Kopenhag’da Kıbrıs düğümü

Kıbrıs sorunu, Kopenhag Zirvesi’nde en çok tartışılan konular arasında yer aldı. BM’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto’nun, 2 gün boyunca taraflar arasında yürüttüğü mekik diplomasisi, sonuçsuz kaldı.

Kopenhag
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

13 Aralık— Kopenhag’da bulunan BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, zirve boyunca tarafları bir anlaşmaya imza atmaya ikna etmek için yürüttüğü yoğun diplomasi trafiğini bugün de sürdürdü. Ancak zirvede bir çözüme ulaşılamadı. Tarafların bir ‘iyi niyet mektubu’na imza atacakları yönündeki haberler de, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından yalanlandı. Zirvenin son gününde, Türk hükümetinden yapılan açıklamalarla KKTC Cumhurbaşkanı’nın sözleri arasındaki farklılık dikkat çekti. Başbakan Abdullah Gül, ‘Annan teklifi çerçevesinde çalışacaklarını’, AKP lideri Erdoğan ise, Annan planının müzakere için zemin oluşturduğunu belirtti. Denktaş ise, ‘Annan belgesinin zemin olarak kabul edilemeyeceğini’ söyledi.

Başbakan Abdullah Gül, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve Almanya Başbakanı Schröder’le görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs için 28 Şubat’a kadar görüşmelerin devam edeceğini anlattı ve sorununun Annan teklifi çerçevesinde, iki tarafı da tatmin edecek bir şekilde çözüme ulaşması için çalışacaklarını vurguladı.

ERDOĞAN: ANNAN PLANI ZEMİN
AKP lideri Erdoğan da Chirac ve Schröder’le görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Kıbrıs konusunda bir uzlaşma olacak mı?” sorusuna “Müzakereler devam edecek. Bu konuda Annan planı müzakere için bir zemin oluşturuyor.” yanıtını verdi. Erdoğan Kıbrıs konusunda Kopenhag’da bir imzanın söz konusu olmadığını da söyledi.

DENKTAŞ: ANNAN BELGESİ ZEMİN OLAMAZ
Akşam saatlerinde, Kıbrıs konusunda adadaki iki tarafın bir belgeye imza atacağı yolunda haberlerin medyada yer alması üzerine, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda adadaki iki tarafın bir belgeye imza atacağı yolundaki haberlerin asılsız olduğunu söyledi. Denktaş, BM’nin, “İki tarafla da gerekli temaslar yapı
ldı, iki tarafla konuşuldu” diye bir açıklama yapacağını ve BM’nin bu açıklamaya, “Annan’ın 2. belgesinin zemin olarak kabul edildiği ve görüşmelerin devam edeceği” yönünde bir ibare koymak istediğini kaydetti. Denktaş, “Bizim görüşümüz ise bu belge zemin olarak kabul edilemez. Biz bunu karşılıklı tartışmak istiyoruz, bu konuda açıklamaya, ‘zemin olarak kabul edildi’ sözünün girip girmemesi konusunda tartışmalar devam ediyor” diye konuştu. Rauf Denktaş, BM’nin her iki taraftan da bir belge için imza talebinin olmadığına dikkat çekti.

ERTUĞRULOĞLU: OLDU-BİTTİYLE İMZA ATMAYIZ
Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, bugün de yürüttüğü diplomasi trafiğinde, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile görüştü. Ertuğruloğlu, Türk tarafının da herhangi bir belgeyi oldu-bittiyle imzalamasının söz konusu olamayacağını söyledi.
Akşam BM’nin New York’taki genel merkezinden yapılan açıklamada da, Kopenhag Zirvesi’nde Kıbrıs için bir çözüme ulaşılamadığı
belirtildi.

NTV 13/12/2002

 

Kopenhag’da Kıbrıs için çözüm yok

BM Genel Sekreteri Annan’ın sözcüsü, Kopenhag’da Kıbrıs’la ilgili bir anlaşmaya ulaşılamadığını bildirdi.

Kopenhag
AA

13 Aralık— Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sözcüsü Fred Eckhard, New York’da yaptığı açıklamada, “Genel Sekreter’in Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, 12-13 Aralık’ta Kopenhag’da yoğun bir diplomasi trafiği sürdürdü, ancak maalesef özlü bir çözüme ulaşılmasının mümkün olmadığı anlaşıldı” dedi. Eckhard, De Soto’nun New York’a geri döneceğini de söyledi.

Kofi Annan’ın sözcüsü Eckhard, “Son dakikaya kadar bir uzlaşının mümkün olduğu sanılıyordu” diye ekledi.

MÜZAKEREYE DEVAM
“Genel Sekreter Kofi Annan’ın 10 Aralık tarihli önerilerinin hala masada olduğunu” kaydeden Eckhard, “Mevcut fırsatın kaçırılmış olmasının üzüntü verici olduğunu” vurguladı. Sözcü, “Buna rağmen her iki taraf da müzakereleri sürdürme kararlılıklarını ifade etmişlerdir” diye konuştu.

’28 ŞUBAT’A KADAR FIRSAT VAR’
“Şimdiye kadar sağlanan en önemli gelişmenin sağlamlaştırılması gereğinin” de altını çizen sözcü, “İlgililerin önümüzdeki dönemde uzlaşmaya varmak için çabalarını iki katına çıkarmalarının önemini” vurguladı

“28 Şubat’a kadar fırsatın varolmaya devam edeceğini” belirten sözcü, “Bu süre içinde anlaşma sağlanması halinde birleşik Kıbrıs’ın AB’ye katılacağına” dikkat çekti. Eckhard, De Soto’nun yarın New York’a gelerek, Genel Sekreter Annan’a gelişmelerle ilgili bilgi sunacağını sözlerine ekledi

NTV 13/12/2002

Denktaş: İmza haberleri asılsız

KKTC Cumhurbaşkanı, Kıbrıs konusunda adadaki iki tarafın bir belgeye imza atacağı yolundaki haberlerin asılsız olduğunu söyledi.

Ankara
AA

13 Aralık— KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Birleşmiş Milletler’in yapacağı açıklamaya, Kofi Annan planının zemin olarak kabul edildiği yönünde bir ibare girip girmemesi konusunun tartışıldığını söyledi.

Anadolu Ajansı’na açıklamada bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, iddia edildiğinin aksine böyle bir imza atılmasının söz konusu olmadığını belirtti. Denktaş, Birleşmiş Milletler’in yapacağı açıklamaya, Kofi Annan planının zemin olarak kabul edildiği yönünde bir ibare girip girmemesi konusunun tartışıldığını söyledi.
Annan’ın her ik
i Kıbrıs planının da müzakereye ihtiyacı olduğunu söyleyen Denktaş, “Öyle bir imza yok, bir belgenin imzalanması falan yok. Sadece bunlar görüşülür mü, görüşülemez mi diye bir tartışma söz konusu” dedi.
Bir belgeye imza atılacağına ilişkin haberleri izlediğini söyleyen Denktaş, bu haberleri doğrulamadı. Denktaş, BM’nin “İki tarafla da gerekli temaslar yapıldı, iki tarafla konuşuldu” diye bir açıklama yapacağını ve BM’nin bu açıklamaya, “Annan’ın 2. belgesinin zemin olarak kabul edildiği ve görüşmelerin deva
m edeceği” yönünde bir ibare koymak istediğini ifade etti..

NTV 13/12/2002

Denktaş’tan müzakere koşulları

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş müzakere için KKTC’ye uygulanan ambargoların kaldırılmasını ve anlaşma imzalansa bile Türkiye’nin AB’ye üyeliğine kadar askıya alınmasını şart koştu.

Ankara
NTV

13 Aralık— İbni Sina Hastanesi’nden taburcu olan Rauf Denktaş, yaptığı konuşmada Kopenhag zirvesinde Türkiye’ye verileceği söylenen şartlı tarihle ilgili olarak “İlk bakışta Türkiye’nin üzerinde durduğu esaslara uyulmadığını görüyorum, üzülüyorum.” dedi.

Denktaş zirvede Kıbrısla ilgili olarak KKTC Dışişleri Bakanına baskı yapıldığını belirterek “Biz Annan belgesinin ilk taslağının kabul edilemez olduğunu söyledik. Kabul etmemiz için baskı yaptılar. Sonra Rum tarafının da itirazları olduğundan her iki tarafa da soru sordular. Ardından Klerides kabul etmiş gibi bir hava yaratıldı. Ben bunu Rumlarla görüşmek istiyorum dediğim halde Denktaş reddetti havasını yarattılar” dedi “AB’nin baskı yapmasını

iyi niyet görevine aykırı ve biraz da ayıp olarak görüyorum” diyen Denktaş “Kimse böyle tehditle ve müzakeresi yapılmamış bir belgeyi imzalatmak için baskı yapamaz. Rumlara, imzalasa da imzalamasa da AB’ye üye olma vaadi verilmiş, Klerides artık imzalar mı?” dedi.
Fırsat verilmesi halinde belgeyi müzakere etmek istediklerini söyleyen Denktaş, Rum kesiminin AB üyeliğinin ertelenmesi talebinde bulundu.

Müzakere için koşullar öne süren Rauf Denktaş, “Öncelikle KKTC’ye uygulanan amborgolar kaldırılsın, anlaşma imzalansa bile Türkiye’nin AB’ye üyeliğine kadar askıda kalsın” dedi.

NTV 13/12/2002

Kıbrıs kördüğüm

Kopenhag'da Kıbrıs trafiği baş döndürdü. BM ve AB yetkilileri bugün saat 16.00'ya kadar sorunun çözüm kapılarını açık tuttu

13/12/2002 RADIKAL

KOPENHAG - AB'nin Kopenhag zirvesi, hem Türkiye'nin beklentilerine uygun müzakere tarihi alabilmesi, hem de Kıbrıs sorununun, Rumlar tek başına birliğe girmeden 'tarihi fırsat' görülen son BM planı zemininde çözülebilmesi için 'çılgın' bir pazarlığa sahne oluyor. Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, çözüm olasılığı nedeniyle Rum Milli Konseyi üyelerini yanında getirirken, KKTC lideri Rauf Denktaş'ın rahatsızlığı nedeniyle zirveye gidememiş olması ve yerine imza yetkisi olmayan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'nu göndermesi Türkiye'nin elini güçleştiriyor.
AB Dönem Başkanı Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'i arayıp Kıbrıs müzakereleri için yer ayırmasını isteyen Annan,
Denktaş gelmediği için Kopenhag'a gelmedi. Annan'ın yerine taraflar arasında mekik dokuyan Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ise son dakikaya dek anlaşmadan ümidi kesmiyor. De Soto, dün Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'le görüşmesinin ardından, "Anlaşma için vuruş menzilindeyiz, ama hâlâ zor kararların alınması gerek" dedi. De Soto, Denktaş'ın Kopenhag'da olmamasından hayal kırıklığı duyup duymadığı sorusunu, "Onun liderliği ve konumunun yerini hiçbir şey tutamaz. Doktorlarından çalışmayı sürdüreceği haberini alıyoruz ve gelişmeleri yakından izlediğini biliyoruz" diye yanıtladı.

İmza salonu bile hazır
Özellikle Türk tarafına baskıyı yoğunlaştıran BM temsilcisinin, dün Ertuğruloğlu'ndan Annan'ın 11 Kasım'da sunulan ve revize edilmiş planını bugün TSİ 16.00'ya dek imzalamasını istediği öne sürüldü. Ertuğruloğlu'nun imza yetkisi olmadığı gerekçesiyle De Soto'ya yanıt veremediği, De Soto'nun bunun üzerine, "O zaman imzalamama gerekçelerinizi açıklayın" dediği iddia edildi. Mekik diplomasisine dahil olan Brita
nya'nın Kıbrıs özel temsilcisi Sir David Hannay'in ise Rum lideri Klerides'e, "Yarın (bugün) bazı gelişmeler yaşanabilir. Ona göre hazır olun" dediği öne sürüldü. Kopenhag'da anlaşmaya varılması olasılığına karşı, imza töreni için özel salon bile hazırlandı.
Rum Yönetimi Sözcüsü Mihalis Papapetru, "Denktaş yetki verirse, Türkiye'den bir temsilci ile görüşmeye hazırız" demişti. Ancak Ertuğruloğlu'nun Kopenhag yolunda verdiği mesaj, "Müzakere sürecine desteğimizi göstermek için gidiyoruz. Ortada imza atabile
ceğimiz bir belge yok" olmuştu.

'Ertuğruloğlu yetkili'
Kopenhag'da pazarlıklar sürerken Denktaş'ı Ankara'da tedavi gördüğü hastanede ziyaret eden danışmanı Mümtaz Soysal ise Ertuğruloğlu'nun yetki sorununu aydınlatan açıklamalar yaptı. Soysal, "Ertuğruloğlu, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı. Başkan'ın talimatıyla Kopenhag'a gitti. Gerekirse her şeyi, Başkan buradan söylerse yapar. Ama yapacak bir şey varsa. Yapılması gereken doğru bir şey varsa yapar..." dedi.
Türkiye, Danimarka'dan Kıbrıs'ın 'çözümden s
onra katılmak şartıyla' üyeliğe davet edilmesini istiyor. Türk tarafı temaslarda Kıbrıs'ta çözümün AB'nin vereceği müzakere tarihiyle de bağlantılı olduğu tezini işliyor. Başbakan Abdullah Gül ise, 'Kıbrıs'la ilgili bir imza olacak mı?' sorusunu, "Böyle bir talep şu anda yok" diye yanıtladı. Ancak Gül, görüşmelerin sürdüğünü söylerken, "Kıbrıs'ta çözüm görüyorum. Biz Kıbrıs'ta çözüme gitmek istiyoruz ve daha iyi bir noktadayız" dedi.

Simitis ümitsiz değil
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ise Denktaş'ın hastalığı nedeniyle Ankara'da bulunduğunu hatırlatarak, "Bütün bu senaryo, Kopenhag'da bir anlaşmaya varılmasının zor olduğunu gösteriyor" dedi. Yine de Simitis'in,
"Umutların tamamen yitirildiğine katılmıyorum" sözleri dikkat çekti. Yunan Dışişleri Baka
nı Yorgos Papandreu da, "Kopenhag'da olmasa bile, birkaç hafta içinde anlaşma olabilir" diye konuştu.
Simitis, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB üyeliğinin de siyasi sorunun çözümü ile bağdaştırılmayacağını kaydetti. Simitis, Türkiye'nin Rumların üyeliği halinde A
B'ye bu kararını tanımadığı yolunda nota vereceğine dair haberler için, "O zaman Türkiye kendi konumunu zorlaştırır" diye konuştu.
Yunan kaynakları, Kopenhag zirvesinde ilk günün 'pek de iyi gitmediğini' belirtse de tarafların müzakereleri sürdüreceklerin
e dair bir 'iyi niyet mutabakatı' imzalaması ya da Türkiye'nin bir çeşit 'güven mektubu' vermesinin mümkün olduğunu öne sürdü.

Kıbrıs pazarlığında 'protokol' tartışması

13/12/2002 RADIKAL

KKTC Turizm ve Kültür Bakanı Serdar Denktaş'ın, Kopenhag'da Türk ve Rum tarafları arasında bir iyi niyet protokolü imzalanacağı yolundaki açıklaması kafaları karıştırdı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, bu yöndeki haberleri yalanlarken, Denktaş'ın danışmanı Mümtaz Soysal "İmza yok, demek böyle bir bir protokolün bulunmadığı anlamına gelmez" dedi.

DENKTAŞ: ASILSIZ

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs
konusunda adadaki iki tarafın bir belgeye imza atacağı yolundaki haberlerin
asılsız olduğunu söyledi.
Denktaş, iddia edildiğinin ak
sine böyle bir
imzanın söz konusu olmadığını belirterek, BM'nin yapacağı açıklamaya, Kofi Annan planının zemin olarak kabul edildiği yönünde bir ibare girip girmemesi konusunun tartışıldığını bildirdi. Annan'ın her iki Kıbrıs planının da müzakereye ihtiya
cı olduğunu söyleyen Denktaş, "Öyle bir imza yok, bir belgenin imzalanması falan yok. Sadece bunlar görüşülür mü, görüşülemez mi
diye bir tartışma söz konusu" dedi. Bir belgeye imza atılacağına ilişkin haberleri izlediğini söyleyen Denktaş, bu haberleri d
oğrulamadı.
Denktaş, BM'nin, 'İki tarafla da gerekli temaslar yapıldı, iki tarafla konuşuldu' diye bir açıklama yapacağını ve BM'nin bu açıklamaya, 'Annan'ın 2. belgesinin zemin olarak kabul edildiği ve görüşmelerin devam edeceği' yönünde bir ibare koymak
istediğini kaydetti.
Denktaş, "Bizim görüşümüz ise bu belge zemin olarak kabul edilemez. Biz bunu karşılıklı tartışmak istiyoruz, bu konuda açıklamaya, 'zemin olarak kabul edildi' sözünün girip girmemesi konusunda tartışmalar devam ediyor" diye konuştu.

KKTC lideri, BM'nin her iki taraftan da bir belge için imza talebinin olmadığına dikkati çekti.

YAKIŞ: İMZA YOK

Ön protokol iddiaları Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış tarafından da yalanlandı. Yakış, iki tarafın bir iyi niyet protokolü imzalayacakları idd
iaları üzerine, böyle bir protokol için imzanın söz konusu olmadığını kaydetti. Yakış, Türkiye'nin, müzakerelere devam etmesi için KKTC'ye her zaman telkinde bulunduğunu ve bundan sonra da edeceğini söyleyerek, "İyi niyetimizin göstergesi budur" dedi

Denktaş: İmza yok

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda adadaki iki tarafın bir belgeye imza atacağı yolundaki haberlerin asılsız olduğunu söyledi.

Denktaş, iddia edildiğinin aksine böyle bir imzanın söz konusu olmadığını belirterek, BM'nin yapacağı açıklamaya, Kofi Annan planının zemin olarak kabul edildiği yönünde bir ibare girip girmemesi konusunun tartışıldığını bildirdi.

Annan'ın her iki Kıbrıs planının da müzakereye ihtiyacı olduğunu söyleyen Denktaş, ''Öyle bir imza yok, bir belgenin imzalanması falan yok. Sadece bunlar görüşülür mü, görüşülemez mi diye bir tartışma söz konusu'' dedi.

Bir belgeye imza atılacağına ilişkin haberleri izlediğini söyleyenDenktaş, bu haberleri doğrulamadı.

Denktaş, BM'nin, ''İki tarafla da gerekli temaslar yapıldı, iki tarafla konuşuldu'' diye bir açıklama yapacağını ve BM'nin bu açıklamaya, ''Annan'ın 2. belgesinin zemin olarak kabul edildiği ve görüşmelerin devam edeceği'' yönünde bir ibare koymak istediğini kaydetti.

Denktaş, ''Bizim görüşümüz ise bu belge zemin olarak kabul edilemez. Biz bunu karşılıklı tartışmak istiyoruz, bu konuda açıklamaya, 'zemin olarak kabul edildi' sözünün girip girmemesi konusunda tartışmalar devam ediyor'' diye konuştu. Rauf Denktaş, BM'nin her iki taraftan da bir belge için imza talebinin olmadığına dikkat çekti.

13/12/2002 HURRIYET

Kıbrıs konusunda Kopenhag'da anlaşma yok

Kopenhag zirvesinde Kıbrıs konusunda taraflar arasında bir anlaşmaya varılamadı. BM, tarafların görüşlerinin birbirine çok yaklaşmış olmasına rağmen, Kopenhag'da bir anlaşmaya varılamadığını açıkladı. Ancak Annan Planı'nın hala masada.

BM sözcüsü Fred Eckhard, New York'da yaptığı açıklamada, "Genel Sekreter'in Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, 12-13 Aralık'ta Kopenhag'da yoğun bir diplomasi trafiği sürdürdü, ancak maalesef özlü bir çözüme ulaşılmasının mümkün olmadığı anlaşıldı" dedi. Sözcü, "Son dakikaya kadar bir uzlaşının mümkün olduğu sanılıyordu" diye ekledi.

MÜZAKEREYE DEVAM

"Genel Sekreter Kofi Annan'ın 10 Aralık tarihli önerilerinin hala masada olduğunu" kaydeden Eckhard, "Mevcut fırsatın kaçırılmış olmasının üzüntü verici olduğunu" vurguladı. Sözcü, "Buna rağmen heriki taraf da müzakereleri sürdürme kararlılıklarını ifade etmişlerdir" diye konuştu.

"Şimdiye kadar sağlanan en önemli gelişmeni
n sağlamlaştırılması gereğinin" de altını çizen sözcü, "İlgililerin önümüzdeki dönemde uzlaşmaya varmak için çabalarını iki katına çıkarmalarının önemini" vurguladı.

"28 Şubat'a kadar fırsatın varolmaya devam edeceğini" belirten sözcü, "Bu süre içinde an
laşma sağlanması halinde birleşik Kıbrıs'ın AB'ye katılacağına" dikkat çekti. (aa)

13/12/2002 HURRIYET

Denktaş taburcu oldu, ''koşullu müzakere'' dedi


Kopenhag'da Birleşmiş Milletler'in önerisinin kabul edilmesi halinde Kıbrıs Türklerinin de AB'ye gireceği belirtildi. Gözler Denktaş'a çevrildi ancak Denktaş hastane çıkışında koşulla müzakereden sözetti.
Kıbrıs'ta da bu gelişmeler üzerine "Denktaş'tan sözleşmeyi imzalamasını" isteyen Kıbrıslılar miting düzenledi.
Ankara Üniversitesi (A.Ü) Tıp Fakültesi İ
bni Sina Hastanesi'nde tedavi gören KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, taburcu oldu.
Denktaş, ''Türkiye'nin mümtaz hekimlerine, dün inleyerek geldiğim bu hastaneden bugün ayakta ve güler yüzle uğurlandığım için teşekkürlerimi sunuyorum'' dedi.
BM'nin Kıbrıs
planının imzalanması konusundaki görüşlerini dile getiren Denktaş, bunun daha sonraki bir tarihe ertelenmesini istedi. Denktaş, ''Cevabımız şu: Kıbrıs konusunda müzakereye hazırız. Kıbrıs Türklerinin aleyhine sürdürülen ambargo kaldırılmalı'' diye konuştu.
Biz Annan belgesinin ilk taslağının kabul edilemez olduğunu söyledik. Kabul etmemiz için baskı yaptılar. Sonra Rum tarafının da itirazları olduğundan her iki tarafa da soru sordular. Ardından Klerides kabul etmiş gibi bir hava yaratıldı. Ben bunu Rumlarla görüşmek istiyorum dediğim halde Denktaş reddetti havasını yarattılar" dedi.
“AB’nin baskı yapmasını iyi niyet görevine aykırı ve biraz da ayıp olarak görüyorum" diyen Denktaş “Kimse böyle tehditle ve müzakeresi yapılmamış bir belgeyi imzalatmak için baskı yapamaz. Rumlara, imzalasa da imzalamasa da AB’ye üye olma vaadi verilmiş, Klerides artık imzalar mı?" dedi.
Fırsat verilmesi halinde belgeyi müzakere etmek istediklerini söyleyen Denktaş, Rum kesiminin AB üyeliğinin ertelenmesi talebinde bulundu. Müzake
re için koşullar öne süren Rauf Denktaş, “Öncelikle KKTC’ye uygulanan amborgolar kaldırılsın, anlaşma imzalansa bile Türkiye’nin AB’ye üyeliğine kadar askıda kalsın" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Şimdilik Avrupa'nın çıkarı, Türkiye'yi oyalayarak
Kıbrıs'ı almaktır. Kıbrıs'a sahip çıkmaktır. Kıbrıs'ı Türkiye'nin etrafında bir nevi Hıristiyan kalesi haline getirmektir, diye düşünüyorum. Çünkü bu kadar haksızlığı nereye sığdırarak yaptıklarını, hiçbir hesaba sığdırabilmiş değilim'' dedi.
Denktaş, tab
urcu olduğu İbni Sina Hastanesi'nden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin de söz hakkı bulunduğu yönündeki sözlerini anımsatması üzerine, Denktaş, Kıbrı
s konusunda kararı daima Türkiye ile KKTC'nin birlikte verdiğini söyledi.
Denktaş, şöyle konuştu:
''Çünkü Kıbrıs bir milli davadır. Türkiye bu dava için bunca fedakarlık yapmıştır. Bu davadan Türkiye'nin vazgeçmediği ve vazgeçmeyeceği de bilinmektedir. Dol
ayısıyla, 'Türkiye birlikte karar verir' sözü doğru bir sözdür. Birlikte karar veririz. Ama, geçmişte de olmuştur, bir çok konuda öyle kararlar alınma yoluna gidilmiştir ki, biz bunun hem bize hem Türkiye'ye zararlı olacağını dikkatlerine getirdiğimizde kaale alınmıştır ve iki üç sene sonra 'Allah sizden razı olsun' denilmiştir.
Dolayısıyla birlikte karar vermek, birlikte müzakere edip bu milli davayı hem Türkiye'nin lehine hem Kıbrıs Türklerinin lehine yürütme meselesidir.''

''TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK HAKLAR
I''

''Güney Kıbrıs'ın AB'ye kabulü Kıbrıs sorununu ve Türkiye'nin AB'ye üyeliğini bir çözümsüzlük noktasına götürür mü?'' sorusuna da Denktaş, şu karşılığı verdi:
''Eğer AB Türkiye'ye muhtaçsa ki muhtaçtır ve daima olacaktır, bu hiçbir zaman kesin ve daimi bir çözümsüzlüğe götürmez. Görüşmeler şu ya da bu safhada devam eder ve yine bir yerde noktalanır. Uluslararası diplomasilerde kesin kararlar yoktur. Bir duraklama olabilir. Karşılıklı çıkarlar ne ise o olur.
'Şimdilik Avrupa'nın çıkarı, Türkiye'yi oyal
ayarak Kıbrıs'ı almaktır. Kıbrıs'a sahip çıkmaktır. Kıbrıs'ı Türkiye'nin etrafında bir nevi Hıristiyan kalesi haline getirmektir' diye düşünüyorum. Çünkü bu kadar haksızlığı nereye sığdırarak yaptıklarını, hiçbir hesaba sığdırabilmiş değilim.
Ama AB, 'Kıbrıs jeopolitik açıdan bize lazımdır' dediğine göre, Kıbrıs'ın tümünü istiyor demektir. Jeopolitik açıdan Türkiye'nin uluslararası anlaşmalarla tespit edilmiş hakları vardır. Madem ki AB'nin jeopolitik istemi, Türkiye'nin var olan jeopolitik haklarına uymakt
adır, o halde AB daha da Türkiye'ye kapılarını açmalıydı. Türkiye'nin jeopolitik haklarını hiçe sayarak, Yunanistan'ın haklarını ve siyasi istemini kaale alarak Kıbrıs'la ilgili aldıkları karar hem uluslararası anlaşmalara hem ahlaka hem de insanlığa aykırıdır. Kıbrıs Türklerinin eşit haklarını, egemenliğini tanımaksızın Kıbrıs'ı aldık demek, Kıbrıs Türklerini bir tarafa ittikten sonra Rumların kölesi haline getirmek demektir. Bunu asla kabul edemeyiz.'' Denktaş, ikametine ayrılan Camlı Köşk'te bir süre dinlendikten sonra KKTC'ye dönecek.

13/12/2002 HURRIYET

Lefkoşa'da "hemen şimdi barış" mitingi


KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da düzenlenen mitingde, Kıbrıs sorununa "hemen barış" olması isteği dile getirildi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi, Toplumcu Kurtuluş Partisi ve bazı sendikalar tarafından Kuğulu Park'ta düzenlenen, yaklaşık bin kişinin katıldığı mitingde, "Barış Hemen Şimdi", "Kıbrıs'ta barış engellenemez" sloganları atıldı. Bir grubun topluluğu yönlendirmesiyle de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş aleyhine slogan a
tıldı.
13/12/2002 HURRIYET

AB genişleme konusunda uzlaştı

Avrupa Birliği'nin Kopenhag'daki zirve toplantısında, Avrupalı liderler, Birliğin Mayıs 2004'te 10 yeni üyeyi içine alarak genişlemesini resmen onayladı.

AB ile yeni üyeler arasında, 40 milyar Euro'nun üzerinde bir yardım paketi konusunda anlaşmaya varıldı. 10 adayın en büyüğü olan Polonya bu konudaki itirazlarından son ana kadar vazgeçmemişti. İtirazlar önerinin biraz daha geliştirilmesi ile aşılabildi.

Polonya'ya 2004-2006 arasında ülkesine su
nulacak tarım teşviklerinde yaklaşık 1 milyar Euro'luk ek bir kaynak sağlandı. Ayrıca ülkeye ayrılan süt kotaları yükseltildi.

Diğer adaylara yapılan önerilerde de yaklaşık 300 milyon Euro'luk artış sağlandı. Çoğu eski Doğu Bloku üyesi yeni üyeler için t
arım destekleri son derece büyük bir hassasiyet taşıyordu.

Genişleme süreci önünde engel kalmamasıyla 10 ülke 2004 Mayıs'ında Birliğe resmen üye olduklarında AB 450 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük ortak pazarı haline gelecek. Kuzey Amerika Serbest
Ticaret Bölgesi NAFTA ise 415 milyonluk bir nüfusu kapsıyor.

Kıbrıs için anlaşmaya ulaşılamadı

Diğer yandan, Kopenhag Zirvesi'nde Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki beklentiler de sona erdi. Görüşmeleri yürüten BM, anlaşmaya ulaşılamadığını açıkladı.

AB görüşmelerden, Kıbrıs'ın birleşik olarak üyeliğini sağlayacak taslak bir anlaşma çıkması umudundaydı. Kıbrıslı Türk delegasyonu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan planın son şekline imza atmayı reddetti.

Görüşmelerin başarısız olması, çoğu eski Doğu Bloku üyesi 10 yeni üye arasında bulunan Kıbrıs'ın yalnızca Rum kesiminin yaşadığı tarafının AB'ye üye olmasıyla sonuçlanabilir.

NATO anlaşması

Kopenhag'daki toplantı sürerken AB ve NATO arasında 2 yıldır çözülemeyen Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunda da sürpriz bir ilerleme yaşandı. Brüksel'de toplanan NATO'nun icra kolu Kuzey Atlantik Konseyi, NATO'nun AB ile askeri ortaklık öngören anlaşmayı onayladığını açıkladı. NATO Genel Sekreteri George Robertson kararı büyük bir a
tılım olarak niteledi.

AB'nin barış gücü operasyonlarını hayata geçirmesinin önünü açan bu anlaşma Türkiye'nin vetosunu kaldırması ile mümkün oldu. NATO üyesi Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmadığı için AB'nin NATO imkanlarından faydalanmasını kabul etmi
yordu.

Bu itirazların Birliğe üye olmaya hazırlanan Kıbrıs'ın AGSP dışında bırakılması, yani NATO imkanlarından yararlanılacak operasyonlarda yer almaması taviziyle aşıldığı bildiriliyor.

NATO varılan anlaşmanın derhal geçerlilik kazanacağını ve AB'nin
tüm NATO planlama imkanlarından da yararlanabileceğini duyurdu. AB Bosna ve Makedonya'da barış gücü operasyonları yapacak 60 bin kişilik bir Acil Müdahale Gücü kurmayı hedefliyor. Hatta AB Bosna'da halen NATO öncülüğünde yürütülen barış gücü operasyonunun liderliğini üstlenme isteğini de şimdiden ifade etti. Makedonya'daki barış gücü operasyonunun da gelecek yıl başlarında hayata geçirilmesi umuluyor.
BBC


Ankara, 2004 teklifine karşı yumuşadı

Kopenhag'da toplanan AB liderleri, Türkiye'nin üyelik görüşmelerine başlama çağrısı almak için en az iki yıl daha beklemesi gerektiğine karar verdi.

Başbakan Abdulah Gül, sabah saatleirnde bu kararı "ayrımcılık" olarak nitelemesine rağmen günün ilerleyen saatlerinde tutumunu yumuşattı.

Başbakan Gül, Türkiye'ni
n siyasi alanda ve insan hakları konusunda reform programlarını sürdüreceğini kaydetti. Gül ayrıca, Türkiye'nin Avrupa'da Müslüman bir ülkeye yer olmadığını söyleyenleri haksız çıkardığını savundu.

Türkiye Kopenhag'da müzakerelere başlanması için kesin bi
r tarih verilmesini ve bu tarihin 2003 olmasını talep etmişti. Almanya ve Fransa'nın müzakerelerin 2005 Temmuz'unda başlaması yolundaki koşullu önerisi ise Ankara'nın tepkisini çekmişti.

Dönem başkanı Danimarka, Aralık 2004'te Türkiye'nin üyelik kriterler
ine uyup uymadığına karar verildikten sonra üyelik müzakerelerine başlanacağını duyurdu. Kopenhag'daki bir BBC muhabiri o zamana kadar katılacak 10 yeni üyenin müzakereleri daha da zorlaştıracağını belirtiyor.

Danimarka Başbakanı Rasmussen, zirveden çıka
n ilk kararı duyururken, ısrarlı sorular üzerine, Aralık 2004'te verilecek hükmün olumlu çıkması halinde üyelik müzakerelerinin 'mümkün olan en kısa zamanda başlayacağını' belirtti. Ancak ilerleyen saatlerde sonuç bildirgesinde müzakerelerle ilgili ifade 'gecikme olmaksızın başlayacak' biçiminde netleştirildi.

Straw'dan karara destek

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ise, AB kararını olumlu bulduğunu ve desteklediğini söyledi.

Türkiye'nin iyi bir anlaşma yaptığını söyleyen Straw, AB'nin seçkin Hıristiyanların kulübü olmadığını ve pazar ekonomisine sahip demokratik Müslüman ülkelerin katılımını da memnuniyetle karşıladığını belirtti.

BBC

Kopenhag’ın sonuç bildirgesi basına sızdı

Kopenhag Zirvesi’nin sonuç bildirgesinin taslağı basına sızdı. Belgede Aralık 2004, Türkiye’yle üyelik müzakerelerine başlamak için gözden geçirme tarihi olarak teyit ediliyor.

Kopenhag
NTV

13 Aralık— Sonuç bildirisinin Türkiye ile ilgili kısmına göre, Avrupa Komisyonu 2004 Aralık Zirvesi’nde, 2004 yılı ilerleme raporu ışığında, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşılayıp karşılamadığını gözden geçirecek. Kopenhag kriterlerinin karşılandığına hükmetmesi halinde de, Komisyon, 2004 Aralık Zirvesi’nde Türkiye’yle tam üyelik müzakerelerini başlatacak.

Kopenhag Zirvesi’nin taslak sonuç bildirgesinde, Türkiye’nin kriterleri karşılamak için attığı önemli adımların büyük memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, reform paketleri kadar uygulamanın da önemine dikkat çekildi.

KATILIM STRATEJİSİ GÜÇLENDİRİLECEK
Sonuç bildirisi taslağında Türkiye’ye yönelik katılım stratejisinin güçlendirileceği de ifade edildi.

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN KAPSAMI GENİŞLETİLECEK

Buna paralel olarak Gümrük Birliği’nin de

genişletilmesi gereği kaydedildi. Avrupa Birliği bu çerçevede Türkiye’ye yönelik mali yardımları da arttırma taahhüdü verdi.

KIBRIS KONUSUNDA İKİ SENARYO
Belgede, Kıbrıs konusunda da iki senaryoya atıfta bulunuldu. Bunlardan biri, halen tartışılan Annan planı. Diğeri ise, yine daha önce dile getirilen Doğu Alman modeli. Buna göre, Kıbrıs Adası’nın bütün olarak Avrupa Birliği’ne üye olması, ancak müktesebatın sadece Rum kesimi için geçerli sayılması öngörülüyor.

GENİŞLEME MAYIS 2004’TE
Taslak metinde, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerini tamamlayan 10 ülkenin Mayıs 2004’te, Bulgaristan ve Romanya’nın da 2007’de birliğe katılabileceği vurgulanıyor.
Bulgaristan ve Romanya’nın katılımı ise 2007’ye bırakılıyor.

NTV 13/12/2002