AB Komisyonu Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Büyükelçisi Andriaan Van Deer Meer ile röportaj
Müzakerel
er başlamalı!.. Son tarih Mayıs 2004!
MÜZAKERELERİN YENİDEN BAŞLAMASI!
BM Genel Sekreterinin Güvenlik Konseyine sunacağı raporu bekliyorum. Bütün olayları ve dolayısıyla sorumluluğun kime ait olduğunu da biliyoruz. Müzakerelerin en erken zamanda yeniden başlamasını umut ediyoruz
GİRNE AB KENTİ Mİ?
Pek tabii Girneyi AB kenti olarak kabul ediyorum ve bunu özellikle Kıbrıslı Türklere açıkça belirtmek istiyorum. Ancak görüşüme göre durum böyle olmayacak. O zamana kadar çözüm olacağını umarım.
ASKER SAYISI KABUL EDİLEMEZ!
Adada mevcut olan gerçekleri biliyoruz. Annan Planını çok iyi biliyoruz. Planı kabul ediyoruz. Ancak kabul edemediğimiz, adanın Kuzey kesiminde bu kadar çok sayıda askerin bulunmasıdır
SON TARİH 2004
Kıbrıs 16 Nisanda değil de tam olarak 1 Mayıs 2004de katılacak. Ancak 16 Nisanda Kıbrıs ile AB arasındaki hukuki sorumlulukların farklı bir şekil alarak daha yakın olacağını inkar etmiyorum. Şu anda üye adayı bir ülkedir
KUZEYE YARDIM PAKETİ
Kopenhag doruğu kuzey için bizden bir önlemler paketi ortaya koymamızı istedi. Hala daha bu paketi nasıl şekillendireceğimizi düşünüyoruz. Yardım gönderme yanında ticaret meselesi de bulunuyor ve pek tabii sorun iki toplumu yeniden nasıl birleştireceğimizdir
Güneyde yayınlanan Politis gazetesi AB Komisyonu Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Büyükelçisi Andriaan Van Deer Meer ile yaptığı söyleşiye yer verdi.
Söyleşide Irak savaşına da değinen Büyükelçi Meer, bu savaşın ABın birliği ve genişlemesini etkilemeyeceği görüşünü belirtti. Söyleşinin Türkiye ve Kıbrıs konusuyla ilgili bölümleri şöyle:
Soru:-Türkiyenin izlediği tutum AB gidişatını herhangi bir şekilde etkiliyor mu?
Yanıt:-Türkiyede çok farklı değişikliklere tanık olduk. İlk başta Kürt partisinin yasaklanmasını gördük ve bu da AB tarafından olumsuz şekilde karşılandı. Bunun yer almayacağını umardık. İkincisi; insan haklarının, uygulanması gerektiği düzeyde uygulanmadığını görüyoruz. Üçüncü olarak ise, tam zıt frekanstaki bir gelişme; demokratik prosedürler ve parlamento kararının bir sonucu olarak ABDye yardım etmeyi reddetmesi
Buna saygı duyuyoruz. En son dikkatimizi çeken husus Kuzey Iraka Türk askerlerin gönderilmesi ihtimalidir. Eğer Türkiye Kuzey Iraka asker gönderirse, bu bizim istemediğimiz birşeydir ve AB buna iyi gözle bakmayacak, bunu hiçbir durumda kabul etmeyecektir. İlgili komiser bu konuda demeç verdi ve Türkiyeden asker göndermemesini istedi.
Soru:-Laheyde olanları dikkate alarak Kıbrıs sorununa gelelim. Kıbrısın ABa kesin üye olacağı 2004 Mayıs ayına kadar sorunların ortaya çıkması olasılıkları var mı?
Yanıt:-Hayır, hiçbir durumda
Tutumumuzu gayet iyi biliyorsunuz. Atina sözleşmesinin imzalanmasından önce Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasından dolayı hayal kırıklığı içindeyiz. Şimdi BM Genel Sekreterinin Güvenlik Konseyine sunacağı raporu bekliyorum. Bütün olayları ve dolayısıyla sorumluluğun kime ait olduğunu da biliyoruz. Müzakerelerin en erken zamanda yeniden başlamasını umut ediyoruz. Ancak şuna inanıyorum ki, müzakerelerin yeniden başlaması için tek neden, somut bir sonucun elde edilmesi olmalıdır. Benim beklediğim; Kıbrıs hükümetinin 16 Nisanda yapacağı bir açıklamayla Annan Planına dayalı bir çözüm bulunması için müzakereler yapılması konusundaki taahhüdünü dile getirmesidir. Böyle bir durum bütün AB üyeleri ve bizzat Türkiye için de iyi bir hareket olur.
Soru:-Bir açıklamadan söz ettiniz. Ancak Annan Planının AB katılım belgesine dahil edilmesi yönünde sesler işitiliyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?
Yanıt:-Bu fikir ilgi çekicidir, ancak hukuki açıdan mümkün değildir. Yaptığımız şudur; bütün hukuki çerçeveleri hazırladık. Şöyle ki; soruna çözüm bulunabilirse yeniden birleşmiş bir Kıbrıs başından beri ortaya koyduğumuz prensiplere dayalı olarak çok süratli bir şekilde ABa girebilsin. AB, bir çözüme engel olmayacak, ancak AB ilkelerine dayanmayan bir çözümü de kabul etmeyecektir. ABa bütün Kıbrıs katılacak ve maalesef çözüm bulunana kadar AB muktesebatının Kuzey kesimde uygulanmasını askıya alacağız.
Soru:-Bu, 16 Nisandan sonra meydana gelecek birşey mi?
Yanıt:-Kıbrıs 16 Nisanda değil de tam olarak 1 Mayıs 2004de katılacak. Ancak 16 Nisanda Kıbrıs ile AB arasındaki hukuki sorumlulukların farklı bir şekil alarak daha yakın olacağını inkar etmiyorum. Şu anda üye adayı bir ülkedir. 16 Nisanda ise nihai hedef olarak 1 Mayıs 2004 olmak üzere katılım sürecine girmiş olacak.
Soru:-Soruyorum, çünkü halk şu soruya cevap arıyor: eğer çözüm olmazsa Lefkoşa AB kenti olacak ve Girne olmayacak mı?
Yanıt:-Pek tabii Girneyi AB kenti olarak kabul ediyorum ve bunu özellikle Kıbrıslı Türklere açıkça belirtmek istiyorum. Ancak görüşüme göre durum böyle olmayak. O zamana kadar çözüm olacağını umarım.
Soru:-Verheugen 16 Nisan sonrası Türk ordusunun Avrupa toprağını işgal eden bir orduya dönüşeceğini açık bir şekilde dile getirdi. Uygulamada bu nasıl yorumlanır?
Yanıt:-Verheugen iki şey söyledi. Bunlardan birincisi şudur: eğer Türkiye AB üyesi ülkelerin birini tanımıyorsa, AB üyesi ülkelerinden tam üyelik görüşmelerinin başlamasını istediğinde, bu nedenle çok zor durumda kalacaktır. İkinci ve önemli demeci ise, AB üye adayı bir ülkenin, AB üyesi bir ülke toprağında (kendi iddiasıyla) işgal ordusu bulunduruyor olmasından dolayı çok zor durumda kalacağını söylemesidir. Bunun ötesinde yer almasını istediğim, asker sayısında çok önemli azaltmaya gidilmesidir. Adada mevcut olan gerçekleri biliyoruz. Annan Planını çok iyi biliyoruz. Planı kabul ediyoruz. Ancak kabul edemediğimiz, adanın Kuzey kesiminde bu kadar çok sayıda askerin bulunmasıdır. Geleceğe bakmak ve geçmişin politikalarına dönmek istemiyoruz. Bundan dolayı bu askerlerin varlığına gerek olmadığı inancındayız.
Başka soruları yanıtlayan Meer, Kıbrıslıların eğitim düzeyinin yüksek olmasına karşın geçmişe bakan bir halk olduğunu, ancak geçmişin sorunlarının aşılması gerektiğini söyledi.
Büyükelçi Meer, Rum Yönetiminin Türk toplumuna yönelik açılımlarının ne olduğunu bilmediğini, bunun AB girişimi olmadığını da anlattı ve şunları söyledi:
Kopenhag doruğu kuzey için bizden bir önlemler paketi ortaya koymamızı istedi. Hala daha bu paketi nasıl şekillendireceğimizi düşünüyoruz. Yardım gönderme yanında ticaret meselesi de bulunuyor ve pek tabii sorun iki toplumu yeniden nasıl birleştireceğimizdir. Bu konuda oldukça iş yapmış bulunuyoruz. Lefkoşanın bütünü ile ilgili plandır; sendikal örgütlerin toplantıları ve saireler. Güvenlik Konseyinde konunun nasıl kararlaştırılacağını da görmeyi bekliyoruz. Pratik sorunlardan biri, kuzey kesimini ziyaret etmemizin kolay birşey olmamasıdır ve bu tek başına bize sorun yaratıyor. Yapmaya çalıştığımız rejimi tanımaktan kaçınmaktır. Ancak diğer taraftan iki toplumun yakınlaşmalarını amaçlıyoruz.
YENIDUZEN 31/03/2003
Güneyde
Türkçe seferberliği!
POLİTİS gazetesi, Güney Kıbrısta Türkçe öğrenme talebinin, Kıbrıs sorununda son yıllarda meydana gelen gelişmeler nedeniyle arttığını bildirdi.
Halk eğitim merkezlerinde Türkçe öğrenmek isteyenlerin oranının %35 arttığını yazan gazete, 2001-2002 okul döneminde, Limasolda, Türkçe öğrenmek isteyen 37 kişi için 3 sınıf, 2002-2003te ise 52 öğrenci için 4 sınıf açıldığını bildirdi. Gazete, Türkçe öğrenen bazı Rumların görüşlerine yer verdi ve şunları yazdı:
Yorgos İkonomides rehberdir ve Pileyi ziyaretinde öğrendikleriyle Kıbrıslı Türklerle iletişim kuruyor. Yorgos Antoniu, Türk mallarının yönetilmesiyle ilgili dairede çalışıyor ve Türkçeyi işi için kullanıyor. Varnava Kontu gazetecidir ve mesleği için Türkçe öğreniyor.
YENIDUZEN 31/03/2003
DENKTAŞ: ARAMIZDA EĞİTİMLİ ŞEBEKE VAR
İnternetten alınmış ve bunların kimlerle temas ettiklerini ve paraları kimlerin verdiğini açıklayan bilgiler getirdiler
"Internette kim nedir, kim kiminle
irtibat halindedir hepsi artık ortaya çıkmaya başlamıştır
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde devleti yok etmek için büyük çaba harcayan ve bütün direktifleri Rum tarafından alan çok iyi eğitilmiş bir şebeke bulunduğunu söyledi
.
Denktaş, İçimizde hakikaten eğitilmiş bir şebekinin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır. Bu, devleti tanımamak ve yıkacaklarını söylemek noktasına kadar gelmişse, o zaman herkesin uyanması ve herkesin ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bizi nereye getirmek istiyorlar diye sorması lazımdır dedi.
Denktaş, tarafların üzerinde henüz mutabık olmadığı Annan planını, ya BM Güvenlik Konseyi kararının bir parçası haline getirmek ya da Rumları, Avrupa Birliğine alacak anlaşmalara eklemek çabası içerisinde olanlar bulunduğuna da işaret ederek, Bugün bana gelen internetlerden bunun yapılması direktifinin varolduğunu gördüm. Bu tarafa, Rum tarafından talimatlar geliyor ve bu talimatlara göre hareket ediyorlar dedi.
Benim temennim, Rumlarla devamlı temas halinde olan, işbirliği içinde olan; bugün bana, şöyle şu kadar, internetten alınmış ve bunların kimlerle temas ettiklerini ve paraları kimlerin verdiğini açıklayan bilgiler getirdiler. Hayretler içinde kaldım diyemem, çünkü bunun böyle olduğunu zaten biliyordum, ama içimizde hakikaten eğitilmiş bir şebekenin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır. Bu, devleti tanımamak ve yıkacaklarını söylemek noktasına kadar gelmişse o zaman herkesin uyanması ve herkesin ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bizi nereye getirmek istiyorlar? diye sorması lazımdır.
Cumhurbaşkanı Denktaş, tarafların üzerinde henüz mutabık olmadığı Annan planını, ya BM Güvenlik Konseyi kararının bir parçası haline getirmek ya da Rumları Avrupa Birliğine alacak anlaşmalara eklemek çabasına da değinerek, şöyle konuştu:
Bugün işte gelen bu internetlerden bunun yapılması direktifinin de varolduğunu gördüm. Bu tarafa, Rum tarafından talimatlar geliyor böyle ve bu talimatlara göre hareket ediyorlar. Talimatlar hep Rum tarafından geliyor. Bu çok ilginçtir, çok göz açıcıdır. Biz artık bu kadar kendimizden geçmişsek, Rumun hala milli davasından vazgeçmediğini anlamamışsak ve Avrupa Birliğine girmelerinin nedeninin, Türkiyeyi adadan çıkartmak, bizi de azınlık olarak peşlerinden sürüklemek olduğunu hala anlamamışsak, tabiatıyla çok zor durumda oluruz.
HALK ARTIK UYANDI, ÇOK MÜTEŞEKKİRİM
Konuşmasında, Internette Rum dostlarıyla birleşerek halkımızı kandırma teşebbüsünden artık vazgeçilsin şeklinde çağrıda da bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın artık uyandığını söyledi.
Halka müteşekkir olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ben halkımı bilerek bu yolda yürüdüm. Ona güvenerek bu yolda yürüdük ve bu güvenin yerinde olduğu, devam ettiği görülmektedir. Onun için yolumuza devam edeceğiz. Anavatan da aynı şeyleri söylemektedir, onun için kimse kimseyi kandırmasın dedi.
HALKI KANDIRMA İMKANINI, GÜCÜNÜ NEREDEN BULUYORLAR?
Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın kurduğu devletin yine halka yıktırılmak istendiğini belirterek, kurulan devletin onu kuranların yanında bütün gelecek nesillerin de devleti olduğunu, bu bilinçle devlete saygılı olmak gerektiğini kaydetti.
Denktaş, Bunları görüyoruz, hayretler içerisinde halkımıza bakıyoruz. Bu halkın küçük bir kısmını olsa dahi bu kadar kandırmak imkanını, kuvvetini, gücünü nereden buluyorlar diye düşünüyoruz. Ama çıkıyor yavaş yavaş. O kadar güçlendiler ki
Internette kim nedir, kim kiminle irtibat halindedir hepsi artık ortaya çıkmaya başlamıştır dedi.
Halktan serinkanlı olmasını isteyen Denktaş, Devletinize dört elle sarılın. Ekonomik sorunlar zaman içinde halledilir ve halledilecektir. Anavatandan ayrı yola gitmek deliliktir ve gelecek nesillere karşı işlenecek en büyük suçtur şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, ABD Büyükelçisinin açıklamasına ilişkin değerlendirmesinin CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer tarafından TC Lefkoşa Büyükelçisinin Bakanlar Kurulunu ziyaretine atıfta bulunarak demagojik şekilde eleştirildiğini de
söyledi.
ANNAN PLANININ ÜYELİK ANLAŞMASINA EKLENMESİ
Annan planının AB anlaşmasına eklenmesi yönündeki girişimlerin hatırlatılması üzerine Denktaş, Bu büyük bir saçmalıktır. Rum tarafı da bunu istemiyor. İki taraf arasında bu plan hakkında bir mutaba
kat yok" dedi.
Amacın planı zorla kabul ettirmek olduğunu vurgulayan Denktaş, Tamamlanmamış, eksik, aksak planı ya Güvenlik Konseyi kararına eklesinlermiş ya da ABa girme anlaşmasına eklesinlermiş. Akıllı adamlar sorar evvela; bu referandumdan geçmiş, kabul edilmiş bir plan mı? Hayır. Her iki tarafın da rezervleri, şikayetleri vardır, değişiklik istemektedir şeklinde konuştu.
HALKIN SESI 01/04/2003
Gül perşembe günü KKTC`ye geliyor
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 3 Nisan Perşembe günü KKTC'ye geliyor.
A.A'nın haberine göre Gül, TC Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılırken basın mensuplarının sorusu üzerine, KKTC'ye perşembe günü gideceğini açıkladı.
Bu arada, TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Diriöz, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir soru üzerine, 'Çözümsüzlüğün çözüm olmadığı çeşitli vesilelerle açıklanmıştı. Annan Planı'nın başarısızlığı, gayretlerin sona ermesi anlamına gelmez. Türkiye de kendi çalışmalarını yapmaktadır' yanıtını verdi.
HALKIN SESI 01/04/2003
Denktaş
Ceberrut yönetimde kararlı!..
---------------------------------------
DENKTAŞIN CEBERRUT ISRARI... CTP Genel Başkanı Talatın ceberrut yönetimi değiştireceiz sözleri üzerine devleti yıkacaklar edebiyatı yapan Denktaş parti kapatmaya da heveslenirken, ceberut yönetimi sürdürmekte kararlı bir tutum izliyor. Peki ne demek bu ceberrut anlayış... Büyük Larousse Ansiklopedisi ceberrutu şöyle açıklıyor Aşırı ölçüde kendini beğenmişlik; kibirlilik, zalimlik..."
----------------------------------------
ŞEBEKE... Denktaş dün devleti yok etmek için büyük çaba harcayan ve bütün direktifleri Rum tarafından alan çok iyi eğitilmiş bir şebeke bulunduğunu iddia etti.
EĞİTİLMİŞ RUM DİREKTİFLİ ŞEBEKE... ...İçimizde hakikaten eğitilmiş bir şebekinin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır...
EROĞLUNUN DA DESTEKÇİLERİ VAR... Başbakan Eroğlu da Denktaş gibi destek turları kabul etmeye başladı Eroğlu dünkü açıklamalarında Denktaş gibi muhalefete çattı, verdi veriştirdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Eroğlu dün gün boyunca yaptıkları açıklamalarda muhalefeti çekiştirerek anlamsız suçlama ve iddialarda bulundu. İşte Denktaş ve Eroğlu dün gün boyunca yaptıkları açıklamalar...
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde devleti yok etmek için büyük çaba harcayan ve bütün direktifleri Rum tarafından alan çok iyi eğitilmiş bir şebeke bulunduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, İçimizde hakikaten eğitilmiş bir şebekinin, halkımızı kandırmak için büyük ve insafsızca bir mücadele verdiği artık açıktır. Bu, devleti tanımamak ve yıkacaklarını söylemek noktasına kadar gelmişse, o zaman herkesin uyanması ve herkesin ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bizi nereye getirmek istiyorlar diye sorması lazımdır dedi.
Denktaş, tarafların üzerinde henüz mutabık olmadığı Annan Planını, ya BM Güvenlik Konseyi kararının bir parçası haline getirmek ya da Rumları Avrupa Birliğine alacak anlaşmalara eklemek çabası içerisinde olanlar bulunduğuna da işaret ederek, Bugün bana gelen internetlerden bunun yapılması direktifinin varolduğunu gördüm. Bu tarafa, Rum tarafından talimatlar geliyor ve bu talimatlara göre hareket ediyorlar dedi.
Kıbrısa barışın 1974 Mutlu Barış Harekatıyla geldiğini, adada eksik olanın sadece iki taraf arasında bir uzlaşma yaratmak olduğunu da belirten Cumhurbaşkanı, Bunun için de şartımız var. Şartımız, eşitliktir, herkesin bizi eşit olarak görmesi ve muamele etmesidir, egemenliğimizin tanınmasıdır. Egemenliğimiz tanınmazsa statümüz yoktur demektir diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş bu yöndeki açıklamayı, dün Gönyeliden temsili bir heyeti kabulü sırasında yaptı.
Cumhurbaşkanı, Şartımız, eşitliktir dedi ve şöyle devam etti:
Sadece Rumun bizi eşit olarak kabul etmesi değil, herkesin bizi eşit olarak görmesi ve muamele etmesidir, egemenliğimizin tanınmasıdır. Egemenliğimiz tanınmazsa statümüz yoktur demektir ve Annan Planında olduğu gibi, bir anayasal şemsiye altında bir hükümet kurup, bu hükümette çoğunluğun ağırlığıyla yola devam etmek demek zaman içerisinde Avrupa Birliği normları diye diye bize verilen hakların da erezyona tutulması demektir.
Rumun bu plana ihtiyacı yok. Bu plan kim ne derse desin, bizim statümüzü Rum cumhuriyetinde tespit eden bir plandır. Bizi o şekilde oraya soktumuydu, artık geri dönüş yoktur, eriyiş vardır.
ABye girmek istiyormuş ama...
Avrupa Birliğine girmek istemiyor muyuz? İstiyoruz, ama statümüzle girmek istiyoruz.
Avrupa Birliği madem ki bizi istiyor, evvela direk olarak bizi karşısına alsın, yardım etsin, ekonomimizi dengelesin, egemenliğimizin kabuluyle siyasi dengeyi kuralım, ondan sonra tabiatıyla Avrupa Birliğine girilir.
Yani Rumlarla anlaştıktan sonra Avrupa Birliğine gireceksek dahi, bizim yıllarca sürecek deregasyonlarımız lazımdır, kendimizi koruyabilmemiz için, ekenomimizi eşitleyerek, Rum ekonomisinin bizi silip süpürmemesi için
Talata çattı
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, devletin var olduğunu ve var olmaya devam edeceğini vurgulayarak devletle kimsenin oynamaması uyarısında bulundu.
Denktaş, Devlet yoktur, egemenlik yoktur diye Rumlarla birleşilerek yazılar yazılmaktadır. Ceberrut devleti devireceğiz, yok edeceğiz diye bir parti lideri beyanatlar vermektedir
. Hükümetlerle, partilerle, parlamentolarla işiniz varsa bunları söyleyiniz, tenkit edin, bunlarla uğraşın ama devletle uğraşmak, devleti yok edeceğiz demek suçtur dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş,dün İsrail Büyükelçisi Michael Eligal ile de biraraya geldi. 45 dakika süren görüşme sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Denktaş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulosla biraraya geleceği iddialarının doğru olmadığını söyledi.
Talimatlar alıyorlar
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, devlet ve kendi aleyhinde yürütülen propaganda çalışmalarının kimlerden emir alınarak, hangi programlar çerçevesinde yapıldığını Internette tespit ettiklerini söyledi. Denktaş, şöyle devam etti:
Önümde, İnternetten, kaç örgütümüzün nerelerde Rumlarla neler yaptığını ve hangi programlar çerçevesinde kimden emir alarak şişelere mesaj koyup, balon uçurduklarını, ateş yaktıklarını görüyoruz. Bu artık ayıp hale geldi. Rum tarafından şifreli mesajlarla talimatlarını alıyorlar ve bu yolda gözleri kapalı halkımızın karşısına geçip milli dava müdafaa ederlermiş gibi bir poz içerisinde gençlerimizi kandırma yolunda yürüyorlar.
Halkın kurduğu devleti halka yıktıracaklar
Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın kurduğu devletin yine halka yıktırılmak istendiğini belirterek, kurulan devletin onu kuranların yanında bütün gelecek nesillerin de devleti olduğunu, bu bilinçle devlete saygılı olmak gerektiğini kaydetti.
Denktaş, Bunları görüyoruz, hayretler içerisinde halkımıza bakıyoruz. Bu halkın küçük bir kısmını olsa dahi bu kadar kandırmak imkanını, kuvvetini, gücünü nereden buluyorlar diye düşünüyoruz. Ama çıkıyor yavaş yavaş. O kadar güçlendiler ki
Internette kim nedir, kim kiminle irtibat halindedir hepsi artık ortaya çıkmaya başlamıştır dedi.
Halktan serinkanlı olmasını isteyen Denktaş, Devletinize dört elle sarılın. Ekonomik sorunlar zaman içinde halledilir ve halledilecektir. Anavatandan ayrı yola gitmek deliliktir ve gelecek nesillere karşı işlenecek en büyük suçtur şeklinde konuştu.
Eroğlu da destek turları kabul etmeye başladı!
Gönyeliden belediye başkanlığı, muhtarlık, spor klübü, avcılar birliği, okul aile birliği, UBP Örgütü ve DP Örgütü ile halkı temsilen bir grup Başbakan Derviş Eroğluna da destek belirtti.
Heyete hitaben konuşan Eroğlu, Gönyeli halkının bu destek beyanının kendisini çok mutlu ettiğini ifade ederken bunun gerek moral gerekse kamuoyuna vereceği mesaj açısından önemini vurguladı ve konuklarına teşekkür etti.
Annan Planı lehine eylemler yapılmasını ve halkı planı destekleyen ve desteklemeyen diye cephelere ayırarak olayları daha da ileri götürmeye çalışıldığını iddia eden Eroğlu,
Halbuki bu zamanda en fazla ihtiyacımız olan şey birlik ve beraberliktir. Dışa karşı birlik, beraberlik içinde olmak, içteki barışı bozmamak; içte cepheler yaratarak karşı tarafa fırsatlar vermemek gerektiği bir zamanda, maalesef bu cepheleşmeyi ileri götürmeye, insanlarımızı birbirine karşı duruma sokmaya çalışanlar var şeklinde konuştu.
CTP ve TKP halk değil!
Halk iradesini kayıt altına alma adı altında yapılan eylemleri de eleştiren Başbakan, halkın sadece CTP, TKP veya bazı sendikalara bağlı kişiler olarak görülmesinden daha büyük bir hata olamayacağını ifade ederek şöyle dedi:
Halk hepimiziz, bu ülkede yaşayan herkes bu ülkenin insanı ve halkıdır. Dolayısıyle halk karar verdi diyerek kamuoyunu ve dış dünyayı yanıltmaya gerek yoktur. Neticede demokratik, parlamenter sistem içerisinde değişik görüşler, değişik parti çatıları altında bulunurken elbette değişik görüşleri savunanları da halk değilmiş gibi, dünya kamuoyuna göstermek kadar büyük hata olamaz."
Annan Planının iyi tarafı yoktur
Bu arkadaşlar, özellikle CTP, TKP ve onlarla işbirliği içerisinde olan bazı sendikalar ile bazı iş çevreleri, kendi görüşlerini ve Annan Belgesinin kendilerine göre iyi tataflarını -ki bana göre yoktur iyi tarafı- ileri sürerek tansiyonu yüksek tutmak ve bu tansiyonu 2003 yılının Aralık ayında yapılacak seçimeler kadar canlı tutmak maksadındadırlar. Yoksa, Kıbrıs Türkünün hayrına olmayacak bir anlaşma olduğunu herhalde bu arkadaşlar da biliyor ama olayı politikaya ve seçimlere taşıma niyetinde oldukları için Annan Belgesinin halen var olduğunu ve AB metinlerine ilave edilmesine çalışmaktadırlar. Yani tamamen politiktir. Bir zümreyi ayakta tutup o zümreyi oy olarak sandığa taşıma düşüncelerinden başka bir şey değil.
Denktaşın kabulleri tüm gün devam etti....
Cumhurbaşkanı Denktaş dünkü başka bir kabulünde de açıklamalarda bulunarak muhalefete çattı...Annan Planında eksikler ve aksaklıklar bulunduğunu ve bu nedenle yürümediğini kaydeden Denktaş şöyle devam etti:
Her iki taraf da bunu kabul etmedi ama suçu bize yüklemek için yarış var her tarafta..Bu yarışı destekleyen ve besleyen içimizde bazı muhaliflerimiz de bulunuyor. Zararı yok biz bunları çok yaşadık. Birçok kağıt bundan evvel de önümüze konmuştu. Şimdi geriye baktığımızda, bunları imzalasaydık ne olurdu diye düşündüğümüzde hiç de iyi olmayacağını görüyor ve anlıyoruz
"Türkiyeyle birlikte yürüyoruz"
Cumhurbaşkanı Denktaş başka bir soru üzerine uluslararası mahkemelerin siyasi kararlar verdiğini belirterek buna Loizidu davasını örnek gösterdi.
Siyasi hakların siyasi kararlılık ve halkın dinamizmiyle korunabileceğini vurgulayan Denktaş, Bunu ispat ettikten sonra ABın mahkemesine veya divanına gidilir. Ama esas halkın kararlılığıdır.. dedi.
Bir iki gösteri yapıldıktan sonra Halkın sesine kulak verin dendiğini anlatan Denktaş, onun üç misli yapılan gösteri konusunda ise halkın sesini dinlemekgereği duyulmadığını söyledi. ..İşlerine geldiği gibi..Onun için bütün mesele kararlılıktadır, heyecandadır ve ne yaptığımızı bilmektedir diyen Denktaş, Allaha çok şükür ne yaptığımızı bilerek Türkiyeyle birlikte yürüyoruz.. şeklinde konuştu.
Türkiye ile KKTCnin arasını bozmak için çeşitli girişimler yapıldığını ve bunun durdurulması gerektiğini de vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bunun yavaş yavaş anlaşılmakta olduğunu kaydetti.
YENIDUZEN 01/04/2003
İşte Serdar Denktaşın
Acil Eylem Planı
Demokrat Parti(DP) Serdar Denktaşın talimatıyla oluşturulan bir ekibe hazırlattığı Acil Eylem Planını pişirerek Bakanlar Kuruluna sunmaya hazırlanıyor. YeniDÜZEN, Serdar Denktaşın Acil Eylem Planını ele geçirdi. 9 sayfalık planı bugün yayımlıyoruz
Annan Planına karşı çıkan Serdar Denktaşın, acil eylem planında Annan Planındaki unsurları ön plana aldığı dikkat çekiyor. UBPnin Atılım ve Açılım Paketine karşı DPnin Acil Eylem Tasarısı, Bakanlar Kurulunun program görüşmelerinden haftalardır bir sonuç çıkmamasında başlıca etken...
Hem UBPnin hem DPnin planlarında kaynak sıkıntısı dikkat çekerken, her iki plan da Kıbrıslı Türklerin toplumsal kurtuluşunu ve uluslararası anlamda bir kimlik sahibi olmasını içermiyor. İki planın da ortak hedefi, halk nezrinde kaybedilen itibarın geri alınması...
Planda KKTCnin serbest bölge ilan edilmesi, AB dışı ülkelerden ithalat teşvik edilmesi, askeri kantinlere sivillerin girişinin yasaklanması, kamuya istihdamın durdurulduğunun açıklanması, Türkiyeden gelecek işçilerin Mersinde çalışma izni aldıktan ve otel rezervasyonu yaptırdıktan sonra adaya gelmesi, askerliğin 8 aya indirilmesi, Üniversitelerin YÖK kapsamında çıkarılması gibi öneriler var
Plan Başkanlık Sistemini de gündeme getiriyor, statükonun devamı için yeni bir kapı açmaya çalışıyor. KKTC Vatandaşlığı dağıtımının
durdurulması, TC Yardım Heyetinin kaldırılması gibi ifadeler içeriyor. Plandaki TC-KKTC nin alışageldik hiçbir yaklaşımının izi bu çalışmalara yansımamalıdır cümlesi de dikkat çekiyor.
** Rum tarafına geçişler ve gelişler üç giriş kapmızda da kimlik veya yabancılar için pasaport ibraz etmek kaydı ile tamamen serbest bırakılmalıdır. Kişilerin yanlarında belli miktarda ve ticari maksat dışında mal geçirmelerine göz yumulmalıdır.
İşte Serdar Denktaşın Acil Eylem Tasarısı
KKTC için hazırlanacak olan herhangi bir ekonomik programın başarısı için öncelikle TC. Hükümetinin açık desteği şarttır. Bu nedenle program Sivil Toplum örtütlerimizle istişare edilerek son şekli verildikten sonra, TC. Hükümetinin onayına sunulmalı, gerekli kaynak desteği sağlanmalı, paket bir bütün olarak hiçbir şekilde açıklanmadan uygulamaya konmalıdır.
Kaynak gerektirmeyen kısımlar kararlılıkla icraata sokulmalı ve parça parça uygulanmalıdır. Kaynak gereksinimi olan kısımlar ise ilgili çalışmaların tamalanmasından sonra, ayni anlayışla parça parça uygulamaya konmalıdır.
Ekonomi Politikaları:
Ticaret:
KKTC serbest ticaret bölgesi ilan edilerek tarımsal ve hayvansal ürünler ayrıca yerli sanayi ürünlerin dışındaki tüm ürünlerin fon ve vergileri hemen sıfırlanmalıdır. Ayrıca belli ürünlerde (beyaz ve kırmızı et, patates vs.) ithalata uygulanan yasaklamalar kaldırılarak bu sektörler de rekabete açılmalıdır.
Bunun karşılığında KDV. Oranları gözden geçirilerek dengelenmelidir.
Kurumlar vergisi meslek vergisi konumuna çevrilerek her meslek grubu için Euro bazında sabit vergi sistemi geliştirilmelidir.
Özellikle AB dışı ülkelerden ithal edilecek malların tüm rıhtım harç ve vergileri en alt düzeye çekilerek AB dışı ülkelerden ithalat teşvik edilmeli, Türkiye ve AB ülkelerine nazaran daha ucuz bir pazar yaratılmalıdır.
Belirlenmiş ürünler dışında kalan yerli üretim çeşitleri fonlarla korunmak yerine üretim verimliliği ve kalite bazında doğrudan teşviklendirilmeli böylelikle hem ayni ürünün pazarımızda ucuz satışı sağlanmalı hem de yerli üretici mağdur edilmemelidir. Ancak hedef tam serbest bir piyasadır. Dolayısıyle bugün itibarı ile korunmaya devam edilecek sektörlere önümğzdeki 10 yıl için program hazırlanmalı ve kademeli olarak kendilerini hazırlamaları sağlanmalıdır.
Belirlenmiş sektörlerdeki yerli sanayi ürünlerine yönelik olarak askeri birliklerde olduğu gibi KDV oranı sıfırlanmalıdır.
Acente Yasası süratle yeniden düzenlenerek yarattığı tekelci zihniyet ortadan kaldırılmalıdır.
Askeri Ordu Pazarına ve Askerler tarafından çalıştırılan alış veriş yerlerine,TSK muharip mensupları dışında emekli TSK. mensupları dahil hiçbir sivile giriş izni verilmemelidir. Bu sağlanamazsa bu yerler kapatılmalıdır.
Tüketiciyi Koruma Yasası, Rekabet Yasası, Anti-Tröst, Anti DampingYasası süratle hazırlanarak uygulamaya konmalıdır.
Tüm banka borçları yeniden düzenlenerek fazladan alınan faizler borçlardan silinmeli, haciz konumunda bulunan borçlara her yıl %20 si ödenmek koşulu ile zaman tanınmalı, ödenemeyecek durumdaki borçlar kişinin malı serbest satışa sunularak veya takasına imkan verilerek kapatılmalı, kapanmayan kısmı zarara eklenmelidir. Bununla ilgili kaynak sağlanarak Mali sektör yapısı bozulmamalıdır.
Kalkınma Bankası borçları borcun alındığı orijinal tarih itibarı ile dövize çevrilmeli üstüne %10 faiz eklendikten sonra sıfır faizle taksitlendirilmeli ve borç kapanıncaya kadar başka faiz işlenmemelidir. Taksit rakamları kişiye bırakılmalı, süre taksite göre ayarlanmalı ve buna rağmen ödeme yapılmaması halinde haciz yönüne gidilmelidir.
Öneri:
KKTC Kalkınma Bankası kredileriyle ülkeye yatırım yapmış girişimcilerin halen ödeme güçlüğü nedeniyle geriye dönüşünde sorun bulunan borçların yeniden yapılandırılmasına gidilmelidir. Bu maksatla aşağıdaki tedbirler alınmalıdır.
1-Kredi tarihi dikkate alınarak, ilk üç yıl ödemesiz süre olarak kabul edilecek ve krediler verildiği para cinsine bakılmaksızın amerikan dolarına çevrilecektir. Ödemesiz iki yıllık süre için faiz uygulanmayacaktır. Girişimcilerin KKTC Kalkınma Bankasına geri ödemekle yükümlü oldukları kredi miktarı bu suretle hesap edilen miktar olacak ve üçüncü yıldan itibaren yıllık yüzde üç faiz faktörü ile hesap edilecektir.
2-Girişimci borçların yeniden yapılandırılması sürecinde geri ödeme süresi karar tarihinden itibaren en fazla 10 yıl olarak değerlendirilecektir. Bu süre içinde borçlara yıllık yüzde üç oranında faiz uygulanacaktır.
3-Mevcut borçlarını en fazla iki yıl içinde geri ödemeyi taahhüt ederek ödeyen girişimcilere müracaatları ve projelerinin olumlu değerlendirilmesi halinde ödedikleri miktarın yüzde elli fazlasına kadar Amerikan doları bazında yeni yatırım veya işletme kredisi iki yıl geri ödemesiz, beş yıl süreli, yıllık yüzde iki faizli olarak verilecektir.
4-Girişimcilerin bu koşullardan yararlanabilmesi için Çalışma Dairesinin kredi ile tesis olunan işletmede çalışan personelin sosyal güvenlik kurumlarında kayıtlı olduğunu belgelemesi gerekecektir.
Devlet alacağı konumunda bulunan tüm alacaklar üzerindeki ceza kısımları affedilerek kişinin durumuna göre devlete olan esas borç dövize çevrilerek taksitlendirilmeli, borcun kişi tarafından ödenmemei halinde affedilen de dahil edilmek suretiyle yasaya uygun tahsiline gidilmelidir.
Belirlenecek turistik bölgeler serbest bölge ilan edilerek her türlü vergi ve harçtan muaf hale getirilmelidir. (Lefkoşa ve Mağusa surlariçi bölgeleri)
Tax- Free yasası tüzüğü hazırlanarak uygulamaya sokulmalıdır.
İstihdam:
Hükümet Devlet sektöründe istihdamın durdurulduğunu açıklamalı ve özel sektör istihdam konusunda desteklenmelidir. İş güvencesinin bu anlamda sağlanması konusunda Anayasal güvence verebilmek için Anayasada gereken değişiklik yapılarak bir iş yerinden ancak Kasım ayı içerisinde durdurma yapılabileceği belirtilmelidir. (Bu uygulama bazı ülkelerde yapılmaktadır.)
Tüm işletmeler için ilk üç yıl yanlarında çalıştırmaya başlayacakları her ek KKTC vatandaşının sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı primleri işletmeye geri ödenmelidir. İstihdam edilen kişinin üniversite mezunu olması halinde işletmeye ek olarak asgari ücretin %10u kadar ek prim verilmelidir.
Kendi işini kurmak isteyen genç girişimcilere Devlet yapılacak yatırım veya açılacak iş konusunda yön vermeli, yatırım konusu DPÖ tarafından onaylanan gencimize iki yıl süreli düşük faizli 50 milyar TL borç verilmeli. İkinci yılın sonunda yatırmcı yanında KKTC. vatandaşı çalıştırmaya başlamışsa bir yıllık asgari ücret tutarındaki miktar borcundan düşülerek geriye kalan rakam tahsil edilmeye başlanmalıdır.
Halen adada bulunan kayıt dışı işçilerre müracaat etmeleri halinde 6 aylık izin verilmeli, bu süre içerisinde iş bulamayanların adayı terketmesi sağlanmalıdır. Müracaatta bulunmayarak kendini kayıt altına aldırmayanların tesbiti halinde ise derhal adadan çıkışları sağlanmalıdır.
Çalışma izni alma prosedürü pratik hale getirilerek kaçak çalışanlar kayıt altına alınmalıdır.
Bundan böyle adaya gelecek olanlar KKTC Mersin Konsololsuğuna işverenin müracaatı üzerine çalışma izni çıkarmak suretiyle gelmeli, Türkiyedeki bilet satış merkez veya acentelerinde bu izni, kalacağı oteli veya adresi belirtmeyenler bilet alamamalı, bileti satan acente veya merkezin vereceği bir belge ile adaya giriş yapılabilmelidir. Adaya söylediği maksat dışında gelenlerin sorumluluğu ilgili acente veya merkezin olmalıdır.
Turizm:
Ulaşım ucuzlatılarak daha çok insanın ülkemizi ziyareti hedeflenmeli, gelen ziyaretçilerin özellikle yerli mal alımları özendirilmeli, pazara daha fazla pay bırakmalarına yönelik önlemler alınmalıdır.
Otel, restoran ve eğlence yerlerinde yerli üretimin öncelikli satışı hem reklamlar vasıtaı ile hem de yasal denetleme ile sağlanmalı yerli ürünümüzün çok önemli bir bölümünün iç pazarda tüketilmesi sağlanmalıdır.
İnşaatı devam eden turistik tesislerin bititilmesi için gereken finansman Kalkınma Bankası tarafından sağlanmalıdır.
Yine ayni şekilde mevcut otellerin yenilenme ve ilave yatırım yapmalarına yönelik projeler desteklenmelidir.
Turizm yatırım alanlarının altı yapıları süratle yapılmalıdır.
Bakanlığı tasdik ettirmek kaydı ile KKTC vatandaşı kişilerin kendi arazilerine yapacakları self catering bungalow tipi projeler ticari bankalar tarafından kredilendirilmelidir. Bu krediler için uygulanacak faiz oranları devlet tarafından subvansiye edilmelidir. Böylelikle hem yatak sayımız süratle artacak hem insanımıza kendisinin de oturabileceği bir kemak yaratılacak hem de yabancıya kiralayacağı bungalowlar vasıtasıyle gelir elde etme imkanı yaratılacaktır. Bu uygulama ayni zamanda insanımızın malına yeniden sahip çıkmasına da olanak verecektir.
Ulaşımda zorunlu iniş nedeni ile ortaya çıkan ek maliyet subvansiye edilmelidir.
Her türlü meydan vergisi kaldırılarak ulaşımın ucuzlatılması sağlanmalıdır.
Türkiyenin ana meydanları dışındaki meydanlara küçük uçaklarla seferler başlatılmalıdır.
THY-KTHY arasında işbirliği oluşturulmalı, iki kuruluş arasında inteline anlaşması ile birbirlerinin biletlerini tanımaları sağlanmalıdır.
Ülke pazarlaması yapmakta olan yurt dışındaki küçük operatörler sadece Kuzey Kıbrıs pazarlamasına teşvik edilerek desteklenmelidir.
Deniz taşımacılığı hem yolcu hem yük bazında sektör olarak desteklenmelidir.
Deniz limanlarında uygulanmakta olan giriş-çıkış ücretleri iki taraflı sıfırlanmalıdır.
Yük taşımacılığı TC-KKTC arasında tamamı ile, KKTC 3. Ülkeler arasında ise kısmen subvansiye edilmelidir.
Tüm giriş terminal binaları yendien inşa edilmelidir.
Çıkışlarda KDV iadesi yeniden uygulamaya konulmalıdır.
Turistik minibüs ve otobüsler teşvik kapsamına alınmalıdır.
Seyahat acentelerinin telefon ve fax giderleri getirdikleri yolcu sayısına orantılı olarak sübvansiye edilmelidir.
Casinolar Yasa tasarısı süratle yasalaştırılmalıdır.
Turizm Polisi projesi uygulamaya konmalıdır.
Turizmde Ulaşım ve Pazarlama:
Ülke turizminin gelişmesi için özellikle hava ulaşımının geliştirilmesi koşuldur. Hizmet üretimi olan turizmden istenilen gelirlerin elde edilmesi ülkemizi daha fazla turistin ziyaret etmesi ve turizm ürünlerini yerinde tüketmesi ile mümkündür. Ülkemize cezbedilecek turistlerin harcama kabiliyeti yüksek ve kalış süreleri uzun turistlerden oluşması için gayret gösterilirken bu kesimlerin ulaşımda zorluklarla karşılaşmadan organize edilmelerini sağlamak üzere turizm faaliyetlerini düzenleyen firmalara olanaklar sağlamak gerekli görülmektedir.
Bu amaca ulaşılması ve önümüzdeki yaz döneminde 300,000 Türk ve 100 bin İngiliz turistin 2002 yaz döneminde ülkemizde tatil yapmasını temin etmek üzere aşağıdaki tedbirler alınmalıdır.
Türkiye Piyasası:
1-Türkiye hava meydanlarından KKTCye tur organize eden KITSAB ve TÜRSAB üyesi seyahat şirketlerine asgari bir hafta süreli gidiş dönüş bilet ücretleri vergiler hariç kişi başına 50 USD olarak uygulanmalıdır.
2-Münferit uçuş ücretleri vergiler hariç 80 USD olmalıdır.
3-KTHYnin bu uygulama nedeniyle uğrayacağı zarar (varsa) karşılanmalıdır.
4-Yüksek tirajlı Türkiye gazetelerinde tur düzenleyen firmalarla işbirliği halinde yaygın bir reklam kampanyası için 500,000 USD bütçe ayrılmalıdır.
İngiltere Piyasası:
1-İngiltereden KKTCye yönetlik turlar organize eden yerli ve yabancı seyahat şirketlerine asgari bir hafta süreli gidiş dönüş bilet ücretleri Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında 100 İngiliz Poundu, Temmuz Ağustos ve Eylül aylarında 140 İngiliz poundu olarak uygulanmalıdır.
2-Münferit uçuş ücretleri ilgili aylardaki ticari fiyatlardan yüzde yirmi daha yüksek olarak uygulanmalıdır.
3-KTHYnin bu uygulama nedeniyle uğrayacağı zarar (varsa) karşılanmalıdır.
4-Ulusal yayın yapan medyada KKTC imaj reklamları için 500,000 USD bütçe ayrılmalıdır.
Sanayi:
Tüm hammade ithalatı sıfır fon sıfır gümrük kapsamına alınmalı ve navlun, rıhtım harcı gibi vergilerden muaf tutulmalıdır.
Sanayicilerin Kalkınma Bankası borçları yendien düzenlenmelidir.
Sanayi elektirk ücretleri 4 cent civarına indirilmelidir.
Dış fuar katılımları Devlet tarafından desteklenmelidir.
Verim ve kalite artışına yönelik makine yatırımları için ucuz kredi imkanları sağlanmalıdır.
Ar-Ge konularında yatırımlar teşvik edilmeli bu alanda istihdam edilecek KKTC vatandaşı personel içi n Devlet ek prim ödemeli, yeni sistem geliştirenlere ek teşvik primi verilmelidir.
Sadece kendi tarımsal ürünlerimizi hammadde olarak kullanabilecek yatırmlar ile hi-tec yatırımlarına izin verilmelidir.
Koruma altında bulunan;
a-Beyaz ve kırmızı et, üretimi yapılmayan parmak patates ithali serbest bırakılmalı ancak beyaz ve kırmızı ete dayalı sanayi belli bir süre daha korunmalıdır.
b-İşlenmiş ve işlenmemiş süt ürünleri korunmaya devam edilmelidir.
c-Endüstriyel tarım ürünleri belirli bir süre daha gerçek anlamda korunmalıdır
d-Tüm bu sektörlere önümüzdeki 10 yılda karşılaşacakları uygulama bugünden önlerine konmalı ve mutlaka bu dönem sonunda korumanın kaldırılmasına yönelik kararlılık ortaya konmalıdır.
e-Endüstri ürünlerine uygulanan Katma Değer Vergisi oranları düşürülerek, fiyatlarının ucuzlaması sağlanmalı ve ithal ürünlerle rekabet edebilirliği arttırılmalıdır.
Denizcilik:
Denizdeki kargo veya yük taşımacılığı özetle, devletin yol, su, elektrik, telefon, polis, asker ve benzeri diğer gerekli hizmetler için yatırım ve istihdam yapmadığı bir bölgede KKTC Bayraklı gemiler ile yapılan yük taşımacılığı hizmetinden döviz cinsi gelir elde edilmesi ve elde edilen gelirin aynen ihracat yapmış gibi ülkeye getirilmesi demektir. Örnek olarak KKTC Bayraklı bir geminin İtalyadan yüklediği mermeri Lübnana taşıması ve bu hizmet karşılığı kazandığı dolar cinsinden navlun ücretini KKTCye getirmesidir. Bu kazanç kapısını Avrupa ve özellikle Baltık ülkeleri yüz yıllar önce fark etmiş ve denizcilik endüstrisini kurmuşlardır. Bu ülkelerde, Denizcilik öncelikli sektör konumundadır. Bu bağlamda;
Kalkınma Bankası, yeni veya kullanılmış gemi alımında denizcilik sektörüne, uzun vadeli kredi vermelidir.
DPÖ, Denizcilik sektörünü gündemine alarak, kargo gemileri alımı için teşvik programları hazırlamalı ve başvuruları değerlendirmelidir.
Limanlarımıza gelen gemiler tarafından ödenen her tür harç ve vergiler en az %50 aşağıya çekilmelidir.
Limanlarımızda uygulanmakta olan ve gerçekten de fahiş düzeyde olan Fazla Mesai Tüzüğü derhal gözden geçirilmelidir. Tüzükler ilgili memurlar tarafından hazırlanıp Bakanlığa ve Bakanlar Kuruluna önerildiği için, sadece ve sadece memurların hak ve çıkarlarını korumakta, memurlardan hizmet bekleyen sektörlere ise korkunç bir mali yük getirmektedir. Fazla mesai ücretleri ve ödemesi zorunlu olan asgari saat dilimi azaltılmalı, mesaiye çağrılan gereksiz personel sayısı minimuma indirilmeli veya özel sektöre limanlarda hizmet vermenin önü açılarak devlet tarafından fazla mesai adı altında zorla fahiş fiyat talep edilmesine son verilmelidir.
Limanlardaki yükleme ve boşaltma hizmetleri tekel olmaktan çıkarılmalı ve bu güne kadar sadece K.T. Liman İşçileri şirketine verilen bu hak, özel şirketlere de verilerek, söz konusu hizmetlere rekabete getirilerek, fiyatta ucuzlama, hizmette kalite ve verim sağlanmalıdır.
Ülkemizde YÖDAK ve YÖKe akredite bir üniversitede Denizcilik Fakültesi olmasına rağmen (Yakın Doğu Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi) Limanlar Dairesi Müdürlüğünün, Kıbrıslı mezunlara Kaptan belgesi verebilme yetkisi yoktur. Söz konusu Müdürlüğün yetkileri arttırılarak, Kaptan seviyesinde gemici cüzdanı verilmesi sağlanmalıdır.
KKTC Bayraklı gemilerde, KKTC Vatandaşlarının istihdamı teşvik edilmeli, Deniz adamları Sosyal Sigorta kapsamına alınmalı ve denizci vatandaşlarımıza sosyal haklar ve emeklilik garantileri sağlanmalıdır.
Tersaneler, yerli ve yabancı bayraklı gemilerin bakım yerleridir ve Uluslar arası Denizcilik Kurallarına göre her geminin en fazla iki yılda bir tersanede bakım görmesi gerekmektedir. Doğu Akdeniz yöresindeki çok az sayıdaki tersanelerden biri olan Gazimağusa Tersanesi ivedilikle kredi ve teşvik kapsamına alınmalıdır.
Tersaneler için tüm gemi yapım ve bakım malzemeleri ithalatı sıfır fon, sıfır gümrük kapsamına alınmalı ve navlun, rıhtım harcı gibi vergilerden muaf tutulmalıdır.
Tersane elektrik ücretleri 4 cent civarına indirilmelidir
Tarım:
Damla sulama projesi yaygınlaştırılmalıdır.
Doğrudan gelir desteği uygulanmalıdır.
Seracılık teşviklendirilmelidir.
Sertifikalı damızlık hayvan projesi hayata geçirilmelidir.
Balıkçılık desteklenmelidir.
Arpa-buğday üretimi çeşitli projelerle azaltılmalı, çiftçi diğer tarım alanlarına yönlendirilmelidir.
Yüksek Öğretim:
Üniversitelerin eğitim kalitesini yükseltmeye yönelik projeleri teşvik edilmelidir.
Öğretim elemanı kalitesini yükseltmek acamı ile öğretim elemanları gelir vergisi kapsamı dışına çıkarılmalıdır
Fuzuli bina ve sair yatırımlar durdurularak maliyetler aşağı çekilmeli buna bağlı olarak öğrenci harçları KKTC vatandaşları için azaltılmalıdır.
Ortak tanıtım kampanyaları zorunlu hale getirilmelidir.
YÖK kapsamından çıkarak kendi üniversitelerimize merkezi bir sınavla öğrenci yerleştirilmelidir.
Halen mevcut beden eğitimi, edebiyat fakültesi gibi ihtiyaç fazlası eleman yetiştiren fakülteler öğrenci alımını durdurarak zaman içinde kapatılmalıdır
TC Üniversiteleri ile öğrenci mübadelesi programları uygulanmalıdır.
Tüm Üniversitelerin ortaklaşa katılacağı bir teknoloji üretim merkezi kurulmalı bu merkezin uluslararası ilişkileri Devlet tarafından desteklenmelidir.
Sağlık:
Genel sağlık sigortası uygulamasına geçilmelidir.
Tüm hastanelerimiz bu uygulama hayata geçtikten sonra özelleştirilmelidir.
Özel huzurevleri teşvik edilmelidir.
Kamu Yönetimi:
Yeni personel istihdamı durdurulmalı, ihtiyaç duyulan alanlarda sözleşmeli statüde istihdam yapılmalı ve bu kişiler yeni güvenlik sistemine dahil edilmelidirler.
Sayıştay yenden yapılandırılmalı, Ombudsman güçlendirilmeli ve mali polis sistemi kurulmalıdır.
Devette tam otomasyon sağlanmalı, bürokrasi azaltılmalıdır.
Nüfus Dairesi tam otomasyon sistemi içerisinde akıllı kimlik sistemine geçerek vatandaşa ait tüm bilgilerin bir kartta buluşmasını sağlamalıdır.
Belirli daireler zaman içinde kapatılarak görevleri hizmet alımı şeklinde özel sektöre yaptırılmalıdır.
KİT lerde reform yapılarak faaliyetlerini durdurma, özelleştirme, özerkleştirme ve yeniden yapılanma yoluna gidilmelidir. Mutlak sürette tüm sektörlerde rekabet sağlanmalıdır.
Diğer Konular:
Her türlü Devlet ihaleleri KKTCde açılmalı ve bu ihalelerde işçilik ücreti ihale tekklifi dışında bırakılarak Devlet tarafından belirlenmeli ve ödenmelidir. Böylelikle kendi insanımızın bu ihale işlerinde çalışması ve ucuz işçi kullanılması önlenebilecek ayni zamanda yoğun bir istihdam olanağı eğitimsiz vatandaşımıza sunulabilecektir.
Yardım Heyeti uygulaması kaldırılarak Bakanların Türkiyedeki karşıtları ile muhatap olmaları sağlanmalıdır. Karşılıklı olarak yapılacak her türlü icraat bu konuyla görevlendirilecek bakanlar tarafından organize edilmelidir.
Yatırımcının önündeki bürokratik engelleri kaldıracak bir yatırım birimi oluşturulmalıdır.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanması sağlanmalıdır.
ABden sorumlu bir müsteşarlık oluşturarak AB yasa ve uygulamaları takip edilmeli, bu yasalara göre avantajlı duruma geçebileceğimiz konular yakın takibe alınmalı ve gerekli düzenleemler uygulamaya konulmalıdır.
Askerlik süresi 8 ay a düşürülmelidir.
Öneri:
a-Onyedi yaşını tamamlamış KKTCde yaşayan erkek yurttalar zorunlu askerlik hizmetine alınırlar. Zorunlu askerlik süresi 8 ay ile sınırlandırılacaktır.
b-Üniversite giriş sınavını kazananlar üç ay temel eğitim aldıktan sonra üniversite eğitimine başlayabilecekleri gibi üniversite eğitimi sonrasında askerliğe devam edip 8 aylık zorunlu askerlik süresini tamamladıktan sonra terhis edilebilirler. Üç ay süreli temel askerlik eğitimini tamamladıktan sonra yüksek öğrenime başlayan mükellefler GKK onayı ile öğrenci oldukları esnada geriye kalan süreyi tamamlayabilirler.
c-Zorunlu askerlik süresi içinde mükelleflere uygulanan ücret yapısı aynen devam edecektir.
d-Bedelli askerlikle ilgili uygulama esaslarında ve bedelli askerlik haklarında herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.
e-Yukarıdaki hususlar Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaç duyduğu personel bütçede kaynak yaratılmak suretiyle ücretli eleman olarak alınmalarından sonra sonra yürürlüğe girecektir.
f-Bu düzenleme en çok üç ay içinde yürürlüğe konulacak ve halen zorunlu askerliğini yapmakta olan mükelleflerden başlayarak uygulanacaktır.
GKK ihtiyaç duyduğu diğer eleman için paralı askerlik uygulamasına geçmelidir.
Sendikalar AB standartlarında yeniden yapılandırılmalı, Devlet parasıyal izinli sendikacılık sistemi durdurulmalıdır. Bütçeleri şeffaf ve denetlenebilir duruma getirilmelidir
Cumartesi günleri mesai uygulaması yeniden başlatılmalı, tatil günleri azaltılmalıdır.
Devlet muhasebe sistemi Euroya endexlenmelidir.
Rum tarafının AB üyeliği nedeni ile iki yıl içinde kapatmak zorunda olduğu off-shore şirketler KKTCye çekilebilmelidir. Bu şirketlere getirilecek tek şart yanlarında KKTC vatandaşı en az bir kişiyi istihdam etmek olmalıdır.
Merkez Bankası ve bankacılık sistemimiz yeniden ele alınarak gereken güven sağlanmalı, Türkiyedeki kayıt dışı ekonominin hiç değilse bir kısmının KKTCye yönlenmesi için numaralı hesap uygulamasına geçilmelidir
Rum tarafına geçişler ve gelişler üç giriş kapmızda da kimlik veya yabancılar için pasaport ibraz etmek kaydı ile tamamen serbest bırakılmalıdır. Kişilerin yanlarında belli miktarda ve ticari maksat dışında mal geçirmelerine göz yumulmalıdır.
Yine ayni şekilde ticari mal alışverişi belli oranda bir vergi koymak kaydı ile mümkün kılınmalıdır.
Yeni vatandaşlık işlemleri tamamen durdurulmalı mevcut vatandaşlarımızın zenginleştirilmesi politikası uygulamaya konmalıdır.
KKTCnin ekonomik kimliğini güçlendirici ve tanıtıcı her türlü uygulamaya açık bir Devlet yapısı oluşturmak esastır. Bu nedenle ülke şartlarımıza ve 1974 sonrası uygulamalarımıza saygı göstermeyecek hertürlü çözüm modeline kapalı olunduğu ilan edilmelidir.
Eğer konjektür uygun olursa mevcut düzenin devam etmeyeceğinin bir göstergesi olarak parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş süratle yapılmalıdır.
Yukarıda sayılanların geliştirilmesi için Cumhurbaşkanlığı ile birlikte hükümet ve sivil toplum örgütlerinin de katılacağı çalışmalar başlatılmalıdır. Geleceğe yönelik güven sağlanabilmesinin tek yolu yeni isimlerin bu çalışmalara katkı yapmasını ve özellikle yurt dışında yaşayan genç vatandaşlarımızın da bu çalışmalara katılması sağlanmalıdır.
TC-KKTC nin alışageldik hiçbir yaklaşımının izi bu çalışmalara yansımamalıdır. Halen komisyonlarda yürütülmekte olan çalışmalar bu süreç sonrasında yeni bir KKTC düzeni oluşturmaya yönelik önemli veri tabanına sahip olabilir. Bu yasa çalışmaları da dikkate alınmalıdır.
YENIDUZEN 01/04/2003
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs raporu bugün veya yarın hazır olacak.
Annan Raporu hazır
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs raporu bugün veya yarın hazır olacak. Bu raporun 9 Nisandaki Güvenlik Konseyi toplantısında tartışılması bekleniyor. Alvaro De Soto tarafından hazırlanmakta olan raporun Lahey doruğu sırasında cereyan eden tüm olayları anlatması bekleniyor
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs konusundaki raporunun hazır olduğu ve bugün veya yarın Güvenlik Konseyi üyelerine verilmesinin beklendiği bildirildi.
Güney Kıbrıs basınındaki haberlere göre New Yorkta düzenlenen Amerika Kıbrıs Federasyonu toplantısında konuşan Rum Yönetimi BM Daimi Temsilcisi Büyükleçi Sotos Zakheosun, BM Genel Sekreteri tüm gerçekleri anlatacak. 1999dan bugüne kadar tüm olayları kapsayacak olan raporun objektif olması ve gerektiği yere sorumluluk yüklemesi için gerekli temas ve müdahaleleri yaptık şeklindeki sözlerine de yer verdi. Gazeteye göre Zakheos Rapordan sonra Güvenlik Konseyi bir karar benimseyecek. Konjönktür çok önemlidir. Çünkü Kıbrıs AB üyeliğinde sorunsuz ilerliyor diye de konuştu.
Zakheos, Güvenlik Konseyinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annana misyonunu sürdürme talimatı vereceği değerlendirmesinde de bulundu ve Bizler Genel Sekreterinin iyi niyet misyonunun devamını destekliyoruz ve Kıbrıslıların insan haklarını koruyacak ve AB muktesebatıyla uyum içinde olacak adil bir çözüm için çabaları sürdüreceğiz şeklinde de görüş ileri sürdü.
FİLELEFTHEROS Annan Planıyla İlgili Oyunlar. Rapor De Soto Tarafından Hazırlanıyor. İlgi ise Güvenlik Konseyi Toplantısına Dönüyor başlığıyla verdiği haberinde, şunları yazdı:
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs raporu bugün veya yarın hazır olacak. Bu raporun 9 Nisandaki Güvenlik Konseyi toplantısında tartışılması bekleniyor. Alvaro De Soto tarafından hazırlanmakta olan raporun Lahey doruğu sırasında cereyan eden tüm olayları anlatması bekleniyor. Edinilen bilgilere göre New Yorkta perde gerisi bir faaliyet gelişim halindedir ve bunun hedefi, en azından Amerikalı ve İngilizler açısından, Güvenlik Konseyi toplantısında Annan Planının olduğu gibi benimsenmesidir. Böyle bir ihtimal, paketin değişiklikler veya boş yerlerinin doldurulmasıyla ilgili müzakere olanağını ortadan kaldıracak.
Gazete haberin devamında KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın ayni çizgide olduğu, MGKnın destek açıklamasıyla da daha da cesaretlendikleri de belirtildi.
Haberde Rum Sözcü Hrisostomidisin Recep Tayyip Erdoğanın 5li konferans düzenlenmesi önerisiyle ilgili yaptığı kabul edilemez olarak nitelediği açıklamalara da yer verildi.
Bu arada HARAVGİ Atina-Lefkoşa Kıbrıs Sorunu Perspektiflerini İnceliyorlar. başlığıyla verdiği başka haberinde, Irak savaşı ve uzaması ihtimallerinin Kıbrıs sorunun çözüm perspektiflerini ciddi şekilde etkilediğini, bu durumun Rum Yönetimi ile Atinayı düşündürdüğünü yazdı.
Gazete Türkiyenin Washingtonla ilişkilerindeki kriz nedeniyle içinde bulunduğu asabiyetten sonra ne yapacağından da Rum Yönetimi ve Yunanistanın endişe içinde olduğunu savundu, şu yorumları yaptı:
Endişe etme nedenleri şunlardan kaynaklanıyor: Türk asabiyeti ne gibi durumlar yaratabilir? ABD-Türkiye gerginliğinin devamı ne getirecek? ABın müdahaleleri ne olabilir? Tayyip Erdoğanın söz ettiği 5li konferans konusunu Türkiye ne kadar ileri götürebilir?
Lefkoşanın görüşüne göre Türkiye savaş nedeniyle hem AB hem de ABD karşısında zor bir durumda bulunuyor.
Stratejik hedef Kıbrısın AB üyeliğinin kesintisiz tamamlanmasıdır. Hükümet çevrelerinin değerlendirmelerine göre Kıbrıs savaş nedeniyle ekonomik açıdan fiziki gücünü kararlı şekilde korumalı, ABtaki iç bütünlüğe ilişkin savaş sonuçları konusunda tonları düşük tutmalıdır.
Lekfoşa, Annan Planının, 16 Nisanda imzalanacak AB üyelik sözleşmesine dahil edilmesi yönünde bazı çevrelerin görüşünü reddediyor ve Annan Planının, AB sözleşmesiyle hiçbir ilişkisi olmadığına işaret ediyor
YENIDUZEN 01/04/2003
Londrada
Kıbrıslı Türk-Rum etkinliği
ALİTHİA geçtiğimiz günlerde kutlanan Kadınlar Günü münasebetiyle İngiltere Kıbrıslı Kadınlar Derneği ve Enfield North bölgesi milletvekili Joan Ryan tarafından Avam Kamarasında Kıbrıslı Türk ve Rum kadınların katıldığı bir etkinlik düzenlendiğini yazdı.
Gazeteye göre etkinlikte konuşan İngiltere Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Denis Macshane ve Rum Yüksek Komiseri Mirna Kleopa yaptıkları konuşmalarda Kıbrıs sorununa çözüm bulunması koşullarının yaratılması umudunu dile getirdiler. Gazeteye göre her iki konuşmacı Kıbrısın ABda tam üye olarak yerini bulacağı umudunu belirtti.
Kleopa ise Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için Ankara ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş üzerinde nüfuz kullanılması gerektiğini ileri sürdü.
YENIDUZEN 01/04/2003
Kıbrıs Rum Hükümet Sözcüsü:
Görüşmeler BM çerçevesinde
Güney Kıbrıs Hükümet Sözcüsü Kypros Chrisostomides, Kıbrıs sorununun çözümünü BM Genel Sekreterinin iyi niyet görevi çerçevesi dışında arama çabalarına, Güney Kıbrıs hHükümetinin izin vermeyeceğini vurguladı.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs konusunun, üç garantör devlet; Türkiye, Yunanistan ve Türkiye ile birlikte Kıbrıslı Rumlarla Türklerin de katılacağı beşli bir konferansta ele alınması önerisini yorumlayan Sözcü , önerinin, Kıbrıs Cumhuriyetini Kıbrıs Türk
yönetimiyle aynı düzeyde tutmaya yönelik girişim olduğu yanıtını verdi.
Sözcü , Kıbrıs Cumhuriyetinin varlığını göz ardı etmeyi ve Denktaş yönetiminin tanınmasını amaçlayan bu önerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Kypros Chrisostomides 16 Nisanda imzalanacak Katılım Anlaşmasından sonra da çözüm çabalarının devam edeceğini vurguladı.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın önerisini benimseyen üçüncü ülkelerin bulunup bulunmadığı yolundaki bir soruya sözcü olumsuz yanıt verdi.
YENIDUZEN 01/04/2003
Güneyde gündem:
Kıbrıslı Türkler
Güney Kıbrıs hükümeti Kıbrıslı Türklerle ilgili önlemler paketi üzerinde çalışıyor.
Kıbrıs (Rum) Hükümet Sözcüsü Kypros Chrisostomides, dün yaptığı açıklamada Güneydeki hükümetin, nisan ayı ortalarında Atina'da imzalanacak AB Katılım Anlaşmasından önce Kıbrıslı Türklere yönelik önlemleri açıklayacak konumda olacağı umudunu ifade etti.
Sözcü alınması düşünülen bu pratik önlemlerin iki toplum arasında işbirliği ortamının yaratılmasını ve Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunmasına yardımcı olmasını amaçladığını belirtti. Hükümet Sözcüsü, Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulos'la Avrupa Birliği Delegasyonu Lefkoşa Temsilcisi Büyükelçi Adrian Van Der Meer'in bir araya gelerek bu önlemleri görüştüklerini de söyledi.
Kypros Chrisostomides, dün düzenlediği basın toplantısında, 'Önlemlerle ilgili hazırlık çalışmaları tamamlanırsa , Bakanlar Kurulu Perşembe günkü gelecek oturumunda bunları ele alacak. Bu önlemler 16 Nisandaki, Kıbrıs- AB Katılım Anlaşmasının imzalanmasından önce açıklanırsa iyi olacak ' dedi.
YENIDUZEN 01/04/2003
Colin Powell geliyor
01/04/2003
RADİKAL
- ANKARA - ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak harekâtının kritik bir
aşamaya geçtiği dönemde Türkiye'yi ziyaret ediyor. NATO'nun desteğini almak üzere Brüksel'e giden Powell, tansiyonu düşürmek ve Türkiye'nin
'gönlünü almak' amacıyla Ankara'yı da ziyaret edecek. Powell ziyaretiyle, ABD' nin beklentilerinin hâlâ sürdüğünün işaretini verdi.
Yarın Ankara'ya gelerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşmesi beklenen Powell' ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından da kabul edilmesi bekleniyor. Diplomatik kaynaklar şu bilgiyi verdi:
Powell'ın ziyareti pazar günü gündeme geldi. Brüksel'e gitmesi gereken Powell, Avrupa'ya gelmişken Türkiye'yi de ziyaret ederek bir süredir gergin olan ABD-Türkiye ilişkilerinde tansiyonu düşürmek istedi. Ankara'dan gö-rüş sorması üzerine, ABD'nin Türkiye'yi gözden çıkardığı endişesi taşıyan AKP de vakit kaybetmeden olumlu yanıt verdi.
Powell'ın ziyaretinde gündeme damgasını Irak konusunun vurması bekleniyor. Ancak Başbakan Erdoğan ve Gül'e verilen hazırlık notlarında Kıbrıs konusuna da geniş yer verildi. Powell'ın, Türk askerinin Kuzey Irak'a girişi ve Kuzey cephesinin açılması konularını içeren kalın bir dosyayı da beraberinde getireceği belirtiliyor. ABD ile Türkiye arasında yaklaşık üç aydır sürdürülen pazarlıklardaki tıkanıklığın aşılması açısından Powell'ın ziyareti bir dönüm noktası olacak.
Powell'ın hep sözü edilen ama resmi olarak hiç gündeme getirilmeyen üçüncü tezkere konusunda somut bir mesaj getirebileceği de belirtiliyor.
(italikler bizden)
Denktaş: Gül ile müşterek değerlendirme yapılacak
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, yaklaşık 8 saatlik resmi ziyaret amacıyla yarın KKTCye gelecek
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülün KKTCye yapacağı ziyaret sırasında Kıbrıs konusunda ortak değerlendirme yapılacağını söyledi.
Bir kabulü sırasında gazetecilerin Abdullah Gülün ziyaretiyle ilgili sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Onlar değerlendirmelerini yaptı, biz değerlendirmemizi yaptık. Bu değerlendirmeler karşılıklı birbirimize geçilmiştir. Şimdi burada müşterek bir değerlendirme safhası olacak dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün bu göreviyle ilk dış seyahatini KKTCye yapmasından duyduğu memnuniyeti de belirten Denktaş, Umut ederim iyi sonuçlar alırız dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Gülün KKTC ziyaretinin ABD Dışişleri Bakanı Powelın Ankara ziyaretinin hemen ertesinde ve BM Güvenlik Konseyinin Kıbrıs konulu toplantısının öncesinde yapıldığının anımsatılması üzerine de, Tamamen rastlantı dedi.
GÜLÜN ZİYARETİ 8 SAATLİK
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, yaklaşık 8 saatlik resmi ziyaret amacıyla yarın KKTCye gelecek.
Programı henüz kesinleşmeyen Abdullah Gül, saat 10.00 sıralarında özel uçakla Adaya gelecek.
Gül, gün boyu sürecek yoğun temaslarının ardından saat 18.00 civarında da KKTCden ayrılacak.
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Güle KKTC ziyaretinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin, Genel Müdür Yardımcısı Necip Egüz, danışmanları ve özel kalem müdürlerinden oluşan bir heyet eşlik edecek.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan ise, Gülün KKTC ziyareti öncesinde ön hazırlıklar için önceki gün ülkemize gelmişti.
HALKIN SESI 02/04/2003
Talat: En iyisi Annan Planı
03/04/2003 RADIKAL
AA
- ANKARA - KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat, Annan Planı'nın en iyi çözüm olduğunu söyledi. Dün, Başbakan Tayyip Erdoğan'la görüşen Talat, daha sonra soruları yanıtladı. Talat, şunları söyledi:
"Bizce hâlâ Annan Planı BM planı olarak müzakereye açık olmalı. Erdoğan'a bunu aktardık. Kıbrıs'ın AB'ye girişinde, yapılacak anlaşmaya ek olarak Annan Planı'nın göz önünde tutulduğu eklenmeli ki, çözüm sırasında Rumlar, 'Hayır, biz bu sorunu çözerken AB normlarına uygun çözeriz' demesin, BM planına uymak zorunda kalsınlar."
Erdoğan'ın Annan Planı'yla ilgili görüşünün değişip değişmediğinin sorulması üzerine de Talat, "Bu konudaki tutumunda bir değişiklik görmedim. Annan Planı, Türkiye ve Kıbrıs Türkü'nün elde edeceği en iyi çözüm planıdır" dedi
Denktaş'tan atak
KKTC lideri, Rumlara yeni bir uzlaşma paketi sundu. Pakette, Maraş'ın Rumlara verilmesi karşılığında uluslararası ambargonun kaldırılması, sınırdan geçiş kolaylığı gibi öneriler var
03/04/2003 RADIKAL
LEFKOŞA - BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs için geçen 10 Mart'ta sunduğu nihai çözüm planını reddeden KKTC lideri Rauf Denktaş, 16 Nisan'da AB kapısından içeri girecek olan Rum Kesimi'ne 'Maraş'ın verilmesi' gibi toprak tavizlerini de içeren yeni bir uzlaşma paketi sundu.
Denktaş'ın, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a dün bir mektupla gönderdiği altı maddelik uzlaşma paketinde, Maraş bölgesinin Rumlara verilmesi karşılığında uluslararası ambargonun kaldırılması, sınırdan geçiş kolaylığı, ticari ilişkilerin geliştirilmesi gibi öneriler yer aldı. Denktaş, mektubunda önerinin Rum Kesimi'nin AB ile katılım anlaşmasını imzalayacağı 16 Nisan'dan sonra tartışılmasının zor olacağının altını çizdi.
KKTC liderinin paketinde şu maddeler var:
Maraş bölgesi Rum Yönetimi'ne verilecek.
Ticari, kültürel, sportif vb. aktivitelerde iki taraf arasında tüm kısıtlamalar kalkacak.
İki taraf arasında tüm geçişler kolaylaştırılacak, turistlerin geçişindeki kısıtlamalar kalkacak.
Taraflar arasında ticari işbirliği artırılacak.
Türk tarafı, BM Barış Gücü'nün dolaşımına koyduğu kısıtlamayı kaldıracak.
İki taraf arasında ortak bir uzlaşı komitesi kurulacak, bu komite Türk ve Rum tarafı arasında işbirliğini ve ortak projeleri görüşecek.
Denktaş, dün paketin içeriğini açıkladığı basın toplantısında,
"Papadopulos'a Kıbrıs konusunun sosyo-psikolojik boyutunu ve iki taraf arasındaki derin güven bunalımını uzun zamandır göz ardı ettiğimizi bildirdim. Kendisine, iki taraf arasında diyalog ve danışma süreci başlatacağına inandığım bir öneri paketi teklif ettim" diye konuştu.
Papadopulos'a tam yetki
Denktaş, 'paketin kabulü ve uygulanmaya konulmasının, tarafların pozisyonlarına halel getirmeyeceği gibi, nihai bir anlaşmanın yerini almayacağının' da altını çizdi. Denktaş, "Öneriyi Türkiye de destekliyor" dedi. Türk Dışişleri Bakanlığı da, önerileri tamamen desteklediğini açıkladı. Denktaş'ın önerilerini görüşmek için dün akşam toplanan Rum Ulusal Konseyi Papadopulos'a tam yetki verdi. Papadopulos 7 Nisan Pazartesi
gününden önce yanıtını iletecek.
(Reuters, aa)
Papadopulos'tan Denktaş'a ret
Rum yönetimi lideri Papadopulos, Denktaş'ın dün sunduğu 6 maddelik paketi, "Denktaş ile sadece BM çerçevesinde görüşebileceğini" bildirerek reddetti.
KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndan aldığı bilgiye göre, Tasos Papadopulos'un mektubu dün gece geç saatlerde Türk tarafına ulaştı. Türk yetkililer, Papadopulos'un mektubu üzerindeki değerlendirmeyi sürdürüyor.
Bu arada Rum basını, Papadopulos'un Denktaş'a gönderdiği mektubun içeriğini yayımladı.
Mahi gazetesine göre, Papadopulos, mektupta ''Denktaş ile sadece BM çerçevesinde görüşeceğini'' belirtti.
Mektubunda, ''görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümüyönünde umut vermesi için, Denktaş'ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ıniyi niyet misyonunu ve Annan planını daha ileri müzakereler için zeminolarak kabul etmesi gerektiğini'' savunan Papadopulos, ''BM Güvenlik Konseyi'nin Genel Sekretere, en yakın zamanda kapsamlı bir çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağını'' kaydetti. Papadopulos, ''Denktaş'ın mektubunda belirttiği sorunların da bu şekilde çözümleneceği umudunu'' ifade etti.
Politis gazetesine göre ise, Papadopulos Denktaş'a gönderdiği mektupta, öneriyi resmen reddettiğini bildirdi ve yanıtının bir örneğini de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdi.
Papadopulos, ''Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasının nedeninin, görüşmeler sırasında Denktaş'ın gösterdiği uzlaşmazlığa bağlı olduğunu'' iddia etti.
Papadopulos, Denktaş'a, ''Kıbrıs sorununa parça parça yerine bütünlüklü çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma'' çağrısı yaptı.
Papadopulos, ''muhtemel görüşmelerin bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümlenmesine ilişkin umut vaat etmesi için, Denktaş'ın, Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği gibi, Genel Sekreter'in iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Annan planını zemin olarak kabul etmesi gerektiğini''savundu.
DENKTAŞ'IN ÖNERİLERİ
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a dün mektupla gönderdiği ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da duyurduğu yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.
Türkiye'nin de desteğiyle hazırlanan önerilerde, ''iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari ilişkilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak bir uzlaşı komitesi kurulması veTürk tarafının Barış Gücü'ne Temmuz 2000'den beri uyguladığı sınırlamaların kaldırılması'' amaçlanıyor.
HURRIYET 03/04/2003
Maraş'ı verelim ambargo bitsin
Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA
KKTC Lideri Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a bir mektup göndererek Maraş'a karşılık KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılmasını öngören bir güven artırıcı önlemler paketi önerdi. 16 Nisanda AB ile tüm Kıbrıs adına üyelik sözleşmesi imzalamaya hazırlanan Rumların pakete sıcak bakması beklenmiyor.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs'ın AB ile üyelik sözleşmesi imzalayacağı 16 Nisan'dan önce sürpriz bir çıkış yaparak Rum Yönetimi'ne güven artırıcı önlemler paketi önerdi. Denktaş, pakette 1974'ten beri iskana kapalı tutulan Maraş'ın Rumlara verilmesine karşılık Türklere uygulanan ambargoların kaldırılmasını istedi. Denktaş'ın Rum lider Tasos Papadopulos ve Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a dün bir mektupla duyurduğu öneriler şöyle:
İŞTE ÖNERİLER
Kapalı Maraş bölgesini Rumlara iade edelim.
Kıbrıslı Türklere yönelik dış ticaret, ulaşım, seyahat ve spor ambargosuna son verilsin. Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ın iki tarafına uyguladıkları kısıtlamaları kaldırsın. BM ve AB bu düzenlemeleri tescil etsin.
İki taraf arasındaki geçişler kolaylaştırılsın. Turistlerin geçişi serbest bırakılsın.
Kuzey ve güney arasındaki ticari ilişkilerin normalleştirilmesi için adımlar atılsın.
Kıbrıs Türk tarafı olarak Temmuz 2000'den bu yana BM Barış Gücü'nün kuzeydeki dolaşımına getirdiğimiz kısıtlamaları kaldıralım.
Türk ve Rumlar için ortak projeler üretecek bir uzlaşma komitesi kurulsun.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, paketi açıklamak için düzenlediği basın toplantısında bu önerilerin iki taraf arasındaki güven bunalımını aşmaya yönelik olduğunun altını çizdi ve önerilerimiz tarafların pozisyonlarına halel getirmeyecek ve nihai bir anlaşmanın yerini almayacak'' dedi. Denktaş, ayrıca Papadopulos'la kapsamlı çözüme ilişkin temel meseleleri ve AB üyeliğine ilişkin konuları da ele almaya hazır olduğunu duyurdu.
YANIT VERECEKLER
Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Papadopulos, Denktaş'ın önerilerine pazartesinden önce yanıt verecek. Rum Ulusal Konseyi, Papadopulos'a bu konuda tam yetki verdi.
Rumlar benzer öneriyi geçmişte reddetmişti
Benzer bir paket, 1994 Birleşmiş Milletler tarafından da gündeme getirilmiş ve Rumlar nihai bir çözümün yerini alacağı endişesiyle önerileri reddetmişti. Bu nedenle, Kıbrıs meselesinin Birleşmiş Milletler çerçevesinin dışına çıkarılmasını istemeyen Rum tarafının bu öneriyi uluslararası kamuoyunu etkilemeye yönelik bir manevra olarak niteleyebileceği ve pakete sıcak bakmayacağı tahmin ediliyor.
Gülden destek
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Denktaş'ın Rum lideri Papadopulos'a yaptığı önerileri desteklediğini açıkladı. Önerilerin, güven bunalımının aşılmasına yardımcı olacağını belirten Gül, kapsamlı çözüm çabalarına da yeni bir ivme kazandıracağını düşündüğünü belirtti. Gül, BM ve AB'nin bu önlemlerin uygulanmasında taraflara yardımcı olmaları gerektiğini de kaydetti.
HURRIYET 03/04/2003
Gül: Denktaşı destekliyoruz
ANKARA Milliyet
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosa mektupla gönderdiği önerileri tamamen paylaştığını ve desteklediğini bildirdi.
Dün yazılı bir açıklama yapan Gül, Denktaşın gündeme getirdiği önerilerin adada mevcut güven bunalımının aşılmasına yardımcı olacağını, ilişkilerin normalleşmesine katkıda bulunacağını, ayrıca kapsamlı çözüm çabalarına da yeni ivme kazandıracağını düşündüğünü belirterek, "Türk tarafının yaptığı önerilerin iki lider arasında bir diyalog ve istişare sürecini başlatmasını ve ortaya çıkan bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesini diliyoruz" dedi.
MILLIYET 03/04/2003
Denktaşın teslim bayrağı
Denktaşın önerileri!
Kıbrıs Türk tarafı, ABa giriş anlaşmasının imzalanacağı 16 Nisan öncesinde Rum tarafına 6 maddelik öneri paketi sundu. Rauf Denktaş tarafından Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulosa dün mektupla gönderilen yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.
Türkiyenin de desteğiyle hazırlandığı açıklanan önerilerde, iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari ilişkilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak bir Uzlaşı Komitesi kurulması ve Türk tarafının Barış Gücüne uyguladığı sınırlamaların kaldırılması da öneriliyor.
Kıbrıslı Rum gazetecilere bu kez geçiş serbest
Yeni öneri paketi, Rauf Denktaş tarafından dün basın toplantısıyla açıklandı. Başbakan Derviş Eroğlu, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile birlikte aylardan sonra ilk kez basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, öneri paketini Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki ayrı metinden okudu.
Aralarında Kıbrıslı Rum gazetecilerin de bulunduğu bir medya ordusunun izlediği basın toplantısı, BRT ve bazı TV kanallarından canlı olarak yayınlandı.
Öneri mektubunda KKTC hiç geçmedi!
Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulosa gönderdiği mektupta, iki taraf arasında varolan derin güven bunalımını ve sorunun sosyo-psikolojik boyutunu uzun zamandan beri gözardı ettiklerine dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, Bu değerlendirmeye dayalı olarak, kendisine iki taraf arasında çalışma ilişkisi kurulmasını sağlayacak diyalog ve danışma süreci başlatacağına inandığım bir öneri paketi teklif ettim dedi.
Rum tarafına sunduğu öneri paketinin kapsamlı bir anlaşmanın gerçekleşmesi için katalizör rolü oynayabileceğine inandığını savunan Denktaş, öneri paketinin uygulanmasıyla ilgili olarak BM ve ABın katkılarının da sağlanabileceğini kaydetti.
Denktaş, şunları söyledi:
Bu fikirler ve öneriler bir bütün oluşturmaktadır. Bu paketin uygulanması, bir yandan iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı ve iki tarafça da kabul edilebilir kapsamlı bir anlaşmaya varma şansını önemli derecede artırırken, diğer yandan da iki tarafa önemli somut yararlar getirecektir. Paketin kabulü ve uygulanmaya konması tarafların pozisyonlarına halel getirmeyeceği gibi, nihai bir anlaşmanın yerini de almayacaktır.
Annana da gönderildi
Yukarıda belirtilenler çerçevesinde iki tarafı da tatmin edecek bir sonuca ulaşmak amacıyla kapsamlı çözüme ilişkin temel meseleleri ve AB üyeliğine ilişkin konuları da kendisiyle ele almaya hazır olduğumu Sayın Papadopulosa bildirdim diyen Denktaş, iyiniyet misyonu çerçevesinde öneri paketini BM Genel Sekreterine de ilettiğini kaydetti.
İşte Denktaşın önerileri
1.İlk adım olarak, Demokrasi Caddesinin güneyindeki Kapalı Maraş bölgesi, BM Ara Bölgesine kadar olan bölümü da kapsayacak şekilde yeniden iskana açılmak üzere Kıbrıs Rum tarafının kontrolüne verilecektir.
2.Buna paralel olarak, Kıbrısın her iki tarafına yönelik ve buralardan gerçekleşecek dış ticaret, ulaşım, seyahat ve kültürel ile sportif aktivitelere uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılacaktır. Türkiye ve Yunanistanın da, Kıbrıs Rum tarafına ve Kıbrıs Türk tarafına karşılıklı olarak uyguladıkları kısıtlamaları kaldırarak bu sürece olumlu katkıda bulunacaklarına inanıyorum. BM ve AByi de bu düzenlemeleri tescil etmeye ve uygulamaya konulmalarına yardımcı olmaya davet edeceğiz.
3.İki taraf arasındaki geçişler asgari prosedüre bağlı olarak kolaylaştırılacaktır. Turistlerin geçişleri ile ilgili kısıtlamalar da kaldırılacaktır.
4.İki taraf arasında ticari ilişkilerin normalizasyonu için tedricen adımlar atılacaktır. Her iki taraftaki kurumlar ortak projeler oluşturmaları ve geliştirmeleri için işbirliği yapma yönünde teşvik edilecektir.
5.Kıbrıs Türk tarafı, Temmuz 2000 tarihinden bu yana BM Barış Gücünün dolaşımı ile ilgili olarak uyguladığı tedbirleri kaldıracaktır.
6.İki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıyla bir uzlaşı komitesi tesis edilecektir. Bu komite, ikili temaslar ve projelerin geliştirilmesi için tavsiyelerde bulunacaktır.
Soru yok ama sor bakalım!
Denktaş, dün öğleden sonra saat 15.30da düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Rum tarafının Avrupa Birliğine üyeliğinin onaylanacağı 16 Nisan tarihiyle ilgili bir soruya karşılık, 16 Nisan tabii ki önemli bir tarihtir diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak, Avrupa Birliğinin, Kıbrıstaki tüm gerçeklere karşın, Rum tarafının üyeliğini onaylaması halinde iki taraf arasındaki diyalog şansının tamamıyla yok olacağı uyarısında bulundu.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun, Türk tarafının önerilerine vereceği yanıtın olumlu olacağı ve bu yanıtın herkese diyalog kapısını açık tutma şansı vereceği ümdini dile getiren Cumhurbaşkanı, Bu bir ön şart mı? şeklindeki soruya karşılık, Hayır, bu bir ön şart değil dedi.
16 Nisan sonrası!
Papadopulosa, Kıbrıs Türk tarafının önerilerine karşılık yanıt vermesi konusunda son tarih şeklinde herhangi bir süre önermediğinin de altını çizen Denktaş, ancak Papadopulosun yanıtının 16 Nisan sonrasına kalması halinde, bunun zorluk yaratacağına işaret ederek, Bunları 16 Nisan sonrasında tartışmak, benim açımdan zorluk yaratır. Sanırım, iyi niyet varsa bana 16 Nisan öncesinde bir yanıt vermesi gerekmektedir. Ancak bu da bir ön şart değildir diye konuştu.
Denktaş, başka bir soruya karşılık da, Avrupa Birliği ile 16 Nisanda anlaşma imzalayacak olanın Kıbrıs değil, sadece Rum Yönetimi olacağının söyledi.
Başka bir soruya karşılık ise, adadaki her iki tarafın da BM Genel Sekreterinin Kıbrıstaki iyi niyet misyonunun devam etmesi gerektiğini söylediklerini belirten Denktaş, Genel Sekreterin iyi niyet misyonu sürdüğüne göre, hangi noktada bulunduğumuz konusunda kendisini bilgilendirmemin görevim olduğu kanaatindeyim şeklinde konuştu.
Şimdi BMye itirazım yok!
Denktaş bir başka soru üzerine de, Papadopulasa yaptığı önerilerin görüşülmesinde BMnin de hazır bulunması teklifinde bulunmadığını, ancak Papadopulosun, Denktaşın önerilerinin görüşülmesinde, Kleridesin geçmişte yaptığı gibi, BMnin de hazır bulunmasını istemesi halinde buna herhangi bir itirazı bulunmayacağını kaydetti. Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle konuştu:
Sanırım iki taraf, dışarıdan bir müdahale olmaksızın bu önerileri oturarak kolayca tartışabilir. Buna gerçekten inanıyorum ve böyle bir tavır bu sürece yardımcı olur. Ancak, Rum tarafı kendi nedenlerinden dolayı dıştan bir müdahale isterse, bunu da reddedecek değiliz.
Denktaş başka bir soruya karşılık da, öneriler paketinin kabul edilerek, uygulamaya konmasının, tarafların kendi pozisyonlarını zayıflatmayacağını ve nihai bir anlaşmanın yerini almayacağını vurgulayarak, İki tarafın da pozisyonları biliniyor, özlü konular biliniyor ve biz, bu konuları tartışmaya samimi olarak hazırız. Ancak biz, bu önerileri yaptığımız için de bu aşamada bir tavır değişikliği olması gerekir de demiyoruz. Bu diyaloğa ve diyalogtan çıkacak sonuca bağlıdır şeklinde konuştu.
YENIDUZEN 03/04/2003
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, TC Başbakanı Recep Tayyip Eroğanla Başbakanlıkta 1 saatlik bir görüşme yaptı:
Talat-Erdoğan buluştu, çözümü konuştu
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğanla yararlı bir görüşme yaptıklarını ve Kıbrıs sorununun geldiği süreci derinlemesine ele alma fırsatı bulduklarını söyledi.
Annan Planı konusunda Tayyip Erdoğan'ın ne söylediğinin sorulması üzerine Talat: 'Bunu elbette Sayın Erdoğan'a sormalısınız ama planın müzakere edilmesi gerektiğine inanmaya devam ettiği izlenimini edindim. Bana sorarsanız Annan Planı bizim bugüne kadar elde ettiğimiz en iyi plandır ve bu bağlamda ortadan kaldırılmamalıdır
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanla TC Başbakanlık binasında Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri görüştü. CTP Mali Sekreteri Ahmet Uzunun da katıldığı görüşme yaklaşık bir saat sürdü. Talatı makamında kabul eden Recep Tayyip Erdoğan görüşme sonrasında herhangi bir açıklama yapmazken, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat kısa bir değerlendirmede bulundu.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğanla yararlı bir görüşme yaptıklarını ve Kıbrıs sorununun geldiği süreci derinlemesine ele alma fırsatı bulduklarını söyledi.
Talat, Kıbrıs sorununun çok önemli bir dönemece ulaştığını ve 16 Nisan'da Avrupa Birliği ile imzalanacak üyelik anlaşmasına tüm Kıbrıs adına Rum tarafının imza koyacağını anımsattı.
Talat sözlerini şöyle sürdürdü:
Rum tarafının hedefi Annan Planından kurtularak üyelikten sonra varılacak bir anlaşmanın sadece AB normları çerçevesinde olmasını sağlamaktır. Bizce ise Annan Planı canlı tutulmalı ve çözüme zemin teşkil etmeye devam etmelidir. BM belgesi haline gelmesi yanında Kıbrıs-AB anlaşmasına da ek yapılmalı veya atıfta bulunulmalıdır. Sayın Erdoğan Kıbrıs sorununun Yunanistan'la ele alınacağını daha önce bildirmişti. Böyle bir öngörü güvenlik boyutu bağlamında zaten Annan Planında da vardı. Elbette Kıbrıs sorununun çözümünün zorunluluğunu tespit ederek bu doğrultuda ortaya konacak her türlü çabanın yararlı olacağına inanıyorum.
Annan Planı konusunda Tayyip Erdoğan'ın ne söylediğinin sorulması üzerine de Talat, 'Bunu elbette Sayın Erdoğan'a sormalısınız ama planın müzakere edilmesi gerektiğine inanmaya devam ettiği izlenimini edindim. Bana sorarsanız Annan Planı bizim bugüne kadar elde ettiğimiz en iyi plandır ve bu bağlamda ortadan kaldırılmamalıdır. Türk tarafının ileride daha büyük sıkıntılarla karşılaşmamak için sorunun çözümüne şimdi katkıda bulunması bir zorunluluktur' şeklinde konuştu.
Sohbet toplantısına da katıldı
Bu arada önceki akşam Mülkiyeliler Birliği lokalinde Birlik yöneticileri ile düzenlenen bir sohbet toplantısına katılan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun geldiği son aşama hakkında bilgi verdi ve soruları cevaplandırdı. Kıbrısın AB takviminin Annan Planının entegre bir parçası olduğunu vurgulayan Talat, sorunun Türkiyenin AB süreci ile ilintisine değinerek Türkiyenin Kopenhag kriterlerine uyumunun değerlendirileceği 2004 yılı sonundan önce ve Kıbrısın Mayıs 2004teki tam üyeliğine kadar mutlaka sorununun çözümlenmesi gerektiğini anlattı.
Kıbrısta çözümün bir parçası olarak ortaya çıkan takvimin geleceğini arayan insanları hareketlendirdiğini ve barış konusunda büyük bir heyecan doğduğunu, bu sayede rekor sayıda katılımlı mitingler yapıldığını anlatan Talat, Kıbrıs sorununun bu aşamasında Kıbrıs Türkleri ile Türkiyenin çıkarları, Annan Planıyla tam bir örtüşme noktasına geldi dedi.
Şimdilik kaçırılmış görünen Annan Planının bir şekilde canlı tutulması gerektiğine işaret eden Talat, bunun için iki aşamanın yaşanacağının altını çizdi. Önce söz konusu planın BM Güvenlik Konseyince kabul edilerek bir BM belgesi haline gelmesi, sonra da Cumhurbaşkanı Denktaş ve Rum Yönetiminin itirazlarına rağmen AB-Kıbrıs anlaşmasına eklenmesi veya bu anlaşmada hiç olmazsa atıfta bulunulması gerektiğini anlattı.
YENIDUZEN 03/04/2003
Powelın ana gündemi:
Kıbrıs
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Ankara ve Brüksel'de yapacağı temasların ana gündem maddelerinden birisini Kıbrıs sorunu oluşturduğu öğrenildi. ABHaber'e ulaşan bilgilere göre Powell, 14 Nisan'da Yunanistan'da AB ile Katılım Anlaşmasını imzalayacak Kıbrıs Cumhuriyetinin üyeliği sonrası Ankara-Atina arasında artacak siyasi tansiyonu düşürmeyi hedefliyor. Washington yönetiminin Kıbrıs sorununun çözümü noktasında yeni öneriler geliştirdiği bildirildi. Powell Kıbrıs ile ilgili yeni önerilerini Ankara ve Brüksel'de yapacağı temaslar sırasında, ilgili taraflara aktaracak.
Powell'ın, Brüksel'de AB Dönem Başkanı Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, AB Komisyonu'nun dış ilişkilerden sorumlu üyesi Chris Patten ve AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana'dan oluşan Troyka ile görüşeceğini, ayrıca, ''Brüksel'e gelebilecek AB ve NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla'' yemek yiyeceğini bildirdi.
Gülden Kıbrıs ertelemesi
TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşmesinin ardından KKTC programına iptal etti. Gül, Perşembe günü KKTCyerine Brüksel'e giderek Powell'ın da katılacağı NATO zirvesinde hazır bulunacak. Kıbrısın da bu toplantıda ele alınması bekleniyor.
YENIDUZEN 03/04/2003
DENKTAŞ: MARAŞI VERİRİZ AMA
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadapulosa 6 maddeden oluşan bir uzla
şma paketi sundu
1.Halen yerleşime kapalı olan Maraş bölgesi BM denetimindeki alan da dahil olmak üzere ilk adım olarak Rum Yönetiminin kontrolüne verilecek
2.Siyasi, ticari, kültürel, sportif vb. aktiviteler de dahil olmak üzere iki taraf arasında sürmekte olan tüm kısıtlamalar kalkacak
3.İki taraf arasında tüm geçişler kolaylaştırılacak, turistlerin geçişindeki kısıtlamalar kaldırılacak
4.Taraflar arasında ticari işbirliği artırılacak, ticari ilişkiler normale dönecek
5.Kıbrıs Türk tarafı, Temmuz 2000 tarihinden bu yana Birleşmiş Milletler barış gücünün dolaşımına koyduğu kısıtlamayı kaldıracak
6.İki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıyla bir uzlaşı komitesi kurulacak
Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Cumhurb
aşkanı Rauf Denktaşın dün açıkladığı önerilere 7 Nisan Pazartesi gününden önce yanıt vereceğini bildirdi
Türk tarafı, ABa giriş anlaşmasının imzalanacağı 16 Nisan öncesinde Kıbrıs sorununa yeni bir açılım getirerek, Rum tarafına 6 maddelik öneri paketi sundu. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Rum Yönetimi Başkanı Tassos Papadopulosa bugün mektupla gönderilen yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.
Türkiyenin de desteğiyle hazırlanan önerilerde, iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari ilişkilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak bir Uzlaşı Komitesi kurulması ve Türk tarafının Barış Gücüne uyguladığı sınırlamaların kaldırılması da öneri
liyor.
MEDYA ORDUSU İZLEDİ
Yeni öneri paketi, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından bugün basın toplantısıyla açıklandı. Başbakan Derviş Eroğlu, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile birlikte aylardan sonra ilk kez basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, öneri paketini Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki ayrı metinden okudu.
Aralarında Rum gazetecilerin de bulunduğu bir medya ordusunun izlediği basın toplantısı, bazı TV kanallarından canlı olarak yayınlandı.
KAPSAMLI ANLAŞMA İÇİN KATALİZÖR
Rum Yönetimi Başkanı Tassos Papadopulosa gönderdiği mektupta, iki taraf arasında varolan derin güven bunalımını ve sorunun sosyo-psikolojik boyutunu uzun zamandan beri gözardı ettiklerine dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, Bu değerlendirmeye dayalı olarak, kendisine iki taraf arasında çalışma ilişkisi kurulmasını sağlayacak diyalog ve danışma süreci başlatacağına inandığım bir öneri paketi teklif ettim dedi.
Rum tarafına sunduğu öneri paketinin kapsamlı bir anlaşmanın gerçekleşmesi için katalizör rolü oynayabileceğine inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, öneri paketinin uygulanmasıyla ilgili olarak BM ve ABın katkılarının da sağlanabileceğini kaydetti.
ÖNERİLER BÜTÜN
Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:
Bu fikirler ve öneriler bir bütün oluşturmaktadır. Bu paketin uygulanması, bir yandan iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı ve iki tarafça da kabul edilebilir kapsamlı bir anlaşmaya varma şansını önemli derecede artırırken, diğer yandan da iki tarafa önemli somut yararlar getirecektir. Paketin kabulü ve uygulanmaya konması tarafların pozisyonlarına halel getirmeyeceği gibi, nihai bir anlaşmanın yerini de almayacaktır.
ANNANA DA GÖNDERİLDİ
Yukarıda belirtilenler çerçevesinde iki tarafı da tatmin edecek bir sonuca ulaşmak amacıyla kapsamlı çözüme ilişkin temel meseleleri ve AB üyeliğine ilişkin konuları da kendisiyle ele almaya hazır olduğumu Sayın Papadopulosa bildirdim diyen Denktaş, iyiniyet misyonu çerçevesinde öneri paketini B
M Genel Sekreterine de ilettiğini kaydetti.
CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ SORULARI YANITLADI
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Rum tarafının Avrupa Birliğine üyeliğinin onaylanacağı 16 Nisan tarihiyle ilgili bir soruya karşılık, 16 Nisan tabii ki önemli bir tarihtir diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak, Avrupa Birliğinin, Kıbrıstaki tüm gerçeklere karşın, Rum tarafının üyeliğini onaylaması halinde iki taraf arasındaki diyalog şansının tamamıyla yok o
lacağı uyarısında bulundu.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun, Türk tarafının önerilerine vereceği yanıtın olumlu olacağı ve bu yanıtın herkese diyalog kapısını açık tutma şansı vereceği ümdini dile getiren Cumhurbaşkanı, Bu bir ön şart mı? şeklindeki soruya karşılık, Hayır, bu bir ön şart değil dedi.
ÖNERİLERİ 16 NİSANDAN SONRA TARTIŞMAK ZORLUK YARATIR
Papadopulosa, KKTCnin önerilerine karşılık yanıt vermesi konusunda son tarih şeklinde herhangi bir süre önermediğinin de altını çizen Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak Papadopulosun yanıtının 16 Nisan sonrasına kalması halinde, bunun zorluk yaratacağına işaret ederek, Bunları 16 Nisan sonrasında tartışmak, benim açımdan zorluk yaratır. Sanırım, iyi niyet varsa bana 16 Nisan öncesinde bir yanıt
vermesi gerekmektedir. Ancak bu da bir ön şart değildir diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, başka bir soruya karşılık da, Avrupa Birliği ile 16 Nisanda anlaşma imzalayacak olanın Kıbrıs değil, sadece Rum Yönetimi olacağının altını çizdi.
Başka bir sor
uya karşılık ise, adadaki her iki tarafın da BM Genel Sekreterinin Kıbrıstaki iyi niyet misyonunun devam etmesi gerektiğini söylediklerini belirten Denktaş, Genel Sekreterin iyi niyet misyonu sürdüğüne göre, hangi noktada bulunduğumuz konusunda kendisini bilgilendirmemin görevim olduğu kanaatindeyim şeklinde konuştu.
ÖNERİLERİN GÖRÜŞÜLMESİNDE BMNİN DE BULUNMASINA İTİRAZIM OLMAZ
Cumhurbaşkanı Denktaş bir başka soru üzerine de, Papadopulasa yaptığı önerilerin görüşülmesinde BMnin de hazır bulunması teklifinde bulunmadığını, ancak Papadopulosun, KKTCnin önerilerinin görüşülmesinde, Kleridesin geçmişte yaptığı gibi, BMnin de hazır bulunmasını istemesi halinde buna herhangi bir itirazı bulunmayacağını kaydetti. Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle konuştu:
Sanırım iki taraf, dışarıdan bir müdahale olmaksızın bu önerileri oturarak kolayca tartışabilir. Buna gerçekten inanıyorum ve böyle bir tavır bu sürece yardımcı olur. Ancak, Rum tarafı kendi nedenlerinden dolayı dıştan bir müdahale isterse, bunu da redde
decek değiliz.
Cumhurbaşkanı başka bir soruya karşılık da, KKTCnin öneriler paketinin kabul edilerek, uygulamaya konmasının, tarafların kendi pozisyonlarını zayıflatmayacağını ve nihai bir anlaşmanın yerini almayacağını vurgulayarak, İki tarafın da pozisyonları biliniyor, özlü konular biliniyor ve biz, bu konuları tartışmaya samimi olarak hazırız. Ancak biz, bu önerileri yaptığımız için de bu aşamada bir tavır değişikliği olması gerekir de demiyoruz. Bu diyaloğa ve diyalogtan çıkacak sonuca bağlıdır ş
eklinde konuştu.
Denktaş, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün KKTC ziyaretinin ertelenmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken de, Gülün Brüksel ziyareti nedeniyle ertelemnin olduğunu, Brükseldeki toplantıların ardından KKTCye geleceğini açıkladı.
DENKTAŞIN ÖNERİ PAKETİ
1.İlk adım olarak, Demokrasi Caddesinin güneyindeki Kapalı Maraş bölgesi, BM Ara Bölgesine kadar olan bölümü da kapsayacak şekilde yeniden iskana açılmak üzere Kıbrıs Rum tarafının kontrolüne verilecektir.
2.Buna paralel olarak, Kıbrısın her iki tarafına yönelik ve buralardan gerçekleşecek dış ticaret, ulaşım, seyahat ve kültürel ile sportif aktivitelere uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılacaktır. Türkiye ve Yunanistanın da, Kıbrıs Rum tarafına ve Kıbrıs Türk tarafına karşılıklı olarak uyguladıkları kısıtlamaları kaldırarak bu sürece olumlu katkıda bulunacaklarına inanıyorum. BM ve AByi de bu düzenlemeleri tescil etmeye ve uygulamaya konulmalarına yardımcı olmaya davet edeceğiz.
3.İki taraf arasındaki geçişler asgari prosedüre bağlı olarak kolaylaştırılacaktır. Turistlerin geçişleri ile ilgili kısıtlamalar da kaldırılacaktır.
4.İki taraf arasında ticari ilişkilerin normalizasyonu için tedricen adımlar atılacaktır. Her iki taraftaki kurumlar ortak projeler oluşturmaları ve geliştirmeleri için işbirliği yapma yönünde teşvik edilecektir.
5.Kıbrıs Türk tarafı, Temmuz 2000 tarihinden bu yana BM Barış Gücünün dolaşımı ile ilgili olarak uyguladığı tedbirleri kaldıracaktır.
6.İki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıyla bir uzlaşı komitesi tesis edilecektir. Bu komite, ikili temaslar ve projelerin geliştirilmesi için tavsiyelerde bulunacaktır.
HALKIN SESI 03/04/2003
Talat, Erdoğan`ı ziyaret etti
Talat: Annan planı, Türkiye ve Kıbrıs Türkü`nün elde edeceği en iyi çözüm planıdır
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan`ın Annan Planı`nın müzakere edilmesi gerektiği şeklindeki tutumunda bir değişiklik gözlemlemediğini belirtti. Talat, Annan Planı bana göre, Türkiye ve Kıbrıs Türkü`nün elde edeceği en iyi çözüm planıdır. Bunu hiç unutmamak lazım dedi.
AAnın haberine göre Mehmet Ali Talat, Başbakan Erdoğan`ı, Başbakanlık Merkez Binası`ndaki makamında ziyaret etti.
Talat, yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Lahey Zirvesi`nin başarısızlıkla sonuçlandığını ancak çabaların devam ettiğini belirtti. Talat, Türkiye`nin AB süreci, Kıbrıs sorunuyla çok yakından ilgilidir. Bunu herkes biliyor. Sayın Erdoğan`ın Yunanistan ile yapacağı girişimle ilgili açıklaması var. Bu girişimin yapılması gerekiyor şeklinde konuştu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın, Türkiye ile Yunanistan`ın özellikle Kıbrıs sorununda güvenlik konusunu görüşmelerini öngördüğünü belirterek, bu nedenle iki ülke arasında yapılacak bu görüşmenin büyük önemi olduğuna işaret etti. Talat, şöyle dedi:
Bizce Annan Planı hala canlı ve hala BM planı olarak müzakereye açık olmalıdır. Sayın Erdoğan`a bunu aktarmaya çalıştık. Kıbrıs`ın AB`ye girişinde, yapılacak anlaşmaya ek olarak Annan Planı`nın gözönünde tutulduğu eklenmeli ki, gelecekte Kıbrıs sorununun çözümlenme noktasına gelindiğinde, Rumlar, `hayır biz bu sorunu çözerken sadece AB normlarına uygun çözeriz` demesinler, BM planına uymak zorunda kalsınlar.
Başbakan Erdoğan`ın Annan Planı konusundaki görüşünün değişip değişmediğinin sorulması üzerine Talat, Erdoğan`ın Annan Planı`nın müzakere edilmesi gerektiğine inandığını ve tutumunun böyle olduğunu kaydetti.
Talat, Sayın Erdoğan`ın, Annan Planı`nın müzakere edilmesi gerektiği konusundaki tutumunda bir değişiklik gözlemlemedim. Bu konudaki görüşünü Sayın Erdoğan`a sorun. Annan planı, Türkiye ve Kıbrıs Türkü`nün elde edeceği en iyi çözüm planıdır. Bunu hiç unutmamak lazım diye konuştu.
Görüşmede, AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ve Erdoğan`ın Dışişleri Başdanışmanı Ender Arat da hazır bulundu.
HALKIN SESI 03/04/2003
Abdullah Gül, KKTCye cumartesi günü gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülün KKTC ziyareti ertelendi.
Bir günlük resmi ziyaret amacıyla bugün KKTCye gelmesi beklenen Gülün Belçika ziyareti nedeniyle Cumartesi günü geleceği öğrenildi.
HALKIN SESI 03/04/2003
Denktaş'tan Papadopulos'a ikinci mektup
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum lider Papadopulos'a ikinci bir mektup göndererek, güven artırıcı önlemler konusundaki önerilerini yeniden gözden geçirmesini istedi.
Cumhurbaşka
nı Denktaş, makamında düzenlediği basın toplantısında, sunduğu önerilere Papadapulos'un ''ret'' cevabı vermesinin ardından, Rum lidere bugün ikinci bir mektup gönderdiğini bildirdi.
Mektubunda, Kıbrıs sorununun halledilememesinin iki taraf arasındaki güvensizliğe dayandığını belirttiğini ifade eden Denktaş, Kıbrıs konusunda bunca zamandır yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamamasındaki engelin güvensizlik olduğunu vurguladı.
Güvensizliği ortadan kaldırmak ve ilişkilerin normale dönmesini sağlamak için önerileri yaptığını dile getiren Denktaş, ''Önerilerimiz masadadır. Yeni bir bakış açısıyla değerlendirmesini umuyoruz'' dedi.
İki taraf arasında güven yoksa hiçbir yere varılamayacağının altını çizen Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da iki taraf arasında derin güven bunalımı olduğunu bir çok kez raporlarında belirttiğini kaydetti.
Denktaş, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, önerilerine acele ''ret'' yanıtını vermesinin nedeninin, ''dış mihraklar tarafından desteklenmesine fırsat vermemek olduğunu'' söyledi.
16 Nisan'da Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliği'ne giriş sözleşmesinin imzalanmasının Kıbrıs'ı ikiye böleceği uyarısında bulunan Denktaş, 16 Nisan'da alınacak karara göre, önerilerle ilgili tavırlarını gözden geçireceklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, ''16 Nisan'da müzakereye açık kapı bırakan bir karar alınması halinde,kendilerinin tavrının da yumuşak olacağını'' ifade etti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet görevinin devam ettiğini ve bu iyi niyeti KKTC ile Türkiye'nin de desteklediğini belirten Denktaş, iyi niyet görevinde bir şeyi başkalarına zorla kabul ettirmenin bulunmadığını kaydetti.
Denktaş, güven eksikliğini ortadan kaldırmak için bir araya gelmek ve bazı tedbirler almak istediklerini ifade ederek, Rumların,
''Tüm Kıbrıs'ın hükümetiyim'' diyerek adanın kuzeyini de almak için silahlanmasının, güvensizliği derinleştirdiğini söyledi.
Düzenlediği basın toplantısında, iyi niyetle ortaya bazı düşünceler attıklarını belirten Denktaş, Papadopulos'un bu düşüncelerine yanıt vermediğini, ''Annan planın kabul edersen gel'' dediğini kaydetti.
Annan planını Papadopulos'un da Lahey'de kabul etmediğini, planda değişiklilikler istediğini hatırlatan Denktaş, ''Ben Lahey'den ayrılırken, her iki tarafın da istediği değişiklikler konusunda görüşelim ve anlaşırsak o zaman, yapılacak değişikliklerden sonra planı iki tarafın referandumuna sunalım diyerek ayrıldım. Kendisi ise Türkiye'nin garantörlüğünü ele alarak, Türkiye'nin yasal olarak o raddede ve o safhada ortaya koyamayacağı b
ir şeyler isteyerek ayrılmıştır'' dedi.
Papadopulos'a bugün ikinci bir mektup gönderdiğini ve Kıbrıs sorunun halledilememesinin nedeninin güvensizliğe dayandığını mektubunda teyit ettiğini kaydeden Denktaş, ''Bu güvensizlik, bugüne kadar giriştiğimiz her s
afhada bir engel teşkil etmiştir ve son yüz yüze görüşmelerde de engel bu olmuştur'' diye konuştu.
Güvensizliği ortadan kaldırmak ve iki taraf arasındaki ilişkilerinnormale dönmesini sağlamak için ve uygulanması halinde kapsamlı bir çözüme yardımcı olacağını düşünerek önerileri yaptığını belirten Denktaş, ''Bu önerilerim masadadır. Masada olan bu önerilerimi tekrar gözden geçirmesini istiyorum'' dedi.
''16 Nisan'da Kıbrıs'ı Avrupa Birliği'ne götürürüz düşüncesiyle hareket edildiği takdirde, Kıbrıs'ın ikiye bölünmesini tescil ettireceklerini düşünüyorum'' ifadesini kullanan Denktaş, Rumların, AB'ye girerek Kıbrıs sorununun kendi lehlerine halledileceğini düşünmesinin yanlış olduğunu ve bunun aksi etki yapacağını kaydetti.
KKTC'nin ve Türkiye'nin BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet görevini desteklediğini ifade eden Denktaş, ''İyi niyet görevinde taraflara, başkalarının düşündüğü ve oluşturduğu ilkeleri ve planı zorla kabul ettirmek diye bir şey yoktur. İyi niyet görevi, iki taraf arasında uyum sağlayıcı bir yaklaşım öngörmektedir'' dedi.
''YÜZ YÜZE GÖRÜŞMELERİ İYİ NİYETLE BİZ BAŞLATTIK''
Papadopulos'un, Lahey'de Annan planını kabul etmediğini unutarak, kendisine ''Annan planın baz olarak alıyor musun''diye sorduğunu belirten Denktaş, Papadopulos'a verdiği yanıtta, yüz yüze görüşmeleri iyi niyetle kendilerinin başlattığını, her türlü katkıyı yaptıklarını ve Lahey'de bir sonuç alınamamasında Papadopulos'un tavrını hatırlattığını söyledi.
Denktaş, ''Lahey'de ortaya koyduğumuz, (Annan planında) sen de tadilat istiyorsun ben de tadilat istiyorum. Gel bu tadilatları karşılıklı konuşalım, bunlarda eğer anlaşma olursa, o zaman referandumgündeme gelir yaklaşımımızı kendisine hatırlatıyorum ve bu durumda olduğumuzu da söylüyorum'' diye konuştu.
Denktaş, 1968'de başlaya
n müzakerelerde, her iki tarafın kabul edebileceği serbestçe müzakere yapılacak bir anlaşma aradıklarını ifade ederek, esas engelin karşılıklı güvensizlik olduğunu ve iki tarafın aynı vizyona dönük olarak çalışmasının mümkün olmadığını kaydetti.
Eski Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides ile yaptıkları görüşmelerde, başlangıç noktalarının, iki tarafın vizyonunu bir araya getirmek için çaba harcanması yönünde olduğunu, ancak Klerides'in, ''Vizyonları konuşursak anlaşamayız'' diyerek, bu yaklaşımlarını reddettiğini hatırlattı.
Denktaş, ''Somut olarak her istediğimiz konuda da 'Bu vizyonun parçasıdır' diyerek konuşmamıştır ve netice alınamamıştır. Dolayısıyla iki taraf arasında güven sağlayıcı bir yaklaşımın gerektiği, daha da bariz bir şekilde ortaya çıkmıştır. Biz pratik açıdan bunu elde edelim, kapıları kapatmayalım dedik'' diye konuştu.
''ÖNERİLER MASADA''
Önerilerinin masada olduğunu yineleyen ve bunu takip edeceğini belirten Denktaş, ''Ümit ederim kendisi de (Papadopulos) yeni bir bakış açısıyla bunları değerlendirir. Mektubumuzun suretini, iyi niyetgörevi nedeniyle BM Genel Sekreteri'ne de gönderiyoruz'' dedi.
Denktaş, bir soru üzerine, Papadopulos'un, ''oturup düşünerek'' veKıbrıs Türklerinin haklarını hiçe sayarak Kıbrıs sorununu çözemeyeceklerini anlayarak, yanıt vermesini beklediğini bildirdi.
İki tarafın karşılıklı güven duyacağı bir ortamın yaratılmasının uzlaşma için çok önemli olduğunun altını çizen Denktaş, ortaklıkların temelinde güvensizlik olamayacağını vurguladı.
''16 NİSAN'DAN SONRA DURUM GÖZDEN GEÇİRİLECEK''
Denktaş, ''Rum tarafı kabul etmese bile önerileri uygulamaya koyup koymayacağının'' sorulması üzerine, 16 Nisan'da yapılacak Avrupa Birliği toplantısında alınacak karar ışığında durumun gözden geçirileceğini ifade etti. Denktaş, müzakereye açık kapı bırakılırsa ve iki tarafa eşit muamele yapılırsa, alacakları tedbirlerin daha yumuşak olacağını belirtti.
Güvensizliği ortadan kaldırmanın yolunun karşılıklı iyi niyet olduğunu ve bu iyi niyetlerini ortaya koyduklarını ifade eden Denktaş,''Önerilerinin Rum tarafında 'manevra' olarak değerlendirildiğinin'' hatırlatılması üzerine, Rum tarafının böyle bir değerlendirme yapmasının nedeninin güvensizlik olduğunu söyledi. KKTC'de benzer yönde değerlendirme yapanların da kendisine güvenmediğini
söyleyen Denktaş, bu güvensizliği ortadan kaldırmak için bir araya gelmeyi önerdiklerini kaydetti.
Denktaş, başka bir soruya karşılık, AB ve BM'nin, iyi niyetlerini anlayarak öneriye destek vermesini beklediğini kaydetti.
HURRIYET 04/04/2003
Papadopulos
'tan Denktaş'a 'Ohi'
Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA
Rum Yönetimi Lideri Papadopulos, BM'nin devre dışı bırakılmaya çalışıldığını öne sürerek Denktaş'ın güven artırıcı önlemler paketine 'Hayır' yanıtını verdi. Rum lider Denktaş'a, 'Sorun iki taraf arasındaki güven bunalımı değil, sizin uzlaşmazlığınızdır' dedi.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs sorununda diyaloğu yeniden başlatmak için sunduğu önerileri reddetti. Denktaş'ı BM çerçevesinin dışına çıkmaya çalışmakla suçlayan Rum lider, 'Sorun, sizin söylediğiniz gibi iki taraf arasındaki güven bunalımdan değil, Türk tarafının uzlaşmazlığından kaynaklanıyor' dedi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dün yeniden Papadopulos'a bir mektup gönderdiği öğrenildi.
Rum Ulusal Konseyi, D
enktaş'ın, 1974'ten beri iskana kapalı tutulan, Magosa yakınlarındaki Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık Türk tarafına uygulanan ambargolara son verilmesini içeren önerilerini görüşmek üzere önceki gece iki kez olağanüstü toplandı. Papadopulos, toplantıdan sonra Denktaş ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup gönderdi. Rum lider yanıtında Kıbrıs'ta çözümün sadece BM'nin yürüttüğü çabalarla mümkün olabileceğini savundu. Rum Yönetimi Başkanı, 'Bundan sonraki görüşmelerin anlamlı olabilmesi için Türk tarafının BM'nin iyiniyet misyonunu ve Annan planını müzakerelere zemin olarak kabul etmesi gerekir' dedi.
BUNLAR ÖNERİ DEĞİL
Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas da 'Denktaş'ın sunduğu şeyler öneri değil. Denktaş, BM ve AB'yi etkileyebilmek için manevra yapıyor' diye konuştu.
Kıbrıs Rum Yönetimi 16 Nisan'da Avrupa Birliği ile tüm Kıbrıs adına üyelik sözleşmesi imzalayacak. Annan planında uzlaşma sağlanamadığı için AB yasaları Ada'nın Türk tarafında uygulanamayacak. BM Güvenlik Konseyi'nin önümüzdeki hafta, Annan planının uygulanamamasından Denktaş'ı sorumlu tutan bir karar alması bekleniyor.
Rumlar, Denktaş'ın bu önerileri Güvenlik Konseyi'nin kararını yumuşatmak için ortaya attığını öne sürüyorlar. Ada'daki siyasi gözlemciler, anlaşma için hiçbir adım atmamasına rağmen, Denktaş'ı uzlaşmaz taraf olarak göstermeyi başaran Rumların 16 Nisan'dan sonra çözüme hiç yanaşmayacağına dikkat çekiyorlar
HURRIYET 04/04/2003
Papadapulos'un mektubu açıklandı
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 2 Nisan'da Rum tarafına sunduğu 6 maddelik önerisine yazılı yanıt teşkil eden mektubu, Cumhurbaşkanlığı tarafından bugün basına dağıtıldı.
Papadopulos, 2 Nisan tarihli iki sayfalık mektubunda, Cumhurbaşkanı Denktaş'la sadece BM çerçevesinde görüşebileceğini belirterek, Denktaş'a, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı yaptı.
''Görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümü yönünde umut vermesi için Denktaş'ın, BM Genel Sekreter Kofi Annan'ın iyi niyet misyonunun devam etmesi ve Annan planını daha ileri müzakereler için zemin olarak kabul etmesi gerektiği'' görüşünü savunan Papadopulos mektubunda, BM Güvenlik Konseyi'nin, Genel Sekreter'e, en yakın zamanda soruna
kapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağı umudunu dile getirdi.
Papadopulos, Denktaş'ın mektubunda dile getirdiği sorunlar dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına inandığını belirtti.
Papadopulos, ''Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasındaki çıkmazın gerçek nedeninin, Denktaş'la Türkiye'nin Annan planını, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemesi olduğunu'' iddia etti.
''Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı'' iddiasında bulunun Rum lider, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunun, bütünsel bir çözüm yönünde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umut olduğun
u kaydetti.
MEKTUBUN TAM METNİ
Papadopulos'un mektubunun tam metni şöyle:
''Ekselansları Sayın Rauf Denktaş,
Sayın Sevgili Denktaş,
İçeriğini tam olarak not ettiğim 2 Nisan tarihli mektubunuz için teşekkür ederim.
Lahey'deki çıkmaz, 'sorunun sosyo-psikolojik boyutu ve de özellikle iki taraf arasında var olan derin güven bunalımına bağlıdır'şeklindeki görüşünüze katılmıyorum.
Çıkmazın gerçek nedeninin, hem Türkiye'nin hem de tarafınızın, BM Genel Sekreteri'nin planını, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemeniz olduğuna inanıyorum. Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı.
Benim görüşüm odur ki, BM Genel Sekreteri
'nin iyi niyet misyonu, bütünsel bir çözüm yönünde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umuttur.
Benim pozisyonum, hem Lahey öncesi hem de sonrasında açıkça ortayakonmuştu. Lahey'deki çıkmazdan sonra yaptığım ve hala geçerli olan açıklamamı size ik
tibas ediyorum.
'Bu gerilemeye (başarısızlığa) rağmen Kıbrıs sorununda bir çözüme varılması yönündeki çabalarımızı hem Kıbrıs'ın AB'ye girişi öncesinde hem de sonrasında sürdüreceğimiz konusunda güvence vermek istiyorum. Bugünün başarısızlığı gerçeğinin, soruna Annan planının parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulma çabası dışına çıkmamıza yol açmayacağı konusunda da güvence vermek istiyorum.'
Görüşmelerin yeniden başlamasının bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte bütünsel temelde çözülmesine ilişkin umut vaat etmesi için sizin, başlangıç olarak, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarında belirtildiği gibi, Genel Sekreter'in iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Genel Sekreterin planını zemin olarak kabul et
meniz gerektiğine inanıyorum.
BM Güvenlik Konseyi'nin, Genel Sekreter'e, en yakın zamanda sorunakapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme daveti yapacağını samimiyetle ümit ediyorum. Sizin mektubunuzda dile getirdiğiniz sorunlar da dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına da samimiyetle inanıyorum.
Bu mektubun bir kopyasını, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne de göndermiş bulunuyorum.
Saygılarımla,
Tasos Papadopulos''
KKTC'NİN ÖNERİLERİ
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Rum yönetimi lideri Papadopulos'a geçen gün bir mektupla gönderilen yeni öneri paketi, kapalı Maraş bölgesinin Rumlara verilmesine karşılık, her türlü kısıtlamanın kaldırılmasını öngörüyor.
Önerilerde, iki taraf arasında geçişlere kolaylık getirilmesi, ticari ilişkilerin gelişmesi için tedricen adımlar atılması, ortak biruzlaşı komitesi kurulması ve Türk tarafının Temmuz 2000'den beri BM Barış Gücü'ne uyguladığı sınırlamaların kaldırılması hedefleniyor.
HURRIYET 04/04/2003
Denktaş planına ret
Kıbrıs Rum Yönetimi, Denktaş'ın sunduğu altı maddelik yeni güven artırıcı önlem paketini reddetti. Verilen cevapta, 'Annan Planı'nın müzakere zemini olarak kabul edilmesi istendi
04/04/2003 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ambargonun kaldırılmasına karşı Maraş'ın Rumlara bırakılması dahil altı maddelik güven artırıcı önlem paketini reddetti. Rum Milli Konseyi'nin art arda iki toplantısından sonra Atina'nın da onayını alan Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Denktaş'a bir cevap mektubu yolladı.
'Neden sizsiniz'
Papadopulos cevabında, Lahey'deki Kıbrıs zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanmasında taraflar arasındaki derin güvensizliğin ve sosyal-psikolojik etkenlerin rolü olduğunu söyleyen Denktaş'a, "Size katılmıyorum. Lahey' deki başarısızlık, siz ve Türkiye' nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planını müzakere zemini olarak kabul etmemenizden kaynaklandı" dedi.
Simitis'le görüştü
Papadopulos, bundan sonra müzakerelerin tekrarlanmasının bir anlamı olabilmesi için KKTC liderinin Annan'ın hem 'çözüm planını' müzakere zemini olarak kabul etmesi, hem de BM Genel Sekreteri'nin hizmetlerinin devamından yana çıkması gerektiğini belirtti. Rum lideri Papadopulos, Rauf Denktaş'a cevap mektubunu göndermeden, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'le de telefonla görüştü.
Yakovu: Havai fişek
Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ise, Denktaş'ın önerilerini 'havai fişeğe' benzetti. Yakovu, "BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs için alacağı karar öncesinde, Denktaş bu kararı etkilemek istiyor. Ne BM ne Avrupa Parlamentosu böylesi favai fişeklerden etkilenmeyecektir" diye konuştu.
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, 'Denktaş'ın sonuç vermeyen bilinen taktiklerine sığınmaktansa uzlaşmaz tavrını değiştirmesi ve Annan'ın sunduğu plan çerçevesinde müzakerelere başlamasını' istedi.
'Yersiz, nedensiz'
Atina'daki yabancı diplomatik çevreler de Denktaş'ın önerilerini içeriği olumlu bulmakla birlikte zamansız ve Lahey zirvesinde başarısızlıktan sonra yersiz olarak değerlendirdi. Aynı çevreler, BM Güvenlik Konseyi'nin
9 Nisan'da Annan raporu doğrultusunda Kıbrıs için yeni bir karar vermek üzere toplanacağı, 16 Nisan'da da Rumların AB'ye üyelik anlaşmasının imzalanacağı bir sırada, önerilerin Rum tarafından kabul görmesi için neden bulunmadığını belirtti.
Türklere pasaport
Papadopulos'un, 16 Nisan'dan sonra Kıbrıslı Türkler için pasaport kolaylığı dahil bir dizi tedbir açıklaması bekleniyor. Rum tarafı böylece, KKTC'deki muhalefetin güçlenmesini hedefliyor. Rum Yönetimi kaynakları, Denktaş'ın önerilerinde KKTC'nin tanınmasını hedefleyen 'tuzaklar' bulunduğunu söyledi.
BM: İnceliyoruz
Bu arada Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'nin, Denktaş'ın paketini incelemeye aldığı açıklandı. Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Sözcüsü Brian Kelly, "BM Genel Sekreterliği, Denktaş'ın önerilerini incelemektedir. Sanırım bir açıklama yaparlar" dedi.
Denktaşınki havai fişek
Rumlar, reddettikleri Denktaşın önerilerini havai fişeğe benzetti. Rum tarafı da 16 Nisandan sonra Türklere yönelik pasaport kolaylığı dahil yeni öneriler getirecek
YORGO KIRBAKİ Atina
Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından getirilen ve KKTCye yönelik ambargonun kaldırılmasına karşılık Maraşın Rumlara bırakılması da dahil 6 maddelik güven artırıcı önlemleri içeren önerileri reddetti. Rum lider Tasos Papadopulos, dün Rum Milli Konseyini 2 kez topladıktan sonra, Atinanın da onayını alarak Denktaşa cevabi mektup gönderdi. Papadopulos Denktaşa "Laheydeki başarısızlık siz ve Türkiyenin BM Genel Sekreteri Kofi Annanın çözüm planını müzakere zemini olarak kabul etmemenizden kaynaklanmıştır" dedi. Papadopulos, bundan böyle müzakerelerin tekrarlanmasının bir anlamı olabilmesi için Denktaşın BM Genel Sekreterinin hem çözüm planını müzakere zemini olarak kabul etmesi, hem de BM hizmetlerinin devamından yana çıkması gerektiğini belirtti. Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ise Denktaşın önerilerini "havai fişek"e benzetti. Yakovu "Ne BM, ne de Avrupa Parlamentosu böylesi havai fişeklerden etkilenmeyecektir" dedi. Denktaşın önerileri Atinadaki yabancı diplomatik çevrelerde içeriği olumlu olmakla birlikte zamansız ve Lahey zirvesindeki başarısızlıktan sonra yersiz olarak değerlendirildi. Papadopulosun, 16 Nisandan sonra Kıbrıslı Türkler için pasaport kolaylığı dahil bir dizi tedbir açıklaması bekleniyor.
MILLIYET 04/04/2003
Powell Kıbrısta Türkiyeye destek verecek...
Türkiye, Kıbrıs için ABDden destek istedi. Powell, "Türkiyeye büyük görev düşüyor. Çözüm için ABD Türkiyenin yanındadır" dedi
ABDULLAH KARAKUŞ UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Kıbrıs konusunda yeni açılımlar sağlayacağını söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğana "Yanınızdayız" mesajını verdi. Annan Planı üzerindeki anlaşmazlığın ardından çözümsüzlüğün AB ile ilişkileri etkilemesinden kaygı duyan Ankara, yeni adım atma kararı aldı. İlk adımı önceki gün Powella açıklayan Erdoğan, "Iraka odaklanınca Kıbrıs geride kaldı. Yunanistanla Belgradda görüşeceğiz. Yeni çözüm girişimimizde ABDden de destek bekliyoruz" dedi.
Annan Planı çerçevesinde çözüm beklediklerini, ancak girişimi destekleyeceklerini belirten Powell, "Plan yeniden masaya yatırılarak revizyon yapılmalı. Türkiyeye de bu konuda büyük görev düşüyor. Çözüm için ABD hükümeti Türkiyenin yanındadır" karşılığını verdi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de, "Çözüm için gayret içindeyiz. 8 Nisanda iki tarafın Başbakan ve Dışişleri bakanları Belgradda toplanacak. Umuyorum ki önemli gelişmeler söz konusu olacaktır" diye konuştu. Yunanlı kaynaklar ise, Belgradda "Kıbrıs zirvesi" yapılmayacağını, sorunun ikili konular arasında görüşüleceğini belirterek, "Yakınlaştırıcı bir toplantı olacak, ama büyük kararlar çıkmasını beklemiyoruz" dediler. Gülün, "En üst bürokratlarımız Kıbrıs için buluşsun" önerisine de Yunanlı muhatabı Yorgo Papandreu olumlu yanıt vermedi.
MILLIYET 04/04/2003
Kıbrısta ara çözüm olur mu?
Bütün dikkatlerin Irak üzerinde toplandığı bir sırada, önceki gün Kıbrıs konusunda önemli bir gelişme oldu: KKTC lideri Rauf Denktaş 6 maddelik yeni bir öneri paketi sundu.
Önce bunun zamanlamasına değinelim: 10 Martta Laheyde BM Genel Sekreteri Kofi Annanın düzenlediği görüşmelerin fiyasko ile sonuçlanmasından sonra, müzakere süreci durdu, Annan planı da rafa kalktı. Şimdi Rum tarafı, 16 Nisanı heyecanla bekliyor. O tarihte, ABnin üyelik kapıları (sadece kendilerine) açılıyor...
İşte Denktaş, tam bunun arifesinde, inisiyatifi ele alıyor ve yeni bir öneri paketi ortaya koyarak, çözüm sürecinin son bulmadığını, karşı taraf isterse bunun başka zeminde de devam edebileceğini göstermeye çalışıyor...
* * *
BU yeni Türk önerisi iki unsur içeriyor. Birincisi çok önemli: Türk tarafı, Maraş bölgesini, yeniden iskana açılmak üzere, Rum tarafının kontrolüne veriyor. Denktaş bununla Maraş ile ilgili olarak "toprak tavizi" vermeye hazır olduğu mesajını iletmiş oluyor... İkinci unsur, iki taraf arasında ticaret, ulaşım, dolaşım vs. serbestisinin sağlanması gibi "güven artırıcı önlemler" ile ilgili. Türk tarafı böylece verdiği ödüne karşılık, Rumların ambargo ve benzeri kısıtlamaları kaldırmasını talep ediyor.
Aslında bütün bunların daha da geniş bir anlamı var. Özetlersek:
1) Denktaş, Annan planını tamamen dışlıyor. Yerine bir ara çözüm getirmeye çalışıyor.
2) Bu "ara çözüm", Rumlara çok arzuladıkları "Maraşa dönme" şansını veriyor.
3) Öneri Kıbrıs Türklerini ekonomik alanda rahatlatacak olanakların yanı sıra, KKTCnin "fiilen tanınması" anlamında bir siyasi avantaj da sağlamayı amaçlıyor.
Denktaş ve Ankaradaki resmi ağızlar bu önerinin kabul edilmesinin hem adada havayı yumuşatacağını, hem de çözüm için diyalog yolunu yeniden açacağını söylüyorlar. Ne var ki, Rum tarafı - ve Kıbrısla ilgili dış çevreler - bu girişimi öyle değerlendirmiyorlar, daha çok bunu Annan planını "by - pass" etmeye yönelik bir "zemin değiştirme manevrası" olarak görüyorlar.
* * *
RUM tarafının ilk tepkileri, bu önerinin kabul edilmeyeceğini gösteriyor. Buna karşılık olarak Papadopulosun da Denktaşa "Kıbrıs devleti" olarak ticaretten pasaport kolaylıklarına kadar bir dizi avantaj sağlayacak bir "paket" sunacağı anlaşılıyor.
Papadopulos yönetimi, zaten 16 Nisandan sonra, Rum tarafının istediğine kavuşacağının verdiği güvenle hareket ediyor. Bu bakımdan onun Denktaşın önerisini kaale alması için "özendirici" veya "zorlayıcı" bir faktör yok.
Önümüzdeki hafta Belgradda yapılacak olan Güneydoğu Avrupa Konferansında Türk ve Yunan liderlerinin bir araya gelmesi söz konusu. Bu belki Kıbrıs sorununun "yeni bir format" çerçevesinde yeniden ele alınması olanağını yaratabilir.
Ama açıkçası, Denktaşın sunduğu cinsten bir "ara çözüm"ün, anlaşma zemini oluşturmayacağı açık. Bunu belki yeniden Annan planı çerçevesinde oturtmak, yani onu planın bir parçası haline getirmek daha akılcı ve gerçekçi bir yaklaşım olur.
Eğer Belgraddan da bir şey çıkmayacaksa, korkarız bu iş artık 16 Nisandan itibaren başlayacak olan - ve Rumların lehinde gelişecek olan - yeni süreçte büsbütün tavsayacaktır.
SAMI KOHEN - MILLIYET 04/04/2003
Denktaş'ın diplomasi ustalığı...
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a hayran kalmamak elde değil. Öylesine önemli bir zamanlama yaptı ki, Siyaset Bilimi derslerinde okutulması gerekir.
Yakında BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs raporunu ele alacak ve çözümsüzlüğün sorumluluğu Denktaş'ın omuzlarına yüklenecek ve eleştirecek. 16 Nisan günü de Rumlar, bütün Kıbrıs adına AB ile tam üyelik anlaşmasını imzalayacaklar. Böylece, hedeflerine ulaşmış olacaklar.
İşte tam bu aşamada Denktaş 6 noktalı bir öneri paketi açtı. Nihai çözüm ile ilgili değil. Tamamen "iyi niyetli olduğunu", Denktaş çözüm istemiyor, diyenlere farklı yanını göstermeyi hedefliyor.
Açılan pakette, iyi niyet dışında yeni bir unsur yok.
Nitekim Rumlar da kabul etmediler.
İşte Denktaş'ın asıl amacı da bu... Papadopulos'un çözüm istemediğine ve kötü niyetli olduğuna dikkat çekmek.
Bütün bu anlattıkların işin kozmetik yanı. Uluslararası diplomasinin bilinen danslarından biri.
Acaba gerçekten böyle mi?
YOKSA BÜYÜK BİR PLANIN PARÇASI MI?
Acaba sınırlı bir diplomatik girişim mi, yoksa çok daha geniş bir stratejinin parçası mı?
Önümüzdeki hafta Belgrad'da toplanacak olan Balkan doruğunda Erdoğan-Simitis görüşmesi var. Türkiye'nin İngiltere, Yunanistan ve Kıbrıs'ın iki bölgesinin katılacakları 5'li bir süreç başlatmak istediği de biliniyor.
KKTC Cumhurbaşkanı bu paketin ilk adımını mı atıyor?
Eğer böyle ise, işin rengi değişir.
Türk tarafı elindeki kartları geçen Aralık ayından bu yana teker teker kaybetti. Bundan sonra Rumlara cazip gelecek pek fazla kartı yok. Ancak Uluslararası ilişkiler böyledir. Herşeyin bittiği yerde yeni bir kapı açılabilir. O kapının ötesinde sizi tatmin edecek hiçbir şey bulamayabilirsiniz. Buna rağmen önemli olan, denemeyi sürdürmektir.
Artık eskiyi bırakalım ve ileriye bakalım.
* * *
MEHMET ALI BIRAND - MILLIYET 04/04/2003
KOMSU "OHI" DEDI
Rum basınına göre Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos, mektupta Denktaş ile sadece BM çerçevesinde görüşeceğini belirtti
Tasos Papadopulos, ret gerekçelerini açıkladığı mektubunda, öneriler paketini kabul etmesi halinde KKTCnin resmen tanınmış olacağını ifade etti
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri ayrıca, Kıbrısta taraflar arasındaki diyaloğun kopmasından Cumhurbaşkanı Denktaşı sorumlu tuttu
Rum gazeteleri Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun önceki akşam geç saatlerde, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaşın Rum tarafına sunduğu 6 maddelik önerisine yanıt göndererek sadece BM çerçevesinde kendisiyle görüşebileceğini bildirdiğini yazdılar.
Mahi Tasostan Denktaşa; Seninle Sadece BM Çerçevesinde Görüşürüm başlığıyla verdiği haberinde, şunları yazdı:
Cumhurbaşkanı Papadopulos akşam geç saatte R. Denktaşa yazılı yanıt verdi. Mektubunda görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümü yönünde bir umut vermesi için Denktaşın Kofi Annanın iyi niyet misyonunu ve Annan Planını daha ileri müzakereler için zemin olarak kabul etmes
i gerektiğini vurguladı.
Papadopulos G. Konseyinin Genel Sekretere, en yakın zamanda kapsamlı bir çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağı ve Denktaşı da mektubunda belirttikleri sorunların bu şekilde çözümleneceği umudunu da belirtt
i."
Politis ise Red Mektubu başlıklı haberinde, şunları yazdı:
Cumhurbaşkanı Papadopulos akşam geç saatlerde işgal liderine gönderdiği mektubunda önerisini reddettiğini resmen de bildirdi. BM Genel Sekreterine de iletilen yazıda Papadopulos, işgalci lidere, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmamasının nedeninin görüşmeler sırasında kendisinin gösterdiği uzlaşmazlığa bağlı olduğunu vurguladı.
Papadopulos, kendisini BM Genel Sekreteri Kofi Annana Laheyde söylediklerinin hala geçerli olduğunu da belirtti. İşgalci lideri Kıbrıs sorununa parça parça yerine bütünlüklü bir çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı da yaptı.
Papadopulos, muhtemel görüşmelerin bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümlenmesine ilişkin umut vadetmesi için, işgalci liderin G. Konseyi kararlarında belirtildiği gibi genel sekreterin iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Annan Planını zemin olarak kabul etmesi gerektiğini de vurguladı.
TÜRK TARAFININ ÖNERİ PAKETİNE RUM B
AKIŞI
Gazeteler KKTC Cumhurbaşkanı Denktaşın dün öğleden sonra düzenlediği ve Rum gazetecileri de davet ettiği basın toplnatısında açıkladığı öneri paketini manevra, havai fişek, kavun kabuğu gibi benzetmelerle manşetlerinden yansıttılar.
Fileleftheros Denktaştan Gafil Avlama: Maraş Rüşvetiyle Stratejik Manevra. Ambargonun Kaldırılması Karşılığında Kenti İade Ediyor. Serbest Temaslar Başta Olmak Üzere Tedbirler Paketi başlığıyle manşetten verdiği haberinde, Rauf Denktaşın taktik manevralarla dün Rum tarafını gafil avalamaya çalıştığını ve diğer şeyler yanında Maraşın iadesini öngören 6 maddelik öneri sunduğunu yazdı.
Gazete öneri paketinin Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosa yazılı olarak gönderildiğini, ardından da basın toplantısında açıklandığını da yazdı.
Politis haberi manşetten Paskalya Öncesi Denktaş Havai Fişeği: Ambargoların Kalkması İçin Maraşı Önerdi. Ulusal Konsey OHİ (Hayır) Dedi.
Gazete iç sayfasında daha geniş şekilde verdiği haberine Havai Fişek Tez Söndü -Denktaş Maraşın İadesini Önererek Gafil Avlamaya Çalıştı. Olağanüstü Toplanan Ulusal Konsey Reddetti başlığını kullandı.
Haravgi haberi birinci sayfasında Denktaşın Gösteriş Amaçlı ve BM Sürecinden Çıkılmasını Öngören Önerilerine Ani Tepki başlığıyla yansıttı.
Gazete Türk tarafının öneri paketine yer verdiği ancak iç sayfalarda yayımladığı haberine İşgal Bölgelerine Ambargonun Kaldırılması Karşılığında Denktaş Önerileri başlığını kullandı.
Alithia da haberi birinci sayfasında Annan Planından Kaçmak İçin Herşeyi Yapıyor. Maraşın İadesi İçin Denktaştan Ani Öneri. Fakat Ulusal Konseyin Toplantısında Reddedildi.
Gazete Denktaşın öneri paketine geniş yer verirken, önerinin reddedildiği Ulusal Konseyin olağanüstü toplantısına Rum Yönetimi Eski Başkanı Glafkos Kleridesin de katıldığını yazdı.
Diğer gazeteler haber başlıkları şöyle:
Mahi (manşetten) Denktaştan Yeni Kavun Kabuğu -Ambargonun Kaldırılması Karşılığında Maraşı Veriyor. Denktaşın Altı Önerisi
Simerini (manşetten): Denktaştan Tanınma Oyunu. Denktaş Ambargonun Kaldırılması İçin GYÖ Paketi Sundu Ve Adanın Ortak Sahibi İki Halktan Söz Ediyor.
Cyrpus Mail (manşetten) Denktaş 6 Maddelik Plan Sundu. Papadopulos Mektuba Yanıt Verdi Ve Denktaştan Annan Planının Görüşmelere Zemin Olmasını Kabul Etmesini İstedi"
HALKIN SESI 04/04/2003
Meclisi ezdi, geçti!
Rauf R.Denktaşın önerileri, Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos tarafından
reddedildi!.. Şimdi, Denktaşın iyi niyet ve samimiyet göstergesi olarak önerilerin KKTC yönetimiyle ilgili bölümlerini uygulamaya koyup koymayacağı merak konusu... İki toplumlu temaslardaki engelleri kaldıracak mı? Güneye geçişlerdeki keyfiliğe son verecek mi?
Denktaşın önerileri hükümette huzursuzluk yarattı... UBP Genel Sekreteri Süha Türköz ve Milletvekili Hüseyin Özgürgün, önerilerin Cumhuriyet Meclisine getirilmeden sunulmasının doğru olmadığını açıkladı. Denktaş, Kıbrıs sorununun geldiği aşamayla ilgili Meclise davet edilmiş ancak hastayım diyerek toplantıya katılmamıştı. Ancak, Meclise bilgi vermeden çeşitli öneriler gündeme getiren ve Maraşın Rum kontrolüne verilmesini öneren Cumhurbaşkanı Denktaşın bu davranışı keyfilik olarak nitelendirildi
Dün Sim FMde Gazeteci-Yazar Sami Özuslunun programına telefonla katılan UBP Genel Sekreteri Süha Türköz Cumhurbaşkanı Denktaşın planını sunuş yöntemini doğru bulmadığını belirterek Devlet kurumlarının devre dışı bırakılmasının doğru bir yöntem olmadığını söyledi.
Öte yandan dün Kıbrıs FMde Gazeteci Hüseyin Ekmekçinin konuğu olan UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün de planın sunuş şeklini doğru bulmadığını ifade ederek Meclisin haberi olmalıydı diye konuştu. Ekmekçinin Fakat Parti Başkanınız da Plan açıklanırken Denktaşın yanında oturuyordu hatırlatmasını yapması üzerine Özgürgün Biz başkanımıza sitemlerimizi ileteceğiz yanıtını verdi.
YENIDUZEN 04/04/2003
UNFICYP Sözcüsü Kelly:
BM önerileri inceliyor
BM Genel Sekreterliğinin, Rauf Denktaşın, dün Rum tarafına yaptığı öneriler paketini incelemeye aldığı açıklandı.
Kıbrıstaki BM Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Brian Kelly, TAK muhabirinin sorusuna karşılık yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreterliği, Sayın Denktaşın önerilerini incelemektedir dedi.
Kelly, Denktaşın Tasos Papadopulasa bir mektup göndererek, Rum tarafına sunduğu öneriler paketi hakkında BM olarak ilk andaki yorumunuz ve değerlendirmeniz nedir? şeklindeki soruya karşılık, bu yöndeki açıklamanın New Yorktan yapılabileceğini belirterek, şöyle dedi:
Bu yöndeki açıklama, sanırım New Yorktaki BM Genel Sekreterliğinden yapılacaktır. Ama şunu söyleyebilirm ki Genel Sekreterlik, Sayın Denktaşın öneriler paketini incelemektedir."
YENIDUZEN 04/04/2003
Gül:
Kapılar çözüme kapalı değil
8 Nisan`da Belgrad`daki Balkan zirvesine ben ve Sayın Başbakan katılacağız. Yunanistan`dan da başbakan ve dışişleri bakanı katılacak. Aramızda toplantı yapacağız ve umuyorum ki önemli gelişmeler söz konusu olacaktır.'
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun çözümünde Annan palanıyla ilgili sonuç alınamamasına rağmen kapıların kapalı olmadığını anımsattı.
A.A'nın haberine göre Gül, NATO Konseyi Dışişleri Bakanları toplantısına katılmak üzere Brüksel`e gitti.
Abdullah Gül, Ankara`dan ayrılmadan önce Esenboğa Havaalanı`nda açıklamalarda bulundu.
Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın yeni Kıbrıs önerisine ilişkin görüşünün sorulması üzerine, bu öneriyi olumlu bulduğunu belirterek, Lahey`de Annan palanıyla ilgili sonuç alınamamasına rağmen kapıların kapalı olmadığını söylediklerini hatırlattı.
Kıbrıs`ta çözüm bulunması için hep gayret içinde olduklarını ifade eden Gül, bu adımın önemli olduğunu belirterek şöyle devam etti:
'Çünkü bu adımlar güvenin inşa edilmesiyle ilgili, arkası gelecektir. 8 Nisan`da Belgrad`daki Balkan zirvesine ben ve Sayın Başbakan katılacağız. Yunanistan`dan da başbakan ve dışişleri bakanı katılacak. Aramızda toplantı yapacağız ve umuyorum ki önemli gelişmeler söz konusu olacaktır.'
Abdullah Gül, 8 Nisan`da Belgrad`da düzenlenecek Balkan zirvesi sırasında bu konuyla ilgili bir toplantı yapacaklarını da kaydetti.
Gül bu arada, Brüksel`de bugün yapılacak NATO Konseyi toplantısının kritik bir dönemde yapıldığına dikkat çekerek, toplantı çerçevesinde Irak savaşıyla ilgili durumun ele alınacağını kaydetti.
Bakan Gül, NATO ile AB arasındaki stratejik ortaklık ilişkileri çerçevesinde Makedonya`daki NATO gücünün yerini AB gücüne bırakacağını hatırlattı.
Abdullah Gül, NATO`nun Patriot füzeleri ve Awacs uçaklarıyla olası bir saldırıya karşı Türkiye`ye koruma sağladığını da anımsatarak, bugünkü toplantıda olağanüstü bir göç hareketi karşısında alınacak tedbirlerin de ele alınacağını bildirdi.
YENIDUZEN 04/04/2003
Babacan:
Hükümetimiz Kıbrıs sorununu en kısa zamanda çözmekte kararlı
TC Devlet Bakanı Ali Babacan, Kıbrıs sorununu en kısa zamanda çözmekte kararlı olduklarını söyledi.
A.A'nın haberine göre Avrupa-Akdeniz Yatırım ve İşbirliği İmkanı'nın (FEMIP) üst düzey organı olan Siyasi Diyalog ve Koordinasyon Komitesi'nin (PDCC) İstanbul'da gerçekleştirilen toplantısının ardından Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Philippe Maystadt ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Babacan, soruları yanıtladı. Babacan, bir yabancı gazetecinin Kıbrıs sorunuyla ilgili sorusunu, 'Hükümetimizin Kıbrıs sorununu en kısa zamanda çözmekte kararlı olduğunu burada ifade etmek istiyorum' diye yanıtladı.
YENIDUZEN 04/04/2003
|
Gül KKTCye gitti |
|
|
Dışişleri Bakanı Gül, KKTCye gitmeden yaptığı açıklamada, Kıbrısta çözüm için kapılar tamamen kapanmamıştır dedi. |
|
|
Ankara
AA |
|
|
|
5 NisanNTV - Dışıişleri Bakanı Abdullah Gül, Esenboğa Havalimanında yaptığı açıklamada, Kıbrısta barış için çalışmaların sürdüğünü söylerken, İran Dışişleri Bakanı Harrazinin ziyaretinin yoğun gündem nedeniyle, Pazar günü yapılacağını açıkladı. |
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın daveti üzerine Lefkoşaya giden Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Esenboğa Havalimanında yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorunun halen devam ettiğini belirterek, hükümet olarak çözüm için uğraştıklarını ve çözümsüzlüğün çözüm olmadığına inandıklarını kaydetti.
DENKTAŞIN ÖNERİLERİ OLUMLU
Gül, Denktaşın 2-4 Nisanda Rum tarafına yaptığı çağrıyı anlamlı bulduklarını belirtti ve Bunu karşılıklı güven artırıcı bir girişim olarak görüyoruz diye konuştu.
Kıbrıs sorunu kronik bir problemdir diyen Gül, Denktaşın çözüm için gayret gösterdiğine, ancak Laheydeki çözümsüzlüğü tek tarafa yüklemenin doğru olmadığına işaret etti. Annan planına itirazın her iki taraftan geldiğini hatırlatan Gül, Tek taraflı suçlamaların doğru olmadığına inanıyoruz. Kapılar halen kapanmamıştır. Barış için çalışmalar devam edecektir. Ümit ediyoruz ki bu bir neticeye ulaşacaktır ifadesini kullandı.
HARRAZİNİN ZİYARETİ
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazinin yarın Ankaraya çalışma ziyareti yapacağını söyledi. Gül, Ankaranın yoğun programı nedeniyle Harraziye Türk tarafı olarak Pazar gününü biz önerdik dedi. Harrazinin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerden randevu talebi olmadığının da altını çizen Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Harraziyi kabul edeceğini söyledi.
Gül bugün 6 saatliğine KKTCde
Saat 11.00de Cumhurbaşkanlığında toplantıya katılacak o
lan Abdullah Gül, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleriyle de görüşecek
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, bugün KKTCye yapacağı 6 saatlik resmi ziyaret sırasında, Cumhurbaşkanlığında toplantıya katılacak, ardından muha
lefet partileri ve sivil toplum örgütleriyle de görüşecek.
Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, müsteşar ve müdürlerden oluşan heyetiyle birlikte özel uçakla saat 10.00da KKTCye gelecek ve Geçitkale Havaalanında basına açıklama yapacak.
Gül, ilk ziyaretini saat 11.00de Cumhurbaşkanı Denktaşa yapacak. Görüşmede Meclis Başkan Vekili Ünal Üstel, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da hazır bulunacak
Cumhurbaşkanlığında yapılacak bu görüşmenin ardından Gül, Türkiyenin Lefkoşa Büyükelçiliğinde muhalefet partilerini kabul edecek. Konuk Dışişleri Bakanı saat 12.00de CTP ve TKP, saat 12.30da ise YAP başkanlarıyla biraraya gelecek.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Cumhurbaşkanlığı ikametgahında onuruna vereceği öğle yemeğinin ardından Gül, Büyükelçilikte sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle biraraya gelecek. Programda saat 14.15 ve saat 14.45 olarak öngörülen iki ayrı görüşmede Gülün Annan planı temelinde ikiye ayrılan sivil toplum örgütlerini ayrı ayrı kabul etmesi bekleniyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, saat 16.30da KKTCden ayrılacak.
Güle KKTC ziyaretinde, bir süreden beri ziyaretin ön hazırlıkları için Adada bulunan Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Ertuğrul Apakan yanında, Başdanışman Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Genel Müdür Yardımcısı Necip Egüz, Başbakanlık Müşaviri Ahmet Sever, Dışişleri Başdanışmanı Gürcan Türkoğlu, Dışişleri Sözcü Yardımcısı Hüsey
in Diriöz, Özel Müşavir Kaya Türkmen ile Özel Kalem Müdürü Ömer Gücük eşlik edecek.
HALKIN SESI 05/04/2003
Papadopulos: Laheydeki çıkmaz güvensizliğe bağlı değil
Papadopulosun Cumhurbaşkanı Denktaşa gönderdiği mektup açıklandı
Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaşa, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı yaptı
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun, saatlerde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa gönderdiği yanıt mektubu açıklandı.
Rum Yönetimi Başkanı Papadopulosun, Cumhurbaşkanı Denktaşın Rum tarafına sunduğu 6 maddelik önerisine yazılı yanıt teşkil eden mektubu, Cumhurbaşkanlığı tarafından dün basına dağıtıldı.
2 Nisan tarihli iki sayfalık mektubunda, Cumhurbaşkanı Denktaşla sadece BM çerçevesinde görüşebileceğini bildiren Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaşa, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunması için görüşmelere BM çerçevesinde katılma çağrısı yaptı.
Görüşmelerin Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözümü yönünde umut vermesi için Cumhurbaşkanı Denktaşın, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın iyi niyet misyonunun devam etmesi ve Annan planını daha ileri müzakereler için zemin olarak kabul etmesi gerektiği görüşünü savunan Papadopulos mektubunda, BM Güvenlik Konseyinin, Genel Sekretere, en yakın zamanda soruna kapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme çağrısı yapacağı umudunu da dile getirerek,
Cumhurbaşkanı Denktaşın mektubunda dile getirdiği sorunlar dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına inandığını belirtti.
Papadopulos, Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasındaki çıkmazın gerçek nedeninin, Denktaşla Türkiyenin Annan planını, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemesi olduğunu iddia etti.
Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı görüşünü savunan Rum lider Papadopulos, BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonunun, bütünsel bir çözüm yönünde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umut olduğunu söyledi.
Kendisinin, Laheyde söylediklerinin hala geçerli olduğunu da belirten Papadopulo
sun mektubunun tam metni şöyle:
Ekselansları Sayın Rauf Denktaş,
Sayın Sevgili Denktaş,
İçeriğini tam olarak not ettiğim 2 Nisan tarihli mektubunuz için teşekkür ederim.
Laheydeki çıkmaz, sorunun sosyo-psikolojik boyutu ve de özellikle iki taraf arasında varolan derin güven bunalımına bağlıdır şeklindeki görüşünüze katılmıyorum.
Çıkmazın gerçek nedeninin, ne Türkiyenin ne de tarafınızın, BM Genel Sekreterinin Planını, Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bütünsel çözüm için müzakere temeli olarak kabul etmemeniz olduğuna inanıyorum. Buna ilaveten, tarafınız, teknik komitelerin çalışmalarıyla planın öngördüğü yasalarla belgelerin hazırlanmasında da işbirliği yapmadı.
Benim görüşüm odur ki, BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu, bütünsel bir çözüm yönü
nde ilerlenmesinde her iki taraf için de en iyi umuttur.
Benim pozisyonum, hem Lahey öncesi hem de sonrasında açıkça ortaya konmuştu. Laheydeki çıkmazdan sonra yaptığım ve hala daha geçerli olan açıklamamı size iktibas ediyorum.
Bu gerilemeye (başarısızlığa) rağmen Kıbrıs sorununda bir çözüme varılması yönündeki çabalarımızı hem Kıbrısın ABa girişi öncesinde hem de sonrasında sürdüreceğimiz konusunda güvence vermek istiyorum. Bugünün başarısızlığı gerçeğinin, soruna Annan Planının parametreleri çerçe
vesinde bir çözüm bulma çabası dışına çıkmamıza yol açmayacağı konusunda da güvence vermek istiyorum.
Görüşmelerin yeniden başlamasının bir anlamı olması ve Kıbrıs sorununun yakın gelecekte bütünsel temelde çözülmesine ilişkin umut vadetmesi için sizin, başlangıç olarak, BM Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarında belirtildiği gibi, Genel Sekreterin iyi niyet misyonunun devam etmesini ve daha ileri müzakereler için Genel Sekreterin Planını zemin olarak kabul etmeniz gerektiği görüşünde olduğunuza inanıyo
rum.
BM Güvenlik Konseyinin, Genel Sekretere, en yakın zamanda soruna kapsamlı çözüm bulunması hedefiyle girişimini sürdürme daveti yapacağını samimiyetle ümit ediyorum. Sizin mektubunuzda dile getirdiğiniz sorunlar da dahil, bütün sorunların bu şekilde çözüme kavuşturulacağına da samimiyetle inanıyorum.
Bu mektubun bir kopyasını, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine de göndermiş bulunuyorum.
Saygılarımla,
Tasos Papadopulos"
HALKIN SESI 05/04/2003
Denktaştan bir mektup daha!
Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs Rum kesimi lideri Papadopulosun birbirlerine gönderdikleri mektupların tam metinleri dün basına dağıtıldı
İkinci mektupta da önerilerinin masada olduğunu kaydeden Denktaş, Ümit ederim Papadopulos, önerilerimi yeni bir bakış açısıyla değerlendirir dedi
Görüşmelerdeki başarısızlığın güvensizliğe dayandığını savunan Denktaş, sunduğu önerilerin güvensizliği ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu vurguladı
Rum lideri Papadopulos da Cumhurbaşkanı Denktaşa gönderdiği mektupta Laheydeki başarısızlığın altında güvensizliğin yatmadığını kaydetti
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosa bir mektup daha gönderdi. Denktaş, mektubunda, Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm bulma girişimleri çerçevesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan çözüm planıyla ilgili sürecin Lahey zirvesinde sonuçsuz kalmasının ardından gönderdiği
6 maddelik öneri paketinin masada olduğunu belirterek Papadopulostan bunu yeni bakış açısıyla değerlendirmesini istedi.
Denktaş, Kıbrısta 1968den beri devam eden görüşme sürecinin başarıya ulaşamamasının en önemli etkeninin iki toplum arasındaki güvensizlik olduğunu ifade ederek, önerilerinin bu güvensizliği ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu vurguladı.
Papadopulosa gönderdiği mektupta ifade etmese de Rumlar eğer 16 Nisanda Kıbrısı ABye görürürüm diye hareket ediyorsa adanın ikiye bölünmesini tescil ettireceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, Önerilerim masadadır, masada olan bu önerilerimi tekrar gözden geçirmesini istiyorum dedi.
Denktaş, Cumhurbaşkanlığında dün saat 11.10da düzenlediği basın toplantısında Papadopulosa gönderdiği ve BM Genel Sekreterini de bilgilendirdiği ikinci mektubunun içeriğini açıkladı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ÖNERİLERİM GÜVENSİZLİĞİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN
Denktaş, güvensizliği ortadan kaldırmak ve iki taraf arasında ilişkilerin normale dönmesini sağlamak için, bunları yaptıkları taktirde kapsamlı bir çözüme yardımcı olacağını düşünerek öneriler sunduğunu belirtti.
Önerilerim masadadır, masada olan bu önerilerimi tekrar gözden geçirmesini istiyorum diyen Cumhurbaşkanı Denktaş,16 Nisanda Kıbrısı ABye götürürüz düşüncesiyle hareket edildiği taktirde, Kıbrısın ikiye bölünmesini tescil ettireceklerini düşündüğünü ama bunu Papadopulosa gönderdiği mektupta yazmadığını söyledi.
Papadopulosa yazdığı ikinci mektupta, yüzyüze görüşmeleri iyi niyetle kendisinin başlattığını ve bir yıla yakın zaman görüşmelere elden gelen her gelen katkıyı yaptıklarını, teknik komitelerde arkadaşlarının devamlı ve özveriyle çalıştığını hatırlattığını bildiren Cumhurbaşkanı Denktaş, Laheyde netice alınamamasında ke
ndisinin rolünü de hatırlatıyorum dedi.
GÜVENSİZLİĞİ ORTADAN KALDIRMANIN YOLU KARŞILIKLI İYİ NİYET
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrısın yine olumsuz yanıt vermesi durumunda Türk tarafının sunduğu önerileri, 16 Nisanda yapılacak AB toplantısında alınacak karar ışığında yeniden gözden geçireceğini ve bazı tedbirlerin gündeme gelebileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, ortaklık kurulabilmesi için öncelikle taraflar arasındaki güvensizliğin giderilmesinin şart olduğunu yineledi.
Denktaş, güvensizli
ği ortadan kaldırmanın tek yolunun karşılıklı iyi niyet olduğuna işaret ederek, Türk tarafının gereken iyi niyeti ortaya koyduğunu ve güvensizliği ortadan kaldırmayı önerdiğini vurguladı. Denktaş, Biz gökten inme birşey yapmıyoruz. Devamlı şekilde konuştuğumuz, ele alınmış tedbirler üzerinde duruyoruz dedi.
Denktaş, şöyle devam etti:
`Ortaklık kuracağız diyoruz. Ticari, sosyal veya siyasi, hangi ortaklık var ki temelinde güvensizlik olsun. Ortaklıklar, birbirine güvenen taraflar arasında yapılabilir. Sayın Genel Sekreter iki taraf arasında derin güvensizlik olduğunu, problemin esasını bunun teşkil ettiğini birçok raporunda vurgulamıştır. Biz de bunca yılın tecrübesinden sonra bu güvensizlik engelliyor uzlaşmayı diyoruz. Geliniz güven yaratalım halkla
rımız arasında, birbirimiz arasında ve ona göre siyasi anlaşmaya yürüyelim... Ama görüyorum ki karşı taraf elde etmiş olduğu yüksek tepeleri muhafaza ederek yürümek niyetindedir.
BANA GÜVENMİYORLAR
Cumhurbaşkanı Denktaş, sunduğu önerilere ilişkin olumsuz değerlendirmelerin hatırlatılması üzerine Rum tarafının bu yönde açıklamalarının güvensizlikten kaynaklandığını söyledi.
KKTCdeki olumsuz değerlendirmelerin de şahsına güvenilmemesinden kaynaklandığını ifade eden Denktaş, her istenilenin imkansızdır, alınamaz, verilemez şeklinde ortaya konması durumunda bir yere varmanın da mümkün olmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, muhalefetin öneriler mecliste tartışılmadı yönündeki eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Meclis icraa organı değil. Yasama organıdır ve murakabe organıdır dedi. Denktaş, İcra organı olarak meclisin belirlediği çerçeve içinde kalma kaydıyla icraat yapmak mecburiyetindeyiz. Görüşmelerde takip ettiğimiz siyaset, meclisin belirlediği çerçeve içerisinde takip edilmektedir şekli
nde konuştu.
HALKIN SESI 05/04/2003
Demokrat Partinden kendi hükümetine öneri: Kıbrısta iki taraf arasındaki geçişler süratle serbestleştirilsin
Hükümet bir başkası mı?
Demokrat Parti (DP), Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Rum tarafına sunduğu altı maddelik önerilerinin iyi niyetli olduğunun bir göstergesi olarak, iki taraf arasındaki geçişlerin süratle serbestleştirilmesini gerekli gördüğünü açıkladı.
DP Basın Bürosunca yayımlanan basın bildirisinde, Cumhurbaşkanı Denktaşın önerilerinin iki halk arasında siyasal, sosyal ve ekonomik yakınlaşma önerdiğine işaret edilerek, önerilerin Rumlar tarafından kabulü halinde bunun adada kalıcı bir barışın temellerinin atılması yolunda önemli bir adım teşkil edeceğine inanç belirtildi.
Bildiride, DPnin 1. Annan Planının sunulması ve Laheyle son bulan süreçte Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını koruyacak değişiklikler önerdiğini, bunları ilgililere ve halka duyurduklarını, sorunun çözümü ve egemen bir halk olarak ABye girilmesi için şeffaflık ve çağdaş demokratik katılımcılık örneği verdiği kaydedildi.
Rumların değişiklik önerilerini reddetmeleri, AB temsilcilerinin Rumları teşvik edici beyanları ve bazı Kıbrıs Türk muhalefet partilerinin sorumsuz mesajları nedeniyle planlar üzerinde istenen değişikliklerin yapılarak Kıbrıs Türklerinin egemen bir halk olarak tanınması ve ABye girebilmesinin şu an için mümkün olamadığı görüşlerine yer verilen DP açıklamasında, DPnin sorunun çözülebilmesi ve halkın ekonomik, sosyal ve siyasal haklarını elde edebilmesi için çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.
Açıklamada, Cumhurbaşkanının sunduğu önerilerin, DPnin uzun süredir üzerinde çalıştığı reform nitelikli sosyal, siyasal ve ekonomik önlemlerin bir bölümünü içerdiği kaydedildi ve bunların Rum toplumunca değerlendirilip kabul edilmesi arzusu ifade edildi.
DP açıklamasında, Rum liderliğinin bu önerilere olumsuz yaklaştığı belirtilerek, bu nedenle yapılan önerilerin iyi niyetli olduğunun göstergesi olarak iki taraf arasındaki geçişlerin süratle serbestleştirilmesi gereği belirtildi.
YENIDUZEN 05/04/2003
ANNAN Raporunu pazartesi sunacak
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını öngören girişimiyle ilgili değerlendirmesini Pazartesi günü bir rapor halinde BM Güvenlik Konseyi`ne sunacak.
Annan`ın sözcüsü Fred Eckhard, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın son barış önerisi ve Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos`un Denktaş`a verdiği yanıtla ilgili mektupların kopyalarının BM Genel Sekreteri`ne iletildiğini söyledi.
Sözcü, Annan`ın başlattığı çözüm sürecinin 11 Mart`ta Hollanda`nın Lahey kentinde sona erdiğini hatırlatarak, BM Genel Sekreteri`nin bu süreçle ilgili değerlendirmesini Pazartesi günü bir rapor halinde Güvenlik Konseyi`ne sunacağını bildirdi.
Eckhard, raporda Denktaş ve Papadopulos`un Lahey`deki toplantıda takındığı tutumla ilgili değerlendirmelerin yer alacağını da kaydetti.
YENIDUZEN 05/04/2003
Denktaştan
İkinci mektup!
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, uzun süredir var olan Kıbrıs konusunun kökeninde iki taraf arasındaki güvensizliğin yattığına işaret ederek, bu güvensizliğin kapsamlı çözüm için harcanan tüm çabaları engellediğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaşın Güney Kıbrıs Rum Yöntimi Lideri Tasos Papadopulosa dün yolladığı ikinci mektubun orijinal metni açıklandı.
Mektubunda Kıbrıs sorunu ve çözüm süreci hakkında değerlendirme ve saptamalarda bulunan Denktaş, ayrıca Papadopulosun yanıtına ilişkin yorumlar da yaptı.
Cumhurbaşkanı Denktaşın mektubu aynen şöyle:
Sevgili Bay Papadopulos, içeriğini layıkıyla ele aldığım seri mektubunuzdan dolayı teşekkür ederim.
Uzun süredir var olan Kıbrıs konusunun kökeninde iki taraf arasındaki güvensizliğin yattığını düşünüyorum. Bu güvensizlik kapsamlı çözüm için harcanan tüm çabaları engelliyor. Son yüz yüze görüşme süreci de bir istisna değil.
2 Nisanda yaptığım önerinin de amacı adadaki iki toplum arasındaki güven krizinin üstesinden gelip aralarındaki ilişkinin normalleşmesine katkı koyarken kapsamlı çözümü hedefleyen çabaya yeni bir hız vermekti.
Mektubunuzda dile getirdiğiniz bazı noktalara ise şu yorumları getirmek isterim:
1-Kıbrıs Türk tarafı, 2 Nisan tarihli mektubumda da pekiştirdiğim gibi, BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonunu desteklemeye devam ediyor.
2-Son yüz yüze görüşmeleri de Kıbrıs Türk tarafı başlatmıştı. Bu bağlamda, BM Genel Sekreterinin önerilerinin müzakeresine iyi niyetle katıldık ve geliştirilmesi için görüşler ortaya koyduk. Kıbrıs Türk tarafı tüm teknik komite çalışmalarına aktif olarak katıldı. Siz de Genel Sekreterin planına rezervde bulunarak yeni öneriler sundunuz. Laheyde planın referanduma götürülmesine sıkı şartlar koyan taraf da Kıbrıs Rum tarafıydı. Yine Laheyde tarafların istediği değişiklikleri tartışmasını ve görüş birliğine varılması durumunda referanduma götürmesini öneren de bendim. Siz de kabul edersiniz ki böylesi bir süreç çerçevesinde ancak özlü konuların üstesinden gelebiliriz.
Kıbrıs Türk tarafı herzaman karşılıklı kabul edilebilir ve özgürce müzakere edilebilir bir anlaşmadan yanadır. Bana göre bu hedefin anlaşılmamasının esas nedeni, iki taraf arasında güven yaratmaya yönelik ilişkiler kurulmasını kolaylaştırmaya yol açacak sosyo-psikolojik ortamın sağlanamamasıdır. Önerilerim, bu ihtiyaçtan dolayıdır ki hazırlandı.
Bu nedenle önerilerimin hala masada bulunduğunu vurgulamak isterim. Ortaklığa dayalı kapsamlı bir çözümü oluşturmada gereken güven konusuna yer verme ihtiyacının kritik doğasından dolayı, konuyu sürdürmeye devam edeceğim ve umarım önerime yeni bir perspektifle bakarsınız
"MECLİS İCRA ORGANI DEĞİL
Cumhurbaşkanı Denktaş, muhalefetin öneriler mecliste tartışılmadı yönündeki eleştirileri üzerine dün yaptığı açıklamada Meclis icraa organı değil. Yasama organıdır ve murakabe organıdır dedi. Denktaş, İcra organı olarak meclisin belirlediği çerçeve içinde kalma kaydıyla icraat yapmak mecburiyetindeyiz. Görüşmelerde takip ettiğimiz siyaset, meclisin belirlediği çerçeve içerisinde takip edilmektedir şeklinde konuştu.
Denktaş, şöyle devam etti:
Hükümet, meclisin bir parçasıdır ve çoğunlukta olan bir durumu vardır. Dolayısıyle hükümetle yapılan icraat, aynı zamanda meclisteki çoğunluğun da kabul ettiği bir icraat olarak ele alınmalıdır. Tenkit edilecek bir yanı varsa, tabiatıyla tenkit edilir, ona göre doğrultmalar, düzeltmeler yapılır
YENIDUZEN 05/04/2003
Gazeteci-yazar Cüneyt Ülsever Mağusa Söyleşilerinde ilginç saptamalarda bulundu:
Erdoğanı Annan değil Ankara ve Denktaş kandırdı
Sn. Başbakana bizzat söyledim, eğer Kıbrısta da statükoyu yıkamazsa, ötekilerine benzeyecek diye. Recep Tayyip Erdoğanın sınavı Kıbrıstır
Türkiyede bir referandum yapılsa Annan Planı kabul edilirdi. Çünkü artık Türk halkı Kıbrısı önünde bir engel olarak görmektedir
Hem Denktaş hem de Ankara yarın ola allah kerim düşüncesindedir ve Kıbrısla ilgili doğru dürüst bir analiz yapmamıştır
Aralık ayındaki seçimler şanstır, statükoyu değiştirin. Değiştiremezseniz biz de yanınızda olamayacağız. Seçimlerin anti-demokratik olmaması için dünyayı ayağa kaldırın
Toplantı öncesinde yaklaşık 10 kadar UHHlı Gazimağusa Belediyesi önünde eylem yapmak istedi, ancak, özellikle Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalpın kararlı tutumu karşısında bu eylem gerçekleştirilemedi
YeniDÜZEN (Haber Merkezi)
Hürriyet Gazetesi köşe yazarı, gazeteci-yazar Cüneyt Ülseverin Gazimağusa Belediyesinin düzenlediği Mağusa Söyleşilerindeki sohbet toplantısı önceki akşam yoğun bir katılımla gerçekleşti. Belediye Başkanı Oktay Kayalpın açış konuşması ile başlayan etkinlikte, salona sığamayan izleyiciler, salon dışına kurulan sine-vizyondan sohbet toplantısını izledi.
Oktay Kayalp açış konuşmasında Kıbrıs Türk halkının kararlılığından övgüyle söz etti ve Kıbrıstaki barış mücadelesine katkılarından dolayı Cüneyt Ülsevere teşekkür etti.
Toplantı öncesinde yaklaşık 10 kadar UHHlı Gazimağusa Belediyesi önünde eylem yapmak istedi, ancak, özellikle Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalpın kararlı tutumu karşısında bu eylem gerçekleştirilemedi.
Ülseverden hem espri, hem gerçek!
Gazeteci-Yazar Cüneyt Ülseverin, esprileri ile süslediği ve akıcı bir üslupta yaptığı konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Ülsever, konuşmasının sonunda izleyenlerin sorularını da yanıtladı.
Küreselleşme ve Irak savaşı ile ilgili düşüncelerini açıklayarak konuşmasına başlayan Cüneyt Ülsever, dünyanın yeni dengelerine karşı tedbirimizi almak ve hazırlıklı olmamız gerektiğinin altını çizdi.
Ülsever, 11 Eylülü 21inci yüzyılın başlangıç tarihi olarak kabul ettiğini belirterek, Kabadayının kendi teknolojisi ile vurulabileceğini gördük dedi. Amerikanın, Avrupa Birliği ve Euronun ortaya çıkması ile birlikte petrol rezervlerini eline almak için başlattığı savaşa değinen Cüneyt Ülsever, İyi ki bizim petrol kaynaklarımız yok, yoksa rahat bırakmazlardı diye düşüncelerini özetledi.
Ankara Kıbrıs sorununu bilmiyor!
Cüneyt Ülsever, Ankaranın Kıbrısla ilgili net bir politikası olmadığını söyleyerek, AK Parti Genel Başkanının kafası Türkiyenin diğer bazı meselelerinde olduğu gibi Kıbrıs konusunda da karışık. Tayyip Erdoğana bir altı ay daha süre verin, iyi niyetine güvenin. Ancak 6 ay sonra hâlâ değişmemişse iyi niyetinden şüphe edin. Sn. Başbakana bizzat söyledim, eğer Kıbrısta da statükoyu yıkamazsa, ötekilerine benzeyecek diye. Recep Tayyip Erdoğanın sınavı Kıbrıstır. Ancak sizler de partiler ve sivil toplum örgütleri olarak sürekli Türkiye hükümeti ile görüşmeniz gerekiyor. Çünkü Kıbrıs meselesini bilmiyorlar, anlatılması lazım şeklinde konuştu.
Ülsever, Eğer 50 bin kişi meydanlarda toplanmasaydı, kimse sizi dikkate almayacaktı. Buna nedenle hiç kesintiye uğratmadan kararlılığınızı göstermeye devam etmelisiniz uyarısında da bulundu.
Cüneyt Ülsever, Annan Planını kabul edilmemesini iki nedene bağladı ve şöyle konuştu:
Global mal mülk değişimi olsa, bir de bankalara hiçbir denetim yapılmayacağı söylense, bu planı sizden önce kabul ederlerdi. Normalde, Güneyde bırakılan toprağın daha değerli olması gerekiyor. Bir yanda 15 bin dolar kişi başına düşen gelir, öte yanda 2 bin 500 dolar. Annan Planına göre herkesin Güneydeki malını satarak, dönüp kuzeyden toprak alması ve cebinde de parasının kalması gerekiyor. Yani çok avantajlı bir durum. Ama eğer birileri Güneyde bıraktığından daha fazla toprak almışsa veya kuzeyde elde ettiği kazanımlar güneyde bıraktığından çok daha fazla ise elbette bu planı istemez
Yarın ola Allah kerim!
Hem Denktaşın hem de Ankaranın yarın ola allah kerim düşüncesinde olduğunu ve Kıbrısla ilgili doğru dürüst bir analiz yapmadıklarını ifade eden Cüneyt Ülsever, Türkiyede bir referandum yapılsa Annan Planı kabul edilirdi. Çünkü artık Türk halkı Kıbrısı önünde bir engel olarak görmektedir" dedi.
Dünyadaki son duvarın kalkması gerektiğini, Kıbrıstaki durumun dünyanın bir ayıbı olduğunu da söyleyen Ülsever, Bu son duvardır ve kalkması lazım... Ucundan bu şansı yakaladınız ama bir türlü değerlendirilemiyor. Şimdi önünüzde aralıkta bir seçim fırsatı var. Türk halkı son seçimlerde, birilerini Meclisten çıkardı. Evet, Meclise birilerini taşımaktan daha önemlisi, statükoya karşı olanların Meclis dışında kalması için oy verdi. Ve çok adaletli bir şekilde, bu isimlerin tümü Meclisin dışında kaldı. Şimdi sizde bunu yapacaksınız. Unutmayın, her halk layık olduğu kişilerce yönetilir. Eğer bunu başaramazsanız, statükoyu değiştiremezseniz ben de yanınızda olmayacağım. Seçimin anti-demokratik olmaması için uluslararası gözlemciler çağıracaksınız, takip edeceksiniz, dünyayı ayağa kaldıracaksınız dedi.
Cüneyt Ülsever, seçimleri izlemek ve sandık sandık dolaşmak üzere adaya gelme sözü de verdi.
Türkiye ile KKTC sistemin iç içe geçtiğini ve Kuzey Kıbrısın Türkiyenin kötü bir fotokopisi olduğunu da anlatan Ülsever, birlikte bir paylaşım düzeni yaratıldığını söyledi. Ülsever, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın Annan beni kandırdı sözlerini ise Seni Annan değil Ankara ve Denktaş kandırdı diye yanıtladı.
YENIDUZEN 05/04/2003
Rum sözcü
"Mektuplarla müzakere yapma niyetimiz yok"
Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum Yönetiminin, Kıbrıs sorununu mektuplar aracılığıyla müzakereye başlama niyetinde olmadığını söyledi.
Rum radyosunun haberine göre Rum sözcü bu açıklamayı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Rum lider Tasos Papadopulosa bugün yeni bir mektup göndermesini yorumlarken yaptı.
Rum Sözcü, Cumhurbaşkanı Denktaşın ikinci mektubunda öneride bulunmadığını, müzakerelerin başlaması davetinde bulunduğunu söyledi ve bunun, diplomatik bir havai fişek olduğunu ve boşluğa düştüğünü savundu.
Rum tarafının tutumunun, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarının BM çerçevesi içinde kalması gerektiği şeklinde olduğunu yineleyen Rum Sözcü, Rum tarafının ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasında belirtilen Annan planının müzakerelere zemin olmaya devam ettiği şeklindeki Amerikan tutumuna karşı olmadığını söyledi.
Rum sözcü Annan planının Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından reddedildiğini anımsattı.
YENIDUZEN 05/04/2003
Gül: AB Kıbrıs'ta çözümü engellememeli
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye katılım sözleşmesinin imzalanacağı 16 Nisan'da Türkiye'nin AB'den beklentilerinin olduğunu belirterek "Bu katılımın kurallarının çok iyi düzenlenmesi gerekiyor" dedi.
Gül, AB'nin Kıbrıs'ta barış çabalarını öldürmemesi gerektiğini ifade ederek, ''16 Nisan her şeyin sonu değildir. AB'nin de bu olgunlukta anlayış içerisinde olacağına inanıyorum'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, resmi temaslarda bulunmak üzere beraberinde bir heyetle KKTC'ye geldi. Gül'ü Geçitkale havaalanında KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Salih Coşar, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun Olgun, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ve diğer yetkililer karşıladı.
Gül, havaalanında yaptığı açıklamada, ''Kıbrıslı Türk kardeşlerimle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum'' ifadesini kullandı. Türkiye'nin, KKTC'nin her zaman arkasında olduğunu dile getiren Gül, temasları çerçevesinde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümet üyeleri ve muhalefet partilerinin ye
tkilileriyle görüşeceğini kaydetti.
Kıbrıs'ta kritik bir dönemden geçildiğini belirten Gül, Kıbrıs sorununun çözümü için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Adil birçözümü herkesin arzu ettiğini belirten Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hafta içinde Kıbrıs Rum tarafına sunduğu önerilerin takdire değer olduğunu ifade ederek, bu önerileri desteklediklerini iyi değerlendirileceğini umduklarını söyledi.
Gül, KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması gerektiğini, böyle bir adımın iyi niyeti oluşturacak hareketler olacağını söyledi.
Başbakan Eroğlu da Gül'ü uzun yıllardan sonra KKTC'de görmekten mutluluk duyduklarını ifade ederek, geçmişte Kıbrıs işlerinden sorumlu devlet bakanlığı yaptığı dönemde Gül ile iyi bir işbirliği yapmış olduklarını söyledi. Kıbrıs konusunu anavatan Türkiye hükümetleriyle birlikte yürüttüklerini, bugün de durumun böyle olduğunu ifade eden Eroğlu, var olan sorunları yine birlikte aşma gayreti içinde olduklarını anlattı.
Eroğlu, Türk tarafının iyi niyetine rağmen Rum tarafından aynı yaklaşımı görmediklerini kaydetti.
Eroğlu, Gül'ün ziyareti sırasında Kıbrıs sorununu enine boyuna tartışacaklarını ve KKTC'nin yarınlarının daha güzel olması için atılması gereken ekonomik adımları da belirlemeye çalışacaklarını söyledi.
ÇÖZÜMSÜZLÜK ÇÖZÜM DEĞİL
Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye ve KKTC'nin Kıbrıs'ta kalıcı çözüm için her türlü yolu deneyeceğini ve denediğini, ''çözümsüzlüğü çözüm olarak görmediklerini'' söyledi.
Gül, hükümetinin politikasının bu olduğunu, ama çözümün de kalıcı olması için her iki tarafın hak ve hukukunun kollanmasının şart olduğunu, çözümün gelecekte yeni bir problem ortaya çıkarmaktan uzak olması gerektiğini söyledi.
Gül, KKTC'ye gelişinde Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada,BM Genel Sekreteri Kofi Annan planı üzerindeki çalışmaların devam edeceğini belirtti. Gül, ''Kapılar tamamen kapanmamıştır, ama bunlar için karşılıklı iyi niyet ve güvenin tesis edilmesinin çok önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum'' dedi.
Türkiye'nin her zaman KKTC'nin arkasında olduğunu, ekonomik sorunlarının çözümüne katkıda bulunduğunu anlatan Gül, bu katkıların devam edeceğini, anavatanın KKTC'yi daima gönlünde düşündüğünü söyledi.
Ziyaretinin çok faydalı olacağını ve iyi gelişmelere yol açacağınıbelirten Gül, Kıbrıs Türk halkına hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en iyi dileklerini getirdiğini bildirdi.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Gül, ''Annan planı Türk tarafı için hala geçerli mi'' sorusuna, ''Kapılar tamamen kapanmamıştır, Annan planına sadece Türk tarafı değil, Rum tarafı da itirazlarda bulunmuştur. Sadece Türk tarafını, sayın Denktaş'ı suçlamak da büyük haksızlıktır. Kapılar hala açıktır. Çalışılacaktır. Ama güven artırıcı önlemler almanın, iyi niyet çalışmaları içerisinde bulunmanın çok önemli
olduğu kanaatindeyim'' karşılığını verdi.
Gül, bir gazetecinin, ''16 Nisan'dan sonra Kıbrıs için zaman daha da daralmış olmayacak mı'' sorusuna karşılık da şunları söyledi:
''Rum kesiminin biraz ağır almasının nedenlerinden birisi budur. Ama kapsamlı bir çözüm için, kalıcı bir çözüm için, huzur için, 'Kıbrıs sorunu çözüldü' diyebilmek için muhakkak ki herkesin adım atması gerekiyor. Bu açıdan 16 Nisan, bu işler için son tarih değildir. ''
Gül, bir soru üzerine Türk tarafından Rum tarafına herhangi bir davetin söz konusu olmadığını da söyledi.
Kıbrıs sorununun çözümü için her platformu değerlendireceklerini ve önümüzdeki dönemde daha aktif bir çalışma içinde olacaklarını anlatan Gül, muhataplarıyla önümüzdeki günlere bir araya geleceklerini söyledi. Türkiye ve Yunanistan'ın birçok sahada işbirliği içinde olduğuna işaret eden Gül, iki ülke yetkililerinin bir araya gelmesi sırasında Kıbrıs konusunun da gündeme gelmesinden doğal bir şey olamayacağını kaydetti.
İRAN VE SURİYE İLE GÖRÜŞMELER
Gül, önümüzdeki günlerde İran ve Suriye dışişleri bakanlarıyla görüşeceğinin anımsatılması üzerine, ''sadece bu iki ülke dışişleri bakanlarıyla değil, birçok ülke dışişleri bakanıyla bir araya geleceğini, İran ve Suriye'nin Türkiye'nin iki komşusu olduğunu'' belirtti. Bu iki ülkeyle iyi ilişkiler içinde olmak istediklerini kaydeden Gül, Tahran ve Şam yönetimleriyle ikili ilişkilerin yanı sıra Kuzey Irak konusunu da ele alacaklarını belirtti.
HURRIYET 05/04/2003
Her şeyi reddettiler
Nur BATUR / ATİNA
Atina ve Rum Yönetimi
, Kıbrıs sorununu çözmek için Türkiye ile KKTC'den gelen yeni açılımların tamamını reddetti. Yunanistan, Başbakan Erdoğan'ın önerilerini geri çevirirken, Rum Lideri Papadopulos bir mektup göndererek Denktaş'ın Maraş'ı verelim, ambargo bitsin önerisine hayır dedi.
Yunanistan'ın hayırları
Garantörlerle beşli zirve olmaz
Belgrad'da sadece Kıbrıs konuşulmaz
Denktaş'ın ara çözüm paketi olmaz
Önümüzdeki 16 Nisan'da Atina'da düzenlenecek görkemli bir törenle Rumların AB'ye girişine hazırlanan Yunanistan, Türkiye'nin Kıbrıs sorununu çıkmazdan kurtarmak için arka arkaya yaptığı teklifleri reddetti.
Simitis hükümeti, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs sorununun hem ikili düzeyde hem de üç garantör ülkeyle iki toplum liderinin buluşacağı bir zirvede ele
alınması yolundaki teklifini kabul etmediğini açıkladı.
Atina, ayrıca KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Maraş'ın Rumlara iadesi karşılığında ekonomik ve ticari ambagonun kaldırılması yolundaki teklifine de soğuk yaklaştı.
Avrupa Parlamentosu Sosyalist Parti grubunun Atina'da yapılan toplantısında konuşan Başbakan Kostas Simitis, Kıbrıs konusunun ikili düzeyde ele alınmasını kabul etmediğini bildirdi. Sayın Erdoğan'a 9 Nisan'da Belgrad'da sadece Kıbrıs sorununu görüşemeyeceğimi bildirdim. Başka sorunları da tartışacağız diyen Simitis, sorunun iki toplum arasında tartışıldığını vurguladı. Yunan Başbakanı, Annan planının başarısızlığa uğramasında Kıbrıs Türk tarafının sorumluluğunun olduğunu iddia ederek, KKTC liderliğinin aksine Kıbrıs Türk toplumunun bütün Kıbrıs'ın AB'ye girmesini istediğini söyledi.
Öte yandan Basın Bakan Yardımcısı Tilemahos Hitiris de iki ülkenin başbakanlarının Belgrad'ta 9 Nisan'da yapacakları görüşmede sadece Kıbrıs konusunun değil, iki ülkeyi ilgilendiren bütün konuların görüşüleceğini bildirdi. Kıbrıs sorununun uluslararası bir konu olarak BM çerçevesi içine tartışıldığını vurgulayan Hritis Atina'nın 5'i toplantı önerisini de reddettiğini vurguladı.
HURRIYET 05/04/2003
|
Gül: Denktaşın önerdiği paket dikkate alınmalı |
|
|
Dışişleri Bakanı Gül, KKTCdeki görüşmeler sonrası yaptığı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın önerdiği paketin dikkate alınması gerektiğini söyledi. |
|
|
Lefkoşa
AA |
|
|
|
5 NisanNTV- KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rum kesiminden ikinci mektubuna cevap gelmediğini, 16 Nisana kadar bir anlaşma sağlanamadığı takdirde, alınan kararlar doğrultusunda bir strateji belirleyeceklerini söyledi. |
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine giden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve muhalefet temsilcileriyle biraraya geldi. Gül, temaslarının ardından Denktaş ile ortak bir basın açıklaması yaptı. Adada barış ve kalıcı bir çözüm için Türk tarafının elinden geleni yaptığını söyleyen Gül, Denktaşın öneriler paketin
in de dikkate alınmasını istedi.
Dışişleri Bakanı Gül, söz konusu paketin bölgede istihdam ve ortaklaşa işbirliği konularını geliştireceğini söyledi. Gül ayrıca ambargonun kalkmasını da önemine değindi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rum kesiminden ikinci mektubuna cevap gelmediğini, 16 Nisana kadar bir anlaşma sağlanamadığı takdirde, alınan kararlar doğrultusunda bir strateji belirleyeceklerini söyledi.
Ankara, Kıbrıs konusunda AB ve BM nezdinde girişim başlattı
Ankara, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos`a yaptığı çağrıların bir an önce değerlendirilmesi ve heba edilme
mesi görüşünde.
Edinilen bilgiye göre, Denktaş`ın ``iki kanal üzerinden müzakereye gidilmesine`` yönelik önerisinin, Kıbrıs`ta kapsamlı bir çözüm için ``katalizör`` rolü oynayacağı ifade edilirken, paketin iki halk arasında güven krizinin aşılmasına, ilişkilerin normalleştirilmesine ve kapsamlı çözüme dönük çabalara yardımcı olacağı kaydedildi.
Fırsatın ``heba`` olmaması gerektiğini belirten kaynaklar, Denktaş`ın önerilerinin masada olduğunu belirttiler. Ankara`nın bu çerçevede hem yurtiçi, hem de yurtdışında AB ve BM nezdinde girişimler başlattığı bildirildi.
Bu arada Ankara, 16 Nisan`da Atina`da imzalanacak AB`ye katılım anlaşması çerçevesinde Rum kesimi için hazırlanacak protokolün, Kıbrıs`ta bir çözüme varılmasını engelleyecek nitelikte olmamasını ist
iyor.
AB üyeliğinin adada uygulamasına yönelik çerçeveyi çizecek protokolün bu bakımdan önemine işaret eden kaynaklar, katılımla ilgili tüm düzenlemelerin müzakere sürecine kapıları açık tutması gerektiğinde birleşiyor. Ankara, bu konuda da girişimlerini s
ürdürüyor.
HALKIN SESI 06/04/2003
GÜL: 16 NİSAN SON TARİH DEĞİL
TC Dışişleri Bakanı Gül, Kıbrıs konusunda iyi niyetli olarak kalıcı bir çözüm için uğraştıklarını belirtti ve bulunacak barışın, karşılıklı tatmin edici, kabul edilebilir ve Türk tarafının kaygılarını giderici olması gerektiğini söyledi
Abdullah Gül, problemli bir dönemden geçildiğini, herkesin arzusunun bu problemlerin çözülmesi olduğunu, Kıbrısta kalıcı bir çözümü sağlamak için samimi bir şekilde gayret ettiklerini ifade etti
Gül, KKTC Cu
mhurbaşkanı Denktaşın önerilerinin dar kapsamlı bir çözüm içerisinde güven artırıcı unsurlar olacağına işaret ederek, Türkiye olarak Adaya kalıcı bir çözümün gelmesi için samimi bir şekilde gayret ettiklerini belirtti
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rum kesiminden ikinci mektubuna cevap gelmediğini, 16 Nisana kadar bir anlaşma sağlanamadığı takdirde, alınan kararlar doğrultusunda bir strateji belirleyeceklerini söyledi
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın ortaya koyduğu Annan Planı konusunda kapıların hala açık olduğunu ancak güven artırıcı önlemler alarak, karşılıklı iyiniyet çalışmaları içerisinde olmanın önemli olduğu belirtti.
Kapsamlı, kalıcı, huzurlu bir çözüm ve Kıbrıs sorunu çözüldü diyebilmek için herkesin adım atması gerektiğini kaydeden Gül, 16 Nisanın Kıbrısta çözüm için son tarih olmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın son attığı adımları hükümet olarak desteklediklerini ifade eden Abdullah Gül, Rumlar için yeni bir iskan bölgesinin açılmasının söz konusu olduğunu, bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gül, dünyanın her yerinde ambargolar kalkarken Kıbrısta bunun devam etmesinin kabul edilebilecek birşey olmadığını, ekonomik ambargoların kalkarak, karşılıkı ticaretin ve ziyaretlerin başlamasının çok önemli adımlar olduğunu belirtti.
Abdullah Gül ve beraberindeki heyet dün sabah saat 10.25de özel uçakla KKTCye geldi.
GÜL
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de konuşmasına, KKTCde bulunmaktan ve Kıbrıslı Türklerle birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Daha önce de zaman zaman Kıbrısdan sorumlu olan görevlerde bulunduğunu kaydeden Abdullah Gül, Türkiyenin ve hükümetlerinin her zaman KKTCnin arkasında olduğunu söyledi.
Kofi Annan Planı üzerinde de çalışmaya devam edileceğini, kapıların kapanmadığını belirten Gül, ancak tüm bunlar için karşılıklı iyiniyetin tesisisnin önemli olduğunu ifade etti.
Türkiyenin her zaman KKTCnin arkasında olarak ekonomik problemlerinin çözümüne katkıda bulunduğunu ve katkısının süreceğini de vurgulayan Gül, Anavatan daima KKTCyi gönlünde hissedecektir dedi.
16 NİSAN SON TARİH DEĞİL
16 Nisandan sonra Kıbrıs için zamanın daralıp daralmayacağı şeklindeki soruya karşılık da Abdullah Gül, Rum kesiminin ağırdan almasının nedenlerinden birinin bu olduğunu ancak kapsamlı, kalıcı, huzurlu bir çözüm için, Kıbrıs sorunu çözüldü diyebilmek için herkesin adım atması gerektiğini ve 16 Nisanın son tarih olmadığını vurguladı.
"Rum kesimini ziyaretinin planlanıp planlanmadığının sorulması üzerine de Abdullah Gül, Şu anda böyle bir davet ve plan yok dedi.
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatla ortak bir görüşme yapan Gül, ardından da Yenilikçi Atılım Partisi Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlunu kabul etti. Angolemli ve Talat görüşmeye yalnız katılırken, Hasipoğluna parti milletvekili Kenan Akın eşlik etti.
ANGOLEMLİ
Türkiye Dışişleri Bakanı Gül ile Kıbrıs konusunda gelinen son aşamayı ele aldıklarını ve görüşlerini aktardıklarını söyleyen TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, 16 Nisan ve sonrasında Türkiyenin tutumu ne olacak, bunu bilmek durumundayız dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaşın Annan Planının öldüğüne ilişkin açıklamalarına dikkat çekerek, görüşmede Türkiyenin bu konudaki tutumunu öğrenmeye çalıştıklarını anlatan Angolemli, Sayın Gül, müzakerelerin devam edeceğini, çözüm bulma konusunda uğraş vereceklerini ve bu yöndeki çabaların 16 Nisandan sonra da devam edeceğini söyledi dedi.
Angolemli, Müzakerelerin devam edeceği ve Annan Planı üzerinde çalışmaların yapılabileceği izlenimi aldım. Yani görüşmeler bitmiş değil diye konuştu.
TALAT
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, Çok önemli günler yaşıyoruz. Türkiye büyük bir bela satın aldı ve buna karşın Denktaş Kıbrıs Türklerine sadece azınlık hakları öngören bir paket sundu. Bunların kabul edilemez olduğunu görüşmede anlattık. Olumsuz bir reaksiyon almadık dedi.
Türkiyenin AB sürecinde Kıbrısın önemini daha çok kavradığını anlatan Talat, Kıbrıs sorununun BM zemininde çözüme kavuşturulması için bazı adımlar atılacağı ve bunun Annan Planı zemininde olacağı yönünde bir izlenim edindiğini kaydetti.
Türkiye ve Yunanistan başbakanları ile dışişleri bakanlarının önümüzdeki günlerde Belgradda biraraya geleceklerini anımsatan Talat, burada bir uzlaşmaya varılabilmesi halinde 16 Nisan sonrasında yeni bir hareketlenme başlayacağını da söyledi.
"ANNAN PLANI MASADA"
Yenilikçi Atılım Partisi Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğluı da görüşmeyle ilgili olarak, Annan Planı ile ilgili görüşlerimizi anlattık. Referandum konusundaki görüşlerimizi sordu. Referanduma evet dediğimizi, ancak plana bu şekliyle hayır dediğimizi de gerekçeleriyle anlattık dedi.
DENKTAŞ VE GÜLÜN ORTAK BASIN TOPL
ANTISI
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığındaki yemekli toplantının ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşla ortak basın toplantısı düzenledi. Yemekle birlikte yaklaşık 2.5 saat süren toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında Başbakan Derviş Eroğlu, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da hazır bulundu.
ÇÖZÜM İÇİN UĞRAŞLAR SÜRÜYOR
Basın toplantısında, hükümetinin iyi dileklerini Kıbrıslı Türklere ileten Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, özetle şunları söyledi:
Problemli bir dönemden geçiyoruz. Ama hepimizin niyeti ve arzusu bu sorunların çözümlenmesidir. Sorunların çözümlenmesi için de samimi şekilde hep beraber gayret ediyoruz. Amaç Kıbrısta kalıcı bir barışı, çözümü sağlamak. Bu çözüm her iki tarafı da tatmin eden bir çözüm olmalı ve bir daha eskiden görülen sıkıntılarla karşı karşıya kalınmamalı. Hepimizin gayreti budur.
SON ÖNERİLER DİKKATE ALINMALI
Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Denktaşın Rum tarafına sunduğu son öneri paketinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Gül, bu paketin kabulüyle yaklaşık 30 bin Ruma iskan imkanı doğacağını ve ambargo gibi yaptırımlar kalkarken, güveni artıracak ilişkilerin de gelişmesine olanak sağlanacağını kaydetti.
Bu önlemlerin daha kapsamlı bir çözüm içinde güven artırıcı unsurlar olacağını söyleyen Gül, Sayın Denktaşın bu inisiyatifi gerçekten önemli ve dikkate alınmalı. Bunun daha kapsamlı barış görüşmelerine fırsat vereceği kanaatindeyiz. Umut ederim dikkate alınır dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, temaslarını tamamlayarak saat 18.25de KKTCden ayrıldı.
HALKIN SESI 06/04/2003
Abdullah Gül: Annan planı masada
Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA
Dışişleri Bakanı Gül, Denktaş'ın 'ölü' ilan ettiği Annan planının hala masada olduğunu söyledi. Gül, 'Annan planı üzerinde çalışılmaya devam edilecektir. Kapılar henüz kapanmamıştır' dedi. Gül plana her iki tarafın da karşı çıktığını, Denktaş'ı suçlamanın haksızlık olduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Rumların Avrupa Birliği ile üyelik sözleşmesi imzalayacağı 16 Nisan'dan önce Kıbrıs Türk tarafıyla ortak tavır belirlemek amacıyla dün KKTC'ye altı saatlik bir çalışma ziyareti yaptı.
Bakan Gül, Geçitkale Havaalanı'ndaki açıklamasında Türkiye'nin Kıb
rıs'ta çözümsüzlüğü çözüm olarak görmediğini söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın çarşamba günü Rum tarafına sunduğu güven artırıcı önlemler paketinin çözüm için iyi bir atmosfer yaratacağını vurgulayan Gül, şöyle konuştu:
'Kıbrıs'ta kritik bir dönemden geçiyoruz. Adil, kalıcı ve tekrar kargaşa yaratmayacak bir çözümü hepimiz çok arzuluyoruz. Çözüm için Denktaş'ın attığı adımlar takdire değer. Ambargoların kalkması iki taraf arasındaki güveni artıracaktır. Kofi Annan planı üzerinde çalışılmaya devam edilecektir. Annan planı üzerinde iki tarafın da itirazları vardı. Bu yüzden sadece Denktaş'ı suçlamak haksızlıktır.'
16 NİSAN SON TARİH DEĞİL
Gül, 16 Nisan'da AB'nin Rumların üyeliğiyle ilgili alacağı karara değinirken de '16 Nisan Kıbrıs için son tarih değildir. AB'nin Kıbrıs'ta barış çabalarını öldürmemesi gerekir'dedi. Bakan Gül daha sonra Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Derviş Eroğlu, diğer hükümet yetkilileri, muhalefet ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Abdullah Gül, Ada'dan ayrılırken Denktaş ile birlikte düzenlediği basın toplantısında 'Denktaş'ın öldüğü dediği Annan planının siz masada olduğunu söylüyorsunuz. Aranızda görüş ayrılığı mı var' sorusunu şöyle yanıtladı:
'Önemli olan Kıbrıs'ta çözüme ulaşmaktır. Kalıcı bir çözüm için kaygılarımızın giderilmesi, Bosna, Kosova örneğinde olduğu gibi dünyada olanlardan ders çıkarılması ve Ada'da iki egemen devlet bulunduğu gerçeğinin dikkate alınması gerekir.'
HURRIYET 06/04/2003
Gülden Denktaşa artık değiş mesajı
Annan Planı üzerinde çalışmaya devam edeceklerini belirten Gül, Denktaşa "Dünya değişiyor. Ayak uydurmak gerekir" dedi...
ELÇİN ERGÜN Lefkoşa
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ilk yurtdışı gezisini yaptığı KKTCde Laheyde reddedilen Annan Planı üzerinde çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Basın önünde "KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı suçlamak âdet haline geldi. Ona yapılan suçlamalar haksızdır, vazgeçilmelidir" diyen Gül, içerideki görüşmede Denktaşa sürpriz çıkış yaparak, "Dünya değişiyor. Bu değişimi ıskalamayın" dedi. Gül ile Denktaş arasında şu diyalog yaşandı:
Denktaş: Annan Planı tekrar canlandırılmak isteniyor. Yeni öneriler getiriyorum, ancak Rumlar sıcak değil. Türkiye bize destek versin.
Gül: Yanınızdayız, ama dünya da değişiyor. Gerçekler değişiyor. Bunlara ayak uydurmak gerekir. Değişimi ıskalamamak lazım. Gül, Ankaranın taleplerini de şu sözlerle iletti:
ÇÖZÜM İSTİYORUZ: Türkiye ve KKTC kalıcı barış için her yolu deneyecek. Yeter ki, sonuca ulaşalım.
ANNAN PLANI: Plan üzerinde çalışmaya devam edilecektir. Kapılar tamamen kapanmamıştır. Denktaşın önerileri dikkate alınmalıdır. Bu paket ambargonun kalmasına ve iş yapmayı sağlayıcı adımlara imkân tanıyor.
ABYE ÇAĞRI: Rum tarafının AByle tam üyelik sözleşmesini imzalayacağı 16 Nisan, çözüm için son tarih değildir. AB, Kıbrısta barış çabalarını öldürmemelidir.
"17 Nisanda dünya değişmeyecek. Adada 2 devlet devam eder" diyen Denktaş, KKTC ekonomisinin canlan-dırılması için Türkiyeden destek istedi.
Annan KKTC liderine yüklendi
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, hazırladığı 40 sayfalık Kıbrıs raporunu, dün Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papodopulosa gönderdi. Raporunda Kıbrıs planının başarıya ulaşmamasındaki sorumluluğun Denktaş ve Türkiyeye ait olduğunu iddia eden Annan, Rum tarafını ise, "görüşmelere kat-kısından" dolayı övdü. Rapor yarın BMde ele alınacak.
MILLIYET 06/04/2003
Gül: Kıbrıs'ta kapı açık
06/04/2003
ANKARA/LEFKOŞA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta çözüm umudu olduğunu söyledi.
Gül, dün sabah KKTC'ye gitmeden yaptığı açıklamada, Türkiye'ye gelmek isteyen İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi'ye, Dışişleri Bakanlığı'ndan
"Pazar günü tatildir" diye bir yanıt verilmediğini de belirtti. Gül, Ankara'nın yoğun programı nedeniyle "Harrazi'ye pazar gününü biz önerdik" dedi
. Harrazi'nin, Cumhurbaşkanı'ndan randevu talebi olmadığını belirten Gül, Başbakan'ın Harrazi'yle görüşeceğini kaydetti.
Kıbrıs'ta çözüm için uğraştıklarını açıklayan Bakan, Denktaş'ın Rum tarafına yaptığı çağrıyı anlamlı bulduklarını da belirtti.
"Kıbrıs kronik bir sorun" diyen Gül, çözüm için Denktaş'ın uğraştığına, ancak Lahey'deki çözümsüzlüğü tek tarafa yüklemenin doğru olmadığına işaret etti.
Denktaş'a sahip çıktı
Abdullah Gül, KKTC'ye iner inmez yine sorularla karşılaştı. "Annan Planı Türk tarafı için hâlâ geçerli mi?" sorusuna Gül, "Kapılar tamamen kapanmadı. Plana sadece Türk tarafının değil, Rumların da itirazı var. Sadece Türk tarafını, Denktaş'ı suçlamak büyük haksızlık" yanıtını verdi.
Dışişleri Bakanı, "16 Nisan'dan sonra Kıbrıs için zaman daha da daralmış olmayacak mı?" sorusuna karşılık da şöyle konuştu: "Kalıcı bir çözüm için herkesin adım atması gerekiyor. Bu açıdan 16 Nisan son tarih değil. Biz çözüm için daha aktif olacağız."
Bakan Gül, daha sonra Cumhurbaşkanı Denktaş'la görüştü. Daha sonra yapılan ortak basın açıklamasında, tek taraflı suçlamalarla bir yere varılamayacağını belirten Gül, şunları söyledi:
"Sadece, Denktaş'ı suçlamak bazıları için adet haline gelmiştir. Bundan vazgeçmek gerekir. Daha önce Kıbrıs'ta olup bitenler bir kez daha hatırlanmalı. Ona göre çözüm bulunmalı."
Denktaş da, '16 Nisan öncesi bir uzlaşmaya varılamaması halinde bir stratejisinin olup olmadığı' sorulunca "Yine iki devlet olacak. Sonuca göre gereken tedbiri alacağız" dedi.
(Radikal, aa)
BM: Suçlu Denk
taş
BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamamasının sorumlusu olarak Denktaş ve Türkiye'yi gösterdi: Umarım Türk hükümeti çözüm arayışını açıkça destekleyen konuma gelir
06/04/2003 RADIKAL
LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'la ilgili olarak hazırladığı 40 sayfalık raporda, sunduğu çözüm planının başarısızlığa uğramasından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ve Türkiye'yi sorumlu tuttu.
Kıbrıs'ta Türk ve Rum liderlere gönderilen raporda Annan, Kıbrıs Rum Kesimi'ne çözüm planı üzeri
ne müzakerelere katkısından dolayı teşekkür ederken, son girişimin başarısızlığa uğramasının sorumlusu olarak Denktaş'ı
gösterdi. Raporda "Geçen yıllarda birçok fırsat kaçırıldı, bundan her iki taraf da sorumlu. Ancak bu son girişimin başarısızlığında temel sorumluluğun Denktaş'a ait olduğuna inanıyorum. Denktaş, birkaç istisna dışında, alışveriş temelinde gelişen müzakerelere katılmaya pek yanaşmadı. Bu da Kıbrıslı Türklerin sadece meşru temel kaygılarını değil, somut ve pratik çıkarlarına cevap vermemi de zorlaştırdı" ifadeleri yer aldı.
Annan, Denktaş'ın, çözüm planının 'gerçekçi' olmadığı yönündeki eleştirilerine de "Kıbrıs sorununun gerçeklerinin sadece pratikte değil, uluslararası hukuk ve uluslararası siyasetin gerçekleri olduğuna Denktaş'ı asla ikna edemedim" diye cevap verdi.
Planın imzalanması için taraflara tanıdığı 28 Şubat'a kadarki sürenin dolmasından hemen önce adaya yaptığı ziyarette, tarafları "30 Mart'ta her iki kesimde de referanduma gidilsin" önerisine cevap vermek için 10 Mart'ta Lahey'e davet eden Annan, Lahey'de "Yolun sonuna geldik" kararına varmasını Denktaş'a bağladı:
"Açılan fırsat penceresi 10 Mart'ta Lahey'de kapandı. Denktaş'ın mart sonuna kadar tanınan süreye uymaya yönelik, güvenilir yolları değerlendirme
karşısında sergilediği sert muhalefet, beni adayı birleştirmeye yönelik görüşmeleri sona erdirmeye zorladı. Planım masadadır. Ancak başarılı bir sonuca varma konusunda siyasi irade görmediğim müddetçe bir girişimde bulunmayacağım."
'Denktaş BM'ye direndi'
Genel Sekreter, yarın Güvenlik Konseyi'nde tartışılması beklenen raporda, Denktaş'ın teşkilatın çözüm çabaları karşısındaki tutumunu da eleştirdi:
"Denktaş, BM'nin barış çabalarında yapıcı rol üstlenmesine güçlü bir direniş sergiledi ve bu konuda Türkiye'nin tam desteğini aldı. Umarım yeni Türkiye hükümeti, kısa sürede çözüm arayışını açıkça destekleyecek konuma gelir. Çünkü böyle bir destek olmaksızın çözüme ulaşıldığını görmek zor olacak."
Rum Kesimi ise Annan'ın raporundan memnun. Kıbrıs Rum Kesimi hükümet sözcüsü Kipros Hırisostomides, "Rum Kesimi, Annan Planı doğrultusunda Kıbrıs Türk tarafıyla görüşmeye hazırdır" açıklamasını yaptı.
Çözüm istemeyenler
Kıbrıs konusunda 'çözümsüzlük çözümdür' siyasetini yirmi yıldır şiar edinmiş Şükrü Sina Gürel türünden milliyetçi
(solcular?), bugün endişe içindeler
06/04/2003 RADIKAL
AHMET İNSEL
Kıbrıs'ta milliyetçi kapanın sonu mu?
Kıbrıs sorununun çözülmesi yolunda gerçek bir umut ışığı belirmesi, Türk ve Yunan milliyetçiliğini ekmek kapısı yapmış olanları pek bir telaşlandırdı. Siyasal gıdasını "ötekine" her türlü melaneti atfedip, felaket tellallığı yapmaktan alan bu güruhun oluşturduğu cephe, ilginç bir kompozisyon sunuyor.
Türkiye tarafında ilk elde, en mümtaz simalar, Mümtaz Soysal ve Şükrü Sina Gürel. Soysal'ın, Annan'ın planı daha KKTC Meclisi, siyasi partileri, hükümeti ve cumhurbaşkanlığında değerlendirilmeden, kendini televizyona atıp, cumhurbaşkanı danışmanı sıfatıyla dile getirdikleri, Kıbrıs'ta taşların yerli yerine oturmasından o çevrenin duyduğu şiddetli endişeyi açığa vuruyordu. Kıbrıs Türklerini "çamurlar içinde göçmen olacaksınız",
"yirmi yıl sonra çatışma çıkacak" diyerek korkutmaya çalışması, Soysal'ın çapına uymayan, dolayısıyla içinde bulunduğu aciz durumun ifadesiydi.
Kıbrıs konusunda "çözümsüzlük çözümdür" siyasetini yirmi yıldır şiar edinmiş Şükrü Sina Gürel türünden milliyetçi (solcular?), bugün endişe içindeler. Soysal ve şürekası kadar, Ulusal Birlik Partisi'nin de ilk tepkisi, plan "müzakere zemini oluşturmuyor, bu belgeyle görüşme zemini torpillendi" demek oldu.
İlginç olan, plana tepkinin Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan'da daha büyük olmasıydı. Bu noktada, Kıbrıs sorununun bugüne kadar çözülmemesinde, Kıbrıs Rum veya Yunan milliyetçiliğinin oynadığı başat rol ortaya çıkıyor. Radikal İki'de kısa bir bölümü yayımlanan Mavrastas'ın yazısında işaret ettiği gibi, "İki toplumlu Kıbrıs düşüncesi, Kıbrıslı Rumlar arasındaki ideolojik Ortodoksluğu belirleyen temel aksiyomlarla uyuşmuyor". Buna Yunan milliyetçiliğinin Yunanistan'daki güç ve etkisini ilave etmek gerekiyor. Kıbrıs Başpiskoposu Hirisostomos yıllardan beri federal çözümün Kıbrıs Helenizmi'nin baştan aşağı yıkımı olduğuna Rumları inandırmaya çalışıyordu. Şimdi herhalde Deccal'ın borusunun öttüğünü haykırıyordur.
Yunanistan'da PASOK'un eski dışişleri bakanı Pangalos, Annan planının
"Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini baltalamak için hazırlanmış ve en çetrefilli zihinlerin bile doğru dürüst işlemesini öngöremeyeceği, canice bir plan" olduğunu iddia ediyor. PASOK'un diğer milliyetçileri, Kıbrıs sorununun çözümünün değil, Kıbrıs'ın aralık ayında AB'ye girmesinin tek anlamlı gündem olduğunu savunuyorlar. Yunan Komünist Partisi de bu milliyetçi şahlanışta geride kalamazdı. Önerilen yol haritasının "hiçbir şekilde kabul edilemez" olduğu gerekçesiyle, yegane meşru girişimin BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kararlarını uygulamak olduğu tezini sayıklayarak, Atina'da yürüyüş düzenliyor.
Türk ve Yunan şahinleri korosu
Soysal, Gürel, Denktaş ve UBP, Hirisostomos, Pangalos ve PASOK şahinleri, Yunan Komünist Partisi ve Kıbrıs Rum kesiminin diğer şahin milliyetçileri, koro halinde Annan planının kabul edilemez olduğunu haykırıyorlar. İlginç bir manzara! Baykal'ın, dayanamayıp buna katılmaması şaşırtıcı olurdu. Hazret, "Annan çözümü, Türk toplumunu kendi iç tevarüsünden uzaklaştırmaya yönelik ve ileride çok ciddi sıkıntılara yol açabilecek bir nüfus yerleştirme politikasıdır; toprak konusundaki haritalar kesinlikle kabul edilemez" diyerek, korodaki eksik sesi tamamladı.
Annan planı, çok detaylı, teknik ve uzun yıllardan beri taraflar arasındaki
görüşmelerin, varılan ama uygulanmayan anlaşmaların (örneğin 1977 Makarios-Denktaş anlaşması), karşılıklı sunulan önerilerin (haritalar dahil) bir sentezini oluşturuyor. Planın bilinmesini pek istemeyen Türk tarafının şahinlerinin tersine, Cumhuriyetçi Türk Partisi İngilizce orijinalini, haritaları ve planın önemli bölümlerinin Türkçe tercümelerini sitesinde yayımladı (www.ctpkibris.org). Ayrıca, Denktaş ve çevresinden farklı düşünen CTP, YBH ve TKP gibi Kıbrıs Türklerinin partileri Annan planı hakkındaki son derece olumlu bir tavır içindeler. Baykal'ın KKTC'de kendine yakın gördüğü partiler, anlaşılan bunlar değil, UBP!
Annan planı, özetle, toprağa karşı anayasal haklar anlaşmasıdır. Kenan Evren'in kabul ettiği gibi, pazarlık sırasında "fazladan" alınan toprakların bir kısmının verilmesi karşılığında, KKTC'de bugün yaşayan herkesin, yani Türkiye'den yerleşenlerin de meşruiyet kazanmasını sağlıyor. Gali Fikirler Dizisinde, Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği
"yüzde 29+" formülüne çok yakın bir paylaşımı, yüzde 28.6'yı öneriyor. Gali döneminde Türk tarafı, o dönem önerilen yüzde 28.2'nin görüşülebileceğini ifade etmişti. Bu durumda, UBP ve Soysal'ın iddia ettikleri gibi, göçmen sayısı 60 bin değil, 30 bin civarında olacak. Bunların yeniden yerleşimi elbette bir sorun ama çözülmeyecek kadar büyük değil.
İki kurucu devletin ortak iradesiyle kurulan bir ortak devlet formülü, adı konmasa da, yakın zamana kadar federasyoncu olup, sonra çıtayı yükseltip, esnek konfederasyoncu olan resmi Türk tezinin taleplerini yerine getiriyor. Kurucu iki devletin ayrı bayraklarının, milli marşlarının, polis gücünün olduğu, ortak devletin de ayrı bayrağı, milli marşı ve polis gücünün olduğu bir yapı öneriliyor.
Simitis ve Papandreu, Kıbrıs devletinin lağvedilip yerine yeni bir devlet kurulduğu ithamıyla kendilerine saldıran sol ve sağ milliyetçi şahinlere karşı, "yeni bir devlet kurulmadığını, Demokratik Kıbrıs Cumhuriyeti"nin değiştiğini ifade ederken, elbette inandırıcı olmakta zorlanıyorlar. Annan planı, her ne kadar bunun yeni bir devlet olmadığını belirtse de, isminden, bayrağına, milli marşına, anayasasına ve tüm kurumlarına kadar değişen bir devletin ne kadar eskisinin devamı olacağını tahmin etmek zor değil.
Birinde iki cemaatin eşit oranda temsil edildiği, iki meclisli bir parlamento, iki'si Türk altı kişiden oluşan ve onar aylık sürelerle başkanlığın aralarında döndüğü bir başkanlık konseyi. Konseyde dört Rum'un evet demesi karar almaya yetmiyor. İki Türk'ten birinin de kararı kabul etmesi gerekiyor. Annan planının ilginç yanlarından birisi, Rum mültecilerin Kuzey'e dönme haklarını kabul edip, uygulamada bunun simgesel kalmasına özen göstermesi. KKTC tarafına Rum göçmenlerin geri dönme hakkını, her yıl o yerleşimdeki Türk nüfusunun yüzde 1'i ile sınırlayan, ayrıca 20 yıl sonra Kuzey'deki nüfusun en fazla yüzde 20'sinin Rum olmasına izin veren, bir gerginlik boşaltma önlemi bu. CTP başkanı Mehmet Ali Talat'ın ifade ettiği gibi, bu kısıtlar içinde "kuzeye onbinlerce Rum'un geleceği propagandasını yapmak kışkırtma yapmaktan başka birşey değil".
Yunan ve Kıbrıs Rum tarafını en çok endişelendiren, Annan planının her durumda, Kıbrıs'ın AB'ye giriş antlaşmasının "mütemmim cüzü" olacağını anlamış olmaları. Bu nedenle, Tayyip Erdoğan'ın, çarşamba günü, Türk resmi tezini revize ederek, "Kafamızı kuma gömmeyelim; AB, AGSP ve Kıbrıs tek bir paket olarak ele alınabilir" demesi de, taşların sadece Kıbrıs konusunda değil, çok daha radikal biçimde oynadığı ve yerli yerine oturabileceği işaretini veriyordu. Bu durumda, 12 Aralık'a kadar anlaşma olmasa, 2003 Nisan'ında Kıbrıs'ın AB üyeliği anlaşması imzalanmadan önce, Annan planının sonuçlandırılması da mümkün.