Denktaş ile röportajın tam metni


Mithat Bereket: Sayın Cumhurbaşkanı merhabalar.

Rauf Denktaş: Günaydın efendim, teşekkür ederim.

Mithat Bereket: Şimdi tabi her şeyden önce tüm konulardan önce en önemli konu sağlığınız, sağlık. Nasılsınız, kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Doktorlar ne diyor, biraz bilgi verebilir misiniz?

Rauf Denktaş: Kendimi iyi hissediyorum, drenaj meselesi ve beyaz küreler meselesi olmasa herhalde dönmüş olacaktım çoktan. Onları halletmeye çalışıyorlar. Bugün hastaneden taburcu
oluyorum. Ümit ediyorum ki gelecek haftanın ortalarına doğru artık halledilmiş olsun, bu temennimiz ve duamız, inşallah öyle olur.

Mithat Bereket: İnşallah, geçmiş olsun diyoruz size bir kez daha. Peki adaya ne zaman döneceksiniz, ne zaman Kıbrıs’a dönme
yi düşünüyorsunuz?

Rauf Denktaş: Eğer bu drenaj gittikçe azalırsa ümit eidyorlar ki gelecek haftanın ortalarına doğru, Perşembe, Cuma’ya doğru dönebilirim. Tabi bu drenaja bağlı ve bayaz kürelere bağlı. Geçen defa da az kaldı işte geliyorduk, kısmet olmadı. Onun için sabırla devam etmemiz lazım geliyor.

Mithat Bereket: Peki herkesin merak ettiği soru var, yani Kofi Annan’ın planına tavrınız ne oldu? Bugün resmi bir yazıyla bu planı görüşmelere temel olarak kabul ettiğinizi Kofi Annan’a bildireceğiniz, bi
r mektup sunduğunuz haberleri geldi. Gerçekten böyle bir şey var mı? Nedir tavrınız?

Rauf Denktaş: Şimdi Kofi Annan her iki tarafa da bir mektup yazdı. Bu görüşlerinde neleri beğenmediklerini kendisine 30’una kadar bildirmelerini istedi. Bu bizim istediği
miz bir şeydir. Temel olarak kabul edilebilmesi için bizim işimize gelmeyen hususların değiştirilmesi lazım, bunun müzakeresini yapmaya hazırız. Dolayısıyla temel olarak kabul edildiği gibi bir söz yok. Bu 30’una kadar kendisine bu neleri istemediğimizi, nelerin doğru olmadığını, haksızlık olduğunu hem biz hem Klerides bildirecek. Ondan sonra o da karşılıklı bu belgeleri iki tarafa vermek suretiyle buyrun bunları kendi aranızda halletmeye çalışın diyecek, öyle anlaşılıyor. Onun için biz onun hazırlığını yapmaya başladık.

Mithat Bereket: Peki gerçekten tavrınız ne? Yani bu planı bir müzakere zemini olarak kabul edebilecek misiniz, nedir bu konudaki..?

Rauf Denktaş: Müzakere zemini olması için bu istemediğimiz hususların müzakere edilmesi lazım. Müzakere zeminine getirebilmek için... Ama planın içerisinde topraktan başlamak üzere bizim şeyimiz 1960’ın Türkiye’ye ve Kıbrıs Türkleri’ne vermiş olduğu haklar tamamen gözardı edilmektedir. Değiştirilmesi gereken çok husus var diye düşünüyorum. Ama bunun müzakeresini yaparız. Yani nelerin değişmesi lazım ki zemin olsun. En önemlisi iki milletten, Kıbrıs’taki iki milletten bir millet yaratmaya çalışıyorlar ki bu 1960 temeline de aykırıdır. İki halk iki millet, iki milli halk ayrıdır.

Mithat Bereket: Sayın Cumhurbaş
kanı şeyi sormak istiyorum özellikle, sizi de yormak istemiyorum ama, yani plan tuzaklarla dolu dediniz, biraz evvel bunu yine dile getirdiniz, önemli noktalar var. Kısaca neler bunlar? Çünkü öyle bir hava yansıdı ki sanki Denktaş bu planı istemiyor, Denktaş bu plana karşı. Onun için oyun bozanlık yapıyor gibi bir hava yansıdı. Nedir bu işin gerçeği? Hangi noktalar...

Rauf Denktaş: Efendim benim görevi Türk milleti olarak Türk halkına ve Kıbrıs Türkü’ne bunca zaman söylenen milli dava olarak takdim edilen
hususların korunması. Nedir bu? İki devlete dayalı, iki egemenliği olan bir ortaklık. Bu var mı yok mu, bu nasıl bunun içerisine girebilir, bir. İkincisi; toprak konusundaki rezilliği tabiyatiyle hiç kimse kabul edemez, böyle şey olamaz. Kıbrıs’ı bilmeden, Kıbrıs halkını bilmeden çizgilerle, eskiden Afrika’yı bir cetvel çizgisiyle nasıl 4’e, 5’e, 10’a böldüler ve hala Afrika’nın içerisinde çatışmalar devam ediyor, Kıbrıs’ta aynı şeyi yapacaklar. Ben barış istiyorum, kalıcı bir barış istiyorum. İki milli varlığın temeline dayalı, işbirliği yapacak bir barış istiyorum. 1960 temelinin ortadan kaldırılmamasını istiyorum. Türkiye’nin haklarını tabi Türkiye kendisi koruyacak. Ama o haklar bizim de teminatımızdır. Bunda da dikkat ediyoruz. Yoksa siyaset değişikliği varsa ve olacaksa bunu açıkça herkes herkese söyler, ona göre herkes tedbirini alır.

Mithat Bereket: Evet, aslında ilk bakışta 28 yıldır hani sizin özellikle savunduğunuz, istediğiniz eşit egemenlik sağlanmış gibi görünüyor. Ama dediğiniz gibi bazı başk
a noktalar var. Peki bundan sonraki süreçte neler olmasını bekliyorsunuz? Şimdi 30 Kasım’a kadar tavır belli olacak. Sonra neler bekliyorsunuz ya da neler olmasını arzu ediyorsunuz, yani ne yapılmalı bundan sonra?

Rauf Denktaş: 30 Kasım’a kadar her iki taraf nelerin değişmesini istediğini ortaya koyunca bu belgenin zemin olup olamayacağı kendiliğinden meydana çıkacak. Onun için koyalım bunları, ondan sonra bunlar görülecek. Bunların müzakeresine başlanırsa, yani Rum’un istemediği istediği şekle, bizim istemediğimiz istediğimiz şekle nasıl girecek gibi bir zemin olsun, bunların çalışması yapılacak. Ama arada Avrupa Birliği Türkiye’ye tarih verecekmiş diye 12’sine kadar bizi bir yerlere bağlamak için bir oyun yapıyorsa bununda tabiyatıyla tedbiri ilerde alınır.

Mithat Bereket: Bugünkü haberlerde bir nokta daha var, onu da sormak istiyorum size Sayın Cumhurbaşkanı. Yani temel anlaşma bölümü yerine, bu planın içindeki temel anlaşma bölümü yerine sizin bir taslak metin hazırladığınız haberleri çıktı. Böyle bir
şey var mı? Varsa neden böyle bir yeni taslak metne gerek duydunuz ilk giriş bölümündeki o temel metin yerine, temel anlaşma metni yerine..?

Rauf Denktaş: Yani bu haberler nerden çıkar ben bilmiyorum ama öyle bir şey yok. Biz sadece bütün gördüğümüz diplo
matlara, biraz sonra bir Amerikalı diplomat daha göreceğim, planın içindeki Türk tarafına zararlı, Türk tarafının kabul etmesinin zor olan hususları anlatmaya çalışıyoruz.

Mithat Bereket: Biraz sonra Mark Grossman’la görüşeceksiniz...

Rauf Denktaş: Mark
Grossman gelemiyor, Weston gelecek biraz sonra.

Mithat Bereket: Weston’a ne diyeceksiniz, yani tam olarak ne ileteceksiniz, ne mesaj ileteceksiniz Wetson’a?

Rauf Denktaş: Müsade ederseniz işte planın içerisindeki Kıbrıs Türkleri’ne yapılan haksızlıkları, darbeleri, oyunları kendisine anlatmaya çalışacağım.

Mithat Bereket: Son olarak şeyi soracağım, yani bir zaman sınırlamasına doğru gidiyor, hani bu son fırsat, işte bunu kaçırırsanız kötü olur gibi bir hava yaratılıyor özellikle Avrupa Birliği tarafın
dan. Sizin bu konudaki görüşünüz ne? Biraz değindiniz ama biraz daha açabilir misiniz? 12 Aralık tarihine kadar bir şey olmazsa ne olur?

Rauf Denktaş: Böyle bir şey, kabul edemeyeceğimiz şeyleri kabul ettirmek istediklerinde son 40 yılda çok defa son fırs
attır son fırsattır diye üzerimize gelmişlerdir. Neyi, niçin, nasıl müdafaa edeceğimizi, davamızın neyi gerektirdiğini bilen insanlar olarak bugüne kadar sağ ve salim bu yolları katettik. Son fırsat yoktur bu müzakerelerde..... Siz sağlığımla ilgili bir şeyler soracağız dediniz, politikayla sordunuz... Biz müzakereden kaçmıyoruz, Klerides’le görüşmeye devam ederiz, bize iki tarafın da kabul etmediği şeyleri kabul ettirmeye kalkışmasınlar. Bizim istediğimiz budur. Genel Sekreter’in son mektubuyla, yani istemediklerimizi, değiştirmek istediklerinizi söyleyin göreyim daveti olumlu bir davettir. Bu meydana çıkınca biraz evvel söylediğim gibi belgesinin zemin olup olmayacağını herkes görecek.

Mithat Bereket: Sayın Cumhurbaşkanı çok çok teşekkürler. Kusura bakmayın, sağlığınızla beraber ister istemez herkesin merak ettiği konuları da size yöneltmek zorunda kaldık, çok çok teşekkürler.

NTV 27/11/2002

KKTC'nin yanıtı bugün bekleniyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu çözüm planına KKTC'nin yanıtını bugün verebileceği öğrenildi. Denktaş'ın, bugün tamamlaması beklenen danışmalarının ardından, BM genel sekreterine bir mektup ileterek, planı görüşmeye hazır olduğunu, ancak bunun bir zemin olarak kabul edilebilmesi için üzerinde çalışılması gerektiğini belirteceği bildirildi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, mektubunda çekincelerini dile getireceği, ancak KKTC tarafının planı iyi niyetle görüşebileceğini vurgulayacağı ifade edildi.

Klerides ne dedi?

Bu arada güvenilir kaynaklar, aslında Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides'in yanıtının da, takdim edildiği gibi, planı zemin olarak kabul ettiği şeklinde olmadığını belirttiler. Bu kaynaklar, Klerides'in, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektupta, Annan planında açıklamaya muhtaç birçok nokta bulunduğunu, planla ilgili çeşitli çekinceleri bulunduğunu, ancak bunları görüşmeye hazır olduğunu belirttiğini ifade ettiler. Aynı kaynaklar, Klerides'in mektubunda, planın zemin olarak kabul edildiği yolunda herhangi bir ifade bulunmadığına dikkati çektiler

KIBRIS 27/11/2002

Yakış, De Soto ile Annan planını görüştü

Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Almanya'nın başkenti Berlin'de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ile Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüştü.

Berlin'de bulunan Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile aynı otelde kalan Yakış, dün akşam yemekte bir araya geldiği Alvaro De Soto ile Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs planı üzerinde durdu.

Yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından bir açıklama yapan De Soto, Yakış ile BM planı üzerinde bir değerlendirmede bulunduklarını söyledi.. Alvaro De Soto, yarın Ankara'ya giderek, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal'la görüşmelerini sürdüreceğini bildirdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış da görüşme sonrasında gazetecilere, Alvaro De Soto ile görüşmesinde ağırlıklı olarak BM planı üzerinde durduklarını söyledi.

Yakış, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüşmelere açık olduğu izlenimi edindiğini de belirtti.

KIBRIS 27/11/2002

Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği ortak vizyonuna imza koyan örgütler, bugün miting yapıyor
Çözüm ve AB için miting

Kıbrıs'ta çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği öngören "ortak vizyon"a imza koyan 92 sivil toplum örgütü, bugün Lefkoşa İnönü Meydanı'nda miting yapacak. Miting, saat 11.00'de başlayacak.

Ortak vizyona öncülük eden Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, önceki gün yaptığı açıklamada halka mitinge katılım çağrısında bulunmuştu.

Ortak vizyon Eylem Komitesi tarafından düzenlenen mitingle ilgili olarak halka şu çağrı yapıldı:

"Toplumsal varlığımızın devamı; siyasi irademize sahip olmak; insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün egemen olacağı bir düzen; baskıların sona ermesi; çözüm ve AB üyesi olacak bir Kıbrıs; planlı bir ekonomi; üretmek ve üretilenleri satabilmek; istikrarlı bir para birimine kavuşmak; Kıbrıs'ta ve bölgede barış ortamının sağlanması; insanca yaşam koşullarına ulaşmak; halkımızın ve gençlerimizin göç etmemesi; uluslararası tanınmışlığa sahip olmak; çözümün hemen olması gerektiği hususundaki kararlılığı kanıtlamak; BM planının görüşme zemini olarak kabul edilmesini ve müzakerelere hemen başlanması gerektiğini yüksek sesle haykırmak; Avrupa Birliği ve dünyadaki onurlu yerimizi almak için haydi meydanlara..."

İşadamları halkı mitingine davet etti

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) ve İşadamları Derneği (İŞAD) Lefkoşalıları, Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi tarafından düzenlenecek "Yok oluşa sessiz kalma" mitingine davet etti.

KTTO Başkanı Ali Erel ve İŞAD Başkanı Özdil Nami başkanlığında dün saat 10.30'da Girne Kapısı'nda bir araya gelen bir grup işadamı, Girne Caddesi'nden, arastaya, arastadan da belediye pazarına yürüyerek mitingin duyurusunu yaptı ve bildiri dağıttı.

Öğretmen sendikalarından destek

Öğretmen sendikaları KTÖS ve KTOEÖS mitinge katılımı sağlamak üzere bugün saat 10.00'dan itibaren grev kararı aldı.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), 10.00-12.40 saatleri arasını grev ilan ederken, Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) da 10.00-13.00 saatleri arasında greve gitme kararı aldı. Sendikadan alınan bilgiye göre, mitinge katılım amacıyla alınan karar uyarınca, Karpaz ve Lefke bölgesindeki okullarda ise saat 09.15'ten itibaren greve çıkılacak.

BASIN-SEN'den iki saatlik grev

Bu arada Basın Emekçileri Sendikası'nın (BASIN-SEN) da saat 11.00'den itibaren iki saatlik grev kararı aldığı bildirildi.

DEV-İŞ, mitinge grevle katılıyor

Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), bugün Lefkoşa'da yapılacak mitinge, grev yaparak katılma kararı aldı.

DEV-İŞ Genel Başkanı Ali Gulle dün yaptığı yazılı açıklamada, "ortak vizyon'un düzenlediği mitinge, federasyonumuz DEV-İŞ ve ona bağlı sendikalar, birçok sendika ile birlikte grev yaparak, katılacaktır" dedi.

Doktorlar ve diş hekimlerinden destek

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, TIP-İŞ, Serbest Çalışan Hekimler Birliği ve Kıbrıs Türk Diş Hekimleri Birliği, BM planı ile çözüm planının kaçırılmaması gerektiğini vurgulayarak, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak, sürece destek olmak amacıyla, tüm sağlık çalışanlarının ve vatandaşların mitinge katılarak "Çözüm ve Avrupa Birliği Üyeliği" konusundaki kararlılığını ortaya koyması gerektiğini belirtti.

Kıbrıs sorununun karmaşık bir duruma geldiğinin belirtildiği bildiride, "Çözümsüzlük çözümdür mantığıyla hareket edilmesinin sonucunda başta iskan sorunu olmak üzere yaratılmış olan karmaşık sorunlar, görüşme masalarında harita çalışmaları esnasında yer değiştirecek bölgeler ve insanlar hep ayni olmasına rağmen insanlarımızın bir karış toprak vermeyeceğiz söylemiyle kandırılması sonucunda böylesine sıkıntılı bir süreç yaşanmaktadır. Bütün bu sıkıntılara rağmen, çözüm ve AB olayının insanlarımıza getireceği yeni fırsatlar ve gelişim süreci insanlarımıza, önü tıkalı olan ve sürdürülebilirliği mümkün olmayan şimdiki durumla kıyaslanamayacak kadar çok yeni olanaklar sunmaktadır. Yaşanan sosyal ve ekonomik tükenmişlik tablosu ancak çözümle birlikte geliştirilecek yeni açılımlarla mümkündür. Çözümü içermeyen her senaryo, krizi ve sonrasında insanlarımızın yok oluş sürecini hızlandıracaktır" denildi.

Esnaf ve zanaatkarlar "kepenk kapatacak"

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası da mitinge destek belirtti.

Oda yönetim kurulu adına Hürrem Tulga tarafından yapılan yazılı açıklamada,"Yarın (bugün) meydanlardayız. Esnafımız, zanaatkarımız kepenk kapatacak ve tüm halkımızla birlikte alanlara çıkacaktır. Yarın (bugün), yağmacıların, rantiyecilerin, sistemden beslenenlerin günü değil, halkın yeniden diriliş günü olacaktır" denildi.

TKP'den destek

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), Ortak Vizyon Eylem Komitesi tarafından bugün yapılacak mitingi desteklediğini açıkladı.

TKP Genel Sekreteri Özal Ziya yaptığı yazılı açıklamada, tüm parti üyelerini ve halkı mitinge destek vermeye ve katılmaya çağırdı. Mitingin halkın çözüme ve AB üyeliğine olan güçlü isteğini ve kararlılığını göstereceğini ifade eden Ziya şöyle dedi:

"Kıbrıs sorunun çözümü için bütün şartların oluştuğu bir ortamda, hem Kıbrıs Türk halkının geleceğini güvenceye almak, hem de Türkiye'nin önünü açmak için BM Genel Sekreteri'nin hazırladığı planın görüşme zemini olarak kabul edilmesi ve 12 Aralık tarihine kadar, planın eksikliklerini veya yanlışlıklarını giderecek şekilde müzakere sürecinin devam ettirilmesi yapılabilecek en doğru ve akılcı davranış olacaktır."

KTAMS bugün grevde

KTAMS Genel Sekreteri Hasannur Kurtel, KTAMS'ın örgütlü olduğu kamu işyerlerinden bugün 10.00-13.00 saatleri arasında genel grev yapacağını açıkladı.

Kurtel, çalışanları greve ve mitinge katılıp "çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği istencini" vurgulamaya çağırdı

KIBRIS 27/11/2002

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi halinde, Kıbrıs'la ilgili planın müzakere edilebileceğini bildirdi
Önce tarih, sonra Kıbrıs

MÜZAKEREYE TARİH ŞARTI...AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir yol haritası çizilecek olursa 12 Aralık'ta Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi gerektiğini belirterek, Kopenhag'da Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi halinde, Kıbrıs'la ilgili planın müzakere edilebileceğini söyledi

KKTC BAŞBAKANI DERVİŞ EROĞLU'NA... "Eğer bir siyasi müzakereden kaçıyorsa veya çekiniyorsa bu siyasinin hiçbir tezi yok demektir. Kendine güveniyorsan, oturur kendi tezini öne sürersin, hamlelerle bunu başarırsın. Bunları yaparsın, menfaatlerine uygun gelmiyorsa, (Biz anlaşamıyoruz) dersin. Karşı taraftan da özveri beklerim, dersiniz"

KIBRIS'TA ÇÖZÜMDEN YANAYIZ... "Türkiye, barış planı üzerinde kesinlikle müzakereye açıktır. Mevcut planı müzakere edilebilir buluyoruz. Bu planın olumlu ve olumsuz yanları var. Kesinlikle çözümden yanayız. Adil, kalıcı bir çözüm istiyoruz. Karşılıklı özveriye dayalı olarak masaya oturmaktan yanayız"

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir yol haritası çizilecek olursa 12 Aralık'ta Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi gerektiğini ifade ederek, Kopenhag'da Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi halinde, Kıbrıs'la ilgili planın müzakere edilebileceğini bildirdi.

Erdoğan, Kıbrıs sorunu çözümünden yana olduklarını belirterek, "Planın olumlu ve olumsuz yanları var ama müzakere edilebilir. Kalıcı bir çözüm istiyoruz. Karşılıklı özveriyle masaya oturmaktan yanayız" dedi. Erdoğan, Lizbon'dan Helsinki'ye gelirken uçakta gazetecilerle sohbet ederek, soruları yanıtladı.

Erdoğan bir gazetecinin daha önce Kıbrıs konusunu da kapsayan ve AK Parti'nin gündeme getirdiği pakette bir geri adımın söz konusu olup olmadığı şeklindeki sorusunu yanıtlarken, paket konusunda herhangi bir geri adımın söz konusu olmadığını bildirdi. Türkiye'nin AB üyeliği yolunda sürekli Kıbrıs konusunun gündeme getirildiğini anlatan Erdoğan, Kıbrıs'ın ön koşul olmamasına rağmen, öne getirildiğini vurguladı. Buna rağmen kendilerinin "Bunun bir paket olarak ele alınabileceğini" dile getirdiklerini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şu anda da aynı şeyi konuşuyoruz. Ancak bunların hepsinin aynı tarihte çözülmesi diye bir şey söz konusu değil. Bir yol haritası çizecek olursak Türkiye'ye 12 Aralık'ta tarih verilmesidir. Kıbrıs'la ilgili Kofi Annan'ın bu planla ilgili Türkiye'ye, bizlere müzakere tarihi verilmesi halinde bu konunun da müzakere edilebilir olduğunu, yani bu planının müzakere edilebilir olduğunu kabul ediyoruz. Biz bunu müzakere etmeye hazırız. Bu sorunun çözülmesinden yana olduğumuzu söylüyoruz. Konuyla ilgili olarak karşı tarafın da özveriyle yaklaşmasını bekliyoruz. Ama şu anda Denktaş'ın durumu ve bizim hükümetimizin bu durumu var. Aralığıın ilk haftasında bu durum netleşecek. 12 Aralık'ta yetişsin denirse yetişmez."

Eroğlu'na cevap

Başbakan Derviş Eroğlu'nun planın müzakere edilemeyeceğini ifade ettiğini anımsatan bir gazetecinin sorusunu yanıtlarken de Erdoğan, bunun Eroğlu'nun kendi düşüncesi olduğunu belirterek, yorum getirmeye gerek olmadığını söyledi. Kendi tezlerini Kıbrıs'ta dile getirdiklerini kaydeden Erdoğan, siyasetçinin sorun üretmek değil, çözme görevinin bulunduğuna işaret ederek, "Eğer bir siyasi müzakereden kaçıyorsa veya çekiniyorsa bu siyasinin hiçbir tezi yok demektir. Kendine güveniyorsan, oturur kendi tezini öne sürersin, hamlelerle bunu başarırsın. Bunları yaparsın, menfaatlerine uygun gelmiyorsa, (Biz anlaşamıyoruz) dersin. Karşı taraftan da özveri beklerim, dersiniz" diye konuştu.

Erdoğan, bir gazetecinin "Tarih için tarih verilebileceği dile getiriliyor. Kıbrıs'la ilgili de bizden cevap bekliyorlar. Bir irade beyanında bulunulabilir mi?" şeklindeki sorusuna, şu karşılığı verdi:

"Bir defa bu hafta bu iş bitmez diyoruz. Bu müzakere edilebilir, ama biz bu planı kabul ettik dersek bir defa yanlış olur. Planın şu anda olumlu yanı var, olumsuz yanı var. Bir kere oturup müzakere etmemiz lazım. Baştan beri ne diyoruz, eşit, egemen iki kurucu devlete dayalı bir ortaklık devleti diyoruz, biz. Bir defa böyle anlaşılması lazım. Ondan sonra toprak meselesiydi, mülkiyet meselesiydi, bunlar müzakere edilir, tartışılır."

"Olay, Kıbrıs'ta düğümleniyor" sözleri üzerine de Erdoğan, Kıbrıs meselesinin pek çok yerde gündeme getirildiğini, zaman zaman da Kopenhag kriterlerinde konunun düğümlendiğini söyledi. Kendilerinin öncelikli görevlerinin Kopenhag kriterleri olduğunu ifade eden Erdoğan, "Ön koşulsa o ön koşul budur. Ön koşullar içinde Kıbrıs diye bir olay yok. Kıbrıs bunun tamamen dışında. Biz de ulusal programda verilen sözler neyse onu yerine getirmekle mükellefiz" diye konuştu.

Türkiye'nin AB uyum yasaları konusunda üzerine düşeni 18 aydır yaptığını ifade eden Erdoğan, "Öyleyse artık burada olumlu cevabı verme görevi AB ülkelerinindir" dedi.

"Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile görüşmesinin ardından Kıbrıs konusundaki görüşlerinizde bir değişiklik var mı?" sorusuna ise Erdoğan, "Hayır, bir değişiklik yok. Tamamen konu BM planının müzakere edilebilir olmasıdır. Biz bunu müzakere edilebilir buluyoruz. Planın tamamını müzakere edilebilir buluyoruz. Planda çıkarılması istenenler olabilir, konulması istenenler olabilir..." dedi.

"Kıbrıs sizin gündeminizin kaçıncı sırasında?" sorusu üzerine Erdoğan, birinci gündemlerinin Kopenhag kriterleri olduğunu bildirdi. Hem Türkiye'deki, hem de KKTC'de yaşayan insanların yaşam standartlarının yükseltilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, yeni hazırlanan AB'ye uyum yasalarının bir bölümünün 12 Aralık'a yetiştirilebileceğini kaydetti.

"Kıbrıs konusunda karşılıklı özveri"

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kıbrıs konusunda karşılıklı özveriye dayalı olarak masaya oturmaktan yanayız" dedi.

AB'nin Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi için sürdürdüğü Avrupa turunu Finlandiya'da sürdüren Erdoğan, Finlandiya Başbakanı Paavlo Lipponen ile yaptığı görüşme sonrasında ev sahibi ülke başbakanı ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Reccep Tayyip Erdoğan, bir gazetecinin, "Türkiye, Kopenhag'ta tarih alırsa bu olay Kıbrıs konusunda gelişmelere yol açar mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Türkiye, barış planı üzerinde kesinlikle müzakereye açıktır. Mevcut planı müzakere edilebilir buluyoruz. Bu planın olumlu ve olumsuz yanları var. Kesinlikle çözümden yanayız. Adil, kalıcı bir çözüm istiyoruz. Karşılıklı özveriye dayalı olarak masaya oturmaktan yanayız. Bu konuda Atina ziyaretimizde sayın Simitis'in de olumlu yaklaşımlarını gördük. Temenni ederim ki bu lafta değil uygulamada kalsın."

Lipponen de "Görüşmenizin içerikli ve dostane olduğunu söylediniz. Bu toplantı ne tür fikir değişikliğine yol açtı?" sorusuna yanıt verirken sözlerine, Türkçe "Güzeldi" sözcüğüyle başladı. Başbakan Lipponen, şöyle devam eti:

"Erdoğan, Türkiye'nin yeni hükümetinin reform düşüncelerini ortaya koydu ve sundu. Bu sürecin, Türkiye'de bir dönüm noktası olduğuna ve bu istikrarın gerçek değişikliği yapacak güce sahip olduğuna inanıyoruz. Erdoğan'ın bize ifade ettiği cümleleri çok içten değerlendireceğiz. Türkiye'nin adaylık sürecine geçtiği Helsinki'de ev sahibi olarak Türkiye'nin ilerlemesi ve eşgüdümüne engel olacak son ülke olmalıyız. Bu süreçte Türkiye'nin çabalarına destek vereceğiz ve sizinle birlikte olacağız."

12Aralık'ta ak-kara ortaya çıkacak

Bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in AB konusunda "hayal kırıklığını" ifade ettiğini söylemesi üzerine, "Biz görüşlerimizi dünya basını önünde anlatıyoruz, bu da kayda geçiyor. 12 Aralık'ta ak, kara ortaya çıkacak. Türkiye olarak bütün samimiyetimizi ortaya koyalım, onlar da o gün verecekleri kararla kayıtlara geçecekler. Onlar da test ediliyorlar. Olay bu kadar basit. Yani bu bizim için bir son değil..." diye konuştu.

Türban gündemimde yok

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Sezer'in kamusal alanda türbanla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine de "Bu işlerle uğraşmayın" dedi.

Aynı yöndeki ısrarlı soruları yanıtlamak istemeyen AK Parti lideri, "AB'nin de, benim de gündemimde bu yok" diye konuştu.

Papandreu'dan Yakış'a telefon

Bu arada, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın Lizbon'da bir telefon görüşmesi yaptığı öğrenildi.

Papandreu'nun Yakış'tan, Cumhurbaşkanı Denktaş ile yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi istediği ifade edilirken, Papandreu'nun 4 Aralık'ta Türkiye'yi ziyaret edeceğini söylediği de bildirildi.

Erdoğan, Rasmussen ile

basın toplantısı düzenledi

Danimarka Başbakanı Rasmussen, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile düzenlediği basın toplantısında, Erdoğan'ın, Türk hükümetinin bir reform sürecinde olduğunu kendisine ilettiğini belirterek, görüşmede ayrıca Türkiye'nin AB ile ilişkilerini ele aldıklarını söyledi.

Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesi durumunda, müzakere tarihi alacağını kaydeden Rasmussen, Türkiye'de önemli adımlar atıldığını, reform çalışmalarının Türkiye'nin AB yolundaki girişimlerinin birlik tarafından karşılık göreceğini ifade etti.

Türkiye'nin siyasi kriterlerin tümünü yerine getirmediğini dile getiren Rasmussen, "Toplantıda Türk hükümetine çağrıda bulundum. Detaylı bir reform planını tarihleriyle birlikte bir mektupla bize bildirsin. Bu yol haritası karar sürecine katkıda bulunacaktır" dedi.

Kopenhag'da ne karar alınacağının belli olmadığını dile getiren Rasmussen, Türkiye ve AB için en iyi kararın alınması dileğinde bulundu.

Daha sonra Erdoğan ve Rasmussen gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, dile getirdiği reformların hangi zaman sürecinde yapılacağı sorusunu yanıtlarken, 12 Aralık öncesinde bazı düzenlemelerin yetişebileceğini söyledi. Mecliste komisyonların kurulmasıyla ilgili zorunlu bir süreç bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Bu süreçler olmadığı takdirde yönetmelikle bunları çıkartırız" dedi.

"Suyu bulandırmak..."

AB'nin Dönem Sözcüsü Danimarka Başbakanı Rasmussen de Türkiye'nin AB üyeliğinin Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı olup olmadığı sorusunu yanıtlarken, Türkiye'nin adaylık statüsü ile Kıbrıs konusunun doğrudan bir bağlantısının bulunmadığını kaydetti. "Genel ortamı tabi ki etkileyebilir" diyen Rasmussen, Türkiye'nin reforma yönelik adımlarını hayranlıkla izlediğini, ancak uygulamanın önemli olduğunu belirterek, bu konuda Türkiye'nin AB'ye bir mektup göndermesi önerisini yineledi.

Rasmussen'in sözleri üzerine Erdoğan da Kıbrıs gibi bir sorunun öne sürüldüğünü dile getirerek, "Türkiye'nin önüne böyle bir koşul sunulması haksızlık olacaktır. Biz müzakerelere açık ve müzakereden yana olduğumuzu söylüyoruz. Bunu önümüze getirmek, suyu bulandırmak gibi geliyor bize" dedi.

Danimarka'nın Türkiye'de Kopenhag'da tarih verilmesine katkısının olup olmayacağı sorusunu yanıtlarken de Rasmussen, nihai kararı konuşmak için çok erken olduğunu dile getirerek, gelecek hafta AB üyesi ülkelerin kendi muhataplarıyla görüşeceğini ve bir taslağın hazırlandığını bildirdi.

Rasmussen, Türkiye'nin AB üyeliği süreci bağlamında Kıbrıs'la ilgili bir başka soruyu yanıtlarken, Kıbrıs meselesi ile Türkiye'nin adaylığının bir sonraki adımı arasında bir ilişki bulunmadığını, fakat Kıbrıs sorunun çözülmesinin bütün süreci kolaylaştıracağını düşündüğünü belirtti. Bir çözüm bulunması halinde, 12 Aralık öncesinde birçok işin kolaylaşacağını vurgulayan Rasmussen, BM'nin Kıbrıs planını "dengeli ve çözüm için iyi bir mesnet oluşturduğunu düşünüyoruz" sözleriyle değerlendirdi. Birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB üyesi olmasını arzuladıklarını kaydeden Rasmussen, "Kıbrıs'ta çözüm bulanması avantajdır, ön şart değildir" diye konuştu.

Bir soru üzerine, Türkiye'nin siyasi kriterleri yerine getirdiği zaman tarih alabileceğini ifade eden Rasmussen, çifte standart olmadığını Türkiye'nin de diğer adaylarla aynı muameleye tabi tutulacağını vurguladı.

Avrupa'nın şu anda "uygulamayla ilgili resim görmek istediğini" ifade eden Rasmussen, "Böyle bir yol haritası karar sürecinde önemlidir. Sayın Erdoğan, bunun yapılabileceğini bana söyledi" dedi.

KIBRIS 27/11/2002

ABD: 'Kıbrıs'ta hareket görmek istiyoruz..'

ABD Dışişleri Bakanlığı, BM'nin yeni Kıbrıs planı üzerinde ''taraflardan hareket görmek istediğini'' bildirdi.
Dışişleri Bakanlığa sözcüsü Richard Boucher, gazetecilerle konuşurken, Kıbrıs konusunda Washington'un şimdiki konumunun sorulması üzerine, ''daha önce belirtildiği gibi BM planını desteklediklerini'' ifade ederek, şunları söyledi:
''Hareket görmek istiyoruz. Sürecin ileri gittiğini görmek istiyoruz.
Kıbrıs, ABD'nin ön
emle ilgilendiği konulardan biri. Hem ilgili hükümetlerle, hem de Avrupalılar'la temas halindeyiz. Hem Kıbrıs konusunda ileri gidilmesini, hem de yaklaşan Kopenhag zirvesi çerçevesinde ne yapabileceklerini görüşüyoruz.'' Konunun hızla ileriye götürülmesini istediklerini kaydeden Boucher, ''Bütün taraflarla birlikte çalışarak, bu avantajdan yararlanmaları, bu fırsatı desteklemekte çaba göstermeleri konusunda ilerleme için gerçek an olup olmadığını görmeye çalışıyoruz'' diye konuştu.
Boucher, KKTC Cumhurbaşka
nı Rauf Denktaş'ın ''bu yönde hızla ilerlemek isteyip istemediğinin'' sorusuna da, ''Diğer tarafların konumu hakkında yorum yapmamın zamanı değil. Bütün tarafların süratle ileriye doğru hareket etmelerine ihtiyaç bulunduğu kanısındayım'' yanıtını verdi.

Lajendik’ten Kıbrıs uyarısı

Türkiye-Avrupa Parlamentosu Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lajendik, “Türkiye, Kopenhag’dan bir şey elde etmek istiyorsa, Kıbrıs konusunda ne yapmak istediği açısından açık ve net olmalı” dedi.

Joost Lajendik, Adalet Bakanı Cemil Çiçek’le görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosu için Kıbrıs konusunun kilit olduğunu söyledi. BM Genel Sekreteri Annan’ın Kıbrıs planının müzakere için iyi bir temel oluşturabileceğini ifade eden Lajendik, Türkiye’ni
n, Kopenhag Zirvesi öncesinde Annan’ın önerilerine yaklaşımını açıkça ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Türkiye-Avrupa Parlamentosu Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lajendik, BM Genel Sekereteri Annan’ın planını değerlendirdi ve “Kıbrıslı Tür
kler için bundan daha iyi bir öneri düşünemiyorum” dedi. Lajendik, Kopenhag Zirvesi öncesindeki birkaç haftalık süreçte Kıbrıs sorunu tamamen çözülmese bile bir çerçeve anlaşması oluşturulabileceğini, iyi niyet gösteren bir mektup yazılabileceğini söyledi. Lajendik, Türkiye’nin Kopenhag’a gitmeden önce pozisyonunu açıkça belirtmesi gerektiğini vurguladı.
YENIDUZEN 27/11/2002

Rum basınına göre:

Annan Planı’nın artıları - eksileri

BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın, Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla 11 Kasım`da taraflara sunduğu çözüm planı, Kıbrıs’ta yoğun bir şekilde tartışılırken, uluslararası çevreler de sorunun çözümü için çabalarını artırdı.
BM, Avrupa Birliği, ABD ve İngiltere, 12 Aralık`ta yapılacak Kopenhag zirvesine kadar, Annan planı temelinde `
`en azından bir çerçeve anlaşmasının imzalanması için`` girişimlerini artırdı. Kopenhag zirvesine kadar, Kıbrıs konusunda belirleyici gelişmeler olması bekleniyor.
Türk tarafının, Denktaş`ın sağlık sorunları ve Türkiye`de yeni hükümet oluşumları nedeniyle
planın yeterince incelenemediği gerekçesiyle yanıt vermediği Annan planına, Rum Yönetimi, 18 Kasım`da ``Müzakere etmeye hazırız`` yanıtını verdi.
Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, planı müzakere edeceğini açıklamasına rağmen, Genel Sekreter Annan`a
bir mektup yazarak, planda rahatsız olduğu, değiştirilmesini istediği ve daha fazla açıklama istediği konuları belirtti.

RUMLARIN OLUMLU BULDUĞU KONULAR

Rum basınında çıkan haberlere göre, Annan planının Rum tarafı için olumlu yanları şöyle:
-Tek egem
enlik ve yeni devletin dağılamaz olduğu,
-Tek uluslararası kimlik,
-Tek Kıbrıs vatandaşlığı,
-Adanın askerden arındırılması,
-Önemli sayıda Rumun Rum idaresi altındaki topraklara geri dönmesi,
-Serbest dolaşım hakkının tesisi,
-Diğer toplumun yönetim
inde olacak Rumların siyasi hakların tesisi; Türk idaresi altında yaşayacak Rumlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi.

RUMLAR AÇISINDAN PLANIN OLUMSUZ YANLARI

Rumların olumsuz bulduğu konular ise şöyle sıralanıyor:
-Türkiye`den gelerek adaya yerleşenle
rin adada kalışının güvencesi: Rumlar, bunu ``çok tehlikeli`` olarak görüyor ve ``Türkiye`den gelenlerin hepsinin Kıbrıs`tan ayrılması ve geldikleri ülkeye geri dönmesi için gerekli tazminatın ödeneceği`` yönünde bir maddeyle değiştirilmesini istiyor.
-Ru
m göçmenlerin geri dönüş hakkına konulan kısıtlamalar: Rumlar, 20 yıllık geçiş süresinin uzun bir dönem olduğunu belirterek, bunun göçmenlerin dönmesini engelleyeceğini belirtiyor.
-Mal-mülk ve tazminatlar konusu: Tazminatların bugünkü değeri üzerinden öd
enmesini isteyen Rumlar, 1974`teki fiyatların bugünkü enflasyona uyarlamasının değer kaybı olacağını kaydediyor.
-Garantörlük ve güvenlik konuları: Rumlar, 1960 garanti ve ittifak anlaşmalarının devamından ve Türkiye`nin ada üzerinde müdahale hakkı bulunm
asından rahatsızlık duyuyor.
-Yeni devletin Kıbrıs Cumhuriyeti`nin bir gelişimi olduğuna net şekilde yer verilmemesi: Rumlar, ``Kıbrıs Cumhuriyeti``nin devam etmesini istiyor.
-Üç yıllık geçici başkanlık ve eşbaşkanlık: Rumlar, olası bir çözümde, KKTC Cu
mhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın kurulacak yeni devlette Rum lider Glafkos Klerides`le birlikte başkan olmasına karşı çıkıyor. Klerides de ``eşbaşkanlığı kabul etmesinin mümkün olmadığını`` açıklamıştı.
-AB müktesebatından sapmalar...
-Takvim: Annan, 12 Aralı
k`a kadar anlaşmanın ana hatlarıyla ilgili anlaşma imzalanmasını istiyor. Anlaşma ve AB üyeliğiyle bağlantı kuruluyor. Rumlar, Mart 2003`te yapılacak referandumda, çözüm ile AB üyeliğinin ayrı değil, birlikte yapılmasını istiyor.
Kıbrıs Türk tarafı ise pl
anla ilgili olarak, toprak, mülkiyet, egemenlik, güvenlik ve göçmenlerin dönüşü konularında rahatsızlığını ortaya koydu.

YENIDUZEN 27/11/2002

M. A TALAT:

"
Annan planı, müzakerelerin temeli”

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu planın, müzakereler için temel kabul edilmesi ve Kopenhag Zirvesi’ne kadar çözümün sağlanması gerektiğini söyledi.

Planın Tam Metni için
www.ctpkibris.org
Mehmet Ali Talat, dün İtalyan Büyükelçi Cherardo La Francesca ile görüştü. Talat, görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, ilginç bir dönemden geçildiğini ve oldukça farklı bir durumla karşı karşıya bulunulduğunu söyledi.
Talat, Türkiye’deki yeni hükümetin Kıbrıs sorununun çözümü
konusunda isteklilik gösterdiğini, özellikle Kıbrıs Türk liderliğini BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planını müzakere etme yönünde cesaretlendirmeye çalıştığını kaydetti.
Uzun süreden beridir çözümden yana olan Kıbrıs Türkü’nün çıkarlarının, olası bir ç
özümle güvence altına alınabileceği gerçeğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Talat, AB üyeliğinin de toplumda oldukça geniş bir tabana sahip olduğunu söyledi.
Talat, “Çok kritik bir zamanda bulunuyoruz. Zaman daralıyor. Kopenhag Zirvesi, Kıbrıs sorununun
çok yönlü çözüme kavuşturulmasında son tarih. Bu nedenledir ki BM Genel Sekreteri Annan, çözüm için plan önerdi. Bu planı tartışmak için çok kısa bir süremiz var” dedi. Talat, şöyle devam etti:
“Planın zamanlamasını eleştirmek haksızlık olur; çünkü herkes,
planın, bölgede olası bir krizi engellemek için zirveye çok kısa bir süre kala sunulduğunu çok iyi biliyor. Planı ele alıp, tartışmaktan başka bir yolumuz yok. Bize göre ise bu plan çok iyi, ayrıntılı hazırlandı ve her iki tarafın çıkarları ile önerilerini de gözetiyor.”
Partisinin Kopenhag Zirvesi’ne kadar çözüme ulaşılabilmesi için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu kaydeden Talat, CTP’nin parti olarak toplantılar düzenleyerek halkı plan konusunda bilgilendirmeye ve görüşlerini almaya çalıştığını beli
rtti.
Bazı kaygılara rağmen Kıbrıs Türkü’nün genel olarak planı desteklediği görüşünü belirten Talat, planın olası referandumda onay alacağından emin olduğunu kaydetti.
Cherardo La Francesca da konuşmasında, Kıbrıs konusunda ilginç bir dönemden geçildiğin
e işaret ederek amacının CTP’nin görüşlerini öğrenmek olduğunu söyledi. Sorunun çözümüyle ilgili herhangi bir önerisi bulunmadığı şeklinde espri de yapan Francesca, istenilmesi halinde çözümün sağlanabileceğini kaydetti.

YENIDUZEN 27/11/2002

KKTC’de BM planına destek mitingi

KKTC’de 92 sivil toplum örgütü, Birleşmiş Milletler planının kabul edilmesi ve Avrupa Birliği’ne üyelik için bir miting düzenledi.

Selim Sayarı/Lefkoşa
NTV

27 Kasım— Lefkoşa’nın İnönü Meydanı’nda yapılan ve 5 bin kişinin katıldığı mitingde yapılan konuşmalarda Kıbrıs’ta çözüm ve Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen konuşmalar yapıldı

Lefkoşa’da düzenlenen mitinge, sendikalara bağlı öğretmenler, memurlar ve çalışanlar katıldı. Miting nedeniyle öğretmenler sabah üç ders yaptıktan sonra miting alanına geldiler ve dersler durdu. Memurlar, üç saat boyunca iş bıraktılar. Esnaf da kepenk kapattı.
Mitingde yapılan konuşmalarda ‘Sorunu çözelim’, ‘AB’ye girelim’, ‘Kıbrıs’ta çözüm engellenemez’ şeklin
de mesajlar verildi. Yapılan konuşmalardaysa ‘Kıbrıs’ta artık çözüm zamanının geldiği’ vurgulandı.

“SORUNUN ÇÖZÜLMESİ GEREK”
Mitingde, AKP Lideri Erdoğan’ın açıklamalarına da atıfta bulunuldu. Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, mitingde yaptığı konuşmada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 11 Kasım’da sunduğu çözüm planını müzakere zemini olarak kabul ettiklerini belirterek, “12 Aralık’tan önce Kıbrıs’ta bir çözüm olacağına inanıyorum. Hesaplarımı da ona göre yapıyorum” dedi. Dünyanın seslerini duym
ası için meydanlarda olduklarını ve Kıbrıs’ta çözüm istediklerini ifade eden Erel, “AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Abdullah Gül’ün de dediği gibi, 40 yıldır devam eden Kıbrıs sorununun çözülmesi gerekmektedir. Sorunun çözülebileceğini ve bunun Türkiye’nin Avrupa Birliği ile görüşmelere başlamak üzere tarih almasıyla direk ilişkili olduğunu biliyoruz” diye konuştu

‘HALK OLARAK PLANI KABUL EDİYORUZ’
Yapılan konuşmalarda, ‘Kıbrıs’ta çözümün Türkiye’nin önünü açacağının’ altı çizildi ve Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün 40 yıldır devam ettiği vurgulandı. BM Genel Sekreteri Annan’ın sunduğu paketin kabul edilebilecek bir paket olduğu, bunun gündemi oluşturduğu söylendi.
Buradaki konuşmalarda, “Halk adına Annan planını görüşme zemini olarak kabul ediyoruz. Den
ktaş, bir an önce müzakere masasına dönmeli ve paketi müzakere etmelidir”, denildi.

NTV 27/11/2002

 

Annan, liderlerden görüş istedi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Klerides’ten Cumartesi gününe kadar, hazırladığı plan hakkında görüş istedi.

27 Kasım— Ankara’daki diplomatik kaynaklar ise çekincelerine karşın KKTC Cumurbaşkanı Denktaş’ın planı görüşmelere zemin olarak kabul ettiğini bugün bildireceğini belirtiyorlar.

Genel Sekreter, her iki liderden 30 Kasım Cumartesi gününe kadar Kıbrıs’ta çözüm için hazırladığı plan ile ilgili kararlarını ve görüşlerini bildirmelerini istedi.

DENKTAŞ CEVABINI BUGÜN BİLDİRECEK
Öte yandan Ankara’daki diplomatik kaynaklar, rahatsızlıklarına karşın Denktaş’ın BM Genel Sekreteri’nin planını görüşme zemin olarak kabul ettiğini Annan’a bugün bildirebileceğini belirtiyorlar.

Edinilen bilgilere göre, Türk tarafı özellikle planın giriş bölümünde yer alan 1.5 sayfalık kuruluş anlaşmasından rahatsız.
Diplomatik kaynaklar anlaşmanın kuruluş değil kurucular anlaşması adını taşıması gerektiğine işaret ediyorlar. KKTC’nin egemenliğinin ancak bu şekilde ortaya konabileceği belirtiliyor. Türk tarafı, anlaşmanın egemen iki devlet tarafından imzalanmasını da istiyor. A
nlaşma liderlerce imzalandığı takdirde Kıbrıs Türk’ünün egemenlik hakkının ortadan kalktığı kaydediliyor.

NTV 27/11/2002

Atina: Vakit yeter

27/11/2002 RADIKAL

AA - ATİNA - Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, Türkiye ve KKTC'nin aksine, AB'nin 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesine kadar BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu Kıbrıs çözüm planı temelinde özlü müzakerelere başlamak için yeterli süre olduğunu söyledi. Protopapas, düzenlediği basın toplantısında, müzakerelerin başlatılması halinde Kopenhag'dan sonra da devam edebileceğini kaydetti. Türkiye'nin yanıt vermeyi geciktirmesi nedeniyle müzakerelere geçilemediğini ifade eden Protopapas, 'net bir yanıt' beklentisi içinde olduklarını vurguladı.
Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu'nun Dış
işleri Bakanı Yaşar Yakış ile önceki günkü telefon görüşmesine de değinen Protopapas, Yakış'ın Papandreu'ya 'iyimser görüşler' aktardığını açıkladı. Rum Kesimi'nin 'sorun çözülmese de AB'ye üye olacağını' belirten Protopapas, "Bu durumda tüm Kıbrıs üye olacak, ancak AB müktesebatı yalnızca adanın özgür bölümünde uygulanacaktır" ifadelerini kullandı.

Denktaş yine menfi

Dışişleri Bakanı Denktaş'ı ikna edememiş: Annan Planı'nı kabul ettiğimiz söylenemez.

27/11/2002 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs çözüm planına yanıt vermek yerine sürekli olumsuz açıklamalar yapan KKTC lideri Rauf Denktaş, hafta sonunda Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la yaptığı görüşmelerin ardından planı kabul ettiği haberlerini yalanladı. İki aydır New York'ta tedavi gören Denktaş, Bayrak televizyonuna demecinde şöyle konuştu:
"BM Genel Sekreteri'nden zaman istedik, kabul etmek veya etmemek başka bir şeydir, bakmak ve doğrultmak başkadır. 'Kabul ettik' diye bir haber hatalıdır... Planın içeriğiyle, haritasıyla
görüşmelere zemin olamayacağını devamlı söyledim. Ama belgeyi düzeltmek için tabiatıyla birileri birileriyle görüşecek. Bütün bunları değerlendirmeye çalışmaktayız."
KKTC lideri, Yakış'la görüşmesi hakkında "Planla ilgili görüşlerimi sayın Dışişleri Baka
nı'na samimiyetle aktardım. Kabul ettik diye bir şey yoktur. Hükümetim ve halkımla temasımı hastalığım engelledi. Yakında inşallah bu fırsatı yakalayacağım" dedi.

Şımarıklıkla suçladı
Denktaş, KKTC'de bugün yapılacak plana destek mitingine atfen,
"Gösterilerle, protestolarla derhal cevap verilsin ile bir yere gitmek doğru değil, böyle şımarıklıkla, acele, derhal protestolarla Kıbrıs Türkü'nün kaderini bir yere bağlamak doğru değildir" diye konuştu. Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides'in Annan'a yazdığı
mektupta planla ilgili birçok açıklama istediğini, Rumların yüzde 71'inin de plana olumsuz
baktığını kaydeden KKTC lideri, "Bu şartlar içerisinde ve haritalar karşısında biz heyecanla, protestolarla vakit geçiriyoruz. Çok üzülüyorum bunları gördükçe" ifad
elerini kullandı.
Geçmişte toprak konusunda 29 artı formülünün ortaya konduğunu söyleyen Denktaş, ancak Rum tarafının reddiyle formülün ortadan kalktığını savundu. Gelecek gün ve haftalarda Türkiye'nin bütün konuları değerlendirme fırsatı olacağını söyley
en Denktaş, "Sabırlı olalım, bekleyelim. Birlikte hareket edelim" diye konuştu.
Denktaş, sağlık durumu nedeniyle plana yanıtı geciktirmesine ilişkin, BM yetkilileriyle temaslarında Annan'a şifahi olarak yanıt verdiğini, gerekirse yazılı yanıt vermenin de
mümkün olduğunu kaydetti. Günlerdir planı müzakere zemini kabul etmeyeceklerini söyleyen KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu da, hukuk diliyle yazılan planın yanlış aksettirildiğini, bunun doğuracağı sonuçları önlemek için tercüme edilen planın kamuoyuna duyurulacağını söyledi.

KKTC'de büyük miting
KKTC'de ise sivil toplum kuruluşları, plana ve AB üyeliğine destek
amacıyla miting düzenliyor. Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın liderliğinde
'Ortak Vizyon' adı altında birleşen 90 sivil toplum kuruluşu, bu sabah Lefkoşa'da miting düzenliyor. Öğretmen sendikaları da greve gidiyor.

UNFICYP gerilimi
Bu arada BM Güvenlik Konseyi, önceki gece Kıbrıs'taki BM barış gücünün (UNFICYP) görev süresini oybirliğiyle 15 Haziran 2003'e kadar uzattı.
BM Genel Sekreteri Annan, Güvenlik Konseyi'ne, gelecekte meydana gelebilecek şiddet olaylarının önlenmesi için BM barış gücünün Kıbrıs'ta kalmasının gerekli olduğunu düşündüğünü söylemişti. KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı ise, 1442 sayılı BM kararının kendileri için geçerli ve bağlayıcı olmadığını, alınan kararın Rum Kesimi'nin dayatması
üzerine alındığını iddia etti.

Kıbrıs planı ve maliyeti

Murat Yetkin

Türkiye her kaçırdığı tren için bir maliyet ödüyor. Bu seferki daha da ağır olabilir

27/11/2002 RADIKAL

Bugünlerde Ankara'da birbiri ardına Avrupa Birliği toplantıları düzenleniyor. Pazartesi günü Hacettepe Üniversitesi'nde düzenlenen 'AB Günleri' konferansına, dün de ODTÜ'de düzenlenen 'ABTürkiye İlişkileri' paneline katılma, konuşma imkanım oldu.
ODTÜ'deki panelistler arasında 1963 Ankara Anlaşması'nı imzalayan eski Maliye Bakanı Ziya Müezzinoğlu, Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Akın Alptuna, İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Manuel de la Camarro ve Mehmet Ali Birand da vardı
. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le çıkacağı önemli Almanya ziyareti öncesi öğrencilere bilgi vermek için üniversiteye giden Alptuna, önemli güncel saptamalarda bulundu. Bu saptamalar daha çok Türkiye'nin AB üyeliği ile Birleşmiş Milletler Kıbrıs Planı ilişkisi üzerineydi. Şöyle özetlenebilir:
Plan üzerine karar vermekte telaşa kapılmamalı. Acele edilirse birkaç sene sonra Kıbrıs Bosna'ya dönüşebilir.
Plan gözü kapalı kabul edilecek, ya da gözü kapalı reddedilecek bir metin değil. Bu yönüyle de müzakere
edilmesi gerektiği anlaşılıyor.
Öte yandan BM Kıbrıs Planı, kabul edildiği takdirde Türkiye'nin AB üyeliğini zaten içeriyor, varsayıyor. Dolayısıyla plan hayata geçip Kıbrıs bir bütün olarak AB üyesi olursa Türkiye'ye kapıların kapatılacağı endişesi abar
tılı.
Hükümet önüne koyduğu demokratikleşme paketini 12-13 Aralık Kopenhag zirvesine dek Meclis'ten geçirirse (ki aynı saatlerde Başbakan Abdullah Gül, Meclis'teki hükümet programı görüşmeleri sırasında bu sözü verdi) Türkiye, Kopenhag Kriterleri'ni uygul
amaya yönelik olarak da yerine getirmiş demektir. Bir müzakere tarihi alınması ihtimali uzak değil.
Kopenhag toplantısında Kıbrıs, eğer Rum idaresinin uluslararası toplulukta kabul gören ismi olan 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adıyla davet edilmez
ise, çözüm bulu
nabilir demektir.
Bu son cümle önemliydi. Konuşmasını bitirince Alptuna'ya "Kıbrıs Cumhuriyeti yerine, diyelim yalnızca Kıbrıs dense Ankara açısından kabul edilebilir oluyor mu?" diye sordum. Alptuna "Kıbrıs Planı'nın Türk ve Rum taraflarca müzakereleri i
lke olarak başlarsa, zaten Kıbrıs Cumhuriyeti demenin fazla anlamı da kalmaz. Bu bizi de rahatlatır" dedi.
İspanyol Büyükelçi Camarro'ya "Kopenhag'da Kıbrıs Cumhuriyeti dışında bir Kıbrıs ifadesi kullanılması mümkün mü?" diye sordum. O da "Plan üzerinde
ilk kabul sağlansa tabii ki mümkün" dedi.

Zaman daralıyor ama...
Türkiye'nin AB üyeliği içinde kritik önem taşıyan BM Kıbrıs Planı için zaman daralıyor, ama değişik manevra imkânları ortaya çıkıyor. Bunu görmek için gelişmeleri alt alta sıralamak yeterli:

Başbakan Gül, BM Planı'nı müzakere edilebilir bulduğunu Meclis'te açıkladı.
Dışişleri Bakanı Yakış ve az önce okuduğunuz gibi Dışişleri bürokrasisinin bu konularda uzman bir ismi, BM Planı'nı müzakere edilebilir bir zemin olarak görüyor.
1974'ün ve bir önceki hükümetin Başbakan'ı, DSP lideri Bülent Ecevit, planın ciddi sakıncalar içerdiğini, ancak bunların dikkatli müzakere ile giderilebileceği yolunda görüş bildiriyor. 1974'ün Kıbrıs harekâtı planlayıcısı ve yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 'bu fırs
atın kaçırılmaması gerektiğini' söylüyor.
Sivil toplum büyük çoğunlukla KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı müzakereyi kabul ettiğini ilana çağırıyor. TÜSİAD ve TOBB'un dün yaptığı çıkışlar güçlüydü.
Kuzey Kıbrıs kamuoyunda planın konuşulması (tekrar etmek
lazım, kabul edilmesi değil, konuşulacağının açıklanması) için cephe genişliyor. Bugün KKTC'de kitle gösterileri bekleniyor.
Denktaş ise hâlâ planı görüşmeye ikna olmuş değil. Şeker hastalığının etkisiyle, geçirdiği ağır kalp operasyonunun etkisini atlat
amayan Denktaş'ın rahatsızlığı onu New York'ta yatağa bağlamış durumda. Ancak ülkelerin kaderleri, liderlerinin sağlık durumlarına ne kadar süreyle bağlı tutulabilir? Denktaş'ın yönetiminde bulunup da müzakere görevini güvenle devredebileceği bir yardımcısı, bir Kıbrıslı Türk devlet adamı yok mu?
"Son tren de kaçıyor" mantığı bence geçerli değil, ama kaçan her trenin bir maliyeti var. Bu seferkinin maliyeti ise yüksek olacağa benziyor.
Bakalım bu sorun 29 Kasım'daki Milli Güvenlik Kurulu'nda nasıl tartışı
lacak?

Türk tapulu gayrimenkule hücum var

KKTC piyasaları çözüm havasında

Rum tapulu mallara talep, ‘nasıl olsa eski sahiplerine verilir’ endişesiyle durma noktasında İngilizler, Rum kesimindeki evlerini 150 - 200 bin sterline satıp KKTC’de 50 - 70 bin sterline ev alıyor


DIŞ HABERLER SERVİSİ

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 11 Kasım’da taraflara sunduğu çözüm planının ardından, KKTC’de Türk tapulu gayrimenkulün değeri artarken, Rum tapulu mallara talep durma noktasına geldi. Türk tarafındaki mallara büyük ilgi gösteren İngilizlerin özellikle Girne’deki malları tercih ettiği belirtiliyor.
Kıbrıs gazetesinin haberine göre, Ada’daki bazı mal sahipleri fiyat artırırken, bazıları da belirsizlik ortadan kalkana kadar mallarını satmaktan va
zgeçti.
Girne dışındaki tüm satışların durduğunu ifade eden emlakçiler, Rum kesiminde yaşayan bazı İngilizlerin, çözüm olacağı inancıyla oradaki evlerini 150 - 200 bin sterline satarak Girne’den 50 - 70 bin sterline ev almaya başladığını söyledi. İngilizl
erin yanı sıra Londra’daki Kıbrıslı Türklerin de Türk tapulu mallara ilgi gösterdiği belirtiliyor.
Emlakçilerin dikkat çektiği bir başka nokta, Kıbrıs konusundaki belirsizlik nedeniyle Rum mallarına rağbet edilmemesi. Bu duruma, çözüm halinde Rum tapulu ma
lların eski sahiplerine iade edileceği kaygısının rol oynadığı ifade ediliyor.
Ekonomik kriz ve enflasyon nedeniyle zaten durgun olan piyasanın, planın açıklanmasının ardından daha da durgunlaştığını vurgulayan emlakçiler, Ada’da anlaşma olması durumunda
piyasanın canlanmasını umuyor.

MILLIYET 27/11/2002

Denktaş esnekleşiyor, AGSP ise bitti...


İnanılmaz bir maraton, inanılmaz bir kargaşa yaşanıyor. Saate karşı bir yarış söz konusu. Ancak işin ilginç yanı, ne Avrupa Birliği ne de Ankara, henüz temel konularda kesin bir politika saptayabilmiş değil.
Avrupa Birliğinde hala, Kopenhag doruğunda Türkiye'ye kesin bir tarih verilmesi ile ilgili somutlaşmış bir tutum yok. AB üye ülkeleri daimi delegeleri önümüzdeki hafta başı Türkiye dosyasını, ilk defa ayrıntılı biçimde tartışacaklar. Almanya henüz direniyor. Türkiye'ye tarih verilmesi ile ilgili kararın Haziran 2003'teki Selanik doruğuna kadar ertelenmesini istiyor. Fransanın tutumu da pek net değil. Fransız hükümeti bir gidiyor, bir geliyor.
Henüz kesin bir tu
tum saptanamadı.
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Abdullah Gül çözüm istiyor. Tayyip Erdoğan, birgün "paket anlaşmadan" (Kıbrıs-AB tarihi-AGSP) söz edip, ertesi gün farklı bir görüş öne sürüyor. Dışişleri suskun. İçerden sızan haberler, orada da farklı görüyle
r olduğunu gösteriyor.

DENKTAŞ ÇOK ZORLANIYOR...
Şu anda bütün gözler KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın üstünde. Denktaş, Annan paketinin bir "müzakere zemini oluşturamayacağını" açıkladı. Bu paketle çözüm istemiyor. Ancak, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın son New York toplantısında belirli oranda esnekleşti. Annan paketine, Klerides gibi olumlu bir vereceğinin sinyalini yaktı. Ancak yine de, paketin "müzakere zemini" oluşturacağını değil, sadece "müzakere edilebilir" gördüğünü açıklamak istiyor. Şu sırada
tartışmalar sürüyor. Bu hafta içinde, KKTC Cumhurbaşkanından bir yanıt çıkacak.

AVRUPA ORDUSUNDA DA ANLAŞMAYA VARILDI
Diğer önemli gelişme, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) veya diğer adıyla "Avrupa Ordusu" konusunda da anlaşmaya varılması.
AB yetkililerine göre, Türkiye ile AB Savunmasından sorumlu Solana arasında anlaşma tamam. Bu formüle göre Kıbrıs ve Malta, AGSP mekanizması dışında tutulacaklar. Şu sırada anlaşma Yunanistan tarafından inceleniyor. Onlar da onaylarını verirlerse, sorun çöz
ülmüş olacak.
Yine de bu konu Kopenhag doruğuna taşınacak ve son sözler Kopenhag'da söylenecek. Türkiye bu kozu elinden tümüyle de bırakmıyor.

GERİYE İMZA İŞİ KALDI...
Bundan sonra gelişmeler daha da hızlanacak.
Son durak ise, 12 Aralık gecesi
12 Aralık gecesine kadar Kıbrıs Türk ve Rumlar belgeyi imzaladıkları taktirde sorun çözülecek ve yepyeni bir süreç başlayacak. Hem KKTC'nin, hem de Türkiye'nin önü açılacak.
İmzalanmadığı taktirde ise, felaket senaryoları devreye girecek. Sorunlar artacak, insanlar
kötümserleşecek. Ekonomi yine sıkışacak.
Seçimi bize ait.
* * *

HER SÖYLENENE İNANMAYIN...

Yakın tarihimizde böylesine sıkışık ve hayati önemde bir süreçten geçmedik. Herşey üst üste geldi.
Önce, krizin getirdiği büyük ekonomik reformlardan kaynaklanan deprem yaşandı.
Ardından, 3 Kasım'da bir sivil darbe ile karşılaştık. Bu, boyutlarını henüz tam anlamıyla çözemediğimiz başka bir deprem idi.
Şimdi, 28 yıllık Kıbrıs sorununa çözüm bulmak ve Avrupa Birliğine doğru en önemli adımı atmak üzereyiz. Bu durum da
, toplumun tüm alışkanlıklarını, vizyonunu, algılama kapasitelerini alt üst ediyor.
Herşey de önümüzdeki birkaç haftaya sıkışmış durumda. Ne olacaksa, olacak. Üstelik konular birbirine bağlı. AB tarih verirse, Türkiye Kıbrıs'ta esnek davranacak; Türkiye Kı
brıs'ta esnek davranırsa, AB'nin tarih verme cesareti artacak.
Durum böyle olunca da, müthiş bir pazarlık yaşanıyor. Kimse elindeki kartı göstermek istemiyor. Aksine gerçek yaklaşımlarını saklıyorlar.
Türk tarafı olsun, Avrupa Birliği yetkilileri olsun, ki
mi zaman yanıltıcı bilgi dahi veriyorlar. Bundan dolayı, sizin yerinizde olsam, demeçlere hiç inanmazdım. 12 Aralık akşamına kadar da böyle davranırdım. Herşey 13 Aralık sabahı kesinleşecek...

MEHMET ALI BIRAND – MILLIYET 27/11/2002

Denktaş neden değişiklik istiyor

ANNAN'ın sunduğu Kıbrıs planı diplomatik çevrelerde şöyle yorumlanıyor: ‘‘Girişteki 1.5 sayfalık temel antlaşmayı imzaladıktan sonra planda zaten müzakere edecek bir konu kalmıyor. Bütün düzenlemeler hazır.’’ İşte bu nedenle Denktaş, antlaşma bölümünün değiştirilmesini istiyor. Bu bölüm imzalandığı takdirde, Türk tarafının çekinceleri bulunan, harita, mülkiyet hakları ve güvenlik garantileri gibi konulardaki tüm düzenlemeler baştan onaylanmış oluyor ve müzakereler için hiçbir hareket alanı kalmıyor. Denktaş metinde değişiklik yaptırarak müzakereler için hareket serbestisi kazanmaya çalışıyor.

HURRIYET 27/11/2002

KKTC'de 'Çözüm ve AB' mitingi yapıldı

KKTC'de, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da sunduğu çözüm planı ve Avrupa Birliği (AB) üyeliğine destek amacıyla miting yapıldı. Önderliğini Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın yaptığı ''Ortak Vizyon''u oluşturan 92 sivil toplum örgütü tarafından Lefkoşa'da düzenlenen mitinge yaklaşık 5000 kişi katıldı.

Mitinge katılımı artırmak amacıyla, Ortak Vizyon'a imza koyan kamusendikaları saat 10.00 ile 13.00 arasında grev yaptı. Öğretmen sendikalarının mitinge destek amacıyla grev yapması nedeniyle bazı okullarda ders yapılamadı. Miting alanının ön saflarının, üzerinde okul formaları bulunan ortaokul ve lise öğrencileri tarafından doldurulması dikkat çekti.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, mitingde yaptığı konuşmada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da sunduğu çözüm planını müzakere zemini olarak kabul ettiklerini belirterek, ''12 Aralık'tan önce Kıbrıs'ta bir çözüm olacağına inanıyorum. Hesaplarımı da ona göre yapıyorum'' dedi.

Dünyanın seslerini duyması için meydanlarda olduklarını ve Kıbrıs'ta çözüm istediklerini ifade eden Erel, ''AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Abdullah Gül'ün de dediği gibi, 40 yıldır devam eden Kıbrıs sorununun çözülmesi gerekmektedir. Sorunun çözülebileceğini ve bunun Türkiye'nin Avrupa Birliği ile görüşmelere başlamak üzere tarih almasıyla direk ilişkili olduğunu biliyoruz'' diye konuştu.

Yitirilen yılların geri gelmesinin mümkün olmadığını, ama artık geriye bakmak istemediklerini dile getiren Erel, geçmişten çok şey öğrendiklerini, şimdi önlerinde bir fırsat olduğunu ve bu fırsatı kaçıramayacaklarını kaydetti.

''Masaya dönüp müzakerelere başlamalıyız'' diyen Erel, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides'in 10 aylık bir sürede görüştüklerini ve sonunda Genel Sekreter Annan'ın ortaya bir çözüm paketi koyduğunu belirterek, paketin ''gökten zembille inmediğini'' söyledi.

Türkiye'de iktidara gelen AK Parti'nin de planı ''müzakere zemini olarak kabul ettiğini'' açıkladığını ifade eden Erel, 12 Aralık tarihine kadar bir çerçeve anlaşmasının imzalanmasını, 28 Şubat'a kadar da diğer detayların tamamlanması gerektiğini belirtti.

''Bir kez daha çözüm istemeyen taraf olarak algılanmanın sadece Kıbrısı Türklere değil, Türkiye'ye de zarar vereceğini'' dile getirenErel, ''Müzakere hakkımızın kaybedilmesi, bizim haklarımızın masada korunmaması anlamını taşır. İşte o zaman toplumsal varlığımız tehlikeye girer. Toplumsal ve ekonomik değerimiz yitirilir. Cumhurbaşkanı müzakere etmelidir. Masadan kaçmanın bedelini biz yıllardır ödüyoruz ve artık bu hesabı biz ödemek istemiyoruz'' diye konuştu.

Erel, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın söylemlerinde, Türkiye ile ters düşmemesi gerektiğini ifade ederek, ''planda tuzak olduğuna inanmadığını, olan tuzakların da müzakere ile düzeltilebileceğini'' kaydetti.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı AliBarçın da, Cumhurbaşkanı Denktaş'ı hedef alan konuşmasında, ''planla soruna çözüm bulma fırsatının olacağını'' savundu. Barçın'ın konuşması sırasında, Cumhurbaşkanı Denktaş aleyhine sloganlar atıldı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Başkanı Sami Evren de mitinge katılanları selamladı. Mitinge katılanlar daha sonra olaysız şekilde dağıldı.

HURRIYET 27/11/2002

Denktaş: Müzakereden kaçmıyoruz

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, müzakereden kaçmadıklarını belirterek, ''Bize iki tarafın da kabul etmediği şeyleri kabul ettirmeye kalkışmasınlar'' dedi. Denktaş BM Genel Sekreteri'nin sunduğu planda değiştirilmesi gereken bölümler de bulunduğunu kaydetti.

Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara gönderdiği son mektupla ''istemediklerinizi, değiştirmek istediklerinizi söyleyin göreyim'' yönünde bir davet yaptığını ve bunu olumlu bulduklarını söyledi.

Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides ile görüşebileceklerini ifadeeden Denktaş, 30 Kasım'da her iki tarafın nelerin değişmesini istediğini ortaya koymasıyla Annan
belgesinin müzakere zemini olup olmayacağının ortaya çıkacağını kaydetti.

Sağlık açısından kendini iyi hissetiğini belirten Denktaş, ''Drenaj ve beyaz küreler meselesi olmasa herhalde dönmüş olacaktık. Bugün hastaneden taburcu oluyorum'' dedi.

Cumhurba
şkanı Denktaş, sağlık durumundaki gelişmelere bağlı olarakgelecek hafta ortalarına doğru Kıbrıs'a dönmesinin olası olduğunu kaydetti.

'30 KASIM'A KADAR NELERİ İSTEMEDİĞİMİZİ BİLDİRECEĞİZ'

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da sunduğu planın 'temel olarak kabul edildiğiyle ilgili bir sözün olmadığını' belirterek, BM Genel Sekreteri'ne 30 Kasım'a kadar neleri istemediklerini bildireceklerini söyledi.

NTV'de telefonla katıldığı programda Mithat Bereket'in sorularını yanıtlayan Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan'ın taraflara bir mektup göndererek, planda neleri beğenmediklerini 30 Kasım'a kadar kendisine bildirmesini istediğini ifade ederek, 'Bu bizim istediğimiz bir şeydir. (Belgenin) Temel olarak kabul edilebilmesi için, bizim işimizegelmeyen hususların değiştirilmesi lazım. Bunun müzakeresini yapmaya hazırız' dedi.

'Planı müzakere zemini olarak kabul edebilecek misiniz?' sorusuna karşılık Denktaş, 'Müzakere zemini olabilmesi için, bu istemediğimiz hususların müzakere edilmesi lazım, müzakere zeminine getirebilmek için' diye konuştu.


Planda, başta toprak konusu olmak üzere, Türk tarafının statüsü ve1960 Anlaşmalarının Türk tarafına ve Türkiye'ye verdiği hakların tamamen gözardı edildiğine işaret eden Denktaş, değiştirilmesi gerekençok hususlar olduğunu, bunun müzakeresini yapabileceklerini söyledi.

'İKİ MİLLET İKİ HALK'

'Kıbrıs'taki iki milletten bir millet yaratmaya çalışıldığını' ve bunun 1960 Anlaşmaları temeline aykırı olduğunu ifade eden Denktaş,iki milletin ve iki halkın ayrı olduğunu vurguladı.

Görevinin, Türk milletine ve Kıbrıs Türk halkına 'bugüne kadar milli dava olarak takdim edilen hususların korunması' olduğunu belirten Denktaş, şöyle konuştu:

'Nedir bu; iki devlete dayalı, iki egemenliği olan bir ortaklık. Bu var mı yok mu, bu nasıl bunun içerisine girebilir. İkincisi toprak konusundaki rezilliği hiç kimse kabul edemez, böyle şey olamaz. Kıbrıs'ı bilmeden, Kıbrıs halkını, çizgilerle, eskiden Afrika'yı bir cetvel çizgisiyle nasıl 4'e, 5'e, 10'a böldüler ve hala Afrika'nın içerisinde çatışmalar devam ediyor, Kıbrıs'ta aynı şeyi yapacaklar.

Ben barış istiyorum. Kalıcı bir barış istiyorum. İki milli varlığın temeline dayalı, işbirliği yapacak bir barış istiyorum. 1960 temelinin ortadan kaldırılmamasını istiyorum. Türkiye'nin haklarını, tabii Türkiye kendisi koruyacak, ama o haklar bizim de teminatımızdır.Bunlara dikkat ediyoruz. Yoksa siyaset değişikliği varsa ve olacaksa bunu açıkça herkes herkese söyler ona göre herkes tedbirini alır.'

Denktaş, 30 Kasım'a kadar iki tarafın da nelerin değişmesini istediğini ortaya koyduğunda Annan belgesinin zemin olup olmayacağınınkendiliğinden ortaya çıkacağına işaret ederek, 'Bunların müzakeresinebaşlanırsa, yani Rumun istemediği ister şekle, bizim istemediğimiz, istediğimiz şekle nasıl girecek ki bir zemin olsun, bunların çalışmasıyapılacak. Ama arada Avrupa Birliği Türkiye'ye tarih verecekmiş diye 12'sine kadar (12 Aralık) bizi bir yerlere bağlamak için oyun yapıyorsa bunun da tedbiri ileride alınır' dedi.

Denktaş, Annan planındaki temel anlaşma metni yerine taslak metin hazırladığı yönünde basında çıkan haberlerin doğru olmadığını belirterek, görüştüğü diplomatlara, planın içerisindeki Türk tarafına zararlı, Türk tarafının kabul etmesi zor olan hususları anlatmaya çalıştıklarını söyledi.

'Müzakerelerde son fırsat olmadığını' belirten Denktaş, 'kabul edemeyecekleri şeyleri kendilerine kabul ettirmek için son 40 yılda çok kez 'son fırsattır' diye üzerlerine gelindiğini' söyledi. Denktaş, 'Neyi, niçin, nasıl müdafaa edeceğimizi, davamızın neyi gerektirdiğini bilen insanlar olarak bugüne kadar sağ ve salim bu yolları katettik. Son fırsat yoktur bu müzakerelerde' dedi.

Denktaş, bugün ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile görüşeceğini ve aynı şeyleri aktaracağını kaydetti.

(aa)

HURRIYET 27/11/2002