Rumlar yeni plan istemiyor

"Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, içeriğinin Kıbrıs Rum tarafını tatmin etmeyeceği anlaşılan Annan'ın yeni planını reddetmeye hazır görüyor. Papadopulos bu görüşünde AKEL'in de desteğine sahip"

HARAVGİ ve diğer gazeteler, Rum tarafının bu aşamada BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Kıbrıs konusunda yeni bir plan sunulmasını istemediğini yazdı.
Gazete, "Acele Hareketler... BM ve Arabulucular Türk Tarafını Yatıştıracak Bir Plan İçin Acele Ediyorlar" başlıklı manşet haberinde
, şunlara yer verdi.
"Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas dün BM Genel Sekreteri ve yabancı arabuluculara net uyarıda bulundu. Hristofyas, 'Bu aşamada herhangi bir planın sunulmamasını umut ve temenni ediyorum. Zaman ve çeşitli faktö
rlerin baskısı altında aceleci hareketler yapılmaktadır ve BM ile arabulucular tarafından en iyi kararların alınmadığı kanısındayım' dedi."
Gazeteye göre Hristofyas, görevi sona ermekte olan Rum lideri Glafkos Klerides ile dün yaptığı görüşme sonrası verdiği demecinde, BM Genel Sekreteri ve arabuluculara yönelik olarak, "Türk uzlaşmazlığının dize gelmesi için özlü birşey yapmamaları nedeniyle" dolaylı eleştiride bulundu. Hristofyas şöyle konuştu:
"Eger yapmakta oldukları metotlamalar uzlaşmaz tarafı tatmin
etmeye yönelik şeyleri getirmeye yönelikse, bu doğru olmadığı gibi adil de değildir. Kıbrıs halkı bunu memnuniyetle kabul etmeyecektir."
POLİTİS, "Papadopulos AKEL Desteğiyle Mesajlar Gönderiyor... Plan İstemiyoruz..." başlıklı haberinde şunları yazdı:
"Cu
mhurbaşkanı Tasos Papadopulos, içeriğinin Kıbrıs Rum tarafını tatmin etmeyeceği anlaşılan Annan'ın yeni planını reddetmeye hazır görüyor. Papadopulos bu görüşünde AKEL'in de desteğine sahiptir. AKEL Merkez Komitesi dün öğleden sonraki toplantısında, Kıbrıs konusunu da ele aldı ve böyle bir durumda Papadopulos'un yanıbaşında durmaya karar verdi."

HALKIN SESI 23/02/2003

Annan bugün Türkiye'de

BMGenel Sekreteri Kofi Annan, bölge turu çerçevesinde temaslarda bulunmak üzere bugün Türkiye`ye geliyor.
Bugün önce İstanbul`a, ardından Ankara`ya gelecek Annan, temaslarına yarın başlayacak.
Temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Abdullah Gül ile biraraya gelecek Annan, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış`la da heyetler arası görüşmelere başkan
lık edecek. Annan, Ankara`nın ardından önce Atina`ya, sonra Ada`ya geçecek.
Bu arada Cumhurbaşkanı Denktaş dün BM Genel Sekreteri Özel Temsilcisi De Soto ile görüştü. Görüşme sonrasında bir açıklama yapılmadı.

HALKIN SESI 23/02/2003

Weston nabız yokladı

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston dün UBP, DP,TKP,CTP ve YAP yetkilileriyle görüştü

UBP
İlker Nevzat konuşmasında, hoş bir görüşme yaptıklarını ancak umut verici yeni birşey öğrenmediklerini söyledi. 3. Planın mevcut olduğu yönünde izlenim edindiğini ancak detayları hakkında birşey öğrenemediklerini kaydeden Nevzat, özellikle iki kesimlilik ile mal-mülk mübadelesi konusunda sıkıştırarak değişiklik olasılığını irdelediklerni ancak kesin bir cevap almadıklarını ifade etti.
Nevzat,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (yeni) başkanı Tasos Papadopulos'un tutumuyla ilgili görüşünü sordukları Weston'un, "Hayır diyecek şahıs olmamak için çaba göstereceğinden eminim" yanıtını verdiğini kaydetti.
Weston'un üçüncü planla ilgili net birşey söylemediği
ni belirten Nevzat, "Biz de tabi ki bir barış istiyoruz ancak kendi devletimizi, iki kesimliliğe girmeden bir aranjman içerisinde olmada bile herhangi bir intikasyon (belirtti, işaret) alamadık" dedi.
DP
Serdar Denktaş, konuşmasında, gelinen aşamaya ilişkin görüşlerini dile getirip halkın özellikle göç, Rumlarla birlikte yaşama ve egemenlikle ilgili hasassiyetlerini aktardığını söyledi. 3. Annan Planı'nın henüz olmadığını vurgulayan Denktaş, yeni bir planın ortaya çıkıp çıkmayacağının ise Annan'ın ziyareti
sonrasında belirleneceğini kaydetti. Denktaş, şöyle devam etti:
"Ortada tamamlanmış, tamamlanmamış bir metin yok; sadece Annan gelişinde, burada ve güneyde, Türkiye'de ve Yunanistan'da yapacağı görüşmelerden sonra nerede ne değişiklik yapacağına karar vere
cektir. Dolayısıyla gazetelerde çıkan bilgiler doğru bilgiler değil."
Kıbrıs Türkü'nün de kendi içinde birlik ve beraberliğe dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Denktaş, karşılıklı saldırı yerine planın eksikliklerinin giderilmesi yönünde çaba harcamanın ön
emine işaret etti. Güney Kıbrıs'ta mevcut metinde dahi düşünce birliğine varılmamış olduğu söyleyen Denktaş, Rumların durumunun da Annan'la görüştükten sonra netleşeceğini belirtti.
YAP
Ertuğrul Hasipoğlu da konuşmasında, Annan planında yapılacak son değişikliğe ilişkin sorularına yeterli yanıt almadığına işaret etti. Hasipoğlu, Weston'un AB'a girmenin KKTC'ye yatırımları artıracağı yönündeki görüşünü, "statüsü belli olmayan yerlere yatırım yapmanın zor olacağı" sözleriyle yanıtladığını söyledi.
Mevcut planın kabul edilmesinin mümkün olmadığına dikkat çektiklerini kaydeden Hasipoğlu, iki bölgelilik ve siyasi eşitliğin güvence altına alınmasının şart olduğunu belirtti. Görüşmede üçüncü bölge konusunu gündeme getirdiklerini söyleyen Hasipoğlu, Weston'un görüşü
mantıklı ancak zamanı geç bulduğunu belirtti.
Kıbrıs Türkü'nün geleceğiyle yakından ilgilenilmesi gereğine dikkat çektiklerini söyleyen Hasipoğlu, bunun yapılmaması halinde ileride bölge içinde tehlikeli sonuçlar doğuracak büyük sorunlara neden olunacağını
kaydetti.
TKP
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, umutların arttığını kaydederek, önümüzdeki haftanın birçok şeyi açığa çıkaracağını belirtti.
Türkiye ve Yunanistan arasında güvenlik konularıyla ilgili görüşmelerin sürdüğünü söyleyen Angolemli, bu görüşmelerin sonucunun çözümde belirleyici olacağını ifade etti.
CTP
Talat ise konuşmasında, diplomasinin hızlandığını ve 28 Şubat'ın geldiğini, zamanın boşuna harcandığını, çok daha fazlasını elde edebilmek için zaman kalmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın müzakereden kaçındığını ve bütün amacının planda iyileştirme yapmamak olduğunu savunan Talat, şöyle dedi.
"İyileştirme olmasın, Türklere hakları verilmesin ki yarın yollara sokaklara çıkıp, köy köy dolaşıp 'Türklere hakları verilmiyor' diyerek pla
nı sabote etsin. Planın referandumda kabul edilmesini önlesin. Denktaş'ın art niyeti buydu. Kıbrıs Türkü için hassas konuları görüşmedi, görüşmemek için elinden geleni yaptı. Ama sonuçta Denktaş'ın bu boşluğunu bizler doldurduk ve Kıbrıs Türklerinin hassas olduğu konuları Genel Sekreter'e ilettik."
Talat, kendi önerileri ve BM yetkililerinin Türkiye ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yapılacak revizyondan sonra artık planda Kıbrıslı Türkler açısından ciddi sorun kalmayacağını tahmin ettiğini söyleye
rek, Kıbrıs Türkü'nü temsil eden örgütlerin ortaya koyduğu çabalar ve Türkiye'de yapılan görüşmelerin bu düzenlemelerin gerçekleştirilmesini sağlayacağını ifade etti.

HALKIN SESI 23/02/2003

Annan: “Kıbrıs için karar anı

``AB`nin Kıbrıs da dahil olmak üzere, 10 yeni üyesi ile katılım anlaşmaları imzalamak üzere 16 Nisan`da biraraya geleceğini`` söyleyen Annan, ``anlaşmanın birleşmiş bir Kıbrıs adına imzalanmasını umduğunu`` kaydetti.

``Bunun olabilmesi için Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler 30 Mart`ta
ki ayrı ayrı referandumlarla kalıcı bir çözüm konusunda karar vermek zorundalar.`` Annan, adadaki iki tarafın liderlerini tarih, cesaret ve liderlik konularında cesaretlendirmek niyetinde olduğunu da belirtti.

Ankara`ya 3. bir planla gelip gelmediğinin so
rulması üzerine Annan, soruya net bir yanıt vermeyerek, Türk yetkililerle çözüm konusunu ele alacağını söyledi. Annan, bir başka soru üzerine de, çözüm konusunda umutlu olduğunu ifade etti ve ``Başarabiliriz`` diye konuştu


BM Genel Sekreteri Kofi Annan,
Kıbrıs`ın kendisi için en önemli sorunlardan birisi olduğunu belirtti ve ``Kıbrıs sorununu çözme çabalarında ileri bir noktaya ulaştık, şimdi Kıbrıs için karar anıdır`` dedi.
Kofi Annan, Ankara’ya gitti. BM Genel Sekreteri bugün TC Cumhurbaşkanı Ahmet Nec
det Sezer, TC Başbakan Abdulah Gül, TC Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.
Annan, Esenboğa havaalanında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile sadece Irak sorununu değil, ortak ilgi alanlarına il
işkin birçok konuyu ele alacaklarını kaydederek, Ankara`nın Yunanistan ve Kıbrıs`ı da kapsayan turunun ilk durağı olduğunu hatırlattı.
Annan, ``Şimdi bölge için kritik bir dönemdeyiz ve Türkiye önümüzdeki bu sorunları aşma konusunda merkezi bir role sahip
`` diye konuştu.
``AB`nin Kıbrıs da dahil olmak üzere, 10 yeni üyesi ile katılım anlaşmaları imzalamak üzere 16 Nisan`da biraraya geleceğini`` söyleyen Annan, ``anlaşmanın birleşmiş bir Kıbrıs adına imzalanmasını umduğunu`` kaydetti.
Annan, bunun AB`nin
de tercihi olduğunu belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
``Bunun olabilmesi için Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler 30 Mart`taki ayrı ayrı referandumlarla kalıcı bir çözüm konusunda karar vermek zorundalar.``
Annan, adadaki iki tarafın liderlerini tari
h, cesaret ve liderlik konularında cesaretlendirmek niyetinde olduğunu da belirtti.

"Çok az zaman var"

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Ankara ziyaretinin amacının Türk hükümetiyle Kıbrıs`a ilişkin ``bu son çabaya nasıl katkıda bulunacağı`` konusunu görüşmek olduğunu söyledi.
Annan, Ankara`ya gelişinde, Esenboğa havaalanında düzenlediği basın toplantısında, tarafların kendilerine 10 Aralık`ta sunulan Kıbrıs planı zemininde müzakere etmeyi kabul ettiklerini kaydetti ve Kopenhag zirvesinden önce bir çözüme
varmanın mümkün olmadığını hatırlattı.
2003 yılıyla birlikte Özel Temsilcisi Alvaro De Soto`nun taraflarla kapsamlı danışmalarda bulunduğunu belirten Annan, tarafların da görüşlerini alarak ve genel dengesini koruyarak, kendi adıyla anılan Kıbrıs planını
nasıl geliştirileceği üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Annan, ``Taraflar kafamızda ne olduğunun farkında`` diye konuştu.
Annan, Ankara`ya geliş amacının, aynı Atina`da da yapacağı gibi, ``iki anavatanın bu son çabaya nasıl katkıda bulunacağı`` konusunda
Türk hükümetiyle görüşmeler yapmak olduğunu belirtti. Kofi Annan, ``Fırsat açık. Bu fırsatı kullanmak tüm tarafların yararınadır. Çok az zaman var. Bu avantajı kullanalım`` dedi.
Ankara`ya 3. bir planla gelip gelmediğinin sorulması üzerine Annan, soruya n
et bir yanıt vermeyerek, Türk yetkililerle çözüm konusunu ele alacağını söyledi. Annan, bir başka soru üzerine de, çözüm konusunda umutlu olduğunu ifade etti ve ``Başarabiliriz`` diye konuştu.
Annan, ABD`nin sorunun çözümündeki rolüne ilişkin soru üzerine
de, ne kendisi ne de BM üzerinde bir baskı olmadığını ifade ederek, aksine gerek ABD gerekse Avrupa`dan kendilerine büyük destek geldiğini kaydetti.
Irak`la ilgili sorulara karşılık Annan, BM silah denetçileri şefi Hans Blix`in Irak`a gönderdiği mektubun
açık olduğunu ve Irak`ın silahsızlanmak zorunda olduğunu söyleyerek, ABD`nin BM gündemine getireceği ikinci bir Irak kararı için tarih veremeyeceğini belirtti.

Erdoğan: “Annan’la görüşeceğim”

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`la bugün görüşeceğini bildirdi.
Ankara`ya gitmek üzere Üsküdar`daki evinden çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bugün bir görüşme yapacağını söyledi.
Erdoğan, bir gazetecinin ``Türkiye`nin
BM kararını beklediği görüşünü net bir şekilde kendisine iletecek misiniz?`` sorusuna, ``Bunlar daha henüz belli değil. Arkadaşlarımızla bu akşam görüşmelerimiz olacak`` karşılığını verdi.

'Yeni Kıbrıs planı hakkında bilgim yok'

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni Kıbrıs Planı konusunda bilgisi olmadığını söyledi. Erdoğan, ``Irak konusunda ikinci tezkerenin Salı günü TBMM`ye gelip gelmeyeceğine`` ilişkin soruya ``Şu anda öyle bir şey yok`` yanıtını verdi.
Erdoğan, Ankara`ya gitmek üzere gel
diği Atatürk Havalimanı VIP Salonu`nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan, ``Kıbrıs konusunda ortaya konulan yeni planla ilgili görüşleri``nin sorulması üzerine, ``Yeni plan hakkında bilgim yok. Yarın BM Genel Sekreteri bize de gelecekler. Tabii y
arın akşama kadar gerekli bilgileri arkadaşlarımızdan alacağız, müzakerelerimizi yapacağız. Ona göre değerlendirme yaparsak daha iyi olur`` dedi.
``Müzakere olanağı tanımayan yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?`` sorusuna da Erdoğan, ``Böyle ön kabul olu
rsa, doğru olmaz tabii`` yanıtını verdi.
Erdoğan, ``Irak konusunda ikinci tezkerenin Salı günü Meclis`e gelip gelmeyeceğine`` ilişkin bir soruya da ``Şu anda öyle bir şey yok`` cevabını verdi.
``Bakanlar Kurulu`nun Çarşamba günü yerine yarın toplanmasının
bu yönde bir adım olup olmadığı``nın sorulması üzerine de Erdoğan, Bakanlar Kurulu`nun Başbakan`ın çağrısı üzerine her zaman toplanabileceğini söyledi.

YENI DUZEN 24/02/2003

"Annan yeni planı sunuyor”

Türkiye’ye giden Genel Sekreter’in, bugünden itibaren
Ankara-Atina-Kıbrıs üçgenindeki temaslarına başlayacağını hatırlatan Fileleftheros, Rum tarafında yoğun şekilde dolaşan bilgilerin doğrulanması halinde, yeni plan 16 Şubat Rum başkanlık seçimlerinin galibi Tasos Papadopulos’a, Atina ziyaretinden önce ulaşmış olacak.

FİLELEFTHEROS, “iyi bilgili kaynaklara” dayanarak, Genel Sekreter’in iki tarafın liderinden referandum düzenleyerek planı, onaylamaları ya da reddetmeleri için halkın önüne koymalarını isteyeceği yönünde bazı bilgiler bulunduğunu da yazdı


R
um gazeteleri, Birleşmiş Milleter’in, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik yeni revize planını Kıbrıs’taki iki tarafa, Türkiye’ye ve Yunanistan’a bugün de sunabileceği yolunda haberler yayımladı.
FİLELEFTHEROS “Yeni Belge Bugün Sunulabilir.. Lefkoşa’da BM ile
Yoğun Perde Gerisi… Genel Sekreter İki Tarafı, (yeni planı) Referanduma Götürmeye Çağırabilir” başlığıyla yayımladığı haberinde, “Lefkoşa”ya dün ilgili tarafların BM Genel Sekreteri ile görüşebilmeleri için BM’nin planı sunacağı yolunda yoğun bilgiler ulaştığını yazdı.
Türkiye’ye giden Genel Sekreter’in, bugünden itibaren Ankara-Atina-Kıbrıs üçgenindeki temaslarına başlayacağını hatırlatan gazeteye göre, dün Rum tarafında yoğun şekilde dolaşan bilgilerin doğrulanması halinde, yeni plan 16 Şubat Rum başkanlık seçimlerinin galibi Tasos Papadopulos’a, Atina ziyaretinden önce ulaşmış olacak.
Rum tarafının, yeni revize planın içeriğiyle ilgili bazı işaretler aldığını ve bu konuda düşünceli olduğunu kaydeden gazete, Rum tarafının ayrıca, belirlenen tarihin sona e
rmesinden önce, önümüzdeki günlerde, yeni planla ilgili görüş ortaya koyması yönünde baskılara maruz kalma beklentisi nedeniyle de kaygı duyduğunu yazdı.
FİLELEFTHEROS, “iyi bilgili kaynaklara” dayanarak, Genel Sekreter’in iki tarafın liderinden referandum
düzenleyerek planı, onaylamaları ya da reddetmeleri için halkın önüne koymalarını isteyeceği yönünde bazı bilgiler bulunduğunu da yazdı.
Gazete, sunulması halinde yeni planın, önümüzdeki günlerde toplanacak olan Rum Ulusal Konseyi üyelerine de verileceğin
i haberine ekledi.

Tasos’dan baskı: İptal edin!
POLİTİS, “Üçüncü Annan Planı’nın Eli Kulağında.. Maddelerde Mega Pazarlık… Tasos İptali İçin Baskı Yapıyor.. Yarın Atina’da Kritik Görüşme… Bush’tan Annan’a Kıbrıs Konulu Mektup” başlıklı manşet haberinde, Tasos Papadopulos Yunan hükümetiyle görüşürken, Genel Sekreter Kofi Annan’ın –belki de son kez- Türk niyetlerini araştıracağı yarının, belki de en kritik gün olacağını yazdı.
Annan’ın Ankara temaslarının, daha çok, bölgeye yapacağı gezinin içeriğini belir
leyeceği görüşünü ortaya koyan gazete, Ankara’nın talepkar taktiği aracılığıyla Annan planına başka tezlerini de eklemeyi başarması durumunda, Kıbrıs’taki iki taraftan referanduma sunmaları istenecek yeni belgesini sunması konusunda Genel Sekreter’e güç ikmali yapması olasılığının gözardı edilmediğini yazdı.
Gazeteye göre ABD Başkanı Bush, cumartesi günü Paris’te bulunan Genel Sekreter Kofi Annan’ı telefonla arayarak, Kıbrıs sorununun halledilmesi için 23 Şubat-1 Mart döneminde üstlendiği çabasına destek b
elirtti. Ankara-Atina-“Lefkoşa” temaslarına yarın başlayacak olan Annan, Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında Bush’tan tam destek aldı.
Gazetenin edindiği bilgilere göre Genel Sekreter, planına “güçlü evet” denilmesi amacıyla Amerika’nın ilgili tarafları en
üst seviyede ikna etmesini istedi. Bush’un müdahale derecesi, Annan’ın Türkiye ve Yunansitan’da yapacağı ilk temaslar sonucuna göre kararlaştırılacak.
ALİTHİA “Kofi Annan Geri Sayım İşareti Veriyor…Bugün, Sıcak Üçgendeki Ziyaretlerinin İlk Durağı Olan Ank
ara’da” başlıklı haberinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Ankara’yı ziyaretiyle, BM’nin mevcut inisiyatifi çerçevesinde, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönündeki nihai çaba konusunda geri sayımın başlamakta olduğunu bildirdi.
Ankara’nın, Annan’ın Anka
ra-Atina-“Lefkoşa” üçgenindeki ilk durağı olduğunu, daha sonra Atina’ya gideceğini ve 26 Şubat’ta da, belirlenen takvimin nihayetine kadar bir anlaşma yapılması hedefiyle müzakerelerin son turu için “Lefkoşa”da bulunacağını hatırlatan gazete, haberini özetle şöyle sürdürdü:
“Annan, Ankara ve Atina’dan, Kıbrıs’taki tarafların referandumuna sunulacağı yönünde işaretler verilen revize planını sunmak için yeşil ışık bekleyecek. Annan, üç başkentte yapacağı temaslar sonucunda, gerek 7 Mart’a kadar gerek bu tarih
ten biraz daha sonra olumlu sonuç beklenmesi gerekip gerekmediği konusunu netleştirecek.”
YENI DUZEN 24/02/2003

Bush’tan müdahale: "Hemen çözün"

FİLELEFTHEROS, ABD Başkanı George Bush’un Ankara’ya, Kıbrıs sorununda Genel Sekreter’in ortaya koyduğu takvim içinde bir anlaşmaya varılabilmesi için elinden geldiğince fazla katkı koymasını isteyerek, Kıbrıs sorununa şahsen müdahil olduğunu iddia etti.
Gazete, “Sezer’e Yönelik Mesaj ile Ankara’ya Direkt Müdahale… Bush: Hemen Çözün…Annan’ın Ankara’da olacağı Bug
ün En Kritik Gün.. (planın) Getirecekleri Konusunda Atina’da Çok Ciddi Kararlar..” başlığıyla manşetten verdiği haberinde, ABD Başkanı Bush’un TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le irtibat kurarak, Kıbrıs sorununda 28 Şubat’a kadar Annan planı temelinde bir anlaşmaya varılması için, hükümet aracılığıyla yardımcı olmasını istediğini yazdı.
Bush’un bu müdahalesinin, ABD ile Türkiye’nin, olası Irak savaşı konusunda Amerikan askerlerine sağlanacak kolaylıklar konusudaki görüşmelerin devam etmekte olduğu bir dö
nemde gerçekleştiğine dikkat çeken gazeteye göre, ABD Dışişleri Bakanı Colin Pawell’in bölgeye gelmesi olasılığı ve Türk ve Yunan Dışişleri bakanları Yakış ve Papandreu’nun olası Washington ziyaretleri konusu açık bulunuyor.
Türkiye’yle Yunanistan arasınd
a cuma günü Ankara’da yapılan güvenlik konularındaki görüşmenin, bu başlık üzerindeki görüş ayrılıklarını ve Türkiye’nin aşırı tezlerindeki ısrarını teyit ettiğini savunan gazete, bu haftaki gelişmeleri, Genel Sekreter’in bölgedeki mevcudiyetinin ve bugün başlayacağı Türkiye’deki temaslarının belirleyeceğini yazdı, özetle şöyle devam etti:
“Diplomatik kaynaklar, Ankara’nın çözüm yönünde somut işaretler vermesi durumunda Annan’ın Lefkoşa’ya yapacağı ziyaret (26 Şubat) özlü olacak. Aynı kaynaklar, aksi halde
Annan’ın gezisinin, nezaket niteliği kazanacağını söylüyorlar.
Son aylardaki ikinci Kıbrıs ziyareti ile itibarını riske atmakta olan Kofi Annan, 16 Nisan’dan önce anlaşma yapılabilmesi için, 28 Şubat’ta olmasa bile bu tarihten çok da fazla geç olmamak kay
dıyla, prosedürün ilerlemesi konusunda müdahil taraflardan taahhütler almaya çalışacak.”
YENI DUZEN 24/02/2003

Yeni Rum lideri Papadopulos görücüye çıkıyor

24/02/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs çözüm planı için son kozunu oynayan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ankara'da Türk hükümetiyle görüşürken, Rum Kesimi'nde seçimin galiba Tasos Papadopulos bugün Atina'da Yunan Başbakanı Kostas Simitis ile ilk buluşmasını yapacak. Yakın çevresinden sızan haberler, yeni Rum liderinin 'tabancanın şakağa dayatılarak kabul ettirilmek istenen bir çözüme yanaşmayacağı' şeklinde. Papadopulos'un, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto ile üst üste temaslarında, selefi Glafkos Klerides'in Annan planını müzakere ederken 'akıl almaz yükümlülükler altına girdiği' görüşünü dile getirdiği belirtiliyor. Yakın çevresine göre, Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin bu hafta içinde taraflara sunacağı ve genelde Türk tarafının görüşlerini tatmin eden çözüm planındaki ikinci ve nihai değişiklikler karşısında KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bir sürpriz yapmasından endişeli. Yunan basınına göre Papadopulos seçim öncesi vaatlerine sadık kalacak. Papadopulos seçim öncesinde bu şekli ile Annan planını kabul etmeyeceğini, özellikle Karpaz'ın Türk tarafına bırakılması ve çözümden sonra adada 100 binin üzerinde Türkiyeli göçmenin kalmasının kabul edilmez olduğunu söylüyordu. Papadopulos'un hayalindeki çözüm, 1974'ten önceki statü.

Annan kararlı geldi

Kıbrıs planının yeni halini sunacağı turuna Türkiye'den başlayan Annan, 'Muhakkak ilerleme istiyorum' dedi. Ankara, Annan'a itirazlarını iletecek

24/02/2003

RADİKAL - ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, çözüm için öngörülen 28 Şubat'a sayılı günler kala, revize edilmiş Kıbrıs planıyla birlikte dün Türkiye'ye geldi. Annan, "Kritik bir dönemde geldim ancak bu kez muhakkak ilerleme kaydetmek istiyorum" dedi. Annan, dün özel uçakla başkente geçmeden önce, İstanbul'da haftalardır Türkiye-Yunanistan ve Kıbrıs arasında mekik dokuyan özel temsilcisi Alvaro De Soto ile buluştu. Ardından Ankara'ya geçen Annan, anlaşma için en iyisini yapmaya çalışacağını, liderleri teşvik edeceğini söylerken, "Durumu çok dikkatli bir biçimde değerlendiriyor, genel dengeyi sağlamayı amaçlıyoruz" dedi.

Sorun Rumların göçü
Türkiye ve Yunanistan'ın anlaşmaya nasıl katkı yapacaklarını araştıracaklarını kaydeden Annan, "Bu fırsatın değerlendirilmesi, büyük önem taşıyor" uyarısı yaptı. 16 Nisan'da AB'ye katılım anlaşmasının birleşik bir ada tarafından imzalanacağını umduğunu belirten BM Genel Sekreteri, martta anlaşmanın onayı için adanın iki yanında da referandum yapılması gereğine dikkat çekti. Annan 28 Şubat'tan hâlâ umutlu olduğunu vurgularken, AB, ABD ve diğer ülkelerden çözüm için verilen desteği hatırlattı Dün CNN Türk'te yayımlanan Kafe Siyaset programının konuğu olan Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ise Annan'a özellikle planda Rumların kuzeye göçüyle ilgili rahatsızlıklarını dile getireceklerini belirtip Bosna örneğini verdi. Planın mimarlarından Britanya'nın özel temsilcisi David Hannay'e yüklenen Yakış, "Hannay gözleri önünde cereyan eden senaryoyu buraya taşımıştır. Ama kendisi arka plandadır. Ön planda Annan var ve imzaları o atacaktır" dedi.
Planda yapılan revizyonda, Karpaz'ın Türk tarafında kalması, Kuzeye göçecek Rumların siyasi h
aklarını Rum tarafında kullanması, Türk göçmenlerin sayısının 33 binden 50 bine çıkarılması var. Adada kalacak asker sayısı da yeniden düzenleniyor. Ankara Rumların itirazları nedeniyle müzakerelerin marta sarkmasını bekliyor. Annan bugün, Yakış, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, AKP lideri Erdoğan ve Başbakan Abdullah Gül ile görüşecek. Salı Atina'ya, çarşamba adaya geçecek.

KKTC'de iç çatışmadan korkuyorum

Kuzey Kıbrıs'ı Türkiye değil, bir-iki Türk bürokrat yönetti. Biz devlet kurduk ama bu devlette hiçbir zaman iktidar olamadık. Türkiye'nin bir büyükelçisi Türkiyeliler partisini kurdurdu. Kıbrıslı ve Türkiyeli ayırımını dürtükleyen politikacılar türedi. Babama, Kıbrıs'ta bir çözüm bulunmaması halinde 'mevcut durumun devam etmesinin mümkün olmadığını' söylüyorum.

24/02/2003 RADIKAL

NEŞE DÜZEL

NEDEN? Serdar Denktaş
Ankara ve Atina'daki görüşmelerinden sonra çarşamba günü KKTC'ye gidecek olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 28 Şubat olarak öngörülen anlaşma tarihini 7 Mart'a kadar uzatacak. Ama henüz ne Türkiye'nin, ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, bu sorunun nasıl çözüleceği konusunda net bir fikri yok. Ama herkes bu çözümsüzlüğün, daha fazla süremeyeceğini fark ediyor. KKTC halkının büyük çoğunluğu ise bir çözüm istediğini, bu durumdan mutlu olmadığını mitinglerle ortaya koyuyor. Kıbrıslı Türklerin isteklerinin ne olduğu, Türkiye ile ilişkilerinin ne duruma geldiği, kendilerini Türkiye'ye yakın hissedip hissetmedikleri, mevcut durumun kendi gelecekleri için mutluluk ve zenginlik yaratıp yaratmayacağı, Kıbrıslı Türklerin kırk yıllık lideri Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ne düşündüğünü, hükümette turizm bakanlığı ve başbakan yardımcılığı yapan Denktaş'ın oğlu Serdar Denktaş ile konuştuk. 1990'da milletvekili seçilen ve değişik hükümetlerde farklı bakanlıklar üstlenen Serdar Denktaş aynı zamanda Demokrat Parti'nin de genel başkanı.



Cumhurbaşkanının oğlu, bakan olduğunuzu, siyasetçi olduğunuzu
unutarak sorarsam, Kıbrıslı bir Türk olarak mutlu musunuz?

Can güvenliğim olduğu için mutluyum. Ama KKTC'li olarak sosyal-ekonomik açıdan mutlu değilim. Dünyayla birleşememek, dünya vatandaşı gibi davranamamak bizi mutsuz ediyor.
Şartların hiç değişmeden sürmesi halinde Kıbrıslı Türklerin mutlu ve zengin olması mümk
ün mü?
28 yıldır süregelen statükoyu, aynı şekilde ve aynı politikalarla sürdüreceksek, hayır mümkün değil.
Bugünkü şartların nasıl değişeceğini düşünüyorsunuz? Kıbrıslı Türkleri mutlu ve zengin edecek nasıl bir değişiklik umuyorsunuz?
KKTC vatandaşları kendi iktidarını kurarak bu ülkede bir şeyleri düzeltebilir. KKTC halkının kendi iktidarını kurabilme özlemi var. Kıbrıslı Türkler, 1974'te adanın kuzeyindeki toprak parçasını vatan kabul edip, bir devlet kurdu ama bu devlet üzerinde kendi iktidarını hiç
kuramadı. Atacağı her adımı Türkiye'ye danışmak zorunda kaldı. Türkiye'nin adadaki temsilcilerinin müdahaleleriyle karşılaştı.
Devlet kurduk ama iktidar olamadık ne demek?
Bugün Tayyip Erdoğan'ın, hükümet olduğu halde iktidar olup olmadığı tartışılıyorsa eğer, aynı şeyi Kıbrıslı Türklere uygulayın ve meseleyi anlayın. Ama tabii biz de kolaycılığa alışmış bir iktidar ve halk oluşturduk. Türkiye'den para geldi ve burada bir memur devleti kurduk. 200 bin nüfuslu KKTC'de devlet 40 bin kişiye maaş ödüyor bugü
n. Biz 28 yıl işte böyle yaşadık ve iktidarda da bu yöntemle kaldık. Ama ne zaman ki Türkiye'de ekonomik kriz tırmandı, Kıbrıslı Türk bu krizden sizden iki kat daha fazla etkilendi. Ayrıca düzenimizin fazla demokratik olduğu, gösteri, yürüyüş ve sendikal hakların kısıtlanması gerektiği de Türkiye'nin bürokratları tarafından bize söylenmeye başladı.
Türkiye KKTC'de demokrasinin kısıtlanmasını sizce niye istedi?
Türkiye'deki bazı bürokratların kendi alıştıkları düzeni burada da görme istencine bağlıyorum ben bunu. Türkiye kendi halkına daha farklı davranmıyor ki, aynı şeyi burada da uygulamaya kalktı. Mesela Kuzey Kıbrıs hep Türkiye'nin bir iliyle kıyaslandı. Kıbrıs için 'Bayburt kadar bir yer' dendi. Oysa bizim kıyaslanmamız gereken yer komşumuz Güney Kıbrı
s'tı. Biz yıllardır, 'O niye zenginleşebiliyor da ben zengileşemiyorum' diye sorduk. Sonuçta da, Türkiye ile beraber hareket ediyorken biz zengileşemedik, Rumlarla beraber hareket edersek, zenginleşmeyi daha rahat sağlayabiliriz düşüncesi çıktı. Bu düşünce Avrupa Birliği üyeliği ile ortaya çıktı. Kıbrıs Türkü, Annan Planı'yla birlikte ilk kez 'Ben ne olacağım' sorusunu sordu.
Annan'ın barış planı reddedilirse, Kıbrıslı Türkleri mutlu ve zengin bir yaşama kavuşturacak değişiklikleri nasıl yapmayı planlıyor sizce bu planı reddedenler?
Reddedenler arasında değilim. Planının gerçekten barışı sağlayabilecek hale gelmesi için uğraşıyorum. Ama planı aralıkta kabul edip imzalasaydık, o gün ile bugün arasında değişen haritadan tutun anayasanın tanıdığı seçme ve seçilme hakkına, Rumların geri gelişine varıncaya kadar bir sürü nokta müzakere dahi edilemeyecekti. Demek ki cumhurbaşkanı haklıydı.
Peki sizce Kıbrıslı Türkler Denktaş'ın verilmesine karşı çıktığı topraklara sahip olarak mı daha mutlu ve zengin yaşıyorlar? Yoksa toprakları verip anlaşmayı imzalayarak mı mutlu olacaklar?
En fazla tartışılması gereken konu budur. Daha çok toprak verip içimizde hiç Rumların girip yerleşemeyeceği bir düzen mi isteyelim bu planla. Yoksa toprak vermeyi daha az tutup, Rumun içimize on yıl sonra gelip yerleşebileceği bir düzen mi isteyelim. Ben ikinci çözüme sıcak bakıyorum. Çünkü 1974 öncesini yaşamadım, öldürmedim, ölmedim. Kuzey Kıbrıs'ta herkes çözüm istiyor. Ancak bu çözümün nasıl olacağı konusunda düşünceler farklılaşıyor.
Kıbrıs tartışmalarında, adadaki insanların mutluluğu ve zenginliğinden bahseden bir iktidar politikacısı dinlemedim. Sizce KKTC iktidarının, halkını daha mutlu etmek gibi bir isteği ve bu isteği gerçekleştirecek projesi var mı?
Hiç oluşmadı. Biz deniz bitince bunları düşünmeye başladık.
Denktaş kırk yıldır iktidarda değil mi? Kıbrıslı Türk kendi devletinde iktidar olamadı, burayı Türkiye yönetti dediniz. Türkiye'yle ilişkiyi
götüren kişi Denktaş'tı. Demek ki KKTC'yi Türkiye bürokrasisiyle birlikte Denktaş yönetti. Bugünkü noktada, Denktaş'ın sorumluluğu çok yüksek değil mi?

Sorumluluğu, payı ve katkısı tabii ki var. Ama kalkınmamamızın sorumluluğu hükümettedir. Çünkü Denktaş 1980'lerin başından beri iç politikayı değil, dış politikayı yönetti. Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki dış politikasını da o yönetti. Türkiye'de yıllarca sadece Denktaş'ın sesine kulak verildi. Buradaki diğer parti başkanlarının, başbakanların, meclis başkanlarının söyledikleri gazetelerde haber bile olmadı. üstelik burayı Türkiye değil,
Türkiye'nin bir, iki tane bürokratı yönetti.
Türkiye'nin çıkarlarıyla Kıbrıslı Türlerin çıkarları çatışıyor mu?
Çok çatıştığını söyleyemem. Önceki hükümetin Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, 'Rum tarafını çözümden önce AB'ye alırsanız, tepkimiz sınırsız olur' demişti. Bu tepki, Kıbrıslı Türkü korumak için değil, Türkiye'nin kendi hakkını, çıkarını korumak içindi. Oysa bu sınırsız tepkiyle Türkiye, bir kısım Kıbrıslı Türkü de karşısına alacaktı. Türkiye eğer ilhaktan, iltihaktan vazgeçtiyse artık bunu ne
t olarak ortaya koymalı. 'İltihaktan vazgeçtim, Kıbrıs güneyiyle ve kuzeyiyle AB'ye girebilir demeli. Türkiye bunu demiyor. Tayyip Erdoğan başka şey, Başbakan Gül başka şey, dışişleri bürokratı başka şey, Genelkurmay başka şey söylüyor. Biz de hangisini ele alalım şaşırıyoruz.
Türkiye KKTC'yi ilhak eder mi?
Etmez. Eğer Türkiye'deki bir önceki hükümetin ilhak projesi hayata geçseydi, ilk karşı çıkacak olan bendim. KKTC Türkiye'ye iltihak ederse de, KKTC'de bizim kendi aramızda çok büyük kavga çıkar. Ben ilhak ve iltihaka karşıyım. Zaten Annan planında da Kıbrıs Türkü'nün egemenliğinin var olduğunu görmek istiyorum.
KKTC'yi Türkiye'nin ilhak etmesi, halkınızı daha zengin ve mutlu bir hayata götürür mü?
Hayır, götürmez.
Neden Kıbrıs Türk halkının büyük bir kısmı barış planını bu kadar içten destekliyor?
İnsan gibi yaşamak istiyoruz. Memur olarak yaşamak bize mutluluk getirmedi. Kıbrıslı Türk kimliğimizin kabul edilmesini, anlaşılmasını istiyoruz. Ama bu göz ardı edildi.
Kıbrıslı Türkü, Türkiyeli Türk' ten ayıran özellikler nelerdir?
Biz adalıyız. Başka bir şey bu. Çok daha daha uysalız. Kavgacı değiliz. Bizim en büyük kavgamız birbirimize
ana avrat küfretmemizdir. Türkiye'de olsa belki adam vurursun o yüzden
ama biz ertesi gün kol kola da gireriz. Yıllardan beri bu ada üzerinden geçen her kültür bir şeyler bırakmış bize miras olarak. Farklı bir mozaiğiz biz. Bunun içinde Osmanlı'nın da, Türkiye Cumhuriyeti'nin de, İngiliz'in de, Bizans'ın da, Rum'un da katkısı var. Bizim adalı Kıbrıslı Türk olarak ayrı b
ir kimliğimiz var. Siz Rumlarla daha benzeşiyorsunuz diyorlar. Doğrudur, küfürleşme, aynı şeye gülme, ağlama, üzülme konusunda daha bir benzeşiriz belki. Bizim Kıbrıs'ta en büyük derdimiz nedir bilir misiniz? Bizim en büyük derdimiz hükümranlık meselesidir. Mesele adanın sahibi kimdire gelince, Rum diyor ki ada benimdir, biz de diyoruz ki bizimdir. Aramızda kültürel bir sorun yok. Otuz yıl bizi biraz ayrıştırmış olsa da, Rum biraz daha Yunanlılaşmış, biz de daha Türkiyelileşmiş olsak da birbirimize çok benzemiş durumdayız. Yüzyılların getirdiği bir birliktelik var.
Hürriyet gazetesi, sizin de başbakan yardımcılığını yaptığınız hükümetin, halkın öfkesini hafifletmek için yeni ekonomik ve sosyal plan hazırladığını yazdı. Bu pakette, Kuzey Kıbrıs'ta her köye cami yapılması, gençler için kuran kursu açılması gibi maddeler de var. Bunlar Kıbrıslı Türk kimliğini güçlendirecek önlemler mi?
Hayır. Ben bu maddelere karşı çıkıyorum. Hükümetin paketi değil bu. Bu pakete Türkiye'de bir şeyler eklendi. Mesela Türkiyeli ve Kıbrıslı Türk gençlerinin evlenmesi de desteklenecekmiş. Turizm bakanlığını çöpçatan bakanlığı yapacağız herhalde. Bizim ihtiyacımız her köye bir cami değildir. Her köye bir caminin maliyeti 150 bin dolar. Ben o parayla on beş, yirmi gencimi iş sahibi y
aparım. Ayrıca bu ülke Atatürkçülüğüyle
övünen bir ülkedir. Türkiye'de hükümette AKP de olsa, ben kuran kurslarını kabul edemem.
Pakette ayrıca bir sorun olarak adadaki Kıbrıslı-Türkiyeli ayırımına değiniliyor. Bu ayırım mı var?

Var. Gerçi ikinci ve üçüncü nesil artık birbirine uyum sağlamış durumda ama 1980'lere doğru Türkiye'nin bir büyükelçisi hangi mantıkla bilinmez, bazılarını yanına çağırdı ve 'Türkiyeliler partisi kurun' dedi.
Türkiye'de etnik temelli bir siyasi parti kurmayı yasaklayan Türk devleti, Kıbrıs'ta etnik temele dayanan bir parti mi kurdurdu?
Tabii ama bunu devlet kurdurmadı. TC Büyükelçiliği kurdurdu.
Büyükelçi Türk devletinin temsilcisi olarak burada değil mi?
Elbette. Kıbrıslı Türkleri Türkiyeli Türklerle neredeyse birbirine düşürecek olan bu karar, bir büyükelçinin bence kişisel kararıydı. Bu insanlara, 'Kendi milletvekillerinizi seçin' dendi. O talimatı veren büyükelçi daha sonra Türk Dışişleri'nin Kıbrıs masasının başına geldi. Sonuçta politika, bu işin içine girdi. Kıbrıslı ve
TC'li ayırımını dürtükleyen politikacılar türedi. Bunlar hâlâ daha var. Kendilerine oy kazandırdığı sürece bu ayırım sürer. Oysa Kıbrıslı Türk demek, burayı vatan belleyen tüm KKTC vatandaşları demektir benim için.
Barış mitinglerine katılan binlerce insan Türkiye'deki bazı yöneticilerce 'hain' olmakla suçlandı. Sizce mitinge katılanlar hain mi?
Hayır. Mitingler demokratik bir haktır. Mitinge gidenlerin büyük çoğunluğu oraya gerçekten bir çözüm istediği için gitti.
Rum kesiminde barış planına karşı çıkan biri seçim kazandı. Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu barışı isterken, Kıbrıslı Rumların çoğunluğu planı istemeyen birine oy verdi. Rumlar niye barışı istemiyor?
Rumlar istikrarsızlığı istemiyor. Bu planla yeni bir iç istikrarsızlık döneminin başlayabileceği kuşkusu onlarda da var. Plan gerçekten bir iç istikrarsızlık öneriyor. Her iki tarafta da çözümü hiç istemeyen, Türkü ve Rumu hiç görmek istemeyen kesimler var. Göreceğim ilk Rumu öldüreceğim diyenler var. Rum tarafında da var. Toplu çatışma olmaz belki am
a, bireysel saldırılardan çok çekiniyorum. Bu olayları da kaşımak için her iki tarafta da tırnaklarını şimdiden uzatmaya başlamış öyle bir kesim var ki, bu bizi yeni bir kaosa sürükleyebilir. Bir de Rumlar, 'Bu bello (deli) Türkolarla ben egemenliğimi niye paylaşayım' diyor. Çünkü birlikte yaşama yeni bir çatışma potansiyelini taşıyor. Bende bir bomba patlasa benim turist sayım 300 bin. Kaybedeceğim turist belki 20 bin olur ama onun turist sayısı 2.5 milyon. Rumun ekonomisini bu korkunç etkiler.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın büyük çoğunluğu çözüm isteyen kendi halkıyla çelişkiye düşerken, çözüme soğuk bakan Kıbrıslı Rumların isteğiyle paralel bir politikayı savunmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Denktaş kendi halkının sadece bir kısmıyla çelişkiye düşüyor. Bu arada Türkiye'den de zamansız açıklamalar yapılıyor. Mesela AKP'nin çözüm isteyen açıklamaları... Müzakere masasındaki kişiyi bu şekilde açıkta sıkıştırmak yerine, ona kapalı kapılar ardında daha büyük bir baskı yapabilir.
Eğer Kıbrıs bir bütün olarak Avrupa'ya üye olursa bu gelişme mi Kıbrıslı Türklerin hayatını olumlu etkiler yoksa Rum kesimi tek başına Avrupa'ya üye olursa mı?
Çözüme de, çözümsüzlüğe de hazır değiliz. Oysa çok az zamanımız kaldı. İki durumda da kaybeden biz olacağız.
Kıbrıslı Türkler büyük kalabalıklar halinde barış yanlısı mitingler yapıyor. Ama yönetim isteklerine aldırmaz gözüküyor. Bu çelişki Kıbrıs'ta bir gerginlik yaratır mı?
En büyük korkum Kıbrıslı Türkler arasında bir iç çatışmadır. Referandumda sonuç çok az farkla çözüm de çıkabilir, çözümsüzlük de. Bu durumda baba oğulla kavga edecek. Ben Rum'la bunun için mi mücadele ettim diyecek. Diğeri akrabasıyla, 'Gittin olumlu oy verdin, beni sattın. Çünkü sen kendi evinden taşınmıyorsun ama ben yine göç edeceğim' diyerek çatışacak.
Cumhurbaşkanı Denktaş sizin babanız. Siz de bakansınız. Babanızla görüş ayrılıkları var mı?
Jenerasyon farkı var bir kere. Cumhurbaşkanı, Ruma karşı çok daha fazla dikkatli olmamız gerektiğini düşünür. Bende böyle bir önyargı olmadığı için biraz daha farklı yaklaşabiliyorum olaylara. Bir çözüme ulaşmamız gerektiğini söylüyorum. Çözüm olmaması halinde mevcut durumun devam etmesinin mümkün olmadığını söylüyorum. Denktaş için çözüm Türk'ün kuzeyde, Rum'un güneyde yaşamasıdır. Annan planında bile böyle bir çözümün o
lmasına hâlâ daha ihtimal vardır.
Rum kesimi böyle bir çözümden ne elde edecek sizce?
Huzur.

Annan: Kıbrıs için karar anı

Kıbrıs sorunu konusunda temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye gelen BM Genel sekreteri Kofi Annan, ‘‘Şimdi Kıbrıs için karar anıdır’’ dedi.

Annan amacının Türk hükümetiyle Kıbrıs'a ilişkin ‘‘bu son çabaya nasıl katkıda bulunacağı’’ konusunu görüşmek olduğunu söyledi.

Annan, Esenboğa Havaalanı'nda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile sadece Irak sorununu değil, birçok konuyu ele alacaklarını ifade ederek, Ankara'nın Yunanistan ve Kıbrıs'ı da kapsayan turunun ilk durağı olduğunu hatırlattı. 16 Nisan'da AB'nin Kıbrıs dahil 10 yeni üyesi ile katılım anlaşmaları yapacağını hatırlatan Annan, ‘‘Anlaşmanın birleşmiş bir Kıbrıs adına
imzalanmasını umduğunu’’ kaydetti.

Tarafların görüşlerini alınarak kendi adıyla anılan Kıbrıs planının nasıl geliştirileceği üzerinde çalışıldığını belirten Annan,‘‘Taraflar kafamızda ne olduğunun farkında’’ diye konuştu. Türk hükümetiyle görüşmeler yapma
k amacıyla geldiğini belirten Annan, ‘‘Fırsat açık. Bu fırsatı kullanmak tüm tarafların yararınadır. Çok az zaman var. Bu avantajı kullanalım’’ dedi.

Ankara'ya üçüncü bir planla gelip gelmediği sorusuna net yanıt vermeyen Annan, ABD'nin sorunun çözümündek
i rolüne ilişkin soru üzerine de, ne kendisi ne de BM üzerinde bir baskı olmadığını ifade etti.

Irak ile ilgili sorulara karşılık olarak, Annan, BM silah denetçileri şefi Hans Blix'in Irak'a gönderdiği mektubun açık olduğunu ve Irak'ın silahsızlanmak zoru
nda olduğunu söyledi. Annan, ABD'nin BM gündemine getireceği ikinci bir Irak kararı için tarih veremeyeceğini belirtti.

HURRIYET 24/02/2003

Bu çile, KKTC'dekinin 6 misli yevmiye için

Ersin KALKAN

Her gün, 2500 kişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) sınırı aşarak Rum tarafında gidiyor. Binlerce kişi de sıra bekliyor. Bazı Kıbrıslılar 1974 öncesinde yanlarında çırak olarak çalışan Rumların şirketlerinde işçilik yapıyor.

Beyarmudu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) en güney noktasındaki bir sınır köyü. 2500 KKTC vatandaşı, Rum tarafında çalışmak için her sabah bu köydeki sınır kapısına geliyor. Sabah 04.00-06.00 arasında sınırı aşan Türkler 15.00-17.00 sularında evlerine geri dönüyor. Rum tarafına çalışmaya gidenler arasında Dipkarpaz'dan gelenler bile var. Binlerce Kıbrıs Türkü de Rum tarafında iş bulmak için sıra bekliyor. Çünkü, güneydeki yevmiyeler kuzeyin en az altı misli. Rum kesiminde en düşük yevmiye 40 Rum lirası yani 120 milyon lira. Türk bölgesinde 15-20 milyon liraya günlük iş bulamayanlar için güneydeki koşullar oldukça cazip.

ÇIRAĞININ YANINA

Fotoğrafının çekilmesini istemeyen ve adını vermeyen yaşlı bir Türk, trajik hikayesini şöyle özetliyor: ‘‘1974'ten önce Larnaka'da yanımda çırak olan bir Rum çocuğu vardı. Biz ayrıldıktan sonra işleri devralmış ve geliştirmiş. Ben şimdi onun yanında işçi olarak çalışıyorum. Tabii bu biraz ağır geliyor insana.’’

Sınır kapısında karşıya geçmek için bekleyen orta yaşlı bir Kıbrıslı ise söze karışıp ‘‘İşte’’ diyor, ‘‘40 yıldır bu toplumun
başında olanların yarattığı trajedi bu. Denktaş 80 yaşında, artık onun hayalleri yok. Mevcudu muhafazaya kilitlenmiş. Gençler işsizlik ve belirsizlik içinde bocalıyor. Artık bu adamlar hayallerimizin ve geleceğimizin önünden çekilmeliler.’’

KKTC vatandaş
ları arasında dört gün sonra başlayacak gürüşmelerden çok umutsuz olanlar var. Denktaş yönetiminin uzlaşmaya yanaşmayacağınına inanan bir kısım Kıbrıs Türkü, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin verdiği pasaportları edinebilmek için her şeyi göze alıyor. Ortalıkta pasaport alanların sayısının dört bini aştığını iddiaları dolaşıyor ama bunu yetkili bir ağızdan doğrulatamıyoruz.

Billboard'da süren kin

Ledra Palas girişindeki Türk bölgesindeki billboardlarda eskiden banyoda öldürülmüş, camide yakılmış insan cesetleriyle kaplı, Rum vahşetini gösteren fotoğraflar vardı. Uzun zaman önce bu görüntüler kaldırıldı ve yerine kuzeyin doğal ve tarihi güzelliklerini gösteren fotoğraflar konuldu. Ama Rum tarafındaki billboardları hálá kayıpların fotoğrafları süslüyor. İşte geçtiğimiz yıllarda bayrak direğine tırmanırken öldürülen Rum gencinin Billboard'daki fotoğrafı.

Kıbrıs rakısı niye Türkiye’de satılmıyor

Özkan Tatlısulu (62) Güney Kıbrıs'taki Tatlısulu köyünden Bellapais'e göçmüş. 1974'te 68 gün Rumlara esir olmuş. BM'nin araya girip esir mübadelesi yapmasıyla kurtulmuş. Tüm köy ahalisi savaştan sonra gelip Bellapais köyüne yerleşmiş. Rumlarla bir arada yaşamanın şimdilik zor olduğunu söylüyor. Kuşaklar değiştikçe düşmanlıkların da azalacağına inanıyor. Üç çocuk babası. 2
4 yaşındaki küçük çocuğu üniversiteyi bitirmiş ama iş bulamamış. 14 yıl boyunca muhtarlık yapan Tatlısu, artık market işiyle uğraşıyor. En büyük derdi Kıbrıs'ta üretilen 12 çeşit rakıya Türkiye'de satış yasağı olması.

HURRIYET 24/02/2003

Kıbrıs Planı’nda beş değişiklik!..

Ankara’ya gelen BM Genel Sekreteri Annan, planda, KKTC ve Türkiye’nin istekleri doğrultusunda beş önemli değişiklik yaptı


ANKARA Mİlliyet

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununun çözümü için hazırladığı planın üçüncü versiyonuyla Ankara’ya geldi. Planda, KKTC ve Türkiye’nin istekleri doğrultusunda beş önemli değişiklik yapıldığı belirtilirken, Türkiye’nin, Rumlar’ın itirazları nedeniyle görüşmelerin marta sarkmasını beklediği kaydedildi.
Kıbrıs’ta anlaşma için Türk ve Rum tarafl
arına tanıdığı süre 28 Şubat’ta dolacak olan Annan, bölge turunun ilk durağı Ankara’da bugün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile biraraya gelecek. Annan hafta içinde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Kesimi lideri Tassos Papadopulos’a sunacağı planın üçüncü versiyonunu Ankara’ya anlatıp iknaya çalışacak.

Planda neler var?
Bugün Ankara, yarın da Atina’daki temaslarının ardından çarşamba günü adaya gidecek olan Annan’ın yeni planı, Türkiye ve KKTC açısından "olumlu" şu değişiklikleri içeriyor:
• Karpaz Türk tarafında kalacak, bölgedeki Rumlar’a otonomi verilecek. Karpaz yerine Güzelyurt bölgesinden toprak verilecek.
• Güneyden kuzeye göç edecek Rumlar, siyasi haklarını Türk parça devletinde değil Rum
tarafında kullanacak.
• Türkiye’den KKTC’ye göç eden Türkler’den adada kalmasına izin verileceklerin sayısı 33 binden 50 bine çıkarılıyor.
• Adada kalacak Türk ve Yunan askerlerinin sayısı 7200 olacak.
• Planda iki tarafı simgeleyen "ortaklar" tanımı, Türk
tarafının isteği üzerine muhtemelen "kurucu ortaklar" şeklinde değiştirilecek.

‘Al ya da bırak’
Planda Türk tarafını memnun eden unsurlar olduğuna işaret eden diplomatik kaynakları, Güney Kıbrıs’taki seçimlerde, çözüm karşıtı Tasos Papadopulos’un seçilmesinin de, Ankara ve KKTC’yi rahatlatacağını düşünüyor. Daha önce Annan planına karşı olduğunu defalarca açıklayan Papadopulos’un yeni değişiklikleri kabul etmesini olası görmeyen Ankara, görüşmelerin mart ortasına sarkacağını tahmin ediyor.
Annan’ın da çar
şamba günü planı taraflara verirken, yanıtı 28 Şubat yerine 7 Mart’ta isteyebileceği belirtiliyor. Annan’ın Denktaş ve Papadopulos’tan net yanıt isteyeceği, "take it or leave it" (al ya da bırak) diyeceği ifade ediliyor.

Türkiye’nin rolü merkezi’

Fotoğraf: ÜMİT BEKTAŞ

Annan, Esenboğa havaalanında düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs’ın kendisi için en önemli sorunlardan birisi olduğunu belirterek, "Kıbrıs sorununu çözme çabalarında ileri bir noktaya ulaştık, şimdi Kıbrıs için karar anıdır" dedi. "Türkiye önümüzdeki sorunları aşma konusunda merkezi bir role sahip" diyen Annan, "İki tarafın liderlerini tarih, cesaret ve liderlik konularında cesaretlendirmek niyetindeyim" dedi

MILLIYET 24/02/2003

 

Annan: Çözüm için taviz isteyeceğim

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs konusunda görüşmelerde bulunmak üzere Ankara’ya geldi.

Ankara
NTV

23 Şubat— Kofi Annan, planın revize edilmiş son halini taraflara sunacağı mesajını verdi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Esenboğa’da düzenlediği basın toplantısında Ankara temaslarına ilişkin bilgi verdi. Başkentte Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini söyleyen Annan, daha sonra Yunanistan’a geçeceğini hatırlattı.
Çözüm için liderleri belirli alanlarda taviz vermeleri konusunda teşvik edeceğini söyleyen Kofi Annan, planın nasıl hayata geçirilebileceği ve Türkiye ile Yunanistan’ın bu çabaya nasıl destek vereceğini anlamaya çalışacağını söyledi. BM
Genel Sekreteri “Herkesin çıkarı için bu fırsatı şimdi değerlendirmek büyük önem taşıyor. Az zaman kaldı” diye konuştu.
Habercilerin gözden geçirilmiş halinin taraflara sunulup sunulmayacağına ilişkin sorularını da yanıtlayan Kofi Annan, “Taraflardan aldığımız bilgi doğrultusunda planın nasıl geliştirilebileceği üzerinde çalışıyoruz. Taraflar da aklımızda olan değişikliklerden haberdar. Yunanistan ve Türkiye’de bu çözüm konusunda destekleyici olmalı” dedi.

Annan: Şimdi karar anı

Annan: Taraflardan aldığımız bilgi doğrultusunda planın nasıl geliştirilebileceği üzerinde çalışıyoruz. Taraflar da aklımızda olan değişikliklerden haberdar

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs`ın kendisi için en önemli sorunlardan birisi olduğunu belirtti ve ``Kıbrıs sorununu çözme çabalarında ileri bir noktaya ulaştık, şimdi Kıbrıs için karar anıdır`` dedi.
Kofi Annan, Ankara'ya gidişinde Esenboğa havaalanında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile sadece Irak sorununu değil, ortak ilgi alanlarına ilişkin birçok konuyu
ele alacaklarını kaydederek, Ankara`nın Yunanistan ve Kıbrıs`ı da kapsayan turunun ilk durağı olduğunu hatırlattı.
Annan, ``Şimdi bölge için kritik bir dönemdeyiz ve Türkiye önümüzdeki bu sorunları aşma konusunda merkezi bir role sahip`` diye konuştu.
``
AB`nin Kıbrıs da dahil olmak üzere, 10 yeni üyesi ile katılım anlaşmaları imzalamak üzere 16 Nisan`da biraraya geleceğini`` söyleyen Annan, ``anlaşmanın birleşmiş bir Kıbrıs adına imzalanmasını umduğunu`` kaydetti.
Annan, bunun AB`nin de tercihi olduğunu
belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
``Bunun olabilmesi için Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler 30 Mart`taki ayrı ayrı referandumlarla kalıcı bir çözüm konusunda karar vermek zorundalar.``
Annan, adadaki iki tarafın liderlerini tarih, cesaret ve liderl
ik konularında cesaretlendirmek niyetinde olduğunu da belirtti.
Habercilerin gözden geçirilmiş halinin taraflara sunulup sunulmayacağına ilişkin sorularını da yanıtlayan Kofi Annan, "Taraflardan aldığımız bilgi doğrultusunda planın nasıl geliştirilebileceği üzerinde çalışıyoruz. Taraflar da aklımızda olan değişikliklerden haberdar. Yunanistan ve Türkiye'de bu çözüm konusunda destekleyici olmalı" dedi.
Annan, İstanbul'dan Ankara'ya gidişinde yaptığı açıklamada ``Kıbrıs konusunda
gelişmeler beklediğini`` sö
yledi.
BM Genel Sekreteri, bugün Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.
Türkiye'deki temaslarından sonra Yunanistan'a geçecek olan Annan da
ha sonra Kıbrıs'a gelecek.

HALKIN SESI 24/02/2003

'United Cyprus Republic"

"3. Plan budur!"

Güney Kıbrıs’ın en yüksek tirajlı ikinci gazetesi Politis, “güvenilir kaynaklara” dayandırarak “3. Plan”ın detaylarını açıkladı.
1-Harita değiştirilip Karpaz dışarıda bırakılıyor. Omorfo yöresinde ise yeni bölgeler veriliyor. Prastyo (Aydınköy), Limnitis (Yeşilırmak), Karavostasi (Gemikonağı) ayrıca Meserya’da Gayduras (Korkuteli) köylerinden söz edildi.
2-Yeni toprak düzenlemeleriyle Kıbrıs Rum idaresine 2 bin
700 göçmen daha giriyor.
3-Karpaz’ın 3. Viyana anlaşması temelinde özel statüsü olacak.
4-Türkiyeli göçmenlerin sayısı 45 bin-50 bin olacak.
5-Kıbrs Türk idaresi altındaki bölgeye dönüş 6 yıldan sonra başlayacak. 65 ve yukarısı yaş için ise özel düzenleme
var ve anlaşmadan iki yıl sonra dönebilecekler. Kıbrıs Rumları’nın Kıbrıs Türk devletciğindeki taşınmaz malları %20 oranında olacak.
6-Kıbrıs Türk idaresine dönecek Kıbrıs Rumları’nın Senato’da oy hakları olmayacak; sadece yerel idarelerde oy kullanacaklar
.
7-‘Yeni devletin’ adı United Cyprus Republic olacak. Bölgede federal sistemden söz ediliyor.
8-‘Parça devlet’ değil ‘oluşturucu devlet’ deyimleri kullanılıyor. Avrupa Konuları Bakanı Daimi Statüde Kıbrıs’ı AB’ta temsil edecek.
9-Her iki devletciğin de va
tandaşlarının Yüksek Mahkeme’ye başvurma yönünde kişisel hakları olacak.
10-Türk ve Yunan kontenjanlarının her birinin 6’şar bin askeri olacak. Güvenlik anlaşması 2010’da yeniden gözden geçirilecek.”

Kıbrıslı Rumlar “Annan Planı”nın kendilerine neler geti
receğini çözmeye çalışıyor. Denktaş gibi Kıbrıslı Rumlar da planın yeni revize edilmiş şeklinden rahatsız.
“3. Annan Planı” ile ilgili haberler Rum basınında dün geniş yankı buldu.
FİLELEFTHEROS “Annan Bize Ne Getiriyor –İfşa Edici: Birçok Yeni Değişiklik
ve Nihai Önerilerle Belge –Karpaz Kıbrıs Türk Yönetimi’nde Ancak 3. Viyana Anlaşmasının Uygulanacak -Mesarya ve Kuzey Omorfo’dan Birşeyler Alıyoruz –Kuzey’deki Kıbrıs Rumlar’ı Merkezi Hükümet İçin Oy Kullanmayacak” başlığıyla manşetten verdiği haberinde şunları yazdı:
“Ankara, Atina ve Kıbrıs ziyareti çerçevesinde bugün Ankara’da temaslarına başlayacak olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, çantasında planıyla ilgili değişiklikler getiriyor.
İyi haber alan kaynaklara göre BM, öngörülen takvim çerçevesinde anl
aşma sağlanması hedefiyle, Alvaro De Soto’nun her iki tarafla yaptığı müzakerelerden elde edilen sonuca bağlı bir diyalog çerçevesi sunacak. Aslında bu çerçeve, müdahil tarafların üzerinde görüş belirteceği 3. planı teşkil ediyor. Diplomatik kaynakların dün belirttiğine göre, önümüzdeki günler çok kritik olacak ve Genel Sekreter’in bölgede bulunuşu, Kopenhag türü–anlaşma için baskıların yoğunlaştırıldığı- bir senaryo uygulanmasını ihtimal dışı etmiyor.
Atina’daki iyi haber alan kaynakların gazetemize bildir
diğine göre BM’nin değişikliklerle ilgili görüşü tüm temel konularla ilgilidir. Topraktaki öneri Karpaz’ı Kıbrıs Rum idaresine verilecek bölgeye dahil etmiyor. Ancak her iki taraf, Kıbrıs Rumları’nın özel statüyle geri dönmesini öngören 3. Viyana anlaşmasını uygulamaya çağrılıyor. Haritada Omorfo bölgesinde (Kumköy, Yeşilırmak, Gemikonağı) ve Meserya’da da değişiklikler bulunuyor. Kıbrıs Rumları’nın Kıbrıs Türk İdaresi’ndeki bölgeye dönmeye başlama yılları 4’ten 6’ya çıkıyor. Ancak 65 yaşın üzerinde olanlar için, iki yıl sonra dönüşün başlaması için düzenleme olacak. Güvenlik konusunda Yunan-Türk birliklerinin üst tavanı 6 bin olacak ve konu 2010’da yeniden değerlendirmeye tabii tutulacak.
Anayasa’da ‘parça devlet’ yerine –bugüne kadar öyle kullanıldı- ‘oluş
turucu devlet’ ifadesi kullanılacak. Bu, Türk tarafının egemenlik konusunda tatmin edilmesini öngören bir harekettir. Kıbrıs Türk idaresinde kalacak Rumlar, federasyonun organları için oy kullanmayacak, ancak yerel organlarda oy kullanma hakları olacaktır.

45-50 Türkiyeli göçmen

Türkiye’den gelen göçmenlere gelince, 45-50 bin civarında kişinin adada kalması önerisi bulunuyor. Bu şekilde BM tarafından Kopenhag’ta verilen ve 33 bin kişinin adada kalacağını belirten izahatlar çürütüldü. Bu rakamın belirlenmesinden sonra adada kalacak ve ayrılacak olanların kategorisi Kıbrıs Türk tarafını ilgilendiren bir mesele olacak. BM, muhtelif AB organlarında ülkeyi, önemli yetkilere sahip olacak Avrupa konularından sorumlu bakanın temsil etmesini de öneriyor.
Oluşturucu
devletlerin vatandaşlarının, Yüksek Mahkeme’ye başvurma hakları olacak. Ayrıca mahkemeler konusunda yabancı yargıçların, sadece her iki taraf bir konuda anlaşamıyorsa devreye girme hakları olacak.
Son olarak Kıbrıs’a, anlaşmadan sonra “United Cyprus Repub
lic” (Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti) adı verilmesi de öneriliyor.
BM, dün ilgili taraflara birer belge sundu. Cumhurbaşkanı Papadopulos’a göre bu, yapılan müzakereleri içeren bir memorandumdur. Papadopulos ‘Yasptığımız müzakerelerde görüş teatisinde bulunduk
. Memorandum işte bu fikirleri içeriyor’ diye konuştu.”

İngiliz üstlerinin iadesi!
POLİTİS ise “Yeni Planın 10 Anahtarı Tasos’a Göre ‘Memorandum’ Protopapas’a Göre ‘Çerçeve’... -Takvime Uyulması İçin Baskılar. -İnglizler Üslerin %50’sini İade Etmeyi Öneriyorlar” başlığıyla manşetten verdiği haberinde, De Soto’nun taraflara sunduğu yeni belgeyle ilgili şu yorumda bulundu:
“Lefkoşa’da ‘memorandum’ olarak isimlendirildi. Atina ise onu ‘diyalog çerçevesi’ olarak tanımladı. Gerçek ise tektir; Alvaro De Soto, ö
zünde 3. Annan planını teşkil eden belgeyi dün sundu. Güvenilir kaynaklara göre De Soto’nun Papaptopulos’a sunduğu belge, BM’nin revize edilmiş Annan belgesiyle ilgili son zamanda sunduğu görüşlerin kayıt altına alınmış şeklidir. Aynı belgede Kıbrıs Rum tarafının son hafta De Soto’yla yaptığı ve uzun saatler süren görüşmelerde ortaya koyduğu görüşler de belirtiliyor.
Atina’daki güvenilir kaynağın gazeteye bildirdiğine göre De Soto belgesine 3. Annan planı olarak bakılabilir. Çünkü BM Genel Sekreteri’nin son
çabası, bu memorandumun temelinde odaklaşacak. Annan da dün Ankara’ya varışında verdiği demçete ‘İyileştirilmiş önerilerimiz var ve her iki taraf da bunlardan
haberdar edildi’ diye konuştu. Atina’da da dün öğleden sonra 3. planın sunulduğu haberi sızdırı
ldı. Yeni Cumhurbaşkanı Papadopulos ise daha sonra bunu yalanladı veya kendi yorumunu aktardır.
Bizim edindiğimiz bilgilere göre De Soto belgesi, BM’nin 10 temel başlıkta toplanmış önerilerini içeriyor. BM’nin, Kıbrıs sorununda kısa süre içerisinde (7 Mart
’a kadar) bir çözüm olması için BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ziyareti sırasında tartışılması ve sonuca bağlanmasını istediği konular bunlardır. Dolayısıyla BM Genel Sekreteri’nin belirtilen 10 nokta özünde ‘derhal çözüme ulaşmaları için taraflara ültimatomunu oluşturuyor.”
YENIDUZEN 25/02/2003

Barış ateşi Londra'da da yandı

Talat, anlaşmaya karşı çıkıp Kıbrıslı Rumların AB'ye yalnız girmelerini sağlayacak olanların Kıbrıslı Türklere en büyük ihaneti yapmış olacağını vurguladı.

'Sen bu toplumu tanımıyorsan biz seni hiç tanımıyoruz' diyen İzcan, Denktaş'ın bu insan selinin karşısında duramayacağını ifade etti

'Yaşanabilir bir Kıbrıs yaratmak istiyoruz' diyen Erel, 'beğenseler de beğenmeselerde biz bu işi sonuca taşıyacağız' şeklinde konuştu.

YeniDÜZEN (Londra Bürosu)
Kıbrıs İçin Barış Platformu'nun düzenlediği Barış fiöleni'nde sembolik olarak barış ateşi yakıldı ve Kıbrıs'taki barış mücadelesine destek verildi.
Kuzey Kıbrıs'ta her köyde yakılan barış ateşi sembolik olarak tarihi Alexsandra Palace'a taşındı.
Kuzey Londra'daki tarihi Alexsandra Palace'de gerçekleşen etkinliğe yaklaşık 800 kişi katılırken konuşmacıların konuşmaları 'Kıbrıs'ta barış engellenemez' ve 'birlik mücadele dayanışma' sloganları ile zaman zaman kesildi.
Aycan Saraçoğlu ve fieref
Sever'in sunduğu Barış fiöleni'nde Kıbrıs İçin Barış Platformu adına Hasan Raif, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Cumhuriyetçi Türk Partisi(CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Birleşik Kıbrıs Partisi(BKP) Genel Sekreteri İzzet İzcan birer konuşma yaptı. fiölene Yaşar İsmailoğlu, Ayhan Niyazi Korel ve fierife İmamoğlu şiirleri ile renk katarken, protest müzik sanatçısı Hamza Irkad da şarkıları ile izleyenleri coşturdu.

Ali Erel: 'Ekonomik sorunların sebebi çözümsüzlüktür'

Etkinlikte Hasan Raif'ten sonra konuşmacı olan Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Kuzey Kıbrıs'ta yaşanan ekonomik sıkıntıların çözümsüzlükten kayanaklandığını ifade etti.
'Yaşanabilir bir Kıbrıs yaratmak istiyoruz' diyen Erel, 'beğenseler de beğenmeselerde biz bu işi s
onuca taşıyacağız' şeklinde konuştu. Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türklerin adaya geri dönmesini sağlayacak olan anlaşmanın en erken bir zamanda imzalanması gerektiğini vurgulayan Erel, Annan Planı hakkında da bilgi verdi.
Toprak konusuna değinen Erel, Annan
Planı'na göre Kıbrıslı Türklere kalacak topraklardaki kıyı şeridinin Rumlara göre daha fazla olduğunu belirtti. Yeni Kıbrıs Devleti'nde Turizm'in önemini anlatan Erel, bu kıyı şeritleri sayesinde Kıbrıslı Türklerin turizm amaçlı yatırımlar yapabileceğini ifade etti. Günümüzde Güney Kıbrıs'a 2.6 milyon turist gittiğini belirten Erel, Kuzey de sadece 85 bin turistin gittiğinin altını çizdi. Çözümsüzlüğün Kıbrıslı Türkleri adadan kaçıracağını da söyleyen Erel analaşmadan umutlu olduğunu ifade etti.

İzzet İzcan: 'Bu insan selinin karşısında duramayacaklar'
Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Sekreteri İzzet Izcan konuşmasında Kuzey Kıbrıs'ta meydanlara dökülen insanların çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak için mücadele ettiğini vurgualdı.
Her köyde bir barış ateşi yandığını söyleyen İzcan,
'bugün Denktaş'ın etrafında sadece çözümsüzlüğün rantını yiyenler kaldı' dedi. Denktaş ve yandaşlarının Kıbrıs'ta sokağa çıkamadığını, İstanbul ve İzmir'de yaptıkları mitinglerde de rezil olduklarını belirten İzcan 'biz
ülkemizi böldürmeyeceğiz' dedi. Denktaş'a seslenerek ' Sen bu toplumu tanımıyorsan biz seni hiç tanımıyoruz' diyen İzcan, Denktaş'ın bu insan selinin karşısında duramayacağını ifade etti.
Annan Planı'nın iki bölgeliliği, Türkiye'nin garantisini ve iki topl
umun siyasi eşitliğini içerdiğini kaydeden İzcan, 'ama Denktaş bunları anlamıyor ve dinlemiyor, bu ülkeyi böleceğim diyor' şeklinde konuştu.
'Biz ülkemizi böldürmeyeceğiz, Lefkoşası, Leymosunu, Bafıynan bu ülke hepimizindir' diyen İzcan barış mücadelesinin
bitmeyeceğini ifade etti. İzcan, Kıbrıs'ın bir bütün olarak Avrupa Birliği'ne girmesi için mücadelelerinin devam edeceğini söylerken 'Denktaş bunun önüne geçemez' dedi. Halkını dinlemeyen ve Kıbrıslıların sadece eşekler olduğunu söyleyen Denktaş'ın sonunun Çavuşesku ve Miloseviç gibi olacağını belirten İzcan ' yaşasın Kıbrıs Türk halkının mücadelesi' diyerek sözlerini tamamladı.

Mehmet Ali Talat: ' Bu savaşı Kıbrıs Türk halkı kazanacaktır'
Pankartlarını bile paralı kaçak işçilere astıran Denktaş ve destekçilerinin Kıbrıs Türk halkı tarafından kabul görmediğini söyleyen Mehmet Ali Talat, ' Denktaş'a üzülüyorum ve acıyorum' dedi.
Yıllarca arkasından koşulan bir liderin bu hallere düşmesine üzüldüğünü ifade eden Talat, halktan uzaklaşan Denktaş'ın toplumda it
ibar görmediğini belirtti.
Kuzey Kıbrıs'taki düzenin sürdürülebilir bir düzen olmadığını vurgulayan Talat, '16 Nisan'da Kıbrıs, AB ile üyelik anlaşması imzalayacak, bunu engelleyemeyiz, bizim derdimiz hangi Kıbrıs AB üyesi olacak, birleşik Kıbrıs mı? yoksa
bölünmüş Kıbrıs mı?' dedi.
' Kıbrıslı Türklerin de içinde olacağı bir Kıbrıs'ın AB'ye girmesini savunmak mi suçtur, yoksa Rumların, Kıbrıs'ı temsilen girmelerini sağlamak mı suçtur' diyen Talat, anlaşmaya karşı çıkıp Kıbrıslı Rumların AB'ye yalnız girmele
rini sağlayacak olanların Kıbrıslı Türklere en büyük ihaneti yapmış olacağını vurguladı.
Güney Kıbrıs'taki gericilerin Denktaş'ın heykelini dikeceğini söyleyen Talat, 'çünkü onlar da AB'ye sadece Rumların girmesini istiyor' dedi.
16 Nisan'a kadar çözüm olm
aması durumunda Mayıs 2004'den itibaren AB ile sınır sorunu yaşanacağını söyleyen Talat, 'buna rağmen Denktaş, sorunu çözmek yerine yeminini yerine getirmek için uğraş veriyor' dedi.
Denktaş'in ada'yı Türkiye'ye bağlamak için yemin ettiğini kaydeden Talat,
' Denktaş, bunun %1 bile ihtimali olmadığını bildiği halde inadından vazgeçmiyor' diye konuştu.
Türkiye'deki hükümetin çözüm istediğini Denktaş'a defalarca bildirdiğini ifade eden Talat, buna rağmen Türkiye'deki AB karşıtları ile iyi ilişkide olan Denktaş
'ın çözümü engellediğini belirtti.
Türkiye'de belli güçlerin Denktaş'ı desteklediğini ifade eden Talat, 'bıraksalar Kıbrıs Türkü'ne, Denktaş bir gün bile kalamaz orda' dedi.
'Bu varolma savaşını Kıbrıslı Türkler kazanacak, biz kazanacağız, bizi tarihe gömm
ek isteyenler, tarihte yaşayanlar kaybedecek' diyen Talat, bu mücadeleye Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türklerin verdiği desteğe de teşekkür etti.

Hasan Raif: ' Kıbrıs'ta barış engellenemez'
Kıbrıs İçin Barış Platformu adına konuşan Hasan Raif ise 'artık ok yaydan çıktı, Kıbrıs Türk halkının barış mücadelesinin önüne hiçkimse geçemez' dedi. Kıbrıslı Türklerin tarihi bir dönemden geçtiğini söyleyen Raif, 28 fiubat'ta bir anlaşmanın olmasını umut ettilerini ifade etti. Kıbrıs'ta barışın olmasına ve Türkiye'nin A
B'ye girmesinde en önemli engelin Denktaş olduğunu söyleyen Raif, Kıbrıs'taki barış mücadelesi veren ve sokaklarda yürüyen 70 bin kişiyi gönülden desteklediklerini vurguladı.

Fanatiklerin provakasyonu
Sayıları 15-20'yi geçmeyen barış karşıtı, fanatik ülkücü ve UHH yanlısı bir grup, Barış fiöleni'nin yapıldığı salonun dışında içeri girenlere ve konuşmacıları protesto eden sloganlar attılar. Polisin müdahelesi ile kapıdan uzaklaştırılan grup salonun etrafında slogan atmaya devam etti.

Polis geri çevirdi
Polis, barış karşıtı fanatiklerin eylemleri nedeniyle Barış şölenine katılmak isteyen yaklaşık 200 kişi güvenlik gerekçesi ile salona girmelerine izin vermedi. Salona giremeyeceklerini haber alan birçok vatandaşın da yarı yoldan geri döndüğü öğrenildi.

YENIDUZEN 25/02/2003

“İngiliz süprizi!” Üstler devrediliyor mu?

Güney’de yayımlanan POLİTİS gazetesi “İngiliz sürprizi” başlığı altındaki haberinde, İngiltere’nin Kıbrıs’taki üslerinin bir kısmını Kıbrıs Rumları’yla Kıbrıs Türkleri’ne iade etme düşüncesinde olduğunu savundu, şunları yazdı:
“Edinilen bilgilere göre, İngilizler kararlı ve beklenmedik bir hareket içerisindedirler. Kendi değerlendirmelerine göre Annan planı çerçevesinde Kıbrıs Rumları’nın topraktaki zararları bir ölçüde dengelenmiş olacak. Üsleri
nin kapsadığı toprağın yaklaşık yarısını iade etmeyi hedefliyorlar. Verilecek toprağın yüzde 90’ı Kıbrıs Rum toplumunu yüzde 10’u ise Kıbrıs Türk toplumunun idaresine geçecek.”
THARROS da “Karpaz’a karşılık İngilzler Üs Toprağı Öneriyor” başlıklı haberinde
şunları yazdı:
“Antenna’nın haberine göre, İngilizler, Annan planı çerçevesinde Karpaz’ın Türkler’in kendi denetimlerinde kalmasını istemesi nedeniyle doğan boşluğun giderilmesi için üslerinin yarı toprağını yani yaklaşık 50 kilometre karelik bölümnünü ve
rme önerisinde bulundular.
Antenna’ya göre ayrıca Annan, panında göçmenlerin sayısını 2 bin artırarak 87 bin olmasını, Karpaz için ise 20 bin Karpazlı’nın dönmesi içn 3. Viyana anlaşmasının uygulanmasını önerdi.”.
YENIDUZEN 25/02/2003

Denktaş: Annan imza için gelmemeli

Bakanlar Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Denktaş’ın çağrısıyla dün olağanüstü toplandı. Toplantıdan yine Kıbrıslı Türklerin beklentilerinin aksine bir yanıt çıktı: “Annan imza için gelmemeli”
Denktaş, Annan planıyla ilgili bakanlar kuruluna bilgi verdiği toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Rum tarafı ile herhangi bir mutabakat sağlanamadığını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’ın, imza atmak için adaya gelmemesi gerektiğini söyledi.
Denktaş, Türk tarafına önemli tavizler verildiği
yönündeki haberlerin doğru olmadığını belirterek, Karpaz’da nüfusun Rumlar lehine değiştirilmek istendiğini vurguladı.
Simitis: 30 Mart’a kadar çözüm neredeyse imkansız
Belgelerin felsefi yaklaşımının yanlış olduğunu belirten Denktaş, Annan’ın ziyaretinin
ardından, Meclis’le yeniden değerlendirme yapacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, 'planda yeni bir değişiklik olup olmadığı' sorusuna ise, şu karşılığı verdi: 'Bize bir leblebi verdilerse diğer tarafa da pastayı verdiler'
Denktaş ayrıca kendisine “Çav
uşesku” diyen bir parti başkanına da küstüğünü açıkladı.
YENIDUZEN 25/02/2003

30 Mart’ta referandum ve çözüm!

Kıbrıs’ta çözüme varılması konusunda Türkiye ile görüş birliği içinde olduklarını ifade eden Annan, ‘Birleşmiş bir Kıbrıs’ı AB’ye üye yapmak için elimizde eşsiz bir fırsat var’ diye konuştu

Erdoğan, üçüncü planın çözüm getirmesini ve 30 Mart’a dek Kıbrıs sorununun çözümünü umduklarını söyledi. Erdoğan, ‘Yeter ki taraflar masaya çözüm niyetiyle otursun’ dedi

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Ank
ara’da yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Türkiye’ye giden BM Genel Sekreteri Kofi Annan, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü.
İyiniyetle Kıbrıs’ta tüm sorunların çözülebileceğini ifade eden Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan
, çözüm için büyük bir fırsat bulunduğunu söyledi. AKP lideri Erdoğan da tarafların masaya çözüm için oturması gerektiği uyarısında bulundu ve Annan planının revize edilmiş haliyle çözüm şansının daha yüksek olduğunu söyledi.
BM Genel Sekreteri Annan ve A
KP lideri Erdoğan, AKP merkez binasındaki görüşmelerinin ardından ortak bir basın açıklaması yaptılar. Kıbrıs’ta çözüme varılması konusunda görüş birliği içinde olduklarını ifade eden Annan, ‘Birleşmiş bir Kıbrıs’ı AB’ye üye yapmak için elimizde eşsiz bir fırsat var’ diye konuştu. Tarafların planın ne olduğunu bildiğini, BM’nin de tarafların tüm endişelerini gidermeye çalıştığını söyleyen Annan, yoğun görüşmelerin sonucunda çözüme ulaşılabileceğine inandığını kaydetti.

Erdoğan: Üçüncü planla çözüm şansı daha yüksek
AKP Genel Başkanı Erdoğan da, BM Genel Sekreteri’nin taraflara sunacağı revize edilmiş üçüncü planla Kıbrıs sorununun çözüm şansının daha yüksek olduğunu belirtti. Erdoğan, üçüncü planın çözüm getirmesini ve 30 Mart’a dek Kıbrıs sorununun çözümünü umduklarını söyledi. Erdoğan, ‘Yeter ki taraflar masaya çözüm niyetiyle otursun’ dedi.

‘Irak’ta savaş kaçınılmaz değil’
BM Genel Sekreteri Kofi Annan TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile de görüştü.
Annan, Irak’la ilgili olarak da, Irak yönetiminin BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyması gerektiğini belirterek, “Savaşın kaçınılmaz olmadığını düşünüyoruz” diye konuştu. Kofi Annan, Erdoğan ile birlikte, Irak’ın silahsızlanması gerektiğini düşündüklerini de ifade etti. Konuşmasına başlarken Erdoğan’a “B
aşbakan” diye hitap eden Annan, konuşmasının sonunda da Türkçe olarak “Teşekkürler” dedi.

YENIDUZEN 25/02/2003

‘Kıbrıs planı Ankara'yı şaşırtacak’

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston Dışişleri'ndeki temaslarında Kıbrıs konusunda Türkiye'yi şaşırtacak bir planın hazırlandığını kaydettiği öğrenildi.
Dün Sabah saatlerinde TC Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile yaklaşık bir saat süren görüşme gerçekleşetiren ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, görüş
me sonrasında herhangi bir açıklama yapamadı. Edinilen bilgiye göre Thomas Weston, 'Türkiye'ye sunulacak planın Ankara'yı şaşırtacak kadar iyi bir plan' olduğunu ifade etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, AKP Genel Başkanı
Recep Tayyip Erdoğan’ı da ziyaret etti. Parti Merkezi’nde 45 dakika süren görüşmeden sonra yaptığı açıklamada Weston, BM Genel Sekreteri’nin görevinin, Kıbrıs konusuna başarılı bir çözüm bulunması olduğunu söyledi.
“Toplantıdan birbirimizi daha iyi anlamış
olarak çıktığımızı söyleyebilirim” diyen Weston, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ve tüm ilgili taraflarla temas halinde olduklarını kaydetti
Edinilen bilgiye göre, Erdoğan ile görüşmesinde Weston, Kıbrıs’ta çözüm için
zamanın daraldığının altını çizdi ve Annan planında Türk tarafının isteklerine uygun değişiklikler yapma çalışmaları olabileceğini kaydetti.
Erdoğan’a Kıbrıs Rum yönetiminin yeni lideri Tasos Papadopulos ile yaptığı görüşme hakkında da bilgi veren Weston,
Papadopulos’un kendisine “görüşmelerde Klerides ile gelinen noktadan geri adım atmayacağını belirttiğini” de Erdoğan’a aktardı.
Türk tarafı ise Annan planının son ayrıntıları hakkında bilgi sahibi olunmadığını belirterek, Türk tarafının görüşünün, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan ile yapılacak temasların ardından şekilleneceğini kaydetti.

YENIDUZEN 25/02/2003

Kâbustan çözüme

Murat Yetkin

Kıbrıs'la ilgili kâbus senaryoları tarafları işbirliği konusunda hızlanmaya zorluyor

25/02/2003 RADIKAL

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ı ağırlayan Ankara'nın attığı her adımın arkasında bir kâbus senaryosunun gölgesi bulunuyordu.
Kâbus senaryosu şu: KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş müzakereleri son güne dek getirdikten sonra istifa eder. Yerine gelen görüşmeci, müzakerelerde gelinen noktayı ve Türkiye'nin çıkarlarını dikkate almadan Annan Planı'nı imzalar. Avrupa Birliği eksenli güçlü bir kampanya sonucunda hızla gidilecek bir referandumla plan kabul edilir.
Den
ktaş'ın istifa senaryosunun alt çeşitlemeleri de var. Örneğin, Denktaş istifa eder, müzakereci bulunamaz. Ya da Denktaş istifa eder, muhalefete geçer, yeni görüşmeci müzakerelerden çekilir gibi...
Diplomatik kulisten edindiğimiz bilgilere göre, kâbus sena
ryosu kuran yalnızca Ankara değil. BM ve AB'nin de kâbus senaryoları var.
Bunların başında 28 Şubat tarihi geliyor. Hem Annan planında, hem de AB Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye dayatılan '28 Şubat'a dek çözüm' iddiası şimdi Kıbrıs'ta çözüm önünde engele
dönüştü. Örneğin, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin yeni seçilen Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos görevini Klerides'ten tam 28 Şubat'ta devralıyor. Papadopulos dün Atina'daydı gerçi, ama görevi devralması ardından 1 Mart'ta bu kez resmi görüşmeler üzerine yeniden Atina'ya gidecek.
Yani 28 Şubat'a dek Rum Cumhuriyeti'nden bir yanıt almanın pratik olarak imkânı yok.

Papadopulos, Annan ve Hanney
Annan'ın kâbusu burada başlıyor. çünkü Papadopulos, Annan planını reddetse bile AB üyelik sürecinin başlayacağını biliyor. Türk tarafının planı kabul edip etmemesinin Rum Cumhuriyeti'nin AB üyeliğine kabulü üzerinde bir etkisi yok.
BM Genel Sekreteri ve AB Komisyonu, uzlaşmaya karşı çıkan tarafa, uzlaşma karşılığındaymış gibi ilan edilen ödülü, yani AB üyeliğini hediye etm
e durumuna düşecekler.
Düne kadar Ankara'ya 28 Şubat baskısı yapan BM Genel Sekreteri'nin dün Ankara'ya "28 Şubat'ı dikkate almayın, dünyanın sonu değil, 7 Mart'a bakalım" demelerinin ardında, bu fiyaskosunu örtbas etme kaygısı yatıyordu.
Ankara Kıbrıs ç
özüm girişimlerinin tıkanmasında İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hanney'nin payı olduğuna inanıyor. Dışişleri'ne göre, planın altında Annan'ın imzası olsa da, fikir babası ve yazarı Hanney.
Ankara'da yapılan değerlendirmelerde, dün Annan v
e ekibine de aktarılan şu denklem kuruluyor:
Önümüzde iki nüfus değişimi örneği var. Biri 1920-21 Türk-Yunan nüfus mübadelesi. çok acı bir ilaçtı, ama bir defa içildi ve sonrasında çatışma nedeni olmadan bugüne dek yaşadı. İkincisi, BosnaHersek'deki nüfus
değişimi. Ölümle sonuçlanan çok sayıda olaya neden oldu ve hâlâ da çatışma potansiyeli olarak duruyor.
Kıbrıs'ta 1974 müdahalesi sonucu kendiliğinden oluşan bir nüfus değişimi zaten var. Hanney-Annan planı başarılı Türk-Yunan örneğini model almak yerine,
başarısız Boşnak-Sırp örneğini alıp, aynı çatışma potansiyelini Kıbrıs'a taşımak istiyor. Buna izin verilmemeli.

Papandreu'nun önerisi
Öte yandan Kıbrıs'ta çözümün mükün olduğu anlayışı artık Ankara'da genel kabul görüyor. Bir yandan kâbus senaryoları, diğer yandan Türkiye'nin
uluslararası planda daha sık Kıbrıs kayasına çarpması, Türkiye'yi de daha fazla işbirliğine zorluyor.
Türkiye'nin Irak-Kıbrıs bağlantısı kurma talebi üzerine ABD'nin devreye girmiş olması da (ABD Kıbrıs Temsilcisi Weston'ın dün A
KP Genel Merkesi'ne ziyareti bu çerçevedeydi) süreci zorlayan başka unsur olabilir. Kıbrıs konusunda en katı tutuma sahip kişilerden biri olarak bilinen üst düzey bir devlet görevlisinin şu değerlendirmesi, durumu özetliyor:
"28 senedir bir mücadeleyi dün
yada yalnız kalma pahasına yürütebileceğimizi
gösterdik. Şimdi çözüme yakınız. Her ne pahasına olursa olsun değil ama, çıkarlarımıza uygun, onurlu şekilde çözmek lazım."
Hem askeri, hem sivil kesimde sözü geçen kaynak, bu çerçevede Yunan Dışişleri Bakanı
Yorgos Papandereu tarafından ortaya atılan "Kıbrıs'ın Türkiye ve Yunanistan arasında görüşülebileceği" önerisine dikkat çekiyor. Kaynak, "Kıbrıs sorunu, Kıbrıs'taki liderler tarafından çözülebilmek için fazla büyük ve karmaşık halde. Garantörlük ve nüfuz başta olmak üzere Türkiye ve Yunanistan'ın anlaşması, çözümü getirebilir" diyor.

Annan: Bu son şans

BM Genel Sekreteri: Kıbrıs'ta son süre 28 Şubat değil, 7 Mart. Plandaki son değişiklikleri adada açıklayacağım. Bu son şans, liderler cesur olmalı

25/02/2003 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Kıbrıs'ta çözüm için Ankara-Atina-Lefkoşa turuna çıkan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Ankara'daki temaslarında 3. kez sunduğu planın Türk tarafının elde edebileceği en büyük avantajı içerdiğini savundu.
Dün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül'ün yanı sıra AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'la görüşen Annan'ın Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la randevusu Bakanlar Kurulu toplantısının uzaması nedeniyle iptal edildi. Annan, özellikle Erdoğan'la buluşmasında planı
nın son şans olduğu savının altını çizdi. Yenilenmiş planının ayrıntılarını paylaştığı Erdoğan'a 28 Şubat'a dek çözüm olmazsa işin zorlaşacağı uyarısı yapan Annan, "İki taraf bu plan üzerinde anlaşmalı. Anlaşma olmazsa zaten Güney Kıbrıs AB'ye giriyor. O zaman sıkıntı daha büyür" diye konuştu. KKTC lideri Rauf Denktaş'ı "Uzlaşmaz bir görüntü sergiliyor" diye eleştiren Annan, Erdoğan'a, "Birleşmiş bir Kıbrıs'ı AB'ye üye yapmak için eşsiz bir fırsat var" telkininde bulundu.

Annan, 'Başbakan' dedi
Erdoğan ise, yeni planın içeriğini tam bilmemesine karşın 'çözüm yüklü' olduğuna inandığını açıkladı. "Güney'deki yeni yönetimle müzakereler, umarım çözümü getirir ve mart sonunda yapılacak referandumla, bu iş noktalanır" diyen Erdoğan, Türkiye ve Yunanistan'ın dest
ek vermesi zorunluluğuna dikkat çekti. Annan, Erdoğan'la görüşmesini değerlendirirken
"Sayın Başbakanla yararlı bir görüşme yaptık" dedi. Bu, dilinin mi sürçtüğü, kasten mi böyle konuştuğu yönünde spekülasyonlara yol açtı.
Sezer ise pembe bir tablo çizme
di. Cumhurbaşkanı, Annan'la görüşmesi sonrasında, kalıcı çözümün adadaki gerçeklere dayanması, yeni ortaklık devletinin iki eşit halk ve kurucu devlet arasında oluşturulması gereğini vurguladı. KKTC liderinin planda toprak, göçmenlerin dönüşü, egemenlik ve güvenlik gibi temel konuların kabulünde güçlüklere işaret ettiğini hatırlatan Sezen, kalıcı anlaşma için bu noktalarda değişiklik gerektiğini söyledi.
Ankara, göç konusundaki itirazının egemenlik kavramını sulandırması, harita hassasiyetinin ise iki kesi
mlilik anlayışının korunması kaygısından kaynaklandığını Annan'a anlattı.
Dışişleri'nde temaslar yapıp Erdoğan'la görüşen ABD'nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston ise, "Annan, Türk tarafını memnun eden değişiklikler yaptı. İmzacı taraf siz olun. Görec
eksiniz hiç de fena değil" dedi. Weston, yeni Rum liderinin müzakerelere sıfırdan başlamama güvencesi verdiğini de aktardı.

Britanya'dan üs jesti
Bu arada Britanya Dışişleri Kıbrıs'ta anlaşma halinde, adadaki üslerinin yarısına tekabül eden 115 kilometrekarelik alanı bırakacağını açıkladı. Britanya'nın Rum Kesimi'nde iki askeri üssü var. Ancak açıklamada, planın taraflardan biri ya da yapılacak referandumlarda halk tarafından reddi halinde, teklifin geçersiz hale geleceği belirtildi.

Denktaş: İmzalamam

25/02/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC lideri Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planındaki değişiklikleri öğrenmesinin ardından, dün bakanlar kurulunu olağanüstü topladı. Toplantı öncesinde Annan'ın takvimini "Bu pilav değildir, yarım saatte pişer, falan saat hazır olur" sözüyle eleştiren KKTC lideri, değişiklikleri de "Bize bir leblebi verdilerse diğer tarafa da pastayı verdiler" diye değerlendirdi.
Denktaş, toplantı sonrası, plandaki değişikliklerle ilgili değerlendirmelerini Türkiye'ye bil
dirdiğini ve mutabakat içinde olduklarını açıkladı. Denktaş, Rum tarafıyla 'gereken mutabakatın oluşmadığını', dolayısıyla Annan'ın, Kıbrıs'a imza atmak için gelmemesi gerektiğini söyledi. Annan'ın 'zamanın azaldığı' açıklamasını da 'baskı metodu' diye değerlendirdi.
Annan'ın planında Türkler lehine değişiklik yapıldığı haberlerini eleştiren Denktaş, "Karpaz'ın Rumlara verilme hevesinden vazgeçildi ama, Karpaz'da yaşamış ve Güney'e geçmiş kaç Rum varsa geri dönme hakkı tanınıyor. Karpaz'ı güya almışlardı d
a şimdi veriyorlamış gibi haber yaydılar. Halbuki Karpaz egemen toprağımızdır" dedi. Rumlara, tüm Güzelyurt, Gemikonağı, Yedidalga, Yeşilırmak'ın verilmek istendiğini, girintili çıkıntılı bir harita bulunduğunu anlatan KKTC lideri, yeni haritanın öncekinden daha kötü olduğunu savundu.

Papadopulos Atina'ya çözüm ümidi vermedi

25/02/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs Rum Kesimi'nin yeni lideri Tasos Papadopulos'un Yunan Başbakan Kostas Simitis ile ilk görüşmesinden '30 Mart'a dek çözüm olmaz' sonucu çıktı. Eski lider Glafkos Klerides'e kıyasla Atina'da daha soğuk karşılanan Papadopulos ile görüşmesinden sonra Simitis, 30 Mart'a dek çözümün az, hatta imkânsız olduğunu belirtti. Simitis, bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinde, çözüm planının detaylarını konuşmayacağını, bunun Rum Yönetimi'nin işi olduğunu belirtip, Türkiye'ye baskının yoğunlaşmasını isteyeceğini söyledi. Simitis, "Türkiye de sürekli Denktaş'ın uzlaşmazlığı arkasında gizlenemez" dedi.
Papadopulos da 30 Mart'a dek referandu
m yapılmasına ihtimal vermediğini söylerken, henüz kendisine sunulmayan Annan planındaki takvi-me sadık kalınmamasından KKTC lideri Rauf Denkaş'ın sorumlu olduğunu savundu. Rum lideri, Denktaş'ın Karpaz'ın bırakılmasının güvenlik açısından kabul edilmez olduğu sözüne atıf yapıp, "4 bin 500 silahsız insan kim için tehdit olabilir?" dedi. Papadopulos, planın Türk göçmenlerle ilgili maddelerine de, "Bu konuda çözüm zordur. Türk göçmenler işgal altındaki bir ülkeye nakledildi. Bu uluslararası bir cinayettir. Bu insanların hiçbir yasal hakkı olamaz" diyerek karşı çıktı.
Türkiye ile Yunanistan arasında planın güvenlik unsurlarına dair ilk görüşmenin başarısızlığından hayal kırıklığına uğradığını belirten Papadopulos, Annan'ın bu konuda uzlaşma umuduyla bölgeye ge
ldiğini söyledi.
"Çözümsüzlük felaket değil. Son şans diye bir şey yok" diyen Rum liderin ümit verdiği tek şey müzakereye sıfırdan başlamayacağını söylemesiydi.

Değişiklikler inceleniyor

25/02/2003 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorunu için revize ederek üçüncü kez beraberinde getirdiği çözüm planının son halini 26 Şubat'ta Kıbrıs'ta taraflara sunmasının öncesinde, dün Ankara'da temaslarında genel hatları ve yapılan değişiklikleri anlattı. Planın yenilenmiş halinde Türk tarafının isteğiyle şu değişiklikler yapıldığı ileri sürülüyor:
Harita değişiyor. Ada'nın İskenderun Körfezi'ne doğru uzanan burun kısmında yer alan Karpaz bölgesi, Türk tarafına bırakılıyor. Ancak Güzelyurt'taki iki önemli yerleşim yeri Rum kesimine ve
riliyor.
Çözümden sonra Kıbrıs'ta kalacak Türk göçmenlerin sayısı 50 bin olarak belirleniyor.
Rum göçmenlerin Türk parça devletine dönüş süresi uzatılıyor.
Türk tarafına göç edecek Rum göçmenlerin siyasi hakları kısıtlanıyor.
Annan, Türk tarafının sıca
k yaklaştığı bu unsurların bulunduğu son planı, Atina'da da test edecek. Genel Sekreter, Yunanistan'ın olumlu görüşünü alırsa, yeni planı aynen Kıbrıs'a götürecek. Annan'ın Türkiye ve Yunanistan'dan özel isteği de, garantörlük ve güvenlik unsurlarını kendi aralarında halletmeleri olacak.

'Bu sefer de çözüm olmazsa, sonrası tufan'

25/02/2003RADIKAL

RADİKAL - İSTANBUL - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, dün CNN Türk ile Yunan Mega TV'nin ortak yayınına konuk oldu. Mehmet Ali Birand'ın Manşet programındaki
söyleşide, Annan, "Bu ziyaretim son çabamdır. Çözümsüzlük trajedi olur" dedi.
"Son kritik bir noktada geldim" vurgusu yapan Annan, "16 Nisan'da AB Kıbrıs'ı bünyesine alacak. Birleşmiş Kıbrıs'ın üyeliği için çabuk anlaşmaya
varılması gerek. Başarı sağlarsa
k, bu Kıbrıs halkı için müthiş avantajlar ortaya çıkaracak, özellikle de Kuzey için... Böylesi bir anlaşma Türk-Yunan ilişkilerini geliştirecek, Türkiye-AB ilişkilerini pekiştirecektir" diye anlattı. Genel Sekreter, "Birçok faktörün bir araya getirdiği çok eşsiz bir fırsat var, ben de bunu değerlendirip, liderleri anlaşmaya teşvik etmek istiyorum" dedi.

'Son tarih 7 Mart, ötesi olmaz'
Annan, planın yenilenmiş halini, 'ya kabul et ya da reddet ültimatomuyla sunacağı' haberini yalanlayıp, planı Kıbrıs'ta açacağını belirtti. Anlaşma tarihinin 28 Şubat'tan 7 Mart'a sarkabileceğini "Taraflar birkaç gün daha düşünme süresi ve ince ayar için müzakere isterse, 7 Mart'ı geçmeyecek şekilde esnek davranabilirim. Ancak daha fazla ertelemeye gidemem" diye anlatan Genel
Sekreter, "İki taraftaki referandumlar mutlaka 30 Mart'ta gerçekleşmeli" vurgusu yaptı.
Annan, Türk tarafının haritayı beğenmemesi, Rum göçmenlerin sayısını fazla bulmasını yorumlarken, "Bu tartıştığımız birleşme. Bu savaş değil barış haritası olarak algılanmalı. Harita iki halkın ortak çıkarını dikkate alıyor. Stratejik meseleleri değil, çünkü ada AB üyesi olacaksa, Türk, Rum ve BM birlikleri olacaksa, risk düşünülmemeli. Göçmenlerin dönüşü bir arada yaşanabileceğini gösterecektir" dedi.
Annan, çözüm ol
mazsa planın ortadan kalkacağı ve misyonunun büyük oranda biteceğinin işaretini verirken, "Her iki lider de cesur ve uzak görüşlü olmalı" diye konuştu. Denktaş'ın 20 yıldır tavır değiştirmediği söylendiğinde, AB sürecine atıfla "Tamamen yeni bir durum var" diyen Annan, çözümün Türkiye'nin AB üyeliğini kolaylaştıracağını hatırlattı.

7 Mart'tan daha esnek olamam

Uğur ERGAN / ANKARA

Kıbrıs'ta çözüm için hazırladığı revize edilmiş üçüncü plana dün Ankara'da destek arayan Annan, ‘‘Çözüm için son tarih 28 Şubat'tır, 7 Mart'a kadar esnek davranabilirim. Ancak daha fazla uzatamam, referandumlar 30 Mart'ta yapılmalıdır’’ dedi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, dün CNN Türk'te katıldığı Manşet programında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtlarken şu mesajı verdi:

‘‘Eğer taraflar birkaç gün dana düşünme süresi ve ince ayar için müzakere isterlerse, 7 Mart'ı geçmeyecek şekilde esnek davranabilirim. Ancak daha fazla ertelemeye gidemem. Her iki tarafta da referandumlar mutlaka 30 Mart'ta gerçekleşmeli.’’

Ankara'ya önc
eki gün gelen Annan, dün temaslarına öğleden sonra başladı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından kabul edilen Annan, sırasıyla AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Abdullah Gül ile bir araya geldi.

TÜRK GÖRÜŞLERİ

Türk tarafının bazı beklentilerini karşılamasına rağmen, Ankara'nın Annan'a planla ilgili mesajları da şunlar oldu:

Haritada iki parça devlet tek çizgiyle bölünsün. Böylece iki taraflılık korunsun ve Türk tarafının toprak oranı yüzde 29'dan az olmasın.

Rum tarafının yeni planda G
irne'nin kendilerine verilmesi talebi geri çevrilsin.

Göç süresi uzatılsın. Türk parça devletine göç eden Rumların siyasi hakları, parça devletin egemenlik haklarını tehlikeye sokmayacak şekilde kısıtlansın.

Mal-Mülk mübadelesinde tazminat uygulamasına ağırlık verilsin.

1959 ve 1960 Londra ile Zürih anlaşmalarından doğan garantörlük haklarının niteliği değişmesin. Türk ve Yunan askerlerinin sayısı taraflarca belirlensin.

HURRIYET 25/02/2003

‘Kıbrıs’ta çözüm olmazsa trajedi olur’


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan, CNN Türk’te yayımlanan Manşet programında Mehmet Ali Birand’ın sorularını yanıtladı. Annan, 3. planı Kıbrıs’ta açacağını belirtti...

ANKARA Mİlliyet

ABD’nin Irak operasyonuna verilecek destekle ilgili Türk ve Amerikan heyetleri arasındaki görüşmeler ile BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs’la ilgili temasları aynı güne denk gelince, başkentte trafik karıştı. ABD askerlerine izin veren tezkerenin Bakanlar Kurulu’nda görüşülmesi nedeniyle Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Annan’la randevusunu iptal etti. 3. planı Kıbrıs’ta açacağını belirten Annan Türkiye’ye, "Kıbrıs çözülmezse AB süreci tehlikeye düşer" KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a da "Reddedersen halkın memnun olmaz" uyarısını yaptı.

7 Mart’a kadar süre
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’la görüşen Annan, revize edilmiş Kıbrıs planının üçüncü versiyonunu anlattı. Planı yarın adada Denktaş ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Papadopulos’a verecek olan Annan, yanıt için 7 Mart’a k
adar süre tanıyacak.
CNN Türk’teki Manşet programında Mehmet Ali Birand ve Yunanlı gazeteci Aleis Papahelas’ın sorularını yanıtlayan Annan, 16 Nisan’a kadar çözüm bulunamaması durumunda adanın Rum kesiminin AB üyesi olacağını anımsatarak, "Çözümsüzlük tra
jedi olur. Kıbrıslı Türkler bu sonuçtan memmun olmaz ve Türk tarafının bu planla sağladığı kazanımlar ciddi biçimde azalır" uyarısında bulundu. Annan, planın Türk tarafınca reddedilmesi durumunda Türkiye’nin AB’ye girişinin ve Türk-Yunan ilişkilerinin olumsuz etkileneceğini vurguladı.
Adada çözüm bulunamazsa planın ortadan kalkacağının ve kendi misyonunun büyük oranda sona ereceğinin işaretlerini veren Annan, "Bu ziyaret son bir çabadır. Her iki lider de cesur ve uzak görüşlü olarak kararlarını vermelidir"
dedi.
Annan’ın yanı sıra ABD’nin Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston da dün başkentte temaslarda bulundu. Annan ve Weston’un ikna için ortak adresinin AKP Genel Merkezi olması dikkat çekti. Weston, sabah görüştüğü Erdoğan’a, "Zaman daralıyor" derken, Erdoğa
n da "Çözümden yanayız. Elimizden geleni yapıyoruz" karşılığını verdi.
Papadopulos’la görüşmesini Erdoğan’a aktaran Weston, "Klerides’in anlaşma yaptığı konularda geriye dönüş olmayacağını söyledi" diyerek garanti verdi. Annan da görüşmelerde "Papadopulos,
Klerides’in kaldığı yerden devam edecek" taahhüdünde bulundu.

Annan: Başbakan Erdoğan
Erdoğan - Annan görüşmesinin ardından bir basın açıklaması yapıldı. Annan’ın konuşmasında Erdoğan’a "Sayın Başbakan" diye hitap etmesi dikkat çekerken, "Kıbrıs’ta çözüm konusunda fikir birliği içindeyiz" dedi. 3. Annan Planı’nın 1. ve 2. plana göre çözüm için daha yüklü bir plan olduğunu belirten Erdoğan da "Taraflar masaya çözüm için oturmalı" diye konuştu.

‘Bu fırsat bir daha gelmez’
Annan, Sezer ile yaptığı görüşmede ise, "Planı ciddi biçimde değerlendirme-nizi bekliyorum. Böyle fırsat bir daha önünüze gelmez" dedi. Sezer de anlaşma olabilmesi için planda toprak, göçmenlerin geri dönüşü, mal-mülk, egemenlik ve güvenlik gibi temel konularda değişiklik yapılması gerekt
iğini belirtti.
MILLIYET 25/02/2003

İngiltere, üslerin yarısını bırakacak


DIŞ HABERLER SERVİSİ

İngiltere, Kıbrıs’taki Akrotiri ve Dikelya üslerinin bulunduğu arazinin bir kısmını, çözüm karşılığı Kıbrıslı Rumlar ve Türklere vermeye hazır olduğunu açıkladı.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Rumlarla Türkler arasındaki barış sürecinin akıcılığına yardım etmek istediklerini söyledi. Sözcü, "İngiltere, üslerin bulunduğu toprağın bir kısmını oluşturan 115 kilometrekarelik alanı bırakmaya hazır" dedi. Kıbrıs’ta, 250 kilometrekarelik bir alanda iki üs bulunduran İngiltere’nin bu teklifinin, üslerin adadaki konumunu olumsuz etkilemeyeceği kaydedildi.
MILLIYET 25/02/2003

Kıbrıs'ta son tango


BM Genel Sekreteri Kofi Annan, bölgeye çok güç koşullar altında geldi. Bir yandan kar fırtınası, öte yandan Irak ile ilgili olarak Amerikalarla yapılan pazarlıkların getirdiği yorgunluk, ne yazık ki Kıbrıs'ı geri plana attı.
Aslına bakılacak olursa, Irak olayı geçici oysa Kıbrıs Türkiye açısından hem daha önemli, hem de
kalıcı bir sorun. Irak için harcanan günler ve haftaların yarısı Kıbrıs konusunda harcanabilmiş olsaydı, uzun vadede bizim açımızdan çok daha karlı bir sonuç elde edilebilirdi.
Ankara'daki hava, sanki "İstediklerimizi elde edemeyeceksek, bırakalım kalsın.
İlerde yeni koşullar ortaya çıkarsa yeniden ele alırız" gibi. Tayyip Erdoğan'ın dışında kimseler ısrarcı değil. Muhafazakar bakışa sahip olanlar, Kıbrıs'ın Kuzeyini bırakma niyetinde görülmüyorlar.
Örneğin, kimse bugün çözüm bulunamadığı taktirde, Rumları
n Kıbrıs'ın tümü üzerinde söz sahibi olacaklarını, 16 Nisan'da AB'ye Kıbrıs adına gireceklerini, Türkiye ile pazarlıklar sırasında masanın karşısındaki yerlerini alacaklarını ve ilerde Kıbrıs konusunda çok daha büyük ödünler vermek zorunda kalacağımızı düşünmüyor. Ankara, günü gününe yaşıyor. Çözüm için gereken özveriyi şu sıralarda göstermek yerine, ileri bir tarihe ertelemeyi tercih ediyor.

ANNAN'IN HEDEFİ, ANKARAYI KIPIRDATMAK
Kofi Annan işte böyle bir oramda Türkiye'ye geldi.
Yunanlılar ile Kıbrıs'lı Rumların rahatları yerinde. Çözüm olsa da, olmasa da Kıbrıs'ı AB'ye taşıyarak kazançlı çıkacaklarını biliyorlar. Bundan dolayı, gelişmeleri seyrediyorlar.
Bu aşamada en çok kaybedecek olanlar, önce KKTC vatandaşları ardından da Türkiye. Bundan dolayı, Annan
bütün gücüyle Ankara'yı duyarlaştırmaya çalışacak.
Beraberinde getirdiği 3. planı bütün ayrıntılarıyla açmayacak. Ankara ve Atina'da ana hatlarını anlatacak, desteklemelerini isteyecek, ardından Kıbrıs'a gittiğinde Dentaş ve Papadopulos'a verecek. Bu arad
a Annan'ın karşısına, Rum tarafından kimlerin (Klerides mi, yeni başkan Papadopulos mu?) henüz belli değil.
Annan taraflara, "olduğu gibi kabul edin veya reddedin" demeyeceği gibi, illaki 28 Şubat'a kadar imzalanması için de ısrar etmeyecek. Türk ve Rum ta
rafların "bir süre düşünme, ince ayar yapma" için süre istedikleri taktirde de, 1 hafta en fazla 10 günlük bir ertelemenin ötesine geçme niyetinde değil.

DENKTAŞ'I İKNA EDEBİLECEK Mİ?
Kofi Annan Rauf Denktaş'ı ikna edemeyeceğini biliyor. Denktaş'ın hiçbir çözüm istemediği kanısı, tüm BM ekibine hakim. Ancak şimdi bir de Papadopulos çıktı. Onun da hiç niyeti yok. Yani Genel Sekreter bu defa her iki taraftan çözümsüzlükçülerle sarılmış durumda.
Kıbrıs'ta çözümü, Türk tarafından Kıbrıslı genç kuşak (özellikle
üniversiteliler), Rum tarafından ise göçmenler (74'te ev ve topraklarını kaybedenler) istiyor. Geriye kalanlar, bugünkü statükonun devamından veya kendi çözümlerinin kabul edilmesinden yanalar.
Rumların tuzu kuru olduğu için, ulaşılan tıkanıklığın en çok
Türk tarafını düşündürmesi gerekiyor. Bakalım Ankara'da, ABD ile yüksek politika yapanlar, Kıbrıs'a uzun vadeli bakabilecekler mi?

* * *

PAPADOPULOS'UN TEK ÜMİDİ DENKTAŞ...

Kbırıs Rumlarının başlarına seçtikleri yeni Başkan Papadopulos, Denktaşı rahatlatmıştı. Eski defterleri açtı ve Kıbrıs Cumhurbaşkanını EOKA'cı olarak ilan etti. Aslında geçmişe dönersek, Klerides'in EOKA'cılığı da Papadopulos'tan geri kalmaz, ancak bu seçim Türk tarafını çok memnun etti.
Yapılan hesaplara göre, hem Türk ve KKTC hem de
dünya kamuoyu Papadopulos'u görünce Denktaş'a hak verecek ve KKTC lideri üstündeki baskı azalacaktı. Doğrusu, Papadopulos'un hiç karizması yok. Klerides gibi tanınan ve büyük oranda sayılan bir lider değil. Ayrıca Annan planına da kesin HAYIR diyor. Denktaş bu durumdan yararlanmak istemekte -taktik yönden- haklı.
Peki Papadopulos'un beklentisi ne?
Onun en büyük ümidi de Denktaş.
İnsanın adı çıkmaya görsün, Denktaş dünyanın gözünde "çözüm istemeyen lider" diye damgalandı ya. Gel de düzelt. İşte Papadopulos'
un en güçlü kartı da bu. Büyük bir ümitle, önce Denktaş'ın Annan planını reddetmesini bekliyor. Adeta dua ediyor. Bunu sağlayabildiği taktirde, kazanacak.
Hem kendini redçi olmaktan kurtaracak, hem de Kıbrıs'a el koyacak. Üstelik bedavadan, hiçbir siyasi k
ayba uğramadan bu manevrayı gerçekleştirebilecek.
Bu oyunu ancak Denktaş bozabilir.
Eğer, eskiden Klerides'in yaptığı gibi, şimdi güvercin postuna girip Papadopulos'un karşısına çıkar, Papadopulos'unda ayağı kayıp bir hata yaparsa, Denktaş ve Türk tarafı k
endini kurtarabilir.
Aksi halde fatura KKTC ve Türkiye'ye çıkacak.
MILLIYET 25/02/2003 MEHMET ALI TALAT

Annan: Çözüm için fırsat var

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Ankara’da yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Türkiye’ye gelen BM Genel Sekreteri Kofi Annan, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü.

25 Şubat— İyiniyetle Kıbrıs’ta tüm sorunların çözülebileceğini ifade eden Annan, çözüm için büyük bir fırsat bulunduğunu söyledi

AKP lideri Erdoğan da tarafların masaya çözüm için oturması gerektiği uyarısında bulundu ve Annan planının revize edilmiş haliyle çözüm şansının daha yüksek olduğunu söyledi.
IRAK’TA SAVAŞ KAÇINILMAZ DEĞİL’

Annan, Irak’la ilgili olarak da, Irak yönetiminin BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyması gerektiğini belirterek, “Savaşın kaçınılmaz olmadığını düşünüyoruz” diye konuştu. Kofi Annan, Erdoğan ile birlikte, Irak’ın silahsızlanması gerektiğini düşündüklerini de ifade etti. Konuşmasına başlarken Erdoğan’a “Başbakan” diye hitap eden Annan, konuşmasının sonunda da Türkçe olarak “Teşekkürler” dedi.

ERDOĞAN: ÜÇÜNCÜ PLANLA ÇÖZÜM ŞANSI DAHA YÜKSEK
AKP Genel Başkanı Erdoğan da, BM Genel Sekreteri’nin taraflara sunacağı revize edilmiş üçüncü planla Kıbrıs sorununun çözüm şansının daha yüksek olduğunu belirtti. Erdoğan, üçüncü planın çözüm getirmesini ve 30 Mart’a dek Kıbrıs sorununun çözümünü umduklarını söyledi. Erdoğan, ‘Yeter ki taraflar masaya çözüm niyetiyle otursun’ dedi.

‘MÜZAKERELER DEVAM EDECEKTİR’
BM Genel Sekreteri Annan ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Abdullah Gül ile de biraraya geldi.
Başbakan Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada Annan’ın ziyaretinin esas nedeninin Kıbrıs ile ilgili üçüncü plan olduğunu söyledi.
Son olarak planlarda bazı değişi
klikler yapıldığını ifade eden Başbakan Gül, Annan’ın yapılan bu değişikliklerle Türkiye’ye geldiğini söyledi.
Gül, “Bu konuda müzakereler devam edecektir” dedi. Kofi Annan da, yaptığı açıklamada, Gül ile Kıbrıs sorununa çözüm bulunması konusunda “verimli
ve yapıcı” bir görüşme yaptıklarını belirtti.
Bugün Atina’ya daha sonra ise Ada’ya geçeceğini belirten Annan, Ada’da liderlerle görüşeceğini hatırlatarak, “Gerçek bir ilerleme sağlayacağımızı umuyorum” diye konuştu.

Annan’dan çözüm turları

 

Kıbrıs sorununun çözümü için revize edilmiş planla birlikte diplomatik hamle başlatan BM Genel Sekreteri Annan, Türkiye’nin ardından bugün de Atina’ya gidiyor.

 

Atina
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

   

25 Şubat— 16 Nisan’da imzalanacak olan AB’ye katılım anlaşmasının birleşik bir Kıbrıs tarafından imzalanması umudunu vurgulayan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, çözümü teşvik için başlattığı gezinin ikinci durağı olan Atina’ya geçiyor. Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Annan’ın ziyareti öncesi yaptığı açıklamada 30 Mart tarihine kadar çözüme varılmasının ‘neredeyse imkansız’ olduğunu söyledi.

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs’ta çözümü teşvik için başlattığı gezinin ilk durağı olan Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Gezisinin ikinci durağı olan Atina’ya geçmeye hazırlanan Annan, Çarşamba günü de Ada’ya giderek taraflarla görüşecek.

SİMİTİS: ANNAN’DAN TÜRKLERE BASKI İSTEYECEĞİM
Yunanistan Başbakanı Simitis, Annan’ın ziyareti öncesinde Rum Kesimi’nin yeni lideri Papadopulos’la ilk görüşmesini yaptı. Papadopulos’la ortak bir basın toplantısı düzenleyen Simitis, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’la yapacağı görüşmede, planın son şeklini müzakere etmeyeceği
ni, bunun yerine Annan’dan Türk tarafına baskı yapmasını isteyeceğini söyledi. Simitis, 30 Mart’a kadar sorunun çözülmesinin neredeyse imkansız olduğunu belirtti.

PAPADOPULOS: KARPAZ’DA ISRARLIYIZ
Rum Yönetimi’nin yeni lideri Papadopulos ise, Annan’ın değişiklikler yaptığı planı Kıbrıs’a ziyareti sırasında taraflara veremesini beklediğini kaydetti. Karpaz’ın Rum Kesimi’ne bırakılması konusunda ısrarlı olduğunu kaydeden Papadopulos, Annan planının Türk göçmenlerle ilgili maddelerine da karşı çıktı. “Türk g
öçmenler işgal altındaki bir ülkeye nakledilmişlerdir. Bu uluslararası bir cinayettir, bu insanların hiçbir yasal hakkı olamaz” dedi.

BM TAKVİMİNE UYMAK GÜǒ
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis’in 30 Mart’a kadar Kıbrıs’ta çözüm olasılığının “Çok az ya da yok” olduğu yolundaki görüşüne katıldığını da açıklayan Papadopulos, “Sayın Simitis’in BM’nin belirlediği takvime uyulmasının güç olduğu yolundaki değerlendirmesine de katılıyorum. Bu süre 7 gün uzatılsa da yeterli olmaz çünkü Türk uzlaşmazlığının göz önün
de bulundurulması gerekiyor” dedi.
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda “Bir son fırsat” ile karşı karşıya olunmadığını da belirten Papadopulos, Annan’ın Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’ya müzakerelerin devamını öngören önerilerde bulunduğunu ancak
içerikleri hakkında bilgi veremeyeceğini açıkladı.

‘İNGİLTERE ÜSLERİ DEVREDEBİLİR’

Bu arada İngiltere’nin, anlaşma sağlanması halinde, adadaki üslerinin bir bölümünü Türk ve Rum tarafına bırakabileceği belirtildi. Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Kasulides, İngiltere’nin bu yönde bir önerisi olduğunu doğruladı. Rum ve Türk diplomatik kaynakları da, İngiltere’nin, üslerinin yaklaşık yarısını, büyük bölümü Rumlara verilmek üzere, taraflar arasında paylaştıracağını kaydetti. İngiltere, halen yaklaşık 250 kilometrekarelik alanı kaplayan Ağrotur ve Dikelya üslerini elinde bulunduruyor.

Denktaş: Annan imza için gelmemeli

KKTC Bakanlar Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Denktaş’ın çağrısıyla yaptığı olağanüstü toplantı sona erdi.

Lefkoşa
NTV

24 Şubat— Denktaş, Annan planıyla ilgili bakanlar kuruluna bilgi verdiği toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Rum tarafı ile herhangi bir mutabakat sağlanamadığını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’ın, imza atmak için adaya gelmemesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk tarafına önemli tavizler verildiği yönündeki haberlerin doğru olmadığını belirterek, Karpaz’da nüfusun Rumlar lehine değiştirilmek istendiğini vurguladı.

Belgelerin felsefi yaklaşımının yanlış olduğunu belirten Denktaş, Annan’ın ziyaretinin ardından, Meclis’le yeniden değerlendirme yapacağını kaydetti.


Annan “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” öneriyor
İşte 3. plan

Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili olarak 3. planın özünü oluşturan belge taraflara önceki gün sunuldu.

Karpaz Kıbrıs türk Yönetimi altında olacak, ancak bölgeye özel statü verilecek... Karpaz’a 20 bin Rumun dönmesi öngörülüyor...

Karpaz’a karşılık Rum tarafına Lefkoşa ve Güzelyurt’tan Aydınköy, Korkuteli, Kumköy, Yeşilırmak ve Gemikonağı bırakılıyor...

Rum göçmenlerin Kuzey’e dönüşü 4 yıldan 6 yıla çıkarılıyor... Ancak 65 yaşın üzerinde olanlar için dönüş iki yıl sonra başlayabilecek...

Türk-Yunan birliklerinin üst sınırı 6 bin olacak ve güvenlik konusundaki anlaşma 2010 yılında yeniden değerlendirilecek...

Bu da çözüm için İngiliz jesti!

Kıbrıslılara üs toprağı

İngiltere çözümün sağlanması yolunda, Kıbrıs’taki üslerinin %50 toprağını iade etmeyi düşündüğünü açıkladı.

Lord David Hannay’in de doğruladığı habere göre, İngiltere terketmeyi düşündüğü üs topraklarının %90’ını Rumlara, %10’unu da Türklere bırakacak.

Anayasada “parça devlet” yerine “oluşturucu devlet” ifadesi kullanılacak...

Kıbrıs’taki Türkiyeli göçmenlerin sayısı 45-50 bin civarında olacak... Bu rakamın belirlenmesinden sonra kalacak ve gidecek olanları Kıbrıs Türk Yönetimi saptayacak...

Son haftaya girerken, TC Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’tan halkımızı şok eden açıklamalar...

Plana Yakış Darbesi

Yakış’a göre, Annan planı Kıbrıs’taki iki halkı yeniden çatışmaya sürüklemekten başka bir şey değil!

Annan planının arkasında Lord David Hannay’in olduğunu söyleyen akış, planın sahibi olarak görünen Annan’a bugün Ankara’da yanlışlıkları anlatacaklarını belirtti...

Yaşar Yakış CNN Türk’teki söyleşisinde şaşırtıcı bir iddiada daha bulundu. Yakış Annan’ın kendilerinden “28 Şubat tarihinde ısrarlı olmamalarını” isteyebileceğini belirtti... Bu yönde izlenimleri olduğunu öne süren Yakış “Yani Papadopulos’un seçilmesinden sonra özellikle” dedi...

Yakış nüfus mübadelesine, yani Kuzey’e Rum gelmesine de karşı çıkarak şöyle konuştu: Anlaşmaya göre, bir Rum gelecek, kapıyı çalacak ‘ey Türk, sen burdan çık’ diyecek. O sırada adamın cebinde tabanca varsa çekip onu vurabileceğini düşünüyorum... Bosna’da oldu. Lord Hannay, orada gözleri önünde cereyan eden ve çok acıdır ki hiç düşünülmemesi gereken bir senaryoyu buraya taşımıştır ve burada da aynı sıkıntıların yaşanması için çanak tutmuştur...

Kofi Annan Ankara’da

En kritik pazarlık

Annan: Şimdi Kıbrıs için karar anıdır...

Anlaşmanın birleşmiş bir Kıbrıs adına imzalanasını umduğunu söyleyen Annan, 30 Mart’taki ayrı ayrı referandumlara dikkat çekti.

3. bir planla Ankara’ya gelip gelmediğinin sorulması üzerine Annan net bir yanıt vermedi, sadece Türk yetkililerle çözüm konusunu ele alacağını söyledi...

AFRIKA 25/02/2003

HARAVGİ İngiltere’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay’ın temasları çerçevesinde Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ile görüştüğünü bildirdi.

Gazeteye göre Hannay görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, İngiltere’nin Annan Planı çerçevesinde Kıbrıslı Türk ve Rumlar’ın anlaşmaya varması halinde İngilizler’in, adadaki üs topraklarını “Kıbrıs Cumhuriyeti”ne bırakmaya hazır olduğu haberlerini doğruladı.

Hannay, bunun 3.revize plan çerçevesinde öngörüldüğünü söyledi.

Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ise yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri’nin yabancıların değil, her iki toplumun ve “Kıbrıs’ın” bilinen çıkarlarını göz önünde bulundurması gerektiğini belirterek Genel Sekreter’in çözümde ilerleme sağlanması için kararlı bir şekilde Kıbrıs’a geleceğini kaydetti.

Kıbrıs sorununun en kısa zamanda çözümlenmesine ilişkin düşünceler bulunduğunu hatırlatan Hristofyas, “Kıbrıs Türk tarafının uzlaşmacı bir tutum sergilemesi durumunda Rum tarafının görüşmeleri sürdürmekte kararlı olduğunu” ifade etti . Gazeteye göre, Hristofyas, uzlaşma sağlanması durumunda varılacak sonucun yapılacak refarandumla onaylanmasının gerekliliğine dikkat çekerek Kıbrıslı Rumlar’ın çözüm lehine oy vereceğini savundu.

Öte yandan MAHİ David Hannay’ın DİSİ Başkani Nikos Anastasiades ve Başkan Yardımcısı Panayotu Dimitriu ile de görüştüğünü yazdı.

Gazeteye göre görüşmede Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ele alındı.

Gazete bir başka haberinde David Hannay’ın dün Rum Yönetimi Eski Başkanı Glafkos Klerides’le kahvaltıda bir araya geldiğini bildirdi.

Görüşmenin 45 dakika sürdüğünü yazan gazete, görüşmede İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker, Rum Başkanlık Müsteşarı Pantelis Kuros, Rum Hükümet Sözcüsü Mihalis Papapetru’nun da hazır bulunduğunu yazdı.

Gazeteye göre Hannay görüşmeye ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

KIBRISLI 25/02/2003

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planında yapılan yeni değişikliklerle ilgili olarak “bize leblebi diğer tarafa da pastayı verdiler” dedi.

Bakanlar Kurulu, Annan planında yapılan değişiklikleri değerlendirmek amacıyla Cumhurbaşkanı Denktaş’ın çağrısıyla toplandı.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Başbakanlığa gelişiyle saat 11.00’de başlayan toplantıya, Başbakan Derviş Eroğlu başkanlığındaki kabine üyeleri yanında Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve KKTC Washington temsilcisi Osman Ertuğ da katıldı.

DEĞİŞİKLİKLER TARTIŞILACAK

Spor kıyafeti elinde dosyasıyla başkanlık edeceği Bakanlar Kurulu’na girerken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Annan belgesinde yapılması düşünülen değişiklikler hakkında bilgi aldık. Bunu kabinede tartışacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan’ın “zamanın kısaldığı”na ilişkin açıklamasını da şu sözlerle yorumladı:

BASKI METODUDUR

“`Zaman kısaldı’ demek baskı metodudur. Herkes, her iki taraf da 28’ine birşey olmayacağını söylüyor. Bu pilav değil ki ‘yarım saatte pişer’ diyelim. Bir memleketin kaderiyle ilgili çalışmalardır.

Yıllardır netice alınmadı çünkü karşı taraf elinde tuttuğu ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ ünvanını bırakmak istemiyor. Kan akıtarak, hırsızlıkla aldıklarını bırakmak istemiyorlar. Onun için bugüne kadar anlaşma olmadı.”

YAKIŞ’IN AÇIKLAMASI

Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın “Rumlar’ın geri dönüşüyle çatışmalar başlayabileceğine” ilişkin açıklamasını da değerlendiren Denktaş, “Bu açıklamayı herkes okusun. Doğrudur. Bosna-Hersek’te oldu. Kıbrıs’taki iki halkın siyasetini bilmeden yapılan teklifler bir tarafı memnun ederken, diğer tarafı ürkütüyor” dedi.

BİZE LEBLEBİ RUM’A PASTA

Cumhurbaşkanı Denktaş, “bu konularda planda yeni bir değişiklik olup olmadığı” sorusuna ise, şu karşılığı verdi: “Bize bir leblebi verdilerse diğer tarafa da pastayı verdiler”.

“MEMNUN DEĞİLİZ…YENİ HARİTA YEŞİLIRMAK’A KADAR GİRİNTİLİ ÇIKINTILI”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın bölgeye ziyaretiyle birlikte taraflara resmen sunulması beklenen 3. Annan planında yapılması öngörülen yeni düzenlemelerden memnun olmadıklarını ve Türkiye ile bu konuda mutabakat içinde olduklarını söyledi. Özellikle toprak düzenlemeleri ve yeni harita üzerinde duran Denktaş, “İmza için mutabakat yok” diyerek BM Genel Sekreteri’nin bu bilinçle Ada’ya gelmesi gerektiğini belirtti.

Annan planında yapılması öngörülen değişiklikleri değerlendirmek amacıyla Cumhurbaşkanı Denktaş’ın çağrısıyla saat 11.00’de olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu, çalışmalarını tamamladı. Yaklaşık 2 saat süren toplantıda Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan planında yapılması öngörülen değişiklikler ve yeni harita hakkında kabineye bilgi verdi.

KARPAZ YERİNE YEŞİLIRMAK…”A” HARİTASINDAN BETER

Yaklaşık 2 saat süren toplantının ardından kurul salonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, önüne açtığı harita üzerinde bilgi vererek, değişikliklerin özellikle toprakla ilgili kısmını yorumladı.

Denktaş, şunları söyledi:

“Karpaz’ı Rum idaresine verme hevesinden vazgeçildi ama Karpaz’da yaşamış ve Güney’e geçen kaç Rum varsa tümüne geri dönme hakkı tanınıyor. Yani bütün o kısım tekrar Rumlar’la doldurulmak isteniyor. Karpaz’ı güya aldılardı da bize veriyorlar gibi bir hava yarattılar… Halbuki Karpaz bizim egemen toprağımız. Burası Türkler’e kaldı görüntüsü karşılığında bütün Güzelyurt yöresini alıyorlar, Gemikonağı’na uzanıyorlar, buradan Yedidalga ve Yeşilırmak’a kadar hepsini alıyorlar. Dolayısıyla yine girintili çıkıntılı bir harita ile karşı karşıyayız.”

Önünde duran haritanın yeni revizeyle birlikte gündeme gelen yeni harita olduğunu belirterek, haritayı uzaktan basına gösteren Denktaş, bu haritanın Annan planının ilk şeklinde yer alan “A” haritasına benzeyip benzemediğinin sorulması üzerine ise, “A haritasının daha A’sı” karşılığını verdi.

DİĞER DEĞİŞİKLİKLER

Planda yapılması öngörülen diğer değişiklikler hakkında basına bilgi vermeyen Denktaş, “Genel Sekreter Annan’ın masaya ne koyacağını tam bilmediğimiz için fazla birşey söylemek istemiyorum” diye konuştu.

Annan planının felsefesinin yanlış olduğunu da tekrarlayan Denktaş, “’Kıbrıs Cumhuriyeti’ varlığı esasına dayandırıldı ve bize korunmamız için bazı haklar vermekle yetinmektedir. Onun için memnun değiliz” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE İLE MUTABAKAT VAR

BM Genel Sekreteri Annan’ın Ada’ya ziyaretinin ardından Meclis’i toplantıya çağıracağını söyleyen Denktaş, bir soruya karşılık, planda yapılması planlanan değişikliklerle ilgili görüşlerini Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde Türkiye’ye ilettiğini söyledi. Bu konuda Türkiye ile mutabakatları olduğunu söyleyen Denktaş, Türkiye Dışişleri yetkililerinin Özel Danışman De Soto ile görüşmelerinde KKTC’nin görüşüne destek verdiklerini kaydetti.

ANNAN GÖRMEK İÇİN GELECEKSE HOŞGELDİ…AMA…

Cumhurbaşkanı Denktaş, bu şartlarda BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Ankara ve Atina ziyaretinin ardından Ada’ya ziyaret programının değişip değişmeyeceğine ilişkin soruları yanıtlarken de şunları söyledi:

“Eğer kendisine ‘28 Şubat’ta imza şansı vardır, münkündür veya olabilir’ yanlışı söylenmişse, yani kandırılmışsa gelecektir. Eğer niyeti imza için gelmekse…Yoksa sadece hangi safhadayız, Rum tarafına yeni lider geldi, nasıl konuşacağız diye görmek için gelecekse hoş geldi, sefa geldi… Ama imza için geliyorsa, her iki taraf da açıkladı, imza için gereken mutabakat yoktur.

KIBRISLI 25/02/2003

İki taraf eskiden ne kadar ayrıysaydı o kadar ayrıdırlar. Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti sahte adı altında Kıbrıs’a sahip çıkmak için uğraşıyor. Türk tarafı ise özgürlüğünü, eşitliğini, egemenliğini, toprağını korumaktadır ve korumakla mükelleftir.”