Denktaş şoka soktu

Denktaş'ın direnişi nedeniyle Annan'ın yolladığı mektup, Rum Kesimi ve Yunanistan'ı rahatsız etti. Temel kaygı: Müzakeresiz imzaya zorlanmak

29/11/2002 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ


ATİNA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'nın Kıbrıslı Türk ve Rum liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides'e yeni bir mektupla planda arzuladıkları değişiklikleri yarına kadar bildirmelerini istemesi ve Denktaş'ın planı müzakereyi kabul etmesi, Atina ve Rum Yönetimi'ni şoke etti. Hesapları altüst olan Klerides A
nnan'dan yeni mektuba yarına dek olan yanıt verme süresini uzatmasını istiyor.
Daha önce planı 'müzakere zemini kabul ettiklerini' açıklayan Rum-Yunan tarafının hesabı, planda temel anlaşma için öngörülen 12 Aralık'a dek müzakere ve imza şartından kurtulm
ak ve Rumların engelle karşılaşmaksızın Kopenhag zirvesinde AB üyesi olmasıydı. Kofi Annan'ın 'mektupla müzakere yapmak'la suçlandığı ve ikinci mektubunun 'yeni ültimatom' olarak değerlendirildiği Atina'da, Rum tarafının hiç müzakere edilmeyecek bir anlaşmaya imza atmak zorunda bırakılacağı endişesi var. Yunan dışişlerine yakın çevreler, Annan'ın 12 Aralık'a kadar anlaşma amacıyla yaptığı yeni hamlenin ucunda üç senaryo görüyor:

Üç senaryo
1. Kofi Annan tarafların görüş ve itirazlarını inceleyerek, bazı değişiklikler yapacak ve hiçbir müzakereye imkân bırakmadan 'kabul veya ret' yanıtı isteyecek.
2. Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, iki liderin değişiklik istedikleri noktalar hakkında birkaç günü geçmeyecek 'dolaylı müzekereler' yürütecek.
3. Annan, Klerides ile Denktaş'ı gelecek hafta New York veya Lefkoşa'da müzekereye davet edecek.
Atina'da Klerides'in Denktaş'tan daha zor pozisyona düştüğü görüşü var. Kaynaklar "Kamuouyunun gerçekte müzakere edilmeyecek bir anlaşmaya ikna edilmesi güç"
dedi.

De Soto'yla görüşme
Rum Ulusal Konseyi de dün Annan'ın ikinci mektubu ve takvimle ilgili Klerides'e yetki verdi. Rum Sözcü Mihalis Papapetru, Klerides'in bugün De Soto'yla planda değişiklik taleplerini görüşeceğini son mektubu yanıtlama tarihinin uzatılmasını isteyeceğini belirtti. Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides, planda 'Türk tarafı lehine değişiklikleri kabul etmeyeceklerini' söyledi. Kasulides, 'adil olduğuna kamuoyunu ikna edecek bir çözüm gerektiğini' kaydetti.
Atina ve Rum tarafının i
stediği değişiklikler, geçici üç yıllık eşbaşkanlık döneminin kısaltılması, toprak dağılımının Rumlara daha fazla mülk iadesi sağlaması, Yunan vatandaşlarına vize uygulanmaması, daha fazla Türk göçmenin Türkiye'ye dönmesi, adada kalacak Türk ve Yunan askerleri sayısının önceden belirlenmesi.

Yanıttan emin değiller
Denktaş'ın ancak Annan'ın son mektubunun ardından ilk mektuba yanıt vermesi de kafa karıştırdı. Papapetru, Denktaş'ın planı müzakere zemini kabul edip etmediğiyle ilgili sorular olduğunu "Yanıtının bağlamı netleştirilmeli. Çelişkili bilgiler var" diye dile getirdi.

Fırsatçılık ve gerçek fırsat

Mine Kırıkkanat

29/11/2002 RADIKAL

"Tepenizde hangi tanrı duruyorsa, ona tapmak gerekir."
(G.C.Lichtenber
g, 'Aphorismen', 1799)

Türkiye'de benim kuşağım, peşine takıldığı, takılmasa bile dinlediği gençlik liderlerinin 'Oportünist olma!', 'Demagoji yapma!' uyarılarıyla büyüdü. Oportünizm ve demagojinin tam olarak ne anlama geldiğini bilmez, ama çok kötü şeyler olduğunu hissederdik. Acılı bir kuşaktı. Liderleri öldürüldü. İzlerinden gidenler süründürüldü. Aralarından yalnızca, demagoglarla oportünistler kurtuldu. Zaten Türkiye'nin gerçeği buydu: Düzeni değiştirmek ve kısırdöngüyü kırmak için yola çıkılır, sonu
nda demagog ve oportünistleri aynı düzen ve kısırdöngü kurtarır, ötekilerin de başı ezilirdi.
Öyle böyle bugünlere geldik. İktidar koltuklarını da hep ve hâlâ demagog oportünistlere teslim ediyoruz. Ve karşılarına geçip, 'Demagoji yapmayın, oportünist olm
ayın!' diye bağırıp duruyoruz. Bir anlamda, ayının ayılık yapmamasını bekliyor, umuyoruz. Oysa ayı ayı, elbette yapacak ayılığını.
Sen adam olup, ayıyı seçmesene!
Ayı gibi ayıyı seçmemek kolay. Ama demagog ve oportünist bir ayıyı seçmemek zor. Çünkü dayı
gibi yapıyor bir, demagog ve oportünist olmayanı yok iki!
Peki Türkiye, gençler için açıklıyorum, fırsatçılık demek olan oportünizm ve halkı hoşuna giden ucuz yalanlarla kandırmak anlamına gelen demagoji yapmadan yönetilebilir mi? Politikanın ta kendisi,
toplumun hoşnutsuzluklarını fırsat bilip tutulmayacak sözler vermek değil midir? Ya demokrasi? Geniş genelin eğilimlerine fırsat verecek olan çoğu uyduruk vaatlere göre yönetici seçmek sistemi, demokrasinin 'öteki' tanımı olamaz mı?
Türkiye'de son 50 yıl
dır tüm seçimlerin galibi, oportünizm ve demagojidir. Anavatanda durum böyle. Ya 'yavru vatan'da nice?
Son günlerde dönüp duruyorum aynı sorunun çevresinde: Rauf Denktaş'ı en son yeniden, KKTC Cumhurbaşkanı olarak hangi toplum seçmişti yahu? Bugün, Güney
Kıbrıs'la barış yapmak için çırpınan, AB'ye birlikte katılmak isteyen, zaten tek umudu da bu olan ve Kofi Annan'ın planını destekleyen KKTC'liler değil mi? Bilmiyorlar mıydı Rauf Denktaş'ın kim olduğunu, neyi nasıl yaptığını, dolayısıyla yapacağını; oyalamak, dondurmak ve statükoyu korumak piri olduğunu? Pekâlâ biliyorlardı. Zaten şimdi barış, birleşmek ve AB yanlısı olan Kıbrıslı Türkler yeniden seçmedi Rauf Denktaş'ı. Türkiye'den gönderilen, yerleştirilen sonradan olma Kıbrıslı Türkler taşıdılar kendisini, tekrar tekrar iktidar koltuğuna!
Bu tabloda, KKTC'de halkoyuyla işbaşına gelmiş bir cumhurbaşkanı vardır, denilebilir mi? Binlerce göçmeni yerinden yurdundan kaldırıp getireceksin, vatandaşlık ve seçme - seçilme hakkı vereceksin, sonra da Rauf Denktaş'ı
halk seçti diyeceksin. Hangi halk? Yerli malı Kıbrıslı Türkler mi, yoksa ithal göçmenler mi?
Yalnız göçmen değil, kendi demokrasi anlayışını da ihraç etti Türkiye, Kuzey Kıbrıs'a. Bugün İstanbul'u, Ankara'yı vb. nasıl Erzincanlı, Erzurumlu, Kayserili, El
azığ ve Diyarbakırlı göçmen milletimin vekilleri temsil ediyorsa; KKTC'li Türklerin kaderini de Anadolulu göçmen/seçmenler belirliyor.
Ancak KKTC'deki demokraside artık oportünizm ve demagojinin pili bitti. Türkiye'nin sözümona 'milli çıkarları'na göre ya
pılan kof vaatler ve fırsatçılık çalışmıyor artık. Çünkü ortada GERÇEK bir fırsat var: Güney Kıbrıs'la barışarak AB'ye birlikte girmek.
Keşke Türkiye'ye de böyle bir şans verilse. Ama korkarım, demagoji ve oportünizmin defteri dürülmeden, yakalanmıyor ger
çek fırsatlar.

Kıbrıs'a MGK rötuşu yapılacak

RADİKAL - ANKARA – 29/11/2002

KKTC lideri Rauf Denktaş'ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da sunduğu Kıbrıs çözüm planını 'müzakere zemini olarak kabul ettiğini' belirten yazılı bildirimde bulunmasının ardından, Annan'ın önceki gün ikinci bir mektupla istediği ve tarafların itirazlarını içeren belgenin hazırlanması için kollar sıvandı. KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun Olgun, belgenin hazırlanmasıyla ilgili değerlendirmeler için dün New York'tan Türkiye'ye gelirken, gözler bugünkü MGK toplantısına çevrildi. MGK'nın AKP hükümetiyle yapacağı ilk toplantının adeta bir 'Kıbrıs zirvesi' gibi geçmesi bekleniyor. Denktaş'ın Annan'a yazılı bildirimde bulunmasının hemen ardından yola çıkan Denktaş'ın danışmanı Olgun, dün Ankara'ya geldi ve Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'le birlikte sunulacak mektupta son düzenlemeler üzerine çalışmaya başladı. Olgun, bu taslak metni önce KKTC hükümeti, ardından New York'ta Denktaş'a sunacağı için, Annan'ın taraflara bugüne dek tanıdığı sürenin büyük ihtimalle aşılacağı sanılıyor. Olgun, "Cevabın bir haftadan önce hazırlanması lazım" dedi.
Önceki gün taburcu olan Denktaş'ın ise New York'tan ancak gelecek hafta ayrılabileceğini belirten Olgun, KKTC liderinin Annan planını ne
ölçüde kabul ettiği yönündeki soruya, "O belgeyi müzakere etmeyi kabul ettik. Bizim çıkarlarımızı ve endişelerimizi karşılamayan unsurları müzakere etmeyi kabul ettik" yanıtını verdi. Denktaş'ın Annan'a gönderdiği mektubu değerlendiren KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu da, Annan planına imza atıldığı anda işin biteceğini belirterek, "Bu nedenle görüşeceğiz, konuşacağız ve belgeyi kendi lehimize döndürebilmenin yollarını arayacağız. Olmazsa oturup konuşacağız" diye konuştu.

İtiraz edilecek kısımlar
MGK'nın bugün Çankaya Köşkü'nde saat 13.30'da başlayacak olan kasım ayı olağan toplantısında, Annan'ın çözüm planı çok boyutlu değerlendirilecek ve BM'ye sunulacak olan mektup taslağının son haline onay verilecek. Türk tarafının itirazları arasında, sunulan haritalar
ve göçmenler başta geliyor. 'Ortak devlet' ve 'parça devletler'in egemenlikleriyle ilgili bölümlerde iki toplumun varlığından net bahsedilmediği şeklinde bir itiraz yapılacağı da belirtiliyor.

Yakış: En ileri nokta
Denktaş'ın Annan'a mektubu, AB'ye üyelik sürecini ve Kıbrıs meselesinin çözümünü hızlandırmayı isteyen AKP hükümetini de rahatlattı. Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, mektubu "Sayın Denktaş'ın gelebileceği en ileri nokta" diye değerlendirdi. Yakış mektupta dile getirilen görüşlerle Annan'ın taleple
ri arasında 'güzel bir denge' kurulduğunu söylerken, "O denge temenni ediyoruz ki, bundan sonraki müzakereler için iyi bir başlangıç teşkil eder. Böylelikle sorunun çözümü için hareketlenme başlayabilir" ifadelerini kullandı.
Yaşar Yakış, mektubun Türk ta
rafının iradesine ters olup olmadığı sorusuna ise "Denktaş'ın attığı adım, o iradeyi araziye yansıtabilmek için gerekli olan ortamı hazırlıyor" cevabını verdi.

Simitis: Brüksel yolu Yeşil Hat'tan geçer

RADİKAL - ATİNA – 29/11/2002

Yunan Başbakanı Kostas Simitis, Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs konusunda artık 'çözüm ya da çözümsüzlük' arasında tercih yapmak zorunda olduklarını belirterek, "Ankara'yı Brüksel'den ayıran Kıbrıs'taki Yeşil Hat'tır" dedi. PASOK Merkez Komitesi'nde konuşan Simitis, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının 'kendi başına çözüm değil ama yapıcı müzakereler için fırsat oluşturduğunu' söyledi. Yunan lider, BM'nin 30 yılda ilk kez bu kadar geniş kapsamlı bir plan sunduğunu ve Kıbrıs Türk tarafının tüm hoşnutsuzluğuna rağmen planı reddetmediğini vurguladı. Simitis, "Türkiye, ya Avrupa ve çağdaş uluslararası toplumdaki yerini alacak ya da modası geçmiş jeostratejik seçeneklerinde ısrar edecek. Yeşil Hat, Ankara'yı Brüksel'den ayırmaktadır. Yeşil Hat Türkiye'nin çıkarına değildir" diye konuştu.
"Çözümsüzlüğün en iyi çözüm olduğunu iddia edenlerin hesabın tutmayabilir. Uluslararası toplum, Yunan tarafının sorumlu olacağı bir kilitlenme sonucu sürece ilgisini yitirebilir. İşbirliği yapma yükümlülüğü altındayız" değerlendirmes
ini yapan Simitis, Atina'nın 'AB üyeliğini garantileyelim ve çözümü unutalım' görüşünü kabul etmediğini söyledi

12 Aralık’a kadar anlaşma hayal...

Annan’ın Kıbrıs planıyla ilgili istediği değişiklik önerilerinin yarına yetişemeyeceğini bildiren KKTC Cumhurbaşkanı, Kopenhag’a kadar ön anlaşmaya varılmasının hayal olduğunu söyledi

SEMA EMİROĞLU New York

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Türk ve Rum taraflarının, Kıbrıs çözüm planıyla ilgili değişiklik önerilerini yarına kadar sunmalarını beklerken, New York’ta bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bunu yapabilmek için önümüzdeki hafta ortasında Kıbrıs’a gitmesi ve meclisine danışması gerektiğini açıkladı.

‘Yıkıcı’ suçlaması
Geçirdiği kalp ameliyatı ve grip enfeksiyonu nedeniyle yaklaşık iki aydır New York’ta tedavi gören ve dün taburcu olan Denktaş, telefonla sorularımızı yanıtladı ve kafalardaki pek çok soruya açıklık getirdi.
Planın iki sayfalık ana noktaları üzerinde bir ön anlaşmaya varılması için Annan’ın şart koştuğu 12 Aralık tarihini (Kopenhag Zir
vesi), "hayal" olarak niteleyen Denktaş, "Bana bazı çevrelerde ‘yıkıcı’ suçlamaları yapılmasına rağmen, Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides’in de 18 Kasım’da Annan’a yolladığı mektubunda, plana evet yanıtı vermediği unutuluyor" dedi. Klerides’in de, planı müzakere zemini olarak kabul etmediğini, bu konuda pek çok itirazları bulunduğunu ve konuyu Rum Ulusal Konseyi’nde görüştükten sonra bir cevap vereceğini belirttiğini anlatan Denktaş, "Dolayısıyla planda iki taraf için de kabul edilemez şeyler var. İki tarafın da sorunları olduğunu gören Annan, taraflardan bunları dile getirmelerini istedi" dedi.

Şartlı müzakere
Denktaş, önceki gün Annan’a gönderdiği yanıt mektubunda da, müzakereleri yararlı bulduklarını, ancak planda endişe yaratan ve kendilerini ciddi biçimde düşündüren hususlar yer aldığını, bunlarla ilgili izahat istediklerini ve alacakları cevaplar sonunda oluşacak görüşme zemininde müzakereye girebileceklerini bildirdiğini kaydetti.

MILLIYET 29/11/2002

Her şeyin başı Kıbrıs!


Yazmakta olduğum kitap için dün önde gelen kıdemli diplomatlarımızdan biriyle konuşuyordum.
Kıbrıs’tan söz açıldı.
Şunları söyledi:
"Hiç kuşkun olmasın, her şeyin başı Kıbrıs! Bu sorunla birlikte, 1974 sonrası önce Ermeni terörü başımıza musallat edildi. Arkasından ufak ufak Kü
rt sorunu didiklenmeye, PKK ve terör başımıza bela olarak sarılmaya başlandı. Kıbrıs, PKK, Kürt derken Türkiye’nin dış politikası ipotek altına alındı. Türk diplomatları olarak neredeyse bütün dosyaları arka plana ittik, bunlarla baş edebilmek için... Manevra alanımız, ufkumuz daraldı. Perspektifimiz karardı. Dünyaya doğru dürüst bakamaz olduk. Çok daha büyük yaratıcılıkla kullanabileceğimiz Türkiye potansiyeli bir yerde harcanmış oldu. Şimdi de Türkiye’nin ‘Avrupa yolu’nun üstünde duruyor Kıbrıs... Çözüm şart!"
Gerçeği yansıtan bir tespit.
Kıbrıs, Türk - Yunan düşmanlığı, PKK ile mücadele derken, yalnız manevi değil maddi bakımdan da, ekonomik olarak da müthiş bir kanamaya uğradı Türkiye. Kalkınmaya gidecek milyarlarca dolar silahlanmaya gitti.
Aynı zamanda
Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti yolunda ilerlemesi kösteklenirken, imajı da berbat edildi.
Ne demek istiyorum?
Kıbrıs’ı ver kurtul mu?
Elbette değil.
‘Ver kurtul’ anlayışını bunca yıl hiç savunmadım. Kıbrıs Türkünün, Sayın Denktaş’la dava arkadaşla
rının, - ya da o fedakar neslin - insanlık mücadelesine saygı duydum. Bugün sergiledikleri duyarlığı da anlıyorum.
Fakat Türkiye’nin iyiliğine olan bir durumun, Kıbrıs Türkü için de iyi olacağını ve bunu bozmak için olumsuz bir adım atabileceklerine de iht
imal vermiyorum.
Ama şunu da vurguluyorum:
Kıbrıs artık çözülsün!
Zamanı gelmiş durumda.
Her şeyin başı Kıbrıs çünkü...
Çözülmezse, her şey yine geriye doğru sarılmaya başlayacak. AB ile ilişkilerde çatışma, Doğu Akdeniz ve Ege’de gerilim, Türkiye’de AB dü
ş kırıklığının yaratacağı siyasal ve ekonomik istikrarsızlık, Kürt sorununda yine yüksek tansiyon derken, evet film yeniden başa doğru sarılacak.
Kıbrıs’ta çözümü savunanlardan biri de Mehmet Ali Talat. KKTC’de son yapılan yerel seçimleri kazanarak yüzde 3
4 oyla birinci parti olan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin lideri.
Denktaş’tan farklı düşünüyor.
Cumhurbaşkanı’na ters düşüyor.
Çünkü, ‘Kofi Annan planı’nı olumlu karşılıyor Mehmet Ali Talat.
Şu sözler onun:
"Bu plan derhal görüşülmeli. Planın özü 12 Aralık’t
aki Kopenhag zirvesine kadar kabul edilmek zorunda. Rumlar Kopenhag zirvesinde olumlu görünmek ve AB’ye girişte zorluk yaşamamak için, büyük öfke duydukları bu planı müzakere etmeye evet dediler. Kıbrıslı Rumlar bu planla bize çok şey veriyor. Uluslararası düzeyde kabul gören egemenliklerini bizimle yarı yarıya paylaşıyor.
Bu plan, daha çok Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin lehine. Böylece Kıbrıslı Türklerin dünyadan tecrit edilmişliği bitecek, ambargo kalkacak. Kıbrıslı Türkler AB vatandaşı olacak. Kıbrıs
devletini Rumlarla paylaşacak.
Rum kamuoyunun yüzde 70’i BM planına olumsuz bakıyor. Alt tarafı bazı küçük yerleşim bölgelerini alıyorlar. Bunun dışında kendilerinden olan bir devleti, her şeyi bizimle paylaşıyorlar. Bazı boşlukları ve hataları olmasına rağmen çok iyi hazırlanmış bir plan bu..." (Radikal, 25 Kasım 02, Neşe Düzel röportajı)
KKTC’nin bir numaralı partisinin lideri Mehmet Ali Talat böyle diyor. Yalnız o değil, toplam 38 bin üyesi olan 90 sivil toplum kuruluşu da Annan planının müzakere zemini
olarak kabul edilmesini istiyor.
Altını çizin bütün bu görüşlerin.
Pozitif bir bakışı yansıtıyorlar.
Soğuk Savaş’ın o cılkı çıkmış dost - düşman klişelerinden kurtulmuş, ileriye bakan, geleceği artık geçmişte aramayan bir bakış açısını yansıtıyorlar çünkü.
..
Sayın Denktaş’ın haklı bazı çekinceleri var. Ama bu planla yürümektir doğru olan... Değerli diplomatımızın dediği gibi:
Kıbrıs her şeyin başı!

MILLIYET 29/11/2002 HASAN CEMAL

Yunanistan Kopenhag’a kadar çözümden umudu kesti

Yunanistan, Kıbrıs sorununa 12 Aralık’tan önce çözüm bulunamayacağı görüşünde.

Atina
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

29 Kasım— Yunan hükümet sözcüsü Hristos Protopapas, Kopenhag Zirvesi öncesinde Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmasının güç olduğunu söyledi. Öte yandan Rum kesiminde yapılan kamuoyu yoklamaları, Kıbrıslı Rumların Annan planına desteğinin azaldığını gösteriyor.

Hristos Protopappas, müzakerelerdeki gecikme konusunda Türkiye’yi ve Kıbrıslı Türkleri suçladı. Protopapas, tarafların BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan 137 sayfalık çözüm planını müzakereye başlasalar bile, 12 Aralık’ta yapılacak olan Kopenhag Zirvesi’ne kadar çözüm bulunamayacağını vurguladı.
“Kıbrıs sorununda yeni bir sayfa açmak için tarihi bir dönemdeyiz” diy
en Protopapas, Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliği üyeliğinin çözüm çabalarından bağımsız olduğunu savundu.

RUMLARIN PLANA DESTEĞİ AZALIYOR
Öte yandan, Kıbrıs Rum kesiminde yapılan son kamuoyu yoklaması, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu çözüm planına ‘hayır’ diyenlerin oranının yüzde 76’ya çıktığını ortaya koydu. Mahi gazetesinin haberine göre, 22-26 Kasım tarihleri arasında Symmetron araştırma şirketi tarafından 18 yaş üzerindeki 600 kişi arasında yapılan kamuoyu yoklamasında, ankete katılanların
yüzde 76’sı Annan planına “hayır” derken, yüzde 20’si de “evet” dedi.
“Avrupa Birliği üyeliği hatırına Annan planında önerilenleri kabul etmeye hazır mısınız?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 77’si “hayır”, yüzde 20’si evet yanıtını verdi. ‘Rum yöneti
mi lideri Glafkos Klerides’in, Rum halkı onay vermeden Aralık ayında ilke anlaşması imzalama hakkı bulunup bulunmadığı’ sorusuna da, yüzde 85 ‘hayır’, yüzde 15 ‘evet’ diye cevap verdi.

NTV 29/11/2002

MGK’dan Denktaş’a destek

Milli Güvenlik Kurulu Kasım ayı olağan toplantısı yaklaşık 4.5 saat sürdü. Toplantı sonrası yapılan açıklamada KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’a destek verildi.

Ankara
NTV-MSNBC

 

29 Kasım— 58’inci Hükümet’in ilk kez katıldığı MGK toplantısında iç ve dış güvenlik konuları ve Kıbrıs ana gündem maddeleriydi. Toplantı sonrasında Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Gül, Dışişleri Bakanı Yakış ve Genelkurmay Başkanı Özkök, Köşk’ten ayrılmayarak Irak hakkında görüşmeye başladılar.

MGK Genel Sekreterliği’nin toplantıya ilişkin bildirisinde, toplantıda, geçen bir aylık döneme ilişkin güvenlik raporları ışığında ülke genelindeki güvenlik ve asayiş durumunun gözden geçirildiği belirtildi.
Toplantıda, Türkiye’yi ilgilendiren öncelikli dış politik ve askeri meseleler
ve birbirleriyle ilişkileri ile Kıbrıs’a ilişkin son gelişmeler hakkında Kurul’a bilgi sunulduğu ifade edilen bildiride, “Bu bağlamda, Türkiye’nin, KKTC Cumhurbaşkanı sayın Denktaş’ın müzakere süreci itibarıyla almış olduğu son tutumu desteklediği kaydedilmiştir” denildi.
Toplantıya, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcıları Abdullatif Şener, Mehmet Ali Şahin ve Ertuğrul Yalçınbayır, Adalet Bakanı Cemil Çiçek,
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cumhur Asparuk, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Alpkaya ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur katıldı.
Toplantıda, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ve MİT Müşteşarı Şenkal Atasagun da bulundu.

NTV 29/11/2002

Müzakereye hazırız

KKTC, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından 11 Kasım'da taraflara sunulan belge ışığında müzakereye hazır olduğunu açıkladı.
Bu yöndeki açıklamayı, dün temaslarda bulunmak amacıyla Ankara'ya gidecek olan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, New York ayrılışı öncesinde yaptı.
BM belgesini müzakere etmey
e hazır olduklarını ifade eden Olgun, bu yöndeki kararlarını BM Genel Sekreterliği'ne bildirdiklerini açıkladı.
Belgede Türk tarafı açısından olumlu ve olumsuz yönler bulunduğunu söyleyen Müsteşar Olgun, "Bunları bizim isteklerimize yaklaştırıp yaklaştıram
ayacağımızı görmek için müzakere edeceğiz" dedi.
Bu arada, BM Genel Sekreterliği de KKTC'nin müzakereye hazır olduğunu bildirdiğini açıkladı.
"ANNAN, CUMHURBAŞKANIMIZA İKİNCİ BİR MEKTUP GÖNDERDİ``
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun Olgun, BM Genel Sekreter
i Kofi Annan`ın, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`a ikinci bir mektup gönderdiğini belirterek, ``Genel Sekreter, sunduğu düşüncelerle ilgili tarafların endişeleri, görmek istedikleri değişiklikler hakkında görüşlerini detaylı bir şekilde kendisine bildirilmesini istiyor`` dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş`ın talimatlarıyla Türkiye`ye gittiğini belirten Olgun, Denktaş`ın sağlık durumunun iyi olduğunu söyledi.
Olgun, ``İyileşme süreci devam ederse önümüzdeki hafta New York`tan ayrılma ihtimali var`` dedi.
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan`ın, Cumhurbaşkanı Denktaş`a ikinci bir mektup gönderdiğini, aynı mektubun Güney Kıbrıs Rum yönetimine de gittiğini belirten Olgun, şunları kaydetti:
``Genel Sekreter, sunduğu düşüncelerle ilgili tarafların endişeleri, görmek istedikle
ri değişiklikler hakkında görüşlerini detaylı bir şekilde kendisine bildirilmesini istiyor. Bu da Genel Sekreter`in bazı değişiklikler yapılmasına dair olan inancını teyit ediyor. Çünkü iki taraf değişiklik görmek istediğini Annan`a bildirmiş durumda.``
brıs Türk tarafı olarak yapılacak değişikliklerin detaylandırılması, bununla ilgili cevabın hazırlanması için Türkiye`ye geldiğini ifade eden Olgun, şöyle devam etti:
``Buradan Kıbrıs`a geçip hazırlanacak taslağı New York`a Sayın Cumhurbaşkanı`na götüreceğ
iz. Ankara`da Dışişleri Bakanlığı mensupları ve Kıbrıs ile ilgili yetkililerle görüşeceğiz. Onlardan Türkiye`nin düşünceleri, görüşleri alınacak. Bizim vereceğimiz cevaba bu düşünceler yansıyacak. KKTC`de hükümetle görüşülecek. Çıkacak olan taslak gerek Türkiye`nin, gerek KKTC`nin görüşlerini içerecek şekilde Cumhurbaşkanı`nın onayına sunulacak. Cevabın bir haftadan önce hazırlanması lazım.``
HALKIN SESI 29/11/2002

Türkiye, BM planından umutlu değil

Annan, 30 Kasım'a kadar Rauf Denktaş ve Glafkos Klerides'ten planda yapılmasını istedikleri değişiklikleri bildirmelerini bekliyor. Ankara'da ise her şeyin "Arap saçına" döneceği yorumları yapılıyor.
Annan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides'e birer mektup gönderer
ek 30 Kasım'a kadar Kıbrıs'ta çözüm için sunduğu plana ilişkin ayrıntılı görüşlerini bildirmelerini istemişti.
Ankara'da Annan'a gönderilecek mektup için hazırlıklara başlandı. Diplomatik kaynaklar türk tarafının toprak, göçmenler ve egemenlikle ilgili ra
hatsızlıklarının Genel Sekreter'e ileteceğini belirtiyor. Ancak, çalışmanın 30 Kasım'a kadar tamamlanmasının zor göründüğü kaydediliyor.
Öte yandan Ankara'ya göre Türk tarafı kadar Rum tarafının da planda değişiklik yapılması yönünde talepleri olacak. Dipl
omatik çevrelerde bu durumun her şeyin "Arap saçına" dönmesine ve içinden çıkılmaz bir hal almasına yol açacağı yorumu yapılıyor.
HALKIN SESI 29/11/2002

De Soto: Planın dengeleri gözardı edilmemeli

BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto, Annan`ın sunduğu planın ``adil, onurlu ve dengeli`` olduğunu belirterek, taraflara ikincil nitelikli yazım detaylarına yoğunlaşmak yerine planın genel dengeleri gözettiğini akılda tutmalarını tavsiye ettiklerini bildirdi.
De Soto, Dışişler
i Bakanlığı`nda dün gece Müsteşar Büyükelçi Uğur Ziyal`la görüştükten sonraki açıklamasında, görüşmede acil olarak ele alınması gereken tüm konuları kapsamlı olarak görüştüklerini söyledi.
Kopenhag zirvesinden önce belirli adımların atılmasını arzuladıkla
rını belirten de Soto, taraflardan plana yönelik eleştiri ve önerilerini kendilerine iletmelerini istediklerini kaydetti.
De Soto, her iki tarafın önerilerini değerlendireceklerini, bunlar arasında büyük fark yok ise, en kısa sürede uzlaştırmaya çalışacak
larını, büyük farklar söz konusu olursa da, iki taraf arasında köprü kurmayı deneyeceklerini söyledi. Özel temsilci, taraflardan cumartesiye kadar görüşlerini kendilerine iletmelerini beklediklerini belirtti.
De Soto, planın ilk iki sayfasında tarafların
``Kıbrıs`taki iki toplum`` olarak nitelendirilmelerine KKTC`den ``bu, iki egemen birim olduğunu açıkça ifade etmiyor`` şeklinde itiraz geldiğine ilişkin soruya, ``Metni dikkatle okursanız, bunu söylemediğini görürsünüz`` yanıtını verdi.
Annan`ın, planın h
azırlanmasında iki tarafın da temel endişe ve çıkarlarını gözönünde bulundurmaya çalıştığına işaret eden de Soto, ``Anlaşmaya varamamanın alternatifi ne olur, bunu iyi değerlendirsinler. Tavsiyemiz budur`` dedi.
"ADADA MÜZAKERELER BİR AN ÖNCE BAŞLAMASI"

BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ile görüşmesinde, Kıbrıs`da taraflar arasındaki görüşmelerin bir an önce yeniden başlaması gerektiğine dikkat çekti.
Diplomatik kayna
klardan edinilen bilgiye göre, adada iki taraf arasındaki diyalogun mümkün olan en kısa sürede yeniden başlamasını arzu ettiğini dile getiren de Soto, bunun için mekik diplomasisinin de aralarında bulunduğu çeşitli alternatifler önerdi.
Kopenhag zirvesine
kadar somut bazı adımlar atılmasının önemini de vurguladığı görüşmede de Soto, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın plana yönelik getireceği değişiklik ve önerileri karşılamak için çaba göstereceklerini belirtti.
Türk tarafı da görüşmede, Kıbrıs konusunda kapsamlı ve acil bir çözümün olmasını arzu ettiklerini belirtirken, zamanın darlığı konusunda sıkıntıları bulunduğunu de Soto`ya aktardı.
HALKIN SESI 29/11/2002