|
Denktaş: Rumlar önerilerimizi
reddetti |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides arasında bugün yapılan görüşme sona erdi. Denktaş, görüşmeden sonra Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde yaptığı açıklamada, KKTC'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu planda yapılmasını istediği değişiklik önerilerinin Rum tarafınca reddedildiğini belirterek, iki tarafın pazartesi günü ''olmazsa olmazları'' görüşme kararı aldığını söyledi. Denktaş,
bugünkü görüşmede Rum tarafının Türk önerilerine
yanıtlarını verip vermediğinin sorulması üzerine,
''Bizim yaptığımız tadilat önerilerinin
cevabını verdiler. Hiçbir şey kabul etmiyorlar, verilen cevap
reddir'' dedi. |
|
HURRIYET 31/01/2003
Ankara'da pazarlık
Türkiye'ye
sunulacak yeni AB Katılım Ortaklığı Belgesi'ne dair
görüşmeler bugün başlıyor. Ankara, Papandreu'nun
Kıbrıs'ta garantörlükle ilgili sorunları birlikte çözme
önerisine olumlu yanıt verdi
31/01/2003
RADİKAL - ANKARA - Kopenhag zirvesi
sonrası AB-Türkiye ilişkilerinin girdiği yeni dönemde Ankara'ya
bir ay içinde sunulacak yeni Katılım Ortaklığı
Belgesi'yle (KOB) ilgili ilk pazarlıklar, bugünkü Türkiye-AB Troykası
toplantısında yapılacak. Toplantı öncesi dün Ankara'ya
gelen AB Dönem Başkanı Yunanistan'ın Dışişleri
Bakanı Yorgos Papandreu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer,
Başbakan Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Yaşar
Yakış, AKP lideri Tayyip Erdoğan'la görüştü. Ankara,
Papandreu'nun "Kıbrıs'ta garantörlük sorununu garantör olarak
biz çözelim" önerisine olumlu yanıt verdi.
Ankara, Annan planında garantörlük haklarının
sulandırılmasına karşı çıkmasına
rağmen, Atina'yla masaya oturmayı kabul etti. Bunun Atina
tarafından daha önce de gündeme getirilmiş bir öneri olduğunu
söyleyen üst düzey bir diplomat, "Bunu Denktaş ile Klerides
halledemez. Adadaki asker sayısı, Türk-Yunan dengesi, garantörlük
hakları ve Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği doğrudan bizi
ilgilendiriyor" dedi. İlk etapta dışişleri ve savunma
bakanlıkları çalışma grubu kuracak.
Görüşme sonrası Papandreu, AB'nin 2004'te Türkiye için olumlu karar
almasını istediklerini belirtti. Yakış da, Irak'ta
barışçı çözüm için işbirliğiyle ilgili ilk
adımı attıklarını aktardı. AB Troykası
toplantısının gündemi şöyle:
Türkiye-AB ilişkileri: AB marta kadar yeni bir KOB
hazırlayacak. Hükümetin Ağustos 2004'e kadar atması gereken
adımlara yer verilecek belgede, bugüne kadar yerine getirilmeyen siyasi
kriterler ve uygulamadaki sorunlar sıralanacak.
Irak: Dönem başkanı olarak, AB içinde Irak konusundaki
bölünmeyi gidermeye çalışan Yunanistan, Türkiye'nin desteğini
isteyecek.
Kıbrıs: AB, sorunun 28 Şubat'a dek çözümünü istiyor.
Türkiye konunun KOB'da siyasi kriter olarak sunulmasına karşı
çıkıyor.
AB Dönem Başkanlığı'nı temmuzda devralacak
İtalya'nın Dışişleri Bakanı Franko Frattini ile
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu yetkilisi Günter Verheugen de
dün Ankara'ya geldi.
İtalyan bakan, Türkiye'yi 2003 sonunda Avrupa Anayasası'nın
şekillendirileceği konferansa gözlemci olarak davet etti.
Türkiyenin Kıbrıstaki kaybı
100 milyar dolar
AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Halil Ürün,
Kıbrısta yıllardır, çözümsüzlüğün çözüm gibi
gösterilmeye çalışıldığını ve bu konuda
statükonun dışına çıkılamadığını
söyledi.
Ürün, partisinin Konya İl Örgütünde düzenlediği basın
toplantısında, Kıbrıs konusuna da değindi. Hükümetin
Kıbrıs konusundaki tavrının son derece net olduğunu
ifade eden Ürün, Rauf Denktaş ile bu konuda bir görüş ayrılığımız
yok. Sadece plan anlamında bir farklılık olabilir ama
düşünce aynıdır dedi.
Kesinlikle ver kurtul mantığıyla hareket etmediklerini
vurgulayan Ürün, şöyle konuştu:
Ancak önümüze bir tasarı gelmişse, bunu müzakere etmeliyiz. Annan
Planını masada tartışmak varken, baştan reddetmek
doğru değil. Bu yıllardır uygulanıyor. Türk askerinin
orada kalması, yapılan masraflar, Kıbrısa fiili
yardımlarla beraber Türkiyenin maddi kaybı belki 100 milyar dolara
varmıştır. Ama hala elde edilen bir sonuç yok. AB gerçeğine
gözümüzü yumamayız. Yarın Güney Kıbrıs ABye girip pasaport
vermeye başladığında Kuzey Kıbrısta Türkleri
tutamazsınız. Bir oldu bittiyle karşılaştıktan
sonra çözüm aramak bir şeye yaramaz. Bu statükocu anlayışla
sonuca varılmaz.
Ürün, Denktaşın arkasındaki halk desteğinin azalıp
azalmadığı yönündeki soruya da Halkın düşünce,
eğilim ve beklentilerini göremezseniz siyasette geri kalmış
olursunuz yanıtını verdi.
YENIDUZEN
31/01/2003
Müzakereler bugün sürecek
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan plan temelinde
Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı hedefleyen Kıbrıs
müzekere süreci bugün devam edecek.
Kıbrıslı liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides, BM
Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De
Soto gözetiminde 15 Ocaktan beri devam eden müzakereler çerçevesinde bugün
yeniden biraraya gelecekler. Bugüne kadar akşam saatlerinde yapılan
görüşmeler, seçim kampanyaları nedeniyle Rum Yönetiminin talebi
üzerine yarından itibaren saat 09.30da yapılacak.
Müzakerelere 15 Ocakta genel değerlendirmelerle başlayan liderler,
son iki görüşmede karşılıklı olarak öneri sunmaya
başlamışlar ve Annan planına yönelik değişiklik
talepleriyle birlikte al-ver sürecini başlatmışlardı.
Denktaş önceki günkü görüşmenin ardından, önerilerinin bir
kısmına Rum Yönetiminden yanıt geldiğini, yarınki
görüşmenin de aynı çerçevede devam edeceğini söylemişti.
YENIDUZEN
31/01/2003
Anlaşma olsa da barış olmazmış!
Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların
birlikte yaşayamayacaklarını her fırsatta söyleyen
Denktaş, şimdi yan yana da yaşayamazlar dedi
Rauf Raif Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Sarayına
yapılan organize ziyaretlerde dün de barış
karşıtı açıklamaları ile Kıbrıs Türk
halkını dikkate almayan ve umutsuzluk dağıtan
tavrını sürdürdü. Denktaş TV 8 televizyonuna
yaptığı açıklamada ise Kıbrıs adasında
anlaşma sağlansa da barış olmayacağı yönünde
yeni bir görüş ortaya attı... Kıbrıslı Türkler ile
Kıbrıslı Rumların birlikte
yaşayamayacaklarını her fırsatta söyleyen Denktaş,
şimdi yan yana da yaşayamazlar dedi.
Kıbrıs sorununun çözümü için öngörülen 28 Şubata kadar
yapılacak çok iş olduğunu söyleyen Denktaş, sorunun Avrupa
Birliği programına
sıkıştırılmasının büyük bir hata
olduğunu iddia etti.
Öğretmen imajını bozanlar varmış!
Rauf Denktaş, Mağusadan bir grup öğretmeni kabulünde,
yetişen nesillere bakıldığında öğretmen kadrosunun
sağlam olduğunun ve görevini Atatürkçü bir nesil yetiştirme
yönünde başarıyla yaptığının görüldüğünü
ifade etti.
Sendikal faaliyetler adı altında, bu güzel neticenin
alınmasında emeğini herşeyini ortaya koyan
öğretmenlerin imajını bozan hareketleri
kınadığını ve kınamaya devam ettiğini
kaydeden Denktaş, Bir ülkenin ilkokul, ortaokul ve lise öğretmen
kadrosu görevini; gençlere vatan sevgisi, bayrak heyecanı,
Anavatanın kutsiyeti konularında görevini yapmazsa, ne toprak vatan
olur, ne de vatan olmuş toprak yeniden toprak olma tehlikesinden kaçar
dedi.
3 aylık yokluğunda yapılanların ve söylenenlerin,
halkın yanlış yola sevkedilmesi için harcanan paraların ve
çabaların herkesi üzdüğünü anlatan Denktaş, bu olayların
Türkiyeye yansıyarak oradan da akis bulmasının halkı daha
da tereddüte düşürdüğünü kaydetti.
Plana ateş benzetmesi
Rauf Denktaş, önlerinde zor günler bulunduğunu ve zamanın
daraldığını kaydederek, halkı evinden,
bağından, bahçesinden edecek Annan Planının bu halini
kabul edemeyeceklerini; bunu kabul etmenin insanlara ateş üstünde otur
demek olduğunu söyledi.
Denktaş, barış istememenin delilik; barıştan yana
olmamanın büyük bir aptallık olduğunu söyledi ancak
barış adı altında bir halkı kökünden sarsacak bir
belgeye imza atmayı da o kadar yanlış diye niteledi.
Denktaş, iyi niyetle, önümüzdeki 2-3 hafta daha Annan Planını
daha kabul edilebilir duruma getirmek için uğraşacaklarını
ifade ederek, Türk hükümetinin de savunulan ilkeleri savunduğunu, milli
davada Türk hükümetinin desteğiyle yürümekten memnun olduğunu
bildirdi.
Denktaş, bu açıklamaları Salim Uslu
başkanlığındaki Türkiye Hak İşçi Sendikaları
Konfederasyonu (Hak-İş) heyetini kabulünde yaptı.
Verheugenın açıklaması tehdit ve baskıdır
Rauf Denktaş, Arupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Günter Verheugenın ABa giriş anlaşmasının
imzalanmasından sonra Kıbrısta müzakere ve anlaşma
imkanı kalmayacağına ilişkin açıklamasını
baskı ve tehdit olarak niteledi.
Denktaş, konuya ilişkin bir soruya karşılık
şunları söyledi:
Verheugen eskiden beri kararını verdi. Rumlar meşru
Kıbrıs, biz azınlık... Rumlara devamlı olarak mesaj
verdi. Biz görüşmelere başlarken, anlaşsanız da
anlaşmasanız da Kıbrıs üye olacak diye mesaj vererek
görüşmelerin önünü tıkamış bir kişidir. Bunları
niçin yapıyor, anlamıyoruz. Ama Kıbrıs Türklerinin
haklarını bilmediğinin, Kıbrıs meslesinin ne
olduğunun farkında olmadığının bilinci içindeyiz.
İyiniyetle yazıyoruz, konuşup anlatıyoruz ama anlamak
niyetinde değil. Son yaptığı açıklama tehdit,
baskıdır. Avrupa Birliğinden biz hak ve adalet,
tarafsızlık bekliyoruz ama mümkün değil. Çünkü Kıbrıs
meselisinde tamamen taraf oldular. Bunun önünü kesmek için eşit
şartlarda bir anlaşma istiyoruz.
BRTde gençlerin sorularını yanıtlayacak
Rauf Denktaş bu akşam BRT-1 televizyonunda gençlerin Annan
Planına ilişkin sorularını yanıtlayacak.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BRT-1 Televizyonunda Cuma
akşamları yayınlanmakta olan 3ncü Boyut programına konuk
olacak ve Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan dört partiden gençlerin Annan
Planının çeşitli yönlerine ilişkin sorularına cevap
verecek.
BRTnin haberine göre, programa UBP, DP, TKP ve CTP genel merkezlerinin
seçeceği gençler katılacaklar ve Cumhurbaşkanı
Denktaşa sorular yöneltecekler. Denktaşın gençlerin sorularını
yanıtlayıp programdan ayrılmasından sonra gençler bir süre
de kendi aralarında Annan Planını tartışacaklar.
Denktaşın gençlerin sorularını
yanıtlayacağı 3ncü Boyut yarın akşam saat 21.00den
itibaren canlı olarak yayınlanacak.
Türkiyede destek mitingi
Bu arada bazı sendikalar, meslek örgütleri ve derneklerin de
aralarında bulunduğu 800ü aşkın kuruluş ve sivil
toplum örgütünce oluşturulan KKTC ve Rauf Denktaşa Destek
Girişimi üyesi kuruluş temsilcileri, 2 Şubat Pazar günü
Şişli Abide-i Hürriyet Meydanında düzenlenecek Denktaşa
Destek Mitingi ile ilgili Taksim Meydanında açıklama yaptı.
Taksim Meydanında toplanan girişim üyesi kuruluş
temsilcilerinden oluşan grup, Türk ve KKTC bayrakları ile 2
Şubat tarihinde gerçekleştirilecek mitingin duyurulduğu pankart
ve dövizler taşıdı.
Vatan toprağı Kıbrısı savunmak için Pazar günü saat
14.00te Abide-i Hürriyet Meydanındayız denilen açıklamada,
mitinge katılacak örgüt ve kuruluş sayısının 800ü
aştığı kaydedildi.
YENIDUZEN
31/01/2003
Siyasi eşitlik var, çözüm mümkün
Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Michael Klosson,
Kıbrısta, her iki tarafın da ortak zemin bulma
istekliliğini ve zor kararlar verme cesaretini göstermesi halinde çözüme
ulaşılmasının hala daha mümkün olduğunu yineledi.
ABDnin Kıbrısta varılacak çözüm sonrasında maddi
katkı sağlamaya hazır olduğuna da işaret eden Klosson,
Dahası bir yardım konferansını hazırlamak için ilk
adım olarak Kıbrısta bir ihtiyaç değerlendirmesi
yapılmasını desteklemeye hazırız dedi.
Lefkoşa Sarayönü Rotary Kulübünün bu haftaki geleneksel Perşembe
Toplantılarının konuğu ABD Büyükelçisi Klosson oldu.
Klosson, Saray Otelde öğle yemeğinde gerçekleşen
toplantıda hazır bulunan 40 Lefkoşa Sarayönü Rotary Kulübü
üyesine yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda bir
anlaşmaya varılması için 28 Şubat tarihine kadar yeterli
zaman bulunduğunu söyledi.
Kaybedecek zaman yok
Sorunun çözümü için 28 Şubata kadar yeterli zaman var, ama kaybedecek
zaman yok diyen Klosson, Kıbrısta adil, kalıcı ve
yaşayabilir bir çözüm için tarihi bir fırsat bulunduğunu
söyleyerek, ABD, Kıbrısta anlaşmaya varılmasında
kararlıdır ve BM Genel Sekreterinin bu yöndeki tüm
çabalarını destekliyor. Biz, ABD olarak, bütün ilgili taraflara,
Kıbrısta çözüme yoğunlaşmalarını tavsiye
ediyoruz şeklinde konuştu.
Ekonomik potansiyel serbest kalacak
Konuşmasında Kıbrısta çözümün, baştan sona, tüm
Kıbrıslıların ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan
yararına olacağını, ABye girilmesinin, tüm
Kıbrıslıların kendi potansiyellerinin tamamını
farketmelerini sağlayacağını söyleyen Büyükelçi Klosson,
Çözümle birlikte ABye giriş, Avrupalı akımını
getirecek ve herkes için barış, güvenlik ve ekonomik büyüme
perspektifini açacaktır. Eğer her iki taraf da bu fırsatı
kullanma avantajını seçerse, Kıbrısın tüm ekonomik
potansiyeli serbest kalacaktır dedi.
BM planı eşitliği öngörüyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından ortaya konan Kıbrıs
Çözüm Plannın, anlaşmaya giden yol olduğunu, bu planın,
her iki tarafın endişelerini dengelemek için iyi
hazırlandığını ve Yunanistanla Türkiye de dahil tüm
tarafların yasal haklarına cevap verecek müzakere edilmiş bir
çözüme temel oluşturduğunu söyleyen Büyükelçi Klosson, şu an
yapılmakta olan müzakerelerdeki ilerlemenin, tarafların genel
dengenin sağlanması için al-ver sürecine istekli olmasına ve
zor, ama gerekli uzlaşmalar yapmasına dayalı
olacağını kaydetti.
Klosson, BM Planı, Kıbrıs Türk parça devletinin, Rum parça
devletine siyasi eşitliğini öngörüyor. Plan aynı zamanda
Kıbrıs Türk parça devletinin kendi kendini yönetmesini de öngörüyor.
Plan ayrıca, Kıbrıs
Türkünün ortak devletin yargı ve yürütme organlarında önemli ölçüde
temsiliyetini de sağlıyor. Bunlar, planda çok açıktır.
Plan, adildir diye konuştu.
Bir anlaşmanın artıları yanında bazı bedellerin
olacağına da işaret eden Klosson, bu konuda kendilerinin
ellerinden geleni yapacaklarını söyleyerek, şöyle dedi:
Çözümün bedelleri olacaktır ancak
Ayni zamanda çözümün bir bedeli de olacağının ve
uluslararası topluluğun bu bedele cevap vermesi gerektiğinin
bilincindeyiz. Örneğin, toprak ayarlamalarından etkilenecek
Kıbrıslı Türkler, evlerini yeniden yapması gerekecek
olanlar ve yeni bir yere yerleşecek olanlar bu konudaki endişelerini
belirtmişlerdir. Hem Amerikan hükümeti ile hem de ilgili diğer
taraflarla, özellikle Avrupalı ortaklarla, çözüm olduğu zaman
uluslararası topluluğun kendi payına düşeni
yapacağı sorumluluğunu alıyoruz.
Washington yönetimi, bu konularda endişe duyan insanların duygu ve
düşüncelerini çok iyi değerlendiriyor ve hatta bu endişeler
üzerinde çalışıyor.
Bu arada özellikle de geçen hafta Perşembe günü Avrupa Komisyonunun
yaptığı duyuru ile kapsamlı bir çözüm için maddi katkı
sağlamak amacıyla uluslararası yardım konferansı
düzenlemeye hazır olduklarını belirtmeleri bizi memnun
etmiştir. ABD, buna maddi olarak katılma ve katkıda bulunmaya
hazırdır. Dahası bir yardım konferansını
hazırlamak için ilk adım olarak Kıbrısta bir ihtiyaç
değerlendirmesi yapılmasını desteklemeye
hazırız.
Çözüm Türkiyenin de çıkarına
Annan Planı temelinde varılacak çözümün Türkiyenin de
çıkarına olduğu görüşünü dile getiren Büyükelçi Klosson,
Kıbrıs konusunun çözümünün, Türk-Yunan ilişkileriyle Türkiyenin
Avrupa Birliğine üyeliğine katkı yapacağını
söyledi. Kıbrısta çözümün Türkiyeye en büyük katkısı, bu
ülkenin Avrupa Birliği yolunda daha rahat yürümesi olacaktır
şeklinde konuştu.
Klosson, Amerikanın Kıbrıs konusunda anlaşmaya
varılmasından ne çıkarı var? Yoksa, ABD Kuzey
Kıbrısta bir askeri üs mü istiyor? şeklindeki soruya karşılık,
Kuzey Kıbrısta askeri üsle ilgili bir taleplerinin kesinlikle
olmadığını söyleyerek, Burada bir anlaşmaya
varılmasını istememizin tek bir nedeni var. O da adada
barış ve istikrar istiyoruz diye konuştu.
Mal-mülk konusunda nasıl bir çözüme gidileceğinin Annan
Planında net olmadığına işaret edilerek, ABDnin bu
sorunun çözümü konusunda ne düşündüğünün sorulması üzerine de
Klosson, Amerikan Yönetiminin bu konudaki endişeler üzerinde çalışmakta
olduğunu söylemekle yetindi.
YENIDUZEN 31/01/2003
'Kıbrısta çözüme hiç
olmadığı kadar yakınız'
ABD`nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, 'Kıbrıs konusundaki bir
çözüme şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yakınız'
dedi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, ABD`nin Ankara Büyükelçisi Pearson`u
kabul ederek, bir süre görüştü. Görüntü alınmasından sonra
basına kapalı olarak gerçekleştirilen ve bir saat süren
görüşmenin ardından gazetecilere açıklama yapan Pearson,
Arınç ile 'son derece iyi' bir görüşme yaptığını
belirterek, bazı konuları ele aldıklarını söyledi.
ABD Kongre Başkanı`nın göreve seçildiğinde
Arınç`ı ziyaret eden ilk yabancı konuk olduğunu kaydeden
Pearson, bu ziyarette stratejik ortaklığın öneminin
vurgulandığını hatırlattı.
NATO parlamenterler grupları ile iki ülke parlamentolarındaki
Türk-Amerikan dostluk grupları arasındaki ilişkilerin
artırılmasının öneminin vurgulandığını
anlatan Pearson, 'Amerika`da bizim kongremiz bir tepenin üstüne kurulu ve Beyaz
Saray`ın da üstünde bir konumda...Bu aynı zamanda sembolik bir
yükseklik ve üst konum. Biz de o şekilde görüyoruz. Yasama organı
hükümetin üstündedir' dedi.
Pearson, Arınç ile başka konuları da görüştüklerini,
kendisinin 'nazik bir biçimde' Türk-ABD dostluğu ve yakın
işbirliğinin önemini vurguladığını bildirdi.
ABD`nin Kıbrıs ve Irak konusundaki görüşünü ifade etme
fırsatı bulduğunu ve güncel bilgileri sunduğunu belirten
Pearson, şöyle devam etti:
'Kıbrıs konusunda Türkiye ile son derece yakın temas içindeyiz.
Türkiye`den fikirler aldık. Çok çalışmaktayız. Bizim
edindiğimiz izlenim şudur ki, Kıbrıs konusundaki bir çözüme
şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yakınız. Bu, tüm
sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor, ama bu konuda birlikte
çalışmayı sürdüreceğiz.'
YENIDUZEN 31/01/2003

SORUN DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETELİM'... Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TGRT Televizyonu'nda dün akşam canlı olarak yayınlanan 'Neler Oluyor' programında, Kıbrıs konusunda önemli açıklamalarda bulundu... Annan planı ışığında Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, çözümsüzlüğün çözüm olmadığını bir kez daha vurgulayarak, 'Siyaset sorun üretme sanatı değildir... Bu işi mutlaka çözmemiz lazım' dedi
KKTC, TÜRKİYE'DE MAÇ BİLE YAPAMIYOR'... KKTC'den bir takımın Türkiye'de, Türkiye'den bir takımın da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde maç bile yapamadığına, halbuki Güney Kıbrıs'tan Rum takımlarının Türkiye'ye gelebildiğine işaret eden AKP lideri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşanan son gelişmeleri de, 'Orada bir grubu kabul edip diğer grubu yok farz edemeyiz' sözleriyle değerlendirdi. Erdoğan, 'Sorunu çözmeli ve yaşatmalıyız. Bizim politikamız bu' diye konuştu
Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep
Tayyip Erdoğan, TGRT Televizyonu'nda
dün akşam canlı olarak yayınlanan 'Neler Oluyor'
programında, Kıbrıs konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
Annan planı ışığında
Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendiren
Erdoğan, çözümsüzlüğün çözüm olmadığını bir kez
daha vurgulayarak, 'Siyaset sorun üretme sanatı değildir... Bu
işi mutlaka çözmemiz lazım' dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden bir takımın
Türkiye'de, Türkiye'den bir takımın da Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nde bir maç bile yapamadığına, halbuki Güney
Kıbrıs'tan Rum takımlarının Türkiye'de maç
yapabildiğine işaret eden AKP lideri, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nde yaşanan son gelişmeleri de, 'Orada bir grubu kabul
edip diğer grubu yok farz edemeyiz' sözleriyle değerlendirdi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu ile
görüşmesinde, Kıbrıs sorununun çözüm noktasında
gayret göstermelerini istediğini belirten Erdoğan, 'Onlar da
aynı arzu içindeler... Onlar da bu sorunun halledilmesini istiyor' dedi.
Eredoğan, Kıbrıs konusundaki politikalarının
'çöz ve yaşat' olduğunun bir kez daha altını çizdi.
Sorular, yanıtlar
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Neler Oluyor' programında kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar aynen şöyle:
Soru: Siz Davos'tayken, Sayın Denktaş'ın size yönelik açıklamaları, hem Annan planının, hem de 28 Şubat tarihinin önüne geçti, Sayın Denktaş'la nedir bu görüş ayrılığı? Böyle bir görüş ayrılığı var mı? Anlaşamadığınız yada uzlaşamadığınız noktalar neler efendim bunları çok merak ediyoruz?
Erdoğan: Bugüne kadar yaptığım açıklamaları izlediniz mi?
Program yapımcısı: Tabii takip ediyorum sürekli....
Erdoğan: Sayın Denktaş ile benim yaptığım açıklamalar arasında herhangi bir fark gördünüz mü?...
Soru: Aynı şeyleri söylüyorsunuz gibi geliyor, ama bir şekilde de gerek yokken bir çatışma çıkıyor, karşılıklı medya aracılığı ile görüşmeler devam ediyor. Siz ona mesaj gönderiyorsunuz, o size mesaj gönderiyor... Bunu bir çözelim?
Erdoğan: Mesajlarımı aracılar aracılığı ile gönderiyorum. Medya aracılığı ile sadece ilkeleri açıklıyorum. Ben sayın Denktaş'la ilgili konuşmayacağım. Ben sadece işin stratejisi üzerinde konuşurum. Şu andaki Kıbrıs'la ilgili gelişmeler üzerinde konuşurum, bunu konuşmayı yeğlerim. Benim gördüğüm, inandığım şudur: İlke olarak bunu belirtiyorum. Çözümsüzlük çözüm değildir, bu bir. İki, bir defa siyaset sorun çözme sanatıdır, sorun üretme sanatı değildir. Bugüne kadar ülkemizi en üst düzeyde yönetenler, basit bir örnek vereceğim niçin acaba Kuzey Kıbrıs'ta bir milli maç dahi yapamadılar veya Kuzey Kıbrıs niçin Türkiye'de bir milli maç yapamadı. Ama Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yapabiliyor. Biz de orada yapabiliyoruz. Peki bunun tarifini niye yapmadılar. Niye bunu bugüne kadar izah edemediler. Şimdi hangi yüzle, hangi anlayışla gelip de AK Parti iktidarını yargılamaya kalkıyorlar. Bu zemini biz mi hazırladık; yüzde 35, yüzde 36 şuanda KKTC'nin kontrolü altında olan, orada toprak var. Bunun için yüzde 29 artı diyen biz miyiz. Bunu diyenler, bunun sorumlusu değil, AK Parti iktidarı bunun sorumlusu. Bunu anlamak mümkün değil.
Soru: Yani efendim, yanan top sizin kucağınızda mı kaldı?
Erdoğan: Hayır, bu gerçekler ortada dururken, geliyorlar
bizim için 'ver kurtul' diyorlar. Hayır bu böyle bir şey değil.
Bizden böyle bir şey çıkmaz. Ben altını çizerek söylemek
istiyorum, biz 'çöz ve yaşat' diyoruz... Ve diyoruz ki, masaya çözmek için
oturalım. Ondan sonra da çıkacak neticeyle de yaşatalım
burayı....
Buradaki bütün sivil toplum örgütlerinin, şu anda orada
meydana gelen havanın bir defa biz barış, birlik, bütünlük
havası olabilmek için ne yapabiliriz, bunu konuşalım. Orada bir
grubu kabul edip, bir grubu yok farz edemezsiniz. Bunların hepsi KKTC'nin
birer vatandaşıdır. Farz edersek yanlış yaparız.
Böyle bir gayretin içerisine girenler var. Bu gayretin içerisine girilmesin. Ne
diyoruz biz, bizim dediğimiz şu; Eşit egemen, iki kurucu halka
dayalı ortaklık devletidir. Baştan beri söylediğimiz bizim
bu...
Soru: Efendim Sayın Denktaş'ta bunu söylüyor, aynı şeyler...
Erdoğan: Bizim söylediğimizi konuşuyoruz. Baştan beri
söylediğimiz bu. Başka ne diyoruz biz, diyoruz ki burada şu anda
Annan planında ortaya konulan yüzde 28.5, yüzde 28.9 oranında bir
bölme yapıyorlar. Daha önce ne derdi yüzde 29 artı derdi. Demek ki
arada çok fazla bir fark yok. Burada (haritada) bazı zikzaklar var. Benim
elimde kendilerinden aldığım haritalar bunlar, bu haritalar tabi
bana gelen ilk 9 harita. Şimdi ilk gelen iki harita var, ilk gelen
haritadan birisi bunların A haritası, birisi de B haritası. A
haritasında Karpaz KKTC'de, B haritasında ise Rum kesimine
bırakılıyor. Ben Amerika dönüşü, Washington'dan
döndüğümde New York'ta sayın Annan'la görüştüğümde dedim
şu olmaz, buna hiçbir zaman Türkler olumlu bakmaz. Bunun bir defa kabul
edilir bir yanı yok. Siz hem Adayı barış adası
yapacağız diyorsunuz, hem de buraya gelip Karpaz'ı Rum Yönetimi'ne
bırakıyorsunuz. Olmaz, niye olmaz, çünkü siz sahilden Karpaz'a yol
vereceksiniz, bağlantı kuracak. Siz bunu her an fitilleme demektir.
Ondan sonra alternatif haritalar geldi. Çok değişik haritalar
vardır. Yani tamamen o bölgeyi Milli Park haline getirelim dedikleri var,
o bölgede dört tane Rum köyü var, onları orada koruyalım dedikleri
var. A haritasında olduğu gibi Karpaz'ı çıkaran var. Burada
bana göre sıkıntı olan şey aslında mesela bir haritada
(şu harita) 28.9, evet şurada da Rumlar değil Maroniler var.
Bunda da herhangi bir sıkıntı olmuyor. Ama şurada Rumlar
var, bunların çıkması lazım, şuradan da
çıkılması gerekiyor. Dengelenmesi gerekiyor. Haritadaki
girintiler çıkıntılar var, onlar da müzakere sırasında
giderilirse, isabetli olur, iyi olur havası var. Bu
başarılır mı, Başarılır. Niye o oranı
tutturacaksın, çünkü buradaki harita nüfusa göre yapılmış
bir haritadır, haritaya göre nüfus değil. Çözülebilir.
Mesele ne, mesele bu işi çözmek... Yani bir şeyi
çözerken karşılıklı bir özveri gerekiyor. Biz bu özveriyi
sadece Türk tarafı yapsın demiyoruz ki, bir şey diyemeyiz zaten
böyle bir hakkımız, böyle bir yetkimiz yok. Bu özveriyi
karşılıklı olarak yapmak gerekiyor. Biz yapalım,
Rumlar yapmasın, hayır o da yapacak, biz de yapacağız. O
yaklaşacak, biz de yaklaşacağız ki, çözümde
buluşalım...
Dünya bir gelişim, bir dönüşüm bir değişim
içinde bakın artık KKTC'de nesiller yetişiyor. Bu nesiller
gelişiyor. Bunlar bir değişim, gelişim içinde ve
bakışları farklı. Ve düşünün burada kişi
başına milli gelir nerede Güney'de nerede. Bakın az önce bir
basit örnek verdim size; KKTC gelip Türkiye'de bir milli maç yapamıyor.
Türkiye'de orada milli maç yapamıyor. Ama Güney'de yapıyor, Güney de
burada (Türkiye'de) yapıyor. Tabi bu orada değerlendiriliyor, masaya
yatırılıyor. Ama yapmasa ne olur da diyebilirsiniz. Ama öyle
değil.
Soru: Şu an geldiğimiz nokta itibarıyla baktığımız zaman sanki Rumlar bu pazarlığa 1-0 galip şekilde oturacaklarmış gibi görünüyorlar?
Erdoğan: Rumların avantajları var, nedir avantajları; bir defa AB noktasında belli mesafeyi aştılar. Önümüzde bir 16 Nisan süreci var, ondan sonra 2004, tamam. Şimdi burada, Türkiye bir defa ve partimin de üzerinde durduğu konu; Türkiye'nin garantörlüğüdür. Biz yüzde 29 gibi bir oranla harita üzerinde, toprak üzerinde herhangi bir anlaşma sağlayabilirsek, eşit egemen dediğimiz konu belli bir yere oturtulabilirse, yani kavramlar değişebilir, o da önemli değil. Ama mesele o kuruculuk ve ortaklıktır. Bu önemli. Üçüncüsü de garantörlük konusu. Yani Türkiye'nin garantörlüğü. Ondan sonra da nüfusla ilgili meseleler ki, bize ilgililerin verdiği bilgilere göre anlaşılabilecek konular ve burada Güney de Kuzey de anlaşma istidalı gösteriyor. Göçmenler konusuydu, mülkiyet konusuydu, bunlarla ilgili olan konular aşılabiliyor. Onlar aşılabildiğine göre burada sıkıntılar için de belli bir gayret göstermekle bu iş çözülebilse o zaman çok çok güzel olacak. Neden, artık AB'ye girmiş Kuzey Kıbrıs olacak. '
Soru: Anlattıklarınızdan milli politikanın arkasında durmadığınız diye bir şey algılamıyorum. Sayın Denktaş'la da aynı şeyleri söylüyorsunuz. Peki o zaman bu tartışma niye çıkıyor? Sayın Denktaş'ı bir küçüğü olarak arayacak mısınız?
Erdoğan: Tabi bazı virüsler var, o virüslerden kaynaklanıyor bu. Onun için de tabi direkt temas olmuş olsa, bunlar olmazdı. Ama bu direkt temaslar olmayınca maalesef bunlar oldu. Ama ben sayın Denktaş'la ilgili herhangi bir şey konuşmayacağım. Sadece Kıbrıs'la ilgili düşüncelerimi söyleyeceğim.
Soru: Akşam saatlerinde de Sayın Papandreu ile bir araya geldiniz. Hiç Kıbrıs konusu gündeme geldi mi? Ne konuştunuz?
Erdoğan: Sayın Papandreu ile tek bir şey konuştuk. Bu işi çözmemiz lazım. Detaya girmedik, çünkü detayları Atina'da konuşmuştuk. Bu işin çözülmesi lazım. Karşılıklı özveri, bunun başka çıkışı yok. Ve şimdi zaten ister istemez Yunanistan ve Türkiye de devreye girecek bu konuda. Çünkü onları da ilgilendiren konular var, temenni ederiz ki, her iki tarafın gayretleri ile biraz daha bu iş olumlu noktaya gelir.
Soru: 28 Şubat'a kadar bu konunun çözülebileceğine inanıyor musunuz? Sayın Denktaş dedi ki, çözülmezse de kıyamet kopmaz.
Erdoğan: Ben, inanmak istiyorum, ama şu gelişmeleri görünce doğrusu pek ümidim yok, dedim daha önce. İnşallah yanılırım.
Soru: Sayın Baykal'ın açıklamalarını sormak istiyorum. Baykal dedi ki milli dava Davos'ta defile ile şiş kebapla olmaz. Kıbrıs'ın arkasında durmakla olur dedi. Siz ne düşünüyorsunuz?
Erdoğan: Davos'ta Kıbrıs'la ilgili böyle milli bir dava arkasında durmak durmamak konusunu konuşmadık. Ama geçenlerde de bana sordular. Doğrusu ben Sayın Baykal gibi ülkeyi gerek dışarıda gerek içeride temsil etmiş, siyasette hemen hemen şu anda parlamentonun en tecrübeli siyasilerinden olan bir genel başkanın bu tür popülizm konan bir açıklama yapmasını yadırgadım. Niye derseniz, biliyorum ki o yetki görevlerde var oldukları zaman ne tür resepsiyonlar veriyorlar.
Soru: Rumların bazı noktalara yerleştirilmesi söz konusu,
bunu kabul edebilir miyiz?
Erdoğan: Bu müzakere konusu ve bunun belli bir sürede
yayılması konusu var, bu illa 60 bin diye bir şey yok. Burada 27
bin de konuşuluyor. 28 bin de. Bunlar müzakere edilebilecek şeyler.
Kaldı ki, bunun ne kadar bir zaman içerisinde olacağı da önemli,
yani bu 15, 20 senede mi olacak, bunlar hep tartışılıyor.
Burada 7 sene teklifi var, 9 var. 12 var. Aklımda kalanlar bunlar. Ta 20
yıla kadar değişik değişik müzakerede geçen
yıllar var. Ama bunlarda bir mutabakat eninde sonunda sağlanabilir.
Soru: Ayrı bir nokta ondan önceki hafta Kıbrıs'ta 1980-85 doğumlu gençler ellerinde Türk ve KKTC bayrakları olmaksızın, Türkiye'ye, Türkiye aleyhine, Türk ordusuna aleyhine sloganlar atmaya başladılar. Ve Rumlar da çok iyi biliyoruz, bunları körüklüyor. Bu tehlikeli bir oyuna doğru mu gidiliyor? Bunun sonu ne olur? Rumlar diyebilir mi ki, işte siz kardeşim istemiyorsunuz, Denktaş istemiyor ama halkınız bizi istiyor. Bu noktaya gidebilir mi? Bu nasıl önlenmeli?
Erdoğan: Bize KKTC'den sivil toplum örgütlerinin temsilcileri
geliyor, onlar da görüşüyoruz. Ben tabi bunu sordum. Ve söyledikleri
şey şu; Kesinlikle 'bizim Türk ordusuna işgalci dememiz, hiçbir
zaman mümkün değil'. Türk ordusunun bize vermiş olduğu emniyet,
güven duygusunu ve bizim oradaki varlık nedenimizin ne olduğunu biz
çok iyi biliriz. Orada bir kaç tane bu tür provokatör çıktı diyorlar.
Ve zaten onlara da gerekli müdahaleler yapılmış. Bunların
provokatör olarak yaptıklarını maalesef, mitingin tamamen tertip
komitesine mal etmeye çalıştılar, diyorlar. Şimdi
olayı ben onlardan bu şekli ile dinledim. Hatta hatta ben size kaseti
de gönderin dediler, gönderin dedim. Kaseti de gönderecekler.
Bizim ordumuza yönelik bu tür bir ifadeyi kullanmayı, bizim
bir defa hazmetmemiz mümkün değil. Bugün KKTC'de KKTC varsa, KKTC'de
yaşayan bir halk varsa buradan kalkıp orada onların varlık
mücadelesine katılan ve onlara emniyeti ve güveni sağlayan bizim
ordumuzdur. Bu bugünü ve orada sağlamış oldukları
imkanı bir kenara atmak çok ciddi manada vefasızlıktır. Ne
derece bunu yaşayan takım söyledi ne derece söylemedi, bilemem.
İleri sürdükleri tez bu ve onu savunmak tabi mümkün değil. Ama böyle
bir ayarsızlığı yapmayı bizim de kabul etmemiz mümkün
değil. Ama ben gelen sivil toplum örgütlerinin
başkanlarının da söylediği bu. Burada tarafları iyi
dinlemek lazım, değerlendirmeyi de ona göre yapmak lazım. Ve
dışlamanın fayda getireceğine inanmıyorum. Biz acaba
oradaki halkımızı birbirine nasıl
yaklaştıracağız, nasıl onları bir ve beraber
bütün haline getireceğiz bunun gayreti içerisinde olmamız lazım.
Zaten küçücük bir yerde görüyorsunuz, kaç tane siyasi parti var. Gücü,
potansiyeli, her şeyi ortada neyi paylaşamıyorsunuz. Biz
birleşmelerini sağlamaya
çalışıyoruz.
KIBRIS 31/01/2003
BM Genel Sekreteri Kofi Annan
tarafından sunulan plan temelinde Kıbrıs sorununa çözüm
bulmayı hedefleyen Kıbrıs müzakere süreci bugün devam edecek.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi
Başkanı Glafkos Klerides, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel
Danışmanı Alvaro de Soto gözetiminde 15 Ocak'tan beri devam eden
müzakereler çerçevesinde bugün yeniden bir araya gelecekler.
Bugüne kadar akşam saatlerinde yapılan görüşmeler,
seçim kampanyaları nedeniyle Rum Yönetimi'nin talebi üzerine bugünden
itibaren saat 09.30'da yapılacak.
Müzakerelere 15 Ocak'ta genel değerlendirmelerle
başlayan liderler, son iki görüşmede karşılıklı
olarak öneri sunmaya başlamışlar ve Annan planına yönelik
değişiklik talepleriyle birlikte al-ver sürecini
başlatmışlardı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki günkü görüşmenin
ardından, önerilerinin bir kısmına Rum Yönetimi'nden yanıt
geldiğini, bugünkü görüşmenin de aynı çerçevede devam
edeceğini söylemişti.
KIBRIS 31/01/2003
Verheugen: Fırsat penceresi 28 Şubat'ta
kapanacak
Verheugen, Kıbrıs konusunda Annan planından daha iyi bir planın asla olmayacağını söyledi. Kıbrıs'ın, 2004 Mayısı'nda AB üyesi olacağını, hiçbir şeyin bunu değiştiremeyeceğini vurgulayan Verheugen, 'Burada tartışılan, bunun birleşik bir Kıbrıs olup olmayacağıdır' dedi. AB yetkilisi KKTC yetkililerinin, halktan yükselen sesleri göz ardı etmemesi gerektiğini de ifade etti
AB Komisyonu'nun Genişlemeden
Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile
AB arasında yürütülen katılım müzakerelerinin başarı
ile tamamlandığını belirterek, 'Kıbrıs,
Mayıs 2004'te AB üyesi olacak, hiçbir şey bunu
değiştiremez' dedi.
Devlet Konukevi'nde, bu sabah başlayacak AB Troykası
toplantısına katılmak üzere Ankara'ya giden Verheugen,
Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
'28 Şubat'a kadar Kıbrıs'ta bir çözüme
ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?' sorusu üzerine,
'İyi niyet olduğu takdirde bu konunun en kısa sürede çözüme
ulaşacağına inandığını' söyleyen Verheugen,
şöyle konuştu:
'Fırsat penceresi hala açık. Şubata kadar
açık, sonra kapanacak. Karar verilmiştir. Kıbrıs ile
görüşmeler başarı ile tamamlandı.
Kıbrıs, 2004 mayısında AB üyesi olacak. Hiçbir
şey bunu değiştiremez. Burada tartışılan, bunun
birleşik bir Kıbrıs olup olmayacağıdır.'
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetkililerinin, halktan
yükselen sesleri göz ardı etmemesi gerektiğini ifade eden AK Parti
Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşlerine
katıldığını belirten Verheugen, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın taraflara sunduğu planın bugüne kadar ortaya
atılan en iyi plan olduğunu belirtti.
Verheugen, 'Bundan daha iyi bir plan hiçbir zaman olmayacak' diye
konuştu.
Verheugen, Annan planının, Kıbrıs Türkleri'ne
siyasi ve ekonomik bir gelecek sağlayacak şekilde
hazırlandığını kaydetti ve Türk hükümetinden, adada,
BM temelinde bir çözüme ulaşılması için etkisini
kullanmasını istedi.
Verheugen, yarın yapılacak Troyka
toplantısının yararlı ve yapıcı geçeceğine
inandığını belirterek, AB Dönem Başkanı
Yunanistan'ın Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu
tarafından başlatılan Türkiye ile AB
arasındaki siyasi diyaloğun son derece önemli olduğunun
altını çizdi.
Siyasi diyaloğun başlamasını,
'ilişkilerin gelişmesinin göstergesi' olarak değerlendiren
Verheugen, bu diyaloğun, birçok teknik konunun yanı sıra,
Ortadoğu barışı ya da Kıbrıs gibi stratejik
konuları da kapsadığını belirtti.
Ankara'daki temasları çerçevesinde Erdoğan,
Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar
Yakış ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile
görüşeceğini belirten Verheugen, bu görüşmelerde
katılım öncesi
ortaklığın nasıl yürütülebileceği ve
geliştirilebileceği, mali desteğin nasıl
artırılabileceği ve yeni Türk hükümetinin ne tür makro ekonomik
politikalar uygulayarak AB kriterlerini karşılamaya çalışacağı
gibi konuları ele alacaklarını söyledi.
Verheugen, yeni hükümetin anlayışlı ve
işbirliğine son derece açık bir görüntü çizdiğini de
belirtti.
KIBRIS 31/01/2003