TMTNİN KUTSAL YEMİNİ
ALEV ER KKTC WEB 30/12/2002
1959' un bahar aylarında Ankara'da çekilmiş bir fotoğraf. Dinç görünüşlü, saçları dökülmeye başlamış, alnı belirgin biçimde açılmış genç, sivil giysili bir adam, elinde silah, atış talimi yapıyor.
Genç adam, henüz bir yıl önce kurulmuş bir gizli örgütün yöneticisi. Asıl faaliyet yürüttüğü yerden arada bir Ankara'ya, gizli örgütün buradaki karargâhında eğitilmekte olan gençleri denetlemeye geliyor. Her geldiğinde de alıyor eline bir silah, birkaç el atış da o yapıyor...
Bu fotoğrafı geçen yıl yayımlanan "Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu" kitapta; Kıbrıs'ın ünlü "Türk Mukavemet Teşkilatı"nı (TMT) kuran, bugün Özel Harp Dairesi adıyla bildiğimiz Seferberlik Tetkik Kurulu'nun Lojistik Daire Müdürü Binbaşı İsmail Tansu'nun anılarında gördüm.
Fotoğraftaki genç adam Rauf Denktaş. TMT'nin kuruluş anındaki ilk hücresinin üyesi, örgütün Kıbrıs'taki ilk dört yöneticisinden biri.
"Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak isteyen" EOKA örgütüne karşı mücadele etmek için kuruluy
or TMT.Ondan bir farkı var; EOKA'yı, onun yöneticisi Yunan Albayı Grivas'ı, Kıbrıs başta olmak üzere, her yerde herkes tanıyor, ne yaptığını biliyor, ne yapmak istediğini kestirebiliyor.
TMT ise tümüyle illegal. Kuruluş kararı değil hiçbir yazılı belgesi yok. Bütün kararlar sözlü olarak veriliyor. Ankara'nın görevlendirdiği subaylar, başka kimlikler altında, başka görevler yaparmış gibi, örneğin "İş Bankası Lefkoşa şubesi müfettişi" olarak gidiyor Kıbrıs'a, öyle çalışıyor.
Bu tam altı yıl böyle sürüyor. TMT'nin adı ancak 1963'te duyuluyor; o güne kadar Kıbrıs'ta silahlı birçok operasyon olmuş ama hiç kimse bunların TMT tarafından gerçekleştirildiğini bilmiyor.
Pekiyi ama, neden?
Kıbrıs'ta iki halk yaşıyorken, bunlardan Rumlar'ın temsilcisi olan örgüt ayan beyan ortadayken, TMT kendisini bu kadar uzun süre neden saklıyor?
Nedenini Tansu'nun böbürlenerek aktardıklarında görüyoruz.
Çünkü TMT'nin daha o günden, sadece üç beş yöneticisi tarafından belirlenmiş bir hedefi var; "Grivas adayı Yunanistan'a katmak istiyor" propagandasının arkasına gizlendiği anlaşılan bir hedef bu; Kıbrıs'ı Türkiye'ye ilhak etmek, bu başarılamazsa adanın üst yarısında "17. bağımsız Türk devleti"ni kurmak. Örgüt yöneticileri Rum terörünü tasfiye edip "Kıbrıs'ta iki halkın barış i
çinde bir arada yaşamasını sağlamak" gibi bir niyetin yanından bile geçmiyor. Nitekim yürütülen projenin adı da, KİP. Yani, Kıbrıs'ı İstirdat (Kurtarma) Projesi.Bu yüzden de, örgüt "Amerikan kontrgerilla yöntemleri"yle çalışıyor ama, yöntemin mucidi ABD onun varlığından haberdar değil. NATO içinde Türkiye ile birlikte yer alan ve adanın o zamanki sömürgecisi olan İngiltere de bilmiyor böyle bir örgütün var olduğunu ve Kıbrıs'ı Türkiye'ye katmak istediğini. Elbette, NATO'nun bir başka üyesi olan Yunanistan
'ın da ruhu duymuyor olan biteni.Ve en önemlisi, NATO'daki çıkarları gereği Kıbrıs sorununu Yunanistan'la barış içinde çözmeye çalışan dönemin sivil hükümetine bile, Ankara'nın göbeğinde ve Kıbrıs'ta böyle bir faaliyet yürütüldüğü aylarca anlatılmıyor.
Özel Harp Dairesi'nin bir albayı "Bozkurt" oluyor, operasyona katılan subaylar ise "Kurt." Hepsi, Seferberlik Tetkik Kurulu'nun "Cankurt" kod adlı başkanının emrinde, tam altı yıl saklanarak çalışıyor TMT.
Bütün bu "Kurt"lar, o dönemde adada atılan bombalarla, kurşunlanıp ürkütülen insanlarla, söndürülen hayatlarla ilgili tüm faturanın, sırf bu illegalite nedeniyle üstlerine kalacak olmasını göze alarak, yıllarca ne kimseye hesap veriyor, ne de yapılanları kayda geçiriyor...
Ve bugün, Kıbrıs'ta iki toplumu birlikte AB üyesi yapmayı öngören barış müzakereleri yapılıyor.
Türk müzakerecilerin başında, Kıbrıs'ı eninde sonunda Türkiye'ye katmak için and içerek TMT'nin merkez hücre yöneticisi olmuş, zamanın İngiliz sömürge yönetimi savcısı Denktaş var.
Yanında da, hücrenin öteki yöneticisi Mehmet Ertuğruloğlu'nun oğlu, bugünkü savunma ve dışişleri bakanı.
TMT kurucusu İsmail Tansu'nun kitabı elime geçmese, ben bütün bunları bilmeyecektim.
Ama keşke bilmeseydim; 28 Şubat'a kadar hâlâ bir umudum olurdu, bu kadro
yla bile Kıbrıs'ta barış olabilir diye...