İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi David Hannay, Kıbrıs sorununun çözümü halinde Türkiye'nin AB yolunun daha fazla açılacağını söyledi.

 

Hannay: Ay sonuna kadar anlaşma olabilir

 

İngiltere’nin Kıbrıs özel temsilcisi David Hannay, tarafların ay sonuna kadar bir anlaşmaya varabileceği konusunda umutlu olduğunu söyledi.

 

Ankara
NTV

   

3 Şubat— NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularını yanıtlayan David Hannay, sorunun çözüme kavuşmamasının Türkiye’nin AB üyeliğini de etkileyeceğini savundu. Hannay, Mart ayı sonuna kadar bir anlaşmaya varılamazsa çözüme ulaşmanın daha güç olacağının altını çizdi.

 


NTV canlı yayınına katılan David Hannay, üç yıldır devam eden müzakerelerin son anlarına geldiğine dikkat çekti. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planı her aşamada revize edebileceğini belirten Hannay, anlaşmada her iki tarafı da tam olarak tatmin edecek bir değişiklik yapmanın zor olduğunu söyledi.

‘ANKARA ANLAŞMA İSTİYOR’
Hannay, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın şu ana kadar toprak konusunu tartışmadığını savundu. Taraflar arasındaki uzlaşmayla temel konuların garanti altına alınacağını söyleyen David Hannay, Ankara’nın Kıbrıs’ta anlaşma istediğini kaydetti.

SORUN ÇÖZÜLMEZSE HEP TÜRKİYE’NİN ÖNÜNE ÇIKAR’
Kıbrıs’ta çözüme ulaşılamaması halinde Türkiye’nin AB üyeliğinin de etkileneceğini savunan Hannay, “Anlaşma potansiyel bir sorunu ortadan kaldıracak, Kıbrıs sorunu çözümlenemezse Türkiye’nin AB yolunda, önünde hep sorun olur” diye konuştu.

Denktaş: BM 3. planı sunabilir

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, Kıbrıs müzakereleri kapsamında ara bölgede yeniden bir araya geldiler.

Lefkoşa
AA

3 Şubat— KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda BM’nin 3’üncü bir plan sunmasının muhtemel olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı’na dönüşünde yaptığı açıklamada, kendilerinin ‘olmazsa olmazların’ belgesini verdiğini, Rumların ise masaya sadece haritayı konuşmaya geldiğini kaydetti.

BM haritası üzerinde görüş teatisi yapıldığını ifade eden Denktaş, çarşamba günü yapılacak görüşmede, Rumların, ‘olmazsa olmazları’ getirmemesi halinde, harita üzerinde düşündüklerini daha detaylı bir şekilde aktaracaklarını belirtti. Denktaş, BM haritasını kabul etmediklerini söylediklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, “3’üncü Annan planı sunulacağı” yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, kendilerine bu konuda resmen bir bilgi verilm
ediğini belirterek, “Ama tabiatıyla bizi sonuna kadar dinledikten sonra muhtemeldir, yine ortaya bir üçüncü bir şey çıkarsınlar” dedi.

‘GÖRÜŞME NOTLARI HERKESE AÇIK’
Denktaş, bir soru üzerine, görüşmelerde neyin konuşulduğu hakkında kamuoyuna bilgi verdiklerini, bu konuda yapılan eleştirilerin iyi niyetle yapılmadığını belirterek, Meclis’e verilen görüşme notlarının herkese açık olduğunu kaydetti.

TÜRK TARAFININ ‘OLMAZSA OLMAZLARI’
Denktaş, Türk tarafının “olmazsa olmazları”nın egemenlik, eşitlik, Türkiye’nin garantisinin sulandırılmaması olduğunu belirterek, “Toprak konusunda da yeniden göçün olmaması, olacaksa çok az olması gibi yaklaşımlar içerisindeyiz” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafından “olmazsa olmazları” alır almaz, Meclis’i toplantıya çağıracağını açıkladı.

 

Klerides 28 Şubat’a kadar çözümden umutsuz

 

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, Birleşmiş Milletler’e, 28 Şubat’a dek çözümü unutmaları gerektiğini söylediğini açıkladı.

 

Lefkoşa
NTV

   

2 Şubat — Klerides, Simerini gazetesine verdiği demeçte, “Kıbrıs sorununda hızlı gelişmeler değil, tarihi gelişmeler beklediğini, Kıbrıs sorununun çıkmazda bulunduğu görüşünde olmadığını, ancak ileride çıkmaza girmesinin ihtimal dışı olmadığını” belirtti.

 

3. kez revize edilmiş Annan planıyla ilgili “taraflara sondaj yapıldığını” dile getiren Klerides, “KKTC’nin tanınmasının, özellikle Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmaması durumunda, açık bir senaryo olarak durduğunu” söyledi.
Klerides, Birleşmiş Milletler Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto’nun “28 Şubat’a dek çözüm olmazsa, trajedi yaşanacak” sözlerinin, ‘maksatlı olduğunu ve belki de taraflara baskı amacı taşıdığını’ belirtti.
Birleşmiş Milletler’e “28 Şubat’a dek bir çözümü unutmal
arını söylediğini” belirten Klerides, Washington yönetiminin girişimi ve Denktaş’ın da kabul etmesi durumunda, Camp David türü bir toplantıya katılmaya hazır olduğunu belirtti.

Önce referandum

03/02/2003

RADİKAL - ATİNA - Kıbrıs'ta 28 Şubat'a dek çözüm ihtimali azaldıkça, BM Genel Sekreteri Kofi Annan arayış içinde girdi. Yunan basınına göre, Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, taraflara çözüm planının değiştirilmiş ve nihai şeklinin Rum Kesimi'nde ikinci turu 23 Şubat'ta yapılacak başkanlık seçiminden sonra sunulması ve imzalanmadan doğrudan 30 Mart'ta referanduma gidilmesini önerdi. Öneri, plan 'güvenoyu' alırsa Rum ve Türk liderlerinin 16 Nisan'da Atina'da Kıbrıs'ın AB'ye üyelik anlaşmasını birlikte imzalamalarını öngörüyor.
De Soto'nun bu
önerisine başkanlık seçiminde aday olan Rum lideri Glafkos Klerides sıcak bakmadı. Klerides öneriyi kabul ederse siyasi rakipleri tarafından suçlanacağına ve 'KKTC lideri Rauf Denktaş'ın ekmeğine yağ süreceğine' inanıyor. Klerides, ilk turu 16 Şubat'ta yapılacak seçim için anketlerde rakibi komünist AKEL partisinin adayı Tasos Papadopulos'un, 14 puan gerisinde görünüyor.

Atatürk üç baba taviz verdi...

Kıbrıs'ı çözememiş Türkiye güçlü kalamaz dediğinizde, size 'ver kurtulcu' diyorlar. Açık konuşalım. Atatürk, Lozan'da verip kurtuldu mu? Her konuda Amerika'dan destek istiyoruz. Kozumuz da jeopolitik konumumuz. Jeopolitik konum turşu değil ki saklayın. Kullanmak içindir bu. Kıbrıs çözülmezse AB'yle çok ciddi sürtüşürüz. Yabancı yatırım gelmez. AB'ye giremeyen bir Türkiye işte asıl o zaman Anadolu'ya hapsolur.

03/02/2003 RADIKAL

NEŞE DÜZEL

NEDEN? Yalım Eralp
Kıbrıs'ta çözüm için dünyanın tanıdığı süre artık bitmek üzere. Türkiye ise dış politikada neredeyse bir kaos görüntüsü veriyor. Ankara'nın zirvelerinde bir çatışmanın yaşandığı, özellikle Kıbrıs konusunda ortaya çıkıyor. Parlamentoda büyük bir çoğunluğa sahip olan iktidar partisinin Kıbrıs konusundaki görüşleriyle, Kara Kuvvetleri Komutanı'nın Kıbrıs konusundaki görüşleri birbirine tamamıyla zıt düşebiliyor. Bu görüşlerden hangisinin hâkim olacağı ise şu anda bilinmiyor. Bütün geleceğini neredeyse
Kıbrıs politikasına bağlayan Avrupa Birliği ile ilişkileri Kıbrıs politikasının kesinleşmesiyle billurlaşacak ol
an Türkiye, kendi içindeki güç çekişmesi yüzünden tam bir kargaşa yaşıyor. Bütün bu belirsizlikleri biz de yılların diplomatı Yalım Eralp ile konuştuk. Mesut Yılmaz'a ve Tansu Çiller'e başbakanlıklarında dış politika danışmanlığı yapan, bir ara Dışişleri Bakanlığı sözcüsü olan emekli büyükelçi Yalım Eralp'le, Kıbrıs konusunda Ankara'daki çelişkileri, Kıbrıs sorununun çözülememesi halinde Türkiye'yi ne gibi gelişmelerin beklediğini, bunun Avrupa ile ilişkilerimizi nasıl etkileyeceğini, Amerika'nın Irak karşılığında Türkiye'yi Kıbrıs'ta destekleyip desteklemeyeceğini, Ankara'nın Irak politikasını konuştuk.


Dış politikada strateji belirlemede Ankara'da dağınıklık varmış gibi gözüküyor. Siyasi iktidar Kıbrıs sorununun çözümünü istiyor. Lideri, Rauf Denktaş'la polemik yapıyor. Kara Kuvvetleri Komutanı ise Kıbrıs'ta Denktaş'ı ordunun desteklediğini açıklıyor ve Annan Planı'nın kabul edilemeyeceğini söylüyor. Ne oluyor, bu kadar hayati bir konuda böyle bir dağınıklık nereden kaynaklanıyor?
Hükümetin stratejisi doğru. 'Çözümsüzlük çözüm değil. Kıbrıs'ı çözmek lazım' diyor. Bunu söylüyor ama, yalnız kalıyormuş gibi bir izlenim doğuyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nde her dış politika sorunu bir milli meseledir. Yani tek bir görüşün benimsendiği ve hep bizim haklı olduğumuz bir milli davadır. Bizim 'milli mesele' olmayan bir tek meselemiz yok. Belki de milli meselemiz olmayan tek mesele olarak Türkiye Cumhuriyet'i kaldı.
Her dış politika sorununda biz haklı olabilir miyiz?
Mümkün değil. Dış politika, iç politikanın devamıdır. İç politikada ne yapıyorsanız dış politikada da aynısını yapıyorsunuzdur. İç politikada ekonomi dahil, her şeyi yüzünüze gözünüze bulaştıracaksınız, beyninizin iç politika tarafı hata yapacak. Ama beyninizin dış politika tarafı hiç hata yapmayaca
k, mükemmel işleyecek. Böyle şey olamaz. Eskiden dışişleri bakanlarımızın bütçe sunuşlarında 'Dış politikada taviz vermeyiz' diye bir cümle vardı. Yabancı dile çevrildiğinde komikti bu. Çünkü 'Dünyada bizim dediğimiz olur' anlamına geliyordu. Bunun gerçeklerle bağdaşmadığını hepimiz biliyoruz.
Başta, Türkiye'de bir tek Türkiye Cumhuriyeti milli mesele değil dediniz. Ne demek istiyorsunuz?
Bakın, biz, 'Yavru vatan korumamız altında' diyoruz. Peki anavatan zayıf düşerse yavru vatanı kim koruyacak? Bunu düşünen var mı? Kıbrıs Türk'ünün ayakta kalması Türkiye'nin müreffeh ve sağlam olmasına bağlıdır. Kıbrıs sorununu çözememiş bir Türkiye güçlü kalamaz. Bunu söylediğinizde, size 'ver kurtulcu' diyorlar. Açık söyleyelim. Atatürk, Lozan'da verip kurtuldu mu? Çünk
ü Atatürk, Lozan'da taviz verdi. Hem de baba baba üç tane taviz verdi. Musul-Kerkük, Batı Trakya ve Batum. Boğazlar'da da Türk egemenlik haklarının kısıtlanmasını kabul etti. Atatürk bunları ana mesele olan cumhuriyeti kurtarmak, kollamak için yaptı.
Hükümetle Silahlı Kuvvetler arasında göründüğü kadar ciddi bir görüş ayrılığı var mı Kıbrıs'ta?
Aslında ikisinin de amacı meseleyi çözmek olmalı. Çünkü çözülmediği takdirde Türkiye'nin sıkıntılarını hem TSK hem de hükümet çekecek. TSK, Türkiye'nin dışında bir kurum değil ki, Kıbrıs çözülmezse onlar da çekecekler.
Kara Kuvvetleri Komutanı'nın hükümetle açıkça çelişen bir görüş açıklamasının nedeni ne sizce?
Denktaş'ın moralini kuvvetlendiriyorlar. Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış da Denktaş'a destek verdi.
İktidar partisinin lideri Erdoğan başka bir görüş açıklıyor ama.
Şu anda dış politikada kargaşa yaşanıyor. Atılım yapmak isteniyor ama nasıl yapılacağı bilinmiyor. Doğrusu Ankara'da bir yabancı büyükelçinin ülkesine ne rapor yazdığını merak ediyorum. 'Kargaşa v
ar' diye yazabilirler.
Şu anda Kıbrıs konusunda Türkiye'nin iki ayrı politikası mı var?
Eğer öyleyse bir politikası yok demektir. Kargaşa dış politikada kötüdür, çözümsüzlüğe yol açar. Oysa bu dönem, Türkiye'nin stratejisini değiştirmesi gereken bir dönemdir. Kıbrıs sorunu çözülmezse Avrupa Birliği ile aramızda ciddi sürtüşmeler çıkabilir. Türkiye'nin 1999'a kadar ana hedefi Kıbrıs sorunuydu. 1999'da Helsinki'den sonra hedef değişti, Türkiye'nin AB'ye girmesi ana hedef oldu. Kıbrıs tali hedef oldu. Artık
bugün ana konu, Kıbrıs meselesinin çözümünden ziyade Türkiye'nin AB üyeliğini gerçekleştirecek adımları atmaktır. Kıbrıs'ta dönüşümlü başkanlık ya da toprak verme, Türkiye'nin AB üyeliği yanında önemsiz konulardır. Türkiye AB üyesi olduktan sonra Kıbrıs'ta ne garanti anlaşmasına, ne dönüşümlü başkanlığa ne de toprak tartışmaya gerek var. Çünkü Türkiye'nin AB üyeliği Kıbrıs Türk toplumunun en büyük garantisidir. Ama Türkiye AB üyesi olmazsa, siz Kıbrıs'taki anlaşmaya lehinize ne kısıtlama koyarsanız koyun, Türk toplumunun Kıbrıs'ta istenilen biçimde bir bekası olamaz.
Ama Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Kıbrıs konusunda Annan Planı'nın kabulünün, adayı 1963'teki koşullara geri götüreceğini söyledi. Silahlı Kuvvetler, bu planın Kıbrıs'taki Türklerin hayatını tehlikeye atacağını mı düşünüyor?
Annan Planı, Kıbrıs'ı 1963 şartlarına geri götürmez. Biz AB olgusunu iyi anlayamadık. AB'nin kuruluş nedeni savaşı önlemektir. AB üyesi ülkelerin birbiriyle savaştığı bugüne kadar hiç görülmedi. 'Türkiye AB'ye üye olmazsa, Annan Planı Kıbrıs'taki soydaşlarımızın statüsünü zaman içinde erozyona uğratabilir' diyebilirsiniz ama, Annan Planı'nı reddettiğinizde soydaşlarımızın statüsü ne olacak, peki buna ne dersiniz? Biz hep madalyonun bir tarafına bakarak so
runu tartışıyoruz. Hep çözümün sakıncalarını düşünüyoruz. Çözümsüzlüğün sakıncaları yok mu? Bunlar ciddi olarak tartışılmıyor.
Çözmemenin sakıncalarına geleceğim ama Kara Kuvvetleri Komutanı'nın bir uyarısını daha hatırlatayım. Org. Yalman, planın kabulüyle Doğu Akdeniz'deki dengenin Türkiye aleyhine bozulacağını, Akdeniz'de güvenliğin tehlikeye gireceğini de söylüyor.
Bu denge şu anda zaten bozuk. Yunanistan'ın milli geliri ne hanımefendi? Türkiye, 1976'da dış politikada vahim bir hata yaptı, o günkü adıyla
AET'ye müracaat etmedi. Yunanistan'la aramızdaki denge işte o zaman bozuldu. Türkiye, Türk-Yunan dengesini Kıbrıs'ta düzeltemez. Bu dengeyi ancak AB'ye girerek düzeltebilir. 2004'te Dünya Olimpiyatları Yunanistan'da
yapılacak. Bizde de aynı yıl hangi
ülkenin tavuğu en büyük yumurtayı yumurtluyor diye tavukçuluk olimpiyatı olacak. Aradaki fark bu.
Kıbrıs'ın sizce bir stratejik önemi var mı, yoksa bu aslında psikolojik bir önem mi?
Her yerin stratejik önemi var. Muğla'nın da, Şam'ın da var. Dolayısıyla Kıbrıs'ın da var. AB'yi tehdit olarak görüyorsan, Kıbrıs'ta çözümü de tehdit olarak görebilirsin. Ama AB niye tehdit olsun ve sen tehdit olarak gördüğün dünyaya niye girmeye çalışıyorsun?
Kıbrıs'ta çözüm olursa Türkiye stratejik önemi olan Kıbrıs'ı kaybe
der ve Anadolu'ya hapsolur mu?
Türkiye asıl AB'ye giremezse işte o zaman Anadolu'ya hapsolur. AB'yle ciddi sürtüşmeler başlar. O zaman AB bizi işgalci görecektir. Dışişleri Bakanı Yakış doğru söyledi. Avrupalılar bana böyle yapacaklarını, yedi yıl önce söylediler. 'Türkiye işgalci duruma düşer. Biz Türkiye'yi bir AB üyesini zorla işgal ediyor sayarız' dediler. Çünkü sadece Güney Kıbrıs'ı üyeliğe almıyorlar. Bütün adayı üyeliğe almış olacaklar. Bu, AB ile ilişkilerimizi etkiler. Avrupa'daki sendikaları tah
rik ederler. AB toprağını işgal eden bir ülkenin malını boşaltmayın derler. Bütün bunlar
olabilir. Dış politika biraz ileriyi görebilmektir. Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün
bir önemli sakıncası da, KKTC içinde ikiye bölünmedir ki, birçok soydaşımız KKTC'yi terk
eder. Adadaki mitingleri görüyorsunuz. Ciddi bir bölünme var. Bir çatışma ortamı dahi olabilir. İşin en tatsız tarafı, KKTC'deki bu çatışma ortamı içinde TSK kendini bulabilir.
Amerika, Irak'ta kendisini desteklemesi karşılığında Türkiye'nin Kıbrıs'ı ilhak etmesini veya çözümsüz bırakmasını destekler mi? Böyle gizli bir anlaşma olabilir mi?
Olmaz. Amerika, 'Annan Planı iyi bir plan, Kıbrıs bütün olarak AB'ye girmeli' diyor. Biz, Amerika'da kuvvetli bir Ermeni ve Rum lobisi olduğunu
unuttuk. Hiçbir Amerikan yönetimi bu lobilerin oylarını göz ardı edemez. Bu lobiler, Kıbrıs sorununun takipçileri. Amerika, Irak için Kıbrıs'ı feda etmez.
MGK bildirisini Kıbrıs açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
MGK'dan yapılan açıklama çok yuvarlak. Bir sonuç çıkaramıyorum. Zaten Türkiye tutum değiştirmiş olsa bile bildiride böyle bir şey söylenmez.
Türkiye'nin dış politikasını kim belirliyor?
Kolektif bir belirlemeyle olur. Sivil, asker bürokrasi ve hükümet katkısıyla bir yol bulunur.
Kıbrıs politikasını belirleyemeyen bir hükümet, diğer sorunları çözebilecek bir güç gösterebilir mi?
Kıbrıs sorununu kendi beyanına rağmen çözemeyen bir hükümet ciddi yara almış olur. Çünkü Kıbrıs sorunuçözülmezse AB'den dışlanmış bir Türkiye'ye yabancı yatırım gelmez. Bir güdük Ortadoğu ülkesi olarak kalır.
Bu arada bir de ciddi bir Irak savaşı sorunu var. Savaş çıkarsa Amerika ile ilişkilerimizin ne olacağına kim karar verecek? Hükümet mi, Silahlı Kuvvetler mi?
İkisinin de katkısı olacak. Her ikisinin de endişeleri var ve bunları bi-
raz gecikmeli olarak bir orta yola getiriyorlar. Çünkü biz meselelere stratejik bakmıyoruz. Irak'ta da Saddam sonrası durumdan korkuyoruz. Mevcut durumdan ise o kadar korkmuyoruz. Halbuki Kuzey Irak'ta mevcut durum devam ederse asıl o zaman Irak bölünür.
Saddam'ın iktidarda kalmasıyla, Kürt devletinin kuruluşu daha kolaylaşır. Biz ise hep değişimden korkuyoruz. Saddam giderse dengeler değişecek diye endişeleniyoruz. Oysa statüko iyi bir statüko değilse, mevcut durumun da korkulacak yanları vardır.
Kıbrıs'ta olduğu gibi mi?
Evet. Irak'taki sorun, Baas rejimidir. Ama kimse Irak'taki mevcut durumun sakıncalarını anlatmıyor. Ben de savaş istemiyorum ama savaşı önlemenin tek yolu bütün dünyanın birleşip Baas rejimine 'Git, gitmezsen seni götüreceğiz' demesidir. Dünya bunu tek vücut olup söylemedi. Zaten bütün dünyada riyakârlık dizboyu. Amerika petrol peşin-de koşuyor da Fransa, Rusya, Almanya koşmuyor mu? Fransa'nın bütün korkusu, Saddam sonrası yönetimin Fransız petrol şirketlerinin anlaşmalarını iptal etmesi
dir. Askeri harekât kaçınılmaz hale gelsin, hepsi görüş değiştirecekler. Muhtemelen Türkiye'nin ticari menfaati Saddam'dan sonra artacak.
Hükümetin barış çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz peki?
Yapılması gerekli çabalar ama netice alınamayacağını da bilmeliyiz. Çok fazla vurgularsanız Saddam sizi kendi kampında görür. Ben, Amerika'nın, Türkiye'nin kesin bir cevap vermemesinden ciddi rahatsızlık duyduğunu biliyorum. 'Artık Türkiye cevap versin' diyor. Bu konuda gecikildi. MGK kararından da çok bir şey
anlaşılmıyor. Bu hafta Meclis'ten bir karar çıkıp da hükümete yetki verilmezse Irak'ta epeyce geç kalmış olabiliriz. Şunu bilelim. Türkiye savaş istemiyor ama savaş olacak. Savaşa girmese de bulunduğu coğrafyadan ötürü, Türkiye ekonomik zararları aynen yaşayacak. Artı Amerika'yla ilişkiler de bozulacak. Bu Dünya Bankası ve IMF ile ilişkileri de etkiler. Türkiye coğrafi konumu nedeniyle ister istemez ABD'ye yardım etmek zorunda.
Eğer Türkiye savaşta Amerika'ya istediği desteği vermezse ne olur?
Amerika açısından savaş daha uzun sürecek, daha çok cana mal olacak. Türkiye destek vermezse en önemli müttefikini kaybeder. Biz AB, IMF, Kıbrıs dahil her konuda Amerika'nın desteğini istiyoruz. Bu ilişkide bizim en önemli argümanımız jeopolitik konumumuzun önemi. Je
opolitik konum turşu
değil ki saklayasınız. Jeopolitik konum kullanılmak içindir. Kullanmazsanız, iskambil oynarken elinizdeki jokeri kullanmıyorsunuz demektir bu. Amerika'dan uzaklaşalım, AB'ye yaklaşalım diye bir politika da doğru değil. Çünkü bir bakar
sınız AB'nin kendisi Amerika'ya yaklaşıverir, siz açıkta kalırsınız.
ABD'ye destek verirsek ne olur ?
Amerikan askerlerinin büyük bölümünün hayatını kurtarırsınız. Kaldı ki, savaşın kısa sürmesi Türkiye'nin lehinedir. Hükümetin hesap kitap yapması normal ama bunlar çabuk yapılır. Bizim dostluğumuz Irak rejimiyle değil, Irak halkıyla. Keşke savaş olmasa, olacaksa ben Türkiye'nin en az zararla çıkmasını isterim. Eğer seçim Ameri-ka mı, Saddam mı seçimiyse, ben Amerika derim. Şu anda savaş kaçınılmaz görünüy
or. Irak'ta geri adım atmış bir Amerika, bundan böyle kimseye sözünü geçiremez. Karizması çizilmiş olur.
Türkiye, İngiliz askerlerinin gelmesini 'tarihi nedenlerle' reddetti. Gerçek neden bu mu bilmiyoruz ama açıklanan neden bu. Bir ülke 2003'teki politikasını 1918'deki tarihi nedenlerle belirleyebilir mi?
Olacak iş değil. Bu hassasiyeti en çok göstermesi gereken insan Atatürk'tü.
Çanakkale'de İngilizlerle savaştı, ona Musul-Kerkük kazığını attılar ama o İngiltere'yle dost oldu. Çünkü gerçekçi bir adamdı.
İngiltere bugün AB içinde bizi en çok savunan ülke. İngilizler öyle başka bir kazık atarlar ki, unutamazsınız. İngiltere bugün Amerika'yı bir çok konuda yönlendiriyor. Ben olsam, gereksiz yere İngiltere ile itişmem.
Türkiye, Fransa'ya, Rusya'ya, Yunanistan'a, bu tarihi nedenler perspektifinden mi bakıyor hâlâ?
Tarihi hassasiyetlerle dış politika yapılmaz.Musul-Kerkük dolayısıyla 1926'ların hassasiyetiyle 2003'te dış politika yapamazsınız. Türkiye bunu Ermenilere söylüyor. Ermeniler bize 1915'i hatırlattıklarında, 'Zaman tünelinde kalmayın, o işi tarihçilere bırakın, ilişkilerimizi geliştirelim'
diyoruz. Şimdi Ermeniler 'bu tarihi hassasiyetler çok önemlidir' deseler, pek mi haksız olurlar? Herkesin herkesle tarihi hassasiyeti vardır, unutmayalım...

Denktaş ve Klerides yeniden görüşüyor

Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı çözüm bulmak amacıyla devam eden doğrudan görüşmelere bugün devam edilecek.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides, görüşmeler çerçevesinde bugün yine bir araya geliyor. Cumhurbaşkanı Denktaş, geçtiğimiz cuma gerçekleştirilen son görüşmeden sonra ya
ptığı açıklamada, bir sonraki görüşmede, tarafların, olmazsa olmazlarını görüşeceklerini belirtmişti.

KIBRIS 03/02/2003

Denktaş: Görüşmeler böyle giderse ümidim yok

Annan planının Türk askeri varlığının adadan çıkmasını, Rum göçmenlerin kuzeye dönmesini içerdiğini kaydederek, böyle bir planın imzalanamayacağını söyleyen Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün 1960 anlaşmalarındaki eşit kurucu ortaklık statüsünden geriye gitmesinin söz konusu olmadığını belirtti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, egemenlik üzerine inşa edilecek ve kağıt üzerinde olmayacak bir anlaşma istediğini söyledi. Denktaş görüşmeler böyle giderse ümidinin olmadığını da kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bir anlaşma için ümidi olmadığını, AB'ye girme adımını atan Rumların Kıbrıs Türklerinin haklarını kabul etmesini beklemenin saflık olacağını ifade etti.
Denktaş, dün sabah Samanyolu televizyonun
da Pazar Sohbeti programına katılarak BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu plan ve Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı.
Annan planının Türk askeri varlığının adadan çıkmasını, Rum göçmenlerin kuzeye dönmesini içerdiğ
ini kaydederek, böyle bir planın imzalanamayacağını söyleyen Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün 1960 anlaşmalarındaki eşit kurucu ortaklık statüsünden geriye gitmesinin söz konusu olmadığını belirtti. Denktaş 'İyi komşulukla başlayalım iç içe yaşamayı zamana bırakalım' dedi.
Rumların verdiği tapular tanınırken KKTC devletinin verdiği tapuların tanınmamasını da eleştiren Cumhurbaşkanı Denktaş, mal mülk mübadelesinin tazminatlar ve takas yolu ile halledilmesi gerektiğini söyledi.
Planın uygulanması ve AB'ye girilmesi
halinde Türkiye'nin garantörlük etkisinin zayıflayacağını kaydeden Denktaş, Klerides'in müzakerelerde çok rahat olduğunu, Türkiye'nin tanıdığı devletine sahip Kıbrıs Türklerinin de rahat olması gerektiğini söyledi.
'Uzlaşalım ama bu iki tarafın da istemes
iyle olur' diyen Denktaş, 28 Şubat'tan sonra müzakerelerin devam edip etmeyeceğinin ve diğer gelişmelerin Türkiye ile ele alınması gerektiğini ifade etti.
'Görüşmeler şimdiki gibi giderse ümidim yok' diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, ABD, İngiltere ve AB'nin Yu
nanistan'a baskı yaparak Rumların yumuşamasını sağlamasının önemine işaret etti.
AB'nin Türkiye'yi üye yapma gibi bir düşüncesi olup olmadığı yönündeki bir soruyu da yanıtlayan Denktaş, birkaç yıl önce Almanya'daki Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleştirdiği
görüşmelerde bunu sorduğunu ve 'Sadece Türkiye'nin değil bizim de hazır olmamız gerekir' şeklinde yanıt aldığını anımsattı.
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili soruları yanıtlamak istemediğini de ifade eden Denktaş, 'Bu
konuları basın yolu ile müzakere etmek niyetim yok. Yüz yüze direkt görüşürüm' dedi.
Denktaş, Recep Tayyip Erdoğan'ı Kıbrıs'a da davet etti.
AB'ye girilmesi halinde de Türkiye'nin 5-6 yıl KKTC'ye yaptığı yardımların 2-3 katı fazlasını yapmak durumunda kala
cağını da anlatan Cumhurbaşkanı Denktaş, AB'nin de ciddi yardımlar yapması gerekeceğini kendisinin bu noktada moratoryumdan bahsettiğini belirtti.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides ile müzakerelere bugün de devam edeceklerini ifade eden D
enktaş, bugünkü görüşmede olmazsa olmazların konuşulacağını ifade etti.
26 Aralık ve 14 Ocak'ta gerçekleştirilen mitinglerle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bu iki miting arasında aynı büyüklükte başka bir miting yapıldığını, ancak T
ürkiye'deki medyanın bunu yansıtmadığını savundu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, ülkede acı dolu yıllar yaşamayan genç bir nesil bulunduğunu belirterek, eğitim sisteminde eksiklikler bulunduğunu, bunun giderilmesi için yeni kitaplar hazırlandığını belirtti.
Öğretm
enlerin sendikal faaliyetlerine siyasi boyut kazandırdığını, grev ilan ederek çocukları mitinge götürdüğünü de ifade eden Denktaş, bu konuda tedbir almanın hükümetin işi olduğunu ve kendisinin de bu yönde telkinde bulunduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Rauf D
enktaş, ülkede ekonominin Türkiye'deki enflasyon devalüasyonla bankalar krizinin ardından dibe vurduğunu ve halkta huzursuzluk başladığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, kendisinin AB'ye değil, AB'nin Kıbrıs Türkü'nün aleyhine kullanılmasına karşı olduğu
nu da vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye ve Yunanistan'ın iki garantör devlet olarak Kıbrıs konusuyla ilgili müzakerelerde bulunmasının gayet doğal olduğunu ve aslında bunun da önceden yapılmasının gayet doğal olduğunu söyledi.
16 Nisan'a kadar bir
çözüm olmaması halinde Güney Kıbrıs'ın AB içinde yer alacağını, ancak AB'nin kuzeyi de üye yapmak zorunluluğunun bulunduğunu belirten Denktaş, AB'ye KKTC ile doğrudan temas kurma çağrısında bulundu.

KIBRIS 03/02/2003

Denktaş'ın uzlaşmazlığı benim işime geliyor

Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides, Kıbrıs sorununa 28 Şubat'a kadar bir çözüm bulunmadığı takdirde kendisi açısından bir felaket sayılmayacağını söyledi. Klerides, 'Denktaş uzlaşmaz olduğu sürece bu benim işime geliyor' dedi.
Kıbrıs sorununda hızlı gelişmeler değil tarihi gelişmeler beklediğini ifade eden Klerides, Kıbrıs sorununun çıkmazda bulunduğu görüşünde olmadığını, ancak ileride çıkmaza girmesinin ihtimal dışı olmadığını, 3'üncü revize edilmiş Annan planıyla ilgili taraflara sondaj yapıldığını ve KKTC'nin tanınmasının her zaman özellikle de Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmaması
halinde, açık bir senaryo olarak durduğunu söyledi.
Simerini gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'le yapılan söyleşiye yer verdi.
Klerides, ilgili soruları yanıtlarken BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Danışmanı De Soto'nun '28 Şubat
'a kadar çözüm olmazsa trajedi yaşanacak ve karanlık bir dönem başlayacak' sözlerinin 'maksatlı olduğunu, belki de bir çözüme varmaları konusunda her iki tarafa baskı amacı taşıdığını' söyledi. 'Tabii ki 28 Şubat'a kadar çözüm olmazsa trajedi yaşanmayacak. Kopenhag'a kadar çözüm bulunmazsa da aynı şeyi söylüyorlardı. Sonuçta ise hiçbir trajedi yaşanmadı' diye konuştu.
28 Şubat'a kadar bir çözümü unutmalarını BM'ye kendisinin söylediğini de belirten Klerides, 3'üncü Annan planıyla ilgili olarak da BM'nin sad
ece bir tarafı memnun etmek için değişiklik yapacağını sanmadığını, çünkü amacın iki tarafın da kabul edeceği bir çözüm bulmak olduğunu, iki tarafın da üzerinde mutabık kalacağı konular varsa o konularda değişiklikler yapılabileceğini belirtti.
Klerides Tü
rkiye'nin AB müzakereleri için tarih almayı istiyorsa Kıbrıs sorununun çözümü için bir anlaşma imzalamaya mecbur olduğunu da ileri sürdü.
Klerides, 'Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden kendilerinin sorumlu olmadığı' tablosunu sürdürmeleri halinde, Rum AB üye
liğinin tehlikede bulunmadığını, farklı tablo oluşması halinde ise Avrupa Parlamentosu'nun 'Kıbrıs'ın AB üyeliğini onaylamama tehlikesinin bulunduğunu ve Yunanistan'ın da böyle bir durumda vetosunu kullanamayacağını söyledi.
'Daha önceki bir söyleşinizde,
Denktaş politikasının sizlerin işine geldiğini söylediniz. Bu hala geçerli mi?' sorusuna Klerides şu yanıtı verdi:
'Denktaş uzlaşmaz olduğu sürece bu benim işime geliyor. Çünkü benim uzlaşmaz görünmeme gerek kalmaz. Fakat Türkiye açısından bu politikanın
devam etmesinin hata olduğu intibasını yaratmaya çalışıyor ve Kıbrıs konusunda yeni bir politika izleyeceğini söylüyor. Çünkü AB üyeliği için buna ihtiyacı vardır. Ankara AB üyeliğini tamamlamak için kendisinin olumlu, Denktaş'ın olumsuz görünmek ihtiyacının hasıl olduğunu söylüyor.'
Klerides, Kıbrıs konusuyla ilgili ABD'nin çağrıda bulunması ve Denktaş'ın da bunu kabul etmesi kaydıyla kendisinin Camp-David türü bir toplantıya katılmaya hazır olduğunu da söyledi.

KIBRIS 03/02/2003

Kıbrıs'ta şimdi karar zamanı

Kıbrıs konusunda çok önemli son bir aya girildiğini ifade eden Hannay, 'Çok uzun ve karmaşık bir süreç ilerledi, şimdi karar zamanı' dedi


İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Kıbrıs konusunda 'artık karar verme zamanının' geldiğini söyledi.
Temaslarda bulunmak için dün Ankara'ya giden Hannay, Esenboğa Havalimanı'nda, bir soru üzerine, İngiliz hükümetinden Türkiye'ye özel bir mesaj getirmediğini, Türk hükümeti yetkilileriyle Kıbrıs konusunda
görüş alışverişinde bulunmayı amaçladığını söyledi.
Kıbrıs konusunda çok önemli son bir aya girildiğini ifade eden Hannay, 'Çok uzun
ve karmaşık bir süreç ilerledi, şimdi karar zamanı' diye konuştu.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun garantörlük ve bazı diğer konuları Türkiye ve Yunanistan'ın ikili görüşmeler yoluyla ele alması önerisine ilişkin bir soru üzerine Hannay, Tür
k ve Yunan
askerlerinin hangi sayılarda ve ne kadar süre için adada kalacaklarının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı uyarınca, bir şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Hannay, bunun nasıl yapılacağına Türkiye ve Yunanistan'ın karar vereceklerin
i kaydederek, tarafların arzu ederlerse ikili görüşmeler yoluyla ya da BM'nin gözetiminde bu konuyu ele alabileceklerini söyledi. Hannay, '28 Şubat'a kadar bir anlaşma olacağına inanıyor musunuz' sorusuna 'İnanıyorum' yanıtını verdi.
İngiltere'nin Kıbrıs Ö
zel Temsilcisi, bugün Ankara'da temaslarda bulunacak

KIBRIS 03/02/2003

200 bin nüfuslu Kuzey Kıbrıs’ta 60 bin kişi meydanlarda buluştu. Her üç kişiden biri Annan Planı temelinde “Barış ve AB” için ses verdi... “Denktaş’a Destek” için 10 milyonluk İstanbul’da yapılan mitinge ise 1500 kişi ancak katıldı...


İstanbul’da rezil oldular!

Türkiye halkının seçimlerde Meclis dışında bıraktığı Kıbrıs’ın ‘çözümsüzlük aslanları’ İstanbul mitinginde ‘ilhak’tan söz etti, ‘Kıbrıs’ı vermeyiz’ dedi ama sayıları iki bine dahi ulaşmadı. BRT, önceden canlı yayımlamayı düşündüğü mitingi vermekten vazgeçti.

1500 kişi ile başlayan miting 200 kişi ile tamamlandı. Miting için İstanbul’a giden Denktaş’ın danışmanları, avukatları ve bazı örgüt üyeleri büyük hayal kırıklığı yaşadı


''KKTC ve Rauf Denktaş'a Destek Girişimi'' tarafından düzenlenen ''Denktaş'la Omuz Omuza'' mitingi, Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda gerçekleştirildi. Mitinge 1500 kişi katıldı...
Mitinge katılanlar, Türk ve KKTC bayrakları taşıyarak, ''Türkiye Denkt
aş'la Omuz Omuza'', ''Bağımsız Türkiye'', ''Türkiye'nin Savunması Kıbrıs'tan Başlar'' ve ''Türkiye'yi Veren Kıbrıs'ı Verir'' sloganları attı.
Mitingte KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın gönderdiği mesaj okundu. Denktaş mesajında, dünyanın Türk ulusunu ''ye
niden sınadığını'' söyledi.
Mitingte konuşan TC Dışişleri eski Bakanı Şükrü Sina Gürel, Kıbrıs'ın, Türk ulusunun ''ileri savunma mevzii'', Annan Planı'nın ise bir ''çözülüş planı'' olduğunu öne sürdü.
DYP Genel Başkan Yardımcısı Nevzat Ercan da, ''Kıbrıs uğruna verdiğimiz şehit kanlarının yücelttiği ve vazgeçemeyeceğimiz bir haktır. İmanımız, inancımız neyse, Kıbrıs da odur'' diye konuştu.
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ise bazı kesimlerin Kıbrıs'ta çözümden bahsettiğini, buna karşın bu çözümün ne olduğunu ortaya koymadıklarını belirtti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici de, ''Türkiye, tüm kalbiyle Kıbrıs milli davasının ve milli kahraman gibi davasını savunan Denktaş'ın yanındadır'' dedi.
İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ise ''Dayan Denkt
aş, diren Denktaş, bütün bir millet seninle birliktedir'' diye konuştu.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu da, Kıbrıs'ın her zaman Türk olduğunu ve Türk kalacağını savundu.
Denktaş'ın avukatı Fuat Veziroğlu da, Annan Planı'nın K
KTC halkına uzanan bir zeytin dalı olmadığını öne sürdü.
Mitingte, 68'liler Vakfı, Ülkü Ocakları ve Atatürkçü Düşünce Derneği temsilcileri de söz alarak, Annan Planı'na karşı olduklarını ifade ettiler.
Bu arada, yaklaşık 1500 kişinin katılımıyla başlayan a
ncak yağmur nedeniyle gösterici sayısı azalan miting, KKTC ve Denktaş'a destek içerikli sloganlarla sona erdi.

YENIDUZEN 03/02/2003

 

'Şimdi karar vakti'

Britanya temsilcisi Hannay, Kıbrıs'ta anlaşmazlığın Türkiye'nin AB üyeliğini etkileyeceğini belirtirken, 'Planda büyük değişiklikler için zaman yok' dedi

04/02/2003

RADİKAL - ANKARA - Kıbrıs'ta BM planı çerçevesinde 28 Şubat'a dek çözüm çabası sürerken, dün Ankara'ya gelen Britanya'nın Özel Temsilcisi David Hannay, çözümsüzlüğün Türkiye'nin AB üyeliğini etkileyeceği uyarısında bulundu. Kıbrıs'ta çok önemli son bir aya girildiğini belirten Hannay, "Çok uzun ve karmaşık bir süreç ilerledi, şimdi karar zamanı" dedi. Hannay, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planında çok büyük değişiklikler için zaman kalmadığını da vurguladı. Dışişleri Bakanlığı'ndaki temaslarının ardından Türk hükümeti ve Kıbrıslı Türklerin yaklaşımlarını daha iyi anladığını belirten Hannay, Britanya olarak sorunun çözümünde 'baş aktör' olmadıklarına dikkat çekti. Ancak Hannay, "Garantörlük açısından bu konuya dolaylı biçimde dahiliz. Planda bizi ilgilendiren önerileri kabule hazır olduğumuzu daha önce Annan'a bildirmiştik" dedi. Britanya temsilcisi, Türk ve Yunan askerlerinin adadaki varlığının belirlenmesi gerektiğini söylerken, Yunanistan'ın 'Garantörlükle ilgili konuları Atina ile Ankara halletsin' önerisi için, "Bu bizim dahil olmamızı gerektiren bir konu değil. Taraflar arzu ederse ikili görüşmeler ya da BM gözetiminde konu ele alınabilir" diye konuştu. Britanya'nın adada iki askeri üssü bulunuyor.

'Denktaş toprağı tartışmadı'
Hannay, NTV televizyonuna demecinde ise Türkiye'nin Kıbrıs'ta anlaşma istediğini belirtirken, anlaşma sağlanamamasının Ankara'nın AB sürecini de etkileyebileceğini vurguladı. Çözüm için 'etkin düzeyde ve kararlılıkla' müzakerelere devam edilmesinin önemine işaret eden Hannay, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bazı kaygılarının 'gerçekçi olmadığını' da savundu. Hannay, Denktaş'ın toprak konusunu bile henüz tartışmadığını öne sürdü
.

AİHM Yargıcı Türmen, Kıbrıs konusunda uyardı:

‘Binlerce Rum dava açabilir’


Kıbrıs’ta çözüm bulunamaması durumunda, insan hakları ihlalinden dolayı Rumların binlerce dava açacağını ve Türkiye’yi tazminata mahkûm edeceğini belirten AİHM Yargıcı Türmen, çözüm yolu gösterdi: Anlaşma yapılsın ve davalar Kıbrıs devletine kalsın


BELMA AKÇURA İstanbul

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıcı Rıza Türmen, Kıbrıs’ta çözüm sağlanamadığı takdirde, "Rumların mahkemeye binlerce dava açabileceği ve Türkiye’nin milyarlarca dolara mahkûm olabileceği vahim bir durumla karşı karşıya kalabiliriz" uyarısında bulundu.
AİHM’ye Kıbrıslı Rumlarca yüzlerce dava açıldığını, ancak bir tek Luizi davasının karara bağlandığını hatırlatan Türmen, "Türk askeri, yetkisini Kıbrıs’a taşımıştır. Orası Türki
ye’nin yetki alanı içerisine girmiştir. Bu nedenle insan hakları ihlallerinden Türkiye sorumludur. Şimdiye kadar Kıbrıslı Rumlarca açılan davalarda Türkiye sorumlu tutuluyor. Bir çözüm bulunmazsa bu devam edecek" diye konuştu.

Tazminatlar yükselir
Kuzey Kıbrıs’ta toprağı, evi, gayrimenkulü olan yüzlerce Rum’un AİHM’ye başvurup ‘ben evime, toprağıma gidemiyorum, bana tazminat verin’ diyebileceğini, bunun için dava açılmasının önüne geçilemeyeceğini kaydeden Türmen, şöyle konuştu: "Luizi davasında sadece 500
bin dolara yakın bir para istendi. Çünkü bu durumda mahrum kârlar da hesaplanıyor. Dolayısıyla böyle bir hesaplama sistemiyle tazminatlar da çok yüksek oluyor. Sürmekte olan
davalar insanların sadece tazminat almalarına değil, evlerine dönmelerine de ned
en olacaktır. Çok sayıda davanın arkasında yatan da bu olabilir."

Anlaşma halinde Rumların açtığı davaların muhatabının Kıbrıs devleti olacağını belirten Türmen, "Türkiye bu durumda davalardan kurtulur" dedi
.

MILLIYET 04/02/2003

BM, 3. planı sunabilir


Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides ile dün ara bölgede bir araya gelen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler’in 3. bir plan sunmasının muhtemel olduğunu söyledi.
Görüşme sonrası bir açıklama yapan Denktaş, kendilerine bu
konuda resmen bir bilgi verilmediğini belirterek, "Ama tabiatıyla bizi sonuna kadar dinledikten sonra muhtemeldir, yine ortaya bir üçüncü bir şey çıkarsınlar" dedi. Denktaş, dünkü görüşmede, egemenlik, eşitlik, Türkiye’nin garantisinin sulandırılmamasını içeren kendilerinin "olmazsa olmazları" belgesini verdiğini, Rumların ise sadece haritayı konuşmaya geldiğini de söyledi. Denktaş, yarınki görüşmede, Rumların, "olmazsa olmazları" getirmemesi halinde, harita üzerinde düşündüklerini daha detaylı bir şekilde aktaracaklarını belirtti. Denktaş, Rumların "olmazsa olmazları"nı alır almaz, Meclis’i toplantıya çağıracağını da açıkladı

MILLIYET 04/02/2003

Kıbrıs çözülmezse AB sürecini etkiler


BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs’taki taraflara sunduğu planın kabulü için tanınan sürenin dolmasına bir aydan az bir süre kala, Türkiye üzerindeki diplomatik baskılar artmaya başladı. İngiltere’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay de, anlaşma olmaması durumunda, Türkiye’nin AB sürecinin olumsuz etkileneceğini savundu.
Ankara’ya dün gelen Hannay, tarafların ay sonuna kadar bir anlaşmaya varabileceği konusunda "umutlu" olduğunu belirtti. Sürecin uzamasının, anlaşmaya varılmasını "zora" sokabileceğini kaydeden Hannay, KKTC ve Türkiye’nin Annan Planı’nın değiştirilme
sine yönelik talepleri konusunda da umutsuz bir tablo çizdi. Hannay, "BM planında tarafları tatmin edici bir değişiklik yapmak zor gözüküyor. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın bazı kaygıları da gerçekçi görünmüyor" dedi. Hannay, dün Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin’le de bir araya geldi.

Talat: Katılım, Denktaş’a destek kadar oldu

AYTEN GÖRGÜN İstanbul

KKTC muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin lideri Mehmet Ali Talat, İstanbul’da KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a destek amacıyla 2500 kişinin katılımıyla önceki gün düzenlenen mitingin bir gösterge olduğunu belirterek, "Katılım gerçekten Denktaş Bey’e yapılması gereken destek kadar olmuştur. Bu da aslında çözümsüzlük politikasının doğru bir politika olmadığının bir göstergesidir" de
di. Talat, Annan planı’yla ilgili olarak da, "28 Şubat’a kadar hiçbir şey değiştirilemese bile bu metin imza-lanmalıdır" diye konuştu.
MILLIYET 04/02/2003

Kıbrıs ak-kara değil...


VAKIF kuruluşu niteliğindeki Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde "Hükümet ve Liderlik Okulu" 40 kadar uzmanı toplayarak iki gün süreyle Annan planını tartıştı.
Diplomat, asker ve akademisyen 40 kadar uzman dört "çalışma grubu" halinde planı inceledi, irdeledi, öneriler getirdi.
Kamuoyu çekingenliği olmadan görüşlerini anlatabilme
leri için toplantıya gazeteciler alınmadı. Çünkü konu hamasi değil hesabi, kategorik değil analitik düşünmeyi gerektiriyor.
"Sonuç bildirisi" dün açıklandı.
Ne "Annan planı imzalansın" deniliyordu, ne de "reddedilsin".
Çünkü konu ak - kara gibi net değil,
karmaşık...
Bildiride sadece uyarı ve mukabil önerilere yer veriliyordu.
***
‘SONUÇ Bildirisi’ olarak üç çalışma grubunun hazırladığı metinler açıklandı. "Çalışma Grubu 4"ün bildirisi yoktu çünkü uzmanlar "egemenlik" konusunda anlaşmaya varamamışlardı!
Bu,
konunun uzmanlık düzeyinde ne kadar karmaşık olduğunu gösterir.
"Egemenlik", Kıbrıs meselesinde Türk tarafının haklı olarak en hayati saydığı konulardan biri...
Ama detaylara inince karmaşıklaşıyor.
Kıbrıs gibi iki "parça devletöten oluşacak bir kurumlaşm
ada egemenlik alanları?.. Kıbrıs’ın dış siyasetinden, merkezi bütçe ve vatandaşlık sorunlarından her bir ‘parça devlet’in yetkilerine kadar her konuda teker teker düşünülmesi gereken egemenlik meseleleri... Türk ve Rum beklentileri arasındaki çelişkiler...
Demek ki konu "ak" ve "kara" kadar net değil. Pazarlıktan ne koparırsan ona bağlı!
***
DEĞİŞEN dünyada Kıbrıs’ın stratejik önemi artmış mıdır, azalmış mıdır, niteliği mi değişmiştir?
"Çalışma Grubu 3"ün bildirisinde deniliyor ki:
"Kıbrıs’ta Türk askerinin
bulundurulmasının öncelikli amacı, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini sağlamaktır. Kıbrıs adasının Türkiye için Akdeniz’de vazgeçilmez stratejik önem taşıyan bir nokta olduğu görüşü asıl amacın dışındadır."
Bu metne diplomat Özdem Sanberk ile KKTC’den İbrahim
Okur ve Dinç Erkman "ada Türkiye için stratejik önem taşır" diye muhalefet şerhi koymuş.
Kıta sahanlığı, kara suları, hava sahası... Akdeniz Türkiye’ye kapanacak mı! Diplomat İlter Türkmen’in cevabı:
"Hayır! Evvela adada eşit sayıda Türk ve Yunan askeri b
ulunacak, bunun dışında adadaki üsler sökülecek. Kuzey Kıbrıs’ta Karpas’la 550 km, Karpas’sız 450 km. bir deniz ve hava sahası Türklerin elinde olacak. Kalan hususlar müzakereye bağlı..."
Peki, Bakü - Ceyhan boru hattı çalıştığı zaman Kıbrıs bunu engelleye
bilir mi?
Siyaset bilimci Üstün Ergüder ve İlter Türkmen aynı tepkiyi gösterdiler:
"Saçma! Hem mümkün değil, hem de yatırım yapan ve petrol tüketicisi dünya ülkeleri buna razı olur mu?!"
Belli ki Kıbrıs, Türkiye ve Türklük açısından bir "ak - kara" meseles
i değil. Son derece karmaşık... Aynı zamanda, Türkiye’nin AB ve ABD ile ilişkileriyle de irtibatlı bir rasyonel "hesap" ve "pazarlık" meselesi...
MILLIYET 04/02/2003 TAHA AKYOL

Kıbrıs'ta çözüm ümidi yok gibi azaldı


Kıbrıs konusunda nasıl bir son ile karşı karşıya kalacağımız artık belirginleşiyor. Son dakikada bir sürprizle karşılaşılmadığı taktirde, Türk tarafı Kıbrıs' ta hiçbir şekilde anlaşmaya yanaşmayacak. Annan planı ne kadar önemli avantajlar sağlasa dahi, sudan gerekçelerle reddedilecek.
İnşallah
yanılırım, ancak Ankara' dan gelen haberler ve dışardan görülen manzara, aynen böyle.
Rauf Denktaş- Mümtaz Soysal ikilisi, devleti ve muhafazakar çevreleri yanlarına çekmeyi bildiler. Özellikle son Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısından sonraki açıklam
a, çözüm bulunup bulunmaması konusunda noktayı koydu.
Kıbrıs'ın stratejik açıdan Türkiye için çok önemli olduğunun altı çizildi ve Denktaş'a destek verildi. Zaten Kara Kuvvetleri Komutanının Ada' da birkaç gün önce yaptığı konuşma işin rengini göstermişti
.
Ankara'da, muhafazakar cepheyi oluşturan askerin, dışişlerinin bir bölümü ve Cumhurbaşkanı Sezer' in benimsedikleri ve açıkça belirttikleri görüş şöyle özetlenebilir :
"…Bu aşamada çözümsüzlük Türkiye' ye bir fatura çıkaracaktır, ancak Irak savaşı nedeni
yle ne ABD ne de AB bu faturanın tamamını bize ödetebilirler. KKTC' yi elimizde- eski değeri kalmamasına rağmen- bir pazarlık kartı olarak tutmak ve görüşmeleri ileri bir tarihe atmakta yarar vardır. Rumlar AB' ye tam üye olsalar dahi, bir siyasi çözüm bulunmadıkça, bu üyeliğin nimetlerinden tam anlamıyla yararlanamayacaklar ve içlerine sindiremeyeceklerdir. Göçmenler, hükümete sürekli baskı yapıp çözüm bulunmasını isteyeceklerdir. Ya önümüzdeki yıllarda veya AB' ye tam üyeliğimizle birlikte yeniden çözüm denemesine girişilebilir…"
Bu mantık, Türkiye' yi yönetenlerin ne kadar dar düşündüklerini, Uluslararası gerçeklerden ve Ada' daki genç kuşaklardan ne kadar koptuklarını, ellerindeki kartı ne kadar abarttıklarını ve Kıbrıs' ta ne büyük bir risk aldıklarını
gösteriyor.
Irak harekatı sayesinde ellerinin daha kuvvetleneceğini ve ilerdeki pazarlıklardan daha karlı bir duruma gireceklerini sanıyorlar. Bundan dolayı da, Kıbrıs Türkünü kaybetme pahasına Kıbrıs' ı bedavaya Rumlara hediye ettiklerinin farkına varamıy
orlar.
Kıbrıs'ı AB içinde artık sadece Rumların temsil edeceğini, 2004' ten itibaren Türk diplomatların, AB müzakere masasında Rumlarla oturacaklarını, yani Türkiye' nin Kıbrıs' ı resmen tanımak zorunda kalacağını herhalde düşünmüyorlar.
Tabii bu arada, Tü
rkiye'nin KKTC' deki memnuniyetsizliği giderebilmek, halkın yatıştırabilmek için yılda yaklaşık 500 milyon dolar harcamak zorunda kalacağını, bu şekilde çözümsüzlükten yana tutum almış olanların ceplerinin biraz daha dolacağını da özellikle saklıyorlar.

***

TAYYİP ERDOĞAN İSE, GÜRLÜYOR AMMA YAĞMIYOR

Kıbrıs konusunda Tayyip Erdoğan'ın tutumu ise, başlangıçta çok kimseye umut vermesi, kemikleşmiş politikaların değişeceğinin bir işareti gibi algılanması ve yeni bir dönemin müjdecisi gibi görüldüğü için, içerde ve dışarıda büyük ilgi yaratıyordu.
Ancak, artık durum değişmeye başladı.
Erdoğan çok konuştu, çok gürledi, oysa altına yağmur düşüremedi. Söylediklerinden hiçbiri politikaya dönüşmedi. Hiçbir yaklaşımı gerçekleşmedi. Bir aşamadan sonra da ters tepmeye
ve Ankara' nın politikalarına zarar vermeye başladı.
Geçen Cumartesi günkü konuşmasında, açıkça Mümtaz Soysal' ı hedef aldı. Ülke' nin AB'ye gidişini engelliyebilmek için Kıbrıs' ı kullanan müzakerecilerden söz etti. Ancak, Soysal hala müzakerecilik işlev
ini sürdürüyor. Çözümsüzlük kampanyasının başını çekiyor.
"Erdoğan kulaktan dolma bilgilerle hareket ediyor " diye adeta hakaret eden Denktaş' ı da aynı konuşmasında yerden yere vurdu. Ancak, Denktaş hala ortada dolaşıyor.
Askeri ve Dışişlerini de suçladı,
yıllarca sürdürdükleri hamasetle bir yere varamadıklarını, bir Türk takımına bile Rum tarafında resmi maç yaptıramadıklarını söyledi. Ancak asker ve dışişleri, MGK kararının altını imzalıyorlar, Kara Kuvvetleri Komutanı Denktaş'a neredeyse hayranlık beyanında bulunabiliyor.
AK parti lideri ya böyle konuşmamalı, eğer mutlaka konuşacaksa, o zaman da sözlerinin uygulamaya da dönüşmesini sağlamalı. Sağlayamadığından dolayı, dışarıya yanlış mesajlar vermekte, doğru olsun veya olmasın Türk tarafının müzakere poz
isyonlarını da büyük ölçüde zarara uğratmaktadır.
Bu çekişmenin yabancı başkentlerdeki algılanması da " Erdoğan istiyor, asker durduruyor… Türkiye' de AKP ile asker arasında güç mücadelesi yapılıyor…Bakalım kim kazanacak, asker mi yoksa Erdoğan mı ?" şekli
ne dönüşüyor.
Önümüzdeki birkaç gün içinde Kofi Annan 3 üncü planını verecek. Yani, Denktaş ile Klerides' in değişiklik isteklerinin hiç değilse bir bölümünü içerecek olan son önerisi masaya konacak.
Kısacası dananın kuyruğu kopacak.
Denktaş, Ankara' da es
en resmi havadan yararlanıp, bu önerinin de kabul edilmemesi gerektiğini söyliyecek, bol bol "yavru vatan satılmaz" edebiyatı yapılacak , Türkiye ve Ada'da çözüm istemeyenler görkemli gösteriler düzenleyecekler. Son darbe olarak, Denktaş anlaşmayı imzalamayacak ve referanduma götürecek.
Kıbrıs halkı muazzam bir propaganda fırtınasına tutulacak. Bir bölümü korkutularak, diğer bölümü emekli maaşını kaybetme tehdidiyle, bir bölümü ise isteyerek ve çıkarı sürsün diye , referanduma HAYIR diyecek.
Böylece, Anan
planını halk reddetmiş olacak.
Çözümden yana tutum alanlar da vatan hainlikleriyle kalacaklar ( ! )
Kıbrıs kaybedilmiş, Türkiye'ye büyük zarar verilmiş, kimin umrunda… Kısa vadeli çıkarlar tatmin edilmiş, asker AKP' ye gözdağı vermiş olacak…Gerisi tufan.

***

MILLIYET 04/02/2003 MEHMET ALI BIRAND

HARİTA GÖRÜŞÜLÜYOR

RUMLAR TOPRAK TALEPLERİNİ YİNELEDİ' Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasında dün yapılan görüşmede, Türk tarafı bir anlaşma için 'olmazsa olmazlarını' yazılı olarak iletirken, Rum tarafı Annan Planı'nda yer alan haritayı masaya getirerek toprakla ilgili taleplerini yineledi

'HARİTA ÜZERİNDE GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ' Harita üzerinde görüş alışverişi yapıldığını belirten Denktaş, 'Çarşamba günü herhalde onlar da bir şeyler getirirler veya getirmezlerse yine biz harita üzerinde düşündüklerimizi daha detaylı bir şekilde söyleyeceğiz. Harita yeni harita değil, eski harita ve bu haritayı kabul etmeyeceğimizi söyledik' dedi

'EGEMENLİĞE KARŞI TOPRAK'Rum Yönetimi Başkanı Klerides'in 'Denktaş toprak konusunu görüşmeyi kabul etti' açıklamasının anımsatılması üzerine, Türk tarafının toprak konusunu görüşmeyi reddetmediğini hatırlatarak, Türk tarafının 'Olmazsa olmazlar'ı arasında egemenlik konusunu da bulunduğuna göre, Rumların kabul etmesi halinde toprağa da bakabileceklerini söyledi

'3.PLAN MUHTEMEL' BM'nin taraflara planın revize edilmiş 3'üncü şeklini sunacağına dair resmi bir bilgi olmadığını, ancak böyle bir gelişmenin muhtemel olduğunu da söyleyen Denktaş, 'Bizi sonuna kadar dinledikten sonra ortaya 3. bir plan çıkması muhtemeldir' dedi

Cumhurbaşkanı Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasında dün yapılan görüşmede, Türk tarafı bir anlaşma için 'olmazsa olmaz'larını yazılı olarak iletirken, Rum tarafı Annan planında yer alan haritayı masaya getirerek toprakla ilgili taleplerini yineledi. Cumhurbaşkanı ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, Annan Planı temelinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları çerçevesinde dün saat 09.30'da yeniden bir araya geldi.

Denktaş, Rumlar'ın talep ve yanıtlarını aldıktan sonra Meclis'i toplantıya çağıracağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş'a görüşmede, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ile Danışman Prof. Dr. Mümtaz Soysal'dan oluşan heyet eşlik etti.

İki lider haftada 3 güne programlanan müzakereler çerçevesinde yarın sabah yeniden bir araya gelecek.

BM kontrolündeki ara bölgede yapılan görüşme için makamından ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, tarafların 'olmazsa olmaz' olarak nitelenen temel kriterlerini masaya koyacağını söyledi. Bu konuda detay isteyen gazetecilere Denktaş, 'Gidelim, gelelim de bakarız' karşılığını verdi.

'Egemenliğimizin tanınması şartıyla toprağı görüşürüz'

Rum Yönetimi Başkanı Klerides'in 'Denktaş toprak konusunu görüşmeyi kabul etti' açıklamasının anımsatılması üzerine, 'Toprak konusunu görüşmeyi reddetmemiştik, egemenliğimizin tanınması şartıyla görüşürüz demiştik. Olmazsa olmazlarımız arasında egemenliğimiz de olduğuna göre kabul ettikleri takdirde toprağa da bakarız' diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, 'toprak konusunu görüşmeyi kabul ettiğinize göre egemenlik konusunda bir gelişme mi var' diye sorulunca da, 'İnşallah olur, bugün göreceğiz' ifadelerini kullandı.

Harita üzerinde görüş alışverişi

1.5 saatlik görüşme sonrasında Denktaş, Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Görüşmede, Türk tarafının anlaşmayla ilgili 'olmazsa olmazlarını' yazılı olarak ilettiğini, Rum tarafının ise sadece harita görüşmeye geldiğini ve planda yer alan harita üzerinde görüş alış-verişi yapıldığını belirten Denktaş, 'Çarşamba günü herhalde onlar da bir şeyler getirirler veya getirmezlerse yine biz harita üzerinde düşündüklerimizi daha detaylı bir şekilde söyleyeceğiz. Harita yeni harita değil, eski harita ve bu haritayı kabul etmeyeceğimizi kendilerine söyledik' dedi.

'3. plan muhtemel'

BM'nin taraflara Plan'ın revize edilmiş 3'üncü şeklini sunacağına dair resmi bir bilgi olmadığını, ancak böyle bir gelişmenin muhtemel olduğunu da söyleyen Denktaş, 'Bizi sonuna kadar dinledikten sonra ortaya 3. bir plan çıkması muhtemeldir. Ama uzaydan inercesine gerçeklerin çok gerisinde kalmış, Kıbrıs meselesinin kimler tarafından ne maksatla başlatıldığını kaale almadan, Kıbrıs Türkleri'nin 3 kez göçmen olduğunu düşünmeden sadece Rum göçmenlerin geri gidişini hesaba katan bir yaklaşımla yapılan girişimler Kıbrıs Türkleri açısından biraz acı oluyor, kabul edilemiyor' diye konuştu.

'Görüşmelerin içeriği_ Meclis'te herkes okuyabilir'

Cumhurbaşkanı Denktaş, 'Daha önce görüşmelerin içeriği hakkında kamuoyuna bilgi verilmemesini hata olarak nitelemiştiniz. Ne görüşülüyor şeklinde eleştiriler de var. Kamuoyuna ne zaman bilgi vereceksiniz' şeklindeki soruya da özetle şu karşılığı verdi:

'Eleştirenler iyi niyetle eleştirse ben de dinleyeceğim ama iyi niyetle eleştirdiklerini sanmıyorum. Biz bütün bu bilgileri Meclis'e veriyoruz, isteyen gidip okuyabilir. Geçenlerde 'sadece liderler okuyabiliyor, milletvekilleri okuyamıyor' dediler. Hayır Meclis'e verilen notlar herkese açık, herkesin gidip okuması mümkün. Bu kadar geniş kitleye, temsilcilere bunu duyuruyoruz. Ben olmazsa olmazlarımızı yeniden mi sıralayım, siz bilmiyor musunuz_. Bunlar egemenliktir, eşitliktir, Türkiye'nin garantisinin sulandırılmamasıdır, toprak konusunda yeniden göçün olmaması ve olacaksa çok az olmasıdır_Bu gibi yaklaşımlar içindeyiz.'

KIBRIS 04/02/2003

Hannay: Ay sonuna kadar anlaşma olabilir

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi David Hannay, tarafların ay sonuna kadar bir anlaşmaya varabileceği konusunda umutlu olduğunu söyledi.

NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün'ün sorularını yanıtlayan David Hannay, sorunun çözüme kavuşmamasının Türkiye'nin AB üyeliğini de etkileyeceğini savundu.

Mart ayı sonuna kadar bir anlaşmaya varılamazsa çözüme ulaşmanın daha güç olacağının altını çizen Hannay, Rum tarafının anlaşmaya ve taviz vermeye hazır göründüğünü söyledi.

NTV canlı yayınına katılan David Hannay, üç yıldır devam eden müzakerelerin son anlarına geldiğine dikkat çekti. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı her aşamada revize edebileceğini belirten Hannay, anlaşmada her iki tarafı da tam olarak tatmin edecek bir değişiklik yapmanın zor olduğunu söyledi.

'Ankara anlaşma istiyor'

Hannay, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın şu ana kadar toprak konusunu tartışmadığını savundu.

Taraflar arasındaki uzlaşmayla temel konuların garanti altına alınacağını söyleyen David Hannay, Ankara'nın Kıbrıs'ta anlaşma istediğini kaydetti.

'Sorun çözülmezse hep Türkiye'nin önüne çıkar'

Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamaması halinde Türkiye'nin AB üyeliğinin de etkileneceğini savunan Hannay, 'Anlaşma potansiyel bir sorunu ortadan kaldıracak, Kıbrıs sorunu çözümlenemezse Türkiye'nin AB yolunda, önünde hep sorun olur' dedi.

'Denktaş'ın kaygıları gerçekçi değil'

Lord Hannay, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ada'da yaşayan Türklere yeterli güvenlik teminatı verilmemesine yönelik kaygılarını ise gerçekçi bulmadığını belirtti.

'Kıbrıs'taki soruna garantörlük açısından dolaylı bir şekilde dahiliz'

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda baş aktörlerden biri olmadığını belirterek, 'Bu konuya, garantörlük açısından dolaylı bir şekilde dahiliz' dedi.

Hannay, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin ile yaklaşık 1 saat süren görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Büyükelçi İlkin ile yararlı ve detaylı bir değerlendirme yapma fırsatı bulduğunu söyleyen Hannay, 'Türk hükümeti ve Kıbrıslı Türklerin yaklaşımları konusunu daha iyi anlamış durumdayım. Umarım karşıtlarım da bizim tavrımızı ve 28 Şubat'a kadar devam edecek müzakerelere olan tam desteğimizi anlamışlardır' diye konuştu.

Hannay, Türkiye'ye görüş alış verişinde bulunmak için geldiğini ifade ederek, Kıbrıs konusuna ilişkin tüm karar ve uzlaşıların Ada'da haftada üç kez görüşen iki lider tarafından alınacağını sözlerine ekledi.

Hannay, bir soru üzerine, bu sürece başından beri çok büyük destek verdiklerini ve bu desteği vermeye devam edeceklerini belirterek, şunları kaydetti:

'Yapabileceğimiz her katkıyı sunmaya kararlıyız. Biz bu konuda baş aktör değiliz. Garantörlük açısından bu konuya dolaylı bir şekilde dahiliz. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planında İngiltere'yi ilgilendiren önerileri kabul etmeye hazır olduğumuzu Annan'a bildirmiştik. Bu, Ada'daki iki lider arasındaki bir müzakeredir, bizim doğrudan dahil olduğumuz bir konu değildir.'

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, bir gazetecinin, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun 'garantör ülkelerin masaya oturarak Annan planının bazı bölümlerini değerlendirmesi önerisine' İngiltere'nin de dahil olması gerektiğini düşünüp düşünmediğini sorması üzerine, şu yanıtı verdi:

'Bu bizim dahil olmamızı gerektiren bir konu değil. Bu, Annan planında henüz kararlaştırılmayan Ada'daki Türk ve Yunan askerlerinin oranı konusundadır. İngiltere'yi hiçbir şekilde ilgilendirmiyor. Bu görüşmelere dahil olmamız da şık olmaz.'

KIBRIS 04/02/2003

‘Harita’ masada, ‘toprak’ gündemde

3’üncü plana doğru!

BM’nin taraflara Plan’ın revize edilmiş 3’üncü şeklini sunacağına dair resmi bir bilgi olmadığını, ancak böyle bir gelişmenin muhtemel olduğunu söyleyen Denktaş, “Bizi sonuna kadar dinledikten sonra ortaya 3. bir plan çıkması muhtemeldir

Kıbrıslı liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında dün yapılan görüşmede, Kıbrus Türk tarafı bir anlaşma için “olmazsa olmazlarını” yazılı olarak iletirken, Rum tarafı
Annan planında yer alan haritayı masaya getirdi.
Kıbrıs müzakere süreci çerçevesinde BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto gözetiminde dün Klerides’le 1.5 saatlik yeni bir görüşme yapan Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’na dönüşünde gazeteci
lerin sorularını yanıtladı.

Gündem toprak
Görüşmede, Türk tarafının anlaşmayla ilgili “olmazsa olmazlarını” yazılı olarak ilettiğini, Rum tarafının ise sadece harita görüşmeye geldiğini ve planda yer alan harita üzerinde görüş alış-verişi yapıldığını belirten Denktaş, “Çarşamba günü herhalde onlar da birşeyler getirirler veya getirmezlerse yine biz harita üzerinde düşündüklerimizi daha detaylı bir şekilde söyleyeceğiz. Harita yeni harita değil, eski harita ve bu haritayı kabul etmeyeceğimizi kendilerine sö
yledik" dedi.

3. Plan muhtemel

BM’nin taraflara Plan’ın revize edilmiş 3’üncü şeklini sunacağına dair resmi bir bilgi olmadığını, ancak böyle bir gelişmenin muhtemel olduğunu söyleyen Denktaş, “Bizi sonuna kadar dinledikten sonra ortaya 3. bir plan çıkması muhtemeldir. Ama uzaydan inercesine gerçeklerin çok gerisinde kalmış, Kıbrıs meselesinin kimler tarafından ne maksatla başlatıldığını kaale almadan, Kıbrıs Türkleri’nin 3 kez göçmen olduğunu düşünmeden sadece Rum göçmenlerin geri gidişini hesaba katan bi
r yaklaşımla yapılan girişimler Kıbrıs Türkleri açısından biraz acı oluyor, kabul edilemiyor” diye konuştu.

Tutanaklar Meclis’te
Cumhurbaşkanı Denktaş, “Daha önce görüşmelerin içeriği hakkında kamuoyuna bilgi verilmemesini hata olarak nitelemiştiniz. Ne görüşülüyor şeklinde eleştiriler de var. Kamuoyuna ne zaman bilgi vereceksiniz” şeklindeki soruya da özetle şu karşılığı verdi:
“Eleştirenler iyiniyetle eleştirse ben de dinleyeceğim ama iyiniyetle eleştirdiklerini sanmıyorum. Biz bütün bu bilgileri Meclis
’e veriyoruz, isteyen gidip okuyabilir. Geçenlerde ‘sadece liderler okuyabiliyor, milletvekilleri okuyamıyor’ dediler. Hayır Meclis’e verilen notlar herkese açık, herkesin gidip okuması mümkün. Bu kadar geniş kitleye, temsilcilere bunu duyuruyoruz. Ben olmazsa olmazlarımızı yeniden mi sıralayım, siz bilmiyor musunuz…. Bunlar egemenliktir, eşitliktir, Türkiye’nin garantisinin sulandırılmamasıdır, toprak konusunda yeniden göçün olmaması ve olacaksa çok az olmasıdır…Bu gibi yaklaşımlar içindeyiz.”
Denktaş, baş
ka bir soruyu yanıtlarken de, Rumlar’ın talep ve yanıtlarını aldıktan sonra Meclis’i toplantıya çağıracağını ekledi.
Denktaş ile Klerides, haftada 3 güne programlanan müzakereler çerçevesinde çarşamba sabahı yeniden biraraya gelecekler.
YENIDUZEN 04/02/200
3

HANNAY:

“Ay sonundan önce anlaşma!”

Hannay, NTV televizyonunda katıldığı bir programda, tarafların ay sonuna kadar bir anlaşmaya varabileceği konusunda “umutlu” olduğunu, sürecin uzamasının anlaşmaya varılmasını “zora” sokabileceğini belirtti

İngiltere’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, BM’nin Kıbrıs planında çok büyük değişiklikler için zaman kalmadığını, ay sonundan önce anlaşmaya varılabileceğini söyledi.
Hannay, NTV televizyonunda katıldığı bir programda, tarafların ay sonuna kadar bir
anlaşmaya varabileceği konusunda “umutlu” olduğunu, sürecin uzamasının anlaşmaya varılmasını “zora” sokabileceğini belirtti. Kıbrıs’ta müzakere sürecinin artık sonlarına yaklaşıldığını ifade eden Hannay, “etkin düzeyde ve kararlılıkla” müzakerelere devam edilmesinin önemine işaret etti.
“BM planı her aşamada revize edilebilir” diyen Hannay, anlaşmada tarafları tatmin edici bir değişiklik yapmanın zor olduğunu söyledi.
Denktaş’ın bazı kaygılarının “gerçekçi olmadığını” ifade eden Hannay, Denktaş’ın toprak
konusunu henüz tartışmadığını kaydetti. Hannay, taraflar arasında varılacak uzlaşmayla temel konuların garanti altına alınabileceğini belirtti.
Türkiye’nin Kıbrıs’ta anlaşma istediğini belirten Hannay, anlaşma sağlanamamasının Türkiye’nin AB sürecini de
etkileyebileceğini sözlerine ekledi.

Soruna ‘garantör’ olarak dahiliz!
İngiltere’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, İngiltere’nin Kıbrıs sorununda baş aktörlerden biri olmadığını belirterek, “Bu konuya, garantörlük açısından dolaylı bir şekilde dahiliz” dedi.
Hannay, TC Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin ile yaklaşık 1 saat süren görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Büyükelçi İlkin ile yararlı ve detaylı bir değerlendirme yapma fırsatı bulduğunu
söyleyen Hannay, “Türk hükümeti ve Kıbrıslı Türklerin yaklaşımları konusunu daha iyi anlamış durumdayım. Umarım karşıtlarım da bizim tavrımızı ve 28 Şubat’a kadar devam edecek müzakerelere olan tam desteğimizi anlamışlardır” diye konuştu.
Hannay, Türkiye’
ye görüş alış verişinde bulunmak için geldiğini ifade ederek, Kıbrıs konusuna ilişkin tüm karar ve uzlaşıların Ada’da haftada üç kez görüşen iki lider tarafından alınacağını sözlerine ekledi.
Hannay, bir soru üzerine, bu sürece başından beri çok büyük des
tek verdiklerini ve bu desteği vermeye devam edeceklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Yapabileceğimiz her katkıyı sunmaya kararlıyız. Biz bu konuda baş aktör değiliz. Garantörlük açısından bu konuya dolaylı bir şekildedahiliz. BM Genel Sekreteri Kofi A
nnan’ın planında İngiltere’yi ilgilendiren önerileri kabul etmeye hazır olduğumuzu Annan’a bildirmiştik. Bu, Ada’daki iki lider arasındaki bir müzakeredir, bizim doğrudan dahil olduğumuz bir konu değildir.”
İngiltere’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David
Hannay, bir gazetecinin, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun “garantör ülkelerin masaya oturarak Annan planının bazı bölümlerini değerlendirmesi önerisine” İngiltere’nin de dahil olması gerektiğini düşünüp düşünmediğini sorması üzerine, şu yanıtı verdi:
“Bu bizim dahil olmamızı gerektiren bir konu değil. Bu, Annan planında henüz kararlaştırılmayan Ada’daki Türk ve Yunan askerlerinin oranı konusundadır. İngiltere’yi hiçbir şekilde ilgilendirmiyor. Bu görüşmelere dahil olmamız da şık olmaz.”
YENI
DUZEN 04/02/2003


“Barış Girişimi”nin Bilgi Üniversitesi’nde düzenlediği “Kıbrıs’ta Çözüm, Farklı Görüşler, Farklı Öneriler” konulu panel İstanbul’da yapıldı

Talat: ‘Denktaş ve ekibi hem Kıbrıs’ı
hem Türkiye’yi felakete sürüklüyor”


·
16 Nisan’da Kıbrıs’ın Avrupa Birliği ile üyelik anlaşması imzalayacağını anımsatan CTP Genel Başkanı Talat, “Bu tarih değiştirilemez. Bizim açımızdan önemli olan anlaşmayı kimin imzalayacağıdır. Şimdiki Kıbrıs mı, yoksa sorunu çözülmüş yeni Kıbrıs mı?” diye sordu

· “Herha
ngi bir değişiklik yapılmadan 28 Şubat’ın gelmesi, böylece planın iyileştirilmesi ihtimalinin ortadan kalkması ve sonuç olarak ret cephesinin kolayca harekete geçirilebilmesi Denktaş’ın Kıbrıs Türküne yapacağı son kötülük olacak ama böylesi bir durum Türkiye’yi de felakete sürükleyecektir.”

“Barış Girişimi”nin düzenlediği “Kıbrıs’ta Çözüm, Farklı Görüşler, Farklı Öneriler” konulu paneli İstanbul’da Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere Kampusu’nde gerçekleşti. Radikal Gazetesi Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Erdal
Güven’in yönettiği panele Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri İzzet İzcan, Ulusal Birlik Partisi adına ekonomist Mustafa Gündüz ve Demokrat Parti adına da araştırmacı Kudret Akay katıldı.
Paneli, aralarında İstanbul’da yaşayan Kıbrıslı Türklerin de bulunduğu kalabalık bir kitle izledi.

Talat: "Statüko sürdürülemez"
Panelde konuşan Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkan
ı Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği boyutunun eklenmesi ile birlikte Kıbrıs sorununda mevcut statükonun sürdürülemeyeceğini vurguladı.
16 Nisan’da Kıbrıs’ın Avrupa Birliği ile üyelik anlaşması imzalayacağını anımsatan CTP Genel Başkanı Talat, “Bu tarih değ
iştirilemez. Bizim açımızdan önemli olan anlaşmayı kimin imzalayacağıdır. Şimdiki Kıbrıs mı, yoksa sorunu çözülmüş yeni Kıbrıs mı?” diye sordu.
“Hükümetin ve Denktaş’ın duyarsızlığının Kopenhag zirvesinden sonra da sürmesi halkımızı öfkelendirmeye devam ed
iyor. Denktaş halkımızdan koparak yabancılaştı” diyen Talat, sözlerini şöyle tamamladı:
“Herhangi bir değişiklik yapılmadan 28 Şubat’ın gelmesi, böylece planın iyileştirilmesi ihtimalinin ortadan kalkması ve sonuç olarak ret cephesinin kolayca harekete geç
irilebilmesi Denktaş’ın Kıbrıs Türküne yapacağı son kötülük olacak ama böylesi bir durum Türkiye’yi de felakete sürükleyecektir.”

Talat neler söyledi
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat panelde özetle şu görüşleri ortaya koydu:
Kıbrıs sorununa eklenen Avrupa Birliği boyutu statükoyu sürdürülebilir olmaktan çıkardı. Türkiye’nin AB adaylığının ilan edildiği Helsinki zirvesinden beri Kıbrıs sorununun 2002 yılı sonuna kadar çözümlenmesinin Türk tarafının lehine olduğu biliniyordu. Yüzyüze görüşmelerin Kopenhag
zirvesine yaklaşan günlerinde, 11 Kasım’da, Annan Planı sunuldu. Plan, yapılmaya çalışılan dezenformasyonun aksine, olduğu gibi imzalanmak için değil, müzakere edilip 12 Aralık’a kadar imzalanmak üzere sunulmuştu. Ama statükodan çıkarı olanların ve çözümsüzlüğü politika haline getiren Cumhurbaşkanı Denktaş’ın gerçek anlamda müzakereden kaçması değerli zamanımızı kaybettirerek 12 Aralık’ta Rum tarafını tüm Kıbrıs adına AB’ye soktu. Böylece statükonun korunamayacağı daha net olarak ortaya çıktı ve zaman cenderesi 28 Şubat’tan geçerek 16 Nisan’a odaklandı.
16 Nisan’da Kıbrıs, AB ile üyelik anlaşmasını imzalayacaktır. Bu tarih değiştirilemez. Bizim açımızdan önemli olan anlaşmayı kimin imzalayacağıdır. Şimdiki Kıbrıs mı, yoksa sorunu çözülmüş yeni Kıbrıs mı? Hü
kümetin ve Denktaş’ın duyarsızlığının Kopenhag zirvesinden sonra da sürmesi halkımızı öfkelendirmeye devam ediyor. Denktaş halkımızdan koparak yabancılaştı. Onbinler sokaklara döküldü, yurdumuz barış ateşleri ile alev alev yanar hale geldi. Çözümsüzlük yanlısı iktidar partileri çatladı, tabanları ile tavanları bölündü. İktidar milletvekilleri dahi eylemlere katılır oldu. Bir avuç statükocu elit ne yapacağını şaşırarak yalana başvurmaya başladılar. Annan Planını kötü göstermek için yalanın bini bir para oldu.
Türkiye’de bulunan AB karşıtları ve AB’ye kuşku ile yaklaşanların Kıbrıs’ı elden çıkarmama çabaları, bu kesimle Denktaş arasında doğal bir ittifak yarattı. Denktaş’ın Türkiye AB’ye girerse Kıbrıs sorununun mutlaka çözümlenmesi gerektiğini biliyor olması
O’nu da bu süreci engellemeye sevk etti. Artık bu ittifak çok tehlikeli olmaya yöneldi. Bunlar Türkiye ile AB’yi Kıbrıs’ta çatıştırarak Türkiye’nin önünü kapatmayı en az tehlikeli yol olarak görüyorlar. Çünkü Türkiye halkına göre ulusal bir dava olan Kıbrıs yüzünden AB hedefi berhava olursa, AB karşıtlarına yönelecek halk tepkisi daha az olacaktır. İşte bundan dolayı Denktaş Türkiye’nin de içini karıştırmaktan çekinmez bir tutuma girdi.
Ama bu statüko sürdürülemez. Mutlaka değişecek: Şimdi değişirse bizim
çıkarımıza. Ama 16 Nisan’dan sonra belki de azınlık haklarıyla karşılaşacağız. Türkiye kayıtsız şartsız adadaki varlığını sona erdirmeye zorlanırken 1974 öncesine dönüş süreci başlayacaktır.
Hala geç değildir. Avrupa Birliği düşmanlarından oluşan görüşmec
i heyetle başarıya ulaşmak mümkün değildir. Denktaş ve heyeti değiştirilerek çözüme ulaşmak mümkündür. Herhangi bir değişiklik yapılmadan 28 Şubat’ın gelmesi, böylece planın iyileştirilmesi ihtimalinin ortadan kalkması ve sonuç olarak ret cephesinin kolayca harekete geçirilebilmesi Denktaş’ın Kıbrıs Türküne yapacağı son kötülük olacak ama böylesi bir durum Türkiye’yi de felakete sürükleyecektir.

YENIDUZEN 04/02/2003

Klerides haritayı masaya getirdi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasında bugün yapılan görüşmede, Türk tarafı bir anlaşma için "olmazsa olmazlarını" yazılı olarak iletirken, Rum tarafı Annan planında yer alan haritayı masaya getirerek toprakla ilgili taleplerini yineledi.
Kıbrıs müzakere süreci çerçevesinde
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto gözetiminde bugün Klerides'le 1.5 saatlik yeni bir görüşme yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
GÜNDEM TOPRAK
Görüşmede, Türk tarafının anlaşmayla ilgili "olmazsa olmazlarını" yazılı olarak ilettiğini, Rum tarafının ise sadece harita görüşmeye geldiğini ve planda yer alan harita üzerinde görüş alış-verişi yapıldığını belirten Denktaş, "Çarşamba günü herhalde onlar da birşeyler getirirler veya getirmezlerse yine biz harita üzerinde düşündüklerimizi daha detaylı bir şekilde söyleyeceğiz. Harita yeni harita değil, eski harita ve bu haritayı kabul etmeyeceğimizi kendilerine söyledik" dedi.
3. PLAN MUHTEMEL
BM'nin taraflara Plan'ın revize edilmiş 3'üncü şeklini sunacağına dair resmi bir bilgi olmadığını, ancak böyle bir gelişmenin muhtemel olduğunu da söyleyen Denktaş, "Bizi sonuna kadar dinledikten sonra ortaya 3. bir plan çıkması muhtemeldir. Ama uzaydan inercesine gerçeklerin çok gerisinde kalmış, Kıbrıs meselesinin kimler tarafından ne maksatla başlatıldığını kaale almadan, Kıbrıs Türkleri'nin 3 kez göçmen olduğunu düşünmeden sadece Rum göçmenlerin geri gidişini hesaba katan bir yaklaşımla yapılan girişimler Kıbrıs Türkleri açısından biraz acı oluyor, kabul edilemiyor" diye konuştu.
GÖRÜŞMELERİN İÇERİĞİ…MECLİS'TE HERKES OKUYABİLİR
Cumhurbaşkanı Denktaş, "Daha önce görüşmelerin içeriği hakkında kamuoyuna bilgi verilmemesini hata olarak nitelemiştiniz. Ne görüşülüyor şeklinde eleştiriler de var. Kamuoyuna ne zaman bilgi vereceksiniz" şeklindeki soruya da özetle şu karşılığı verdi:
"Eleştirenler iyiniyetle eleştirse ben de dinleyeceğim ama iyiniyetle eleştirdiklerini sanmıyorum. Biz bütün bu bilgileri Meclis'e veriyoruz, isteyen gidip okuyabilir. Ge
çenlerde 'sadece liderler okuyabiliyor, milletvekilleri okuyamıyor' dediler. Hayır Meclis'e verilen notlar herkese açık, herkesin gidip okuması mümkün. Bu kadar geniş kitleye, temsilcilere bunu duyuruyoruz. Ben olmazsa olmazlarımızı yeniden mi sıralayım, siz bilmiyor musunuz…. Bunlar egemenliktir, eşitliktir, Türkiyenin garantisinin sulandırılmamasıdır, toprak konusunda yeniden göçün olmaması ve olacaksa çok az olmasıdır…Bu gibi yaklaşımlar içindeyiz."
Cumhurbaşkanı Denktaş, başka bir soruyu yanıtlarken de,
Rumlar'ın talep ve yanıtlarını aldıktan sonra Meclis'i toplantıya çağıracağını ekledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Klerides, haftada 3 güne programlanan müzakereler çerçevesinde çarşamba sabahı yeniden biraraya gelecekler.
DENKTAŞ: TOPRAK EGEMENLİĞİN KABULÜNE BAĞLI
Rum Yönetimi Başkanı Klerides'in "Denktaş toprak konusunu görüşmeyi kabul etti" açıklamasının anımsatılması üzerine, "Toprak konusunu görüşmeyi reddetmemiştik, egemenliğimizin tanınması şartıyla görüşürüz demiştik. Olmazsa olmazlarımız arasında egemenliğimiz de olduğuna göre kabul ettkleri takdirde toprağa da bakarız" diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, "toprak konusunu görüşmeyi kabul ettiğinize göre egemenlik konusunda bir gelişme mi var" diye sorulunca da, "İnşallah olur, bugün göreceğiz" ifadelerini kullandı.

HALKIN SESI 04/02/2003

Denktaş: AB'den hak, adalet ve eşitlik bekliyoruz

Türkiye'deki Genç Parti'nin Genel Başkanı Cem Uzan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret edip destek belirtti.
Denktaş, Türkiye'den parti liderlerinin KKTC'ye yaptıkları ziyaretlerin hem Rum'a hem de dünyaya güzel bir mesaj verdiğini, bu mesajın, "Kıbrıs meselesinin yalnız 200 bin Kıbrıslı Türk'ün değil 70 milyonluk Türkiye'nin milli meselesi" olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, AB'ye karşı olmadıklarını, AB'nin Rumlar ve Yunanlılar tarafından aleyhlerine kullanılmasına karşı olduklarını belirterek, AB'den hak, adalet, eşitlik ve Kıbrıs meselesinde taraf olmamalarını beklediklerini söyledi. Denktaş, bugüne kadar AB'den tarafsızlık ve eşitlik görem
ediklerini, bundan sonra görüp görmeyeceklerini de bilmediklerini kaydederek, kendilerinin iyi niyetle görüşmeleri devam ettirmeye çalıştıklarını, ancak zorlukları bulunduğunu ifade etti.
Türkiye'deki Genç Parti'nin Genel Başkanı Cem Uzan ise, KKTC'nin bug
üne kadar uluslararası alanda tanınmamış, kabul edilmemiş olmasının Türk dış politikasının, TC devletinin bir eksikliği olduğunu savunarak, "Türkiye ABD ile Kuzey Irak pazarlıkları yaparken, alabileceği son derece basit tavizlerden biridir KKTC'nin tanınmasını sağlamak. Bunun Amerika'ya herhangi bir külfeti de olmayacak" dedi.
Birkaç saatliğine KKTC'ye gelen Cem Uzan ve Genç Parti yetkililerinin Cumhurbaşkanı Denktaş'a yaptıkları ziyaret 45 dakikalık gecikmeyle gerçekleşti.
"UZLAŞMAZLIĞIN NEDENİ 'KIBRIS CUMHURİYETİ' ÜNVANININ BAHŞEDİLMESİ"
Görüşme öncesinde konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs'ta 1974'ten beri barış bulunduğunu, gündemdeki konunun uzlaşma olduğunu anlatarak, bugüne kadar uzlaşmaya varılamamasının nedeninin Rumlar'a "Kıbrıs Cumhuriyeti" ünvanının bahşedilmesi olduğunu kaydetti. Denktaş, "Rumlar'a göre mesele 'istila meselesi ve göçmenlerin geri dönme hakkıdır'… Bize göre ise 'bize geçmişte yapılanların yapılmayacağı sağlam bir gelecektir`" şeklinde konuştu.
"SÖKÜLME VE YOKOLUŞ"
1960 anlaşmasının herşeyin kağıt üzerinde olduğu bir anlaşma olduğuna işaret eden Denktaş, Rumlar'ın kağıdı yırtıp atması ve "azınlıksınız" demesinden dolayı, kendilerinin 40 yıldır, azınlık olunmadığını, eşit haklara sahip olunduğunu, Rumlar kadar egemen olunduğunu ispata ve dünyaya kabul ettirmeye çalıştıklarını belirtti. Denktaş, "Bunlar kabul edilmedikçe de, Rumlar'la yeniden, yeni, kalıcı ve sağlam bir ortaklık kurmanın olmayacağını anlatmaya çalışıyoruz" dedi.
"HARİTANIN DEĞİŞMESİNE İMKAN VERİLMEMELİ"
Türk-Yunan ilişkilerinin son 150 yılında, haritaların hep Türkiye aleyhine geliştiğini, Kıbrıs'ta, AB kullanılarak, haritanın Türkiye aleyhine değişmesini sağlamaya imkan verilmemesi gerektiğini söyleyen Cem Uzan, Denktaş'a hitaben şöyle dedi:
"Ortada AB'nin yaptığı c
iddi bir haksızlık vardır. Türkiye'den de maalesef bazı yanlış, ulu-orta beyanlarla, sizlerin de pazarlık gücü zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Bunları doğru bulmadığımızı belirtmek istiyoruz. Elimizden gelen her türlü desteği zat-ı alinize vermek için burdayız."

HALKIN SESI 04/02/2003