PLANDA REVİZYON

REVİZE EDİLMİŞ İKİNCİ VERSİYON... Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan Kıbrıs planının revize edilmiş ikinci versiyonuna ilişkin ayrıntılar, Rum ve Yunan basınında yer aldı

ÜLTİMATOM ŞEKLİNDE... BM'nin, üçüncü planı, ültimatom şeklinde, yani 'kabul edin veya reddedin' anlamında sunmakta kararlı olduğu iddia edildi. BM yetkilileri, 'zamanın sınırlı olduğunu' savunuyor

RUMLARA BIRAKILACAK TOPRAK İÇİN YENİ TAKVİM... Yeni plana göre, Rum tarafına bırakılacak toprakların üç yıl süreyle Türklerin yönetiminde kalması ile ilgili takvim kısalacak

KARPAZ, TÜRK TARAFINA BIRAKILACAK... Karpaz, Türk tarafının itirazları üzerine kuzeyde kalacak, bunun yerine Beşparmaklar ve Trodos dağları arasında kalan Mesarya bölgesinden bazı köyler Rumlara verilecek

TÜRKİYE'YE TEK TARAFLI MÜDAHALE HAKKI... Londra ve Zürih garanti anlaşmaları çerçevesinde Türkiye'nin merkezi ve parça devletlere tek yanlı müdahale hakkı korunacak

ASKER SAYISINA DENGE...   Adada kalacak Türk ve Yunan askerlerinin sayısındaki anlaşmazlığa, bir denge sağlanarak çözüm bulunacak

l RMMO FESHEDİLECEK...   Bir çözüme varılması halinde Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) feshedilecek ve elindeki bütün silah sistemleri Girit'e gönderilecek

l ASKERİ KONULARDA TÜRKİYE'DEN ONAY... Avrupa Birliği Kıbrıs'tan askeri kolaylık talep ederse bu konuda Türkiye'nin oluru aranacak

l TÜRKİYE'DEN GELEN GÖÇMENLERİN SAYISI... Türkiye'den gelerek adaya yerleşenlerden anlaşma sonrasında kalacakların sayısı artırılacak

l RUMLARIN KUZEY'E DÖNÜŞÜ İÇİN TAVAN SAYI...   Rumların Kuzey'e dönüşü için öngörülen takvim çerçevesinde 15 yıl sonrası için de tavan sayı belirlenecek

l ALTERNATİF HARİTALAR... BM çalışma grubu, toprak konusunda bazı marjinal değişiklikler yaptı, ayrıca ilgili tarafların önüne sunulması için bir dizi alternatif haritalar hazırladı

 Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan Kıbrıs planının revize edilmiş ikinci versiyonuna ilişkin ayrıntılar Rum ve Yunan basınında yer aldı.
    NTV ile CNN Türk, Yunanistan basını ve Rum basınına dayanarak, Annan planındaki değişiklikler olduğunu duyurdu.
    Yunan basınına sızan bilgilere göre Türk tarafının itirazları üzerine Karpaz bölgesi Türk tarafına bırakılacak. Garanti anlaşmaları uyarınca Türkiye'nin tek yanlı müdahale hakkı korunacak. Rumların kuzeye dönüşüyle ilgili takvimde de değişiklik yapılacak. Türkiye'den gelerek adaya yerleşenlerden, anlaşma sonrasında adada kalacakların sayısında da artış öngörülüyor.
   BM'nin üçüncü planı ültimatom şeklinde, yani 'kabul edin veya reddedin' anlamında sunmakta kararlı olduğu iddia edildi. BM yetkilileri, 'zamanın sınırlı olduğunu' savunuyor.
   Planın revize edilmiş halinin, şubatın ilk 10 günü içinde 'ültimatom' şeklinde sunulacağı iddia edildi.
   Rum ve Yunan basınının iddialarına göre ikinci revizyon kapsamında Annan planında şu değişiklikler öngörülüyor:
     - Rum tarafına bırakılacak toprakların 3 yıl süreyle Türklerin yönetiminde kalması ile ilgili takvim kısalacak.
     - Karpaz, Türk tarafının itirazları üzerine kuzeyde kalacak, bunun yerine Beşparmaklar ve Trodos dağları arasında kalan Mesarya bölgesinden bazı köyler Rumlara verilecek.
     - Londra ve Zürih garanti anlaşmaları çerçevesinde Türkiye'nin merkezi ve parça devletlere tek yanlı müdahale hakkı korunacak.
   - Adada kalacak Türk ve Yunan askerlerinin sayısındaki anlaşmazlığa, bir denge sağlanarak çözüm bulunacak.
   - Bir çözüme varılması halinde Rum Milli Muhafız Ordusu feshedilecek ve elindeki bütün silah sistemleri Girit'e gönderilecek.
   - Avrupa Birliği Kıbrıs'tan askeri kolaylık talep ederse bu konuda Türkiye'nin oluru aranacak.
   - Türkiye'den gelerek adaya yerleşenlerden anlaşma sonrasında kalacakların sayısı artırılacak.
   - Rumların kuzeye dönüşü için öngörülen takvim çerçevesinde 15 yıl sonrası için de tavan sayı belirlenecek.
   - BM çalışma grubu, toprak konusunda bazı marjinal değişiklikler yaptı, ayrıca ilgili tarafların önüne sunulması için bir dizi alternatif haritalar hazırladı.

Fileleftheros: Üçüncü plan, şubatın ilk 10 günü içinde sunulacak

 Fileleftheros gazetesi, Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan planın üçüncü kez revize edilerek taraflara şubat ayının ilk günlerinde sunulacağı öne sürdü.
    Fileleftheros, '3. Plan; Kesin Olarak Seçimlerin İlk Pazarından Önce - Ültimatom Şeklinde Olacak - Amerikalılar Ankara'nın Taahhütlerini Temin Ettiler - Toprak Konusundaki Haritada Hafif Değişikliklerden Söz Ediliyor' başlığıyla manşetten verdiği haberinde, BM'nin şubat ayında ve muhtemelen ilk on günü içerisinde, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin revize edilmiş yeni plan sunmaya hazırlandığını yazdı.
    Gazete, şunları belirtti:
    'Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Alvaro de Soto son günlerde, çok sınırlı olması beklenen Annan planındaki yeni değişiklikler ışığında, tarafların bazı konulardaki tepkilerini değerlendirme yönüne gitti.
    Değişiklikler, Annan planındaki dengeleri muhafaza edecek. Bu arada, BM çalışma grubunun toprak konusunda bazı marjinal değişiklikler yaptığı, ayrıca ilgili tarafların önüne sunulması için bir dizi alternatif haritalar hazırladığı da anlaşılıyor.
    Aynı kaynaklar, De Soto'nun Atina'ya sondajlarda bulunduğunu, ayrıca önümüzdeki günlerde ziyaret edeceği Ankara'nın tutumuna ilişkin görüş şekillendirdiğini de bildirdiler.
    Buna paralel olarak, hafta sonunda Denktaş'la iki görüşme yaptı. Denktaş, Türk tarafınca bütünlüklü belge sunulması konusunda bazı izahatlarda bulundu. Türk tarafının belgesi, Annan planıyla ilgili bütünlüklü gözlemlerini içerecek.
    BM, ültimatom şeklinde, yani 'kabul edin veya reddedin' anlamında üçüncü bir belge sunma konusunda kararlı görülüyor. Çünkü zamanın sınırlı olduğu görüşündedir.
    3. Annan belgesinden söz eden Başbakan Kostas Simitis aleni görüşlerinin aksine, Lefkoşa'da gerek Kıbrıs Rum tarafı gerek Kıbrıs Türk tarafı bu ihtimal konusunda bilgileri olmadığını bildirdiler. Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides dünkü (önceki günkü) demecinde, yeni belge sunulmasını ihtimal dışı etmedi. Kasulides, 'Hiçbir bilgimiz yok. Ancak tartışmaların sonucu, BM'yi planda ikinci kez revizyona gitmeye iterse bu mümkündür' diye konuştu.
    Kasulides, '2003 Kıbrıs sorununun çözümünü getirmezse, taksimi getirecektir' şeklinde görüş belirtti.
    Denktaş da, kendi açısından revize edilmiş yeni Annan planı bulunmadığını belirterek, 'Mevcut plan üzerinde çalışıyoruz' dedi.'
    Haberin devamında, yabancı arabulucuların gelişmeler konusunda katalitik rol oynamaya çağrıldığı, Amerikalıların Türkiye'de tüm düzeylerde Kıbrıs konusunda iletişim kanalları kurduğu ve Amerikalıların Ankara'nın niyetleri konusunda cesaretlenmiş durumda olduğu belirtildiÇ

KIBRIS 28.01.2003

Denktaş: Üçüncü plan gündemimize gelmedi

Cumhurbaşkanı Denktaş: Görüşmede üçüncü bir plan gündeme gelmedi. Üçüncü plan hazırlanacak diye bir şey yok. Ama biz kendi değişiklik taleplerimizi ortaya koyduk. Rumlardan ses çıkmadı. Onların istedikleri değişiklik var, biliyoruz ama masaya henüz getirmediler

 Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 'üçüncü plan hazırlanacak' diye bir şey olmadığını ama Türk tarafı olarak değişiklik taleplerini ortaya koyduklarını söyledi.
   Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, Kıbrıs sorununa çözüm arayışları çerçevesinde BM çözüm planı zemininde sürdürülen yüz yüze görüşme sürecinde dün yeniden bir araya geldi.
   Denktaş ile Klerides'in yürüttüğü Kıbrıs müzakerelerinin dünkü bölümünde, Türk tarafının sunduğu görüş ve plana ilişkin değişiklik önerileri ele alındı.
   Ara bölgedeki Uluslararası Lefkoşa Havaalanı yakınlarında BM tarafından düzenlenen 'Lefkoşa Konferans Merkezi'nde gerçekleşen dünkü görüşme yaklaşık 2 saat sürdü.
   Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmeden sonra yaptığı kısa açıklamada görüşmenin, Türk tarafının görüşlerinin ve belgede yapılmasını istediği değişikliklerin takdimiyle geçtiğini söyledi. Denktaş, Türk tarafının takdiminin bu akşam yazılı olarak verileceğini söyledi.
   Denktaş, Güney Kıbrıs'ın talebi üzerine pazartesi, çarşamba ve cuma günleri saat 16.00'da yapılması planlanan Klerides'le görüşmelerin bundan sonra sabah saat 09.30'da gerçekleşeceğini belirtti.
   Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soru üzerine görüşmede üçüncü bir planın gündeme gelmediğini söyledi. Denktaş, 'Üçüncü plan hazırlanacak diye bir şey yok. Ama biz kendi değişiklik taleplerimizi ortaya koyduk. Rumlardan ses çıkmadı. Onların istedikleri değişiklik var, biliyoruz ama masaya henüz getirmediler' dedi.
 Denktaş'ın görüşme öncesi demeci

 Cumhurbaşkanı Denktaş, BM kontrolündeki ara bölgede, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı yakınlarında inşa edilen konferans merkezinde yapılan görüşmeye katılmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı'ndan çıkışta kısa bir açıklama yaptı.
   Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la gerçekleştirdiği görüşmenin iyi geçtiğini kaydeden Denktaş, üzerinde durulan ve milli dava olarak bilinen ilkelerde herhangi bir görüş ayrılığı olmamasından mutluluk duyduğunu söyledi. Denktaş, 'Türk halkının, Kıbrıs Türkü'nün selameti için uğraşıyoruz. Birlikte uğraşıyoruz' dedi.
   Amacın geçici, üç günlük, iyi günler görmek olmadığını kaydeden Denktaş, kalıcı, devamlı ve Kıbrıs Türkünü 1963'lere götürmeyecek, yerinden edip yeni sıkıntılara sokmayacak, ekonomiyi tamamıyla bozmayacak çözüm için çalışma yapıldığını söyledi.
   Denktaş, Rumların Türk tarafının iyi niyetini takdir etmesi gereğine de işaret ederek şunları söyledi:       
  'Önerdiğimiz değişikliklere olumlu bakması, bize 40 yıldır kabul ettiremedikleri Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetini dolaylı yoldan kabul ettirmeye uğraşmamaları gereklidir. Uzlaşma, iki taraflı olur. İki tarafın da iyi niyetine dayalı olur.'
   Cumhurbaşkanı Denktaş, Güney Kıbrıs'taki seçimlerin sürece etkisine de değinerek 'Zorlukları anlıyoruz ancak bizim programımız değildi Kıbrıs meselesini Rumların seçim sürecine getirip, o dönem içerisinde tamamlamaya çalışmak' dedi.
   Denktaş, şu şekilde devam etti:
   'Ümit ederiz ki bütün sıkıntılara rağmen doğruyu görürler ve 1963'den bu yana yaptıklarının neticesinin ayrılık olduğunu, şimdiki çabanın ise birleşme olduğunu ama kendi şartlarıyla değil, kalıcı bir birleşme ve dostluk olması için uğraş verdiğimizi, bunun da bazı ilkelerin muhakkak kabul edilmesine dayandığını görürler. Bu ilkeler Kıbrıs'ı kötüye götürecek ilkeler değildir. Her iki devleti, her iki halkı daha iyiye götürecek, komşu yapacak, iyi komşu yapacak ve bir arada çalışmalarını sağlayacak bir formüldür diye düşünüyoruz'
   Denktaş'ın konuşmasını tamamlamasının ardından haberi takip eden BRT muhabiri, dün 79 yaşına giren cumhurbaşkanına çiçek sundu.
   Denktaş, Klerides'le yarın sabah saat 09.30'da yeniden bir araya gelecek

KIBRIS 28.01.2003

Hannay: Cesaretlendim

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş  ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in yürütmekte olduğu Kıbrıs müzakerelerindeki son gelişmelere ilişkin temaslarda bulunmak amacıyla dün geldiği KKTC'de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve siyasi parti yetkilileriyle görüştü.
   Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lord Hannay'i saat 11:30'da kabul etti.
   Cumhurbaşkanlığı sarayında gerçekleşen görüşmenin başında hiçbir açıklama yapılmazken, sadece görüntü alınmasına müsaade edildi.
   KKTC'den cumhurbaşkanının anayasa ve hukuk danışmanı Profesör Doktor Mümtaz Soysal ile KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ'un hazır bulunduğu görüşmede Hannay'e İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker ile komiserlik yetkilileri eşlik etti.
 
Cumhurbaşkanı'nın doğum günü

Bu arada bir gazetecinin cumhurbaşkanının doğum gününü kutlaması üzerine Denktaş ile Hannay arasında  yaş konusunda bir şakalaşma oldu. Cumhurbaşkanının 78 yaşında olduğunu  ve 79 yaşından gün aldığını ifade etmesi üzerine Hannay espri yaparak, 'Ben sizin halihazırda 79 yaşında olduğunuzu  biliyordum' dedi.
    Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay arasında
45 dakika süren görüşmeden sonra herhangi bir açıklama yapılmadı. Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmenin yapıldığı salondan dışarı çıkarak,

Hannay'i uğurladı.

Hannay, parti yetkilileriyle de görüştü

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Kıbrıs konusundaki temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la görüşmesinin ardından UBP, DP, TKP ve CTP yetkilileriyle bir araya geldi.
   İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Lefkoşa Dereboyu'ndaki binasında yer alan görüşmelerden ilki saat 12.15'te Hannay- UBP Genel Sekreteri Süha Türköz ve UBP Milletvekili İlker Nevzat arasında yapıldı.
Hannay, daha sonra saat 13.00'te DP Genel Sekreteri Serdar Denktaş ile görüştü. Temaslarda bulunan Lord David Hannay, saat 13.45'te TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve CTP Genel Başkanı Talat'la çalışma yemeğinde bir araya geldi. Hannay'e İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker'in eşlik ettiği görüşmede TKP Dışilişkiler Sorumlusu Güngör Günkan'la CTP Dışilişkiler Sorumlusu ve Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk de hazır bulundu.

Türköz: Endişelerimizi dile getirdik, olumlu bir sonuç almak için uğraşıyoruz

Türköz, görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Hannay'in Kıbrıs konusundaki çabalarına teşekkür ettiklerini ve Annan planında kendilerini rahatsız eden konuları tekrar bilgilerine getirdiklerini söyledi.
   Özellikle yerlerinden göç ettirilecek insanlar ve mal-mülk konusundaki düzenlemeler, seçimlerde izlenecek yöntem, AB'yle ilgili çalışmalar gibi konulardaki rahatsızlıklarını bir kez daha ve ısrarlı şekilde dile getirdiklerini

bildiren Süha Türköz, Hannay'dan bu endişeleri farklı makamlarda dile getirmesini istediklerini kaydetti.
   Türköz, bu endişelerinin hissiyattan çok, büyük oranda vatandaşların rahatsız olmasından kaynaklandığını ifade ederek, cumhurbaşkanı ile Rum Yönetimi başkanı arasındaki görüşmelere bu şekilde yardımcı olmaya ve olumlu bir sonuca ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.
   UBP Genel Sekreteri Süha Türköz, BM'nin planda köklü değişiklikler mümkün değil görüşünde olduğunu belirten ve İngiltere'nin tutumunu soran bir gazeteciyi yanıtlarken, 'Böyle bir tavır görmedik, böyle bir düşünceye de katılmadığımızı ta başından söyledik. Eğer müzakere edeceksek her şeyi müzakere etmeliyiz ve ısrarlıyız. Plan iş olsun diye görüşülecekse biz buna karşıyız. Biz Sayın Hannay'den böyle bir yaklaşım görmedik' diye konuştu.
   Türköz, Hannay'ın, götürdükleri argümanları değerlendirip gerekli yerlere aktaracaklarını ifade ettiğini bildirdi.
   Süha Türköz, 'Önemli olan bizim tutumumuzun birlik ve beraberlik içinde bu makamlara aktarılması. Bu makamların ısrarlı tavrımızı benimsemesidir. Bence bu şekilde daha rahat bir sonuca ulaşırız ve genelde toplumu rahatsız etmeyecek bir sonuca ulaşırız' dedi.

Serdar Denktaş: Birkaç hafta içinde göreceğiz

 DP Genel Başkanı, Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş, saat 13.00'teki görüşmeye tek başına katıldı ve görüşmenin ardından gazetecilere açıklama yaptı.
   Denktaş, Lord David Hannay'a Annan planının geneliyle ilgili düşünceleri aktardığını belirterek, 'Öyle görünüyor ki kendileri bizim sorun olarak gördüğümüz bazı maddelerin değiştirilmesinin büyük bir sorun olmayacağı düşüncesindedir. Onu da bu birkaç hafta içinde göreceğiz' dedi.

'Kuzey başlangıçta avantajlı olmalı'

Serdar Denktaş, dengenin tam olarak sağlanabilmesi için ekonomik, sosyal ve nüfus açısından daha zayıf durumdaki Kuzey Kıbrıs'ın başlangıçta daha avantajlı durumda olması gerektiğini düşündüklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
   'Bir ikinci nokta da, özellikle becerilerimizi geliştirme açısından her Avrupa ülkesinin geçtiği uyum sürecinin bizim için de uygulanması gerekir ki rekabete dayalı bir dünyadır Avrupa Birliği, bu dünya içindeki uyumumuzu sağlayabilelim. Rum tarafı bunun için 7 yıl, İngiltere 20 yıl çalıştı. Bizim çözümle birlikte bu süreci belki Rum tarafından gelecek yardımlarla da kısa sürede geçirebileceğimizi düşünüyorum. Ama o uyum sürecini aynen çalışmalıyız, geçirmeliyiz ve bütün bu kısıtlamalar, delegasyonlar buna göre düzenlenmeli, ayarlanmalıdır. Bu düşüncelerimizi aktardık, bu üç-dört haftalık sürede de gelişmeleri yakından takip edeceğiz.'

Angolemli: Kıbrıs Türk halkı, kendi çıkar ve
haklarını ancak kendi çabasıyla elde edebilecektir

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, 'Kıbrıs Türk halkı, kendi çıkar ve haklarını ancak kendi çabasıyla elde edebilecektir' dedi.
   Angolemli, Türkiye ile Yunanistan yetkililerinin, gelecek hafta içerisinde Kıbrıs konusunu görüşerek, garanti ve ittifak anlaşmalarıyla adadaki güvenlik konusunu ele alacaklarını da açıkladı.
   'Belli ki bu hafta ve önümüzdeki hafta içerisinde birtakım konular gün ışığına çıkacaktır, bulanıklık biraz daha berraklığa doğru gidecektir' diyen Angolemli, ancak söz konusu Türk-Yunan görüşmesinin hangi

düzeyde, nerede ve ne zaman yapılacağı konusunda bilgisi olmadığını söyledi.

 

'Yapılacak değişiklikler al-ver şeklinde olacak'

 TKP Genel Başkanı Angolemli, tarafların hiçbirinin de Annan planının tümü konusunda memnuniyet belirtmesinin olası olmadığına dikkat çekerek, Lord Hannay'e, iki tarafın da Annan planında çekince koydukları noktalarda değişikliğe gidip gidilemeyeceğini sorduklarını, İngiliz diplomat Hannay'in ise, değişikliklerin ancak al-ver şeklinde olabileceğini söylediğini kaydetti.
   'Kıbrıs Türk halkının çıkar ve haklarının korunduğu bir çözüme ulaşılması, bizim halkımızın elindedir. Uğraşırsak, bu konuda yürürsek bir yere varacağız, aksi taktirde olumlu sonuca varma şansımız yoktur'  diyen Angolemli, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ise, son zamanlarda halkına arkasını döndüğünü, ters  düştüğünü ileri sürerek, 'Geçtiğimiz günlerde de AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ters düşmüştür' dedi.
   Erdoğan'ın Kıbrıs konusundaki son açıklamalarını desteklediğini ve yaptığı tespitlerin yerinde olduğunu ifade eden Angolemli, şöyle dedi:

Bizim tek güveneceğimiz kendi halkımızdır

 'Erdoğan'ın Kıbrıs konusundaki çabaları önemlidir. Bugün ülkemizi ziyaret eden Türkiye yetkililerinin açıklamalarını da bekleyeceğiz, ama her şeye karşın bizim tek güveneceğimiz kendi halkımızdır. Kendi halkımız, kendi geleceğini kendisi çizecektir.' 

Talat: Sayın Denktaş, cumhurbaşkanlığı ve
görüşmecilik görevinden derhal istifa etmelidir

 CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, Türk tarafının çok ciddi bir bunalımla karşı karşıya olduğunu ileri sürerek, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın referandumdan olumlu sonuç çıksa da Annan planına imza atmayacağını açıkça söylediğine işaret etti. 'Denktaş'ın bu açıklamasıyla bir bakıma Kıbrıs Türk Halkı'nı temsil etmediğini itiraf etmiş olduğunu' savunan Talat, Denktaş'ı, cumhurbaşkanlığı ve görüşmecilik görevinden derhal istifa etmeye çağırdı.

'Bütün çabamızı 28 Şubat'a yoğunlaştırdık'

 Talat, 'son tarih' olarak nitelendirdiği 28 Şubat'ın yaklaşmakta olduğunu söyleyerek, '28 Şubat'tan sonrası Kıbrıslı Türkler açısından çözüm olmadığı taktirde hayal edilmesi bile zor olan günler olacaktır. O yüzden biz ve soruna ilgili bütün taraflar, bütün çabamızı 28 Şubat'a yoğunlaştırdık, bu tarihe konsantre olduk' dedi.
   Hannay'le görüşmelerinde partisinin, Kıbrıs müzakereleri sürecinin nasıl ileriye götürülebileceğine ilişkin görüşlerini de ortaya koyduklarını belirten Talat, görüşmede ayrıca 'Güney Kıbrıs'ta 16 Şubat'ta yapılması öngörülen başkanlık seçimleri yaklaşırken, çözüm sürecinde seçimler nedeniyle ortaya çıkabilecek bazı olası sorunları ve pürüzleri de ele aldıklarını' kaydetti.

'Türk tarafı çok ciddi bir bunalımla karşı karşıyadır'

 Türk tarafının çok ciddi bir durumla, hatta bunalımla karşı karşıya olduğunu söyleyen Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın referandumdan olumlu sonuç çıksa da Annan planına imza atmayacağını açıkça söylediğine işaret ederek, 'Denktaş'ın bu açıklamasıyla bir bakıma Kıbrıs Türk Halkı'nı temsil etmediğini itiraf etmiş olduğunu' iddia etti. Denktaş'ı, cumhurbaşkanlığı ve görüşmecilik görevinden derhal istifa etmeye çağıran Talat, şöyle konuştu:
   'Halkın verdiği karardan daha büyük bir karar olamayacağına göre, bu şekildeki bir ifade Sayın Denktaş'ın kendi kendine toplumun temsilcisi olmadığının da itirafıdır. Bu nedenle geç olmadan, son günlerde bizi büyük bir kaosun içine sürüklemeden hem Cumhurbaşkanlığı hem de görüşmecilik görevinden şimdiden istifa etmesi sanırım Kıbrıs Türkü'ne yapacağı en büyük iyilik olacaktır.'
   Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, Türkiye'ye yönelik de bir takım oyunlar oynamakta olduğunu, Türkiye'nin içini karıştırmaya çalıştığını da iddia eden CTP Genel Başkanı Talat, şöyle konuştu:
   'Türkiye halkının rağbet etmediği siyasi partileri birer birer Kıbrıs'a davet ederek, Türkiye'nin içine yönelik karışıklık yaratmaya çalışıyor. Kendisinin düşünceleri eğer gerçekleşmeyecekse 'Varsın Türkiye de darmadağın olsun, orda da istikrarsızlık ortaya çıksın', hiç umurunda değildir. Sayın Denktaş, işte böylesine bir psikolojik durumdadır da. Dolayısıyla sanıyorum ki çok uğraşmamız gerekecek... Hem Denktaş'ın artık bu görevde kalmaması için hem de Kıbrıs sorununun çözümünün muhakkak 28 Şubat'a yetiştirilebilmesi için herhalde daha çok çaba ortaya koyacağız.'

Hannay, Klerides ile görüştü

Kıbrıs'ı ziyaret eden İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides ile de bir araya geldi.
   'Uzun ve karmaşık müzakere sürecinin son bölümünün başladığını' ifade eden Hannay, 'bu ay alınacak kararların ilgili tüm taraflar için çok önemli olacağını' kaydetti.
   Hannay, Rum kesimindeki temasları çerçevesinde, Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ve Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides ile de görüştü.
   Kasulides, Hannay ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakere sürecinin yoğunlaşacağını ifade ederek, belirlenen takvim içinde sonuca ulaşılmasının amaçlandığını söyledi. 

Hannay, Kıbrıs'taki temaslarıyla
ilgili açıklama yaptı: Cesaretlendim

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Kıbrıs'a hem siyasi hem de teknik düzeydeki çalışmaların yoğunluğundan cesaretlendiğini açıkladı.
   Hannay, cumartesi günü geldiği Kıbrıs'ta yaptığı temasları tamamlayarak dün adadan ayrılmadan önce yayımladığı yazılı açıklamasında, 'Hem siyasi, hem de teknik düzeydeki çalışmaların yoğunluğundan cesaretlendim. BM genel sekreterinin değiştirilmiş planı üzerinde gerekli uzlaşıları sağlamak, büyük bir siyasi irade ve efor gerektirecektir. İngiliz hükümeti, tüm ilgili tarafları bu iradeyi göstermeye davet eder' dedi.
   Lord David Hannay, Kıbrıs ziyaretinin, İngiliz hükümetinin

bir AB ve BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak, BM genel sekreteriyle müzakerelerde yer alan her iki tarafa, 28 Şubat'a kadar kapsamlı bir çözüme ulaşılması için elinden gelen her yardımı yapma konusunda devam eden kararlılığını belirttiğini kaydetti.
   Bu müzakerelerde yer alanları geniş ölçüde gördüğünü belirten Hannay, ayrıca Atina'da Yunan dışişleri bakanı ve AB başkanını ziyaret ettiğini, gelecek hafta da Ankara'yı ziyaret edeceğini açıkladı. 

KIBRIS 28.01.2003

AKP Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ı yeniden sert bir dille eleştirdi: Masaya bu işi çözmek için oturmazsak bu iş çözülmez

'DENKTAŞ, BİZİ BU İŞİN DIŞINDA TUTAMAZ'... Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Kıbrıs konusunu sadece kendisi için milli davaymış gibi gösteremeyeceğini, kendisinin de gençlik yıllarından beri Kıbrıs davasının heyecanını yaşadığını belirterek, 'Kusura bakmasınlar, bizi bu işin dışında tutamazlar' dedi

'SÜREKLİ OLARAK İSTİFA EDERİM DEMEMELİ'... Cumhurbaşkanı Denktaş'ın sürekli olarak 'Eğer benim dediğim, benim istediğim olmazsa istifa ederim' dediğini belirterek, 'Bu söylenmemelidir, söylenemez' diyen Erdoğan, Annan planının müzakere edilebilir olduğunu ve % 29+ toprak oranını bizzat Denktaş'ın söylediğini ifade etti. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, bunları KKTC'deki bütün siyasi liderlerin, kendi arşivlerinin ve dışişlerinin de söylediğini ifade ederek, 'Gazetelerden okuyarak konuşmuyorum' dedi.

'ÇÖZÜMSÜZLÜK TÜRKİYE İÇİN DE SKINTI YARATIYOR'... Gençlik yıllarına göre bugün Kıbrıs konusuna ve Cumhurbaşkanı Denktaş'a bakış açısının farklı olduğunu, bugün şartların değişmiş olduğunu anlatan Erdoğan, Güney Kıbrıs'ın AB'ye kabul edilmek üzere olduğuna ve Kuzey Kıbrıs'ın da bu şansının bulunduğuna işaret ederek, çözümsüzlüğün Türkiye'nin AB'ye kabulü konusunda sıkıntı yarattığına dikkat çekti

'KIBRIS, HER GEÇEN GÜN KAN KAYBEDİYOR'... AKP Lideri

Erdoğan, sürekli olarak tarafların bu işi çözmeye yaklaşmadığını söylediğine işaret ederek, 'Yani buna Sayın Denktaş da dahildir, Klerides de... Eğer masaya bu işi çözmek için yaklaşmazsak o zaman bu iş çözülmez. Şu anda Kıbrıs her geçen gün kan kaybediyor. Bu açık ve net ortada. Sayın Denktaş KKTC'yi ne kadar düşünüyorsa, en az biz de onun kadar düşünüyoruz' dedi

 Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunun sadece Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın milli davası olmadığını vurguladı. Erdoğan, 'Sayın Denktaş için bu ne kadar milli davaysa, en az bizim için de o kadar milli davadır' dedi.
   Erdoğan, dün akşam ATV ana haber bülteni sırasında Ali Kırca'nın sorularına karşılık yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, kendisini hedef alan 'Milli politika değişti mi; milli davadan vaz mı geçildi' şeklindeki sözlerine sert tepki gösterdi. AK Parti Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Kıbrıs konusunu sadece kendisi için milli davaymış gibi gösteremeyeceğini ifade etti. Gençlik yıllarından beri Kıbrıs davasının heyecanını yaşadığını kaydeden Erdoğan, 'Kusura bakmasınlar, bizi bu işin dışında tutamazlar' dedi.
   Denktaş'ı hiçbir zaman tek taraflı olarak eleştirmediğini, Rum Yönetimi Başkanı Klerides'i de eleştirdiğini ve 'Taraflar bu işi çözmek için yaklaşmıyor' dediğini hatırlatan Erdoğan, Kıbrıs sorununun ancak tarafların masaya çözüm niyetiyle oturması ve karşılıklı özveri göstermesi halinde çözülebileceğini vurguladı.
   Cumhurbaşkanı Denktaş'ın sürekli olarak 'Eğer benim dediğim, benim istediğim olmazsa istifa ederim' dediğini belirterek, 'Bu söylenmemelidir, söylenemez' diyen Erdoğan, Annan planının müzakere edilebilir olduğunu ve % 29+ toprak oranını bizzat Denktaş'ın söylediğini ifade etti. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, bunları KKTC'deki bütün siyasi liderlerin, kendi arşivlerinin ve dışişlerinin de söylediğini ifade ederek, 'Gazetelerden okuyarak konuşmuyorum' dedi.
   Kıbrıs'ta buluşma noktasının, barış için çıkış noktasının Denktaş ve Klerides'in çözüm niyetiyle masaya gelmesi ve aynı özveriyi göstermesi halinde bulunabileceğine dikkat çeken Erdoğan, bu şekilde KKTC'nin içinde bulunduğu sıkıntıların da hep birlikte aşılmış olacağını kaydetti.
   Gençlik yıllarına göre bugün Kıbrıs konusuna ve Cumhurbaşkanı Denktaş'a bakış açısının farklı olduğunu, bugün şartların değişmiş olduğunu anlatan Erdoğan, Güney Kıbrıs'ın AB'ye kabul edilmek üzere olduğuna ve Kuzey Kıbrıs'ın da bu şansının bulunduğuna işaret ederek, çözümsüzlüğün Türkiye'nin AB'ye kabulü konusunda sıkıntı yarattığına dikkat çekti.
   Erdoğan, Avrupa ülkelerinde, ABD'de, Rusya'da, her gittiği yerde Kıbrıs konusunun önlerine konulduğunu, bunu görmezlikten gelemeyeceklerini ifade ederek, siyasetin sorun çözme sanatı olduğu şeklindeki görüşünü yineledi.
   AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, hiçbir zaman 'ver kurtul' mantığını savunmadıklarını ve asla buna yanaşmadıklarını da vurgulayarak, 'Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye açısında ne kadar önem taşıdığını bilenlerdeniz' dedi.

Sorular, yanıtlar
   Ali Kırca'nın soruları ve Erdoğan'ın yanıtları şöyle:
    'Soru: Davos'ta Denktaş'a yönelik bazı mesajlarınız oldu. Sayın Denktaş'ı çözümsüzlük yönünde ya da çözümü tıkadığı yönünde eleştirdiniz. Sayın Denktaş'tan da size diplomasi sınırları içerisinde sert cevaplar geldi. Sizin Denktaş'a karşı yaklaşımınız, tavrınız ve Kıbrıs'taki duruşu konusundaki eleştiriniz nedir?
   Cevap: Bütün samimiyetimle şunu söyleyeyim. Davos'ta bu konuyla ilgili olarak çok benden cevaplar beklediler, hatta basın aracılığıyla yapılan bu değerlendirmelere benim nasıl bir değerlendirme yapacağım söylendi. Ben şimdilik tabii bu konuda cevap vermemeyi tercih ediyorum. Ama ben hiçbir zaman kalkıp da Sayın Denktaş'ı tek taraflı olarak eleştirmedim.

Böyle bir şey yapmadım. Benim söylediğim hep, 'Taraflar bu işi çözmek için yaklaşmıyor' şeklinde oldu. Yani buna Sayın Denktaş da dahildir, Klerides de. Eğer masaya bu işi çözmek için yaklaşmazsak o zaman bu iş çözülmez. Şu anda Kıbrıs her geçen gün kan kaybediyor. Bu açık ve net ortada. Sayın Denktaş KKTC'yi ne kadar düşünüyorsa, en az biz de onun kadar düşünüyoruz. Ama sunu bilelim ki; Sayın Denktaş şu anda sürekli olarak bir şey ileri sürüyor:   'Eğer burada benim dediğim olmazsa, benim düşündüğüm olmazsa istifa eder giderim.' Sürekli bunu ileri sürmek, bu kadar tecrübeli bir siyasetçinin söyleyeceği laf değildir. Bu söylenmemelidir, söylenemez. Kaldı ki Annan planının müzakere edilebilir olduğunu kendileri de söylediler. %29 +'yı kendileri söyledi, biz söylemedik, bunu kendileri söylediler. Bunu Kıbrıs'taki bütün siyasi liderler telaffuz ediyorlar. 'Evet' diyorlar 'Sayın cumhurbaşkanı bunu geçmişte telaffuz etti.' Bunu bizim arşivler de söylüyor. Dışişlerimiz de söylüyor. Ben bunu gazetelerden okuyarak konuşmuyorum. Nitekim şu anda ortaya gelen %28 buçuktur; Annan planında ifade edilen. Eşit egemenlik diyoruz... Sayın Denktaş'la bu konuda aynı şeyleri düşündüğümüzü kendileri bana söylediler. Bunun yanında harita konusu var. Harita konusunda; 'Kıbrıs'ı en iyi bilen sizlersiniz' dedim. 'Burada nasıl bir hat çizilmesi, çekilmesi gerekiyorsa bunları sizler çevredeki bunu en iyi bilenlerle beraber yürütmenizde fayda var' dedim. Göçmen konusuydu, mülkiyet konusuydu ha keza... Biz hiçbir zaman, 'ver kurtul'u mantığını savunmadık ve asla buna yanaşmıyoruz. Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye açısında ne kadar önem taşıdığını bizler bilenlerdeniz ve bunun farkındayız.
   Soru: Sayın Denktaş'la çözüm mümkün mü? Defalarca görüştünüz kendisiyle. 28 Şubat diye AB açısından bir tarih de var. Bu tarih   uzaya da bilir, çok da önemli değil belki ama; sonuçta bir çözüm gerekiyor Kıbrıs'ta... Sayın Denktaş'la bir çözüm umudu var mı sizce?
   Cevap: Ben bunu sadece Sayın Denktaş olarak ifade etmiyorum Burada Sayın Klerides'in de tutumu da söz konusu. Tarafların ikisi de özveriyle bu işe yaklaşırsa bu iş çözülür. Ben baştan beri, Yunanistan'da   Sayın Simitis'le görüşürken de söyledim; eğer bu sadece Türk tarafından beklenirse çözülmez, çözüme ulaşılamaz. Bunun bütün arşivlerde kayıtlarda yeri var. Bunu söyleyen birisiyim ben.
   Sadece Sayın Denktaş'tan bu beklenirse çözülemez. Sayın Klerides de aynı özveriyi gösterecek. Sayın Denktaş da gösterecek ve bir buluşma noktası, barış için bir çıkış noktası olacak. Bununla beraber de Kuzey Kıbrıs'ın şu anda içinde bulunduğu sıkıntıları da hep birlikte aşmış olacağız. Bizim temennimiz budur.
   Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, şu andaki mesul durumda bulunan partinin mensubu arkadaşlarımız, ellerinden gelen bütün samimiyetle onlar da gayret gösteriyorlar. Ama kalkıp da 'Milli politika değişti mi, milli davadan vaz mı geçildi...' Sayın Denktaş için bu ne kadar milli davaysa en az bizim için de o kadar milli davadır. Bu konuyu böyle sadece kendisi için milli davaymış gibi göstermek; kusura bakmasınlar, bizi bu işin dışında tutamazlar. Çünkü ben gençlik kollarında çalıştığım dönemlerde bile, o zamanlar, o hassas dönemlerde, Türkiye'de gelip de biz kendisini salonlarda konuşturuyorduk. Ta o zamanın heyecanını yaşamış insanlarız biz. Onun için bizi şimdi durup dururken rahatlıkla göz ardı etmek mümkün değil.
   Medya aracılığıyla bu tür söz şeyine girmeyi uygun bulmuyorum. Onun için de temenni ederim ki bunu medya aracılığıyla devam ettirme dönemini şöyle bir sona erdirip eğer aramızda görüşmemiz gereken bir şey olursa bunu direkt olarak telefonlarla ve görüşmek suretiyle başarabiliriz.
   Soru: Kıbrıs konusuna ve Sayın Denktaş'a o zamanki bakışınızla bugünkü bakışınız aynı mı?
   Cevap: Tabii bugünkü bakışım daha farklı. Çünkü o günün şartlarıyla bu günün şartlarını biz aynı   değerlendiremeyiz. Her şey değişiyor. Bakın Güney Kıbrıs Avrupa Birliği'ne kabul ediliyor. Şu anda Kuzey Kıbrıs'ın da Avrupa Birliği'ne kabul edilme şansı var. Üstelik de Türkiye Cumhuriyeti'nin AB'ye kabulü konusunda da bu bildiğiniz gibi bir sıkıntı meydana getiriyor. Ben dolaştığım bütün Avrupa ülkelerinde, Amerika'da, Rusya'da, her gittiğim yerde, çok açık ve net söylüyorum: her gittiğimiz yerde bize soruldu ve önümüze getirildi. Yani ortada böyle bir sorun var; bunu görmezlikten gelemeyiz. Bunu birlikte çözelim. Çünkü siyaseti sorun çözme sanatı olarak anlıyorum, görüyorum. Eğer bunu başarabilirsek, inanıyorum ki Sayın Denktaş da bizler de hep birlikte böyle bir sorunu halletmenin mutluluğunu yaşarız.'

KIBRIS 28.01.2003

Denktaş: 'Değişiklik talebimizi masaya koyduk'

Kıbrıslı liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides dün yaptığı görüşmede, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'nın sunduğu planda, değiştirilmesini istedikleri bölümlerle ilgili taleplerini masaya koyduklarını söyledi.
Denktaş, Klerides ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde yaptığı açıklamada, 'Görüşmelerimizi ve belgede istediğimiz değişiklikleri gündeme getirdik. Bütün toplantı da dolayısıyla bizim takdimimizle geçti. Bu yaptığımız takdimi yazılı olarak kendilerine yarın akşam vereceğiz' dedi.
Denktaş, 'BM'nin üçüncü bir plan sunup sunmayacağı' yönündeki soruya karşılık, 'Üçüncü plan hazırlanacak diye bir şey yok, söylentinin ötesinde' dedi.
'Türk tarafının değişiklik talebini ortaya koyduğunu, Rumlardan henüz bir ses çıkmadığını' ifade eden Denktaş, 'Onların istedikleri değişikliler var, biliyoruz, ama masaya henüz getirmediler' diye konuştu.
Denktaş, bundan sonra yapılacak görüşmelerin, Rumların seçim propaganda çalışmaları nedeniyle sabah saat 09.30'a alındığını da açıkladı.
Haftada üç kez görüşen Denktaş ve Klerides, 29 Ocak Çarşamba günü saat 09.30'da yeniden biraraya gelecek.

YENIDUZEN 28/01/2003

‘Çığırtkanlar’

Rauf R. Raif Denktaş dün yine coştu... TC Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’la görüşen, ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na düzenlenen organize ziyaretlerde konuşan Denktaş, barış yanlılarına verdi, veriştirdi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta bir çözüm bulunması için yürütülen görüşmelerin, 1960 anlaşmalarına ve bu anlaşmalarda Türkiye ve Türk tarafına verilen haklar çiğnenerek, ezilerek ve kaale alınmayarak devam ettiğini; Rumların AB yoluyla Kıbrıs’a sahip çıkma hesabı içinde olduğunu öne sürdü.
Rauf R. Raif Denktaş dün yine coştu... TC Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’la görüşen, ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na düzenlenen organize ziyaretlerde konuşan Denktaş, barış yanlılarına verdi, veriştirdi.
Rauf Denktaş, “içteki çığırtkanlığın” kendisini üzüp etkilediğini, ama bu kişilerin de “koşulsuz barış mı istiyorsunuz?” sorusuna “hayır, koşullarımız var, eksikleri tamamlamamız lazım” dediğini öne sürdü.

Görüşmeler de hakkımızı çiğniyor!
Denktaş “Şimdi görüşmeler devam ediyor. Görüşmeler maalesef 1960 anlaşmalarına rağmen, bu anlaşmaların Türkiye’ye ve Türk tarafına verdiği haklar çiğnenerek, ezilerek ve kaale alınmayarak devam etmektedir. Gerçekte Kıbrıs, Türkiye’nin üye olmadığı bir yere üye olamaz. Ama Rumlar mahsus bu AB müracaatını yapmışlardır. Bu yolda cesur adımlarla ilerlemektedirler. AB yoluyla Kıbrıs’a sahip çıkacakları hesabı içindedirler.” dedi.

200 bin karar veremez!
Denktaş, Orgeneral Aytaç Yalman’ı kabulünde ise Annan planının kabulü halinde yaşanacak sorunlara çare aradıklarını belirterek, “Bütün mesele Anavatan’ın desteğine bağlıdır. Son sözü söylemesine bağlıdır. Çünkü biz, 200 bin kişi, 65 milyonun hakkını, geleceğini, güvenliğini zarara uğratacak bir adım atamayız, atmayız. Onun için Anavatan’la tam bir işbirliği ve anlayış içerisinde yürümek, bizim boynumuzun borcudur” dedi.
Annan planıyla ilgili olarak halkın ikiye bölündüğünü, kendilerinin planın maddelerinin ne anlama geldiğini anlamaya çalıştığını anlatan Denktaş, Cumartesi ve Pazar günleri BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’yla çalıştıklarını ve onların da bazı konularda pek net görüşlerinin olmadığını söyledi.

YENIDUZEN 28/01/2003

“İki taraf da çözüm istemiyor”

Türkiye’de hükümetteki Ak Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam atv ana haber bülteninde Ali Kırca’nın sorularını yanıtladı, Rauf Denktaş’a mesajlar gönderdi. Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde hem Denktaş’ın hem de Klerides’in “çözüme niyetleri olmadığı” yönündeki görüşünü bir kez daha yineledi.
Recep Tayyip Erdoğan, “Kıbrıs”taki dengelerin artık eskisi gibi olmadığını anlatırken, “Kıbrıs’ın güneyi Avrupa Birliği’ne kabul ediliyor. Şimdi kuzeyin de Avrupa Birliği üyesi olma şansı var. Kıbrıs sorunu Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda da bir sıkıntıya yol açıyor.
Her gittiğimiz ülkede Kıbrıs sorununu önümüze getirdiler. Ortada bir sorun var ve görmezden gelemeyiz” şeklinde konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan, Denktaş’a gönderdiği mesajda “Umarım böyle basın yoluyla mesaj göndermek geleneğinden vazgeçer... Bu konuları yüz yüze görüşür, telefonla görüşür. Siyaset, sorun çözme sanatıdır” dedi.

YENIDUZEN 28/01/2003

'Denktaş'a hayranız'

Orgeneral Yalman, TSK'nın Denktaş'a hayran olduğunu söyleyerek moral verdi. Erdoğan ise hakkındaki sözlerinin Denktaş'a yakışmadığını belirtti

28/01/2003 RADIKAL

DENİZ ZEYREK
LEFKOŞA - Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, KKTC ziyaretinde
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a destek verirken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planına itirazlarını dile getirdi. Annan Planı'nın mevcut haliyle kabul edilemez olduğunu söyleyen Yalman, Denktaş'ı övgüye boğarak AKP lideri Tayyip Erdoğan'a mesaj gönderdi. Erdoğan, Denktaş'ı yeterli çaba göstermemekle eleştirmişti.
Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la KKTC'ye giden Yalman, Erdoğan'ın çözüm üretmeme suçlaması karşısında istifa resti savuran Denktaş'a açık destek sundu. Hem Geçitkale havaalanına inişi hem de KKTC lideriyle görüşmesi öncesi basına açıklama yapan Yalman, Denktaş'a hitaben, "Kıbrıs Türk halkının mücadelesinde hiçbir zaman etkinliği azalmayan liderliğiniz ve tarihe iz bırakacak diplomatik çabalarınız nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri adına hayranlık duygularımızı belirtmek isterim" dedi. Denktaş, "Moral ve cesaret verdiniz" diye teşekkür etti.

Güvenlik uyarısı
Annan'ın 10 Aralık'ta gözden geçirerek tekrar sunduğu planı eleştiren Yalman, "Adada 1963 çatışma ortamına geri dönülmesinin, Doğu Akdeniz'deki dengenin Türkiye aleyhine bozularak Ada ve Doğu Akdeniz'de sağlanan güvenlik ortamının ortadan kaldırılması tehlikesinin ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir" dedi. Görüşmelerin Denktaş'ın inisiyatifiyle başladığını hatırlatan Yalman, "Kıbrıs Türklerinin güvenliği, egemenliği ve eşitliğini güvence altına alacak, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik çıkarları ile Türk-Yunan dengesini gözetecek çözüm amaçlanmaktadır" diye konuştu. Bu şartları yerine getirmeyen ve Kıbrıs'ın 1974 öncesine dönmesine yol açacak bir çözümün kabul edilmez olduğunu söyleyen Kara Kuvvetleri Komutanı şu mesajları verdi:

·  Takvim ileri sürerek Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta güvenliği tehlikeye düşürecek yapay çözüm planlarının kabulü yaklaşımından uzak durmanız gerek.

·  Rum tarafı, AB'den aldığı destekle, iki egemen devletli yeni ortaklığa yaklaşmayıp Türkleri azınlık olarak bünyesine alma yaklaşımında.

·  Barışın tesisi için Denktaş tarafından yaratılan fır-satın değerlendirilmesi ve Denktaş'ın Annan Planı'nda değişiklik tekliflerinin dikkate alınmasını temenni ediyoruz. Aksi takdirde Doğu Akdeniz'in sürekli kriz ortamına sürüklenmesi kaçınılmaz.

·  TSK her türlü krizi karşılayacak güç ve kararlılıktadır. Ama sürekli kriz, AB dahil hiçbir tarafa fayda sağlamaz.
Denktaş da, son sözü Türkiye'nin söylemesi gerektiğini kaydederek, "Biz 200 bin kişi için 65 milyonun geleceğini karanlığa atmayız" dedi.

RADIKAL 28/01/2003

Yakış'a soğuk karşılama

28/01/2003

RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisiyle AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan arasındaki krizi yatıştırmak üzere adaya giden Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ı soğuk karşıladı. Yakış ise Denktaş'ın müzakerelerdeki isabetli tutumu desteklediklerini söylerken, "Basının gerdirilerek varmış gibi gösterdiği farklar aslında bulunmuyor" dedi.

Denktaş sordurtmadı
Ancak dün Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ve Britanya Özel Temcilcisi Sir David Hannay ile görüşmeye girmeden uzun uzun konuşan Denktaş, Yakış'a "Kendisini sevgi ile kucaklıyorum. İlk resmi ziyaretini KKTC'ye yapmasından övünç duyuyoruz" demekle yetindi. Geçen hafta MHP lideri Devlet Bahçeli'yi bile bina girişinde karşılayan Denktaş, Yakış'ı içeride bekledi. Görüşmenin basına açık kısmında konuşmayan Denktaş, Erdoğan ile arasındaki polemiğe dair soru sordurmadı. "Bırakın sorsunlar" diyen Yakış, "Görüşlerimizi basın yoluyla değil doğrudan iletiriz" yanıtını verdi.
Dışişleri Bakanı, Denktaş'la görüşmesi öncesinde ise Türk tarafının müzakerelerdeki tutumunun birlikte oluşturulduğunu savunarak, "Kıbrıs'a 200 bin soydaşın sorunu olarak bakmıyoruz. Kıbrıs Türkiye'nin milli sorunudur" dedi. KKTC'de çözüm için yapılan mitinglere atıf yapan Yakış, "Bunun arkasında, ekonomik sıkıntıların da yarattığı memnuniyetsizliklerin dile getirildiği bir ortam görüyoruz" diye konuştu. klama isteyeceğini belirtmişti.
KKTC lideri ise daha sonra Klerides ile buluşmak üzere ara bölgeye giderken yaptığı açıklamada ise Yakış ile çok güzel bir çalışma yaptıklarını, 'milli dava' olarak bildikleri ilkelerde görüş ayrılığı olmadığını söyledi.
Denktaş, Erdoğan'ın "Taraflar çözüm için masaya oturursa, sorun çözülebilir, oturmazlarsa çözüm olmaz" sözleri için Yakış'tan açıklama istemişti.

Denktaş: Taleplerimiz kabul edilirse imzayı atarız

 

 

KKTC, Annan planındaki değişiklik taleplerini içeren listeyi bugün Birleşmiş Milletler’e ve Rum kesimine sunuyor.

 

Lefkoşa
NTV

 

 

 

 

28 Ocak—  Cumhurbaşkanı Denktaş, taleplerinin büyük bölümünün kabul edilmesi durumunda anlaşmayı imzalayacaklarını söyledi.

Annan planındaki değişiklikleri talepleri Ada’nın öncelikli gündem maddesi. Denktaş, Annan planındaki değişikliklerle ilgili listeyi bugün taraflara vereceğini açıkladı. KKTC Cumhurbaşkanı, “Bu değişikliklerin önemli kısımları kabul edilirse anlaşma yolu açılır. Rumlar, bunu asla kabul etmeyiz derlerse, o yolu biz kapamış olmayız. Ve haklarımızdan vazgeçmeyiz” dedi.
       Kıbrıs’ta Türk tarafı eşit egemenliğin kabulünü istiyor. Toprak tavizini fazla buluyor ve haritaları reddediyor. Garanti anlaşmalarının korunmasını şart koşuyor. Çok sayıda Rum göçmenin kuzeye dönüşünü reddediyor. 1974’de Türkiye’den gelerek Ada’ya yerleşenlerin geriye dönmesine karşı çıkıyor.
       
“28 ŞUBAT DÜNYANIN SONU DEĞİL”
       BM’nin ortaya koyduğu takvime göre müzakerelerin 28 Şubat’ta tamamlanması gerektiğini hatırlatan Denktaş, bu tarihe kadar sonuç alabilmek için Türkiye ile birlikte yoğun çaba sarfettiklerini söyledi. 28 Şubat’a kadar müzakerelerden sonuç alınamaması halinde devlete sahip çıkılması gerektiğini, böylece başka çözüm fırsatları doğacağını belirten Denktaş, “28 Şubat dünyanın sonu değil” dedi.
       
“AMACIMIZ KALICI ANLAŞMA”
       Denktaş, 1960’da üç devletin garantilediği anlaşmayı bir günde ayaklar altına alan Rum tarafıyla yeni bir anlaşma yapmaya çalıştığını vurgulayarak, olası bir anlaşmanın sadece kağıt üzerinde değil, toprak üzerinde de kalıcı olması için dikkatli davrandığını sözlerine ekledi.

De Soto: Tek harita var

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Annan planının en tartışmalı konularından biri olan harita konusunu, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de tartıştıklarını söyledi.

TV8'de yarın akşam yayınlanacak ''8. Gün Kıbrıs Özel'' programı için Genel Yayın Yönetmeni Turan Yavuz'un sorularını yanıtlayan De Soto, Annan planında iki değil, tek harita bulunduğunu söyledi. Erdoğan'ın, ''De Soto bize 16 haritayla geldi'' sözlerinin sorulması üzerine, Özel Temsilci şunları söyledi: 

''Bu açıklamayı okumadım. Olasılıkları, haritada Rum kesiminin kabul edeceği bazı değişiklikler yapmayı tartıştığımız doğrudur. İnsanların geri dönüşü ve yerlerinden olacak Türklerin sayısının en aza indirilmesi konusunda yapılabilecekler, iki lider arasındaki görüşmelerde tartışmaya açıktır.'' 

De Soto, olası Irak operasyonunun ise Kıbrıs'ta çözüm için belirlenen 28 Şubat tarihinin ileriye atılmasına neden olmayacağını söyledi. De Soto, ''Bu iki konunun birbiriyle ilişkili olduğunu düşünmüyorum. Eğer AB katılım anlaşmasının tarihini değiştirme kararı alsaydı, bu, şu anki durumu etkileyebilirdi. Ancak bunun dışındaki birgelişmenin bu tarihi değiştireceğini sanmıyorum'' diye konuştu.

 

HURRIYET 28/01/2003

Annan’ın son Kıbrıs planı

 

Nur Batur / ATİNA

BM Genel Sektereri Kofi Annan'ın önümüzdeki günlerde sunması beklenen son Kıbrıs planı basına sızdı. Atina Haber Ajansı'na göre Annan, son planını KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la, Rum lideri Glafkos Klerides'in itirazlarını dikkate alarak hazırladı.

Plan henüz kesinleşmedi, ancak Annan bu planı ‘‘Ya kabul edin ya da reddedin’’ ilkesiyla sunacak. Planın ana hatları şöyle:

Rumlara iade edilinceye kadar Türklerin yönetiminde kalacak olan topraklar için ilk planda yer alan 3 yıllık geçiş dönemi kısaltılacak.

Denktaş'ın itirazları dikkate alınarak Karpaz bögesi Türklere bırakılacak. Buna karşılık Mesaorias bölgesindeki bazı köyler Rumlara iade edilecek.

Zürih anlaşmasında yer alan ve Türkiye, Yunanistan ile İngiltere'ye garantörlük hakkı tanıyan anlaşma korunacak. İlk Annan planında yer alan ve garantörlük haklarını sınırlayan maddeler değişecek ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın itirazları dikkate alınarak, hem ortak devlete hem de her garantör devlete tek yanlı müdahale hakkı tanınacak.

Garantör devletlerin adada bulunduracağı asker sayısı konusu henüz netleşmedi. Rumlar, güvenliğin tamamen uluslararası güce bırakılmasını istiyorlar. Türkler ise adada buluanacak asker sayısının 7500'den fazla olmasını ve bu gücün ağır silahlarla da donatılmasını talep ediyor.

Rum Ulusal Muhafız Ordusu Girit'e taşınacak.

Kıbrıs, Türkiye'nin onayı olmadan AB'ye askeri kolaylık sağlayamayacak.

1974'den sonra Kıbrıs'ta yerleşen Tüklerin büyük çoğunluğu adada kalacak ve yasallaşacak.
 

HURRIYET 28/01/2003

Denktaş’ın günleri sayılı

 

RUM Dışişleri Bakanı Yannakis Kassulides, 2003'te Kıbrıs'a ya çözüm ya da taksimi getireceğini öne sürdü. Rum Bakan, EOKA Lideri Grivas'ı anmak için Limasol'da düzenlenen törende yaptığı konuşmada Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Türk halkının başında kalacağı günlerin sayılı olduğunu iddia etti. Kassulides, ‘‘Denktaş bundan böyle Recep Tayyip Erdoğan ve bizzat Kıbrıslı Türklerle uğraşmak zorunda kalacak. Er ya da geç Denktaş'ın liderlikten gideceğini göreceğiz’’ dedi. Rum bakan, ‘‘1950'den beri bütünlük arz eden Türk politikasının camı ilk kez çatladı. Önümüzdeki dönemde BM Türk tarafına baskıları yoğunlaştıracak’’ diye konuştu. 

HURRIYET 28/01/2003

TSK’nın Kıbrıs uyarısı


     AKP lideri Tayyip Erdoğan’ın KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı suçlar nitelikteki açıklamalarının ardından KKTC’yi ziyaret eden Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman’ın, önemli mesajlar verebileceğine önceki gün dikkati çekmiştik.
     Nitekim Org. Yalman, Denktaş’ı ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görüşlerini açıklayarak, Kıbrıs konusunda, net bir tavır sergiledi.
     Org. Yalman’ın konuşması, son zamanlarda AKP yönetimi ve hükümetten, Denktaş’a yöneltilen eleştiri ve suçlamalarla, Kıbrıs politikasının değiştiğine ilişkin açıklamalara bir yanıt niteliğindeydi.
     Org. Yalman, AKP lideri Erdoğan’ın, "40 yıldır bu işi çözmek istemediler" diyerek suçladığı Rauf Danktaş’a, basının önünde, "Bugüne kadar Kıbrıs Türk halkının mücadelesinde hiçbir zaman etkinliği azalmayan liderliğiniz ve tarihe iz bırakacak diplomatik çabalarınız nedeniyle Türk Silahı Kuvvetleri adına hayranlık duygularımızı belirtmek isterim" dedi.
     Bu cümlesinde Org. Yalman’ın her sözcüğü özenle seçtiği anlaşılıyor. AKP yönetimi ve Kıbrıs muhalefetinin 40 yıllık liderliğini eleştirip, çözüme engel gösterdiği Denktaş’ın liderliğini öven ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hayranlığını ileten bu sözler, çok açık ve güçlü bir desteğin ifadesi.
     Org. Yalman’ın konuşmasında altı çizilmesi gereken diğer mesajlar ise şöyle sıralanabilir:
     1- Annan planı bu haliyle imzalanamaz. Danktaş’ın önerdiği değişiklikler kabul edilirse, bir uzlaşma ortamı doğabilir.
     2- Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğine dayanmayan hiçbir çözüm kabul edilemez.
     3- Türk tarafının değişiklik önerileri dikkate alınmazsa, Doğu Akdeniz’de sürekli bir kriz ortamı doğar. Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü krizi karşılayacak güç ve kararlıktadır.
     4- Konu sadece Kıbrıs’ı değil, bütün Doğu Akdeniz’deki dengeleri etkileyecek stratejik önemde bir konudur.
     5- Türkiye’nin ve Türk tarafının müktesep hakları mutlaka korunmalıdır. Bunu korumayan bir belgeye imza atılamaz.
     Org. Yalman’ın açıklamaları gösteriyor ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, müzakere masasındaki Denktaş’ın Ankara’da, AKP, hükümet sözcüleri ve KKTC’de muhalefet tarafından sürekli hırpalanmasından rahatsız.
     Yine Türk Silahlı Kuvvetleri, olaya sadece Kıbrıs sorunu olarak değil, Doğu Akdeniz’in bütünü açısından bakıyor. Bu stratejik bakışla, Annan planının bu haliyle dengeleri bozacak bir nitelik taşıdığını düşünüyor. Planda Denktaş’ın talepleri doğrultusunda değişiklik yapılmazsa, Kıbrıs Türk halkının azınlık konumuna sokulacağı, bunun da kabul edilemeyeceği düşüncesi taşıyor.
     Org. Yalman’ın, KKTC’de verdiği bu mesajların 31 Ocak’ta toplanacak MGK’da yineleneceğini tahmin etmek zor değil.
     
 FIKRET BILA MIILIYET 28/01/2003

Kıbrıs'ta Denktaş ile Erdoğan kavgası


     Kıbrıs'ta işlerin bu noktaya gelebileceğini kimse tahmin edemezdi. Beklenen, Kofi Annan planının olumsuz yönlerinin giderilmesi için KKTC ve Ankara'nın tüm gücüyle müzakere etmesi, gerektiğinde araya Washington ve Londra'yı sokması, hatta Irak'ta işbirliğine karşılık Kıbrıs'ta destek pazarlığına dahi girilmesiydi.
     Bu beklentinin temelinde de, Annan planının Türk tarafına şimdiye kadar görülmemiş bir avantajlar, getirmesiydi. KKTC ilk defa egemenliğine kavuşacak, kendi kendini yönetecek, kendi bölgesine hakim olacaktı.
     Ancak bunun tam tersi bir durum doğdu.
     Annan planının masaya konduğu ilk haftalarda Rauf Denktaş kerhen olduğunu hissettirerek, müzakere ediyormuş gibi davrandı. Daha doğrusu, yeni AKP hükümetini kırmamak için, göz yumdu ve masada kalırmış gibi yaptı.
     Ancak, ne zamanki çözümden yana olanların sesleri arttı ve sokaklar dolmaya başladı, işin rengi değişti. AKP lideri Tayyip Erdoğan ve Başbakan Gül'ün çözüm çağrısı yapan açıklamaları da artınca, Denktaş tutumunu değiştirdi ve karşı saldırıya geçti.
     
     MAGİNOT HATTI GEÇİLMEZ (!)
     KKTC Cumhurbaşkanı Ada'da Majinot (1) (Fransızcası Maginot) hattı kurdu.
     Arkasına , TSK'nın bazı ağır toplarını , dışişleri bakanlığının Kıbrıs dairesi ve bakanlığın en tutucu isimlerini ve Mümtaz Soysal'ı aldı. Sokaklara da, çözüm olduğu taktirde çıkarı bozulacak dernekleri, eski silah arkadaşlarını, bindirilmiş kıta gibi davranan ülkücü gençleri ve Türkiye'den gelip Üniversite tahsili yapan MHP eğilimli gençleri saldı.
     Eski mücahitleri ve nüfusun yaşlı ancak önemli bir kesimini olşuturan devletten maaş alanları da "Eğer AB'ye girersek avucunuzu yalarsınız, hiçbir iş yapmadan aldığınız bu paralar gider ve aç sefil kalırsınız" diye açıkça korkuttu.
     Bir yandan vatan-millet-Sakarya edebiyatı, öte yandan çıkarı bozulacak kesimleri korkutarak, müthiş bir savunmaya geçti.
     Kıbrıs'ta bugün, sağın eski tüfekleri inanılmaz bir direniş gösteriyorlar. Sovyetler Birliği çökerken, solun eski tüfekleri, KGB gibi en katı muhafazakarlar dahi böylesine bir direniş göstermemişlerdi.
     
     AKP BU HATTI GEÇEBİLİR Mİ?
     Denktaş şu sıralarda taktiğini daha da sertleştirdi.
     Denktaş, planın müzakeresini filan da bir yana bıraktı ve açıkça "ya ben, ya Annan planı " demeye başladı. Hiçbir çözüm istemediğini ortaya koydu. Bugünkü durumun devamından başka hiçbirşeyi kabul etmeyeceğini açıkladı.
     Bunlar yetmiyormuş gibi, şimdiye kadar görülmemiş bir yaklaşımla, Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı.
     İki defa açıkça meydan okudu.
     Erdoğan-Gül ikilisi ne zaman "Kıbrıs politikamız değişti, çözüm istiyoruz" deseler, Denktaş hemen vuruyor.
     "...Ben değişmedim, o değişti" diyor.
     Arkasını güvenceye almış olmalı ki, daha da ileri gidip "... kulaktan dolma bilgilerle hareket ediyor" gibi, bir siyasi lidere söylenebilecek en ağır sözü sarfediyor.
     Tam bir meydan savaşı var.
     Final, önümüzdeki birkaç hafta içinde yaşanacak.
     Kofi Annan, her iki tarafın değişiklik isteklerini dikkate alıp 3 üncü planını verecek. Bunun artık müzakeresi filan da olmayacak. "Ya kabul edin veya reddedin" denecek.
     Dananın kuyruğu , işte o zaman kopacak.
     Acaba AKP bu Majinot hattını geçebilecek mi?
     Yoksa pes mi edecek?
     Ne dersiniz.
     
     (1) MAGİNOT, 2 inci Dünya savaşı sırasında, Alman saldırısını önleyebilmek için Fransanın kurduğu ve "geçilmez" diye adlandırılan bir savunma hattıdır. Aralıklarla sıralanmış, top mermisinin sarsamadığı beton yığınları ile Fransa kendini bir güvenceye almıştı. Ancak Almanlar, başka yönden (Belçika üstünden) gelip , Fransayı kolaylıkla istila ettiler. MAGİNOT HATTI GEÇİLMEZ sloganı ise hep kullanıldı.
     
     
     ***
     

İNGİLİZLERE GERÇEKTEN BU YANITI MI VERDİK?

     Oktay Ekşi aynı soruyu sormuştu.
      Basın haberlerine göre, İngiltere Savunma Bakanına ve Genelkurmay Başkanına, Irak harekatına katılacak İngiliz askerlerinin Türkiye'deki üslerden yararlandırılmayacaklarını bildiren Ankara, buna gerekçe olarak " 1920' lerde Musul ve Kerkük'ü Türkiye'ye bırakmamalarını ve Kuzey Irak ile ilgili ard düşünceleri olduğu kuşkusunu " göstermiş.
      Basın haberleri yalanlanmadı.
      Türkiye' nin böyle bir gerekçe göstermiş olabileceğini düşünemiyorum.
      İngiliz Kuvvetlerinin, Amerika' lılarla birlikte Türkiye' yi kullanmalarına karşı çıkılabilir. Buna yüzlerce de haklı gerekçe bulunabilir. Ancak, 80 yıl önceki bir olay gerekçe gösterilemez. Zira tarihi hesaplaşmalar başlarsa, bunun sonu getirilemez. Türkiye bu yaklaşımla hiçbir ülke ile ilişki kuramaz. Bu hesaplarla yola çıkıldığı taktirde, Anadoluyu istilaya kalkışan Yunanistanın yüzüne bakmamamız, Fransayı silmemiz, İngiltere'den bizi AB' ye sokması için destek istemememiz, İtalyanlara hiçbir ihale vermememiz ve örneğin Ruslardan doğal gaz almamamız gerekmez miydi ?
     Bu mantıkla hareket edildiği taktirde, nice Arap ve Balkan ülkesinin de bu defa Osmanlılardan kalma hesapları açmaya kalkmaları durumunda onlara ne diyebiliriz? Zaman aşımını mı ileri süreriz? Ermeni iddialarına karşılık, tarihi tarihçilere bırakılması gerektiğini söylerken, şimdi bizim eski defterleri açmamızın bir mantığı olabilir mi?
     Ben inanamıyorum.
     Türkiye' nin mutlaka başka gerekçeleri vardır, ancak kamuoyu ile paylaşılmamaktadır.
     Ancak şimdi bir açıklama gerekiyor.
     Doğru mu değil mi?
     Eğer doğru ise, Türkiye'nin başı büyük bir derde sokuluyor demektir. Bu mantık, ülkenin çıkarlarını korumakla ilgili değildir. Onurlu dış politika uygulamakla da ilgisi yoktur.
     Bu, pandora kutusunu açmaktır. Ülkenin dış politikasının tehlikeli yönlere çekilmesi anlamına gelmektedir.

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 28/01/2003