BM: Kıbrıs'ta fırsat kaçarsa trajedi olur
BM yetkilileri, 'Kıbrıs'ta çözüm konusundaki fırsatın kaçmasının bir trajedi olacağını' belirttiler.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Sözcüsü Fred Eckhard, konuyla ilgili bir soruyu cevaplandırırken, 'Halen adada iki lider arasında yürütülmekte olan müzakerelerde 28 Şubat'a kadar anlaşmaya varılması gerektiğine' dikkat çekti.
'Mart sonunda referanduma gidilebilmesi için bunun şart olduğunu' kaydeden Eckhard, 'Bu (Kıbrıs konusunda) çok uzun süredir ele geçen son iyi fırsattır. Bu fırsat kaçarsa korkarım bu bir trajedi olur' diye konuştu.
KIBRIS 17/01/2003
Kıbrıs doğrudan görüşmelerine bugün devam edilecek
Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, arasındaki Kıbrıs doğrudan görüşmelerine bugün devam edilecek.
Cumhurbaşkanı Denktaş'la Rum Yönetimi Başkanı Klerides, bugün saat 16.00'da ara bölgedeki Lefkoşa Havaalanı yakınlarında BM tarafından oluşturulan Lefkoşa Konferans Merkezi'nde bir araya gelecek.
Doğrudan görüşmeler takviminin belirleneceği görüşmede BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto da hazır bulunacak.
Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki gün Klerides'le üç ay aradan sonra yaptığı ilk görüşme sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, bugünkü görüşmede doğrudan müzakereler için bir takvim belirleneceğini kaydetmişti.
Basına kapalı devam edecek
Bu arada Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Basın Sözcüsü Brian Kelly, dün sabah TAK muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlarken yaptığı açıklamada, Kıbrıs doğrudan görüşmelerinin, geçmişte olduğu gibi, basına kapalı olarak gerçekleştirileceğini bildirdi.
Kelly, dün Atina'da temaslar yapa
n De Soto'nun bugünkü Denktaş-Klerides görüşmesinde hazır bulunacağını da sözlerine ekledi.
KIBRIS 17/01/2003
Alvaro de Soto:Türkiye'den, çözüm için destek sözü aldım
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, 'Türkiye'den Şubat sonuna kadar Kıbrıs'ta çözüm arayışını destekleyeceği yolunda net mesaj aldığını' söy
ledi.
De Soto, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı görüşmeden sonra gazetecilere, 'Kişisel olarak Kıbrıs sorununun çözümünü mümkün gördüğünü' belirtti.
Geçen hafta sonu Ankara'da yaptığı temaslar çerçevesinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileriyle görüştüğünü belirten De Soto, dün ve pazartesi günü ise Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum lider Glafkos Klerides ile ayrı ayrı görüşmeler yaptığını ka
ydetti.
Denktaş ve Klerides ile görüşmek için bugün tekrar Kıbrıs'a gideceğini söyleyen De Soto, liderlerin 28 Şubat'a kadar müzakereleri tamamlamaya yönelik çaba harcamaya hazır göründüklerini belirtti.
De Soto, 'Müzakerelerin tamamlanmasının ardından konu referanduma götürülecektir ki yeni devlete ilişkin düzenlemeler yürürlüğe girebilsin ve birleşik Kıbrıs AB üyesi olabilsin. Bu fırsat maalesef Kopenhag zirvesinde kaçırıldı ama sonuçta çözüme ulaşabilecek noktaya geldik' dedi.
Gazetecilerin, 'Erdoğan'ın hükümette görev almamasının yarattığı temsil sorunu ve Genelkurmay Başkanlığı'nın Kıbrıs konulu açıklamalarını' konu alan sorularını da yanıtlayan De Soto, Erdoğan ve üst düzey Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin şubat ayı sonuna kadar müzakerelerin tama
mlanmasına ilişkin yaklaşımlarının net olduğunu ve kendisi açısından ortada bir temsil sorunu bulunmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın erken bir tarihte referanduma gitme olasılığı ve Denktaş'ın Türk tarafının yasal temsilcisi olup olmadığına ilişkin soruları da yanıtlayan De Soto, 'Çözüm konusunda referandum yapılacağı biliniyor. Ancak referandumun erkene alınmasına ilişkin ortada somut bir tartışma yok. Türk tarafının temsilcisi konusunda yorum yapmam ise uygun olmaz, tıpkı Rum tarafının temsilc
isi konusunda yorum yapmamın uygun olmayacağı gibi' dedi.
De Soto, sorular üzerine, BM'nin müzakerelerin tamamlanması öngörülen tarih olan 28 Şubat'ı daha ileriye atmasının olası görünmediğini de söyledi.
KIBRIS 17/01/2003
Ümit var
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs'ta çözüm için ortamın ümit verici olduğunu söyledi. Dün akşam Kıbrıs'a gelen Weston, bugün saat 11.00'de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya geliyor. Weston UBP ve DP heyeti ile 15.15'te, TKP ve CTP heyeti ile 16.15'de görüşecek
Weston, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı, ABD'nin Atina Büyükelçisi Thomas Miller'in de katıldığı görüşmenin ardından gazetecilere açıklamasında, Papandreu ile Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin gelişmeleri ele aldıklarını kaydetti.
Gazetecilerin, KKTC'de yapılan gösterileri konu alan sorularını yanıtlayan Weston, ABD'nin Kıbrıslı Türklerin çok sayıda kişinin katıldığı gösterilerle siyasi sorunun çözümünü, adanın tekrar birleşmesini ve AB'ye üyeliğini talep etmelerinden memnuniyet duyduğunu belirtti.
'Göstericilerin ortak bir fikri dile getirdik
lerini' belirten Weston, 'benzeri görülmemiş' olarak nitelediği gösterilerde çoğunluğun ne ölçüde temsil edildiğini bilmediğini kaydederek, 'ancak bu gösteriler Kıbrıs sorununun, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan taslak çerçevesinde belirlenen zaman çizelgesi içerisinde çözülerek, tüm adanın AB'ye girmesi isteğini ortaya koyuyorlar' dedi.
Weston, 'Kıbrıslı Türkler bu demokratik gösterilerle Kıbrıs sorununun barışçı çözümünü istediklerini gösterdiler. ABD, bu demokratik gösterileri ve siyasi sorunun BM kararları çerçevesinde çözülerek tüm adanın AB'ye girmesi düşüncesini desteklemektedir' diye konuştu.
Weston, dün akşam Kıbrıs'a geldi
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin son gelişmeler konusunda KKTC ve Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulunmak amacıyla dün akşam Ada'ya geldi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Amerikalı diplomat Weston'la bugün saat 11.30'da görüşecek.
Ankara temaslarını önceki gün tamamlayan ve dün Atina'da Yunan hükümeti yetkilileriyle görüşen Weston, yine dün BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto ile AB Dış Politika ve Ortak Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana'yla Atina'da bir araya geldi. Weston, bu temaslarının ardından dün akşam çalışma gezisinin
üçüncü durağı olan Kıbrıs'a geçti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'le bugün ayrı ayrı görüşmelerde bulunacak olan Weston, KKTC ve Rum siyasi parti yetkilileriyle de görüş alışverişinde bulunacak.
Siyasi partilerle görüşe
cek
Weston, KKTC temasları çerçevesinde siyasi partilerle ilk görüşmesini bugün saat 15.15'te UBP ve DP yetkilileriyle yapacak. Söz konusu görüşmede DP'yi Genel Başkan, Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş, UBP'yi ise Başbakan Derviş Eroğlu'nun Türkiye'de bulunması nedeniyle Genel Sekreter Süha Türköz temsil edecek.
Weston, anamuhalefet partisi TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'la da 16.15'te bir araya gelecek.
YAP'tan randevu talebi yok
Thomas Weston'ın Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen YAP'tan ise görüşme talebinde bulunmadığı belirtildi. TAK muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, Amerikalılardan kendilerine şu ana kadar hiçbir randevu talebi gelmediğini bildirdi.
Weston'ın Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen UBP, DP, TKP ve CTP ile görüşmelerinin tümü de ABD Büyükelçiliği'nin KKTC binasında gerçekleştirilecek.
Ada'daki temaslarında Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili detaylı görüş alışverişinde bulunacak olan Weston'ın, Kıbrıs'tan hafta sonu ayrılması bekleniyor.
KIBRIS 17/01/2003
Eroğlu özür diledi!
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, ''temennimiz iyi niyetle oturacağımız müzakerelerden olumlu, Kıbrıs Türk halkını tatmin edecek, Türkiye'nin menfaatlerini ve Kıbrıs Türkü'nün menfaatlerini koruyacak bir anlaşmaya varabilmektedir'' dedi.
Bazı konferanslara katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya giden Eroğlu, Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, anlaşmaların en az iki taraf arasında olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:
''Karşı tarafın tavrı, sergileyeceği tutum önemlidir. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin kamuoyu yoklamalarında yüzde 76'yi aşan bir oranda belgeye karşı çıkış vardır. Bu kamuoyu yoklamalarının elbette müzakere masasında da görüşler üzerinde etkisi olabilir diye düşünüyoruz.
Onun için kendi kendimizi suçlar durumdan kurtulup haklılığımızı dünyaya anlatmaya çalıştığımız gibi, masada da haklı olduğumuz hususlarda ısrarlı olmak, Kıbrıs Türkü'nün vermiş olduğu mücadelelere layık bir anlaşmaya varmak için ısrarlı tutumuzu sürdürmek gerekmektedir.'' Eroğlu, KKTC'deki son mitinglerde bazı konuşmacıların özellikle gençleri kışkırtarak, eski Başbakan Bület Ecevit, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve bazı köşe yazarlarına yapılmaması gereken hareketlerin yaptırıldığını belirterek, bunların hem Kıbrıs Türkü'nü, hem de kendilerini üzdüğünü ifade etti. Eroğlu, bunları yapanların yaptıklarından pişmanlık duyarak özür dilemelerini temenni ettiğini de belirterek, ''onlar adına hem Sayın Deniz Baykal'dan, hem Sayın Bülent Ecevit'ten hem de ismi geçen arkadaşlardan özür diliyorum'' dedi.
Eroğlu, bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ''masada elimiz zayıflıyor'' dediğini hatırlatarak, değerlendirmesini sorması üzerine, müzakerecinin müzakere etme şansının azaldığını ifade ederek, şöyle dedi:
''Şimdi görüşmeci istifa etsin veya bunu hemen imzalasın şeklinde bir çağrıda bulunursanız, karşı tarafta elbette ağırlığını kendini daha da fazla tatmin edecek öneriler üzerine koyacaktır. Yani Annan belgesini kendi lehine daha da güçlendirmek için yeni yeni önerilerle karşımıza çıkacaktır.
Özetle bu hareket Klerides'in daha başka önerileri masaya getirmesi, yeni yeni isteklerle uzlaşmaz bir tavır sergilemesine vesile olabilir diye düşünüyorum. Doğrudur, masa başında, eğer müzakere masasına giderken arkanızda bu belgeyi derhal imzalayın diye sesler çıkarsa sizin görüşme masasında eliniz haliyle zayıflamış olur.''
YENIDUZEN 17/01/2003
28 Şubata görüşme ve referandum
Demokrat Parti (DP), Genel Sekreteri Kemal Havalı, Kıbrıs konusunda gelinen aşamada, Annan Planının 28 Şubata kadar müzakere edilerek, referanduma sunulmasını öngördüklerini belirterek Bu süreç içerisinde de Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaşın masada müzakere gücünü zayıflatacak her türlü eylemden kaçınmamız gerektiğinin de altını çizmek isteriz dedi.
Kemal Havalı, basına yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs konusundaki ve son mitingte ortaya konulan tutumla ilgili görüşlerini ortaya koydu.
Demokrat Partinin Kopenhag Zirvesinden sonra toplanan DP Parti Meclisinin Kıbrıs sorununun geldiği aşamayı ve Annan Planını değerlendirerek karar aldığını, alınan kararın gelinen aşamada Annan belgesinin iki devletli, siyasai eşitlik, eşit egemenlik, Türkiyenin etkin ve fiili garantisinin devamı konuları ve ada üstünde Türk Yunan dengesini en üst düzeyde olabildiğince iyileştirmek için müzakere edilmesi ve varılacak son şeklin imza edilmeden önce halkın referandumuna sunulması ve bu hayati kararda halkın da Cumhurbaşkanına destek sağlaması şeklinde olduğunu belirtti.
Havalı 14 Ocakta düzenlenen mitinge katılma çağrısını olumlu olarak değerlendirdiklerini ve mitingin başarılı olabilmesi için üyelerinin çaba harcamalarını istediklerini anlattı ancak buna karşın, mitingte yapılan bir konuşmada DP Başkanı Serdar Denktaşın hedef alındığını belirtti ve bu durumu kınadı.
Havalı, Halkımızın Çözüm ve AB bağlamında ortaya koyduğu güçlü sesi bu gibi cılız seslerle bastırılmasına ve bölünmesine asla izin verilmeyecektir dedi.
YENIDUZEN 17/01/2003
De Soto: 'Türkiye'den çözüme destek için net mesaj var'
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, ''Türkiye'den Şubat sonuna kadar Kıbrıs'ta çözüm arayışını destekleyeceği yolunda net mesaj aldığını'' söyledi.
De Soto, ''Müzakerelerin tamamlanmasının ardından konu referanduma götürülecektir ki yeni devlete ilişkin düzenlemeler yürürlüğe girebilsin ve birleşik Kıbrıs AB üyesi olabilsin. Bu fırsat maalesef Kopenhag zirvesinde kaçırıldı ama sonuçta çözüme ulaşabilecek noktaya geldik'' dedi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, ''Türkiye'den Şubat sonuna kadar Kıbrıs'ta çözüm arayışını destekleyeceği yolunda net mesaj aldığını'' söyledi.
De Soto, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı görüşmeden sonra gazetecilere, ''Kişisel olarak Kıbrıs sorununun çözümünü mümkün gördüğünü'' belirtti.
Geçen hafta sonu Ankara'da yaptığı temaslar çerçevesinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileriyle görüştüğünü belirten De Soto, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş ve Glafkos Klerides ile ayrı ayrı görüşmeler yaptığını kaydetti.
Denktaş ve Klerides ile görüşmek için tekrar Kıbrıs'a gideceğini söyleyen De Soto, liderlerin 28 Şubat'a kadar müzakereleri tamamlamaya yönelik çaba harcamaya hazır göründüklerini belirtti.
De Soto, ''Müzakerelerin tamamlanmasının ardından konu referanduma götürülecektir ki yeni devlete ilişkin düzenlemeler yürürlüğe girebilsin ve birleşik Kıbrıs AB üyesi olabilsin. Bu fırsat maalesef Kopenhag zirvesinde kaçırıldı ama sonuçta çözüme ulaşabilecek noktaya geldik'' dedi.
Gazetecilerin, ''Erdoğan'ın hükümette görev almamasının yarattığı temsil sorunu ve Genelkurmay Başkanlığı'nın Kıbrıs konulu açıklamalarını'' konu alan sorularını da yanıtlayan De Soto, Erdoğan ve üst düzey Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Şubat ayı sonuna kadar müzakerelerin tamamlanmasına ilişkin yaklaşımlarının net olduğunu ve kendisi açısından ortada bir temsil sorunu bulunmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın erken bir tarihte referanduma gitme olasılığı ve Denktaş'ın Türk tarafının yasal temsilcisi olup olmadığına ilişkin soruları da yanıtlayan De Soto, ''Çözüm konusunda referandum yapılacağı biliniyor. Ancak referandumun erkene alınmasına ilişkin ortada somut bir tartışma yok. Türk tarafının temsilcisi konusunda yorum yapmam ise uygun olmaz, tıpkı Rum tarafının temsilcisi konusunda yorum yapmamın uygun olmayacağı gibi'' dedi.
De Soto, sorular üzerine, BM'nin müzakerelerin tamamlanması öngörülen tarih olan 28 Şubat'ı daha ileriye atmasının olası görünmediğini de söyledi.
YENIDUZEN 17/01/2003
Kıbrıs Türk Halkı ve 'Milli Dava'
Hasan SARICA
Öğretim Görevlisi
I. Giriş:
Bu yazının amacı, Kıbrıs sorunu ile ilgili gelinilen aşamada, Kıbrıs Türkü adına ortaya konan görüşlerin Kıbrıs Türk halkının görüşlerini ne oranda yansıttığı ve 'milli dava'nın ne olduğunu ele almaktır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Türkiye Cumhuriyeti (TC) ile birlikte yürütüldüğü iddiaları ışığında 'milli dava' veya 'milli tez' olarak isimlendirilen politikalar ışığında Annan Planı'na yaklaşımın ne olması gerektiği üzerinde durulacaktır.
Bu çalışmada, KKTC Meclis Kararları, Kıbrıs Türk Halkı adına görüşmeleri sürdüregelen Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş'ın Rum tarafı ve/veya Birleşmiş Milletlere yaptığı teklifler esas alınmıştır. Koyulaştırılmış ve altı çizilmiş bölümler okuyucunun dikkatini çekmek için yapılmıştır. Annan Planı ile 'milli dava' adına Birleşmiş Milletler veya Kıbrıs Rum tarafına sunulan önerilerden konu ile ilgili olanların karşılaştırması yapılmıştır. Bu karşılaştırmalarda, toprak oranı, üç özgürlükler olarak isimlendirilen yerleşim, mülk edinme ve dolaşım haklarına özel önem verilmiştir. Kişisel değerlendirmeler ve yorumlardan mümkün olduğu ölçüde kaçınılmış, takdir okuyucuya bırakılmış olmakla birlikte Annan Planı'nın 'milli dava' argümanları ile Kıbrıs Türk Halkı için talep edilen haklardan daha fazla ve kalıcı haklar içerdiği sonucuna varılmıştır.
II. Belgelerde Kıbrıs Türk Halkının 'Milli Davası':
'Egemenliğin kayıtsız şartsız halka aittir' ve egemenlik; halk adına halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan KKTC Cumhuriyet Meclisi tarafından kullanılmaktadır. Yasama yetkisi tamamıyla Meclis'e ait olurken, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanlığı ile Bakanlar Kurulu arasında paylaşmaktadır. Yasalar Meclis tarafından yapılmakta, uygulama ise bu yasalar çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı ve/veya Bakanlar Kurulu tarafından yürütülmektedir. Bu sistem sadece ekonomik, sosyal ve yaşamın diğer alanları ile sınırlı olmayıp, Kıbrıs sorunu da bu kapsamaktadır.
1. Bağımsızlık Bildirisi
KKTC Meclisi'nin Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak oy birliği ile aldığı ve çekincesiz olarak Cumhurbaşkanı tarafından da imzalanıp yürürlüğe giren Meclis kararlarının başında KKTC'nin ilanına ilişkin Bağımsızlık Bildirisi gelmektedir (Resmi Gazete, Sayı: 88, EKIV 15 Kasım 1983, Karar Numarası: 50). Bağımsızlık Bildirisi'nin bu çalışmanın konusuyla ilgili bölümlerinde şunlar vardır:
'
.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanının iki eşit halk arasında ortaklığın bir federasyon çatısı altında yeniden kurulmasını ve sorunların çözümlenmesini engellemeyip kolaylaştırabileceğine kani olan;
İki halk arasındaki bütün sorunların barışçı ve uzlaşıcı bir politika ile çözülmesi için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin gözetimi altında eşit düzeyde müzakereler yürütülmesini yürektten dileyen ve önerilmiş bulunan zirve toplantısının bu açıdan yarar sağlayacağına inanan Meclisimiz,
..Bu halk bir arada yaşamaya kararlıdır; kendi milli benliğini korumağa, kendi kendini demokratik şekilde yönetmeye ve Kıbrıs Rum Halkı ile bütün konuları eşit şartlarla müzakere edip adil ve barışçı çözümlere bağlamaya kararlıdır.
22. Bu tarihi günde bir defa daha Kıbrıs Rum Halkına barış ve dostluk elimizi uzatıyoruz:
(a) Aynı Ada'da yanyana yaşamağa mecbur bulunan iki halkın aralarındaki bütün sorunları eşit düzeyde müzakerelerle barışçı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaştırmalarının mümkün ve zorunlu olduğuna inanıyoruz
(b) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanı, iki eşit halkın ve onların kurdukları yönetimlerin, gerçek bir federasyon çatısı altında yeniden bir ortaklık kurmalarını engellemez; tam aksine, bir federasyonun kurulabilmesi için gerekli ön şartları tamamlayarak bu yoldaki samimi çabaları kolaylaştırabilir. Bu yolda her yapıcı çabayı göstermeğe kararlı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başka hiçbir devletle birleşmeyecektir.
(c) Kıbrıs Türk tarafı olarak iki halkın arasındaki bütün sorunların barışçı ve uzlaşıcı bir yaklaşımla çözülmesi için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet görevinin devamını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin gözetimi altında müzakerelerin yürütülmesini isitiyoruz.'
2. Kurucu Meclis'in Oluşturulması:
KKTC'nin ilanını takiben Kurucu Meclis'in oluşumuna ilişkin 3 Aralık 1983 tarih ve Sayı: 98 Karar Numarası: 3 ile Kıbrıs konusuna da değinilmiş ve alınan kararda şu dizelere yer verilmişti.
'
Aynı Ada'da yaşamağa mecbur bulunan bu iki halkın aralarındaki bütün sorunları, eşit düzeyde müzakerelerle, barışçı ve kalıcı bir çözüme ulaştırmalarının mümkün ve zorunlu olduğu görüşüne sımsıkı bağlı kalarak;
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanının iki eşit halk arasında ortaklığın bir federasyon çatısı altında yeniden kurulmasını ve sorunların çözülmesini engellemeyip kolaylaştırabileceğine kani olarak;
İki halk arasındaki tüm sorunların barışçı ve uzlaşıcı bir politika ile çözülmesi için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin gözetimi altında eşit düzeyde müzakerler yürütülmesini yürekten dileyerek ve önerilmiş bulunan Zirve toplantısının bu açıdan yarar sağlayacağına inanarak:
' (Resmi Gazete, Sayı: 98, EKIV, 3 Aralık 1983, Karar Numarası: 3).
3. Kıbrıs Sorunu ve 'Milli Davaya' Uygun BM Planı:
Kıbrıs Türk Halkının 'milli davası'nın sınırlarını çizen bir başka Meclis Kararı da, oy birliği ile alınan 'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi'nin Kıbrıs Sorununa İlişkin Kararı' olarak 5. Birleşiminde aldığı karardır.(Resmi Gazete, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi'nin Kıbrıs Sorununa İlişkin Kararı, Sayı: 55/1987, 30 Ekim 1987). Meclis'in oybirliği ile aldığı Kıbrıs sorununa ilişkin 'milli dava'da izlenmesi gereken siyasetin esasları şöyledir:
1. '1. Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960 yılında Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının ortaklığına dayalı bir devlet olarak kurulmuştur.
Bu ortak devlet, egemenliği Kıbrıs Türk halkı ile paylaşmak istemeyen
Kıbrıs Rum tarafının
silahlı saldırıları sonucu yıkılmıştır
.'
2. '5. Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet görevi çerçevesinde, anlaşmaya dayalı bir çözüm bulma çabalarına her zaman yapıcı bir tutumla ve iyi niyetle yaklaşmıştır. Bu olumlu yaklaşım içerisinde, Kıbrıs Türk tarafı, 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmalarında öngörüldüğü gibi, iki halkın eşit siyasi statüsüne dayalı bağımsız, bağlantısız, iki ulusal toplumlu, ,iki kesimli federal bir çözüme taraftar olduğunu her fırsatta tekrarlamış ve BM Genel Sekreteri'nin böyle bir çözümü öngören 29 Mart 1986 tarihli 'Çerçeve Anlaşma Taslağını' kabul etmiştir.'
3. 'Sorunun barışçı, adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulabilmesi için Kıbrıs Rum tarafını daha fazla vakit geçirmeden 29 Mart 1986 Belgesini kabul etmeye davet ediyoruz.'
4. 'Milli Dava'ya Hizmet Eden 29 Mart Belgesi
KKTC Meclisi tarafından oybirliği ile 'milli dava'ya uygun olduğu için kabul edilen ve Kıbrıslı Rumlara da kabul etmeleri için çağrıda bulunulan 29 Mart Belgesi'nin bu çalışma bakımından getirdiği düzenlemeler aynen şöyledir:
1. '1. Federal Kıbrıs Cumhuriyeti, uluslararası bir şahsiyete sahip olacaktır. Federal Hükümet toprağın tümü üzerinde egemen olacaktır. Uluslararası kişiliğin gerekleri Fedeeral hükümetçe, federal anayasaya göre yerine getirilecektir. Eyalatler veya Federe Devletler kendi yetkileri altında bulunan bölgelerde, Federal Hükümetin Federal Anayasada öngörülen görev ve yetkilerinin yerini almayacak şekilde faaliyet göstereceklerdir.'
2. '..federal yasalarla belirlenen tek bir vatandaşlık olacaktır.'
3. 'III. Federal Cumhuriyetin toprağı iki Eyalet veya Federe Devletten oluşacaktır.'
4. ''VII. Taraflar, toplumlararası görüşmelerde üzerinde anlaşmaya varılan ve 18 Mayıs 1982 tarihli derlemede (revision) belirtilen bütün diğer hükümleri, 1. Bölüm temel hak ve özgürlükler ve 2, 3, ve 4. Bölümleri yeniden teyid ederler.'
5. '4.(1) Federal Cumhuriyetin idare şekli Başkanlık sistemidir. Cumhurbaşkanı ile Cumhurbaşkan Yardımcısı, devletin bütünlüğü ve iki toplumun siyasal statülerinin eşitliğini simgeler.
6. (2) Cumhurbaşkanı Kıbrıslı Rum, Cumhurbaşkan Yardımcısı Kıbrıslı Türk olur
..
4.. (3) Bakanlar Kurulu 7-3 oranına göre Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerden
oluşur. Önemli Bakanlıklardan biri Kıbrıslı Türklere verilir ve taraflar Dışişleri
Bakanının Kıbrıslı Türk olması konusunu görüşmeyi kabul eder. Bakanlar Kurulu
kararlarını 'takviye edilmiş çoğunluk' usulüyle, yani Türk Bakanlardan en az
birinin oyunu içeren basit çoğunlukla alır.'
1. '6. (1) Dolaşma ve yerleşme özgürlükleri ile mülk edinme hakkının uygulanması, takvimlenmesi, gerekli pratik tedbirler ve tazminat için gerekli düzenlemeler konuları, 1977 Anlaşmasının 3. Maddesi dikkate alınarak bir Çalışma Grubu tarafından görülür
.'
2. '7(1) Kıbrıslı Türklerin Ağustos 1981 önerilerinde belirtilen topak ayarlamalarına ek olarak yapılacak toprak ayarlaması taraflar arasında anlaşılır. Bu toprak ayarlamları sonucu, Kıbrıs Türk Eyalati veya Federe Devletine %29+ oranında toprak kalır. Şöyle ki, taraflar gerçek toprak ayarlaması konusunu görüşürken, 'Kıbrıslı Türkleri için meydana gelebilecek bazı patik güçlükler de dahil olmak üzere' 1977 tarihli doruk anlaşmasının 3. Maddesini ve yeniden iskan ile ilgili meseleleri dikkate alırlar. ..'
3. '8. (1) Kıbrıslı olmayn askerlerin ve birliklerin ve unsurların adadan çekilmesine ilişkin takvim ve tatmin edici garantiler konusunda geçici Federal Hükümet kurulmadan taraflar arasında anlaşmaya varılacaktır.
'
4. '9. (1) İki Eyalet veya Federe Devlet arasında ekonmik dengeyi sağlamak amacıyla KıbrısTürk Eyaletini veya Federe Devletini kalkındırmak için özel bir fon kurulu. Yer değiştirmiş Kıbrıslı Rumlarla 7(1) maddesinin uygyulanmasından dolayı yer değiştirecek Kıbrıslı Türklerin yendien iskan etmek için de bir fon kurulur. Federal hükümet bu fonlara katkıda bulunur ve yabancı hükümetlere ve uluslararası kuruluşlara katkıda bulunma çağrısında bulunur.
.'
5. '10. (1) Maraş bölgesi ile Kıbrıs Türk tarafının 5 Ağustos 1981 tarihli haritasında belirlenen diğer altı bölge,
. Tarihine kadar iskan edilmek üzere Barış Gücü'nin tampon bölgesi olarak geçici bir süre için Birleşmiş Milletlerin yönetimine verilir
'
5. 'Milli Dava'ya Uygun Çözüm Çerçevesinde Rauf R. Denktaş tarafından Rum Tarafına Yapılan Çeşitli Teklifler:
Çalışmanın bu bölümünde toplumlararası görüşmeler sürecinde Kıbrıs Türk Halkı adına kabul edilen ve/veya Kıbrıs Rum tarafına yapılan tekliflerden çeşitli örnekler aktarılmaktadır.
1. '2. Her toplumun yönetiminde bulunacak toprak ekonomik bakımdan üzerinde yaşanabilirliği, verimliliği ve toprak mülkiyeti ışığında ele alınacaktır.' (Denktaş-Makarios Anlaşması, 12 Şubat 1977).
2. '7. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin askerden arındırılması konusu da görüşmelerde ele alınacaktır.' (Denktaş-Kibrianu Anlaşması, 1979).
3. Kıbrıs Türk tarafı 22 Kasım 1988 tarihinde Newyork'da 6 belge vermiş, 9 Ocak 1989 tarihinde bu belgelere ek belgelere ilişkin memerandumunda (Lefkoşa) 1 Kasım 1988 tarihinde 'Kıbrıs Türklerinin Pozisyonu' adı altında 10 sayfalık bir ekle çeşitli konulardaki görüş ve tekliflerini sıralamıştı. Bu bölümde bu belgelerden çeşitli alıntılar yapılmaktadır.
4. '
.'Dolaşım Özgürlüğü', federal anayasa düzeninin çalışmaya başlamasıyla uygulamaya konacaktır.'
5. . 'Moratoryum süresinin hitamından sonra, her federe cumhuriyet, yerleşim için kabul edebileceği Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar için bir tavan sayı saptayacaktır. Bu tavan, ilgili federe cumhuriyetin bütününe şamil genel bir tavan olabilecek ve/veya bu federe cumhuriyet içerisindeki belirli yerleşim bölgeleri esasına dayalı olabilecektir '
6. '..Güney Kıbrıs'taki Türk malları ve Kuzey Kıbrıs'taki Rum malları ile ilgili 1974 öncesinden kaynaklanan mülkiyet iddiaları oluşturulacak karma bir komisyon tarafından ele alınarak, federasyon kurulmasından önce, takas ve/veya tazminat yoluyla tasfiye edilecektir
bir federe cumhuriyte mensup kişilerin, diğer federe cumhuriyet toprakları içerisinde mülkiyet hakları elde etmeleri konusunda 18 yıllık bir moratoryum uygulanacaktır. ..'
6. 29-30 Ekim 1992 Tarihli Tartışmalarda Yer Değiştirmelerle iİgili Kıbrıs Türk Pozisyonu (Kasım 1992-Kıbrıs Gazetesi Özel Ek sf. 7)
' 7. Geri dönüş seçeneği, üzerinde karşılıklı olarak mutabık kalınacak bir moratoryudan sonra uygulanacaktır. Geri dönmeyi tercih edenlerin yerleşimi, etkilenecek kişilerin tatmin edici bir şekilde yeniden yerleştirilmesinden sonra yer alacaktır.'
7. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Newyork'ta BM Genel Sekreteri'ne Verdiği Belge
Cumhurbaşkanı Denktaş, toplumlararası görüşmeler sürecinde dönemin Kıbrıs Rum görüşmecisi G. Vasilou'ya iletilmek üzere verdiği 27 sayfalık belgede ilginç notların bir kısmı şöyle (8 Mart 1990, Kıbrıs Gazetesi):
'
Dolaşım, yerleşim ve mülk edinme hakları federal anayasaca belirlenecektir. .. Federasyonu oluşturan iki cumhuriyet arasındaki dolaşım özgürlüğü federal anayasal sistemin yürürlüğe girmesinden sonra uygulamaya konacak
yerleşim ve mülk edinme hakkı, makul moratoryumların uygulanması ve kamşu kurucu cumhuriyette ikamet edecek kişilerin sayısı ile ilgili mantıki tavanların ve edinilecek mülk miktarının samptanması sonucu, aşamalı alarak uygulanacaktır
.İlgili tarafların mutabakatıyla, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden Kıbrıslı olmayan kuvvetlerin, üzerinde anlaşılan düzeyde azaltılması yanı sıra, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum kuvvtlerin azaltılmasını denetlemesi için BM Barış gücü'ne yetki verimesi istenecektir
'
III. Annan Planına Karşı Öne Sürülen Görüşler:
BM Genel Sekreteri K. Annan'ın taraflara sunduğu kapsamlı çözüm planı ile ilgili olarak özellikle üç özgürlükler ve bunların uygulanışı ile ilgili görüşler birkaç başlık altında toplanabilir:
1. Dolaşım Özgürlüğü: İçimize Kıbrıslı Rumların girebilmesi ve dolaşım özgürlüğüne sahip olması, üstelik dolaşım sürelerine herhangi bir sınır getirmeden 'milli dava avukatı' tarafından Kıbrıslı Rumlara teklif edilmişti. KKTC Meclisi tarafından da onaylanıp Kıbrıslı Rumlara kabul etmeleri çağrısı yapan kararında bu teklif 'milli davaya' uygun bulunmuştu. Annan Planı bu yönü ile 3 günlük bir sınırlama getirmesi bakımından daha somut ve kuzey parça devletindeki Kıbrıslı Rumların dolaşım sürelerini sınırlayıcıdır.
2. Yerleşim Özgürlüğü: 'Çözüm ve Barışa Evet-Annan Planına Hayır' diyenlerin argümanlarından bir tanesi de, gerekirse kuzey 'parça devletin' toprak oranının daha az olması, ancak Kıbrıslı Rumların hiç bir şekilde kuzeyde yerleşme hakkına sahip olmaması olarak özetlenebilir. Annan Planı'nda yapılan öneri aynen Denktaş'ın önerdiği gibi anlaşılacak bir moratoryum süresinden sonra üzerinde anlaşılacak sayıda Kıbrıslı Rumun kuzey 'parça devletinde' yerleşme hakkına sahip olmasıdır. Bu teklifin ilk sahibi Denktaş ve Kıbrıs Türk tarafı idi. Aradaki fark moratoryum süresinin kaç yıl olacağına ilişkin olup Denktaş bu süreyi 11 Kasım 2002 tarhinden başlayarak tartışabilirdi.
3. Mülk Edinme Özgürlüğü: Kıbrıslı Rumların Kuzey 'parça devletinde' mülk edinme haklarının prensip olarak olmasını kabul eden 29 Mart Belgesini onaylayan KKTC Meclisi ve Denktaş'ın kendileridir. Dönemin Başbakanı bilindiği üzere şimdiki Başbakan Dr. Derviş Eroğlu idi. İlke olarak üzerinde anlaşılacak 'moratoryum' süresinden sonra yine üzerinde mutabık kalınacak tavana uygun olarak Kıbrıslı Rumların kuzey 'parça devletinde' mülk sahibi olmalarını sadece Annan, değil 'milli davanın avukatı' ve avukatın avukatıdır. Üzerinde anlaşma olmayan yan, Kıbrıslı Rumların ne zaman ve ne oranda mülk sahibi olacaklarıdır. Bu konuda Annan önerisi makul değil idi ise, 11 Kasım 2002'de yapılan öneriye karşı öneri verilebilir ve istenen moratoryum süresi ve tavan üzerinde pazarlık yapılabilirdi. Ancak meselenin temel prensibi konusunda Denktaş, Annan'dan önce kendisi kendi prensipleri ile Kıbrıslı Rumların içimize gelerek yerleşebilmeleri ve mal mülk sahibi olmalarını kabul edip teklifler sunmuştu.
4. Yeniden Yerleşim: Anlaşma olması halinde 40 000 ile 150 000 arasında ifade edilen rakamlarla insanımızın göç etmek zorunda kalacağı ve insanımızın yeniden göçmen durumuna düşürülmesinin kabul edilemeyeceği propagandası ile Annan Planı'na karşı çıkanlar, 29 Mart Belgesi ve Denktaş'ın Kıbrıslı Rumlar ve Birleşmiş Milletlere verdiği kendi önerilerinde bir kısım insanın yer değiştireceği için özel bir fon kurularak bu insanların rehabilte edilmesini teklif etti. Denktaş Bey teklif edince insanlar yer değiştirmiş ve rehabilite edilmiş sayılacağından 'milli davaya' uygun bir yaklaşım kabul edilecektir. Ancak bu öneri Annan Planında olunca Annan Planı çerçevesinde barış isteyenlerin 'misyoner' olarak suçlanması elbette adil değildir.
5. BM Barış Gücü: Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün güvenlik ve Türk ve Yunan birliklerinin azaltılması sürecinde denetim yapma yetkisine sahip olması için Annan'dan önce Sayın Denktaş'ın kendisi teklifte bulunmuştu. Garanti ve İttifak Anlaşmalarının bulunacak çözüme uyarlanması teklifi de yine Denktaş tarafından yapılmıştı. Dolayısı ile güvenlik ve garantiler konusunda tartışmalı bir durum varsa, ki yoktur, bunu yaratan Denktaş'ın kendi teklifleri olmuştu.
6. Toprak Tavizi Meselesi: Kıbrıslı Türklerin kuzeydeki idarelerinde olacak toprağın oranının %29+ olması'nın 'bir toplantıda söylendiği ve sonra vaz geçildiği' bu nedenle de %29+'ının masada olmadığı iddia edilmektedir. Oysa yukarıdaki belgelerden de görüleceği gibi 29 Mart Belgesi toprak oranının %29+ olmasını öngörmüş ve bu oran, hem Denktaş hem de Dr. Derviş Eroğlu'nun Başbakanı olduğu Bakanlar Kurulu ve Meclis tarafından oybirliği ile kabul edilmiş ve Kıbrıslı Rumlara kabul etmeleri çağrısında bulunulmuştu. Üstelik bu Meclis kararını iptal eden başka bir Meclis kararı da alınmamıştır. Meclis kararları yasa gücündedir. 55/1987 sayılı yasa iptal edilmediğine göre %29+ toprak meselesi ve diğer unsurlar Denktaş, Eroğlu ve Meclis'i bağlamaya devam etmektedir.
7. Eşitlik Meselesi; Eşitlik bir başka çalışmanın konusu olacaktır. Ancak bu çalışmada Denktaş'ın önerisi Cumhurbaşkanının Kıbrıslı Rum, Cumhurbaşkan Yardımcısının ise Kıbrıslı Türk olması iken, Annan Planı, 30 ay süreyle Eş Başkanlık önermekte daha sonra Dönüşümlü Başkanlık sistemi getirmektedir. Annan düzenlemesi, 29 Mart belgesinden daha ileridedir. Denktaş'a göre Cumhurbaşkanının Kıbrıslı Rum ve Cumhurbaşkanının Kıbrıslı Türk olması iki toplumun siyasi eşitliğini simgeliyorsaydı, Annan önerisindeki sistem bunu simge olmaktan çıkartıp elle tutulur hale getirmektedir.
8. Egemenlik Meselesi: Egemenliğin, hele de toprak üzerindeki egemenliğin ortak federal devlette olmasını 'milli davaya' uygun bulup kabul ve onay verenler, bugün egemenliği daha somut olarak ortak ve parça devletlere dağıtan düzenlemeye karşı çıkmakla 'milli dava' için Meclis'in oybirliği ile kabul ettiği düzenlemelerin gerisine düşmektedirler.
IV. SONUÇ:
Annan Planı olarak önümüzde duran Plandaki dolaşım, yerleşim, mülk edinme, yeniden yerleşim gibi konular, 'milli davanın avukatı' ve avukatın avukatları tarafından çeşitli zamanlarda Kıbrıslı Rumlara yapılan tekliflerden derlenmiştir. Aradaki fark, Kıbrıslı Rumların sayısı ve bu hakkı ne zaman kullanmaya başlayacaklarıdır. Esası kabul edenler, bu detayı, 11 Kasım'da başlayan süreçte pazarlık edip kendi yaklaşımlarına uygun hale getirebilirlerdi. Kıbrıs Türk Halkı ve Türkiye'nin önünü açma veya geleceğini yok etmeyi Kıbrıslı Rumların kaç yıl sonra yerleşim ve mülk edinme hakkına sahip olacakları konusundaki anlaşmazlığa dayandıranları tarih değil, en başta bugünkü Kıbrıs Türk Halkı affetmemektedir.
Kıbrıs Türk Halkı adına 'milli davayı' savunma ve avukatlık yapma iddiasında olanlar kendi kabul ettikleri veya Kıbrıslı Rumlara yaptıkları teklifleri unutabilirler ancak unutturamazlar. Milli davalar her yıl veya her gün değişen tezlerle savunulamaz. Kişisel kapris ve hırslarına 'milli dava' süsü verenler önce kendi içlerinde tutarlı olmak zorundadırlar. Kıbrıs Türk Halkı böyle yapıyor. Barış, demorasi, iç ve evrensel hukuğa saygılı, insan haklarına sahip olarak yaşama temelinde davasına sahip çıkıyor. Milli davaların temeli barış, refah ve insanların mutluluğuna dayanır. Unutmamak gerekir ki Mustafa Kemal'i Atatürk yapan sadece kazandığı savaşlar değil, aynı zamanda diğer şeyler yanında alınabilecek hakların maksimumunu alarak; ancak toprak dahil pek çok konuda taviz de vererek, Venizelos ile anlaşması ve Lozan Andlaşması ile Türk insanını dünya insanı yapmasıdır.
YENIDUZEN 17/01/2003
'Ankara çok kararlı'
17/01/2003
RADİKAL
- ATİNA - AB Dönem Başkanı Yunanistan, Kıbrıs'la ilgili yoğun görüşmelere sahne oluyor. Dün Atina'yı ziyaret eden BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Temsilcisi Alvaro de Soto, hafta sonunda Ankara'da yaptığı temaslarla ilgili olumlu konuştu. AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ve üst düzey Dışişleri yetkilileriyle görüştüğünü hatırlatan De Soto, Ankara'dan Kıbrıs'ta 28 Şubat'a kadar çözüme varılması arayışlarını desteklediği yolunda açık mesaj aldığını belirtti. KKTC lideri Denktaş ile Rum Yönetimi lideri Klerides 28 Şubat'a kadar çözüm veya çözümsüzlüğü belirleyecek
'kader turu' müzakerelerine salı günü başlamıştı. İki liderin müzakereleri
28 Şubat'a kadar tamamlamak için çaba sarfetmeye hazır göründüklerini söyleyen De Soto, Denktaş ve KKTC'deki gösteriler hakkında yorum yapmadı. Perulu diplomat "Türk ve Rum tarafının müzakerelerde nasıl temsil edildiğini yorumlayacak değilim. Denktaş, Kıbrıslı Türklerin lideridir ve Klerides de kendisini güvenilir bir müzakereci saymaktadır" dedi.
ABD Dışişleri'nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston da yine iyimser görünürken, "Kıbrıs sorunu, şimdi, BM planı temel alınarak, tüm Kıbrıs'ın AB'ye girişine izin verecek ve tüm Kıbrıslıların AB üyeliğinin imkânlarından faydalanacağı biçimde çözülmeli" dedi. "Ümitli olmamıza pek çok neden var" görüşündeki Weston, KKTC'deki devasa mitingi 'eşi görülmemiş' diye niteledi. "Ama çoğunluk bu gösteride temsil edildi mi edilmedi mi, bilmiyorum" ifadesini kullanan Weston, ABD'nin böyle barışçı gösterileri desteklediğini belirtti. Yunan hükümet sözcüsü Hristo Protopapas ise, Türk Dışişleri'nin Ankara'nın Kıbrıs politikasının değişmediği açıklamasına tepki gösterdi. Protopapas, açıklamanın Türkiye'yi yalnızlığa ittiğini, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarına engel çıkardığını söyledi
Kıbrıs satrançta küçük bir taş mı?
Tayyip Erdoğanın danışmanı Cüneyd Zapsunun, "Satrançta oyunu kazanmak için küçük taşlar verilir" dediği ileri sürüldü
İSTANBUL Milliyet
17/01/2003
AKP lideri Recep Tayyip Erdoğanın danışmanı Cüneyd Zapsunun, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak, "Dış politikada her şey karşılıklı çıkara bağlıdır. Büyük çıkarlar için küçük çıkarlar gözardı edilir. Satrançta oyunu kazanmak için küçük taşlar verilir" dediği öne sürüldü.
Zapsu ile ilgili bu iddia Milli Gazetenin dünkü sayısında ortaya atıldı. Milli Gaze
te yazarı Zeki Ceyhan, dün yayımlanan "Gizli(!) dışişleri bakanı ne diyor?" başlıklı yazısında Zapsunun Kıbrısı "satrancı kazanmak için gözden çıkarılan bir taş olarak gördüğü"nü öne sürdü. Yazısında Zapsuyu eleştiren Ceyhan, şunları kaydetti:
"İşte bu zat - ı muhterem Kıbrıs konusunda önemli açıklamalar yapmış. Bakın neler demiş: Kıbrısta halk kendi yolunu seçti. Geri dönüşü de olmayacak. Halen 1930ların devlet politikalarını uygulayamayız. Dünya değişti. Dış politikada her şey karşılıklı çıkara bağlıdır. Büyük çıkarlar için küçük çıkarlar gözardı edilir. Satrançta oyunu kazanmak için küçük taşlar verilir. Bu sözlerden anlıyoruz ki AKP iktidarı satrancı kazanmak için küçük taş olarak Kıbrısı gözden çıkarmış."
Gül: Kıbrıs Türk halkı kışkırtıldı
ÖNDER YILMAZ Ankara
Başbakan Abdullah Gül, Kıbrıs konusunda Türkiyenin elinde önemli bir koz kalmadığını savunarak, "İşimiz iyice güçleşti. Onun için orta yolu bulmamız lazım" dedi. Gül, önceki akşam AKP Merkez Yönetim Kurulu üyelerine verdiği yemekte, Kıbrıs Türk halkının KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türkiyeye karşı kışkırtıldığını, ancak kendilerinin her koşulda Denktaşın arkasında olduğunu kaydetti. Gül, Annan planı üzerinde Türk tarafının ciddi endişeleri bulunduğunu da ifade ederek şöyle konuştu: "En büyük endişemiz, Rumların kuzeye göç etmesi. Bu, yıllar sonra adadaki varlığımızı tehlikeye sokabilir. ABye girmiş olsaydık sorun olmazdı. Muhatap AB olacaktı. Gelinen noktada ortak bir nokta bulmak için müzakereleri sürdürmeliyiz. "
Milliyet
17/01/2003
Kıbrıs'ı bu hale siz soktunuz (!)
İnanılacak gibi değil.
Sokaklarda onbinlerce insan yürüyor, adamlar ortaya çıkıp "bu gençler aldatıldılar, tahrik edildiler" diyebiliyorlar.
Kıbrıs fokur fokur kaynıyor ve "Devlet" i temsil eden kişiler, etraflarında ne olup bittiğine bakmıyor ve sadece "kışkırtıcı güçleri" suçluyorlar.
"Kıbrıs neden bu duruma geldi?" İnsanlar neden sokağa döküldüler?" diye soran yok. Bu insanlar Rum aşkıyla yanmıyor. Güney Kıbrıs'ta yaşamak için çırpınmıyorlar. Sadece rahat etmek, çocuklarına güvenceli bir gelecek sağlamak için sokaktalar.
Türkiye, Kıbrıs'ı çoktan kaybetmiştir.
Annan planından önce kaybetmiş, belki Annan planı ile bazı kayıplarını geri alabilecektir.
Neden kaybetmiştir biliyor musunuz?
Yıllardan beri kötü politikalar nedeniyle kaybetmiştir.
180 bin kişiyi zengin edemediği, aksine fakirliğe hapsettiği için kaybetmiştir.
Yolsuzlukların önüne geçemediği gibi, aksine yolsuzluk düzenini körüklediği, insanları maaşa bağlayıp satın almaya çalıştığı için kaybetmiştir.
Türk bürokrasisi, Kuzey Kıbrıs'ı arka bahçesi saydığı, Kıbrıs'a tayin edilmeyi daha fazla para kazanmak ve daha rahat bir yaşam sürmek olarak gördüğü için halkın güvenini kaybetmiştir.
Türkiye'den gelenler genelde, "nankörler, sizin için şehit kanı döktük, oysa bize gereken esnekliği göstermiyorsunuz" söylemini kullandığı için, kaybetmiştir.
Türk devleti Kıbrıs'ı beceriksizliği, cehaleti ve kabalığı nedeniyle kaybetmiştir.
Ada'yı bu noktaya getirenler, gerçek sorumluluğu taşıyanlar bizleriz. 1974'ten bu yana görev alan, politikaların oluşturulmasında rol alanlardır.
Bugün gelinilen noktada ağırlıklı sorumluluk bizde. Durumdan yararlanan taraf ise Rumlar oluyor.
Beni kızdıran da bu.
Hem suçlu, hem de güçlüyüz.
Hele baş sorumluların şimdi ortaya çıkıp içi boş sloganlar, hamasi konuşmalar ve gerçeklere uymayan stratejik ve milli çıkar edebiyatı yapmalarına çıldırıyorum.
Beyler uyanın ve doğruları söyleyin... Ayıptır.
* * *
MILLIYET 17/01/2003 MEHMET ALI BIRAND
De Soto: Türkiyeden çözüm mesajı aldım
BM Genel Sekret
eri Kofi Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Türkiyeden Şubat sonuna kadar Kıbrısta çözüm arayışını destekleyeceği yolunda net mesaj aldığını söyledi.
16 Ocak
Alvaro De Soto, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı görüşmeden sonra gazetecilerin, Erdoğanın hükümette görev almamasının yarattığı temsil sorunu ve Genelkurmay Başkanlığının Kıbrıs konulu açıklamalarını konu alan sorularını yanıtladı. De Soto, Erdoğan ve üst düzey Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Şubat ayı sonuna kadar müzakerelerin tamamlanmasına ilişkin yaklaşımlarının net olduğunu ve kendisi açısından ortada bir temsil sorunu bulunmadığını vurguladı.
Alvaro De Soto, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı görüşmeden sonra gazetecilere, Kişisel olarak Kıbrıs sorununun çözümünü mümkün gördüğünü belirtti.
ÇÖZÜME ULAŞILACAK NOKTAYA GELDİK
De Soto, Müzakerelerin tamamlanmasının ardından konu referanduma götürülecektir ki yeni devlete ilişkin düzenlemeler yürürlüğe girebilsin ve birleşik Kıbrıs AB üyesi olabilsin. Bu fırsat maalesef Kopenhag zirvesinde kaçırıldı ama sonuçta çözüme ulaşabilecek noktaya geldik dedi.
LİDERLER ÇABA GÖSTERMEYE HAZIR
Geçen hafta sonu Ankarada yaptığı temaslar çerçevesinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığının üst düzey yetkilileriyle görüştüğünü belirten De Soto, dün ve Pazartesi günü ise Kıbrısta KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum lider Glafkos Klerides ile ayrı ayrı görüşmeler yaptığını kaydetti.
Denktaş ve Klerides ile görüşmek için yarın tekrar Kıbrısa gideceğini söyleyen De Soto, liderlerin 28 Şubata kadar müzakereleri tamamlamaya yönelik çaba harcamaya hazır göründüklerini belirtti.
NTV
|
Klerides: Egemenlikte taviz yok |
|
|
Rum Yö netimi Lideri Glafkos Klerides, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu planda, Türk tarafı için yaşamsal önem taşıdığı belirtilen egemenlik konusunda yapılacak değişiklikleri asla kabul etmeyeceklerini söyledi. |
|
|
NTV |
|
|
|
16 Ocak Rum televizyonlarında canlı yayınlanan bir programda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides, egemenlik dışında yeni devlet, güvenlik ve diğer bazı konularda yapılacak değişiklikleri de kabul etmeyeceklerini ve bunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annana ilettiklerini belirtti |
Klerides Plan kabul edilebilir mi şeklindeki bir soruya da Önümüzde 28 Şubata kadar süre var. Bu sürede mümkün olan değişikliği yapmaya çalışacağız. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterini planda yapılacak değişiklikler pek ilgilendirmez. Planda değişiklerin büyüklüğü, derinliği ve önemi iki tarafı ilgilendirir ve bunların yapılıp yapılmaması bunlara bağlıdır diye yanıt verdi.
Gözlemciler Kleridesin bu açıklamasıyla Annan
planının 28 Şubata kadar imzalanma şansının çok azaldığını belirtiyor.
Klerides, Kıbrıs müzakereleri kapsamında, bugün saat 16.00da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya gelecek.
NTV