DENKTAŞ: "İSTİFA   EDERİM"

HALK İSTERSE... Denktaş: Halk zorluyorsa ve halkın çoğunluğunun zorladığını görürsem, bütün bizi bekleyen tehlikelerini anlattıktan sonra, buna rağmen halk, 'Biz bunları kabul ederiz' derse, istifa ederim, benimle birlikte olan arkadaşlarımla yine mücadelemi yürütürüm. Bu mücadele de, halkı aydınlatma mücadelesidir

TÜRKİYE İMZALA DERSE... 'Türkiye tarafından; 'Bu kabul edilecektir, toprağı da vereceksin, şunu da vereceksiniz, bunu da vereceksiniz' denirse ve bu belgeyi imzalarsam, halkımı perişan ederim neticesine varırsam, o zaman istifa edeceğime inanıyorum. Ben çekilirim, başka biri gelir ve imzalar'

YÜZDE 80, HALK BENİ DESTEKLİYOR... 'İstifa edersem, halk seçimden geçecek ve kazanan kazanacaktır, netice meçhuldür bence... Birkaç kişi 'istifa et' dedi diye de istifa etmem, beni bu mevkiye getiren halk yüzde 80'e yakındır ve hâlâ beni desteklemektedir. Onların oyuyla geldim, onların oyuyla giderim'

AB'DEN TİCARET ODASI'NA 270 BİN EURO... 'Ticaret Odası'na bir kalemde hiç görülmemiş bir şekilde, Avrupa Birliği tarafından 270 bin euro verildi. Ticaret Odası'nın faaliyetlerinin çoğu bundan sonra başladı. Bu parayı ne yaptıkları hiç belli değil. Çünkü hükümete hesap veren yok. Hükümetin sorusuna sualine cevap veren yok'


Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının mevcut haliyle imzalanması için Kıbrıs Türk halkından veya Türkiye'den 'mutlaka imzala' baskısı gelirse istifa edebileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki akşam ATV televizyonunda Hulki Cevizoğlu'nun hazırlayıp, sunduğ
u 'Ceviz Kabuğu' programına katılarak, Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeleri değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, 'Halk zorluyorsa ve halkın çoğunluğunun zorladığını görürsem, bütün bizi bekleyen tehlikelerini anlattıktan sonra, buna rağmen, 'Biz bunla
rı kabul ederiz' derse halk, istifa ederim, benimle birlikte olan arkadaşlarımla yine mücadelemi yürütürüm' dedi.
Denktaş, Türkiye'nin de 'Bu kabul edilecektir, toprağı da vereceksin, şunu da vereceksiniz, bunu da vereceksiniz' demesi halinde, 'Ben halkımı harap edeceğimi görürsem, çekilirim ve başka biri gelir imzalar' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Ticaret Odası'na bir kalemde hiç görülmemiş bir şekilde, Avrupa Birliği tarafından 270 bin euro verildiğini de öne sürerek, Ticaret Odası'nın faaliyetl
erinin bundan sonra başladığını ve 'bu parayı ne yaptıkları konusunda' açıklama yapılmadığını kaydetti.

Halkın yüzde 80'i beni destekliyor

Cumhurbaşkanı Denktaş, Hulki Cevizoğlu'nun 'istifa ederseniz ne olur?' sorusuna şu yanıtın verdi: 'Ben istifa edersem, 10-15 kişi seçilsin diye aday olacaktır. Bunların arasında 'derhal Avrupa Birliği, derhal barış' diyenler de olacak, 'hayır haklarımızı koruyalım' diyenler de olacaktır.
İstifa edersem, halk seçimden geçecek ve kazanan kazanacaktır, netice meçhuldür b
ence. Benim istifa etmem; halka verdiğim sözü tutamayacak hale geldiğim takdirde söz konusu olur.
Birkaç kişi 'istifa et' dedi diye istifa etmem, beni bu mevkie getiren halk yüzde 80'e yakındır ve hâlâ beni desteklemektedirler. Onların oyuyla ben geldim,
onların oyuyla giderim...'

'Halkımı perişan edemem'

Denktaş, 'mutlaka imzala' baskısı geldiği takdirde nasıl davranacağı konusunda şu görüşlere yer verdi:
'Önümdeki belgeyi imzalama zorunluluğum var ise ve bu belgeyi imzalarsam halkımı perişan ederim neticesine varırsam, kendiliğimden, o zaman tabii ki istifa edeceğime inanıyorum.
Şimdi, 'şu kadar toprak vereceksiniz, içinize şu kadar Rum alacaksınız, statünüz süslü püslü bir azınlık statüsüdür ve Rum Cumhuriyeti'nin içerisine sizi monte edecekler... Avrup
a Birliği'ne böylece gireceksiniz. Avrupa Birliği'ne girmek suretiyle de Türkiye'nin 1974 anlaşmalarını da kendi elinizle bir tarafa itmiş olacaksınız...' Kıbrıs Türkiyesiz bir Avrupa Birliği'ne giremez. En büyük hakkıdır bu Türkiye'nin...
Halk zorluyorsa
ve halkın çoğunluğunun zorladığını görürsem, bütün bizi bekleyen tehlikelerini anlattıktan sonra, buna rağmen, 'Biz bunları kabul ederiz' derlerse halk, istifa edersin, seninle birlikte olan arkadaşlarına yine mücadeleni yürütürsün. Bu mücadelede, halkı aydınlatma mücadelesidir.
Türkiye de 'Bu kabul edilecektir, toprağı da vereceksin, şunu da vereceksiniz, bunu da vereceksiniz' derse, ben halkımı harap edeceğimi görürsem, ben çekilirim ve başka biri gelir ve imzalar.'
Cumhurbaşkanı Denktaş, bugüne kadar b
ütün Türkiye hükümetleri ile uyum içerisinde olduğunu ve bu yönde baskılar görmediğini de söyledi.

'AB, Ticaret Odası'na 270 bin euro verdi'

Cumhurbaşkanı Denktaş, Ticaret Odası ile ilgili olarak da şu iddialarda bulundu:
'Bir kalemde hiç görülmemiş bir şekilde Avrupa Birliği, Ticaret Odası'na 270 bin EURO veriyor. Bir vermede ve faaliyetlerin çoğu da bundan sonra başlıyor.
Bu parayı ne yaptıkları hiç belli değil. Çünkü hükümete hesap veren yok. Hükümetin sorusuna sualine cevap veren yok. Herhangi bir kur
uluşun dıştan para alma konusunda Amerika ve dünyanın her yerinde yasa var. 'Aldın, niçin aldın, nereye harcıyorsun?' diye, harcadığı şeylerin hesabını sorar. Bugüne kadar bu yasalar yapılmamıştır. Bunların en erken bir zamanda yapılması lazımdır.'

KIBRIS 30/12/2002

Ticaret Odası Başkanı Erel:Kanıtlasın ya da özür dilesin

KİMSEDEN PARA ALMADIK... Ticaret Odası Başkanı Ali Erel: Ticaret Odası, AB'den ya da başka bir kaynaktan 270 bin euro veya herhangi bir miktar para almadı. Elinde belgeleri varsa hemen açıklasın ama elinde açıklayacak belge yoksa, Türkiye ve Kıbrıs kamuoyu önünde Ticaret Odası'ndan özür dilemelidir

ARTIK KİMSEYİ KANDIRAMAZ... 'Cumhurbaşkanı, ağzında dolaştırdığı, 'Biz politikalarımızı Türkiye ile oluştururuz' lafları ile artık kimseyi kandıramaz. Kıbrıs'ta ve Türkiye'de oluşan görüş, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bir antlaşmaya hiçbir şart altında imza atmayacağıdır. Kendisi de 'Ölürüm de imzalamam' demektedir'

Ticaret Odası, 'Hükümetimizin tespitlerine göre Ticaret Odası 270 bin dolar almıştır' diyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı şiddetle eleştirdi, elinde belgeleri varsa bunları hemen açıklamaya çağırdı. Oda tarafından yapılan açıklamada 'Elinde açıklayacak belge yoksa Türkiye ve Kıbrıs kamuoyu önünde Ticaret Odası'ndan özür dilemelidir' denildi.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Genişletilmiş Yönetim Kurulu adına yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sert eleştiriler yöneltti.

Açıklamada, Ticaret Odası'nın ne AB'den ne de başka bir kaynaktan 270 bin euro veya herhangi bir miktar para almadığı belirtilerek, AB'den alınması muhtemel yardımların UNOPS projesi olarak Dışişleri Bakanlığı'nın bilgisi ve onayı ile olabileceği ifade edildi, 'Ancak böyle bir yardımın alınmadığı gayet iyi bilinmektedir' denildi.

'Cumhurbaşkanının değer yargılarına göre gerçekleri görmek için ya kandırılmış olmak veya para yemiş olmak gerekmektedir' görüşüne de yer verilen açıklamada, cumhurbaşkanının halka yabancılaştığı iddia edildi.

Teknik komitelere seçilen Haluk Kabalioğlu ile Mümtaz Soysal'ın Avrupa Birliği karşıtı görüşleriyle bilindiği de savunulan Ticaret Odası açıklamasında, 'Kıbrıs'ta çözümsüzlük onlar için AB'ye girişi engelleyebilecek bir araçtır' görüşüne yer verildi.

Ticaret Odası tarafından yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:

'Kıbrıs Türk halkı, çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği talebini, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur ve koymaya devam edecektir. Halkımız, Kıbrıs sorununa, Annan Planı çerçevesinde çözümün mutlaka 28 Şubat 2003 öncesinde sağlanması gerektiğini bilmekte ve bunu direk demokrasi yöntemleri ile meydanlarda yapılan referandumlarla göstermektedir.

Kıbrıs Türk halkının, kırk binlere varan kalabalıklarla meydanlarda toplanmasını, Kıbrıs'ta, Annan Planı çerçevesinde, hemen 'Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği' yönündeki istek ve uyarılarını, 'Çözümsüzlük Çözümdür' diyenler duymamazlıktan geliyorlar. Cumhurbaşkanı ve dar çevresi, verdikleri demeçler, televizyon programları ve basın toplantılarında halkı küçümsemeye devam etmektedir. Cumhurbaşkanı, halkın ikiye bölünmüş olduğunu, kandırılmış olduğunu, toplum içinde satılmışların olduğunu tekrar tekrar söyleyerek kendi toplumundan ne kadar kopuk hale geldiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanının değer yargılarına göre, gerçekleri görmek için ya kandırılmış olmak veya para yemiş olmak gerekmektedir. Ucuz ve modası geçmiş politikalarla, elindeki karalama fırçası ile Kıbrıs Türk halkını ve sivil toplum örgütlerini satılmış, kandırılmış, hain, cebini düşünen işadamı veya sendika ağası nitelemeleri ile cumhurbaşkanının bir yere varması devri kapanmıştır. Kıbrıslı Türkler değişmiştir. Cumhurbaşkanı, toplumdan koptuğu için bunun bile farkında değildir.

Halkın, infial noktasına varan talebini, bazı kurum ve kuruluşların yabancı devletlerden para almakta olduğuna bağlamaya çalışan cumhurbaşkanı, bu çerçevede Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın da para almakta olduğunu ve odanın bununla halkı kışkırtmakta olduğunu söyleyebilmiştir. Kıbrıs Türk Ticaret Odası, ne AB'den nede başka bir kaynaktan iki yüz yetmiş bin euro veya herhangi bir miktar para almamıştır. Cumhurbaşkanı, KOBİ'lerin (işletmelerin) altyapısını güçlendirmek için AB'den alınması muhtemel yardımların, UNOPS projesi olarak Dışişleri Bakanlığı'nın bilgisi ve onayı ile olabileceğini, ancak böyle bir yardımın alınmadığını gayet iyi bilmektedir. Buna rağmen ve bile bile, 'hükümetimizin tespitlerine göre Ticaret Odası iki yüz yetmiş bin dolar almıştır' diyen cumhurbaşkanını, hemen şimdi elindeki belgeleri açıklamaya, elinde açıklayacak belge yoksa, Türkiye ve Kıbrıs kamuoyu önünde Ticaret Odası'ndan özür dilemeye çağırıyoruz. Sorumsuzca, 'hükümetimizin tespitlerine göre' diyebildiğine göre, elinde belgeleri olmalıdır. Aksi halde, hem Kıbrıslı Türkleri, hem de Türkiye kamuoyunu, gerçek dışı söylemlerle yanıltmaya çalıştığı kendi sözleri ile bir kez daha belgelenmiş ve ispatlanmış olacaktır.

'Ceviz Kabuğu' programında konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dayanaktan yoksun suçlamaları üzerine programa katılıp suçlamalara cevap vermemize imkan tanınmamıştır. Bu çerçevede, uzun bir süredir taraflı yayın yapan Ceviz Kabuğu programı yapımcılarını da protesto eder, aynı programda cevap hakkı talep ederiz.

Kıbrıs'ta halk ikiye bölünmemiştir ama cumhurbaşkanı halkımıza yabancılaşmıştır. Kıbrıs'ta iki tarafın olduğu gerçektir ancak bir tarafta kendisi, danışmanları ve Türkiye'nin şahinleri vardır. Diğer tarafta da Türkiye'de AK Parti hükümeti, AB üyeliğinden ve barıştan yana Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının ezici bir çoğunluğu vardır. Komitelere seçtiği Haluk Kabaalioğlu, Mümtaz Soysal ve bu mentalitedeki isimler, Avrupa Birliği karşıtı görüşleri ile bilinmektedir. Bunlar, Türkiye'nin AB'ye girişini engellemeye çalışan kişilerdir. Kıbrıs'ta çözümsüzlük onlar için AB'ye girişi engelleyebilecek bir araçtır. Bu şahıslar, görüşme masasında ne bizi ne de Türkiye'yi temsil edemezler.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bir taraftan müzakere için verilen zamanı, Kıbrıslı Türklerin geleceklerini hiçe sayarak boşuna harcarken, 12 Aralık tarihinin önemli olmadığını, kendisinin müzakere etmek istediğini söyleye durmuştur. Şimdi de yine ayni taktiği kullanmakta, hem kendi halkına hem de Türkiye Hükümetine, medyasına ve kamuoyuna 'HODRİ MEYDAN' diyebilmektedir. Şimdiye kadar sürdürdüğü politikalar başarısız olmuştur. Vardığı netice ortadadır.

Cumhurbaşkanı, ağzında dolaştırdığı, 'Biz politikalarımızı Türkiye ile oluştururuz' lafları ile artık kimseyi kandıramaz. Kıbrıs'ta ve Türkiye'de oluşan görüş, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bir antlaşmaya hiçbir şart altında imza atmayacağıdır. Kendisi de 'ölürüm de imzalamam' demektedir. Cumhurbaşkanı, eski söylemini tırmandırarak devam etmektedir ve 'Avrupa Birliği bizi tanımak mecburiyetindedir, bize muhtaçtır' demeye başlamıştır. 12 Aralık'ta Türkiye'ye ve Kıbrıslı Türklere kaybettirdiklerini saklama telaşındadır. Niyeti, 28 Şubat'ı ve arkasından da 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üyelik senedinin imzalanacağı 16 Nisan'ı atlatmak, böylelikle hem Türkiye'nin önünü tıkamak, hem de Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü sağlamlaştırmaktır. Çözümsüzlük, cumhurbaşkanı ve onun gibi düşünen ve gün geçtikçe azalanlarda takıntı haline gelmiştir

Kıbrıs'ta çözüme Cumhurbaşkanı Denktaş'la ulaşmak mümkün görünmüyor. Bu görüşün yaygın hale geldiğini gören cumhurbaşkanı, halkımızı tahrik etmektedir. Halkımız, bu tahriklere gelmeyecek, ancak cumhurbaşkanının hataları neticesinde azalan müzakere şansımıza rağmen, Annan planının mutlaka müzakere edilerek, 28 Şubat 2003 tarihine kadar imzalanması için kendi geleceğine sahip çıkacaktır. Cumhurbaşkanının bunu böyle bilmesi gerekmektedir.'

KIBRIS 30/12/2002

 

Denktaş: Zamana ihtiyacımız var

28 ŞUBAT SON TARİH DEĞİL... Denktaş: 28 Şubat, kesin bir son tarih değil. İncelenmesi gereken birçok konu bulunuyor ve zaman baskısı yapılması doğru değil. Tarafların önüne AB'nin kendi programı nedeniyle bazı tarihler konuluyor. Şubat olmasa da mart ayı içinde bir sonuca ulaşılmasını umuyoruz

ÜZÜNTÜ DUYDUM... 'Kıbrıs meselesinin en hareketli dönemlerinde görevde bulunamadığım için, meydana gelen boşluktan kaynaklanan olaylardan üzüntü duydum. KKTC halkına güvenim ve Kıbrıs davasına inancım tamdır'

KIBRIS, TÜRKİYE'YE ENGEL DEĞİL... 'Yıllarca gerek Türkiye, gerekse KKTC, 'Kıbrıs, Türkiye'nin AB üyeliği için bir engeldir' görüşüyle baskı altında tutuldu. Kıbrıs meselesi, Türkiye'nin AB üyeliği için bir engel değildir. Başka devletlerin kendi çıkarları, hesapları, nedenleri var'

MÜCADELEYE DEVAM... 'Güney Kıbrıs Rum yönetimi, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' makamını zorla işgal etti. Rumların bundan sonraki amaçları, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak kabul ettirmektir. BM Genel Sekreteri Annan'ın taraflara sunduğu plan çerçevesinde önümüze yeni bir takvim konuldu. Biz, Türk tarafının siyasal eşitliğini korumak için verdiğimiz mücadeleyi bundan sonra da sürdüreceğiz'

İTİRAZIMIZI DİNLEMEDİLER... 'Halkın 1974'e kadar çektikleri insanlık açısından utançtır. Rum yönetimiyle 16 yıl federasyon konuştuk, ancak Rum yönetimi, adanın tümünü temsil etme iddiasından vazgeçmedi. AB'ye de bu sahte unvanla başvurdu. Biz, Rum yönetiminin adanın tümü adına yaptığı bu başvuruya itiraz ettik, ancak kimse bu itirazları dikkate almadı'

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, uzlaşma ve müzakere için zaman istediklerini belirterek, 'Neticeye varmak için uğraşacağız' dedi.

Kıbrıs meselesinin Türkiye'nin AB üyeliğine engel olmadığını yineleyen Denktaş, 28 Şubat'ın kesin bir son tarih olmadığını, incelenmesi gereken birçok konu bulunduğunu ve zaman baskısı yapılmasının doğru olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, tarafların önüne, AB'nin kendi programı nedeniyle bazı tarihler konulduğunu belirterek, şubat olmasa da mart ayı içinde bir sonuca ulaşılmasını umduklarını bildirdi.

Sağlık kontrolü için bir süredir Ankara'da bulunan Denktaş, dün KKTC'ye döndü.

Denktaş'ı, Esenboğa Havaalanı'nda, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin uğurladı. Uğurlamada, KKTC'nin Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç ve Ankara Valisi Yahya Gür de bulundu.

Denktaş, Geçitkale'de açıklama yapmadı


Cumhurbaşkanı Denktaş Geçitkale Havaalanı'ndan VIP salonuna gelmeden ve herhangi bir açıklama yapmadan askeri helikopterle Yılan Adası'na hareket etti.

Askeri uçakla saat 11.20'de Geçitkale Havalaanı'na inen Cumhurbaşkanı Denktaş'ı burada Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter, Başbakan Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Müsteşarı Hakan Akbulut, diğer yetkililer, ailesi karşıladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş'la birlikte eşi Aydın Denktaş ve geçtiğimiz gün Ankara'ya giden oğlu Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş da aynı uçakla adaya döndü.

Tedavisi tam olarak tamamlanmayan Cumhurbaşkanı Denktaş'a iki profesör ve bir doçentten oluşan bir de hekim heyeti eşlik ediyor. Doktorlar bir süre KKTC'de kalarak Denktaş'ın tedavisini sürdürecekler.

Açık kalp ameliyatı ve bunun ardından yaşanan komplikasyonlar nedeniyle yaklaşık iki ay New York'ta kalan Cumhurbaşkanı Denktaş, 7 Aralık'ta KKTC'ye dönmüş, ancak rahatsızlığının devam etmesi üzerine 12 Aralık'ta özel uçakla Ankara İbni Sina Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Cumhurbaşkanı Denktaş, hastanedeki tedavisinin ardından Çankaya Köşkü içerisindeki Camlı Köşk'te istirahata çekilmişti.

Denktaş Ankara'da bulunduğu sürede Kıbrıs konusundaki gelişmelerle ilgili yoğun temaslarda da bulunmuş ve Çankaya Zirvesi'ne katılmıştı.

Denktaş'ın Ankara açıklaması


Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara'dan ayrılmadan önce havaalanında yaptığı açıklamada, Kıbrıs meselesinin en hareketli dönemlerinde görevde bulunamaması nedeniyle meydana gelen boşluktan kaynaklanan olaylardan üzüntü duyduğunu belirterek, KKTC halkına güveninin ve Kıbrıs davasına inancının tam olduğunu bildirdi.

Denktaş, yıllarca gerek Türkiye'nin gerekse KKTC'nin, 'Kıbrıs, Türkiye'nin AB üyeliği için bir engeldir' görüşüyle baskı altında tutulduğunu kaydederek, 'Kıbrıs meselesi, Türkiye'nin AB üyeliği için bir engel değildir. Başka devletlerin kendi çıkarları, hesapları, nedenleri var' diye konuştu.

'Halkın 1974'e kadar çektikleri, insanlık açısından utançtır'

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' makamını zorla işgal ettiğini belirterek, Rumların bundan sonraki amaçlarının Kıbrıs Türklerini azınlık olarak kabul ettirmek olduğunu söyledi.

Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu plan çerçevesinde önlerine yeni bir takvim konduğunu ifade ederek, kendilerinin, Türk tarafının siyasal eşitliğini korumak için verdikleri mücadeleyi bundan sonra da sürdüreceklerini söyledi.

'Halkın 1974'e kadar çektikleri insanlık açısından utançtır' diyen Denktaş, Rum yönetimiyle 16 yıl federasyon konuştuklarını, ancak Rum yönetiminin adanın tümünü temsil etme iddiasından vazgeçmediğini, AB'ye de bu sahte unvanla başvurduğunu belirtti. Denktaş, kendilerinin Rum yönetiminin adanın tümü adına yaptığı bu başvuruya itiraz ettiklerini, ancak kimsenin bu itirazları dikkate almadığını söyledi.

Yeni ortaklık

Annan planı çerçevesinde yeni bir ortaklığın gündeme geldiğine işaret eden Denktaş, Kıbrıs'ta taraflar arasında görüşmelerin başlamasının hemen ardından AB'nin, anlaşma olsa da, olmasa da Rum kesimini üyeliğe kabul edeceğini açıkladığını, bu gelişmenin de Rumlarda yeni bir ortaklık kurma isteği bırakmadığını kaydetti.

Önlerine Annan planına dahil olan bazı istenmeyen haritalar konulduğunu belirten Denktaş, bu haritaların ortadan kalkması için uğraşmaya devam edeceklerini söyledi. Haritaların hayata geçirilmesinin 60 bin Rum'un KKTC topraklarına gelmesi anlamına geleceğini ifade eden Denktaş, şöyle devam etti:

'Bu, Kıbrıs'ın gerçeklerine aykırı, zamana ihtiyacımız var diyoruz ve iyi niyetle bu belgeyi müzakere etmemiz için fırsat verilmesini istiyoruz. Kıbrıs meselesi, Denktaş meselesi değildir, Denktaş siyaseti değildir.'

Kıbrıs'ın Türkiye için öneminin Türk devleti tarafından takdir edildiğinin altını çizen Denktaş, Türkiye'nin Kıbrıs politikasına ilişkin belli parametrelerin tüm hükümetler tarafından korunduğunu söyledi.

Denktaş, uzlaşma için gereken her şeyi yaptıklarını ifade ederek, Kıbrıs konusunda bu kritik zamanda, Türkiye'nin dostlarının da Rum yönetimine bazı gerçekleri anlatması ve adada tek hükümet olamayacaklarını söylemeleri gerektiğini kaydetti.

Denktaş, bir soru üzerine, 28 Şubat'ın kesin bir son tarih olmadığının Annan tarafından da dile getirildiğini hatırlatarak, incelenmesi gereken birçok konu bulunduğunu ve zaman baskısı yapılmasının doğru olmadığını söyledi. Tarafların önüne, AB'nin kendi programı nedeniyle bazı tarihler konulduğunu belirten Denktaş, şubat olmasa da mart ayı içinde bir sonuca ulaşılmasını umduklarını bildirdi.

Bir başka soru üzerine, Annan planının Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides tarafından kabul edildiği, kendisi tarafından ise reddedildiği görüşünün doğru olmadığını kaydeden Denktaş, her iki tarafın da sunulan ilk plana ilişkin çekinceleri genel sekretere ilettiğini, bu gelişmeler sonucunda ikinci planın hazırlandığını belirtti ve belli propagandalar sonucu bu planın kendisi tarafından reddedildiği şeklinde bir anlayışın ortaya çıktığını söyledi.

Denktaş, ne Klerides'in, ne de kendisinin planı kabul ettiğini hatırlatarak, Türk tarafının planı müzakere etmeye hazır olduğunu açıkladığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC'de düzenlenen bazı gösterilerin hatırlatılması üzerine, bu gösterilere katılanların zenginlik refah ve barış istediklerini, ancak bu barışın şartlarını belirtmediklerini söyleyerek, tüm siyasi partileri bir araya getireceğini ve yapılacak toplantıda konuyu tüm boyutlarıyla ele alacaklarını söyledi.

KIBRIS 30/12/2002

Parlamento Konseyi’nde arayışa devam

Cumhuriyet Meclisi’nin Kıbrıs müzakere sürecinde aktif görev üstlenmesi hedefiyle, Genel Kurul kararıyla oluşturulan “Parlamento Konseyi”nin hayata geçirilmesi çalışmalarına bugün dedevam edilecek.
Mecliste temsil edilen siyasi partilerinin başkanları bugün saat 11:00’de Cumhuriyet Meclisi’nde yeniden toplanarak konseyin işlevi konusunda mutabakata varmaya çalışacaklar.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu olağanüstü birleşiminde CTP ve TKP’nin red oyuna karşılık UBP, DP, MAP ve YAP’ın oylarıyla, Kıbrıs müzakere sürecinde Cumhurbaşkanı Denktaş’la istişare halinde çalışmak üzere oluşturulmasına karar verilen “Parlamento Konseyi”nin çalışma şeklini ve kimlerden oluşacağını belirlemek amacıyla geçen hafta toplantı yapılmıştı. Salı ve cum
a günü biraraya gelen parti liderleri, uzun süren tartışmalara rağmen uzlaşma sağlayamamış ve pazartesi (bugün) yeniden toplanma kararı almıştı.
Parlamento Konseyi oluşturlmasına ilişkin karar CTP ve TKP’nin red oyuna karşılık UBP, DP, MAP ve YAP’ın oyları
yla alınmıştı. TKP ve CTP, Konsey’e temsilci vermek için işlevsel kılınması gereği üzerinde duruyor.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Konsey’in, işlevsel olması ve Türk tarafının 28 Şubat’a yönelik yükümlülük altına girmesi halinde
yararlı olabileceğini belirterek, aksi halde Konsey’de yer almayacaklarını belirtmişti. Talat, Konsey’in kurulmasında ve bu Konsey’e temsilci vermelerinde Cumhurbaşkanı Denktaş’ın tavrının büyük önem taşıdığını da ifade etmişti.
TKP Genel Başkanı Hüseyin
Angolemli de karar alınamamasının nedenlerini açıklarken, “28 Şubat’a kadar Annan planı temelinde çözüme var mıdırlar, yok mudurlar, önemli olan bu. Eğer yoksalar bu konseye de gerek yok. Bu şartlarda konseye üye vermeyeceğiz. Bunun tespitini yapmaya çalışıyoruz” şeklinde konuşmuştu
Angolemli de, Konsey oluşumunda Denktaş’ın tutumunun önemli olduğunu vurgulamıştı. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Ankara’da iken aynı gün BRT’ye yaptığı açıklamada Parlamento Konseyi’nde oybirliğiyle alınacak tüm kararları kabu
l edeceğini belirtmiş, “Danışma heyetim olacak, danışacağım, oybirliğiyle karar alınacak ve Denktaş olarak ben bu oybirliğiyle alınan karara ‘razı değilim’ diyeceğim böyle şey olmaz. Oybirliğiyle alınacak karar benim üzerimde büyük bir ağırlıktır. Buna hayır demek mümkün değildir” diye konuşmuştu.

Demirel Kıbrıs’ı konuştu

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Vergi Rekortmenleri Geleneksel Ödül Töreni Antalya Talya Convention Center'da gerçekleştirildi.
Ödül törenine 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, de katıldı.
Demirel, 'Kıbrıs meselesi bir neticeye bağlanamıyorsa. Bunun kusurunu Türkiye'de aramak veya Kıbrıs'taki Türkler'de aramak yanlıştır. Kıbrıs meselesini çıkaran Türkler değildir. Niye halledilemiyo
r Kıbrıs meselesi, çünkü adamlar Enosis fikrinden vazgeçmiyor. Ve Avrupa geliyor Kıbrıs'ı içine alıyor. Sorunlar yumağı içindeki Kıbrıs'ı niye içine alıyorsun Avrupa? Aranızda anlaşın diyor. Türkiye, Kıbrıs konusunda kusuru kendisinde, Kıbrıs Türkleri'nde veya Rauf Denktaş'ta aramamalı, bu gayet yanlıştır' dedi.
Demirel, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana büyük ilerlemeler kaydettiğini belirterek, 'Bir zamanlar hasta adam olarak gösterilen Türkiye Avrupa Birliği'ne kaydını yaptırmayı bekleyen bir
ülke haline gelmiştir' diye konuştu.
Demirel, Türkiye'nin önemli kararlar eşiğinde olduğunu ifade ederek, 'Türk milletinin şuuru neyin doğru olduğunu idrak eder. Kıbrıs ve Irak meselesinde Türkiye'nin menfaatleri korunarak çıkılacaktır' diye konuştu
YENIDUZEN 30/12/2002

Denktaş ‘zamana’ doymuyor!
** Rauf Denktaş, adaya döndü. Denktaş, uzlaşma ve müzakere için zaman istedi. Geçitkale Havaalanı’nda konuşmadı, helikopterle Yılan Adası’na uçtu. Ankara’da yaptığı açıklamalarda ise “Her barış barış değil” dedi

** Denktaş, 28 Şubat’a kadar çözümün sağlanıp sağlanmayacağına ilişkin bir soru üzerine de “Tarih koyarak üzerimize varmak doğru değil. AB’nin programı nedeniyle ikide bir önümüze tarih konulmakta. Biz neticeye varmak için elimizden geleni yapacağız” d
iye konuştu

Rauf Raif Denktaş bir süredir tedavi gördüğü Ankara’dan adaya döndü. Bu gelişinde karşılama töreni yoktu. Denktaş, Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşlerini Kıbrıs yerine Ankara’da açıklamayı tercih etti ve 1968’den beri görüşmeleri sürdüren kişi o
larak yine “zaman” istedi.
Askeri uçakla saat 11.20‘de Geçitkala Havalaanı’na inen Cumhurbaşkanı Denktaş’ı hükümet yetkilileri ve bazı komutanlar karşıladı.
Adaya hareketinden önce Ankara’da açıklama yapan Denktaş, Kıbrıs’ta düzenlenen eylemlerden duyduğu
üzüntüyü dile getirdi.
Barışın Kıbrıs Türkü’nün yerden göğe kadar hakkı olduğunu vurgulayan Rauf Denktaş “Her barış barış değil, barışın temellerini iyi bilmek, oturtmak lazım” dedi. Adadaki eylemerin yalnış izlenim verdiğini ve Rumlar’ın işine yaradığını
öne süren Denktaş, 28 Şubat’a kadar çözümün sağlanıp sağlanmayacağına ilişkin bir soru üzerine de “Tarih koyarak üzerimize varmak doğru değil. AB’nin programı nedeniyle ikide bir önümüze tarih konulmakta. Biz neticeye varmak için elimizden geleni yapacağız" diye konuştu.

Doktorlar: “Maşallahı var”
Kalp ameliyatının ardından bir dizi komplikasyon yaşayan Rauf Denktaş’ın sağlık durumunun son derece iyi olduğu ve göğüs kafesinde su toplanması dışında hiçbir sorunu bulunmadığı bildirildi.
Ankara’daki tedavisi
nin ardından dün saat 11.20’de özel bir uçakla adaya gelen Denktaş, Geçitkale Havaalanı’nda VİP salonuna girmeden ve herhangi bir açıklama yapmadan gazetecilere sadece el sallayarak askeri helikopterle Yılanadası’ndaki konutuna giderken, Denktaş’a eşlik eden doktorlar gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Aynı uçakla aileleri ile birlikte adaya gelen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Genel Cerrah Prof. Dr. Altan Tüzüner, Kardiyolog Prof. Dr. Erdem Yormuk ile Kardiyolog Doç. Dr. Yusuf Atmaca, yaklaşık bir
hafta süreyle KKTC’de kalarak Denktaş’ın tedavisini sürdürecekler.
Gazetecilerin Denktaş’ın sağlık durumuna ilişkin sorularını yanıtlayan Prof. Tüzüner ile Prof. Yormuk, göğüs kafesinde su toplanması dışında Cumhurbaşkanı’nın hiçbir sağlık sorunu bulunmadığını belirttiler. Göğüsteki suyun da giderek azaldığını ve tedavinin sürdürülmesiyle kısa sürede tamamen kurutulacağını belirten uzman hekimler, ameliyatlar sonrası görülen normal bir durum olmasına karşın uzun süreden beri R.R Denktaş’ı uğraştıran su top
lanmasını “şansızlık” olarak nitelediler.
Bunun dışında kalpte hiçbir sorun olmadığını, tüm değerlerin de normal olduğunu belirten hekimler, “Maşallahı var, her şey çok iyi” diye konuştular.

‘Ceviz Kabuğu’nda konuşmuştu

R.R Denktaş adaya gelmeden önce Tü
rkiye’deki bir özel televizyon kanalında yine ‘bildik’ açıklamalarını yaptı. 1958’lere uzanan Denktaş, son mitingte toplanan kalabalığı
küçümsedi, suçladı...
Hem “Halkın desteği yanımda. Halkın yüzde 80’i beni destekliyor” dedi hem de referanduma karşı çı
ktı...
R.R Denktaş, Kıbrıs’ta “Çözüm, barış, Avrupa Birliği” arzulayan herkesi “bazı kaynaklardan” para almakla suçladı.
“Ben de barış istiyorum ama” diyen Denktaş, Kuzey Kıbrıs’ta “trafiğin dahi değişmesi” gerektiğini söyledi ve Türkiye’de olduğu gibi “tr
afiğin sağdan akışını” istedi...
“Sendika ağaları hem öğrencileri hem öğretmenleri kandırıyor” diyen Denktaş, UHH’dan övgüyle söz ederken, 26 Aralık mitingine katılanlar içinse “Sinek de küçük ama mide bulandırır” yorumunu yaptı.

YENIDUZEN 30/12/2002

Kıbrıslılar için daha önce ‘eşek’ benzetmesi yapılmıştı...

Kıbrıslılar için daha önce ‘eşek’ benzetmesi yapılmıştı... R.R Denktaş bu kez “Barış, Çözüm ve Avrupa Birliği”
diye meydanları dolduran insanımızın ‘mide bulandırdığını’ söyledi ve yeni bir benzetme yaptı:

‘Sinek’

R.R Denktaş bu kez ‘sessiz sedasız’ adaya geldi, ‘şaşalı’ törenlerle karşılanmadı. Protestolardan korkulduğu için helikopterle yılan adasına götürüldü, karayolu kullanılmadı. R.R Denktaş adaya gelmeden önce Türkiye’deki bir özel televizyon kanalında yine ‘bildik’ açıklamalarını yaptı. 1958’lere uzanan Denktaş, son mitingte toplanan k
alabalığı
küçümsedi, suçladı... Hem “1968’den beri görüşmeleri” sürdürdüğünü anlattı, hem de müzakereler için yine ‘zaman’ istedi. Denktaş ‘istifa etmeyeceğini’ söyledi

Referandumdan kaçmak...
Hem “Halkın desteği yanımda. Halkın yüzde 80’i beni destekliy
or” dedi hem de referanduma karşı çıktı...

Herkes para yiyor?
R.R Denktaş, Kıbrıs’ta “Çözüm, barış, Avrupa Birliği” arzulayan herkesi “bazı kaynaklardan” para almakla suçladı

Trafik de değişsin!
“Ben de barış istiyorum ama” diyen Denktaş, Kuzey Kıbrıs’ta
“trafiğin dahi değişmesi” gerektiğini söyledi ve Türkiye’de olduğu gibi “trafiğin sağdan akışını” istedi...

Kandırılıyorlar!..
“Sendika ağaları hem öğrencileri hem öğretmenleri kandırıyor” diyen Denktaş, UHH’dan övgüyle söz ederken, 26 Aralık mitingine k
atılanlar içinse “Sinek de küçük ama mide bulandırır” yorumunu yaptı

Ankara’da konuştu!
R. R Denktaş dün adaya gelmeden önce açıklamalarını Ankara’da yapmayı tercih etti. Denktaş Ankara’da “Her barış barış değil” diyerek görüşlerini ortaya koydu

Helikopt
erle Yılan Adası’na
Denktaş'a iki Profösör ve bir Doçentten oluşan bir de hekim heyeti eşlik etti. Adaya dönüşünde, Geçitkale Havaalanı'ndan VİP salonuna girmeden ve herhangi bir açıklama yapmadan askeri helikopterle doğrudan Yılan Adası'na hareket etti.

Erel’den Denktaş’a yaylım ateşi
'Cumhurbaşkanının değer yargılarına göre, gerçekleri görmek için ya kandırılmış olmak veya para yemiş olmak gerekmektedir' diyen Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, şu görüşünü de vurguladı: “Ortak görüş, Denktaş'ın bir antlaşma
ya hiçbir şart altında imza atmayacağıdır. Kendisi de 'ölürüm de imzalamam' demektedir”
YENIDUZEN 30/12/2002

Denktaş, zaman istedi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin "Kıbrıs Cumhuriyeti" makamını zorla işgal ettiğini belirterek, Rumların bundan sonraki amaçlarının Kıbrıs Türklerini azınlık olarak kabul ettirmek olduğunu söyledi.
Öğle saatlerinde KKTC'ye dönen Denktaş, Ankara'dan ayrılmadan önce Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sund
uğu plan çerçevesinde önlerine yeni bir takvim konduğunu ifade ederek, kendilerinin Türk tarafının siyasal eşitliğini korumak için verdikleri mücadeleyi bundan sonra da sürdüreceklerini söyledi.
"Halkın 1974'e kadar çektikleri insanlık açısından utançtır"
diyen Denktaş, Rum yönetimiyle 16 yıl federasyon konuştuklarını, ancak Rum yönetiminin adanın tümünü temsil etme iddiasından vazgeçmediğini, AB'ye de bu sahte unvanla başvurduğunu belirtti. Denktaş, kendilerinin Rum yönetiminin adanın tümü adına yaptığı bu başvuruya itiraz ettiklerini, ancak kimsenin bu itirazları dikkate almadığını söyledi.
YENİ ORTAKLIK
Annan planı çerçevesinde yeni bir ortaklığın gündeme geldiğine işaret eden Denktaş, Kıbrıs'ta taraflar arasında görüşmelerin başlamasının hemen ardından AB'nin, anlaşma olsa da, olmasa da Rum kesimini üyeliğe kabul edeceğini açıkladığını, bu gelişmenin de Rumlarda yeni bir ortaklık kurma isteği bırakmadığını kaydetti.
Önlerine Annan planına dahil olan bazı istenmeyen haritalar konulduğunu belirten Denkta
ş, bu haritaların ortadan kalkması için uğraşmaya devam edeceklerini söyledi. Haritaların hayata geçirilmesinin 60 bin Rum'un KKTC topraklarına gelmesi anlamına geleceğini ifade eden Denktaş, şöyle devam etti:
"Bu, Kıbrıs'ın gerçeklerine aykırı, zamana ih
tiyacımız var diyoruz ve iyi niyetle bu belgeyi müzakere etmemiz için fırsat verilmesini istiyoruz. Kıbrıs meselesi, Denktaş meselesi değildir, Denktaş siyaseti değildir."
Kıbrıs'ın Türkiye için öneminin Türk devleti tarafından takdir edildiğinin altını ç
izen Denktaş, Türkiye'nin Kıbrıs politikasına ilişkin belli parametrelerin tüm hükümetler tarafından korunduğunu söyledi.
Denktaş, uzlaşma için gereken her şeyi yaptıklarını ifade ederek, Kıbrıs konusunda bu kritik zamanda, Türkiye'nin dostlarının da Rum
yönetimine bazı gerçekleri anlatması ve adada tek hükümet olamayacaklarını söylemeleri gerektiğini kaydetti.
Denktaş, bir soru üzerine, 28 Şubat'ın kesin bir son tarih olmadığının Annan tarafından da dile getirildiğini hatırlatarak, incelenmesi gereken bi
rçok konu bulunduğunu ve zaman baskısı yapılmasının doğru olmadığını söyledi. Tarafların önüne, AB'nin kendi programı nedeniyle bazı tarihler konulduğunu belirten Denktaş, Şubat olmasa da Mart ayı içinde bir sonuca ulaşılmasını umduklarını bildirdi.
Bir b
aşka soru üzerine, Annan planının Kıbrıs Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides tarafından kabul edildiği, kendisi tarafından ise reddedildiği görüşünün doğru olmadığını kaydeden Denktaş, her iki tarafın da sunulan ilk plana ilişkin çekinceleri Genel Sekreter'e ilettiğini, bu gelişmeler sonucunda ikinci planın hazırlandığını belirtti ve belli propagandalar sonucu bu planın kendisi tarafından reddedildiği şeklinde bir anlayışın ortaya çıktığını söyledi.
Denktaş, ne Klerides'in, ne de kendisinin planı kabul et
tiğini hatırlatarak, Türk tarafının planı müzakere etmeye hazır olduğunu açıkladığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC'de düzenlenen bazı gösterilerin hatırlatılması üzerine, bu gösterilere katılanların zenginlik, refah ve barış istediklerini, anc
ak bu barışın şartlarını belirtmediklerini söyleyerek, adaya dönüşünde tüm siyasi partileri bir araya getireceğini ve yapılacak toplantıda konuyu tüm boyutlarıyla ele alacaklarını söyledi.

HALKIN SESI 30/12/2002

Denktaş: Ankara zorlarsa istifa ederim

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Tedavi gördüğü Ankara'dan adaya dönen KKTC Cumhurbaşkanı, "Ama şimdiye kadar hiçbir hükümetten planı imzalamam yönünde bir baskı görmedim. İstifa etmeyi düşünmüyorum" diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs'taki bölünmenin müzakere masasında Türk tarafını zor durumda bıraktığını söyleyen Denktaş, ‘‘Ankara'dan böyle bir anlaşmayı imzalamam için baskı gelirse, çekilirim, yerime başkasını bulurlar’’ dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan planın Kıb
rıslı Türkleri azınlık durumuna düşüreceğini belirterek, ‘‘Türkiye'den böyle bir anlaşmayı imzalamam için baskı gelirse, çekilirim, yerime başkasını bulurlar’’ dedi. Denktaş, Ada'ya dönmeden önce ATV'de yayınlanan Ceviz Kabuğu programına konuk oldu. Denktaş Kuzey Kıbrıs'taki bölünmenin müzakere masasında Türk tarafını zor durumda bıraktığını vurguladı. Denktaş, Lefkoşa'da 26 Aralık'ta yapılan mitingde istifasının istendiğinin anımsatılması üzerine, ‘‘İstifa etmeyi düşünmüyorum. Türkiye'den kabul edemeyeceğimiz bir belge için dayatma yapılırsa çekilirim. Ama şimdiye kadar hiçbir hükümetten böyle bir baskı görmedim’’ diye konuştu. 22 Aralık'ta yapılan kongrede Demokrat Parti Başkanlığı'na seçilen Turizm Bakanı oğlu Serdar Denktaş'ın kendisinin yerine geçirilmek istendiği yolundaki iddiaları da yanıtlayan Denktaş, ‘‘Oğluma bunu sordum. Böyle bir işi ancak şeytanların planlayacağını söyledi’’ dedi. Denktaş, programda Annan planında Türk tarafını en fazla rahatsız eden konuları şöyle sıraladı:

PLANA İTİRAZLAR

HARİTA


Topraklarımızın yüzde 21'ini verip 55 bin insanımızı yeniden göçmen durumuna düşürmemizi istiyorlar. Bu harita kabul edilirse elimizde verimli toprak kalmayacak. 1350 işyeri kapanacak. Tarımsal üretimin yüzde 66'sını kaybedeceğiz. Bu haritadan kaynaklanan zararımız yılda 200 milyon doları aşacak.

GÖÇ

28 yıl içinde içimize 60 bin Rum alacağız. Bize kalacak toprakların yüzde 11'i daha Rumlara gidecek.

GARANTİLER

BM Barış Gücü'ne verilecek yetkilerle Türkiye'nin garantörlük hakları sınırlandırılaca
k. Askerimiz kendini bile koruyamayacak duruma gelecek.

EGEMENLİK

Biz 40 yıldır kurucu ortak olduğumuz 1960 Anlaşması'ndaki haklarımızı istiyoruz. Kurucu ortaklık statüsünün kayda geçirilmesini istiyoruz. Oysa planda bize korumaya alınmış azınlık statü
sü öneriliyor.

HURRIYET 30/12/2002