Bir ülke nüfusunun yüzde 15'i bir meydanda toplanıp
bir şeyler söylüyorsa, onlara kulak vermek gerekir.
Mesela İstanbul'da bir meydanda 9 milyon kişi toplansa
ve "Hükümet istifa" dese, o hükümet bir gün bile
görevde kalamaz. Ama dün Kıbrıs'ta bir meydanda
toplanan 30 bin kişiye kimse kulak verecek gibi
gözükmüyor. Evet, 30 bin kişi, KKTC nüfusunun tam
yüzde 15'i.
Ne istiyor Lefkoşe'deki o meydanda toplanan insanlar?
Çok basit: 28 Şubat'tan önce Kıbrıs'ta Kofi Annan
Planı çerçevesinde bir anlaşma imzalanmasını ve bir an
önce Avrupa Birliği üyesi olmayı.
Hepsi 'hain'mi o insanların? Nüfusun yüzde 15'inden
söz ediyoruz. Yetişkin nüfus göz önüne alındığında
oran daha da artar.
Hangi şartlar altında toplandı o insanlar o meydanda?
Türkiye'de nadir durumlar dışında pek görmediğimiz ama
Kıbrıs'ta neredeyse vakayi adiye haline gelen faşist
saldırılara, şiddet kullanımına rağmen toplandılar
orada. Başka hangi şartlar altında toplandılar? Kuzey
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın resmi
radyosunda haftalardır sürdürülen Kofi Annan Planı
aleyhtarı kampanyaya rağmen toplandılar orada.
Yani, korkusundan, çekingenliğinden ya da türlü
çeşitli imkânsızlıklardan ötürü evinde oturup o
mitinge katılmayan Kıbrıslıları da hesaba katmalıyız.
Ben şimdiden söyleyeyim, yarın Kıbrıs'ta bir seçim
olsa Rauf Denktaş o seçimi kazanamaz. 28 Şubat'a kadar
bir anlaşma imzalamazsa, Denktaş'ın kahramanlıklar,
fedakârlıklar ve zaman zaman da başarılarla dolu
siyasi kariyeri hazin bir biçimde sona erer.
Unutmayın, bir ülke nüfusunun yüzde 15'inden söz
ediyoruz. Onları sokağa döken görüşleri, onların
meydanlarda söylediklerini elinizin tersiyle
itemezsiniz.
Irak meselesine fazlasıyla konsantre olan AKP hükümeti
şimdilik Kıbrıs'ı unutmuş gibi gözüküyor ama bir
yandan da zaman akıp gidiyor. Bu müzakereleri Rauf
Denktaş'ın kendi başına yürütmesine, masada canının
istediği an kavga çıkartıp istemediğinde huysuzluk
edip oturmasına izin verilemez.
Denktaş, Ankara tarafından
mutlaka kontrol edilmeli, attığı her adım Ankara'da
hükümet seviyesinde onay görmelidir. Denktaş ve
arkadaşları tarafından yapılacak hiçbir oldubittiye
meydan verilmemelidir.
Türkiye, AB'ye üye olsa da olmasa da Kıbrıs sorununu
çözmek ve çözdürmek zorundadır.