AB Komisyonu Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Büyükelçisi Andriaan Van Deer Meer ile röportaj

Müzakereler başlamalı!.. Son tarih Mayıs 2004!

MÜZAKERELERİN YENİDEN BAŞLAMASI!
“BM Genel Sekreteri’nin Güvenlik Konseyi’ne sunacağı raporu bekliyorum. Bütün olayları ve dolayısıyla sorumluluğun kime ait olduğunu da biliyoruz. Müzakerelerin en erken zamanda yeniden başlamasını umut ediyoruz”

GİRNE AB KENTİ Mİ?
“Pek tabii Girne’yi AB kenti olarak kabul ediyorum ve bunu özellikle Kıbrıslı Türklere açıkça belirtmek istiyorum. Ancak görüşüme göre durum böyle olmayacak. O zamana kadar çözüm olacağını umarım.”

ASKER SAYISI KABUL EDİLEMEZ!
“Adada mevcut olan gerçekleri biliyoruz. Annan Planı’nı çok iyi biliyoruz. Planı kabul ediyoruz. Ancak kabul edemediğimiz, adanın Kuzey kesiminde bu kadar çok sayıda askerin bulunmasıdır”

SON TARİH 2004
“Kıbrıs 16 Nisan’da değil de tam olarak 1 Mayıs 2004’de katılacak. Ancak 16 Nisan’da Kıbrıs ile AB arasındaki hukuki sorumlulukların farklı bir şekil alarak daha yakın olacağını inkar etmiyorum. Şu anda üye adayı bir ülkedir”

KUZEY’E YARDIM PAKETİ
“Kopenhag doruğu kuzey için bizden bir önlemler paketi ortaya koymamızı istedi. Hala daha bu paketi nasıl şekillendireceğimizi düşünüyoruz. Yardım gönderme yanında ticaret meselesi de bulunuyor ve pek tabii sorun iki toplumu yeniden nasıl birleştireceğimizdir”

Güney’de yayınlanan Politis
gazetesi AB Komisyonu Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Büyükelçisi Andriaan Van Deer Meer ile yaptığı söyleşiye yer verdi.
Söyleşide Irak savaşına da değinen Büyükelçi Meer, bu savaşın AB’ın birliği ve genişlemesini etkilemeyeceği görüşünü belirtti. Söyleşinin
Türkiye ve Kıbrıs konusuyla ilgili bölümleri şöyle:
Soru:-Türkiye’nin izlediği tutum AB gidişatını herhangi bir şekilde etkiliyor mu?
Yanıt:-Türkiye’de çok farklı değişikliklere tanık olduk. İlk başta Kürt partisinin yasaklanmasını gördük ve bu da AB tarafından olumsuz şekilde karşılandı. Bunun yer almayacağını umardık. İkincisi; insan haklarının, uygulanması gerektiği düzeyde uygulanmadığını görüyoruz. Üçüncü olarak ise, tam zıt frekanstaki bir gelişme; demokratik prosedürler ve parlamento kararının bir s
onucu olarak ABD’ye yardım etmeyi reddetmesi… Buna saygı duyuyoruz. En son dikkatimizi çeken husus Kuzey Irak’a Türk askerlerin gönderilmesi ihtimalidir. Eğer Türkiye Kuzey Irak’a asker gönderirse, bu bizim istemediğimiz birşeydir ve AB buna iyi gözle bakmayacak, bunu hiçbir durumda kabul etmeyecektir. İlgili komiser bu konuda demeç verdi ve Türkiye’den asker göndermemesini istedi.
Soru:-Lahey’de olanları dikkate alarak Kıbrıs sorununa gelelim. Kıbrıs’ın AB’a kesin üye olacağı 2004 Mayıs ayına kadar sorunların ortaya çıkması olasılıkları var mı?
Yanıt:-Hayır, hiçbir durumda… Tutumumuzu gayet iyi biliyorsunuz. Atina sözleşmesinin imzalanmasından önce Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasından dolayı hayal kırıklığı içindeyiz. Şimdi BM Genel Sekreteri’nin Güvenlik Konseyi’ne sunacağı raporu bekliyorum. Bütün olayları ve dolayısıyla sorumluluğun kime ait olduğunu da biliyoruz. Müzakerelerin en erken zamanda yeniden başlamasını umut ediyoruz. Ancak şuna inanıyorum ki, müzakerelerin yeniden başlaması için tek neden,
somut bir sonucun elde edilmesi olmalıdır. Benim beklediğim; Kıbrıs hükümetinin 16 Nisan’da yapacağı bir açıklamayla Annan Planı’na dayalı bir çözüm bulunması için müzakereler yapılması konusundaki taahhüdünü dile getirmesidir. Böyle bir durum bütün AB üyeleri ve bizzat Türkiye için de iyi bir hareket olur.
Soru:-Bir açıklamadan söz ettiniz. Ancak Annan Planı’nın AB katılım belgesine dahil edilmesi yönünde sesler işitiliyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?
Yanıt:-Bu fikir ilgi çekicidir, ancak hukuki açıdan mümkün değildir. Yaptığımız şudur; bütün hukuki çerçeveleri hazırladık. Şöyle ki; soruna çözüm bulunabilirse yeniden birleşmiş bir Kıbrıs başından beri ortaya koyduğumuz prensiplere dayalı olarak çok süratli bir şekilde AB’a girebilsin. AB, bir çözüme engel
olmayacak, ancak AB ilkelerine dayanmayan bir çözümü de kabul etmeyecektir. AB’a bütün Kıbrıs katılacak ve maalesef çözüm bulunana kadar AB muktesebatının Kuzey kesimde uygulanmasını askıya alacağız.
Soru:-Bu, 16 Nisan’dan sonra meydana gelecek birşey mi?
Yanıt:-Kıbrıs 16 Nisan’da değil de tam olarak 1 Mayıs 2004’de katılacak. Ancak 16 Nisan’da Kıbrıs ile AB arasındaki hukuki sorumlulukların farklı bir şekil alarak daha yakın olacağını inkar etmiyorum. Şu anda üye adayı bir ülkedir. 16 Nisan’da ise nihai
hedef olarak 1 Mayıs 2004 olmak üzere katılım sürecine girmiş olacak.
Soru:-Soruyorum, çünkü halk şu soruya cevap arıyor: eğer çözüm olmazsa Lefkoşa AB kenti olacak ve Girne olmayacak mı?
Yanıt:-Pek tabii Girne’yi AB kenti olarak kabul ediyorum ve bunu özellikle Kıbrıslı Türklere açıkça belirtmek istiyorum. Ancak görüşüme göre durum böyle olmayak. O zamana kadar çözüm olacağını umarım.
Soru:-Verheugen 16 Nisan sonrası Türk ordusunun Avrupa toprağını işgal eden bir orduya dönüşeceğini açık bir şekilde dile getirdi. Uygulamada bu nasıl yorumlanır?
Yanıt:-Verheugen iki şey söyledi. Bunlardan birincisi şudur: eğer Türkiye AB üyesi ülkelerin birini tanımıyorsa, AB üyesi ülkelerinden tam üyelik görüşmelerinin başlamasını istediğinde, bu nedenle çok zor durumda kalacaktır. İkinci ve önemli demeci ise, AB üye adayı bir ülkenin, AB üyesi bir ülke toprağında (kendi iddiasıyla) ‘işgal ordusu’ bulunduruyor olmasından dolayı çok zor durumda kalacağını söylemesidir. Bunun ötesinde yer almasını istediğim, asker sayısında
çok önemli azaltmaya gidilmesidir. Adada mevcut olan gerçekleri biliyoruz. Annan Planı’nı çok iyi biliyoruz. Planı kabul ediyoruz. Ancak kabul edemediğimiz, adanın Kuzey kesiminde bu kadar çok sayıda askerin bulunmasıdır. Geleceğe bakmak ve geçmişin politikalarına dönmek istemiyoruz. Bundan dolayı bu askerlerin varlığına gerek olmadığı inancındayız.”
Başka soruları yanıtlayan Meer, “Kıbrıslıların” eğitim düzeyinin yüksek olmasına karşın “geçmişe bakan bir halk olduğunu,” ancak geçmişin sorunlarının aşılması
gerektiğini söyledi.
Büyükelçi Meer, Rum Yönetimi’nin Türk toplumuna yönelik açılımlarının ne olduğunu bilmediğini, bunun AB girişimi olmadığını da anlattı ve şunları söyledi:
“Kopenhag doruğu kuzey için bizden bir önlemler paketi ortaya koymamızı istedi
. Hala daha bu paketi nasıl şekillendireceğimizi düşünüyoruz. Yardım gönderme yanında ticaret meselesi de bulunuyor ve pek tabii sorun iki toplumu yeniden nasıl birleştireceğimizdir. Bu konuda oldukça iş yapmış bulunuyoruz. Lefkoşa’nın bütünü ile ilgili plandır; sendikal örgütlerin toplantıları ve saireler. Güvenlik Konseyi’nde konunun nasıl kararlaştırılacağını da görmeyi bekliyoruz. Pratik sorunlardan biri, kuzey kesimini ziyaret etmemizin kolay birşey olmamasıdır ve bu tek başına bize sorun yaratıyor. Yapmaya çalıştığımız rejimi tanımaktan kaçınmaktır. Ancak diğer taraftan iki toplumun yakınlaşmalarını amaçlıyoruz.”

YENIDUZEN 31/03/2003

Güney’de

“Türkçe” seferberliği!

POLİTİS gazetesi, Güney Kıbrıs’ta Türkçe öğrenme talebinin, Kıbrıs sorununda son yıllarda meydana gelen gelişmeler nedeniyle arttığını bildirdi.
Halk eğitim merkezlerinde Türkçe öğrenmek isteyenlerin oranının %35 arttığını yazan gazete, 2001-2002 okul döneminde, Limasol’da, Türkçe öğrenmek isteyen 37 kişi için 3 sınıf, 2002-2003’te ise 52 öğrenci için 4 sınıf açıldığını bildirdi. Gazete, Türkçe öğrenen bazı Rumların görüşlerine yer
verdi ve şunları yazdı:
“Yorgos İkonomides rehberdir ve Pile’yi ziyaretinde öğrendikleriyle Kıbrıslı Türklerle iletişim kuruyor. Yorgos Antoniu, Türk mallarının yönetilmesiyle ilgili dairede çalışıyor ve Türkçeyi işi için kullanıyor. Varnava Kontu gazeteci
dir ve mesleği için Türkçe öğreniyor.”

YENIDUZEN 31/03/2003

DENKTAŞ: ARAMIZDA EĞİTİMLİ ŞEBEKE VAR

“İnternetten alınmış ve bunların kimlerle temas ettiklerini ve paraları kimlerin verdiğini açıklayan bilgiler getirdiler”

"Internet’te kim nedir, kim kiminle irtibat halindedir hepsi artık ortaya çıkmaya başlamıştır”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde “devleti yok etmek için büyük çaba harcayan ve bütün direktifleri Rum tarafından alan çok iyi eğitilmiş bir şebeke bulunduğunu” söyledi.

Denktaş, “İçimizde hakikaten eğitilmiş bir şebekinin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır. Bu, devleti tanımamak ve yıkacaklarını söylemek noktasına kadar gelmişse, o zaman herkesin uyanması ve herkesin ‘ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bizi nereye getirmek istiyorlar’ diye sorması lazımdır” dedi.

Denktaş, tarafların üzerinde henüz mutabık olmadığı Annan planını, ya BM Güvenlik Konseyi kararının bir parçası haline getirmek ya da Rumları, Avrupa Birliği’ne alacak anlaşmalara eklemek çabası içerisinde olanlar bulunduğuna da işaret ederek, “Bugün bana gelen internetlerden bunun yapılması direktifinin varolduğunu gördüm. Bu tarafa, Rum tarafından talimatlar geliyor ve bu talimatlara göre hareket ediyorlar” dedi.

Benim temennim, Rumlarla devamlı temas halinde olan, işbirliği içinde olan; bugün bana, şöyle şu kadar, internetten alınmış ve bunların kimlerle temas ettiklerini ve paraları kimlerin verdiğini açıklayan bilgiler getirdiler. Hayretler içinde kaldım diyemem, çünkü bunun böyle olduğunu zaten biliyordum, ama içimizde hakikaten eğitilmiş bir şebekenin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır. Bu, devleti tanımamak ve yıkacaklarını söylemek noktasına kadar gelmişse o zaman herkesin uyanması ve herkesin ‘ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bizi nereye getirmek istiyorlar?’ diye sorması lazımdır.”

Cumhurbaşkanı Denktaş, tarafların üzerinde henüz mutabık olmadığı Annan planını, ya BM Güvenlik Konseyi kararının bir parçası haline getirmek ya da Rumları Avrupa Birliği’ne alacak anlaşmalara eklemek çabasına da değinerek, şöyle konuştu:

“Bugün işte gelen bu internetlerden bunun yapılması direktifinin de varolduğunu gördüm. Bu tarafa, Rum tarafından talimatlar geliyor böyle ve bu talimatlara göre hareket ediyorlar. Talimatlar hep Rum tarafından geliyor. Bu çok ilginçtir, çok göz açıcıdır. Biz artık bu kadar kendimizden geçmişsek, Rumun hala milli davasından vazgeçmediğini anlamamışsak ve Avrupa Birliği’ne girmelerinin nedeninin, Türkiye’yi adadan çıkartmak, bizi de azınlık olarak peşlerinden sürüklemek olduğunu hala anlamamışsak, tabiatıyla çok zor durumda oluruz.”

“HALK ARTIK UYANDI, ÇOK MÜTEŞEKKİRİM”

Konuşmasında, “Internette Rum dostlarıyla birleşerek halkımızı kandırma teşebbüsünden artık vazgeçilsin“ şeklinde çağrıda da bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın artık uyandığını söyledi.

Halka müteşekkir olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, “Ben halkımı bilerek bu yolda yürüdüm. Ona güvenerek bu yolda yürüdük ve bu güvenin yerinde olduğu, devam ettiği görülmektedir. Onun için yolumuza devam edeceğiz. Anavatan da aynı şeyleri söylemektedir, onun için kimse kimseyi kandırmasın” dedi.

“HALKI KANDIRMA İMKANINI, GÜCÜNÜ NEREDEN BULUYORLAR?”

Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın kurduğu devletin yine halka yıktırılmak istendiğini belirterek, kurulan devletin onu kuranların yanında bütün gelecek nesillerin de devleti olduğunu, bu bilinçle devlete saygılı olmak gerektiğini kaydetti.

Denktaş, “Bunları görüyoruz, hayretler içerisinde halkımıza bakıyoruz. Bu halkın küçük bir kısmını olsa dahi bu kadar kandırmak imkanını, kuvvetini, gücünü nereden buluyorlar diye düşünüyoruz. Ama çıkıyor yavaş yavaş. O kadar güçlendiler ki… Internet’te kim nedir, kim kiminle irtibat halindedir hepsi artık ortaya çıkmaya başlamıştır” dedi.

Halktan serinkanlı olmasını isteyen Denktaş, “Devletinize dört elle sarılın. Ekonomik sorunlar zaman içinde halledilir ve halledilecektir. Anavatan’dan ayrı yola gitmek deliliktir ve gelecek nesillere karşı işlenecek en büyük suçtur” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, “ABD Büyükelçisi’nin açıklamasına ilişkin değerlendirmesinin CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer tarafından TC Lefkoşa Büyükelçisi’nin Bakanlar Kurulu’nu ziyaretine atıfta bulunarak demagojik şekilde eleştirildiğini” de söyledi.

“ANNAN PLANI’NIN ÜYELİK ANLAŞMASINA EKLENMESİ”

Annan planının AB anlaşmasına eklenmesi yönündeki girişimlerin hatırlatılması üzerine Denktaş, “Bu büyük bir saçmalıktır. Rum tarafı da bunu istemiyor. İki taraf arasında bu plan hakkında bir mutabakat yok" dedi.

Amacın planı zorla kabul ettirmek olduğunu vurgulayan Denktaş, “Tamamlanmamış, eksik, aksak planı ya Güvenlik Konseyi kararına eklesinlermiş ya da AB’a girme anlaşmasına eklesinlermiş. Akıllı adamlar sorar evvela; bu referandumdan geçmiş, kabul edilmiş bir plan mı? Hayır. Her iki tarafın da rezervleri, şikayetleri vardır, değişiklik istemektedir” şeklinde konuştu.

HALKIN SESI 01/04/2003

Gül perşembe günü KKTC`ye geliyor

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 3 Nisan Perşembe günü KKTC'ye geliyor.

A.A'nın haberine göre Gül, TC Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılırken basın mensuplarının sorusu üzerine, KKTC'ye perşembe günü gideceğini açıkladı.

Bu arada, TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Diriöz, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir soru üzerine, 'Çözümsüzlüğün çözüm olmadığı çeşitli vesilelerle açıklanmıştı. Annan Planı'nın başarısızlığı, gayretlerin sona ermesi anlamına gelmez. Türkiye de kendi çalışmalarını yapmaktadır' yanıtını verdi.

HALKIN SESI 01/04/2003

Denktaş

Ceberrut yönetimde’ kararlı!..

---------------------------------------
DENKTAŞ’IN CEBERRUT ISRARI... CTP Genel Başkanı Talat’ın “ceberrut yönetimi değiştireceiz” sözleri üzerine “devleti yıkacaklar” edebiyatı yapan Denktaş “parti kapatmaya” da heveslenirken, “ceberut” yönetimi sürdürmekte kararlı bir tutum izliyor. Peki ne demek bu “ceberrut” anlayış... Büyük Larousse Ansiklopedisi “ceberrut”u şöyle açıklıyor “Aşırı ölçüde kendini beğenmişlik; kibirlilik, zalimlik..."

----------------------------------------

ŞEBEKE... Denktaş dün “devleti yok etmek için büyük çaba harcayan ve bütün direktifleri Rum tarafından alan çok iyi eğitilmiş bir şebeke bulunduğunu” iddia etti.

EĞİTİLMİŞ RUM DİREKTİFLİ Ş
EBEKE... “...İçimizde hakikaten eğitilmiş bir şebekinin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır...”

EROĞLU’NUN DA DESTEKÇİLERİ VAR... Başbakan Eroğlu da Denktaş gibi destek turları kabul etmeye başladı Eroğlu dünkü açıklamalarında Denktaş gibi muhalefete çattı, verdi veriştirdi.

Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Eroğlu dün gün boyunca yaptıkları açıklamalarda muhalefeti çekiştirerek anlamsız suçlama ve iddialarda bulundu. İşte Denktaş ve Eroğlu dün gün boyunca yap
tıkları açıklamalar...
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde “devleti yok etmek için büyük çaba harcayan ve bütün direktifleri Rum tarafından alan çok iyi eğitilmiş bir şebeke bulunduğunu” söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, “İçi
mizde hakikaten eğitilmiş bir şebekinin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır. Bu, devleti tanımamak ve yıkacaklarını söylemek noktasına kadar gelmişse, o zaman herkesin uyanması ve herkesin ‘ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bizi nereye getirmek istiyorlar’ diye sorması lazımdır” dedi.
Denktaş, tarafların üzerinde henüz mutabık olmadığı Annan Planı’nı, ya BM Güvenlik Konseyi kararının bir parçası haline getirmek ya da Rumları Avrupa Birliği’ne alacak anlaşmalara ekl
emek çabası içerisinde olanlar bulunduğuna da işaret ederek, “Bugün bana gelen internetlerden bunun yapılması direktifinin varolduğunu gördüm. Bu tarafa, Rum tarafından talimatlar geliyor ve bu talimatlara göre hareket ediyorlar” dedi.
Kıbrıs’a barışın 197
4 Mutlu Barış Harekatı’yla geldiğini, adada eksik olanın sadece iki taraf arasında bir uzlaşma yaratmak olduğunu da belirten Cumhurbaşkanı, “Bunun için de şartımız var. Şartımız, eşitliktir, herkesin bizi eşit olarak görmesi ve muamele etmesidir, egemenliğimizin tanınmasıdır. Egemenliğimiz tanınmazsa statümüz yoktur demektir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş bu yöndeki açıklamayı, dün Gönyeli’den temsili bir heyeti kabulü sırasında yaptı.
Cumhurbaşkanı, “Şartımız, eşitliktir” dedi ve şöyle devam etti:
“
Sadece Rumun bizi eşit olarak kabul etmesi değil, herkesin bizi eşit olarak görmesi ve muamele etmesidir, egemenliğimizin tanınmasıdır. Egemenliğimiz tanınmazsa statümüz yoktur demektir ve Annan Planı’nda olduğu gibi, bir anayasal şemsiye altında bir hükümet kurup, bu hükümette çoğunluğun ağırlığıyla yola devam etmek demek zaman içerisinde Avrupa Birliği normları diye diye bize verilen hakların da erezyona tutulması demektir.
Rum’un bu plana ihtiyacı yok. Bu plan kim ne derse desin, bizim statümüzü Rum cum
huriyetinde tespit eden bir plandır. Bizi o şekilde oraya soktumuydu, artık geri dönüş yoktur, eriyiş vardır.

AB’ye girmek istiyormuş ama...

Avrupa Birliği’ne girmek istemiyor muyuz? İstiyoruz, ama statümüzle girmek istiyoruz.
Avrupa Birliği madem ki bizi istiyor, evvela direk olarak bizi karşısına alsın, yardım etsin, ekonomimizi dengelesin, egemenliğimizin kabuluyle siyasi dengeyi kuralım, ondan sonra tabiatıyla Avrupa Birliği’ne girilir.
Yani Rumlarla anlaştıktan sonra Avrupa Birliği’ne gireceksek da
hi, bizim yıllarca sürecek deregasyonlarımız lazımdır, kendimizi koruyabilmemiz için, ekenomimizi eşitleyerek, Rum ekonomisinin bizi silip süpürmemesi için…”

Talat’a çattı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, devletin var olduğunu ve var olmaya devam edeceğini vurgulayarak “devletle kimsenin oynamaması” uyarısında bulundu.
Denktaş, “Devlet yoktur, egemenlik yoktur diye Rumlarla birleşilerek yazılar yazılmaktadır. Ceberrut devleti devireceğiz, yok edeceğiz diye bir parti lideri beyanatlar vermektedir…. Hükümetler
le, partilerle, parlamentolarla işiniz varsa bunları söyleyiniz, tenkit edin, bunlarla uğraşın ama devletle uğraşmak, devleti yok edeceğiz demek suçtur” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş,dün İsrail Büyükelçisi Michael Eligal ile de biraraya geldi. 45 dakika süre
n görüşme sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Denktaş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’la biraraya geleceği iddialarının doğru olmadığını söyledi.

“Talimatlar alıyorlar”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, devlet ve kendi aleyhinde yürütülen propaganda çalışmalarının kimlerden emir alınarak, hangi programlar çerçevesinde yapıldığını Internet’te tespit ettiklerini söyledi. Denktaş, şöyle devam etti:
“Önümde, İnternetten, kaç örgütümüzün nerelerde Rumlarla neler yaptığını ve hangi pro
gramlar çerçevesinde kimden emir alarak şişelere mesaj koyup, balon uçurduklarını, ateş yaktıklarını görüyoruz. Bu artık ayıp hale geldi. Rum tarafından şifreli mesajlarla talimatlarını alıyorlar ve bu yolda gözleri kapalı halkımızın karşısına geçip milli dava müdafaa ederlermiş gibi bir poz içerisinde gençlerimizi kandırma yolunda yürüyorlar.”

“Halkın kurduğu devleti halka yıktıracaklar”

Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın kurduğu devletin yine halka yıktırılmak istendiğini belirterek, kurulan devletin onu kuranların yanında bütün gelecek nesillerin de devleti olduğunu, bu bilinçle devlete saygılı olmak gerektiğini kaydetti.
Denktaş, “Bunları görüyoruz, hayretler içerisinde halkımıza bakıyoruz. Bu halkın küçük bir kısmını olsa dahi bu kadar kandırmak imkanını,
kuvvetini, gücünü nereden buluyorlar diye düşünüyoruz. Ama çıkıyor yavaş yavaş. O kadar güçlendiler ki… Internet’te kim nedir, kim kiminle irtibat halindedir hepsi artık ortaya çıkmaya başlamıştır” dedi.
Halktan serinkanlı olmasını isteyen Denktaş, “Devle
tinize dört elle sarılın. Ekonomik sorunlar zaman içinde halledilir ve halledilecektir. Anavatan’dan ayrı yola gitmek deliliktir ve gelecek nesillere karşı işlenecek en büyük suçtur” şeklinde konuştu.


Eroğlu da destek turları kabul etmeye başladı!


Gönyeli’den belediye başkanlığı, muhtarlık, spor klübü, avcılar birliği, okul aile birliği, UBP Örgütü ve DP Örgütü ile halkı temsilen bir grup Başbakan Derviş Eroğlu’na da destek belirtti.
Heyete hitaben konuşan Eroğlu, Gönyeli halkının bu destek beyanının ke
ndisini çok mutlu ettiğini ifade ederken bunun gerek moral gerekse kamuoyuna vereceği mesaj açısından önemini vurguladı ve konuklarına teşekkür etti.
Annan Planı lehine eylemler yapılmasını ve halkı planı destekleyen ve desteklemeyen diye cephelere ayırar
ak olayları daha da ileri götürmeye çalışıldığını iddia eden Eroğlu,
“Halbuki bu zamanda en fazla ihtiyacımız olan şey birlik ve beraberliktir. Dışa karşı birlik, beraberlik içinde olmak, içteki barışı bozmamak; içte cepheler yaratarak karşı tarafa fırsat
lar vermemek gerektiği bir zamanda, maalesef bu cepheleşmeyi ileri götürmeye, insanlarımızı birbirine karşı duruma sokmaya çalışanlar var” şeklinde konuştu.

“CTP ve TKP halk değil!”

Halk iradesini kayıt altına alma adı altında yapılan eylemleri de eleştiren Başbakan, halkın sadece CTP, TKP veya bazı sendikalara bağlı kişiler olarak görülmesinden daha büyük bir hata olamayacağını ifade ederek şöyle dedi:
“Halk hepimiziz, bu ülkede yaşayan herkes bu ülkenin insanı ve halkıdır. Dolayısıyle ‘halk karar verdi
’ diyerek kamuoyunu ve dış dünyayı yanıltmaya gerek yoktur. Neticede demokratik, parlamenter sistem içerisinde değişik görüşler, değişik parti çatıları altında bulunurken elbette değişik görüşleri savunanları da halk değilmiş gibi, dünya kamuoyuna göstermek kadar büyük hata olamaz."

“Annan Planı’nın iyi tarafı yoktur”

“Bu arkadaşlar, özellikle CTP, TKP ve onlarla işbirliği içerisinde olan bazı sendikalar ile bazı iş çevreleri, kendi görüşlerini ve Annan Belgesi’nin kendilerine göre iyi tataflarını -ki bana göre yoktur iyi tarafı- ileri sürerek tansiyonu yüksek tutmak ve bu tansiyonu 2003 yılının Aralık ayında yapılacak seçimeler kadar canlı tutmak maksadındadırlar. Yoksa, Kıbrıs Türkü’nün hayrına olmayacak bir anlaşma olduğunu herhalde bu arkadaşlar da bi
liyor ama olayı politikaya ve seçimlere taşıma niyetinde oldukları için Annan Belgesi’nin halen var olduğunu ve AB metinlerine ilave edilmesine çalışmaktadırlar. Yani tamamen politiktir. Bir zümreyi ayakta tutup o zümreyi oy olarak sandığa taşıma düşüncelerinden başka bir şey değil.”

Denktaş’ın kabulleri tüm gün devam etti....

Cumhurbaşkanı Denktaş dünkü başka bir kabulünde de açıklamalarda bulunarak muhalefete çattı...Annan Planı’nda eksikler ve aksaklıklar bulunduğunu ve bu nedenle yürümediğini kaydeden Denktaş şöyle devam etti:
“Her iki taraf da bunu kabul etmedi ama suçu bize yüklemek için yarış var her tarafta..Bu yarışı destekleyen ve besleyen içimizde bazı muhaliflerimiz de bulunuyor. Zararı yok biz bunları çok yaşadık. Birçok kağıt bundan evvel d
e önümüze konmuştu. Şimdi geriye baktığımızda, bunları imzalasaydık ne olurdu diye düşündüğümüzde hiç de iyi olmayacağını görüyor ve anlıyoruz…”


"Türkiye’yle birlikte yürüyoruz"

Cumhurbaşkanı Denktaş başka bir soru üzerine uluslararası mahkemelerin siyasi kararlar verdiğini belirterek buna Loizidu davasını örnek gösterdi.
Siyasi hakların siyasi kararlılık ve halkın dinamizmiyle korunabileceğini vurgulayan Denktaş, “Bunu ispat ettikten sonra AB’ın mahkemesine veya divanına gidilir. Ama esas halkın kararlılığıdır..” dedi.
Bir iki gösteri yapıldıktan sonra “Halkın sesine kulak verin” dendiğini anlatan Denktaş, onun üç misli yapılan gösteri konusunda ise “halkın sesini dinlemek”gereği duyulmadığını söyledi. “..İşlerine geldiği gibi..Onun için bütün mesele ka
rarlılıktadır, heyecandadır ve ne yaptığımızı bilmektedir” diyen Denktaş, “Allaha çok şükür ne yaptığımızı bilerek Türkiye’yle birlikte yürüyoruz..” şeklinde konuştu.
Türkiye ile KKTC’nin arasını bozmak için çeşitli girişimler yapıldığını ve bunun durdurul
ması gerektiğini de vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bunun yavaş yavaş anlaşılmakta olduğunu kaydetti.

YENIDUZEN 01/04/2003

İşte Serdar Denktaş’ın

Acil Eylem Planı”

Demokrat Parti(DP) Serdar Denktaş’ın talimatıyla oluşturulan bir ekibe hazırlattığı “Acil Eylem Planı”nı ‘pişirerek’ Bakanlar Kurulu’na sunmaya hazırlanıyor. YeniDÜZEN, Serdar Denktaş’ın “Acil Eylem Planı”nı ele geçirdi. 9 sayfalık planı bugün yayımlıyoruz

“Annan Planı”na karşı çıkan Serdar Denktaş’ın, acil eylem planında Annan Planı’ndaki unsurları ön plana aldığı dikkat çekiyor. UBP’nin “Atılım ve Açılım Paketi”ne karşı DP’nin “Aci
l Eylem Tasarısı”, Bakanlar Kurulu’nun ‘program’ görüşmelerinden haftalardır bir sonuç çıkmamasında başlıca etken...

Hem UBP’nin hem DP’nin planlarında “kaynak sıkıntısı” dikkat çekerken, her iki plan da Kıbrıslı Türklerin “toplumsal” kurtuluşunu ve ulusl
ararası anlamda bir kimlik sahibi olmasını içermiyor. İki planın da ortak hedefi, halk nezrinde kaybedilen itibarın geri alınması...

Planda KKTC’nin serbest bölge ilan edilmesi, AB dışı ülkelerden ithalat teşvik edilmesi, askeri kantinlere sivillerin giri
şinin yasaklanması, kamuya istihdamın durdurulduğunun açıklanması, Türkiye’den gelecek işçilerin Mersin’de ‘çalışma izni’ aldıktan ve otel rezervasyonu yaptırdıktan sonra adaya gelmesi, askerliğin 8 aya indirilmesi, Üniversitelerin YÖK kapsamında çıkarılması gibi öneriler var

Plan “Başkanlık Sistemini” de gündeme getiriyor, ‘statüko’nun devamı için yeni bir kapı açmaya çalışıyor. “KKTC Vatandaşlığı” dağıtımının
durdurulması, “TC Yardım Heyeti”nin kaldırılması gibi ifadeler içeriyor. Plandaki “TC-KKTC ‘nin
alışageldik hiçbir yaklaşımının izi bu çalışmalara yansımamalıdır” cümlesi de dikkat çekiyor.

** “Rum tarafına geçişler ve gelişler üç giriş kapmızda da kimlik veya yabancılar için pasaport ibraz etmek kaydı ile tamamen serbest bırakılmalıdır. Kişilerin
yanlarında belli miktarda ve ticari maksat dışında mal geçirmelerine göz yumulmalıdır.”

İşte Serdar Denktaş’ın “Acil Eylem Tasarısı”

KKTC için hazırlanacak olan herhangi bir ekonomik programın başarısı için öncelikle TC. Hükümetinin açık desteği şarttır. Bu nedenle program Sivil Toplum örtütlerimizle istişare edilerek son şekli verildikten sonra, TC. Hükümetinin onayına sunulmalı, gerekli kaynak desteği sağlanmalı, paket bir bütün olarak hiçbir şekilde açıklanmadan uygulamaya konmalıdır.
Kaynak gerektirm
eyen kısımlar kararlılıkla icraata sokulmalı ve parça parça uygulanmalıdır. Kaynak gereksinimi olan kısımlar ise ilgili çalışmaların tamalanmasından sonra, ayni anlayışla parça parça uygulamaya konmalıdır.

Ekonomi Politikaları:


Ticaret:
KKTC serbest ticaret bölgesi ilan edilerek tarımsal ve hayvansal ürünler ayrıca yerli sanayi ürünlerin dışındaki tüm ürünlerin fon ve vergileri hemen sıfırlanmalıdır. Ayrıca belli ürünlerde (beyaz ve kırmızı et, patates vs.) ithalata uygulanan yasaklamalar kaldırılarak bu sektörler de rekabete açılmalıdır.
Bunun karşılığında KDV. Oranları gözden geçirilerek dengelenmelidir.
Kurumlar vergisi ‘meslek vergisi’ konumuna çevrilerek her meslek grubu için Euro bazında sabit vergi sistemi geliştirilmelidir.
Özellikle AB dışı ülke
lerden ithal edilecek malların tüm rıhtım harç ve vergileri en alt düzeye çekilerek AB dışı ülkelerden ithalat teşvik edilmeli, Türkiye ve AB ülkelerine nazaran daha ucuz bir pazar yaratılmalıdır.
Belirlenmiş ürünler dışında kalan yerli üretim çeşitleri fo
nlarla korunmak yerine üretim verimliliği ve kalite bazında doğrudan teşviklendirilmeli böylelikle hem ayni ürünün pazarımızda ucuz satışı sağlanmalı hem de yerli üretici mağdur edilmemelidir. Ancak hedef tam serbest bir piyasadır. Dolayısıyle bugün itibarı ile korunmaya devam edilecek sektörlere önümğzdeki 10 yıl için program hazırlanmalı ve kademeli olarak kendilerini hazırlamaları sağlanmalıdır.
Belirlenmiş sektörlerdeki yerli sanayi ürünlerine yönelik olarak askeri birliklerde olduğu gibi KDV oranı sıfı
rlanmalıdır.
Acente Yasası süratle yeniden düzenlenerek yarattığı tekelci zihniyet ortadan kaldırılmalıdır.
Askeri Ordu Pazarına ve Askerler tarafından çalıştırılan alış veriş yerlerine,TSK muharip mensupları dışında emekli TSK. mensupları dahil hiçbir siv
ile giriş izni verilmemelidir. Bu sağlanamazsa bu yerler kapatılmalıdır.
Tüketiciyi Koruma Yasası, Rekabet Yasası, Anti-Tröst, Anti DampingYasası süratle hazırlanarak uygulamaya konmalıdır.
Tüm banka borçları yeniden düzenlenerek fazladan alınan faizler b
orçlardan silinmeli, haciz konumunda bulunan borçlara her yıl %20 si ödenmek koşulu ile zaman tanınmalı, ödenemeyecek durumdaki borçlar kişinin malı serbest satışa sunularak veya takasına imkan verilerek kapatılmalı, kapanmayan kısmı zarara eklenmelidir. Bununla ilgili kaynak sağlanarak Mali sektör yapısı bozulmamalıdır.
Kalkınma Bankası borçları borcun alındığı orijinal tarih itibarı ile dövize çevrilmeli üstüne %10 faiz eklendikten sonra sıfır faizle taksitlendirilmeli ve borç kapanıncaya kadar başka faiz
işlenmemelidir. Taksit rakamları kişiye bırakılmalı, süre taksite göre ayarlanmalı ve buna rağmen ödeme yapılmaması halinde haciz yönüne gidilmelidir.

Öneri:
KKTC Kalkınma Bankası kredileriyle ülkeye yatırım yapmış girişimcilerin halen ödeme güçlüğü nedeniyle geriye dönüşünde sorun bulunan borçların yeniden yapılandırılmasına gidilmelidir. Bu maksatla aşağıdaki tedbirler alınmalıdır.
1-Kredi tarihi dikkate alınarak, ilk üç yıl ödemesiz süre olarak kabul edilecek ve krediler verildiği para cinsine bakılm
aksızın amerikan dolarına çevrilecektir. Ödemesiz iki yıllık süre için faiz uygulanmayacaktır. Girişimcilerin KKTC Kalkınma Bankası’na geri ödemekle yükümlü oldukları kredi miktarı bu suretle hesap edilen miktar olacak ve üçüncü yıldan itibaren yıllık yüzde üç faiz faktörü ile hesap edilecektir.
2-Girişimci borçların yeniden yapılandırılması sürecinde geri ödeme süresi karar tarihinden itibaren en fazla 10 yıl olarak değerlendirilecektir. Bu süre içinde borçlara yıllık yüzde üç oranında faiz uygulanacaktır.

3-Mevcut borçlarını en fazla iki yıl içinde geri ödemeyi taahhüt ederek ödeyen girişimcilere müracaatları ve projelerinin olumlu değerlendirilmesi halinde ödedikleri miktarın yüzde elli fazlasına kadar Amerikan doları bazında yeni yatırım veya işletme kredisi iki yıl geri ödemesiz, beş yıl süreli, yıllık yüzde iki faizli olarak verilecektir.
4-Girişimcilerin bu koşullardan yararlanabilmesi için Çalışma Dairesi’nin kredi ile tesis olunan işletmede çalışan personelin sosyal güvenlik kurumlarında kayıtlı olduğunu belgelemesi gerekecektir.
Devlet alacağı konumunda bulunan tüm alacaklar üzerindeki ceza kısımları affedilerek kişinin durumuna göre devlete olan esas borç dövize çevrilerek taksitlendirilmeli, borcun kişi tarafından ödenmemei halinde affedilen de dah
il edilmek suretiyle yasaya uygun tahsiline gidilmelidir.
Belirlenecek turistik bölgeler serbest bölge ilan edilerek her türlü vergi ve harçtan muaf hale getirilmelidir. (Lefkoşa ve Mağusa surlariçi bölgeleri)
Tax- Free yasası tüzüğü hazırlanarak uygulamay
a sokulmalıdır.

İstihdam:
Hükümet Devlet sektöründe istihdamın durdurulduğunu açıklamalı ve özel sektör istihdam konusunda desteklenmelidir. İş güvencesinin bu anlamda sağlanması konusunda Anayasal güvence verebilmek için Anayasa’da gereken değişiklik yapılarak bir iş yerinden ancak Kasım ayı içerisinde durdurma yapılabileceği belirtilmelidir. (Bu uygulama bazı ülkelerde yapılmaktadır.)
Tüm işletmeler için ilk üç yıl yanlarında çalıştırmaya başlayacakları her ek KKTC vatandaşının sosyal sigorta ve ihtiya
t sandığı primleri işletmeye geri ödenmelidir. İstihdam edilen kişinin üniversite mezunu olması halinde işletmeye ek olarak asgari ücretin %10’u kadar ek prim verilmelidir.
Kendi işini kurmak isteyen genç girişimcilere Devlet yapılacak yatırım veya açılaca
k iş konusunda yön vermeli, yatırım konusu DPÖ tarafından onaylanan gencimize iki yıl süreli düşük faizli 50 milyar TL borç verilmeli. İkinci yılın sonunda yatırmcı yanında KKTC. vatandaşı çalıştırmaya başlamışsa bir yıllık asgari ücret tutarındaki miktar borcundan düşülerek geriye kalan rakam tahsil edilmeye başlanmalıdır.
Halen adada bulunan kayıt dışı işçilerre müracaat etmeleri halinde 6 aylık izin verilmeli, bu süre içerisinde iş bulamayanların adayı terketmesi sağlanmalıdır. Müracaatta bulunmayarak k
endini kayıt altına aldırmayanların tesbiti halinde ise derhal adadan çıkışları sağlanmalıdır.
Çalışma izni alma prosedürü pratik hale getirilerek kaçak çalışanlar kayıt altına alınmalıdır.
Bundan böyle adaya gelecek olanlar KKTC Mersin Konsololsuğuna işv
erenin müracaatı üzerine çalışma izni çıkarmak suretiyle gelmeli, Türkiye’deki bilet satış merkez veya acentelerinde bu izni, kalacağı oteli veya adresi belirtmeyenler bilet alamamalı, bileti satan acente veya merkezin vereceği bir belge ile adaya giriş yapılabilmelidir. Adaya söylediği maksat dışında gelenlerin sorumluluğu ilgili acente veya merkezin olmalıdır.

Turizm:
Ulaşım ucuzlatılarak daha çok insanın ülkemizi ziyareti hedeflenmeli, gelen ziyaretçilerin özellikle yerli mal alımları özendirilmeli, pazara daha fazla pay bırakmalarına yönelik önlemler alınmalıdır.
Otel, restoran ve eğlence yerlerinde yerli üretimin öncelikli satışı hem reklamlar vasıtaı ile hem de yasal denetleme ile sağlanmalı yerli ürünümüzün çok önemli bir bölümünün iç pazarda tüket
ilmesi sağlanmalıdır.
İnşaatı devam eden turistik tesislerin bititilmesi için gereken finansman Kalkınma Bankası tarafından sağlanmalıdır.
Yine ayni şekilde mevcut otellerin yenilenme ve ilave yatırım yapmalarına yönelik projeler desteklenmelidir.
Turizm y
atırım alanlarının altı yapıları süratle yapılmalıdır.
Bakanlığı tasdik ettirmek kaydı ile KKTC vatandaşı kişilerin kendi arazilerine yapacakları self catering bungalow tipi projeler ticari bankalar tarafından kredilendirilmelidir. Bu krediler için uygulan
acak faiz oranları devlet tarafından subvansiye edilmelidir. Böylelikle hem yatak sayımız süratle artacak hem insanımıza kendisinin de oturabileceği bir kemak yaratılacak hem de yabancıya kiralayacağı bungalowlar vasıtasıyle gelir elde etme imkanı yaratılacaktır. Bu uygulama ayni zamanda insanımızın malına yeniden sahip çıkmasına da olanak verecektir.
Ulaşımda zorunlu iniş nedeni ile ortaya çıkan ek maliyet subvansiye edilmelidir.
Her türlü meydan vergisi kaldırılarak ulaşımın ucuzlatılması sağlanmalıdır.
Türkiye’nin ana meydanları dışındaki meydanlara küçük uçaklarla seferler başlatılmalıdır.
THY-KTHY arasında işbirliği oluşturulmalı, iki kuruluş arasında inteline anlaşması ile birbirlerinin biletlerini tanımaları sağlanmalıdır.
Ülke pazarlaması yapmakta o
lan yurt dışındaki küçük operatörler sadece Kuzey Kıbrıs pazarlamasına teşvik edilerek desteklenmelidir.
Deniz taşımacılığı hem yolcu hem yük bazında sektör olarak desteklenmelidir.
Deniz limanlarında uygulanmakta olan giriş-çıkış ücretleri iki taraflı sıfırlanmalıdır.
Yük taşımacılığı TC-KKTC arasında tamamı ile, KKTC – 3. Ülkeler arasında ise kısmen subvansiye edilmelidir.
Tüm giriş terminal binaları yendien inşa edilmelidir.
Çıkışlarda KDV iadesi yeniden uygulamaya konulmalıdır.
Turistik minibüs ve otobü
sler teşvik kapsamına alınmalıdır.
Seyahat acentelerinin telefon ve fax giderleri getirdikleri yolcu sayısına orantılı olarak sübvansiye edilmelidir.
Casinolar Yasa tasarısı süratle yasalaştırılmalıdır.
Turizm Polisi projesi uygulamaya konmalıdır.

Turizm’de Ulaşım ve Pazarlama:
Ülke turizminin gelişmesi için özellikle hava ulaşımının geliştirilmesi koşuldur. Hizmet üretimi olan turizmden istenilen gelirlerin elde edilmesi ülkemizi daha fazla turistin ziyaret etmesi ve turizm ürünlerini yerinde tüketmesi ile mümkündür. Ülkemize cezbedilecek turistlerin harcama kabiliyeti yüksek ve kalış süreleri uzun turistlerden oluşması için gayret gösterilirken bu kesimlerin ulaşımda zorluklarla karşılaşmadan organize edilmelerini sağlamak üzere turizm faaliyetlerini düz
enleyen firmalara olanaklar sağlamak gerekli görülmektedir.
Bu amaca ulaşılması ve önümüzdeki yaz döneminde 300,000 Türk ve 100 bin İngiliz turistin 2002 yaz döneminde ülkemizde tatil yapmasını temin etmek üzere aşağıdaki tedbirler alınmalıdır.

Türkiye Piyasası:
1-Türkiye hava meydanlarından KKTC’ye tur organize eden KITSAB ve TÜRSAB üyesi seyahat şirketlerine asgari bir hafta süreli gidiş dönüş bilet ücretleri vergiler hariç kişi başına 50 USD olarak uygulanmalıdır.
2-Münferit uçuş ücretleri vergiler hariç 80 USD olmalıdır.
3-KTHY’nin bu uygulama nedeniyle uğrayacağı zarar (varsa) karşılanmalıdır.
4-Yüksek tirajlı Türkiye gazetelerinde tur düzenleyen firmalarla işbirliği halinde yaygın bir reklam kampanyası için 500,000 USD bütçe ayrılmalıdır.

İngiltere Piyasası:
1-İngiltere’den KKTC’ye yönetlik turlar organize eden yerli ve yabancı seyahat şirketlerine asgari bir hafta süreli gidiş dönüş bilet ücretleri Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında 100 İngiliz Poundu, Temmuz Ağustos ve Eylül aylarında 140 İngiliz poundu olarak uygulanmalıdır.
2-Münferit uçuş ücretleri ilgili aylardaki ticari fiyatlardan yüzde yirmi daha yüksek olarak uygulanmalıdır.
3-KTHY’nin bu uygulama nedeniyle uğrayacağı zarar (varsa) karşılanmalıdır.
4-Ulusal yayın yapan medyada KKTC imaj rekl
amları için 500,000 USD bütçe ayrılmalıdır.

Sanayi:
Tüm hammade ithalatı sıfır fon sıfır gümrük kapsamına alınmalı ve navlun, rıhtım harcı gibi vergilerden muaf tutulmalıdır.
Sanayicilerin Kalkınma Bankası borçları yendien düzenlenmelidir.
Sanayi elektirk ücretleri 4 cent civarına indirilmelidir.
Dış fuar katılımları Devlet tarafından desteklenmelidir.
Verim ve kalite artışına yönelik makine yatırımları için ucuz kredi imkanları sağlanmalıdır.
Ar-Ge konularında yatırımlar teşvik edilmeli bu alanda istihda
m edilecek KKTC vatandaşı personel içi n Devlet ek prim ödemeli, yeni sistem geliştirenlere ek teşvik primi verilmelidir.
Sadece kendi tarımsal ürünlerimizi hammadde olarak kullanabilecek yatırmlar ile hi-tec yatırımlarına izin verilmelidir.
Koruma altında
bulunan;
a-Beyaz ve kırmızı et, üretimi yapılmayan parmak patates ithali serbest bırakılmalı ancak beyaz ve kırmızı ete dayalı sanayi belli bir süre daha korunmalıdır.
b-İşlenmiş ve işlenmemiş süt ürünleri korunmaya devam edilmelidir.
c-Endüstriyel tarım
ürünleri belirli bir süre daha gerçek anlamda korunmalıdır
d-Tüm bu sektörlere önümüzdeki 10 yılda karşılaşacakları uygulama bugünden önlerine konmalı ve mutlaka bu dönem sonunda korumanın kaldırılmasına yönelik kararlılık ortaya konmalıdır.
e-Endüstri ü
rünlerine uygulanan Katma Değer Vergisi oranları düşürülerek, fiyatlarının ucuzlaması sağlanmalı ve ithal ürünlerle rekabet edebilirliği arttırılmalıdır.

Denizcilik:
Denizdeki kargo veya yük taşımacılığı özetle, devletin yol, su, elektrik, telefon, polis, asker ve benzeri diğer gerekli hizmetler için yatırım ve istihdam yapmadığı bir bölgede KKTC Bayraklı gemiler ile yapılan yük taşımacılığı hizmetinden döviz cinsi gelir elde edilmesi ve elde edilen gelirin aynen ihracat yapmış gibi ülkeye getirilmesi dem
ektir. Örnek olarak KKTC Bayraklı bir geminin İtalya’dan yüklediği mermeri Lübnan’a taşıması ve bu hizmet karşılığı kazandığı dolar cinsinden navlun ücretini KKTC’ye getirmesidir. Bu kazanç kapısını Avrupa ve özellikle Baltık ülkeleri yüz yıllar önce fark etmiş ve denizcilik endüstrisini kurmuşlardır. Bu ülkelerde, Denizcilik öncelikli sektör konumundadır. Bu bağlamda;
Kalkınma Bankası, yeni veya kullanılmış gemi alımında denizcilik sektörüne, uzun vadeli kredi vermelidir.
DPÖ, Denizcilik sektörünü gündemi
ne alarak, kargo gemileri alımı için teşvik programları hazırlamalı ve başvuruları değerlendirmelidir.
Limanlarımıza gelen gemiler tarafından ödenen her tür harç ve vergiler en az %50 aşağıya çekilmelidir.
Limanlarımızda uygulanmakta olan ve gerçekten de
fahiş düzeyde olan Fazla Mesai Tüzüğü derhal gözden geçirilmelidir. Tüzükler ilgili memurlar tarafından hazırlanıp Bakanlığa ve Bakanlar Kuruluna önerildiği için, sadece ve sadece memurların hak ve çıkarlarını korumakta, memurlardan hizmet bekleyen sektörlere ise korkunç bir mali yük getirmektedir. Fazla mesai ücretleri ve ödemesi zorunlu olan asgari saat dilimi azaltılmalı, mesaiye çağrılan gereksiz personel sayısı minimuma indirilmeli veya özel sektöre limanlarda hizmet vermenin önü açılarak devlet tarafından fazla mesai adı altında zorla fahiş fiyat talep edilmesine son verilmelidir.
Limanlardaki yükleme ve boşaltma hizmetleri tekel olmaktan çıkarılmalı ve bu güne kadar sadece K.T. Liman İşçileri şirketine verilen bu hak, özel şirketlere de verilerek, söz
konusu hizmetlere rekabete getirilerek, fiyatta ucuzlama, hizmette kalite ve verim sağlanmalıdır.
Ülkemizde YÖDAK ve YÖK’e akredite bir üniversitede Denizcilik Fakültesi olmasına rağmen (Yakın Doğu Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi) Limanlar Dairesi Müd
ürlüğünün, Kıbrıslı mezunlara Kaptan belgesi verebilme yetkisi yoktur. Söz konusu Müdürlüğün yetkileri arttırılarak, Kaptan seviyesinde gemici cüzdanı verilmesi sağlanmalıdır.
KKTC Bayraklı gemilerde, KKTC Vatandaşlarının istihdamı teşvik edilmeli, Deniz a
damları Sosyal Sigorta kapsamına alınmalı ve denizci vatandaşlarımıza sosyal haklar ve emeklilik garantileri sağlanmalıdır.
Tersaneler, yerli ve yabancı bayraklı gemilerin bakım yerleridir ve Uluslar arası Denizcilik Kurallarına göre her geminin en fazla
iki yılda bir tersanede bakım görmesi gerekmektedir. Doğu Akdeniz yöresindeki çok az sayıdaki tersanelerden biri olan Gazimağusa Tersanesi ivedilikle kredi ve teşvik kapsamına alınmalıdır.
Tersaneler için tüm gemi yapım ve bakım malzemeleri ithalatı sıfır
fon, sıfır gümrük kapsamına alınmalı ve navlun, rıhtım harcı gibi vergilerden muaf tutulmalıdır.
Tersane elektrik ücretleri 4 cent civarına indirilmelidir

Tarım:
Damla sulama projesi yaygınlaştırılmalıdır.
Doğrudan gelir desteği uygulanmalıdır.
Seracılık teşviklendirilmelidir.
Sertifikalı damızlık hayvan projesi hayata geçirilmelidir.
Balıkçılık desteklenmelidir.
Arpa-buğday üretimi çeşitli projelerle azaltılmalı, çiftçi diğer tarım alanlarına yönlendirilmelidir.

Yüksek Öğretim:
Üniversitelerin eğitim kalitesini yükseltmeye yönelik projeleri teşvik edilmelidir.
Öğretim elemanı kalitesini yükseltmek acamı ile öğretim elemanları gelir vergisi kapsamı dışına çıkarılmalıdır
Fuzuli bina ve sair yatırımlar durdurularak maliyetler aşağı çekilmeli buna bağlı ol
arak öğrenci harçları KKTC vatandaşları için azaltılmalıdır.
Ortak tanıtım kampanyaları zorunlu hale getirilmelidir.
YÖK kapsamından çıkarak kendi üniversitelerimize merkezi bir sınavla öğrenci yerleştirilmelidir.
Halen mevcut beden eğitimi, edebiyat fakü
ltesi gibi ihtiyaç fazlası eleman yetiştiren fakülteler öğrenci alımını durdurarak zaman içinde kapatılmalıdır
TC Üniversiteleri ile öğrenci mübadelesi programları uygulanmalıdır.
Tüm Üniversitelerin ortaklaşa katılacağı bir teknoloji üretim merkezi kurulm
alı bu merkezin uluslararası ilişkileri Devlet tarafından desteklenmelidir.

Sağlık:
Genel sağlık sigortası uygulamasına geçilmelidir.
Tüm hastanelerimiz bu uygulama hayata geçtikten sonra özelleştirilmelidir.
Özel huzurevleri teşvik edilmelidir.

Kamu Yönetimi:
Yeni personel istihdamı durdurulmalı, ihtiyaç duyulan alanlarda sözleşmeli statüde istihdam yapılmalı ve bu kişiler yeni güvenlik sistemine dahil edilmelidirler.
Sayıştay yenden yapılandırılmalı, Ombudsman güçlendirilmeli ve mali polis sistemi kurulmalıdır.
Devette tam otomasyon sağlanmalı, bürokrasi azaltılmalıdır.
Nüfus Dairesi tam otomasyon sistemi içerisinde ‘akıllı kimlik’ sistemine geçerek vatandaşa ait tüm bilgilerin bir kartta buluşmasını sağlamalıdır.
Belirli daireler zaman içinde kapatılarak görevleri hizmet alımı şeklinde özel sektöre yaptırılmalıdır.
KİT lerde reform yapılarak faaliyetlerini durdurma, özelleştirme, özerkleştirme ve yeniden yapılanma yoluna gidilmelidir. Mutlak sürette tüm sektörlerde rekabet sağlanmalıdır.

Diğer Konul
ar:
Her türlü Devlet ihaleleri KKTC’de açılmalı ve bu ihalelerde işçilik ücreti ihale tekklifi dışında bırakılarak Devlet tarafından belirlenmeli ve ödenmelidir. Böylelikle kendi insanımızın bu ihale işlerinde çalışması ve ucuz işçi kullanılması önlenebilecek ayni zamanda yoğun bir istihdam olanağı eğitimsiz vatandaşımıza sunulabilecektir.
Yardım Heyeti uygulaması kaldırılarak Bakanların Türkiye’deki karşıtları ile muhatap olmaları sağlanmalıdır. Karşılıklı olarak yapılacak her türlü icraat bu konuyla gör
evlendirilecek bakanlar tarafından organize edilmelidir.
Yatırımcının önündeki bürokratik engelleri kaldıracak bir yatırım birimi oluşturulmalıdır.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanması sağlanmalıdır.
AB’den sorumlu bir müsteşarlık oluştura
rak AB yasa ve uygulamaları takip edilmeli, bu yasalara göre avantajlı duruma geçebileceğimiz konular yakın takibe alınmalı ve gerekli düzenleemler uygulamaya konulmalıdır.

Askerlik süresi 8 ay a düşürülmelidir.
Öneri:
a-Onyedi yaşını tamamlamış KKTC’de yaşayan erkek yurttalar zorunlu askerlik hizmetine alınırlar. Zorunlu askerlik süresi 8 ay ile sınırlandırılacaktır.
b-Üniversite giriş sınavını kazananlar üç ay temel eğitim aldıktan sonra üniversite eğitimine başlayabilecekleri gibi üniversite eğitimi
sonrasında askerliğe devam edip 8 aylık zorunlu askerlik süresini tamamladıktan sonra terhis edilebilirler. Üç ay süreli temel askerlik eğitimini tamamladıktan sonra yüksek öğrenime başlayan mükellefler GKK onayı ile öğrenci oldukları esnada geriye kalan süreyi tamamlayabilirler.
c-Zorunlu askerlik süresi içinde mükelleflere uygulanan ücret yapısı aynen devam edecektir.
d-Bedelli askerlikle ilgili uygulama esaslarında ve bedelli askerlik haklarında herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.
e-Yukarıdaki husus
lar Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaç duyduğu personel bütçede kaynak yaratılmak suretiyle ücretli eleman olarak alınmalarından sonra sonra yürürlüğe girecektir.
f-Bu düzenleme en çok üç ay içinde yürürlüğe konulacak ve halen zorunlu askerliğini
yapmakta olan mükelleflerden başlayarak uygulanacaktır.
GKK ihtiyaç duyduğu diğer eleman için paralı askerlik uygulamasına geçmelidir.
Sendikalar AB standartlarında yeniden yapılandırılmalı, Devlet parasıyal izinli sendikacılık sistemi durdurulmalıdır. Bü
tçeleri şeffaf ve denetlenebilir duruma getirilmelidir
Cumartesi günleri mesai uygulaması yeniden başlatılmalı, tatil günleri azaltılmalıdır.
Devlet muhasebe sistemi Euroya endexlenmelidir.
Rum tarafının AB üyeliği nedeni ile iki yıl içinde kapatmak zorun
da olduğu off-shore şirketler KKTC’ye çekilebilmelidir. Bu şirketlere getirilecek tek şart yanlarında KKTC vatandaşı en az bir kişiyi istihdam etmek olmalıdır.
Merkez Bankası ve bankacılık sistemimiz yeniden ele alınarak gereken güven sağlanmalı, Türkiye’
deki kayıt dışı ekonominin hiç değilse bir kısmının KKTC’ye yönlenmesi için numaralı hesap uygulamasına geçilmelidir
Rum tarafına geçişler ve gelişler üç giriş kapmızda da kimlik veya yabancılar için pasaport ibraz etmek kaydı ile tamamen serbest bırakılma
lıdır. Kişilerin yanlarında belli miktarda ve ticari maksat dışında mal geçirmelerine göz yumulmalıdır.
Yine ayni şekilde ticari mal alışverişi belli oranda bir vergi koymak kaydı ile mümkün kılınmalıdır.
Yeni vatandaşlık işlemleri tamamen durdurulmalı me
vcut vatandaşlarımızın zenginleştirilmesi politikası uygulamaya konmalıdır.
KKTC’nin ekonomik kimliğini güçlendirici ve tanıtıcı her türlü uygulamaya açık bir Devlet yapısı oluşturmak esastır. Bu nedenle ülke şartlarımıza ve 1974 sonrası uygulamalarımıza
saygı göstermeyecek hertürlü çözüm modeline kapalı olunduğu ilan edilmelidir.
Eğer konjektür uygun olursa mevcut düzenin devam etmeyeceğinin bir göstergesi olarak parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş süratle yapılmalıdır.
Yukarıda sayılanların
geliştirilmesi için Cumhurbaşkanlığı ile birlikte hükümet ve sivil toplum örgütlerinin de katılacağı çalışmalar başlatılmalıdır. Geleceğe yönelik güven sağlanabilmesinin tek yolu yeni isimlerin bu çalışmalara katkı yapmasını ve özellikle yurt dışında yaşayan genç vatandaşlarımızın da bu çalışmalara katılması sağlanmalıdır.
TC-KKTC ‘nin alışageldik hiçbir yaklaşımının izi bu çalışmalara yansımamalıdır. Halen komisyonlarda yürütülmekte olan çalışmalar bu süreç sonrasında yeni bir KKTC düzeni oluşturmaya yöne
lik önemli veri tabanına sahip olabilir. Bu yasa çalışmaları da dikkate alınmalıdır.

YENIDUZEN 01/04/2003

“BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs raporu bugün veya yarın hazır olacak.

“Annan Raporu hazır”

“BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs raporu bugün veya yarın hazır olacak. Bu raporun 9 Nisan’daki Güvenlik Konseyi toplantısında tartışılması bekleniyor. Alvaro De Soto tarafından hazırlanmakta olan raporun Lahey doruğu sırasında cereyan eden tüm olayları anlatması bekleniyor”

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusundaki raporunun hazır olduğu ve bugün veya yarın Güvenlik Konseyi üyelerine verilmesinin beklendiği
bildirildi.
Güney Kıbrıs basınındaki haberlere göre New York’ta düzenlenen “Amerika Kıbrıs Federasyonu” toplantısında konuşan Rum Yönetimi BM Daimi Temsilcisi Büyükleçi Sotos Zakheos’un, “BM Genel Sekreteri tüm gerçekleri anlatacak. 1999’dan bugüne kadar t
üm olayları kapsayacak olan raporun objektif olması ve gerektiği yere sorumluluk yüklemesi için gerekli temas ve müdahaleleri yaptık” şeklindeki sözlerine de yer verdi. Gazeteye göre Zakheos “Rapordan sonra Güvenlik Konseyi bir karar benimseyecek. Konjönktür çok önemlidir. Çünkü Kıbrıs AB üyeliğinde sorunsuz ilerliyor” diye de konuştu.
Zakheos, Güvenlik Konseyi’nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a misyonunu sürdürme talimatı vereceği değerlendirmesinde de bulundu ve “Bizler Genel Sekreteri’nin iyi niyet mis
yonunun devamını destekliyoruz ve Kıbrıslıların insan haklarını koruyacak ve AB muktesebatıyla uyum içinde olacak adil bir çözüm için çabaları sürdüreceğiz” şeklinde de görüş ileri sürdü.
FİLELEFTHEROS “Annan Planıyla İlgili Oyunlar. Rapor De Soto Tarafınd
an Hazırlanıyor. İlgi ise Güvenlik Konseyi Toplantısına Dönüyor” başlığıyla verdiği haberinde, şunları yazdı:
“BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs raporu bugün veya yarın hazır olacak. Bu raporun 9 Nisan’daki Güvenlik Konseyi toplantısında tartışılması bekleniyo
r. Alvaro De Soto tarafından hazırlanmakta olan raporun Lahey doruğu sırasında cereyan eden tüm olayları anlatması bekleniyor. Edinilen bilgilere göre New York’ta perde gerisi bir faaliyet gelişim halindedir ve bunun hedefi, en azından Amerikalı ve İngilizler açısından, Güvenlik Konseyi toplantısında Annan Planı’nın olduğu gibi benimsenmesidir. Böyle bir ihtimal, paketin değişiklikler veya boş yerlerinin doldurulmasıyla ilgili müzakere olanağını ortadan kaldıracak.”
Gazete haberin devamında KKTC Cumhurbaşka
nı Denktaş ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ayni çizgide olduğu, MGK’nın destek açıklamasıyla da daha da cesaretlendikleri de belirtildi.
Haberde Rum Sözcü Hrisostomidis’in Recep Tayyip Erdoğan’ın 5’li konferans düzenlenmesi önerisiyle ilgili
yaptığı “kabul edilemez” olarak nitelediği açıklamalara da yer verildi.
Bu arada HARAVGİ “Atina-Lefkoşa Kıbrıs Sorunu Perspektiflerini İnceliyorlar.” başlığıyla verdiği başka haberinde, Irak savaşı ve uzaması ihtimallerinin Kıbrıs sorunun çözüm perspektifl
erini ciddi şekilde etkilediğini, bu durumun Rum Yönetimi ile Atina’yı düşündürdüğünü yazdı.
Gazete “Türkiye’nin Washington’la ilişkilerindeki kriz nedeniyle içinde bulunduğu asabiyetten sonra ne yapacağından da Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın endişe içinde
olduğunu savundu, şu yorumları yaptı:
“Endişe etme nedenleri şunlardan kaynaklanıyor: Türk asabiyeti ne gibi durumlar yaratabilir? ABD-Türkiye gerginliğinin devamı ne getirecek? AB’ın müdahaleleri ne olabilir? Tayyip Erdoğan’ın söz ettiği 5’li konferans ko
nusunu Türkiye ne kadar ileri götürebilir?
Lefkoşa’nın görüşüne göre Türkiye savaş nedeniyle hem AB hem de ABD karşısında zor bir durumda bulunuyor.
Stratejik hedef Kıbrıs’ın AB üyeliğinin kesintisiz tamamlanmasıdır. Hükümet çevrelerinin değerlendirmeler
ine göre Kıbrıs savaş nedeniyle ekonomik açıdan fiziki gücünü kararlı şekilde korumalı, AB’taki iç bütünlüğe ilişkin savaş sonuçları konusunda tonları düşük tutmalıdır.
Lekfoşa, Annan Planı’nın, 16 Nisan’da imzalanacak AB üyelik sözleşmesine dahil edilmesi
yönünde bazı çevrelerin görüşünü reddediyor ve Annan Planı’nın, AB sözleşmesiyle hiçbir ilişkisi olmadığına işaret ediyor”

YENIDUZEN 01/04/2003

Londra’da

Kıbrıslı Türk-Rum etkinliği

ALİTHİA geçtiğimiz günlerde kutlanan Kadınlar Günü münasebetiyle İngiltere Kıbrıslı Kadınlar Derneği ve Enfield North bölgesi milletvekili Joan Ryan tarafından Avam Kamarası’nda Kıbrıslı Türk ve Rum kadınların katıldığı bir etkinlik düzenlendiğini yazdı.
Gazeteye göre etkinlikte konuşan İngiltere Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Denis Macshane ve Rum Yüksek Komiseri Mirna Kleopa yaptıkları konuşmalarda Kıbrıs sorununa çöz
üm bulunması koşullarının yaratılması umudunu dile getirdiler. Gazeteye göre her iki konuşmacı “Kıbrıs’ın” AB’da tam üye olarak yerini bulacağı umudunu belirtti.
Kleopa ise Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için Ankara ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş üzer
inde nüfuz kullanılması gerektiğini ileri sürdü.

YENIDUZEN 01/04/2003

Kıbrıs Rum Hükümet Sözcüsü:

“Görüşmeler BM çerçevesinde”

Güney Kıbrıs Hükümet Sözcüsü Kypros Chrisostomides, Kıbrıs sorununun çözümünü BM Genel Sekreterinin iyi niyet görevi çerçevesi dışında arama çabalarına, Güney Kıbrıs hHükümetinin izin vermeyeceğini vurguladı.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs konusunun, üç garantör devlet; Türkiye, Yunanistan ve Türkiye ile birlikte Kıbrıslı Rumlarla Türklerin de katılacağı beşli bir konferansta ele alınması önerisini yorumlayan Sözcü , önerinin, “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni “Kıbrıs Türk
yönetimiyle” aynı düzeyde tutmaya yönelik girişim olduğu yanıtını verdi.
Sözcü , “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin varlığını göz ardı etmeyi ve Denktaş yönetiminin tanınmasını amaçlayan bu önerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Kypros Chrisostomide
s 16 Nisanda imzalanacak Katılım Anlaşması’ndan sonra da çözüm çabalarının devam edeceğini vurguladı.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın önerisini benimseyen üçüncü ülkelerin bulunup bulunmadığı yolundaki bir soruya sözcü olumsuz yanıt verdi.

YENIDUZEN 01/04/2003

Güney’de gündem:

“Kıbrıslı Türkler”

Güney Kıbrıs hükümeti Kıbrıslı Türklerle ilgili önlemler paketi üzerinde çalışıyor.
Kıbrıs (Rum) Hükümet Sözcüsü Kypros Chrisostomides, dün yaptığı açıklamada Güney’deki hükümetin, nisan ayı ortalarında Atina'da imzalanacak AB Katılım Anlaşması’ndan önce Kıbrıslı Türklere yönelik önlemleri açıklayacak
konumda olacağı umudunu ifade etti.
Sözcü alınması düşünülen bu pratik önlemlerin iki toplum arasında işbirliği ortamının yaratılmasını ve Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunmasına yardımcı olmasını amaçladığını belirtti. Hükümet Sözcüsü, Kıbrıslı Rum
lider Tassos Papadopulos'la Avrupa Birliği Delegasyonu Lefkoşa Temsilcisi Büyükelçi Adrian Van Der Meer'in bir araya gelerek bu önlemleri görüştüklerini de söyledi.
Kypros Chrisostomides, dün düzenlediği basın toplantısında, 'Önlemlerle ilgili hazırlık ça
lışmaları tamamlanırsa , Bakanlar Kurulu Perşembe günkü gelecek oturumunda bunları ele alacak. Bu önlemler 16 Nisandaki, Kıbrıs- AB Katılım Anlaşmasının imzalanmasından önce açıklanırsa iyi olacak ' dedi.

YENIDUZEN 01/04/2003

Colin Powell geliyor

01/04/2003

RADİKAL - ANKARA - ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak harekâtının kritik bir
aşamaya geçtiği dönemde Türkiye'yi ziyaret ediyor. NATO'nun desteğini almak üzere Brüksel'e giden Powell, tansiyonu düşürmek ve Türkiye'nin
'gönlünü almak' amacıyla Ankara'yı da ziyaret edecek. Powell ziyaretiyle, ABD' nin beklentilerinin hâlâ sürdüğünün işaretini verdi.
Yarın Ankara'ya gelerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşmesi beklenen Powell' ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Se
zer tarafından da kabul edilmesi bekleniyor. Diplomatik kaynaklar şu bilgiyi verdi:
Powell'ın ziyareti pazar günü gündeme geldi. Brüksel'e gitmesi gereken Powell, Avrupa'ya gelmişken Türkiye'yi de ziyaret ederek bir süredir gergin olan ABD-Türkiye ilişkil
erinde tansiyonu düşürmek istedi. Ankara'dan gö-rüş sorması üzerine, ABD'nin Türkiye'yi gözden çıkardığı endişesi taşıyan AKP de vakit kaybetmeden olumlu yanıt verdi.
Powell'ın ziyaretinde gündeme damgasını Irak konusunun vurması bekleniyor.
Ancak Başbakan Erdoğan ve Gül'e verilen hazırlık notlarında Kıbrıs konusuna da geniş yer verildi. Powell'ın, Türk askerinin Kuzey Irak'a girişi ve Kuzey cephesinin açılması konularını içeren kalın bir dosyayı da beraberinde getireceği belirtiliyor. ABD ile Türkiye arasında yaklaşık üç aydır sürdürülen pazarlıklardaki tıkanıklığın aşılması açısından Powell'ın ziyareti bir dönüm noktası olacak.
Powell'ın hep sözü edilen ama resmi olarak hiç gündeme getirilmeyen üçüncü tezkere konusunda somut bir mesaj getirebileceği de b
elirtiliyor.

(italikler bizden)

 

Denktaş: Gül ile müşterek değerlendirme yapılacak

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, yaklaşık 8 saatlik resmi ziyaret amacıyla yarın KKTC’ye gelecek

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün KKTC’ye yapacağı ziyaret sırasında Kıbrıs konusunda ortak değerlendirme yapılacağını söyledi.

Bir kabulü sırasında gazetecilerin Abdullah Gül’ün ziyaretiyle ilgili sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Onlar değerlendirmelerini yaptı, biz değerlendirmemizi yaptık. Bu değerlendirmeler karşılıklı birbirimize geçilmiştir. Şimdi burada müşterek bir değerlendirme safhası olacak” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün bu göreviyle ilk dış seyahatini KKTC’ye yapmasından duyduğu memnuniyeti de belirten Denktaş, “Umut ederim iyi sonuçlar alırız” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Gül’ün KKTC ziyaretinin ABD Dışişleri Bakanı Powel’ın Ankara ziyaretinin hemen ertesinde ve BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs konulu toplantısının öncesinde yapıldığının anımsatılması üzerine de, “Tamamen rastlantı” dedi.

GÜL’ÜN ZİYARETİ 8 SAATLİK

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, yaklaşık 8 saatlik resmi ziyaret amacıyla yarın KKTC’ye gelecek.

Programı henüz kesinleşmeyen Abdullah Gül, saat 10.00 sıralarında özel uçakla Ada’ya gelecek.

Gül, gün boyu sürecek yoğun temaslarının ardından saat 18.00 civarında da KKTC’den ayrılacak.

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e KKTC ziyaretinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin, Genel Müdür Yardımcısı Necip Egüz, danışmanları ve özel kalem müdürlerinden oluşan bir heyet eşlik edecek.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan ise, Gül’ün KKTC ziyareti öncesinde ön hazırlıklar için önceki gün ülkemize gelmişti.

HALKIN SESI 02/04/2003

Talat: En iyisi Annan Planı

03/04/2003 RADIKAL

AA - ANKARA - KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat, Annan Planı'nın en iyi çözüm olduğunu söyledi. Dün, Başbakan Tayyip Erdoğan'la görüşen Talat, daha sonra soruları yanıtladı. Talat, şunları söyledi:
"Bizce hâlâ Annan Planı BM planı olarak müzakereye açık olmalı. Erdoğan'a bunu aktardık. Kıbrıs'ın AB'ye girişinde, yapılacak anlaşmaya ek olarak Annan Planı'nın göz önünde tutulduğu eklenmeli ki, çözüm sırasında Rumlar, 'Hayır, biz bu sorunu çözerken AB normlarına uygun çözeriz'
demesin, BM planına uymak zorunda kalsınlar."
Erdoğan'ın Annan Planı'yla ilgili görüşünün değişip değişmediğinin sorulması üzerine de Talat, "Bu konudaki tutumunda bir değişiklik görmedim. Annan Planı, Türkiye ve Kıbrıs Türkü'nün elde edeceği en iyi çözü
m planıdır" dedi

Denktaş'tan atak

KKTC lideri, Rumlara yeni bir uzlaşma paketi sundu. Pakette, Maraş'ın Rumlara verilmesi karşılığında uluslararası ambargonun kaldırılması, sınırdan geçiş kolaylığı gibi öneriler var

03/04/2003 RADIKAL

LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs için geçen 10 Mart'ta sunduğu nihai çözüm planını reddeden KKTC lideri Rauf Denktaş, 16 Nisan'da AB kapısından içeri girecek olan Rum Kesimi'ne 'Maraş'ın verilmesi' gibi toprak tavizlerini de içeren yeni bir uzlaşma paketi sundu.
Denktaş'ın, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a dün bir mektupla gönderdiği altı maddelik uzlaşma paketinde, Maraş bölgesinin Rumlara verilmesi karşılığında uluslararası ambargonun kaldırılması, sınırdan geçiş kolaylığı, ticari ilişkilerin gel
iştirilmesi gibi öneriler yer aldı. Denktaş, mektubunda önerinin Rum Kesimi'nin AB ile katılım anlaşmasını imzalayacağı 16 Nisan'dan sonra tartışılmasının zor olacağının altını çizdi.
KKTC liderinin paketinde şu maddeler var:
Maraş bölgesi Rum Yönetimi'n
e verilecek.
Ticari, kültürel, sportif vb. aktivitelerde iki taraf arasında tüm kısıtlamalar kalkacak.
İki taraf arasında tüm geçişler kolaylaştırılacak, turistlerin geçişindeki kısıtlamalar kalkacak.
Taraflar arasında ticari işbirliği artırılacak.
Tür
k tarafı, BM Barış Gücü'nün dolaşımına koyduğu kısıtlamayı kaldıracak.
İki taraf arasında ortak bir uzlaşı komitesi kurulacak, bu komite Türk ve Rum tarafı arasında işbirliğini ve ortak projeleri görüşecek.
Denktaş, dün paketin içeriğini açıkladığı basın
toplantısında,
"Papadopulos'a Kıbrıs konusunun sosyo-psikolojik boyutunu ve iki taraf arasındaki derin güven bunalımını uzun zamandır göz ardı ettiğimizi bildirdim. Kendisine, iki taraf arasında diyalog ve danışma süreci başlatacağına inandığım bir öneri
paketi teklif ettim" diye konuştu.

Papadopulos'a tam yetki
Denktaş, 'paketin kabulü ve uygulanmaya konulmasının, tarafların pozisyonlarına halel getirmeyeceği gibi, nihai bir anlaşmanın yerini almayacağının' da altını çizdi. Denktaş, "Öneriyi Türkiye de destekliyor" dedi. Türk Dışişleri Bakanlığı da, önerileri tamamen desteklediğini açıkladı. Denktaş'ın önerilerini görüşmek için dün akşam toplanan Rum Ulusal Konseyi Papadopulos'a tam yetki verdi. Papadopulos 7 Nisan Pazartesi
gününden önce yanıtını ilet
ecek.
(Reuters, aa)

Papadopulos'tan Denktaş'a ret

Rum yönetimi lideri Papadopulos, Denktaş'ın dün sunduğu 6 maddelik paketi, "Denktaş ile sadece BM çerçevesinde görüşebileceğini" bildirerek reddetti.

KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndan aldığı bilgiye göre, Tasos Papadopulos'un mektubu dün gece geç saatlerde Türk tarafına ulaştı. Türk yetkililer, Papadopulos'un mektubu üzerindeki değerlendirmeyi sürdürüyor.

Bu arada Rum basını, Papadopulos'un Denktaş'a gönderdiği mektubun içeriğini yayımladı.

Mahi gazetesine göre, Papadopulos, mektupta ''Denktaş ile sadece BM çerçevesinde görüşeceğini'' belirtti.

Mektubunda, ''görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümüyönünde umut vermesi için, Denktaş'ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ıniyi niyet misyonunu ve Annan planını daha ileri müzakereler için zeminolarak kabul etmesi gerektiğini'' savunan Papadopulos, ''BM Güvenlik Konseyi'nin Genel Sekretere, en yakın zamanda kapsamlı bir çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağını'' kaydetti. Papadopulos, ''Denktaş'ın mektubunda belirttiği sorunların da bu şekilde çözümleneceği umudunu'' ifade etti.

Politis gazetesine göre ise, Papadopulos Denktaş'a gönderdiği mektupta, öneriyi resmen reddettiğini bildirdi ve yanıtının bir örneğini de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdi.

Papadopulos, ''Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasının nedeninin, görüşmeler sırasında Denktaş'ın gösterdiği uzlaşmazlığa bağlı olduğunu'' iddia etti.

Papadopulos, Denktaş'a, ''Kıbrıs sorununa parça parça yerine bütünlüklü çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma'' çağrısı yaptı.

Papadopulos, ''muhtemel görüşmelerin bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümlenmesine ilişkin umut vaat etmesi için, Denktaş'ın, Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği gibi, Genel Sekreter'in iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Annan planını zemin olarak kabul etmesi gerektiğini''savundu.

DENKTAŞ'IN ÖNERİLERİ

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a dün mektupla gönderdiği ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da duyurduğu yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.

Türkiye'nin de desteğiyle hazırlanan önerilerde, ''iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari ilişkilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak bir uzlaşı komitesi kurulması veTürk tarafının Barış Gücü'ne Temmuz 2000'den beri uyguladığı sınırlamaların kaldırılması'' amaçlanıyor.

HURRIYET 03/04/2003

Maraş'ı verelim ambargo bitsin

Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA

KKTC Lideri Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a bir mektup göndererek Maraş'a karşılık KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılmasını öngören bir güven artırıcı önlemler paketi önerdi. 16 Nisanda AB ile tüm Kıbrıs adına üyelik sözleşmesi imzalamaya hazırlanan Rumların pakete sıcak bakması beklenmiyor.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs'ın AB ile üyelik sözleşmesi imzalayacağı 16 Nisan'dan önce sürpriz bir çıkış yaparak Rum Yönetimi'ne güven artırıcı önlemler paketi önerdi. Denktaş, pakette 1974'ten beri iskana kapalı tutulan Maraş'ın Rumlara verilmesine karşılık Türklere uygulanan ambargoların kaldırılmasını istedi. Denktaş'ın Rum lider Tasos Papadopulos ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a dün bir mektupla duyurduğu öneriler şöyle:

İŞTE ÖNERİLER

Kapalı Maraş bölgesini Rumlara iade edelim.

Kıbrıslı Türklere yönelik dış ticaret, ulaşım, seyahat ve spor ambargosuna son verilsin. Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ın iki tarafına uyguladıkları kısıtlamaları kaldırsın. BM ve AB bu düzenlemeleri tescil etsin.

İki taraf arasındaki geçişler kolaylaştırılsın. Turistlerin geçişi serbest bırakılsın.

Kuzey ve güney arasındaki ticari ilişkilerin normalleştirilmesi iç
in adımlar atılsın.

Kıbrıs Türk tarafı olarak Temmuz 2000'den bu yana BM Barış Gücü'nün kuzeydeki dolaşımına getirdiğimiz kısıtlamaları kaldıralım.

Türk ve Rumlar için ortak projeler üretecek bir uzlaşma komitesi kurulsun.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, pa
keti açıklamak için düzenlediği basın toplantısında bu önerilerin iki taraf arasındaki güven bunalımını aşmaya yönelik olduğunun altını çizdi ve önerilerimiz tarafların pozisyonlarına halel getirmeyecek ve nihai bir anlaşmanın yerini almayacak'' dedi. Denktaş, ayrıca Papadopulos'la kapsamlı çözüme ilişkin temel meseleleri ve AB üyeliğine ilişkin konuları da ele almaya hazır olduğunu duyurdu.

YANIT VERECEKLER

Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Papadopulos, Denktaş'ın önerilerine pazartesinden önce yanıt verecek. Rum Ulusal Konseyi, Papadopulos'a bu konuda tam yetki verdi.

Rumlar benzer öneriyi geçmişte reddetmişti

Benzer bir paket, 1994 Birleşmiş Milletler tarafından da gündeme getirilmiş ve Rumlar nihai bir çözümün yerini alacağı endişesiyle önerileri reddetmişti. Bu nedenle, Kıbrıs meselesinin Birleşmiş Milletler çerçevesinin dışına çıkarılmasını istemeyen Rum tarafının bu öneriyi ‘‘uluslararası kamuoyunu etkilemeye yönelik bir manevra’’ olarak niteleyebileceği ve pakete sıcak bakmayacağı tahmin ediliyor.

Gül’den destek

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Denktaş'ın Rum lideri Papadopulos'a yaptığı önerileri desteklediğini açıkladı. Önerilerin, güven bunalımının aşılmasına yardımcı olacağını belirten Gül, kapsamlı çözüm çabalarına da yeni bir ivme kazandıracağını düşündüğünü belirtti. Gül, BM ve AB'nin bu önlemlerin uygulanmasında taraflara yardımcı olmaları gerektiğini de kaydetti.

HURRIYET 03/04/2003

Gül: Denktaş’ı destekliyoruz


ANKARA Milliyet

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’a mektupla gönderdiği önerileri tamamen paylaştığını ve desteklediğini bildirdi.
Dün yazılı bir açıklama yapan Gül, Denktaş’ın gündeme getirdiği önerilerin adada mevcut güven bunalımının aşılmasın
a yardımcı olacağını, ilişkilerin normalleşmesine katkıda bulunacağını, ayrıca kapsamlı çözüm çabalarına da yeni ivme kazandıracağını düşündüğünü belirterek, "Türk tarafının yaptığı önerilerin iki lider arasında bir diyalog ve istişare sürecini başlatmasını ve ortaya çıkan bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesini diliyoruz" dedi.
MILLIYET 03/04/2003

Denktaş’ın teslim bayrağı

Denktaş’ın önerileri!

Kıbrıs Türk tarafı, AB’a giriş anlaşmasının imzalanacağı 16 Nisan öncesinde Rum tarafına 6 maddelik öneri paketi sundu. Rauf Denktaş tarafından Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulos’a dün mektupla gönderilen yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlar’a verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.
Türkiye’nin de desteğiyle hazırlandığı açıklanan önerilerde, iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari iliş
kilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak bir Uzlaşı Komitesi kurulması ve Türk tarafının Barış Gücü’ne uyguladığı sınırlamaların kaldırılması da öneriliyor.

Kıbrıslı Rum gazetecilere bu kez ‘geçiş serbest’

Yeni öneri paketi, Rauf Denktaş tar
afından dün basın toplantısıyla açıklandı. Başbakan Derviş Eroğlu, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile birlikte aylardan sonra ilk kez basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, öneri paketini Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki ayrı metinden okudu.
Aralarında Kıbrıslı Rum gazetecilerin de bulunduğu bir medya ordusunun izlediği basın toplantısı, BRT ve bazı TV kanallarından canlı olarak yayınlandı.

Öneri mektubunda KKTC hiç geçmedi!
Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulos’a gönderdiği mektupta, iki taraf arasında varolan derin güven bunalımını ve sorunun sosyo-psikolojik boyutunu uzun zamandan beri gözardı ettiklerine dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, “Bu değerlendirmeye dayalı
olarak, kendisine iki taraf arasında çalışma ilişkisi kurulmasını sağlayacak diyalog ve danışma süreci başlatacağına inandığım bir öneri paketi teklif ettim” dedi.
Rum tarafına sunduğu öneri paketinin kapsamlı bir anlaşmanın gerçekleşmesi için katalizör ro
lü oynayabileceğine inandığını savunan Denktaş, öneri paketinin uygulanmasıyla ilgili olarak BM ve AB’ın katkılarının da sağlanabileceğini kaydetti.
Denktaş, şunları söyledi:
“Bu fikirler ve öneriler bir bütün oluşturmaktadır. Bu paketin uygulanması, bir y
andan iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı ve iki tarafça da kabul edilebilir kapsamlı bir anlaşmaya varma şansını önemli derecede artırırken, diğer yandan da iki tarafa önemli somut yararlar getirecektir. Paketin kabulü ve uygulanmaya konması tarafların pozisyonlarına halel getirmeyeceği gibi, nihai bir anlaşmanın yerini de almayacaktır.”

Annan’a da gönderildi
“Yukarıda belirtilenler çerçevesinde iki tarafı da tatmin edecek bir sonuca ulaşmak amacıyla kapsamlı çözüme ilişkin temel meseleleri ve AB üyeliğine ilişkin konuları da kendisiyle ele almaya hazır olduğumu Sayın Papadopulos’a bildirdim” diyen Denktaş, iyiniyet misyonu çerçevesinde öneri paketini BM Genel Sekreteri’ne de ilettiğini kaydetti.

İşte Denktaş’ın önerileri
1.İlk adım olarak, Demokrasi Caddesi’nin güneyindeki Kapalı Maraş bölgesi, BM Ara Bölgesine kadar olan bölümü da kapsayacak şekilde yeniden iskana açılmak üzere Kıbrıs Rum tarafının kontrolüne verilecektir.
2.Buna paralel olarak, Kıbrıs’ın her iki tarafına yönelik ve buralardan gerçekle
şecek dış ticaret, ulaşım, seyahat ve kültürel ile sportif aktivitelere uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılacaktır. Türkiye ve Yunanistan’ın da, Kıbrıs Rum tarafına ve Kıbrıs Türk tarafına karşılıklı olarak uyguladıkları kısıtlamaları kaldırarak bu sürece olumlu katkıda bulunacaklarına inanıyorum. BM ve AB’yi de bu düzenlemeleri tescil etmeye ve uygulamaya konulmalarına yardımcı olmaya davet edeceğiz.
3.İki taraf arasındaki geçişler asgari prosedüre bağlı olarak kolaylaştırılacaktır. Turistlerin geçişleri i
le ilgili kısıtlamalar da kaldırılacaktır.
4.İki taraf arasında ticari ilişkilerin normalizasyonu için tedricen adımlar atılacaktır. Her iki taraftaki kurumlar ortak projeler oluşturmaları ve geliştirmeleri için işbirliği yapma yönünde teşvik edilecektir.

5.Kıbrıs Türk tarafı, Temmuz 2000 tarihinden bu yana BM Barış Gücü’nün dolaşımı ile ilgili olarak uyguladığı tedbirleri kaldıracaktır.
6.İki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıyla bir uzlaşı komitesi tesis edilecekti
r. Bu komite, ikili temaslar ve projelerin geliştirilmesi için tavsiyelerde bulunacaktır.

‘Soru yok ama sor bakalım!”
Denktaş, dün öğleden sonra saat 15.30’da düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Rum tarafının Avrupa Birliği’ne üyeliğinin onaylanacağı 16 Nisan tarihiyle ilgili bir soruya karşılık, “16 Nisan tabii ki önemli bir tarihtir” diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak, Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs’taki tüm gerçeklere karşın, Rum tarafının üyeliğini onaylaması ha
linde iki taraf arasındaki diyalog şansının tamamıyla yok olacağı uyarısında bulundu.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, Türk tarafının önerilerine vereceği yanıtın olumlu olacağı ve bu yanıtın herkese diyalog kapısını açık tutma şansı vereceği üm
dini dile getiren Cumhurbaşkanı, “Bu bir ön şart mı?” şeklindeki soruya karşılık, “Hayır, bu bir ön şart değil” dedi.

16 Nisan sonrası!
Papadopulos’a, Kıbrıs Türk tarafının önerilerine karşılık yanıt vermesi konusunda “son tarih” şeklinde herhangi bir süre önermediğinin de altını çizen Denktaş, ancak Papadopulos’un yanıtının 16 Nisan sonrasına kalması halinde, bunun zorluk yaratacağına işaret ederek, “Bunları 16 Nisan sonrasında tartışmak, benim açımdan zorluk yaratır. Sanırım, iyi niyet varsa bana 16 Nis
an öncesinde bir yanıt vermesi gerekmektedir. Ancak bu da bir ön şart değildir” diye konuştu.
Denktaş, başka bir soruya karşılık da, Avrupa Birliği ile 16 Nisan’da anlaşma imzalayacak olanın “Kıbrıs” değil, sadece Rum Yönetimi olacağının söyledi.
Başka bir
soruya karşılık ise, adadaki her iki tarafın da BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki iyi niyet misyonunun devam etmesi gerektiğini söylediklerini belirten Denktaş, “Genel Sekreter’in iyi niyet misyonu sürdüğüne göre, hangi noktada bulunduğumuz konusunda kendisini bilgilendirmemin görevim olduğu kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

Şimdi BM’ye itirazım yok!
Denktaş bir başka soru üzerine de, Papadopulas’a yaptığı önerilerin görüşülmesinde BM’nin de hazır bulunması teklifinde bulunmadığını, ancak Papadopulos’un, Denktaş’ın önerilerinin görüşülmesinde, Klerides’in geçmişte yaptığı gibi, BM’nin de hazır bulunmasını istemesi halinde buna herhangi bir itirazı bulunmayacağını kaydetti. Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle konuştu:
“Sanırım iki taraf, dışarıdan bir müdahale ol
maksızın bu önerileri oturarak kolayca tartışabilir. Buna gerçekten inanıyorum ve böyle bir tavır bu sürece yardımcı olur. Ancak, Rum tarafı kendi nedenlerinden dolayı dıştan bir müdahale isterse, bunu da reddedecek değiliz.”
Denktaş başka bir soruya karşı
lık da, öneriler paketinin kabul edilerek, uygulamaya konmasının, tarafların kendi pozisyonlarını zayıflatmayacağını ve nihai bir anlaşmanın yerini almayacağını vurgulayarak, “İki tarafın da pozisyonları biliniyor, özlü konular biliniyor ve biz, bu konuları tartışmaya samimi olarak hazırız. Ancak biz, ‘bu önerileri yaptığımız için de bu aşamada bir tavır değişikliği olması gerekir‘ de demiyoruz. Bu diyaloğa ve diyalogtan çıkacak sonuca bağlıdır” şeklinde konuştu.

YENIDUZEN 03/04/2003

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, TC Başbakanı Recep Tayyip Eroğan’la Başbakanlık’ta 1 saatlik bir görüşme yaptı:

Talat-Erdoğan buluştu, ‘çözüm’ü konuştu

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan’la yararlı bir görüşme yaptıklarını ve Kıbrıs sorununun geldiği süreci derinlemesine ele alma fırsatı bulduklarını söyledi.

Annan Planı konusunda Tayyip Erdoğan'ın ne söylediğinin sorulması üzerine Talat: 'Bunu elbette Sayın Erdoğan'a sormalısınız ama planın müzakere edilmesi gerekt
iğine inanmaya devam ettiği izlenimini edindim. Bana sorarsanız Annan Planı bizim bugüne kadar elde ettiğimiz en iyi plandır ve bu bağlamda ortadan kaldırılmamalıdır”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhuriyeti Başb
akanı Recep Tayyip Erdoğan’la TC Başbakanlık binasında Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri görüştü. CTP Mali Sekreteri Ahmet Uzun’un da katıldığı görüşme yaklaşık bir saat sürdü. Talat’ı makamında kabul eden Recep Tayyip Erdoğan görüşme sonrasında herhangi bir açıklama yapmazken, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat kısa bir değerlendirmede bulundu.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan’la yararlı bir görüşme yaptıklarını ve Kıbrıs sorununun geldiği süreci d
erinlemesine ele alma fırsatı bulduklarını söyledi.
Talat, Kıbrıs sorununun çok önemli bir dönemece ulaştığını ve 16 Nisan'da Avrupa Birliği ile imzalanacak üyelik anlaşmasına tüm Kıbrıs adına Rum tarafının imza koyacağını anımsattı.
Talat sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Rum tarafının hedefi Annan Planından kurtularak üyelikten sonra varılacak bir anlaşmanın sadece AB normları çerçevesinde olmasını sağlamaktır. Bizce ise Annan Planı canlı tutulmalı ve çözüme zemin teşkil etmeye devam etmelidir. BM belgesi haline
gelmesi yanında Kıbrıs-AB anlaşmasına da ek yapılmalı veya atıfta bulunulmalıdır. Sayın Erdoğan Kıbrıs sorununun Yunanistan'la ele alınacağını daha önce bildirmişti. Böyle bir öngörü güvenlik boyutu bağlamında zaten Annan Planında da vardı. Elbette Kıbrıs sorununun çözümünün zorunluluğunu tespit ederek bu doğrultuda ortaya konacak her türlü çabanın yararlı olacağına inanıyorum.”
Annan Planı konusunda Tayyip Erdoğan'ın ne söylediğinin sorulması üzerine de Talat, 'Bunu elbette Sayın Erdoğan'a sormalısınız am
a planın müzakere edilmesi gerektiğine inanmaya devam ettiği izlenimini edindim. Bana sorarsanız Annan Planı bizim bugüne kadar elde ettiğimiz en iyi plandır ve bu bağlamda ortadan kaldırılmamalıdır. Türk tarafının ileride daha büyük sıkıntılarla karşılaşmamak için sorunun çözümüne şimdi katkıda bulunması bir zorunluluktur' şeklinde konuştu.

Sohbet toplantısına da katıldı
Bu arada önceki akşam Mülkiyeliler Birliği lokalinde Birlik yöneticileri ile düzenlenen bir sohbet toplantısına katılan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun geldiği son aşama hakkında bilgi verdi ve soruları cevaplandırdı. Kıbrıs’ın AB takviminin Annan Planı’nın entegre bir parçası olduğunu vurgulayan Talat, sorunun Türkiye’nin AB süreci ile ilintisine değinerek Türkiye’nin
Kopenhag kriterlerine uyumunun değerlendirileceği 2004 yılı sonundan önce ve Kıbrıs’ın Mayıs 2004’teki tam üyeliğine kadar mutlaka sorununun çözümlenmesi gerektiğini anlattı.
Kıbrıs’ta çözümün bir parçası olarak ortaya çıkan takvimin geleceğini arayan in
sanları hareketlendirdiğini ve barış konusunda büyük bir heyecan doğduğunu, bu sayede rekor sayıda katılımlı mitingler yapıldığını anlatan Talat, “Kıbrıs sorununun bu aşamasında Kıbrıs Türkleri ile Türkiye’nin çıkarları, Annan Planıyla tam bir örtüşme noktasına geldi” dedi.
Şimdilik kaçırılmış görünen Annan Planı’nın bir şekilde canlı tutulması gerektiğine işaret eden Talat, bunun için iki aşamanın yaşanacağının altını çizdi. Önce söz konusu planın BM Güvenlik Konseyince kabul edilerek bir BM belgesi halin
e gelmesi, sonra da Cumhurbaşkanı Denktaş ve Rum Yönetiminin itirazlarına rağmen AB-Kıbrıs anlaşmasına eklenmesi veya bu anlaşmada hiç olmazsa atıfta bulunulması gerektiğini anlattı.

YENIDUZEN 03/04/2003

Powel’ın ana gündemi:

“Kıbrıs”

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Ankara ve Brüksel'de yapacağı temasların ana gündem maddelerinden birisini Kıbrıs sorunu oluşturduğu öğrenildi. ABHaber'e ulaşan bilgilere göre Powell, 14 Nisan'da Yunanistan'da AB ile Katılım Anlaşmasını imzalayacak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üyeliği sonrası Ankara-Atina arasında artacak siyasi tansiyonu düşürmeyi hedefliyor. Washing
ton yönetiminin Kıbrıs sorununun çözümü noktasında yeni öneriler geliştirdiği bildirildi. Powell Kıbrıs ile ilgili yeni önerilerini Ankara ve Brüksel'de yapacağı temaslar sırasında, ilgili taraflara aktaracak.
Powell'ın, Brüksel'de AB Dönem Başkanı Yunanis
tan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, AB Komisyonu'nun dış ilişkilerden sorumlu üyesi Chris Patten ve AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana'dan oluşan Troyka ile görüşeceğini, ayrıca, ''Brüksel'e gelebilecek AB ve NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla'' yemek yiyeceğini bildirdi.

Gül’den Kıbrıs ertelemesi
TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşmesinin ardından KKTC programına iptal etti. Gül, Perşembe günü KKTCyerine Brüksel'e giderek Powell'ın da katılacağı NATO zirvesinde hazır bulunacak. Kıbrıs’ın da bu toplantıda ele alınması bekleniyor
.

YENIDUZEN 03/04/2003

DENKTAŞ: MARAŞ’I VERİRİZ AMA

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadapulos’a 6 maddeden oluşan bir uzlaşma paketi sundu

1.Halen yerleşime kapalı olan Maraş bölgesi BM denetimindeki alan da dahil olmak üzere ilk adım olarak Rum Yönetimi’nin kontrolüne verilecek

2.Siyasi, ticari, kültürel, sportif vb. aktiviteler de dahil olmak üzere iki taraf arasında sürmekte olan tüm kısıtlamalar kalkacak

3.İki taraf arasında tüm geçişler kolaylaştırılacak, turistlerin geçişindeki kısıtlamalar kaldırılacak

4.Taraflar arasında ticari işbirliği artırılacak, ticari ilişkiler normale dönecek

5.Kıbrıs Türk tarafı, Temmuz 2000 tarihinden bu yana Birleşmiş Milletler barış gücünün dolaşımına koyduğu kısıtlamayı kaldıracak

6.İki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıyla bir uzlaşı komitesi kurulacak

Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın dün açıkladığı önerilere 7 Nisan Pazartesi gününden önce yanıt vereceğini bildirdi

Türk tarafı, AB’a giriş anlaşmasının imzalanacağı 16 Nisan öncesinde Kıbrıs sorununa yeni bir açılım getirerek, Rum tarafına 6 maddelik öneri paketi sundu. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Rum Yönetimi Başkanı Tassos Papadopulos’a bugün mektupla gönderilen yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlar’a verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.

Türkiye’nin de desteğiyle hazırlanan önerilerde, iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari ilişkilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak bir Uzlaşı Komitesi kurulması ve Türk tarafının Barış Gücü’ne uyguladığı sınırlamaların kaldırılması da öneriliyor.

MEDYA ORDUSU İZLEDİ

Yeni öneri paketi, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından bugün basın toplantısıyla açıklandı. Başbakan Derviş Eroğlu, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile birlikte aylardan sonra ilk kez basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, öneri paketini Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki ayrı metinden okudu.

Aralarında Rum gazetecilerin de bulunduğu bir medya ordusunun izlediği basın toplantısı, bazı TV kanallarından canlı olarak yayınlandı.

KAPSAMLI ANLAŞMA İÇİN KATALİZÖR

Rum Yönetimi Başkanı Tassos Papadopulos’a gönderdiği mektupta, iki taraf arasında varolan derin güven bunalımını ve sorunun sosyo-psikolojik boyutunu uzun zamandan beri gözardı ettiklerine dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, “Bu değerlendirmeye dayalı olarak, kendisine iki taraf arasında çalışma ilişkisi kurulmasını sağlayacak diyalog ve danışma süreci başlatacağına inandığım bir öneri paketi teklif ettim” dedi.

Rum tarafına sunduğu öneri paketinin kapsamlı bir anlaşmanın gerçekleşmesi için katalizör rolü oynayabileceğine inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, öneri paketinin uygulanmasıyla ilgili olarak BM ve AB’ın katkılarının da sağlanabileceğini kaydetti.

ÖNERİLER BÜTÜN…

Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:

“Bu fikirler ve öneriler bir bütün oluşturmaktadır. Bu paketin uygulanması, bir yandan iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı ve iki tarafça da kabul edilebilir kapsamlı bir anlaşmaya varma şansını önemli derecede artırırken, diğer yandan da iki tarafa önemli somut yararlar getirecektir. Paketin kabulü ve uygulanmaya konması tarafların pozisyonlarına halel getirmeyeceği gibi, nihai bir anlaşmanın yerini de almayacaktır.”

ANNAN’A DA GÖNDERİLDİ

“Yukarıda belirtilenler çerçevesinde iki tarafı da tatmin edecek bir sonuca ulaşmak amacıyla kapsamlı çözüme ilişkin temel meseleleri ve AB üyeliğine ilişkin konuları da kendisiyle ele almaya hazır olduğumu Sayın Papadopulos’a bildirdim” diyen Denktaş, iyiniyet misyonu çerçevesinde öneri paketini BM Genel Sekreteri’ne de ilettiğini kaydetti.

CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ SORULARI YANITLADI

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Rum tarafının Avrupa Birliği’ne üyeliğinin onaylanacağı 16 Nisan tarihiyle ilgili bir soruya karşılık, “16 Nisan tabii ki önemli bir tarihtir” diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak, Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs’taki tüm gerçeklere karşın, Rum tarafının üyeliğini onaylaması halinde iki taraf arasındaki diyalog şansının tamamıyla yok olacağı uyarısında bulundu.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, Türk tarafının önerilerine vereceği yanıtın olumlu olacağı ve bu yanıtın herkese diyalog kapısını açık tutma şansı vereceği ümdini dile getiren Cumhurbaşkanı, “Bu bir ön şart mı?” şeklindeki soruya karşılık, “Hayır, bu bir ön şart değil” dedi.

“ÖNERİLERİ 16 NİSAN’DAN SONRA TARTIŞMAK ZORLUK YARATIR”

Papadopulos’a, KKTC’nin önerilerine karşılık yanıt vermesi konusunda “son tarih” şeklinde herhangi bir süre önermediğinin de altını çizen Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak Papadopulos’un yanıtının 16 Nisan sonrasına kalması halinde, bunun zorluk yaratacağına işaret ederek, “Bunları 16 Nisan sonrasında tartışmak, benim açımdan zorluk yaratır. Sanırım, iyi niyet varsa bana 16 Nisan öncesinde bir yanıt vermesi gerekmektedir. Ancak bu da bir ön şart değildir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, başka bir soruya karşılık da, Avrupa Birliği ile 16 Nisan’da anlaşma imzalayacak olanın “Kıbrıs” değil, sadece Rum Yönetimi olacağının altını çizdi.

Başka bir soruya karşılık ise, adadaki her iki tarafın da BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki iyi niyet misyonunun devam etmesi gerektiğini söylediklerini belirten Denktaş, “Genel Sekreter’in iyi niyet misyonu sürdüğüne göre, hangi noktada bulunduğumuz konusunda kendisini bilgilendirmemin görevim olduğu kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

“ÖNERİLERİN GÖRÜŞÜLMESİNDE BM’NİN DE BULUNMASINA İTİRAZIM OLMAZ”

Cumhurbaşkanı Denktaş bir başka soru üzerine de, Papadopulas’a yaptığı önerilerin görüşülmesinde BM’nin de hazır bulunması teklifinde bulunmadığını, ancak Papadopulos’un, KKTC’nin önerilerinin görüşülmesinde, Klerides’in geçmişte yaptığı gibi, BM’nin de hazır bulunmasını istemesi halinde buna herhangi bir itirazı bulunmayacağını kaydetti. Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle konuştu:

“Sanırım iki taraf, dışarıdan bir müdahale olmaksızın bu önerileri oturarak kolayca tartışabilir. Buna gerçekten inanıyorum ve böyle bir tavır bu sürece yardımcı olur. Ancak, Rum tarafı kendi nedenlerinden dolayı dıştan bir müdahale isterse, bunu da reddedecek değiliz.”

Cumhurbaşkanı başka bir soruya karşılık da, KKTC’nin öneriler paketinin kabul edilerek, uygulamaya konmasının, tarafların kendi pozisyonlarını zayıflatmayacağını ve nihai bir anlaşmanın yerini almayacağını vurgulayarak, “İki tarafın da pozisyonları biliniyor, özlü konular biliniyor ve biz, bu konuları tartışmaya samimi olarak hazırız. Ancak biz, ‘bu önerileri yaptığımız için de bu aşamada bir tavır değişikliği olması gerekir‘ de demiyoruz. Bu diyaloğa ve diyalogtan çıkacak sonuca bağlıdır” şeklinde konuştu.

Denktaş, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün KKTC ziyaretinin ertelenmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken de, Gül’ün Brüksel ziyareti nedeniyle ertelemnin olduğunu, Brüksel’deki toplantıların ardından KKTC’ye geleceğini açıkladı.

DENKTAŞ’IN ÖNERİ PAKETİ

1.İlk adım olarak, Demokrasi Caddesi’nin güneyindeki Kapalı Maraş bölgesi, BM Ara Bölgesine kadar olan bölümü da kapsayacak şekilde yeniden iskana açılmak üzere Kıbrıs Rum tarafının kontrolüne verilecektir.

2.Buna paralel olarak, Kıbrıs’ın her iki tarafına yönelik ve buralardan gerçekleşecek dış ticaret, ulaşım, seyahat ve kültürel ile sportif aktivitelere uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılacaktır. Türkiye ve Yunanistan’ın da, Kıbrıs Rum tarafına ve Kıbrıs Türk tarafına karşılıklı olarak uyguladıkları kısıtlamaları kaldırarak bu sürece olumlu katkıda bulunacaklarına inanıyorum. BM ve AB’yi de bu düzenlemeleri tescil etmeye ve uygulamaya konulmalarına yardımcı olmaya davet edeceğiz.

3.İki taraf arasındaki geçişler asgari prosedüre bağlı olarak kolaylaştırılacaktır. Turistlerin geçişleri ile ilgili kısıtlamalar da kaldırılacaktır.

4.İki taraf arasında ticari ilişkilerin normalizasyonu için tedricen adımlar atılacaktır. Her iki taraftaki kurumlar ortak projeler oluşturmaları ve geliştirmeleri için işbirliği yapma yönünde teşvik edilecektir.

5.Kıbrıs Türk tarafı, Temmuz 2000 tarihinden bu yana BM Barış Gücü’nün dolaşımı ile ilgili olarak uyguladığı tedbirleri kaldıracaktır.

6.İki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıyla bir uzlaşı komitesi tesis edilecektir. Bu komite, ikili temaslar ve projelerin geliştirilmesi için tavsiyelerde bulunacaktır.

HALKIN SESI 03/04/2003

Talat, Erdoğan`ı ziyaret etti

Talat: Annan planı, Türkiye ve Kıbrıs Türkü`nün elde edeceği en iyi çözüm planıdır

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan`ın “Annan Planı`nın müzakere edilmesi gerektiği şeklindeki tutumunda bir değişiklik gözlemlemediğini” belirtti. Talat, “Annan Planı bana göre, Türkiye ve Kıbrıs Türkü`nün elde edeceği en iyi çözüm planıdır. Bunu hiç unutmamak lazım” dedi.

AA’nın haberine göre Mehmet Ali Talat, Başbakan Erdoğan`ı, Başbakanlık Merkez Binası`ndaki makamında ziyaret etti.

Talat, yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Lahey Zirvesi`nin başarısızlıkla sonuçlandığını ancak çabaların devam ettiğini belirtti. Talat, “Türkiye`nin AB süreci, Kıbrıs sorunuyla çok yakından ilgilidir. Bunu herkes biliyor. Sayın Erdoğan`ın Yunanistan ile yapacağı girişimle ilgili açıklaması var. Bu girişimin yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın, Türkiye ile Yunanistan`ın özellikle Kıbrıs sorununda güvenlik konusunu görüşmelerini öngördüğünü belirterek, bu nedenle iki ülke arasında yapılacak bu görüşmenin büyük önemi olduğuna işaret etti. Talat, şöyle dedi:

“Bizce Annan Planı hala canlı ve hala BM planı olarak müzakereye açık olmalıdır. Sayın Erdoğan`a bunu aktarmaya çalıştık. Kıbrıs`ın AB`ye girişinde, yapılacak anlaşmaya ek olarak Annan Planı`nın gözönünde tutulduğu eklenmeli ki, gelecekte Kıbrıs sorununun çözümlenme noktasına gelindiğinde, Rumlar, `hayır biz bu sorunu çözerken sadece AB normlarına uygun çözeriz` demesinler, BM planına uymak zorunda kalsınlar.”

Başbakan Erdoğan`ın Annan Planı konusundaki görüşünün değişip değişmediğinin sorulması üzerine Talat, “Erdoğan`ın Annan Planı`nın müzakere edilmesi gerektiğine inandığını ve tutumunun böyle olduğunu” kaydetti.

Talat, “Sayın Erdoğan`ın, Annan Planı`nın müzakere edilmesi gerektiği konusundaki tutumunda bir değişiklik gözlemlemedim. Bu konudaki görüşünü Sayın Erdoğan`a sorun. Annan planı, Türkiye ve Kıbrıs Türkü`nün elde edeceği en iyi çözüm planıdır. Bunu hiç unutmamak lazım” diye konuştu.

Görüşmede, AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ve Erdoğan`ın Dışişleri Başdanışmanı Ender Arat da hazır bulundu.

HALKIN SESI 03/04/2003

Abdullah Gül, KKTC’ye cumartesi günü gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün KKTC ziyareti ertelendi.

Bir günlük resmi ziyaret amacıyla bugün KKTC’ye gelmesi beklenen Gül’ün Belçika ziyareti nedeniyle Cumartesi günü geleceği öğrenildi.

HALKIN SESI 03/04/2003

Denktaş'tan Papadopulos'a ikinci mektup

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum lider Papadopulos'a ikinci bir mektup göndererek, güven artırıcı önlemler konusundaki önerilerini yeniden gözden geçirmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, makamında düzenlediği basın toplantısında, sunduğu önerilere Papadapulos'un ''ret'' cevabı vermesinin ardından, Rum lidere bugün ikinci bir mektup gönderdiğini bildirdi.

Mektubunda, Kıbrıs sorununun halledilememesinin iki taraf arasındaki güvensizliğe dayandığını belirttiğini ifade eden Denktaş, Kıbrıs konusunda bunca zamandır yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamamasındaki engelin güvensizlik olduğunu vurguladı.

Güvensizliği ortadan kaldırmak ve ilişkilerin normale dönmesini sağlamak için önerileri yaptığını dile getiren Denktaş, ''Önerilerimiz masadadır. Yeni bir bakış açısıyla değerlendirmesini umuyoruz'' dedi.

İki taraf arasında güven yoksa hiçbir yere varılamayacağının altını çizen Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da iki taraf arasında derin güven bunalımı olduğunu bir çok kez raporlarında belirttiğini kaydetti.

Denktaş, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, önerilerine acele ''ret'' yanıtını vermesinin nedeninin, ''dış mihraklar tarafından desteklenmesine fırsat vermemek olduğunu'' söyledi.

16 Nisan'da Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliği'ne giriş sözleşmesinin imzalanmasının Kıbrıs'ı ikiye böleceği uyarısında bulunan Denktaş, 16 Nisan'da alınacak karara göre, önerilerle ilgili tavırlarını gözden geçireceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, ''16 Nisan'da müzakereye açık kapı bırakan bir karar alınması halinde,kendilerinin tavrının da yumuşak olacağını'' ifade etti.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet görevinin devam ettiğini ve bu iyi niyeti KKTC ile Türkiye'nin de desteklediğini belirten Denktaş, iyi niyet görevinde bir şeyi başkalarına zorla kabul ettirmenin bulunmadığını kaydetti.

Denktaş, güven eksikliğini ortadan kaldırmak için bir araya gelmek ve bazı tedbirler almak istediklerini ifade ederek, Rumların,
''Tüm Kıbrıs'ın hükümetiyim'' diyerek adanın kuzeyini de almak için silahlanmasının, güvensizliği derinleştirdiğini söyledi.

Düzenlediği basın toplantısında, iyi niyetle ortaya bazı düşünceler attıklarını belirten Denktaş, Papadopulos'un bu düşüncelerine yanıt vermediğini, ''Annan planın kabul edersen gel'' dediğini kaydetti.

Annan planını Papadopulos'un da Lahey'de kabul etmediğini, planda değişiklilikler istediğini hatırlatan Denktaş, ''Ben Lahey'den ayrılırken, her iki tarafın da istediği değişiklikler konusunda görüşelim ve anlaşırsak o zaman, yapılacak değişikliklerden sonra planı iki tarafın referandumuna sunalım diyerek ayrıldım. Kendisi ise Türkiye'nin garantörlüğünü ele alarak, Türkiye'nin yasal olarak o raddede ve o safhada ortaya koyamayacağı bir şeyler isteyerek ayrılmıştır'' dedi.

Papadopulos'a bugün ikinci bir mektup gönderdiğini ve Kıbrıs sorunun halledilememesinin nedeninin güvensizliğe dayandığını mektubunda teyit ettiğini kaydeden Denktaş, ''Bu güvensizlik, bugüne kadar giriştiğimiz her safhada bir engel teşkil etmiştir ve son yüz yüze görüşmelerde de engel bu olmuştur'' diye konuştu.

Güvensizliği ortadan kaldırmak ve iki taraf arasındaki ilişkilerinnormale dönmesini sağlamak için ve uygulanması halinde kapsamlı bir çözüme yardımcı olacağını düşünerek önerileri yaptığını belirten Denktaş, ''Bu önerilerim masadadır. Masada olan bu önerilerimi tekrar gözden geçirmesini istiyorum'' dedi.

''16 Nisan'da Kıbrıs'ı Avrupa Birliği'ne götürürüz düşüncesiyle hareket edildiği takdirde, Kıbrıs'ın ikiye bölünmesini tescil ettireceklerini düşünüyorum'' ifadesini kullanan Denktaş, Rumların, AB'ye girerek Kıbrıs sorununun kendi lehlerine halledileceğini düşünmesinin yanlış olduğunu ve bunun aksi etki yapacağını kaydetti.

KKTC'nin ve Türkiye'nin BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet görevini desteklediğini ifade eden Denktaş, ''İyi niyet görevinde taraflara, başkalarının düşündüğü ve oluşturduğu ilkeleri ve planı zorla kabul ettirmek diye bir şey yoktur. İyi niyet görevi, iki taraf arasında uyum sağlayıcı bir yaklaşım öngörmektedir'' dedi.

''YÜZ YÜZE GÖRÜŞMELERİ İYİ NİYETLE BİZ BAŞLATTIK''

Papadopulos'un, Lahey'de Annan planını kabul etmediğini unutarak, kendisine ''Annan planın baz olarak alıyor musun''diye sorduğunu belirten Denktaş, Papadopulos'a verdiği yanıtta, yüz yüze görüşmeleri iyi niyetle kendilerinin başlattığını, her türlü katkıyı yaptıklarını ve Lahey'de bir sonuç alınamamasında Papadopulos'un tavrını hatırlattığını söyledi.

Denktaş, ''Lahey'de ortaya koyduğumuz, (Annan planında) sen de tadilat istiyorsun ben de tadilat istiyorum. Gel bu tadilatları karşılıklı konuşalım, bunlarda eğer anlaşma olursa, o zaman referandumgündeme gelir yaklaşımımızı kendisine hatırlatıyorum ve bu durumda olduğumuzu da söylüyorum'' diye konuştu.

Denktaş, 1968'de başlayan müzakerelerde, her iki tarafın kabul edebileceği serbestçe müzakere yapılacak bir anlaşma aradıklarını ifade ederek, esas engelin karşılıklı güvensizlik olduğunu ve iki tarafın aynı vizyona dönük olarak çalışmasının mümkün olmadığını kaydetti.

Eski Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides ile yaptıkları görüşmelerde, başlangıç noktalarının, iki tarafın vizyonunu bir araya getirmek için çaba harcanması yönünde olduğunu, ancak Klerides'in, ''Vizyonları konuşursak anlaşamayız'' diyerek, bu yaklaşımlarını reddettiğini hatırlattı.

Denktaş, ''Somut olarak her istediğimiz konuda da 'Bu vizyonun parçasıdır' diyerek konuşmamıştır ve netice alınamamıştır. Dolayısıyla iki taraf arasında güven sağlayıcı bir yaklaşımın gerektiği, daha da bariz bir şekilde ortaya çıkmıştır. Biz pratik açıdan bunu elde edelim, kapıları kapatmayalım dedik'' diye konuştu.

''ÖNERİLER MASADA''

Önerilerinin masada olduğunu yineleyen ve bunu takip edeceğini belirten Denktaş, ''Ümit ederim kendisi de (Papadopulos) yeni bir bakış açısıyla bunları değerlendirir. Mektubumuzun suretini, iyi niyetgörevi nedeniyle BM Genel Sekreteri'ne de gönderiyoruz'' dedi.

Denktaş, bir soru üzerine, Papadopulos'un, ''oturup düşünerek'' veKıbrıs Türklerinin haklarını hiçe sayarak Kıbrıs sorununu çözemeyeceklerini anlayarak, yanıt vermesini beklediğini bildirdi.

İki tarafın karşılıklı güven duyacağı bir ortamın yaratılmasının uzlaşma için çok önemli olduğunun altını çizen Denktaş, ortaklıkların temelinde güvensizlik olamayacağını vurguladı.

''16 NİSAN'DAN SONRA DURUM GÖZDEN GEÇİRİLECEK''

Denktaş, ''Rum tarafı kabul etmese bile önerileri uygulamaya koyup koymayacağının'' sorulması üzerine, 16 Nisan'da yapılacak Avrupa Birliği toplantısında alınacak karar ışığında durumun gözden geçirileceğini ifade etti. Denktaş, müzakereye açık kapı bırakılırsa ve iki tarafa eşit muamele yapılırsa, alacakları tedbirlerin daha yumuşak olacağını belirtti.

Güvensizliği ortadan kaldırmanın yolunun karşılıklı iyi niyet olduğunu ve bu iyi niyetlerini ortaya koyduklarını ifade eden Denktaş,''Önerilerinin Rum tarafında 'manevra' olarak değerlendirildiğinin'' hatırlatılması üzerine, Rum tarafının böyle bir değerlendirme yapmasının nedeninin güvensizlik olduğunu söyledi. KKTC'de benzer yönde değerlendirme yapanların da kendisine güvenmediğini söyleyen Denktaş, bu güvensizliği ortadan kaldırmak için bir araya gelmeyi önerdiklerini kaydetti.

Denktaş, başka bir soruya karşılık, AB ve BM'nin, iyi niyetlerini anlayarak öneriye destek vermesini beklediğini kaydetti.

HURRIYET 04/04/2003

Papadopulos'tan Denktaş'a 'Ohi'

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Rum Yönetimi Lideri Papadopulos, BM'nin devre dışı bırakılmaya çalışıldığını öne sürerek Denktaş'ın güven artırıcı önlemler paketine 'Hayır' yanıtını verdi. Rum lider Denktaş'a, 'Sorun iki taraf arasındaki güven bunalımı değil, sizin uzlaşmazlığınızdır' dedi.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs sorununda diyaloğu yeniden başlatmak için sunduğu önerileri reddetti. Denktaş'ı BM çerçevesinin dışına çıkmaya çalışmakla suçlayan Rum lider, 'Sorun, sizin söylediğiniz gibi iki taraf arasındaki güven bunalımdan değil, Türk tarafının uzlaşmazlığından kaynaklanıyor' dedi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dün yeniden Papadopulos'a bir mektup gönderdiği öğrenildi.

Rum Ulusal Konseyi, D
enktaş'ın, 1974'ten beri iskana kapalı tutulan, Magosa yakınlarındaki Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık Türk tarafına uygulanan ambargolara son verilmesini içeren önerilerini görüşmek üzere önceki gece iki kez olağanüstü toplandı. Papadopulos, toplantıdan sonra Denktaş ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup gönderdi. Rum lider yanıtında Kıbrıs'ta çözümün sadece BM'nin yürüttüğü çabalarla mümkün olabileceğini savundu. Rum Yönetimi Başkanı, 'Bundan sonraki görüşmelerin anlamlı olabilmesi için Türk tarafının BM'nin iyiniyet misyonunu ve Annan planını müzakerelere zemin olarak kabul etmesi gerekir' dedi.

BUNLAR ÖNERİ DEĞİL

Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas da 'Denktaş'ın sunduğu şeyler öneri değil. Denktaş, BM ve AB'yi etkileyebilmek için manevra yapıyor' diye konuştu.

Kıbrıs Rum Yönetimi 16 Nisan'da Avrupa Birliği ile tüm Kıbrıs adına üyelik sözleşmesi imzalayacak. Annan planında uzlaşma sağlanamadığı için AB yasaları Ada'nın Türk tarafında uygulanamayacak. BM Güvenlik Konseyi'nin ön
ümüzdeki hafta, Annan planının uygulanamamasından Denktaş'ı sorumlu tutan bir karar alması bekleniyor.

Rumlar, Denktaş'ın bu önerileri Güvenlik Konseyi'nin kararını yumuşatmak için ortaya attığını öne sürüyorlar. Ada'daki siyasi gözlemciler, anlaşma için
hiçbir adım atmamasına rağmen, Denktaş'ı uzlaşmaz taraf olarak göstermeyi başaran Rumların 16 Nisan'dan sonra çözüme hiç yanaşmayacağına dikkat çekiyorlar

HURRIYET 04/04/2003

Papadapulos'un mektubu açıklandı

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 2 Nisan'da Rum tarafına sunduğu 6 maddelik önerisine yazılı yanıt teşkil eden mektubu, Cumhurbaşkanlığı tarafından bugün basına dağıtıldı.

Papadopulos, 2 Nisan tarihli iki sayfalık mektubunda, Cumhurbaşkanı Denktaş'la sadece BM çerçevesinde görüşebileceğini belirterek, Denktaş'a, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı yaptı.

''Görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümü yönünde umut vermesi için Denktaş'ın, BM Genel Sekreter Kofi Annan'ın iyi niyet misyonunun devam etmesi ve Annan planını daha ileri müzakereler için zemin olarak kabul etmesi gerektiği'' görüşünü savunan Papadopulos mektubunda, BM Güvenlik Konseyi'nin, Genel Sekreter'e, en yakın zamanda soruna kapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağı umudunu dile getirdi.

Papadopulos, Denktaş'ın mektubunda dile getirdiği sorunlar dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına inandığını belirtti.

Papadopulos, ''Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasındaki çıkmazın gerçek nedeninin, Denktaş'la Türkiye'nin Annan planını, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemesi olduğunu'' iddia etti.

''Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı'' iddiasında bulunun Rum lider, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunun, bütünsel bir çözüm yönünde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umut olduğunu kaydetti.

MEKTUBUN TAM METNİ

Papadopulos'un mektubunun tam metni şöyle:

''Ekselansları Sayın Rauf Denktaş,
Sayın Sevgili Denktaş,

İçeriğini tam olarak not ettiğim 2 Nisan tarihli mektubunuz için teşekkür ederim.

Lahey'deki çıkmaz, 'sorunun sosyo-psikolojik boyutu ve de özellikle iki taraf arasında var olan derin güven bunalımına bağlıdır'şeklindeki görüşünüze katılmıyorum.

Çıkmazın gerçek nedeninin, hem Türkiye'nin hem de tarafınızın, BM Genel Sekreteri'nin planını, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemeniz olduğuna inanıyorum. Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı.

Benim görüşüm odur ki, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu, bütünsel bir çözüm yönünde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umuttur.

Benim pozisyonum, hem Lahey öncesi hem de sonrasında açıkça ortayakonmuştu. Lahey'deki çıkmazdan sonra yaptığım ve hala geçerli olan açıklamamı size iktibas ediyorum.

'Bu gerilemeye (başarısızlığa) rağmen Kıbrıs sorununda bir çözüme varılması yönündeki çabalarımızı hem Kıbrıs'ın AB'ye girişi öncesinde hem de sonrasında sürdüreceğimiz konusunda güvence vermek istiyorum. Bugünün başarısızlığı gerçeğinin, soruna Annan planının parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulma çabası dışına çıkmamıza yol açmayacağı konusunda da güvence vermek istiyorum.'

Görüşmelerin yeniden başlamasının bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte bütünsel temelde çözülmesine ilişkin umut vaat etmesi için sizin, başlangıç olarak, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarında belirtildiği gibi, Genel Sekreter'in iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Genel Sekreterin planını zemin olarak kabul etmeniz gerektiğine inanıyorum.

BM Güvenlik Konseyi'nin, Genel Sekreter'e, en yakın zamanda sorunakapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme daveti yapacağını samimiyetle ümit ediyorum. Sizin mektubunuzda dile getirdiğiniz sorunlar da dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına da samimiyetle inanıyorum.

Bu mektubun bir kopyasını, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne de göndermiş bulunuyorum.

Saygılarımla,
Tasos Papadopulos''

KKTC'NİN ÖNERİLERİ

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Rum yönetimi lideri Papadopulos'a geçen gün bir mektupla gönderilen yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.

Önerilerde, iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari ilişkilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak biruzlaşı komitesi kurulması ve Türk tarafının Temmuz 2000'den beri BM Barış Gücü'ne uyguladığı sınırlamaların kaldırılması hedefleniyor.

HURRIYET 04/04/2003

Denktaş planına ret

Kıbrıs Rum Yönetimi, Denktaş'ın sunduğu altı maddelik yeni güven artırıcı önlem paketini reddetti. Verilen cevapta, 'Annan Planı'nın müzakere zemini olarak kabul edilmesi istendi

04/04/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ambargonun kaldırılmasına karşı Maraş'ın Rumlara bırakılması dahil altı maddelik güven artırıcı önlem paketini reddetti. Rum Milli Konseyi'nin art arda iki toplantısından sonra Atina'nın da onayını alan Rum Yönetimi lideri
Tasos Papadopulos, Denktaş'a bir cevap mektubu yolladı.

'Neden sizsiniz'
Papadopulos cevabında, Lahey'deki Kıbrıs zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanmasında taraflar arasındaki derin güvensizliğin ve sosyal-psikolojik etkenlerin rolü olduğunu söyleyen Denktaş'a, "Size katılmıyorum. Lahey' deki başarısızlık, siz ve Türkiye' nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planını müzakere zemini olarak kabul etmemenizden kaynaklandı" dedi.

Simitis'le görüştü
Papadopulos, bundan sonra müzakerelerin tekrarlanmasının bir anlamı olabilmesi için KKTC liderinin Annan'ın hem 'çözüm planını' müzakere zemini olarak kabul etmesi, hem de BM Genel Sekreteri'nin hizmetlerinin devamından yana çıkması gerektiğini belirtti. Rum lideri Papadopulos, Rauf Denktaş'a cevap mektubun
u göndermeden, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'le de telefonla görüştü.

Yakovu: Havai fişek
Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ise, Denktaş'ın önerilerini 'havai fişeğe' benzetti. Yakovu, "BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs için alacağı karar öncesinde, Denktaş bu kararı etkilemek istiyor. Ne BM ne Avrupa Parlamentosu böylesi favai fişeklerden etkilenmeyecektir" diye konuştu.
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, 'Denktaş'ın sonuç vermeyen bilinen taktiklerine sığınmaktansa uzlaşmaz tavrını deği
ştirmesi ve Annan'ın sunduğu plan çerçevesinde müzakerelere başlamasını' istedi.

'Yersiz, nedensiz'
Atina'daki yabancı diplomatik çevreler de Denktaş'ın önerilerini içeriği olumlu bulmakla birlikte zamansız ve Lahey zirvesinde başarısızlıktan sonra yersiz olarak değerlendirdi. Aynı çevreler, BM Güvenlik Konseyi'nin
9 Nisan'da Annan raporu doğrultusunda Kıbrıs için yeni bir karar vermek üzere toplanacağı, 16 Nisan'da da Rumların AB'ye üyelik anlaşmasının imzalanacağı bir sırada, önerilerin Rum tarafından
kabul görmesi için neden bulunmadığını belirtti.

Türklere pasaport
Papadopulos'un, 16 Nisan'dan sonra Kıbrıslı Türkler için pasaport kolaylığı dahil bir dizi tedbir açıklaması bekleniyor. Rum tarafı böylece, KKTC'deki muhalefetin güçlenmesini hedefliyor. Rum Yönetimi kaynakları, Denktaş'ın önerilerinde KKTC'nin tanınmasını hedefleyen 'tuzaklar' bulunduğunu söyledi.

BM: İnceliyoruz
Bu arada Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'nin, Denktaş'ın paketini incelemeye aldığı açıklandı. Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Sözcüsü Brian Kelly, "BM Genel Sekreterliği, Denktaş'ın önerilerini incelemektedir. Sanırım bir açıklama yaparlar" dedi.

Denktaş’ınki havai fişek

Rumlar, reddettikleri Denktaş’ın önerilerini havai fişeğe benzetti. Rum tarafı da 16 Nisan’dan sonra Türklere yönelik pasaport kolaylığı dahil yeni öneriler getirecek

YORGO KIRBAKİ Atina

Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından getirilen ve KKTC’ye yönelik ambargonun kaldırılmasına karşılık Maraş’ın Rumlara bırakılması da dahil 6 maddelik güven artırıcı önlemleri içeren önerileri reddetti. Rum lider Tasos Papadopulos, dün Rum Milli Konseyi’ni 2 kez topladıktan sonra, Atina’nın da onayını alarak Denktaş’a cevabi mektup gönderdi. Papadopulos Denktaş’a "Lahey’deki başarısız
lık siz ve Türkiye’nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın çözüm planını müzakere zemini olarak kabul etmemenizden kaynaklanmıştır" dedi. Papadopulos, bundan böyle müzakerelerin tekrarlanmasının bir anlamı olabilmesi için Denktaş’ın BM Genel Sekreteri’nin hem çözüm planını müzakere zemini olarak kabul etmesi, hem de BM hizmetlerinin devamından yana çıkması gerektiğini belirtti. Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ise Denktaş’ın önerilerini "havai fişek"e benzetti. Yakovu "Ne BM, ne de Avrupa Parlamentosu böylesi havai fişeklerden etkilenmeyecektir" dedi. Denktaş’ın önerileri Atina’daki yabancı diplomatik çevrelerde içeriği olumlu olmakla birlikte zamansız ve Lahey zirvesindeki başarısızlıktan sonra yersiz olarak değerlendirildi. Papadopulos’un, 16 Nisan’dan sonra Kıbrıslı Türkler için pasaport kolaylığı dahil bir dizi tedbir açıklaması bekleniyor.
MILLIYET 04/04/2003

Powell Kıbrıs’ta Türkiye’ye destek verecek...

Türkiye, Kıbrıs için ABD’den destek istedi. Powell, "Türkiye’ye büyük görev düşüyor. Çözüm için ABD Türkiye’nin yanındadır" dedi

ABDULLAH KARAKUŞ UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs konusunda yeni açılımlar sağlayacağını söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan’a "Yanınızdayız" mesajını verdi. Annan Planı üzerindeki anlaşmazlığın ardından çözümsüzlüğün AB ile ilişkileri etkilemesinden kaygı duyan Ankara, yeni adım atma kararı aldı. İlk adımı önceki gün Powell’a açıklayan Erdoğan, "Irak’a odaklanınca Kıbrıs geride kaldı. Yunanistan’la Belgrad’da görüşeceğiz. Yeni çözüm girişimimizde ABD’de
n de destek bekliyoruz" dedi.
Annan Planı çerçevesinde çözüm beklediklerini, ancak girişimi destekleyeceklerini belirten Powell, "Plan yeniden masaya yatırılarak revizyon yapılmalı. Türkiye’ye de bu konuda büyük görev düşüyor. Çözüm için ABD hükümeti Türki
ye’nin yanındadır" karşılığını verdi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de, "Çözüm için gayret içindeyiz. 8 Nisan’da iki tarafın Başbakan ve Dışişleri bakanları Belgrad’da toplanacak. Umuyorum ki önemli gelişmeler söz konusu olacaktır" diye konuştu. Yunanlı ka
ynaklar ise, Belgrad’da "Kıbrıs zirvesi" yapılmayacağını, sorunun ikili konular arasında görüşüleceğini belirterek, "Yakınlaştırıcı bir toplantı olacak, ama büyük kararlar çıkmasını beklemiyoruz" dediler. Gül’ün, "En üst bürokratlarımız Kıbrıs için buluşsun" önerisine de Yunanlı muhatabı Yorgo Papandreu olumlu yanıt vermedi.
MILLIYET 04/04/2003

Kıbrıs’ta ‘ara çözüm’ olur mu?


Bütün dikkatlerin Irak üzerinde toplandığı bir sırada, önceki gün Kıbrıs konusunda önemli bir gelişme oldu: KKTC lideri Rauf Denktaş 6 maddelik yeni bir öneri paketi sundu.
Önce bunun zamanlamasına değinelim: 10 Mart’ta Lahey’de BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın düzenlediği görüşmelerin fiyasko ile sonuçlanmasından sonra, müzakere süreci durdu, Annan planı da rafa kalktı. Şimdi Rum tara
fı, 16 Nisan’ı heyecanla bekliyor. O tarihte, AB’nin üyelik kapıları (sadece kendilerine) açılıyor...
İşte Denktaş, tam bunun arifesinde, inisiyatifi ele alıyor ve yeni bir öneri paketi ortaya koyarak, çözüm sürecinin son bulmadığını, karşı taraf isterse b
unun başka zeminde de devam edebileceğini göstermeye çalışıyor...
* * *
BU yeni Türk önerisi iki unsur içeriyor. Birincisi çok önemli: Türk tarafı, Maraş bölgesini, yeniden iskana açılmak üzere, Rum tarafının kontrolüne veriyor. Denktaş bununla Maraş ile i
lgili olarak "toprak tavizi" vermeye hazır olduğu mesajını iletmiş oluyor... İkinci unsur, iki taraf arasında ticaret, ulaşım, dolaşım vs. serbestisinin sağlanması gibi "güven artırıcı önlemler" ile ilgili. Türk tarafı böylece verdiği ödüne karşılık, Rumların ambargo ve benzeri kısıtlamaları kaldırmasını talep ediyor.
Aslında bütün bunların daha da geniş bir anlamı var. Özetlersek:
1) Denktaş, Annan planını tamamen dışlıyor. Yerine bir ara çözüm getirmeye çalışıyor.
2) Bu "ara çözüm", Rumlara çok arzuladıkl
arı "Maraş’a dönme" şansını veriyor.
3) Öneri Kıbrıs Türklerini ekonomik alanda rahatlatacak olanakların yanı sıra, KKTC’nin "fiilen tanınması" anlamında bir siyasi avantaj da sağlamayı amaçlıyor.
Denktaş ve Ankara’daki resmi ağızlar bu önerinin kabul edil
mesinin hem adada havayı yumuşatacağını, hem de çözüm için diyalog yolunu yeniden açacağını söylüyorlar. Ne var ki, Rum tarafı - ve Kıbrıs’la ilgili dış çevreler - bu girişimi öyle değerlendirmiyorlar, daha çok bunu Annan planını "by - pass" etmeye yönelik bir "zemin değiştirme manevrası" olarak görüyorlar.
* * *
RUM tarafının ilk tepkileri, bu önerinin kabul edilmeyeceğini gösteriyor. Buna karşılık olarak Papadopulos’un da Denktaş’a "Kıbrıs devleti" olarak ticaretten pasaport kolaylıklarına kadar bir dizi
avantaj sağlayacak bir "paket" sunacağı anlaşılıyor.
Papadopulos yönetimi, zaten 16 Nisan’dan sonra, Rum tarafının istediğine kavuşacağının verdiği güvenle hareket ediyor. Bu bakımdan onun Denktaş’ın önerisini kaale alması için "özendirici" veya "zorlayıcı
" bir faktör yok.
Önümüzdeki hafta Belgrad’da yapılacak olan Güneydoğu Avrupa Konferansı’nda Türk ve Yunan liderlerinin bir araya gelmesi söz konusu. Bu belki Kıbrıs sorununun "yeni bir format" çerçevesinde yeniden ele alınması olanağını yaratabilir.
Ama a
çıkçası, Denktaş’ın sunduğu cinsten bir "ara çözüm"ün, anlaşma zemini oluşturmayacağı açık. Bunu belki yeniden Annan planı çerçevesinde oturtmak, yani onu planın bir parçası haline getirmek daha akılcı ve gerçekçi bir yaklaşım olur.
Eğer Belgrad’dan da bir
şey çıkmayacaksa, korkarız bu iş artık 16 Nisan’dan itibaren başlayacak olan - ve Rumların lehinde gelişecek olan - yeni süreçte büsbütün tavsayacaktır.
SAMI KOHEN - MILLIYET 04/04/2003

Denktaş'ın diplomasi ustalığı...


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a hayran kalmamak elde değil. Öylesine önemli bir zamanlama yaptı ki, Siyaset Bilimi derslerinde okutulması gerekir.
Yakında BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs raporunu ele alacak ve çözümsüzlüğün sorumluluğu Denktaş'ın omuzlarına yüklenecek ve eleştirecek. 16 Nis
an günü de Rumlar, bütün Kıbrıs adına AB ile tam üyelik anlaşmasını imzalayacaklar. Böylece, hedeflerine ulaşmış olacaklar.
İşte tam bu aşamada Denktaş 6 noktalı bir öneri paketi açtı. Nihai çözüm ile ilgili değil. Tamamen "iyi niyetli olduğunu", Denktaş ç
özüm istemiyor, diyenlere farklı yanını göstermeyi hedefliyor.
Açılan pakette, iyi niyet dışında yeni bir unsur yok.
Nitekim Rumlar da kabul etmediler.
İşte Denktaş'ın asıl amacı da bu... Papadopulos'un çözüm istemediğine ve kötü niyetli olduğuna dikkat çe
kmek.
Bütün bu anlattıkların işin kozmetik yanı. Uluslararası diplomasinin bilinen danslarından biri.
Acaba gerçekten böyle mi?

YOKSA BÜYÜK BİR PLANIN PARÇASI MI?
Acaba sınırlı bir diplomatik girişim mi, yoksa çok daha geniş bir stratejinin parçası mı?
Önümüzdeki hafta Belgrad'da toplanacak olan Balkan doruğunda Erdoğan-Simitis görüşmesi var. Türkiye'nin İngiltere, Yunanistan ve Kıbrıs'ın iki bölgesinin katılacakları 5'li bir süreç başlatmak istediği de biliniyor.
KKTC Cumhurbaşkanı bu paketin ilk adımını
mı atıyor?
Eğer böyle ise, işin rengi değişir.
Türk tarafı elindeki kartları geçen Aralık ayından bu yana teker teker kaybetti. Bundan sonra Rumlara cazip gelecek pek fazla kartı yok. Ancak Uluslararası ilişkiler böyledir. Herşeyin bittiği yerde yeni bir k
apı açılabilir. O kapının ötesinde sizi tatmin edecek hiçbir şey bulamayabilirsiniz. Buna rağmen önemli olan, denemeyi sürdürmektir.
Artık eskiyi bırakalım ve ileriye bakalım.

* * *
MEHMET ALI BIRAND - MILLIYET 04/04/2003

KOMSU "OHI" DEDI

Rum basınına göre Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos, mektupta ‘Denktaş ile sadece BM çerçevesinde görüşeceğini’ belirtti

Tasos Papadopulos, ret gerekçelerini açıkladığı mektubunda, öneriler paketini kabul etmesi halinde KKTC’nin resmen tanınmış olacağını ifade etti

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri ayrıca, Kıbrıs’ta taraflar arasındaki diyaloğun kopmasından Cumhurbaşkanı Denktaş’ı sorumlu tuttu

Rum gazeteleri Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un önceki akşam geç saatlerde, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Rum tarafına sunduğu 6 maddelik önerisine yanıt göndererek “sadece BM çerçevesinde kendisiyle görüşebileceğini bildirdiğini yazdılar.

Mahi “Tasos’tan Denktaş’a; Seninle Sadece BM Çerçevesinde Görüşürüm” başlığıyla verdiği haberinde, şunları yazdı:

“Cumhurbaşkanı Papadopulos akşam geç saatte R. Denktaş’a yazılı yanıt verdi. Mektubunda görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümü yönünde bir umut vermesi için Denktaş’ın Kofi Annan’ın iyi niyet misyonunu ve Annan Planını daha ileri müzakereler için zemin olarak kabul etmesi gerektiğini vurguladı.

Papadopulos G. Konseyi’nin Genel Sekretere, en yakın zamanda kapsamlı bir çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağı ve Denktaş’ı da mektubunda belirttikleri sorunların bu şekilde çözümleneceği umudunu da belirtti."

Politis ise “Red Mektubu” başlıklı haberinde, şunları yazdı:

“Cumhurbaşkanı Papadopulos akşam geç saatlerde işgal liderine gönderdiği mektubunda önerisini reddettiğini resmen de bildirdi. BM Genel Sekreteri’ne de iletilen yazıda Papadopulos, işgalci lidere, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmamasının nedeninin görüşmeler sırasında kendisinin gösterdiği uzlaşmazlığa bağlı olduğunu vurguladı.

Papadopulos, kendisini BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a Lahey’de söylediklerinin hala geçerli olduğunu da belirtti. İşgalci lideri Kıbrıs sorununa parça parça yerine bütünlüklü bir çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı da yaptı.

Papadopulos, muhtemel görüşmelerin bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümlenmesine ilişkin umut vadetmesi için, işgalci liderin G. Konseyi kararlarında belirtildiği gibi genel sekreterin iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Annan Planını zemin olarak kabul etmesi gerektiğini de vurguladı.”

TÜRK TARAFININ ÖNERİ PAKETİNE RUM BAKIŞI

Gazeteler KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın dün öğleden sonra düzenlediği ve Rum gazetecileri de davet ettiği basın toplnatısında açıkladığı öneri paketini “manevra”, “havai fişek”, “kavun kabuğu” gibi benzetmelerle manşetlerinden yansıttılar.

Fileleftheros “Denktaş’tan Gafil Avlama: Maraş Rüşvetiyle Stratejik Manevra. Ambargonun Kaldırılması Karşılığında Kenti İade Ediyor. Serbest Temaslar Başta Olmak Üzere Tedbirler Paketi” başlığıyle manşetten verdiği haberinde, “Rauf Denktaş’ın taktik manevralarla dün Rum tarafını gafil avalamaya çalıştığını ve diğer şeyler yanında Maraş’ın iadesini öngören 6 maddelik öneri sunduğunu” yazdı.

Gazete öneri paketinin Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a yazılı olarak gönderildiğini, ardından da basın toplantısında açıklandığını da yazdı.

Politis haberi manşetten “Paskalya Öncesi Denktaş Havai Fişeği: Ambargoların Kalkması İçin Maraşı Önerdi. Ulusal Konsey OHİ (Hayır) Dedi.”

Gazete iç sayfasında daha geniş şekilde verdiği haberine “Havai Fişek Tez Söndü -Denktaş Maraş’ın İadesini Önererek Gafil Avlamaya Çalıştı. Olağanüstü Toplanan Ulusal Konsey Reddetti” başlığını kullandı.

Haravgi haberi birinci sayfasında “Denktaş’ın Gösteriş Amaçlı ve BM Sürecinden Çıkılmasını Öngören Önerilerine Ani Tepki” başlığıyla yansıttı.

Gazete Türk tarafının öneri paketine yer verdiği ancak iç sayfalarda yayımladığı haberine “İşgal Bölgelerine Ambargonun Kaldırılması Karşılığında Denktaş Önerileri” başlığını kullandı.

Alithia da haberi birinci sayfasında “Annan Planından Kaçmak İçin Herşeyi Yapıyor. Maraş’ın İadesi İçin Denktaş’tan Ani Öneri. Fakat Ulusal Konseyin Toplantısında Reddedildi.”

Gazete Denktaş’ın öneri paketine geniş yer verirken, önerinin reddedildiği Ulusal Konsey’in olağanüstü toplantısına Rum Yönetimi Eski Başkanı Glafkos Klerides’in de katıldığını yazdı.

Diğer gazeteler haber başlıkları şöyle:

“Mahi (manşetten) “Denktaş’tan Yeni Kavun Kabuğu -Ambargonun Kaldırılması Karşılığında Maraş’ı Veriyor. Denktaş’ın Altı Önerisi”

Simerini (manşetten): “Denktaş’tan Tanınma Oyunu. Denktaş Ambargonun Kaldırılması İçin GYÖ Paketi Sundu Ve Adanın Ortak Sahibi İki Halktan Söz Ediyor.”

Cyrpus Mail (manşetten) “Denktaş 6 Maddelik Plan Sundu. Papadopulos Mektuba Yanıt Verdi Ve Denktaş’tan Annan Planının Görüşmelere Zemin Olmasını Kabul Etmesini İstedi"

HALKIN SESI 04/04/2003

Meclis’i ezdi, geçti!

Rauf R.Denktaş’ın önerileri, Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos tarafından
reddedildi!.. Şimdi, Denktaş’ın “iyi niyet” ve “samimiyet” göstergesi olarak önerilerin “KKTC yönetimiyle” ilgili bölümlerini uygulamaya koyup koymayacağı merak konusu... İki toplumlu temaslardaki engelleri kaldıracak mı? Güney’e geçişlerdeki keyfiliğe son verecek mi?
Denktaş’ın önerileri ‘hükümette’ huzursuzluk yarattı... UBP Genel Sekreteri Süha Türköz ve Milletvekili Hüsey
in Özgürgün, önerilerin “Cumhuriyet Meclisi”ne getirilmeden sunulmasının “doğru olmadığını” açıkladı. Denktaş, Kıbrıs sorununun geldiği aşamayla ilgili Meclis’e davet edilmiş ancak “hastayım” diyerek toplantıya katılmamıştı. Ancak, Meclis’e bilgi vermeden çeşitli öneriler gündeme getiren ve Maraş’ın Rum kontrolüne verilmesini öneren Cumhurbaşkanı Denktaş’ın bu davranışı “keyfilik” olarak nitelendirildi
Dün Sim FM’de Gazeteci-Yazar Sami Özuslu’nun programına telefonla katılan UBP Genel Sekreteri Süha Türköz
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın planını sunuş yöntemini doğru bulmadığını belirterek Devlet kurumlarının devre dışı bırakılmasının doğru bir yöntem olmadığını söyledi.
Öte yandan dün Kıbrıs FM’de Gazeteci Hüseyin Ekmekçi’nin konuğu olan UBP Milletvekili Hüseyin
Özgürgün de planın sunuş şeklini doğru bulmadığını ifade ederek “Meclis’in haberi olmalıydı” diye konuştu. Ekmekçi’nin “Fakat Parti Başkanınız da Plan açıklanırken Denktaş’ın yanında oturuyordu” hatırlatmasını yapması üzerine Özgürgün “Biz başkanımıza sitemlerimizi ileteceğiz” yanıtını verdi.
YENIDUZEN 04/04/2003

UNFICYP Sözcüsü Kelly:

‘BM önerileri inceliyor’

BM Genel Sekreterliği’nin, Rauf Denktaş’ın, dün Rum tarafına yaptığı öneriler paketini incelemeye aldığı açıklandı.
Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Brian Kelly, TAK muhabirinin sorusuna karşılık yaptığı açıklamada, “BM Genel Sekreterliği, Sayın Denktaş’ın önerilerini incelemektedir” dedi.
Kelly, “Denktaş’ın Tasos Papadopulas’a bir mektup göndererek, Rum tarafına sunduğu öneriler paketi hakkında BM olarak ilk andaki yorumunuz ve değerlendirmeniz nedir?” şeklindeki soruya karşılık, b
u yöndeki açıklamanın New York’tan yapılabileceğini belirterek, şöyle dedi:
“Bu yöndeki açıklama, sanırım New York’taki BM Genel Sekreterliği’nden yapılacaktır. Ama şunu söyleyebilirm ki Genel Sekreterlik, Sayın Denktaş’ın öneriler paketini incelemektedir.
"

YENIDUZEN 04/04/2003

Gül:

Kapılar çözüme kapalı değil”

8 Nisan`da Belgrad`daki Balkan zirvesine ben ve Sayın Başbakan katılacağız. Yunanistan`dan da başbakan ve dışişleri bakanı katılacak. Aramızda toplantı yapacağız ve umuyorum ki önemli gelişmeler söz konusu olacaktır.'

TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun
çözümünde Annan palanıyla ilgili sonuç alınamamasına rağmen kapıların kapalı olmadığını anımsattı.
A.A'nın haberine göre Gül, NATO Konseyi Dışişleri Bakanları toplantısına katılmak üzere Brüksel`e gitti.
Abdullah Gül, Ankara`dan ayrılmadan önce Esenboğa
Havaalanı`nda açıklamalarda bulundu.
Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın yeni Kıbrıs önerisine ilişkin görüşünün sorulması üzerine, bu öneriyi olumlu bulduğunu belirterek, Lahey`de Annan palanıyla ilgili sonuç alınamamasına rağmen kapıların kapalı olmadığı
nı söylediklerini hatırlattı.
Kıbrıs`ta çözüm bulunması için hep gayret içinde olduklarını ifade eden Gül, bu adımın önemli olduğunu belirterek şöyle devam etti:
'Çünkü bu adımlar güvenin inşa edilmesiyle ilgili, arkası gelecektir. 8 Nisan`da Belgrad`dak
i Balkan zirvesine ben ve Sayın Başbakan katılacağız. Yunanistan`dan da başbakan ve dışişleri bakanı katılacak. Aramızda toplantı yapacağız ve umuyorum ki önemli gelişmeler söz konusu olacaktır.'
Abdullah Gül, 8 Nisan`da Belgrad`da düzenlenecek Balkan zir
vesi sırasında bu konuyla ilgili bir toplantı yapacaklarını da kaydetti.
Gül bu arada, Brüksel`de bugün yapılacak NATO Konseyi toplantısının kritik bir dönemde yapıldığına dikkat çekerek, toplantı çerçevesinde Irak savaşıyla ilgili durumun ele alınacağını
kaydetti.
Bakan Gül, NATO ile AB arasındaki stratejik ortaklık ilişkileri çerçevesinde Makedonya`daki NATO gücünün yerini AB gücüne bırakacağını hatırlattı.
Abdullah Gül, NATO`nun Patriot füzeleri ve Awacs uçaklarıyla olası bir saldırıya karşı Türkiye`ye
koruma sağladığını da anımsatarak, bugünkü toplantıda olağanüstü bir göç hareketi karşısında alınacak tedbirlerin de ele alınacağını bildirdi.

YENIDUZEN 04/04/2003

Babacan:

Hükümetimiz Kıbrıs sorununu en kısa zamanda çözmekte kararlı

TC Devlet Bakanı Ali Babacan, Kıbrıs sorununu en kısa zamanda çözmekte kararlı olduklarını söyledi.
A.A'nın haberine göre Avrupa-Akdeniz Yatırım ve İşbirliği İmkanı'nın (FEMIP) üst düzey organı olan Siyasi Diyalog ve Koordinasyon Komitesi'nin (PDCC) İstanbul'da gerçekleştirilen toplantısının ardından Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Philippe Maystadt ile birlikte bası
n toplantısı düzenleyen Babacan, soruları yanıtladı. Babacan, bir yabancı gazetecinin Kıbrıs sorunuyla ilgili sorusunu, 'Hükümetimizin Kıbrıs sorununu en kısa zamanda çözmekte kararlı olduğunu burada ifade etmek istiyorum' diye yanıtladı.

YENIDUZEN 04/04/2003

Gül KKTC’ye gitti

Dışişleri Bakanı Gül, KKTC’ye gitmeden yaptığı açıklamada, “Kıbrıs’ta çözüm için kapılar tamamen kapanmamıştır” dedi.

Ankara
AA

5 Nisan—NTV - Dışıişleri Bakanı Abdullah Gül, Esenboğa Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ta barış için çalışmaların sürdüğünü söylerken, İran Dışişleri Bakanı Harrazi’nin ziyaretinin yoğun gündem nedeniyle, Pazar günü yapılacağını açıkladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın daveti üzerine Lefkoşa’ya giden Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Esenboğa Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorunun halen devam ettiğini belirterek, hükümet olarak çözüm için uğraştıklarını ve çözümsüzlüğün çözüm olmadığına inandıklarını kaydetti.

‘DENKTAŞ’IN ÖNERİLERİ OLUMLU’
Gül, Denktaş’ın 2-4 Nisan’da Rum tarafına yaptığı çağrıyı anlamlı bulduklarını belirtti ve “Bunu karşılıklı güven artırıcı bir girişim olarak görüyoruz” diye konuştu.
“Kıbrıs sorunu kronik bir problemdir” diyen Gül, Denktaş’ın çözüm için gayret gösterdiğine, ancak Lahey’deki çözümsüzlüğü tek tarafa yüklemenin doğru olmadığına işaret etti. Annan planına itirazın her iki taraftan geldiğini hatırlatan Gül, “Tek taraflı suçlamaların doğru olmadığına inanıyoruz. Kapılar halen kapanmamıştır
. Barış için çalışmalar devam edecektir. Ümit ediyoruz ki bu bir neticeye ulaşacaktır” ifadesini kullandı.

HARRAZİ’NİN ZİYARETİ
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi’nin yarın Ankara’ya çalışma ziyareti yapacağını söyledi. Gül, Ankara’nın yoğun programı nedeniyle “Harrazi’ye Türk tarafı olarak Pazar gününü biz önerdik” dedi. Harrazi’nin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den randevu talebi olmadığının da altını çizen Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Harrazi’yi kabul edeceği
ni söyledi.

Gül bugün 6 saatliğine KKTC’de

Saat 11.00’de Cumhurbaşkanlığı’nda toplantıya katılacak olan Abdullah Gül, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleriyle de görüşecek

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, bugün KKTC’ye yapacağı 6 saatlik resmi ziyaret sırasında, Cumhurbaşkanlığı’nda toplantıya katılacak, ardından muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleriyle de görüşecek.

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, müsteşar ve müdürlerden oluşan heyetiyle birlikte özel uçakla saat 10.00’da KKTC’ye gelecek ve Geçitkale Havaalanı’nda basına açıklama yapacak.

Gül, ilk ziyaretini saat 11.00’de Cumhurbaşkanı Denktaş’a yapacak. Görüşmede Meclis Başkan Vekili Ünal Üstel, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da hazır bulunacak

Cumhurbaşkanlığı’nda yapılacak bu görüşmenin ardından Gül, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nde muhalefet partilerini kabul edecek. Konuk Dışişleri Bakanı saat 12.00’de CTP ve TKP, saat 12.30’da ise YAP başkanlarıyla biraraya gelecek.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Cumhurbaşkanlığı ikametgahında onuruna vereceği öğle yemeğinin ardından Gül, Büyükelçilik’te sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle biraraya gelecek. Programda saat 14.15 ve saat 14.45 olarak öngörülen iki ayrı görüşmede Gül’ün Annan planı temelinde ikiye ayrılan sivil toplum örgütlerini ayrı ayrı kabul etmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, saat 16.30’da KKTC’den ayrılacak.

Gül’e KKTC ziyaretinde, bir süreden beri ziyaretin ön hazırlıkları için Ada’da bulunan Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Ertuğrul Apakan yanında, Başdanışman Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Genel Müdür Yardımcısı Necip Egüz, Başbakanlık Müşaviri Ahmet Sever, Dışişleri Başdanışmanı Gürcan Türkoğlu, Dışişleri Sözcü Yardımcısı Hüseyin Diriöz, Özel Müşavir Kaya Türkmen ile Özel Kalem Müdürü Ömer Gücük eşlik edecek.

HALKIN SESI 05/04/2003

Papadopulos: Lahey’deki çıkmaz güvensizliğe bağlı değil

Papadopulos’un Cumhurbaşkanı Denktaş’a gönderdiği mektup açıklandı

Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaş’a, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı yaptı

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, saatlerde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a gönderdiği yanıt mektubu açıklandı.

Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Rum tarafına sunduğu 6 maddelik önerisine yazılı yanıt teşkil eden mektubu, Cumhurbaşkanlığı tarafından dün basına dağıtıldı.

2 Nisan tarihli iki sayfalık mektubunda, Cumhurbaşkanı Denktaş’la sadece BM çerçevesinde görüşebileceğini bildiren Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaş’a, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı yaptı.

Görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümü yönünde umut vermesi için Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın iyi niyet misyonunun devam etmesi ve Annan planını daha ileri müzakereler için zemin olarak kabul etmesi gerektiği görüşünü savunan Papadopulos mektubunda, BM Güvenlik Konseyi’nin, Genel Sekreter’e, en yakın zamanda soruna kapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağı umudunu da dile getirerek, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın mektubunda dile getirdiği sorunlar dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına inandığını belirtti.

Papadopulos, Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasındaki çıkmazın gerçek nedeninin, Denktaş’la Türkiye’nin Annan planını, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemesi olduğunu iddia etti.

“Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı” görüşünü savunan Rum lider Papadopulos, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonunun, bütünsel bir çözüm yönünde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umut olduğunu söyledi.

Kendisinin, Lahey’de söylediklerinin hala geçerli olduğunu da belirten Papadopulos’un mektubunun tam metni şöyle:

“Ekselansları Sayın Rauf Denktaş,

Sayın Sevgili Denktaş,

İçeriğini tam olarak not ettiğim 2 Nisan tarihli mektubunuz için teşekkür ederim.

Lahey’deki çıkmaz, ‘sorunun sosyo-psikolojik boyutu ve de özellikle iki taraf arasında varolan derin güven bunalımına bağlıdır’ şeklindeki görüşünüze katılmıyorum.

Çıkmazın gerçek nedeninin, ne Türkiye’nin ne de tarafınızın, BM Genel Sekreteri’nin Planı’nı, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemeniz olduğuna inanıyorum. Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı.

Benim görüşüm odur ki, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu, bütünsel bir çözüm yönünde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umuttur.

Benim pozisyonum, hem Lahey öncesi hem de sonrasında açıkça ortaya konmuştu. Lahey’deki çıkmazdan sonra yaptığım ve hala daha geçerli olan açıklamamı size iktibas ediyorum.

‘Bu gerilemeye (başarısızlığa) rağmen Kıbrıs sorununda bir çözüme varılması yönündeki çabalarımızı hem Kıbrıs’ın AB’a girişi öncesinde hem de sonrasında sürdüreceğimiz konusunda güvence vermek istiyorum. Bugünün başarısızlığı gerçeğinin, soruna Annan Planı’nın parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulma çabası dışına çıkmamıza yol açmayacağı konusunda da güvence vermek istiyorum.’

Görüşmelerin yeniden başlamasının bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte bütünsel temelde çözülmesine ilişkin umut vadetmesi için sizin, başlangıç olarak, BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında belirtildiği gibi, Genel Sekreter’in iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Genel Sekreterin Planı’nı zemin olarak kabul etmeniz gerektiği görüşünde olduğunuza inanıyorum.

BM Güvenlik Konseyi’nin, Genel Sekreter’e, en yakın zamanda soruna kapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme daveti yapacağını samimiyetle ümit ediyorum. Sizin mektubunuzda dile getirdiğiniz sorunlar da dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına da samimiyetle inanıyorum.

Bu mektubun bir kopyasını, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne de göndermiş bulunuyorum.

Saygılarımla,

Tasos Papadopulos"

HALKIN SESI 05/04/2003

Denktaş’tan bir ‘mektup’ daha!

Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs Rum kesimi lideri Papadopulos’un birbirlerine gönderdikleri mektupların tam metinleri dün basına dağıtıldı

İkinci mektupta da önerilerinin masada olduğunu kaydeden Denktaş, “Ümit ederim Papadopulos, önerilerimi yeni bir bakış açısıyla değerlendirir” dedi

Görüşmelerdeki başarısızlığın güvensizliğe dayandığını savunan Denktaş, sunduğu önerilerin güvensizliği ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu vurguladı

Rum lideri Papadopulos da Cumhurbaşkanı Denktaş’a gönderdiği mektupta Lahey’deki başarısızlığın altında güvensizliğin yatmadığını kaydetti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a bir mektup daha gönderdi. Denktaş, mektubunda, Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm bulma girişimleri çerçevesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan çözüm planıyla ilgili sürecin Lahey zirvesinde sonuçsuz kalmasının ardından gönderdiği 6 maddelik öneri paketinin masada olduğunu belirterek Papadopulos’tan bunu yeni bakış açısıyla değerlendirmesini istedi.

Denktaş, Kıbrıs’ta 1968’den beri devam eden görüşme sürecinin başarıya ulaşamamasının en önemli etkeninin iki toplum arasındaki güvensizlik olduğunu ifade ederek, önerilerinin bu güvensizliği ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu vurguladı.

Papadopulos’a gönderdiği mektupta ifade etmese de Rumlar eğer “16 Nisan’da Kıbrıs’ı AB’ye görürürüm” diye hareket ediyorsa adanın ikiye bölünmesini tescil ettireceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, “Önerilerim masadadır, masada olan bu önerilerimi tekrar gözden geçirmesini istiyorum” dedi.

Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’nda dün saat 11.10’da düzenlediği basın toplantısında Papadopulos’a gönderdiği ve BM Genel Sekreteri’ni de bilgilendirdiği ikinci mektubunun içeriğini açıkladı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“ÖNERİLERİM GÜVENSİZLİĞİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN”

Denktaş, güvensizliği ortadan kaldırmak ve iki taraf arasında ilişkilerin normale dönmesini sağlamak için, bunları yaptıkları taktirde kapsamlı bir çözüme yardımcı olacağını düşünerek öneriler sunduğunu belirtti.

“Önerilerim masadadır, masada olan bu önerilerimi tekrar gözden geçirmesini istiyorum” diyen Cumhurbaşkanı Denktaş,”16 Nisan’da Kıbrıs’ı AB’ye götürürüz” düşüncesiyle hareket edildiği taktirde, Kıbrıs’ın ikiye bölünmesini tescil ettireceklerini düşündüğünü ama bunu Papadopulos’a gönderdiği mektupta yazmadığını söyledi.

Papadopulos’a yazdığı ikinci mektupta, “yüzyüze görüşmeleri iyi niyetle kendisinin başlattığını ve bir yıla yakın zaman görüşmelere elden gelen her gelen katkıyı yaptıklarını, teknik komitelerde arkadaşlarının devamlı ve özveriyle çalıştığını” hatırlattığını bildiren Cumhurbaşkanı Denktaş, “Lahey’de netice alınamamasında kendisinin rolünü de hatırlatıyorum” dedi.

“GÜVENSİZLİĞİ ORTADAN KALDIRMANIN YOLU KARŞILIKLI İYİ NİYET”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs’ın yine olumsuz yanıt vermesi durumunda Türk tarafının sunduğu önerileri, 16 Nisan’da yapılacak AB toplantısında alınacak karar ışığında yeniden gözden geçireceğini ve bazı tedbirlerin gündeme gelebileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, ortaklık kurulabilmesi için öncelikle taraflar arasındaki güvensizliğin giderilmesinin şart olduğunu yineledi.

Denktaş, güvensizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun karşılıklı iyi niyet olduğuna işaret ederek, Türk tarafının gereken iyi niyeti ortaya koyduğunu ve güvensizliği ortadan kaldırmayı önerdiğini vurguladı. Denktaş, “Biz gökten inme birşey yapmıyoruz. Devamlı şekilde konuştuğumuz, ele alınmış tedbirler üzerinde duruyoruz” dedi.

Denktaş, şöyle devam etti:

“`Ortaklık kuracağız’ diyoruz. Ticari, sosyal veya siyasi, hangi ortaklık var ki temelinde güvensizlik olsun. Ortaklıklar, birbirine güvenen taraflar arasında yapılabilir. Sayın Genel Sekreter iki taraf arasında derin güvensizlik olduğunu, problemin esasını bunun teşkil ettiğini birçok raporunda vurgulamıştır. Biz de bunca yılın tecrübesinden sonra ‘bu güvensizlik engelliyor uzlaşmayı’ diyoruz. ‘Geliniz güven yaratalım halklarımız arasında, birbirimiz arasında ve ona göre siyasi anlaşmaya yürüyelim...’ Ama görüyorum ki karşı taraf elde etmiş olduğu yüksek tepeleri muhafaza ederek yürümek niyetindedir.”

“BANA GÜVENMİYORLAR”

Cumhurbaşkanı Denktaş, sunduğu önerilere ilişkin olumsuz değerlendirmelerin hatırlatılması üzerine Rum tarafının bu yönde açıklamalarının güvensizlikten kaynaklandığını söyledi.

KKTC’deki olumsuz değerlendirmelerin de şahsına güvenilmemesinden kaynaklandığını ifade eden Denktaş, her istenilenin “imkansızdır, alınamaz, verilemez” şeklinde ortaya konması durumunda bir yere varmanın da mümkün olmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, muhalefetin “öneriler mecliste tartışılmadı” yönündeki eleştirilerinin hatırlatılması üzerine “Meclis icraa organı değil. Yasama organıdır ve murakabe organıdır” dedi. Denktaş, “İcra organı olarak meclisin belirlediği çerçeve içinde kalma kaydıyla icraat yapmak mecburiyetindeyiz. Görüşmelerde takip ettiğimiz siyaset, meclisin belirlediği çerçeve içerisinde takip edilmektedir” şeklinde konuştu.

HALKIN SESI 05/04/2003

Demokrat Parti’nden ‘kendi hükümeti’ne öneri: “Kıbrıs’ta iki taraf arasındaki geçişler süratle serbestleştirilsin”

Hükümet bir başkası mı?

Demokrat Parti (DP), Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Rum tarafına sunduğu altı maddelik önerilerinin iyi niyetli olduğunun bir göstergesi olarak, iki taraf arasındaki geçişlerin süratle serbestleştirilmesini gerekli gördüğünü açıkladı.
DP Basın Bürosu’nca yayımlanan basın bildirisinde, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın önerilerinin iki halk arasında siyasal, sosyal ve ekonomik yakınlaşma önerdiğine işaret edilerek, önerilerin Rumlar tarafından kabulü halinde bunun adada kalıcı bir barışın temellerinin atılması yolunda önemli bir adım teşkil edeceğine inanç belirtildi.
Bildiride, DP’nin 1. Annan Planı’nın sunulması ve Lahey’le son bulan süreçte Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını koruyacak değiş
iklikler önerdiğini, bunları ilgililere ve halka duyurduklarını, sorunun çözümü ve egemen bir halk olarak AB’ye girilmesi için şeffaflık ve çağdaş demokratik katılımcılık örneği verdiği kaydedildi.
“Rumların değişiklik önerilerini reddetmeleri, AB temsilci
lerinin Rumları teşvik edici beyanları ve bazı Kıbrıs Türk muhalefet partilerinin sorumsuz mesajları” nedeniyle planlar üzerinde istenen değişikliklerin yapılarak Kıbrıs Türklerinin egemen bir halk olarak tanınması ve AB’ye girebilmesinin şu an için mümkün olamadığı görüşlerine yer verilen DP açıklamasında, DP’nin sorunun çözülebilmesi ve halkın ekonomik, sosyal ve siyasal haklarını elde edebilmesi için çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.
Açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın sunduğu önerilerin, DP’nin uzun süredi
r üzerinde çalıştığı reform nitelikli sosyal, siyasal ve ekonomik önlemlerin bir bölümünü içerdiği kaydedildi ve bunların Rum toplumunca değerlendirilip kabul edilmesi arzusu ifade edildi.
DP açıklamasında, Rum liderliğinin bu önerilere olumsuz yaklaştığı
belirtilerek, bu nedenle yapılan önerilerin iyi niyetli olduğunun göstergesi olarak iki taraf arasındaki geçişlerin süratle serbestleştirilmesi gereği belirtildi.

YENIDUZEN 05/04/2003

 

ANNAN Raporunu pazartesi sunacak

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını öngören girişimiyle ilgili değerlendirmesini Pazartesi günü bir rapor halinde BM Güvenlik Konseyi`ne sunacak.
Annan`ın sözcüsü Fred Eckhard, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın son barış önerisi ve Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos
Papadopulos`un Denktaş`a verdiği yanıtla ilgili mektupların kopyalarının BM Genel Sekreteri`ne iletildiğini söyledi.
Sözcü, Annan`ın başlattığı çözüm sürecinin 11 Mart`ta Hollanda`nın Lahey kentinde sona erdiğini hatırlatarak, BM Genel Sekreteri`nin bu s
üreçle ilgili değerlendirmesini Pazartesi günü bir rapor halinde Güvenlik Konseyi`ne sunacağını bildirdi.
Eckhard, raporda Denktaş ve Papadopulos`un Lahey`deki toplantıda takındığı tutumla ilgili değerlendirmelerin yer alacağını da kaydetti.

YENIDUZEN 05/04/2003


Denktaş’tan

İkinci mektup!

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, uzun süredir var olan Kıbrıs konusunun kökeninde iki taraf arasındaki güvensizliğin yattığına işaret ederek, bu güvensizliğin kapsamlı çözüm için harcanan tüm çabaları engellediğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Güney Kıbrıs Rum Yöntimi Lideri Tasos Papadopulos’a dün yolladığı iki
nci mektubun orijinal metni açıklandı.
Mektubunda Kıbrıs sorunu ve çözüm süreci hakkında değerlendirme ve saptamalarda bulunan Denktaş, ayrıca Papadopulos’un yanıtına ilişkin yorumlar da yaptı.
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın mektubu aynen şöyle:
“Sevgili Bay Pap
adopulos, içeriğini layıkıyla ele aldığım seri mektubunuzdan dolayı teşekkür ederim.
Uzun süredir var olan Kıbrıs konusunun kökeninde iki taraf arasındaki güvensizliğin yattığını düşünüyorum. Bu güvensizlik kapsamlı çözüm için harcanan tüm çabaları engelli
yor. Son yüz yüze görüşme süreci de bir istisna değil.
2 Nisan’da yaptığım önerinin de amacı adadaki iki toplum arasındaki güven krizinin üstesinden gelip aralarındaki ilişkinin normalleşmesine katkı koyarken kapsamlı çözümü hedefleyen çabaya yeni bir hız
vermekti.
Mektubunuzda dile getirdiğiniz bazı noktalara ise şu yorumları getirmek isterim:
1-Kıbrıs Türk tarafı, 2 Nisan tarihli mektubumda da pekiştirdiğim gibi, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonunu desteklemeye devam ediyor.
2-Son yüz yüze görüşmel
eri de Kıbrıs Türk tarafı başlatmıştı. Bu bağlamda, BM Genel Sekreteri’nin önerilerinin müzakeresine iyi niyetle katıldık ve geliştirilmesi için görüşler ortaya koyduk. Kıbrıs Türk tarafı tüm teknik komite çalışmalarına aktif olarak katıldı. Siz de Genel Sekreterin planına rezervde bulunarak yeni öneriler sundunuz. Lahey’de planın referanduma götürülmesine sıkı şartlar koyan taraf da Kıbrıs Rum tarafıydı. Yine Lahey’de tarafların istediği değişiklikleri tartışmasını ve görüş birliğine varılması durumunda referanduma götürmesini öneren de bendim. Siz de kabul edersiniz ki böylesi bir süreç çerçevesinde ancak özlü konuların üstesinden gelebiliriz.
Kıbrıs Türk tarafı herzaman karşılıklı kabul edilebilir ve özgürce müzakere edilebilir bir anlaşmadan yanadır. Ba
na göre bu hedefin anlaşılmamasının esas nedeni, iki taraf arasında güven yaratmaya yönelik ilişkiler kurulmasını kolaylaştırmaya yol açacak sosyo-psikolojik ortamın sağlanamamasıdır. Önerilerim, bu ihtiyaçtan dolayıdır ki hazırlandı.
Bu nedenle önerilerim
in hala masada bulunduğunu vurgulamak isterim. Ortaklığa dayalı kapsamlı bir çözümü oluşturmada gereken güven konusuna yer verme ihtiyacının kritik doğasından dolayı, konuyu sürdürmeye devam edeceğim ve umarım önerime yeni bir perspektifle bakarsınız”

"MECLİS İCRA ORGANI DEĞİL”
Cumhurbaşkanı Denktaş, muhalefetin “öneriler mecliste tartışılmadı” yönündeki eleştirileri üzerine dün yaptığı açıklamada “Meclis icraa organı değil. Yasama organıdır ve murakabe organıdır” dedi. Denktaş, “İcra organı olarak meclisin belirlediği çerçeve içinde kalma kaydıyla icraat yapmak mecburiyetindeyiz. Görüşmelerde takip ettiğimiz siyaset, meclisin belirlediği çerçeve içerisinde takip edilmektedir” şeklinde konuştu.
Denktaş, şöyle devam etti:
“Hükümet, meclisin bir parçasıdır v
e çoğunlukta olan bir durumu vardır. Dolayısıyle hükümetle yapılan icraat, aynı zamanda meclisteki çoğunluğun da kabul ettiği bir icraat olarak ele alınmalıdır. Tenkit edilecek bir yanı varsa, tabiatıyla tenkit edilir, ona göre doğrultmalar, düzeltmeler yapılır”

YENIDUZEN 05/04/2003

Gazeteci-yazar Cüneyt Ülsever “Mağusa Söyleşileri”nde ilginç saptamalarda bulundu:

“Erdoğan’ı Annan değil Ankara ve Denktaş kandırdı”

“Sn. Başbakan’a bizzat söyledim, eğer Kıbrıs’ta da statükoyu yıkamazsa, ötekilerine benzeyecek diye. Recep Tayyip Erdoğan’ın sınavı Kıbrıs’tır”

“Türkiye’de bir referandum yapılsa Annan Planı kabul edilirdi. Çünkü artık Türk halkı Kıbrıs’ı önünde bir engel olarak görmektedir”

“Hem Denktaş hem de Ankara ‘yarın ola allah kerim’ düşüncesindedir ve Kıbrıs’la ilgili doğru dürüst bir analiz yapmamıştır”

“Aralık ayındaki seçimler şanstır, stat
ükoyu değiştirin. Değiştiremezseniz biz de yanınızda olamayacağız. Seçimlerin anti-demokratik olmaması için dünyayı ayağa kaldırın”

Toplantı öncesinde yaklaşık 10 kadar “UHH”lı Gazimağusa Belediyesi önünde eylem yapmak istedi, ancak, özellikle Gazimağusa
Belediye Başkanı Oktay Kayalp’ın kararlı tutumu karşısında bu eylem gerçekleştirilemedi

YeniDÜZEN (Haber Merkezi)
Hürriyet Gazetesi köşe yazarı, gazeteci-yazar Cüneyt Ülsever’in Gazimağusa Belediyesi’nin düzenlediği “Mağusa Söyleşileri”ndeki sohbet toplantısı önceki akşam yoğun bir katılımla gerçekleşti. Belediye Başkanı Oktay Kayalp’ın açış konuşması ile başlayan etkinlikte, salona sığamayan izleyiciler, salon dışına kurulan sine-vizyondan sohbet toplantısını izledi.
Oktay Kayalp açış konuşmasında Kıbrıs
Türk halkının kararlılığından övgüyle söz etti ve Kıbrıs’taki barış mücadelesine katkılarından dolayı Cüneyt Ülsever’e teşekkür etti.
Toplantı öncesinde yaklaşık 10 kadar “UHH”lı Gazimağusa Belediyesi önünde eylem yapmak istedi, ancak, özellikle Gazimağus
a Belediye Başkanı Oktay Kayalp’ın kararlı tutumu karşısında bu eylem gerçekleştirilemedi.

Ülsever’den hem espri, hem gerçek!
Gazeteci-Yazar Cüneyt Ülsever’in, esprileri ile süslediği ve akıcı bir üslupta yaptığı konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Ülsever, konuşmasının sonunda izleyenlerin sorularını da yanıtladı.
Küreselleşme ve Irak savaşı ile ilgili düşüncelerini açıklayarak konuşmasına başlayan Cüneyt Ülsever, dünyanın yeni dengelerine karşı tedbirimizi almak ve hazırlıklı olmamız gerektiğinin altını çizdi.
Ülsever, 11 Eylül’ü “21’inci yüzyılın” başlangıç tarihi olarak kabul ettiğini belirterek, “Kabadayının kendi teknolojisi ile vurulabileceğini gördük” dedi. Amerika’nın, Avrupa Birliği ve Euro’nun ortaya çıkması ile birlikte “petrol rezervleri”ni
eline almak için başlattığı savaşa değinen Cüneyt Ülsever, “İyi ki bizim petrol kaynaklarımız yok, yoksa rahat bırakmazlardı” diye düşüncelerini özetledi.

Ankara Kıbrıs sorununu bilmiyor!
Cüneyt Ülsever, Ankara’nın Kıbrıs’la ilgili net bir politikası olmadığını söyleyerek, “AK Parti Genel Başkanı’nın kafası Türkiye’nin diğer bazı meselelerinde olduğu gibi Kıbrıs konusunda da karışık. Tayyip Erdoğan’a bir altı ay daha süre verin, iyi niyetine güvenin. Ancak 6 ay sonra hâlâ değişmemişse iyi niyetinden şüph
e edin. Sn. Başbakan’a bizzat söyledim, eğer Kıbrıs’ta da statükoyu yıkamazsa, ötekilerine benzeyecek diye. Recep Tayyip Erdoğan’ın sınavı Kıbrıs’tır. Ancak sizler de partiler ve sivil toplum örgütleri olarak sürekli Türkiye hükümeti ile görüşmeniz gerekiyor. Çünkü Kıbrıs meselesini bilmiyorlar, anlatılması lazım”” şeklinde konuştu.
Ülsever, “Eğer 50 bin kişi meydanlarda toplanmasaydı, kimse sizi dikkate almayacaktı. Buna nedenle hiç kesintiye uğratmadan kararlılığınızı göstermeye devam etmelisiniz” uyarısı
nda da bulundu.
Cüneyt Ülsever, Annan Planı’nı ‘kabul edilmemesini’ iki nedene bağladı ve şöyle konuştu:
“Global mal mülk değişimi olsa, bir de bankalara hiçbir denetim yapılmayacağı söylense, bu planı sizden önce kabul ederlerdi. Normalde, Güney’de bırakı
lan toprağın daha değerli olması gerekiyor. Bir yanda 15 bin dolar kişi başına düşen gelir, öte yanda 2 bin 500 dolar. Annan Planı’na göre herkesin Güney’deki malını satarak, dönüp kuzeyden toprak alması ve cebinde de parasının kalması gerekiyor. Yani çok avantajlı bir durum. Ama eğer birileri Güney’de bıraktığından daha fazla toprak almışsa veya kuzeyde elde ettiği kazanımlar güney’de bıraktığından çok daha fazla ise elbette bu planı istemez”

Yarın ola Allah kerim!
Hem Denktaş’ın hem de Ankara’nın “yarın ola allah kerim” düşüncesinde olduğunu ve Kıbrıs’la ilgili doğru dürüst bir analiz yapmadıklarını ifade eden Cüneyt Ülsever, “Türkiye’de bir referandum yapılsa Annan Planı kabul edilirdi. Çünkü artık Türk halkı Kıbrıs’ı önünde bir engel olarak görmektedir
" dedi.
Dünyadaki son duvarın kalkması gerektiğini, Kıbrıs’taki durumun dünyanın bir ayıbı olduğunu da söyleyen Ülsever, “Bu son duvardır ve kalkması lazım... Ucundan bu şansı yakaladınız ama bir türlü değerlendirilemiyor. Şimdi önünüzde aralık’ta bir seçi
m fırsatı var. Türk halkı son seçimlerde, birilerini Meclis’ten çıkardı. Evet, Meclis’e birilerini taşımaktan daha önemlisi, statükoya karşı olanların Meclis dışında kalması için oy verdi. Ve çok adaletli bir şekilde, bu isimlerin tümü Meclis’in dışında kaldı. Şimdi sizde bunu yapacaksınız. Unutmayın, her halk layık olduğu kişilerce yönetilir. Eğer bunu başaramazsanız, statükoyu değiştiremezseniz ben de yanınızda olmayacağım. Seçimin anti-demokratik olmaması için uluslararası gözlemciler çağıracaksınız, takip edeceksiniz, dünyayı ayağa kaldıracaksınız” dedi.
Cüneyt Ülsever, seçimleri izlemek ve sandık sandık dolaşmak üzere adaya gelme sözü de verdi.
Türkiye ile KKTC sistemin iç içe geçtiğini ve Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’nin kötü bir fotokopisi olduğunu da anla
tan Ülsever, “birlikte bir paylaşım” düzeni yaratıldığını söyledi. Ülsever, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Annan beni kandırdı” sözlerini ise “Seni Annan değil Ankara ve Denktaş kandırdı” diye yanıtladı.

YENIDUZEN 05/04/2003

Rum sözcü

"Mektuplarla müzakere yapma niyetimiz yok"

Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs sorununu mektuplar aracılığıyla müzakereye başlama niyetinde olmadığını söyledi.
Rum radyosunun haberine göre Rum sözcü bu açıklamayı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Rum lider Tasos Papadopulos’a bugün yeni bir mektup göndermesini yorumlarken yaptı
.
Rum Sözcü, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın ikinci mektubunda öneride bulunmadığını, müzakerelerin başlaması davetinde bulunduğunu söyledi ve “bunun, diplomatik bir havai fişek olduğunu ve boşluğa düştüğünü” savundu.
Rum tarafının tutumunun, Kıbrıs sorununun çöz
üm çabalarının BM çerçevesi içinde kalması gerektiği şeklinde olduğunu yineleyen Rum Sözcü, Rum tarafının ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasında belirtilen Annan planının müzakerelere zemin olmaya devam ettiği şeklindeki Amerikan tutumuna karşı olmadığını söyledi.
Rum sözcü Annan planının Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından reddedildiğini anımsattı.

YENIDUZEN 05/04/2003

Gül: AB Kıbrıs'ta çözümü engellememeli

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye katılım sözleşmesinin imzalanacağı 16 Nisan'da Türkiye'nin AB'den beklentilerinin olduğunu belirterek "Bu katılımın kurallarının çok iyi düzenlenmesi gerekiyor" dedi.

Gül, AB'nin Kıbrıs'ta barış çabalarını öldürmemesi gerektiğini ifade ederek, ''16 Nisan her şeyin sonu değildir. AB'nin de bu olgunlukta anlayış içerisinde olacağına inanıyorum'' diye konuştu.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, resmi temaslarda bulunmak üzere beraberinde bir heyetle KKTC'ye geldi. Gül'ü Geçitkale havaalanında KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Salih Coşar, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun Olgun, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ve diğer yetkililer karşıladı.

Gül, havaalanında yaptığı açıklamada, ''Kıbrıslı Türk kardeşlerimle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum'' ifadesini kullandı. Türkiye'nin, KKTC'nin her zaman arkasında olduğunu dile getiren Gül, temasları çerçevesinde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümet üyeleri ve muhalefet partilerinin yetkilileriyle görüşeceğini kaydetti.

Kıbrıs'ta kritik bir dönemden geçildiğini belirten Gül, Kıbrıs sorununun çözümü için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Adil birçözümü herkesin arzu ettiğini belirten Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hafta içinde Kıbrıs Rum tarafına sunduğu önerilerin takdire değer olduğunu ifade ederek, bu önerileri desteklediklerini iyi değerlendirileceğini umduklarını söyledi.

Gül, KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması gerektiğini, böyle bir adımın iyi niyeti oluşturacak hareketler olacağını söyledi.

Başbakan Eroğlu da Gül'ü uzun yıllardan sonra KKTC'de görmekten mutluluk duyduklarını ifade ederek, geçmişte Kıbrıs işlerinden sorumlu devlet bakanlığı yaptığı dönemde Gül ile iyi bir işbirliği yapmış olduklarını söyledi. Kıbrıs konusunu anavatan Türkiye hükümetleriyle birlikte yürüttüklerini, bugün de durumun böyle olduğunu ifade eden Eroğlu, var olan sorunları yine birlikte aşma gayreti içinde olduklarını anlattı.

Eroğlu, Türk tarafının iyi niyetine rağmen Rum tarafından aynı yaklaşımı görmediklerini kaydetti.

Eroğlu, Gül'ün ziyareti sırasında Kıbrıs sorununu enine boyuna tartışacaklarını ve KKTC'nin yarınlarının daha güzel olması için atılması gereken ekonomik adımları da belirlemeye çalışacaklarını söyledi.

ÇÖZÜMSÜZLÜK ÇÖZÜM DEĞİL

Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye ve KKTC'nin Kıbrıs'ta kalıcı çözüm için her türlü yolu deneyeceğini ve denediğini, ''çözümsüzlüğü çözüm olarak görmediklerini'' söyledi.

Gül, hükümetinin politikasının bu olduğunu, ama çözümün de kalıcı olması için her iki tarafın hak ve hukukunun kollanmasının şart olduğunu, çözümün gelecekte yeni bir problem ortaya çıkarmaktan uzak olması gerektiğini söyledi.

Gül, KKTC'ye gelişinde Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada,BM Genel Sekreteri Kofi Annan planı üzerindeki çalışmaların devam edeceğini belirtti. Gül, ''Kapılar tamamen kapanmamıştır, ama bunlar için karşılıklı iyi niyet ve güvenin tesis edilmesinin çok önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum'' dedi.

Türkiye'nin her zaman KKTC'nin arkasında olduğunu, ekonomik sorunlarının çözümüne katkıda bulunduğunu anlatan Gül, bu katkıların devam edeceğini, anavatanın KKTC'yi daima gönlünde düşündüğünü söyledi.

Ziyaretinin çok faydalı olacağını ve iyi gelişmelere yol açacağınıbelirten Gül, Kıbrıs Türk halkına hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en iyi dileklerini getirdiğini bildirdi.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Gül, ''Annan planı Türk tarafı için hala geçerli mi'' sorusuna, ''Kapılar tamamen kapanmamıştır, Annan planına sadece Türk tarafı değil, Rum tarafı da itirazlarda bulunmuştur. Sadece Türk tarafını, sayın Denktaş'ı suçlamak da büyük haksızlıktır. Kapılar hala açıktır. Çalışılacaktır. Ama güven artırıcı önlemler almanın, iyi niyet çalışmaları içerisinde bulunmanın çok önemli olduğu kanaatindeyim'' karşılığını verdi.

Gül, bir gazetecinin, ''16 Nisan'dan sonra Kıbrıs için zaman daha da daralmış olmayacak mı'' sorusuna karşılık da şunları söyledi:

''Rum kesiminin biraz ağır almasının nedenlerinden birisi budur. Ama kapsamlı bir çözüm için, kalıcı bir çözüm için, huzur için, 'Kıbrıs sorunu çözüldü' diyebilmek için muhakkak ki herkesin adım atması gerekiyor. Bu açıdan 16 Nisan, bu işler için son tarih değildir. ''

Gül, bir soru üzerine Türk tarafından Rum tarafına herhangi bir davetin söz konusu olmadığını da söyledi.

Kıbrıs sorununun çözümü için her platformu değerlendireceklerini ve önümüzdeki dönemde daha aktif bir çalışma içinde olacaklarını anlatan Gül, muhataplarıyla önümüzdeki günlere bir araya geleceklerini söyledi. Türkiye ve Yunanistan'ın birçok sahada işbirliği içinde olduğuna işaret eden Gül, iki ülke yetkililerinin bir araya gelmesi sırasında Kıbrıs konusunun da gündeme gelmesinden doğal bir şey olamayacağını kaydetti.

İRAN VE SURİYE İLE GÖRÜŞMELER

Gül, önümüzdeki günlerde İran ve Suriye dışişleri bakanlarıyla görüşeceğinin anımsatılması üzerine, ''sadece bu iki ülke dışişleri bakanlarıyla değil, birçok ülke dışişleri bakanıyla bir araya geleceğini, İran ve Suriye'nin Türkiye'nin iki komşusu olduğunu'' belirtti. Bu iki ülkeyle iyi ilişkiler içinde olmak istediklerini kaydeden Gül, Tahran ve Şam yönetimleriyle ikili ilişkilerin yanı sıra Kuzey Irak konusunu da ele alacaklarını belirtti.

HURRIYET 05/04/2003

Her şeyi reddettiler

Nur BATUR / ATİNA

Atina ve Rum Yönetimi, Kıbrıs sorununu çözmek için Türkiye ile KKTC'den gelen yeni açılımların tamamını reddetti. Yunanistan, Başbakan Erdoğan'ın önerilerini geri çevirirken, Rum Lideri Papadopulos bir mektup göndererek Denktaş'ın ‘‘Maraş'ı verelim, ambargo bitsin’’ önerisine ‘‘hayır’’ dedi.

Yunanistan'ın ‘hayır’ları

Garantörlerle beşli zirve olmaz

Belgrad'da sadece Kıbrıs konuşulmaz

Denktaş'ın ara çözüm paketi olmaz


Önümüzdeki 16 Nisan'da Atina'da düzenlenecek görkemli bir törenle Rumların AB'ye girişine hazırlanan Yunanistan, Türkiye'nin Kıbrıs sorununu çıkmazdan kurtarmak için arka arkaya yaptığı teklifleri reddetti.

Simitis hükümeti, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs sorununun hem ikili düzeyde hem de üç garantör ülkeyle iki toplum liderinin buluşacağı bir zirvede ele
alınması yolundaki teklifini kabul etmediğini açıkladı.

Atina, ayrıca KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Maraş'ın Rumlara iadesi karşılığında ekonomik ve ticari ambagonun kaldırılması yolundaki teklifine de soğuk yaklaştı.

Avrupa Parlamentosu Sosyalist
Parti grubunun Atina'da yapılan toplantısında konuşan Başbakan Kostas Simitis, Kıbrıs konusunun ikili düzeyde ele alınmasını kabul etmediğini bildirdi. ‘‘Sayın Erdoğan'a 9 Nisan'da Belgrad'da sadece Kıbrıs sorununu görüşemeyeceğimi bildirdim. Başka sorunları da tartışacağız’’ diyen Simitis, sorunun iki toplum arasında tartışıldığını vurguladı. Yunan Başbakanı, Annan planının başarısızlığa uğramasında Kıbrıs Türk tarafının sorumluluğunun olduğunu iddia ederek, KKTC liderliğinin aksine Kıbrıs Türk toplumunun bütün Kıbrıs'ın AB'ye girmesini istediğini söyledi.

Öte yandan Basın Bakan Yardımcısı Tilemahos Hitiris de iki ülkenin başbakanlarının Belgrad'ta 9 Nisan'da yapacakları görüşmede sadece Kıbrıs konusunun değil, iki ülkeyi ilgilendiren bütün konuların görüş
üleceğini bildirdi. Kıbrıs sorununun uluslararası bir konu olarak BM çerçevesi içine tartışıldığını vurgulayan Hritis Atina'nın 5'i toplantı önerisini de reddettiğini vurguladı.

HURRIYET 05/04/2003

Gül: Denktaş’ın önerdiği paket dikkate alınmalı

Dışişleri Bakanı Gül, KKTC’deki görüşmeler sonrası yaptığı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın önerdiği paketin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Lefkoşa
AA

5 Nisan—NTV- KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rum kesiminden ikinci mektubuna cevap gelmediğini, 16 Nisan’a kadar bir anlaşma sağlanamadığı takdirde, alınan kararlar doğrultusunda bir strateji belirleyeceklerini söyledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne giden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve muhalefet temsilcileriyle biraraya geldi. Gül, temaslarının ardından Denktaş ile ortak bir basın açıklaması yaptı. Ada’da barış ve kalıcı bir çözüm için Türk tarafının elinden geleni yaptığını söyleyen Gül, Denktaş’ın öneriler paketinin de dikkate alınmasını istedi.
Dışişleri Bakanı Gül, söz konusu paketin bölgede istihdam ve ortaklaşa işbirliği konularını geliştireceğini söyledi. Gül ayrıca ambargonun kalkmasını da önemine değindi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rum kesiminden ikinci
mektubuna cevap gelmediğini, 16 Nisan’a kadar bir anlaşma sağlanamadığı takdirde, alınan kararlar doğrultusunda bir strateji belirleyeceklerini söyledi.

Ankara, Kıbrıs konusunda AB ve BM nezdinde girişim başlattı

Ankara, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos`a yaptığı çağrıların bir an önce değerlendirilmesi ve heba edilmemesi görüşünde.

Edinilen bilgiye göre, Denktaş`ın ``iki kanal üzerinden müzakereye gidilmesine`` yönelik önerisinin, Kıbrıs`ta kapsamlı bir çözüm için ``katalizör`` rolü oynayacağı ifade edilirken, paketin iki halk arasında güven krizinin aşılmasına, ilişkilerin normalleştirilmesine ve kapsamlı çözüme dönük çabalara yardımcı olacağı kaydedildi.

Fırsatın ``heba`` olmaması gerektiğini belirten kaynaklar, Denktaş`ın önerilerinin masada olduğunu belirttiler. Ankara`nın bu çerçevede hem yurtiçi, hem de yurtdışında AB ve BM nezdinde girişimler başlattığı bildirildi.

Bu arada Ankara, 16 Nisan`da Atina`da imzalanacak AB`ye katılım anlaşması çerçevesinde Rum kesimi için hazırlanacak protokolün, Kıbrıs`ta bir çözüme varılmasını engelleyecek nitelikte olmamasını istiyor.

AB üyeliğinin adada uygulamasına yönelik çerçeveyi çizecek protokolün bu bakımdan önemine işaret eden kaynaklar, katılımla ilgili tüm düzenlemelerin müzakere sürecine kapıları açık tutması gerektiğinde birleşiyor. Ankara, bu konuda da girişimlerini sürdürüyor.

HALKIN SESI 06/04/2003

GÜL: 16 NİSAN SON TARİH DEĞİL

TC Dışişleri Bakanı Gül, Kıbrıs konusunda iyi niyetli olarak kalıcı bir çözüm için uğraştıklarını belirtti ve bulunacak barışın, karşılıklı tatmin edici, kabul edilebilir ve Türk tarafının kaygılarını giderici olması gerektiğini söyledi

Abdullah Gül, problemli bir dönemden geçildiğini, herkesin arzusunun bu problemlerin çözülmesi olduğunu, Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümü sağlamak için samimi bir şekilde gayret ettiklerini ifade etti

Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın önerilerinin dar kapsamlı bir çözüm içerisinde güven artırıcı unsurlar olacağına işaret ederek, Türkiye olarak Ada’ya kalıcı bir çözümün gelmesi için samimi bir şekilde gayret ettiklerini belirtti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rum kesiminden ikinci mektubuna cevap gelmediğini, 16 Nisan’a kadar bir anlaşma sağlanamadığı takdirde, alınan kararlar doğrultusunda bir strateji belirleyeceklerini söyledi

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ortaya koyduğu “Annan Planı konusunda kapıların hala açık olduğunu ancak güven artırıcı önlemler alarak, karşılıklı iyiniyet çalışmaları içerisinde olmanın önemli olduğu” belirtti.

Kapsamlı, kalıcı, huzurlu bir çözüm ve “Kıbrıs sorunu çözüldü” diyebilmek için herkesin adım atması gerektiğini kaydeden Gül, 16 Nisan’ın Kıbrıs’ta çözüm için son tarih olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın son attığı adımları hükümet olarak desteklediklerini ifade eden Abdullah Gül, Rumlar için yeni bir iskan bölgesinin açılmasının söz konusu olduğunu, bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Gül, dünyanın her yerinde ambargolar kalkarken Kıbrıs’ta bunun devam etmesinin kabul edilebilecek birşey olmadığını, ekonomik ambargoların kalkarak, karşılıkı ticaretin ve ziyaretlerin başlamasının çok önemli adımlar olduğunu belirtti.

Abdullah Gül ve beraberindeki heyet dün sabah saat 10.25’de özel uçakla KKTC’ye geldi.

GÜL

TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de konuşmasına, KKTC’de bulunmaktan ve Kıbrıslı Türklerle birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.

Daha önce de zaman zaman Kıbrıs’dan sorumlu olan görevlerde bulunduğunu kaydeden Abdullah Gül, Türkiye’nin ve hükümetlerinin her zaman KKTC’nin arkasında olduğunu söyledi.

Kofi Annan Planı üzerinde de çalışmaya devam edileceğini, kapıların kapanmadığını belirten Gül, ancak tüm bunlar için karşılıklı iyiniyetin tesisisnin önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin her zaman KKTC’nin arkasında olarak ekonomik problemlerinin çözümüne katkıda bulunduğunu ve katkısının süreceğini de vurgulayan Gül, “Anavatan daima KKTC’yi gönlünde hissedecektir” dedi.

“16 NİSAN SON TARİH DEĞİL”

16 Nisan’dan sonra Kıbrıs için zamanın daralıp daralmayacağı şeklindeki soruya karşılık da Abdullah Gül, Rum kesiminin ağırdan almasının nedenlerinden birinin bu olduğunu ancak kapsamlı, kalıcı, huzurlu bir çözüm için, “Kıbrıs sorunu çözüldü” diyebilmek için herkesin adım atması gerektiğini ve 16 Nisan’ın son tarih olmadığını vurguladı.

"Rum kesimini ziyaretinin planlanıp planlanmadığının” sorulması üzerine de Abdullah Gül, “Şu anda böyle bir davet ve plan yok” dedi.

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’la ortak bir görüşme yapan Gül, ardından da Yenilikçi Atılım Partisi Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu’nu kabul etti. Angolemli ve Talat görüşmeye yalnız katılırken, Hasipoğlu’na parti milletvekili Kenan Akın eşlik etti.

ANGOLEMLİ

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül ile Kıbrıs konusunda gelinen son aşamayı ele aldıklarını ve görüşlerini aktardıklarını söyleyen TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, “16 Nisan ve sonrasında Türkiye’nin tutumu ne olacak, bunu bilmek durumundayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “Annan Planı’nın öldüğüne ilişkin açıklamalarına” dikkat çekerek, görüşmede Türkiye’nin bu konudaki tutumunu öğrenmeye çalıştıklarını anlatan Angolemli, “Sayın Gül, müzakerelerin devam edeceğini, çözüm bulma konusunda uğraş vereceklerini ve bu yöndeki çabaların 16 Nisan’dan sonra da devam edeceğini söyledi” dedi.

Angolemli, “Müzakerelerin devam edeceği ve Annan Planı üzerinde çalışmaların yapılabileceği izlenimi aldım. Yani görüşmeler bitmiş değil” diye konuştu.

TALAT

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, “Çok önemli günler yaşıyoruz. Türkiye büyük bir bela satın aldı ve buna karşın Denktaş Kıbrıs Türklerine sadece azınlık hakları öngören bir paket sundu. Bunların kabul edilemez olduğunu görüşmede anlattık. Olumsuz bir reaksiyon almadık” dedi.

Türkiye’nin AB sürecinde Kıbrıs’ın önemini daha çok kavradığını anlatan Talat, Kıbrıs sorununun BM zemininde çözüme kavuşturulması için bazı adımlar atılacağı ve bunun Annan Planı zemininde olacağı yönünde bir izlenim edindiğini kaydetti.

Türkiye ve Yunanistan başbakanları ile dışişleri bakanlarının önümüzdeki günlerde Belgrad’da biraraya geleceklerini anımsatan Talat, burada bir uzlaşmaya varılabilmesi halinde 16 Nisan sonrasında yeni bir hareketlenme başlayacağını da söyledi.

"ANNAN PLANI MASADA"

Yenilikçi Atılım Partisi Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğluı da görüşmeyle ilgili olarak, “Annan Planı ile ilgili görüşlerimizi anlattık. Referandum konusundaki görüşlerimizi sordu. Referanduma evet dediğimizi, ancak plana bu şekliyle hayır dediğimizi de gerekçeleriyle anlattık” dedi.

DENKTAŞ VE GÜL’ÜN ORTAK BASIN TOPLANTISI

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı’ndaki yemekli toplantının ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la ortak basın toplantısı düzenledi. Yemekle birlikte yaklaşık 2.5 saat süren toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında Başbakan Derviş Eroğlu, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da hazır bulundu.

“ÇÖZÜM İÇİN UĞRAŞLAR SÜRÜYOR”

Basın toplantısında, hükümetinin iyi dileklerini Kıbrıslı Türklere ileten Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, özetle şunları söyledi:

“Problemli bir dönemden geçiyoruz. Ama hepimizin niyeti ve arzusu bu sorunların çözümlenmesidir. Sorunların çözümlenmesi için de samimi şekilde hep beraber gayret ediyoruz. Amaç Kıbrıs’ta kalıcı bir barışı, çözümü sağlamak. Bu çözüm her iki tarafı da tatmin eden bir çözüm olmalı ve bir daha eskiden görülen sıkıntılarla karşı karşıya kalınmamalı. Hepimizin gayreti budur.”

“SON ÖNERİLER DİKKATE ALINMALI”

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Rum tarafına sunduğu son öneri paketinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Gül, bu paketin kabulüyle yaklaşık 30 bin Rum’a iskan imkanı doğacağını ve ambargo gibi yaptırımlar kalkarken, güveni artıracak ilişkilerin de gelişmesine olanak sağlanacağını kaydetti.

Bu önlemlerin daha kapsamlı bir çözüm içinde güven artırıcı unsurlar olacağını söyleyen Gül, “Sayın Denktaş’ın bu inisiyatifi gerçekten önemli ve dikkate alınmalı. Bunun daha kapsamlı barış görüşmelerine fırsat vereceği kanaatindeyiz. Umut ederim dikkate alınır” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, temaslarını tamamlayarak saat 18.25’de KKTC’den ayrıldı.

HALKIN SESI 06/04/2003

Abdullah Gül: Annan planı masada

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Dışişleri Bakanı Gül, Denktaş'ın 'ölü' ilan ettiği Annan planının hala masada olduğunu söyledi. Gül, 'Annan planı üzerinde çalışılmaya devam edilecektir. Kapılar henüz kapanmamıştır' dedi. Gül plana her iki tarafın da karşı çıktığını, Denktaş'ı suçlamanın haksızlık olduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Rumların Avrupa Birliği ile üyelik sözleşmesi imzalayacağı 16 Nisan'dan önce Kıbrıs Türk tarafıyla ortak tavır belirlemek amacıyla dün KKTC'ye altı saatlik bir çalışma ziyareti yaptı.

Bakan Gül, Geçitkale Havaalanı'ndaki açıklamasında Türkiye'nin Kıb
rıs'ta çözümsüzlüğü çözüm olarak görmediğini söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın çarşamba günü Rum tarafına sunduğu güven artırıcı önlemler paketinin çözüm için iyi bir atmosfer yaratacağını vurgulayan Gül, şöyle konuştu:

'Kıbrıs'ta kritik bir dön
emden geçiyoruz. Adil, kalıcı ve tekrar kargaşa yaratmayacak bir çözümü hepimiz çok arzuluyoruz. Çözüm için Denktaş'ın attığı adımlar takdire değer. Ambargoların kalkması iki taraf arasındaki güveni artıracaktır. Kofi Annan planı üzerinde çalışılmaya devam edilecektir. Annan planı üzerinde iki tarafın da itirazları vardı. Bu yüzden sadece Denktaş'ı suçlamak haksızlıktır.'

16 NİSAN SON TARİH DEĞİL

Gül, 16 Nisan'da AB'nin Rumların üyeliğiyle ilgili alacağı karara değinirken de '16 Nisan Kıbrıs için son tarih değildir. AB'nin Kıbrıs'ta barış çabalarını öldürmemesi gerekir'dedi. Bakan Gül daha sonra Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Derviş Eroğlu, diğer hükümet yetkilileri, muhalefet ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Abdullah Gül
, Ada'dan ayrılırken Denktaş ile birlikte düzenlediği basın toplantısında 'Denktaş'ın öldüğü dediği Annan planının siz masada olduğunu söylüyorsunuz. Aranızda görüş ayrılığı mı var' sorusunu şöyle yanıtladı:

'Önemli olan Kıbrıs'ta çözüme ulaşmaktır. Kalıcı bir çözüm için kaygılarımızın giderilmesi, Bosna, Kosova örneğinde olduğu gibi dünyada olanlardan ders çıkarılması ve Ada'da iki egemen devlet bulunduğu gerçeğinin dikkate alınması gerekir.'

HURRIYET 06/04/2003

Gül’den Denktaş’a ‘artık değiş’ mesajı

Annan Planı üzerinde çalışmaya devam edeceklerini belirten Gül, Denktaş’a "Dünya değişiyor. Ayak uydurmak gerekir" dedi...

ELÇİN ERGÜN Lefkoşa

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ilk yurtdışı gezisini yaptığı KKTC’de Lahey’de reddedilen Annan Planı üzerinde çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Basın önünde "KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı suçlamak âdet haline geldi. Ona yapılan suçlamalar haksızdır, vazgeçilmelidir" diyen Gül, içerideki görüşmede Denktaş’a sürpriz çıkış yaparak, "Dünya değişiyor. Bu değişimi ıskalamayın" dedi. Gül ile Denktaş arasında şu diyalog yaşandı:
Denktaş: Annan Planı tekrar canlandırılmak isteniyor. Yeni öneriler getiriyorum, ancak Rumlar sıcak değil. Türkiye bize destek versin.
Gül: Yanınızdayız, ama dünya da değişiyor. Gerçekler değiş
iyor. Bunlara ayak uydurmak gerekir. Değişimi ıskalamamak lazım. Gül, Ankara’nın taleplerini de şu sözlerle iletti:
ÇÖZÜM İSTİYORUZ: Türkiye ve KKTC kalıcı barış için her yolu deneyecek. Yeter ki, sonuca ulaşalım.
ANNAN PLANI: Plan üzerinde çalışmaya devam
edilecektir. Kapılar tamamen kapanmamıştır. Denktaş’ın önerileri dikkate alınmalıdır. Bu paket ambargonun kalmasına ve iş yapmayı sağlayıcı adımlara imkân tanıyor.
AB’YE ÇAĞRI: Rum tarafının AB’yle tam üyelik sözleşmesini imzalayacağı 16 Nisan, çözüm için
son tarih değildir. AB, Kıbrıs’ta barış çabalarını öldürmemelidir.
"17 Nisan’da dünya değişmeyecek. Adada 2 devlet devam eder" diyen Denktaş, KKTC ekonomisinin canlan-dırılması için Türkiye’den destek istedi.

Annan KKTC liderine yüklendi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, hazırladığı 40 sayfalık Kıbrıs raporunu, dün Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papodopulos’a gönderdi. Raporunda Kıbrıs planının başarıya ulaşmamasındaki sorumluluğun Denktaş ve Türkiye’ye ait olduğunu iddia eden Annan, Rum tarafını ise, "görüşmelere kat-kısından" dolayı övdü. Rapor yarın BM’de ele alınacak.
MILLIYET 06/04/2003

Gül: Kıbrıs'ta kapı açık

06/04/2003

ANKARA/LEFKOŞA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta çözüm umudu olduğunu söyledi.
Gül, dün sabah KKTC'ye gitmeden yaptığı açıklamada, Türkiye'ye gelmek isteyen İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi'ye, Dışişleri Bakanlığı'ndan
"Pazar günü tatildir" diye bir yanıt verilmediğini de belirtti. Gül, Ankara'nın yoğun programı nedeniyle "Harrazi'ye pazar gününü biz önerdik" dedi
. Harrazi'nin, Cumhurbaşkanı'ndan randevu talebi olmadığını belirten Gül, Başbakan'ın Harrazi'yle görüşeceğini kaydetti.
Kıbrıs'ta çözüm için uğraştıklarını açıklayan Bakan, Denktaş'ın Rum tarafına yaptığı çağrıyı anlamlı bulduklarını da belirtti.
"Kıbrı
s kronik bir sorun" diyen Gül, çözüm için Denktaş'ın uğraştığına, ancak Lahey'deki çözümsüzlüğü tek tarafa yüklemenin doğru olmadığına işaret etti.

Denktaş'a sahip çıktı
Abdullah Gül, KKTC'ye iner inmez yine sorularla karşılaştı. "Annan Planı Türk tarafı için hâlâ geçerli mi?" sorusuna Gül, "Kapılar tamamen kapanmadı. Plana sadece Türk tarafının değil, Rumların da itirazı var. Sadece Türk tarafını, Denktaş'ı suçlamak büyük haksızlık" yanıtını verdi.
Dışişleri Bakanı, "16 Nisan'dan sonra Kıbrıs için zaman
daha da daralmış olmayacak mı?" sorusuna karşılık da şöyle konuştu: "Kalıcı bir çözüm için herkesin adım atması gerekiyor. Bu açıdan 16 Nisan son tarih değil. Biz çözüm için daha aktif olacağız."
Bakan Gül, daha sonra Cumhurbaşkanı Denktaş'la görüştü. Da
ha sonra yapılan ortak basın açıklamasında, tek taraflı suçlamalarla bir yere varılamayacağını belirten Gül, şunları söyledi:
"Sadece, Denktaş'ı suçlamak bazıları için adet haline gelmiştir. Bundan vazgeçmek gerekir. Daha önce Kıbrıs'ta olup bitenler bir
kez daha hatırlanmalı. Ona göre çözüm bulunmalı."
Denktaş da, '16 Nisan öncesi bir uzlaşmaya varılamaması halinde bir stratejisinin olup olmadığı' sorulunca "Yine iki devlet olacak. Sonuca göre gereken tedbiri alacağız" dedi.
(Radikal, aa)

BM: Suçlu Denktaş

BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamamasının sorumlusu olarak Denktaş ve Türkiye'yi gösterdi: Umarım Türk hükümeti çözüm arayışını açıkça destekleyen konuma gelir

06/04/2003 RADIKAL

LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'la ilgili olarak hazırladığı 40 sayfalık raporda, sunduğu çözüm planının başarısızlığa uğramasından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ve Türkiye'yi sorumlu tuttu.
Kıbrıs'ta Türk ve Rum liderlere gönderilen raporda Annan, Kıbrıs Rum Kesimi'ne çözüm planı üzeri
ne müzakerelere katkısından dolayı teşekkür ederken, son girişimin başarısızlığa uğramasının sorumlusu olarak Denktaş'ı
gösterdi. Raporda "Geçen yıllarda birçok fırsat kaçırıldı, bundan her iki taraf da sorumlu. Ancak bu son girişimin başarısızlığında tem
el sorumluluğun Denktaş'a ait olduğuna inanıyorum. Denktaş, birkaç istisna dışında, alışveriş temelinde gelişen müzakerelere katılmaya pek yanaşmadı. Bu da Kıbrıslı Türklerin sadece meşru temel kaygılarını değil, somut ve pratik çıkarlarına cevap vermemi de zorlaştırdı" ifadeleri yer aldı.
Annan, Denktaş'ın, çözüm planının 'gerçekçi' olmadığı yönündeki eleştirilerine de "Kıbrıs sorununun gerçeklerinin sadece pratikte değil, uluslararası hukuk ve uluslararası siyasetin gerçekleri olduğuna Denktaş'ı asla ikn
a edemedim" diye cevap verdi.
Planın imzalanması için taraflara tanıdığı 28 Şubat'a kadarki sürenin dolmasından hemen önce adaya yaptığı ziyarette, tarafları "30 Mart'ta her iki kesimde de referanduma gidilsin" önerisine cevap vermek için 10 Mart'ta Lahey
'e davet eden Annan, Lahey'de "Yolun sonuna geldik" kararına varmasını Denktaş'a bağladı:
"Açılan fırsat penceresi 10 Mart'ta Lahey'de kapandı. Denktaş'ın mart sonuna kadar tanınan süreye uymaya yönelik, güvenilir yolları değerlendirme
karşısında sergile
diği sert muhalefet, beni adayı birleştirmeye yönelik görüşmeleri sona erdirmeye zorladı. Planım masadadır. Ancak başarılı bir sonuca varma konusunda siyasi irade görmediğim müddetçe bir girişimde bulunmayacağım."

'Denktaş BM'ye direndi'
Genel Sekreter, y
arın Güvenlik Konseyi'nde tartışılması beklenen raporda, Denktaş'ın teşkilatın çözüm çabaları karşısındaki tutumunu da eleştirdi:
"Denktaş, BM'nin barış çabalarında yapıcı rol üstlenmesine güçlü bir direniş sergiledi ve bu konuda Türkiye'nin tam desteğin
i aldı. Umarım yeni Türkiye hükümeti, kısa sürede çözüm arayışını açıkça destekleyecek konuma gelir. Çünkü böyle bir destek olmaksızın çözüme ulaşıldığını görmek zor olacak."
Rum Kesimi ise Annan'ın raporundan memnun. Kıbrıs Rum Kesimi hükümet sözcüsü Kip
ros Hırisostomides, "Rum Kesimi, Annan Planı doğrultusunda Kıbrıs Türk tarafıyla görüşmeye hazırdır" açıklamasını yaptı.

Çözüm istemeyenler

Kıbrıs konusunda 'çözümsüzlük çözümdür' siyasetini yirmi yıldır şiar edinmiş Şükrü Sina Gürel türünden milliyetçi (solcular?), bugün endişe içindeler

06/04/2003 RADIKAL

AHMET İNSEL

Kıbrıs'ta milliyetçi kapanın sonu mu?
Kıbrıs sorununun çözülmesi yolunda gerçek bir umut ışığı belirmesi, Türk ve Yunan milliyetçiliğini ekmek kapısı yapmış olanları pek bir telaşlandırdı. Siyasal gıdasını "ötekine" her türlü melaneti atfedip, felaket tellallığı yapmaktan alan bu güruhun oluşturduğu cephe, ilginç bir kompozisyon sunuyor.
Türkiye tarafında ilk elde, en mümtaz simalar, Mümtaz Soysal v
e Şükrü Sina Gürel. Soysal'ın, Annan'ın planı daha KKTC Meclisi, siyasi partileri, hükümeti ve cumhurbaşkanlığında değerlendirilmeden, kendini televizyona atıp, cumhurbaşkanı danışmanı sıfatıyla dile getirdikleri, Kıbrıs'ta taşların yerli yerine oturmasından o çevrenin duyduğu şiddetli endişeyi açığa vuruyordu. Kıbrıs Türklerini "çamurlar içinde göçmen olacaksınız",
"yirmi yıl sonra çatışma çıkacak" diyerek korkutmaya çalışması, Soysal'ın çapına uymayan, dolayısıyla içinde bulunduğu aciz durumun ifadesiydi
.
Kıbrıs konusunda "çözümsüzlük çözümdür" siyasetini yirmi yıldır şiar edinmiş Şükrü Sina Gürel türünden milliyetçi (solcular?), bugün endişe içindeler. Soysal ve şürekası kadar, Ulusal Birlik Partisi'nin de ilk tepkisi, plan "müzakere zemini oluşturmuyor
, bu belgeyle görüşme zemini torpillendi" demek oldu.
İlginç olan, plana tepkinin Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan'da daha büyük olmasıydı. Bu noktada, Kıbrıs sorununun bugüne kadar çözülmemesinde, Kıbrıs Rum veya Yunan milliyetçiliğinin oynadığı başat rol
ortaya çıkıyor. Radikal İki'de kısa bir bölümü yayımlanan Mavrastas'ın yazısında işaret ettiği gibi, "İki toplumlu Kıbrıs düşüncesi, Kıbrıslı Rumlar arasındaki ideolojik Ortodoksluğu belirleyen temel aksiyomlarla uyuşmuyor". Buna Yunan milliyetçiliğinin Yunanistan'daki güç ve etkisini ilave etmek gerekiyor. Kıbrıs Başpiskoposu Hirisostomos yıllardan beri federal çözümün Kıbrıs Helenizmi'nin baştan aşağı yıkımı olduğuna Rumları inandırmaya çalışıyordu. Şimdi herhalde Deccal'ın borusunun öttüğünü haykırıyordur.
Yunanistan'da PASOK'un eski dışişleri bakanı Pangalos, Annan planının
"Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini baltalamak için hazırlanmış ve en çetrefilli zihinlerin bile doğru dürüst işlemesini öngöremeyeceği, canice bir plan" olduğunu iddia ediyor. PASOK'un diğ
er milliyetçileri, Kıbrıs sorununun çözümünün değil, Kıbrıs'ın aralık ayında AB'ye girmesinin tek anlamlı gündem olduğunu savunuyorlar. Yunan Komünist Partisi de bu milliyetçi şahlanışta geride kalamazdı. Önerilen yol haritasının "hiçbir şekilde kabul edilemez" olduğu gerekçesiyle, yegane meşru girişimin BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kararlarını uygulamak olduğu tezini sayıklayarak, Atina'da yürüyüş düzenliyor.

Türk ve Yunan şahinleri korosu
Soysal, Gürel, Denktaş ve UBP, Hirisostomos, Pangalo
s ve PASOK şahinleri, Yunan Komünist Partisi ve Kıbrıs Rum kesiminin diğer şahin milliyetçileri, koro halinde Annan planının kabul edilemez olduğunu haykırıyorlar. İlginç bir manzara! Baykal'ın, dayanamayıp buna katılmaması şaşırtıcı olurdu. Hazret, "Annan çözümü, Türk toplumunu kendi iç tevarüsünden uzaklaştırmaya yönelik ve ileride çok ciddi sıkıntılara yol açabilecek bir nüfus yerleştirme politikasıdır; toprak konusundaki haritalar kesinlikle kabul edilemez" diyerek, korodaki eksik sesi tamamladı.
Anna
n planı, çok detaylı, teknik ve uzun yıllardan beri taraflar arasındaki
görüşmelerin, varılan ama uygulanmayan anlaşmaların (örneğin 1977 Makarios-Denktaş anlaşması), karşılıklı sunulan önerilerin (haritalar dahil) bir sentezini oluşturuyor. Planın bilinm
esini pek istemeyen Türk tarafının şahinlerinin tersine, Cumhuriyetçi Türk Partisi İngilizce orijinalini, haritaları ve planın önemli bölümlerinin Türkçe tercümelerini sitesinde yayımladı (www.ctpkibris.org). Ayrıca, Denktaş ve çevresinden farklı düşünen CTP, YBH ve TKP gibi Kıbrıs Türklerinin partileri Annan planı hakkındaki son derece olumlu bir tavır içindeler. Baykal'ın KKTC'de kendine yakın gördüğü partiler, anlaşılan bunlar değil, UBP!
Annan planı, özetle, toprağa karşı anayasal haklar anlaşmasıdır.
Kenan Evren'in kabul ettiği gibi, pazarlık sırasında "fazladan" alınan toprakların bir kısmının verilmesi karşılığında, KKTC'de bugün yaşayan herkesin, yani Türkiye'den yerleşenlerin de meşruiyet kazanmasını sağlıyor. Gali Fikirler Dizisinde, Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği
"yüzde 29+" formülüne çok yakın bir paylaşımı, yüzde 28.6'yı öneriyor. Gali döneminde Türk tarafı, o dönem önerilen yüzde 28.2'nin görüşülebileceğini ifade etmişti. Bu durumda, UBP ve Soysal'ın iddia ettikleri gibi, göçmen sayısı 60
bin değil, 30 bin civarında olacak. Bunların yeniden yerleşimi elbette bir sorun ama çözülmeyecek kadar büyük değil.
İki kurucu devletin ortak iradesiyle kurulan bir ortak devlet formülü, adı konmasa da, yakın zamana kadar federasyoncu olup, sonra çıtayı
yükseltip, esnek konfederasyoncu olan resmi Türk tezinin taleplerini yerine getiriyor. Kurucu iki devletin ayrı bayraklarının, milli marşlarının, polis gücünün olduğu, ortak devletin de ayrı bayrağı, milli marşı ve polis gücünün olduğu bir yapı öneriliyor.
Simitis ve Papandreu, Kıbrıs devletinin lağvedilip yerine yeni bir devlet kurulduğu ithamıyla kendilerine saldıran sol ve sağ milliyetçi şahinlere karşı, "yeni bir devlet kurulmadığını, Demokratik Kıbrıs Cumhuriyeti"nin değiştiğini ifade ederken, elbette
inandırıcı olmakta zorlanıyorlar. Annan planı, her ne kadar bunun yeni bir devlet olmadığını belirtse de, isminden, bayrağına, milli marşına, anayasasına ve tüm kurumlarına kadar değişen bir devletin ne kadar eskisinin devamı olacağını tahmin etmek zor değil.
Birinde iki cemaatin eşit oranda temsil edildiği, iki meclisli bir parlamento, iki'si Türk altı kişiden oluşan ve onar aylık sürelerle başkanlığın aralarında döndüğü bir başkanlık konseyi. Konseyde dört Rum'un evet demesi karar almaya yetmiyor. İki T
ürk'ten birinin de kararı kabul etmesi gerekiyor. Annan planının ilginç yanlarından birisi, Rum mültecilerin Kuzey'e dönme haklarını kabul edip, uygulamada bunun simgesel kalmasına özen göstermesi. KKTC tarafına Rum göçmenlerin geri dönme hakkını, her yıl o yerleşimdeki Türk nüfusunun yüzde 1'i ile sınırlayan, ayrıca 20 yıl sonra Kuzey'deki nüfusun en fazla yüzde 20'sinin Rum olmasına izin veren, bir gerginlik boşaltma önlemi bu. CTP başkanı Mehmet Ali Talat'ın ifade ettiği gibi, bu kısıtlar içinde "kuzeye onbinlerce Rum'un geleceği propagandasını yapmak kışkırtma yapmaktan başka birşey değil".
Yunan ve Kıbrıs Rum tarafını en çok endişelendiren, Annan planının her durumda, Kıbrıs'ın AB'ye giriş antlaşmasının "mütemmim cüzü" olacağını anlamış olmaları. Bu ne
denle, Tayyip Erdoğan'ın, çarşamba günü, Türk resmi tezini revize ederek, "Kafamızı kuma gömmeyelim; AB, AGSP ve Kıbrıs tek bir paket olarak ele alınabilir" demesi de, taşların sadece Kıbrıs konusunda değil, çok daha radikal biçimde oynadığı ve yerli yerine oturabileceği işaretini veriyordu. Bu durumda, 12 Aralık'a kadar anlaşma olmasa, 2003 Nisan'ında Kıbrıs'ın AB üyeliği anlaşması imzalanmadan önce, Annan planının sonuçlandırılması da mümkün.