Rum Kesimi planı müzakereye hazır

Kıbrıs Rum Kesimi, Kofi Annan’ın Kıbrıs’ta taraflara sunduğu çözüm planını müzakere etmeye hazır olduğunu resmen açıkladı.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

18 Kasım— Rum yönetimi lideri Klerides başkanlığında toplanan Ulusal Konsey, oy çokluğuyla, Annan planının Kıbrıs görüşmelerine zemin oluşturabileceğine karar verdi. Rum yönetimi böylece, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu planı görüşmeye hazır olduğunu açıklayan ilk taraf oldu. Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, planda yer alan ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile birlikte 3 yıl eşbaşkanlık yapmasını öngören maddeyi ise reddettiklerini söyledi.

Rum Kesimi hükümet sözcüsü, gazetecilere yaptığı açıklamada, bugün çözüm planını görüşen “Rum Ulusal Konseyi’nin, Cumhurbaşkanı’na, Kıbrıs sorununun çözümü için önerilerini müzakere etmeyi kabul ettiğini Annan’a bildirmesini tavsiye ettiğini” söyledi.

‘EŞBAŞKANLIK’ MADDESİNE RET
Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, Annan planında yer alan ve Denktaş ile birlikte üç yıl eşbaşkanlık yapılmasını öngören maddeyi ise kabul etmeyeceklerini BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’ya bildirdi.

RUMLARIN TALEPLERİ
Rum basını ise planda Klerides’i rahatsız eden 3 unsur olduğunu yazdı. Buna göre Klerides, Konsey’in üye sayısının artırılmasını ve Barış Harekatı’nın ardından Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a yerleşenlerin bir kısmının geri gönderilmesinin güvence alınmasını istiyor. Rum kesimi ayrıca,planda öngörülen Yüksek Mahkeme’de
3 Türk ve 3 Rum yargıcın yanı sıra AB’den de 3 yargıç bulunmasını istiyor.
BM Genel Sekreteri Annan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides’ten, sunduğu çözüm planıyla ilgili ilk tepkilerini 18 Kasım’da vermelerini
beklediğini açıklamıştı.
KKTC’den ise, planla ilgili alınacak tavır konusunda henüz resmi bir açıklama gelmedi.

NTV 18/11/2002

Erdoğan daha dikkatli olmalı

İsmet Berkan

18/11/2002

Adalet ve Kalkınma Partisi lideri Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde Türk siyasetçilerinin, hele hele iktidar partilerinin genel başkanlarının ağzından duymaya pek de alışık olmadığımız şeyler söylüyor.
Örneğin çıkıyor, birkaç defa ve üstüne basa basa 'İşkenceye karşı sıfır
hoşgörü gösterilecek' diyor. Buna sevinmeyip de ne yapacaksınız? Bu sözleri desteklemeyip, takipçisi olmayıp da ne yapacaksınız?
Aynı Erdoğan önceki günkü Kıbrıs gezisi sırasında bir başka alkışlanacak söz söyledi. AKP lideri, Birleşmiş Milletler Genel S
ekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planından söz ederken bu planın üstünde müzakere yapılabilecek bir zemin oluşturduğunu belirtti ve "Siyaset" dedi, "çözüm bulmak demektir. Masada oturacaksınız ki çözüm bulasınız. Çözümsüzlük üretmek için, masadan kalkmak için değil, çözüm aramak için buradayız. Zaten halkımız çözüm aramayanlara 3 Kasım'da gereken dersi verdi."
Gerçekten de, belki unutmuş olabiliriz ama siyasetçi çözüm bulmak için vardır, çözümsüzlük üretmek için değil. Erdoğan'ı bu sözleri için ve üstelik bu
sözleri Kıbrıs sorunu bağlamında söylediği için kutlamak lazım.
Ancak aynı Erdoğan, Kıbrıs konusunda kafa karıştırmaya devam ediyor. Çünkü, planın müzakere edilmesi gerektiğini söyleyen AKP lideri hemen ardından "Ama" diyor, "Kıbrıs, Türkiye ile birlikte
AB'ye alınmalı."
Gazeteciler kenardan atılıyorlar: "Güney Kıbrıs, müzakerelerini kapattı bile. Onlar tam üye olmayı bekliyorlar. Oysa Türkiye daha müzakere tarihinin peşinde."
"Hayır" diyor Erdoğan, "Türkiye ile Kıbrıs'ın müzakereleri aynı anda başlamalı
."
Belli ki AKP lideri, Türkiye'nin durumuyla Güney Kıbrıs'ın durumunu yeterince iyi bilmiyor. Belki bilmesi de gerekmiyor ama o zaman bilmediği konuları konuşmalarında ustaca es geçebilmeli.
Benim gördüğümü AKP kurmayları ve Kıbrıs'taki diğer ilgililer
de görüyor olmalı.
O yüzden herhalde AKP liderini uyarıyorlar. Bunun üstüne Erdoğan öğleden sonra bir kez daha gazetecilerin karşısına çıkıyor.
İkinci çıkışta, daha önce yapmadığı bir şeyi yapıyor, Kıbrıs'ı kuran Zürih ve Londra anlaşmalarına göndermeler
yapıyor ve "Gerçi Kıbrıs müzakerelerini
ilerletti ama tam üyelik Türkiye ile eşzamanlı olmalı" diyor.
Malum, meşhur garantör ülke anlaşmalarında Türkiye ile Yunanistan'ın birlikte üye olmadığı hiçbir uluslararası örgüte Kıbrıs'ın da üye olamayacağı yazı
lı. Erdoğan'a akıl verip onun sözlerini düzeltelim derken değiştirtenler bu çok bilinen 'hukuki argüman'a gönderme yapıyorlar.
Konuları, özellikle de Kıbrıs konusunu yeterince iyi bilmediği anlaşılan Erdoğan'ın bugün Atina'da ne söyleyeceğine dikkat etmes
i gerekiyor. Belki de Erdoğan, Kıbrıs'ta Annan Planı uyarınca müzakerelere başlanmasından yana olduğunu bildirmekten başka bir şey söylememeli Kıbrıs konusunda.
Çünkü, 'Kıbrıs'la Türkiye aynı anda AB'ye girsin' demek, "Ben müzakereleri başlatıyorum ama ip
e un sermeye de şimdiden karar verdim, o müzakereleri bitirmeyeceğim" demek anlamına gelir. Bu da, görüşmeleri bitirmek için belli bir takvim öneren Annan Planı'nın özüne aykırı olur. Böyle cümleler sadece Atina ve Lefkoşa'da değil, bütün AB başkentlerinde not ediliyor.
Belki de Erdoğan'ın Kıbrıs'ta sergilediği kafa karışıklığından ötürü, Yunanistan erken yorum yapmayı reddetti, "Biz bu konuları bir de onun ağzından duymak istiyoruz" dedi bile.
Kıbrıs'ta çözümü öngören bir bakış açısı değişikliğine gitmek
çok önemli. Ama bunu yaparken eski söylemlere dikkat etmek gerek. En çok dikkatli olması gereken kişi de Erdoğan'ın ta kendisi.

RADIKAL 18/11/2002

İşlerlik için bağlılık şart

Erdal Güven

18/11/2002

Kıbrıs Cumhuriyeti 'gönülsüz' bir devletti. İç dinamikler bir ortaklık için uygun değildi. Anlaşmayı isteyen dış dinamiklerdi. Dolayısıyla anlaşma dayatılmak durumundaydı. Öyle oldu. Ancak iç dinamikler, dış dinamiklere uyarlanamadı ve bu gerilimi daha fazla kaldıramayan Kıbrıs Cumhuriyeti çöktü. Enosisçi zihniyet bazı anayasa değişiklikleri önerdi, taksimci zihniyet reddetti. Bir ortaklık, bir Kıbrıslılık bilinci yaratılamadığı için bu bilinci oturtacak düzenlemeler de yapılamamıştı.
Dolayısıyla Kıbrıs Cumhuriye
ti'nin çökmesindeki pratik neden devletin işleyemez hale gelmesiydi. 1960-63 deneyiminden çıkarılan derslerden biri budur. Bu yüzden Kıbrıs'ta çözüm için önerilen her planın bu dersi içselleştirmesi gerekir. Buradaki püf noktası, nihai hedef anayasa çerçevesinde etkin yönetim olmak koşuluyla siyasi eşitlik ile kuvvetler ayrılığı arasındaki dengeyi bulmaktır. 'Annan Planı'nda söz konusu denge sağlanmış görünüyor (Bu yazı, bundan önceki üç ve yarın çıkacak son yazıda olduğu gibi 'Annan Planı'nın 'kapsamlı özet'inden yola çıkılarak yazılıyor. Sonradan ortaya çıkabilecek ayrıntılar yeni bir değerlendirmeyi gerekli kılabilir).
'Annan Planı'nda devletin bölünmezliği güvenceye alınıyor. Dolayısıyla kurulması öngörülen devlet, bölündüğünde devlet işlevini yitirecek
. Bu daha en baştan tarafları -tabii eğer niyetleri varsa- her koşulda devletin bekasına yönelik bir yükümlülüğe sokuyor. Federal devletin doğası gereği, gerek federal yönetim (ortak devlet) gerekse federe yönetimler (parça devletler) yetkilerini birbirlerinden değil doğrudan doğruya anayasadan aldıkları için, anayasının üstünlüğü devletin işlerliğinin güvencesi olarak tasarlanıyor.
1960 anayasasında başkan kadar başkan yardımcısına da tanınan veto yetkisi 'Annan Planı'nda yok. Makarios ve Küçük, ayrı ayrı
ya da birlikte hareket ederek meclis ya da bakanlar kurulunca önlerine konan hemen her karar ya da yasa taslağını veto etme, görüşülmek üzere iade etme ya da Yüksek Anayasa Mahkemesi'ne havale etme yetkisiyle donatılmıştı. 'Annan Planı'nda bu yetkiler tamamen kaldırılıyor. Buna karşılık dengeyi sağlamak amacıyla yasama ve yargı yeniden düzenlenip güçlendiriliyor.
Yasama düzeyinde parça devletleri temsilen bir senato kuruluyor. 1960'ta yalnızca temsilciler meclisi ve camaat meclisleri vardı. Federal devlet
lerden parlamento iki kamaralı olur. Temsilciler meclisi halkları temsil eder. Dolayısıyla temsil oranı nüfusla orantılıdır. Senato ise federe devletleri temsil eder. Bu yüzden senatör sayıları eşittir. 'Annan Planı'nda, 1960'ta cumhurbaşkanı ve yardımcısına icra yetkisi tanınmış alanlar da senato ve temsilciler meclisine bırakılıyor. Ancak senatoda karar alınabilmesi için özellikli basit çoğunluk sistemi getiriliyor. Bu, pratikte Türk üyelerin dörtte birinin -bazı alanlarda beşte ikisinin- onayı olmadan senatoda karar alınamaması demek. Böylelikle bir yandan çoğunluğun azınlığa tahakkümü engellenirken, bir yandan da taraflar konsensüs oluşturmaya yöneltilerek karar alma sürecinin tıkanmaması sağlanmaya çalışılıyor. Yürütme organı olarak tasarlanan başkanlık konseyinin de benzer bir düzenlemeyle çalışması öngörülüyor.
'Annan Planı'nda yasamanın tıkandığı yerde yargı devreye sokuluyor. 1960'ta biri Türk, biri Rum biri tarafsız üç yargıçlı bir anayasa mahkemesi vardı. Tarafsız hâkimin oyu tayin ediciydi. Çöküş
ü tetikleyen gelişmelerden biri, tarafsız yargıcın görevini yapamaz duruma gelip Kıbrıs'ı terk etmesi ve yargının felç olmasıydı. 'Annan Planı' üçü Türk, üçü Rum üçü de yaban dokuz yargıçlı bir anayasa mahkemesi öngörüyor. Böylelikle tarafsızlığının yanı sıra tıkanmaması da hedefleniyor. Hem parça devletler arasındaki hem parça devletler ile ortak devlet arasındaki anlaşmazlıkları çözüme bağlaması düşünülen mahkemenin bir işlevi daha olacak: 'Ortak devletin düzgün işleyişi için kaçınılmazsa' ortak devlet bünyesindeki kurumlardaki tıkanıklıkları geçici olarak açmak.
Yine 1960-1963 deneyimine bakılarak, ayrı belediyeler, ayrı adalet mekanizması, kamuda tamamen etnik temelli yapılanma gibi toplumlararası ayrışımı artırmanın yanı sıra devletin işleyişini güçleş
tirici
kurum ve anlayışlardan uzak durulmuş.
Tüm bu düzenlemeler iyi güzel ama esası gözden kaçırmamak lazım: Devletin işlerliğinin sağlanabilmesinin temel koşulu her iki toplumda da ortak devlete bağlılık bilincinin geliştirilmesi. Toplumlar kendilerini
Türk ve Rum diye ayırmayı sürdürebilir ama devletleri 'Kıbrıslı' olmalı. Halkların işbirliği olmadan devlet işlemez. Bu bağlamda 'Annan Planı'nın, Belçika'da olduğu gibi toplumlararası işbirliği ve eşgüdüm mekanizmaları kurulmasını öngördüğünü de belirteyim.

RADIKAL 18/11/2002

Atina'da Kıbrıs randevusu

18/11/2002

YORGO KIRBAKİ


ATİNA - AKP lideri Tayyip Erdoğan ile Yunan Başbakanı Kostas Simitis, bugün Atina'da buluşuyor. Bu görüşme, Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a çözüm planındaki genel ilke anlaşmasını 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesine dek müzakere etmeye 'evet' diyeceği; ancak sağlık sorunları yüzünden hâlâ New York'ta bulunan KKTC lideri Rauf Denktaş ve Türk tarafının yanıtının belirsiz olduğu bir sırada gerçekleşiyor.
Erdoğan Atina'd
a 'kapalı kutu' sayılıyor. AKP lideri, seçim öncesi Yunan devlet televizyonuna, "Belçika modelini benimsiyorum" dediğinde, Simitis, "Bu açıklama Denktaş'ın görüşünden farklı" demişti. Ama Erdoğan bu sözleri, "Belçika modelinden esinleniyoruz" diyerek düzeltince, Yunan Başbakanı, "Atina'ya geldiğinde neyi savunuyor, neye inanıyor öğreneceğiz" diyerek temkinli konuşmuştu.
Simitis görüşmede Erdoğan'a Annan'ın Kıbrıs planı ile Kopenhag zirvesinde Türkiye'ye üyelik müzakerelerine başlamak için tarih verilmesini
kastederek, "Siz yardım edin, biz de size yardım edelim" mesajı verecek. Yine Simitis'in Kıbrıs konusunda Kopenhag'a dek varılacak ilke anlaşması ve adanın AB'ye alınmasının Türkiye-AB ilişkilerinde bambaşka bir hava
oluşmasına yardım edeceği, aksi halde
Atina'nın 'hareket olanaklarının' sınırlanacağını aktarması bekleniyor.

Eski dostu görecek
AKP lideri Atina'da muhalefet partisi Yeni Demokrasi'nin lideri Kostas Karamanlis ve görev süresi yılbaşında dolacak eski dostu Atina Belediye Başkanı Dimitrios Avramopulos'la görüşecek. Erdoğan Simitis'le yiyeceği öğle yemeğinden sonra İspanya'ya geçecek.

RADIKAL 18/11/2002

Annan tarafından sunulan planı değerlendiren Cumhurbaşkanı Denktaş, harita sunulmasını"hata" olarak nitelendirdi. Denktaş:
Harita sunulması yanlış ama müzakereden kaçmayacağız

Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu planda toprak konusunda harita sunulmasının yanlış olduğunu, ancak buna rağmen müzakereye devam etmekten kaçmayacağını açıkladı.

KKTC'yle, Başbakan'la gereken temasları yapmakta olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ortaya konan belgenin çok iyi incelenmesi gerektiğini, kendisinin de New York'ta planı incelemekte olduğunu ve gereken mesajları vermeye çalıştığını, vermeye devam edeceğini ifade etti.

Denktaş, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'yla da temas halinde bulunduğunu ve gecikmenin nedenini de anlattıklarını belirtti.

Müzakere etmek başka, kabul etmek daha başka

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyib Erdoğan'ın Annan planının müzakere edilebileceğini söylediğine işaret edilmesi üzerine şunları belirtti:

"Müzakere etmek demek, kabul etmek demek değildir. Müzakere etmek 'Benim istediğim şekil budur; bunları ben kabul etmiyorum... Böyle böyle olursa kabul ederim' demektir. Tabiatıyla bu bir usuldür, bir yaklaşımdır. Bakıp da reddedeceğinize, nelerin sizi ret yoluna ittiğini söylersiniz."

Toprak konusunda hata yapıldı

Denktaş, toprak konusunda çok büyük hata yapıldığını belirterek, bunu eski BM Genel Sekreteri Butros Gali'ye de söylediğini, "Bu haritayı koyarsan müzakereyi sona erdireceksin ve iyi niyet görevine zarar vereceksin" dediğini anlattı, ama dinlemediklerini ifade etti. Denktaş şöyle devam etti:

"Bunlara da devamlı surette söyledim. 'Müzakerenin devam etmesi, bir neticeye varması için harita en sonuna bırakılmalıdır' dedim, yine dinletemedik. Yine koydular... Plandaki bu haritayla bir yere varamayacaklarını kendileri de bilirler... Bütün ada da bilir.

O da müzakerecidir... Rum'dan daha ne isteyeceğimizi değil ama toprak konusundaki hassasiyeti, kriterleri enine boyuna tartışmak lazım. Kıbrıs'ın tümünü Rum yapmak için silaha sarılan ve başarılı olsaydı bütün Kıbrıs Türkü'nü adanın dışına atacak olan insanlar, kendi toprağımızı, kendi hakkımızı kurtardık diye, kendi malımızın 1/4'ünü isteme hakkına sahip değildir diye düşünüyorum ben.

Ama fazla karıştırmayacağım bu hususları. Evvela müzakereye devam edelim, görelim bakalım..."

KIBRIS 18/11/2002

Denktaş: Kendimi çok iyi hissediyorum

Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle New York'ta Columbia Prebyterian Tıp Merkezi'nde gözetim altında bulunan Denktaş, "Kendimi çok iyi hissediyorum. İnşallah erken zamanda halkımıza kavuşurum" dedi.

Sağlık durumuyla ilgili bilgi verirken, cuma günü KKTC'ye gelmek için uçağa gitmeden iki saat önce titreme ve ateşle yatmaya mecbur kaldığını ve hastaneye kaldırıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Denktaş, bunun sebebinin aranmakta olduğunu, bugün bir sonuç alındığını ve Enterekok mikrobunun sebep olduğu bir rahatsızlık tespit edildiğini belirtti.

"Bunun çaresi bulunacak ve kurutulacak diyorlar" şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, bunun biraz zaman alacağını ve tedavi tamamlanıncaya kadar bekleyeceğini kaydetti.

Denktaş "Bugün en iyi günümdür diyebilirim. Kendimi çok iyi hissediyorum. Ağrılarım azalmıştır. Daha rahatım. İnşallah bu devam eder de en erken zamanda halkımıza kavuşurum" diye ilave etti.

KIBRIS 18/11/2002

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu Kıbrıs planının yankıları sürerken, zaman da giderek daralıyor, Kopenhag Zirvesi'ne sadece 24 gün kaldı...
Kıbrıs için kritik günler...

TARAFLARIN TAVRI: Rumlar, planı müzakereye hazır olduklarını bildirdi; Türk tarafı ise resmi yanıt için değerlendirmelerini sürdürüyor... AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün geldiği KKTC'de, planın müzakere edilebilir olduğunu söylemişti

DENKTAŞ: BU HARİTAYLA BİR YERE VARILMAZ: Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, toprak konusunda harita sunmanın yanlış olduğunu ancak buna rağmen bunu müzakere etmekten kaçmayacağını açıkladı. Denktaş, "Bu haritayla bir yere varamayacaklarını kendileri de, bütün ada da biliyor" dedi

EROĞLU: Başbakan Derviş Eroğlu, planı inceleyen teknik adamların içindeki tuzaklara dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulunduklarını ifade etti ve plan üzerindeki çalışmalarını tamamlamak üzere olduklarını söyledi. Annan planı, bugün UBP Merkez Yönetim Kurulu'nda, yarın da parti meclisinde ele alınacak

ERDOĞAN ATİNA YOLCUSU: AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İtalya ve KKTC ziyaretinin ardından bugün Yunanistan'ın başkenti Atina'ya gidiyor. Erdoğan, bu sabah gideceği Atina'da Yunanistan Başbakanı Simitis ile Kıbrıs sorununu görüşecek

SİMİTİS: MÜCADELE EDECEĞİZ: Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides ile planı görüştü. Simitis, planın tüm maddelerini tartışmak ve olumsuz noktalarını değiştirmek için mücadele etmeye hazır olduklarını kaydetti

ANNAN, DESTEK İSTEDİ: BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs konusunda Simitis, Denktaş ve Klerides'e birer mektup göndererek destek istedi. Annan'ın, mektubunda, "Bu fırsatın yitirilmesine izin vermemeliyiz" ifadesini kullandığı belirtildi

DEMİREL: ÇOK DİKKATLİ OLMAK LAZIM: Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, plan konusunda çok dikkatli hareket etmek gerektiği uyarısında bulundu. Demirel, "Bu planı çok iyi anlamak lazım. Sonra da bunun müzakeresini, tartışmasını iyi değerlendirmek lazım" dedi

TALAT: TÜRK HALKININ ÇIKARINA: CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Annan planının zemin olarak kabul edilip görüşmelere başlamanın Kıbrıs Türk halkının çıkarına olduğunu belirterek, derhal gerekli olumlu yanıtların ilgili taraflara verilmesi gerektiğini bildirdi

RUM HALKI PLANA KARŞI: Rum tarafında yapılan bir ankete göre, Rumların yüzde 52'si, Annan'ın çözüm planını olduğu gibi kabul etmeyerek üzerinde değişiklik yapılmasını istiyor. 14-15 Kasım'da telefon aracılığıyla yapılan ankete yüzde 26'sı göçmen 4 bin 4 kişinin katıldığı ifade ediliyor

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu planın yankıları sürerken, Kıbrıs konusunda kritik günler yaşanıyor. Annan, bu planında tarafların, 12-13 Aralık'ta yapılacak Kopenhag Zirvesi'ne kadar bir çerçeve anlaşmasına imza atmasını istiyor.

Kıbrıs konusunda zaman giderek daralırken, Kopenhag Zirvesi'ne de sadece 24 gün kaldı.

Annan planı hem ülke, hem de dünya gündeminin ilk sırasına yerleşti. Hemen herkes Kıbrıs konusunu konuşuyor, bir anlaşma olup olmayacağını merak ediyor. Tüm gözler ve kulaklar, Kıbrıs konusunda yapılacak açıklamalara çevrilmiş durumda. Dün de gün boyu ajanslardan Kıbrıs'la ilgili çeşitli haberler geldi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, toprak konusunda harita sunmanın yanlış olduğunu ancak buna rağmen bunu müzakere etmekten kaçmayacağını açıkladı. Denktaş, "Bu haritayla bir yere varamayacaklarını kendileri de bütün ada da biliyor" dedi.

Başbakan Derviş Eroğlu ise planı inceleyen teknik adamların içindeki tuzaklara dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulunduklarını ifade etti ve plan üzerindeki çalışmalarını tamamlamak üzere olduklarını söyledi. Annan planı bugün UBP Merkez Yönetim Kurulu'nda, yarın da parti meclisinde ele alınacak.

Öte yandan Rumlar, planı müzakereye hazır olduklarını bildirdi. Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides ile Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, geniş çaplı bir toplantının ardından yaptığı açıklamada, planı müzakereye hazır olduklarını bildirdi. Simitis, planın tüm maddelerini tartışmak ve olumsuz noktalarını değiştirmek için mücadele edeceklerini söyledi.

Türk tarafı ise resmi yanıt için değerlendirmelerini sürdürüyor. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün geldiği KKTC'de, planın müzakere edilebilir olduğunu söylemişti.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İtalya ve KKTC ziyaretinin ardından bugün de Yunanistan'ın başkenti Atina'ya gidiyor. Erdoğan, bu sabah gideceği Atina'da Yunanistan Başbakanı Simitis ile Kıbrıs sorununu da görüşecek.

Taraflar pozisyonlarını belirleyip müzakere sürecine hazırlanırken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan da boş durmuyor.

Annan, taraflara sunduğu plan ile birlikte birer de mektup gönderdiği belirtiliyor. Annan'ın Kıbrıs konusunda Simitis, Denktaş ve Klerides'e gönderdiği mektuplarda destek istediği belirtildi. Annan, mektubunda "bu fırsatın yitirilmesine izin vermemeliyiz" ifadesini kullandığı kaydedildi.

Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de plan konusundaki düşüncelerini açıkladı. Demirel bu konuda çok dikkatli hareket etmek gerektiği uyarısında bulundu. Demirel, "Bu planı çok iyi anlamak lazım. Sonra da bunun müzakeresini, tartışmasını iyi değerlendirmek lazım" dedi.

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ise, Annan planının zemin olarak kabul edilip görüşmelere başlamanın Kıbrıs Türk halkının çıkarına olduğunu belirterek, derhal gerekli olumlu yanıtların ilgili taraflara verilmesi gerektiğini bildirdi.

Kıbrıs konusunda hareketli günlerin yaşandığı son günlerde Rum halkının nabzını tutmaya yönelik ilk anketin sonuçları da basına yansıdı.

Rum tarafında yapılan bir ankete göre, Rumların yüzde 52'si, Annan'ın çözüm planını olduğu gibi kabul etmeyerek üzerinde değişiklik yapılmasını istiyor. 14-15 Kasım'da telefon aracılığıyla yapılan ankete yüzde 26'sı göçmen 4 bin 4 kişinin katıldığı ifade ediliyor.

KIBRIS 18/11/2002

Klerides: Eş başkanlık kabul edilemez

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu Kıbrıs çözüm planını Yunanistan hükümetiyle görüşmek ve ortak bir karara varmak amacıyla Atina'ya giden Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, dün saat 14.00 sularında Güney Kıbrıs'a döndü. Klerides, Larnaka Havaalanı'na varışında Atina ziyaretiyle ilgili kısa açıklamada bulundu.

Planda yer alan bazı konuların açıklığa kavuşturulması, bazılarının ise değiştirilmesi için görüşmeler yapılması gerektiğini ileri süren Klerides, konuyla ilgili olarak Yunanistan ve Güney Kıbrıs hükümetleri arasında "tam bir mutabakat" olduğunu söyledi.

Klerides, ne Yunanistan'ın ne de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kıbrıs konusunda tek başına kararlar almadığını, kararların tartışılarak ortak şekilde alındığını ifade etti.

"Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye girişi ile ilgili bir tarihin belirlenmemesi halinde, Güney Kıbrıs'ın da Birliğe giremeyeceğini söylüyor. Türk tarafı bu tutumda ısrarlı olursa görüşmeler nasıl etkilenecek?" şeklindeki bir soru üzerine Klerides, "AB Kıbrıs'ı birliğe almak konusundaki kararlılığını ve rotasını değiştirmeyeceğini açıkça ortaya koydu. Görüşmeler konusuna gelince, Türk tarafı gelir ve görüşme yapacak iradeyi gösterirse, ortak zemin yaratılacaktır" diye konuştu

"Planda ortak başkanlıkla ilgili var olan öneriler sizi tatmin ediyor mu?" sorusu üzerine de Klerides, "Hayır, ortak başkanlığı hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bu konudaki görüşümüzü Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'ya da halihazırda ilettik" dedi.

Klerides,tarafların sıkıntıları ve şikayetleri olabileceğine işaret ederek, "Rum tarafını tatmin eden hususlar, Türk tarafını rahatsız edecektir. Aynı şey diğer taraf için de geçerlidir. Bu da çok doğaldır" diye konuştu

KIBRIS 18/11/2002

Recep Tayyip Eroğan, Türkiye’ye varışında da vurguladı:

"Müzakere ve çözüm"

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta egemen iki kurucu devlete dayalı bir ortak devlet kurulması gerektiğini ve hiçbir zaman müzakereden kaçmayacaklarını belirterek, “Bu yolu doğru bulmuyoruz. Müzakere ederek adil, kalıcı bir çözüme ulaşma niyetindeyiz” dedi.
Erdoğan, adamıza yaptığı ziyareti tamamlaya
rak, THY’den kiralanan özel uçakla önceki gece saat 23.00’te Türkiye’ye döndü.
Esenboğa Havalimanı’na gelişinde parti yetkililerince karşılanan Erdoğan, burada gezisine ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Ülkemizde iktidar ve muhalefetin Kıbrıs konusunda
ki görüşlerini aldığını kaydeden Erdoğan, bunun da AB sürecine ilişkin temaslarına ışık tutacağını söyledi.
Görüşmelerinde, BM’nin Kıbrıs Planı’nı müzakere etme imkanını bulduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“KKTC’deki tüm kardeşlerimize verdiğimi
z mesajda özellikle şu konunun altını çizdik: Egemen iki kurucu devlete dayalı bir ortak devlet kurulmalıdır. Öyle zannediyorum ki, bundan sonraki çalışmalarımızda da bizim bir yerde temel anlayışımızı teşkil
edecektir. Tabii ki şu anda BM’nin planı ile b
irlikte vermiş olduğu süreç mevcut tabloya göre mümkün değil? Niye mümkün değil? Bir defa Sayın Denktaş rahatsız, Kıbrıs’ta değil. Türkiye’de şu anda da hükümet kurma çalışmaları var. Bu hükümet kurma çalışmaları ile birlikte zannediyorum güvenoylaması vesaire ay sonunu bulur. Bu plan incelendikten sonra da bu konuda hükümetimizin kanaati de pekişmiş olacaktır. Şunun altını çizerek söylüyoruz: Müzakereye açığız ve bu konuları müzakere etmekte varız. Hiçbir zaman müzakereden kaçmayacağız, bu yolu doğru bulmuyoruz. Müzakere ederek adil, kalıcı
bir çözüme ulaşma niyetindeyiz.”

Rumlar planı müzakereye hazır

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan ALİTHİA gazetesi, “Atina ve Lefkoşa Müzakereler İçin Tamamen Hazır.. Simitis; Çözümsüzlüğün Uzaması ve Taksim De Tehlikeler İçerir..” başlıklı manşet haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’in dün Atina’da yaptığı temaslarına yer verdi.
Gazeteye göre Klerides ve Başbakan Kostas Simitis, Kıbrıs konusuyla ilgilenen tüm bürokratların da katılımıyla yaklaşık 1.5 saat BM Gene
l Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu Kıbrıs çözüm planını detaylı şekilde ele aldılar, izlenecek stratejiyi belirlediler. Toplantıda Klerides ve Simitis Annan planını müzakere için kabul etmek, aynı zamanda planın özüne geçerek tüm maddelerini tartışmak ve işaret edilen ve kaydı tutulan tüm olumsuz noktalarını değiştirmek için mücadele etmeye tamamen hazır olduklarını bildirdiler.
Gazete, Klerides’in “oldukça daha güçlenmiş olarak” Kıbrıs’a döneceğini, çünkü Atina’da görüştüğü Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos
ve Yeni Demokrasi Partisi Başkanı Kostas Karamanlis’ten müzakerelere oturma yönünde anlayış gördüğünü de yazdı.
Gazete edindiği bilgilere dayanarak, Stefanuopulos’un Klerides’e “Bu plana göre ilerleyin, çünkü sunulması muhtemel başka plan daha kötü olacak
" uyarısında da bulunduğunu kaydetti.
Başbakan Kostas Simitis Klerides’le görüşmesinden sonra verdiği demeçte, (Klerides’in de olumlu görüşüyle) bufün BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a verilecek yanıtın, planın müzakereler için kabulü yönünde kesin olarak ol
umlu olacağını ifade etti. Simitis Kıbrıs Rum tarafının Atina’nın da tamamen olumlu görüşüyle bilinçli şekilde müzakerelere oturacağını ve Annan planı temelinde çözüm olması yönünde iradesini kullanacağını ve planı bir bütün olarak değerlendireceğini de belirtti.

Yunanistan Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos’tan Girne kökenli Rumlara

“GİRNE’Yİ UNUTUN”

SİMERİNİ, Girne kökenli Rumlar’dan oluşan heyetin dün Atina’da Yunanistan Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos’la görüşmesinde söylenenlerden çıkan sonucu manş
et yaptı.
Haberi, “Girne’yi Unutun.. Kostis Stefanopulos’un İşgal Kenti Temsilcilerine İtirafı..” başlığıyla veren gazete, Denktaş ile Klerides arasında Kıbrıs sorununun ‘temel anlaşmasının’ imzalanacağı Aralık takviminin hızla yaklaştığını ve Rum “göçmenl
erin” Kıbrıs Türk idaresi altında geri dönmeleri olasılığının da sıfırlanmakta olduğunu yazdı.
Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’in dün Atina’da söylediği “fonksiyonel olmayan bir çözüm gerginliğe sürükleyecek” sözlerini hatırlatan gazete, Girne kökenl
i Rumlar ile Yunanistan Cumhurbaşkanı arasındaki dünkü konuşmalardan Annan belgesinde yapılabilecek değişikliklerin ciddi değişiklikler olması olasılığının bulunmadığının anlaşıldığını belirtti.


Denktaş ‘hasta yatağından’ duyurdu:

"Müzakere etmek, kabul etmek değil!”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, sağlık durumunun iyiye gittiğini, dün her zamankinden daha iyi kalktığını söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu planda toprak konusunda harita sunulmasının yanlış olduğunu, ancak buna rağmen müzakereye devam etmekten kaçmayacağını açıkladı. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle New York’ta Columbia Prebyterian Tıp Merkezi’nde gözetim altında bulunan Denktaş’ta, “enterekok” mikrobunun sebep olduğu bir rahatsızlık tespit edildi. Cumhurba
şkanı Rauf Denktaş, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyib Erdoğan’ın Annan planının müzakere edilebileceğini söylediğine işaret edilmesi üzerine şunları belirtti:
“Müzakere etmek demek kabul etmek demek değildir. Müzakere etmek ‘benim istediğim şekil budur;
bunları ben kabul etmiyorum.. Böyle böyle olursa kabul ederim’ demektir. Tabiatıyla bu bir usüldür, bir yaklaşımdır. …Bakıp da reddedeceğinize, nelerin sizi red yoluna ittiğini söylersiniz”

YENIDUZEN 18/11/2002