Rum’u kaygılandıran senaryolar

Güney’de yayımlanan Simerini gazetesi, diplomatik kaynaklara dayanarak nihai çözümün, yapılacak ayrı referandumlarla onaylanacağının ifade edileceği planın başka bir emriyle uyum içinde şu ön koşulları yaratacağını yazdı;
“1-Yeni ortaklığın partenojenez (yepyeni) olması.. İki kurucu devlet, ‘üçüncü ortak devleti’ kurmak için kuruculuk mantığı ile birbirlerini tanıyacaklar.
2-Referandumların bir çeşit halk egemenliği yöntemi olduğu ve bu bağlamda;
a-Yeni devlet sisteminden d
oğacak olan iki kurucu devlet ayrı egemenliğe sahip olacak.
b-Üçüncü ‘ortak devlet’; iki halk ve çifte self determinasyona havale edilen ayrı referandumlar aracılığıyla ayrı egemenlik hakkı kullanacak olan ‘iki devletin’ onayıyla yaratılacak.
Lefkoşa ve At
ina, Anglo-Amerikanların niyetlerinden haberdardır ve bir anlık bile olsa Kıbrıs Cumhuriyeti’nin lağvedilmesine pencere açan çok yönlü yorumlara verilen anlamlarda sorun tespit ediliyor.
Edindiğimiz bilgilere göre, BM diğer şeyler yanında şunları da öngörü
yor.
1-Tarafların karşılıklı olarak birbirlerini tanımaları ve tek uluslararası temsiliyeti sembolize edecek olan ‘üçüncü ortak devleti’ ortaklaşa kurmaları.
2-Üç ana coğrafik bölge olması.. Birinci bölge Rumların diğeri Kıbrıslı Türklerin ve üçüncüsü de ‘
ortak devlet’. ‘Üçüncü devletin’ coğrafik bölgesinin esin kaynağı; Washington DC ve Brüksel örnekleridir.
3-Dönüşümlü başkanlık ve başbakanın etkin olduğu parlamenter sistem. (Ortak devlette). Cumhurbaşkanı Kıbrıslı Rum olursa Başbakan Kıbrıslı Türk olacak
. Aynı zamanda Kıbrıs Türk ve Rum devletlerinin de kendi başbakanları bulunacak.
4-Dışişleri ve para politikaları ile savunma konuları, ortak devletin merkezi hükümetin yetkileri dahilinde olacak. Bu yetkililer kullanılırken oy dağılımı, bir tarafın diğeri
ne tahakküm etmeyeceği şekilde olacak.
5-Her devletçiğin birer ve iki de ortak olmak üzere 4 meclis bulunacak. Yani üst ve alt meclisler.. Ortak meclislerden birinde temsiliyet, siyasi eşitliği ortaya koyacak şekilde %50-%50 diğer ortak mecliste ise nüfus
oranına göre ve Rumların lehine %30 ile %70 olacak.
6-%10’a varacak miktarda Rum, Kıbrıs Türk devletçiğine geri dönecek. Toprak düzenlemesi, Kıbrıs Türk devletçiğindeki Rum sayısının Kıbrıslı Türkler’den az olmasını sağlayacak şekilde yapılacak.
7-İki kuru
cu devletcikten her birine kendi vatandaşlığı bulunması hakkı verecek şekilde bir ortak vatandaşlık benimsenecek.
8-Devlet yapıları, bazı durumlarda AB içinde ayrı temsiliyete ve merkezi hükümetin onayına gerek olmadan uluslararası ticaret anlaşması yapmal
arına izin veren İsviçre modeli temelinde netleştirilecek.”

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan en yüksek tirajlı gazete fileleftheros, olası bir anlaşmada merkezi hükümeti oluşturacak kurucu devletlere vatandaşlık hakkı vermesi yetkisinin öngörüldüğü ve kurucu de
vletlerin verdiği vatandaşlıkların merkezi hükümet tarafından kabul edilmesi gerektiği yönünde senaryolar üretildiğini, bu durumun derin kaygı yarattığını belirtiyor.
Gazete manşet haberinde bu konunun merkezi hükümet tarafından verilecek tek vatandaşlık ş
emsiyesi altında olacağını, ancak iki devletciğin vatandaşlık verme yetkilerinin, gelişecek süreç içinde, Kıbrıslı olmayanların kitlesel olarak kaydedilmesi yolunu açacağını savunuyor.
Filelfetheros, Rauf Denktaş’ın 11 Eylül 2002 tarihli son belgesinde bu
konuda ortaklık devleti vatandaşlığının devletçikler tarafından verileceğinin belirtildiğini, belgenin başka bir bölümünde de Türk vatandaşlarının vizeye ihtiyaç duymayacaklarnın belirtildiğini yazdı, şöyle devam etti:
“Bu, Genel Sekreter’in önümüzdeki haf
talarda sunacağı kapsamlı çözüm belgesinde bu tutumun (Denktaş’ın ortaya koyduğu belgede kaydedilen) yer alabilmesi için bazı değişikliklerle şekillendirilen bir senaryonun temelini oluşturuyor.
İyi bilgili kaynaklara göre böyle bir durumda Türk tarafı bu
maddeyi, bugün yasa dışı olarak işgal bölgelerinde ikamet eden yerleşiklerin belli bir sayısının ebediyen adada kalması için kullanacak. Buna paralel olarak, Kıbrıs sorunun çözümünden sonra Ada’ya gelecek olan (çoğu Türkiye’den) haksahibi olmayan kişilere vatandaşlık verme olanağına sahip olacak.
Aynı kaynaklara göre arabulucuların Türkler’in bu tezlerine ‘anlayış’ gösterdikleri ve bunlar ortaya çıktığında diğer tarafın ‘kaygılarına’ olumlu yanıt vermeye hazır oldukları görünüyor.
İngiliz özel temsilci Sir
David Hannay’ın Ada’ya yaptığı ziyaretten sonra Lefkoşa egemenlik konusunda da kaygı duyuyor. Kıbrıslı muhataplarının çabalarına rağmen İngiliz diplomat, egemenlik konusunda daha önce verdiği güvenceleri teyit etmekten kaçındı. Bu, Atina’yla uzlaşı ve koordinasyon içinde hareket etmesi için Kıbrıs hükümetini harekete geçiren noktalardan biridir.”


“Çözüm planı iki hafta içinde”
ALİTHİA ise, “Çözüm Planı İki Hafta İçinde..” başlığıyla manşetten verdiği haberinde, diplomatik kaynaklara dayanarak, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın yaklaşık 2 hafta daha nekahaat dönemini geçirmek için New York’ta kalmasının beklendiğini, BM Genel Sekreteri’nin kapsamlı çözüm planını sunma zamanını da Denktaş’ın Ada’ya dönüşü zamanına göre belirlemesi olasılığı bulunduğunu yazdı.
Ga
zete, Türkiye’deki seçim sonuçlarının Annan’ın belge sunma faaliyeti için katalizör olarak görülmesi gerekmesine rağmen diplomatik kaynakların Genel Sekreter’in 3 Kasım seçimlerinden hemen sonra Denktaş’ın New York’tan ayrılmasından önce çözüm planını sunmakta kararlı olduğu, çünkü Türkiye’deki seçim sonuçlarının uluslararası unsurun niyetlerini alt-üst edemeyeceği değerlendirmesinde bulunduklarını yazdı.
Gazeteye göre, Batılı diplomatlar, Annan’ın Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’i New York’a çağırıp
yazılı çözüm planını iki lidere New York’ta vermeyi tercih ettiği değerlendirmesine sahiptirler.

YENIDUZEN 30/10/2002

Yoğun diplomasi trafiği günü

Türkiye’de yarın yoğun bir diplomasi trafiği yaşanacak.

Ankara
NTV

30 Ekim— BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Ankara’ya geliyor. Başkent, Türkiye-Avrupa Birliği troika toplantısına evsahipliği yapmaya hazırlanırken, İstanbul da Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu’yu ağırlayacak.

Diplomasi trafiği, sabah saatlerinde Ankara’da başlayacak. Türkiye-Avrupa Birliği troika toplantısı Dışişleri Bakanlığı’nda yapılacak. Türkiye adına Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Akın Alptuna’nın katılacağı toplantıda, Avrupa Birliği troikasını oluşturan AB’nin dönem başkanı Danimarka, gelecek dönem başkanı Yunanistan ve Avrupa Komisyonu’nun siyasi direktörleri hazır bulunacak.
Toplantıda Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri bütün yönleriyle masaya yatırılacak. Diplomatik kaynaklar, Ank
ara’nın bir kez daha, “Kopenhag zirvesinde Türkiye’ye müzakerelere başlama tarihi verilmeli” mesajını vereceğini belirtiyor. Avrupa Birliği troikasına, Ankara’nın ara formülleri kabul etmeyeceği söylenecek.
Öğleden sonra ise, BM Genel Sekreteri Kofı Annan
’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto Dışişleri Bakanlığı’nda görüşmelerde bulunacak. De Soto, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin, 3 Kasım seçimlerinden sonra taraflara sunması beklenen çözüm planıyla ilgili olarak Ankara’nın görüşlerini alacak.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu da, Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’le birlikte, İstanbul’da, Fenerbahçe’nin Yunanistan’ın Panathinaikos takımıyla yapacağı futbol maçını izleyecek.

NTV 30/10/2002