Türk tarafının, bazı noktalarına itirazda bulunarak düzeltilmesini isteyeceği Annan planı üzerindeki çalışmaları tamamlanamadı
Yanıtımız yarına kaldı
DENKTAŞ'A SUNULACAK METİN HAZIR: Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Türk tarafının, Annan planına, egemenlik, mal mülk edinimi, Türkiye'nin garantörlük hakları ve toprak konularında yoğunlaşan itiraz noktalarını içeren yanıtının bugün verilmeyeceğini söyledi. Olgun, Ankara'daki çalışmalarda ortaya çıkan metnin bugün Cumhurbaşkanı'na sunulacağını, Cumhurb
aşkanı'nın da yanıtı yarın Annan'a verebileceğini söyledi
DE SOTO TEMASLARINDAN MEMNUN: Temaslarda bulunmak üzere dün Ankara'ya giden, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto, iki gün içinde taraflardan Annan'ın planına ilişkin yorumlarını kendilerine iletmelerini umduklarını söyledi. De Soto, Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Müsteşar Uğur Ziyal ile bakanlıkta yaptığı iki saatlik görüşmenin ardından, gazetecilere, temaslarının son derece olumlu geçtiğini, en geç bir-iki
gün içinde tarafların Annan'ın planına ilişkin yorumlarını beklediklerini bildirdi
RUM TARAFININ YANITI DA YARINA KALDI; Rum Ulusal Konseyi de Annan'ın çözüm planına yönelik çalışmalarını sürdürüyor...Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in başkanlığında dün sabah 3 saat süren bir toplantı yapan ve planda izahat istenecek hususlar konusunda görüş alışverişinde bulunan Rum Ulusal Konseyi, saat 17.00'de yeniden toplandı...Rum tarafının da yanıtını yarın iletmesi bekleniyor.....
Türk tarafının, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planına yanıtının yarın iletilmesi bekleniyor.
Annan'a iletilecek yanıtla ilgili olarak Ankara'da Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan çalışmalar tamamlandı ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın talimatıyla Ankara'daki çalışmalara katılan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, dün öğleden sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne döndü.
KIBRIS muhabirinin Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun'dan edindiği bilgiye göre, Türk tarafının, Annan planına, egemenlik, mal mülk edinimi, Türkiye'nin garantörlük hakları ve toprak konularında yoğunlaşan itiraz noktalarını içeren yanıtı bugün verilmeyecek.
Olgun, yanıtı sonuçlandırma çalışmalarının tamamlanmasıyla ortaya çıkacak metni bu sabah Cumhurbaşkanı'na ileteceklerini, Cumhurbaşkanı'nın da yanıtı Annan'a yarın verebileceğini belirtti.
De Soto: İki gün içinde tarafların
yorumlarını almayı umuyoruz
Bu arada, temaslarda bulunmak üzere bugün Ankara'ya giden, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto, iki gün içinde taraflardan Annan'ın planına ilişkin yorumlarını kendilerine iletmelerini umduklarını söyledi.
De Soto, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Müsteşar Uğur Ziyal ile bakanlıkta yaptığı iki saatlik görüşmenin ardından basın mensuplarının karşısına çıktı.
Tema
slarının son derece olumlu geçtiğini belirten De Soto, en geç bir-iki gün içinde tarafların Annan'ın planına ilişkin yorumlarını beklediklerini, kendilerinin de ne tür bir yöntem belirleyeceklerini bu yorumları değerlendirdikten sonra karar vereceklerini söyledi.
En kısa sürede taraflar arasındaki müzakere sürecinin canlandırılması gerektiğini işaret eden De Soto, Ankara'daki temaslarında Türkiye'nin sürece katkıda bulundu izlenimi edindiğini belirtti. De Soto, önümüzdeki 24 saat içinde tarafların somut yorumlarını almayı umduklarını vurguladı.
"Kopenhag Zirvesi'ne kadar Kıbrıs konusunda somut adımlar atılmasının mümkün olup olmadığının" sorulması üzerine De Soto, "Kesinlikle amacımız bu" diye konuştu.
Rum Ulusal Konseyi toplandı
Öte yandan Rum Ulusal Ko
nseyi de Annan'ın çözüm planına yönelik çalışmalarını sürdürüyor...
Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in başkanlığında dün sabah 3 saat süren bir toplantı yapan ve planda izahat istenecek hususlar konusunda görüş alışverişinde bulunan Rum Ulusal Konseyi, saat 17.00'de yeniden toplandı... Rum tarafının da yanıtını yarın iletmesi bekleniyor.....
KIBRIS 03/12/2002
De Sotonun ikinci adresi Türk Dışişleri
ANKARA Milliyet 03/12/1002
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Kopenhaga kadar müzakerelerin başlaması için mekik dokuyor. De Soto, bir hafta içinde ikinci kez Türk Dışişleri Bakanlığında yetkililerle bir araya geldi.
Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Müsteşar Uğur Ziyal ile görüşen De Soto, 2 saat süren temaslarının ardından, 24 saat içinde Adadaki tarafların BM belgesine ilişkin somut yorumlarını almayı umduklarını söyledi. Yorumları değerlendikten sonra kendilerinin izleyeceği yöntemi belirleyeceklerini kaydeden De Soto, en kısa sürede taraflar arasındaki müzakere sürecinin canlandırılması gerektiğine işaret etti. Türkiyenin sürece katkıda bulunduğu izlenimi edindiğini belirten De Soto, "Kopenhag Zirvesine kadar Kıbrıs konusunda somut adımlar atılmasının mümkün olup olmadığının?" sorulması üzerine, "Kesinlikle amacımız bu" diye konuştu.
Londradan son atak
NEVSAL ELEVLİ Londra
İngilterede yayımlanan The Times gazetesi, İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Strawun bugün yapacağı Türkiye ziyaretinin amacını Kıbrıs sorununun AB Kopenhag Zirvesi öncesinde çözülmesi için son bir diplomatik girişimde bulunmak olarak açıkladı.
"Anahtar Türkiyenin elinde" diyen gazete, çözüm için çaba harcayan aracıların bir anlaşma çerçevesi oluşturmaya çalıştıklarını hatırlattı. The Times, 12 Aralıkta bir anlaşma sağlanmasının zor göründüğünü, ancak buna rağmen bu iş için çaba gösteren çevrelerin vazgeçmediklerini belirtti. Gazete, bir Batılı diplomatın, "Kopenhag Zirvesinin yapıldığı gün sağlanacak bir anlaşma bile yeter" dediğini bildirdi.
Milliyet 03/12/1002
Rumlardan 8 maddelik itiraz
Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA
Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, BM planına 33 sayfalık bir itiraz metni hazırladı. Metinde 8 konuda BM'den açıklama isteniyor. Bu maddeler ve itiraz gerekçeleri şöyle:
Egemenlik: Planda, tek egemenliğin garanti altına alınıp alınmadığı açık değil. Bir dizi madde devletçiklere açıkça ayrı bir egemenlik veriyor.
Yeni devlet: Plan devletin devamına işaret ediyor, ancak belgenin hiçbir yerinde Kıbrıs Cumhuriyeti ifadesi geçmiyor.
Vatandaşlık: Tek vatandaşlığın yanı sıra parça devletlerin de vatandaşlığından söz ediliyor. Bu düzenleme Türkiye'den gelenlere yasallık kazandırıyor. Kolonizasyon savaş suçudur.
Güvenlik: 1960 Garanti Antlaşması başarısızlığa uğradı. Değiştirilmiş şekli de tek yanlı müdahale hakkını açıkça bertaraf etmiyor.
Mülkiyet: Rum göçmenler, Rum parça devletine bırakılacak topraklara 90 gün sonra dönebilecek. Ancak bu toprakların yönetimi üç yıl daha Türklerde kalacak. Bu toprakların denetimi derhal BM'ye devredilmeli.
Yeniden iskan: Rumların Türk tarafında sahip olacağı toprakların oranı da sınırlanıyor. Rumlar Türk tarafında, seçilecek haritaya göre, en fazla yüzde 9 ile 11 toprağa sahip olacak. Bu durum mülkiyet haklarına aykırıdır.
Asker: Türkiye'nin aşırı silahlanmasına karşı önlemler açık değil.
Anayasa: Genel seçimler yapılmadan meclislerin oluşturulması iki toplumluluğu öne çıkarıyor. Yüksek Mahkeme'ye atanacak üç yabancı yargıç AB ülkelerinden olmalı.
HURRIYET 03/12/3003
|
Denktaş: Zorlama, çözümsüzlük getirir |
|
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, tarafların anlaşmaya zorlanmasının, çözümsüzlüğün kalıcı hale gelmesine yol açacağını vurguladı. |
|
|
New York
NTV |
|
|
|
|
3 Aralık Denktaş ayrıca, Birleşmiş Milletlerin sunduğu Kıbrıs Planına ilişkin çekincelerini birkaç gün içinde BM Genel Sekreterliğine ileteceklerini söyledi. |
New Yorkta NTVnin sorularını yanıtlayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların planla ilgili olarak aleyhteki görüşlerini 31 sayfalık bir metinle Birleşmiş Milletlere ilettiklerini söyledi. Denktaş, Türk tarafının da kısa süre içerisinde çekincelerini bildireceğini açıkladı.
Tarafların birkaç yıl içinde görüştükleri meselelerin birkaç hafta içinde sonuca bağlanmasının mümkün olmadığını dile ge
tiren Rauf Denktaş, zorlamanın sorunu çözümsüzlüğe sürükleyeceğine dikkati çekti.
Denktaş, sağlık durumuyla ilgili olaraksa iki gündür ayağında bir rahatsızlık olduğunu ancak bunun dışında sağlığının iyiye gittiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, haftasonuna kadar adaya dönmeyi umduğunu dile getirdi
|
Annan planda değişiklik yapabilir |
|
|
BM Genel Sekreterinin, gerekli olduğu takdirde Kıbrıs planında değişiklik yapacağı açıklandı. |
|
|
New York
AA |
|
|
|
2 Aralık Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kofi Annanın Annanın sözcüsü Fred Eckhard, konuyla ilgili soruları cevaplandırırken, Genel Sekreterin taraflardan yorumlarını beklediğini kaydederek, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıslı Rumların yorumları bize ulaştıktan sonra, bu notlar mukayese edilecek ve gerekli görüldüğü takdirde planın ne şekilde değiştirileceğine karar verilecek diye konuştu |
Genel Sekreterin Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Glafkos Kleridesi bunu takiben bir araya getireceğini ve tek bir metin üzerinde anlaşmaya varmalarını sağlamaya çalışacağını kaydeden Eckhard, bununla birlikte, Genel Sekreterin Denktaş ve Kleridesi ne zaman bir araya getireceği konusunda herhangi bir tarih belirlemediğini söyledi.
ÖNEMLİ OLAN NASIL DEĞİŞİKLİK YAPACAKLARI
Öte yandan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Newyorkta NTVye yaptığı açıklamada, tarafların anlaşmaya zorlanmasının çözümsüzlüğün kalıcı hale gelmesine yol açacağını vurguladı.
Denktaş, Annanın Kıbrıs planında değişiklik yapabileceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Önemli olan değişiklik yapmaları değil, nasıl değişiklik yapacakları dedi.
Mevcut şartlar altında kısa sürede çözüm bulunmasının zor olduğunu söyleyen Denktaş iki gün içerisinde plan üzerindeki çekincelerini bildireceklerini belirtti.
NTV 03/12/2002
Rumlar karar veriyor
03/12/2002 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Milli Konseyi dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs çözüm planına verilecek yanıtı ele almak üzere Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides başkanlığında dün iki kez toplandı. Toplantılarda planda öngörülen değişiklikler üzerinde durulurken, Klerides'in Annan'a bugün ya da yarın 33 sayfalık bir yanıt ileteceği belirtiliyor. Yanıtta Türkiye'den gelecek göçmenler, tek egemenlik ve Rum göçmenlerin dönüşünün sınırlandırılması konularında itirazların yer alması muhtemel. Rum meclisinin bugün de toplanması bekleniyor. Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yannis Kasulides ise 'zamanın daraldığını ve Kopenhag zirvesine dek, çözüm konusunda sonuç almanın çok zor olduğunu' söyledi. Annan'ın planının dengeli olduğunu, ancak değişiklik gerektiğini belirten Kasulides, "Plan, her iki tarafın da birçok endişesine yanıt verirken, en azından Rum tarafı için yeni endişeler de yaratıyor" dedi.
Kıbrıs için rest
leşme
Annan, Kıbrıs planına itirazları beklerken, De Soto, Dışişleri'ne 'Roman yazmayın, kısa kesin' mesajı getirdi. Ankara 'Mucize istiyorsunuz' dedi
03/12/2002 RADIKAL
DENİZ ZEYREK
ANKARA - AB'nin 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesi yaklaştıkça diplomatik trafikteki gerginlik doruğa çıktı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, zirve öncesinde çözüm sağlamak üzere sunduğu Kıbrıs planına itirazlarını bildirmeleri için verdiği süre de dolarken, taraflardan çıt çıkmıyor. Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ı geçen hafta Berlin'de yakalayan, görüşmenin ardından Ankara'ya gelen Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, dün yine Ankara'daydı. Türk tarafının Annan'ın istediği yanıtı acilen göndermesini isteyen De Soto, 'Roman yazmıyorsunuz, kısa yazın' derken, Türk tarafından 'Siz de mucize çözüm istiyorsunuz' yanıtını aldı. De Soto 'İki gün sonra yine geleceğim' diyerek bakanlıktan ayrıldı.
'Bu zihniyetle olmaz'
KKTC yetkilileri yanıtı hazırlamak için Dışişleri'ndeyken Müsteşar Uğur Ziyal ve ekibiyle görüşen De Soto, bu kez Annan'ın beklediği mektubun en kısa sürede kendisine iletilmesini istedi. BM temsilcisi, işin uzatılmasını eleştirerek yanıtın kısa tutulması telkininde de bulundu. İtiraz noktaları arttıkça işin içinden çıkılamayacağını savunan De Soto, 'Kısa ve net bir mektup yazın' görüşünü iletti. Ankara ise bu çıkışa 'Siz de mucize çözüm istemeyi bırakın. İki tarafın ortak itiraz noktaları bile var. Bu zihniyetle onları bile ortadan kaldıramayız' şeklinde sert bir yanıt verdi. De Soto, görüşmenin ardından, tarafların plana dair yorumlarını 24 saat içinde iletmesini umduklarını, yanıtlara göre kendilerinin de ne tür bir yöntem belirleneceğine karar vereceğini açıkladı. Müzakere sürecinin en kısa sürede canlandırılması gereğine işaret eden De Soto, 'Kopenhag zirvesine dek Kıbrıs'ta somut adımlar atılmasının mümkün olup olmadığı' sorusunu, "Kesinlikle amacımız bu" diye yanıtladı. De Soto akşam saatlerinde Ankara'da bulunan AB Dönem Başkanı Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Stig Moller ile bir araya geldi.
Atina'nın ardından Ankara'dan da eli boş ayrılan De Soto, Türk tarafına 'İki gün sonra geleceğim. Lütfen elinizi çabuk tutun' diyerek veda etti. Türk tarafının mektubunun bugün tamamlanacağı ancak KKTC lideri Rauf Denktaş'ın onayı için New York'a gönderileceğini belirtiliyor. Bu da yanıtın Annan'a tesliminin perşembeyi bulması anlamına geliyor.
Straw da bastıracak
Ankara bugün de Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'u ağırlıyor. The Times gazetesi, Straw'un Kopenhag öncesi Kıbrıs'ta çözüm için son bir diplomatik çaba içine gireceğini yazdı. 'Anahtar Türkiye'nin elinde' diyen gazete, bir anlaşma olursa birleşmiş Kıbrıs'ın AB'ye gireceği gibi Türkiye ile Yunanistan arasındaki ayrılık noktalarını da ortadan kalkacağını vurguladı. Gazete, aksi halde adadaki bölünmenin derinleşeceği ve Türkiye'nin AB'ye katılma arzularının zarar göreceğini savundu.
Papandreu bugün geliyor
Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu da ziyaretini bir gün önceye çekerek bugün AKP hükümeti ve Ankara'da bulunacak olan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman'la görüşmek üzere Türkiye'ye geliyor. Papandreu' nun da gündeminde Kıbrıs'taki süreci hızlandırmak var
Avrupa Türkiye ile yok ayrımında
Türkiye Avrupa ile birleşmek için, Yunanistan ile birlikte ilk defa 1959 yılında başvurduğu sırada ben 18 yaşındaydım. O zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) 9 ülkeden oluşuyordu ve bu iki ülkenin başvurusu büyük heyecanla karşılanmıştı. AET ülkeleri Türkiye ile Yunanistanın kendilerini İngiltere'nin patronajındakı EFTA'ya (Avrupa Serbest Ticaret Birliği) tercih etmelerini bir siyasi ve ekonomik zafer olarak nitelemişlerdi.
1963'te imzalanan Ankara anlaşmasıyla Türkiye'ye tam üyelik hakkı tanınmış ve bu anlaşma soğuk savaş dönemindeAET'nin en başarılı adımı olarak alkışlanmıştı.
Bu ilişkiye bir de isim takıldı: "Ortak üye". Yani tam üyeliğe giden ortak ülke.
Bu anlaşmalar ardı ardına sürdü. 1971'de ekonomik entegrasyonu hızlandırmak için katma protokol imzalandı ve Türkiye'nin tam üyelik hedefi tekrar vurgulandı. Yıllar birbirini kovalarken, Türkiye hep birgün gerçekleşecek olan katılımını düşleyerek Ortak Üyeliğini sürdürdü. NATO üyeliğini, Avrupa ailesine girişi için bir kartvizit olarak gördü.
1987'de, tam üyelik başvurusunu yaptıklarında ise Türkler "Henüz hazır değilsiniz. Şimdilik Gümrük Birliğini tamamlayın sonra görüşürüz" yanıtını aldılar. İlk şok buydu.
1995'te, bu defa sırf tam üyelik hedefini güvenceye alabilmek için, Türkiye AB ile Gümrük Birliği anlaşması yaptı. Tam üye olmadan Gümrük Birliğine ekonomisini açan tek ülke oldu. AB, Ankara'nın bu cesaretini de alkışlarla karşıladı.
Türkiye'nin 43 yıllık tam üyelik macerası hep böyle sürdü. Bu süreç içinde AB, 9'lu üyelikten 15 üyeli dev bir topluluğa dönüştü, ancak Türkiye ortak üyelikten tam üyeliğe çıkamadı.
Ankara beklediği momentumu 1999'da Helsinki doruğunda yakaladı. 12 adaylı genişleme Türkiye açısından son fırsat olarak değerlendirildi. 43 yıllık bir rüyanın gerçekleşme ümidi doğmuştu ve Türkler kendilerini dahi şaşırtacak şekilde Kopenhag kriterlerine uyum yasalarını büyük bir hızla tamamladılar. İnsan Hakları ve Demokrasi alanındaki eksikliklerini giderdi. PKK lideri Öcalan'ın idam cezası dahil, Kürt sorunu gibi son derece siyasi risk dolu kararları, hemde bir genel seçim öncesi almayı bildi.
Kıbrıs sorununu çözebilmek üzere ilk defa ciddi şekilde kollarını sıvadı. Kofi Annan planına yeşil ışık yaktı.
Türkiye şimdi 12 Aralık Kopenhag doruğunu bekliyor.
13 aday ülkeye Noel hediyeleri dağıtılacak.
10'u tam üyeliğe kabul edilecek, 2'sine tam üyelik için tarih verilecek. Geriye, Türkiye kalacak.
Ankara Kopenhag'dan, tam üyelik müzakerelerine başlayabilmek için somut bir tarih almayı hedefliyor. Ancak muhafazakar çevrelerden de son derece sert bir muhalefetle karşı karşıya. Bu çevreler, Türklerin müslüman olduklarını ilk defa farketmişler gibi, kültür farkını, Türkiye'nin büyük bölümünün Asya'da bulunmasını, demokrasinin hala rayına oturmadığını, çok kalabalık , çok büyük ve fakir olduğunu ileri sürüyorlar.
Türk kamuoyu Kopenhag doruğunu, Avrupa ile ilişkilerinin tarihi bir yol ayrımı olarak görmektedir. Somut bir tarih alınamadığı taktirde büyük hayal kırıklığı yaşanacaktır. Böyle bir karar, Avrupa'nın Türkiye'yi 43 yıldır oyaladığı, aldattığı ve sırf müslüman olduğu için dışladığı şeklinde algılanacaktır.
Soğuk savaş döneminde Avrupa'nın savunmasında istenen rolü oynadıktan sonra, bugün ihtiyaç kalmadığı için kenara itildiği hissi yaygınlaşacaktır.
- Avrupanın savunması için örgütlenen AGSP, ESDP konusunda Türkiye'den beklenen "anlayış" bulunamaycaktır.
- Tam üyelik müzakerelerine başlamak için somut bir tarih alamamış, tam üyelik perpektifini elde edememiş bir Türkiye Kıbrıs Türklerini (KKTC) AB'ye emanet edemeyecek, güzel sözlere güvenemeyecek ve 50 yılı aşkın süredir çözüm bekleyen Kıbrıs'ın tam üyeliği bölünmeyle sonuçlanacaktır.
- Türkiye içine kapanacak, ülkedeki demokrat güçler hüsrana uğrayacaklar ve uzun yıllardır süren identity krizi biraz daha derinleşecektir.
- Avrupa Kopenhag'da, Türk sorununa nasıl yaklaşacağını ortaya koyacaktır. Somut bir tarih verilmemesi, sadece AB ilişkilerinde yol ayrımına neden olmayacak, tüm İslam dünyasına da olumsuz bir mesaj yollayacaktır.Türkiye'nin dışlanması hem bu ülkedeki İslamcı hareketlere, hem de İslam dünyasına, AB'nin bir hristiyan klübü olduğu ve bu klüpte müslümanlara yer bulunmadığı işaretini verecektir.Radikal İslamcı akımlar, Türk modelinin bu şekilde dışlanmasından memnuniyet duyarken, Türkiye'deki siyasi islam hareketi de güç kazanacaktır.
43 yıllık bir rüya kabusa dönecektir.
Türkiye 1950'lerde NATO'ya da aynı şekilde, Avrupanın derincine karşılık ABD'nin baskısıyla ve kerhen alınmış, sonradan omuzlarda taşınmıştı. Bugünde aynı yaklaşımları görüyoruz. Avrupa çekimser, Washington ise ısrarla Türkiye'yi Avrupa camiasına sokturmaya çalışıyor. Ancak bu defaki tehlike, eskisi gibi uzağı gören siyasi lider azlığıdır.
AB için artık Türkiye hakkında karar verme zamanı gelmiştir
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 03/12/2002