De Soto: Umutluyum

De Soto: Takvimde değişiklik beklemiyorum... Papadopulos, sorunun Annan Planı çerçevesinde çözülmesinden yana”

BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Kıbrıs Rum yönetimindeki lider değişiminin, Kıbrıs ile ilgili takvimde değişiklik yaratmayacağını söyledi.
De Soto, TC Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile yaptığı 5,5 saatlik görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.
Rum kesimindeki seçimlerin ardından, Kıbrıs ile ilgili takvimde
değişiklik olup olmayacağı yönündeki bir soru üzerine De Soto, ``Takvimde değişiklik beklemiyorum, Tasos Papadopulos ile bu sabah görüştüm. Takvimdeki sıkışıklığın farkında`` diye konuştu.
De Soto, seçim sonuçlarının Kıbrıs görüşmelerini etkileyip etkile
meyeceği yönündeki bir soru üzerine, her iki tarafın da Annan planına ilişkin endişe ve çekincelerini dinlediğini belirtti ve ``Papadopulos, bu sabah yaptığım görüşmede de sorunun Annan planı çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği görüşünü tekrarladı`` dedi.
De Soto, Papadopulos`un yeni öneriler getirip getirmeyeceğine ilişkin bir soruya da, ``Bilmiyorum henüz kapsamlı görüşmedik`` yanıtını verdi.
YENIDUZEN 19/02/2003


28 Şubat’a kadar çözüm
Annan`ın gelecek hafta, Ankara, Atina ve Ada`yı kapsayan bölge turunda bir sonuca ulaşılması konusunda umutlu olduğunu belirten De Soto, Kıbrıs sorununun 28 Şubat`a kadar çözülebileceğini kaydetti.
De Soto, üçüncü Annan planına ilişkin bir soru üzerine de, ``Bu ihtimali dışlamıyorum. Ama bekleyip göreceğiz, sabırlı olmamız lazım`` yanıtını verdi.
De Soto, bu hafta Ankara`da Türkiye ve Yunanistan arasında yapılacak Kıbrıs görüşmelerinde BM`nin rolünün ne olacağı konusundaki soru üzerine, gelişmeleri BM olarak yakından izlediklerini belirterek, süreç içinde yer almayı umdu
klarını söyledi.
YENIDUZEN 19/02/2003

İlk izlenimler umut verici

Talat: Kıbrıs Rumlarının Annan Planına karşı çıktıklarını her fırsatta söyleyenlere Kıbrıs Rum halkı yanıt vermiştir. Kesin olarak Annan Planına karşı çıkan tek aday olan Nikos Kutsu önceki seçimlerde aldığı oylardan daha az oy alarak oyların ancak %2’sini elde edebilmiştir

“Annan Planı çerçevesinden çıkmayacağını ve Çözüm ve AB üyeliği için çaba harcayacağını söyleyen Papadopulos’un kesin tutumunun ortaya çıkması için zamana gereksinim olm
asına karşın ilk izlenimler bu bağlamda umut vericidir”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs’taki seçimlerin ardından yapılan açıklamaların ve ilk izlenimlerin “umut verici” olduğunu
söyledi.
Talat, seçim sonuçlarının “Rumlar Annan Planı’nı reddetti” şeklinde değerlendirenlere de yanıt verdiğini belirterek, “Kesin olarak Annan Planına karşı çıkan tek aday olan Nikos Kutsu önceki seçimlerde aldığı oylardan daha az oy alarak oyların ancak %2’sini elde edebilmiştir” di
ye konuştu.
Özellikle Papadopulos seçimi kazandıktan sonra yaptığı konuşmaların olumlu olduğuna dikkat çeken Talat, “Tasos Papadopulos’un geçmişi ile ilgili kaygılananların haklı yönleri olsa bile Papadopulos’un bugün söylediklerini görmezden gelenleri dik
katle izlemeliyiz” dedi.
Talat’ın açıklaması şöyle:
Kıbrıs sorununun tarihinin en kritik aşamalarından geçtiği bugünlerde, güney Kıbrıs’ta yapılan Başkanlık seçimleri geride kalmıştır. Seçim sonuçlarını değerlendirenlerin özellikle yeni seçilen Rum Yönetim
i Lideri Tasos Papadopulos’un geçmişinden kaynaklanan, yaptıkları ve söylediklerinden yola çıkarak kaygılandıklarını izliyoruz.
Tasos Papadopulos’un geçmişi ile ilgili kaygılananların haklı yönleri olsa bile Papadopulos’un bugün söylediklerini görmezden g
elmeleri dikkatle izlenmelidir.
Öncelikle Kıbrıs Rumlarının Annan Planına karşı çıktıklarını her fırsatta söyleyenlere Kıbrıs Rum halkı yanıt vermiştir. Kesin olarak Annan Planına karşı çıkan tek aday olan Nikos Kutsu önceki seçimlerde aldığı oylardan dah
a az oy alarak oyların ancak %2’sini elde edebilmiştir. Diğer adaylar Annan Planı zemininde çözümü desteklediklerini açıklamışlardır.
Özellikle Papadopulos seçimi kazandıktan sonra yaptığı konuşmalarda bunun üzerinde ısrarla durmuş, kendisini destekleyerek
başkanlığa taşıyan partiler arasında Kıbrıslı Türklerle iyi ilişkileri olanların deneyimlerinden kesinlikle yararlanacağından ve Avrupa Birliği’ne Kıbrıs sorununun çözümlenerek girilmesi için tüm iyi niyetini kullanacağından söz etmiştir. Yine Klerides’i Ulusal Konsey’de kalması ve deneyimlerini kendilerine aktarması konusunda ikna edeceğini ifade etmiştir.
Uluslararası kamuoyuna verilen mesajlar bu yöndedir. Sorunun geldiği aşamada toplantılara Papadopulos’un Klerides ile birlikte girmesi düşünülmektedir
.
Yunanistan Başbakanı Simitis de bu yönde açıklamalar yaparak Rum tarafının yeni bir liderle ama çözüm yönünde çalışacağını, Türkiye Başbakanı Gül ile de Annan Planı konusunda hemfikir olduklarını söylemiştir.
Annan Planı çerçevesinden çıkmayacağını ve Ç
özüm ve AB üyeliği için çaba harcayacağını söyleyen Papadopulos’un kesin tutumunun ortaya çıkması için zamana gereksinim olmasına karşın ilk izlenimler bu bağlamda umut vericidir.
YENIDUZEN 19/02/2003

Denktaş, De Soto’yla biraraya geldi

Kıbrıslı Türk görüşmeci Rauf Denktaş, Ankara’da temaslarda bulunduktan sonra ve adaya dönen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’yla biraraya geldi.
De Soto Denktaş’a yaptığı ziyaret sırasında, Cumhurbaşkanlığı’na girerken gazetecilerin “yeni bir p
lan var mı” sorusu üzerine sözlü yanıt vermedi, ancak ceketini açarak görüşmeye plan getirmediğini ima etti.
Ne görüntü olanağı sağlanan ne de açıklama yapılan Denktaş-De Soto görüşmesi saat 18.10’da başladı.
YENIDUZEN 19/02/2003

Gül: 28 Şubat’a kadar anlaşma olasılığı var

TC Başbakanı Abdullah Gül, Kıbrıs görüşmelerinde 28 Şubat`a kadar anlaşmaya varılması için ``iyi bir olasılık`` bulunduğunu söyledi.
AB devlet ve hükümet başkanları zirvesi için Brüksel`de bulunan Başbakan Gül düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs görüşmelerinde 28 Şubat`a kadar anlaşmaya varılması olasılığını değerlendirdi. Gül, bu tarihe kadar anlaşmaya varılması için iyi ``bir olasılık bulunduğunu`` ifade etti.
Brüksel`de dün görüştüğü BM Genel Sekreteri Kofi Annan`a, Türkiye`nin ge
lecek günlerde Kıbrıs görüşmelerinde sonuca varılabilmesi için yardım edeceğine söz verdiğini belirten Gül, Annan`ın gelecek hafta Yunanistan, Türkiye ve Ada`da temaslarda bulanacağını hatırlattı.
Tasos Papadopulos`un Kıbrıs Rum yönetimi liderliğine seçilm
esine de değinen Gül, Ada`da iki tarafı da memnun eden bir çözüm bulunmasını istediğini söyledi.
Gül, ``Bu konuda çok çalışıyoruz. İyimseriz`` dedi.
YENIDUZEN 19/02/2003

Bu hafta görüşme yok

Kıbrıs sorununa Annan planı temelinde bir çözüm bulmak amacıyla ocak ortalarında yeniden başlayan Kıbrıs müzakere sürecinde, Rum başkanlık seçimleri dolayısıyla aksama oldu.
Güney Kıbrıs’ta pazar günü yapılan seçimlerde yarışı kaybeden Glafkos Klerides’in talebiyle dünkü görüşmenin iptal edilmesinin ardından, yarın ve
cuma günkü görüşmenin de yapılmayacağı öğrenildi. Pazartesi, çarşamba ve cuma olmak üzere haftanın 3 günü görüşen Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerin, pazartesi biraraya gelip gelmeyecekleri ise kesin değil.
Rauf Denktaş dün gazetecilerin konuya ilişkin sorula
rına karşılık, görüşmelerin pazartesiden itibaren devam edip etmeyeceğinin, Ankara’dan dün dönen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto’yla görüşmeden sonra belirleneceğini söyledi. De Soto’nun henüz randevu talebinde bulunmadığını söyleyen Denktaş, iki tarafın katılımıyla anlaşmadan sonra oluşacak yasal düzenle ilgili çalışma yapan teknik komitelerin ise çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
Rum Yönetimi Başkanlığı’na seçilen Tasos Papadopulos’un 28 Şubat’ta görevi resmen devralacağına
da dikkat çeken Denktaş, “Görüşmelere kaldığı yerden devam edeceğini söyledi ama göçmenlerin tümünün geri dönmesi gibi bazı konularda tadilat istediğini de belirtti. Dolayısıyla bıraktığı yerden nereye devam edeceğiz, ilk temasta anlayacağız” dedi.

YENIDUZEN 19/02/2003

Binden fazla tasarım!

BM Barış Planı çerçevesinde Kıbrıs sorununun çözüme kavuşması halinde oluşacak devletin bayrağı ve marşı için BM tarafından açılan yarışmaya binden fazla tasarım sunuldu.
BM Barış Gücü Sözcüsü Brian Kelly kapanış tarihi 17 Şubat olan yarışmaya Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada gibi Kıbrıs'tan binlerce kilometre uzakta bulunan ülkelerden bile katılım olduğunu açıkladı. Yarışmaya Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye dahil 15 ülkeden binden fazla tasarım sunulduğunu kaydeden Bria
n Kelly, tasarımlardan birinin babası Kıbrıslı Rum ve annesi Kıbrıslı Türk olan bir çocuğa ait olduğunu söyledi. BM Sözcüsü sunulan tasarımların BM görevlileri tarafından kayda geçirildikten sonra iki toplumun temsilcilerini de katılımıyla oluşturulan iki komite tarafından inceleneceğini bildirdi.
YENIDUZEN 19/02/2003

DENKTAŞ: UZLAŞMA MÜMKÜN "

Denktaş: Annan global mal-mülk değişimini zorlamalı

"Uzlaşma istiyoruz ve uzlaşma mümkündür. İki egemen eşit halk arasında yeni bir ortaklık kurulabilir. Ama bizim bölgemiz bizim bölgemiz olur, mal-mülk takasla ve tazminatlarla halledilir"

"Önce iyi komşu olursun, birbirine yardım edersin, birlikte bir hükümet idaresi yaparsın, bakarsın ki iyi gider ve zaman içinde birleşme olur. Ama 'şimdi biraraya getir ve onda
n sonra seyrine bak!'.. Olmaz öyle şey"

Cumhurbaşkanı Denktaş, dün çeşitli sivil toplum temsilcilerini kabul ederek Kıbrıs konusunda çeşitli değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da konuşmasında, sigortacıların olası bir anlaşma durumunda olacakları anlattığını ama eğer önlerine konan belgeyi imzalarsa, bina, ikametgah, turistik ve sanayi tesislerinin yüzde kaçının Rumlara verileceğini sordu ve insanların "acaba Rum'a verilecek mi?" kaygısıyla, mal-mülk komisyonu karar verene kadar bu gibi
yerlere bir çivi bile çakmaktan kaçınacağını söyledi.
Denktaş, onun için mal-mülk meselesinin global şekilde, tazminatlarla halledilmesini önerdiklerini kaydederek, Rumların yüzde 80'inin "`kuzeye gitmek, evimi almak hakkımdır` demektedir ve bu plan kendi
lerine bu hakkı maalesef vermektedir" dedi.
Annan planında, Türkiye'den nüfus gelmemesi için tedbirler bulunduğunu belirten Denktaş, "Onun için bu planı iyi okuyun" tavsiyesinde bulundu.
"İÇ İÇE YAŞAM ZAMANLA OLABİLİR"
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs'ta iki halkın iç içe yaşamasının ancak zamanla mümkün olabileceğini de vurguladı.
Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile ay sonunda Ada'da yapacağı görüşmede de bu konuları gündeme getireceğini kaydetti. Denktaş, şunları söyledi:
"Mal mülk değişimi esastır. B
unu zorlamak mecburiyetindedir. Rumlar eski yerine niye gelecek... Bizim tuttuğumuz bölgede eskiden Türk-Rum 200 bin kişi yaşardı. Bugün biz 200 bin kişiyiz. Bıraktığımız köy sayısı ile aldığımız köy sayısı arasında da 3-4 köy farkı var, daha fazla yok. Dolayısıyla denge kurulmuştuır."
UZLAŞMA MÜMKÜN
Tazminat konusunun da önemini vurgulayan Denktaş, "Uzlaşma istiyoruz ve uzlaşma mümkündür. İki egemen eşit halk arasında yeni bir ortaklık kurulabilir. Ama bizim bölgemiz bizim bölgemiz olur, mal-mülk takasla ve tazminatlarla halledilir. 'Benim köyüm' diye gelip eski köyüne gidemeyecek insanı sokağa atma hakkı kimsede yoktur. Bu insan haklarına da aykırıdır" diye konuştu.
İÇ İÇE YAŞAM ZAMANLA
Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkler ile Rumlar'ın zamanla iç içe yaşayabileceklerini belirtirken de, "Önce iyi komşu olursun, birbirine yardım edersin, birlikte bir hükümet idaresi yaparsın, bakarsın ki iyi gider ve zaman içinde birleşme olur. Ama 'şimdi biraraya getir ve ondan sonra seyrine bak!'.. Olmaz öyle şey" ifadelerini k
ullandı.
ATEŞLER, GENÇLER…
Cumhurbaşkanı Denktaş, çözüm için ayarlanan saatler ve köylerde yakılan ateşler konusunda ise, "`28 Şubat'a kıyamet kopacak` diye gençleri aldatıyorlar. Bunlar bu halka yakışmaz" diye konuştu ve gençlere "evlatlarım" diye seslenerek geçmişi iyi öğrenmelerini istedi.
"HALKIN İSTEDİĞİ YOLU YÜRÜYORUM"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halkın istediği yolu yürüdüğünü, devletin içerdiği "eşit egemenlik, Türkiye'nin garantörlüğünün etkin şekilde sürmesi, iki kesimliliğin bozulmaması, 60 bin Rum'un kuzeye gelmemesi, yeniden karma hayata süratle dönülmemesi ve mal-mülk meselesi" gibi ilkelerden kimsenin vazgeçemeyeceğini söyledi.
Devletini kuran halkın devleti, egemenliği, Türkiye'nin etkin garantisi korunarak, iki kesimlilik sulandırılmadan sağ
lam bir anlaşma yapmak istediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, bugünlere gelinmesi için büyük sıkıntılar çekildiğini belirtti.
"YEP YENİ BİR YUMURTA. NE CİVCİV ÇIKACAK KEŞFEDİN"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planını Amerikalıların, İngilizlerin ve BM'nin yaptığını, bunların "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin varolduğu, meşru hükümetin de Rumlar olduğu, Kıbrıs Türkleri'ni de koruyarak tekrar hükümetin içine alalım" şeklinde yanlış felsefeleri bulunduğunu söyleyerek, "Nüfus mübadelesi anlaşmayla oldu, top yekün
mal-mülk mübadelesi ve tazminatlar Güvenlik Konseyi kararıyla BM belgelerinde kabul edilir hale geldi. Ama şimdi bunlar yokmuş gibi yepyeni bir yumurta. İçinden ne civciv çıkacak keşfedin. Keşfetmesi kolay, çünkü yumurtayı doğuran sen, senin bakış açını biliyoruz, içinden ne çıkacağını da biliyoruz. Bunu kimlerin yaptığını, ne maksatla yaptığını bilince, insan neticesini anlıyor" dedi.
"KLERİDES HALKINA SÖYLEDİ"
Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Klerides'in seçimlerde halkına, "Türk askerinin çıkmasını istemez miydiniz, göçmenlerin geri gitmesini istemiyor muydunuz? Bu anlaşmada bunlar var. Daha ne istersiniz?" dediğini anlattı ve buna rağmen "taviz verdiği" propagandasıyla Klerides'in yerine Tasos Papadopulos'un seçildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Tasa
s Papadopulos'un da "bütün göçmenlerin dönmesi ve Türkler'le birarada yaşamalarını" söylediğini ifade etti.
"YENİLE ÇIKTI. KÖYLERİNE DÖNECEKLERMİŞ"
Kendileri için iki kesimliliğin esas olduğunu vurgulayan Denktaş, şöyle devam etti:
"Rumlar köylerine dönecekmiş. Türk, köyüne dönebiliyor mu ki Rumlar köylerine dönecek. Nerden çıktı bu. Şimdi yenile çıktı. Köylerine döneceklermiş.
30 yıldır buraya yerleşen insanların köyü oldu buraları. Herşeylerini size bırakmışlar güneyde; gidin alın. Niye almıyorsunuz? Kıym
etli mallar oldu şimdi onlar. Niye gitmiyorsunuz da hala buraya geleceksiniz?
Çünkü bizim gidemeyeceğimizi, tekrar yerleşemeyeceğimizi biliyorsunuz. Ne yapacak Türk? Gidip malını satacak, kendisi de göç edecek. İstenilen bu adayı Türk''ten boşaltmak."
"İNŞA
LLAH YOLU AÇAR"
"Şimdi yeni bir şey getirecekler galiba. De Soto 6 saat Sayın Gül'le konuşmuş. Getirecekleri şeyi anlattı herhalde. Daha biz almadık, nedir anlatılanlar. İnşallah değişiklik var. İnşallah yolu açar" diyen Denktaş, getirecek yeni şey, yine 50-60 bin insanı göç ettirecek ve Kıbrıslı Tükler'in içine 60 bin Rum getirecek birşeyse, garanti anlaşmasını yine sulandıracaksa işlerinin yine zor olacağını kaydetti.
PAPADOPULOS'UN BEYANATI
Cumhurbaşkanı Denktaş, Papadopulos'un geçmişte "Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu ama mücadelemiz bitmedi. Mecburuz; ya komonistlerle çarpışacağız, ya da Türkler'le. Komonistlerle çarpışırsak Rum cemaatı ikiye bölünür, dolayısıyla Türkler'le çarpışacağız" şeklinde beyanat verdiğini, ardından dediklerinin yapıldığını ve Türkl
er'e saldırıldığını anlattı.
Saldırıların ardından 74'te kurtuluşun yaşandığını, nüfus mübadelesi yapıldığını, Rum liderlerle bazı anlaşmalara vardığını, fikirler dizisinde bunların toparlandığını, Güvenlik Konseyi'nin de bunu desteklediğini anlatan Denkta
ş, şimdi sanki geçmişte yaşananlar yaşanmamış gibi davranılmasını eleştirdi.

HALKIN SESI 19/02/2003

Kofi Annan, Papadopulos ile görüştükten sonra adım atacak

Ankara, De Soto'ya, Rum yönetimi liderliğine seçilen Tasos Papadopulos'un "geçmişinin kötü" olduğu uyarısında bulundu

BM Genel Sekreteri Kofi Annan dün Brüksel'de AB Dönem Başkanı ve Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile görüştükten sonra verdiği demeçte Kıbrıs sorununun çözüm çabalarıyla ilgili olarak bundan sonra atacağı adıma yeni Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos ile yapacağı görüşmeden sonra karar vereceğini açıkladı.
Kofi Annan'ın, Irak krizinin ele alındığı AB Zirve toplantısı çerçevesinde Başbakan Simitis ile yaptığı görüşmede Irak krizi yanı sıra Kıbrıs sorunu da ele alındı.
BM Ge
nel Sekreteri Ankara ve Atina'ya yapacağı ziyaretlerden ve Tasos Papadopulos ile Kıbrıs'ta yapacağı görüşmeden önce Kıbrıs sorunuyla ilgili girişimlerini açıklamayacağını söyledi.
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, Genel Sekreterin bu demecini
n daha sonra taraflara yeni teklifler sunmayacağı anlamına gelmediğini belirtti
Kofi Anan konuyla ilgili bir soruyu yanıtlarken Kıbrıs'ta 28 Şubat'a dek bir anlaşmaya varılabileceğine inandığını söyledi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan 26-28 Şubat tarihler
inde Kıbrıs'ı ziyaret ederek taraflarla görüşmelerde bulunacak.
ANKARA'DAN DE SOTO'YA PAPADOPULOS UYARISI
Ankara, önceki gün Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile 6.5 saat görüşen BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto'ya, Rum yönetimi liderliğine seçilen Tasos Papadopulos'un "geçmişinin kötü" olduğu uyarısında bulundu.
Dün Ankara'da temaslarda bulunan De Soto, Türk yetkililere, Papadopulos ile görüşmesinden kısaca bahsetti ve Papadopulos'un görüşmelere Annan planı çe
rçevesinde devam edeceğini kendisine aktardığını söyledi.
Annan'ın ziyareti öncesinde tarafları bir anlaşmaya varma konusunda ikna etmeye çalışan De Soto'ya, Türk tarafının bir çözüm için elinden gelen azami gayreti gösterdiği

HALKIN SESI 19/02/2003

De Soto: 3. plan gelmeyebilir

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, dün akşam bir görüşme yaptı.
Cumhurbaşkanlığı'nda yer alan ve saat 18.10'da başlayan görüşmenin içeriğiyle ilgili açıklama yapılmazken; De Soto, Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılırken gazetecilerin sorularına kısa yanıtlar verdi.
Alvaro De Soto, "neler oluyor" yönündeki soru üzerine, kamuoyuna açıklama yapabilmek için iki taraf arasında görüş alışverişinde bulunması gerektiğini söylemekle yetin
di.
"Üçüncü plan geliyor mu?" sorusuna karşılık da De Soto, kendisine devamlı olarak bu sorunun sorulduğunu belirtti ve "üçüncü plan gelebilir de gelmeyebilir de" dedi.

HALKIN SESI 19/02/2003

Denktaş'ta bayram

Perihan Mağden

19/02/2003 RADIKAL

Bu sene, hakikaten, soğuklardan bezdim.
Üç-dört haftadır öyle pis bir soğuk: Islak bir soğuk. Sokaklarda; yüzünüzde, ellerinizde kamçı gibi şaklayan.
Isıran bir soğuk: Isırgan Otu Soğuk.
Valla biz Türkler alışık değiliz böylesine ıslak ve istikrarlı bir soğuğa.

Güneşin açtığı nadir zamanlarda da; sokaklarda yürütmeyen, insana hayatı dar eden, soluğu kesilmeyen bir soğuk. İnatçı Soğuk.
Eğer kışlar bu kadar soğuk olmakta kararlıysa artık, ben yaşlanıyorum, yaşlandıkça güneşe olan hasretim artıyor; kalkıp Kıbrıs'
a yerleşeyim diye düşünüyorum.
Kıbrıs bir Güneş Adası. İnsanı buzzzluğuyla canından bezdirmez öyle.
Eminim Kıbrıs'ın Mutlak Lideri, Görüşme(me) Ordinaryüsü, Çörek/Zamk/Tıkaç Adam Sn. Rauf Denktaş da pek sevinirler ada halkı arasına karışmama.
Bu sevinç
onu kapının arkasında bekleyedursun; Kıbrıslı Rumların yaptıkları seçimle Papadopulos'u Rum Yönetimi Liderliği'ne getirmesi, düşünün artık nasıl ama nasıl da memnun etmiştir Denktaş'ı.
Bu memnuniyetini gizleyemedi nitekim. Hemen gafilleri uyarmalar, Ankar
a'ya mesaj göndermeler, "AKEL'ın bir sol parti olarak desteklediği aşırı sağcı bir adayın kazanmış olması, Türk ulusuna ve Türkiye'deki hükümete BAZI GERÇEKLERİ göstermesi gerekir," demeler.
Bazı gerçekler: EOKA'cı doğanlar, EOKA'cı ölürler diyelim.
Alla
h'tan Denktaş var da bize bu GERÇEKLERİ hatırlatan, ayak üstünde uyumuyoruz.
Benim indimde oysa Denktaş da aşırı sağcı. Hiçbir sol partinin desteklemeyeceği görüşleriyle, 40 yıldır Kıbrıs Türk Kesimi'nin tepesinde bir de.
Oysa bahtsız Abdullah Gül, Brüks
eller'den: 'Annan, planı değiştiriyor' diye beyaz buketler yollama telaşındaydı.
Annan hakikaten; Kıbrıs planında değişiklik yapacağını, hatta önümüzdeki haftalarda Ankara'ya gelerek tüm bu değişiklikleri açıklayacağını belirtiyor.
Ama hakiki bir Zamanla
Oynama Virtüözü olan Denktaş'ın, Papadopulos'un seçilme ihtimalinden daha önceleri söz edişini, hatırlıyorum. 'Görürsünüz siz bakarkörler gününüzü!' misali.
Ve de başka bir Çökelek olan Klerides'in: "Ne bana dokunun, ne Denktaş'a; kimse bizim kadar iyi t
op çeviremez," feryatlarını.
Kapalı kapılar ardında Büyük Türk Danışmanı Mümtaz Soysal'la Denktaş'ın karşılıklı sağ ellerini şaklatarak, nasıl da çocuklar gibi şen, kahkahalar içinde Müzikli Sandalyeler (Halk arasında: Sandalye Kapmaca) oynadıklarını fila
n fantazilemek o kadar da güç değil hakçası.
Konuyla ilgili en isabetli lafları da bence, bugün seçim yapılsa, KKTC halkının ezici tercihi olacak CTP Başkanı M. Ali Talat etmiş: "Rum halkı 40 yıllık lideri değiştirdi ama maalesef biz bunu gerçekleştiremed
ik. Ancak Türk halkı da ruhunda, vicdanında bu değişikliği yapmıştır. Papadopulos'un seçilmesinde bazı olumsuzlukların yanında, olumlu yanlar da var. Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümünü isteyen AKEL'in desteğiyle kazandı" demiş, Mehmet Ali Talat.
Hakik
aten elinizi vicdanınıza koyup söyleyin: 40 yıldır azimle, sebatla, inatla çözümsüzlük üreten Denktaş'tan; onun Yang'ı/Jerry'si/Hacivat'ı Klerides'ten daha fenası, daha kafa karıştırıcısı, daha imkânsızlık yaratıcısı olabilir mi?
Bence mümkün değil.
Kler
ides de EOKA'cıydı.
Klerides de sağcıydı.
Ama diyelim AKEL'in desteğini almış olması, Taze Bir Kan olarak müzakerelerin başına geçecek olması, beni Papadopulos'tan daha bir ümitkâr olmaya iteliyor.
İki ucu pisli değnek durumlarını tamamen göz ardı edebi
lir miyiz? Edemeyiz.
Ama böylesine tıkanıklıkların, basiretsizliklerin, imkânsızlıkların yaşandığı topraklarda, DAİMA kitleler SAĞ'a ve hatta aşırımsı SAĞ'a meylediyorlar. Bakınız: Türkiye.
KIBRISLI gazetesinin şu lafları: "Giden EOKA'cı, gelen EOKA'cı,
bizdekiler de İLHAKÇI olursa, çözüm şansı var mı?" İnsanı bağrından yaralıyor.
Denktaş'ın Kıbrıs'ta çözümsüzlükten vazgeçemeyeceği bunca aşikârken, bilmiyorum bu ciddi bir talihsizlik midir, yoksa dua edercesine inanmaya çalıştığım gibi: Hiçbir denklem Kl
erides/Denktaş ikilisinden kötü sonuç veremez/veremezdi zaten.
Darısı bizim başımıza.
Darısı bizim başımıza.
Yoksa Denktaş, Yokuşa Sürme uzmanlığına, yeni şahikalar eklemekte hiçbir beis görmeyecek.

Kıbrıs'ta 'hayır' kazandı

Gündüz Aktan

19/02/2003 RADIKAL

Kıbrıs Rum tarafında seçimlerin sonucu sürpriz oldu. Papadopulos'un ilk turda kazanacağı tahmin edilmiyordu. Klerides'in ikinci turu az farkla da olsa kazanacağı düşünülüyordu. Dış politika işte böyle belirsizliklerle dolu. Tüm tutumunuzu her şeyin olduğu gibi devam edeceği varsayımına göre ayarlıyorsunuz. Sonra beklenmedik bir gelişme oluyor. Ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Tevekkeli dememişler, 'Hiç beklemediğinizi en çok beklemelisiniz' diye.
Klerides kazansaydı, yakında son versiyonu elimize geç
ecek Annan paketini imzalayacak mıydı? Bence bu ihtimal sanıldığı kadar yüksek değildi. Ama Klerides bunu açıkça söyleyemedi. Belki de bu yüzden, Annan paketine açıkça karşı çıkan rakibi karşısında seçimi kaybetti.
12-13 Aralık 2002'de yapılan Kopenhag zi
rvesinde alınan kararla Güney Kıbrıs'ın adanın tümünü temsilen AB üyesi olması kararlaştırıldı. Bu kararın metni öyle kaleme alınmış ki, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasa da geçerliliğini koruyor. Ama o noktada durmuyor. Rumlar, Annan paketini imzalamasalar bile AB üyesi oluyorlar. Hatta Türk tarafı imzalamış olsa, Rum tarafıysa imzalamasa yine AB'ye giriyorlar. Bu bir yorum ya da tahmin değil, bir duyum. Böylesine saçma bir seçenekle karşı karşıya isek, basınımızın görevi bunu De Soto-Weston-Hannay'a doğrulatmak veya yalanlatmak olmalı.
Eğer bu duyum doğruysa, iki temel soruya cevap bulmamız gerekiyor. Kıbrıs Rumları, Annan paketini imzalamazlarsa dahi AB üyesi olacaklarsa, önce üye olup, sonra da Türk tarafının AB üyesi olmak için her türlü ödüne hazır olduğu varsayımıyla, kabul edilmesi çok zor olan bir paketi sunma yolunu seçmeleri doğal olacak. O zaman ilk soru Sn. Denktaş'ın Annan paketini müzakere etmekle neyi amaçladığı oluyor. Zira Annan paketini imzalamak dahi Kıbrıs Türklerini Rumlarla birlikte AB ü
yesi yapmaya yetmiyor.
Rumların, Annan paketini imzalamadan AB üyesi olmaları halinde, Türk tarafının Annan paketinden
de ağır bir Rum-Yunan öneri paketini kabul etmesine de imkân bulunmadığına göre, Türkiye'nin AB üyeliği serüveninin sona erip ermeyeceği ikinci soruyu oluşturuyor..
Bu noktada hafızamızı tazelemekte yarar olabilir. Sn. Erdoğan'ın Atina ziyaretinin hemen ertesinde, bir AB toplantısından dönen Papandreu'nun Yunan basınına verdiği demeçten, Verheugen'ın Kopenhag zirvesinde Güney Kıbrıs'ın AB
üyesi olması ve Kuzey Kıbrıs'ta AB mevzuatının uygulamasının askıya alınması önerisinde bulunduğunu öğrenmiştik. Bu öneriye karşı Papandreu, Kuzeyin zaman içinde tanınmasından endişe ettiğini söylemişti. Şimdi Kopenhag'da kabul edilen Verheugen'ın bu önerisinin Türkiye'nin AB üyeliğini tam olarak tıkadığını görüyoruz.
Tabii, AB üyeliğini tüm dış politika hedeflerinin üstünde tutan bazı arkadaşlarımız, 'Türk tarafı Annan paketinin 2. versiyonunu Kopenhag zirvesi sırasında imzalasaydı bu duruma düşmemiş ola
caktık' diyebilirler. Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılıp Radikal'de yazmaya başladıktan sonra bakanlığın dış politika konularında aşırı ketum olmasının yanlış, hatta zararlı olabileceğini açık şekilde gördüm. Türk basınında birçok köşe yazarı 2002 yılı boyunca Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün tek nedeni olarak Sn. Denktaş'ı gösterdi. Zira karşı taraf basına geniş bilgi verirken, biz olan biteni bir sır gibi sakladığımızdan, De Cuellar paketi ile Butros Ghali 'Fikirler Dizisi'nin hemen tümüyle Sn. Denktaş tarafından kabul edildiğini ve Rum tarafınca reddedildiğini hatırlamıyor, hatta bilmiyorlardı. Bu gizlilik perdesi Kopenhag zirvesi hakkında da devam ediyor ve bizim haksızlığımıza hükmedilmesine yol açıyor.
AB eğer Miloşeviç'in paralarını aklayan, Küçük Kaymaklı katl
iamına katılmış bir eski EOKA teröristinin Annan paketini imzalamaması halinde dahi, Rum tarafını Kıbrıs'ın tümünü temsilen AB üyesi yaparsa, Türkiye'yi AB üyesi yapmak istemediğini, bu amaçla Kıbrıs sorununu kullandığını, Türk-Yunan ilişkilerini ve Doğu Akdeniz'i bilerek istikrarsızlık ve çatışmaya ittiğini kabul etmekten başka çaremiz kalmayacak.
Kaderimiz buysa bunu da yaşarız.

Çözüm için fazla zaman kalmadı

Papadopulos'a rağmen BM ve AB Kıbrıs'ta çözüm için uğraşacak. Peki Kıbrıslılar çözümü gerçekten istiyor mu?

19/02/2003 RADIKAL

Kıbrıs için kalıcı bir çözüme ulaşılması ihtimalinin önü önceki güne kadar nispeten açıktı; başarı şansı da adanın 1974'te etnik temelde bölünmesinden bu yana hiç olmadığı kadar fazlaydı. Ne var ki Kıbrıs devlet başkanlığı seçimlerinde Tassos Papadopulos'un, adanın geleceğine ilişkin yürütülen görüşmelerde daha sert bir çizgi izleme vaadiyle kazandığı zafer, kalıcı barışa yönelik umutları tehdit ediyor.
Kıbrıs'ın 2004'te AB'ye girme şansı doğmasının, birleşme olmaksızın bi
rliğin dışında kalacak Türk tarafını anlaşma yönünde teşvik edeceği umuluyordu. Ne de olsa yeniden yapılanma ve kalkınma için adaya akacak AB yardımından en fazla yarar sağlayacaklar, Kıbrıs Türkleri olacaktı. AB'nin etkili makamlarında bir Kıbrıslı Türk'ün varlığı, Türkiye'nin üyelik sürecini de hızlandırabilir, en azından Türkiye'nin çıkarlarının kollanmasını sağlayabilirdi. Velhasıl şartlar bir anlaşma için çok uygundu.
İyimserliğin en büyük nedeni, adadaki iki toplumu gevşek bir federasyon çatısı altın
da, İsviçre konfederasyonu esaslarına benzer bir biçimde birleştirmeyi öngören BM planıydı. BM'nin en deneyimli plancılarının maharetle ortaya çıkardığı bu 'kantonlaştırma' planı ağır koşullar içeriyor, ama epey geniş bir destek alacağa benziyordu. Nitekim yeni bir bayrak belirlenmesi için yarışma bile açılmıştı. Ancak anlaşma planı, göçmenlere sürüldükleri yerlere dönme hakkı tanımayacaktı, Papadopoulos'un istediği ise tam da buydu.
16 Nisan'da AB'ye üyelik akdi imzalanmadan önce, neredeyse 30 yıl sonra a
dayı birleştirebilecek anlaşma için BM müzakerecilerinin tayin ettiği son süre olan 28 Şubat giderek yaklaşıyor. Kıbrıs Rumları, tercihlerini Papadopulos'tan yana yaparak, pazarlıklarda fiilen bir son dakika kozu oynuyor olabilir. Muhtemelen, Türk ordusunun Atina'da Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleşmesi amacıyla planlanan enosisi önlemek amacıyla adanın kuzeyini işgal etmesinin ardından yitirdikleri mülklerin bir kısmını daha kazanmak istiyorlar.
Ortada uğraşılması gereken daha önemli uluslararası sorunların
durduğu bir dönemde bile AB ve BM, Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varılması için tüm güçlerini
ortaya koyacaktır. Sorun, Kıbrıslıların bu anlaşmayı gerçekten isteyip istemediği.

Kıbrıs'ta yeni durum

19/02/2003 RADIKAL

Tasos Papadopulos'un Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle Kıbrıs'ta meydana gelen siyasi değişikliğin önemini anlatmak için derin alanizlere gerek yok. Kıbrıs Rum halkının, Kıbrıs Türk tarafı ile neredeyse 40 yıl müzakere yapan bir devlet adamını böylesi bir kritik dönemde değiştirmeye karar vermesi yeni ve son derece ciddi bir gerçeği ortaya koyuyor.
Kıbrıs Rum halkı, Kıbrıs sorununa Annan Planı temelinde bir çözüm için zaman sürecinin son derece daraldığı, hatta bitmek üzere olduğu ve Türk uzlaşmazlığının hızlı ve özlü gelişmeler
için iyimserliğe yer bırakmadığı bir sırada liderini değiştirdi.

Ulusal cephe kurulmalı
Ancak, Türk tarafının tavrından bağımsız olarak, Annan Planı'nın ufukta beliren başarısızlığının nedeninin Kıbrıs Rum tarafına mal edilmesi tehlikesinden kaçınılması için ulusal bir cephenin oluşturulması, beraberliğin korunması gerekmekte. Zaten, Denktaş'ın ve çalışma arkadaşlarının, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin liderinin değişmesinin, aynı zamanda Kıbrıs Rum tarafının tavrını değiştirdiği anlamına geldiğini söylemeleri te
sadüf değil.
İşte bu yüzden yeni lider Papadopulos bir an önce Yunanistan ve Kıbrıslı Rum tarafındaki yetkililerle görüşmeli, yeni yönetimin hangi müzakere çerçevesinde hareket edeceği bir an önce belirlenmeli.
Kesinlikle unutulmaması gereken bir şey var: Atina için Kıbrıs sorununun çözümü için Annan Planı'nın kabul ya da reddedilmesinde tek yetkili var, o da Rum tarafı.

Tasos Papadopulos adını ilk defa ne zaman işittiniz?

Hakkı Devrim

19/02/2003 RADIKAL

Hatırlamıyorum filan demeyin, geçen pazar gününe kadar işitmediğinizden ben eminim. O sizin:
– Vardı bu isimde biri, ama... dediğiniz Yorgi Papadopulos'tur, Atina'daki 1967 askerî darbesini hazırlayanlardan biri. Başbakan, Savunma ve Dışişleri Bakanı, Dev
let Başkanı bile oldu. Sonra devrildi, ömür boyu hapse mahkûm edildi (1975).
Tasos Papadopulos (Yorgi'yle bir akrabalığı var m'ola ki?), Kıbrıs Rum kesiminde Glafkos Klerides'in başlıca muhalifi ve rakibiymiş meğer. İtiraf ederim ki ben de pazar günü öğre
ndim.
Hayır, Kıbrıs konusuna girmiyorum. Benim derdim başka.
Klerides'in gelmişi geçmişi, huyu suyu ve Denktaş'la eskilere dayanan arkadaşlığı konusunda fikir sahibiyiz. Onunla nerelere kadar gidilebileceği hakkında da bir fikrimiz var. Rum kesiminde seç
imlerin eli kulağındaydı, bunu da biliyorduk. Peki:
– Klerides kaybederse ne olacak? Kim gelecek yerine? Onunla görüşüp anlaşma daha mı kolay olacak, yoksa büsbütün çıkmaza mı girilecek?
Hiç fikrimiz yoktu, değil mi?
Fikrimiz, diyorum. Sayılarının çok o
lmadığını tahmin ettiğim bilgili meslektaşlarım beni bağışlasın, okuru-yazarı hepimiz, Kıbrıs'ta Kirye Tasos Papadopulos'un varlığından bihaberdik.
Önemli bir noksanımız bu bizim; işi, sizleri bilgilendirmek olanların ayıbıdır, demek daha doğru olur.
Jap
onya'da 2003, Türkiye Yılı olarak değerlendiriliyor. Bir modacı huysuzluk edip, hareket etmek üzere olan Tokyo uçağından son dakikada inmeseydi bu önemli kutlamadan da, neredeyse haberimiz olmayacaktı.
ABD'nin Irak'la savaş kararını uygulanamaz kılmak içi
n bütün dünya ayağa kalktı. Yalnız Londra'daki gösteriye katılanların sayısı bir milyonu buldu dediler. Yüzlerce büyük şehirde harekete geçenlerin sayısı on milyonun üstünde; bütün dünyada...
Türkiye'de de bu karşı çıkışa öncülük edenler var. Arkalarından
giden sayısı azdı. Bir Dakika Karanlık hareketi de cılız kaldı bu sefer. Basın-yayın, kitleleri harekete geçiremediği için!
Dün Deniz Baykal, dünyamız daha önce «Bu düzeyde, bu çapta, bu evrensellikte bir tepki ortaya koymamıştı» dedi. Haklıydı.
Asıl kü
reselleşme budur?
Gene gerisinde kalacağa benzediğimiz...

. . . . . . . . . . . . .

Denktaş Bakanlar Kuruluna bilgi verdi

KKTC Bakanlar Kurulu'nun bugünkü toplantısına bir süre başkanlık eden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Bakanlar Kurulu'na, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

Bakanlar Kurulu toplantısına yaklaşık bir saat başkanlık eden Denktaş, toplantıdan ayrılırken yaptığı kısa açıklamada, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ile dün akşam yaptığı görüşme hakkında Bakanlar Kurulu'na bilgi verdiğini belirtti. Denktaş, ''Kıbrıs konusunda gelinen son aşamayla ilgili olarak hükümetle güzel bir tartışma yaptıklarını'' da kaydetti.

Denktaş, ''Yeni bir gelişme var mı?'' sorusu üzerine, ''yeni bir gelişme olmadığını'' söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın ayrılmasının ardından, Bakanlar Kurulu toplantısına, Başbakan Derviş Eroğlu başkanlığında devam edildi.

HURRIYET 19/02/2003

Türkiye, AB toprağını işgal etmiş olur

Zeynel LÜLE / BRÜKSEL

AB komisyonu üyesi Verheugen, ‘‘Kıbrıs çözülmezse Türkiye AB toprağında işgalci güç olur’’ dedi. Dışişleri Bakanı Yakış bir süre önce, Türkiye'nin böyle bir suçlamaya maruz kalabileceğini söylemiş ve büyük tepki almıştı.

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu Temsilcisi Günter Verheugen, Rum Kesimi'nin AB'ye resmen üye olacağı Mayıs 2004'e kadar Kıbrıs sorunu çözümlenemediği takdirde Türkiye'nin AB toprağında işgalci güç olacağını söyledi.

Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış da Kıbrıs sorunu çözümlenemediği takdirde ‘‘Türkiye, AB toprağında
işgalci güç olduğu’’ şeklinde suçlamalara maruz kalınabileceğini söylemiş ve bu sözleri büyük tepki toplamıştı.

Verheugen, NATO asamblesinde bir grup NATO ülkesi parlamenterlerine yönelik yaptığı konuşmada Kıbrıs konusuna değindi. Kıbrıs Rum Kesimi'nin çö
züm olsa da olmasa da Mayıs 2004'te AB üyesi olacağını belirten Verheugen, 'Bu durumda Türkiye, bir AB ülkesinin topraklarının bir bölümünü işgal etmiş duruma düşecektir. Bu durum göz önüne alınmalı' dedi.

HURRIYET 19/02/2003

Kıbrıs'ta iyi haber

Yeni planda Karpaz Rumlara verilmiyor, adada kalacak Türk göçmenlerin sayısı artırılıyor

20/02/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs çözüm planında yapmaya hazırlandığı değişiklikler konusunda Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafların nabzını yokluyor. Annan, yeni planını sunmak için 24 Şubat'ta Atina-Ankara-Lefkoşa turuna çıkacak. Rum basını yeni planın ana unsurlarını yayımlayıp Türk tarafına açılımlar yapıldığı yorumunu getirdi. KKTC lideri Rauf Denktaş plandaki değişiklikleri değerlendireceklerini söylerken, Denktaş ve Dışişleri yeni Rum lideri Tasos Papadopulos hakkında olumsuz tablo çizdi.
Denktaş, dün De Soto'yla görüşmesinin ardından gazetecilerin Rum basınına sızan yeni planla ilgili sorularıyla karşılaştı. Önce "Gazete hab
eri üzerine yorum yapmak halkımıza haksızlık olur" diye geçiştiren Denktaş, sonra "Belgenin esasında felsefesi yanlış. Felsefesi bir Rum cumhuriyetine Kıbrıs Türkü'nü monte etme felsefesidir. Bu değişiklikler eğer yapılmışsa, genel felsefesi içerisinde değerlendirmek lazım. Benim gördüğüm kadarıyla, şurasını bıraktık, ama burada veriyoruz veya alıyoruz şeklinde denge kurulmaya çalışılmıştır. Esas felsefe ve yaklaşım değişmiş değildir" görüşünü dile getirdi. KKTC lideri, yine de planı ancak gördükten sonra değerlendirebileceklerini belirtti.
Denktaş, önceki akşam Annan'ın ziyaretini değerlendirirken, BM Genel Sekreteri'nin karşısına kabul edemeyeceği bir planla çıkmamasını söylemişti. Bayrak TV'ye konuşan KKTC lideri, "Gidişat Annan'ın eli boş döneceğini gös
teriyor. O zaman prestiji etkilenir. Prestiji etkilenmesin diye bize, kabul edemeyeceğimiz baskılara kalkarsa ve buna rağmen biz bu baskılara boyun eğmezsek o zaman tabiatıyla iyi niyet görevinin de sonu gelebilir. Annan adaya gelişinde sadece dinlemekle yetinebilir" demişti.

Ölüm emri
Bu arada bir gazetecinin Denktaş'ın 1967'de gizlice adaya gelişinde Rum güçlerine yakalanmasının ardından, Papadopulos'un Denktaş'ın 'ölüm' emrini verdiğini söylemesi dikkati çekti. "Sizin ölüm emrinizi vermiş biriyle bir masada bir araya geleceksiniz, bu nasıl olacak?" soru üzerine, Papadopulos'un kendisi için ölüm emrini verdiğini bildiğini söyleyen Denktaş, "Bir araya gelirsiniz. Bu siyasette her şey olur. Zannedersem 'Allah acıdı da seni öldürtmedim, ne iyi etmişim öldür
medim' diyecek" yanıtını verdi.
Yeni Rum liderinin muhatapları konumunda olduğunu belirten KKTC lideri, "Halkımızın çıkarı ve Kıbrıs meselesinin halli için Rum lideriyle, kim olursa olsun görüşmek mecburiyetimiz vardır" diye konuştu.

'Papadopulos'un bagajı beraberinde'
Dışişleri Sözcüsü Yusuf Buluç da, dünkü basın toplantısında, Papadopulos'un adanın siyasi hayatında oynadığı rolün eskilere gittiğini belirterek, "Papadopulos kimliği bilinmeyen bir lider değil. Aksine oldukça ağır ve EOKA'cı kimliği de taşıyan bir bagajı beraberinde getirmekte" dedi. Papadopulos'un önceki açıklamalarına atıf yapan Buluç, "Çözüme nasıl baktığını, herkesten önce Rum halkı iyi biliyor. Kendisi ilk turda seçildi. Bu bilinçli bir tercihi yantısıyor" serzenişinde bulundu. Denkta
ş, Papadopulos'la ilk görüşmesini Annan'la birlikteyken yapacağını öngörüyor.


Yeni planın dört unsuru
1- Toprak konusunda harita değişiyor. Büyük ihtimalle Karpaz iade
edilecek topraklara dahil olmayacak. Fakat geri dönecek Rumların sayısı aynı (85 bin).
2- Çözümden sonra da adada kalacak olan Türk göçmenlerin sayısı 50 bine yükseliyor.
3- Rumların Türk idaresindeki bölgelere dönüşü için öngörülen süre uzatılıyor.
4- Türk idaresinde kalacak olan bölgeye geçecek Rumlar, iki parça devletin senatodaki
temsiliyet oranlarının değişmemesi için senato seçiminde oy hakkına sahip olmayacak.

Çözüm Ankara'da

Denktaş'ın inadını ancak Türkiye kırabilir. Rumlar çözüme yanaşmazsa AB, Kıbrıs'ın üyeliğini onaylamayı ciddi ciddi gözden geçirmeli

20/02/2003 RADIKAL

Tassos Papadopulos'un pazar günü yapılan Kıbrıs Rum başkanlık seçimlerinde kazandığı beklenmedik zafer, 1974'ten bu yana Türk ve Rum toplumları arasında bölünmüş durumdaki adada konfederal güç paylaşımı olarak sunulan BM planına gölge düşürdü.
Gerçi Papadopulos yenilgiye uğrattığı Klerides'ten daha az ihtiyar, ama Kıbrıs'ın hiçbir şey öğrenmeyip hiçbir şey unutmayan Burbon krallarını andıran milliyetçi politikacılarından biri.
Buna karşılık Papadopulos da olası bir çözüme ilişkin uzlaşmacı ifadeler kull
anıyor. Sırf çözüm yanlısı AKEL'in desteğini kazanmak için böyle bir tutum alıp almadığı belirsiz. Ancak bu belirsizlik bir an önce bitmeli, çünkü Kıbrıs'ta anlaşmaya önce varılması için zaman giderek azalıyor.
Adanın AB'ye katılım anlaşması 16 Nisan'da i
mzalanacak. Herhangi bir çözüm anlaşmasının da bu tarihten önce her iki toplum tarafından da referandum yoluyla kabul edilmesi gerekiyor. Bu yüzden BM Genel Sekreteri Kofi Annan, anlaşma için en uygun tarihi 28 Şubat olarak belirledi. Anlaşma yapılmaması halinde AB, Rumları tek başına kabul edecek. Bu sadece adadaki bölünmüşlüğü keskinleştirmekle kalmaz, AB'ye katılmak için didinip duran Türkiye ile AB arasında filizlenen ilişkileri de zedeler.
Annan, zaman giderek azalırken Türkiye ve Yunanistan'ın, Kıbrı
slı liderleri hizaya getirmeleri için, Kıbrıs'ın yanı sıra gelecek hafta Ankara ve Atina'ya da ziyaretlerde bulunacak. Doğrusu Annan, diplomatik becerisi açısından sıkı bir sınavla karşı karşıya.
Adanın müreffeh Rum tarafındaki anlaşma karşıtları, her hal
ükârda AB'ye girecekleri için çözümü yokuşa sürüyor. Ancak liderleri de bugüne kadar uluslararası toplumu tepkisini çekmemeyi başardı. Emektar Kıbrıs Türk lideri Rauf Denktaş'ın uzlaşmazlığı sayesinde Rum tarafı Annan Planı'na karşı sessiz muhalefetini sürdürebildi. Papadopulos'un seçilmesinin ardından artık bu blöfü görmenin zamanıdır.
Ankara incelikli bir süreç başlatabilir. Yeni iktidar AKP, Türkiye'nin 1974'teki Yunan güdümlü darbe girişiminin ardından Türkiye'nin ele geçirdiği Kıbrıs'ın yüzde 36'sını
generallerin ve bürokratların aksine stratejik bir malvarlığı olarak değil bir koz olarak kavramış görülüyor. Kıbrıslı Türklerin geniş katılımlı gösterilerle bir anlaşma için sabırsızlıklarını ve AB'de yer edinme isteklerini göstermesine rağmen, inatçı Denktaş'ın ödün vermesini yalnızca Türkiye sağlayabilir.
Hayli güç olsa olsa eğer Denktaş tutumunu yumuşatırsa Papadopulos ve çevresi de kartlarını açmak zorunda kalır. Böyle bir durumda ola ki Rum yönetimi uzlaşmaya yanaşmazsa o zaman AB üyesi ülkeler, yeni
den bütünleşme fırsatını yakalamış ancak liderliği kendi eliyle barış şansını tepmiş bir ülkenin AB'ye katılımını onaylama konusunu ciddi cidi gözden geçirmeli.

Denktaş'ı kim durduracak?

KKTC lideri çözüme direnip AB yolunu tıkayarak hem kendi halkının mezarını kazıyor hem Türkiye'ye komplo tezgâhlıyor

20/02/2003 RADIKAL

MEHMET ALİ TALAT
KKTCCumhurbaşkanı Rauf Denktaş coştukça coşuyor ve tüm dünyaya meydan okuyor. Denktaş'ın salvolarından kurtulan yok... Rum tarafı, AB, BM, Genel Sekreter Kofi Annan, Danışmanı Alvaro de Soto ve çaktırmadan -ve bel altından- Türkiye hükümeti bu salvolardan nasiplerini alıyorlar. Denktaş, 65 milyonluk Türkiye'yi de peşinden uçuruma sürüklüyor. Ve ne yazık ki Kıbrıs Türk halkı nezdinde hiçbir desteği kalmamış Denktaş'ı o uçuruma sürüklediği Türkiye'deki bazı güçler destekliyor. Bunlar Türkiye'ye Denktaş eliyle harakiri yaptırmaya çalışıyor.
Irak savaşına yoğunlaşmış Türkiye'nin zafiyetinden yararlanan Denktaş, Kıbrıs'ı kaşla göz arasında ve çözüm takviminin dönüm noktaları
arasından kaydırarak bir kez daha ve geri dönülmez biçimde çözümsüzlüğe mahkûm ettiriyor.

28 Şubat'ın önemi
28 Şubat, Annan Planı'nın kabulü takviminde son derece önemli bir tarih. Bunun nedeni 16 Nisan'da Kıbrıs ile AB arasında üyelik anlaşmasının imzalanacak olması. 28 Şubat'la 16 Nisan arasında ise 30 Mart'ta her iki parça devlette Annan Planı'nın kabulü ile birlikte Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğinin aynı soru kâğıdında ve tek bir 'evet' veya 'hayır'la cevaplanacağı, ayrı ayrı yapılacak referandumlar öngörül
müş. Ya çözüm
ve AB üyeliği ya da hiçbiri... 30 Mart'la 16 Nisan arasında ise AB Genel İşler Konseyi Kıbrıs'a özel -aslında Kıbrıs Türklerine özel-ayrıcalıkları Kıbrıs'la ilgili anlaşma metnine dahil edecek ve
16 Nisan'daki imzaya hazır hale getirecek.
İşte böylesine bir ucu ucuna takvim yetiştirilmeye çalışılırken tarafların tutumlarına şöyle bir göz atalım:

Tarafların tutumları
Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs sorununun çözümünü AB üyesi olduktan sonraya ertelemek için can atıyor. Bazen yerinden doğrulup ifade de ediyor ama gelecekte başlarına bela almak istemeyen BM ve AB yetkililerinin öfkeli göz açmalarıyla gerisin geriye oturuveriyor. Aslında bu noktada şimdiki Yunan hükümetiyle de galiba biraz ayrılık yaşıyorlar. Türkiye'nin gelecekteki düşmanlığından ç
ekinen Yunanistan pek ardına önüne bakılmadan bir çözüme ulaşmayı tercih ediyor. 600-700 bin kişilik bir Rum toplumu ve Türk kontrolündeki 3 bin 500 kilometrekarenin altındaki bir toprak parçası için dev Türkiye ile ilişkileri bozmak istemiyor.

Türk tarafına gelince:
Bu bağlamda çözümün AB üyeliği sonrasına ertelenmesi için Yunanistan'dan bile güçlü destek bulamayan Rum tarafının imdadına Denktaş yetişiyor. Denktaş'a göre de bu sıkıştırmaya, Kıbrıs sorununun çözümünü AB takvimine uydurmaya gerek yok. Rumların korkarak söyleyemedikleri ve 'Nasıl olsa Denktaş söylüyor, biz isteksiz görünmeyelim' düşüncesiyle sessiz kaldıkları konularda bu işi dünyaya da meydan okuyarak yapan olduğuna göre kendi açılarından bir sorun yok.
Öte yandan KKTC Başbakanı Eroğlu da
Kıbrıs Türk halkına 'Merak etmeyin Türkiye'nin onayına sunduğumuz bir ekonomik paket var, Gül Kıbrıs'a gelince görüşüp onaylayacak, böylece paralar akacak, biz de size eskisi gibi dağıtacağız' anlamına gelen sözler geveleyip duruyor. Bu komik yaklaşım Kıbrıs Türk'ünü Başbakan'ın da tanımadığını gösteriyor.
Evet doğrudur, Kıbrıs Türk toplumunun çözüm ve AB isteği ile sürdürdüğü hareketlenmenin başlangıcında ekonomik yıkımın etkisi büyük olmuştu, ama artık bu statükonun sürdürülebilir olmadığı inancının peki
şmesiyle onları durdurmak için ekonomik paket vaadi işe yaramaz. Kıbrıs Türk halkının hareketi ekonomik değil, kimliğini koruma, dünyayla bütünleşme ve Türkiye'nin de önünü açma mücadelesi.
Kim ne derse desin bunca zamandır yardımını aldığı Türkiye'ye bel
ki de tarihinde ilk kez yardım etme olanağı yakalayan Kıbrıs Türk halkı bu nedenledir ki Türkiye'den gelen ve çözümü desteklediği anlamı çıkarsadığı her mesajı büyük bir heyecanla karşılar oldu. Denktaş'ın davranışlarının kendisi yanında Türkiye'yi de felakete sürüklediğini anladıkça öfkesi büyüdü. İnanılmaz büyüklükte mitingler düzenledi. 28 Şubat yaklaşırken her akşam artan sayıdaki yerleşim yerlerinde 'barış ateşleri' yakarak barış kararlılığını haykırıyor. Önüne geçilmez bir hareketlenmedir gidiyor. Denktaş ve KKTC hükümeti ise halka yabancılaşıp yalnızlaşıyor. En yakın çevreleri bile onları terk ediyor.
Çözümden önce Kıbrıs'ın AB üyesi olması durumunda Türkiye'yi şu olumsuzluklar beklemekte:
1- AB Konseyi üyesi olmuş Kıbrıs, Türkiye'nin AB sürecinin ö
nünde, her aşamada büyük engeller yaratacak, gerekli yerlerde vetoya dahi başvurabilecek. İlk etapta 2004 yılı sonunda Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirip getirmediğine bakılırken Kıbrıs tam üye olmuş olacak ve Helsinki zirve kararları gereği Kıbrıs sorununun çözülüp çözülmediği de Türkiye'nin yükümlülükleri arasında görülecek.
2- Kopenhag zirve kararlarında da öngörüldüğü gibi AB müktesebatının
'ateşkes hattının kuzeyinde' de uygulanabilmesinin yolları aranacak ve tam üye Kıbrıs'ın toprak b
ütünlüğü ve anayasal düzeninin önünde tek engel kalan Türkiye'nin adadaki varlığının sona ermesi zorlanacak. Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın çok doğru olarak işaret ettiği gibi AB topraklarını 'işgalin' sona erdirilmesi istenecek. Yani uluslararası ilişkiler bağlamında Kıbrıs sorunu Rumların iddia ettiği gibi bir 'işgal' sorununa dönüşecek.
3- Rumların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açmaya başladığı Loizidou benzeri davalar Türkiye'nin taciz edilmesini dayanılmaz boyutlara getirecek.
4- Bu çatışmalar Türkiye'nin Avrupa Konseyi ile ilişkilerinin gerginleşmesine hatta Konsey'den çıkarılmasına kadar gidebilecek.
5- Türkiye Cenevre Konvansiyonu'na aykırı olarak askeri operasyon düzenlediği bir bölgeye sivil nüfus aktararak ve hatta tapu dağıtarak
'savaş suçu' işlemekle itham edilebilecek. Nitekim Klerides'in Annan'a yazdığı ve Denktaş'ın da bildiği bir mektupta bu niyet açıkça yer almakta.
6- Türk-Yunan ilişkileri bozulacak ve eski gerginliklere dönülebilecek.
7- Kıbrıslı Türklerin göçü nedeniyle
Türkiye'nin adadaki varlığı sorgulanmaya başlanacak. (Unutulmamalı ki Türkiye'nin Kıbrıs'taki görev ve sorumlulukları Kıbrıs'ın 'stratejik' öneminden değil Kıbrıslı Türklerin varlığından kaynaklanmakta).
8- Sorun sadece Yunanistan, Kıbrıs ve AB ile sınır
lı kalmayıp Türkiye uluslararası hukukla takışır hale gelecek.
9- AB ile ilişkileri bozulan Türkiye yeni ekonomik yıkımlarla karşı karşıya kalacak ve Kıbrıs'la ilgili baskılar yüzünden AB ile çatışacak, belki de AB'den vazgeçecek.
Türkiye'nin AB sürecini
n Kıbrıs sorununun çözümünü zorunlu kılması nedeniyle bu sürecin önünün tıkanması, 'çözümsüzlüğü çözüm' olarak gören Denktaş'ı ziyadesiyle memnun edecek.

Denktaş'tan sonra tufan
İşte bu nedenle Denktaş, Türkiye'deki AB karşıtlarıyla ittifak içerisinde hareket etmekte, artık tam anlamıyla azınlığa düşmüş bu grupları teker teker Kıbrıs'a davet ederek, devlet parasıyla yedirip içirerek, desteklerini almakta ve Türkiye'nin içini karıştırmaya çalışmakta. Denktaş için kendisinden sonra tufan.
Kıbrıs sorununun
çözümü için yürütülen görüşmelerde Denktaş'ın kesinlikle müzakere etmemesi ve kabul edilmesi mümkün olmayan önerilerle çözümü imkânsızlaştırması ve üstelik kendisine danışman ve koordinatör olarak da artık Türkiye'de miadını doldurmuş Mümtaz Soysal'ı seçmesi inanılır gibi değil. AB düşmanı, Mümtaz Soysal ve Haluk Kabaalioğlu gibi profesörlerin yol göstericiliğinde hem Kıbrıs Türk halkının mezarı kazılmakta hem de Türkiye'ye büyük bir komplo tezgâhlanmakta.
Neden antlaşmanın altında imzası bulunacak olan Tü
rkiye hükümetinin ayağını kaydırmaya çalışan onca şahsiyet Denktaş'la birlikte görüşmelerde yer almakta? Neden Türkiye'de seçimlerde barajı geçemeyen, 1500 kişilik mitingi toplamakta zorlandığı gözlemlenen siyasi hareketler Denktaş tarafından Kıbrıs'a davet edilerek Türkiye Hükümetine hakaretler yağdırılmakta?
Nedeni açık. Çünkü tümü de Türkiye'nin AB üyeliğini berhava etmek istemekte. Kimi, AKP hükümetini zayıflatmak için, kimi AB'ye ilkesel olarak
karşı olduğu ama bu gerçeği açıkça söyleme cesaretine sa
hip olmadığı için, kimi Avrupa ülkelerinin içtenliğine güvenmediğinden Kıbrıs kozunu elden bırakmamak için.
Dev Türkiye tankerini çeken küçücük Kıbrıs römorkunun kaptanının ne yapmak istediğini sorgulamak isteyen yok mu? Türkiye körü körüne sürüklenip git
meye boyun mu eğecek? İsyan eden ve kaptanını denize atma niyetini açıkça ortaya koyan Kıbrıs Türk halkına karşın kaptan desteklenmeye devam mı edilecek? Kıbrıs Türklerine ve Türkiye'ye yazık ediliyor.

İşte yeni paket

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetinin oluşturulacak ekonomik politikalar için hazırladığı ve Türkiye hükümetine öneriler şeklinde sunduğu yeni paketin tam metnini yayınlıyoruz:

TİCARET:
1. K.K.T.C'nin transit ticaret ve ihracat artışını sağlamak amacı ile K.K.T.C.'nin tümü serbest bölge ilan edilmelidir.
2. Türkiye Mersin Gümrükler Başmüdürlüğü Girne ve Magosa limanlarında geçici personel görevlendirmeli, tüm gümrük işlemleri sözkonusu personelce burada tamamlanmalıdır..
3. Devlet laboratuvarı Turkiye akreditasyon kurumunca akredite edi
lebilecek konuma getirilmelidir.
4. Belirli mallar dışında ithalatta fon ve gümrük vergileri kaldırılmalıdır.
5. Acentelik yasası tekel oluşturacak yapıdan arındırılarak yeniden düzenlenmelidir.
6. Askeri kantinlere sivillerin girişi önlenmelidir.
7. KKTC'
ye tüm ürünlerin serbestçe girişine olanak tanınmalı ancak yerli ürünlerin korunmasına yönelik koruma oranları ilgili sektörlerle birlikte belirlenmelidir.
8. Tüketici koruma yasası, rekabet yasası gibi yasalar süratle yürürlüğe konulmalıdır.

İSTİHDAM

9. K.K.T.C. vatandaşlarının istihtamını sağlamak için teşfik edici önlemler alınmalıdır. Bu doğrultuda;
Özel sektörde çalışan K.K.T.C vatandaşı sayısında artışı sağlayabilmek maksadı ile ilave alınacak personel için,
A) Bir önceki yıla ek alınacak ilave perso
nelin sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarının tamamı devlet tarafından karşılanmalıdır.
B) İstihtam edilen kalifiyeli eleman sayısının artışını sağlamak amacı ile de ilgili sektöre uygun meslek lisesi , turizm okulu, fakülte veya yüksek okulu mezu
nu istihdam edilen ilave ek K.K.T.C. vatandaşı için aylık belli bir parasal destek teşvik olarak sağlanmalıdır.
10. KKTC yurtaşı istihtamını özendirmek amacı ile işletmelerin yeni yaratacakları ilave istihtam sayısına göre gelir ve kurumlar vergi oranların
da indirime gidilmesi sağlanmalıdır.
11.Devlet teskilatının yeniden yapılandırılması çalışmaları süratle tamamlanmalıdır. Bu calışmalar yapılırken kamuda ihtiyaç duyulan alanlar belirlenerek bu alanlara istihtam yapılabilme olanağı sağlanmalıdır. Ayrıca ka
mudaki terfiler açılarak bu noktadaki sıkıntılar aşılmalıdır. Düzenlemelerin yapılması sırasında yapılacak tespitler sonucunda, teknik ve kariyer gerektiren uzman personel için, atama yapılmalıdır. Atanan, bu personelin yetiştirilmesi amacı ile Türkiye'deki dairelerde veya üniversitelerde, ihtiyaca göre staj, master ve doktora eğitimine, gönderilebilme olanağı yaratılmalıdır.
12. Kendi işini kurmak isteyen genç girişimcilere T.C. KOSKEP tarafından eğitilmiş uzman personelce "girişimcilik kursu" verilmelidir
.
13. İş kurmak isteyen genç işsizlere uygun ödeme koşullarında 10 milyar liraya kadar faizsiz kredi verilmelidir.
14. Müracaatları halinde tüm KKTC vatandaşlarına, Türk vatandaşlığı verilmesine yönelik bir kanun çıkartılmalıdır.
15. Türkiye devlet memurluğu giriş sınavına tüm KKTC vatandaşların girebilmelerine imkan sağlanmalı ve herhangi bir kamu kurumuna girişi Kabul edilenler otomatik olarak TC vatandaşlığına alınmış sayılmalıdır.
16. Türkiye'den calışmak amacıyla gelecek kişilerle ilgili prosedür şu ş
ekilde işlemelidir.
* Halen KKTC'de calışmakta olan T.C. vatandaşları için, geçmişe yönelik bir af çıkarılmalı ve KKTC'de kalış sürelerine göre bunlara 1-3 yıl arasında sürekli veya süresiz çalışma izni verilmelidir. KKTC'ye son bir yıl içinde gelmiş ve iş
siz olanlara ise altı aylık geçici çalışma izni verilmelidir. Bunlara çalışma izni verilmesinde pasaport şartı aranmamalıdır.
* Belirlenen bir tarihten sonar adaya çalışmak amacıyla gelecekler, Çalışma Dairesi'nce Mersin ilinde kurulacak büro aracılığı ile
adaya pasaportla gelmelidir. Bu büro aracı olmadan gelecek kişilere Çalışma izni verilmemelidir. Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler derhal sınır dışı edilmelidir.
* KKTC Çalışma Dairesi mevcut talepleri ve muhtemel talepleri dikkate alarak, M
ersin bürosu aracılığı ile isçi sevki yapmalıdır. KKTC'ye gönderilecek işçiler sağlık raporunu Türkiye'den temin ederek KKTC'ye çalışma ya hazır vaziyette gönderilmelidir. KKTC'ye gelen işçilere giriş limanlarına en yakın ilçe işçi bulma kurumunca altı aylık geçici çalışma izni verilmeli ve işçi talebi bulunan ilçe işçi bulma kurumuna veya bir talep üzerine getirilmiş ise doğrudan ilgili işyerine gönderilmelidir. Muhtemel iş talepleri dikkate alınarak getirilen işçiler ise ilçe işçi bulma kurumunca kaydı yapılmalı ve işverenlerin taleplerine göre sevkleri yapılmalıdır. Altı aylık süre sonunda, bu süre içindeki çalışma durumu ve işverenlerin taleplerine bağlı olarak üç yıla kadar sürekli calışma izni verilebilmelidir.
* En az beş yıl kayıtlı ve sürekli çalışmış olanlara süresiz çalışma izni verilmelidir. 1-3 yıl çalışma izni olanların çalışma izin süreleri, herhangi bir olumsuz durum söz konusu olmadığı sürece süre bitiminde kısa bir işlemle uzatılmalıdır.
* KKTC vatandaşı olanların KKTC vatandaşı olamamış eşl
eri ve çocukları ile Türkiye'den sürekli görevle KKTC'ye atanmış olan kamu görevlilerinin eşleri ve çocuklarına Mersin bürosundan gönderilme şartı olmadan çalışma izni verilebilmelidir.
17. Beş ilçe merkezinde, Çalışma Dairesi'ne bağlı işçi bulma merkezler
i oluşturulmalıdır. Bu merkezlerde işsizlerin bekleyeceği mekanlar yapılmalıdır. Bu merkezler online olarak birbirlerine bağlanmalı ve bir merkezden talepte bulunan işçi ve işverene tüm ada çapında bilgi verilebilmelidir. Bu merkezlerde işçi sevkleri yapılırken öncelikle KKTC vatandaşı işsizlere teklif yapılmalıdır.
18. İşyeri sahipleri işçileri ise başlatmadan sosyal sigortalara bildirimde bulunmalıdır.
19. Çalışma izninin uzatılmaması veya Çalışma veya oturma izni bulunmaması nedeniyle sınırdışı edilecekl
er için önceden Lefkoşa Büyükelçiliği'ne bilgi verilmelidir.

TURİZM
20. İnşaatı devam eden 4 ve 5 yıldızlı turizm yatırımlarının tamamlanabilmesi için finansman desteği sağlanmalıdır.
21. İnşaatı yarım kalmış 4 ve 5 yıldızlı otel olabilecek yarım inşaatların bitirilebilmesi için yatırımcı bulunmalı ve bu amaçla finansman desteği sağlanmalıdır.
22. Mevcut otellerin doluluk oranlarının artırılması amacıyla yapacakları ilave yatırım ihtiyaçları için finansman desteği sağlanmalıdır.
23. Mevcut otellerin, finan
sman giderlerinin azaltılması amacıyla borçları yeniden yapılandırılmalı ve bu çerçevede ek finansman ihtiyaçları karşılanmalıdır.
24. 32, 33, 34 ve 35 no'lu tedbirler kapsamında, işletmelerde dışarıdan sermaye koyabilecek ortak alınması teşvik edilmelidir
.
25. Mevcut otellerin kalkınma bankasına olan borçları yeniden yapılandırılmalı. Faizlerinde tatmin edici indirimler yapılmalıdır.
26. Yeni turizm yatırımları için, devletin elindeki arazilerin tesbiti amacıyla bir envanter açlışması yapılmalıdır.
27. Tur
izm alanı olarak tesbit edilen ve halen orman alanı olarak gözüken bölgeler orman kapsamından çıkarılmalıdır.
28. Yeni turizm alanı olarak belirlenen yerlerde, hukuki sorunlar çözüldükten sonra buralara gerekli altyapı yatırımları yapılmalıdır. (Yol, su, e
lektrik, kanalizasyon, telekomünikasyon, arıtma gibi)
29. Yeni turizm alanlarında başlayacak 4 ve 5 yıldızlı otel inşaatları için uygun koşullarda kredi desteği sağlanmalıdır.
30. Yurt dışı seferlerde uçakların Türkiye'ye inip-kalkmak zorunluluğu nedeniyle
meydana gelen ek gider sübvansiye edilmelidir.
31. Yolcu başına ödenen havaalanı hizmet tarifesi bakımından Türkiye-KKTC seferleri yurt dışı sefer sayılmamalı, yurt için tarifesine tabi olmalıdır. DHMİ ait havaalanlarında bu uygulama hemen başlamalı, özel
sektöre ait olan İstanbul Atatürk ve Antalya havaalanlarında ise ilgili firmalarla ve mevcut sözleşmeler çerçevesinde bir çözüm bulunmalıdır.
32. KKTC havaalanlarında alınmakta olan çeşitli ücretler de buna paralel olarak indirilmelidir.
33. Yeni pazarlar
da (Almanya-İsviçre) başlayacak seferler için ulaşım destek projesi başlatılmalıdır.
34. Mevcut pazarlarda, özellikle kış dönemünde otellerde konaklama kaydı getirilerek doğrudan bilet ücretlerine katkı yapılmalıdır.
35. KTHY ile THY arasında bir işbirliği
protokolü imzalanmalı, THY tarafından çeşitli merkezlerden İstanbul'a ve Antalya'ya taşınan yolcular, buradan KKTC'ye KTHY ile taşınabilmelidir. KTHY bu amaçla her iki saatte bir bu merkezlerden dolmuş seferi yapacak küçük uçaklar edinmelidir.
36. KTHY bi
let fiyatlarını ve tarifeli seferlerini en az bir yıl önce ilan etmeli, internet üzerinden bilet satış imkanı getirilmelidir.
37. Küçük oteller için turizm fonu garantisinde, toplu rezervasyon garantisi ve bilet indirimi imkanı getirilmelidir.
38. Küçük ot
ellerin tanıtım ve pazarlanması için broşür, reklam ve diğer alanlarda destek yapılmalıdır.
39. Deniz ulaşımında, "Mavi yolculuk" konforunda yeni gemilerin edinilmesi için kredi desteği sağlanmalıdır.
40. Taşucu çıkış limanında, belediyenin aldığı yüksek l
iman ücreti düşürülmeli veya bu sağlanamazsa yolcu çıkışları Seka Limanı'na alınmalıdır. Polis Vakfı adına bağış alınması uygulaması da kesin bir talimatla yasaklanmalıdır.
41. KKTC limanlarında yolculardan alınan ücret yeniden düzenlenmeli, ilk olarak Hav
a Kurumu ve Güvenlik Kuvvetleri Vakfı için yapılan kesintiler derhal kaldırılmalıdır.
42. Girne Limanı, yolcu salonları rahat giriş-çıkış sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmeli ve yolcu bagajlarının taşınması usulü çağdaş uygulamalar esas alınarak değişti
rilmelidir.
43. Ercan Havaalanı terminal binası yeniden düzenlenmelidir.
44. Özel ilgi turizminin geliştirilmesi için gerekli yatırım ve tanıtım yapılmalıdır. (Basınç odası, İncirli Mağara, plajların yeniden düzenlenmesi, kiliselerin ve yolların tamiri, go
lf sahaları yapılması, çim futbol antrenman sahaları yapılması gibi)
45. Yabancılara, belirli bir miktarın üzerinde satın aldıkları ithal mallar için ödedikleri KDV ve diğer tüm gümrük vergi ve fonlarının liman ve havaalanında iadesine imkan veren tüzük yü
rürlüğe konulmalıdır.
46. Turizm alanında ihtiyaç duyulacak personelin eğitimi için bir proje başlatılmalıdır.
47. Yaşlı Avrupa ülkesi turistlerine yönelik olarak fizik-tedavi ağırlıklı ek yatırımlara finansman desteği sağlanmalıdır. (Kapalı havuz, sauna g
ibi)
48. Turistlerin ada içinde konforlu seyahatlerinin temini için klimalı yeni otobüs ve minibüs temin edecek kişi ve kuruluşlara uygun koşullarda kredi desteği verilmelidir.
49. Orman alanları içinde dinlenme ve piknik alanları yeniden düzenlenmeli, bu
alanlar turistler için alternatif gezi alanları olarak planlanmalıdır.
50. Internet siteleri yoluyla pazarlama amacıyla, seyahat acentası ve otellere destek yapılmalıdır.
51. Seyahat acentalarına telefon görüşmeleri ve fax giderleri otellere pazarlayabildi
kleri yolcu sayısı esas alınarak ücret iadesi yapılmalıdır.
52. Türkiye'ye yönelik büyük bir tanıtım ve reklam kampanyası başlatılmalıdır. ("Haydi herkes Kıbrıs'a" Kıbrıslı kardeşlerimize destek için bu yıl herkes Kıbrıs'ta tatile gitmeli esasına dayalı bi
r tanıtma kampanyası) bu çerçevede broşür basımı ve büyük gazetelerde reklam verilmesi gibi konularda Tanıtma Fonu'ndan finansman desteği sağlanmalıdır.

SANAYİ
53. Türkiye'de önde gelen ilk 100 sermaye grubuna (büyük devlet KİT'leri dahil) KKTC'de birer yatırım yapmaları konusunda görev verilmelidir.
54. THY uçakların onarımları ve periyodik bakımları için Geçitkale Havalimanı'na bir hangar ve bakım atölyesi yatırımı yapmalıdır.
55. Petkim Genel Müdürlüğü, kendi alanında bir yatırım yapmalıdır.
56. Sermaye
grupları, Türkiye'deki herhangi bir alandaki yatırımlarına hammadde veya yedek parça sağlayacak bir tesis yapmalıdır. Araba yedek parçaları, dayanıklı tüketim malları yedek parçaları, tarıma dayalı sanayi tesisleri, iplik veya tekstil sanayi tesisleri, elektronik yedek parçaları gibi.
57. Mevcut sanayi kuruluşlarının Kalkınma Bankası'na olan borçları yeniden yapolandırılmalı, faizlerinde tatmin edici indirimler yapılmalıdır.
58. Mevcut sanayi kuruluşlarının finansman yükleri hafifletilmeli ve bu amaçla kre
di desteği sağlanmalıdır.
59. İhracat yapan sanayi kuruluşlarının (süt ve süt ürünleri ile narenciye ürünleri hariç) KIB-TEK'e ödeyecekleri Kws ücreti 5 cent düzeyinde tutulmalıdır.
60. Yurt dışı fuarlara katılım halinde destek yapılmalıdır.
61. Yurt dışı
reklam ve pazarlama faaliyetlerine katkı yapılmalıdır.
62. Üretilen ürünlerin dünya pazarlarına sunulabilmesi için gerekli olan standartların yakalanması ve belgelendirilmesi için yapılacak masraflara katkı sağlanmalıdır.
63. Araştırma ve geliştirme projel
erine uygun koşullarda kredi veya hibe yardımında bulunulmalıdır.
64. Ürün kalitesini artırıcı ve maliyetleri düşürücü yeni tevsi yatırımlarına uygun koşullarda kredi verilmelidir.
65. Tarımsal üretime dayalı sanayi tesislerinin kurulmasına teşvik verilmel
idir.

TARIM
66. Narenciye alanlarında uygulanmakta olan damla sulama projesi bir an evvel tamamlanmalı, bu proje damla sulama yapılma imkanı bulunan tüm alanlar tamamlanıncaya kadar sürdürülmelidir.
67. Doğrudan gelir desteği uygulanmasına planlandığı gibi 2003 yılında başlanmalıdır.
68. Tarımsal üretim amacıyla kullanılmış bulunan kredilere ilişkin olarak yeniden yapılandırma programı uygulanmalı ve yüksek faizli krediler için bazı destek programları uygulamaya konmalıdır.
69. Sera kurmak isteyen üreticil
ere yönelik olarak bir kredi programı başlatılmalıdır.
70. Belediyelerle işbirliği yapılarak beş ilçe merkezinde üreticinin doğrudan mallarını satabilecekleri haller kurulmalıdır.
71. Orkinos çiftliği ve su ürünleri işleme tesisleri kurulmasına yönelik pro
je desteklenmeli, bir an önce tamamlanması için gerekli her türlü gayrete gösterilmelidir.
72. Mevcut balıkçıların avcılık imkanlarının artıtılması, teknelerinin yenilenmesi ve büyütülmesi amacıyla başlatılan proje genişletilerek sürdürülmelidir.
73. Balık
çı barınaklarının iyileştirilmesine yönelik yatırımlara devam edilmelidir.
74. Sertifikalı damızlık hayvan üreteimi teşvik edilmeli ve bunların Türkiye'ye ihracına yönelik olarak başlatılan çalışmalar genişletilerek devam ettirilmelidir.
75. Hayvan yemini
kendisi yapmak isteyen üreticilere, yem tesisleri kurmaları için gerekli kredi desteği verilmelidir.
76. Geri kalmış yörelerdeki işsiz gençlere, damızlık küçük ve büyük baş hayvan verilmesi ve bu şekilde istihdam yaratılmasına yönelik bir proje başlatılmalıdır.
77. Sertifikalı tohumluk üretimi ve ihracına yönelik bir proje başlatılmalı, gerekli teknik elemanların yetiştirilmesi dahil bu alanda her türlü destek sağlanmalıdır. Bu amaçla hazırlanmış yasa tasarısı bir an önce yürürlüğe konulmalıdır.
78. KKTC ge
nelindeki göletlerde mevcut toplanan suyun ve Haspolat Arıtma Tesisleri'ndeki arıtılmış suyun daha verimli kullanım ve dağıtımı için bir proje başlatılmalıdır.
79. Zeytin ve harup bahçelerinin damla sulamaya geçilmesi, bahçelerin bakımı ve gübre kullanılma
sı gibi hususlarda yeni bri proje başlatılmalıdır.
80. Ürün fazlası bulunan tarımsal alanlarda, alternatif ürünlerin yetiştirilmesi için özendirici bir proje başlatılmalı, arz ve talebin dengede tutulabilmesi için üretim planlaması yapılmalıdır.
81. Tarıms
al biyoteknoloji alanında yatırım yapılması teşvik edilmeli ve Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamları ile işbirliği içinde dünyanın önde gelen firmaları KKTC'ye davet edilmelidir.

YÜKSEK ÖĞRETİM
82. ODTÜ kampüsü yatırımları hızlandırılarak devam etmelidir.
83. Tüm üniversitelerin dış ülkelerde ortak tanıtımı için başlatılan proje daha da yaygınlaştırılarak devam ettirilmelidir.
84. Üniversitelerin Türkiye'de ortak tanıtımının yapılmasına yönelik bir proje başlatılmalıdır.
85. Özel üniversitelerin eğitim kal
itesinin artırılmasına yönelik teknolojik destek verilmeye devam edilmelidir.
86. Türkiye'deki vakıf üniversitelerinde de KKTC'li öğrencileree kontenjan ayrılması için görüşmeler yapılmalı, devlet üniversitelerindeki kontenjanların ise artırılması hususu Y
ÖK başkanlığınca değerlendirilmelidir.
87. KKTC üniversitelerinde okuyan KKTC vatandaşı olan öğrencilere, Türkiye'deki devlet üniversitelerinde bir sömestre dönemini aşmamak üzere eğitim ve staj imkanları oluşturulmalı, bu amaçla üniversiteler arasında öğr
enci mübadelesi programları hazırlanmalıdır. Bu konuda yüksek öğretim kurulunca üniversitekere görev verilmelidir.
88. Üniversitelerin uluslararası tanınmışlığı için çok önemli olan tanınmış kuruluşlarca akredite edilmeleri halinde bu amaçla yaptıkları mas
raflara katılımı sağlayan bir proje başlatılmalıdır.
89. DAÜ bünyesinde kurulması planlanan teknoloji merkezi bir an önce kurulmalıdır. Bu merkezde yapılacak araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde çalıştırılacak üniversite mezunlarıan istihdam desteği ver
ilmesi ve araştırma faaliyetlerine katkı yapılması konularında bir proje başlatılmalıdır. Bu merkezin başarılı olması halinde gerektiğinde diğer üniversiteler bünyesinde de benzer merkezler kurulmalıdır.
90. Karpaz bölgesinde, Milli Piyango İdaresi Genel M
üdürlüğü'nce 2003 yılı içinde DAÜ için hazırlık okulu ve yurt binası yapılmalıdır.
SAĞLIK
91. Tıp fakültesinin kuruluş için gerekli inşaat yatırımlarına bir an önce başlanmalıdır. Tıp Fakültesi inşaatı için İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nca asgari 5 mi
lyon ABD dolarlık bir bağış yapılmalıdır.
92. Genel Sağlık Sigortası uygulamasına geçilmelidir.
93. Hastanelerde döner sermaye sistemine geçilmelidir.
94. T.C. Sağlık Bakanlığı'nca satın alınan ambülanslardan üç adedi KKTC'ye hibe edilmelidir.
95. Burhan N
albantoğlu Hastanesi yeni poliklinik inşaatı 2003 yılı içinde tamamlanmalıdır.
96. Yeni Erenköy Sağlık Merkezi onarımı yapılacak yeni binaya 2003 yılı içinde taşınmalıdır.
97. Mağusa Devlet Hastanesi'nin onarımına başlanmalıdır.
98. Kanser hastalarının ted
avisine yönelik özel bir merkez yapılmalıdır.
99. Bülent Ecevit Rehabilitasyon Merkezi 2003 yılı içinde tamamlanmalıdır.
100. Lapta Huzurevi tamir edilerek 2003 yılı içinde hizmete açılmalıdır.

KAMU YÖNETİMİ, YOLSUZLUK VE PARTİZANLIK İLE MÜCADELE
101. Kamu görevine alınacak personelin seçiminde sözlü sınav kaldırılmalı, merkezi test usulü ile yazılı sınav yapılmalı. Yazılı sınav sonuçları optik okuyucu ile sınavın bitiminden itibaren 1 saat içinde açıklanmalı, ayrıca bir işlem gerekmeden bu sınavda en yüksek puan alanlar atanmalıdır.
102. yolsuzlukların önlenmesi için Polis Genel Müdürlüğü bünyesinde özel bir birim kurulmalı, bu birime yapılan tüm başvurular sayıştay ile işbirliği halinde değerlendirilmeli ve yapılan tespitler süratle savcılığa intikal etti
rilmelidir.
103. adaletle ilgili vatandaş şikayetlerini en aza indirilmesi için ilgili yargı organlarında işbirliği içinde bir proje başlatılmalıdır.
104. Nüfus İdaresi tam otamasyona geçirilmeli ve her vatandaşa tek numara verilmelidir. Bu numara ayni zam
anda sosyal güvenlik, sağlık sigortası, vergi dairesi gibi diğer alanlarda da aynen geçerli olmalıdır.
105. İTEM Yasası kapsamındaki tapu işlemleri 2003 yılı içinde tamamlanmalıdır.

BANKACILIK VE MALİ PİYASALAR
106. Bankalara ait kurumlar vergisi oranı % 5'e indirilmeli uluslararası bankacılık işlemlerindeki vergiler sembolik seviyelere getirilmeli ve KKTC'ye, dünyada dolaşan uluslararası sermayenin bir bölümünün çekilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bu düzenlemeler Rum tarafının AB üyeliği ile
kaybedeceği offshore şirket ve bankaların KKTC'ye kaymasının sağalayacak düzenlemeleri de içermelidir.
107. Tasfiye halindeki veya yönetimleri fona devredilmiş bankaların alacaklarının tahsili için gerekli tüm işlemler ivedilikle başlatılmalı ve sonuçlandırılmalıdır. Gerektiğinde bu konuda yapılan çalışmaları hızlandırmak için Türkiye'den geçici uzman talebinde bulunulmalıdır.

ALT YAPI YATIRIMLARI
108. Tüm köylerin içme suyu şebekeleri 2003-2004 yılı içinde değiştirilmelidir.
109. Köy içi yollar ve köy yollarının asfatlanma programı artırılarak devam ettirilmelidir.
110. Kuzey sahil yolunun diğer bölümleri de mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip ihaleye çıkılmalıdır.
111. Türkiye'den (Büyük belediyeler, yatırımcı kuruluşlar vs.) hibe veya geçici tah
sis suretiyle sağlanacak geniş çaplı bir araç parkı ile 2003 yılında tamamı bitirilmek üzere ada çapında tüm tarla yolları düzenlenmeli veya stabilize hale getirilmeli, dereler ve göletler temizlenmeli orman yollarının ve sahiile inen yolların bakımı yapılmalıdır.
112. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kordinatörlüğünde camisi olmayan köylere yeni camiler yapılmalıdır. Türkiye'de belirli il müftülükleri belirli köylerin camii yapımının üstlenmeli ve camiler 1 yıl içinde tamamlanmalıdır. Camilere o ilin ismi ver
ilmelidir. Mevcut tip projenin maliyeti 150 bin ABD Dolarıdır.

EĞİTİM, KÜLTÜR VE SOSYAL POLİTİKALAR
113. Öğrenci ve öğretmenlerin Türkiye'ye toplu olarak gezi yapmaları desteklenmeli ve bu gezilerde askeri ve siyasi makamlarla işbirliği yapılarak mutlaka psikolojik yönlendirme yapılmalıdır.
114. Kıbrıslı ve Türkiyeli gençlerin KKTC'de birlikte düzenledikleri etkinlikler, spor kulüpleri desteklenmelidir.
115. Kıbrıslı gençler, Türk Sanat Müziği ve Türk Halk müziği ile Türkiye'de oynanan halkoyunlarına özen
dirilmelidir. Bu konuda amatör topluluk kurmaları halinde müzik aletleri yapılması veya yarışmalar yapılması ve özendirici ödüller konulması planlanmalıdır. Gerektiğinde bu konuda yetişmiş sanatçıların amatör koro kurmaları hususunda yönlendirme ve mali destek yapılmalıdır.
116. Kıbrıslı ve Türkiyeli gençlerin evlenmeleri teşvik edilmelidir kurulacak bir "Türk kardeşlik vakfı" aracılığı ile bu çerçeve de yapılan evliliklere katkı verilmelidir.
117. Türkiye'de okumakta olan Kıbrıslı gençlerin Türkiyeli gençl
erle kaynaşmaları için Kıbrıslı gençlerin okudukları tüm ünüversitelerde rektörlüklerce programlar yapılmalıdır.
118. Kıbrıslı gençlerin tamamı bir dini eğitim almamaktadır. Milli eğitim bakanlığının denetiminde Din İşleri Dairesi'nce camilerde veya devlet
kontrolünde açılacak kuran kurslarında gerekli dini eğitimin verilmesi hususunda bir program başlatılmalıdır.
119. Atatürk Öğretmen Akademisi'nin DAÜ'ye eğitim fakültesi olarak katılması sağlanmalıdır. Akademi DAÜ'ye bağlandıktan sonra akademik kadrolar t
edricen istenilen şekilde değiştirilmelidir.
120. Milli Eğitim Bakanlığı'nda sendikaların etkisi azaltılmalı, sendikalara mali güç sağlayan kooperatifler üzerinde durulmalıdır.
121. Sporda ambargoların kaldırılabilmesi için, Türkiye Milli Takımları ile sp
or temaları başlatılmalı ukuslar arası kuruluşlarca verilecek cezalar İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürülmelidir.
122. KKTC Spor kulüplerinin desteklenmesi ve spora yönelik yatırımlar artırılarak devam ettirilmelidir.
123. Fen Lisesi ve Bülent Ecevit Anado
lu Lisesi, tüm sınıflara kurulacak bilgisayar ve projeksiyon cihazı ile elektronik destekli öğretime geçirilmeli ve 2004 yılından itibaren ise her yıl bir okul bu seviyeye çıkarılmalıdır.
124. Türkiye Jokey Klübünce, at yarışları hasılatından KKTC'ye hibe
tartan pist yaptırılmalıdır.
125. Türkiye Futbol Federasyonunca KKTC futbol kulüplerine yıllık asgari 500 milyar yardım yapılmalıdır.
126. İlçe merkezlerinde desteklenecek sivil toplum örgütlerince, çok amaçlı toplum merkezleri kurulmalı bu merkezlerde int
ernete bağlı bilgisayarlarda kurslar verilmesi Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği amatör toplulukları kurulması, tiyatro grupları kurulması, halk oyunu gurupları oluşturulması gibi faaliyetler yapılabilmelidir.

TEŞVİK UYGULAMASI
127. Türkiye Kalkınma Bankası aracılığı ile kredi verilecek yatırımların seçimi için bir komisyon oluşturulmalı, uygulanmalıdır. Teşvik kapsamında yapılacak yatırımların önündeki engeller tümüyle kaldırılmalı ve gerekli bürokratik işlemler süratle tamamlanmalıdır. Teşvik verilecek
yatırım knuları gözden geçirilmeli, örneğin tıp fakültesinin kuruluyor olması nedeni ile fizik tedaviye dayalı turizm, sağlık işletmeleri dışında sağlık alanında teşvik verilmemelidir.

DİĞER KONULAR
128. KKTC vatandaşı olmayan veya çalışma izni olmayan veya oturma izni olmayan TC vatandaşlarınn 3 ay içinde Türkiye'ye dönmeleri sağlanmalıdır. Bu süre içinde gönüllü döneceklere gerekli mali yardımlarda bulunulmalıdır. Bu süre sonunda dönmemiş olanlar polis zoruyla sınır dışı edilmelidir.
129. "Serbest yüks
ek teknoloji bölgeleri" kurulması için gerekli koşulları ve teşvik tedbirlerini içeren bir yasal düzenleme ivedilikle yapılmalıdır.
130. KKTC'de Türkiyeli -Kıbrıslı ayrımına neden olan sosyal ve psikolojik sebeple ünüversitelerden görevlendirilecek bilima
damlarınca tespit edilmeli, bu tespitlere göre çözüm önerileri geliştirilmelidir.
131. Yardım heyeti bünyesinde görev yapmak üzere büyükelçilikle talep edilecek geçici teknik personel, Türkiyedeki ilgili kuruluşlarca ivedilikle görevlendirilmelidir.
132. T
ürkiye Cumhuriyeti'nce KKTC'de geçici olarak görevlendirilecek personel için başbakanlıktan izin almak zorunluluğu kaldırılmalı, bu amaçla yapılacak harcamalar tasarruf genelgesi dışında mütalaa edilmelidir.
133. Sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fo
nu tarafından KKTC'ye yapılan yardımlar arttırılarak yaygınlaştırılmalıdır.
134. Türkiye ile KKTC arasındaki yolcu gidiş gelişlerinde, sadece çıkış limanında bilgisayara kayıt yapılması, bu kayıdın online olarak çıkış kapısına gönderilmesi, çıkış kapısında
sadece listedeki isimler ile kimliğe bakılarak geçiş izni verilmesi sağlanmalıdır.
135. Lefkara işi ve diğer Kıbrıs'a özgü el sanatlarının geliştirilmesi, desteklenmesi, internet dahil pazarlanması için bir çalışma yapılmalıdır.
136. Yabancı sermayenin K
KTC'ye gelişine engel olan tüm uygulamalar kaldırılmalıdır. Yabancı yatırımcılara ait tüm işlemleri en geç 3 gün içinde bitirilmesini sağlayacak bir büro kurulmalıdır.
137. Esnaf ve zanaatkarlardan işlerini geliştirmek, yeni aletler almak, ucuz malzeme te
min etmek isteyenlere uygun koşullarda kişi başına 10 milyar lirayı geçmemek üzere kredi verilmelidir.
ASKERLİK
1. Zorunlu uzun süreli askerlik kaldırılması ve askerlik kısa süreli (30 günlük) temel eğitimle sınırlandırılmalıdır. Yurtdışında ikamet eden KKTC vatandaşları için bu eğitim süresinin bedelli olarak yapılmasına olanak verecek düzenlemeler yapılmalıdır.
2. Profesyonel askerlik uygulamasına geçilmelidir.

HALKIN SESI 20/02/2003

Denktaş: 'Kimse bana zorla imza attıramaz'

Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın adayı ziyaretinde taraflara baskı yapması durumunda, iyi niyet görevinin sonunun geleceğini belirterek, ''Zannederim bunu yapmaz, bizim neler istediğimizi biliyor. Kimse bana zorla imza attıramaz'' dedi.
Denktaş, Bayrak Televizyonu'n
da yayımlanan Akis programında yaptığı açıklamada, gidişatın, Annan'ın Kıbrıs'tan elinin boş döneceğini gösterdiğini ifade ederek, ''O zaman prestiji etkilenir. Prestiji etkilenmesin diye, eli boş dönmesin diye bize, kabul edemeyeceğimiz baskılara kalkarsa ve buna rağmen biz bu baskılara boyun eğmezsek o zaman tabiatıyla iyi niyet görevinin de sonu gelebilir. Biz de bunu istemiyoruz. Kimse de bunu istemiyor'' dedi.
Denktaş, ''Genel Sekreter elinde bir belge ile gelirse ve 'bunu ya imzalayın ya bu iş biter'
derse ne olur?'' sorusuna karşılık, ''Zannedersem bunu söylemeyecek kadar tecrübeli bir diplomattır. Çünkü ben devamlı surette neyi kabul edebileceğimizi, neleri kabul etmeyeceğimizi söylüyorum. Kimse benim boynumu kıracak değildir. Halkımın kabul edemeyeceği, halkımı mahkum edecek bir anlaşmayı imzalamadım diye bana her şeyi söyleyebilirler ama kimse benim bu elimi alıp imzayı attıramaz zorla'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Genel Sekreter'in ziyareti sırasında ''olmazsa olmazlarını'' içeren bir anla
şmanın önlerine gelmesi durumunda teferruata bakmayacaklarını belirterek, haritanın mutlaka ortadan kalkması gerektiğini, konuşarak yeni bir haritanın hazırlanabileceğini söyledi.
Türkiye'den Annan planının imzalaması için herhangi bir baskının gelip gelme
diğinin sorulması üzerine Denktaş, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ve Ankara ile herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığını söyledi.
YENIDUZEN 20/02/2003


DENKTAŞ BAKANLAR KURULU TOPLANTISINA BAŞKANLIK ETTİ
Bakanlar Kurulu’nun dünkü toplantısının Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın başkanlığındaki bölümü bir saat sürdü.
Cumhurbaşkanı Denktaş toplantıdan ayrılırken, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’yla önceki akşam yaptığı görüşme hakkında Bakanlar Kurulu’na bilgi verdiğini ve Kıbrıs konusunda gelinen son aşamayla ilgili olarak hükümetle güzel bir tartışma yaptıklarını belirtti.
Denktaş, “yeni bir gelişme var mı” yönündeki soruya karşılık ise, yeni bir gelişme olmadığını söyledi.

Plandaki sıkıntılar gideriliyor!

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bölgeye yapacağı ziyaret sırasında taraflara sunması beklenen yenilenmiş üçüncü planda dört temel konuda değişikliğin yer alacağı ve Rumların ısrarla istediği Karpaz'ın Türk tarafına bırakıldığı öne sürüldü.
Rum Fileleftheros gazetesinde
yer alan habere göre, Annan yeni planında Türk tarafına yönelik bazı açılımlar yapacak.
Toprak konusunda haritada değişikliğe gidildiğini belirten gazete,Annan'ın değişikliklerinin,
''Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ve Ankara'nın ortaya koyduğu tezleri tatmin ettiği'' yolunda bilgiler bulunduğunu yazdı.
BM'nin, önümüzdeki hafta sunacağı planın içeriği konusunda Ankara ve Atina'nın nabzını yokladığı ifade edilen haberde, 4 temel noktada yapılan değişiklikler şöyle sıralandı:
''1- Toprak konusunda harita değ
işiyor. Büyük bir ihtimalle Karpaz iade edilecek toprak içinde yer almayacak. Fakat geri dönüş yapacak Rumların oranı ve sayısı aynı kalıyor (85 bin).
2- Çözümden sonra da adada kalacak olan Türkiye'den gelenlerin sayısı 50 bine yükseltiliyor.
3- Türk id
aresi altındaki bölgelere dönecek Rumların geri dönüşleri için öngörülen süre uzatılıyor.
4- Kıbrıs Türk idaresi altındaki bölgelere geçecek Rumlar, iki parça devletin senatodaki temsiliyet oranlarının değişmemesi için senato seçimlerinde oy hakkına sahip
olmayacaklar.''
Politis gazetesi de yeni planda dört temel değişiklik yapıldığını,Karpaz'ın Türk tarafında kaldığını yazarken, ''Annan, Ankara-Atina- Lefkoşa üçgenini elinde bu belge ile ziyaret edecek. Türkiye ve Yunanistan'dan onay alması halinde de Kı
brıs'taki iki tarafa sunacak ve derhal yanıt vermelerini isteyecek'' ifadesini kullandı.

NTV: Annan yeni plan üzerinde çalışıyor
Birleşmiş Millletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs çözüm planında yapması beklenen üçüncü değişiklik paketi çerçevesinde Türk tarafının çekincelerini gidermeye yönelik unsurlar üzerinde çalıştığı öğrenildi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, gelecek hafta çıkacağı bölge turu öncesinde, Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Ankara’da yaptığı görüşmelerde yeni çözüm
planında yer alabilecek olasılıklara ilişkin bilgi verdi.
Edinilen bilgilere göre De Soto’nun masaya getirdiği olasılıklar Türk tarafının temel konulardaki çekincelerini gidermeye yönelik unsurlar taşıyor.
Genel sekreterin, Kuzey kesimine göç edecek Rum
vatandaşı sayısını 60 binden 28 bine çekecek ve Kuzey’e yerleşecek olan göçmenlerin hangi parça devletin vatandaşı ise sadece o devletin parlamento seçimlerinde oy kullanmasına yönelik formüller üzerinde çalıştığı öğrenildi.
“Egemenlik iki halktan kaynak
lanır” şeklindeki ifadenin de yeni metne girebileceği belirtiliyor.
YENIDUZEN 20/02/2003


Javier Solana: “Yeni planın sunulacağı kesin”
AB Ortak Savunma ve Dış Politika Yetkilisi Javier Solana Brüksel’de yaptığı konuşmada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni bir belge sunmasının kesin olduğunu söyledi.
Solana, “Annan’ın takvim süresi içinde bir anlaşma olacağı konusunda hala çok umutluyum. Annan’ın yeni belgesini sunması söz konusudur ve bu umarım her iki taraftan da k
abul görür” diye konuştu.
Gazete Solana’nın, BM Genel Sekreteri Annan ve Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’le konuştuğunu, dün akşam yeni Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la da konuşmasının beklendiğini de belirtti.
YENIDUZEN 20/02/2003


Klerides artık görüşmelere katılmıyor
ALİTHİA’ya göre, Rum Yönetimi eski başkanı Glafkos Klerides, dün akşam Brüksel’den adaya dönüşünde verdiği demeçte, Kıbrıs konusundaki doğrudan görüşmelere artık katılmayacağını söyledi.
Klerides, “Kıbrıs müzakere grubunda iki ana görüşmeci olamaz” diye konuştu. Klerides bu nedenle Rum müzakere grubuna katılmayacağını fakat yeni Başkan Tasos Papadopulos’un herhangi bir yardım talebi olursa buna hayır demeyeceğini de belirtti.
Klerides, “Müzakere grubuna başkanlık edecek kişi s
orumluluğu da taşıyan kişidir ve çözüm bulunması halinde imza da atmalıdır. Bu kişi ise yeni başkandan başkası olamaz” diye konuştu.
Klerides, 28 Şubat’a kadar bir anlaşma olmayacağı konusundaki değerlendirmesini de yineledi.
Klerides, BM Genel Sekreteri K
ofi Annan’ın Kıbrıs’a gelişinde, Papadopulos’la birlikte kendisini görmesinin ve muhtemelen Rum Başkanlık Köşkü’nde yapılacak ilk görüşmeye kendisinin de katılmasını ihtimal dışı etmedi.

YENIDUZEN 20/02/2003

BM Genel Sekreteri Annan, hafta sonunda Türkiye`ye gidiyor

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, temaslarda bulunmak üzere 23 Şubat Pazar günü Ankara`ya gidiyor.
TC Dışişleri Bakanlığı`ndan edinilen bilgiye göre pazar günü önce İstanbul`a, ardından Ankara`ya gidecek olan Annan, temaslarına 24 Şubat Pazartesi günü başlayacak.
Temasları çerçevesinde TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Abdullah Gül’le bir araya gelecek olan Annan, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış`la da heyetler arası görüşmelere başkanlık edecek.
Annan`ın ziyareti, kendi adıyla anıla
n Kıbrıs planında varılan son nokta ve Irak`taki gelişmeler açısından önem taşıyor.
YENIDUZEN 20/02/2003

Papadopulos müzakere grubunu belirledi

16 Şubat’ta Rum tarafında yapılan başkanlık seçimlerinin galibi Tasos Papadopulos’un müzakere grubunun yeni üyelerinin Kipros Hrisostomidis ve Tumazos Çelebis olduğu açıklandı.
Haberi veren Rum Radyosu, Hrisostomidis’i Merkezin Yeniden Yapılandırılması Cephesi Başkanı, Kıbrıs sorununa ilişkin pekçok yazısı bulunan bir hukukçu ve Papadopulos’un yakın çalışma arkada
şı olarak tanıttı.
Radyo, Çelebis’in de, AKEL’in Kıbrıs Sorunu Araştırma Grubu Üyesi olduğunu duyurdu.
Hrisostomidis ve Çelebis, Papadopulos’un bu sabah BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto’yla yaptığı görüşmede Papadopulos’a eşlik e
tti. Dün sabah gerçekleşen görüşmede, seçime bağımsız aday olarak katılan ve yüzde 6 oy alan müzakere heyeti üyesi Rum Başsavcı Alekos Markides de hazır bulundu.
YENIDUZEN 20/02/2003

De Soto, Klerides ve Papadopulos’la görüştü

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto BM’nin, Kıbrıs doğrudan görüşmelerinin yeniden başlaması için her an hazır olduğunu açıkladı.
Rum radyosu Soto’nun bu açıklamayı, görevini 28 Şubat’ta devredecek olan Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’le dün sabah gerçe
kleşen görüşmesinden sonra yaptığını duyurdu.
Soto, dün Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides ve halefi Tasos Papadopulos’la ayrı ayrı görüştü.
Radyoya göre De Soto ayrıca, 16 Şubat seçimlerinin galibi Tasos Papadopulos’la dünkü temaslarının, görüşmelerin
yeniden başlaması çabaları çerçevesinde olduğunu söyledi.
De Soto Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Tasos Papadopulos arasındaki ilk doğrudan görüşme için tarih belirtmekten kaçındı.
Radyo Alvaro De Soto’nun, AB yetkilisi Javier Solona’nın 3. planın sunulacağına ilişkin açıklamasını yorumlamaktan da kaçındığını kaydetti.
YENIDUZEN 20/02/2003

Kıbrıs'ta taraflara birer hafta verilecek

BM GenelSekreteri Kofi Annan'ın Ada'ya yapacağı ziyaret sırasında sunması beklenen gözden geçirilmiş üçüncü planın içeriğine ilişkin yanıtlarını vermeleri için Kıbrıs'taki iki tarafa bir haftalık süre tanınacağı öne sürüldü.


Fileleftheros gazetesi, üçüncü planın nihai olacağını savunarak, planda, ''Kıbrıs Türk tarafı için 'bolca şefkat' ve Karpaz'daki Rumlara özel statü verileceğini'' yazdı.

Haberde, ''parça'' devletler yerine ''oluşturucu'' devletli Kıbrıs ifadesinin kullanıldığına işaret edilerek, planın, özde, ''kabul et yada reddet'' prensibiyle sunulacağını, BM'nin bu mantığının, planda yapılacak değişikliklerin sınırlı olması gereğine dayandığını belirtti.

KARPAZ'A ÖZEL STATÜ

Rum basınındaki haberlere göre, yeni planda Karpaz Türk idaresi altında kalacak, ancak daha fazla Rum'un Rum idaresine verilecek topraklara dönebilmesi için başka bir Türk bölgesi Rum tarafına verilecek. Ayrıca Karpaz'da yaşayan Rumlara özel statü verilecek ve güvenlikten BM sorumlu olacak.

Rum Politis gazetesi, yeni Annan planının, Karpaz için, 3. Viyana Sözleşmesi temelinde olacak özel bir statü öngördüğünü yazdı. Bu durumda, Karpaz kökenli Rumlar bir çeşit otonomi hakkına sahip olarak geri dönebilecekler, böylece Karpaz'ın Kıbrıs Türk bölgesi içinde yer alacak, yerel düzeyde özerk idareye sahip olacak ve güvenliğini BM Barış Gücü sağlayacak.

Değişikliklerin ise şunlar olduğu belirtildi:

''1- Karpaz haritadan çıkartılıyor ve yerine, aynı sayıda Rum'un Rum idaresi altında geri dönmesini sağlayacak başka bir bölge koyuluyor.

2-Rum göçmenlerin Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara geri dönmeye başlama zamanları değiştiriliyor ve moratoryum 4 yıldan 6 yılaçıkarılıyor.

3- Türk idaresi altına geri dönecek olan Rumlardan, Kıbrıs Türk devletinin senatosunun oluşturulmasına yönelik seçimlerde oy kullanma hakkı ellerinden alınıyor.

4- Türkiye'den Ada'ya 1974 sonrası gelen Türklerden Ada'da kalacakolanların sayısı 50 bine çıkartılıyor.''

''KARPAZ'DAN VAZGEÇMEYİZ''

Bu arada, Rum Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekili ve EOKA'cı Nikos Samson'un oğlu Sotiris Samson, ''Karpaz'ın Türk tarafına bırakılacağı yönündeki haberlerden büyük üzüntü ve endişe duyduğunu, Karpaz'dan vazgeçmeyeceklerini'' belirtti.

Samson, Mahi gazetesine verdiği demeçte, ''Karpaz'a yönelik böyle bir gelişmeyi hiçbir şekilde kabul etmemeleri gerektiğini'' ifade ederek, ''doğru çözümün Karpaz'dan geçtiği görüşünü savunduğunu'' kaydetti. Samson, yeni Rum lideri Tasos Papadopulos'u, ''Karpaz ve Rum sakinleri için çetin bir mücadele vermeye'' çağırdı.

'3. VİYANA SÖZLEŞMESİ'

3. Viyana Sözleşmesi, 31 Temmuz-2 Ağustos 1975 tarihlerinde Viyana'da yapılan toplumlararası görüşmelerin üçüncü turunda, nüfus mübadelesi konusunda imzalandı. Anlaşmanın içeriği özetle şöyle:

-Güney'de yaşayan bütün Türklerin Kuzey'e geçmelerine izin verilecek. Bu işlem BM'nin yardımları ile yapılacak ve 1975 yılının Eylül ayı sonundan önce sonuçlandırılacak.

-Göç edecek Kıbrıslı Türklerin beraberlerinde sınırlı miktarda gerekli eşyalarını götürme hakları olacak.

-Kuzey'de olup da Güney'e geçmek isteyen Rumlar BM aracılığıyla geçebilecekler. Kuzey'de kalmak isteyenlere ise eğitimlerini sürdürmelerine kolaylık sağlanacak ve başka ihtiyaçları için olanaklargeliştirilecek.''

HURRIYET 20/02/2003

Karpaz Türklerde kalıyor

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 26 Şubat'taki Kıbrıs ziyareti sırasında taraflara sunacağı yeni planda Türk tarafı lehine dört önemli değişiklik yapıldığı öne sürüldü. Rum basınında yer alan iddialara göre yeni değişiklikler şöyle:

HARİTA DEĞİŞECEK

Planla birlikte sunulan haritalardaki oranlar korunacak. Ancak Karpaz bölgesi Türklerin elinde kalacak.

DÖNÜŞ SÜRESİ UZADI

Rum göçmenlerin geri dönüşü için konulan süre uzatılacak. Annan planında Türk bölgelerine yerleşecek Rumların oranının 15'nci yıldan sonra Türk nüfusunun yüzde 28'ine kadar çıkabileceği belirtilmişti. Denktaş, 9 yıllık moratoryumdan sonra Kuzey'e her yıl sadece 750 Rumun gelmesini önermişti.

OY HAKKI YOK

Türk idaresi altında Kuzey'e yerleşecek Rumlar, senato seçimlerinde oy kullanamayacak. Türk tarafı, Rumların parti kurarak senatoda Türklere ayrılan sandalyelerin üçte birini ele geçirmesinden endişe ediyordu.

50 BİN KİŞİLİK LİSTE

Kıbrıs vatandaşlığı koşullarına uymayanlar için tarafların 33'er bin kişilik bir liste vermesi öngörülüyordu. Bu sayı 50 bine çıkarılacak.

HURRIYET 20/02/2003

Papadopulos ‘iyi ki seni öldürmedim’ diyecek

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 35 yıl önce ölüm emrini veren Güney Kıbrıs'ın yeni lideri Tatos Papadopulos'un karşılaştıklarında ‘‘Seni öldürmeyerek ne iyi etmişim’’ diyeceğini zannettiğini söyledi. Dünkü basın toplantısında, bir gazetecinin 1967'de gizlice Ada'ya gelişinde Rumlara yakalanmasının ardından, Papadopulos'un Denktaş'a ölüm emrini verdiğini hatırlatarak, ‘‘Ölüm emrinizi vermiş birisiyle nasıl biraraya geleceksiniz?’’ sorusuna, Denktaş, ‘‘Bu siyasette her şey olur. Zannedersem 'Allah acıdı da seni öldürtmedim, ne iyi etmişim öldürmedim' diyecek’’ diye karşılık verdi.

HURRIYET 20/02/2003

Kıbrıs duayeni 100 yaşında vefat etti

Kıbrıs davasının büyük ismi Prf. Mehmet Derviş Manizade 100 yaşında hayata veda etti. Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmak için verdiği mücadele ve yazdığı kitaplarla tanınan eski cerrah Prof. Manizade, dün Yeşilköy'deki evinde hayatını kaybetti. 1925’ten beri kendisini Kıbrıs davasına adayan Prof. Manizade’nin cenazesi bugün toprağa verilecek.

HURRIYET 20/02/2003

Denktaş: Erdoğan'a yanlış bilgi vermişler

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu planın revize edilmiş son şekli hakkında ana başlıklar hariç henüz resmi bilgisi olmadığını belirterek, ''Karpaz bizde kalacak diye haberlere bakıp yanlış ümitlere kapılmamak lazım. Karpaz'a karşılık başka toprak ve içimize gelecek Rum sayısının artmasını istiyorlar'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Denktaş alternatif harita sundu'' yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak da Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Harita sunacak aşamaya gelmedik, Erdoğan'a yanlış bilgi vermişler'' diye konuştu.

Bir kabulünde sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk basınında da yer alan Rum basını kaynaklı Annan planının revize edilmiş haliyle ilgili haberleri yorumladı.

Konuya ilişkin haberlerin Türk tarafını yanıltmaya yönelik olduğuna dikkati çeken Denktaş, ''Karpaz'dan vazgeçmişler. Ona karşı biz ne vereceğiz. Annan geldiğinde göreceğiz ve aşağı yukarı da ne olacağını biliyoruz. Karpaz'dan vazgeçmişlerse başka yer isteyecekler.İçimize gelecek Rum sayısı daha da artacak, 60 binden 85-100 bine çıkmasını istiyorlar. Bu nedenle lehimize değişti diyerek halka yanlış ümit vermemek gerekir'' diye konuştu.

''SATIR
BAŞLARINI İŞİTTİM, BİLGİME GELMEDİ''

Cumhurbaşkanı Denktaş, ''planın yeni şekli hakkında hiçbir bilginiz yok mu?'' sorusuna, şu karşılığı verdi:

''Satır başları halinde. Karpaz'dan vazgeçilmesine karşılık içimize gelecek Rumlar'ın sayısının artırıldığını ve başka yerlerden daha da toprak verileceğini işittim, bilgime geldi. Bunun ötesinde birşey bilgime gelmiş değil. Hangi toprak verilecek. İçimize gelecek Rumlar'ın hiçbirini istemezken veya çok azına (evet) diyecek durumdayken şimdi iki misline çıkarıyorlar. Bu olacak iş değil.''

''ERDOĞAN'A YANLIŞ BİLGİ VERİLDİ''

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, başka bir soruya karşılık, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'ın ''Denktaş alternatif harita sundu'' yönündekiaçıklamasını, ''Herhalde kendine yanlış bilgi verdiler. Dün veya geçtiğimiz gün Sayın Ali Erel (Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı) ile özel bir görüşme yaptığını işittim. Ondan mı haber aldı bilmiyorum ama biz harita sunmadık, çünkü harita sunacak noktaya gelmedik'' sözleriyle yalanladı.

BM genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ie yaptığı 6 saatlik görüşme hakkında henüz bilgi sahibi olmadığını ifade eden Denktaş, bu nedenle doğrudan görüşme sürecinin yarınki bölümünün kendi talepleriyle iptal edildiğini de açıkladı. Denktaş, şöyle konuştu:

''Bugün Ankara'dan haber aldım. Irak meselesiyle meşgul oldukları için tamamlayamadılar, gönderemediler. Biz de bunları görmeden, De Soto'nun 6 saat Türk hariciyesinde ne konuştuğunu bilmeden görüşmelere devamda sakınca gördük. Allah tan bugünkü görüşmenin olmamasını Papadopulos istedi. Yarınki görüşmeyi de bu bilgileri beklediğimiz için biz ertelettik. Çünkü insan tolantıda havadan değil, bilerek konuşur. De Soto 6 saat Türk hariciyesine ne söyledi ki bana geldiğinde tek bir şey söyleyemedi, bilgi vermek istemedi. O halde benim sıkı oturmam lazım.''

Cumhurbaşkanı Denktaş, ''İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi David Hannay'ın Kıbrıs Rum kesiminde Yorgo Vasiliu'nun şirketinde hissedar olduğuna'' ilişkin bir gazetede çıkan haberiyse ''Doğruysa feci. İnşallah doğru değil'' sözleriyle değerlendirdi.

HURRIYET 20/02/2003

Yeni planda Karpaz Türk tarafında kalacak
Rum basını, BM Genel Sekreteri Annan’ın bölgeye yapacağı ziyaret sırasında taraflara sunması beklenen yenilenmiş planda Türk tarafına yönelik bazı açılımlar yapacağını iddia etti.

Kıbrıs Rum Kesimi’nde yayınlanan Fileleftheros gazetesine göre, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs çözüm planının üçüncü kez revize edilmiş halini Ada’ya yapacağı ziyarette sunacak. Gazetenin iddiasına göre, bu planda Türk tarafınının hassasiyetlerini göze alınarak 4 noktada değişiklik yapıldı. Bu değişiklikler, Karpaz’ın Türk tarafında kalmasını da içeriyor.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın bölgeye yapacağı ziyaret sırasında taraf
lara sunması beklenen yenilenmiş üçüncü planda dört temel konuda değişikliğin yer alacağı ve Rumların ısrarla istediği Karpaz’ın Türk tarafına bırakıldığı öne sürüldü.

"TÜRK TARAFI TATMİN OLACAK"
Rum Fileleftheros gazetesinde yer alan habere göre, Annan yeni planında Türk tarafına yönelik bazı açılımlar yapacak. Toprak konusunda haritada değişikliğe gidildiğini belirten gazete, Annan’ın değişikliklerinin, “Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ve Ankara’nın ortaya koyduğu tezleri tatmin ettiği” yolunda bilgiler bulunduğunu yazdı.

RUMLARIN GERİ DÖNÜŞ SÜRESİ DE UZAYACAK
BM’nin, önümüzdeki hafta sunacağı planın içeriği konusunda Ankara ve Atina’nın nabzını yokladığı ifade edilen haberde, 4 temel noktada yapılan değişiklikler şöyle sıralandı:
Toprak konusunda harita değişiyor. Büyük bir ihtimalle Karpaz iade edilecek toprak içinde yer almayacak. Fakat geri dönüş yapacak Rumların oranı ve sayısı aynı kalıyor. Çözümden sonra da adada kalacak olan Türkiye’den gelenlerin sayısı 50 bine yükseltiliyor.
Türk idaresi altındak
i bölgelere dönecek Rumların geri dönüşleri için öngörülen süre uzatılıyor. Kıbrıs Türk idaresi altındaki bölgelere geçecek Rumlar, iki parça devletin senatodaki temsiliyet oranlarının değişmemesi için senato seçimlerinde oy hakkına sahip olmayacaklar.”
Po
litis gazetesi de yeni planda dört temel değişiklik yapıldığını, Karpaz’ın Türk tarafında kaldığını yazarken, “Annan, Ankara-Atina-Lefkoşa üçgenini elinde bu belge ile ziyaret edecek. Türkiye ve Yunanistan’dan onay alması halinde de Kıbrıs’taki iki tarafa sunacak ve derhal yanıt vermelerini isteyecek” ifadesini kullandı.
ARCA AJANS 20/02/2003

Denktaş: De Soto bana tezgah kurdu

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı'yla yaptığı altı saatlik görüşme konusunda, sorduğu halde De Soto'dan bilgi alamadığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Denktaş, De Soto'nun izlediği tutumu eleştirerek, "Türkiye'de birşeyler pişirip kendilerine takdim etmek için tezgah kurduğunu" söyledi..
Denk
taş, "Ben arada haberci olmak istemiyorum" diyerek görüşme hakkında bilgi vermekten kaçınan De Soto'nun beklenmedik bir cevap verdiğini kaydederek, "Çünkü Türkiye'yle konuştuğu her şeyi bizimle konuşmuş olması, konuşabilmesi lazımdır. Bizsiz, Kıbrıs Türklerini bir kenara iterek, Türkiye'yle pazarlık yaparak, Türkiye bunları da kabul etti diye bize gelip baskı yapması kabul edilemez bir yöntemdir" dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, De Soto'nun Türkiye'de birşeyler pişirip kendilerine takdim etmek için bir tez
gah kurduğunu anladığını açıklayarak, "Tabiatıyla Türkiye'de kendisine verilmiş olan cevapları biz özet olarak biliyoruz, bu oyun sökmemiştir ama ne konuştuğunu, ne teklif ettiğini teferruatıyla bilmem gerekir "diye konuştu.
"KABUL EDİLEMEZ YÖNTEM...OYUN SÖKMEDİ.."
Cumhurbaşkanı Denktaş, "De Soto'ya sorduğunuz halde mi size Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmeyle ilgili bilgi vermiyor" sorusunu da şu ifadelerle yanıtladı:
"Evet sordum ve 'Türkiye'den herhalde size bilgi gelmiştir' dedi o hatta. Ben 'hen
üz gelmedi, gelecek' dedim. O da 'ben arada haberci olmak istemiyorum' dedi. Bu da gayet beklenmedik bir cevaptır. Çünkü Türkiye'yle konuştuğu her şeyi bizimle konuşmuş olması lazımdır. Konuşabilmesi lazımdır. Bizsiz, Kıbrıs Türklerini bir kenara iterek, Türkiye'yle pazarlık yaparak, 'Türkiye bunları da kabul etti' diye bize gelip baskı yapması kabul edilemez bir yöntemdir. Kıbrıs meselesi bizimle tartışılır, Türkiye yardımcı olur. Devamlı surette bu böyle yürümüştür. Şimdi benim anladığım, Sayın De Soto Türkiye'de birşeyler pişirip bize takdim etmek için bir tezgah kurmuştur. Tabiatıyla Türkiye'de kendisine verilmiş olan cevapları biz özet olarak biliyoruz, bu oyun sökmemiştir ama ne konuştuğunu, ne teklif ettiğini teferruatıyla bilmem gerekir.
5 BİN DESTEK İMZASI
Bir grup genç, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a destek için ülke genelinde 5 bin civarında imza topladı. Bu çalışmayı yapan dört genç bayan Dün Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaret ederek, imzaları sundu
.

HALKIN SESI 21/02/2003

Denktaş planın yeni şekli hakkında resmi bilgisi olmadığını söyledi

"Karpaz'dan vazgeçmeleri karşılığında yeni toprak ve daha fazla Rum'un dönmesini istiyorlar"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının revize edilmiş son şekli hakkında ana başlıklar hariç henüz resmi bilgisi olmadığını belirterek, "Karpaz bizde kalacak diye haberlere bakıp yanlış ümitlere kapılmamak lazım. Karpaz'a karşılık başka toprak ve içimize gelecek Rum sayısının artmasını istiyorlar" dedi.
Türkiye AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Denktaş a
lternatif harita sundu" şeklindeki açıklamasıyla ilgili olarak da Cumhurbaşkanı, "Harita sunacak aşamaya gelmedik, Erdoğan'a yanlış bilgi vermişler" diye konuştu.
KARPAZ'A KARŞILIK BAŞKA TOPRAK
Bir kabulünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bugün Türk basınında da yer alan Rum basını kaynaklı Annan planının revize edilmiş şekliyle ilgili haberleri yorumladı.
Konuya ilişkin haberlerin Türk tarafını yanıltmaya yönelik olduğunu söyleyen Denktaş, "Karpaz'dan vazgeçmişler…Ona karşı
biz ne vereceğiz... Annan geldiğinde göreceğiz ve aşağı yukarı da ne olacağını biliyoruz. Karpaz'dan vazgeçmişlerse başka yer isteyecekler. İçimize gelecek Rum sayısı daha da artacak, 60 binden 85-100 bine çıkmasını istiyorlar. Bu nedenle lehimize değişti diyerek halka yanlış ümit vermemek gerekir" diye konuştu.
SATIR BAŞLARINI İŞİTTİM, BİLGİME GELMEDİ
Cumhurbaşkanı Denktaş, "planın yeni şekli hakkında hiçbir bilginiz yok mu" sorusuna ise şu karşılığı verdi:
"Satır başları halinde…Karpaz'dan vageçilmesine karşılık içimize gelecek Rumlar'ın sayısının artırıldığını ve başka yerlerden daha da toprak verileceğini işittim, bilgime geldi. Bunun ötesinde birşey bilgime gelmiş değil. Hangi toprak verilecek…İçimize gelecek Rumlar'ın hiçbirini istemezken veya çok azı
na evet diyecek durumdayken şimdi iki misline çıkarıyorlar. Bu olacak iş değil..."
ERDOĞAN'A YANLIŞ BİLGİ…ALİ EREL'LE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, başka bir soruya karşılık, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'ın "Denktaş alternatif harita sundu" şeklindeki açıklamasını da, "Herhalde kendine yanlış bilgi verdiler. Dün veya geçtiğimiz gün Sayın Ali Erel ile özel bir görüşme yaptığını işittim. Ondan mı haber aldı bilmiyorum ama biz harita sunmadık, çünkü harita sunacak noktaya gelmedik" sözleriyle yalanladı
.
HALKIN SESI 21/02/2003

Ankara ile Atina Kıbrıs’ı görüşmeye başlıyor!

Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs’ta güvenlik ve garantörlük konularına ilişkin görüşmeler bugün başlıyor.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, güvenlik ve garantörlüğe ilişkin teknik düzeyde yapılacak toplantıların ilk ayağı Ankara’da yapılacak. Toplantıların ikinci ayağının yapılıp yapılmayacağı ise henüz netlik kazanmadı.
Türk heyetine, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin, Yunan heyetine de
eski Ankara Büyükelçisi Aleksandros Filon başkanlık edecek. BM’nin katılmayacağı görüşmeler yarın sabah Devlet Konukevi’nde başlayacak. BM Kıbrıs planının güvenlik düzenlemeleri ve garantörlüğe ilişkin bölümlerinin Türkiye ile Yunanistan arasında görüşülmesi önerisi, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’dan gelmişti.
YENIDUZEN 21/02/2003

Weston’dan ‘teşvik’ turu!

ABD Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston, Kıbrıs Rum Kesimi’nde düzenlenen seçimlerin ardından temaslarda bulunmak üzere adaya gidiyor.

ABD’nin Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston, Rum Kesimi’nin yeni lideri Papadopulos ile görüşecek. Weston’un, temaslarında 28 Şubat tarihine kadar Annan planı temelinde bir anlaşma sağlanması için Papadopulos’u teşvik edeceği belirtiliyor.
Kıbrıs Rum
Kesimi’nde halkın, Klerides’in Annan planında çok fazla taviz verdiği düşüncesiyle Papadopulos’u seçtiği yorumları yapılmıştı.
Weston’un görüşmesinde Papadopulos’a Kıbrıs sorununun çözümü için 28 Şubat fırsatının değerlendirilmesi mesajı vereceği ifade edi
liyor. Weston’ın Ada’yı ziyaretinin ardından Atina ve Ankara’ya da gitmesi bekleniyor.
YENIDUZEN 21/02/2003

De Soto ‘tezgah’ kurmuş!

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs sorununun çözümü için uğraşan herkese saldırıyor... Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’yu “tezgah kurmakla” suçladı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’yla yaptığı altı saatlik görüşme konusunda, sorduğu halde De Soto’dan bilgi alamadığını ifade eden Denktaş, adeta kendini kaybetti.
Cumhurbaşkanı Denkt
aş, De Soto’nun izlediği tutumu eleştirerek, “Türkiye’de birşeyler pişirip kendilerine takdim etmek için tezgah kurduğu” iddiasında bulundu.
Denktaş, “Ben arada haberci olmak istemiyorum” diyerek görüşme hakkında bilgi vermekten kaçınan De Soto’nun beklenm
edik bir cevap verdiğini kaydederek, “Çünkü Türkiye’yle konuştuğu her şeyi bizimle konuşmuş olması, konuşabilmesi lazımdır. Bizsiz, Kıbrıs Türklerini bir kenara iterek, Türkiye’yle pazarlık yaparak, Türkiye bunları da kabul etti diye bize gelip baskı yapması kabul edilemez bir yöntemdir” dedi.

“Plandaki değişiklikler hakkında bilgimiz yok”
Denktaş, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin sunduğu planın revize edilmiş son şekli hakkında, ana başlıklar hariç henüz resmi bir bilgilerinin olmadığını bildirdi.
Denktaş gazetecilere yaptığı açıklamada, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, “Denktaş alternatif harita sundu” yönündeki sözleriyle ilgili olarak “Harita sunacak aşamaya gelmedik, Erdoğan’a yanlış bilgi vermişler” dedi.
Erdoğan’ın, Kıbrıs Türk Ticaret Odası B
aşkanı Ali Erel ile yaptığı görüşme sonucunda bu bilgiyi edinmiş olabileceğini belirten Denktaş, toplantılarda harita konusunun ele alınmadığını vurguladı.

‘Rum basını yanıltmaya çalışıyor’
Denktaş, Rum basınında planla ilgili yer alan haberlere de değinerek bunların Türk tarafını yanıltmaya yönelik olduğunu savundu. Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum yönetiminin Karpaz’ı bırakma karşılığında daha büyük taviz talepleriyle masaya geleceğini söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin temsilcisi De Soto’nun son
Ankara ziyareti sırasında Dışişleri Bakanlığı’nda yaptığı görüşmelerle ilgili olarak henüz bilgi sahibi olmadığını da belirten Denktaş, De Soto’nun da kendisine açıklama yapmadığını sözlerine ekledi.
YENIDUZEN 21/02/2003

Rum basını, sunulması olası üçüncü planın içeriğini yayımlamayı sürdürüyor:

Oluşturucu devlet’

'Cevap vermeleri için taraflara bir hafta süre tanınacak'
'Karpaz’daki Rumlara özel statü verilecek'
“Parça devlet’ yerine ‘oluşturucu devlet ifadesi kullanılıyor'

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Ada’ya yapacağı ziyaret sırasında sunması beklenen gözden geçirilmiş üçüncü planın içe
riğine ilişkin yanıtlarını vermeleri için Kıbrıs’taki iki tarafa bir haftalık süre tanınacağı öne sürüldü.
Fileleftheros gazetesi, üçüncü planın nihai olacağını savunarak, planda, “Kıbrıs Türk tarafı için ‘bolca şefkat’ ve Karpaz’daki Rumlara özel statü v
erileceğini” yazdı.
Haberde, “parça” devletler yerine “oluşturucu” devletli Kıbrıs ifadesinin kullanıldığına işaret edilerek, planın, özde, “kabul et ya da reddet” prensibiyle sunulacağı, BM’nin bu mantığının, planda yapılacak değişikliklerin sınırlı olma
sı gereğine dayandığı iddia edildi..

Karpaz’a özel statü
Rum basınındaki haberlere göre, yeni planda Karpaz Türk idaresi altında kalacak, ancak daha fazla Rum’un Rum idaresine verilecek topraklara dönebilmesi için başka bir Türk bölgesi Rum tarafına verilecek. Ayrıca Karpaz’da yaşayan Rumlara özel statü verilecek ve güvenlikten BM sorumlu olacak.
Rum Politis gazetesi, yeni Annan planının, Karpaz için, 3. Viyana Sözleşmesi temelinde olacak özel bir statü öngördüğünü yazdı. Bu durumda, Karpaz kökenli Ruml
ar bir çeşit otonomi hakkına sahip olarak geri dönebilecekler, böylece Karpaz’ın Kıbrıs Türk bölgesi içinde yer alacak, yerel düzeyde özerk idareye sahip olacak ve güvenliğini BM Barış Gücü sağlayacak.

Değişiklikler
Değişikliklerin ise şunlar olduğu belirtildi:
1- Karpaz haritadan çıkartılıyor ve yerine, aynı sayıda Rum’un Rum idaresi altında geri dönmesini sağlayacak başka bir bölge koyuluyor.
2-Rum göçmenlerin Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara geri dönmeye başlama zamanları değiştiriliyor ve m
oratoryum 4 yıldan 6 yıla çıkarılıyor.
3- Türk idaresi altına geri dönecek olan Rumlardan, Kıbrıs Türk devletinin senatosunun oluşturulmasına yönelik seçimlerde oy kullanma hakkı ellerinden alınıyor.
4- Türkiye’den Ada’ya 1974 sonrası gelen Türklerden Ad
a’da kalacak olanların sayısı 50 bine çıkartılıyor.
YENIDUZEN 21/02/2003

Garantörler buluşuyor

21/02/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs'ta AB'ye üyelik anlaşmasının imzalanacağı 16 Nisan'a kadar çözüm ihtimalinin zayıfladığı sırada, Türkiye ile Yunanistan, Annan Planı'ndaki güvenlik konularını görüşmek üzere bugün Ankara'da buluşuyor.
Diplomat ve askeri uzmanların bulunacağı heyetlere Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin ile Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu'nun
'özel elçi' atadığı esk
i Ankara Büyükelçisi Aleksandros Filon başkanlık edecek. Görüşmenin bir bölümüne Annan'ın Kıbrıs temsilcisi Alvaro De Soto da katılacak.
Heyetler, adada kaç Türk ve Yunan askeri kalacağı, nerede konuşlandırılacağı ve hangi silahlarla donatılacağını görüşe
cek. Annan Planı, her bir taraftan 2500-7500 askerin kalmasını öngörüyor. Yunanistan olabildiğince az asker kalmasını istiyor. Hatta bu sayının 1500'e kadar düşürülmesinin istenmesi bile Yunanistan'ın düşünceleri arasında.

Karpaz'da özel statü formülü

21/02/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Annan Planı'nın Rum basınına sızan yeni hali, Karpaz'a yoğunlaşıyor. Fileleftheros, üçüncü planın nihai olacağını ve özde, 'Kabul et ya da reddet' ilkesiyle sunulacağını yazdı. 'Parça devletler yerine oluşturucu devletli Kıbrıs ifadesi kullanılacak. Türk tarafına bolca şefkat verilecek' diye yazan Rum basınına göre yenilikler şunlar:
Karpaz Türk idaresinde kalacak. Ancak daha fazla Rum'un Rum idaresine verilecek topraklara dönebilmesi için başka bir Türk bölgesi Rumlara ver
ilecek.
Karpaz'da yaşayan Rumlara özel statü verilecek. Özel statü
3. Viyana Sözleşmesi'ni temel alacak. Karpaz kökenli Rumlar bir çeşit otonomi hakkına sahip olarak geri dönebilecek. Böylece Karpaz Türk bölgesi içinde yer alacak, yerel düzeyde özerk ida
reye sahip olacak ve güvenliğini BM Barış Gücü sağlayacak.
Rum göçmenlerin Türk idaresi altındaki topraklara geri dönmeye başlaması dört yıldan altı yıla çıkarılacak.
3. Viyana Sözleşmesi, 31 Temmuz-2 Ağustos 1975 tarihlerinde Viyana'da yapılan toplumlar
-arası görüşmelerin üçüncü turunda, nüfus mübadelesi konusunda imzalanmıştı.

Denktaş tuğlaları koyuyor

Denktaş, Annan'ın vereceği yeni plan için 'Karpaz'ı verip başka şey isteyecekler. Halkı yanlış ümitlendirmeyelim' dedi. KKTC lideri, üçüncü kez plan sunulmasını kendi direnişine bağladı

21/02/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 24 Şubat'ta başlayacağı Atina-Ankara-Kıbrıs turunda sunacağı Kıbrıs çözüm planının üçüncü kez yenilenmiş hali Rum basınına sızmaya devam ederken, Türk ve Rum tarafından karamsar açıklamalar geliyor. Rum basını, Annan'ın yeni planın içeriğine ilişkin yanıtlarını vermeleri için iki tarafa bir hafta tanıyacağını yazdı. Planın Rum basınına sızan halini yorumlayan Denktaş, planın son şekli hakkında ana başlıklar hariç henüz resmi bilgisi olmadığını belirtmekle birlikte, Türk tarafının yanıltılmaya çalışıldığını öngördü.
Denktaş, "Karpaz'dan vazgeçmişler. Ona karşı biz ne vereceğiz. Annan geldiğinde göreceğiz ve aşağı yukarı ne olacağını biliyoruz. Karpaz'dan v
azgeçmişlerse başka yer isteyecekler. İçimize gelecek Rum sayısı daha da artacak. 60 binden 100 bine çıkmasını istiyorlar. Lehimize değişti diyerek halka yanlış ümit vermemek gerekir" görüşünü dile getirdi.

'Direniş kazandı'
KKTC lideri, YÖK Rektörler Komitesi'ni ağırlaması sırasında ise,
'önümüzdeki birkaç gün içerisinde büyük bir imtihan daha vereceklerini' ifade ederek, Annan'dan 'Dostumuzdur, güvendiğimiz bir kişidir' diye söz etti.
Birinci plan önlerine geldiğinde, talep ettikleri değişikliler çerç
evesinde ikinci planın ortaya çıktığını, ikinci planı imzamayınca üçüncünün geldiğini hatırlatan Denktaş, "Demek ki haklarımızı savunmanın neticesinde bazı değişiklikler olabiliyor" dedi. Soğukkanlılıkla davrandıkları ve planı görerek hareket edeceklerinden söz eden Denktaş, Annan'la görüşüp fikir teatisinde bulunmak istediklerini kaydetti. Rektörler, KKTC liderinin konuşmasını ayakta alkışladı.
Denktaş'ın Ankara'yla ilgili şikâyetleri de sürüyordu. KKTC lideri, Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De So
to'nun Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'le yaptığı altı saatlik görüşme hakkında Ankara'nın Irak konusuyla çok meşgul olmasından ötürü henüz bilgi sahibi olmadığından yakındı ve bu nedenle doğrudan görüşme sürecinin bugünkü bölümünü iptal ettirdiğini söyledi.

Atina Denktaş'a çattı
Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides de, yeni planla ilgili beklentilerini aktardı. Planın eskisinden kötü olacağına inanmadığını, bir maddedeki kötüleşmenin başka bir maddede iyileştirmeyle dengeleneceğini söyleyen Kasulides, Genel Sekreter'in yeni planını ültimatom şeklinde sunacağını sanmadığını belirtti.
Atina ise Annan Planı'nın 28 Şubat'ta çözüme ulaşılması hedefinden umudu kesti. Yunan Dışişleri Sözcüsü Panos Beglitis, 28 Şubat'a kadar çözüm olasılığı görmediklerini beli
rterek, bundan Denktaş'ı sorumlu tuttu.
Beglitis, "Sorun, tarihlerde değil, Türkiye ve Denktaş'ın planı ciddi biçimde müzakereye yönelik siyasi iradeye sahip olup olmamasındadır" dedi. Bu arada Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'in Annan'ın Atina ziyaret
ine koşut olarak 24 Şubat'ta Rum Yönetimi'nin yeni ve 'şahin' lideri Tasos Papadopulos'u ağırlayacağı da açıklandı.

Türkiye - Yunanistan 'Kıbrıs görüşmelerine' başladı

Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs'ta güvenlik ve garantörlük konularına ilişkin siyasi direktörler arasında yapılan görüşmeler başladı. Devlet Konukevi'nde teknik düzeyde yapılan görüşmelerde, Türk heyetine Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin,Yunan heyetine de eski Ankara Büyükelçisi Aleksandros Filon başkanlık ediyor.

İlkin, görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta 28 Şubat'a kadar çözüme ulaşılması için ortaya atılan BM planında Türkiye ve Yunanistan'ı doğrudan ilgilendiren bazı unsurlar olduğunu belirterek, bu konuların ''garantiler ve garantörlük'' olduğunu kaydetti.

Bu çerçevede güvenlikle ilgili ve siyasi konuların garantör ülkeler olarak Türkiye ve Yunanistan tarafından ele alınması gerektiğini ifade eden İlkin, bugün başlayan görüşmelerin teknik ve ilk olduğunu belirterek, görüşmelerin ön görüşme niteliğini taşıdığınıkaydetti.

İlkin, planda sözü geçen bu konuları beraber gözden geçireceklerini belirterek, ''Doldurulması gereken bazı boşluklar var.Bunların doldurulup doldurulmayacağını araştıracağız. Yapıcı zihniyetle görüşmeler yapacağız'' dedi.

İlkin, görüşmelerin devam edip etmeyeceğinin henüz belli olmadığını da söyledi. Filon, Yunanistan'ın eski Ankara Büyükelçisi olarak Ankara'da görev yaptığını ve bu nedenle Ankara'ya gelmekten mutlu olduğunu belirterek, plan üzerinde görüş alışverişinde bulunacaklarını kaydetti.

Diplomatik ve askeri yetkililerin katıldığı görüşmelerde, BM'den bir temsilci bulunmazken, Türk heyetine İlkin'in yanı sıra Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Ertuğrul Apakan ve Genel Müdür Yardımcısı Necip Egüz katılıyor.

BM Kıbrıs planının güvenlik düzenlemeleri ve garantörlüğe ilişkin bölümlerinin Türkiye ile Yunanistan arasında görüşülmesi önerisi, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'dan gelmişti.

HURRIYET 21/02/2003

KKTC’de gençleri eve bağlama planı

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Meydanlarda ‘‘Denktaş istifa’’ diye bağıran gençleri sakinleştirmek amacıyla KKTC hükümeti bir radikal önlemler paketi hazırladı. Askerliğin bir aya düşürülmesinden, işsiz gençlere 10 milyar lira faizsiz iş yeri açma kredisine, Kuran kursları ve yeni camilerden KKTC'lilere TC vatandaşlığı verilmesine kadar bir dizi önlemi içeren paket Ankara'ya havale edildi.

KKTC Hükümeti, çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği talebiyle sokaklara dökülen halkın öfkesini hafifletmek için radikal önlemler içeren bir ekonomik paket hazırlayarak Ankara'ya gönderdi. Kuzey Kıbrıs'ın sosyo-ekonomik yapısını temelden değiştirecek pakette KKTC'nin serbest bölge ilan edilmesi, askerliğin bir aya düşürülmesi, KKTC vatandaşlarına TC vatandaşlığı verilmesi, her köye cami yapılması, Türkiye ve KKTC vatandaşlarının evliliğe özendirilmeleri gibi maddeler yer alıyor. Paket Ankara'da son şeklini aldıktan sonra Başbakan Abdullah Gül'ün Ada'ya yapacağı ziyaret sırasında açıklanacak.

SOSYAL POLİTİKALAR

Kıbrıslı ve Türkiyeli gençlerin evlenmeleri teşvik edilecek.

Kıbrıslı gençler için Kuran kursları açılacak. Camisi olmayan köylere yeni camiler yapılacak. Her biri 150 bin dolara mal olacak camiler 1 yıl içinde tamamlanacak.

Sporda ambargoların kaldırılabilmesi için, Türkiye Milli Takımları il
e spor temasları başlatılacak. Türkiye Futbol Federasyonu'nca KKTC futbol kulüplerine yıllık asgari 500 milyar yardım yapılacak.

KKTC'de Türkiyeli - Kıbrıslı ayrımına neden olan sosyal ve psikolojik sebepler, bilim adamlarınca tespit edilecek. Çözüm öner
ileri geliştirilecek.

Askerlik süresi 2 yıldan bir aya indirilecek. Profesyonel askerlik uygulamasına geçilecek.

TİCARET VE İSTİHDAM

KKTC'nin tümü serbest bölge ilan edilecek. Belirli mallar dışında ithalatta fon ve gümrük vergileri kaldırılacak. Tüm ürünlerin serbestçe girişine olanak tanınacak.

Esnafa kişi başına 10 milyar lirayı geçmemek üzere kredi verilecek.

İş kurmak isteyen gençlere 10 milyar liraya kadar faizsiz kredi verilecek.

Müracatları halinde tüm KKTC vatandaşlarına, TC vatandaşlığı v
erilecek.

Türkiye'deki devlet memurluğu giriş sınavına tüm KKTC vatandaşların girebilmelerine imkan sağlanacak.

TURİZM

İnşaatı devam eden turizm yatırımlarına finansman desteği sağlanacak. Turizmcilerin borçları yeniden yapılandırılacak. Yeni turizm yatırımları için arazi sağlanacak.

Türkiye ile KKTC arasındaki uçuşlar ucuzlatılacak.

'Haydi Herkes Kıbrıs'a' sloganıyla Türkiye'ye yönelik turizm kampanyası başlatılacak.

HURRIYET 21/02/2003

Türkiye’ye KKTC mahkumiyeti

Ahmet Cavit An adlı KKTC vatandaşının Türk ordusunu "işgal gücü" olarak tanım davanın siyasi boyutu verilen tazminat cezasının önüne geçen bir boyuta sahip


GÜVEN ÖZALP Brüksel

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), dün bir KKTC vatandaşının Türkiye’ye yönelik olarak açtığı davada Ankara’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ettiğine karar verdi. Ahmet Cavit An adlı KKTC vatandaşının Türk ordusunu "işgal gücü" olarak tanımladığı davanın siyasi boyutu verilen tazminat cezasının önüne geçen bir boyuta sahip. "Bağımsız ve Federal Bir Kıbrıs Devleti İçin Hareket" adı taşıyan ve KKTC vatandaşlarıyla Rumların ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan bir derneğin koordinatörü olan An tarafından açılan davada AİHM’nin verdiği karar, "Loizidou ruhu"nu yansıtıyor. Mahkeme An’ın, KKTC yetkililerinin kendisinin Yeşil Hat’ın güneyine geçmesine izin vermediği iddiasıyla açtığı davada, Türkiye’yi dernekleşme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddeyi ve ulusal makamlara başvuru hakkını düzenleyen 13. maddeyi ihlal etmekten toplam 19 bin 715 euro tazminat ödemeye mahkum etti. Ancak karar tazminattan çok Türkiye’nin Kıbrıs tezlerine darbe vuran niteliği nedeniyle dikkat çekiyor. Türkiye, sürekli olarak KKTC’nin egemen olduğu ve verilen kararlarda Türkiye’nin değil KKTC’nin söz sahibi olduğunu savunuyor. Oysa Mahkeme’nin verdiği kararda, KKTC’nin uyguladığı politika ve KKTC yetkililerinin eylemlerinde Türkiye’nin tam kontrolü ve sorumluluğu bulunduğu sonucuna varılıyor. Mahkeme bu sonuca özellikle KKTC’de bulunan Türk askeri gücüyle bağlantı kurarak varıyor. Kararın, Birleşmiş Milletler’de (BM) çözüme yönelik sürecin devam ettiği ve Avrupa Birliği (AB) tarafından verilen son tarihine yaklaşılırken verilmiş olması dikkat çekiyor. Türkiye’nin bu kararı kısa vadede uygulama olasılığı oldukça düşük görülüyor.

Karpaz Türk yönetimine

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Ada’ya yapacağı ziyaret sırasında sunması beklenen gözden geçirilmiş üçüncü planın içeriğine ilişkin yanıtlarını vermeleri için Kıbrıs’taki iki tarafa bir haftalık süre tanınacağı öne sürüldü. Fileleftheros gazetesi, üçüncü planın nihai olacağını savunarak, planda Kıbrıs Türk tarafı için bolca şefkat ve Karpaz’daki Rumlara özel statü verileceğini yazdı. Haberde, "parça" devletler yerine "oluşturucu" devletli Kıbrıs ifadesinin kullanıldığına işaret edilerek, planın özde "kabul et ya da reddet" prensibiyle sunulacağını, BM’nin bu mantığının planda yapılacak değişikliklerin sınırlı olması gereğine dayandığını belirtti.
Rum basınına göre, yeni planda Karpaz Türk idaresi altında kalacak
, ancak daha fazla Rum’un Rum idaresine verilecek topraklara dönebilmesi için başka bir Türk bölgesi Rum tarafına verilecek. Ayrıca Karpaz’da yaşayan Rumlara özel statü verilecek ve güvenlikten BM sorumlu olacak.
Rum Politis gazetesi, yeni Annan planının K
arpaz için 1975’te nüfus mübadelesi konusunda imzalanan 3. Viyana Sözleşmesi temelinde olacak özel bir statü öngördüğünü yazdı. Bu durumda, Karpaz kökenli Rumlar bir çeşit otonomi hakkına sahip olarak geri dönebilecekler. Böylece Karpaz Kıbrıs Türk bölgesi içinde yer alacak, yerel düzeyde özerk idareye sahip olacak ve güvenliğini BM Barış Gücü sağlayacak.

Değişiklikler ise şunlar:
"1- Karpaz haritadan çıkartılıyor ve yerine, aynı sayıda Rum’un Rum idaresi altında geri dönmesini sağlayacak başka bir bölge konuyor.
2- Rum göçmenlerin Kıbrıs Türk idaresi altındaki topraklara geri dönmeye başlama zamanları değiştiriliyor ve moratoryum 4 yıldan 6 yıla çıkarılıyor.
3- Türk idaresi altına geri dönecek olan Rumlardan, Kıbrıs Türk devletinin senatosunun oluşturulma
sına yönelik seçimlerde oy kullanma hakkı ellerinden alınıyor.
4- Türkiye’den Ada’ya 1974 sonrası gelen Türklerden Ada’da kalacak olanların sayısı 50 bine çıkartılıyor."

Papadopulos’a ABD yasağı...

HAKAN ŞANLITÜRK Ankara

Kıbrıs görüşmeleriyle ilgili ANAP Başkanlık Divanı’na bilgi veren Müsteşar Uğur Ziyal başkanlığındaki Dışişleri bürokratları, Güney Kıbrıs Rum Kesimi liderliğine seçilen Tasos Papadopulos’un ABD’ye giriş yasağının bulunduğunu söyledi. Bürokratlar Rum lider için, "Nikos Sampson’un, EOKA’nın adamı. Hakkında para aklama iddiaları ve ABD’ye giriş yasağı var. Bizde ciddi kaygı uyandırmakta" dedi.
MILLIYET 21/02/2003

De Soto’dan Ankara’ya sürpriz ziyaret

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, bugün beklenmedik bir şekilde Ankara’ya geliyor. Ankara’da hafta başında temaslarda bulunan De Soto, Dışişleri Bakanlığı yetkililerine Annan planında yapılması planlanan değişliklere ilişkin bilgi vermişti.
Yeni planın ise BM Genel Sekreteri Kofi Anann’ın hafta başında bölgeye yapacağı ziyaretler sırasında tarafların önüne konması bekleniyordu.

NTV 21/02/2003