Tayyip Erdoğan'dan Kıbrıs ve Denktaş konusunda ilginç açıklama
AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ''Kıbrıs'ta 30-40 gundur sürdürülen siyasetin sürdürülmesinden yana değilim'' dedi.
Erdoğan, Rize'de yayın yapan Rize TV'ye Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamada, şöyle dedi:
''Kıbrıs'ta 30-40 gundur sürdürülen siyasetin sürdürülmesinden yana değilim. Siyaset sorun üretme değil çözüm üretme sanatıdır. AK Parti de bu işin adresidir. Bu konuda üzerimize ne düşerse yaparız. Bu iş Sayın Denktaş'ın kişisel olayı değildir. Ahmet'in Mehmet'in Tayyip Erdoğan'ın olayı da değildir. Bu milletin varlık mücadelesidir. Sayın Denktaş ile baş başa görüştüğümüz zaman, sayın Denktaş bu statükoyu, tamamen korurum iddiasında değildi. Bu planın müzakere edilebilir olduğunu söyledi. Öbür tarafa güvenemediğini ifade ediyor. Burada güvenip güvenememeyi bir tarafa bırakacağız. Madem biz bunu müzakere edilebilir buluyoruz, o zaman müzakere edeceğiz.'' ''28 Şubat'a kadar çözüm yönünde bir karar çıkmazsa burada işler zorlaşır'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Gerçekten de sıkıntılı yarınlar doğabilir. Eğer Kuzey Kıbrıs'ta 30 bin kişi aynı anda miting yapıyorsa, Kuzey Kıbrıs bir yerlere doğru gidiyor demektir. Bu sıradan ve rastgele bir olay değildir. Bu işi düşünüp iyi değerlendirmemiz lazım. Halkın bu konudaki görüşlerini bir kenara itemezsiniz. En geniş manada tabana yayarak, bu konuda bir karar alıp onu uygulamak lazım.”
MILLIYET 02/01/2003
Denktaş'tan Erdoğan'a örtülü yanıt...
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin başkan ve temsilcileriyle bir araya geldi.
Denktaş, görüşmenin başında yaptığı açıklamada, ''Temel konularda birlik içerisinde miyiz, değil miyiz? Bunu anlayalım'' dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı, Kıbrıs sorununu halka ''Denktaş'ın meselesi'' gibi göstermenin en büyük yanlış olduğunu vurguladı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına atıfta bulunarak, ''(Denktaş, bu Denktaş'ın meselesi değil, milletin meselesi) demiştir ve halkın istemine uymak zarureti üzerinde durmuştur'' diye konuştu.
Denktaş, ''Toplantının maksadı, Klerides ile yapılacak görüşmelerde Türk tarafı olarak korumak istediğimiz ilkeler hususunda hemfikir miyiz, oy birliği var mı, yoksa görüş ayrılıkları nelerdir, bunları birleştirme imkanları var mı?'' ifadesini kullandı.
BM Genel Sekreteri'nin birinci önerisi masaya konulduğunda ''Bu temel olarak alınamaz'' dediklerini anımsatan Denktaş, nelerin Türk tarafına dokunduğunu Genel Sekreter'e yazdıklarını, aynısını Rum tarafının da yaptığını, ancak ''Rumlar belgeyi kabul etti, Denktaş kabul etmedi'' diye yansıtıldığını, bunun doğru olmadığını kaydetti.
BM Genel Sekreteri'nin iki tarafın şikayetlerini dikkate alarak yeni bir belge sunduğunu belirten Denktaş, ''Bir-iki noktasında bize yaklaştığı görüldü, diğer noktalarda yine Rumları memnun etmek siyaseti devam etti. Biz yine Rum tarafıyla görüşmek istiyoruz. Görüşmemiz için fırsat verin diye direttik. Hasta yatağımdan ben kalkıp görüşmeye gidemem, ama zaman verilsin'' diye konuştu.
''BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunu Avrupa Birliği'nin takvimine bağlamanın büyük hata ve büyük haksızlık olduğunu'' ifade eden Denktaş, ''AB'ye müracaatın Kıbrıs tarafından değil, Kıbrıs Rumları tarafından maksatlı, silahla yapamadıklarını tamamlamak için yapıldığını'' kaydetti.
''Bu duruma işaret ederek, AB'ye girilmesi konusunda Türk tarafının nelere ihtiyacı olduğunu, ne gibi delegasyonlara, müdafaa haklarına ihtiyaçları olduğunu, görüştükleri her diplomata anlattıklarını'' belirten Denktaş, ''Türkiye'siz AB'ye Kıbrıs'ın girmesi 1960 anlaşmalarına da aykırıdır. Bu konuda da görüşlerimizi ilettik. Bu konuda da Türkiye ile anlaşarak esneklik gösterdik, ama bunların hiçbir kıymeti olmadı. Rum tarafı, kendi bildiğini yapmak için ileriye gitti'' dedi.
Türk tarafının, halkın yıllardır can ve mal pahasına koruduğu ilkeleri görüşmelerde müdafaa etmenin ötesine gitmediğini ifade eden Denktaş, müdafaayı meclisin ve Türkiye'nin kararları çerçevesinde yaptıklarını, yapmaya da devam ettiklerini söyledi.
''Halkın isteği nedir? Bunları anlamak için ben bugün bu toplantıyı yapıyorum'' diyen Denktaş, şunları söyledi:
''Halk egemenlikten vazgeçti mi, siyasi eşitlikten vazgeçti mi, Rumların içine gelmesini ve şu kadar yıl sonra oy kullanmasına razı mı, müşterek bir hayat başlayacaksa, kendi yasaları çerçevesinde mi olur şu kadar yıl sonra? İçimize gelecek Rumların geçmişte yaptıkları var ise bunlar ne olur? Bütün bu konular görüşülmeye değer, görüşülmesi gerekir. Barış isterken hangi barışı istediğimizi söylemezsek dünyayı da yanıltırız, halkımızı da yanıltırız, kendi kendimizi de yanıltırız.''
MILLIYET 02/01/2003
Denktaş'ın değil halkın meselesi
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'ta 30-40 yıldır sürdürülen siyasetten yana olmadığını belirterek "Bu iş Denktaş'ın kişisel olayı değildir" diyen AKP lideri Tayyip Erdoğan'a cevap verdi. Denktaş, Kıbrıs sorununu halka "Denktaş'ın meselesi" gibi göstermenin en büyük yanlış olduğunu söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin başkan ve temsilcileriyle bir araya geldi.
Denktaş görüşmelerin başında yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununu halka ''Denktaş'ın meselesi'' gibi göstermenin en büyük yanlış olduğunu vurguladı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına atıfta bulunarak, ''Bu Denktaş'ın meselesi değil, milletin meselesi demiştir ve halkın istemine uymak zarureti üzerinde durmuştur'' diye konuştu.
''Halkın isteği nedir? Bunları anlamak için ben bugün bu toplantıyı yapıyorum'' diyen Denktaş, şunları söyledi:
''Halk egemenlikten vazgeçti mi, siyasi eşitlikten vazgeçti mi, Rumların içine gelmesini ve şu kadar yıl sonra oy kullanmasına razı mı, müşterek bir hayat başlayacaksa, kendi yasaları çerçevesinde mi olur şu kadar yıl sonra? İçimize gelecek Rumların geçmişte yaptıkları var ise bunlar ne olur? Bütün bu konular görüşülmeye değer, görüşülmesi gerekir. Barış isterken hangi barışı istediğimizi söylemezsek dünyayı da yanıltırız, halkımızı da yanıltırız, kendi kendimizi de yanıltırız.''
Denktaş, gö
rüşmenin başında yaptığı açıklamada, ''Temel konularda birlik içerisinde miyiz, değil miyiz? Bunu anlayalım'' dedi.
Denktaş, ''Toplantının maksadı, Klerides ile yapılacak görüşmelerde Türk tarafı olarak korumak istediğimiz ilkeler hususunda hemfikir miyiz, oy birliği var mı, yoksa görüş ayrılıkları nelerdir, bunları birleştirme imkanları var mı?'' ifadesini kullandı.
BM Genel Sekreteri'nin birinci önerisi masaya konulduğunda ''Bu temel olarak alınamaz'' dediklerini anımsatan Denktaş, nelerin Türk tarafına dokunduğunu Genel Sekreter'e yazdıklarını, aynısını Rum tarafının da yaptığını, ancak ''Rumlar belgeyi kabul etti, Denktaş kabul etmedi'' diye yansıtıldığını, bunun doğru olmadığını kaydetti.
BM Genel Sekreteri'nin iki tarafın şikayetlerini dikkate alarak yeni bir belge sunduğunu belirten Denktaş, ''Bir-iki noktasında bize yaklaştığı görüldü, diğer noktalarda yine Rumları memnun etmek siyaseti devam etti. Biz yine Rum tarafıyla görüşmek istiyoruz. Görüşmemiz için fırsat verin diye direttik. Hasta yatağım
dan ben kalkıp görüşmeye gidemem, ama zaman verilsin'' diye konuştu.
''BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunu Avrupa Birliği'nin takvimine bağlamanın büyük hata ve büyük haksızlık olduğunu'' ifade eden Denktaş, ''AB'ye müracaatın Kıbrıs tarafından değil, Kıbrıs Rumları tarafından maksatlı, silahla yapamadıklarını tamamlamak için yapıldığını'' kaydetti.
''Bu duruma işaret ederek, AB'ye girilmesi konusunda Türk tarafının nelere ihtiyacı olduğunu, ne gibi delegasyonlara, müdafaa haklarına ihtiyaçları olduğunu, görüştükleri her diplomata anlattıklarını'' belirten Den
ktaş, ''Türkiye'siz AB'ye Kıbrıs'ın girmesi 1960 anlaşmalarına da aykırıdır. Bu konuda da görüşlerimizi ilettik. Bu konuda da Türkiye ile anlaşarak esneklik gösterdik, ama bunların hiçbir kıymeti olmadı. Rum tarafı, kendi bildiğini yapmak için ileriye gitti'' dedi.
Türk tarafının, halkın yıllardır can ve mal pahasına koruduğu ilkeleri görüşmelerde müdafaa etmenin ötesine gitmediğini ifade eden Denktaş, müdafaayı meclisin ve Türkiye'nin kararları çerçevesinde yaptıklarını, yapmaya da devam ettiklerini söyledi.
HURRIYET 02/01/2003
Denktaş'la olmuyorsa eğer...
Hakkı Devrim
02/01/2003 RADIKAL
Kıbrıs'a dönerken Rauf Denktaş, «Ankara'dan böyle bir anlaşmayı imzalamam için baskı gelirse çekilirim. Yerime başkasını bulurlar» demiş. Doğrudur, çekilse iyi olur diyenler var. Hatta işi saygısızlığa kadar götürenlere de rastlanıyor.
Çekilsin diyenlerden biri, 26 aralık günü Kıbrıs'ta 30 000 Türk'ün katıldığı
mitingi hatırlatarak, «Bu çapta bir muhalefete hangi iktidar dayanır?» diye soruyor (Cüneyt Ülsever, Hürr.).
Beride Oktay Ekşi, «Ya Denktaş istifa ederse», diye endişesini dile getirdikten sonra, onu istifaya davet eden Kıbrıslıları «Rum yönetimine uşak olmayı içine sindirebilenler« diye niteliyor (Hürr.).
Tavırlar keskinleşiyor.
Denktaş 78 yaşında. Geçici Türk yönetimi başkan yardımcılığına 1967'de getirildi (35 yıl önce). 1975'te Türk Federe Devleti Başkanı oldu (27 yıl önce). 83'te Cumhurbaşkanı seçildi; yirmi yıldır aralıksız Cumhurbaşkanı.
KKTC'yi «ana vatan» Türkiye Cumhuriyeti'nden gayri tanıyan bir devlet olmadığı gibi, Kıbrıs Türkleri adına konuşmaya ehil ve layık görülen Denktaş'tan gayri bir Allah'ın kulu da yok.
Ankara bastırırsa istifa ederim, tehdidinden öte diyeceği kalmamış bir Cumhurbaşkanı. Evet, saygı gösterilmesi gereken bir siyasetçi... Ama bu kadarıyla olmamış, olacağa da benzemiyor.
Onunla olmuyor diye, çıkar yol aramaktan vazgeçmek mi gerekecek? Efendim!
…………
Denktaş'a sert eleştiri
AKP lideri Erdoğan, Kıbrıs'ta 40 yildir yürütülen siyasetten yana olmadığını belirterek, "Kıbrıs Sayın Denktaş'ın kişisel olayı değil, milletin varlık mücadelesidir" diye konuştu
AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ''Kıbrıs'ta 30-40 yildir devam eden siyasetin sürdürülmesinden yana değilim'' dedi.
Erdoğan, Rize'de yerel yayın yapan Rize TV'ye Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamada, şöyle dedi: "Kıbrıs'ta 30-40 gündür yürütülen siyasetin sürdürülmesinden yana değilim. Siyaset sorun üretme değil, çözüm üretme sanatıdır. AK Parti de bu işin adresidir. Bu konuda üzerimize ne düşerse yaparız. Bu iş Sayın Denktaş'ın kişisel olayı değildir. Ahmet'in, Mehmet'in, Tayyip Erdoğan'ın olayı da değildir. Bu, milletin varlık mücadelesidir. Sayın Denktaş ile baş başa görüştüğümüz zaman, Sayın Denktaş bu statükoyu, tamamen korurum iddiasında değildi. Bu planın müzakere edilebilir olduğunu söyledi. Öbür tarafa güvenemediğini ifade ediyor. Burada güvenip güvenememeyi bir tarafa bırakacağız. Madem biz bunu müzakere edilebilir buluyoruz, o zaman müzakere edeceğiz."
28 ŞUBAT UYARISI
"28 Şubat'a kadar çözüm yönünde bir karar çıkmazsa burada işler zorlaşır" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gerçekten de sıkıntılı yarınlar doğabilir. Eğer Kuzey Kıbrıs'ta 30 bin kişi aynı anda miting yapıyorsa, Kuzey Kıbrıs bir yerlere doğru gidiyor demektir. Bu sıradan ve rastgele bir olay değildir. Bu işi düşünüp iyi değerlendirmemiz lazım. Halkın bu konudaki görüşlerini bir kenara itemezsiniz. En geniş manada ta bana yayarak, bu konuda bir karar alıp onu uygulamak lazım." |
SABAH 02/01/2003
Denktaş Irak'a bel bağladı...
Kıbrıs konusunda garip gelişmeler yaşanıyor.
Son Çankaya doruğu ile ilgili olarak, doruğa bizzat katılmış veya katılmış olan kişilerden bilgi edinmiş yetkili kişilerden bir bölümü, "Denktaş'a çok net şekilde, Türkiye'nin anlaşmadan yana olduğu, masadan kaçmaması ve sonuna kadar iyi niyetle görüşmesi gerektiği söylendi" diyorlar. Denktaş'ın da bu yaklaşıma itiraz etmediği ileri sürülüyor.
Doruk sonrasında, Denktaş ile Başbakan arasındaki görüşmeler hakkında da, hemen hemen aynı sözler ediliyor. Buna göre, AK Parti yönetimi Kıbrıs'ta çözüm istendiğini Denktaş'a bildirmiş. Aynı çevreler, Dışişleri Bakanlığındaki militanların bir bölümünün hala direnmekte, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanının açıkça "karşı tutum" almadıklarını vurguluyorlar. Nitekim ben de, dışişleri bakanlığının orta kademedeki militanların dışında, çözümden yana olanların arttığını bizzat gördüm.
Gelelim Denktaş kampına.
Orada ise tam tersine rüzgarlar esiyor.
Denktaş, Annan planı ile herhangi bir çözümü imza atmayacağını ve gerektiği taktirde istifa dahi edebileceğini açıkça söylüyor. Başta Dışişleri Bakanı olmak üzere, çözümden yana tutum alanların tümü "Amerikan veya İngiliz ajanı" olarak açıkça suçlanıyor ve "gösterilerden de fazla korkmamak gerekir. Muhalefete ve halka bir para pompalandı mı, herkes susar" şeklinde konuşmalar yapılıyor. Hatta bu para operasyonu için 300 milyon dolarlık bir paketten dahi söz ediliyor.
Anlayacağınız, Türk halkı, "çözüm isteyenleri susturabilmek için" elini cebine atmak zorunda kalacak.
DENKTAŞ BOŞ YERE BÖYLE KONUŞMAZ...
Rauf Denktaş'ı tanıyanlar, KKTC Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'yi yönetenlere başkaldırmayacağını, Ankara'nın politikalarının dışına çıkamayacağını bilirler. Eğer bugün "istifa ederim de bu anlaşmayı imzalamam" diyorsa, mutlaka ya birilerinden destek görmekte veya hükümeti gerektiği kadar kararlı görmemektedir.
Başka bir anlatımla, bugün için dışa yansıyan manzara, AKP hükümetinin sanki kesin ve kararlı bir Kıbrıs politikası yokmuş izlenimini veriyor. Başbakan Gül, en yakın yardımcıları ve parti lideri Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta çözüm istediklerini, Denktaş'ı ikna etme aşamasında olduklarını söylüyorlar. Hatta Tayyip Erdoğan'ın Rize TV'ye yaptığı açıklama inanılır gibi değil:
"Kıbrıs'ta 30-40 gündür sürdürülen siyasetten yana değilim. Bu iş Sayın Denktaş'ın kişisel olayı değildir. Bu milletin varlık mücadelesidir. Sayın Denktaş ile başbaşa görüştüğümüz zaman statikoyu tamemen korurum iddiasında değildi. Planın müzakere edilebilir olduğunu söyledi. .. 28 Şubata kadar çözüm yönünde bir karar çıkmazsa burada işler zorlaşır. Sıkıntılı yarınlar doğabilir. Eğr 30 bin kişi aynı anda miting yapıyorsa Kuzey Kıbrıs bir yerlere doğru gidiyor demektir. Rastgele bir olay değildir. "
Bu çok farklı tutumlar belki de hükümetin Denktaş'a mesajını yeni yeni vermeye başladığını gösteriyor. Bekleme döneminde de, çözüm istemeyen bir Denktaş'ın sesini yükseltmesi, pazarlık açısından işlerine geliyor.
Pazarlıklar, önümüzdeki haftalardan itibaren başlayacak ve 28 Şubat'a kadar sürecek. Şubat ayı Kıbrıs açısından çok sıcak geçecek.
Denktaş'ta bunu bildiği için, şu sıralarda Irak savaşına bel bağlıyor. Savaş ile birlikte Kıbrıs unutulacak, ayrıca Washington da Türkiye'yi rahatsız edecek tutumlardan kaçınmak isteyeceğinden dolayı, Denktaş BM önerilerini çok daha kolaylıkla reddedebilecek.
DENKTAŞ İSTİFA EDİP ANLAŞMAYI ENGELLEYEBİLİR
Ankara kulislerinde tartışılan diğer bir olasılık, Denktaş'ın son gün (örneğin 26 Şubat'ta) istifa etmesi ve yerine hemen yeni bir Cumhurbaşkanı seçilemeyeceği için 28 Şubat randevusunun kaçırılması.
Gözardı edilmemesi gereken bir olasılıktan söz ediyorum. Denktaş, Ankara 'da kararsızlıktan kaynaklanan siyasi otorite boşluğu gördüğü sürece, arayı dolduracaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalı.
Kıbrıs çözümü ne yazık ki, giderek sloganlar mücadelesine dönüşüyor. Paketin içeriği doğru dürüst tartışılmıyor. Çözümsüzlüğün Türkiye'ye faturası konuşulmuyor. Daha da önemlisi, Kıbrıs'ta kaçırılan her randevunun Türk tarafının elini biraz daha zayıflattığı, KKTC vatandaşlarını biraz daha fakirleştirdiği ve Kıbrıs'ın asıl bu şekilde kaybedileceği gerçeği konuşulmuyor.
Bazı efendilerin rahatları bozulmasın diye bu ülke göz göre göre zarara itiliyor.
MEHMET ALI BIRAND – MILLIYET - 03/01/2003
'Çözüme kadar varım'
03/01/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Kesimi lideri Glafkos Klerides, ilk turu 16 Şubat'ta düzenlenmesi planlanan başkanlık seçimlerine yine adaylığını koymaya niyetli. Klerides dün yaptığı açıklamada, 'Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi için, BM gözetimindeki çabaların hızını kaybetmemesi amacıyla' yeniden aday olabileceğini belirtti. Görev süresinin dolacağı 28 Şubat'a kadar çözüm bulunması halinde, liderliği sürdürmesi için bir neden kalmayacağını söyleyen Klerides, ancak tersi durumda, görüşmelerin tam ortasında çekip giderek sorunu bir başkasına bırakmanın akıllıca olmayacağını belirtti. Klerides'in BM Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'dan "Annan Planı'nda değişiklikler yapılması şansı nedir?" ve "Denktaş'ı ikna edebilecek misiniz?" sorularına alacağı cevaplar doğrultusunda kararını gelecek hafta açıklaması bekleniyor.
Denktaş alttan aldı
Annan planını görüşmek için siyasi parti liderlerini toplayan Denktaş, 'Kıbrıs, Denktaş'ın şahsi meselesi değil' diyen Erdoğan'a çattı: Tabii değil. Onun için bu toplantıyı yapıyorum
03/01/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs takvimine göre anlaşmaya varılması gereken 28 Şubat yaklaşırken, KKTC lideri Rauf Denktaş adada siyasi temaslara başladı. Denktaş, dün, Annan Planı'nın müzakere sürecinde kendisine danışmanlık için kurulması öngörülen meclis konseyine ilişkin süreci görüşmek üzere meclisteki siyasi partilerin liderleriyle bir araya geldi. İlk toplantıda bir mutabakata varılamazken, Denktaş iktidara geldiğinden beri yıldızının barışmadığı AKP'yi üstü örtülü eleştirdi.
Denktaş, toplantının amacını, Annan Planı'yla ilgili görüş ayrılıklarını gidermeye çalışmak olarak özetledi. KKTC lideri, Türk tarafının görüşleri olarak BM'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'ya ilettiği mesajları siyasi liderlere de aktararak, müzakere prosedürüne dair görüşlerini yazılı sunmalarını istedi. Dün yetkili kurullarını toplayan liderler, bugün yine görüşecek.
'Nasıl bir barış isteni
yor?'
Denktaş, dünkü toplantıdan önce, AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın
"Kıbrıs Denktaş'ın kişisel meselesi değildir" açıklamasını üstü örtülü biçimde eleştirdi. Kıbrıs sorununu halka 'Denktaş'ın meselesi' gibi göstermenin en büyük yanlış olduğunu söyleyen KKTC lideri, Erdoğan'a atıfta bulunarak, "Bu Denktaş'ın meselesi değil, milletin meselesi demiştir ve halkın istemine uymak zarureti üzerinde durmuştur'' dedi ve şöyle devam etti: "Halkın isteği nedir? Anlamak için bu toplantıyı yapıyorum. Halk egemenlikten, siyasi eşitlikten vazgeçti mi, Rumların içine gelmesini ve şu kadar yıl sonra oy kullanmasına razı mı, müşterek bir hayat başlayacaksa, kendi yasaları çerçevesinde mi olur şu kadar yıl sonra? İçimize gelecek Rumların geçmişte yaptıkları var ise bunlar ne olur? Barış isterken hangi barışı istediğimizi söylemezsek dünyayı, halkımızı, kendimizi yanıltırız."
Denktaş, "Hasta yatağımdan ben kalkıp görüşmeye gidemem" diyerek yine zaman isterken, muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), konseyin kararlarının bağlayıcı olması ve Denktaş'ın istifasında ısrarlarını korudu. Muhalefet liderleri, toplantı sonrasında, Denktaş'a güvenmediklerini, KKTC liderinin müzakere görevinden istifa etmesi ve bir referandum yapılması gerektiğini söyledi.
Güzelyurt göçe razı
03/01/2003 RADIKAL
RADİKAL
- GÜZELYURT - Güzelyurt Geliştirme ve Kalkındırma Derneği'nin yaptırdığı bir anket, Annan Planı'nda yer değiştirmesi öngörülen bölge halkının yüzde 72'sinin barış için bu bedele razı olduğunu ortaya koydu. Güzelyurt, Bostancı, Kalkanlı, Akçay, Zümrütköy, Serhatköy ve Güneşköy halklarını kapsayan ankete göre, yüzde 65.6'lık bir kesim planın kabulü durumunda, bugünküyle aynı koşullarda bir eve, sosyal çevresiyle birlikte yerleşme koşuluyla hazır. Yüzde 6.7'lik bir kesim, barış planının imzalanması halinde sadece aynı koşullarda yeni bir eve taşınmaya razı. Yüzde 16.1'lik bir kesim tazminat alıp başka bir yerleşmeyi isterken, sadece yüzde 4.3'lük bir kesim planın öngördüğü yer değiştirmeye karşı. Katılanların yüzde 91.6'sı 30 Mart'ta öngörülen referandumda anlaşmaya 'evet' demeye hazır.
Düelloda varılan nokta
Erdal Güven
03/01/2003 RADIKAL
Erdoğan-Denktaş düellosu bir kez daha ortaya koydu ki Kıbrıs'ta çözüm sürecinde gelinen noktada sorun şu: Türkiye'deki iktidar, çözüm için Denktaş ve tabii Denktaş'ı arkalayan/çevreleyen sivil-askeri bürokrasi üzerinde siyasi iradesini ortaya koyabilecek mi? AKP liderinin önceki günkü demeci bu yönde bir işar
et sayılabilir.
Erdoğan söz konusu demeci durup dururken vermedi. Denktaş'ın hafta başındaki istifa imasına bir yanıt niteliğinde AKP liderinin çıkışı. Ne diyor Erdoğan, "Mesele Denktaş'ın kişisel olayı değildir. Bu, milletin varlık mücadelesidir." Hem Denktaş'ın blöfünü görmesi, hem de doğru tanıda bulunması açısından kayda değer bir çıkış bu.
İstifa iması Denktaş için bir taktik. Daha önce de kim bilir kaç kez öne sürdü istifa kartını. Ama hepsinde de cebine geri koydu. Şimdi yeniden el atıyorsa bilin ki 'sıkıştığından.'
Bana göre vermek istediği mesaj şu: Eğer üzerime gelirseniz sivil-asker Kıbrısçılarla istişare halinde ve Türkiye'deki kalem erbabı müritlerimin alkışları arasında istifa edip hükümetinizi zor durumda bırakabilirim; hem devlet, hem kamuoyu karşısında...
Bu blöf bugüne kadar yenildi yutuldu. Erdoğan'ın çıkışı, artık son kullanım tarihinin dolduğunu gösteriyor.
Ancak AKP lideri bilmeli ki sorun, bir başka açıdan da "Denktaş'ın kişisel olayı değil." Bir de Kıbrısçılar var. Eğer hükümet, en az Denktaş karşısında durduğu kadar sivil-asker destekçileri karşısında da sağlam durmazsa, altındaki halı kolaylıkla çekilebilir.
İşin Denktaş'ı ilgilendiren kısmı böyle. Gelelim 'millet'i ilgilendiren kısmına.
Her şeyden önce şu var: Türkiye'de halk iradesinden başka tutunacak hiçbir dalı bulunmayan bir siyasi hareket, Kuzey Kıbrıs'ta halk iradesini görmezden gelebilir mi? Elbette gelemez.
Söz konusu halk iradesi her gün bir başka şekilde tecelli ediyor. Kâh parlamentoda, kâh sokakta, kâh sivil toplum kuruluşlarının bildirilerinde...
Son olarak bir kamuoyu yoklamasının sonuçları ulaştı elime. Araştırma Güzelyurt'ta yapılmış. Malum, Güzelyurt ilçesi ve çevresi Annan Planı'na iliştirilen haritada Rumlara bırakılıyor. Toplam 16 bin nüfuslu yöreden yaklaşık 12 bin insanın 'taşınması' söz konusu.
Bu yüzden de Denktaş başta olmak üzere çözümsüzlük yanlılarınca sürdürülen hamaset edebiyatının baş köşesinde Güzelyurt ve Güzelyurtluların akıbeti var.
Söz konusu kamuoyu yoklaması, Güzelyurt İlçesi Geliştirme ve Kalkındırma Derneği tarafından EkArt adlı şirkete yaptırılmış. Şirket Devlet Planlama Örgütü'nün verilerine dayanarak 509 kişiyle konuşarak gerçekleştirmiş araştırmayı.
Can alıcı soru şu: Bulunduğunuz bölgenin bir anlaşma olması durumunda Rum yönetimine verilmesiyle ilgili düşünceniz nedir? Yanıt olarak 'Kesinlikle verilmesini istemiyorum' seçeneğine yönelenlerin oranı yüzde 34. Buna karşılık, 'Verilmesi çözümü kolaylaştıracaksa verilmesine karşı değilim' diyenlerin oranı yüzde 60.
Yine katılımcıların ezici çoğunluğu (yaklaşık yüzde 90'ı) aynı ortamın sağlanması ya da tanzim edilmek koşuluyla Kıbrıs içinde bir başka kente 'taşınmaya' da hazır.
'Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne üyeliğini ne oranda onaylıyorsunuz' sorusuna 'Tamamen onaylıyorum' ve 'Onaylıyorum' diyenlerin oranı yüzde 86'yı buluyor. 'Kıbrıs'ın AB üyeliğinin hangi koşullarda olmasını destekliyorsunuz' sorusunu 'Çözümle birlikte' diye yanıtlayanların oranı da yüzde 73.
Çözümsüzlük yanlılarının şiddetle karşı çıktığı toprak ödünü bağlamında pekâlâ Kuzey Kıbrıs'ın minyatürü olarak görülebilecek Güzelyurt'ta insanların düşünce ve beklentileri böyle...
Denktaş ve Kıbrısçılar bu düşünceleri ve beklentileri hiçe sayabilir ama bunların da ötesinde Türkiye halkının düşünce ve beklentilerini de hesaba katmak durumundaki AKP sayamaz, saymamalı...
Kıbrıs eşiğini geçmek
İsmet Berkan
03/01/2003 RADIKAL
Kıbrıs'ta süre azalıyor. Hani, Batı'da eski saat kulelerinde yazdığı gibi, "Her saniye yaralar, sonuncusu öldürür."
Kıbrıs'ta günler boş boş geçiyor.
Adım gibi biliyorum, son günler yaklaştığında bu kez şu söylenecek: "Vakit az, biz bu anlaşmayı 28 Şubat'a yetiştiremiyoruz."
Oysa bunların hepsi yalan olacak. Şimdiden söylüyorum, eğer mesele topraksa Kıbrı
s'ta son 28 yılda müzakeresi defalarca yapılmamış hiçbir çakıl taşı parçası bile yok. Yok mesele egemenlikse, bugüne kadar taraflardan biri tarafından telaffuz edilmemiş tek bir formül bile kalmamış durumda.
Son durum, yani Annan Planı diye anılan planın egemenlikle ilgili bölümleri, büyük ölçüde Rauf Denktaş'ın geçen yıl boyunca Rum lider Klerides'le yürüttüğü görüşmelerde masaya getirdiği taleplerden oluşuyor.
Ama şimdi Denktaş, İngilizce metinde geçen 'state' (devlet) kelimesinin neden büyük S harfiyle değil küçük s harfiyle yazıldığına takıldı. Rum tarafını temsil eden devlet büyük harfle yazılmadığına göre bir fark yok demektir.
Ardından bir gerekçe daha ortaya attı Denktaş, neden 'component state' (parça devlet) deniyor da, 'founder state' (kurucu devlet) denmiyor diye sordu. BM Genel Sekreteri'nin 'kurucu' yerine 'parça' sıfatını kullanmasının nedeni belli: Rumların 'kurucu' kelimesine, yani bir anlamda KKTC'nin sembolik olarak tanınıyor olmasına tepki göstermesinin önüne geçmek. Nitekim bu yüzden Rumlar, bırakın 'kurucu' kelimesini, şu an fiilen 'devlet'in tamamına sahipken oradan 'parça'lığa indirgeniyorlar.
Daha önce yazdım, Kıbrıs konusunda bir dil yaratılmış bugüne kadar ve bugün o dilin esiri olunuyor, öyle detaylarla uğraşılıyor ki, bazen ağaçlara bakmaktan ormanı gözden kaçırmaya başlıyor insanlar. KKTC bu saatten sonra, çözüm yoluna girilmişken tanınsa ne olur tanınmasa ne olur? Maksat üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?
Egemenlikle ilgili sorun yaratacakmış gibi gözüken tek bir şey var, Denktaş'ın sığındığı ve haklı da olabileceği... O da, 20 yılın sonunda
Kuzeye geçecek Rumların sayısı. 20 yılın sonunda Rumlar, Türk tarafında nüfusun yüzde 30'unu oluşturabilecek. Böylece Türk parlamentosunda koltukların yüzde 30'u da Rumlar tarafından doldurulabilecek.
Ama bunu önlemenin yolu da belli: Annan Planı müzakere edilirken, Rum göçmenlerin genel seçimde Türk tarafında değil Rum tarafında oy kullanmasını sağlamak. Nitekim bu daha şimdiden sağlanmış gibi gözüküyor, Annan'ın ikinci mektubunda bu olguya yer veriliyor.
Denktaş'ın itirazları arasında son derece antidemokratik olanlar da var. Mesela, ortak parlamentodan karar geçirme koşulları...
Diyor ki Denktaş, 'Rumlar her konuda aralarındaki siyasi farkları unutur, yekvücut halinde davranır, oysa Türk tarafında muhalefet hemen döner Rumlarla birlikte hareket eder.'
Anlaşılan Denktaş kendi gibi düşünenlerin sonsuza kadar iktidarda olacağını, bugünkü muhalefetin de hep muhalif kalacağını düşünüyor. Üstelik, Denktaş ve taraftarları her zaman muhaliflerine 'Rum dölü', 'Rum ajanı' gibi veciz ve kibar ifadelerle hitap ettikleri için, aynı durumu bundan sonra da sürdüreceklerini söylemiş oluyorlar.
Oysa keşke bu söylenen yaşansa adada, etnik politika yerini düpedüz siyasete bıraksa...
Kıbrıs'ta boş konuşmaya yer yok ve boşa geçirilecek zaman da kalmadı...
Denktaş: Derhal barış söylemleri bizi görüşmelerde çok zayıflattı
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, farklı görüşteki siyasi partilerle Annan planı üzerinde mutabık kalınabilecek hususlar bulunduğunu belirterek, "Söyleyecek neyimiz varsa birbirimize söyleyelim ve halkı hangi barışı istediğimizi söylemeksizin aldatmayalım, yanlış yola sevketmeyelim" dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi parti liderleriyle ortak toplantıda biraraya geldi.
Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirmek ve yeni müzakere sürecinde izlenecek tutumu saptamak hedefiyle saat 11.00'de başlayan toplantıya GÖRÜŞBİRLİĞİ SAĞLANABİLİR Mİ
Cumhurbaşkanı Denktaş, toplantıya girerken yeni süreçte zemini oluşturan Annan planıyla ilgili genel bir değerlendirme yaptı ve toplantının amacını şöyle özetledi:
"Bu toplantının maksadı, Klerides ile yapılacak görüşmelerde Türk tarafı olarak korumak istediğimiz ilkeler hususunda hemfikir miyiz, oybirliği var mı, yoksa görüş ayrılıkları mı var ve bunları birleştirme imkanı var mı…"
Denktaş, özetle şunları söyledi:
YİNE RUMLAR'I MEMNUN ETME SİYASETİ
"Genel Sekreter'in birinci önerisi masaya konduğunda, 'bu temel olarak alınamaz' dedik. Rum tarafı da aynı şeyi yaptı, ama Rum tarafının yazısı 'Rumlar kabul etti, Denktaş kabul etmedi' diye yansıtıldı. Halbuki Genel Sekreter her iki tarafın şikayetlerini kaale alarak ikinci bir belge getirdi. Bir iki noktasında bize yaklaşır göründü. Diğer noktalarda yine Rumları memnun etmek siyaseti devam etti. Biz yine bunu Rum tarafıyla görüşmek istiyoruz, 'görüşmemiz için fırsat verin' diye direttik, diretmeye devam ettik, 'fırsat veriniz, zaman veriniz' dedik."
Cumhurbaşkanı, Genel Sekreter'in iyiniyet misyonunun Avrupa Birliği'nin takvimine bağlanmasının büyük hata ve haksızlık olduğunu da yineledi.
Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına yanıt veren Denktaş, Kıbrıs sorununun "Denktaş meselesi" olarak gösterilmesinin yanlış olduğunu kaydetti.
TELEVİZYON PROGRAMLARI
Bazı televizyon programlarını izlerken hayretler içinde kaldığını da belirten Denktaş, bu programlardan örnekler verirken şunları kaydetti:
"Bir genç çocuk babasına diyor ki, 'ölmek istemeyiz, savaş istemeyiz, barış isteriz'. 'Denktaş da duysun bunu' diyor baba... Duydu... Bu baba bilmiyor mu ki, biz barışı ancak ayrıldıktan sonra bulabildik. Ayrılık oluncaya kadar Allahın günü yollarda avlandık. Bilmiyor mu ki Rum tarafı hala eski emelinden vazgeçmiş değildir ve Avrupa Birliği'ne 'Kıbrıs' olarak girmenin nedeni silahla yapamadıklarını yapmaktır. Bilmiyorlar mı ki Türk askeri Kıbrıs'tan çekildiği an veyahut etkisiz hale getirildiği an Rum istediğini yine yapabilir. Bunlar tehlikelerdir. Biz bu tehlikeleri görüyoruz."
Annan planında yer alan "parça devlet" ifadesinin 1960 anlaşmasında "cemaat meclisleri" olarak ifade edildiğini de anlatan Denktaş, "Ama egemenlik verilmediği korkumuz vardır ki yapılan bir anlaşmayı ortadan kaldırmak için teşebbüsler devam edecek, 'evimden çık, evime geleceğim, ev benimdir' gibi müracaatlarla Kıbrıs Türkleri'nin huzuru kaçırılacak. Ve mesele yine kaynamaya başlayacak. Bunları önlemek için biz yıkılmayacak bir anlaşma istiyoruz" ifadelerini kullandı.
DERHAL BARIŞ ZAYIFLATIYOR
Halkın bir kısmının 'derhal, şimdi anlaşma' söylemleriyle yollara çıkmasının görüşmelerde Türk tarafını çok zayıflattığını ve zayıflatmaya devam edeceğini de söyleyen Denktaş, şunları kaydetti:
"Temel ilkelerde oybirliğiyle hareket edebilir miyiz… Bütün partilerin seçim beyanlarına baktım. Hiçbir parti 'devletten vazgeçelim, egemenlik istemeyiz' dememiştir. Gene Annan'ın belgesine dayalı olarak partilerin ne istediklerine baktım. Yine mutabık kalabileceğimiz birçok hususlar olduğunu gördüm. Bunları bir-iki gün belki de üst-üste toplanarak temize çıkarmak mecburiyetindeyiz."
MÜZAKERELER EN GEÇ 9 OCAK'TA
Müzakerelerin 7 veya en geç 9 Ocak'ta başlayacağını söyleyen Denktaş, "Bir-iki gün üst üste toplanmak gerekirse toplanalım ve hangi konularda değişiklik istediğimize bakalım. Temel konularda, birlik içerisinde miyiz değil miyiz bunu anlayalım. Ve ona göre halka karşılıklı gerekirse düşüncelerimizi tekrar söyleyelim" dedi.
KKTC BASININI KAALE ALMADIĞIM DOĞRU DEĞİL
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, geçtiğimiz gün adaya varışında basına konuşmadan hava yoluyla havaalanından ayrılmasının "KKTC basınını kaale almadı" şeklinde yorumlandığını da belirterek, "Bu doğru değil. Basın toplantısı için bir hazırlık yapılmış değildi. Basın açıkta ve soğuğun içinde beklemekteydi. Benim sağlık durumum yürüyüp konuşmak ve geri gelmek için müsait değildi" diye konuştu.
Aynı gün Ankara'dan hareketinden önce düzenlediği basın toplantısına KKTC basınını temsilen BRT'nin katıldığına da işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, "Dolayısıyla 'Ankara'da konuştu, Kıbrıs Türk basınını kaale almadı' diye maksatlı yayınlar beni üzdü" dedi. |
HALKIN SESI 03/01/2003
Zirveye bugün devam
Annan planı zemininde gelecek hafta başlaması planlanan 28 Şubat'a endeksli Kıbrıs müzakere süreci öncesinde Türk tarafının ortak tutum saptamasını hedefleyen Cumhurbaşkanlığı'ndaki liderler zirvesi dün yapıldı.
Parti liderlerinin yazılı veya sözlü görüşlerini dile getirdikleri toplantıda, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın BM'ye sunduğu Annan planıyla ilgili görüşlerini yazılı olarak parti liderlerine iletmesi ve siyasi partilerin de bu metin üzerinde yapacakları değerlendirmelerin ardından toplantının bugün saat 15.00'ten itibaren devam etmesi karara bağlandı.
Yaklaşık 1.5 saat süren toplantıda, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ile CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı Denktaş'a istifa taleplerini yineledikleri, ayrıca 28 Şubat öncesinde referandum istemlerini dile getirdikleri de açıklandı.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter toplantıyla ilgili kısa açıklamasında, "Annan planı üzerinde görüş alış verişi yapıldı ve genel bir değerlendirmede bulunuldu" dedi.
28 ŞUBAT'A KADAR MÜZAKERELERİN SÜRMESİ ORTAK HEDEF
Müzakerelerin devamının prensip olarak Cumhurbaşkanı Denktaş ve Meclis dahil tüm kesimler tarafından kabul edildiğine işaret eden UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, "Müzakereler başlayacak ve devam edecek. Bir anlaşmaya varılabilmesi için görüşmeler masada iyiniyetle sürdürülecek" dedi.
Başbakan Eroğlu, "28 Şubat ortak bir hedef mi" sorusuna da, "28 Şubat'a kadar müzakerelerin sürdürülmesi ve kalıcı bir anlaşma yapmanın yollarını iyiniyetle aramak müşterek hedeftir" karşılığını verdi.
FİKİR JİMNASTİĞİ
Toplantıyı "fikir jimnastiği" olarak niteleyen Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş da, sürecin 28 Şubat'a kadar olumlu sonuçlanması için Annan planında tehdit olarak görülen unsurlara açılım getirmek gerektiğini söyledi. Bu konuda bugün parti içinde bir değerlendirme yapacaklarını ve yarınki toplantıya sunacaklarını belirten Denktaş, "Amaç bağcı dövmek değil meyve yemek olmalı. Bizim yaklaşımımız da bu olmaya devam edecek" dedi.
DENKTAŞ DEVAM EDECEKSE 28'İNE OLUMLU BAKTIĞINI AÇIKLAMALI
Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ise, toplantıda partisinin ve halkın görüşlerini aktardığını, ayrıca Cumhurbaşkanı Denktaş'a istifa taleplerini yinelediğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın istifasını istemelerinin nedenlerini de açıklayan Angolemli, "Halkıyla ters düşmüştür. Son zamanlardaki beyanatları da halkı dikkate almadığını göstermektedir. Yılbaşı mesajı bile insanların moralini bozdu. Türkiye'den, Tayyip Erdoğan'dan farklı mesajlar gelmektedir. Komitelerdeki isimler bile çözüme niyetleri olmadığının göstergesi" diye konuştu.
DENKTAŞ OYNAMAK NİYETİNDE DEĞİL
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, toplantıda genel bir değerlendirme yapıldığını, parti yetkili kurullarında bugün yapacakları değerlendirmenin ardından yarınki toplantıda konunun daha ayrıntılı ele alınacağını söyledi.
Müzakerelerin başarıya ulaşması için Cumhurbaşkanı Denktaş'ın istifa etmesi gerektiğini de yineleyen ve bu taleplerini toplantıda dile getirdiklerini bildiren
Talat, komitelere atanan kişilerin de Denktaş'ın çözüm karşıtlığının göstergesi olduğunu tekrarladı.
Talat, "Sayın Cumhurbaşkanı istifa talebinize ne yanıt verdi" sorusuna da, "Düşüneceğini söyledi. Düşünecek mi, yoksa geçiştirmek için mi yaptı bilmiyorum" karşılığını verdi.
Talat toplantıda, halkın istemini belirlemek için referandum talebini dile getirdiklerini de söyledi.
DENKTAŞ'IN İSTİFASIYLA DURUM DAHA DA KÖTÜ OLUR
Bazı parti başkanlarının Cumhurbaşkanı'nın istifasını gündeme getirdiklerini belirten Yenilikçi Atılım Partisi Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, "Bu toplumu daha da kötü duruma getirir. Amaç üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil" dedi.
BAZI PARTİLER İÇERDE BAŞKA
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın iyiniyetli olarak müzakerelere devam kararlılığında olduğunu söyleyen Milliyetçi Adalet Partisi Genel Sekreteri Erhan Arıklı, bazı partilerin içerde başka, halka başka konuştuğunu da savundu.
HALKIN SESI 03/01/2003
KRİTİK GÜNLER
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planı zemininde gelecek hafta başlaması planlanan, 28 Şubat'a endeksli Kıbrıs müzakere süreci öncesinde dün siyasi parti liderleriyle bir araya geldi.
Cumhurbaşkanlığı'nda saat 11.00'de başlayan ve yaklaşık bir buçuk saat süren toplantıya, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali T
alat, Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Genel Başkanı Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, Milliyetçi Adalet Partisi (MAP) Başkan Yardımcısı Çetin Atalay, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın danışmanları katıldı.
Parti liderlerinin yazılı veya sözlü görüşlerini dile getirdikleri toplantıda Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Birleşmiş Milletler'e (BM) sunduğu Annan planıyla ilgili görüşlerini, değerlendirmeleri için yazılı olarak parti liderlerine iletmesinin ardından toplantının bugün saat 15.00'ten itibaren sürdürülmesi kararlaştırıldı.
TKP ile CTP liderlerinin Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüşmecilik görevinden istifa etmesi taleplerini yineledikleri toplantı öncesinde gazetecilere geniş bir açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, toplantı sonrasında konuşmadı. Denktaş, toplantının hemen ardından Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven'le görüştü.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, farklı görüşteki siyasi partilerle Annan planı üzerinde mutabık kalınabilecek hususlar bulunduğunu belirterek, 'Söyleyecek neyimiz varsa birbirimize söyleyelim ve halkı hangi barışı istediğimizi söylemeksizin aldatmayalım, yanlış yola sevk etmeyelim' dedi.
Toplantının amacını, 'Klerides ile yapılacak görüşmelerde Türk tarafı olarak korumak istediğimiz ilkeler hususunda hemfikir miyiz, oybirliği var mı, yoksa görüş ayrılıkları mı var ve bunları birleştirme imkanı var mı...' diyerek açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bu amaçla gerekmesi halinde toplantıların birkaç gün sürebileceğ
ini söyledi. Denktaş şöyle konuştu:
'Yine Rumları memnun etme siyaseti'
'Genel Sekreter'in birinci önerisi masaya konduğunda, 'bu temel olarak alınamaz' dedik. Rum tarafı da aynı şeyi yaptı, ama Rum tarafının yazısı 'Rumlar kabul etti, Denktaş kabul etmedi' diye yansıtıldı. Halbuki Genel Sekreter her iki tarafın şikayetlerini kaale alarak ikinci bir belge getirdi. Bir iki noktasında bize yaklaşır göründü. Diğer noktalarda yine Rumları memnun etmek siyaseti devam etti. Biz yine bunu Rum tarafıyla görüşmek is
tiyoruz, 'görüşmemiz için fırsat verin' diye direttik, diretmeye devam ettik, 'fırsat veriniz, zaman veriniz' dedik.'
Genel Sekreter'in iyi niyet misyonunun Avrupa Birliği'nin takvimine bağlanmasının büyük hata ve haksızlık olduğunu da yineleyen Cumhurbaşkanı, şunları kaydetti:
'Avrupa Birliği'ne müracaat, 'Kıbrıs' tarafından değil Kıbrıslı Rumlar tarafından maksatlı yapılmıştır. Silahla yapamadıklarını tamamlamak için yapılmıştır. Biz buna işaret ederek Avrupa Birliği'ne girilmesi hususunda Türk tarafının nelere ihtiyacı olduğunu, ne gibi delegasyonlara ve müdafaa haklarına ihtiyacı olduğunu her gördüğümüz diplomata anlatmaya çalıştık.
Türkiye'siz Kıbrıs'ın AB'ye girmesi 1960 anlaşmalarına da aykırıdır. Bu konuda da görüşlerimizi ilettik. Bu konuda da Türkiye'yle anlaşarak esneklik gösterdik ama bunların hiçbir kıymeti olmadı, Rum tarafı kendi bildiğini yapmak için ileriye gitti. Biz yıllardır korumaya çalıştığımız ve halkımızın can ve malı pahasına korumuş olduğu ilkeleri görüşmelerde müdafaa etmenin ötesin
e gitmedik. Bu müdafaayı meclisimizin kararları çerçevesinde yaptık. Türkiye'nin kararları çerçevesinde yaptık ve yapmaya devam ediyoruz.'
'Denktaş'ın meselesi değil'
Kıbrıs sorununun 'Denktaş meselesi' olarak gösterilmesinin yanlış olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti:
'Bu en büyük yanlış olmuştur. Bugün Sayın Tayyip Erdoğan da, 'bu Denktaş'ın meselesi, benim meselem değil, bu milletin meselesidir' demiştir. Ve halkın isteğine uymak zarureti üzerinde durmuştur. Halkın isteği nedir? Bunları anlamak için ben bugün bu toplantıyı yapıyorum. Halk egemenlikten vazgeçti mi.. Siyasi eşitlikten vazgeçti mi.. Rumların içine gelmesini ve şu kadar yıl sonra oy kullanmasına razı mı.. Müşterek bir hayat başlayacaksa, kendi yasaları çerçevesinde mi olur, şu k
adar yıl sonra... İçimize gelecek Rumların geçmişte yaptıkları var ise bunlar ne olur... Bütün bunlar görüşülmeye değer, görüşülmesi gerekir. 'Barış isterim' derken hangi barışı istediğimizi söylemezsek, dünyayı da yanıltırız, halkımızı da yanıltırız, kendi kendimizi de yanıltırız.'
Televizyon programları
Bazı televizyon programlarını izlerken hayretler içinde kaldığını da belirten Denktaş, bu programlardan örnekler verirken şunları kaydetti:
'Bir genç çocuk babasına diyor ki, 'ölmek istemeyiz, savaş istemeyiz, barış isteriz'. 'Denktaş da duysun bunu' diyor baba... Duydu... Bu baba bilmiyor mu ki, biz barışı ancak ayrıldıktan sonra bulabildik. Ayrılık oluncaya kadar Allahın günü yollarda avlandık. Bilmiyor mu ki Rum tarafı hala eski emelinden vazgeçmiş değ
ildir ve Avrupa Birliği'ne 'Kıbrıs' olarak girmenin nedeni silahla yapamadıklarını yapmaktır. Bilmiyorlar mı ki Türk askeri Kıbrıs'tan çekildiği an veyahut etkisiz hale getirildiği an Rum istediğini yine yapabilir. Bunlar tehlikelerdir. Biz bu tehlikeleri görüyoruz.'
Annan planında yer alan 'parça devlet' ifadesinin 1960 anlaşmasında 'cemaat meclisleri' olarak ifade edildiğini de anlatan Denktaş, 'Ama egemenlik verilmediği korkumuz vardır ki yapılan bir anlaşmayı ortadan kaldırmak için teşebbüsler devam edecek, 'evimden çık, evime geleceğim, ev benimdir' gibi müracaatlarla Kıbrıs Türkleri'nin huzuru kaçırılacak. Ve mesele yine kaynamaya başlayacak. Bunları önlemek için biz yıkılmayacak bir anlaşma istiyoruz' ifadelerini kullandı.
'Derhal barış zayıflatıyor'
Halkın bir kısmının 'derhal, şimdi anlaşma' söylemleriyle yollara çıkmasının görüşmelerde Türk tarafını çok zayıflattığını ve zayıflatmaya devam edeceğini de söyleyen Denktaş, şunları kaydetti:
'Temel ilkelerde oybirliğiyle hareket edebilir miyiz... Bütün partilerin seçim beyanlarına baktım. Hiçbir parti 'devletten vazgeçelim, egemenlik istemeyiz' dememiştir. Gene Annan'ın belgesine dayalı olarak partilerin ne istediklerine baktım. Yine mutabık kalabileceğimiz birçok hususlar olduğunu gördüm. Bunları bir-iki gün belki de üst-üste toplanarak temize çıkarmak mecburiyetindeyiz. Söyleyecek neyimiz varsa birbirimize söyleyelim ve halkı 'barış, Avrupa Birliği yolu çıkış yoludur' diyerek hangi barışı istediğimizi söylemeksizin aldatmayalım, yanlış yola sevk etmeyelim.'
Müzakereler en geç 9 Ocak'ta
Müzakerelerin 7 veya en geç 9 Ocak'ta başlayacağını söyleyen Denktaş, 'Bir-iki gün üst üste toplanmak gerekirse toplanalım ve hangi konularda değişiklik istediğimize bakalım. Temel konularda, birlik içerisinde miyiz değil miyiz bunu anlayalım. Ve ona göre halka karşılıklı gerekirse düşüncelerimizi tekrar söyleyelim' dedi.
'KKTC basınını kaale almadığım doğru değil'
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, geçtiğimiz gün adaya varışında basına konuşmadan hava yoluyla havaalanından ayrılmasının 'KKTC basınını kaale almadı' şeklinde yorumlandığını da belirterek, 'Bu doğru değil. Basın toplantısı için bir hazırlık yapılmış değildi. Basın açıkta ve soğuğun içinde beklemekteydi. Benim sağlık durumum yürüyüp konuşmak ve geri gelmek için müsait
değildi' diye konuştu.
Aynı gün Ankara'dan hareketinden önce düzenlediği basın toplantısına KKTC basınını temsilen BRT'nin katıldığına da işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, 'Dolayısıyla 'Ankara'da konuştu, Kıbrıs Türk basınını kaale almadı' diye maksatlı yayınlar beni üzdü' dedi.
Liderler Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını yorumladı
Parti liderleri ise toplantıya girerken özellikle Türkiye AK Parti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla ilgili sorulara muhatap oldular.
UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, müzakerelerin başlaması konusunda kimsede farklı bir düşünce olmadığını söyledi. Eroğlu, Erdoğan'ın açıklamalarına yorum getirmenin yanlış olacağını da kaydetti.
TKP Genel Başkanı Angolemli, CTP Genel Başkanı Talat ile YAP Başkanı Hasipoğlu ise kısa değerlendirmelerinde, Erdoğan'ın açıklamalarını olumlu olarak nitelediler.
'İyi niyet yollarının aranması, müşterek hedeftir'
Toplantı sonrasında siyasi parti liderleri birer açıklama yaptı.
UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, müzakereler öncesinde genel bir değerlendirme yapıldığını ve Cumhurbaşkanı ile parti başkanlarının görüşlerini ortaya koyduklarını belirtti.
Müzakerelerin devamının prensip olarak Cumhurbaşkanı Denktaş ve Meclis dahil tüm kesimler tarafından kabul edildiğine işaret eden Eroğlu, 'Müzakereler başlayacak ve devam edecek. Bir anlaşmaya varılabilmesi için görüşmeler masada iyi niyetle sürdürülecek' dedi.
Plan üzerinde mutabakat arayışında bir gelişme olup olmadığı konusunda ise Eroğlu, 'Bugün daha çok görüşler ortaya kondu. Bu önemli konuda bir günde görüş birliği sağlamak veya karara varmak kolay değil. Yarın ve belki ondan sonra da devam edecek toplantılarda, kendi aramızda görüş birliği sağlanmasının yolları ve müzakerelerde izlenecek stratejinin belirlenmesine çalışılaca
k' diye konuştu.
Başbakan Eroğlu, '28 Şubat ortak bir hedef mi' sorusuna da, '28 Şubat'a kadar müzakerelerin sürdürülmesi ve kalıcı bir anlaşma yapmanın yollarını iyi niyetle aramak müşterek hedeftir' karşılığını verdi.
'Annan planı görüşüldü'
Meclis Başkan
ı Vehbi Z. Serter, Annan planıyla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını söyleyerek, genel bir değerlendirmede yapıldığını ifade etti.
Serter, toplantının bugün saat 15.00'te devam edeceğini ve siyasi parti liderlerinin görüşlerini detaylı aktaracağını açıkladı.
'Beyin jimnastiği yaptı'
Demokrat Parti (DP) Başkanı Serdar Denktaş, dünkü toplantının beyin jimnastiği niteliğinde olduğunu ifade ederek, toplantının devam edeceğini belirtti.
Denktaş, 28 Şubat'a kadar sürecin sonuçlanması için tehdit olarak görülen unsurların nasıl bir açılım getirileceği ve tehditlerin ortadan kaldırılacağı yoklamasının yapılacağını açıkladı. Denktaş, 'Biz kendi aramızda görüşerek, tehdit noktaları açmaya ve aşmaya çalışacağız. Yarınki (bugünkü) toplantıda görüşmelerimiz beya
n edeceğiz. Bu tür toplantıda amaç, bağcı dövmek değil, meyve yemek olmalı' dedi.
'Denktaş, görüşmecilik görevini bırakmalı'
Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Başkanı Hüseyin Angolemli, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın halkla ters düştüğünü ve görüşmecilik görevini bırakması gerektiğini söyledi.
Angolemli, bu talebi Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
'Kendisinden görüşmecilik görevini bırakmasını talep ettik, çünkü halkla ters düşüyor. Denktaş'ın son zamanlarda verdiği beyanatlarla halkı dikkate almadığını göstermektedir. Bir yılbaşı mesajı bile insanların moralini bozmuştur. Öte yandan Türkiye'de Tayyip Erdoğan'dan daha değişik mesajlar gelmektedir. Komitelerin oluşumunu dile getirdik. Meclis'te Denktaş'ı görüşmecilikten alamdık. Cumh
urbaşkanının bu andan itibaren, Kofi Annan planındaki bir buçuk sayfayı 7 Ocak'a kadar imzalamasını ve 28 Şubat'a kadar bu işi olumlu yönde sonuçlandıracağını dair çıkıp halka açıklama yapmasını istedik. Bu yapıldıktan sonra diğer konulara geçilebilir. Bu yapılmadıkça diğer konulara geçmek fayda getirmez. Çünkü halkın inancı kalmamıştır. 28 Şubat'a kadar bu iş bitecek mi, bitmeyecek mi? Halk bu yönde açıklama bekliyor. Parlamento Konseyi'yle ilgili yine görüşme olmadı. Bu konuda talebimizi yeniledik ve toplantı bitti. Bu konudaki görüşmeleri tekrar ortaya koyacağız. Yarın (bugün) Cumhurbaşkanı kendi görüşlerini ortaya koyacaktır. Kendisi ben müzakereye hazırım dedi ama biz ve halk bunu yeterli bulmuyoruz. Halk, 28 Şubat'ta Kofi Annan planı çerçevesinde bu işin bitmesini ister. Denktaş'ın düşünüp karar vermesi gerekir.'
'Denktaş görüşmecilikten istifa etmeli'
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Başkanı Mehmet Ali Talat, görüşmelerin başarıya ulaşması için en temel koşulun Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüşmecilikten istifa etmesi olduğuna işaret etti.
Talat, toplantıda Annan planıyla ilgili bazı hususları görüştüklerini, bu sürecin Denktaş'la yürütülemeyeceğini söyledi. Talat, konuşmalarına şöyle devam etti:
'Cumhurbaşkanı Denktaş son zamanlarda yaptığı açıklamalarla çözümden yana değil. Cumhurbaşkanı, süreci 28 Şubat'tan sonraya aktarma gibi bir gayret içinde. Yılbaşında da benzeri bir tutum takındı. Oynamak niyetinde değil. Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını ve Türkiye'nin çıkarlarını koruyacak şekilde bu süreci götür
me niyetinde değil. 28 Şubat'ı aşmayı planlıyor ve bu tutumuyla da Rum tarafı ile benzer bir çizgiyi paylaşıyor. Onlar da aynı şekilde 28 Şubat'a kadar çözüm olmaz diyorlar. Sayın Tayyip Erdoğan'ın, Abdullah Gül'ün ve Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in ortaya koyduğu görüşler bunun karşıtıdır. 28 Şubat, BM'nin öngördüğü takvim Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından da belirtilmiştir. Sezer, Kıbrıs sorununun 28 Şubat'a kadar çözüm için iyi niyetle müzakere edilmesi gerektiğini söyledi. Çok doğru söyledi çünkü 2004 yılında Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyup uymadığının yanında Kıbrıs sorununun çözülüp çözülmediğine de bakılacaktır. O güne kadar bu sorun çözülmezse Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci de büyük zarar görecektir. Belki de bitecektir. Aslında bakarsanız Denktaş sadece demeçleriyle değil fiiliyatıyla uygulamalarıyla çözüm istemediğini kanıtlamıştır. Atadığı komisyonlar da bunun göstergesidir. Ne kadar AB ve çözüm karşıtı varsa koordinatör olarak komisyon oluşturuldu. Çözüm yanlıları da olabilir ama genelde ağırlıklı isimler çözüm karşıtıdır. Dolayısıyla Denktaş'ın çözüm niyetlisi olmadığı bununla da ortaya çıkmıştır.
Halkımız büyük öfke içindedir. Halkın talepleriyle görüşmeci talepleri uymamaktadır. Halk çözüm ve AB istemektedir. Önemli olan halkın söylediğidir. Halkın temsil ettiği varsayılan kişinin, halkı temsil etmediği ortaya çıktı. En iyisi görüşmecinin istifa etmesidir. Çekilmesidir. Bu görevden çekilirse halk ve toplumun diğer mekanizmaları çıkış yolunu bulacaktır. Denktaş, istifayı düşünec
eğini söyledi.
Halkın demokratik misyonunu başka alanlara çekmek için bazı provokasyon duyumları aldım. Yılbaşı kutlamasının Ledra Palace'ı ve yeşil hattı devirme ve güneyle bütünleşme eylemi olacağı konusunda Rum tarafında yayın yapıldı. Rum tarafında çok sayıda muhabirden soru aldım. Hatta, Rum Milli Muhafız Ordusu'nun bu konuda önlem aldığını söyledi. Son günlerde Kuzey Kıbrıs'ta da benzer şeyler duymaya başladım. Bazı stratejik noktalara sabotajlar yapılacağı gibi duyumlar yetkili kişilerden gelmektedi
r. Provokasyon ve benzeri adımlara yeltenenleri hem Güney Kıbrıs'ta hem Kuzey Kıbrıs'ta uyarmak istiyorum. Halkın gücü karşısında hiçbir güç duramaz. Böylesine çözüm ve AB yanlısı halkı da kimse provoke edemez. Kısa zamanda referandum yapalım dedik. Denktaş, eğer ağız değiştirir de çözümden yana görülürse bunun da doğru olmadığına inanıyorum. Bu da başka bir evreye geçmek için yapılan politik bir manevradır diyeceğim. Bu süreci Denktaş'la yaşamak mümkün değildir. Referanduma kimse itiraz edemez diye inanıyorum.'
'Geleceğimiz ve güvenliğimiz önemlidir'
Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, 'amacımız geleceğimiz ve güvenliğimizdir' diyerek, toplumun içinde bulunduğu durumda birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu söyledi.
Hasipoğlu, bazı partilerin Cumhurbaşkanı'nın görüşmecilikten istifa etmesini gündeme getirdiğini söyleyerek, cumhurbaşkanı istifa ettiği taktirde etrafında bir çoğunluk olacağını bunun toplumu daha kötü duruma getireceğini açıkladı. Hasipoğlu, planın görüşülebilir olduğu
nu ifade ederek, 28 Şubat'a kadar önümüzde süreç olduğunu, bu planda değiştirilmesi gereken hususları ortaya koyduklarını belirtti. Hasipoğlu, şöyle devam etti:
'Üçüncü bölge üzerinde ısrarla duruyoruz. Bir ara bölge ortak devletin kontrolünde olacak. Bu ara devlette Rumlarla Türkler birlikte yaşayabilir. Kuzeyde ve güneydeki parça devlette ne Rum olmalı ne de Türk olmalı o bakımdan özellikle üzerinde durulması gereken bir husus olduğuna da inanıyoruz. Bu sorunu büyük ölçüde çözecektir. Biz Oland Adaları'n
daki statüyü de getirdik. Oland Adaları Finlandiya'ya ait İsveç asıklı insanlar yaşar. Oraya bir özel statü verildi. Orda Finlandiyalılar yerleşik mülke giremiyor. Bu statü Kıbrıs'a da verilebilir. Bunu Prodi Rum Meclisi'nde gündeme getirdi. Verhuegen Kıbrıs'a geldiğinde belirtti. Artık başka ülkelerde doğru olanın bizde de doğru olabileceğini gerçeğini kabul etmek lazım. 28 Şubat'a kadar çözüm olabilir. Türkiye'de bunu istiyor. AB kararlarını irdeleyince her iki tarafa da bu söyleniyor. Türkiye'ye 2004 Aralık'da tarih verilmişse, ve Rum kesimine 2004'de AB'ye alınacaksa, bu demektir ki Türkiye dikkatli olun Kıbrıs meselesi çözülmezse AB'yi göremezsin. Rum tarafına da senin boyun ateş kes hattına kadardır, ondan sonra sözün geçmez. Türkiye burada işgalci değildir. Garanti ve İttifak antlaşmaları geçerlidir. Bundan da önemlisi, bundan önceki toplantıda AB, Yunanistan, Kıbrıs'ın Avrupa Güvenlik Savunma Politikaları dışında bırakılmasını reddetti. Bu defa onayladı. Bu soruya çok iyi cevap verirseniz ve yapılan beyanatları da çok iyi analiz ederseniz. Bir noktaya varırsınız.'
'Cumhurbaşkanı'yla özel olarak görüşeceğiz'
Milliyetçi Adalet Partisi (MAP) Başkan Yardımcısı Çetin Atalay, parti başkanı olmadığı için Cumhurbaşkanı'yla özel olarak görüşme yapacaklarını açıkladı.
Partinin görüşlerini yazılı olarak belirtip Cumhurbaşkanıyla yüz yüze görüşeceklerini belirten Atalay, 'CTP ve TKP Cumhurbaşkanı'nın görüşmecilikten çekilmesini istiyorlar. Bu aşamada son derece tehlikeli ve başka amaçlara hizmet eden bir taleptir'
dedi.
Atalay, Cumhurbaşkanı görüşmeciliği şimdi olduğu gibi bundan sonra da yürütme durumunda olduğunu ifade ederek, cumhurbaşkanının iyi niyetli olarak müzakerelere devam etme kararında olduğuna işaret etti. Atalay, şöyle devam etti:
'Bazı siyasi partiler içerde başka konuşuyor, halka başka söylüyor. Bir referandum yapılmalı. Ama halka ne sorulacağı çok önemlidir. Önce müzakere olsun ondan sonra halka soralım. Herkes paketle ilgili müzakere ediyor ama kimse ne anladığını söylenmiyor. CTP'nin müzakere tek
liflerini öğrendik. Müzakereden ne istiyorsunuz değiştirilmesi gereken nedir bunu açıkça ortaya koysunlar. Biz gelişmeleri sükunetle takip edeceğiz.'
KIBRIS 03/01/2003
De Soto, 7 Ocak’ta Kıbrıs’a Gelemiyor
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun Kıbrıs'a 13 Ocak Pazartesi günü geleceği belirtildi.
Daha önce, De Soto'nun 7 Ocak Salı günü adada olacağı açıklanmıştı.
De Soto, Kıbrıs temasları öncesinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Ankara ve Atina'yı da ziya
ret edecek.
Rum radyosunun haberine göre, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun Kıbrıs'a gelişi altı gün gecikecek.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Mihailis Papapetru yaptığı açıklamada, hâlâ Peru'da bulunan De Soto'nun Rum Yönetimi Başkanı Klerides'e ocak ayının 13'ünde Kıbrıs'a geleceğini bildirdiğini söyledi.
Papapetru, De Soto'nun temasları kapsamında önce Amerika Birleşik Devletleri, Ankara ve Atina'yı ziyaret ettikten sonra adaya geleceğini belirt
ti.
KIBRIS 03/01/2003
İstifa YOK! Oyalama VAR!
Denktaş ne 'referanduma' yaklaşıyor, ne de Annan Planı'nı müzakere ederek sonuçlandıracağını söylüyor, hem Tayyip Erdoğan'a yanıt veriyor, hem muhalefete...
Meydanlarda toplanan ve 'Annan Planı' temelinde barış isteyen halka 'elimi zayıflatıyorsunuz' diye kızan Denktaş, 'istifa' taleplerine ise
'koltuğumdan kalkmam' edasıyla yanıt veriyor
YENIDUZEN 03/01/2003
Denktaş “esip yağmaya” devam!
R.R Denktaş bir yandan “müzakere edeceğiz” derken, öte yanda da planı kötüleme, çözüm isteyen tüm çevrelere laf yetiştirmeye devam ediyor.
Bakın Denktaş dün ‘barış mesajları’nı kimlere gönderdi:
De SOTO’ya:
"Genel Sekreter’in birinci önerisi masaya konduğunda, ‘bu temel olarak alınamaz’ dedik. Rum tarafı da aynı şeyi yaptı, ama Rum tarafının yazısı ‘Rumlar kabul etti, Denktaş kabul etmedi’ diye yansıtıldı. Halbuki Genel Sekreter her iki tarafın şikayetlerini kaale alarak ikinci bir belge getirdi. Bir iki noktasında bize yaklaşır göründü. Diğer noktalarda yine Rumları memnun etmek siyaseti devam etti. Biz yine bunu Rum tarafıyla görüşmek istiyoruz, ‘görüşmemiz için fırsat verin’ diye direttik, diretmeye devam ettik, ‘fırsat veriniz, zaman veriniz’ dedik.”
Avrupa Birliği’ne:
“Avrupa Birliği’ne müracaat, ‘Kıbrıs’ tarafından değil Kıbrıslı Rumlar tarafından maksatlı yapılmıştır. Silahla yapamadıklarını tamamlamak için yapılmıştır. Biz buna işaret ederek Avrupa Birliği’ne girilmesi hususunda Türk tarafının nelere ihtiyacı olduğunu, ne gibi derogasyonlara ve müdafaa haklarına ihtiyacı olduğunu her gördüğümüz diplomata anlatmaya çalıştık. Türkiyesiz Kıbrıs’ın AB’a girmesi 1960 anlaşmalarına da aykırıdır. Bu konuda da görüşlerimizi ilettik. Bu konuda da Türkiye’yle anlaşarak esneklik gösterdik ama bunların hiçbir kıymeti olmadı, Rum tarafı kendi bildiğini yapmak için ileriye gitti. Biz yıllardır korumaya çalıştığımız ve halkımızın can ve malı pahasına korumuş olduğu ilkeleri görüşmelerde müdafaa etmenin ötesine gitmedik. Bu müdafaayı meclisimizin kararları çerçevesinde yaptık. Türkiye’nin kararları çerçevesinde yaptık ve yapmaya devam ediyoruz.”
Tayyip Erdoğan’a:
“Sayın Tayyip Erdoğan da, ‘bu Denktaş’ın meselesi, benim meselem değil, bu milletin meselesidir’ demiştir. Ve halkın isteğine uymak zarureti üzerinde durmuştur. Halkın isteği nedir? Bunları anlamak için ben bugün bu toplantıyı yapıyorum. Halk egemenlikten vazgeçti mi.. Siyasi eşitlikten vazgeçti mi.. Rumların içine gelmesini ve şu kadar yıl sonra oy kullanmasına razı mı.. Müşterek bir hayat başlayacaksa, kendi yasaları çerçevesinde mi olur, şu kadar yıl sonra... İçimize gelecek Rumların geçmişte yaptıkları var ise bunlar ne olur… Bütün bunlar görüşülmeye değer, görüşülmesi gerekir. ‘Barış isterim’ derken hangi barışı istediğimizi söylemezsek, dünyayı da yanıltırız, halkımızı da yanıltırız, kendi kendimizi de yanıltırız.”
Gençlere:
“Bir genç çocuk babasına diyor ki, ‘ölmek istemeyiz, savaş istemeyiz, barış isteriz’. ‘Denktaş da duysun bunu’ diyor baba... Duydu... Bu baba bilmiyor mu ki, biz barışı ancak ayrıldıktan sonra bulabildik. Ayrılık oluncaya kadar Allahın günü yollarda avlandık. Bilmiyor mu ki Rum tarafı hala eski emelinden vazgeçmiş değildir ve Avrupa Birliği’ne ‘Kıbrıs’ olarak girmenin nedeni silahla yapamadıklarını yapmaktır. Bilmiyorlar mı ki Türk askeri Kıbrıs’tan çekildiği an veyahut etkisiz hale getirildiği an Rum istediğini yine yapabilir. Bunlar tehlikelerdir. Biz bu tehlikeleri görüyoruz.”
Halka, partilere:
“Halkın bir kısmının ‘derhal, şimdi anlaşma’ söylemleriyle yollara çıkması görüşmelerde Türk tarafını çok zayıflatıyor. Temel ilkelerde oybirliğiyle hareket edebilir miyiz… Bütün partilerin seçim beyanlarına baktım. Hiçbir parti ‘devletten vazgeçelim, egemenlik istemeyiz’ dememiştir. Gene Annan’ın belgesine dayalı olarak partilerin ne istediklerine baktım. Yine mutabık kalabileceğimiz birçok hususlar olduğunu gördüm. Bunları bir-iki gün belki de üst-üste toplanarak temize çıkarmak mecburiyetindeyiz. Söyleyecek neyimiz varsa birbirimize söyleyelim ve halkı ‘barış, Avrupa Birliği yolu çıkış yoludur’ diyerek hangi barışı istediğimizi söylemeksizin aldatmayalım, yanlış yola sevk etmeyelim.”
YENIDUZEN 03/01/2003
Erdoğan’dan Denktaş’a:
40 yıldır ne yaptınız?
** Türkiye’de iktidardaki AK Parti Lideri, Kıbrıs’ta son 30-40 yıldır yürütülen siyasetin sürdürülmesinden yana olmadığını söyledi.
Rize’de yayın yapan “Rize TV’ye” konuşan AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan , siyasetin sorun değil çözüm üretme sanatı olduğunu belirtti.
“Kıbrıs’ta 30-40 yıldır sürdürülen siyasetin sürdürülmesinden yana değilim" diyen Recep Tayyip Erdoğan, “Bu iş sayın Denktaş’ın kişisel olayı değildir. Bu milletin varlık mücadelesidir. Sayın Denktaş bu planın müzakere edilebilir olduğunu ancak öbür tarafa güvenemediğini ifade ediyor. Burada güvenip güvenememeyi bir tarafa bırakacağız. Madem biz bunu müzakere edilebilir buluyoruz, o zaman müzakere edeceğiz.” diye konuştu.
Tarihi miting
28 Şubat’a kadar Kıbrıs’ta çözüm yönünde bir karar çıkmaması halinde işlerin zorlaşacağını söyleyen Erdoğan, “Eğer Kuzey Kıbrıs’ta 30 bin kişi aynı anda miting yapıyorsa, Kuzey Kıbrıs bir yerlere doğru gidiyor demektir. Bu işi düşünüp iyi değerlendirmemiz lazım. Halkın bu konudaki görüşlerini bir kenara itemezsiniz” dedi.
Denktaş’tan Erdoğan’a
Hakın isteği nedir?
Kıbrıs sorununun “Denktaş meselesi” olarak gösterilmesinin yanlış olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ak Parti Başkanını yanıtladı.
Denktaş, dün siyasi parti başkanları ile görüşmesi öncesinde şu açıklamayı yaptı:
“Bu en büyük yanlış olmuştur. Bugün Sayın Tayyip Erdoğan da, ‘bu Denktaş’ın meselesi, benim meselem değil, bu milletin meselesidir’ demiştir. Ve halkın isteğine uymak zarureti üzerinde durmuştur. Halkın isteği nedir? Bunları anlamak için partilerle toplantı yapıyorum. Halk egemenlikten vazgeçti mi.. Siyasi eşitlikten vazgeçti mi.. Rumların içine gelmesini ve şu kadar yıl sonra oy kullanmasına razı mı.. Müşterek bir hayat başlayacaksa, kendi yasaları çerçevesinde mi olur, şu kadar yıl sonra... İçimize gelecek Rumların geçmişte yaptıkları var ise bunlar ne olur… Bütün bunlar görüşülmeye değer, görüşülmesi gerekir. ‘Barış isterim’ derken hangi barışı istediğimizi söylemezsek, dünyayı da yanıltırız, halkımızı da yanıltırız, kendi kendimizi de yanıltırız.”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, farklı görüşteki siyasi partilerle Annan planı üzerinde mutabık kalınabilecek hususlar bulunduğunu belirterek, “Söyleyecek neyimiz varsa birbirimize söyleyelim ve halkı hangi barışı istediğimizi söylemeksizin aldatmayalım, yanlış yola sevketmeyelim” dedi.
Denktaş, halkın bir kısmının ‘derhal, şimdi anlaşma’ söylemleriyle yollara çıkmasının görüşmelerde Türk tarafını çok zayıflattığını ve zayıflatmaya devam edeceğini de söyledi.
YENIDUZEN 03/01/2003
Kıbrıs'ta 30-40 gündür sürdürülen siyasetten yana değilim
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda son 30-40 gündür sürdürülen siyasetin devam ettirilmesinden yana olmadığını ifade etti. Erdoğan, Kıbrıs'ta 28 Şubat'a kadar çözüm yönünde bir karar çıkmazsa işlerin zorlaşacağını da kaydetti.Erdoğan, Rize'de yayın yapan Rize TV'ye Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamada, şöyle dedi:'Kıbrıs'ta 30-40 gündür sürdürülen siyasetin sürdürülmesinden yana değilim. Siyaset sorun üretme değil çözüm üretme sanatıdır. AK Parti de bu işin adresidir. Bu konuda üzerimize ne düşerse yaparız. Bu iş Sayın Denktaş'ın kişisel olayı değildir. Ahmet'in Mehmet'in Tayyip Erdoğan'ın olayı da değildir. Bu milletin varlık mücadelesidir. Sayın Denktaş ile baş başa görüştüğümüz zaman, sayın Denktaş bu statükoyu, tamamen korurum iddiasında değildi. Bu planın müzakere edilebilir olduğunu söyledi. Öbür tarafa güvenemediğini ifade ediyor. Burada güvenip güvenememeyi bir tarafa bırakacağız. Madem biz bunu müzakere edilebilir buluyoruz, o zaman müzakere edeceğiz.'Erdoğan, bu konuda 28 Şubat'a kadar çözüm yönünde bir karar çıkmazsa işlerin zorlaşacağını kaydetti.Erdoğan, 'Gerçekten de sıkıntılı yarınlar doğabilir. Eğer Kuzey Kıbrıs'ta 30 bin kişi aynı anda miting yapıyorsa, Kuzey Kıbrıs bir yerlere doğru gidiyor demektir. Bu sıradan ve rastgele bir olay değildir. Bu işi düşünüp iyi değerlendirmemiz lazım. Halkın bu konudaki görüşlerini bir kenara itemezsiniz. En geniş manada tabana yayarak, bu konuda bir karar alıp onu uygulamak lazım.'
YENIDUZEN 03/01/2003
GİAD: “Annan Planıyla uluslararası hukuka uygun hale geleceğiz
"
Genç İşadamları Derneği (GİAD), Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın görüşme sürecinde tek başına bırakılmaması, meclisin aldığı karar çerçevesinde oluşturulacak Parlamento Konseyi’nin Denktaş’ı çözüm için teşvik etmesi gerektiğini belirtti.
Dernek Başkanı Metin Arhun yazılı açıklamasında, “bugüne kadar kamuoyundan kopuk devam ettiğini” savunduğu görüşme süreciyle ilgili kamuoyuna ayrıntılı bilgi verilmesi ve tüm siyasi partilerin oybirliğiyle benimseyeceği konularda Cumhurbaşkanı’nın da aynı yönde hareket etmesini sağlayacak yetkilerle donatılmasını istedi.
“UYGULAMALARIMIZ MEŞRUİYET KAZANACAK”
Annan Planı’nın içeriğinde, Kıbrıs Türk politikasının bugüne kadar ortaya koyduğu tüm görüşlerin “hemen hemen” yer aldığını savunan Arhun, “ayrı egemenliğin planda yer almadığını, ancak dünya gerçekleri ve Avrupa Birliği anlayışına uygun, kendi bölgesinde egemenlik anlayışının planda yer aldığını, bunun yeterli görülmesi gerektiği” görüşünü belirtti.
Arhun, “Herşeyden önemlisi, bu planla 1974 yılından sonra dünyadan soyutlanmış bir şekilde, iç hukukumuza uygun olmasına rağmen, uluslararası hukuka aykırı uygulamalarımız meşruiyet kazanacak, uluslararası hukuka uygun hale gelecektir” ifadesini kullandı.
GİAD Başkanı Metin Arhun, anlaşmanın tek taraflı yapılamayacağı, her iki tarafın da isteklerinin eşit oranda karşılandığı, iki tarafın da kamuoylarını tatmin edecekleri, uluslararası camianın beklentilerine uygun ve desteğini almış bir anlayış ve bu şekilde kaleme alınmış bir anlaşmanın ancak uygulanabilir olacağı görüşünü savunarak “Dolayısıyla, Annan Planı’nda taviz isteyen tarafların, bu noktadan sonra plandaki kazanımlarından daha geri bir noktaya gitmelerini beklemek gerçekçi olmayacaktır” dedi.
“İLHAK ANLAYIŞI ARTIK ANLAMSIZ”
Bu plana imza atıldıktan sonra Kıbrıs Rum tarafının Yunanistan’a, Türk tarafının Türkiye’ye ilhak olma anlayışının ortadan kalkacağı; bu ilişkilerin yalnızca AB normları çerçevesinde olabileceğini de kaydeden Arhun şöyle dedi:
“Bu yöndeki istek Yunanistan’ın AB üyesi olması, Türkiye’nin de AB’ye alınması kararı kesinleştikten ve Türkiye’nin de AB’ye girme hedefinin kesin bir şekilde şimdiki iktidar tarafından ortaya konulması sebebiyle artık anlamsız bir hale dönüşmüştür.”
KTAMS hükümeti çalışanların kayıplarını gidermeye çağırdı
Kıbrıs Türk Amme Memurarı Sendikası (KTAMS), hükümeti çalışanların kayıplarını gidermeye yönelik müzakereleri ivedilikle başlatmaya çağırdı.
KTAMS Genel Başkanı Ali Seylani yaptığı açıklamada, ekonomik paketin gözden geçirilerek çalışanların alım gücünün reel olarak yeniden düzenlenmesini istedi.
Sadece 2002 yılındaki kayıpları değil 2000 ve 2001 yılındaki kayıpları telafi edecek bir plan üzerinde görüşmeler başlatılmasını talep eden Seylani, yeni asgari ücret ve 2002 enflasyonu oranında yapılacak bir vergi düzenlemesinin çalışanların net maaşlarında yüzde 10’un üzerinde bir artış getireceğini kaydetti.
BKP, derhal Barış Konseyi oluşturulmasını istedi
Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), “meclis içi ve meclis dışı muhalefetin sivil inisiyatifle bütünleşecek topumsal barış konseyi oluşturmaları ve cumhurbaşkanının görüşmeciliğini reddetmesinin kaçınılmaz olduğunu” öne sürdü.
BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan yazılı açıklamasında, cumhurbaşkanına eleştirilerde bulunarak, “Kıbrıslı Türklerin geleceğinin askıda bırakıldığı” görüşünü belirtti. İzcan, “cumhurbaşkanı ve onun meclisteki sözcüleriyle zaman kaybedilmemesi” gerektiği şeklinde iddiada bulunarak, çözüm yanlısı güçlerin 26 Aralık’ta İnönü Meydanı’nda ortaya koyduğu iradeye uyarak derhal barış konseyi oluşturulması çağrısında bulundu.
Ayşe Tural’ın beşinci kitabı “Gökkuşağı” çıktı
Şair-Yazar ve Edebiyat Öğretmeni Ayşe Tural’ın beşinci kitabı “Gökkuşağı”çıktı.
50 şiirin yer aldığı “Gökkuşağı”nda, Ayşe Tural’ın 18 dile çevrilen şiirlerinin yanı sıra, İngilizce, Almanca, Farsça, Arapça, Bulgarca, Korece, İbranice, Macarca, Yunanca, Rusça, Romence, Fransızca , Polonya dilinde, Kazak, Özbek, Azeri, Türkmen ve Kırgız Türkçesi’nde çeviriler de bulunuyor.
Ayşe Tural kitabını 8 Ocak Çarşamba günü 14.00-20.00 saatleri arasında Pizza Pronto’da imzalayacak.
DÖKAY kararlı:
“Ödenmeyecek olanı ödemem”
Dövizle Konut Alan Mağdur Yurttaşlar Derneği (DÖKAY), dövizle konut alan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi konusundaki mücadelelerinin 2003 yılında da devam edeceğini vurguladı.
DÖKAY Başkanı Zekra Cengiz, yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin çalışmaların yanısıra ekonomik mağduriyetlerin giderilmesine yönelik uğraşların da verildiği bir meclis beklediklerini ifade ederek şöyle dedi:
“Hükümet yetkililerinden, dövizle konut alanların sorunlarına bir an önce adil bir çözüm getirmek üzere, alt komite çalışmalarını derneğimizin teknik komitesini de bünyesine alarak başlatmalarını ivedilikle talep ediyoruz. ‘Ödenmeyecek olanı ödemem’ kararlılığımız adil bir sonuca ulaşana dek devam edecektir."
Simitis: 'Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümünün gerekliliğine inanıyor”
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Türkiye`nin Kıbrıs sorununun çözümünün gerekliliğine inandığını ve bunu istediğini söyledi.
A.A'nın haberine göre Simitis, Yunan devlet kanalı NET televizyonuna yaptığı açıklamada, Türkiye`nin AB üyeliğinin Kıbrıs konusuyla bağlantılı olduğunu belirterek, 'Ankara`nın Brüksel yolu, Lefkoşa`daki yeşil hattan geçmektedir. Türkiye, AB yolunda zorluklarla karşılaşmadan ilerleyebilmesi için askıda olan sorunları çözümlemelidir' dedi.
'Kıbrıs`ın (Rum kesimi) AB üyeliğinden her iki tarafın da yararlanabilmesi için adada bir anlaşma sağlanması konusunda henüz yeterli zaman bulunduğunu' ifade eden Simitis, 'Kıbrıslı Türklerin de bu konuya sıcak bakmalarının son derece olumlu olduğunu' söyledi.
Simitis, 'Eğer tüm bunlar mümkün olursa Kıbrıs`ta varılacak herhangi bir çözüm daha iyi çalışır duruma gelecektir. Çünkü AB üyeliği farklılıkları ortadan kaldırarak, hasmane tavırların aşılmasına yardımcı olacaktır' diye konuştu.
SİMİTİS 18 NİSAN'DA GÜNEY KIBRIS'I ZİYARET EDECEK
Simitis açıklamasında ayrıca, aralarında Kıbrıs Rum kesiminin de bulunduğu 10 aday ülkenin AB`ye katılımını öngeren anlaşmanın 16 Nisan`da Atina`da imzalanmasının ardından AB dönem başkanı sıffatıyla 18 Nisan`da Güney Kıbrıs`ı ziyaret etmeyi planladığını açıkladı.
'KITA SAHANLIĞI SORUNU ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE ÇÖZÜMLENEBİLİR'
Simitis bu arada, 'Ege`de Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı sorununun önümüzdeki dönemde çözümlenebileceğini' söyledi.
Kostas Simitis, kıta sahanlığı sorununun çözümüyle ilgili izlenecek yöntem konusunda Ankara ile Atina arasında anlaşmaya varıldığını belirtti.
İki ülke tarafından oluşturulan teknik heyetlerinin bu konudaki çalışmalarının sürdüğünü, ancak henüz belirli bir sonuca varılmadığını ifade eden Simitis, 'Türkiye ile aramızda olan sorun, kıta sahanlığı sorunudur. Siyasi değişiklik sonrası sorunlardan biri olan bu konunun önümüzdeki dönemde çözümlenebileceğine inanıyorum' dedi.
Kasulides: 'AB üyeliğinin tamamlanmasında hiçbir sorun çıkmayacak”
Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides, Avrupa Birliği'ne üyeliğin tamamlanmasında hiçbir sorun çıkmayacağını söyledi.
Rum radyosunun haberine göre üyelik anlaşmasının hazırlandığını ifade eden Kasulides, Avrupa Komisyonu'nun bu konuda hazırladığı taslağın AB Dönem Başkanı Yunanistan'a iletileceğini kaydetti. Kasulides, diğer aday ülkelerle ilgili protokolün de dönem başkanı Yunanistan tarafından ortaya konulacağını belirtti.
Kasulides, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 'müzakere masasına gelerek bilinen görüşlerini tekrarlaması durumunda anlaşma olmayacağını' söyledi.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun 7 Ocak'tan sonra çalışmalara yeniden başlayacağını belirten Kasulides, De Soto'nun önce Ankara ve Atina'da temaslarda bulunacağını kaydetti.
YENIDUZEN 03/01/2003
Gençlik kararlı:
“Geleceğimizi kurtaracağız”
** Geleceğimizi Kurtarma Operasyonu Eylem Komitesi: Bizlerin kavgası Türk-Yunan-Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk kavgası değil, bu halkların ortak barış, demokrasi ve insanlık kavgasıdır
** Barış, çözüm ve AB İmza kampanyası” yürüten bir grup genç, 26 Aralık 2002 tarihinde başlattıkları kampanyada 10 bin imzaya ulaştılar
** İstanbul’da öğrenim gören gençlerin oluşturduğu “Kıbrıslı Gençlik Platformu” ise Rauf Raif Denktaş’ı istifaya çağırdı
Gençler örgütlü olarak geleceklerine sahip çıkmaya, “Barış, Çözüm ve Avrupa Birliği” mücadelesi vermeye devam ediyor.
“Geleceğimizi Kurtarma Operasyonu Eylem Komitesi” adına Mutlu Azgın imzası ile yapılan açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümünde başarının 28 Şubat’a kadar devam edecek olan süreçte kararlı, sabırlı ve akılcı örgütlülüğün inatçı devamı ile mümkün olduğu belirtildi.
“Bizlerin kavgası Türk-Yunan-Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk kavgası değil, bu halkların ortak barış, demokrasi ve insanlık kavgasıdır” diyen gençler, “geleceklerini kurtarmada” kararlı olduklarını açıkladılar.
“Geleceğimizi Kurtarma Operasyonu Eylem Komitesi” adına Mutlu Azgın imzası ile yapılan açıklama şöyle:
Kendi geleceğini belirleme ve yönlendirme konusunda ülke halklarının ve genç kitlelerinin tarih boyunca oynadıkları aktif rolün önemi hiç azalmamış tersine, artarak devam etmiştir. Böyle bir noktadan bakıldığı sürece biz gençlerin yığın kitlelerle örgütlü hareketi, bu sürecin beklenen doğal sonucudur.
26 Aralık Perşembe günü yedi bin kişiyi aşkın örgütlü kitlemiz gücünü, İnönü Meydanı’ndan Sağır Sultan’a kadar herkese duyurmayı başarmıştır.
Önümüzde yoğun bir gündem bulunmaktadır. Başarı, 28 Şubat’a kadar devam edecek olan süreçte göstereceğimiz kararlı, sabırlı ve akılcıl örgütlülüğümüzün inatçı devamlılığı ile mümkündür.
Hatırlayacağımız gibi birlikteliğimizin ilk günlerinden itibaren bizleri hedef alan anti- propaganda ve karalama politikalarına karşı sergilediğimiz sarsılmaz birliktelik ve akılcılık, tüm olumsuzlıkları geri püskürtmemizin en büyük nedeni olmuştur. Ancak gerici çevreler, 26 Aralık’ta gösterdiğimiz etkinliğe karşı yeni yöntemlere baş vurmakta gecikmediler. Özellikle, ortaya yaymaya çalıştıkları söylentilerle kitlemizi provoke etmeye ve kışkırtmaya çalışılmaktadırlar. “Kırıp dökecekler, Rum tarafına geçecekler, Türkleri sevmezler” gibi aslı astarı olmayan söylentilerle bizleri başta Türkiye’den gelen arkadaşlarımız olmak üzere, toplumumuzun diğer kesimlerindeki kardeşlerimizle gırtlak gırtlağa getirmeye çalışıyorlar.
Bizler etnik farklılıkları güçsüzlük ve tehlike olarak görenlerden değiliz. Aksine, bizler etnik farklılıkları kültürel zenginlik ve zengin birliktelik olarak algılamakta bunun için de mücadelemizi yaya bildiğimiz kadar geniş bir zemine yayma çabasındayız. Ancak, dünyanın her yerinde varolan ve halklar için tehlike arz eden “örtülü”, “gizli” veya “derin” odaklar karşısında yine etnik köken gözetmeksizin kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam etmekteyiz, edeceğiz. Bizlerin mücadelesi işte bu güruhledir. Bizlerin kavgası Türk-Yunan-Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk kavgası değil, bu halkların ortak barış, demokrasi ve insanlık kavgasıdır.
“Öfkemiz akılcıl olmalı”
Diğer bir konu da provakasyonlardır. Genelde toplumumuz özelde ise gençliğimiz öfke içindedir. Ancak öfke, doğru dile getirebildiği oranda haklılık kazanır. Öfkemiz akılcıl olmak zorundadır. Bunun farkında olanlar bizleri, kontrolsüz öfkenin yamaçlarına doğru çekmekte ve böylelikle örgütlülüğümüzü kırdırmayı, azaltmayı hedeflemektedirler. Atacağımız her adım, yığınsal örgütlülüğümüzün birlikteliğiyle atılacaktır. Bizlerin hedefi azalmak değil çoğalmaktır. Bunun farkında olan gerici çevreler bundan ötürü provakasyonlarına devam etmekte ve bizi örgütsüzleştirmenin, birlikteliğimizi sona erdirmenin yollarını aramaktadırlar. Bireysel öfkelerle kazanılan mücadelelerin tarihi değil romanı,hikayesi ve çizgi filmi olur. Tarih’te Donkişot ve Superman aramak cehennemde su aramaya benzer. Dahası cehennemdeki bir yudum su yanan ateşi söndürmekte etkisiz kalacaktır. Şelale olma zamanıdır. Sel olup tek bir kaynaktan akma zamanıdır. Zaman kontrolsüz öfkenin değil örgütlü aklın zamanıdır.
/ / /
10 bin imzaya ulaşıldı
Öte yandan gençlerden barış için imza kampanyası sürüyor “Barış, çözüm ve AB İmza kampanyası” yürüten bir grup genç, 26 Aralık 2002 tarihinde başlattıkları kampanyada 10 bin imzaya ulaştılar.
Devam eden imza kampanyasıyla ilgili olarak yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Miting günü standlarımızı fark etmeyen, kalabalıktan imzalamaya vakit bulamayan ya da başka nedenlerle bu metni imzalamak isteyip imzalayamayan herkesten imza Kabul ediliyor. Bu kampanyaya eğer hazırlanan defterlee imza atarak destek veremiyorsanız lütfen:
imzakampanyasi@yahoo.co.uk veya imzakampanyasi@hotmail.com
adreslerine isim, soyadı ve kimlik kartı numaranızı geçerek “Aydınlık bir gelecek” için bir katkı da siz koyun. Bu kampanyanın şimdilik 7 Ocak 2003 tarihine dek devam etmesine karar verilmiştir.”
İmza metni:
Cumhurbaşkanını, hükümeti ve meclisi,
Adada kalıcı bir BARIŞ, ÇÖZÜM VE AVRUPA BİRLİĞİ için
Dünyanın tanıdığı, Avrupa Birliği içerisinde dünyadan soyutlanmamış bir toplum için,
Ekmek parasını başka ülkelerde aramamak için,
Son şans olan 28 Şubat’ı kaçırmamak için,
Annan planını görüşmeye ve 28 Şubat’a kadar imzalamaya çağırıyoruz.”
İstanbul’daki gençlerden: “Denktaş İstifa”
İstanbul’da öğrenim gören gençlerin oluşturduğu “Kıbrıslı Gençlik Platformu” ise Rauf Raif Denktaş’ı istifaya çağırdı.
Gençler şu açıklamayı yaptı:
“Bizler İstanbul'da okuyan Kıbrıslı Gençler olarak, geleceğimizi belirleyecek olan gelişmelerde ve bizler hakkında alınacak bütün kararlarda bizlerinde söz hakkı olması gerektiğine inanıyoruz" diyen gençlerin açıklaması şöyle:
Yıllardır kendi kaderini tayin etme hakkından mahrum bırakılan biz Kıbrıslıtürkler adada uygulanan 'çözümsüzlük çözümdür' politikasının bizlerin geleceğini olumsuz yönde etkilediğini düşünmekteyiz. Bugün Denktaş ve çözümsüzlükle zenginleşen taraftarları tarafından; halka rağmen güdülen politikalar, Kıbrıs’ta yaşayan Halkın iradesini bir avuç Kumarhane, Fuhuş, Kara para patronu ve Toprak Ağası uğruna hiçe sayılmaktadır. Bundan dolayı, mevcut statükonun acilen Kıbrıs da yaşayan iki halkın ortak birlikteliği ve barışı yönünde değişmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Yıllardır süren 'çözümsüzlük çözümdür' ortamında yalnızlaştırıldık. Dikenli tellerin arasında militarist bir ortamda yaşamaya mahkum bırakıldık. Uygulanan ekonomik planlarla göç etmeye mahkum edilen ve uygulanan eğitim politikalarıyla adamızı paylaştığımız insanlara düşman olarak bakmak zorunda bırakıldık. Kültür asimilasyonu yaşanarak kendi kültürümüze yabancılaştırılan gençler olarak biz, adada yaşayan halkların barış içerisinde yaşamaları ve kendi geleceklerini birlikte belirleyeceği bir ülkede yaşamak istiyoruz.
Bizler Türkiye'de okuyan Kıbrıslı Gençler olarak sunulan planın en azından adada yaşayan halkların bir araya gelebilmesi, kardeşlik ve dostluk içerisinde ortak bir yaşam sürdürebilmesi için iyi bir fırsat olduğuna inanmaktayız. 40 yıldır birbirinden kopartılan halkların kuracakları 'BARIŞ' yolunda önemli bir aşama kaydetme fırsatı yaratacak olan antlaşmanın, hem Kıbrıslıtürklerin hem de Türkiye’nin geleceği için 28 Şubat’a kadar imzalanmasını, Kıbrıs’ta meydanlara sığamayan otuz bini aşkın insan gibi biz de istiyoruz. Denktaş’ın derhal istifa etmesini ve yerine adada yaşayan Kıbrıslıtürkler’in iradesini yansıtacak bir Komisyon tarafından müzakerelerin sürdürülmesini istiyoruz.
Denktaş İstifa! Kıbrıs’ta Barış Engellenemez! Vardık Varız Varolacağız
YENIDUZEN 03/01/2003
Klerides seçimde aday olacak
Kıbrıs Rum Kesimi lideri, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına sekte vurmamak için Şubat’ta yapılacak olan seçimlerde ‘başkan’ adayı olacağını açıkladı.
Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR |
|
|
|
3 Ocak— Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda tarihsel bir görevi olduğunu ve bu nedenle önümüzdeki ay yapılacak seçimlerde adaylığını koyacağını söyledi. Annan belgesinin imzalanması için öngörülen 28 Şubat tarihi yaklaşırken, tarafların önümüzdeki hafta müzakerelere başlaması bekleniyor. |
83 yaşındaki Klerides, adaylık başvurusunu yapacağını doğruladı. “Bu benim tarihi görevim” diyen Klerides, kişisel tercih yapma gibi bir lüksünün olmadığını söyledi. Klerides, seçilmesi halinde 16 ay görev yapacağını ve geniş tabanlı bir hükümet oluşturacağını ifade etti.
Rum Kesimi’nde seçimlerin ilk turu 16 Şubat, ikinci turu ise 23 Şubat‘ta yapılacak. Kamuoyu yoklamaları, Klerides’in yeniden seçilebileceğini gösteriyor.
Rum Yönetimi Sözcüsü Mihalis Papapetru, “Klerides‘in, Kıbrıs sorununa çözüm bulma girişimlerinin yarım kalmamasını istediğini” ifade etmişti. Halkın, Klerides‘in Kıbrıs politikasını desteklediğini söyleyen Papapetru, Komünist Akel Partisi tarafından da desteklenen “Başkan adayı Tasos Papadopulos‘u, “Annan planını gömmeye çalışmakla” suçlamıştı.
|
Denktaş parti temsilcileriyle görüşüyor |
|
| |
|
|
Lefkoşa
NTV |
|
|
|
3 Ocak— KKTC içinde Annan planı ile ilgili olarak müzakere süreci başladı. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün muhalafet partilerinin temsilcileri ile buluştu ancak toplantıda bir görüş birliğine varılamadı. Denktaş bugün siyasi parti temsilcileriyle yeniden biraraya geldi. |
Denktaş, dünkü görüşmelerde siyasilerden Kıbrıs konusunda izlenecek yolla ilgili görüşlerini yazılı olarak sunmalarını istedi
Rauf Denktaş dün yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ta çözümün halkın isteğine dayanması gerektiğini vurguladı ve “Halk egemenlikten, siyasi eşitlikten vazgeçti mi, Rumların kuzeye gelmesini istiyor mu, bunların görüşülmesi lazım” ded
i.
RUM KESİMİ’NDE DE TOPLANTI VAR
Öte yandan, Kıbrıs Rum Yönetimi Ulusal Konseyi de, Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides başkanlığında toplandı. Kıbrıs konusundaki son gelişmelerin ele alındığı toplantıda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Avrupa Birliği Kopenhag zirvesinden sonra Kıbrıs’ta taraflara gönderdiği mektuba verilecek yanıt da görüşülecek. Rum tarafı, Annan’a verilecek yanıtı, yılbaşından sonraya ertelemişti.