KKTC'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ileteceği yanıtına, mecliste temsil edilen partilerin görüşleri de alınarak, son şekli verildi
Yanıtımız hazır

TASLAK METİN DENKTAŞ'A GÖNDERİLİYOR: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ileteceği yanıtına, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen partilerin görüşleri de alınarak, son şeklinin verildiği ve taslak halindeki yanıt mektubunun bu sabah Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a gönderileceği açıklandı.

İÇERİĞİ AÇIKLANMADI: Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Olgun, yanıtın içeriği hakkında konuşmasının mümkün olmadığını belirterek, "Mektubun kapsamıyla ilgili olarak şu anda bir şey söylemem mümkün değildir. Kıbrıs Türk tarafı olarak yanıt mektubuyla ilgili çalışmalarımızı muhtemelen yarına (bugüne) tamamlamış olacağız" dedi

"DENKTAŞ HAFTAYA KKTC'YE DÖENEBİLİR" Olgun, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın sağlık durumu ve KKTC'ye dönüş tarihiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken, Cumhurbaşkanı'nın bir hafta içerisinde KKTC'ye dönmesinin söz konusu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı'nın dönüş tarihinin sağlık durumuna bağlı olarak önümüzdeki günlerde kesinlik kazanacağını ifade eden Olgun, "Elimizde şu anda kesin bir tarih yok. Bir hafta içinde buraya gelmesi için işaretler tamam. Cumhurbaşkanı'nın iyileşme süreci seyahat edebileceği noktaya yaklaşıyor" diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ileteceği yanıtına, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen partilerin görüşleri de alınarak, son şeklinin verildiği ve taslak halindeki yanıt mektubunun bu sabah Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a gönderileceği açıklandı.

Konuyla ilgili olarak TC Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan ve Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'yla Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun'un da hazır bulunduğu Ankara çalışmalarının tamamlandığı, Lefkoşa'daki çalışmaların da en geç bu sabah tamamlanmasıyla iki başkentteki çalışmaların bütünsel bir biçimde Cumhurbaşkanı Denktaş'a gönderileceği ve Cumhurbaşkanı'nın KKTC'nin yanıt mektubunu, son rötuşları yapmasının ardından, en kısa sürede BM Genel Sekreteri Annan'a sunacağı bildirildi.

KKTC'nin yanıtıyla ilgili olarak Ankara'da Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan yoğun toplantılara katılmasının ardından önceki gün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne dönen Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, dün konuyla ilgili olarak TAK muhabirinin sorularını yanıtladı.

Olgun, "KKTC'nin Annan'a yanıtı ne zaman verilecek ve bu yanıt mektubunun içeriği ne olacak" şeklindeki soruya karşılık, yanıt mektubunun kapsamı hakkında konuşmasının mümkün olmadığını belirterek, şöyle dedi:

"Mektubun kapsamıyla ilgili olarak şu anda bir şey söylemem mümkün değildir. Kıbrıs Türk tarafı olarak yanıt mektubuyla ilgili çalışmalarımızı muhtemelen yarına (bugüne) tamamlamış olacağız. Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, hükümet adında Ankara'daki çalışmalarda hazır bulunmuş ve düşüncelerini dile getirmiştir.

Mecliste temsil edilen CTP, TKP, YAP ve MAP'ın, genel sekreterin göndermiş olduğu mektupta Kıbrıs Türk Tarafı'nın endişeleri, ayrıca genel sekreterin vermiş olduğu düşüncelerle ilgili olarak yapılmasını isteyebileceğimiz değişiklikler konusundaki görüşlerini bugün (dün) veya en geç yarın (bugün) sabaha kadar bana ulaştırmalarını istedim ki, Sayın Cumhurbaşkanımıza göndereceğimiz taslak metin içerisinde kendi görüşleri ve düşünceleri de bulunsun.

Ayrıca onların yazılı olarak gönderecekleri bir şey varsa onları da Cumhurbaşkanı'na göndereceğim. Tahmin ediyorum bu, Sayın Cumhurbaşkanımızın eline yarın (bugün) geçmiş olacaktır.

Buna bağlı olarak cumhurbaşkanımız çalışmasını tamamlayıp, yanıtı süratle Genel Sekreter'e verecek.

Tabii yanıt hazırlanırken, Ankara ve Lefkoşa'daki bütün unsurlar göz önünde bulunduruluyor. Bunun sinkronizasyonunu taslak halinde biz yapıyoruz ve Sayın Cumhurbaşkanı'na göndereceğiz."

Müsteşar Olgun, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın New York saatiyle en geç bu akşam BM Genel Sekreteri Annan'a KKTC'nin yanıtını sunması olasılığının ne olduğuna ilişkin soru üzerine, Cumhurbaşkanı'nın kendisine bugün gönderilecek olan taslak yanıt mektubuyla ilgili çalışmalarını ne zaman tamamlayabileceğini bilmediğini belirterek, şöyle konuştu:

"Biz, (taslak yanıt mektubunu) ancak yarın (bugün) sabah Sayın Cumhurbaşkanı'na gönderecek duruma geliriz. Ankara'daki çalışmalarımız bitti. Ben Kıbrıs'a dün (önceki) akşam vardım. Bugün (dün) de işte çalışmalarımızı, temel unsurlardan biri olan siyasi partilerimizin de görüşlerini koyarak, tamamlayacağız."

Cumhurbaşkanı'nın sağlık durumu ve KKTC'ye dönüş tarihi

Olgun, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın sağlık durumu ve KKTC'ye dönüş tarihiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken, Cumhurbaşkanı'nın bir hafta içerisinde KKTC'ye dönmesinin söz konusu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı'nın dönüş tarihinin sağlık durumuna bağlı olarak önümüzdeki günlerde kesinlik kazanacağını ifade eden Olgun, "Elimizde şu anda kesin bir tarih yok. Bir hafta içinde buraya gelmesi için işaretler tamam. Cumhurbaşkanı'nın iyileşme süreci seyahat edebileceği noktaya yaklaşıyor" diye konuştu.

Denktaş'la telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı'yla önceki gün bir telefon görüşmesi yaptığını da ifade eden Olgun, kendisinden sağlığıyla ilgili bilgiler de aldığını belirterek, şöyle konuştu:

"Dün (önceki gün) kendisiyle konuştuğumda 'iyileşme sürecinin devam ettiğini ve doktorların seyahat izni verebileceği noktaya yaklaşmakta olduğunu' söyledi. Bu da bir hafta içerisinde gelebileceğine işarettir. Kesin bir tarih yok onu söyleyeyim peşinen. Ancak (KKTC'ye) geliş tarihinin yaklaşmakta olduğunu söyleyebilirim."

Denktaş-Klerides görüşmesi olasılığı ne?

Ergün Olgun, tarafların Annan'a yanıtlarını sunmasının ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in Genel Sekreter'in davetiyle bir araya gelme olasılığının ne olduğunun sorulması üzerine de, bu konunun Cumhurbaşkanı Denktaş'ın KKTC'ye dönmesi sonrasında ele alınacağını kaydederek, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanı'nın buraya gelmesiyle bunlar konuşulacak karşılıklı olarak_ Nasıl yapılabilir, nasıl edilebilir, bundan sonraki aşamaları ne olacak? Cumhurbaşkanı'nın geliş süreci yaklaştığı için, bayram sonrasındaki günlerde gelme gibi bir durum söz konusu olduğu için zannedersem onu o tarihlerde ele almak lazım..."

"12 Aralık'ta çıkacak karar belirleyici olacaktır"

Olgun, 10 aday ülkenin AB'ye üyelikleriyle ilgili onay kararının yer alacağı 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'nin 2003 yılında Yunanistan'ın dönem başkanlığı sırasında yapılacak Selanik Zirvesi'ne taşınması yönünde bazı söylemler bulunduğuna işaret edilerek, bu konudaki görüşünün ne olduğuna ilişkin soruyu, "Genel Sekreter'in başlatmış olduğu müzakere sürecinin devam edebilmesi için 12 Aralık'ta çıkacak olan

karar belirleyici olacaktır. 12 Aralık'ın, daha sonraki bir tarihe ertelenmesinin Kıbrıs konusuna büyük bir katkısı olur tabii ki" şeklinde yanıtlayarak, şöyle konuştu:

"Müzakere sürecinin bir anlamı kalmaz"

"Eğer bu kararda Rum tarafının üyelik süreci teyit edilirse, o tarihten sonraki bir müzakere sürecinin anlamı kalmaz. Rum tarafı kazanmış olduğu yeni bir avantajla hiçbir şekilde Kıbrıs Türk tarafının aleyhine olan unsurların değişmesine fırsat vermeyecektir.

Dolayısıyla yaşayabilir bir anlaşmaya ve Kıbrıs Türk tarafı için şu anda mevcut birçok dezavantajın ortadan kalkıp, sağlıklı bir dengenin tesisi için, sağlıklı bir müzakere ortamının yaratılması bakımından 12 Aralık tarihi çok önemlidir. Bunun daha sonraki bir tarihe ertelenmesinin Kıbrıs konusuna büyük bir katkısı olur tabii ki. Böyle bir olasılık varsa_"

Olgun, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman ile ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'in 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'ne 9 gün kala dün Ankara'da Kıbrıs konusunda yoğun temaslarda bulunmalarını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de, bu ziyaretlerin gelip geçici olduğunu, ancak önemli olanın Kıbrıs'ın içinde bulunduğu bölge coğrafyasında yaşayan insanların kendi onurları ve kendi muktesabatları çerçevesinde yaşayabilmesi için bir takım unsurların yerinde olması gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Çocuklarımıza tekrar sorun yaşayacakları ülke bırakamayız"

"Biz, çocuklarımıza tekrar sorun yaşayacakları bir ülke bırakamayız. Dolayısıyla (Ankara'ya yapılacak) bu ziyaretler önemli, fakat bu ziyaretlerde göz önünde bulundurulması ve bu müzakere süreci içerisinde sorumluluk taşıyan şahısların, sorumluluklarının gereği olarak Kıbrıs'taki bir anlaşmanın yaşayabilirlik unsurunun göz önünde bulundurulmasından daha doğal bir şey olamaz.

Ölçü

Dolayısıyla ölçü, karar vericiler açısından son noktadaki ölçü, müzakere sürecinin gelmiş olduğu nokta ve bunun halka sunulma aşamasına gelebileceği nokta içerisinde tatmin olma ölçüsü, söyleyebileceği unsurlardır. Bu, Kıbrıs Türkü'nün muktesebatları, kazanılmış hakları, Kıbrıs'ta her iki halkın onur içerisinde yaşayabileceği koşullar, birinin diğerini domine etmeyeceği koşullar, eşitliğin sadece sözde değil, pratikte nasıl uygulanacağını ve bunun gerçek eşitliği yansıtıp yansıtmayacağı konusudur. Ayrıca yeni göçler ve yeni mal-mülk konusunda ne kadar insan tedirgin olacak_

İTEM yasası ve halk

Bunlarla getirilmek istenen değişiklikler neticesinde biz halkımıza çıkarmış olduğumuz İTEM Yasası çerçevesinde bundan sonra ne diyeceğiz. 'Bu yasayı yaptık, hayır efendim bu yasa yoktur' diyebilecek durumumuz var mı? Böyle birşey mümkün mü? Bütün bunları göz önünde bulundurmak mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla ziyaretçiler gelebilir, fakat neticede Kıbrıs Türkü açısından ölçü, müzakere süreci içerisinde sorumluluk taşıyan şahısların, bunu 'istenen noktaya geldi' deyip halkımıza sunabilecek bir kıvam noktasına getirmesi çok önemlidir. Bunun sorumluluğunu da Sayın Cumhurbaşkanı taşır.

"Kıvam noktası için ciddi bir çalışma var"

Biz, (Genel Sekreter Annan'a sunulacak) yanıtımızda bu kıvam noktasına gelinebilmesi için ciddi biçimde çalışıyoruz. Ciddi olarak şu anda o unsurları, bu vereceğimiz cevap içerisinde bulunduracağız."

Her iki tarafın yanıtlarının örtüşme olasılığı ne olabilir?

Kıbrıs Türk tarafıyla Rum tarafının Annan'a verecekleri yanıt mektuplarında yer alacak unsurların örtüşme olasılığının ne olabileceğine ilişkin soruyu da Olgun, "Bu konuda birşey söylemek istemiyorum. Teorik olarak birşey söyleyebilirim, yani inşallah pratikte bu böyle olmaz" şeklinde yanıtlayarak, bu konudaki görüşlerini şu ifadelerle açtı:

"Kıbrıs Türk tarafının isteyeceği birçok konu, Rum tarafı için neredeyse olmayacak şeyler. Ama söylediğim gibi, yani bu belki de_ yani şu anda (Rum tarafının yanıtını) görmeden söylenmemesi gereken birşey_

"İlkeler saygıyla karşılanmalı, eşitlik anlaşmaya yansımalıdır"

Benim temennim, şu ana kadar ortaya çıkmış olan, kararlaştırılmış olan ilkelerin herkes tarafından saygıyla karşılanmasıdır. Eşitlik deniyorsa eşitliğin muhakkak bu anlaşmaya yansımasıdır. İki tarafın ekonomilerinin yaşayabilirliği, iki yeni kurucu devletin yaşayabilirliği, bütün ekonomik unsurlarıyla birlikte bir anlaşmada olacak diye 77'de kararlaştırılmışsa, bunun pratikte de görülmesi lazımdır. Dolayısıyla bütün bu unsurlara bakarak ve daha önce ortaya çıkmış kriterlerin sağlanıp sağlanmadığına bakarak karar vereceğiz ve Rum tarafının da bunları göz önünde bulundurması lazım eğer Kıbrıs'ta gerçekten inanıyorsa_ Çatışma yerine, iki halkın ortaklığına dayalı bir arajman onlar için de bizim için de mevcut durumdan daha faydalıdır. Bunlar çok önemlidir. Temennim bunun önümüzdeki günlerde sürece yansımasıdır. Bu fırsatı vermek lazım. Biz de, iyi niyetle anlatmaya çalışalım yeniden, Rum tarafına da, uluslararası camiaya da ki bir anlaşmada Kıbrıs Türk tarafı açısından bulunması gereken temel unsurlardır bunlardır. Bunlar bulunduğu taktirde biz gerçekten bir uzlaşıyı Rum tarafıyla arzuluyoruz. Bunu Kıbrıs'ta ve bölgede barış için temenni ediyoruz."

"Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesinin Kıbrıs'a büyük katkısı olur"

Olgun, bir başka soruya karşılık da Türkiye'ye 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'nde müzakere tarihi verilmesinin yerinde bir karar olacağına işaret ederek, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesinin Kıbrıs'a büyük katkısı olacağı görüşünde olduğunu bildirdi. Bunun Kıbrıs'taki dengeler açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Olgun, şöyle konuştu:

"Bunun büyük katkısı olur, çünkü bir sistemik düşünceye ihtiyaç var. Türkiye, bu bölgede Kıbrıs sorunuyla ilgili hem taraflardan birisidir, hem de denklem içindeki temel unsurlardan birisidir. Eğer Avrupa mantığı, Avrupa sistemi içerisinde Yunanistan ve Kıbrıs bulunacaksa, Türkiye'nin bunun dışında uzun süre tutulması, bu denklemin kendi mantığı içerisinde bir olumsuzluk unsuru olarak karşımıza çıkar, bir negatif bir elemandır. Dolayısıyla Türkiye ne kadar süratli o sistem içerisine girerse ve Kıbrıs'ta sinkronize bir bağlantı ortaya çıkarsa o kadar faydalı olur. Bu da zaten 1960 Anlaşmaları'na göre hukuki bir gereksinimdir."

KIBRIS 04/12/2002

Ankara, Atina ve Lefkoşa'da, BM'nin çözüm planı ve 12 Aralık'taki Kopenhag Zirvesi'ne ilişkin yoğun görüşmeler yapılıyor...
Hedef, 12 Aralık öncesinde çözüm

YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ... Ankara, Atina ve Lefkoşa'da, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu çözüm planı ve 12 Aralık'taki Helsinki Zirvesi'ne ilişin önemli görüşmeler yapılıyor... Üç başkentteki yoğun diplomasi trafiğinin odak noktasını, BM'nin Kıbrıs planı konusunda tarafların siyasi iradesinin sağlanmasına ve Kopenhag Zirvesi öncesinde sonuç alınmasına yönelik çabalar oluşturuyor

"SORUNU ÇÖZMENİN TAM ZAMANI"... Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller Ankara'da BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışması Alvaro de Soto ile yaptığı görüşmenin ardından, Kopenhag Zirvesi öncesinde sonuç alınmasına çalıştıklarını söyledi. Möller, siyasi iradenin olması durumunda, sorunun çözülebileceğini belirtti ve "Şimdi çözemezsek ne zaman çözeceğiz. Şimdi tam zamanı" diye konuştu

"12 ARALIK'TAN SONRA NELER OLACAĞINI BİLEMEM"... BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto da AB'ye yönelimin çözümü kolaylaştırdığını savunarak, ele geçen fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini belirti... De Soto, bir sonuç alınamaması durumunda 12 Aralık'tan sonra neler olacağını soran bir gazeteciye "Bunu bilemem" diye yanıt verdi

GROSSMAN, BUGÜN ADAYA GELİYOR... ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman bugün adaya geliyor. Grossman, KKTC ve Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulunacak. Grossman, saat 10.30'da, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP), Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) yetkilileriyle, ABD Büyükelçiliği KKTC bürosunda toplu olarak görüşecek

Ankara, Atina ve Lefkoşa'da, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, taraflara sunduğu çözüm planı ve 12 Aralık'taki Helsinki Zirvesi'ne ilişin önemli görüşmeler yapılıyor...

Üç başkentteki yoğun diplomasi trafiğinin odak noktasını, BM'nin Kıbrıs planı konusunda tarafların siyasi iradesinin sağlanmasına ve Kopenhag Zirvesi öncesinde sonuç alınmasına yönelik çabalar oluşturuyor.

"Annan planıyla ortaya çıktığı ve kaçırılmaması gerektiği" savunulan çözüm fırsatını "Şimdi çözemezsek ne zaman çözeceğiz... Şimdi tam zamanı" sözleriyle yorumlayan Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller ise, yoğun diplomasi trafiğinin başını çeken isim.

"Siyasi irade varsa sorun çözülebilir"

Per Stig Möller, Türk yetkililerle görüşmelerde bulunmak üzere gittiği Ankara'da, aynı amaçla orada bulunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto ile bir araya geldi.

Möller ve De Soto, Türk yetkililerle temaslarından sonra Danimarka Büyükelçiliği'nde yaklaşık bir buçuk saat süren bir görüşme yaptılar.

Görüşmeden sonra gazetecilere açıklamada bulunan Möller, BM'nin Kıbrıs planına ilişkin gelinen nokta hakkında bilgi aldığını, Kopenhag Zirvesi öncesinde sonuç alınmasına çalıştıklarını söyledi.

Sonuçtan umutlu olup olmadığı sorusunu olumlu yanıtlayan Möller, "masada ne olduğunu herkesin bildiğini, adadaki iki tarafın ocak ayından bu yana bu konuları ele aldığını ve yeni bir şeyin olmadığını" söyledi.

Bakan, siyasi iradenin olması durumunda, sorunun çözülebileceğini belirtti ve "Şimdi çözemezsek ne zaman çözeceğiz. Şimdi tam zamanı" diye konuştu.

Rum kesiminin de planı kabul etmesi gerektiğini belirten Möller, "Adanın birleşmesini neden istemesinler ki?" dedi.

"Türkiye'nin AB'ye üyeliği 15-20 yıl sürebilir"

Bu arada, AB Dönem Başkanı Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller, Kopenhag Zirvesi'nde Ankara'ya tarih verilmesi durumunda bile Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinin 15-20 yıl sürebileceğini belirtti.

Möller, Danimarka gazetesi Jyllands-Posten'e verdiği demeçte, "Türkiye'nin AB'ye tam üyelik süreci için 15-20 yıllık bir süreden bahsedebiliriz" dedi. Möller, "Türklerin sık sık reformlar yaptığını, ancak bu reformların işlemediğini gördüklerini" iddia ederek, "1990'da Türkiye'ye yaptığım ziyarette işkencenin sona erdirileceği konusunda söz vermişlerdi, 12 yıl sonra yine aynı sözü veriyorlar" dedi.

De Soto: 12 Aralık'tan sonra ne olur, bilemem

Genel Sekreterin Özel Danışmanı De Soto da, AB ile Kıbrıs konusunda sürekli temas halinde olduklarını ve birliğin BM'yi bu konuda her zaman desteklediğini ifade etti. De Soto, AB'ye yönelimin çözümü kolaylaştırdığını savundu.

Adadaki iki tarafın BM planına itiraz noktalarını içeren yanıtlarını bugün almayı umduklarını belirten De Soto, bu yanıtlarda tarafların, geride kalan süre içinde ele alınabilecek sadece zaruri noktalara işaret etmelerinin yararlı olacağını kaydetti.

Kopenhag Zirvesi'ne kadar bir sonucun elde edilememesi durumunda Rum kesiminin üyeliğinin ertelenip ertelenmeyeceği sorusu üzerine, "bunu bilemediğini" kaydeden De Soto, sonuç alınmaması durumunda 12 Aralık'tan sonra neler olacağını da tahmin edemediğini bildirdi. De Soto, bu çerçevede "eldeki fırsatın değerlendirilmesi" çağrısında bulundu.

Möller, Atina'da da temaslarda bulundu

Möller, Ankara'daki temaslarının ardından gittiği Atina'da Başbakan Kostas Simitis ve ana muhalefet Yeni Demokrasi Partisi (YDP) Lideri Kostas Karamanlis ile bir araya geldi.

Simitis-Möller görüşmesinden sonra basına açıklama yapılmazken, Möller, gazetecilerin Kıbrıs sorununun çözümünün Rum kesiminin üyeliği için ön şart oluşturup oluşturmadığına ilişkin sorularını yanıtladı.

Möller, "Size açık bir yanıt veremem. Helsinki'de 1999 yılında alınan karar, Kıbrıs'ın birleşmemesi halinde tüm unsurların dikkate alınmasını öngörüyor. Ben ve Danimarka başbakanı başkentleri, her unsurun dikkate alınması ve adanın birleşmesi için olanak olup olmadığını görmek için ziyaret ediyoruz. Fakat, ben hâlâ umutluyum, birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılabilmesi için müzakere yürütecek ve sonuçlandıracak zaman hâlâ var" dedi.

Möller, gazetecilerin, bu umudun gerçekleşmemesi halinde ne olacağına ilişkin sorularına ise "Her unsuru dikkate alacağız" yanıtını vermekle yetindi.

Atina'nın genişlemeyi veto etmesi olasılığına ilişkin soruları da yanıtlayan Möller, "Bu olasılıktan haberdarım ancak genişlemenin gerçekleşmemesinin yaratacağı tüm sorunlarla Yunanistan hükümeti uğraşmak zorunda kalacak, çünkü AB dönem başkanlığını devralıyor" dedi.

Möller, öğleden sonra da, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile de bir araya geldi.

Amerikalı diplomatların temasları

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grosssman de Ankara'da Türk yetkililerle temaslarda bulunan yabancı diplomatlar arasındaydı.

Başbakan Abdullah Gül'le görüşen Wolfowits ile Grossman Türkiye'de bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti.

Başbakan Gül'ü ilk kutlayan yabancı devlet adamının ABD Başkanı George Bush olduğuna işaret eden Wolfowitz, bunun iki ülke arasındaki işbirliğinin boyutunun bir göstergesi olduğunu kaydetti.

Görüşmede Irak dışında Türkiye-AB ilişkilerini ve Kıbrıs konusunu ele aldıklarını bildiren Wolfowitz, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda verdikleri desteği sürdüreceklerini söyledi.

Wolfowitz, Kıbrıs konusunda acil ve kalıcı bir çözümü desteklediklerini de kaydetti.

Türk hükümetini önemli bir sürecin beklediğini söyleyen Wolfowitz, "Biz de Türkiye'nin dostu olarak buradayız. ABD-Türkiye işbirliği geçmişte olduğu gibi bugün de önemli" diye konuştu.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Mark Grossman Ankara ziyareti çerçevesinde Dışişleri Bakanlığı'nda da temaslarda bulundu.

Wolfowitz, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal başkanlığındaki Türk heyetiyle yaklaşık 1,5 saat süren bir görüşme yaptı. Görüşmede Irak konusunun yanında Kıbrıs konusuyla ilgili son gelişmeler de ele alındı.

Genelkurmayda görüşme

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ile beraberindeki heyet, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı da ziyaret etti.

Genelkurmay Başkanlığı Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Bilgi Merkezi'nden yapılan konuya ilişkin yazılı açıklamada, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ve beraberindeki heyetin, Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Büyükanıt ve ilgili personelle görüştüğü belirtildi.

ABD heyeti ile başta Irak, Kıbrıs ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) olmak üzere iki ülkeyi ilgilendiren sorunların askeri açıdan güvenlik boyutları üzerinde ayrıntılı görüş alışverişinde bulunulduğu bildirilen açıklamada, görüşmelerin, Türkiye ile ABD arasında varolan stratejik ortaklık kapsamında ve büyük ölçüde anlayış birliği içerisinde geçtiği kaydedildi.

Baykal-Wolfowitz görüşmesi

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la da bir araya geldi. Baykal, Wolfowitz ile yaptığı görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken,

ABD yönetiminin Kıbrıs konusunda çözümün yararlı olacağını ilettiğini, kendilerinin de Kıbrıs konusundaki düşüncelerini açıkladıklarını belirtti.

Grossman bugün adaya geliyor

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman bugün adaya geliyor. Grossman, KKTC ve Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulunacak.

Grossman, saat 10.30'da, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP), Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) yetkilileriyle, ABD Büyükelçiliği KKTC bürosunda toplu olarak görüşecek.

Grossman'ın, görüşme sonunda saat 11.00'de açıklama yapması bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman, Rum tarafında Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides ile bir araya gelecek. Rum basını, Grossman'ın Klerides'e, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın belirlediği sürede anlaşma olması gerektiğine ilişkin mesaj getirmesinin beklendiğini yazdı.

Jack Straw'un temasları

Ankara'da Türk yetkililerle Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ve Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili temaslarda bulunan bir diğer diplomat, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'du. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşen Straw, görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB sürecine destek verdiklerini bildirdi.

Straw, İngiltere hükümetinin Türkiye'ye Kopenhag Zirvesi'nde tarih verilmesi yönündeki görüşünü

yineleyerek, Avrupa Konseyi toplantılarında Türkiye için olumlu karar verilmesi için temaslarını sürdüreceklerini kaydetti.

Kıbrıs konusu ve bu çerçevede BM Kıbrıs planına da değindiklerini belirten Straw, planın iki taraf için de refah içinde ve istikrarlı yaşamaları için olabilecek en iyi fırsat olduğunu söyledi.

Türkiye'nin müzakerelere başlaması için öncelikle bir tarih belirlenmesini istediklerini tekrarlayan Straw, Kopenhag Zirvesi'ne kadar BM Kıbrıs planına ilişkin olarak da hızlı şekilde ilerleme kaydedilmesini beklediklerini ifade etti.

"Sorunun çözümü için 9 gün uzun bir zaman"

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Ankara'da Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la da yaklaşık bir saat süren yemekli bir görüşme yaptı.

Yemekten sonra, Ankara'da "son derece iyi" bir gün geçirdiğini belirten Straw, temaslarında Türkiye'nin AB süreci, Kopenhag Zirvesi, BM'nin Kıbrıs planı, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) ve Irak konularını ele aldıklarını belirtti.

Kıbrıs konusunun 30 yıldır sürdüğünü ancak BM planının taraflar için büyük bir fırsat olduğunu söyleyen Straw, planın her iki tarafı da memnun edecek tutarlı öneriler içerdiğini kaydetti. Straw, tarafların ender bulunabilecek bu fırsatı değerlendirmelerini umduğunu belirtti.

Straw, Kıbrıs'ta Kopenhag Zirvesi'ne kadar somut ilerleme kaydedilip edilemeyeceğine ilişkin bir soruya, "9 gün uzun bir süre, tek ihtiyacımız olan siyasi irade" yanıtını verdi.

Papandreu da Ankara'ya gitti

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu da, temaslarda bulunmak üzere dün akşam Ankara'ya gitti.

Papandreu ve beraberindekileri taşıyan özel uçak, 20.20 sularında Esenboğa Havaalanı'na indi.

Yunanistan dışişleri bakanı, ziyareti çerçevesinde bugün ilk olarak Başbakan Abdullah Gül tarafından kabul edilecek. Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la bir araya gelecek olan Papandreu, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı ziyaret edecek.

Papandreu, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'le de bir araya gelmesinin ardından akşam saatlerinde Ankara'dan ayrılacak.

Papandreu, Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri geliştirmek yolunda geçtiğimiz yıllarda adım adım önemli başarılara imza atıldığını belirtti ve "Bu ziyaretimle de yeni göreve başlamış olan hükümet ile aynı ilişikleri aynı şekilde devam ettireceğimizi teyit etmek için buradayım" diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın kısa süre önce Yunanistan'ı ziyaret ettiklerini hatırlatan Papandreu, Erdoğan'ın burada yaptığı açıklamaları ve Türkiye ile Yunanistan arasında "stratejik ilişkiler"den bahsetmesini "ilişkilerimiz açısından umut verici" olanak niteledi. Papandreu, "Yarın yine beraberce Türk-Yunan ilişkilerine yeni bir dinamizm vermek için nasıl hareket edeceğimizi konuşacağız" dedi.

AB'nin kendi içinde ve Türkiye-AB ilişkilerinde son derece önemli kararların alınacağı bir dönemde olunduğuna işaret eden Papandreu, yıllarca iki ülkeyi yakından ilgilendiren Kıbrıs konusunun çözümü için yeni bir fırsatın doğduğunu söyledi.

Finlandiya Başbakanı Lipponen Atina'da

Yabancı diplomatların Ankara'daki yoğun temaslarının yanı sıra Finlandiya Başbakanı Paavo Lipponen de Atina'da görüşmelerde bulundu.

Lipponen, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile yaptığı görüşmenin ardından gazetecilere açıklamada bulundu.

Lipponen, "Finlandiya, Türkiye'deki reformcu güçleri ve Avrupa dinamiğini desteklemek istiyor. Türkiye'ye tarih için tarih verilmesini destekliyoruz ama her şey daha somut olmalı" dedi.

Rum kesiminin AB üyeliğinin Kıbrıs sorunu çözülmese de gerçekleşmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varılmış olduğunu belirten Lipponen, bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu plan üzerindeki müzakerelerin de devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Kopenhag Zirvesi'nde Ankara'ya olumlu mesaj verilmesi gerektiğini vurgulayan Simitis de Türkiye'deki "Avrupalı güçlerin" güçlendirilmesini arzu ettiklerini, ancak "tarih için tarihin" Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini yerine getirmesi, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası ve Kıbrıs konularındaki tutumuyla bağlantılı olduğunu söyledi.

Simitis, sorular üzerine, "Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Atina ziyareti sırasında AB içinde Türkiye konusunda farklı görüşler olduğunu, Dönem Başkanı Danimarka'nın bir uzlaşma sağlayabilmek için çalıştığını söylediğini" de açıkladı.

Kıbrıs sorununun çözümünün Rum kesiminin AB üyeliğine ilişkin bir ön şart oluşturmadığına Helsinki Zirvesi'nde karar verilmiş olduğunu da kaydeden Simitis, tarafların bu konuyu bir an önce kapatabilmek için ciddi çaba harcamaları gerektiğini ifade etti.

KIBRIS 04/12/2002

Denktaş’tan 30 sayfalık yanıt


DIŞ HABERLER SERVİSİ

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu çözüm planına ilişkin Türk tarafının itirazlarını içeren mektubunu en kısa sürede BM Genel Sekreterliği’ne iletecek. Rumların itirazlarını 31 sayfalık bir mektupla BM’ye ilettikleri, KKTC’nin yanıtının da 30 sayfa tutacağı belirtildi.
KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun Olgun’un açıklamasına göre, KKTC’nin yanıtı Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen partilerin görüşleri de alınarak oluşturulacak ve taslak halindeki yanıt mektubu üzerindeki son rötuşla
r Denktaş tarafından yapılacak. Olgun, Denktaş ile Klerides’in biraraya gelme olasılığının Denktaş’ın KKTC’ye dönmesinden sonra ele alınacağını söyledi.

MILLIYET 04/12/2002

Annan’ın planı silbaştan


YORGO KIRBAKİ Atina

ABD ve BM, AB’nin Kopenhag Zirvesi öncesinde Kıbrıs sorununa bir çözüm bulma konusunda son dakika çabalarını yoğunlaştırdı. Bu doğrultuda taraflara yeni bir plan sunulacağı belirtildi.
Yunan basınında yer alan haberlere göre, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denk
taş ve Rum lideri Glafkos Klerides’den Kıbrıs çözüm planı ile ilgili itiraz ettikleri noktaları içeren cevapları alır almaz, yeni bir plan sunacak ve tarafları Kopenhag Zirvesi bitmeden "ilke anlaşması" imzalamaya çağıracak.
Tarafların gönderdiği itiraz n
otlarını karşılaştırarak gerekli gördüğü değişiklikleri yaptıktan sonra tek bir metin hazırlayacak olan Annan, Denktaş ve Klerides’ten bu yeni plan üzerinde anlaşmya varmalarını isteyecek.
Yunan gazetelerine göre, 12 Aralık’taki AB Kopenhag Zirvesi’nden ö
nce imzalamaları istenen "ilke anlaşması" Denktaş ve Klerides’i yeni Annan planı çerçevesinde bir çözüme ulaşmak için 28 Şubat 2003 tarihine kadar müzakereleri sürdürme yükümlülüğü altına sokacak.
To Vima gazetesine göre ise ABD, Rum Kesimi’nin bugün Kıbrıs sorununun çözümü için gösterdiği "yapıcı tutumu" AB üyesi olduktan sonra göstereceğinden emin olmadığı için "ilke anlaşması"nın imzalanması amacıyla taraflara baskısını artırdı

MILLIYET 04/12/2002

Çözümsüzlüğün faturası çok ağır


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın masaya koyduğu Kıbrıs çözüm paketinin geleceği giderek şekilleniyor. Şimdi müzakereler açılacak ve Annan planına son rötuşlar yapılacak.
KKTC ve Türk kamuoyunun önemli bir bölümü, Kıbrıs sorununun çözümünden yana. Toprak ve Göç
men konularında, müzakere yoluyla iyileştirmeler sağlanması ve Annan paketinin kabul edilmesi isteniyor. KKTC'nin Avrupa Birliğine girmesi memnuniyet yaratıyor. Türkiye'nin Kopenhag'dan müzakere tarihi alması olasılığının bu şekilde daha da kolaylaşacağı düşünülüyor.
KKTC ve Türkiye'nin azınlıkta kalan bir bölümü ise, çözümsüzlüğü sürdürmeyi hedefliyor.
Tartışmayı daha sağlam verilere dayandırabilmek için, bu olasılığın, KKTC ve Türkiye'ye nasıl bir fatura çıkaracağına bakalım...

1. KKTC DAHA DA FAKİRLEŞECE
K
KKTC'ye uygulanan ambargo sürecek, Avrupa Birliğinden hiçbir parasal destek alamayacak, özetle fakirleşme sürecektir. KKTC, tümüyle Türkiye'den gelecek yardımlarla yaşamak zorunda kalacaktır. Sorun, Türkiye'deki ekonomik kriz nedeniyle zaten az olan kaynakların daha da azalmasından çıkacaktır. Hem Türkiye, hem de KKTC çok zorlanacaktır.

2. RUMLAR AB'YE KOLAYLIKLA GİRECEK
Çözümsüzlüğün Türk tarafından çıktığı izlenimi yaygınlaştıkça, bundan Rumlar yararlanacaklardır. Avrupa Birliğine tam üye olarak kabul edilecekler ve KKTC'nin aksine, bugünkünden daha fazla zenginleşme imkanına kavuşacaklardır. Zaten dikkat edilecek olursa, şu sıralarda dahi, Annan planını hiç sevmemelerine rağmen suskunluklarını sürdürmekte ve oyun bozanlığı durmadan konuşan Türk yetkil
ilerine bırakmaya çalışmaktadırlar.

3. BİRKAÇ YIL İÇİNDE DAVALAR BAŞLAYACAK
Çözümsüzlüğün sürmesi ve Adanın Güney bölümünün AB'ye tam üye olmasının üstünden birkaç yıl dahi geçmeden Rumlar, Avrupa İnsan Hakları mahkemesinde dava açmaya başlayacak ve 74 öncesindeki evlerini, topraklarını geri isteyeceklerdir. Mahkeme de, büyük olasılıkla daha önceki Loizidu davasındaki gibi, Rumların lehine karar verecektir. Türkiye'nin üzerinde hem Avrupa Konseyi, hem de Avrupa Birliği'nin baskıları başlayacaktır.

4. KKTC BOŞALABİLİR
Rum yönetimi, AB'ye tam üye olduktan sonra, KKTC vatandaşlarına "serbest dolaşım ve işbulma" hakkı ve pasaport vermeyi planlamaktadır. Bu durum, ekonomik güçlük içine düşecek KKTC vatandaşları arasında kan kaybına neden olabilecek, önemli bölümü AB ülkelerine göçebilecekleri gibi, diğer bir bölümü de Güney'de iş aramaya başlayacaktır. Bu durum da, Türk tarafını rahatsız edecektir.

5. AB İLE İLİŞKİLER DONACAK
Türkiye'nin AB'den tarih alması imkansızlaşacağı gibi, ilişkiler gerginleşeceğinden dolayı AB dosyası bir süre askıya alınacaktır, bu durumda, AB içindeki Türk aleyhtarlarını memnun edecektir. Amaçlarına kolaylıkla ve Türkiye sayesinde ulaşmış olacaklardır.

6. KIBRIS YİNE GÜNDEME GETİRİLECEK
İşin en can alıcı noktası, Kıbrıs sorununun ilerde yeniden ortaya çıkacağının unutulmaması gereğidir. Türkiye AB'ye tam üye olma aşamasına geldiği zaman, Kıbrıs yeniden masaya konacak ve çözülmesi istenecektir. O zaman da Rumlar, bugün kabul edebileceklerinden çok daha ileri giden isteklerde bulunacakla
rdır. Türk tarafı çok daha ağır bir bedel ödemek zorunda bırakılacaktır.

7. GERİLİM VE KRİZ EKONOMİYİ ETKİLEYECEK
Çözüm bulunamaması, bunun sorumluluğunun Türk tarafından görülmesi ve Rumların tek başlarına AB'ye tam üye olmaları hem Kıbrıs'ta, hem de Ege'de Yunanistan ile gerilim yaratacaktır. Bu durum da , hem turizmi olumsuz etkileyecek, hem savunma masraflarının artmasına yol açacaktır. Dolayısıyla, dolar ve faizlerin yükselmesi, borsanın düşmesi beklenmelidir.

Sonuçta, Kıbrıs'ın çözümü Türkiye'nin ön
ünü açacak, çözümsüzlük Türkiye'nin gelişmesini büyük oranda tıkayacaktır.

* * *
BANA 3 GÜN İZİN VERİN

Son derece hareketli haftalar geçirdik.
Çok yorulduk.
Önümüzdeki haftalar daha da hareketli geçecek. Bayram arasından yararlanıp önümüzdeki birkaç gün yurt dışına, uzaklara gidiyorum. Sizlerden ayrı kalacağım.
İyi bayramlar diliyorum.

MILLIYET 04/12/2002 - MEHMET ALI BIRAND

Annan planı yoğuracak

Kıbrıslı liderlerden itirazlarını bekleyen BM Genel Sekreteri, planını yeniden şekillendirecek. Ardından da liderleri bir araya getirip 12 Aralık'tan önce yeni belgenin kabulünü isteyecek

04/12/2002

NEW YORK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, tarafların sunduğu Kıbrıs çözüm planını tüm yokuşa sürme çabalarına inat, AB'nin 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesi öncesi temel ilke anlaşmasına varılması için manevra üzerine manevra yapıyor. Annan'ın KKTC lideri Rauf Denktaş ile Rum lideri Glafkos Klerides'in plana ilişkin itirazlarını aldıktan sonra, bunların ışığında yeni bir belge oluşturacağı ve ikilinin onayını almaya çalışacağı belirtiliyor.
BM Genel Sekreteri Sözcüsü Fred Eckhard, Annan'ın itirazlara dair mektubu aldıktan sonra notları karşılaştıracağını ve gerekirse planın ne şekilde değiştirileceğine karar verileceğin
i belirtti. "Zaman daralıyor, ama biz 12 Aralık takvimini kaçırmamak için her çabayı gösteriyoruz. Çözüm için en iyi fırsatla karşı karşıyayız" diyen Eckhard, Annan'ın iki lideri buluşturacağını, ama tarihin henüz belirlenemediğini söyledi.

Kopenhag'da imzalanabilir
Yunan basını da benzeri bir iddia ortaya attı. Buna göre, itirazlar üzerine yeni bir belge oluşturmayı hedefleyen Annan, 'Denktaş ile Klerides'i bir ilke anlaşmasına iknaya çalışacak. Anlaşmada iki liderin plan esasında çözüm için 28 Şubat'a dek müzakere etme yükümlülüğü altına' sokacağı, anlaşmanın Kopenhag zirvesinde imzalanması ihtimalinin de bulunduğu belirtildi. Rum Milli Konseyi'nin bir üyesi de, To Vima'ya "Gelecek günlerde Kıbrıs'ta ilk anlaşmanın imzalanması ihtimali büyük" dedi.
New
York'ta tedavi gören Denktaş ise, Annan'ın planında değişiklik yapmasından çok, değişikliğin nasıl yapılacağının önemli olduğunu vurguladı. KKTC lideri, 'Sizi üzüyorlar mı' sorusunu "Hayır, beni üzmüyorlar. Ben halkıma da, devletime de, Türkiye'ye de güveniyorum" diye yanıtladı. Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun, itirazlara ilişkin yanıtın gecikmesi üzerine, "Roman yazmayın. Kısa kesin" uyarısına rağmen, Denktaş Rum tarafının BM'ye 31 sayfalık itiraz belgesi sunduğunu öğrendiklerini ve kendi çekincelerinin de en az bu kadar tutacağını belirtti.

Denktaş AB'ye mektup yazdı
KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun Olgun, Dışişleri'nde hazırlanan yanıta KKTC'deki partilerin görüşleri alınarak son şekli verilerek bugün Denktaş'a iletileceğini aktardı. Olgun, Annan'ın iki lideri davet etmesi olasılığı karşısında, Denktaş'ın hafta sonu adaya dönebileceğini ekledi. Denktaş'ın AB Dönem Başkanı Danimarka'ya mektup gönderdiği öğrenildi. KKTC lideri, Kopenhag'a dün ulaşan mektubunda, "BM iki taraf arasınd
a ortak zemine ulaşmak için her türlü çabayı gösterirken, AB'nin Kopenhag zirvesinde Rum Kesimi'ni üyeliğe kabul ederek bütün süreci sekteye uğratmayacağını umut ediyoruz" dedi.
Olgun da, AB'nin Rumlar dahil 10 adayın AB üyeliğine dair kararı 12 Aralık ye
rine hazirandaki Selanik zirvesine taşıyabileceği söylentileri için, "Erteleme olasılığı varsa Kıbrıs'a büyük katkısı olur" ifadelerini kullandı. Ancak 12 Aralık'ta Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesinin Kıbrıs'a büyük katkısı olacağını belirten Olgun, "Türkiye, Kıbrıs'ta hem taraf hem de denklem içindeki temel unsurlardan" dedi. (Dış Haberler)

RADIKAL 04/12/2002

Weston: Önce imza sonra tarih

WASHINGTON - ABD 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesinde Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi için AB'ye, BM'nin planı doğrultusunda Kıbrıs'ta temel ilke anlaşmasına varılması için de Türk tarafına büyük baskı yapıyor. ABD Dışişleri'nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Weston, Kopenhag öncesi Kıbrıs'ta temel anlaşma imzalanabilirse AB'nin Türkiye'ye üyelik müzakereleri için tarih verilmesinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Weston, şöyle konuştu:
"Kıbrıs'ta çözüm durumunda Türkiye-AB ilişkileri ilerleyecek. Türkiye, Kıbrıs için çok yoğun çalışıyor ve bunun takdir edilmesi lazım. Esas konu, temel anlaşmanın Kopenhag öncesi
imzalanması. Bu, tarafların çözüme bağlılıklarının beyanı olacak. Bize göre temel anlaşmanın imzalanması, kesinlikle üyelik müzakerelerinin başlangıcı için Türkiye'ye tarih
verilmesinin yolunu açmalı."
Zirveye kadarki 10 günde yapılması gereken çok iş ol
duğunu söyleyen ABD'li diplomat, tarafların bir an önce BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a itirazlarıyla ilgili yanıtı iletmesini istedi. Amacın plan üzerinde orta noktada buluşmak olduğunu söyleyen Weston, planın, Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin güvenlik kaygılarını karşılayacağını savundu.
Türkiye'nin AB üyeliği ve Kıbrıs sorununun çözümlenmesi amacıyla önceki gece yeni bir tura çıkan Weston, 12 Aralık'a dek Britanya, Belçika, Avusturya, Kıbrıs, Yunanistan, Türkiye ve Danimarka'ya gidecek.
Yunanistan'ın To
Vima gazetesi ise Washington'ın Rumların Kıbrıs'ta çözüm için gösterdiği 'yapıcı tutumu' AB üyesi olduktan sonra göstereceğinden emin olmadığına, bu nedenle de 'ilke anlaşması' için taraflara baskı yaptığına dikkat çekti.
RADIKAL 04/12/2002