Dönüm noktası
*** Lefkoşa'da önceki günkü miting, Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini ellerine alışını ifade ediyor. Bu anlamda, 1974'ten bu yana en anlamlı gelişme. AB kapıları açılacaksa, muhtemelen, böyle açılacak. Nitekim, Denktaş, derhal tepki vererek, 'Böyle mitinglerin bir yarar getirmediğini, müzakere masasında elini zayıflattığını' söyledi. Bu, aslında bir itiraf. Çünkü, bugüne dek hiç böyle bir miting olmamıştı ve Denktaş, müzakere masasına bu nedenle hep 'eli güçlü' oturmuş. 'İtiraf', şu ki Denktaş bu 'güçlü eli'yle bugüne dek hiçbirşey elde edememiş! Dolayısıyla, bundan sonra da elde edebileceği bir şey yok. Zira, Kıbrıs Türk halkı da artık açıkça anladı ki, Denktaş'ın 'çözüme niyeti' bundan önce olmadı; bundan sonra da olmayacak
*** Kıbrıs Türk halkının artık Rauf Denktaş'tan koptuğunu görün. KKTC'de gelişmeleri izleyen nice gözlemciden, 'Artık, Türkiye, istese bile ne Denktaş'ı ne bir başkasını seçtiremez' saptamasını işittim. Aynı gözlemcilerden, Kıbrıs Türk halkının, Denktaş'tan koparken Tayyip Erdoğan'a bel bağladığı yargısını da duydum. Tayyip Erdoğan ne düşünüyor bilemem ama önceki günkü gelişmeden sonra, benim 'Kıbrıs'ta çözüm' yani Kıbrıs Türk halkına AB kapılarının açılması ve Türkiye'nin AB yolunun rahatlaması umudum yine yüzde 50-50'ye yükseldi. Kıbrıs Türk halkı, bu enerjiyi ortaya koydukça 2003'ün ilk dönemleri için umutlanabiliriz demektir
YENIDUZEN 31/12/2002
Denktaşa istifa çağrısı! Ve hatırlatma: Çözüm zaruri
"
** Parlamento Konseyi oluşturma çabalarında yine sonuç yok. Parti liderleri Annan Planı üzerinde mutabakat arıyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) çağrısını yineledi: Denktaş istifa
*** Planın bazı maddeleri üzerinde yazılı ve sözlü görüşlerini ortaya koyan liderler, Rauf Denktaşla perşembe günü yapacakları ortak toplantının ardından, tutumlarını netleştirmek üzere bugünkü çalışmalarını tamamladılar.
** UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Planla ilgili durum değerlendirmesi yaptık. Henüz konsey oluşmuş değil. Özellikle muhalefet başka değerlendirmeler yapma ihtiyacında görülüyor dedi
** DP Genel Başkanı Serdar Denktaş: Belli konularda tüm liderlerin müşterek itirazı var. Belli konularda farklı itirazlar var. Ama itirazların müşterek bir boyuta çekilmesi mümkün. Bana göre mutabakata varacağız. Çok ayrı noktalarda değiliz
** CTP Genel Başkanı Talat: Çözümün 28 Şubata kadar bulunmasının zaruri olduğunu söyleyen Talat, Bundan sonrası felakettir. Bugün elde edebildiğimiz hakları kaybetmemiz demektir. 28inden sonrası Rumların daha da leyhine olacak. 16 Nisandan sonrası ise hiç yok
** Talat: Denktaş Bey Kıbrıs Türk halkını temsil etmediğini söylüyor. Denktaş beyin aldığı oylardan fazla insan meydanlara toplanarak istifasını istedi. Artık tek çıkar yol kaldı, istifa etmelidir. Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını temsil etmediği gibi Türkiyenin de çıkarlarını temsil etmiyor.
** UBPnin toplantıda görüşlerini dile getirmediğini söyleyen TKP Genel Başkanı Angolemli, müzakere sürecinde düzeltilebilecek bazı konularda görüş birliği bulunduğunu söyledi, yasama hakları ve Kuzeye yerleşecek Rumların oranını örnek gösterdi.
Kıbrıs sorununa çözüm arayışları takvime endeksli bir süreçte devam ederken, müzakere sürecinde söz sahibi olmak isteyen Cumhuriyet Meclisi, tüm partilerin katılımıyla ortak bir Konsey oluşturmaya çalışıyor. Cumhuriyet Meclisinin 19 Aralıkta yaptığı olağanüstü birleşimde bu konuda aldığı karar uyarınca Konseyin çalışma şeklini, etkinliğini ve bu çerçevede üyelerini belirlemek için ortak toplantılar yapan siyasi parti başkanları, dün yaptıkları 3üncü toplantıdan da sonuç alamadılar.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter başkanlığında dün 2 saatlik yeni bir toplantı yapan UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile YAP Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu Konsey oluşumundan çok, konseyin çalışma zeminini belirleyecek Annan Planıyla ilgili mutabakat aradılar. Planın bazı maddeleri üzerinde yazılı ve sözlü görüşlerini ortaya koyan liderler, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşla perşembe günü yapacakları ortak toplantının ardından, tutumlarını netleştirmek üzere bugünkü çalışmalarını tamamladılar.
Siyasi parti liderleri toplantı sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlarken, muhalefet liderleri Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Denktaşa istifa çağrılarını da yinelediler.
Serter toplantıyı olumlu buldu!
Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter toplantıyla ilgili kısa açıklamasında, Çağrımız üzerine parti başkanları biraraya geldiler. Tüm parti başkanları görüşlerini belirtti. Görüşmeler olumlu bir havada geçiyor dedi.
Serter, parti liderlerinin talepleri doğrultusunda bugün Cuımhurbaşkanı Denktaştan randevu talep ettiklerini ve perşembe günü saat 11.00de toplu bir görüşme yapacaklarını da ekledi.
Eroğlu: İşbirliği anlamlı olur
UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Planla ilgili durum değerlendirmesi yaptık. Henüz konsey oluşmuş değil. Özellikle muhalefet başka değerlendirmeler yapma ihtiyacında görülüyor dedi.
Görüşmede özellikle Annan planının ele alındığını ve müzakerelerde hangi maddeler üzerinde durulması gerektiğinin tartışıldığını belirten Eroğlu, bu konuda Cumhurbaşkanı Denktaşın da görüşlerini alacaklarını kaydetti.
Konsey oluşumuyla ilgili olarak ise Eroğlu, O konuyu sonraya bıraktık. Bugün değişik görüşler ve Cumhurbaşkanıyla da görüşme talepleri ortaya çıktığı için Konsey oluşumunu sonraya bıraktık dedi.
Muhalefetin temsilci vermemesi halinde konsey oluşumuyla ilgili nasıl bir tutum izleyecekleri konusunda da Eroğlu, O konuda bir karara varmış değiliz. Muhalefetin de üye vermesini talep ediyoruz. Meclis inisiyatif alsın veya Meclis olayın dışında olmasın diye bir görüş ortaya konduğuna göre, iktidar ve muhalefetin işbirliği içinde çalışmaları daha anlamlı olur diye konuştu.
Hedef 28 Şubat
Takvimin hızla ilerlediğinin anımsatılması üzerine ise, De Soto 8inde Kıbrısa geliyor. Demek ki 8inden sonra görüşmeler başlayacak diyen Eroğlu, Size göre sürecin son tarihi nedir sorusuna da, şu karşılığı verdi:
Önümüzdeki tarih 28 Şubattır. Ama anlaşma meyili ortaya çıkarsa ve tarafları tatmin edecek bir metin olursa 28 Şubat sonrasına sarkabilir. Ama şu anda hedef 28 Şubat. Bazı çevrelere göre 16 Nisana kadar zaman var ama şu anki hedef 28 Şubat.
Eroğlu, Ufukta anlaşma var mı diye sorulunca da, Müzakere masasında görüşülecek. Müzakereden yana olduğumuzu açıkladık. Müzakere masasında bir anlaşmaya varılıp varılmayacağı ortaya çıkacak dedi.
Eroğlu, Anlaşma olmaması halinde ne olacak sorusuna ise, Biz anlaşma olabilecek düşüncesiyle hareket ediyoruz yanıtını verdi.
Serdar D.: Mutabakata varacağız
Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş da, Konsey oluşumundan çok toplantıda Annan Planı üzerinde mutabakat arandığını tekrarladı ve Fikir birlikteliği olabileceği görüldü. Belli konularda tüm liderlerin müşterek itirazı var. Belli konularda farklı itirazlar var. Ama ciddi bir çalışma yaparsak itirazların müşterek bir boyuta çekilmesinin mümkün olduğunu gördük. Bana göre mutabakata varacağız. Çok ayrı noktalarda değiliz diye konuştu.
Karşılıklı niyet olması halinde uzlaşmaya varılabilceğini vurgulayan Denktaş, Konsey oluşumu konusunda ise, Muhalefetin bazı itiraz ve kuşkuları var. Bu konuda da herhalde önümüzdeki günlerde bir noktaya varırız. Direkt sürece müdahale için değil ama halkı da rahat bilgilendirebilmek ve Cumhurbaşkanını da yönlendirebilmek için mutabakat var mı yok mu araştırıyoruz; bu konuda ışık da var ifadelerini kullandı.
Müzakerelerin başlayacağı 8 Ocak tarihine kadar mutabakata varılacağına inanç belirten Denktaş, Cumhurbaşkanının konseyin oybirliğiyle alacağı kararları değerlendiririm şeklindeki açıklamasını ise, şu sözlerle değerlendirdi:
Olumlu bir açıklama. Bütün partiler belli bir itiraz noktasında fikir birliğine varmışsa veya Cumhurbaşkanının itiraz ettiği bir konuda farklı bir değerlendirme yapmışsa ve Cumhurbaşkanı da bu görüşe uyacağım diyorsa bu son derece olumlu bir yaklaşım. Oyçokluğuyla çıkacak karar ise kendi değerlendirmesine kalacak.
Çözümün yolunun Rum tarafının iyi niyetle yaklaşmasına bağlı olduğunu söyleyen Denktaş, şunları kaydetti:
Bizim görevimiz ilerde tehdit diye gördüğümüz unsurların ortadan kaldırılması için çaba göstermektir. Eminim Cumhurbaşkanı da planı tam incelediğinde ve bizlerle de tartıştığında gelebileceğimiz son nokta aynı konudaki itirazların nasıl düzeltileceğini tartışmak olacak. Kendi içimizde mutabakata varırsak ve Cumhurbaşkanı da bu mutabakat çerçevesinde görüşmeleri devam ettirirse 28 Şubata çözüm bulunmasının yolu Rum tarafının da aynı niyetle yaklaşmasından geçecek. Biz kendi üstümüze düşeni yapalım, Rumlara da herhalde yönlenmesi gereken bazı baskılar olacak.
Talat: Çözüm zaruri
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, Annan planının bugüne kadar müzakere edilmemesi nedeniyle olumlu ve olumsuz unsurlar konusunda ortak bir nokta bulunmadığını belirterek, Bu planda hakikaten ciddi sıkıntılar var. Ama bu sıkıntıları müzakare etmezseniz çözümlemeniz mümkün değil dedi.
Çözümün 28 Şubata kadar bulunmasının zaruri olduğunu söyleyen Talat, Bundan sonrası felakettir. Bugün elde edebildiğimiz hakları kaybetmemiz demektir. 28inden sonrası Rumların daha da leyhine olacak. 16 Nisandan sonrası ise hiç yok. Rumlar bizi üniter devlete doğru götürüyor ve Rumların yapması gereken görevi Denktaş yürütüyor. Kimin için çalışıyor, anlamış değiliz ifadelerini kullandı.
Tek çıkar yol Denktaşın istifası
Cumhurbaşkanı Denktaşın Annan planına karşı iddialarının Parlamento Konseyi oluşumuna engel oluşturduğunu belirten Talat, Meclis Annan planının görüşülmesi gerektiği kararı aldı ama Cumhurbaşkanı Denktaş bu planın Kıbrıs Türkünün sonu olduğunu, azınlık olacağını söylüyor dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaşın Türkiyeden ve hatta Kıbrıs Türkünden baskı gelse dahi anlaşma yapmayacağına ilişkin açıklamalar yaptığını savunan Talat, şunları söyledi:
Denktaş Bey Kıbrıs Türk halkını temsil etmediğini söylüyor. Denktaş beyin aldığı oylardan fazla insan meydanlara toplanarak istifasını istedi. Artık tek çıkar yol kaldı, istifa etmelidir. Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını temsil etmediği gibi Türkiyenin de çıkarlarını temsil etmiyor.
Müzakereler çerçevesinde oluşturulan iki komitedeki Türk üyelerin bir kısmının AB ve çözüm karşıtları olduğunu da savunan Talat, AB karşıtı ve Kıbrıs Türkünü sevmeyen Prof. Dr. Mümtaz Soysalın da komitelerin koordinatörlük görevine getirilmesini eleştirdi. Talat, Denktaş Bey artık Kıbrıs Türk halkını takmıyor, sevmiyor. Bu koşullardan tek çıkış yolu istifasıdır. Onun istifasıyla oluşacak yeni ortamda müzakereleri sürdürmekten başka seçenek yok. Kıbrıs Türk halkı da istencini bu doğrultuda ortaya koydu diye konuştu.
Muhalefetin olmayacağı konsey
Parlamento Konseyinin görüşme sürecinin doğrudan içinde olacağı bir mekanizma oluşturulmaması halinde Konseye temsilci vermeyeceklerini de yineleyen Talat, CTP böyle bir oluşumda yoktur. Herhalde TKP de olmayacak. Bu durumda oluşacak Konsey Denktaş Beyden farklı bir konsey olmayacak. Böyle bir konsey oluşturacaklarsa buyursunlar oluştursunlar dedi.
Angolemli: UBP görüş ortaya koymadı
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de, toplantıda Annan planıyla ilgili görüşlerin dile getirildiğini ve 2-3 parti başkanının görüşlerini yazılı veya sözlü olarak ortaya koyduğunu belirtti.
Bir soruya karşılık, UBPnin toplantıda görüşlerini dile getirmediğini söyleyen Angolemli, müzakere sürecinde düzeltilebilecek bazı konularda görüş birliği bulunduğunu söyledi. Yasama hakları ve Kuzeye yerleşecek Rumların oranı gibi konuları buna örnek gösteren Angolemli, genel mutabakat var mı sorusuna, Bazı parti başkanları görüşlerini ortaya koymadı. Örneğin UBP tam olarak görüşlerini ortaya koymadı. Ortaya konan bazı maddeler üzerinde uyuşuyoruz. Ama tümünde değil karşılığını verdi.
Harita konusunun da görüşüldüğünü ve herkesin kendi görüşünü ortaya koyduğunu belirten Angolemli, Bu konu bir uzmanlık konusudur. Bu konu üzerinde fazla vakit ayrılmadı. Uzmanların görüşleri de önemli. Harita konusunda bir örtüşme olmuş değil dedi.
Konsey oluşumu konusunda ise, bazı parti liderlerinin Cumhurbaşkanı Denktaşla görüşme ihtiyacı duyduğunu belirten Angolemli, sadece istişare niteliğinde çalışacak bir konseye üye vermeyeceklerini tekrarladı.
Kıbrıs Türkünün 28 Şubata endekslendiğini ve yeni yıl heyecanı bile duymadığını belirten Angolemli, Cumhurbaşkanı Denktaşın son günlerde yaptığı açıklamalarla halkın heyecanını gölgelediğini ve barış istemiyle mitinge katılanları suçladığını belirtti.
Toplumuyla ters düşen bir liderin istifa etmesi gerektiğini söyleyen Angolemli, 28 Şubata kadar çözüm bulma mücadelemiz demokratik çerçevede sürecek dedi.
YAP: Fikir jimnastiği yaptık
Fikir jimnastiği yaptık diyen YAP Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ise, Konsey oluşumunun parti liderlerinin Cumhurbaşkanı Denktaşla görüşmelerinden sonra gerçekleşebileceğini kaydetti.
Hasipoğlu, Plan tartışıldı. Güzel, iyi bir toplantı oldu. Herkesin üzerinde hemfikir olduğu hususlar ortaya çıktı. Devamlı bu şekilde fikir jimnastiği yapılırsa yanlış ve doğru ortaya çıkacak. Daha birlik ve beraberlik içinde davranmış olacağız. Birlik içinde hareket edersek 2 aylık süreçte sonuca varacağımıza inanıyoruz dedi.
Planın bazı maddeleri üzerinde asgari müşterekler ve mutabakatlar olduğunu da söyleyen Hasipoğlu, Aksaklıklar üzerinde genel bir mutabakat var diye konuştu.
Bir soruyu yanıtlarken, Meclisin, Annan planıyla ortaya çıkan fırsatı değerlendirmede sivil toplum örgütlerinin bile gerisinde kaldığını da söyleyen Hasipoğlu, Önümüzdeki 2 ayı çok iyi değerlendirmemiz, atağa kalkmamız lazım. Şimdi onu yapmaya çalışıyoruz ifadelerini kullandı.
YENIDUZEN 31/12/2002
ÇIKIŞ YOLU
1) YETKİLER KONSEYE DEVREDİLMELİ... Cumhuriyet Meclisi, görüşmecilik yetkisini Cumhurbaşkanı Denktaş'tan alıp Cumhurbaşkanı'nın da içinde bulunacağı bir konseye devretmelidir
2) KONSEYİN OLUŞUMU... Konsey, Meclis'te grubu bulunan dört siyasi parti başkanı ve Cumhurbaşkanı'ndan oluşmalıdır
3) ÜYELERE EŞİT OY... Beş üyeden oluşan bu konsey üyelerinin her birisi eşit oya sahip olmalıdır
4) KONSEY GÖREVLENDİRİLMELİ... Meclis, konseyi 7 Ocak'a kadar 12-13 Aralık'ta imzalanması gereken belgenin imzalanması ve 28 Şubat'a kadar müzakerelerin tamamlanıp nihai anlaşmanın imzalanması ile görevlendirmelidir
5) PLAN TEMEL ALINACAKSA OYÇOKLUĞU... Planı temel kabul edip görüşmelere başlamak kararı, veya nihai anlaşmayı imzalama kararı konseyde oy çokluğu ile alınmalıdır.
6) YENİ ÖNERİLER İÇİN OYBİRLİĞİ... Annan planı dışında getirilecek yeni öneriler konseyde oybirliği ile belirlenmelidir.
7) ŞEFFAF MÜZAKERE... Konsey müzakereleri şeffaf bir şekilde sürdürmelidir
8) NİHAİ KARAR İÇİN MECLİS ONAYI... Nihai anlaşmanın konseyde onaylanmasından sonra anlaşma Meclis'in onayına sunulur. Karar oyçokluğu ile alınır.
9) KONSEY KARAR VERİR, CUMHURBAŞKANI İMZALAR... Konsey, cumhurbaşkanını alacağı kararların sözcüsü olarak belirler. Anlaşmaya imza koyma kararı konseyde alındıktan sonra Cumhurbaşkanı bu görevi yerine getirir. Konsey Cumhurbaşkanı'nın sağlık durumunun müsaade etmemesi veya Konsey kararını uygulamak istememesi veya istifa etmesi halinde en az üç oyla belirleyeceği herhangi bir Konsey üyesini anlaşmayı imzalamakla görevlendirir
Ticaret Odası, 'Cumhuriyet Meclisi'nin, görüşmecilik yetkisini Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan alıp cumhurbaşkanının da içinde bulunacağı bir konseye devretmesi' önerisinde bulundu.
Ticaret Odası Genişletilmiş Yönetim Kurulu adına Başkan Ali Erel tarafından yapılan yazılı açıklamada, '28 Şubat'a kadar çözüm olmaması halinde Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğe dayalı bir anlaşma yapma imkanını yitirmiş olacağı' ifade edildi. Açıklamada, 'Cumhurbaşkanının gerek sağlık
durumunun müsaade etmemesi ihtimali, gerek sonuca ulaşmak üzere çözümü sağlayıp imzayı koymak istememesi halinde, Cumhuriyet Meclisi'nin etkin bir şekilde devreye girmesi gerekmektedir' denildi.
Halkın, '28 Şubat 2003 fırsatının yitirilmemesi konusunda büyük hassasiyet taşıdığı' ifade edilen açıklamada, 'Cumhurbaşkanının Kıbrıs'a çözümü getirecek vizyona sahip olmadığı konusundaki endişelerimiz, çözümü doğal yetki sahibi meclisimizde aramaya itmiştir' ifadesine yer verildi.
Ticaret Odası açıklamasında, '28 Şubat'a kadar çözümün gerçekleşmesi konusunda Kıbrıs Türk halkının kararını verdiği, Kıbrıs'ta çözümün, Türkiye'nin AB üyeliğini de kolaylaştıracağı, Türkiye hükümet yetkililerinin ve AK Parti Başkanı Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs'ta çözümün 28 Şubat'a kadar sağlanması konusunda gösterdiği kararlılığın Kıbrıs Türk halkı tarafından takdirle ve saygıyla izlenmekte olduğu' ifade edildi.
Meclisin görevlendirdiği görüşmeci Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, 'halkın ezici çoğunluğunun çözüm ve AB konusundaki beklentilerini 12-13 Aralık'ta boşa çıkardığı' görüşü savunulan açıklamada, bu şekilde Kıbrıs Türk halkının pazarlık gücünün zayıflatıldığı, ancak 'Çözüm ve AB konusundaki kararlılığını ispatlamış olan Kıbrıs Türk halkını cezalandırmamak için BM ve AB'nin 28 Şubat'a kadar ikinci bir fırsat yarattığı' kaydedildi.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Genişletilmiş Yönetim Kurulu adına, oda başkanı Ali Erel açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
'Meclisin görevlendirdiği görüşmeci Cumhurbaşkanı Denktaş, halkımızın ezici çoğunluğunun 'Çözüm ve AB' konusundaki beklentilerini 12-13 Aralık'ta boşa çıkarmıştır. Kıbrıs Türk halkının pazarlık gücü zayıflatılmıştır. 'Çözüm ve AB' konusundaki kararlılığını ispatlamış olan Kıbrıs Türk halkını cezalandırmamak için BM ve AB, 28 Şubat'a kadar ikinci bir fırsat yaratmıştır.
Halkımız Cumhurbaşkanı Denktaş'ın tek yetkili görüşmeci sıfatının devam etmesi halinde 28 Şubat'a kadar çözümün ve AB üyeliğinin gerçekleşmesini mümkün görmemektedir. Cumhurbaşkanının gerçekte anlaşma ve AB üyeliğini istemediği açıkça ortaya çıkmıştır. Cumhurbaşkanının imkansız olan istekler ileri sürmesi veya bilinçli olarak zamanı boşa harcama düşüncesi ile 28 Şubat tarihini de atlatma düşüncesi kuvvetle muhtemeldir.
28 Şubat'a kadar çözüm olmaması halinde Kıbrıs Türk halkı siyasi eşitliğe dayalı bir anlaşma yapma imkanını yitirmiş olacaktır. 28 Şubat'a kadar çözümün gerçekleşmesi konusunda Kıbrıs Türk halkı kararını vermiştir. Kıbrıs'ta çözüm, Türkiye'nin AB üyeliğini de kolaylaştıracaktır.
Türkiye hükümet yetkililerinin ve AK Parti Başkanı Sayın Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs'ta çözümün 28 Şubat'a kadar sağlanması konusunda gösterdiği kararlılık Kıbrıs Türk halkı tarafından takdirle ve saygıyla izlenmektedir.
Cumhurbaşkanı şahıs olarak beğenmediği bir anlaşmayı Kıbrıs Türk halkı ve/veya Türkiye hükümeti istese bile imzalamayacağını açıkça ifade etmektedir. Halkından ve Türkiye hükümetinden baskıların artması halinde istifa edebileceğini vurgulamaktadır.
Cumhurbaşkanının gerek sağlık durumunun müsaade etmemesi ihtimali, gerekse sonuca ulaşmak üzere çözümü sağlayıp imzayı koymak istememesi halinde, Cumhuriyet Meclisi'nin etkin bir şekilde devreye girmesi gerekmektedir.
Önerimiz şudur:
1) Cumhuriyet Meclisi, görüşmecilik yetkisini Cumhurbaşkanı Denktaş'tan alıp cumhurbaşkanının da içinde bulunacağı bir konseye devretmelidir.
2) Konsey, mecliste gurubu bulunan dört siyasi parti başkanı ve cumhurbaşkanından oluşmalıdır
3) Beş üyeden oluşan bu konsey üyelerinin her birisi eşit oya sahip olmalıdır.
4) Meclis, konseyi, 7 Ocak'a kadar 12-13 Aralık'ta imzalanması gereken belgenin imzalanması ve 28 Şubat'a kadar müzakerelerin tamamlanıp nihai anlaşmanın imzalanması ile görevlendirmelidir.
5) Planı temel kabul edip görüşmelere başlamak kararı veya nihai anlaşmayı imzalama kararı konseyde oy çokluğu ile alınmalıdır.
6) Annan planı dışında getirilecek yeni öneriler konseyde oybirliği ile belirlenmelidir.
7) Konsey müzakereleri şeffaf bir şekilde sürdürmelidir.
8) Nihai anlaşmanın konseyde onaylanmasından sonra anlaşma, meclisin onayına sunulur. Karar oyçokluğu ile alınır.
9) Konsey, cumhurbaşkanını alacağı kararların sözcüsü olarak belirler. Anlaşmaya imza koyma kararı konseyde alındıktan sonra cumhurbaşkanı bu görevi yerine getirir. Konsey, cumhurbaşkanının sağlık durumunun müsaade etmemesi veya konsey kararını uygulamak istememesi veya istifa etmesi halinde en az üç oyla belirleyeceği herhangi bir Konsey üyesini anlaşmayı imzalamakla görevlendirir.
Konsey müzakere sürecinde ve anlaşmanın sonuçlandırılmasında hem Kıbrıslı Türklerin hem de Türkiye halkının aydınlık bir geleceğe taşınması için hayati önem taşıyan Kıbrıs sorununun çözülmesi için Türkiye hükümeti ile uyum içerisinde hareket etmelidir.
Sonuç olarak halkın seçtiği meclis, konseyi seçip görevlendirecek, Konsey müzakereleri sonuçlandırıp meclisin onayını alıp anlaşmanın imzalanmasını sağlayacaktır. Son olarak da nihai anlaşmanın onayı için Kıbrıs Rum halkı ve Kıbrıs Türk halkı arasında ayrı ayrı referanduma gidilecek ve demokratik bir mekanizma ile Kıbrıs Türk halkı geleceğini belirleyecektir.
Kıbrıs Türk halkı 'Çözüm ve AB üyeliği' konusunda kararını vermiştir. Meclisimizdeki milletvekillerimizin ve partilerimizin yukarıdaki önerilerimizi iyi değerlendirmeleri gerekmektedir. Halkımız, 28 Şubat 2003 fırsatının yitirilmemesi konusunda büyük hassasiyet taşımaktadır. Cumhurbaşkanının Kıbrıs'a çözümü getirecek vizyona sahip olmadığı konusundaki endişelerimiz çözümü doğal yetki sahibi meclisimizde aramaya itmiştir.
Meclisimiz ve milletvekillerimiz, Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye halkının geleceği için hayati önem taşıyan Kıbrıs'ta Çözüm ve AB üyeliğinin gerçekleşmesi için iradelerini kullanmalıdırlar. Sayın milletvekillerimizin halka rağmen politika yapmanın mümkün olmadığının bilincinde hareket edeceklerini ümit ediyoruz. Değerli milletvekillerimizin politik intihar yolunu değil 'Çözüm ve AB' yolunu açacak kararlılığı göstermesi dileğimizdir
KIBRIS 31/12/2002
Denktaş Perşembe günü parti liderlerini kabul edecek
Kıbrıs sorununa çözüm arayışları takvime endeksli bir süreçte devam ederken, müzakere sürecinde söz sahibi olmak isteyen Cumhuriyet Meclisi, tüm partilerin katılımıyla ortak bir Konsey oluşturmaya çalışıyor. Cumhuriyet Meclisi'nin 19 Aralık'ta yaptığı olağanüstü birleşimde bu konuda aldığı karar uyarınca Konsey'in çalışma şeklini, etkinliğini ve bu çerçevede üyelerini belirlemek için ortak toplantılar yapan siyasi parti başkanları, dün yaptıkları 3'üncü toplantıdan da sonuç alamadılar.
Planın bazı maddeleri üzerinde yazılı ve sözlü görüşlerini ortaya koyan liderler, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la perşembe günü yapacakları ortak toplantının ardından, tutumlarını netleştirmek üzere dünkü çalışmalarını tamamladılar.
Siyasi parti liderleri toplantı sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlarken, muhalefet liderleri "Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği" gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Denktaş'a istifa çağrılarını da yinelediler.
Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter toplantıyla ilgili kısa açıklamasında, "Çağrımız üzerine parti başkanları biraraya geldiler. Tüm parti başkanları görüşlerini belirtti. Görüşmeler olumlu bir havada geçiyor" dedi.
İKTİDAR VE MUHALEFET İŞBİRLİĞİ DAHA ANLAMLI OLUR
UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, "Planla ilgili durum değerlendirmesi yaptık. Henüz konsey oluşmuş değil. Özellikle muhalefet başka değerlendirmeler yapma ihtiyacında görülüyor" dedi.
Eroğlu, "Önümüzdeki tarih 28 Şubat'tır. Ama anlaşma meyili ortaya çıkarsa ve tarafları tatmin edecek bir metin olursa 28 Şubat sonrasına sarkabilir. Ama şu anda hedef 28 Şubat. Bazı çevrelere göre 16 Nisan'a kadar zaman var ama şu anki hedef 28 Şubat."
UZLAŞAMAYACAK FİKİR AYRILIKLARI YOK
Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş da, Konsey oluşumundan çok toplantıda Annan Planı üzerinde mutabakat arandığını tekrarladı ve "Fikir birlikteliği olabileceği görüldü. Belli konularda tüm liderlerin müşterek itirazı var. Belli konularda farklı itirazlar var. Ama ciddi bir çalışma yaparsak itirazların müşterek bir boyuta çekilmesinin mümkün olduğunu gördük. Bana göre mutabakata varacağız. Çok ayrı noktalarda değiliz" diye konuştu.
HARİTA DA KONUŞULDU
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de, toplantıda Annan planıyla ilgili görüşlerin dile getirildiğini ve 2-3 parti başkanının görüşlerini yazılı veya sözlü olarak ortaya koyduğunu belirtti.
Bir soruya karşılık, UBP'nin toplantıda görüşlerini dile getirmediğini söyleyen Angolemli, müzakere sürecinde düzeltilebilecek bazı konularda görüş birliği bulunduğunu söyledi. Yasama hakları ve Kuzey'e yerleşecek Rumlar'ın oranı gibi konuları buna örnek gösteren Angolemli, "genel mutabakat var mı" sorusuna, "Bazı parti başkanları görüşlerini ortaya koymadı. Örneğin UBP tam olarak görüşlerini ortaya koymadı. Ortaya konan bazı maddeler üzerinde uyuşuyoruz. Ama tümünde değil" karşılığını verdi.
Harita konusunun da görüşüldüğünü ve herkesin kendi görüşünü ortaya koyduğunu belirten Angolemli, "Bu konu bir uzmanlık konusudur. Bu konu üzerinde fazla vakit ayrılmadı. Uzmanların görüşleri de önemli. Harita konusunda bir örtüşme olmuş değil" dedi.
PLANDA CİDDİ SIKINTILAR VAR, MÜZAKERE ŞART
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da, Annan planının bugüne kadar müzakere edilmemesi nedeniyle olumlu ve olumsuz unsurlar konusunda ortak bir nokta bulunmadığını belirterek, "Bu planda hakikaten ciddi sıkıntılar var. Ama bu sıkıntıları müzakare etmezseniz çözümlemeniz mümkün değil" dedi.
Çözümün 28 Şubat'a kadar bulunmasının zaruri olduğunu söyleyen Talat, "Bundan sonrası felakettir. Bugün elde edebildiğimiz hakları kaybetmemiz demektir" ifadelerini kullandı.
FİKİR JİMNASTİĞİ
"Fikir jimnastiği yaptık" diyen YAP Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ise, Konsey oluşumunun parti liderlerinin Cumhurbaşkanı Denktaş'la görüşmelerinden sonra gerçekleşebileceğini kaydetti. |
HALKIN SESI 31/12/2002