Onbinler çözüm için yürüdü
KKTCde düzenlenen Çözüm ve Avrupa Birliği için kararlılık mitingine onbinlerce kişi katıldı.
14 Ocak Sivil toplum örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Memleket Bizim Platformu tarafından düzenlenen miting, Lefkoşadaki İnönü Meydanında yapıldı. Mitinge katılımın yüksek olması dikkat çekti. Katılımcıların büyük kesimini, daha önceki mitinglerde de olduğu gibi gençler oluşturdu. Mitinge katılmak için esnaf kepenk indirdi, çalışanlar işlerine gitmedi. Katılımcılar
, 28 Şubata kadar çözümün sağlanması yönündeki taleplerini dile getirdi ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaşa sert eleştiriler yöneltti.
Lefkoşa İnönü Meydanında Çözüm ve Avrupa Birliği için kararlılık mitingi için onbinlerce kişi toplandı. Miting dolayısıyla okullar tatil oldu, esnaf kepenk kapattı. KKTCnin çeşitli kentlerinden Lefkoşadaki mitinge katılmak isteyenler için otobüs kaldırıldı. Mitingi düzenleyenler, bu mitingin Aralık ayında düzenlenen ve 30 bin kişiyi bir araya getiren mitingden daha kalabalık olduğunu belirtiyorlar.
28 ŞUBATA KADAR ANLAŞMA TALEBİ
Mitingde yapılan konuşmalarda, 28 Şubata kadar bir anlaşma sağlanması gerektiğine dikkat çekildi ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaşın çözümün önündeki en büyük engel olduğu savunuldu
DENKTAŞA SERT
ELEŞTİRİ
Eleştiri hedefi olan Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Eroğlunun, müzakerelerde Kıbrıs Türk toplumunu temsil etmedikleri ve anlaşmaya imza atamayacakları öne sürüldü. Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, mitingde yaptığı konuşmada, göç etmemek ve aydınlık bir gelecek için direndiklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı, zamanı boşa harcamakla suçladı. Mitinge katılanların taşıdıkları pankartlarda yer alan Kıbrısta barış engellenemez, Açıkhava hapishanesinde yaşamak istemiyoruz, Ben bir şehit çocuğuyum ve barış istiyorum gibi sloganlar dikkat çekti.
DENKTAŞ ELEŞTİRMİŞTİ
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, dün Bülent Arınç başkanlığındaki Meclis heyetini kabulünde, mitinglerin müzakerelerde Türk tarafının elini zayıflattığını söylemişti. Arınç ise Denktaşın endişelerini kısmen paylaşmakla birlikte, muhalefetin düzenlediği mitingleri çoğulcu demokrasinin bir göstergesi olarak nitelemişti.
|
Denktaş: Mitingler müzakerelere zarar veriyor |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı, bugün düzenlenecek Çözüm, AB ve Kararlılık mitingi öncesinde yaptığı açıklamada, miting düzenleyen sendikaları eleştirdi. |
|
|
Lefkoşa
NTV |
|
|
|
14 Ocak KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Denktaş istifa ve 28 Şubatta ya imzala ya git sloganıyla eylem yapan sendikaların, müzakere sürecinde, görüşmeci olarak kendisine zarar verdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, sendikaların bu eylemlerinin Rum tarafındaki partiler tarafından desteklendiğine dikkat çekti. |
Rumların Birleşmiş Milletler planını kabul etmediğini belirten Denktaş, planın kabul edilmesi durumunda, Türklerin planda öngörülen şekilde Rum Cumhuriyetine adapte edileceğini söyledi..
Denktaş, Rumların kuzeye dönüşlerinin moratoryum çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti. Birl
eşmiş Milletler planında Türk tarafında yüzde 28 toprak bırakıldığını ve 100 ile 120 bin arasında kişinin göç etmek zorunda kalacağını belirten Cumhurbaşkanı, güneyden gelecek 50-60 bin Rumu yerleştirecek toprak bulmada sorunlar yaşanacağını dile getirdi.
Annan: Denktaş halka kulak vermeli
BM Genel Sekreteri Annan, 28 Şubat tarihinin Kıbrısta bir anlaşmaya varılması için kesin tarih olduğunu vurguladı
14 Ocak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, BM merkezindeki basın toplantısında, KKTCde onbinlerce kişinin katılımıyla düzenlenen mitinge işaret ederek, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaşın halkının sesine kulak vermesi gerektiğini söyledi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu da, Lefkoşada yapılan mitingin Kıbrıs Türklerinin bir barış ve d
emokrasi mesajı olduğunu belirtti
BM Genel Sekreteri Annan, basın toplantısında bir Rum gazetecinin sorusu üzerine, Lefkoşada düzenlenen mitinge işaret ederek, halkın sokağa çıkarak, barış ve birleşme istemesinden memnuniyet duyduğunu belirtti
Müzakare sür
ecinin olumlu yönde ilerlemesi için baskı yaptıklarını söyleyen Annan, 28 Şubat tarihinin anlaşmaya varılması için kesin tarih olduğunu bir kez daha vurguladı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri liderl
ere tavsiyem, halkın sesini dilmeleri ve onların barışçı isteklerine kulak vermeleridir dedi. Annan, Kıbrısta çözüme çok yakın olunduğu yönündeki görüşünü tekrarladı.
PAPANDREU: MİTİNG BARIŞ MESAJI
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu da, Lefkoşada yapılan mitingin Kıbrıs Türklerinin bir barış ve demokrasi mesajı olduğunu söyledi. Papandreu, yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs Türklerinin düzenlediği mitingin, bölgedeki halkların, Avrupanın barış, demokrasi ve insan hakları değerlerinin ortak çatısı altında yaşayabileceğini gösterdiğini söyledi.
Yorgo Papandreu, açıklamasında, bölgedeki siyasi liderlerin, bu mesaja karşılık vermeleri ve soruna bir çözüm bulmaları gerektiğini vurguladı.
Papanderu, Kıbrısın din ve milletlerin birlikte yaşayabilecekleri bir örnek oluşturması gerektiğini de vurguladı.
|
28 Şubata kadar çözüm zor |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk tarafına bir harita empoze edildiği ve zaman kısıtlaması ile baskı yapıldığını söyledi. Sorunların karşılıklı görüşülmesi gerektiğini belirten Denktaş, 28 Şubat tarihine kadar bir sonuca ulaşmanın güç olduğunu belirtti. |
|
|
İstanbul
NTV |
|
|
|
|
14 Ocak NTVde canlı yayınlanan Anahtar programında Mithat Bereketin sorularını yanıtlayan Rauf Denktaş, Kıbrıs konusundaki görüşmeleri Meclisin kendisine verdiği yetki doğrultusunda yürüttüğünü söyledi. Denktaşla yapılan söyleşinin tam metni aşağıda... |
Mithat Bereket: Yarın Kleridesle karşı karşıya oturacaksınız, müzakere masasına geleceksiniz. Nedir sizin öncelikleriniz bu yeni tur doğrudan görüşmelerde?
Rauf Denktaş: Şimdi bu belgede her iki tarafın da değiştirmek istediği birçok şey var. Ancak De Soto dün Küçük rötuşların ötesine geçemezsiniz, yahut geçmemeniz gerekir diyor. Klerides, Genel Sekretere yazdığı mektupta Bu belgeyi iyi niyet görevi icabı mı veriyorsunuz yoksa bir hakem olarak mı veriyorsunuz? diye bir soru sormuştu. Niçin sorduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü cevapta Hakem değiliz, iyi niyet göreviyle verdik denmişti. İyi niyet görevinde verilen bir belge tartışmaya açık olur. Böyle direkt emirlerle rötuş yapabilirsin, ama fazla bir şey değiştiremezsin gibi emirler verilemez diye düşünüyorum. Yarın Kleridesle temas yaptığımızda bu konuyu da konuşacağız. Kendisi ne istiyor, biz ne istiyoruz, niçin istiyoruz... Böylelikle görüşmeler başlamış olacak.
Mithat Bereket: Müzakerelere başlamadan önce belki tamamını açıklamak istemezsiniz ama herkesin kafası çok karışık. Yarın başlayacak olan müzakerelerde siz tam olarak Kofi Annanın hazırladığı planın nerelerinin, nasıl değişmesini istiyorsunuz? Yani tavrınız ne olacak? Hangi maddeler nasıl değişmeli? Özellikle öncelikleriniz neler? Kısaca sayabilir misiniz lütfen?
Rauf Denktaş: Efendim bu belgeyi imzaladığımız takdirde haritayı da kabul etmiş oluruz. Harita empoze etmek kimsenin hakkı değildir, bu iki tarafın anlaşmayla ortaya koyabileceği bir şeydi ve esas kuruluşu oluşturduktan sonra toprağa geçmek lazımdır. Her neyse, şimdiki belgeyi kabul ettiğimiz takdirde 50-60 bin kişimiz göçmen olacak. Bu da yetmiyormuş gibi içimize Rumlar gelmeye başlayacak, senede yüzde şu kadardan. Kısa bir süre sonra 60 bin Rum gelip eski yerlerine yerleşmiş olacak. Yani 60 bin kişi daha yine göçmen olacak, 100 bin kişimiz, halkımızın yarısı göçmen olacak. Zaten halkın yarısı göçmen durumunda gelmiş ve yerleşmişti. Şimdi yeni bir sarsıntı. İkincisi, toprak olarak bize yüzde 28 bırakılıyor. Bu yüzde 28in yarıya yakını dağlardır, ekime müsait olmayan yerlerdir. Yüzde 9 Ruma hak tanıyacağız, onlar gelip yüzde 9una yerleşecek. Ve bize geriye kalan yüzde 5. Bu yüzde 5e zaten buradaki Türkler yerleşmiş vaziyette. Bu gelecek olan 50 bini, sonradan göçmen olacak 60 bini nereye yerleştireceğiz, nasıl yerleştireceğiz, ekonomik açıdan hiçbir gösterge yok. Bunlar üzerinde durmak lazım. Böyle bir sarsıntıyı bizim halkımız kabul edemez.
İçimize Rumların gelmesi yeni bir olaydır. Yüzde 28 Rum zaman içerisinde içimize gelip yerleşmiş olacak. Biz yüzde 28 Türk, Rumların nüfusuna göre gidip Rum tarafında yerleşemeyeceğimize göre bu tek yanlı bir girişimdir. İnsan hakları diyorlar, mal mülk hakları diyorlar... Halbuki savaş nedeniyle, benzeri nedenlerle topyekün yer değiştirmiş olan insanların mal mülk meselesi tazminatlarla halledilir. Bu bir kural halindedir ama bireysel şekilde halletme yolunu açıyorlar. Avrupa normları diyorlar. Avrupa normlarıyla artık biz mahkemelerde sürüklenmekten öteye bir işe yaramayacağız.
Dolayısıyla sıkıntı veren çok şeyler vardır. Maalesef bunları tartışmamıza da müsade etmediler. Çünkü bir zaman tahtidi içerisinde acele, ya bugün imzalarsınız ya da fırsat kaybedersin diye baskı yapma yoluna gittiler ve hâlâ bu yolda devam etmektedirler. Dolayısıyla bunları karşılıklı konuşmak lazım. Ancak bizim içimizdeki kargaşayı gören Rum tarafı, Avrupa Birliğine girme hakkını çoktan kazanmış olan Rum tarafı meşru hükümet olarak sahte isim altında bizimle pazarlığa açık olur mu? Beni üzen ve ilgilendiren konular bunlar.
Mithat Bereket: Evet, bugünkü mitingle ilgili sorular da geliyor izleyicilerimizden. Çoğu da Kuzey Kıbrıslı Türklerden. Ben bunları size yönlendirmek istiyorum. Mesela Efsun Kızmazın bir sorusu var. Diyor ki izleyicimiz: Sayın Cumhurbaşkanım, son yapılan mitinglere ve seçim sonuçlarına bakınca size göre Kıbrıs halkı Avrupa Birliğini mi yoksa Rauf Denktaşı mı seçecek? Siz bir Kıbrıs genci olsaydınız ekonomik refahı mı yoksa hiç bir zaman uluslararası ortamda tanınmayacak bir KKTCli mi olmayı tercih ederdiniz? Ne dersiniz?
Rauf Denktaş: Kıbrıs Türk halkı Denktaş ve Avrupa Birliği arasında seçim yapmakla karşı karşıya değildir. Bir süreç vardır, görüşme süreci. Bu süreçte bana görüşmecilik görevini Meclis vermiştir. Meclisin bana verdiği kriterler vardır, parametreler vardır. Devleti korumak bunların başında gelmektedir. Eşit egemenliği korumak, Türkiyenin garantisini korumak bunların başında gelmektedir. Dolayısıyla ben bu görevi sonuna kadar yapacağım.
Sonra 28 Şubata kadar bir netice alamazsak onu Meclise getireceğim, Mecliste değiştirmeye çalıştığımız hususlar ki bunları arkadaşlarla birlikte kararlaştırırız, bunlardı, başardım veya başaramadım. Geriye kalanın zararı şudur veya değildir. Bunları söyleyeceğim. O zaman halka Meclis bir referandum yasasıyla sorabilir. Olduğu gibi kabul eder misiniz etmez misiniz, halk karar verecek.
Dolayısıyla tercih Denktaş ve Avrupa Birliği arasında değil, tercih felakete sebep olacak bir anlaşma ile doğru dürüst bir anlaşmayı yapacak sabır ve kararlılıkta olup olmama meselesidir. Şimdi Klerides Avrupa Birliğine girme nedenini şöyle izah etmişti zamanında; Avrupa Birliğine girdiğimiz takdirde Türkiyenin garantisi iyice sulandırılacaktır. Annanın belgesine bakıyoruz, iyice sulandırılmıştır. Komik hale getirilmiştir.
Yine Klerides demiştir ki; Türklere vaadedilen iki kesimlilik iç özgürlüğün kısıtlanması Avrupa Birliği normlarına aykırı olacaktır. Böylelikle bütün göçmenler geri gelme hakkını kazanacaktır, bunun anlamı zafere ulaşılacaktır. Annan belgesine bakıyoruz, hakikaten Avrupa Birliği normları Rumların içimize gelmesi ve diğer tüm göçmenlerin gelme hakkının hâlâ Klerides tarafından savunulması gösteriyor ki söylediğini elde etme yolundadır ve bu belge kendilerine yardımcı olmuştur. İnsan hakları diye diye iki topluma, iki milli topluma dayalı bir kuruluşta toplumlardan bir tanesini ortadan kaldıracak insan hakları uygulanamaz. Bir denge kurulur.
Dengeyi Butros Gali zamanında bulmuşlardı. Bu global mal mülk değişimi ve tazminatlarla bu meseleyi halletmekti, ortada bir fishing net diye bir şey vardı, balık ağı diye bir şey vardı. Bütün bunlar kâle alınmamıştır, yeni bir yaklaşımla ve zaman tahtidi içerisinde acele bu imzayı atınız diyorlar. Bunları halkla birlikte ele alıp yürümemiz lazım.
Mithat Bereket: De Soto adaya gelir gelmez liderler planla çözümsüzlük arasında tercih yapmak zorundalar dedi. Sizce de öyle mi gerçekten? Yani ya plan ya çözümsüzlük mü? Tabi herkes merak ediyor, 28 Şubata kadar bir yere varabileceğiniz konusunda umutlu musunuz siz?
Rauf Denktaş: Tekrar ediyorum, Kleridesin neleri değiştirmek istediğine baktım, bizim neleri değiştirmek zaruretiyle karşı karşıya olduğumuza bakıyorum. Ve böyle bu kadar kısa bir zaman içerisinde bir sonuca varmanın zor olacağını düşünüyorum. Ama çalışacağız, göreceğiz. 28ine kadar nereye vardığımızı. Tekrar ediyorum, Meclisimize, halkımıza anlatacağız. Ama bu zorlamalar, bu diretmeler hakikaten büyük bir haksızlıktır, büyük bir oyundur ve dediğim gibi bu belge Avrupa Birliğine kabul edilmiş sözde bir Kıbrıs Cumhuriyetine Kıbrıs Türklerini monte etmek için icat edilmiş bir belgedir. Ve zararlı yönleri çoktur.
Mithat Bereket: Kerem Aydemirin bir sorusu var. Özellikle Halka anlatacağız, Meclise anlatacağız dediniz. Plan sanki Kuzey Kıbrısta da, Türkiyede de doğru dürüst anlatılamadı ya da bilinmiyor gibi bir hava vardı. Onun için soruyorum. Kerem Aydemirin sorusu şöyle: 28 Şubata kadar sürecek görüşmeleri gün gün halka ayrıntılı iletmek mümkün mü? Bu sayede Kıbrıs Türk halkı da Rum kesiminin basınından bunları öğrenmek zorunda kalmaz. Bu engellenebilir mi? Ne dersiniz?
Rauf Denktaş: Şimdi bu haklı bir sorudur. Benim yokluğumda, hastalık nedeniyle 3 ay yokluğumda gereken yapılmamıştır partiler tarafından, iktidardaki partiler tarafından demek istiyorum. Halk boşlukta kalmıştır. Şimdi bir hareketlilik vardır. İnşallah geç kalınmış değildir. Halka gerçekleri biz daima söyledik. Söylemeye devam edeceğiz. Tabiyatiyle halkın bilmesi gerekir. Bu toplantılara, nümayişlere gelen insanların yüzde 90ı, 95i kulaktan dolma, işte Avrupa Birliği barış ve çok iyi cebimiz para dolacak gibi, geleceğimiz sağlama bağlanacak gibi telkinlerle geliyorlar, içeriğini bilmiyorlar. Bilseler herhalde onlar da düşünecekler. Çünkü bizim halkımız aklı selim sahibi bir halktır. Herkes yüzde 100 barış istiyor ve Avrupa Birliğine girmek istiyor ama şartları var, bir kısmının şartları var. Yoksa hedefte hem birlik içerisindedirler. O şartlar var diyenler daha ziyade bilinçli olanlardır. Rumu bilenlerdir, geçmişi bilenlerdir. Onun için büyük bir aydınlatma kampanyası başlatmak lazımdır ve başlatacağız.
Mithat Bereket: Bir başka soru var, Macit Yükselin sorusu. Diyor ki: Annan planında sayenizde elde edilen kazanımlara ek olarak alınabilecek yeni kazanımlarla birlikte bu planı 24 Mart 2003te Kıbrıs Türk halkının oylamasına sunmanızda herhangi bir sakınca var mıdır? Yani böyle bir süreç öngörüyor musunuz?
Rauf Denktaş: Hiçbir sakınca yoktur. İnşallah fırsatımız olur. Şimdi bu kazanımları daha da iyileştirmek için uğraş diyorlar. Ben de onu söylüyorum. Çünkü aleyhimize nümayiş yapanlar da teslim ediyorlar ki istediğimiz ve uğraş verdiğimiz birçok şey bu plana girmiştir. Girmiştir ama altı oyuk girmiştir, altı açık girmiştir. Bunları kapatmamız için bize destek verilmesi lazım. Elbirliği içerisinde, ruh birliği içerisinde aynı şekilde bugüne kadar geldiğimiz gibi bir destek verilse daha kolay bir yerlere varacağız. Ama elden gelen uğraşı göstereceğiz, benim görevim budur; halkıma sağlam, kalıcı, geçmişi tekrarlatmayacak ve ıstıraplar içerisinde uygulanması öngörülmeyen sağlam bir anlaşma yapmak için uğraş vermek benim esas görevimdir.
Mithat Bereket: Yarın başlayacak görüşmelere siz nasıl bakıyorsunuz? Yani bunlar gerçekten de son tur görüşmeler mi? Çünkü sanki böyle bir hava yaratıldı. Hani bu son fırsat, bu son tur görüşmeler. Bundan sonra başka görüşme olmayacakmış gibi... Siz nasıl görüyorsunuz?
Rauf Denktaş: Şimdi Kıbrıs meselesinde son görüşme diye bir şey yoktur. 1968de başladık biz görüşmelere. Her defasında artık son, bitti, eyvah dendi. Her defasında bir şeyler oluyor dendi. Her defasında yeniden dış ülkelerin ve Birleşmiş Milletlerin girişimleriyle yeni bir safha başlatılmıştır ve her yeni safhaya da ya daha iyi durumda girdik veyahut gerilemeden girdik. Şimdi devlet safhasındayız, devletimize sarılarak, egemenliğimize saygılı olarak bu süreci sürdürmekteyiz. Şimdi bu sona ererse yine başlatacaklardır.
Çünkü Kıbrısı Avrupa Birliği bir bütün olarak istemektedir. Rumla bir bütün olarak girmesini istemektedir. Çünkü ayrılığın taksime gidebileceğini, bölünme olacağını düşünüyor ve endişe ediyor. Dolayısıyla her iki tarafın da Avrupa Birliği veya Rumlar olarak bütünü Avrupa Birliğine götürmek konusunda gönül birliği vardır, hedefleri aynıdır. Dolayısıyla ben diyorum ki Avrupa Birliği yasalarını kuzeyde uygulatamayacağını biliyor ve diyor ki ilerde gelirsiniz. Ama bizim devletimize sahip çıktığımızı, devletimizin daha da iyileştiğini gördüğü takdirde ki görecektir.
O zaman bizimle direk müzakere etmeye mecburdur. Biz şimdiden davet ediyoruz. Gelin bizimle müzakere edin, Rumların ekonomisiyle bizim ekonomimiz arasındaki uçurumu giderecek ne gibi yardımlar yapacaksınız bize?
Dolayısıyla bu konularda bize yardımcı olmanız, bizimle direkt görüşmeniz lazım diyoruz ve telkin ediyoruz ve uğraşıyoruz. Çünkü Avrupa Birliği, Kıbrısı kendi jeostratejik hedefi açısından bir bütün olarak almak istemektedir. Herhalde bu stratejik hedef arasında Türkiyeyi kontrol altında tutmak da vardır. Ama Türkiyenin 1960 antlaşmalarında jeostratejik çıkarları tespit edilmiştir ve tescil edilmiştir. O halde Avrupanın akıllıca yaklaşımı Türkiyeyle birlikte madem ki Yunanistan içeridedir, bu meseleyi halletmesi için çok yavaş, tatlı bir inişle Kıbrıs Türklerini kaale almaktır, onların eşitliğine saygılı olmaktır. Bunu yaptırmaya çalışmalıyız ve hepimiz el birliğiyle yaparsak, devletimize sahip çıkarsak bunun mümkün olacağına inanmaktayım.
Mithat Bereket: Tabi bugünkü mitinge ve daha önceki mitinglere de dönmek istiyorum. Siz başta da biraz belirttiniz. Şimdi neler hissediyorsunuz? Yani yarın müzakere masasına oturacaksınız ama halkın da artık canına tak dediği ortada, çok yüksek sayıda katılım oldu. Bir soru var, Reşat Yükselin sorusu, onunla beraber soracağım: Sayın Denktaşın seçmenleri bugün çözüm için sokaklardaysa demek ki halkın beklentileriyle örtüşmeyen bir politika söz konusu. Mart 2003e kadar çözüm olmaması durumunda kuzeydeki mevcut halkın sıkıntılarına özellikle de ekonomik sıkıntılara nasıl bir çözüm bulmayı öngörüyorsunuz?
Rauf Denktaş: Şimdi halkın bu büyük kısmı bugün nümayiş yaptı, geçenlerde de yaptı. Büyük kısmı diyorum, güzel başarılı bir mitingti. Eksiklerine baktım, 1963te Rumların reddettiği, bizim tanımadığımız Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı vardı da KKTC bayrağı gençlerin ellerinde yoktu. Bir tane duvarda Türk bayrağıyla KKTC bayrağıyla yetindiler. Devletimize sahip çıkmak bizim en büyük pazarlık kozumuzdur. Bunun bilinmesinde yarar vardır. Bir de bu toplantılarda Rumdan istediğimiz yok mu?
Ambargolar bizim için en büyük bir felaket. Ambargoların kalkması, Rumun bu haksızlıktan vazgeçmesi, Madem ki ortaklık istiyoruz, birlikte Avrupa Birliğine gireceğiz, bu cezayı hâlâ niye veriyorsunuz diye haykırması beklenirdi doğrusu. Ama sanki Rum önümüze ballı börekli bir paket koymuş da biz bunu reddediyormuşuz gibi bir hava içerisinde cereyan ediyor bu toplantılar. Bu da üzücü bir şey. Efendim marta kadar bir şey olmazsa vesaire... ekonomik durumda neler yapacağız? Bunları zaten konuşuyoruz, hem kendi aramızda bu konularda toplantılar yapılmaktadır ve aynı zamanda Türkiyeyle de bu konular ele alınmaktadır. Şimdi bütün mesele Türkiyenin Kıbrıs konusundaki tutumu ve davranışıdır. Bana bunu soruyorlar. Yeni hükümetle aram açık mı, yeni hükümetle bir fikir ayrılığım var mı? Bence bu sorular fuzulidir, gereksizdir.
Çünkü biz her gelen geçen hükümetle bu milli davada işbirliği içerisinde çalıştık. Ve bugüne kadar Kıbrıs meselesinin parametreleri değişmiş değildir. Bu parametreler bize aynen bu yeni hükümet tarafından da verilmiştir ve verilmektedir. Dolayısıyla bir fikir ayrılığı yoktur. Bazı söylevleri, söylenen sözleri ele alarak yola çıkmak ve bir fikir ayrılığı vardır neticesine varmak çok yanlıştır. Bunu Sayın Tayyip Erdoğan da geçenlerde doğrulamıştır, müteşekkiriz.
Mithat Bereket: Bu arada Meclis Başkanı Bülent Arınça sizin, toplum ikiye bölündü dediğiniz haberleri geldi. Böyle bir şey dediniz mi? Dediyseniz neden böyle oldu? Yani neden KKTC toplumu ikiye bölündü? Tabi mitingler de bunu gösteriyor aslında ve bunu önlemek için neler yapmak gerekiyor sizce?
Rauf Denktaş: Şimdi bölünme şöyle oluyor; aynı hedefe yönelik bir halk var dediğim gibi, bu da barıştır ve Avrupa Birliği neticede. Ama büyük bir çoğunluk şartlarını öne sürüyor, garanti anlaşması devam edecek, içime Rum gelmeyecek, toprağımı bu şekilde alamazsın ve hükümette, müşterek hükümette benim haklarım şöyle olacak, egemenliğim eşitliğim kabul edilmelidir gibi şartları olan bir bütünden zaman içerisinde efendim bu şartlara lüzum yok, bu belge derhal imzalanabilir diye girişimler başlatılmıştır bilinçli bir grup tarafından, muhalif partiler tarafından. Ve bunlar çok iyi idare etmişlerdir; iktidarın kendinden emin tavrı ve halka gerçekleri anlatamaması, benim Kıbrısta olmamam, köylere çıkamamam ve zaten 7 ay, 8 ay Kleridesle görüşmelere takıldım kaldım, köylere gidemedim, halkla birlikte olamadım. 3 ay hastanelerde uğraştım.
Yani büyük bir eksiklik ve boşluk kalmıştır halkta. Dolayısıyla bu bölünmenin korkutucu bir şey olduğunu sanmıyorum. Çünkü hedef aynıdır, halkımız aynıdır. Onlar da göreceklerdir ki anlaşmayı, önümüze konulan belgeyi anlattıkça göreceklerdir ki pazarlık etmekte, direnmekte haklıyız. Bu birliği tekrar oluşturmak mümkündür. Biz bunun için elden gelen her şeyi yapacağız.
Mithat Bereket: Şimdi sormadan edemeyeceğim, yıllardır müzakere masasındasınız, yıllardır hakkını koruduğunuz Kıbrıs Türk halkı var. Fakat son dönemlerde bu halkın, en azından bir bölümü sizin dediğiniz gibi sizin aleyhinize gösteri yaptı, miting yaptı ve hatta istifaya çağırdığı görülüyor. Haksızlığa uğradığınızı hiç düşündüğünüz oldu mu?
Rauf Denktaş: Vallahi geçmişte de beni alkışlayan eller gün geldi şöyle bir karar aldım ve çıkarlarına dokundum diye beni taşlamıştır. Ama ertesi gün gelip özür dilemiştir. Siyasi hayatın cilveleridir bunlar. Şu açıdan üzülüyorum, özellikle gençlikle gereken teması yapamadığım için, onlarla diyalog içerisinde olamadığım için üzülüyorum ve bugün davet ettim kendilerini. İçlerinde belgeyi, Annan belgesini okumuş olan 10 kişi, 20 kişi okumuş ve hazmetmiş olan 10 kişi 20 kişi gelsin benimle bu belgeyi müzakere etsin. Bakalım bu müzakereden sonra kendileri olsa belge değişmeden belgeye imza atarlar mı veyahut nelerin değişmesini isteyecekler. Yani biz buna açığız, kapılarımız açıktır ama inşallah bu tahakkuk eder.
Mithat Bereket: Tabi o kadar çok böyle istifa çağrıları geldi ve gösteriler oldu ki ve siz o kadar aslında zayıf durumdaydınız ki yani hastalığınız vardı, ameliyat oldunuz. Peki gerçekten bırakıp gitmeyi, hani yeter artık olmuyor deyip istifa etmeyi düşündüğünüz anlar oldu mu geçen bu süreç içinde?
Rauf Denktaş: Tabiyatiyle insan canım bu kadar da takdir edilmezse; 40 yıllık, 50 yıllık bir hizmet... 3 aylık yokluğumda bu duruma getirilebiliyorsa nasıl olur diye düşünmedik değil, insan düşünür. Ben düşünmezsem yakınlarım düşünür, bırak artık vazgeç der. Ancak bize inananlar da var. Gönülden inananlar var, bizimle bütün bu 40 yıllık yolda her şeyini ortaya koyanlar ve onların aileleri, onların insanları, onların gençleri var. Onlar o zaman kapımıza dayanır ve bizi bırakamazsın, bu işi bitirmeden gidemezsin der.
Benim önündeki yıl sayılı. Dolayısıyla ben bu görevden kaçmak istemem, kaçacak değilim. Dediğim gibi, önümüzdeki belgeyi ne yapabilirsek yaparız. İstifa çağrıları gönülden olabilir, olmayabilir. Ben tekrar ediyorum, bu göreve halk tarafından getirildim, Meclisin verdiği yetkiyle görüşmeyi yapıyorum. Görüşmeciliği benden Meclis alabilir. O zaman hiç gam yemem. Ama görevden istifa, bizi bırak çağrıları, bizi bırakma aman sakın terketme çağrılarıyla karşılaştığında görevim çoğunluğa kulak verip devam etmektir.
Mithat Bereket: Bir de son olarak, yani öyle bir hava yaratıldı ki sanki her şeyin anahtarı Rauf Denktaşın elinde, sanki Rauf Denktaş ne derse, yani dudağından çıkacak iki kelime bütün her şeyi bir anda değiştirebilir ya da bozabilir gibi bir durum yaratıldı. Siz nasıl görüyorsunuz? Yani yaratılan bu duruma karşı neler söylemek istersiniz?
Rauf Denktaş: Maksatlı yaratılmıştır ve yıllarcadır bu devam etmektedir. Anayasaya göre Cumhurbaşkanının görevi tahdit edilmiştir. İcrada rolü yoktur, parlamenter bir sistem vardır. Ama hükümetlerin bütün yaptıkları veya yapmadıkları maksatlı olarak hangi hükümet gelirse gelsin, efendim Denktaş falan hükümeti, Denktaş bilmem ne hükümeti diye takdim edilmiş ve halk da beni genel oyla seçtiği için buna inandırılmıştır ki Denktaş istediğini yapar veya yaptırır.
Halbuki böyle bir durum yoktur. Ben Anayasal yetkilerim dahilinde kontrol etmek, tavsiyede bulunmak, gereğini yapmakla mükellefim. Fakat bunu başardılar, Denktaş her şeydir, suç Denktaştadır, dolayısıyla icrada bulunan hükümetlerin bütün yaptıkları ve yapmadıkları benim kapımın önüne yığılmaktadır. Buna da alıştım. Halkın aydınlatılması lazım bu konuda da, bu da bir eğitim meselesidir.
Mithat Bereket: Peki gene sormadan edemeyeceğim, geriye dönüp baktığımızda bütün bu yaşadıklarınız içinde hani hiç hata yaptım, şurada hata yaptım dediğiniz yer oldu mu? Yani kendi özeleştirinizi yaptığınızda şunları şunları şöyle yapmasaydım daha iyi olurdu dediğiniz yerler nelerdi hemen aklınıza gelen?
Rauf Denktaş: Mümkün mü insan bu kadar yıl icra içerisinde olsun, bu mevkilerde olsun ve hata yaptım demesin. Mesela 1975te Makaryos Kıbrısa gönderiliyor artık İngilizler ve Amerikalılar tarafından. Allah rahmet eylesin Melih Esenbel, o zamanın Dışişleri Bakanı, telefonu açtı bana ve dedi ki; Makaryosu sıcak patates olarak görüyorlar ellerinde ve Kıbrısa atmak istiyorlar. Bizden izin istediler ve biz de veriyoruz, sen ne dersin? Efendim dedim, Makaryos darbeci bir adam. Kıbrısın meşru başkanı olmaktan çıkmıştır. Tanımıyoruz diyoruz.
Halbuki şimdi geri gelirse meşru cumhurbaşkanı geri geldi havası yaratılacak, Türkiye çok zor durumda kalacak. Onun için bunun geleceği gün biz devlet ilan edelim ve bizim Cumhurbaşkanımız olmadığı konusunda diretelim ve Rumlar bize teklif etsinler Kıbrısı yeniden nasıl birleştirirler diye. Sayın Esenbel biraz düşündükten sonra, Türkiye bu yükü kaldıramaz dedi. Ama efendim zararını da düşürün dedi. 1.5-2 saat sonra telefon etti ve dedi ki; federe devlet ilan edin. Şimdi adınız geçici yahut Türk yönetimi, federe devlet ilan edin, bir devlet mefrumu girer. Efendim federasyon yok, federe devletin anlamı yok. Efendim dedi, bunu kaldırabilir Türkiye, bunun ötesinde ayrı devleti kaldıramaz. 3 ay, 5 ay, 9 ay sonra Rumlarla kendi federe devletlerini kurup federasyon konuşmazlarsa o zaman devletinizi ilan edersiniz. İşte benim hatalarımdan bir tanesi buna boyun eğmek olmuştur.
Ama boyun eğmemiş olsaydım ne olurdu? Türkiyenin desteklemediği bir devleti kurmakla hiçbir şey kazanmazdım, çok şey kaybederdim. Federe devleti kurduk. Yani bu gibi konularda gerileme hataları yapılmıştır, başka konularda da hatasız kul olmaz, muhakkak hatalarım var ama aklıma şimdi fazla bir şey gelmiyor.
Mithat Bereket: Sayın Rauf Denktaş çok çok teşekkür ediyoruz size ve geçmiş olsun dedikten sonra yarın başlayacak müzakerelerde de başarılar diliyoruz, iyi akşamlar, çok teşekkürler.
Rauf Denktaş: İyi akşamlar, çok teşekkür ederim.
|
ABDden KKTCdeki mitinge destek |
|
|
ABD, Lefkoşada düzenlenen mitingleri desteklediğini bildirdi. |
|
|
Washington
NTV |
|
|
|
15 Ocak Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Lefkoşada düzenlenen mitinglerde doğru bir şeyin desteklendiğini söyledi. Kimsenin içişlerine karışmak istemediklerini belirten Boucher Ancak barışa katkıda bulunmak istiyoruz dedi. |
Boucher Düzenlenen çok büyük ölçekli gösteriler, Kıbrıs Türk halkının nihai anlaşmanın getireceği yararları ve anlaşmaya hemen varılmasının önemini anladığını gösteriyor dedi.
Boucher ayrıca Washingonın tutumunun Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı şaşırtmaması gerektiğini belirtti.
|
Papandreu: Mitingler barış mesajı |
|
|
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Lefkoşada yapılan mitingin Kıbrıs Türklerinin bir barış ve demokrasi mesajı olduğunu söyledi. |
|
|
NTV |
|
|
|
14 Ocak Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs Türklerinin düzenlediği mitingin, bölgedeki halkların, Avrupanın barış, demokrasi ve insan hakları değerlerinin ortak çatısı altında yaşayabileceğini gösterdiğini söyledi. |
Yorgo Papandreu, açıklamasında, bölgedeki siyasi liderlerin, bu mesaja karşılık vermeleri ve soruna bir çözüm bulmaları gerektiğini vurguladı.
Papanderu, Kıbrısın din ve milletlerin birlikte yaşayabilecekleri bir örnek oluşturması gerektiğini de vurguladı.

Yurdun dört bir yanından Lefkoşa'ya akın eden halk yine meydanlara sığmadı. Çözüm ve AB üyeliği konusunda tek yürek olan 60 bini aşkın kalabalık hep bir ağızdan 'Kıbrıs'ta barış engellenemez' diye haykırdı
ONBİNLERİN HAYKIRIŞI: 26 Aralık 2002'de tarih yazan Lefkoşa'daki İnönü Meydanı, dün yeni bir tarih daha yazdı. Bu kez daha fazla bir katılımla meydanlara sığmayan kalabalık 60 bini aştı. 60 binden fazla kişi, ellerinde çeşitli pankart ve sloganlarla Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği istedi
7'DEN 70'E HERKES MİTİNGDEYDİ: Dün kaderine sahip çıkmak isteyen 7'den 70'e herkes miting alanındaydı. Barış ve çözüm yolunda sokaklara dökülen küçük çocuklardan 80'lik ihtiyarlara kadar on binler, Kıbrıs'ta, 28 Şubat tarihinin 12 Aralık tarihi gibi berhava edilmemesini istedi
İSTİFA SESLERİ, YERİ GÖĞÜ ÇINLATTI: Tüm baskı ve provokasyonlara rağmen büyük bir olgunluk içerisinde geçen mitingde halk, 'Denktaş istifa' sloganları ile yeri göğü çınlattı. Halk, geleceğini karartmak ve yurdundan göç etmek istemediğini hep bir ağızdan haykırdı
POLİSE TEŞEKKÜR: Miting organize komitesi, eylem biter bitmez kürsüden, iki saat süren eylem boyunca gösterdiği olgun tavırlar nedeniyle polis ekiplerine teşekkür etti. Polisin, miting alanında geniş güvenlik önlemleri alması dikkat çekti
Başkent Lefkoşa, dün yine çözüm, barış ve Avrupa Birliği (AB) sesleri ile çınladı. Kaderine sahip çıkmak için yurdun dört bir yanından Lefkoşa'ya akın eden on binler yine meydanlara sığmadı. Bu kez 60 bini aşkın kişi, kaderine sahip çıkarak sesini yükseltti.
Çözüm ve AB üyeliği konusunda tek yürek olan mahşeri kalabalık hep bir ağızdan 'Kıbrıs'ta barış engellenemez' diye haykırdı.
Ülkemizde 28 Şubat'a end
ekslenen 7'den 7'e herkes geleceğine sahip çıkmak için yollara döküldü ve kararını bir kez daha çözüm ve AB yönünde koydu.
Bu Memleket Bizim Platformu ve Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi'nin birlikte düzenlediği 'Çözüm ve AB Kararlılık Mitingi' dün Lefkoşa'daki İnönü Meydanı'nda büyük bir coşku içerisinde yapıldı.
26 Aralık 2002'de yine aynı meydanda bir araya gelip hep birlikte çözüm ve AB isteyen on binler dün 60 bini de aşarak, çok daha büyük bir kararlılıkla çözüm ve AB'yi istediğini tüm dünyaya duyurdu.
26 Aralık'ta yapılan mitingden çok daha fazla bir katılımla gerçekleşen dünkü mitingde coşkulu kalabalığa İnönü Meydanı yine dar geldi.
İnönü Meydanı'nı doldurup, bir ucu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na, diğer uçları da Sarayönü ve Girne Kapısı'ndaki Atatürk Anıtı'na dek uzanan kalabalık, hisarların üzerine de sığamadı. Barış ve çözüm için çapan on binlerce yürek, Kıbrıs'ta, 28 Şubat tarihinin 12 Aralık tarihi gibi berhava edilmemesini istedi.
Tüm baskı ve provokasyonlara rağmen büyük bir olgunluk içerisinde geçen mitingde halk, ellerinde çeşitli pankart ve sloganlarla Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği istedi.
'Denktaş istifa' sloganları ile yeri göğü çınlatan halk, geleceğini karartmak ve yurdundan göç etmek istemediğini hep bir ağızdan haykırdı.
Siyasi parti ayrımı gözetilmeksizin miting alanına koşanlar arasında UBP'lisi, DP'lisi, CTP'lisi, TKP'lisi, YAP'çısı, hepsi vardı. İşçisi, memuru, esnafı, sanatkarı, işadamı, sanayicisi, çiftçisi, doktoru, hemşiresi, ev hanımı, genci, ihtiyarı dün İnönü Meydanı'nda tek yürek oldu.
Büyük bir olgunluk içerisinde geçen mitingde sıkı güvenlik önlemleri alan polis de olgun tavırlarından dolayı miting organize komitesinden teşekkür aldı.
Mitin boyunca BM Barış Gücü helikopterlerinin de havada uçtuğu görüldü.
Pankartlar, sloganlar...
'Çözüm ve AB Kararlılık Mitingi'ne' büyük bir coşku ile gelen on binler, 'Denktaş istifa; birlik, mücadele, dayanışma, Kıbrıs'ta barış engellenemez; Denktaş gidecek barış gelecek; sorunu çözelim, AB'ye girelim; halkız, varlığız, susmayacağız; susma, sustukça yurdun elden gidecek; bu memleket bizim, vur vur inlesin, Denktaş dinlesin' diye sloganlar attı.
İnönü Meydanı, AB bayrakları ve mavi renkli AB balonları ile renklendi. Alanda birkaç KKTC ve Türk bayrağı da görüldü.
D
üdük ve boru sesleri ile tempo tutan gençlerin kararlılığı da dikkat çekiciydi. Kendi kararları ile mitinge geldiklerini ifade eden çeşitli pankartlar da taşıyan gençler, yurtlarından göç etmek istemediğini haykırıyordu. Miting alanına ele ele kenetlenerek giren gençlerin olgunluk tavırları da ön plana çıkıyordu.
Birçok genç, gerek meydan girişinde gerekse meydanda 'çözüm ve AB' için imza kampanyası başlattı. Meydana gelen on binler, defterlere imza atmak için kuyruklar oluşturdu.
Alanda dikkat çeken pankar
tlar ise şöyleydi:
'Denktaş gitsin, gençlik gelsin; Denktaş gitsin, barış gelsin; içimizdeki düşman BRT; uşak değil yeni kuşağız; barış olmazsa gençlik de olmayacak; vardık, varız, var olacağız; barışı dedem görmedi, babam görmedi, bırakın da ben göreyim; 74'ten sonra 54 bin işsiz yetmez mi?; Umudumuz çözüm ve AB; barış, aması yok, hemen şimdi; hani benim gençliğim anne?; bu memleket bizim biz yöneteceğiz; neden olmasın güzel günlerimiz?; çözümsüzlük ölümcül bir hastalık; dava dava dava of be sıktı artık!;
Kıbrıs'ta fay hattı kırıldı; now is the best time for a sloution. (Şimdi barışın tam zamanı!); We can't wait for another 40 years (bir kırk yıl daha bekleyemeyiz); WE no longer want to be prisoners (artık daha fazla mahkum olmak istemiyoruz); Cypriots are citizens of EU (Kıbrsılılar AB vatandaşıdır);
Özgür irademiz ile burdayız; İnadına barış, inadına özgürlük; %85 Denktaş'a hayır, % 85 AB'ye evet; Üniversiteli işsiz olmak istemiyoruz; Avrupa hakkımız söke söke alırız; tek yol çözüm ve AB; geleceğimizle oynamayın; ne Taksim, ne Enosis, Birleşik Kıbrıs; Sayın Arınç biz sizi anladık, ya siz bizi?, tehditler bize vız gelir, barış için güç verir; unutmayın bu hepimizin geleceği; mandıra yaşamına son; Kıbrıs'tan göç etmek istemiyoruz; memleketimi geri istiyorum;
çözüme ve AB'ye evet (Geleceği Kurtarma Operasyonu); ilacımız çözüm ve AB; Oğlumu savaşa göndermek istemiyorum; Ankara sesimizi dinle, Denktaş zaten bizden değil, irademize gölge etme; sinek gibi uçarız, arı gibi sokarız; hani benim gençliğim anne; Ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak; BM paketini müzakereye evet; Konuşursam çok kişi yanar dedi-Ejderha; Kıbrıslı Türk'ün iradesine saygı; Denktaş, kalemin yoksa bizde var; analar ağlamasın göçler olmasın.'
Konuşmalar...
SOS müzik grubunun barış şarkıları eşliğinde coşan kalabalık, konuşmacıların hitapları ile de tempo tutup sloganlar attı.
İstifa ve yuuu sesleri ile inleyen meydanda yapılan konuşmalarda 28 Şubat'a kadar Kıbrıs sorununun çözülmesi ve AB üyeliği istendi.
Konuşmacılar Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın istifasını istedi, Başbakan Derviş Eroğlu'nu ağır dille eleştirdi.
Eleştirilerden Türkiye'deki bazı siyasiler ve köşe yazarları da nasibini aldı.
Türkiye'deki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DSP lideri Bülent Ecevit, CHP Milletvekili Onur Öymen, DSP eski Milletvekili ve Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, TC Dışişleri Bakanlığı bürokratlarından eski Lefkoşa Büyükelçisi Ertuğrul Apakan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın anayasa danışmanı Mümtaz Soysal ile Kıbrıs Türk halkına hakaretler yağdıran köşe yazarı O
ktay Ekşi, ağır dille eleştirildi.
AK Parti Lideri Recep Tayip Erdoğan ile Başbakan Abdullah Gül'e de teşekkür edildi.
Mitingde, sırasıyla Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, KTAMS Başkanı Ali Seylani, Tabibler Birliği Başkanı Ahmet Gulle, TÜRK-SENBaşkanı Önder Konuloğlu, KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ve KTOEÖS Başkanı Ahmet Barçın halka hitap etti.
Mitinge uluslararası destek....
KKTC sınırlarını binlerce kilometre aşan mitinge uluslararası destek de geldi.
Avrupa Parlamentosu'ndan ve Almanya'dan gelen çeşit
li mesajlar kürsüden halka okundu.
Avrupa Parlamentosu Sosyal Demokratlar Milletvekili Feleknas Uca'nın, Alman Kıbrıs Forumu eski devlet bakanı ve eski Almanya Milletvekili Eckart Kuhlwein'in ve Alman Federal Meclisi milletvekilleri Dr. Lale Akgün, Angelika Schwall-Düren ve Günter Gloser'in gönderdiği mesajlar, tarih yazan meydanda alkışlar arasında dile getirildi.
Milletvekilleri için imza defteri açıldı
Mitinge davet edilen milletvekillerinin meydana gelip gelmediğini saptamak için de imza defterleri açıldı.
Kürsüden yapılan anonslarla, milletvekilleri bu deftere imzaya davet edildi. Saat 13.00'e dek defterlerin imzaya açık olduğu belirtilerek, bu defterlere hangi milletvekillerinin imza attığı ya da atmadığının halka açıklanacağı duyuruldu.
Anonslarda,
mitinge katılmayıp bu destek vermeyen milletvekillerinin de bugün yapılacak açıklamalarla halka teşhir edileceği vurgulandı.
İlk tespitlere göre, mitinge muhalefet partileri CTP, TKP ve YAP tam kadro katıldı. Bazı UBP'li ve DP'li milletvekillerinin de alanda olduğuna yönelik bilgiler alındı.
Erel: Halk kararını verdi, bundan dönüş yok
Halka ilk hitap eden Ticaret Odası Başkanı Ali Erel oldu. Erel, 'Tüm baskı ve engellemelere rağmen meydanları dolduranlara merhaba, aydınlık gelecek için meydanları dolduranlara merhaba, çözüm ve AB için buraya gelenlere merhaba' sözleriyle coşkuluğu kalabalığı selamladı.
Sık sık 'Kıbrıs'ta barış engellenemez', 'Denktaş istifa' sloganları ile konuşması kesilen Erel, 'Sizdeki bu inat, sizdeki bu kararlılık ve sizdeki bu yürek oldukça, Kıbrıs'ta barış engellenemez. Halkı küçük görenler gelsinler görsünler. Halk kararını verdi, bundan dönüş yok' şeklinde konuştu.
Erel, 'Cumhurbaşkanı Denktaş, 28 Şubat'ı nasıl atlatacağını düşünüyor. Cumhurbaşkanının tüm politikaları iflas etmiştir. KKTC'yi tanıtacaktı, Rumları AB'ye sokmayacaktı, hatta AB genişleme sürecini durduracaktı. Şimdi de AB bizimle ayrı konuşacak diyor. Bizi derin dondurucuya sokacakmış. Orada 10-15 yıl bekletecekmiş. Denktaş'la buzdolabına girmek isteyen yok. Başka oyunla
ra zamanımız yok. Artık vakit yok, bu iş buraya kadar Denktaş Bey' ifadelerini kullandı.
'Türkiye'den zaman zaman garip sesler geliyor. Deniz Baykal'a, Şükrü Sina Gürel'e, Bülent Ecevit'e, Onur Öymen'e, Ertuğrul Apakan'a ve benzerlerine sesleniyoruz. Üzerinde Kıbrıslı Türkün yaşamadığı, Kuzey Kıbrıs toprakları kimseye yaramaz. Toprak, eğer üzerinde iyi bir yaşam varsa vatandır' diyen Ali Erel, Kıbrıs'ta çözüm ve AB'yi engelleyemeyeceklerini söyledi.
Sorunun 40 yıldır çözümsüz kalma nedenlerine işaret eden TC Başbakanı Gül'e ve AK Parti lideri Erdoğan'a teşekkür eden Erel, konuk TBMM heyetini de miting alanında görmek istediklerini belirtti.
Oktay Ekşi gibilerine ihtiyaçları olmadığını da belirten Erel, Annan planı temelinde çözüm istediklerine işaret etti ve cumhurbaşkanına 'Halkın isteklerini yapmanıza kendi görüşleriniz müsaade etmiyorsa en azından bir gayret sarf edin ve halkın önünü açın' diye seslendi.
Ali Erel, sözlerinin sonunda 'Sesimizi duymamaya devam ederlerse, bu meydanda o tarihten önce birkaç kez
daha buluşacağız. 28 Şubat'tan önce Annan planını imzalattırmak ve 30 Mart'ta referandum yapmak gençlerimize borcumuzdur' dedi.
Seylani: Barış gelene kadar kavgaya devam
KTAMS Başkanı Ali Seylani de halkı selamladıktan sonra bazı ağalara ve beylere göndermeler yapacağını belirtti.
28 Şubat'a kadar zaman daraldıkça halkın meydanlara sığmayacağını ifade eden Seylani, Başbakan Eroğlu'na eleştiriler getirdi; şöyle dedi:
'Eroğlu 15 bin istihdam, 10 bin dolar da milli gelir sözü verip koltuğa oturdu. Binlerce insanımızı işsiz bıraktı, göç yollarına düşürdü. Eroğlu biz de çözüm istiyoruz ama eğer hamma humma devam ederse...
Eroğlu şimdi köyleri geziyor. Bir tek çakıl taşı vermem diyen Eroğlu, memleket elden gidiyor...'
Kıbrıs'la ilgili 'taraflı' televizyon programları yapıldığına da değinen Ali Seylani, 'Ceviz Kabuğu mu, incir çekirdeği mi bilmem. O beyefendi diyor ki meydanlara bakmayın, gösterge değil. A efendi o meydanlar değil mi Türkiye'de, çözümsüzlük şampiyonluğu yapan siyasetin dinozorlarını siyasetin çöpl
üğüne gömen?' diye sordu.
Tezahüratlar eşliğinde konuşmasını sürdüren Ali Seylani, Cumhurbaşkanı Denktaş'a da seslenerek, meydanları dolduran bu coşkulu kalabalığın sesine kulak vermesini istedi.
Başbakan Eroğlu'nun gençlerin meydanlara gelmemesi için tedbir alınacağı sözlerine değinirken de Seylani, 'İşte kitapları ile kalemleri ile çocuklarımız burada...Diyoruz ki tarihi tarihçiler değil, meydanlar yazar' dedi.
Seylani, 'Ey Denktaş, Ey Eroğlu, ey statükocular, bizim de yeminimiz var. Adamıza barış ve güzel günler gelene kadar kavgaya devam edeceğiz' şeklinde konuştu.
Gulle: Bu ses dünyanın her yerinde duyulacak
Tabibler Birliği Başkanı Ahmet Gulle de halkı '50 yıldır kendi kaderini, kendi geleceğini ortaya koymak için her türlü mücadeleyi veren Kıbrıs Türk halkı ve 1974 sonrası buraya yerleşip burasını vatan seçen kardeşlerimiz, hoş geldiniz' sözleriyle selamladı.
Aramızda olan TBMM heyetine de 'hoş geldiniz' diyen Ahmet Gulle, 'Bizi biz yöneteceğiz, Mümtaz Soysal değil' ifadesini kullanınca büyük alkış aldı
.
Kıbrıs'ın bugüne dek böyle bir kalabalık görmediğine dikkat çeken Gulle, 'Buradan çıkan ses, baskı ve zorlamalarla değil, kendi yüreğinden gelen sestir. Bu sese kulak veriniz. Bu ses sadece burada değil, dünyanın her yerinde duyulacaktır' şeklinde konuşt
u.
28 Şubat'a çok az bir süre kaldığını anımsatan Ahmet Gulle, 'Kıbrıs Türk halkının yıllarını çalan görüşmecimizin' de bu sese kulak vermesini istedi.
'Ben imzalamam, kabul etmem demek olmaz. Halkın ufkunu kapatan lider nerede görülmüştür?' diye soran Gulle, en kısa sürede müzakerelerin yapıcı bir şekilde başlayıp sonuçlandırılması gerektiğini söyledi.
'Ben ikna olmadım derseniz o zaman halkınıza sunmanız gerekir, yoksa istifa etmeniz gerekir' diyen Gulle, aksi taktirde toplumsal bölünme ve gerginliğin artacağını, bunun sorumlusunun da Cumhurbaşkanı Denktaş olacağını kaydetti.
Gulle şöyle devam etti:
'Biliniz ki Kıbrıs'ta barış engellenemez. Bu meydanlardaki halk ne istediğini çok iyi biliyor, barış diyor, çözüm diyor, AB diyor, bunda kararlıyız diyor'.
Kon
uloğlu: Barışı söke söke alacağız
TÜRK-SENBaşkanı Önder Konuloğlu, 'Bu coşkuya, bu inanca, bu sel gibi akan insanlara sinek vızıltısı diyen Denktaş'a bir ses atalım' deyince, kalabalık hep bir ağızdan 'Denktaş istifa; vur vur inlesin, silihtar dinlesin' diye sloganlar attı.
Konuloğlu şunları kaydetti:
'Uluslararası hukuka rağmen Rumları AB'ye alamazlar dediler. Rum, AB'ye girince, AB bizimle konuşmak zorunda kalır dediler, olmadı. Şimdi anlaşma olursa AB'yi buzdolabına, dipfrize koyalım diyorlar. Buzluk diyorlar, buzlukçu oldular, dipfrizci oldular. Bilmiyorlar mı, Kıbrıs meselesi ne buzdolabında, ne dipfrizde, ne de Çankaya'da çözülmez, bu alanda çözülür'.
Şehit kanları üzerinde edebiyat yapanları da eleştiren Önder Konuloğlu, Kıbrıs Türk halkının barışı 'söke söke' alacağını vurguladı.
Meydanda UBP'lilerin, DP'lilerin, CTP ve TKP'lilerin olduğunu ancak Eroğlu'nun olmadığını anlatan Konuloğlu, 'Bir çakıl taşı vermem diyen Eroğlu şimdi köylere gider. Paketi görüşelim de ondan sonra diyor. Hangi köyleri vereceksiniz söylemiyorsunuz halka? Halk bu memleket bizim diyor, sizin değil.
Kıbrıs Türküne hain ve Rumcu diyenler, terör havası estirenler, köy köy gezip insanları korkutan UHH'cılar, Kıbrıs Türkü'nün önünden hade yalla be, barra be'
Elcil: Denktaş ve Eroğlu barışın önünde engel
KTÖS Genel Sekreteri Şenel Elcil, meydanlara, barış kelimesinin anlamını bilmeyenlere öğretmek için geldiklerini söyledi.
'Uyan doktor uyan, sana 60'ında ihtiyar diyenler 80'ine merdiven dayamış, hala silihtarda oturuyor' diyen Elcil,
şöyle konuştu:
'Sayın Denktaş, bileceksin. Halkı temsil etmiyorsun, artık çekil. Kıbrıs Türkü, kendi kendini yönetmek istiyor. Kıbrıs Türkü mandıra düzeninde yaşamak istemiyor, dünya vatandaşı olmak istiyor. Talimatla yönetilmeye alışanlar, sivil toplum örgütü adı altında halkı terörize etmek isteyenler, saraydan beslenenler görünüz, bu halk, barış ve AB diyor'.
Konuşmasında DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ı da eleştiren Elcil, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'na da göndermeler yaptı.
Elcil,
şöyle dedi:
'Tahsin Ertuğruloğlu, kendini Malkoçoğlu rolünde kahraman görüyor. Senin milli davanla, halkın milli davası birbirinden farklı. Eğer Tahsin bey bu halkı görmüyorsa, gözlük alıp taksın.
Sayın Deniz Baykal, Ecevit'in çömezi, Ecevit gitti yerine bunu bıraktı. Kıbrıs Türk halkıyla ilgili açıklamalarıyla biraz daha küçülüyor. Sen kimin ülkesi için konuşuyorsun. Bu memleket bizim, söz hakkı da bizim. Sana susmak düşer.
Sayın Denktaş, Sayın Eroğlu, siz barış istemiyorsunuz. Siz Kıbrıs Türk toplumunu temsil etmiyorsunuz. Siz barışa giden yolda en büyük engelsiniz, çekip gidiniz. Sizi görmek istemiyoruz. Siz kendinizi seviyorsunuz, başkasını sevmiyorsunuz'.
Barçın: Sizlerden korkmuyoruz
KTOEÖS Başkanı Ahmet Barçın ise son konuşmacıydı. Barçın, her türlü baskı ve provokasyona rağmen susmadıklarını ve susmayacaklarını belirterek, özgürlük kavgası verdiklerini vurguladı.
Barçın, şunları kaydetti:
'Bu kavga insanca yaşam kavgasıdır. Bu kavga demokrasi kavgasıdır. Bu kavga barış, çözüm ve AB kavgasıdır. Bu kavga halkımızı yok etme noktasına getirenleri yok etme kavgasıdır. Bu kavga ağalara, uşaklara, rantçılara, diktatörlere karşı verilen varolma kavgasıdır. Kimlik kavgasıdır, barış kavgasıdır.
Bizi ne tehditlerle, ne de kanla yıldıramazlar. Bizim bugüne kadar verdiğimiz barış, AB, çözüm bayrağını on binler taşımaktadır. Bu bayrağı ne Eroğlu, ne Denktaş, ne de derin devlet, ne de yandaşları indiremeyecektir. Bu bayrağın sahibi halktır, halk özgürlük bayrağını açmıştır.
Buradan ilan ediyoruz. Ey karanlığın prensleri, ey çözümsüzlüğün karkariyaları, sizden korkmuyoruz. Bu defa daha kalabalık geliyoruz. Yılmıyoruz, dalga dalga geliyoruz. Gelmeye devam edeceğiz.
Yeter artık yeter. Artık konuşmayın, hepinize de ziligurti.
Gazeteciler öldürüldü bilmem den, bombalar pa
tladı bilmem den, terörün daniskası yapıldı, kendileri yaptı den, lastikler parçalandı, kendi yaptı den, sorarım sana ey manitu ulu reis, hani senin devletin failleri bulsun, hani senin devletin hukuku uygulasın'.
Tüm çözümsüzlük yanlılarının çatlayıp patlayacağını ifade eden Barçın, 'Kıbrıs Türkü Kıbrıs'ın eşit ortağı olarak Annan planını imzalayacak ve kendi kendini yöneterek AB'ye üye olacak' dedi.
Barçın sözlerini şöyle tamamladı:
'Hem dava adamı, hem avukat oldun. Şimdi de polis oldun, savcı oldun, yargıç oldun. Sen neymişsin be. Artık Kıbrıs Türk halkının gözü açıldı, gerçekleri gördü. Dünyalı ve Avrupalı olmak istiyor. Sen bu halkı dondurmak istiyorsun. Bu ateşe buz mu dayanır? Özgürlük ateşi yandı, 28 Şubat'a kilitlendi. Bu kilidin anahtarı halkın e
lindedir. Kıbrıs Türk halkı emrediyor. Ya aç, ya çek git. Artık tek bir sözümüz var. Akın var akın, barışa akın; barışı getireceğiz, barış çok yakın'.
KIBRIS 15/01/2003
Doğrudan görüşmeler bugün başlıyor
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Galfkos Klerides'le bugün saat 11.00'de ara bölgedeki Lefkoşa Havaalanı yakınlarında BM tarafından oluşturulan 'Lefkoşa Konferans Merkezi'nde bir araya gelecek. Toplantı, öğle yemeğinden sonra da devam edecek
Kıbrıs doğrudan görüşmeleri bugün yeniden başlıyor.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Galfkos Klerides'le bugün saat 11.00'de ara bölgedeki Lefkoşa Havaalanı yakınlarında BM tarafından oluşturulan 'Lefkoşa Konferans Merkezi'nde bir araya gelecek.
Doğrudan görüşmeler takviminin belirleneceği görüşmede BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto da hazır bulunacak. Denktaş-Klerides görüşmesi öğle yemeğinde de devam edecek.
Cumhurbaşkanı Denktaş bu yöndeki açıklamayı, BM Diplomatı Alvaro de Soto ile geçtiğimiz akşam Cumhurbaşkanlığı İkametgahı'nda gerçekleştirdiği görüşme sonrasında yapmıştı.
Denktaş açıklamasında, 'Çarşamba günü (bugün) saat 11.00'de Klerides'le buluşacağız. Öğle yemeğini orada yiyeceğiz ve karşılıklı görüşmüş olacağız. Görüşmeler böylelikle başlamış olacak. Klerides'le görüşme programını da ele alarak, o konuda da anlaşacağız. Hayırlısı olsu
n' demişti.
Görüşme, büyük olasılıkla basına kapalı olacak
Bu arada Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Basın Sözcüsü Brian Kelly, dün sabah TAK muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlarken yaptığı açıklamada, bugünkü görüşmenin büyük bir olasılıkla basına kapalı olacağını bildirdi.
Kelly, görüşmeyle ilgili görüntü alınıp alınmayacağına ilişkin soruya karşılık ise bu konunun bugün içerisinde netlik kazanacağını belirtti.
KIBRIS 15/01/2003
Karar verildi! Barışa ve AB yolu göründü!

Yine tarihi bir miting... Yine görülmemiş bir kalabalık... Ve devlet desteği olmadan 7den 77ye İnönü Meydanında toplanan yurttaşlar... Kıbrısta doğan, Kıbrısta büyüyen, geleceğini Kıbrıs adasında gören ve Nasıl bir barış isteriz diyenlere Annan Planını işaret eden gençler, yetişkinler, yaşlılar...
Dünyaya ünlü haber ajansı Reuters onbinler dedi, İnönü Meydanındaki kalabalığın 50 ile 70 bin arasında olduğunu tüm dünyadaki abonelerine duyurdu... Barış isteriz amma diyenlere, halk amma, hamma, humma diye espriyle yanıt verdi
Denktaş, miting sonrasında katıldığı NTV yayınında kalabalığı ilk kez kabul etti, Halkın büyük çoğunluğu nümayiş yapıyor ama ne istediklerini bilmiyorlar diyerek geçiştirdi. Denktaş bunun sebebini de, Hastalığım nedeniyle yurt dışında olduğum için köylere gidemedim, gençlerle görüşemedim, anlatamadım diye özetledi
İnönü Meydanı bir kez daha Kıbrıslı Türkleri sığmadı. Meydan rengarenkti... Bayraklarla, balonlarla, sloganlarla rengarenkti... Çoğunlukla Kıbrısta Barış Engellenemez ve Denktaş İstifa sloganlarının atıldığı duyuldu. Türkiyenin ve dünyanın ünlü haber ajansları da mitingi izledi
Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Memleket Bizim Platformunun düzenlediği Çözüm ve AB Kararlılık Mitingi yapıldı. Lefkoşa İnönü Meydanı 26 Aralıktan sonra ikinci kez doldu taştı. Meydana sığmayan kalabalık 26 Aralık mitingini aşarken onbinlerin 60 bin kişiyi bulduğu hesap ediliyor.
Kuzey Kıbrısın dört bir yanından İnönü Meydanına akan halk, çözüm ve barış istencini bir kez daha haykırdı. Kıbrısın coşkun sesi SOSin şarkıları eşliğinde meydana gelen kalabalık ellerinde taşıdıkları barış ve AB flamalarıyla pankartları miting boyunca şarkılar eşliğinde coşkunca salladılar. Kıbrısta Barış Engellenemez; Denktaş İstifa sloganları arasında yavaş yavaş meydanı dolduran halk, yer kalmayan meydandan surlar üzerine, çarşı içine, Cumhurbaşkanlığı Sarayına doğru taştı. Meydanın sonuna kurulan standa rağmen yine de yer bulamayan kalabalık ancak standın arkasından, duvar üstlerinden meydanı seyretmek zorunda kaldı.
Ellerde taşınan pankartlarda; Uşak Değil, Yeni Kuşağız; Barış Aması Yok, Hemen Şimdi; Barışa Geldik; Geleceğimizle Oynamayın; Üniversiteli İşsiz Olmak İstemiyorum; 20 Yılımı Verdim, 20 Daha Alma; We Cant Want Another 40 Years; We No Longer Want To Be Prisoners; Ne Buzluğa Ne Mezara Yalnız ABye Gireriz; Erdoğan Göreve Dinazor Müzeye yazıları sadece bazılarıydı.
Ali Erel: Buraya kadar!
SOS Müzik Grubu Kıbrıs mapushane, içinde biz mahkum, Yeşilhat parmaklık, beybaba gardiyan oldu, içinde biz ziyan olduk derken kalabalık bu parçayı hep bir ağızdan söyledi. Coşkulu kalabalığa önce Ticaret Odası Başkanı Ali Erel hitap etti. Halkı küçük görenler gelsinler görsünler, halk kararını verdi, bu işin dönüşü yok diyen Erel; Denktaşın hala vakit istediğini, niyetinin oyalama olduğunu ancak vaktin buraya kadar olduğunu ifade etti. Denktaşın politikalarının iflas ettiğini, Güney Kıbrısı ABye sokturmayacağını, KKTCyi tanıtacağını, AB sürecini durduracağını söyleyen Denktaşın mamur ettiğini kaydetti. Denktaşın şimdi de bizi derin dondurucuya sokmak istediğini, kimsenin dondurucuya girmeye niyeti olmadığını söyleyen Erel, Baykala, Ecevite, Sina Gürele, Apakana, Öymene gönderme yaparak; toprak eğer üzerinde iyi bir yaşam varsa vatandır dedi. Çözümsüzlüğün sorumlularını gösterdikleri için Türkiye Başbakanı Gül ve AKP Başkanı Erdoğana da teşekkür eden Erel 28 Şubat ve 30 Mart için de garanti istedi. Son ankette Denktaşa çıkan %27 desteğin de şimdi olmadığını kaydeden Erel, sandıkları siz kurmazsanız biz kurarız şeklinde konuştu ve 30 Martta referandum yaptırmanın boyunlarının borcu olduğunu belirtti.
Ali Seylani: Yüreğin söylerse meydanlara in
Amme Memurları Sendikası Başkanı Ali Seylani; inadına barış, inadına çözüm diyenlere selam olsun diyerek başladığı konuşmasında Adalıların ve Naci Talatların nergis kokulu diyarlarından gelenlere de selam gönderdi. 28 Şubata kadar zaman daralıyor ama biz çığ gibi büyüyoruz, meydanlara sığmıyoruz şeklinde konuşan Seylani, bir çakıl taşı vermeyiz diyenlere de gaflet uykusundan uyanmalarını, memleket elden giderken bir çakıl taşıyla uğraşmamalarını salık verdi. Ceviz kabuğu mudur, incir çekirdeği midir nedir meydanlara bakmayın diyor ama Türkiyede seçimlerde götürenler de getirenler de bu meydanlardır şeklinde konuşan Seylani, Denktaşın kalabalıkları sineğe benzettiğini, sahibinin sesi meydanlara inenlere hain dediğini hatırlattı ve biriniz sinek der biriniz hain, yüreğin söylerse meydanlara in dedi.
Ahmet Gülle: Bizi biz yönetiriz
Tabipler Birliği Başkanı Ahmet Gülle konuşmasında bizi biz yönetiriz, Mümtaz Soysallar değil diyerek Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar bu kadar kararlı ve inançlı bir kalabalık görmediğini belirtti. Bu sese kulak verilmesi gerektiğini, bu sesin sadece İnönü Meydanında değil, Sarayda, Lefkoşada, Ankarada, Brükselde, Londrada, Newyorkta duyulacağını ve gerekli mesajın herkese verileceğini belirten Gülle, halkın istediğinin ortada olduğunu, halkın barış ve çözüm istediğini kaydetti.
Önder Konuloğlu: Hade yalla!
Türk-Sen Başkanı Önder Konuloğlu sinek vızıltısı diyenlerin bir daha sesi duyması için seslenmelerini istediği kalabalıktan Denktaş İstifa ve Vur Vur İnlesin, Denktaş Dinlesin sesleri yükseldi. Kıbrıs Türkünün ayağa kalktığını, halka rağmen 60-70 binlere rağmen politika yapılamayacağını söyleyen Konuloğlu, Kopenhagta Kıbrısı ABye alırlarsa görüşmelerin kesileceğini, Kıbrısı alamayacaklar dediklerini belirten Konuloğlu ancak böyle olmadığını da ifade etti. Önder Konuloğlu konuşmasını; UHH ve kader örgütleri bu Kıbrıstürkünün önünde duramazsınız, hade yalla, hade barraa..diyerek bitirdi.
Miting sunucusunun; bayrak yoktu, göremedik diyorlar, burada 60 bin bayrak var sözleri halkı daha da coştururken Güneyle Kuzey arasındaki meyve sebze fiyatları da karşılaştırıldı ve sadece gabak bizde daha ucuz, milliyetçilerimiz her gün gabak doğruyorlar da ondan denildi.
Şener Elcil: Konuşma sırası halkta
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil de meydanda sadece bir söz söylemek için bulunduklarını Kıbrısta Barış Engellenemez dediklerini kaydetti. 40 yıldır barışı engelleyenlere barışı hatırlatmak için meydanda olduklarını söyleyen Elcil, Dr. Küçüke yaşlı olduğunu, çekilmesi gerektiğini söyleyenlerin 80e merdiven dayadıklarını ancak hala Silihtarda oturduklarını da belirtti. Babası halkın sırtına çöreklenen Serdar Denktaşın imzalandı, imzalanacak diye halkı oyalamaya çalıştığını, artık susmaları gerektiğini, konuşma sırasının halkta olduğunu da ifade etti. Tahsin Ertuğruloğlunu da Malkoçoğluna benzeten Elcil, seninle halkın davası ayrı dedi.
Ahmet Barçın: Karanlığın prensleri!
Mitingin son konuşmacısı Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı Ahmet Barçın idi. Her türlü provakasyonlara rağmen meydanlara gelindiğini, 50li yılların yöntemleriyle halkın susturulmaya çalışıldığını ancak halkın susmadığını, susmayacağını söyleyen Barçın, Onların kararlarını karanlık odalarda aldıklarını ama halkın kararları bu meydanlarda aldığını belirtti. Bu kavganın barış kavgası olduğunu kaydeden Barçın; Ey karanlığın prensleri, çözümsüzlüğün karkariyaları, sizden korkmuyoruz şeklinde konuştu. Ey manitu, ulu reis, yeter be, artık konuşma, terör olayları oldu bilmem dedi, bombalar atıldı bilmem dedi, lastikler parçalandı kendi yaptı dedi, polis oldun, savcı oldun, yargıç oldun, böyle diktatörlük olmaz, hade Yılan adasına be Yılan adasına... diyerek konuşmasını bitirdi.
Sivil toplum örgütleri temsilcilerinin konuşmasından sonra SOS Grubunun müzikleriyle sona eren mitinge katılanlar içlerine çektikleri coşkuyu ve umudu alarak evlerine, işlerine dönerken Saraya ve dünyaya gerekli mesajı vermenin rahatlığını da yaşadılar.
Mitinge Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri Lale Akgün, Angelika Schwall-Düren, Günter Gloser ve Alman-Kıbrıs-Forumu Başkanı Eckart Kuhlwein de destek mesajı gönderdiler.
YENIDUZEN 15/01/2003
Halk budur işte
HALKI tanımayanlar, duymayanlar, görmeyenler Lefkoşa İnönü Meydanında olmalıydılar dünkü günde. HALKI anlamayanlar, dinlemeyenler MİTİNG ALANINDA olmalıydılar.
Yıllardır binbir entrika ile buzdolabına kilitledikleri HALK en nihayet dün çözüldü. Öylesine bir çözüldü ve aktı ki Lefkoşa sokaklarına, görenlerin ağzı açık kaldı. Ekranları başında HALKI miting alanında görenler, kim bilir ne kadar üzülmüş ve maraz etmişlerdir? Yazılan bu tarihin bir parçası olamamak, gerçekten çok büyük bir kayıp.
Mitinge katılmak isteyip de katılamayanlara sözüm yok. Zaten yürekleri bizimle idi. Ama mitingi engellemeye çalışanlar? Onlar öylesine mahcup oldular ki ömür boyu bu mahcubiyetlerini gideremeyecekler. Onlar çocuklarına karşı, eşlerine karşı mahcup oldular. Onlar komşularına, iş arkadaşlarına, köylülerine, kentlilerine karşı mahcup oldular. Kıbrıs Türküne karşı öylesine mahcup oldular ki bundan sonra HALK içinde daima başları eğik dolaşacaklar.
Ne kalabalıktı, ne coşkuydu, ne kararlılıktı ha? Herkesin yüzü gülüyor, güldükçe daha da güzelleşiyordu. Yüreğindeki inancı, yüzündeki mutluluğa dönüşüyordu.
Çocuğu, genci, yaşlısı, kadını, erkeği ama herkes ordaydı. Herkes bir ses, bir yürek olmuştu. Tek bir ağızdan haykırıyordu: Çözüme Evet, ABye Evet Kıbrısta Barış Engellenemez Denktaş İstifa Birlik Mücadele Dayanışma diye.
Konuşmalar yapıldıkça, sloganlar atıldıkça coştukça coşuyordu, haykırdıkça haykırıyordu Kıbrıs Türkü. Büyük bir sevgi ile, kardeşlikle ve dostlukla avazının çıktığı kadar sesini duyurmaya çalışıyordu bütün dünyaya.
Daha ne kadar sabredecekti, ne kadar bekleyecekti sevgili HALKIMIZ? Padişahlığa, Orta Çağ zihniyetine daha ne kadar boyun eğecekti? Mandıra yaşamına, kimliksizliğe, tüketilmişliğe ve onursuzluğa daha ne kadar kayıtsız kalacaktı?
Az buz mesele değil. Elli yılı aşkın bir süredir yaşatıldığı ezgi ve cefaya, uğratıldığı haksızlık ve adaletsizliğe daha ne kadar dayanacaktı?
VEE DEDİ Kİ: Haçana bir mevzi nöbeti? Haçana bir silah ve savaş? Haçana bir çadır ve göç? Haçana bir yalan ve dolan? Haçana bir martaval? Haçana bir hasret? Haçana bir fakirlik ve yoksulluk? Haçana bir partizanlık, dışlanma ve işsizlik? YETTİ BEEE ! dedi Kıbrıs Türkü ve döküldü yollara.
Döküldü ve kararını da döktürdü. Gür sesi ile haykırdı Sn. Denktaşa:
YA İMZALA, YA DA İMZALA. AKSİ HALDE BENİ OYALAMA. ÇÜNKÜ BEN ÇÖZÜM İSTERİM ÇÖZÜM!!!
Şimdi ise Sn. Denktaş ya imzalayacak, ya da görevi bırakacak. Çünkü HALK böyle istiyor. Bunun başka yolu yok. Artık HALK ne derse o olacak. HALK başka mazaret kabul edemez, başka lo lo lo dinleyemez.
HALKIN mesajı açık ve nettir:
Ben de uluslar arası tanınmışlığı olan bir devlet sahibi olmak isterim.
Ben de Kıbrıs Devletinin eşit ve ortak bir yöneticisi olmak isterim.
Ben de ülkemin ve ABnin egemenliğinde söz sahibi olmak isterim.
Ben de barış, demokrasi ve insan haklarının var olduğu bir ülkede yaşamak isterim.
Ben de kendi kendimi yönetmek isterim.
Ben de ekonomik kalkınmışlık, huzur ve refah içinde yaşamak isterim.
Ben de çocuklarıma güvenli ve belirgin bir gelecek bırakmak isterim.
Bu ortamı oluşturmak, boynumun borcudur dedi HALKIMIZ. Daha ne desin?
ANLADIN MI DENKTAŞ BEY?
ANLADIN MI?
Vasfi CANDAN yazdı
YENIDUZEN 15/01/2003
On binler 'çözüm' dedi
Kıbrıslı Türkler, Annan Planı'nın 28 Şubat'a kadar imzalanarak adada barışın ve AB'nin yolunun açılmasını talep etti. Denktaş'a yoğun eleştiri getirilirken, Annan 'Halkın sesine kulak verin' dedi
15/01/2003 RADIKAL
LEFKOŞA - Kıbrıs'ta 28 Şubat'a dek çözüm için BM planı üzerinde müzakereler
bugün başlarken, KKTC, dün tarihinin en büyük mitingine sahne oldu. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planının kabulü ve AB yolunun açılmasını isteyen binlerce Kıbrıslı Türk, muhalif siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve
sendikaların oluşturduğu 'Ortak Vizyon Eylem Komitesi' ve 'Bu Memleket Bizim' platformu tarafından düzenlenen mitingde buluştu. Yabancı haber ajanslarına göre 200 bin nüfuslu KKTC'de yaklaşık 60 bin kişi, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın konutunun karşısında yer alan İnönü Meydanı'nı doldurdu.
Mitinge katılmak için esnaf kepenk kapattı, çalışanlar işlerine, öğrenciler
okullarına gitmedi. Öğretmen sendikaları da dahil bazı sendikalar ise greve gitti. KKTC' nin çeşitli bölgelerinden Lefkoşa'ya otobüsler kaldırıldı.
'Ben şehit çocuğuyum...'
Mitingde, 'Kıbrıs'ta barış engellenemez', 'Açık hava hapishanesinde yaşamak istemiyoruz', 'Sorunu çözelim, AB'ye girelim', 'Ankara sesimize kulak ver, irademize saygı göster', 'Ben bir şehit çocuğuyum ve barış istiyorum', 'Çözüm ve AB için bir imza', 'Çözüm, hemen şimdi', 'Göç etmek istemiyoruz', 'Denktaş istifa', 'TC ve KKTC el ele barışa yürüyelim',
'Sayın Arınç biz sizi anladık. Ya siz bizi?', 'Tehditler vız gelir. Barış
için güç verir', 'Erdoğan göreve, dinozor müzeye' pankartları ve AB bayrakları taşındı. Binlerce kişinin, Haluk Levent'in 'Aşkın mahpushane' şarkısının, 'Kıbrıs mahpushane, içinde biz mahkûm. Yeşil hat parmaklık, Bey baba gardiyan oldu' versiyonunu söylediği mitingde Nâzım Hikmet'in
'Vatan Haini' adlı şiiri de okundu.
Miting, BM tarafından da izlendi. İnönü Meydanı üzerinde BM helikopterleri uçtu. Mitingde söz alan konuşmacılar ise, 26 Aralık'ta 30 bin kişinin katıldığı mitingdeki gibi başta Denktaş olmak üzere, KKTC hükümetini ağır bir dille eleştirdi. Konuşmalarda, Başbakan Derviş Eroğlu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel ile Denktaş'ın
danışmanı Prof. Mümtaz Soysal ve gazeteci Oktay Ekşi'ye eleştiriler yöneltildi.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, 'göç etmemek ve aydınlık bir gelecek için direndiklerini' belirterek, 'halktaki kararlılık sürdükçe Kıbrıs'ta barışın engellenemeyeceğini' söyledi. Denktaş'ı, 'halkın önünü açmaya' çağıran Erel, "28 Şubat'tan önce Annan Planı'nı imzalattırmak ve 30 Mart'ta referandum yapmak gençlerimize borcumuzdur" dedi. Başbakan Abdullah Gül ve AKP lideri Tayyip Erdoğan'a, 40 yıllık çözümsüzlüğü dile getirdikleri için teşekkür eden Erel, miting sırasında otelde bulunan Arınç ve TBMM heyetine şöyle seslendi:
"Halkın bu görkemli şahlanışını, bir tarihin yazılışını gözleriyle görmelerini isterdim. 'Bunlar küçük bir azınlık', 'Bunlar Rumcular',
'Bunlar zorla getirildiler. Ne istediklerini bilmiyorlar' dediklerinde Denktaş'ın ve Ertuğruloğlu'nun ne demek istediğini daha iyi yorumlarlardı" diye konuştu.
Denktaş kızdı
Denktaş mitinge tepkisini, şu sözlerle aktardı: "Annan belgesini ya imzala, ya git diye eylem yapanlar pazarlık imkânını ortadan kaldırıyor. Klerides pazarlık etmek istemeyecek, 'Denktaş hapı yuttu' diye düşünecek."
Mitingi televizyondan 1.5 saat izlediğini belirten Denktaş, KKTC bayrağı olmamasını eleştirdi ve 'çözüm ve AB' yerine, 'devletim, barış ve AB' denmesini savundu.
Annan: Kulak verin
BM Genel Sekreteri Annan ise New York'ta dün düzenlediği basın toplantısı sırasında tarihi mitingle ilgili sorularla karşı karşıya kaldı. Liderlere tavsiyesinin halkın sesine kulak vermesi olduğunu söyleyen Annan,
"İnsanların sokağa çıkıp barış ve çözüm istemelerinden memnunuz. Biz de müzakereler için bastırıyoruz. İstifa etmek ya da göreve devam etme kararı liderlere aittir. Halk, özellikle bu kadar çok sayıda insan konuşunca dinlememek mümkün değildir" dedi. (Dış Haberler)
50, 60 bin kişi ne istiyordu?
İsmet Berkan
15/01/2003 RADIKAL
Kıbrıs'ta dün yapılan mitinge büyük bir kalabalık katıldı. Kalabalığın istediği şey, Kıbrıs'ta 28 Şubat'a kadar anlaşmaya varılması.
Kıbrıs, Türkiye için belki bir dış politika konusu ama Kıbrıslılar için bu konu bir hayat memat meselesi. İşte o yüzden Kıbrıslılar kendi kaderlerine el koymak istiyorlar.
Mitingde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş aleyhine sloganlar da atıldı, maalesef Denktaş için 'hain' bile dendi. Aslında bunlar yanlış şeyler.
Kıbrıs'ta muhalefet, Rauf Denktaş'ın geçmişine bak
arak onun bir anlaşmaya yanaşmayacağını düşünüyor ve o yüzden KKTC Cumhurbaşkanı'nın istifasını istiyor.
Denktaş, o toplumun bugüne kadar çıkardığı yegâne görüşmeci. Keşke toplum, Denktaş'la ilgili kararını daha önce verseydi de, onu görüşmecilikten alıp Kıbrıs'ta anlaşmayı kim sağlayacaksa onu seçseydi. Şu an, Denktaş'ın görüşmecilikten alınıp alınmamasını tartışmak için çok geç. Zaten bu imkân dahilinde de değil.
Halen Denktaş'ı destekleyen bir parlamento çoğunluğu mevcut.
Ancak elbette bugün bir seçim olsa aynı çoğunluğun yeniden oluşup oluşmayacağı, Denktaş'ın bir kez daha seçilip seçilmeyeceği fevkalade kuşkulu.
O yüzden, o kalabalık bir anlamda Denktaş'ın da son şansı. Eğer Denktaş, Kıbrıslı çoğunluğun taleplerini yerine getirirse, yani Annan Planı çerçevesinde bir anlaşmayı 28 Şubat'a kadar bulabilirse, Denktaş siyasi hayatına da devam edebilecek.
Öte yandan dünkü büyük mitingi Denktaş'ın bugün başlayacağı yüz yüze görüşmeler öncesinde barışa verilmiş büyük bir destek olarak görmek ve yorumlamak da mümkün.
Öyle ya, Denktaş'ın amacı da adil ve kalıcı bir barışı sağlamak değil mi? Eğer öyleyse, o zaman Denktaş halkından büyük bir destek almış
olarak görülmeli. Çünkü meydanda toplanan kalabalık da öncelikle barış istiyor.
Bu barışın parametreleri de belli. Ama KKTC tarafından hâlâ gerçek olmayan, daha doğrusu artık geride kalmış konuların sanki hâlâ Annan Planı'nda varmış gibi takdim edildiğine tanık oluyoruz. Türk kamuoyu, konuyla yakından ilgili olmadığı için verilen yanlış bilgilerden de etkileniyor. Bu türden yanlış bilgiyle yapılan manipülasyonlar yüzünden, Kıbrıs'ta iyi niyet olup olmadığı sorusunu maalesef yine de sormak gerekiyor.
Son olarak Kıbrıs'ın Türkiye için bir güvenlik sorunu oluşturup oluşturmadığı meselesi var. Bu mesele, Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili dış politikasında etkili oluyor. Dün Radikal'de emekli amiral Atilla Kıyat'ın bu konuyu enine boyuna inceleyen mükemmel bir makalesi yayımlandı. Kıbrıs'ın Türkiye için güvenlik zafiyeti yaratacağını öne sürmek imkânsız değilse de herhalde kendine güvensizliğin önemli bir göstergesi. Ne adanın ne de adanın Karpas Burnu'nun Türkiye'nin güvenliğiyle bir ilgisi var. Eğer Karpas'ın bir önemi olsaydı, Türk askeri 28 yıldır o burunda da konuşlanırdı. 28 yıldır olmayan bir şeyin bugün icat edilmeye çalışılması gerçekten acıklı.
Başbakan dedikodu yapmaz
Dünkü Yeni Şafak gazetesinde bir iddia-haber vardı. Kaynağı belirsiz olan ve 'iddia ediliyor', 'öne sürülüyor' gibi fiillerle biten habere göre Amerikan yönetimi başta Türkiye olmak üzere bazı Ortadoğu ülkelerinde medyanın halkı Irak'a karşı savaş fikrine alıştırması ve Amerika'yı desteklemesi için 200 milyon dolarlık bir fon ayırmıştı.
Haber, bir gazetede yer aldığı haliyle bir dedikodudan ya da bir nevi karalama kampanyasının başlangıç sinyalinden ibaretti, ama dün Başbakan Abdullah Gül aynı haberi partisinin grup toplantısında da teyit eder yönde konuştu.
Başbakan Gül, bu konuda, yani ABD'den para alan ya da almak üzere olan gazeteciler ve gazetelerle ilgili bir şey biliyorsa hemen açıklamalıdır. Çünkü sözü edilen ağır bir suç ve gazetecilik mesleği açısından ağır bir kusurdur. Suçu takip etmek, polisin olduğu kadar devletin istihbarat örgütünün de işidir.
Başbakanların görevi, dedikodu yapmak değil, eğer bir şey biliyorsa bunu açıkça söylemektir. Kimsenin kimseyi ve bir mesleği yapanları kaynağı belirsiz iddialarla, kanıtsız birtakım söylemlerle karalama hakkı yoktur ve olmamalıdır.
Biz böyle dedikodu sever başbakanlar gördük geçmişte. işte Mesut Yılmaz'ın bugün içinde bulunduğu durum.
Dedikodu, önce yapanı yaralayan bir şey.
28 Şubat'a dek çözüm için kollar sıvandı
15/01/2003 RADIKAL
LEFKOŞA - Kıbrıs'ın kaderini belirleyecek müzakereler bugün başlıyor. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, 3.5 ay aradan sonra, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun da hazır bulunacağı öğle yemeğinde bir araya gelecek. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Yardımcısı Zbigniew Wlosowicz'in Lefkoşa'da ara bölgede bulunan ikametgâhında yapılacak
görüşmede, Annan Planı'nın kabulü için tanınan 28 Şubat'a kadarki müzakere sürecinin takvimi belirlenecek.
İki taraf da plan üzerinde değişiklikler istiyor. De Soto, önceki gün liderleri acilen uzlaşmaya çağırırken, genel denge ve tavize karşılık taviz ilkesi gözetilerek değişiklikler yapılabileceğini söylemişti. Kıbrıs Rum Kesimi'nde 16 Şubat'ta yapılacak başkanlık seçimleri yüzünden müzakerelerin uzaması, 28 Şubat olarak verilen son tarihe riayet edilmemesi
bekleniyor.
De Soto, perşembe günü Kıbrıs'tan önce Atina'ya geçerek Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu ile görüşecek, ardından da Ankara'ya gelecek. Britanya Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Temsilcisi David Hannay de yarın Atina'dan Kıbrıs'a geçecek.
Denktaş ile Klerides, BM gözetimindeki yüz yüze görüşmeleri 16 Ocak 2002'de başlattı. Altı tur süren yüz yüze görüşmeler kapsamında 58 kez buluşan Denktaş ile Klerides, Lefkoşa'daki son görüşmelerini 26 Eylül 2002'de yapmıştı. (Dış Haberler)
ABD, Kıbrıs'ta baskıyı artırıyor
15/01/2003 RADIKAL
RADİK
AL - ANKARA - Kıbrıs'ta çözüm için BM çabalarına destek veren ABD, Türkiye ve Yunanistan'a baskı yaparak süreci hızlandırma arayışına girdi. ABD Dışişleri'nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston Ankara'daki ikinci gününde yaklaşık dört saat görüştüğü Türk diplomatları dinledi.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin ve Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Ertuğrul Apakan ile görüşen Weston, çıkışta yaptığı açıklamada, çözüm konusunda daha önce de iyimser olduğunu hatırlatarak,
"İyimserliğimin bu defa gerçeğe dönüşmesini umuyorum" dedi. Weston, bir soru üzerine Annan Planı'nın yeniden revize edilmesi konusunu ancak BM Genel Sekreteri'nin yanıtlayabileceğini ifade etti. Kıbrıs'ta soruna çözüm bulmak için çok az bir süre olduğunu belirten Weston, Ankara'dan sonra Atina ve Lefkoşa'ya gidecek. Weston, adada iki liderin bugünkü çalışma yemeğine katılacak.
Muhalefetten Arınç'a markaj
Tarihi miting sırasında adada bulunan Arınç ve TBMM heyeti, otelden çıkmazken, iktidarla muhalefetin şikâyetlerini dinledi
15/01/2003 RADIKAL
YURDAGÜL ŞİMŞEK
LEFKOŞA - KKTC'yi tarihi miting yapıldığı sırada ziyaret eden Bülent Arınç başkanlığındaki TBMM heyeti, iktidar ve muhalefet arasında zor saatler geçirdi. 'Hakemlik yapmaya gelmedik' diyen Arınç, dün temaslarını otelde yapmayı tercih etti. Heyetin mitingi izleyip izlemeyeceği KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Arınç arasındaki görüşmede espriye neden oldu. Denktaş, "Kritik bir dönemde geldiniz. Her türlü havayı alabilirsiniz" deyince Arınç, "Aman cereyanda kalmayalım. Desteğimiz size. En iyisi otelden çıkmamak" dedi.
Arınç, "Mitinge gözlemci de mi göndermeyeceksiniz?" sorusuna gülerek, "Ben De Soto muyum?" yanıtını verdi.
TBMM heyeti sabah Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker ile KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Necmettin Baykul'u ziyaret etti. Heyet daha sonra Girne'deki otele döndü. Heyet, muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Toplumsal Kurtuluş Partisi'nin (TKP) liderleri ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle ancak miting sonrası buluştu. TKP lideri Hüseyin Angolemli ve CTP lideri Mehmet Ali Talat heyete çözümün Denktaş'la olmayacağını, mitingin bunu ortaya koyduğunu söyledi. Angolemli, "Kıbrıs halkı AB'yi istiyor. Çözüm istiyor" dedi. Talat da,"Mitingin yorumu, Kıbrıs halkının geleceğinin belirlenmesidir. Geleceğimiz ne olacak sorusudur" ifadelerini kullandı.
Eroğlu: Para, mitingleri bitirir
KKTC'de iktidardaki Ulusal Birlik Partisi lideri Başbakan Derviş Eroğlu ise Arınç'a "Ekonomik destek gelirse, mitingler biter. Türkiye'den tereddütlü açıklamalar gelmesi, müzakerelerde elimizi zayıflatıyor" dedi.
4 Kıbrıslıdan biri mitingde
KKTCnin başkenti Lefkoşada tarihi gün... 200 bin nüfuslu KKTCdeki muhalefet hareketi tarafından Annan Planına destek için düzenlenen Çözüm ve AB Kararlılık Mitingine en az 50 bin kişi
katıldı
DIŞ HABERLER SERVİSİ
KKTCnin başkenti Lefkoşa dün tarihi günlerinden birini yaşadı. İnönü Meydanını dolduran 50 bine yakın Kıbrıslı Türk, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu plan çerçevesinde 28 Şubata kadar adada sorunun çözülmesi ve Rumlarla birlikte Avrupa Birliğine üyelik isteğiyle gösteri düzenledi. 26 Aralıkta aynı meydanda yapılan ve 30 bin kişinin katılımıyla bir rekorun kırıldığı gösterinin ardından dün düzenlenen bu miting, 200 bin nüfuslu KKTCde her dört kişiden birinin katılımıyla yeni bir rekoru işaret etti.
Esnaf kepenk indirdi
KKTCdeki sendikaların tamamına yakınının birleşerek oluşturduğu "Bu Memleket Bizim Platformu"un düzenlediği "Çözüm ve AB Kararlılık Mitingi"ne katılımı artırmak için birçok sendika greve gitti, okullar kapatıldı, esnaf kepenk indirdi. Miting için KKTCnin değişik bölgelerinden Lefkoşaya otobüs seferleri de düzenlendi.
Dün saat 11de başlayan ve ikiye kadar süren mitingde, istifası istenen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın "çözümün önündeki en büyük engel olduğu" görüşü savunuldu.
Gül ve Erdoğana teşekkür
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, mitingde yaptığı konuşmada, "göç etmemek ve aydınlık bir gelecek için direndiklerini" belirterek, "halktaki kararlılık sürdükçe Kıbrısta barışın engellenemeyeceğini" söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı, "zamanı boşa harcamakla" suçlayan Erel, Başbakan Abdullah Gül ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğana, Kıbrıs konusundaki tavırları nedeniyle teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Denktaşa, "halkın önünü açması" çağrısı yapan Erel, "28 Şubattan önce Annan planını imzalattırmak ve 30 Martta referandum yapmak gençlerimize borcumuzdur" dedi.
Baykal yuhalandı
Mitingde yapılan konuşmalarda, Başbakan Derviş Eroğlu, Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Milletvekili Onur Öymen, Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan, eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, Cumhurbaşkanı Denktaşın Danışmanı Prof. Mümtaz Soysal ve gazeteci Oktay Ekşi aleyhinde tezahürat yapıldı.
Eylemler sürecek
Ali Erel, mitingle ilgili olarak AAya yaptığı değerlendirmede "halkın son kez ciddi bir uyarı yaptığını" söyledi. Kıbrısta çok yakında bir çözüm olacağına ve Kıbrıslı Türklerin de Avrupa Birliğine üye olacağına inandığını dile getiren Erel, "her türlü eylemlerinin 30 Marta kadar devam edeceğini" kaydetti.
Erel, "Gerekmesi halinde yeni mitingler düzenleyeceklerini" belirterek, Sadece mitingler değil, imza kampanyaları, grevler, gerekirse hayatı kilitleyeceğiz. Ama biz muradımıza ulaşacağız" dedi.
İşgal Ordusu pankartı açıldı
"Kıbrısta barış engellenemez", "Çözüm ve AB için bir imza", "Çözüm hemen şimdi", "Göç etmek istemiyoruz" gibi pankartların taşındığı mitingde iki öğrencinin açtığı bir pankart özellikle dikkat çekti. Türk ordusunu "İşgal Ordusu" diye tanımlayan pankartı açan iki Türk öğrenci polis tarafından gözaltına alındı. KKTC polisi göstericilerin Rum tarafına geçmesi olasılığına karşı tedbir olara
k Rum Kesimi ile aradaki sınırın Türk tarafında kalkanlarla etten bir duvar ördü.
MILLIYET 15/01/2003
KKTC basını fena kapıştı
GİRNE Milliyet
KKTCde Annan Planının kabul edilmesini isteyen "Bu Memleket Bizim" platformuyla Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yanlıları arasındaki tartışma, yerel basında Türkiyeyi de hedef alan sert suçlamalara dönüştü. Basında şu görüşlere yer verildi:
AFRİKA GAZETESİ (Muhalif):
Leyla Kıralp: Çıkmışlar ekrana, "Hangi barış?" diye bizimle dalga geçiyorlar. Hangi barış olacak? Tatilci Ayşenin, göbek adı işgal olan barışı değil elbette. Ülkemizi Türkiyenin 82. vilayeti değil, ABnin üyesi çağdaş bir ülke yapacak barışı.
VOLKAN GAZETESİ (Denktaş yanlısı)
Sabahattin İsmail: Hükümet ortağı bir parti, cumhurbaşkanına istifa çağrıları getirilen, bir esaret planının kabulü için çığırtkanlık yapılan mitinge destek kararı alıyorsa, artık ulusal davaya hükümetin bütünü tarafından sahip çıkıldığından söz etmek olası değildir. Artık anarşi ve kaos doğacağı, başka deneyimlerden bellidir.
15/01/2003
Denktaş, Ecevit'in hatasını tekrarlıyor...
Kıbrıs'ta dün küçümsenmeyecek bir gösteri yaşandı.
Binlerce kişi sokaklara döküldü ve "Denktaş istifa- Biz çözüm istiyoruz" diye bağırdı.
Bu durum kolay kolay küçümsenemez. Meydanları dolduran insanlar "çoluk-çocuk" veya "Rum etkisi atında kalmış , kandırılmış veya yolunu şaşırmışlar" diye nitelenemezler.
Böylesine bir baskının altından kolaylıkla kalkılamaz.
Kıbrıs'ta yaşananları ciddi biçimde incelemek ve ona göre adımlarımızı atmak zorundayız.
Denktaş uzun süredir halkının nabzını tam anlamıyla tutamıyor. Genç kuşaktan koptuğunu kendi de kabul ediyor. Başkan, bambaşka bir boyutta yaşıyor. Doğru bildiği şekilde yoluna devam ediyor.
Denktaş'ın içtenlikle, sokakları dolduran bu insanların yanıldıklarına inandığından eminim. Hiçbir kuşkum yok. KKTC Cumhurbaşkanı, yavrularını doğru yola çevirebilmeye çalışan bir baba'nın acılarını çekiyor.
Ancak ne yazık ki, günün gerçekleri çok farklı...
Denktaş bu gerçekleri görmemekte veya görememekte.
Nasıl geçen yıl Ecevit gerçekleri göremedi ve inatçı tutumu nedeniyle hem kendi, hem de partisini kaybettirdiyse, bu yıl da Denktaş aynı hatayı işlemek üzeredir.
Türk toplumu eskiyi silmek ve yeni bir başlangıç yapmak istiyor. Bunu da çok açıkça gösteriyor. Yeni isimler, yeni suratlar ve yeni politikacılar.
Kimileri direnmeden, sahneyi terkediyor.
Kimileri direniyor ve gecikmeyle de olsa, sahneyi terketmek zorunda kalıyorlar.
Ecevit zamanında adım atsa, koltuğunu paylaşsaydı, bugün hala kahraman muamelesi görür, DSP'de silinme noktasına gelmezdi.
Denktaş'ta aynı hatalara düşecekmiş gibi bir tutum içinde...
Yazık değil mi?
Kim ne derse desin, Annan planı bazı değişiklikler yapılabildiği (ki, 2 inci plan daha da iyi) taktirde, Türk tarafının şimdiye kadar karşı karşıya kaldığı en dengeli çözüm önerisidir. Bu gerçeğe bir de toplumun istekleri eklenirse, çözüm kaçınılmazdır.
* * *
AKP, RÜŞTÜNÜ KIBRIS'TA İSPATLAR
AKP, belli başlı konularda siyasi irade gösterememekle suçlanıyor.
Yalpaladığı ve bir türlü rüştünü ispatlayamadığı konuşuluyor. Rüşt ispatı için, kolay konu olarak Kıbrıs gösteriliyor.
AKP'nin temel sorunu, Türkiye'de hükümet edip etmediği, görüşlerini diğer kurumlara kabul ettirip ettiremediği konusunda düğümleniyor.
Bir türlü rüştünü ispat edemiyor. AKP için rüşt is
patı (buna "siyasi irade göstermek" diyebiliriz) günlük kararlar açıklamak değil. Parti öncelikleri, tabanın merakla beklediği türban konusu, YÖK, İmam Hatip okullarıdır. Ekonomiyi, seçim öncesinde dışlamaya çalıştığı IMF'e rağmen düzlüğe çıkarabilmektir. Irak'ta karar verebilmektir.
Bütün bu konularda sonuç alabilmek son derece güç görünüyor. Ne Türban ne YÖK, ne de diğerler sorunlar... AKP'ye yara aldıracak konular olduğu için, parti ister istemez yalpalıyor. Ancak öte yandan da, ülke'deki gerçek patronun kendileri olduğunu göstermeleri gerekiyor.
İşte Kıbırs, bu aşamada devreye giriyor.
Bir çok gözlemcinin paylaştığı varsayım, AKP'nin rüştünü Kıbrıs konusunda ispat etmek isteyeceği şeklinde. Çözüm ile ilgili siyasi iradesini ortaya koyması ve sonuç alınması için bastırması bekleniyor.
Tayyip Erdoğan'ın, Denktaş'ı rahatsız eden konuşmalarıyla KKTC Cumhurbaşkanından gelen ters yanıt çok kişiyi rahatsız etti. Hatta, Erdoğan'ın geri adım attığı dahi ileri sürüldü. Ancak şu günlerdeki izlenim çok farklı.
Erdoğan-Gül ikilisi ile son günlerde konuşanların hemen hemen tamamı, yanlarından aynı izlenimle ayrılıyorlar : İki lider Kıbrıs'ta çözüm bulunması için kararlılar. 28 Şubat randevusunun kaçırılmamasına inanıyorlar.
Buraya kadar iyi.
Asıl önemlisi bundan sonrasındaki tutuma bağlı... Yani kapalı kapılar ardında, çevresindekilere söyledikleri sözleri uygulamaya sokabilecekler mi? Siyasi iradelerini gösterip, Kıbrıs'ta çözüm istemeyenleri ikna edebilecekler mi? Denktaş ısrar ederse, ona dahi HAYIR diyebilecekler mi?
Erdoğan-Gül ikilisine yakın olanlar bu sorulara EVET yanıtı veriyorlar. Bakalım kim doğru çıkacak?
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 15/01/2003
Kıbrıs barış görüşmeleri yeniden başlıyor
Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanı Glafkos Kleridis ile Türk toplumunun lideri Rauf Denktaş, adanın yeniden birleştirilmesine yönelik görüşmelere bugün yeniden başlıyorlar.
BM planına destek amacıyla dün adanın kuzeyinde Kıbrıslı Türklerin düzenlediği şimdiye kadarki en büyük gösteride on binlerce kişi Rauf Denktaş'ı anlaşma yanlısı olmadığı gerekçesiyle protesto etti.
Göstericiler, adanın yeniden birleşmesini ve Rum tarafıyla birlikte 2004 yılının Mayıs ayında AB'ye kabul edilmeyi istiyorlar.
Kıbrıslı Türk lider Denktaş ise bir yerel televizyona verdiği mülakatta, protestocuların yanlış bilgilendirildiğini ve AB'ye katılmanın kendilerini bir gecede zengin edeceğine inandıklarını söyledi.
Gösterilerin İngiliz basınındaki yankıları
Kıbrıs'ın Türk kesiminde dün düzenlenen gösterileri, İngiliz gazeteleri iç sayfalarında ama geniş şekilde duyuruyor. Başlıklar şöyle:
TIMES: 50 Bin gösterici Denktaş'a barış planını desteklemesini söyledi.
GUARDIAN: 70 Bin kişi, Denktaş'a adayı birleştirecek ve AB üyeliğine olanak sağlayacak anlaşmayı imzalaması konusunda baskı yapmak için sokaklarda... Kıbrıslı Türkler BM planı için yürüdü.
FINANCIAL TIMES: Kıbrıslı Türkler BM barış planı için bastırıyor.
INDEPENDENT: Göstericiler Kıbrıs'ı Avrupa Birliği yoluna itiyor.
DAILY TELEGRAPH: Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için 50 Bin kişi Lefkoşe'de yürüdü.
Kıbrıs Türk kesimindeki yetişkin nüfusun üçte birinin katıldığı belirtilen dünkü gösteriyi Denktaş'a yönelik bir halk ültimatomu olarak niteleyen DAILY TELEGRAPH, Kıbrıslı Türklerin lideri Denktaş'ınsa, yeniden birleşme fikrine karşı çıkmaya devam ettiğini yazıyor ve Denktaş'ın, "kendisinin herhangi bir ödün vermesi halinde, Rumların Kıbrıs'ı tamamen ele geçireceklerini; 5-10 yıl içinde Kıbrıs'ta Türk kalmayacağını" söylediğini aktarıyor.
INDEPENDENT Gazetesi de, dünkü gösterilerde, protestocuların Denktaş'ın resmi konutu önünde toplandıklarını, Denktaş'ın, göstericileri, "görüşmelerdeki konumunu zayıflatmakla" suçladığını; ama Kıbrıslı Türklerin liderinin, hükümet değişimi ardından, Ankara'dan da baskı altında kaldığını kaydediyor.
FINANCIAL TIMES Gazetesiyse, dünkü gösteriye katılan öndegelen Kıbrıslı Türk işadamlarından Erdil Nami'nin, "Bu bir halkoylamasıydı. Herkes bunu dikkate almalı. Türkiye dahil!" dediğini aktarıyor.
BBC 15/01/2003
Kıbrıs'ta geri sayım başladı
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için belirlediği son tarih olan 28 Şubat öncesi, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Rum Kesimi lideri Klerides, 3.5 aylık aradan sonra yeniden biraraya geldi. Adada çözüm için liderlerin 43 günü kaldı.
Kıbrıs müzakere süreci, yaklaşık 3.5 aylık bir sürenin ardından bugün yeniden başladı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, Lefkoşa'da ara bölgede bulunan BM Konferans Merkezi'nde bir araya geldi. Görüşmeye, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De So
to da katılıyor.
Liderler, görüşmeye öğle yemeğinde de devam edecek ve görüşmeler için bir takvim belirlemeye çalışacak. Denktaş-Klerides görüşmesi, doğrudan görüşmeler sürecinde olduğu gibi basına kapalı yapılıyor.
4 Aralık 2001'de biraraya gelen liderler, adada 16 Ocak 2002'de yüzyüze görüşmelere başlayarak, 26 Eylül 2002'ye kadar birçok kez biraraya geldi. New York'ta da sürdürülen görüşmeler Denktaş'ın kalp ameliyatı nedeniyle kesintiye uğradı. Kopenhag'daki AB Zirvesi sırasında yeniden gündeme gelen
Kıbrıs sorunu konusunda Denktaş'ın hastalığı nedeniyle ilerleme sağlanamamış, tek başına Rum Kesimi'nin AB üyeliği resmiyet kazanmıştı.
Kopenhag Zirvesi ardından adanın Türk kesiminde başlayan gösterilerde AB üyeliği ve adada çözüm yönünde Denktaş'ın daha yapıcı olması yönünde kamuoyu baskısı yaratıldı.
Ara bölgede bugün başlayan görüşmelerde Alvaro De Soto, BM'nin Annan planı üzerinde büyük değişiklikler yapılmasının beklenmediğini ifade ederken Türk ve Rum kesiminin ise farklı taleplerde bulunması bekleniy
or.
Adanın Rum kesiminde 16 Şubat'ta başkanlık seçimlerinin yapılacak olmasının da görüşmelerin sonuca ulaşma ihtimalini tehlikeye soktuğu belirtiliyor. Denktaş'ın da Annan planına yaptığı itirazlar nedeniyle görüşmelerin 28 şubat'tan sonraya da sarkmasının beklendiği bildiriliyor.
DENKTAŞ: AB ÜYELİĞİ UĞRUNA ÇIKAN SESLER KÜÇÜK'Ü ÜZER
Klerides'le görüşmeye gitmeden önce Dr. Fazıl Küçük'ü anma törenine katılan Denktaş, Klerides ile görüşmesinin ardından bir açıklama yapacağını söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Küçük için Anıttepe'deki kabri başında düzenlenen törende, Anıt Özel Defteri'ne, Kıbrıs Türkünün kazandıklarını Rum'a mal etmeyeceğini belirterek, hak ve hürriyetine
sahip çıkmasını bileceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, daha önce duyurulanın aksine, törende konuşma yapmadı. Denktaş, Anıt Özel Defteri'ne ise şunları yazdı:
''Aziz Doktor, Avrupa Birliği üyeliği uğruna hayatını vakfettiğin ülkenden çıkan sesler muhakkak seni de üzmektedir. Müsterih ol. Gerçekler açıklandığı, gözler gerçeklere açıldığı, Annan belgesindeki tuzaklar anlaşıldığı zaman, bu halk aklı selim ile hareket ederek doğru yolu muhakkak bulacaktır. Gerçek şudur, 'her ne pahasına olursa olsun Annan belgesini imzala' diyenler çok azdır. Barış, uzlaşı isteyenler tüm halktır.
Ancak verilen mutlu mücadelede kazanılanları Rum'a mal etmek pahasına değil. Kıbrıs Türkü hak ve hürriyetine sahip çıkmasını bilecektir, onun için ruhun şad olsun.''
HURRIYET 15/01/2003
Ya istifa et, ya imzala
Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA HURRIYET 15/01/2003
Kıbrıs'ta sol çizgideki parti, sendika ve derneklerden oluşan sivil toplum örgütleri, Denktaş ile Klerides arasında bugün başlayacak müzakereler öncesinde "Çözüm ve AB" talebiyle miting yaptı.
Sol çizgideki parti, sandika ve derneklerden oluşan sivil t
oplum örgütleri dün Lefkoşa'da 30 bin kişinin katıldığı mitingde, Denktaş'a 28 Şubat'a kadar anlaşmayı ya imzala ya da istifa et çağrısında bulundular. Mitingde, uyguladıkları Kıbrıs politikası nedeniyle de Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'e teşekkür edildi.
Kıbrıs'ta ağırlıklı olarak sol çizgideki, parti, sendika ve derneklerden oluşan sivil toplum örgütleri, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides arasında bugün Yeşil Hat'ta başlayacak müzakereler öncesinde, Çözüm ve Avrupa Birliği talebiyle yine eylem yaptı. 30 bini aşkın Kıbrıslı Türk'ün katıldığı eylemde Denktaş'a Ya 28 Şubat'a kadar anlaşma imzala ya da istifa et çağrısı yapıldı.
OKULLARDA GREV
Lefkoşa İnönü Meydanı'nda 27 Kasım ve 26 Aralık'ta da gösteri düzenleyen sivil toplum örgütleri en büyük kalabalığı bu mitingde topladı. Sendikalar, mitinge katılımı artırmak için devlet daireleri ve tüm okullarda greve gitti, esnaf kepenk indirdi.
Organizasyon Komitesi'nin Çözüm İçin Kararlılık, gençlerin ise Geleceğimizi kurtarma operasyonu diye nitelediği mitingde, ellerindeki AB bayraklarıyla Kıbrıs'ta çözüm engellenemez sloganları atıldı. Kalabalık, Kıbrıslı Türkler'in çıkarlarına aykırı hareket etmekle suçladıkları Denktaş'ı istifaya davet etti.
Denktaşın oğlunun partisi de mitingdeydi
MİTİNGDE en büyük sürprizi, başkanlığını Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın oğlu Serdar Denktaş'ın yürüttüğü Demokrat Parti yaptı. Demokrat Parti içindeki Yeni Siyaset Grubu adlı bir oluşum, mitinge destek verdi. Eylemde Demokrat Parti'nin yanısıra koalisyonun büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi'nden bazı milletvekilleri de yer aldı. Cumhuriyetçi Türk Partisi Başkanı Mehmet Ali Talat, İktidara mensup birçok milletvekili arkadaşımız da mitingdeydi. Bu, Denktaş'ın tamamen yalnız kaldığının göstergesidir dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki gün Dünyanın hiçbir yerinde müzakereciler sokaktan yönlendirilmez demiş, eylemlerin Türk tarafını görüşme masasında zora soktuğunu söylemişti. Denktaş, mitinge ortaokul ve lise öğrencilerinin katılmasını da eleştirmişti.
Arınç: Denktaş'ın çabalarını destekliyoruz
TBMM Başbakanı Bülent Arınç, Kıbrıs Türkü'nün geleceği açısından önemli bir müzakere sürecinde bulunulduğuna işaret ederek, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bir çözüme ulaşılması yönünde gösterdiği ve göstereceği çabaları desteklediklerini bildirdi.
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, Arınç onuruna, Girne Dome Hotel'de akşam yemeği verdi. Arınç, yemekte yaptığı konuşmada, şöyle dedi:
''Ada'daki iki tarafın egemenliğini ve siyasi eşitliğini kabul eden, iki kesimliliğin gerçek anlamda korunduğu, uzlaşmaya dayalı bir çözümün, Kıbrıs Türkü'nün esenlik dolu bir gelecek kurmasını sağlayacağına inanıyoruz.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, bu amaçla BM Genel Sekreteri'nin önerilerini müzakereye devam ederek, Kıbrıs Türk halkının haklarını ve çıkarlarını koruyacak, Türkiye'nin etkin garantisinin devamını sağlayacak ve Türk-Yunan dengesini muhafaza edecek bir çözüme ulaşılması yönünde gösterdiği ve devam ettireceği çabaları destekliyoruz.''
TB
MM Başkanı Arınç, uluslararası camianın ve özellikle AB ülkelerinin, Rum tarafını çözüm yönünde teşvik etmesinin, bir çözüme ulaşılması için gerekli olduğunu düşündüklerini kaydetti.
Arınç, Kıbrıs Türkü'nün, Türk milletinin ayrılmaz bir parçası, Kıbrıs'ın da milli bir dava olduğunu vurguladı.
''GÖRÜŞ BİRLİĞİ İÇİNDEYİZ''
Bülent Arınç, şimdiye kadar yaptıkları temaslarda, KKTC yetkilileriyle görüş birliği içinde olduklarını tespit etmekten büyük memnuniyet duyduklarını belirtti.
Kıbrıs Türkü'nün, kanı ve canı pahasına yıllarca özgürlüğüne sahipçıktığını bildiğini ifade eden Arınç, bunun en önemli faktörünün inançve gönül birliği içinde milli dava etrafında birlik ve beraberliğin muhafazası olduğunu kaydetti.
Arınç, demokrasi, parlamenter rejim ve hür düşüncenin Kıbrıs Türkü'nü mücadelesinde güçlü kıldığını, bunların geleceğinin teminatı değerler olduğunu söyledi.
Güçlüğe ve engellemelere rağmen KKTC'de kayda değer ilerlemeler sağlandığını, ziyareti sırasında gördüklerini kaydeden Arınç, KKTC ekonomisinin, Türk hükümetinin de desteğiyle istikrarlı bir çizgiye geldiğini görmekten memnunluk duyduğunu bildirdi.
Zorlukların el birliğiyle üstesinden gelineceğini belirten Arınç, Türk hükümetinin, ekonomik sıkıntıların halledilmesi için gereken duyarlılığı gösterdiğini, TBMM olarak da konuya önem verdiklerini kaydetti.
Arınç, ''sağlanan başarılar değerlendirilirken, KKTC'ye Türkiye'nin dışında dünyanın hiç bir yerinden destek yapılmadığının bilinmesi'' gerektiğine işaret ederek, KKTC'nin spordan ekonomiye çeşitli ambargolara maruz kaldığına dikkati çekti.
EROĞLU'NUN KONUŞMASI
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu da, TBMM'nin, Anadolu işgal altındayken her türlü olumsuz koşullara rağmen Atatürk tarafından kurulduğunu ve Türk'ün asla esareti kabul etmeyeceğini bütün dünyaya göstererek, ulusal kurtuluşun sembolü olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türkü'nün, varoluş mücadelesinde TBMM'den feyz aldığını ifade eden Eroğlu, TBMM Başkanı ve heyetinin, Kıbrıs konusunun kritik bir aşamada bulunduğu dönemde aralarında bulunmasının, Kıbrıs Türkü'neve dünyaya önemli mesajlar verdiğini kaydetti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın ortaya koyduğu çözüm planının zamanlaması ile çözüm için öngördüğü takvimin, AB'nin genişleme sürecine endekslendiğini belirten Eroğlu, ''Uzun süredir propagandası yapılan, 'hemen çözüm ve AB üyeliği' söylemiyle örtüşen bu durum halkımızın miting meydanlarını doldurmasına da zemin hazırlamıştır'' dedi.
Ekonomik krizin özellikle gençler arasında bir gelecek endişesi yarattığına işaret eden Eroğlu, yaratılan bu ortamın, ortaya konulan planın bir ''kurtuluş reçetesi'' olarak pazarlanmasına olanak sağladığını kaydetti. Herkesin barış ve anlaşma istediğini dile getiren Eroğlu, bunun önkoşulunun, Kıbrıs Türkü'nün haklarını koruyan,adil, onurlu bir anlaşmanın yapılması olduğunu
vurguladı.
Bu süreçte çok dikkatli olmaları gerektiğini ve Türkiye ile yakın dayanışma içinde olmalarının son derece önemli olduğunu dile getiren Eroğlu, şöyle dedi:
''Yapılacak anlaşmanın bu Ada'ya ve bölgemize nihai barışı getirmesi için özen göstermek ve titiz davranmak, devlet adamlığını gerektirir. Bunu, iç politik hesaplarla barış karşıtı olarak lanse etmenin hiç kimseye faydası yoktur. Zaman, birlik ve beraberlik zamanıdır.''
Eroğlu: Türkiyeye ilhak yok
Saffet KORKMAZ-Hasan TÜFEKÇİ
Arınç ve TBMM heyetiyle basına kapalı görüşmede, Başbakan Derviş Eroğlu, şu mesajları verdi:
Mitinglerin nedeni ekonomik sıkıntı. Bizim gündemimizde Türkiye'ye ilhak yok. Beklentimiz ekonomik entegrasyon ve iki ülkenin yanyana yaşaması.
Mitingler sadece Denktaş'a k
arşı değil, bunlar hem bizim hükümetimize hem Türkiye'ye tepki.Ekonomik destekle bu tepkiler biter.
Serdar Denktaş ise görüşmede, Mitinglerle bir yere varılacağına inanmıyoruz. Bunlar sadece Rauf Denktaş'a itiraz eden kalabalıklar değil. Biz partimizi bu konuda serbest bıraktık. Her iki görüşe de destek verenler var aramızda. Annan Planı mevcut haliyle uygulanırsa bize kötü günler getirir dedi.
HURRIYET 15/01/2003
Bir ara mitinge gidecektim
Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mitingi üzülerek izlediğini belirtti ve Pazarlık imkanlarımı ortadan kaldırdılar. Klerides, bu manzaraya bakıp Denktaş hapı yuttu' diyecek ve benimle pazarlığa yanaşmayacak. Bir ara mitinge gidip ansızın mikrofonu almak istedim, ama ne reaksiyon alacağımı
bilemedim dedi.
Denktaş
, dün gece Bayrak Televizyonunda yayınlanan Akis programında mitingi şöyle yorumladı: AB'ye girmek için gösteriler yapmak, barış istemek halkın hakkıdır. Ama devleti yıkarak, devlet yokmuş gibi davranarak değil. Halk iradesiyle devleti yıkmaya kalkışmak, vacip değil. Barış istemek akıl işidir. Ancak hangi temelde barış istendiğinin açıklanması gerekir.
HALKTAN TEKME YEMEM
Denktaş, Müzakerelerde belli noktalarda esneme mümkün. Fazla esnersen egemenlik konusunda, devletinin varlığı konusunda esneye esneye uyursan, o zaman ağzın açık kalır. Ve halktan büyük tekme yersin. Ben halktan tekme yiyecek adam değilim diye konuştu.
Denktaş, Reuters ajansına verdiği demeçte de, anlaşmaya varılması için 28 Şubat'a kadar tanınan sürenin çok kısa olduğunu ve anlaşma sağlanması umudunun az olduğunu vurguladı.
HURRIYET 15/01/2003
Rumlar'ın küstahlığı
Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı
Yannis Kassulides, Kıbrıs'taki gösterilerden cesaret alarak, Denktaş'ı Çavuşesku'ya benzetti.
Kassulides, Tüm bunlar çok cesaret verici.
Denktaş döneminin sona ermesine tanık oluyoruz. Bu muhalefet tıpkı Romanya diktatörü Çavuşesku'yu deviren hareket gibi büyük bir çığa dönüşebilir dedi. Rum bakan Kassulides'in bu densizliği, büyük tepki topladı.
Romanya diktatörü Çavuşesku 25 Aralık 1989 günü, halk kitleleri tarafından devrildikten sonra, eşi Elena ile birlikte yargısız infazla kurşuna dizilmişti.
GUARDIAN: HALK İSYANI
Dün KKTC'de yapılan gösteriyle ilgili bir ön haber veren İngiliz The Guardian Gazetesi ise Halk isyanı KKTC'nin sonu olabilir yorumunu yaptı. Gazete, Yunan Dışişleri Bakanı Kassulides'in Çavuşesku benzetmesine de yer verdi. Gösteriye İngiltere'den de çok sayıda olmak üzere onbinlerce kişinin katılmasının beklendiğini belirten İngiliz gazetesi, geçen hafta CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın protestocuların Kıbrıs'ı bölen barikatları geçmeye çalışabilecekleri yönünde sözlerine de yer verdi.
HURRIYET 15/01/2003