ÇÖZÜM TAKVİMİ BELİRSİZ

7 OCAK SONRASI TAKVİM YOK... Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın talebi üzerine 27 Aralık Cuma gününe kadar oluşturulması gereken iki teknik komitenin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hükümet yetkilileriyle istişaresi sonucunda tesis edileceğini söyledi.

Olgun, tarafların oluşturduğu söz konusu teknik komitelerin 7 Ocak'ta görüşeceğini, sonraki görüşme takviminin belli olmadığını ifade etti

MECLİS İRADESİ OLACAK MI? Cumhuriyet Meclisi, perşembe günü yaptığı olağanüstü toplantıda görüşmeler için parlamento konseyi oluşturulmasını kararlaştırmıştı. Muhalefetin olumsuz oy kullandığı kararın görüşmelerin sonuç alıcı bir şekilde bitirilmesini sağlayıp sağlamayacağı merak ediliyor

ESAS TARİH 28 ŞUBAT DEĞİL... Güney Kıbrıs'ta 16 Şubat'ta yapılacak başkanlık seçimlerinin resmi propaganda döneminin 7 Ocak 2003'te başlayacağına dikkat çeken siyasi gözlemciler, görüşmelerin seçim engeline takılmaması için ocak ayı içinde sonuç alınması gerektiğini belirtiyor...

28 Şubat'a sadece 47 iş günü kala, Kıbrıs konusunda çözüme ulaşmak için belirlenmiş bir tarih bulunmadığı öğrenildi.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın talebi üzerine 27 Aralık Cuma güne kadar oluşturulması gereken iki teknik komitenin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hükümet yetkilileriyle istişaresi sonucunda tesis edileceğini söyledi.

Oltgun, tarafların oluşturduğu söz konusu teknik komitelerin 7 Ocak'ta görüşeceğini belirten,

sonraki görüşme takviminin belli olmadığını ifade etti.

'Ondan sonrası yoğun bir çalışma temposu' diyen Olgun, bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in yüz yüze görüşme olasılığının Denktaş'ın sağlık durumuna bağlı olduğunu söyledi.

Olgun, cumhurbaşkanının KKTC'ye ne zaman döneceğinin henüz belli olmadığını da vurguladı.

Son tarih

Siyasi gözlemciler, Güney Kıbrıs'ta 16 Şubat'ta başkanlık seçimi yapılacağına işaret ederek, uygulamada 28 Şubat kadar zaman olmadığını vurguladı.

Güney Kıbrıs'taki başkanlık seçimlerinin resmi propaganda döneminin 7 Ocak 2003'te başlayacağına dikkat çeken siyasi gözlemcilere göre, Güney Kıbrıs bu tarihten sonra tamamen kendi başkanlık seçimlerine odaklanacak ve Kıbrıs sorunu ikinci planda kalacak.

Gözlemciler, teknik komitelerin 7 Ocak'ta yapacağı görüşme sonrasında seçimler dolayısıyla görüşmelerini aksatabileceğini ve verimli olamayacağını savundu.

Siyasi gözlemciler, '7 Ocak çok önemli bir tarih. Güney Kıbrıs, 7 Ocak'tan sonra başkanlık seçimlerine odaklanacak. Dolayısıyla son fırsat olarak nitelendirilen 28 Şubat tarihi erkene alınmalıdır' yorumunda bulunuyor.

Meclis Konseyi belirlenecek

Meclis Genel Kurulu'nun geçen perşembe günkü olağanüstü toplantısında alınan ve müzakere sürecinde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la işbirliği içinde çalışmayı ve katkı sağlamayı öngören 'Parlamento Konseyi' oluşturulması kararına işlerlik kazandırılması ve hayata geçirilmesi konusu Cumhuriyet Meclisi Danışma Kurulu'nda bugün ele alınacak.

Türköz: Meclis toplanıyor

UBP Genel Sekreteri Süha Türköz, TAK muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlarken, Cumhuriyet Meclisi'nde grubu bulunan siyasi partilerin başkanlarından veya vekillerinden oluşan Danışma Kurulu'nun 'Parlamento Konseyi'nin işlerliği ve hayata geçirilmesi konusunda bugün saat 10.00'da toplanacağını açıkladı.

Meclis başkanının çağrısıyla yapılacak bu toplantıda partilerin 'Parlamento Konseyi'yle ilgili görüşlerinin alınacağını ifade eden Türköz, 'Toplantının amacı, 'Parlamento Konseyi'nin çalışma yöntemini belirlemek ve bu konseyi hayata geçirmek olacaktır. Bize düşen görev konseyin en iyi şekilde çalışmasını sağlamaktır. Konseye işlerlik kazandırılmasına tüm siyasi partilerin en iyi şekilde katkı koyması dileğimizdir' dedi.

Denktaş: DP Meclis Grubu öğleden sonra toplanıyor

Önceki gün gerçekleştirilen Demokrat Parti (DP) 5. Olağan Genel Kurultayı'nda genel başkanlığına seçilen Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş da konuyla ilgili olarak TAK muhabirine yaptığı açıklamada, 'Parlamento Konseyi' oluşturulması kararını bugün (dün) öğleden sonra toplanacak olan DP Meclis Grubu'nda ele alacaklarını bildirdi.

Angolemli: Parti MYK'sı değerlendirme kararı aldı

Karara, 'konseyin sadece istişare niteliğinde olduğu, yetkilendirilmediği' gerekçesiyle ret oyu veren ana muhalefet partisi TKP ise, parti meclisi yürütme kurulunu bu akşam (dün akşam) toplayıp kararı değerlendireceklerini açıkladı.

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli konuyla ilgili olarak dün TAK muhabirine yaptığı açıklamada, TKP Meclis Yürütme Kurulu'nda, 'Parlamento Konseyi'ne temsilci verip vermeyecekleri konusunu görüşeceklerini bildirdi.

Angolemli, Meclis Danışma Kurulu'nun 'Parlamento Konseyi' konusunu görüşmek üzere bugün toplanacağının anımsatılması üzerine de, 'Meclis danışma kurulunun her salı ve cuma günleri meclis genel kurulu öncesinde toplandığını ve bir önceki toplantıda alınan kararları değerlendirdiğini' anımsatarak, 'Bu normal bir prosedürdür. Eğer bugünkü meclis danışma kurulunda ilgili madde gündeme gelirse TKP olarak görüşlerimizi, düşüncelerimizi aktaracağız' diye yanıtladı.

Soyer: Meclisten özel birleşim için tarihi bekliyoruz

'Konseyin istişare niteliğinde değil, yetkili olarak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yanında bulunması gerektiği' yönündeki taleplerinin kabul görmemesi nedeniyle karara ret oyu veren CTP ise, kararı parti yetkili kurullarında görüşmeden önce, kararın ayrıntılarının incelenmesi amacıyla Cumhuriyet Meclisi'nde özel gündemle toplantı talebinde bulunduğunu bildirdi.

TAK'a yaptığı açıklamada özel toplantı taleplerini dile getiren CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, ancak bu yönde henüz bir yanıt alamadıklarını belirtti.

Soyer bir soruya karşılık 'Parlamento Konseyi' gündemiyle bugün toplanacak meclis danışma kuruluna CTP olarak katılıp katılmayacaklarını dün akşam parti yetkili kurullarında görüşerek karara bağlayacaklarını da ifade etmişti.

Cumhuriyet Meclisi'nde geçen perşembe günü geç saatlere kadar süren 12 saatlik maraton toplantı sonrasında alınan karara, TKP ve CTP söz konusu çekinceleri nedeniyle ret oyu verirken, karar koalisyon ortakları UBP ve DP ile MAP ve YAP'ın desteğiyle oyçokluğuyla kabul edilmişti.

TKP ile CTP ise aynı akşam yaptıkları açıklamalarda, ret oylarına karşın meclis kararıyla oluşturulan 'Parlamento Konseyi'ne temsilci verip vermeyeceklerini parti yetkili kurullarında görüşeceklerini kaydetmişlerdi.

Karar sonrasında bir basın toplantısı düzenleyen ve kararı 'önemli bir adım' olarak nitelendiren UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, Parlamento Konseyi'nin kendi arasında yapacağı toplantılarda ve görüşmeciyle gerekirse her gün görüşerek, yapıcı katkı ortaya koyacağını belirtmiş ve konseyin oluşması için çağrıda bulunacaklarını bildirmişti.

Danışma kurulundan öte yetkileri olacak

Eroğlu, 'Konsey, sadece danışma niteliğinde değil, fikir üretecek ve bu fikirleri sayın cumhurbaşkanıyla paylaşacak. Görüşmecinin bu konseyden çıkacak sonuçlara göre hareket etmesi de beklentimiz olacak. Yani danışma kurulundan ileri yetkileri olacak. Bu konseyin ürettiği görüşler cumhurbaşkanına aktarılacak ve kararlar oybirliği ile çıkmışsa uygulanması yönünde sayın cumhurbaşkanına telkinde bulunulacak' diye konuşmuştu.

Karar metni

TKP ve CTP'nin ret oyuna karşılık, oyçokluğuyla kabul edilen meclis kararının tam metni şöyle:

'Kıbrıs konusunda gelinen son aşamayı değerlendiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi, barış ve anlaşmayı arzu eden taraf olarak, Kıbrıs sorununun müzakerelerle çözümüne olan inancını vurgulayarak;

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan çözüm planının görüşülebilir olduğunu ve yapıcı bir biçimde değerlendirilip, müzakere edilmesine ve metnin iyileştirilerek sonuç alınabilmesi için çaba gösterilmesine;

Yapılacak olan müzakerelerin Kıbrıs Türk halkı için öneminin bilincinde olarak, geniş bir toplumsal mutabakatın görüşmelerin her aşamasında sağlanmasını teminen, bu süreçte yapılacak olan görüşmelerde görüşmeci Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'la sıkı bir işbirliği ve istişare içinde bulunmak ve gerekli katkıyı sağlamak üzere, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin birer temsilcilerinden ve meclis başkanından oluşacak bir Parlamento Konseyi'nin oluşturulmasına karar verir.'

KIBRIS 24/12/2002

Denktaş: Plan, Kıbrıs Türkü'nü yok edecek

SONUMUZU GETİRECEK... Denktaş: BM'nin Kıbrıs planını kabul etmek, Kıbrıs Türklerinin 5-10 yıl içinde sonunu getirmek anlamına geliyor. BM genel sekreterinin de bunun farkında olduğunu sanmıyorum

SEFALETE SÜRÜKLER... 'Sayın genel sekretere belgesinin ekonomik ve siyasi neticelerinin Kıbrıs Türkleri için ne olduğunu teferruatlı biçimde yazmaktayım. Toprak konusunda yapılanlar ve bizden istenenler, Kıbrıs Türklerini sefalete sürükleyecek bir zaman içerisinde adadan boşalmalarını temin edecek durumdadır'

GÖRÜŞMELER 7 OCAK'TAN SONRA... 'Görüşmelere başlamak zorundayız. Arkadaşlarım halen çalışmaktadırlar. Benimle temas halindeler ama esas görüşmeler, De Soto'nun adaya gelişinden sonra başlayacak. De Soto 7 Ocak'ta adaya gelecek'

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM'nin Kıbrıs planını kabul etmenin, Kıbrıs Türklerinin 5-10 yıl içinde sonunu getirmek anlamına geldiğini, BM genel sekreterinin de bunun farkında olduğunu sanmadığını söyledi.

Denktaş, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi'nde yaklaşık 5 saat süren sağlık kontrolünden geçirildi.

Yapılan tetkik ve kontrollerin ardından, hastaneden ayrılırken gazetecilere açıklama yapan Denktaş, rutin kontrol için hastaneye geldiğini söyledi. ABD'de geçirdiği ameliyat sonrasında göğsünde biriken suyun boşaltılması için çalışıldığını söyleyen Denktaş, 'Özel bir muameleyle bunun kaynağına inildi. Çaba, birkaç gün sonra bu suyun tamamen kurutulmasıdır. Sağlık, sıhhat olarak bir zorluğum yok. inşallah bu hafta içinde Kıbrıs'a dönmüş oluruz' diye konuştu.

'De Soto, adaya 7 Ocak'ta dönecek'

KKTC'ye döner dönmez görüşmelere başlayıp başlamayacağı sorulan Denktaş, görüşmelere başlamak zorunda olduklarını ifade etti. Denktaş, 'Arkadaşlarım halen çalışmaktadırlar. Benimle temas halindeler ama esas görüşmeler, De Soto'nun adaya gelişinden sonra başlayacak. De Soto 7 Ocak'ta adaya gelecekmiş' dedi.

'Annan'a cevap birkaç güne kadar hazır'

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu Kıbrıs planını da değerlendiren Denktaş, şunları söyledi:

'Önümüze konulmuş olan belge incelendikçe diplomatik açıdan Türk halkına ekonomik ve siyasi açıdan ne getirir, ne götürür, tabiatıyla daha da belirginleşecek. Görüşme yoluyla telafi edebilmek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bu planı kabul etmek demek, Kıbrıs Türklerinin 5-10 yılda sonunu getirmek demektir. Ben sayın genel sekretere de belgesinin ekonomik ve siyasi neticelerinin Kıbrıs Türkleri için ne olduğunu teferruatlı biçimde yazmaktayım. Bunu birkaç güne kadar bitiririm herhalde. Çünkü genel sekreterin de bunun farkında olduğunu zannetmiyorum. Toprak konusunda yapılanlar ve bizden istenenler, Kıbrıs Türklerini sefalete sürükleyecek bir zaman içerisinde adadan boşalmalarını temin edecek durumdadır.'

Türk hükümetinin bu konuda çalışmalar yaptığını ifade eden Denktaş, 'Yeni hükümetin de söylediği gibi görüşme yoluyla uzlaşma, anlaşma istiyoruz. Zaten görüşme yoluyla uzlaşma, anlaşma olsun diye Türkiye bunca yıldır fedakarlıklar yapmıştır ve yapmaktadır' diye konuştu.

'Rumlar kadar eşit hak'

Sonucun, Kıbrıs Türklerini 'silip süpüren' bir sonuç olmaması gerektiğini vurgulayan Denktaş, 'Netice, Kıbrıs Türklerini, Rumlar kadar ayakta tutan, onlar kadar eşit, onlar kadar egemen ve onlara ortak, yeni bir ortaklıkta ortak bir statüye getiren bir anlaşma olması lazım. Bu yüzden de çalışıyoruz' dedi.

Denktaş, aylarca birlikte çalıştıkları Rum Başsavcı Alekos Markides'in, 'Denktaş ile bu iş yürümez' dediğini duyduğunu, bunu söyleyenlerin çoğaldığını ifade ederek, 'Ama Denktaş ayaktadır, bu iş Denktaş ile yürüyecektir' diye konuştu.

Denktaş, hastaneden ayrılırken, hasta ve hasta yakınlarının 'geçmiş olsun' dileklerini selamlayarak kabul etti. Bu sırada bazı vatandaşların, 'Kıbrıs sana emanet' dedikleri duyuldu.

Denktaş perşembe veya cuma gün KKTC'ye dönecek

Denktaş'ın özel doktoru, İbni Sina Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dr. Derviş Oral da Denktaş'ın, geldiği zamana göre sağlık durumunun çok iyi olduğunu belirterek, dün yapılan kontrolde göğüste biriken suyun boşaltıldığını söyledi. Prof. Dr. Oral, yapılan kontroller sonucu Denktaş'ın perşembe veya cuma günü Kıbrıs'a gönderilebileceğini ifade etti.

KIBRIS 24/12/2002

HALKA SORALIM

Kıbrıs Türk halkı, bir kez daha hayati bir dönüm noktasından geçiyor... Ülkede sosyal bir travma yaşanıyor... Annan planıyla yatıp, Annan planıyla kalkıyoruz... Başka hiçbir şey düşünmüyor, düşünemiyoruz... Sürekli radyo, televizyon izliyor, gazete okuyoruz... Bir şeyler arıyoruz... Bir umut ışığı arıyoruz...

Planı okuyoruz, tekrar okuyoruz... Planda, sözü edilen tuzakları arıyoruz, bulamıyoruz... Sürekli yanlış bilgilendirildiğimizi anlıyoruz... Korkutulmak isteniyoruz... Milli duygularımız istismar edilmek isteniyor... Planı bir daha açıyoruz... Tuzakları kapanları yine bulamıyoruz...

Bir kesim, 'bu plan çok iyi' diyor... Bir başka kesim, 'bu plan, esaret planı, intihar planıdır' diyor... Ama halka, 'Sen ne düşünüyorsun?' diyen yok... Halkın, sokaklara dökülerek, radyolar, televizyonlar, gazeteler aracılığıyla çıkardığı sese kulak veren yok... Genci, yaşlısı, memuru, öğretmeni, zengini, fakiri ile halkın 'barış' çığlıkları duyulmuyor, duyulmak istenmiyor... Bu çığlık küçümsenmek isteniyor...

Halbuki, tarihimizin en kritik dönemlerinden birini yaşıyoruz... Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var... Çünkü söz konusu olan hepimizin geleceği... Hatta onun da ötesinde, Anavatanımız Türkiye'nin geleceği... Soğuk kanlı ve akıllı hareket etmek zorundayız... Birlik ve beraberliğimizi korumak zorundayız... Başka seçeneğimiz yok...

Bunu başarabilmenin yolu ise doğrudan halkın görüşüne başvurmaktır... İşte artık bunun zamanı gelmiştir... Derhal bir referanduma gidilerek, Kıbrıs Türk halkının Annan planı konusunda ne düşündüğü ortaya çıkarılmalı ve o görüş doğrultusunda hareket edilmelidir...

Halka, 'Annan planı zemininde 28 Şubat 2003 tarihine kadar bir çözüm bulunmasını ve çözümden sonra yeni kurulacak devletin Avrupa Birliği'ne girmesini istiyor musunuz?' şeklinde bir soru yöneltilmeli ve KKTC'nin yöneticileri, politikalarını, bu referandumun sonucuna göre yürütmelidirler...

KKTC Cumhuriyet Meclisi derhal toplanarak böyle bir referandumun en kısa zamanda (10-15 gün içinde) yapılabilmesi için gerekli yasal altyapıyı oluşturmalı ve referandum, Yüksek Seçim Kurulu tarafından gerçekleştirilmelidir...

Artık halk, başkalarının kendi adına 'benim halkım böyle ister' demesinden bıkmıştır, yorulmuştur... Halk ne istediğini bilmektedir... Bunu dile getirmesine fırsat verilmelidir... Bunun en doğru yolu da, parlamentonun alacağı bir kararla, Yüksek Seçim Kurulu tarafından gerçekleştirilecek bir referandumdur...

Referandum, 'Bu plan çok iyidir, halk bunu istiyor' diyenler için de, 'Bu plan esaret planıdır, intihar planıdır, halk bunu istemez' diyenler için de en geçerli yöntemdir... Sandıklar kurulur... Halk, oyunu kullanır... Sonuçlar açıklanır ve herkes buna saygı gösterir... En demokratik yöntem budur...

Böyle bir referandum sonucu, cumhurbaşkanını da, parlamentoyu da, hükümeti de, Türkiye'yi de rahatlatır... Çünkü halk, kendi geleceğini belirlemiş olur... Yani, Kıbrıs Türk halkı, 'self determinasyon' hakkını kullanmış olur... Ocak 2003 ortalarında referandumun sonucu açıklandıktan sonra da, KKTC yöneticileri politikalarını ona göre belirlerler...

Yani eğer halk, Annan planına 'hayır' derse, KKTC makamları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup göndererek, 'Benim halkım bu planı istemiyor' der... Halk eğer 'evet' derse, o zaman da görüşme masasına oturup, 28 Şubat 2003 tarihine kadar bir çözüme varırlar ve bu çözümü de, 30 Mart 2003'te yeniden referanduma sunarlar...

Bugün içinde bulunduğumuz karmaşıklıktan kurtulmak için en doğru ve en demokratik yol referandumdur... KKTC Cumhuriyet Meclisi'ni derhal göreve davet ediyoruz...

KIBRIS 24/12/2002

Meclis’i, Türkiye’yi ve halkını

TAKMIYOR

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM’nin Kıbrıs Planı’nı kabul etmenin, Kıbrıs Türklerinin 5-10 yıl içinde sonunu getirmek anlamına geldiğini iddia etti, BM Genel Sekreteri’nin de bunun farkında olduğunu sanmadığını söyledi.
Denktaş, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi’nde yaklaşık 5 saat süren sağlık kontrolünden geçirildi.
Yapılan tetkik ve kontrollerin ardından, hastaneden ayrılırken gazetecilere açıklama yapan Denktaş,
rutin kontrol için hastaneye geldiğini söyledi. ABD’de geçirdiği ameliyat sonrasında göğsünde biriken suyun boşaltılması için çalışıldığını söyleyen Denktaş, 'Özel bir muameleyle bunun kaynağına inildi. Çaba, birkaç gün sonra bu suyun tamamen kurutulmasıdır. Sağlık, sıhhat olarak bir zorluğum yok. inşallah bu hafta içinde Kıbrıs’a dönmüş oluruz” diye konuştu.

'De Soto adaya 7 ocak'ta dönecek'
Yurda döner dönmez görüşmelere başlayıp başlamayacağı sorulan Denktaş, görüşmelere başlamak zorunda olduklarını i
fade etti. Denktaş, 'Arkadaşlarım halen çalışmaktadırlar. Benimle temas halindeler ama esas görüşmeler, De Soto’nun Ada’ya gelişinden sonra başlayacak. De Soto 7 Ocak’ta Ada’ya gelecekmiş' dedi.

“Annan’a cevap”
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu Kıbrıs Planı’nı da değerlendiren Denktaş, şunları söyledi:
'Önümüze konulmuş olan belge incelendikçe diplomatik açıdan Türk halkına ekonomik ve siyasi açıdan ne getirir, ne götürür, tabiatıyla daha da belirginleşecek. Görüşme yoluyla telafi edebilmek için
elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bu planı kabul etmek demek, Kıbrıs Türkleri’nin 5-10 yılda sonunu getirmek demektir. Ben Sayın Genel Sekreter’e de belgesinin ekonomik ve siyasi neticelerinin Kıbrıs Türkleri için ne olduğunu teferruatlı biçimde yazmaktayım. Bunu birkaç
güne kadar bitiririm herhalde. Çünkü Genel Sekreter’in de bunun farkında olduğunu zannetmiyorum. Toprak konusunda yapılanlar ve bizden istenenler, Kıbrıs Türkleri’ni sefalete sürükleyecek bir zaman içerisinde Ada’dan boşalmalarını temin
edecek durumdadır.'
Türk hükümetinin bu konuda çalışmalar yaptığını ifade eden Denktaş, 'Yeni hükümetin de söylediği gibi görüşme yoluyla uzlaşma, anlaşma istiyoruz. Zaten görüşme yoluyla uzlaşma, anlaşma olsun diye Türkiye bunca yıldır fedakarlıklar yapmıştır ve yapmaktadır' diye konuştu.

Yine aynı nakarat!
Sonucun, Kıbrıs Türkleri’ni 'silip süpüren' bir sonuç olmaması gerektiğini vurgulayan Denktaş, 'Netice, Kıbrıs Türkleri’ni, Rumlar kadar ayakta tutan, onlar kadar eşit, onlar kadar egemen ve onlara o
rtak, yeni bir ortaklıkta ortak bir statüye getiren bir anlaşma olması lazım. Bu yüzden de çalışıyoruz' dedi.
Denktaş, aylarca birlikte çalıştıkları Rum Başsavcı Alekos Markides’in, 'Denktaş ile bu iş yürümez' dediğini duyduğunu, bunu söyleyenlerin çoğaldığını ifade ederek, 'Ama Denktaş ayaktadır, bu iş Denktaş ile yürüyecektir' diye konuştu.

Denktaş perşembe veya Cuma dönecek--
Denktaş’ın özel doktoru, İbni Sina Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dr. Derviş Oral da Denktaş’ın, geldiği zamana göre sağlık durumunun çok iyi olduğunu belirterek, bugün yapılan kontrolde göğüste biriken suyun boşaltıldığını söyledi. Prof. Dr. Oral, yapılan kontroller sonucu Denktaş’ın Perşembe veya Cuma günü Kıbrıs’a gönderilebileceğini ifade etti.

YENIDUZEN 24/12/2002

Denktaş yine umut vermedi

24/12/2002 RADIKAL

ANKARA/LEFKOŞA - BM'nin Kıbrıs sorununun çözümü için ortaya koyduğu 28 Şubat tarihi için geri sayım başlarken, KKTC lideri Rauf Denktaş'ın sert tutumu endişe yaratıyor. Denktaş, dün yine BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planını yerden yere vurdu. ABD'de geçirdiği kalp ameliyatının ardından Ankara'da Camlı Köşk'te istirahat eden Denktaş, İbni Sina Hastanesi'nde kontrolden geçtikten sonra yaptığı açıklamada, planı kabul etmenin, Kıbrıs Türklerinin 5-10 yıl içinde sonunu getirmek anlamına geldiğini iddia etti. KKTC lideri, Annan'ın bunu anladığını sanmadığını da söyledi. BM planı uyarınca geçen hafta Rum Yönetimi'yle ortak komiteler kurulması için görüşmelere başlandı. Denktaş ise dün ameliyat sonrası göğsünde biriken suyun boşaltıldığını ve bu hafta adaya dönmeyi umduğunu söyledi. KKTC lideri esas görüşmelerin BM Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun 7 Ocak'ta adaya gelişiyle başlayacağını belirtti. Plandaki detayları inceleyip görüş hazırlayacaklarını kaydeden Denktaş, Rum Başsavcı Alekos Markides'in, "Bu iş Denktaş'la yürümez" sözüne karşılık "Bu iş Denktaş ile yürüyecektir" dedi.

KKTC'de asgari ücret 440 milyon lira
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'nun Ankara temasları sonucunda Türkiye'nin 100 trilyon TL'lik yardımı kesinleşirken, KKTC'deki asgari ücret de belirlendi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, asgari ücretin 1 Ocak'tan
itibaren 380 milyondan 440 milyon TL'ye çıkarıldığını açıkladı. Türkiye'de asgari ücret brüt 184 milyon TL. Eroğlu da kamu çalı
şanları ve emeklilerin dört gözle beklediği maaşların bugün ödeneceğini açıkladı.

Barış yanlılarından nöbetleşe açlık grevi
'28 Şubat Barış İnisiyatifi'ni oluşturan bir grup vatandaş ise dünden itibaren Girne Belediyesi'nde barış için açlık grevi başlattı. Eylemciler, açlık grevinin nöbetleşe yapılması için halka çağrıda bulundu. Bu Memleket Bizim Platformu çözüm için bugün Güzelyurt'ta, perşembe günü ise Lefkoşa'da miting düzenliyor. (Radikal, aa)

Serdar Denktaş artık DP lideri

24/12/2002 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - BM'nin Kıbrıs barış planı yüzünden fırtınaların koptuğu KKTC'de, koalisyon hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti'nin (DP) genel başkanlığına Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın oğlu Serdar Denktaş seçildi. Turizm ve Çevre Bakanı, Lefkoşa milletvekili Serdar Denktaş, kurultayda, DP'nin genel başkanı ve Devlet Bakanı-Başbakan Yardımcısı Salih Coşar'ı geride bıraktı. Denktaş 556 oy alırken, Coşar 527 oyda kaldı. Tek başına iktidar vaat eden Denktaş, Coşar'a teşekkür etti ve birlikte çalışma dileğini iletti. Meclisteki 50 sandalyenin 13'ü DP'nin.

Görev zararı ve Kıbrıs

Mahfi Eğilmez

24/12/2002 RADIKAL

Kopenhag zirvesine gelinceye kadar AB ile ilişkimiz açısından koz değeri de bulunan Kıbrıs, Kopenhag zirvesi öncesinde Annan planını kabul ettiğimizi açıklamamak suretiyle yaptığımız inanılmaz diplomasi hatası sonucunda, Türkiye açısından artık yalnızca bir görev zararı kalemine dönüşmüş bulunuyor. Geçtiğimiz hafta Kıbrıs Başbakanı Derviş Eroğlu Türkiye'ye geldi ve hükümet yetkilileriyle görüştü. Hükümet, her geçen gün geçmişten kaynaklanan resmi görüşlere daha fazla yanaşmaya başladığı için bir ay öncesine göre bugün hem Kıbrıs hem de AB konusunda çok farklı bir noktadayız. Ya da daha doğrusu iki ay önceki konumumuza geri döndük. Yapılan uzun görüşmeler sonucunda Türkiye'nin KKTC'ye 100 trilyon liralık bir ekonomik yardım paketi hazırlığına giriştiği basına yansıdı. Basına yansıyan bir başka husus da bu yardımın IMF'nin engellemesine uğramaması için bütçe dışı bir kaynaktan karşılanacak şekilde formüle edilmesine çalışılacağı idi. Bütçe dışı kaynak yaratabilmenin bir yolu birtakım devlet gelirlerinin bütçede gösterilmemesi, bir başka yolu birtakım devlet giderlerinin bütçeye dahil olmayan kurumlara yaptırılmasıdır. Diyelim ki herhangi bir yere para harcayacaksınız ama bunun karşılığı olan ödenek bütçede yok. Yani böyle bir gelir olmadığı gibi böyle bir harcama için millet adına parlamento tarafından verilmiş bir izin de söz konusu değil. Bu durumda bu harcamayı bir kamu bankasına görev zararı talimatı vererek düşük faizli kredi tahsisi yoluyla yaptırır, sonra da bu kredileri, faiziyle birlikte affeden bir yasa çıkarırsınız olur biter.
Eğer toplumun bu tür harcamalara karşı duyarlılığı yoksa, IMF de görmezse bunla
rı yapmak kolay olur. Acaba IMF görmezden gelir mi? Çünkü bütçe dışı kaynak aslında sadece bir ilüzyondur. Bir hükümetin daha fazla gelir toplama yeteneği varsa bu topladığı ek geliri bütçeye yazmayıp başka bir deftere yazması ilüzyondan başka bir tanımlamayla açıklanamaz. O nedenle IMF'nin, eğer anlarsa, buna karşı çıkması kaçınılmazdır. Çünkü IMF, verdiği desteği bu tür ilüzyonlarla kendisinin aldatılması için
vermiyor. Maksimum çaba sergileyip krizden çıkılması ve bir daha krize girilmemesi için veriyor.
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'nun Türkiye ziyareti sırasında Tayyip Erdoğan ile görüşmesi sonrasındaki açıklamalar yıllar yılı uyguladığımız görev zararı uygulamasına geri dönüş hazırlığı içinde olduğumuzu ortaya koyuyor. Kopenhag öncesinde Annan planını
kabul ettiğimizi açıklasaydık KKTC bizim görev zararı alanımızdan çıkıp AB'nin görev zararı alanına girmiş olacaktı. Bunun yolu KKTC'ye parasal yardım yapmamızın artık mümkün olamayacağını söylemekten geçiyordu. Tam tersi oldu. Eroğlu geldi ve ilave destek almayı başardı. Bu durumda KKTC yönetiminin müzakereyi çözüme götürmek için çaba göstermesinin anlamı kalmadı. Türkiye'den ek destek koparmış olan KKTC artık çözüme gitmez. Bu bir tercihtir hiç kuşkusuz. Hiç kimse Kuzey Kıbrıs ekonomisini Türkiye ekonomisine benzetmek için üste para verdiğimize şaşırmamalıdır. Biz tercihimizi böyle yapıyoruz. Her tercihin rasyonel olması gerektiğine dair bir kural yoktur.