GÖZÜMÜZ BARIŞTA

DÜNYADA COŞKU, BİZDE BURUKLUK: 2002, Kıbrıs'a çözüm ve barış getiremedi. Fakat tüm beklentiler şimdi 2003'te. Tüm dünya 2003'e coşku ile girerken, Kıbrıs Türkü yeni yılı buruk karşılıyor. Kıbrıs Türkü'nün yüreği yeni yıl coşkusundan çok çözüm ve barış için çarpıyor

BARIŞ YILI OLSUN: Ülkemizde yediden yetmişe herkes, 2003'ün çözüm, barış ve AB üyeliği getirmesini temenni ediyor. Umutlarını 2003'e çeviren Kıbrıs Türk halkı, geleceğine sahip çıkmak istiyor. Kısa bir süre önce meydanlara sığmayan halk, barış ve çözüm için haykırmıştı


28 ŞUBAT'A ODAKLANDIK: Kıbrıs sorununda Kopenhag Zirvesi'nin ardından yeni bir fırsat olarak karşımıza çıkan 28 Şubat 2003 tarihi, yeni yıl mesajlarına da damgasını vuruyor. Dönüm noktası olarak nitelendirilen 28 Şubat'a kadar bir anlaşmanın olması dileği ön planda

Acı ve tatlı yönleriyle 2002'yi uğurlarken, 2003'ün barış ve çözüm yılı olması temennisi ön plana çıkıyor. Tüm dünya yeni yılı büyük bir coşku ile kutlarken, Kıbrıs Türk halkı 2003'e buruk giriyor. 2002'de barış ve çözüme çok yaklaşmışken bu olanağın yakalanamamasından yıkılan halkımız, şimdi tüm umutlarını 2003'e yönlendirdi.

Gözünü çözüm ve Avrupa Birliği (AB) üyeliğine çeviren halkımızın yüreği de barış için çarpıyor. Geleceğine sahip çıkan ve bu yöndeki kararlılığını kısa bir süre önce meydanlarda gözler önüne seren halkımız, 28 Şubat 2003'e kadar adamıza çözüm ve barış gelmesini istiyor.

Meydanlarda mini referandum sınavından geçerek çözüm ve barış isteklerini ortaya koyan on binlerce kişi, yeni yıl coşkusundan çok, barış ve çözüm yolunda atılacak somut adımları merakla bekliyor.

Kıbrıs sorununda Kopenhag Zirvesi'nin ardından yeni bir fırsat olarak karşımıza çıkan 28 Şubat 2003 tarihi, yeni yıl mesajlarına da damgasını vuruyor.

Yeni yıl mesajlarında 28 Şubat tarihi, Kıbrıs Türkü'nün dönüm noktası olarak nitelendiriliyor. Yeni yıl mesajlarında 28 Şubat'a kadar bir anlaşmanın olması dileği ön plana çıkıyor.

Geride bıraktığımız 2002 yılı olumlu yönlerinden çok olumsuzlukları ile karşımıza çıkıyor.

2002 yılını büyük bir ekonomik krizin pençesinde geçiren vatandaşlar, darbe üstüne darbe yedi. Bir yandan sürekli yükselen döviz karşısında alım gücünde meydana gelen büyük düşüşlerle karabasanlar yaşayan halkımız, diğer yandan da pahalılık ve zam balyozu altında ezildikçe ezildi.

Borcunu ödeyemez duruma gelen vatandaşların büyük bir çoğunluğu mahkeme koridorlarında dağ gibi yükselen hacizlerle boğuştu. Çalışanların maaşları ise yerinde sayıp büyük devalüasyon ve pahalılık karşısında cüceleştikçe cüceleşti.

İşte bu olumsuzluklar karşısında geceleri uykuları kaçan halkımız, Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmelerin başlaması ve çözüm ve barış umutlarının yeniden yeşermesiyle toparlanmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasında başlayan yüz yüze görüşmelerin bir anlaşmayla sonuçlanacağı umuduna kapılan halkımızın bu beklentisi giderek büyüdü ve 12-13 Aralık Kopenhag Zirvesi'nde doruğa ulaştı. Fakat bu zirve, Kıbrıs Türkü'ne bayramı yaşatmaya yetmedi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu çözüm planının toplumda yarattığı tartışma ortamı ise hâlâ sürüyor.

Kopenhag Zirvesi'nden bir anlaşmanın çıkmaması ve Güney Kıbrıs'ın AB üyeliğine alınması ise toplumda büyük hayal kırıklığı yarattı.

Bu hayal kırıklığı, Kopenhag Zirvesi'nde Kıbrıs sorunu için 28 Şubat tarihinin ortaya atılması ile yeniden umuda dönüştü.

Halkımız, çözüm ve barışı yakalamak için tarihte görülmemiş bir şekilde yeniden tek vücut oldu ve harekete geçen AB trenini yakalamak için var gücüyle mücadeleye başladı.

Yetkililere çözüm ve barış yolunda istekli davranması için baskılarını yoğunlaştıran halkımız, 2003'ten mutluluk ve sağlık temennisine barış, çözüm ve AB temennisini de ekledi.

 

KIBRIS 01/01/2003

 

Sezer: Kıbrıs'ta gerçekçi çözüm

Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Kıbrıs sorunuyla ilgili BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı planın görüşülebilir olduğunu düşündüğünü ve çözüm çabalarının planda öngörülen takvime uygun olarak yoğun biçimde sürdürülmesini desteklediğini kaydetti.

Sezer, yeni yıl dolayıyla bir mesaj yayımladı.

Cumhurbaşkanı Sezer mesajının Kıbrıs'la ilgili bölümünde, 2002 yılında Kıbrıs'ta çözüm sürecinin, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın girişimiyle başlayan doğrudan görüşmelerle ivme kazandığını bildirdi.

Kıbrıs sorununun, ancak adanın gerçekleri temelinde çözüme kavuşturulabileceğini, dışarıdan zorla kabul ettirilmeye çalışılan çözüm formüllerinin başarı şansı bulunmadığını her zaman dile getirdiklerini belirten Sezer, şunları kaydetti:

'Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulması yönündeki çabalara yapıcı bir yaklaşımla yardımcı olmaya çalışmaktayız. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanmış olan planın görüşülebilir olduğunu düşünüyor ve çözüm çabalarının planda öngörülen takvime uygun olarak yoğun biçimde sürdürülmesini destekliyoruz. 2003 yılının Kıbrıs sorununun kalıcı ve hakça bir çözüme kavuşturulacağı, Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin ve gönencinin egemen eşitliğe dayanan yeni bir ortaklık temelinde güvence altına alınacağı bir yıl olmasını diliyoruz.

Türkiye, bugüne değin olduğu gibi bundan sonra da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ve Kıbrıs Türk halkını desteklemeyi sürdürecektir. Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin, yıllardır göğüs gerdikleri haksız ambargolardan kurtularak uluslararası toplumla ve Avrupa'yla bütünleşmesini istiyoruz. Bu konuda Avrupa Birliği'ne de görev ve sorumluluk düştüğüne inanıyoruz.'

KIBRIS 01/01/2003

Gül: 'Çözümsüzlük çözüm' değildir

Türkiye Başbakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta 'Çözümsüzlük çözümdür politikamız değildir' dedi. Gül, Kıbrıs konusunu gerçekçi bir şekilde çözmek için uğraştıklarını söyledi.

TC Dışişleri Bakanlığı ve KKTC'nin bu konuda üzerlerine düşenleri yerine getirdiğini ifade eden Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın raporu ve görüşmelerle ilgili birçok heyet kurulduğunu ve bu şekilde müzakerelerin devam edeceğini bildirdi.

Gül, '(Çözümsüzlük çözümdür...) Bu bizim politikamız değildir. Tatmin edici bir çözümü bulmak için herkes olağanüstü bir gayret içerisinde olmalıdır' diye konuştu.

AA'nın haberine göre Gül, Başbakanlık Müsteşarı Fikret Üçcan ile birlikte Başbakanlık Basın Bürosu'na gelerek başbakanlık muhabirlerinin yeni yılını kutladı.

Gazetecilerle sohbet eden Gül, yeni yıl denilince geleceğin söz konusu olduğunu ve geçmişi unutmak gerektiğini ifade etti.

Halkın artık sıkıntılardan kurtulmak istediğini ve bu nedenle 3 Kasım seçimlerinde AK Parti'yi tek başına iktidara getirdiğini anlatan Gül, 'Halkımız, istikrarı tercih etti. (Alınacak kararlar rahat alınsın ve kararlı bir iktidar olsun, yeter ki Türkiye'nin

KIBRIS 01/01/2003

Yeni yıl Kıbrıs'a barış getirsin
Rum kesiminin Brüksel Büyükelçisi Kalliopi Avraam, Kıbrıs'ın iki toplumla birlikte AB'ye girmesini istediğini belirtirken, "Yıllardır süren kırgınlıklara artık bir son verelim" diye konuştu

Gazi Magosalı bir ailenin kızı olan Büyükelçi Kalliopi Avraam, Belçika'nın başkenti Brüksel'de iki yıldır görevli. Bu süre içinde ilk kez bir Türk gazetesine konuşan Rum kesimi Büyükelçisi Avraam, SABAH aracılığıyla barış ve birlik mesajı verdi. Ekmek kadayıfını çok özlediğini söyleyen Büyükelçi Avraam, "2003 bütün dünyaya olduğu gibi umarım Ada'ya da barış getirir" dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planını son derece makul karşıladıklarını belirten Rum Büyükelçii, şöyle konuştu: Sayın Annan'ın barış planı sunması Ada'da yaşayan her iki taraf için de çok olumlu. BM planında bazı küçük değişilikler yapılarak bir uzlaşma sağlanacağını tahmin ediyorum. Geçmişteki olayları artık unutalım. Avrupa'da büyük sorunlar ve savaşlar yaşandı. (Almanya'nın başkenti) Berlin'e iki toplumu ayıran duvar inşaa edildi. Ama sonuçta birleşildi. Yıllardır süren kırgınlıkları bitirelim. 28 Şubat 2003 tarihinden önce bir anlaşmaya varabilirsek, tek ülke olarak Avrupa Birliği'ne (AB) imza atacağız. Buna inanıyorum...

Kapıda bizi Türkçe "Günaydın" diyerek karşılayan Büyükelçi Avraam, "2003 yılının Kıbrıs'a olduğu gibi bütün dünyaya da barış getirmesini umuyorum. Kıbrıs'ta birlik ve beraberlik içinde yaşayacağımız günleri hâyâl ediyorum. Sorunsuz ve tek bir ülke olarak AB'de yer alacağımızı düşünüyorum. Öte yandan Türkiye'nin de yer alacağı bir Avrupa görmek istiyorum" sözleriyle yeni yıldan umutlu olduğunu ifade etti.

PRESTİJ KAYBEDERİZ
Avrupa Birliği'nin Kıbrıs politikasına da değinen Rum Büyükelçi Avraam, küçük bir ada ülkesi olmalarına rağmen Kopenhag siyasi kriterlerini zorlanarak yerine getirdiklerini ve AB üyeliğini hak ettiklerini düşündüğünü belirtti. Yarım ada olarak AB ülkeri nezdinde prestij kaybedebileceklerine dikkat çeken Avraam, AB şansını değerlendirmek istediklerini ancak tek bir ada olarak AB üyesi olmak istediklerini arzu ettiğini vurguladı.

16 NİSAN'DA TEK ÜLKE!
Karşılıklı diyaloğun olmaması ve iki liderin bir anlaşmaya varamaması nedeniyle bugünkü sorunların yaşandığının altını çizen Rum Büyükelçi, "12 Aralık Kopenhag Zirvesi'nde maalesef bir anlaşmaya ulaşamadık. Önümüzde gayet net ve açık tarihler var. Bu yönde haraket ederek uzlaşma zemini bulmak için çaba harcanmalı. Kıbrıs halkının talebi belli. İki liderin olumlu yaklaşması halinde 16 Nisan 2003 tarihinde birlikte imza atarak tek ülke halinde AB üyeliğimize resmiyet kazandıracağız" dedi.

Yeni Türk hükümetinin ve Tayyip Erdoğan'ın farklı bir politika izlediğini gözlemlediğini belirten Büyükelçi Avraam, AKP hükümeti Sayın Denktaş üzerinde baskı uyguladığı için Kıbrıs'ta barışın daha yakın olduğunu söyledi. Türkiye'nin AKP hükümetiyle AB üyeliğini kazanacağına inandığını da söyledi.

KKTC Brüksel Temsilcisi Akil, 28 Şubat'a kadar zaman olduğunu belirtti ve ekledi: BM planını kabul etmeyiz demiyoruz. Aksine müzakere edilsin istiyoruz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Brüksel Temsilcisi Hilmi Akil, Birleşmiş Milletler (BM) Kıbrıs planını müzakereye hazır olduklarını belirtti. Kuzey Kıbrıs Türk toplumu olarak sürekli kritik dönemlerden geçtiklerini ifade eden Temsilci Akil, "Kıbrıs'ta çözüm çabalarının içeriği nedeniyle önümüzdeki süreç daha da kritik. Ada'da tarafların tümü bir anlaşmaya varmak için çabalamakta. Müzakere sürecini iyi bir şekilde değerlendirerek başarıya ulaşmayı arzu ediyoruz" dedi.

BM EMPOZE EDİYOR
Güney Kıbrıs'ın yasadışı olarak başlattığı Avrupa Birliği sürecinin Ada'da ayrımcılığı kökleştireceğine dikkat çeken KKTC Temsilcisi Hilmi Akil şöyle konuştu: BM planı, tarafların kendi diyalogları ve müzakereleri sonucu ortaya çıkmadı. Empoze edildi. Biz 'BM planını kabul etmiyoruz' demiyoruz. Bu planın müzakere edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş ve (Rum lider Glafkos) Klerides'in New York görüşmelerinde belirli konularda komiteler oluşturulması kararı hayata geçirildi. Bu komiteler kısa zamanda çalışmalarına başlayacak. Belgenin içeriğini daha geniş ve kapsamlı şekilde halkımıza anlatacağız. Kıbrıs Türk halkı bütün olarak barış istemektedir. Ada'da en fazla sıkıntıyı bizler çektik. Türk halkının barış isteği, teslim olmak anlamına gelmez...

60 BİN RUM GERİ DÖNECEK
Kıbrıs Temsilcisi Hilmi Akil, Birleşmiş Milletler planının Ada'ya 1960 dönemini geri getireceğini de ileri sürdü. BM belgesinde belirtilen haritaya itiraz ettiklerini hatırlatan KKTC Temsilcisi Akil, "Harita kabul edilirse yaklaşık 50 bin insanımız yerlerinden, yurtlarından edilecek. Perişan olacaklar. Diğer taraftan Kıbrıs Türk bölgesine yaklaşık 60 bin Rum geri gelecek. Bize bırakılan bölgelere bakın. Hepsi dağlık bölge. 1960 anayasaında var olan 'veto' hakkımız da elimizden alınıyor" sözleriyle belgenin tartışılması gerektiğini belirtti.

Tarafların iyi niyetle anlaşma zemini bulmak için çaba harcaması gerektiğini vurgulayan temsilci Akil, "Avrupa Birliği 'ne olursa olsun Güney Kıbrıs'ı üye yapacağız' diyerek onlara açık kart verdi. Kuzey Kıbrıs olarak çok zor durumla karşı karşıya bırakıldık. AB'nin bunu idrak ederek telafi edeceğini umuyoruz. Müzakere sürecinde KKTC halkının birlik ve beraberlik içinde sayın Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş'a destek vermelerini gerekli görüyoruz ve ümit ediyoruz" dedi.

AB BOĞAZIMIZI SIKIYOR
Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüm için her zaman müzakereye hazır olduklarını ve bunu 12 Aralık Kopenhag Zirvesi öncesi olduğu gibi şimdi de tekrarladıklarını hatırlatan Hilmi Akil, "Bir halkı kendi istediğiniz noktaya getirmek için ambargo uygular ve boğazını sıkarsanız, bu doğru olmaz. Avrupa Birliği'nin belirlediği tarihler birliğin kendi takviminden ibarettir. Hakkaniyete dayalı adil bir çözüm değildir. AB, sorunsuz bir Kıbrıs'ı üye yapmak istiyor. Ama bazı gerçekleri de göz ardı etmemek gerekir" diye konuştu.

Fikret AYDEMİR

SABAH 01/01/2003

Denktaş: Tarih bizi affetmez

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ekonomik sıkıntılar yüzünden devletlerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek 'Bunun cezası çok büyük olur. Tarih bizi affetmez' dedi. Denktaş yeni yıl dolayısıyla yayınladığı mesajında şunları söyledi:

Şimdi Avrupa Birliği de anlamıştır ki ‘Kıbrıs’ı aldım' demekle mesele bitmiyor. Kıbrıs'ın tümünü istiyorlar. Kıbrıs'ın tümünü alabilmek için Kıbrıs Türkleri'ni Rumlara denk bir taraf olarak kabul etmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla ‘falan tarihe kadar şu olursa olur, olmazsa felaket olur’ diyenlere kulak asmayınız. Hakkımızı korursak, devletimize, egemenliğimize, statümüze sahip çıktığımızı bir bütün olarak gösterirsek, göreceksiniz ki Kıbrıs bir bütün olarak Avrupa Birliği bünyesinde gün gelecek birleşecektir.

Biz müzakere etmek istiyoruz. H
aklarımızı koruyarak içimize 60-70 bin Rum'u getirmeyecek, iki kesimli, iki ayrı egemen halka dayalı bir anlaşma için uğraşacağız. Her devletin sıkıntısı var. Ama sıkıntılar var diye devletten vazgeçmiş bir millet, bir halk görülmemiştir dünya tarihinde.

HURRIYET 01/01/2003

Klerides’ten Kıbrıslı Türklere: 2003'te birleşelim

Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA

Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides, Kıbrıslı Türkler'den çözüm için katkıda bulunmalarını istedi.

Kıbrıs Rum Lideri Glafkos Klerides, yeni yıl mesajında Ada’nın kuzey kesimine de seslenerek, çözüm için Kıbrıslı Türkler'den katkıda bulunmalarının ne kadar önemli olduğunu dile getirdi. Güney Kıbrıs Rum lideri, ‘‘2003 ortak vizyonumuzun gerçekleşerek Kıbrıs'ın birleşeceği yıl olsun’’ dedi. Kopenhag zirvesinde Rumların Avrupa Birliği’ne alınmasını tarihi bir zafer ve 40 yılın en büyük başarısı olarak niteleyen Rum Lider Klerides, Kıbrıslı Türklerin, AB'nin sağlayacağı olanaklardan eşit bir şekilde yararlanacaklarını söyledi.

HURRIYET 01/01/2003

‘AB bizimle er geç masaya oturacak’

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yayımladığı yeni yıl mesajında Avrupa Birliği’nin (AB) er geç KKTC ile masaya oturacağını söyledi. Denktaş mesajında, "İki kesimli, iki ayrı egemen halka dayalı, ama bunların birleştikleri, birlikte Avrupa Birliği’ne girebilecekleri, bir harita çerçevesinde anlaştıkları bir anlaşma için uğraşacağız ve uğraşmaktayız" dedi.
"AB’nin bütün Kıbrıs’ı istediğini, er geç kendileriyle temasa geçeceğini, eşit şartlarda konuşacağını ve eşit şartlarda anlaşacağını" be
lirten Denktaş, şöyle konuştu: "Er geç Kıbrıs meselesi halledilecektir, yeter ki dünya ve karşı taraf ve AB, Kıbrıs Türklerinin kararlılığını, birlik ve beraberlik içerisinde belirli ve tüm hür dünyanın kabul ettiği parametreleri korumanın ötesinde bir şey yapmadığını, hürriyetine sahip çıktığını görsün ve anlasın."

Klerides’in dileği
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides de yeni yıl mesajında, barış ve refah dileğinde bulundu. Klerides, Kıbrıslı Türklere hitaben, 2003’ün Türklerle Rumların ortak vizyonlarının oluştuğu yıl olması temennisinde bulunurken, gelecekte birleşik bir Kıbrıs’ın gerçekleşmesi arzusunu da dile getirdi.
MILLIYET 01/01/2003

DENKTAŞ "ESKİ GÜCÜNÜ KAYBEDECEK"

Mehmet Ali BİRAND: KIBRIS, konusunda 2003 yılında süprizler yaşanacak gibi görülüyor. Ya gerçekten bir çözüm ile karşılaşacağız veya Kıbrıs birbirine girecek. Eski düzen bozulacak ve kamuoyunda önemli kaynaşma başlayacak. Rauf Denktaş eski gücünü kaybedecek.

Bülent ARINÇ "KIBRIS'TA BİR ŞEYLER OLUYOR"

TC Meclis Başkanı ARINÇ Kıbrıs konusunda özel bir çalışma içinde. 8-10 Ocak arasında geniş bir milletvekili heyeti KKTC'ye gidiyor. Arınç, Türkiye'nin yakında bu konuda bir karar vermek zorunda kalacağını, bu nedenle milletvekillerinin 'Kıbrıs gerçeğini' yakından tanıması gerektiğine inanıyor: "KKTC'de 30 bin kişinin miting yapması, Türkiye'de 7-8 milyon kişinin miting yapması gibidir. Demek ki orada bir şeyler oluyor ve bunun anlaşılması lazım."

KKTC WEB 01/01/2003

DENKTAŞ: "ÖLEYİM DAHA İYİ"

Kıbrıs'ta ne yapıldıysa Türkiye ile beraber yapılmadı mı? Yanlışlıklara iki taraf da ortak!
Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan'ın çözüm planı açısından, karşı çıktığı bazı konularda haklı geliyor bana. (göçmen sorunu, verimli toprakların el değiştirmesi, senatoda ve Kıbrıs'ta azınlık olma) En başta Türk toplumunun egemenliği sulandırılıyor. 'Müzakere edelim şu itirazlarımız var' demek çözümsüzlük demek değil bana göre. Tabii Kıbrıs'taki mevcut durumu, sistemi gözardı etmemek lazım. Te
pkiler esas bundan kaynaklanıyor.

Denktaş'ın yakın çevresi ve özellikle dünürü Salih Boyacı, haklı olarak Kıbrıs'ta büyük tepki görüyor. Bir krallık gibi neredeyse. Akla tabii sistemden beslenenler bu sistemi değiştirmek istemezler geliyor. Salih Boyacı batık Kıbrıs Kredi Bankası'nın sahibi... 80 milyon dolardan sorumlu tutuluyordu. Ne hikmetse 12 davadan birden beraat ediveriyor!

Kıbrıslılar tapuya 'Koçan' derler. Savaş sonrası Türkiye'den gidenlere, şehit ailelerine, gazilere, malları güneyde kalmış olanlara belli kriterlere, puanlara göre koçanlar dağıtılmış. Çok suiistimal olmuş. Bu koçanların yani tapuların çoğunu, en değerli gayrimenkulleri de sonradan iddia o ki Salih Boyacı toplamış. Kıbrıs'ın kara ekonomisi, yolsuzluklar büyük sorun. Ciddi temizlik gerekiyor. Tamam, ama sadece buradan bakıp Denktaş 'Kıbrıs'ta çözüm istemiyor' mantığını ileri sürmek ne kadar doğru?

Denktaş, ABD'den sonra Ankara'da da tedavi gördü biliyorsunuz. Birkaç kere geldi, önceki gün tekrar Ada'ya döndü. Denktaş, 'Annan Planı'nı imzalamam için Ankara'dan baskı gelirse çekilirim' diyor...

Ben de daha ileri bazı laflarını aktarmak istiyorum sizlere.

Ankara'da tedavi gördüğü sırada siyasetçisinden işadamına pek çok etkili-yetkili kişi ziyaret etti Denktaş'ı.

Denktaş özetle şöyle demiş:

'Biz 400 yıldır orada şehitlerimizin türbedarlığını yaptık, yapıyoruz. Kıbrıs'ı çok zor aldık. Annan Planı'nı imzalamam. Öleyim daha iyi! Ölürüm de imzalamam! İsterlerse beni Cumhurbaşkanlığı'ndan alsınlar...'

Kıbrıs Denktaş'la mı Denktaş'sız mı çözülecek bilemiyorum. Dileğim iki toplumu rahat ettirecek çözüm yolunun bulunması.

OYA BERBEROGLU - KKTC WEB 01/02/2003


ERDOĞAN’IN BAKIŞI

AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde umutlu. Öyle ya da böyle çözülecek. Erdoğan'a sordum:
-Kıbrıs sorunu nasıl çözülecek?
Başından beri tezimiz aynı. İki kurucu devlete dayalı ortaklık devleti. Haritadaki yüzde 28.5 meselesi halledilebilir. Göçmen ve mülkiyet sorunu müzakere edilerek bir yere oturtulabilir. Kesinlikle Kıbrıs'ın çözülmesinden
yanayım. Eğer çözemezsek Kıbrıs'ı çok sıkıntılı bir geleceğin beklediğini görüyorum.

-Kıbrıs AB tam üyesi oluyor. Ver kurtul mu?

Güney AB üyesi olurken Kıbrıs olarak oluyor. Burada Türkiye'de yanlış takdim söz konusu. Kuzey Kıbrıs'ta yani Karpas kanton olarak ilan edilmedikten sonra, orada zaten bizim de isteğimiz olan İngiliz üsleriyle bağlantıların olduğu kısımlar dışarıda bırakıldıktan sonra diğer kısımlarla ilgili teknik şeyler oturulup konuşulabilir. Kıbrıs'ı 'ver kurtul' felsefesi olarak görmemek lazım. 30 yıl önceki mantıkla bakamayız Kıbrıs'a. Bugünün şartlarında ele alıp görüşmeleri buna göre yapmaya mecburuz.

-Denktaş 30 yıl önceki mantıkla mı bakıyor?

Ben Sayın Rauf Denktaş'ın şu anda bizdeki bazı şahinler gibi baktığı kanaatinde değilim. Ben kendisiyle konuştuğumda Rauf Bey'in çok daha olumlu yaklaştığını görüyorum. Ama belki farklı kişilerle bir arada kaldığı zaman bazı açıklamalarını orda tırnaklamak suretiyle kesebilirler. Halbuki ben bu düşüncelerimi açıkladığımda, kendisi bana paylaştığını söyledi.

-Annan Planı ile egemenlik hakkı yok olmuyor mu?

Hayır, iki halkın egemenliğine dayalı... Nüfus konusuna gelince, yıllar itibariyle de olsa bu sonunda donduruluyor mu. 20 yıl sonrasına baktığımızda hiçbir zaman orada çoğunluk Rumlar'ın lehine geçmiyor. Dondurulduğu andan sonrasıyla Türkiye'nin AB'ye girdiği dönemi düşünüyorum, böyle bir süreç.

-Türkiye'nin AB'ye ne zaman tam üye olacağını sanıyorsunuz?

Şu zaman oluruz diyemem. 2004'te olacak gibi gayretimi yaparım. Benim derdim Kopenhag Kriterleri'ni Ankara Kriterleri'ne çevirmek. 5 yılın sonunda kişi başına 5 bin dolarlık bir milli gelire erişmek. İlk hedefimiz bu. Bu gelire erişelim, Kopenhag Kriterleri'ni Ankara Kriterleri yapalım, bizi ister alsınlar ister almasınlar...

OYA BERBEROGLU - KKTC WEB 01/02/2003