Kopenhag Zirvesi’ne Tahsin Ertuğruloğlu gidiyor

AB Kopenhag Doruğu'na KKTC'den, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu katılacak. Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı temsilen Kopenhag'a gidecek.

Ertuğruloğlu, AB Zirvesi'nin yapılacağı Kopenhag'a, KKTC dışişleri bakanı olarak gideceğini söyledi.

'Kopenhag'a ne zaman gidiyorsunuz' sorusu üzerine, Ertuğruloğlu, 'Kısmetse yarın (bugün) gideceğim' dedi.

Tahsin Ertuğruloğlu, 'Hangi statüde gideceksiniz' sorusunu ise 'KKTC dışişleri bakanı olarak' diye yanıtladı.

Bakan Ertuğruloğlu, kendisine Kopenhag'da kimlerin eşlik edeceği sorusuna karşılık olarak da 'Bu şekillenmektedir' dedi.

Başbakan Derviş Eroğlu ise meclis grubu toplantısında Annan belgesine ilave edilen yeni hususları değerlendirdiklerini söyledi.

Eroğlu, 'Dışişleri bakanı Kopenhag'a gidecek mi?' sorusuna 'O konuda yorum yok' dedi.

Başbakan Eroğlu, bu açıklamasından birkaç dakika sonra bir başka gazetecinin sorusu üzerine, Kopenhag'a Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun gideceğini sonra açıklayacaklarını ifade etti.

Bugün saat 08.00'de sağlık kontrolü için Ankara'ya gidecek olan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Ankara'ya gidecek olan Ertuğruloğlu, oradan da Kopenhag'a geçecek. Ertuğruloğlu'na Kopenhag Zirvesi'nde KKTC'nin Brüksel temsilcisi Hilmi Akil'in eşlik edeceği öğrenildi

KIBRIS 12/12/2002

KOPENHAGDA COZUM OLUSABILIR

YOĞUN TEMAS... AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Washington'da başta ABD Başkanı George Bush olmak üzere Amerikalı yetkililerle görüştü. BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile de New York'ta görüşen Erdoğan, Annan görüşmesinin ardından AB Zirvesi'nin yapılacağı Kopenhag'a gitti

KIBRIS SORUNUNU ÇÖZMEKTE KARARLIYIZ... Erdoğan: Kıbrıs ile AB'yi kesin ilintili hale getirmeyi doğru bulmuyorum. Kopenhag kriterleri dediler. Maalesef Kopenhag kriterleri ile ilgisi olmayan Kıbrıs'ı adeta koz olarak kullanıyorlar. Bunu doğru bulmuyoruz. Ortada Kıbrıs sorunu olduğunu biliyoruz ve çözmekte kararlıyız

MASAYA OTURACAĞIZ... 'Kıbrıs konusunda da çözüm için masaya oturacağız. BM planını müzakere edilebilir buluyoruz. Karşılıklı özveri çerçevesinde çözümden yanayız. İki taraf da özveride bulunursa ortak nokta bulunur. Kopenhag'da her iki tarafı rahatlatacak bir çözüm oluşur diye düşünüyorum'

ÇÖZÜM ZAMANI GELDİ... 'Kıbrıs konusunda artık çözüm zamanı geldi. Birleşmiş Milletler'in hazırladığı planı müzakere etmek gerekiyor. Cumhurbaşkanı Denktaş'a bu konuda bir telkinde bulunacağız. Kaçmaya gerek yok, müzakere gayet rahatlıkla yapılabilir'

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile yaptığı görüşme sonrasında New York'taki Türkevi'nde BM planını müzakere edilebilir bulduklarını vurgulayarak, 'Karşılıklı özveri çerçevesinde çözümden yanayız. İki taraf da özveride bulunursa ortak nokta bulunur. Annan'a bu düşüncemizi ilettik. Kopenhag'da her iki tarafı rahatlatacak bir çözüm oluşur diye düşünüyorum' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Washington'da başta ABD Başkanı George Bush olmak üzere Amerikalı yetkililerle görüştü. Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile de New York'ta görüştü ve ardından AB Zirvesi'nin yapılacağı Kopenhag'a gitti.

Erdoğan- Bush görüşmesi

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Beyaz Saray'da ABD Başkanı George Bush ile görüştü. Görüşmede ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Bush'un ulusal güvenlik danışmanı Condoleezza Rice, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, Türk tarafından da Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu, Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu masası müdürü Tahsin Burcuoğlu, milletvekilleri Ömer Çelik, Egemen Barış, MKYK üyesi Cüneyt Zapdu bulundu.

Erdoğan, Bush ile yaklaşık yarım saat yaptığı görüşmeden önce dün sabah ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüştü ve ardından Amerikan Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) geçerek ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ile bir araya geldi. Tayyip Erdoğan daha sonra Beyaz Saray'a geçerek ABD Başkanı Bush'un ulusal güvenlik danışmanı Condoleezza Rice ile bir araya geldi. Erdoğan, Rice ile 15 dakika görüştü ve bu görüşmeye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış da katıldı.

Bu arada Beyaz Saray Roosevelt salonunda gerçekleşen görüşme öncesinde Erdoğan ve Bush, basın mensuplarına görüntü verdiler.

'Kıbrıs ile AB'yi ilintili yapmak doğru değil'

Tayyip Erdoğan, Bush ile yaptığı görüşme sonrasında Türk -Amerikan Konseyi'nde (ATC) bir konuşma yaptı.

Erdoğan, Türk -Amerikan Konseyi'nde (ATC) yaptığı konuşmada 'Kıbrıs ile AB'nin kesin ilintili hale getirmeyi doğru bulmuyorum. Sürekli Kıbrıs karşımıza çıkarıldı. Kopenhag kriterleri dediler. Maalesef Kopenhag kriterleri ile ilgisi olmayan Kıbrıs'ı adeta koz olarak kullanıyorlar. Bunu doğru bulmuyoruz. Ortada Kıbrıs sorunu olduğunu biliyoruz ve çözmekte kararlıyız' dedi.

AKP lideri, Kıbrıs konusunda her iki tarafın da özveride bulunması gerektiğini belirterek, 'Şu anda bunu çözmek için hazır bir hükümet var. Bizden önceki hükümetin tersine biz bu planı görüşürüz diyoruz. Oturup müzakere ile çözmemiz lazım. Fakat olmazlar istenirse çözüm de zorlanır' dedi.

Bu arada Erdoğan, Demokrat Parti Maryland Senatörü Paul Sarbanes ve Atina Belediye Başkanı Dimitris Avramopoulos ile bir araya geldi. Görüşme talebinin Yunan lobisinin önde gelen isimlerinden Sarbanes'den geldiği öğrenildi. Bu görüşmede, Türk-Yunan ilişkileri, Kıbrıs ve AB sürecinin görüşüldüğü belirtildi.

Edinilen bilgiye göre, Sarbanes, Kıbrıs meselesinde ilerleme sağlanırsa Kongre'de Türkiye'nin zaman

zaman karşılaştığı bazı engellerin ortadan kaldırılabileceği mesajını verdi.

Erdoğan, Washington temasları ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmek üzere New York'a gitti. Erdoğan'a Washington temaslarında yoğun güvenlik önlemleri uygulanırken, New York'a gelirken de uçakta 2 FBI ajanı eşlik etti.

Erdoğan- Annan ile görüştü


AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Merkezi'nde BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile dün saat 19.30'da (KSİ 02.30) görüştü.

Yaklaşık bir saat süren görüşmeye, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, danışmanlar Egemen Bağış, Ömer Çelik, Cüneyt Zapsu ve Dışişleri Bakanlığı'nın ilgili memurlarının yanı sıra BM'nin siyasi işlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast katıldı.

BM Genel Merkezi'nin 38. katında yapılan görüşmeden sonra binadan ayrılırken gazetecilere kısa bir açıklama yapan Erdoğan, Annan ile görüşmesinde Kıbrıs konusunu ele aldıklarını belirtti.

Tayyip Erdoğan, görüşmede 12 Aralık'ta Kopenhag doruğuna Kıbrıs Türk tarafını temsilen kimin gideceğini konuştuklarını söylerken, bu ismi açıklamadı.

Erdoğan, Annan ile görüşmesinden sonra BM binasının karşısındaki Türkevi'ne geçti ve Türk toplumuna hitap etti.

Erdoğan, New York ve çevresinde yaşayan Türklerle buluşmak üzere Türkevi binasına gelişinde 'Başbakan Erdoğan' sloganlarıyla karşılandı.

'AB ülkelerinin eline koz vermeyeceğiz'

Erdoğan konuşmasında AB ile ilgili olarak şunları söyledi:

'Bizden önceki hükümet AB'yi şok edecek kararları çıkardı. Uygulamadaki aksaklıkları ise biz gidereceğiz. Perşembe günü Kopenhag Zirvesi'nde üye ülkelerin elinde koz kalmasın istiyoruz. Bizi AB'ye alsalar da, almasalar da biz Kopenhag kriterlerini kendi insanımızın yaşam standardını yükseltmek için yerine getireceğiz. AB'ye almasalar da biz başımızın çaresine bakarız. Bugünkü görüşmemizde Başkan Bush'a bizi NAFTA'ya almalarını teklif ettim. Mutlaka bir çıkış yolu bulacağız. Biz bir dünya ülkesiyiz.'

'Kopenhag'da Kıbrıs ile ilgili çözüm oluşabilir'

Kıbrıs konusuna da değinen Erdoğan, siyasetçinin sorun üretmeyeceğini, aksine sorunları çözeceğini söyledi.

Erdoğan, 'Kıbrıs konusunda da çözüm için masaya oturacağız. BM planını müzakere edilebilir buluyoruz. Karşılıklı özveri çerçevesinde çözümden yanayız. İki taraf da özveride bulunursa ortak nokta bulunur. Annan'a bu düşüncemizi ilettik. Kopenhag'da her iki tarafı rahatlatacak bir çözüm oluşur diye düşünüyorum' dedi.

Erdoğan, New York'taki temaslarını tamamlayarak Danimarka'nın başkenti Kopenhag'a gitti.

'Kıbrıs'ta masadan kaçılmamalı'

AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan, NTV New York muhabiri Ahmet Yeşiltepe'ye açıklamada bulunarak, Kıbrıs konusunda artık çözüm zamanının geldiğini söyledi.

Bu amaçla Birleşmiş Milletler'in hazırladığı planı müzakere etmek gerektiğini savunan Erdoğan 'Cumhurbaşkanı Denktaş'a bu konuda bir telkinde bulunacak mısınız?' sorusuna 'Evet, kaçmaya gerek yok, müzakere gayet rahatlıkla yapılabilir. Sayın Denktaş'ın bir rahatsızlığı var ama Kopenhag'a bir temsilcisini gönderebilir' şeklinde yanıt verdi.

'Müzakereden kaçılmamalı'

Kopenhag'da başlayabilecek müzakere sürecinden herhangi bir zarar gelmeyeceğini düşündüğünü vurgulayan AKP lideri Erdoğan, müzakere yapmanın BM planını kabul etmek anlamına gelmediğini söyledi.

Türkevi'ndeki konuşmasında Kıbrıs'tan 'büyük sıkıntı' şeklinde söz ettiği kendisine hatırlatıldığında Erdoğan, 'Tamam haklısınız, ama 40 yıldır süren bir sıkıntı bu. Çözülmeyen her şey sıkıntıdır biliyorsunuz' diye konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'nin Avrupa Birliği'nin Kopenhag Zirvesi'ne bir temsilci göndermesinin müzakere sürecine başlanması yönünde önemli ve olumlu bir işaret olacağına dikkat çekti. Erdoğan 'Müzakereden kaçmamak lazım, masada inançla, güvenle oturduğumuzu göstermek lazım' diyerek sözlerini tamamladı.

Erdoğan, uçakta soruları yanıtladı


AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'deki temasları hakkında Kopenhag'a gelirken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

'Denktaş, bir temsilcisini Kopenhag'a göndermeli'

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la yaptığı görüşme hakkında da bilgi veren Erdoğan, Annan'ın yeni bir planı devreye soktuğunu anımsatarak şöyle devam etti:

'Yani B planını devreye soktular. Yani Kanton olayı. Bu harita daha kötü. 15 maddelik Annan'ın son hazırladığı planı aldık. Henüz inceleyemedim. Bizden cevap bekliyorlar. Denktaş, Kopenhag'a

gelemiyorsa bile bir temsilcisini gönderip müzakere olmasında fayda var. Müzakere demek kabul etmek demek değil.'

Erdoğan, Kopenhag'da Türkiye için 2004 ya da 2005'lere sarkan bir müzakere tarihi çıkmasının haksızlık olacağını ifade ederek, bunun oyalama anlamına geldiğini söyledi.

'AB Kıbrıs'ı bahane ediyor'

AB'nin Kıbrıs'ı bahane gösterdiğini anlatan Erdoğan, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini büyük ölçüde yerine getirdiğini, Kıbrıs konusunun da bu kriterlerde yer almadığını ifade etti.

Tayyip Erdoğan, bir soru üzerine 2004-2005 tarihinin çıkması halinde bunu oturup değerlendireceklerini kaydetti.

Erdoğan ve beraberindekileri Kopenhag'a götüren THY'ye ait özel uçak KSİ 06.00'da New York Havaalanı'ndan ayrıldı ve 8 saat 45 dakika süren yolculuğun ardından Kopenhag Havaalanı'na geldi.

Erdoğan'ı burada, Türkiye'nin Kopenhag Büyükelçisi Fügen Ok karşıladı. Tayyip Erdoğan'la birlikte Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve diğer heyeti üyeleri de Kopenhag'a geldi.

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, dün akşam İngiltere Başbakanı Tony Blair ile de bir araya geldi.

'Yeni plandaki haritayı beğenmedik'

Kopenhag'a gelişinde havalimanında gazetecilere kısa bir açıklama yapan Erdoğan, diğer dış politika konularına da Danimarka yolculuğu sırasında uçakta değindi. BM'nin yeni planındaki Kıbrıs haritasını beğenmediğini kaydeden AKP genel başkanı, ABD'nin olası Irak operasyonuna destek konusunda da referanduma gidilebileceği masajı verdi.

Washington yönetiminin aklında ABD askerlerinin Türk topraklarında konuşlanması olduğunu belirten Erdoğan, 'Buradan operasyon yapacaklar ve Türkiye'yi koruyacaklar. Benim gördüğüm bu' diye konuştu.

KIBRIS 12/12/2002

Erdoğan: Kıbrıs’ta masadan kaçılmamalı

NTV New York muhabiri Ahmet Yeşiltepe’ye açıklamada bulunan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda artık çözüm zamanının geldiğini söyledi. Bu amaçla Birleşmiş Milletler’in hazırladığı planı müzakere etmek gerektiğini vurguladı

Adalet ve Kalkınma Partisi lideri Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a müzakereden kaçmaması için telkinde bulunacaklarını belirterek “Masadan kaçan taraf değil, uzlaşı arayan taraf olmak gerekir”
diye konuştu.
Kophenhag’da başlayabilecek müzakere sürecinden herhangi bir zarar gelmeyeceğini düşündüğünü vurgulayan AKP lideri Erdoğan, müzakere yapmanın BM planını kabul etmek anlamına gelmediğini söyledi.
NTV New York muhabiri Ahmet Yeşiltepe’ye açık
lamada bulunan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda artık çözüm zamanının geldiğini söyledi. Bu amaçla Birleşmiş Milletler’in hazırladığı planı müzakere etmek gerektiğini savunan Erdoğan “Cumhurbaşkanı Denktaş’a bu konuda bir telkinde bulunacak mısınız?” sorusuna “Evet, kaçmaya gerek yok, müzakere gayet rahatlıkla yapılabilir. Sayın Denktaş’ın bir rahatsızlığı var ama Kopenhag’a bir temsilcisini gönderebilir” şeklinde yanıt verdi.

MÜZAKEREDEN KAÇILMAMALI
Kopenhag’da başlayabilecek müzakere sürecinden he
rhangi bir zarar gelmeyeceğini düşündüğünü vurgulayan AKP lideri Erdoğan, müzakere yapmanın BM planını kabul etmek anlamına gelmediğini söyledi. Türkevi’ndeki konuşmasında Kıbrıs’tan “büyük sıkıntı” şeklinde sözettiği kendisine hatırlatıldığında Erdoğan, “Tamam haklısınız, ama 40 yıldır süren bir sıkıntı bu. Çözülmeyen herşey sıkıntıdır biliyorsunuz” diye konuştu.

Türkiye “tarih için” bastırıyor!

AB’nin Kopenhag zirvesi için Danimarka’ya giden TC Başbakanı Abdullah Gül ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan , Türkiye’ye müzakere için 2003 yılı sonuna kadar uygun bir tarih verilmesi gerektiğini söyledi.

TC Başbakanı Gül, Türkiye’nin kendinden istenilen Kopenhag kriterlerini yerine getirdiğini, zirveden beklenilen sonucun çıkmaması durumunda sorumluluğu
n tamamen AB’ye ait olacağını söyledi.
Başbakan Abdullah Gül, Danimarka’ya hareket edişinden önce havalimanında yaptığı açıklamada Türkiye’nin kendinden istenilen şartları yerine getirdiğini bildirdi. “AB’ye yeni girecek aday ülkelerden bazıları yapılması
gerekenleri Türkiye kadar yapmamıştır” diyen Gül, AB ülkelerinin Türkiye’ye karşı bulabileceği bir mazeretinin olmadığını anlattı ve mazeret öne sürülmesinin “iyi niyetten yoksun” olacağını vurguladı.
Kopenhag’daki tercih ve sorumululuğun Avrupa Birliği’
ne bağlı olacağını belirten Gül, “AB’ye girmekle sadece Türkiye değil AB de kazanacaktır. Tarih verilmezse aynı heyecanı aynı ilgiyi duymayız. Türkiye yoluna devam eder. Burada kaybeden AB olur” diye konuştu.

ERDOĞAN: SON ANA KADAR ÇALIŞACAĞIZ
AKP Genel
Başakanı Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, iktidarı, muhalefetiyle bütün girişimleri yaptığını belirtti ve zirvenin son anına kadar uygun tarih için çalışmaları sürdüreceğini belirtti.
Kopenhag’a gelişinde havalimanında gazeteci
lere kısa bir açıklama yapan Erdoğan, diğer dış politika konularına da Danimarka yolculuğu sırasında uçakta değindi.

IRAK’A OPERASYON İHTİMALİ
Erdoğan, Washington’daki temasları sırasında, Irak’a askeri operasyon ihtimalinin barışçıl seçenekten daha ağır
bastığı izlenimini edindiğini söyledi. ABD’nin, olası operasyonda sıkıntısının kuzeyden cephe açmak olduğuna işaret eden AKP lideri, “Bu durumda maliyet ABD için düşecek. Ancak, Türkiye için yükselecek” diye konuştu.
Erdoğan’a bu maliyetin nasıl tanzim ed
ileceği de soruldu. AKP lideri, Washington yönetiminin birkaç milyar dolarlık cüzi yardımdan bahsettiğini belirtti ve mali yardım konusunda net birşey oluşmadığına işaret etti.
Erdoğan, olası harekata Suriye, Mısır gibi ülkelerin katılmasının da İslam ale
mi üzerinde olumlu etki yaratacağını söyledi. AKP lideri Erdoğan, Türkiye’nin Irak operasyonuna katılması için Meclis’e, hatta halka yani referanduma gidilebileceğini de dile getirdi.

KIBRIS
Kıbrıs konusunda da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, düzeltil
miş BM planı ile haritaların teke indirildiğini söyledi ancak haritayı beğenmediğini de ekledi. “Müzakereler Kopenhag’da da devam etmeli” diyen Erdoğan, Rum Kesimi’nin üyeliğinin biraz ertelenebileceği izlenimi edindiğini de belirtti.

YENIDUZEN 12/12/2002

KLERİDES KOPENHAG’TA

"Çözüm ihtimali var"

Kıbrıs (Rum) Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, Avrupa Birliği doruğuna katılmak üzere Kopenhag’a gitti.
Klerides, hareketinden önce yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu çözüm planında, yapılan değişikliklerden başka değişiklikler yapılması olanağının sınırlı olduğunu söyledi.
Klerides Kopenhag’ta “Kıbrıs”ın AB üyeliği dışında Kıbrıs sorununun çözümünün de imzalanmasının ihtimal dışı olmadığını da söyledi. Klerides üyelik ve çözümün i
ki farklı şey olduğunu da savundu.
Bugünkü olgularla bir çözüm imzalayıp imzalamayacağı sorusuna Klerides “bazı delilleri dinlerse imzalanmaması gerektiğini, bazı mantıklı kişileri dinlerse de ciddi şekilde düşünmesi gerektiğini” söyledi.
Klerides, tüm par
tilerin tutum ve argümanlarını dikkate alacağını ve gelişmelere göre karar vereceğini de ekledi.
Klerides’e Kopenhag’da Kıbrıs (Rum) Ulusal Konseyi üyeleri eşlik ediyor.
Roma’da bulunan Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides de bugün Kopenhag’a geçecek.

Rum Meclis Başkanı ve komünist AKEL Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, “partisinin, birileri böyle istiyor diye hemen çözümün imzalanmasına ‘evet’ demek görüşünde olmadığını” söyledi.
Yeni Ufuklar Partisi (NEO) Başkanı Nikos Kutsu, “Kopenhag do
ruğunda bütünsel bir anlaşma veya bir tür anlaşma imzalanacağını” belirterek, “Kıbrıs cumhuriyetinin lağvedilmesine yardımcı olmamak için, Klerides’e Kopenhag’da eşlik etmeyeceklerini” kaydetti.
YENIDUZEN 12/12/2002

BM, “Denktaş olmasa da olur” diye açıkladı... AK Parti lideri Tayyip Erdoğan, 'Denktaş, bir temsilcisini Kopenhag’a göndermeli' dedi... Ve Tayyip Erdoğan’a en uygunu bulundu:

Tayyip’e "Müslüman" gözlemci!

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler’in isteğini kırmadı, Denktaş da Tayyip Eroğan’ın...
Birleşmiş Milletler’in “İmzayı Denktaş atmasa da olur, görevlendireceği bir başka kişi Kopenhag’da imzayı atabilir” açıklamasından sonra, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’na Kopenhag yolu göründü.
Başbakan Dr. De
rviş Eroğlu, Tahsin Ertuğruloğlu’nun Kopenhag Zirvesi’ne “gözlemci statüsünde” katılacağını açıkladı. Ertuğruloğlu, geçmişte bazı uluslararası toplantılarda da “Müslüman Türk Cemaatı”nın temsilcisi olarak “gözlemci” sıfatıyla yer almıştı.

İlk açıklama BM’
den geldi!
Birleşmiş Milletler (BM), Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto tarafından dün Kıbrıs’ta taraflara sunulan revize edilmis çözüm planıyla ilgili mutabakatın Kopenhag’ta bizzat Rauf Denktaş tarafından imzalanmasının şart olmadığını bildirdi.
BM G
enel Sekreteri Kofi Annan, Denktaş ile Klerides’in, anlaşma belgesini imzalamak üzere Kopenhag zirvesi sırasında hazır bulunmaları gerebileceğini belirtmiş ve liderlere bu amaçla bir mektup göndermişti.
Ancak Denktaş’ın sağlık sorunlarının devam etmesi ve
yeni bir sağlık kontrolu için Ankara’ya gideceğinin açıklanması, Denktaş’ın Kopenhag’a gidemeyeceği ve bunun anlaşma konusunda engel oluşturacağı yolunda kaygılara neden oldu.
u yöndeki bir soruyu cevaplandıran BM sözcüsü Fred Eckhard, “Denktaş’ın bizzat
Kopenhag’a gitmesinin şart olmadığını, uzlaşma sağlandığı takdirde, onun adına görevlendireceği Kıbrıslı Türk bir temsilcinin de belgeyi imzalayabileceğini” ifade etti.

Sonra Tayyip devreye girdi

AK Parti Başkanı Tayyip Erdoğan, ABD’deki temasları hakkı
nda Kopenhag’a giderken, “Denktaş, Kopenhag’a gelemiyorsa bile bir temsilcisini gönderip müzakerede olmasında fayda var” şeklinde gazetecilere açıklama yaptı.
New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la yaptığı görüşme hakkında da bilgi veren Erdoğan, Ann
an’ın yeni bir planı devreye soktuğunu anımsatarak şöyle devam etti:
“Annan’ın son hazırladığı planı aldık. Henüz inceleyemedim. Bizden cevap bekliyorlar. Müzakere etmemiz lazım”

Ertuğruloğlu Kopenhag’a

Kıbrıs’ın kaderinin şekilleneceği Avrupa Birliği’ni
n bugün başlayacak Kopenhag zirvesine, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun katılacağı dün sabah saatlerinde açıklandı.
UBP Meclis Grubu’nun Cumhuriyet Meclisi’nde yapılan toplantısının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri
ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kopenhag’a gideceği yönündeki haberleri doğruladı.
Ertuğruloğlu, toplantıya hangi sıfatla katılacağı sorusu üzerine “KKTC Dışişleri Bakanı olarak” dedi. Ancak bir süre sonra Başbakan Eroğlu, bir düzeltme yaptı ve Ert
uğruloğlu’nun “gözlemci” olarak bu toplantıya gideceğini açıkladı.

Eroğlu: “Ertuğruloğlu gözlemci olarak katılacak”

Başbakan Derviş Eroğlu, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun Kopenhag Zirvesi’ne gözlemci olarak katılacağını açıkladı.
Eroğlu konuyla ilgili olarak BRT’ye yaptığı açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la görüşülerek Dışişleri ve Savunma Bakanımız Tahsin Ertuğruloğlu’nun gözlemci olarak 12-13 Aralık tarihlerinde Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ta yapılacak AB Zirve Top
lantısı’na katılması kararlaştırılmıştır” dedi.
Başbakan Eroğlu, Ertuğruloğlu’nun gerek Cumhurbaşkanı gerek kendisiye sürekli istişare halinde olacağını ve Kopenhag’ta gerekli temasları yapacağını da söyledi.
YENIDUZEN 12/12/2002

Denktaş ‘müzakere etmek istiyormuş” ama...

Zaman bırakmadılar ki!

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Kıbrıs’ta zoraki evlilik olamayacağını” yineleyerek, Annan Planı’nın son şeklinde iyileştirilmiş kısımlar bulunduğunu ancak temelinde hala sorunlar olduğunu savundu.
Belgeye imza atacak duruma gelmediklerini açıklayan cumhurbaşkanı, “Müzakereden kaçmıyoruz, müzakere zamanı vermedikleri için üzüntülerimizi beyan ediyoruz” dedi.
Türkiye’deki yeni hükümetle milli davanın esaslarında bir ayrılıklarının olmadığını ifade eden Denktaş, Kopen
hag zirvesine Kıbrıs Türk tarafı adına Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun gideceğini açşıkladı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara’ya bugün gerçekleştireceği ziyaretin tamamen sağlık kontrolüyle ilgili olduğunu ve “temas edecek” bir durum
olmadığını, temas için bir program hazırlanmadığını, sabah gidip akşam döneceğini kaydetti.
Denktaş, dün akşam NTV televizyonunda Güzelyurt AKM’den canlı yayınlanan ve halkı ‘tek yanlı bilgilendirdiği” için tepki toplayan Mithat Bereket’in sunduğu “Kıbrıs
Özel” programına telefonla katılarak yaptığı açıklamada sağlığı ve Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı.
Denktaş, sağlığıyla ilgili problemin ne olduğu sorusu üzerine, göğüste bir su toplanması bulunduğunu ve bunun kalbe kadar mikr
op saçabileceği korkusu ve endişesi olduğunu kaydederek, Ankara’da 3-4 hastaneden uzmanların kontrolünden geçeceğini kaydetti.
Denktaş, dün kendisine sunulan Annan Planı’nın revize edilmiş haliyle ilgili açıklamasında ise, iyileştirilmiş kısımların muhakka
k bulunduğunu ancak planın temelinde Kıbrıs Türkü’nün egemenlik sorunu, devlet sorunu, Rumların Kıbrıs Türkü’nün içine gelip yerleşme sorunu gibi sorunlar bulunduğuna, harita meselesi olduğuna işaret etti.
Denktaş, ‘halkta birşeyler yapılsın, barış olsun,
ne olacaksa olsun beklentisi bulunduğunun’ belirtilerek, kötü senaryo düşünülürse Kopenhag sonrası için bir ‘B planı’ olup olmadığının sorulması üzerine, soğukkanlılıkla düşünülürse AB’nın sadece Rumları değil tüm Kıbrıs’ı istediğinin ortaya çıktığını, bütün Kıbrıs’ı istediklerine göre sadece Rumları alırlarsa, o zaman Kıbrıs Türkü’ne muhtaç olacaklarını öne sürdü.
YENIDUZEN 12/12/2002

Gözler Denktaş'ta

KKTC Kopenhag'da Bakan Ertuğruloğlu'nca temsil edilecek. Denktaş: Plan imza atılacak durumda değil

LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın KKTC lideri Rauf Denktaş'la Rum lideri Glafkos Klerides'in itirazlarını değerlendirerek gözden geçirilmiş Kıbrıs çözüm planını önceki gün taraflara sunmasının ardından, gözler bugün başlayan AB'nin Kopenhag zirvesine çevrildi. Denktaş Kopenhag'a gitmiyor, ama uluslararası toplum zirvede Kıbrıs için temel ilke anlaşmasına varılmasından ümidini kesmiyor.
Annan'ın zirveye gidip gitmeyeceği, Kopenhag'da anlaşma sağlanıp sağlanmayacağının sinyalini verecek. Annan'ın sözc
üsü Fred Eckhard, Kopenhag'ın Kıbrıs'ta anlaşma için bağlam ve takvim sağlayacağını umduklarını, ama Genel Sekreter'in şu sırada gitme planı olmadığını söyledi. En erken zirve sonrasına anlaşma beklendiğini kaydeden diğer BM yetkilileri de, Annan'ın iki tarafın görüşmeleri açısından faydası olması halinde Kopenhag'a gitmeye hazır olduğunu, ama şu an için gitme eğiliminde bulanmadığını aktardı.
Annan dün Danimarka Başbakanı Anders Rasmussen'i arayarak zirvede Kıbrıs'taki tarafların görüşmesinin sağlanmasını
istedi. BM Genel Sekreteri'nin iki tarafın temsilcilerinin bir araya getirilmesini istediğini aktaran Rasmussen, elinden geleni yapacağını belirtti. Kopenhag'a giden Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto, zirvede baskı yapılacağını ve her ihtimali göz önünde bulundurduklarını söyledi.

Denktaş değil bakanı gidiyor
New York'ta kalp ameliyatı geçirip 67 gün tedavi gördükten sonra hafta sonunda adaya dönen Denktaş, bu kez kalbine yakın bölümde sıvı birikmesinden ötürü zirveye gitmiyor. Kopenhag'da KKTC'yi Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu temsil edecek. Denktaş ise, bugün sağlık kontrolü için Ankara'ya gelip tekrar adaya dönecek. KKTC liderinin, Kopenhag'la sürekli bağlantı halinde olarak Ankara'da yapacağı temaslar, zirvede Kıbrıs'la ilgili s
on durumu belirleyecek.
Denktaş, dün NTV'ye demecinde, "Annan'ın planında muhakkak iyileştirme var. Ancak egemenlik, toprak ve Rum göçmenlerin dönüşü gibi temel sorunlar duruyor. Belgeye imza atılacak duruma gelinmedi. Biz Rumlarla bir
araya gelip planı
müzakere etmek istiyoruz. Ama bize karanlıkta Kopenhag'a gidin, orada De Soto'yla görüşün ve plana imza atın deniyor" dedi. Ertuğruloğlu'nun müzakereye devam etmek ve zaman istediği mesajıyla Kopenhag'a gideceğini belirten KKTC lideri, AB'ye "İnsaflı olmalarını, Türklerin sesini duymalarını istiyoruz. 'Biz yaptık oldu' tavrı, uzlaşma şansını yok ediyor. Birleşmiş Kıbrıs'ın üyeliği için KKTC'nin dinlenmesi gerek" diye seslendi.

'Haritayı kabul edemeyiz'
AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Abdullah Gül'le sürekli temas halinde olduğunu ve AKP kurmayları gibi kendisinin de müzakereden kaçmadığını söyleyen Denktaş, "Ama bize müzakere için zaman verilmiyor. Haritayı muhakkak kabul edemeyiz" dedi. Türkiyesiz AB'nin Kıbrıs Türkleri için tehlike yarattığını ve olası anlaşmanın uygulanabilmesi için Türkiye'nin AB üyeliğinin beklenmesi gerektiğini savunan Denktaş, AB illa Rumları üye alırsa, KKTC'yle ayrı müzakere yürütmesi, ambargoyu kaldırması, maddi yardım yapması gerektiğini, böylece Türkiye'nin üyeliğine
dek kendilerinin de hazır olacağını söyledi.
B planı olup olmadığı sorusunu, "AB tüm Kıbrıs'ı istiyor. Pazarlığa mecburlar. Felaket politikası yapmayalım" diye yanıtlayan KKTC lideri, planı siyasi parti liderleriyle görüştü. (Dış Haberler)

RADIKAL 12/12/2002

Denktaş yarın taburcu

12/12/2002

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bu gece İbni Sina Hastanesi'nde kalacağını, yarın taburcu edileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Çorapçıoğlu, Denktaş'ın göğsünde deri altında toplanan suyu boşalttıklarını ve sağlık durumunun iyi olduğunu açıkladı. Denktaş'ın istirahate çekildiğini, bu geceyi hastanede geçireceğini belirten Çorapçıoğlu, konuk Cumhurbaşkanı'nın taburcu edildikten sonra Çankaya Köşkü'n
de kalacağını ve KKTC'ye gidinceye kadar da kontrollerinin devam edeceğini söyledi.
Çorapçıoğlu, Denktaş'ın, ameliyat sonrası oluşan 'medi astenit' denilen bir enfeksiyona yakalandığı iddialarının ise doğru olmadığını ifade etti.
Enfeksiyon uzmanlarına g
öre, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın yakalandığı iddia konusu olan 'medi astenit', ameliyat sonrası kalp zarında oluşabilen, çok tehkikeli olmayan bir enfeksiyon ve antibiyotikle tedavi edilebiliyor. Bu enfeksiyona yakalanan hastada, ateş ve halsizlik görülebiliyor.

KONSÜLTASYON YAPILDI

Bu sabah İbni Sina Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Denktaş'ın tetkikleri, başkentin önde gelen kalp uzmanları tarafından değerlendirildi. Konsültasyon yapan heyette, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerr
ahisi ve Kardiyoloji Anabilim dalı uzmanlarının yanı sıra GATA Kalp Cerrahisi Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Harun Tatar, Hacettepe Üniversitesi Kalp Cerrahisi Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Erkmen Böke, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Erdem Yormuk da yer aldı.

RADIKAL 12/12/2002

Gül'den Simitis'e: Tarih verilirse Kıbrıs çözülür

12/12/2002

Başbakan Abdullah Gül'ün Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile yaptığı görüşmede, muhatabına "Türkiye'nin istediği tarih verilirse Kıbrıs konusu ve diğer sorunlar çözülür" dediği öğrenildi.
Gül'ün, görüşmede ayrıca 'Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini önemli ölçüde yerine getirdiğini, bunları yaptıktan sonra masada Türkiye'nin karşısına olmadık şeylerin çıkarılmaması gerektiğini' de söylediği belirtildi.
Başbakan Gül, Simitis ile yaptığı görüşmede, Kopenhag'a gelmeden önce AB'nin eski zabıtlarını okuduğunu, bütün zabıtlarda da Türkiye'ye "Kopenhag kriterlerini tamamlayın bu iş olur, istediğiniz tarihi alırsınız" den
ildiğini ifade etti.
"Biz bir eve girersek 'Şu oda bu oda olsun' demeyiz. Kimse küçük hesap içinde olmasın, üzerimize düşeni yapmasaydık burada olmazdık" ifadesini kullanan Gül'ün, Türkiye'de 'açık, dürüst, mert' bir liderlik anlayışının bulunduğunu Simit
is'e aktardığı kaydedildi.
Gül'ün, 'küçük oyunlar' yapılması halinde Türkiye'nin de mevcut heyecanını ve ilgisini kaybedebileceğini belirterek, "Bildiğimizi yaparız" dediği kaydedildi.
Simitis'in ise Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili AK Parti Genel Başka
nı Recep Tayyip Erdoğan'ın dışarıda, Başbakan Gül'ün de içeride yapılması gerekenleri yerine getirdiklerini ifade ettiği bildirildi.
Gül'ün de Simitis'e "Reformlardan memnun değil misiniz" diye sorarak, bu girişimler yapıldıktan sonra masada Türkiye'nin k
arşısına olmadık şeylerin çıkarılmaması gerektiğini söylediği öğrenildi

RADIKAL 12/12/2002

Anahtar Kıbrıs

Erdal Güven

Kıbrıs ve Türkiye, AB liderlerinin uykusunu kaçırıyor. Lefkoşa-Ankara-Atina- Brüksel-New York-Washington hattında yürütülen 'uçurum diplomasisi' Kopenhag'a kadar gelip dayanmış halde

12/12/2002

Kıbrıs'ta 'Annan Planı' temelinde bir ilke anlaşması. AGSP'de uzlaşma. Kıbrıs'ın ortak devlet olarak AB üyeliğine kabulü. Ve nihayet Türkiye'yle 2004'ün ilk yarısında görüşmelere başlanacağının ilanı. Dile kolay.
Böylesi bir mutlu sonla inecek mi henüz belli değil, ama perde nihayet bugün Kopenhag'da açılıyor. 48 saat içinde AB, Türkiye'nin üyelik sürecine bakışını ortaya koyacak ve ne olacaksa olacak.

Haftalardır, hatta aylardır beklenen gün geldi çattı. Yalnız Avrupa'nın değil, tüm dünyanın ama özellikle de ABD ve İslam âleminin gözü, kulağı Kopenhag'da olacak. Çünkü AB'nin Türkiye'ye ilişkin hükmü, jeopolitik nedenlerle onları da yakından ilgilendir
iyor.

Siyasi harita
Kopenhag'da bugün ve yarın bir anlamda Avrupa'nın siyasi haritası yeniden çizilecek. Çok değil henüz 15 yıl önce totaliter rejimlerin pençesinde neredeyse karın tokluğuna yaşayan sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesi demokrasisiyle, refahıyla dünyanın en ileri kulübüne resmen kabul edilecek.
Tarihi perspektiften bakıldığında alay-ı vâlâ ile kutlanması gereken günler bunlar. Gelgelelim göz kamaştırıcı manzaranın arkasındaki hararetli pazarlıklar, öfkeli restleşmeler ve yorucu süreç işin tadını kaçırmış durumda. Ama daha önemlisi, iki konu var ki AB liderlerinin uykusunu kaçırıyor desek yeridir. Kıbrıs ve Türkiye. Lefkoşa-Ankara-
Atina-Brüksel-New York-Washington hattında yürütülen uçurum diplomasisi Kopenhag'a kadar gelip dayanmış durumda.

Ankara ne derse desin Kopenhag'a geçmeden Brüksel'de görüştüğüm üst düzey diplomatik kaynaklardan hiçbirinin çözüme varılamasa bile Kıbrıs'ın üyeliğe kabul edileceğinden kuşkusu yok. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üyelik için gerekli yükümlülükleri hem de tüm adaylardan önce yerine getirdiği ortada.

Klerides imzaya hazır
Annan Planı'nı müzakere zemini olarak kabul ettikleri de. Anlaşılan o ki Klerides, Kopenhag'da bugün yarın bir ilke anlaşmasına imza atmaya da hazır. Dolayısıyla AB'ye hiçbir kaçış yolu bırakmamış durumdalar.
Zaten AB'nin Helsinki'den sözü var, malum. Bir de şu var: Biz, varsa yoksa Ankara'ya verdiği destekle iştigal ettiğimiz için ABD'nin de pekâlâ çözümü Kıbrıs'ın üyeliğinin koşulu olarak görmediğini es geçiyoruz. Bunlara bir de aski takdirde
gündeme gelebilecek Yunan vetosunu da eklerseniz, Kıbrıs'ın bugün yarın davetiyesini eline almasına şaşırmazsınız. Asıl belirsizlik Kıbrıs tek yanlı olarak mı yoksa bir bütün olarak mı kabul edilecek. Yukarıda anlattığım üzere ilk seçeneği devreye sokmaktan çekinmeleri beklenmemeli ama Avrupalıların gönlünde ikinci seçeneğin yattığı sır değil. Tabii Amerikalıların ve hatta Yunanların da.
Çünkü ilk seçenek Kıbrıs'ta çözümün altını oyacağı gibi, Türk-Yunan baharında da yaprak dökümünü başlatabilir. Ankara'nı
n Avrupa Birliği'yle, hatta sınırlı da olsa (mesela Irak'ta) ABD'yle bir hesaplaşmaya gitmesi kaçınılmaz hale gelebilir.

Tereddüt noktaları
Resmen ve alenen olmasa da bazı ülkelerin (mesela Hollanda) sorun ithal etmemek amacıyla Kıbrıs'ın üyeliğine ilişkin hâlâ tereddütleri var. Bazıları da (mesela Britanya) Türkiye'nin şiddetli tepkisine maruz kalmamak amacıyla tek yanlı üyeliğe sıcak bakmıyor. Ama çark etmeye de niyetleri yok. Bir diplomat şöyle açıklıyor durumu: "Eğer geri adım atarsak, üye olmayan, üy
elik görüşmelerine bile başlayamamış bir ülkenin şantajına boyun eğmiş oluruz. Bu da AB'nin itibarı açısından pek hoş olmaz tabii."
Dolayısıyla herkesin umudu önümüzdeki saatlerde atılabilecek sürpriz bir imzada. 'Annan Planı'nın yeni haline Denktaş ve An
kara'nın pek de olumlu bakmaması bile bu umudu tamamen kırabilmiş değil. BM de umudu canlı tutmaya çalışıyor.
Bir anlamda Kopenhag'da anahtar Kıbrıs. Bu anahtar alınıp Kopenhag'a mı getirilecek, Akdeniz'in derinliklerine mi fırlatılıp atılacak, yoksa bir
süre daha cepte mi muhafaza edilecek bugün yarın belli olacak. AB'den bakıldığında, anahtarı elinde tutan Ankara olarak görülüyor. Nitekim AKP başından beri, Türkiye'ye tarih verilmesi durumunda Kıbrıs'ta çözüm yolunun açılacağını söyleyerek AB'nin bakışının pek de isabetsiz olmadığını ortaya koymuş bulunuyor. Ancak Ankara ve Denktaş'ın Annan Planı'nın son haline ilişkin değerlendirmeleri iyimserliğe pek yer bırakmıyor gibi. Bu da bizi denklemin öbür ucuna, AB'nin Türkiye için ne diyeceğine getiriyor. Dünden bugüne değişen bir şey yok. Ağırlık merkezi hala Fransız-Alman önerisinde. Yani Türkiye'nin durumunu 2004'te değerlendirip 2005 ortasında görüşmeleri başlatmak.

'Koşul' bekleniyor ama...
Hemen herkes mutlaka bir koşul getirileceğinden emin. Merak edilen, tarihlerin değiştirilip değiştirilemeyeceği. Diplomatik kaynaklar Ankara'dan peş peşe gelen yasama haberlerini not ettiklerini belirtmeden edemiyor. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse bu turbo-reformların tek başına söz konusu tarihleri öne çekmeye yete
ceği kuşkulu. Buradaki diplomatik kaynaklar Kopenhag Siyasi Kriteri bağlamında ve Katılım Ortaklığı kapsamında hâlâ daha çıkarılması gereken yasalar bulunduğundan dem vuruyor. Hemen ardından askerin siyasetteki ağırlığı, DEP'lilerin yeniden yargılanmaması gibi artık ezbere bilinen şikâyetler sıralanıyor.

AKP'den memnunlar
Aslında AB genel olarak AKP'nin performasından memnun. Yaptıklarını yapacaklarrının güvencesi olarak görüyor. Erdoğan'ın Avrupa turu da olumlu bulunmuş. Dolayısıyla eskiden sık gördüğümüz türden bir güvensizlik söz konusu değil Türk hükümetine karşı. Ancak yasamanın tek başına yeterli olmadığı da vurgulanıyor. Yeni yasaların uygulanmasının, kök salmasının zaman alacağı vurgulanıyor. Bu bağlamda verilen ana örnek şu: "İşkenceyi yasakladık
deniliyor ama iki üç gün önce işkenceden suçlu bulunan polisler bir daha yapmazlar diye salıveriliyor. Bu yüzden uygulamayı görmek istiyoruz. Yoksa kimsenin Türkiye'yi oyalamak, geçiştirmek, dışlamak gibi bir niyeti yok, Helsinki'den sonra olamaz da."
Aynı kaynak ekliyor: "Tabii Ankara, Kıbrıs ve AGSP konularında da bize yardımcı olmalı. Bu, tarih konusundaki kararı Türkiye lehine mutlaka etkleyecektir." Lehineden kasıt, değerlendirme zirvesinin 2003 sonunda yapılıp Mayıs 2004'te, yani genişleme fiilen ger
çekleşmeden, görüşmelere başlanması.
Aynı saatlerde Tayyip Erdoğan, Washington'da aynı denklemi tersinden kuruyor. Önce tarih, sonra Kıbrıs ve AGSP'de çözüm.
Bakalım hangisi tutacak? Az kaldı. Washington'dan söz açılmışken onca lobiden sonra çabalarının
boşa gittiğine görmek herhalde hoşuna gitmeyecek. Kıbrıs ve Türkiye konularında bugüne kadar az çok aynı noktada hareket edilen Atlantik hattı, Kopenhag'da zedelenebilir.

RADIKAL 12/12/2002

Denktaş'ın sağlığı iyi

Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi'nde Kardiyoloji Anabilimdalı Başkanları tarafından muayene edilen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bir süre dinlendirileceği ancak sağlık sorununun olmadığını açıklandı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi'nde geldi. Başhekim Nusret Aras Kardiyoloji Anabilimdalı Başkanları ile muayne ettikleri Denktaş'ın bir süre hastanede kalmak zorunda olduğunu ancak sağlık sorununun olmadığını açıkladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, sağlık kontrolünden geçmek üzere Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi'ne geldi. Cumhurbaşkanı Denktaş, İbni Sina Hastanesi'ne gelişinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu, İbni Sina Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Demirtaş ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Derviş Oral tarafından karşılandı.

DENKTAŞ'IN DURUMU

Kardiyoloji Anabilim Başkanlarının muaynesinden sonra Başkanlar ile birlikte bir basın toplantısı yapan Ankara İbni Sina Hastanesi Başhekimi Prof.Dr.Nusret Aras Denktaş'a konsültasyon yapıldığını kendisinin halsizliğinin bulunduğunu ancak durumunun iyi olduğunu açıkladı. Aras, Denktaş'ın önlem olarak ve dinlenmesi için 3-5 gün kadar hastanede tutulacağını açıkladı. Denktaş'ın belirli bir rahatsızlığı olmadığını kendisinin sadece kansızlık cektiğini göğüsündede bir miktar su bulunduğunu söyleyen Başhekim Nusret Aras, basın mensuplarının soruları üzerine Sayın Denktaş sizin benim kadar sağlıklı durumdadır isterse kendisi burada çalışabilir ve ayrıca hastanemizde sürekli kalması gerekmemektedir diyee konuştu.

AİLESİ İLE GELDİ

Hastaneye ailesi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ile gelen Denktaş, asansöre bininceye kadar Şahin'in koluna girdi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, hastaneden ayrılırken, gazetecilerin soruları üzerine, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın göğsünde su toplandığı için biraz rahatsız olduğunu belirterek, ''Ama şimdi çok rahatladı, Türk doktorlarına çok güveniyor'' dedi.

HURRIYET 12/12/2002

 

Erdoğan'dan Denktaş'a: Masadan kaçma

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a müzakereden kaçmaması için telkinde bulunacağını belirterek ‘‘Masadan kaçan taraf değil, uzlaşı arayan taraf olmak gerekir’’ dedi.
Erdoğan, Kıbrıs için Kopenhag'da başlayabilecek müzakere sürecinden herhangi bir zarar gelmeyeceğini düşündüğünü, müzakere yapmanın BM planını kabul etmek anlamına gelmediğini söyledi.

NTV'ye konuşan Erdoğan, Kıbrıs konusunda artık çözüm zamanının geldiğini belirterek, bu amaçla BM'nin hazırladığı planı müzakere etmek gerektiğini savundu. Erdoğan, Denktaş'a telkinde bulunup bulunmayacağı sorusuna, ‘‘Evet, masadan kaçmaya gerek yok, müzakere gayet rahatlıkla yapılabilir. Sayın Denktaş'ın bir rahatsızlığı var ama, Kopenhag'a bir temsilci gönd
erebilir dedi. New York Türkevi'ndeki konuşmasında Kıbrıs'tan ‘‘büyük sıkıntı’’ diye söz eden Erdoğan, ‘‘40 yıldır süren bir sıkıntı bu. Çözülmeyen herşey sıkıntıdır biliyorsunuz’’ diye konuştu.

HURRIYET 12/12/2002

Denktaş: Müzakereden kaçmıyorum ama imza yok

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan planı temelinde Rum tarafıyla müzakereden kaçmadığını, ancak anlaşma imzalamak için zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Sağlık kontrolü için Ankara'ya gelen Denktaş, Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu'nu Kopenhag'a yolladı.

Kıbrıs'ın kaderinin de belirleneceği Kopenhag zirvesi öncesinde ağır baskı altında kalan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ‘‘Müzakereden kaçmıyorum ama, zamana ihtiyacım var. Kopenhag'da anlaşma imzalayamam’’ dedi. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan gelen çağrı üzerine Denktaş, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'nu Kopenhag'a gönderme kararı aldı. Böylece Denktaş, son belgenin eskisinden farklı olmadığını söylemesine rağmen henüz köprüleri atmadığını gösterdi.

BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, gerekmesi halinde Denktaş'ın Kopenhag'a davet edilebileceğini açıklamıştı. Ancak BM'den daha sonra yapılan açıklamada, 'İmzayı Denktaş'ın atması şart değil. Atayacağı bir temsilci de olur' denildi. Denktaş bugün İbni Sina Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçmek için günü birliğine Ankara'ya gidecek.

HURRIYET 12/12/2002

KKTC Dışişleri Bakanı Kopenhag'da

KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, AB'nin Kopenhag zirvesine KKTC Cumhurbaşkanı RaufDenktaş'ı temsilen gözlemci olarak katılmak üzere Danimarka'ya gitti. Ertuğruloğlu, ''BM sürecindeki bir olayı tümüyle AB takvimine endekslemek, bunca yıllık mücadeleyi oldubittiye getirerek görüşme zemininin tamamıyla tersine bir imza olayı gündeme getirmek bizleri kuşkulandırmaktadır'' dedi.

Hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda açıklama yapan Ertuğruloğlu, ''Kopenhag'a, iyi niyetimizi ve müzakere sürecine Türk tarafının destek vermekte olduğunu vurgulamak üzere gidiyoruz'' dedi. ''Müzakere sürecine kapıyı açık bırakırken, kendilerinden BM belgesini imzalama beklentisi içinde olunmaması gerektiğini'' ifade eden Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

''Bizler açısından imzalama aşamasına gelinmiş bir belge yoktur. Önümüzdeki belgeyi, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları müzakere etmiş değildir. Bunlara ilaveten bir de oldu bitti ile karşı karşıya kalma söz konusu. Bu da AB'nin, bu zirvede 'Kıbrıs' adı altında tamamıyla bir Rum devletini uluslararası anlaşmalara aykırı bir biçimde üyeliğe kabul etme olasılığı. Bizler hala daha bu saatte AB'nin, bu büyük hatayı işlememesi beklentisi içerisindeyiz.''

Kopenhag'da yapacakları temaslarda bu konuyu gündeme getireceklerini anlatan Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:

''Eğer 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti bugün yasal olarak var olmuş olsaydı bile, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kuran uluslararası anlaşmalar bu cumhuriyetin egemenliğini belirli ölçülerde kısıtlamış anlaşmalardı. Kıbrıs Cumhuriyeti, üniter ve tam anlamıyla egemen bir devlet değildi.Tam tersine iki siyasi eşit ortağın kurduğu bir ortaklık cumhuriyeti ve egemenliği de kısıtlanmış bir ortaklık cumhuriyetiydi. Bunun en belirgin göstergesi ise bu cumhuriyetin, Türkiye ve Yunanistan'ın her ikisinin birden içinde bulunmadığı hiçbir oluşuma giremeyeceği konusuydu.''

Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusunun iki tane vazgeçilmez dengesi olduğunu belirterek, bunların Kıbrıs Türk'ü ile Kıbrıs Rum'u arasında siyasi eşitlik ilkesi ve Türkiye ile Yunanistan'ın Kıbrıs üzerindeki dengesi olduğunu söyledi.

AB'nin yapılan tüm telkinlere rağmen tümüyle Rum devleti olan ancak kendisine Kıbrıs adı veren Rum devletinin yapmış olduğu üyelik müracaatını işleme koyduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, ''Temennimiz, gayretlerimiz böylesi büyük bir hatanın işlenmemesi yönündedir. Eğer böyle bir hata işlenirse bunun sonrasında görüşme süreçlerinin pek biranlamı artık kalmaz'' diye konuştu.

MÜZAKERE SÜRECİ

Müzakere sürecinin devam etmesini arzuladıklarını ifade eden Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

''Önümüzdeki belgeyi de müzakereye hazırız. Ancak bu belgeyi müzakere zemini olarak kabul etmediğimizi de belirttik. Bu pozisyonumuzu da koruyoruz. Ama müzakere zemini olarak kabul etmememizdemek müzakereyi görüşmeyiz demek değildir. Ancak müzakereler sonucunda ortaya mutabık kalınan bir belge çıkarsa imza olayı gündeme gelebilir. Şu anda içersinde bulunduğumuz konjonktürde imzalanacak birbelge yoktur.

Rum tarafında halk, kamuoyu yoklamalarında ve mitinglerde belgeye karşı bir tavır almış durumdalar. Kıbrıs Türk halkı da büyük bir huzursuzluk içerinde. Dolayısıyla BM sürecindeki bir olayı tümüyle AB takvimine endekslemek bunca yıllık mücadeleyi oldubittiye getirerek görüşme zemininin tamamıyla tersine bir imza olayı gündeme getirmek bizleri kuşkulandırmaktadır. AB'ye yönelik güvenimizi sarsmaktadır.''

AB'nin bir yanlış daha yaparak Kıbrıs konusunu Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin önünde bir koşul olarak ortaya koyduğunu anlatan Ertuğruloğlu, Türkiye'nin AB'ye üyeliği ile Kıbrıs konusunun birbiriyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.

''BİR GÜN SONRA GÜNEŞ YİNE DOĞU'DAN DOĞACAK''

Kıbrıs'ın gerçekleri bazında görüşmelerin sürdürülmesi halinde biruzlaşı olanağı doğabileceğini kaydeden Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

''Ümidimiz AB'nin taraflara bu fırsatı verecek olmasıdır. Bu fırsatı verip vermeme AB'ye aittir. Bunun verilmemesi durumunda ise günün koşulları doğrultusunda bizler de belirli kararlarımızı alacağız.

Beklentilerimize rağmen AB yanlışında ısrar etmesi durumunda felaket tellallığı yapanlara şu yanıtı vermek istiyorum: (Bir gün sonra güneş yine Doğu'dan doğacaktır). Bizler çaresiz, aciz ve seçeneksiz değiliz. İyi niyet tabii ki söz konusu ama iyi niyet bize iyi niyet gösterenlere yönelik bir anlam ifade eder. Bizden vazgeçilmezlerimizi elden çıkarmamız isteniyorsa böyle bir ortamda iyiniyet göstermek pek mantık işi değil. Barış istemek, uzlaşma istemek teslim olma ile aynı değil. Şu anda barış uzlaşma sözcükleri arkasına saklanılarak bizlerden teslim olmamız istenmektedir. Bunca yıllık mücadeleyi bugünlere gelindiğinde teslim olmak için vermedik.

Bize rağmen, AB 'Yasal bir Kıbrıs bize müracaat etmiştir. Anlaşma olsun ya da olmasın Kıbrıs'ı üye alacağız' politikasıyla karşımıza çıkarsa müzakere ortamını AB kendisi ortadan kaldırmış olacaktır. Herşeyin bir bedeli olduğu gibi böyle bir kararın da bedeli olacaktır.Bunların sorumluluğunu da AB yetkilileri kendilerinde aramaları gerekir.''

HURRIYET 12/12/2002

Klerides: Kopenhag'da ön anlaşma imzalanabilir

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, Kopenhag'da Kıbrıs konusunda anlaşma imzalanması olasılığı bulunduğunu söyledi. Rum radyosunun haberine göre, zirve için Kopenhag'a giden Klerides, ‘‘Kopenhag'da AB üyeliği yanında, Kıbrıs konusunda anlaşma imzalanması olasılığı var’’ dedi.

APTALLARI DİNLERSEM

Klerides, zirvede bir anlaşma imzalanıp imzalanmayacağı yolundaki soruları 'Bir takım aptallara kulak verirsem hiçbir şeyi imzalamamam gerekiyor. Ancak sağduyulu insanları dinleyeceksem oturup ciddi ciddi düşünmem gerekecek' diye yanıtladı.

Klerides, ‘‘değiştirilmiş Annan planını cumartesi gününe kadar imzalamaya hazır olup olmadığı‘‘ yönündeki bir soruya i
se cevap vermekten kaçındı.

Kopenhag'a giden BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto da ‘‘Kopenhag'da baskı yapılacağını’’ belirterek, her ihtimali göz önünde bulundurduklarını söyledi. De Soto, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da Ko
penhag'da olup olmayacağını bilmediğini kaydetti.

HURRIYET 12/12/2002

İmza odası bile hazır

Kopenhag Zirvesi, Kıbrıs sorununu çözümüne kilitlendi. Dün geceden itibaren Kıbrıs konusundaki görüşmeler ve ikili temaslara ağırlık verilirken, BM Genel Sekreterliğinin talebi üzerine Danimarka, Annan Planı'nın anlaşmaya varılması halinde, tarihi imza töreni için özel bir oda hazırladı. Odanın yeri, zirveyi izleyen gazetecilerin hücumunu engellemek için basından gizli tutuldu. Hürriyet'in yetkili kaynaklardan edindiği bilgiye göre imza töreni zirvenin yapıldığı Bella Center binası dışında bir yerde yapılacak. Hürriyet'in yaptığı araştırmaya göre, imza töreni, Dışişlerine ait Gml. Dok Hus binası yada SAS Skandinavia Otelinde yapılacak

HURRIYET 12/12/2002

Son kararınız mı?


KOPENHAG

Türkiye’yi yönetenler şu günlerde tarihi bir karar verme aşamasındalar. 50 yıllık bu toplumu sokaklara döken, uğruna çatışmalara girilen, yetmeyince savaş çıkarılan, 50 yıl boyunca tüm diplomatik çabalarını yönlendirdiği ve milyarlarca dolar harcanan Kıbrıs’ta iki seçenekten biri tercih edilecek.
1. EVET denilecek ve...
- Kıbrıs bir Elen adası olmaktan çıkarılacak. Türk tezi 50 yıl sonra ispatlanmış olacak ve yeni bir Kıbrıs kurulacak. Türklerle Rumlar eşit birer ortak olacaklar.
- Sava
ş sırasında fazlasıyla alınmış olan toprakların yüzde 7.5’u geri verilecek, 40 bin Türk yerlerinden çıkıp başka yerlere yerleştirilecek, buna karşılık geri kalan bölümü hukuken Türk Türk toplumuna bırakılacak.
- Yapılacak toprak ayarlamasıyla, 20 yıl gibi
uzun bir süre içinde 200 bini aşacak olan Türk toplumunun arasına 40 bin kadar Rum yerleşecek ve Türk bölgesinin yasalarına uyarak yaşayacaklar.
- Türk toplumu, bugünkü 2.500 dolarlık gelir düzeyini birkaç yıl içinde en az 7.500 dolara çıkarıp zenginleşece
k.
- Türk topulmu 50 yıllık izolasyondan kurtulacak, ister kendi bölgesinde, ister AB vatandaşı olarak Avrupa ülkelerinden iş bulabilecek, yaşayabilecek, ulaslararası camiaya katılabilecek.
2. HAYIR denilecek ve...
- Kıbrıs Türk toplumunun günlük yaşamı hi
ç değişmeyecek. Yani aynı fakirlik, aynı kötü yönetim devam edecek. Emekliler, Türkiye para verebildiği sürece her ay paralarını alabilecekler ve günlerini kahvelerde oyun oynayarak geçirebilecekler. Çalışmak zorunda kalmayacaklar.
- Bürokratlar işlerini k
aybetmeyecekler ve eskiden olduğu gibi, hiçbir şey yapmadan maaşlarını alabilecekler.
- Yolsuzluklar yine sürecek, banka sistemi aynı şekilde devam edecek. Belki 2003-2005 döneminde Türkiye, KKTC ekonomisini canlardırabilmek için yatırım ve yardımlarını ar
ttıracak, ancak uzun vadede Kıbrıs’ın Kuzey’i Türkiye’nin bir vilayeti konumuna girecek. Türkiye’deki tüm iyilik ve hastalıklar aynen oraya da yansıyacak.
- Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugünkü 50 bin kişilik gücü, 10 bine inmeyecek, komutanlar aynı şekilde
rütbelerini kazanabilecek, Diplomatlarımız ve diğer bürokratlarımız birer küçük vali gibi hareket edebilecekler.
- 20 yıl sonra, KKTC’nin kişi başına geliri 5 bin dolar civarına çıkarken, Rumlarınki 20 bir doları bulacak... Ada’da göçten dolayı, Kıbırs Tür
k genci kalmayacak... Türkiye AB’ye katılacağı gün Kıbırs dosyası yeniden ortaya gelecek ve KKTC bugünden çok daha fazla özverilerde bulunmak zorunda kalacak.

KISA VADELİ SIKINTI, UZUN VADELİ ÇÖZÜM MÜ?

Karar büyük oranda Türk yetkililerin elinde.
Rauf Denktaş, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Yaşar Yakış, Cumhurbaşkanı Sezer ve Org. Hilmi Özkök bu kararı verecekler. Başkaları değil...
Şu sıralarda da eminim kararlarını aşağı yukarı vermişlerdir.
Erdoğan- Gül ikilisi etrafındaki insanları dinlemişlerdir. Ne ya
zık ki, etraflarında Kıbrıs’ı sağlıklı şekilde değerlendirebilecek ve onlara son adımı atabilmeleri için cesaret verebilecek çok fazla insan yok. 8-10 kişinin dışında kalanlar, hep eski sloganlarla konuşuyorlar. Üstelik, rahatları bozulacağından dolayı da korku içindeler.
"Acaba doğru mu yaparız?"
"Acaba asker ne der?" diye soruyorlar.
Org. Hilmi Özkök’te hem Kuvvet Komutanlarını, hem karargahını, hem de Ordunun diğer kesimlerini dinliyor. Son kararı vereceği için, eminim o da tereddüt içindedir. "Keşke ka
rarı siyesiler verse ve biz uygulasak" diye düşünüyordur. En zor kararı verecek kişi olarak Genelkurmay Başkanını görüyorum.
Cumhurbaşkanı Sezer’in , Kıbrıs’ı siyasi değil, her zaman ki gibi hukuki açıdan değerlendirdiğini sanıyorum. Büyük olasılıkla, ağır
lığını koymayacak ve kararı verecekleri uyarmakla yetinecektir.
Rauf Denktaş ise, bugünkü durumun değişmemesi gerektiğini sık sık söylüyor.
Bu günler en kritik aşamayı oluşturuyor.
Çözüm ile ilgili , olumlu veya olumsuz bir karar veriliyor.
Karar konumunda
kilere sormak istiyorum: İyi düşündünüz mü? Son kararınız mı?
MEHMET ALI BIRAND – MILLIYET 12/12/2002

Türk Yunan tarafı Danimarka'da masaya oturdu...

Kopenhag'da Kıbrıs için kıran kırana pazarlık sürüyor. Bu sabah Türk ve Yunan Başbakanları, Dışişleri Bakanları ve Tayyip Erdoğan bir masa çevresinde biraraya geldi.
Toplantıda Yunanistan "Kıbrıs'ı çözün 2004 tarihini alın" derken Türk tarafının "Kıbrıs'ı çözeriz ama 2003 tarihini isteriz" dediği öne sürülüyor.
Bu gelişmeler yaşanırken Rauf Denktaş tedavi i
çin Ankara'ya gitti ve hastaneye yattı. Kopenhag'a ise Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'nu yolladı.

SICAK SAATLER

Başbakan Abdullah Gül, Türkiye'nin AB'ye üyelik çalışmaları çerçevesinde bulunduğu Kopenhag'ta, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile biraraya geldi. AKP Genel başkanı Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı toplantı 1,5 saat sürdü. Toplantının bitiminde açıklamaları Simitis ile Abdullah Gül yaptı ve önemli mesajlar verdiler. Yunan Başbakanı Türkiye için 2004 tarihini uygun gördüklerini söylerken
Abdullah Gül 2003 tarihinde ısrar etti. Her iki Başbakan da toplantıda Kıbrıs'ın ele alındığını söyledi.
Tayyip Erdoğan görüşmeyi CNN Türk ekranlarında tek kelime ile şöyle değerlendirdi:
"Olumlu, olumlu...".
Türkiye'nin AB üyeliği açısından bir başka öne
mli toplantı daha var. Başbakan Abdullah Gül, Türkiye'ye 2005 tarihini vermeye çalışan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Kopenhag'da üçlü görüşme yapacak.

MEDYA ORDUSU İZLEDİ


Marriot Otel'deki görüşme, saat 11.10'd
a başladı.
İki tarafın görüşmesinde masada Türkiye'ye verilecek müzakere tarihi ile Kıbrıs vardı. Görüşmeye AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu da katıldı. Görüşmede Dışişl
eri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal, Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin de hazır bulundu.
Simitis ile Papandreu, Başbakan Gül ve beraberindekileri otelin girişinde karşıladılar.
İki ülkenin heyetinde bulunanlar, girişte basın mensuplarına defalarca tokalaşarak
poz verdiler. Toplantı öncesinde de, gazetecilerin görüşmenin yapıldığı salonda görüntü almalarına izin verildi.
Bu arada, Türk heyetinin otele intikalinin gecikmesi üzerine, Simitis ve beraberindekiler Gül ve beraberindekileri, otel girişinde yaklaşık 10
dakika beklediler.

SİMİTİS'İN AÇIKLAMALARI

Türk ve Yunan basın kuruluşlarının yoğun ilgi gösterdiği görüşmeden sonra önce Simitis açıklama yaptı. Simitis şunları söyledi:
"Erdoğan ve Gül ile dostane bir görüşmemiz oldu. Bugün ve yarın gerçekleştirilecek zirve ile ilgili görüşlerimizi paylaştık, görüş alış verişinde bulunduk.
Aynı zamanda Kıbrıs müzakerelerinin kaydettiği ilerlemeyi de ele aldık. Türkiye ile AB'nin gelecekteki ilişkilerini de görüşmeye çalıştık. Yunanistan'ın çok olumlu bir görüşü var. Tür
kiye ile AB arasındaki ilişkilerin gerekliliği konusunda olumlu görüşler içindeyiz. Bizce AB ile Türkiye arasındaki ilişki güvenliği doğu akdenizde de sağlayacaktır. Avrupa'nın gelişmesi için yeni olasılıklar yaratacaktır. Bu nedenle de görüşlerimi tekrar dile getirdim. Türk hükümeti de son derece olumlu adımlar atmıştır. Özellikle Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi açısından olumlu adımlar atılmıştır. Bu nedenle müzakereler 2004 yılında başlayabilir. Müzakerelerin mümkün olduğu kadar kısa sürede başlayabilmesi için çaba göstereceğiz.
Kıbrıs konusunun çözülmesi gerektiğini de dile getirdik. Bu aslında çok büyük önem taşımaktadır. Özellikle Türkiye ile Avrupa ve Yunanistan arasındaki ilişkiler açısından çok önemlidir.
Eğer böyle bir sorun olursa işbirl
iği gerektiği gibi ilerleyemez. Samimi adımlar atılır ve bu fırsatlar değerlendirilir ve bu konuda da bir çözüme ulaşabiliriz."

ABDULLAH GÜL'ÜN AÇIKLAMALARI

Başbakan Abdullah Gül, Türkiye'nin AB'dan kesin ve çok açık bir tarih almasının hakkı olduğunu söyledi. Gül, ''AB'den kesin bir tarih istiyoruz ve bu tarih 2003 olmalı'' dedi.
Başbakan Abdullah Gül, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, çok samimi ve yararlı bir toplantı yaptıklarını ifade etti.
Türkiye'nin
iki reform paketini hazırladığını, bunlardan bir tanesinin Meclis'ten geçtiğini, bir tanesinin de geçmek üzere olduğunu belirten Gül, şöyle konuştu:
''Şuna samimi bir şekilde inanıyoruz; Buraya gelmeden önce gerekli olan şartları yerine getirdik. Bazı şeyl
erin bilincindeydik. Yani gerekli olan koşulları yerine getirme bilinci içindeydik. Şimdi ev ödevimizi yaptık sayılır. Şimdi AB, bize (buraya gelmeden önce siz kuralları yerine getirin. Kulübün kurallarını yerine getirin) diyemez. Kopenhag kriterleri biliyorsunuz ki gerekli olan şartlardır, yani müzakere tarihinin verilmesi için gerekli olan kurallar bunlar. Şimdi kesin, açık ve net bir tarih almak hakkımızdır, müzakerelere başlayabilmek için... Bu nedenle, bunu bekliyoruz.'' Başbakan Gül, müzakere tarihinin başlangıcının 2003 olmasını ve bu konuda kesin bir karara varmalarını birliğin liderlerinden rica ettiklerini söyledi.
Görüşmede, başka konulardan da bahsettiklerini anlatan Gül, şöyle devam etti:
''Kıbrıs gibi... Bizim yaklaşımımız olumludur. Biz tabii
ki sorunu çözmek istiyoruz. Bu sorunun çözümü, iki tarafı da memnun etmeli. Ama tüm bu sorunların çözülmesinin kolay bir yolu vardır. Çünkü biz gerekli kriterleri yerine getirmekte hazırız. Şimdi (AB'nin evine girelim) diyoruz. Orada bulunduktan sonra tüm sorunlar otomatik olarak çözülecek. Avrupa kimliği ortak bir kimlik olacaktır ve en küçük sorunlar bile çok fazla vaktimizi almayacaktır.
Bir kez daha tekrarlamak istiyorum; Biz kesin bir tarih istiyoruz ve bu tarih 2003 olmalı.''

ÇOK ÖNEMLİ BİR BULUŞMA


Kopenhag'da Türkiye için bir başka çok önemli toplantı daha var.
Başbakan Abdullah Gül, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Kopenhag'da üçlü görüşme yapacak.
Alman hükümetinin bir sözcüsü, Chirac, Schröder ve Gül'ün,
AB zirvesi kapsamında, Türkiye'nin AB üyeliği süreci konusunda görüşmek amacıyla biraraya geleceklerini söyledi.
Bilindiği gibi Türkiye'ye 2005 tarihinin verilmesini Chirac ve Schröder istiyordu.
Sözcü, görüşmenin ayrıntıları ve ne zaman yapılacağı konusun
da bilgi vermedi.
MILLIYET 12/12/2002


De Soto Kopengah'da Rumlar ile KKTC arasında mekik dokuyor


BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Kopenhag doruğu süresince KKTC ile Kıbrıs Rum Yönetimi temsilcileri arasında mekik diplomasisi yapacağını belirtti.
De Soto, Kopenhag'da Mario Oteli'nde Başbakan Abdullah Gül ile Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis arasındaki görüşmenin başlamasını bekleyen gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Kopenhag'da ''mümkün olursa tarafları anlaşm
a noktasına getirmeye çalışacağını'' ifade eden De Soto, ''Umarım anlaşırlar'' diye konuştu.
Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides ile az önce görüştüğünü kaydeden De Soto, Kopenhag'a öğleden sonra gelmesi beklenen KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Er
tuğruloğlu ile de görüşeceğini belirtti.
De Soto, iki tarafı birararya getirip getirmeyeceğinin sorulması üzerine, tarafları biraraya getirmeyeceğini, kendisinin mekik diplomasisi yöntemini uygulayacağını söyledi.
''Son ana kadar onları ikna etmeyi umuyoru
m'' diyen De Soto, tarafların Annan'ın önerisini imzalamalarını umduğunu da belirtti. De Soto, bir başka soru üzerine de BM Genel Sekreteri'nin Kopenhag'a gelmesinin şu an için planlar dahilinde olmadığını kaydetti.
MILLIYET 12/12/2002

Kıbrıs için ‘Doğu Alman modeli’ önerisi

Danimarka Dışişleri Bakanlığı, Kopenhag Zirvesi’nde AB adayı ülkelere sunmak üzere sonuç bildirgesi üzerinde çalışıyor.

Kopenhag
NTV

12 Aralık— Dönem başkanlığı yetkilileri Kıbrıs ve Türkiye paragrafının taslağını hazırlıyor. Dönem başkanı Danimarka, Kıbrıs konusunda iki formül üzerinde duruyor. Birinci formül Kofi Annan’ın Kıbrıs planının kabulu üzerine kurulu. İkinci formül ise Doğu Alman modeli. Burada Kıbrıs Adası’nın bütünüyle Avrupa Birliği’ne üye olduğunu, ama müktesebatın adanın sadece güneyine uygulandığı belirtiliyor.

Kıbrıs sorunu çözüldüğü andan itibaren de KKTC’nin otomatik olarak Avrupa Birliği üyesi olacağına işaret ediliyor. Türkiye paragrafının taslak metni de bu akşam devlet ve hükümet başkanlarına sunulacak


Dönem başkanı Danimarka, Türkiye paragrafını kaleme alırken üye ülkelerle Türkiye’nin hassasiyetlerinin göz önünde bulundurulmasını isteyecek. Danimarka’nın Alman-Fransız modelini esas alarak yeni bir formül önermesi bekleniyor.
Dönem başkanı Danimarka, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunda da Yunanistan’ı ikna etmeye çalışıyor. AGSP Avrupa Birliği dışişleri bakanları tarafından yarın öğle yemeğinde ele alınacak

NTV 12/12/2002

Kopenhag’da yoğun Kıbrıs trafiği Kopenhag’da da Türk ve Rum tarafları anlaşma noktasına getirmeye çalışacağını söyleyen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto, mekik diplomasisi yürütüyor.

12 Aralık— Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alıp alamayacağının netleşeceği Kopenhag Zirvesi öncesinde, Türkiye’nin üyeliğinin yanı sıra Kıbrıs konusunda da başdöndürücü bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Kopenhag’da BM Genel Sekreteri Annan’ın özel temsilcisi De Soto’nun yanı sıra, İngiltere özel temsilcisi Hannay da devrede. BM Genel Sekreteri Annan’ın ise, zirveye gitmeyeceği belirtiliyor.

BM’nin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla taraflar arasında mekik diplomasisi yürütmek amacıyla dün Kopenhag’a gelmişti. De Soto, tarafları son ana kadar ikna etmeye çalışacağını belirtmişti. De Soto öğle saatlerinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin ile bir araya geldi.

Görüşmenin ardından açıklama yapan De Soto, Kıbrıs konusuyla ilgili tüm taraflarla danışmalarının devam ettiğini ifade etti. De Soto, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Kopenhag’da olmamasının kendisi için bir hayalkırıklığı olup olmadığı sorusu üzerine, Denktaş’ın Kopenhag’a gelmesinin mümkün olmadığını önceden bildiğini söyledi ve “Onun liderliğinin ve konumunun yerini hiçbir şey tutamaz, doktorlarından çalışmaya devam edebileceği haberlerini alıyoruz ve buradaki gelişmeleri yakından izlediğini biliyoruz” dedi.

VURUŞ MESAFESİ İÇİNDEYİZ, UMUT VAR’
Kopenhag’da Kıbrıs için bir çerçeve anlaşmasının imzalanıp imzalanamayacağına ilişkin soruya, “Yürekten umuyorum” yanıtını veren De Soto, “Umut var mı?” diye soran gazeteciye, “Evet var” dedi. Tarafların yeni metin üzerinde uzlaşmaya vardıklarını söylemek için henüz erken olduğunu belirten De Soto, “Oyun devam ediyor” diye konuştu. “Sonuca yakın mıyız?” sorusuna yanıt olarak, “Vuruş mesafesi içindeyiz” diyen De Soto, şöyle devam etti: “Vuruş mesafesi içindeyiz, sonuca ulaşmak için kararlar, belki de
zor kararlar almak gerekiyor. Fırsatı yakalamak için gerekli olan, AB karar almadan bir anlaşmaya varmak. Bu şekilde, birleşik Kıbrıs AB’ye girebilir.”

İNGİLTERE VE ABD DEVREDE
De Soto’nun akşam saatlerinde KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile bir araya gelmesi bekleniyor. Kıbrıs konusunda İngiltere ve ABD devreye girdi. İngiltere özel temsilcisi David Hannay Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides ile bir araya geldi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs özel koordinatörü Thomas Weston, Kıbrı
s’ta çözüm konusunda iyimser olduğunu söyledi. Weston, AB Kopenhag Zirvesi’nde çözüm için perspektifin çok iyi olduğunu belirtti.

ERTUĞRULOĞLU: BELGE İMZA AŞAMASINDA DEĞİL
Öte yandan Kopenhag Zirvesi’ne katılan KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, imzalanma aşamasına gelen bir belge olmadığını söyledi. Ertuğruloğlu, “Kopenhag’a iyi niyetimizi göstermeye gidiyoruz” diye konuştu. Kopenhag Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı temsilen katılan Tahsin Ertuğruloğlu, müzakere sürecinin devamını arzuladıklarını, ama bu belgenin müzakere zemini olamayacağını söyledi. Kıbrıs konusunun Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyleyen Ertuğruloğlu, bir oldu-bittiyle karşı karşıya olma endişesini taşıdıklarını belirtti.

Bu arada, Kopenhag’da zirve için ayrılan merkezde Kıbrıslı Türk ve Rum temsilcilerin doğrudan görüşme yapmaları için salon hazırlandığı belirtiliyor.

NTV 12/12/2002