UBP, DP ve TKP yetkili organları, Annan'ın planını görüştü

DP Parti Meclisi, Annan'ın planını görüştü ve 5 maddelik karar aldı

Coşar: Annan belgesinde açılım isteyen maddeler var

Demokrat Parti (DP) Parti Meclisi, parti genel başkanı, ekonomiden sorunmlu Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Salih Coşar'ın başkanlığında dün akşam toplanarak, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da taraflara sunduğu Kıbrıs çözüm önerileri paketini görüştü ve 5 maddelik bir karar aldı.

DP Genel Başkanı, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Coşar, Kırıkale Mücahitler Evi'nde saat 19.30'da gerçekleşen toplantı öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, DP Parti Meclisi'nin Annan'ın belgesini konuşmak, irdelemek, tartışmak ve neticede müzakereye esas, temel teşkil edip etmediği konusunda karar üretmek amacıyla toplandığını belirtti.

Annan belgesinin kapsamlı olduğuna, tüm konuları içerdiğine ve hukuki yanların bulunduğuna işaret eden Coşar, belgede açılım isteyen ve karmaşık olan maddeler bulunduğunu vurguladı.

Belgenin Türkçe metninin henüz tamamlanmadığını, bu yöndeki çalışmaların devam ettiğini kaydeden Coşar, "Bütün bu gerçekler ışığında yorum yapmanın zorluğu açıktır. Yine de başta Dışişleri Bakanlığımız olmak üzere belirli arkadaşlarımızın çabalarıyla birçok madde üzerinde çalışma yapılmıştır" dedi ve şöyle konuştu:

"Görülen şudur ki; gerçekten de bütün kavramlarda açılım gerekmektedir. Belgede ne siyasi eşitlik bakımından, ne iki devlet esasına dayanma bakımından, ne egemenlik bakımından, ne de yönetimde veto hakkı veya buna denk bir uygulama bakımından gerekli açıklık yoktur. Bütün bu konularda yeni açılımlara ihtiyaç vardır."

"Bu oranda bir göçün gündeme gelmemesi gerekir"

"Toprak konusuna zaten girmeyeceğim. Bu konuda çok şey söylenmiştir" diyen Coşar, Annan belgesinde belirtilen oranda göçün gündeme gelmemesi gerektiğini belirterek, "50 yıllık özgürlük mücadelesinden sonra bu oranda bir göçün gündeme gelmemesi gerekir" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Kopenhag zirvesi

Ama şunu da bilmemiz gerekir. Çok dar bir zamana sıkışmamıza rağmen 12 Aralık'ta Avrupa Birliği genişleme sürecinin raporu açıklanacaktır. Muhtemelen 10 devletin kabulü ilan edilecektir. Bu 10 devletin içerisinde bir tanesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'dir ve bu yönetimin de Kıbrıs adına Avrupa Birliği'ne alınma ihtimali fevkalade yüksektir. Bunu da göz önünde tutarak, bütün bu tartışmaları yapmamız gerekir. Zaten bu tartışmalarda varılacak nokta, bu plana dayalı müzakere yapılsın mı yapılmasın mı kararının verilmesi olacaktır. Yoksa müzakerede çok ciddi olarak üzerinde durmamız gereken ciddi çalışmalar, ciddi açılımlar yapmamız gerekmektedir. Hükümetimiz süratle, hükümeti teşkil eden iki parti ayrı ayrı her madde üzerindeki çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Bu akşam da biz genel olarak DP Parti Meclisi'nin bu konudaki görüşlerini alacağız ve önümüzdeki günlerde daha kapsamlı, daha toparlayıcı açıklama yapabileceğiz."

5 maddelik karar

DP parti Meclisi'nin yaklaşık üçbuçuk saat süren toplantısında alınan 5 maddelik karar şöyle açıklandı:

1 Başta toprak tavizi olmak üzere egemenlik, siyasi eşitlik, Türkiye'nin garantisinin sulandırılması, çok sayıda Ruum geri dönmesi gibi hayati konular kabul edilebilir değildir.

2 - Paket hakkında halkımız tam ve doğru olarak bilgilendirilmemiştir.

3- Bu nedenle DP uzmanlar tarafından halka televizyonlardan paket hakkında bilgilendirilmesini sağlamak üzere girişimde bulunacaktır

4- DP vatandaşın bilgilendirilmesi ve geleceğinin teminatı açısından önemini vurgulayarak, bazı partiler tarafından yapılmakta olan yanlış ve eksik bilgilendirmenin bir hata olduğunun altını çizer

5- DP bu anlamda süratle tamamlayacağı çalışma koşullarını halkımızın bilgisine getirmeyi tarihi bir görev addeder.

TKP Parti Meclisi, Annan planını görüştü, kararlar aldı: Planın görüşme zemini olarakkabul edildiği bildirilsin

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), BM Genel Sekreteri'nce taraflara sunulan çözüm planını "görüşme ve pazarlığı açık tutan ve 12 Aralık'tan önce Kıbrıs'ta çözüme ulaşılmasına fırsat veren bir gelişme" olarak değerlendirdi.

Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri ve Annan Planı'nı görüşen TKP Parti Meclisi, bu yönde bazı kararlar aldı. Parti meclisinin 4 maddeden oluşan karar metninde, "planın görüşme zemini olarak kabul edildiğinin BM Genel Sekreteri'ne bildirilmesi" talebinde bulunuldu.

Planı, "görüşmelerden kaçmadan ve pazarlık yöntemini sürdürerek geliştirilebilecek ve iyileştirilebilecek bir çalışma" olarak kabul eden TKP Parti Meclisi, "bu bağlamda planın bütünüyle derhal reddedilmesini veya bütünüyle derhal kabul edilmesini savunan görüşlere katılmadığını ve 12 Aralık tarihine kadar devam edecek olan yeni pazarlık sürecinin değerlendirilmesini uygun gördüğünü" bildirdi.

Parti meclisi açıklamasında şöyle denildi:

"TKP Parti Meclisi, içinde bulunduğumuz koşulların toplumsal uyum içinde yürütülecek bir çalışma anlayışını zorunlu kıldığını görmekte ve başta Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri olmak üzere ilgili tüm kesimleri işbirliği içinde davranmaya çağırmaktadır. Meclis ve siyasal partiler ile sivil toplum kuruluşlarının Kıbrıs sorununda çözüm sürecine aktif olarak katılmaları daha fazla geciktirilmeden sağlanmalıdır.

TKP Parti Meclisi, Annan planının daha detaylı olarak incelenmesinden sonra ek değerlendirme ve önerilerini de kamuoyuna duyuracaktır."

UBP MYK'sı, Annan'ın önerilerini görüştü

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da taraflara sunduğu önerileri görüşmeye başladı.

UBP, parti MYK'sında dün görüştüğü önerileri, bugün de parti meclisinde ele alacak ve basına açıklama yapılacak.

UBP MYK'sı dün akşam UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu başkanlığında toplandı. UBP Genel Merkezi'nde saat 17.35'te başlayan toplantı saat 20.30 tamamlandı.

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu toplantı öncesinde gazetecilere yaptığı kısa açıklamada, Annan önerilerinin ele alınarak görüşüleceği MYK toplantısı sonrasında bugün saat 17.00'de UBP Parti Meclisi'nin toplanarak, BM önerilerini değerlendireceğini ifade etti.

Toplantı sonrası da basına açıklama yapmayan UBP Genel Başkanı ve Başbakan Eroğlu, bugünkü parti meclisi toplantısı sonrasında basına gerekli açıklamanın yapılacağını belirtti.

KIBRIS 19/11/2002

Denktaş'ın ne zaman taburcu olacağı belli değil Enterekok türü bir bakterinin vücudunun direncini düşürmesiyle yakalandığı grip yüzünden New York Presbyterian Hospital'de tedavi altına alınan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın sağlık durumunun iyi olduğu, ateşinin düştüğü bildirildi.Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Cumhurbaşkanı'nın tedavisinin sürdüğünü ve hastaneden ne zaman taburcu olacağının henüz belli olmadığını belirtti. Olgun, Cumhurbaşkanı'nın KKTC'ye dönüş tarihinin ise hastaneden taburcu olması sonrasında belirlenebileceğini kaydetti. Olgun, bir soru üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım tarihli önerilerine Cumhurbaşkanı'nın sağlık durumu ve Türkiye'deki yeni hükümetin oluşumunun henüz gerçekleşmemiş olması nedeniyle dün yanıt verilmediğini, bu konuda gerekli bilginin BM'ye iletildiğini söyledi.

KIBRIS 19/11/2002

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat:

“İyileştirme ve alternatif için derhal pazarlık"

"
Harcadığımız kendi zamanımız yüzünden harita ile son anda karşılaştık. Bu halkımız için ciddi bir şok yaratmıştır. Bu da, son derece doğal bir insan tepkisidir. Şimdi önümüzde duran görev, bu konuları derhal pazarlık masasına çekerek, iyileştirme ve yeni alternatifler yaratmaya çalışmaktır”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik zamanın bonkör bir şekilde tüketil
diğine dikkat çekerek, “Unutmayalım ki harcadığımız zaman, bizim kendimizin ve gelecek nesillerin çok değerli zamanıdır” dedi.
Talat, Kofi Annan’ın planını zemin olarak kabul edip görüşmeleri başlatmak gerektiğini vurgulayarak, “Şimdi önümüzde duran görev,
bizleri rahatsız eden konuları derhal pazarlık masasına çekerek, iyileştirme ve yeni alternatifler yaratmaya çalışmaktır” şeklinde konuştu.
Mehmet Ali Talat’ın dün yayımladığı yazılı bildiriyi tam metin olarak YeniDÜZEN okurlarına aktarıyoruz:

Bildirinin
tam metni
Bonkör bir şekilde harcadığımız zaman tükeniyor. Cumhurbaşkanı Denktaş’ın yurda dönememesi ve ciddi olarak görüşme sürecinin parçası haline gelememesi Kıbrıs Türk halkının çıkarlarının gündeme gelmesini tamamen olanaksız kılıyor. Böylesine bir b
oşluğu dolduracak mekanizmalarımızın bulunmaması, konunun bir tabu olarak takdim edilip duygusallıkla karşılanması da büyük bir zafiyet yaratıyor.
Kıbrıs adına Rum tarafının Aralık Kopenhag zirvesiyle Avrupa Birliğine girecek olması yalnızca Kıbrıslı Türkl
erin değil, aslında Kıbrıs’ın bütününün barış ve istikrar unsuru olmasını zora sokuyor. Rum tarafının biricik hedefi haline gelen çözüm öncesi AB üyeliği ile kazanacağı zafer heyecanı güney Kıbrıs’ı sarmışken ortaya konan Annan planı bu nedenle pişmiş aşlarına su katıyor.
Böyle karmaşık bir ortamda Kıbrıs Türk tarafının planın zamansız sunulduğuyla ilgili iddiaları –ki aslında buna Rum tarafı da katılıyor- yanında harita sunulmasına gösterdiği öfke konuya bir de bu boyutuyla bakmamızı zorunlu kılıyor.
Bil
indiği gibi Kıbrıs sorununun çözümünün son tarihi olan Kopenhag zirvesini ne biz ne de Birleşmiş Milletler belirledi. Bu tarih Avrupa Birliğinin genişlemesinin tarihi olarak kendi içlerindeki süreçlerle belirlendi. Bu zirvenin bizim sorunumuzun çözümü için de son tarih olması, bu tarihte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs’ın tümü adına AB’ye girecek olmasındandır. Bizim bu tarihi, yani on yeni ülkeyle yaşanacak tarihsel genişlemeyi erteleme gibi bir gücümüzün olmadığını herkesin bilmesi gerekmektedir. Yani kısacası bizim harcadığımız zaman bizim zamanımızdır. Harcadığımız zaman AB’nin zamanı değildir. Biz kendimizden harcıyoruz.
Kopenhag zirvesiyle AB’nin tam üyesi olacak Kıbrıs’ta statüko bu yolla yeniden değişmiş olacaktır. Bu değişiklik, çözüm olmadığı taktirde
şimdiki statükonun yasal kısmının tescili, fiili kısmının ise gelecekte yasal durumla uyumlu hale gelmesi için zorlamalar biçiminde gelişecektir. Bu da Türkiye’nin AB süreci ile ilişkili olarak daha büyük çıkarlar uğruna –doğal olan- küçükten feragat etmeye dönüşecek ve Kıbrıs sorunu o koşullarda çözülecektir.
Bir çözümün haritasız olmayacağı bilindiği halde sorunu sürüncemede tutan Türk tarafı ve Denktaş’ın harita sunulmasına duydukları öfke anlaşılır gibi değildir. Yüzyüze görüşmelerde toprak ve harita ko
nuşmayı reddetmekle bu konuları içermeyen bir noktaya gelineceğini sanma aymazlığı, sonuçta bir kez daha duvara toslamıştır.
Harcadığımız kendi zamanımız yüzünden harita ile son anda karşılaştık. Bu halkımız için ciddi bir şok yaratmıştır. Bu da, son dere
ce doğal bir insan tepkisidir. Şimdi önümüzde duran görev, bu konuları derhal pazarlık masasına çekerek, iyileştirme ve yeni alternatifler yaratmaya çalışmaktır. Zamanı harcamadan, sıkı pazarlıklarla bizleri rahatsız eden tüm konuları ele almaktan kaçmamalıyız ve zaten kaçamayız.
Sonuç olarak Kofi Annan’ın planını zemin olarak kabul edip görüşmeleri başlatmak çıkarımızadır ve derhal gerekli olumlu yanıtları ilgili taraflara vermeliyiz. Bunun için tüm tepki ve öfkesine karşın, AB sürecinin yüzü suyu hürmetin
e planı görüşme zemini olarak kabul ettiğini duyuran Rum tarafından ders almalıyız.
Unutmayalım ki harcadığımız zaman, bizim kendimizin ve gelecek nesillerin çok değerli zamanıdır. Ve son tarih de 12-13 Aralık Kopenhag zirvesidir.

YENIDUZEN 19/11/2002

Denktaş'tan yanıt yok

 

Annan'ın, planına yanıt için verdiği süre dolarken, KKTC, 'Denktaş'ın sağlığı ve Türk hükümeti henüz kurulmadığı için yanıtın sonra verileceğini' duyurdu

 

LEFKOŞA/NEW YORK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın geçen hafta sunduğu Kıbrıs çözüm planına ilk yanıt olarak koyduğu süre dün dolarken Türk tarafının açıklaması KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun Olgun'dan geldi. Olgun, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın sağlık durumu yüzünden ve Türkiye'deki yeni hükümet henüz kurulmadığı için Annan'ın önerilerine dün itibarıyla yanıt verilmeyeceğini kaydetti. Bu konuda gerekli bilginin BM'ye iletildiğini belirten Olgun, "BM'ye gerekli yanıt verilecek, ama bugün değil. Denktaş hastaneden çıkışının ardından Türkiye'deki hükümet ve KKTC'de istişareler yapacak ve yanıt verilecektir" dedi.
Denktaş, önceki gece Bayrak Televizyonu'na telefonla demecinde, toprak konusunda harita sunulmasının yanlış olduğunu kaydetse de müzakere etmekten kaçmayacağını söyledi. Ancak Denktaş, planı müzakere etmenin 'k
abul etmek' anlamına gelmediğini vurguladı. KKTC lideri ayrıca plana verilecek yanıtın gecikmesinin nedenini New York' ta temas halinde olduğu Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'ya anlattıklarını belirtti.

De Soto'nun uyarısı
BM Genel Sekreteri Annan, tarafların geçen hafta sunduğu plana ilk tepkilerini bugün vermesini ve AB'nin 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesine dek öneriler doğrultusunda toprak, sınırlar gibi temel konularda ilkesel anlaşmayı imzalamasını istiyor. Türk tarafının gecikme argümanı ise BM'yi tatmin etmiş görünmüyor. De Soto bu durumu Reuters'e demecinde, "Takvim, planın olmazsa olmaz parçasıdır. Plan dikkatlice okunursa, müzakerelerin belirlenen tarihin (AB'nin 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesi) ötesine sarkmasının uygulanamaması anlamına geldiği açıkça görülür" ifadeleriyle ortaya koydu.
Denktaş ise AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün KKTC'yi ziyareti sırasında, Annan planının müzakere edilebileceğini söylediğinin hatırlatılması üzerine, "Müzakere etmek demek kabul etmek
demek değildir. Müzakere etmek, benim istediğim şekil budur, bunları ben kabul etmiyorum. Böyle böyle olursa kabul ederim, demektir. Bakıp da reddedeceğinize, nelerin sizi ret yoluna ittiğini söylersiniz" ifadelerini kullandı. Denktaş, toprak konusunda çok büyük hata yapıldığını belirterek, eski BM Genel Sekreteri Butros Gali'ye de, 'Bu haritayı koyarsan iyi niyet görevine zarar vereceksin' dediğini anlattı. Kendilerinin dinlenmediğini kaydeden Denktaş, "Bunlara da (BM yetkilileri) devamlı söyledim. Müzakerenin devamı, bir neticeye varması için harita en sonuna bırakılmalıdır, dedim, yine dinletemedik. Plandaki haritayla bir yere

varamayacaklarını kendileri de bilirler. Evvela müzakereye devam edelim, görelim bakalım" diye konuştu.

Grip dönüşe engel
Denktaş, sağlığının iyiye gittiğini, geçen cuma KKTC'ye dönememesinin nedeninin, yakalandığı grip nedeniyle, havaalanına gitmeden iki saat önce baş gösteren titreme ve ateş olduğunu söyledi. Denktaş enterekok mikrobunun sebep olduğu bir rahatsızlık geçirdiğinin tespit edildiğini, adaya ne zaman dönebileceği konusunda doktorların bir tarih veremediğini kaydederek, "Şimdi bu mikrobu yenmemiz lazım. Doktorlar bir-iki güne kadar yol görünür diyorlar" dedi.
Annan'ın planı iki eşit devletin ortaklığı temelinde bir y
apı öngörüyor.
İçte İsviçre'nin kantonal yapısı, dışta ise tek temsile olanak sağlayan Belçika modeline dayanan planda, Türk tarafının sahip olduğu toprakların yüzde 36'dan yüzde 27-30 aralığına inmesi söz konusu. İki tarafın liderlerinin üç yıl süreyle d
önüşümlü başkanlık yürütmelerini öngören plan, 80 bin civarında Rum göçmenin de 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında terk etmek zorunda kaldıkları evlerine dönmesini içeriyor. (Dış Haberler)

RADIKAL 19/11/2002

Rumlar: Evet, ama...

Rum Kesimi, Annan'ın çözüm planını, bazı itirazlarla birlikte müzakere zemini olarak kabul etti. Vakit sınırlaması konulmasına ise karşı çıkıldı

19/11/2002

RADİKAL - LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Yönetimi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planını, bazı noktalarda itirazlar öne sürse de, müzakereye resmen hazır olduğunu duyurdu. Rum Ulusal Konseyi'nin dünkü üç saatlik toplantısının ardından bir açıklama yapan hükümet sözcüsü Mihalis Papapetru, konseyin planı müzakereler için temel olarak kabul ettiğini duyurdu.
Ancak Rum-Yunan
tarafı, planın bazı noktalarına dair izahat istemeyi, bazılarını ise değiştirmek üzere müzakere etmeyi kararlaştırdı. Konsey Annan'ın ortaya koyduğu zaman sınırlamasına da karşı çıkıp bu son derece sıkı tarihlerin bağlayıcı görülmemesi gerektiğini vurguladı. Karar oyçokluğuyla alındı. Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, kararların oybirliğiyle alınması halinde bağlayıcı sayacağını, oyçokluğunda ise ciddi şekilde dikkate alacağını duyurmuştu.
Rumların plana en ciddi itirazı, dönüşümlü başkanlık konusu. K
lerides, bunu kabul etmediklerini söyledi. Rum lideri ayrıca planda kendilerini rahatsız eden başka unsurlar da olduğunu belirtti. Bu noktalardan biri Türkiye'den KKTC'ye göç edenler. Rumlar, bu kişilerin bir kısmının adadan ayrılması için güvence istiyor. Ayrıca ihtilaflara bakacak olan ve üç Türk ile üç Rumdan oluşacak yüksek mahkemede AB'den de üç üyenin temsilini şart koşuyorlar.

Kilise planı 'aforoz etti'
Rum Kilisesi ise planı 'aforoz etti'. Planın enine boyuna incelendiği toplantı sonunda Baf Metropoliti Hrisostomos, planın adayı ikiye böldüğünü ve reddedilmesi gerektiğini savundu. Hrisostomos, kilisenin var gücüyle plana karşı mücadele edeceğini ve halkı direnişe çağıracağını açıkladı. Açıklamada planın uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı
olduğu, AB müktesebatına uymadığı, buna karşı geçen yıllar içinde KKTC' deki 'oldu bitti'leri yasallaştırdığını öne sürdü.

RADIKAL 19/11/2002

 

‘Kopenhag’a kadar çözüm bulunabilir’

 

BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, 12 Aralık’taki Kopenhag Zirvesi’ne kadar bir çözüm bulunabileceğini söyledi

 

NTV

   

18 Kasım— Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto, 12 Aralık’ta Kopenhag’da yapılacak Avrupa Birliği zirvesinden önce Kıbrıs sorununun ana hatları konusunda bir anlaşmaya varmanın mümkün olduğunu söyledi.

 

De Soto, Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides ile görüşmesinden sonra basına yaptığı açıklamada, 12 Aralık 2002 tarihinin esas olduğunu ve belirterek, “Zaman geçiyor, ancak benim güvenim var; o zamana kadar bir çözüm bulunabilir" dedi.

Genel Sekreter Annan’ın 11 Kasımda sunduğu plana atıfta bulunan De Soto, planın anlaşmaya olanak sağlayacak uygun şartların bir araya geldiği zamanda sunulduğunu söyledi.

Klerides’in görüşmede De Soto’ya, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, çözüm planını müzakere etmeye hazır olduğu yönündeki kararı ilettiği belirtilirken, De Soto, “Yakında Türk tarafının da müzakerelere başlama arzusunda olduğunu ifade etmesini umuyoruz” dedi

NTV 19/11/2002

Kıbrıs planına bakış


BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs planını, Güney Kıbrıs Rum yönetimi kabul etti. Müzakereye hazır olduğunu bildirdi. Bu kararı bildirirken Rum yönetimi lideri Klerides’in üç yıllık eş başkanlık dahil olmak üzere bazı çekincelerini de dünyaya duyurdu.
Rum tarafının, Annan’ın planına böyle yaklaşması bekleniyordu.
Türk tarafının yaklaşımına gelince...
AKP lideri Tayyip Erdoğan, planın "müzakere edilebilir" olduğunu daha önce açıklamıştı. Bu görüşünü KKTC ziyaretinde yineledi. Atina ziyaretinde de gü
çlendirdi. Planın müzakere edilmemesinin söz konusu olmayacağının altını çizerek söyledi. Erdoğan, müzakere edilecek olmasının, planın aynen kabul edileceği anlamına gelmeyeceğini eklemeyi de unutmadı.
Müzakere konusunda Erdoğan, AKP hükümetini bağlayan açıklamalar yapmış durumda. Kabinesini oluşturan Başbakan Abdullah Gül’ün de müzakere konusunda aynı yaklaşımı göstereceği anlaşılıyor.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, kendisini ziyaret eden Erdoğan’a "masadan kaçan taraf olmayın, müzakereye oturun" tavsi
yesinde bulundu. Eski Başbakan Bülent Ecevit’in tavsiyesi ise, Annan planında özellikle Türk tarafından talep edilen topraklar ve göç konusunda tuzaklara dikkat edilmesi.
Peki KKTC bu plana ne diyor?
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş rahatsız olduğu için hen
üz resmi bir görüş açıklanmadı. Ancak KKTC yönetiminin AKP yönetiminden daha temkinli ve kuşkulu bir tavır içinde olduğu gözleniyor.
Erdoğan’ın KKTC’yi ziyareti sırasında görüşme olanağı bulduğumuz KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, planda Türk tarafından talep
edilen toprakların, stratejik önem taşıdığı düşüncesinde. Bu toprakların verilmesi halinde Magosa dahil Türk tarafının tam kuşatma altına gireceği görüşünü taşıyor. Bu nedenle, bu haliyle toprak talebine evet demenin mümkün olmadığını düşünüyor.
KKTC yöne
timi, bu yaklaşımın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından da paylaşıldığını belirtiyorlar.
Rauf Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş da talep edilen toprakların KKTC ve Türkiye’nin güvenliği açısından stratejik önemi olduğuna dikkat çekmenin yanı sıra, Rumların
Kuzey’e dönüşlerini öngören planın, "Rumlarla Türkler arasında yeniden çatışma çıksın" anlamı taşıdığını düşünüyor.
Annan planına müzakere zemini hazırlaması açısından olumlu yaklaşılsa da, bu haliyle KKTC tarafından kabul edilebilir nitelikte görünmüyor.
Annan planına askeri stratejistlerin yaklaşımı ise güvenlik ve Türk varlığı esasına dayanıyor. Annan planının Türk tarafından istediği toprakların askeri açıdan kuşatma gibi göründüğüne vurgu yapılıyor. Karpaz Burnu’nun Rumlara bırakılmasını öngören haritanın ise kabul edilemeyeceği vurgulanıyor. Askeri uzmanlar, Karpaz Burnu’nun Türkiye’nin güvenliği açısından önem taşıdığını, özellikle Bakü - Ceyhan Boru Hattı düşünüldüğünde, bu bölgenin stratejik öneminin daha da öne çıktığını belirtiyorlar. Bu nedenle de Rumlara verilmesinin kabul edilemeyeceğine işaret ediyorlar.
Buna karşın, sorun Rum tarafına toprak verilmesi olarak görünüyorsa, bunun başka biçimde çözülebileceği önerisi
de askeri uzmanlarca dile getiriliyor. Örneğin, 60 bine yakın Türkün göç etmesine neden olacak ve Türk tarafını stratejik olarak kuşatacak olan topraklar yerine, yine aynı oranda toprağın KKTC - Güney Kıbrıs sınırı boyunca bir bant şeklinde bırakılabileceğini söylüyorlar.
Bu kaygıların Dışişleri ve Genelkurmay tarafından da paylaşıldığını söyleyebiliriz.
Erdoğan, müzakereye kararlı tutumunun yanı sıra bu kaygıları da hissettiren bir söylem kullanmaya başladı. Ayrıca, 12 Aralık’ta yapılacak Kopenhag zirvesine kadar sonuç alınmasının mümkün olmadığını da kesin bir dille ifade ederek, zama
n sıkıştırmasını reddetmiş oldu. Denktaş’ın rahatsızlığını da gündeme getirerek, zamanlama talihsizliğine de dikkat çekti. Erdoğan bu söylemiyle çözümden yana bir kararlılık yansıtırken frene de basmış görünüyor.
Annan planının, Türkiye’nin AB’den müzakere
tarihi almasının ön koşulu olup olmadığı, BM ve Rum tarafının iyi niyet taşıyıp taşımadığı müzakere sürecinde anlaşılacak...

FIKRET BILA HURRIYET 19/11/2002

Zurnanın zırt dediği yer: Kıbrıs!


İşler olumlu seyrini sürdürüyor. Başbakan Abdullah Gül’ün Bakanlar Kurulu Çankaya’nın, yani Cumhurbaşkanı Sezer’in onayından dün öğleden sonra çıktı. Yeni Cumhuriyet hükümetinin hazırlıklı, dersine çalışmış olarak iktidarı devralacağı anlaşılıyor.
AKP lideri Tayyip Erdoğan’ın dün Atina’da Yunanistan Başbakanı Kosta
s Simitis’le buluşması bir başka iyimserlik noktası. AB, Kıbrıs ve Türk - Yunan ilişkileriyle ilgili mesajlar genel olarak umut vericiydi.
Beklentileri kırıcı değildi.
İktidar lideri Tayyip Erdoğan’ın, "Yunanistan’ı tarihi bir rakip değil, yarınların strat
ejik ortağı olarak görüyoruz" demesi, "Simitis’le bardağın boş değil, dolu tarafını konuştuk" diye devam ettikten sonra, "Yunanistan’ın yanı sıra Türkiye ve Kıbrıs’ın da AB’ye üye oldukları, aramızdaki sorunların tamamının çözüldüğü günlerin hayalini kuruyorum" diye eklemesi elbette olumlu bir başlangıç...
Bir başka iyimserlik noktası:
İktidarın şu günlerde verdiği bütün mesajlarda toplumsal mutabakat deyimi geçiyor. Yalnız muhalefetle, CHP ile değil, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarıyla da diyalog kana
llarının işletileceği, örneğin türban gibi gerginlik kaynağı sorunlara gerilime meydan vermeden ve zamana yayarak çözüm aranacağı belirtiliyor.
Bunun gibi, Tayyip Erdoğan’ın her fırsatta "Siyaset sorun çözme sanatıdır, problem üretme sanatı değil" sözünü y
inelemesi de yeni bir iktidar anlayışının işareti sayılabilir.
Ama karşılıksız kalmıyor bu anlayış.
CHP de yeni bir muhalefet anlayışının işaretlerini çakmaya devam ediyor.
Nitekim, CHP lideri Baykal dün partisinin ilk Meclis Grup toplantısında yaptığı kon
uşmada, "O alışılmış, engelleyici, kriz çıkarıcı, eski" muhalefet anlayışının artık geçmişte kaldığını, "Sorun değil çözüm üretici siyaset anlayışı"nı benimsedikleri bir kez daha belirtti.
Tayyip Erdoğan, Roma’da olduğu gibi Atina’da da, AB üyeliğinin ve b
unun gerektirdiği demokratik hukuk devleti adımlarının öncelikli hedefleri olduğunu, Türkiye’yi dünyayla bütünleştirecek bir ekonomik programın uygulanacağını üstüne basa basa tekrarladı.
Bu nedenlerle işler iyi!
Başlangıç adımları olumlu.
Onun için yeni i
ktidara iç ve dış piyasalarda kredi açılmış durumda. Borsa yükseliyor. Faiz ve kur düşüyor.
Ama akıldan çıkarmayın.
Bir püf noktası var.
Zurnanın zırt dediği yer yani.
Tek sözcükle Kıbrıs.
Can alıcı nokta burası.
Eğer Kıbrıs’ta topa yanlış vurursak, Kıbrıs
’ta çözümden kaçarsak bir çuval inciri berbat ederiz. Bugün yükselen çıta, yerini hızla düş kırıklıklarına bırakır.
Onun içindir ki:
Kıbrıs’ı çözmek zorundayız.
Bu da anlaşmaktır.
Yani alıp vermektir.
Al versiz uzlaşma olmaz çünkü.
Bu nedenle Kofi Annan pl
anı ile çözüme yürümektir doğru olan. Tayyip Erdoğan’ın dün Atina’da belirttiği gibi masa başına oturup müzakere etmektir.
Çünkü Kıbrıs’ta çözüm Türklerle Rumların, Türkiye’yle Yunanistan’ın, Avrupa Birliği’nin yararınadır. İlgili bütün taraflar bu çözümde
n kazançlı çıkar.
Bu yüzden Tayyip Erdoğan’ın hayali isabetlidir. Yunanistan’la birlikte Kıbrıs ve Türkiye’nin de AB üyeliği, yer yuvarlağının bu bölgesinde refah ve barış demektir.
Tersini hayal etmek istemiyorum.

HASAN CEMAL HURRIYET 19/11/2002

Kıbrıs bir ada mıdır?


Böyle bir şarkı vardı, bilmem hatırlar mısınız: "Kıbrıs bir ada mıdır? / Cennetten parça mıdır?" Yanıtlaması çok da zor olmayan iki soru...
Evet, Kıbrıs hem bir adadır, hem de cennetten bir parçadır...
Benim aklım erdiğinden beri Kıbrıs diye bir sorunumuz var.
1963 Noel’indeki görüntüler hâlâ kafamın bir yerinde duruyor. 1974 yazının sonunda Atlılar, Muratağa ve Sandallar’daki toplu mezarlar açıldığında ortaya çıkan korkunç görüntüler de hafızamda tazeliğini koruyor...
Bunları insan hafızası
nın unutması mümkün değil. Unutmamalı da zaten... Bu tür hiçbir suçu unutmayacağımız gibi...
Bunlar, insanlığa karşı işlenen suçlardı ve bir gün Kıbrıs tam ortasından ikiye ayrıldıysa nedeni bu tür facialarla bir daha karşılaşılmak istenmemesiydi.

Eşitlik esas...
Bunu unutmayacağız ve tekrarlanmasına da izin vermeyeceğiz.
İzin vermememiz gereken ikinci bir konu daha var... Geçmişin kötü anılarının bizi esir almasına da izin vermeyeceğiz...
Birleşmiş Milletler’in barış planı bu açıdan çok önemli.
Öteden beri savunduğumuz, birbirine eşit iki toplumun ortak Kıbrıs’ını yaratıyor bu plan her şeyden önce.
İki toplumun eşit olduğu, sunulan barış planının neredeyse her satırına sinmiş bir gerçek. Bu açıdan bakıldığında 1974 öncesindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran a
nlaşmadan çok daha ileri bir noktadayız artık.
Kıbrıs Türklerine, ortak devlette Rumlarla birlikte eşit güç sağlayan, ortaklardan birinin katılmadığı hiçbir kararın alınmadığı bir yeni anayasal düzen...

Hayal bile edemezdik
Bir gün gelip ortak Kıbrıs’ın devlet başkanının bir Türk olacağını daha önce hayal edebiliyor muyduk? Hiç kuşkusuz bunu Denktaş bile hayal edemiyordu.
Göçmenlerin bir bölümünün eski topraklarına dönmesini ya da haritada yapılacak bazı düzenlemeleri daha masaya oturmadan reddetmek, daha
bir ay önce hayalini dahi kuramadığımız olanakları da reddetmek anlamına geliyor.

Ayak bağı olmasın...
Şuna hiç kuşku yok: Türk halkı, Kıbrıs’taki sorunun çözülmesini istiyor. Türk halkı, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini istiyor. Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar AB’ye girerken bunun dışında kalmak istemiyor.
Kendisi ekonomisini düzeltememiş bir Anavatan’dan yollanacak parayla ayakta kalabilecek bir KKTC’nin Kıbrıs Türküne hiçbir fayda sağlayamadığını, Ada’nın kuzeyinin güneyine göre ne kadar geri k
aldığını da gördük, yaşıyoruz.
Türkiye’de ya da Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin ortak özlemi bu... Bu sorun çözülsün, Türkiye’nin ve Kıbrıs’ın Türk kesiminin gelişmesinde ayak bağı olmaya devam etmesin...

Tartışmaya değer
Birleşmiş Milletler Planı’nı daha masaya oturmadan reddetmek bugünden kestirilmesi zor, çok daha başka problemlere de yol açabilir.
Denktaş’a düşen oturup bu planı tartışmasıdır. Onun kadar yoğun bir diplomatik tecrübeye sahip bir liderin, masa başında plandaki bazı olumsuzlukları düzeltebile
cek yeteneği sergileyebileceğine inanıyorum.
Denktaş bu planı tartışmayacaksa da bu işten elini çekmelidir diye düşünüyorum.

MEHMET Y. YILMAZ HURRIYET 19/11/2002