De Soto: Annan planında değişiklik önerisi yok

 

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto Ankara’ya geldi.

 

Ankara
NTV

   

10 Ocak— Alvaro De Soto, Türkiye’ye Annan planında herhangi bir değişiklik yapılması önerisi getirmediğini söyledi.

 

De Soto, 28 Şubat öncesindeki sürecin nasıl işlediğini ve ne şekilde daha ileriye götürülebeleceği konusunda görüş alışverişinde bulunulacağını söyledi.
Hala sorunlu bazı konular olduğunu belirten De Soto, Kopenhag Zirvesi’ndeki çözüm çabalarının sonuç vermemesini bir talihsizlik olarak nitelendirdi. Kofi Annan’ın planın daha önceki halinde bir değişiklik ya da yenilik yapmadığını belirten De Soto, “Top artık Birleşmiş Milletler’de değil. Tarafların plana ilişkin görüşlerin
i bekliyoruz ” dedi.
Dışişleri Bakanlığı’nın, “Kıbrıs’ta politika değişiyor, entegrasyon tezinden vazgeçiliyor” açıklamasının hatırlatılması üzerine De Soto, bu konuya ilişkin detaylı bir bilgiye sahip olmadığını bugünkü görüşmeleri sırasında bilgilenmeyi
umduğunu ifade etti

Denktaş: Kazanımlar benim sayemde

KKTC Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu belgede ‘Türklerin lehine unsurların, Kıbrıs Türkleri adına yıllardır verdiği mücadele sayesinde olduğunu’ söyledi.

Lefkoşa
AA

10 Ocak— KKTC lideri Denktaş, Kıbrıs gazetesinde kendisine hitaben yazılan mektupta yer alan “en iyi uzlaşma nedir” sorusuna yazılı yanıt verdi. Denktaş, “50 bin insanımızı yeniden göçmen yapacak, içimize 60 bin Rum yerleştirecek ve idari açıdan bizi kısa bir zaman içerisinde imtiyazlı azınlık haline getirecek uzlaşma kabul edilemez” dedi

Rauf Denktaş, sorumluluğunun Kıbrıs halkına ve anavatan Türkiye’ye 1963’leri tekrarlatmayacak bir anlaşma yapmak olduğunu belirtti. Denktaş, “Bazı istemlerimiz kabul edildi diye, bunların etkisini sıfırla çarpan diğer maddeleri dikkate almayarak gözüm kapalı hareket edemem” diye konuştu.
Kapısının Kıbrıs halkına daima açık olduğunu belirten Denktaş, halkın, temelinde eşitlik, egemenlik ve T
ürkiye’nin garantisinin olduğu bir uzlaşma istediğini ifade etti.

PARTİ TEMSİLCİLERİYLE GÖRÜŞECEK
Bu arada KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Meclis’teki siyasi parti liderleriyle yeniden biraraya geliyor. Denktaş, siyasi parti liderleriyle daha önce üç kez biraraya gelmiş, ancak Annan planıyla ilgili izlenecek politika konusunda ortak bir tutum saptanamamıştı. İlk iki toplantıya katılan Toplumcu Kurtuluş Partisi, Denktaş’ın görüşlerinde değişiklik olmadığı gerekçesiyle görüşmelerden çekildiğini açıklayarak,
son toplantıya katılmamıştı.

.

Eroğlu: BM planı Türkiye’yi dışlıyor

KKTC Başbakanı, BM Genel Sekreteri Annan’ın planının olduğu gibi uygulanması halinde ‘Türk’ün Türk’le kavgasının başlayacağını’ öne sürdü.

Lefkoşa
AA

10 Ocak— KKTC Başbakanı ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu çözüm planının, Türkiye’yi adadan dışladığını söyledi.

Eroğlu, UBP’nin toplantısında yaptığı konuşmada, Annan planının Türkiye’yi dışladığı gerçeğinin çok iyi görülmesi gerektiğini belirterek, bu gerçeği söylemenin barış istememek olmadığını kaydetti.
Yerinden yurdundan edilen insanların öfkeli olacağına işaret eden Eroğlu, Annan planının olduğu gibi uygulanması ile Rum’un
Türkle değil, Türk’ün Türkle kavgasının başlayacağı uyarısında bulundu.

‘MÜZAKERE EDECEĞİZ’
Bazı kesimlerce Annan planının sadece iyi taraflarının gündeme getirildiğine değinen Eroğlu, planın olumsuz yanlarının da açık ve net bir şekilde insanların bilgisine getirilmesi gerektiğini ifade etti. Başbakan Eroğlu, Kıbrıs konusunda bir çözüm istediklerini, müzakere edeceklerini ve Annan planının değiştirilmesi yönünde uğraşacaklarını belirtti.

ABD: Kıbrıs’ta çözüm umudu var

ABD, Kıbrıs sorununun 28 Şubat tarihine dek çözülmesi için halen fırsat bulunduğuna inandıklarını bildirdi.

NTV

9 Ocak— Gazetecilerin sorularını yanıtlayan, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, “28 Şubat’a kadar Kıbrıs sorununun çözülebileceğine halen inanıyor musunuz?” sorusu üzerine, “Biz halen bir fırsat olduğuna inanıyoruz. 28 Şubat’ın, tarafların biraraya gelmesi için başka bir fırsat olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Richard Boucher, “Sanırım, taraflar arasında bazı teknik görüşmeler devam ediyor. Pek çok ilgili tarafla yakın temastayız. Bunların arasında Avrupalılar, Kıbrıslılar, Yunan ve Türk hükümetleri de var. Hepimiz, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın çabalarını desteklemek üzerinde çalışıyoruz. Böylece Kıbrıslılar ve komşuları için fırsat yaratmayı sürdürebiliriz. Bu uzun dönemli sorunu çözebilir, bunu Avrupa Birliği çerçevesinde yapabiliriz” dedi.

Simitis’ten Annan’a Kıbrıs mektubu

Yunanistan Başbakanı, BM Genel Sekreteri’ne mektubunda, Atina’nın Kıbrıs sorununun çözümünü güçlü bir biçimde arzu ettiğini yazdı.

Atina
NTV

9 Ocak— Yunanistan Başbakanı Simitis, Annan’ın 18 Aralık’taki mektubuna yanıt olarak yazdığı mektupta, Türkiye’nin 2 kez Kıbrıs’a ilişkin güvenlik konularında görüşmelere gitmeyi reddettiğini vurguladı.

Simitis, Atina’nın Kıbrıs sorununa, en kısa zamanda, Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasını istediğini vurguladı.
Kostas Simitis, Yunanistan’ın, garantör güç olarak, gelecekte üstleneceği yükümlülüğe ilişkin görüşmeleri Türkiye ve Birleşmiş Milletler’le yapmaya hazır olduğunu bildirmesine karşın Türkiye’nin 2 kez güvenlik konularında görüşmelere gitmeyi reddettiğini belirtti.
Yunanistan Başbakanı, mektubunda “28
Şubat’a dek bir anlaşmaya ulaşılabilmesi için Türk ve Kıbrıs Türk tarafının müzakere sürecine iyi niyet ve daha yapıcı bir biçimde girmeleri gerektiğine inanıyorum” ifadesini kullandı.

KKTC’de yeni miting hazırlığı

KKTC’de, Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Komitesi ile Bu Memleket Bizim Platformu, “Çözüm ve Avrupa Birliği” adı altında büyük bir mitinge daha hazırlanıyor.

Lefkoşa
NTV

 

9 Ocak— Lefkoşa’daki miting, 14 Ocak’ta müzakerelerin başlamasından bir gün önce yapılacak. Gözlemciler, Denktaş üzerinde toplumsal baskı oluşturmaya yönelik mitingin, Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ve meclis heyetinin Ada’ya gidişine rastladığına dikkat çekiyorlar.

Miting öncesinde bugün aralarında sendikacıların da bulunduğu bir grup sivil toplum örgütü temsilcisi, Cumhurbaşkanlığı’na giderek Denktaş’ın istifasını isteyen bir mektup sundu. Sivil toplum örgütü temsilcilerinin yaptığı yazılı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın 1968 yılından beri sürdürülen Kıbrıs görüşmelerini yürüttüğü belirtilerek, “Denktaş’ın politikasının başarısız olduğu” iddia edildi. Açıklamada, Denktaş’ın görevinden ayrılarak emekliye olması gerektiği görüşü savunuldu.

GAZETEDE DENKTAŞ’A AÇIK MEKTUP
İşadamı Asil Nadir’e ait KKTC’nin en yüksek tirajlı gazetesi ‘Kıbrıs’ ise yayınladığı açık mektupta, Denktaş’ın 28 Şubat’a kadar Annan planı üzerinde uzlaşma sağlamasını istedi. Mektupta, anlaşmaya varılmaması halinde Denktaş’tan, halkın önünü açacak adımları atması istendi.

De Soto son dakika çözümünden umutlu

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi. De Soto, adada son dakika çabalarıyla çözüme ulaşılabileceğinden umutlu olduğunu söyledi.

De Soto, Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türk hükümetiyle yapacağı temaslar sırasında Kıbrıs'ta süreci nasıl ilerletebilecekleri konusunu ele alacaklarını ifade eden De Soto, Kıbrıs'ta hala açıklığa kavuşmayan konular bulunduğunu, komitelerin çalışmalarının da sürdüğünü söyledi.

Kıbrıs'ta müzakere süreci çerçevesinde oluşturulan teknik komitelerin, daha önce kurulması gerektiğini ifade eden De Soto, ''Şimdi çok daha fazla çalışmaları gerekiyor'' diye konuştu.

De Soto, adada tarafların BM planına ilişkin tutumlarına yönelik bir soru üzerine şunları söyledi:

''Son dakika çabaları söz konusudur. Belki bir çözüme ulaşılabilir son dakikalar içerisinde. Ne yazık ki, bugüne kadar mümkün olmadı. Fırsat kaçırıldı şimdilik, ama plan iki tarafın önündedir. Umarım en yakın zamanda taraflardan yanıt alacağız.''

De Soto, ''Plan sürecinde top kimde?'' sorusuna ''BM'de değil'' yanıtını verdi. De Soto, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ile görüşecek.

HURRIYET 10/01/2003

De Soto son dakika çabaları için Ankara'da

10/01/2003 RADIKAL

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi.
Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan De Soto, Türk hükümetiyle yapacağı temaslar sırasında Kıbrıs'ta süreci nasıl ilerletebilecekleri konusunu ele alacaklarını söyledi. De Soto, Kıbrıs'ta hala açıklığa kavuşmayan konular bulunduğunu, komitelerin çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Kıbrıs'ta müzakere süreci çerçevesinde oluştu
rulan teknik komitelerin, daha önce kurulması gerektiğini ifade eden De Soto, "Şimdi çok daha fazla çalışmaları gerekiyor" diye konuştu.
De Soto, adada tarafların BM planına ilişkin tutumlarına yönelik bir soru üzerine şunları söyledi:
"Son dakika çabala
rı söz konusudur. Belki bir çözüme ulaşılabilir son dakikalar içerisinde. Ne yazık ki, bugüne kadar mümkün olmadı. Fırsat kaçırıldı şimdilik, ama plan iki tarafın önündedir. Umarım en yakın zamanda taraflardan yanıt alacağız."
"Plan sürecinde top kimde" s
orusuna "BM'de değil" yanıtını veren De Soto, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ile görüşecek.

Kıbrıs sohbetleri

Murat Belge

10/01/2003 RADIKAL

Kıbrıs'ta 'çözüm' derken, bu konuda süregiden mücadelenin en zorlu iki tarafı Türkiye ile şu ülke, bu ülke, örneğin Yunanistan falan değil, Türkiye ile Türkiye. Türkiye'de bu konunun uluslararası topluluğun da uygun bulduğu normlara göre bir uzlaşmayla sonuçlanarak Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin önünün açılmasını isteyenler var. Bir de böyle şeyleri hiç istemeyenler var. Onun için Türkiye'de biri çıkıp Kıbrıs'la ilgili herhangi bir şey söyledi mi, öyle düşünmeyen cepheden bir salvoyla karşılaşıyor.
Bu sabahın gazetelerinde Kıbrıs üstüne haber ve yorumlar gene yoğunlaşmıştı. Çünkü Dışişleri'n
den konuyla ilgili yeni bir açıklama yapılmış ve bir politika değişikliği olacağı söylenmişti. Yusuf Buluç'un gazetelerden okuduğum sözlerini makul ve olumlu buldum. Bu arada, kaynağı belli olmayan (bu durumlarda olmaması âdettendir), 'ilhak tehdidi'nden vazgeçildiği 'çıtlatması' da basında yer alıyor. Bu, tabii, çok olumlu.
Ama gene bu sabah, 'ne oluyoruz?!' salvosu da başlamıştı. İlhakla ilgili değişiklik dahil, bu söylenenlere karşı çıkılıyor, daha da çıkılacak. Ama bu yeni yarı-resmi açıklama, Dışişler
i Bakanı'nın bir süre önce söylediği, aslında herkesin bildiği, ama hükümeti yıpratmaya yardımcı olacağı için gene de kıyameti koparmaktan geri durmadığı, 'Sonra işgalci olarak yorumlanırız' sözünün devamı gibi görünüyor. Zaten bunun için de olumlu.
Bu ar
ada, Hürriyet'te, Rauf Denktaş'tan da bazı alıntılar yer alıyor. Türkiye'de Dışişleri bir 'değişiklik'ten söz ettiğine göre, Denktaş'ın da kendi konumunu buna göre ayarlaması gerekiyor. Bunu başka, yani daha açık bir dille söylemek gerekirse, Denktaş, son durumun nasıl çözümsüzlüğe yönlendirileceğinin hesabını yapacaktır.
Nitekim, Hürriyet'te yer alan sözleri tam da bu minvalde gidiyor. 'Anlaşma olsa bile, Türkiye, AB üyesi oluncaya kadar uygulanmamalı' demiş. Eh, biraz da böyle zaman kazanır, fena mı?
Am
a istediği süre, yalnız Türkiye'nin AB'ye üye olacağı o meçhul anla sınırlı değil (bu tabii Türkiye'ye anlamlı görünmesi beklenen bir 'mehil' talebi). Haberde ayrıca şunları okuyoruz: "Kuzey'in ekonomisi Rumların ekonomisine denk gelinceye, eşitlik ihdas edilinceye kadar moratoryuma ihtiyacımız var."
Bu işin başında Kıbrıs'ın bir tane 'ekonomi'si vardı ve bunun kuzeyi, güneyi yoktu. 1974'ten sonra iki Kıbrıs ortaya çıkınca, kuzeydekinin ekonomisi de, koşullarının dikte ettiği seyri izleyerek buraya vardı.
'Ambargo' falan, evet, ama madem dünyada hiçbir devletin kabul etmediği bir devlet kuruyorsunuz, bunları da sineye çekmeyi kabul edeceksiniz.
Yani şimdiye kadar izlenmiş politikanın sonucunda Kıbrıs'ın iki parçası arasında bu muazzam ekonomik eşitsizlik m
eydana gelmiş; şimdi Denktaş aynı politikayı biraz daha sürdürmek için izin istiyor kamuoyundan. Niye? Eşitsizliği gidermek için! Bunun akılla, mantıkla bir ilgisi olabilir mi?
Yukarıda alıntıladığım cümlenin arkasından da şu cümle geliyor: "Ama bunları s
öylediğimizde uzlaşmaz oluyoruz."
Estağfurullah! O ne söz? Hiç bu tavra, bu söze 'uzlaşmaz' denebilir mi? Denktaş, sadece ekonomik eşitlik sağlamak üzere, muhtemelen ebediye kadar, bir sürecik istiyor.
Ama bu arada, gene bu sabahın gazetelerinde gördüğüm
, Genelkurmay Başkanı'nın Kıbrıs üstüne sözlerine bir anlam veremediğimi söylemeliyim.
'Türk'ün Anadolu'ya hapsedilme süreci' ne demektir? Bu söz belli ki kötü bir durumu anlattığına göre, bunun karşıtı nasıl bir süreç olacaktır?
Kıbrıs'ta Türk askerinin
bulunması ve KKTC'nin kurulması, Türkiye'nin güvenliğinin mi bir gereği? Ve biz uluslararası görüşmelerde Türkiye ile KKTC'nin ilişkisini bu olgu üzerinden mi tartışıyoruz? Yoksa 1974'te Sampson'un yaptığı faşist darbenin adada yaşayan Türklere vermesi muhtemel zararı önlemek için mi oraya gittik (ve orada kaldık)? Uluslararası görüşmelerde bu 'jeo-strateji' gerekçesini kullanıp kullanmadığımızı gerçekten merak ediyorum.

 

Kıbrıs'ta yeni politika bekleyelim, görelim

Erdal Güven

10/01/2003 RADIKAL

Türkiye'nin Kıbrıs politikasını değiştirdiği, daha doğrusu değiştirme sürecinde bulunduğu resmen açıklandı. Dışişleri Müsteşarı Ziyal'in salı günü Dışişleri Komisyonu'nda söyledikleri, Bakan Yakış'ın çarşamba günü Radikal'den Murat Yetkin'e anlattıkları ve nihayet Sözcü Buluç'un önceki gün basına yaptığı açıklama...
Değişikliğin içeriği belli değil. Ancak niteliğine ilişkin bazı ipuçları var elimizde. Ziyal ne demişti: 'Annan Planı'nı temel alan bir politika geliştirec
eğiz. Rumların AB'ye alınması durumunda Türkiye'nin KKTC'yle entegrasyona gitmesinden vazgeçildi.' Ve Yakış'ın şu sözleri: 'Rum kesimi dahil bütün taraflarca kabul edilebilir bir görüş oluşturmaya çalışıyoruz. Asıl mesele görüşümüzü karşı tarafa da kabul ettirecek bir çözüm bulmak.' Bir de Buluç'a kulak verelim: 'Gerçekçi ve Kıbrıs Türk halkının esenliğini sağlayacak bir politika izleyeceğiz. Annan Planı'nın gereklerini göz önüne alan bir politika düzeltmesi ihtiyacı oluşmuştur. Müzakerelerdeki tutumumuza bazı yeni ayarlamalar getirme ihtiyacı var.'
Önce bir saptama yapalım. Bu değişikliği dayatan Annan Planı falan değil. Asıl neden Türkiye'nin Kıbrıs politikasının Kopenhag'da duvara toslaması ve eğer bir değişiklik yapılmazsa yakında Kuzey Kıbrıs'ta da duv
ara toslayacağı. İlk yarayı sarıp ikinci yaranın açılmasını önlemenin de tek bir yolu var: Çözüm. Bu, Denktaş'ın 'Annan Planı' açıklandığından bu yana yürüttüğü yarım yamalak, kaçamak, gönülsüz politikayla olmaz. AKP'li hükümetin niyetli ama iradesiz politikasıyla da olmaz. Bu, adına ister ayarlama, ister düzeltme deyin Kıbrıs politikasını değiştirmekle olur. Bu, masada Annan Planı'nı çözüm zemini (görüşme zemini değil) olarak gören bir anlayış ortaya koymakla olur.
O da yetmez. Bu, söz konusu anlayışı kar
şı taraftan önce kendi tarafınıza, yani Denktaş'a ve Denktaş'ı arkalayan/çevreleyen sivil-askeri bürokrasiye kabul ettirmekle olur. Ve nihayet, Türkiye'nin ulusal çıkarları ile Kıbrıs Türklerinin beklentilerini dengelemekle olur.
Eğer oluşturulma sürecind
eki yeni Kıbrıs politikası, bu temel unsurları göz önüne almıyorsa boşuna uğraşmasınlar. Dönüp geleceğimiz yer yine aynı olur çünkü: çözümsüzlük. Ve Türkiye'nin Kıbrıs politikası bir kez de Kuzey Kıbrıs'ta duvara toslar.
Yakış'ın söylediklerine bakılacak
olursa yeni Kıbrıs politikası
'Türkiye'deki askeri ve sivil kesimlerle Kuzey Kıbrıs makamları arasında' oluşturuluyor. Öyle ya da böyle hükümetin siyasi iradesini sivil bürokrasiye kabul ettirememesi düşünülemez. Dolayısıyla burada kritik olan 'asker'in n
e dediği. Yetkin'in yazısına göre 'askeri kesimde varlığı bilinen' görüş şöyle: 'Uluslararası baskılar ve dünya siyasetindeki diğişiklikler bir politika revizyonunu gerçekçi olarak değerlendirmeyi gerekli kılıyor.'
Gelgelelim Özkök'ün önceki gece söyledik
lerinden en azından henüz Genelkurmay'ın pek de bu noktada olmadığı anlaşılıyor. Özkök konumu gereği soruna güvenlik açısından değiniyor ve 'Türkiye'nin Anadolu'ya hapsolma' tehlikesinden bahsediyor. Oysa bililyoruz ki Annan Planı Türkiye'nin garantörlük haklarını AB bağlamında koruduğu gibi, uzun vadede adanın silahsızlandırılmasını öngörüyor. Dahası Türkiye'ye adada 7 bin 500'e kadar asker bulundurma hakkı tanıyor.
Aynı şekilde 'Kuzey Kıbrıs'taki makamlar'ın başındaki Denktaş'ın da yine önceki gün söyled
ikleri, yeni politikanın ipuçlarıyla pek örtüşmüyor. Denktaş 'Annan Planı'nın hem kabul edilemez, dolayısıyla değiştirilmesi gereken hükümler içerdiğini, hem de değiştirilmesinin zor olduğunu söylüyor. Dolayısıyla bu plan temelinde bir çözüme başından beri olduğu gibi uzak duruyor.
Kıbrıs'ta yeni politika, bekleyelim, görelim...

Denktaş’a ‘istifa’ çağrısı, danışmanından provokasyon

“Emeklilik zamanın geldi!”

“Yıllar önce, ‘Dünyadan habersiz, körü körüne İngiliz dostluğu güttük’ demiştiniz. Bu gün yine Kıbrıs Türkleri’nin çıkar ve beklentisine yönelik politika izlemiyorsunuz. Ayrıcılığa dayanan defakto duruma dayalı, zamana yönelik, ‘çözümsüzlük çözümdür’ politikanız dünya devletlerince kabul görmemiş, reddedilmiş, iflas etmiştir. Bize 35 yıl kaybettirdi
niz. Sizden bunun hesabını soruyoruz”


YeniDÜZEN (Haber Merkezi)
Bu Memleket Bizim Platformu dün Cumhurbaşkanlığı önünde eylem yaptı.
Eyleme katılanlar adına yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 1968 yılından beri sürdürülen Kıbrıs gör
üşmelerini yürüttüğü belirtilerek, ''Denktaş'ın politikasının başarısız olduğu'' vurgulandı. Açıklamada, Denktaş'ın görevinden ayrılarak emekliye olması gerektiği belirtildi.
Eylemcilerin bu yönde hazırladığı bir mektup, Denktaş'a iletilmek üzere Özel Kale
m Müdürü Uğur Karagözlü'ye verildi.

Danışman haddini aşınca!
Cumhurbaşkanlığı önünde dün “Bu Memleket Bizim Platformu”nun eylemi vardı. Polis gerekli önlemleri almış, her zamanki gibi kalkan ve copları ile Saray’ın önünde sıralanmıştı. “Bu Memleket Bizim
Platformu” yöneticileri, en demokratik hakları olan eylemleri için Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanarak ‘Denktaş’a iletilmek’ üzere hazırladıkları mektuplarını basına okudular ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü’ne verdiler. İşte bu sırada bu demokratik eylemi provoke etmek istercesine birisi sahneye çıktı. Ne Cumhurbaşkanlığı’nın ‘güvenlik amiri’ydi, ne de ‘Polis Genel Müdürü’... Denktaş’ın “UHH’dan sorumlu danışmanı” Sabahhattin İsmail, bir memurdan öte ‘komutan gibi polise emir verdi: “Bunları tutuklayın!”... Danışmanın provakosyonuna rağmen, eylem olaysız sonuçlandı.

Mektupta neler var?

Sn. Rauf Raif Denktaş,
1968 yılından beridir Kıbrıs Sorununa çözüm bulmak ve toplumlararası barışı sağlamak için görüşme masasında bulunmaktasınız.
Geçen 35 yıla
rağmen, sorunu uluslararası geçerliliği olacak, kabul görecek ve Kıbrıs Türk Toplumu’nu dünya ile bütünleştirecek, iki toplum için de şerefli bir sonuca vardıramadınız.
Yapmış olduğunuz ve altında imzanız olan 1977-79 Doruk Antlaşmalarının gereğini da yap
mayarak akim bıraktınız.
Yürürlükte olduğu tüm taraflarca, her vesile ile ilan edilen Garanti Antlaşmalarına rağmen ilan ettirdiğiniz devleti, tek tanıyan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bile gerektiği gibi tanıtamadınız.
Sayenizde Kıbrıs Türkü rüştünü bir
türlü ispat edememiş olarak görülmüş ve aynı şekilde görülmeye de devam edilmektedir.
Yıllar önce, “Dünyadan habersiz, körü körüne İngiliz dostluğu güttük” demiştiniz. Bu gün yine Kıbrıs Türkleri’nin çıkar ve beklentisine yönelik politika izlemiyorsunuz.
A
yrıcılığa dayanan defakto duruma dayalı, zamana yönelik, “çözümsüzlük çözümdür” politikanız dünya devletlerince kabul görmemiş, reddedilmiş, iflas etmiştir. Bize 35 yıl kaybettirdiniz. Sizden bunun hesabını soruyoruz.
Bu süre içinde bankalardaki Kıbrıs Lir
alarına el konuldu. Banka mevduatları hortumlanarak, bankalar batırıldı. Üretime dayanan ülke ekonomisi çökertilerek, Kıbrıs Türkü dıştan beslenen bir topluma dönüştürüldü.
Son tahlilde; bu gidişe dur diyecek, dünyadan soyutlanmış toplumumuzu dünya ile yen
iden bütünleştirerek, dünyaca tanınmış bir toprak parçası üzerinde kendi devletini kurmayı öngören, kendi ayrı bayrağı olacak, ayrı milli marşı olacak, Türk Toplumu’nu Rum Toplumu ile barışmaya götürecek Annan Planı’nı süresi içinde müzakere ederek sonuca götürmeyi de beceremediniz. Halbuki bunu başarsaydınız, varılacak bu sonuç ile sadece bizlerin değil, dönüşümlü olarak Kıbrıs’ın bütününün de Cumhurbaşkanı olacaktınız. Bunu bile gerçekleştiremediniz.
12-13 Aralık tarihlerini boşa harcadınız. Şimdi yine ke
lime oyunları ile ayak sürüyerek, 28 Şubat’a kadar geçecek süreyi geçiştirmeye çalışıyorsunuz. Oğlunuz, en son günde görevden istifa edip sine-i millete döneceğinizi söyledi. Toplumumuza bunca yaşattıklarınızdan sonra, son bir sürpriz daha hazırladığınız anlaşılıyor.
Sn. Denktaş şunu bilmiş olun ki, sizi kabul edecek sine-i millet yok artık, kalmadı.
Yıllar önce oluşan güvenimizi yitirmiş bulunmaktayız. Kıbrıs Türk Halkı artık size güvenmiyor.
Bir süre önce, Ankara’daki son açıklamalarınızın birinde, “Aynı
gemideyiz, batarsak birlikte batacağız, çıkarsak birlikte çıkacağız” demiştiniz. Siz, Kıbrıs Türk Halkının bindiği gemiyi çoktan terkettiniz. Bizim bindiğimiz gemi Çözüm, Barış ve Avrupa Birliği gemisidir.
Sn. Denktaş, şimdiye kadar Rum Toplumu Lideri Kler
ides’in emekliye ayrılıp, emekli ikramiyesi aldığını hiç duymadık. Ancak siz halkın geniş bir kısmının içinde bulunduğu krize rağmen üç kez emekli olup, üç kez ikramiye aldınız. Ve hala daha görev başındasınız.
Şimdi sizi son kez emekliye ayrılmaya ve bund
an böyle yaşantınızı başımızda değil, emekli olarak yaşamaya davet ediyoruz. Bizi artık temsil etmiyorsunuz. Size güvenmiyor, itimat etmiyor, yeni oyunlara, yeni emrivakilere gelmek istemiyoruz.
Sizi Kıbrıs Türk halkı adına istifaya davet ediyoruz. Tüm gör
evlerinizden istifa etmenizi istiyoruz.
YENIDUZEN 10/01/2003

Saray’da “Kıbrıs” mesaisi

Kıbrıs konusundaki gelişmelerin değerlendirildiği Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan liderler zirvesi bugün devam edecek. Rauf Denktaş, bugün, Cumhurbaşkanlığı’nda yapılacak ve Kıbrıs konusundaki gelişmelerin değerlendirileceği liderler zirvesi çerçevesinde, siyasi parti yetkilileriyle öğleden sonra biraraya gelecek.
Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Uğur Karagözlü’den alınan bilgiye göre görüşme 15.00-17.30 saatleri arasın
da gerçekleştirilecek.
Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partilerin ortak talebiyle ve Cumhurbaşkanı Denktaş’ın çağrısıyla bugüne kadar yapılan üç toplantıda, BM çözüm planı ile ilgili değerlendirmeler yapılmış ve plan madde madde ele alınarak mu
tabakat aranmıştı.
Zirve toplantıları Meclis’teki tüm partilerin katılımıyla başlamış, ancak Toplumcu Kurtuluş Partisi ilk iki toplantıya katıldıktan sonra geçtiğimiz pazartesi günü yapılan son toplantıya katılmamış ve toplantılardan çekildiğini açıklamış
tı.
YENIDUZEN 10/01/2003

ABD: “Kıbrıs’ta 28 Şubat’a kadar çözüm fırsatı halen var”

ABD, Kıbrıs sorununun 28 Şubat tarihine kadar çözülmesi için halen fırsat bulunduğuna inandıklarını bildirdi.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, gazetecilerin “28 Şubat’a kadar Kıbrıs sorununun çözülebileceğine halen inanıyor musunuz?” sorusu üzerine, “Biz halen bir fırsat olduğuna inanıyoruz. 28 Şubat’ın, tarafların biraraya gelmesi için başka bir fırsat olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Richard Boucher, “Sanırım, ta
raflar arasında bazı teknik görüşmeler devam ediyor. pek çok ilgili tarafla yakın temastayız. Bunların arasında Avrupalılar, Kıbrıslılar, Yunan ve Türk hükümetleri de var. Hepimiz, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın çabalarını desteklemek üzerinde çalışıyoruz. Böylece Kıbrıslılar ve komşuları için fırsat yaratmayı sürdürebiliriz. Bu uzun dönemli sorunu çözebilir, bunu AB çerçevesinde yapabiliriz” diye konuştu.
Boucher, bir soru üzerine, Kıbrıs’ta yapılacak seçimlerin, barış süreci için engel teşkil etmediğin
i de söyledi.

YENIDUZEN 10/01/2003

TC Milletvekillerine Kıbrıs brifingi...

TBMM Başkanı Bülent Arınç ve KKTC`ye gelecek heyette yeralan milletvekillerine, ``Kıbrıs sorunu`` konusunda brifing verildi.
TC Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin ve bürokratlar tarafından verilen brifinge, Arınç`ın yanısıra 13-15 Ocak tarihleri arasında KKTC`ye gidecek olan milletvekilleri katıldı.
Bu arada, brifingin tüm Milli Savunma ve Dışişleri Komisyonu üyelerine verileceğinin duyurulması karışıklığa yolaçtı
. Milli Savunma Komisyonu üyeleri ile toplantılarını yarıda kesen Dışişleri Komisyonu üyeleri de brifingin verileceği TBMM Başkanlık Divanı Toplantı Salonu`na geldi. Burada brifingin KKTC`ye gidecek heyetle sınırlı olduğunun görevliler tarafından iletildiği milletvekillerinden bazıları, tepki göstererek toplantı salonundan ayrıldılar.

TBMM Başkanı Arınç geliyor...
TBMM Başkanı Bülent Arınç, 13-15 Ocak tarihleri arasında KKTC`ye resmi bir ziyarette bulunacak.
Arınç, kalabalık bir parlamento heyeti ile birli
kte yapacağı ziyarette, ilk olarak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Daha sonra Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter ile biraraya gelecek Arınç ve beraberindeki Parlamento heyeti, ardından Başbakan Derviş Eroğlu`nu ziyaret edecek.
TBMM Başkanı Arınç ve beraberindekiler, 14 Ocak Salı günü temaslarına Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul`u ziyaret ederek başlayacak. Aynı gün Ulusal Birlik Partisi,
Cumhuriyetçi Türk Partisi, Toplumcu Kurtuluş Partisi, Yenilikçi Atılım Partisi heyetleriyle biraraya gelecek olan TBMM heyeti, sivil toplum örgütü temsilcileri ile de görüş alışverişinde bulunacak.
Arınç ve beraberindeki heyet 15 Ocak Çarşamba günü de Gü
zelyurt, Gazimağusa ve Maraş`ta incelemelerde bulunup Doğu Akdeniz Üniversitesini ziyaret edecek. Arınç ve beraberindekiler aynı gün akşam Türkiye`ye dönecekler.
TBMM Başkanı Arınç, KKTC ziyaretinden önce Ankara Esenboğa Havalimanı`nda gezisi ile ilgili ba
sın toplantısı düzenleyecek.
YENIDUZEN 10/01/2003

TKP: “Denktaş niyetini açıklasın”

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), “tutum ve söylemleriyle çözüme ve AB üyeliğine karşı direnmeyi sürdürdüğünü” belirttiği Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a “istifa” çağrısını yinelerken “ya istifa etsin ya da halkın büyük çoğunlukla karar altına aldığı politikaları uygulasın” dedi.
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli yazılı açıklamasında, Denktaş’ın ‘çözüm ve AB niyetini’ halka açıklaması, uzlaşma zemini yaratılmasının ilk adı
mının bu olması gerektiğini ifade etti ve “Bu yapılmadığı sürece Denktaş ile Annan Planı’nı görüşmeye başlamak veya böyle bir görüşme zemini varmış gibi göstermek, Denktaş’In zaman kazanma ve 28 Şubat’I atlatma oyununa destek vermek anlamına gelecektir” dedi.
Denktaş’ın dünkü açıklamasında, “Cumhurbaşkanı ile siyasi partiler arasındaki toplantılara katılmayan TKP’yi gerçekdışı iddialarla suçladığını; uzlaşma arayışlarını sabote eden taraf olarak göstermeye çalıştığını” belirterek bunu eleştiren Angolemi, “D
enktaş’ın politikasıyla TKP’nin Kıbrıs politikalarının uzlaşması veya örtüşmesinin mümkün olmadığını” sözlerine ekledi.

YENIDUZEN 10/01/2003


Sayın Süleyman ERGÜÇLÜ


Genel Yayın Yönetmeni

KIBRIS Gazetesi

LEFKOŞA

9 Ocak 2003 tarihli KIBRIS gazetesinin ön sayfasında tam sayfa olarak yayınladığınız açık mektuba cevaben aşağıdakiyanıtın, aynı sayfada ve aynı şekilde yayınlanmasını rica ederim:

Kırkbeş (45) yıllık mücadeleyi özetledikten sonra 'Halkınız bugün Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesin! ve Avrupa Birliği

üyeliğini istemektedir. Halkınız sizden, 28 Şubat'a kadar, olabilecek en iyi uzlaşmayı sağlamanızı ve bu anlaşmayı 30 Mart'ta

referanduma sunmanızı beklemektedir. Ve bunu yapmakta kararlı olduğunuzu derhal açıklamanızı istemektedir. Halkınız,

masada bulunan Annan planım bir çerçeve olarak onaylamakla beraber, bazı endişeler de taşımaktadır. Halkınız, iyi niyetle bir

çözüme ulaşmak amacıyla samimi çaba harcamanızı, halkın endişelerini ortadan kaldıracak adımları atmanızı belemektedir'

diyorsunuz ve benden bunu yapmakta kararlı olduğumu derhal açıklamamı istiyorsunuz.

En iyi uzlaşma nedir? Ellibin (50) insanımızı yeniden göçmen yapacak uzlaşma; içimize altmışbin (60) Rum yerleştirecek

uzlaşma ve bu Rumlara vatandaş olarak idari açıdan bizi kısa bir zaman içerisinde imtiyazlı azınlık haline getirip, AB normları çerçevesinde belgede verilmiş görülen hakları da alıp götürecek bir çalışma, en iyi bir uzlaşma veya anlaşma mı? Halkın

endişeleri bunlarla ilgili mi? Yoksa başka endişeleri de mi var?

Partilerle yaptığım görüşmelerde ve Ticaret ödasının yazılı belgesinde, siyasi ve ekonomik açıdan korunması gereken

düzinelerle konu olduğu meydana çıkmıştır. Bunları düzeltmek için iyi niyetle ve bir çözüme ulaşmak amacı ile samimi çaba

harcadığımı sanıyorum. Ağır iki ameliyattan sonra dinlenmeden derhal bu konuya egilmemiz bunun göstergesi olmalıydı.

'Halkınız, sesini size duyuramamanın sıkıntısı içinde meydanlara dökülmüştür. Halkınız 'Denktaş istifa' diye haykıracak

duruma gelmiştir' diyorsunuz. Bugün, kapımın önüne gelip bana istifa için belge sunan kişiler arzu etselerdi ve bir yazı sunacaklarına, bir heyet halinde bana gelebilselerdi daha iyi olmaz mıydı? Kapılarım halkın heyetlerine ve halka daima açıktır.

'Halkın ne istediğim öğrenin' diyorsunuz. Halkın, uzlaşma istediğini, ancak bunun temelinde eşitliğinin, egemenliğinin,

Türkiye'nin garantisinin var olmasını istediğini; Rumların içimize gelerek siyasi kuruluşlarda 'Kuzeyin vatandaşıyım mazareti

altında Türklerin haklarım etkisiz hale getirmemelerini istediklerine inanıyorum. Siz kişi ve gazete olarak bunları istemiyor

musunuz? Siz, gazete olarak Annan belgesin! olduğu gibi kabul mu ediyorsunuz?

'Halkınız sizden cesur adımlar ve cesur kararlar belemektedir' diyorsunuz. Ben de halkımdan Annan belgesini çok iyi

incelemesini ve elini vicdanına koyarak karar vermesini beklemekteyim. Bu yönde basma düşen görevi hakkı ile yazdığına

inanıyor musunuz?

'Şimdi zaman, Kıbrıs Türk Halkının uzun ve yorucu mücadelesin! taçlandırma zamanıdır' diyorsunuz. Eğer bu belge ile

Anavatanın garantisi sulandıracak ve iki kesimlilik ortadan kalkacaksa, bu mücadele nasıl zaferle taçlandırılacaktır?

Uğraşımız bunları düzeltmek olmalıdır.

Şimdi zaman, Anavatan Türkiye'nin çağdaş medeniyet yolunda önünü açma zamanıdır' diyorsunuz. Şimdiye kadar attığımız her adım Anavatan Türkiye'nin bilinci ve desteği ile olmuştur. Kıbrıs meselesin! hiçbir zaman Anavatana zarar

verecek bir mesele haline getirmedik ve yine getirmeyeceğiz. Dolayısıyla, önümüzdeki yolu da Anavatanla birlikte yürüyeceğiz.

Halkım için en iyisini yapmaya çalıştım ve çalışacağım. Ancak, imza zamanı geldiğinde yine halkın bilgisine. Türkiye'nin

tasvibine sunarak gereğini yapacağım. En büyük yanlış Annan belgesinin, birinci belgesini olduğu gibi, ikinci belgesini de

okuyup tahlil etmeden bir AB hayali ile 'kurtuluş belgesidir' hezeyanım yaratmakta olmuştur. Medyanın büyük bir kısmında bu

gözü kapalı değerlendirmenin hala devam ettiğini görüyor ve üzülüyorum.

Annan belgesinde, Türklerin lehine ne varsa, bu, benim bunca yıllık Kıbrıs Türk Halkı adına verdiğim mücadele sayesindedir.

Ancak, bazı istemlerimiz kabul edildi diye, bunların etkisini sıfırla çarpan diğer maddeleri kaale almaksızın gözüm kapalı

hareket edemem. Sorumluluğum halkıma ve aynı zamanda Anavatanımız Türkiye'ye 1963'leri tekrarlamayacak bir anlaşma

yapmaktır.

KIBRIS 10/01/2003

CUMHURBAŞKANLIĞI ÖNÜNDE GERGİNLİK

Ödül AŞIK ÜLKER

Bu Memleket Bizim Platfomu'nun dün Cumhurbaşkanlığı önünde gerçekleştirdiği 'Cumhurbaşkanı Denktaş'ı istifaya davet eylemi' sonrasında gerginlik yaşandı.

Bu Memleket Bizim Platfomu'nun eyleminden bağımsız olarak gerçekleşen olayda, Afrika Gazetesi yazarlarından Memduh Ener, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a yönelik suçlamalarda, iddialarda ve eleştirilerde bulundu.

Eylem için Cumhurbaşkanlığı önünde kordon oluşturan polis Ener'e müdahale etmedi, daha sonra Lefkoşa Polis Müdür Yardımcısı Hüseyin Yeşildağlı Ener'den eylemine son vermesinin istedi. Ener, Yeşildağlı'nın ricası üzerine protesto konuşmasını sona erdirdi ve Cumhurbaşkanlığı'nın önünden ayrıldı.

Ener'in eylemi sona erdikten sonra, Cumhurbaşkanlığı danışmanlarından Sabahattin İsmail, polisi görevini yapmamakla suçladı ve Lefkoşa Polis Müdür Yardımcısı Hüseyin Yeşildağlı'dan Polis Genel Müdürü'nü aramasını istedi. Yeşildağlı, İsmail'den görevine müdahale etmemesini rica etti.

Yeşildağlı'nın isteklerini yerine getirmemesi üzerine İsmail, Bu Memleket Bizim Platfomu'nun eylemi için Cumhurbaşkanlığı önünde bulunan basın mensuplarına açıklama yaparak, Ener'in Cumhurbaşkanı'na hakaret ettiğini, polisin Ener'i tutuklaması gerektiğini, ancak görevini yerine getirmediğini savundu.

İsmail, 'Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak bunu dinledim ve gerçekten büyük bir üzüntü içindeyim. Polis Genel Müdürlüğü artık bu hakaretlere izin vermemek durumundadır. Yasalar bu yetkiyi polisimize vermektedir' diye konuştu.

KIBRIS 10/01/2003

Güney'le ticari ilişkiler Coşar'ın gündeminde

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Coşar, Güney'le ticari ilişkiler konusunda 'Güney'le bir taraftan masada görüşüyoruz, ama bir taraftan Güney'e ticaret konusunda biraz tutucu davrşöyle konuştu:anıyoruz. Bu ticaretin açılması konusunda -gerçi biz Kuzey'den Güney'e mal gitmesine izin veriyoruz ama- izinlerin daha gerçekçi olması ve kolaylık getirilmesi gerekir. Şu kapıdan olur, bu kapıdan olmaz gibi yaklaşımlar da doğru değildir'

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salih Coşar, uygulamaya giren son Teşvik Yasası'nı yanlış bulduğunu açıkladı ve iş adamları bir yandan borcunu ödeyemedi diye mahkemeye verilirken, öte yandan haksız rekabet yaratacak bir başka yatırımcıya çok daha iyi şartlarda kredi verilmesiyle teşvik politikası yürütülemeyeceğini söyledi.

Bu konuda bir buçuk yıldır, 'kaynağı yaratanlara karşı' kavga verdiğini belirten Coşar, Kalkınma Bankası'nın kredi koşullarında iyileştirmenin gündemlerinde olduğunu ve bu yöndeki kararların yakında hayata geçeceğini bildirdi.

Coşar, Güney Kıbrıs'la ticari ilişkilerin artması gerektiğini belirterek, bu konuda da öneriler hazırladıklarını ve hükümete sunma aşamasında olduklarını açıkladı.

Salih Coşar, dış politikadaki kanaatlerin gelişmesini yönlendiren en önemli faktörün ekonomi olduğunu ifade etti.

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Coşar, saat 11.00'de Salih Tunar başkanlığındaki Kıbrıs Türk Sanayi Odası heyetiyle görüştü. Sanayi Odası, sanayinin gelişmesi için uzun zamandır sundukları önerilerin artık yaşama geçmesini istedi ve bunları yapmanın bakanlığın görevi olduğunu vurguladı.

'Ekonomideki durgunluk toplumu zayıflatıyor'

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar, Coşar'la görüşmelerinde yaptığı konuşmada iki yıldır ekonominin yeniden yapılandırılması ve çıkmazdan kurtarılması gerektiğini söylediklerine işaret ederek, ekonomide gerekli adımların atılmamasının toplumu her konuda zayıf kıldığını ifade etti.

Üretimin rekabet eden bir yapıya getirilmesi ve dışa açılmasını uzun süredir konuştuklarını kaydeden Tunar, sanayinin temel girdilerinden elektriğin fiyatının düşürülmesi konusunda Bakan Coşar'la mutabık kaldıkları halde bugüne kadar bu konuda adım atılmamasını üzüntüyle gördüklerini söyledi.

Coşar: Gündem Kıbrıs meselesi

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salih Coşar da konuşmasında, bu tür kararları tek başlarına alamadıklarına işaret ederek, bazı kararların Bakanlar Kurulu'nca alındığını, bazıları için mevzuatta değişiklik gerektiğini anlattı.

Son bir buçuk aydan beri rutin Bakanlar Kurulu toplantılarının yapılamadığını, ülkenin tüm dikkatini Kıbrıs meselesine, 28 Şubat'ta imza atılıp atılmayacağına, AB'ye girilip girilmeyeceği konularına verdiğini belirten Coşar, 'Artık toplumda odak noktası bu konulardır ve toplum acımasız bir şekilde karşılıklı birbirini suçlamaktadır. Ama iki kesim de hedef veya müzakere konusu olarak aynı şeyleri gösteriyor' dedi.

Coşar, bunların toprak, mülkiyet, güvenlik, garantiler ve AB olduğunu ifade ederek, karşılıklı suçlamalarla bir yere varmaya çalışmanın yanlış olduğunu vurguladı.

Dışa açılma ile memleket kurtulur

'Evvela mali sektör düzelmeli, arkasından da dışa açılma süreciyle bu memleket kurtulabilir. Başka yolu yoktur. Dışa açılabildik mi? Açıldık. En azından Mersin artık dar kapı değildir, formalitesini tamamlayan herkesin malı yarışabiliyorsa Türkiye veya Türkiye üzerinden bir başka ülkeye ihraç edilebilmektedir. Bu meseleyi çözdük.

Burada eksik olan ne var? Girdi ve maliyet fiyatları. Bu noktada Sanayi Odası haklıdır. Özellikle enerji pahalı olduğu için girdilerin pahalılaşmasını artırıyor, maliyeti artırıyor ve neticede rekabet şansını düşürüyor. Bu konu Bakanlar Kurulu'nun gündemindedir, tüm çalışmalar da tamamlanmıştır. Mukayeseler yapılmıştır. Son 3-4 hafta toplanamadığı için karar alamamıştır yoksa girdi fiyatlarının azaltılmaması, enerji fiyatlarının sanayide azaltılmaması gibi bir temayül kesinlikle hükümette yoktur. Temayül olumludur. Miktar üzerinde dün de biraz tartışma yapıldı. Enerji bakanlığı bu konuda rakamları bir defa daha gözden geçirme gereği hissetti. Zannedersen önümüzdeki hafta bir karara varılacaktır. Burada bir sıkıntı yoktur.'

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salih Coşar, Kalkınma Bankası kredilerinin son bir buçuk yılda süratlendiğini, dosyasını tamamlayanın bankadan kredi alabildiğini, geriye dönük borçlanmaların iyileştirilmesi yönündeki kararlarının çıkmasında büyük tartışmalar yaşadıklarını, büyük mücadele verdiklerini ama o noktaya gelindiğini, ilk toplantıda iyileştirme kararının da alınacağını umduğunu söyledi.

'Böyle teşvik politikası olmaz'

Coşar, iyileştirme kararının ne oranda tatminkar olacağını söylemenin kolay olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:

'Ama iyileştirme kararları gündemdedir, önümüzdeki hafta bağlanacaktır. Bu konudaki mücadeleyi biliyorsunuz. Son Teşvik Yasası ile ilk yasanın farklı olması fevkalade yanlıştır. Politikalar yanlıştır. Açıkça söylüyorum. Bir taraftan iş adamın ödeme yapamadı diye mahkemeye vereceksin, senin verdiğin kredi yapılan yatırımın yüzde 25'i bile değil; öteki tarafta da senin karşında haksız rekabet yaratacak bir başka yatırımcıya çok daha iyi şartlarda kredi vereceksin. Böyle teşvik politikası olmaz. Bunu açık söylüyorum. Biz bunun kavgasını bir buçuk senedir yapıyoruz. Kimlerle yapıyoruz? Kaynağı yaratanlarla yapıyoruz. Anlaşabildik mi? Anlaşamadık. Bu da bir gerçek. Biz kendi imkanlarımızla Kalkınma Bankası içinde iyileştirme mekanizmasını inşallah bu hafta harekete geçireceğiz. Bu da bir gerçek.'

KKTC'de müteşebbis gücünün artması gerektiğini, müteşebbis olmanın cesaret isteyen zor ve yürek isteyen bir iş olduğunu kaydeden Salih Coşar, hem müteşebbisin desteklenmesi hem de AB ambargolarının kalkması için mücadele vermek gerektiğini vurguladı.

Güneyle ticaret artmalı


Başbakan Yardımcısı Coşar, Güney Kıbrıs'la ticaretin artması, işbirliğinin ve güven artırıcı önlemlerin gelişmesinde bir hareket olması gerektiğini belirterek, 'Güney'le bir taraftan masada görüşüyoruz, ama bir taraftan Güney'e ticaret konusunda biraz tutucu davranıyoruz. Bu ticaretin açılması konusunda -gerçi biz Kuzey'den Güney'e mal gitmesine izin veriyoruz ama- izinlerin daha gerçekçi olması ve kolaylık getirilmesi gerekir. Şu kapıdan olur, bu kapıdan olmaz gibi yaklaşımlar da doğru değildir' diye konuştu.

Bu konudaki önerilerinin masada bulunduğunu, hükümetin önüne götürme aşamasında oldukları belirten Coşar, Güney'le ticaretin artması gerektiğini yineledi.

Coşar, Sanayi Odası yetkililerinden birinin sorusu üzerine bu yıl reel sektörü kalkındırmak için ayrılan payın, sektörlere göre dağılımı belirlenirken, ilgili odalarla temas yapacaklarını da söyledi.

KIBRIS 10/01/2003