67 gün kaldığı New York'tan dün KKTC'ye dönen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Geçitkale Havaalanı'nda coşkuyla karşılandı. Denktaş, buradan Kıbrıs Türkü'ne seslendi:
İstenen bedeli ödemeyeceğiz

ÜMİTSİZLİĞE DÜŞTÜM: Klerides'in BM Kıbrıs planıyla ilgili yanıtını inceleme fırsatı buldum. Daha da ümitsizliğe düştüm. Klerides, 40 yıldır Rumların addedilen Kıbrıs Cumhuriyeti üzerine geleceğimizi bina etmek istiyor

KLERİDES NELER İSTİYOR: Klerides, 'yerleşik' dediği vatandaşlarımızla kavga halinde, Türkiye'yi buraya nüfus naklettiği için suç işlemekle suçluyor. İçimize gelecek Rumların sayısını az buluyor, 'daha da çok olmalı, daha da çabuk içimize gelip dolmalılar' diyor

YÜZÜNE BİLE BAKMAYIZ: Klerides, bizim kabul etmediğimiz, yüzüne bile bakmayacağımızı bildikleri iki haritanın birleştirilmesini istiyor. Kantonlar istiyor. Yani bütün iyi niyetimizle yeni bir ortaklık devleti kurulması için yapmış olduğumuz girişimler bir yana itiliyor

EGEMENLİK YOK, KKTC YOK: Kıbrıs Türk'ü egemen bir halktır. 1960 cumhuriyetinde egemenlik iki halktan kaynaklanırdı. Şimdi egemenlik lafı bile yok. KKTC yok. Kıbrıs Cumhuriyeti varolacak, bunun üzerine her şey bina edilecek

YENİ GÖÇLER YARATILAMAZ, İNSANLIĞA AYKIRI: Göç sorununu halletmek için yeni göçler yaratılamaz, bu insanlığa aykırıdır, adalete aykırıdır. Dolayısıyla sağlam bir davamız var, devletimiz var, egemenliğimiz var

YENİ BELGE: Önümüze önümüzdeki günlerde bir belge koyacaklarmış, Klerides'le imzalayın ve süreç başlasın diye. Kıbrıs AB'ye alınsın ve yine biz görüşmeye devam edelim. Anlaşma olmadan, uzlaşma olmadan, Kıbrıs'ın AB'ye alınması ve Rumları kale haline getirmeleri ve yolumuza devam edeceğiz, müzakere edeceğiz... Böyle yolu biz tanımayız. Eşit şartlarda konuşuruz

İLK ZİYARETÇİ DE SOTO: Denktaş'ı, adada yoğun bir diplomasi trafiği bekliyor. Denktaş, ilk görüşmesini bugün Alvaro de Soto ile yapacak. Adaya gelen Thomas Weston da Denktaş'tan görüşme talebinde bulundu. Denktaş'ın, Amerikalı diplomatı hafta içerisinde kabul edebileceği bildirildi

Geçirdiği kalp ameliyatı nedeniyle 67 gün New York'ta kalan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün KKTC'ye döndü ve Kıbrıs Türkü'ne "İstenen bedeli ödemeyeceğiz" diye seslendi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi'nin tek yanlı müracaatıyla Kıbrıs'ın tümünü alelacele Avrupa Birliği'ne taşıma girişimlerinin kimseye faydası olmayacağını söyledi. Denktaş, "Bunun bedelinin ne olduğunu herkes gördü. Bu bedeli veremeyiz ve vermeyeceğiz" dedi.

Geçitkale Havaalanı'nda coşkuyla karşılanan Cumhurbaşkanı Denktaş, burada halka hitap etti ve daha sonra dinlenmek için Yılanadası'ndaki konutuna gitti.

Kıbrıs'la ilgili yoğun diplomasi trafiğinin yaşandığı bir dönemde iki aydan uzun tedavi sürecinin ardından KKTC'ye gelen Cumhurbaşkanı Denktaş'ı, adada yoğun bir diplomasi trafiği bekliyor.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ilk görüşmesini bugün BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile yapacak. Yılanadası'nda yapılması beklenen, ancak saati henüz kesinleşmeyen görüşmede Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk tarafının BM Kıbrıs planına ilişkin görüşlerini ve Rum tarafının yanıtıyla ilgili değerlendirmesini aktaracak.

Adaya gelen ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un da Cumhurbaşkanı Denktaş'tan görüşme talebinde bulunduğu ve Denktaş'ın Amerikalı diplomatı hafta içerisinde kabul edebileceği öğrenildi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çağrısıyla Kıbrıs zirvesi için 29 Eylül'de KKTC'den ayrılan Cumhurbaşkanı Denktaş, zirvenin ardından 7 Ekim'de beklenmedik şekilde açık kalp ameliyatı geçirmesi nedeniyle bir haftalığına gittiği New-York'tan 2 aydan fazla bir süre ayrılamadı. Birkaç kez girişimde bulunmasına karşın sağlık sorunları nedeniyle adaya dönemeyen Denktaş'ın, dün uzun yolculuğun etkisiyle solgun olduğu görüldü.

Coşkulu karşılama

Geçirdiği kalp ameliyatı nedeniyle iki ayı aşkın bir süre New York'ta kalan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün TC Başbakanlığı'na ait özel ATA uçağıyla yurda döndü. Cumhurbaşkanı Denktaş, Geçitkale Devlet Havaalanı'nda devlet töreniyle ve halkın büyük coşkusuyla karşılandı.

İstanbul üzerinden dün saat 12.55'de KKTC'ye dönen Denktaş'ı, karşılayan kalabalık bir grup ellerinde bayraklar ve pankartlar taşıyordu.

Pankartlarda, "BM planı değiştirilecek, çözüm gelecek", "Siyasi çözüm adına teslimiyet yok", "Yeni toplu göçe hayır", "Uluslararası güce güvenmiyoruz", "Toprak tavizine hayır", "Geleceğimiz olan toprağımıza sahip çıkacağız", "Egemenlikten taviz verilmez", "Dava önderimiz davamıza hoş geldin, sefalar getirdin" ifadeleri dikkat çekti.

KKTC'ye gelen Cumhurbaşkanı Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter, Başbakan Derviş Eroğlu, TC Büyükelçisi Hayati Güven, Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker, komutanlar, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, bazı siyasi parti liderleri, kurum ve kuruluş temsilcileri, ailesi ve vatandaşlar tarafından karşılandı.

Eşi Aydın Denktaş, kızı Değer Denktaş, doktor ve hemşirelerden oluşan sağlık ekibiyle birlikte Denktaş'ın özel doktoru. Prof. Derviş Oral'ın da Denktaş'ın sağlık kontrolünü yakından izlemek için KKTC'ye geldiği ve bir süre adada kalacağı öğrenildi.

Geçitkale Havaalanı'ndan Yılanadası'ndaki konutuna gitmek için yola çıkan Denktaş'ın geçtiği güzergah boyunca vatandaşlar sevgi gösterisinde bulundu. Cumhurbaşkanının gelişi dolayısıyla, gerek havaalanında gerek güzergah boyunca havadan ve karadan yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti.

Denktaş'ın adaya varışı, KKTC TV kanalları yanında TRT ve NTV'den de naklen yayındı.

Bu arada Denktaş'ın gelişini izlemek için KKTC'ye geçmesi beklenen 16 Rum gazeteci, Enformasyon Dairesi'nce verilen bayraklı basın yeleklerini giymeyi reddederek, Ledra Palace'tan geri döndü.

Halka hitap etti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Geçitkale Havaalanı'nda halka hitap etti ve yurda dönmekten, bayram gününde halkla kucaklaşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Yaklaşık bir ay önce taraflara sunulan BM Kıbrıs planıyla ilgili eleştirilerini günlerden beri basın açıklamalarıyla dile getiren Cumhurbaşkanı Denktaş, dün adaya varır varmaz da "istenen bedeli ödemeyeceğiz" diyerek kaygılarını ifade etti.

Kalp ameliyatının ardından bir dizi komplikasyonla önemli sağlık sorunları yaşayan Denktaş, halsizliğine ve nefes almakta güçlük çekmesine rağmen Geçitkale Havaalanı'nda toplanan vatandaşlara Kıbrıs konusunda mesaj vermekten kaçınmadı.

Denktaş, "Ne mutlu bize ki kavuştuk" dedi. Halktan aldığı güçle, ağır bir tedavi döneminin ardından yurda döndüğünü ancak tamamen iyileşmediğini anlatan Denktaş, "Halkımdan daha fazla uzak kalmam doğru olmazdı. Tedavim burada da devam edecek" dedi.

Kıbrıs'la ilgili gelişmelere de değinen Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in Genel Sekreter'e verdiği yanıtı inceleme fırsatı bulduğunu ve daha da umutsuzluğa düştüğünü söyledi.

Rum Yönetimi'nin geleceği "Kıbrıs cumhuriyeti üzerine kurmak istediğini, Kuzeye gelecek Rum sayısını az bulduğunu, Türk tarafının kabul etmediği haritaları birleştirerek kantonlar oluşturmak istediğini" söyleyen Denktaş, "Tüm iyi niyetimizle yeni bir ortaklık devleti kurulması için yaptığımız girişimler, bir yana itiliyor" dedi.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ile bugün bir araya geleceğini ve Türk tarafının görüşlerini bir kez daha ifade edeceğini söyleyen Denktaş, "Kıbrıs Türkü egemen bir halktır. Şimdi egemenlik lafı bile yok. KKTC yok" ifadelerini kullandı.

KKTC'deki ekonomik sıkıntıları kullanan çevreler olduğunu söyleyen Denktaş, buna karşın ekonomik sorunlara rağmen halkın devletine sahip çıktığını vurguladı.

Göç sorununu halletmek için Kıbrıs'ta yeni göçler yaratmanın insanlığa aykırı olduğunu vurgulayan Denktaş, Rum Yönetimi'nin tek yanlı müracaatıyla Kıbrıs'ın tümünü alelacele Avrupa Birliği'ne taşıma girişimlerinin kimseye faydası olmayacağını söyledi.

"Bunun bedelinin ne olduğunu herkes gördü. Bu bedeli veremeyiz ve vermeyeceğiz" diyen Denktaş, Anavatan Türkiye'yle birlikte soğukkanlılıkla haklı davayı savunmaya devam edeceklerini" kaydetti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, "müzakere demek her şeyi kabul etmek demek değildir" diye konuştu.

Önümüzdeki günlerde, yeni bir belge sunulmasının gündemde olduğunu da söyleyen Denktaş, "Biz ancak eşit şartlarda görüşürüz. Eşitliğimizi AB da tanımalı ve eşit muamele yapmalıdır" dedi.

Geçitkale'deki konuşmanın tam metni

Geçitkale Havaalanı'nda halka seslenen Denktaş, şunları söyledi:

"Allahın emriyle ve yardımıyla sizlerden aldığım sevgi ve destek mesajlarıyla, komplikasyonlarla gittikçe yoğunlaşan bir hastalık, nihayet iki ay sonra Kıbrıs'a gelebileceğim bir duruma getirilmiştir. Tamamen tedavi olmuş değilim, burada tedavim devam edecek, ama sizlerden 2-3 hafta daha ayrı kalmak, Kıbrıs davasının bu önemli noktasında arkadaşlarımdan uzak kalmam doğru olmazdı diye geldim. Doktorlarımıza güveniyorum."

Klerides'in yanıtından ümitsizliğe düştüm

Rum Yönetimi "Başkanı Glafkos Klerides'in BM Kıbrıs planıyla ilgili yanıtını dün inceleme fırsatı bulduğunu da belirten Denktaş, şöyle konuştu:

"Daha da ümitsizliğe düştüm. Klerides, 40 yıldır Rumların addedilen Kıbrıs Cumhuriyeti üzerine geleceğimizi bina etmek istiyor. 'Yerleşik' dediği vatandaşlarımızla kavga halinde, Türkiye'yi buraya nüfus naklettiği için suç işlemekle suçluyor. İçimize gelecek Rumların sayısını az buluyor, 'daha da çok olmalı, daha da çabuk içimize gelip dolmalılar' diyor. Ve bizim kabul etmediğimiz, yüzüne bile bakmayacağımızı bildikleri iki haritanın birleştirilmesini istiyor. Kantonlar istiyor. Yani bütün iyi niyetimizle yeni bir ortaklık devleti kurulması için yapmış olduğumuz girişimler bir yana itiliyor."

Egemenlik yok, KKTC yok

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile bugün görüşeceğini ve görüşlerini tekrar anlatacağını da söyleyen Denktaş, BM Kıbrıs planıyla ilgili olarak, "Kıbrıs Türk'ü egemen bir halktır. 1960 cumhuriyetinde egemenlik iki halktan kaynaklanırdı. Şimdi egemenlik lafı bile yok. KKTC yok. Kıbrıs Cumhuriyeti varolacak, bunun üzerine her şey bina edilecek..." İfadelerini kullandı.

Müzakere etmek, kabul etmek demek değil

Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ekonomik sıkıntılar bizi devletimize küstüremez diyenlere teşekkür ediyorum. Çünkü ekonomik sıkıntıları, devlete halkımızı küstürmek için kullananlar oldu. Hala da olabilir. Ekonomik sıkıntıları yenmenin yolu, devlete bir o kadar daha sahip çıkmaktır. Yeni toplu göçlere hayır diyenler var, haklıdırlar. Göç sorununu halletmek için yeni göçler yaratılamaz, bu insanlığa aykırıdır, adalete aykırıdır. Dolayısıyla sağlam bir davamız var, devletimiz var, egemenliğimiz var.

Acele Rumların yaptığı bir müracaatla Kıbrıs'ı Avrupa Birliği'ne alacaklar diye bir heyecan yaratıldı. Ama bunun bedelinin ne olduğunu yavaş yavaş herkes görmektedir. Bu bedeli veremeyiz ve vermeyeceğiz. Anavatan ile birlikte davamızı akıl yoluyla, soğukkanlılıkla ve müzakere yoluyla halletmek için yolumuza devam edeceğiz. Müzakere etmek demek, her şeyi kabul etmek demek değildir. Önümüze önümüzdeki günlerde bir belge koyacaklarmış, Klerides'le imzalayın ve süreç başlasın diye. Kıbrıs Avrupa Birliği'ne alınsın ve yine biz görüşmeye devam edelim. Anlaşma olmadan, uzlaşma olmadan, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne alınması ve Rumları kale haline getirmeleri yani karşımızda 40 yıldır kale gibi oldukları yetmemiş gibi bir kale daha yapacaklar ve yolumuza devam edeceğiz,

müzakere edeceğiz... Böyle yolu biz tanımayız. Eşit şartlarda konuşuruz. Eşitliğimizi Avrupa Birliği dahil tanımalıdır ve bize aynı şekilde muamele etmelidir. Bunları söylemek ihtiyacını duydum. Çünkü çok azap çektiğinizi, endişe içinde olduğunuzu, bir karmaşa içerisinde olduğunuzu, yattığım hastaneden de her gün gelen haberlerle görüyordum. Ve bir şey yapamamanın, size seslenememenin acısını çekiyordum. Ne mutlu bize ki kavuştuk."

New York'taki demeci

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye üzerinden Kıbrıs'a dönmek üzere New York'tan hareketinden önce de gazetecilere açıklamada bulundu.

Denktaş, Kıbrıs konusunda 12 Aralık'a kadar bir çözüm olamayacağını söyledi. Denktaş, AB'ye, Rum tarafını tek yanlı olarak üyeliğe almak suretiyle sorunun çözümünü büsbütün güçleştirmemeleri uyarısında bulundu.

Denktaş, bugün BM Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'ya ayrıntılı önerileriyle ilgili ikinci bir belge vereceğini açıkladı.

Denktaş, bu belge üzerindeki çalışmaları Kıbrıs'a varır varmaz tamamlayacaklarını ve belgeyi pazar günü teslim edeceklerini kaydetti.

Klerides'in Kıbrıs'ta, De Soto'ya vermiş olduğu ön değerlendirmelerin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını kaydeden Denktaş, şunları söyledi:

"Kledires'in cevabını gördüm. Tek kelime ile ifade edeyim: yüreğim kanadı. Çünkü gördüm ki Rum tarafının niyeti, Kıbrıs'ı sonsuza dek ellerinde tutmaktır. Çok yazık. Bu yaklaşım 40 yıldır Kıbrıs

meselesinin hallini engelledi."

Denktaş, iki taraf arasında eşitlik, egemenlik ve karşılıklı varlıklarını tanıma olmadan çözümün söz konusu olmadığını da kaydetti.

"EOKA'cılar Genel Sekreter Kofi Annan'ın önerileri kabul edilirse hayatlarını yeniden fedaya hazır olduklarını ifade ediyorlar. Nereye gidiyoruz?" diyen Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İki tarafın belgeleri ortaya konulduğunda herkes bu yaklaşımla bir yere varılmayacağını görecektir. 12'sine kadar bir şey olmayacağına göre, Avrupa Birliği'nin bize fırsat vermesi ve Rum tarafını üye yaparak, onların uzlaşmazlıklarını takviye etmemesidir."

Denktaş, Rum tarafının tek yanlı olarak AB'ye alınması halinde çözümün çok daha zor olacağına da dikkat çekti.

İstanbul'da üçlü görüşme

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'ne gelişinde askeri törenle karşılandı.

Denktaş, burada kendisini karşılayan Başbakan Abdullah Gül, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ve diğer ilgililerle yaklaşık yarım görüştü.

Salondan çıkarken gazetecilerin sorularını yanıtlamayan Denktaş, "İlginize teşekkür ediyorum. İlginizi milli davaya destek olarak görüyorum"dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, saat 11.45'te Başbakanlığa ait özel uçak "ATA" ile KKTC'ye hareket etti ve saat 12.55'te vardı.

KIBRIS 08/12/2002

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ta yakalanan tarihi fırsatın heba edilmemesini istedi ve Güney Kıbrıs'ın tek yanlı AB'ye üye olmasını önlemenin yolunu gösterdi
Çözüm

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kopenhag Zirvesi'ne çok kısa bir zamanın kaldığı şu günlerde, Kıbrıs'ta yakalanan tarihi fırsatın heba edilmemesini istedi. Talat, Güney Kıbrıs'ın tek yanlı AB'ye üye olmasını önlemenin yolunun da sadece çözüm olduğunu söyledi.

Talat, dün yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin AB'ye üyeliğiyle ilgili tarih tartışmalarına da değinerek, AB'nin son durumu yeniden değerlendirmesini ve Türkiye'ye net ve kısa dönemde başlayacak bir tarih verilmesi gerektiğini kaydetti.

Mehmet Ali Talat, "2003 Nisan'ı ile 2004 başında Kıbrıs'ın üyeliğinin kesin olarak sonuçlanacağı dikkate alındığında, Türkiye'ye bu dönemlere uygun olarak net görüşme tarihi verilmesi, Kıbrıs sorununun çözümüne de yardımcı olacaktır" dedi.

Talat, dün yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

"Fransa ve Almanya zirvesinden Türkiye'ye AB üyeliği için görüşme tarihi olarak 2005 yılı Temmuzu'nun ve üstelik şartlı olarak çıkması asla doğru bir karar olmamıştır. Üstelik böyle bir karar Kıbrıs sorununun çözümüne de yardımcı olmayacaktır. Bu tavır Kopenhag'da çözüm olmadan Kıbrıs'ın AB üyeliği ile birleşirse, başta Kıbrıs olmak üzere Türk-Yunan ilişkilerinde de beklenmeyen olumsuz gelişmelere yol açabilecektir.

Bu gibi uluslararası boyuta ulaşmış konularda siyasi inatlaşmanın ötesinde değerlendirmeler yapılmalıdır. Başta BM olmak üzere uluslararası diplomasinin en üst düzeyde seferber olduğu koşullarda AB'nin üzerine düşeni yapması gerekirken, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini 2005 Temmuzu'nda karşılayabileceği kehanetiyle hareket etmesi anlaşılır gibi değildir.

Bu noktada Kıbrıs sorunun çözümü için BM Genel Sekreteri'nin planına yapıcı olarak yaklaşmanın da Türkiye'nin AB üyelik sürecindeki önemini herkesin görmesi gerekmektedir. Durum bu iken Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Annan planına dönük mektubunu ancak BM'den protesto aldıktan sonra vermesinin ise Türkiye'ye AB ile ilgili tarih verilmesini arzulamayanlara yardımcı olduğunu artık herkes görmelidir. Yine Sayın Denktaş'ın Kıbrıs'a dönüş yolunda bile çözümü sabote edecek açıklamalar yapması, geçmişte birçok kez ortaya koyduğu çözümsüzlüğü pekiştirme hedefinin bir kanıtı olarak algılanmakta ve Türkiye'nin AB sürecini karartırken, tam da Klerides'in arzu ettiği gibi Kıbrıs Rum tarafını AB'ye taşımaktadır. AB'nin genişleme sürecinin durdurulmasının olanaksızlığını, Kıbrıs'ın girişinin de aynı şekilde durdurulamayacağını bile bile AB ve dünyaya meydan okumakta ısrar inanılır gibi değildir.

Güney Kıbrıs'ın tek yanlı AB'ye üye olmasını önlemenin yolu sadece çözümdür. Bunun başlangıcı da Kopenhag'dan önce BM Genel Sekreteri'nin ortaya koyduğu iki oluşturucu devlete dayanan siyasi eşit temelde bir ortaklık devleti kuracağımıza dair yükümlülük altına girecek bir anlaşma sağlamaktır. Kopenhag'da bu ortaklık devletinin AB'ye üye alınması gerekmektedir. Türkiye'nin tarih almasındaki önemini de gözeterek bu kısa sürede çözüme yoğunlaşmamız şarttır.

Olumlu gelişmeler için AB'ye de büyük görevler düşmektedir. Bu bağlamda Fransa ve Almanya'nın gerçekleştirdiği zirvede ortaya çıkan karar bu gelişmelere yardımcı olacak bir özellik taşımamaktadır. Bu bakımdan AB son durumu yeniden değerlendirmeli ve Türkiye'ye net ve kısa dönemde başlayacak bir tarih vermelidir. 2003 Nisan'ı ile 2004 başında Kıbrıs'ın üyeliğinin kesin olarak sonuçlanacağı dikkate alındığında Türkiye'ye bu dönemlere uygun olarak net görüşme tarihi verilmesi Kıbrıs sorununun çözümüne de yardımcı olacaktır.

Üstelik Fransa-Almanya zirvesinde çıkan sonuç daha şimdiden gerek Kıbrıs Türk halkının, gerekse Türkiye'nin demokratik süreçte gelişmesini engellemek isteyenlere cesaret vermiş bulunmaktadır. Yani Fransa ve Almanya'nın bu eğilimi Kopenhag'da değişmezse AB Türkiye'deki demokratik gelişmeleri cesaretlendirmiş değil aksine darbelemiş olacaktır. Üstelik Kıbrıs sorununu çözmek istemeyen güçlere de en büyük desteği AB vermiş olacaktır. Bu yüzden AB, Türkiye halkının demokratik güçlerini tatmin edecek en uygun tarihi vermelidir.

Yurdumuza dönecek olursak: Yaşadığımız günlerde öfke değil sağduyu hakim olmalı ve yaşadığımız tarihi fırsat heba edilmemelidir".

KIBRIS 08/12/2002

Denktaş adaya döndü, Çözüm ve AB ile ilgili hiçbir olumlu mesajı yok

ANLAŞMAYA NİYETİ YOK !

Denktaş bugün BM Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto ile görüşecek, ABD Kıbrıs Özel Temsilcisi Weston da Denktaş’la görüşme talebinde bulundu


Kıbrıs’la ilgili yoğun diplomasi trafiğinin yaşandığı bir dönemde iki aydan uzun tedavi sürecinin ardından KKTC’ye gelen Cumhurbaşkanı Denktaş’ı Ada’da yoğun bir diplomasi trafiği bekliyor.
Geçitkale Havalanı’ndan Yılanadası’ndaki konutuna giden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ilk görüşmesini bugü
n BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile yapacak. Yılanadası’nda yapılması beklenen, ancak henüz saati kesinleşmeyen görüşmede Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk tarafının BM Kıbrıs planına ilişkin görüşlerini ve Rum tarafının yanıtıyla ilgili değerlendirmesini aktaracak.
Ada’ya gelen ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’un da Cumhurbaşkanı Denktaş’tan görüşme talebinde bulunduğu ve Denktaş’ın Amerikalı diplomatı hafta içerisinde kabul edebileceği öğrenildi.
HALSİZ AMA...
Yaklaşık bir ay önce taraflara sunulan BM Kıbrıs planıyla ilgili olumsuz görüşlerini günlerden beri basın açıklamalarıyla dile getiren Cumhurbaşkanı Denktaş, dün Ada’ya varır varmaz da “istenen bedeli ödemeyeceğiz” diyerek çözüm karşıtı tavrını
sürdürdü.
Kalp ameliyatının ardından bir dizi komplikasyonla önemli sağlık sorunları yaşayan Denktaş, halsizliğine ve nefes almakta güçlük çekmesine rağmen Geçitkale Havaalanı’nda toplanan vatandaşlara hitap etmekten kaçınmadı.
DENKTAŞ’IN GEÇİTKALE’DEKİ K
ONUŞMASININ TAM METNİ
TAK Ajansına göre Geçitkale Havaalanı’nda halka seslenen Denktaş, şunları söyledi:
“Allahın emriyle ve yardımıyla sizlerden aldığım sevgi ve destek mesajlarıyla, komplikasyonlarla gittikçe yoğunlaşan bir hastalık nihayet iki ay sonra
Kıbrıs’a gelebileceğim bir duruma getirilmiştir. Tamamen tedavi olmuş değilim, burada tedavim devam edecek, ama sizlerden 2-3 hafta daha ayrı kalmak, Kıbrıs davasının bu önemli noktasında arkadaşlarımdan uzak kalmam doğru olmazdı diye geldim. Doktorlarımıza güveniyorum.”
KLERİDES’İN YANITINDAN ÜMİTSİZLİĞE DÜŞTÜM”
Rum Yönetimi “Başkanı Glafkos Klerides’in BM Kıbrıs planıyla ilgili yanıtını inceleme fırsatı bulduğunu da belirten Denktaş, şöyle konuştu:
“Daha da ümitsizliğe düştüm. Klerides, 40 yıldır Rumların
addedilen Kıbrıs Cumhuriyeti üzerine geleceğimizi bina etmek istiyor. ‘Yerleşik’ dediği vatandaşlarımızla kavga halinde, Türkiye’yi buraya nüfus naklettiği için suç işlemekle suçluyor. İçimize gelecek Rumlar’ın sayısını az buluyor, ‘daha da çok olmalı,
d
aha da çabuk içimize gelip dolmalılar’ diyor. Ve bizim kabul etmediğimiz, yüzüne bile bakmayacağımızı bildikleri iki haritanın birleştirilmesini istiyor. Kantonlar istiyor. Yani bütün iyiniyetimizle yeni bir ortaklık devleti kurulması için yapmış olduğumuz girişimler bir yana itiliyor”.
“EGEMENLİK YOK, KKTC YOK”
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ile bugün görüşeceğini ve görüşlerini tekrar anlatacağını da söyleyen Denktaş, BM Kıbrıs planıyla ilgili olarak, “Kıbrıs Türk’ü egemen b
ir halktır. 1960 cumhuriyetinde egemenlik iki halktan kaynaklanırdı. Şimdi egemenlik lafı bile yok. KKTC yok. Kıbrıs Cumhuriyeti varolacak, bunun üzerine herşey bina edilecek….” ifadelerini kullandı.
“MÜZAKERE ETMEK KABUL ETMEK DEMEK DEĞİL”
Denktaş, hitabı
nı şu sözlerle tamamladı:
“Ekonomik sıkıntılar bizi devletimize küstüremez diyenlere teşekkür ediyorum. Çünkü ekonomik sıkıntıları, devlete halkımızı küstürmek için kullananlar oldu. Hala da olabilir. Ekonomik sıkıntıları yenmenin yolu, devlete bir o kadar
daha sahip çıkmaktır. Yeni toplu göçlere hayır diyenler var, haklıdırlar. Göç sorununu halletmek için yeni göçler yaratılamaz, bu insanlığa aykırıdır, adalete aykırıdır. Dolayısıyla sağlam bir davamız var, devletimiz var, egemenliğimiz var. Acele Rumlar’ın yaptığı bir müracaatla Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne alacaklar diye bir heyecan yaratıldı. Ama bunun bedelinin ne olduğunu yavaş yavaş herkes görmektedir. Bu bedeli veremeyiz ve vermeyeceğiz. Anavatan ile birlikte davamızı akıl yoluyla, soğukkanlılıkla ve müzakere yoluyla halletmek için yolumuza devam edeceğiz. Müzakere etmek demek, herşeyi kabul etmek demek değildir. Önümüze önümüzdeki günlerde bir belge koyacaklarmış, Klerides’le imzalayın ve süreç başlasın diye. Kıbrıs Avrupa Birliği’ne alınsın ve yine biz görüşmeye devam edelim. Anlaşma olmadan, uzlaşma olmadan, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne alınması ve Rumlar’ı kale haline getirmeleri yani karşımızda 40 yıldır kale gibi oldukları yetmemiş gibi bir kale daha yapacaklar ve yolumuza devam edeceğiz, müzakere edeceğiz…. Böyle yolu biz tanımayız. Eşit şartlarda konuşuruz. Eşitliğimizi Avrupa Birliği dahil tanımalıdır ve bize aynı şekilde muamele etmelidir. Bunları söylemek ihtiyacını duydum. Çünkü çok azap çektiğinizi, endişe içinde olduğunuzu, bir karmaşa içerisinde olduğunuzu, yattığım hastaneden de hergün gelen haberlerle görüyordum. Ve birşey yapamamanın, size seslenememenin acısını çekiyordum. Ne mutlu bize ki kavuştuk.”
YENIDUZEN 08/12/2002

Rum basınından Klerides’e ‘uzlaşmama’ çağrısı

 

Simerini gazetesinin yayınladığı açık mektupta, “Kopenhag öncesi atılacak her imzanın, ülkeyi köleliğe sürükleyeceği” görüşü savunuldu.

 

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

   

8 Aralık— Rum Kesimi’nin üç büyük gazetesi arasında yer alan Simerini’nin, Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides’e hitaben yayımladığı mektubun girişinde “Kin” isimli bir şiire yer verildi ve “Rum tarafının 1977-1979’da Türklerle bir federasyon kurmak için anlaştığı, ancak daha sonra hatasını anlayan Makarios’un kahrından öldüğü” öne sürüldü.

 

“Kıbrıs’ın her karış toprağının Elen olduğu” iddia edilen mektupta, 1974 yılındaki Barış Harekatı sırasında “Rumların başına gelenlerin unutulacak şeyler olmadığı” ifadesi yer aldı.
“Kopenhag öncesi atılacak herhangi bir imzanın, ülkeyi köleliğe sürükleyeceği” ve “Klerides’in, savaş yenilgisi olmadan, vatanını, imzasıyla düşmana teslim edecek ilk Elen olacağı” gibi görüşlerin ileri sürüldüğü mektupta, “asırlar boyu bu vatan için can verenlerin, Klerides’e, ‘hayır’ demesi için çağrı yaptığı”
belirtildi.

DENKTAŞ, COX VE DE SOTO İLE GÖRÜŞTÜ
Öte yandan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox arasındaki görüşme sona erdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Girne Yılanadası’ndaki konutunda yapılan, bir saati aşkın görüşmeden sonra herhangi bir açıklama yapılmadı. Görüşme öncesinde de bir açıklama yapılmamıştı.
Denktaş, Cox ile görüşmesinin ardından, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro do Soto’yu kabul etti.

NTV 08/12/2002

Kesin tarih Kıbrıs'ı çözer

AKP lideri Erdoğan'la birlikte KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'la görüşen Başbakan Gül'den Avrupa'ya: Kopenhag zirvesinde Türkiye'ye hak ettiği tarih verilirse, Kıbrıs'ta çözümün kolaylaşacağı gayet açıktır

08/12/2002 RADIKAL

AA - İSTANBUL - Almanya ve Fransa liderlerinin Temmuz 2005'in 'şartlı müzakere tarihi' olarak verilmesi önerisine karşılık 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesinden Türkiye için daha ileri bir adım atılmasını isteyen AKP hükümeti, dün ilk kez açıkça Kıbrıs kozunu ileri sürdü. Dün adaya dönerken İstanbul'a uğrayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın eşliğinde görüşen Başbakan Abdullah Gül, görüşmenin ardından, "Kopenhag'da Türkiye'ye hak ettiği tarih verilirse, Kıbrıs'ta çözümün çok daha kolaylaşacağı gayet açıktır" dedi. Böylece AB liderlerine, zirve öncesi ilk kez Kıbrıs'ta çözüm ve Türkiye'nin AB üyeliğini ilişkilendiren bu kadar üst düzey bir mesaj verildi.
Atatürk Havalimanı Konukevi'nde gerçekleştirilen üçlü zirvenin ardından, Denktaş'ı Kıbrıs'a uğurlayan Başbakan Gü
l, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile düzenlediği basın toplantısında Türkiye hakkında çıkacak kararın, Kıbrıs'taki çözüm beklentilerini de etkileyeceğini şu sözlerle anlattı: "AB, Türkiye'ye Kopenhag'da Türkiye'ye hak ettiği tarihi verdikten sonra, çözümün çok daha kolaylaşacağı gayet açıktır. Bunu AB çevrelerine hep ilettik. Ümit ediyoruz ki, AB liderleri, Kopenhag' da doğru kararlar alırlar ve Türkiye'ye görüşmelerle ilgili kesin tarih verirler. Türkiye'ye verilecek kesin tarih, bölgemizde ve Türkiye-Avrupa ilişkilerinde birçok meselenin çözümünü kolaylaştıracaktır" diye konuştu.

'Zirvede tarih bekliyoruz'
Gül, bir gazetecinin, 'Türkiye'ye, AB'ye üyelik için kesin tarih verilmesinin birçok sorunu çözeceğini söylediniz. Son görüşmelerde Türkiye'ye kesin bir tarih verilmeyeceği anlaşılıyor. Kıbrıs sorunu çözümsüzlüğe mi gidiyor?' sorusu üzerine, şunları söyledi: "AB liderleri meseleye çok stratejik yaklaşmalı, küçük hesaplar peşinde koşmamalıdırlar. Türkiye'ye hak ettiği tarih verilmelidir. Hiçbir şey sür
üncemede, belirsiz bırakılmamalıdır. Türkiye, üzerine düşenleri hakkıyla yapmıştır. AB'den kesin tarih almak için en önemli şart, Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmektir. Türkiye, Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmiştir. Ağustosta TBMM'den çıkan reform paketi çok anlamlıdır. TBMM'ye iki paket daha sevk ettik. Bunları 12 Aralık'tan önce çıkarmaya çalışacağız. Siyasi kararlılığımız gayet açık ve ortadadır."
Denktaş'la, Kıbrıs'la ilgili olarak AB ve BM bağlamındaki gelişmeleri görüştüklerini belirten Gül,
"Bundan sonra sıkı bir ilişki içerisinde olacağız. Biz çözümsüzlüğü çözüm olarak gören bir ülke değiliz. Kıbrıs'ta bir çözümü biz de öngörüyoruz. Ama bu çözüm, karşılıklı tatmin edici bir çözüm olmalıdır" dedi. 'Kıbrıs'ın ancak yeni bir mutabakatla AB'ye girebileceği' görüşünün AB liderlerine anlatıldığını, çözümü zorlaştırıcı adımların atılmamasını isteyen Gül, "Kıbrıs, AB'ye ancak yeni bir ortaklık anlaşması içerisinde girebilir. İki ayrı devlet ve egemenliği
olan tek devlet şeklindeki bu yeni ortaklık,
yeni bir konsepttir" dedi. Gül, KKTC yönetimiyle fikir birliği içinde olduklarını vurguladı.

'Kopenhag'a vakit var'
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de, AB'ye tam üyelik konusunda hassasiyet gösterdiklerini söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in açıklamalarının, kesinleşmiş bir karar olmadığını söyleyen Şener, "Henüz 12 Ara-
lık gelmedi, önümüzdeki günler önemli" diye konuştu. Şener, hükümetin çabaları sonunda Kopenhag'da daha erken bi
r tarih verileceğine inandığını belirterek "Bu Türkiye açısından önemli bir dönüm noktası olacaktır" dedi.

 

Adaya baskılar artıyor

08/12/2002 RADIKAL

Annan'ın yeni Kıbrıs planını en geç salı günü Kıbrıslı liderlere sunması bekleniyor. Straw ve Fischer ise liderlere bir mektupla 'fırsatı kaçırmayın' çağrısında bulundu.

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, 11 Kasım'da sunduğu belgeye iki tarafın itirazlarını almasının ardından üzerinde çalışmaya başladığı yeni belgeyi, yarın ya da en geç salı KKTC lideri Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides'e sunacağı belirtiliyor. Atina ve Rum Kesimi, yeni belgenin ilk plandan büyük sapmalar içermesini beklemiyor. Ancak Annan'ın iki liderden Kopenhag zirvesinden önce cevap vermelerini isteyeceği endişesinin yaşandığı Atina'da, en kötü senaryo, Denktaş'ın 'İmzalıyorum' demesi, ama Rum Milli Konseyi'nin 'Önce müzakere' ısrarı üzerine Klerides'in imza atmayı reddetmesi. Atina'daki 'kâbus senaryo'nun son sahnesi şöyle: Rumların bu tutumu üzerine, Kopenhag zirvesinde 1999 Helsinki zirvesi kararlarının Kıbrıs'la ilgili maddesinin son bölümündeki "İlgili unsurlar göz önünde bulundurulur" cümlesine dayanılarak Rum Kesimi'nin AB üyeliği ertelenir.
Kopenhag zirvesi öncesi, Almanya ve Britanya Dışi
şleri Bakanları Joschka Fischer ile Jack Straw, Denktaş ile Klerides'e birlikte imzaladıkları bir mektup göndererek, "Kıbrıs'ta çözüm için bugün ortaya çıkan fırsatın kaçırılmamasını" istedi. Fischer ile Straw, iki liderin Annan planına dair görüşlerini almak istediklerini de belirtti.
Kopenhag'da Türkiye'ye 2005'te şartlı tarih verilmesi yönündeki Alman-Fransız önerisi de Kıbrıs'ta çözüm sürecini etkiliyor. Yunan Hükümet Sözcüsü Hristo Protopappas, önerinin, Türkiye'nin AB gidişatı için iyi bir tartışma z
emini oluşturduğunu, Ankara'nın tepkisini anlayamadığını söyledi. Yunan dışişlerine yakın çevreler ise, önerinin Kopenhag'da kabul
edilmesi durumunda, Kıbrıs'ta çözüm ihtimalinin zayıflayacağı kanısında

 

Türklerin derdi egemenlik

08/12/2002 RADIKAL

LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Annan'ın ricası hilafına tarafların itirazları
Rum Kesimi'nde yayımlanan Politis gazetesine sızdı:
Türk tarafının itirazları egemenliğe odaklı.
Taraflar arasında herhangi bir anlaşmanın iki eşit devlet temelinde yapılması iste
niyor.
Ayrıca planda ortaya konan merkezi iktidarda yani ortak devlette, tarafların yüzde 50 pay sahibi olması, karar alma sürecinde ayrı oylamanın güvence altına alınması talep ediliyor.
Güzelyurt'un su kaynakları açısından zengin olduğu için, Karpaz'ın
da stratejik önemi nedeniyle verilemeyeceği vurgulanıyor.
Rum göçmenlerin Türk tarafına dönmesine de orta vadede nüfus çoğunluğunu tersine çevirebileceği gerekçesiyle itiraz ediliyor.


Rumların gözü kuzeyde

Planın ekindeki haritalarda öngörülen toprak dağılımına göre 1974 öncesindeki topraklarına dönmesine hak tanınan Rum sayısının 85 binden 100 bine çıkarılması isteniyor.
Vatandaşlık konusunda kurucu devletlerin yetkilerinin sınırlı tutulması gerektiği belirtiliyor.
Kıbrıs vatandaşı olacak Türkiyeli
sayısının 35 binle sınırlı tutulması isteniyor.
Annan planı tarafların adada azami 9 bin 999 asker bulundurmasını öngörüyor, Rum tarafıysa azami 2'şer ya da 3'er bin askerden söz ediyor