PLANDA REVİZYON
REVİZE EDİLMİŞ İKİNCİ VERSİYON... Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan Kıbrıs planının revize edilmiş ikinci versiyonuna ilişkin ayrıntılar, Rum ve Yunan basınında yer aldı
ÜLTİMATOM ŞEKLİNDE... BM'nin, üçüncü planı, ültimatom şeklinde, yani 'kabul edin veya reddedin' anlamında sunmakta kararlı olduğu iddia edildi. BM yetkilileri, 'zamanın sınırlı olduğunu' savunuyor
RUMLARA BIRAKILACAK TOPRAK İÇİN YENİ TAKVİM... Yeni plana göre, Rum tarafına bırakılacak toprakların üç yıl süreyle Türklerin yönetiminde kalması ile ilgili takvim kısalacak
KARPAZ, TÜRK TARAFINA BIRAKILACAK... Karpaz, Türk tarafının itirazları üzerine kuzeyde kalacak, bunun yerine Beşparmaklar ve Trodos dağları arasında kalan Mesarya bölgesinden bazı köyler Rumlara verilecek
TÜRKİYE'YE TEK TARAFLI MÜDAHALE HAKKI... Londra ve Zürih garanti anlaşmaları çerçevesinde Türkiye'nin merkezi ve parça devletlere tek yanlı müdahale hakkı korunacak
ASKER SAYISINA DENGE... Adada kalacak Türk ve Yunan askerlerinin sayısındaki anlaşmazlığa, bir denge sağlanarak çözüm bulunacak
l RMMO FESHEDİLECEK... Bir çözüme varılması halinde Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) feshedilecek ve elindeki bütün silah sistemleri Girit'e gönderilecek
l ASKERİ KONULARDA TÜRKİYE'DEN ONAY... Avrupa Birliği Kıbrıs'tan askeri kolaylık talep ederse bu konuda Türkiye'nin oluru aranacak
l TÜRKİYE'DEN GELEN GÖÇMENLERİN SAYISI... Türkiye'den gelerek adaya yerleşenlerden anlaşma sonrasında kalacakların sayısı artırılacak
l RUMLARIN KUZEY'E DÖNÜŞÜ İÇİN TAVAN SAYI... Rumların Kuzey'e dönüşü için öngörülen takvim çerçevesinde 15 yıl sonrası için de tavan sayı belirlenecek
l ALTERNATİF HARİTALAR... BM çalışma grubu, toprak konusunda bazı marjinal değişiklikler yaptı, ayrıca ilgili tarafların önüne sunulması için bir dizi alternatif haritalar hazırladı
Birleşmiş Milletler (BM)
Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan Kıbrıs
planının revize edilmiş ikinci versiyonuna ilişkin
ayrıntılar Rum ve Yunan basınında yer aldı.
NTV ile CNN Türk, Yunanistan basını ve Rum
basınına dayanarak, Annan planındaki değişiklikler
olduğunu duyurdu.
Yunan basınına sızan bilgilere göre Türk
tarafının itirazları üzerine Karpaz bölgesi Türk tarafına
bırakılacak. Garanti anlaşmaları uyarınca Türkiye'nin
tek yanlı müdahale hakkı korunacak. Rumların kuzeye
dönüşüyle ilgili takvimde de değişiklik yapılacak.
Türkiye'den gelerek adaya yerleşenlerden, anlaşma sonrasında
adada kalacakların sayısında da artış öngörülüyor.
BM'nin üçüncü planı ültimatom şeklinde, yani 'kabul edin
veya reddedin' anlamında sunmakta kararlı olduğu iddia edildi.
BM yetkilileri, 'zamanın sınırlı olduğunu' savunuyor.
Planın revize edilmiş halinin, şubatın ilk 10
günü içinde 'ültimatom' şeklinde sunulacağı iddia edildi.
Rum ve Yunan basınının iddialarına göre ikinci
revizyon kapsamında Annan planında şu değişiklikler
öngörülüyor:
- Rum tarafına bırakılacak
toprakların 3 yıl süreyle Türklerin yönetiminde kalması ile
ilgili takvim kısalacak.
- Karpaz, Türk tarafının itirazları üzerine
kuzeyde kalacak, bunun yerine Beşparmaklar ve Trodos dağları
arasında kalan Mesarya bölgesinden bazı köyler Rumlara verilecek.
- Londra ve Zürih garanti anlaşmaları
çerçevesinde Türkiye'nin merkezi ve parça devletlere tek yanlı müdahale
hakkı korunacak.
- Adada kalacak Türk ve Yunan askerlerinin sayısındaki
anlaşmazlığa, bir denge sağlanarak çözüm bulunacak.
- Bir çözüme varılması halinde Rum Milli Muhafız
Ordusu feshedilecek ve elindeki bütün silah sistemleri Girit'e gönderilecek.
- Avrupa Birliği Kıbrıs'tan askeri kolaylık
talep ederse bu konuda Türkiye'nin oluru aranacak.
- Türkiye'den gelerek adaya yerleşenlerden anlaşma
sonrasında kalacakların sayısı artırılacak.
- Rumların kuzeye dönüşü için öngörülen takvim
çerçevesinde 15 yıl sonrası için de tavan sayı belirlenecek.
- BM çalışma grubu, toprak konusunda bazı marjinal
değişiklikler yaptı, ayrıca ilgili tarafların önüne
sunulması için bir dizi alternatif haritalar hazırladı.
Fileleftheros: Üçüncü plan, şubatın ilk 10 günü içinde sunulacak
Fileleftheros gazetesi,
Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler tarafından
hazırlanan planın üçüncü kez revize edilerek taraflara şubat
ayının ilk günlerinde sunulacağı öne sürdü.
Fileleftheros, '3. Plan; Kesin Olarak Seçimlerin İlk
Pazarından Önce - Ültimatom Şeklinde Olacak - Amerikalılar
Ankara'nın Taahhütlerini Temin Ettiler - Toprak Konusundaki Haritada Hafif
Değişikliklerden Söz Ediliyor' başlığıyla
manşetten verdiği haberinde, BM'nin şubat ayında ve
muhtemelen ilk on günü içerisinde, Kıbrıs sorununun çözümüne
ilişkin revize edilmiş yeni plan sunmaya
hazırlandığını yazdı.
Gazete, şunları belirtti:
'Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Alvaro
de Soto son günlerde, çok sınırlı olması beklenen Annan
planındaki yeni değişiklikler ışığında,
tarafların bazı konulardaki tepkilerini değerlendirme yönüne
gitti.
Değişiklikler, Annan planındaki dengeleri
muhafaza edecek. Bu arada, BM çalışma grubunun toprak konusunda
bazı marjinal değişiklikler yaptığı, ayrıca
ilgili tarafların önüne sunulması için bir dizi alternatif haritalar
hazırladığı da anlaşılıyor.
Aynı kaynaklar, De Soto'nun Atina'ya sondajlarda
bulunduğunu, ayrıca önümüzdeki günlerde ziyaret edeceği
Ankara'nın tutumuna ilişkin görüş şekillendirdiğini de
bildirdiler.
Buna paralel olarak, hafta sonunda Denktaş'la iki
görüşme yaptı. Denktaş, Türk tarafınca bütünlüklü belge
sunulması konusunda bazı izahatlarda bulundu. Türk
tarafının belgesi, Annan planıyla ilgili bütünlüklü gözlemlerini
içerecek.
BM, ültimatom şeklinde, yani 'kabul edin veya reddedin'
anlamında üçüncü bir belge sunma konusunda kararlı görülüyor. Çünkü
zamanın sınırlı olduğu görüşündedir.
3. Annan belgesinden söz eden Başbakan Kostas Simitis
aleni görüşlerinin aksine, Lefkoşa'da gerek Kıbrıs Rum
tarafı gerek Kıbrıs Türk tarafı bu ihtimal konusunda
bilgileri olmadığını bildirdiler. Dışişleri
Bakanı Yannakis Kasulides dünkü (önceki günkü) demecinde, yeni belge sunulmasını
ihtimal dışı etmedi. Kasulides, 'Hiçbir bilgimiz yok. Ancak
tartışmaların sonucu, BM'yi planda ikinci kez revizyona gitmeye
iterse bu mümkündür' diye konuştu.
Kasulides, '2003 Kıbrıs sorununun çözümünü
getirmezse, taksimi getirecektir' şeklinde görüş belirtti.
Denktaş da, kendi açısından revize
edilmiş yeni Annan planı bulunmadığını
belirterek, 'Mevcut plan üzerinde çalışıyoruz' dedi.'
Haberin devamında, yabancı arabulucuların
gelişmeler konusunda katalitik rol oynamaya
çağrıldığı, Amerikalıların Türkiye'de tüm
düzeylerde Kıbrıs konusunda iletişim kanalları kurduğu
ve Amerikalıların Ankara'nın niyetleri konusunda
cesaretlenmiş durumda olduğu belirtildiÇ
KIBRIS 28.01.2003
Denktaş: Üçüncü plan gündemimize gelmedi
Cumhurbaşkanı Denktaş: Görüşmede üçüncü bir plan gündeme gelmedi. Üçüncü plan hazırlanacak diye bir şey yok. Ama biz kendi değişiklik taleplerimizi ortaya koyduk. Rumlardan ses çıkmadı. Onların istedikleri değişiklik var, biliyoruz ama masaya henüz getirmediler
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 'üçüncü plan
hazırlanacak' diye bir şey olmadığını ama Türk
tarafı olarak değişiklik taleplerini ortaya
koyduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi
Başkanı Glafkos Klerides, Kıbrıs sorununa çözüm
arayışları çerçevesinde BM çözüm planı zemininde sürdürülen
yüz yüze görüşme sürecinde dün yeniden bir araya geldi.
Denktaş ile Klerides'in yürüttüğü Kıbrıs
müzakerelerinin dünkü bölümünde, Türk tarafının sunduğu
görüş ve plana ilişkin değişiklik önerileri ele
alındı.
Ara bölgedeki Uluslararası Lefkoşa Havaalanı
yakınlarında BM tarafından düzenlenen 'Lefkoşa Konferans
Merkezi'nde gerçekleşen dünkü görüşme yaklaşık 2 saat
sürdü.
Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmeden sonra
yaptığı kısa açıklamada görüşmenin, Türk
tarafının görüşlerinin ve belgede yapılmasını
istediği değişikliklerin takdimiyle geçtiğini söyledi.
Denktaş, Türk tarafının takdiminin bu akşam
yazılı olarak verileceğini söyledi.
Denktaş, Güney Kıbrıs'ın talebi üzerine
pazartesi, çarşamba ve cuma günleri saat 16.00'da yapılması
planlanan Klerides'le görüşmelerin bundan sonra sabah saat 09.30'da
gerçekleşeceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soru üzerine
görüşmede üçüncü bir planın gündeme gelmediğini söyledi.
Denktaş, 'Üçüncü plan hazırlanacak diye bir şey yok. Ama biz
kendi değişiklik taleplerimizi ortaya koyduk. Rumlardan ses
çıkmadı. Onların istedikleri değişiklik var, biliyoruz
ama masaya henüz getirmediler' dedi.
Denktaş'ın görüşme öncesi demeci
Cumhurbaşkanı
Denktaş, BM kontrolündeki ara bölgede, Lefkoşa Uluslararası
Havaalanı yakınlarında inşa edilen konferans merkezinde
yapılan görüşmeye katılmak amacıyla
Cumhurbaşkanlığı'ndan çıkışta kısa bir
açıklama yaptı.
Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar
Yakış'la gerçekleştirdiği görüşmenin iyi
geçtiğini kaydeden Denktaş, üzerinde durulan ve milli dava olarak
bilinen ilkelerde herhangi bir görüş ayrılığı
olmamasından mutluluk duyduğunu söyledi. Denktaş, 'Türk
halkının, Kıbrıs Türkü'nün selameti için
uğraşıyoruz. Birlikte uğraşıyoruz' dedi.
Amacın geçici, üç günlük, iyi günler görmek
olmadığını kaydeden Denktaş, kalıcı,
devamlı ve Kıbrıs Türkünü 1963'lere götürmeyecek, yerinden edip
yeni sıkıntılara sokmayacak, ekonomiyi tamamıyla bozmayacak
çözüm için çalışma yapıldığını söyledi.
Denktaş, Rumların Türk tarafının iyi niyetini
takdir etmesi gereğine de işaret ederek şunları
söyledi:
'Önerdiğimiz değişikliklere olumlu bakması, bize 40
yıldır kabul ettiremedikleri Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetini
dolaylı yoldan kabul ettirmeye uğraşmamaları gereklidir.
Uzlaşma, iki taraflı olur. İki tarafın da iyi niyetine
dayalı olur.'
Cumhurbaşkanı Denktaş, Güney Kıbrıs'taki
seçimlerin sürece etkisine de değinerek 'Zorlukları anlıyoruz
ancak bizim programımız değildi Kıbrıs meselesini
Rumların seçim sürecine getirip, o dönem içerisinde tamamlamaya
çalışmak' dedi.
Denktaş, şu şekilde devam etti:
'Ümit ederiz ki bütün sıkıntılara rağmen
doğruyu görürler ve 1963'den bu yana yaptıklarının
neticesinin ayrılık olduğunu, şimdiki çabanın ise
birleşme olduğunu ama kendi şartlarıyla değil,
kalıcı bir birleşme ve dostluk olması için uğraş
verdiğimizi, bunun da bazı ilkelerin muhakkak kabul edilmesine
dayandığını görürler. Bu ilkeler Kıbrıs'ı
kötüye götürecek ilkeler değildir. Her iki devleti, her iki halkı
daha iyiye götürecek, komşu yapacak, iyi komşu yapacak ve bir arada
çalışmalarını sağlayacak bir formüldür diye düşünüyoruz'
Denktaş'ın konuşmasını
tamamlamasının ardından haberi takip eden BRT muhabiri, dün 79
yaşına giren cumhurbaşkanına çiçek sundu.
Denktaş, Klerides'le yarın sabah saat 09.30'da yeniden
bir araya gelecek
KIBRIS 28.01.2003
İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi
Başkanı Glafkos Klerides'in yürütmekte olduğu Kıbrıs
müzakerelerindeki son gelişmelere ilişkin temaslarda bulunmak
amacıyla dün geldiği KKTC'de Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş ve siyasi parti yetkilileriyle görüştü.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lord Hannay'i saat
11:30'da kabul etti.
Cumhurbaşkanlığı sarayında
gerçekleşen görüşmenin başında hiçbir açıklama
yapılmazken, sadece görüntü alınmasına müsaade edildi.
KKTC'den cumhurbaşkanının anayasa ve hukuk
danışmanı Profesör Doktor Mümtaz Soysal ile KKTC'nin Washington
Temsilcisi Osman Ertuğ'un hazır bulunduğu görüşmede
Hannay'e İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker ile komiserlik yetkilileri
eşlik etti.
Cumhurbaşkanı'nın doğum günü
Bu arada bir gazetecinin cumhurbaşkanının doğum gününü
kutlaması üzerine Denktaş ile Hannay arasında yaş
konusunda bir şakalaşma oldu. Cumhurbaşkanının 78
yaşında olduğunu ve 79 yaşından gün
aldığını ifade etmesi üzerine Hannay espri yaparak, 'Ben
sizin halihazırda 79 yaşında olduğunuzu biliyordum'
dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la
İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay
arasında
45 dakika süren görüşmeden sonra herhangi bir açıklama
yapılmadı. Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmenin
yapıldığı salondan dışarı çıkarak,
Hannay'i uğurladı.
Hannay, parti yetkilileriyle de görüştü
İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay,
Kıbrıs konusundaki temasları çerçevesinde
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la görüşmesinin ardından
UBP, DP, TKP ve CTP yetkilileriyle bir araya geldi.
İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Lefkoşa
Dereboyu'ndaki binasında yer alan görüşmelerden ilki saat 12.15'te
Hannay- UBP Genel Sekreteri Süha Türköz ve UBP Milletvekili İlker Nevzat
arasında yapıldı.
Hannay, daha sonra saat 13.00'te DP Genel Sekreteri Serdar Denktaş ile
görüştü. Temaslarda bulunan Lord David Hannay, saat 13.45'te TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli ve CTP Genel Başkanı Talat'la
çalışma yemeğinde bir araya geldi. Hannay'e İngiliz Yüksek
Komiseri Lyn Parker'in eşlik ettiği görüşmede TKP
Dışilişkiler Sorumlusu Güngör Günkan'la CTP
Dışilişkiler Sorumlusu ve Lefkoşa Belediye Başkanı
Kutlay Erk de hazır bulundu.
Türköz: Endişelerimizi dile getirdik, olumlu bir sonuç almak için uğraşıyoruz
Türköz, görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı
açıklamada, Hannay'in Kıbrıs konusundaki çabalarına
teşekkür ettiklerini ve Annan planında kendilerini rahatsız eden
konuları tekrar bilgilerine getirdiklerini söyledi.
Özellikle yerlerinden göç ettirilecek insanlar ve mal-mülk
konusundaki düzenlemeler, seçimlerde izlenecek yöntem, AB'yle ilgili
çalışmalar gibi konulardaki rahatsızlıklarını bir
kez daha ve ısrarlı şekilde dile getirdiklerini
bildiren Süha Türköz, Hannay'dan bu endişeleri farklı makamlarda
dile getirmesini istediklerini kaydetti.
Türköz, bu endişelerinin hissiyattan çok, büyük oranda
vatandaşların rahatsız olmasından kaynaklandığını
ifade ederek, cumhurbaşkanı ile Rum Yönetimi başkanı
arasındaki görüşmelere bu şekilde yardımcı olmaya ve
olumlu bir sonuca ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.
UBP Genel Sekreteri Süha Türköz, BM'nin planda köklü
değişiklikler mümkün değil görüşünde olduğunu belirten
ve İngiltere'nin tutumunu soran bir gazeteciyi yanıtlarken, 'Böyle
bir tavır görmedik, böyle bir düşünceye de
katılmadığımızı ta başından söyledik.
Eğer müzakere edeceksek her şeyi müzakere etmeliyiz ve
ısrarlıyız. Plan iş olsun diye görüşülecekse biz buna
karşıyız. Biz Sayın Hannay'den böyle bir yaklaşım
görmedik' diye konuştu.
Türköz, Hannay'ın, götürdükleri argümanları
değerlendirip gerekli yerlere aktaracaklarını ifade
ettiğini bildirdi.
Süha Türköz, 'Önemli olan bizim tutumumuzun birlik ve beraberlik
içinde bu makamlara aktarılması. Bu makamların ısrarlı
tavrımızı benimsemesidir. Bence bu şekilde daha rahat bir
sonuca ulaşırız ve genelde toplumu rahatsız etmeyecek bir
sonuca ulaşırız' dedi.
Serdar Denktaş: Birkaç hafta içinde göreceğiz
DP Genel Başkanı, Turizm
ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş, saat 13.00'teki görüşmeye tek
başına katıldı ve görüşmenin ardından
gazetecilere açıklama yaptı.
Denktaş, Lord David Hannay'a Annan planının
geneliyle ilgili düşünceleri aktardığını belirterek,
'Öyle görünüyor ki kendileri bizim sorun olarak gördüğümüz bazı
maddelerin değiştirilmesinin büyük bir sorun olmayacağı
düşüncesindedir. Onu da bu birkaç hafta içinde göreceğiz' dedi.
'Kuzey başlangıçta avantajlı olmalı'
Serdar Denktaş, dengenin tam olarak sağlanabilmesi için ekonomik,
sosyal ve nüfus açısından daha zayıf durumdaki Kuzey
Kıbrıs'ın başlangıçta daha avantajlı durumda
olması gerektiğini düşündüklerini vurgulayarak, şöyle
konuştu:
'Bir ikinci nokta da, özellikle becerilerimizi geliştirme
açısından her Avrupa ülkesinin geçtiği uyum sürecinin bizim için
de uygulanması gerekir ki rekabete dayalı bir dünyadır Avrupa
Birliği, bu dünya içindeki uyumumuzu sağlayabilelim. Rum tarafı
bunun için 7 yıl, İngiltere 20 yıl çalıştı. Bizim
çözümle birlikte bu süreci belki Rum tarafından gelecek yardımlarla
da kısa sürede geçirebileceğimizi düşünüyorum. Ama o uyum
sürecini aynen çalışmalıyız, geçirmeliyiz ve bütün bu
kısıtlamalar, delegasyonlar buna göre düzenlenmeli,
ayarlanmalıdır. Bu düşüncelerimizi aktardık, bu üç-dört
haftalık sürede de gelişmeleri yakından takip edeceğiz.'
Angolemli: Kıbrıs Türk halkı, kendi çıkar ve
haklarını ancak kendi çabasıyla elde edebilecektir
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de, görüşmeden sonra
yaptığı açıklamada, 'Kıbrıs Türk halkı,
kendi çıkar ve haklarını ancak kendi çabasıyla elde
edebilecektir' dedi.
Angolemli, Türkiye ile Yunanistan yetkililerinin, gelecek hafta
içerisinde Kıbrıs konusunu görüşerek, garanti ve ittifak
anlaşmalarıyla adadaki güvenlik konusunu ele alacaklarını
da açıkladı.
'Belli ki bu hafta ve önümüzdeki hafta içerisinde birtakım
konular gün ışığına çıkacaktır,
bulanıklık biraz daha berraklığa doğru gidecektir'
diyen Angolemli, ancak söz konusu Türk-Yunan görüşmesinin hangi
düzeyde, nerede ve ne zaman yapılacağı konusunda bilgisi olmadığını söyledi.
'Yapılacak değişiklikler al-ver şeklinde olacak'
TKP Genel Başkanı
Angolemli, tarafların hiçbirinin de Annan planının tümü
konusunda memnuniyet belirtmesinin olası olmadığına dikkat
çekerek, Lord Hannay'e, iki tarafın da Annan planında çekince
koydukları noktalarda değişikliğe gidip
gidilemeyeceğini sorduklarını, İngiliz diplomat Hannay'in
ise, değişikliklerin ancak al-ver şeklinde olabileceğini
söylediğini kaydetti.
'Kıbrıs Türk halkının çıkar ve
haklarının korunduğu bir çözüme ulaşılması, bizim
halkımızın elindedir. Uğraşırsak, bu konuda
yürürsek bir yere varacağız, aksi taktirde olumlu sonuca varma
şansımız yoktur' diyen Angolemli, Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın ise, son zamanlarda halkına arkasını
döndüğünü, ters düştüğünü ileri sürerek, 'Geçtiğimiz
günlerde de AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ters
düşmüştür' dedi.
Erdoğan'ın Kıbrıs konusundaki son
açıklamalarını desteklediğini ve yaptığı
tespitlerin yerinde olduğunu ifade eden Angolemli, şöyle dedi:
Bizim tek güveneceğimiz kendi halkımızdır
'Erdoğan'ın Kıbrıs konusundaki çabaları önemlidir. Bugün ülkemizi ziyaret eden Türkiye yetkililerinin açıklamalarını da bekleyeceğiz, ama her şeye karşın bizim tek güveneceğimiz kendi halkımızdır. Kendi halkımız, kendi geleceğini kendisi çizecektir.'
Talat: Sayın Denktaş, cumhurbaşkanlığı ve
görüşmecilik görevinden derhal istifa etmelidir
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, Türk tarafının çok ciddi bir bunalımla karşı karşıya olduğunu ileri sürerek, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın referandumdan olumlu sonuç çıksa da Annan planına imza atmayacağını açıkça söylediğine işaret etti. 'Denktaş'ın bu açıklamasıyla bir bakıma Kıbrıs Türk Halkı'nı temsil etmediğini itiraf etmiş olduğunu' savunan Talat, Denktaş'ı, cumhurbaşkanlığı ve görüşmecilik görevinden derhal istifa etmeye çağırdı.
'Bütün çabamızı 28 Şubat'a yoğunlaştırdık'
Talat, 'son tarih' olarak
nitelendirdiği 28 Şubat'ın yaklaşmakta olduğunu
söyleyerek, '28 Şubat'tan sonrası Kıbrıslı Türkler
açısından çözüm olmadığı taktirde hayal edilmesi bile
zor olan günler olacaktır. O yüzden biz ve soruna ilgili bütün taraflar,
bütün çabamızı 28 Şubat'a yoğunlaştırdık, bu
tarihe konsantre olduk' dedi.
Hannay'le görüşmelerinde partisinin, Kıbrıs
müzakereleri sürecinin nasıl ileriye götürülebileceğine ilişkin
görüşlerini de ortaya koyduklarını belirten Talat,
görüşmede ayrıca 'Güney Kıbrıs'ta 16 Şubat'ta
yapılması öngörülen başkanlık seçimleri
yaklaşırken, çözüm sürecinde seçimler nedeniyle ortaya
çıkabilecek bazı olası sorunları ve pürüzleri de ele
aldıklarını' kaydetti.
'Türk tarafı çok ciddi bir bunalımla karşı karşıyadır'
Türk tarafının çok ciddi
bir durumla, hatta bunalımla karşı karşıya
olduğunu söyleyen Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
referandumdan olumlu sonuç çıksa da Annan planına imza
atmayacağını açıkça söylediğine işaret ederek,
'Denktaş'ın bu açıklamasıyla bir bakıma
Kıbrıs Türk Halkı'nı temsil etmediğini itiraf
etmiş olduğunu' iddia etti. Denktaş'ı,
cumhurbaşkanlığı ve görüşmecilik görevinden derhal
istifa etmeye çağıran Talat, şöyle konuştu:
'Halkın verdiği karardan daha büyük bir karar
olamayacağına göre, bu şekildeki bir ifade Sayın
Denktaş'ın kendi kendine toplumun temsilcisi
olmadığının da itirafıdır. Bu nedenle geç olmadan,
son günlerde bizi büyük bir kaosun içine sürüklemeden hem
Cumhurbaşkanlığı hem de görüşmecilik görevinden
şimdiden istifa etmesi sanırım Kıbrıs Türkü'ne
yapacağı en büyük iyilik olacaktır.'
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, Türkiye'ye yönelik
de bir takım oyunlar oynamakta olduğunu, Türkiye'nin içini
karıştırmaya çalıştığını da iddia
eden CTP Genel Başkanı Talat, şöyle konuştu:
'Türkiye halkının rağbet etmediği siyasi
partileri birer birer Kıbrıs'a davet ederek, Türkiye'nin içine
yönelik karışıklık yaratmaya çalışıyor.
Kendisinin düşünceleri eğer gerçekleşmeyecekse 'Varsın
Türkiye de darmadağın olsun, orda da istikrarsızlık ortaya
çıksın', hiç umurunda değildir. Sayın Denktaş,
işte böylesine bir psikolojik durumdadır da. Dolayısıyla
sanıyorum ki çok uğraşmamız gerekecek... Hem
Denktaş'ın artık bu görevde kalmaması için hem de
Kıbrıs sorununun çözümünün muhakkak 28 Şubat'a
yetiştirilebilmesi için herhalde daha çok çaba ortaya
koyacağız.'
Hannay, Klerides ile görüştü
Kıbrıs'ı ziyaret eden İngiltere'nin Kıbrıs
Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides ile de
bir araya geldi.
'Uzun ve karmaşık müzakere sürecinin son bölümünün
başladığını' ifade eden Hannay, 'bu ay alınacak
kararların ilgili tüm taraflar için çok önemli olacağını'
kaydetti.
Hannay, Rum kesimindeki temasları çerçevesinde, Rum Meclis
Başkanı Dimitris Hristofyas ve Rum Dışişleri
Bakanı Yannakis Kasulides ile de görüştü.
Kasulides, Hannay ile görüşmesinin ardından
yaptığı açıklamada, müzakere sürecinin yoğunlaşacağını
ifade ederek, belirlenen takvim içinde sonuca ulaşılmasının
amaçlandığını söyledi.
Hannay, Kıbrıs'taki temaslarıyla
ilgili açıklama yaptı: Cesaretlendim
İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay,
Kıbrıs'a hem siyasi hem de teknik düzeydeki
çalışmaların yoğunluğundan cesaretlendiğini
açıkladı.
Hannay, cumartesi günü geldiği Kıbrıs'ta
yaptığı temasları tamamlayarak dün adadan ayrılmadan
önce yayımladığı yazılı açıklamasında,
'Hem siyasi, hem de teknik düzeydeki çalışmaların yoğunluğundan
cesaretlendim. BM genel sekreterinin değiştirilmiş planı
üzerinde gerekli uzlaşıları sağlamak, büyük bir siyasi
irade ve efor gerektirecektir. İngiliz hükümeti, tüm ilgili tarafları
bu iradeyi göstermeye davet eder' dedi.
Lord David Hannay, Kıbrıs ziyaretinin, İngiliz
hükümetinin
bir AB ve BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak, BM genel sekreteriyle
müzakerelerde yer alan her iki tarafa, 28 Şubat'a kadar kapsamlı bir
çözüme ulaşılması için elinden gelen her yardımı yapma
konusunda devam eden kararlılığını belirttiğini
kaydetti.
Bu müzakerelerde yer alanları geniş ölçüde
gördüğünü belirten Hannay, ayrıca Atina'da Yunan
dışişleri bakanı ve AB başkanını ziyaret
ettiğini, gelecek hafta da Ankara'yı ziyaret edeceğini
açıkladı.
KIBRIS 28.01.2003
'DENKTAŞ, BİZİ BU İŞİN DIŞINDA TUTAMAZ'... Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Kıbrıs konusunu sadece kendisi için milli davaymış gibi gösteremeyeceğini, kendisinin de gençlik yıllarından beri Kıbrıs davasının heyecanını yaşadığını belirterek, 'Kusura bakmasınlar, bizi bu işin dışında tutamazlar' dedi
'SÜREKLİ OLARAK İSTİFA EDERİM DEMEMELİ'... Cumhurbaşkanı Denktaş'ın sürekli olarak 'Eğer benim dediğim, benim istediğim olmazsa istifa ederim' dediğini belirterek, 'Bu söylenmemelidir, söylenemez' diyen Erdoğan, Annan planının müzakere edilebilir olduğunu ve % 29+ toprak oranını bizzat Denktaş'ın söylediğini ifade etti. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, bunları KKTC'deki bütün siyasi liderlerin, kendi arşivlerinin ve dışişlerinin de söylediğini ifade ederek, 'Gazetelerden okuyarak konuşmuyorum' dedi.
'ÇÖZÜMSÜZLÜK TÜRKİYE İÇİN DE SKINTI YARATIYOR'... Gençlik yıllarına göre bugün Kıbrıs konusuna ve Cumhurbaşkanı Denktaş'a bakış açısının farklı olduğunu, bugün şartların değişmiş olduğunu anlatan Erdoğan, Güney Kıbrıs'ın AB'ye kabul edilmek üzere olduğuna ve Kuzey Kıbrıs'ın da bu şansının bulunduğuna işaret ederek, çözümsüzlüğün Türkiye'nin AB'ye kabulü konusunda sıkıntı yarattığına dikkat çekti
'KIBRIS, HER GEÇEN GÜN KAN KAYBEDİYOR'... AKP Lideri
Erdoğan, sürekli olarak tarafların bu işi çözmeye yaklaşmadığını söylediğine işaret ederek, 'Yani buna Sayın Denktaş da dahildir, Klerides de... Eğer masaya bu işi çözmek için yaklaşmazsak o zaman bu iş çözülmez. Şu anda Kıbrıs her geçen gün kan kaybediyor. Bu açık ve net ortada. Sayın Denktaş KKTC'yi ne kadar düşünüyorsa, en az biz de onun kadar düşünüyoruz' dedi
Adalet ve Kalkınma Partisi
(AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs
konusunun sadece Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın milli
davası olmadığını vurguladı. Erdoğan,
'Sayın Denktaş için bu ne kadar milli davaysa, en az bizim için de o
kadar milli davadır' dedi.
Erdoğan, dün akşam ATV ana haber bülteni
sırasında Ali Kırca'nın sorularına
karşılık yaptığı açıklamada,
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, kendisini hedef alan 'Milli
politika değişti mi; milli davadan vaz mı geçildi'
şeklindeki sözlerine sert tepki gösterdi. AK Parti Başkanı
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Kıbrıs
konusunu sadece kendisi için milli davaymış gibi
gösteremeyeceğini ifade etti. Gençlik yıllarından beri
Kıbrıs davasının heyecanını
yaşadığını kaydeden Erdoğan, 'Kusura bakmasınlar,
bizi bu işin dışında tutamazlar' dedi.
Denktaş'ı hiçbir zaman tek taraflı olarak
eleştirmediğini, Rum Yönetimi Başkanı Klerides'i de
eleştirdiğini ve 'Taraflar bu işi çözmek için
yaklaşmıyor' dediğini hatırlatan Erdoğan,
Kıbrıs sorununun ancak tarafların masaya çözüm niyetiyle
oturması ve karşılıklı özveri göstermesi halinde
çözülebileceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın sürekli olarak
'Eğer benim dediğim, benim istediğim olmazsa istifa ederim'
dediğini belirterek, 'Bu söylenmemelidir, söylenemez' diyen Erdoğan,
Annan planının müzakere edilebilir olduğunu ve % 29+ toprak oranını
bizzat Denktaş'ın söylediğini ifade etti. AK Parti Genel
Başkanı Erdoğan, bunları KKTC'deki bütün siyasi liderlerin,
kendi arşivlerinin ve dışişlerinin de söylediğini
ifade ederek, 'Gazetelerden okuyarak konuşmuyorum' dedi.
Kıbrıs'ta buluşma noktasının,
barış için çıkış noktasının Denktaş ve
Klerides'in çözüm niyetiyle masaya gelmesi ve aynı özveriyi göstermesi
halinde bulunabileceğine dikkat çeken Erdoğan, bu şekilde
KKTC'nin içinde bulunduğu sıkıntıların da hep birlikte
aşılmış olacağını kaydetti.
Gençlik yıllarına göre bugün Kıbrıs konusuna
ve Cumhurbaşkanı Denktaş'a bakış
açısının farklı olduğunu, bugün şartların
değişmiş olduğunu anlatan Erdoğan, Güney
Kıbrıs'ın AB'ye kabul edilmek üzere olduğuna ve Kuzey
Kıbrıs'ın da bu şansının bulunduğuna
işaret ederek, çözümsüzlüğün Türkiye'nin AB'ye kabulü konusunda
sıkıntı yarattığına dikkat çekti.
Erdoğan, Avrupa ülkelerinde, ABD'de, Rusya'da, her
gittiği yerde Kıbrıs konusunun önlerine konulduğunu, bunu
görmezlikten gelemeyeceklerini ifade ederek, siyasetin sorun çözme sanatı
olduğu şeklindeki görüşünü yineledi.
AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, hiçbir zaman 'ver
kurtul' mantığını savunmadıklarını ve asla
buna yanaşmadıklarını da vurgulayarak, 'Kuzey
Kıbrıs'ın Türkiye açısında ne kadar önem taşıdığını
bilenlerdeniz' dedi.
Sorular, yanıtlar
Ali Kırca'nın soruları ve Erdoğan'ın
yanıtları şöyle:
'Soru: Davos'ta Denktaş'a yönelik bazı
mesajlarınız oldu. Sayın Denktaş'ı çözümsüzlük yönünde
ya da çözümü tıkadığı yönünde eleştirdiniz. Sayın
Denktaş'tan da size diplomasi sınırları içerisinde sert
cevaplar geldi. Sizin Denktaş'a karşı
yaklaşımınız, tavrınız ve Kıbrıs'taki
duruşu konusundaki eleştiriniz nedir?
Cevap: Bütün samimiyetimle şunu söyleyeyim. Davos'ta bu
konuyla ilgili olarak çok benden cevaplar beklediler, hatta basın
aracılığıyla yapılan bu değerlendirmelere benim
nasıl bir değerlendirme yapacağım söylendi. Ben
şimdilik tabii bu konuda cevap vermemeyi tercih ediyorum. Ama ben hiçbir
zaman kalkıp da Sayın Denktaş'ı tek taraflı olarak eleştirmedim.
Böyle bir şey yapmadım. Benim
söylediğim hep, 'Taraflar bu işi çözmek için yaklaşmıyor'
şeklinde oldu. Yani buna Sayın Denktaş da dahildir, Klerides de.
Eğer masaya bu işi çözmek için yaklaşmazsak o zaman bu iş
çözülmez. Şu anda Kıbrıs her geçen gün kan kaybediyor. Bu
açık ve net ortada. Sayın Denktaş KKTC'yi ne kadar
düşünüyorsa, en az biz de onun kadar düşünüyoruz. Ama sunu bilelim
ki; Sayın Denktaş şu anda sürekli olarak bir şey ileri
sürüyor: 'Eğer burada benim dediğim olmazsa, benim
düşündüğüm olmazsa istifa eder giderim.' Sürekli bunu ileri sürmek,
bu kadar tecrübeli bir siyasetçinin söyleyeceği laf değildir. Bu
söylenmemelidir, söylenemez. Kaldı ki Annan planının müzakere
edilebilir olduğunu kendileri de söylediler. %29 +'yı kendileri söyledi,
biz söylemedik, bunu kendileri söylediler. Bunu Kıbrıs'taki bütün
siyasi liderler telaffuz ediyorlar. 'Evet' diyorlar 'Sayın
cumhurbaşkanı bunu geçmişte telaffuz etti.' Bunu bizim
arşivler de söylüyor. Dışişlerimiz de söylüyor. Ben bunu
gazetelerden okuyarak konuşmuyorum. Nitekim şu anda ortaya gelen %28
buçuktur; Annan planında ifade edilen. Eşit egemenlik diyoruz...
Sayın Denktaş'la bu konuda aynı şeyleri
düşündüğümüzü kendileri bana söylediler. Bunun yanında harita
konusu var. Harita konusunda; 'Kıbrıs'ı en iyi bilen
sizlersiniz' dedim. 'Burada nasıl bir hat çizilmesi, çekilmesi gerekiyorsa
bunları sizler çevredeki bunu en iyi bilenlerle beraber yürütmenizde fayda
var' dedim. Göçmen konusuydu, mülkiyet konusuydu ha keza... Biz hiçbir zaman,
'ver kurtul'u mantığını savunmadık ve asla buna
yanaşmıyoruz. Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye
açısında ne kadar önem taşıdığını
bizler bilenlerdeniz ve bunun farkındayız.
Soru: Sayın Denktaş'la çözüm mümkün mü? Defalarca
görüştünüz kendisiyle. 28 Şubat diye AB açısından bir tarih
de var. Bu tarih uzaya da bilir, çok da önemli değil belki
ama; sonuçta bir çözüm gerekiyor Kıbrıs'ta... Sayın
Denktaş'la bir çözüm umudu var mı sizce?
Cevap: Ben bunu sadece Sayın Denktaş olarak ifade
etmiyorum Burada Sayın Klerides'in de tutumu da söz konusu.
Tarafların ikisi de özveriyle bu işe yaklaşırsa bu iş
çözülür. Ben baştan beri, Yunanistan'da Sayın Simitis'le
görüşürken de söyledim; eğer bu sadece Türk tarafından beklenirse
çözülmez, çözüme ulaşılamaz. Bunun bütün arşivlerde
kayıtlarda yeri var. Bunu söyleyen birisiyim ben.
Sadece Sayın Denktaş'tan bu beklenirse çözülemez.
Sayın Klerides de aynı özveriyi gösterecek. Sayın Denktaş
da gösterecek ve bir buluşma noktası, barış için bir
çıkış noktası olacak. Bununla beraber de Kuzey
Kıbrıs'ın şu anda içinde bulunduğu
sıkıntıları da hep birlikte aşmış
olacağız. Bizim temennimiz budur.
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, şu andaki mesul durumda bulunan
partinin mensubu arkadaşlarımız, ellerinden gelen bütün
samimiyetle onlar da gayret gösteriyorlar. Ama kalkıp da 'Milli politika
değişti mi, milli davadan vaz mı geçildi...' Sayın
Denktaş için bu ne kadar milli davaysa en az bizim için de o kadar milli
davadır. Bu konuyu böyle sadece kendisi için milli davaymış gibi
göstermek; kusura bakmasınlar, bizi bu işin dışında
tutamazlar. Çünkü ben gençlik kollarında
çalıştığım dönemlerde bile, o zamanlar, o hassas
dönemlerde, Türkiye'de gelip de biz kendisini salonlarda konuşturuyorduk.
Ta o zamanın heyecanını yaşamış insanlarız
biz. Onun için bizi şimdi durup dururken rahatlıkla göz ardı
etmek mümkün değil.
Medya aracılığıyla bu tür söz şeyine
girmeyi uygun bulmuyorum. Onun için de temenni ederim ki bunu medya
aracılığıyla devam ettirme dönemini şöyle bir sona
erdirip eğer aramızda görüşmemiz gereken bir şey olursa
bunu direkt olarak telefonlarla ve görüşmek suretiyle başarabiliriz.
Soru: Kıbrıs konusuna ve Sayın Denktaş'a o
zamanki bakışınızla bugünkü bakışınız
aynı mı?
Cevap: Tabii bugünkü bakışım daha farklı.
Çünkü o günün şartlarıyla bu günün şartlarını biz
aynı değerlendiremeyiz. Her şey değişiyor.
Bakın Güney Kıbrıs Avrupa Birliği'ne kabul ediliyor.
Şu anda Kuzey Kıbrıs'ın da Avrupa Birliği'ne kabul
edilme şansı var. Üstelik de Türkiye Cumhuriyeti'nin AB'ye kabulü
konusunda da bu bildiğiniz gibi bir sıkıntı meydana
getiriyor. Ben dolaştığım bütün Avrupa ülkelerinde,
Amerika'da, Rusya'da, her gittiğim yerde, çok açık ve net söylüyorum:
her gittiğimiz yerde bize soruldu ve önümüze getirildi. Yani ortada böyle
bir sorun var; bunu görmezlikten gelemeyiz. Bunu birlikte çözelim. Çünkü
siyaseti sorun çözme sanatı olarak anlıyorum, görüyorum. Eğer
bunu başarabilirsek, inanıyorum ki Sayın Denktaş da bizler
de hep birlikte böyle bir sorunu halletmenin mutluluğunu
yaşarız.'
KIBRIS 28.01.2003
Denktaş: 'Değişiklik talebimizi masaya koyduk'
Kıbrıslı liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides dün
yaptığı görüşmede, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'nın
sunduğu planda, değiştirilmesini istedikleri bölümlerle ilgili
taleplerini masaya koyduklarını söyledi.
Denktaş, Klerides ile görüşmesinin ardından
Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde yaptığı
açıklamada, 'Görüşmelerimizi ve belgede istediğimiz
değişiklikleri gündeme getirdik. Bütün toplantı da
dolayısıyla bizim takdimimizle geçti. Bu
yaptığımız takdimi yazılı olarak kendilerine
yarın akşam vereceğiz' dedi.
Denktaş, 'BM'nin üçüncü bir plan sunup sunmayacağı' yönündeki
soruya karşılık, 'Üçüncü plan hazırlanacak diye bir
şey yok, söylentinin ötesinde' dedi.
'Türk tarafının değişiklik talebini ortaya koyduğunu,
Rumlardan henüz bir ses çıkmadığını' ifade eden
Denktaş, 'Onların istedikleri değişikliler var, biliyoruz,
ama masaya henüz getirmediler' diye konuştu.
Denktaş, bundan sonra yapılacak görüşmelerin, Rumların
seçim propaganda çalışmaları nedeniyle sabah saat 09.30'a
alındığını da açıkladı.
Haftada üç kez görüşen Denktaş ve Klerides, 29 Ocak Çarşamba
günü saat 09.30'da yeniden biraraya gelecek.
YENIDUZEN
28/01/2003
Çığırtkanlar
Rauf R. Raif Denktaş dün yine coştu... TC Dışişleri
Bakanı Yaşar Yakış ve Kara Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Aytaç Yalmanla görüşen, ayrıca
Cumhurbaşkanlığına düzenlenen organize ziyaretlerde
konuşan Denktaş, barış yanlılarına verdi,
veriştirdi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrısta bir çözüm
bulunması için yürütülen görüşmelerin, 1960 anlaşmalarına
ve bu anlaşmalarda Türkiye ve Türk tarafına verilen haklar
çiğnenerek, ezilerek ve kaale alınmayarak devam ettiğini;
Rumların AB yoluyla Kıbrısa sahip çıkma hesabı içinde
olduğunu öne sürdü.
Rauf R. Raif Denktaş dün yine coştu... TC Dışişleri
Bakanı Yaşar Yakış ve Kara Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Aytaç Yalmanla görüşen, ayrıca
Cumhurbaşkanlığına düzenlenen organize ziyaretlerde
konuşan Denktaş, barış yanlılarına verdi,
veriştirdi.
Rauf Denktaş, içteki çığırtkanlığın
kendisini üzüp etkilediğini, ama bu kişilerin de koşulsuz
barış mı istiyorsunuz? sorusuna hayır,
koşullarımız var, eksikleri tamamlamamız lazım
dediğini öne sürdü.
Görüşmeler de hakkımızı çiğniyor!
Denktaş Şimdi görüşmeler devam ediyor. Görüşmeler maalesef
1960 anlaşmalarına rağmen, bu anlaşmaların Türkiyeye
ve Türk tarafına verdiği haklar çiğnenerek, ezilerek ve kaale
alınmayarak devam etmektedir. Gerçekte Kıbrıs, Türkiyenin üye
olmadığı bir yere üye olamaz. Ama Rumlar mahsus bu AB
müracaatını yapmışlardır. Bu yolda cesur
adımlarla ilerlemektedirler. AB yoluyla Kıbrısa sahip
çıkacakları hesabı içindedirler. dedi.
200 bin
karar veremez!
Denktaş, Orgeneral Aytaç Yalmanı kabulünde ise Annan
planının kabulü halinde yaşanacak sorunlara çare
aradıklarını belirterek, Bütün mesele Anavatanın
desteğine bağlıdır. Son sözü söylemesine
bağlıdır. Çünkü biz, 200 bin kişi, 65 milyonun
hakkını, geleceğini, güvenliğini zarara uğratacak bir
adım atamayız, atmayız. Onun için Anavatanla tam bir
işbirliği ve anlayış içerisinde yürümek, bizim boynumuzun
borcudur dedi.
Annan planıyla ilgili olarak halkın ikiye bölündüğünü,
kendilerinin planın maddelerinin ne anlama geldiğini anlamaya
çalıştığını anlatan Denktaş, Cumartesi ve
Pazar günleri BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De
Sotoyla çalıştıklarını ve onların da bazı
konularda pek net görüşlerinin olmadığını söyledi.
YENIDUZEN
28/01/2003
İki taraf da çözüm istemiyor
Türkiyede hükümetteki Ak Partinin Genel Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan, dün akşam atv ana haber bülteninde Ali Kırcanın
sorularını yanıtladı, Rauf Denktaşa mesajlar
gönderdi. Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde hem
Denktaşın hem de Kleridesin çözüme niyetleri olmadığı
yönündeki görüşünü bir kez daha yineledi.
Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıstaki dengelerin artık eskisi
gibi olmadığını anlatırken, Kıbrısın
güneyi Avrupa Birliğine kabul ediliyor. Şimdi kuzeyin de Avrupa
Birliği üyesi olma şansı var. Kıbrıs sorunu
Türkiyenin Avrupa Birliği yolunda da bir sıkıntıya yol
açıyor.
Her gittiğimiz ülkede Kıbrıs sorununu önümüze getirdiler. Ortada
bir sorun var ve görmezden gelemeyiz şeklinde konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan, Denktaşa gönderdiği mesajda Umarım
böyle basın yoluyla mesaj göndermek geleneğinden vazgeçer... Bu
konuları yüz yüze görüşür, telefonla görüşür. Siyaset, sorun
çözme sanatıdır dedi.
YENIDUZEN
28/01/2003
'Denktaş'a
hayranız'
Orgeneral Yalman,
TSK'nın Denktaş'a hayran olduğunu söyleyerek moral verdi.
Erdoğan ise hakkındaki sözlerinin Denktaş'a
yakışmadığını belirtti
28/01/2003
RADIKAL
DENİZ ZEYREK
LEFKOŞA - Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, KKTC
ziyaretinde
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a destek verirken, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın çözüm planına itirazlarını dile getirdi.
Annan Planı'nın mevcut haliyle kabul edilemez olduğunu söyleyen
Yalman, Denktaş'ı övgüye boğarak AKP lideri Tayyip
Erdoğan'a mesaj gönderdi. Erdoğan, Denktaş'ı yeterli çaba
göstermemekle eleştirmişti.
Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la KKTC'ye
giden Yalman, Erdoğan'ın çözüm üretmeme suçlaması karşısında
istifa resti savuran Denktaş'a açık destek sundu. Hem Geçitkale
havaalanına inişi hem de KKTC lideriyle görüşmesi öncesi
basına açıklama yapan Yalman, Denktaş'a hitaben, "Kıbrıs
Türk halkının mücadelesinde hiçbir zaman etkinliği azalmayan
liderliğiniz ve tarihe iz bırakacak diplomatik çabalarınız
nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri adına hayranlık
duygularımızı belirtmek isterim" dedi. Denktaş,
"Moral ve cesaret verdiniz" diye teşekkür etti.
Güvenlik
uyarısı
Annan'ın 10 Aralık'ta gözden geçirerek tekrar sunduğu planı
eleştiren Yalman, "Adada 1963 çatışma ortamına geri
dönülmesinin, Doğu Akdeniz'deki dengenin Türkiye aleyhine bozularak Ada ve
Doğu Akdeniz'de sağlanan güvenlik ortamının ortadan
kaldırılması tehlikesinin ortaya çıkabileceği
değerlendirilmektedir" dedi. Görüşmelerin Denktaş'ın
inisiyatifiyle başladığını hatırlatan Yalman,
"Kıbrıs Türklerinin güvenliği, egemenliği ve
eşitliğini güvence altına alacak, Türkiye'nin Doğu
Akdeniz'deki stratejik çıkarları ile Türk-Yunan dengesini gözetecek
çözüm amaçlanmaktadır" diye konuştu. Bu şartları
yerine getirmeyen ve Kıbrıs'ın 1974 öncesine dönmesine yol
açacak bir çözümün kabul edilmez olduğunu söyleyen Kara Kuvvetleri
Komutanı şu mesajları verdi:
· Takvim ileri
sürerek Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta güvenliği tehlikeye
düşürecek yapay çözüm planlarının kabulü
yaklaşımından uzak durmanız gerek.
· Rum tarafı,
AB'den aldığı destekle, iki egemen devletli yeni
ortaklığa yaklaşmayıp Türkleri azınlık olarak
bünyesine alma yaklaşımında.
·
Barışın tesisi için Denktaş tarafından
yaratılan fır-satın değerlendirilmesi ve
Denktaş'ın Annan Planı'nda değişiklik tekliflerinin
dikkate alınmasını temenni ediyoruz. Aksi takdirde Doğu
Akdeniz'in sürekli kriz ortamına sürüklenmesi kaçınılmaz.
· TSK her türlü krizi
karşılayacak güç ve kararlılıktadır. Ama sürekli kriz,
AB dahil hiçbir tarafa fayda sağlamaz.
Denktaş da, son sözü Türkiye'nin söylemesi gerektiğini kaydederek,
"Biz 200 bin kişi için 65 milyonun geleceğini
karanlığa atmayız" dedi.
RADIKAL 28/01/2003
Yakış'a
soğuk karşılama
28/01/2003
RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisiyle AKP lideri Recep Tayyip
Erdoğan arasındaki krizi yatıştırmak üzere adaya giden
Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ı soğuk
karşıladı. Yakış ise Denktaş'ın
müzakerelerdeki isabetli tutumu desteklediklerini söylerken,
"Basının gerdirilerek varmış gibi gösterdiği
farklar aslında bulunmuyor" dedi.
Denktaş
sordurtmadı
Ancak dün Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ve Britanya Özel
Temcilcisi Sir David Hannay ile görüşmeye girmeden uzun uzun konuşan
Denktaş, Yakış'a "Kendisini sevgi ile kucaklıyorum.
İlk resmi ziyaretini KKTC'ye yapmasından övünç duyuyoruz"
demekle yetindi. Geçen hafta MHP lideri Devlet Bahçeli'yi bile bina
girişinde karşılayan Denktaş, Yakış'ı
içeride bekledi. Görüşmenin basına açık kısmında
konuşmayan Denktaş, Erdoğan ile arasındaki polemiğe
dair soru sordurmadı. "Bırakın sorsunlar" diyen
Yakış, "Görüşlerimizi basın yoluyla değil
doğrudan iletiriz" yanıtını verdi.
Dışişleri Bakanı, Denktaş'la görüşmesi öncesinde
ise Türk tarafının müzakerelerdeki tutumunun birlikte
oluşturulduğunu savunarak, "Kıbrıs'a 200 bin
soydaşın sorunu olarak bakmıyoruz. Kıbrıs Türkiye'nin
milli sorunudur" dedi. KKTC'de çözüm için yapılan mitinglere
atıf yapan Yakış, "Bunun arkasında, ekonomik
sıkıntıların da yarattığı
memnuniyetsizliklerin dile getirildiği bir ortam görüyoruz" diye
konuştu. klama isteyeceğini belirtmişti.
KKTC lideri ise daha sonra Klerides ile buluşmak üzere ara bölgeye
giderken yaptığı açıklamada ise Yakış ile çok
güzel bir çalışma yaptıklarını, 'milli dava' olarak
bildikleri ilkelerde görüş ayrılığı
olmadığını söyledi.
Denktaş, Erdoğan'ın "Taraflar çözüm için masaya oturursa,
sorun çözülebilir, oturmazlarsa çözüm olmaz" sözleri için
Yakış'tan açıklama istemişti.
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|
|
|
|
|
||
|
|
|
28 Ocak Cumhurbaşkanı Denktaş, taleplerinin
büyük bölümünün kabul edilmesi durumunda anlaşmayı
imzalayacaklarını söyledi. |
Annan planındaki değişiklikleri talepleri Adanın
öncelikli gündem maddesi. Denktaş, Annan planındaki
değişikliklerle ilgili listeyi bugün taraflara vereceğini
açıkladı. KKTC Cumhurbaşkanı, Bu değişikliklerin
önemli kısımları kabul edilirse anlaşma yolu
açılır. Rumlar, bunu asla kabul etmeyiz derlerse, o yolu biz
kapamış olmayız. Ve haklarımızdan vazgeçmeyiz dedi.
Kıbrısta Türk tarafı eşit
egemenliğin kabulünü istiyor. Toprak tavizini fazla buluyor ve
haritaları reddediyor. Garanti anlaşmalarının
korunmasını şart koşuyor. Çok sayıda Rum göçmenin
kuzeye dönüşünü reddediyor. 1974de Türkiyeden gelerek Adaya
yerleşenlerin geriye dönmesine karşı çıkıyor.
28 ŞUBAT DÜNYANIN SONU DEĞİL
BMnin ortaya koyduğu takvime göre
müzakerelerin 28 Şubatta tamamlanması gerektiğini
hatırlatan Denktaş, bu tarihe kadar sonuç alabilmek için Türkiye ile
birlikte yoğun çaba sarfettiklerini söyledi. 28 Şubata kadar
müzakerelerden sonuç alınamaması halinde devlete sahip
çıkılması gerektiğini, böylece başka çözüm
fırsatları doğacağını belirten Denktaş, 28
Şubat dünyanın sonu değil dedi.
AMACIMIZ KALICI ANLAŞMA
Denktaş, 1960da üç devletin garantilediği
anlaşmayı bir günde ayaklar altına alan Rum tarafıyla yeni
bir anlaşma yapmaya çalıştığını
vurgulayarak, olası bir anlaşmanın sadece kağıt
üzerinde değil, toprak üzerinde de kalıcı olması için
dikkatli davrandığını sözlerine ekledi.
|
De Soto: Tek harita var |
|
|
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Annan planının en tartışmalı konularından biri olan harita konusunu, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de tartıştıklarını söyledi. TV8'de
yarın akşam yayınlanacak ''8. Gün Kıbrıs Özel''
programı için Genel Yayın Yönetmeni Turan Yavuz'un
sorularını yanıtlayan De Soto, Annan planında iki
değil, tek harita bulunduğunu söyledi. Erdoğan'ın, ''De
Soto bize 16 haritayla geldi'' sözlerinin sorulması üzerine, Özel
Temsilci şunları söyledi: ''Bu
açıklamayı okumadım. Olasılıkları, haritada Rum
kesiminin kabul edeceği bazı değişiklikler yapmayı
tartıştığımız doğrudur.
İnsanların geri dönüşü ve yerlerinden olacak Türklerin
sayısının en aza indirilmesi konusunda yapılabilecekler,
iki lider arasındaki görüşmelerde tartışmaya
açıktır.'' De Soto,
olası Irak operasyonunun ise Kıbrıs'ta çözüm için belirlenen
28 Şubat tarihinin ileriye atılmasına neden
olmayacağını söyledi. De Soto, ''Bu iki konunun birbiriyle
ilişkili olduğunu düşünmüyorum. Eğer AB katılım
anlaşmasının tarihini değiştirme kararı
alsaydı, bu, şu anki durumu etkileyebilirdi. Ancak bunun
dışındaki birgelişmenin bu tarihi
değiştireceğini sanmıyorum'' diye konuştu.
|
|
HURRIYET 28/01/2003
|
Annanın son Kıbrıs planı |
|
|
Nur Batur / ATİNA BM Genel Sektereri Kofi Annan'ın önümüzdeki günlerde sunması beklenen son Kıbrıs planı basına sızdı. Atina Haber Ajansı'na göre Annan, son planını KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la, Rum lideri Glafkos Klerides'in itirazlarını dikkate alarak hazırladı. Plan henüz
kesinleşmedi, ancak Annan bu planı Ya kabul edin ya da
reddedin ilkesiyla sunacak. Planın ana hatları şöyle: |
|
HURRIYET 28/01/2003
|
Denktaşın günleri sayılı |
|
|
RUM Dışişleri Bakanı Yannakis Kassulides, 2003'te Kıbrıs'a ya çözüm ya da taksimi getireceğini öne sürdü. Rum Bakan, EOKA Lideri Grivas'ı anmak için Limasol'da düzenlenen törende yaptığı konuşmada Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Türk halkının başında kalacağı günlerin sayılı olduğunu iddia etti. Kassulides, Denktaş bundan böyle Recep Tayyip Erdoğan ve bizzat Kıbrıslı Türklerle uğraşmak zorunda kalacak. Er ya da geç Denktaş'ın liderlikten gideceğini göreceğiz dedi. Rum bakan, 1950'den beri bütünlük arz eden Türk politikasının camı ilk kez çatladı. Önümüzdeki dönemde BM Türk tarafına baskıları yoğunlaştıracak diye konuştu. |
|
HURRIYET 28/01/2003
TSKnın
Kıbrıs uyarısı
AKP lideri Tayyip Erdoğanın KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı suçlar nitelikteki
açıklamalarının ardından KKTCyi ziyaret eden Kara
Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalmanın, önemli mesajlar
verebileceğine önceki gün dikkati çekmiştik.
Nitekim Org. Yalman, Denktaşı ziyareti
sırasında yaptığı konuşmada, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin görüşlerini açıklayarak, Kıbrıs konusunda,
net bir tavır sergiledi.
Org. Yalmanın konuşması, son
zamanlarda AKP yönetimi ve hükümetten, Denktaşa yöneltilen eleştiri
ve suçlamalarla, Kıbrıs politikasının
değiştiğine ilişkin açıklamalara bir yanıt
niteliğindeydi.
Org. Yalman, AKP lideri Erdoğanın,
"40 yıldır bu işi çözmek istemediler" diyerek
suçladığı Rauf Danktaşa, basının önünde,
"Bugüne kadar Kıbrıs Türk halkının mücadelesinde
hiçbir zaman etkinliği azalmayan liderliğiniz ve tarihe iz
bırakacak diplomatik çabalarınız nedeniyle Türk Silahı
Kuvvetleri adına hayranlık duygularımızı belirtmek
isterim" dedi.
Bu cümlesinde Org. Yalmanın her
sözcüğü özenle seçtiği anlaşılıyor. AKP yönetimi ve
Kıbrıs muhalefetinin 40 yıllık liderliğini
eleştirip, çözüme engel gösterdiği Denktaşın
liderliğini öven ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin hayranlığını
ileten bu sözler, çok açık ve güçlü bir desteğin ifadesi.
Org. Yalmanın konuşmasında
altı çizilmesi gereken diğer mesajlar ise şöyle
sıralanabilir:
1- Annan planı bu haliyle imzalanamaz.
Danktaşın önerdiği değişiklikler kabul edilirse, bir
uzlaşma ortamı doğabilir.
2- Kıbrıs Türk halkının
eşit egemenliğine dayanmayan hiçbir çözüm kabul edilemez.
3- Türk tarafının değişiklik
önerileri dikkate alınmazsa, Doğu Akdenizde sürekli bir kriz
ortamı doğar. Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü krizi
karşılayacak güç ve kararlıktadır.
4- Konu sadece Kıbrısı değil,
bütün Doğu Akdenizdeki dengeleri etkileyecek stratejik önemde bir
konudur.
5- Türkiyenin ve Türk tarafının
müktesep hakları mutlaka korunmalıdır. Bunu korumayan bir
belgeye imza atılamaz.
Org. Yalmanın açıklamaları
gösteriyor ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, müzakere masasındaki
Denktaşın Ankarada, AKP, hükümet sözcüleri ve KKTCde muhalefet
tarafından sürekli hırpalanmasından rahatsız.
Yine Türk Silahlı Kuvvetleri, olaya sadece
Kıbrıs sorunu olarak değil, Doğu Akdenizin bütünü
açısından bakıyor. Bu stratejik bakışla, Annan
planının bu haliyle dengeleri bozacak bir nitelik
taşıdığını düşünüyor. Planda
Denktaşın talepleri doğrultusunda değişiklik yapılmazsa,
Kıbrıs Türk halkının azınlık konumuna
sokulacağı, bunun da kabul edilemeyeceği düşüncesi
taşıyor.
Org. Yalmanın, KKTCde verdiği bu
mesajların 31 Ocakta toplanacak MGKda yineleneceğini tahmin etmek
zor değil.
FIKRET BILA MIILIYET 28/01/2003
Kıbrıs'ta
Denktaş ile Erdoğan kavgası
Kıbrıs'ta işlerin bu noktaya gelebileceğini
kimse tahmin edemezdi. Beklenen, Kofi Annan planının olumsuz
yönlerinin giderilmesi için KKTC ve Ankara'nın tüm gücüyle müzakere
etmesi, gerektiğinde araya Washington ve Londra'yı sokması,
hatta Irak'ta işbirliğine karşılık Kıbrıs'ta
destek pazarlığına dahi girilmesiydi.
Bu beklentinin temelinde de, Annan
planının Türk tarafına şimdiye kadar görülmemiş bir
avantajlar, getirmesiydi. KKTC ilk defa egemenliğine kavuşacak, kendi
kendini yönetecek, kendi bölgesine hakim olacaktı.
Ancak bunun tam tersi bir durum doğdu.
Annan planının masaya konduğu ilk
haftalarda Rauf Denktaş kerhen olduğunu hissettirerek, müzakere
ediyormuş gibi davrandı. Daha doğrusu, yeni AKP hükümetini
kırmamak için, göz yumdu ve masada kalırmış gibi
yaptı.
Ancak, ne zamanki çözümden yana olanların
sesleri arttı ve sokaklar dolmaya başladı, işin rengi
değişti. AKP lideri Tayyip Erdoğan ve Başbakan Gül'ün çözüm
çağrısı yapan açıklamaları da artınca,
Denktaş tutumunu değiştirdi ve karşı
saldırıya geçti.
MAGİNOT
HATTI GEÇİLMEZ (!)
KKTC Cumhurbaşkanı Ada'da Majinot (1)
(Fransızcası Maginot) hattı kurdu.
Arkasına , TSK'nın bazı
ağır toplarını , dışişleri
bakanlığının Kıbrıs dairesi ve
bakanlığın en tutucu isimlerini ve Mümtaz Soysal'ı
aldı. Sokaklara da, çözüm olduğu taktirde çıkarı bozulacak
dernekleri, eski silah arkadaşlarını, bindirilmiş kıta
gibi davranan ülkücü gençleri ve Türkiye'den gelip Üniversite tahsili yapan MHP
eğilimli gençleri saldı.
Eski mücahitleri ve nüfusun yaşlı ancak
önemli bir kesimini olşuturan devletten maaş alanları da
"Eğer AB'ye girersek avucunuzu yalarsınız, hiçbir iş
yapmadan aldığınız bu paralar gider ve aç sefil
kalırsınız" diye açıkça korkuttu.
Bir yandan vatan-millet-Sakarya edebiyatı,
öte yandan çıkarı bozulacak kesimleri korkutarak, müthiş bir
savunmaya geçti.
Kıbrıs'ta bugün, sağın eski
tüfekleri inanılmaz bir direniş gösteriyorlar. Sovyetler Birliği
çökerken, solun eski tüfekleri, KGB gibi en katı muhafazakarlar dahi
böylesine bir direniş göstermemişlerdi.
AKP
BU HATTI GEÇEBİLİR Mİ?
Denktaş şu sıralarda
taktiğini daha da sertleştirdi.
Denktaş, planın müzakeresini filan da
bir yana bıraktı ve açıkça "ya ben, ya Annan planı
" demeye başladı. Hiçbir çözüm istemediğini ortaya koydu. Bugünkü
durumun devamından başka hiçbirşeyi kabul etmeyeceğini
açıkladı.
Bunlar yetmiyormuş gibi, şimdiye kadar
görülmemiş bir yaklaşımla, Recep Tayyip Erdoğan'ı
hedef aldı.
İki defa açıkça meydan okudu.
Erdoğan-Gül ikilisi ne zaman
"Kıbrıs politikamız değişti, çözüm
istiyoruz" deseler, Denktaş hemen vuruyor.
"...Ben değişmedim, o
değişti" diyor.
Arkasını güvenceye almış
olmalı ki, daha da ileri gidip "... kulaktan dolma bilgilerle hareket
ediyor" gibi, bir siyasi lidere söylenebilecek en ağır sözü
sarfediyor.
Tam bir meydan savaşı var.
Final, önümüzdeki birkaç hafta içinde
yaşanacak.
Kofi Annan, her iki tarafın
değişiklik isteklerini dikkate alıp 3 üncü planını
verecek. Bunun artık müzakeresi filan da olmayacak. "Ya kabul edin
veya reddedin" denecek.
Dananın kuyruğu , işte o zaman
kopacak.
Acaba AKP bu Majinot hattını
geçebilecek mi?
Yoksa pes mi edecek?
Ne dersiniz.
(1) MAGİNOT, 2 inci Dünya savaşı
sırasında, Alman saldırısını önleyebilmek için
Fransanın kurduğu ve "geçilmez" diye adlandırılan
bir savunma hattıdır. Aralıklarla sıralanmış, top
mermisinin sarsamadığı beton yığınları ile
Fransa kendini bir güvenceye almıştı. Ancak Almanlar, başka
yönden (Belçika üstünden) gelip , Fransayı kolaylıkla istila ettiler.
MAGİNOT HATTI GEÇİLMEZ sloganı ise hep kullanıldı.
***
İNGİLİZLERE GERÇEKTEN BU YANITI MI VERDİK?
Oktay Ekşi aynı soruyu
sormuştu.
Basın haberlerine göre, İngiltere
Savunma Bakanına ve Genelkurmay Başkanına, Irak harekatına
katılacak İngiliz askerlerinin Türkiye'deki üslerden
yararlandırılmayacaklarını bildiren Ankara, buna gerekçe
olarak " 1920' lerde Musul ve Kerkük'ü Türkiye'ye bırakmamalarını
ve Kuzey Irak ile ilgili ard düşünceleri olduğu kuşkusunu "
göstermiş.
Basın haberleri yalanlanmadı.
Türkiye' nin böyle bir gerekçe göstermiş
olabileceğini düşünemiyorum.
İngiliz Kuvvetlerinin, Amerika'
lılarla birlikte Türkiye' yi kullanmalarına karşı
çıkılabilir. Buna yüzlerce de haklı gerekçe bulunabilir. Ancak,
80 yıl önceki bir olay gerekçe gösterilemez. Zira tarihi
hesaplaşmalar başlarsa, bunun sonu getirilemez. Türkiye bu
yaklaşımla hiçbir ülke ile ilişki kuramaz. Bu hesaplarla yola
çıkıldığı taktirde, Anadoluyu istilaya
kalkışan Yunanistanın yüzüne bakmamamız, Fransayı
silmemiz, İngiltere'den bizi AB' ye sokması için destek istemememiz,
İtalyanlara hiçbir ihale vermememiz ve örneğin Ruslardan doğal
gaz almamamız gerekmez miydi ?
Bu mantıkla hareket edildiği taktirde,
nice Arap ve Balkan ülkesinin de bu defa Osmanlılardan kalma
hesapları açmaya kalkmaları durumunda onlara ne diyebiliriz? Zaman
aşımını mı ileri süreriz? Ermeni iddialarına
karşılık, tarihi tarihçilere bırakılması
gerektiğini söylerken, şimdi bizim eski defterleri açmamızın
bir mantığı olabilir mi?
Ben inanamıyorum.
Türkiye' nin mutlaka başka gerekçeleri
vardır, ancak kamuoyu ile paylaşılmamaktadır.
Ancak şimdi bir açıklama gerekiyor.
Doğru mu değil mi?
Eğer doğru ise, Türkiye'nin
başı büyük bir derde sokuluyor demektir. Bu mantık, ülkenin
çıkarlarını korumakla ilgili değildir. Onurlu dış
politika uygulamakla da ilgisi yoktur.
Bu, pandora kutusunu açmaktır. Ülkenin
dış politikasının tehlikeli yönlere çekilmesi anlamına
gelmektedir.
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 28/01/2003