Denktaş: Rumlar önerilerimizi reddetti

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides arasında bugün yapılan görüşme sona erdi. Denktaş, görüşmeden sonra Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde yaptığı açıklamada, KKTC'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu planda yapılmasını istediği değişiklik önerilerinin Rum tarafınca reddedildiğini belirterek, iki tarafın pazartesi günü ''olmazsa olmazları'' görüşme kararı aldığını söyledi.

Denktaş, bugünkü görüşmede Rum tarafının Türk önerilerine yanıtlarını verip vermediğinin sorulması üzerine, ''Bizim yaptığımız tadilat önerilerinin cevabını verdiler. Hiçbir şey kabul etmiyorlar, verilen cevap reddir'' dedi. 

Rumların Annan planıyla ilgili tadilat isteğini sunup sunmadığı yönündeki bir soruya karşılık ise Denktaş, şunları söyledi: 

''Eskiden sundukları tadilatlarda ısrar ediyorlar. Genel Sekreter'e gönderdikleri bir mektup vardı, onda ısrar ediyorlar. Ama işte, 'Her iki tarafın da elli-kırk paragraflık tadilatı varsa, bunlar üzerinde ısrar etmeyelim, olmazsa olmazlar nelerdir, bunlar üzerinde duralım' diyorlar. Şimdi pazartesi günü artık kaçınılmaz olan 'olmazsa olmazları' nelerdir onlara bakacağız. Her iki taraf da bunları getirme sözünü verdi. Dolayısıyla o çalışmayı yapacağız.'' 

Denktaş, gelinen aşamada üçüncü bir Annan planının gündemde olup olmadığına ilişkin bir soruya karşılık, ''Bu ana kadar gündemde böyle bir şey yok, bilmiyoruz. Her şeyi bizden aldıktan sonra üçüncü bir şeygetirirler mi, getirmezler mi, o konu şu an bizim bilgimizde değil'' dedi. 

''Bu gelişme, 28 Şubat'a kadar bir imzanın söz konusu olmayacağı anlamına mı geliyor?'' sorusuna ise Denktaş, ''Göreceğiz'' yanıtını verdi. 

Denktaş ve Klerides, görüşmelerine pazartesi günü devam edecek. 
(aa)

HURRIYET 31/01/2003

 

Ankara'da pazarlık

Türkiye'ye sunulacak yeni AB Katılım Ortaklığı Belgesi'ne dair görüşmeler bugün başlıyor. Ankara, Papandreu'nun Kıbrıs'ta garantörlükle ilgili sorunları birlikte çözme önerisine olumlu yanıt verdi

31/01/2003  

RADİKAL - ANKARA - Kopenhag zirvesi sonrası AB-Türkiye ilişkilerinin girdiği yeni dönemde Ankara'ya bir ay içinde sunulacak yeni Katılım Ortaklığı Belgesi'yle (KOB) ilgili ilk pazarlıklar, bugünkü Türkiye-AB Troykası toplantısında yapılacak. Toplantı öncesi dün Ankara'ya gelen AB Dönem Başkanı Yunanistan'ın Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, AKP lideri Tayyip Erdoğan'la görüştü. Ankara, Papandreu'nun "Kıbrıs'ta garantörlük sorununu garantör olarak biz çözelim" önerisine olumlu yanıt verdi.
Ankara, Annan planında garantörlük haklarının sulandırılmasına karşı çıkmasına rağmen, Atina'yla masaya oturmayı kabul etti. Bunun Atina tarafından daha önce de gündeme getirilmiş bir öneri olduğunu söyleyen üst düzey bir diplomat, "Bunu Denktaş ile Klerides halledemez. Adadaki asker sayısı, Türk-Yunan dengesi, garantörlük hakları ve Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği doğrudan bizi ilgilendiriyor" dedi. İlk etapta dışişleri ve savunma bakanlıkları çalışma grubu kuracak.
Görüşme sonrası Papandreu, AB'nin 2004'te Türkiye için olumlu karar almasını istediklerini belirtti. Yakış da, Irak'ta barışçı çözüm için işbirliğiyle ilgili ilk adımı attıklarını aktardı. AB Troykası toplantısının gündemi şöyle:
Türkiye-AB ilişkileri: AB marta kadar yeni bir KOB hazırlayacak. Hükümetin Ağustos 2004'e kadar atması gereken adımlara yer verilecek belgede, bugüne kadar yerine getirilmeyen siyasi kriterler ve uygulamadaki sorunlar sıralanacak.
Irak: Dönem başkanı olarak, AB içinde Irak konusundaki bölünmeyi gidermeye çalışan Yunanistan, Türkiye'nin desteğini isteyecek.
Kıbrıs: AB, sorunun 28 Şubat'a dek çözümünü istiyor. Türkiye konunun KOB'da siyasi kriter olarak sunulmasına karşı çıkıyor.
AB Dönem Başkanlığı'nı temmuzda devralacak İtalya'nın Dışişleri Bakanı Franko Frattini ile Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu yetkilisi Günter Verheugen de dün Ankara'ya geldi.
İtalyan bakan, Türkiye'yi 2003 sonunda Avrupa Anayasası'nın şekillendirileceği konferansa gözlemci olarak davet etti.

Türkiye’nin Kıbrıs’taki kaybı
100 milyar dolar


AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Halil Ürün, Kıbrıs’ta yıllardır, çözümsüzlüğün çözüm gibi gösterilmeye çalışıldığını ve bu konuda statükonun dışına çıkılamadığını söyledi.
Ürün, partisinin Konya İl Örgütü’nde düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs konusuna da değindi. Hükümetin Kıbrıs konusundaki tavrının son derece net olduğunu ifade eden Ürün, “Rauf Denktaş ile bu konuda bir görüş ayrılığımız yok. Sadece plan anlamında bir farklılık olabilir ama düşünce aynıdır” dedi.
Kesinlikle “ver kurtul” mantığıyla hareket etmediklerini vurgulayan Ürün, şöyle konuştu:
“Ancak önümüze bir tasarı gelmişse, bunu müzakere etmeliyiz. Annan Planı’nı masada tartışmak varken, baştan reddetmek doğru değil. Bu yıllardır uygulanıyor. Türk askerinin orada kalması, yapılan masraflar, Kıbrıs’a fiili yardımlarla beraber Türkiye’nin maddi kaybı belki 100 milyar dolara varmıştır. Ama hala elde edilen bir sonuç yok. AB gerçeğine gözümüzü yumamayız. Yarın Güney Kıbrıs AB’ye girip pasaport vermeye başladığında Kuzey Kıbrıs’ta Türkleri tutamazsınız. Bir oldu bittiyle karşılaştıktan sonra çözüm aramak bir şeye yaramaz. Bu statükocu anlayışla sonuca varılmaz.”
Ürün, “Denktaş’ın arkasındaki halk desteğinin azalıp azalmadığı” yönündeki soruya da “Halkın düşünce, eğilim ve beklentilerini göremezseniz siyasette geri kalmış olursunuz” yanıtını verdi.

YENIDUZEN 31/01/2003

Müzakereler bugün sürecek

BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan plan temelinde Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı hedefleyen Kıbrıs müzekere süreci bugün devam edecek.
Kıbrıslı liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto gözetiminde 15 Ocak’tan beri devam eden müzakereler çerçevesinde bugün yeniden biraraya gelecekler. Bugüne kadar akşam saatlerinde yapılan görüşmeler, seçim kampanyaları nedeniyle Rum Yönetimi’nin talebi üzerine yarından itibaren saat 09.30’da yapılacak.
Müzakerelere 15 Ocak’ta genel değerlendirmelerle başlayan liderler, son iki görüşmede karşılıklı olarak öneri sunmaya başlamışlar ve Annan planına yönelik değişiklik talepleriyle birlikte al-ver sürecini başlatmışlardı. Denktaş önceki günkü görüşmenin ardından, önerilerinin bir kısmına Rum Yönetimi’nden yanıt geldiğini, yarınki görüşmenin de aynı çerçevede devam edeceğini söylemişti.

YENIDUZEN 31/01/2003

Anlaşma olsa da barış olmazmış!

Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların birlikte yaşayamayacaklarını her fırsatta söyleyen Denktaş, şimdi “yan yana da yaşayamazlar” dedi

Rauf Raif Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yapılan organize ziyaretlerde dün de “barış karşıtı” açıklamaları ile Kıbrıs Türk halkını dikkate almayan ve “umutsuzluk” dağıtan tavrını sürdürdü. Denktaş TV 8 televizyonuna yaptığı açıklamada ise Kıbrıs adasında “anlaşma sağlansa da barış olmayacağı” yönünde yeni bir görüş ortaya attı... Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların birlikte yaşayamayacaklarını her fırsatta söyleyen Denktaş, şimdi “yan yana da yaşayamazlar” dedi.
Kıbrıs sorununun çözümü için öngörülen 28 Şubat’a kadar yapılacak çok iş olduğunu söyleyen Denktaş, sorunun Avrupa Birliği programına sıkıştırılmasının büyük bir hata olduğunu iddia etti.

Öğretmen imajını bozanlar varmış!
Rauf Denktaş, Mağusa’dan bir grup öğretmeni kabulünde, yetişen nesillere bakıldığında öğretmen kadrosunun sağlam olduğunun ve görevini Atatürkçü bir nesil yetiştirme yönünde başarıyla yaptığının görüldüğünü ifade etti.
“Sendikal faaliyetler adı altında, bu güzel neticenin alınmasında emeğini herşeyini ortaya koyan öğretmenlerin imajını bozan hareketleri” kınadığını ve kınamaya devam ettiğini kaydeden Denktaş, “Bir ülkenin ilkokul, ortaokul ve lise öğretmen kadrosu görevini; gençlere vatan sevgisi, bayrak heyecanı, Anavatan’ın kutsiyeti konularında görevini yapmazsa, ne toprak vatan olur, ne de vatan olmuş toprak yeniden toprak olma tehlikesinden kaçar” dedi.
“3 aylık yokluğunda yapılanların ve söylenenlerin, halkın yanlış yola sevkedilmesi için harcanan paraların ve çabaların herkesi üzdüğünü” anlatan Denktaş, bu olayların Türkiye’ye yansıyarak oradan da akis bulmasının halkı daha da tereddüte düşürdüğünü kaydetti.

Plana ‘ateş’ benzetmesi
Rauf Denktaş, önlerinde zor günler bulunduğunu ve zamanın daraldığını kaydederek, halkı evinden, bağından, bahçesinden edecek Annan Planı’nın bu halini kabul edemeyeceklerini; bunu kabul etmenin insanlara “ateş üstünde otur” demek olduğunu söyledi.
Denktaş, barış istememenin delilik; barıştan yana olmamanın büyük bir aptallık olduğunu söyledi ancak barış adı altında bir halkı kökünden sarsacak bir belgeye imza atmayı da o kadar yanlış diye niteledi.
Denktaş, iyi niyetle, önümüzdeki 2-3 hafta daha Annan Planı’nı daha kabul edilebilir duruma getirmek için uğraşacaklarını ifade ederek, Türk hükümetinin de savunulan ilkeleri savunduğunu, milli davada Türk hükümetinin desteğiyle yürümekten memnun olduğunu bildirdi.
Denktaş, bu açıklamaları Salim Uslu başkanlığındaki Türkiye Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) heyetini kabulünde yaptı.

“Verheugen’ın açıklaması tehdit ve baskıdır”
Rauf Denktaş, Arupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’ın “AB’a giriş anlaşmasının imzalanmasından sonra Kıbrıs’ta müzakere ve anlaşma imkanı kalmayacağına” ilişkin açıklamasını “baskı ve tehdit” olarak niteledi.
Denktaş, konuya ilişkin bir soruya karşılık şunları söyledi:
“Verheugen eskiden beri kararını verdi. ‘Rumlar meşru Kıbrıs, biz azınlık...’ Rumlara devamlı olarak mesaj verdi. Biz görüşmelere başlarken, ‘anlaşsanız da anlaşmasanız da Kıbrıs üye olacak’ diye mesaj vererek görüşmelerin önünü tıkamış bir kişidir. Bunları niçin yapıyor, anlamıyoruz. Ama Kıbrıs Türklerinin haklarını bilmediğinin, Kıbrıs meslesinin ne olduğunun farkında olmadığının bilinci içindeyiz. İyiniyetle yazıyoruz, konuşup anlatıyoruz ama anlamak niyetinde değil. Son yaptığı açıklama tehdit, baskıdır. Avrupa Birliği’nden biz hak ve adalet, tarafsızlık bekliyoruz ama mümkün değil. Çünkü Kıbrıs meselisinde tamamen taraf oldular. Bunun önünü kesmek için eşit şartlarda bir anlaşma istiyoruz.”

BRT’de gençlerin sorularını yanıtlayacak
Rauf Denktaş bu akşam BRT-1 televizyonunda gençlerin Annan Planı’na ilişkin sorularını yanıtlayacak.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “BRT-1 Televizyonu’nda Cuma akşamları yayınlanmakta olan 3’ncü Boyut programına konuk olacak ve Cumhuriyet Meclisi’nde grubu bulunan dört partiden gençlerin Annan Planı’nın çeşitli yönlerine ilişkin sorularına cevap verecek.
BRT’nin haberine göre, programa UBP, DP, TKP ve CTP genel merkezlerinin seçeceği gençler katılacaklar ve Cumhurbaşkanı Denktaş’a sorular yöneltecekler. Denktaş’ın gençlerin sorularını yanıtlayıp programdan ayrılmasından sonra gençler bir süre de kendi aralarında Annan Planı’nı tartışacaklar.
Denktaş’ın gençlerin sorularını yanıtlayacağı 3’ncü Boyut yarın akşam saat 21.00’den itibaren canlı olarak yayınlanacak.

Türkiye’de destek mitingi
Bu arada bazı sendikalar, meslek örgütleri ve derneklerin de aralarında bulunduğu 800’ü aşkın kuruluş ve sivil toplum örgütünce oluşturulan “KKTC ve Rauf Denktaş’a Destek Girişimi” üyesi kuruluş temsilcileri, 2 Şubat Pazar günü Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nda düzenlenecek “Denktaş’a Destek Mitingi” ile ilgili Taksim Meydanı’nda açıklama yaptı.
Taksim Meydanı’nda toplanan girişim üyesi kuruluş temsilcilerinden oluşan grup, Türk ve KKTC bayrakları ile 2 Şubat tarihinde gerçekleştirilecek mitingin duyurulduğu pankart ve dövizler taşıdı.
“Vatan toprağı Kıbrıs’ı savunmak için Pazar günü saat 14.00’te Abide-i Hürriyet Meydanı’ndayız” denilen açıklamada, mitinge katılacak örgüt ve kuruluş sayısının 800’ü aştığı kaydedildi.

YENIDUZEN 31/01/2003

“Siyasi eşitlik var, çözüm mümkün”

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Michael Klosson, Kıbrıs’ta, her iki tarafın da ortak zemin bulma istekliliğini ve zor kararlar verme cesaretini göstermesi halinde çözüme ulaşılmasının hala daha mümkün olduğunu yineledi.
ABD’nin Kıbrıs’ta varılacak çözüm sonrasında maddi katkı sağlamaya hazır olduğuna da işaret eden Klosson, “Dahası bir yardım konferansını hazırlamak için ilk adım olarak Kıbrıs’ta bir ihtiyaç değerlendirmesi yapılmasını desteklemeye hazırız” dedi.
Lefkoşa Sarayönü Rotary Kulübü’nün bu haftaki geleneksel “Perşembe Toplantıları”nın konuğu ABD Büyükelçisi Klosson oldu.
Klosson, Saray Otel’de öğle yemeğinde gerçekleşen toplantıda hazır bulunan 40 Lefkoşa Sarayönü Rotary Kulübü üyesine yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılması için 28 Şubat tarihine kadar yeterli zaman bulunduğunu söyledi.

“Kaybedecek zaman yok”
“Sorunun çözümü için 28 Şubat’a kadar yeterli zaman var, ama kaybedecek zaman yok” diyen Klosson, Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüm için tarihi bir fırsat bulunduğunu” söyleyerek, ”ABD, Kıbrıs’ta anlaşmaya varılmasında kararlıdır ve BM Genel Sekreteri’nin bu yöndeki tüm çabalarını destekliyor. Biz, ABD olarak, bütün ilgili taraflara, Kıbrıs’ta çözüme yoğunlaşmalarını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Ekonomik potansiyel serbest kalacak”
Konuşmasında “Kıbrıs’ta çözümün, baştan sona, tüm Kıbrıslıların ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan yararına olacağını, AB’ye girilmesinin, tüm Kıbrıslıların kendi potansiyellerinin tamamını farketmelerini sağlayacağını” söyleyen Büyükelçi Klosson, “Çözümle birlikte AB’ye giriş, Avrupalı akımını getirecek ve herkes için barış, güvenlik ve ekonomik büyüme perspektifini açacaktır. Eğer her iki taraf da bu fırsatı kullanma avantajını seçerse, Kıbrıs’ın tüm ekonomik potansiyeli serbest kalacaktır” dedi.

“BM planı eşitliği öngörüyor”
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından ortaya konan “Kıbrıs Çözüm Plan”nın, anlaşmaya giden yol olduğunu, bu planın, her iki tarafın endişelerini dengelemek için iyi hazırlandığını ve Yunanistan’la Türkiye de dahil tüm tarafların yasal haklarına cevap verecek müzakere edilmiş bir çözüme temel oluşturduğunu söyleyen Büyükelçi Klosson, şu an yapılmakta olan müzakerelerdeki ilerlemenin, tarafların genel dengenin sağlanması için al-ver sürecine istekli olmasına ve zor, ama gerekli uzlaşmalar yapmasına dayalı olacağını kaydetti.
Klosson, “BM Planı, Kıbrıs Türk parça devletinin, Rum parça devletine siyasi eşitliğini öngörüyor. Plan aynı zamanda Kıbrıs Türk parça devletinin kendi kendini yönetmesini de öngörüyor. Plan ayrıca, Kıbrıs
Türkü’nün ortak devletin yargı ve yürütme organlarında önemli ölçüde temsiliyetini de sağlıyor. Bunlar, planda çok açıktır. Plan, adildir“ diye konuştu.
Bir anlaşmanın artıları yanında bazı bedellerin olacağına da işaret eden Klosson, bu konuda kendilerinin ellerinden geleni yapacaklarını söyleyerek, şöyle dedi:

“Çözümün bedelleri olacaktır ancak…”
“Ayni zamanda çözümün bir bedeli de olacağının ve uluslararası topluluğun bu bedele cevap vermesi gerektiğinin bilincindeyiz. Örneğin, toprak ayarlamalarından etkilenecek Kıbrıslı Türkler, evlerini yeniden yapması gerekecek olanlar ve yeni bir yere yerleşecek olanlar bu konudaki endişelerini belirtmişlerdir. Hem Amerikan hükümeti ile hem de ilgili diğer taraflarla, özellikle Avrupalı ortaklarla, çözüm olduğu zaman uluslararası topluluğun kendi payına düşeni yapacağı sorumluluğunu alıyoruz.
Washington yönetimi, bu konularda endişe duyan insanların duygu ve düşüncelerini çok iyi değerlendiriyor ve hatta bu endişeler üzerinde çalışıyor.
Bu arada özellikle de geçen hafta Perşembe günü Avrupa Komisyonu’nun yaptığı duyuru ile kapsamlı bir çözüm için maddi katkı sağlamak amacıyla uluslararası yardım konferansı düzenlemeye hazır olduklarını belirtmeleri bizi memnun etmiştir. ABD, buna maddi olarak katılma ve katkıda bulunmaya hazırdır. Dahası bir yardım konferansını hazırlamak için ilk adım olarak Kıbrıs’ta bir ihtiyaç değerlendirmesi yapılmasını desteklemeye hazırız.”

“Çözüm Türkiye’nin de çıkarına”
Annan Planı temelinde varılacak çözümün Türkiye’nin de çıkarına olduğu görüşünü dile getiren Büyükelçi Klosson, Kıbrıs konusunun çözümünün, Türk-Yunan ilişkileriyle Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğine katkı yapacağını söyledi. “Kıbrıs’ta çözümün Türkiye’ye en büyük katkısı, bu ülkenin Avrupa Birliği yolunda daha rahat yürümesi olacaktır “ şeklinde konuştu.
Klosson, “Amerika’nın Kıbrıs konusunda anlaşmaya varılmasından ne çıkarı var? Yoksa, ABD Kuzey Kıbrıs’ta bir askeri üs mü istiyor?” şeklindeki soruya karşılık, Kuzey Kıbrıs’ta askeri üsle ilgili bir taleplerinin kesinlikle olmadığını söyleyerek, “Burada bir anlaşmaya varılmasını istememizin tek bir nedeni var. O da adada barış ve istikrar istiyoruz” diye konuştu.
Mal-mülk konusunda nasıl bir çözüme gidileceğinin Annan Planı’nda net olmadığına işaret edilerek, ABD’nin bu sorunun çözümü konusunda ne düşündüğünün sorulması üzerine de Klosson, Amerikan Yönetimi’nin bu konudaki endişeler üzerinde çalışmakta olduğunu söylemekle yetindi.

YENIDUZEN 31/01/2003

 

'Kıbrıs’ta çözüme hiç olmadığı kadar yakınız'

ABD`nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, 'Kıbrıs konusundaki bir çözüme şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yakınız' dedi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, ABD`nin Ankara Büyükelçisi Pearson`u kabul ederek, bir süre görüştü. Görüntü alınmasından sonra basına kapalı olarak gerçekleştirilen ve bir saat süren görüşmenin ardından gazetecilere açıklama yapan Pearson, Arınç ile 'son derece iyi' bir görüşme yaptığını belirterek, bazı konuları ele aldıklarını söyledi.
ABD Kongre Başkanı`nın göreve seçildiğinde Arınç`ı ziyaret eden ilk yabancı konuk olduğunu kaydeden Pearson, bu ziyarette stratejik ortaklığın öneminin vurgulandığını hatırlattı.
NATO parlamenterler grupları ile iki ülke parlamentolarındaki Türk-Amerikan dostluk grupları arasındaki ilişkilerin artırılmasının öneminin vurgulandığını anlatan Pearson, 'Amerika`da bizim kongremiz bir tepenin üstüne kurulu ve Beyaz Saray`ın da üstünde bir konumda...Bu aynı zamanda sembolik bir yükseklik ve üst konum. Biz de o şekilde görüyoruz. Yasama organı hükümetin üstündedir' dedi.
Pearson, Arınç ile başka konuları da görüştüklerini, kendisinin 'nazik bir biçimde' Türk-ABD dostluğu ve yakın işbirliğinin önemini vurguladığını bildirdi.
ABD`nin Kıbrıs ve Irak konusundaki görüşünü ifade etme fırsatı bulduğunu ve güncel bilgileri sunduğunu belirten Pearson, şöyle devam etti:
'Kıbrıs konusunda Türkiye ile son derece yakın temas içindeyiz. Türkiye`den fikirler aldık. Çok çalışmaktayız. Bizim edindiğimiz izlenim şudur ki, Kıbrıs konusundaki bir çözüme şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yakınız. Bu, tüm sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor, ama bu konuda birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.'

YENIDUZEN 31/01/2003

 


SORUN DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETELİM'... Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TGRT Televizyonu'nda dün akşam canlı olarak yayınlanan 'Neler Oluyor' programında, Kıbrıs konusunda önemli açıklamalarda bulundu... Annan planı ışığında Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, çözümsüzlüğün çözüm olmadığını bir kez daha vurgulayarak, 'Siyaset sorun üretme sanatı değildir... Bu işi mutlaka çözmemiz lazım' dedi

KKTC, TÜRKİYE'DE MAÇ BİLE YAPAMIYOR'... KKTC'den bir takımın Türkiye'de, Türkiye'den bir takımın da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde maç bile yapamadığına, halbuki Güney Kıbrıs'tan Rum takımlarının Türkiye'ye gelebildiğine işaret eden AKP lideri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşanan son gelişmeleri de, 'Orada bir grubu kabul edip diğer grubu yok farz edemeyiz' sözleriyle değerlendirdi. Erdoğan, 'Sorunu çözmeli ve yaşatmalıyız. Bizim politikamız bu' diye konuştu 

Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TGRT Televizyonu'nda
dün akşam canlı olarak yayınlanan 'Neler Oluyor' programında, Kıbrıs konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
   Annan planı ışığında Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, çözümsüzlüğün çözüm olmadığını bir kez daha vurgulayarak, 'Siyaset sorun üretme sanatı değildir... Bu işi mutlaka çözmemiz lazım' dedi.
   Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden bir takımın Türkiye'de, Türkiye'den bir takımın da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir maç bile yapamadığına, halbuki Güney Kıbrıs'tan Rum takımlarının Türkiye'de maç yapabildiğine işaret eden AKP lideri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşanan son gelişmeleri de, 'Orada bir grubu kabul edip diğer grubu yok farz edemeyiz' sözleriyle değerlendirdi.
   Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu ile görüşmesinde, Kıbrıs sorununun çözüm noktasında
gayret göstermelerini istediğini belirten Erdoğan, 'Onlar da aynı arzu içindeler... Onlar da bu sorunun halledilmesini istiyor' dedi.
  Eredoğan, Kıbrıs konusundaki politikalarının 'çöz ve yaşat' olduğunun bir kez daha altını çizdi.
  
Sorular, yanıtlar

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Neler Oluyor' programında kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar aynen şöyle:

Soru: Siz Davos'tayken, Sayın Denktaş'ın size yönelik açıklamaları, hem Annan planının, hem de 28 Şubat tarihinin önüne geçti, Sayın Denktaş'la nedir bu görüş ayrılığı? Böyle bir görüş ayrılığı var mı? Anlaşamadığınız yada uzlaşamadığınız noktalar neler efendim bunları çok merak ediyoruz? 

Erdoğan: Bugüne kadar yaptığım açıklamaları izlediniz mi?

Program yapımcısı: Tabii takip ediyorum sürekli....

 

Erdoğan: Sayın Denktaş ile benim yaptığım açıklamalar arasında herhangi bir fark gördünüz mü?...

Soru: Aynı şeyleri söylüyorsunuz gibi geliyor, ama bir şekilde de gerek yokken bir çatışma çıkıyor, karşılıklı medya aracılığı ile görüşmeler devam ediyor. Siz ona mesaj gönderiyorsunuz, o size mesaj gönderiyor... Bunu bir çözelim?  

Erdoğan: Mesajlarımı aracılar aracılığı ile gönderiyorum. Medya aracılığı ile sadece ilkeleri açıklıyorum. Ben sayın Denktaş'la ilgili konuşmayacağım. Ben sadece işin stratejisi üzerinde konuşurum. Şu andaki Kıbrıs'la ilgili gelişmeler üzerinde konuşurum, bunu konuşmayı yeğlerim. Benim gördüğüm, inandığım şudur: İlke olarak bunu belirtiyorum. Çözümsüzlük çözüm değildir, bu bir. İki, bir defa siyaset sorun çözme sanatıdır, sorun üretme sanatı değildir. Bugüne kadar ülkemizi en üst düzeyde yönetenler, basit bir örnek vereceğim niçin acaba Kuzey Kıbrıs'ta bir milli maç dahi yapamadılar veya Kuzey Kıbrıs niçin Türkiye'de bir milli maç yapamadı. Ama Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yapabiliyor. Biz de orada yapabiliyoruz. Peki bunun tarifini niye yapmadılar. Niye bunu bugüne kadar izah edemediler. Şimdi hangi yüzle, hangi anlayışla gelip de AK Parti iktidarını yargılamaya kalkıyorlar. Bu zemini biz mi hazırladık; yüzde 35, yüzde 36 şuanda KKTC'nin kontrolü altında olan, orada toprak var. Bunun için yüzde 29 artı diyen biz miyiz. Bunu diyenler, bunun sorumlusu değil, AK Parti iktidarı bunun sorumlusu. Bunu anlamak mümkün değil.

Soru: Yani efendim, yanan top sizin kucağınızda mı kaldı?

Erdoğan:  Hayır, bu gerçekler ortada dururken, geliyorlar bizim için 'ver kurtul' diyorlar. Hayır bu böyle bir şey değil. Bizden böyle bir şey çıkmaz. Ben altını çizerek söylemek istiyorum, biz 'çöz ve yaşat' diyoruz... Ve diyoruz ki, masaya çözmek için oturalım. Ondan sonra da çıkacak neticeyle de yaşatalım burayı.... 
    Buradaki bütün sivil toplum örgütlerinin, şu anda orada meydana gelen havanın bir defa biz barış, birlik, bütünlük havası olabilmek için ne yapabiliriz, bunu konuşalım. Orada bir grubu kabul edip, bir grubu yok farz edemezsiniz. Bunların hepsi KKTC'nin birer vatandaşıdır. Farz edersek yanlış yaparız. Böyle bir gayretin içerisine girenler var. Bu gayretin içerisine girilmesin. Ne diyoruz biz, bizim dediğimiz şu; Eşit egemen, iki kurucu halka dayalı ortaklık devletidir. Baştan beri söylediğimiz bizim bu... 

Soru: Efendim Sayın Denktaş'ta bunu söylüyor, aynı şeyler...

Erdoğan: Bizim söylediğimizi konuşuyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. Başka ne diyoruz biz, diyoruz ki burada şu anda Annan planında ortaya konulan yüzde 28.5, yüzde 28.9 oranında bir bölme yapıyorlar. Daha önce ne derdi yüzde 29 artı derdi. Demek ki arada çok fazla bir fark yok. Burada (haritada) bazı zikzaklar var. Benim elimde kendilerinden aldığım haritalar bunlar, bu haritalar tabi bana gelen ilk 9 harita. Şimdi ilk gelen iki harita var, ilk  gelen haritadan birisi bunların A haritası, birisi de B haritası. A haritasında Karpaz KKTC'de, B haritasında ise Rum kesimine bırakılıyor. Ben Amerika dönüşü, Washington'dan döndüğümde New York'ta sayın Annan'la görüştüğümde dedim şu olmaz, buna hiçbir zaman Türkler olumlu bakmaz. Bunun bir defa kabul edilir bir yanı yok. Siz hem Adayı barış adası yapacağız diyorsunuz, hem de buraya gelip Karpaz'ı Rum Yönetimi'ne bırakıyorsunuz. Olmaz, niye olmaz, çünkü siz sahilden Karpaz'a yol vereceksiniz, bağlantı kuracak. Siz bunu her an fitilleme demektir. Ondan sonra alternatif haritalar geldi. Çok değişik haritalar vardır. Yani tamamen o bölgeyi Milli Park haline getirelim dedikleri var, o bölgede dört tane Rum köyü var, onları orada koruyalım dedikleri var. A haritasında olduğu gibi Karpaz'ı çıkaran var. Burada bana göre sıkıntı olan şey aslında mesela bir haritada (şu harita) 28.9, evet şurada da Rumlar değil Maroniler var. Bunda da herhangi bir sıkıntı olmuyor. Ama şurada Rumlar var, bunların çıkması lazım, şuradan da çıkılması gerekiyor. Dengelenmesi gerekiyor. Haritadaki girintiler çıkıntılar var, onlar da müzakere sırasında giderilirse, isabetli olur, iyi olur havası var. Bu başarılır mı, Başarılır. Niye o oranı tutturacaksın, çünkü buradaki harita nüfusa göre yapılmış bir haritadır, haritaya göre nüfus değil. Çözülebilir.
   Mesele ne, mesele bu işi çözmek... Yani bir şeyi çözerken karşılıklı bir özveri gerekiyor. Biz bu özveriyi sadece Türk tarafı yapsın demiyoruz ki, bir şey diyemeyiz zaten böyle bir hakkımız, böyle bir yetkimiz yok. Bu özveriyi karşılıklı olarak yapmak gerekiyor. Biz yapalım, Rumlar yapmasın, hayır o da yapacak, biz de yapacağız. O yaklaşacak, biz de yaklaşacağız ki, çözümde buluşalım...
   Dünya bir gelişim, bir dönüşüm bir değişim içinde bakın artık KKTC'de nesiller yetişiyor. Bu nesiller gelişiyor. Bunlar bir değişim, gelişim içinde ve bakışları farklı. Ve düşünün burada kişi başına milli gelir nerede Güney'de nerede. Bakın az önce bir basit örnek verdim size; KKTC gelip Türkiye'de bir milli maç yapamıyor. Türkiye'de orada milli maç yapamıyor. Ama Güney'de yapıyor, Güney de burada (Türkiye'de) yapıyor. Tabi bu orada değerlendiriliyor, masaya yatırılıyor. Ama yapmasa ne olur da diyebilirsiniz. Ama öyle değil.

Soru: Şu an geldiğimiz nokta itibarıyla baktığımız zaman sanki Rumlar bu pazarlığa 1-0 galip şekilde oturacaklarmış gibi görünüyorlar? 

Erdoğan: Rumların avantajları var, nedir avantajları; bir defa AB noktasında belli mesafeyi aştılar. Önümüzde bir 16 Nisan süreci var, ondan sonra 2004, tamam. Şimdi burada, Türkiye bir defa ve partimin de üzerinde durduğu konu; Türkiye'nin garantörlüğüdür. Biz yüzde 29 gibi bir oranla harita üzerinde, toprak üzerinde herhangi bir anlaşma sağlayabilirsek, eşit egemen dediğimiz konu belli bir yere oturtulabilirse, yani kavramlar değişebilir, o da önemli değil. Ama mesele o kuruculuk ve ortaklıktır. Bu önemli. Üçüncüsü de garantörlük konusu. Yani Türkiye'nin garantörlüğü. Ondan sonra da nüfusla ilgili meseleler ki, bize ilgililerin verdiği bilgilere göre anlaşılabilecek konular ve burada Güney de Kuzey de anlaşma istidalı gösteriyor. Göçmenler konusuydu, mülkiyet konusuydu, bunlarla ilgili olan konular aşılabiliyor. Onlar aşılabildiğine göre burada sıkıntılar için de belli bir gayret göstermekle bu iş çözülebilse o zaman çok çok güzel olacak. Neden, artık AB'ye girmiş Kuzey Kıbrıs olacak. '

Soru: Anlattıklarınızdan milli politikanın arkasında durmadığınız diye bir şey algılamıyorum. Sayın Denktaş'la da aynı şeyleri söylüyorsunuz. Peki o zaman bu tartışma niye çıkıyor? Sayın Denktaş'ı bir küçüğü olarak arayacak mısınız? 

Erdoğan: Tabi bazı virüsler var, o virüslerden kaynaklanıyor bu. Onun için de tabi direkt temas olmuş olsa, bunlar olmazdı. Ama bu direkt temaslar olmayınca maalesef bunlar oldu. Ama ben sayın Denktaş'la ilgili herhangi bir şey konuşmayacağım. Sadece Kıbrıs'la ilgili düşüncelerimi söyleyeceğim.

Soru: Akşam saatlerinde de Sayın Papandreu ile bir araya geldiniz. Hiç Kıbrıs konusu gündeme geldi mi? Ne konuştunuz?

Erdoğan: Sayın Papandreu ile tek bir şey konuştuk. Bu işi çözmemiz lazım. Detaya girmedik, çünkü detayları Atina'da konuşmuştuk. Bu işin çözülmesi lazım. Karşılıklı özveri, bunun başka çıkışı yok. Ve şimdi zaten ister istemez Yunanistan ve Türkiye de devreye girecek bu konuda. Çünkü onları da ilgilendiren konular var, temenni ederiz ki, her iki tarafın gayretleri ile biraz daha bu iş olumlu noktaya gelir.   

Soru: 28 Şubat'a kadar bu konunun çözülebileceğine inanıyor musunuz? Sayın Denktaş dedi ki, çözülmezse de kıyamet kopmaz.

Erdoğan: Ben, inanmak istiyorum, ama şu gelişmeleri görünce doğrusu pek ümidim yok, dedim daha önce. İnşallah yanılırım. 

Soru: Sayın Baykal'ın açıklamalarını sormak istiyorum. Baykal dedi ki milli dava Davos'ta defile ile şiş kebapla olmaz. Kıbrıs'ın arkasında durmakla olur dedi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Erdoğan: Davos'ta Kıbrıs'la ilgili böyle milli bir dava arkasında durmak durmamak konusunu konuşmadık. Ama geçenlerde de bana sordular. Doğrusu ben Sayın Baykal gibi ülkeyi gerek dışarıda gerek içeride temsil etmiş, siyasette hemen hemen şu anda parlamentonun en tecrübeli siyasilerinden olan bir genel başkanın bu tür popülizm konan bir açıklama yapmasını yadırgadım. Niye derseniz, biliyorum ki o yetki görevlerde var oldukları zaman ne tür resepsiyonlar veriyorlar.

Soru: Rumların bazı noktalara yerleştirilmesi söz konusu, bunu kabul edebilir miyiz?
 
Erdoğan:  Bu müzakere konusu ve bunun belli bir sürede yayılması konusu var, bu illa 60 bin diye bir şey yok. Burada 27 bin de konuşuluyor. 28 bin de. Bunlar müzakere edilebilecek şeyler. Kaldı ki, bunun ne kadar bir zaman içerisinde olacağı da önemli, yani bu 15, 20 senede mi olacak, bunlar hep tartışılıyor. Burada 7 sene teklifi var, 9 var. 12 var. Aklımda kalanlar bunlar. Ta 20 yıla kadar değişik değişik müzakerede  geçen yıllar var. Ama bunlarda bir mutabakat eninde sonunda sağlanabilir.

Soru: Ayrı bir nokta ondan önceki hafta Kıbrıs'ta 1980-85 doğumlu gençler ellerinde Türk ve KKTC bayrakları olmaksızın, Türkiye'ye, Türkiye aleyhine, Türk ordusuna aleyhine sloganlar atmaya başladılar. Ve Rumlar da çok iyi biliyoruz, bunları körüklüyor. Bu tehlikeli bir oyuna doğru mu gidiliyor? Bunun sonu ne olur? Rumlar diyebilir mi ki, işte siz kardeşim istemiyorsunuz, Denktaş istemiyor ama halkınız bizi istiyor. Bu noktaya gidebilir mi? Bu nasıl önlenmeli?

 

Erdoğan:  Bize KKTC'den sivil toplum örgütlerinin temsilcileri geliyor, onlar da görüşüyoruz. Ben tabi bunu sordum. Ve söyledikleri şey şu; Kesinlikle 'bizim Türk ordusuna işgalci dememiz, hiçbir zaman mümkün değil'. Türk ordusunun bize vermiş olduğu emniyet, güven duygusunu ve bizim oradaki varlık nedenimizin ne olduğunu biz çok iyi biliriz. Orada bir kaç tane bu tür provokatör çıktı diyorlar. Ve zaten onlara da gerekli müdahaleler yapılmış. Bunların provokatör olarak yaptıklarını maalesef, mitingin tamamen tertip komitesine mal etmeye çalıştılar, diyorlar. Şimdi olayı ben onlardan bu şekli ile dinledim. Hatta hatta ben size kaseti de gönderin dediler, gönderin dedim. Kaseti de gönderecekler.
   Bizim ordumuza yönelik bu tür bir ifadeyi kullanmayı, bizim bir defa hazmetmemiz mümkün değil. Bugün KKTC'de KKTC varsa, KKTC'de yaşayan bir halk varsa buradan kalkıp orada onların varlık mücadelesine katılan ve onlara emniyeti ve güveni sağlayan bizim ordumuzdur. Bu bugünü ve orada sağlamış oldukları imkanı bir kenara atmak çok ciddi manada vefasızlıktır. Ne derece bunu yaşayan takım söyledi ne derece söylemedi, bilemem. İleri sürdükleri tez bu ve onu savunmak tabi mümkün değil. Ama böyle bir ayarsızlığı yapmayı bizim de kabul etmemiz mümkün değil. Ama ben gelen sivil toplum örgütlerinin başkanlarının da söylediği bu. Burada tarafları iyi dinlemek lazım, değerlendirmeyi de ona göre yapmak lazım. Ve dışlamanın fayda getireceğine inanmıyorum. Biz acaba oradaki halkımızı birbirine nasıl yaklaştıracağız, nasıl onları bir ve beraber bütün haline getireceğiz bunun gayreti içerisinde olmamız lazım. Zaten küçücük bir yerde görüyorsunuz, kaç tane siyasi parti var. Gücü, potansiyeli, her şeyi ortada neyi  paylaşamıyorsunuz. Biz birleşmelerini sağlamaya çalışıyoruz.   

KIBRIS 31/01/2003

 

Müzakereler devam ediyor

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan plan temelinde Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı hedefleyen Kıbrıs müzakere süreci bugün devam edecek.
   Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto gözetiminde 15 Ocak'tan beri devam eden müzakereler çerçevesinde bugün yeniden bir araya gelecekler.
   Bugüne kadar akşam saatlerinde yapılan görüşmeler, seçim kampanyaları nedeniyle Rum Yönetimi'nin talebi üzerine bugünden itibaren saat 09.30'da yapılacak.
   Müzakerelere 15 Ocak'ta genel değerlendirmelerle başlayan liderler, son iki görüşmede karşılıklı olarak öneri sunmaya başlamışlar ve Annan planına yönelik değişiklik talepleriyle birlikte al-ver sürecini başlatmışlardı.
   Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki günkü görüşmenin ardından, önerilerinin bir kısmına Rum Yönetimi'nden yanıt geldiğini, bugünkü görüşmenin de aynı çerçevede devam edeceğini söylemişti.

KIBRIS 31/01/2003

 

Verheugen: Fırsat penceresi 28 Şubat'ta kapanacak

Verheugen, Kıbrıs konusunda Annan planından daha iyi bir planın asla olmayacağını söyledi. Kıbrıs'ın, 2004 Mayısı'nda AB üyesi olacağını, hiçbir şeyin bunu değiştiremeyeceğini vurgulayan Verheugen, 'Burada tartışılan, bunun birleşik bir Kıbrıs olup olmayacağıdır' dedi. AB yetkilisi KKTC yetkililerinin, halktan yükselen sesleri göz ardı etmemesi gerektiğini de ifade etti

 AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile  AB arasında yürütülen katılım müzakerelerinin başarı ile tamamlandığını belirterek, 'Kıbrıs, Mayıs 2004'te AB üyesi olacak, hiçbir şey bunu değiştiremez' dedi.
   Devlet Konukevi'nde, bu sabah başlayacak AB Troykası toplantısına katılmak üzere Ankara'ya giden Verheugen, Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
   '28 Şubat'a kadar Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?' sorusu üzerine, 'İyi niyet olduğu takdirde bu konunun en kısa sürede çözüme ulaşacağına inandığını' söyleyen Verheugen, şöyle konuştu:
   'Fırsat penceresi hala açık. Şubata kadar açık, sonra kapanacak. Karar verilmiştir. Kıbrıs ile görüşmeler başarı ile tamamlandı.
   Kıbrıs, 2004 mayısında AB üyesi olacak. Hiçbir şey bunu değiştiremez. Burada tartışılan, bunun birleşik bir Kıbrıs olup olmayacağıdır.'
   Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetkililerinin, halktan yükselen sesleri göz ardı etmemesi gerektiğini ifade eden AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşlerine katıldığını belirten Verheugen, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu planın bugüne kadar ortaya atılan en iyi plan olduğunu belirtti.
   Verheugen, 'Bundan daha iyi bir plan hiçbir zaman olmayacak' diye konuştu.
   Verheugen, Annan planının, Kıbrıs Türkleri'ne siyasi ve ekonomik bir gelecek sağlayacak şekilde hazırlandığını kaydetti ve Türk hükümetinden, adada, BM temelinde bir çözüme ulaşılması için etkisini
kullanmasını istedi.
   Verheugen, yarın yapılacak Troyka toplantısının yararlı ve yapıcı geçeceğine inandığını belirterek, AB Dönem Başkanı Yunanistan'ın Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu tarafından başlatılan Türkiye ile AB
arasındaki siyasi diyaloğun son derece önemli olduğunun altını çizdi.
   Siyasi diyaloğun başlamasını, 'ilişkilerin gelişmesinin göstergesi' olarak değerlendiren Verheugen, bu diyaloğun, birçok teknik konunun yanı sıra, Ortadoğu barışı ya da Kıbrıs gibi stratejik konuları da kapsadığını belirtti.
   Ankara'daki temasları çerçevesinde Erdoğan, Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile görüşeceğini belirten Verheugen, bu görüşmelerde katılım öncesi
ortaklığın nasıl yürütülebileceği ve geliştirilebileceği, mali desteğin nasıl artırılabileceği ve yeni Türk hükümetinin ne tür makro ekonomik politikalar uygulayarak AB kriterlerini karşılamaya çalışacağı gibi konuları ele alacaklarını söyledi.
   Verheugen, yeni hükümetin anlayışlı ve işbirliğine son derece açık bir görüntü çizdiğini de belirtti.

KIBRIS 31/01/2003