Denktaş: Rum tarafı Annan planını kabule hazır

KKTC Cumhurbaşkanı, Rum tarafının Annan planını mevcut haliyle kabul etmeye hazır olduğunu bildirdiğini söyledi.

Lefkoşa
NTV

5 Şubat— Rauf Denktaş, Rum Yönetimi lideri Klerides’le görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Klerides’le toplantının sert geçtiğini belirtti. KKTC Cumhurbaşkanı, Rum yönetimi liderinin, Rumların ‘olmazsa olmazlarının’ belgesini getirmek yerine, Türk tarafının ‘olmazsa olmazları’ hakkındaki görüşlerini yazılı olarak sunduğunu da söyledi

Bugünkü görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Denktaş, Klerides’le tartışmalı ve sert bir toplantı yaptıklarını belirtti. Klerides’in, Türklerin “olmazsa olmazları” konusunda gayet sert olduğunu kaydeden Denktaş, Rum tarafının “Hiç bir konuda anlaşamazsak, ki anlaşamıyoruz, biz bu planı kabul ederiz” dediğini söyledi.

MECLİS’İ TOPLANTIYA ÇAĞIRACAK
Denktaş, “Biz bu planı kabul edebilir miyiz , iyi düşünmek lazım” ifadesini kullandı ve bilgi vermek için Meclis’i yarın toplantıya çağıracağını belirtti. Kağıt üzerinde her tarafa çekilebilecek bir anlaşmanın Türk tarafı için çok tehlikeli olduğunu söyleyen Denktaş, sağlam bir anlaşma için çaba sarfettiklerini vurguladı.
Bu arada Birleşmiş Milletl
er Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto, “Türk tarafına mümkün olduğunca az rahatsızlık verecek şekilde harita düzenlemesi yapmalıyız” dedi. De Soto, Rum Mega televizyonuna verdiği demeçte, “Türkiye’nin değişmekte olduğunu ve kendisinin Ankara’dan duyduğu şeyleri Denktaş’ın da duyduğunu” kaydetti

Denktaş:Ekonomik plan hazırlıyoruz

KKTC Cumhurbaşkanı, Rum Kesimi’yle anlaşmaya varılamaması olasılığını göz önünde bulundurarak, Türk hükümetiyle birlikte radikal bir plan hazırladıklarını söyledi.

Lefkoşa
NTV

4 Şubat— KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, üzerinde çalıştıkları planın, Kıbrıs Türklerinin refah seviyesinin yükseltilmesi için para akışını öngördüğünü belirtti. Denktaş, Karpaz ve Güzelyurt’u vermeyeceklerini de söyledi.

Denktaş, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği yönetim kurulu heyetini kabulünde yaptığı konuşmada, Rumların anlaşmada değişiklik yapılması için değil sadece toprak talebiyle görüşmelere geldiğini söyledi.

‘GÖÇMEN TÜRKLERE FON YOK’
Rumların Karpaz ve Güzelyurt’un verilmesine yönelik ısrarlarını sürdürdüklerini belirten Denktaş, bunun gerçekleşmeyeceğini vurguladı. Birleşmiş Milletler tarafından sunulan anlaşmanın, göçmen duruma düşecek Türkler için fon ve projeler de içermediğine dikkat çeken KKTC Cumhurbaşkanı, pl
anda öngörülen bazı hakların Avrupa Birliği normlarıyla beraber ortadan kalkacağını ve türklerin adada azınlık konumuna düşeceğini belirtti.

‘AB TAKVİMİNE BAĞLAMAK HATA’
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’ın, anlaşmanın AB takvimine bağlanmasını kabul ederek hata yaptığını savunan Denktaş, iki konunun birarada ele alınmasını “büyük bir oyun” olarak niteledi.

‘Annan planında tek egemenlik var’

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’ta çözüm planının, tek egemenliği, tek uluslararası kişiliği ve tek vatandaşlığı olacak bir devlet önerdiğini söyledi.

Lefkoşa
AA

4 Şubat— Kıbrıs Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’n sunduğu çözüm planının, 90 bin Rum göçmenin Rum idaresine verilecek topraklara ve kalanların da Kıbrıs Türk yönetimi altındaki topraklara dönmesini öngördüğünü söyledi. Klerides, Kıbrıs Rum Yönetimi idaresine bırakılacak bölgeye dönecek göçmen sayısını artırmaya çalıştıklarını kaydetti.

Klerides, Lefkoşa’nın Rum kesiminde bir dernek lokalinin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “Hataların yapılmaması gereken bir yol kavşağındayız ve hata yapma lüksüne sahip değiliz. Kıbrıs sorununun çözümlenmesi için var olan uluslararası havayı mümkün olduğu kadar değerlendirmemiz gerekir” dedi.

‘İLGİYİ DEĞERLENDİRMELİYİZ’
“Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik bugün var olan uluslararası ilginin, yarın uluslararası alanda meydana gelecek yeni gelişmeler ışığında başka yöne kayabileceğini” ifade eden Klerides, “Bu durumda Kıbrıs sorunu da, yıllarca, çözümsüz bir sorun olmaya devam eder” diye konuştu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planını görüşme zemini olarak ve bazı tadilatlar yapılması için kabul ettiklerini dile getiren Klerides, “Kıbrıs Rum yönetimi altında
ki bölgeye dönecek göçmen sayısını artırmaya çalışıyoruz” dedi.

‘TÜRK ASKERİNİN AYRILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR’
“Annan planının Türk askerlerinin ayrılmasını öngördüğünü ve bir Türk-Yunan askeri varlığının mevcut olması gerektiğini, ancak boyutunun Türkiye ve Yunanistan arasında müzakere edileceğini” söyleyen Klerides, Yunanistan’ın, Rum yönetiminin bu konudaki görüşlerini bildiğini belirtti. Klerides, gerek Rum gerek Türk idaresi altındaki bölgeye dönecek Rum göçmenlere bugün sahip oldukları evler için koçan veril
mesi gerektiğini ifade ederek, “hükümet toprağı” üzerinde inşa edilmiş göçmen evlerinde oturanlara 5 bin koçan verildiğini, koçan verilmesi işlemini sürdüreceklerini söyledi.

60 BİNLERİ YANINIZA ALIN

HALKIN SESİNE KULAK VERİN'... Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Yönetim Kurulu, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret ederek, Kıbrıs görüşme süreciyle ilgili görüşlerini yazılı olarak iletti. Birlik Başkanı Dr. Ahmet Gulle tarafından okunan yazıda, Kıbrıs'ta çözüme ve AB üyeliğine destek verilerek, Denktaş'ın halkın bu yöndeki istemine kulak vermesi istendi. Yazıda, 'Meydanlardaki 60 binleri karşınıza değil, arkanıza alarak hareket etmeniz gerekir' denildi

'HALK İSTESE DE İMZALAMAM'... Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Yönetim Kurulu'nu kabulünde konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın Annan planını imzalamasını istese de imzalamayacağını, buna mecbur olmadığını belirterek, 'Halkın hizmetindeyim ama hizmetçisi değilim' dedi

'KARPAZ VE GÜZELYURT'U VERMİYORUZ'... Planın değiştirilmesi için müzakere yaptıklarını ve sayfalarca öneri götürdüklerini, ancak buna karşın Rum tarafının öneri sunmak yerine sadece toprak konusunu masaya getirdiğini anlatan Denktaş, 'Karpaz'ı ne biz, ne Türkiye veriyor. 'Verelim de anlaşma olsun!' Vermiyoruz kardeşim. Vermiyoruz ve vermeyeceğiz.... 'Güzelyurt'u verelim de anlaşma olsun...' Hayır vermiyoruz. Bu harita bu şekliyle insanlığa aykırı' diye konuştu

'KIBRIS TÜRKÜ TÜRKİYE'NİN AVUKATI KESİLDİ!'... Müzakere sürecinde Türkiye'yle birlikte hareket ettiklerini, Milli Güvenlik Kurulu kararlarını dikkate alarak müzakereleri sürdürdüklerini, Annan planıyla ilgili temel beklenti ve itirazların Türkiye'nin onayıyla belirlendiğini söyleyen Denktaş, 'Şimdi bütün Kıbrıs Türkü Türkiye'nin avukatı kesildi! Biz bu işi Türkiye'yle birlikte yapıyoruz. Türkiye kendi çıkarını düşünmüyor da biz Türkiye'yi düşünerek Türkiye'nin imzalamayacağı bir anlaşmaya imza mı atacağız!' diye konuştu


Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halkın onay vermesi durumunda dahi Annan planını bugünkü haliyle kabul etmesinin mümkün olmadığını yineledi ve 'Halkın hizmetindeyim ama halkın hizmetçisi değilim' ifadesini kullandı.
Kıbrıs müzakere sürecinde planın değişmesi için öneri sunmalarına rağmen Rumların sadece toprak talebiyle masaya geldiklerini ve Karpaz ile Güzelyurt'ta ısrarlarını sürdür
düklerini belirten Denktaş, 'Bunu ne biz, ne Türkiye kabul ediyor. Vermiyoruz, vermeyeceğiz' diye konuştu.

Tabipler'den Denktaş'a: 60 binleri
karşınıza değil, yanınıza alın

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Yönetim Kurulu, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret ederek, Kıbrıs görüşme süreciyle ilgili görüşlerini yazılı olarak iletti. Birlik başkanı Dr. Ahmet Gulle tarafından okunan yazıda, Kıbrıs'ta çözüme ve AB üyeliğine destek verilerek, Denktaş'ın halkın bu yöndeki istemine kulak vermesi istendi. 'Meydanlardaki 60 binleri karşınıza değil arkanıza alarak hareket etmeniz gerekir' denilen yazıda, 'Kıbrıs Türk halkına, onun iradesine, isteklerine rağmen farklı bir yol izleyeceğinizi söylemeniz bir yabancılaşmadır' ifadelerine de yer verildi.

'Mecbur değilim, halkın hizmetçisi değilim'

Cumhurbaşkanı Denktaş ise buna karşılık, 'Fikirlerinize saygılıyım' dedi ve ekledi: 'Halkın iradesine boyun eğiyoruz, görüşmeye devam ediyoruz. Bir netice alınmazsa alınamadığını halka söyleyeceğiz. Halk 'hayır imzalayalım' derse, vicdanım kabul etmezse, 3-5 yıl sonra ıstırap içinde göreceğim bir halkın anlaşmasını ben imzalamam, mecbur değilim. Bu halkın iradesine boyun eğmeme değil. Ben halkın hizmetindeyim ama halkın hizmetçisi değilim.'

'Bu haliyle olmaz'

Kıbrıs müzakere süreci ve Türk tarafının Annan planıyla ilgili temel itirazlarını ayrıntılarıyla anlatan Cumhurbaşkanı Denktaş, iki kesimliliği ve siyasi eşitliği öngörmeyen, on binlerce insanın göç etmesini öngören, Türk tarafını daracık bir toprağa sıkıştıran, garantileri sulandıran planı bu haliyle kabul etmesinin mümkün olmadığını tekrarladı.
Planda öngörülen bazı hakların da AB normlarıyla birlikte tamamen ortadan kalkacağını ve Türklerin adada azınlık konumuna düşeceklerini belirten Denktaş, göçmen durumuna düşecek Türkler i
çin fon ve projelerin de öngörülmediğini vurguladı.

'Güzelyurt ve Karpaz verilmeyecek'

Planın değiştirilmesi için müzakere yaptıklarını ve sayfalarca öneri götürdüklerini, ancak buna karşın Rum tarafının öneri sunmak yerine sadece toprak konusunu masaya getirdiğini anlatan Denktaş, Karpaz ve Güzelyurt'un verilmesine yönelik ısrarın devam ettiğini bildirdi. Denktaş, 'Karpaz'ı ne biz, ne Türkiye veriyor. 'Verelim de anlaşma olsun!' Vermiyoruz kardeşim. Vermiyoruz ve vermeyeceğiz... 'Güzelyurt'u verelim de anlaşma olsun...' Hayır vermiyoruz. Bu harita bu şekliyle insanlığa aykırı' diye konuştu.

'Klerides, Ticaret Odası'nın önerilerini de reddetti'

Göçmen sorununun yeni göçmen yaratılarak değil ancak siyasi kararla çözümlenebileceğini ve bu yöndeki taleplerini yıllardan beri dile getirdiklerini anlatan Denktaş, Ticaret Odası'nın taleplerinin de Klerides tarafından reddedildiğini bildirdi.
Denktaş, özetle şunları söyledi:
'Ticaret Odası tadilat isteyen sayfalar dolusu yazı getirdi. Mahsus onları koydum önüne Kler
ides'in. 'Sizin dostunuz, barıştan yana Ticaret Odası'nın istekleri var' dedim. 'Hayır, bunlar kabul edilemez, bunları konuşacak vakit değil' dedi. Eee, ben ne yapayım, gözüm kapalı atayım imzayı, bunu mu istersiniz! Pazarlık ediyoruz. Türkiye'yle irtibat halindeyiz. Daha ne yapayım...'

'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını istiyorlar'

Kıbrıs'ta bir anlaşmanın ancak iki tarafın da çabasıyla mümkün olduğunu vurgulayarak, Rumların anlaşmaya yanaşmadığını anlatan Denktaş, buna rağmen eleştirilerin hep kendisine yöneldiğini anlattı. Denktaş, 'Onlarda niyet var da bizde yok propagandası gayet yanlış. Bu meseleyi halletmek için iki tarafın da insaflı davranması lazım. Biz başlangıçta 'devletten devlete yaparız' dedik, bunu bıraktık ve 'egemenliğimizi kabul edin', 'yeni bir ortaklık' olsun diyoruz. 'Hayır, Kıbrıs Cumhuriyeti, anayasası, adı, bayrağı değişerek devam edecek' diyorlar. Bu yaklaşımı biz kabul edemeyiz' diye konuştu.

'Kıbrıs Türkleri Türkiye'nin avukatı oldu'

Müzakere sürecinde Türkiye'yle birlikte hareket ettiklerini, Milli Güvenlik Kurulu kararlarını dikkate alarak müzakereleri sürdürdüklerini, Annan planıyla ilgili temel beklenti ve itirazların Türkiye'nin onayıyla belirlendiğini söyleyen Denktaş, özetle şu ifadeleri kullandı:
'Şimdi bütün Kıbrıs Türkü Türk
iye'nin avukatı kesildi! Biz bu işi Türkiye'yle birlikte yapıyoruz. Türkiye kendi çıkarını düşünmüyor da biz Türkiye'yi düşünerek Türkiye'nin imzalamayacağı bir anlaşmaya imza mı atacağız! Bu belge, Türkiye'nin haklarını ortadan kaldıran bir belgedir. Türkiye'nin de garantör olarak imzası gerekir. Türkiye 'imzaya hazırım' dedi mi ki biz 'ayak sürüyoruz' diye propaganda yapılıyor...'

'Genel sekreter takvimlemeye yenik'

Annan planında öngörülen takvimlemeyi 'yapay' olarak niteleyen ve Kıbrıs sorununun çözümünün AB'ye endekslenmesinin yanlış olduğunu yineleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, 'BM genel sekreteri bu takvimlemeye yenik düşmemeliydi. Yenik düştü ve AB, Kıbrıs meselesinin halli olarak ele alındı. Oysa AB'ye üyelik için Kıbrıs meselesinin halledilmesi gerekir, iki konunun bir arada ele alınması büyük oyun' dedi.

'28 Şubat geçerse geçer'

Denktaş, şunları söyledi:
'28 Şubat geçerse geçer. Gün, zaman çok. 'AB'ye girme şansımız ortadan kalkıyor' diye bir şey yok. Bütün Kıbrıs'ı istiyorlar. O zaman Kıbrıs Türkü'nü adam yerine koy. Devletin, hükümetin aleyhine örgütlerle hareket etmek yerine, devletle, hükümetle konuş. Biz davet ediyoruz: 'Gel konuşalım, ambargonun nasıl kalkacağını konuşalım.'

'Türkiye ile radikal plan hazırlanıyor'

Anlaşma olmaması halinde de Kıbrıs Türklerinin yaşamlarına devam edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC ve TC hükümetlerinin Kıbrıs Türklerinin refah seviyesinin yükseltilmesi için para akışını da öngören radikal bir plan üzerinde çalıştıklarını sözlerine ekledi.

KIBRIS 05/02/2003

Vazgeçilmezlerimiz Türkiye'yle belirlendi

RUMLARIN ZAFERİ ZAFER DEĞİL... Denktaş: Türk tarafının bir anlaşmayla ilgili vazgeçilmezleri, Türkiye'yle birlikte belirlendi. Son olarak Rum tarafına verdiğimiz öneriler de bunlardan oluştu. Bunları kabul etmemeleri halinde geleceği yine onların düşünmesi gerekir. Yani Rum yarım Kıbrıs'ı AB'ye sokmayı marifet, beceri, 'zafer' olarak görüyorsa o zaferi! tadacak. Ama zafer, zafer değildir. Çünkü Kıbrıs'ın yarısı dışarıda kalacak


Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk tarafının bir anlaşmayla ilgili vazgeçilmezlerinin Türkiye'yle birlikte belirlendiğini, son olarak Rum tarafına verdikleri önerilerin de bunlardan oluştuğunu, bunları kabul etmemeleri halinde geleceği yine onların düşünmesi gerektiğini belirterek, 'Yani Rum yarım Kıbrıs'ı AB'ye sokmayı marifet, beceri, 'zafer' olarak görüyorsa o zaferi! tadac
ak. Ama zafer, zafer değildir. Çünkü Kıbrıs'ın yarısı dışarda kalacak' dedi.
Denktaş, AB normlarına göre üç özgürlüğün kısıtlanamayacağına işaret ederek, olası bir anlaşmanın ardından hakların kısıtlanamayacağını öne süren Rumların Avrupa İnsan Hakları Mah
kemesi'ne gidebileceğini belirtti.
Anlaşma olmaması ve AB'ye girilmemesi halinde 'mahvolacağız' diye düşünenler bulunduğuna işaret eden Denktaş, şöyle konuştu:
'Yok mahvolmazsın. Devletin vardır. Devletini yaşattığın sürece, devletine sahip çıktığın sürece
, devletini mamur edip ekonomisini ilerletebildiğini gördükleri sürece, gelip sana diyecekler ki 'niye gelmiyorsunuz, gel konuşalım bakalım'.'
Cumhurbaşkanı Denktaş, kabul ettiği örgütlerle basın önünde konuşup halka Annan planıyla ilgili mesajlar vermeyi
dün de sürdürdü.
Cumhurbaşkanı Denktaş, dün saat 11.45'te kabul ettiği Ahmet Ötüken başkanlığındaki KAMU-SEN yetkilileriyle yaptığı görüşmede, ''uzlaşmaz' diye namının çıktığını', bunun nedeninin, dünyanın eli kanlı Makarios'u 'meşru hükümet' olarak kabul
etmesine karşı çıkıp Rumları 'meşru hükümet' olarak tanımamalarından kaynaklandığını ifade etti.

'Türkiye'nin müdahale edip edemeyeceği düşünülmeli'

İşin şimdi gelip Rumların AB'ye üyeliğine dayandığını dile getiren Denktaş, gayrı yasal başvurunun ardından AB üyesi olmuş bir 'Kıbrıs'a Türkiye'nin müdahale edip edilemeyeceğinin düşünülmesi gerektiğini kaydetti.
Geleceği sağlama almak için Annan planıyla ilgili değişiklik önerileri yaptıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının önerileri reddet
tiğini anımsattı. Klerides'in iki taraf için vazgeçilmez olanların masaya konmasını önerdiğini, kendilerinin bu çerçevede vazgeçilmezlerini masaya koyduklarını anlatan Denktaş, ancak onların yalnızca toprak konusunu gündeme getirdiğini belirtti. Denktaş, Rumların ortaya koydukları istemlerin ise, verilecek topraklar nedeniyle 50-60 bin Kıbrıslı Türk'ün göç etmesini, Kıbrıslı Türklerin içine gelecek Rumlar nedeniyle de yine 50-60 bin kişinin daha göç etmek zorunda kalmasını öngördüğünü anlattı ve 'Bu sökülmelere bünye dayanamaz' dedi.

'Yunanistan kollarını açmış bizi bekliyor'

Yıllardır Kıbrıs'ı ilhak için uğraşan Yunanistan'ın başbakanın, cumhurbaşkanının 'Türkler için gayet güzeldir, gayet iyidir, gelsinler bunu imzalasınlar' dediğini dile getiren Denktaş, şöyle konuştu:
'Onlar bunu dediğinde, benim insanım 'acaba nasıl olur, bu insanlar bizi davet ediyor, bu kadar güzel bir şey vermişler ve biz anlamıyoruz' diye düşünmez mi? Acaba niçin? Silahla yapamadığını, ambargolarla yapamadığını, 40 yıldır alamadığını, AB yoluyla ve bu belgeyle alabileceğini görüyor adam ve bizi davet ediyor. Kollarını açmış bizi bekliyor. Biz de diyoruz ki, '1960 anlaşmasına göre Türkiye'nin de orada olması lazım. Türkiye'nin de kollarını açıp bizi kucaklaması lazım ki güven içerisin
de olalım'. Türkiye yok. 'Yarın Türkiye gelecek!''

AB hükümeti kaale almıyor

Şimdiye kadar, AB'yi, gelip KKTC hükümetiyle temas etmeye davet ettiklerine, ancak AB'nin gelip hükümetle temas kurmadığına dikkat çeken Denktaş, AB'nin kaale almadığı hükümeti atlayıp sivil toplum örgütleriyle iş yapmaya çalıştığını söyledi ve 'başarı da sağlıyorlar galiba' dedi.

'İsteksizmişim'

28 Şubat'a imzanın yetişemeyeceğini Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in açıkça söylediğini belirtip, Rum tarafının dünyayla yaptığı 1600 anlaşmanın komitelerdeki üyelerce gözden geçirilmekte olduğunu, kendilerinin de haftada üç gün görüşme yaptıklarını kaydeden Denktaş, şunları dile getirdi:
'Daha ne yapalım yani. Görüşme günleri dışındaki günler, toplantılara hazırlık, toplantılarda o
rtaya çıkanları meclisimize, hükümetimize, Türkiye'ye duyurmakla geçiyor. Gecemiz gündüzümüz, pazarımız cumamız yok. Yine biz isteksizmişiz! Nereye isteksizim ben? Niçin isteksiz olayım? Ama istediğim nedir bilerek ben yürüyorum. İstediğimiz gayet basit. Bu belgeyi imzalayamayız. Demek ki bir yanlışı var, eksiği var. Onun için değiştirmeye uğraşıyoruz.'

'Devletimiz büyük pazarlık gücü olan varlıktır'

Annan planındaki girişli çıkışlı haritanın, ne güvenlik, ne güzellik ne de kazanç temeli bıraktığını, Rumların bu haritaya ilaveten daha da toprak istediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, bu şartlarda kendisinin ne yapabileceğini sordu. Denktaş, herkesin müsterih olmasını istedi ve devletin büyük bir pazarlık gücü olan varlık olduğunu söyledi.

'Değiştirip değiştiremeyeceğimizi göreceğiz'

Denktaş, KKTC devleti yokmuş gibi davranıldığını, verilen tapuların kaale alınmadığını, Rum'un verdiği tapuyla göç meselesinin, mal-mülk meselesinin halledilmeye çalışıldığını kaydederek, bunların kabul edilemez yanlışlar olduğunu ve değiştirilmeleri gerektiğini belirtti. Denktaş, yanlışları değiştirip değiştiremeyeceklerini de göreceklerini ifade etti.

KAMU-SEN'den destek

KAMU-SEN Genel Başkanı Ahmet Ötüken ise, Denktaş'a bir buket karanfil sunarak başladığı konuşmasında, bayrakların renkleri olan kırmızı-beyaz karanfillerle Cumhurbaşkanı'na olan vefa duygusunu, saygı ve sevgilerini ifade etmek istediklerini belirtti. Denktaş'ın yaşadığı ağır sağlık sorunlarına rağmen insanüstü gayretle toplumuna hizmetlerini sürdürdüğünü ifade eden Ötüken, verdiği emeklerden dolayı Denktaş'a teşekkür etti.
Özgürlük mücadelesinin her döneminde halkın yanında olan dava adamı Denktaş'a yapılan saldırıları kınadıklarını söyleyen Ahmet Ötüken, KAMU-SEN olarak Denktaş'ın yanında olmaya devam edecek
lerini kaydetti. Ötüken, halkın varlığına, haklarına, eşitliğine ve egemenliğine saldırılar bulunduğunu söyleyip Annan planını eleştirdi ve Annan planının içeriğinin netleşmesiyle halkın uyanmaya ve temkinli olmaya başladığını dile getirdi. Ötüken, halkın gerçekleri anlamasıyla da, Denktaş'a olan desteğin yüzde 60'ların, 70'lerin üzerine çıkacağını savundu.
Denktaş'ın çözüm istememekle suçlanmasını içlerine sindiremediklerini, psikolojik baskıları reddettiklerini ifade eden Ötüken, 28 Şubat tarihinin de bas
kı olduğunu, 28 Şubat'ta bir yere varılamaması halinde cumhuriyetin varlığının devam edeceğini, endişeye gerek olmadığını söyledi.

KIBRIS 05/02/2003

Denktaş topu Türkiye’ye attı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk tarafının bir anlaşmayla ilgili vazgeçilmezlerinin Türkiye’yle birlikte belirlendiğini, son olarak Rum tarafına verdikleri önerilerin de bunlardan oluştuğunu, bunları kabul etmemeleri halinde geleceği yine onların düşünmesi gerektiğini belirterek, “Yani Rum yarım Kıbrıs’ı AB’ye sokmayı marifet, bec
eri, ‘zafer’ olarak görüyorsa o zaferi! tadacak.. Ama zafer, zafer değildir. Çünkü Kıbrıs’ın yarısı dışarda kalacak” dedi.
Denktaş, AB normlarına göre üç özgürlüğün kısıtlanamayacağına işaret ederek, olası bir anlaşmanın ardından hakların kısıtlanamayacağı
nı öne süren Rumlar’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidebileceğini belirtti.
Anlaşma olmaması ve AB’ye girilmemesi halinde “mahvolacağız” diye düşünenler bulunduğuna işaret eden Denktaş, şöyle konuştu:
“Yok mahvolmazsın. Devletin vardır. Devletini yaş
attığın sürece, devletine sahip çıktığın sürece, devletini mamur edip ekonomisini ilerletebildiğini gördükleri sürece, gelip sana diyecekler ki ‘niye gelmiyorsunuz, gel konuşalım bakalım’.”
Cumhurbaşkanı Denktaş, kabul ettiği örgütlerle basın önünde konuşu
p halka Annan planıyla ilgili mesajlar vermeyi dün de sürdürdü.

"Türkiye’nin müdahalesi"
İşin şimdi gelip Rumlar’ın AB’ye üyeliğine dayandığını dile getiren Denktaş, gayrı yasal başvurunun ardından AB üyesi olmuş bir “Kıbrıs”a Türkiye’nin müdahale edip edilemeyeceğinin düşünülmesi gerektiğini kaydetti.
Geleceği sağlama almak için Annan planıyla ilgili değişiklik önerileri yaptıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının önerileri reddettiğini anımsattı. Klerides’in iki taraf için vazgeçilmez
olanaların masaya konmasını önerdiğini, kendilerinin bu çerçevede vazgeçilmezlerini masaya koyduklarını anlatan Denktaş, ancak onların yalnızca toprak konusunu gündeme getirdiğini belirtti. Denktaş, Rumlar’ın ortaya koydukları istemlerin ise, verilecek topraklar nedeniyle 50-60 bin Kıbrıslı Türk’ün göç etmesini, Kıbrıslı Türkler’in içine gelecek Rumlar nedeniyle de yine 50-60 bin kişinin daha göç etmek zorunda kalmasını öngördüğünü anlattı ve “Bu sökülmelere bünye dayanamaz” dedi.

“İsteksizmişim”

28 Şubat’
a imzanın yetişemeyeceğini Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’in açıkça söylediğini belirtip, Rum tarafının dünyayla yaptığı 1600 anlaşmanın komitelerdeki üyelerce gözden geçirilmekte olduğunu, kendilerinin de haftada üç gün görüşme yaptıklarını kaydeden Denktaş, şunları dile getirdi:
“Daha ne yapalım yani. Görüşme günleri dışındaki günler, toplantılara hazırlık, toplantılarda ortaya çıkanları meclisimize, hükümetimize, Türkiye’ye duyurmakla geçiyor. Gecemiz gündüzümüz, pazarımız cumamız yok. Yine biz i
steksizmişiz! Nereye isteksizim ben? Niçin isteksiz olayım? Ama istediğim nedir bilerek ben yürüyorum. İstediğimiz gayet basit. Bu belgeyi imzalayamayız. Demek ki bir yanlışı var, eksiği var. Onun için değiştirmeye uğraşıyoruz.”

YENIDUZEN 05/02/2003

"Denktaş’ın amacı, Türkiye ile
AB’yi Kıbrıs’ta çatıştırmak”


Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) sürecindeki en büyük engelin Kıbrıs olduğunu bildiği için “Türkiye ile Avrupa Birliği’ni Kıbrıs’ta çatıştırmayı” amaçladığını söyledi.
Denktaş ile Klerides’in “sağırlar diyaloğu” yaptığını vurgulayan Talat, çözümsüzlüğü çözüm olarak gören Denktaş’ın müzakere takvimini sabote ettiğini belirtti.
Dünyanın en büyük kapalı iş merkezi unvanını taşıyan İstanbu
l Perpa’da yapılan seminere CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan ile DP Genel Başkanının Danışmanı Kudret Akay katıldı. İstanbul’daki seminerde katılımcılar Kıbrıs sorunu ve Annan Planı üzerinde görüşlerini açıkladı ve sorulara cevap verdi. İşçi Partili gençlerin provoke etmeye çalıştıkları toplantıda, Perpa yöneticilerinin dirayetli davranışları sonucu herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.

"Takvim sabote edildi"

CTP Genel Başkanı Talat panelde yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin AB süreçleri nedeniyle Kıbrıs sorununa bir de takvim boyutu eklendiğini anımsattı. BM Genel Sekreterinin sunduğu planın bu takvime uygun olarak hazırlandığını söyleyen Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birinci bölümünün AB Kopenhag zirvesine ka
dar görüşülüp imzalanması gerekirken ikinci bölüm için de son tarih 28 Şubat olarak öngörülmüştü. Ancak statükoyu devam ettirmek isteyen çevreler ve onların temsilcisi KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş çözümsüzlüğü çözüm olarak gördüklerinden müzakere etmeyerek takvimi sabote ettiler. Böylece hiçbir müzakere yapmadan Kopenhag zirvesini atlatan Denktaş, Rum tarafının tüm Kıbrıs adına AB’ye davet edilmesine yol açtı. BM Genel Sekreteri son bir hamle ile süreci canlı tutabilmek için planı öngörülen son tarih olan 28 Şubat’a erteledi. Ama hala müzakere yapılmamaktadır”

“Sağırlar diyaloğu”

Denktaş ile Klerides’in sağırlar diyalogu yürüttüğünü ve 28 Şubat’ı atlatarak Kıbrıs’ın 16 Nisan’da şimdiki haliyle AB’ye girmesine çalıştığını ifade eden CTP Genel Başkanı Talat, “Zaten Denktaş Bey’in bu oyalama, zaman tüketme politikası başta Kilise olmak üzere tüm Kıbrıs adına AB’ye girmek isteyen Rumlar tarafından da açıkça desteklenmektedir” dedi.
Bu çerçevede Türkiye’deki AB karşıtlarıyla da işbirliği yapan Denktaş aslında sad
ece Kıbrıs Türklerini değil Türkiye’yi de uçuruma sürüklediğini söyleyen Talat, “Türkiye’nin AB sürecinde en büyük engelin Kıbrıs olduğunu bilen Denktaş, Türkiye’nin AB’ye girerken Kıbrıs sorununu çözmek zorunda kalacağını bildiği için Türkiye’nin AB sürecini sabote etmekte ve bunun için de Türkiye ile AB’yi Kıbrıs’ta çatıştırmayı hedeflemektedir” şeklinde konuştu.
Talat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin AB sürecini engellemek için en iyi koz Kıbrıs sorunu olduğundan sözünü ettiğim gerici ittifak bu ko
zu elinden bırakmak istememektedir. Nitekim Denktaş Bey’in aslında müzakere yapmayan müzakere ekibi AB karşıtlarından oluşmaktadır. Aralarında ilaç için bile olsa bir tek AB yanlısı yoktur. Türkiye’nin bir uygarlaşma projesi olarak AB sürecinin kesintiye uğramaması için ve gelecekte bu projeyi sürdürme amacıyla kaldırılamayacak tavizlere zorlanmaması için çözümün en uygun zamanı tam da şimdidir. Kıbrıs Türk halkı çözüm yönünde büyük bir hareketlenme içerisindedir. Bunun nedeni izolasyondan kurtulma, yasallaşma ve dünya ile bütünleşmenin bir takvime bağlı olarak öngörülmesi ve bu takvim geçirildiği takdirde bu amaca ulaşılamayacağı tehlikesidir. Sonrası 1974 öncesine dönüş ve hatta azınlık haklarına rıza göstermektir. Bu bağlamda Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye halkının çıkarları da Kıbrıs sorununun çözümünde birleşmektedir”

Talat açılış töreninde
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet ve Liderlik Okulu’nun açılış törenine de katıldı. Saat 11.00’de yer alan açılış töreninde ilgi odağı olan Mehmet Ali Talat, akşam saatlerinde de seminerde konuklara hitap etti.

YENIDUZEN 05/02/2003

Meclis, son durumu görüşmek üzere olağanüstü toplanıyor

GERGİN GÖRÜŞME... Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'le dün yaklaşık iki saatlik bir görüşme yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk tarafının değişiklik taleplerini Rum tarafının yazılı olarak reddettiğini söyleyerek, 'Oldukça sert bir şey oldu, Klerides'in yüzü oldukça sertti. Esas niyetlerini ortaya koyan beyanlar yapıldı' dedi

MECLİS, OLAĞANÜSTÜ TOPLANIYOR... Denktaş, yarın yapılacak görüşme öncesinde meclisi bugün toplantıya çağırarak bilgi vermek istediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın çağrısı üzerine Cumhuriyet Meclisi, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendirmek üzere bugün saat 10.00'da toplanma kararı aldı

ANNAN PLANINA MEVCUT HALİYLE 'EVET'... Denktaş: Bizim olmazsa olmazlarımız konusunda gayet serttirler. 'Hiçbir konuda anlaşamazsak -ki anlaşamıyoruz- biz bu planı kabul ederiz...' diyorlar...Biz bu planı olduğu şekliyle ve hiç değişmeden kabul edebilir miyiz, onu düşünmemiz lazım. Verdiğimiz her tadilat teklifini reddettiler. Rahattırlar, çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yola devam ediyorlar

BAYRAMDA GÖRÜŞME YAPILMAYACAK... Cumhurbaşkanı Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Klerides arasındaki doğrudan görüşme sürecine bayram tatili dolayısıyla kısa bir ara verilecek. Bayram tatili dolayısıyla iki lider pazartesi ve cuma günleri görüşecek, çarşamba günkü toplantı yapılmayacak. BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı De Soto'nun da görüşmelere verilen aradan yararlanarak New York'a gitmesi bekleniyor

Kıbrıs müzakere süreci çerçevesinde Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'le dün yaklaşık iki saatlik bir görüşme yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, toplantıda Türk tarafının değişiklik taleplerini Rum tarafının yazılı olarak reddettiğini söyledi ve 'Oldukça sert bir şey oldu, Klerides'in yüzü oldukça sertti. Esas niyetlerini ortaya koyan beyanlar yapıldı' diye konuştu.
Denktaş, gergin toplantıda Rum tarafının Annan planını olduğu şekliyle kabule hazır olduğunu bildirdiğini açıklayarak, 'Onlar rahat, biz bu planı olduğu ş
ekliyle ve hiç değişmeden kabul edebilir miyiz, onu düşünmemiz lazım' dedi ve meclisi olağanüstü toplantıya çağırdı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın çağrısı üzerine Cumhuriyet Meclisi Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendirmek amacıyla bugün saat 10.0
0'da toplanma kararı aldı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, doğrudan görüşme süreci çerçevesinde saat 09.30'da Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'le yeniden bir araya geldi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto gözetiminde ara bölgede
yapılan görüşmeye, Denktaş görüşmeci heyetiyle birlikte katıldı.
Görüşmede, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Anayasa Danışmanı
Mümtaz Soysal'dan oluşan heyete Harita Uzmanı Halil Giray da katıldı.
İki lider yarın sabah yeniden bir araya gelecek.

Toprak gündemde

Denktaş görüşme için Cumhurbaşkanlığından ayrılırken, 'Bıraktığımız yerden devam edeceğiz. Rum Radyosu'nun haberine göre Klerides bizim verdiğimiz belgeye cevap verecekmiş İyi olur, böylece arkadaşlar tam bir resim görebilirler' dedi.
Görüşmeye Harita Uzmanı Halil Giray'ın da katılmasıyla ilgili olarak, 'Yüzdelikler, nüfus hakkında onda güzel dokümanlar var. Yanımızda bulu
nsun, ezbere konuşmayalım' diyen Denktaş, 'Bu durumda bugün ağırlıkla toprak konusu mu konuşulacak' sorusuna da, 'Ağırlıkla değil ama o da konuşulacak' karşılığını verdi.

Toprak konusuna girilemedi

Kıbrıs müzakere süreci çerçevesinde Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'le görüşen Cumhurbaşkanı Denktaş, gündemde olmasına karşın toprak konusuna girilemediğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:
'Bugün kendi olmazsa olmazl
arını getireceklerine, bizimkiler üzerine görüşlerini yazılı olarak verdiler. Oldukça sert bir şey oldu, Klerides'in yüzü oldukça sertti. Esas niyetlerini ortaya koyan beyanlar yapıldı. Dolayısıyla haritaya geçemedik.'

Meclis bugün toplanacak

Yarın yapılacak görüşme öncesinde meclisi bugün toplantıya çağırarak bilgi vermek istediğini söyleyen Denktaş, 'Tıkanıklık halinde meclisi toplantıya çağıracağınızı söylemiştiniz. Bu durumda bir tıkanıklık mı var' şeklindeki soruya da, şu karşılığı verdi:
'Tıkanıklık d
emedim. Olmazsa olmazlarımıza verilecek cevapla onların olmazsa olmazlarını bir araya getirerek meclise götüreceğim demiştim. Bizimkileri eleştirirken, esas siyasetlerini de açığa vuran beyanlar var. Dolayısıyla hem onu, hem De Soto haritasını meclisin bir görmesi ve incelemesi iyi olur.'

'Planı olduğu şekliyle kabul ediyorlar, onlar rahat'

Cumhurbaşkanı Denktaş, 'Tartışmalı bir toplantı olduğu anlaşılıyor. Hangi noktada tartışma oldu' diye sorulunca da, şunları söyledi:
'Bizim olmazsa olmazlarımız konusunda gayet serttirler. 'Hiçbir konuda anlaşamazsak, ki anlaşamıyoruz, biz bu planı kabul ederiz...' diyorlar. Biz bu planı olduğu şekliyle ve hiç değişmeden kabul edebilir miyiz, onu düşünmemiz lazım. Verdiğimiz her tadilat teklifini reddettiler. Rahattırlar,
çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yola devam ediyorlar. Bu cumhuriyet içinde KKTC'nin bulunmadığını kendilerine hatırlatmak lazım. Yarı Kıbrıs'ı AB'ye götürmek şan mı, şeref mi, başarı mı, zafer mi, yoksa Kıbrıs'ı ikiye bölen olayların ışığı altında makul bir yaklaşım içine girecekler miBenim gördüğüm kadarıyla böyle bir niyetleri yok. Öyle de olabilir, böyle de olabilir, her tarafa çekilebilir bir anlaşmayı yapmak bizim için çok tehlikeli. Biz açıklık istiyoruz, flu konular kalmaması lazım.'

'Bu sefer çok daha zayıf durumdayız'

1960 ortaklık cumhuriyetinin Rumlar tarafından yıkıldığını anımsatan Denktaş, 'Dr. Küçük'ün bir iki olayda vetosunu bile kendi yöntemleriyle bertaraf ettiler, bildiklerini yaptılar Aynı şeyi yapabilirler. Bu kağıt üzerinde bir anlaşmadır. Bu sefer çok daha zayıf durumda olacağız. Onun için dikkatli olmak lazım' diye konuştu.

Bayramda görüşmelere ara

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasındaki doğrudan görüşme sürecine bayram tatili dolayısıyla bir günlük ara verilecek.
Pazartesi, çarşamba ve cuma olmak üzere haftada 3 güne programlanan görüşmelere bayram tatili dolayısıyla pazartesiden sonra kısa bir ara verilecek ve çarşamba günkü toplantı yapılmayacak.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetim
i Başkanı Klerides, yarın ve 10 Şubat Pazartesi günü saat 09.30'da bir araya gelecek. Bayramın ikinci gününe denk gelen 12 Şubat Çarşamba günkü görüşme ise yapılmayacak. 14 Şubat Cuma günkü görüşme ise saat 09.30 yerine 17.00'de yapılacak.
Bayram tatili do
layısıyla verilecek ara nedeniyle BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı De Soto'nun da New-York'a gitmesi bekleniyor.

KIBRIS 06/02/2003

Referandum, belirleyici olmalı

'PLANI OLDUĞU GİBİ KABUL EDELİM' DİYEN YOK: KIBRIS-KADEM işbirliği ile yapılan ankete katılan 42 milletvekilinin tümü de 'Annan planını olduğu gibi kabul etmeliyiz' görüşünde değil. Milletvekillerinin yüzde 71.4'ü, 'Planda yapılabildiği kadar değişiklik için çaba gösterilmeli ve ulaşılan nokta referanduma sunulmalı; referandum sonucu belirleyici olmalı' dedi

PLANA BAZI UBP VE DP'LİLERDEN DE ONAY: Anket sonucuna göre görüşme masasında olan revize edilmiş Annan planını onaylayıp onaylamama konusunda meclis ikiye bölünmüş durumda. Planı onaylayan milletvekillerinin oranı yüzde 45.2 iken, onaylamayanlar da yüzde 50 oranında. Bu sonuç ise planı, bazı UBP ve DP'li milletvekillerinin de desteklediğini gösteriyor

DENKTAŞ'A MECLİSTEN DESTEK YOK: Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs sorununda izlediği politikalara meclisten yüzde 28.5 oranında destek çıktı. Halk da Cumhurbaşkanı Denktaş'ın politikalarını yüzde 27.1 oranında desteklemişti. Milletvekillerinin yüzde 40.5'i 'Denktaş'ın politikalarını yanlış' bulurken, yüzde 31'i de kısmen destek belirtti


AB İÇİN TÜRKİYE'Yİ BEKLEMEYE GEREK YOK: Milletin vekilleri de AB'ye giriş zamanı konusunda halk gibi düşünüyor. Milletvekillerinin yüzde 71.4'ü, Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra AB'ye girilmesinden yana. Halkın yüzde 74.2'si de bu yönde görüş belirtmişti. Milletvekillerinin büyük çoğunluğu da Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra Türkiye'nin AB'ye girmesini beklemeye gerek duymuyor

MİLLETVEKİLLERİ, HALKTAN DAHA UMUTSUZ: Kıbrıs sorununun 28 Şubat'a kadar çözümleneceğine inanan milletvekillerinin oranı yüzde 33.3. Aralık ayında yapılan ankette ise halkın yüzde 50.4'ü, 28 Şubat'a kadar görüşmelerin olumlu sonuçlanacağına inandığını belirtmişti. Milletvekillerinin yüzde 64.3'ü ise bu süreçten umutsuz

ÇÖZÜM OLMAZSA DURUMUMUZ KÖTÜ OLACAK: Milletvekillerinin yarısı, 28 Şubat'a kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunamaması durumunda Kıbrıs Türklerinin durumunun kötü olacağını düşünüyor. Halkın daha iyi olacağını düşünenlerin oranı yüzde 16.7 gibi küçük bir oran. Vekillerin yüzde 33.3'ü ise 'Halkın durumu aynı kalacak' görüşünde

MECLİS DEVRE DIŞI: Milletvekilleri, Annan planının gündeme gelmesiyle Kıbrıs sorununda ulaşılan kritik süreçte, meclisin katkı koymadığı görüşünde. Meclisin bu süreçte devre dışı kaldığını düşünen milletvekillerinin oranı yüzde 47.6. 'Meclisin kısmen katkısı' olduğuna inanların oranı yüzde 35.7, 'meclisin inisiyatif alarak sürece katkı koyduğunu' düşünenlerin oranı ise yüzde 16.7

Halkın 1998 Aralık ayındaki seçimlerde sandıktan çıkararak meclise gönderdiği milletvekillerinin ezici çoğunluğu, Annan planıyla ilgili kararı halkın vermesi gerektiği görüşünde. Milletvekillerinin yüzde 71.4'ü, referandum sonucunun belirleyici olmasını istiyor.
Milletin vekilleri, 'Annan planında yapılabildiği kadar değişiklik için çaba gösterilmeli ve ulaşılan nokta referanduma sunulmalı; referandum sonucu belirleyici olmalı' dedi. Milletvekillerinin hiçbiri ise planın olduğu gibi kabul edilmesinden yana değil
.
Cumhuriyet Meclisi'nde koalisyon ortakları Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) 20, Demokrat Parti'nin (DP) ise 13 sandalyesi bulunuyor. Meclisteki muhalefet partileri Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) 5, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 5, Yenilikçi Atılım Part
isi (YAP) da 3 sandalye ile temsil ediliyor. Mecliste bağımsızların sayısı 2, boş olan sandalye sayısı da 2.
Kıbrıs'ta 28 Şubat 2003'e endeksli çözüm ve barış sürecine 22 gün gibi kısa bir süre kalırken, KIBRIS-KADEM (Kıbrıs Toplumsal Araştırmalar ve Eğiti
m Danışmanlık Merkezi) işbirliği ile bu kez milletvekillerinin Annan planıyla ilgili nabzını tuttuk.
Milletvekilleriyle yapılan anket sonuçlarını, ayrıca Aralık 2002 tarihinde halkla yapılan büyük kamuoyu araştırması sonuçlarıyla da karşılaştırdık. Karşıla
ştırmada oldukça ilginç sonuçlar dikkat çekiyor.
50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'ndeki 48 milletvekilinden 42'si ankete katılarak Annan planıyla ilgili görüşlerini ortaya koydu.
Ankete 6 milletvekili ise yurtdışında bulunmasından ve/veya görüş beyan etmem
esinden dolayı katılmadı.
Anket 4 Şubat Salı günü tamamlandı ve milletvekillerine isimleri sorulmayarak sadece formlara üyesi bulundukları partilerini belirtmeleri istendi.

Planla ilgili politika

Milletvekillerine 7 soru yöneltildi. Bunlardan 'Annan planı üzerindeki görüşmeler devam ediyor. Bu görüşmeler sürecinde nasıl bir politika izlenmesinden yanasınız?' sorusuna, milletvekillerinden hiçbiri 'Annan planını olduğu gibi kabul etmeliyiz' görüşünü ortaya koymadı.
'Annan planında yapılabildiği kadar değişikl
ik için çaba gösterilmeli ve ulaşılan nokta referanduma sunulmalı; referandum sonucu belirleyici olmalı' diyenlerin oranı yüzde 71.4 oldu.
'Annan planının değiştirilmesi için çaba gösterilmeli, eğer bu yapılamazsa reddedilmelidir' diyen milletvekilleri ise
yüzde 28.6'da kaldı.


UBP ve DP'lilerin tavrı


Milletvekillerine, Cumhurbaşkanı Denktaş ile Rum Yönetimi Lideri Klerides arasında sürdürülen görüşmelerde masadaki revize edilmiş Annan planını onaylayıp onayladıkları da soruldu.
Anket sonuçları, meclisin bu konuda ikiye bölünmüş olduğunu gösteriyor. Planı onaylayan milletvekillerinin oranı yüzde 45.2 iken, onaylamayanlar da yüzde 50 oranında. Bu sonuç ise planı, bazı UBP ve DP'li milletvekillerinin de desteklediğini gösteriyor. Bir başka deyişle UBP ve DP'
de Annan planı konusunda kafaların hayli karışık olduğu anlaşılıyor.
'Değiştirilmiş Annan planında yer alan beğendiğiniz ve beğenmediğiniz özellikleri birlikte düşünürseniz, gelecek pazar günü yapılacak bir referandumda bu plana evet oyu mu, yoksa hayır oy
u mu verirsiniz?' sorusuna, 'evet oyu verirdim' diyenlerin oranı yüzde 45.2, 'hayır oyu verirdim' diyenlerin oranı da yüzde 50 oldu. 'Fikir/cevap yok' diyenler de yüzde 4.8.
Bu sonuçları, Aralık 2002'de yapılan kamuoyu araştırması sonuçlarıyla karşılaştırdığımızda karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor. Halkın yüzde 65.4'ünün onay verdiği revize edilmiş Annan planına milletvekillerinin yüzde 45.2'si onay veriyor. Yine halkın yüzde 28.2'nin reddettiği plana vekillerin yüzde 50'si 'hayır' diyor. Annan planının on
aylanıp onaylanmaması konusunda halkın görüşleriyle milletvekillerinin görüşleri pek uyuşmuyor.


Türkiye'yi beklemeye gerek yok

Milletin vekilleri de AB'ye giriş zamanı konusunda halk gibi düşünüyor. Milletvekillerinin yüzde 71.4'ü, Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra AB'ye girilmesinden yana.
Aralık ayında yapılan ankette de halkın yüzde 74.2'si bu yönde görüş belirtmişti.
Milletvekillerinin büyük çoğunluğu da Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra Türkiye'nin AB'ye girmesini beklemeye gerek duymuyor.
'Kıbrıs Türk
bölgesinin Avrupa Birliği'ne katılımı sizce ne zaman gerçekleşmelidir?' sorusuna 'Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra' diyen milletvekillerinin oranı yüzde 71.4, 'Kıbrıs sorunu çözüldükten ve Türkiye de Avrupa Birliği'ne girdikten sonra' diyenler ise yüzde 28.6 oranında.
Ankete katılan milletvekilleri arasında 'Kıbrıs Türk bölgesi hiçbir zaman Avrupa Birliği'ne girmemelidir' diyen ise olmadı.

Milletvekilleri çözümden umutsuz

Kıbrıs sorununun 28 Şubat'ta çözümleneceğine inanan milletvekillerinin oranı yüzde 33.3.
Aralık ayında yapılan ankette ise halkın yüzde 50.4'ü, 28 Şubat'a kadar görüşmelerin olumlu sonuçlanacağına inandığını belirtmişti. Milletvekillerinin yüzde 64.3'ü ise bu süreçten umutsuz.
Bu sonuçlar, milletvekillerinin 28 Şubat'a kadar çözüm olacağı ko
nusunda halktan daha umutsuz olduğunu gösteriyor.
Milletvekillerine yöneltilen 'Kıbrıs sorununa Annan planı çerçevesinde bir çözüm bulabilmek amacıyla Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderliği arasında 28 Şubat tarihine kadar sürmesi beklenen görüşmeler devam et
mektedir. Siz bu tarihe kadar yapılacak görüşmeler sonucunda Kıbrıs sorununda bir çözüme ulaşılacağına inanıyor musunuz' sorusuna verilen yanıtlar şöyle:
'Evet inanıyorum' yüzde 33.3, 'hayır inanmıyorum' yüzde 64.3, 'fikir/cevap yok' yüzde 2.4

Denktaş'a meclisten destek % 28.5

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs sorununda izlediği politikalara Meclisten de destek çıkmadı.
Milletvekilleri arasında Denktaş'ın politikalarını doğru bulanların oranı yüzde 28.5'te kaldı. Halk da Aralık 2002'de yapılan kamuoyu araştırmasında Cumhurbaşkanı Denktaş'ın politikalarını yüzde 27.1 oranında desteklemişti.
Milletvekillerinin yüzde 40.5'i 'Denktaş'ın politikalarını yanlış' bulurken, yüzde 31'i de kısmen destek belirtti.

Çözüm şart

Milletvekillerinin yarısı, 28 Şubat'a kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunamaması durumunda Kıbrıs Türklerinin durumunun kötü olacağını düşünüyor.
Halkın daha iyi olacağını düşünenlerin oranı yüzde 16.7 gibi küçük bir oran. Vekillerin yüzde 33.3'ü ise 'halkın durumu aynı kalacak' görüşünde.


Meclis sürece katkı koymadı


Milletvekilleri, Annan planının gündeme gelmesiyle Kıbrıs sorununda ulaşılan kritik süreçte, meclisin katkı koymadığı görüşünde.
Meclisin bu süreçte devre dışı kaldığını düşünen milletvekillerinin oranı yüzde 47.6.
'Meclisin kısmen katkısı' olduğuna inanların oranı yüzde 35.7, 'meclisin inisiyatif alarak sürece katkı koyduğunu' düşünenlerin oranı ise yüzde 16.7
Bu sonuçlar, milletvekillerinin, bu kritik süreçte meclisin devre dışı kaldığını düşündüğünü gösteriyor.


Tablolar:

1- 28 Şubat'a kadar olan görüşmelerin bir sonuca ulaşıp ulaşamayacağı konusundaki beklentiler

Soru: 'Kıbrıs sorununa Annan planı çerçevesinde bir çözüm bulabilmek amacıyla Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderliği arasında 28 Şubat tarihine kadar sürmesi beklenen görüşmeler devam etmektedir. Siz bu tarihe kadar yapılacak görüşmeler sonucunda Kıbrıs sorununda bir çözüme ulaşılacağına inanıyor musunuz?'

Yanıt Milletvekilleri(%) KKTC halkı (Aralık 2002) (%)

Evet inanıyorum 33.3 50.4
Hayır inanmıyorum 64.3 46.4
Fikir/cevap
yok 2.4 3.2


2- Referandumda Annan planına onay verme durumu

Soru: 'Değiştirilmiş Annan planında yer alan beğendiğiniz ve beğenmediğiniz özellikleri birlikte düşünürseniz, gelecek pazar günü yapılacak bir referandumda bu plana evet oyu mu, yoksa hayır oyu mu verirsiniz?'

Yanıt Milletvekilleri(%) KKTC halkı(Aralık 2002)(%)

Evet oyu veririm 45.2 65.4
Hayır oyu veririm 50.0 28.2
Fikir/cevap yok 4.8 6.4


3- Kıbrıs Türk bölgesinin Avrupa Birliği'ne katılım zamanı konusundaki tutumlar

Soru: Kıbrıs Türk bölgesinin Avrupa Birliği'ne katılımı sizce ne zaman gerçekleşmelidir?

Yanıt Milletvekilleri(%) KKTC halkı(Aralık 2002)(%)

Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra 71.4 74.2
Kıbrıs sorunu çözüldükten ve Türkiye de AB'ye girdikten sonra 28.6 21.4
Kıbrıs Türk bölgesi hiçbir z
aman AB'ye girmemelidir - 1.3
Fikir/cevap yok - 3.0

4- Milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın politikasını onaylama durumu

Soru: 'Şu anda Kıbrıs Türkleri adına görüşmeleri sürdüren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın izlediği politikaların doğruluğu-yanlışlığı konusunda tartışmalar yaşanmaktadır. Siz Rauf Denktaş'ın izlediği politikaları ne kadar doğru ya da yanlış buluyorsunuz?'

Yanıt Milletvekilleri(%) KKTC halkı (Aralık 2002)(%)

Denktaş'ın izlediği politika doğrudur 28.5 27.1
Denktaş'ın izlediği politika kısmen doğrudur 31.0 26.8
Denktaş'ın izlediği politika yanlıştır 40.5 44.1
Fikir/cevap yok - 2.0


5- Çözümsüzlük durumunda Kıbrıslı Türklerin durumu

Soru: 'Kıbrıs sorununda 28 Şubat tarihine kadar bir çözüme ulaşılamaması durumunda Kıbrıslı Türklerin durumu daha iyi mi olacak, aynı mı kalacak, yoksa daha kötü mü olacak?'


Yanıt Milletvekilleri(%)
Daha iyi olacak 16.7
Aynı kalacak 33.3
Daha kötü olacak 50.0
Fikir/cevap yok -

6- Annan planı üzerindeki görüşmelerde nasıl bir politika izlenmeli


Soru: Annan planı üzerindeki görüşmeler devam ediyor. Bu görüşmeler sürecinde nasıl bir politika izlenmesinden yanasınız?

Görüş Milletvekilleri(%)

Annan planını olduğu gibi kabul etmeliyiz -
Annan planında yapılabildiği kadar değişiklik için çaba gösterilmeli ve ulaşılan nokta referanduma sunulmalı; referandum sonucu belirleyici olmalıdır 71.4
Annan planının değiştirilmesi için çaba gösterilmeli, eğer bu yapılamazsa reddedilmelidir 28.6
Fikir/cevap yok -

7- Annan planının devreye girdiği süreçte KKTC Meclisi'nin inisiyatif alma durumu

Soru: Annan planının devreye girdiği süreçte KKTC Meclisi'nin inisiyatif alma konusundaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Görüş Milletvekilleri(%)

Meclis inisiyatif alarak sürece katkı koymuştur 16.7
Meclis sürece kısmen katkı koymuştur 35.7
Meclis sürece hiçbir katkı koymamıştır 47.6
Fikir/cevap yok -

KIBRIS 06/02/2003

Alvaro de Soto: Hedef, daha az sayıda Türk'ün yer değiştirmesi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, toprak konusunda hedefin, mümkün olduğunca daha fazla Rum'un Kıbrıs Rum yönetimi altındaki bölgeye dönmesi ve daha az sayıda Kıbrıslı Türk'ün yerinden edilmesi olduğunu söyledi.
De Soto, Rum kesiminde yayın yapan Mega TV'ye verdiği demeçte, 'Kıbrıs Türk tarafına mümkün olduğunca az rahatsızlık verecek şekilde harita düzenlemesi yapmalıyız' dedi.
'Çok önemli nedenlerden d
olayı 28 Şubat'a kadar bir çözüm elde edilmesinin kaçınılmaz olduğunu' ifade eden De Soto, 'Türkiye'nin değişmekte olduğunu ve kendisinin Ankara'dan duyduğu şeyleri KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da duyduğunu' kaydetti.
De Soto'nun belirttiğine göre,
BM, önümüzdeki günlerde güvenlik konusunda ve özellikle Türkiye ve Yunanistan'dan adada kalacak asker sayısında, ayrıca bunların görevleri konusunda iki ülke arasında bir anlaşmaya varılmasını bekliyor.
Bu arada, Fileleftheros gazetesi, BM Genel Sekreteri
Annan'ın, iki tarafın yazılı görüşleri temelinde orta çözüm bulmaya çalışacağını belirtti, revize edilmiş yeni planın mart başında sunulmasının ve gelişmelere göre Annan'ın da Kıbrıs'a gelmesinin ihtimal dışı olmadığını yazdı.
Haberde, 'BM, tarafların gö
rüşleri arasında bir sentez oluşturmaya ve bir orta belge üzerinde karar vermeye çalışacak. Kıbrıs Rum tarafı, BM'nin güvencesine rağmen, BM'nin eşit mesafe mantığıyla temel konulardaki anlaşmazlıklara köprü kuran bir belge sunma ihtimali nedeniyle endişe duymaktadır' ifadesi kullanıldı.
KIBRIS 06/02/2003

ERDOĞAN: KIBRIS’TA ÇÖZÜM ŞART

ERDOĞAN'DAN UYARI... Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Kıbrıs'ta çözümsüzlük çözümdür' politikasının iflas ettiğini belirtti ve mutlaka bir çözüme ulaşılması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın deneyimleriyle bir anlaşma imzalamasını arzu ettiğini belirtti ve uyarıda bulundu: Şu anda meydanlarda olan bazı ifadelerle karşı karşıya kalması da mukadderdir

'HALK, NE İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ'... KIBRIS Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını yanıtlayan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının artık bir çözüme ulaşmak istediğini ve düzenlenen mitinglerde bunu ifade ettiğini anımsattı. 'Biz diyoruz ki, eğer Kıbrıs'ta vatandaş mitingler yapıp bu mitinglerde bir çözüm isteğini talep ediyorsa kimse Kıbrıs'ta sorun yoktur diyemez' diye konuşan Erdoğan, şunları söyledi: 'Kıbrıslı Türkler geleceğini kuracaktır. Geleceklerini daha huzurlu bulacaklardır. Geleceklerini en azından görsünler. Yani karanlık, flu bir geleceği görerek yaşam sürülmez. Bunu görsünler. Orada huzurlu bir ortam doğsun diye düşünüyorum'

'OLMAZSA OLMAZ'LAR... Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununda 'Olmazsa olmaz gördüğü noktaları şöyle sıraladı: 'Şu anda olmazsa olmaz olarak gördüğüm üç şey var. 1. Egemenlikle ilgili konu. İki halka dayalı ortaklık devleti. 2. Haritada yüzde 29 gibi bir nokta zaten telaffuz edilmiş, şu anda Türklerin kontrolünde yüzde 35 yüzde 36 olduğuna göre burada Türkler fedakarlık yaptığına göre yüzde 29'un artık kabul edilmesi ve zikzakları fazla olmayan bir haritayla çizgiyi çekmek lazım. 3. Yunanistan ve Türkiye'nin garantörlüğü.'


Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın deneyimleriyle bir anlaşmaya imza atması temennisini dile getirdi. 'Benim Sayın Denktaş'la kişi
sel bir kavgam yoktur, ben bir anlayışı tartışıyorum. Bu anlayış Kıbrıs'taki vatandaşlarımızın geleceği ile ilgili bir anlayıştır' diye konuşan Erdoğan, 'Şu anda meydanlarda olan bazı ifadelerle karşı karşıya kalması da mukadderdir' uyarısında bulundu.
KIB
RIS Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını yanıtlayan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının artık bir çözüme ulaşmak istediğini ve düzenlenen mitinglerde bunu ifade ettiğini anımsattı. 'Biz diyoruz ki, eğer Kıbrıs'ta vatandaş mitingler yapıp bu mitinglerde bir çözüm isteğini talep ediyorsa, kimse Kıbrıs'ta sorun yoktur diyemez' diye konuşan Erdoğan şunları söyledi:
'Kıbrıslı Türkler geleceğini kuracaktır. Geleceklerini daha huzurlu bulacaklardır. Gelecekle
rini en azından görsünler. Yani karanlık, flu bir geleceği görerek yaşam sürülmez. Bunu görsünler. Orada huzurlu bir ortam doğsun diye düşünüyorum.'
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan sorulara şu yanıtları verdi:

Soru: Bir yanda Irak savaşı, bir yanda Kıbrıs sorunu... Her iki sorunla da aynı anda ilgileniyorsunuz. Yabancı temsilciler Kıbrıs'la ilgili temaslarda bulunmak üzere Ankara'yı ziyaret ediyor. Kıbrıs sorununda son gelişmeler nedir?

Erdoğan: Yabancıların özellikle Kıbrıs sorunuyla ilgili geliş gidişleri 28 Şubat'ın yaklaşmasından dolayıdır. 28 Şubat yaklaştıkça da gelenler gidenler daha da artacaktır. Tabii her ne kadar orada herhangi bir olumsuz gelişme olduğunda veya Türkiye'den destek gerektiğinde arıyorlar, geliyorlar, görüşüyoruz.
Burada olması gereken nedir? Veya şu anda niçin bu müzakereler yapılmaktadır. Buna baktığımızda görünen o ki, sorun yeni değil. Geçmişine, derinliğine baktığımız zaman bu süreç çok eskidir. Kimse diyemez ki, Kıbrıs'ta bir sorun yoktur. Türkiye
'de, ne yazık ki 'Kıbrıs'ta bir sorun yok ki' diyen siyasetçiler de vardır. Bunlar geçmişin siyasetçileridir. Çünkü bunlar hayatları boyunca çözümsüzlüğü çözüm sayan anlayışta olmuştur. Biz diyoruz ki, eğer Kıbrıs'ta vatandaş mitingler yapıp, bu mitinglerde bir çözüm isteğini talep ediyorsa kimse Kıbrıs'ta sorun yoktur diyemez. Ortada bir sorun var ve bu sorunu da kim çözecek? Siyaset çözecektir. Siyasetçi çözecektir. Burada Kıbrıs'taki yönetim ortaya bir maharet koyacak, bir garantör durumunda olan Türkiye'de şüphesiz ki yardımcı olacaktır.


Soru: Türkiye ile Yunanistan'ın Kıbrıs'ta sürdürülen görüşmelere dahil olması hazırlığı var mı? Annan planına Türkiye ve Yunanistan da imza atacak...

Erdoğan: Dahil olması şeklinde demiyelim de garantörlüklerinin olması sebebiyle bu işin çözümünde yardımları söz konusu olabilir. Yoksa bu işi çözmesi gereken iki kurucu halk olması lazım. İki kurucu halk bu işi halletmesi lazım. Ama nedir, Güney Kıbrıs kurucu halk anlayışını teslim etmiyor. Ve iki kurucu halka dayalı ortaklık devleti anlayışıyla adım atılsa belki de bir çok şey hallolacak diye düşünüyorum. Ben toprak meselesinde çok ciddi sorunların olduğunu zannetmiyorum. Çünkü yüzde 29 artıyı bugünkü yönetim zaten telaffuz etmiş. Şu Annan planı ne diyor? Yüzde 28.2 ile yüzde 28.9 arasında öneriler var. Yüzde 29 artıyı daha önce telaffuz etmiş olanlar zannediyorum yüzde 28.9'a gelmiş olan Annan planıyla bu işi bir çözüme ulaştıracaklar.


Soru: Karpaz konusunda bir hassasiyetiniz vardı...

Erdoğan: Karpaz konusundaki hassasiyetimi koruyorum. Şundan dolayı koruyorum: Karpaz'ın Güney'le hiçbir alakası yok. Orada 4 tane Rum köyü var diye Karpaz ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimini birleştirmeye kalkarsak barış adası anlayışını gerçekleştiremeyiz. O zaman tabii, Güney Kıbrıs'ta da Türklerin kaldığı köyler var. Onlarla da bağlar kurabilecek misiniz? Yollar açabilecek misiniz? Ne olmuş olur, barış adası veya bir Kuzey Kıbrıs Güney Kıbrıs gibi böyle iki ayrı halk iki ayrı kurucu yapı zaten telaffuz edilmesine gerek yoktur. Ama biz Annan planında onu söylüyor, 10 sene sonra burada bir anlaşmazlık söz konusu olursa oradaki yönetimler ne yapabilir diyor, icabında kendi bölgelerine çekilebilir ve bölgelerine çekilmek suretiyle de Avrupa Birliği'nde iki ayrı ülke haline gelebilirler, dönüşebilirler diyor. Şimdi bunu getiren bir tez ortada olduğuna göre o zaman Karpaz'ı orada tutmanın bir anlamı yok. Biz diyoruz ki oradaki orana etki eden bir şey varsa farklı bir yerden giderilsin. Ama orada bir bulantı olarak bir virüs olarak kalmasın, durmasın yani. Biz bunun için söylüyoruz. Çünkü Karpaz'da 4 tane köy için bir yol vermek durumundasınız. Bir yol açmak durumundasınız. Bunu açtığınız zaman orada zaten ayrı bir sıkıntı varlığını koruyacaktır.


Soru: Toprak konusunda genel olarak prensipler ortaya konulması ve yüzde 29'a göre bir çözüme ulaşılmasını istiyorsunuz...

Erdoğan: Ben orada şu andaki yönetimin de herhangi bir problem çıkaracağını zannetmiyorum. Anlaşırlar gibi geliyor bana. ...

Soru: Sizin Kıbrıs sorununda olmazsa olmazlarınız var mı? Varsa nelerdir?

Erdoğan: Şu anda olmazsa olmaz olarak gördüğüm 3 şey var... 1. Egemenlikle ilgili konu. Halka dayalı ortaklık devleti. 2. Haritada yüzde 29 gibi bir nokta zaten telaffuz edilmiş şu anda Türklerin kontrolünde yüzde 35 yüzde 36 olduğuna göre burada Türkler fedakarlık yaptığına göre yüzde 29 artık kabul edilmesi ve bir zikzakları fazla olmayan haritayla çizgiyi çekmek lazım. 3. Yunanistan ve Türkiye'nin garantörlüğü.

Soru: Bunun üzerine bir anlaşma inşa edilebilir....

Erdoğan: Diğerleri halledilebilir. Bence göçmenler konusu mülkiyet konusu bu konularda öyle
zannediyorum ki, zaten müzakerelerde de herhalde belli şeylere varılmış ki, bu konular anlaşılabilir diye düşünüyorum.

Soru: 28 Şubat'a kadar bir anlaşma olabileceğine inanıyor musunuz?

Erdoğan: İnanmak istiyorum. 28'ine kadar çözülse, yani bir Kıbrıs sorunu artık kalmasa... Çünkü oradaki insanlar şu anda son nüfus sayımıma göre 200 bin civarında bir rakam, artık bu insanlar geleceğini kuracaktır. Geleceklerini daha huzurlu bulacaklardır. Geleceklerini en azından görsünler. Yani karanlık, flu bir geleceği görerek yaşam sürülmez. Bunu görsünler. Orada huzurlu bir ortam doğsun diye düşünüyorum.

Soru: 28 Şubat'a kadar bir engel var mı?

Erdoğan: Sayın Denktaş, Klerides, De Soto müzakereyi sürdürüyorlar. Ama bu müzakerede neticeye varılır varılmaz bunu herhalde önümüzdeki günler daha net olarak ortaya koyacak. Fakat tabii bizim ısrarımız, bizim beklentimiz muhakkak bir neticeye varılmasıdır. Neticeye varılmaması halinde bir 16 Nisan umudumuz kalıyor.... Bu aradaki süreçte o ne olur, bilemiyorum ama her geçen gün bu süreç lehte değil bana göre aleyhte çalışıyor.

Soru: Türkiye'de partinize ve tabii ki hükümete yönelik yoğun bir eleştiri bombardımanı var. Bir de miting yapıldı...

Erdoğan: Nerede yapıldı?

Soru: İstanbul'da. Bunları nasıl karşılıyorsunuz?

Erdoğan: Tabii şimdi İstanbul'da yapılan mitinge katılanların sayısı ortadaydı. Bu neyi gösteriyor?
Yapılanların samimi olmadığını, bunların dürüst hareket etmediklerini gösteriyor. Bir defa kimse AK Parti'yi ver kurtul anlayışının temsilcisi olarak takdim edemez. AK Parti ver kurtul anlayışının temsilcisi değildir. Ak Parti çöz yaşat anlayışının temsilcisidir. Biz siyaseti sorunları çözme sanatı olarak görüyoruz. Siyaset çözüm üretme sanatıdır, problem ü
retme sanatı değildir. Ama bugüne kadar gelenler böyle yaklaşmadılar. Biz böyle yaklaşıyoruz. Ve yine inanıyorum ki, bu siyasi partiler şu anda malum siyahla beyaz bir araya gelmiş adeta o noktadadırlar, davetlerine icabet eden insan sayısı kendi partilerinden bile yok denecek kadar azdır. 1500 kişiyle başladılar sonra da yağmur nedeniyle dağıldılar. Kaldı ki, Kıbrıs'ta yapılan mitingleri siz biliyorsunuz. Durum böyle olduğuna göre, demek ki halk bunlara itibar etmiyor...

Soru: Türkiye halkı sizin Kıbrıs sorunuyla ilgili politikalarınıza destek veriyor mu?

Erdoğan: Ben bizim politikalarımıza daha sıcak baktığına inanıyorum. Burada sadece belki yöntem noktasında bazı medya benimle sayın Denktaş'ı sanki kişisel bir kavga içindeymişiz gibi gösterme gayretleri var. Benim Sayın Denktaş'la kişisel bir kavgam yoktur. Ben bir anlayışı tartışıyorum. Bu anlayış Kıbrıs'taki vatandaşlarımızın geleceği ile ilgili bir anlayıştır. Ben genç bir siyasetçiyim. Ve böyle bir tercübeli siyasetçinin 40 yıldır devam eden böyle bir süreci artık bir duayen olarak kendisinin bitirerek bu işte hayırla yad edilmesini, taçlandırılmasını isterim. Bu da benim bir genç siyasi olarak saygımdan doğan anlayıştır. Bunun olmasını isterim ama olmadığı zaman işte şu anda meydanlarda olan bazı ifadelerle karşı karşıya kalması da mukadderdir. Biz böyle şeyle olsun istemeyiz. Temenni ediyorum ki, inşallah şu müzakereler neticelenir, süratlenir ve bu süratle bu neticelendirme neticesinde de inşallah bu iş biter ve Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerimiz, vatandaşlarımız, onlar da bunu hazzını duyarlar. Biz de onların bu mutluluğunu gördükçe anlamlı bir şekilde mutlu oluruz.

Soru: Olası Irak savaşı Kıbrıs sorununu etkiler mi?

Erdoğan: Hiç etkilemez dersek doğru olmaz. Dolaylı da olsa şüphesiz ki etkileyecektir. Her şeyden önce bizim huzursuzluğumuz artacaktır. İnşallah kısa sürede en az zararla insanlık ve 21. asrın başında bu işi atlatmasını diliyorum.

Soru: Amerikalılarla Irak'la ilgili yaptığınız konuşmalarda Kıbrıs konusu da gündeme geliyor mu yoksa...

Erdoğan: Tabii... Kıbrıs sorununun gündeme gelmediği yer yok ki...

Soru: Irak'la ilgili konuşmalarda...

Erdoğan: Her yerde geliyor...

Soru: Çok teşekkür ediyorum....

Erdoğan: Ben teşekkür ederim Kıbrıs'taki bütün vatandaşlarımıza, kardeşlerimize tekrar şükranlarımı iletiyorum...

KIBRIS 06/02/2003

“Hedef daha az türkün yer değiştirmesi”

BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, toprak konusunda hedefin, mümkün olduğunca daha fazla Rum`un Kıbrıs Rum yönetimi altındaki bölgeye dönmesi ve daha az sayıda Kıbrıslı Türk`ün yerinden edilmesi olduğunu söyledi.
De Soto, Rum kesiminde yayın yapan Mega TV`ye verdiği demeçte, ``Kıbrıs Türk tarafına mümkün olduğunca az rahatsızlık verecek şekilde harita düzenlemesi yapmalıyız`` dedi.
``Çok öne
mli nedenlerden dolayı 28 Şubat`a kadar bir çözüm elde edilmesinin kaçınılmaz olduğunu`` ifade eden De Soto, ``Türkiye`nin değişmekte olduğunu ve kendisinin Ankara`dan duyduğu şeyleri KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın da duyduğunu`` kaydetti.
De Soto`nun
belirttiğine göre, BM, önümüzdeki günlerde güvenlik konusunda ve özellikle Türkiye ve Yunanistan`dan Ada`da kalacak asker sayısında, ayrıca bunların görevleri konusunda iki ülke arasında bir anlaşmaya varılmasını bekliyor.
Bu arada, Fileleftheros gazetes
i, BM Genel Sekreteri Annan`ın, iki tarafın yazılı görüşleri temelinde orta çözüm bulmaya çalışacağını belirtti, revize edilmiş yeni planın Mart başında sunulmasının ve gelişmelere göre Annan`ın da Kıbrıs`a gelmesinin ihtimal dışı olmadığını yazdı.
Haberd
e, ``BM, tarafların görüşleri arasında bir sentez oluşturmaya ve bir orta belge üzerinde karar vermeye çalışacak. Kıbrıs Rum tarafı, BM`nin güvencesine rağmen, BM`nin eşit mesafe mantığıyla temel konulardaki anlaşmazlıklara köprü kuran bir belge sunma ihtimali nedeniyle endişe duymaktadır`` ifadesi kullanıldı.
YENIDUZEN 06/02/2003


Klerides’ten plana onay!

Kıbrıslı Rum lider Klerides’in “Annan Planı”nı olduğu şekliyle kabul ettiği açıklandı. Klerides’in bu yöndeki kararı, Rauf Denktaş tarafından dile getirildi.
“Onlar rahat, biz bu planı olduğu şekliyle ve hiç değişmeden kabul edebilir miyiz, onu düşünmemiz lazım” diyen Denktaş, Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırdı.
Rauf Denktaş’ın çağrısı üzerine Cumhuriyet Meclisi Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri
değerlendirmek amacıyla bugün saat 10.00’da toplanma kararı aldı.

Gergin görüşme
Kıbrıs müzakere süreci çerçevesinde Glafkos Klerides’le dün yaklaşık 2 saatlik bir görüşme yapan Denktaş, toplantıda Rum tarafının değişiklik taleplerini yazılı olarak reddettiğini ve bu nedenle gündemde olmasına karşın toprak konusuna girilemediğini söyledi.
Görüşmeci heyetiyle birlikte saat 12.00 sıralarında Cumhurbaşkanlığı’na dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:
“Bug
ün (dün) kendi olmazsa olmazlarını getireceklerine, bizimkiler üzerine görüşlerini yazılı olarak verdiler. Oldukça sert bir şey oldu, Klerides’in yüzü oldukça sertti. Esas niyetlerini ortaya koyan beyanlar yapıldı. Dolayısıyla haritaya geçemedik.”

Meclis toplanacak
Cuma günü yapılacak görüşme öncesinde Meclis’i bugün toplantıya çağırarak bilgi vermek istediğini söyleyen Denktaş, “Tıkanıklık halinde Meclis’i toplantıya çağıracağınızı söylemiştiniz. Bu durumda bir tıkanıklık mı var” şeklindeki soruya da, şu karşılığı verdi:
“Tıkanıklık demedim. Olmazsa olmazlarımıza verilecek cevapla onların olmazsa olmazlarını biraraya getirerek Meclis’e götüreceğim demiştim. Bizimkileri eleştirirken, esas siyasetlerini de açığa vuran beyanlar var. Dolayısıyla hem onu, hem D
e Soto haritasını Meclis’in bir görmesi ve incelemesi iyi olur.”

“Olduğu şekliyle kabul ediyorlar”
Denktaş, “Tartışmalı bir toplantı olduğu anlaşılıyor. Hangi noktada tartışma oldu” diye sorulunca da, şunları söyledi:
“Bizim olmazsa olmazlarımız konusunda gayet serttirler. ‘Hiçbir konuda anlaşamazsak, ki anlaşamıyoruz’ diyorlar, ‘biz bu planı kabul ederiz...’ Biz bu planı olduğu şekliyle ve hiç değişmeden kabul edebilir miyiz, onu düşünmemiz lazım. Verdiğimiz her tadilat teklifini reddettiler. Rahattırlar
, çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti olarak yola devam ediyorlar. Bu cumhuriyet içinde KKTC’nin bulunmadığını kendilerine hatırlatmak lazım. Yarı Kıbrıs’ı AB’a götürmek şan mı, şeref mi, başarı mı, zafer mi, yoksa Kıbrıs’ı ikiye bölen olayların ışığı altında makul bir yaklaşım içine girecekler mi…Benim gördüğüm kadarıyla böyle bir niyetleri yok. Öyle de olabilir, böyle de olabilir, her tarafa çekilebilir bir anlaşmayı yapmak bizim için çok tehlikeli. Biz açıklık istiyoruz, flu konular kalmaması lazım.”

“Zayıf durumdayız”
1960 ortaklık cumhuriyetinin Rumlar tarafından yıkıldığını anımsatan Denktaş, “Dr. Küçük’ün bir iki olayda vetosunu bile kendi yöntemleriyle bertaraf ettiler, bildiklerini yaptılar… Aynı şeyi yapabilirler. Bu kağıt üzerinde bir anlaşmadır. Bu sefer çok daha zayıf durumda olacağız. Onun için dikkatli olmak lazım” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasındaki doğrudan görüşme sürecine bayram tatili dolayısıyla kısa bir ara verilecek. Pazartesi, çarşamba
ve cuma olmak üzere haftada 3 güne programlanan görüşmelere bayram tatili dolayısıyla pazartesiden sonra kısa bir ara verilecek ve çarşamba günkü toplantı yapılmayacak.
Bayram tatili dolayısıyla verilecek ara nedeniyle BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel D
anışmanı De Soto’nun da New-York’a gitmesi bekleniyor.

Bayram arası
Kıbrıslı liderler Denktaş ile Klerides arasındaki doğrudan görüşme sürecine bayram tatili dolayısıyla bir günlük ara verilecek.
Pazartesi, çarşamba ve cuma olmak üzere haftada 3 güne programlanan görüşmelere bayram tatili dolayısıyla pazartesiden sonra kısa bir ara verilecek ve çarşamba günkü toplantı yapılmayacak.
Kıbrıslı liderler Denktaş ile Klerides, 7 Şubat Cuma günü ve 10 Şubat Pazartesi günü saat 09.30’da bir araya gelecek. Bayramın ikinci gününe denk gelen 12 Şubat Çarşamba günkü görüşme ise yapılmayacak. 14 Şubat Cuma günkü görüşme ise saat 09.30 yerine 17.00’de yapılacak.

Meclis’te “olağanüstü” gün
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, bugün “Kıbrıs’ta gelinen son durum” gündemiyle olağanüstü toplanıyor.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın da katılarak milletvekillerine müzakere süreciyle ilgili bilgi vereceği toplantı saat 10.00’da başlayacak.
Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter dün Marmara Grubu Vakfı heyeti onuruna verilen yemekte gazeteci
lerin sorusu üzerine, olağanüstü birleşimin basına kapalı yapılacağını açıkladı.
YENIDUZEN 06/02/2003

Garantörler de görüşecek

TC Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Yusuf Buluç, Kıbrıs`taki garantör devletlerin kendi aralarında Annan planının güvenlik ve garantileri ilgilendiren bazı hususlarında mutabakat sağlaması ihtiyacı bulunduğunu bildirdi.
Buluç, haftalık basın toplantısında bir soru üzerine, Annan planında güvenlik ve garantiyle ilgili bir bölüm de bulunduğuna işaret ederek, bir yandan Kıbrıs müzakereleri devam ederken, garantör devletlerin de kendi aralarında planın güvenlik ve garantileri ilgilendiren bazı hususlarında mutabakat sağlaması ihtiyacının bulunduğunu bildirdi.
Garantör devletlerin, 1960 anlaşmasından sağladıkları yetkilerle ba
zı mutabakatları tespit etmek durumunda olduğunu söyleyen Buluç, Türkiye ile Yunanistan arasında bu tür bir müzakerenin henüz başlamadığını kaydetti.
Sözcü Buluç, BM`nin adadaki taraflara 25 Şubat`ta yeni bir plan sunacağına ilişkin iddiaların hatırlatılm
ası üzerine, 3. bir planın varlığını doğrulayamayacağını belirtti.
Müzakerelerin sürdüğünü hatırlatan Buluç, ``Müzakerelerde ortaya konulan görüşler arasında eğer yeni uyuşma noktaları varsa, bu noktaların çözüm planına yansıtılmasını beklememiz doğal olu
r. Eğer bu üçüncü bir planın ortaya çıkarılmasını gerektiriyorsa, bunu da doğal karşılamak gerekir`` diye konuştu.
YENIDUZEN 06/02/2003

 

KTHY 110 kişiyi adaya taşıdı... Kıbrıs Türk halkı aşağılandı. Denktaş ve Eroğlu alkışladı!

Estiler, yağdılar!

Merkezi Ankara’da bulunan Strateji ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (Marmara Grubu), BM Çözüm Planı’yla yaşanan son süreçte Denktaş’a destek amacıyla “Kıbrıs Türkü Yalnız Değildir” konulu bir panel düzenledi. Panel, Yakın Doğu Üniversitesi’nde yapıldı. Panel sırasında, Denktaş’ın planıyla hükümetin “Vatandaşlık seferberliği” başlattığı gözler önüne serildi.
An
kara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün dün panelden yarım saat önce ‘vatandaş’ olduğunu açıkladı... İÜ Türkiyat Enstitüsü Müdürü Osman Sertkaya ‘nüfusu kağıdı ve fotoğrafını’ göstererek Eroğlu’na “Beni de hemen vatandaş yapın” dedi.
Toplantıda Türkiye’den
gelen bazı eski komutanlar, örgüt temsilcileri, işadamları Kıbrıs Türkünü aşağıladı, suçladı, “vatanın nasıl sevileceğini”ni anlattı, ‘satılmış’ dedi, “kiralık kalem ve ekranlar”dan söz etti... Denktaş ve Eroğlu ise izledi, alkışladı, alkışladı... Toplantıda Ak Parti hükümeti de eleştirildi.
“Kıbrıs Türkü umurumda değil. Siz gidersiniz, oraya öz Türkler getiririz” diyen Altemur Kılıç da dün toplantıya katıldı; Denktaş, emektar yazarı öptü, kutladı!..
Toplantıda ilginç konuşmalar yapıldı.

Denktaş: İmzalamama
k görev!
Denktaş, bu şartlarda Annan planını imzalamamanın, direnmenin ve diretmenin görevleri olduğunu söyledi. Denktaş, “Bu görevde Anavatan’ın kararlılığı, desteği, yardımı, anlayışı, değerlendirmesi tabiatıyla bizim için büyük önem arzetmektedir” diye
konuştu.

Baykam AKP’yi suçladı
Panelde konuşan sanatçı Bedri Baykam, Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Ak Parti hükümetini suçladı. Türkiye’deki AK Parti iktidarını “orduya karşı korunma kaygısıyla Kıbrıs’ta taviz vermekle” suçlayan sanatçı Bedri Baykam, Annan planını “ABD’nin Irak’a dayatmasına” benzetti.

Yarım saatlik vatandaş
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün itiraf etti: “Yarım saat önce KKTC vatandaşı oldum”... Aygün, “Annan Planı’nın reddilmesi için gererkise binlerce Türk’ün adaya geleceğini” de söyledi.
Rum tarafı AB’ye girerse, KKTC-TC entegrasyonunun haklılık kazanacağını ve kaçınılmaz olduğunu belirten Aygün, 125 bin üyeli Ankara Ticaret Odası’nın Kıbrıs’ta bir metrekare bile toprak tavizine karşı olduğunu kaydetti. Aygün, Cumhurb
aşkanı ile Başbakan’a bunun müzakeresini yapmamaları için çağrıda bulundu ve “125 bin üyeyi Kıbrıs’a yığıp, canlı kalkan olabileceklerini” ifade etti.

‘Satılmış kalemler-kiralık ekranlar’
Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Dr. Fazıl Küçük’ün anıt mezarını ziyaretinde “onunla dertleştiğini” belirterek, “satılmış kalemler ve kiralık ekranlar için Dr. Küçük’ten özür dilediğini” söyledi.

‘Gafiller’ ve Altemur bey!
Gazeteci Altemur Kılıç, 50 yıldır Kıbrıs davasıyla dolu olduğunu belirterek, Kıbrıs’ı kendi vatanı gördüğünü söyledi. Yazdıklarına birçok destek geldiğini ama bazı “gafillerden” de mesajlar aldığını bunların “sakın Kıbrıs’a gelme, sana gösteririz” dediğini ifade eden Kılıç, “İşte ben buradayım. Hayatta durdukça, Türk ordusu gibi Sayın
Denktaş’ın arkasında olacağım” diye konuştu.

‘74’te mesele bitti’!
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi, din adamı, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, gençliğinde Türkiye’deki Kıbrıs mitinglerine katıldığını anlatarak, Kıbrıs’ta gözyaşlarının 1974’te kesildiğini, meselenin o zaman bittiğini söyledi.

"Türklük bölündü"
İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Osman Sertkaya, görevi gereği tüm Türk ülkeleri gdolaştığını belirterek; Annan Planı’yla Türklüğün ikiye bölündüğünü, “Kıbrıs Türkü” ve “Türkiye Türkü” denildiğini ifade etti.
Osman Sertkaya, “Kıbrıs davası” değil, “Türklüğün var veya yok olması” davası bulunduğunu ifade ederek, Başbakan Derviş Eroğlu’ndan bu davayı dünyada savunmak için KKTC vatandaşı yapılmayı talep etti ve yanında
getirdiği nüfus kağıdıyla vesikalık fotoğrafını gösterdi.

“Pasaportun canı cehenneme”

Emekli Orgeneral, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri eski Komutanlarından Necati Özgen, “Savaşta kazanan bir devlet masa başında kaybeder mi?” sorusuyla başladığı konuşmasında, özgürlüğün önemini vurguladı ve “Pasaportun canı cehenneme” dedi.
Özgen, “çözüm ve AB mitingi” düzenleyenlere ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’a sert eleştiriler ifade ederek, “Karpaz’dan Gemikonağı’na rahatça dolaşabiliyor musunuz? Güvenlik en ön
emli şey değil mi? Bir lokma ekmek için çıkmış orada toplantı yapıyorsunuz. Sayın Talat, Milli Eğitim Bakanlığı yapmadınız mı? Demokratik ortamda seçilmediniz mi? Sonra çıkmış ‘Denktaş istifa’ diyorsunuz. Sen bu Annan Planı’nı bilmiyorsun. Gel konuşalım” ifadelerini kullandı.
YENIDUZEN 06/02/2003

Kıbrıs'ta adım yok

Türk tarafının Annan Planı'na itirazlarını reddeden Rum lider, '28 Şubat'a dek uzlaşmazsak biz imzayı atarız' dedi

06/02/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Kıbrıs'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planı uyarınca 28 Şubat'a dek anlaşma hedefleyen görüşmelerde ipler iyice gerilirken, Rum tarafının plana imza atarak kenara çekilme manevrası peşinde olduğu öne sürüldü. KKTC lideri Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, dün oldukça sert tonda geçen bir görüşme yaptı. Diplomatik kaynaklara göre, görüşmede Klerides, Denktaş'a "28 Şubat'a kadar bir uzlaşmaya varamazsak, biz BM Genel Sekreteri'nin yeni hazırlayıp sunacağı planı da imzalayacağız" dedi.
Denktaş, harita uzmanı Halil Giray
'ı da yanına alarak girdiği görüşmeden çıkışta, Rumların yine 'olmazsa olmazlarının' belgesini getirmediğini, bunun yerine Türk tarafının pazartesi ilettiği 'olmazsa olmazları' reddeden
yazılı yanıtlar verdiğini açıkladı. Denktaş, toplantının gerilimini,

"Klerides'in yüzü oldukça sertti" sözleriyle dile getirdi. Denktaş, "Bizim olmazsa olmazlarımız konusunda gayet sertler. Hiçbir konuda anlaşamıyorsak,
ki 'Anlaşamıyoruz' diyorlar. Biz bu planı bu şekliyle kabul edebilir miyiz, onu herkesin düşünmesi lazı
m" diye konuştu. Harita konusuna geçemediklerini belirten KKTC lideri, bugün KKTC meclisini bilgilendirmek üzere olağanüstü toplantıya çağırdı.
İki lider pazartesi yine bir araya gelecek. Ancak Kurban Bayramı nedeniyle çarşamba görüşmesi yapılmayacak, bu
fırsattan yararlanan BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto da New York'a gidip gelecek. Annan'ın planında değişikliğe giderek üçüncü kez taraflara sunması, ancak bu kez yeni bir tartışma açmadan imzasını istemesi bekleniyor.


Kıbrıs ile Irak pazarlığı atbaşı

Ankara, Irak ve Kıbrıs siyasetini birlikte ele alıyor. Dışişleri, Irak'ta destek talep eden Cheney'den Kıbrıs'ta yardım istendiğini belirtti

06/02/2003

RADİKAL - ANKARA - Türkiye'nin, Irak konusunda yardım isteyen ABD'den Kıbrıs için destek istediği resmen açıklandı. Başbakan Abdullah Gül'ün ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'e söylediği, "Irak'ı ve Kıbrıs'ı kamuoyumuza birlikte anlatmamız kolay değil" sözlerini Dışişleri', "ABD'nin stratejik meselesini konuşurken Türkiye'nin meselelerinin de gündeme gelmesi doğaldır" ifadesiyle yorumladı. Dışişleri Sözcüsü Yusuf Buluç, "Irak meselesi ABD için stratejik bir ulusal güvenlik konusudur. Kıbrıs da Türk halkının güvenliği ve esenliği düşünüldüğünde Türkiye için stratejik bir konudur" dedi.
İki stratejik ortağın kendi stratejik meselelerini topluca ele alabileceğini belirten Buluç, "ABD makamlarıyla toplu değerlendirme yaptığımız vesilelerde, Irak' la ilgili gelişmelere ulusal çıkarlarımıza uygun yanıtlar verirken, Kıbrıs konusunda be
klemediğimiz sonuçlarla karşılaşmamaya önem verdiğimizi açıklamaya geldik. ABD'nin desteğini sağlayabilmemiz önemli ve doğaldır. Dolayısıyla böyle bir bağ vardır" diye konuştu. Sözcü Buluç, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi üyesi olduğunu ve Kıbrıs sorununun BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonuyla ele alındığını da anımsattı.

ABD, Kıbrıs için önemli
Ankara, Gül-Cheney görüşmesinden bir gün sonra dün Ankara'ya gelen ABD Dışişleri'nin Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston aracılığıyla Washington'a
'Bu işi Türk tarafının lehine çözmek Irak için kamuoyunu ikna etmeyi kolaylaştırır' mesajı verecek. Batılı diplomatlar ise Türkiye'nin iki konunun birlikte ele alınmasını onaylanmayacağına dikkat çekti.