıs sabahı geçecek.

Ana dili Türkçe azınlık balonu

To Vima gazetesi dün Erdoğan’un jest yapıp Batı Trakya’daki Türk azınlığı ‘ana dili Türkçe olan azınlık’ diye tanımlayacağı, bu konuda diplomatik uzlaşma sağlandığını yazdı. Ancak Türk kaynaklar böyle bir anlaşma olmadığını, Erdoğan’ın ‘Türk soydaşlarla kucaklaşmak için Batı Trakya’ya gittiğini’ söylediler. Ayrıca Başbakan’ın Heybeliada ruhban okulunun açılışını açıklayacağı yolundaki haberleri de yalanladılar. 

 

 

HURRIYET 05/05/2004

Rumlar, Türkiye’ye Kıbrıs şartı için uğraşıyor

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Rum lider Tasos Papadopulos, Annan planını yeniden görüşerek Rumlar lehine iyileştirmeler istediklerini belirterek, ‘Aralık ayına kadar bir gelişme beklemiyorum. Annan planında bizim lehimize iyileştirmeler ve uygulama alanında gerekli güvenceler istiyoruz. Bir süre sonra yeni müzakere girişiminde bulunacağız’ dedi.

Papadopulos’un bu sözleri Rumların Türkiye’nin müzakere tarihinin ele alınacağı Aralık ayındaki AB zirvesi dolayısıyla bu konuda şart öne sürebileceği şeklinde yorumlandı. Papadopulos, Dublin’deki törende AB liderlerinin tümünün Rum toplumunun kararına saygı gösterdiğini bir tek Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox’un kızgınlığının sürdüğünü söyledi.

 

 

 

HURRIYET 05/05/2004

Denktaş'tan Erdoğan'a Rumları tanıma konusunda destek

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erdoğan'ın Rumları tanıma yönündeki sözlerine destek çıkarak "KKTC'yi tanımış olan Türkiye, o sınırların ötesindeki Rum devletini de tanırsa bence iyi olur, kötü olmaz" dedi. Denktaş, ''AB'ye üye olan Kıbrıs değil, Kıbrıs'ın Rumudur, bu üyelikle kuzey etkilenmez, etkilenmeyecektir'' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş'a, Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle, GAZÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Filiz tarafından, ''Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı'' nda fahri doktora diploması takdim edilip, cüppe giydirildi. 

Cumhurbaşkanı Denktaş, törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs meselesinin gayet kolay halledilebilecek bir mesele olmasına karşın, Rumların halledilmesini istemediğine dikkat çekti. 

"AB'YE ÜYE OLAN KIBRIS DEĞİL, KIBRIS'IN RUMUDUR"

Kıbrıs davasının dünyaya daha iyi anlatılması gerektiğini kaydeden Denktaş, şöyle konuştu: 

''AB'ye üye olan Kıbrıs değil, Kıbrıs'ın Rumudur. Bu üyelikle kuzey etkilenmez, etkilenmeyecektir. Dünyaya bunu anlatmalıyız. Uluslararası anlaşmalar çiğnenerek yapılmış bir müracaat neticesinde, uluslararası anlaşmalara göre, meşru hükümeti olmayan Rum idaresi üyelik başvurusunu Türkiye'nin haklarını ortadan kaldırmak için yapmıştır. 

Kıbrıs'ın tümü, Türkiye'siz bir yere gidemez. Türkiye, direnebilirse, diretebilirse bu işin içinden yine çıkabiliriz diye düşünüyorum. Başka yol görmüyorum. İnşallah öyle olacaktır. Öyle olmasını temenni ediyorum.'' 

DENKTAŞ'TAN ERDOĞAN'IN SÖZLERİNE DESTEK

Cumhurbaşkanı Denktaş, direnmeye devam edeceklerini kaydederek, şöyle devam etti: 

''Tekrar ediyorum, masada bir milli davayı müdafaa eden kişilere hakaret etmek suretiyle, onları uzlaşmazlıkla suçlamak suretiyle, hatta Türkiye'ye kötülük yapmak için mahsus direniyorlar diyerek en büyük ithamda bulunmak suretiyle direncimizi ve savunmamızı ortadan kaldırmak isteyenlere karşı şehitlerimiz gibi (biz yok edilinceye kadar varız) deme mecburiyetindeyiz. 

Geçenlerde Başbakan (Bütün Dünya Kıbrıs'ı Tanıyor, Biz Tanımamışız, Ne Olur) gibi bir laf etti. Bu, bazı yerlerde tenkide uğradı. KKTC'yi tanıyan, tanımaya sonuna kadar devam edecek olan anavatan Türkiye'nin hangi ülkeyi tanıyıp tanımayacağına ilişkin kararı kendine aittir. Rumun Kıbrıs'ının sınırları bizim sınırımızda sona erer. 

KKTC'yi tanımış olan Türkiye, o sınırların ötesindeki Rum devletini de tanırsa bence iyi olur, kötü olmaz. Varsın Rum düşünsün. Öyle bir tanımayı kabul edecek mi? etmeyecek mi? Ben diyorum ki; bu yapıldığı takdirde Türkiye, KKTC'yi de tanıyorum, seni de tanıyorum dese, bu meselenin çözümünde büyük bir adım olacaktır. Rum'un bütün Kıbrıs'ın hükümetiymiş gibi (bizi tanıyın davetine) en büyük tokat, en büyük cevap olacaktır. Bu, ben seni tanırım ama olduğun yerde tanırım,bu tarafa geçemezsin demek olur.'' 

 

HURRIYET 05/05/2004

Le Monde: AB, Kıbrıs'ta kendi ilkelerini ihlal etti

 

Paris

Le Monde gazetesi, ''Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum kesiminin tam üyeliğe kabul edilmesiyle AB'nin kendi ilkelerine de aykırı hareket ettiğini'' yazdı.

Fransa'da yayınlanan Le Monde gazetesinin Brüksel Büro Şefi Arnaud Leparmentier tarafından kaleme alınan makalede, AB liderlerinin, Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum kesiminin üyeliğini kabul ederek ayrıcalık yaptıkları belirtildi ve AB'nin bu kararla kendi prensiplerinden de geri adım attığı kaydedildi. 

    

''TÜRKİYE HAYAL EDİLEMEYECEK GELİŞMELER SAĞLADI''

    

Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili gelişmelere atıfta bulunulan makalede, ''AB liderlerinin, 1999 yılında Türkiye'nin adaylığını resmen kabul etmelerinden sonra Türkiye'nin hayal edilemeyecek gelişmeler sağladığı'' kaydedildi. 

   

''Avrupa kıtasının İslam ile Batı arasında bir medeniyetler çatışmasına karşı çıkmak istediği'' belirtilen makalede, ''Bu stratejinin de ortaya bir fatura çıkardığı'' ifade edildi. 

   

Makalede, birlik anayasasını hazırlamakla yükümlü Avrupa Konvansiyonu Başkanı (eski Fransa Cumhurbaşkanı) Valery Giscard d'Estaing'in, ''Türkiye'nin üyeliği, AB'nin sonu olur'' açıklaması hatırlatılarak, ''Genişlemeyle birlikte, Türkiye olsa da, olmasa da AB'nin şimdiden ruhu değişti'' denildi. 

   

Le Monde, bir Fransız diplomatın, ''Son genişlemeyle Avrupa federal devleti, Avrupa birleşik devletleri hedefleri de öldü. Avrupa'nın gerçek tarihi tablosu bu muydu?'' yorumuna yer verdi.

 (aa)

HURRIYET 05/05/2004

Talat: ABD, KKTC'ye izolasyonun kaldırılmasına çalışıyor

New York

ABD'deki temasları çerçevesinde New York'taki BM binasında ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşen KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'nin, KKTC'ye uygulanan izolasyon politikaları ve ambargonun kaldırılması için teknik ve yasal bir çalışma yaptığını ve bu çalışmanın neticelerini ilerleyen günlerde açıklayacaklarını söyledi.

Yaklaşık yarım saat süren görüşmeye basın mensupları alınmazken, Talat ve Powell, görüşme sonrasında el sıkışarak basına görüntü verdi.

 

Görüşmenin son derece olumlu geçtiğini belirten Talat, "Kıbrıs Türk toplumu, yapılan referandumda çözümden yana tavır koyarak üzerine düşeni yapmıştır. Şimdi sıra uluslararası toplumun üzerine düşeni yerine getirmesi ve KKTC'ye uygulanan ambargo ve izolasyonu kaldırmasındadır. Son gelişmelerle artık adil olmayan izolasyonun kaldırılması gerektiğini uluslararası toplumun da anladığına inanıyorum. Zaten Powell ile yaptığımız bu görüşme de bunun bir ispatı" dedi.

 

Görüşmede, bir toplumun başka bir toplum tarafından alınan bir karar ya da olumsuz bir tavırdan dolayı cezalandırılamayacağını belirttiğini ifade eden Talat, Powell'ın bu durumu "iyi anladığını" söylediğini kaydetti.

 

ABD, KKTC'YE DİPLOMATİK VE EKONOMİK JESTLERE HAZIRLANIYOR

 

Bu arada ABD'nin KKTC'nin Annan planını desteklemesinden ötürü ''ekonomik ve diplomatik jestlere'' hazırlandığı ve bunun ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell tarafından, görüştüğü KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'a iletildiği bildirildi. 

   

AP'nin haberine göre bir Amerikalı yetkili, görüşmeden sonra verdiği bilgide, Powell'in Talat'a, ''Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun hafifletilmesini amaçlayan ABD destek paketinin Başkan George Bush yönetimince yakında açıklanacağını bildirdiğini'' söyledi. 

   

Powell'ın, ''ABD, adımlarını AB ile koordineli atacak'' dediği de ifade edildi.

 (aa)

 

 

HURRIYET 05/05/2004

Annan'la başlangıç

 Annan'a 'Kuzey Kıbrıs'a tecritin kaldırılması gerek' mesajını ileten Talat, 'Güney'in, Kuzey için karar verme hakkı olamaz' dedi. Talat dün akşam da Powell'la buluştu

05/05/2004 RADIKAL

AA - NEW YORK - ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın davetlisi olarak Amerika'yı ziyaret eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, temaslarına önceki gece BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşerek başladı. Talat, Annan'a "Kuzey'e uygulanmakta olan haksız ve adaletsiz ambargo ve izolasyon kaldırılmalı. Güney, Kuzey hakkında karar veremez. Kıbrıs Türkü'nü tecrit altında tutma yetkisi başka bir toplumun olmamalı" mesajını verdi. BM Genel Sekreteri'nin de 'Türk tarafının durumuyla yakından ilgili olduğu ve sempatiyle baktığı' belirtildi.

'Bu bizim hakkımız'
Talat, Annan'la yarım saat süren görüşmesi sonrası "Rum Toplumu 'Hayır' diyerek bölünmeyi sürdürmek tavrını takınmıştır. Ancak bu tavrı sadece kendisini bağlamalı, bizi değil" dedi. "Kıbrıs Türkü'nü izolasyon altında tutma yetkisi bir başka toplumun olmamalıdır. Genel Sekreter'e bunu anlatmaya çalıştık" ifadelerini kullanan KKTC Başbakanı, Annan'ın da bunu anladığını sandığını söyledi. Kıbrıs Türk halkının büyük mücadele vererek çözümden yana olduğunu ortaya koyduğunu belirten Başbakan, "Haksız tecrit politikasının kaldırılması, uçuşların doğrudan KKTC'ye yapılması, ticaretin serbest bırakılması, uluslararası spor müsabakalarının yapılabilmesi olanaklarının yaratılması lazım. Bu bizim hakkımız" diye konuştu. Talat, Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne yakında rapor sunacağını belirtip, "Çok büyük ihtimalle gerçek durumu yansıtacak. Bu da bizim lehimize olduğuna göre endişe edecek bir durum yok" dedi.
KKTC Başbakanı dün gece kendisini ABD'ye davet eden Powell'la buluşarak, ABD'nin hazırladığı Kuzey'e tecriti kaldırma paketini ele aldı. Talat, hafta sonuna kadar Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde ile Kongre'de görüşecek, düşünce kuruluşları Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi CSIS ile Heritage Vakfı'nda toplantılara katılacak, IMF ve Dünya Bankası yetkilileriyle buluşacak.

Rumları AİHM korkusu sarıyor

05/05/2004 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıslı Türklerin, 1974'te Güney Kıbrıs'ta bıraktıkları servetlerinin iadesi veya tazminat talepleri konusunda izleyecekleri hukuki yolu öğrenmek için Rum avukatlara başvurması ve ABD'nin konuyla ilgilenmesi Rum Yönetimi'ni telaşlandırdı. Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu, Türklerin servetlerinin iadesi için adli makamlara başvurma hakları olmadığını iddia ederek, "Rumların Kuzey'deki servetleri bugün Türklerin elindedir. Dolayısıyla Güney'deki servetlerini talep etmelerinin hiçbir yasal yönü bulunmamaktadır" dedi.

'Rum Yönetimi tazminat ödeyebilir'
ABD Büyükelçisi Michael Closon'ın, Hristu'ya bu konuda ne yapmayı düşündüklerini sorduğu belirtiliyor. Diplomatik gözlemciler, Kıbrıslı bir Türk'ün AİHM'de 'Kıbrıs Cumhuriyeti' aleyhinde dava açması halinde hem Rum Yönetimi, hem de AB'nin zor duruma düşeceğini belirtiyor. Tanınmış Rum hukukçulardan Ahilleas Dimitriadis, Rum Yönetimi'nin büyük tazminatlar ödeme tehlikesi bulunduğunu belirtirken, "Sorun AB muktesebatı ile değil, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne saygısı ile ilgilidir. Muhtemel bir başvuruda AİHM, Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki ilgili yasanın, sözleşme ile uyumlu olduğuna hükmederse, devlet, Türklere ait servetlerden yararlanıldığı için onca yılın kirasını ödemek zorunda kalacak. AİHM yasanın insan haklarını ihlal ettiğine karar verirse o zaman da hem onca yılın kirası hem de Kıbrıs sorunu çözülse de çözülmese de Türklere servetlerini iade etmek zorunluluğuyla karşı karşıya kalacak" dedi.

DİSİ liderine saldırdılar

05/05/2004 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs Rum Kesimi'nde muhalefetteki DİSİ partisinin 'Evetçi' lideri Nikos Anastasiadis'in Limasol'daki iki katlı evine el bombası atıldı. Saldırıda maddi hasar oluşurken polis saldırganı arıyor.
Anastasiadis saldırının 'demokrasinin temellerine mayın' olduğunu söyledi. Referandumda DİSİ'lilerin üçte ikisinin oyu 'Hayır' olsa da 'Evet' kanadında yer alan Anastasiadis, Rum lideri Tasos Papadopulos'u, halkı kandırdığı ve medyayı susturduğu gerekçesiyle AB'ye şikâyet etmişti.

ABD: Yeni lider Talat'tır

POWELL, "SAYIN BAŞBAKAN" DEDİ... Anadolu Ajansı'nın haberine göre, ABD yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi, "Washington'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak artık Cumhurbaşkanı Denktaş'ı değil, Başbakan Mehmet Ali Talat'ı kabul ettiğini" söyledi. Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, New York'ta BM'de önceki gün yapılan toplantıda bunun ilerisine de geçerek, Talat'a "sayın başbakan" diye hitap ettiğini kaydetti

ULUSLARARASI ÖRGÜTLER İÇİN KKTC'YE YEŞİL IŞIK... Amerikalı yetkili, KKTC'nin Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, UEFA ve İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) de dahil olduğu uluslararası örgütlerde temsil edilmesini Washington'ın tamamıyla desteklediğini bildirdi. Söz konusu yetkili, bu temsilin üyelik ya da katılım şeklinde kuruluşa göre değişebileceğini belirterek, "Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası kuruluşlara katılımını destekliyoruz" dedi

l ADIM ADIM TECRİTE SON... Aynı yetkili, Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan adımların, aşama aşama yürürlüğe konulacağını, bunların bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da rapordan sonra gelebileceğini belirtti. Yetkili, "Aslında adımlar başladı. Powell-Talat görüşmesi bunun parçasıydı" dedi

l EKONOMİK YARDIM İÇİN FORMÜL ARANIYOR... ABD'nin plan çerçevesinde KKTC'ye ekonomik yardımda bulunmak için formül aradığı da belirtildi. Böyle bir ekonomik yardım için ABD Kongresi'nin onayı gerekiyor. Washington'daki gözlemciler, Talat'ın başkent Washington'da kongre yetkilileriyle görüşmelerinin bu açıdan önem taşıdığına işaret ediyorlar

 

 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi, KKTC'nin Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, UEFA ve İslam Konferansı Örgütü'nün de dahil olduğu uluslararası örgütlerde temsil edilmesini Washington'ın tamamıyla desteklediğini bildirdi.

Adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, A.A'ya yaptığı açıklamada, bu temsilin üyelik ya da katılım şeklinde kuruluşa göre değişebileceğini belirterek, "Bu örgütlere IMF, Dünya Bankası, UEFA, İKÖ dahil mi?" sorusuna karşılık da, "Evet hepsi. Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası kuruluşlara katılımını destekliyoruz" dedi.

Amerikalı yetkili, "Washington'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak artık Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı değil, Başbakan Mehmet Ali Talat'ı kabul ettiğini" de söyledi.

Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, New York'ta BM'de önceki gün yapılan toplantıda bunun ilerisine de geçerek, Talat'a "sayın başbakan" diye hitap ettiğini kaydetti.

Aynı yetkili, Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan adımların, aşama aşama yürürlüğe konulacağını, bunların bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da rapordan sonra gelebileceğini belirtti. Yetkili, "Aslında adımlar başladı. Powell-Talat görüşmesi bunun parçasıydı" dedi.

Öte yandan, ABD'nin plan çerçevesinde KKTC'ye ekonomik yardımda bulunmak için de formül aradığı belirtildi.

Washington, Kıbrıs'ın birleşme planının gerçekleşmesi durumunda geçerli olmak üzere 400 milyon dolarlık bir katkı ayırmıştı. Ancak referandumda Rumların Annan Plan'ını reddetmesinden sonra, bu paranın geçerliliği ortadan kalktı.

ABD yönetimine yakın kaynaklar, bu paranın bir bölümünün KKTC'ye ekonomik yardım olarak verilmesinin düşünüldüğünü ve bunun üzerinde formül arayışının sürdüğünü kaydettiler.

Böyle bir ekonomik yardım için ABD Kongresi'nin onayı gerekiyor.

Washington'daki gözlemciler, Talat'ın başkent Washington'da kongre yetkilileriyle görüşmelerinin bu açıdan önem taşıdığına işaret ediyorlar.

Bir başka Amerikalı yetkili de, A.A'ya, ABD'nin Kıbrıslı Türklerin sıkıntısını azaltmak için almayı planladığı tedbirlerin hepsinin değil, ancak bazılarının kongre onayına ihtiyaç duyacağını söyledi.

Aynı yetkili, bu konular üzerinde çalışmaların sürdüğüne işaret etti.

KIBRIS 06/05/04

Müftüzade, istifa etti

Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade, "vicdan muhasebesi yaptım ve halkın iradesi doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı'ndaki görevimden istifa ettim" ifadesini kullandı. Müftüzade, politikaya atılacağını söyledi

Müftüzade, istifa etti

Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Müftüzade, Kıbrıs Türk halkının, kendi evini düzene koyamadığını, ülkeyi yönetenlerin adaleti sağlayamadığını, devlet dairelerinin politize edildiğini, eşdeğer yasasının yanlı olarak kullanıldığını belirterek, "Bir çözüme hazır olmamız ve çözüm olmazsa devam edemeyeceğimizi bilen bir kişi olarak geleceğe katkı koymak istiyorum" dedi

Müftüzade: 24 Nisan 2004 tarihinde Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu irade konusunda yapmış olduğum değerlendirme ve vicdani muhasebe neticesinde, halkın söz konusu iradesi doğrultusunda daha etkin katkıda bulunabilmek amacıyla mevcut görevimden istifa etmiş bulunuyorum

Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade, görevinden istifa etti. Müftüzade, Kıbrıs Türk halkının, 24 Nisan'da referandumda ortaya koyduğu irade doğrultusunda, daha etkin katkıda bulunabilmek amacıyla, istifa ettiğini belirtti.

Kıbrıs Türk halkının, bugüne kadar, kendi evini düzene koyamadığını, ülkeyi yönetenlerin, adaleti sağlayamadığını, devlet dairelerinin politize edildiğini, eşdeğer yasanının yanlı olarak kullanıldığını belirten Müftüzade, bu haksızlıkları düzenlemek ve çözüme hazır olabilmek için, bundan sonraki süreçte aktif politikaya girmek istediğini söyledi.

Müftüzade, istifa etmesindeki en büyük etkenin, referandumda çıkan yüzde 65'lik "evet" oyu olduğunu da kaydetti.

Müftüzade, KIBRIS TV'de Hüseyin Ekmekçi'nin hazırlayıp sunduğu GÜN ORTASI haber programında soruları yanıtladı. Müftüzade, siyasete atılacağını belirtirken, siyasi tercihini hangi partiden yana kullanacağı yönünde açıklama yapmadı. Yorulduğunu ifade eden Müftüzade, bir süre dinlendikten sonra daha geniş açıklama yapacağını belirtti.

Müftüzade şunları söyledi:

"Bir müddet dinleneceğim. Akla ilk gelen aktif politikaya girmektir. Bunu da yapmak istiyorum. Çünkü bugüne kadar Kıbrıs Türk halkı kendi evini bir düzene koyamadı. Hepimiz biliyoruz ki, bu ülkede adaleti sağlayamadık.

Maalesef bütün devlet dairelerini politize ettik. Eşdeğer yasasını uygulayamadık... Bu haksızlıkları düzeltmek için bir çözüme hazır olmamız için, çözüm olmazsa devam edemeyeceğimizi bilen bir kişi olarak katkı koymak istiyorum."

Halkın yüzde 65'lik iradesi etkili oldu

24 Nisan referandumunda halkın yüzde 65 oranında onay vermesinin aldığı "Cumhurbaşkanlığı'ndan istifa ederek halka dönme" kararında etkili olduğunu belirten Müftüzade şöyle devam etti:

"En büyük etken, halkın iradesi. Ben zaten daha önceden istifa etmeyi düşünmüştüm ama Bakanlar Kurulu'nun bana verdiği müzakere sürecindeki ita amirliği görevimin bitmesini bekledim.

Sayın cumhurbaşkanı şu anda yurt dışında. İstifa nedenlerimi yazılı olarak bildirdim. Görevimden istifa ettiğimi ifade ettim. Henüz görüşemedik ama uygun bir zamanda benimle görüşecektir."

KIBRIS 06/05/04

Talat: Çözüm vizyonumuzu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz

Başbakan Mehmet Ali Talat, Washington'da bir dizi temasta bulundu

Talat: Çözüm vizyonumuzu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz

YOĞUN TEMAS... Başbakan Talat, dün Washington'da düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi'nde (CSIS) konuşma yaptı, IMF Avrupa 1. Bölge Direktörü Deppler ve Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Hyde ile bir araya geldi ve CNN International TV'ye konuk oldu

BU ATMOSFER BOZULMASIN... Talat: Biz çözüm vizyonunu halen devam ettiriyoruz ve hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Şimdi Kıbrıs Türk tarafında çözüm yönünde olumlu bir siyasi atmosfer var. Ancak bu siyasi atmosfer, uluslararası toplumun izolasyonu devam ederse sonsuza kadar sürmeyebilir. Bu fırsatı, uluslararası toplumun da başını ağrıtan bu sorunun çözümü için kullanmak istiyoruz

 

Başbakanı Mehmet Ali Talat, "birleşmiş bir Kıbrıs", "Kıbrıs'ta çözüm" vizyonlarını hiçbir zaman kaybetmeyeceklerini vurguladı ancak, referandumda "evet" oyu veren Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna zaman içinde son verilmezse çözüm için Kıbrıs Türk tarafında yakalanan olumlu siyasi atmosferin devam etmeyebileceği uyarısında bulundu.

Talat, New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüştükten sonra dün Washington'da düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi'nde (CSIS) konuşma yaptı, IMF Avrupa 1. Bölge Direktörü Deppler ve Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Hyde ile bir araya geldi ve CNN International TV'ye konuk oldu.

Talat, CSIS'te yaptığı konuşmada, "Biz çözüm vizyonunu halen devam ettiriyoruz. Şimdi Kıbrıs Türk tarafında çözüm yönünde olumlu bir siyasi atmosfer var. Ancak bu siyasi atmosfer, uluslararası toplumun izolasyonu devam ederse sonsuza kadar sürmeyebilir. Bu fırsatı, uluslararası toplumun da başını ağrıtan bu sorunun çözümü için kullanmak istiyoruz" dedi.

ABD'den umut verici, yapıcı yanıt

Kıbrıs Türklerine uygulanan uluslararası izolasyonu kaldırmanın, Kıbrıslı Rumları da çözüme zorlayacağını kaydeden KKTC başbakanı, New York'ta ABD Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmesini, "çok yapıcı ve umut verici" olarak niteledi.

Powell'ın, Kıbrıslı Türklerin çözüm çabalarını ve kararlı tutumunu tebrik ettiğini söyleyen Talat, kendisinin de Powell'a, Kıbrıslı Türklerin davasına destek olması ve izolasyonun kaldırılması talebini ilettiğini anlattı.

Talat, "ABD'den çok umut verici, çok yapıcı bir yanıt aldım. Bizim çok mütevazı beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu görüşmeden sonra ilerledi" dedi.

Kuzey Kıbrıs'ta, izolasyonun sona ermesi yönünde büyük bir beklenti bulunduğuna işaret eden Talat, "Benden somut sonuçlar soruyorlar. Belki henüz somut bir şey yok, ama yakın gelecekte bir şeyler elde edeceğimizi umuyorum" diye konuştu.

ABD'den beklentilerinin sorulması üzerine Talat, atılması gereken adımları sıralamak yerine neye ihtiyaçları olduğunu ifade ettiklerini belirtti ve ilk önceliğin, KKTC'ye uçuş kısıtlamasının kalkması olduğunu ifade etti.

Talat, bunun gelişmekte olan turizm sektörüne destek olacağını ve KKTC için büyük önem taşıdığını kaydetti.

KKTC pasaportlarıyla sadece ABD, İngiltere ve Fransa'ya seyahat edebildiklerini, başka ülkelere seyahat için Türkiye'nin pasaportunu kullandıklarını hatırlatan Talat, bu durumun değişmesinin, uluslararası toplumun desteğiyle sağlanabileceğini belirterek, "Dünyanın en büyük gücü olarak Amerika, izolasyona son verilmesinde yardım edebilir" dedi.

KKTC'nin, bir "realite" olarak uluslararası toplumdan dışlanmaması gerektiğini söyleyen Talat, AB'nin KKTC'ye vermeyi kararlaştırdığı 259 milyon euroluk yardımın izolasyon devam ederken sadece kısa dönemli çözüm getireceğini belirtti.

Talat, "İzolasyonu bitirmeden bu sadece bir yardım olarak kalacak. İzolasyon bitmeden biz yatırımlarımızı, ekonomimizi geliştirme şansı bulamayacağız. Biz çok şey beklemiyoruz. KKTC'nin tanınmasını talep etmiyoruz. Sadece izolasyonun sona erdirilmesini ve dünyaya açılmayı istiyoruz. Çözüm vizyonumuzu kaybetmiyoruz. Biz, adanın birleşmesini istiyoruz" diye konuştu.

ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm durumunda ayırdığı 400 milyon dolarlık yardım konusundaki bir soruya karşılık Talat, bu yardımın çözüm koşuluna bağlı olduğunu, ancak mevcut durumda bu paranın en azından bir kısmının KKTC ekonomisine katkı için ayrılması konusunu da Amerikalı yetkililerle görüşeceklerini söyledi.

Talat, KKTC'ye malların Yeşil Hat'tan Güney Kıbrıs üzerinden aktarılması yönündeki düzenlemenin kendilerini tatmin etmediğini, KKTC'nin kendi liman ve havayollarını da kullanmak istediğini belirtti.

Mehmet Ali Talat, "Limasol'dan mal beklemek, Kuzey Kıbrıs'taki ekonomik faaliyetlere destek vermeyecektir. Örneğin Mağusa limanı kullanılabilir" dedi.

İKÖ'ye üyelik

KKTC'nin politikalarının Türkiye ile eşgüdümlü olduğunu belirten Talat, İslam Konferansı Örgütü'ne (İKÖ) üye olmak istediklerini söyledi.

Talat, bu örgütün konferansına "Müslüman Kıbrıs Türk toplumu" olarak davet edildiklerini, ancak Kıbrıs Türklerinin bunun ötesine geçtiğini kaydetti.

Talat, "Bizim bir devletimiz var. Demokrasimiz var. Referandumda da demokrasimizi kanıtladık" diye konuştu.

Annan Planı'nın geleceği için yargıda bulunmak istemediğini söyleyen Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporunu hazırlamakta olduğunu ve yeni öneri getirip getirmeyeceğini bilmediğini bildirdi.

Talat, New York'ta görüştüğü zaman Annan'a bu konuyu sorduğunu ve henüz konuyu değerlendirmekte olduğu izlenimini edindiğini belirtti.

Kuzey Kıbrıs için Annan Planı'nın yeniden müzakere edilmesinin mümkün olmadığını söyleyen Talat, bu planın çok uzun süre müzakere edildiğini ve uzlaşma sağlandığını kaydetti.

Türkiye'nin Rum tarafını tanıması

Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimini tanımasının, KKTC'nin varlığını artık tanıyamayacağı anlamına geldiğini söyleyen bir katılımcıya karşılık Talat, bunun önemli bir mesele olduğunu, ancak Türkiye'nin Rum kesimini tanımasının, KKTC'yi tanımaması anlamına geleceğini sanmadığını söyledi.

"Kıbrıslı Türklerin adanın bölünmesinde sorumluluğu yok" diyen Talat, Rum kesimini tanıma kararının, Türkiye için kolay bir karar olmayacağını da kaydetti.

Talat, IMF ve Dünya Bankası yetkilileriyle de Washington'da görüşeceğini belirterek, uluslararası kuruluşlarla temasta bulunmaları gerektiğini ifade etti.

KKTC Başbakanı, Annan Planı üzerinde müzakereler sürerken bu kuruluşlarla, teknik yardım, rehabilitasyon, ekonomi konularında görüşmelerde bulunduklarını da hatırlattı.

Erken seçim

Talat, Demokrat Parti'den iki milletvekilinin istifa etmesinin ardından azınlık hükümeti olarak kaldıklarının hatırlatılması üzerine, hükümetin gücünün halktan geldiğini belirtti.

Talat, KKTC'ye döndüğü zaman konuyu ele alacağını ve anlaşma sağlamaya çalışacağını, aksi takdirde erken seçime gidilmek zorunda kalınacağını söyledi.

Talat, "Bu iyi bir gelişme değil. Şu anda izolasyondan kurtulma çabası varken, erken seçim zor olur. Birinci önceliğimiz, izolasyonun sona erdirilmesi" dedi.

"Şu sıralar erken seçime gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı olacağını" ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri bulunduğunu, ancak şu aşamada erken seçimi düşünmek istemediklerini kaydetti.

Talat, Deppler ve Hyde ile görüştü

Talat, Washington temasları sırasında, IMF Avrupa 1. Bölge Direktörü Deppler ve Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Hyde ile bir araya geldi

Washington'da temaslarına devam eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Kuzey Kıbrıs'ın, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF), para politikaları ve bankacılık sisteminin iyileştirilmesi benzeri konuları içeren teknik yardım alacağını söyledi.

Washington'da dün IMF Avrupa 1. Bölge Direktörü Michael Deppler ile IMF merkezinde yaklaşık 1.5 saat görüşen Talat, görüşmeden sonra bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.

Talat, IMF yetkilileriyle, Annan Planı müzakereleri devam ederken adada sürece ilişkin görüşmelerde bulunduklarını hatırlatarak, dünkü toplantının, bu geçmiş temasların devamı niteliğinde olduğunu kaydetti.

Mehmet Ali Talat, bu görüşmenin ardından "verilen sözlerin yerine getirileceğini" öğrendiklerini belirtti.

Talat, Kuzey Kıbrıs IMF'ye üye olmadığı için doğrudan yardımın söz konusu olamayacağını belirterek, IMF yetkililerinin, teknik yardım konusunda sorun olmadığını söylediklerini kaydetti.

Hyde görüşmesi

ABD kongresinde dün Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde ile de bir araya gelen Talat, kongredeki bu görüşmede, KKTC'ye izolasyonun kaldırılması ve direkt uçuşların yapılması konusundaki görüşlerini ortaya koyduklarını ve "büyük sempatiyle karşılandıklarını" söyledi.

Talat, "Kongrede bize 'izolasyon kötü bir şeydir, hiçbir türünü kabul etmemiz mümkün değildir. Ne yapacağımıza tartışarak karar vereceğiz. Ancak mutlaka bir şey yapmamız gerektiğini biliyoruz, haklısınız' diyorlar. Bu bizim için önemli, yeni bir durum" dedi.

KKTC Başbakanı Talat, Kuzey Kıbrıs'ın daha önce adeta izolasyondan kendisi sorumluymuş gibi muamele gördüğünü, ancak kongredeki tutumun ardından ilk defa Kuzey Kıbrıs'a hak verildiğini de söyledi.

ABD'nin, KKTC'ye doğrudan uçuşları başlatmak için kongre kararına ihtiyaç duyup duymadığı sorusuna karşılık Talat, "Sanmıyorum" yanıtını verdi.

Talat, bu konuda yönetimin karar vermesi, tavsiyede bulunması gerektiğini kaydetti.

"Benim anladığım kadarıyla yönetimin de olumlu bir tutumu var.

Özellikle uçuşla ilgili sıkıntıların turizme, ekonomimize getirdiği sıkıntıları anlattığımızda, bunun mutlaka kaldırılması gerektiği yönünde bir görüş yakınlığı görüyoruz" diye konuşan Talat, bunun en erken zamanda olmasını talep ettiklerini ifade etti.

Talat, Amerikalı yetkililere, "AB'yi beklerseniz çok geç kalırsınız" dediklerini ve Amerikan tarafının da bunu "anlayışla" karşıladığını belirtti.

KKTC Başbakanı, "AB gibi karar mekanizması yavaş işleyen bir uluslararası aktörü beklemesi, bana göre doğru bir yaklaşım değil ve bunu da Amerikalılar anlıyorlar" dedi.

Talat, Amerikalıların, KKTC'nin sıkıntılarını hafifletmeye yönelik planı en kısa zamanda açıklayacaklarını da söyledi.

Talat, CNN International'ın konuğu oldu

Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'deki temasları çerçevesinde dün akşam CNN International'ın konuğu da oldu. CNN International muhabirinin sorularını yanıtlayan Talat, Kıbrıs'ta bölünmenin sorumlusunun Kıbrıslı Türkler olmadığını yineledi.

Kıbrıs'ta çözüm vizyonunu hiçbir zaman kaybetmeyeceklerini anımsatan Başbakan Talat, çözüm yönünde böylesine olumlu konuşmasının, Kıbrıslı Türkler ile uluslararası topluluğun istekli oluşuna bağladı.

Talat, CNN International'da şu sorulara cevap verdi:

SORU: Bu aşamadan sonra birleşmiş bir Kıbrıs'ın oluşabileceğine inanıyor musunuz?

TALAT: Evet, bu vizyonu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Her zaman Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi ve Kıbrıs sorununa çözüm taraftarı olduk ve bunu elde edeceğimiz beklentisi içerisindeyiz.

SORU: Bu kadar olumlu olmanızın sebebi nedir?

TALAT: Uluslararası topluluğun istekli oluşu ve Kıbrıslı Türklerin, sorunu çözmedeki istekliliği. Ayrılıkçı olmadıklarını ispatlamış bulunuyorlar. Onlar Kıbrıs sorununun çözümünü, dünya ile kucaklaşmayı, izolasyondan kurtulmayı ve Avrupalı olmayı, Avrupa Birliği ile kucaklaşmayı istiyorlar.

SORU: Peki ABD hakkında konuşacak olursak, ABD ne gibi bir rol üstlenmiş bulunmakta?

TALAT: Aslında ABD'nin bir süper güç ve öncü bir rolü var. AB ile ABD'yi karşılaştıracak olursak, bir organizasyon ile bir devleti, ABD'nin karar alma ve aldığı kararları uygulamaya koyma açısından AB'den daha kolay işleyen bir mekanizması var.

SORU: ABD'nin şimdiye kadar gösterdiği tepkiden memnun musunuz?

TALAT: ABD'den daha fazla gelişmenin gerçekleşmesini bekliyoruz, izolasyonun kaldırılması için daha fazla yardım bekliyoruz. Dünya ile ticaret yapmak, dünyaya açık bir kapı istiyoruz, dünyada dolaşım özgürlüğü ve seyahat özgürlüğü istiyoruz bu yüzden de dünyadan ve ABD'den olumlu tepkiler bekliyoruz.

SORU: BM'nin sunduğu planın ortadan kalkmış olmasının gelecek açısından ne gibi sonuçları olabilir?

TALAT: Elbette ki çok yazık olmuştur. Kıbrıslı Türkler ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Vermiş oldukları taahhütlere sadık kaldılar, uluslararası toplumun istekleri ile paralel hareket ettiler ve bu plan ABD ve AB tarafından desteklenmesine karşın Kıbrıs'ın tümü tarafından kabul edilmemesi çok yazık olmuştur. Kıbrıslı Türkler taahhütlerine sadık kalarak planı %65 ile kabul ettiler ki bunun çok iyi bir oran olduğunu sanıyorum. Bizim dünyadan beklentimiz bizi anlamaları ve bize olumlu yaklaşmaları ve bize izolasyondan kurtulmamız için yardım etmelerini bekliyoruz. Dünyadan ve ABD'den beklentimiz budur.

SORU: Yakın geçmişte olanları göz önüne alırsak, Kıbrıs'taki normal insanlar arasındaki ilişkilerin ne şekilde etkilendiğini düşünüyorsunuz?

TALAT: Ortada bir gücenme var. Kıbrıslı Türkler, Rumların davranışlarından dolayı kırgındırlar. 'Evet'ler ve 'hayır'lar arasında bu kadar büyük bir fark beklemiyorlardı. Aslında Kıbrıslı Rum yurttaşlarının plana 'evet' diyeceklerini düşünüyorlardı çünkü fedakarlıkta bulunan taraf Kıbrıs Türk tarafı idi, insanlarımın üçte biri yer değiştirip mallarını kaybedecekti. Diğer taraftan Rumların kazanacağı şeyler vardı. Bir miktar toprağın yanı sıra eski evlerine dönme hakkını elde edip mallarının üçte birine sahip olma hakkına kavuşmanın yanı sıra kuzeyde yerleşim birimleri oluşturup burada kısıtlama olamadan yaşama imkanına sahip olacaklardı ancak hepsini reddettiler. Adanın yeniden birleşmesini reddettiler. Ne yazık ki bölünme, Kıbrıslı Türklerin takındığı tavır (pozisyonu) yüzünden değil.

KIBRIS 06/05/04

Talat’tan erken seçim sinyali

Başbakan Mehmet Ali Talat, referandumda ''evet'' oyu veren Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna zaman içinde son verilmezse çözüm için KıbrısTürk tarafında yakalanan olumlu siyasi atmosferin devam etmeyebileceği uyarısında bulundu.

Talat, New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüştükten sonra Washington'da düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi'nde (CSIS) yaptığı konuşmada, ''Biz çözüm vizyonunu halen devam ettiriyoruz. Şimdi Kıbrıs Türk tarafında çözüm yönünde olumlu bir siyasi atmosfer var. Ancak bu siyasi atmosfer, uluslararası toplumun izolasyonu devam ederse sonsuza kadar sürmeyebilir. Bu fırsatı, uluslararası toplumun da başını ağrıtan bu sorunun çözümü için kullanmak istiyoruz'' dedi.

''ABD'DEN UMUT VERİCİ, YAPICI YANIT''

Kıbrıs Türklerine uygulanan uluslararası izolasyonu kaldırmanın, Kıbrıslı Rumları da çözüme zorlayacağını kaydeden KKTC Başbakanı, New York'ta ABD Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmesini, ''çok yapıcı ve umut verici'' olarak niteledi.

Powell'ın, Kıbrıslı Türklerin çözüm çabalarını ve kararlı tutumunu tebrik ettiğini söyleyen Talat, kendisinin de Powell'a, Kıbrıslı Türklerin davasına destek olması ve izolasyonun kaldırılması talebini ilettiğini anlattı.

Talat, ''ABD'den çok umut verici, çok yapıcı bir yanıt aldım. Bizim çok mütevazı beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu görüşmeden sonra ilerledi'' dedi.

Kuzey Kıbrıs'ta, izolasyonun sona ermesi yönünde büyük bir beklenti bulunduğuna işaret eden Talat, ''Benden somut sonuçlar soruyorlar. Belki henüz somut bir şey yok, ama yakın gelecekte bir şeyler elde edeceğimizi umuyorum'' diye konuştu.

ABD'den beklentilerinin sorulması üzerine Talat, atılması gereken adımları sıralamak yerine neye ihtiyaçları olduğunu ifade ettiklerini belirtti ve ilk önceliğin, KKTC'ye uçuş kısıtlamasının kalkması olduğunu ifade etti.

Talat, bunun gelişmekte olan turizm sektörüne destek olacağını ve KKTC için büyük önem taşıdığını kaydetti.

KKTC pasaportlarıyla sadece ABD, İngiltere ve Fransa'ya seyahat edebildiklerini, başka ülkelere seyahat için Türkiye'nin pasaportunu kullandıklarını hatırlatan Talat, bu durumun değişmesinin, uluslararası toplumun desteğiyle sağlanabileceğini belirterek, ''Dünyanın en büyük gücü olarak Amerika, izolasyona son verilmesinde yardım edebilir'' dedi.

KKTC'nin, bir ''realite'' olarak uluslararası toplumdan dışlanmaması gerektiğini söyleyen Talat, AB'nin KKTC'ye vermeyi kararlaştırdığı 259 milyon euroluk yardımın izolasyon devam ederken sadece kısa dönemli çözüm getireceğini belirtti.

Talat, ''İzolasyonu bitirmeden bu sadece bir yardım olarak kalacak. İzolasyon bitmeden biz yatırımlarımızı, ekonomimizi geliştirme şansı bulamayacağız. Biz çok şey beklemiyoruz. KKTC'nin tanınmasını talep etmiyoruz. Sadece izolasyonun sona erdirilmesini ve dünyaya açılmayı istiyoruz. Çözüm vizyonumuzu kaybetmiyoruz. Biz, adanın birleşmesini istiyoruz'' diye konuştu.

ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm durumunda ayırdığı 400 milyon dolarlık yardım konusundaki bir soruya karşılık Talat, bu yardımın çözüm koşuluna bağlı olduğunu, ancak mevcut durumda bu paranın en azından bir kısmının KKTC ekonomisine katkı için ayrılması konusunu da Amerikalı yetkililerle görüşeceklerini söyledi.

Talat, KKTC'ye malların Yeşil Hat'tan Güney Kıbrıs üzerinden aktarılması yönündeki düzenlemenin kendilerini tatmin etmediğini, KKTC'nin kendi liman ve havayollarını da kullanmak istediğini belirtti.

Mehmet Ali Talat, ''Limasol'dan mal beklemek, Kuzey Kıbrıs'taki ekonomik faaliyetlere destek vermeyecektir. Örneğin Magosa limanı kullanılabilir'' dedi.

İKÖ'YE ÜYELİK 

KKTC'nin politikalarının Türkiye ile eşgüdümlü olduğunu belirten Talat, İslam Konferansı Örgütü'ne (İKÖ) üye olmak istediklerini söyledi.

Talat, bu örgütün konferansına ''Müslüman Kıbrıs Türk toplumu'' olarak davet edildiklerini, ancak Kıbrıs Türklerinin bunun ötesine geçtiğini kaydetti.

Talat, ''Bizim bir devletimiz var. Demokrasimiz var. Referandumda da demokrasimizi kanıtladık'' diye konuştu.

Annan planının geleceği için yargıda bulunmak istemediğini söyleyen Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporunu hazırlamakta olduğunu ve yeni öneri getirip getirmeyeceğini bilmediğini bildirdi.

ERKEN SEÇİM

Talat, Demokrat Parti'den iki milletvekilinin istifa etmesinin ardından azınlık hükümeti olarak kaldıklarının hatırlatılması üzerine, hükümetin gücünün halktan geldiğini belirtti.

Talat, KKTC'ye döndüğü zaman konuyu ele alacağını ve anlaşma sağlamaya çalışacağını, aksi takdirde erken seçime gidilmek zorunda kalınacağını söyledi.

Talat, ''Bu iyi bir gelişme değil. Şu anda izolasyondan kurtulma çabası varken, erken seçim zor olur. Birinci önceliğimiz, izolasyonun sona erdirilmesi'' dedi.

''Şu sıralar erken seçime gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı olacağını'' ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri bulunduğunu, ancak şu aşamada erken seçimi düşünmek istemediklerini kaydetti.

HALKIN SESI 06/05/04

KKTC’nin atık su sorunu masada

 

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin atık su sorunu, dün düzenlenen uluslararası çalıştayda (work shop) masaya yatırıldı.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) 2004-2005 faaliyet takviminde yer alan “Atık Su İdaresi ve Arıtma Teknolojisi” konulu çalıştaya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ev sahipliği yapıyor.

Gazimağusa’da Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Kampusu’nda dün sabah başlayan ve 7 Mayıs’ta tamamlanacak çalıştaya, Afganistan, Azerbaycan, Pakistan, Tacikistan ve Türkiye’den heyetlerin yanı sıra EİT sekreterliğini temsilen bir de heyet katılıyor.

KKTC’nin dünyada daha iyi anlaşılmaya başlandığı ve izolasyon çemberinden kurtulma çabalarını artırdığı bir dönemde EİT’in KKTC’de düzenlediği uluslararası çalıştayın açılışını Ekonomi ve Turizm Bakanı Ayşe Dönmezer yaptı.

DÖNMEZER: SU SIKINTISI BÜYÜK SORUN

Bakan Dönmezer, çalıştayın açılış töreninde yaptığı konuşmada, uluslararası topluluktan ve özellikle İslam ülkelerinden, Kıbrıs Türk halkına karşı uygulanan yasa dışı kısıtlamalar ile ambargoların kaldırılmasını istedi.

Uluslararası nitelik taşıyan çalıştayın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştirilmesinin kendileri için büyük önem taşıdığını söyleyen Bakan Dönmezer, bu çalışmanın KKTC’nin atık su sorununa çözüm bulunmasına büyük katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.

Dönmezer, diğer ülkelerde olduğu gibi, KKTC’de de su sıkıntısının büyük sorun olduğunu, özellikle atık suların değerlendirilmesi çalışmalarına önem verilmesi gerektiğini belirtti.

KKTC’de arıtma tesislerinin ve bölge sulama sistemlerinin bulunduğunu kaydeden Bakan Dönmezer, Güzelyurt bölgesindeki içilebilir su kaynaklarına deniz suyu karıştığına ve bunun ülkenin tarım, turizm ve sanayi sektörlerini olumsuz şekilde etkilediğine dikkati çekerek, bu sorunun, özellikle su kaynakları oldukça sınırlı olan Kuzey Kıbrıs’ta acil çözüm beklediğini bildirdi.

Dönmezer, atık suların yeniden kullanımının, su kaynakları kıt olan KKTC açısından büyük önem taşıdığını da söyledi.

Bakan Dönmezer, çalıştaya katılan akademisyen ve bilim adamlarının, yeraltı havzaları, sulama sistemleri, arıtma tesisleri ve diğer ilgili konularda değerli görüşleri ve deneyimleriyle KKTC’ye katkı koyacaklarına olan inancını dile getirdi.

“KIBRISLI TÜRKLERİ CEZALANDIRMAK ADİL DEĞİL”

Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen Bakan Ayşe Dönmezer, katılımcılara Ada’da yaşanan son gelişmelere ilişkin ayrıntılı bilgi verdi.

KKTC ve Güney Kıbrıs’ta 24 Nisan’da eş zamanlı olarak yapılan referandum sonuçlarına işaret eden Dönmezer, Annan Planı’nı reddederek Kıbrıs’ta çözüme % 75 oranıyla “hayır” diyen Rum tarafının, buna karşın Avrupa Birliği’ne üye olmasının adaletsizlik olduğunun altını çizdi.

Rum tarafının sergilediği olumsuz tavır, uluslararası topluluk tarafından açıkça görülürken, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürüttüğü Kıbrıs konusunda kapsamlı anlaşma sağlanmasına yönelik çabalarına tam destek veren ve referandumda Annan Planı’na % 65 gibi bir oranla “evet” diyen Kıbrıslı Türklerin ise, AB dışında tutulmasının adil bir yaklaşım olmadığını vurguladı.

Dönmezer, “Kıbrıs Türkleri, kendi paylarına düşeni yaptı. Onları cezalandırmak artık gerçekten de adil değil. Uluslararası topluluğun, BM planını onaylayan Kıbrıs Türk tarafı AB dışında kalırken ve yasadışı kısıtlamalar ve ambargolara maruz bırakılırken, BM planını reddeden Rum tarafının AB üyesi olması gerçeğinden ortaya çıkan adaletsiz durumu düzeltmesi için önlemler almasının zamanının geldiğine inanıyoruz” diye konuştu.

Kıbrıs’ta iki halk arasındaki adaletsiz durumu uluslararası topluluğun yeniden gözden geçireceği ve adil olmayan bu durumu düzeltmek için her katkıyı yapacağı ümidini de dile getiren Bakan Dönmezer, İslam ülkelerine de seslenerek, Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu bu süreçte İslam ülkelerinden öncü rol oynamalarını beklediklerini söyledi.

GENEL SEKRETER YARDIMCISININ KONUŞMASI

Çalıştayın açılışında Bakan Dönmezer’den sonra söz alarak katılımcılara hitap eden EİT Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Sh. Aleskerov,  atık su idaresi ve çalışma teknolojileri hakkında bilgiler verdi. Sulama ve tarımsal amaçlar için alternatif kaynaklar bulunması gerektiğinin altını çizen Aleskerov, “İşte bu çerçevede, atık suların da kullanılabileceğini artık düşünmemiz lazım. Bu, arı su kapasitemizi artıracaktır. Dolayısıyla, atık su idaresi ve bakımında etkinliği artırmak ve maliyeti düşürmek için doğru teknolojiyi ve metodları seçmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Atık suların içilebilir su haline getirilebilmesi için alınması gereken önlemlerin, teknolojinin yanında eğitimden de geçtiğine işaret eden ve bütün dünyadaki arı su kaynaklarının sadece % 8’inin içme suyu olarak kullanıldığını belirten Aleskerov, “Su hayattır. Dünya nüfusunun % 20’si, güvenli içme suyuna erişememe sorunuyla karşı karşıyadır. Arı su kaynaklarımızın % 70’inden fazlası tarımsal amaçlar için kullanılmaktadır. Ancak bu oran bile çiftçiler için yeterli değildir. Dolayısıyla su kullanımının sürdürülebilirliğiyle ilgili modeller üzerinde çalışarak, tarım ve sanayide su kullanımıyla içilebilir su oranını dengelemek ortak mücadelemiz olmalıdır” dedi.

EİT

Türkiye, İran ve Pakistan arasında bölgesel ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği Teşkilatı (RCD) daha sonra şekil ve içerik değiştirerek, 1985’de Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) adını aldı.

EİT, 1992 yılında Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan’ın katılımıyla, üzerinde 300 milyon insanın yaşadığı 7 milyon kilometre karelik alanı kapsayan 10 üyeli bir örgüt haline geldi.

EİT, orta vadede üye ülkeler arasında işbirliğinin gerçekleşmesine yönelik öncelikli hedefler olarak seçtiği ticaret, ulaştırma ve haberleşme ile enerji sektörlerine ağırlık verilmesi stratejisini benimsedi.

KKTC, 28-29 Kasım 1992 tarihlerinde İslamabad’da yapılan Bakanlar Konseyi toplantısında alınan karar uyarınca EİT’in ekonomik, teknik ve kültürel faaliyetlerine katılabiliyor.

Son olarak EİT bünyesinde düzenlenen “Hava ve Deniz Kirliliğinin Kontrolü” konulu seminer, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgizistan ve Pakistan temsilcilerinin katılımıyla 25-26 Ağustos 1998’de Girne’de yapılmıştı.

HALKIN SESI 06/05/04

Çok umut verici sözler aldık

WASHINGTON’DAN İZLENİMLER / Sami Özuslu

Talat, referandumda ''evet'' oyu veren Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna zaman içinde son verilmezse çözüm için Kıbrıs Türk tarafında yakalanan olumlu siyasi atmosferin devam etmeyebileceği uyarısında bulundu

Talat, ''ABD'den çok umut verici, çok yapıcı bir yanıt aldım. Bizim çok mütevazı beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu görüşmeden sonra ilerledi'' dedi.

 

''Şu sıralar erken seçime gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı olacağını'' ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri bulunduğunu, ancak şu aşamada erken seçimi düşünmek istemediklerini kaydetti

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, referandumda ''evet'' oyu veren Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna zaman içinde son verilmezse çözüm için Kıbrıs Türk tarafında yakalanan olumlu siyasi atmosferin devam etmeyebileceği uyarısında bulundu.
Talat, New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüştükten sonra Washington'da düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi'nde (CSIS) yaptığı konuşmada, ''Biz çözüm vizyonunu halen devam ettiriyoruz. Şimdi Kıbrıs Türk tarafında çözüm yönünde olumlu bir siyasi atmosfer var. Ancak bu siyasi atmosfer, uluslararası toplumun izolasyonu devam ederse sonsuza kadar sürmeyebilir. Bu fırsatı, uluslararası toplumun da başını ağrıtan bu sorunun çözümü için kullanmak istiyoruz'' dedi.
     
"ABD'den umut verici, yapıcı yanıt"
Kıbrıs Türklerine uygulanan uluslararası izolasyonu kaldırmanın, Kıbrıslı Rumları da çözüme zorlayacağını kaydeden Talat, New York'ta ABD Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmesini, ''çok yapıcı ve umut verici'' olarak niteledi.
Powell'ın, Kıbrıslı Türklerin çözüm çabalarını ve kararlı tutumunu tebrik ettiğini söyleyen Talat, kendisinin de Powell'a, Kıbrıslı Türklerin davasına destek olması ve izolasyonun kaldırılması talebini ilettiğini anlattı.
Talat, ''ABD'den çok umut verici, çok yapıcı bir yanıt aldım. Bizim çok mütevazı beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu görüşmeden sonra ilerledi'' dedi.
 ABD'den beklentilerinin sorulması üzerine Talat, atılması gereken adımları sıralamak yerine neye ihtiyaçları olduğunu ifade ettiklerini belirtti ve ilk önceliğin, KKTC'ye uçuş kısıtlamasının kalkması olduğunu ifade etti.
KKTC pasaportlarıyla sadece ABD, İngiltere ve Fransa'ya seyahat edebildiklerini, başka ülkelere seyahat için Türkiye'nin pasaportunu kullandıklarını hatırlatan Talat, bu durumun değişmesinin, uluslararası toplumun desteğiyle sağlanabileceğini belirterek, ''Dünyanın en büyük gücü olarak Amerika, izolasyona son verilmesinde yardım edebilir'' dedi.
KKTC'nin, bir ''realite'' olarak uluslararası toplumdan dışlanmaması gerektiğini söyleyen Talat, AB'nin KKTC'ye vermeyi kararlaştırdığı 259 milyon euroluk yardımın izolasyon devam ederken sadece kısa dönemli çözüm getireceğini belirtti.
ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm durumunda ayırdığı 400 milyon dolarlık yardım konusundaki bir soruya karşılık Talat, bu yardımın çözüm koşuluna bağlı olduğunu, ancak mevcut durumda bu paranın en azından bir kısmının KKTC ekonomisine katkı için ayrılması konusunu da Amerikalı yetkililerle görüşeceklerini söyledi.
Talat, KKTC'ye malların Yeşil Hat'tan Güney Kıbrıs üzerinden aktarılması yönündeki düzenlemenin kendilerini tatmin etmediğini, KKTC'nin kendi liman ve havayollarını da kullanmak istediğini belirtti.
Mehmet Ali Talat, ''Limasol'dan mal beklemek, Kuzey Kıbrıs'taki ekonomik faaliyetlere destek vermeyecektir. Örneğin Magosa limanı kullanılabilir'' dedi.
KKTC'nin politikalarının Türkiye ile eşgüdümlü olduğunu belirten Talat, İslam Konferansı Örgütü'ne (İKÖ) üye olmak istediklerini de sözlerine ekledi.
Talat, bu örgütün konferansına ''Müslüman Kıbrıs Türk toplumu'' olarak davet edildiklerini, ancak Kıbrıs Türklerinin bunun ötesine geçtiğini kaydetti.
Talat, ''Bizim bir devletimiz var. Demokrasimiz var. Referandumda da demokrasimizi kanıtladık'' diye konuştu.


Annan Planı

Annan planının geleceği için yargıda bulunmak istemediğini söyleyen Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporunu hazırlamakta olduğunu ve yeni öneri getirip getirmeyeceğini bilmediğini bildirdi.
Talat, New York'ta görüştüğü zaman Annan'a bu konuyu sorduğunu ve henüz konuyu değerlendirmekte olduğu izlenimini edindiğini belirtti.
Kuzey Kıbrıs için Annan planının yeniden müzakere edilmesinin mümkün olmadığını söyleyen Talat, bu planın çok uzun süre müzakere edildiğini ve uzlaşma sağlandığını kaydetti.
     
Türkiye’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanıması
Türkiye'nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” tanımasının, KKTC'nin varlığını artık tanıyamayacağı anlamına geldiğini söyleyen bir katılımcıya karşılık Talat, bunun önemli bir mesele olduğunu, ancak Türkiye'nin Rum kesimini tanımasının, KKTC'yi tanımaması anlamına geleceğini sanmadığını söyledi.
''Kıbrıslı Türklerin adanın bölünmesinde sorumluluğu yok'' diyen Talat, “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanıma kararının, Türkiye için kolay bir karar olmayacağını da kaydetti.
 Talat, IMF ve Dünya Bankası yetkilileriyle de Washington'da görüşeceğini belirterek, uluslararası kuruluşlarla temasta bulunmaları gerektiğini ifade etti.


Erken seçim
Talat, Demokrat Parti'den iki milletvekilinin istifa etmesinin ardından azınlık hükümeti olarak kaldıklarının hatırlatılması üzerine, hükümetin gücünün halktan geldiğini belirtti.
Talat, KKTC'ye döndüğü zaman konuyu ele alacağını ve anlaşma sağlamaya çalışacağını, aksi takdirde erken seçime gidilmek zorunda kalınacağını söyledi.
Talat, ''Bu iyi bir gelişme değil. Şu anda izolasyondan kurtulma çabası varken, erken seçim zor olur. Birinci önceliğimiz, izolasyonun sona erdirilmesi'' dedi.
''Şu sıralar erken seçime gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı olacağını'' ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri bulunduğunu, ancak şu aşamada erken seçimi düşünmek istemediklerini kaydetti.

YENIDUZEN 06/05/04

Kıbrıs sorunu boyut değiştiriyor

Washington-

Başbakan Mehmet Ali Talat’ın Amerika seferi, Kıbrıslı Türkler için yeni bir dönemi başlatıyor. Talat’ın New York’ta Amerikan Dışişleri Bakanı Powell’le yaptığı görüşmeden çıkan sonuç, bugüne kadar sürdürülen Kıbrıs politikalarında makas değişikliği sinyalleri veriyor. Bu sinyalin “dünyanın tek süper gücü” Washington Yönetimi’nden gelmesi, “Kıbrıs sorunu” kavramının bütün uluslararası örgütlerde ve Kıbrıs’la ilgili bütün ülkelerde yeniden tanımlanması sürecini başlatıyor.

Öncelikle bir noktanın altını çizmek gerekiyor: ABD Yönetimi Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde koyduğu güçlü tavrın karşılıksız bırakılamayacağı konusunda ikna olmuş görünüyor. Daha açık bir söylemle, Talat’ın “Biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi sıra uluslararası toplumda” yaklaşımı Beyaz Saray ve Pentagon tarafından “doğru bir tespit” olarak kabullenilmiş durumda.

Aslında Amerikan Yönetimi, bu algılamanın AB tarafından yapılmasını ve ilk adımın oradan atılmasını bekliyordu. Ancak hantal AB mekanizmasının yanısıra Yunanistan’ın ve yeni üye Kıbrıs Cumhuriyeti’nin olası engellemelerinin de Kıbrıslı Türklere yönelik hızlı açılımın önünde engel teşkil edebileceğini gören Amerika, bütün riskleri göze alarak “ilk adımı” atmaya karar verdi.

Amerikan Yönetimi’ni bu noktaya getiren en önemli faktör, hiç kuşkusuz Kıbrıslı Türklerin barış yönündeki güçlü tavrı oldu. Powell, Talat’la görüşmesinde bu noktanın altını birkaç kez çizdi. “Sayın Başbakan” diye hiatap ettiği Talat’a, “Sizin liderliğinizde Kıbrıslı Türklerin attığı cesur adımları takdirle karşılıyoruz” dedi ve buna karşılık “birşeyler” yapmanın kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

“Amerikan paketi”nde neler var sorusu şimdilik pek net yanıt bulamıyor. Aslında paket neredeyse tamamen şekillenmiş durumda, ancak ABD Yönetimi atacağı adımları açıklamak için önemli bir belgeyi bekliyor: Annan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne sunacağı raporu...

1964 yılından bu yana gelmiş geçmiş bütün BM Genel Sekreterleri Kıbrıs’la ilgili onlarca rapor sundular. Peki ama Annan’ın önümüzdeki hafta konseye sunması beklenen bu rapor neden bu kadar önemli? Amerika neden bu raporu bekliyor?

İşte “Kıbrıs sorunu boyut değiştiriyor” gözleminin en kritik verisi burada yatıyor.

Bugüne kadar Genel Sekreterlerce kaleme alınmış raporlarda Türk tarafı (ve elbette Türkiye) sanık sandalyesine oturtuluyordu. “Vatan-millet” nidaları ile sürdürülen, içi boş dış politikanın sonucu buydu. Türk tarafı “uzlaşmaz”dı, “sorunun çözümünü istemiyor”du, hatta zaman zaman “tahrik edici hareketler yapıyor”du...

İşte şimdi, tarihte ilk defa Kıbrıslı Türklerin “makus kaderi” değişmek üzere... Zira Genel Sekreter büyük olasılıkla Türk tarafını öven bir metin hazırlayacak ve referandum sürecinde tarafların takındığı tavrı objektif biçimde anlatarak, “Türk tarafı elinden gelemni yaptı” şeklinde bir ifadeye yer verecek.

Amerika işte bu mantıkla dokunmuş bir rapor çıkar çıkmaz harekete geçecek. Daha doğrusu üst ve alt düzeylerde süren kapsamlı hazırlıklar tüm dünyaya ilan edilecek.

Bir başka deyişle ABD için Annan raporu, Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtarılmasına dönük çabaların “siyasi zemini” olacak.

ABD’nin atacağı bu “dev” adım, dünyada “Kıbrıs sorunu” kavramının boyut değiştirmesine neden olacak. Hiçbir ülke ve uluslararası kuruluş bu tavrı es geçemeyecek. Üstelik, Kıbrıs’a eski şablonlarla yaklaşım mümkün olmayacak. İşin özeti, bir süre önce Kıbrıs’ta ve Türkiye’de olduğu gibi bu sefer de dünyada “Kıbrıs ezberi” bozulacak.

4 Mayıs 2004, Kıbrıslı Türkler için tarihi bir gündü. Bunu yakın gelecekte daha iyi anlama fırsatımız olacak. Powell-Talat görüşmesinin hem formatı, hem de içeriği, yıllardır sokakta eylem yapan, ateş yakan, baskı ve tehdide rağmen her koşulda “Kıbrıs’ta barış engellenemez” belgisinden taviz vermeyen Kıbrıslı Türkler açısından yeni ufuklara işaret ediyor.

Peki bu pembe tablo gerçekten hayara geçer mi?

Ya da tersten sorarsak, bu olumlu gelişmeleri hangi faktör bozabilir?

Eğer şimdiki politik akıl devam ettirilirse, süreç kolay kolay yara almaz. Ama eski poliğtik söylem ve kültüre geri dönmeye kalkarsak, yani hamasi nutuklarla konuşmaya başlar ve dünya diliyle konuşmaktan vazgeçersek, bugün gördüğümüz anlayışlı tutumu yitiririz.

Başbakan Talat’ın ABD’de izlediği “biz çözüm vizyonunu kaybetmedik, ama halkımızı da dünyadan izole etmeye kimsenin hakkı yok” yaklaşımı uluslararası lisanda kabullenilmiş durumda. Bu çizgi sürdürülürse, değişik boyutlar kazanmaya başlayan Kıbrıs sorununda Kıbrıslı Türklerin kazançlı çıkacağını kestirmek zor olmasa gerek...

YENIDUZEN 06/05/04

Papadopulos’tan ‘HAYIR’ listesi!

Birleşmiş Millelter’e üye ülkelere mektup gönderen Papadopulos, Annan Planı’nı neden kabul etmediklerini madde madde sıraladı, Güney’deki HAYIR’ın nedenlerini anlattı...

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunacağı yeni Kıbrıs raporunun hazırlıkları sürerken, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos da BM üyesi ülkelere birer mektup gönderdi. Uluslararası toplumun tepkisini yumuşatmayı hedefleyen Papadopulos, referandumda yüzde 75 oranında ‘hayır’ çıkmasının nedenlerini 3 sayfalık mektupta anlattı.
Çözüm sürecinde, Kıbrıslı Rumların değil, Kıbrıslı Türklerin taleplerinin dikkate alındığını anlatan Rum Yönetimi lideri, sorunun temelinin, Ada’nın bir bölümünün Türkiye tarafından işgal edilmesi olduğunu öne sürdü. Papadopulos, Rumların ‘hayır’ deme gerekçelerini 11 başlık altında sıralıyor;

 

İşte Papadopulos’a göre Güney’deki HAYIR’ın nedenleri!..

 

*Türk askerlerinin Türkiye’nin AB üyeliğinden sonra da adada kalacak olması
*Türkiye’nin tek yanlı müdahale hakkını içeren garantör statüsünün sürmesi
*Annan Planı’nın uygulanacağına dair yeterli güvencenin bulunmaması
*Türkiye’den adaya yerleşenlere vatandaşlık hakkı tanınması
*Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Kıbrıs’a serbestçe gidiş hakkı tanınması
*Türkiye’den Ada’ya yerleşenlerin referandumda oy kullanması
*Rumların Kuzey’de mülk edinme hakkının ihlal edilmesi
*Rum göçmenlerin güvenli bir şekilde güneye dönemeyecek olması
*Kıbrıs’ın, Türkiye ve Yunanistan’ın onayı olmadan, AB’ye liman ve havaalanlarını tahsis edilememesi
*Temel insan haklarının derogasyonlarla uzun vadeli ihlal edilmesi
*Çözümün maliyetinin Rumlara yüklenmesi

 

Rum basını: “Annan Planıyla İlgili Gizli Memorandum”

 

Güney’de yayımlanan Rum Politis Gazetesi, “Tasos’un 11 Maddesi – Annan Planıyla İlgili Gizli Memorandum” başlıklı haberinde, Papadopulos’un sözkonusu gizli memorandumunun, yabancı hükümetlerin, Rum tarafının 24 Nisan’daki referandumda Annan planını neden reddettiğine ilişkin bilgilendirilmesi amacıyla hazırlandığını yazdı.

Ulusal Konsey’den habersiz!..

 

Rum Ulusal Konseyi’nin Papadopulos’un “gizli memorandumundan” haberdar

olmadığı yolunda bilgiler bulunduğuna da dikkat çeken gazete, Papadopulos’un Annan planını Kıbrıs sorununa çözüm olarak kabul edebilmesi için planın 11 noktasında çok önemli değişiklik talebinde bulunduğunu, sözkonusu maddelerin 3 sayfada toparlandığını belirtti.(ntv-rum basını)

YENIDUZEN 06/05/04

Hristofyas: Aralık’tan önce müzakere ve çözüm!..

Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için şu anda herhangi bir girişimin bulunmadığını ancak girişimlerin gerçekleşeceğini ve Aralık’tan önce bir çözüme ulaşılabileceğini umduğunu söyledi.

Güney’de yayınlanan Haravgi ve diğer gazeteler, Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın Strasburg’tan dönüşünde Larnaka Havaalanı’nda önceki yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için şu anda herhangi bir girişimin bulunmadığını söylediğini yazdı.

Habere göre Hristofyas, ilk önce olayların biraz “sakinleşmesi” gerektiğini vurgulayarak, girişimlerin gerçekleşeceğini ve Aralık’tan önce bir çözüme ulaşılabileceğini umduğunu ifade etti.

Strasburg’dan çok olumlu izlenimlerle döndüğünü belirten Hristofyas, Rum milletvekillerinin karşılanmasında herhangi bir problemin olup olmadığı yönündeki soruya karşılık, şunları söyledi:

“Bazı AB milletvekilleri konuyu gündeme getirebilir, ancak bu problem olduğu anlamına gelmez. Örneğin dün (pazartesi) bazıları Kıbrıs’ın birleşmesi gerektiğini, bir dilek olarak ifade ettiler. Bazı milletvekillerinin bugün de (salı) atamalar sırasında belirli şeyler söyleyeceklerine inanıyorum. Ancak AP kanunları ve AB’nin işleyiş şekli içerisinde atamaların engellenmesi mümkün değildir.” (rum basını)

YENIDUZEN 06/05/04

 

 

 

‘KKTC’nin İK֒deki statüsü yükselsin’

 

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül KKTC’nin İslam Konferansı Örgütü’ndeki gözlemci üye statüsünün yükseltilmesini istediklerini söyledi.

 

 

6 Mayıs 2004—NTV-  Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis de Türkiye’nin Avrupa perspektifini ve Kıbrıs’ta birleşmeyi desteklediklerini belirtti..

 

İrlanda’nın başkenti Dublin’deki Euromed toplantısında bazı Arap dışişleri bakanlarıyla ikili görüşmeler yapan Gül, “KKTC konusunda destek görüyoruz ancak bu desteğin fiiliyata dökülmesini istiyoruz” diye konuştu.
       İKÖ Zirvesi’nin önümüzdeki günlerde İstanbul’da yapılacağını hatırlatan Gül, “KKTC’nin İK֒deki statüsünün değiştirilmesini istiyoruz” dedi.
       Diplomatik kaynaklar şu anda İK֒de gözlemci statüsünde olan KKTC’nin tam üye yapılmasa bile ilk aşamada statüsünün yükseltilmesinin sözkonusu olabileceğini belirtiyor. Yunanistan Dışişleri Bakanı Molivyatis de Türkiye’nin avrupa perspektifini desteklediklerini belirtti. Molivyatis, “İkili ilişkilerin normalizasyonunu ve istikrarını, Kıbrıs konusunun da Ada’nın birleşerek çözülmesini istiyoruz” dedi.
       Başbakan Erdoğan’ın Atina ziyaretini önemli bir siyasi gelişme olarak nitelendiren Molivyatis, “Bu sadece ikili ilişkiler için değil Avrupa-Türkiye ilişkileri için de önemli” diye konuştu.

 

                                                                                                                          06/05/2004 NTV

ABD: Kıbrıs’ta üs istemiyoruz

 

 


 

 

ABD Büyükelçiliği, Washington yönetiminin Kıbrıs’ta askeri üs kurma niyeti olmadığını bildirdi.

 

 

 

 

 

Büyükelçilikten yapılan açıklamada son günlerde Türk basınında ABD’nin Kuzey Kıbrıs’ta üs kurma çabasında olduğunu iddia eden haberler yer aldığına dikkat çekildi.
       Açıklamada bu haberlerden birinde Dışişleri Bakanı Powel’ın bu konuyu KKTC Başbakanı Talat ile de görüştüğü iddiasına da yer verildiği vurgulanarak “Bu haberler tümüyle asılsızdır” denildi.
       ABD’nin Kıbrıs’ta askeri üs kurma gibi bir isteği veya niyetinin sözkonusu olmadığı vurgulandı.

 

 

 

 

Amerikan uçağı inecek mi?

Kıbrıs sorununun çözülüp birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye girebilmesi için üzerine düşen görevi 24 Nisan'da yapılan referandumda "evet" diyerek yerine getiren Kıbrıs Türk halkının bu başarısı, uluslar arası toplumdan takdir görmeye devam ederken, şimdi tüm gözler Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargolar ve izolasyonların ne zaman kaldırılacağına çevrildi.

Referandumdan sonra Türkiye hükümetinin yanı sıra diplomatik atak başlatan KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın ABD'de sürdürdüğü temasların semeresi de dört gözle bekleniyor.

Uluslararası toplum, referandumda "evet" demesine rağmen AB'ye giremeyen Kıbrıs Türkü'nün cezalandırılamayacağını hararetli bir şekilde dillendiredursun, herkes bu konuda atılacak somut adımları merak ediyor.

Başbakan Mehmet Ali Talat'ı, Kıbrıs Türk toplumunun yeni lideri olarak kabul eden ABD'nin, Kuzey Kıbrıs üzerindeki ambargolar ve izolasyonları kaldıracak ve Kıbrıs Türk halkını rahatlatacak bir dizi tedbir üzerinde çalıştığı ve bu tedbirleri yakında açıklayacağı bildirilirken, Türkiye de ilk uçak seferinin ABD'den olmasını bekliyor.

Üst düzey diplomatik kaynaklara göre, ambargoların kaldırılarak uçak seferlerinin başlamasını öncelikli hedefleri arasına koyan Ankara, ilk uçak seferininse ABD'den olması konusunda ısrarcı.

Amerikalı yetkililer, KKTC'nin Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, UEFA ve İslam Konferansı Örgütü'nün de dahil olduğu uluslar arası örgütlerde temsil edilmesini Washington'un tamamıyla desteklediğini söylüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs özel koordinatörü Thomas Weston, Amerikan uçaklarının, doğrudan Kuzey Kıbrıs'a uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer tarafından şu sırada üzerinde çalışılan konu olduğunu bildirdi.

Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan adımların aşama aşama yürürlüğe konacağını ifade eden ABD'li yetkililer, bunların bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da rapordan sonra gelebileceğini belirtiyor. Aynı zamanda ABD'nin plan çerçevesinde KKTC'ye ekonomik yardımda bulunmak için de formül aradığına işaret eden ABD yetkilileri, Kıbrıs'ın birleşme planının gerçekleşmesi durumunda geçerli olmak üzere ayrılan 400 milyon dolarlık katkının bir bölümünün verilmesi için çalışma yapıldığını bildiriyor.

ABD'nin çeşitli kaynaklarından gelen bu haberlerin yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher de dün bu yönde açıklamalar yaptı. Boucher, ABD'nin, KKTC'nin izolasyonunu ortadan kaldıracak bir dizi tedbir üzerinde çalıştığını ve yakında bu yöndeki adımları açıklayacaklarını belirtti, ancak bunun zamanlaması konusunda yorum yapmadı.

Tedbirler üzerinde çalışıyoruz

Boucher, düzenlediği basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, başbakan Mehmet Ali Talat ile New York'ta yaptığı görüşmeyi değerlendirdi.

Boucher, Powell'ın Talat'a, ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu kaldıracak politikalar üzerinde çalıştığını ve bunu Avrupalılar ile koordinasyon içinde yürüttüğünü söylediğini anlattı.

Sözcü, "Süreç devam ediyor. Powell, bizim bir dizi tedbir üzerinde çalıştığımızı kaydetti. Biz bunların, az ya da çok Avrupa Birliği'nin alacağı adımlarla tutarlı olmasına niyetliyiz. Ancak tamamen aynı adımlar olması gerekmiyor. Şu noktada, bu planın üzerinde çalıştığımızı ve yakında açıklayacağımızı söyleyebilirim. Belli bir zamanlamadan bahsedemeyiz çünkü bazı tedbirler, yasal meseleleri de ortaya çıkarıyor. Bunlar üzerinde çalışılması gerekiyor" dedi.

Boucher, Powell ile Talat'ın New York'ta çok iyi bir görüşme yaptıklarını ve Powell'ın, Kıbrıslı Türklerin BM planına verdiği desteğe takdirlerini ve Kıbrıs Rum kesiminin referandumda planı reddetmesinden duyduğu üzüntüyü ifade ettiğini kaydetti.

Richard Boucher, Powell'ın, Rumların bu tutumu yüzünden birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye girmesinin engellendiğini ve Kıbrıslı Türklerin, AB üyeliğinin tüm haklarından yararlanmaktan yoksun bırakıldığını söylediğini de aktardı.

Annan Planı'nın halen masada olup olmadığı sorusuna karşılık Boucher, "BM genel sekreteri, ABD ve başkalarının, Annan Planı'nın yeniden müzakeresinin söz konusu olmadığını açıkça ifade ettiklerini düşünüyorum. Masaya geri dönecek bir plan yok. İsviçre'de müzakere edilen konuları yeniden müzakere etmek için bir plan yok. Anlaşma bu. Biz bunu daha önce de söyledik. Aynı şeyi tekrar söylüyoruz" diye konuştu.

Weston: Doğrudan KKTC'ye uçuş üzerinde duruluyor

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs özel koordinatörü Thomas Weston, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonunun sona erdirilmesi yönünde Avrupa Birliği'nin önemli adımlar attığını, ancak bunların yeterli olmadığını belirtti.

Washington'da Amerika'nın Sesi radyosunun düzenlediği bir basın toplantısında, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Weston, "AB, Kuzey Kıbrıs ile ilgili önemli adımlar attı. Ancak bunlar, izolasyonu sona erdirmekte yeterli değil" dedi.

Weston, ABD'nin, Kuzey Kıbrıs'ın sıkıntılarını giderme yönünde AB ile tutarlı adımlar atacağını ancak "tek taraflı" eylemlerde de bulunacağını söyledi. ABD'nin bu yöndeki somut adımları ne zaman atmayı planladığı yönündeki bir soru üzerine Weston, "Burada haftalardan bahsediyoruz, aylardan değil. Siyasi amacımız, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonunu bitirmektir" dedi.

Weston, Amerikan uçaklarının, doğrudan Kuzey Kıbrıs'a uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer tarafından şu sırada üzerinde çalışılan konu olduğunu bildirdi.

Bunun yanı sıra Weston, ABD'nin Kuzey Kıbrıs'a doğrudan mali yardım yapmasının söz konusu olabileceğine işaret etti. Weston, "Doğrudan mali yardım sağlayabiliriz. Bu, kongre onayını gerektirir. Kongrede birtakım eylemlerde bulunuyor olacağız. Kongreye bu yönde telkinlerde bulunacağız" diye konuştu.

Ancak Weston, özellikle coğrafi konumundan ötürü Kuzey Kıbrıs'a en önemli ekonomik katkının Avrupa Birliği'nden geleceğini belirtti.

Weston, ABD'nin izolasyonu bitirme yönünde atacağı adımların bazılarının yasal düzenleme gerektireceğini, bazıları için ise buna ihtiyaç olmayabileceğini, bütün bu konular üzerinde şu sırada çalışılmakta olduğunu kaydetti.

Weston, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs ile ilgili raporunun da, gelecek iki hafta içinde açıklanmasını beklediğini kaydetti. Thomas Weston, Kıbrıs'ta çözüm olacaksa bunun Annan Planı'ndan daha farklı olmayacağını, ancak görünür gelecekte bir çözüm ihtimalini görmediklerini belirtti.

Washington'u ziyaret eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın temaslarını değerlendirmesi istenen Weston, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, Talat ile görüşmesinden çok tatmin olduğunu, aynı şekilde BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da Talat ile görüşmesini tatmin edici bulduğunu söyledi. Weston, Talat'ın temaslarının, Kuzey Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun sona erdirilmesi yollarının incelenmesine olumlu etkisi olacağını kaydetti.

KIBRIS 07/05/04

KIBRIS'a bomba

 

GAZETEMİZE ZİYARETÇİ AKINI: Gazetemizin bombalı saldırıya uğradığını haber alan çok sayıda siyasi, bürokrat, sivil toplum örgütü temsilcisi, basın mensubu ve vatandaş KIBRIS'a akın ederek üzüntülerini bildirdi ve "geçmiş olsun" dedi. KIBRIS TV yayın akışını değiştirerek canlı yayına geçti ve olayla ilgili gelişmeleri izleyicilere aktardı

KIBRIS 07/05/04

Elizabeth Jones, Talat onuruna yemek Verdi

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'nin Avrupa ve Avrasya ilişkilerinden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı Elizabeth Jones'un onuruna verdiği öğle yemeğine katıldı.

Yemekte, ABD Başkanı George W. Bush'un Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Matt Bryza ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs özel koordinatörü Thomas Weston da yer aldı.

Yemek, ABD Dışişleri Bakanlığı yerine, Washington'ın merkezinde Tosca adlı bir İtalyan restoranında verildi. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi, bu yemeğin bakanlık dışında yapılmasının bir önemi olmadığını belirterek "önemli olan bu tür bir toplantının yapılması" dedi.

Talat, ayrıca dün ABD Senatosu'nda Cumhuriyetçi Parti Oregon Senatörü Gordon Smith ile de bir araya geldi. KKTC Başbakanı Talat, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Shiego Katsu ile de görüştü.

Talat, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Katsu ile görüştü

Başbakan Mehmet Ali Talat, Washington'daki temasları çerçevesinde, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Şigeo Katsu ile görüştü.

Dünya Bankası'ndaki görüşmenin ardından açıklama yapılmadı.

Talat'ın temaslarını tamamlamasının ardından, Washington'dan ayrıldı.

KIBRIS 07/05/04

Weston: AB’nin adımları yetersiz

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonunun sona erdirilmesi yönünde Avrupa Birliği'nin önemli adımlar attığını, ancak bunların yeterli olmadığını belirtti.

Washington'da Amerika'nın Sesi radyosunun düzenlediği bir basın toplantısında Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Weston, ''AB, Kuzey Kıbrıs ile ilgili önemli adımlar attı. Ancak bunlar, izolasyonu sona erdirmekte yeterli değil'' dedi.

Weston, ABD'nin, Kuzey Kıbrıs'ın sıkıntılarını giderme yönünde AB ile tutarlı adımlar atacağını ancak ''tek taraflı'' eylemlerde de bulunacağını söyledi. ABD'nin bu yöndeki somut adımları ne zaman atmayı planladığı yönündeki bir soru üzerine Weston, ''burada haftalardan bahsediyoruz, aylardan değil. Siyasi amacımız, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonunu bitirmektir'' dedi.

KONGREYE TELKİN

Weston, Amerikan uçaklarının doğrudan Kuzey Kıbrıs'a uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer tarafından şu sırada üzerinde çalışılan konu olduğunu bildirdi.

Bunun yanı sıra Weston, ABD'nin Kuzey Kıbrıs'a doğrudan mali yardım yapmasının söz konusu olabileceğine işaret etti. Weston, ''Doğrudan mali yardım sağlayabiliriz. Bu, kongre onayını gerektirir. Kongrede birtakım eylemlerde bulunuyor olacağız. Kongreye bu yönde telkinlerde bulunacağız'' diye konuştu.

Ancak Weston, özellikle coğrafi konumundan ötürü Kuzey Kıbrıs'a en önemli ekonomik katkının Avrupa Birliği'nden geleceğini belirtti.

Weston, ABD'nin izolasyonu bitirme yönünde atacağı adımların bazılarının yasal düzenleme gerektireceğini, bazıları için ise buna ihtiyaç olmayabileceğini, bütün bu konular üzerinde şu sırada çalışılmakta olduğunu kaydetti.

Weston, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs ile ilgili raporunun da gelecek iki hafta içinde açıklanmasını beklediğini kaydetti. Tom Weston, Kıbrıs'ta çözüm olacaksa bunun Annan planından daha farklı olmayacağını ancak görünür gelecekte bir çözüm ihtimalini görmediklerini belirtti.

Washington'u ziyaret eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın temaslarını değerlendirmesi istenen Weston, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, Talat ile görüşmesinden çok tatmin olduğunu, aynı şekilde BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da Talat ile görüşmesini tatmin edici bulduğunu söyledi. Weston, Talat'ın temaslarının, Kuzey Kıbrıslı Türkler'in izolasyonunun sona erdirilmesi yollarının incelenmesine olumlu etkisi olacağını kaydetti.

HALKIN SESI 07/05/04

Talat, doğrudan uçuşlarda ısrarlı

Washington’da temaslarına devam eden Başbakan Mehmet Ali Talat, Kuzey Kıbrıs’ın, Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF), para politikaları ve bankacılık sisteminin iyileştirilmesi benzeri konuları içeren teknik yardım alacağını söyledi.

Talat, IMF yetkilileriyle, Annan planı müzakereleri devam ederken adada sürece ilişkin görüşmelerde bulunduklarını hatırlatarak, bugünkü toplantının, bu geçmiş temasların devamı niteliğinde olduğunu kaydetti.

Mehmet Ali Talat, bu görüşmenin ardından “verilen sözlerin yerine getirileceğini” öğrendiklerini belirtti.

Talat, Kuzey Kıbrıs IMF’ye üye olmadığı için doğrudan yardımın söz konusu olamayacağını belirterek, IMF yetkililerinin, teknik yardım konusunda sorun olmadığını söylediklerini kaydetti.

ABD Kongresinde Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde ile de bir araya gelen Talat, Kongredeki bu görüşmede, KKTC’ye izolasyonun kaldırılması ve doğrudan uçuşların yapılması konusundaki görüşlerini ortaya koyduklarını ve “büyük sempatiyle karşılandıklarını” söyledi.

Talat, “Kongrede bize ‘izolasyon kötü bir şeydir, hiçbir türünü kabul etmemiz mümkün değildir. Ne yapacağımıza tartışarak karar vereceğiz. Ancak mutlaka bir şey yapmamız gerektiğini biliyoruz, haklısınız’ diyorlar. Bu bizim için önemli, yeni bir durum” dedi.

Başbakan Talat, Kuzey Kıbrıs’ın daha önce adeta izolasyondan kendisi sorumluymuş gibi muamele gördüğünü, ancak Kongredeki tutumun ardından ilk defa Kuzey Kıbrıs’a hak verildiğini de söyledi.

ABD’nin, KKTC’ye doğrudan uçuşları başlatmak için Kongre kararına ihtiyaç duyup duymadığı sorusuna karşılık Talat, “Sanmıyorum” yanıtını verdi.

Talat, Amerikalı yetkililere, “AB’yi beklerseniz çok geç kalırsınız” dediklerini ve Amerikan tarafının da bunu “anlayışla” karşıladığını belirtti.

Başbakan, “AB gibi karar mekanizması yavaş işleyen bir uluslar arası aktörü beklemesi, bana göre doğru bir yaklaşım değil ve bunu da Amerikalılar anlıyorlar” dedi.

Talat, Amerikalıların, KKTC’nin sıkıntılarını hafifletmeye yönelik planı en kısa zamanda açıklayacaklarını da söyledi.

HALKIN SESI 07/05/04

Ümitsizliğe kapılmayın, hakkımızı alacağız

Başbakan Vekili, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, halkın referandum sonrasındaki gelişmeler için “hiçbir şey olmadı” diyerek ümitsizliğe kapılmamasını istedi ve ellerinden geleni yapıp Kıbrıs Türk halkının hakkını alacaklarını, her koldan diplomatik atağın sürdüğünü vurguladı.

Denktaş, hükümetin ülke sorunlarına hızla eğildiğini ve önümüzdeki günlerde çok güzel kararlar alacaklarını belirterek, Annan Planı sürecinde yasaların AB normlarına uyumlaştırılması için yapılan çalışmalarla iyi bir veri alanı yaratıldığını ve mevcut yasaların değiştirilmesinin, bürokrasinin basitleştirilmesinin gündemde olduğunu söyledi.

Serdar Denktaş, partisinden istifalar sonucu hükümetin mecliste azınlığa düşmesiyle ortaya çıkan iç siyasi sıkıntıları Başbakan Mehmet Ali Talat’ın ABD’den dönmesinin ardından ele alacaklarını kaydederek, demokratik kurallar içinde çareler üreteceklerini, olmazsa erken seçimin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Denktaş, Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen) Genel Başkanı Ahmet Ötüken başkanlığındaki heyetle görüştü.

İşlerine son verilen 120 din görevlisinin yeniden görevlerine dönmesini talep eden Kamu-Sen Genel Başkanı Ahmet Ötüken, toplumun, atmosfer değişikliği yaşanan bir dönemden geçildiğini ve çok dikkatli davranılması, duyguların frenlenip mantığın öne çıkarılarak uzlaşmacı olunması gerektiğini söyledi.

DENKTAŞ: “İÇİMİZDE UZLAŞMAZLIKLAR VARSA DA…”

Serdar Denktaş, uzlaşmanın partisinin temel prensibi olduğunu belirterek, “Her ne kadar da bazı kişisel saiklerle kendi içimizde birtakım uzlaşmazlıklar varsa da içimizde, biz onu çok fazla önemsemiyoruz çünkü bizim açımızdan önemli olan toplumsal uzlaşmayı sağlayabilmektir” dedi.

24 Nisan’daki referandumu bir milat diye niteleyen Denktaş, hükümetin çalışmalar yaptığını, Başbakan’ın ABD’de olduğunu, kendisine refakat eden Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev’in uzun süre Dünya Bankası’nda çalıştığını hatırlattı. Denktaş, dün hem Dünya Bankası ve IMF ile uzun bir toplantı yapıldığını ve güzel haberler aldıklarını kaydetti.

HER KOLDAN DİPLOMATİK ATAK

Süreç gereği iç sorunları uzun süre geri plana ittiklerini kaydeden Serdar Denktaş, şimdi biraz daha paslaşarak, nöbetleşe işlemleri yürüttüklerini söyledi. ABD ve AB’yle ilişkilerin sürdüğünü, bakanlığının İK֒ye yönelik girişimler olduğunu, KKTC’nin her koldan diplomatik atak sürdürdüğünü anlattı.

Başbakan Vekili, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, gelinen aşamada Rumların iradesinin Kıbrıs Türk tarafıyla birşey paylaşmaya henüz hazır olmadıklarını gösterdiğini kaydederek, şöyle devam etti:

“Liderlikleri kendilerini Kıbrıslı Türklerle bir paylaşım içine girmeye hazırlamamıştır. Ve maalesef söylenenlerin aksine herhangi bir cezalandırma yönüne de gidilmemiştir” diyen Denktaş, kimsenin durup dururken Kıbrıslı Türklere bir hak vermeyeceğini, bunlar için hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin büyük uğraşının gerekeceğini anlattı.

“ÜMİTSİZLİĞE KAPILMAMALI”

Denktaş, “Zaman henüz çok erken dolayısıyla halkımızın ‘bugüne kadar birşey olmadı’ ümitsizliğine de kapılmaması lazım. Elimizden geleni ortaya koyup alabileceğimiz hakları alacağız” dedi.

İmam eksikliği olan köylerden şikayetler aldığını kaydeden Serdar Denktaş, bu kişilerin bütçesi hazırlanmadan, kadrosu belirlenmeden istihdam edildiğini, -tümü için olmasa da- tamamen dikkatsizce alımlar yapıldığını, aralarında meyhaneden kalkıp camiye gidenler bulunduğunu anlattı.

Serdar Denktaş, Bakanlar Kurulu toplantısında konuyu ele aldıklarını bildirerek, insanların ibadet ihtiyaçlarının önemli olduğunu ve eksikliği ortadan kaldıracak şekilde çalışmalar yapıldığını, bir hafta içinde çözüm üretileceğini açıkladı.

Bütçesi, kadrosu ve münhalleri belirlenmiş imam istihdamları yapılacağını kaydeden Denktaş, işten durdurulanların da başvurabileceğini  ama gereksiz ve yeterli niteliği taşımayanların dışta kalacağını bildirdi.

Denktaş, Annan Planı’nın hazırlanma sürecinin bir anlamda belli başlı yasaların AB normlarına uyumlaştırılması açısından iyi bir veri alanı oluşturduğuna işaret ederek, “9 bin sayfalık yasalar içinde bize uygun olanların tespiti devam etmektedir. Bunların mevcut yasalarımızla değiştirilmesi, bürokrasinin basitleştirilmesi gibi konular tamamen gündemimizde olan konulardır” diye konuştu.

ÇARELER TÜKENİRSE ERKEN SEÇİM

Başbakan’ın ABD’den dönmesiyle iç siyasi sıkıntıların da gündemlerinin birini maddesi olacağını kaydeden Başbakan Vekili, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, demokratik kurallar içinde çareler üreteceklerini, olmazsa erken seçimin gündeme gelebileceğini ifade etti. Denktaş, “Tükenmeyen çareleri önce tüketmeye çalışacağız ona göre yolumuza devam edeceğiz” dedi.

HALKIN SESI 07/05/04

Halkın neden “evet” dediğini araştırıyoruz

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yüzde 65 halkın neden “Evet” dediğini araştırmakta olduklarını açıklayarak “Halkımız büyük bir propaganda altında bırakılmıştır. ‘Evet derseniz ve Rum Hayır der. Devlet tanınacaktır’ denmiştir. ‘AB’ye Rumlarla birlikte girersek devlet tanınacak’ denmiştir. Bunlar halkımızı etkileyen çok büyük vaadler olmuştur” dedi.

Bunların doğru olup olmadığını önümüzdeki günlerde göreceklerini, ancak kendilerinin ciddi endişeleri bulunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Birçok göçmenlere büyük sahtekarlıkla villalar ve olmayacak şeyler vaddedilmiştir. Bunların araştırılmasında yarar vardır” şeklinde konuştu.

 Dünyaya “Kıbrıs Türkleri egemenlik istemiyor, Türkiye’den kopup ayrılmak istiyor, devletlerine sahip çıkmıyor”diye yanlış bir mesaj verilmemesi gerektiğini söyleyen Denktaş,  referandumda çıkan yüzde 65’in bu mesajı vermediğini, bu gerçeğin bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Bu yöndeki açıklamalarını Gaziantep’den dönüşünde Geçitkala Havaalanı’nda yapan Denktaş, bu konuda herkesin temkinli davranmasını istedi.

ORTAYA ÇIKAN FIRSAT

Ortaya çıkmış bir fırsat bulunduğunu, Rumların “Hayır”ının sadece Türklere o veya bu hakkı vermemek için değil, sahte Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanı arkasına saklanarak  Kıbrıs’a sahip çıkmayı da amaçladığına işaret eden Denktaş şöyle konuştu:

“Bunu bilelim ve ona göre davranalım. Rumların Kıbrıs’a sahip çıkma oyunu devam ettiği sürece bizim kendi devletimize, egemenliğimize, haklarımıza sahip çıkma kararlılığını o kadar daha kati bir şekilde dünyaya ve Rumlara göstermeliyiz. Bu yapıldığı taktirde dengeli bir hal çaresi bulunabilir.”

TÜRKİYE’NİN RUM YÖNETİMİ’Nİ TANIMASI

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye’nin TIR’lar konusunda aldığı kararın  Rum Yönetimi Lideri Papadopulos tarafından “Rum tarafını tanıması açısından ilk adım” olarak nitelendirdiğine ilişkin bir soruya karlşılık şu yanıtı verdi:

“Dün de söyledim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan ve tanıdığını  daha da belirgin hale getiren, ‘Daha da güçlü şekilde KKTC’yi tanıdım. O’nun sınırları dışında adı Kıbrıs Cumhuriyeti olan başka bir devlet var. Onu da ben tanırım” demesi Türkiye’de bazı yasal ve siyasal proplemler yaratır. Eminim ki Türkiye bunların üzerinde de durup incelemektedir. Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan koruyan, Türkiye’nin hangi devlet, hangi hükümeti tanıyacağı, kendi çıkarları için kendi doğrultusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden birşey kaybettirmez. Biz olaya böyle bakıyoruz.”

Bu konuda yasal ve siyasal birçok sorunlar olduğunu yineleyen, belki de 1960 Anlaşmaları’nın tamamıyla gözden geçirilmesi bulunduğunu, bunların hepsini açıklamayacağını anlatan Denktaş, “Türkiye’nin bunlar üzerinde durduğuna eminim.Biz de düşündüklerimizi tabiatıyle Türkiye’ye duyuracağız. Dolayısıyle bundan ürkmemek lazım. Tekrar ediyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan, tanımaya ve korumaya devam edecek olan Türkiye’nin, kendi çıkarları ve siyaseti açısından hangi hükümeti (Rum Hükümeti dahil) tanıyıp tanımayacağını Türkiye kararlaştırır. Yeter ki Kıbrıs’la olan ilişkileri zarara uğramasın. Biz olaya böyle bakıyoruz”.

ABD’NİN TALAT’I LİDER OLARAK KABUL ETMESİ

ABD’nin Başbakan Mehmet Ali Talat’ı Kıbrıslı Türklerin lideri olarak kabul ettiğine ilişkin haberleri de değerlendiren Denktaş, “Başkalarının tayin ettiği lideri halkımız kabul eder mi bilemem” dedi.

“Zennedersem o söz sayın Talat’ı ‘Başbakan olarak kabul etmiyorum’ anlamına gelen bir sözdür. Bu yanlıştır.  Başbakan olarak gitmiştir. Başbakan olarak temas ediyor ve edecektir. Başbakan olarak kabul görmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından çok olumlu bir gelişmedir. Biz kimseyle liderlik yarışında değiliz. Bunu  herkes böyle bilsin. Bizim istediğimiz Başbakanımızın, Başbakanı olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sağlam bir şekilde sahip çıkmasıdır. Öyle yaptığına inanıyoruz ve inanmak istiyoruz. Geldiğinde herhalde inşallah bize müjdeli haberler getirir.”

Denktaş “Amerika’nın kimi lider tanıdığı söz konusu değildir. Amerikan’ın verdiği sözleri tutup tutmayacağı bahis konusudur. Vermiş olduğu sözleri yerine getirmesini bu halk beklemektedir. Özellikle ‘Bütün bunlar yerine getirilecektir, hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınacaktır’ diye evet kullanmış olan halkımız, birşeyler bekliyor. Sayın Talat gelsin, tabiatıyla görüşeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

HALKIN SESI 07/05/04

Uçaklarınız Ercan’a insin!’

washington notları / Sami Özuslu !!!

Amerika ziyaretinin Washington bacağında konuşmacı olarak davet edildiği toplantıda uluslararası topluluğa seslenen Talat, öncelikli olarak hava ulaşımındaki ambargoların kaldırılmasını istedi. Kuzey Kıbrıs ekonomisinin turizme dayalı olduğunu anlatan Başbakan, “Bırakın uçaklarınız Ercan’a doğrudan inebilsin” dedi...

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonlar arasında öncelikli olarak hava ulaşımı ambargosunun kaldırılmasını istediklerini söyledi. Talat, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin büyük oranda turizme dayandığına işaret ederek, havayolu ulaşımında sağlanacak açılımın Kıbrıslı Türkler için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Amerikan ziyaretinin Washinton bölümünün ilk gününde Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından düzenlenen “Kıbrıs’ta referandum sonrası durum” konulu toplantıya konuşmacı olarak katılan Talat, Kıbrıslı Türklerin çözüm için elinden gelen herşeyi yaptığını vurguladı ve uluslararası topluluğun bu durumu iyi değerlendirmesini istedi. Çözüm vizyonundan vazgeçmediklerini, KKTC’nin tanınmasını da talep etmediklerini anlatan Başbakan Talat, “İstediğimiz izolasyonun kaldırılması, ambargoların kırılması, Kıbrıslı Türklerin dünyaya açılmasıdır” dedi.

Aralarında birçok ülkenin Washington büyükelçilerinin, dünyaca ünlü şirket yöneticilerinin, Amerikan hükümetinden yetkililerin ve medya temsilcilerinin davetli olduğu toplantının tek konuşmacısı olan Talat, izleyicilerin sorularını da yanıtladı. CSIS Türkiye Masası Direktörü Dr. Bülent Alirıza’nın yaptığı açılışın ardından kürsüye davet edilen Başbakan Mehmet Ali Talat’ı dinleyenler arasında ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston ile ABD’nin eski Kıbrıs Koordinatörü Nelson Ledky de vardı.

Başbakan Talat, konuşmasının önemli bir bölümünde Kıbrıslı Türklerin çözüm için verdiği mücadeleyi anlattı, bunun aynı zamanda bir demokratikleşme kavgası olduğunu vurguladı. Uçakların doğrudan Ercan’a inebilmesi için ABD ve diğer ülkelerin adım atmalarını isteyen Başbakan Talat, “Bizde büyük fabrikalar yok. Madenimiz de yok. O yüzden turizm hayati öneme sahip bir sektör. Ama şimdiki koşullarda insanlar tatilini Kuzey Kıbrıs’ta geçirmeyi tercih etmiyor” dedi.

CNN International’da canlı yayına da katılan Başbakan Talat, daha sonra Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde, IMF Avrupa Birinci Bölge Direktörü Michael Deppler’le ayrı ayrı görüştü. Temsilciler Meclisi Dostluk Grubu eşbaşkanları ile de bir araya gelen Talat, gece de Türkiye Büyükelçisi Loğoğlu’nun, onuruna verdiği yemeğe katıldı.

YENIDUZEN 07/05/04

ABD kararlı!..

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Washington’ın, Kıbrıslı Türkler’in tecridinin kaldırılmasına yönelik önlemlerinin yakında açıklanacağını bildirirken, Rum lobisi, bu önlemlerin kısıtlı kalmasına çalışıyor.

Washington’ın Kuzey Kıbrıs’a yönelık açılımının kısıtlı kalmasını amaçlayan ABD’deki Rum lobisinin liderleri ise, ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişim başlattı. Rum lobisi, Bush yönetiminden, Güney Kıbrıs’ın, referandumda ‘hayır’ oyu vermesinden dolayı cezalandırılmamasını istedi.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston dün bir panelde yaptığı konuşmada Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtarılması yönündeki kararlılığı dile getirdi.

YENIDUZEN 07/05/04

ABD’nin açıklamaları düşmanca!

“ABD DÜŞMANCA”...Başbakan Mehmet Ali Talat’ın ABD gezisini yakından takip eden Kıbrıs Rum yönetimi, Amerikalı yetkililerin yaptığı açıklamalardan rahatsızlık duyuyor. Papadopulos Powell ve Boucher’in ifadelerin düşmanca olduğunu öne sürdü

“KABUL EDİLEMEZ”...Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofias da ABD’li yetkililerin yaptıkları açıklamaların kabul edilemeyeceğini söyledi

 

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ve ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher’in, “kullandıkları ifade ve sözcüklerin maksatlı olarak kullanıldığının ortaya çıkması durumunda bunun gayet düşmanca ifadeler olduğunu” söyledi

Papadopulos, bu açıklamayı, Rum gazetecilerin, “Colin Powell’in Mehmet Ali Talat’a “Başbakan” olarak hitap etmesi ve Boucher’in ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ hükümeti yerine Kıbrıs Rum Hükümeti ifadesini kullandığını” hatırlatarak görüşlerini sorması üzerine yaptı.
“Bazı ülkelerin Kıbrıslı Rumları BM planını reddetmelerinden dolayı cezalandırmak istediğini” kaydeden Papadopulos, “Eğer bu ifadeler dil sürçmesi değil ve maksatlı kullanılmış ifadelerse gayet düşmanca ifadelerdir.
Eğer Kıbrıs’ı kesin bölünmeye değil, yeniden birleştirmeye çalışıyorsak bu tür demeçlerin bu amaca ters düşen girişimler olduğunu belirtmek isterim” dedi.
       
Hristofias: “Kabul edilemez”
Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofias da bazı ABD’li yetkililerin yaptıkları açıklamalara değinerek, “(Kıbrıs) halkı cezalandırma yoluyla ‘evet’ demeyecek” dedi.
Dimitris Hristofias, Richard Boucher’in “Kıbrıs Cumhuriyeti” hükümeti yerine Kıbrıs Rum hükümeti ifadesini kullandığı yönündeki bir soruyu yanıtlarken, “Eğer sayın Boucher bunu Kıbrıslı Rumları cezalandırmak için söylediyse o zaman kabul edilemez açıklamalar” dedi.(ntv)

YENIDUZEN 07/05/04

2.5 Milyon turist geliyor!..

Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum Yönetimi) Bakanlar Kurulu, AB Komisyonu’nun ‘Yeşil Hat’ yönetmeliği ve düzenlemelerini inceleyerek, bu yönetmeliğin uygulanmasıyla ilgili tutumunu belirledi.

Her yıl güneye gelen milyonlarca turistin, Kuzey Kıbrıs’a geçmesi ve burada konaklamasının ‘engellenemeyeceği’ ortaya çıktı.
Kıbrıs Türk turizmi ve turizme bağlı zincirleme onlarca sektörü etkileyecek olan geniş bir pazarın kapıları açılıyor. Avrupalı turistlerin Kuzey Kıbrıs’a gelmesini ve konaklamasını sağlayan “Yeşil Hat Tüzüğü”nün Rum yönetimi Bakanlar Kurulu’nda da onaylanması ile her yıl yaklaşık 2.5 milyon turiste, Kuzey Kıbrıs’ın kapıları açılıyor.

Güney Kıbrıs Rum hükümetinin kararına göre, limanlarımızdan Ada’ya giriş yapan AB vatandaşları, “yasadışı yollardan giriş yapmış” sayılıyor ve kuzeyden güneye geçmeleri halinde bunlara karşı idari veya başka yaptırım uygulama hakkı saklı tutuluyor.

Bu durumda Kuzey Kıbrıs’a gelen turistlerin Güney’e geçmesi yasak yani  Kuzey’de kalıyorlar. Ancak Güney’e gelen 2.5 Milyon turist  Kuzey’e geçebiliyor.

 

“AB vatandaşları Kuzey’e geçebilir!..”

 

Kıbrıs Rum yönetimi Bakanlar Kurulu Toplantısından sonra yapılan resmi açıklamada, “AB kuralları temelinde AB vatandaşları hiçbir engelle karşılaşmadan söz konusu hattan geçebilir. Ancak adaya ‘yasal olmayan’ giriş noktalarından giren ‘Kıbrıs’ ve AB vatandaşları bu hattan geçerken yasaları ihlal etmiş olur” denildi.
       Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomis kararla ilgili olarak, Rum yönetiminin, “kendi iç yasaları uyarınca ‘yasal olmayan’ yollardan Ada’ya giriş yapan AB vatandaşlarına idari veya başka yaptırımlar uygulama hakkına sahip olduğunu” söyledi.
       Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu da, Rum yönetimini Yeşil Hat’tın yasal statüsü konusunda AB Adalet ve İçişleri Bakanları Konseyi’nin yönetmeliğini olduğu gibi benimsediğini belirtti.(aa)

YENIDUZEN 07/05/04

“Lider Talat’tır” tartışması!..

“SAYIN BAŞBAKAN” TARTIŞMASI...

ABD gezisi sırasında, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Başbakan Mehmet Ali Talat’a “Sayın Başbakan” diye hitap etmesi ortalığı karıştırdı. Bu durumdan en çok Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi rahatsız oldu...Öte yandan  Powel’ın sözünü ABD ve BM yetkilileri de doğruladı...

 

ABD TALAT’I LİDER KABUL ETTİ!..

Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi haber ajansı Anadolu Haber Ajansı’na konuşan ABD yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi, “Washington’ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak artık Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı değil, Başbakan Mehmet Ali Talat’ı kabul ettiğini” söyledi.

 

BM KAYNAKLARI DOĞRULADI...

Anadolu Ajansı’na açıklama yapan BM karnakları da ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Talat ile görüşmesinde,  Talat’a “Sayın Başbakan” şeklinde hitap ettiğini doğruladı.

 

DENKTAŞ ÇOK RAHATSIZ!..

ABD’nin Başbakan Mehmet Ali Talat’ı Kıbrıslı Türklerin lideri olarak kabul ettiğine ilişkin haberleri  değerlendiren Denktaş, “Başkalarının tayin ettiği lideri halkımız kabul eder mi bilemem” dedi.

 

ABD gezisi sırasında, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Başbakan Mehmet Ali Talat’a “Sayın Başbakan” diye hitap etmesi ortalığı karıştırdı.

Bu durumdan en çok Rauf Denktaş’ın ve Rum Yönetiminin rahatsız olduğu izlenirken Powel’ın sözünü ABD ve BM yetkilileri de doğruladı.

 

ABD yetkilisi: “Lider Talat”   

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi haber ajansı Anadolu Haber Ajansı’na konuşan ABD yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi, “Washington’ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak artık Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı değil, Başbakan Mehmet Ali Talat’ı kabul ettiğini” söyledi.

Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın, New York’ta BM’de dün yapılan toplantıda bunun ilerisine de geçerek, Talat’a “Sayın Başbakan” diye hitap ettiğini kaydetti.

Aynı yetkili, Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan adımların, aşama aşama yürürlüğe konulacağını, bunların bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da rapordan sonra gelebileceğini belirtti. Yetkili, “Aslında adımlar başladı. Powell-Talat görüşmesi bunun parçasıydı” dedi.

 

BM kaynakları haberi doğruladı!..

 

Anadolu Ajansı’na açıklama yapan BM karnakları da ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Talat ile görüşmesinde,  Talat’a “Sayın Başbakan” şeklinde hitap ettiğini doğruladı.

 

Denktaş: “Başkalarının tayin ettiği lider”

 

ABD’nin Başbakan Mehmet Ali Talat’ı Kıbrıslı Türklerin lideri olarak kabul ettiğine ilişkin haberleri  değerlendiren Denktaş, “Başkalarının tayin ettiği lideri halkımız kabul eder mi bilemem” dedi.

“Zennedersem o söz sayın Talat’ı ‘Başbakan olarak kabul etmiyorum’ anlamına gelen bir sözdür. Bu yanlıştır.  Başbakan olarak gitmiştir. Başbakan olarak temas ediyor ve edecektir. Başbakan olarak kabul görmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından çok olumlu bir gelişmedir. Biz kimseyle liderlik yarışında değiliz. Bunu  herkes böyle bilsin. Bizim istediğimiz Başbakanımızın, Başbakanı olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sağlam bir şekilde sahip çıkmasıdır. Öyle yaptığına inanıyoruz ve inanmak istiyoruz. Geldiğinde herhalde inşallah bize müjdeli haberler getirir.”

Denktaş “Amerika’nın kimi lider tanıdığı söz konusu değildir. Amerikan’ın verdiği sözleri tutup tutmayacağı bahis konusudur. Vermiş olduğu sözleri yerine getirmesini bu halk beklemektedir. Özellikle ‘Bütün bunlar yerine getirilecektir, hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınacaktır’ diye evet kullanmış olan halkımız, birşeyler bekliyor. Sayın Talat gelsin, tabiatıyla görüşeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Rum basını rahatsız!..

 

Güney’de yayınlanan Politis ve diğer gazeteler, KKTC Başbakanı M. Ali Talat’ın ABD’de gerçekleştirdiği temaslarına ve bunlara ilişkin Türkiye ve KKTC Basınında yer alan haberlere değindiler.

Gazeteler, Kıbrıs Türk basınında yer alan ve  Powell’in, Başbakan Talat ile gerçekleştirdiği görüşmede “Başbakan” sıfatını kullandığı şeklindeki haberleri de yansıttı.

YENIDUZEN 07/05/04

Talat: KKTC’nin statüsü yükseldi

KKTC Başbakanı Talat, ABD gezisiyle Kuzey Kıbrıs’ın diplomatik statüsünün yükseldiğini ancak tanınma anlamına gelmediğini söyledi.

Ümit Enginsoy/Washington
NTV-MSNBC

 

 

07 Mayıs 2004—  Beyaz Saray Yönetimi’nin, Kıbrıs Rum yönetimini öfkelendiren çıkışlarda haklı olduğunu da belirten Talat, böylelikle Rum kesiminin tüm Ada’yı temsil etmediğinin tescil edildiğini belirtti.

Başbakan Talat, ABD temaslarını bir basın toplantısıyla sona erdirdi. Talat, bu geziyle, Kuzey Kıbrıs’ın ABD nezdindeki diplomatik statüsünün yükseldiğini ancak tanınma anlamına gelmediğini söyledi.
       Amerikan yönetiminin kendisine ‘başbakan’ diye hitap etmesi ve ‘Kıbrıs Rum hükümeti’ ifadelerini kullanmasının doğru bir davranış olduğunu ve böylece Kıbrıs Rum tarafının Türkleri temsil etmediğinin tescil edildiğini ifade etti. Talat, Rumların saldırganlığının bu anlamda kendisini rahatsız etmediğini söyledi.
       
DOĞRUDAN UÇUŞLAR BAŞLAYACAK
       Talat, Amerika ziyaretinde somut olarak ABD’nin ekonomik yardım sinyali verdiğini belirtti. Doğrudan uçuş girişinin de başlatılacağını ifade eden Talat, bunun da Kıbrıs sorununun kaderini değiştirecek kadar önemli bir gelişme olacağını belirtti.


       KKTC Başbakanı Talat, Tayvan, Kosova gibi modelleri hedeflemediklerini, nihai amacın birleşme olduğunu kaydetti. Talat, Annan Planı’nın ise kendileri tarafından kabul edildiği, Rumlar tarafından reddedildiği için yeniden müzakere edilemeyeceğini kaydetti.
       Başbakan Talat, KKTC’nin Türk vatandaşlarına vize uygulayacağı haberlerinin de doğru olmadığını belirtti.
       

ABD’den Rumları kızdıran açıklama

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Rumları kızdıran Dışişlerinin Kıbrıs Rum Hükümeti ve Başbakan Talat ifadelerinin bilinçli olarak kullanıldığını belirtti.

NTV-MSNBC

 

 

7 Mayıs 2004—  Boucher, “Bu sözler durumu tanımlayan terimler” dedi.

ABD Yönetimi’nin, Kuzey Kıbrıs’ın tecridine son vermek üzere hazırladığı açılımlar, Washington ile Güney Kıbrıs yönetimini diplomatik bir çatışma içine soktu.
       Önce ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile görüşmesinde Talat’a “sayın başbakan” diye hitap etti.
       Ardından Dışişleri sözcüsü Richard Boucher, uzun yıllardır kullanılan “Kıbrıs Hükümeti” terimi yerine “Kıbrıs Rum Hükümeti” ifadesini dile getirdi.
       
PAPADOPULOS: DÜŞMANLIK ANLAMINA GELİR
       “Kıbrıs Rum Hükümeti” sözü, diplomatik anlamda bir de “Kıbrıs Türk Hükümeti” kavramını akla getirdiği ve Rum Hükümeti’nın Türk tarafını temsil etmediği imasını taşıdığı için, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni öfkelendirdi. Rum lideri Tasos Papadopulos, “Bu sözler dil sürçmesi
       değilse ve maksatlı kullanıldıysa, düşmanlık anlamına gelir” diyerek tepkisini ortaya koydu.
       
’ÖNCELİK TECRİDİN KALDIRILMASI’
       ABD Dışişleri sözcüsü Boucher ise, Papadopulos’un bu tepkisine karşın, söz konusu ifadelerın bilinçli kullanıldığının altını çizdi. Boucher, ABD’nin Kıbrıs’a ilişkin tanıma politikasında değişiklik olmadığını ve Washington’ın şu an için amacının, Kıbrıslı Türklere yönelik tecridin kaldırılması olduğunu söyledi.
       Bir Yunanlı gazetecinin, Talat’a Powell’ın yanlışlıkla mı “başbakan” dediği ve yanlışlıkla mı “Kıbrıs Rum Hükümeti” ifadesinin kullanıldığını sorması üzerine ise, Boucher “hayır” dedi. ABD sözcüsü, “Bu sözler durumu tanımlayan terimler” diyerek, bu ifadelerin bilinçli kullanıldığına işaret etti.
 

ABD’nin KKTC planı netleşiyor

 

 

ABD yönetimi, KKTC’ye yönelik izolasyonun kaldırılması için önlemleri gelecek hafta açıklamaya başlayacak. Önlemler kapsamında, ekonomik yardım, doğrudan uçuş ve diplomatik diyalogun canlandırılması yer alıyor.

 

Washington
NTV-MSNBC

 

7 Mayıs 2004—  KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın Washington temasları devam ederken, Kuzey Kıbrıs’ın sıkıntılarını hafifletecek önlem paketi netleşmeye başladı. ABD yönetiminden yetkililerin dün yaptığı toplantıda, önlemlerin, ağırlıklı olarak ekonomik yardım, doğrudan uçuşlar ve diplomatik diyalogun yakınlaştırılmasına yönelik adımlar ele alındı.

 

Toplantıya ABD Dışişleri bakan yardımcılarından Elizabeth Jones, Beyaz Saray, ABD Hazine Bakanlığı ve Amerikan yardım kuruluşu USAID yetkililerinin katıldığı belirtildi. Bu toplantıda, ABD’nin tedbir paketi içinde açıklayacağı önlemlerin kararlaştırıldığı da kaydedildi.
       
ÖNLEMLER KADEMELİ AÇIKLANACAK
       Söz konusu önlemlerin, değişik yasal ve teknik süreçleri gerektirdiği belirtilirken, bu yüzden planın kademe kademe gerçekleştirileceği belirtiliyor. Amerikalı yetkililer, özellikle mali yardım konuları için ABD Kongresi’nin onayının gerekeceğine işaret ediyorlar.
        ABD, çözüm durumunda adaya nakletmek üzere söz verdiği 400 milyon dolarlık yardımın bir kısmını da, çözüm olmamasına rağmen, Kuzey Kıbrıs’ın çözüme “evet” oyu vermesi dolayısıyla aktarmayı planlıyor.
        Yetkililer, küçük boyutta bazı mali yardımlar için ise Kongre onayına gerek olmayacağını belirtiyorlar.
        IMF’nin en büyük hissedarı olarak ABD’nin, hem IMF hem de Dünya Bankası’ndan, Kuzey Kıbrıs’a yardım imkanlarını da arayacağı kaydediliyor. IMF yardımının, bankacılık sektörünün düzenlenmesi gibi teknik konuları içereceği, Dünya Bankası’nın ise belli projeleri kredilendirmesinin söz konusu olabileceği belirtiliyor.

Weston: AB’nin çabaları yeterli değil

 

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonunun sona erdirilmesi yönünde Avrupa Birliği’nin önemli adımlar attığını, ancak bunların yeterli olmadığını belirtti.

 

Washington
AA

 

 

 

 

6 Mayıs 2004—  Washington’da Amerika’nın Sesi radyosunun düzenlediği bir basın toplantısında Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Weston, “AB, Kuzey Kıbrıs ile ilgili önemli adımlar attı. Ancak bunlar, izolasyonu sona erdirmekte yeterli değil” dedi.

 

Weston, ABD’nin, Kuzey Kıbrıs’ın sıkıntılarını giderme yönünde AB ile tutarlı adımlar atacağını ancak “tek taraflı” eylemlerde de bulunacağını söyledi.
       ABD’nin bu yöndeki somut adımları ne zaman atmayı planladığı yönündeki bir soru üzerine Weston, “Burada haftalardan bahsediyoruz, aylardan değil. Siyasi amacımız, Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonunu bitirmektir” dedi.
       
UÇUŞLAR İÇİN ÇALIŞMA
       Weston, Amerikan uçaklarının doğrudan Kuzey Kıbrıs’a uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer tarafından şu sırada üzerinde çalışılan konu olduğunu bildirdi.
       Bunun yanı sıra Weston, ABD’nin Kuzey Kıbrıs’a doğrudan mali yardım yapmasının söz konusu olabileceğine işaret etti.
       
‘EN ÖNEMLİ KATKI AB’DEN GELECEK’
       Ancak Weston, özellikle coğrafi konumundan ötürü Kuzey Kıbrıs’a en önemli ekonomik katkının Avrupa Birliği’nden geleceğini belirtti.
       Weston, ABD’nin izolasyonu bitirme yönünde atacağı adımların bazılarının yasal düzenleme gerektireceğini, bazıları için ise buna ihtiyaç olmayabileceğini, bütün bu konular üzerinde şu sırada çalışılmakta olduğunu kaydetti.
       

Papadopulos ABD’ye öfkeli

 

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’ın ABD gezisini yakından takip eden Kıbrıs Rum yönetimi, Amerikalı yetkililerin yaptığı açıklamalardan rahatsızlık duyuyor. Papadopulos Powell ve Boucher’in ifadelerin düşmanca olduğunu öne sürdü.

 

Lefkoşa
AA

 

 

 

 

6 Mayıs 2004—  Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofias da ABD’li yetkililerin yaptıkları açıklamaların kabul edilemeyeceğini söyledi.

 

 

 

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ve ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher’in, “kullandıkları ifade ve sözcüklerin maksatlı olarak kullanıldığının ortaya çıkması durumunda bunun gayet düşmanca ifadeler olduğunu” söyledi.

 

Papadopulos, bu açıklamayı, Rum gazetecilerin, “Colin Powell’in Mehmet Ali Talat’a “Başbakan” olarak hitap etmesi ve Boucher’in ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ hükümeti yerine Kıbrıs Rum Hükümeti ifadesini kullandığını” hatırlatarak görüşlerini sorması üzerine yaptı.
       “Bazı ülkelerin Kıbrıslı Rumları BM planını reddetmelerinden dolayı cezalandırmak istediğini” kaydeden Papadopulos, “Eğer bu ifadeler dil sürçmesi değil ve maksatlı kullanılmış ifadelerse gayet düşmanca ifadelerdir.
       Eğer Kıbrıs’ı kesin bölünmeye değil, yeniden birleştirmeye çalışıyorsak bu tür demeçlerin bu amaca ters düşen girişimler olduğunu belirtmek isterim” dedi.
       
HRİSTOFİAS: KABUL EDİLEMEZ
       Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofias da bazı ABD’li yetkililerin yaptıkları açıklamalara değinerek, “(Kıbrıs) halkı cezalandırma yoluyla ‘evet’ demeyecek” dedi.
       Dimitris Hristofias, Richard Boucher’in “Kıbrıs Cumhuriyeti” hükümeti yerine Kıbrıs Rum hükümeti ifadesini kullandığı yönündeki bir soruyu yanıtlarken, “Eğer sayın Boucher bunu Kıbrıslı Rumları cezalandırmak için söylediyse o zaman kabul edilemez açıklamalar” dedi.
       

Rumlar ABD’de lobi yapıyor

 

ABD Dışiişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Washington’ın, Kıbrıslı Türkler’in tecridinin kaldırılmasına yönelik önlemlerinin yakında açıklanacağını bildirirken, Rum lobisi, bu önlemlerin kısıtlı kalmasına çalışıyor.

 

NTV-MSNBC

 

 

6 Mayıs 2004 — Washington ziyaretini sürdüren Kuzey Kıbrıs Başbakanı Mehmet Ali Talat ise, IMF’den para politikası ve bankacılık konularında teknik destek alacaklarını söyledi.

ABD uzun süredir, Kuzey Kıbrıs’ın tecridine son verilmesini amaçlayan bir dizi yeni önlem üzerinde çalışıyor. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Washington yönetiminin, bu önlemleri kısa süre içinde açıklayacağını resmen duyurdu, ancak kesin süre vermedi. Boucher, ABD’nin adımlarının AB ile tutarlı olacağını, ancak arada fark bulunabileceğini belirterek, Washington’ın daha ileriye gidebileceğini ima etti.
       Washington’ın Kuzey Kıbrıs’a yönelık açılımının kısıtlı kalmasını amaçlayan ABD’deki Rum lobisinin liderleri ise, ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişim başlattı. Rum lobisi, Bush yönetiminden, Güney Kıbrıs’ın, referandumda ‘hayır’ oyu vermesinden dolayı cezalandırılmamasını istedi.
       
WASHİNGTON TRAFİĞİ YOĞUN
       Washington’da bulunan Talat ise, dün IMF yetkilileriyle görüşmesinin ardından, para politikaları ve bankacılık sektörünün iyileştirilmesi konularında IMF’den teknik destek alınacağını açıkladı. Talat, bugün de ABD Dışişleri Bakanlıgı’nın üst düzey yetkilileri, Dünya Bankası yöneticileri ve Musevi kuruluşlarıyla görüşecek.
       

ABD’den KKTC’ye yeni destek

 

ABD, Kıbrıs Türk toplumunun lideri olarak Denktaş yerine Talat’ı kabul ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’a “Sayın Başbakan” diye hitap ederek, bir adım daha ileri gitti.

 

NTV-MSNBC

 

 

 

 

5 Mayıs 2004—  Öte yandan, Washington yönetiminin KKTC’nin uluslararası örgütlerde temsil edilmesini desteklediği belirtildi.

 

ABD yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi, KKTC’nin IMF, Dünya Bankası, UEFA ve İslam Konferansı Örgütü’nün de dahil olduğu uluslararası örgütlerde temsil edilmesini Washington’ın tamamıyla desteklediğini bildirdi.
       Yetkili, NTV’ye açıklamasında, bu temsilin üyelik ya da katılımı şeklinde kuruluşa göre değişebileceğini belirterek, “Bu örgütlere IMF, Dünya Bankası, UEFA, İKÖ dahil mi?” sorusuna, “Evet hepsi. Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası kuruluşlara katılımını destekliyoruz” dedi.
       ABD’li yetkili, Washington’ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak artık Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı değil, Başbakan Mehmet Ali Talat’ı kabul ettiğini de söyledi.
       Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın, New York’ta BM’de dün yapılan toplantıda bunun ilerisine de geçerek Talat’a “Sayın Başbakan” diye hitap ettiğini belirtti.
       
TECRİT KALDIRILACAK
       Aynı yetkili, Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan adımların, aşama aşama yürürlüğe konulacağını bunların bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da rapordan sonra gelebileceğini kaydederek “Aslında adımlar başladı. Powell-Talat görüşmesi bunun parçasıydı” dedi.
       
KKTC’YE PARA YARDIMI
       Washington, Kıbrıs’ın birleşme planının gerçekleşmesi durumunda geçerli olmak üzere 400 milyon dolarlık bir katkı ayırmıştı. Ancak referandumun Rumlar tarafından reddinin ardından, bu paranın geçerliliği ortadan kalktı.
       ABD yönetimine yakın kaynaklar, bu paranın bir bölümünün KKTC’ye ekonomik yardım olarak verilmesinin düşünüldüğünü ve bunun üzerinde formül arayışının sürdüğünü kaydettiler. Böyle bir ekonomik yardım için ABD kongresinin onayı gerekiyor. Washington’daki gözlemciler, Talat’ın başkent Washington’da kongre yetkilileriyle görüşmelerinin bu açıdan önem taşıdığına işaret ediyorlar.
       Bir başka ABD’li yetkili de, ABD’nin Kıbrslı Türklerin sıkıntısını azaltmak için almayı planladığı tedbirlerin hepsinin değil ancak bazılarının kongre onayına ihtiyaç duyacağını söyledi. Aynı yetkili, bu konular üzerinde çalışmaların sürdüğüne işaret etti.
       

Talat: ABD’den olumlu sinyal adık

Başbakan Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı ile KKTC sıfatıyla

görüşmesinin somut bir kazanım olduğunu ve bunun KKTC için statü

yükselmesi anlamına geldiğini bildirdi.

Talat, Washington'da düzenlediği basın toplantısında, ABD'yi ziyaretine ilişkin ''somut ne sonuçlar elde ettiniz?'' sorusuna karşılık, ''KKTC Başbakanı sıfatıyla ilk kez görüşme gerçekleştirdik. Bu ilk kez oluyor. Tanıma değil, kimse o hayale kapılmamalı. Fakat bu statü yükselmesidir'' dedi.

Mehmet Ali Talat, daha önce KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da

ABD Dışişleri Bakanlarıyla görüştüğünün hatırlatılması üzerine,

''ancak o görüşmelerde sıfat, Kıbrıs Türk toplumu lideriydi'' dedi.

Amerikalı yetkililerle görüşmelerinin ABD Dışişleri Bakanlığı binası dışında yapıldığını söyleyen bir gazeteciye Talat, ''Statünün bakanlık binasına girmekle olduğunu bilmiyordum. Avrupa Parlamentosu'na, Avrupa Komisyonu'na giriyoruz. O zaman oralarda statümüz yüksek mi demek?'' dedi.

Talat, Powell ile görüşmesinin, bakanın BM'de de işi olması dolayısıyla New York'ta yapıldığını anlattı. Asıl önemli olanın ''Başbakan'' sıfatıyla görüşmelerde bulunması olduğuna işaret eden Talat, ''durum gayet açık. Bunun arkasını da göreceğiz'' dedi.

Amerikalı yetkililerin, Kıbrıs Rum Kesimi'nden artık ''Kıbrıs Rum Hükümeti'' olarak bahsetmesinin sorulması üzerine Talat, ''Artık Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs Rum hükümetidir. Bu referandum ile ispat edildi. Artık Kıbrıs Rum hükümetinin, Kıbrıs Rum hükümeti olarak muamele görmesi lazım. Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınsa da, göreceği muamele o olmalı'' diye konuştu.

Talat, ABD'nin Kıbrıs Rum Hükümeti tanımlamasıyla, ''iyi ve doğru'' yaptığını, Kıbrıs Rum Hükümeti'nin bütün Kıbrıs adına konuşamayacağının ortaya çıktığını belirtti.

KKTC'ye izolasyonun kalkması için liman ve havaalanlarının kullanımının gayri meşru olmaktan çıkmasını isteyen Talat, ABD ve ABD Adalet Divanı'nın, eski kararlarını etkisizleştirecek adımlar atması

gerektiğini söyledi. Talat, KKTC'nin ihracat limanının Magosa olduğunu, bu liman kullanılmazsa rekabet gücünün azaldığını kaydetti.

Talat, seyahat kısıtlamalarının da kalkmasını ve KKTC pasaportuyla bütün dünyada seyahat edebilmeyi istediklerini, spor ambargosunun

kalkmasını beklediklerini belirtti. KKTC Başbakanı, ''ambargo bizim

günlük hayatımızı etkiliyor, onurumuzu kırıyor. Bunlar kalkmalı''

dedi.

Bunların kalkması için çalışma ve zamana ihtiyaç olduğunu belirten

Talat, ''40 yıldır imajımız kötü çocuktu. Artık bu değişti. Yapıcı

kategoriye geçtik. Ancak bir anda kaybettiklerimizi geri almak kolay

değil. Adım adım olacak'' dedi.

TÜRK VATANDAŞLARINA VİZE YOK

Basında Türk vatandaşlarına KKTC'ye girişte artık vize uygulanacağı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Talat, ''tamamen yalan. Hiç öyle bir şey yok'' dedi.

Talat, Türkiye ile politikalarda farklılık olmadığını söyledi.

Bir gazetecinin, KKTC'nin kurulmasında öncülük eden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a yönelik eleştirileri nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Talat, Denktaş ile ilişkilerinin bilindiğini, düşüncelerinin gizli olmadığını, Kıbrıs Türk halkının yüzde 65 oranında Denktaş'ın ''ölüm'' dediği Annan planını desteklediğini kaydetti. Talat, karşı çıkan güçlerin yüzde 35'te kaldığını belirterek, kendisinin Denktaş'tan, geri planda kalmasını istediğini söyledi. Talat, ''aslında ilk çağrım istifa etmesiydi.

Ancak hayır dedi. Denktaş Kıbrıs Türkü'nün vizyonunu temsil etmiyor.

Bunu kendisine de söyledim'' dedi. Talat, ''zıtlaşma içindeyim ama Denktaş KKTC'nin Cumhurbaşkanı'dır'' dedi.

İzolasyonun kaldırılması konusunda ABD kongresindeki temaslarında

olumlu izlenim edindiğini belirten Talat, kongredeki hava, Amerikan

yönetiminden de ileri. Kıbrıs'a direkt uçuşların bir grup kongre

üyesiyle yapılıp yapılamayacağı konuşuldu. Bu gerçekleşemese bile

konuşulması önemli'' dedi. Rumların bunlara öfkelenmesinin kendisini

üzmeyeceğini söyleyen Talat, ''biz dünya dili konuşursak, çözüm

isteyen halkın temsilcisi olarak Rumların öfkesi bize zarar vermez.

Onları oto-kontrolden çıkarır, daha kısa sürede çözüm yönünde irkilmelerine yol açar'' dedi.

HALKIN SESI 08/05/2004

Geç kalmadınız mı?!

Papadopulos: “Annan Planı, müzakere edilip iyileştirmeler yapılmadan referandumun yinelenmesi sözkonusu değildir”

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Annan planı müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmadan referandumun yinelenmesinin sözkonusu olmadığını söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Papadopulos, Londra’ya gidişi öncesinde dün sabah Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, “Annan planı müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmaması halinde referandumun yinelenmesi sözkonusu değildir” dedi.

Papadopulos, böyle birşeyin Rum halkının iradesine hakaret teşkil edeceğini, ikinci referandum yapılırsa çıkacak sonucun öncekinin aynısı olacağını, bunun da kendileri için çok daha arzu edilmeyen birşey olacağını belirtti. Papadopulos, Rum Yönetimi’nin, Rum Ulusal Konsey toplantısında izah ettiği bir stratejisi bulunduğunu kaydetti ve şunları söyledi:

“Uluslararasındaki ortamın değişmesi için biraz zaman geçsin. İnisiyatifler için olanaklar oluştuğunda bizim taraf; üzerinde değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması için Annan planının yeniden gündeme getirilmesine yönelik çabalarını sürdürecek” dedi.

YENIUZEN 08/05/2004

Kıbrıs Türkünün saygınlığı arttı  

Talat, ABD’deki temaslarında Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyon politikasının kaldırılması için birkaç gün ya da bir kaç hafta içinde adımlar atılacağının ifade edildiğini söyledi. Bunun sözünü ve güvencesini aldıklarını vurgulayan Talat, AB’de de Türk limanlarının ihracat amacıyla kullanılabilmesi için komisyonlarda çalışmalar yapıldığını söyledi. 

Kıbrıs Türklerinin izolasyondan kurtulma politikasını daha da ileriye götüreceklerini kaydeden Talat, ABD’ye yaptığı ziyaretin çok yararlı olduğunu ifade etti. 

Özellikle ABD Dışişleri Bakanı’nın ilk kez bir Kıbrıs Türk Başbakanı ile görüşmesinin önemli olduğunu belirten Talat, “Kıbrıs Türkü’nün bu anlamda daha kabul görür hale gelmesi, Kıbrıs Türk halkının verdiği dünya ile uyumlu karara bağlıdır. Bu politikamızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

 

Talat, “ABD ziyareti, Kıbrıs Türk tarafının bir yönetim olarak, bir devlet olarak tanınmasa bile saygın hale geldiğinin göstergesi. Yapılan daveti böyle algılamak lazım. ABD Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmede ortaya koyduğumuz düşünce, Kıbrıs Türkü’nün dünya ile uyumlu bir politika güden bir halk olarak artık dünyadan izole edilmesinin anlamsız olduğu, buna dayalı olarak bu izolasyonun ortadan kaldırılması talebiydi. Bunu ciddi, büyük bir anlayışla karşıladılar. Tamamen aynı kanaatte olduklarını söylediler. Zaten bize yapılan davetin bu nedenle yapılmış olduğunu ifade ettiler. Kıbrıs Türkü’nün Rumların kararıyla cezalandırılmasının düşünülemeyeceğini ve sözünü ettiğimiz çeşitli hususlardaki tecrit ve dışlanma politikasının ortadan kaldırılabilmesi için tedbirler alma hazırlığı içinde olduklarını, tüm politikalarını gözden geçirmekte olduklarını ifade ettiler” dedi.

 

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'den yapılan davetin, KKTC'nin yönetim ve devlet olarak tanınmasa bile saygın hale geldiğinin göstergesi olduğunu söyledi. Talat, "ABD’den izolasyonun uygulamada sona erdirileceği sözünü aldık" dedi.

ABD'de gerçekleştirdiği bir dizi temasları tamamlayan KKTC Başbakanı Talat, Türkiye'ye döndü. Talat, Atatürk Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta yapılan referandumda 2 tarafta farklı sonucun çıkmasının Kıbrıs sorunun çözümünü engellediğini söyledi. 

 

Bu sorunun çözülememiş olmasından üzüntü duyduğunu ifade eden Talat, buna karşın Türk tarafından yüzde 65 evet oyu çıkmış olmasının dünyanın Türk halkına bakışını değiştirdiğini kaydetti.  Talat, Kıbrıslı Türklerin bugüne kadar olumlu davranmadığı, ayrılıkçı olduğu iddiasıyla suçlanmasının artık mümkün olmadığını ifade etti. 

 

ABD'den davet almasının nedeninin de Kıbrıs Türklerinin referandumda dünya ve AB ile uyum içinde tavır takınması olduğunu anlatan Talat, şöyle dedi. 

 

‘RUMLAR YÜZÜNDEN TÜRKLER CEZALANDIRILAMAZ’

 

"ABD ziyareti, Kıbrıs Türk tarafının bir yönetim olarak, bir devlet olarak tanınmasa bile saygın hale geldiğinin göstergesi. Yapılan daveti böyle algılamak lazım. ABD Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmede ortaya koyduğumuz düşünce, Kıbrıs Türkü'nün dünya ile uyumlu bir politika güden bir halk olarak artık dünyadan izole edilmesinin anlamsız olduğu, buna dayalı olarak bu izolasyonun ortadan kaldırılması talebiydi. Bunu ciddi, büyük bir anlayışla karşıladılar. Tamamen aynı kanaatte olduklarını söylediler. Zaten bize yapılan davetin bu nedenle yapılmış olduğunu ifade ettiler. 

 

Kıbrıs Türkü'nün Rumların kararıyla cezalandırılmasının düşünülemeyeceğini ve sözünü ettiğimiz çeşitli hususlardaki tecrit ve dışlanma politikasının ortadan kaldırılabilmesi için tedbirler alma hazırlığı içinde olduklarını, tüm politikalarını gözden geçirmekte olduklarını ifade ettiler. “

    

İZALASYONUN KALKMASI  İÇİN ADIM ATILACAK

 

Talat, ABD'deki temaslarında Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyon politikasının kaldırılması için birkaç gün ya da bir kaç hafta içinde adımlar atılacağının ifade edildiğini söyledi. Bunun sözünü ve güvencesini aldıklarını vurgulayan Talat, AB'de de Türk limanlarının ihracat amacıyla kullanılabilmesi için komisyonlarda çalışmalar yapıldığını söyledi. 

 

Kıbrıs Türklerinin izolasyondan kurtulma politikasını daha da ileriye götüreceklerini kaydeden Talat, ABD'ye yaptığı ziyaretin çok yararlı olduğunu ifade etti. 

 

Özellikle ABD Dışişleri Bakanı'nın ilk kez bir Kıbrıs Türk Başbakanı ile görüşmesinin önemli olduğunu belirten Talat, "Kıbrıs Türkü'nün bu anlamda daha kabul görür hale gelmesi, Kıbrıs Türk halkının verdiği dünya ile uyumlu karara bağlıdır. Bu politikamızı sürdüreceğiz" diye konuştu. 

    

AB VE ABD DESTEĞİ 

    

 Daha sonra soruları cevaplayan Talat, "ABD'den izolasyonun kaldırılması yönünde nasıl işaretler aldınız?" şeklindeki soru üzerine, şunları söyledi: 

 

"En başta Kıbrıs'a yönelik uçuşların yapılabilmesinin sağlanmasını istedik. Bu turizm ve ekonominin gelişmesi için gerekli koşul. Bunun  yanı sıra seyahat, ticaret, dış yatırımlar bütün bunlar bizim için çok önemlidir. Bunların tümünü ortaya koyduk. Bunlardan hangilerinin kolayca siyasi bir kararla, hangilerinin yasal mevzuatlarla aşılabileceğini kendileri karar verecekler. Hep beraber göreceğiz. Bu konuda kesin, kararlı doğru adımlar atacaklarının güvencesini verdiler. Bizim tutumumuzu AB ve ABD destekleyecektir. Bu onların boynunun borcudur." 

 

Talat, "Kıbrıs Rum tarafının KKTC'nin tanınması durumunda gerekli tedbirleri aldığı" yönünde yaptığı açıklamaların sorulması üzerine de "Rumlar öfkelenecektir doğrudur. Bizim doğru politikalarımız sayesinde ilk kez gerçek durumları ortaya çıktı. Dolayısıyla bunun ceremesini de dünyaya karşı ödeyecekler" dedi. 

 (aa)  YENIUZEN 08/05/2004

Talat: Barışçı girişimimiz ABD'de ciddi yankı buldu

CİDDİ SİNYAL... Başbakan Talat: ABD'de de Kıbrıs Türkü'nün büyük barışçı girişimi ciddi yankı buldu. KKTC'den bir başbakan ilk kez ABD dışişleri bakanı ile görüşmek üzere ABD'ye gitti. Ayrıca BM temsilcileri ilk kez, daha önce yolunu bile bilmedikleri Başbakanlığa gelerek bizi makamımızda ziyaret etti. Bütün bunlar hem Rum tarafına, hem Türk tarafına, hem de dünyaya ciddi bir sinyaldir

BİR İŞ ZAMANINDA YAPILMALI... "Eğer 2002'nin aralık ayında Kopenhag Zirvesi'nden önce Kıbrıs sorununu çözmüş olsaydık, bugün ne Türkiye, ne Kıbrıs bu sıkıntıyı yaşayacaktı. Bir işin zamanında yapılması anlamlıdır. Zamanında yapılmazsa, geç kalınmış olabilir. Bir taraf 'hayır' derken AB'ye girer, diğer tarafı da dışında tutar, üstelik de izolasyonu sürdürmeye devam eder"

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türkü'nün büyük barışçı girişiminin ABD'de de ciddi bir yankı bulduğunu bildirdi.

Başbakan Talat, dün temaslarını tamamlayarak KKTC'ye döndü.

Talat, dün Kıbrıs'a dönmeden önce, Kıbrıslılar Bilim, Eğitim, Sağlık ve Dayanışma Derneği (KIBES) tarafından Taksim Hill Otel'de düzenlenen toplantıda, ABD ziyareti hakkında bilgi verdi.

Kıbrıs halkının son 3 yıl içinde büyük gelişmeler yaşadığını ve barış için büyük eylemler yaptığını dile getiren Talat, ama duyması gerekenlerin bunları duymadığını söyledi.

Talat, Kıbrıs Türk halkının mücadelesinin seçimlerde de ortaya çıktığını ve barış yanlısı bir parlamentonun seçildiğini belirterek, referandumda da bütün uluslararası toplumun inancının tersine gelişmeler yaşandığını anlattı.

Uluslararası toplumun, Türkiye'nin bir yerde zorluk çıkaracağını ve barış sürecini kesintiye uğratacağını düşündüğünü söyleyen Talat, ancak bunun böyle olmadığını belirterek, "Hedefimiz, iki 'evet' iken maalesef tek 'evet' ortaya çıktı. Türk tarafı, Kıbrıs sorununun çözülerek Kıbrıs'ın bütünleşmesine ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası topluma taşınmasına karar verdi. O güne kadar bunu savunan Rum tarafı ise hayır, ben durumumdan memnunum. Onun için bu anlaşmayı kabul etmiyorum' dedi" diye konuştu.

Talat, bu yeni durumun, zorunluluk nedeniyle devam etmekte olan bir yapının artık anlamı kalmadığını ortaya koyduğunu da dile getirerek, bu nedenle Kıbrıs Türkü'nün uluslararası tanınmışlığı olmasa da devletine dünyada artık bir başka gözle bakıldığını ve AB'nin çok ciddi kararlar almaya başladığını hatırlattı.

Dünya'ya ciddi bir sinyal

"ABD'de de Kıbrıs Türkü'nün büyük barışçı girişimi ciddi yankı buldu" diyen Talat, KKTC'den bir başbakanın ilk kez ABD dışişleri bakanı ile görüşmek üzere ABD'ye gittiğini, ayrıca BM temsilcilerinin ilk kez, daha önce yolunu bile bilmedikleri Başbakanlığa gelerek kendisini makamında ziyaret ettiklerini söyledi.

Talat, "Bütün bunlar hem Rum tarafına, hem Türk tarafına, hem de dünyaya ciddi bir sinyaldir" dedi.

Kendilerinin, dünyanın, BM'nin istediği gibi çözümü istediklerini fakat Rumların bu plana hayır dediğini söyleyen Talat, "Şimdi bu pirincin taşını ayıklamak gerekiyor. Uluslararası toplum ne yapacak? BM genel sekreterinin raporu önemlidir. Kıbrıs Türkleri'nin bu tavrını onore edecek şekilde olmalıdır" diye konuştu.

Talat, Kıbrıs Türkü'nün barış mücadelesinin aynı zamanda Türkiye'nin kaderini de etkileyen çok ciddi bir süreç olduğunu, Türkiye'nin önünde en ciddi engel olan Kıbrıs sorununun başka bir düzeye taşındığını kaydetti. Gelecek dönemde Türkiye'nin bu yeni durum nedeniyle ciddi sıkıntıları olacağını da söyleyen Talat, Türkiye'nin bugüne kadar tanımadığı Kıbrıs Rum kesimini tanıma zorunluluğu ve kısmi olarak ilişkilerini sıcak tutma zorunluluğunun ortaya çıkacağını ifade etti.

Yeni gelişmelerden ders alınmalı

Bu yeni gelişmelerden bir ders alınması gerektiğini de anlatan Talat, şöyle devam etti:

"Eğer 2002'nin aralık ayında Kopenhag Zirvesi'nden önce Kıbrıs sorununu çözmüş olsaydık, bugün ne Türkiye, ne Kıbrıs bu sıkıntıyı yaşayacaktı. O günün sorusu, 'Garanti Anlaşması'nı, planı ve AB'ye girişi kabul ediyor musunuz?' şeklindeydi. Rumlar o gün 'hayır' deseydi, 'AB'ye girmiyoruz' demiş olacaktı. Bir işin zamanında yapılması anlamlıdır. Zamanında yapılmazsa, geç kalınmış olabilir. Bir taraf 'hayır' derken AB'ye girer, diğer tarafı da dışında tutar, üstelik de izolasyonu sürdürmeye devam eder."

Ama yine de Kıbrıs halkının bu mücadeleden yüz akıyla çıktığını anlatan Talat, bu avantajı, dünyayla aynı dili kullanma avantajını dünyayla bütünleşme konusunda kullanacaklarını bildirdi.

Talat, bir gazetecinin, "AB ile ilgili olarak ne gibi girişimlerde bulunacaksınız? AB'den ne bekliyorsunuz?" sorusu üzerine de, "AB'den beklediğimiz şu: Bir şeyin artık iyice bilinmesi lazım. Zorunluluk ilkesinin ortadan kalkmış olması nedeniyle, artık Kıbrıslı Türkleri Kıbrıslı Rumlar temsil edemez. Onun için, AB dahil olmak üzere tüm dünyanın işlerini bizimle yapması lazım" dedi.

Bu konuda çalışmalar olduğunu da vurgulayan Talat, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bize yapılacak herhangi bir yardımın ekonomimize olumlu yansıması için, önceliğin izolasyonun kaldırılması olduğunu anlatıyoruz. AB, bize 259 milyon euro veriyor, KKTC'nin kalkınması için. Türkiye bu paranın çok daha fazlasını veriyor ama Kıbrıs kalkınmamıştır. Niçin, çünkü izolasyon var. Bu izolasyon kalkmadığı sürece yapılan yardımların bir anlamı yoktur."

KIBRIS 09/05/2004

Annan Planı, masaya gelecek

GÜNDEME GELEBİLİR... Kıbrıs Rum yönetimi lideri Papadopulos ile AKEL Genel Sekreteri Hristofyas "Annan Planı'nın müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmadan, referandumun yinelenmesinin söz konusu olmadığını" belirterek, planın yeniden gündeme getirilmesine yönelik çabaların süreceğini söyledi. Papadopulos ile Hristofyas, Annan Planı'nın yeniden masaya geleceğini savundu

 

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Annan Planı müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmadan, referandumun yinelenmesinin söz konusu olmadığını" belirterek, planın yeniden gündeme getirilmesine yönelik çabaların süreceğini söyledi.

AKEL Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da, Annan Planı'nın yeniden masaya geleceğini savundu.

Rum radyosunun haberine göre, Londra'ya giden Papadopulos, Larnaka Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, "Annan Planı müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmaması halinde referandumun yinelenmesi söz konusu değildir" dedi.

Papadopulos, "Uluslararası ortamın değişmesi için biraz zaman geçsin. İnisiyatifler için olanaklar oluştuğunda bizim taraf, üzerinde değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması için Annan Planı'nın yeniden gündeme getirilmesine yönelik çabalarını sürdürecek" diye konuştu.

Papadopulos, Annan Planı müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmaması halinde referandumun yinelenmesinin Rum halkının iradesine hakaret teşkil edeceğini, ikinci referandum yapılırsa çıkacak sonucun öncekinin aynısı olacağını, bunun da kendileri için çok daha arzu edilmeyen bir şey olacağını belirtti. Papadopulos, Rum yönetiminin, Rum Ulusal Konseyi toplantısında izah ettiği bir stratejisi bulunduğunu kaydetti ve şunları söyledi:

"Uluslararasındaki ortamın değişmesi için biraz zaman geçsin. İnisiyatifler için olanaklar oluştuğunda bizim taraf; üzerinde değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması için Annan Planı'nın yeniden gündeme getirilmesine yönelik çabalarını sürdürecek" dedi.

Hristofyas: Strateji belirleyelim

Rum Meclis Başkanı ve AKEL Partisi lideri Hristofyas ise, "Annan Planı'nın Kıbrıs sorununun çözümünde müzakere zemini olarak yeniden masaya geleceğini" savundu. Hristofyas, "Annan Planı oradadır ve tekrar masaya getirecekler. Onu bir tarafa kaldırmıyorlar" dedi.

Referandumda 'hayır' diyenlere gösterilen tepkilerin göğüslenmesi gerektiğini ifade eden Hristofyas, izlenecek stratejinin tartışılması gerektiğini vurguladı.

Hristofyas, AB'nin arabuluculuğuyla yeni bir çözüm arayışının, Yunanistan ve Türkiye açısından çok zor olacağını da belirtti.

Hristofyas, Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden bir grup Yunan gazeteciyi kabulünde yaptığı açıklamada, "Annan planı oradadır ve tekrar masaya getirecekler. Onu bir tarafa kaldırmıyorlar" dedi.

Hristofyas, "Mevcut zaman diliminde tüm olaylar dikkatli şekilde ele alınmalı, öncelikler öne çıkarılmalı ve referandumda 'hayır' demeye cesaret edenlere karşı yapılan saldırılar göğüslenmelidir. Hemen akabinde de izleyeceğimiz bütünlüklü bir stratejiyi tartışmalıyız" diye konuştu.

Dimitris Hristofyas, bir soruyu yanıtlarken, "Kıbrıs sorununun çözümlenmesi için AB'nin arabuluculuğuyla yeni bir çözüm arayışının, Yunanistan ve Türkiye açısından çok zor olacağını" söyledi.

KIBRIS 09/05/2004

Lefkoşa'da "Lokmacı Barikatı" heyecanı

Lefkoşa'nın güneyinde, Lokmacı Barikatı sınırında başlatılan yol çalışmaları, suriçi ve Arasta esnafı arasında heyecan yarattı. Bu konudaki taleplerini yineleyen esnaf, "Bir an önce bu kapının açılması gerekiyor. Bu kapının açılması Lefkoşa'nın ekonomisinin kurtulması demektir" dedi

24 Nisan'daki referandum ve yeni Yeşil Hat düzenlemesi gibi önemli gelişmelerin ardından güney Lefkoşa belediye başkanı ile görüşme fırsatı bulamadıklarını belirten Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, "Umarım güney Lefkoşa da kapının açılmasına katılımcı olarak yer alır" diye konuştu

l Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Basın Sözcüsü Hürrem Tulga: Çeşitli kapıların açılacağı üzerinde duruluyor ancak, Lokmacı Barikatı'nın yerini tutamaz. Lokmacı Barikatı'nın üzerinde durulmalıdır ve bu konuda ısrarlıyız. Gerçekten ilgili insanlar oraya giderek gözlem yapsınlar, esnafla konuşsunlar... Barikatın açılması güneyden kuzeye bir ekonomik akışı sağlayacaktır

Anıl IŞIK

Güney Lefkoşa'da Lokmacı Barikatı'nın hemen yanı başında yapılan altyapı çalışmaları başta Arasta esnafı olmak üzere ciddi bir heyecan yarattı.

Lokmacı Barikatı ve Uzunyol'u birbirine bağlayan yolun güney kesiminde yapılan asfaltlama çalışmaları, uzun bir süreden beri açılacağı söylenen ancak bir türlü açılamayan Lokmacı Barikatı bölgesi ve esnafının da yüzünü güldürdü. Esnaf, bu açılışa Lefkoşa'nın kurtuluşu gözüyle bakıyor.

İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Anlar, şu anda bu yönde istek olmasına karşın, henüz bir çalışmanın yapılmadığını söyledi. Yapılan çalışmaların hangi amaca yönelik olduğu yönünde Rum kesiminden herhangi bir bilgi almadıklarını belirten Anlar, önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılarda konuyu ele alacaklarını söyledi.

Esnaf ve Zanaatkarlar Odası basın sözcüsü Hürrem Tulga, Lokmacı Barikatı'ndaki duvarların yıkılmasını, "Lefkoşa'nın kurtuluşu" olarak değerlendirdi. Özellikle Suriçi-Arasta esnafının bu yönde uzun süredir talebi olduğunu hatırlattı.

Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, güneyde yapılan yol yapım çalışmalarının trafik düzenlemesi kapsamında olduğunu belirterek, bunun "Biz öteden beri Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istedik, halen istiyoruz" diye konuşan Erk, Kıbrıs sorunu ile ilgili son zamanda yaşanan görüşmelerden dolayı Lokmacı Barikatı'nın açılması yönündeki talebin bir türlü gündeme getirilemediğini kaydetti.

Hürrem Tulga: Lokmacı'nın açılışı, Lefkoşa'nın kurtuluşu olur

Tulga, Lokmacı Barikatı'nın açılması için Surlariçi esnafının talebi olduğunu belirterek, "Lefkoşa'nın geleceği açısından Lokmacı Barikatı'nın açılması çok önemlidir. Lokmacı Barikatı'nın üzerinde durulması gerekiyor, çünkü güneydeki en büyük çarşının devamıdır" dedi.

Arasta ve Suriçi esnafının yıllardır yaşadığı yıkım ve durgunluğa dikkat çeken Tulga, şunları söyledi:

"Lokmacı Barikatı'nın açılması ile Lefkoşa'nın kurtuluşu gerçekleşir. Oradaki ekonomik faaliyetler hayat kazanır. Lefkoşa'nın, dünyanın sayılı tarihi mekanlarından biri olduğu düşünülürse ve turizm açısından da önemi gözden geçirilirse, Lokmacı Barikatı'nın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.

Çeşitli kapıların açılacağı üzerinde duruluyor ancak, Lokmacı Barikatı'nın yerini tutamaz. Lokmacı Barikatı'nın üzerinde durulmalıdır ve bu konuda ısrarlıyız. Gerçekten ilgili insanlar oraya giderek gözlem yapsınlar, esnafla konuşsunlar...

Barikatın açılması güneyden kuzeye bir ekonomik akışı sağlayacaktır. Oradaki ekonomik canlılık olduğu gibi bizim tarafa da yansıyacak. Lefkoşa'nın büyük bir kısmı kuzeydedir ve bu da önemli bir nokta. Yetkililer bunun farkında olsunlar ve bir an önce gerekli adımları atarak, bu barikatı açsınlar.

Kısa bir sürede Lokmacı Barikatı'nın açılması konusunun gündeme alınmaması halinde esnafın öfkesini durdurmak mümkün değil. Bu açıdan da kaygılıyız. Bu konuda bir şeyler yapılması halinde esnaf sürekli eylemler yapacaktır. Esnaf ve Zanaatkarlar Odası da esnafın yanında durarak, üzerine düşen görevi yapacaktır."

Erk: Barikatın açılması, pazar

faaliyetlerinin artması için bir ihtiyaçtır

Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, güney Lefkoşa'da Uzunyol'u Lokmacı Barikatı'na bağlayan yol üzerinde yapılan altyapı çalışmalarının Lokmacı Barikatı'nın açılmasına yönelik çalışmalar olmadığını ifade etti. Erk, bu çalışmaların güney Lefkoşa'daki çevre yolunun düzenlenmesi ile ilgili olduğunu ifade ederek, bu çalışmaların trafik akışının rahatlatılması için yapıldığını belirtti.

"Biz öteden beri Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istedik, halen istiyoruz" diye konuşan Erk, Kıbrıs sorunu ile ilgili son zamanda yaşanan görüşmelerden dolayı Lokmacı Barikatı'nın açılması yönündeki talebin bir türlü gündeme getirilemediğine kaydetti.

Kutlay Erk, bu konuyu son gelişmeleri de izledikten sonra gündeme getirmeyi beklediklerini ve gelinen aşamada Lokmacı Barikatı'nın yeniden açılması yönünde yeniden girişimlerde bulunacaklarını ve görüşmeler yapacaklarını ifade etti.

"Lokmacı Barikatı'nın açılmasının bu bölgedeki pazar faaliyetlerinin artması için ihtiyaç duyulan bir açılımdır" diye konuşan Erk, bunun bir an önce gerçekleşmesi gerektiğini belirtti. Erk, yeni "Yeşil Hat Yönetmenliği"nin de yeni kapılar açılabilmesini öngördüğünü kaydetti. Bu çerçevede Lokmacı Barikatı ve Mağusa kapısının açılmasında büyük yarar bulunacağına işaret eden Erk, yönetimin bu yönde atmasıyla olumlu bir sonuçlar elde edilebileceğini belirtti.

Lokmacı Barikatı'nın açılmasına güney Lefkoşa'nın yaklaşımı ile ilgili olarak ise Erk, "Güney tarafı da öteden beri Lokmacı Barikatı'nın açılmasına sıcak bakıyordu, umarım bu tutumu değişmemiştir" dedi.

24 Nisan referandumu ve yeni Yeşil Hat düzenlemesi gibi önemli gelişmelerin ardından güney Lefkoşa belediye başkanı ile görüşme fırsatı bulamadıklarını belirten Erk, "Umarım güney Lefkoşa da kapının açılmasına katılımcı olarak yer alır" diye konuştu.

Güney Lefkoşa belediye başkanı ile bugün bir görüşme yapacağını da söyleyen Kutlay Erk, görüşmede bu konuyu da ele alabileceklerini kaydetti.

Erk, kapının açılması ihtimali söz konusu olması halinde güney Lefkoşa Belediyesi ile işbirliği içerisinde çalışacaklarını da kaydetti.

Lokmacı Barikatı esnafının görüşü...

Salih Doktoroğlu:

"1965'ten beri çarşı esnafıyım. Serdar Denktaş'a, Ledra Palace ve Kermiya sınır kapısı açılırken, niçin Lokmacı Barikatı'nın açılmadığını sorduk. Serdar Bey, merak etmeyin açılacak dedi. Kutlay Erk de aynı şeyleri söyledi. Barikatın açılması için miting de yaptık. Yeni hükümet başa gelir gelmez kapı açılacak dendi, ancak 5 ay geçti ve yeni hükümet de bu konuda bir şey yapmadı. Kapının açılmasını istiyoruz çünkü yabancı turistin kuzeye geçişi kolaylaşacak, 3 km. değil 100 metre yol yürümeleri gerekecek. Biz esnaf olarak, çarşının canlanması için kapının bir an önce açılmasını istiyoruz. Yetkilileri de kapının niçin açılmadığını açıklamaya çağırıyoruz. Askeri yer olduğu için açılmıyor desinler... Ülkede askeri yer olmayan bölge mi var? Şu anda iktidarda olan CTP'ye niçin kapıyı açmıyorlar diye soruyorum."

Mehmet Kaplan:

"Lokmacı Barikatı'nın açılması şarttır. UBP hükümette iken belediye başkanı açılması gerektiğini söylemişti. Serdar Denktaş da açılacağını söylemişti. Ancak yetkililerin bu yönde bir hareketi yok. Uzunyol'a gitmek için Ledra Palace'tan yaklaşık 3-5 km.'lik bir yol yürüyoruz. Oysa burası tam Uzunyol'un karşısı, niçin bu kapıyı açmıyorlar ve başka kapılara eğilim gösteriyorlar? Çarşı esnafı olarak hepimiz acımızdan ölüyoruz. Hükümet buyursun, gelsin, görsün... Çarşıda bir insan yok. Bütün derdimiz kapıların açılmasıdır. Şimdiki hükümete oy verdik ki Lokmacı Barikatı'na da bir çare bulsunlar... Hükümetin bu konuda daha fazla geç olmadan bir şeyler yapması lazım. Esnafın bekleyecek gücü kalmadı"

Selvel Kaya:

"Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istiyoruz. Arasta'da zaten iş yok. Güneyde o kadar ekonomik hareketlilik ve canlılık olduğunu görüyoruz. Dükkan kirası veriyoruz, elektrik ve vergi masraflarımız var. Birçok yetkili Serdar Denktaş, belediye başkanı da barikatın açılacağı konusunda söz verdi. Ancak buna rağmen hiçbir çalışma yapılmadı. Belediye başkanının bu yönde desteğini bekliyoruz. Yetkililerin, esnafın durumunu görmelerini ve artık bu yönde adım atmalarını istiyoruz. Bugüne kadar bize verdikleri sözleri yerine getirmediler. Yetkililere, gelin ve esnafın durumunu görün diyoruz."

Kutgün Koçak:

"Lokmacı Barikatı'nın açılmasını tabii ki istiyoruz. Çarşı esnafı hiçbir satış yapamadan günlerini geçiriyor. Ekonomik canlılık ve hareketlilik olabilmesi için barikatın açılmasının önemli bir faktör olduğu kanısındayım. Esnaf açısından çok iyi ve olumlu bir gelişme olacaktır. Avrupa Birliği'nin yardımları ve güneydeki turistlerin kuzeye geçebilmesi sevindirici gelişmeler. Bunları değerlendirebilmek için olanak yaratılmalı. Yetkilileri, barikatın açılmasına yönelik birtakım adımlar atmaya çağırıyoruz. Barikatın açılması, esnafın durumuna katkı koyacaktır."

Göksel Düzgün:

"Kıbrıs sorununun bu kadar yoğun bir şekilde gündeme gelmesi ile birlikte, esnaf da doğal olarak kendi sorununa yöneliyor. Lokmacı Barikatı'nın açılmasının çarşı için çok hayati bir önem taşıdığına inanıyorum, çünkü çarşı esnafının artık dayanma gücü kalmadı. Bu konuda gerekli girişimlerin yapılması gerekiyor. Birtakım önemli gelişmeler de yaşanıyor ve tabii ki buna bağlı olarak kapının açılmasının önemi de artıyor. Yetkilileri, kapının açılmamasının sebebini açıklamaya çağırıyoruz. Halk için bu kadar önem teşkil eden kapının açılmamasının sebebi nedir? İnsanlara bir açıklamada bulunulsun. Gerçekten bir sebep var mıdır? Bunları bilmek istiyoruz."

Mustafa Çizenel:

"Bence, Lokmacı Barikatı'nın kesinlikle açılması gerekiyor. Güneyden sınır olarak bakıldığında, Uzunyol direkt olarak kapalı çarşıya denk geliyor. Kapının açılması turistlerin akışında ve dolaşımında önemli bir rol oynayacak. Bunun için askeri bölgenin kaldırılması gerekiyor. Barikatın açılması çarşıya yıllarını vermiş esnaf için hayati bir önem taşıyor. Kaldı ki bu, kaybolmaya yüz tutmuş olan Kıbrıs'ın kendine öz kişiliğini sürmesi açısından da önemli... Hem kapalı çarşıdaki Kıbrıs'ın kendi karakteristik özelliğinin yaşatılması açısından, hem de kalkınmamız açısından çok önemlidir diye düşünüyorum. Yetkilileri de söz verdiklerini yapmaya çağırıyoruz."

KIBRIS 09/05/2004