AB Komisyonu'ndan KKTC'ye sıcak mesajlar :
Kıbrıslı Türklerin zarar görmemesi için, gerekli bütün tedbirler
alınacak
Avrupa
Parlamentosu'nun dün yapılan son tartışmalı genel kurulu,
AB'nin icraat organı Komisyon ve karar organı konseyin
(dışişleri bakanları), KKTC'ye yönelik sıcak
mesajlarına sahne oldu.
Avrupa
Parlamentosu seçimleri öncesi genel kurulda yapılan son oturumda,
"genişlemiş AB'nin geleceği"
tartışıldı.
AB Komisyonu
temsilcisi Paul Nielsen, "Kıbrıslı Türklerin referandum
sonucundan zarar görmemesi için gerekli bütün tedbirlerin
alınacağını" söyledi.
Referandum
sonucundan AB Komisyonu'nun "derin üzüntü" duyduğunu ifade eden
Nielsen, Rum kesiminin seçimine saygı duydukların belirtti, ancak
arzu edilen sonucun birleşik Kıbrıs'ı AB'de görmek olduğunu
kaydetti.
Kıbrıslı
Türkleri referandum sonucundan dolayı tebrik ettiklerini kaydeden Nielsen,
AB Komisyonu'nun KKTC'nin ekonomik kalkınması için kapsamlı
projeler hazırlayacağı sözünü verdi.
AB Konseyi
dönem başkanı İrlanda'nın Avrupa işlerinden sorumlu
bakanı Dick Roche ise yaptığı konuşmada,
"Kıbrıslı Türklerin geleceklerinin AB'de olacağı
konusunda kararlı bir güvence vermek istediklerini" söyledi.
Türkiye'nin
referandum öncesi Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yapıcı
bir tutum izlediğini vurgulayan Roche, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın, kapsamlı çözüm konusunda gösterdiği çabanın
herkes tarafından takdir edildiğini söyledi.
Adada iki
toplumun birleşmesini kolaylaştırmak ve Kıbrıslı
Türklerin ekonomik kalkınmasına destek vermek için AB Konseyi'nin
Lüksembourg'da yapılan toplantıda AB Komisyonu'na talimat
verdiğini belirten Roche, ilk aşamada KKTC'ye 259 milyon euroluk mali
yardımın serbest bırakılacağını
hatırlattı.
Avrupa
Parlamentosu'nun genel kurulu, AB Komisyonu'nun yeni üyelerinin yetki belgelerinin
yarın onaylanmasıyla beş yıllık çalışma
dönemini tamamlayacak.
Avrupa
Parlamentosu seçimleri, 13 Haziran tarihinde düzenlenecek. AB'nin
danışma organı olarak görev yapan Avrupa Parlamentosu, bazı
konularda AB Konseyi ile birlikte son sözü söyleme hakkına sahip.
AP, AB'nin bütçesi, üçüncü ülkelere yapılan mali yardımlar, AB Komisyonu üyelerinin seçimi konusunda de veto hakkını elinde bulunduruyor.
KIBRIS 05/05/2004
KPK
Eşbaşkanı Joost Lagendijk'den Rumlara uyarı: Avrupa
Parlamentosu'nda hakkınız olmayan sandalyeleri zapt etmeyin
Avrupa
Parlamentosu (AP) ile TBMM arasında danışma organı olarak
görev yapan karma parlamento komisyonu (KPK) Eşbaşkanı Joost
Lagendijk, Kıbrıslı Rumlara yaptığı
çağrıda, Avrupa Parlamentosu'nda "Kıbrıslı
Türklere ait sandalyelere sahip çıkmamalarını" istedi.
Avrupa
Parlamentosu'nda, genişleyen AB'nin geleceği konulu oturumunda söz
alan Hollandalı Yeşil Parlamenter Lagendijk, Avrupa Parlamentosu'nda
Kıbrıs'a ayrılan 6 sandalyenin, BM planına göre
2'sinin
Kıbrıslı Türklere ait olduğunu hatırlatarak,
Rumların parlamentoda 6 milletvekili ile temsil edilmemesi
gerektiğini söyledi.
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'nın planına göre Rumların AP'ye 4
parlamenter ile gelmeleri gerektiğini söyleyen Lagendijk, Kıbrıs
sorununda çözüme ulaşılana kadar Kıbrıslı Türklerin
parlamentoya gözlemci sıfatıyla üye göndermesi gerektiğini
söyledi.
Hollandalı
parlamenter, 13 Haziran'daki Avrupa Parlamentosu seçiminde Yeşil Grup'un
bu konuda genel kurulda girişimlerde bulunacağını söyledi.
AP genel kurulunda
söz alan Türkiye raportörü Hollandalı Arie Oostlander de
yaptığı konuşmada, referandumda hayır diyen
Rumları eleştiren konuşma yaptı ve Rumların Türklere
ait 2 sandalyeyi
zapt
edemeyeceğini söyledi.
AP Genel
Kurulu'nda söz alan parlamenterlerin büyük kısmı 24 Nisan'daki
referandum sonucu Kıbrıs'ın birleşik biçimde AB'ye
girememesinden doğan üzüntülerini dile getiren konuşmalar
yaptılar
KIBRIS 05/05/2004
Türkiye
Başbakanı Erdoğan: Kıbrıs'ta diplomatik mücadele
asıl şimdi başlıyor
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: "Kıbrıs'ta
asıl diplomatik mücadele şimdi başlıyor. Bundan önce
olduğu gibi, bundan sonra da takım çalışmasıyla, tam
saha pres uygulayacak ve adada kendini savunan taraf biz
olmayacağız"
AK Parti Genel
Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
"Kıbrıs'ta asıl diplomatik mücadele şimdi
başlıyor. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da takım
çalışmasıyla, tam saha pres uygulayacak ve adada kendini savunan
taraf biz olmayacağız" dedi.
Erdoğan,
partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Kıbrıs'ta, "oyunu rakip sahaya yıkmış
durumda" olduklarını belirterek, "kalesini savunacak taraf
artık biz değiliz, karşı taraf" görüşünü
kaydetti.
Erdoğan,
oyunun sahada olması, hakemin de maçı adil yönetmesi gerektiğini
ifade ederek, şöyle konuştu: "Centilmenliğimiz ortada,
kusurlu hareketleri yapan biz değiliz. Uluslararası odakları,
dostlarımızı ve müttefiklerimizi, iyi oynayan kazansın
prensibinin gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz."
"Kıbrıs'ın
barış adası haline gelmesini hedefliyoruz"
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası
barışın egemen olması yolunda atılacak adımlarla
Kıbrıs'ın barış adası haline gelmesini
hedeflediklerini belirterek, "(İnsanlık barışı
nasıl yakalayacak?) sorusunun cevabını bulmamız
gerekir" dedi.
Erdoğan,
"Siyasi yapılanmaları, etnik ve dini kökene dayalı olmaktan
kurtarmalıyız, ortak değerler etrafında buluşmak
zorundayız" diye konuştu.
AA'ya göre,
Başbakan Erdoğan, Belçika Veliaht Prensi Philippe ile
yaptığı görüşmede, Belçika ile Türkiye arasındaki
ilişkilerin çok iyi bir düzeye geldiğini belirterek, Belçika
Başbakanı Guy Verhofstadt'ın 3-4 Kasım'da Türkiye'ye
yaptığı ziyaretin, iki ülke arasındaki ilişkilere
katkıda bulunduğunu söyledi.
Geçen hafta
Verhofstadt ile AB'ye yeni üyelerin katılımı için Dublin'de
düzenlenen törende de görüştüklerini ifade eden Erdoğan, AB zirveleri
için Brüksel'e her gittiğinde Verhofstadt'ın, kendisini
ülkesinde
görmek istediğini belirttiğini anlattı. Erdoğan,
"Liberaller arasında bizi de görmek istiyor" dedi.
KKTC'ye ambargo
kalkmalı
Türkiye'nin,
Annan Planı'nın kabulü yönünde çalışmalarda
bulunduğunu ve KKTC'deki Türk halkının da Annan
Planı'nın kabulü yönünde oy kullandığını belirten
Erdoğan, Güney Kıbrıs'tan ise karşı yönde karar
çıktığını hatırlattı.
Erdoğan, bu
gelişmelerden sonra KKTC'ye bir dışlama politikasının
uygulanmaması ve ambargoların kalkması gerektiğini ifade
etti. Başbakan Erdoğan, "Uluslararası
barışın egemen olması yolunda atılacak adımlarla
Kıbrıs'ın barış adası haline gelmesini
hedefliyoruz. Umarım bu hedefe ulaşırız" dedi.
Recep Tayyip
Erdoğan, Belçikalı işadamlarının Türkiye'ye
yatırım yapmalarını beklediklerini, Türk ve Belçikalı
işadamlarının 3. ülkelerde yatırım yapabileceklerini
ifade ederek, Türkiye'nin ekonomisinin ivme kazandığını ve
yapılan düzenlemelerle yabancıların Türkiye'ye yatırım
yapmalarının kolaylaştırıldığını
söyledi.
KIBRIS 05/05/2004
"Evet"çi
Anastasiadis'e el bombası
Kıbrıs
Rum kesimindeki ana muhalefet liderinin dışında patlama meydana
geldi
"Evet"çi
Anastasiadis'e el bombası
BİNA ZARAR
GÖRDÜ... Kıbrıs Rum kesimindeki ana muhalefet partisi
DİSİ'nin lideri Anastasiadis'in evine el bombası
atıldı. Dün sabaha karşı Anastasiadis'in evine yapılan
bombalı saldırıyla birlikte büyük bir patlama oldu.
Saldırıda binanın zarar gördüğü, ölen ya da yaralanan
olmadığı bildirildi
Kıbrıs
Rum kesimindeki ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisi'nin
(DİSİ) lideri Nikos Anastasiadis'in evine el bombası
atıldı. Dün sabaha karşı Anastasiadis'in evine yapılan
bombalı saldırıyla birlikte büyük bir patlama oldu.
Polis,
Anastasiadis'in güneydeki liman kenti Limasol'daki evinin dışına
saat 04.40'ta bir el bombası atıldığını,
binanın zarar gördüğü patlamada ölen ya da yaralanan
olmadığını bildirdi.
Anastasiadis,
patlamayla ilgili olarak Rum radyosuna yaptığı açıklamada,
"Bu demokrasi için önemsiz bir şey" dedi.
24 Nisan'daki
referandumda Annan Planı'na "evet" oyu verilmesini isteyen
Anastasiadis, kendi partisinden de bazı eleştirilere maruz
kalmıştı.
DİSİ'nin
dün yapılan toplantısında, Annan Planı'na karşı
çıkan üyelerin parti üyeliğinden çıkarılıp
çıkarılmaması görüşüldü.
KIBRIS 05/05/2004
ABD, paket
hazırlıyor
Başbakan
Talat, dün gece ABD Dışişleri Bakanı Powell'la
görüştü. Görüşmeden sonra, ABD'nin izolasyonun
kaldırılmasına yönelik kapsamlı plan
hazırladığı açıklandı
ABD, paket
hazırlıyor
AYLARCA
BEKLENMEYECEK... ABD'deki temasları çerçevesinde, dün gece
Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşen
Başbakan Talat, görüşme sonrası, ABD'nin Kıbrıs Türk
halkı üzerindeki izolasyonun kaldırılmasına yönelik
kapsamlı bir paket hazırladığını söyledi. Talat,
paketin sunulması için aylarca beklenmeyeceğini, makul bir zamanda
hayat bulacağını vurguladı
CEZALANDIRILMAMALIYIZ...
Kıbrıs Türk halkının referandumda "evet" diyerek
barışçı tutumunu ortaya koyduğunu vurgulayan ve
Rumların "hayır" demesi nedeniyle Kıbrıs
Türkü'nün cezalandırılmaması gerektiğine dikkat çeken
Başbakan Talat, yaptığı görüşmelerde bunu sağlamaya
çalıştığını ifade etti
POWELL
ANLADI... Başbakan Talat, görüşmede, bir toplumun başka bir
toplum tarafından alınan bir karar ya da olumsuz bir tavırdan
dolayı cezalandırılamayacağını belirttiğini
ifade eden Talat, Powell'ın bu durumu "iyi
anladığını" söylediğini kaydetti.
Toplantıda, ABD dışişleri bakanının,
Başbakan Talat'tan duymak istediği sözleri işittiği
belirtildi
WESTON:
GÖRÜŞME MÜKEMMELDİ... Görüşme sonrası ABD'nin
Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston da bir açıklama yaparak,
toplantının mükemmel geçtiğini söyledi. Weston,
Kıbrıslı Türklerin durumlarının iyileştirilmesi
için çalışma başlatacaklarını da kaydetti. Amerikan
yönetimi, yasal ve teknik konuları çözümledikten sonra
Kıbrıslı Türklere ilişkin atacağı
adımları açıklayacak
Başbakan
Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'la
görüştü. New York'taki BM Merkezi'nde yapılan görüşme saat
21.30'da başladı ve yarım saat sürdü.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, görüşmeden sonra basına yaptığı
açıklamada, ABD'nin Kıbrıs Türk
Halkı
üzerindeki izolasyonun kaldırılmasına yönelik olarak
kapsamlı bir paket hazırladığını söyledi. Başbakan
Talat, dışişleri bakanı Powell'ın bu konuda kendisine
bilgi verdiğini kaydetti.
Kıbrıs
Türk halkının referandumda "evet" diyerek
barışçı tutumunu ortaya koyduğunu vurgulayan ve
Rumların "hayır" demesi nedeniyle Kıbrıs
Türkü'nün cezalandırılmaması gerektiğine dikkat çeken
Başbakan Talat, yaptığı görüşmelerde bunu
sağlamaya çalıştığını ifade etti.
Başbakan
Talat, Powell'dan önce BM genel sekreterinin Kıbrıs özel
danışmanı Alvaro de Soto ile görüştü. Talat, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'la da görüşmüştü.
Başbakan
Talat bugün New York'tan Washington'a geçerek Dünya Bankası ve IMF
yetkilileriyle görüşecek, bir toplantıda Kıbrıs konusunda
konuşma yapacak.
Teknik ve yasal
çalışma yapıyor
ABD'deki
temasları çerçevesinde New York'taki BM binasında ABD Dışişleri
Bakanı Colin Powell ile görüşen Başbakan Mehmet Ali Talat,
ABD'nin, KKTC'ye uygulanan izolasyon politikaları ve ambargonun
kaldırılması için teknik ve yasal bir çalışma
yaptığını ve bu çalışmanın neticelerini
ilerleyen günlerde açıklayacaklarını söyledi.
Yaklaşık
yarım saat süren görüşmeye basın mensupları
alınmazken, Talat ve Powell, görüşme sonrasında el
sıkışarak basına görüntü verdi.
Görüşme
sonrasında basın mensuplarına açıklama yapan Talat,
görüşmenin son derece olumlu geçtiğini ifade etti ve şöyle
konuştu:
"Kıbrıs
Türk toplumu, yapılan referandumda çözümden yana tavır koyarak
üzerine düşeni yapmıştır. Şimdi sıra
uluslararası toplumun üzerine düşeni yerine getirmesi ve KKTC'ye
uygulanan ambargo ve izolasyonu kaldırmasındadır. Son
gelişmelerle artık adil olmayan izolasyonun
kaldırılması gerektiğini uluslararası toplumun da
anladığına inanıyorum. Zaten Powell ile
yaptığımız bu görüşme de bunun
bir
ispatı" dedi.
Görüşmede,
bir toplumun başka bir toplum tarafından alınan bir karar ya da
olumsuz bir tavırdan dolayı
cezalandırılamayacağını belirttiğini ifade eden
Talat, Powell'ın bu durumu "iyi anladığını"
söylediğini
kaydetti.
Talat, "Bu
konuların ete, kemiğe bürünmesi zaman alacak gibi görünüyor. Ancak bu
aylarca değil, makul bir zaman olacak. Ancak aşırı üst
düzey bir beklentiye de girilmemesi gerekir. Bu işler kolay değil,
uzun soluklu bir mücadeledir, adım adım gitmektedir" dedi.
Talat, bir Rum
gazetecinin "Türk askeri ne zaman adadan ayrılacak? Bu konuda
görüşme gündeme geldi mi?" şeklindeki sorusuna "Türk
askerinin adada kalması yönünde oy veren kesim Rumlardı. Türk
toplumu ise
çözümden yana tavır koydu" şeklinde yanıt vererek, Türk
askerinin kalacak olmasının sorumluluğun Rumlarda olduğunu
belirtti.
New York'taki
temaslarını tamamlayan Talat, yarından itibaren Washington'da
temaslarına başlıyor.
De Soto ile
görüşme
Mehmet Ali
Talat, BM genel sekreterinin raporu ile ilgili olarak dün De Soto ve ekibi ile
görüştüklerini dile getirdi.
Talat, De Soto
ve ekibi ile uzun bir görüşme yaptıklarını; düşüncelerini
anlattıklarını, raporun sağlıklı, tarafsız
olması ve gerçekleri ifade etmesi için mutlaka dikkat edilmesi
gerektiğini anlattıklarını kaydetti.
Weston:
Toplantı mükemmel geçti
Görüşme
sonrası ABD'nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston açıklamasında,
toplantının mükemmel geçtiğini ve Kıbrıslı
Türklerin durumlarının iyileştirilmesi için çalışma
başlatacaklarını söyledi.
Amerikan
yönetimi, yasal ve teknik konuları çözümledikten sonra
Kıbrıslı Türklere ilişkin atacağı
adımları açıklayacak.
Powell-Talat
görüşmesini "mükemmel" olarak nitelendiren Weston da, Amerikan
dışişleri bakanının KKTC başbakanından
duymak istedikleri sözleri işittiğini anlattı.
Washington'un
Kıbrıs'la ilgili atacağı adımların Türk
tarafını cesaretlendirdiğini söyleyen Weston, söz konusu
adımların ne olacağı konusunda ise ayrıntıya
girmedi.
KIBRIS 05/05/2004
Rumlar
kötü başlangıç yaptı... AB komisyonu uyaracak
1 Mayıs'ta AB'ye
resmen katılan Rum
Yönetiminin, bütçe açığının
GSYİH'ya oranının çok büyük olduğu gerekçesiyle önümüzdeki
günlerde Avrupa Komisyonunca uyarılacağı bildirildi.
Avrupa Birliği'ne yeni katılan 10
ülkeden altısı, büyük bütçe açıkları nedeniyle Avrupa
Komisyonunca uyarılacak. Bu ülkeler arasında Polonya, Macaristan, Çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Kıbrıs (Rum Kesimi) ve Malta bulunuyor.
Euobserver sitesinin İspanyol
basınına dayandırdığı haberine göre, Avrupa
Komisyonu'nun ekonomik işlerden sorumlu yeni Üyesi, İspanyol
Sosyalist Partisi eski lideri Joaquin Almunia'nın, 12 Mayıs'ta söz
konusu ülkeler hakkında disiplin prosedürlerin
başlatılmasını önereceği belirtiliyor.
Anılan ülkelerin, 1 Mayıs'ta
yürürlüğe giren Katılım Antlaşmalarına göre, euro
kurallarına uymaları gerekiyor.
Euro sisteminde bütçe
açığının GSYİH'nın yüzde 3'ünün altında
tutulması zorunlu kılıyor.
Bu oranın, Rum Kesimi'nde yüzde 6.3, Çek
Cumhuriyeti'nde yüzde 12.9, Malta'da ise yüzde 9.7'yi bulduğuna dikkat
çekiliyor.
Yeni üyelerin, 15 Mayıs'ta euro
kurallarına uyuma ilişkin planlarını sunmaları
gerekiyor.
Bu arada, yapılması beklenen
uyarının, disiplin prosedürünün ilk adım oluşturduğu
ifade ediliyor.
MILLIYET 05/05/2004
Rum piyasaları AB
üyeliğine alışamadı!
Güney Kıbrıs'ın Avrupa
Birliği'ne (AB) 1 Mayıs'ta fiilen üye olduğu andan itibaren,
fiyat ayarlamalarıyla ilgili çalışma ve bilgilendirme
yapılmamış olması nedeniyle Rum piyasasında bir
karışıklığın hakim olduğu bildirildi.
Fileleftheros gazetesi, ''AB'nin Rum
piyasasında fırtına kopardığını, ithal
ürünlerdeki gümrükler düşerken raflardaki fiyatların aynı
kaldığını'' duyurdu.
Gazete, çocuk malzemeleri, konfeksiyon ve iç
giyim gibi eşyalardaki KDV oranının ise yüzde 5'e ve yüzde 15'e
yükseltildiğini, bu tür eşya fiyat listelerinin
oluşturulmamış olmasına rağmen, KDV artışlarının
raflara yansıdığını yazdı.
Gazeteye göre, banka müşterileri, vadeli
yatırımlarına aksettirilmemiş olması nedeniyle yüzde 1
oranında faiz kaybına uğrarken, banka kredisi almış
olanlar ise yüzde 1 oranında fazladan faiz ödemek zorunda kalacaklar. Bu
konuyla ilgili olarak bankalara yönelik şikayetlerin çığ gibi
büyüdüğü kaydedildi.
Haberde ayrıca, kredi kartı
kullanıcılarının da bundan böyle kredi kartı
faizlerini artmış olarak ödeyecekleri, bir buçuk yıldır
düşürülmüş olan kredi kartı faizlerinin bugünden itibaren yüzde
10.5-11.5 civarında olacağının tahmin edildiği
belirtildi.
Haberde, hayvan besiciliğine verilen
teşvik ve muafiyetlerin kaldırılması nedeniyle yerli et
üretim maliyetlerinin arttığını, buna
karşılık son günlerde AB ülkelerinden çok daha ucuza et
ithalinin başladığı bildirildi.
MILLIYET 05/05/2004
Washington,
KKTC'ye diplomatik ve ekonomik jestlere hazırlanıyor
Amerika Birleşik
Devletleri'nin, KKTC'nin Annan planını desteklemesinden ötürü
''ekonomik ve diplomatik jestlere'' hazırlandığı ve bunun
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell tarafından,
görüştüğü KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'a iletildiği
bildirildi.
AP'nin haberine göre bir Amerikalı yetkili,
görüşmeden sonra verdiği bilgide, Powell'in Talat'a,
''Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun hafifletilmesini amaçlayan
ABD destek paketinin Başkan George Bush yönetimince yakında
açıklanacağını bildirdiğini'' söyledi.
Powell'ın, ''ABD, adımlarını
AB ile koordineli atacak'' dediği de ifade edildi.
MILLIYET 05/05/2004
KKTC dünya (siyaset)
pazarında...
KIBRIS'taki referandumdan sonra Washington'da yetkililer ABD'nin
Kıbrıs politikasını gözden geçireceğini ve "B
planı"nı uygulamaya koyabileceğini
açıklamışlardı.
Gelişmeler şimdi bu aşamaya girilmekte olduğunu gösteriyor.
Bush yönetiminin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ı Washington'a
davet etmesi ve kendisine Dışişleri Bakanı Colin Powell ve
diğer üst düzey yetkililerle görüşme olanağını
vermesi, gerçekten ABD'nin Kıbrıs politikasında yer alan önemli
bir değişikliği gözlerin önüne seriyor.
Şimdiye kadar KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Washington
veya New York'ta müzakereler çerçevesi içinde, Amerikan yetkilileriyle
temaslarda bulunuyordu. Ama şimdi Başbakan Talat'ın ABD'ye
resmen davet edilmesi ve bu ziyaret çerçevesinde Powell ve diğer
şahsiyetlerle görüşmeler yapması, bir "ilk"
oluşturuyor.
***
KUŞKUSUZ bu davet, Washington'un KKTC'yi resmen
tanıdığı veya yakında tanımak niyetinde
olduğu şeklinde değerlendirilemez ama bu, ABD'nin bir
bakıma KKTC realitesini kabul ettiği anlamına geliyor. Ve
böylece ABD, diğer ülkelerden "bir adım" ileriye
geçmiş oluyor..
ABD'nin şimdi örneğin KKTC'ye moral desteğin yanı
sıra, mali yardımda bulunması, havaalanı ve
limanlarını açmasına yeşil ışık
yakması, KKTC'nin varlığını pekiştirmesi ve
dünyayla bütünleşmesi açısından çok büyük önem
taşıyor.
***
ÖYLE görünüyor ki, ABD'nin yeni Kıbrıs politikası
Kıbrıs Türklerinin ve de Ankara'nın bu beklentilerinin
doğrultusunda.
Washington neden böyle bir değişiklik yapmak gereğini gördü?
Çeşitli nedenler akla geliyor: (1) ABD, Annan planı çerçevesinde
çözüm için çok çalıştı, Rum tarafının bunu
engellemesi, Washington'u kızdırdı. Yönetim, "evet"
diyen Türklerin ezilmemesi (ve Rumlara da gereken mesajın verilmesi)
gerektiğini düşünüyor. (2) Kıbrıs, ABD'nin Doğu
Akdeniz stratejisinde önemli bir yer tutuyor. ABD yönetimi Güney
Kıbrıs'ın AB'ye girdiği bir ortamda, Kuzey'e destek
vererek, adadaki - ve bölgedeki - etkinliğini güvence altına
almayı hedefliyor. (3) Washington aynı zamanda bölgedeki olaylar nedeniyle
önem verdiği Türkiye'yle ilişkilerini güçlendirmiş oluyor...
***
NE ilginçtir ki, Kıbrıs'taki referandum, adanın jeostratejik
konumunu bir kez daha uluslararası platforma taşımış
bulunuyor. Bu bağlamda Rusya'nın Kıbrıs
politikasındaki son hareketler, dikkat çekicidir.
Rusya'nın Kıbrıs yüzünden 10 yıldan beri ilk kez BM
Güvenlik Konseyi'nde vetosunu kullanması, ardından KKTC'yi
rahatlatacak bir kararı da bloke etmesi, ilk bakışta
şaşırtıcı görünmekle beraber, Putin yönetiminin
stratejisi hakkında bir fikir veriyor.
Moskova'yı bu yola iten çeşitli nedenler var: (1) Rusya her zaman
Kıbrıs Rum tarafı ve özellikle AKEL'e aktif destek
vermiştir. Bu sayede de adada ve bölgede etkinliğini göstermeyi
amaçlamıştır. (2) Rusya'nın Güney Kıbrıs'ta büyük
ekonomik, mali çıkarları (yatırımdan kara paraya kadar)
vardır. Bunları korumak ister. (3) Putin, kendi çıkarlarına
uygun, ABD ve Batı'dan daha bağımsız bir politika izlemek
istiyor. Konsey'deki vetosu bu bağlamda bir mesaj sayılır...
Hasılı, Rusya'nın tutumu doğrudan Kıbrıs
Türklerini ve Ankara'yı hedef almıyor (çünkü amaçlar başka); ama
- ABD politikasının tersine - "fiilen" Türk
tarafının çıkarlarını ve beklentilerini
sarsıyor...
SAMI KOHEN MILLIYET
05/05/2004
|
Papadopulos "hayır" deme nedenlerini
açıkladı |
|
|
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 24 Nisan'daki referandumda Rum kesiminin hayır deme nedenlerini yabancı hükümetlere açıklamak için 11 maddelik gizli bir memorandum hazırladı. Gizli belgedeki maddeler Rumların Annan Planı'ndaki değişiklik önerilerinden oluşuyor. Rum Politis
gazetesi, ''Tasos'un 11 Maddesi. Annan Planıyla İlgili Gizli
Memorandum'' başlığıya verdiği habere göre,
Papadopulos'un söz konusu gizli memorandumu, yabancı hükümetlerin, Rum
tarafının 24 Nisan'daki referandumda Annan planını neden
reddettiğine ilişkin bilgilendirilmesi amacıyla
hazırlandı. Rum Ulusal
Konseyi'nin, Papadopulos'un ''gizli memorandumundan'' haberdar
olmadığı yolunda bilgiler bulunduğuna dikkat çekilen
haberde, Papadopulos'un Annan planını Kıbrıs sorununa
çözüm olarak kabul edebilmesi için, planın 11 noktasında çok önemli
değişiklik talebinde bulunduğu, bu maddelerin 3 sayfada
toplandığı belirtildi. Haberde,
Papadopulos'un ''gizli memorandumunda'', Annan planının Rum
tarafında düzenlenen referandumda reddedilmesinin nedenleri şu
başlıklarla özetlendi: 1- Türk
askerinin ebediyen adada kalması, Gazeteye göre,
Papadopulos'un ''gizli memorandumunda'' şu ifadelere de yer
verildi: ''Üzerinde
uzlaşılmış prosedürün sonunda planın BM Genel
Sekreteri tarafından kesinleştirilmesi perspektifi, özlü müzakereye
antiteşvik olarak ortaya çıktı. Bütün üçüncü taraflar, Türkiye
Cumhuriyeti'nin çıkarlarını karşılama çabası
üzerinde yoğunlaştılar. Buna paralel olarak Rumların da
planı onaylamaya ikna edilmesi gerektiğini gözardı ettiler. ''PAKET,
RUMLARIN ONAYLAMAYACAĞI ÖNGÖRÜLER İÇERİYOR'' ''Taraflara
sunulan nihai paketin, Kıbrıslı Rumların
onaylayamayacağı öngörüler içerdiği'' kaydedilen haberde,
Papadopulos'un ''gizli memorandumunda'' yer alan 11 maddenin
açılımıyla ilgili şu ifadeler kullanıldı:
-
Kıbrıslı Rumlar, Türk askerinin, Türkiye'nin AB'ye olası
üyeliğinden sonra bile ebediyen kalmasını kabul etmedi.
Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs'ın
bağımsızlığını takip eden 1960
Anlaşması'yla kıyaslandığında, Garanti
Anlaşmaları'nın tayin edilmemiş bir zamana
vegenişletilmiş şekilde devamını kabul etmedi.
-
Kıbrıslı Rumlar, anlaşmanın uygulanmasının
şüphe kaldırmaz şekilde gerçekleştirileceği
garantisini içermeyen ve bunun haricinde, Türkiye'yle işbirliği
yapılmasını gerektiren maddeler de içeren bir
anlaşmayı reddetti. - Kıbrıslı
Rumlar resmi teyitlere rağmen, Kıbrıslı Türklerle
evlenmiş olanlar veya Kıbrıs'ta doğmuş olanlar ve 4
yıl içinde vatandaşlık edinme perspektifi ile daimi ikamet
sağlayacak olan 20 binkişi haricinde 45 bin Türk
'yerleşiğin' neden adada kalacaklarını anlamakta güçlük
çekiyor. Buna ek olarak, KKTC'nin seçmen listesinde çoğunluğu
oluşturan bütün Türk 'yerleşiklerin' referandumda oy
kullanmalarına neden izin verildiğini de anlamakta
zorlanıyorlar. -
Kıbrıslı Rumlar, temel haklarını net şekilde
ihlal eden veya uzunvadeli şekilde erteleyen hükümler içeren planı
reddetti. -
Kıbrıslı Rumlar, göçmenlerin çoğunluğunun güvenlik
içinde geri dönme hakkını öngörmeyen bir planı
onaylamadı. Yine, mülkiyet hakkınınkullanılmasına
ilişkin ve mülkiyet hakkının edinilmesi konusunda çok
sayıda şartlar içeren karmaşık mekanizma, gerçekten
işleyeceği konusunda ikna edici olamadı. -
Kıbrıslı Rumlar, hava ve deniz limanlarını Avrupa
Güvenlik ve Savunma Politikası çerçevesinde AB'nin kullanımına
sunmaması için, Türkiye ve Yunanistan'ın rızasını
öngören maddeler içeren bir planı reddetti.'' (aa) |
|
HURRIYET 05/05/2004
Atina'ya
'emrivaki yapmayın' uyarısı
|
Nur BATUR / ATİNA Başbakan Erdoğanın yarınki Yunanistan ziyareti öncesinde Ankara, Atinayı atanmış müftüleri başbakanın karşısına çıkarıp emrivaki yapmaması konusunda uyardı. Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistana yapacağı resmi ziyarete
yarın başlarken, Ankara, Batı Trakya Türk
azınlığının tanımadığı
atanmış müftüleri başbakanın karşısına
çıkartmaması için Atinayı uyardı. |
|
|
HURRIYET 05/05/2004
Rumlar,
Türkiyeye Kıbrıs şartı için uğraşıyor
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA Rum lider
Tasos Papadopulos, Annan planını yeniden görüşerek Rumlar
lehine iyileştirmeler istediklerini belirterek, Aralık ayına
kadar bir gelişme beklemiyorum. Annan planında bizim lehimize
iyileştirmeler ve uygulama alanında gerekli güvenceler istiyoruz. Bir
süre sonra yeni müzakere girişiminde bulunacağız dedi. Papadopulosun
bu sözleri Rumların Türkiyenin müzakere tarihinin ele
alınacağı Aralık ayındaki AB zirvesi
dolayısıyla bu konuda şart öne sürebileceği şeklinde
yorumlandı. Papadopulos, Dublindeki törende AB liderlerinin tümünün Rum
toplumunun kararına saygı gösterdiğini bir tek Avrupa
Parlamentosu Başkanı Pat Coxun
kızgınlığının sürdüğünü söyledi.
|
|
|
HURRIYET 05/05/2004
|
Denktaş'tan Erdoğan'a Rumları tanıma
konusunda destek |
|
|
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erdoğan'ın Rumları tanıma yönündeki sözlerine destek çıkarak "KKTC'yi tanımış olan Türkiye, o sınırların ötesindeki Rum devletini de tanırsa bence iyi olur, kötü olmaz" dedi. Denktaş, ''AB'ye üye olan Kıbrıs değil, Kıbrıs'ın Rumudur, bu üyelikle kuzey etkilenmez, etkilenmeyecektir'' dedi. Cumhurbaşkanı
Denktaş'a, Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Atatürk Kültür Merkezi'nde
düzenlenen törenle, GAZÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Filiz tarafından,
''Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı'' nda fahri doktora
diploması takdim edilip, cüppe giydirildi. Cumhurbaşkanı
Denktaş, törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs
meselesinin gayet kolay halledilebilecek bir mesele olmasına
karşın, Rumların halledilmesini istemediğine dikkat
çekti. "AB'YE
ÜYE OLAN KIBRIS DEĞİL, KIBRIS'IN RUMUDUR" Kıbrıs
davasının dünyaya daha iyi anlatılması gerektiğini
kaydeden Denktaş, şöyle konuştu: ''AB'ye üye
olan Kıbrıs değil, Kıbrıs'ın Rumudur. Bu
üyelikle kuzey etkilenmez, etkilenmeyecektir. Dünyaya bunu
anlatmalıyız. Uluslararası anlaşmalar çiğnenerek
yapılmış bir müracaat neticesinde, uluslararası
anlaşmalara göre, meşru hükümeti olmayan Rum idaresi üyelik
başvurusunu Türkiye'nin haklarını ortadan kaldırmak için
yapmıştır. Kıbrıs'ın
tümü, Türkiye'siz bir yere gidemez. Türkiye, direnebilirse, diretebilirse bu
işin içinden yine çıkabiliriz diye düşünüyorum. Başka yol
görmüyorum. İnşallah öyle olacaktır. Öyle olmasını
temenni ediyorum.'' DENKTAŞ'TAN
ERDOĞAN'IN SÖZLERİNE DESTEK Cumhurbaşkanı
Denktaş, direnmeye devam edeceklerini kaydederek, şöyle devam
etti: ''Tekrar
ediyorum, masada bir milli davayı müdafaa eden kişilere hakaret
etmek suretiyle, onları uzlaşmazlıkla suçlamak suretiyle,
hatta Türkiye'ye kötülük yapmak için mahsus direniyorlar diyerek en büyük
ithamda bulunmak suretiyle direncimizi ve savunmamızı ortadan
kaldırmak isteyenlere karşı şehitlerimiz gibi (biz yok
edilinceye kadar varız) deme mecburiyetindeyiz. Geçenlerde
Başbakan (Bütün Dünya Kıbrıs'ı Tanıyor, Biz
Tanımamışız, Ne Olur) gibi bir laf etti. Bu, bazı
yerlerde tenkide uğradı. KKTC'yi tanıyan, tanımaya sonuna
kadar devam edecek olan anavatan Türkiye'nin hangi ülkeyi tanıyıp
tanımayacağına ilişkin kararı kendine aittir. Rumun
Kıbrıs'ının sınırları bizim
sınırımızda sona erer. KKTC'yi
tanımış olan Türkiye, o sınırların ötesindeki
Rum devletini de tanırsa bence iyi olur, kötü olmaz. Varsın Rum
düşünsün. Öyle bir tanımayı kabul edecek mi? etmeyecek mi? Ben
diyorum ki; bu yapıldığı takdirde Türkiye, KKTC'yi de
tanıyorum, seni de tanıyorum dese, bu meselenin çözümünde büyük bir
adım olacaktır. Rum'un bütün Kıbrıs'ın
hükümetiymiş gibi (bizi tanıyın davetine) en büyük tokat, en
büyük cevap olacaktır. Bu, ben seni tanırım ama olduğun
yerde tanırım,bu tarafa geçemezsin demek olur.''
|
|
HURRIYET 05/05/2004
|
Le Monde: AB, Kıbrıs'ta kendi ilkelerini ihlal etti |
|
|
Paris Le Monde gazetesi, ''Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum kesiminin tam üyeliğe kabul edilmesiyle AB'nin kendi ilkelerine de aykırı hareket ettiğini'' yazdı. Fransa'da yayınlanan Le
Monde gazetesinin Brüksel Büro Şefi Arnaud Leparmentier tarafından
kaleme alınan makalede, AB liderlerinin, Kıbrıs sorunu
çözülmeden Rum kesiminin üyeliğini kabul ederek ayrıcalık
yaptıkları belirtildi ve AB'nin bu kararla kendi prensiplerinden de
geri adım attığı kaydedildi. ''TÜRKİYE HAYAL
EDİLEMEYECEK GELİŞMELER SAĞLADI'' Türkiye'nin üyeliğiyle
ilgili gelişmelere atıfta bulunulan makalede, ''AB liderlerinin,
1999 yılında Türkiye'nin adaylığını resmen
kabul etmelerinden sonra Türkiye'nin hayal edilemeyecek gelişmeler
sağladığı'' kaydedildi.
''Avrupa
kıtasının İslam ile Batı arasında bir
medeniyetler çatışmasına karşı çıkmak
istediği'' belirtilen makalede, ''Bu stratejinin de ortaya bir fatura
çıkardığı'' ifade edildi. Makalede, birlik
anayasasını hazırlamakla yükümlü Avrupa Konvansiyonu
Başkanı (eski Fransa Cumhurbaşkanı) Valery Giscard
d'Estaing'in, ''Türkiye'nin üyeliği, AB'nin sonu olur''
açıklaması hatırlatılarak, ''Genişlemeyle birlikte,
Türkiye olsa da, olmasa da AB'nin şimdiden ruhu değişti''
denildi. Le Monde, bir Fransız
diplomatın, ''Son genişlemeyle Avrupa federal devleti, Avrupa
birleşik devletleri hedefleri de öldü. Avrupa'nın gerçek tarihi
tablosu bu muydu?'' yorumuna yer verdi. (aa) |
|
HURRIYET 05/05/2004
Talat: ABD,
KKTC'ye izolasyonun kaldırılmasına çalışıyor
|
New York ABD'deki temasları çerçevesinde New York'taki BM binasında ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşen KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'nin, KKTC'ye uygulanan izolasyon politikaları ve ambargonun kaldırılması için teknik ve yasal bir çalışma yaptığını ve bu çalışmanın neticelerini ilerleyen günlerde açıklayacaklarını söyledi. Yaklaşık yarım
saat süren görüşmeye basın mensupları alınmazken, Talat
ve Powell, görüşme sonrasında el sıkışarak
basına görüntü verdi. Görüşmenin son derece
olumlu geçtiğini belirten Talat, "Kıbrıs Türk toplumu,
yapılan referandumda çözümden yana tavır koyarak üzerine
düşeni yapmıştır. Şimdi sıra uluslararası
toplumun üzerine düşeni yerine getirmesi ve KKTC'ye uygulanan ambargo ve
izolasyonu kaldırmasındadır. Son gelişmelerle artık
adil olmayan izolasyonun kaldırılması gerektiğini
uluslararası toplumun da anladığına inanıyorum.
Zaten Powell ile yaptığımız bu görüşme de bunun bir
ispatı" dedi. Görüşmede, bir toplumun
başka bir toplum tarafından alınan bir karar ya da olumsuz bir
tavırdan dolayı cezalandırılamayacağını
belirttiğini ifade eden Talat, Powell'ın bu durumu "iyi
anladığını" söylediğini kaydetti. ABD, KKTC'YE
DİPLOMATİK VE EKONOMİK JESTLERE HAZIRLANIYOR Bu arada ABD'nin KKTC'nin Annan
planını desteklemesinden ötürü ''ekonomik ve diplomatik jestlere''
hazırlandığı ve bunun ABD Dışişleri
Bakanı Colin Powell tarafından, görüştüğü KKTC Başbakanı
Mehmet Ali Talat'a iletildiği bildirildi. AP'nin haberine göre bir
Amerikalı yetkili, görüşmeden sonra verdiği bilgide, Powell'in
Talat'a, ''Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun hafifletilmesini
amaçlayan ABD destek paketinin Başkan George Bush yönetimince yakında
açıklanacağını bildirdiğini'' söyledi. Powell'ın, ''ABD,
adımlarını AB ile koordineli atacak'' dediği de ifade
edildi. (aa) |
|
|
HURRIYET 05/05/2004
Annan'la
başlangıç
Annan'a 'Kuzey Kıbrıs'a tecritin
kaldırılması gerek' mesajını ileten Talat, 'Güney'in,
Kuzey için karar verme hakkı olamaz' dedi. Talat dün akşam da
Powell'la buluştu
05/05/2004
RADIKAL
AA - NEW YORK - ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın davetlisi olarak
Amerika'yı ziyaret eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat,
temaslarına önceki gece BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşerek
başladı. Talat, Annan'a "Kuzey'e uygulanmakta olan haksız
ve adaletsiz ambargo ve izolasyon kaldırılmalı. Güney, Kuzey
hakkında karar veremez. Kıbrıs Türkü'nü tecrit altında
tutma yetkisi başka bir toplumun olmamalı" mesajını
verdi. BM Genel Sekreteri'nin de 'Türk tarafının durumuyla
yakından ilgili olduğu ve sempatiyle baktığı'
belirtildi.
'Bu bizim
hakkımız'
Talat, Annan'la yarım saat süren görüşmesi sonrası "Rum
Toplumu 'Hayır' diyerek bölünmeyi sürdürmek tavrını
takınmıştır. Ancak bu tavrı sadece kendisini
bağlamalı, bizi değil" dedi. "Kıbrıs
Türkü'nü izolasyon altında tutma yetkisi bir başka toplumun
olmamalıdır. Genel Sekreter'e bunu anlatmaya
çalıştık" ifadelerini kullanan KKTC Başbakanı,
Annan'ın da bunu anladığını
sandığını söyledi. Kıbrıs Türk halkının
büyük mücadele vererek çözümden yana olduğunu ortaya koyduğunu
belirten Başbakan, "Haksız tecrit politikasının
kaldırılması, uçuşların doğrudan KKTC'ye yapılması,
ticaretin serbest bırakılması, uluslararası spor
müsabakalarının yapılabilmesi olanaklarının
yaratılması lazım. Bu bizim hakkımız" diye
konuştu. Talat, Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne yakında rapor
sunacağını belirtip, "Çok büyük ihtimalle gerçek durumu yansıtacak.
Bu da bizim lehimize olduğuna göre endişe edecek bir durum yok"
dedi.
KKTC Başbakanı dün gece kendisini ABD'ye davet eden Powell'la
buluşarak, ABD'nin hazırladığı Kuzey'e tecriti
kaldırma paketini ele aldı. Talat, hafta sonuna kadar Temsilciler
Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry
Hyde ile Kongre'de görüşecek, düşünce kuruluşları Stratejik
ve Uluslararası Etüdler Merkezi CSIS ile Heritage Vakfı'nda
toplantılara katılacak, IMF ve Dünya Bankası yetkilileriyle
buluşacak.
Rumları
AİHM korkusu sarıyor
05/05/2004
RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıslı Türklerin, 1974'te Güney
Kıbrıs'ta bıraktıkları servetlerinin iadesi veya
tazminat talepleri konusunda izleyecekleri hukuki yolu öğrenmek için Rum
avukatlara başvurması ve ABD'nin konuyla ilgilenmesi Rum Yönetimi'ni
telaşlandırdı. Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu,
Türklerin servetlerinin iadesi için adli makamlara başvurma hakları
olmadığını iddia ederek, "Rumların Kuzey'deki
servetleri bugün Türklerin elindedir. Dolayısıyla Güney'deki
servetlerini talep etmelerinin hiçbir yasal yönü bulunmamaktadır"
dedi.
'Rum Yönetimi tazminat
ödeyebilir'
ABD Büyükelçisi Michael Closon'ın, Hristu'ya bu konuda ne yapmayı
düşündüklerini sorduğu belirtiliyor. Diplomatik gözlemciler,
Kıbrıslı bir Türk'ün AİHM'de 'Kıbrıs Cumhuriyeti'
aleyhinde dava açması halinde hem Rum Yönetimi, hem de AB'nin zor duruma
düşeceğini belirtiyor. Tanınmış Rum hukukçulardan
Ahilleas Dimitriadis, Rum Yönetimi'nin büyük tazminatlar ödeme tehlikesi
bulunduğunu belirtirken, "Sorun AB muktesebatı ile değil, Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne
saygısı ile ilgilidir. Muhtemel bir başvuruda AİHM,
Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki ilgili yasanın, sözleşme ile
uyumlu olduğuna hükmederse, devlet, Türklere ait servetlerden
yararlanıldığı için onca yılın kirasını
ödemek zorunda kalacak. AİHM yasanın insan haklarını ihlal
ettiğine karar verirse o zaman da hem onca yılın kirası hem
de Kıbrıs sorunu çözülse de çözülmese de Türklere servetlerini iade
etmek zorunluluğuyla karşı karşıya kalacak" dedi.
DİSİ
liderine saldırdılar
05/05/2004
RADIKAL
RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs Rum
Kesimi'nde muhalefetteki DİSİ partisinin 'Evetçi' lideri Nikos
Anastasiadis'in Limasol'daki iki katlı evine el bombası
atıldı. Saldırıda maddi hasar oluşurken polis
saldırganı arıyor.
Anastasiadis saldırının 'demokrasinin temellerine mayın'
olduğunu söyledi. Referandumda DİSİ'lilerin üçte ikisinin oyu
'Hayır' olsa da 'Evet' kanadında yer alan Anastasiadis, Rum lideri
Tasos Papadopulos'u, halkı kandırdığı ve medyayı
susturduğu gerekçesiyle AB'ye şikâyet etmişti.
ABD: Yeni
lider Talat'tır
POWELL,
"SAYIN BAŞBAKAN" DEDİ... Anadolu Ajansı'nın
haberine göre, ABD yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi,
"Washington'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak artık
Cumhurbaşkanı Denktaş'ı değil, Başbakan Mehmet
Ali Talat'ı kabul ettiğini" söyledi. Yetkili, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, New York'ta BM'de
önceki gün yapılan toplantıda bunun ilerisine de geçerek, Talat'a
"sayın başbakan" diye hitap ettiğini kaydetti
ULUSLARARASI
ÖRGÜTLER İÇİN KKTC'YE YEŞİL IŞIK... Amerikalı
yetkili, KKTC'nin Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, UEFA
ve İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) de dahil olduğu
uluslararası örgütlerde temsil edilmesini Washington'ın
tamamıyla desteklediğini bildirdi. Söz konusu yetkili, bu temsilin
üyelik ya da katılım şeklinde kuruluşa göre
değişebileceğini belirterek, "Kuzey
Kıbrıs'ın uluslararası kuruluşlara
katılımını destekliyoruz" dedi
l ADIM ADIM
TECRİTE SON... Aynı yetkili, Kıbrıslı Türklerin
tecridine son verilmesini amaçlayan adımların, aşama aşama
yürürlüğe konulacağını, bunların
bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da rapordan sonra
gelebileceğini belirtti. Yetkili, "Aslında adımlar
başladı. Powell-Talat görüşmesi bunun parçasıydı"
dedi
l EKONOMİK
YARDIM İÇİN FORMÜL ARANIYOR... ABD'nin plan çerçevesinde KKTC'ye
ekonomik yardımda bulunmak için formül aradığı da
belirtildi. Böyle bir ekonomik yardım için ABD Kongresi'nin onayı
gerekiyor. Washington'daki gözlemciler, Talat'ın başkent
Washington'da kongre yetkilileriyle görüşmelerinin bu açıdan önem
taşıdığına işaret ediyorlar
Amerika
Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi, KKTC'nin
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, UEFA ve İslam
Konferansı Örgütü'nün de dahil olduğu uluslararası örgütlerde
temsil edilmesini Washington'ın tamamıyla desteklediğini
bildirdi.
Adının
açıklanmasını istemeyen bir yetkili, A.A'ya
yaptığı açıklamada, bu temsilin üyelik ya da
katılım şeklinde kuruluşa göre
değişebileceğini belirterek, "Bu örgütlere IMF, Dünya
Bankası, UEFA, İKÖ dahil mi?" sorusuna karşılık
da, "Evet hepsi. Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası
kuruluşlara katılımını destekliyoruz" dedi.
Amerikalı
yetkili, "Washington'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak
artık Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı değil,
Başbakan Mehmet Ali Talat'ı kabul ettiğini" de söyledi.
Yetkili, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, New York'ta BM'de
önceki gün yapılan toplantıda bunun ilerisine de geçerek, Talat'a
"sayın başbakan" diye hitap ettiğini kaydetti.
Aynı
yetkili, Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan
adımların, aşama aşama yürürlüğe
konulacağını, bunların bazılarının BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporundan önce,
bazılarının da rapordan sonra gelebileceğini belirtti.
Yetkili, "Aslında adımlar başladı. Powell-Talat görüşmesi
bunun parçasıydı" dedi.
Öte yandan,
ABD'nin plan çerçevesinde KKTC'ye ekonomik yardımda bulunmak için de
formül aradığı belirtildi.
Washington,
Kıbrıs'ın birleşme planının gerçekleşmesi
durumunda geçerli olmak üzere 400 milyon dolarlık bir katkı ayırmıştı.
Ancak referandumda Rumların Annan Plan'ını reddetmesinden sonra,
bu paranın geçerliliği ortadan kalktı.
ABD yönetimine
yakın kaynaklar, bu paranın bir bölümünün KKTC'ye ekonomik
yardım olarak verilmesinin düşünüldüğünü ve bunun üzerinde
formül arayışının sürdüğünü kaydettiler.
Böyle bir
ekonomik yardım için ABD Kongresi'nin onayı gerekiyor.
Washington'daki
gözlemciler, Talat'ın başkent Washington'da kongre yetkilileriyle
görüşmelerinin bu açıdan önem taşıdığına
işaret ediyorlar.
Bir başka
Amerikalı yetkili de, A.A'ya, ABD'nin Kıbrıslı Türklerin
sıkıntısını azaltmak için almayı
planladığı tedbirlerin hepsinin değil, ancak
bazılarının kongre onayına ihtiyaç
duyacağını söyledi.
Aynı
yetkili, bu konular üzerinde çalışmaların sürdüğüne
işaret etti.
KIBRIS 06/05/04
Müftüzade,
istifa etti
Cumhurbaşkanlığı
Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade,
"vicdan muhasebesi yaptım ve halkın iradesi doğrultusunda
Cumhurbaşkanlığı'ndaki görevimden istifa ettim"
ifadesini kullandı. Müftüzade, politikaya atılacağını
söyledi
Müftüzade,
istifa etti
Cumhurbaşkanlığı
Siyasi İşler Özel Danışmanı Müftüzade,
Kıbrıs Türk halkının, kendi evini düzene
koyamadığını, ülkeyi yönetenlerin adaleti
sağlayamadığını, devlet dairelerinin politize
edildiğini, eşdeğer yasasının yanlı olarak
kullanıldığını belirterek, "Bir çözüme hazır
olmamız ve çözüm olmazsa devam edemeyeceğimizi bilen bir kişi
olarak geleceğe katkı koymak istiyorum" dedi
Müftüzade: 24
Nisan 2004 tarihinde Kıbrıs Türk halkının ortaya
koyduğu irade konusunda yapmış olduğum değerlendirme
ve vicdani muhasebe neticesinde, halkın söz konusu iradesi
doğrultusunda daha etkin katkıda bulunabilmek amacıyla mevcut
görevimden istifa etmiş bulunuyorum
Cumhurbaşkanlığı
Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade,
görevinden istifa etti. Müftüzade, Kıbrıs Türk halkının, 24
Nisan'da referandumda ortaya koyduğu irade doğrultusunda, daha etkin
katkıda bulunabilmek amacıyla, istifa ettiğini belirtti.
Kıbrıs
Türk halkının, bugüne kadar, kendi evini düzene
koyamadığını, ülkeyi yönetenlerin, adaleti
sağlayamadığını, devlet dairelerinin politize
edildiğini, eşdeğer yasanının yanlı olarak
kullanıldığını belirten Müftüzade, bu
haksızlıkları düzenlemek ve çözüme hazır olabilmek için,
bundan sonraki süreçte aktif politikaya girmek istediğini söyledi.
Müftüzade,
istifa etmesindeki en büyük etkenin, referandumda çıkan yüzde 65'lik
"evet" oyu olduğunu da kaydetti.
Müftüzade,
KIBRIS TV'de Hüseyin Ekmekçi'nin hazırlayıp sunduğu GÜN ORTASI
haber programında soruları yanıtladı. Müftüzade, siyasete atılacağını
belirtirken, siyasi tercihini hangi partiden yana kullanacağı yönünde
açıklama yapmadı. Yorulduğunu ifade eden Müftüzade, bir süre
dinlendikten sonra daha geniş açıklama yapacağını
belirtti.
Müftüzade
şunları söyledi:
"Bir
müddet dinleneceğim. Akla ilk gelen aktif politikaya girmektir. Bunu da
yapmak istiyorum. Çünkü bugüne kadar Kıbrıs Türk halkı kendi
evini bir düzene koyamadı. Hepimiz biliyoruz ki, bu ülkede adaleti
sağlayamadık.
Maalesef bütün
devlet dairelerini politize ettik. Eşdeğer yasasını
uygulayamadık... Bu haksızlıkları düzeltmek için bir çözüme
hazır olmamız için, çözüm olmazsa devam edemeyeceğimizi bilen
bir kişi olarak katkı koymak istiyorum."
Halkın
yüzde 65'lik iradesi etkili oldu
24 Nisan
referandumunda halkın yüzde 65 oranında onay vermesinin
aldığı "Cumhurbaşkanlığı'ndan istifa
ederek halka dönme" kararında etkili olduğunu belirten Müftüzade
şöyle devam etti:
"En büyük
etken, halkın iradesi. Ben zaten daha önceden istifa etmeyi
düşünmüştüm ama Bakanlar Kurulu'nun bana verdiği müzakere
sürecindeki ita amirliği görevimin bitmesini bekledim.
Sayın
cumhurbaşkanı şu anda yurt dışında. İstifa
nedenlerimi yazılı olarak bildirdim. Görevimden istifa ettiğimi
ifade ettim. Henüz görüşemedik ama uygun bir zamanda benimle
görüşecektir."
KIBRIS 06/05/04
Talat: Çözüm
vizyonumuzu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Washington'da bir dizi temasta bulundu
Talat: Çözüm
vizyonumuzu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz
YOĞUN
TEMAS... Başbakan Talat, dün Washington'da düşünce kuruluşu Stratejik
ve Uluslararası Etüdler Merkezi'nde (CSIS) konuşma yaptı, IMF
Avrupa 1. Bölge Direktörü Deppler ve Temsilciler Meclisi Uluslararası
İlişkiler Komitesi Başkanı Hyde ile bir araya geldi ve CNN
International TV'ye konuk oldu
BU ATMOSFER
BOZULMASIN... Talat: Biz çözüm vizyonunu halen devam ettiriyoruz ve hiçbir
zaman kaybetmeyeceğiz. Şimdi Kıbrıs Türk tarafında
çözüm yönünde olumlu bir siyasi atmosfer var. Ancak bu siyasi atmosfer,
uluslararası toplumun izolasyonu devam ederse sonsuza kadar sürmeyebilir.
Bu fırsatı, uluslararası toplumun da başını
ağrıtan bu sorunun çözümü için kullanmak istiyoruz
Başbakanı
Mehmet Ali Talat, "birleşmiş bir Kıbrıs",
"Kıbrıs'ta çözüm" vizyonlarını hiçbir zaman
kaybetmeyeceklerini vurguladı ancak, referandumda "evet" oyu
veren Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna zaman içinde son verilmezse
çözüm için Kıbrıs Türk tarafında yakalanan olumlu siyasi
atmosferin devam etmeyebileceği uyarısında bulundu.
Talat, New
York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ABD Dışişleri
Bakanı Colin Powell ile görüştükten sonra dün Washington'da
düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi'nde
(CSIS) konuşma yaptı, IMF Avrupa 1. Bölge Direktörü Deppler ve
Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi
Başkanı Hyde ile bir araya geldi ve CNN International TV'ye konuk
oldu.
Talat, CSIS'te
yaptığı konuşmada, "Biz çözüm vizyonunu halen devam
ettiriyoruz. Şimdi Kıbrıs Türk tarafında çözüm yönünde
olumlu bir siyasi atmosfer var. Ancak bu siyasi atmosfer, uluslararası
toplumun izolasyonu devam ederse sonsuza kadar sürmeyebilir. Bu
fırsatı, uluslararası toplumun da başını
ağrıtan bu sorunun çözümü için kullanmak istiyoruz" dedi.
ABD'den umut
verici, yapıcı yanıt
Kıbrıs
Türklerine uygulanan uluslararası izolasyonu kaldırmanın,
Kıbrıslı Rumları da çözüme zorlayacağını
kaydeden KKTC başbakanı, New York'ta ABD Dışişleri
Bakanı Powell ile görüşmesini, "çok yapıcı ve umut
verici" olarak niteledi.
Powell'ın,
Kıbrıslı Türklerin çözüm çabalarını ve kararlı
tutumunu tebrik ettiğini söyleyen Talat, kendisinin de Powell'a,
Kıbrıslı Türklerin davasına destek olması ve
izolasyonun kaldırılması talebini ilettiğini anlattı.
Talat,
"ABD'den çok umut verici, çok yapıcı bir yanıt aldım.
Bizim çok mütevazı beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu
görüşmeden sonra ilerledi" dedi.
Kuzey
Kıbrıs'ta, izolasyonun sona ermesi yönünde büyük bir beklenti
bulunduğuna işaret eden Talat, "Benden somut sonuçlar
soruyorlar. Belki henüz somut bir şey yok, ama yakın gelecekte bir
şeyler elde edeceğimizi umuyorum" diye konuştu.
ABD'den
beklentilerinin sorulması üzerine Talat, atılması gereken
adımları sıralamak yerine neye ihtiyaçları olduğunu
ifade ettiklerini belirtti ve ilk önceliğin, KKTC'ye uçuş
kısıtlamasının kalkması olduğunu ifade etti.
Talat, bunun
gelişmekte olan turizm sektörüne destek olacağını ve KKTC
için büyük önem taşıdığını kaydetti.
KKTC
pasaportlarıyla sadece ABD, İngiltere ve Fransa'ya seyahat
edebildiklerini, başka ülkelere seyahat için Türkiye'nin pasaportunu
kullandıklarını hatırlatan Talat, bu durumun
değişmesinin, uluslararası toplumun desteğiyle
sağlanabileceğini belirterek, "Dünyanın en büyük gücü
olarak Amerika, izolasyona son verilmesinde yardım edebilir" dedi.
KKTC'nin, bir
"realite" olarak uluslararası toplumdan
dışlanmaması gerektiğini söyleyen Talat, AB'nin KKTC'ye
vermeyi kararlaştırdığı 259 milyon euroluk
yardımın izolasyon devam ederken sadece kısa dönemli çözüm
getireceğini belirtti.
Talat,
"İzolasyonu bitirmeden bu sadece bir yardım olarak kalacak.
İzolasyon bitmeden biz yatırımlarımızı,
ekonomimizi geliştirme şansı bulamayacağız. Biz çok
şey beklemiyoruz. KKTC'nin tanınmasını talep etmiyoruz.
Sadece izolasyonun sona erdirilmesini ve dünyaya açılmayı istiyoruz.
Çözüm vizyonumuzu kaybetmiyoruz. Biz, adanın birleşmesini
istiyoruz" diye konuştu.
ABD'nin,
Kıbrıs'ta çözüm durumunda ayırdığı 400 milyon
dolarlık yardım konusundaki bir soruya karşılık Talat,
bu yardımın çözüm koşuluna bağlı olduğunu, ancak
mevcut durumda bu paranın en azından bir kısmının KKTC
ekonomisine katkı için ayrılması konusunu da Amerikalı
yetkililerle görüşeceklerini söyledi.
Talat, KKTC'ye
malların Yeşil Hat'tan Güney Kıbrıs üzerinden
aktarılması yönündeki düzenlemenin kendilerini tatmin
etmediğini, KKTC'nin kendi liman ve havayollarını da kullanmak
istediğini belirtti.
Mehmet Ali
Talat, "Limasol'dan mal beklemek, Kuzey Kıbrıs'taki ekonomik
faaliyetlere destek vermeyecektir. Örneğin Mağusa limanı
kullanılabilir" dedi.
İKÖ'ye
üyelik
KKTC'nin
politikalarının Türkiye ile eşgüdümlü olduğunu belirten
Talat, İslam Konferansı Örgütü'ne (İKÖ) üye olmak istediklerini
söyledi.
Talat, bu
örgütün konferansına "Müslüman Kıbrıs Türk toplumu"
olarak davet edildiklerini, ancak Kıbrıs Türklerinin bunun ötesine
geçtiğini kaydetti.
Talat,
"Bizim bir devletimiz var. Demokrasimiz var. Referandumda da demokrasimizi
kanıtladık" diye konuştu.
Annan
Planı'nın geleceği için yargıda bulunmak istemediğini
söyleyen Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporunu
hazırlamakta olduğunu ve yeni öneri getirip getirmeyeceğini
bilmediğini bildirdi.
Talat, New
York'ta görüştüğü zaman Annan'a bu konuyu sorduğunu ve henüz
konuyu değerlendirmekte olduğu izlenimini edindiğini belirtti.
Kuzey
Kıbrıs için Annan Planı'nın yeniden müzakere edilmesinin
mümkün olmadığını söyleyen Talat, bu planın çok uzun
süre müzakere edildiğini ve uzlaşma
sağlandığını kaydetti.
Türkiye'nin Rum
tarafını tanıması
Türkiye'nin
Kıbrıs Rum kesimini tanımasının, KKTC'nin
varlığını artık tanıyamayacağı
anlamına geldiğini söyleyen bir katılımcıya
karşılık Talat, bunun önemli bir mesele olduğunu, ancak
Türkiye'nin Rum kesimini tanımasının, KKTC'yi
tanımaması anlamına geleceğini
sanmadığını söyledi.
"Kıbrıslı
Türklerin adanın bölünmesinde sorumluluğu yok" diyen Talat, Rum
kesimini tanıma kararının, Türkiye için kolay bir karar olmayacağını
da kaydetti.
Talat, IMF ve
Dünya Bankası yetkilileriyle de Washington'da görüşeceğini
belirterek, uluslararası kuruluşlarla temasta bulunmaları
gerektiğini ifade etti.
KKTC
Başbakanı, Annan Planı üzerinde müzakereler sürerken bu
kuruluşlarla, teknik yardım, rehabilitasyon, ekonomi konularında
görüşmelerde bulunduklarını da hatırlattı.
Erken seçim
Talat, Demokrat
Parti'den iki milletvekilinin istifa etmesinin ardından azınlık
hükümeti olarak kaldıklarının hatırlatılması
üzerine, hükümetin gücünün halktan geldiğini belirtti.
Talat, KKTC'ye
döndüğü zaman konuyu ele alacağını ve anlaşma
sağlamaya çalışacağını, aksi takdirde erken
seçime gidilmek zorunda kalınacağını söyledi.
Talat, "Bu
iyi bir gelişme değil. Şu anda izolasyondan kurtulma çabası
varken, erken seçim zor olur. Birinci önceliğimiz, izolasyonun sona
erdirilmesi" dedi.
"Şu
sıralar erken seçime gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı
olacağını" ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri
bulunduğunu, ancak şu aşamada erken seçimi düşünmek
istemediklerini kaydetti.
Talat, Deppler
ve Hyde ile görüştü
Talat,
Washington temasları sırasında, IMF Avrupa 1. Bölge Direktörü
Deppler ve Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi
Başkanı Hyde ile bir araya geldi
Washington'da
temaslarına devam eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Kuzey
Kıbrıs'ın, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF), para
politikaları ve bankacılık sisteminin iyileştirilmesi
benzeri konuları içeren teknik yardım alacağını
söyledi.
Washington'da
dün IMF Avrupa 1. Bölge Direktörü Michael Deppler ile IMF merkezinde
yaklaşık 1.5 saat görüşen Talat, görüşmeden sonra bir grup
gazetecinin sorularını yanıtladı.
Talat, IMF
yetkilileriyle, Annan Planı müzakereleri devam ederken adada sürece
ilişkin görüşmelerde bulunduklarını hatırlatarak,
dünkü toplantının, bu geçmiş temasların devamı
niteliğinde olduğunu kaydetti.
Mehmet Ali
Talat, bu görüşmenin ardından "verilen sözlerin yerine
getirileceğini" öğrendiklerini belirtti.
Talat, Kuzey
Kıbrıs IMF'ye üye olmadığı için doğrudan
yardımın söz konusu olamayacağını belirterek, IMF
yetkililerinin, teknik yardım konusunda sorun
olmadığını söylediklerini kaydetti.
Hyde
görüşmesi
ABD kongresinde
dün Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi
Başkanı Henry Hyde ile de bir araya gelen Talat, kongredeki bu
görüşmede, KKTC'ye izolasyonun kaldırılması ve direkt
uçuşların yapılması konusundaki görüşlerini ortaya
koyduklarını ve "büyük sempatiyle karşılandıklarını"
söyledi.
Talat,
"Kongrede bize 'izolasyon kötü bir şeydir, hiçbir türünü kabul
etmemiz mümkün değildir. Ne yapacağımıza
tartışarak karar vereceğiz. Ancak mutlaka bir şey
yapmamız gerektiğini biliyoruz, haklısınız' diyorlar.
Bu bizim için önemli, yeni bir durum" dedi.
KKTC
Başbakanı Talat, Kuzey Kıbrıs'ın daha önce adeta izolasyondan
kendisi sorumluymuş gibi muamele gördüğünü, ancak kongredeki tutumun
ardından ilk defa Kuzey Kıbrıs'a hak verildiğini de
söyledi.
ABD'nin,
KKTC'ye doğrudan uçuşları başlatmak için kongre
kararına ihtiyaç duyup duymadığı sorusuna
karşılık Talat, "Sanmıyorum"
yanıtını verdi.
Talat, bu
konuda yönetimin karar vermesi, tavsiyede bulunması gerektiğini
kaydetti.
"Benim
anladığım kadarıyla yönetimin de olumlu bir tutumu var.
Özellikle
uçuşla ilgili sıkıntıların turizme, ekonomimize
getirdiği sıkıntıları
anlattığımızda, bunun mutlaka kaldırılması
gerektiği yönünde bir görüş yakınlığı
görüyoruz" diye konuşan Talat, bunun en erken zamanda
olmasını talep ettiklerini ifade etti.
Talat,
Amerikalı yetkililere, "AB'yi beklerseniz çok geç
kalırsınız" dediklerini ve Amerikan tarafının da
bunu "anlayışla"
karşıladığını belirtti.
KKTC
Başbakanı, "AB gibi karar mekanizması yavaş
işleyen bir uluslararası aktörü beklemesi, bana göre doğru bir
yaklaşım değil ve bunu da Amerikalılar
anlıyorlar" dedi.
Talat, Amerikalıların,
KKTC'nin sıkıntılarını hafifletmeye yönelik planı
en kısa zamanda açıklayacaklarını da söyledi.
Talat, CNN
International'ın konuğu oldu
Başbakanı
Mehmet Ali Talat, ABD'deki temasları çerçevesinde dün akşam CNN
International'ın konuğu da oldu. CNN International muhabirinin
sorularını yanıtlayan Talat, Kıbrıs'ta bölünmenin
sorumlusunun Kıbrıslı Türkler olmadığını
yineledi.
Kıbrıs'ta
çözüm vizyonunu hiçbir zaman kaybetmeyeceklerini anımsatan Başbakan
Talat, çözüm yönünde böylesine olumlu konuşmasının,
Kıbrıslı Türkler ile uluslararası topluluğun istekli
oluşuna bağladı.
Talat, CNN
International'da şu sorulara cevap verdi:
SORU: Bu
aşamadan sonra birleşmiş bir Kıbrıs'ın
oluşabileceğine inanıyor musunuz?
TALAT: Evet, bu
vizyonu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Her zaman Kıbrıs'ın
yeniden birleşmesi ve Kıbrıs sorununa çözüm taraftarı olduk
ve bunu elde edeceğimiz beklentisi içerisindeyiz.
SORU: Bu kadar
olumlu olmanızın sebebi nedir?
TALAT:
Uluslararası topluluğun istekli oluşu ve Kıbrıslı
Türklerin, sorunu çözmedeki istekliliği. Ayrılıkçı
olmadıklarını ispatlamış bulunuyorlar. Onlar
Kıbrıs sorununun çözümünü, dünya ile kucaklaşmayı,
izolasyondan kurtulmayı ve Avrupalı olmayı, Avrupa Birliği
ile kucaklaşmayı istiyorlar.
SORU: Peki ABD
hakkında konuşacak olursak, ABD ne gibi bir rol üstlenmiş
bulunmakta?
TALAT:
Aslında ABD'nin bir süper güç ve öncü bir rolü var. AB ile ABD'yi
karşılaştıracak olursak, bir organizasyon ile bir devleti,
ABD'nin karar alma ve aldığı kararları uygulamaya koyma
açısından AB'den daha kolay işleyen bir mekanizması var.
SORU: ABD'nin
şimdiye kadar gösterdiği tepkiden memnun musunuz?
TALAT: ABD'den
daha fazla gelişmenin gerçekleşmesini bekliyoruz, izolasyonun
kaldırılması için daha fazla yardım bekliyoruz. Dünya ile
ticaret yapmak, dünyaya açık bir kapı istiyoruz, dünyada
dolaşım özgürlüğü ve seyahat özgürlüğü istiyoruz bu yüzden
de dünyadan ve ABD'den olumlu tepkiler bekliyoruz.
SORU: BM'nin
sunduğu planın ortadan kalkmış olmasının gelecek
açısından ne gibi sonuçları olabilir?
TALAT: Elbette
ki çok yazık olmuştur. Kıbrıslı Türkler ellerinden
gelenin en iyisini yaptılar. Vermiş oldukları taahhütlere
sadık kaldılar, uluslararası toplumun istekleri ile paralel
hareket ettiler ve bu plan ABD ve AB tarafından desteklenmesine
karşın Kıbrıs'ın tümü tarafından kabul edilmemesi
çok yazık olmuştur. Kıbrıslı Türkler taahhütlerine
sadık kalarak planı %65 ile kabul ettiler ki bunun çok iyi bir oran
olduğunu sanıyorum. Bizim dünyadan beklentimiz bizi anlamaları
ve bize olumlu yaklaşmaları ve bize izolasyondan kurtulmamız
için yardım etmelerini bekliyoruz. Dünyadan ve ABD'den beklentimiz budur.
SORU:
Yakın geçmişte olanları göz önüne alırsak,
Kıbrıs'taki normal insanlar arasındaki ilişkilerin ne
şekilde etkilendiğini düşünüyorsunuz?
TALAT: Ortada
bir gücenme var. Kıbrıslı Türkler, Rumların
davranışlarından dolayı kırgındırlar.
'Evet'ler ve 'hayır'lar arasında bu kadar büyük bir fark
beklemiyorlardı. Aslında Kıbrıslı Rum
yurttaşlarının plana 'evet' diyeceklerini
düşünüyorlardı çünkü fedakarlıkta bulunan taraf Kıbrıs
Türk tarafı idi, insanlarımın üçte biri yer değiştirip
mallarını kaybedecekti. Diğer taraftan Rumların
kazanacağı şeyler vardı. Bir miktar toprağın
yanı sıra eski evlerine dönme hakkını elde edip
mallarının üçte birine sahip olma hakkına kavuşmanın
yanı sıra kuzeyde yerleşim birimleri oluşturup burada
kısıtlama olamadan yaşama imkanına sahip olacaklardı
ancak hepsini reddettiler. Adanın yeniden birleşmesini reddettiler.
Ne yazık ki bölünme, Kıbrıslı Türklerin
takındığı tavır (pozisyonu) yüzünden değil.
KIBRIS 06/05/04
Talattan
erken seçim sinyali
Başbakan Mehmet
Ali Talat, referandumda ''evet'' oyu veren Kıbrıs Türklerinin
izolasyonuna zaman içinde son verilmezse çözüm için KıbrısTürk
tarafında yakalanan olumlu siyasi atmosferin devam etmeyebileceği
uyarısında bulundu.
Talat, New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi
Annan ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile
görüştükten sonra Washington'da düşünce kuruluşu Stratejik ve
Uluslararası Etüdler Merkezi'nde (CSIS) yaptığı
konuşmada, ''Biz çözüm vizyonunu halen devam ettiriyoruz. Şimdi
Kıbrıs Türk tarafında çözüm yönünde olumlu bir siyasi atmosfer
var. Ancak bu siyasi atmosfer, uluslararası toplumun izolasyonu devam
ederse sonsuza kadar sürmeyebilir. Bu fırsatı, uluslararası
toplumun da başını ağrıtan bu sorunun çözümü için
kullanmak istiyoruz'' dedi.
''ABD'DEN UMUT VERİCİ, YAPICI
YANIT''
Kıbrıs Türklerine uygulanan
uluslararası izolasyonu kaldırmanın, Kıbrıslı
Rumları da çözüme zorlayacağını kaydeden KKTC
Başbakanı, New York'ta ABD Dışişleri Bakanı Powell
ile görüşmesini, ''çok yapıcı ve umut verici'' olarak niteledi.
Powell'ın, Kıbrıslı
Türklerin çözüm çabalarını ve kararlı tutumunu tebrik
ettiğini söyleyen Talat, kendisinin de Powell'a, Kıbrıslı
Türklerin davasına destek olması ve izolasyonun kaldırılması
talebini ilettiğini anlattı.
Talat, ''ABD'den çok umut verici, çok
yapıcı bir yanıt aldım. Bizim çok mütevazı
beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu görüşmeden sonra
ilerledi'' dedi.
Kuzey Kıbrıs'ta, izolasyonun sona
ermesi yönünde büyük bir beklenti bulunduğuna işaret eden Talat,
''Benden somut sonuçlar soruyorlar. Belki henüz somut bir şey yok, ama
yakın gelecekte bir şeyler elde edeceğimizi umuyorum'' diye
konuştu.
ABD'den beklentilerinin sorulması
üzerine Talat, atılması gereken adımları sıralamak
yerine neye ihtiyaçları olduğunu ifade ettiklerini belirtti ve ilk
önceliğin, KKTC'ye uçuş kısıtlamasının
kalkması olduğunu ifade etti.
Talat, bunun gelişmekte olan turizm
sektörüne destek olacağını ve KKTC için büyük önem
taşıdığını kaydetti.
KKTC pasaportlarıyla sadece ABD,
İngiltere ve Fransa'ya seyahat edebildiklerini, başka ülkelere
seyahat için Türkiye'nin pasaportunu kullandıklarını
hatırlatan Talat, bu durumun değişmesinin, uluslararası
toplumun desteğiyle sağlanabileceğini belirterek, ''Dünyanın
en büyük gücü olarak Amerika, izolasyona son verilmesinde yardım
edebilir'' dedi.
KKTC'nin, bir ''realite'' olarak
uluslararası toplumdan dışlanmaması gerektiğini
söyleyen Talat, AB'nin KKTC'ye vermeyi kararlaştırdığı
259 milyon euroluk yardımın izolasyon devam ederken sadece kısa
dönemli çözüm getireceğini belirtti.
Talat, ''İzolasyonu bitirmeden bu sadece
bir yardım olarak kalacak. İzolasyon bitmeden biz
yatırımlarımızı, ekonomimizi geliştirme
şansı bulamayacağız. Biz çok şey beklemiyoruz. KKTC'nin
tanınmasını talep etmiyoruz. Sadece izolasyonun sona
erdirilmesini ve dünyaya açılmayı istiyoruz. Çözüm vizyonumuzu
kaybetmiyoruz. Biz, adanın birleşmesini istiyoruz'' diye
konuştu.
ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm durumunda
ayırdığı 400 milyon dolarlık yardım konusundaki
bir soruya karşılık Talat, bu yardımın çözüm
koşuluna bağlı olduğunu, ancak mevcut durumda bu
paranın en azından bir kısmının KKTC ekonomisine
katkı için ayrılması konusunu da Amerikalı yetkililerle
görüşeceklerini söyledi.
Talat, KKTC'ye malların Yeşil
Hat'tan Güney Kıbrıs üzerinden aktarılması yönündeki
düzenlemenin kendilerini tatmin etmediğini, KKTC'nin kendi liman ve
havayollarını da kullanmak istediğini belirtti.
Mehmet Ali Talat, ''Limasol'dan mal beklemek,
Kuzey Kıbrıs'taki ekonomik faaliyetlere destek vermeyecektir.
Örneğin Magosa limanı kullanılabilir'' dedi.
İKÖ'YE ÜYELİK
KKTC'nin politikalarının Türkiye
ile eşgüdümlü olduğunu belirten Talat, İslam Konferansı
Örgütü'ne (İKÖ) üye olmak istediklerini söyledi.
Talat, bu örgütün konferansına
''Müslüman Kıbrıs Türk toplumu'' olarak davet edildiklerini, ancak
Kıbrıs Türklerinin bunun ötesine geçtiğini kaydetti.
Talat, ''Bizim bir devletimiz var.
Demokrasimiz var. Referandumda da demokrasimizi kanıtladık'' diye
konuştu.
Annan planının geleceği için
yargıda bulunmak istemediğini söyleyen Talat, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın raporunu hazırlamakta olduğunu ve yeni öneri getirip
getirmeyeceğini bilmediğini bildirdi.
ERKEN SEÇİM
Talat, Demokrat Parti'den iki milletvekilinin
istifa etmesinin ardından azınlık hükümeti olarak
kaldıklarının hatırlatılması üzerine, hükümetin
gücünün halktan geldiğini belirtti.
Talat, KKTC'ye döndüğü zaman konuyu ele
alacağını ve anlaşma sağlamaya
çalışacağını, aksi takdirde erken seçime gidilmek
zorunda kalınacağını söyledi.
Talat, ''Bu iyi bir gelişme değil.
Şu anda izolasyondan kurtulma çabası varken, erken seçim zor olur.
Birinci önceliğimiz, izolasyonun sona erdirilmesi'' dedi.
''Şu sıralar erken seçime
gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı olacağını''
ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri bulunduğunu, ancak şu
aşamada erken seçimi düşünmek istemediklerini kaydetti.
HALKIN SESI 06/05/04
KKTCnin atık su
sorunu masada
|
|
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin
atık su sorunu, dün düzenlenen uluslararası çalıştayda
(work shop) masaya yatırıldı.
Ekonomik İşbirliği
Teşkilatının (EİT) 2004-2005 faaliyet takviminde yer alan
Atık Su İdaresi ve Arıtma Teknolojisi konulu
çalıştaya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ev sahipliği yapıyor.
Gazimağusada Doğu Akdeniz
Üniversitesi (DAÜ) Kampusunda dün sabah başlayan ve 7 Mayısta
tamamlanacak çalıştaya, Afganistan, Azerbaycan, Pakistan, Tacikistan
ve Türkiyeden heyetlerin yanı sıra EİT sekreterliğini
temsilen bir de heyet katılıyor.
KKTCnin dünyada daha iyi
anlaşılmaya başlandığı ve izolasyon çemberinden
kurtulma çabalarını artırdığı bir dönemde
EİTin KKTCde düzenlediği uluslararası
çalıştayın açılışını Ekonomi ve Turizm
Bakanı Ayşe Dönmezer yaptı.
DÖNMEZER: SU SIKINTISI BÜYÜK SORUN
Bakan Dönmezer, çalıştayın
açılış töreninde yaptığı konuşmada,
uluslararası topluluktan ve özellikle İslam ülkelerinden,
Kıbrıs Türk halkına karşı uygulanan yasa
dışı kısıtlamalar ile ambargoların
kaldırılmasını istedi.
Uluslararası nitelik taşıyan
çalıştayın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde
gerçekleştirilmesinin kendileri için büyük önem
taşıdığını söyleyen Bakan Dönmezer, bu
çalışmanın KKTCnin atık su sorununa çözüm bulunmasına
büyük katkı sağlayacağına inandığını
ifade etti.
Dönmezer, diğer ülkelerde olduğu
gibi, KKTCde de su sıkıntısının büyük sorun
olduğunu, özellikle atık suların değerlendirilmesi
çalışmalarına önem verilmesi gerektiğini belirtti.
KKTCde arıtma tesislerinin ve bölge
sulama sistemlerinin bulunduğunu kaydeden Bakan Dönmezer, Güzelyurt
bölgesindeki içilebilir su kaynaklarına deniz suyu
karıştığına ve bunun ülkenin tarım, turizm ve
sanayi sektörlerini olumsuz şekilde etkilediğine dikkati çekerek, bu
sorunun, özellikle su kaynakları oldukça sınırlı olan Kuzey
Kıbrısta acil çözüm beklediğini bildirdi.
Dönmezer, atık suların yeniden
kullanımının, su kaynakları kıt olan KKTC
açısından büyük önem taşıdığını da
söyledi.
Bakan Dönmezer, çalıştaya
katılan akademisyen ve bilim adamlarının, yeraltı
havzaları, sulama sistemleri, arıtma tesisleri ve diğer ilgili
konularda değerli görüşleri ve deneyimleriyle KKTCye katkı
koyacaklarına olan inancını dile getirdi.
KIBRISLI TÜRKLERİ CEZALANDIRMAK
ADİL DEĞİL
Konuşmasında Kıbrıs
konusuna da değinen Bakan Ayşe Dönmezer, katılımcılara
Adada yaşanan son gelişmelere ilişkin ayrıntılı
bilgi verdi.
KKTC ve Güney Kıbrısta 24 Nisanda
eş zamanlı olarak yapılan referandum sonuçlarına
işaret eden Dönmezer, Annan Planını reddederek
Kıbrısta çözüme % 75 oranıyla hayır diyen Rum tarafının,
buna karşın Avrupa Birliğine üye olmasının
adaletsizlik olduğunun altını çizdi.
Rum tarafının sergilediği
olumsuz tavır, uluslararası topluluk tarafından açıkça
görülürken, BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde
yürüttüğü Kıbrıs konusunda kapsamlı anlaşma sağlanmasına
yönelik çabalarına tam destek veren ve referandumda Annan Planına %
65 gibi bir oranla evet diyen Kıbrıslı Türklerin ise, AB
dışında tutulmasının adil bir yaklaşım
olmadığını vurguladı.
Dönmezer, Kıbrıs Türkleri, kendi
paylarına düşeni yaptı. Onları cezalandırmak
artık gerçekten de adil değil. Uluslararası topluluğun, BM
planını onaylayan Kıbrıs Türk tarafı AB
dışında kalırken ve yasadışı
kısıtlamalar ve ambargolara maruz bırakılırken, BM
planını reddeden Rum tarafının AB üyesi olması
gerçeğinden ortaya çıkan adaletsiz durumu düzeltmesi için önlemler
almasının zamanının geldiğine inanıyoruz diye
konuştu.
Kıbrısta iki halk arasındaki
adaletsiz durumu uluslararası topluluğun yeniden gözden
geçireceği ve adil olmayan bu durumu düzeltmek için her katkıyı
yapacağı ümidini de dile getiren Bakan Dönmezer, İslam
ülkelerine de seslenerek, Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu bu
süreçte İslam ülkelerinden öncü rol oynamalarını beklediklerini
söyledi.
GENEL SEKRETER YARDIMCISININ KONUŞMASI
Çalıştayın
açılışında Bakan Dönmezerden sonra söz alarak
katılımcılara hitap eden EİT Genel Sekreter
Yardımcısı Dr. Sh. Aleskerov,
atık su idaresi ve çalışma teknolojileri hakkında
bilgiler verdi. Sulama ve tarımsal amaçlar için alternatif kaynaklar
bulunması gerektiğinin altını çizen Aleskerov,
İşte bu çerçevede, atık suların da
kullanılabileceğini artık düşünmemiz lazım. Bu,
arı su kapasitemizi artıracaktır. Dolayısıyla,
atık su idaresi ve bakımında etkinliği artırmak ve
maliyeti düşürmek için doğru teknolojiyi ve metodları seçmek gerekiyor
şeklinde konuştu.
Atık suların içilebilir su haline
getirilebilmesi için alınması gereken önlemlerin, teknolojinin
yanında eğitimden de geçtiğine işaret eden ve bütün
dünyadaki arı su kaynaklarının sadece % 8inin içme suyu olarak
kullanıldığını belirten Aleskerov, Su hayattır.
Dünya nüfusunun % 20si, güvenli içme suyuna erişememe sorunuyla
karşı karşıyadır. Arı su
kaynaklarımızın % 70inden fazlası tarımsal amaçlar
için kullanılmaktadır. Ancak bu oran bile çiftçiler için yeterli
değildir. Dolayısıyla su kullanımının
sürdürülebilirliğiyle ilgili modeller üzerinde çalışarak,
tarım ve sanayide su kullanımıyla içilebilir su
oranını dengelemek ortak mücadelemiz olmalıdır dedi.
EİT
Türkiye, İran ve Pakistan arasında
bölgesel ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla 1964
yılında kurulan Kalkınma İçin Bölgesel
İşbirliği Teşkilatı (RCD) daha sonra şekil ve
içerik değiştirerek, 1985de Ekonomik İşbirliği
Teşkilatı (EİT) adını aldı.
EİT, 1992 yılında Afganistan,
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve
Türkmenistanın katılımıyla, üzerinde 300 milyon
insanın yaşadığı 7 milyon kilometre karelik alanı
kapsayan 10 üyeli bir örgüt haline geldi.
EİT, orta vadede üye ülkeler
arasında işbirliğinin gerçekleşmesine yönelik öncelikli
hedefler olarak seçtiği ticaret, ulaştırma ve haberleşme
ile enerji sektörlerine ağırlık verilmesi stratejisini
benimsedi.
KKTC, 28-29 Kasım 1992 tarihlerinde
İslamabadda yapılan Bakanlar Konseyi toplantısında
alınan karar uyarınca EİTin ekonomik, teknik ve kültürel
faaliyetlerine katılabiliyor.
Son olarak EİT bünyesinde düzenlenen Hava ve Deniz Kirliliğinin Kontrolü konulu seminer, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgizistan ve Pakistan temsilcilerinin katılımıyla 25-26 Ağustos 1998de Girnede yapılmıştı.
HALKIN SESI 06/05/04
Çok umut verici sözler
aldık
WASHINGTONDAN İZLENİMLER
/ Sami Özuslu
Talat, referandumda
''evet'' oyu veren Kıbrıs Türklerinin izolasyonuna zaman içinde son
verilmezse çözüm için Kıbrıs Türk tarafında yakalanan olumlu
siyasi atmosferin devam etmeyebileceği uyarısında bulundu
Talat, ''ABD'den çok
umut verici, çok yapıcı bir yanıt aldım. Bizim çok mütevazı
beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu görüşmeden sonra
ilerledi'' dedi.
''Şu sıralar
erken seçime gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı olacağını''
ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri bulunduğunu, ancak şu
aşamada erken seçimi düşünmek istemediklerini kaydetti
Başbakan Mehmet Ali Talat, referandumda ''evet'' oyu veren Kıbrıs
Türklerinin izolasyonuna zaman içinde son verilmezse çözüm için Kıbrıs
Türk tarafında yakalanan olumlu siyasi atmosferin devam etmeyebileceği
uyarısında bulundu.
Talat, New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ABD Dışişleri
Bakanı Colin Powell ile görüştükten sonra Washington'da düşünce
kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi'nde (CSIS) yaptığı
konuşmada, ''Biz çözüm vizyonunu halen devam ettiriyoruz. Şimdi Kıbrıs
Türk tarafında çözüm yönünde olumlu bir siyasi atmosfer var. Ancak bu
siyasi atmosfer, uluslararası toplumun izolasyonu devam ederse sonsuza
kadar sürmeyebilir. Bu fırsatı, uluslararası toplumun da başını
ağrıtan bu sorunun çözümü için kullanmak istiyoruz'' dedi.
"ABD'den umut verici, yapıcı yanıt"
Kıbrıs Türklerine uygulanan uluslararası izolasyonu kaldırmanın,
Kıbrıslı Rumları da çözüme zorlayacağını
kaydeden Talat, New York'ta ABD Dışişleri Bakanı Powell ile
görüşmesini, ''çok yapıcı ve umut verici'' olarak niteledi.
Powell'ın, Kıbrıslı Türklerin çözüm çabalarını ve
kararlı tutumunu tebrik ettiğini söyleyen Talat, kendisinin de
Powell'a, Kıbrıslı Türklerin davasına destek olması ve
izolasyonun kaldırılması talebini ilettiğini anlattı.
Talat, ''ABD'den çok umut verici, çok yapıcı bir yanıt aldım.
Bizim çok mütevazı beklentilerimiz vardı. Ama beklentilerim, bu görüşmeden
sonra ilerledi'' dedi.
ABD'den beklentilerinin sorulması
üzerine Talat, atılması gereken adımları sıralamak
yerine neye ihtiyaçları olduğunu ifade ettiklerini belirtti ve ilk
önceliğin, KKTC'ye uçuş kısıtlamasının kalkması
olduğunu ifade etti.
KKTC pasaportlarıyla sadece ABD, İngiltere ve Fransa'ya seyahat
edebildiklerini, başka ülkelere seyahat için Türkiye'nin pasaportunu
kullandıklarını hatırlatan Talat, bu durumun değişmesinin,
uluslararası toplumun desteğiyle sağlanabileceğini
belirterek, ''Dünyanın en büyük gücü olarak Amerika, izolasyona son
verilmesinde yardım edebilir'' dedi.
KKTC'nin, bir ''realite'' olarak uluslararası toplumdan dışlanmaması
gerektiğini söyleyen Talat, AB'nin KKTC'ye vermeyi kararlaştırdığı
259 milyon euroluk yardımın izolasyon devam ederken sadece kısa
dönemli çözüm getireceğini belirtti.
ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm durumunda ayırdığı 400
milyon dolarlık yardım konusundaki bir soruya karşılık
Talat, bu yardımın çözüm koşuluna bağlı olduğunu,
ancak mevcut durumda bu paranın en azından bir kısmının
KKTC ekonomisine katkı için ayrılması konusunu da Amerikalı
yetkililerle görüşeceklerini söyledi.
Talat, KKTC'ye malların Yeşil Hat'tan Güney Kıbrıs
üzerinden aktarılması yönündeki düzenlemenin kendilerini tatmin
etmediğini, KKTC'nin kendi liman ve havayollarını da kullanmak
istediğini belirtti.
Mehmet Ali Talat, ''Limasol'dan mal beklemek, Kuzey Kıbrıs'taki
ekonomik faaliyetlere destek vermeyecektir. Örneğin Magosa limanı
kullanılabilir'' dedi.
KKTC'nin politikalarının Türkiye ile eşgüdümlü olduğunu
belirten Talat, İslam Konferansı Örgütü'ne (İKÖ) üye olmak
istediklerini de sözlerine ekledi.
Talat, bu örgütün konferansına ''Müslüman Kıbrıs Türk toplumu''
olarak davet edildiklerini, ancak Kıbrıs Türklerinin bunun ötesine
geçtiğini kaydetti.
Talat, ''Bizim bir devletimiz var. Demokrasimiz var. Referandumda da
demokrasimizi kanıtladık'' diye konuştu.
Annan Planı
Annan planının geleceği için yargıda bulunmak
istemediğini söyleyen Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
raporunu hazırlamakta olduğunu ve yeni öneri getirip getirmeyeceğini
bilmediğini bildirdi.
Talat, New York'ta görüştüğü zaman Annan'a bu konuyu sorduğunu
ve henüz konuyu değerlendirmekte olduğu izlenimini edindiğini
belirtti.
Kuzey Kıbrıs için Annan planının yeniden müzakere
edilmesinin mümkün olmadığını söyleyen Talat, bu planın
çok uzun süre müzakere edildiğini ve uzlaşma sağlandığını
kaydetti.
Türkiyenin Kıbrıs
Cumhuriyetini tanıması
Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti tanımasının, KKTC'nin
varlığını artık tanıyamayacağı anlamına
geldiğini söyleyen bir katılımcıya karşılık
Talat, bunun önemli bir mesele olduğunu, ancak Türkiye'nin Rum kesimini
tanımasının, KKTC'yi tanımaması anlamına geleceğini
sanmadığını söyledi.
''Kıbrıslı Türklerin adanın bölünmesinde sorumluluğu
yok'' diyen Talat, Kıbrıs Cumhuriyetini tanıma kararının,
Türkiye için kolay bir karar olmayacağını da kaydetti.
Talat, IMF ve Dünya Bankası
yetkilileriyle de Washington'da görüşeceğini belirterek, uluslararası
kuruluşlarla temasta bulunmaları gerektiğini ifade etti.
Erken seçim
Talat, Demokrat Parti'den iki milletvekilinin istifa etmesinin ardından azınlık
hükümeti olarak kaldıklarının hatırlatılması
üzerine, hükümetin gücünün halktan geldiğini belirtti.
Talat, KKTC'ye döndüğü zaman konuyu ele alacağını ve anlaşma
sağlamaya çalışacağını, aksi takdirde erken
seçime gidilmek zorunda kalınacağını söyledi.
Talat, ''Bu iyi bir gelişme değil. Şu anda izolasyondan kurtulma
çabası varken, erken seçim zor olur. Birinci önceliğimiz, izolasyonun
sona erdirilmesi'' dedi.
''Şu sıralar erken seçime gitmenin sadece kendi partisi için kazançlı
olacağını'' ifade eden Talat, yüzde 40'tan fazla destekleri
bulunduğunu, ancak şu aşamada erken seçimi düşünmek
istemediklerini kaydetti.
YENIDUZEN
06/05/04
Washington-
Başbakan
Mehmet Ali Talatın Amerika seferi, Kıbrıslı Türkler için
yeni bir dönemi başlatıyor. Talatın New Yorkta Amerikan
Dışişleri Bakanı Powellle yaptığı
görüşmeden çıkan sonuç, bugüne kadar sürdürülen Kıbrıs
politikalarında makas değişikliği sinyalleri veriyor. Bu
sinyalin dünyanın tek süper gücü Washington Yönetiminden gelmesi,
Kıbrıs sorunu kavramının bütün uluslararası
örgütlerde ve Kıbrısla ilgili bütün ülkelerde yeniden
tanımlanması sürecini başlatıyor.
Öncelikle
bir noktanın altını çizmek gerekiyor: ABD Yönetimi
Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde koyduğu güçlü tavrın
karşılıksız bırakılamayacağı konusunda
ikna olmuş görünüyor. Daha açık bir söylemle, Talatın Biz
üzerimize düşeni yaptık. Şimdi sıra uluslararası
toplumda yaklaşımı Beyaz Saray ve Pentagon tarafından
doğru bir tespit olarak kabullenilmiş durumda.
Aslında
Amerikan Yönetimi, bu algılamanın AB tarafından
yapılmasını ve ilk adımın oradan
atılmasını bekliyordu. Ancak hantal AB mekanizmasının
yanısıra Yunanistanın ve yeni üye Kıbrıs
Cumhuriyetinin olası engellemelerinin de Kıbrıslı Türklere
yönelik hızlı açılımın önünde engel teşkil
edebileceğini gören Amerika, bütün riskleri göze alarak ilk
adımı atmaya karar verdi.
Amerikan
Yönetimini bu noktaya getiren en önemli faktör, hiç kuşkusuz
Kıbrıslı Türklerin barış yönündeki güçlü tavrı
oldu. Powell, Talatla görüşmesinde bu noktanın altını
birkaç kez çizdi. Sayın Başbakan diye hiatap ettiği Talata,
Sizin liderliğinizde Kıbrıslı Türklerin
attığı cesur adımları takdirle
karşılıyoruz dedi ve buna karşılık
birşeyler yapmanın kaçınılmaz olduğunu
vurguladı.
Amerikan
paketinde neler var sorusu şimdilik pek net yanıt bulamıyor.
Aslında paket neredeyse tamamen şekillenmiş durumda, ancak ABD
Yönetimi atacağı adımları açıklamak için önemli bir
belgeyi bekliyor: Annanın BM Güvenlik Konseyine sunacağı
raporu...
1964
yılından bu yana gelmiş geçmiş bütün BM Genel Sekreterleri
Kıbrısla ilgili onlarca rapor sundular. Peki ama Annanın
önümüzdeki hafta konseye sunması beklenen bu rapor neden bu kadar önemli?
Amerika neden bu raporu bekliyor?
İşte
Kıbrıs sorunu boyut değiştiriyor gözleminin en kritik
verisi burada yatıyor.
Bugüne
kadar Genel Sekreterlerce kaleme alınmış raporlarda Türk
tarafı (ve elbette Türkiye) sanık sandalyesine oturtuluyordu.
Vatan-millet nidaları ile sürdürülen, içi boş dış
politikanın sonucu buydu. Türk tarafı uzlaşmazdı,
sorunun çözümünü istemiyordu, hatta zaman zaman tahrik edici hareketler
yapıyordu...
İşte
şimdi, tarihte ilk defa Kıbrıslı Türklerin makus kaderi
değişmek üzere... Zira Genel Sekreter büyük olasılıkla Türk
tarafını öven bir metin hazırlayacak ve referandum sürecinde
tarafların takındığı tavrı objektif biçimde
anlatarak, Türk tarafı elinden gelemni yaptı şeklinde bir
ifadeye yer verecek.
Amerika
işte bu mantıkla dokunmuş bir rapor çıkar çıkmaz
harekete geçecek. Daha doğrusu üst ve alt düzeylerde süren kapsamlı
hazırlıklar tüm dünyaya ilan edilecek.
Bir
başka deyişle ABD için Annan raporu, Kıbrıslı
Türklerin izolasyondan kurtarılmasına dönük çabaların siyasi
zemini olacak.
ABDnin
atacağı bu dev adım, dünyada Kıbrıs sorunu
kavramının boyut değiştirmesine neden olacak. Hiçbir ülke
ve uluslararası kuruluş bu tavrı es geçemeyecek. Üstelik,
Kıbrısa eski şablonlarla yaklaşım mümkün olmayacak.
İşin özeti, bir süre önce Kıbrısta ve Türkiyede
olduğu gibi bu sefer de dünyada Kıbrıs ezberi bozulacak.
4
Mayıs 2004, Kıbrıslı Türkler için tarihi bir gündü. Bunu
yakın gelecekte daha iyi anlama fırsatımız olacak. Powell-Talat
görüşmesinin hem formatı, hem de içeriği, yıllardır
sokakta eylem yapan, ateş yakan, baskı ve tehdide rağmen her
koşulda Kıbrısta barış engellenemez belgisinden
taviz vermeyen Kıbrıslı Türkler açısından yeni
ufuklara işaret ediyor.
Peki
bu pembe tablo gerçekten hayara geçer mi?
Ya da
tersten sorarsak, bu olumlu gelişmeleri hangi faktör bozabilir?
Eğer
şimdiki politik akıl devam ettirilirse, süreç kolay kolay yara almaz.
Ama eski poliğtik söylem ve kültüre geri dönmeye kalkarsak, yani hamasi
nutuklarla konuşmaya başlar ve dünya diliyle konuşmaktan
vazgeçersek, bugün gördüğümüz anlayışlı tutumu yitiririz.
Başbakan Talatın ABDde izlediği biz çözüm vizyonunu kaybetmedik, ama halkımızı da dünyadan izole etmeye kimsenin hakkı yok yaklaşımı uluslararası lisanda kabullenilmiş durumda. Bu çizgi sürdürülürse, değişik boyutlar kazanmaya başlayan Kıbrıs sorununda Kıbrıslı Türklerin kazançlı çıkacağını kestirmek zor olmasa gerek...
YENIDUZEN
06/05/04
Papadopulostan HAYIR listesi!
Birleşmiş Milleltere üye ülkelere mektup gönderen
Papadopulos, Annan Planını neden kabul etmediklerini madde madde sıraladı,
Güneydeki HAYIRın nedenlerini anlattı...
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın
sunacağı yeni Kıbrıs raporunun hazırlıkları
sürerken, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos da BM üyesi ülkelere birer
mektup gönderdi. Uluslararası toplumun tepkisini yumuşatmayı
hedefleyen Papadopulos, referandumda yüzde 75 oranında hayır çıkmasının
nedenlerini 3 sayfalık mektupta anlattı.
Çözüm sürecinde, Kıbrıslı Rumların değil, Kıbrıslı
Türklerin taleplerinin dikkate alındığını anlatan Rum
Yönetimi lideri, sorunun temelinin, Adanın bir bölümünün Türkiye tarafından
işgal edilmesi olduğunu öne sürdü. Papadopulos, Rumların hayır
deme gerekçelerini 11 başlık altında sıralıyor;
İşte Papadopulosa göre Güneydeki HAYIRın
nedenleri!..
Türk askerlerinin Türkiyenin AB
üyeliğinden sonra da adada kalacak olması
Türkiyenin tek yanlı müdahale
hakkını içeren garantör statüsünün sürmesi
Annan Planının uygulanacağına
dair yeterli güvencenin bulunmaması
Türkiyeden adaya yerleşenlere
vatandaşlık hakkı tanınması
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına
Kıbrısa serbestçe gidiş hakkı tanınması
Türkiyeden Adaya yerleşenlerin
referandumda oy kullanması
Rumların Kuzeyde mülk edinme
hakkının ihlal edilmesi
Rum göçmenlerin güvenli bir şekilde
güneye dönemeyecek olması
Kıbrısın, Türkiye ve
Yunanistanın onayı olmadan, ABye liman ve havaalanlarını
tahsis edilememesi
Temel insan haklarının
derogasyonlarla uzun vadeli ihlal edilmesi
Çözümün maliyetinin Rumlara
yüklenmesi
Rum basını: Annan Planıyla İlgili Gizli
Memorandum
Güneyde yayımlanan Rum Politis Gazetesi, Tasosun 11
Maddesi Annan Planıyla İlgili Gizli Memorandum başlıklı
haberinde, Papadopulosun sözkonusu gizli memorandumunun, yabancı
hükümetlerin, Rum tarafının 24 Nisandaki referandumda Annan planını
neden reddettiğine ilişkin bilgilendirilmesi amacıyla hazırlandığını
yazdı.
Ulusal Konseyden
habersiz!..
Rum Ulusal Konseyinin Papadopulosun gizli memorandumundan
haberdar
olmadığı yolunda bilgiler bulunduğuna da dikkat çeken gazete, Papadopulosun Annan planını Kıbrıs sorununa çözüm olarak kabul edebilmesi için planın 11 noktasında çok önemli değişiklik talebinde bulunduğunu, sözkonusu maddelerin 3 sayfada toparlandığını belirtti.(ntv-rum basını)
YENIDUZEN
06/05/04
Hristofyas: Aralıktan önce müzakere ve çözüm!..
Rum Meclisi Başkanı ve AKEL
Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin
müzakerelerin yeniden başlaması için şu anda herhangi bir girişimin
bulunmadığını ancak girişimlerin gerçekleşeceğini
ve Aralıktan önce bir çözüme ulaşılabileceğini umduğunu
söyledi.
Güneyde yayınlanan Haravgi ve diğer gazeteler, Rum
Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyasın
Strasburgtan dönüşünde Larnaka Havaalanında önceki yaptığı
açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin
yeniden başlaması için şu anda herhangi bir girişimin
bulunmadığını söylediğini yazdı.
Habere göre Hristofyas, ilk önce olayların biraz sakinleşmesi
gerektiğini vurgulayarak, girişimlerin gerçekleşeceğini ve
Aralıktan önce bir çözüme ulaşılabileceğini umduğunu
ifade etti.
Strasburgdan çok olumlu izlenimlerle döndüğünü belirten
Hristofyas, Rum milletvekillerinin karşılanmasında herhangi bir
problemin olup olmadığı yönündeki soruya karşılık,
şunları söyledi:
Bazı AB milletvekilleri konuyu gündeme getirebilir, ancak bu
problem olduğu anlamına gelmez. Örneğin dün (pazartesi) bazıları
Kıbrısın birleşmesi gerektiğini, bir dilek olarak
ifade ettiler. Bazı milletvekillerinin bugün de (salı) atamalar sırasında
belirli şeyler söyleyeceklerine inanıyorum. Ancak AP kanunları
ve ABnin işleyiş şekli içerisinde atamaların engellenmesi
mümkün değildir. (rum basını)
YENIDUZEN
06/05/04
|
|
|
|
||||||
|
6 Mayıs 2004NTV- Yunanistan Dışişleri Bakanı
Petros Molivyatis de Türkiyenin Avrupa perspektifini ve Kıbrısta
birleşmeyi desteklediklerini belirtti.. |
|
||||||
İrlandanın başkenti Dublindeki Euromed
toplantısında bazı Arap dışişleri
bakanlarıyla ikili görüşmeler yapan Gül, KKTC konusunda destek
görüyoruz ancak bu desteğin fiiliyata dökülmesini istiyoruz diye konuştu.
İKÖ Zirvesinin önümüzdeki günlerde
İstanbulda yapılacağını hatırlatan Gül,
KKTCnin İKÖdeki statüsünün değiştirilmesini istiyoruz dedi.
Diplomatik kaynaklar şu anda İKÖde
gözlemci statüsünde olan KKTCnin tam üye yapılmasa bile ilk aşamada
statüsünün yükseltilmesinin sözkonusu olabileceğini belirtiyor. Yunanistan
Dışişleri Bakanı Molivyatis de Türkiyenin avrupa
perspektifini desteklediklerini belirtti. Molivyatis, İkili
ilişkilerin normalizasyonunu ve istikrarını, Kıbrıs
konusunun da Adanın birleşerek çözülmesini istiyoruz dedi.
Başbakan Erdoğanın Atina ziyaretini
önemli bir siyasi gelişme olarak nitelendiren Molivyatis, Bu sadece ikili
ilişkiler için değil Avrupa-Türkiye ilişkileri için de önemli
diye konuştu.
|
||||||||||||||||||
|
|
Amerikan
uçağı inecek mi?
Kıbrıs
sorununun çözülüp birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye girebilmesi
için üzerine düşen görevi 24 Nisan'da yapılan referandumda
"evet" diyerek yerine getiren Kıbrıs Türk
halkının bu başarısı, uluslar arası toplumdan
takdir görmeye devam ederken, şimdi tüm gözler Kuzey Kıbrıs'a
uygulanan ambargolar ve izolasyonların ne zaman
kaldırılacağına çevrildi.
Referandumdan
sonra Türkiye hükümetinin yanı sıra diplomatik atak başlatan
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın ABD'de sürdürdüğü
temasların semeresi de dört gözle bekleniyor.
Uluslararası
toplum, referandumda "evet" demesine rağmen AB'ye giremeyen
Kıbrıs Türkü'nün cezalandırılamayacağını
hararetli bir şekilde dillendiredursun, herkes bu konuda atılacak
somut adımları merak ediyor.
Başbakan
Mehmet Ali Talat'ı, Kıbrıs Türk toplumunun yeni lideri olarak
kabul eden ABD'nin, Kuzey Kıbrıs üzerindeki ambargolar ve
izolasyonları kaldıracak ve Kıbrıs Türk halkını
rahatlatacak bir dizi tedbir üzerinde çalıştığı ve bu
tedbirleri yakında açıklayacağı bildirilirken, Türkiye de
ilk uçak seferinin ABD'den olmasını bekliyor.
Üst düzey
diplomatik kaynaklara göre, ambargoların kaldırılarak uçak
seferlerinin başlamasını öncelikli hedefleri arasına koyan
Ankara, ilk uçak seferininse ABD'den olması konusunda ısrarcı.
Amerikalı
yetkililer, KKTC'nin Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası,
UEFA ve İslam Konferansı Örgütü'nün de dahil olduğu uluslar
arası örgütlerde temsil edilmesini Washington'un tamamıyla
desteklediğini söylüyor.
ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs
özel koordinatörü Thomas Weston, Amerikan uçaklarının, doğrudan
Kuzey Kıbrıs'a uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer
tarafından şu sırada üzerinde çalışılan konu
olduğunu bildirdi.
Kıbrıslı
Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan adımların aşama
aşama yürürlüğe konacağını ifade eden ABD'li
yetkililer, bunların bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da
rapordan sonra gelebileceğini belirtiyor. Aynı zamanda ABD'nin plan
çerçevesinde KKTC'ye ekonomik yardımda bulunmak için de formül
aradığına işaret eden ABD yetkilileri,
Kıbrıs'ın birleşme planının gerçekleşmesi
durumunda geçerli olmak üzere ayrılan 400 milyon dolarlık
katkının bir bölümünün verilmesi için çalışma
yapıldığını bildiriyor.
ABD'nin
çeşitli kaynaklarından gelen bu haberlerin yanı sıra ABD
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher de
dün bu yönde açıklamalar yaptı. Boucher, ABD'nin, KKTC'nin
izolasyonunu ortadan kaldıracak bir dizi tedbir üzerinde çalıştığını
ve yakında bu yöndeki adımları açıklayacaklarını
belirtti, ancak bunun zamanlaması konusunda yorum yapmadı.
Tedbirler
üzerinde çalışıyoruz
Boucher,
düzenlediği basın toplantısında, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, başbakan Mehmet
Ali Talat ile New York'ta yaptığı görüşmeyi
değerlendirdi.
Boucher, Powell'ın
Talat'a, ABD'nin, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu
kaldıracak politikalar üzerinde çalıştığını
ve bunu Avrupalılar ile koordinasyon içinde yürüttüğünü
söylediğini anlattı.
Sözcü,
"Süreç devam ediyor. Powell, bizim bir dizi tedbir üzerinde
çalıştığımızı kaydetti. Biz bunların,
az ya da çok Avrupa Birliği'nin alacağı adımlarla
tutarlı olmasına niyetliyiz. Ancak tamamen aynı adımlar
olması gerekmiyor. Şu noktada, bu planın üzerinde çalıştığımızı
ve yakında açıklayacağımızı söyleyebilirim. Belli
bir zamanlamadan bahsedemeyiz çünkü bazı tedbirler, yasal meseleleri de
ortaya çıkarıyor. Bunlar üzerinde çalışılması
gerekiyor" dedi.
Boucher, Powell
ile Talat'ın New York'ta çok iyi bir görüşme
yaptıklarını ve Powell'ın, Kıbrıslı
Türklerin BM planına verdiği desteğe takdirlerini ve
Kıbrıs Rum kesiminin referandumda planı reddetmesinden
duyduğu üzüntüyü ifade ettiğini kaydetti.
Richard
Boucher, Powell'ın, Rumların bu tutumu yüzünden birleşik bir
Kıbrıs'ın AB'ye girmesinin engellendiğini ve
Kıbrıslı Türklerin, AB üyeliğinin tüm haklarından
yararlanmaktan yoksun bırakıldığını
söylediğini de aktardı.
Annan
Planı'nın halen masada olup olmadığı sorusuna
karşılık Boucher, "BM genel sekreteri, ABD ve
başkalarının, Annan Planı'nın yeniden müzakeresinin
söz konusu olmadığını açıkça ifade ettiklerini
düşünüyorum. Masaya geri dönecek bir plan yok. İsviçre'de müzakere
edilen konuları yeniden müzakere etmek için bir plan yok. Anlaşma bu.
Biz bunu daha önce de söyledik. Aynı şeyi tekrar söylüyoruz"
diye konuştu.
Weston:
Doğrudan KKTC'ye uçuş üzerinde duruluyor
ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs
özel koordinatörü Thomas Weston, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonunun
sona erdirilmesi yönünde Avrupa Birliği'nin önemli adımlar
attığını, ancak bunların yeterli
olmadığını belirtti.
Washington'da
Amerika'nın Sesi radyosunun düzenlediği bir basın
toplantısında, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri
değerlendiren Weston, "AB, Kuzey Kıbrıs ile ilgili önemli
adımlar attı. Ancak bunlar, izolasyonu sona erdirmekte yeterli
değil" dedi.
Weston,
ABD'nin, Kuzey Kıbrıs'ın sıkıntılarını
giderme yönünde AB ile tutarlı adımlar atacağını ancak
"tek taraflı" eylemlerde de bulunacağını söyledi.
ABD'nin bu yöndeki somut adımları ne zaman atmayı
planladığı yönündeki bir soru üzerine Weston, "Burada
haftalardan bahsediyoruz, aylardan değil. Siyasi amacımız, Kuzey
Kıbrıs'ın izolasyonunu bitirmektir" dedi.
Weston,
Amerikan uçaklarının, doğrudan Kuzey Kıbrıs'a
uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer tarafından şu
sırada üzerinde çalışılan konu olduğunu bildirdi.
Bunun yanı
sıra Weston, ABD'nin Kuzey Kıbrıs'a doğrudan mali
yardım yapmasının söz konusu olabileceğine işaret
etti. Weston, "Doğrudan mali yardım sağlayabiliriz. Bu,
kongre onayını gerektirir. Kongrede birtakım eylemlerde
bulunuyor olacağız. Kongreye bu yönde telkinlerde
bulunacağız" diye konuştu.
Ancak Weston,
özellikle coğrafi konumundan ötürü Kuzey Kıbrıs'a en önemli
ekonomik katkının Avrupa Birliği'nden geleceğini belirtti.
Weston, ABD'nin
izolasyonu bitirme yönünde atacağı adımların
bazılarının yasal düzenleme gerektireceğini,
bazıları için ise buna ihtiyaç olmayabileceğini, bütün bu
konular üzerinde şu sırada çalışılmakta olduğunu
kaydetti.
Weston, BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs ile ilgili raporunun da,
gelecek iki hafta içinde açıklanmasını beklediğini
kaydetti. Thomas Weston, Kıbrıs'ta çözüm olacaksa bunun Annan
Planı'ndan daha farklı olmayacağını, ancak görünür
gelecekte bir çözüm ihtimalini görmediklerini belirtti.
Washington'u
ziyaret eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın
temaslarını değerlendirmesi istenen Weston, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, Talat ile
görüşmesinden çok tatmin olduğunu, aynı şekilde BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın da Talat ile görüşmesini tatmin edici bulduğunu
söyledi. Weston, Talat'ın temaslarının, Kuzey
Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun sona erdirilmesi
yollarının incelenmesine olumlu etkisi olacağını
kaydetti.
KIBRIS 07/05/04
KIBRIS'a
bomba
GAZETEMİZE
ZİYARETÇİ AKINI: Gazetemizin bombalı saldırıya
uğradığını haber alan çok sayıda siyasi,
bürokrat, sivil toplum örgütü temsilcisi, basın mensubu ve vatandaş
KIBRIS'a akın ederek üzüntülerini bildirdi ve "geçmiş
olsun" dedi. KIBRIS TV yayın akışını
değiştirerek canlı yayına geçti ve olayla ilgili
gelişmeleri izleyicilere aktardı
KIBRIS 07/05/04
Elizabeth
Jones, Talat onuruna yemek Verdi
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'nin Avrupa ve Avrasya
ilişkilerinden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı
Elizabeth Jones'un onuruna verdiği öğle yemeğine
katıldı.
Yemekte, ABD
Başkanı George W. Bush'un Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Matt
Bryza ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın
Kıbrıs özel koordinatörü Thomas Weston da yer aldı.
Yemek, ABD
Dışişleri Bakanlığı yerine, Washington'ın
merkezinde Tosca adlı bir İtalyan restoranında verildi. ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi, bu
yemeğin bakanlık dışında yapılmasının
bir önemi olmadığını belirterek "önemli olan bu tür
bir toplantının yapılması" dedi.
Talat,
ayrıca dün ABD Senatosu'nda Cumhuriyetçi Parti Oregon Senatörü Gordon
Smith ile de bir araya geldi. KKTC Başbakanı Talat, Dünya
Bankası Başkan Yardımcısı Shiego Katsu ile de
görüştü.
Talat, Dünya
Bankası Başkan Yardımcısı Katsu ile görüştü
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Washington'daki temasları çerçevesinde, Dünya
Bankası Başkan Yardımcısı Şigeo Katsu ile
görüştü.
Dünya
Bankası'ndaki görüşmenin ardından açıklama
yapılmadı.
Talat'ın
temaslarını tamamlamasının ardından, Washington'dan
ayrıldı.
KIBRIS 07/05/04
Weston:
ABnin adımları yetersiz
ABD Dışişleri
Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom
Weston, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonunun sona erdirilmesi yönünde
Avrupa Birliği'nin önemli adımlar attığını, ancak
bunların yeterli olmadığını belirtti.
Washington'da Amerika'nın Sesi radyosunun
düzenlediği bir basın toplantısında Kıbrıs
konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Weston, ''AB, Kuzey
Kıbrıs ile ilgili önemli adımlar attı. Ancak bunlar,
izolasyonu sona erdirmekte yeterli değil'' dedi.
Weston, ABD'nin, Kuzey Kıbrıs'ın
sıkıntılarını giderme yönünde AB ile tutarlı
adımlar atacağını ancak ''tek taraflı'' eylemlerde de
bulunacağını söyledi. ABD'nin bu yöndeki somut
adımları ne zaman atmayı planladığı yönündeki bir
soru üzerine Weston, ''burada haftalardan bahsediyoruz, aylardan değil.
Siyasi amacımız, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonunu
bitirmektir'' dedi.
KONGREYE TELKİN
Weston, Amerikan uçaklarının doğrudan
Kuzey Kıbrıs'a uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer
tarafından şu sırada üzerinde çalışılan konu olduğunu
bildirdi.
Bunun yanı sıra Weston, ABD'nin Kuzey
Kıbrıs'a doğrudan mali yardım yapmasının söz
konusu olabileceğine işaret etti. Weston, ''Doğrudan mali
yardım sağlayabiliriz. Bu, kongre onayını gerektirir.
Kongrede birtakım eylemlerde bulunuyor olacağız. Kongreye bu
yönde telkinlerde bulunacağız'' diye konuştu.
Ancak Weston, özellikle coğrafi konumundan ötürü
Kuzey Kıbrıs'a en önemli ekonomik katkının Avrupa
Birliği'nden geleceğini belirtti.
Weston, ABD'nin izolasyonu bitirme yönünde
atacağı adımların bazılarının yasal
düzenleme gerektireceğini, bazıları için ise buna ihtiyaç
olmayabileceğini, bütün bu konular üzerinde şu sırada
çalışılmakta olduğunu kaydetti.
Weston, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs ile ilgili raporunun da gelecek
iki hafta içinde açıklanmasını beklediğini kaydetti. Tom
Weston, Kıbrıs'ta çözüm olacaksa bunun Annan planından daha
farklı olmayacağını ancak görünür gelecekte bir çözüm
ihtimalini görmediklerini belirtti.
Washington'u ziyaret eden KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın
temaslarını değerlendirmesi istenen Weston, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, Talat ile
görüşmesinden çok tatmin olduğunu, aynı şekilde BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın da Talat ile görüşmesini tatmin edici
bulduğunu söyledi. Weston, Talat'ın temaslarının, Kuzey
Kıbrıslı Türkler'in izolasyonunun sona erdirilmesi
yollarının incelenmesine olumlu etkisi olacağını
kaydetti.
HALKIN SESI 07/05/04
Talat,
doğrudan uçuşlarda ısrarlı
Washingtonda
temaslarına devam eden Başbakan Mehmet Ali Talat, Kuzey Kıbrısın,
Uluslararası Para Fonundan (IMF), para politikaları ve
bankacılık sisteminin iyileştirilmesi benzeri konuları
içeren teknik yardım alacağını söyledi.
Talat,
IMF yetkilileriyle, Annan planı müzakereleri devam ederken adada sürece
ilişkin görüşmelerde bulunduklarını hatırlatarak,
bugünkü toplantının, bu geçmiş temasların devamı
niteliğinde olduğunu kaydetti.
Mehmet
Ali Talat, bu görüşmenin ardından verilen sözlerin yerine
getirileceğini öğrendiklerini belirtti.
Talat,
Kuzey Kıbrıs IMFye üye olmadığı için doğrudan
yardımın söz konusu olamayacağını belirterek, IMF
yetkililerinin, teknik yardım konusunda sorun
olmadığını söylediklerini kaydetti.
ABD
Kongresinde Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi
Başkanı Henry Hyde ile de bir araya gelen Talat, Kongredeki bu
görüşmede, KKTCye izolasyonun kaldırılması ve
doğrudan uçuşların yapılması konusundaki
görüşlerini ortaya koyduklarını ve büyük sempatiyle
karşılandıklarını söyledi.
Talat,
Kongrede bize izolasyon kötü bir şeydir, hiçbir türünü kabul etmemiz
mümkün değildir. Ne yapacağımıza tartışarak karar
vereceğiz. Ancak mutlaka bir şey yapmamız gerektiğini
biliyoruz, haklısınız diyorlar. Bu bizim için önemli, yeni bir
durum dedi.
Başbakan
Talat, Kuzey Kıbrısın daha önce adeta izolasyondan kendisi
sorumluymuş gibi muamele gördüğünü, ancak Kongredeki tutumun
ardından ilk defa Kuzey Kıbrısa hak verildiğini de
söyledi.
ABDnin,
KKTCye doğrudan uçuşları başlatmak için Kongre
kararına ihtiyaç duyup duymadığı sorusuna
karşılık Talat, Sanmıyorum yanıtını verdi.
Talat,
Amerikalı yetkililere, AByi beklerseniz çok geç
kalırsınız dediklerini ve Amerikan tarafının da bunu
anlayışla karşıladığını belirtti.
Başbakan,
AB gibi karar mekanizması yavaş işleyen bir uluslar arası
aktörü beklemesi, bana göre doğru bir yaklaşım değil ve
bunu da Amerikalılar anlıyorlar dedi.
Talat,
Amerikalıların, KKTCnin sıkıntılarını
hafifletmeye yönelik planı en kısa zamanda
açıklayacaklarını da söyledi.
HALKIN SESI 07/05/04
Ümitsizliğe
kapılmayın, hakkımızı alacağız
Başbakan
Vekili, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, halkın referandum sonrasındaki
gelişmeler için hiçbir şey olmadı diyerek ümitsizliğe
kapılmamasını istedi ve ellerinden geleni yapıp
Kıbrıs Türk halkının hakkını alacaklarını,
her koldan diplomatik atağın sürdüğünü vurguladı.
Denktaş,
hükümetin ülke sorunlarına hızla eğildiğini ve önümüzdeki
günlerde çok güzel kararlar alacaklarını belirterek, Annan Planı
sürecinde yasaların AB normlarına
uyumlaştırılması için yapılan çalışmalarla
iyi bir veri alanı yaratıldığını ve mevcut
yasaların değiştirilmesinin, bürokrasinin
basitleştirilmesinin gündemde olduğunu söyledi.
Serdar
Denktaş, partisinden istifalar sonucu hükümetin mecliste
azınlığa düşmesiyle ortaya çıkan iç siyasi
sıkıntıları Başbakan Mehmet Ali Talatın ABDden
dönmesinin ardından ele alacaklarını kaydederek, demokratik
kurallar içinde çareler üreteceklerini, olmazsa erken seçimin gündeme
gelebileceğini ifade etti.
Denktaş,
Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen) Genel Başkanı Ahmet Ötüken
başkanlığındaki heyetle görüştü.
İşlerine
son verilen 120 din görevlisinin yeniden görevlerine dönmesini talep eden
Kamu-Sen Genel Başkanı Ahmet Ötüken, toplumun, atmosfer
değişikliği yaşanan bir dönemden geçildiğini ve çok
dikkatli davranılması, duyguların frenlenip
mantığın öne çıkarılarak uzlaşmacı
olunması gerektiğini söyledi.
DENKTAŞ:
İÇİMİZDE UZLAŞMAZLIKLAR VARSA DA
Serdar
Denktaş, uzlaşmanın partisinin temel prensibi olduğunu
belirterek, Her ne kadar da bazı kişisel saiklerle kendi içimizde
birtakım uzlaşmazlıklar varsa da içimizde, biz onu çok fazla
önemsemiyoruz çünkü bizim açımızdan önemli olan toplumsal
uzlaşmayı sağlayabilmektir dedi.
24
Nisandaki referandumu bir milat diye niteleyen Denktaş, hükümetin
çalışmalar yaptığını, Başbakanın
ABDde olduğunu, kendisine refakat eden Tarım ve Orman Bakanı
Raşit Pertevin uzun süre Dünya Bankasında
çalıştığını hatırlattı. Denktaş,
dün hem Dünya Bankası ve IMF ile uzun bir toplantı
yapıldığını ve güzel haberler
aldıklarını kaydetti.
HER
KOLDAN DİPLOMATİK ATAK
Süreç
gereği iç sorunları uzun süre geri plana ittiklerini kaydeden Serdar
Denktaş, şimdi biraz daha paslaşarak, nöbetleşe
işlemleri yürüttüklerini söyledi. ABD ve AByle ilişkilerin
sürdüğünü, bakanlığının İKÖye yönelik
girişimler olduğunu, KKTCnin her koldan diplomatik atak
sürdürdüğünü anlattı.
Başbakan
Vekili, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, gelinen aşamada Rumların iradesinin
Kıbrıs Türk tarafıyla birşey paylaşmaya henüz
hazır olmadıklarını gösterdiğini kaydederek,
şöyle devam etti:
Liderlikleri
kendilerini Kıbrıslı Türklerle bir paylaşım içine
girmeye hazırlamamıştır. Ve maalesef söylenenlerin aksine
herhangi bir cezalandırma yönüne de gidilmemiştir diyen
Denktaş, kimsenin durup dururken Kıbrıslı Türklere bir hak
vermeyeceğini, bunlar için hem KKTCnin hem de Türkiyenin büyük
uğraşının gerekeceğini anlattı.
ÜMİTSİZLİĞE
KAPILMAMALI
Denktaş,
Zaman henüz çok erken dolayısıyla halkımızın bugüne
kadar birşey olmadı ümitsizliğine de kapılmaması lazım.
Elimizden geleni ortaya koyup alabileceğimiz hakları
alacağız dedi.
İmam
eksikliği olan köylerden şikayetler aldığını
kaydeden Serdar Denktaş, bu kişilerin bütçesi hazırlanmadan,
kadrosu belirlenmeden istihdam edildiğini, -tümü için olmasa da- tamamen
dikkatsizce alımlar yapıldığını, aralarında
meyhaneden kalkıp camiye gidenler bulunduğunu anlattı.
Serdar
Denktaş, Bakanlar Kurulu toplantısında konuyu ele
aldıklarını bildirerek, insanların ibadet
ihtiyaçlarının önemli olduğunu ve eksikliği ortadan
kaldıracak şekilde çalışmalar
yapıldığını, bir hafta içinde çözüm üretileceğini
açıkladı.
Bütçesi,
kadrosu ve münhalleri belirlenmiş imam istihdamları
yapılacağını kaydeden Denktaş, işten
durdurulanların da başvurabileceğini ama gereksiz ve yeterli niteliği taşımayanların
dışta kalacağını bildirdi.
Denktaş,
Annan Planının hazırlanma sürecinin bir anlamda belli
başlı yasaların AB normlarına
uyumlaştırılması açısından iyi bir veri
alanı oluşturduğuna işaret ederek, 9 bin sayfalık
yasalar içinde bize uygun olanların tespiti devam etmektedir.
Bunların mevcut yasalarımızla değiştirilmesi,
bürokrasinin basitleştirilmesi gibi konular tamamen gündemimizde olan
konulardır diye konuştu.
ÇARELER
TÜKENİRSE ERKEN SEÇİM
Başbakanın
ABDden dönmesiyle iç siyasi sıkıntıların da gündemlerinin
birini maddesi olacağını kaydeden Başbakan Vekili,
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş, demokratik kurallar içinde çareler üreteceklerini, olmazsa
erken seçimin gündeme gelebileceğini ifade etti. Denktaş, Tükenmeyen
çareleri önce tüketmeye çalışacağız ona göre yolumuza devam
edeceğiz dedi.
HALKIN SESI 07/05/04
Halkın neden evet
dediğini araştırıyoruz
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, yüzde 65 halkın neden Evet dediğini
araştırmakta olduklarını açıklayarak
Halkımız büyük bir propaganda altında
bırakılmıştır. Evet derseniz ve Rum Hayır der.
Devlet tanınacaktır denmiştir. ABye Rumlarla birlikte
girersek devlet tanınacak denmiştir. Bunlar halkımızı
etkileyen çok büyük vaadler olmuştur dedi.
Bunların
doğru olup olmadığını önümüzdeki günlerde
göreceklerini, ancak kendilerinin ciddi endişeleri bulunduğunu
kaydeden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Birçok göçmenlere büyük
sahtekarlıkla villalar ve olmayacak şeyler vaddedilmiştir.
Bunların araştırılmasında yarar vardır
şeklinde konuştu.
Dünyaya Kıbrıs Türkleri egemenlik
istemiyor, Türkiyeden kopup ayrılmak istiyor, devletlerine sahip
çıkmıyordiye yanlış bir mesaj verilmemesi gerektiğini
söyleyen Denktaş, referandumda
çıkan yüzde 65in bu mesajı vermediğini, bu gerçeğin bilinmesi
gerektiğini vurguladı.
Bu
yöndeki açıklamalarını Gaziantepden dönüşünde Geçitkala
Havaalanında yapan Denktaş, bu konuda herkesin temkinli
davranmasını istedi.
ORTAYA
ÇIKAN FIRSAT
Ortaya
çıkmış bir fırsat bulunduğunu, Rumların
Hayırının sadece Türklere o veya bu hakkı vermemek için
değil, sahte Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanı arkasına
saklanarak Kıbrısa sahip
çıkmayı da amaçladığına işaret eden Denktaş
şöyle konuştu:
Bunu
bilelim ve ona göre davranalım. Rumların Kıbrısa sahip
çıkma oyunu devam ettiği sürece bizim kendi devletimize,
egemenliğimize, haklarımıza sahip çıkma
kararlılığını o kadar daha kati bir şekilde
dünyaya ve Rumlara göstermeliyiz. Bu yapıldığı taktirde
dengeli bir hal çaresi bulunabilir.
TÜRKİYENİN
RUM YÖNETİMİNİ TANIMASI
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Türkiyenin TIRlar konusunda aldığı
kararın Rum Yönetimi Lideri
Papadopulos tarafından Rum tarafını tanıması
açısından ilk adım olarak nitelendirdiğine ilişkin
bir soruya karlşılık şu yanıtı verdi:
Dün
de söyledim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıyan ve
tanıdığını
daha da belirgin hale getiren, Daha da güçlü şekilde KKTCyi
tanıdım. Onun sınırları dışında adı
Kıbrıs Cumhuriyeti olan başka bir devlet var. Onu da ben
tanırım demesi Türkiyede bazı yasal ve siyasal proplemler yaratır.
Eminim ki Türkiye bunların üzerinde de durup incelemektedir.
Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıyan
koruyan, Türkiyenin hangi devlet, hangi hükümeti tanıyacağı,
kendi çıkarları için kendi doğrultusunda Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyetinden birşey kaybettirmez. Biz olaya böyle
bakıyoruz.
Bu
konuda yasal ve siyasal birçok sorunlar olduğunu yineleyen, belki de 1960
Anlaşmalarının tamamıyla gözden geçirilmesi
bulunduğunu, bunların hepsini açıklamayacağını
anlatan Denktaş, Türkiyenin bunlar üzerinde durduğuna eminim.Biz de
düşündüklerimizi tabiatıyle Türkiyeye duyuracağız.
Dolayısıyle bundan ürkmemek lazım. Tekrar ediyorum. Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıyan, tanımaya ve korumaya
devam edecek olan Türkiyenin, kendi çıkarları ve siyaseti
açısından hangi hükümeti (Rum Hükümeti dahil) tanıyıp
tanımayacağını Türkiye kararlaştırır. Yeter
ki Kıbrısla olan ilişkileri zarara uğramasın. Biz
olaya böyle bakıyoruz.
ABDNİN
TALATI LİDER OLARAK KABUL ETMESİ
ABDnin
Başbakan Mehmet Ali Talatı Kıbrıslı Türklerin lideri
olarak kabul ettiğine ilişkin haberleri de değerlendiren
Denktaş, Başkalarının tayin ettiği lideri
halkımız kabul eder mi bilemem dedi.
Zennedersem
o söz sayın Talatı Başbakan olarak kabul etmiyorum
anlamına gelen bir sözdür. Bu yanlıştır. Başbakan olarak gitmiştir.
Başbakan olarak temas ediyor ve edecektir. Başbakan olarak kabul
görmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından çok olumlu
bir gelişmedir. Biz kimseyle liderlik yarışında
değiliz. Bunu herkes böyle bilsin.
Bizim istediğimiz Başbakanımızın, Başbakanı
olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sağlam bir
şekilde sahip çıkmasıdır. Öyle yaptığına
inanıyoruz ve inanmak istiyoruz. Geldiğinde herhalde inşallah
bize müjdeli haberler getirir.
Denktaş Amerikanın kimi lider
tanıdığı söz konusu değildir. Amerikanın
verdiği sözleri tutup tutmayacağı bahis konusudur. Vermiş
olduğu sözleri yerine getirmesini bu halk beklemektedir. Özellikle Bütün
bunlar yerine getirilecektir, hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
tanınacaktır diye evet kullanmış olan halkımız,
birşeyler bekliyor. Sayın Talat gelsin, tabiatıyla
görüşeceğiz diyerek sözlerini tamamladı.
HALKIN SESI 07/05/04
Amerika ziyaretinin Washington bacağında konuşmacı
olarak davet edildiği toplantıda uluslararası topluluğa
seslenen Talat, öncelikli olarak hava ulaşımındaki
ambargoların kaldırılmasını istedi. Kuzey
Kıbrıs ekonomisinin turizme dayalı olduğunu anlatan
Başbakan, Bırakın uçaklarınız Ercana doğrudan
inebilsin dedi...
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonlar
arasında öncelikli olarak hava ulaşımı ambargosunun
kaldırılmasını istediklerini söyledi. Talat, Kuzey
Kıbrıs ekonomisinin büyük oranda turizme dayandığına
işaret ederek, havayolu ulaşımında sağlanacak
açılımın Kıbrıslı Türkler için hayati öneme sahip
olduğunu vurguladı.
Amerikan
ziyaretinin Washinton bölümünün ilk gününde Stratejik ve Uluslararası
Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından düzenlenen
Kıbrısta referandum sonrası durum konulu toplantıya
konuşmacı olarak katılan Talat, Kıbrıslı
Türklerin çözüm için elinden gelen herşeyi yaptığını
vurguladı ve uluslararası topluluğun bu durumu iyi
değerlendirmesini istedi. Çözüm vizyonundan vazgeçmediklerini, KKTCnin tanınmasını
da talep etmediklerini anlatan Başbakan Talat, İstediğimiz
izolasyonun kaldırılması, ambargoların
kırılması, Kıbrıslı Türklerin dünyaya
açılmasıdır dedi.
Aralarında
birçok ülkenin Washington büyükelçilerinin, dünyaca ünlü şirket
yöneticilerinin, Amerikan hükümetinden yetkililerin ve medya temsilcilerinin
davetli olduğu toplantının tek konuşmacısı olan
Talat, izleyicilerin sorularını da yanıtladı. CSIS Türkiye
Masası Direktörü Dr. Bülent Alirızanın yaptığı
açılışın ardından kürsüye davet edilen Başbakan
Mehmet Ali Talatı dinleyenler arasında ABD Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston ile
ABDnin eski Kıbrıs Koordinatörü Nelson Ledky de vardı.
Başbakan
Talat, konuşmasının önemli bir bölümünde Kıbrıslı
Türklerin çözüm için verdiği mücadeleyi anlattı, bunun aynı
zamanda bir demokratikleşme kavgası olduğunu vurguladı.
Uçakların doğrudan Ercana inebilmesi için ABD ve diğer
ülkelerin adım atmalarını isteyen Başbakan Talat, Bizde
büyük fabrikalar yok. Madenimiz de yok. O yüzden turizm hayati öneme sahip bir
sektör. Ama şimdiki koşullarda insanlar tatilini Kuzey
Kıbrısta geçirmeyi tercih etmiyor dedi.
YENIDUZEN 07/05/04
ABD kararlı!..
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, Washingtonın,
Kıbrıslı Türklerin tecridinin kaldırılmasına
yönelik önlemlerinin yakında açıklanacağını bildirirken,
Rum lobisi, bu önlemlerin kısıtlı kalmasına çalışıyor.
Washingtonın Kuzey
Kıbrısa yönelık açılımının
kısıtlı kalmasını amaçlayan ABDdeki Rum lobisinin
liderleri ise, ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde
girişim başlattı. Rum lobisi, Bush yönetiminden, Güney
Kıbrısın, referandumda hayır oyu vermesinden dolayı
cezalandırılmamasını istedi.
Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston dün bir panelde yaptığı konuşmada Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtarılması yönündeki kararlılığı dile getirdi.
YENIDUZEN 07/05/04
ABDnin açıklamaları düşmanca!
ABD
DÜŞMANCA...Başbakan Mehmet Ali Talatın ABD gezisini
yakından takip eden Kıbrıs Rum yönetimi, Amerikalı
yetkililerin yaptığı açıklamalardan rahatsızlık
duyuyor. Papadopulos Powell ve Boucherin ifadelerin düşmanca
olduğunu öne sürdü
KABUL EDİLEMEZ...Rum Meclis
Başkanı Dimitris Hristofias da ABDli yetkililerin
yaptıkları açıklamaların kabul edilemeyeceğini söyledi
Kıbrıs Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell
ve ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard
Boucherin, kullandıkları ifade ve sözcüklerin maksatlı olarak
kullanıldığının ortaya çıkması durumunda
bunun gayet düşmanca ifadeler olduğunu söyledi
Papadopulos,
bu açıklamayı, Rum gazetecilerin, Colin Powellin Mehmet Ali Talata
Başbakan olarak hitap etmesi ve Boucherin Kıbrıs
Cumhuriyeti hükümeti yerine Kıbrıs Rum Hükümeti ifadesini
kullandığını hatırlatarak görüşlerini
sorması üzerine yaptı.
Bazı ülkelerin Kıbrıslı Rumları BM planını
reddetmelerinden dolayı cezalandırmak istediğini kaydeden
Papadopulos, Eğer bu ifadeler dil sürçmesi değil ve maksatlı
kullanılmış ifadelerse gayet düşmanca ifadelerdir.
Eğer Kıbrısı kesin bölünmeye değil, yeniden
birleştirmeye çalışıyorsak bu tür demeçlerin bu amaca ters düşen
girişimler olduğunu belirtmek isterim dedi.
Hristofias: Kabul edilemez
Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofias da bazı ABDli
yetkililerin yaptıkları açıklamalara değinerek,
(Kıbrıs) halkı cezalandırma yoluyla evet demeyecek
dedi.
Dimitris Hristofias, Richard Boucherin Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti
yerine Kıbrıs Rum hükümeti ifadesini kullandığı
yönündeki bir soruyu yanıtlarken, Eğer sayın Boucher bunu
Kıbrıslı Rumları cezalandırmak için söylediyse o zaman
kabul edilemez açıklamalar dedi.(ntv)
YENIDUZEN 07/05/04
2.5 Milyon turist
geliyor!..
Kıbrıs
Cumhuriyeti (Rum Yönetimi) Bakanlar Kurulu, AB Komisyonunun Yeşil Hat
yönetmeliği ve düzenlemelerini inceleyerek, bu yönetmeliğin
uygulanmasıyla ilgili tutumunu belirledi.
Her yıl güneye gelen
milyonlarca turistin, Kuzey Kıbrısa geçmesi ve burada
konaklamasının engellenemeyeceği ortaya çıktı.
Kıbrıs Türk turizmi ve turizme bağlı zincirleme onlarca
sektörü etkileyecek olan geniş bir pazarın kapıları
açılıyor. Avrupalı turistlerin Kuzey Kıbrısa
gelmesini ve konaklamasını sağlayan Yeşil Hat
Tüzüğünün Rum yönetimi Bakanlar Kurulunda da onaylanması ile her
yıl yaklaşık 2.5 milyon turiste, Kuzey Kıbrısın
kapıları açılıyor.
Güney Kıbrıs Rum
hükümetinin kararına göre, limanlarımızdan Adaya giriş
yapan AB vatandaşları, yasadışı yollardan giriş
yapmış sayılıyor ve kuzeyden güneye geçmeleri halinde
bunlara karşı idari veya başka yaptırım uygulama
hakkı saklı tutuluyor.
Bu durumda Kuzey
Kıbrısa gelen turistlerin Güneye geçmesi yasak yani Kuzeyde kalıyorlar. Ancak Güneye
gelen 2.5 Milyon turist Kuzeye
geçebiliyor.
AB vatandaşları Kuzeye geçebilir!..
Kıbrıs
Rum yönetimi Bakanlar Kurulu Toplantısından sonra yapılan resmi
açıklamada, AB kuralları temelinde AB vatandaşları hiçbir
engelle karşılaşmadan söz konusu hattan geçebilir. Ancak adaya
yasal olmayan giriş noktalarından giren Kıbrıs ve AB
vatandaşları bu hattan geçerken yasaları ihlal etmiş olur
denildi.
Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Kipros
Hrisostomis kararla ilgili olarak, Rum yönetiminin, kendi iç yasaları
uyarınca yasal olmayan yollardan Adaya giriş yapan AB
vatandaşlarına idari veya başka yaptırımlar uygulama
hakkına sahip olduğunu söyledi.
Rum yönetimi Dışişleri Bakanı
Yorgos Yakovu da, Rum yönetimini Yeşil Hattın yasal statüsü
konusunda AB Adalet ve İçişleri Bakanları Konseyinin
yönetmeliğini olduğu gibi benimsediğini belirtti.(aa)
YENIDUZEN 07/05/04
Lider
Talattır tartışması!..
SAYIN BAŞBAKAN TARTIŞMASI...
ABD gezisi sırasında, ABD Dışişleri Bakanı
Colin Powellın Başbakan Mehmet Ali Talata Sayın
Başbakan diye hitap etmesi ortalığı
karıştırdı. Bu durumdan en çok Rauf Denktaş ve Rum
Yönetimi rahatsız oldu...Öte yandan
Powelın sözünü ABD ve BM yetkilileri de doğruladı...
ABD TALATI LİDER KABUL ETTİ!..
Türkiye Cumhuriyetinin resmi haber ajansı Anadolu Haber
Ajansına konuşan ABD yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi,
Washingtonın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak artık
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı değil, Başbakan
Mehmet Ali Talatı kabul ettiğini söyledi.
BM KAYNAKLARI DOĞRULADI...
Anadolu Ajansına açıklama yapan BM karnakları da
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellın Talat ile
görüşmesinde, Talata Sayın
Başbakan şeklinde hitap ettiğini doğruladı.
DENKTAŞ ÇOK RAHATSIZ!..
ABDnin Başbakan Mehmet Ali Talatı
Kıbrıslı Türklerin lideri olarak kabul ettiğine
ilişkin haberleri
değerlendiren Denktaş, Başkalarının tayin
ettiği lideri halkımız kabul eder mi bilemem dedi.
ABD gezisi sırasında,
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellın Başbakan
Mehmet Ali Talata Sayın Başbakan diye hitap etmesi
ortalığı karıştırdı.
Bu durumdan en çok Rauf
Denktaşın ve Rum Yönetiminin rahatsız olduğu izlenirken
Powelın sözünü ABD ve BM yetkilileri de doğruladı.
ABD yetkilisi: Lider Talat
Türkiye Cumhuriyetinin resmi
haber ajansı Anadolu Haber Ajansına konuşan ABD yönetiminin üst
düzeyde bir yetkilisi, Washingtonın Kıbrıs Türk toplumu lideri
olarak artık Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı değil,
Başbakan Mehmet Ali Talatı kabul ettiğini söyledi.
Yetkili, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powellın, New Yorkta BMde
dün yapılan toplantıda bunun ilerisine de geçerek, Talata
Sayın Başbakan diye hitap ettiğini kaydetti.
Aynı yetkili,
Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesini amaçlayan
adımların, aşama aşama yürürlüğe
konulacağını, bunların bazılarının BM Genel
Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs raporundan önce,
bazılarının da rapordan sonra gelebileceğini belirtti.
Yetkili, Aslında adımlar başladı. Powell-Talat
görüşmesi bunun parçasıydı dedi.
BM kaynakları haberi doğruladı!..
Anadolu Ajansına
açıklama yapan BM karnakları da ABD Dışişleri
Bakanı Colin Powellın Talat ile görüşmesinde, Talata Sayın Başbakan
şeklinde hitap ettiğini doğruladı.
Denktaş: Başkalarının tayin ettiği
lider
ABDnin Başbakan Mehmet Ali
Talatı Kıbrıslı Türklerin lideri olarak kabul
ettiğine ilişkin haberleri
değerlendiren Denktaş, Başkalarının tayin
ettiği lideri halkımız kabul eder mi bilemem dedi.
Zennedersem o söz sayın
Talatı Başbakan olarak kabul etmiyorum anlamına gelen bir
sözdür. Bu yanlıştır.
Başbakan olarak gitmiştir. Başbakan olarak temas ediyor
ve edecektir. Başbakan olarak kabul görmesi Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti açısından çok olumlu bir gelişmedir. Biz kimseyle
liderlik yarışında değiliz. Bunu herkes böyle bilsin. Bizim istediğimiz
Başbakanımızın, Başbakanı olduğu Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sağlam bir şekilde sahip
çıkmasıdır. Öyle yaptığına inanıyoruz ve
inanmak istiyoruz. Geldiğinde herhalde inşallah bize müjdeli haberler
getirir.
Denktaş Amerikanın
kimi lider tanıdığı söz konusu değildir.
Amerikanın verdiği sözleri tutup tutmayacağı bahis
konusudur. Vermiş olduğu sözleri yerine getirmesini bu halk
beklemektedir. Özellikle Bütün bunlar yerine getirilecektir, hatta Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınacaktır diye evet
kullanmış olan halkımız, birşeyler bekliyor.
Sayın Talat gelsin, tabiatıyla görüşeceğiz diyerek
sözlerini tamamladı.
Rum basını
rahatsız!..
Güneyde yayınlanan Politis
ve diğer gazeteler, KKTC Başbakanı M. Ali Talatın ABDde
gerçekleştirdiği temaslarına ve bunlara ilişkin Türkiye ve
KKTC Basınında yer alan haberlere değindiler.
Gazeteler,
Kıbrıs Türk basınında yer alan ve Powellin, Başbakan Talat ile gerçekleştirdiği
görüşmede Başbakan sıfatını
kullandığı şeklindeki haberleri de yansıttı.
YENIDUZEN 07/05/04
Talat: KKTCnin statüsü yükseldi
KKTC Başbakanı Talat, ABD gezisiyle Kuzey
Kıbrısın diplomatik statüsünün yükseldiğini ancak
tanınma anlamına gelmediğini söyledi.
|
Ümit Enginsoy/Washington |
|
|
|
07 Mayıs 2004 Beyaz Saray Yönetiminin, Kıbrıs Rum
yönetimini öfkelendiren çıkışlarda haklı olduğunu da
belirten Talat, böylelikle Rum kesiminin tüm Adayı temsil
etmediğinin tescil edildiğini belirtti. |
Başbakan
Talat, ABD temaslarını bir basın toplantısıyla sona
erdirdi. Talat, bu geziyle, Kuzey Kıbrısın ABD nezdindeki
diplomatik statüsünün yükseldiğini ancak tanınma anlamına
gelmediğini söyledi.
Amerikan yönetiminin kendisine başbakan diye
hitap etmesi ve Kıbrıs Rum hükümeti ifadelerini kullanmasının
doğru bir davranış olduğunu ve böylece Kıbrıs Rum
tarafının Türkleri temsil etmediğinin tescil edildiğini
ifade etti. Talat, Rumların saldırganlığının bu
anlamda kendisini rahatsız etmediğini söyledi.
DOĞRUDAN UÇUŞLAR BAŞLAYACAK
Talat, Amerika ziyaretinde somut olarak ABDnin
ekonomik yardım sinyali verdiğini belirtti. Doğrudan uçuş
girişinin de başlatılacağını ifade eden Talat,
bunun da Kıbrıs sorununun kaderini değiştirecek kadar
önemli bir gelişme olacağını belirtti.
![]()
KKTC Başbakanı Talat, Tayvan, Kosova gibi
modelleri hedeflemediklerini, nihai amacın birleşme olduğunu
kaydetti. Talat, Annan Planının ise kendileri tarafından kabul edildiği,
Rumlar tarafından reddedildiği için yeniden müzakere
edilemeyeceğini kaydetti.
Başbakan Talat, KKTCnin Türk
vatandaşlarına vize uygulayacağı haberlerinin de doğru
olmadığını belirtti.
ABDden Rumları kızdıran
açıklama
ABD Dışişleri Bakanlığı
sözcüsü Richard Boucher, Rumları kızdıran
Dışişlerinin Kıbrıs Rum Hükümeti ve Başbakan
Talat ifadelerinin bilinçli olarak kullanıldığını
belirtti.
|
NTV-MSNBC |
|
|
|
7 Mayıs 2004 Boucher, Bu sözler durumu tanımlayan terimler
dedi. |
ABD
Yönetiminin, Kuzey Kıbrısın tecridine son vermek üzere
hazırladığı açılımlar, Washington ile Güney
Kıbrıs yönetimini diplomatik bir çatışma içine soktu.
Önce ABD Dışişleri Bakanı Colin
Powell, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile görüşmesinde Talata
sayın başbakan diye hitap etti.
Ardından Dışişleri sözcüsü
Richard Boucher, uzun yıllardır kullanılan Kıbrıs
Hükümeti terimi yerine Kıbrıs Rum Hükümeti ifadesini dile getirdi.
PAPADOPULOS: DÜŞMANLIK ANLAMINA GELİR
Kıbrıs Rum Hükümeti sözü, diplomatik
anlamda bir de Kıbrıs Türk Hükümeti kavramını akla
getirdiği ve Rum Hükümetinın Türk tarafını temsil
etmediği imasını taşıdığı için, Güney
Kıbrıs Rum Yönetimini öfkelendirdi. Rum lideri Tasos Papadopulos,
Bu sözler dil sürçmesi
değilse ve maksatlı
kullanıldıysa, düşmanlık anlamına gelir diyerek
tepkisini ortaya koydu.
ÖNCELİK TECRİDİN KALDIRILMASI
ABD Dışişleri sözcüsü Boucher ise,
Papadopulosun bu tepkisine karşın, söz konusu ifadelerın
bilinçli kullanıldığının altını çizdi.
Boucher, ABDnin Kıbrısa ilişkin tanıma politikasında
değişiklik olmadığını ve Washingtonın
şu an için amacının, Kıbrıslı Türklere yönelik
tecridin kaldırılması olduğunu söyledi.
Bir Yunanlı gazetecinin, Talata Powellın
yanlışlıkla mı başbakan dediği ve
yanlışlıkla mı Kıbrıs Rum Hükümeti ifadesinin
kullanıldığını sorması üzerine ise, Boucher
hayır dedi. ABD sözcüsü, Bu sözler durumu tanımlayan terimler
diyerek, bu ifadelerin bilinçli kullanıldığına işaret
etti.
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Toplantıya
ABD Dışişleri bakan yardımcılarından Elizabeth
Jones, Beyaz Saray, ABD Hazine Bakanlığı ve Amerikan yardım
kuruluşu USAID yetkililerinin katıldığı belirtildi. Bu
toplantıda, ABDnin tedbir paketi içinde açıklayacağı
önlemlerin kararlaştırıldığı da kaydedildi.
ÖNLEMLER KADEMELİ AÇIKLANACAK
Söz konusu önlemlerin, değişik yasal ve
teknik süreçleri gerektirdiği belirtilirken, bu yüzden planın kademe
kademe gerçekleştirileceği belirtiliyor. Amerikalı yetkililer,
özellikle mali yardım konuları için ABD Kongresinin
onayının gerekeceğine işaret ediyorlar.
ABD, çözüm durumunda adaya nakletmek üzere söz
verdiği 400 milyon dolarlık yardımın bir
kısmını da, çözüm olmamasına rağmen, Kuzey
Kıbrısın çözüme evet oyu vermesi dolayısıyla
aktarmayı planlıyor.
Yetkililer, küçük boyutta bazı mali
yardımlar için ise Kongre onayına gerek olmayacağını
belirtiyorlar.
IMFnin en büyük hissedarı olarak ABDnin, hem
IMF hem de Dünya Bankasından, Kuzey Kıbrısa yardım
imkanlarını da arayacağı kaydediliyor. IMF
yardımının, bankacılık sektörünün düzenlenmesi gibi
teknik konuları içereceği, Dünya Bankasının ise belli
projeleri kredilendirmesinin söz konusu olabileceği belirtiliyor.
|
|
|
|||
|
|
|
6 Mayıs 2004 Washingtonda Amerikanın Sesi radyosunun
düzenlediği bir basın toplantısında Kıbrıs
konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Weston, AB, Kuzey
Kıbrıs ile ilgili önemli adımlar attı. Ancak bunlar,
izolasyonu sona erdirmekte yeterli değil dedi. |
|
Weston,
ABDnin, Kuzey Kıbrısın sıkıntılarını
giderme yönünde AB ile tutarlı adımlar atacağını ancak
tek taraflı eylemlerde de bulunacağını söyledi.
ABDnin bu yöndeki somut adımları ne zaman
atmayı planladığı yönündeki bir soru üzerine Weston,
Burada haftalardan bahsediyoruz, aylardan değil. Siyasi
amacımız, Kuzey Kıbrısın izolasyonunu bitirmektir
dedi.
UÇUŞLAR İÇİN ÇALIŞMA
Weston, Amerikan uçaklarının doğrudan
Kuzey Kıbrısa uçuşu konusunun Amerikalı yetkililer
tarafından şu sırada üzerinde çalışılan konu
olduğunu bildirdi.
Bunun yanı sıra Weston, ABDnin Kuzey
Kıbrısa doğrudan mali yardım yapmasının söz
konusu olabileceğine işaret etti.
EN ÖNEMLİ KATKI ABDEN GELECEK
Ancak Weston, özellikle coğrafi konumundan
ötürü Kuzey Kıbrısa en önemli ekonomik katkının Avrupa
Birliğinden geleceğini belirtti.
Weston, ABDnin izolasyonu bitirme yönünde
atacağı adımların bazılarının yasal
düzenleme gerektireceğini, bazıları için ise buna ihtiyaç
olmayabileceğini, bütün bu konular üzerinde şu sırada
çalışılmakta olduğunu kaydetti.
|
|
|
||||||
|
|
|
6 Mayıs 2004 Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofias da
ABDli yetkililerin yaptıkları açıklamaların kabul
edilemeyeceğini söyledi. |
|
|||
|
|
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos,
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ve ABD
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucherin,
kullandıkları ifade ve sözcüklerin maksatlı olarak
kullanıldığının ortaya çıkması durumunda
bunun gayet düşmanca ifadeler olduğunu söyledi. |
|
|||
Papadopulos,
bu açıklamayı, Rum gazetecilerin, Colin Powellin Mehmet Ali Talata
Başbakan olarak hitap etmesi ve Boucherin Kıbrıs
Cumhuriyeti hükümeti yerine Kıbrıs Rum Hükümeti ifadesini
kullandığını hatırlatarak görüşlerini
sorması üzerine yaptı.
Bazı ülkelerin Kıbrıslı
Rumları BM planını reddetmelerinden dolayı
cezalandırmak istediğini kaydeden Papadopulos, Eğer bu
ifadeler dil sürçmesi değil ve maksatlı kullanılmış
ifadelerse gayet düşmanca ifadelerdir.
Eğer Kıbrısı kesin bölünmeye
değil, yeniden birleştirmeye çalışıyorsak bu tür demeçlerin
bu amaca ters düşen girişimler olduğunu belirtmek isterim dedi.
HRİSTOFİAS: KABUL EDİLEMEZ
Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofias da
bazı ABDli yetkililerin yaptıkları açıklamalara
değinerek, (Kıbrıs) halkı cezalandırma yoluyla evet
demeyecek dedi.
Dimitris Hristofias, Richard Boucherin
Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti yerine Kıbrıs Rum hükümeti
ifadesini kullandığı yönündeki bir soruyu yanıtlarken,
Eğer sayın Boucher bunu Kıbrıslı Rumları
cezalandırmak için söylediyse o zaman kabul edilemez açıklamalar
dedi.
|
Rumlar ABDde
lobi yapıyor |
|
|
|
ABD
Dışiişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher,
Washingtonın, Kıbrıslı Türklerin tecridinin
kaldırılmasına yönelik önlemlerinin yakında
açıklanacağını bildirirken, Rum lobisi, bu önlemlerin
kısıtlı kalmasına çalışıyor. |
|
|
|
NTV-MSNBC |
|
|
|
6 Mayıs 2004 Washington ziyaretini sürdüren Kuzey
Kıbrıs Başbakanı Mehmet Ali Talat ise, IMFden para
politikası ve bankacılık konularında teknik destek
alacaklarını söyledi. |
ABD
uzun süredir, Kuzey Kıbrısın tecridine son verilmesini
amaçlayan bir dizi yeni önlem üzerinde çalışıyor.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher,
Washington yönetiminin, bu önlemleri kısa süre içinde
açıklayacağını resmen duyurdu, ancak kesin süre vermedi.
Boucher, ABDnin adımlarının AB ile tutarlı
olacağını, ancak arada fark bulunabileceğini belirterek,
Washingtonın daha ileriye gidebileceğini ima etti.
Washingtonın Kuzey Kıbrısa
yönelık açılımının kısıtlı
kalmasını amaçlayan ABDdeki Rum lobisinin liderleri ise, ABD
Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişim
başlattı. Rum lobisi, Bush yönetiminden, Güney
Kıbrısın, referandumda hayır oyu vermesinden dolayı
cezalandırılmamasını istedi.
WASHİNGTON TRAFİĞİ YOĞUN
Washingtonda bulunan Talat ise, dün IMF
yetkilileriyle görüşmesinin ardından, para politikaları ve
bankacılık sektörünün iyileştirilmesi konularında IMFden
teknik destek alınacağını açıkladı. Talat, bugün
de ABD Dışişleri Bakanlıgının üst düzey
yetkilileri, Dünya Bankası yöneticileri ve Musevi kuruluşlarıyla
görüşecek.
|
|
|
|||
|
|
|
5 Mayıs 2004 Öte yandan, Washington yönetiminin KKTCnin
uluslararası örgütlerde temsil edilmesini desteklediği belirtildi. |
|
ABD
yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisi, KKTCnin IMF, Dünya Bankası, UEFA
ve İslam Konferansı Örgütünün de dahil olduğu uluslararası
örgütlerde temsil edilmesini Washingtonın tamamıyla
desteklediğini bildirdi.
Yetkili, NTVye açıklamasında, bu temsilin
üyelik ya da katılımı şeklinde kuruluşa göre
değişebileceğini belirterek, Bu örgütlere IMF, Dünya
Bankası, UEFA, İKÖ dahil mi? sorusuna, Evet hepsi. Kuzey
Kıbrısın uluslararası kuruluşlara
katılımını destekliyoruz dedi.
ABDli yetkili, Washingtonın Kıbrıs
Türk toplumu lideri olarak artık Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaşı değil, Başbakan Mehmet Ali Talatı kabul
ettiğini de söyledi.
Yetkili, ABD Dışişleri Bakanı
Colin Powellın, New Yorkta BMde dün yapılan toplantıda bunun
ilerisine de geçerek Talata Sayın Başbakan diye hitap
ettiğini belirtti.
TECRİT KALDIRILACAK
Aynı yetkili, Kıbrıslı Türklerin
tecridine son verilmesini amaçlayan adımların, aşama aşama
yürürlüğe konulacağını bunların
bazılarının BM Genel Sekreteri Kofi Annanın
Kıbrıs raporundan önce, bazılarının da rapordan sonra
gelebileceğini kaydederek Aslında adımlar başladı.
Powell-Talat görüşmesi bunun parçasıydı dedi.
KKTCYE PARA YARDIMI
Washington, Kıbrısın birleşme
planının gerçekleşmesi durumunda geçerli olmak üzere 400 milyon
dolarlık bir katkı ayırmıştı. Ancak referandumun
Rumlar tarafından reddinin ardından, bu paranın geçerliliği
ortadan kalktı.
ABD yönetimine yakın kaynaklar, bu paranın
bir bölümünün KKTCye ekonomik yardım olarak verilmesinin
düşünüldüğünü ve bunun üzerinde formül arayışının
sürdüğünü kaydettiler. Böyle bir ekonomik yardım için ABD kongresinin
onayı gerekiyor. Washingtondaki gözlemciler, Talatın başkent
Washingtonda kongre yetkilileriyle görüşmelerinin bu açıdan önem
taşıdığına işaret ediyorlar.
Bir başka ABDli yetkili de, ABDnin
Kıbrslı Türklerin sıkıntısını azaltmak için
almayı planladığı tedbirlerin hepsinin değil ancak
bazılarının kongre onayına ihtiyaç
duyacağını söyledi. Aynı yetkili, bu konular üzerinde
çalışmaların sürdüğüne işaret etti.
Talat: ABDden olumlu sinyal adık
Başbakan Mehmet Ali Talat, ABD
Dışişleri Bakanı ile KKTC sıfatıyla
görüşmesinin
somut bir kazanım olduğunu ve bunun KKTC için statü
yükselmesi
anlamına geldiğini bildirdi.
Talat, Washington'da
düzenlediği basın toplantısında, ABD'yi ziyaretine
ilişkin ''somut ne sonuçlar elde ettiniz?'' sorusuna
karşılık, ''KKTC Başbakanı sıfatıyla ilk kez
görüşme gerçekleştirdik. Bu ilk kez oluyor. Tanıma değil,
kimse o hayale kapılmamalı. Fakat bu statü yükselmesidir'' dedi.
Mehmet Ali Talat,
daha önce KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da
ABD
Dışişleri Bakanlarıyla görüştüğünün
hatırlatılması üzerine,
''ancak o
görüşmelerde sıfat, Kıbrıs Türk toplumu lideriydi'' dedi.
Amerikalı
yetkililerle görüşmelerinin ABD Dışişleri
Bakanlığı binası dışında
yapıldığını söyleyen bir gazeteciye Talat, ''Statünün
bakanlık binasına girmekle olduğunu bilmiyordum. Avrupa
Parlamentosu'na, Avrupa Komisyonu'na giriyoruz. O zaman oralarda statümüz
yüksek mi demek?'' dedi.
Talat, Powell ile
görüşmesinin, bakanın BM'de de işi olması
dolayısıyla New York'ta yapıldığını
anlattı. Asıl önemli olanın ''Başbakan''
sıfatıyla görüşmelerde bulunması olduğuna işaret
eden Talat, ''durum gayet açık. Bunun arkasını da
göreceğiz'' dedi.
Amerikalı
yetkililerin, Kıbrıs Rum Kesimi'nden artık ''Kıbrıs
Rum Hükümeti'' olarak bahsetmesinin sorulması üzerine Talat, ''Artık
Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs Rum hükümetidir. Bu referandum
ile ispat edildi. Artık Kıbrıs Rum hükümetinin, Kıbrıs
Rum hükümeti olarak muamele görmesi lazım. Kıbrıs Cumhuriyeti
olarak tanınsa da, göreceği muamele o olmalı'' diye
konuştu.
Talat, ABD'nin
Kıbrıs Rum Hükümeti tanımlamasıyla, ''iyi ve doğru''
yaptığını, Kıbrıs Rum Hükümeti'nin bütün
Kıbrıs adına konuşamayacağının ortaya
çıktığını belirtti.
KKTC'ye
izolasyonun kalkması için liman ve havaalanlarının
kullanımının gayri meşru olmaktan çıkmasını
isteyen Talat, ABD ve ABD Adalet Divanı'nın, eski
kararlarını etkisizleştirecek adımlar atması
gerektiğini
söyledi. Talat, KKTC'nin ihracat limanının Magosa olduğunu, bu
liman kullanılmazsa rekabet gücünün azaldığını
kaydetti.
Talat, seyahat
kısıtlamalarının da kalkmasını ve KKTC
pasaportuyla bütün dünyada seyahat edebilmeyi istediklerini, spor ambargosunun
kalkmasını
beklediklerini belirtti. KKTC Başbakanı, ''ambargo bizim
günlük
hayatımızı etkiliyor, onurumuzu kırıyor. Bunlar
kalkmalı''
dedi.
Bunların
kalkması için çalışma ve zamana ihtiyaç olduğunu belirten
Talat, ''40
yıldır imajımız kötü çocuktu. Artık bu
değişti. Yapıcı
kategoriye geçtik.
Ancak bir anda kaybettiklerimizi geri almak kolay
değil.
Adım adım olacak'' dedi.
TÜRK
VATANDAŞLARINA VİZE YOK
Basında Türk
vatandaşlarına KKTC'ye girişte artık vize
uygulanacağı yönündeki haberlerin hatırlatılması
üzerine Talat, ''tamamen yalan. Hiç öyle bir şey yok'' dedi.
Talat, Türkiye ile
politikalarda farklılık olmadığını söyledi.
Bir gazetecinin,
KKTC'nin kurulmasında öncülük eden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a yönelik eleştirileri nasıl değerlendirdiğini
sorması üzerine Talat, Denktaş ile ilişkilerinin
bilindiğini, düşüncelerinin gizli olmadığını,
Kıbrıs Türk halkının yüzde 65 oranında
Denktaş'ın ''ölüm'' dediği Annan planını
desteklediğini kaydetti. Talat, karşı çıkan güçlerin yüzde
35'te kaldığını belirterek, kendisinin Denktaş'tan,
geri planda kalmasını istediğini söyledi. Talat, ''aslında
ilk çağrım istifa etmesiydi.
Ancak hayır
dedi. Denktaş Kıbrıs Türkü'nün vizyonunu temsil etmiyor.
Bunu kendisine de
söyledim'' dedi. Talat, ''zıtlaşma içindeyim ama Denktaş
KKTC'nin Cumhurbaşkanı'dır'' dedi.
İzolasyonun
kaldırılması konusunda ABD kongresindeki temaslarında
olumlu izlenim
edindiğini belirten Talat, kongredeki hava, Amerikan
yönetiminden de
ileri. Kıbrıs'a direkt uçuşların bir grup kongre
üyesiyle
yapılıp yapılamayacağı konuşuldu. Bu
gerçekleşemese bile
konuşulması
önemli'' dedi. Rumların bunlara öfkelenmesinin kendisini
üzmeyeceğini
söyleyen Talat, ''biz dünya dili konuşursak, çözüm
isteyen halkın
temsilcisi olarak Rumların öfkesi bize zarar vermez.
Onları
oto-kontrolden çıkarır, daha kısa sürede çözüm yönünde
irkilmelerine yol açar'' dedi.
HALKIN SESI
08/05/2004
Geç kalmadınız mı?!
Papadopulos: Annan Planı,
müzakere edilip iyileştirmeler yapılmadan referandumun yinelenmesi
sözkonusu değildir
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Annan
planı müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmadan
referandumun yinelenmesinin sözkonusu olmadığını söyledi.
Rum radyosunun haberine göre
Papadopulos, Londraya gidişi öncesinde dün sabah Larnaka
Havaalanında yaptığı açıklamada, Annan planı
müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler yapılmaması halinde
referandumun yinelenmesi sözkonusu değildir dedi.
Papadopulos, böyle birşeyin Rum
halkının iradesine hakaret teşkil edeceğini, ikinci
referandum yapılırsa çıkacak sonucun öncekinin aynısı
olacağını, bunun da kendileri için çok daha arzu edilmeyen
birşey olacağını belirtti. Papadopulos, Rum Yönetiminin,
Rum Ulusal Konsey toplantısında izah ettiği bir stratejisi
bulunduğunu kaydetti ve şunları söyledi:
Uluslararasındaki ortamın
değişmesi için biraz zaman geçsin. İnisiyatifler için olanaklar
oluştuğunda bizim taraf; üzerinde değişiklikler ve
iyileştirmeler yapılması için Annan planının yeniden
gündeme getirilmesine yönelik çabalarını sürdürecek dedi.
YENIUZEN 08/05/2004
Kıbrıs Türkünün
saygınlığı arttı
Talat, ABDdeki temaslarında Kıbrıs
Türklerine yönelik izolasyon politikasının
kaldırılması için birkaç gün ya da bir kaç hafta içinde
adımlar atılacağının ifade edildiğini söyledi.
Bunun sözünü ve güvencesini aldıklarını vurgulayan Talat, ABde
de Türk limanlarının ihracat amacıyla kullanılabilmesi için
komisyonlarda çalışmalar yapıldığını
söyledi.
Kıbrıs Türklerinin izolasyondan kurtulma
politikasını daha da ileriye götüreceklerini kaydeden Talat, ABDye
yaptığı ziyaretin çok yararlı olduğunu ifade
etti.
Özellikle ABD Dışişleri
Bakanının ilk kez bir Kıbrıs Türk Başbakanı ile
görüşmesinin önemli olduğunu belirten Talat, Kıbrıs
Türkünün bu anlamda daha kabul görür hale gelmesi, Kıbrıs Türk halkının
verdiği dünya ile uyumlu karara bağlıdır. Bu
politikamızı sürdüreceğiz şeklinde konuştu.
Talat, ABD ziyareti, Kıbrıs Türk
tarafının bir yönetim olarak, bir devlet olarak tanınmasa bile
saygın hale geldiğinin göstergesi. Yapılan daveti böyle
algılamak lazım. ABD Dışişleri Bakanı Powell ile
görüşmede ortaya koyduğumuz düşünce, Kıbrıs Türkünün
dünya ile uyumlu bir politika güden bir halk olarak artık dünyadan izole
edilmesinin anlamsız olduğu, buna dayalı olarak bu izolasyonun
ortadan kaldırılması talebiydi. Bunu ciddi, büyük bir
anlayışla karşıladılar. Tamamen aynı kanaatte olduklarını
söylediler. Zaten bize yapılan davetin bu nedenle yapılmış
olduğunu ifade ettiler. Kıbrıs Türkünün Rumların
kararıyla cezalandırılmasının
düşünülemeyeceğini ve sözünü ettiğimiz çeşitli hususlardaki
tecrit ve dışlanma politikasının ortadan kaldırılabilmesi
için tedbirler alma hazırlığı içinde olduklarını,
tüm politikalarını gözden geçirmekte olduklarını ifade
ettiler dedi.
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, ABD'den yapılan davetin, KKTC'nin
yönetim ve devlet olarak tanınmasa bile saygın hale geldiğinin
göstergesi olduğunu söyledi. Talat, "ABDden izolasyonun uygulamada
sona erdirileceği sözünü aldık" dedi.
ABD'de
gerçekleştirdiği bir dizi temasları tamamlayan KKTC
Başbakanı Talat, Türkiye'ye döndü. Talat, Atatürk Havalimanı'nda
yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta yapılan
referandumda 2 tarafta farklı sonucun çıkmasının
Kıbrıs sorunun çözümünü engellediğini söyledi.
Bu sorunun
çözülememiş olmasından üzüntü duyduğunu ifade eden Talat, buna
karşın Türk tarafından yüzde 65 evet oyu çıkmış
olmasının dünyanın Türk halkına
bakışını değiştirdiğini kaydetti. Talat, Kıbrıslı Türklerin
bugüne kadar olumlu davranmadığı, ayrılıkçı olduğu
iddiasıyla suçlanmasının artık mümkün
olmadığını ifade etti.
ABD'den davet
almasının nedeninin de Kıbrıs Türklerinin referandumda
dünya ve AB ile uyum içinde tavır takınması olduğunu
anlatan Talat, şöyle dedi.
RUMLAR YÜZÜNDEN TÜRKLER CEZALANDIRILAMAZ
"ABD
ziyareti, Kıbrıs Türk tarafının bir yönetim olarak, bir
devlet olarak tanınmasa bile saygın hale geldiğinin göstergesi.
Yapılan daveti böyle algılamak lazım. ABD
Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmede ortaya
koyduğumuz düşünce, Kıbrıs Türkü'nün dünya ile uyumlu bir
politika güden bir halk olarak artık dünyadan izole edilmesinin
anlamsız olduğu, buna dayalı olarak bu izolasyonun ortadan
kaldırılması talebiydi. Bunu ciddi, büyük bir
anlayışla karşıladılar. Tamamen aynı kanaatte
olduklarını söylediler. Zaten bize yapılan davetin bu nedenle
yapılmış olduğunu ifade ettiler.
Kıbrıs
Türkü'nün Rumların kararıyla cezalandırılmasının
düşünülemeyeceğini ve sözünü ettiğimiz çeşitli hususlardaki
tecrit ve dışlanma politikasının ortadan
kaldırılabilmesi için tedbirler alma hazırlığı
içinde olduklarını, tüm politikalarını gözden geçirmekte
olduklarını ifade ettiler.
İZALASYONUN KALKMASI
İÇİN ADIM ATILACAK
Talat,
ABD'deki temaslarında Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyon
politikasının kaldırılması için birkaç gün ya da bir
kaç hafta içinde adımlar atılacağının ifade
edildiğini söyledi. Bunun sözünü ve güvencesini aldıklarını
vurgulayan Talat, AB'de de Türk limanlarının ihracat amacıyla
kullanılabilmesi için komisyonlarda çalışmalar
yapıldığını söyledi.
Kıbrıs
Türklerinin izolasyondan kurtulma politikasını daha da ileriye
götüreceklerini kaydeden Talat, ABD'ye yaptığı ziyaretin çok
yararlı olduğunu ifade etti.
Özellikle ABD
Dışişleri Bakanı'nın ilk kez bir Kıbrıs Türk
Başbakanı ile görüşmesinin önemli olduğunu belirten Talat,
"Kıbrıs Türkü'nün bu anlamda daha kabul görür hale gelmesi, Kıbrıs
Türk halkının verdiği dünya ile uyumlu karara
bağlıdır. Bu politikamızı sürdüreceğiz" diye
konuştu.
AB VE ABD DESTEĞİ
Daha sonra soruları cevaplayan Talat,
"ABD'den izolasyonun kaldırılması yönünde nasıl
işaretler aldınız?" şeklindeki soru üzerine,
şunları söyledi:
"En
başta Kıbrıs'a yönelik uçuşların yapılabilmesinin
sağlanmasını istedik. Bu turizm ve ekonominin gelişmesi
için gerekli koşul. Bunun
yanı sıra seyahat, ticaret, dış yatırımlar
bütün bunlar bizim için çok önemlidir. Bunların tümünü ortaya koyduk.
Bunlardan hangilerinin kolayca siyasi bir kararla, hangilerinin yasal
mevzuatlarla aşılabileceğini kendileri karar verecekler. Hep
beraber göreceğiz. Bu konuda kesin, kararlı doğru adımlar
atacaklarının güvencesini verdiler. Bizim tutumumuzu AB ve ABD
destekleyecektir. Bu onların boynunun borcudur."
Talat,
"Kıbrıs Rum tarafının KKTC'nin tanınması
durumunda gerekli tedbirleri aldığı" yönünde
yaptığı açıklamaların sorulması üzerine de
"Rumlar öfkelenecektir doğrudur. Bizim doğru
politikalarımız sayesinde ilk kez gerçek durumları ortaya
çıktı. Dolayısıyla bunun ceremesini de dünyaya
karşı ödeyecekler" dedi.
(aa) YENIUZEN 08/05/2004
Talat: Barışçı girişimimiz ABD'de ciddi yankı
buldu
CİDDİ SİNYAL... Başbakan Talat:
ABD'de de Kıbrıs Türkü'nün büyük barışçı girişimi
ciddi yankı buldu. KKTC'den bir başbakan ilk kez ABD
dışişleri bakanı ile görüşmek üzere ABD'ye gitti.
Ayrıca BM temsilcileri ilk kez, daha önce yolunu bile bilmedikleri
Başbakanlığa gelerek bizi makamımızda ziyaret etti. Bütün bunlar hem Rum
tarafına, hem Türk tarafına, hem de dünyaya ciddi bir sinyaldir
BİR
İŞ ZAMANINDA YAPILMALI... "Eğer 2002'nin aralık
ayında Kopenhag Zirvesi'nden önce Kıbrıs sorununu çözmüş
olsaydık, bugün ne Türkiye, ne Kıbrıs bu
sıkıntıyı yaşayacaktı. Bir işin
zamanında yapılması anlamlıdır. Zamanında
yapılmazsa, geç kalınmış olabilir. Bir taraf 'hayır'
derken AB'ye girer, diğer tarafı da dışında tutar,
üstelik de izolasyonu sürdürmeye devam eder"
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türkü'nün büyük barışçı
girişiminin ABD'de de ciddi bir yankı bulduğunu bildirdi.
Başbakan
Talat, dün temaslarını tamamlayarak KKTC'ye döndü.
Talat, dün
Kıbrıs'a dönmeden önce, Kıbrıslılar Bilim,
Eğitim, Sağlık ve Dayanışma Derneği (KIBES)
tarafından Taksim Hill Otel'de düzenlenen toplantıda, ABD ziyareti
hakkında bilgi verdi.
Kıbrıs
halkının son 3 yıl içinde büyük gelişmeler
yaşadığını ve barış için büyük eylemler
yaptığını dile getiren Talat, ama duyması gerekenlerin
bunları duymadığını söyledi.
Talat,
Kıbrıs Türk halkının mücadelesinin seçimlerde de ortaya
çıktığını ve barış yanlısı bir
parlamentonun seçildiğini belirterek, referandumda da bütün
uluslararası toplumun inancının tersine gelişmeler
yaşandığını anlattı.
Uluslararası
toplumun, Türkiye'nin bir yerde zorluk çıkaracağını ve
barış sürecini kesintiye uğratacağını
düşündüğünü söyleyen Talat, ancak bunun böyle
olmadığını belirterek, "Hedefimiz, iki 'evet' iken
maalesef tek 'evet' ortaya çıktı. Türk tarafı, Kıbrıs
sorununun çözülerek Kıbrıs'ın bütünleşmesine ve
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası topluma
taşınmasına karar verdi. O güne kadar bunu savunan Rum
tarafı ise hayır, ben durumumdan memnunum. Onun için bu
anlaşmayı kabul etmiyorum' dedi" diye konuştu.
Talat, bu yeni
durumun, zorunluluk nedeniyle devam etmekte olan bir yapının artık
anlamı kalmadığını ortaya koyduğunu da dile
getirerek, bu nedenle Kıbrıs Türkü'nün uluslararası
tanınmışlığı olmasa da devletine dünyada
artık bir başka gözle bakıldığını ve AB'nin
çok ciddi kararlar almaya başladığını
hatırlattı.
Dünya'ya ciddi
bir sinyal
"ABD'de de
Kıbrıs Türkü'nün büyük barışçı girişimi ciddi
yankı buldu" diyen Talat, KKTC'den bir başbakanın ilk kez
ABD dışişleri bakanı ile görüşmek üzere ABD'ye
gittiğini, ayrıca BM temsilcilerinin ilk kez, daha önce yolunu bile
bilmedikleri Başbakanlığa gelerek kendisini makamında
ziyaret ettiklerini söyledi.
Talat,
"Bütün bunlar hem Rum tarafına, hem Türk tarafına, hem de
dünyaya ciddi bir sinyaldir" dedi.
Kendilerinin,
dünyanın, BM'nin istediği gibi çözümü istediklerini fakat
Rumların bu plana hayır dediğini söyleyen Talat,
"Şimdi bu pirincin taşını ayıklamak gerekiyor.
Uluslararası toplum ne yapacak? BM genel sekreterinin raporu önemlidir.
Kıbrıs Türkleri'nin bu tavrını onore edecek şekilde
olmalıdır" diye konuştu.
Talat,
Kıbrıs Türkü'nün barış mücadelesinin aynı zamanda
Türkiye'nin kaderini de etkileyen çok ciddi bir süreç olduğunu,
Türkiye'nin önünde en ciddi engel olan Kıbrıs sorununun başka
bir düzeye taşındığını kaydetti. Gelecek dönemde
Türkiye'nin bu yeni durum nedeniyle ciddi sıkıntıları olacağını
da söyleyen Talat, Türkiye'nin bugüne kadar tanımadığı
Kıbrıs Rum kesimini tanıma zorunluluğu ve kısmi olarak
ilişkilerini sıcak tutma zorunluluğunun ortaya çıkacağını
ifade etti.
Yeni
gelişmelerden ders alınmalı
Bu yeni
gelişmelerden bir ders alınması gerektiğini de anlatan
Talat, şöyle devam etti:
"Eğer
2002'nin aralık ayında Kopenhag Zirvesi'nden önce Kıbrıs
sorununu çözmüş olsaydık, bugün ne Türkiye, ne Kıbrıs bu
sıkıntıyı yaşayacaktı. O günün sorusu, 'Garanti
Anlaşması'nı, planı ve AB'ye girişi kabul ediyor
musunuz?' şeklindeydi. Rumlar o gün 'hayır' deseydi, 'AB'ye
girmiyoruz' demiş olacaktı. Bir işin zamanında
yapılması anlamlıdır. Zamanında yapılmazsa, geç
kalınmış olabilir. Bir taraf 'hayır' derken AB'ye girer,
diğer tarafı da dışında tutar, üstelik de izolasyonu
sürdürmeye devam eder."
Ama yine de
Kıbrıs halkının bu mücadeleden yüz akıyla
çıktığını anlatan Talat, bu avantajı, dünyayla
aynı dili kullanma avantajını dünyayla bütünleşme konusunda
kullanacaklarını bildirdi.
Talat, bir
gazetecinin, "AB ile ilgili olarak ne gibi girişimlerde
bulunacaksınız? AB'den ne bekliyorsunuz?" sorusu üzerine de,
"AB'den beklediğimiz şu: Bir şeyin artık iyice
bilinmesi lazım. Zorunluluk ilkesinin ortadan kalkmış
olması nedeniyle, artık Kıbrıslı Türkleri Kıbrıslı
Rumlar temsil edemez. Onun için, AB dahil olmak üzere tüm dünyanın
işlerini bizimle yapması lazım" dedi.
Bu konuda
çalışmalar olduğunu da vurgulayan Talat, sözlerini şöyle
tamamladı:
"Bize
yapılacak herhangi bir yardımın ekonomimize olumlu
yansıması için, önceliğin izolasyonun
kaldırılması olduğunu anlatıyoruz. AB, bize 259 milyon
euro veriyor, KKTC'nin kalkınması için. Türkiye bu paranın çok
daha fazlasını veriyor ama Kıbrıs kalkınmamıştır.
Niçin, çünkü izolasyon var. Bu izolasyon kalkmadığı sürece yapılan
yardımların bir anlamı yoktur."
KIBRIS
09/05/2004
Annan
Planı, masaya gelecek
GÜNDEME
GELEBİLİR... Kıbrıs Rum yönetimi lideri Papadopulos ile
AKEL Genel Sekreteri Hristofyas "Annan Planı'nın müzakere edilip
üzerinde iyileştirmeler yapılmadan, referandumun yinelenmesinin söz
konusu olmadığını" belirterek, planın yeniden
gündeme getirilmesine yönelik çabaların süreceğini söyledi.
Papadopulos ile Hristofyas, Annan Planı'nın yeniden masaya
geleceğini savundu
Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Annan Planı müzakere edilip
üzerinde iyileştirmeler yapılmadan, referandumun yinelenmesinin söz
konusu olmadığını" belirterek, planın yeniden
gündeme getirilmesine yönelik çabaların süreceğini söyledi.
AKEL Partisi
Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da, Annan Planı'nın yeniden
masaya geleceğini savundu.
Rum radyosunun
haberine göre, Londra'ya giden Papadopulos, Larnaka Havaalanı'nda
yaptığı açıklamada, "Annan Planı müzakere edilip
üzerinde iyileştirmeler yapılmaması halinde referandumun
yinelenmesi söz konusu değildir" dedi.
Papadopulos,
"Uluslararası ortamın değişmesi için biraz zaman
geçsin. İnisiyatifler için olanaklar oluştuğunda bizim taraf,
üzerinde değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması
için Annan Planı'nın yeniden gündeme getirilmesine yönelik
çabalarını sürdürecek" diye konuştu.
Papadopulos,
Annan Planı müzakere edilip üzerinde iyileştirmeler
yapılmaması halinde referandumun yinelenmesinin Rum
halkının iradesine hakaret teşkil edeceğini, ikinci
referandum yapılırsa çıkacak sonucun öncekinin aynısı
olacağını, bunun da kendileri için çok daha arzu edilmeyen bir
şey olacağını belirtti. Papadopulos, Rum yönetiminin, Rum
Ulusal Konseyi toplantısında izah ettiği bir stratejisi bulunduğunu
kaydetti ve şunları söyledi:
"Uluslararasındaki
ortamın değişmesi için biraz zaman geçsin. İnisiyatifler
için olanaklar oluştuğunda bizim taraf; üzerinde
değişiklikler ve iyileştirmeler yapılması için Annan
Planı'nın yeniden gündeme getirilmesine yönelik çabalarını
sürdürecek" dedi.
Hristofyas:
Strateji belirleyelim
Rum Meclis
Başkanı ve AKEL Partisi lideri Hristofyas ise, "Annan
Planı'nın Kıbrıs sorununun çözümünde müzakere zemini olarak
yeniden masaya geleceğini" savundu. Hristofyas, "Annan
Planı oradadır ve tekrar masaya getirecekler. Onu bir tarafa
kaldırmıyorlar" dedi.
Referandumda
'hayır' diyenlere gösterilen tepkilerin göğüslenmesi gerektiğini
ifade eden Hristofyas, izlenecek stratejinin tartışılması
gerektiğini vurguladı.
Hristofyas,
AB'nin arabuluculuğuyla yeni bir çözüm arayışının,
Yunanistan ve Türkiye açısından çok zor olacağını da
belirtti.
Hristofyas,
Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden bir grup Yunan gazeteciyi kabulünde
yaptığı açıklamada, "Annan planı oradadır ve
tekrar masaya getirecekler. Onu bir tarafa kaldırmıyorlar" dedi.
Hristofyas,
"Mevcut zaman diliminde tüm olaylar dikkatli şekilde ele
alınmalı, öncelikler öne çıkarılmalı ve referandumda
'hayır' demeye cesaret edenlere karşı yapılan
saldırılar göğüslenmelidir. Hemen akabinde de izleyeceğimiz
bütünlüklü bir stratejiyi tartışmalıyız" diye
konuştu.
Dimitris
Hristofyas, bir soruyu yanıtlarken, "Kıbrıs sorununun
çözümlenmesi için AB'nin arabuluculuğuyla yeni bir çözüm
arayışının, Yunanistan ve Türkiye açısından çok
zor olacağını" söyledi.
KIBRIS
09/05/2004
Lefkoşa'da
"Lokmacı Barikatı" heyecanı
Lefkoşa'nın
güneyinde, Lokmacı Barikatı sınırında
başlatılan yol çalışmaları, suriçi ve Arasta
esnafı arasında heyecan yarattı. Bu konudaki taleplerini
yineleyen esnaf, "Bir an önce bu kapının açılması
gerekiyor. Bu kapının açılması Lefkoşa'nın
ekonomisinin kurtulması demektir" dedi
24 Nisan'daki
referandum ve yeni Yeşil Hat düzenlemesi gibi önemli gelişmelerin
ardından güney Lefkoşa belediye başkanı ile görüşme
fırsatı bulamadıklarını belirten Lefkoşa Belediye
Başkanı Kutlay Erk, "Umarım güney Lefkoşa da
kapının açılmasına katılımcı olarak yer
alır" diye konuştu
l Esnaf ve
Zanaatkarlar Odası Basın Sözcüsü Hürrem Tulga: Çeşitli
kapıların açılacağı üzerinde duruluyor ancak,
Lokmacı Barikatı'nın yerini tutamaz. Lokmacı
Barikatı'nın üzerinde durulmalıdır ve bu konuda
ısrarlıyız. Gerçekten ilgili insanlar oraya giderek gözlem
yapsınlar, esnafla konuşsunlar... Barikatın açılması
güneyden kuzeye bir ekonomik akışı sağlayacaktır
Anıl
IŞIK
Güney
Lefkoşa'da Lokmacı Barikatı'nın hemen yanı
başında yapılan altyapı çalışmaları
başta Arasta esnafı olmak üzere ciddi bir heyecan yarattı.
Lokmacı
Barikatı ve Uzunyol'u birbirine bağlayan yolun güney kesiminde
yapılan asfaltlama çalışmaları, uzun bir süreden beri
açılacağı söylenen ancak bir türlü açılamayan Lokmacı
Barikatı bölgesi ve esnafının da yüzünü güldürdü. Esnaf, bu
açılışa Lefkoşa'nın kurtuluşu gözüyle
bakıyor.
İçişleri
Bakanlığı Müsteşarı Ali Anlar, şu anda bu yönde
istek olmasına karşın, henüz bir çalışmanın
yapılmadığını söyledi. Yapılan
çalışmaların hangi amaca yönelik olduğu yönünde Rum
kesiminden herhangi bir bilgi almadıklarını belirten Anlar,
önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılarda konuyu ele
alacaklarını söyledi.
Esnaf ve
Zanaatkarlar Odası basın sözcüsü Hürrem Tulga, Lokmacı
Barikatı'ndaki duvarların yıkılmasını,
"Lefkoşa'nın kurtuluşu" olarak değerlendirdi.
Özellikle Suriçi-Arasta esnafının bu yönde uzun süredir talebi
olduğunu hatırlattı.
Lefkoşa
Belediye Başkanı Kutlay Erk, güneyde yapılan yol yapım
çalışmalarının trafik düzenlemesi kapsamında
olduğunu belirterek, bunun "Biz öteden beri Lokmacı
Barikatı'nın açılmasını istedik, halen istiyoruz"
diye konuşan Erk, Kıbrıs sorunu ile ilgili son zamanda
yaşanan görüşmelerden dolayı Lokmacı Barikatı'nın
açılması yönündeki talebin bir türlü gündeme getirilemediğini
kaydetti.
Hürrem Tulga:
Lokmacı'nın açılışı, Lefkoşa'nın
kurtuluşu olur
Tulga,
Lokmacı Barikatı'nın açılması için Surlariçi
esnafının talebi olduğunu belirterek,
"Lefkoşa'nın geleceği açısından Lokmacı
Barikatı'nın açılması çok önemlidir. Lokmacı Barikatı'nın
üzerinde durulması gerekiyor, çünkü güneydeki en büyük
çarşının devamıdır" dedi.
Arasta ve
Suriçi esnafının yıllardır yaşadığı
yıkım ve durgunluğa dikkat çeken Tulga, şunları
söyledi:
"Lokmacı
Barikatı'nın açılması ile Lefkoşa'nın
kurtuluşu gerçekleşir. Oradaki ekonomik faaliyetler hayat
kazanır. Lefkoşa'nın, dünyanın sayılı tarihi
mekanlarından biri olduğu düşünülürse ve turizm
açısından da önemi gözden geçirilirse, Lokmacı Barikatı'nın
ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.
Çeşitli
kapıların açılacağı üzerinde duruluyor ancak,
Lokmacı Barikatı'nın yerini tutamaz. Lokmacı
Barikatı'nın üzerinde durulmalıdır ve bu konuda
ısrarlıyız. Gerçekten ilgili insanlar oraya giderek gözlem yapsınlar,
esnafla konuşsunlar...
Barikatın
açılması güneyden kuzeye bir ekonomik akışı
sağlayacaktır. Oradaki ekonomik canlılık olduğu gibi
bizim tarafa da yansıyacak. Lefkoşa'nın büyük bir
kısmı kuzeydedir ve bu da önemli bir nokta. Yetkililer bunun
farkında olsunlar ve bir an önce gerekli adımları atarak, bu
barikatı açsınlar.
Kısa bir
sürede Lokmacı Barikatı'nın açılması konusunun gündeme
alınmaması halinde esnafın öfkesini durdurmak mümkün değil.
Bu açıdan da kaygılıyız. Bu konuda bir şeyler
yapılması halinde esnaf sürekli eylemler yapacaktır. Esnaf ve
Zanaatkarlar Odası da esnafın yanında durarak, üzerine
düşen görevi yapacaktır."
Erk:
Barikatın açılması, pazar
faaliyetlerinin
artması için bir ihtiyaçtır
Lefkoşa
Belediye Başkanı Kutlay Erk, güney Lefkoşa'da Uzunyol'u
Lokmacı Barikatı'na bağlayan yol üzerinde yapılan altyapı
çalışmalarının Lokmacı Barikatı'nın
açılmasına yönelik çalışmalar
olmadığını ifade etti. Erk, bu çalışmaların
güney Lefkoşa'daki çevre yolunun düzenlenmesi ile ilgili olduğunu
ifade ederek, bu çalışmaların trafik
akışının rahatlatılması için
yapıldığını belirtti.
"Biz
öteden beri Lokmacı Barikatı'nın açılmasını
istedik, halen istiyoruz" diye konuşan Erk, Kıbrıs sorunu
ile ilgili son zamanda yaşanan görüşmelerden dolayı Lokmacı
Barikatı'nın açılması yönündeki talebin bir türlü gündeme
getirilemediğine kaydetti.
Kutlay Erk, bu
konuyu son gelişmeleri de izledikten sonra gündeme getirmeyi
beklediklerini ve gelinen aşamada Lokmacı Barikatı'nın
yeniden açılması yönünde yeniden girişimlerde
bulunacaklarını ve görüşmeler yapacaklarını ifade
etti.
"Lokmacı
Barikatı'nın açılmasının bu bölgedeki pazar
faaliyetlerinin artması için ihtiyaç duyulan bir
açılımdır" diye konuşan Erk, bunun bir an önce
gerçekleşmesi gerektiğini belirtti. Erk, yeni "Yeşil Hat
Yönetmenliği"nin de yeni kapılar açılabilmesini
öngördüğünü kaydetti. Bu çerçevede Lokmacı Barikatı ve
Mağusa kapısının açılmasında büyük yarar
bulunacağına işaret eden Erk, yönetimin bu yönde atmasıyla
olumlu bir sonuçlar elde edilebileceğini belirtti.
Lokmacı
Barikatı'nın açılmasına güney Lefkoşa'nın
yaklaşımı ile ilgili olarak ise Erk, "Güney tarafı da
öteden beri Lokmacı Barikatı'nın açılmasına sıcak
bakıyordu, umarım bu tutumu değişmemiştir" dedi.
24 Nisan
referandumu ve yeni Yeşil Hat düzenlemesi gibi önemli gelişmelerin
ardından güney Lefkoşa belediye başkanı ile görüşme
fırsatı bulamadıklarını belirten Erk,
"Umarım güney Lefkoşa da kapının açılmasına
katılımcı olarak yer alır" diye konuştu.
Güney
Lefkoşa belediye başkanı ile bugün bir görüşme
yapacağını da söyleyen Kutlay Erk, görüşmede bu konuyu da
ele alabileceklerini kaydetti.
Erk,
kapının açılması ihtimali söz konusu olması halinde
güney Lefkoşa Belediyesi ile işbirliği içerisinde
çalışacaklarını da kaydetti.
Lokmacı
Barikatı esnafının görüşü...
Salih
Doktoroğlu:
"1965'ten
beri çarşı esnafıyım. Serdar Denktaş'a, Ledra Palace
ve Kermiya sınır kapısı açılırken, niçin
Lokmacı Barikatı'nın açılmadığını
sorduk. Serdar Bey, merak etmeyin açılacak dedi. Kutlay Erk de aynı şeyleri
söyledi. Barikatın açılması için miting de yaptık. Yeni
hükümet başa gelir gelmez kapı açılacak dendi, ancak 5 ay geçti
ve yeni hükümet de bu konuda bir şey yapmadı. Kapının
açılmasını istiyoruz çünkü yabancı turistin kuzeye
geçişi kolaylaşacak, 3 km. değil 100 metre yol yürümeleri
gerekecek. Biz esnaf olarak, çarşının canlanması için kapının
bir an önce açılmasını istiyoruz. Yetkilileri de
kapının niçin açılmadığını açıklamaya
çağırıyoruz. Askeri yer olduğu için açılmıyor
desinler... Ülkede askeri yer olmayan bölge mi var? Şu anda iktidarda olan
CTP'ye niçin kapıyı açmıyorlar diye soruyorum."
Mehmet Kaplan:
"Lokmacı
Barikatı'nın açılması şarttır. UBP hükümette iken
belediye başkanı açılması gerektiğini söylemişti.
Serdar Denktaş da açılacağını söylemişti. Ancak
yetkililerin bu yönde bir hareketi yok. Uzunyol'a gitmek için Ledra Palace'tan
yaklaşık 3-5 km.'lik bir yol yürüyoruz. Oysa burası tam
Uzunyol'un karşısı, niçin bu kapıyı açmıyorlar ve
başka kapılara eğilim gösteriyorlar? Çarşı esnafı
olarak hepimiz acımızdan ölüyoruz. Hükümet buyursun, gelsin,
görsün... Çarşıda bir insan yok. Bütün derdimiz kapıların
açılmasıdır. Şimdiki hükümete oy verdik ki Lokmacı
Barikatı'na da bir çare bulsunlar... Hükümetin bu konuda daha fazla geç
olmadan bir şeyler yapması lazım. Esnafın bekleyecek gücü
kalmadı"
Selvel Kaya:
"Lokmacı
Barikatı'nın açılmasını istiyoruz. Arasta'da zaten
iş yok. Güneyde o kadar ekonomik hareketlilik ve canlılık
olduğunu görüyoruz. Dükkan kirası veriyoruz, elektrik ve vergi
masraflarımız var. Birçok yetkili Serdar Denktaş, belediye başkanı
da barikatın açılacağı konusunda söz verdi. Ancak buna
rağmen hiçbir çalışma yapılmadı. Belediye
başkanının bu yönde desteğini bekliyoruz. Yetkililerin,
esnafın durumunu görmelerini ve artık bu yönde adım
atmalarını istiyoruz. Bugüne kadar bize verdikleri sözleri yerine
getirmediler. Yetkililere, gelin ve esnafın durumunu görün diyoruz."
Kutgün Koçak:
"Lokmacı
Barikatı'nın açılmasını tabii ki istiyoruz.
Çarşı esnafı hiçbir satış yapamadan günlerini
geçiriyor. Ekonomik canlılık ve hareketlilik olabilmesi için
barikatın açılmasının önemli bir faktör olduğu
kanısındayım. Esnaf açısından çok iyi ve olumlu bir
gelişme olacaktır. Avrupa Birliği'nin yardımları ve
güneydeki turistlerin kuzeye geçebilmesi sevindirici gelişmeler.
Bunları değerlendirebilmek için olanak yaratılmalı.
Yetkilileri, barikatın açılmasına yönelik birtakım
adımlar atmaya çağırıyoruz. Barikatın
açılması, esnafın durumuna katkı koyacaktır."
Göksel Düzgün:
"Kıbrıs
sorununun bu kadar yoğun bir şekilde gündeme gelmesi ile birlikte,
esnaf da doğal olarak kendi sorununa yöneliyor. Lokmacı Barikatı'nın
açılmasının çarşı için çok hayati bir önem
taşıdığına inanıyorum, çünkü çarşı
esnafının artık dayanma gücü kalmadı. Bu konuda gerekli
girişimlerin yapılması gerekiyor. Birtakım önemli
gelişmeler de yaşanıyor ve tabii ki buna bağlı olarak
kapının açılmasının önemi de artıyor.
Yetkilileri, kapının açılmamasının sebebini
açıklamaya çağırıyoruz. Halk için bu kadar önem teşkil
eden kapının açılmamasının sebebi nedir?
İnsanlara bir açıklamada bulunulsun. Gerçekten bir sebep var
mıdır? Bunları bilmek istiyoruz."
Mustafa
Çizenel:
"Bence,
Lokmacı Barikatı'nın kesinlikle açılması gerekiyor.
Güneyden sınır olarak bakıldığında, Uzunyol
direkt olarak kapalı çarşıya denk geliyor. Kapının
açılması turistlerin akışında ve
dolaşımında önemli bir rol oynayacak. Bunun için askeri bölgenin
kaldırılması gerekiyor. Barikatın açılması
çarşıya yıllarını vermiş esnaf için hayati bir
önem taşıyor. Kaldı ki bu, kaybolmaya yüz tutmuş olan Kıbrıs'ın
kendine öz kişiliğini sürmesi açısından da önemli... Hem
kapalı çarşıdaki Kıbrıs'ın kendi karakteristik
özelliğinin yaşatılması açısından, hem de
kalkınmamız açısından çok önemlidir diye düşünüyorum.
Yetkilileri de söz verdiklerini yapmaya çağırıyoruz."
KIBRIS
09/05/2004