DIŞ KAYNAK SAĞLANACK

ABD VE AVRUPA'DAN GİRİŞİM... ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Büyükelçi Thomas Weston, Kıbrıs'ta varılacak bir anlaşmanın uygulanabilmesi amacıyla gerekli olacak finans kaynağının sağlanması için Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da çalışmalar başlatıldığını, bu kaynağın sağlanması için dış katkı gerektiğinin bilincinde olduklarını vurguladı


28 ŞUBAT ÖNEMLİ... Weston, 16 Nisan'dan sonra varılacak bir anlaşmanın, AB yasalarına aykırı herhangi bir madde içermesinin çok zor olacağını, halbuki 28 Şubat'ta bir anlaşmaya varılması sonrasında, 16 Nisan'da yeni Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne girmesiyle, Annan planındaki tüm hükümlerin, Giriş Sözleşmesi'nin parçası olacağını söyledi

PLANDAKİ DENGE KORUNMALI... Weston: Planın genel bir dengesi var ve bu dengenin bozulmaması gerekir. Bir tarafın isteği üzerine bir değişiklik yapılırken, dengenin korunabilmesi için, öteki tarafın da bir başka konudaki değişiklik isteği yerine getirilecek

ABD, BARIŞÇI MİTİNGLERİ DESTEKLİYOR... 'Kuzey Kıbrıs'ta iki tür miting yapılıyor ve bunlar arasında hem katılımcıların sayısı hem de söylem bakımından büyük farklılıklar bulunuyor. Geçtiğimiz salı günü yapılan miting, 28 Şubat'a kadar Annan planı çerçevesinde bir çözüme varılmasını ve Avrupa Birliği üyeliğini hedefliyor. ABD, barışçı mitingleri her zaman demokratik ifade şekli olarak destekliyor ve özellikle, salı günkü mitingi de hem bu açıdan hem de mitingde ortaya konan hedef açısından destekliyor'

Süleyman ERGÜÇLÜ

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Büyükelçi Thomas Weston, Kıbrıs sorununun Annan planı çerçevesinde çözülmesi halinde, planın uygulanması için gerekli kaynağın yaratılması konusunda çalışma başlatıldığını açıkladı.

Weston, KIBRIS Gazetesi'ne verdiği özel mülakatta, Amerika Birleşik Devletleri'nin, bir çözümün uygulanabilmesi için gereken kaynağın oluşturulmasında dış katkı gerektiğinin bilincinde olduğunu ve bu konuda gerek ABD hükümeti bünyesinde, gerekse Avrupa Birliği ve diğerleri ile işbirliği halinde çalışmalar yapıldığını söyledi.

Thomas Weston, Amerika Birleşik Devletleri'nin, 28 Şubat'ta bir anlaşmaya varıldığında, bu anlaşmayı uygulayabilmek için gereken kaynağın hazır olması için gerekeni yapacağını da vurguladı ve bu amaçla ne büyüklükte bir kaynak gerekeceğinin araştırılmakta olduğunu belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Temsilcisi Büyükelçi Thomas Weston, Ankara, Atina ve Kıbrıs'ta yaptığı temasların bir değerlendirmesini yaparken de Kıbrıs sorunu ile ilgili tüm tarafların çözüm için istekli olduğunu belirterek, 28 Şubat'ta bir anlaşmaya varılması umudunu yineledi.

Thomas Weston, gerek kendi temasları, gerek liderler arasındaki temaslar ve gerekse devam eden komite çalışmaları değerlendirildiğinde, herkeste, Annan planı zemininde, 28 Şubat'a kadar bir anlaşmaya varmak için çalışma niyeti görüldüğünü söyledi.

İki tarafın da Annan planında değişiklikler yapılmasını istediğinin anımsatılması üzerine de, Weston, planın genel bir dengesi bulunduğunu ve bu dengenin bozulmaması gerektiğini belirtti. Weston, bir tarafın isteği üzerine bir değişiklik yapılırken, dengenin korunabilmesi için, öteki tarafın da bir başka konudaki değişiklik isteğinin yerine getirileceğini söyledi.

Amerikalı temsilci, Güney Kıbrıs'ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, görüşme sürecini etkilemeyeceği inancında olduğunu da söyledi.

Weston, 28 Şubat'a kadar bir anlaşmaya varılmasının önemine işaret ederken de, Annan planının çeşitli alanlarda pek çok sınırlamalar içerdiğini, bunların AB yasalarına ters düşmemesi için, bu kuralların 16 Nisan'da imzalanacak Giriş Sözleşmesi'nde yer alması gerektiğini anlattı. 'Bunu sağlamak için de 28 Şubat'ta anlaşmaya varılması, 30 Mart'ta da iki ayrı referandumda onaylanması gerekir' dedi.

Weston, 16 Nisan'dan sonra varılacak bir anlaşmanın, AB yasalarına aykırı herhangi bir madde içermesinin çok zor olacağını, halbuki 28 Şubat'ta bir anlaşmaya varılması sonrasında, 16 Nisan'da yeni Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne girmesiyle, Annan planındaki tüm hükümlerin, Giriş Sözleşmesinin parçası olacağını söyledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılmakta olan mitinglerle ilgili görüşünün sorulması üzerine de, Weston, Kuzey Kıbrıs'ta iki tür miting yapıldığını ve bunlar arasında hem katılımcıların sayısı hem de söylem bakımından büyük farklılıklar bulunduğunu söyledi.

Weston, geçtiğimiz salı günü yapılan mitingin, 28 Şubat'a kadar Annan planı çerçevesinde bir çözüme varılmasını ve Avrupa Birliği üyeliğini hedeflediğini belirterek, ABD'nin, barışçı mitingleri her zaman demokratik ifade şekli olarak desteklediğini ve özellikle, salı günkü mitingi de, hem bu açıdan hem de mitingde ortaya konan hedef açısından desteklediklerini belirtti.

KIBRIS 19/01/2003

Cumhurbaşkanı Denktaş,:'Mevcut plana referandumda evet çıksa bile imzalamam'

BAŞKASI İMZALASIN... Cumhurbaşkanı Denktaş: Türk tarafının temel taleplerine yanıt vermeyen Annan planında değişiklik olmadan bir anlaşmaya imza atmayacağım. Plan değişirse imzalarız, 30 Mart'ta da referanduma gideriz. Ama değişmezse ve olduğu şekliyle imzala baskısı sürerse referanduma gideriz. Kabul çıkarsa, Meclis birini seçsin, o imzalasın

VİCDANEN MECBUR DEĞİLİM... 'Referandumda halktan kabul çıkarsa, kabullenmek durumunda kalmam. Vicdan meselesi. Herkes böyle düşünüyor diye ben düşünmezsem vicdanen mecbur değilim. Çünkü tarihi sorumluluğum var. Vicdanen kabul etmediğim bir şeye halk kabul etti diye imza atamam. Karşı olduğum maddeleri nasıl savunurum....'

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk tarafının temel taleplerine yanıt vermeyen Annan planında değişiklik olmadan bir anlaşmaya imza atmayacağını yineleyerek, 'Değişirse imzalarız, 30 Mart'ta da referanduma gideriz. Ama değişmezse ve olduğu şekliyle imzala baskısı sürerse referanduma gideriz. Kabul çıkarsa Meclis birini seçsin, o imzalasın' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides ile yaptıkları iki toplantının, planın değişmesi yönünde cesaret verici olmadığını da söyledi.

Genç İşadamları ile planı tartıştı

Yoğun cumartesi trafiği içerisinde öğle saatlerinde Genç İşadamları Derneği (GİAD) yönetiminde bulunan genç işadamlarını kabul eden Cumhurbaşkanı Denktaş, son günlerde gündeme gelen anlaşma öncesinde referandumla ilgili soruları yanıtladı. İşadamlarıyla basının önünde karşılıklı olarak Annan planını ve 28 Şubat sürecini tartışan Denktaş, sorular sordu, sorulara yanıt verdi ve plan değişmeden bugünkü şekline imza atmama kararlılığını yineledi.

Değişmeden referandumdan kabul çıksa da imza yok

Cumhurbaşkanı Denktaş, Metin Arhun başkanlığındaki Genç İşadamları Derneği (GİAD) yönetim kurulunu kabulünde, özellikle son birkaç demecinde gündeme getirdiği '28 şubat öncesinde referandum' görüşüne açıklık getirdi.

İşadamlarının konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bu konudaki görüşlerini özetle şöyle netleştirdi:

'Annan planında öngörülen 30 Mart tarihli referandum, plan ve AB ile bağlantılı bir tarih. O tarih, 28 Şubat'ta belgenin imzalanmasına bağlı. Benim derdim bu belgenin ne kadar değiştirilebileceği yönünde. Bizim ve partilerin siyasi açıdan istediği önemli değişiklikler var, Ticaret Odası'nın ekonomik değişiklik talepleri var. Değişiklikler yapılırsa zaten imzalayacağım ve o zaman 30 Mart'ta referandum olacak. Ama bu değişiklikler olmazsa ben imzalamam. 16 Şubat'a kadar ilerleme olup olmayacağı ortaya çıkacak. Değişiklik olmazsa 16 Şubat ile 28 Şubat arasında Meclis'e durumu aktaracağım, 'ben imzalamam ama halkın da önünü kesmek istemem' diyeceğim. Meclis halka sunsun. Halk imzalanmasın derse imzalanmaz. İmzalansın derse ben engel olmayım ve Meclis birini seçsin, o imzalasın. Böylece yola devam edilsin. '

Kabul çıksa da imza atmam

Bir işadamının 'bu referandumda halktan kabul çıkarsa siz kabullenmek durumunda kalmaz mısınız' şeklindeki sorusuna da Denktaş, 'Vicdan meselesi. Herkes böyle düşünüyor diye ben düşünmezsem vicdanen mecbur değilim. Çünkü tarihi sorumluluğum var. Vicdanen kabul etmediğim bir şeye halk kabul etti diye imza atamam. Karşı olduğum maddeleri nasıl savunurum....' karşılığını verdi.

Denktaş, bu referandumdan hayır çıkması halinde ise, Kıbrıs Türkü'nün yoluna devam edeceğini ve Türkiye'nin daha iyi ekonomik paketlerle halkın önünü açacağını söyledi. Denktaş, 'Halk hayır dediğinde o zaman AB da bu plana tekrar bakmak gerektiğini görür' dedi.

Anlaşma imzalanmamasının AB üyeliği için bir son olmadığını da belirten Denktaş, AB makamlarının sivil toplum örgütleri yerine KKTC ile direkt temas kurması ve yardımlarla ekonomik durumu eşitlemesi gerektiğini anlattı.

Global takas esas olmalı


Bir işadamının 'referandumda planın olumlu yönlerini de söylemek gerekmez mi' şeklindeki görüşüne de Denktaş, 'Temel noktalar bir şekliyle planda yerini aldı ama başka şekliyle boşaltıldı. İçimize yüzde 28 oranında Rum gelecek ve seçimlerde hak kazanacak. Siyasi eşitlik bunun neresinde...Biz yüzde 28 oranında Rum'un içine giremeyeceğimize göre iki kesimlilik nerede...50 bin kişiyi ben
nereye yerleştireceğim, bu haritayı insanıma nasıl anlatacağım' sorularıyla karşılık verdi.

Denktaş, göçmenlere geri dönüş hakkı yerine mal-mülk konusunun global takasla çözümlenmesi gerektiğini de yineledi.

İlk iki toplantı cesaret vermedi

Geçtiğimiz hafta başlayan yeni müzakere sürecinde planda değişiklik yönünde cesaret verici gelişme olmadığını da açıklayan Denktaş, 'Klerides'in yumuşamasını bekliyorum ama çevresinde engelleyen insanlar var. Yumuşarlarsa işimiz kolaylaşır' dedi.

Rum tarafındaki seçimlerin süreci olumsuz etkilediğine ve görüşme masasında başkanlık yarışında rakip iki adayla karşı karşıya bulunduklarına dikkat çeken Denktaş, 'Sabırlı olmamız ve devlete sahip çıkmamız gerekir.Yolun sonu değil, biraz tahammül lazım' diye konuştu.

KIBRIS 19/01/2003

Papapetru: Çözüm olmazsa KKTC tanınacak

Papapetru: Bir dizi İslam-Arap ülkesi KKTC'yi tanıma niyetlerini ortaya koydular ve buları Amerikalılar ile İngilizler engelledi... Annan planının temel parametreleri, bizim taraf için olumlu

Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Mihalis Papapetru, uluslararası camianın, Kıbrıs sorununun çözülmeyeceği sonucuna varması halinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınma olasılığının büyük olduğunu bildirdi.

Papapetru, Rum kesiminde haftalık yayımlanan Kipros Simera Gazetesi'ne verdiği demeçte, 'Annan planı, Kıbrıslı Rumlar için neden bu kadar büyük bir fırsattır?' sorusuna karşılık, 'Uluslararası camianın, 40 yıldan sonra, Kıbrıs sorununun çözülmeyeceği sonucuna varabileceği bir noktada bulunuyoruz ki, bu sonuç, bizim için trajik ve olumsuz etkiler yapacak' diye konuştu.

'ABD'nin, Yunanistan'ın ortakları olan Avrupalıların, KKTC'yi tanımasını bekliyor musunuz?' sorusuna karşılık ise Papapetru, şunları söyledi:

'Uluslararası camianın, sorunun çözülmeyeceği sonucuna varması halinde bu tehlike büyüktür. Hatırlatmak isterim ki, bir dizi İslam-Arap ülkesi, sahte devleti tanıma niyetini ortaya koydular ve bunları Amerikalılar ile İngilizler engelledi.

Bunları tartışacağımıza, (Böyle bir olasılıktan kaçınmak için çalışmalıyız) diyorum. Annan planında müzakere etmek ve düzeltmek istediğimiz noktalar var, ancak temel parametrelerinin bizim taraf için olumlu olduğuna inanıyorum. (Plan), Kıbrıs devletinin devam etmesini, tek egemenliği, tek uluslararası kimliği, tek vatandaşlığı, Türk askerinin gitmesini ve göçmenlerin büyük kısmının geri dönmesini tesis ediyor.'

Tehlikelerden kaçınmak için devletin devamında, tek egemenlikte, tek vatandaşlıkta, tek uluslararası kimlikte ve devletin üniterliğinde esneklikle ısrar ettiklerini ve açıkça 'federal tek devlet' dediklerini belirten Papapetru, şöyle devam etti:

'Bu noktadan itibaren unutmamalıyız ki, tarih içinde yaşayan en anormal devlet formları bile nihayetinde tanınıyor ve uluslararası hukuk dediğimiz şeyin bir parçası oluyor. Girne'ye pasaportla gitmek istemiyorsak, bu olguları aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini sanıyorum.'

KIBRIS 19/01/2003

 

TBMM Başkanı Bülent Arınç'a tepkiler sürüyor

TKP Genel Başkanı Angolemli: Arınç'ın açıklamalarını duyunca bizim tüylerimiz diken diken oldu

KTÖS Başkanı Erdoğan Sorakın: Kıbrıs Türk halkının iradesine saygı duymak durumundadırlar

KTOEÖS Başkanı Barçın: Arınç'ın açıklamaları büyük talihsizlik

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın KKTC ziyaretinin ardından gerek adada, gerekse dün Ankara'da yaptığı açıklamalara Toplumcu Kurtuluş Partisi ile öğretmen sendikalarından da tepki geldi.

Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli yazılı açıklamasında, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın açıklamalarının 'Kıbrıs Türk halkına hakaret ölçüsüne' vardığını savunarak, 'Onbinlerce Kıbrıs Türkü'nün katıldığı mitingi küçümsemeye çalışan, mitinge gölge düşürmek için ağır suçlamalarla Kıbrıs Türk halkını ve onun demokratik temsilcilerini karalamaya çalışan Arınç, Türkiye kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor' dedi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı Kıbrıs Türk halkı adına protesto eden Angolemli, 'Türk partilerin Rum partiler ve yabancı diplomatlarla görüştüğünü duyunca tüylerim diken diken oldu' sözlerine karşılık olarak, 'Bu açıklamalarını duyunca bizim tüylerimiz diken diken oldu' dedi.

TKP Genel Başkanı Angolemli, şunları kaydetti:

'Kıbrıs Türk halkının mücadelesini AB pasaportuna bağlayacak kadar bağnaz düşünceler içinde yoğrulanlar, Kıbrıs Türkü'nün hukuken AB pasaportu alma imkanına sahip olduğunu unutmamalıdır. Kıbrıs Türkü'nün mücadelesi bireysel kurtuluşu değil, toplumsal kurtuluşu sağlayarak kendi devletini de AB üyesi yapmak, kendi kendini yöneten bir toplum olarak çağdaş dünya içinde tanınmış statüsünü kazanmaktır. Bu hedef sadece Kıbrıs Türk halkının değil, Türkiye'nin de önünü açacaktır'.

Halkın iradesine saygı

Öğretmenler Sendikası KTÖS Başkanı Erdoğan Sorakın da, bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinden oluşan Platform adına yaptığı açıklamada, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 14 Ocak mitinginde açılan bir bayrak ile birkaç pankartı bahane ederek onbinleri 'satılmışlıkla' ve 'yabancılardan para almakla' suçladığını kaydetti.

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı, 'Kıbrıs Türk halkının irade ve düşüncelerine saygı duymaya' çağıran Sorakın, 'Kıbrıs Türk halkı Annan planı çerçevesinde bir çözüm ile AB üyeliği istiyor. Eylemlerin amacı da budur. İlgili tüm kesimler Kıbrıs Türk halkının bu haklı iradesine saygı duymak ve çözüme katkı koymak durumundadır' dedi.

KTOEÖS: Talihsizlik

Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Ahmet Barçın da, Kıbrıs Türk halkının meydanlardan verdiği mesajın dünya tarafından algılanmasına karşın, Cumhurbaşkanı Denktaş ile Türkiye'deki bazı siyasiler tarafından algılanmadığını iddia etti.

TBMM Başkanı Arınç'ın mitingle ilgili açıklamalarını 'talihsizlik' olarak niteleyen Barçın, Başbakan Derviş Eroğlu'nu da, Kıbrıs Türk halkına 'uşaklık, soysuzluk' nitelemesi yapan bazı yazarlardan özür dilemekle suçladı.

Barçın, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

'Son günlerde gerek TC medyası gerekse parlamentosu ağız birliği etmişçesine Kıbrıs Türk halkına hakaret etmekte ve onun yerine kararlar üretmektedirler.

TBMM heyetinin adamızda bulunduğu sırada yapılan tarihi mitingi değerlendiren dünya basını ve siyasi otoriteleri mitingin Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan halkın büyük çoğunluğunun çözüm, A B ve barış talebini yansıttığını söylemiştir.

Dünyaya bu şekilde ulaşan mesajımız açık ve net iken, ne yazık ki hala Denktaş ve büyülemeye çalıştığı Türkiye'deki bazı siyasiler tarafından algılanmamaktadır.

Sayın Arınç'ın bu konuda yaptığı açıklamaları talihsizlik olarak nitelendiriyoruz.

Bu yetmezmiş gibi kimin başbakan olduğunu unutan Sayın Eroğlu, Kıbrıs Türk halkına uşaklık, soysuzluk nitelendirmesi yapan Sayın Ekşi'den ve Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye halkının geleceğini karartan CHP'li yöneticilerden özür diledi.

Oysa yapması gereken halkına dil uzatan bu kişilere gereken cevabı vermekti.

Yıllardır sürdürdüğü politikasını sürdürmek uğruna kendini ve halkını aşağılayan başbakan bizim başbakanımız olamaz.

Kendi kişisel menfaatleri için her türlü aşağılamayı kabul ediyorsa kendi adına konuşsun. Kıbrıs Türk halkı yıllardır verdiği mücadele ile bu hakaretleri kabul etmeyeceğini, kimliğini ve geleceğini korumak adına yaptığı 60 bin kişilik mitingle ispatlamıştır.'

KIBRIS 19/01/2003

Denktaş: Mitingleri organize edenlerin bir kısmı misyoner

GİZLİLİK KURALINA UYMAK HATAYDI... Cumhurbaşkanı Denktaş: Annan planı öncesinde devam eden müzakere sürecinde görüşmelerle ilgili gizlilik kuralına uymamız en büyük hataydı. Bu durum, halkın gelişmelerden haberdar olmasını engelledi. Yeni süreçte aynı hatayı tekrarlamayacağım ve meclise bilgi vereceğim. Meclis ile siyasi partilerin de bu çerçevede halkı bilgilendirmesi gerekiyor

DIŞ ODAKLARDAN PARA ALINIYOR... 'Mitinglere katılanlar iyi niyetli ama bu mitingleri düzenleyenlerin bir kısmı, Türkiye ile Kıbrıs Türkü'nün arasını açmak için misyonerlik üstlendi. Bazıları da dış odaklardan para alıyor. Bazı öğretmen sendikaları ise milli dava ile gençlere zarar veriyor. Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklarının bekçiliğini yapmak da görevimizdir

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planı öncesinde devam eden müzakere sürecinde görüşmelerle ilgili gizlilik kuralına uymalarının en büyük hata olduğunu söyledi ve bu durumun halkın gelişmelerden haberdar olmasını engellediğini belirtti. Yeni süreçte aynı hatayı tekrarlamayacağını ve meclise bilgi vereceğini bildiren Denktaş, meclis ile siyasi partilerin de bu çerçevede halkı bilgilendirmesi gerektiğini kaydetti.

Çözüm istemiyle on binlerce insanın katıldığı mitinglerle ilgili yeni değerlendirmelerde de bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın mitinglere çözüm istemiyle iyi niyetle katıldığını, ancak bu mitingleri düzenleyenlerin bir kısmının 'Türkiye ile Kıbrıs Türkü'nün arasını açmak' için misyonerlik üstlendiğini, bazılarının da dış odaklardan para aldığını kaydetti. Bazı öğretmen sendikalarını 'milli dava ile gençlere zarar vermekle' suçlayan Denktaş, 'Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklarının bekçiliğini yapmak da görevimizdir' diye konuştu.

Yoğun gün

Cumhurbaşkanı Denktaş hafta sonu olmasına karşın, bugün yoğun bir gün yaşadı. Saat 09.00'dan itibaren 12.00'ye kadar yarım veya bir saat arayla 5 ayrı örgütü kabul eden Cumhurbaşkanı Denktaş, her kabulde geniş açıklamalarda bulundu ve başından sonuna tüm kabullerine basını da alarak açıklamalarının kamuoyuna ulaşmasını istedi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın kabul ettiği örgütlerden 4'ü destek mesajları verirken, Genç İşadamları Derneği ise plan ve görüşme süreciyle ilgili bilgi talep etti.

Destek veren örgütler

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dünkü ilk konuğu Milliyetçi Adalet Partisi'nden (MAP) kalabalık bir heyet oldu. Başkan Vekili Çetin Atalay başkanlığındaki heyet, Denktaş'a destek verirken, 'çatlak sesler' nedeniyle moralinin bozulmamasını da istedi.

MAP'ın ardından Mücahitler Derneği Başkanı Vural Türkmen, yaklaşık 50 kişilik bir heyetle Denktaş tarafından kabul edildi. Vural Türkmen de Denktaş'a destek verdi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ile görüşmeleri hakkında bilgi aktardı.

İlk-Sen Başkanı Gönül Uygun ile Kıbrıs Türk Göçmenler Derneği Başkanı Enver Dinçoğlu da beraberlerindeki heyetlerle Denktaş'a destek veren örgütler arasında yer aldı.

Plan değişmeden olmaz

Cumhurbaşkanı Denktaş, örgütleri kabulünde 'bu desteğe muhtacız' diyerek örgütlere teşekkür etti ve ülkede birlik-beraberliğin önemini vurguladı.

Denktaş kabullerinde, Annan planı ve Kıbrıs müzakere süreci hakkında bilgi verirken, anlaşma istemiyle son zamanlarda artan mitingler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

İki kesimlilik, siyasi eşitlik, garantiler gibi temel konularda önemli eksiklikler içeren, tüm göçmenlere geri dönme hakkı veren, 50 bin Kıbrıs Türkü'nün yeniden göç etmesini öngören Annan planının bugünkü şekliyle kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yeni müzakere sürecinde planı değiştirmeye çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak Klerides'le yaptıkları son 2 görüşmeden planın değiştirilebileceği yönünde umutlu olmadığını söyledi.

Özellikle 50 bin Kıbrıs Türkü'nün yerinden olmasını öngören harita ve Rumlara geri dönüş hakkı üzerinde duran Denktaş, değişiklik olmadan planı kabul etmesinin mümkün olmadığını anlattı. Denktaş, 'Halka tapu verdik, bunların geçersizliğini esas alan bir yaklaşımı kabul etmeyeceğiz. Tazminatlar yoluyla global mübadele esas alınmalı' diye konuştu.

Gizliliğe uymak hata oldu

Annan planı ile birlikte Kıbrıs Türk toplumu içinde yaşanan tartışmalara dikkat çekerken, 'Görüşmelerdeki gizlilik ilkesine uymak büyük hata oldu. Rum tarafı buna uymayarak halka bilgi verdi, biz ciddi davranarak gizlilik kuralına uyduk ve halk da ne olduğunu bilemedi' diyen Denktaş, yeni süreçte aynı hatayı tekrarlamayacaklarını ve gelişmeleri mecliste değerlendireceklerini belirtti. Denktaş, süreç hakkında bilgi alan siyasi partilerin halkı bilgilendirmek durumunda olduklarını kaydetti.

Annan planının 28 Şubat'a kadar imzalanmaması halinde Avrupa Birliği imkanının ortadan kalkacağına ilişkin söylemlere katılmadığını da tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, 'AB tüm Kıbrıs'ı istiyor, Rum tüm Kıbrıs'ın girmesini istiyor. Eninde sonunda bizim makamlarımızla temas etmek zorundadırlar' dedi.

Türkiye'nin haklarının da bekçiliğini yapmak görev

Kıbrıs konusunda Türkiye ile birlikte hareket ettiklerini ve her adımda Türkiye'nin desteği, gerektiğinde de yönlendirmesi olduğunu anlatan Denktaş, 'Türkiye'nin haklarını da korumak, işbirliği halinde yürümek zorundayız. Dava ortak ve Türkiyesiz Kıbrıs Türkü varolamaz. Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarının bekçiliği yapmak da bizim görevimiz' ifadelerini kullandı.

Türkiye görüşlerini iletti

Yeni müzakere sürecinde Annan planında değiştirilmesi gereken temel parametreler konusunda Türkiye hükümetinin yazılı bir görüş verdiğini açıklayan Denktaş, değiştirilmesi gereken temel konular hakkında Türkiye'nin BM, ABD ve diğer ilgili taraflara görüş aktardığını da söyledi.

Denktaş, Türkiye'nin KKTC'ye yeni bir ekonomik paket için çalışma yaptığını da bildirdi.

Milli davaya zarar veriyorlar, para alıyorlar

Çözüm ve Avrupa Birliği istemiyle son zamanlarda artan mitinglerle ilgili yeni değerlendirmeler de yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:

'Halk oynanan oyunların farkında değil, iyi niyetle katılıyor. Ama toplantıları düzenleyenlerin ellerinde bütün dokümanlar var, onlar gerçeğin farkında. Bir yandan tehlikelerin önlenmesi için bana yön veriyorlar, diğer taraftan da halka anlaşmanın 28 Şubat'a kadar imzalanmasını söylüyorlar. İkili oynuyorlar, bu tehlikeli bir oyun.'

Mitingleri düzenleyenlerin bir kısmını Türkiye ile Kıbrıs Türkü'nün arasını açmak için 'misyonerlik' yapmakla da suçlayan Denktaş, 'En büyük tehlike bu. 'Türkiye ne paranı, ne memurunu istemem' diyenler sendika ağalığını sürdürüyorlar. Bugünkü kargaşa da bundandır. Ama bu yasa konusu değil vicdan meselesidir' diye konuştu.

Denktaş, bazı öğretmenler sendikalarına atıfta bulunarak, 'Tuttukları yol bizleri üzüyor. Öğretmenler umut ederim sendika ağalarına daha fazla boyun eğmezler. Çünkü milli davaya ve gençlerin vicdanına büyük zarar veriyorlar. Devlete ve Türkiye'ye sırt çevirdiler' ifadelerini de kullandı.

Avrupa Birliği'nin eski Türkiye Temsilcisi Karen Fogg'un 'Denktaş Kıbrıs Türkleri'ni temsil etmez...' şeklinde basına yansıyan e-maillerine atıfta bulunarak, bugün KKTC'de yaşananların bu kampanyanın sonuçları olduğunu söyleyen Dnektaş, 'Dış odaklardan belirli kişilere para veriliyor. Dışarıdan para alanlar var. Eğitimciler de gençliğin beynini yıkıyor, oysa gençlik suçsuz. Gençlerle yakından ilgilenemedik ve onları yanlış yönlendiriyorlar' dedi.

Provakosyonlara dikkat

Gazetecilerle ilgili e-mail olayını örnek göstererek, provokasyonlara karşı uyarılarda bulunan Denktaş, 'Karşı tarafmış gibi tehdit mesajı gönderenin, 'Denktaş istifa' diyen merkezlere bağlı bir kişi olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle dikkatli olmak gerekir. Bu durum tüyler ürpertici, bu oyuna gelmemek lazım. Özellikle devletten yana olan çoğunluğun bu provokasyonlara gelmemesi lazım' diye konuştu.

Daha büyük gösterileri ABD fark etmedi

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ile BM Genel Sekreteri'nin son düzenlenen mitingle ilgili değerlendirmelerine atıfta bulunan Denktaş, ABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ile dün yaptıkları görüşmede, 'Annan belgesine karşı çıkan daha büyük gösteriler yapıldı, niye ses çıkarmadınız' diye sorduğunu ve 'farkında değiliz' yanıtını aldığını belirtti.

Beğenseler de beğenmeseler de görüşeceğim

'Beğenseler de, beğenmeseler de görüşmeciyim' diyen Denktaş, müzakerelerde elinin güçlenmesi için temaslar yaptığını, parti liderleriyle ve ilgili kesimlerle görüştüğünü anlattı.

Denktaş, örgütlere, 'Rahat olun, devletimizin Türkiye'nin garantisinde pazarlıkta büyük ağırlığı var. Buna sırt çevrilerek bu pazarlık sürdürülemez' diye seslendi.

KIBRIS 19/01/2003

Denktaş - Klerides yine bir araya geldi, görüşmelerin haftada üç gün sürmesi kararlaştırıldı

Denkaş bu oyunu sevdi!

Klerides’in “Garantiler, yeni devletin durumu ve egemenlik konusunun değiştirilmesini istiyoruz” şeklinde açıklama yaptığı hatırlatılması üzerine ise Denktaş, “Evet ‘Yeni devlet istemeyiz’ diyor. Onların yaklaşımı öyle, bizim yaklaşımımız malum. Pazartesi devam edeceğiz” dedi.

Ticaret Odası’nın önerilerinden birkaç maddeyi görüşmede Rum tarafına okuduğunu ifade eden Denktaş şöyle konu
ştu: “Hayret ettiler. ‘Hani bunlar halka olduğu gibi imzalansın demiyorlar mı?’ dediler. ‘Benim şikayetim de o. Halka bunu söylüyorlar. Ama bu tadilatı da istiyorlar. Tadilatın çoğunu da ben de destekliyorum’ dedim. Fakat o konuda bir neticeye varmadık, konuşuyoruz, görüşmeye devam edeceğiz.”

Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak amacıyla Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında yeniden başlatılan görüşmelere haftada 3 kez devam edilmesine karar verildi.
Denktaş ile Klerides arasındaki dünkü görüşme yaklaşık
2 saat sürdü. Saat 18.05’te heyetiyle birlikte Cmhurbaşkanlığı Sarayı’na dönen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri öğleden sonra 16.00’dan 18.30’a haftada 3 defa görüşme kararı aldık. Pazartesi devam edeceğiz” dedi.
Fonların karşıla
nmasına ilişkin konunun dün gündeme gelmediğini, daha önce ele alınan o konuda bir zorluk bulunmadığını ifade eden Denktaş, “Bugün gelen büyükelçilere de aynı şeyi söyledik. O insanı bir açıdır ona herkesin eğilmesi lazım” şeklinde konuştu.
Ticaret Odası’nın önerilerinden birkaç maddeyi görüşmede Rum tarafına okuduğunu ifade eden Denktaş şöyle konuştu:
“Hayret ettiler. ‘Hani bunlar halka olduğu gibi imzalansın demiyorlar mı?’ dediler. ‘Benim şikayetim de o. Halka bunu söylüyorlar. Ama bu tadilatı da istiyor
lar. Tadilatın çoğunu da ben de destekliyorum’ dedim. Fakat o konuda bir neticeye varmadık, konuşuyoruz, görüşmeye devam edeceğiz.”
Klerides’in “Garantiler, yeni devletin durumu ve egemenlik konusunun değiştirilmesini istiyoruz” şeklinde açıklama yaptığı
hatırlatılması üzerine ise Denktaş, “Evet ‘Yeni devlet istemeyiz’ diyor. Onların yaklaşımı öyle, bizim yaklaşımımız malum. Pazartesi devam edeceğiz” dedi.
İstedikleri tadilatlar konusunda birşey getirmeyen Rum tarafının isteklerini Pazartesi günü getireceğ
ini açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Geçirdiğiniz 2 büyük operasyonun etkileri devam ederken haftada 3 kez toplantı yapmak zor olmayacak mı?” şeklindeki bir soruya karşılık ise “Başka çarem var mı?” diye yanıt verdi.

“İnsanların nasıl ve nereye yerleştir
ilecek"

Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta bir anlaşma halinde yerinden olacak insanların sayısının mümkün olduğunca az olması gerektiğini belirterek, ABD’nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’la bugün yaptıkları görüşmede yer değiştirecek olan insanların nasıl ve nereye yerleştirileceğinin proje halinde sunulmasını, gerekli fonların da kaynağıyla gösterilmesini istediklerini açıkladı.

Sövme olmadı, iyiyim!
Rauf Denktaş, saat 16.00’daki randevusu için Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrılırken, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
“Bugün yüzünüzde güller açıyor” diyen bir gazeteciye, “Bir gün de gülemseyim, bugün fazla sövme olmadı, onun için iyiyim” karşılığını veren Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmenin bugünkü gündeminin sorulması üzerine de, şunları söyledi:
Rum Yöneti
mi Başkanı Klerides’in dün akşam yaptığı açıklamayla, görüşmelere AB üyeliği için taktik icabı katıldıklarını ortaya koyduğunu ve Türk tarafının üzerinde durduğu tüm konuları reddettiğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, herkesin bu açıklamayı ayrıntılarıyla tekrar tekrar okumasını tavsiye etti.
Denktaş, dün sabahki görüşmelerinin ardından ABD’nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’un “üzerinde ortak çalışabileceğimiz, uzlaşmayı teşvik edici alanlar bulduk” yönündeki açıklamasının anımsatılması üzerine i
se, “Diplomatların ümitliyiz sözü diplomasinin gereğidir. Gemi batarken bile onlar yüzecek diye ümitliyiz derler” yorumunu yaptıktan sonra, görüşmeyle ilgili olarak şunları söyledi:

Somut proje ve fon
“Biz Sayın Weston’la gerçekleri konuştuk. Zorluklara işaret ettik ve 50 bin kişinin göçünü gerektiren bir harita yapabildikleri halde 50 bin kişinin 5 kişisini bile yerleştirecek bir insanca plan ve program ortaya koymadıklarını, fon bulunmadığını, herşeyin havada olduğunu, bizimle kimsenin alay etmeye hakkı
olmadığını söyledik. Biz haritayı kabul etmiyoruz, o kadar insanın göçünü kabul etmiyoruz, bir kısım insan bir yerlerden tabıatıyla kımıldayacak ama biz fert başına bahçesiyle, hayvancılığıyla, eviyle insanların nasıl ve nereye yerleştirileceğini proje halinde ve parası da buradadır demek suretiyle ortaya koymalarını istiyoruz. Aksi takdirde böyle planlar, haritalar, 50 bin insanı ayağa kaldıracak teklifler, iktisadi hayatı durduracak diye hiç düşünmeden insaniyet suçu haline gelmiştir. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Herkes hizaya gelsin, bir insani mesele olduğunu düşünsün ve yerinden en az olacağı bir durum yaratılsın.”

Oktay Feridun komitelerden ayrıldı
Denktaş, Kıbrıs müzakere sürecinde teknik çalışmaları sürdürmek amacıyla oluşturulan iki komiteden istifalar olduğuna ilişkin haberlerle ilgili bir soruyu yanıtlarken de, sadece Avukat Oktay Feridun’un zaman sorunu nedeniyle ayrıldığını belirtti. Denktaş, “Sayın Feridun zamansızlık nedeniyle sürekli görev yapamayacağını ve istenen zaman yardımcı olacağını belirtti. Yerine başka bir atama şart değil. Kafi derecede insanımız var, zaten gerektikçe takviye ediyoruz. Kuvvetli bir tim oluştu” diye konuştu.
Görüşmede Cumhurbaşkanı Denktaş’a, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve KKTC’nin Washington Büyüke
lçisi Osman Ertuğ eşlik ediyor.

YENIDUZEN 19/01/2003

Denktaş, dün en nihayet ‘baklayı’ ağzından çıkardı

HALKI DA TAKMAM

Kıbrıs sorununa Annan Planı çerçevesinde çözüm bulunması amacıyla görüşmeleri sürdürmeye devam eden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün yaptığı açıklama ile Meclisi de Halkı da takmıyacağını ifade etti. Denktaş, Meclis’ten Şubat ayı içerisinde referanduma gitmesini isteyeceğini ancak referandum sonucunda halkın “imzala” kararı vermesi halinde, Halkı da Meclisi de takmıyacağını ve Meclise “başkasını bul o imzalasın” diyeceğini açıkladı. Dün öğle saatlerinde Genç İşadamları Derneğ
i (GİAD) yönetiminde bulunan genç işadamlarını kabul eden Cumhurbaşkanı Denktaş, son günlerde gündeme gelen anlaşma öncesinde referandumla ilgili soruları yanıtladı. İşadamlarıyla basının önünde karşılıklı olarak Annan planını ve 28 Şubat sürecini tartışan Denktaş, sorular sordu, sorulara yanıt verdi ve plan değişmeden bugünkü şekline imza atmama konusunda kararlı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Metin Arhun başkanlığındaki Genç İşadamları Derneği (GİAD) yönetim kurulunu kabulünde, özellikle son
birkaç demecinde gündeme getirdiği “28 şubat öncesinde referandum” görüşüne açıklık getirdi.
İşadamlarının konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bu konudaki görüşlerini özetle şöyle netleştirdi:
“Annan planında öngörülen 30 Mart tarih
li referandum, plan ve AB ile bağlantılı bir tarih. O tarih, 28 Şubat’ta belgenin imzalanmasına bağlı. Benim derdim bu belgenin ne kadar değiştirilebileceği yönünde. Bizim ve partilerin siyasi açıdan istediği önemli değişiklikler var, Ticaret Odası’nın ekonomik değişiklik talepleri var. Değişiklikler yapılırsa zaten imzalayacağım ve o zaman 30 Mart’ta referandum olacak. Ama bu değişiklikler olmazsa ben imzalamam. 16 Şubat’a kadar ilerleme olup olmayacağı ortaya çıkacak. Değişiklik olmazsa 16 Şubat ile 28 Şubat arasında Meclis’e durumu aktaracağım, ‘ben imzalamam ama halkın da önünü kesmek istemem’ diyeceğim. Meclis halka sunsun. Halk imzalanmasın derse imzalanmaz. İmzalansın derse ben engel olmayım ve Meclis birini seçsin, o imzalasın. Böylece yola devam edilsin. "
“REFERANDUMDAN KABUL ÇIKSA DA İMZA ATMAM”
Bir işadamının “bu referandumda halktan kabul çıkarsa siz kabullenmek durumunda kalmaz mısınız” şeklindeki sorusuna da Denktaş, “Vicdan meselesi. Herkes böyle düşünüyor diye ben düşünmezsem vicdanen mecbur değilim. Çünkü tarihi sorumluluğum var. Vicdanen kabul etmediğim bir şeye halk kabul etti diye imza atamam. Karşı olduğum maddeleri nasıl savunurum….” karşılığını verdi.
Denktaş, bu referandumdan hayır çıkması halinde ise, Kıbrıs Türkü’nün yoluna devam ede
ceğini ve Türkiye’nin daha iyi ekonomik paketlerle halkın önünü açacağını söyledi. Denktaş, “Halk hayır dediğinde o zaman AB da bu plana tekrar bakmak gerektiğini görür” dedi.
Anlaşma imzalanmamasının AB üyeliği için bir son olmadığını da belirten Denktaş
, AB makamlarının sivil toplum örgütleri yerine KKTC ile direkt temas kurması ve yardımlarla ekonomik durumu eşitlemesi gerektiğini anlattı.
Bir işadamının “referandumda planın olumlu yönlerini de söylemek gerekmez mi” şeklindeki görüşüne de Denktaş, “Teme
l noktalar bir şekliyle planda yerini aldı ama başka şekliyle boşaltıldı. İçimize yüzde 28 oranında Rum gelecek ve seçimlerde hak kazanacak. Siyasi eşitlik bunun neresinde…Biz yüzde 28 oranında Rum’un içine giremeyceğimize göre iki kesimlilik nerde…50 bin kişiyi ben nereye yerleştireceğim, bu haritayı insanıma nasıl anlatacağım” sorularıyla karşılık verdi.
Denktaş, göçmenlere geri dönüş hakkı yerine mal-mülk konusunun global takasla çözümlenmesi gerektiğini de yineledi.
Geçtiğimiz hafta başlayan yeni müzake
re sürecinde planda değişiklik yönünde cesaret verici gelişme olmadığını da söyleyen Denktaş, “Klerides’in yumuşamasını bekliyorum ama çevresinde engelleyen insanlar var. Yumuşarlarsa işimiz kolaylaşır” dedi.
Rum tarafındaki seçimlerin süreci olumsuz etkil
ediğine ve görüşme masasında başkanlık yarışında rakip iki adayla karşı karşıya bulunduklarına dikkat çeken Denktaş, “Sabırlı olmamız ve devlete sahip çıkmamız gerekir.Yolun sonu değil, biraz tahammül lazım” diye konuştu.
DENKTAŞ SALDIRILARINI DA SÜRDÜRDÜ
Ç
özüm ve Avrupa Birliği istemiyle son zamanlarda artan mitinglerle ilgili tepkisini de dile getiren Denktaş, ağır suçlamalarda da bulundu. Denktaş kendisini ziyaret eden diğer bazı örgüt temsilcilerine özetle şunları söyledi:
“Halk oynanan oyunların farkın
da değil, iyiniyetle katılıyor. Ama toplantıları düzenleyenlerin ellerinde bütün dökümanlar var, onlar gerçeğin farkında. Bir yandan tehlikelerin önlenmesi için bana yön veriyorlar, diğer taraftan da halka anlaşmanın 28 Şubat’a kadar imzalanmasını söylüyorlar. İkili oynuyorlar, bu tehlikeli bir oyun.”
Mitingleri düzenleyenlerin bir kısmını Türkiye ile Kıbrıs Türkü’nün arasını açmak için “misyonerlik” yapmakla da suçlayan Denktaş, “En büyük tehlike bu. ‘Türkiye ne paranı, ne memurunu istemem’ diyenler sendi
ka ağalığını sürdürüyorlar. Bugünkü kargaşa da bundandır. Ama bu yasa konusu değil vicdan meselesidir” diye konuştu.
Denktaş, bazı öğretmenler sendikalarına atıfta bulunarak, “Tuttukları yol bizleri üzüyor. Öğretmenler umut ederim sendika ağalarına daha f
azla boyun eğmezler. Çünkü milli davaya ve gençlerin vicdanına büyük zarar veriyorlar. Devlete ve Türkiye’ye sırt çevirdiler” ifadelerini de kullandı.
Avrupa Birliği’nin eski Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’un “Denktaş Kıbrıs Türkleri’ni temsil etmez…” şekli
nde basına yansıyan e-maillerine atıfta bulunarak, bugün KKTC’de yaşananların bu kampanyanın sonuçları olduğunu söyleyen Dnektaş, “Dış odaklardan belirli kişilere para veriliyor. Dışardan para alanlar var. Eğitimciler de gençliğin beynini yıkıyor, oysa gençlik suçsuz. Gençlerle yakından ilgilenemedik ve onları yanlış yönlendiriyorlar” dedi.
YENIDUZEN 19/01/2003

 

Denktaş'a ülkücü desteği

19/01/2003 RADIKAL

Yurdun çeşitli kentlerinde mitingler düzenleyen Ülkü Ocakları, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a 'Bozkurt Denktaş' sloganlarıyla destek verdi.
Beşiktaş Balmumcu'daki KKTC İstanbul Başkonsolosluğu önünde toplanan yaklaşık bin kişilik grup, Denktaş lehine slogan attı. Grup adına yapılan açıklamada, "Kıbrıs Türkü'nün bağımsızlık sembolü olan Rauf Denktaş'ı
n tavizsiz ve onurlu duruşundan rahatsız olan odaklar, 'bozkurt Denktaş'ın arkasında milyonlarca 'ülkücü bozkurt'un olduğunu unutmamalıdır" denildi. Gösteriye katılmak üzere Beykoz'dan minibüsle hareket eden bir grup, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
girişinde
aracı durdurarak pankart açmak istedi. Yaklaşık 20 kişiden oluşan grup, güvenlik kuvvetlerince engellendi.
'Kıbrıs Türk´tür, Türk kalacak', 'Bozkurt Denktaş' `Kahrolsun AB, inadına Turan' sloganlarının atıldığı Erzurum, Tokat, Trabzon, İzmir ve Bursa'dak
i mitinglerde, Denktaş'ın istifaya çağırıldığı mitinge katılanlar `soy özürlü' olmakla suçlandı.

Denktaş 'yeni'lendi

Murat Yetkin

Üst düzey siyasi kaynaklar: Denktaş, Klerides'in karşısına yeni politikayla oturdu

19/01/2003 RADIKAL

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş 14 Ocak günü Kıbrıs Rum Cumhuriyeti lideri Klerides ile yeniden başladığı görüşmeleri, Ankara ile birlikte oluşturulan
yeni Kıbrıs politikası çerçevesinde yürütüyor. Üst düzey siyasi ve diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Denktaş 'cebinde yeni politikayla' oturduğu masada, Rum muhatabıyla Annan planı zemininde çözüm arayacak.
Denktaş'ın Annan planı üzerindeki müzakereleri beş noktada yoğunlaştıracağı
anlaşılıyor. Bunlar; harita, hükümranlık hakları, '60 anlaşması ile verilen
garantiler, göçmenler ve su ve toprak kaynakları türünden ekonomik varlıklar.
Kaynaklar eski ve yeni politikalar arasındaki farkı şöyle açıklıyor:
Türkiye'nin Kıbrıs'a bakışında strateji anlamında bir değişiklik yok
. Yani adadaki Türk varlığının kendi kimliğini koruması va ada üzerinde Türkiye'nin güvenlik garantileri konusunda değişiklik yok. Bununla birlikte bu amaçlara eski politikalar yoluyla ulaşmanın imkânı bulunmadığı saptaması yapılmış bulunuyor.
Örneğin esk
i politika uyarınca Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin AB üyeliğine davet edildiği 13 Aralık günü, Kıbrıs'ta görüşmelerin kesilmesi ve Türkiye ile entegrasyon sürecinin başlatılması öngörülüyordu. Ancak gelinen noktada bu yolun ne Kıbrıs Türklerine, ne de Türkiye'nin AB üyelik hedefine bir yarar sağlamayacağı saptaması yapıldı.
Öte yandan yeni politikayı yalnızca entegrasyona gidilmemesi, hatta bazı yorumlara göre ertelenmesi ile sınırlamak da mümkün değil. Yeni politikanın "eskisinden tamamen farklı" olduğunu vur
gulayan bir hükümet kaynağı, farkı aşağıdaki şekilde ortaya koyuyor.
Eski politika 1960 Anayasası'nın ve '60 Anayasası ile kurulan düzeni esas alarak bu düzen üzerine 1974 ile ortaya çıkan fiili durumu oturtuyor. Yani KKTC'nin, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti il
e kendi mevcut kimlikleriyle anlaşmasını amaçlıyordu.
Yeni politikada ise bu bakış terk ediliyor. BM planında sözü edilen tek çatı ve altında iki parça devlet modelinde uzlaşmak esas alınıyor. Uzlaşmak için ise Türk Taraının Annan planına beş itirazı üzer
inde görüşmeler yürütülmesi öngörülüyor.

Denktaş'a karışık sinyal mi gidiyor?
Bu noktada Denktaş'ın uzlaşma önünde tek engel olarak gösterilmesinin haksızlık olduğu da söylenebilir. Çünkü son aylarda Ankara'dan Adaya giden sinyaller bir hayli karışık. Bu da, masadaki Denktaş'ın cebine Dışişleri başka, Genelkurmay başka, Cumhurbaşkanlığı başka, Meclis başka kağıt mı koyuyor sorusunu sorduruyor.
Üst düzey kaynaklar, Annan planının sunulduğu Ekim ayıyla, seçim sonrasına dek geçen süre içinde, Denktaş'ın rah
atsızlığıyla körüklenen böyle bir karışıklık olduğunu kabul ediyorlar. Ancak Kasım 2002 MGK toplantısında
'Denktaş'ın Annan planını müzakere kararının desteklenmesinden itibaren' Kıbrıs konusunda yürütmenin tek bir görüş etrafında birleşmesi çabasının baş
ladığı bildiriliyor.
Önce Dışişleri ve Genelkurmay heyetleri çalışarak, yeni harita önerilerini de içeren bir bakış Başbakan'ın onayına sunuluyor. Bu arada Dışişleri ve Genelkurmay'ın ayrı görüşleri savunduğu bazı ayrıntıların da Başbakan Abdullah Gül baş
kanlığında yapılan toplantılarda açıklık kazandığı anlaşılıyor. Başbakan'ın onayladığı bu taslak daha sonra (7 Ocak günü) üst düzey bir Dışişleri heyeti tarafından KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunuluyor. Taslak daha sonra Denktaş'ın da onayladığı şekliyle Ankara'da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e sunuluyor. Sezer'in de onaylamasıyla, son 10 gündür, Ankara ve Lefkoşa, ortaklaşa oluşturulmuş bu yeni Kıbrıs politikasına göre rota belirliyor.
Kaynaklar, Kıbrıs'ta dozu giderek artan muhalefet gösterilerine k
arşın, müzakerelerin Denktaş tarafından yürütülmesinin bu aşamada sonuç alınması için gerekli olduğu görüşünde. Öte yandan daha önce Klerides'in yeniden aday olmayacağı varsayımıyla Annan planında belirlenen 28 Şubat tarihine dek görüşmelerden sonuç alınacağına ihtimal verilmiyor. Ankara, ancak o tarihe dek geleceğe yönelik ciddi umut doğuracak ilerleme kaydedilebileceğine ve bu durumda yeni AB üyelerinin katılım anlaşmalarının imzalanacağı 16 Nisan tarihinin daha gerçekçi bir takvim oluşturacağına inanıyor.

Beni arkamdan hançerlediler

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Biz KKTC mücadelesi verirken, devleti kurarken bize karşı çıkan solcu ekip, bugün daha da gelişmiş olarak bu gösterileri yaptırıyor" diyor


LEFKOŞA

Kıbrıs Rum lideri Klerides’le adada görüşmelere başlayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendini nasıl hissediyor? Görüşme masasına otururken, KKTC’de aleyhine yapılan mitingler, anlaşmayı imzala baskıları, istifa et çağrıları Denktaş’ı nasıl etkiliyor?
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’la görüşmemize b
u sorularla başlıyoruz. Denktaş, 40 yılın deneyimi ile bu sorularımızı tebessümle karşılıyor ve şu karşılığı veriyor: "Tabii iyi hissetmedim. Görüşme masasına giderken arkadan hançerlenmiş gibi hissettim. Ama ben bunlara alışkınım. İlk defa yaşamıyorum. Ben KKTC devletini kurarken de benzeri tepkilerle karşılaşmıştım. O gün o tepkileri gösterenlerle bugün elimi zayıflatan gösterileri yapanlar aynı takımdır."
Denktaş, KKTC’de yapılan miting ve gösterilerin ne anlama geldiğinin iyi anlaşılması için Rum tarafı
nın ve basınının bunları nasıl değerlendirdiğine bakmak gerektiğini anımsatıyor. Ve şu değerlendirmeyi yapıyor:
BENİ MECBUR SANIYOR
"Tabii Klerides bunları görünce bana, ‘Sen bu belgeyi imzalamaya mecbursun. İşte halkının durumu ortada’ diyor. Beni Annan belgesini bu haliyle imzalamaya mecbur ve mahkûm sanıyor. Rum basını da bu gösterileri izledikten sonra, ‘Artık Denktaş’ın kolu kanadı kırıldı. Bu bizim için fırsattır’ diye yazıyor."
Rumlar açısından bakıldığında durumun böyle göründüğünü vurgulayan Denkta
ş, şu yorumu yapıyor: "Tabii ki adamlar böyle bakacaklar. Ben şimdi Klerides’in yerinde olsam, karşıma kolu kanadı kırık olarak gelen Denktaş’a nasıl muamele yaparım? İstediklerini tabii ki vermem. Senin kolun kanadın kırılmış, derim. Şimdi Klerides’in bana yaklaşımı budur."
Denktaş, Kuzey Kıbrıs’taki bu olumsuz hareketlerin yanı sıra Ankara’dan yükselen çatlak seslerin de elini zayıflattığı düşüncesinde. Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç’un, "Kıbrıs politikası değişece
k" şeklindeki açıklamalarını da şöyle değerlendiriyor:
"Bu açıklamalar beni yaraladı. Ben bunları göreve yeni gelmiş olmanın sarsıntısı olarak değerlendirdim. Nitekim sonra bunlar düzeltilmeye çalışıldı. Çünkü Türkiye’de Milli Güvenlik Kurulu’nun yaptığı a
çıklama var. Kıbrıs politikası Denktaş politikası değildir, bir milli politikadır. Bu nedenle yapılacak açıklama ve değerlendirmelerin de milli politika çerçevesinde olması gerekir."

AB DESTEKLİYOR
Denktaş, mitinglerin düzenlenmesinde Avrupa Birliği’nin parmağı bulunduğunu da söylüyor ve mitinglerin perde arkasını şöyle aktarıyor: "Avrupa Birliği bizim resmi makamlarımızla temas kurmuyor. Ama sivil toplum kuruluşlarıyla temas ediyor, onlara para yardımı yapıyor, onlar da bu insanlarla bu nümayişleri düzenl
iyorlar. Biz KKTC mücadelesi verirken, devleti kurarken, bize karşı çıkan solcu ekip bugün daha da gelişmiş olarak bu gösterileri yaptırıyor. Bunu yapanların KKTC ve Türkiye diye bir dertleri yok. Oysa, şu gerçeği unutuyorlar ki, Türkiye’siz Kıbrıs Türkü olmaz. Hemen yok ederler."
Denktaş, KKTC’nin Türkiye önünde, Türkiye’nin de Kıbrıs Türkleri önünde engel oluşturduğunu savunanların büyük bir yanılgı içinde olduklarını vurguluyor ve Türkiye - KKTC ilişkisini şöyle anlatıyor:
"Doktor Küçük’ün bir sözü vardı
r: Kıbrıs Türkü, Türkiyesiz var olamaz. Bu söz doğrudur. Çünkü, Türkiye’nin stratejik çıkarları Kıbrıs Türkü’nü ayakta tutmasına bağlıdır. Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün çıkarlarını korurken, kendi stratejik çıkarlarını da korumuş oluyor. Bu, Kıbrıs Türkü için de geçerlidir. Bu ilişki, yaşamsal önemde bir ilişkidir ve koparılamaz. Eğer koparılırsa; Kıbrıs Türkü, Türkiye’siz bir şekilde hareket ederse, belki, üç - beş yıl iyiye gidiyor gibi görünür ama bu süre sonunda yok olur. Türkiye olmazsa bizi siler, süpürürler."
Denktaş, kendisine yöneltilen bazı eleştirilerin büyük haksızlık olduğunu belirtirken şu örneği veriyor:
"Beni, Miloseviç’e ve Çavuşesku’ya benzeten propagandalar yapıyorlar. Bu hangi vicdana sığar? Bu çok büyük bir ayıptır, büyük bir hakarettir. Kıb
rıs Türkü’nün bu tür ağır sözlere gereken cevabı vereceğinden kuşkum yoktur. Halkımın şunu da bilmesi gerekiyor ki, tarafsız kalması gereken BM Genel Sekreteri Annan, taraf olmuş durumdadır. ABD taraftır. De Soto taraftır. Avrupa Birliği taraftır. Böyle bir ortam ve durumda müzakere yürütmeye çalışıyorum. Muhalif mitinglere katılanların bunu anlaması lazım. Ve bu planı hemen imzala diyen, kampanya yürütenlere büyük destek veren Türk medyasının bazı kalemlerinin de bunu anlaması lazım."
Denktaş, 28 Şubat’a k
adar görüşmelerin bitmesinin zor olacağını bizzat Klerides’in ifade ettiğini kaydederek, şöyle diyor:
"Bizzat Klerides, bu iş 28 Şubat’a kadar bitmez, dedi. Bitirmeye de niyetli gözükmüyor. Çünkü o işini halletmiş. Bu bakımdan bana Annan belgesi ile ilgili
olarak esasa dönük bir değişiklik isteme, sadece rötuş yapabilirsin, diyor. Oysa kendisinin Annan’a gönderdiği ve plana da işlemiş olan Rumlar lehine değişiklikleri gösteriyorum. Peki sen bunları nasıl yaptın, diyorum. Ben rötuş yaptım diye beni kandırmaya çalışıyor."

İZLEYECEĞİMİZ YOL
Denktaş, 28 Şubat’a kadar bir anlaşmaya varılamaması halinde izleyeceği yolu da şöyle özetliyor: "Hareket tarzımız şöyle olur: Biz KKTC olarak Avrupa Birliği’ne başvururuz ve bizimle temasa geçin deriz. Avrupa Birliği, bizimle ayrı bir müzakere yürütürse, Kıbrıs onların da arzu ettiği gibi birleşebilir. Bu birleşme Avrupa Birliği içinde gerçekleşmiş olur. KKTC ile müzakere yürüterek, kalkınmamıza katkı vererek AB’ye girmeye bizi hazırlayabilirler. Biz de Türkiye ile aynı tar
ihte Avrupa Birliği’ne girmeyi garanti ederiz. Bu gerçekleşirse hem Türkiye Avrupa Birliği’ne girmiş olur, hem de adayı bir bütün olarak almak isteyen Avrupa Birliği, Kıbrıs’ı kendi bünyesinde birleştirmiş olur. Tabii bunun için hem kararlı olmalıyız, hem de halkımızın bölünmediğini, parçalanmadığını göstermeliyiz. Hem de Türkiye’nin bizim arkamızda, bizim de Türkiye’nin arkasında olduğumuzu ortaya koymalıyız. Avrupa Birliği bunu görürse başlangıçta bizim başvurularımızı kabul etmese bile bir süre sonra bizimle görüşmek zorunda olduğunu kavrayacaktır."
Denktaş, görüşme süreci içinde gerçeklerin daha iyi anlaşılacağını ve Kıbrıs Türkü’nü yanıltanların desteksiz kalacağını düşünüyor.

İmzalamam, referanduma götürürüm

Denktaş, Annan belgesinde Türk tarafının istediği değişiklikler yapılmadıkça bu belgeyi imzalamanın vicdanına sığmayacağını belirterek şöyle diyor:
"Ben de çözüm için uğraşıyorum. Ama benim çözümden kastım Kıbrıs Türk halkının varlığını, güvenliğini, geleceğini, eşit egemenliğini garanti eden bir ç
özümdür. Annan belgesi bu haliyle bunların hiçbirini vermediği gibi Türkiye’nin garantörlüğünü ortadan kaldırıyor ve 10-15 yılda Türk varlığını yok edecek bir yapı taşıyor. Bu sebeple ben bu belgeyi bu haliyle imzalayamam. Bunu Klerides’e söyledim. Klerides bana, ‘Mecbursun’ diyor. Ben de o zaman şu cevabı verdim: Çok üzerime gelinirse, ben de o zaman bu belgeyi erken referandumla halkıma götürürüm. Halkım bu haliyle imzalansın derse, o zaman vicdan muhasebemi yaparım. Bu haliyle bu belgeye imza atmak benim vicdanıma sığmaz. Yine imza koymam ama gider Meclisime derim ki; beni müzakerecilik görevinden affedin, bu belgeyi imzalayacak birisi varsa müzakerecilik görevini ona verin. Gitsin imzalayabiliyorsa, vicdanına sığdırabiliyorsa o imzalasın. Ben 40 yıllık bir dava adamı olarak, bu devletin kurulmasına ömrümü vermiş bir adam olarak halkımı yeniden eski günlere götürecek bir belgeye imza koyamam. Bu şekilde teslim olamam, Kıbrıs Türkü’nü teslim edemem."

FIKRET BILA – MILLIYET 19/01/2003

Rauf Denktaş'tan plan resti: Anlaşmayı imzalamam, giderim

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Annan planına bu haliyle imza atamayacağını belirten KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, "Referandumda halk 'kabul edilsin' derse o zaman meclis birini seçsin, o imzalasın" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM tarafından sunulan çözüm planına bu haliyle imza atmayacağını belirterek 'Değişirse imzalarız, 30 Mart'ta da referanduma gideriz. Ama değişmezse ve olduğu şekliyle imzala baskısı sürerse referanduma gideriz. Kabul çıkarsa Meclis birini seçsin, o imzalasın' dedi.

Kıbrıs Türk genç İşadamları Derneği yöneticilerini kabul eden Denktaş, planın Türk tarafı için büyük tehlikeler içerdiğini yineleyerek şöyle konuştu:

'İstediğimiz değişiklikler yapılırsa zaten imzalayacağım. 16 Şubat'a kadar ilerlem
e olup olmayacağı ortaya çıkacak. Değişiklik olmazsa 16 Şubat ile 28 Şubat arasında Meclis'e durumu aktaracağım, ‘‘Ben imzalamam ama halkın da önünü kesmek istemem’’ diyeceğim. Meclis halka sunsun. Halk imzalanmasın derse imzalanmaz. İmzalansın derse ben engel olmayım ve Meclis birini seçsin, o imzalasın. Böylece yola devam edilsin. '

KAREN FOGG'UN SİYASETİ İŞLİYOR

Rum lideri Glafkos Klerides'le ilk görüşmede planın değişmesi konusunda ümit verici işaretler almadığını da sözlerine ekleyen Denktaş, AB'nin eski Ankara Büyükelçisi Karen Fogg'un siyasetinin büyük bir başarıyla yürütüldüğüne dikkat çekti. Basına sızan e-mailleri hatırlatan Denktaş, ‘‘Kadın ne dedi, ‘Denktaş, Türkiye'nin temsilcisidir Kıbrıs Türkleri'ni temsil etmez’. Hakikaten medyada ‘Türkiye'
yi temsil eden, Kıbrıs Türkünü temsil etmez’’ teması da işlendi.’’ dedi.

HURRIYET 19/01/2003


CTP’nin saray toplantılarından çekilmemesi, muhalefetin meclisi terketmemesi, genel greve ve daha etkili eylemlere gidilmemesi 60 bin kişilik mitingi etkisiz hale getirdi ve Denktaş’ı yeniden cesaretlendirdi...
Denktaş’a göre hepimizin görevi Türkiye’nin Kıbrıs’taki haklarının bekçiliğini yapmak!

İmzalamam

Denktaş referandumdan kabul çıksa bile bu anlaşmayı imzalamayacağını açıkladı.

Ankara’nın tam desteğini aldıktan sonra atağa kalkan Denktaş herkese fırça çekmeye başladı... Mitingi düzenleyenlerin bir kısmının misyoner olduğunu öne sürdü, Öğretmenler Sendikası’nı milli davaya ve gençlere zarar vermekle suçladı, “Ankara ne paranı, ne paketini istemiyoruz” diyenlerin sendika ağalığını hala sürdürdüğünü söyledi...

Denktaş hemen çözüm isteyenleri de ikiyüzlülükle suçluyor ve halka başka, kendisine başka şey söylediklerini öne sürerek “Bu tehlikeli bir oyun” diyor...

Yeni müzakere sürecinde Annan planında değiştirilmesi gereken temel parametreler konusunda Türkiye hükümetinin yazılı bir görüş verdiğini açıklayan Denktaş “Plan değişmezse imzalamam” dedi...

Denktaş Rum göçmenlere geri dönüş hakkı yerine mal-mülk konusunun global takasla çözümlenmesini istiyor...

Denktaş’a göre, yapılan iki görüşmede planda değişiklik yönünde cesaret verici bir gelişme olmadı.

AFRIKA 19/01/2003