Denktaş: Annan belgesini zemin olarak kabul edemeyiz

KKTC Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreteri tarafından sunulan belgede var olan eksiklikler giderilmeden bu belgenin zemin olarak kabul edilemeyeceğini söyledi.

Lefkoşa
AA

22 Kasım— KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC’de yayın yapan Radyo Güven’e yaptığı açıklamada, “Ortaya konulmuş olan bu görüşleri, ‘Yapılacak bina için zemin olarak kabul ettik’ diyemeyiz. Zemin olarak kabul edip edemeyeceğimizi müzakere ederiz ve zemin olarak kabul edilebilmesi için hangi değişikleri istiyoruz, bunları söylemek mecburiyetindeyiz, bunlar üzerinde direnmek mecburiyetindeyiz” diye konuştu. Denktaş, Annan belgesinde, Kıbrıs Türkü’nün egemenliğinin yer almadığı görüşünü de savundu.

 


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Kıbrıs Türk halkının yeniden göçmen durumuna düşürmeye kimsenin gücü olmadığını” vurguladı. “Kimsenin, kulağından tutup kimseyi yerinden edemeyeceğinin” altını çizen Denktaş, “Biz kendimizi 3-5 yılda Kıbrıs’ta Türk azınlığı durumuna düşürecek tedbirlere boyun eğmeyeceğiz, razı olmayacağız. Mesele bu kadar basittir” diye konuştu.

‘
BELGEDE KIBRIS TÜRKܒNÜN EGEMENLİĞİ YOK’
Annan belgesinde, Kıbrıs Türkü’nün egemenliğinin yer almadığına da dikkat çeken Denktaş, Annan belgesinde tespit ettikleri aksaklık, eksiklik ve tuzakları değerlendirerek ilgili makamlara bu konudaki görüşlerini aktardıklarını kaydetti.

‘RUMLARIN KUZEY’E GELİŞİ ÇOK TEHLİKELİ’
Belli oranda Rum’un KKTC’ye yerleştirilmesinin ileride Kıbrıs Türkü’nün yok olması tehlikesini gündeme getirebileceğine işaret eden Denktaş, şunları söyledi: “Yüzde 1 Rumları içinize aldın meselesi var. Rumu aldın, al, ondan sonra ne olacak? 1960’da iki ayrı cemaat statüsünü korumak için alınan bütün tedbirler ortadan kalkıyor ve Rumlarla birlikte biz içimize yüzde
30’a kadar Rum almak suretiyle seçimlere gideceğiz ve Türklüğümüzü veyahut Türk idaresini veyahut Türk egemenliğini ki, egemenlik şimdilik yok şeyde, koruyacağız. Böyle şeyler olmaz. Bunlar çok tehlikeli şeylerdir.”

‘YENİ HÜKÜMET SİL BAŞTAN YAPMAZ’

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs’ta bir anlaşma istediklerini, Rum tarafıyla müzakerelerden kaçmadıklarını, ancak böylesine milli bir davayı görüşmek için sağlam temeller üzerine oturtulmuş bir zeminin varolması gerektiğini vurguladı. BM Genel Sekreteri’nden gerekli esnekliği istediğini anımsatan Denktaş, “Bize ‘hayır boğazınızı sıkacağız, ya o tarihte bunu verirsiniz, bu iş biter’ diyen yok. Dolayısıyla inşallah o tarihe kadar biz de kendimize geliriz, Türkiye kararını vermiş olur, ama milli bir dava vardır, milli kararlar vardır. Bunları Türkiye’de yeni bir hükümet geldi diye sil baştan yapacak değildir diye düşünüyorum. Sil baştan yapılmayacak çok husus vardır” dedi.

‘PLAN 1960 HAKLARINI ORTADAN KALDIRIYOR’
Annan belgesinde, 1960 anlaşmalarıyla Türkiye’ye verilmiş hakların tümünün ortadan kaldırıldığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, “Bu yaklaşımla bunlara Türkiye ne kadar razıdır ve nasıl razıdır, hangi şartlarda razıdır, bunları bilmemiz lazımdır. Bunları da bilmek için zamana ihtiyacımız vardır” diye konuşt
u. Denktaş, şöyle konuştu: “Şu veya bu, ben veya öteki, bir köy halkına köyünü 40 yıldır, 50 yıldır, 100 yıldır korumuş olan bir halka, ‘ben sizi Rum’a verdim’ deme hakkımız var mı? Bunu o halkın söylemesi lazım. O halk kımıldamıyorsa, ‘ben toprağıma sahip çıkacağım’ diyorsa, neticede zorla evinden, yerinden edecek güç kime aittir. Bu self-determinasyon denilen hakkın en başta gelen şeyidir, toprağını sonuna kadar korumuş olan insanlar, bu nedenle evinden yurdundan edildiği için göç ederek, bir anlaşma neticesinde Kuzey’e gelip yerleşmiş olan insanlar ‘efendim şimdi olmadıydı, yanlış yaptıydık, siz tekrar göçmen olacaksınız’ demek hakkı kimde var? İnsan haklarıyla bu bağdaşır mı, bağdaştırılabilir mi?”

NTV 22/11/2002

Denktaş sertleşiyor

KKTC Cumhurbaşkanı, ‘Bizi azınlık durumuna düşürecek tedbirlere razı olmayacağız’ dedi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs çözüm planıyla ilgili karşıt tutumunu sürdürüyor. KKTC’de yayın yapan Radyo Güven’e konuşan Denktaş, "Kıbrıs Türk halkının rahat olmasını, bu halkı yeniden göçmen durumuna düşürmeye kimsenin gücü olmadığını" belirtti.
Denktaş, "Kimsenin, kulağından tutup kimseyi yerinden edemeyeceğini" vurgulayarak, "Biz kendimizi 3 - 5 yılda Kıbrıs’ta Türk azınlığı durumuna düşürecek
tedbirlere boyun eğmeyeceğiz. Mesele bu kadar basittir" dedi. Denktaş, "Annan tarafından sunulan belgede var olan eksiklikler, aksaklıklar giderilmeden, bu belgeyi zemin olarak kabul edemeyeceklerini" söyledi.
Annan belgesinde, Kıbrıs Türkünün egemenliğin
in yer almadığına da dikkat çeken Denktaş, belgede tespit ettikleri aksaklık, eksiklik ve tuzakları değerlendirerek ilgili makamlara görüşlerini aktardıklarını kaydetti.

MILLIYET 22/11/2002

Denktaş yokuşa sürüyor

BM ve AB plan hakkında açıklama beklerken, New York'ta tedavi gören Denktaş 'asıl niyeti'ni ortaya koydu: Planı müzakere zemini kabul edemeyiz. Kabul etmek için önce isteklerimizi müzakere etmeliyiz

22/11/2002

AA - LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da sunduğu Kıbrıs çözüm planına bir haftalık sürede yanıt vermeyen KKTC lideri Rauf Denktaş, 'hayır' demek istediği konusunda ağzından baklayı çıkardı. Kalp ameliyatı sonrası tedavisinin sürdüğü New York'ta her gün planla ilgili olumsuz açıklama yapan Denktaş, son olarak, 'belgeyi müzakerelere zemin kabul edemeyeceklerini' söyledi.
KKTC'deki Radyo Güven'e "Belgede var olan eksikler, aksaklıklar giderilmeden, bu belgeyi zemin olarak kabul edemeyiz. Ortaya konulmuş bu görüşleri, 'yapılacak bina için zemin olarak kabul ettik' diyemeyi
z" diyen Denktaş şöyle devam etti: "Zemin olarak kabul edip edemeyeceğimizi müzakere ederiz ve zemin olarak kabul edilebilmesi için hangi değişiklikleri istiyoruz, bunları söylemek mecburiyetindeyiz, bunlar üzerinde direnmek mecburiyetindeyiz."
Belgede Kı
brıs Türkü'nün egemenliğinin yer almadığını savunan Denktaş, aksaklık, eksiklik ve tuzakları ilgili makamlara aktardıklarını kaydetti. Bu makamların hangileri olduğunu belirtmedi.

'Mesele bu kadar basit'
Belli oranda Rum'un kuzeye yerleştirilmesinin Kıbrıs Türkü'nün yok olması tehlikesi yaratacağını ortaya atan KKTC lideri, Kıbrıs Türk halkını yeniden göçmen durumuna düşürmeye kimsenin gücü olmadığını söyleyerek şöyle dedi: "Kimse kulağından tutup kimseyi yerinden edemez. Biz kendimizi üç beş yılda Türk a
zınlığı durumuna düşürecek tedbirlere boyun eğmeyeceğiz.
Mesele bu kadar basit."
"Yüzde 1 Rumları içinize aldın meselesi var. Rum'u aldın, al, ondan sonra ne olacak? 1960'da iki ayrı cemaat statüsünü korumak için alınan tüm tedbirler ortadan kalkıyor ve
Rumlarla birlikte biz içimize yüzde 30'a kadar Rum almak suretiyle seçime gideceğiz ve Türklüğümüzü veyahut Türk idaresini veyahut Türk egemenliğini ki, egemenlik şimdilik yok şeyde, koruyacağız. Böyle şeyler olmaz. Bunlar çok tehlikeli şeylerdir."
KKTC l
ideri müzakereden kaçmadığını, ama milli davayı görüşmek için sağlam temele oturmuş zemin gerektiğini kaydetti. Denktaş, Annan'dan esneklik istediğini, kimsenin 'Ya o tarihte bunu verirsiniz, ya da bu iş biter' demediğini ve 'inşallah' 12 Aralık'a dek durumlarının belli olacağını söyledi.
Planda 1960 anlaşmalarıyla Türkiye'ye verilmiş hakların tümünün ortadan kaldırıldığını öne süren Denktaş, "Bu yaklaşımla bunlara Türkiye ne kadar razıdır ve nasıl razıdır, hangi şartlarda razıdır, bunları bilmemiz lazımdı
r. Bunun için zamana ihtiyacımız var" dedi.
KKTC'de koalisyonun büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi (UBP) planın müzakere zemini oluşturmadığını açıklarken, tek destek planın 'ciddi zemin oluşturduğunu' açıklayan muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi'nde
n (CTP) geldi.

RADIKAL 22/11/2002

Denktaş bildiğiniz gibi

İsmet Berkan

22/11/2002

Günlerdir televizyonlara Kofi Annan planının üstünde müzakere edilebilir bir plan olduğunu söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün ağzındaki baklayı çıkardı, "Plan müzakere etmeye değmez" dedi.
Türkiye'yi yöneten insanlar günlerdir "Planı müzakereden kaçmayacağız" derken Rauf Denktaş'ın "Hayır" deyip işin içinden çıkması ne anlama geliyor? Denktaş, bu cevabı verirke
n kendisinden ve bir-iki danışmanından başka kime danıştı? Acaba Kıbrıs halkı ne diyor? Kıbrıs hükümeti ne diyor?
Planın 'kötü' ya da 'tuzaklarla dolu' olduğunu, reddedilmesi gerektiğini söyleyenler kervanına katılan Rauf Denktaş'ın amacının Kıbrıs'ı çözm
ek değil, çözümsüzlüğü sürdürmek olduğu bence bir kez daha anlaşılmış bulunuyor.
Kofi Annan'ın planında bula bula en 'büyük tuzak' olarak Türk tarafına geçecek Rum nüfusunu bulanlar, anladığım kadarıyla planın orijinalini okumamışlar, onun yerine gazetele
re yansıyan özet bilgilerle yetinmişler.
20 yıllık bir geçiş döneminden söz ediliyor, bu bir. Her yıl Türk tarafına geçecek Rum sayısı, Türk nüfusunun yüzde 1'iyle sınırlı. Yani ilk yıl 2 bin Rum gelebilecek Türk tarafına, eğer Türk tarafının nüfusu 200 b
inse. 20 yılın sonunda da Rum miktarı, Türk sayısının üçte birini aşamayacak. Yani, bugünkü Türk nüfusunu sabit kabul etsek, 20 yıldan sonra Türk tarafında en fazla 70 bin Rum yaşayabilecek.
Yalnız, göç ile ilgili tek parametre bu değil.
Gözden kaçırılan
da bu zaten. Göçmen Rumlar, Türk tarafında siyasi bir varlık olmak istiyorlarsa Türk tarafının vatandaşı olacaklar. Yani, Türk tarafının anayasasına ve vatandaşlık mevzuatına uymak zorunda kalacaklar.
Bir başka unutulan şey var: Bu rakamlar da sonuçta mü
zakereye açık şeyler.
Bunları ben biliyorum ve görüyorum da, aslında 40 yıllık bir mücadelenin sonunda Kofi Annan planıyla büyük bir zafer kazanan Rauf Denktaş görmüyor mu? Elbette görüyor.
Kıbrıs Türk'ü için önemli olan nedir? Toprak mı, egemenlik mi? Ö
nceki gün CNN Türk'te Mehmet Ali Birand'ın programına çıkan 7. Cumhurbaşkanı
Kenan Evren, bu soruyu zamanında Rauf Denktaş'a sorduğunu söyledi ve ekledi: "Elbette egemenlik daha önemli. Çünkü zaten biz zamanında,
'ileride pazarlık masasında geri veririz'
diyerek fazladan toprak almıştık. Denktaş, o zaman yüzde 29 artıya kadar toprak vermeyi kabul etmişti."
Peki Kenan Evren'in bu tanıklığına rağmen Denktaş neden "Müzakere masasına oturmam" diyor? Neden Kıbrıs Cumhuriyeti'nin eş başkanlığını elinin tersiyl
e itiyor? Anlamaya imkân yok gerçekten.
Ağır bir ameliyat geçiren, ameliyat sonrası çıkan komplikasyonlardan kurtulamayan Denktaş'ın 12 Aralık'tan önce ayağa kalkamayacağı söyleniyor.
Durum bu kadar acilken ve hastalığı müzakere masasına oturmasına engel
ken
acaba Denktaş'ın yerine başka bir müzakereci atanamaz mı? Kıbrıs hükümeti bu görevi Cumhurbaşkanı'ndan, o iyileşene kadar alamaz mı?
Ankara'nın Kıbrıs konusunda ne kadar kararlı olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Kıbrıs'ta bunca yıldan sonra is
tenen alınmış, nüfusun yüzde 20'sine sahip Türkler, toprakların yüzde 28.5'ini, devletin ise yüzde 50'sini ele geçirmiş durumdalar.
Bu, kaçırılacak bir fırsat değildir.
12 Aralık'a kadar Kıbrıs'ta temel anlaşmaya imza atılmalıdır, atılmak zorundadır

RADIKAL 22/11/2002

Denktaş öyle diyor ama...

Erdal Güven

22/11/2002

Denktaş dün 'Annan Planı'na yanıtını verdi: Türklerin haklarını
ayaklar altına alan bu belge müzakere zemini olarak kabul edilemez.
Denktaş'ın birincil kaygısı egemenliğe ilişkindi. Planda bu kaygı gideriliyor. Ardından siyasal eşitlik geliyordu. O da tamam. Nihayet güvenlik meselesi, yahut garantörlük. Bu da halledilmiş. Velhasıl, Denktaş istediklerini mümkün mertebe almış. Buraya kadar her şey
iyi güzel.
Ancak sıra vermeye gelince işin rengi değişiyor. Denktaş ne verecek? Toprak. Bu toprağa kimler yerleşecek? Rumlar. Denktaş ve diğer
'komplo'cular daha ilk günden işi yokuşa sürmeye başladı. O kadar toprak verilemez, o kadar Rum geri gelemez.
Tutunacakları başka dal kalmadı çünkü.
'Türklerin haklarını ayaklar altına alan bu belge müzakere zemini olarak kabul edilemez.' Denktaş öyle diyor. Her şey bir yana acaba 'hakları ayaklar altına alınan' Türkler ne diyor? Mesela sivil toplum örgütleri...

Kuzey Kıbrıs'ta yaklaşık 90 sivil toplum örgütü 20 Kasım tarihinde bir toplantı yaptı. Örgütler, İşadamları Derneği'nden Devrimci İş Sendikası'na, Taksiciler Birliği'nden Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası'na uzanan bir çeşitlilikte. Toplam üye sayısı 38 bin. Aile fertleriyle birlikte yaklaşık 80 bin insanı temsil ediyorlar. Yayımladıkları bildirinin başlığı şöyle: Annan'ın Çözüm Önerisi müzakere zemini olarak kabul edilsin. İşte bildiriden birkaç satır:
Annan'ın Anlaşma Önerisi, sorunu
n 12 Aralık'a kadar görüşülüp neticelendirilmesi için müsait bir ortam yaratmıştır. Anayasal haklarımızın, siyasal eşitliğimizin ve güvenliğimizin iade edilmesine karşılık, kontrol ettiğimiz fazla toprakların, bazen 28.2, bazen de 29 artı diye ifade ettiğimiz toprak miktarına getirileceği bekleniyordu. Toprak ayarlamaları sırasında taşınacak tüm insanlarımızın tazmin ve tatmin edilmesi ötesinde, ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik ve diğer insani ihtiyaçları mutlaka dikkate alınarak çözüm üretilmeli.
12
Aralık'a kadar önümüzde duran zaman baskısı da dikkate alınarak, liderliğimizin müzakereye başlaması gerekmekte. Hükümet ortağı partilerin, Kıbrıslı Türkler adına, Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye halkını yok oluşa ve krize sürükleyen 'retçi' tavırlarını protesto ederiz. Siyasi liderliğimizi, bu fırsatı değerlendirmeye ve halkımızı daha da kötü günlere götürmeyecek tavırlar üretmeye çağırırız.
'Türklerin haklarını ayaklar altına alan bu belge müzakere zemini olarak kabul edilemez.' Denktaş öyle diyor. Peki ac
aba 'hakları ayaklar altına alınan' Türkler ne diyor? Mesela toprak devri ve nüfus naklinden en fazla etkilenecek bölgede faaliyet gösteren Güzelyurt Geliştirme ve Kalkındırma Derneği...
İşte dün yayımladıkları bildiriden satır başları:
Kıbrıs sorununun
çözümü için zaman daralmıştır. Bunu anlamamak günümüz dünyasını yeterince tanımamaktır.
Biz; Güzelyurt'ta yaşayanlar, çözümden yanayız. Siyasal eşitliğimizin ve AB üyeliğinin adamıza getireceklerini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bir anlaşmanın imzalanması
nı sonuna kadar savunacağız. Ancak 1974 sonrasında Güzelyurt'ta yaşamak zorunda kalan insanların durumlarının da göz önüne alınması gerekir düşüncesindeyiz. Birlikte yaşamanın oluşturduğu değerlerin dağıtılmaması, parçalanmaması gerekmekte. Güzelyurt'ta yer değişecek 15 bin insanın özel şekilde ele alınması gerekmekte. Bunun gereği olarak;
1- Yeni bir Güzelyurt'un kurulması öngörülmeli. Güzelyurt'ta bugüne kadar yaşayan insanların sosyal, kültürel, psikolojik ve diğer insani değişimleri mutlaka dikkate alı
nmalı.
2- İmzalanacak anlaşmanın yaşayabilmesi için tarafların tazmin ve tatmin edilmesi önemli.
3- Türkiye'nin katkılarıyla yapılmakta olan ODTÜ'nün yapımı devam etmeli ve ODTÜ yeni yerleşim alanında olmalı.
Bugün Kıbrıs yeniden yapılandırılıyor. Bu ya
ratımda bütün Kıbrıslıların katkısı olmalı. Anlaşmayı imzalayacak toplum liderleri imzayı atarken Kıbrıs'taki iki halkın yalnızca ekonomik gereksinimlerini değil; birlikte yaşamın sosyal ve manevi gereksinimlerini de dikkate almalı.
Yeterince açık değil m
i?

RADIKAL 22/11/2002


Annan, De Soto'yla buluşacak

22/11/2002

NEW YORK - Kıbrıs için sunduğu çözüm planına Rumlardan zaman sınırlaması olmaması şerhiyle 'müzakere zemini olarak kabul edilir' yanıtı alan, Türk tarafı hâlâ yanıt vermediği için kaygılanan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'yu, konuyu görüşmek üzere Lahey'e çağırdı. BM sözcülüğü, Annan ve De Soto bugünkü görüşmede, plana işlerlik kazandırma olanaklarını tartışacağını açıkladı. Daha fazla ertelemenin önemli bir çözüm fırsatını heba edeceğini belirten BM sözcüsü, "Annan bu yüzden çok kaygılı ve De Soto ile nasıl bir çıkış yolu bulunacağını görüşmek istiyor" dedi. 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesi öncesi planı müzakere zemini kılmaya çalışan Annan, liderlerden 18 Kasım'a kadar görüş istemişti. Türk tarafı New York'ta tedavi gören Denktaş'ın BM'ye yazılı olarak rahatsızlığı nedeniyle gerekli temasları yapamadığını iletmişti.

RADIKAL 22/11/2002

Denktaş: Plan, zemin olamaz

Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla Birleşmiş Milletler genel sekreterinin Türk tarafına sunduğu plana Türk tarafının yanıtının Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hastaneden taburcu olduktan ve bir dizi görüşme yaptıktan sonra verileceği bildirildi.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, KIBRIS Gazetesi'ne yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bugün hastaneden taburcu olacağını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Kieran Prendergrast'la görüşeceğini söyledi. Olgun, cumhurbaşkanının bir dizi temastan sonra Türk tarafının belgeyle ilgili yanıtını Birleşmiş Milletler'e ileteceğini belirtti.

Denktaş'tan geniş açıklama

Bu arada, Cumhurbaşkanı Denktaş, Radyo Güven muhabirinin Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı. Kıbrıs Türk halkını kimsenin yeniden göçmen durumuna düşürmeye gücü olmadığını vurgulayarak, halkın rahat olmasını isteyen Cumhurbaşkanı Denktaş, "Bunlar hep insafla olur, anlaşmayla olur, görüşmeyle olur, zorla olmaz. Onun için herkes toprağına sahip çıksın, herkes köyüne bucağına sahip çıksın, ama tedirgin olmasın. Kimse, kulağından tutup kimseyi yerinden edemez. 'Hayır, sen böyle düşünüyorsun, böyle olacak' diye biz kendimizi 3-5 yılda Kıbrıs'ta Türk azınlığı durumuna düşürecek tedbirlere boyun eğmeyeceğiz, razı olmayacağız. Mesele bu kadar basittir" diye konuştu.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan belgede var olan eksiklikler, aksaklıklar giderilmeden bu belgeyi zemin olarak kabul edemeyeceklerine işaret eden cumhurbaşkanı, "Ortaya konulmuş olan bu görüşleri 'Zemin olarak yapılacak bina için zemin olarak kabul ettik' diyemeyiz. Zemin olarak kabul edip edemeyeceğimizi müzakere ederiz ve zemin olarak kabul edilebilmesi için hangi değişikleri istiyoruz, bunları söylemek mecburiyetindeyiz, bunlar üzerinde direnmek mecburiyetindeyiz" dedi.

Cumhurbaşkanı, Annan belgesinde, Kıbrıs Türkü'nün egemenliğinin yer almadığına da dikkat çekti.

Annan belgesinde tespit ettikleri aksaklık ve eksiklikleri değerlendirerek ilgili makamlara bu konudaki görüşlerini aktarmakta olduklarını ifade eden cumhurbaşkanı, "Biz, bu gördüğümüz aksaklıkları, eksiklikleri, tuzakları değerlendirip, ilgili makamlara da görüşlerimizi söylemekteyiz. Biz 'Görüşmeyelim, Rumlarla görüşerek bir hal çaresi istemiyoruz' demiyoruz. Ortaya konulmuş olan bu görüşleri 'zemin olarak yapılacak bina için zemin olarak kabul ettik' diyemeyiz. Zemin olarak kabul edip edemeyeceğimizi müzakere ederiz ve zemin olarak kabul edilebilmesi için hangi değişikleri istiyoruz, bunları söylemek mecburiyetindeyiz, bunlar üzerinde direnmek mecburiyetindeyiz" dedi.

"Rumların Kuzey'e gelişi çok tehlikeli"

Belli oranda Rum'un Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yerleştirilmesi konusuna açıklık getiren ve bu durumun ileride Kıbrıs Türkü'nün yok olması tehlikesini gündeme getirebileceğine dikkat çeken cumhurbaşkanı, "Yüzde bir, Rumları içinize aldın meselesi var. Rum'u aldın, al, ondan sonra ne olacak. 1960'ta iki ayrı cemaat statüsünü korumak için alınan bütün tedbirler ortadan kalkıyor ve Rumlarla birlikte biz içimize yüzde 30'a kadar Rum almak suretiyle seçimlere gideceğiz ve Türklüğümüzü veyahut Türk idaresini veyahut Türk egemenliğini -ki egemenlik şimdilik yok şeyde- koruyacağız. Böyle şeyler olmaz. Bunlar çok tehlikeli şeylerdir" diye konuştu.

"Görüşmekten kaçmıyoruz ama..."

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs'ta bir anlaşma istediklerini, Rum tarafıyla müzakerelerden kaçmadıklarını, ancak böylesine milli bir davayı görüşmek için sağlam temeller üzerine oturtulmuş bir zeminin varolması gerektiğini de vurgulayarak, "Biz ilgili mercilerle bu endişelerimizi paylaşmaktayız. Dediğim gibi biz görüşmekten kaçmıyoruz, ama neyi görüşeceğiz. 'Bu görüşler BM'nin görüşleri zemindir' dersek, bir bina yapacak kişi nasıl zemini hazırlar, planını hazırlar, o zemine binayı oturtur, onu kabul ediyoruz demektir" dedi ve şöyle devam etti:

"Biz, zemin olabilir mi onu görüşmeye hazırız ve görüşmeye de devam edeceğiz. Biz gereken esnekliği genel sekreterden istemiş bulunuyoruz. Yardımcılarıyla konuşulmaktadır ve konuşmaya devam ediyoruz. Bize 'Hayır boğazınızı sıkacağız, ya o tarihte bunu verirsiniz, bu iş biter' diyen yok. Dolayısıyla inşallah o tarihe kadar biz de kendimize geliriz, Türkiye kararını vermiş olur, ama milli bir dava vardır, milli kararlar vardır. Bunları Türkiye'de yeni bir hükümet geldi diye sil baştan yapacak değildir diye düşünüyorum. Sil baştan yapılmayacak çok husus vardır."

"Türkiye'nin tüm hakları ortadan kaldırılmaktadır"

Annan belgesinde, 1960 anlaşmalarıyla Türkiye'ye verilmiş olan hakların tümünün ortadan kaldırılmakta olduğuna da işaret eden cumhurbaşkanı, "Bu yaklaşımla, bunlara Türkiye ne kadar razıdır ve nasıl razıdır, hangi şartlarda razıdır, bunları bilmemiz lazımdır. Bunları da bilmek için zamana ihtiyacımız vardır" dedi ve şöyle konuştu:

"Şu veya bu, ben veya öteki, bir köy halkına köyünü 40 yıldır, 50 yıldır, 100 yıldır korumuş olan bir halka, 'Ben sizi Rum'a verdim' deme hakkımız var mı? Bunu o halkın söylemesi lazım. O halk kımıldamıyorsa, 'Ben toprağıma sahip çıkacağım' diyorsa, neticede zorla evinden, yerinden edecek güç kime aittir. Bu self determinasyon denilen hakkın en başta gelen şeyidir, toprağını sonuna kadar korumuş olan insanlar, bu nedenle evinden yurdundan edildiği için göç ederek, bir anlaşma neticesinde Kuzey'e gelip yerleşmiş olan insanlar 'efendim şimdi olmadıydı, yanlış yaptıydık, siz tekrar göçmen olacaksınız' demek hakkı kimde var. İnsan haklarıyla bu bağdaşır mı, bağdaştırılabilir mi?

Bunlar hep insafla olur, anlaşmayla olur, görüşmeyle olur, zorla olmaz. Onun için herkes toprağına sahip çıksın, herkes köyüne, bucağına sahip çıksın, ama tedirgin olmasın. Kimse, kulağından tutup kimseyi yerinden edemez. 'Hayır, sen böyle düşünüyorsun, böyle olacak' diye biz kendimizi 3-5 yılda Kıbrıs'ta Türk azınlığı durumuna düşürecek tedbirlere boyun eğmeyeceğiz, razı olmayacağız. Mesele bu kadar basittir."

KIBRIS 22/11/2002

Kuntay: Güzelyurt halkına doğrular söylenmedi

Güzelyurt İlçesini Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD), yeni bir Güzelyurt'un kurulması öngörüldüğünü, Güzelyurt'ta bugüne kadar yaşayan insanların sosyal, kültürel, psikolojik ve diğer insani değişimlerinin mutlaka dikkate alınarak bunun planlanması gerektiğini duyurdu.

GÜKAD Başkanı Hakan Kuntay, ortaya çıkan planların yıllardır Güzelyurt halkına söylenen yalanları ortaya çıkardığını ifade ederek, "Plan, hükümet politikalarının iflasıdır, halka doğruların söylenmediğinin ifadesidir" dedi.

Dernek başkanı Hakan Kuntay yazılı açıklamasında, imzalanacak olan antlaşmanın yaşayabilmesi için tarafların tazmin ve tatmin edilmesinin önemine işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti'nin katkıları ile yapılmakta olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin (ODTÜ) yapımına devam edilmesi ve üniversitenin yeni yerleşim alanının içinde olması gerektiği belirtildi.

Kuntay, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taraflara sunduğu "çözüm planı"yla ilgili yazılı açıklaması şöyle:

"Annan planı, uzun yıllar yapılan görüşmelerin bir sonucudur"

"Kıbrıs, bir sorun olarak uzun yıllardır genel olarak dünyayı, özel olarak Doğu Akdeniz'i meşgul etmektedir. Kıbrıs'ı bir sorun olmaktan çıkarmak için uzun yıllar yapılan çalışmalar Annan planı ile doruğa çıkmaktadır. Önümüzdeki günlerde ilgili tarafların yaklaşımları, Kıbrıs sorununun ne şekilde çözümleneceği konusuna açıklık getirecektir.

Konuya hangi açıdan bakarsak bakalım Annan planının uzun yıllar boyunca yapılan görüşmelerin bir sonucu olduğunu kabul etmek durumundayız. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ve ekibi yalnız adada yaşayan toplum liderlerinin ve Anavatanlarının görüşlerini (Yaklaşımlarını) almakla kalmamış, ayrıca dünya politikasını belirleyen büyük devletlerin de görüşlerini ve onaylarını almıştır. Görünen odur ki "dünya" Kıbrıs sorununun çözümlenmesi anlamında birleşmiştir.

"Sorun uluslararası boyut kazandı"

Kıbrıs sorununun çözümlenmesi anlamında zaman daralmıştır. Bunu anlamamak günümüz dünyasını yeterince tanımamaktır. Türkiye'nin Gümrük Birliği ile derinleşen Avrupa Birliği bağlantısı, Helsinki'de daha üst boyutlara çıkmış ve Türkiye AB'ye aday ülke olmuştur. Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'ndan devraldığı Avrupa ailesinin üyesi olma mirası ve arzusu, önümüzdeki günlerde Kıbrıs Sorununun çözülmesi için yeni olanaklar sağlamaktadır. Resmi politikalar ne olursa olsun; Kıbrıs Sorunu, uluslararası boyut almış ve AB de Kıbrıs'ta, önemli bir aktör durumuna gelmiştir.

Görünen odur ki Türkiye, Kopenhag doruk toplantısında üyelik müzakere tarihi almak için; Kıbrıs Sorununun çözümünü desteklemek durumunda olacaktır. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi De Soto; Annan planı hazırlanırken Türkiye'nin de görüşlerini almış ve hatta Türkiye'nin genel politikasına ters unsurların, plan içinde yer almamasına gayret göstermiştir. Ayrıca söz konusu plan, iki toplum liderinin hassas olduğu konulara da özel titizlik göstermiş ve toplantılarda tartışılmış konuların bir toplamı olmuştur.

"Plan halka doğruların söylenmediğinin ifadesidir"

Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş'ın Kıbrıs sorununun çözümü için toprak verilmesini kabul etmesi (29+), Kuzey Kıbrıs'ta, bir kısım Kıbrıslı Türk'ün yer değiştireceğini bizlere işaret etmiştir. Basında yayımlanan iki planda da Güzelyurt'tan önemli bir toprağın Rum yerleşimine verileceği görülmektedir. Seçenekli olarak sunulan iki planda da Güzelyurt'tan toprak iadesinin öngörülmesi bugüne kadar savunulan devlet ve hükümet politikalarının iflasıdır ve günlük politikalar ile halka doğruların söylenmediğinin ifadesidir.

Biz; Güzelyurt'ta yaşayanlar, Kıbrıs sorununun barışçıl çözümünden yanayız. Bunu daha önce de defalarca ifade ettik. Bu politikamızdan en küçük bir değişiklik söz konusu olamaz. Siyasal eşitliğimizin ve Avrupa Birliği üyeliğinin adamıza getireceklerini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bir anlaşmanın imzalanmasını sonuna kadar savunacağız.

"Anlaşmayı savunacağız, ancak..."

Antlaşmayı savunacağız ancak; antlaşma imzalanırken, 1974 sonrasında Güzelyurt'ta yaşamak zorunda kalan insanların durumlarının da göz önüne alınması gerekir düşüncesindeyiz. 1974'ten beri Güzelyurt bölgesinde yaşıyoruz. Birlikte yaşamanın oluşturduğu değerlerin dağıtılmaması, parçalanmaması gerekmektedir. Güzelyurt, antlaşma sırasında, karşı tarafa verilecek tek kenttir. Kent özelliği ve rehabilite edilerek yer değişecek 15,000 insanın özel şekilde ele alınması gerekmektedir. Bunun gereği olarak;

1-Yeni bir Güzelyurt'un kurulması öngörülmelidir. Güzelyurt'ta bugüne kadar yaşayan insanların sosyal, kültürel, psikolojik ve diğer insani değişimleri mutlaka dikkate alınarak planlanmalıdır.

2-İmzalanacak olan antlaşmanın yaşayabilmesi için tarafların tazmin ve tatmin edilmesi önemlidir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin katkıları ile yapılmakta olan ODTÜ'nün yapımına devam edilmeli ve ODTÜ yeni yerleşim alanının içinde olmalıdır.

Bugün Kıbrıs yeniden yapılandırılıyor. Bu yaratımda bütün Kıbrıslıların katkısı olmalıdır. Bizim GÜKAD olarak gelecekte; Kıbrıs'ın bir barış adası olması en büyük arzumuzdur. Antlaşmayı imzalayacak olan toplum liderleri Sayın Denktaş ve Klerides'in imzayı atarken Kıbrıs'taki iki halkın yalnızca ekonomik gereksinimlerini değil; birlikte yaşamın sosyal ve manevi gereksinimlerini de dikkate almak gerektiğine inanmak istiyoruz

KIBRIS 22/11/2002

Hannay temaslar yapıyor

İngiltere’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, KKTC ve Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunmak üzere iki günlük bir ziyaret için önceki gece adaya geldi.
Lord Hannay, KKTC’deki temaslarına bugün saat 09.30’da UBP Genel Başkanı, Başbakan Derviş Eroğlu ve D
P Genel Başkanı, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Salih Coşar’la yapacağı görüşmeyle başlayacak.
Eroğlu ve Coşar’la görüşmesinin ardından CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’la saat 10.15’de, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli’yle ise
saat 11.00’de biraraya gelecek olan Hannay, Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade’yle de saat 12.00’de görüşecek. Temasları çerçevesinde KKTC’deki iş çevreleriyle de görüşmesi beklenen Hannay, söz konusu görüşmelerinin tümünü de İngiliz Yüksek Komiserliği’nin KKTC binasında gerçekleştirecek.
GÜNEY’DEKİ TEMASLAR YAPTI
Lord David Hannay, bu arada Güney Kıbrıs’taki temaslarına dün sabah Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’le görüşerek başladı. Hannay, Klerides’le görüşmesinin ardından
Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas’la biraraya geldi. Hannay, Güney’deki temasları çerçevesinde Rum siyasi parti başkanlarıyla da görüştü.
Bugün akşam saatlerinde adadan ayrılacak olan Hannay’in, BM Genel Sek
reteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’yla da görüşmesi bekleniyor.

YENIDUZEN 22/11/2002

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN ÇAĞRI

“Annan’ın Çözüm Önerisi müzakere zemini olarak kabul edilsin”

“Kıbrıs’ta Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği” başlıklı “Ortak Vizyon”a imza koyan 91 Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri, 20 Kasım 2002 tarihinde Ticaret Odası’nda yapılan toplantıya yoğun ilgi gösterdiler. Toplantıda, 12 Aralık öncesindeki önemli süreçte bir dizi eylemler gerçekleştirmek üzere, toplantıya katılan
örgütler arasında görüş birliği de sağlanmış bulunuyor. Toplantıya katılan örgütler kamuoyuna ortak bir de açıklama yaptılar. Örgütler adına Ticaret Odası Başkanı Ali Erel tarafından basına yapılan açıklama şöyle:

“Kırk yıldır çözümsüz devam eden Kıbrıs
sorunu, Kıbrıs’ta yaşayan tarafları olduğu kadar, Türkiye’yi, Yunanistan’ı ve bölgemizi de tehdit etmektedir.

Avrupa Birliği’nin Helsinki Zirvesi ile başlayan, Kıbrıs’ı ve Türkiye’yi de yakından ilgilendiren süreç, 12 Aralıkta sonlanacak ve Avrupa Birliği
Genişleme süreci değişik bir safhaya girecektir.

Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliği ile sürdürdüğü üyelik görüşmeleri 12 Aralıkta karar aşamasına gelecektir. Kıbrıs’ta 12 Aralık 2002 tarihine kadar çözüme ulaşılması gerekmektedir. Aksi taktirde Rum kesi
mi yalnız başına üye olacaktır.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan’ın, esas itibarı ile iki liderin yıllar içinde ve özellikle son müzakere sürecinde görüştüğü konulara çözümler üreten Antlaşma Önerisi, sorunun 12 Aralık’a kadar görüşülü
p neticelendirilmesi için müsait bir ortam yaratmıştır.

Yıllardır sürdürülen toplumlararası görüşmelerde, birçok kez, anayasal haklarımızın, siyasal eşitliğimizin ve güvenliğimizin Dünya ve Kıbrıslı Rumlar tarafından iade edilmesine karşılık, kontrol ettiğimiz fazla toprakların, bazen 28.2, bazen de 29 + diye ifade ettiğimiz toprak miktarına getirileceği karşılıklı olarak beklenti haline gelmiştir. Yıllardan beri bu konuda hükümetlerimizin izlediği yanlış politikalar, bugün halkımızı hayal kırıklığına uğra
tmıştır.

Kopenhag Zirvesinde, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile giriş görüşmelerine başlayabilmesi için, Türkiye’yi tatmin edecek bir formülün bulunabileceğine inanmaktayız. Kıbrıs’ta çözüm ve Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri çok yakından birbirini etki
leyecektir.

Çözümsüzlük sonucu, Türkiye halkı ve Kıbrıslı Türklerin karşı karşıya kalacağı durum, bugünden çok daha ağır koşullar olacak, Türkiye ve KKTC için telafisi mümkün olmayan durumlar yaratacaktır. Bu durum, Kıbrıs’ta çözümü ve Türkiye’nin Avrupa
Birliği’ne giriş tarihini belirsiz bir zamana erteleyecektir.

Toprak ayarlamaları sırasında yer değiştirecek yerleşim bölgelerinden farklı yerlere taşınacak tüm insanlarımızın ve özellikle, verilen haritalara göre Rum kesimine iade edilmesi muhtemel en bü
yük yerleşim birimi olan Güzelyurt’ta yaşayan insanlarımızın tazmin ve tatmin edilmesi ötesinde, ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik ve diğer insani ihtiyaçları mutlaka dikkate alınarak çözüm üretilmelidir.

Güzelyurt İlçesi Geliştirme ve Kalkınma Dern
eği’nin, yer değiştirecek Güzelyurt insanımız hakkında, yayınlamış oldukları basın bildirisinde ifade edilen tüm görüşlerine katılır, bu konuda her türlü desteği Güzelyurt ve diğer yer değişecek yerleşim birimlerindeki insanlarımızın rahat ve refah bir “Yeni Güzelyurt”a ve öteki yerleşim birimlerine taşınırken tüm gereksinimlerinin sağlanmasının takipcisi olacağımızı ilgililere duyururuz.

Bu aşamada, 12 Aralık’a kadar önümüzde duran zaman baskısı da dikkate alınarak, Sayın Annan’ın sunduğu Antlaşma Önerisi
çerçevesinde, liderliğimizin müzakereye başlaması gerekmektedir. Bu noktada, iktidardaki hükümet ortağı partilerin, Kıbrıslı Türkler adına, Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye halkını yok oluşa ve krize sürükleyen “redci” tavırlarını protesto ederiz.

Sivil Topl
um olarak, önümüzde duran bu ciddi fırsatın kaçırılmaması için üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızı tüm ilgililere duyurmak isteriz.

Siyasi liderliğimizi, bu fırsatı değerlendirmeye ve halkımızı daha da kötü günlere götürmeyecek tavırlar üretmeye
çağırırız.”

YENIDUZEN 22/11/2002

Gazeteniz Yenidüzen kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor

Denktaş’ın HARİTASI

1974 yılında Kıbrıs Türk tarafı adına Rauf Denktaş’ın, iki bölgeli federal devlet önerisine dayalı olarak Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides’e sunduğu haritanın; bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan haritadan çok da farklı olmadığı görülüyor. Üstelik KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın o dönemde sunduğu haritada Hamitköy de dahil olmak üzere, Beyarmudu, Akıncılar ve Maraş gibi y
erleşim birimleri Kıbrıs Türk Yönetimi’nde kalacak topraklar dışında tutulmaktaydı

Kıbrıs Türk Toplumu Lideri Denktaş’ın, Kıbrıs Rum Toplumu Lideri Klerides’e sunduğu ancak Rum ve Yunan tarafınca o günlerde reddedilen ve bu nedenle de uzlaşmaya varılamaya
n harita, Türk Gazeteci-Yazar Mehmet Ali Birand’ın, Kıbrıs çıkartmasına ilişkin olarak kaleme aldığı “30 Sıcak Gün” adlı kitabında yer almış bir belge olarak tarihe kazandırılmış bulunuyor

Türkiye’nin eski Cumhurbaşkanlarından ve Kıbrıs harekatı dönemi Ka
ra Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Kenan Evren de basına verdiği demeçlerde toprak tavizinin verileceğinin ta baştan bilindiğini, hatta Türk tarafının “Nasılsa görüşmelerde iade edilecek” düşüncesi ile öngörülenden fazla toprak alındığını açıklamış bulunuyor. Annan’ın Kıbrıs’a ilişkin planının görüşülebilir olduğunu da belirten Kenan Evren, Kıbrıs’a çözüm fırsatının kaçırılmaması için toprak tavizinin sorun olamayacağını da sözlerine ekliyor

Haritada “Şahin Hattı” olarak belirtilen çizgi, Türk tarafı
nın hakim olmak için belirlediği sınırdı ve bu bölge içerisinde Güzelyurt’un ise adı bile yoktu


YENIDUZEN 22/11/2002