İmza töreni 29 Nisanda
Garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere; 7 Nisan 2004 tarihine kadar yeni Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Kuruluş Antlaşmasının iki ayrı referandum ile onaylanmasını kabul ettiklerini Bm Genel Sekreteri Kofi Annana teyit
edecekler, Referandum 24 Nisanda gerçekleşecek.Garantör ülkeler 29 Nisana kadar ise referandum sonuçlarını onaylayacaklar. Taraflar, 29 Nisan 2004 tarihinde ise Kıbrısta gerçekleşecek imza töreninde hazır bulunacaklar.
Annan, taraflara ilettiği mektubunda, Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugenin, Birleşik Kıbrısın Kuruluş Antlaşmasının Birincil Hukuk olması için 24 Nisana kadar Avrupa Komisyonuna sunacağının garantisini verdiğini ve sonucun en kısa zamanda çıkması içi
n de gerekeni yapacağını teyit ettiğini de bildirdi.YENIDUZEN 03/04/2004
Denktaş benim haberim yoktur diyemez
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs görüşmelerinde atılan adımlardan herkesin haberi olduğunu belirterek, Sayın Denktaş ile telgraflarla yazışmalar yapılmıştır. Atılan adımlardan herkesin haberi oldu. Kimse benim haberim yoktur diyemez dedi.
Başbakan Erdoğan, Ukraynaya hareketinden önce Esenboğa Havalimanında yaptığı açıklamada, Ukrayna Başbakanı Victor Yanıkoviçin geçtiğimiz aralık ayında Türkiyeye yaptığı ziyaret sırasında kendisine iletilen davete icabetle Ukraynayı ziyaret edeceğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazetecilerin soruları üzerine Kıbrıs konusunda açıklamalarda bulundu.
Bir gazetecinin ABD Başkan
ı ile telefon görüşmesi yaptınız mı? sorusuna, Erdoğan, böyle bir görüşmenin olduğunu belirterek, İsviçrede Kıbrıs konusunda çıkan neticeden dolayı ABD Başkanı Bushun teşekkür için arayarak, Türk tarafının iyi niyetinden dolayı memnuniyetini dile getirdiğini söyledi.Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ortaya çıkacak
Erdoğan, Sizde görüşmelerden çıkan sonuç memnuniyetini görüyoruz, fakat Sayın Denktaşta göremiyoruz. Dolayısıyla Adada yapılacak referandumda evet oyunun çıkması için çalışmayacağını anlıyoruz. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? şeklindeki bir soruya, şu yanıtı verdi:
Biz bu yola iyi niyetle çıktık. Türkiye, Kuzey Kıbrısın garantörü olan bir ülkedir. Bu iyi niyetimizden kimsenin şüphe etmeye hakkı yoktur. Kaldı ki Kuzey Kıbrıstan Başbakan ve Sayın Rauf Denktaşın oğlu Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş tam yetkiyle görüşmelere katılıyorlar. Yapılan görüşmelerde ayrıca Genelkurmay Başkanlığını da temsilen bir Tuğamiral bulunuyor ve orada en geniş manada Dışişlerimiz
in tüm teknokratları görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde zaman zaman da Sayın Denktaş ile telgraflarla yazışmalar yapılmıştır. Atılan adımlardan herkesin haberi oldu. Kimse benim haberim yoktur diyemez. Kaldı ki şu ana kadar Türkiyeden başka kimsenin tanımadığı KKTC var, bu anlaşma ile artık Bileşik Kıbrıs Cumhuriyeti çıkmaktadır. Artık dünyada bütün ülkelerin tanıyacağı bir devlet ortaya çıkmaktadır. Bunu kimse görmemezlikten gelemez, gelmemelidir. Ortak bayrak, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı, bunun yanında iki ayrı kurucu devletin bayrakları, iki ayrı marş olmaktadır.Erdoğan, görüşmelerde, Türkçenin uluslararası dil olarak kabul edilmesi için de adımlar atıldığını, belirterek, Simültane çevirilerde Türkçe uluslararası dil olarak kullanılmaz. Bunun oluşumuyla birlikte artık Türkçe de uluslarası bir dil olarak bu görüşmelerde uygulanacak. Hatta teknik sıkıntıların olmadığı yerlerde 1 Mayıstan itibaren bunun da uygulanmaya konulması kayıtlara geçilmiştir diye konuştu.
YENIDUZEN 03/04/2004
Talat: "D
enktaş ikna olduBaşbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Annan Planında iyileştirmeler olduğu konusunda ikna olduğunu, ancak önemli olanın bunları benimsemesi olduğunu belirterek, Değerlendirmelerimiz sürecek dedi.
Annan Planıyla ilgili tüm kademelerde yapılacak değerlendirmelerin ardından kısa sürede referanduma yönelik kampanyanın başlayacağını söyleyen Talat, verilen taahhüt uyarınca Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili 45 bin kişilik listenin de hazırlandığını bildirdi.
CTP Meclis grubu toplandı
Cumhurbaşkanlığında sabah yapılan yaklaşık 4 saatlik değerlendirme toplantısının ardından saat 14.30da CTP Meclis Grubunu toplantıya çağıran Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın ardından partisine bilgi vereceğini, ayrıca hükümet içinde ortak değerlendirme yapılacağını ve Bakanlar Kurulu ile Meclisin de toplantıya çağrılabileceğini söyledi. Talat, değerlendirme toplantılarının ardından referandum için kampanya başlatılacağını kaydetti.
Denktaşın benimsemesi önemli.."
CTP Meclis Grubu toplantısına girerken gazetecilere açıklamalarda bulunan CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, İsviçre müzakerelerine katılan heyetle birlikte bu sabah ilk olarak Cumhurbaşkanı Denktaşa bilgi verdiklerini anlattı.
Başbakan Tal
at, Plandaki iyileştirmeler hakkında Cumhurbaşkanı Denktaşı ikna ettiniz mi sorusuna şu karşılığı verdi:Değerlendirmelerimiz sürüyor. Ama planda iyileştirmeler olduğu kesin, bunu sanıyorum Cumhurbaşkanı da kabul eder. İyileştirme olduğu konusunda ikna oldu. Bu açık ve nettir. Önemli olan bunları benimseyip benimsemediğidir. Bu konuda değerlendirmeler sürüyor....
Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın bugünkü bilgilendirmeden sonraki tutumu ve referanduma yaklaşımıyla ilgili sorulara ise, Ona sormanız gerekir diyerek yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş ile ortak değerlendirmelerin süreceğini, koalisyon ortaklarının kendi aralarında ve hükümet içinde gelişmeleri değerlendireceğini söyleyen Talat, özetle şunları kaydetti:
Bana göre optimum sonuç elde edilmiştir.
Yani bu bir zafer değil. Çünkü zafer olursa diğer taraf kaybetmiş demektir ve böyle bir anlaşma olmaz. Bu bizim bütün olanaklarımızla elde edebileceğimiz en iyi sonuçtu, bunu elde ettik. Bu noktada artık herkes oturup düşünecek, hesabını kitabını yapacak, bugünkü durumla kıyaslandığında lehimize mi, aleyhimize mi diye değerlendirip karara varacaklar.45 bin kişilik liste
Hızlı bir değerlendirme sürecinin ardından 24 Nisanda yapılacak referanduma yönelik kampanyanın başlayacağını söyleyen Talat, bununla birlikte yeni meclisin oluşumu, eş başkanların tayini, federal kurumların personeli ve federal yönetime ayrılacak binalarla ilgili taahhütler bulunduğunu anlattı.
Yapacak çok işimiz var diyen Talat, bir soruya karşılık, BMnin 9 Nisana kadar istediği garantilerle ilgili yazılı taahhüdün Kıbrıstaki tarafları değil, Türkiye ve Yunanistanı kapsadığını da söyledi.
Başbakan Talat, referanduma kadar TC kökenli vatandaşlarla ilgili 45 bin kişilik listeyi BM Genel Sekreterinin adadaki temsilcilerine teslim
etmek zorunda olduklarını da söyledi ve Liste hazırlanıyor dedi.YENIDUZEN 03/04/2004
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül: Mümkün olan her şey anlaşmaya girmiştir, biz tehlike görmüyoruz
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İsviçre'de varılan mutabakatın ve referandum yolunun açılmasının, Türkiye'ye karşı çok büyük bir sempati oluşmasına yol açtığını söyledi.
NATO Konseyi toplantıları nedeniyle Brüksel'de bulunan Gül, düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs konusundaki soruları da yanıtladı.
Brüksel'deki temasları sırasında Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tavrı nedeniyle büyük destek gördüğünün kendisine ifade edildiğini belirten Gül, NATO'daki temasları sırasında Kıbrıs müzakerelerinde iki tarafa da yardımcı olan ABD ve İngiltere'ye teşekkür ettiğini belirtti.
"Mümkün olan her şey anlaşmaya girmiştir, biz tehlike görmüyoruz" diyen ve hukuki garantiler alındığını ifade eden Gül, Rum tarafının referandumlarda "hayır" demesi halinde ne olacağının sorulması üzerine "O zaman Türk tarafı bütün dünyada hak ve hukukunu korumak için çok meşru bir zemin almış olur" dedi.
Referandum sonucuna saygı gösterileceğini belirten Gül, Rum Kesimi ile referandum sonuçları konusunda kaygılar olduğunu herkesin gördüğünü söyledi ve "Türkiye'nin önünü kesmek kolay değildir" dedi.
Annan Planı'nın, artıları ve eksileriyle tartışılacağını kaydeden Gül, "Benim gönlümden geçen, bağımsız bir KKTC'nin tanınması, BM üyesi olmasıdır, bunun gerçekleşmeyeceği görülmüştür. Bugünkü statükoyu devam ettirmek mi daha iyi, yoksa plana (evet) demek mi, herkes buna bakacaktır" diye konuştu.
Bütün dünyanın, Türk tarafının yapıcı ve iyi niyetli yaklaşımını gördüğünü belirten ve AB'nin Rum tarafında etkin gayret göstereceği işaretlerini aldığını belirten Gül, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'i İsviçre'ye kendisinin davet ettiğini söyledi. Abdullah Gül, Verheugen'in müzakerelere katılmadığını, İsviçre'de bulunmasının iyi olduğunu, Türkçenin resmi dil olarak hemen tanınması,
ekonomik yardım gibi konularda kendisiyle görüşülerek planda önemli değişiklikler yapılabildiğini anlattı.Bakan Gül, Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerine çok yaklaştığına inandığını da belirterek, yapılması gereken anayasa değişikliklerinin gerçekleşeceğini ve reformların en iyi şekilde uygulandığının gösterileceğini söyledi. Gül, "AB söz konusu olduğunda, Kıbrıs diye bir sorun yoktur, Türkiye bu meseleyi çözmüştür" dedi.
Gül, bu sabah Brüksel'den Hollanda'ya geçecek.
KIBRIS 03/04/2004
Rum Yön
etimi Başkanı Tasos Papadopulos: Baskılara rağmen haklarımızı teslim etmedimRum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, Kıbrıs müzakerelerinin tamamlandığı İsviçre'nin Bürgenstock kasabasından adaya dönüşünde Larnaka Havaalanı'nda yaptığı açıklamada "Kıbrıs halkının duygularını ve infialini paylaşıyorum. Yalnız Kıbrıs Cumhuriyeti'nin varlığı ve bekasıyla ilgili değil, aynı zamanda vatanımızın geleceği ve gelecek nesiller konusunda da haklı bir infial ve endişe vardır dedi.
Geçilmekte olan günlerde gerginlik ve çatışmalardan kaçınılmasını isteyen Papadopulos, "bütün iyi niyetlerine rağmen Kıbrıs Türk tarafının tutumu yüzünden" uzlaşmaya varılamadığını, prosedür gereği olarak da genel sekreterin çözüm planının nihai metni konusunda hakemlik uygulayarak planı kendilerine teslim ettiğini söyledi.
"Bütün görüşme süreci boyunca sadece Kıbrıs Türk tarafının değil, maalesef Türkiye'nin de uzlaşmazlığı yüzünden sonuç alamadık" diyen Papadopulos, Türk tarafının Bürgenstock görüşmelerinde 11 yeni istek öne sürdüğünü söyledi. Papadopulos "Bu istekler, esas itibarıyla Kıbrıs sorununu istismar eden Türkiye'nin çıkarları ve emellerine hizmet ediyordu" ifadesini kullandı.
Papadopulos şöyle dedi:
"Önümüzdeki günlerde siyasi liderlik ve ben metni inceleyecek ve görüşümüzü hal
ka açıklayacağız. Şimdi, sağduyu ve akıllı davranma zamanıdır. Şu anda aşırı söylemlerin ve çatışmaların yeri yoktur. Bu kritik dönemde bütün halkı, siyasi liderliği, basını bu şart ve düşünce şartlarını benimsemeye çağırıyorum. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yannis Valinakis'e, Yunan uzmanlara ve Ulusal Konsey üyelerine; sıcak işbirliği ve desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum."Gazetelerin manşetleri
Papadopulos'un açıklamalarına geniş yer ayıran şu başlıkları kullandılar:
POLİTİS: Başkan Niyetine İlişkin İşaretler Verdi ve Sağduyu İstedi - 'Gitmeden Önce, Halkımızın Haklarını Yabancıların Maksatları veya Baskılar Uğruna Halkımızın Haklarını Feda Etmemin Söz konusu Olmadığı Taahhüdünde Bulunmuştum' - Hayır'ı Yükseltti "
HARAVGİ : "Taahhüdümü Tuttum - Başkan Papadopulos Kıbrıs Halkına, İsviçre'de Haklarını Feda Etmeyeceği Yönündeki Taahhüdünü Tuttuğunu İletti -Acı da Olsa Tarihi Ancak Onurlu Bir Uzlaşı İçin, Bütün İyi Niyetimiz ve Siyasi İrademizle İsviçre'ye Gittik"
FİLELEFTHEROS "Tasos'un Mesajı: Zaman, Sağduyu ve Akıllı Davranma Zamanı - Verdiğim Sözü Tuttum - Halkın Haklarını Baskılar Uğruna Feda Etmedim - Barışçıl ve Güvenli Çözüm İçin Uzlaşı Tavrın Sınırlarını Zorladım - Plan, Önümüzdeki Günlerde Değerlendirilecek"
ALİTHİA "Tasos Açıklamadı Ancak Dolaylı Olarak Olumsuza Hazırladı";
SİEMERİNİ "Tasos'tan Hayır Mesajı - Annan Planını Türkiye'nin Çıkarına Tesis Etti"
KIBRIS 03/04/2004
Avrupa Konseyi: Annan Planı, Kıbrıs'a daha iyi bir geleceğin kapısını açıyor
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan planın, "Kıbrıs'a daha iyi bir geleceğin kapısını açtığını" bildirdi.
Kıbrıs'ta kalıcı çözüm için Annan Planı'na tam destek verdiğini belirten Schwimmer, taraflara "referandumda barış için bu şansın kaçırılmaması" çağrısında bulundu.
Schwimmer, yaptığı yazılı açıklamada, "planın bir tarafa, diğer taraf üzerinde zafer sağladığı" şeklinde algılanmaması gerektiğini ifade etti ve bu tür bir yaklaşımın olumlu sürecin sonuçlarını tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu.
"Referandumun Kıbrıslılara kalıcı barış için vazgeçilmez bir fırsat oluşturduğunu" kaydeden genel sekreter, "Bugünden itibaren, uluslararası topluluk, ilgili ülkelerin liderleri ve özellikle adadaki toplumun siyasi parti liderleri, Kıbrıslılara, planın daha iyi bir gelecek için kapı açtığını anlatmaları gerekir" ifadesini kullandı.
Kıbrıs'ta iki kesimdeki siyasi parti liderlerine referandumdan önce Strasbourg'a gelmeleri için yaptığı daveti yineleyen Schwimmer, referandumda olumlu sonuç çıkması halinde Avrupa Konseyi'nin elindeki bütün imkanları kullanarak BM planının uygulanması için gerekli her türlü yardıma yapmaya hazır olduğunu bildirdi.
KIBRIS 03/04/2004
Güvenlik Konseyi, taraflara "evet deyin" çağrısı yapacak
Annan Planı, BM Güvenlik Konseyi'ne sunuldu
Güvenlik Konseyi, taraflara "evet deyin" çağrısı yapacak
Kıbrıs sorununa çözüm getirmek amacıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan ve İsviçre'nin Bürgenstock kasabasındaki müzakerelerde tarafların referanduma götürme konusunda görüş birliğine vardıkları Kıbrıs planı, BM Güvenlik Konseyi'ne sunuldu.
Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto'nun, 9 bin sayfadan oluşan belgeyi konseye sunduğu belirtildi.
Bu arada, De Soto, konseyde yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak özellikle son dönemde meydana gelen gelişmeler hakkında açıklamalarda bulunuyor.
De Soto'yu dinlemek üzere yaptığı açık toplantının ardından danışmalarını kapalı kapılar ardında sürdürecek olan Güvenlik Konseyi'nin toplantı sonunda Kıbrıs ile ilgili bir başkanlık açıklaması yapması ve tarafları 24 Nisan'daki referandumda "evet" oyu kullanmaya davet etmesi bekleniyor.
Alvaro de Soto'nun, plan hakkındaki açıklamalarının ardından, planın referandumda kabul edilmesi halinde Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nde (UNFICYP) yapılması gereken değişiklikler konusunda da Konsey'e bilgi vereceği öğrenildi.
Barış Gücü takviye edilecek
Diplomatların verdiği bilgiye göre, BM tarafından, BM Kıbrıs Barış Gücü ( UNFICYP) ile ilgili olarak hazırlanan planlarda, Türk ve Yunan birliklerinin çekilmesine paralel olarak Barış Gücü'nün, adanın tamamında görev yapacak biçimde genişletilmesi ve görev süresinin uzatılması konusu yer alıyor.
Alvaro de Soto'nun, BM Güvenlik Konseyi'ne bilgi verdikten sonra, gazetecilerin sorularını cevaplandırması bekleniyor. UNFICYP, 1200 asker ve gözlemciden oluşuyor ve sadece ara bölgede görev yapıyor.
KIBRIS 03/04/2004
Tarih kitapları değişi
yorMilli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, ortaöğretimde okutulan Kıbrıs tarihi kitaplarının değiştirilmesi için çalışma başlattı
Tarih kitapları değişiyor
Lise ve ortaokullarda, "hatır gönül" ilişkileri çerçevesinde yıllarca okutulan Kıbrıs tarihi kitapları, tarihe karışıyor... Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'na bağlı Talim ve Terbiye Dairesi, ortaöğretimde okutulan Kıbrıs Türk tarihi programının değiştirilmesi ve kitaplarının yeniden yazılması için çalışma başlattı
l Talim ve Terbiye Dairesi Müdürü Dr. Hasan Alicik, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yasasında belirtilen genel amaçlar, toplumun gereksinimleri ve öğrenci merkezli öğreti anlayışı çerçevesinde Kıbrıs Türk tarihi program ve kitaplarının yeniden yazılacağını söyledi. Alicik, "Birey, çeşitli kültürler içerisinde kendi yerinin farkına varacaktır" dedi
Yeliz K. SARICA
Lise ve ortaokullarda, "hatır gönül" ilişkileri çerçevesinde yıllarca okutulan Kıbrıs tarihi kitapları tarihe karışıyor...
Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'na bağlı Talim ve Terbiye Dairesi, ortaöğretimde okutulan Kıbrıs Türk tarihi programının değiştirilmesi ve kitaplarının yeniden yazılması için çalışma başlattı.
Kıbrıs Türk tarihi program ve kitaplarının değiştirilmesiyle, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, topluma karşı sorumluluğunun farkında olan, bunları davranışa dönüştüren, barışçı ve haklarını korumasını bilen vatandaşlar yetiştirilmesini hedefliyor.
Talim ve Terbiye Dairesi'nin, eğitimde öğrenci merkezli bir anlayışla tüm yerel kitapları da gözden geçirmesi gündemde.
Tarih kitabı için komisyon oluşturuldu
Kıbrıs Türk tarihi programı ve kitaplarının değiştirilmesi için Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı bünyesinde komisyon oluşturuldu.
Komisyon, geçtiğimiz günlerde ilk oturumunu yaptı. Komisyonda, Talim ve Terbiye Dairesi Müdürü Dr. Hasan Alicik başkanlığında, Doğu Akdeniz Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Gül Barkay, Yakın Doğu Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Ali Erdal Özkul, Lefke Avrupa Üniversitesi öğretim görevlisi Meltem Onurkan Samani, talim terbiye kurulu uzmanı, bakanlık müfettişi, 2 ortaokul ve 2 lise öğretmeni görev alıyor.
Komisyon görevlileri, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Erbil Akbil'e nezaket ziyaretinde bulundu ve çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Yerel kitaplar gözden geçiriliyor
İlköğretim ve ortaöğretimde okutulan tüm yerel kitapların da yeniden gözden geçirileceği belirtildi.
Okullarımızda okutulan ve gözden geçirilecek olan yerel kitaplar şöyle:
Okul öncesi okullarda ; "Kavramları öğreniyorum", "Matematik öğreniyorum", "İlk bilgilerim çizgilerim" kitapları;
İlköğretimde; "İlköğretim trafik 1-2'nci sınıf", "ilköğretim trafik 3-4-5'inci sınıf", "Sosyal Bilgiler 4'üncü sınıf", Sosyal Bilgiler 5'inci sınıf", "Ülkemi Tanıyorum 3'üncü sınıf".
Ortaöğretimde; "Kıbrıs Tarihi orta 1-2-3'üncü sınıf", "Kıbrıs Coğrafyası orta 1-2'nci sınıf", " Kıbrıs Türk Mücadele tarihi Lise 1-2-3'üncü sınıf", "Kıbrıs Türk Tarihi Türk Dönemi".
Alicik: Tarih kitapları yeniden yazılacak
Talim ve Terbiye Dairesi Müdürü Dr. Hasan Alicik, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yasasında belirtilen genel amaçlar, toplumun gereksinimleri ve öğrenci merkezli öğreti anlayışı çerçevesinde Kıbrıs Türk tarihi program ve kitaplarının yeniden yazılacağını söyledi.
Alicik, yeni Kıbrıs tarihi kitaplarında, Kıbrıs Türk toplumunun varoluşundaki tarihi gerçeklerin bilincine varan, kendini toplumunu ve diğer toplum ve kültürlerini tanıyan, devlete ve topluma karşı sorumluluğunu bilen ve bunları davranışa dönüştüren, barışçı ve haklarını korumasını bilen vatandaşlar yetiştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Alicik, "Birey, çeşitli kü
ltürler içerisinde kendi yerinin farkına varacaktır" dedi.KIBRIS 03/04/2004
Türkiye "evet"te kararlı
Türkiye'de devlet ve hükümet yetkilileriyle iş çevreleri, Kıbrıs konusunda gelinen aşamadanve İsviçre zirvesinde alınan sonuçtan memnun... Türk halkının ezici çoğunluğu, Kıbrıs Türklerinin referandumda "evet"oyu vereceğine inanıyor...
Türkiye "evet"te kararlı
ARINÇ: GELİNEN NOKTA UMUT VERİCİ... TBMM Başkanı Bülent Arınç, İsviçre'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu planın, Türkiye ve KKTC'de de tartışılmaya başlandığını belirterek, "Ben gelinen noktayı ümit verici buluyorum ve referandumdan en hayırlı sonucun çıkmasını bekliyorum" dedi. Arınç, "Ümit ediyor ve arzuluyorum ki, Birleşik Kıbrıs Devleti, bundan sonra AB'de Türkiye'yi destekleye
n, Türkiye'nin de onu desteklediği yeni bir devlet olarak yerini alsın" diye konuştuGÜL: TÜRKİYE'NİN ÖNEM VERDİĞİ KONULAR DÜZELTİLDİ... Annan Planı'nda Türk tarafının önceliklerinin ortaya konduğunu ve bu öncelikler çerçevesinde değişikliklerin yapıldığını aktaran Gül, "Eminim ki planı inceleyen herkes, önem verdiğimiz konuların hepsiyle ilgili çok önemli değişiklikler yapıldığını açıkça görecektir. Dolayısıyla bu plan Türkiye'nin önem verdiği konuların düzeltildiği bir plan olmuştur" diye konuştu
SABANCI: TÜRKİYE, KUTLANMASI GEREKEN BİR İRADE GÖSTERDİ... TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı, Türk hükümetinin, Kıbrıs meselesinde kapsamlı bir siyasal ve toplumsal uzlaşmadan güç alarak gerçekten kutlanması gereken bir çözüm iradesi gösterdiğini belirterek, "Bu iradeyi göstermek, Kıbrıs Türk halkına egemenlik, refah ve mutluluk yolunu açmaya ve Türkiye'nin AB üyeliği pozisyonunu güçlendirmeye yönelik bir bakış açısıyla, inisiyatifi elinde tutma yaklaşımı sayesinde mümkün olmuştur." dedi
Türkiye'de devlet ve hükümet yetkilileriyle iş çevreleri Kıbrıs konusunda gelinen aşamadan ve İsviçre zirvesinde alınan sonuçtan memnun... Türk halkının ezici çoğunluğu, Kıbrıs Türklerinin referandumda "evet" oyu vereceğine inanıyor...
TBMM Başkanı Bülent Arınç, İsviçre'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu planın, Türkiye ve KKTC'de de tartışılmaya başlandığını belirterek, "Ben gelinen noktayı ümit verici buluyorum ve referandumdan en hayırlı sonucun çıkmasını bekliyorum" dedi.
Bülent Arınç, Manisa'da gazetecilerin, Kıbrıs görüşmeleriyle ilgili sorularını cevaplandırırken, Türkiye'nin görüşmelerde çok başarılı olduğunu söyledi.
Türk dış politikasındaki atak ve dinamik çalışmaların başarıyı getirdiğini ve bütün dünyanın dikkatini Türkiye'nin üzerinde topladığını belirten Arınç, 1 Mayıs 2004'e kadar Kıbrıs'ta yeni statünün ortaya çıkmasının beklendiğini belirtti. Arınç, "Ümit ediyor ve arzuluyorum ki, Birleşik Kıbrıs Devleti, bundan sonra AB'de Türkiye'yi destekleyen, Türkiye'nin de onu desteklediği yeni bir devlet olarak yerini alsın' dedi.
Planda ve uzlaşmada en son kararı halkın vereceğini kaydeden TBMM Başkanı Arınç, şunları söyledi:
"İki toplum da 24 Nisan'da referandum yapılacaktır. Bu referandumda Türk tarafının da, Rum tarafının da ne diyeceği önemlidir. Bizi ilgilendiren yönü, Kıbrıs'ta Türk soydaşlarımızın bu plana (evet mi, hayır mı) diyecekleridir. Karar, tamamen onlara aittir. Bizim onları teşvik etmemiz veya yönlendirmemiz düşünülemez. Kıbrıs halkı, Türk halkı yıllardır yaşadığı sıkıntı ve çektiği üzüntüleri biliyor. Kendilerine acil kalıcı bir barış temin ediyorsa, bu plana elbette (evet) oyu vereceklerdir. Aksi takdirde düşünürlerse,
bu da onların kararı olacaktır ve her zaman saygıyla karşılanacaktır."
İsviçre'deki müzakereler
Arınç, İsviçre'deki müzakerelerin ve son planın" ne getirip, ne götürdüğü" konusunda hükümetten TBMM'ye bilgi sunmasını istediğini ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştüğünü belirtti.
Bülent Arınç, "Kendileri bu talebi memnuniyetle karşıladılar. Önümüzdeki salı günü 6 Nisan'da Sayın Gül, mecliste bir konuşma yapacak, Kıbrıs konusundaki çalışmaları Millet Meclisi'ne, milletvekili arkadaşlara takdim edeceklerdir. Gruplar da ayrıca konuşma yapacaklardır. Ben gelinen noktayı ümit verici buluyorum ve referandumdan en hayırlı sonucun çıkmasını bekliyorum" dedi.
Kıbrıs sorunu ve AB yolu
Bülent Arınç, bir gazetecinin "Kıbrıs konusunda varılacak anlaşmanın Türkiye'nin AB yolunu açıp açmayacağına" ilişkin sorusuna da şu karşılığı verdi:
"Bildiğiniz gibi 24 Nisan'dan sonra bir haftalık sürede referandumdan evet çıkması halinde, TBMM'nin de onayı gerekmektedir. O bakımdan Türkiye'nin AB'ye üyelik noktasında müzakerelere başlaması, fevkalade kolaydır. Bununla da kalmaz, Türkiye'nin saygınlığı her noktada artar. Çünkü yıllardır süren bir sorunu bir şekilde çözümlenmiş olmasında en büyük pay, Türkiye'ye ait olacaktır. Çünkü bu müzakereleri Türkiye başlatmıştır. Müzakereleri Türkiye sonuçlandırmıştır. Bunun en büyük payı, Türkiye'nin uluslararası camiadaki saygınlığını artması olacaktır. AB, bunun sadece bir bölümüdür."
Gül: Cumhurbaşkanı Denktaş'ın planı
incelemek için vakte ihtiyacı var
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan Planı'nın son şeklini incelemek için vakte ihtiyacı olduğunu belirterek, tam olarak bilgilendirildiğinde onun da kanaatinin ortaya çıkacağını söyledi.
Gül, İsviçre'de çok özverili bir çalışma yapıldığını ve Türk ekibince olağanüstü bir gayret gösterildiğini söyledi.
Annan Planı'nda Türk tarafının önceliklerinin ortaya konduğunu ve bu öncelikler çerçevesinde değişikliklerin yapıldığını aktaran Gül, "Eminim ki planı inceleyen herkes, önem verdiğimiz konuların hepsiyle ilgili çok önemli değişiklikler yapıldığını açıkça görecektir. Dolayısıyla bu plan Türkiye'nin önem verdiği konuların düzeltildiği bir plan olmuştur" diye konuştu.
Denktaş'ın plana eleştirilerine ilişkin bir soru üzerine Gül, şüphesiz ki onun da vakte ihtiyacı olduğunu ve plandaki bütün bu değişiklikleri göreceğini, çalışacağını, değerlendireceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı'nın İsviçre'de olmadığını, ancak onun tam yetki verdiği iki kişinin, ayrıca kendisinin, çok iyi bir hukukçu olan esas danışmanının Bürgenstock'ta bulunduğuna dikkati çeken Gül, Denktaş'ın müzakereler süresince herkesle her gün görüştüğünü ve süreci yakından takip ettiğini ifade etti.
Denktaş'ın geçtiğimiz günkü açıklamalarında plan aleyhindeki sözlerine ilişkin olarak, "Onlarla ilgili henüz tam bilgilendirme ulaşmamış, ulaşınca kanaati ortaya çıkacaktır" ifadesini kullanan Gül, herkesin kanaatini ortaya koyacağını ve neticede kararı halkın vereceğini söyledi.
Derogasyonlar
Bakan Gül, derogasyonlar konusunda Türk tarafının tatmin olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine de, uyum senedi formülünün hemen devreye gireceğini, bütün AB ülkesi parlamentolarının onayıyla ilgili sürecin de hemen başlatılacağını belirtti.
Gül, geçen yılki Lahey görüşmelerinde müzakereler yapılmış olsaydı, bugün Türk tarafının elde ettiği sonuçlar, eğer müzakere edilip de o zaman elde edilseydi, 15 AB ülkesi parlamentosunun bunu onaylamış olacağını ve "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti"nin bu şekilde AB'ye girmiş olacağına dikkati çekti.
O zamanlarda bunun yapılmadığını ve dolayısıyla sorunun bugüne kaldığını ifade eden Gül, 1 Mayıs'a kadar 25 AB ülkesinin parlamentolarının bunu onaylamasının teknik olarak mümkün olmadığını belirterek, "Burada iki zırh peşindedir Türkiye. Birincisi, uyum senedi tamamen girecektir, öbürünün (Parlamentolarda onaylanması) gerçekleşmesi için de hemen işlem
ler başlatılacaktır. Yapılabilecek her türlü hukuki iş yapıldı" diye konuştu."Verheugen herhangi bir pazarlığa girmedi"
Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, Bürgenstock'ta Türk tarafının derogasyonlara karşılık olarak Karpaz'ı Rumlara vermeyi kabul ettiği ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen'in Rumlar adına müzakere yaptığı haberlerine ilişkin olarak da, "bunların hepsinin yalan olduğunu" söyledi.
"Tabii ki her türlü pazarlık yapılır. Biz Kıbrıs'ın tamamını almak isteriz, onlar da tamamını almak ister. Pazarlık yapılır, sonra da bir yerde durulur" diye konuşan Gül, Verheugen'in kendi daveti üzerine İsviçre'ye geldiğini ve müzakerelerin bir parçası olmadığını aktardı.
Gül, şöyle konuştu:
"Brüksel'de kendisine, başbakanlar geldikten sonr
a gelebilirsin dedim. Çünkü orada AB ile ilgili hususlar vardı. Bu konularla ilgili kendisinin de yapacakları vardı. Eğer Rum tarafı ve Yunanistan imza atmayı kabul etselerdi, o zaman imzalar atılırken Verheugen de AB adına imza atacaktı. Bizimle ya da herhangi bir grupla, Kıbrıs metniyle ilgili herhangi bir pazarlığa girmemiştir, zaten yetkisi söz konusu değildir. Ayaküstü olarak kendi fikirlerini söylemiş olabilir, onlar ayrıdır, ama kesinlikle müzakerelerin bir parçası olmamıştır."Gül: Annan Planı, Türkiye'nin önem verdiği
konuların çerçevesinde düzeltildi
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planının son şeklinin Türkiye'nin önem verdiği konuların düzeltildiği bir plan olduğunu söyledi.
Gül, İsviçre'de çok özverili bir çalışma yapıldığını kaydetti. Abdullah Gül, "Önceliklerimiz çerçevesinde değişiklikler yapıldı. Bu plan Türkiye'nin önem verdiği bir plan olmuştur" dedi.
Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın plan aleyhindeki açıklamalarına ilişkin olarak da Denktaş'ın henüz yeterince bilgilendirilmediğini tahmin ettiğini, KKTC heyetince bilgilendirildiğinde bu değişiklikleri göreceğinden emin olduğunu ifade etti.
Derogasyonla ilişkin bir soru üzerine de Gül, uyum senedi formülünün hemen devreye girec
eğini, hemen ardından da anlaşmanın AB parlamentolarında onaylanması sürecinin başlatılacağını kaydetti.Gül, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'i İsviçre'ye kendisinin davet ettiğini belirterek, AB yetkilisinin Kıbrıs metniyle ilgili herhangi bir pazarlığa girmediğini ve müzakerelerin bir parçası olmadığını bildirdi.
Abdüllatif Şener: Çözüme yaklaşılması
önemli bir kazanım ve gelişmedir
Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Kıbrıs'ta referandum aşamasına gelinmiş olmasını önemli bir gelişme olarak niteleyerek, "Kıbrıs sorununun çözümüne yaklaşılmış olmasını önemli bir kazanım ve gelişme olarak görüyorum" dedi.
Akdeniz Üniversitesi tarafından düzenlenen bir konferansta konuşmak üzere Antalya'ya gelen Başbakan Yardımcısı Şener, Büyükşehir Belediye Başkanı Türel'i ziyareti sırasında bir gazetecinin sorusu üzerine, Kıbrıs sorunuyla ilgili Newyork ve İsviçre'deki gelişmeleri özetledi ve son olarak BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın boşluklarını doldurarak hazır
ladığı metnin 24 Nisan'da Rum ve Türk tarafında referanduma sunulacağını anlattı.Abdüllatif Şener, referandumun ardından çıkan metnin hukuki işlerliğinin olması için Türkiye parlamentosundan uluslararası anlaşma olarak geçmesi gerektiğini bildirdi. Şener,
şöyle devam etti:"Referanduma sunulacak metin belli oldu. Şimdi önümüzdeki süreçte referandum vardır. Bu sorunun mutlaka çözülmesi gereken boyutları vardır. Bu sorun, Yunanistan ve Türkiye açısından uluslararası arenada sürekli gündeme gelen bir konudur. Geldiğimiz nokta itibariyle Kıbrıs sorununun çözümüne yaklaşılmış olmasını önemli bir kazanım ve gelişme olarak görüyorum.
Bundan sonraki süreç içerisinde sorunun tamamıyla çözümlenmesini umut ediyorum. referandumun hem Rum hem de Türk tarafında olumlu neticelenmesini bekliyorum. Netice itibariyle Birleşik Kıbrıs
Cumhuriyeti olarak tek bayrak, ortak marş, iki kesimliliğin ve garantilerin korunduğu bir Kıbrıs'ın herkes açısından dünya barışına katkı sağlayacağına inanıyorum."
"Denktaş ve Talat'tan büyük
katkı"Şener, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, sorunun çözümüne katkı koymadığı yolunda görüşler bulunduğu sorusunu üzerine şöyle konuştu:
"Sayın Denktaş konuya ilişkin olarak bakış açısını ifade etmektedir. Her konuya, herkesin aynı yerden, aynı şekilde bakacağı düşünülemez. Farklı değerlendirmeler, farklı yaklaşım tarzları her zaman olabilir. Bu bir yaklaşım tarzıdır. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bugüne kadar olan süreçte sorunun çözümüne büyük katkı sağlamışlardır."
Baş
bakan Yardımcısı Şener, bir başka gazetecinin Rum tarafında referanduma "hayır" denilmesi halinde KKTC'ye uygulanan ambargo konusunda olumlu bir gelişme sağlanıp sağlanmayacağı şeklindeki sorusuna ise şu cevabı verdi:"Şu anda iki ayrı devlet var. KKTC 1983'te bağımsızlığını ilan etti. Ama KKTC'yi şu ana kadar tanıyan devlet olmamıştır. KKTC'ye yönelik resmi spor müsabakalarına varıncaya dek bir ambargo uygulanıyor. KKTC Türk'ü pasaport sahibi olamıyor. Böyle bir ortamda Türkiye sorunun çözümlenebilmesi i
çin tüm iyi niyetini göstermektedir. Bu iyi niyet gösterisinden ve olumlu adımlardan sonra Rum tarafından kaynaklanan sorunlar çıkarsa elbette Türkiye olarak bizim elimiz güçlenecektir. Artık dünyanın bu konuda takındığı tavır Türkiye lehine değişim gösterecektir ve bu konuda Türkiye açısından mesafe alınması mümkün olabilecektir."TC Devlet Bakanı Mehmet Aydın: Kıbrıs
sorunu genel bir devlet politikasıdır
Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan Türkiye Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Almanya'da yaşayan Türklere, Kıbrıs sorununun genel bir devlet politikası olduğunu söyledi.
Almanya'da Türkevi'nde Türk toplum temsilcileriyle yaptığı sohbette, Kıbrıs sorununa da değinen Aydın, "Kıbrıs sorunu genel bir devlet politikasıdır. Bu konuda rahat olun. Görüşmelerde masayı terk eden taraf Türkiye değildir. Türkiye çok yönlü dinamik bir dış politika izlemektedir. Dışişleri Bakanlığı'nda çok iyi yetişmiş, konuları en ufak ayrıntısına kadar bilen çalışma arkadaşlarımız var. Bilgi ve belgelerle hareket ediyoruz. İsviçre'de de
ne kadar hazırlıklı olduğumuzu gösterdik" dedi.Ömer Sabancı: Hükümet, Kıbrıs meselesinde
kutlanması gereken bir çözüm iradesi göstermiştir
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı, AKP hükümetinin Kıbrıs konusunda ortaya koyduğu çözüm iradesini kutladı
.Sabancı, Bandırma'da düzenlenen, "Sanayici ve İşadamları Dernekleri (SİAD) Platformu Başkanlar Kurulu Toplantısı"nda, birçok açıdan önemli bir dönemden geçildiğine işaret ederek, Kıbrıs müzakerelerinin kritik bir aşamada olduğunu, istikrarlı ve dengeli bir yönetimin devamı açısından çok önemli bir kilometre taşı olan yerel seçimlerin geride bırakıldığını, ancak ülkenin önünde hala ciddi gündem maddeleri bulunduğunu kaydetti.
"Kıbrıs'ta kutlanması gereken çözüm iradesi"
Sabancı, uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin, dört yanındaki sorunların çözümünde inisiyatifi eline alan bir tutum benimsemesinin zorunlu olduğunu, Kıbrıs konusunda gösterilen yaklaşımın da, bunun en güzel örneği olarak gösterilebileceğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Hükümet, Kıbrıs meselesinde kapsamlı bir siyasal ve toplumsal uzlaşmadan güç alarak gerçekten kutlanması gereken bir çözüm iradesi göstermiştir. Bu iradeyi göstermek, Kıbrıs Türk halkına egemenlik, refah ve mutluluk yolunu açmaya ve Türkiye'nin AB üyeliği pozisyonunu güçle
ndirmeye yönelik bir bakış açısıyla, inisiyatifi elinde tutma yaklaşımı sayesinde mümkün olmuştur."Ahmet Aksu: Biz, Türk delegasyonunun
en iyisini yaptığına inanıyoruz
Türkiye'deki Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu, Kıbrıs konusunda gelinen noktayı değerlendirirken, "Biz Türk delegasyonunun en iyisini yaptığına inanıyoruz" dedi.
Aksu, yaptığı yazılı açıklamada, adada barış ve birleşmenin artık iki toplumun özgür iradesine bırakıldığını ve sonucun, 24 Nisan'da halk oylamasında belli olacağını belirtti.
"Türk delegasyonunun en iyisini yaptığına" inandıklarını ifade eden Aksu, ancak uluslararası ilişkilerde bazen detayların, genelden daha büyük önem taşıdığını, hükümetin artık bu kriteri esas alması gerektiğini kaydetti.
KIBRIS 03/04/2004
Denktaş: Ben bu
plana 'hayır' derimKKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı'nın olumsuzluklarını göz önünde bulundurduğunda, plana "hayır" diyeceğini ve neden "hayır" diyeceğini de halka açıklayacağını söyledi.
Devleti ve egemenliği koruma yemini olduğunu ve halka yol gösterme sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Denktaş, halka, Annan Planı'nı 'kabul edin'' deme zorunluluğu olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC'den yayın Avrasya Radyo ve Televizyonu'nda (ART) yayımlanan "Kamuoyu" programında yaptığı açıklamada, Annan Planı'nın, Türkiye'yi Kıbrıs'tan çıkaran bir plan olduğunu belirtti.
Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın, kendisinden, referandum sürecinde ''tarafsız olmasını'' istediğinin anımsatılması üzerine, Annan Planı konusundaki tavrını, gerekçesiyle birlikte halkına söylemekle mükellef olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
''Mal-mülk konusunda perişanlık yaratan, garantileri zaman içinde kaldıran, deragasyonları sadece şu kadar yıl kabul edip, ondan sonra bizim koruyucu tedbirlerimizi sıfırla çarpıp ortadan kaldırmak suretiyle bizi eskiye götüren bir planı 'kabul ediniz' demek mecburiyetim yoktur.''
Referandum sürecinde bir fikir mücadelesinin yapılacağına işaret ederek, kimsenin işi kavgaya götürmemesini, medeni bir şekilde davranılmasını isteyen Denktaş, ''Herkes hangi fikri benimsiyorsa istediği şekilde fikrini beyan etsin, ama kimse işi kavgaya, sövüşmeye, darbeye, taşkınlığa götürmesin. Çünkü kardeşiz. Çünkü bu adada yaşayacağız. Çünkü Rum'un karşısında yumruk gibi olmalıyız. Onlar yumruk gibidir
ler'' dedi.''DEVLETTEN YANA TARAFIM''
''Tarafsız ol'' çağrısının partilerarası seçimlerde olacağını, kendisinin devletten yana taraf olduğunu kaydeden Denktaş, şöyle devametti:
''Ama bu 'Devlet ortadan kalksın mı, Türkiye'nin garantisi sona gelsin mi, bizim talep ettiğimiz koruma tedbirleri (derogasyonlar) daimi olarak kalsın mı yoksa bir süre sonra ortadan kalksın ve Kıbrıs, 1963'ten evvelki Kıbrıs haline gelsin mi? Toprak konusunda yaratılan harabiyet kabul edilsin mi?' bütün bunlar gündemdedir. Ve ben
im değerlendirmeme göre, Kıbrıs Türkü'nün, Miçotakis'in deyimiyle, bu plan kabul edildiği takdirde Kıbrıs'ta 10 yıl içinde Ada'dan çekilip gitmesi bahis konusudur. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumda, ben bu plana 'hayır' derim. Ve halkıma da niçin 'hayır' dediğimi anlatmak görevim olur.''Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soru üzerine, Türk Hükümeti ile aralarında mesafe olmadığını, ancak Türk Hükümeti'nin konuya bakış açısının kendilerinden biraz farklı olduğunu belirterek, ''Kıbrıs Türkü, bugün kaderini tayin aşamasına gelmiş bulunuyor. Anavatanlarını arkalarında görmek ister'' dedi.
(aa)
HURRIYET 03/04/2004
Evete kadar referandum
|
İngiliz The Guardian Gazetesi, 24 Nisanda yapılacak referandumda Kıbrısın iki kesiminden de Annan planına HAYIR çıkması halinde Aralıktaki AB zirvesi öncesinde ikinci bir halk oyu yapılabileceğini öne sürdü.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrısta taraflara sunduğu planın 24 Nisanda yapılacak halk oylamasında, iki taraftan da olumsuz sonuç çıkması halinde, Aralıktaki AB zirvesi öncesinde yeni bir referandum daha yapılabileceği belirtildi. DANİMARKA ÖRNEĞİ İşte bu nedenle diplomatik çevreler, Kıbrıslı Türkler ve Rumların Annan Planına hayır demeleri halinde gizli olasılık planları hazırlıyorlar. Ancak Guardianın başvurduğu bazı diplomatik çevreler, Türkiyenin AB ile müzakere görüşmeleriyle ilgili kararının alınacağı Brüksel zirvesinin hemen öncesinde ikinci bir referandum yapılmasına karşı çıkabileceklerini de belirtiyorlar. İsveç ve Danimarkada da AB üyeliği kabul edilene kadar referandum yapılmıştı. O zamana kadar Kıbrıslı Rumlar, AB üyesi olmuş olacak ve topluluğun sağladığı haklar ve faydalardan yararlanabilecekler. Karşı tarafta, Türklerin, bu süreçte ABye girebilmek için planda değişikliklere onay verebileceği umudu bulunuyor. Kıbrıs medyasında bu konu tartışma konusu olurken, iki taraftan da evet oyu çıkmasını umut eden AB ve BM yetkilileri resmi açıklamalarında ikinci bir şansın bulunmadığıın savunuyorlar. Nitekim ABnin Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Günter Verheugen, Yakın gelecekte yeni bir fırsat penceresinin açılacağına kimse inanmıyor diyor. EOKADAN HAYIR 1955 yılında kurulan EOKA örgütünün Türklere karşı silahlı faaliyetlere başladığı 1 Nisanın yıldönümü nedeniyle yapılan törenlerde Ohi yani hayır yazılı pankartlar vardı. |
HURRIYET 03/04/2004
Başkentler planı değerlendiriyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın İsviçrede yapılan dörtlü Kıbrıs görüşmelerinin sonunda sunduğu plan dört başkentte değerlendiriliyor.
HURRIYET 03/04/2004
Rumların son anda aldığı
iki tavizNur BATUR/ATİNA
Rum lideri Tasos Papadopulosun Bürgenstockta son dakikada BM Genel Sekreteri Kofia Annanla yaptığı sert pazarlıkta bazı tavizler kopardığı ortaya çıktı.
2007de asker sayısı gözden geçirilecek
HURRIYET 03/04/2004
Son Annan Planı
Sedat ERGİN yazıyor
İsviçredeki Kıbrıs maratonu sonunda Türkiye masadan çözüm isteyen taraf olarak kalktı. 24 Nisandaki referandumda son kararı Kıbrıs Türk ve Rum halkları verecek. BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Ya çözümsüzlük ya bu çözüm sözleriyle sunduğu Annan Planı, Kıbrısa yeni bir düzen getiriyor.
2 resmi dil 4 bayrak 3 milli marş
HURRIYET 01/04/2004
Mal-mülk konusunda Türklerin dediği oldu
Sedat ERGİN yazıyor
Türk toplumunda evimiz elden mi gidiyor korkusu yaratan belirsizlik, son Annan Planıyla giderildi. Yeni modelin temel mantığı Rumlara bırakılacak taşınmazların, kuzeydeki mülklerinin üçte birini geçemeyeceği şartına dayanıyor. Kalan üçte ikilik bölüm ise tazminat ya da takasla karşılanıyor.
ANNAN Planı üzerinde yapılan son değişikliklerde Türk tarafının en çok kazançlı çıktığı bölümü Kıbrıslı Türk ve Rumların 1974 sonrasında geride kalan mal ve mülklerinin düzenlenmesi başlığı oluşturuyor.
1974 sonrasında yaklaşık 150 bin Rumun güneye göç ettiği, 60 bin kadar Türkün de kuzeye geçtiği dikkate alınırsa, bu başlık Türklere kıyasla Rumlar açısından daha büyük bir hassasiyet yaratıyor.
Üçüncü taslağın Türk tarafında yarattığı en büyük rahatsızlık konularından biri, mal ve mülk konularında içinden çıkılması neredeyse imkánsız olan son derece karmaşık ve belirsizliklerle dolu bir sistem getirmesiydi.
Bu sistem, her Rumun 1974 sonrasında kuzeyde bırakmış olduğu mal ve mülkün üzerindeki mülkiyet hakkını (aynı hak Türklere de tanınıyor) öne sürebilmesini kabul ederken, mülklerin Rumlara devrinde ciddi bir sınırlama getirmiyordu.
RUMLAR, MÜLKÜN ÜÇTE BİRİNİ ALACAK
Bu durum, 2020li yılların ortalarına gelindiğinde, Rumların muhtelif mekanizmalarla kuzeydeki mülklerin çok önemli bir bölümünü kendi envanterlerine geçirmelerine yol açabilecekti.
Ayrıca, güneydeki ve kuzeydeki mülklerin takasında uygulanacak eşdeğer sisteminin işleyişindeki kıstaslar belirgin bir şekilde Rumların lehine işliyordu.
Sonuçta, çözümden sonra kuzeydeki toprakların ve konutların ne kadarının Rumlara geri döneceği belli değildi ve bu durum Türk toplumunda evimizden mi oluyoruz? tedirginliğine yol açmıştı. Bu kaygılar, referandumda Annan Planının reddedilmesi olasılığını da güçlendiriyordu.
PANDORANIN KUTUSU OLMAKTAN ÇIKTI
BMnin nihai planı, mülkiyet düzenlemelerini üçüncü taslakta olduğu gibi Pandoranın kutusu olmaktan çıkarıyor ve en azından eskisi gibi karmaşık olmayan yalın ve Türk toplumunun kaygılarını önemli ölçüde hafifleten farklı bir sisteme oturtuyor.
Yeni modelin temel mantığı, Rumlara bırakılacak olan taşınmazların kuzeydeki mülklerinin üçte birini geçemeyeceği gibi bir tavanın getirilmesine dayanıyor. Kalan üçte ikilik bölüm ise ya tazminat yoluyla kapatılıyor ya da güneyde kalan Türk taşınmazları ile kuzeyde kalan Rum taşınmazları takas yöntemiyle mahsup ediliyor.
Bonoları Tazminat Kurulu çıkartacak
BU sistemin işleyişinde, kuzeydeki mülklerini geri alacak olan Rumların geri alacakları müklerin oranı hiçbir şekilde toplam Rum mülklerinin üçte birini geçmeyecek, kotanın dolması halinde tazminat ve takas yöntemleri işylemeye başlayacak.
Tazminat sistemi, oluşturulacak bir Tazminat Kurulu tarafından yürütülecek. Bu mali operasyon için gerekli miktarın 10 milyar dolara kadar çıkabileceği hesaplanıyor. Bunun üstüne çıkan rakamlar da telaffuz ediliyor. Bu fonun ABD, AB ülkeleri ve uluslararası finans kuruluşları tarafından finanse edilmesi tasarlanıyor.
ÖNCE EKONOMİ SONRA YABANCIYA ARSA SATIŞI
1974 sonrasında mülkü geride kalanlarla ilgili bütün anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulduğunu varsayalım. Peki, Rumlar ya da başka AB ülkelerinin vatandaşları, Türk bölgesinde satın alma yoluyla mal ve mülk edinebilecekler mi?
Bu takdirde, ekonomik açıdan Türk tarafına kıyasla çok daha güçlü olan Rumlar, çok kısa zamanda Türk bölgesindeki toprakların önemli bir bölümünü kendi mülkiyetlerine geçiremezler mi?
15 YIL İÇİNDE RUMLAR KUZEYDE MÜLK EDİNECEK
Annan Planının nihai metninde getirilen bir yenilik, Türk tarafının bu alandaki kaygılarını önemli ölçüde gideriyor. Bu yenilikle, Türk Federe Devletine, taşınmazların yabancılara satışı konusunda ciddi bir moratoryum imkánı getiriyor.
Buna göre, kuzeydeki Türk oluşturucu devletinde kişi başına düşen milli gelir Rum tarafındaki gelirin yüzde 85ine ulaşıncaya kadar ya da en geç 15 yıl içinde Rumların ya da AB vatandaşlarının Kuzey Kıbrısta mülk edinme hakları Türk tarafınca sınırlanabilecek.
EN ERKEN 2019DA EV YA DA ARSA ALINABİLECEK
Bir başka deyişle, Rumlar ve diğer AB vatandaşları muhtemelen en erken 2019 yılından itibaren kuzeyde arsa ya da ev satın almaya başlayabilecekler. Ancak Kıbrıslı Türkler, bu tarihe kadar ekonomik açıdan güçlü bir konuma geleceklerinden, bu dalgayı göğüsleyebilmeleri kolaylaşacak.
HURRIYET 03/04/2004
Ruma ait evleri boşaltma yolları
Sedat ERGİN yazıyor
10 YIL ŞARTI
HURRIYET 03/04/2004
| Rumların kotalarında Türk tarafı kazançlı | |
|
Sedat ERGİN yazıyor BMnin 3. taslağı, güneyden gelip kuzeye yerleşecek olan Rumların 15 yıllık geçiş dönemi sonuna kadar (yani 2019 yılında) kuzeydeki oluşturucu devletin nüfusunun yüzde 21ini geçemeyeceğini öngörüyordu. Bu sürenin sonunda geçişlere ilişkin sınırlayıcı tavan olduğu gibi kalkıyordu. Taslağa göre, ayrıca Rumların kuzeye dönüşü ancak ilk altı yıldan sonra başlayacaktı. Ayrıca, A) Karpazdaki özel bölgeye dönecek olan Rumlarla, B) 1974ten sonra güneye göç etmiş ve bugün yaşı 65 üstünde olan Rumların kuzeye dönüşlerine herhangi bir sınırlama getirilmiyor, dönüşlerinin ilk iki yıldan sonra başlayabileceği belirtiliyordu. DÖNÜŞ YAPACAK RUMLARA KONTENJAN SINIRLAMASI BMnin geçen çarşamba akşamı taraflara verdiği nihai metinde, kuzeye geçecek Rumların geçiş dönemindeki oranı yüzde 21den 18e indirilerek Türk tarafı belli ölçülerde tatmin edildi. Ancak, moratoryum süresi üçüncü taslaktaki 6 yıldan bir yıl geriye çekilerek 5 yıla indirildi. Bu arada, üçüncü taslakta 15 yıllık geçiş dönemi bittikten sonra kuzeye yerleşecek olan Rumların sayısı ucu açık tutulurken, Türk tarafının bu geçişlere sınır getirilmesi yolundaki talebi kabul gördü. Buna göre, geçiş dönemi sonunda kuzeye gelip yerleşebilecek olan Rumların oranı, Türk devleti nüfusunun üçte birini aşamayacak. Bu sınırlama, planın mal ve mülk düzenlemeleriyle ilgili bölümünde getirilen Rumlar, 1974te geride bıraktıkları mülklerinin en çok üçte birini geri alabilirler şeklindeki hükümle de uyumlu gözüküyor ve planın mantığıyla örtüşüyor. RUMLARIN DÖNÜŞÜ, AB TAM ÜYELİĞİ İLE İRTİBATLANDI Bu başlıkta getirilen bir diğer düzenleme, yine Türk tarafını tatmin etmeyi amaçlıyor. Üçüncü taslakta, Rumların kuzeye dönüşleriyle ilgili geçiş dönemi 15 yıl olarak gösterilirken, son metinde geçiş dönemi ya 19 yıl ya da Türkiyenin AB tam üyeliği gerçekleşinceye kadar şeklinde bir ifadeyle tanımlandı. Buna karşılık, Karpaz sakinleri ve 65 yaş üstündeki Rumların yüzde 15lik ana kotaya dahil edilmesi yolundaki Türk talebi kabul görmedi. Ancak, geçiş döneminde kuzeye gelen Rumların herhangi bir köy ya da kasabada nüfuslarının ulaşabileceği oranlar aşağı çekilerek Türk tarafına ek bir esneklik gösterildi. Örneğin, üçüncü taslakta yedinci yıl ile onuncu yıl arasında bir köyde Rumların nüfusunun yüzde 7yi aşmayacağı belirtilirken, dördüncü metinde altıncı yıl ile dokuzuncu yıl arasında bu oran yüzde 6ya indirildi. Bu bölümdeki nihai düzenlemelerde her iki tarafa da ödünler verilmesine karşılık, son tahlilde Türk tarafının daha kazançlı çıktığı söylenebilir. Özellikle geçiş dönemi sonrasında kuzeye gelecek Rumların sayısına kesin bir tavan getirilmiş olması, en önemli kazanım olarak gösterilebilir. |
|
HURRIYET 03/04/2004
Kár-zarar analizi
Sedat ERGİN yazıyor
Annan Planının 3. taslağı ile 4. nihai metin arasında ne gibi farklar var? Türk tarafı istediği iyileştirmeleri ne ölçüde metne koydurabildi? Rum tarafı kendi açısından ne gibi artılar elde etti? Bu soruların yanıtlarını şöyle irdeleyebiliriz:
Senatörlerde Türk-Rum sayısal eşitliği
ANNAN Planının 26 Şubat 2003 tarihinde masaya konulan üçüncü şeklinin Türk tarafı açısından en sakıncalı bölümlerinden biri, 48 sandalyeli Senatoda taraflar arasındaki sayısal eşitliğin iki toplum değil, iki oluşturucu devlet arasında tanımlanmış olmasıydı.
Görünüşte iki taraf arasında 24-24 eşitlik var gibi gözükse de, uzun dönemde sayısal eşitlik Rumlar lehine bozulacaktı. Çünkü, Türk oluşturucu devlete belli kotalar içinde yerleşecek olan Rumlar, belli bir süre içinde seçme ve seçilme haklarını, bu çerçevede senatör seçilebilme ehliyetini de kazanacaklardı. Bu durumda zamanla Senatodaki sayısal üstünlüğün Rumlara geçmesi kaçınılmazdı.
Türk tarafı, BMye ilettiği listede bu sakıncayı bertaraf etmek için senatörlerin etnik temeller üzerinde iki toplumluluk esasına göre dağıtılmasını, yani Senatonun 24 Türk ve 24 Rum üyeden oluşmasını istedi. Bu talep kabul gördü ve metne Senato, eşit sayıda Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk senatörden oluşur ifadesiyle girdi. Bu ekleme, Türk tarafının pazarlıktaki en stratejik kazançlarından birini oluşturuyor.
Senatodaki veto yetkisinin kuvvetlenmesi
ÜÇÜNCÜ taslak, Senatodaki karar alma mekanizmasının işleyişinde şu sistemi getirmişti: Karar alınabilmesi için basit çoğunluk yeterli oluyor, ancak ayrı ayrı her iki tarafın senatörlerinin dörtte birinin karara katılması şartı aranıyordu.
Bu durumda Türk oluşturucu devletini temsil eden 24 senatörden 6sının Rum tarafının getirdiği bir karar tasarısına olumlu oy kullanması, kararın geçmesi için yeterli oluyordu. Bir başka deyişle, Türk senatörler arasında görüş ayrılığı çıkması ve Türk bölgesinden küçük bir partinin 6 senatörünün topluca Rumlarla birlikte davranması halinde Türk çoğunluk (örneğin 18 senatör) bu kararı engelleyebilecek bir anayasal araçtan yoksun kalıyordu.
Türk tarafı, bu sakıncayı gidermek için BMnin geçmişte hazırladığı muhtelif çözüm planlarında emsalleri olduğu (ve 1960 Anayasası) üzere karar yeterliği için 24 Türk senatörden 6sının değil, en az 13ünün lehte oy kullanması koşulunun getirilmesini istedi. Ancak bu talep müzakereler sırasında kabul görmedi. Bu durumda, Senatodaki Türk çoğunluğun Rumların herhangi bir karar tasarısını tehlikeli görüp engellemek istemesi halinde, büyük bir uyum içinde davranması gerekecek. Bir anlamda veto yetkisinin işleyebilmesi için toplam 24 üyeden 19unun birlikte hareket etmesi şart.Buna karşılık aynı mekanizma teorik olarak ters yönden Türk tarafının lehine de işleyebilir. Şöyle ki; 24 Türk üye topluca hareket ederek bir karar tasarısı sunar ve Rum tarafından 6 senatör Türk tarafıyla birlikte haraket ederse, bu karar da rahatlıkla kabul edilir.
Konseydeki Türk üyeleri kim seçecek
ÜÇÜNCÜ taslak, Başkanlık Konseyi üyelerinin Senato içinden seçilmesini öngörürken şu düzenlemeyi getiriyordu:
A) Konsey üyeleri Senato tarafından özel çoğunlukla seçilir. Özel çoğunluk, Senatodaki her iki kanadın da en az beşte ikisinin oyunu zorunlu kılıyor. Yani, en az 10 Rum ve en az 10 Türk senatörün bu seçime katılması gerekiyor. B) İkinci aşamada 48 üyeden 12sinin Türk, 36sının Rum olduğu alt meclis, yani Temsilciler Meclisinin çoğunluğu tarafından onaylanıyor. Burada getirilen seçim mekanizması, Rumları da Başkanlık Konseyinin Türk üyelerinin seçiminde belli ölçülerde söz sahibi yapıyor. Teorik olarak özellikle Senatoda Türk üyelerin bu oylamada kendi aralarında anlaşmazlığa düşmeleri halinde Rumların belirleyici olabilmelerine kapıyı aralıyor.
Örneğin, nitelikli oylamada 10 Türk senatörün Rumlarla birlikte hareket etmesi halinde Senatodaki Türk çoğunluğun istediği kişileri seçebilmesinin önü kesilebilir.
İşte, ileride ortaya çıkabilecek bu gibi olumsuzlukları gidermek üzere Türk tarafı, Türk üyelerin yalnızca Türk parlamenterler arasından seçilmesini talep ediyordu. Bu talep kabul görmedi ve muhtelif görüşmelerde Kendinize güvenmiyor musunuz? yanıtı verildi.
Haritadaki sınır düz çizgi haline gelmedi
TÜRK tarafının önemli bir şikayeti, Annan Planında getirilen haritada Türk ve Rum oluşturucu devletlerini ayıran sınır çizgisinin girintili çıkıntılı olmasıydı.Sınır çizgisi, bir elin parmakları gibi Türk tarafına doğru birden çok girme yapıyor. Bu durum, girmelerin arasında kalan Türk köylerinin birbirleriyle bağlantılarının kısmen kesilmesine yol açıyor. Bu girmeler nedeniyle Rum bölgesi Türk bölgesindeki Magosa-Lefkoşa karayolunu tam üç noktada kesip, yukarı doğru uzanıyor. BM, çözüm olarak Türk tarafının kontrolündeki karayolunun Rum bölgesi tarafından kesildiği aralıklarda alt geçit ya da üst geçitler yapmayı planlıyor.
Bunun sonucu Magosadan otomobiliyle yola çıkan bir sürücü, Lefkoşaya kadar olan yaklaşık 60 kilometrelik yolu katedebilmek için en az üç kez Rum topraklarının ya altından ya da üstünden geçmek zorunda kalacak. Türk tarafı, müzakereler sırasında bu girinti ve çıkıntıların düzeltilerek sınırın mümkün olduğunca düz bir çizgi haline getirilmesini istedi. Ancak bu talebin karşılanması mümkün olmadı. Bunun muhtelif nedenleri var: Birincisi, KKTCye kalacak yüzde 28.6lık toprak oranını tutturabilmek bir yer geri alınırsa, karşılığında başka bir yerin Rumlara verilecek olması. Ancak, bunu mümkün kılacak fazla bir alan derinliği yok. Ayrıca, bu yola gidilirse eskiden beri Türk yerleşim bölgesi olan bazı köylerin Rum bölgesine bırakılması gerekebilir. Bir başka deyişle, bu talebin karşılanabilmesi pratik açılardan kolay değildi.
HURRIYET 01/04/2004
| Konseyde görüş ayrılığı olursa | |
|
Türk tarafının olumlu karşılık görmeyen bir başka talebini, Federal Devletin yürütme organı olan Başkanlık Konseyindeki veto yetkisi oluşturuyor. Üçüncü taslakta, dördü Rum, ikisi Türk olmak üzere 6 üyeden oluşacak olan Başkanlık Konseyinde karar alınabilmesi yine basit çoğunluk esasına dayandırılmıştı. Karar yeterliliği için ek koşul olarak, iki Türk üyeden birinin karara katılması zorunluluğu getirilmişti. Türk tarafı, karar yeterliği için her iki Türk üyenin de ortak oyunun aranması koşulunda ısrar etti. Buna karşılık, nihai metin, bu başlıkta Türk tarafının sakıncalı gördüğü eski düzenlemeyi koruyor. Nihai metin, konsey üyelerinin sayısını altıdan dokuza çıkartıyor ve iki taraf arasında 3/6 olmak üzere dağıtıyor. Ancak konseye sonradan dahil edilen ve iki taraf arasında 1/2 dağıtılan yeni üyelerin oy hakkı olmayacağı için yukarıdaki oylama kalıpları genişlemeden etkilenmiyor. |
|
HURRIYET 01/04/2004
Güvenlik garantisinde tatmin edici formül
Sedat ERGİN yazıyor
BM, üçüncü taslağında güvenlik garantisinde şu sistemi getiriyordu: A) Türkiye, tohrak ödünlerinin tamamlanacağı ilk üç yıllık bölümün sonuna kadar yaklaşık mevcut 36-37 binlik askeri gücünü aşamalar halinde 6 bine indirecek ve ardından B) Türkiye ABye tam üye olduğu tarihe kadar 6 bin asker adada kala
caktı. Tam üyelikle birlikte, Türk askerlerinin sayısı sıfırlanacaktı.HURRIYET 01/04/2004
Kıbrıs'ın FBI'ı kuruluyor
PLANIN ADALETİ
Annan Planı, federal ve oluşturucu devlete mensup eşit sayıda polis personelinden oluşan ve Federal Başsavcı'ya bağlı olarak çalışacak bir Ortak (Federal) Soruşturma Örgütü (FSÖ) kurulmasını da öngörüyor. Söz konusu örgüt, tasarım olarak ABD'de bütün eyaletler üzerinde yetkili olan FBI benzeri bir modeli öngörüyor.
ANNAN Planı, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde iç güvenliği sağlamak üzere üç ayrı örgütün kurulmasını öngörüyor. A) Federal düzeyde görev yapan ve sınır güvenliği ile koruma hizmetlerinden sorumlu FEDERAL POLİS, B) Oluşturucu devletlerin güvenliğini sağlayan OLUŞTURUCU DEVLET POLİSİ ve C) Hepsinin üstünde yer alan, geniş yetkilerle donatılmış federal düzeydeki ORTAK SORUŞTURMA ÖRGÜTÜ.
Planda her üç örgütün de işbirl
iği içinde olmaları öngörülüyor.Oluşturucu Devlet Polisi, her iki kesimde nüfus oranına paralel bir büyüklüğe sahip olacak. Buna karşılık gerek Federal Polis, gerek Federal Soruşturma Örgütü'nde iki kesim eşit sayıda personelle temsil edilecek.
Ayrıca, Federal Polis Başkanı ve Federal Polis Başkanvekili ile Ortak Soruşturma Örgütü Başkanı ve Ortak Soruşturma Örgütü Başkanvekili aynı oluşturucu devletten gelemeyecek. Birinin başında Rum olursa, diğerinin başında muhakkak diğer kesimden bir şef bulunac
ak.ŞİDDETE HOŞGÖRÜ YOK
Annan Planı, federal ve oluşturucu devlete mensup EŞİT sayıda polis personelinden oluşan ve Federal Başsavcı'ya bağlı olarak çalışacak bir Ortak (Federal) Soruşturma Örgütü (FSÖ) kurulmasını da öngörüyor. Söz konusu örgüt, tasarı
m olarak ABD'de bütün eyaletler üzerinde yetkili olan FBI Federal Bureau of Investigation/Federal Soruşturma Bürosu benzeri bir modeli öngörüyor.Örgüt, terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve organize suçlarla mücadele edecek. Ayrıca örgüt, talep üzerine federal ya da oluşturucu devlet polisi hakkındaki görevi suiistimal iddialarını veya anayasanın 6'ncı maddesinin 3 ve 4'üncü maddelerinin ihlaline ilişkin iddiaları soruşturacak.
Anayasanın 6/3 fıkrası, Lisanslı spor amaçlı tüfeklerin dışında tüm silahlar yasaklanır hükmünü taşıyor. Böylelikle, FSÖ'nün önemli bir görevi, adada yasadışı yollardan silahlanma faaliyetlerini denetlemek şeklinde tanımlanıyor.
Maddenin 4'üncü fıkrası ise oluşturucu devletlere hem genel olarak hem de federal hükümete, diğer oluşturucu devlete ve garantör devletlere karşı şiddet ve şiddeti teşvik edici hareketleri yasaklama ve hoşgörülü davranmama görevi yüklüyor.
YORUM
OLUŞTURUCU D
EVLET POLİSİPlanda her oluşturucu devlete, 700'ü aşmayacak polis memuruna ek olarak oluşturucu devlette yaşayan her 1000 kişiye altı polis memuru düşecek sayıda polis memuru kotası tanınıyor. Bu durumda Türk tarafının nüfusu 200 bin kabul edilirse, kuzeyde 700+1.200 olmak üzere 1.900 Kıbrıslı Türk oluşturucu devlet polisi görev yapacak. Rum kesiminin nüfusu 730 bin dolayında kabul edilirse, bu kategorideki ulusal polis sayısı yaklaşık 5.000 olacak. Oluşturucu devlet polisi, sadece rutin sivil polis görevl
erini yerine getirmeye uygun silahlar taşıyabilecek.EŞİT SAYIDA FEDERAL POLİS
Federal polis, her oluşturucu devletten eşit sayıda personelden oluşuyor ve Kıbrıs'ın sınırlarını kontrol etmek, federal yetkilileri, binaları ve malları, yabancı devlet adamları ve diplomatik misyonları korumakla görevlendiriliyor.
Poliste sayısal eşitlik
FEDERAL hükümet organlarında görev alacak memurların atama ve terfi işlemleri bir KAMU HİZMETİ KOMİSYONU tarafından yürütülüyor. Bu komisyonun oluşumunda Türk ve Rum tarafları arasında sayısal eşitlik gözetiliyor. Böylelikle federal bürokrasinin atama ve işlemlerinde Türk tarafına eşit söz hakkı tanınıyor.
Federal kurumlara kamu görevlilerinin yerleştirilmesinde ise Türk oluşturucu devlet vatandaşlarına toplamın ÜÇTE BİRi oranında bir kontenjan tanınıyor. Federal kamu görevlilerinin aynı zamanda oluşturucu devlette kamu görevi yapmaları yasak.
Üçte bir kontenjan düzenlemesi iki ayrı federal polis örgütünde yerini önemli bir istisnaya bırakarak, bu kuruluşların her iki taraftan eşit sayıda personelden oluşması öngörülüyor.
Merkez Bankasına yabancı
Annan Planı'na göre, Kıbrıs Merkez Bankası, biri başkan olmak üzere üç kişilik bir kurul tarafından yönetiliyor. Kurul, her oluşturucu devletten en az bir üyeden oluşuyor, üçüncü üye yabancı olabiliyor. Merkez Bankası Yönetim Kurulu'nun tüm kararları basit çoğunlukla alınıyor. Bu üçüncü üye yabancı olursa, hangi tarafa yöneleceği kararların doğrultusunu da belirliyor. Kurul üyeleri, Başkanlık Konseyi tarafından yedi yıllık bir sü
re için atanıyorlar. Annan Planı'nda başkanın hangi kesimden olacağına ilişkin bir gönderme yok. Varılacak uzlaşıya göre, Türk, Rum ve yabancı üyelerden biri başkan seçilebilir. Başkanın seçiminde Başkanlık Konseyi'nin karar almasında geçerli olan kurallar uygulanıyor. Bu durumda, Başkanlık Divanı'ndaki iki Türk üyenin birlikte veto etmesi halinde Rumların göstereceği bir aday seçilemez. Getirilen düzenleme, konseyin Türk ve Rum üyeleri arasında bir uzlaşıyı zorunlu kılıyor.BAŞSAVCI RUM SAYIŞTAY TÜRK
Çapraz denetim
Annan Planı'nda iki taraf arasında kurulan denge mekanizmalarından biri, Başsavcı ve Sayıştay Başkanı'nın seçiminde kendisini gösteriyor. Plan, bu dengeyi kurabilmek için önce A) Başsavcı, B) Sayıştay Başkanı, C) Başsavcı Yardımcısı ve D) Sayıştay Başkanı Yardımcısı olmak üzere dörtlü bir havuz oluşturuyor.
Getirilen kurala göre, Başsavcı ve Sayıştay Başkanı aynı oluşturucu devletten olamıyor. Sayıştay Başkanı Türk olursa, Başsavcılık Rum tarafına gidiyor.
Aynı çapraz denetim ilkesi, Başsavcı ve Sayıştay Başkanı yardımcılıklarında da geçerli. Yardımcının, muhakkak diğer oluşturucu devletin vatandaşı olması gerekiyor.
(Benzer bir model, Federal Polis ile Federal Soruşturma Örgütü'nün yönetimlerinde de uygulanıyor.)
TAM BAĞIMSIZ
Annan Planı, Başsavcı, Sayıştay Başkanı ve yardımcılarına tam bir bağımsızlık tanıyor ve herhangi bir bakanlık altında olmayacaklarını belirtiyor. Söz konusu 4 görevli, bir defaya mahsus olmak üzere 75 yaşını aşmamak kaydı ile 9 yıllık süreyle Başkanlık Konseyi tarafından a
tanıyor.Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısı, aynı zamanda Federal Hukuk Dairesi'nin Başkan ve Başkan Yardımcısı pozisyonlarını taşıyorlar. Başsavcı, aynı zamanda federal hükümetin hukuk danışmanı olarak da görev yapıyor. Başsavcı kamu yararına uygun gördüğü hallerde Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nde federal yasalara karşı işlenen suçlar hakkında herhangi bir kişi aleyhine dava açma yetkisine de sahip.
Sayıştay Başkanı ise federal hükümet tarafından veya federal hükümetin yetkisi altında yapılan tüm ödemeler, gelirlerin kontrolü, yönetilen diğer varlıklar ve hesapların ve ödenmesi gereken borçlarının murakebesini ve denetimini yapıyor; bu amaçla tüm defterlere, kayıtlara, bu hesaplarla ilgili gelirlere ve bu varlıkların muhafaza edildiği yerlere ulaşabilme yetkis
ine sahip oluyor.HER YIL RAPOR
Sayıştay Başkanı, her yıl Başkanlık Konseyi'ne görev ve işlevleri hakkında bir rapor sunuyor. Bu rapor, Başkanlık Konseyi tarafından parlamentoya iletiliyor.
ELÇİLİKLER PAYLAŞILACAK
Kritik misyonlar
Federal Kıbrıs Cumhuriyeti'nin diplomatik misyonlarının oluşumunda kısmi bir paylaşım modeli yolu izleniyor.
Büyükelçiliklerin büyük bir bölümünün yönetimi Rumlarda kalıyor. Ancak, iş kritik diplomatik misyonlara geldiğinde hadisenin rengi değişiyor. Buna göre, 5'i BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olmak üzere 10 önemli diplomatik misyonun büyükelçileri, iki oluşturucu devlet arasında eşit sayıda paylaşılıyor.
Paylaşılan misyonlar şunlar: New York ve Cenevre'deki BM delegasyonları, Brüksel'deki AB Temsilciliği, Yunanistan, Türkiye, İngiltere, Fransa, ABD, Rusya ve Çin nezdindeki büyükelçilikler.
Geçmişteki teamüle göre, Atina Büyükelçiliği'ne bir Rum, Ankara Büyükelçiliği'nin başına ise bir Türk diplomatın atanması bekleniyor. Ancak, bu önemli misyonların oluşumunda da yine çapr
az denetim sistemi getiriliyor.Bu büyükelçiliklerde maslahatgüzar sıfatını kazanan iki numaralı diplomatlar, diğer oluşturucu devlet kontenjanına gidiyor.
Yüksek Mahkemede son sözü yabancı yargıçlar söyleyecek
KIBRIS'ta oluşturulacak yeni düzeni
n en üst hukuk organı Yüksek Mahkeme olacak. Yüksek Mahkeme, anayasanın uygulanmasını ve anayasaya tam saygıyı sağlayacak.Yüksek Mahkeme, her oluşturucu devletten üçer üye ve Yunanistan, Türkiye ve İngiltere vatandaşı olmamak kaydıyla üç. Kıbrıslı olmayan yargıçtan oluşacak. Mahkeme üyeleri Başkanlık Konseyi'nce atanacak.
Bu durumda Türk ve Rum üyelerin blok halinde oy kullanmaları durumunda, kararların yönünü yabancı üyelerin tutumu belirleyecek.
BAĞLAYICI MÜTALAA YETKİSİ
Yüksek Mahkeme'nin görevi, oluşturucu devletler arasındaki ya da oluşturucu devletlerden biri veya her ikisi ile federal hükümet arasındaki anlaşmazlıkları çözümlemek şeklinde tanımlanıyor. Federal kurumlar arasındaki çıkmazların çözümü görevi de yine Yüksek Mahkeme'ye veriliyor. Mahkemeye, bu ihtilaflar üzerinde münhasır yargı yetkisi veriliyor.
Oluşturucu devlet mahkemelerinin ya da federal devlet veya oluşturucu devlet yetkililerinin talepleri üzerine Yüksek Mahkeme bağlayıcı mütalaa verme yetkisine de sahip.
Mahkeme, aynı zamanda Kuruluş Anlaşması, anayasa, federal yasalar, federal idari kararlar ya da Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni bağlayıcı anlaşmaların yorumlanmasından doğacak anlaşmazlıklarda temyiz mahkemesi olarak da faaliyet gösterecek.
BASİT ÇOĞUNLUKLA KARAR
Mahkemenin belli bir konuya bakmak için heyet oluşturması halinde bu heyete katılacak üyeler, Türk ve Rum tarafları arasında eşit sayıda belirlenecek.
Planda, Yüksek Mahkeme'nin kararlarını oybirliği ile almak için çaba sarf edeceği belirtiliyor. Ancak, ortak karar çıkmadığı durumlarda kararlar basit çoğunlukla alınacak
HURRIYET 25/03/2004
Ağabeylere dikkat
PLANIN DENGESİ
Annan Planı'nın en önemli bölümünü Kuruluş Anlaşması oluşturuyor. 10 sayfalık anlaşmada Türk-Yunan dengesine özel önem veriliyor. Anlaşma, önce çözümün ana maddelerini sıralıyor.
Bir anlamda çözümün ruhunu oluşturan ana maddelere ilişkin bölüm şöyle:
KIBRIS ORTAK VATANIMIZ
Kıbrıs'ın ortak vatanımız olduğunu teyit ederek ve 1960 yılında kurulan Cumhuriyet'in ortak oluşturucuları olduğumuzu hatırlıyoruz.
BİRBİRİMİZE HÜKMETMEYECEĞİZ
Geçmişte yaşanan trajik olayların hiçbir zaman tekrarlanmaması azmiyle tehdit ve güç kullanımı veya herhangi bir tarafın diğer bir tarafa hükmetmesi söz konusu olmayacaktır.
İLİŞKİMİZ SİYASİ EŞİTLİĞE DAYALI
Tarafların kendine özgü kimliğini ve bütünlüğünü, ilişkimizin bir ÇOĞUNLUK ve AZINLIK ilişkisi değil SİYASİ EŞİTLİĞE dayalı bir ilişki olduğunu kabul ediyoruz.
ORTAK GELECEK TAAHHÜDÜ
Ortaklığımızı bu zeminde yenilemeye karar veriyoruz ve bu yeni iki bölgeli ortaklığın birleşik ve bağımsız bir Kıbrıs'ta dostluk, barış, güvenlik ve refahı güvence altına alacak ortak bir gelecek konusunda kararlılık gösteriyoruz.
BM AMAÇLARINA BAĞLIYIZ
Uluslararası hukuk ve BM'nin ilke ve amaçlarına bağlıyız.
FARKLI KİMLİKLERE KARŞIL
IKLI SAYGIDemokratik ilkeler, bireysel insan hakları ve temel özgürlüklerle birlikte taraflar bir diğer tarafın kültürel, dini, siyasi ve sosyal kimliğine ve diline saygı gösterecektir.
TÜRK-YUNAN DENGESİNE SAYGI
Doğu Akdeniz'de barışçıl bir ortamda Yunanistan ve Türkiye ile özel dostluk bağlarımızı devam ettirmeye, Yunanistan ve Türkiye arasındaki dengeye saygı göstermeye kararlıyız.
TÜRKİYE'Yİ AB'YE BEKLERİZ
Avrupa Birliği'ne katılmaya ve Türkiye'nin de katılacağı güne ümitle bakıyoruz.
OLUŞTURUCU YET
KİMİZİ KULLANIYORUZBizler, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler, asli oluşturucu yetkimizi kullanarak özgür, demokratik ve ayrı ayrı ifade edilen ortak irademizle işbu Kuruluş Anlaşması'nı kabul ederiz.
TÜRKİYE'YE EN FAZLA MÜSAADEYE MAZHAR ÜLKE
Anayasa, Kıbrıs'a dış politikasında Yunanistan ve Türkiye ile olan özel dostluk bağlarını sürdürme; Garanti Anlaşması, İttifak Anlaşması ve Kuruluş Anlaşması ile oluşturulan dengeye saygılı olma ve anlaşmaya varılacak uygun şartlarda, her iki ülkeye AB üyeliği yükümlülüklerine ve Kuruluş Anlaşması'na uyumlu olduğu derecede en fazla müsaadeye mazhar ülke muamelesi yapma yükümlülüğünü getiriyor.
Garantör beyanı
TÜRK ve Rum taraflarının taahhüdünü garantörlerin, yani Yunanistan, Türkiye ve İngiltere'nin bir beyanı izliyor. Üç garantör ülke, bu beyanlarıyla Kuruluş Anlaşması'nın bu şekliyle ayrı ayrı, eşzamanlı referanduma sunulacağını kabul ediyorlar ve şu yükümlülüğün altına giriyorlar:
Yunanistan, Türkiye ve İngiltere, Kuruluş Anlaşması'nın ayrı ve eşzamanlı referandumlarda onaylanması üzerine, Kıbrıs'ta kurulacak yeni düzen ile ilgili Kuruluş Anlaşması'na eklenmiş ve BM Anayasası'nın 102. maddesi uyarınca uluslararası anlaşma olarak kaydedilecek anlaşmayı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte imzalamayı
taahhüt ederler.Bu bölümün altını Yunanistan, Türkiye ve İngiltere imzalıyorlar. BM Genel Sekreteri ise şahit olarak imza atıyor.
YORUM
Niyet mektubu
ANNAN Planı, Kıbrıs'taki iki toplumun liderlerinin altına imza atacakları tek sayfalık bir referandum taahhütnamesi ile başlıyor.
Bu metnin altında imza için Kıbrıs Rum tarafı adına ve Kıbrıs Türk tarafı adına olmak üzere açık
bölüm bulunuyor.Taahhütname, Bizler, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin demokratik olarak seçilmiş liderleri, BM Genel Sekreteri'nin himayelerinde yürütülen ve her bir tarafın bir diğerinin SİYASİ EŞİTİ olarak sadece kendisini temsil ettiği ve başkasını temsil etmediği görüşmeleri müteakip Kuruluş Anlaşması'nı ekleri ile birlikte onay için ayrı ve eşzamanlı olarak referandumlara sunmaya karar verdik diye başlıyor.
Yine bu bölümde, Bizler, Avrupa Komisyonu'nun uluslararası bağışçılar konferansı düzenleme yönündeki istekliliğini ve uluslararası topluluğun tam desteğinin sağlanması yönündeki talebini memnuniyetle karşılarız ifadesine yer veriliyor.
YORUM 1
YORUM 2
Tam üyelik olmazsa kriz çıkar
TÜRKİYE'nin tam üyeliği yalnızca girişteki bir ana hedef olarak gösterilmekle yetinilmiyor. Planın asker çekme, Rumların kuzeye geçişi gibi başlıkları dikkatli okunduğunda, düzenlemelerin Türkiye'nin tam üyeliği ile bazen açık, bazen dolaylı şekilde ilişkilendirildiği görülüyor. Örneğin, Türkiye'nin adadaki bütün askerlerini geri çekmesi yükümlülüğü ancak AB'ye ta
m üye olduğu zamana bırakılıyor. Rumların kuzeye geçişlerine getirilen 15 yıllık geçiş dönemi de yine dolaylı olarak bu hedefi gözeten bir takvim olarak görülebilir. Denilebilir ki, Annan Planı çerçevesinde adada çözüm süreci ancak Türkiye AB'ye tam üye olduğu gün tamamlanacaktır. Özetle, Türkiye'nin tam üyelik sürecinin ilerlemesi ile Annan Planı'nın uygulamada sonuçlanması iç içe geçmiş bulunuyor. Bunun muhtemel bir sonucu, Türkiye'ye AB karşısında önemli bir pazarlık kartı vermesidir. Türkiye'nin tam üyelik sürecinde engellerle karşılaşması, Kıbrıs'ta çözümün yerleşmesini de sekteye uğratacaktır. Türkiye'nin tam üyeliği ile ilgili patlak verecek bir felaket senaryosu, çözüm sürecinin askıya alınması sonucunu doğurabilir.Taksim yasak
Anlaşmanın gi
rişinde, şu madde de dikkat çekiyor:Anlaşma ile kurulan düzene yapılacak tek taraflı herhangi bir değişiklik, Kıbrıs'ın özellikle bir bütün veya kısmi olarak başka diğer bir ülke ile birleşmesi veya herhangi bir şekilde taksimi veya ayrılması, yasaklanır. İşbu anlaşmadaki hiçbir husus, bu yasakla çelişir biçimde yorumlanamaz.
YORUM
TÜRKİYE'NİN AB'YE TAM ÜYELİĞİNE DESTEK
Annan Planı, birinci maddesinde, Kıbrıs'ta kurulacak yeni düzenin ana ilkelerini sıralarken, Türkiye'nin AB tam üyeliğini de bir hedef olarak gösteriyor, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni bu hedefi destekleme taahhüdünün altına sokuyor. Bu taahhüt, planda şöyle ifade ediliyor:
Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye ile olan özel dostluk bağlarını sürdürür, Garanti ve İttifak Anlaşmaları ile işbu anlaşmanın oluşturduğu dengeye saygı göstererek ve bir Avrupa Birliği üyesi ülke olarak Türkiye'nin de Avrupa Birliği'ne katılımını destekler.
YORUM
Daha birinci maddeden de görüleceği gibi, Kıbrıs ve bu çerçevede Kıbrıs Rum tarafı, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini destekleme konusunda uluslararası bir yükümlülük altına sokuluyor.
Böylelikle, Kıbrıslı Rumlardan, 1 Mayıs tarihinde AB'ye tam üye olarak girmelerinden sonra Türkiye'nin tam üyeliğini engellemeyecekleri konusunda önemli bir taahhüt alınmış oluyor. Engelleme yoluna gitmeleri, uluslararası bir anlaşmanın ihlalini oluşturur ve Annan Planı'nın uygulamasını tehlikeye atabilir.
TÜRKÇE, AB'NİN 21. RESMİ DİLİ
Annan Planı'nın kabul edilmesi, AB bağlamında siyasi ve felsefi planda başka önemli sonuçlar da doğuracak. Kıbrıs Federal Cumhuriyeti'nin tam üye olarak Avrupa kulübüne katılmasıyla birlikte, AB tarihinde ilk kez bir Türk ve Müslüman topluluk birliğin eşit üyesi olacak.
Bunun yaratacağı ilk sonuçlardan biri, Türkçe'nin AB'nin 21. resmi dili haline gelecek olması. Mevcut durumda AB'nin İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca, Yunanca, Fince, İsveççe ile Danimarka ve Hollanda dilleri olmak üzere tam 11 resmi dili var. Yeni katılan ülkelerle birlikte bu sayı 20'ye çıkıyor. Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta bütün olarak AB'ye katılması halinde Türkçe de AB'nin dil ailesine katılan en son dil olacak. Bunun sonucu, AB'deki her önemli
belge aynı zamanda Türkçe'ye de çevrilecek, AB Komisyonu'nda Kıbrıslı Türk bürokratlar ve Türkçe çevirmenler istihdam edilecek.Bir anlamda, bundan yıllar sonra gerçekleşebilecek olan Türkiye'nin tam üyeliği öncesindeki AB'nin Türkiye ile ilgili hazırlık süreci de aslında fiilen başlamış olacak.
KIBRISLI TÜRKLER TRUVA ATI MI
KIBRIS Federal Cumhuriyeti'nin Başkanlık Konseyi'ndeki Türk üyeler de AB'nin karar toplantılarına katılarak Türkiye ile ilgili konularda AB'yi içten etkileme imkánına sahip olacaklar, etkili bir lobi yapabilecekler. Bir anlamda, Kıbrıslı Türkler, Türkiye'den önce Türkiye'nin öncü kolu olarak AB'nin içine demir atmış olacaklar.
Plandaki dönüşümlü başkanlık ilkesinin bugünkü haliyle kabul edilmesi durumunda, AB zirvelerine Kıbrıs Cumhurbaşkanı olarak 20 ay bir Rum, 10 ay da bir Türk katılacak. Kıbrıslı Türk katıldığında, Türkiye ile ilgili kritik kararlarda diğer AB liderleriyle birlikte eşit söz sahibi olacak. Kıbrıs'ı Rum lider temsil ettiğinde de Başkanlık Konseyi'nin ortak eğilim
ini temsil etmek zorunda olduğundan, Türk üyelerle uyumlu bir çizgi izlemek durumunda olacak.Ancak, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye katılmasının bütün bunları aşan felsefi, tarihi ve kültürel boyutlarda çok ayrı bir sonucu var: Tarihte ilk kez Türk ve Müslüman kimliği, bir tuğra olarak resmen Avrupa Birliği'nin üzerine vurulmuş olacak.
HURRIYET 25/03/2004
Rumlar Mevlit Kandili kutlayacak Türkler de paskalyayı
PLANIN RENKLERİ
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi tatillerini Annan Planı'nın 10. maddesi düzenliyor. Her şey planlandığı gibi gider ve Annan Planı 22 Nisan tarihinde düzenlenecek referandumda kabul edilirse, ada bir tatil cumhuriyeti olacak. İki toplumun dini günleri de tatil kabul edilecek. Rumlar Mevlit Kandili'nde, Türkler da paskalyada tatil ya
pacak.Annan Planı'nda yer alan anayasa metninin 10. maddesi, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi tatillerini düzenliyor. Buna göre, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin milli tatil günü, Kuruluş Anlaşması'nın referandumda onaylandığı gün olacak. Her şey planlandığı gibi gider ve Annan Planı 22 Nisan tarihinde düzenlenecek referandumda kabul edilirse, 22 Nisan tarihi Kıbrıs'ın milli günü olarak kutlanacak. Annan Planı, federal organlarda cumartesi gününü çalışma günü olarak sayıyor, yalnızca pazar günleri tatil hakkı
veriyor.TATİL CUMHURİYETİ OLACAK
Anayasaya göre, ayrıca her iki kesimin dini tatilleri de belli sınırlamalar içinde resmi tatil olarak kutlanacak. Bu durumda, Kıbrıs'ın tam 9 ayrı resmi tatili olacak. Tüm Kıbrıs'ta uygulanacak resmi tatillerin listesi şöyl
e:1-Milli Kuruluş Günü
2- 1 Ocak yılbaşı
3- 1 Mayıs İşçi Bayramı
4- 25 Aralık Noel
5- Paskalya arifesi
6- Paskalya
7- Ramazan Bayramı'nın ilk günü
8- Kurban Bayramı'nın ilk günü
9- Mevlit Kandili
Federasyonun resmi tatillerine ek olarak, oluşturucu devlet
lere de kendi tatillerini belirleyip uygulama hakkı tanınıyor. Federal kamu görevlileri de her iki oluşturucu devletin resmi tatillerini kutluyorlar.Yorum
Böyle başladılar
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın masaya koyduğu plan, yeni Kıbrıs Federal Cumhuriyeti'nin federal organlarda Türk ve Rum tarafları arasında bir dizi çapraz denetim mekanizması getiriyor. Planda bu mekanizmaların dengesini BM sağlıyor. Annan'ın davetine uyan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos, 10 Şubat'ta New York'taki BM merkezinde bir araya geldiklerinde Annan aracılığıyla çapraz tokalaştılar. Bu tokalaşma da aslında Annan Planı'nın temel felsefesini yansıtıyordu.
Türkçe Rumlara zorunlu dil
Anayasanın 9. maddesi, resmi dilleri düzenliyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin iki resmi dili olacak: Rumca ve Türkçe. İngilizce'nin resmi amaçlarla kullanımı yasa ile düzenlenecek. Federal hükümetin yasama, yürütme, idari ve yasal işlemleri ve belgeleri tüm resmi dillerde düzenlenecek, Resmi Gazete her iki dilde yayımlanacak. Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları, federal makamlara resmi dillerden herhangi biriyle hitap etme ve aynı dilde yanıt alma hakkına sahip olabilecekler. Bir Kıbrıslı Türk, federal bakanlık
larla ya da federal başsavcılık ile Türkçe, Rum ise Rumca yazışabilecek.Annan Planı'nın dil faslında getirdiği ilginç bir düzenleme, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi dillerinin tüm ortaöğrenim öğrencilerine zorunlu olarak öğretilmesini öngörmesi.
YORUM 1
Ancak, 1974 sonrasında iki kesim arasına çekilen duvar, yaklaşık 30 yıl süreyle Türk ve Rumları ayrı yaşamak durumunda bıraktı ve bu süre içinde dünyaya gelen yeni kuşaklar karşı tarafın dilini öğrenemediler. Annan Planı'nın zorunlu eğitim yoluyla getirdiği bu düzenleme, çözüm olduğu takdirde bir arada yaşayacak olan iki halkın birbiriyle iletişim kurabilmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor.
ÇEVİRMEN ORDUSU
1960 düzeninde taraflar, karşı tarafın dilini okullarda seçmeli ders olarak alabiliyorlardı. Yeni düzende ise karşı tarafın dili zorunlu ders haline getiriliyor.
Rum kesiminde İngilizce zorunlu ders olarak okutulduğu için Kıbrıslı Rumlar, Latin alfabesini biliyorlar. Ancak Türkçe dersi alırken ö, ü, ş, ç gibi yeni harflerle tanışacaklar. Rumlar, klasik Türkçe alfabe okutulursa Koş Ali koş ya da Ayşe kapıyı aç şeklindeki klasik alıştırmalarla yola koyulacaklar. Türkler ise son derece güç Yunan alfabesini öğrenmek zorunda kalacaklar
. Ancak, zamanla İngilizce'nin iki cemaat arasındaki ortak iletişim dili haline gelmesi şaşırtıcı olmamalıdır.YORUM 2
KIBRIS LAİKTİR LAİK KALACAK
Mezarlar açılacak
Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte her iki taraf için sıkıntılı bir konu olan kayıp kişiler konusunun çözümü de gündeme oturuyor. Annan Planı, bu konuda 1997 yılında dönemin cumhurbaşkanları Glafkos Klerides ile Rauf Denktaş arasında varılan anlaşmayı devreye sokuy
or. Buna göre, oluşturucu devletler, bu anlaşma çerçevesinde Kıbrıs Kayıp Şahıslar Komitesi ile tam işbirliği yapma yükümlülüğü altına giriyorlar. Her oluşturucu devlet, mezarların açılması dahil olmak üzere tüm gerekli soruşturmayı sürdürmek ve sonuçlandırmak yükümlülüğü altına giriyor.Yorum Türk tarafının resmi rakamlarına göre, kayıp Kıbrıslı Türklerin sayısı 700 dolayında. Bunların çoğu 1963-74 yılları arasındaki baskı döneminde Türk anklavları arasında gidip gelirken kaybolan ya da baskınlarda alıp götürüldükten sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan Kıbrıslı Türklerden oluşuyor. Rum tarafının resmi rakamları, kayıp Rumların sayısını 2 binin üstünde gösteriyor. Rumlar, kayıpların ezici çoğunluğunun 1974'teki Türk müdahalesi sırasında ortaya
çıktığını ve bu şahısların toplu mezarlara gömüldüklerini ileri sürüyorlar. Türk tarafı ise bu sayıyı abartılı buluyor ve kayıpların bir bölümünün 1974'teki Sampson darbesi sırasındaki iç çatışmalarda öldüğünü ileri sürüyor, bu yönde tanık ifadelerinin bulunduğunu belirtiyor.Papazlara siyaset yasağı
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın beşinci maddesi, laikliği düzenliyor ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, federal hükümeti ve oluşturucu devletleri laiktir hükmünü getiriyor.
Aynı maddede, din adamlarının siyasi makamlara veya kamu makamlarına seçilemeyecekleri ya da atanamayacakları şeklinde bir sınırlama da getiriliyor.
YORUM
Bayrak cümbüşü
ANNAN Planı kabul edilirse, Kıbrıs'ta tam bir bayrak cümbüşü yaşanacak. Bunun nedeni, anayasanın sekizinci maddesinin tam 4 ayrı bayrağı resmileştiriyor olması. Bunlardan birincisi, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bayrağı. İkincisi, Avrupa Birliği'nin 1 Mayıs günü itibarıyla 25 yıldızın yer alacağı mavi renkli bayrağı. Anayasaya göre, federasyonun bayrağı, federal hükümet binaları üzerinde
ya tek başına ya da AB bayrağı ile yan yana göndere çekilecek. Federasyonun bir de milli marşı olacak. Oluşturucu devletler, kendi milli marş ve bayraklarına sahip olacaklar. Oluşturucu devletin bayrağı, oluşturucu devletin hükümet binaları üzerinde Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı ile birlikte dalgalanabilecek. Oluşturucu devletin yasasınca öngörülürse, AB bayrağı da bu iki bayrağa eşlik edebilecek. Bu durumda Türk bölgesinde AB bayrağına da izin çıkarsa, 1) Federasyon bayrağı, 2) Türk Federe Devlet bayrağı ve 3) AB bayrağı birlikte dalgalanabilecek.Anayasada getirilen dikkat çekici bir hüküm, oluşturucu devletlerin hükümet binaları ya da kamu malları üzerinde başka hiçbir bayrağın göndere çekilemeyeceğine ilişkin kısıtlama. Bir başka deyişle, oluşturucu devletlerde Türkiye ve Yunanistan'ın bayraklarının resmi davlet dairelerine çekilmesi yasaklanmış oluyor. Özel şahıs ve kurumlara ait binalarda Türk ve Yunan bayraklarına herhangi bir kısıtlama yok.
YORUM
HURRIYET 25/03/2004
İçte İsviçre dışta Belçika
PLANIN MODELİ
Annan Planı, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurucularının, iki eşit devlet olduğunun altını çiziyor. Plana göre kurucu Türk ve Rum devletleri, İsviçre modelindeki gibi içişlerinde kendi egemenliklerini kullanacak, dış ilişkilerde ise Belçika'da olduğu gibi federal devlet kurumları devreye girecek.
Annan Planı, federal hükümet ve oluşturucu devletlerin statüsü ile birbirleriyle olan ilişkisini İsviçre modelindeki federal devlet-kanton ilişkisini esas alarak düzenliyor. Plan, oluşturucu devletlere sınırlı alanda dış ilişki kurma hakkı tanırken de Belçika modelinden esinleniyor.
Planda federal devlet ve oluşturucu devletlerin statüsü şu ş
ekilde tanımlanıyor:Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, federal hükümet ile biri Kıbrıs Rum Devleti diğeri ise Kıbrıs Türk Devleti olan iki EŞİT oluşturucu devletten oluşan, feshedilemez bir ortaklık yapısı bulunan bağımsız bir devlettir.
ULUSLARARASI EGEMENLİK TEK
Kıbrıs'ın tek bir uluslararası kimliği ve egemenliği vardır ve BM üyesidir. Kıbrıs, anayasası uyarınca hukukun üstünlüğü, demokrasi, temsili cumhuriyet hükümeti, siyasi eşitlik, iki bölgelilik ve oluşturucu devletlerin EŞİT STATÜSÜ temel ilkeleri çerçevesinde yapılandırılır.
Federal hükümet, Kıbrıs'ın uluslararası alanda ve AB'de tek sesle konuşmasını ve hareket etmesini, bir AB ülkesi olarak yükümlülüklerini yerine getirmesini, bütünlüğünü, sınırlarını, kaynaklarını ve tarihi mirasını korumasını sağlayan anayasada belirtilen yetkilerini egemence kullanır.
Oluşturucu devletler eşit statüdedir. Anayasanın koyduğu sınırlar çerçevesinde ve anayasanın federal hükümete verdiği tüm yetkilerden arta kalan yetkileri EGEMENCE kullanarak kendi anayasaları altında kendilerini özgürce yapılandırırlar.
3. ÜLKELERLE TİCARİ İLİŞKİ
Annan Planı'nın girişindeki temel hükümler faslında, oluşturucu devletlere Belçika modeli çerçevesinde üçüncü ülkelerle ticari ve kültürel ilişki kurma hakkı tanınıyor. Anayasada ise bu ilişkilerin hangi kurallara göre yürütüleceği düzenleniyor. Buna göre, oluşturucu devletler ticari ve kültürel konularda Kıbrıs'ın diplomatik misyonlarına akredite olacak yetkili temsilciler atayabiliyorlar.
Ancak, oluşturucu devletlerin, yabancı hükümetlerle siyasi temaslarını federal hükümetin Dışişleri Bakanlığı kanalıyla yapmaları zorunluluğu getiriliyor. Üçüncü bir ülkeyle anlaşma müzakere edilirken, Federal Dışişleri Bakanlığı'nı bilgilendirme şartı var.
Aynı devletten 3 dönem üst üste başkan seçil
emiyorBaşkaknlık Konseyi'ne üyelerine eşit statü veriliyor. Her üye, bir departmanın başkanlığını yapıyor. Dışişleri ve Avrupa Birliği ilişkileri ile ilgili departmanların başkanları, yani bakanları aynı oluşturucu devletten olamıyor. Başkanlık ve başkan yardımcılığı makamları, konsey üyeleri arasında her on ayda bir rotasyona tabi. Aynı oluşturucu devletten, birbirini izleyen iki dönemden daha fazla başkan seçilemiyor. Başkanın yokluğunda kendisine başkan yardımcısı vekálet ediyor. Başkan ve yardımcısı,
konseyde belirleyici oy hakkına veya başka şekilde artırılan yetkilere sahip olamaz. Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk on yıl içinde oluşturucu devletlerin yürütme organlarının başkanları da konseyin toplantılarına oy hakkı olmadan katılmaya davet ediliyorlar, on yıl sonunda ise bu katılım düzenli bir hale getiriliyor.TÜRKLERİN VETO YETKİSİ BOŞLUKTA
Yasama yetkisi, Senato ve Temsilciler Meclisi olmak üzere iki meclisten oluşan federal parlamento tarafından kullanılacak. Her meclisin 48 üyesi bulunuyor. Alt Meclis'te Rumlar'ın sayısal (36/12) üstünlüğü var. Ancak bu üstünlük Senato kanadında getirilen sayısal eşitlikle (24/24) dengeleniyor.
Meclislerden birinin başkanı Kuzey'den olursa, diğeri Güney'deki devletten geliyor. Her birinde başkan yardımcıları diğer devletten oluyor.
Türk tarafı açısından bu bölümün sakıncası, senatodaki dengenin iki toplum arasında değil, iki oluşturucu devlet arasında kurulmuş olması. Çünkü, plana göre, 15 yıllık geçiş dönemi içinde kuzeye yerleşecek Rumlar siyasal haklarını kazanıp senatör seçilebilecekler. Bu durumda orta vadede Üst Meclis'teki sayısal eşitlik Rumlar lehine bozulabilir.
Türk tarafı, bu nedenle müzakerelerde seçme ve seçilme haklarının iki oluşturucu devlet arasında değil, iki toplumluluk esas alınarak tanımlanmasını, yani Kuzey'deki devletten çıkacak 24 senatörün tümünün de Kıbrıslı Türkler arasından seçilmesini istiyor.
Parlamento kararları, her iki meclisin basit çoğunluk onayına bağlı. Buradaki kritik ayrıntı, karar kabulü için her oluşturucu devletten gelen senatörlerin ayrı ayrı dörtte birinin oylamaya katılması ve oy kullanması koşulunun getirilmiş olması. Özel konulara ilişkin nitelikli oylamalarda ise her oluşturucu devletten katılan sena
törlerin beşte iki özel çoğunluğu aranıyor.Bu maddeye göre, bir yasanın basit çoğunlukla geçebilmesi için senatodaki 24 Türk üyeden 6'sının karara katılması yeterli oluyor. Türk tarafı, veto yetkisini güçlendirmek için bu oranın yükseltilmesini istiyor. Çünkü, Kıbrıslı Türk senatörlerin kendi aralarında anlaşmazlığa düşmeleri halinde çoğunluktan farklı düşünen 6 Türk üye rahatlıkla kararın Rumların istediği şekilde geçmesini sağlayabilir.
Benzer bir sıkıntı 2 üyenin Kuzey'den, 4 üyenin Güney'den geldiği Başkanlık Konseyi'nde yaşanıyor. Konsey, diğer oluşturucu devletten bir temsilcinin katılması koşuluyla basit çoğunlukla karar alabiliyor. Yani, bir Türk üye Rumlarla birlikte oy kullandığı takdirde karar çıkabiliyor.
Türk tarafı, karar alınabilmesi için her iki Türk üyenin de ortak oy kullanmaları koşulunun getirilmesini istiyor.
Ayrıca, Başkanlık Konseyi üyeleri senatörler arasından nitelikli oylama yöntemiyle seçiliyor; dolayısıyla Rum senatörler Türk üyeler için de oy kullanabiliyorlar. Konseyin Türk üyelerinin yalnızca Türk senatörler tarafından seçilmesi, Ankara'nın bir başka hassas talebi.
Karpaza özel statü verilecek
Annan Planı, kuzeyde Karpaz bölgesindeki eski Rum köylerine dönecek olan Rumlar ile toprak ayarlamalarından sonra Rum bölgesi içinde kalacak olan Türk köylerindeki Türkler için özel haklar getiriyor. Plan, bu kategoriye giren Kıbrıslı Türkler ve Rumların yaşadıkları oluşturucu devlette kendi kültürel, dini ve eğitim alanlarında idare ve oluşturucu devlet yasama organında temsil
edilme hakkına sahip olduklarını ve köyleriyle ilgili planlama ve kadastro konularında kendilerine danışılacağını belirtiyor. Böylelikle bu köylerde yaşayan Türk ve Rumlara bir anlamda bulundukları oluşturucu devlet içinde belli ölçülerde özerklik tanınıyor.HURRIYET 25/03/2004
Denktaş: ''Ben bu plana 'Hayır' derim''
Annan, Kıbrıs müzakereleriyle ilgili rapor ve öneri paketi hazırlıyor...
Kıbrıs Planı, BM Güvenlik Konseyi'ne sunuldu
Hükümete üç baraj
Hükümet, Kıbrıs'ta referanduma sunulacak planın Türkiye'de onaylanması konusunda askerler, TBMM ya da Çankaya engeliyle karşılaşmaktan korkuyor
ELÇİN ERGÜN, UTKU ÇAKIRÖZER Kiev-Ankara
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda BM ile yapılan müzakereler geride kalırken, AKP hükümetinin anlaşmanın referandumun sonucundan 4 gün sonra Türkiye tarafından onaylanması şartını askerlerin, TBMM ya da Çankaya engeli nedeniyle yerine getirememekten endişe ettiği ortaya çıktı.
Türkiye, 7 Nisan'a kadar BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, planın 24 Nisan'da referanduma götürülmesini kabul ettiğini ve çıkacak sonucu resmi onay için TBMM'ye ileteceğini bildirecek. Bunun için garantör ülkeler ve iki tarafın da aynı süreci tamamlaması gerekecek, aksi takdirde referandum olmayacak.
Hükümetin asıl işi, referandumdan sonra başlayacak. 24 Nisan'da Türk ve Rum taraflarında yapılacak referandumda iki tarafın da "evet" demesi durumunda yeni devlet 29 Nisan'da dünyaya ilan edilecek. Annan 31 Mart'ta verdiği nihai planda, 29 Nisan öncesi garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'den anlaşmayı kabul ettiklerini ve yeni ortaya çıkan durumu onayladıklarını bir törenle imzalamaları şartını getirdi. Planda, üç garantör ülkeden birinin bu imzayı atmaması durumunda anlaşmanın geçersiz olacağı da açıkça belirtildi.
Tezkere korkusu geri geldi
Annan'ın bu şartı doğrultusunda Türkiye 25 - 28 Mart arasında anlaşmayı TBMM onayından geçirip Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e imzalatarak yürürlüğe sokacak. Ancak sızan bilgilere göre hükümet, bu 4 günde yaşanabilecek bir kriz nedeniyle, söz verilen tarihte onayın sağlanamamasından endişe duyuyor. Hükümet, 29 Nisan'da "kazasız" onay verebilmek için Genelkurmay'ı, CHP'yi ve Sezer'i ikna etmenin yollarını arayacak:
1. Askerler: Önceki gün yapılan MGK'da planı ele alan komutanların görüşleri pazartesi günü yapılacak toplantıda netleşecek. Hükümet, daha sonraki onay sürecini hesaba katarak hem MGK sonrası hem de TBMM'deki oylama öncesi askerlerin somut desteğini isteyecek.
2. CHP ve Meclis: Referandumda "evet" çıkarsa, plan 25 ya da 26 Nisan'da "uluslararası anlaşma" olarak TBMM'ye sevk edilecek. AKP Grup Başkan Vekili Salih Kapusuz, yasa tasarısı haline getirilecek metni "öncelikli" olarak görüşeceklerini bildirdi. Önergelerle TBMM'yi kilitlememesi için CHP'yle yakın temas kurulacak.
3. Çankaya: Uluslararası anlaşma statüsünde olduğundan, TBMM'nin alacağı kararın yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı'nın onayı gerekiyor. Çankaya'nın onayının 29 Nisan'ı aşması durumunda, anlaşmanın iptali gündeme geleceği için hükümet Sezer'i ikna çalışmalarına gelecek hafta başlayacak. İsviçre'deki görüşmeleri yürüten heyetin Sezer'e kapsamlı brifing vermesi de gündeme gelebilecek.
MILLIYET 03/04/2004
Askerler direnecek mi?
Askerlerin, Annan Planı'nda eksilerin artılardan fazla olduğuna karar vermesi durumunda MGK'da plana 'hayır' diyecekleri öne sürülüyor
BARKIN ŞIK Ankara
Askerlerin, MGK'nın 5 Nisan'da yapılacak Kıbrıs gündemli olağanüstü toplantısında, plana soğuk yaklaşan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görüşlerini de dikkate alarak "direnç" gösterebileceği öne sürüldü. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında 9 bin sayfalık Annan Planı metninin analizi ve Türk tarafının olmazsa olmazlarının planda ne kadar yer aldığının belirlenmesi için kurulun üçüncü kez toplanması teklifini götüren askeri kanat, metni incelemeye başladı. Karargâh çalışmaları ve Denktaş'ın raporuyla MGK'ya katılmayı planlayan askerin çalışması, bugün ve yarın da sürecek. Çalışmalar sonucu eksilerin artılardan fazla olduğuna kanaat getirilmesi durumunda askeri kanat MGK'da "direnç" gösterebilecek.
Denktaş'ın değerlendirmelerine de önem veren TSK komuta kademesinin, plana ilişkin olumsuz görüşlerini koruması halinde MGK'da ağırlığını "hayır"dan yana koyabileceği belirtildi.
Miting sorun olabilir
Denktaş, İsviçre'deki görüşmeler öncesi Türk tarafının olmazsa olmazlarının planda yer almaması durumunda referandumdan "hayır" çıkması için mitingler düzenleyeceğini açıklamıştı. Bu açıklamanın da, kritik süreçte Ankara - Lefkoşa arasında bazı pürüzlere yol açabileceği ifade ediliyor.
MILLIYET 03/04/2004
Vasiliu: Erdoğan'ın olması büyük şans
Eski Rum Yönetimi lideri Vasiliu, Kıbrıs'ta gelinen noktada Erdoğan'ın çok etkili olduğunu söyledi
HABER MERKEZİ
Yeni 'Makarios' olmayacak
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs'ta çözüm için hazırladığı nihai çözüm planının satır araları, Kıbrıslı Türk ve Rumların referandumda "evet" yanıtı vermesiyle Ada'da günlük yaşamın nasıl şekil alacağını da gösteriyor.
Bürgenstock'ta taraflara 29 Mart'ta sunulan taslak planın "temel hak ve özgürlükler" kısmında Maruni, Latin ve Ermenilerin yanı sıra Ada'daki Çingenelere de "azınlık" sıfatı ver
'İlk başkan Türk olursa' endişesi
Rumlar, ortak devletin ilk başkanının Türk olması ihtimali nedeniyle 'yazı - tura' kuralına karşı çıktı
Utku Çakırözer
Denktaş'tan 'mülk
' onayı
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
KKTC'de 'sessiz' zirve
LEFKOŞA Milliyet
Atina 'orta yol' izleyecek
'Hayır'cı Rumlar baskıdan korkuyor
Papadopulos, Kıbrıs görüşmelerinde sergilediği olumsuz tutum nedeniyle uluslararası baskı altına girdi. Yunanistan da tavır belirlemeye çalışıyor
Yorgo Kırbaki
Papadopulos, Ulusal Konsey'i topluyor
LEFKOŞA Milliyet
Türkiye'nin zaferi
Ankara'nın AB şansının arttığını belirten Avrupa'nın önde gelen gazetelerine göre, "Diplomasi maratonunun galibi Türkiye"
DIŞ HABERLER SERVİSİ
BM, Rumların tavrından kaygılı
BM, Rum Yönetimi'nin olumsuz tavrından rahatsız. Türk tarafının yapıcı tutumuna karşın Rum Yönetimi'nin sergilediği uzlaşmaz tavırdan endişe duyan BM yetkilileri, Rum liderliğinin, referandum öncesinde perde arkasından "hayır" kampanyası yürütebileceğini belirtiyor. BM kaynakları, özellikle Rum lider Tasos Papadopulos'un geçmişi ve kilisenin aşırı uçlarıyla ilişkilerine dikkati çekiyor. Rum
Kesimi'nde yayımlanan Sunday Mail gazetesi, Papadopulos'un Annan Planı'nı sabote etmek amacıyla din adamlarıyla aktif siyasi işbirliğine yöneldiğini ileri sürdü. Makalede ayrıca, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos yerine, asıl Türk tarafının müzakerelerde güvence istemesi gerektiği de ifade edildi.
Lozan'da 'böcek' var mıydı?
MILLIYET 03/04/2004 TAHA AKYOL
AB ve halkın kararı
Çalınan yıllarla gelecek!
En iyisi çifte 'evet'...
ANNAN planının son çıkan şekli ile, Rumlardan çok Türk tarafının lehinde olduğuna kanaat getirmek için, galiba Rum - Yunan ve ayrıca dünya basınına bakmak lazım!
"Le Figaro"dan "Financial Times"a, "Washington Post"tan, "Die Presse"ye kadar büyük dünya gazeteleri, Bürgenstock'ta noktalanan Kıbrıs müzakerelerinden Türk tarafının kazançlı çıktığını belirtiyorlar. Kıbrıs Rum ve Yunan gazeteleri de, Türkiye'nin Annan planının dördüncü versi
Kıbrıs, Derviş, sol
Kıbrıs'ı, Erdoğan ve Gül çözdüler
Hezimetler öksüz çocuklardır. Başarıların ise çok sahibi çıkar. Kıbrıs konusunda gelinilen bu noktaya çok kişinin katkısı oldu. Kimi küçük, kimi büyük katkıda bulundu. Ancak, bir de en önde siyasi sorumluluğu alanlar var. Kıbrıs konusunda varılan aşama hakkında daha uzun süre yazılar yazılacak ve bilançolar çıkarılacaktır mutlaka, ancak bu aşamada sıcağı sıcağına, elde edilen sonuçta en çok kimlerin ka
tkısı olduğuna bakarsak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor.(1)Dünya Kıbrıs'ı övdü
ABD'nin yanı sıra hem AB ve hem de üye ülkeler, Annan Planı'nı açıkça destekleyerek iki tarafa da 'Barış fırsatını kaçırmayın' mesajları yağdırdı
03/04/2004 RADIKAL
WASHINGTO
N/STRASBURG - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planı adada 24 Nisan'da referandumlara sunulmaya hazırlanırken, başta ABD ve AB olmak üzere, birçok ülke, plana destek verilmesi için taraflara telkinlerde bulunuyor. Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Başkan Bush'un, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis'i arayarak, Annan Planı'nın referandumlarda kabulü için etkinliklerini kullanmalarını istediğini hatırlatarak, "Şimdi bu tarihi anlaşmanın kaderi Kıbrıslıların elinde. Başkan Bush, onlara destek için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu vurguladı" diye konuştu.'Barış şansını kaçırmayın'
'Türkler istediğini aldı'
Yunan Başbakanı Karamanlis, Rum lideri Papadopulos'a 'Annan Planı'na hayır dersen destek vermem' mesajı verdi. Rum lideri büyük baskı altında
03/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
Ermeni bahanesi
'Hayır' mitingleri
Gerçekler
Gündüz Aktan
03/04/2004 RADIKAL
Dün sabaha karşı Bürgenstock görüşmeleri sonuçlandı ve Annan'ın nihai
belgesi çıktı. Ayrıca Annan taraflara 31 Mart tarihli bir mektupla durumu özetledi ve bundan sonra izlenecek yolu bildirdi.
Referanduma sunulacak 'Anlaşma ve ekleri'ne olmazsa olmazlarımızın ne ölçüde sokulduğu konusunu bir yana bırakalım ve Türk toplumu lehine istisnai (koruma) hükümlerinin, yani derogasyonların AB birincil hukuku yapılıp
KKTC'de Denktaş-Erdoğan çekişmesi mi başlayacak?
Hakkı Devrim03/04/2004 RADIKAL
En tanınmış Kıbrıslı Türk'-ün ne diyeceğini biliyoruz. Denktaş dün, ĞRumlar hayır der sanmayın. İstedikleri verilmiştir, evet diyeceklerğ derken, Kıbrıslı Türkleri alenen ĞHayır!ğ demeye teşvik ediyordu. ĞHayır!ğ oyu çıkması için elinden geleni yapacağını çoktan açıklamıştı zaten, bugünkü tavrı sürpriz değil.
Beni, İsviçre'deki kulis haberlerinden çok,
Takdiri ilahi
Dil Yâresi
Ekonomi sayfasında başlık: Ğ150 bin Euro'ya mutfak alır mısınız?ğ (Sabah, 31 mart). Türkçe konuşan herkese soruyorum:
Utanılacak hal değil midir bu? Nasıl okunacak ve söylenecek? İngilizce bilenler ĞYuroğ, Fransızca bilenler ĞÖroğ, Almanca bilenler ĞOyroğ, yabancı dil bilmeyenler ĞE-u-roğ diyecekler. Bu başlığı çok ayıpladığımı söylersem, beni ayıplar mısınız?
Aynı gün İsmet Berkan'ı
Alemdar Kemal Paşa takımı
Gökhan ve ĞMartin Edenğ
Kaderleri kendi ellerinde
Oldukça rahatladım, ama şimdi nefesimi tuttum, 24 Nisan'ı bekliyorum. Her iki referandumdan da 'Evet' çıkmadan mutlu olmayacağım
03/04/2004 RADIKAL
BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun önceki gün CNN Türk Manşet Programı'nda Mehmed Ali Birand'la yaptığı söyleşi:
Bir hayal mi görüyoruz yoksa bu bir gerçek mi, yani bir anlaşmaya varıldı mı?
Aslında nihai hale getirilmiş bir metin var önümüzde. Adil, makul ve
ilk defa Kıbrıs halklarına gerçek bir seçenek sunan bir metin bu. Çünkü
bu vakte kadar son 30 yıldır, belki de son 40 yıldır halkların karşısına konulan birtakım girişimler oldu, teşebbüsler oldu, diplomatik hareketlilik oldu, ama bu tam bir çözüm. Gerçek bir seçenekle karşı kar
Artık geleceğe bakmak lazım
03/04/2004 RADIKAL
BM Genel Sekreteri'nin dün akşam g
eç saatlerde yaptığı değişikliklerden sonra Kıbrıs için çözüm planı, çok daha dengeli hale geldi. Artık müzakere perdesi kapandı ve yeni planı ölçülü bir şekilde değerlendirme zamanı geliyor. Son planın, öncekinden açıkça daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Bunun sebebi şunlardır:Bu kez Türkler kazançlı çıktı
03/04/2004 RADIKAL
MICHAEL JANSEN
Çözüme doğru
Murat Belge
03/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs konusu artık çözüme doğru gidiyor galiba. İsviçre'deki son toplantıda Yunanistan'dan gelen, 'toplantıyı birlikte terk etme' önerisinin de kabul görmemesiyle, önümüzdeki aşama halkoylaması oldu. Özellikle Türk tarafındaki referandumdan 'hayır' çıkacağını hiç sanmıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti, AKP hükümetiyle ve çözümün gerekliliğini benimsemiş diplomatlarıyla, bu işin içinden
| Denktaş: Bu plan kabul edilemez | ||
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planı ne kadar iyileştirilmiş olursa olsun, olduğu şekliyle kalırsa kabul edilemez dedi. |
||
|
NTV |
|
2 Nisan 2004 Denktaş, KKTCden yayın yapan Avrasya Radyo Televizyonune verdiği demeçte, birinci Annan Planında ne istendiyse nihai planda da aynı şeylerin istendiğini savundu |
Benim görüşlerim aynıdır. Bu plan, olduğu şekliyle kabul edilemez diyen Denktaş, Annan Planında istedikleri eşit egemenliğin olmadığını, iki kesimliliğin sulandırıldığını, koruyucu tedbirlerin ve yer değiştirecekler için rehabilitasyon programının bulunmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, İsviç
| Gül: Planla ilgili iki zırhımız var | ||
|
Kuzey Atlantik Konsey Toplantısına katılmak üzere Brükselde bulunan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Annan Planıyla ilgili, Türkiyenin iki zırhının bulunduğunu söyledi. |
||
|
NTV |
|
3 Nisan 2004 Abdullah Gül, NATO karargahında düzenlediği basın toplantısında Annan Planında Türkiyenin isteklerinin yer aldığını hatırlattı. |
Gül bunların; birinci zırh olarak uyum senediyle, ikinci olarak da birincil hukuk sayesinde korunduğunu söyledi.
Dördüncü Annan Planının ikinci plandan daha iyi olduğunu ileri süren Gül, adadaki referandum sürecinden sonra, Annan Planının TBMMnin gündemine geleceğini açıkladı.
T
| Rum kesimi referanduma hazırlanıyor |
|
Kıbrıs Rum Ulusal Konseyi, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığında toplanarak Annan Planı ve referandum konusunu ele aldı. |
|
NTV-MSNBC |
| 3 Nisan 2004 Toplum lideri sıfatıyla halka 24 Nisanda referanduma gidilmesi çağrısında bulunan Papadopulos, Annan Planına ilişkin net tavrını Yunan Hükümetiyle görüştükten sonra halka açıklayacağını söyledi. |
| De Soto, BM Güvenlik Konseyini bilgilendirdi |
|
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Güvenlik Konseyini İsviçredeki Kıbrıs görüşmeleri hakkında bilgilendirdi. De Soto planda en kapsamlı değişikliğin mal-mülk konusunda yapıldığını söyledi. |
|
NTV |
3 Nisan 2004
Nihai planın daha kesin, daha adil ve daha basit olduğunu belirten De Soto, Kıbrıslı Türklerle Rumlara planın kendinlerine sunduğu olanağı kaçırmamaları için çağrı yaptı.BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto Güvenlik Konseyine Bürgenstockta yapılan Kıbrıs müzakareleri hakkında bilgi verdi. Toplantı uluslararası baskılardan çekinen Yunan tarafının girişimlerine rağmen açık oturum şeklinde yapıldı. Oturumda yaklaşık 9 bin sayfalık Annan Planını Güvenlik Konseyi üyelerine sunan de Soto, nihai planda en kapsamlı değişikliğin mülkiyet konusunda
yapıldığını söyledi.Annan, Kıbrıs raporu hazırlıyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Güvenlik Konseyine sunmak üzere, Kıbrıs müzakerelerinin ayrıntılarına ilişkin bir rapor hazırladığı bildirildi.
| 3 Nisan 2004 Annanın ayrıca Güvenlik Konseyinin Kıbrıs konusunda atması gereken adımlarla ilgili de bir tasarı hazırlayacağı belirtildi. |
Bu plana hayır derim
|
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
Annan planına hayır kampanyası başlatan Denktaş, Rumların dönüşü ve mülkiyet gibi konularda konulan sınırlamaların geçici olduğunu ve davet alırsa TBMMde de konuşma yapacağını söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planına hayır diyeceğini belirterek, Türk tarafına ayrıcalıklar tanıyan maddelerin tümünün geçici olduğunu söyledi. Mal mülk, tazminat, Rumların dönüşü gibi kısıtlamaların belirli yıllar için geçerli olduğunu kaydeden Denktaş, tarafsız olmayacağını ve neden hayır oyu kullanacağını halka açıklayacağını söyledi. Denktaş, Mal-mülk konusunda perişanlık yaratan, garantileri zaman içinde kaldıran, deragasyonları sadece şu kadar yıl kabul edip, ondan sonra bizim koruyucu tedbirlerimizi sıfırla çarpıp ortadan kaldırmak suretiyle bizi eskiye götüren bir planı kabul ediniz demek mecburiyetim yoktur dedi. REFERANDUMA GİDİLMEYEBİLİR Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın 9 Nisana kadar garantör ülkelerden istediği taahhütlerin verilmemesi halinde referanduma gidilmeyeceğini de kaydetti. |
HURRIYET 04/04/2004
Rum partileri 15 Nisana kadar tavır belirleyecek
KIBRISta 24 Nisanda yapılacak referandumda Rumların evet ya da hayır oyu vereceği, 15 Nisana kadar belli olacak. Rum siyasi partilerinin en büyükleri AKEL ve DİSİnin alacağı kararın belirleyici olduğuna dikkat çekiliyor.
AKEL salı günü planın özünü tartışacak. 14 Nisanda gerçekleştirilecek parti kurultayında ise nihai karar alınacak. DİSİ 15 Nisandaki genel kurulta
HURRIYET 04/04/2004
BM taraflara baskı yapmayacak
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Bürgenstockta son şeklini alan 9 bin sayfalık belgeyi Güvenlik Konseyine sundu. De Sotoyu dinleyen Konseyin taraflara 24 Nisandaki referandumda evet oyu kullanmayı tavsiye edeceği, ancak baskı yapmayacağı öğrenildi.
Güvenlik Konseyi toplantısından sonra açıklamada bulunan başkan Gunter Pleuger, bu önemli yol ayırımında kendi geleceklerini tayin etme hakkının Kıbrıslılara ait olduğunu ifade etti
HURRIYET 04/04/2004
Ankarada zorlu Kıbrıs haftası
Uğur ERGAN-Turan YILMAZ/ANKARA
ANKARA, önümüzdeki hafta Kıbrıs konusunda seri toplantılara ve önemli gelişmelere sahne olacak. BM Genel Sekreteri Kofi Annanın hazırladığı son plan, yarın önce Bakanlar Kurulunda, ardından MGK toplantısında değerlendirilecek.
TBMMde salı günü yapılacak Kıbrıs özel oturumunda, gelinen nokta tüm boyutlarıyla tartışılacak. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, salı günü İsviçredeki görüşmeler hakkında TBMMye bilgi verecek. Hükümet, Birleşmiş Milletlerin, taahhütün verilmesi için tanıdığı sürenin son günü olan 7 Nisan Çarşamba günü de TBMMden karar çıkarma üzerinde duruyor. Referandumdan olumlu sonuç çıkması durumunda meclisin anlaşmayı onaylayacağına dair verilecek taahhütte, meclis kararı formülü öne çıktı. Diplomatik kaynaklara göre formül MGKda görüşülecek. Tamamlanmamış bir anlaşmanın TBMMde onaylanamayacağı yorumu çıkarsa, Bakanlar Kurulu kararı veya yetki tezkeresi formülleri de gündeme gelebilecek.
HURRIYET 04/04/2004
Powell:Kıbrıs'ta B planı yok
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs'ta her iki tarafın da 24 Nisan'daki referanduma olumlu yanıt vermelerinin kilit önem taşıdığına işaret ederek, bir B planı olmadığını referandumlardan olumsuz sonuç çıkması halinde bunun geri dönüşü olmayacağı ve tarihi bir fırsatın kaçırılacağı uyarısında bulundu.
Powell, Berlin'den Washington'a dönerken uçakta gazetecilerle gerçekleştirdiği sohbette, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planıyla şimdi Kıbrıs'ta tarihi bir fırsatın elde edildiğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın dağıtımını yaptığı metne göre Powell, ''şimdi ile Nisan ayında yapılacak referandum arasında, Kıbrıslılar'ın, bunun bir daha gelmeyecek bir fırsat
olduğunu anlamaları için çok çalışmalıyız. Bir B planı yok. Olan bu.
Her iki taraf da ne tür çekincelere sahip olursa olsun, daha iyi bir düzenlemenin ortaya çıkması muhtemel değil'' dedi. Powell, ''Gerçek şuki, bu düzenleme kabul edilmezse, uzun bir zaman için her şey duracak.
Bu yüzden hepimiz çok çalışıyor olacağız. Önümüzdeki haftalarda ben
de Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar'ın bu anlaşmayı kavramasını cesaretlendirmek ve liderlerin durumu kendi halklarına açıklamasına yardım etmek için çok çalışıyor olacağım. Tatmin edici bir referandum sürecinin 24 Nisan'da tamamlanmasını umuyorum'' ifadelerini kullandı.
Powell, Kıbrıs konusunda, Avrupa Birliği'nin dış ilişkilerden sorumlu en üst düzeydeki yetkilisi Javier Solana ile de görüşmede bulunduğunu kaydetti.
HURRIYET 04/04/2004
Simitis, neden 'evet'i destekleyecek?
Eski Yunanistan Başbakanı, "Rumlar plana hayır derse Rum - Yunan cephesi uluslararası baskı görür" dedi
YORGO KIRBAKİ Atina
'Kararı halklar versin'
Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto, Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi. BM, 9 bin sayfalık çözüm planına 'ters teper' kaygısıyla onay vermekten kaçındı
Sema Emiroğlu
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter Kofi Annan'ın Kıbrıs Türk ve Rum taraflarında 24 Nisan'da referanduma sunulacak çözüm planına "ters teper" kaygısıyla onay vermekten kaçındı. Konsey, "gelecek konusundaki kararın Kıbrıs halkına ait olduğunu" açıkladı. Lefkoşa ve Bürgenstock'taki görüşmeleri yürüten Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, adaya dönmeden önce New York'a gelerek 9 bin sayfalık planı Güvenlik Konseyi'ne sundu.
Toplantının basına açık bölümünde bir konuşma yapan De Soto, Konsey'den planın onaylanmasını istemedi. Bürgenstock'ta anlaşmayı kabul etmeyen Rum tarafını eleştirmekten de kaçınan De Soto, "Genel Sekreter, çözüm metnine nihai şeklini verdi ve liderler bunu referanduma sunmayı kabul etti. Şimdi karar Kıbrıs halkının elinde" dedi.
'Kıbrıslılara bıraktık'
Güvenlik Konseyi toplantısından sonra açıklamada bulunan Başkan Günter Pleuger de, "bu önemli yol ayırımında kendi geleceklerini tayin etme hakkının Kıbrıslılara ait olduğunu" ifade etti. Pleuger, "Konsey üyelerinin kararı Kıbrıslılara bıraktıklarını ve aşırı müdahaleci görünmek istemediklerini" vurguladı.
Öte yandan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs ile ilgili olarak yürütülen müzakerelerin ayrıntılarını gözler önüne sermek amacıyla bir rapor hazırlıyor.
Annan'dan öneri paketi
Annan buna ek olarak, Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs'a ilişkin olarak bundan sonra atması gereken adımlarla ilgili bir de tasarı hazırlayacak. Annan'ın önerilerinin, 24 Nisan'da yapılacak referandumdan Annan Planı'na "evet" çıkması durumunda Kıbrıs'taki BM barış gücünün (UNFICYP) ne şekilde takviye edilmesi ve personel sayısının ne oranda artırılması gerektiği noktalarını içermesi bekleniyor.
Annan'ın, sunacağı öneriler konusunda Konsey'in 24 Nisan referandumundan önce bir karar almasını arzuladığı da De Soto tarafından belirtildi.
Denktaş kararlı: Plana hayır
SEFA KARAHASAN
Tolon: Rumların tutumu aldatmasın
TURAÇ TOP İzmir
Genelkurmay rahatsız oldu
BARKIN ŞIK Ankara
AİHM'ye mektup: Davaları silin
YORGO KIRBAKİ
'Hayır'ın dayanılmaz ağırlığı
OSHAN SABIRLI Lefkoşa DHA
'Türklere çok şey verildi'
Rum lider Papadopulos, son Annan Planı'na ilişkin tavrını, Atina'yla görüştükten sonra açıklayacak
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
MILLIYET 04/04/2004
Powell: Kıbrıs'ta B Planı yok, kabul edilmezse herşey duracak
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs'ta her iki tarafın da 24 Nisan'daki referanduma olumlu yanıt vermelerinin kilit önem taşıdığına işaret ederek, referandumlardan olumsuz sonuç çıkması halinde bunun geri dönüşü olmayacağı ve tarihi bir fırsatın kaçırılacağı u
yarısında bulundu.Kıbrıs'ta anketler ne diyor?
KKTC'de yapılan bir ankette, 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planına yüzde 51.1'lik kesimin ''evet'', yüzde 48.7'lik oranın da ''hayır'' diyeceği sonucu çıktı.
Kıbrıs Genç TV'de bu akşam canlı yayımlanan ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın da konuk olarak katıldığı ''Televizyon Gazetesi'
Powell: Kıbrıs'ta B planı yok
04/04/2004 RADIKAL
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs'ta her iki tarafın da 24 Nisan'daki referanduma olumlu yanıt vermelerinin kilit önem taşıdığına işaret ederek, referandumlardan olumsuz sonuç çıkması halinde bunun geri dönüşü olmayacağı ve tarihi bir fırsatın kaçırılacağı uyarısında bulundu.
Powell, Berlin'den Washington'a dönerken uçakta gazetecilerle gerçekleştirdiği sohbette, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planıyla Kıbrıs't
Rumlara 'evet' dersi
Rumlara 'Referandu
ma evet' çağrısı yapan eski başbakan Simitis sordu: Aksi halde olumsuz Rum-Yunan tavırlarına AB'den yanıt gelmez mi?04/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
'Türkler bizden çok kazandı'
Şairler birleşti bile
04/04/2004 RADIKAL
LEFKOŞA- Kıbrıs'ta 15 Rum ve Türk şair bir araya gelip İngilizce ortak bir şiir yazdı. Referandumda 'evet' çağrısı yapan şiiri Neşe Yaşın, Filiz Naldöven, Lily Michailidou, Fikret Demirağ, Elli Peoni-dou, Zeki Ali, Takis Hadjigeorgiou, Tamer Öncül, Feriha Altok, Nerima
n Cahit, M. Kansu, Stephanos Stephanides, Gür Genç, Jenan Selçuk, Michalis Papadopoulos, Aydın Mehmet Ali kaleme aldı.KKTC'de ortam kızışıyor
Denktaş, 'Ben bu plana hayır derim. Halkıma nedenini anlatmak görevimdir' dedi. DP'de hayır kampanyası yürütmeme eğilimi ağır basarken, UBP ise Türk hükümetini Kıbrıs'ı satmakla suçladı
04/04/2004 RADIKAL
LEFKOŞA - KKTC, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planı için 24 Nisan'da düzenlenecek halkoylaması için kampanya havasına girdi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, önceki gece Avrasya Radyo ve Televizyonu'nda (ART) yayımlanan 'Kamuoyu' programına, "Ben bu plana 'hayır' derim. Ve halkıma da niçin 'hayır' dediğimi anlatmak görevim olur" diye konuştu. Ancak Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin
(CTP) hükümet ortağı olan Serdar Denktaş liderliğindeki Demokrat Parti'de (DP) önceki akşam yapılan parti meclisi toplantısında 'Evet' eğiliminin ağır bastığı söyleniyor.'Avrupa'da isyan çıkardı'
'Türkiye karışmasın'
BM Güvenlik Konseyi suskun
Güvenlik Konseyi oturumundan Kıbrıs'ta taraflara 'Evet oyu verin' çağrısı çıkmadı. Annan BM'ye Kıbrıs raporu sunacak
04/04/2004 RADIKAL
AA
- NEW YORK - Bürgenstock'taki Kıbrıs müzakereleri sonucunda tarafların referanduma sunma konusunda görüş birliğine vardığı Annan Planı'nın nihai hali, BM Güvenlik Konseyi'ne sunuldu. BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, önceki gün Konsey'i müzakereler ve plandaki değişiklikler hakkında bilgilendirdi. Uluslararası baskıdan çekinen Yunan tarafının girişimlerine karşın açık oturum şeklinde yapılan toplantıda De Soto, "Umarız, taraflar Kıbrıs'ta adil ve kalıcı barış fırsatını değerlendirir" dedi. Ancak Güvenlik Konseyi'nin, taraflara 24 Nisan'daki referandumda 'evet' oyu kullanma çağrısı yapması yönündeki beklenti gerçekleşmedi.Barış gücünün takviyesi için tasarı
Diplomatik manevra
Mahfi Eğilmez04/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs konusu çözülemeden kaldı. Ama çözülmüş olan bir şey var: Türkler, Kıbrıs konusunda son 30 yılda ilk kez diplomatik bir başarı sağlamış oldular. İlk kez Kıbrıs'ta çözüm teklifini bizim kabul ettiğimiz halde Rumların kabul etmediği ortaya çıktı. Ve dünya ilk kez bizim değil de Rumların mızıkçı olduğunu gördü. Bu başarı hükümete aittir. Geçmişin bütün şartlanmışlıklarından sıyrılıp, bütün tehdi
t ve şantajlara karşın bu noktaya kadar gelmemiz bir mucizeydi. Bu, yalnızca Kıbrıs konusuyla sınırlı bir adım değil bence. Öyle olsa bu kadar büyütmek gerekmezdi. Bu, bence asıl olarak bizim korkularımızdan kurtulmaya başlamamız demek. Onun için çok önemli. Eğer korkularımızın esiri olmaya devam etsek ve bu yumuşamayı göstermeseydik dünya yine bizi mızıkçı olarak bilecekti. Keşke bu adımı Annan Planı'nın ilk açıklandığı tarihte atabilmiş olsaydık. Öyle yapmış olsak bugün dünya 1.5 yıldır Rumların mızıkçılığını konuşuyor olacaktı.İki devlet tek egemenlik
5. Annan Plan'nın geniş özeti....
04/04/2004 RADIKAL
Yeni devletin esasları
Senato'da 24 Türk
Planda "İki kurucu devletin ilişkisinde bir tarafı öteki taraf üzerinde otorite veya yasama yetkisi iddia edemez" deniyor.
Ortak devletin senatosunda 48 sandalye, Türklerle Rumlar arasında eşit paylaştırılacak. Türk tarafının talebi üzerine, Türk kurucu devletinin senatör
Başkanlık Konseyi
Başkanlık Konseyi, Rumların talebi doğrultusunda 6 Rum, 3 Türk üyeden oluşacak. İki Rum üyeyle bir Türk üyenin (toplam üç üye) oy hakkı olmayacak.
Senato ve Başkanlık Konseyi'nde tarafların veto yetkisi olmayacak. Ancak Senato'da karar çıkması için hem çoğunluk şartı hem de Türk senatörlerin beşte ikisini
Davalar yeni devlete
Birleşik Kıbrıs, AİHM'ye, Rumların 1974'ten beri Türkiye aleyhine açtıkları 47 davanın muhatabının artık kendisi olduğunu bildirecek. AİHM'den, bekleyen 4 bin başvurunun düşürülmesi de talep edilecek.
Yeni bayrak göndere
24 Nisan referandumlarında iki taraftan da 'evet' çıkarsa, sonucun onaylanmasının hemen ardından şunlar yaşanacak:
Adanın her tarafında törenler düzenlenecek. Törenlerde, anayasada belirlenen bayrak dışındaki bayraklar (örneğin Türk ve Yunan bayrakları) indirilecek. Birleşik Kıbrıs'ın ve kurucu devle
Yetki dağılımı
Annan Planı, kurucu anayasada açıkça belirtilmeyen tüm yetkilerin, kurucu devletler tarafından kullanılmasını öngörüyor. Buna göre kurucu devletler, federal hükümete açıkça verilmemiş olan tüm yetkileri, kendi bölgesinde ve Birleşik Kıbrıs Anayasası sınırları içerisinde, egemen bir şekilde kullanacak.
Kıbrıs Rum Devleti ile Kıbrıs Türk
AB ile ilişkiler
Birleşik Kıbrıs'ın AB içindeki temsiliyeti, federal hükümetin yetkisindeki alanlarda federal hükümet aracılığıyla gerçekleştirilecek.
Konu kurucu devletlerin yetki alanına giriyorsa Kıbrıs, ya bir federal hükümet temsilcisi, ya da Birleşik Kıbrıs adına hareket etme yetkisi bulunması şartıyla bir kurucu devlet temsilcisince temsil edilecek.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye karşı olan bir yükümlülüğü kurucu devletler
Ayrı polis teşkilatları
Kurucu devletlerin ve federal hükümetin ayrı polis teşkilatları olacak. Her iki kurucu devlette de eşit sayıda personelle hizmet verecek olan federal polis, 'Kıbrıs'ın sınırlarını denetleme, federal görevlileri, binaları ve gayrimenkulu ve yabancı yetkililerle diplomatik misyonları koruma' görevlerini üstlenecek.
Sadece bağlı bulunduğu kurucu devlet sınırları içinde faaliyet gösterece
Toprak devri
Kurulu
ş Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle yasal olarak Kıbrıs Rum Devleti'nin bir parçası olacak toprak ayarlamasına tabi bölgeler, üç yılı geçmeyecek geçici bir süre için Kıbrıs Türk Devleti tarafından yönetilecek.Mülkiyet hakları
Taşınmaz mallara ilişkin talepleri Kuruluş Anlaşması'nda yer alan kriterlere göre değerlendirmek üzere bağımsız ve tarafsız bir Mülkiyet Kurulu oluşturulacak. Mülkiyet haklarının ne şekilde kullanılabileceği, etkilenen malın bulunduğu yere göre olacak.
Toprak ayarlamasına tabi bölgelerin şimdiki sakinl
Mülkiyet hakları
Tasarrufu kaybeden mal sahibine, mal üzerinde etkin denetim kullanabilmesini sağlayacak şekilde, kendi amaçları için kullanım da dahil olmak üzere malın yasal ve fiziksel tasarrufunu vermek suretiyle haklarının yeniden kazandırılması sağlanacak. Herhangi bir tasarrufu kaybeden mal sahibi tazminat talep edebilecek. Tazminat almayı seçen veya mallarına ilişkin hakları mülkiyet düzenlem
eleri altında iade edilmeyen tasarrufu kaybeden mal sahipleri tam ve etkin tazminat alabilecek.Hak iadesinde kısıtlamalar
Kurucu devlett
eki toplam toprak alanının ve konut sayısının en çok yüzde 10'una ve herhangi bir belediye veya köydeki toplam alanın ve konut sayısının en çok yüzde 20'sine ilişkin tasarruf hakları, diğer kurucu devletten gelen kişilere iade edilecek.Askerler
Garanti Antlaşması; Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenine ek olarak, kurucu devletlerin toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzeni kapsayacak.
Anlaşmaya göre, 2011'e kadar tüm rütbeler dahil olmak üzere 6 biner, 2018'e kadar 3 biner Türk ve Yunan askeri, Kıbrıs Türk Devleti ve Kıbrıs Rum Devleti'nde konuşlandırılabilecek. Bu tarihten sonra 1960 anlaşmalarındaki gibi sembolik olarak 950 Yunan, 650 Türk askeri kalabilecek. Ancak Türkiye'nin AB'
Vatandaşlık
Tek bir Kıbrıs vatandaşlığının yanı sıra, aynı zamanda Türk kurucu devleti veya Rum kurucu devleti iç vatandaşlık statülerinden birine sahip olunması öngörülüyor.
Federal seçimlerde iç kurucu devlet vatandaşlığı statülerine göre, kurucu devlet seçimleri ile yerel seçimlerde ise sürekli ikâmet edilen yerde oy verilecek.
Hangi kurucu devlet vatandaşı olunduğuna bakılmadan, tüm Kıbrıslılar için dolaşım özgürlüğü olacak.
Seçimler
Kıbrıs vatandaşları, kurucu devlet ve yerel seviyedeki seçimlerle ilgili siyasi haklarını iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne bakılmadan, sürekli ikamet ettikleri yerde kullanacak. Federal seviyedeki seçimlerde ise tüm Kıbrıs vatandaşları, yine ikamet ettikleri yere bakılmaksızın, iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne göre oy kullanacak.
Bir Kıbrıs vatandaşı, seçimlerde, ikamet ettiği yerde oy kullanma hakkını, ikametini tesis etm
Türk ve Yunanlı ikameti
Türk ve Yunan vatandaşları Birleşik Kıbrıs'tan, ülkeye giriş ve ikamet hakları konusunda, AB kanununun ve AB'ye katılım anlaşmasının izin verdiği ölçüde eşit olacak.
Kurucu devletlere, Türk ve Yunan vatandaşlarına, Kıbrıs Türk ya da Kıbrıs Rum kurucu devletinin iç kurucu devlet vatandaşlığı statüsüne sahip Kıbrıs vatandaşlarının yüzde 10 seviyesine kadar sürekli ikamet hakkı verme yetkisi verilecek. Öncelik, Kuruluş Anlaşması'nın yürürlüğe girm
Tatil günleri
Referandum tarihi olan 24 Nisan, Birleşik Kıbrıs'ın milli bayramı. Şu günlerde resmi tatil yapılacak: 1 Ocak (yılbaşı), 1 Mayıs (İşçi Bayramı), 9 Mayıs (Avrupa Günü), 25 Aralık (Noel), Paskalyadan önceki cuma (Good Friday), Paskalya, Ramazan ve Kurban bayramlarının ilk günleri, Mevlid Kandili.
Türkler ve Rumlar arasında karşılıklı anlayışı geliştirmek için bağımsız bir 'Uzlaştırma Komisyonu'
S. Denktaş: Partide farklı görüşler var
Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Annan planı ve referandum konusunda partisinde farklı görüşler olduğunu belirterek, Karar almak için acele etmeyeceğiz. En büyük çekincem hissi ve partisel hareketlerle halkın bölünmesidir dedi.
Referanduma karşı tavır belirlemeleri halinde dahi koalisyon ortağı olarak süreçle ilgili hazırlıkları tamamlayacaklarını ve hükümetin etkilenmeyeceğini söyleyen Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Denktaşın tutumuyla ilgili olarak ise, Değişikliklerle ilgili şikayeti yok, işin felsefesi, zemini ile ilgili çekinceleri var dedi.
Koalisyon ortağı Demokrat Parti Parti Meclisi, İsviçre Zirvesiyle yaşanan gelişmeleri değerlendirmek amacıyla bu akşam toplandı. Bakanlar ve milletvekillerinin de katılımıyla saat 20.30da başlayan toplantıda, İsviçre zirvesinde KKTCyi temsil eden heyette yer alan Genel Başkan Başbakan Yardımcısı Ser
dar Denktaş gelişmeler hakkında bilgi verecek.KARAR ALINMAYACAK
Parti Meclisi toplantısına girmeden soruları yanıtlayan Denktaş, toplantıda genel değerlendirme yapacaklarını, ancak karar almayacaklarını söyledi.
Hissiyatla değil mantıkla hareket etmek durumundayız diyerek ancak ayrıntılı değerlendirmelerin ardından karar üretme noktasına geleceklerini söyleyen Denktaş, Annan Planında önemli iyileştirmeler olduğunu, ancak süreçle ilgili soğukkanlı değerlendirmelere ihtiyaç olduğunu kaydetti.
PARTİDE FARK
LI DÜŞÜNCELER VARSiz sürece, değişikliklere katkıda bulundunuz. Bu koşullarda DPnin referandumda hayır deme ihtimali var mı şeklindeki soruya Denktaş, şu karşılığı verdi:
Partide bu anlamda farklı düşünceler var. Partinin iç durumu tam anlamıyla halkın konumunu yansıtıyor. Bu nedenle çok tartışmamız, konuşmamız lazım. Unutmamamız gerekir ki bu planın bu şekilde oluşmasında bizim katkımız oldu, ama bu plan bizim planımız değil. Bize sunulan planda elimizden geldiğince düzeltmeler yaptık. Bundan sonra ö
nemli olan varılacak sonucun yaşayabilir bir sonuç olması...MÜKELLEFİYETLER YERİNE GETİRİLECEK... HÜKÜMET ETKİLENMEYECEK
Partinin referanduma yönelik tavrının hazırlıkları engellemeyeceğini belirterek, Hayır desek bile son güne kadar mükellef olduğumuz, taahhüt ettiğimiz adımların atılması konusunda en ufak bir sıkıntı olmayacak diyen Denktaş, Hükümet partisi olarak referanduma yönelik hazırlık yaparken referandumda hayır demeniz çelişki olmaz mı şeklindeki soruya da şu karşılığı verdi:
Çelişki olmaz.
Hükümet olarak üzerimize düşen sorumluluklar var. Ben hayır diyebilirim, sonuç evet çıkar...Bu durumda mükellef olduğumuz hazırlıkları yapmazsak bütün halk kaybeder. Bu nedenle karar ne isterse olsun hazırlıkları bitirmek zorundayız.DP Genel Başkanı Denktaş, koalisyon ortaklarının referanduma yönelik farklı tutum takınmaları halinde hükümetin etkilenmeyeceğini de kaydetti.
CUMHURBAŞKANI FELSEFEYE KARŞI
DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Denktaşla bu sabah yaptıkları 4 saatlik değerlendirme toplantısıyla ilgili sorulara karşılık da, çalışmalar tamamlanmadan yorum yapmanın doğru olmadığını söyledi ve Cumhurbaşkanı ile yarın yeniden bir araya geleceklerini bildirdi.
Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Denktaşın endişelerinin anımsatılması üzerine ise şunları söyledi:
Cumhurbaşkanı yapılan değişikliklerle ilgili şikayetçi değil, zaten kimse olamaz. Cumhurbaşkanının işin felsefesi, zemini ile ilgili çekinceleri var. Değerlendirmelerimizi sürdüreceğiz.
Denktaş, Cumhurbaşkanının ikna olacağına inanıyor musunuz sorusuna da, Bilemiyorum, şu anda tahminde bulunmak istemem. Bu aşamada benim için önemli olan partimin vereceği karar ifadelerini kullandı.
HALKIN SESI 04/04/2004
45 bin kişilik liste hazırlanıyor
Başbakan Mehmet Ali
Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Annan planında iyileştirmeler olduğu konusunda ikna olduğunu, ancak önemli olanın bunları benimsemesi olduğunu belirterek, Değerlendirmelerimiz sürecek dedi.Annan planıyla ilgili tüm kademelerde yapılacak değerlendirmelerin ardından kısa sürede referanduma yönelik kampanyanın başlayacağını söyleyen Talat, verilen taahhüt uyarınca Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili 45 bin kişilik listenin de hazırlandığını bildirdi.
CTP MECLİS GRUBU TOPLANDI
Cumhurbaşkanlığında dün sabah yapılan yaklaşık 4 saatlik değerlendirme toplantısının ardından saat 14.30da CTP Meclis Grubunu toplantıya çağıran Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın ardından partisine bilgi vereceğini, ayrıca hükümet içinde ortak değerlen
dirme yapılacağını ve Bakanlar Kurulu ile Meclisin de toplantıya çağrılabileceğini söyledi. Talat, değerlendirme toplantılarının ardından referandum için kampanya başlatılacağını kaydetti.DENKTAŞIN BENİMSEMESİ ÖNEMLİ
CTP Meclis Grubu toplantısına girerken soruları yanıtlayan CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, İsviçre müzakerelerine katılan heyetle birlikte dün sabah ilk olarak Cumhurbaşkanı Denktaşa bilgi verdiklerini anlattı.
Başbakan Talat, Plandaki iyileştirmeler hakkında Cumhurbaşkanı Denktaşı ikna ettiniz mi sorusuna şu karşılığı verdi:
Değerlendirmelerimiz sürüyor. Ama planda iyileştirmeler olduğu kesin, bunu sanıyorum Cumhurbaşkanı da kabul eder. İyileştirme olduğu konusunda ikna oldu. Bu açık ve nettir. Önemli olan bunları benimseyip benimsemediğidir. Bu konuda değerlendirmeler sürüyor....
Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın dünkü bilgilendirmeden sonraki tutumu ve referanduma yaklaşımıyla ilgili sorulara ise, Ona sormanız gerekir diyerek yanıtladı.
OPTİMUM SONUÇ
Cumhurbaşkanı Denktaş ile ortak değerlendirmelerin süreceğini, koalisyon ortaklarının kendi aralarında ve hükümet içinde gelişmeleri değerlendireceğini söyleyen Talat, özetle şunları kaydetti:
Bana göre optimum sonuç elde edilmiştir. Yani bu bir zafer değil. Çünkü zafer olursa diğer taraf kaybetmiş demektir ve böyle bir anlaşma olmaz. Bu bizim bütün olanaklarımızla elde edebileceğimiz en iyi sonuçtu, bunu elde ettik. Bu noktada artık herkes oturup düşünecek, hesabını kitabını yapacak, bugünkü durumla kıyaslandığında lehimize
mi, aleyhimize mi diye değerlendirip karara varacaklar.ÇOK İŞ VAR...45 BİN KİŞİLİK LİSTE DE HAZIRLANIYOR
Hızlı bir değerlendirme sürecinin ardından 24 Nisanda yapılacak referanduma yönelik kampanyanın başlayacağını söyleyen Talat, bununla birlikte yeni meclisin oluşumu, eş başkanların tayini, federal kurumların personeli ve federal yönetime ayrılacak binalarla ilgili taahhütler bulunduğunu anlattı.
Yapacak çok işimiz var diyen Talat, bir soruya karşılık, BMnin 9 Nisana kadar istediği garantilerle ilgili yazılı taahhüdün Kıbrıstaki tarafları değil, Türkiye ve Yunanistanı kapsadığını da söyledi.
Başbakan Talat, referanduma kadar TC kökenli vatandaşlarla ilgili 45 bin kişilik listeyi BM Genel Sekreterinin adadaki temsilcilerine teslim etmek zorunda
olduklarını da söyledi ve Liste hazırlanıyor dedi.TÜRKİYE VE DÜNYA KIBRISA ENDEKSLİ
Bakanlar Kurulu ile Meclisin ne zaman toplantıya çağrılacağı ise kesinleşmedi.
Rum Ulusal Konseyi ise bugün toplanacak.
Türkiye de tüm birimleriyle Kıbrısa endekslenmiş durumda. Kıbrısla ilgili yoğun bir trafiğin yaşandığı Türkiyede Milli Güvenlik Kurulu pazartesi Kıbrıs gündemiyle ikinci toplantısını yapacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi de Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla salı günü toplanaca
k.BM Güvenlik Konseyi de dün akşam Kıbrıs konulu özel bir oturum yaptı. Kapalı oturumda BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto Konseye Kıbrıs gelişmeleri hakkında bilgi verdi.
Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Annan planında iyileştirmeler olduğu konusunda ikna olduğunu, ancak önemli olanın bunları benimsemesi olduğunu belirterek, Değerlendirmelerimiz sürecek dedi.
Annan planıyla ilgili tüm kademelerde yapılacak değerlendirmelerin ardından kısa sürede referanduma yönelik kampanyanın başlayacağını söyleyen Talat, verilen taahhüt uyarınca Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili 45 bin kişilik listenin de hazırlandığını bildirdi.
CTP MECLİS GRUBU TOPLANDI
Cumhurbaşkanlığında dün sabah yapılan yaklaşık 4 saatlik değerlendirme toplantısının ardından saat 14.30da CTP Meclis Grubunu toplantıya çağıran Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın ardından partisine bilgi vereceğini, ayrıca hükümet içinde ortak değerlendirme yapılacağını ve Bakanlar Kurul
u ile Meclisin de toplantıya çağrılabileceğini söyledi. Talat, değerlendirme toplantılarının ardından referandum için kampanya başlatılacağını kaydetti.DENKTAŞIN BENİMSEMESİ ÖNEMLİ
CTP Meclis Grubu toplantısına girerken soruları yanıtlayan CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, İsviçre müzakerelerine katılan heyetle birlikte dün sabah ilk olarak Cumhurbaşkanı Denktaşa bilgi verdiklerini anlattı.
Başbakan Talat, Plandaki iyileştirmeler hakkında Cumhurbaşkanı Denktaşı ikna ettiniz mi sorusuna şu karşılığı verdi:
Değerlendirmelerimiz sürüyor. Ama planda iyileştirmeler olduğu kesin, bunu sanıyorum Cumhurbaşkanı da kabul eder. İyileştirme olduğu konusunda ikna oldu. Bu açık ve nettir. Önemli olan bunları benimseyip benimsemediğidir. Bu konuda değerl
endirmeler sürüyor...."Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın dünkü bilgilendirmeden sonraki tutumu ve referanduma yaklaşımıyla ilgili sorulara ise, Ona sormanız gerekir diyerek yanıtladı.
OPTİMUM SONUÇ
Cumhurbaşkanı Denktaş ile ortak değerlendirmelerin süreceğini, koalisyon ortaklarının kendi aralarında ve hükümet içinde gelişmeleri değerlendireceğini söyleyen Talat, özetle şunları kaydetti:
Bana göre optimum sonuç elde edilmiştir. Yani bu bir zafer değil. Çünkü zafer olursa diğer taraf kaybetmiş demektir ve böyle bir anlaşma olmaz. Bu bizim bütün olanaklarımızla elde edebileceğimiz en iyi sonuçtu, bunu elde ettik. Bu noktada artık herkes oturup düşünecek, hesabını kitabını yapacak, bugünkü durumla kıyaslandığında lehimize mi, aleyhimize mi diye değerlendir
ip karara varacaklar."ÇOK İŞ VAR...45 BİN KİŞİLİK LİSTE DE HAZIRLANIYOR
Hızlı bir değerlendirme sürecinin ardından 24 Nisanda yapılacak referanduma yönelik kampanyanın başlayacağını söyleyen Talat, bununla birlikte yeni meclisin oluşumu, eş başkanların tayini, federal kurumların personeli ve federal yönetime ayrılacak binalarla ilgili taahhütler bulunduğunu anlattı.
Yapacak çok işimiz var diyen Talat, bir soruya karşılık, BMnin 9 Nisana kadar istediği garantilerle ilgili yazılı taahhüdün Kıbrıstaki tarafları değil, Türkiye ve Yunanistanı kapsadığını da söyledi.
Başbakan Talat, referanduma kadar TC kökenli vatandaşlarla ilgili 45 bin kişilik listeyi BM Genel Sekreterinin adadaki temsilcilerine teslim etmek zorunda olduklarını da söyledi ve Liste hazırlanıyor dedi.
TÜRKİYE VE DÜNYA KIBRISA ENDEKSLİ
Bakanlar Kurulu ile Meclisin ne zaman toplantıya çağrılacağı ise kesinleşmedi.
Rum Ulusal Konseyi ise bugün toplanacak.
Türkiye de tüm birimleriyle Kıbrısa endekslenmiş durumda. Kıbrısla ilgili yoğun bir trafiğin yaşandığı Türkiyede Milli Güvenlik Kurulu pazartesi Kıbrıs gündemiyle ikinci toplantısını yapacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi de Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla salı günü toplanacak.
BM Güvenlik Konseyi de dün akşam K
ıbrıs konulu özel bir oturum yaptı. Kapalı oturumda BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto Konseye Kıbrıs gelişmeleri hakkında bilgi verdi.HALKIN SESI 03/04/2004
Askerlik kalkıyor
İKİ YIL SONRA ASKERLİK YOK... Kıbrıs'ta varılacak bir çözümden sonra askerlik de kalkacak. Annan Planı zemininde, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş anlaşmasının yürürlüğe girmesinden iki yıl sonra askeri birlikler dağılacak ve askerlik kalkmış olacak
ANNAN PLANI NE DİYOR? Annan Planı'da "güvenlikle ilgili geçici düzenlemelerin" ele alındığı beşinci ekin ikinci maddesinde konu, zaman dilimlerine bölünerek hallediliyor. Planda, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum askeri birlikleri ve yedek birliklerinin tasfiye edileceği, silahlarının da Birleşik Kıbrıs Cum
huriyeti topraklarından, belirli bir zaman çizelgesine bağlı kalınarak kaldırılacağı belirtiliyorl DÖRT AŞAMADA KALDIRILACAK... Askerlik dört safhada kaldırılacak. Tasfiye işlemleri, plan yürürlüğe girdikten 150 gün sonra başlayacak. İlk dört ay içerisinde birliklerin yüzde 20'si tasfiye edilecek. Daha sonraki altı aylık süreçte yüzde 25, ikinci altı aylık süreçte yüzde 25 ve son sekiz aylık süreçte de yüzde 30'luk askeri birlik tasfiye edilecek ve iki yıl tamamlandığında askerlik kalkacak
Kıbrıs'ta varılacak bir çözümden sonra askerlik de kalkacak. Annan Planı zemininde, Birleşik Kıbrıs'ın kuruluş anlaşmasının yürürlüğe girmesinden iki yıl sonra askeri birlikler dağılacak ve askerlik kalkmış olacak.
Askerlik dört safhada kaldırılacak. Tasfiye işlemleri, plan yürürlüğe girdikten 150 gün sonra başlayacak.
İlk dört ay içerisinde birliklerin yüzde 20'si tasfiye edilecek. Daha sonraki altı aylık sürede yüzde 25'i, ikinci altı aylık süreçte yüzde 25'lik ve son sekiz aylık süreçte de yüzde 30'luk askeri birlik tasfiye edilecek ve askerlik toplam iki yılda tamamlanmış olacak.
Annan Planı'nın son şeklinin taraflara sunulmasıyla birlikte referandum sürecine giren Kıbrıslı Türkler, referandumda çıkacak sonuç ile birlikte en çok askerlik konusunun planda nasıl ele alındığını merak ediyor.
Annan Planı'da "güvenlikle ilgili geçici düzenlemelerin" ele alındığı beşinci ekin ikinci maddesinde konu, zaman dilimlerine bölünerek hallediliyor.
Planda, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum askeri birlikleri ve yedek birliklerinin tasfiye edileceği, silahlarının da Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarından, belirli bir zaman çizelgesine bağlı kalınarak, kaldırılacağı belirtiliyor.
Tasfiye işlemleri, ilk aşamada plan yürürlüğe girdikten 150 gün sonra başlayacak.
270'ini güne ulaşıldığında tasfiye işlemleri, mevcut birliklerin toplamının %20'sini kapsayacak. Yani ilk 4 ay içerisinde tüm birliklerin %20'si tasfiye edilecek.
Bu ilk sürecin ardından 271'inci günde başlayacak olan ikinci süreç 450'nci güne kadar sürecek olan altı aylık sür
eçte birliklerin %25'i tasfiye edilecek.451'inci günde başlayacak olan üçüncü zaman dilimi yani ikinci altı aylık süreç dahilinde %25lik birlik daha tasfiye edilip son dönem olan 631'inci günden 870'inci güne kadar da kalan %30'luk birlik de tasfiye edilmiş olunacak. Yani son zaman dilimi sekiz aylık bir sürece yayılıyor ve bunun sonunda tüm birliklerin tasfiyesi tamamlanmış olacak.
KIBRIS 04/04/2004
CTP "Evet" diyor
OLAĞANÜSTÜ KURULTAYA ÖNERİLECEK... CTP-Birleşik Güçler Parti Meclisi, dün yaptığı toplantıda, 24 Nisan'da yapılacak referandumda Annan Planı çerçevesinde çözüme "evet" denilmesi yönünde tavsiye kararı aldı. Başbakan Mehmet Ali Talat, parti meclisinin "evet" kararının 6 Nisan'da yapılacak olağanüstü kurultaya önerileceğini açıkladı. Talat, k
urultaydan oybirliğiyle "evet" kararı beklediklerini söylediCTP-Birleşik Güçler Parti Meclisi, dün yaptığı toplantıda, 24 Nisan'da yapılacak referandumda Annan Planı çerçevesinde çözüme "evet" denilmesi yönünde tavsiye kararı aldı.
CTP-Birleşik Güçler Gen
el Başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat, dün gece Genç TV'de yayımlanan "TV Gazetesi" programında yaptığı açıklamada, parti meclisinin "evet" kararının 6 Nisan'da yapılacak olağanüstü kurultaya önerileceğini ifade etti. Talat, kurultaydan oybirliğiyle "evet" kararı beklediklerini söyledi.Başbakan Talat, Annan Planı'nın son şeklinin tamamen istenilen şekilde olmamakla birlikte, Bürgenstock'taki kazanımlarla birlikte, çok önemli haklar içerdiğini ve Türk tarafı için "evet" denilebilecek nitelikte olduğunu ifade etti.
Nikah şahidi önerisi
Başbakan Talat, bu sözlerinin hemen ardından canlı yayına bağlanan genç bir bayanın, "Nişanlım Türkiye uyruklu ve evlenmeye çekiniyoruz" şeklindeki sorusu üzerine; oldukça keyiflenerek, "Bu pazara yetişmez ama gelecek pazara nikahı kıyınız, ben de şahidiniz olayım. Çekinecek bir şey yok" dedi.
DP'nin 'hayır'ı üzer
Başbakan Talat, iktidar ortağı DP'nin "hayır" kararı almasının kendisini üzeceğini belirterek, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ve arkadaşlarının plandaki yeni kazanımlar için çok emek harcadığını vurguladı.
Talat, DP'nin "hayır" kararının referandum sürecinde gerginliğe de neden olabileceğini kaydetti.
Denktaş ve UBP'ye "evet" çağrısı
Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve UBP'ye, Annan Planı çerçevesinde çözüm için referandumda "evet" deme çağrısı da yaptı.
KIBRIS 04/04/2004
Annan, Güvenlik Konseyi'ne rapor ve öneri paketi hazırlıyor
BİRKAÇ HAFTA İÇİNDE HAZIR OLACAK... BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs ile ilgili olarak yürütülen müzakerelerin ayrıntılarını gözler önüne sermek amacıyla bir rapor ve öneri paketi hazırladığı bildirildi. Rapor ve öneri paketi Güvenlik Konseyi'ne sunulacak. Raporun birkaç hafta içinde hazır olacağı bildirildi
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs ile ilgili olarak yürütülen müzakerelerin ayrıntılarını gözler önüne sermek amacıyla bir rapor hazırladığı bildirildi.
Söz konusu rapor, Güvenlik Konseyi'ne sunulacak. Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, raporun birkaç hafta içinde hazır olacağını söyledi.
Annan'ın buna ek olarak, Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs'la ilgili olarak bundan sonra atması gereken adımlarla ilgili bir de tasarı hazırlayacağı, De Soto tarafından ifade edildi. Annan'ın önerilerinin, 24 Nisan'da yapılacak referandumdan Annan Planı'na "evet" çıkması durumunda UNFICYP'in ne şekilde takviye edilmesi ve personel sayısının ne oranda artırılması gerektiği noktalarını içermesi bekleniyor.
Annan'ın, sunacağı öneriler konusunda konseyin, 24 Nisan referandumundan önce bir karar almasını arzuladığı da De Soto tarafından belirtildi.
Annan'ın 9 bin sayfa tutan ayrıntılı planı, Güvenlik Konseyi üyelerinin inceleyebilmeleri için internete konuldu. Annan Planı'na www.annanplan.org adresinden ulaşılabiliyor.
Konsey müdahale etmiyor
Öte yandan, Güvenlik Konseyi toplantısından sonra açıklamada bulunan başkan Gunter Pleuger, "bu önemli yol ayırımında kendi geleceklerini tayin etme hakkının Kıbrıslılara ait olduğunu" ifade
etti.
Annan ve De Soto'ya, soruna çözüm getirmek amacıyla harcadıkları çabalardan ötürü teşekkür eden Pleuger ile aynı görüşü savunan De Soto da "Konsey üyelerinin kararı Kıbrıslılara bıraktıklarını ve aşırı
müdahaleci görünmek istemediklerini" vurguladı.
Konsey üyelerine Annan Planı'yla ilgili brifing verdikten sonra gazetecilerin sorularını cevaplandıran De Soto, "Kıbrıs halkının referandumda, liderlerinin tayin edecekleri istikamet yönünde oy
kullanacaklarını sandığını" sözlerine ekledi.
KIBRIS 04/04/2004
De Soto, BM Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi
EN KAPSAMLI DEĞİŞİKLİK MAL- MÜLK KONUSUNDA... BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Güvenlik Konseyi'ni, İsviçre'deki Kıbrıs görüşmeleri hakkında bilgilendirdi. De Soto, planda en kapsamlı değişikliğin mal-mülk konusunda yapıldığını söyledi. Nihai planın daha kesin, daha adil ve daha basit olduğunu belirten De Soto, Kıbrıslı Türklerle Rumlara planın kendilerine sunduğu olanağı kaçırmamaları için çağrı yaptı
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Güvenlik Konseyi'ni İsviçre'deki Kıbrıs görüşmeleri hakkında bilgilendirdi. De Soto planda en kapsamlı değişikliğin mal-mülk konusunda yapıldığını söyledi.
Nihai planın daha kesin, daha adil ve daha basit olduğunu belirten De Soto, Kıbrıslı Türklerle Rumlara planın kendilerine sunduğu olanağı kaçırmamaları için çağrı yaptı.
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Güvenlik Konseyi'ne Bürgenstock'ta yapılan Kıbrıs müzakereleri hakkında bilgi verdi. Toplantı uluslararası baskılardan çekinen Yunan tarafının girişimlerine rağmen açık oturum şeklinde yapıldı. Oturumda yaklaşık 9 bin sayfalık Annan Planı'nı Güvenlik Konseyi üyelerine sunan de Soto, nihai planda en kapsamlı değişikliğin mülkiyet konusunda yapıldığını söyledi.
BM'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, "Biz, BM bu fırsatı onlara sunabilmek için liderleri ile birlikte çalışabilmiş olmaktan gurur duyuyoruz. Umarız ne kadar eşsiz bir imkan elde ettiklerinin değerini anlar ve Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barış için bu fırsatı değerlendirirler" dedi.
29 Mayıs'tan sonra işlerlik kazanacak
De Soto, 24 Nisan'da Ada'nın her iki tarafında yapılacak referandumda kabul edilmesi gereken planın, 29 Mayıs'ta garantör ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirmelerinin ardından işlerlik kazanacağını belirtti.
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi, "Revize edilmiş plan daha adil, basit ve kesin. Yeni plan, mal ve mülklerine el konulanlara geri verilecek toprak oranını artıracak. Ayrıca mal ve mülklerinin bir bölümünü geri alarak topraklarına dönecek göçmenlerin sayısında da önemli bir artış sağlayacak" diye konuştu.
Alvaro de Soto, AB'nin de birleşik Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta birliğe üye olabilmesi için acilen anlaşmadaki şartları düzenlemesi gerektiğini anlattı. Bu ayın Kıbrıslılar için son 30 yılın en kritik dönemi olduğunu ifade eden de Soto Kıbrıslı Türk ve Rumlara planın kendilerine sunduğu olanağı kaçırmamaları için çağrı yaptı.
KIBRIS 04/04/2004
Cumhurbaşkanı Denktaş: Annan Planı'na "hayır" diyeceğim
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nın olumsuzluklarını göz önünde bulundurduğunda, plana "hayır" diyeceğini ve neden "hayır" diyeceğini de halka açıklayacağını söyledi.
Devleti ve egemenliği koruma yemini olduğunu ve halka yol gösterme sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Denktaş, halka, Annan Planı'nı 'kabul edin" deme zorunluluğu olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki akşam bir televizyon programında yaptığı açıklamada, Annan Planı'nın, Türkiye'yi Kıbrıs'tan çıkaran bir plan olduğunu belirtti.
Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın, kendisinden, referandum sürecinde "tarafsız olmasını" istediğinin anımsatılması üzerine, Annan Planı konusundaki tavrını, gerekçesiyle birlikte halkına söylemekle mükellef olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
"Mal-mülk konusunda perişanlık yaratan, garantileri zaman içinde kaldıran, deragasyonları sadece şu kadar yıl kabul edip, ondan sonra bizim koruyucu tedbirlerimizi sıfırla çarpıp ortadan kaldırmak
suretiyle bizi eskiye götüren bir planı 'kabul ediniz' demek mecburiyetim yoktur."
Referandum sürecinde bir fikir mücadelesinin yapılacağına işaret ederek, kimsenin işi kavgaya götürmemesini, medeni bir şekilde davranılmasını isteyen Denktaş, "Herkes hangi fikri benimsiyorsa
istediği şekilde fikrini beyan etsin, ama kimse işi kavgaya, sövüşmeye, darbeye, taşkınlığa götürmesin. Çünkü kardeşiz. Çünkü bu adada yaşayacağız. Çünkü Rum'un karşısında yumruk gibi olmalıyız.
Onlar yumruk gibidirler" dedi.
Devletten yana tarafım
"Tarafsız ol" çağrısının partilerarası seçimlerde olacağını, kendisinin devletten yana taraf olduğunu kaydeden Denktaş, şöyle devam etti:
"Ama bu 'Devlet ortadan kalksın mı, Türkiye'nin garantisi sona gelsin mi, bizim talep ettiğimiz koruma tedbirleri (derogasyonlar) daimi olarak kalsın mı yoksa bir süre sonra ortadan kalksın ve Kıbrıs,
1963'ten evvelki Kıbrıs haline gelsin mi? Toprak konusunda yaratılan harabiyet kabul edilsin mi?' bütün bunlar gündemdedir. Ve benim değerlendirmeme göre, Kıbrıs Türkü'nün, Miçotakis'in deyimiyle, bu plan kabul edildiği takdirde Kıbrıs'ta 10 yıl içinde adadan çekilip gitmesi bahis konusudur. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumda, ben bu pla
na 'hayır' derim. Ve halkıma da niçin 'hayır' dediğimi anlatmak görevim olur."Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soru üzerine, Türk hükümeti ile aralarında mesafe olmadığını, ancak Türk Hükümeti'nin konuya bakış açısının kendilerinden biraz farklı olduğunu belirterek, "Kıbrıs
Türkü, bugün kaderini tayin aşamasına gelmiş bulunuyor. Anavatanlarını arkalarında görmek ister" dedi.
Denktaş, KKTC'den 1. Annan Planı'nda ne istendiyse 5. Annan Planı'nda da aynı şeylerin
istendiğini belirterek, "Benim görüşlerim aynıdır. Bu plan, olduğu şekliyle kabul edilemez" dedi.
İsviçre görüşmelerinin, "Türkiye'nin 'Ben varım, hâlâ devam edebilirim' demesi, Yunanistan'ın geri çekilmesi ve Rumların 'hayır olmaz' demesi açısından diplomatik başarı olduğunu" kaydeden Denktaş,
şöyle dev
am etti:"Ama sen bu başarıyı niçin kullanacaksın. Planı kabul ettirmek için, referandumda 'evet' dedirtmek için kullanacaksan, o zaman bu plana, diğer açıdan bakan, egemenlik açısından, derogasyonların kalıcı
olup olmadığı açısından, Türk askerinin adada devam edip etmeyeceği açısından bakan bizler için başarı sayılmaz."
Denktaş, Annan Planı'nda istedikleri eşit egemenliğin olmadığını, iki kesimliliğin sulandırıldığını, koruyucu tedbirlerin ve yer değiştirecekler için rehabilitasyon programının olmadığını söyledi.
Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusunda kandırıldığını ve yanlış bir kararla Güney Kıbrıs'ı üyeliğe aldığını ifade eden Denktaş, AB'nin bu yanlışını anlayarak, şimdi bütün Kıbrıs'ı istediğini, bu nedenle her şeyin 1 Mayıs takvimine yetiştirilmeye çalışıldığını ve kendilerine akıl almaz baskılar yapıldığını kaydetti.
Rauf Denktaş, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görülmediğini, referandumlarda tek sorunun sorulduğunu, ancak 24 Nisan'da yapılacak referandumda "Anlaşmayı kabul ediyor musunuz, eklerini kabul ediyor musunuz, yasalarını kabul ediyor musunuz, iki tarafın anayasasını ve müşterek devletin anayasasını kabul ediyor musunuz ve bütün bunların neticesinde AB'ye de girmeyi istiyor musunuz?" diye iç içe geçmiş sorular sorulacağını anlattı.
Yasal açıdan bunun yapılamayacağını ve Avrupa'da bir Avrupalıya bunun yapılamayacağını ifade eden Denktaş, "Mümkün değil, isyan çıkar. Burada bize yapıyorlar" dedi.
Annan'ın istediği taahhütler
Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soru üzerine, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 9 Nisan'a kadar garantör ülkelerden istediği taahhütlerin verilmemesi halinde referanduma gidilmeyeceğini söyledi.
Türkiye'nin bu imzayı verebilmesi için meclisten yetki alması gerekebileceğini kaydeden Denktaş, şunları söyledi.
"1960 anlaşmal
arını değiştirecek olan, Türkiye'nin 'tanırım' dediği ve bunca yıl tanıdığı ve kurtuluşu için de şehitler verdiği bir devleti ortadan kaldıracak olan bir anlaşmayı meclisten yetkisiz imzalayabilirler mi, imzalayamazlar mı, ben Türk kanunlarını bilmediğim için bir şey söyleyemem."Denktaş, başka bir soruya karşılık, Kıbrıs konusunun görüşüleceği Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda konuşma yapması için resmi bir davet alması halinde gitmenin kendisi için görev olduğunu da belirtti
KIBRIS 04/04/2004
Toplumcu Kurtuluş Partisi, halka çağrı yaptı: Referandumda "evet" oyu kullanın
TKP Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcu, "TKP'nin referandumla ilgili kararı, 50 yıllık acılara son verecek 'evet'tir" diyerek, Kıbrıs'ta yaşayan tüm halklara referandumda "evet" oyu kullanmaları çağrısı yaptı.
TKP Lefkoşa İlçe Örgütü tarafından önceki akşam Lefkoşa Boğaz Restaurant'ta dayanışma gecesi düzenlendi. Dayanışma gecesine TKP üye ve sempatizanları yanında KSP, BKP, BES, Çağ-Sen, Tıp-İş ve bazı sivil örgütlerinin temsilcileri de katıldı.
TKP Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre, gecede konuşma yapan TKP Genel Başkan Vekili Mehmet Davulcu, referandumda verilecek evet yanıtının, Kıbrıs Türk halkını mevcut düzeninden çıkaracağını ve Kıbrıs'a barış ve huzuru getireceğ
ini söyledi.Çözüm, barış ve AB üyeliği yolunda büyük mesafe kat edildiğini ve artık sonuca ulaşılmak üzere olduğunu belirten Davulcu, "Bu süreç son derece zorlu oldu. Ancak kısa sürede başarıyla tamamlanacağına inanıyoruz. Yarım yüzyıldır süren çözümsüzlük yakında artık tarihe karışacaktır" diye konuştu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın adıyla anılan çözüm planının, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik olarak bugüne kadar ortaya konulan en iyi seçenek olduğunu ifade eden Mehmet Davulcu, TKP'nin bu plana en başından "müzakereye zemin" olarak sahip çıktığını ve son şeklini de büyük süratle değerlendirerek çözüme zemin olarak kabul ettiğini kaydetti.
Davulcu, aralık seçimleri öncesinde TKP ile güçbirliğine giden parti ve örgütlerin bu güçbirliğini hâlâ sürdürdüklerini belirtirken, partisinin gelinen yeni süreçte de emeğin savunucusu olmaya devam edeceğini vurguladı. Davulcu şöyle dedi:
"Çözüm ve barış yolunda güç birliği yaptığımız örgütlerle birlikteliğimizi koruyarak yolumuza devam etmekte kararlıyız. Bizim birlikteliğimiz, Kıbrıs'ta barışın gücü olacaktır. Birlikte durduğumuz sürece başarısızlık söz konusu olamaz. Hep birlikte Kıbrıs'ta barış ve demokrasi için çalışacağız."
KIBRIS 04/04/2004
| Mecliste Kıbrıs görüşülecek | ||
|
28 Mart yerel seçimler nedeniyle çalışmalarına ara veren TBMM, haftaya Kıbrıs konusundaki gelişmelerle başlayacak. |
||
|
Ankara |
|
4 Nisan 2004 Bürgenstocktaki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanlığına Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeler hakkında bilgi vermek istediğini bildiren Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Genel Kurulun bu haftaki çalışmasının ilk gününde bunu gerekleştirecek. |
TBMMde bu hafta Kıbrıs konusundaki gelişmeler ele alınacak. 28 Mart yerel seçimler nedeniyle çalışmalarına ara veren TBMM, haftaya Kıbrıs konusundaki gelişmelerle başlayacak. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 6 Nisan Salı günü Genel Kurula bilgi verecek.
Bürgenstocktaki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanlığına Kıb
| Powell: Kıbrısta B planı yok |
|
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrısta referandumlardan olumsuz sonuç çıkması halinde bunun geri dönüşü olmayacağı ve tarihi bir fırsatın kaçırılacağı uyarısında bulundu. |
|
Washington |
4 Nisan 2004
Powell, Gerçek şu ki, bu düzenleme kabul edilmezse, uzun bir zaman için her şey duracak. Bu yüzden hepimiz çok çalışıyor olacağız dedi.ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrısta her iki tarafın da 24 Nisandaki referanduma olumlu yanıt vermelerinin kilit önem taşıdığına işaret ederek, referandumlardan olumsuz sonuç çıkması halinde bunun geri dönüşü olmayacağı ve tarihi bir fırsatın kaçırılacağı uyarısında bulundu.
Powell, Berlinden Washingtona dönerken uçakta gazetecilerle gerçekleştirdiği sohbette, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın planıyla şimdi Kıbrıs
Rum Kesiminde hayır protestosu
| Güney Kıbrıs Rum Kesiminin başkenti Lefkoşada Annan Planına hayır denmesini isteyen 7 bin kişilik bir kalabalık gösteri düzenledi. | |
|
|
Lefkoşa
4 Nisan 2004
Bu arada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yapılan bir ankette, 24 Nisanda referanduma sunulacak nihai Annan Planına yüzde 51.1lik kesimin evet, yüzde 48.7lik oranın da hayır diyeceği sonucu çıktıBaşkent Lefkoşadaki ana meydan, 24 Nisanda referanduma sunulacak Annan Planının son haline hayır denmesini isteyen 7 bin kişinin düzenlediği bir gösteriye sahne oldu. Gösteride üzerinde Rumca hayır yazan mavi beyaz pankartlar taşıdı.
KKTCDE TV ANKETİNDE EVET ÇIKTI
Öte yandan Kıbrıs Genç TVde yayınlanan ve Başbakan Mehmet Ali Talatın da konuk olarak katıldığı Televizyon Gazetesi programında, yapılan ankette katılan 917 kişinin yüzde 51.1i, referandumda evet, yüzde 48.7si de hayır diyeceğini belirtti.
Talat, programda yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın, Meclisten geçen referandum yasasıyla ilgili başsavcılıktan görüş istemesini eleştirdi.
Başbakan Mehmet Ali Talat, genel başkanı olduğu Cu
| KKTCdeki ankette evet çıktı | ||
|
KKTCde yapılan bir ankette, 24 Nisanda referanduma sunulacak nihai Annan planına yüzde 51.1lik kesimin evet, yüzde 48.7lik oranın da hayır diyeceği sonucu çıktı. |
||
|
Lefkoşa |
|
4 Nisan 2004 Bu arada, Başbakan Mehmet Ali Talat, genel başkanı olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisinin (CTP), 24 Nisanda yapılacak referandumda evet denmesi yönünde karar aldığını ve bu kararı, 6 Nisanda yapılacak olağanüstü kurultaya götüreceğini açıkladı. |
| Ankarada Kıbrıs yoğunluğu | ||
|
Ankara bu hafta Kıbrısla ilgili önemli toplantılara sahne olacak. Gelişmeler Pazartesi günü önce Bakanlar Kurulunda ardından olağanüstü toplanacak MGKda, Salı günü de Meclis Genel Kurulunda ele alınacak. |
||
|
Ankara |
|
4 Nisan 2004 Bürgenstocktaki görüşmelerin tamamlanmasının ardından Meclis Başkanlığına Kıbrıs konusundaki son gelişmeler hakkında bilgi vermek istediğini bildiren Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Salı günü bunu gerçekleştirecek. |
Gözler Ankarada
TBMM Başkanı Bülent Arınç, ''Denktaş ne zaman arzu ederlerse ne zaman uygun bulurlarsa biz kendilerine konuşma imkanı tanımaktan büyük bahtiyarlık duyarız'' dedi.
Arınç, AA muhabirinin, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın da 6 Nisan Salı günü TBMM Genel Kurulu'nda konuşması yönünde CHP Grup Başkan vekili Haluk Koç'un başvurusuna neden olumlu yanıt vermediğine ilişkin sorusunu yanıtladı.
Denktaş şu veya bu kuruluşun şu veya bu partinin önermesi ile Meclisimize gelebilecek, konuşma yapabilecek bir kişi olduğu gibi, kendi arzuları, iradeleri ile ne zaman arzu ederlerse ne zaman uygun bulurlarsa biz kendilerine konuşma imkanı tanımaktan büyük bahtiyarlık duyarız. Ancak endişem ve korkum şudur ki bir kısım siyasi partilerin ve siyasetçilerin Kuzey Kıbrıs Türk toplumunda yapılacak referandumu bir iç politika malzemesi haline getirmek ve bazı kişiler üzerinden siyaset yap
mak istemesi doğru bir davranış değildir. Kuzey Kıbrıs Türk toplumunda 24 Nisan'da yapılacak olan referandumu Türkiye'den olumlu ya da olumsuz bir karara yol açacak bir şekilde yönlendirmemiz hiçbir zaman doğru olamaz.DENKTAŞ'A BÜYÜK SAYGI VAR
Denktaş ve
Talat'ın konuşma istemlerine gelince; Denktaş'a TBMM'nin büyük bir saygısı vardır. Cumhurbaşkanı, Türkiye'ye ne zaman teşrif etmişlerse ne zaman Meclis'te konuşmayı arzu etmişlerse Meclis kendilerine daima bu konuşma imkanını tanımıştır. Bu bizim için de büyük bir onurdur. Sayın Başbakanların konuşması ise Meclis'te mutat değildir. Bu zamana kadar Sayın cumhurbaşkanları hangi ülkeden olursa olsunlar arzu ettikleri takdirde konuşmuşlardır, bunun dışında cumhurbaşkanı seviyesinde protokolde kabul gören veya Türkiye açısından konuşmaları partilerin uygun görüşü veya Danışma Kurulu'nca öngörülen kişiler de Meclis'te konuşmuşlardır. Bunlar yerine göre parlamento başkanları olmuştur, mesela en son AP Başkanı Cox gibi ya da protokolde Avrupa'da çok daha üst seviyelerde tanınan AB Komisyonu Başkanı Prodi gibi olmuştur.''DENKTAŞ İLE TALAT'IN STATÜLERİ
TBMM Başkanı Arınç, bir ülkenin cumhurbaşkanının arzu ettiği takdirde Genel Kurul'da mutlaka konuşabildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şüphesiz Kıbrıs konusunda 24 Nisan'da yapılacak referandum ve referandumun olumlu çıkması nedeniyle TBMM'de bir sözleşmenin uygun bulunduğuna ait görüşmeler yapılacaksa ve bu konu Türkiye'yi doğrudan ve çok önemli biçimde ilgilendiriyorsa yeterli bilgilenmeye milletve
killerimizin ihtiyacı olabilir. Bu ihtiyaç partiler, gruplar veya hükümet tarafından Meclis Başkanlığımıza bildirildiği takdirde biz öngörüşmeleri yaparız, genel kabul görüldüğünde kendilerini davet eder, konuşma imkanları sunarız.Dolayısıyla Sayın Başbakan Talat ile Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş'ın statüleri birbirinden farklıdır. Denktaş şu veya bu kuruluşun şu veya bu partinin önermesi ile meclisimize gelebilecek, konuşma yapabilecek bir kişi olduğu gibi, kendi arzuları, iradeleri ile ne zaman arzu ederl
erse ne zaman uygun bulurlarsa biz kendilerine konuşma imkanı tanımaktan büyük bahtiyarlık duyarız.Ancak endişem ve korkum şudur ki bir kısım siyasi partilerin ve siyasetçilerin Kuzey Kıbrıs Türk toplumunda yapılacak referandumu bir iç politika malzemesi haline getirmek ve bazı kişiler üzerinden siyaset yapmak istemesi doğru bir davranış değildir. Kuzey Kıbrıs Türk toplumunda 24 Nisan'da yapılacak olan referandumu Türkiye'den olumlu ya da olumsuz bir karara yol açacak bir şekilde yönlendirmemiz hiçbir zam
an doğru olamaz.Türk toplumunun vereceği karara hepimiz saygı duyacağız. Bu karar ister evet ister hayır olsun. Kendilerini doğrudan ilgilendiren bir konuda ve yıllardır içinde yaşadıkları şartları en iyi bilen Türk toplumunun vereceği kararın mutlaka hayırlı olmasını diler ve bunun için çaba gösteririz.''
''EN DOĞRU KARAR''
TBMM Başkanı Arınç, Kıbrıs konusunda 24 Nisan'da Ada'da referandum yapılacağını anımsatarak, şöyle konuştu:
''Kıbrıs'ta yaşayan soydaşlarımızın yıllardan beri içinde bulundukları şartları geçmişi ile bugüne kadar çok iyi değerlendireceklerine inanıyorum. Planın ne getirdiğini, Türk toplumuna ne vaat ettiğini, hangi güvenceleri sağladığını önümüzdeki ufuk ve vizyon içerisinde de değerlendirerek en hayırlı kararı vereceklerine inanıyo
rum.Kıbrıs Aralık ayında çok önemli bir demokratik sınav verdi ve bu sınavdan çok önemli sonuçlar çıktı. Bu sonuç şudur: Ben bu sorunun çözülmesini, mutlaka uzlaşma ile çözülmesini istiyorum dedi. 50 parlamenterlik parlamentoda
iktidar ve muhalefet bıçakla kesilmiş gibi iki bloka ayrıldı. Birbirini acımasızca eleştiren bu siyasi partilerin ortaya koydukları tablo uzlaşma ve çözüm tablosu idi.
Seçim sonrası kurulan hükümet New York'ta başlayan müzakereleri Ada'da ve İsviçre'de devam ettirdi ve bir planla Ada'ya döndü. O toplumun kavga etmeden, birbirlerini acımasızca eleştirmeden ama gerçekleri görmek suretiyle geleceği için en doğru kararı vermesini arzu ediyoruz.
Seçimler sırasında da Türkiye'den pek çok kurum ve kuruluşun Ada'ya gittiğini, seçim sonucunu şu veya bu parti lehine değiştirmek istediğini anlatan Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:
''Ama Ada'daki soydaşlarımız onlara çok önemli bir mesaj verdi. Dolayısıyla bir referandum öncesinde seviyeyi düşürmeden, ama kararı oradaki soydaşlarımıza bırakarak neticeyi beklemek gerektiğine inanıyorum. Bizim için en önemli, en doğru, en haklı en makul sonuç Ada'daki Türk soydaşların vereceği karardır. O karara hepimizin saygı göstermesi gereklidir.''
HALKIN SESI 05/04/2004
Talat: CTP evet diyecek
Başbakan
Mehmet Ali Talat, referandum yasasının anayasaya aykırı olmadığını söyledi.Kıbrıs Genç TVde önceki gün akşam canlı yayına katılan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın, meclisten geçen referandum yasasıyla ilgili başsavcılıktan görüş istemesini eleştirerek, referandum yasasının anayasaya aykırı olmadığını, mahkemenin vereceği kararın belli olduğunu söyledi.
Bu anayasal bir mesele değil diyen Talat, şunları söyledi:
Bu bir referandum. Cumhurbaşkanının, halka evet mi hayır mı diye sorabilir miyim? diye sorması zaten abes. Hiç böyle bir şey mi olur? Hangi mahkeme hayır soramazsınız diyecek. Olamaz öyle bir şey. Tabi ki mahkeme tamamdır diyecek...Yani siz bir yapı kuruyorsunuz ve artık hiç bir şekilde o yapıyı değiştiremiyorsunuz, var mı böyle bir şey dün
yada? Dünyada böyle bir yapı yoktur kalamaz zaten orada. Dolayısıyla halkın iradesi önemlidir. Halk eğer ben bunu değiştirdim derse buna kimin ne söyleme hakkı var.CTP EVET DİYECEK
Başbakan Mehmet Ali Talat, genel başkanı olduğu CTPnin, 24 Nisanda yapılacak referandumda evet denmesi yönünde karar aldığını ve bu kararı, 6 Nisanda yapılacak olağanüstü kurultaya götüreceğini açıkladı.
Talat, her kuruluşun referanduma yönelik karar almada bağımsız olduğunu, ancak hükümet ortağı Demokrat Partinin hayır kararı almasından büyük üzüntü duyacağını söyledi.
DPnin ve DP Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaşın Annan planının iyileştirilmesinde büyük katkıları olduğunu anlatan Talat, Bu katkıları yaptıktan sonra hayır
derse üzülürüm" dedi.Referandumda, DPnin tutumunun belirleyici olacağına ve DPnin kilit bir noktada bulunduğuna işaret eden Talat, DPnin referanduma evet kararı alması halinde referandum sürecinde hiç bir gerginliğinin olmayacağını kaydetti. Talat, Eğer DP evet kampanyası açarsa bu toplumda hiç bir gerginlik olmayacak demektir diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş ile DPnin tavırlarının teorik olarak farklı olabileceğini, pratik olarak olmasının da Cumhurbaşkanı Denktaşın tutumuna bağlı olduğunu ifade eden Talat, Cumhurbaşkanı eğer bunu, ölüm, felaket... olarak nitelerse DP çok zorda kalır ifadesini kullandı.
CUMHURBAŞKANINDAN PLANA EVET DEMESİNİ RİCA ETTİM
Cumhurbaşkanı Denktaşın, referandum sürecini gergin bir kampanyaya dönüştürmesini hiç istemediğini ve bunu cumhurbaşkanına da söylediğini kaydeden Başbakan Talat, Denktaştan evet oyu vermesini rica ettiğini söyledi.
Denktaşa, Hayır bunu yapmayacak olursanız lütfen gerginlik yaratmayacak bir üslup kullanın, karşı olduğunuzu söyleyin, anlatın, ama lütfen gerginliğe yol açacak bir üslup kullanmayınız. Çünkü gerginlik yaratırsanız, kaçınılmaz olarak biz de bu yola gireceğiz dediğini aktaran Talat, Bu ayrıca siyasi kriz de doğuracak. Cumhurbaşkanının şu ana kadarki tutumu hayır
yönünde görünmektedir. Ama dikkat ediyorsanız çok aşırı nitelemelerden kaçınmaktadır dedi.Denktaşın tutumunun DPyi etkileyeceğini kaydeden Talat, ana muhalefet Ulusal Birlik Partisinden sürpriz beklemediğini ve hayır demesini beklediğini söyledi. Talat, Ben tabi demesini tavsiye etmiyorum. Eğer UBPde bu plana evet derse sanırım ki tarihin en büyük sonucunu almış oluruz diye konuştu.
RUM TARAFINDA İKİ KİLİT VAR
Talat, Kıbrıs Rum kesiminde de komünist AKEL partisi ile ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisinin kilit durumunda olduğunu belirterek, Bu iki kilit açılırsa, evet derse, sonuç mutlaka olur ifadesini kullandı.
Rumların takıntılarından kurtulması gerektiğini belirten Talat, Kıbrıs Türkünün ayrılıkçı olmadığını ve zamanı kollayarak Kıbrısı bölmek istemediğini söyledi. Talat, Eskiden böyle bir iddiada bulunulabilirdi, ama bugün böyle bir şey yok. Kıbrıs Türk halkı kullandığı oylarla
HALKIN SESI 05/04/2004
Referandum Yasası, anayasaya aykırı değil
Başbakan Mehmet Ali Talat,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, meclisten geçen Referandum Yasası'yla ilgili başsavcılıktan görüş istemesini eleştirdiReferandum Yasası, anayasaya aykırı değil
DP, "HAYIR" DERSE ÜZÜLÜRÜM: DP'nin ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın, Annan Planı'nın iyileştirilmesinde büyük katkıları olduğunu anlatan Talat, "Bu katkıları yaptıktan sonra 'hayır' derse üzülürüm" dedi. Referandumda, DP'nin tutumunun belirleyici olacağına ve kilit bir noktada bulunduğuna işaret eden Talat, DP'nin referanduma "evet" kararı alma
sı halinde referandum sürecinde hiçbir gerginliğinin olmayacağını kaydettiRUM TARAFINDA İKİ KİLİT VAR: Talat, Kıbrıs Rum kesiminde de komünist AKEL partisi ile anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin kilit durumunda olduğunu belirterek, "Bu iki kilit açılırsa, 'evet' derse, sonuç mutlaka olur" ifadesini kullandı
Başbakan Mehmet Ali Talat, genel başkanı olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP), 24 Nisan'da yapılacak referandumda "evet" denmesi yönünde karar aldığını ve bu kararı, 6 Nisan'da yapılacak olağanüstü kurultaya götüreceğini açıkladı.
Talat, ayrıca referandum yasasının anayasaya aykırı olmadığını söyledi.
Kıbrıs Genç TV'de önceki akşam canlı yayına katılan Başbakan Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, meclisten geçen Referandum Yasası'yla ilgili başsavcılıktan görüş istemesini eleştirerek, Referandum Yasası'nın anayasaya aykırı olmadığını, mahkemenin vereceği kararın belli olduğunu söyledi.
"Bu anayasal bir mesele değil" diyen Talat, şunları söyledi:
"Bu bir referandum. Cumhurbaşkanının, 'Halka evet mi hayır mı diye sorabilir miyim?' diye sorması zaten abes. Hiç böyle bir şey mi olur? Hangi mahkeme 'hayır soramazsınız' diyecek. Olamaz öyle bir şey. Tabii ki mahkeme 'tamamdır' diyecek... Yani siz bir yapı kuruyorsunuz ve artık hiçbir şekil
de o yapıyı değiştiremiyorsunuz, var mı böyle bir şey dünyada? Dünyada böyle bir yapı yoktur kalamaz zaten orada. Dolayısıyla halkın iradesi önemlidir. Halk eğer 'ben bunu değiştirdim' derse buna kimin ne söyleme hakkı var."CTP "evet" diyecek
Başbakan Meh
met Ali Talat, genel başkanı olduğu CTP'nin, 24 Nisan'da yapılacak referandumda "evet" denmesi yönünde karar aldığını ve bu kararı, 6 Nisan'da yapılacak olağanüstü kurultaya götüreceğini açıkladı.Talat, her kuruluşun referanduma yönelik karar almada bağımsız olduğunu, ancak hükümet ortağı Demokrat Parti'nin "hayır" kararı almasından büyük üzüntü duyacağını söyledi.
DP'nin ve DP Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın Annan Planı'nın iyileştirilmesinde büyük katkıları olduğunu anlatan Talat, "Bu katkıları yaptıktan sonra 'hayır' derse üzülürüm" dedi.
Referandumda, DP'nin tutumunun belirleyici olacağına ve DP'nin kilit bir noktada bulunduğuna işaret eden Talat, DP'nin referanduma "evet" kararı alması halinde referandum sürecinde hiçbir gerginliğinin olmayacağını kaydetti. Talat, "Eğer DP 'evet' kampanyası açarsa bu toplumda hiç bir gerginlik olmayacak demektir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş ile DP'nin tavırlarının teorik olarak farklı olabileceğini, pratik olarak olmasının da Cumhurbaşkanı Denktaş'ın tutumuna bağlı olduğunu ifade eden Talat, "Cumhurbaşkanı eğer bunu, 'ölüm, felaket...' olarak nitelerse DP çok zorda kalır" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanından plana "evet" demesini rica ettim
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, referandum sürecini gergin bir kampanyaya dönüştürmesini hiç istemediğini ve bunu cumhurbaşkanına da söylediğini kaydeden Başbakan Talat, Denktaş'tan "evet" oyu vermesini rica ettiğini söyledi.
Denktaş'a, "Hayır bunu yapmayacak olursanız lütfen gerginlik yaratmayacak bir üslup kullanın, karşı olduğunuzu söyleyin, anlatın, ama lütfen gerginliğe yol açacak bir üslup kullanmayınız. Çünkü gerginlik yaratırsanız, kaçınılmaz olarak biz de bu yola gireceğiz" dediğini aktaran Talat, "Bu ayrıca siyasi kriz de doğu
racak. Cumhurbaşkanının şu ana kadarki tutumu 'hayır' yönünde görünmektedir. Ama dikkat ediyorsanız çok aşırı nitelemelerden kaçınmaktadır" dedi.Denktaş'ın tutumunun DP'yi etkileyeceğini kaydeden Talat, anamuhalefet Ulusal Birlik Partisi'nden sürpriz beklemediğini ve "hayır" demesini beklediğini söyledi. Talat, "Ben tabii demesini tavsiye etmiyorum. Eğer UBP'de bu plana 'evet' derse sanırım ki tarihin en büyük sonucunu almış oluruz" diye konuştu.
Rum tarafında iki kilit var
Talat, Kıbrıs Rum kesiminde de komünist AKEL partisi ile anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin kilit durumunda olduğunu belirterek, "Bu iki kilit açılırsa, 'evet' derse, sonuç mutlaka olur" ifadesini kullandı.
Rumların takıntılarından kurtulması gerektiğini belirten Talat, Kıbrıs Türkünün ayrılıkçı olmadığını ve zamanı kollayarak Kıbrıs'ı bölmek istemediğini söyledi. Talat, "Eskiden böyle bir iddiada bulunulabilirdi, ama dün böyle bir şey yok. Kıbrıs Türk halkı kullandığı oylarla tutumunun ne olduğunu, ne olacağını ispat etti
. Ayrılıkçı olmayanları çoğunluğa getirdi" dedi.KIBRIS 05/04/2004
Ankara'da ve KKTC'de Kıbrıs trafiği
Kıbrıs konusundaki gelişmeler bugün önce Türkiye Bakanlar Kurulu'nda, ardından olağanüstü toplanacak MGK'da, yarın da TBMM'de ele alınacak. Öte yandan KKTC Cumhuriyet Meclisi de bugün saat 10.00'da olağanüstü toplanarak Kıbrıs sorununu görüşecek
Kıbrıs Türk ve Rum halklarının kaderinin belirleneceği 24 Nisan'daki referandumlara sayılı günler kala, gerek Ankara, gerekse KKTC önemli toplantılara sahne olaca
k.Kıbrıs'taki son durum, bugün önce Türkiye Bakanlar Kurulu'nda değerlendirilecek; öğleden sonra saat 14.30'da da MGK gündemine taşınacak. Bugün KKTC Meclisi, yarın da TBMM son gelişmeler hakkında bilgilendirilecek.
İsviçre'de yapılan Kıbrıs müzakerelerinde varılan noktanın değerlendirilmesi için geçtiğimiz perşembe günü tek gündem maddesiyle yapılan MGK'da, kurulun pazartesi günü yeniden toplanması kararlaştırılmıştı.
Toplantı sonrasında yayınlanan bildiride, MGK'nın "ortaya çıkan metinlerin kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesine fırsat tanımak üzere" pazartesi günü yeniden bir araya geleceği bildirilmişti.
Bugün Cumhuriyet Meclisi olağanüstü toplanacak
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün olağanüstü toplanarak Kıbrıs sorununu görüşecek.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında saat 10.00'da toplanacak genel kurulda, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler konusunda İsviçre'deki zirveye katılan Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş milletvekillerine bilgi verecek.
Meclis birleşiminin basına kapalı olması bekleniyor.
Yarın TBMM'de
28 Mart yerel seçimler nedeniyle çalışmalarına ara veren TBMM, haftaya Kıbrıs konusundaki gelişmelerle başlayacak. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 6 Nisan Salı günü genel kurula bilgi verecek.
Bürgenstock'taki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanlığı'na Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeler hakkında bilgi vermek istediğini bildiren Gül, genel kurulun bu haftaki çalışmasının ilk gününde bunu gerekleştirecek. Gül'ün konuşmasının ardından siyasi parti temsilcileri de görüşlerini dile getirecek.
Ayrıca, genel kurul gündeminde bulunan çok sayıda uluslararası ve ikili anlaşmanın da 7 Nisan Çarşamba ve 8 Nisan Perşembe günü yasalaşması bekleni
yor.KIBRIS 05/04/2004
İki eşit devlet
KIBRIS 0 24 Nisan'da referanduma sunulacak Annan Planı'nın son şeklini yayımlamaya devam ediyoruz. Geleceğimizi, kısacası kaderimizi oylayacağımız 24 Nisan'a sayılı günler kala, kafanızı karıştırmaya çalışanların sesine değil, orijinal planın neler öngördüğüne bakınız...
İki eşit devlet
İKİ EŞİT KURUCU DEVLET: "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, biri Kıbrıs Rum devletinden diğeri Kıbrıs Türk devletinden oluşan, iki eşit kurucu devlet ile feshedilmesi mümkün olmayan ortaklığa sahip, bağımsız bir devlettir. Kıbrıs Birleşmiş Milletler üyesidir ve tek bir uluslararası tüzel kişiliğe ve egemenliğe sahiptir"
l EŞİT STATÜ VE EGEMENLİK: "Kurucu devletler, eşit statüye sahiptir. Kurucu devletler, anayasanın koyduğu sınırlar içerisinde ve federal hükümete verilmemiş olan yetkileri, egemen bir şekilde kullanır ve kendi anayasaları altında kendilerini özgür bir şekilde düzenler"
l KIBRIS VATANDAŞLIĞI: "Tek bir Kıbrıs vatandaşlığı vardır... Tüm Kıbrıs vatandaşları ayrıca kurucu devlet, iç vatandaşlık statüsünden yararlanacaktır. Bu statü, Kıbrıs vatandaşlığını tamamlayıcı özelliktedir ve onun yerine geçmez"
l SİYASİ HAKLAR: "Kıbrıs Rumları ve Kıbrıs Türkleri tarafından ayrı ayrı seçilen senatörlerin seçimi haricinde federal seviyedeki siyasi haklar, kurucu devlet iç vatandaşlık statüsüne dayalı olarak kullanılacaktır. Kurucu devlet ve yerel düzeydeki siyasi haklar, daimi ikametgah yerinde kullanılır"
l SENATODA EŞİT TEMSİLİYET: "Yasama yetkisi, senato ve temsilciler meclisi olmak üzere iki meclisten oluşan federal parlamento tarafından kullanılır. Her bir meclis, 48 üyeye sahip olacak. Senato, eşit sayıda Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk senatörlerinden oluşacak"
l BAŞKANLIK KONSEYİ: "Devlet başkanlığı makamına sahip olan Başkanlık Konseyi, yürütme yetkisini kullanır. Başkanlık Konseyi, 5 yıllığına, tek liste içinden, senatoda özel çoğunluk ile seçilerek temsilciler meclisi çoğunluğu tarafından onaylanır... Başkanlık Konseyi, her 20 ayda bir değişmek üzere, üyeleri arasından, aynı kurucu devletten
gelmeyecek şekilde iki üyeyi konsey başkanı ve başkan yardımcısı olarak seçer... Başkan yardımcısı, Avrupa Konseyi toplantılarında başkana eşlik eder"l GARANTİ ANLAŞMASI: "Garanti anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzeni yanında kurucu devletlerin de toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenini kapsayacaktır"
İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında yapılan tarihi Kıbrıs zirvesinin ardından çözüme ve Avrupa Birliği'ne (AB) sadece 19 gün kaldı. Geleceğimizi, kısaca kaderimizi oylayacağımız 24 Nisan'daki referandumlarda Kıbrıs Türk ve Rum halkları "evet" derse, 40 yıldır sürüp giden Kıbrıs sorunu bitecek; ayrıca Kıbrıs Türkü çağdaş ve uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı bir dünyaya merhaba
diyecek.İşte böylesine kritik bir süreçten geçerken, statüko yanlılarının yine halkı yalan dolanla korkutmaya çalışarak, "hayır" kampanyasını sahneye koyduğunu görüyoruz.
Ancak gazeteniz KIBRIS, son şeklini almış olan Annan Planı'nın Türkçe tam metnini yayımlayıp merak ettiğiniz düzenlemeleri okuyup öğrenmeniz için büyük bir görev üstlendi.
Kıbrıs'ta çözümü ve AB'yi amaçlayan Annan Planı'nın her satırında merak ettiğiniz konularla ilgili yanıtları bulacaksınız.
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti
Planın ana hatlarına bakılacak olursa, üzerinde fırtınalar koparılan devlet olgusunda, varılacak anlaşma ile iki eşit kurucu devletin oluşacağı görülebilir.
Planda bu konuda "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti, biri Kıbrıs Rum devletinden diğeri Kıbrıs Türk devletinden oluşan, iki eşit kurucu devlet ile feshedilmesi mümkün olmayan ortaklığa sahip, bağımsız bir devlettir. Kıbrıs Birleşmiş Milletler üyesidir ve tek bir uluslararası tüzel kişiliğe ve egemenliğe sahiptir" ifadeleri yer alıyor.
Yine eşit statü ve egemenlik konularında bazı çevrelerin halkı yanıltıcı beyanlarda bulunduğu ortaya çıkıyor. Çünkü planda eşit statü ve egemenlik konularında şu hususlar yer alıyor:
"Kurucu devletler, eşit statüye sahiptir. Kurucu devletler, anayasanın koyduğu sınırlar içerisinde ve federal hükümete verilmemiş olan yetkileri, egemen bir şekilde kullanır ve kendi anayasaları altında kendilerini özgür bir şekilde düzenler."
Kıbrıs vatandaşlığı ve siyasi haklar
Kıbrıs vatandaşlığı ile ilgili düzenlemeler ise şöyle:
"Tek bir Kıbrıs vatandaşlığı vardır... Tüm Kıbrıs vatandaşları ayrıca kurucu devlet, iç vatandaşlık statüsünden yararlanacaktır. Bu statü, Kıbrıs vatandaşlığını tamamlayıcı özelliktedir ve onun yerine geçmez."
Siyasi haklar konusuna yığınla eleştiri getirenlere yanıt olabilecek düzenlemeler
le ilgili olarak da son plan şöyle şekillendi:"Kıbrıs Rumları ve Kıbrıs Türkleri tarafından ayrı ayrı seçilen senatörlerin seçimi haricinde federal seviyedeki siyasi haklar, kurucu devlet iç vatandaşlık statüsüne dayalı olarak kullanılacaktır. Kurucu devlet ve yerel düzeydeki siyasi haklar, daimi ikametgah yerinde kullanılır.
Yasama yetkisi, senato ve temsilciler meclisi olmak üzere iki meclisten oluşan federal parlamento tarafından kullanılır. Her bir meclis, 48 üyeye sahip olacak. Senato, eşit sayıda Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk senatörlerinden oluşacak."
Başkanlık Konseyi ve Garanti Anlaşması
Başkanlık Konseyi ve Garanti Anlaşması konusunda planda yer alan ifadeler şöyle:
"Devlet başkanlığı makamına sahip olan Başkanlık Konseyi, yürütme yetkisini kullanır. Başkanlık Konseyi, 5 yıllığına, tek liste içinden, senatoda özel çoğunluk ile seçilerek temsilciler meclisi çoğunluğu tarafından onaylanır... Başkanlık Konseyi, her 20 ayda bir değişmek üzere, üyeleri arasından, aynı kurucu devletten gelmeyecek şekilde ik
i üyeyi konsey başkanı ve başkan yardımcısı olarak seçer... Başkan yardımcısı, Avrupa Konseyi toplantılarında başkana eşlik eder.""Garanti Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzeni yanında kurucu devletlerin de toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzenini kapsayacaktır."
KIBRIS 5/04/2004
KKTC'de referandum anayasaya aykırı iddiası
KKTC Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın "Referandum yasasının anayasaya aykırı olup olmadığı talebini görüştü. Başsavcılığa göre referandum yasası anayasaya aykırı.
KKTC Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, hükümetin hazırladığı ve meclisin de onayladığı, Annan planını referanduma sunmayı öngören referandum yasasının ''anayasaya aykırı olup olmadığı'' yönündeki talebini görüştü.
Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erdinel başkanlığındaki Metin Hakkı, Nevver Nolan, Mustafa Özkök ve Seyit
Bensen'den oluşan Yüksek Mahkeme yargıçları, Anayasa Mahkemesi göreviyle toplandı.Başsavcı Akın Sait, Cumhurbaşkanlığı adına, avukat Ali Fevzi Yeşilada da meclisi temsilen toplantıya katılarak görüşlerini sundu.
Toplantıda, Başsavcı, referandum yasasının anayasaya aykırı olduğu görüşünü belirterek, ''anayasaya göre bir anayasa maddesini veya anayasanın tümünün değiştirilebilmesi için, öncelikle yasama meclisinde 10 milletvekilinin önerisi ile üçte iki milletvekilinin oyu gerektiğini'' kaydetti.
Bu şartların yerine getirilmediğini ifade eden Başsavcı, bu şartlar yerine getirilmediği ve referandum yasasında anayasal değişiklikler bulunduğu için anayasasaya aykırı olduğu görüşünü savundu.
Toplantıya Meclis'i temsilen katılan avukat Ali Fevzi Yeşilada ise referandum yasasında, ''anayasaya bir aykırılık olmadığını, çünkü bir anayasa değişikliğinin söz konusu olmadığını, yeni bir devlet oluşturma çalışması bulunduğunu'' iddia etti.
Her iki tarafın da görüşlerini dinleyen Anayasa Mahkemesi, toplantıyı, karar için süresiz ertedi. Anayasa Mahkemesi'nin, konuyla ilgili görüşünü en erken zamanda açıklayacağı belirtildi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, referandum yasasının anayasaya aykırı olup olmadığı yönünde Anayasa Mahkemesi'nin görüşünü sormuştu.
HURRIYET 05/04/2004
Hükümet Annan Planı'nın olumlu yanını açıkladı
Bakanlar Kurulu toplantısında, ''Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları'' başlıklı bir metin ele alındı.
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in açıklamalarının ardından gazetecilere de dağıtılan ve 7 sayfadan oluşan metnin devamı aynen şöyle:
''GÜVENLİK VE GARANTİLER"
1. Kıbrıs'ın tümünün veya bir parçasının bir başka ülke ile birleşemeyeceği (Enosis yasağı),
2. 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nın yeni düzene de uygulanmak üzere geçerli olacağı,
3. 1960 Garanti Anlaşması'nın, sadece Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin değil, aynı zamanda Kurucu Devletlerin de toprak bütünlüğünü (territorial integrity) güvenliğini ve anayasal düzenlerini garanti etmesi,
4. Ada'daki Türk askeri varlığının 2011 yılına kadar 6000 asker, 2018 yılına veya daha erken gerçekleşirse Türkiye'nin AB üyeliğine kadar 3000 asker düzeyinde kalması; ve herhal ve karda Türk askeri varlığının, Türkiye gözden geçirme aşamalarında tamamen kaldırılmasına rızasını vermediği müddetçe, İttifak Anlaşması seviyesinde (650) Ada'da kalmaya devam etmesi,
5. Ada'da konuşlanacak BM Barış Gücü'nün Ada'daki görev süresinin ancak Kurucu Devletlerin rızasıyla sona erebileceği,
6. Kurucu Anlaşma'nın uygulanmasını izleyecek olan komitede (Monitoring Committee) Garantör Ülkelerin temsilcilerinin de bulunması,
7. Kurucu Devletlerin, yekdiğeri ve Garantör ülkelere karşı şiddeti ve şiddete teşviği önleme yükümlülüğü altına girmeleri
8. Kıbrıs'ın topraklarını uluslararası askeri operasyonlara iki Kurucu Devletin ortak rızası olmaksızın tahsis edemeyeceği; ayrıca Türkiye AB Üyesi olana kadar Türkiye ve Yunanistan'ın da rızalarının aranacağı,
9. Güvenlikle ilgili hükümlerin 1959-60 Garanti ve İttifak Anlaşmaları hükümlerine halel getirmeyeceği,
10. Rum tarafına devredilecek ve esasen Anlaşma yürürlüğe girdiği tarihte hukuken Rum devletinin sayılacak toprakların geçici bir süreyle Türk devletinin yönetiminde kalması,
TÜRKİYE'NİN ROLÜ
1. Türkiye ve Yunanistan ile özel ilişkilerin devam edeceği, Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'nin bu iki ülkeye en ziyade müsadeye mazhar ülke statüsü bahşedeceği,
2. Tarafların Türkiye ile Yunanistan arasındaki dengeye saygı gösterecekleri,
3. Yeni Kıbrıs'ın, Türkiye'nin AB'ye katılımını destekleyeceği (shall support),
4. Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için sadece referandumlarda onaylanmasının değil, aynı zamanda garantör ülkelerce yeni düzene dair antlaşmanın imzalanmasının da gerekeceği,
ORTAKLIĞIN YENİLİĞİ VE ULUSLARARASI GÜVENCELER
1. Anlaşma ile Kıbrıs'ta yeni bir düzenin (a new state of affairs) kurulacağı,
2. Tarafların ortaklıklarını yenilemeye karar verdikl
erini ilan etmeleri,3. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (BKC) yeni marşının olması,
4. BKC'nin yeni bir bayrağının olması,
5. Kurucu Anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanacak olması,
6. Kıbrıs'ın BM üyeliğinin Ada'da kurulacak yeni düzen çerçevesinde olacağı ve bu kapsamda, BM'de yeni BKC bayrağının göndere çekileceği,
7. Avrupa Konseyi'nin Kurucu Anlaşmayı onaylayacağı,
8. AB'nin de Kurucu Anlaşmayı onaylayacağı, kendisini çözümün parametrelerine uyarlayacağı,
9. Eş-Başkanların AB'den çözümün parametrelerini AB'nin Birinci Hukukunun parçası haline getirmesini isteyecek olmaları,
10. Eş-Başkanların ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni mülkiyete ilişkin yasal başvuruların muhatabının bundan böyle Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olacağı hususunda bilgilendirmeleri ve Mahkeme'den, önünde bulunan mülke dair davaların düşürülmesini isteyecek olmaları,
11. İki Kurucu devletten temsilcilerin (4 Rum+2 Türk) Avrupa Parlamentosunda görev almaları,
12. AB Konseyi toplantılarında yeni Kıbrıs'ı, Konsey Başkanı ve Başkan Yardımcısının birlikte temsil etmeleri,
13. Türkçenin, personel ve teknik ihtiyaçların karşılanmasını takiben, AB'nin resmi ve çalışma dillerinden biri olacağı,
DiĞER HUSUSLAR
1. Geçmişteki acı tecrübelerin tekrarlanmayacağının taraflarca ilanı,
2. Yeni Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce tarafların yapmış oldukları tüm yasama, yürütme ve adli işlemlerin, Kurucu Anlaşma ile ters düşmemek kaydıyla geçerli olacağı,
3. Anlaşma yürürlüğe girdiği anda, geçiş dönemi boyunca, Kurucu Devlet yasama, yürütme ve yargı organlarının da işler durumda olmaları,
4. Türkiye'den Ada'ya zaman içinde göç edenlerden 45.000'inin vatandaşlık kazanarak Ada'da kalmaya devam edebilmeleri,
5. Mülkiyet iddialarının bireyler arasında bir işlem olmaktan çıkarılması ve her iki Kurucu Devletten eşit sayıda temsilcinin yer alacağı bir Mülkiyet Kurulu tarafından ele alınacak olması,
6. 1964 yılından bu yana yapılan dış borçlanmaların geri ödemelerinin, borçtan yararlanmış olan Kurucu Devlet tarafından yapılacağı,
7. Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk yıllarda federal ekonomik politikanın iki Kurucu Devlet ekonomilerinin uyumlaştırılmasına öncelik vereceği,
8. AB'nin Kıbrıs Türk Devletinin AB müktesabatı ile uyumlaştırılması kapsamında mali yardımda bulunacak olması,
9. Rum tarafına devredilecek toprakların etkilenecek sakinleri için, alternatif ikamet ve yaşam (livelihood) imkanı hazırlanması, mali durumu kötü olanların yer değiştirmesi için tanınan sürenin uzatımı gibi özel düzenlemelerin öngörülmüş olması, 2005 federal bütçesine bunun için tahsisat konması,
10. Bu topraklarda en az 5 yıl süreyle oturmuş ve Kıbrıs vatandaşlığı bulunmayanların kendi ülkelerine dönüşleri için mali teşvik verilmesi,
11. Rum tarafına toprak devrinin 3,5 yıllık bir döneme yayılmış olması,
12. Mülk iadesinin, halen boş olanlar için 3, dolu olanlar için ise 5 yıldan önce başlamayacağı,
13. Mülkün kullanılmamasından kaynaklanan (loss of use) tazminat taleplerinin, talebi yapanın vatandaşı olduğu Kurucu Devlete yöneltileceği.''
(aa)
HURRIYET 05/04/2004
MGK, Kıbrıs'ı ele alıyor
Ankara
Kıbrıs sorununa çözüm konusunda İsviçrede taraflara verilen 5. Annan Planı, bugün Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Bakanlar Kurulunda, yarın da TBMM Genel Kurulunun gündemind
e.MGK, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında toplandı.
Kıbrıs konusunun ele alınacağı Çankaya Köşkü'ndeki toplantı, saat 14.30'da başladı.
Geçen haftaki MGK toplantısından, Kıbrısta barışçı çözüme destek kararı çıkmıştı.
Kıbrıs konusu, daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınmıştı.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, yarın da Meclis Genel Kurulu'nda Annan Planı hakkında bilgi verecek.
(Hürriyetim)
HURRIYET 05/04/2004
Denktaş'tan K
ıbrıs için Kosova - Filistin benzetmesiKKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Kosova'yı, Filistin'i yıllardır görüyoruz. (Hallettik) diyorlar, sonra kan gövdeyi götürüyor. Kıbrıs'ta, benzer bir baskıyla neticeye varmaya çalışıyorlar. (Barış yaptık) dedikten sonra, meydana gelecek olaylardan korkuyorum'' dedi.
Bursa Barosu'nca düzenlenen bir konferansa katılmak üzere Bursa'ya gelen Denktaş, ''Avukatlar Günü'' nedeniyle Adliye Sarayı'nda yapılan törene katıldı.
Denktaş, törenin ardından Baro Başkanı Asude Şenol
AKP: "Kimse Kıbrıs'ı pa
rti meselesi haline getirmesin"
AK Parti Grup Başkanvekili Faruk Çelik, Kıbrıs'ın milli bir dava olduğunu belirterek, ''Ama kimsenin bunu parti davası haline getirmeye hakkı yoktur'' dedi.
Çelik, TBMM'de parlamento muhabirleriyle yaptığı sohbet toplantısında Kıbrıs konusundaki çeşitli soruları yanıtladı.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın TBMM'de konuşmak için herhangi bir talebi olmadığını ifade eden Çelik, bir talep gelmesi durumunda Meclis'in gerekeni yapacağını söyledi.
Türkiye'nin Kıbrıs konusunda i
Kıbrıs'ta referandum, anayasaya aykırı mı?
Talat: Meclise bilgi verdik
Papadopulos, referandum kararını Çarşamba açıklayacak
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 24 Nisan'da Kıbrıs Türk ve Rum tarafında referandumlara sunulacak nihai Annan planıyla ilgili tutumunu çarşamba günü açıklayacak.
Rum radyosunun haberine göre, Papadopulos, plana ''evet'' mi, da ''hayır'' mı diyeceğini, 7 Nisan Çarşamba günü Rum halkına açıklayacak.
Bu arada, Papadopulos, Annan planıyla ilg
Talat: Referandumdan 'hayır' çıkması iki taraf için de felaket olur
Kıbrıs TBMM'de görü
şülecek
Yunanistan: Kıbrıs'ın kuzeyi bizim için sahte devlettir!
'Dünya KKTC'yi tanır'
Rum Başsavcı Markidis, Rumları, 'Hayır derseniz KKTC'yi dünya tanır' diyerek uyardı. Başsavcı'ya göre son Annan Planı Rumlar için en iyi çözüm yolu...
SEFA KARAHASAN Lefkoşa - YORGO KIRBAKİ Atina
MILLIYET 05/04/2004
Rumların yüzde 85'i 'hayır'cı...
Annan Planı'ndaki değişiklikler, Kıbrıslı Rumların referandumda 'hayır' deme eğilimini artırdı. Son ankete göre Rumların yüzde 84.7'si 'hayır', yüzde 6.6'sı 'evet' diyor
Yorgo Kırbaki
'Hayır'cılarda büyük artış
Annan Planı'nda yapılan son değişikliklerin Rum kesimindeki referandumda plana "hayır" deme eğilimini güçlendirdiği ortaya çıktı. Politis gazetesinin 5 - 6 Mart'ta ACnielsen şirketine yaptırdığı ankete katılanların yüzde 47'si, "Annan Planı'nın bugün öngördüklerine yakın bir çözüm için referandumda oyunuz ne olur?" sorusuna "hayır", yüzde 19 "evet", yüzde 28 "bilmiyorum" yanıtı vermişti. Fileleftheros gazetesinin RAI Consultants şirketine 2 -
3 Mart'ta yaptırttığı ankete katılan 810 kişiden yüzde 62'si, Annan Planı'nın değiştirilmeden önceki haline "hayır", yüzde 24'ü "evet" oyu vereceğini açıklamıştı. n SEFA KARAHASAN Lefkoşa7 bin Rum'dan 'Ohi' yürüyüşü
LEFKOŞA Milliyet
Asker, Denktaş'ı soracak
Komutanlar, bugünkü MGK toplantısında, hükümetin Rauf Denktaş'la ipleri koparmasından duyulan rahatsızlığı ve derogasyonları gündeme getirecek
BARKIN ŞIK Ankara
Annan Planı, Bakanlar Kurulu'nda...
Çiçek: "Referandum sonucunun TBMM'ye gelmesine gerek yok"
Milli Güvenl
ik Kurulu toplandıMilli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında toplandı.
Kıbrıs konusunun ele alınacağı Çankaya Köşkü'ndeki toplantı, saat 14.30'da başladı.
MILLIYET 05/04/2004
Çiçek: "Kıbrıs meselesi halkın kararına gö
re şekillenecek''
Başkan Bush, Başbakan Erdoğan'ı bir hafta içinde iki kez tebrik etti: Önce, hafta başında, AKP'nin yerel seçimlerdeki başarısını kutladı. Ardından, İsviçre'deki Kıbrıs müzakerelerinin bitiminde, Türkiye'nin çözüme yönelik iyi niyetli çalışmasından ve Erdoğan'ın gösterdiği kişisel liderlikten dolayı teşekkürlerini ileterek bundan
sonraki süreçte destek sözü verdi.Plana tam destek
Washington'ın, Kıbrıs'taki anlaşma belgesine desteği tam. Bu tutum, Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın 1 Nisan'daki, yazılı açıklamasına çok net yansıdı. İşte açıklamanın, önümüzdeki haftalarda ABD'li yetkililerden sık sık işiteceğimiz bölümü:
"Varılan sonuç, kaçınılmaz biçimde, iki tarafın da her istediğini elde edemediği bir orta noktadır. Ancak, nihai metin iki tarafa karşı da adildir. Annan'ın, nihai çözümün, iki halkın da temel çıkarlarını
Liderlerden beklenen
Ankara ve Atina'nın referandumda "evet" denmesinden yana liderlik sergileyip sergilemeyecekleri, Washington için özellikle önem taşıyor.
Başbakan Erdoğan'ın, Bürgenstock'taki son gününde "İyi niyetle çalıştık; sonucunu da almak isteriz" diyerek, topu Türkiye'deki herhangi başka bir kuruma atmadan, cesaretle "evet" mesajı vermesi, ABD'de not edildi.
Şimdi AKP hükümetinin, ordu dahil birçok kesimden gelebilecek itirazlara,
Olmazsa ne olur?
ABD'li yetkililer bir yandan Türk, Yunan ve Rum liderlerinden "evet" çizgisinde açıklamalar umarken, bir yandan da taraflara bu anlaşmanın "olabileceğin en iyisi" olduğunu anlatma çabasındalar.
Bu kapsamda, Washington'dan Türk tarafına giden mesaj, "1960 anlaşmasından çok daha ileri kazanımlar elde ediyorsunuz. İki kesimlilik ve siyasi eşitlik konusunda istediğinizi alıyorsunuz. Kıbrıs Türkü AB'ye giriyor. Türkiye'nin önü açılıyor. Mal mülk konularında istediğiniz oluyor" diye özetlenebilir. Bu mesajın özünün özü ise, "Bundan iyi bir anlaşmayı bir daha göremezsiniz" uyarısı. ABD, Türkler "evet," Rumlar "hayır" bile dese, bunun sanıldığı gibi "Türkler için ideal sonuç" olmayacağını, çok avantajlı bir çözüm şansının yitirileceğini vurguluyor.
Washington'ın diplomatik kanallardan Rumlar'a söylediği de şu:
"Anlaşmaya 'hayır' derseniz, çözümü ve birlikte yaşamayı reddeden taraf olursunuz. Tezlerinize verilen uluslararası desteği yitirebilirsiniz. 'Taksim' dahil, her türlü olumsuz sonucun sorumluluğunu taşırsınız."
ABD'liler, Türkler'in "evet," Rumlar'ın "hayır" demesi durumunda, KKTC'yi resmen tanıyacakları yönünde bir işareti asla vermiyorlar, ama Kıbrıs Türkleri'ne yönelik birçok açılımın gündeme geleceğini de gizlemiyorlar.
Buna karşın, referandumdan olumsuz sonuç çıkması, ve diyelim ki 2005'te, AB bünyesinde Kıbrıs müzakerelerinin yeniden açılması halinde, Türk tarafının Annan düzenlemesi ile yakaladığı koşulların gerisine düşmesi de, Washington'da "ciddi bir olasılık" sayılıyor.
MILLIYET 05/04/2004 YASEMIN CONGAR
Çiçek: Referandum sonucunun TBMM'ye gelmesine gerek yok
05/04/2004 RADIKAL
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Kıbrıs'ta yapılacak referandum sonucunun TBMM'ye getirileceğine ilişkin BM'ye verilecek taahhüt konusunda, "Meclis'e gelmesine gerek yok.
Hükümet adına bir arkadaşımızın imzalamasının da yeterli olacağı kanaatindeyiz" dedi.
Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının gündemine ilişkin yaptığı açıklamanın ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Annan Planı'nın TBMM'ye sunulması ve BM
Bakanlar Kurulu'nun gündemi Kıbrıs
05/04/2004 RADIKAL
Bakanlar Kurulu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Başbakanlık Merkez Bina'da saat 10.45'de başlayan toplantıya, gecikmeli katılacak olan Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs görüşmeleri hakkında kurul üyelerine bilgi verecek. Toplantıda ayrıca AB uyum çalışmaları hakkında Bakanlar Kurulu bilgilendirilecek. Toplantıya, programları dolayısıyla Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Devlet bakanları Mehmet Aydın
ve Kürşad Tüzmen, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu ile Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe katılmıyor.
Arınç: Denktaş isterse konuşur
TBMM Başkanı Arınç, 'Denktaş'a Meclis'te konuşma imkanı tanımaktan büyük bahtiyarlık duyarız' dedi
05/04/2004 RADIKAL
AA
- ANKARA - TBMM Başkanı Bülent Arınç, "Denktaş ne zaman arzu ederlerse, kendilerine konuşma imkânı tanımaktan büyük bahtiyarlık duyarız" dedi. Arınç, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın da 6 Nisan Salı günü TBMM Genel Kurulu'nda konuşması yönünde CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç'un başvurusuna neden olumlu yanıt vermediğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:Statü farkı
Simitis'in sekiz sorusu
İsmet Berkan05/04/2004 RADIKAL
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, İsviçre'de, Kıbrıs'ta konunun tarafı dört ülkeye çözüm planını teslim ettiğinden beri Kıbrıs Rum
kesimi ile Yunanistan'dan değişik sesler gelmeye başladı.
Konuyu yakından izleyenler biliyor, Rum-Yunan tarafı ortaya çıkan metinden memnun değil. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, anlaşmaya ilişkin memnuniyetsizliğini dah
Kıbrıs'ın aklı karışık
Referandum öncesi iki kesimde de saflar belirsiz. Papadopulos oyunun rengini yarın açıklayacak. KKTC'de gözler, Serdar Denktaş'ın DP'sinde
05/04/2004 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
'Evet diyen denize girer'
Papadopulos ve şeytancıklar
Papadopulos, İsviçre'ye de Annan Planı'nı öldürmeye gitti. Başkan hiçbir şeyi konuşmaya niyetli değildi. Görüşmeleri torpilledi ve inandırıcılığı kalmadı
05/04/2004 RADIKAL
MAKARİOS DRUSİOTİSİ
1950'yi hortlatma planı
Dezenformasyon
Olumlu unsurları söylemedi
İsyancılar!
Ekonomide istediği oldu
Annan'dan tokat
Bu insafsızlıktır
Anadolu mu işgal altında?
Panik havası dağılıyor
Kuzeyde saflar netleşiyor
KKTC'de meclis bugün toplanırken, CTP lideri Talat 24 Nisan'daki referandumda 'evet' deme kararı aldı. Sağ kanat MAP ve KAP 'hayır' kampanyası başlattı, gözler Serdar Denktaş'ın DP'sinde
05/04/2004RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC'de Annan Planı'nın referanduma götürülmesi için kritik haftaya girilirken, siyasi partiler saflarını belirliyor. Başbakan Mehmet Ali Talat'ın liderliğini yaptığı koalisyonun büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) referandumda 'evet' diyeceğini açıkladı. Milliyetçi Adalet Partisi (MAP) ile Kıbrıs Adalet Partisi (KAP) liderleri ise 'hayırcı' cephede. Böylesi bir ortamda, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş liderliğindeki Demokrat Parti'nin (DP) alacağı tavır önem kazandı. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tutumunun DP'yi nasıl etkileyeceği de merak konusu. KKTC meclisi, bugün Kıbrıs gündemiyle olağanüstü toplanıyor.Soysal: Plan fiyasko
Ankara'da 'iç müzakere' zamanı
05/04/2004 RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
MGK'da net tavır belirlenecek
Yazılı taahhüt şekillenecek
TBMM'de Kıbrıs oturumu
Powell da 'evet' için çalışacak
05/04/2004 RADIKAL
AA
- WASHINGTON - ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs'ta her ikiKKTC Cumhuriyet Meclisi olağanüstü toplandı
05/04/2004 RADIKAL
KKTC Cumhuriyet Meclisi, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüşmek üzere saat 10.50'de olağanüstü toplandı. Toplantı, daha önce belirlenen saatten 50 dakika geç başladı. Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplanan Genel Kurul'a, Kıbrıs konusundaki gelişmelerleĥ
ilgili bilgi verecek. Talat ve Denktaş, milletvekillerini, İsviçre'deki
Rumlara şanta
j var05/04/2004 RADIKAL
ARİSTOS MİHAİLİDİS
Oedipus ya da Denktaş
05/04/2004 RADIKAL
Tarihte, büyük sorunların çözümünde kullanılan ve her zaman vazgeçilmez bir kavram olarak görülen 'siyasi irade' son kertede ideolojik bir tavrın ifadesidir. Kazanmak eğer siyasi iradeye bağlıysa, bu, konjonktürün artık 'siyasi irade'yle tanımlanan ideolojiyi taşıma noktasına geldiğini gösterir. S
iyasetin, kendi tabiriyle söylemek gerekirse, 'aşkınsal' olduğu ve sanatsallaştığı tek nokta da budur. Çünkü, bu aşamada, siyasi iradenin taşıyıcısı olan kişi veya gruplar, kolektif bir bilinçle hareket ederek ama ondan da önemlisi sezgilerini ve algılarını harekete geçirerek durumun nereye doğru evrildiğini 'sezer'ler. Bu, bilinçle at başı giden son derecede önemli bir olgudur. Devrimcilik, bilinç, tarihsellik ve sezgi arasındaki bu ince dengenin ve ilişkinin kurulması evresidir.| Bakanlar Kuruluna 7 sayfalık Kıbrıs raporu | |
|
Kıbrıs konusunun ele alındığı Bakanlar Kurulu toplantısında, Annan Planının Türk tarafı için olumlu unsurlarını içeren yedi sayfalık bir rapor sunuldu. |
|
|
Ankara NTV |
|
|
5 Nisan 2004 Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Kıbrısla ilgili takvimin işlediğini belirterek, Ümit ederiz her iki tarafın da hayrına bir sonuç çıkar dedi. |
Cemil Çiçek, Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün İsviçrede yapılan müzakerelerle ilgili kurul üyelerine kapsamlı açıklamalar yaptığını belirtti. Kıbrısın Türkiye için milli bir mesele olduğunu belirten Çiçek, Sonuçta kararı verecek olan ada halkıdır. onların vereceği karara göre Kıbrıs meselesi şekil alacaktır dedi.
Meclise planın onayı anlamındaki bir metni
| Kıbrısın kuzeyi sahte devlettir |
|
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos, Rum kesiminden referandumda hayır oyu çıksa da, Atina açısından KKTCnin sahte devlet olarak kalmayı sürdüreceğini söyledi. |
|
Atina |
|
5 Nisan 2004 Bu arada Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, ABDnin Atina Büyükelçisi Thomas Miller ile görüştü. |
|||
Rusopulos yaptığı basın toplantısında, soru üzerine, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülün Türk basınında yayımlanan ve Rum kesiminin referandumda Hayır demesi halinde KKTCnin tanınması için çaba harcayacağına ilişkin ifadelerine değindi.
Rusopulos, KKTCnin Atina için sahte devlet olduğunu ve öyle olmaya devam edeceğini belirtti.
ABD ATİNADA
| Denktaş Ankaradan şikayetçi |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Bakanlar Kurulunda sunulan Annan Planının olumlu unsurlarını içeren raporu eleştirdi. Denktaş, planın kabul edilmesinin Türkiyeden başka taleplerin yolunu açacağını öne sürdü. |
|
NTV-MSNBC |
|
5 Nisan 2004 Türkiyenin yavaş yavaş parçalanması için bir senaryo başlatıldığını söyleyen Denktaş, ABnin başka şeyleri çekip almak için Türkiyeye bekleteceğini savundu. Annan Planının Rumların meselelerinin halledilmesine yönelik olduğunu kaydeden Denktaş, Türk askeri, iki kesimlilik, derogasyonlar, Rumların Kuzeye geçişi, mal-mülk gibi pek çok konuda sorunlar olduğunu belirtti. |
|||
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Bursa Barosunda Kıbrısla ilgili gelişmeler hakkında bir konuşma yaptı. Bakanlar Kurulunun Kıbrıs toplantısında, Annan Planının Türk tarafı için olumlu unsurlarını içeren yedi sayfalık bir rapor sunulmasına dikkat çekti ve Bu Ankaranın Annan Planınından memnun olduğunu göstermektedir diy
e konuştu.|
Papadopulosun kararı Çarşambaya |
|
Kıbrısta siyasi partiler, Annan Planının oylanacağı referandum öncesi tutum belirlemeye çalışıyor. Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos kararını Çarşamba günü açıklayacak. |
|
NTV |
|
5 Nisan 2004 Rum kesimindeki iki büyük siyasi parti AKEL ve DİSİ ile Türk tarafında Başbakan Mehmet Ali Talatın partisi CTPnin evet deme eğiliminde olduğu belirtiliyor. Kamuoyunun ise kafası karışık. Rum ve Türk taraflarında yapılan anketler, bu kafa karışıklığını ve belirsizliği gözler önüne seriyor. |
Kıbrısta Annan Planının oylanacağı eşzamanlı referandumlar için geri sayım sürerken, siyasi partiler, referandumda izleyecekleri politikayı ilan etmeye hazırlanıyor. KKTCde, iktidardaki koalisyonun büyük ortağı, Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki CTP, evet kararını 6 Nisandaki olağanüstü kurultayında tartışacak.
Ortağı, Serdar Denktaşın liderliğindeki Demokrat Parti ise, kararını yarın ya da en geç salı günü ilan edecek. Ulusal Birlik Partisinde hayır deme kararına karşılık, tabanda evet oyu verme eğilimde bir grup olduğu öne sürülüyor.
PAPADOPULOS PARTİ LİDERLERİYLE GÖRÜŞECEK
Rum Kesiminde ise, VPRS adlı araştırma şirketinin yaptırdığı anket, bugün referandum yapılsaydı Rumların yüzde 84,7sinin Annan Planına hayır, yüzde 6,6sının ise evet diyeceğini ortaya koydu. 600 kişinin katıldığı araştırmada, Rumların yüzde 50si referandumda kullanacağı oydan emin olduğunu söyledi. Yüzde 46.1lik bir kesim ise, kesin kararını vermek için Papadopulos ve siyasi partilerin görüşlerini dinlemeyi beklediklerini söyledi.
| MGK: Sorumluluk hükümette | ||
|
İsviçrede sona eren Kıbrıs müzakereleri sonrasında düzenlenen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, gerekli sürecin başlatılması için bundan sonra takdirin ve sorumluluğun hükümette olduğu bildirildi. |
||
|
Ankara |
|
5 Nisan 2004 MGKnın bildirisinde Annan Planının son şeklinin olumlu yanlarının yanı sıra Türk tarafının bazı isteklerinin karşılanamadığı belirtildi. |
MGK bildirisinde, Annan Planının son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğuna işaret edilerek, Sürecin başlaması durumunda, Adadaki Türk varlığının, Türkiyenin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla uygulamada gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi vurgulanmıştır denildi.
Bildiride, Türkiye ve KKTCye verilen güvencelerin fiilen uygulamaya geçirilmesinin yakından ve ısrarlı bir biçimde izlenmeye devam edilmesinin gerekliği üzerinde duruldu.
Ankara
A- Kurul, Kıbrıs konusunda geçtiğimiz hafta içinde sonuçlanan müzakerelerde ortaya çıkan metinleri 23 Ocak 2004 günlü MGK bildirisinde değinilen hususlar ışığında ayrıntılı olarak değerlendirmiştir.
B- İsviçrede son biçimi verilen Annan Planı tümüyle incelendiğinde, olumlu yönleri yanında kimi isteklerimizin karşılanmadığı ve planın uygulanmasında sorunların çıkabilme olasılığı bulunduğu görülmekle birlikte, konunun Türkiye ve KKTC bakımından taşıdığı duyarlılık, planın içerdiği tüm ögelerin Türkiye ve KKTCde ulusal yarar açısından irdelenmesinin ilgili hükümetlerce titizlikle yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu çerçevede çözümün Avrupa Birliğinin birincil hukuku durumuna getirilmesinin önemi ve müzakere süreci içinde bu yönde Türkiye ve KKTCye verilen güvencelerin fiilen uygulamaya geçirilmesinin yakından ve ısrarlı bir biçimde izlenmeye devam edilmesi;
C- Annan Planının son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğuna işaret edilerek, sürecin başlaması durumunda, adadaki Türk varlığının,Türkiyenin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla, uygulamada gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi vurgulanmıştır.
NTV 05/04/2004
Erdoğan: Kıbrısda süreç ilerliyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MGK bildirisindeki, ''Annan Planı'nın uygulanmasında sorunlar çıkabileceğine'' ilişkin ifadenin hatırlatılması üzerine, ''O sizin yorumunuz. Bu bir süreçtir, süreç devam ediyor'' dedi. Erdoğan, MGK toplantısının ardından Başbakanlık Resmi Konutu'na geçerek,
MGK üyesi bazı bakanlarla görüştü.Bir gazetecinin, ''MGK bildirisini nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''Bildiride yayınlandığı gibi'' dedi.
Erdoğan, bir başka gazetecinin, ''askerlerin çekincesinin olduğunu'' ifade etmesi üzerine, ''Biz ne diyoruz? İki kesimin garantisini savunmuyor muyuz? O da alınmadı mı? Alındı, böyle bir sıkıntı yok'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, MGK bildirisinde, ''Annan Planı'nın uygulanmasında sıkıntılar çıkabileceğine'' ilişkin bir ifadenin yer aldığını hatırlatan gazeteciyi yanıtlarken de, ''O sizin yorumunuz. Bunlar bir süreçtir, süreç devam ediyor'' diye konuştu.
HALKIN SESI 06/04/2004
Denktaş Ankaradan şikayetçi
Türkiyenin yavaş yavaş parçalanması için bir senaryo başlatıldığını söyleyen Denktaş, ABnin başka şeyleri çekip almak için Türkiyeye bekleteceğini savundu. Annan Planının Rumların meselelerinin halledilmesine yönelik olduğunu kaydeden Denktaş, Türk askeri, iki kesimlilik, derogasyonlar, Rumların Kuzeye geçişi, mal-mülk gibi pek çok konuda
sorunlar olduğunu belirtti.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Bursa Barosunda Kıbrısla ilgili gelişmeler hakkında bir konuşma yaptı. Bakanlar Kurulunun Kıbrıs toplantısında, Annan Planının Türk tarafı için olumlu unsurlarını içeren yedi sayfalık bir rapor sunulmasına dikkat çekti ve Bu Ankaranın Annan Planınından memnun olduğunu göstermektedir diye konuştu.
9 Nisanda BMnin garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltereden planın referanduma götürüleceği konusunda taahhüt istediğini belirten Denkta
HALKIN SESI 06/04/2004
Talat: Annan Plan
ının felsefesi doğrudurCumhuriyet Meclisi Genel Kurulunun Kıbrıs konusunda kapalı yaptığı olağanüstü toplantısına verdiği aradan sonra öğleden sonraki otorumu basına açık yaptı.
Başbakan Mehmet Ali Talat, saat 13.00 sıralarında birinci bölümü tamamlanan toplantıdan çıkarken gazetecilere yaptığı açıklamada, milletvekillerine bilgi verdiğini, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncının da kısa birer konuşma yaptığını söyledi.
İsviçrede yürütülen süreçle ilgili milletvekillerine bilgi verdiğini ifade eden Başbakan Talat, saat 14.30da başlayacak ikinci bölümde Annan Planını ve kapalı olması gerekmeyen hususları hep birlikte konuşacaklarını kaydetti.
Başbakan Talat, Toplantının havası nasıldı? Gerginlik var mıydı sorularına, İyiydi, çok iyiydi, sadece bilgi olduğu için gerginlik falan yoktu karşılığını verirken, milletvekillerinin tüm sorularına yanıt verdiklerini, herhangi birşey gizlemediklerini belirtti.
GÖNÜL RAHATLIĞIYLA EVET DEYİN
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunun Kıbrıs konusundaki olağanüstü toplantısının açık bölümünde de ilk sözü Başbakan Mehmet Ali Talat aldı.
Talat bu bölümde partisi CTP-BG adına konuştu.
CTP-BG Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, İsviçreye giderken belirsizliklerle dolu olan Annan Planının yapılan müzakereler sonucu değiştirildiğini, belirsizliklerin ortadan kalktığını söyledi. Siyasi eşitliği gözeten planın felsefesinin doğru olduğunu belirten Talat, Türk tarafının müzakere eder duruma geldiğini, pazarlıklar yapıldığını ve New Yorktan itibaren bugüne kadar geçen süreçte başarılı olunduğunu kaydetti.
Komite çalışmalarında büyük mesafeler alındığını vurgulayan Talat, bugüne kadar 121 yasanın hazırlandığını ifade ederek komitelerde görev alan ve özveriyle çalışan herkese teşekkür etti.
Senatonun 24-24 eşitlikle oluşmasının siyasi eşitliği sağladığına işaret eden Talat, Kuzeyin nüfusunun en az 3te 2sinin ana dili Türkçe olanlardan, Güneyin nüfusunun en az 3te 2sinin ana dili Rumca olanlardan oluşması gerektiğinin planda yer aldığını belirtti.
Talat, uluslararası anlaşmalar konusunda da Türk tarafının itirazları dikkate alınarak düzenlemeler yapıldığını, yer değiştirmelerle ilgili tedbirlerin güçlendirildiğini söyledi.
Derogasyonlar konusuna değinirken, 16 Nisan 2003e kadar anlaşma olsaydı, anlaşma AB ülkelerinin parlamentolarından geçecekti; ama olmadı diyen Talat, hiçbir konunun kesin hukuk kurallarıyla korunamayacağını ama mal-mülk konusunda önemli adımlar atıldığını, önemli kazanımlar elde edildiğini ifad
e etti.Talat, Rum arsasına ev yapmış olanlar bulunduğunu, bu durumda arsanın 74 fiyatıyla evin bugünkü fiyatının hesaplanacağını ve evin arsayı yenmesinden dolayı arsanın evi yapana geçeceğini belirtti.
Optimum bir plana ulaşıldığını, ancak zafer kazandık denilemeyeceğini, çünkü bu söylenirse bunun çözümsüzlük anlamına geleceğini dile getiren Başbakan Talat, Türkiyenin de Yunanistanın da ve Kıbrıstaki iki tarafın kazandığını, bu nedenle gönül rahatlığıyla evet denilebileceğini belirtti ve Evet deyi
n çağrısı yaptı. Talat, referandumda evet çıkmazsa Türkiyenin de yanacağını söyledi.SERDAR DENKTAŞ: PLAN ÇOK MELEKLEŞTİ; ŞEYTANİ TARAFLARI DA VAR
DP adına Genel Başkan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Talatın anlatımıyla planın çok melekleştiğini, kendisinin biraz da şeytani taraflara değineceğini kaydetti.
Planın çok değiştiğini, ama artıları gibi eksilerinin de bulunduğunu belirten Serdar Denktaş, halkın neyle karşılaşacağını bilerek karar vermesi gerektiğini söyledi.
Sürecin yanlışlığından yakınan Serdar Denktaş, Kıbrısta da İsviçrede de karşılıklı al-ver sürecinin yaşanmadığını, dolaylı şekilde müzakereler yapıldığını, yemeklerin dahi ayrı ayrı yendiğini anlattı ve tarafların bir metin üzerinde uzlaşıldığı imajının yanlış olduğunu vurguladı.
Siyasi eşitlik ve değer konuların yalnız İsviçredeki 8 günde değil, yıllardır yaşanan bir sürecin de sonucu olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, harita konusunun müzakere edilmediğini, 3. plandakinin aynen kaldığını kaydetti.
Mal-mülk konusunda mükemmel bir noktaya gelinemediğini, Rumlara mal-mülk için verilecek bonolar için maddi kaynağa gereksinim olduğunu söyleyen Serdar Denktaş, bunun kaynağının mevcut olmadığını, Türkiyenin katkısı olmaması halinde bu rejimin sorun olacağını belirtti.
Serdar Denktaş, AB normlarının bir anda uygulanamayacağını, ihracatta büyük sorunlar yaşanacağını dile getirerek, ekonomi ve ticaret alanında zorluklar çekileceğini ifade etti.
ÖZGÜRGÜN
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunun Kıbrıs konusundaki olağanüstü birleşiminin basına ve halka açık ikinci bölümünde Başbakan ve Başbakan Yardımcısının ardından siyasi parti grupları adına konuşmalara geçildi.
UBP Grup Başkan Vekili Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs sorununda kalıcı ve yaşayabilir bir çözümden yana olduklarını ancak gelinen noktada çok ciddi kaygıları bulunduğunu söyledi. En iyi anlaşmanın bile yaşayabilir olmasının önemine işaret eden Özgürgün, planın ne getirip götürdüğünün bilinmesi gerektiğini kaydetti. Özgürgün, doğru karar verebilmesi için halka doğruları sö
ylemek gerektiğini vurguladı.Hüseyin Özgürgün, Annan Planındaki değişiklikleri bir arpa boyu yol alınmadı diye niteleyerek, planın felsefesinin değişmediğini savundu. Türkiye Başbakanının olmazsa olmazlarımız var derken bugün gelinen noktayı anlayamadığını belirten Özgürgün, mal mülk konusuna getirilen hisse konusunun çok muğlak olduğunu belirtti. İnsanların mal-mülk düzenlemelerini anlayamadığını kaydeden Özgürgün, düzenlemelerin açık ve yalın dille yazılması gerektiğine işaret etti.
UBP Grup Başk
an Vekili Hüseyin Özgürgün, derogasyonların AB Komiseri Verheugenin dediği gibi abartılmadığını, Kıbrısta geçmişte yaşananlar dikkate alınarak deragasyonların gerekliliğini vurguladı.AKINCI
Meclisteki olağanüstü toplantıda BDH grubu adına Genel Başkan Mustafa Akıncı konuştu.
Kıbrıs sorununun 40 yıldır görüşüldüğüne işaret eden Akıncı, Bunların anlaşmaya niyeti yok diyen yabancıların tarafları bir tünele tıkadığını ve bugünlere gelindiğini söyledi.
Akıncı, De Soto ve ekibinin inanılmaz bir çalışma yaptığını kaydederek, Türkiyenin plandan memnun olduğunu, Cumhurbaşkanının da güvenlik sulandırıldı söyleminden vazgeçmesi gerektiğini belirtti.
Rumların 2/3 hisselerinin nasıl ödeneceği konusunda ortaya atılan 10 milyar dolar konusuna değinen Akıncı, 25 yıl sonra, AB üyesi Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin çok artmış olacağının dikkate alınmasını istedi.
Akıncı, AİHMe gitmenin önüne hiçbir şeyin geçemeyeceğini söyledi.
Herşeyi bitmiş Annan Planının 24 Nisanda oylanacağına işaret eden Akıncı, New York mutabakatını hatırlattı. Akıncı, planın Türkçe metni yanında çok iyi bir özetinin de devletçe yapılmasını istedi. Anayasanın son şeklinin de yayınlanması gerektiğini kaydeden Mustafa Akıncı, ayrıca seçim ve vatandaşlık yasalarının da halkın bilgisi içi
n yayınlanmasını talep etti. Akıncı, 24 Nisanda verilecek kararın önemini vurguladı.ANGOLEMLİ
TKP Milletvekili Hüseyin Angolemli, bugüne dek kaybedilen fırsatlara işaret ederek, 1 Mayıstaki fırsat da kaçırılırsa artık mumla aranacağını söyledi
Annan Planının Türkçeleştirilerek kahve ve benzeri yerlerde askıya alınmasını isteyen Angolemli, çalışmaların süratlendirilmesi çağrısı yaptı.
Ret cephesinin otorumdaki konuşmalarında yumuşama gördüğünü belirten Angolemli, Bu iyiye işarettir diye konuştu.
Hüseyin Angolemli, halkın mal-mülk, siyasi eşitlik ve garantiler konularına ağırlık verdiğini ve İsviçredeki müzakerelerde bu konuların açığa çıktığını kaydetti.
CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıslı Rumların mallarının nasıl tazmin edileceğinin tartışıldığını, geçen bu yasanın da Rumların mallarının tazmininin düzenlendiğini belirterek, Demek ki o zaman para vardı dedi.
UBP Milletvekili Hasan Taçoy, 45 bin TC kökenlinin vatandaşlığından sonra %5 Türkiye ve Yunan vatandaşına kota tanınacağını, ancak çifte vatandaşlık olamayacağını kaydetti.
BDH Milletvekili Tahsin Mertekçi, anlaşma için en büyük fedakarlığın güney göçmenleri ve özellikle yer değiştireceklerce gösterileceğini söyledi.
Mertekçi, özel bölge statüsüyle yer değiştirecek insanlara sıkıntılarını aşabilecekleri yardımlar yapılmasını istedi.
Son konuşmayı yapan DP Milletvekili Ahmet Kaşif, yer değiştirecek insanların ve yerinde kalacakların sahip olduğu mallar konusuna değinerek, toprak reformu yapılacak mı diye sordu.
Kaşifin konuşmasının ardından Cumhuriyet Meclisinin yaklaşık 7.5 saat süren Kıbrıs konusundaki olağanüstü toplantısı saat 18.50de tamamlandı. Meclis olağan toplantısını Cuma günü yapacak.
HALKIN SESI 06/04/2004
Anlaşıldı, Ankara plandan memnun!
YENIDUZEN 06/04/2004
Türkiyeden ONAY
Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu toplantısında, ''Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları'' başlıklı bir metin ele alındı.
TC Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in açıklamalarının ardından gazetecilere de dağıtılan ve 7 sayfadan oluşan metin aynen şöyle:
ANNAN PLANININ TÜRK TARAFI İÇİN OLUMLU UNSURLARI
YENIDUZEN 06/04/2004
Asker topu AKPye attı!..
SORUMLUK HÜKÜMETİN...İsviçrede sona eren Kıbrıs müzakereleri sonrasında düzenlenen Türkiye Milli
Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, gerekli sürecin başlatılması için bundan sonra takdirin ve sorumluluğun hükümette olduğu bildirildiPLANIN OLUMLU YANLARI VAR... MGKnın bildirisinde Annan Planının son şeklinin olumlu yanlarının yanı sıra Türk tarafının bazı isteklerinin karşılanamadığı belirtildi
Türkiye Milli Güvenlik Kurulu (MGK) bildirisinde, Annan Planının son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğuna işaret edilerek, Sürecin başlaması durumunda, Adadaki Türk varlığının, Türkiyenin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla uygulamada gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi vurgulanmıştır denildi
Bildiride, Türkiye ve KKTCye verilen güvencelerin fiilen uygulamaya geçirilmesinin yakından ve ısrarlı bir biçimde izlenmeye devam edilmesinin gerekliği üzerinde duruldu.
İşte MGK bildirisi
A- Kurul, Kıbrıs konusunda geçtiğimiz hafta içinde sonuçlanan müzakerelerde ortaya çıkan metinleri 23 Ocak 2004 günlü MGK bildirisinde değinilen hususlar ışığında ayrıntılı olarak değerlendirmiştir.
B- İsviçrede son biçimi verilen Annan Planı tümüyle incelendiğinde, olumlu yönleri yanında kimi isteklerimizin karşılanmadığı ve planın uygulanmasında sorunların çıkabilme olasılığı bulunduğu görülmekle birlikte, konunun Türkiye ve KKTC bakımından taşıdığı duyarlılık, planın içerdiği tüm ögelerin Türkiye ve KKTCde ulusal yarar açısından irdelenmesinin ilgili hükümetlerce titizlikle yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu çerçevede çözümün Avrupa Birliğinin birincil hukuku durumuna getirilmesinin önemi ve müzakere süreci içinde bu yönde Türkiye ve KKTCye verilen güvencelerin fiilen uygulamaya geçirilmesinin yakından ve ısrarlı bir biçimde izlenmeye devam edilmesi;
C- Annan Planının son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğuna işaret edilerek, sürecin başlaması durumunda, adadaki Türk varlığının,Türkiyenin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla, uygulamada gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi vurgulanmıştır.(ntv)
YENIDUZEN 06/04/2004
Tala
t: Plana hayır Türkiyeye de fenalıktır!..TÜRKİYEYE FENALIK... ''Optimum bir plan ortaya çıkardıklarını'' ifade eden Talat, ''plana (hayır) diyenlerin Türkiye'ye de fenalık yapacağını'' kaydetti.
KIBRIS KAZANDI..''Zafer kazandık'' havasına girilmemesini isteyen Talat, ''İki taraf da kazandı. Bütün Kıbrıs kazandı. Daha da genişinde Türkiye kazandı, Yunanistan kazandı, barış ve dostluk kazandı'' dedi.
BÜYÜK SIKINTI...''Gönül rahatlığıyla (evet) denilecek bir plan ortaya çıktığını'' kaydeden Talat, ''plana (evet) demekle, hem Kıbrıs Türkünün, hem Kıbrıs'ın bütününün, hem de Türkiye'nin büyük sıkıntıdan kurtarılacağını'' söyledi.
Cumhuriyet Meclisindeki olağanüstü toplantının başında konuşan Başbakan Mehmet Ali Talat, ''İsviçre'ye giderken belirsizliklerle dolu olan Annan planının değiştiğini ve belirsizliklerin ortadan kalktığını'' söyledi.
''Optimum bir plan ortaya çıkardıklarını'' ifade eden Talat, ''plana (hayır) diyenlerin Türkiye'ye de fenalık yapacağını'' kaydetti.
''Zafer kazandık'' havasına girilme
Hayır iki taraf için de felaket
Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrısta 24 Nisanda yapılacak referandumlarda Rum Kesiminin Hayır demesinin iki taraf için de felaket olacağını söyledi.
Talat, Atinada yayımlanan Elefterotipiya gazetesine verdiği demeçte, Hayır oyunun tüm dengeleri altüst edeceği uyarısında bulundu ve bu durumda Adanın 1974teki durumuna geri döneceğine dikkati çekti.
Burgenstockta yapılan müzakerelerin sonucunu zafer ya da yenilgi olarak algılamadığını belirten Talat, Sonuç adildi, çünkü her iki tarafın endişelerine de yanıt verildi. Ben şahsen tatmin olmuş durumdayım, çünkü bu sürecin tamamlanmasına kararlı bir biçimde katkıda bulunduk dedi.
Kalıcı derogasyonlar ve birincil hukuk konusuna da değinen Talat, Kıbrıstaki Türk devletinin nüfusunun üçte ikisinin Türkçe konuşanlardan ve Rum devletinin nüfusunun üçte ikisinin Rumca konuşanlardan oluşması gereği dışında ortada kalıcı derogasyon bulunmadığını belirtti.
Anlaşmanın birincil hukuk statüsüne girmesi için üye ülkelerin parlamentolarının onayına sunulabileceğini kaydeden Talat, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatisin Dışişleri Bakanı Abdullah Güle böyle bir durumda Yunan Meclisinin onay vereceği vaadinde bulunduğunu açıkladı.
Annan planının her iki tarafça da yüzde 60ın üzerinde bir çoğunlukla onaylanmasını arzu ettiğini kaydeden Talat, KKTCde Hayır denmesini beklemediğini, Türkiyenin de bu konuda net tutum almış olduğunu belirtti.
Kıbrıslı Türklerin Rumlara oranla çözüme daha hazır olduklarının altını çizen Talat, Ekonomik desteğe gereksinim var. Uluslararası toplumun katkıda bulunacağını ve Türkiyenin de ekonomik desteğini sürdüreceğini umuyorum dedi. (AA)
YENIDUZEN 06/04/2004
Serdar Denktaş: Planın şeytani tarafları var
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunun olağanüstü toplantısında Başbakan Talatın ardından DP adına Genel Başkan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş konuştu.
Serdar Denktaş, Talatın anlatımıyla planın çok melekleştiğini, kendisinin biraz da şeytani taraflara değineceğini kaydetti.
Planın çok değiştiğini, ama artıları gibi eksilerinin de bulunduğunu belirten Serdar Denktaş, halkın neyle karşılaşacağını bilerek karar vermesi gerektiğini söyledi.
Sürecin yanlışlığından yakınan Serdar Denktaş, Kıbrısta da İsviçrede de karşılıklı al-ver sürecinin yaşanmadığını, dolaylı şekilde müzakereler yapıldığını, yemeklerin dahi ayrı ayrı yendiğini anlattı ve tarafların bir metin üzerinde uzlaşıldığı imajının yanlış olduğunu vurguladı.
Siyasi eşitlik ve değer konuların yalnız İsviçredeki 8 günde değil, yıllardır yaşanan bir sürecin de sonucu olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, harita konusunun müzakere edilmediğini, 3. plandakinin aynen kaldığını kaydetti.
Mal-mülk konusunda mükemmel bir noktaya gelinemediğini, Rumlara mal-mülk için verilecek bonolar için maddi kaynağa gereksinim olduğunu söyleyen Serdar Denktaş, bunun kaynağının mevcut olmadığını, Türkiyenin katkısı olmaması halinde bu rejimin sorun olacağını belirtti.
Herkesin kendi durumunu düşünerek referandumda oy v
ereceğini ifade eden Denktaş, tüm partilerde evet ve hayır diyecekler olduğunu, kendi partisinde de yarı yarıya evet-hayır bulunduğunu, kararlarını birkaç gün içinde açıklayacaklarını bildirdi.Serdar Denktaş, referandum öncesi halkın bölünmesinin çok tehlikeli olacağını belirterek, referandumlardan hayır çıksa bile tarafların anlaşabileceği yeni fırsatlar yaratılması gerektiğini söyledi.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, 24üne kadar vatandaşa artıları ve eksileri anlatacaklarını, DPnin kararının mini referandumla açıklanacağını belirtti.(tak)
YENIDUZEN 06/04/2004
Kıbrıs meselesinin alacağı şekil, adada belirlenecek
Türkiye Bakanlar Kurulu'nda "Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları" görüşüldü... Hükümet sözcüsü Çiçek, takvimin işlediğine dikkat çekerek, kararı Kıbrıs Türk ve Rum halklarının vereceğini vurguladı:
Kıbrıs meselesinin alacağı şekil, adada belirlenecek
KARARI KIBRISLILAR VERECEK... Türkiye Bakanlar Kurulu'nun dün yaptığı toplantıda, Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları değerlendirildi. Toplantıdan sonra, "Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları" başlıklı metni basın mensuplarına dağıtan Bakanlar Kurulu sözcüsü, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kıbrıs sorunuyla ilgili takvimin işlediğine dikka
t çekerek, sonuçta kararı adada yaşayan Kıbrıs Türk ve Rum halklarının vereceğini söyledi. Çiçek, "Onların vereceği karara göre, Kıbrıs meselesi şekil alacaktır" dediTürkiye Bakanlar Kurulu'nun dün yaptığı toplantıda, Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları değerlendirildi. Toplantıdan sonra, "Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları" başlıklı metni basın mensuplarına dağıtan Bakanlar Kurulu sözcüsü, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kıbrıs sorunuyla ilgili takvimin işlediğine dikkat çekerek,
sonuçta kararı adada yaşayan Kıbrıs Türk ve Rum halklarının vereceğini söyledi. Çiçek, "Onların vereceği karara göre, Kıbrıs meselesi şekil alacaktır" dedi.Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, AK Parti Grubu'na ve TBMM'ye Kıbrıs ile ilgili kapsamlı bir açıklama yapacağını bildirdi.
Türkiye Bakanlar Kurulu'nun dünkü toplantısında, "Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları" başlıklı 7 sayfadan oluşan bir metin ele alındı. 7 sayfalık metin, Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in açıklamalarının ardından gazetecilere de dağıtıldı.
Bakanlar Kurulu'nun toplantısında, Kıbrıs konusunun ele alındığını ifade eden Bakan Çiçek, bu yüzden açıklamasını kısa tutacağını bildirdi. Toplantıda, "adanın gerçeklerinin" konuşulduğunu belirten Çiçek, şöyle konuştu:
"Ve bugün gelinen nokta itibariyle adada adil ve kalıcı bir barışın tesisinin nasıl olabileceğiyle ilgili daha önce kamuoyuna yaptığımız açıklamalar ve son ortaya çıkan metni değerlendirdik.
İsviçre'de yapılan müzakerelerle ilgili Sayın Gül, Bakanlar Kurulu üyelerine kapsamlı açıklamalar yapmıştır. Esasen, orada yapılan müzakereler ortak bir metin olarak da zaten ortaya çıkmıştır. Bu metin de bizlere dağıtıldı ve inceledik, görüşlerimizi dile getirdik. Tabiatıyla, Türk tarafı Kıbrıs meselesine, her zaman milli bir mesele olarak bakmıştır. Adil ve kalıcı bir barışın tesisine bu açıdan yaklaşmaya çalıştık. Orada müzakereler sürdü
rülürken, devletin ilgili birimleri ve onların temsilcilerinin içinde bulunduğu heyet üyeleri ile birlikte ve her şeyden evvel KKTC yetkilileri ile birlikte bu müzakereler sürdürülmüştür. Bugün gelinen noktaya da böyle gelinmiştir. Neticede bir takvim de işlemektedir. Sonuçta kararı verecek olan adada yaşayan Kıbrıslı soydaşlarımız, kardeşlerimiz ile Rum tarafıdır. Onların vereceği karara göre de Kıbrıs meselesi şekil alacaktır. Ümit ederiz ki, iki tarafın da hayrına bir sonuç orada çıkmış olsun. Bizim bu saat itibarıyla temennimiz budur."Çiçek, bu müzakerelerin ortaya çıkan sonuçları ile ilgili yarın hem AK Parti Grubu'nda hem de TBMM'de kapsamlı bir açıklama yapılacağını yineledi.
"Referandum sonucunun
TBMM'ye gelmesine gerek yok"
Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Kıbrıs'ta yapılacak referandum sonucunun TBMM'ye getirileceğine ilişkin BM'ye verilecek taahhüt konusunda, "Meclise gelmesine gerek yok. Hükümet adına bir arkadaşımızın imzalamasının da yeterli olacağı kanaatindeyiz" dedi.
Annan Planı'nın TBMM'ye sunulması ve BM'ye verilecek taahhüt konusunda bir yöntemin belirlenip belirlenmediğine ilişkin soru üzerine Çiçek, "TBMM'ye onay anlamında bir metin ancak, referandumdan, yani 24 Nisan'dan sonra gelecektir. Ondan önce dışişleri bakanımız, TBMM'ye konuyu getirmiş olacaktır" dedi.
BM'ye verilecek taahhüt konusunda da Çiçek, "Onun için meclise gelmesine gerek yok. Hükümet adına bir arkadaşımızın imzalamasının da yeterli olacağı kanaatindeyiz" diye konuştu.
Çiçek, bir gazetecinin, "en büyük endişe AB temel hu
kukuna girmemesi" sözleri üzerine de "Yarın, o konuları dinlersiniz, biz de buradayız, o soruların cevabını yarın ve yarından sonra cevaplandırmaya devam ederiz" şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir görüşmenin olup olmayacağının sorulması
üzerine Çiçek, şöyle konuştu:"Her defasında (tahterevallinin bir tarafında Türk hükümeti, diğer tarafında Denktaş) gibi bir ikilemin içerisine hiç girmeyelim, o zaman Türkiye'nin aleyhine, oradaki soydaşlarımızın aleyhine bir yanlışı yapmış oluruz. Bizim de aradığımız orada adil ve kalıcı bir barıştır. Oradaki soydaşlarımız ve Türkiye'nin haklarını korumaktır. Kimse, bu noktada karşı karşıya getirme durumunda olmamalıdır.
Baştan beri bir cümleyi hep söylemeye çalıştım. Şu ana kadar müzakereleri hem Türkiye'deki ilgili kuruluşlarımızın temsilcileri ile birlikte değişik kademelerde bunları istişare ederek ortaya koymaya çalıştık. Önceliklerimizi, vazgeçilmezlerimizi hem de KKTC'nin ilgili taraflarıyla hep beraber oturarak görüşerek, yöntemleri de birlikte
belirleyerek, belli bir noktaya gelmişizdir. Meseleye bu çerçevede bakmış olalım. Yoksa böylesine milli bir meseleyi bir iç politik tartışma, beyan konusu haline getirmiş oluruz.Özellikle, bu ay çok önemlidir. Nisan ayı çok önemlidir. Türkiye için, KKTC'deki kardeşlerimiz, soydaşlarımız için önemlidir, meseleye böyle bakalım."
Toplantıda ele alınan metin
Türkiye Bakanlar Kurulu toplantısında, "Annan Planı'nın Türk tarafı için olumlu unsurları" başlıklı bir metin ele alındı.
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in açıklamalarının ardından gazetecilere de dağıtılan ve 7 sayfadan oluşan metin aynen şöyle:
Annan Planı'nın Türk
tarafı için olumlu unsurları
İki kesimlilik
1. Yeni ortaklığın iki kesimli olacağı,
2. İki tarafın birbirinin ayrı kimliğini ve bütünlüğünü (distinct identity and integrity) tanıması,
3. Tarafların birbirlerinin kültürel, dini, siyasi, sosyal ve dil kimliklerine de saygı gösterecekleri,
4. Bir tarafın diğeri üzerinde hakimiyet kurmasının reddi (renounce),
5. Bir tarafın diğeri üzerinde otorite ve yetki (authority and jurisdiction) iddia edemeyeceği,
6. Kurucu devletlerin kendi alanlarında yetkilerini egemence (sovereignly) kullanacakları ve kendilerini özgürce organize edebilecekleri (freely organizing themselves),
7. Kurucu devletlerin kendi Anayasalarının olacağı,
8. Kurucu devletlerin kara sınırlarının (territorial boundaries) bulunacağı,
9. Kurucu devletlerin kendi bayrak ve marşlarına sahip olabilecekleri,
10. Kurucu devletlerin kimliklerine, güvenliklerine ve anayasal düzenlerine herkes tarafından saygı gösterileceği,
11. Kurucu devletlerin ve federal hükümetin birbirlerinin yetki ve işlevlerine karışamayacakları,
12. Yeni haritada Kıbrıs Türk devletinin ismen gösterilmesi,
13. İki kurucu devlet arasında yeni bir sınır belirlenmesi (demarcation), geçiş noktalarının olması,
14. Federal ve kurucu devlet yasaları arasında hiyerarşi olmayacağı,
15. Kurucu devletlerin iç vatandaşlık verebileceği ve bir kişinin aynı zamanda her iki kurucu devletin de iç vatandaşlığına sahip olamayacağı,
16. Kurucu devletlerin kendi milli kimliklerini korumak amacıyla diğer kurucu devlet vatandaşlarının ikametine sınırlama getirebileceği, bu çerçevede anlaşma yürürlüğe girdikten sonra:
a. 5 yıl süreyle ikamete tam sınırlama (moratorium) olacağı, bilahare,
b. 6'ncı-9'uncu yıllar arasında köy veya belediye nüfusunun yüzde 6'sına kadar,
c. l0'uncu-14'üncü yıllar arasında köy veya belediye nüfusunun yüzde 12'sine kadar,
d. 14'üncü-19'uncu yıllar arasında (veya daha erken gerçekleştiği takdirde Türkiye'nin AB üyeliğine kadar) bir kurucu devletin nüfusunun en fazla yüzde 18'ine kadar ikamet hakkına sınırlama getirilebileceği
17. İstisna olarak 2 yıl sonra dönebilecek 65 üstü yaş grubu ve Karpaz köyleri eski sakinlerinin diğerlerinden önce dönüş yaptıkları takdirde yukarıdaki sınırlama oranları içinde sayılacakları,
18. Bir kurucu devletin kimliğini koruma düşüncesiyle alabileceği tedbirler çerçevesinde nüfusunun en fazla 1/3'ünün yabancı olabileceği,
19. Senatoya Kıbrıs Türk devletinden seçileceklerin daima Türk olacağı,
20. Kurucu devletlerin dış dünya ile ticari ve kültürel ilişki kurabilecekleri, anlaşma imzalayabilecekleri,
21. Federal yasalara karşı işlenen suçlar üzerinde kurucu devletlerin öncelikli adli işlem yetkisine sahip olmaları,
22. Kurucu devletlerin ayrı polis teşkilatlarının olması,
Ortaklık ve eşitlik
1. Kıbrıs'ın, Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarının "ortak evi" (common home) olduğu,
2. Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarının 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin "ortak kurucuları" (co-founders) olduklarının kaydedilmesi,
3. Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların yeni sistemi, ayrı ayrı sahip oldukları kurucu yetkilerini (inherent constitutive power) kullanarak oluşturacakları,
4. İki kurucu devletin "Kıbrıs Türk devleti" ve "Kıbrıs Rum devleti" oldukları,
5. İki taraf arasındaki ilişkinin bir azınlık-çoğunluk değil, siyasi eşitlik ilişkisi olduğu,
6. Kurucu devletlerin birbirinin eşiti olduklarının anayasada açıkça belirtilmiş olması,
7. Geçiş dönemi süresince federal düzeyde devlet başkanlığının iki eş-başkandan oluşması; federal hükümetin eşit sayıda üyeden oluşması (3+3),
8. Kurucu devlet parlamentolarından eşit sayıda parlamenterin (24+24) geçiş dönemi parlamentosunda görev almaları,
9. 13 Haziran 2004 tarihinde kurucu devletler, Federal Parlamento ve Avrupa Parlamentosu için düzenlenecek seçimlerden sonra başkanlık konseyinin ilk 2 görev dönemi boyunca başkan ve yardımcısı arasındaki rotasyonun 10'ar aylık eşit sürelerle gerçekleşmesi,
10. İki kurucu devletin yekdiğeri ile işbirliği anlaşması yapabileceği,
11. Kurucu devletlerin dışilişkiler ve AB politikalarının belirlenmesine katılacakları,
12. Federal Parlamento'nun senato kanadında kurucu devletlerin eşit sayıda temsil edilecekleri (24+24 sandalye),
13. Senatonun karar alabilmesi için mutlak surette bir kurucu devletten gelen senatörlerin ĵ'inin oyunun (6) aranacak olması, bu asgari gerekliliğin özel konularda (federal bütçenin onaylanması, başkanlık konseyi üyelerinin seçimi gibi) alınacak kararlar için en az 2/5 olması (10 Senatör)
14. Milletvekilleri meclisinin kurucu devletlerden nispi temsil oranına göre belirleneceği, ancak bir kurucu devletin asgari ĵ oranında (12 milletvekili) temsilinin zorunlu olduğu
15. Parlamentonun ancak her iki meclisinin de onayıyla karar alabileceği
16. Milletvekilleri meclisi ve senatonun başkan ve başkan yardımcılarının aynı kurucu devlete mensup olamayacakları
17. Toplam 9 üyeli (3'ü oy hakkı olmayan üye) başkanlık konseyinde, kurucu devletlerin en az 1/3 oy hakkı sahibi (2); ve en az 1/3 oy hakkı bulunmayan üyeyle (1) temsil edilmeleri zorunluluğu
18. Başkanlık konseyinin kararlarını konsensüs ile almaya çaba göstereceği, bunun elde edilemediği hallerde oylama ile karar alınması, ancak her bir kurucu devletten en az bir olumlu oy aranması
19. Dışişleri bakanı ile Avrupa bakanının mutlak surette ayrı kurucu devletlerden gelmeleri
20. Başkanlık konseyi başkanı ile yardımcısının ayrı kurucu devletten gelmeleri ve başkanlığı aralarında rotasyonla üstlenmeleri
21. Kurucu devletlerin hükümet başkanlarının 10 yıl süreyle başkanlık konseyi toplantılarına katılmaları,
22. Yeni devletin anayasasını korumakla da görevlendirilen Yüksek Mahkeme'nin iki kurucu devletten eşit sayıda yargıca sahip olması,
23. Türkçe'nin de, Rumca ile birlikte yeni devletin resmi dili sayılacağı,
24. Ramazan ve Kurban bayramları gibi Türk tarafı için önem taşıyan günlerin de, diğer bayramlarla birlikte adanın tümünde resmi bayram sayılacağı,
25. Federal polis teşkilatında eşit sayıda Türk ve Rum polisin görev alması,
26. Kamu görevlilerinin atamalarından sorumlu komisyonda eşit sayıda Türk ve Rum üyenin görev alması,
27. Tüm kamu yönetiminde çalışanların en az 1/3'nin Kıbrıs Türk kurucu devletinden gelmesi,
28. Merkez Bankası başkan ve yardımcısının aynı devletten gelemeyeceği; bir kurucu devletin, 5 üyeli yönetim kurulunda en az 2, 7 üyeli para politikaları komitesinde ise en az 3 temsilciye sahip olacağı,
29. Başsavcı ve sayıştay başkanları ile bunların yardımcılarının aynı kurucu devlete mensup olamayacakları,
30. İki kurucu devlet arasında yeni sınırı belirleyecek (demarcation) komitede eşit sayıda Türk ve Rum'un görev alması,
31. Anayasanın temel maddelerinin değiştirilemeyeceği; diğer maddelerinin ise ancak iki kurucu devletle istişare içinde parlamento onayı ile değiştirilebileceği ve bunun her iki tarafta ayrı referandumlara sunulacağı,
32. Kişilere, sahip oldukları kurucu devlet vatandaşlığı, etnik orijin veya dini temelde ayrımcılık yapılamayacağı.'
Güvenlik ve garantiler
1. Kıbrıs'ın tümünün veya bir parçasının bir başka ülke ile birleşemeyeceği (Enosis yasağı),
2. 1960 garanti ve ittifak anlaşmalarının yeni düzene de uygulanmak üzere geçerli olacağı,
3. 1960 Garanti Anlaşması'nın, sadece Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin değil, aynı zamanda kurucu devletlerin de toprak bütünlüğünü (territorial integrity) güvenliğini ve anayasal düzenlerini garanti etmesi,
4. Adadaki Türk askeri varlığının 2011 yılına kadar 6000 asker, 2018 yılına veya daha erken gerçekleşirse Türkiye'nin AB üyeliğine kadar 3000 asker düzeyinde kalması ve her hal ve karda Türk askeri varlığının, Türkiye gözden geçirme aşamalarında tamamen kaldırılmasına rızasını vermediği müddetçe, İttifak Anlaşması seviyesinde (650) adada kalmaya devam etmesi,
5. Adada konuşlanacak BM Barış Gücü'nün adadaki görev süresinin ancak kurucu devletlerin rızasıyla sona erebileceği,
6. Kurucu anlaşmanın uygulanmasını izleyecek olan komitede (Monitoring Committee) garantör ülkelerin temsilcilerinin de bulunması,
7. Kurucu devletlerin, yekdiğeri ve garantör ülkelere karşı şiddeti ve şiddete teşviki önleme yükümlülüğü altına girmeleri
8. Kıbrıs'ın topraklarını uluslararası askeri operasyonlara iki kurucu devletin ortak rızası olmaksızın tahsis edemeyeceği; ayrıca Türkiye AB üyesi olana kadar Türkiye ve Yunanistan'ın da rızalarının aranacağı,
9. Güvenlikle ilgili hükümlerin 1959-60 garanti ve ittifak anlaşmaları hükümlerine halel getirmeyeceği,
10. Rum tarafına devredilecek ve esasen anlaşma yürürlüğe girdiği tarihte hukuken Rum devletinin sayılacak toprakların geçici bir süreyle Türk devletinin yönetiminde kalması,
Türkiye'nin rolü
1. Türkiye ve Yunanistan ile özel ilişkilerin devam edeceği, Kıbrıs Birleşik Cumhuriyeti'nin bu iki ülkeye en ziyade müsaadeye mazhar ülke statüsü bahşedeceği,
2. Tarafların Türkiye ile Yunanistan arasındaki dengeye saygı göstere
cekleri,3. Yeni Kıbrıs'ın, Türkiye'nin AB'ye katılımını destekleyeceği (shall support),
4. Kurucu anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için sadece referandumlarda onaylanmasının değil, aynı zamanda garantör ülkelerce yeni düzene dair antlaşmanın imzalanmasının da gerekeceği,
Ortaklığın yeniliği ve
uluslararası güvenceler
1. Anlaşma ile Kıbrıs'ta yeni bir düzenin (a new state of affairs) kurulacağı,
2. Tarafların ortaklıklarını yenilemeye karar verdiklerini ilan etmeleri,
3. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (BKC) yeni marşının olması,
4. BKC'nin yeni bir bayrağının olması,
5. Kurucu anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanacak olması,
6. Kıbrıs'ın BM üyeliğinin adada kurulacak yeni düzen çerçevesinde olacağı ve bu kapsamda, BM'de yeni BKC bayrağının göndere çekileceği,
7. Avrupa Konseyi'nin kurucu anlaşmayı onaylayacağı,
8. AB'nin de kurucu anlaşmayı onaylayacağı, kendisini çözümün parametrelerine uyarlayacağı,
9. Eş-başkanların AB'den çözümün parametrelerini AB'nin birinci hukukunun parçası haline getirmesini isteyecek olmaları,
10. Eş-başkanların ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni mülkiyete ilişkin yasal başvuruların muhatabının bundan böyle Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olacağı hususunda bilgilendirmeleri ve mahkemeden, önünde bulunan mülke dair davaların düşürülmesini isteyecek olmaları,
11. İki kurucu devletten temsilcilerin (4 Rum+2 Türk) Avrupa Parlamentosu'nda görev almaları,
12. AB Konseyi toplantılarında yeni Kıbrıs'ı, konsey başkanı ve başkan yardımcısının birlikte temsil etmeleri,
13. Türkçe'nin, personel ve teknik ihtiyaçların karşılanmasını takiben, AB'nin resmi ve çalışma dillerinden biri olacağı,
Diğer hususlar
1. Geçmişteki acı tecrübelerin tekrarlanmayacağının taraflarca ilanı,
2. Yeni kurucu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce tarafların yapmış oldukları tüm yasama, yürütme ve adli işlemlerin, kurucu anlaşma ile ters düşmemek kaydıyla geçerli olacağı,
3. Anlaşma yürürlüğe girdiği anda, geçiş dönemi boyunca, kurucu devlet yasama, yürütme ve yargı organlarının da işler durumda olmaları,
4. Türkiye'den adaya zaman içinde göç edenlerden 45.000'inin vatandaşlık kazanarak adada kalmaya devam edebilmeleri,
5. Mülkiyet iddialarının bireyler arasında bir işlem olmaktan çıkarılması ve her iki kurucu devletten eşit sayıda temsilcinin yer alacağı bir Mülkiyet Kurulu tarafından ele alınacak olması,
6. 1964 yılından bu yana yapılan dış borçlanmaların geri ödemelerinin, borçtan yararlanmış olan kurucu devlet tarafından yapılacağı,
7. Kurucu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk yıllarda federal ekonomik politikanın iki kurucu devlet ekonomilerinin uyumlaştırılmasına öncelik vereceği,
8. AB'nin Kıbrıs Türk devletinin AB müktesebatı ile uyumlaştırılması kapsamında mali yardımda bulunacak olması,
9. Rum tarafına devredilecek toprakların etkilenecek sakinleri için, alternatif ikamet ve yaşam (livelihood) imkanı hazırlanması, mali durumu kötü olanların yer değiştirmesi için tanınan sürenin uzatımı gibi özel düzenlemelerin öngörülmuş olması, 2005 federal bütçesine bunun için tahsisat konması,
10. Bu topraklarda en az 5 yıl süreyle oturmuş ve Kıbrıs vatandaşlığı bulunmayanların kendi ülkelerine dönüşleri için mali teşvik verilmesi,
11. Rum tarafına toprak devrinin 3,5 yıllık bir döneme yayılmış olması,
Mülk iadesinin, halen boş olanlar için 3, dolu ol
anlar için ise 5 yıldan önce başlamayacağı,Mülkün kullanılmamasından kaynaklanan (loss of use) tazminat taleplerinin, talebi yapanın vatandaşı olduğu kurucu devlete yöneltileceği."
KIBRIS 06/04/2003
MGK'dan çözüme onay
24 Nisan'da yapılacak referandum öncesi Kıbrıs sorunu hem Türkiye'de, hem de KKTC'de bir kez daha masaya yatırıldı. KKTC hükümeti, dün olağanüstü toplanan Cumhuriyet Meclisi'ni son gelişmelerle ilgili bilgilendirirken, Türkiye Milli Güvenlik Kurulu da statükocuları hayal kırıklığına uğra
tan kararlar aldıMGK'dan çözüme onay
"PLANIN RESMİYET KAZANMASI, HÜKÜMETİN TAKDİR VE SORUMLULUĞUNDA":MGK bildirisinde "Annan Planı'nın son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının, hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğu" belirtilerek, "Sürecin başlaması durumunda, adadaki Türk varlığının, Türkiye'nin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla uygulamada gerekli dikkat ve özen gösterilmeli" denildi
ULUSAL YARAR: "İsviçre'de son biçimi verilen Annan Planı tümüyle incelendiğinde, olumlu yönleri yanında kimi isteklerimizin karşılanmadığı ve planın uygulanmasında sorunların çıkabilme olasılığı bulunduğu görülmekle birlikte, konunun Türkiye ve KKTC bakımından taşıdığı duyarlılık, planın içerdiği tüm öğelerin
Türkiye ve KKTC'de ulusal yarar açısından irdelenmesinin ilgili hükümetlerce titizlikle yapılmasını zorunlu kılmaktadır"TALAT: HALKIMIZ GÖNÜL RAHATLIĞI İLE "EVET" DİYEBİLİR: Başbakan Mehmet Ali Talat, son şeklini alan Annan Planı'yla haklarımızın önemli bir bölümünün kazanıldığını, siyasi haklarımızın da sonsuza dek güvence altına alındığını vurgulayarak, "Sanırım halkımızın gönül rahatlığı ile 'evet' diyebileceği bir plan ortaya çıkmıştır" dedi
SERDAR DENKTAŞ: PLAN ÇOK MELEKLEŞTİ, ŞEYTANİ YANLARI DA VAR: DP Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Talat'ın anlatımıyla planın çok melekleştiğini, kendisinin biraz da şeytani taraflara değineceğini kaydetti. Planın çok değiştiğini, ama artıları gibi eksilerinin de bulunduğunu belirten Denktaş, partisi
nin referandumla ilgili tavrını birkaç güne kadar yapılacak mini referandumla saptayıp ilan edeceklerini söylediKıbrıs Türk halkını çözüm ve AB üyeliğine taşıyacak 24 Nisan'daki referandum için geriye sayım sürerken, İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında son şeklini alan Annan Planı ve Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler, dün gerek KKTC'de, gerekse Türkiye'de yeniden masaya yatırıldı.
KKTC hükümeti, dün olağanüstü toplanan Cumhuriyet Meclisi'ni son gelişmelerle ilgili bilgilendirirken, Türkiye'deki Milli Güvenlik Kurulu da statükocuları hayal kırıklığına uğratan kararlar aldı.
Hemen herkesin merakla beklediği MGK toplantısından, Kıbrıs'ta çözüme onay çıktı.
4 saat 20 dakika süren MGK toplantısı sonrası yayımlanan bildiride, planın resmiyet kazanmasının hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğu vurgulandı.
MGK bildirisinde,bildirisinde "Annan Planı'nın son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının, hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğu" belirtilerek, "Sürecin başlaması durumunda, adadaki Türk varlığının, Türkiye'nin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla uygulamada gerekli dikkat ve özen gösterilmeli" denildi.
Öte yandan dün olağanüstü toplanan Cumhuriyet Meclisi de son gelişmeler hakkında bilgilendirildi. Meclis toplantısı yaklaşık 7.5 saat sürdü.
Meclisin sabahki oturumu basına kapalı yapıldı. Ancak öğleden sonra yapılan açık oturumda yaklaşık 1.5 saat konuşan Başbakan Mehmet Ali Talat, Türk tarafının kazanımlarını en ince ayrıntısına kadar anlattı ve Annan Planı'yla haklarımızın önemli bir bölümünün kazanıldığını vurguladı. Başbakan Talat, siyasi haklarımızın da sonsuza dek güvence altına alındığına dikkat çekerek, "Sanırım halkımızın gönül rahatlığı ile 'evet' diyebileceği bir plan ortaya çıkmıştır" dedi.
DP Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise Talat'ın anlatımıyla planın çok melekleştiğini, kendisinin biraz da şeytani taraflara değineceğini kaydetti. Planın çok değiştiğini, ama artıları gibi eksilerinin de bulunduğunu belirten Denktaş, par
tisinin referandumla ilgili tavrını birkaç güne kadar yapılacak mini referandumla saptayıp ilan edeceklerini söyledi.MGK toplantısı
Türkiye Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında dün saat 14.30'da Çankaya Köşkü'nde toplandı.
Kıbrıs konusunun değerlendirildiği 4 saat 20 dakikalık toplantıdan sonra bildiri yayımlandı.
Bildiride, "Annan Planı'nın son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının, hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğu" belirtilerek, "Sürecin başlaması durumunda, adadaki Türk varlığının, Türkiye'nin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla uygulamada gerekli dikkat ve özen gösterilmeli" denildi.
Türkiye ve KKTC'ye verilen güvencelerin fiilen uygulamaya geçirilmesinin yakından ve ısrarlı bir biçimde izlenmeye devam edilmesinin gerekliği üzerinde durulan bildiri şöyle:
"'A- Kurul, Kıbrıs konusunda geçtiğimiz hafta içinde sonuçlanan müzakerelerde ortaya çıkan metinleri 23 Ocak 2004 günlü MGK bildirisinde değinilen hususlar ışığında ayrıntılı olarak değerlendirmiştir.
B- İsviçre'de son biçimi verilen Annan Planı tümüyle incelendiğinde, olumlu yönleri yanında kimi isteklerimizin karşılanmadığı ve planın uygulanmasında sorunların çıkabilme olasılığı bulunduğu görülmekle birlikte, konunun Türkiye ve KKTC bakımından taşıdığı duyarlılık, planın içerdiği tüm öğelerin Türkiye ve KKTC'de ulusal yarar açısından irdelenmesinin ilgili hükümetlerce titizlikle yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu çerçevede çözümün Avrupa Birliği'nin birincil hukuku durumuna getirilmesinin önemi ve müzakere süreci içinde bu yönde Türkiye ve KKTC'ye verilen güvencelerin fiilen uygulamaya geçirilmesinin yakından ve ısrarlı bir biçimde izlenmeye devam edilmesi;
C- Annan Planı'nın son şeklinin resmiyet kazanması için gerekli sürecin başlatılmasının hükümetin takdir ve sorumluluğunda olduğuna işaret edilerek, sürecin başlaması durumunda, adadaki Türk varlığının,
Türkiye'nin garantörlüğünün ve iki kesimlilik ilkesinin zayıflatılmaması amacıyla, uygulamada gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi vurgulanmıştır."
Meclis sabah kapalı oturum yaptı
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik İsviçre'de yapılan müzakereler ve Annan Planı'nı ele almak üzere dün olağanüstü toplandı.
Saat 10:50'de başlayan olağanüstü toplantı, basına kapalı yapıldı. Kapalı birleşimde Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş genel kurula bilgi verdi, milletvekilleri de kendi görüşlerini aktardı.
Toplantıya saat 13.00'te 1.5 saat yemek arası verildi.
Öğleden sonraki birleşim ise basına açıktı.
Başbakan Mehmet Ali Talat, saat 13.00 sıralarında birinci bölümü tamamlanan toplantıdan çıkarken gazetecilere yaptığı açıklamada, milletvekillerine bilgi verdiğini, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'nın da kısa birer konuşma yaptığını söyledi.
Başbakan Talat, "Toplantının havası nasıldı? Gerginlik var mıydı" sorularına, "İyiydi, çok iyiydi, sadece bilgi olduğu için gerginlik falan yoktu" karşılığını verirken, milletvekillerinin tüm sorularına yanıt verdiklerini, herhangi bir şey gizlemediklerini belirtti.
Talat, dünkü toplantıyla hem partileri hem milletvekillerini bilgilendirmek suretiyle bir taşla iki kuş vurduklarına
da işaret etti.Talat: Siyasi eşitliği gözeten planın felsefesi doğru
Meclisin öğleden sonraki toplantısında ilk sözü Başbakan Mehmet Ali Talat aldı ve partisi adına konuştu.
CTP-BG Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, İsviçre'ye giderken belirsizliklerle dolu olan Annan Planı'nın yapılan müzakereler sonucu değiştirildiğini, belirsizliklerin ortadan kalktığını söyledi. Siyasi eşitliği gözeten planın felsefesinin doğru olduğunu belirten Talat, Türk tarafının müzakere eder duruma geldiğini, pazarlıklar y
apıldığını ve New York'tan itibaren bugüne kadar geçen süreçte başarılı olunduğunu kaydetti.Komite çalışmalarında büyük mesafeler alındığını vurgulayan Talat, bugüne kadar 121 yasanın hazırlandığını ifade ederek komitelerde görev alan ve özveriyle çalışan
herkese teşekkür etti.Mehmet Ali Talat, Rum tarafının İsviçre'de düşünülen şekilde müzakere sürecine katılmadığını, dolaylı görüşmeler yapıldığını anlattı ve planın son şekli hakkında bilgiler verdi.
Senatonun 24-24 eşitlikle oluşmasının siyasi eşitliği sağladığına işaret eden Talat, kuzeyin nüfusunun en az 3'te 2'sinin ana dili Türkçe olanlardan, güneyin nüfusunun en az 3'te 2'sinin ana dili Rumca olanlardan oluşması gerektiğinin planda yer aldığını belirtti.
Talat, uluslararası anlaşmalar konusunda da Türk tarafının itirazları dikkate alınarak düzenlemeler yapıldığını, yer değiştirmelerle ilgili tedbirlerin güçlendirildiğini söyledi.
Neler kazandık?
Dışişleri ve savunma, ticaret ve ekonomi, ulaştırma ve telekomünikasyon bakanlıklarının Türk tarafına ait olacağını, bazı bakanlıkların Rum tarafına, bazı konuların da (tarım gibi) kurucu devletlere ait olacağını anlatan Başbakan Talat, daha önce 6 üyeli olan Başkanlık Konseyi'nin sayısının Türk tarafının önerisiyle oy hakkı olmayan 2+1 üyeyle artırıldığını k
aydetti.Derogasyonlar konusuna değinirken, "16 Nisan 2003'e kadar anlaşma olsaydı, anlaşma AB ülkelerinin parlamentolarından geçecekti; ama olmadı" diyen Talat, hiçbir konunun kesin hukuk kurallarıyla korunamayacağını ama mal-mülk konusunda önemli adımlar atıldığını, önemli kazanımlar elde edildiğini ifade etti.
Talat, Rum arsasına ev yapmış olanlar bulunduğunu, bu durumda arsanın 74 fiyatıyla evin bugünkü fiyatının hesaplanacağını ve evin arsayı yenmesinden dolayı arsanın evi yapana geçeceğini belirtti.
Rum arsasına 31 Aralık 2002'den sonra vize alıp inşaat yapanların arsa sahibi Rum'un gelip arsasını istemesi halinde yaptığı inşaatın parasını alıp inşaattan çıkması gerekeceğini anlatan Talat, Karpaz bölgesi için Rumların gelip yerleşmesinin önüne önemli engeller konulduğunu ifade etti.
Optimum bir plana ulaşıldığını, ancak "zafer kazandık" denilemeyeceğini, çünkü bu söylenirse bunun çözümsüzlük anlamına geleceğini dile getiren Başbakan Talat, Türkiye'nin de Yunanistan'ın da ve Kıbrıs'taki iki tarafın kazandığını, bu nedenle gönül rahatlığıyla "evet" denilebileceğini belirtti ve "Evet deyin" çağrısı yaptı.
Talat, referandumda evet çıkmazsa Türkiye'nin de yanacağını söyledi.
Talat konuşmasının sonunda bir milletvekilinin sorusu üzerine, emeklilerin ve kamu görevlilerinin haklarının aynen devam edeceğini, hatta daha iyi olacağını söyledi.
Halen KKTC'de yaşayan Türkiyeli kökenlilerin tümünün Kıbrıs'ta kalacağını, hiçbirinin mağdur olmayacağını belirten Talat, liste çalışması tamamlandığı zaman kesin konuşulabileceğini, ancak referanduma kadar listenin verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Serdar Denktaş, planın "şeytani" yanlarını anlattı
DP adına Genel Başkan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da konuşmasında, Talat'ın anlatımıyla planın çok melekleştiğini, kendisinin biraz da şeytani taraflara değineceğini kaydetti.
Planın çok değiştiğini, ama artıları gibi eksilerinin de bulunduğunu belirten Serdar Denktaş, halkın neyle karşılaşacağını bilerek karar vermesi gerektiğini söyledi.
Sürecin yanlışlığından yakınan Serdar Denktaş, Kıbrıs'ta da İsviçre'de de karşılıklı al-ver sürecinin yaşanmadığını, dolaylı şekilde müzakereler yapıldığını, yemeklerin dahi ayrı ayrı yendiğini anlattı ve tarafların bir metin üzerinde uzlaşıldığı imajının yanlış olduğunu vurguladı.
Siyasi eşitlik ve değer konuların yalnız İsviçre'deki 8 günde değil, yıllardır yaşanan bir sürecin de sonucu olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, harita konusunun müzakere edilmediğini, 3. plandakinin aynen kaldığını kaydetti.
Mal-mülk konusunda mükemmel bir noktaya gelinemediğini, Rumlara mal-mülk için verilecek bonolar için maddi kaynağa gereksinim olduğunu söyleyen Serdar Denktaş, bunun kaynağının mevcut olmadığını, Türkiye'nin katkısı olmaması halinde bu rejimin sorun olacağını belirtti.
Planın oturulan malın satın alınması üzerine oturtulduğunu, böylece uluslararası hukuktan korunmanın amaçlandığını dile getiren Serdar Denktaş, eşdeğeri olmayanların oturduğu evleri satın almak zorunda kalacağını söyledi. Serdar Denktaş, Rumların mallarının üçte ikisi için ödenmesi gereken rakam ile yeni yerleşim yerleri için harcanacak rakamın yaklaşık 15 milyar dolar olacağını, bunun bir şekilde bulunmasının şart olduğunu kaydetti.
Serdar Denktaş, AB normlarının bir anda uygulanamayacağını, ihracatta büyük sorunlar yaşanacağını dile getirerek, ekonomi ve ticaret alanında zorluklar çekileceğini ifade etti.
Ortak devlet ile kurucu devlette çalışacak kamu görevlilerinin maaş sisteminin farklı olacağını dile getiren Serdar Denktaş, buna çözüm bulmak gerektiğini kaydetti.
Türkiye kökenlilerin 45 bin kişilik listesine karşı dava açma niyeti olanları uyaran Serdar Denktaş, bunun çok tehlikeli bir durum yaratacağını, binilen dalın kesilmiş olacağını söyledi.
Serdar Denktaş, çözüm olmazsa Rum tarafının sınırlara gözlem yerleri koymak; Türk tarafı tüm sınırları kaldırsa bile Rum tarafının insan ve mal geçişini kontrol altında tutmak zorunda olacağını, TC'den geleceklerin de vizesi yoksa 1 Mayıs'tan sonra geçemeyeceğini kaydetti.
DP kararını birkaç güne kadar açıklayaca
kHerkesin kendi durumunu düşünerek referandumda oy vereceğini ifade eden Denktaş, tüm partilerde evet ve hayır diyecekler olduğunu, kendi partisinde de yarı yarıya evet-hayır bulunduğunu, kararlarını birkaç gün içinde açıklayacaklarını bildirdi.
Serdar Denktaş, referandum öncesi halkın bölünmesinin çok tehlikeli olacağını belirterek, referandumlardan hayır çıksa bile tarafların anlaşabileceği yeni fırsatlar yaratılması gerektiğini söyledi.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, 24'üne kadar vatandaşa artıları ve eksileri anlatacaklarını, DP'nin kararının mini referandumla açıklanacağını belirtti.
Özgürgün: Çok ciddi kaygılarımız var
Serdar Denktaş'ın ardından siyasi parti grupları adına konuşmalara geçildi.
UBP Grup Başkan Vekili Hüseyin Ö
zgürgün, Kıbrıs sorununda kalıcı ve yaşayabilir bir çözümden yana olduklarını ancak gelinen noktada çok ciddi kaygıları bulunduğunu söyledi. En iyi anlaşmanın bile yaşayabilir olmasının önemine işaret eden Özgürgün, planın ne getirip götürdüğünün bilinmesi gerektiğini kaydetti. Özgürgün, doğru karar verebilmesi için halka doğruları söylemek gerektiğini vurguladı.Hüseyin Özgürgün, Annan Planı'ndaki değişiklikleri "bir arpa boyu yol alınmadı" diye niteleyerek, planın felsefesinin değişmediğini savundu. Türkiye Başbakanı'nın "olmazsa olmazlarımız var" derken bugün gelinen noktayı anlayamadığını belirten Özgürgün, mal mülk konusuna getirilen "hisse" konusunun çok muğlak olduğunu belirtti. İnsanların mal-mülk düzenlemelerini anlayamadığını kaydeden Özgürgün, dü
zenlemelerin açık ve yalın dille yazılması gerektiğine işaret etti.Maliyet ve ekonominin planda yer almadığını öne süren Özgürgün, 10 milyar dolarlık kaynağa ihtiyaç duyulduğunu söyledi ve bunun nereden bulunacağının belirlenmiş olması gerektiğini söyledi
.UBP Grup Başkan Vekili Hüseyin Özgürgün, derogasyonların AB Komiseri Verheugen'in dediği gibi abartılmadığını, Kıbrıs'ta geçmişte yaşananlar dikkate alınarak deragasyonların gerekliliğini vurguladı.
Özgürgün, planda ve Yunanistan'ın açıklamalarında derogasyonların yer almadığını belirtti.
Harita düzenlemelerine değinirken insanların yerlerinden çıkarılmasının insan haklarına aykırı, ciddi bir sıkıntı olduğunu kaydeden Özgürgün, bunun Kıbrıs'ta yaşayamayacak bir düzenleme olacağını söyledi.
15 yıl içinde kısıtlamaların kalkacak olmasının da ciddi ve sıkıntılı bir konu olduğunu ifade eden Özgürgün, süre yerine milli gelirin Rumlarınkinin %85'ine ulaşması koşulunun uygulanmasının daha uygun olacağını kaydetti.
Hüseyin Özgürgün, cumhurbaşkanının KKTC anayasasını sunduğunu açıklamasına rağmen Başbakan'dan bunun böyle olmadığını öğrendiklerini, konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini anlatan Özgürgün, Rumların 1 Mayıs'ı atlatması engellenecek diye hata yapılmamasını istedi.
Özgürgün, Annan Planı'nın 5. versiyonunda da halkın endişeleri bulunduğunu ve evet-hayır oranının dengeli kaldığını ifade etti.
UBP'nin Annan Planı'nın kabul edilemez olduğunu söylediğini, bugün de fazla değişiklik olmadığını belirten Özgürgün, İsviçre'deki müzakerelerde dünyada görülmemiş bir yöntem izlendiğini ve bunu anlayamadığını dile getirdi.
Akıncı: Mahkeme referandum yasasıyla ilgili kararını çabuk açıklamalı
Meclis'teki olağanüstü toplantıda BDH grubu adına genel başkan Mustafa Akıncı konuştu.
Kıbrıs sorununun 40 yıldır görüşüldüğüne işaret eden Akıncı, "Bunların anlaşmaya niyeti yok" diyen yabancıların tarafları bir tünele tıkadığını ve bugünlere gelindiğini söyledi.
Akıncı, De Soto ve ekibinin inanılmaz bir çalışma yaptığını kaydederek, Türkiye'nin plandan memnun olduğunu, Cumhurbaşkanı'nın da "güvenlik sulandırıldı" söyleminden vazgeçmesi gerektiğini belirtti.
Rumların 2/3 hisselerinin nasıl ödeneceği konusunda ortaya atılan 10 milyar dolar konusuna değinen Akıncı, 25 yıl sonra, AB üyesi Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin çok artmış olacağının dikkate alınmasını istedi.
Akıncı, AİHM'e gitmenin önüne hiçbir şeyin geçemeyeceğini söyledi.
Her şeyi bitmiş Annan Planı'nın 24 Nisan'da oylanacağına işaret eden Akıncı, New York mutabakatını hatırlattı. Akıncı, planın Türkçe metni yanında çok iyi bir özetinin de devletçe yapılmasını istedi. Anayasanın son şeklinin de yayınlanması gerektiğini kaydeden Mustafa Akıncı, ayrıca seçim ve vatandaşlık yasalarının da halkın bilgisi için yayınlanmasını talep etti. Akıncı, 24 Nisan'da verilecek ka
rarın önemini vurguladı.Akıncı, Cumhurbaşkanı'nın Referandum Yasası konusunda Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasını eleştirerek "Hakkıdır başvurur dersek Mahkeme de 'hayır bu yasa anayasaya uygun değil' derse ne yapacağız? Bu işler bu kadar basit mi? Uluslararası arenada bu kadarı da olur mu diye düşünen yok galiba" dedi.
Akıncı, bir toplumun geleceğinin söz konusu olduğuna işaret ederek mahkemeye kararını çabuk açıklaması çağrısında bulundu.
Angolemli: Bu fırsat da kaçarsa mumla ararız
TKP Milletvekili Hüseyin Angolemli, bugüne dek kaybedilen fırsatlara işaret ederek, 1 Mayıs'taki fırsat da kaçırılırsa artık mumla aranacağını söyledi
Annan Planı'nın Türkçeleştirilerek kahve ve benzeri yerlerde askıya alınmasını isteyen Angolemli, çalışmaların süratlendirilmesi çağrısı yaptı.
Ret cephesinin bugünkü konuşmalarında yumuşama gördüğünü belirten Angolemli, "Bu iyiye işarettir" diye konuştu.
Hüseyin Angolemli, halkın mal-mülk, siyasi eşitlik ve garantiler konularına ağırlık verdiğini ve İsviçre'deki müzakerelerde bu konuların açığa çıktığını kaydetti.
Angolemli, halkın 24 Nisan'da gönül rahatlığıyla "evet" demesi gerektiğini söyledi.
1 Mayıs'ta çözüm olmazsa Annan Planı'ndan daha kötü planların gündeme geleceğini belirten Angolemli, Rumların bu yüzden 1 Mayıs'ı atlatma ve referandumu erteletme girişimleri yürüttüğünü belirtti.
TKP Milletvekili Hüseyin Angolemli, TKP'nin referandumda "evet" diyeceğini hatırlatarak, evet veya hayır diyenleri hoşgörüyle karşılamak gerektiğini vurguladı.
Gruplar adına konuşmaların ardından milletvekillerine de 5'er dakika konuşma hakkı verildi.
Soyer: Anlaşma olmazsa tüm Rum emlaki ödenecek
Bu sırada ilk sözü alan CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, 2003 Mart'ında meclisten mal tazmin yasası geçtiğini hatırlattı ve yasanın içeriğiyle ilg
ili bilgiler verdi.Soyer, Kıbrıslı Rumların mallarının nasıl tazmin edileceğinin tartışıldığını, geçen bu yasanın da Rumların mallarının tazmininin düzenlendiğini belirterek, "Demek ki o zaman para vardı" dedi.
10 Milyar dolarlık kaynak aranırken halkın bu gerçeği de bilmesini isteyen Ferdi Sabit Soyer, meclisin o yasayı geçirirken Rumlara "gel müracaat et, tazminatını al" dediğini anlattı.
Soyer, siyasal çözüm olmazsa mülkiyet hakkının kullanılamayacağını vurguladı.
Annan Planı'nda 10 milyar dolarlık Rum emlaki ele alınırken kuzeydeki emlakin de doğru değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Soyer, anlaşmaya varılamazsa Rum emlaklerinin tümünün ödenmesi gerekeceğine işaret etti.
Taçoy: Çifte vatandaşlık olamayacak
UBP Milletvekili Hasan Taçoy, 45 bin TC kökenlinin vatandaşlığından sonra %5 Türkiye ve Yunan vatandaşına kota tanınacağını, ancak çifte vatandaşlık olamayacağını kaydetti.
Taçoy, 6 yıl içinde boşaltılacak bölgeler ve mal-mülk konusundaki görüşlerini dile getirerek, Annan Planı'na eleştiriler yaptı.
Mertekçi: Yer değiştirecek insanlara yardım yapılmalı
BDH Milletvekili Tahsin Mertekçi, anlaşma için en büyük fedakarlığın güney göçmenleri ve özellikle yer değiştireceklerce gösterileceğini söyledi.
Mertekçi, özel bölge statüsüyle yer değiştirecek insanlara sıkıntılarını aşabilecekleri yardımlar yapılmasını istedi.
Mertekçi, BDH'nın plana olumlu baktığını, insanların 40 yıllık sorunlardan kurtulması, gençlerin sıkıntılarını aşması için olumlu bakmaya devam edeceklerini kaydetti.
Kaşif: Topraksız devlet olmaz
Son konuşmayı yapan DP Milletvekili Ahmet Kaşif, yer değiştirecek insanların ve yerinde kalacakların sahip olduğu mallar konusuna değinerek, "toprak reformu yapılacak mı" diye sordu.
Satışı yapılan malların ne olacağını da soran Kaşif, insanların bu ko
nularda iyice bilgilendirilmesinin önemine işaret etti.Kaşif, mal-mülk konusunda yazılanların anlaşılmaz olduğunu da belirterek, federal devletlerin ve ortak devletin memurlarının hangi kriterlere göre seçileceğinin de belirlenmesini istedi.
Yer değiştirecek insanlara yeni evlerin satılacağını ama bunun doğru anlatılmadığını kaydeden Kaşif, vatandaşın evet veya hayır derken gerçekleri bilmesi gerektiğini vurguladı.
Kaşif, topraksız devlet ve vatan olamayacağını belirtti.
Kaşif'in konuşmasının ardından Cumhuriyet Meclisi'nin yaklaşık 7.5 saat süren Kıbrıs konusundaki olağanüstü toplantısı saat 18.50'de tamamlandı. Meclis olağan toplantısını cuma günü yapacak.
KIBRIS 06/04/2003
Referandum konusu karara kaldı
Referandum Yasası, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüş
istemesi üzerine dün sabah Anayasa Mahkemesi'nde görüşüldü...Referandum konusu karara kaldı
Annan Planı için 24 Nisan'da yapılması öngörülen referandumu düzenleyen Referandum Yasası, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüş istemesi üzerine dün sabah Anayasa Mahke
mesi'nde görüşüldü.Taner Erginel başkanlığında yargıçlar Metin Hakkı, Nevvar Nolan, Mustafa Özkök ve Seyit Bensen'den oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti, Başsavcı Akın Sait ve Cumhuriyet Meclisi Avukatı Ali Fevzi Yeşilada'yı dinledikten sonra, mahkemeyi karar için süresiz erteledi
Annan Planı için 24 Nisan'da yapılması öngörülen referandumu düzenleyen Referandum Yasası, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görüş istemesi üzerine dün sabah Anayasa Mahkemesi'nde görüşüldü.
Taner Erginel başkanlığında yargıçlar Metin Hakkı, Nevvar Nolan, Mustafa Özkök ve Seyit Bensen'den oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti, Başsavcı Akın Sait ve Cumhuriyet Meclisi Avukatı Ali Fevzi Yeşilada'yı dinledikten sonra, mahkemeyi karar için süresiz erteledi.
Mevzuata göre Anayasa Mahkemesi, Referandum Yasası'nın anayasaya uygun olup olmadığı şeklindeki kararını 45 gün içinde vermek zorunda.
Sait: Yasa, anayasanın devlet düzeni ve anayasal
düzeni ilgilendiren maddelerine aykırı
Başsavcı muavini Osman Talat Enginsoy ile birlikte mahkemede hazır bulunan Başsavcı Akın Sait, Annan Planı'nın 9 bin sayfa olduğuna dikkat çekerek, planın federal devlet ve kurucu devletler anayasaları yanında federal devlet ve kurucu devletler yasalarını da içerdiğini ancak bunların henüz ellerine gelmediğini belirtti.
Cumhuriyet Meclisi'nden 22 Mart'ta geçen Referandum Yasası'nın, yarıdan bir fazla oyla 9 bin sayfalık Annan Planı'nın kabulünü öngördüğüne dikkat çeken Akın Sait, referandumdan "evet" çıkması halinde yeni bir anayasal düzene geçileceğine dikkat çekti.
Yasa tasarı halindeyken Başsavcılık'ın görüşünün alındığına da işaret eden Sait, mevcut anayasa kuralları çerçevesinde bu yasanın içeriğine olumlu görüş verilemeyeceği şeklindeki görüşlerini 10 Mart'ta cumhurbaşkanı ve başbakana sunduklarını belirtti.
Bugüne kadar siyasiler tarafından yeni bir devlet kurulmasına yönelik olarak yürütülen görüşmelerin de anayasaya aykırı olduğunu öne süren Sait, görüşmelerde referandum taahhüdünde bulunulduğunu ancak bunun anayasada bulunmadığını söyledi.
Bu konunun siyasi sorumluluk gerektirdiğini ve siyasilerin bunu üstlenmesi gerektiği görüşünde olduklarını da ifade eden Akın Sait, "bunun bir darbe olarak düşünülmesi halinde bile mevzuata göre ancak başarıya ulaşırsa yasal olacağını" kaydetti.
Sait, yasanın anayasanın devlet düzeni ve anayasal düzeni ilgilendiren maddelerine aykırı olduğunu savundu.
Anayasada değiştirilmesi önerilemeyecek kurallar bulunduğunu ve anayasanın da ancak 10 milletvekilinin önerisi ve meclisin de üçte iki çoğunluğunun ardından halkoylamasıyla değişebileceğini vurgulayan Sait, ancak bu yöntemin izlenmediğini ifade etti.
Mevcut anayasa ile yasanın 2, 3 ve 9'uncu maddelerinin bağdaşmadığını belirten Akın Sait, referandumda "evet" çıkması halinde ne olacağının yasada bulunmadığını, bunun Annan Planı'nda belirtilmekte olduğunu kaydetti.
Anayasa Mahkemesi ve Hukuk Dairesi'nin güç bir görevi bulunduğunu ifade eden Akın Sait, bugüne kadar görüşmeler sürecinde Anayasa Mahkemesi ve Hukuk Dairesi'nin görüşü alınmadan siyasilerin sorumluluğuyla yürütüldüğünü söyledi.
"Bu konuda bir çıkış yolu bulunabilir ve siyasilere ışık tutulabilir mi," mahkemenin buna bakması gerektiğini belirten Akın Sait; "Referandumun bir hak olarak anayasa üzerinde görülebilir mi? Referandum Yasası'na daha ağır kurallar getirilebilir mi? Başka bir gözlük takılabilir mi" sorularına mahkemenin bakması gerektiğini ifade etti.
Yasaya konulacak bir maddeyle referandum sonrası tekrar meclise gidip bir anlaşma yapılacağından, üçte iki çoğunluk istenebileceğini ancak bunun zaman alacağını ve mecliste üçte iki çoğunluğun sağlanmasının şüpheli olduğunu anlatan Sait, toplumun bir süreçten geçmekte olduğunu ve herkesin bir sorumluluk üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
Yeşilada: Anayasa değiştirilmiyor,
bir devlet yeniden şekilleniyor
Cumhuriyet Meclisi Avukatı Ali Fevzi Yeşilada da, bir konu hakkında Anayasa Mahkemesi'nden görüş istenmesi için o konunun anayasada olması gerektiğini, ancak anayasanın hangi konuların referanduma götürülebileceği hangi konuların götürülemeyeceğini düzenlemediğini belirtti.
Böyle bir durumda yasa koyucunun takdir hakkını kullanabileceğini kaydeden Yeşilada, bunun anayasaya aykırı olmayacağını vurguladı.
Referandum Yasası'nda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin bulunduğuna işaret eden Ali Fevzi Yeşilada, Anayasa Mahkemesi'nin ancak soyut bir denetleme yapabileceğini kaydetti.
Genel hukuk ilkelerinin anayasanın üzerinde sayıldığını da vurgulayan Yeşilada, bütün görüşmelerin ve bunların sonuçlarının genel hukuk ilkeleri çerçevesinde yapıldığını ifade etti.
Yeşilada, anayasa maddelerine bak
mak yerine KKTC hukuk sistemine sunulan dünyayla bütünleşme imkanına bakılmasını da istedi.Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, Referandum Yasası ile ilgili görüş isteminin ilgili maddeye uymadığını da savunan Yeşilada, burada sadece bir maddeye atıfta bulunulmadığını, söz konusu olanın tüm anayasaya uygunluk olduğunu söyledi.
Savunmasında 1983 yılında KKTC kurulurken yayınlanan Bağımsızlık Bildirgesi'nden de alıntılar yapan Yeşilada, bildirgede iki halkın federasyon çatısı altında birleşmesi için çalışma yapılabileceğinin ve KKTC'nin kuruluşunun bu çabaları engellemeyeceğinin yer aldığına işaret etti.
Bu paralelde düşünüldüğünde Referandum Yasası'nın anayasaya uygun olduğunu kaydeden Yeşilada, referandumların ardından garanti sistemi çerçevesinde garantör ülkelerin de bu anlaşmayı onaylayacağını da hatırlattı.
Burada bir anayasa değişikliği olmadığını, bir devletin yeniden şekillenmekte olduğunu, yeni bir anayasa yapılmakta olduğunu da vurgulayan Yeşilada, bu yapılırken eski anayasanın bağlayıcı olmayacağını, meşruluğun halkoyu ile kazanılacağını söyledi.
KIBRIS 06/04/2003
Hayırcı militanların parası devletten
Annan Planı için hayır kampanyası başlatan ve AKP hükümeti üzerinde baskı yaratmak için Türkiye'nin çeşitli kentlerine ziyaretler gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, beraberinde götürdüğü militanların masraflarını da devlete ödettiriyor.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Türkiye'ye götürdüğü "hayırcı militanların" masraflarının, 010154 numaralı beklenmedik giderler kaleminden ödendiği ortaya çıktı.
Denktaş, 31. 3
. 2004 tarihinde verdiği talimatla, 14 kişiye 300'er milyon TL'lik çek çıkmasını sağladı.Yani Annan Planı aleyhinde propaganda yapacak olan 14 militana yalnızca "cep harçlığı masrafları" için 4 milyar 200 milyon TL ödenmiş oldu.
Hayırcı militanlara ödeme yapılması için Cumhurbaşkanı Denktaş, el yazısıyla şunları yazdı:
"Malatya'ya gidecek olan 14 kişiye 300'er milyon TL karşılığı çeki acele Mete Tümerkan'a veriniz... İsimler ektedir..."
300'er milyon TL almaları için Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından tali
mat verilen kişiler, şu isimlerden oluşuyor:"Hande Kayasal, Salih Can Doratlı, Kerem İzmen, Mine Arıhan, Tuna Arıhan, Bengü Kişmir, Göktürk Ötüken, Okyay Sadıkoğlu, Barış Taşkıran, Mehmet Küçük, Durali Güçlüsoy, Tuğberk Yazgı, Erel Rüstemoğlu, İlker Aslan
."KIBRIS 06/04/2004
Ankara'ya göre 'evet'in 94 faydası
İktidarın yedi sayfalık belgesinden: Rum hegemonyası önleniyor, siyasi eşitlik geliyor, garantörlük kalıyor ve Türkiyeliler kollanıyor
06/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- ANKARA - Bakanlar Kurulu'nun dünkü toplantısında 'Annan Planı'nın Türk tarafı için Olumlu Unsurları' başlıklı yedi sayfalık belge ortaya konuldu. Belgenin tam metni:İki kesimlilik
Ortaklık ve eşitlik
Güvenlik ve garantiler
Türkiye'nin rolü
Ortaklığın yeniliği ve uluslararası güvenceler
Diğer hususlar
AB'den 'evet' kampanyası
06/04/2004 RADIKAL
Avrupa Birliği ülkeleri, Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planına Kıbrıs Rum tarafının 'evet' demesi için kampanya başlatmaya hazırlanıyor.
Rum Politis gazetesi, 'Avrupa ülkelerinin Kıbrıs Rumlarının 24 Nisan'daki referandumda 'evet' demesi için koordineli baskılar başlattığını' yazdı. Gazete
Denktaş'ın komplo uyarısı
06/04/2004 RADIKAL
RADİKAL
- BURSA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 24 Nisan'da yapılacak referanduma 'hayır' kampanyasını sürdürüyor. Avukatlar gününde Bursa Barosu'nca düzenlenen Kıbrıs konulu konferansa katılan Denktaş, dün bakanlar kuruluna sunulan ve Annan Planı'nın Türkiye için olumlu unsurlarını sıralayan yedi sayfalık rapordan rahatsızlığını dile getirdi.Annan Planı'ndaki değişiklik ve ilaveler...
06/04/2004 RADIKAL
BM Genel Sekr
eteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının 31 Mart'ta yayınlanan son hali, bir kitapçıkta yayınlandı. TBMM'de, AKP'nin grup toplantısı öncesinde dağıtılan 'Çözüme Doğru Kıbrıs Notları' başlıklı kitapçıkta, plandaki değişiklik ve ilaveler 38 maddede şöyle sıralanıyor:Erdoğan-Denktaş zirvesi saat 19.00'da
06/04/2004 RADIKAL
Başbakan Recep Tayyip E
rdoğan, bu akşam KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya gelecek. Başbakanlık Resmi Konutu'nda gerçekleşecek görüşme, saat 19.00'da başlayacak.Rum basını: Papadopulos 'hayır' diyecek
06/04/2004 RADIKAL
Kıbrıs Rum basını, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, 24 Nisan'da Kıbrıs Türk ve Rum tarafında referanduma sunulacak Annan planına 'hayır' diyeceğini yazdı. Haberlere göre Papadopulos, yarın akşam televizyonlardan Rum halkına hitaben yapacağı konuşmada, plana niçin 'hayır' diyeceğini gerekç
eleriyle anlatacak.Talat: Plana gönül rahatlığıyla 'evet' diyebiliriz
06/04/2004 (43 defa okundu)
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, İsviçre'deki müzakerelerin ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın son halini verdiği planın, 'artık çok daha fazla Kıbrıslı Türkün ve Rumun gönül rahatlığıyla 'evet' diyebileceği bir plan olduğunu' söyledi.
Talat, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) lokalinde düzenlenen toplantıda, İsviçre'
Programını değiştiren Denktaş, Sezer'le görüşecek
06/04/2004 RADIKAL
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, adaya dönmek üzere geldiği İstanbul Atatürk Havalimanı'nda son anda uçağa binmekten vazgeçerek, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile görüşmek üzere Ankara'ya hareket etti.
Program değişikliğine ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtlayan KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, "Kıbrıs'a gittikten sonra, Milli Güvenlik Kurulu'ndan (MGK) alınmış olan karar çerçevesinde arkadaşlarım bana soracak, 'ne diyorsun, ne
Arınç: Birleşik Kıbrıs 1 Mayıs'ta AB'ye girmeli
06/04/2004 RADIKAL
Annan Planında yer alan bazı konularda kendisinin kişisel olarak tatmin olmadığını söyleyen TBMM Başkanı Bülent Arınç, ancak Birleşik Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004'te Avrupa Birliğine girmesi gerektiğini belirtti.
Arupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlık Divanının İstanbulda düzenlenen to
Weston: Referandum sonucu Türkiye'nin AB üyeliğini etkilememeli
06/04/2004 RADIKAL
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, Kıbrıs Rum Kesimi'nin referandumu reddetmesi durumunda, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden aralık ayında tarih almasının sıkıntıya girmemesi gerektiğini söyledi.
Weston, Türk-Amerikan Konseyi'nin Washington'da gerçekleştirilen 23. yıllık konferansında yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta elde edilen gelişmelerde özellikle Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının
AB'nin hayati sorumluluğu
Turgut Tarhanlı
06/04/2004 RADIKAL
Geçen hafta, İsviçre'de, Bürgenstock'taki müzakereler sonucunda, Kıbrıs uyuşmazlığının giderilmesi konusunda bir çözüm planı ortaya çıktı denilebilir. Bundan sonraki adım, 24 Nisan günü, adanın her iki kesiminde ayrı ayrı yapılacak referandumlar sonucunda, iki halkın iradesinin de ortaya konulması olacak. Ancak, yüz yüze müzakerelerin sona ermiş olması, henüz diplomatik çabaların da tamamen bittiği anlamına gelmiyor. Bu durum, adadaki düzeni garanti eden devletler ve özellikle Türkiye bakımınd
an da geçerlidir.Talat: Hayır felaketimiz olur
06/04/2004 RADIKAL
LEFKOŞA - Kıbrıs'ta 24 Nisan'da yapılacak referandumlar öncesi ibre güneyde açık farkla 'hayır'ı, kuzeyde ufak bir farkla 'evet'i gösterirken, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat hayır ihtimalini 'felaket' olarak değerlendirdi. Yunan Elefterotipia gazetesine konuşan Talat, "Rum tarafından böyle bir sonuç çıkması senaryosuna cevap veremem. Ancak bu, her ikimiz için de felaket olac
aktır. Tüm dengeler yıkılacaktır. Eğer Kıbrıs Türk tarafından hayır çıkarsa, 1974'teki noktaya döneriz. Düşünmek bile istemiyorum" dedi.Referandum mahkemelik
Başkent Kıbrıs'a kilitlendi
Ankara'da tek konu Kıbrıs. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, sabah İstanbul'dan Ada'ya dönerken, Çankaya'dan gelen davet üzerine Ankara'ya uçtu. Denktaş, Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Erdoğan ile görüşecek.TBMM Kıbrıs gündemiyle toplandı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Annan Planı'nın ayrıntılarını anlattı. CHP tepki gösterdi.
Başkent Ankara'a Kıbrıs'a kilitlendi. Meclis, Kıbrıs gündemiyle toplanırken, gözler Denktaş'ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmelere kilitlendi.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, bu sabah İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Lefkoşa'ya giderken, son anda fikir değiştirdi ve Ankara'
ya uçtu.İstanbul'da uçağa binmeden önce program değişikliğine ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Denktaş, ''Kıbrıs'a gittikten sonra, Milli Güvenlik Kurulu'ndan (MGK) alınmış olan karar çerçevesinde arkadaşlarım bana soracak, 'ne diyorsun, ne yapılabilir?' diye. Bunun hakkında bilgi almak üzere Ankara'ya gitmeyi uygun buldum'' dedi.
Denktaş, bir basın mensubunun ''Size Ankara'dan telefon mu geldi?'' şeklindeki sorusu üzerine, ''Ben dün Sayın Cumhurbaşkanı ile telefonla konuşmuştum. 'Geli
Denktaş, Esenboğa Havaalanı'na geldişinde gazetecilerin soruları üzerine, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile saat 17.30'da görüşeceğini belirtti.
Denktaş, Başbakan Erdoğan ile de saat 19.00'da Başbakanlık Resmi Konutu'nda görüşecek.
TBMM'DE KONUŞMA DAVETİ ALMADIM"
''TBMM'de konuşma yapacak mısınız'' sorusuna, ''Böyle bir davet almadım'' yanıtını veren Denktaş, MGK bildirisi hakkında yorum yapmasının istenmesi üzerine de bildiriyi yorumlamasına yardımcı olacak gerekli bilgileri almak üzere Ankara'da bulunduğunu kaydetti. TBMM GÜNDEMİ : KIBRIS Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu da Kıbrıs gündemiyle toplandı.. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Grubunda yapktığı konuşmada Güney Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'na 'hayır' demesi halinde zor durumda kalacaklarını söyledi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de Genel Kurul'da plan hakkında milletvekillerine bilgi verirken, Kıbrıs sürecini anlattı. Ortadaki anlaşmayı iyi diye nitelendiren Gül
, uluslararası anlaşmalarda taviz de verileceğini, taviz de alınacağını bildirdi.Gül, Kıbrıs Rum yönetiminin İsviçre'deki müzakerelerde uzlaşmaz tutum sergilediğini belirterek, ''Türkiye olarak işleri orada bırakabilirdik. Ama Kıbrıslı Türklerin geleceğini düşündüğümüz için müzakerelerin devamının daha doğru olacağı kanaatine varılmıştır'' dedi.
Hükümet olduklarında Kıbrıs Rum kesiminin Ada'yı temsilen 1 Mayıs 2004'te AB'ye tam üye olmasını durdurmanın mümkün olmadığını gördüklerini anlatan Gül, 1995 yılında
Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği anlaşması yapılırken ''Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesi karşılığında Rum Kesiminin AB'ye tam üyelik sürecinin kabul edildiğini'' belirtti.
Gül, isviçre'deki görüşmelerle ilgili olarak şunları söyledi: ''Burada keskin müzakereler olmuştur. Bu müzakerelerde heyetimiz büyük gayret göstermiştir. Sonuç almak için diplomasinin bütün imkanları devreye sokulmuştur. İsviçre'den önce Türkiye, BM, ABD ve İngiltere nezdinde yoğun bir çalışmaya girmiştir, tezlerini anla
tmıştır, bu tezlerin sağlanması için destek istemiştir. Rum tarafısonuna kadar uzlaşmaz bir tutum izlemiştir. Rum yönetimi sonuna kadar masadan ayrılmak için fırsat aramış; Türk tarafı ise anlaşma ortaya çıkartabilmek içinTBMM'de süren Kıbrıs görüşmelerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Onur Öymen, Burgenstock'ta ortaya çıkan metnin henüz tam olarak okunmadığını ve bu yüzden neleri kapsadığının bilinmediğini söyledi. Öymen, "Son 30 yılın en önemli dönemecine girdik. Tarafların üzerinde mutabık olmadığı bir metin, her iki tarafında onayına sun
uluyor. Biz bu yöntemi doğru bulmuyoruz. Bu yöntemin dünlyada bir örneği yok" dedi.CHP Grubu adına söz alan Öymen, Kıbrıs'ta "özel" bir durum uygulandığını belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: , "Son sözü kendimizi söylemeliydik. BM Genel Sekreteri'ne tam yetki vermek, kendimize saygısızlıktır.
Kendisine saygısı olan ülkeler, son sözü kendileri söylerler. Diplomasiyi bilenler, uluslararası sözleşmelerin böyle yapılmadığından haberdardır. Yapılması gereken, önce iki devletin bir metin üzerinde anlaşmasıydı. Ancak bu süreç Kıbrıs'ta tersine işledi. Hükümetler yerine, yetki halka bırakıldı. Hükümetlerin iradesi yok sayıldı..."
Sözlerini, "Biz bunu yadırgıyoruz" şeklinde sürdüren Öymen, üzerinde uzlaşmaya varılmamış bir metnin Kıbrıslı Türklere dayatıldığını savundu. Dokuz bin sayfalık metni ve ayrıntıları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'li vekillerin de okumadığına dikkat çeken CHP'li Öymen, diplomasiden de örnek verdi.
Diplomatik çevrelerde "Şeytan ayrıntıda gizlidir" sözünün geçerli olduğunu belirten Öymen, Başbakan'ı da uyardı. "Ayrıntı" denilerek üzerinde durulmayan çeşitli konuların bir süre sonra "sorun yaratacağı"nı belirten Öymen, yanlıştan dönülmesini istedi.
"Yıllardan bu yana zulüm ve katliama uğramış" bir halkın kaderinin çizildiğini savunan Öymen, "Bu dokuz bin sayfalık belgeyi hepimize getirin, önce Kıbrıslı Türkler okusun ve kararlarını öyle versinler. Onlara da bu belgeyi okutmadan onay verdirmek istiyorsunuz" dedi.
Öymen, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı metin onaylandığı taktirde, yarın Kıbrıs'la kıta sahanlığı konusunda da çeşitli sorunlar yaşanacağını sözlerine ekledi.
CHP'li Öymen, bir saati aşkın süren konuşmasında, AKP'nin "sorunu çözüyoruz" derken, "çözülme"ye uğradığını da belirtti.
(Hürriyetim)
HURRIYET 06/04/2004
AB 'evet' kampanyası başlatıyor
Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planına Kıbrıs Rum tarafının "evet" demesi için Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin kampanya başlatacağı bildirildi. Rum Politis gazetesi, "Avrupa ülkelerinin Kıbrıs Rumlarının 24 Nisan'daki referandumda 'evet' demesi için koordineli baskılar başlattığını" yazdı.
Gazetenin haberine göre, ''bu yönde girişim başlatan ülkelerin başında İngiltere geliyor. İngiltere, Rumların referandumda 'evet' demesi için üç sayfalık bir belge hazırladı ve bu belgeyi diğer yabancı hükümetlere de verdi''.
Habere göre, ''söz konusu belge mülkiyet, Türk askerleri ve tazminatlar konusunda Rumların endişelerine yanıt veriyor. Belgede Rumların 12 noktada kazanım elde ettiği belirtiliyor ve bu noktalar şöyle sıralanıyor:
1.
Kıbrıs Rum göçmenlerinin yarıdan fazlası (120 bin) Kıbrıs Rum idaresine devredilecek bölgelere dönüyor.BM DE DEVREDE
Rum Fileleftheros gazetesi de, ''Rum tarafının referandumda 'evet'demesi için, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da katılımıyla Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu'nun referandum tarihinden 3 gün önce ortak toplantı planladığını'' yazdı.
Habere göre, ''bu toplantıda Kıbrıs sorununun çözümü yönünde tavsiye kararı alınması bekleniyor. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer aynı tarihte Strasbourg'da Türk ve Rum siyasi parti başkanlarını bir araya getirmeyi düşünüyor.''
Haberde, ''Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in referandumdan birkaç gün önce adaya geleceği'' belirti
ldi.| 'Kıbrıslı Türkler 1960'ın ötesinde hak kazanıyor' | |
|
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yenilenmiş Kıbrıs planı çerçevesinde kurulması öngörülen düzenle, Kıbrıs Türklerinin 1960 düzenlemelerinin çok ötesine giden siyasal ve hukuki haklara sahip olacağı belirtiliyor. TBMM'de ''Çözüme Doğru Kıbrıs Notları'' başlığıyla dağıtılan kitapçıkta, Annan planıyla kurulacak düzen ile 1960 anlaşmalarıyla kurulan düzen şu şekilde karşılaştırıldı: 1- ORTAKLIĞIN NİTELİĞİ: 1959-1960 anlaşmalarıyla Kıbrıs'ta coğrafi bir ayırıma değil, iki ayrı topluma dayanan fonksiyonel bir federasyon öngörülmüştür. Annan planıyla öngörülen çözüm ise federal bir yapı ve yeni ortaklığa dayanmaktadır. Bir tarafın diğer taraf üzerinde otorite veya yetki iddiasında bulunamayacağı kaydedilmektedir. Böylelikle Güney Kıbrıs Rum yönetiminin (GKRY) ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' adı altında tüm Ada'yı temsil iddiası son bulmaktadır. 1960 düzeninde iki toplumun Türk ve Yunan bayraklarını kullanma hakkı, ayrı cemaat meclisleri, belirli büyük şehirler için ayrı belediyeleri bulunmaktaydı. Annan planıyla kurulan düzen ise ayrı bayrakları, parlamentoları, hükümetleri, kuruluş anlaşmasıyla uyumlu hale getirilmiş ayrı anayasaları bulunacak iki kurucu devletten oluşmaktadır. Kurucu devletler kararlarını bağımsız ve 'egemence' alacaktır. Kurucu devlet yasaları ile federal devletin yasaları arasında herhangi bir hiyerarşi bulunmayacaktır. Kıbrıs Türk devleti kültürel ve ticari konulara ilaveten ekonomik yatırım ve mali yardım konularında da tek başına Türkiye ve diğer ülkelerle anlaşmalar imzalayabilecektir. Ayrıca iki tarafın önceden imzalamış oldukları uluslararası anlaşmalar bir liste dahilinde geçerli olmayı sürdürecektir. Yeni ortaklık devleti, anlaşma her iki tarafta da referandumlarda onaylandıktan ve yeni düzene ilişkin anlaşmanın Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından imzalanmasından sonra hayata geçecektir. 2-DEVLET YAPISI 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Cumhurbaşkanı Rum, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Türk'tü. Bunlar 5 yıl için seçilirdi. 50 üyeli Temsilciler Meclisi yasama yetkisine sahipti ve 5 yıl için iki toplum tarafından ayrı ayrı seçilen yüzde 70 Rum, yüzde 30 Türk üyeden oluşurdu. Başkan Türk, Başkan Yardımcısı Rum'du. Kararlar basit çoğunlukla alınırdı. Ancak anayasada değişiklik yapılması için Kıbrıslı Türk ve Rum üyelerin 2/3'ünün ayrı ayrı çoğunluğu; keza seçim, belediyeler ve vergi gibi konularda ise Türk ve Rum üyelerin ayrı basit çoğunlukları gerekli idi. Bakanlar Kurulu'nda 7 Rum, 3 Türk bakan bulunmaktaydı. Kararlar çoğunlukla alınırdı. Ancak Türk cumhurbaşkanı yardımcısının veto yetkisi bulunmaktaydı. Cumhurbaşkanına Rum Temsilciler Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısına ise Türk Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı vekalet ederdi. Annan planıyla öngörülen düzende ise oy kullanma yetkisine sahip 6 üyesi (4 Rum, 2 Türk) bulunan ve oy kullanma yetkisine sahip olmayacak ilave üyeler atanmasına Parlamento tarafından karar verebilecek (en az 1/3'ü Türk olmak kaydıyla) bir Başkanlık Konseyi kurulacaktır. Başkan ve Başkan Yardımcısı daima ayrı kurucu devletlerden olacak ve 20 aylık rotasyonla işbaşına gelecektir. Gaybubetinde (bulunmama halinde) Başkana, Başkan Yardımcısı vekalet edecektir. Başkan Yardımcısı AB Konseyi toplantılarına Başkan ile birlikte katılacaktır. Dışişleri Bakanı ile AB Bakanı ayrı kurucu devletlerden olacaktır. Başkanlık Konseyi oydaşma ile karar almaya çalışacak, bu mümkün olmadığı takdirde basit çoğunlukla karar alınacak, ancak en az bir Türk üyenin olumlu oyu aranacaktır. Ortak devletin yasama organı, Senato ve Alt Meclis'ten oluşacaktır. Senato ve Alt Meclis'in başkanları aynı millete mensup olmayacaktır. Alt ve Üst Meclisler 5'er yıl süre ile seçilecek, 48'er üyeden oluşacaktır. Alt Meclis'te en az dörtte bir oranında Türk milletvekili bulunacak, Senato ise 24 Türk ve 24 Rum senatörden oluşacaktır. Senato seçimleri toplumsal bazda yapılacaktır. Temsilciler Meclisi'nde kararlar basit çoğunlukla alınacaktır. Senato'da ise oylamaya katılan Türk üyelerin en az dörtte birinin (tüm üyelerin hazır bulunması halinde 6) olumlu oyu olmadan karar alınamamaktadır. Kurucu devlet yetkilerini ilgilendiren ve deniz ve hava sahaları ile ilgili uluslararası anlaşmaların onaylanmasında vatandaşlık, göç, su kaynakları ve vergilerle ilgili yasalarda, federal bütçede, Başkanlık Konseyi'nin seçiminde ve özel çoğunluk gerektiren diğer konularda ise oturuma katılan Türk üyelerin asgari oyu 2/5 olacaktır. (Tüm üyelerin hazır bulunması halinde 10) 3- GÜVENLİK VE GARANTİLER 1960 Garanti ve İttifak anlaşmaları varlığını sürdürmektedir. 1960 İttifak anlaşması Ada'da Türkiye ve Yunanistan'ın birer askeri kontenjan bulundurmasını öngörmüştür. Buna göre, Yunan alayı 950, Türk alayı 650 askerden müteşekkildir. Garanti anlaşması ile, 1960 anayasası ile kurulan düzen, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin garantisi altına alınmakta ve bu düzenin bozulması halinde üç ülkenin birlikte veya ayrı müdahale hakkını içermektedir. Annan planı ile kurulan düzende de garanti ve ittifak anlaşmalarının aynen devamı güvence altına alınmaktadır. İttifak anlaşması uyarınca Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerinde aşağıdaki şekilde Türk ve Yunan birlikleri konuşlandırılabilecektir:
6 bin sayısına ulaşılabilmesi için ilk aşaması Ocak 2005'te (yüzde20-yaklaşık 7 bin) tamamlanmak üzere 29 aylık bir geri çekilme ta kvimi öngörülmektedir.Garantör ülkeler sadece Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin değil, aynı zamanda kurucu devletlerin de toprak bütünlükleri, güvenlikleri ve anayasal düzenlerini garanti edeceklerdir. 4-AB ÜYELİĞİ VE DEROGASYONLAR 1960 düzeninden farklı olarak Annan planı ile kurulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB üyesi olması öngörülmektedir. Bu çerçevede iki kesimliliğin muhafazası açısından derogasyon ve kalıcı kısıtlamalar uzun süreli (19 yıl veya Türkiye'nin AB üyeliğine kadar) olarak öngörül müştür. Buna göre,
5-HARİTA VE TOPRAKÜçüncü Annan planının ekindeki harita aynen muhafaza edilmiştir. Buna göre Güzelyurt şehrinin tamamı ile Güzelyurt bölgesinin ve tarım arazilerinin büyük bir bölümü Rum tarafına bırakılmaktadır. Harita ile 58 bin civarındaki Kıbrıs Türk'ü yerlerinden olacaktır. Toprak devri 3'üncü ayın sonundan itibaren (Ağustos 2004 başı) ara bölge ve meskun olmayan yerlerden başlamak üzere 6 aşamalı bir takvim çerçevesinde gerçekleşmektedir. Söz konusu takvim planın son versiyonunda 29 aydan 42 aya çıkartılmıştır. Bu süre uzatımı esas itibariyle önceki takvime ilaveten Türk tarafınca aşamalı olarak boşaltılacak toprakların belirli sürelerle BM yönetiminde kalacak olmasından kaynaklanmaktadır. Hukuken ilk günden itibaren Rum tarafına terk edilmiş olacak toprakların yönetimi söz konusu takvim uyarınca geçici bir süreyle Kıbrıs Türk Devleti'nde olacaktır. Birinci yılın sonuna kadar terk edilecek topraklar, önceki takvime göre Rum tarafına devredilecektir. Birinci yıldan sonra ise önceki takvime ilaveten terk edilece k topraklar Rum yönetimine geçmeden önce 3 ila 10 aylık sürelerle BM gözetimine devredilecektir.6-İKAMET SINIRLAMALARI VE MAL-MÜLK MESELESİ İkamete kurucu devletler tarafından getirilebilecek sınırlamanın oranları (Rumların Kuzey Kıbrıs'a yerleşmesi) lehimize indirilirken, süreler ise Rum tarafı lehine kısaltılmıştır. Buna göre,
Bunun dışında 65 yaşını dolduran her Kıbrıslı Rum ve refakatindeki bir kişi ile Karpaz'daki 4 köyün eski sakini olan yaklaşık 12 bin 500 Rum, ikinci yılın sonundan itibaren sınırsız geri dönüş hakkına sahip olabileceklerdir. (BM bunların yüzde 18'lik nihai sayı dolsa da d önmeye devam edebileceklerini, ancak yüzde 18'lik kotanın bunlar tarafından önceden doldurulması halinde diğerlerinin kotadan yararlanmasına imkan kalmayacağı şeklinde izahatta bulunmaktadır.)Rumların Kuzey Kıbrıs'taki eski mülklerinin 1/3'üne yeniden sahip olmaları öngörülmektedir. Geri kalan 2/3'ü için ise tazminat alacaklardır. Karpaz'a yerleşecek Rumlar ise malının tümünü geri almaya hak kalacak ve dolayısıyla hemen hemen tamamı tapulu Rum malı olan bu bölge Rumlara geçmiş olacaktır. SONUÇ Yeni ortaklık devleti iki kurucu devletin eşit statüsüne ve siyasi eşitliğine dayanmaktadır. AB Komisyonu'nun anlaşma ile birlikte yaptığı taahhüt bu anlaşmada öngörülen derogasyon ve kısıtlamaları birincil hukuk haline getirmektedir. Diğer taraftan yeni ortaklık devletinin eşbaşkanları Avrupa Konseyi'ne gönderecekleri bir mektupla, Kıbrıs'ta varılacak kapsamlı anlaşmanın mal-mülk ihtilafları bakımından da dostane bir çözüm teşkil ettiğini ve bundan sonra açılacak davalarda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin muhatap olacağını ifade edeceklerdir. Dolayısıyla Kıbrıs'ta tarafların imzalayacakları kapsamlı anlaşma garantör ülkelerce garanti altına alınacağı gibi, oluşturulacak yeni düzen AB ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlarca Avrupa hukukunun bir parçası olarak kabul edilecektir. Neticede Türk tarafı toprak ve asker çekme konularında fedakarlıklarda bulunurken, Kıbrıs'ta ''Kıbrıs Türk Devleti'' adı altında yeni bir kurucu devlet oluşacak, Rumların temsil ettiklerini iddia ettikleri 1960 ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' de son bulmuş olacaktır. Ezcümle, Annan planının nihai versiyonu ile ortaya çıkan tabloda Kıbrıs Türkleri 1960 düzenlemelerinin çok ötesine giden siyasal ve hukuki haklara sahip olmuş olacaklardır.'' YENİ ANNAN PLANINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER VE İLAVELER ''Çözüme Doğru Kıbrıs Notları'' başlıklı kitapçıkta, plandaki değişiklik ve ilaveler 38 maddede şöyle sıralanıyor: 1. ''Ana Maddeler'' arasına, tarafların birbirleri üzerinde otorite ve yetki iddia edemeyecekleri eklenmiştir. 2. Yunanistan ile Türkiye arasındaki mevcut dengenin Doğu Akdeniz'de değil, ''Kıbrıs'ta'' olduğu tasrih edilmiştir. 3. Kıbrıs'ta kendi kimliğini korumak amacıyla, göç alanında tedbirler alma yetkisi verilmektedir. 4. Kıbrıs buna ilaveten, 19 yıllığına veya Türkiye AB'ye girinceye kadar, Türkiye ve Yunanistan vatandaşlarının göçüne yüzde 5'lik sınırlama getirebilecektir. 5. İkamete kurucu devletler tarafından getirilebilecek sınırlama dönem ve oranları değiştirilmiştir. Buna göre, ilk 5 yıl moratoryum olacaktır, 6 ila 9. yıl arasında kısıtlama bir köy veya belediyenin nüfusunun yüzde 6'sı kadar olabilecektir, 10 ila 14. yıl arasında bu oran yüzde 12 olacaktır, 14. yıldan sonra ise 9. yıla veya Türkiye AB'ye girinceye kadar ilgili kurucu devlet nüfusunun yüzde 18'inden fazla ikamet verilemeyecektir. 6. Senato'nun kurucu devletlerden eşit sayıda 48 senatörden oluşacağı yerine, eşit sayıda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum senatörden oluşacağı belirlenmiştir. Bu senatörler nispi temsil sistemiyle, Kıbrıs vatandaşlarınca, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türkleri olarak ayrı ayrı oylamayla seçilecektir. 7. Başkanlık Konseyi 5 yıllığına, 6'sı oy sahibi, 3'ü oy hakkı olmayan, toplam 9 üyeden oluşacak. Konsey, üyeleri arasındaki görev dağılımını kendi belirleyebilecektir. İki üye, her biri ayrı kurucu devletten olmak kaydıyla, başkan ve başkan yardımcısı olarak tek listeden seçileceklerdir. Bunlar, daha fazla nüfusa sahip devletten gelen üyeden başlayarak (Rum tarafı) 20 aylık rotasyona tabi olacaklardır. Başkan yardımcısı, AB Konseyi toplantılarında başkana eşli k edecektir. İlk 5 yıl Başkanlık Konseyi onar aylık rotasyon şeklinde yürütülecektir.8. Federal kurumlar, anlaşma yürürlüğe girdiği andan itibaren işler olacak ve bir geçiş dönemine tabi olacaklardır. Federal düzeyde Devlet Başkanlığı bir Eş-Başkanlık tarafından üstlenebilecek. Federal hükümet 6 üyeli (3 Kıbrıslı Türk-3 Kıbrıslı Rum) bir Bakanlar Konseyi'nce üstlenilecektir. Her kurucu devlet parlamentosundan 24 Kıbrıslı Rum ve 24 Kıbrıslı Türk delege geçici federal parlamentoda, 4 Kıbrıslı Rum ve 2 Kıbrı slı Türk ise Avrupa Parlamentosu'nda görev alacaktır.9. Kurucu Devlet, Federal Parlamento ve AB Parlamentosu seçimleri 13 Haziran 2004'de yapılacaktır. Bundan sonra bütün federal ve kurucu devlet organları normal işleyişine geçecektir. Ancak başkan ve başkan yardımcıları ilk beş yıl süreyle onar ay arayla rotasyona tabi olacaktır. Ondan sonra yirmişer aylık rotasyon olacaktır. 10. İttifak anlaşması uyarınca Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum devletlerinde aşağıdaki şekilde Türk ve Yunan birlikleri konuşlandırılabi lecektir.2011 yılına kadar altı bin, 2018 yılına veya Türkiye'nin AB üyeliğine kadar üç bin, bu tarihten sonra, her üç yılda bir, tümüyle geri çekilme düşüncesiyle, askeri mevcudiyet gözden geçirilecek. Tabiatıyla bu gözden geçirmenin sonucunda asker çekilmesi için iki tarafın da mutabakatı gerekecektir. Eski planda Türkiye AB'ye tam üye olunca adadaki askerlerin sıfırlandırılması öngörülmekteydi. 11. Rum tarafına terk edilecek toprakların yönetimi geçici bir süreyle Kıbrıs Türk Devleti'nde olacaktır. BM bir yıl sonra devreye girecek yönetim BM gözetiminde 42 aylık bir döneme yayılan 3-6-10'ar aylık aralarla Rum tarafına devrolunacaktır. İlk aşamada 104. günde başlayacaktır. BM'nin toprak devrine ilişkin gözetimi, ilgili bölgenin devri öncesindeki son ay larda yoğunlaşacaktır.12. Anlaşma, her iki tarafa da referandumlarda onaylandıktan ve yeni düzene ilişkin antlaşmanın Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından imzalanmasından sonra yürürlüğe girecektir. 13. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni bağlayan tüm anlaşmalar, federal veya kurucu devlet yasaları üzerinde olacaktır. 14. Silah ambargosunu ihlal edenler en az 3 yıldan başlamak üzere hapis cezasına çarptırılacaktır. 15. Milli günlere ''8 Mayıs Avrupa Günü'' de eklenmiştir. 16. Kurucu devletlerin kendilerinin tespit edebileceği tatiller, hem kurucu anlaşma, hem Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumları arasındaki yeni ilişkiye uygun olacaktır. 17. Anlaşmaya İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Katalogu eklenmiştir. 18. Koruçam Köyü sakinleri, Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve Koruçam Köyü'nün 1960 yılı idari sınırları içinde kalan mallarının satış ve alışı için Kıbrıs Türk Devleti'nin uzun süreli sakinleriyle aynı haklara sahip olacaklardır. 19. Federal hükümetin yetkileri arasında bulunan ''su kaynakları''ndan, balıkçılık ve ziraat ile ilgili olanların kurucu devletlerin yetkisinde olacağı kayda geçilmiştir. 20. Kurucu devletlerin yurtdışına temsilci atayabilecekleri ve ayrı anlaşma yapabileceklerinden bahsolunan bölümde, ''ticari ilişkiler''in ekonomik yatırım ve mali yardımı da kapsadığı tasrih edilmiştir. 21. Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (BKC) AB üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilememesi durumunda, BKC'ye kesilecek cezalar sorumlu federal veya kurucu devlet makamlarınca karşılanacaktır. 22. AB müktesebatının kurulmasını öngördüğü koordinasyon ve işbirliği organları, kurucu devletlerce yapılacak işbirliği anlaşmalarıyla kurulacaktır. 23. AB'nin karma anlaşmaları da, Kıbrıs tarafından onaylanacak anlaşmalar listesine alınmıştır. 24. Kıbrıs Merkez Bankası, para tedavüle çıkaracak ve diğer federal hükümet organlarından bağımsız olacaktır. Bankanın bir başkanı, bir başkan yardımcısı, bir idare kurulu ve bir para politikaları komitesi olacaktır. Başkan ve başkan yardımcısı aynı kurucu devle tten gelemeyecektir. İdare kurulu 2 Kıbrıslı Türk ve 2 Kıbrıslı Rum ve 1 yabancı üyeden oluşabilecektir.25. Kıbrıs Yüksek Mahkeme üyelerinin görev süresi 7 yıldan 9 yıla çıkarılmış ve yeniden seçilebilme imkanı getirilmiştir. 26. Yeni seçilen Federal Parlamento, Başkanlık Konseyi'ni seçinceye kadar devlet başkanlığı eş-başkanlık tarafından üstlenilecektir. Eş-başkanlar, isimleri referandumdan iki gün sonra BM Genel Sekreteri'ne bildirilen şahıslar veya bu yapılmadığı takdirde ilgili kurucu devletin hükümet başkanları olacaktır. Eş-başkanlar her ay rotasyona tabi olacaklardır. 27. Yeni Başkanlık Konseyi seçilinceye dek, Bakanlar Konseyi Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti olarak görev yapacaktır. Referandumdan iki gün sonra isimleri BMGS'ye bildirilen şahıslar Bakanlar Konseyi üyesi olacaklardır. 28. Bakanlar Konseyi'nin Kıbrıslı Rum üyeleri AB işleri, maliye, adalet ve içişleri bakanlıklarını, Kıbrıslı Türk üyeleri ise ulaştırma ve doğal kaynaklar, dışişleri ve savunma, ticaret ve ekonomi bakanlıklarını üstleneceklerdir. 29. BKC'nin geçici bağımsız yetkilileri, Başkanlık Konseyi yenilerini atayıncaya kadar ve her halükarda 31 Temmuz 2004 tarihi aşamayacak şekilde görevde kalacaklardır. 30. BKC'nin geçici başsavcısı Kıbrıs Türk Devleti'nin başsavcısı, geçici başsavcı yardımcısı ise Kıbrıs Rum Devleti'nin geçici başsavcı yardımcısı olacaktır. Kararlar konsensüs ile alınacaktır. 31. Kıbrıs'ta yeni düzenin yürürlüğe girmesinden önce kamu görevi yürütmekte olan herkes, BKC'nin kamu görevlisi sayılacaktır. 32. Kurucu devletlere ticaret ve kültürel konularda anlaşma yapma yetkisi esasen verilmiştir. Buna Kıbrıs Türk tarafının Türkiye ile ilişkileri de göz önünde tutularak yatırım ve mali anlaşmalar da ilave edilmiştir. 33. Tarafların birbirlerinin akdettiği anlaşmalara yapabilecekleri itiraz mercilerine Bakanlar Konseyi'nin yanı sıra Başkanlık Konseyi de eklenmiştir. 34. Federal Parlamento, Meclis veya Senato'dan 16 üyenin başvurusu üzerine, Kurucu Anlaşma'ya ekli anlaşmaların uygunluğunu incelemeye alabilecektir. 35. Mal-mülk rejimiyle ilgili olarak Kıbrıs Türk tarafının istekleri doğrultusunda kapsamlı bir değişiklik getirilmiştir. Buna göre, Rumlar Kuzey Kıbrıs'ta bıraktıkları malların 1/3'ü üzerinde hak iddia edebilecekler, diğer kısımlar ise bono ve tazminat konusu olacaktır. Planda Türk tarafının muhalefetine rağmen Karpaz Rumlarının mülkiyet hakkı tam olarak tanınmıştır. 36. Anayasa ekinde yer alan ve kamu malı sayılmayacak mallar listesine belediye malları da ilave olunmuştur. 37. BM, devredilemeyecek toprakların idaresini, yerel nüfusun günlük yaşamının idaresine halel getirmeksizin yapacaktır. BM yerel yetkililere direktif verebilecek ve gerektiği hallerde, yerel yetkilileri bir görev bölgesine sokmayabilecek. 38. Yeniden İskan Kurulu, uluslararası ajanslarla işbirliği ve kurucu devletlerle birlikte yeniden iskan için kapsamlı bir plan geliştirecektir. Bu plan 31 Ağustos 2004'de tamamlanmış olacaktır. Plan, yeniden iskanın maliyetine ilişkin uygun hükümlerin yapılması amacıyla Başkanlık Konseyi'ne sunulacaktır. 2005 bütçesinden tahsisat yapılması öngörülmektedir. (aa) |
|
HURRIYET 06/04/2004
Erdoğan: Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü savunan tarihe hesap veremez
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü savunanların, tarihe hesap veremeyeceklerini
söyledi.Erdoğan, AKP Meclis grubu toplantısında yaptığı konuşmada, 28 Mart yerel seçimlerinde partisinin aldığı başarı ve Kıbrıs konusunda son ayda kaydedilen gelişmeler üzerinde durdu.
Kıbrıs konusunda yola çıkarken, ''çözümsüzlük çözüm değildir'' ve ''siyaset çözüm üretme sanatıdır'' dediğini hatırlatan Erdoğan, bunu temel ilke olarak benimsediklerini, bugün de aynı noktada olduklarını ve bunun AKP siyasetinin temel ilkesi olduğunu kaydetti.
Hiçbir zaman çözümsüzlüğü çözüm olarak görmeyeceklerini, si
DAVOS-NEW YORK-BURGENSTOCK
Erdoğan, Kıbrıs'ta çözüm için hazırlanan 5. Annan Planı'nın, Davos'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile kendileri tarafından yapılan temaslar sonucu başladığını, New York'ta resmiyet kazandığını ve Bürgenstock'ta yapılan müzakereler sonucu son halini aldığını anlattı.
ATILMASI GEREKEN ADIMLAR
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Müzakere süreci boyunca izlediğimiz siyaset, devletin tüm kurumlarıyla istişare içinde ve bu istişareler sonrasında ortaya çıkan düşünce zemininde, buna mutabakat zemini de diyebiliriz. Tabi bazı konularda mutabık olmadığımız da olabilir. Hükümetimiz orta yol neyse bunu tutturmak suretiyle kararını vermiş ve şu ana kadar adımlarını atmıştır.
Bu çerçevede müzakerelerin her adımında gerek Kıbrıs Türk halkının varoluş davasını gerekse Türkiye'nin tezlerini en etkili ve güçlü biçimde savunmuş olduğumuz inancındayım.
İKİ AYRI HALK, İKİ AYRI DEMOKRASİ
Türkiye, Kıbrıs'ta iki ayrı halk ve iki ayrı demokrasinin varlığını her zeminde dile germiştir. Ada'da adil ve kalıcı barışa ancak bu gerçekten hareketle ulaşılabileceğinin altı ısrarla çizilmiştir.
Türkiye'nin garantörlük haklarının korunmasında da azami hassasiyet gösterilmiştir. Vazgeçilmez gördüğümüz bu temel ilkeler çerçevesinde Annan Planı son halini almadan önce, BM'ye bazı değişiklik önerileri sunduk. Devletimizin tüm kurumlarıyla istişare edilerek üzerinde daha önce görüşüp mutabık kaldığımız ama bunun büyük kısmını kabul ettirdiğimize inandığımız ve gerçekten de önem verdiğimiz hususların Plan'da yer almasına ısrarla özen gösterdik.''
Son planın, kazan-kazan esasına göre şekillendiğini dile getiren Erdoğan,
Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının isteklerinin büyük ölçüde karşılandığını ifade etti.
Son planda bazı olumsuz yönler olabileceğini ve anlaşmanın AB'nin birincil hukuku haline getirlemesinde eksikler olduğunu belirten Erdoğan, tarihte hiçbir uluslararası sorunun çözümünde yüzde yüz başarı sağlandığının görülmediğini belirtti.
''BİRİNCİL HUKUKTA RİSKİMİZ VAR''
"ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ SAVUNUNLAR TARİHE HESAP VEREMEZ"
Erdoğan, 28 Mart seçimlerinde AKP dışındaki tüm partilerin Kıbrıs'ı konuştuğunu
belirterek, "Kıbrıs konusunu basit siyasi çıkarların malzemesi yapmaya çalışanlara millet 28 Mart'ta gerekli cevabı verdi" dedi.
Son plana olumsuz yaklaşanlar olduğunu kaydeden Erdoğan, ancak Kıbrıs'ı çözümsüzlüğe mahkum etmek isteyenlerin tarihe hesap veremeyeceklerini vurguladı.
Komşularıyla hala anlaşamayan bir Türkiye istemediklerini söyleyen Erdoğan, Doğu Akdeniz'de barış ve istikrar arzuladıklarını ifade etti. 9 BİN SAFYALIK PLANIN BÜYÜK BÖLÜMÜ, AB İÇİN TEKNİK DÜNLEMELERİ İÇERİYOR
5. Annan Planı'nın 9 bin sayfadan oluştuğunu, bu nedenle referandumum yapılacağı 24 Nisan'a kadar bunların halka anlatılamayacağını ileri süren KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Denktaş gibi düşünün çevrelere ad vermeden seslenen Erdoğan, bunların büyük kısmının Avrupa Birliği müktesebatını ilgilendirdiğini ve teknik konular olduğunu anlattı.
Erdoğan, AB müktesebatı çerçevesinde Türkiye'nin de bu tür teknik düzenlemeler yaptığını belirtti.
"SİYASETÇİNİN GÖREVİ ÇÖ
ZÜM ÜRETMEK"Siyasetin ve siyasetçilerin görevinin sorun üretmek değil, sorunları çözmek olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda AKP hükümetine bu konuda yöneltilen eleştirilerin haksız olduğunu belirtti.
Annan Planı'nın eleştirenleri "marjinal gruplar" olarak niteleyen Erdoğan, "bu çevrelerin kuru gürültüsüne pabuç bırakmayacaklarını" bildirerek, herkesi, bu milli davada sorumlu olmaya davet etti.
30 YILDIR NERELERDEYDİNİZ?
Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünün çok kısa bir sürece sığdırıldığını söyleyenleri ise "1974'ten beri, 30 yıldır nerelerdeydiniz" diye yanıtladı.
Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümü için iyi niyetle hareket ettiklerini anlatan Erdoğan, referandumda Kıbrıs Türk halkının da bunu dikkate alacağını umduğunu belirtti.
Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Kıbrıs Türk halkının referandum konusunda vereceği karara saygılı olacaklarını duyurdu.
(Hürriyetim) HURRIYET 06/04/2004
Referandumu ertelemek için Denktaşla anlaştı iddiası
|
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Rum lider Tasos Papadopulos ile gizlice temas kurarak, referandum tarihini erteletme anlaşması yaptığı ileri sürüldü. Denktaş iddianın asılsız olduğunu belirterek, Yalandır, iftiradır dedi.Denktaş ile Papadopulosun ortak bir dil kullanarak, 24 Nisandaki referandumun ertelenmesini istemesi ve halkın yasaları anlayabilmesi için zamana ihtiyaç olduğuna dikkat çekmesi, iki liderin anlaştığı yolunda haberlerin çıkmasına neden oldu. Denktaş ile Papadopulosun gizlice temas kurarak, hemfikir oldukları referandum tarihinin ertelenmesi için görüş birliğine vardığı öne sürüldü. Rum gazeteciler de aynı doğrultuda bilgiler aldıklarını ancak doğrulatamadıklarını söylediler.Bu arada, KKTC Meclisi dün olağanüstü toplanarak Annan Planını ele aldı. |
HURRIYET 06/04/2004
Devletimizi almaya çalışıyorlar, vermeyiz
Erdoğan PAÇİN-Nail KAHRAMAN GÜLER/BURSA,DHA
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
(KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrısta, Kosova ve Filistin gibi baskıyla sonuca gidilmek istendiğini savundu.Denktaş, D
evleti altımızdan alma oyunu başladı. Kaybetmemek için mücadele veriyoruz. Bugüne kadar kaybetmedik, bundan sonra da kaybetmeyiz. Ama tehlikeli sulardan geçiyoruz dedi. Bursa Barosunun düzenlediği Kıbrıs konulu panelde yaptığı konuşmada referandumun ertelenmesini isteyen Denktaş, 9 bin sayfalık belgeyi halkın bilmediğini söyledi. Denktaş, bir Rum diplomatın kendisine Annan Planı hakkındaki şu sözlerini anlattı: Rum diplomat dedi ki Türkler 40 bin askerini çekiyor. Yüzde 10dan fazla toprak bırakıyor. Rum göçmenlerin yüzde 33ünü içine alıyor. 15 yıl sonra tüm Rumlar, bütün adaya yayılmak imkanını elde edecekler. Bunu vermiş olan Türk tarafı bayram yapıyor. Bunları almış olan Rum tarafı matem tutuyor. Fikrim karıştı, anlayamadım ne olduğunu. Denktaş, referandumda Rumların Hayır demesi halinde hiçbir şey kaybetmeyeceklerini ileri sürerek, Rumların evet demesi halinde birkaç asık surat olur. Biz evet dersek, ekonomimiz çöker, bankalarımız batar dedi.HURRIYET 06/04/2004
Anketçiler Kıbrıstan ellerin
i çeksinlerDYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Kıbrısta referandum öncesi yapılan anketlerin anımsatılması üzerine Son seçimlerde iki seksen uzanan anketçiler, Kıbrıstan ellerini eteklerini çeksinler
dedi.Ağar,
dünkü basın toplantısında, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Ağar, hükümetin Kıbrıs konusunda, irade dayatmalarıyla karar alan bir sürece girdiğinin görüldüğünü savunarak, Eğer gerçekten bu konularda hükümetin çözüm iradesi veya hazırlığı olsaydı, iktidara gelir gelmez bu konuya hız vermesi gerekirdi dedi.HURRIYET 06/04/2004
ABD: KKTC'yi tanıma taahhüdümüz yok
Kıbrıs halkını referandumda "evet" demeye teşvik etmek için "çok aktif bir rol" oynayacaklarını belirten bir ABD yetkilisi, Rum tarafının "hayır" oy kullanması halinde ABD'nin KKTC'yi tanımayı düşündüğü yolunda bir taahhüdünün olmadığını söyledi.
ABD'nin, 24 Nisan'da Kıbrıs'ta iki yapılacak referandumda iki halkı "evet" demeye teşvik etmek için "aktif bir rol" oynayacağı bildirildi. Kıbrıs halkının, Kıbrıs sonununu çözmek için verilen fırsatı kaçırmayacağı umudunu koruyan ABD'nin, Rum tarafının "hayır" oy kullanması halinde KKTC'yi tanımayı düşündüğü yolunda bir taahhüdünün olmadığı da belirtildi.
ABD çevreleri, Annan Planı'na ilişkin olarak 24 Nisan'da Kıbrıs'ın her iki tarafında düzenlenecek olan referandumlardan "evet" çıkacağı umudunu koruyorlar. Kıbrıs sorununun çözmek için bir fırsatın bulunduğu, adadaki iki halkın bu fırsat kaçırmaması gerektiği belirtilirken olumsuz bir sonucun "olumsuz" sonuçlarının olacağı da düş
ünülüyor.Bu arada, ABD'nin diplomatik temsilciliklerinin, Annan Planının taşıdığı öneme dikkat çekerek referandumlarda "kabul" oyunun kullanılmasını sağlamak için çaba gösterecekleri de ifade ediliyor.
Buna karşın, ABD'nin, yoğun bir baskı uygulayacağı iddialarını yorumlayan bir ABD yetkilisi de "Elbette ki halkı tehdit etmeyeceğimiz ancak halkı 'evet' demeye teşvik etmek konusunda çok aktif bir rol oynayacağız" şeklinde konuştu.
TANIMA TAAHHÜDÜMÜZÜ YOK
Öte yandan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, "Rumlar hayır derse KKTC'nin tanınmasını istiyeceğiz" yolundaki açıklamalarının ardından böyle bir durumda ABD'nin takınacağı tutum merak ediliyor.
ABD yetkilisi, Türkiye'nin böyle bir beyanda bulunma hakkı olduğunu belirtmle birlikte ülkesinin yaklaşımı konusunda net bir ifadede bulunmadı. Yetkili "Böyle bir şey söylemek Türkiye'nin hakkıdır ve bu konudaki karar Türkiye'ye aittir ancak tanımayı düşündüğümüz yönünde bizim tarafımızdan yapılmış bir taahhüt yoktur" dedi.
Nitekim, bir süre önce ABD Büyükelçisi Eric Eldeman, "Plan Rumlarca reddedilirse KKTC'yi tanır mısınız?" sorusu üzerine "Eğer yeni bir durum olursa, değerlendireceğiz" yolundaki bir karşılığı vermişti.
HURRIYET 06/04/2004
Herald Tribune: Türkiye'nin ekonomik istikrarı Kıbrıs'a bağlı
Dünya siyaset çevrelerinin yakından izlediği International Herald Tribune gazetesi, Türkiye'de, ekonomik açıdan pek çok gelişme kaydedildiğine dikkat çekilirken, tam istikrarın sağlanması için artık "birleşik bir Kıbrıs"ın gerekli olduğu öne sürüld
ü.Gazete, Türkiye'de enflasyonun denetim altına alındığı, faiz oranlarının düştüğü ve ekonomik reforma ağırlık veren AKP hükümetinin yerel seçimlerde büyük bir zafer kazandığı belirterek, Türkiye'nin mali piyasalarının istikrarı açısından artık tek gerekli olanın "birleşik Kıbrıs" olduğunu savundu.
International Herald Tribune gazetesinde, Barbara Wall imzasıyla yer alan habere göre, pazar ekonomisine sahip bir ülke olarak Türkiye'nin başarı beklentisi artıyor. Enflasyon kontrol altına alındı, faiz oranları düşüyor ve son yapılan yerel seçimlerde, ekonomik reforma ağırlık veren iktidardaki AKP büyük bir zafer kazandı. Türkiye'nin şimdi ihtiyacı olan şey, finans sektörü yöneticilerine göre, birleşik bir Kıbrıs. Söz konusu yöneticiler, yerel finans piyasala
rının buna bağlı olduğunu da öne sürüyorlar.Haberde, HSBC'nin Londra'da bulunan Ekonomi uzmanı David Lubin'in, Kıbrıs'ta Türk tarafının Annan Planı'na olumlu oy vermesini beklediği belirtildi. Lubin'in, olumsuz oyun iç tahvil ve hisse piyasalarını da olumsuz etkileyeceği yönündeki uyarısına yer verildi.
Lubin'in, Rum tarafı üzerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir denetimi olmadığına belirttiğine ve Rumlar'ın "hayır" demesi halinde bile, AB'nin bundan Türkiye'yi sorumlu tutamayacağını kaydettiğine de
dikkat çekildi.(ANKA)
HURRIYET 06/04/2004
Arınç: Birleşik Kıbrıs 1 Mayısta ABye girmeli
TBMM Başkanı Bülent Arınç, 5. Annan Planında yer alan bazı konularda kendisinin kişisel olarak tatmin olmadığını, ancak Birleşik Kıbrısın 1 Mayıs'ta Avrupa Birliğine girmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, İstanbul'da düzenlenen Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlık Divanı toplantısına katıldı.
Arınç, daha sonra parlamenterlerin Kıbrıs'a ilişkin sorularını yanıtladı.
Kıbrıs sorununun diplomatik yollardan çözülmesinden yana olduğunu belirten Arınç, Biz Irak için de, Ortadoğu için de, Kıbrıs için de harp ederek değil, diplomatik olarak bir sonuca varılabileceğini düşünüyoruz dedi.
Arınç, 24 Nisan'da Kıbrıs'ta yapılacak referandum önce Türkiye'nin Kıbrıslı Türkleri yönlendirmeyeceğini bildirdi.
Son Annan Planında yer alan bazı konularda kendisinin kişisel olarak tatmin olmadığını açıklayan Arınç, 1 Mayıs 2004 tarihinde Birleşik Kıbrısın Avrupa Birliğine girmesi gerektiğini kaydetti.
(Hürriyetim)
HURRIYET 06/04/2004
AB, Güney Kıbrıs'ın 'evet' demesi için kampanya başlatıyor
Kıbrıs'ta 24 Nisan'da referanduma sunulacak nihai Annan planına Kıbrıs Rum tarafının ''evet'' demesi için Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin kampanya başlatacağı bildirildi.
Rum Politis gazetesi, ''Avrupa ülkelerinin Kıbrıs Rumlarının 24 Nisan'daki referandumda 'evet' demesi için koordineli baskılar başlattığını'' yazdı.
Gazetenin haberine göre, ''bu yönde girişim başlatan ülkelerin başında İ
Erdoğan: Rumlar 'hayır' derse uluslararası platformda zor durumda kalır
Weston: ''Rum Kesimi 'Hayır' derse Türkiye AB dışında bırakılmamalı''
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, Kıbrıs Rum Kesimi'nin referandumu reddetmesi durumunda, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden Aralık ayında tarih almasının sıkıntıya girmemesi gerektiğini söyledi.
Weston, Türk-Amerikan Konseyi'nin Washington'da gerçekleştirilen 23. yıllık konferansın
Korgeneral Saygun: Kıbrıs her zaman büyük bir güvenlik sorunu oldu
MILLIYET 06/04/2004
Hisarcıklıoğlu: Rumların hayır demesi belki bizim için hayırlı olur
Denktaş: Cumhurbaşkanı ile görüş
mek için Ankara'ya gidiyorum"
MILLIYET 06/04/2004
Arınç: ''1 Mayıs'ta Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti AB'ye girmeli''
MILLIYET 06/04/2004
ANAP, Kıbrıs'taki çözüm sürecini desteklediğini açıkladı
Annan: "Kıbrıs'ta son söz halkların"
Talat: Plana gönül rahatlığıyla 'evet' denilebilir...
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, İsviçre'deki müzakerelerin ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın son halini verdiği planın, ''artık çok daha fazla Kıbrıslı Türkün ve Rumun gönül rahatlığıyla 'evet' diyebileceği bir plan olduğunu'' söyledi.
Başbakan Talat, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) lokalinde düzenlenen
Rum basını: Papadopulos 'hayır' diyecek
Kıbrıs Rum basını, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, 24 Nisan'da Kıbrıs Türk ve Rum tarafında referanduma sunulacak Annan planına ''hayır'' diyeceğini yazdı.
Rum lider Papadopulos, yarın akşam televizyonlardan saat 20.00'de Rum halkına hitaben yapacağı konuşmada
Denktaş: Büyük kazık yiyeceğiz
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda gelinen
aşamayı değerlendirirken, "Büyük kazık yiyeceğiz. Kazık yiyeceğimiz belliydi. Ben yontmak, küçültmek, inceltmek için çaba gösterdim" dedi.
İstanbul'da dün akşam yemeğinde birlikte olduğumuz Denktaş, referanduma sunulacak metnin kabul edilmesi halinde 10 - 15 yıllık bir süre içinde
Evet denirse
KKTC Cumhurbaşkanı, plana evet denilmesi halinde ortaya çıkacak durumu da şöyle özetledi:
"Biz binbir zorluk içinde devletimizi kurduk, Türkiye'nin garantisini ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin güvencesini sağladık. 30 yıldır adada kavga yok, kan yok. Huzur var. Şimdi, KKTC'yi ortadan kaldırıyorlar. Evet sonucu
Birincil hukuk
Denktaş, İsviçre aşamasından sonra da ortaya bir uzlaşma çıkmadığını, tarafların anlaşamadıkları bir metni referanduma götürmeyi kabul ettiklerini, bunun dünyada ilk kez görüldüğünü kaydetti ve şu değerlendirmeyi yaptı: "Şimdi 30 yıldır barışın hâkim olduğu adanın iki tarafına tarafların uzlaşamadığı bir metin bırakılıyor ve hiçbir güvence sağlanmadan Rumların Türkler arasına sokul
ması sağlanıyor. Bu riskli bir durumdur. Annan Planı'nın beşinci halinin Türk tarafına sağlayacağı kazanımlar, Avrupa Birliği birincil hukuku haline getirilmez, derogasyonlar kalıcı niteliğe kavuşturulmaz ise kazanımların Türkler açısından hiçbir kıymeti yoktur. Bu durum, bütün kazanımların sıfırla çarpılması anlamına gelir. Biz, güvenliğimiz bakımından derogasyonların kalıcı olmasını istiyoruz. Rumlara diyoruz ki: Biz eskiden bize yaptıklarınızı bir daha yapmayın diye derogasyonların kalıcılığını istiyoruz. Siz buna niye karşı çıkıyorsunuz? Güvenlik ve barış istediğimiz bu kalıcılık sizi niye rahatsız ediyor? Bize cevap veremiyorlar."Asker güvencesi
KKTC Cumhurbaşkanı'nın Annan Planı'nın Kıbrıs Türküne 1960 anlaşması ile sağlanan güvenceyi ortadan kaldırdığını belirtti ve şöyle devam etti:
"1960 anlaşması garantör devlet olarak Türkiye'ye müdahale hakkı tanımaktaydı. Nitekim, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, bu hakka dayanarak yapılmış ve Kıbrıs Türkü kurtarılmıştı. Ancak Anna
Mateme inanmayın
Denktaş, Rum ta
rafından plana tepki gösterilmesi ve bir matem havası yansıtılmasının da gerçeği yansıtmadığını ve bu duruma inanılmaması gerektiğini vurgulayarak, şöyle dedi:Bizimle gelmiyorsunuz
Denktaş, referandumda her iki tarafın da evet demesi halinde Türk tarafının da 1 Mayıs'ta AB'ye gireceğinin ve uygulamanın başlayacağının sanıldığını, oysa gerçeğin böyle olmadığını kaydetti. Denktaş, "Rumlar şimdi bize şunu söylüyorlar: 1 Mayıs'ta biz AB'ye girdikten sonra, siz en az 7 yıl beklemek zorundasınız. Bizimle gelmiyorsunuz. En az 7 yıl beklemeniz lazım. Kuzeyin ekonomi, bankacılık, sigorta, yasal düzenlemeler, birçok konuda AB standartlarına gelmesi lazım, e
n az 7 yıl beklemeniz lazım."Kukla olmam
Denktaş, bu gerçeklerin Kıbrıs Türkü'ne iyi anlatılması halinde referandum sonucunun, "hayır" çıkacağına inandığını ve Kıbrıs Türkü'ne güvendiğini belirtti. Denktaş, iki taraftan da evet çıkması halinde ise hiçbir güvenceye bağlanmadan KKTC'nin ortadan kalkması ve Kıbrıs Türkünün azınlık durumuna düşürülmesi anlamına geleceğini, böyle bir durumda da konumunu yeniden değerlendireceğini kaydederek, "Ben kukla olmam" diye konuştu
MILLIYET 06/04/2004
AB'lilik
KKTC'nin önde gelen gazetecilerinden Hasan Hastürer, "Burgenstock toplantısı açıklamalarının hemen ertesi sabahı iki İngiliz yatırım şirketinin bilgi almak için başvurduklarını" söyledi. Referandum kararının üzerinden 24 saat bile geçmemiş ama yatırım kokuları burunlarına gelmeye başlamış.
Yabancı sermaye siyasal istikrar ve hukuk güvencesi arıyor. KKTC'nin ufkunda AB üyeliği görünmesi, bu iki ön koşulun karşılanacağı işaretini vermiş olmalı. Güney Kıbrıs'ı kanatlandıran etkenlerden biri de AB üyesi olacağına artık kesin gözüyle bakılan süreçtir. Yabancı sermaye güven duyarak gelmiştir.
Almanya - Kore modeli
Bir diğer etken Kıbrıs'a, Almanya - Kore nano modelinin uygulanmış olmasıdır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Batı siyasası ve sermayesi, Batı Almanya'yı, Doğu Almanya'nın... Güney Kore'yi de Kuzey Kore'nin çok üzerinde zenginliklere, refah düzeyine taşımaya yoğunlaşmıştı.
Bu iki modelin başarısı diğerlerini çökertmenin mesajı olacaktı. Oldu da...
Böyle bir makro plan çapında elbette değil ama Türkiye ile silahlı çatışmaya girmeden KKTC'yi çökertmek için nokta strateji olarak, Güney Kıbrıs'a da Batı, ekonomik doping yapmıştır. KKTC ise ambargolarla, yok farz edilerek oksijensiz bırakılmıştır.
Bir yanda fert başına milli geliri 3 bin dolar dolaylarında olan ve yur
Sınır komşusu AB
Türkiye sınırlarında üçüncü bir AB ülkesi daha oluşmakta... Batısında Yunanistan ve Bulgaristan'dan sonra, güneyinde de Kıbrıs... Ortadoğu'nun belalı coğrafyasında, Avrupa Konseyi üyesi olan Gürcistan ve Rusya da artık bundan 10 yıl önce olduğu gibi tehlike değil. Sadece, İran, Irak ve Suriye hâlâ "sıkıntı veren" komşular.
Türkiye sınırları giderek daha çok AB ve Avrupa Konseyi üye ülkeleriyle çevrilmekte.
Gündemdeki Türkiye
Önceki hafta Milano'da TİM'in (İtalya Mobil Telefon) yıllık toplantısı konuğuydum.
Basın konferansında, bütün büyük ajanslar, gazeteler, ekonomik yayın kuruluşları temsil ediliyordu.
Ve en ilginci, Türkiye odaklı soruların fazla olmasıydı. CEO Marco de Benedetti'ye soruyorlardı:
"- Türkiye'de Aria sorunu çözüldü mü?
- Devletle ortaklığınız nasıl gidiyor?
- Türkiye'de Telsim'i alacak mısınız?
- Türkiye Telecom'u almayı düşünüyor musunuz?
- Türkiye'de yatırımı sürdüreceğiniz güveni hâlâ buluyor musunuz?"
Dikkat çekti...
Sorunlar 2 yıl önce Aria'ya yanlışların güvensizlik ve kuşku izlerini yansıtıyordu.
Devlet, rooming için anlaşmada verdiği sözleri tutmamış görünüyordu.
Hukuk yolları tıkanmış gibiydi.
3 başlı koalisyon hükümetinden karar çıkmıyordu. 2 milyar doları bir defada getirmiş olan TİM'de rahatsızlık vardı."
CEO de Benedetti "o zor günlerin geride kaldığını, TİM'in Türkiye'de gücünü arttıracak yatırımlar, sürdüreceğini, siyasi istikrar ve hukuki güven ortamını bulduklarını" söyledi.
Telsim ve Telecom'u konuşmak için henüz erkendi.
Daha sonra ayaküstü söyleşimizde "2004 sonu, AB'den görüşme tarihi alınmasının bunun dönüm noktası olacağına" işaret etti.
Zihniyetin, kurumsal ve hukuki yapının AB ölçütlerinde olacağı beklentisinin, Türkiye'ye yatırımları yoğunlaştıracağı inancını yansıttı.
AB'lilik hem Türkiye'ye, hem KKTC'ye referans haline gelmekte.
GUNERI CIVAOGLU MILLIYET 06/04/2004
Kendimi, çok daha iyi hissediyorum
| TBMMde Kıbrıs oturumu |
|
TBMMde y apılan Kıbrıs oturumunda Dışişleri Bakanı Gül, Annan Planının Türk tarafı için pekçok kazanımlar getirdiğini, CHP Grup Başkanvekili Onur Öymen ise Türkiyenin çözülmesi olduğunu söyledi. |
|
Ankara |
|
6 Nisan 2004 Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türk tarafının Kıbrısta statükonuyu sürdüremeyeceğini bildirdi. Kendi tercihinin de KKTCnin bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesi olduğunu anlatan Gül Ancak bu gerçekçi değildir. KKTCyi bizden başka tanıyan ülke var mı? diye sordu. |
|||
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulunda yaptığı açıklamada Annan Planında pekçok olumlu değişiklik yapılmasını sağladıklarını söyledi. Kendi tercihinin de KKTCnin bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesi olduğunu anlatan Gül gençliğinde de bu amaç için çeşitli hareketler içinde yeraldığını anlattı.
Dışişleri Bakanı bu amacın gerçekçi olmadığını söyleyerek şöyle konuştu:
KKTCyi dünyaya tanıtabilir miyiz. Ne Türk devletleri ne din kardeşlerimiz hiçbir ülke KKTCyi tanımamıştır. KKTCyi Türkiyeye ilhak etmeği de gerçekçi görmüyorum.
Statükoyu sürdürmenin de bazı avantajları vardır ama ambargolarla karşı karşıyayız. Bu ambargoları delemedik.
Gül, Kıbrıs Rum yönetiminin İsviçredeki müzakerelerde uzlaşmaz tutum sergilediğini de belirterek, Türkiye olarak işleri orada bırakabilirdik. Ama Kıbrıslı Türklerin geleceğini düşündüğümüz için müzakerelerin devamının daha doğru olacağı kanaatine varılmıştır
Rumların bütün amacı, 1 Mayısta ABye girmektir. 1 Mayısta ABye tek başına girdikten sonra rahat nefes alacakları ve çok rahatlayacaklarına inanmaktadırlar. Türkiye ve KKTC heyeti olarak müşterek alınan kara
AA
Gülün açıklamasının tam metniDışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, son şekli verilen Annan Planı ve Kıbrıs konusunda herkesin, gerçekçi, parti mülahazalarından uzak, soğukkanlı bir değerlendirme yapmasını ve buna göre karar vermesini istedi.
Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulunda Annan Planının son şekli ve Kıbrıs konusunda bilgi verirken, Neticede kararı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki vatandaşlar verecektir. Onlar nasıl karar verirse o kararlara saygı duyacağız. Çünkü bu başından k
NTV 06/04/2004
| Birincil hukuk konusunda risk var |
|
Başbakan Erdoğan, Annan Planında pekçok konuda olumlu değişiklik yapıldığını, ancak ABnin birincil hukuku olarak kabul edilmesi konusunda risk olduğunu söyledi. |
|
NTV |
|
6 Nisan 2004 Erdoğan Referandumdan çıkacak sonucu saygıyla karşılarız dedi. |
|||
Partisinin Meclis Grubunda konuşan Recep Tayyip Erdoğan, önce seçim sonuçlarını değerlendirdi. Erdoğan, seçime katılımın düşük olmasının AKPnin başarısını gölgeleyemeyeceğini belirtti.
| Talat: Planın kabulü için çalışacağız |
|
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Annan Planının son halinin ufak tefek karmaşalar olmakla beraber kabul edilebilir hale geldiğini söyledi. Talat, planın kabul edilmesi için gereken çalışmaları yapacaklarını kaydetti. |
|
Lefkoşa |
|
6 Nisan 2004 KKTC Başbakanı, Rumlara devredilecek topraklarda daha önce 30 ay olan geçiş döneminin son düzenlemeyle 50 günü düşürülmesinden ise endişe duyduklarını belirtti ve bunun çok zorluklar yaratacağını ifade etti. |
|||
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, İsviçredeki müzakerelerin ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annanın son halini verdiği planın, artık çok daha fazla Kıbrıslı Türkün ve Rumun gönül rahatlığıyla evet diyebileceği bir plan olduğunu söyledi.
Başbakan Talat, Referandumda Kıbrıstaki her iki tarafın da Annan planını kabul etmesi için gereken çalışmaları yapacaklarını belirten Talat, Plan, ufak
|
Papadopulos hayır diyecek |
|
|
Kıbrıs Rum basını, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun, referanduma sunulacak Annan planına hayır diyeceğini yazdı. |
|
|
Lefkoşa |
|
6 Nisan 2004 Gazetelere göre, Rum lider Papadopulos, yarın akşam televizyonlardan saat 20.00de Rum halkına hitaben yapacağı konuşmada, plana niçin hayır diyeceğini gerekçeleriyle anlatacak. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ise referandumdaki tavrını bugün halka duyuracak. Talat, halka evet oyu verin çağrısı yapacak. |
|||
Güney Kıbrısta yayınlanan Haravgi gazetesi, partiler düzeyinde temaslar sürerken Papadopulosun kesin kararını aldığını yazdı. Gazete, Papadopulosun yarın akşam saat 20.00de Rum halkına seslenerek, plana karşı duruşunun nedenlerini açıklayacağını belirtti.
Gazeteye göre, Pap
| UBP: Endişeleri MGK da paylaşıyor | ||
|
KKTCdeki ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP), Kıbrıs konusunda içinde bulunulan durumdan endişe duymasındaki haklılığın, Türkiye Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) dünkü toplantısından sonra yayınladığı bildiriyle de ortaya konulduğunu belirtti. |
||
|
Lefkoşa |
|
6 Nisan 2004 UBP; MGKnın açıklamasında yer alan, kimi hayati isteklerin karşılanmadığı ve planın uygulanmasında sorunlar çıkma olasılığı bulunduğu ifadelerine dikkat çekti. |
UBPden yapılan açıklamada, Annan Planıyla harita ve göç, iki kesimlilik, mal-mülk durumu, egemenlik ve güvenlik konularındaki istemlerin büyük ölçüde erozyona uğratıldığı ve Kıbrıs Türkünün adadaki geleceğini tehlikeye atacak bir içeriğin referanduma sunulmasıyla karşı karşıya
kalındığı savunuldu.