Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos, Kopenhag Zirvesi öncesi Avrupa Parlamentosu'na sunacağı Kıbrıs raporunun son rötuşları için dün KKTC'ye geldi
Son 50 metre

KOPENHAG ÖNCESİ SON 50 METRE... Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos, "Kıbrıs"ın Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili olarak hazırladığı raporun hayati önem taşıdığına işaret ederek, "Kopenhag Zirvesi öncesindeki koşuda son 50 metreye girdik" dedi. Poos, Avrupa Birliği içerisinde birleşik bir Kıbrıs görmek istediklerini söyledi

BM'NİN RAPORU AYRINTILI OLACAK... BM'nin ortaya koyacağı belgenin "al ya da bırak" niteliğinde değil oldukça ayrıntılı bir belge olacağını vurgulayan Poos, belgede taraflarca bilinmeyen herhangi bir unsur bulunmayacağına dikkat çekti. Poos, dolaylı ve doğrudan görüşmelerde yapılan işin kaybedilmemesi gereğinin de altını çizdi

MÜFTÜZADE: RUM TEK BAŞINA AB'YE ALINIRSA BÜYÜK GÜÇLÜKLER ÇIKAR... Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade, Rum tarafı, Kıbrıs konusunda bir anlaşma sağlanmadan Avrupa Birliği'ne üye olarak alınırsa Kıbrıs konusunda çok büyük zorlukların ortaya çıkacağı uyarısında bulundu

ANGOLEMLİ: ZİRVEYE KADAR YOĞUN ÇABA ŞART... TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, 12 Aralık'ta gerçekleşecek olan Kopenhag Zirvesi'nin önemine işaret ederek, tüm tarafların zirveye kadar olan sürede yoğun çaba içerisine girmesi gerektiğini kaydetti. Angolemli, "Bütün verileri alt alta koyup topladığımızda çözüm bütün tarafların ve bölgenin büyük çıkarınadır" dedi

TALAT: SORUN YIL SONUNA KADAR ÇÖZÜLMELİ... CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun yıl sonuna kadar çözümleneceğini, daralan zamanın dikkate alınarak herkesin çözüme, kalıcı çözüme konsantre olması gerektiğini belirtti. Talat, "Bu sorun yıl sonuna kadar hem çözümlenmelidir, hem de göründüğü kadarıyla de çözümlenmek zorundadır ve de çözümlenecektir" dedi

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos, "Kıbrıs"ın Avrupa Birliği'ne (AB) üyeliğinin oylanarak karara bağlanacağı Kopenhag Zirvesi'ne çok az bir zaman kaldığına, işaret ederek, Avrupa Birliği içerisinde birleşik bir Kıbrıs görmek istediklerini söyledi.

Poos, "Kıbrıs"ın Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili olarak hazırladığı raporun hayati önem taşıdığını belirterek, "Çünkü, Kopenhag Zirvesi öncesindeki koşuda son 50 metreye girdik. Avrupa Parlamentosu olarak bu yılın 14 Aralığında Kıbrıs'ın katılımını kutlayabiliriz" dedi.

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos, aralık ayı ortalarında gerçekleşecek Kopenhag Zirvesi öncesinde Avrupa Parlamentosu'na sunulacak olan Kıbrıs raporunun son rötuşlarını yapmak amacıyla dün sabah Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geldi.

Poss, Güney Kıbrıs'tan geçtiği KKTC'deki ilk temasını saat 09.30'da Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli'yle yaptı. Saat 10.45'te Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'la görüşen Poos, saat 14.30'da da Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade ile Cumhurbaşkanlığı'nda bir araya geldi.

Poos, Angolemli, Talat ve Müftüzade'ye gelecek pazartesi günü Brüksel'de Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'ne ve kasım ayı ortalarında da Strasbourg'da Avrupa Parlamentosu'na sunulacak olan taslak raporunun bir kopyasını sundu.

Poos-Angolemli görüşmesi

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos, Angolemli'yi ziyaretinde yaptığı açıklamada, "Kıbrıs"ın AB üyeliğinin oylanarak karara bağlanacağı Kopenhag Zirvesi'ne çok az bir zaman kaldığına işaret ederek, Avrupa Birliği içerisinde birleşik bir Kıbrıs görmek istediklerini söyledi.

"Son 50 metreye girdik"

Poos bir soru üzerine, "Kıbrıs"ın Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili olarak hazırladığı raporun hayati önem taşıdığını belirterek, "Çünkü, Kopenhag Zirvesi öncesindeki koşuda son 50 metreye girdik. Avrupa Parlamentosu olarak bu yılın 14 Aralığında Kıbrıs'ın katılımını kutlayabiliriz" dedi ve şöyle konuştu:

"Ancak..."

"Ancak bu zamana kadar Kıbrıs için yapılması gereken çok şey var. Raporum da Kıbrıs konusunun sonuca varacağı ümit ve ruhu içerisinde hazırlanacaktır, çünkü bütün parametreler masadadır ve şu anda ihtiyacımız olan şey, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri tarafından ortaya konan ve AB tarafından da desteklenen, uzlaşma için her iki tarafın da büyük ölçüde siyasi irade ve siyasi cesaret göstermesidir. Bu yapılırsa çözüm kolaydır ve AB de Kıbrıs'ta varılacak bir anlaşmayı, AB üyelik sürecine ilişkin anlaşma metnine uyumlaştıracaktır. Görmek istediğimiz, AB'ye birleşik bir Kıbrıs'ın katılımıdır. Bunun için de Kıbrıs Türk tarafının büyük çaba harcaması gerekmektedir. Avrupa yanlısı bir parti olan TKP'nin, Kıbrıs Türkleri'nin birkaç ay içerisinde Avrupa ailesinin üyesi olmasının sağlanması için gereken çabayı ortaya koyacağına inanıyorum. Kıbrıslı Türkler için AB'nin büyük avantajları vardır. AB içinde Kıbrıslı Türklerin kültürel mirasının ve kimliğinin tamamen korunacağına dair tam garanti vereceğiz. AB içinde ülkenizin tarihini anlayan ve bunu yaparken kimliğinizi de ön plana çıkaran bir çok dostunuz da olacak. Tabii tüm bunlar AB içindeki kurallara bağlı olacaktır."

Angolemli: Zirveye kadar yoğun çaba şart

Angolemli, TKP Genel Merkezi'nde gerçekleşen görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, 12 Aralık'ta gerçekleşecek olan Kopenhag Zirvesi'nin önemine işaret ederek, tüm tarafların zirveye kadar olan sürede yoğun çaba içerisine girmesi gerektiğini kaydetti.

Hüseyin Angolemli, "Bugüne kadarki çabalar bir çözümü yakınlaştırmıştır, bütün işaretler de bunu göstermektedir. Bütün verileri alt alta koyup topladığımızda çözüm bütün tarafların ve bölgenin büyük çıkarınadır. Önümüzdeki kasım ayının sonlarına doğru gideceğimiz köyün minareleri değil, kendisi görünecektir" diye konuştu.

TKP olarak Kıbrıs'ın geleceğini, çözüm ve çözümden sonra Avrupa Birliği'nde gördüklerini ve adadaki iki halkın birbiriyle eşit olduğunu, Kıbrıs'ın iki tarafın da ortak ülkesi olduğunu kaydeden Angolemli, "Bugün bu fırsatı yakalamak üzereyiz. TKP olarak bu konudaki uğraşlarımızı yoğunlaştıracağız" dedi.

AB'nin adada bir çözüm olmadan Rum tarafını "tüm Kıbrıs" adına AB'ye alması halinde Kıbrıs Türklerinin büyük bir haksızlığa uğrayacağına da işaret eden Angolemli, "Kıbrıs Türkleri de insandır, insan gibi yaşama hakkına kavuşmaları gerekir. Bu nedenle AB nasıl ki insan haklarına gerçekten saygı duymaktadır, özellikle Kıbrıs Türkleri'ni de düşünmesi gerekmektedir" diye konuştu.

KKTC resmi makamlarının, AB diplomatlarının temaslarını zaman zaman engellediğini, bu kişilere diğer yabancı diplomatlara yapılan muamelenin yapılmadığını da ileri süren Angolemli, "Maalesef, Kıbrıs Türk tarafının resmi makamları, AB diplomatlarının temaslarını zaman zaman engelleyerek, bizim Kıbrıs Türkünü kendilerine anlatma fırsatını elimizden almaya çalışmaktadırlar. Bu, bizi üzmektedir" dedi.

Poos-Talat görüşmesi

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a yaptığı ziyarette, AB üyeliğini savunan Talat'la görüşmekten duyduğu memnuniyeti vurguladı.

Poos, Ticaret Odası'nın girişimiyle sivil toplum örgütlerinin imzaladığı Ortak Vizyon'un yanı sıra Kuzey Kıbrıs'taki kamuoyunun büyük bölümünün de birlik üyeliğini savunup, yararları konusunda kendileriyle görüş birliğinde olduğunu söyledi.

Poos, üyelik için aşılması gereken engeller bulunduğuna da işaret ederek gerekli siyasi iradenin olması halinde sorunların Kopenhag Zirvesi öncesinde aşılabileceği yönünde az da olsa umutları bulunduğunu kaydetti.

Anlaşma sonrasında birleşik bir Kıbrıs'ı üye yapmanın en iyi senaryo olduğunu söyleyen Poos, bu senaryonun gerçekleşmemesi ihtimalinin ise kimse tarafından istenmediğini belirtti.

Poos, dolaylı ve doğrudan görüşmelerde yapılan işin kaybedilmemesi gereğine de dikkat çekerek "Şimdi sağlanan ilerlemenin bütünleştirilmesi zamanıdır. Aradaki boşluk Annan'ın da belirttiği gibi daraldı. Şimdi anlaşma zamanı ve bu büyük ihtimalle BM Genel Sekreteri'nin kasım başında masaya koyacağı yeni belge baz alınarak yapılacak" dedi.

BM'nin ortaya koyacağı belgenin "al ya da bırak" niteliğinde olmayacağını ancak oldukça ayrıntılı bir belge olacağını vurgulayan Poos, belgede taraflarca bilinmeyen herhangi bir unsur bulunmayacağına da dikkat çekti.

Poos, liderlerin ortaya konacak belgeyi toplumlarına sunarak çözümün herkesin avantajına olacağını anlatması gerektiğini belirterek "Umarım, BM'nin önerisinin arkasında her iki taraftan da demokratik bir çoğunluk olur, Kopenhag öncesinde bir anlaşma imzalanır ve zirvede adanın tamamını üyeliğe kabul ederiz" dedi.

Kuzey Kıbrıs'la Güney Kıbrıs arasındaki ekonomik boşluğa da değinen Poos, farklılıklar ile eksikliklerin çözümlenebileceğini söyledi.

Talat: BM'nin planı tarafları teşvik edecek

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ise konuşmasında zamanın çok hızlı bir şekilde daraldığını vurgulayarak meydana gelen gelişmelerin büyük hayal kırıklıklarına neden olduğunu söyledi.

Talat, Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi ve AB ile bütünleşmesi konusunda yol ve yöntemlerin tartışılması gerektiğini belirterek, BM'nin sunması beklenen paketin, çözüm konusunda arzulanan dış müdahalenin gerçekleşmesi açısından memnunluk verici olduğunu kaydetti.

BM'nin sunacağı belgenin tarafları Kıbrıs sorununun çözüm arayışlarını sürdürmeleri konusunda teşvik edeceğine, dürteceğine işaret eden Talat, daralan zamanın dikkate alınarak herkesin çözüme, kalıcı çözüme konsantre olması gerektiğini söyledi. CTP lideri, ayrıntıların zamanla halledilebileceğini, öncelikle sorunun yıl sonuna kadar çözümlenmesinin şart olduğunu belirtti.

Talat, Türkiye'nin AB üyeliğinin önemine de dikkat çekerek bu yönde meydana gelecek olası bir olumlu gelişmenin çözüme yardımcı olacağını söyledi.

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos'la gerçekleştirdiği görüşmesi sonrasında bir değerlendirme yaptı.

Talat, Kıbrıs sorununun yıl sonuna kadar çözümleneceğini söyledi. Talat, "Bu sorun yıl sonuna kadar hem çözümlenmelidir, hem de göründüğü kadarıyla de çözümlenmek zorundadır ve de çözümlenecektir" dedi.

Talat, geçmişte hazırladığı raporla tartışmalara neden olan Poos'un uyarıları dikkate alarak bu ziyaretine Kuzey Kıbrıs'ı da dahil etmesinin memnunluk verici olduğunu söyledi.

Poos'la ikinci kez bir araya geldiğini kaydeden Talat, raportörün gerek Kıbrıs gerekse Türkiye'nin AB üyeliği açısından oldukça etkili bir isim olduğuna dikkat çekti.

Poos'a Kıbrıs konusunda gelinen nokta hakkında bilgi verdiklerini kaydeden Talat, sorunun Kopenhag Zirvesi'ne kadar mutlaka çözüme kavuşturulması gereğine dikkat çekildiğini belirtti.

Poos'un da kendisiyle hem fikir olduğuna işaret eden Talat, çözüm konusunda bütün tarafların hareketlendiği bir dönemde BM tarafından sunulması planlanan paketin Kıbrıs Türkü'nün leyhinde hazırlanması yönünde herkesin çaba harcaması gerektiğini söyledi.

Talat, Poos'la Avrupa Parlamentosu'nun 19 Kasım'da aday ülkelerin parlamenterlerinin de katılımıyla gerçekleştireceği toplantıda Kıbrıs'a ayrılan 8 sandalyenin Kıbrıslı Türklere ait 2 tanesinin nasıl bir formülle doldurulacağı konusunu da ele aldıklarını belirtti.

Poos'dan Türkiye'nin de katılacağı toplantıyla ilgili taleplerini Avrupa Parlamentosu'na götürmesini istediklerini söyleyen Talat, "Poos'u konunun herkesi tatmin edecek şekilde çözümlemeye davet ettim" dedi.

Poos-Müftüzade görüşmesi

Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade, Rum tarafı, Kıbrıs konusunda bir anlaşma sağlanmadan Avrupa Birliği'ne üye olarak alınırsa Kıbrıs konusunda çok büyük zorlukların ortaya çıkacağı uyarısında bulundu.

"Kıbrıs'taki iki tarafın yeni bir ortaklık devleti kurma konusunda büyük çaba harcadıkları bir zamanda, çözüm olsa da olmasa da 'Kıbrıs'ın AB'ye üye olacağı söyleniyor. Ancak bu hangi Kıbrıs'tır, bu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'dir ve bu yönetim bizi temsil etmiyor" diyen Müftüzade, Rum tarafının tek başına AB'ye alınmasının ortaya çıkaracağı sonuçların büyük güçlükler yaratacağını ve adanın bölünmüşlüğünün kati olacağını vurguladı.

Müftüzade Kıbrıs konusunda iki taraf arasında yapılan görüşmelere dikkat çekerek, Kıbrıs konusundaki süreçte şu anda ne olduğunun, hangi sonuca varılacağının beklenip görülmesinin ve ancak bunun ardından ne yapılacağına karar verilmesinin daha akılcı bir davranış olacağını vurguladı.

Rum tarafının, 1959-1960 Zürih ve Londra Anlaşmaları'nın öngördüğü Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hükümeti olmadığını, bu cumhuriyeti adeta kaçırdıklarını söyleyen ve Rumların Kıbrıslı Türklerin hükümeti olmadığını, böyle bir iddiada da bulunamayacaklarını belirten Müftüzade, AB'ye üyelik konusunun, birleştirici bir unsur olarak rol oynayacağı yerde, sorunu daha da çıkmaza ittiğini kaydetti.

Poos'tan Müftüzade'ye yanıt

Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade'nin ardından söz alarak, "Sayın Müftüzade'nin söylediklerini yanıtlamak isterim" diyen Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Kıbrıs Özel Raportörü Jacques Poos, "Sayın Müftüzade, sözlerine 'eğer' kelimesiyle başladı ve 'Eğer anlaşma olmazsa Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Birliği'nin üyesi olacaktır' ifadesini kullandı. Ancak, bizlerin 'eğer' kelimesine ihtiyacımız var mı?" sorusunu sorarak, şöyle konuştu:

"Genel Sekreter'in önerisi birkaç hafta içinde ortaya çıkacaktır"

"Ben, konuya bakarken, o kötü senaryo yerine, Kıbrıs'ta bir çözüm olacağı senaryosundan hareket etmek gerektiğine inanıyorum. Çözüm, iki tarafça geçmiş aylarda yapılanlar temelinde ve BM Genel Sekreteri'nin bir kaç hafta içerisinde ortaya çıkacak önerisi temelinde hala daha mümkündür. Bu öneri üzerinde görüş birliğine varılırsa işte o zaman birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye üye olacağı bir senaryoyla karşı karşıya olacağız.

"O kötü senaryo hiç gerçekleşmesin"

Ben, bu arada o kötü senaryonun da hiç gerçekleşmemesini diliyorum. Benim Avrupa Parlamentosu'na sunacağım raporumun ilk cümlesi çözüm olacağı ümidiyle başlıyor. Bu çözüm iki tarafın da kabul edebileceği biçimde şekillenmelidir."

KIBRIS 31/10/2002

Simitis'ten 'zor sorulara hazır olun' uyarısı


Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, "önümüzdeki haftalar ve aylar içinde Yunanistan'a Kıbrıs konusunda yanıt vermesi zor sorular yöneltilebileceğini" söyledi.
Simitis, muhalefet partilerinin liderlerine AB'nin Brüksel zirvesi konusunda bilgi aktardığı görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, BM'nin Kıbrıs konusunda bir çözüm planı üzerinde çalıştığını belirterek, Yunan halkını milli birlik içinde soğukkanlı davranmaya çağırdı.
Kıbrıs konusunda senaryolardan ve spekülasyonlardan, bu ulusal davaya zarar verecekleri için kaçınılmasını isteyen Simitis, "Önümüzdeki haftalar ve aylar içinde bize yanıt verilmesi zor sorular yöneltilebilir, kritik seçimler yapmak zorunda kalabiliriz. Bu noktada bizim için önemli olan Yunanistan ve Kıbrıs'ın (Rum kesimi) çıkarlarının korunmasıdır" dedi.
BEGLİTİS'İN AÇIKLAMASI
Bu arada, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Panos Beglitis, BM tarafından hazırlanmış bir Kıbrıs çözüm planı bulunmadığını söyledi.
Annan'ın, geçen günlerde Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto aracılığıyla "bir çözüm planı sunma ve eğer sunacaksa bunu ne zaman yapacağı konusunda karar almadığını" ilettiğini hatırlatan Beglitis, Yunan ve Rum tarafına siyasi soruna tüm boyutlarıyla çözüm öneren nihai bir plan sunulmadığını açıkladı.
De Soto'nun görüşmeler ve çözüme yönelik uluslararası çabalar çerçevesinde bir takım müzakerelere yardımcı olma amaçlı metinler sunduğunu kaydeden Beglitis, "Ancak bunlar kesinlikle bir nihai çözüm
planını temsil etmiyorlar" dedi.
Beglitis, çözüm öncesi KKTC'nin tanınmasının söz konusu olmadığını da ifade etti.

HALKIN SESI 31/10/2002

Kıbrıs’a ekspres çözüm

BM Genel Sekreteri’nin yeni planına göre, Ada’da biri Kıbrıs’ı AB nezdinde temsil edecek 3 ayrı devlet kurulacak. Plan Atina’yı karıştırırken, Simitis kritik seçenekler yapmak zorunda kalabileceklerini açıkladı


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, 11 - 12 Aralık’daki Kopenhag Zirvesi’nden önce KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides’e sunması beklenen "ekspres çözüm planı" Atina’yı karıştırdı. Yunanistan hükümeti, Yunan - Rum tarafının taviz vermek zorunda kalabileceğine dair kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.
Yunan basınında yer alan haberlere göre, A
nnan’ın çözüm planı, AB’nin Kopenhag Zirvesi’nden önce imzalanacak ve Rum Kesimi’nde şubatta yapılması planlanan başkanlık seçimleri ertelenecek.
Aynı haberlere göre, çözüm planı şunları öngörüyor:
• Türk tarafı Güzelyurt ve Maraş bölgelerindeki toprakla
rdan bir bölümünü Rum tarafına verecek. Türk tarafı yüzde 27 - 28 oranında ada toprağına sahip olacak.
• Belçika devlet modeli uygulanacak. Ne konfederasyon ne de federasyon olacak. Üç ayrı devlet olacak.
• Merkezi devlet sadece AB ile ilişkiler, dış poli
tika, savunma politikası ve ekonomiden sorumlu olacak.
• Merkezi devletin başkanı dönüşümlü olacak ve sembolik yetkilere sahip bulunacak.
• Merkezi devlette iki toplumdan eşit sayıda milletvekilinin bulunacağı bir üst meclis ile Ada nüfusu esas alınarak
milletvekillerin bulunacağı bir alt meclis olacak. Üst meclisin, alt meclis kararlarını veto hakkı bulunacak.
• İki ayrı devletin ise siyasi eşitliği ve kendi bölgelerinde tam egemenlikleri bulunacak.
• İki devletin ayrı başbakanları ve ayrı parlamentola
rı olacak.
• İki devletin başka ülkelerle ticaret ve kültür anlaşmaları imzalama hakkı bulunacak.
• Temel hürriyetler (dolaşım, yerleşim ve mülk edinme) için 10 yıllık geçici bir dönem uygulanacak. Bu sürenin bitiminde sözgelimi Rumlar, Kuzey Kıbrıs’ta n
üfusun yüzde 10’unu geçemeyecekler.
• Kıbrıs’a 1974’ten sonra yerleşen Türklere vatandaşlık hakkı tanınacak.

Atina endişeli
Atina ve Rum Yönetimi, bugün itibariyle söz konusu çözüm planını ne reddediyor ne de kabul ediyor. Plan üzerinde müzakere için zaman bulunmaması da Atina ve Rum tarafını endişelendiriyor. Yunan ve Rum tarafı, özellikle "24 saatliğine bile olsa KKTC’yi tanımak zorunda kalmaktan" korkuyor.
Başbakan Simitis, dün Kıbrıs konusundaki son gelişmeler hakkında siyasi parti liderlerine bilgi
verdi. Gelecek haftalar ve aylarda kritik tercihler yapmak zorunda kalabileceklerini belirten Simitis, milli beraberlik çağrısında bulunarak, hedefin Kıbrıs ve Yunanistan’ın çıkarlarının korunması olduğunu vurguladı.

MILLIYET 31/10/2002

Ankara’dan Annan’ın temsilcisine soğuk duş


Dışişleri Bakanlığı, Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi’yle bugün yapılacak görüşmenin müzakere niteliği taşımadığını açıkladı


 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın rahatsızlığına rağmen Kıbrıs için çözüm önerilerini Ankara ile müzakere etmek istemesi, Türkiye’yi kızdırdı. Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun bugün başlayacak ziyareti öncesinde Dışişleri Bakanlığı açıklama yaparak, "görüşmelerin müzakere niteliği taşımadığını" bildirdi.
Bakanlık’tan dün yapılan açıklamada, basında De Soto ile Ankara’da yapılan temaslar hakkında amacını çarpıtan bazı haberlerin yer aldığı belirtilerek, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın inisiyatifiyle başlayan görüşmelerin devam ettiği ve Annan’ın 3 -
4 Ekim günlerinde iki liderle vardığı mutabakat çerçevesinde kurulması öngörülen iki komitenin önümüzdeki günlerde çalışmalarına başlamasının beklendiği hatırlatıldı.
Denktaş’ın da yakın bir tarihte KKTC’ye dönerek mümkün olan en kısa zamanda doğrudan gör
üşme sürecini aktif bir şekilde sürdürmesinin beklendiği ifade edilen açıklamada, De Soto ile temaslarda, kendisine, Ankara’nın Kıbrıs görüşmelerinde gelinen aşamaya ilişkin değerlendirmelerinin aktarıldığı kaydedilerek, "Bu görüşmeler bir müzakere niteliği taşımamaktadır. Müzakere süreci Kıbrıs’ta iki taraf arasında sürdürülmektedir" denildi.

MILLIYET 31/10/2002