'Bizi Ecevit ile karıştırma'
Atina'daki Avrupa Konferansı'ndan sonra açıklama yapan Dışişleri Bakanı Gül, "AKP hükümetinin Kıbrıs için pozisyonu farklı" dedi
ATİNA Milliyet 18/04/2003
Rum liderle tokalaştı
Gül, toplantıya girerken Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile de el sıkıştı. Papadopulos, basın toplantısında, bu tokalaşmaya siyasi hiçbir boyut vermediğini belirterek, "Türkiye'nin AB'nin genişlemesi anlaşması için düzenlenen törene nasıl katılacağı kendi bileceği iş. Türk hükümetini
n kendisine sorun yaratması hakkıdır" dedi. Papadopulos, AB üyesi oldukları için Rumların silahlanmada kısıtlamaya gitmeyeceklerini açıklarken, "AB üyeliği için attığım imza, benim galibiyetim ve Denktaş'ın yenilgisi değildir. Kıbrıslıların zaferidir" diye konuştu. Kıbrıs Rum Devlet Televizyonu muhabirinin "AB üyesi olarak Ankara'da ofis açmayı düşünüyor musunuz?" sorusuna Papadopulos "Hayır düşünmüyoruz" cevabını verdi.KKTC, kontrol dışı bölgedir!
Türkiye ile ipleri koparmamaya özen gösteren Avrupa Birliği, protokollerinde "Türk askeri varlığı"ndan söz etmedi
YORGO KIRBAKİ Atina MILLIYET 18/04/2003
Avrupa Birliği (AB), Kıbrıs Rum Kesimi'ni üyeliğe kabul ederken, Türkiye ile ipleri koparmamaya özen gösterdi. Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un da imzaladığı, 10 yeni ülkeyi kapsayan, ekleriyle birlikte yaklaşık 5 bin sayfa tutan üyelik anlaşmasında yer alan ve AB müktesebatının KKTC ile Rum bölgesindeki İngiliz üslerinde uygulanmayacağını belirten iki protokolde de "Kuzey'de işgal" veya "Türk askeri varlığı" ifadeleri kullanılmadı.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen'in sözcüsü Jean Christophe Filori'nin 14 Mart'ta bir soruya cevap verirken, Kıbrıs'ın birliğe tam üye olacağı 1 Mayıs 2004 tarihine kadar adada çözüm olmaması halinde, Türkiye'nin AB topraklarını işgal etmiş sayılacağı açıklamasına rağmen, bu bakış açısı protokole yansımadı.
AB'nin dikkatli bir üslupla düzenlediği protokolün hazırlık çalışmaları sırasında Türkiye'yi "işgalci" konumda niteleyen herhangi bir ifade kullanılması gündeme gelmedi. AB, böyle bir durumda hem Türkiye'yi aday ülke ilan ettiği Helsinki zirvesi kararları ile çelişkiye düşecek, hem de Kopenhag kriterlerini uygulaması ve Kıbrıs sorununun çözümü için teşvik ettiği Türkiye ile ipleri koparacak ve kendisini "işgali sona erdirmek için" eylem veya yaptırıma başvurma pozisyonuna sokmuş olacaktı.
Protokolün hazırlık çalışmaları sırasında Rum Kesimi'nin AB üyesi olmasında başrolü oynayan Yunanistan'dan da Türkiye'yi suçlayıcı bir ifadenin yer alması talebi gelmedi. Yunanistan, Rum Kesimi'nin üyeliğinde AB ile ihtilafa girmek istemedi.
Protokolde, Rum Kesimi ve AB kastedilerek, "Taraflar Kıbrıs sorununun, BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda çözümü ve BM Genel Sekreteri'nin bu hedef için gayretlerini güçlü şekilde destekledikleri taahhütlerini teyit etmektedirler" denildi. Protokolde, Kıbrıs sorununun henüz çözümlenmediği, dolayısıyla AB müktesebatının KKTC'de uygulanmasının ertelenmesi gerektiği" belirtilirken, KKTC'nin sınırları "Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde sonuç verici denetimi bulunmadığı bölgeler" olarak tanımlandı.
Yardım kapısı açık tutuldu
Siyasi sorunun çözümlenmesi halinde erteleme kararının AB Konseyi'nin oybirliği ile alacağı kararla kaldırılacağı kaydedilen protokolde, "Şimdilik hiçbir şey, söz konusu bölgelerin ekonomik gelişmesi için önlemler alınmasını engellememektedir" denilerek, KKTC'ye AB yardımı kapıları açık tutuldu.
Aynı protokolde "Çözüm halinde AB Konseyi, Komisyon'un hazırlayacağı rapor doğrultusunda ve oybirliği ile hareket ederek, Kıbrıs Türk toplumuyla ilgili olarak Kıbrıs'ın AB'ye giriş şartlarının yeniden düzenlenmesine karar verecektir" denildi. Rumların AB'ye üyelik protokolünde ayrıca "Kıbrıs'ın AB üyeliği tüm Kıbrıs vatandaşlarının yararına olacak ve içte barış ile birlikteliğin sağlanmasına katkıda bulunacaktır" ifadesi yer aldı.
Kanla alındı, masada gitti
Kıbrıs Rum kesiminin AB ile katılım anlaşmasını imzalaması, KKTC basınında da manşetten verildi. Kıbrıs Rum kesiminin "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak tüm Kıbrıs adına imza attığına dikkat çeken gazeteler, Rumların 16 Nisan'ı bayram olarak kutladığını, bugünün Kıbrıslı Türkler içinse burukluk olduğunu yazdı.
Gazeteler, Rumların AB rüyasını Atina'daki tarihi törenle gerçekleştirdiğini belir
'Helenizm için büyük gün'
ATİNA Milliyet 18/04/2003
AB Kıbrıs'ta çözüme müdahil olsun!
KKTC'deki muhalefet partisi CTP'nin Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın Yunanlı Bakan Yorgo Papandreu'ya mektup gönderdiği ortaya çıktı
BARKIN ŞIK Ankara 18/04/2003 MILLIYET
Düşünce plana sarıldık
Türkiye, kabul etmediği Annan Planı'nı, Rumların AB üyeliği kesinleşince savunmaya başladı
UTKU ÇAKIRÖZER ELÇİN ERGÜN Ankara MILLIYET 18/04/2003
'Eşsiz fırsat kaçırıldı'
ATİNA Milliyet
AB vizyonu çok önemli
Atina'daki konferansta İngiltere Başbakanı Blair ile birlikte görülen BM Genel Sekreteri Kofi Annan, "Ortak değerlerin savunulması için yapılacak en iyi şeyin, bir araya gelmek olduğunu tüm dünya anladı" dedi. AB'nin genişleme sürecinin sonuna gelinmediğini anımsatan Annan, "Daha katılmayı bekleyen ülkeler var. Türkiye'yi de dahil ettiğim Balkanlar ve Güneydoğu Avrupa'nın gelişme
si ve istikrarı için AB'ye üyelik vizyonu yaşamsal önem taşımaktadır" diye konuştu.Denktaş: Kıyamet kopmadı
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa Birliği'nin "Kıbrıs devleti" diye Rum yönetimini kabul etmesinin adadaki durumu değiştirmediğini söyledi.
Denktaş, dün yaptığı açıklamada, "Biz Rumların peşinden ve Annan Planı çerçevesinde AB'ye girmiş olsaydık, devlet olarak, egemen olarak değil, devletin içinde bireyler olarak girecektik. Bunun ne anlama geldiğini sanırım herkes değerlendirebilir"
Simitis Güney Kıbrıs'a gidiyor
AB Dönem Başkanı Yunanistan'ın Başbakanı Kostas Simitis, bu akşam saat 19.00'da Kıbrıs Rum kesimine gidecek. Simitis, Kıbrıs Türk kesiminden siyasi parti yetkilileriyle de görüşecek.
Rum kesimi, Simitis'in, AB Katılım Anlaşması'nı 16 Nisan'da Atina'da imzalayan 10 yeni ve diğer 14 AB ülkesini kapsayacak gezisinin ilk durağını oluşturuyor. Simitis'e Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile bazı bürokratlar da eşlik edecek.
Temaslarına yarın başlayacak olan Simitis, ilk görüşmesini Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yapacak. Bu görüşmede, Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da hazır bulunacak.
Rum meclis başkanı Dimitris Hristofyas ile öğle saatlerinde biraraya gelecek olan Simitis, saat 13.00'da Rum meclisinde milletvekillerine hitap edecek. Simitis, Rum kesiminden yarın akşam ayrılacak.
TÜRK SİYASİ PARTİ YETKİLİLERİYLE DE GÖRÜŞECEK
Simitis, yarın öğleden sonra ise ''AB Dönem Başkanı'' olarak yaptığı açıklanan davete icabet eden bazı Kıbrıs Türk siyasi parti yetkilileriyle görüşecek.
Yunanistan'ın Rum kesimindeki büyükelçiliğinde yapılacak görüşmenin saat 16.30'da başlaması ve bir saat sürmesi bekleniyor.
Görüşmeye, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ile parti üyesi Yücel Köseoğlu, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile partinin dışilişkiler sorumlusu ve Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, Yurtsever Birlik Hareketi (YBH) Dışilişkiler Sekreteri Alpay Durduran, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri İzzet İzcan ile Dışilişkiler Sekreteri Özker Özgür, Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) Genel Sekreteri
Mehmet Süleymanoğlu ve Siyasi Büro Sekreteri Kazım Öngen katılacak. YBH, BKP ve KSP, KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilmiyor.KKTC koalisyon ortakları Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Demokrat Parti (DP) ile Cumhuriyet Meclisi'nde üç milletvekiliyle temsil edilenYenilikçi Atılım Partisi (YAP) ve mecliste temsil edilmeyen Ulusal Diriliş Partisi (UDP), Yunanistan Başbakanı Simitis'in ''AB Dönem Başkanı'' sıfatıyla yaptığı açıklanan daveti reddederek, söz konusu görüşmeye katılmayacaklarını bildirmişlerdi
.MILLIYET 18/04/2003
Atina'da zül ve Gül
Haluk Şahin18/04/2003 RADIKAL
AKP hükümetini tutarsız olmakla eleştirenler bence haksızlık ediyor. Bu hükümet aslında fevkalade tutarlı: Yaptığı her şeyi yarım yamalak yapıyor.
Buna, daha önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi, 'Ne şiş yansın ne kebap!' politikası da diyebiliriz. Uygulanan politikalar hem İsa'yı hem de Musa'yı memnun etmeye çalıştığı için, sonunda kimseyi memnun edemiyor; üstelik, sorunları çözülmesi
Ortasından AB geçen ada
KKTC ve Ankara çözüm üretebilseydi, Kıbrıslı Türkler, Rum tarafını kaplayan 'Avrupa coşkusu'nu paylaşıyor olacaktı
18/04/2003 RADIKAL
RADİKAL
- LEFKOŞA/ATİNA - Kıbrıs Rum Kesimi, AB'ye katılım anlaşmasını şampanyalı, top atışlı törenlerle kutladı. Lefkoşa'nın Rum Kesimi'nde düzenlenen kutlamaya Yunanistan'ın Büyükelçisi Hristos Panagopulos, AB'nin Rum Kesimi Temsilcisi Adrian Van Der Meer ve Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Mihalakis Zambellas katıldı. Törende şampanyalar patlatılırken, 25 pare top atışının ardından AB bayrağı AB marşı eşliğinde gönderine çekildi.AB bayrağı çekildi
Günün out'ları
Gül'den Rum liderine jest
18/04/2003 RADIKAL
RADİKAL
- ATİNA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Avrupa Konferansı'na katılmak için gittiği Atina'da, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis tarafından samimi bir biçimde karşılanırken, artık AB üyesi olan Rum Yönetimi'ne de jest yaptı. Simitis, Gül'e, "Türkiye'nin AB'ye girmesini biz de istiyoruz" dedi.Simitis yarın adaya gidiyor
18/04/2003 RADIKAL
RADİKAL
- ATİNA - Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, yarın Kıbrıs Rum Kesimi'ne gidiyor. Simitis, Güney Kıbrıs'ta, KKTC'den bazı siyasi parti liderleriyle görüşecek. Simitis'in, Lefkoşa'daki Yunan Büyükelçiliği'nde, Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat ve Toplumcu Kurtuluş Partisi lideri Hüseyin Angolemli'yle saat 16.30' da bir araya gelmesi bekleniyor.Denktaş: Bizi de alın
18/04/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AB'nin Kıbrıs Rum Kesimi'yle üyelik sözleşmesi imzalamasını 'Birliğin Kıbrıs'la ilgili yeni bir hatası' sözleriyle eleştirirken, KKTC'ye sahip çıkmak gerektiğini savundu. Denktaş, AB'nin KKTC'yle ayrı bir anlaşma imzalayarak adada birleşmeyi sağlayabileceğini öne sürdü.KKTC'de umut kesilmedi
18/04/2003 RADIKAL
LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye üyelik sözleşmesi imzalaması, adanın güneyinde coşkuyla kutlanırken, KKTC'de burukluk ve siyasi kargaşa hâkim. AB Dönem Başkanı olan Yunanistan'ın Başbakanı Kostas Simitis'in KKTC'deki siyasi partilere görüşme davetinde bulunması ortalığı iyice karıştırdı.
Rum Kesimi'nin AB'ye katılım sözleşmesini imzalaması KKTC basınında dün manşetlere taşınırken, geniş katılımlı gösterile
Simitis'in daveti ortalığı karıştırdı
Gül: Kararı Türkiye verir
Gül, Rum Kesimi'nin de y
er aldığı AB'nin genişlemesiyle ilgili törene katılmasından rahatsızlık duyduğunu belirten Denktaş'a yanıt verdi: Bu işlere karar vermek Türkiye'nin bileceği bir şey18/04/2003 RADIKAL
RADİKAL
- ATİNA - Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Rum Kesimi'nin de yer aldığı AB'nin genişlemesiyle ilgili törene katılmasından rahatsız olan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a, "Bu işlere karar vermek Türkiye'nin bileceği bir şey" yanıtını verdi. Bakan Gül, Atina'da katıldığı Avrupa Konferansı'nın ardından büyükelçilik binasında düzenlediği'Sıkıntı duymadım'
'Kapılar kapalı değil'
'Ziyaret normal'
Kıbrıs'ta devlet suçu
M.Ali Kışlalı
18/04/2003 RADIKAL
Türkiye-Avrupa Birliği ve Kıbrıs ilişkileri konusunda, bugüne kadar hep, ya Rum ya da AB görüşünü savunmuş kimileri, bulunulan noktadan dolayı Türkiye'nin en sağlam kurumlarını suçluyorlar.
Cumhurbaşkanı'nı, Genelkurmay'ı ve Dışişleri Bakanlığı'nı.
Bunlar -Cumhurbaşkanı da dikkate alındığında- siyasi boyutları olmayan, k
Tek sorumlu Denktaş değil
Erdal Güven18/04/2003 RADIKAL
Başlığa bakıp da Denktaş'ı savunacağımı sanmıyorsunuz herhalde. Türkiye'nin biraz (!) geç de olsa Kıbrıs'ta çözümün Denktaş'la değil, ancak ve ancak Denktaş'a rağmen kotarılabileceğini kavramaya başlaması olumlu bir gelişme elbette.
Evet, Denktaş'a rağmen... Bu açıdan 'taze bilgi' olarak Annan'ın 14 Nisan'da BM Güvenlik Konseyi'nce kabul edilen raporundan şu cümleleri alıntılamak yetecek:
"Tüm ç
Siyasi iradeyle çözüm mümkün
BM
Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta siyasi iradeyle çözümün hâlâ mümkün olduğunu söyledi.Annan, Kıbrıs konusunda eşsiz bir fırsatın kaçırıldığını, Kıbrıs konusunda çözüm bulunmasında eksik olan konunun, siyasi irade olduğunu kaydetti.KIBRIS 18/04/2003
PAPADOPULOS ALDATMACASI
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ``Bir hafta içinde Kıbrıslı Türklerin de AB imkanlarından faydalanmasına imkan tanıyacak önlem paketi açıklayacağını`` söyledi.
Papadopulos, bugün sona eren Atina zirve toplantıları için bulunduğu Atina`da yaptığı açıklamada, önlem paketinin AB`nin onayından sonra açıklanmasının söz konusu olduğunu belirtti.
Önlem paketinin Kıbrıs sorununun çözümüne kadar geçerli olacak geçici nitelik taşıyacağını kaydeden Papadopulos, KKTC`nin karşı önlemler almasını beklemediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın ``Ankara`nın onayı olmadan tahrik edici önlemler alamayacağını`` kaydeden Papadopulos, bu tür bir yaklaşımın Türkiye`nin ``AB yolunda karşılaştığı engel ve problemleri daha karmaşık hale getireceğini`` söyledi.
Papadopulos, ``Barış ve kamu düzenini tehlikeye düşürecek önlemler ve karşı önlemler alınmayacağını düşünüyorum ve umuyorum`` dedi.
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis`in yarın Rum kesimine yapacağı ziyaret sırasında KKTC muhalefet partileri liderleri ile görüşme isteğine de değinen Papadopulos, ``Yunanistan Başbakanı bu çağrıyı AB dönem başkanı olarak yaptı. Amacı, AB`nin elini Kıbrıs Türk tarafına da uzattığını göstermekti`` diye konuştu.
HALKIN SESI 18/04/2003
Denktaş: AB geçmişe gözlerini kapattıİngiliz milletvekili Balfeyi kabul eden Denktaş, Görüşmeler aynı ekip
ve planla yürüyemez" dediCumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa Birliğinin Kıbrıstaki geçmişe gözlerini kapatarak, uluslararası hukuka aykırı bir kararla Güney Kıbrısı üyeliğe kabul ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Avrupa Parlamentosu İngiliz Mille
tvekili Richard Balfei dün kabul ederek görüştü.Richard Balfe, Cumhurbaşkanı Denktaşın Brüksele gönderdiği gözlemlerle ilgili daha önce konuşamadığı, cumhurbaşkanını detayları konuşmak üzere ziyaret ettiğini söyledi.
Kıbrıs konusunda ele alınacak daha birçok iş olduğunu kaydeden Balfe, Kıbrıs Türklerinin daha iyi günlere varacağına dair umut beslediğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Balfenin, görüşmelerin yeniden başlaması gerektiği yönündeki Güvenlik Konseyi kararını anımsatması üzerine, görüşmelerin aynı ekip ve aynı planla yürüyemeyeceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, 40 yıl boyunca Kıbrıs Türklerine her yönden saldıran Kıbrıslı Rumlara, Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Avrupa Birliği üyeliğinin dünya tarafından bir ödül olarak sunulduğunu söy
ledi.Kıbrıs Türkünün Rum-Yunan ikilisinin ENOSİS fikrini hiçbir zaman kabul etmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, garantilerin sulandırılmadığı, iki bölgeli bir anlaşmadan yana olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Avrupa Birliğinin Rum tarafını gözlerini geçmişe kapatarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Güney Kıbrısı Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul etmesini kullanarak, uluslararası hukuka ve adalete aykırı şekilde Avrupa Birliği üyeliğine kabul ettiğini söyledi.
Gelinen noktada Kıbrısta bir çözümün daha da zor bir duruma girdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş Kıbrısın bir bölümü Avrupa Birliğinde, bir bölümü değil. Avrupa Birliğinin istediği bu mu? Umarım değildir diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Avrupa Birliğinin tüm Kıbrısı istediğini belirterek, Avrupa Birliğinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile temasa geçmesi gerektiğini ve Rumlarla birlikte neden bir anlaşmaya varıp Avrupa Birliğine girilmediğinin, girilmesi için Kıbrıs Türkünün ne istediğinin sorulması gerektiğini kaydetti.
Avrupa Birliğinin Kuzey Kıbrısın ekonomisini yükselterek, Güney Kıbrısla turizm ve bölgesel gelişme olarak aynı seviyeye getirmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, Güney Kıbrısın Kıbrıs Cumhuriyetinin sahibi olarak kabul edilmeyeceğini söyledi. Denktaş, yapılan yardımların Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Güney Kıbrısa refah getirdiğini ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Konuşmasında Annan Planına da değinen Denktaş, planın İngiliz Temsilci Lord David Hannay, ABDli Özel Koordinatör Thomas Weston ve Rum Yönetimi Dışişileri Eski Bakanı Alekos Markidesin yardımlarıyla hazırlanan çok akıllıca bir plan olduğunu söyledi. Denktaş, Planda, Kıbrıs Türkü için birçok tuzak bulunduğunu kaydetti.
DENKTAŞ: BİZİM MÜCEDELEMİZ BU OYANA GELMEMEK
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa Birliğinin hata yaptığını, devletleri bünyesine alan ABnin Kıbrıs Devleti diye Rum Yönetimini devlet olarak kabul ettiğini belirterek, Biz Rumların peşinden ve Annan Planı çerçevesinde ABye girmiş olsaydık, devlet olarak, egemen olarak değil, devletin içinde bireyler olarak girecektik. Bunun ne anlama geldiğini sanırım herkes değerlendirebilir dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, 17 Nisandan itibaren kıyamet kopacaktır diyenlerin, bugünden itibaren böyle birşeyin olmayacağını ve normal hayatın devam edeceğini göreceklerini kaydederek, yapılan haksızlığa verilecek cevabın içteki ihtilafları bir yana bırakarak dört elle devleti koruma kararlılığını dünyaya göstermek olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bunu gösterdiğimiz takdirde, Avrupa bizimle ilgilenecek ve yenbi bir yaklaşımla bizi AB bünyesine ayrı bir anlaşmayla almak suretiyle birleştirme yolunu açık tutmaya çalışacaktır şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABde fırsatı kaçırdık diyenlere seslenerek, ABnin devletleri üye yaptığına, Kıbrısta yanlış bir değerlendirmeyle Kıbrıs Devleti dedikleri Rum idaresini devlet olarak kabul ettiklerinin söyledi.
Denktaş, ABnin bu hareketle KKTCyi dikkate almadığına dikkat çekerek, Dolayısıyla biz Rumların peşinden ve Annan Planı çerçevesinde ABye girmiş olsaydık, devlet olarak, egemen olarak değil, devletin içinde Türk bireyler olarak Türk bireyler olarak girmiş olacaktık. Bunun da ne anlama geldiğini aklı başında herkes zannedersem değerlend
irebilir şeklinde konuştu.HALKIN SESI 18/04/2003
Şener, resmi
temaslarda bulunmak üzere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine (KKTC) geldi. Abdüllatif Şener ve beraberindeki heyeti, Geçitkale Havaalanında, Türkiyenin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Turizmden de Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Maliye Bakanı Mehmet Bayram, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Salih Coşar ve diğer yetkililer karşıladı.Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şener, Geçitkale Havaalanında yaptığı açıklamada, KKTCyi ziyaret etmekten mutlu olduğunu, hükümetinin Kıbrıs Türklerine en iyi dileklerini getirdiğini söyledi.
KKTCnin ekonomik patansiyelinin harekete geçirilmesi için yapılabilecek her şeyin masaya yatırılacağını kaydeden Şener, Ben inanıyorum ki, KKTC, hem üretim, hem de de yatırım potansiyelinin artırılmasının mümkün olduğu bir alandır dedi.
Kıbrıs Türk toplumunun refah seviyesinin artırılmasının temel çabaları arasında bulunduğunun altın çizen Şener, Türkiyenin KKTCnin ekonomik ve sosyal gelişimi için her türlü katkıyı yaptığını ve yapmaya devam deceğ
ini kaydetti.HASSASİYETİMİZ DEVAM EDECEK
Şener, Türk hükümetinin Kıbrıs konusunda bugüne kadar gösterdiği hassasiyet ve politikanın, bundan sonraki süreçte de ekonominin geliştirilmesine yönelik olarak devam edeceğini bildirdi.
Kıbrıs Rum yönetiminin dün Atinada Avrupa Birliğine giriş sözleşmesini imzalamasına da değinen Şener, bunun, yeni bir farklı süreci ifade ettiğini belirtti. Şener, Ancak bildiğiniz gibi uluslararası anlaşmalarla ve sorunun BM Güvenlik Konseyinde ihtilaflı bulunduğu bir sa
fhada ABnin almış olduğu bu kararın uluslararası hukuk açısından terhib (korkutucu) bir yanı yoktur. Biz bu yöndeki görüşlerimizi, düşüncelerimizi devamlı şekilde değişik zeminlerde ifade ettik diye konuştu.Yeni süreçte, Kıbrıs Türk toplumuyla birlikte, Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin artırılmasına yönelik çok önemli projelerin hayata geçirileceğini açıklayan Şener, Uluslararası hukukun tanıdığı meşruiyet ölçüleri içinde tezlerimizin kabul göreceğine de inanıyoruz dedi.
SERDAR DENKTAŞIN AÇIKLAMA
SITurizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımsısı Serdar Denktaş da ziyaretin son derece önemli bir dönemde yapıldığına işaret ederek, dün, çıkarlar gerektirdiğinde, uluslararası hukukun nasıl çiğnendiğinin törenini yaşadıklarını söyledi.
Annan planıyla yapılan tartışma nedeniyle KKTC ekonomisinin durağan bir döneme girdiğine işaret eden Serdar Denktaş, Türkiye ile birlikte yollarına devam edeceklerini ve yeni süreçte halkın refah seviyesini nasıl daha yükseğe çıkaracaklarını belirleyeceklerini kaydetti.
Serdar Denktaş, Türkiyenin KKTCye yardım ve katkılarının devam edeceğine inandıklarını ifade ederek, bu katkıların daha verimli bir şekilde kullanılacağını dile getirdi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, temaslarına yarın başlayacak. Şener, yarın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter ve Başbakan Derviş Eroğlu ile ayrı ayrı görüşecek. Abdüllatif Şener, iki ülke heyetleri arasında yapılacak toplantıda Türkiye heyetine başkanlık edecek.
HALKIN SESI 18/04/2003
TC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs Rum Kesimi`nin tartışmalı biçimde AB`ye girdiğini söyledi.
Atina`daki temaslarını, büyükelçilik binasında ağırladığı Türk gazetecilere değerlendiren Gül, Türkiye`nin Kıbrıs`ta kalıcı barışın sağlanması için gayret gösterdiğini ve çabaların süreceğini söyledi.
Kıbrıs`ta kalıcı barışın sağlanabilmesi için adil ve kabul edilebilir olması gerektiğine de işaret eden Gül, temasları sırasında bu konuyu dile getirdiğini ve Türkiye`nin gayretlerini sürdüreceğini belirttiğini kaydetti.
Gül, Rum Kesimi`nin katılım anlaşması imzalayacağı Atina`ya gelip gelmemekte tereddüt edip etmediğine ilişkin soru üzerine, kendisinin Avrupa Konferansı toplantısına katıldığını hatırlatarak, ``Türkiye`nin AB ısrarı açık, AB sürecimiz engellenemez`` dedi ve Türkiye ile Rum Kesimi`nin ilk kez aynı fotoğrafta yer almadıklarına da işaret etti.
Gül, Annan planı hakkında bir soruya da ``Önemli olan kalıcı barışı sağlamak. Annan planı buna yardımcı olabilecekse değerlendirilir`` diye yanıt verdi.
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis`in Rum Kesimi`ne yapacağı ziyarete ilişkin soru üzerine de Gül, AB dönem başkanı olan Yunanistan`ın böyle bir ziyarette bulunmasının normal olduğunu, demokratik bir ülke olan KKTC`den isteyen partilerin ise Simitis`in davetine, kendi hükümetlerinin bilgisi dahilinde katılabileceklerini kaydetti.
HALKIN SESI 18/04/2003
PapadopulosAB imkanlarından Türkler de yararlanacak
YENIDUZEN 18/04/2003
Talat, İngilterenin Avrupa Parlamentosundaki milletvekillerinden Richard Balfe, CTP Genel Başkanı Talatla görüşmesinde üzüntülerini açıkladı"
Size Avrupaya hoşgeldiniz diyemedik!YENIDUZEN 18/04/2003
DenktaşOyuna gelmeyelim" dedi!
YENIDUZEN 18/04/2003
Annan:Kıbrısta eşsiz bir fırsat kaçtı
YENIDUZEN 18/04/2003
TC DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ŞENER:AB yolumuzdan kırılma yok!
YENIDUZEN 18/04/2003
Talat: Denktaş duvara tosladı
Çözümsüzlükte Rumlar da rahat etmez
CTP lideri Talat, Yunan başbakanı Simitisle buluşmasından önce Milliyete konuştu
BARKIN ŞIK Ankara
Simitise Adada sevgi gösterisi...
YORGO KIRBAKİ Lefkoşa
Denktaş: Annan Planı nefesleri kesecek
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planındaki tuzakların "nefesleri keseceğini" belirterek, vatandaşları bu planın lehinde gösteri yapmaya iten asıl nedenin "para" olduğunu ileri sürdü. Antalyada yaşayan Kıbrıs mücahidi Hüseyin Laptalı, arkadaşlarıyla verdiği silahlı mücadeleyi anlatan "Erenköy Sürüngeni" adlı kitabının birini Denktaşa gönderdi. 14 Nisanda kendisine yanıt gönderen Denktaş da, kitapla ilgili düşüncelerini şu ifadeyle dile getirdi: "Bunun altında yatan kudret dış kaynaklardan gelen telkin ve paradır."
Baykal: KKTCye baskı hangi kitapta var?
MERT İLKUTLUĞ, TURAÇ TOP İzmir DHA
MILLIYET 19/04/2003
* * * * *
Kıbrıs'ın stratejik önemi kaldı mı?
Irak olayı birçok kavramları, dengeleri ve içi boşalmış inançların da yıkılmasına neden oluyor.
Bunlardan biri, Kıbrıs'ın Akdeniz'in en büyük uçak gemisi sayılması ve özellikle petrol hatları açısından vazgeçilmez bir stratejik önemi olduğudur.
Amerika binlerce kilometreden gelip koskoca bir ülkeyi istila edebildi. Bu olay öylesine bir teknolojik patlamayı da beraberinde getirdi, Kıbrıs
MILLIYET 19/04/2003 MEHMET ALI BIRAND
Gül: Kıbrıs sorunu bir yılda çözülür
Uğur ERGAN / ANKARA-RİYAD
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta sorunun bir yıl içerisinde çözüleceğine inanıyorum dedi. Dün Irak'a komşu ülkeler toplantısına katılmak üzere Suudi Arabistan'a giden Gül, ATA uçağında Hürriyet'in sorularını yanıtladı.
Güney Kıbrıs'ı kastederek, AB'nin sorunlu bir ülkeyi üye yapmasının yanlış olduğunu belirten Gül, Ada'da çözüm olmadığı için Türk tarafı da tedirginlik içinde. Müzakerelere devam edilmesi herkesin çıkarınadır diye konuştu.
HURRIYET 19/04/2003
Türkiye'den KKTC'ye ek yardım paketi
Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA
Türkiye, Kuzey Kıbrıs'a ek yardım olarak 2005e kadar 450 milyon dolar verecek. Kıbrıs İşlerinden de sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener ile KKTCli yetkililer arasında dün iki protokol imzalandı.
Rumların tüm Kıbrıs adına Atina'da AB ile üyelik sözleşmesi imzalamasından iki gün sonra gündeme gelen protokoller, Rumların Kıbrıslı Türkler için önümüzdeki günlerde açıklamayı planladığı 'sosyal ve ekonomik açılımlar' paketinin önünü kesmeyi de amaçlıyor.
HURRIYET 19/04/2003
'Türkiye Kıbrısla ilgilenemedi'
Yunanistan Başbakanı Simitis Türkiye'nin Irak sorunu nedeniyle Kıbrıs konusuna eğilemediğini belirtti. Simitis ayrıca Kıbrıs Türkleri için uyum paketi ve yardım konusunda çalıştıklarını söyledi.
AB Dönem Başkanı Yunanistan'ın Başbakanı Kostas Simitis, ''Türkiye'nin, Irak nedeniyle Kıbrıs konusuna eğilemediğini, ancak bundan sonra dikkatini bu konuya yönelteceğine'' inandığını belirtti.
Rum kesimini ziyaret eden Simitis, bugün parlamentoda Rum milletvekillerinin alkışlarıyla sık sık kesilen konuşmasında, ''Rum tarafının AB üyeliğinin gerçekleştiğini, ancak Kıbrıs sorununun çözümlenmediğini'' söyledi.
Kıbrıs sorununun çözümlenmemesinin Türk tarafının ''uzlaşmaz'' tutumundan kaynaklandığını savunan Simitis, Ada'daki siyasi sorunun çözümlenmesinin Kıbrıslı Türklerin yanı sıra Türk-Yunan ilişkilerine ve Türkiye'nin AB perspektifine de olumlu katkıları olacağını kaydetti.
Simitis, Kıbrıs'ta çözüm bulunma isteği bulunduğunu ve bunun cesaret verici olduğunu belirterek, ''Bu nedenle Türkiye 2004'e kadar bu konuda ne şekilde yardımcı olacağına karar vermek durumundadır. Annan planı çözüm için yol göstermektedir. Bu mesaj bugün Türk tarafına iletilmiştir'' dedi.
Kıbrıs'taki yeşil hattın Ankara'yı Brüksel'den ayırmaya devam ettiğini de sözlerine ekleyen Simitis, ''Türkiye'nin AB'ye girmesi mümkündür. Ancak, Türkiye, bir yere üye olmak istiyor ama o yerin üyesini tanımıyor. Bu olmaz'' dedi.
Rum parlamentosu Başkanı Dimitris Hristofyas da konuşmasında, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda ''uzlaşmaz'' bir tutum izlediğini ileri sürerek, ''Türkiye bu tutumunu sürdürürse Avrupa rüyasına veda etmesi gerekecek'' dedi.
Rum tarafının AB üyeliğinin Ada'da ''yeni bir dönem açtığını'' kaydeden Hristofyas, ''AB üyeliğinin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmek için çaba göstereceğiz'' diye konuştu.
TÜRKLERE ÖZEL UYUM PAKETİ
Yapılacak müzakerelerde adanın tümünün AB'ye uyum sağlayabilmesi için AB müktesebatının uyumu yönünde de bazı düzeltmeler yapılmasının gündeme gelebileceğini ifade eden Simitis, ''Çünkü AB içinde, AB ilkelerine uyum sağlayamayan bir sistem çalışamaz'' dedi.
Bu arada, Rum yönetiminin AB'ye uyum konusunda ekonomik bir paket üzerinde çalıştığını da ifade eden Simitis, ''bu paketin, Türk toplumunun AB imkanlarından faydalanmalarına yönelik olduğunu'' söyledi.
Yunan-Rum tarafının Annan'a yeni bir girişim başlatması için talepte bulunmayacağını belirten Simitis, önümüzdeki dönemde Türkiye ile KKTC'nin üzerindeki çözüm baskısının artacağını kaydetti.
Sorular üzerine, Rum kesiminin AB üyeliğinin 1960 anlaşmasına aykırı olmadığını savunan Simitis, ''Burada illegal olan üyelik değil, mevcut durumdur'' dedi.
Aynı soruları yanıtlayan Papadopulos da, ''AB'nin üç kez Türk tarafının bu iddiasını incelediğini, hukuki ve siyasi açıdan reddettiğini'' söyledi.
Simitis, toplumlararası görüşmelerin devamına ilişkin bir soruyu da, '' Sayın Denktaş Annan planını anahtar olarak kabul etmediği takdirde, Kıbrıslı Türkler kalkınmanın nimetlerinden ve AB'ye girmenin getirdiği refahtan yararlanamayacak'' diye yanıtladı.
Basın toplantısını, KKTC'den yaklaşık 50 Türk gazeteci de izledi. Simitis, Rum kesiminin parlamentosunda yapacağı konuşmanın ardından bazı Kıbrıslı Rum ve Türk siyasi parti temsilcileriyle bir araya gelecek, akşam saatlerinde de Atina'ya dönecek.
SİMİTİS TÜRK PARTİ YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞTÜ
Simitis, 1 saat 15 dakika süren görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu planın temel olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
Annan planı üzerinde değişiklikler yapılabileceğini, bu konuda farklı görüşler olduğunu ifade eden Simitis, Türk ve Rum partilerle görüşmesinde aldığı notları Avrupa Birliği'ne aktaracağını kaydetti.
KKTC ana muhalefet Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de, Simitis'in kendileri için çok önemli olduğunu söyledi.
''Avrupa Parlamentosu'nda Rumlara verilen 6 sandalyeden 2'sinin, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki haklara göre Türklere verilmesi yönündeki görüşlerin ve Türkçe'nin de AB dili olması konusunun görüşmede dile getirildiğini'' belirten Angolemli, Simitis'den, Türkçe ve AP'deki sandalye konusunun, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümden sonra halledileceği yönünde izlenim edindiğini ifade etti.
Angolemli, ''Avrupa Birliği müktesebatı adanın kuzeyinde geçerli olmayacağı için, Türkçe ve sandalye konusunda olumlu bir gelişme olacağı yönünde iyimser olmadığını'' dile getirdi.
'AB NORMLARINA DEĞİNMEDİ'
Simitis'in, Annan planı temelinde bir çözümü ısrarla dile getirirken, çözümün AB normlarında olması gerektiğine hiç değinmediğine işaret eden Angolemli, KKTC ile Rum kesimi arasında ticaretin serbest olması ve Rum kesiminden KKTC'ye geçen turistlere, Rum kesimine geri dönüşlerinde getirilen zaman sınırlamasının kaldırılmasını istediklerini, bu konuda Yunanistan'ın desteğini talep ettiklerini belirtti.
Rum tarafının Kıbrıslı Türklere yapacağı ''açılımlara'' değinerek,bunların azınlık hakları içermemesi gerektiğini dile getirdiklerini söyleyen Angolemli, Simitis'in Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görmediklerini, azınlık olan Maruni ve Ermeni toplumundan tamamen ayırdıklarını söylediğini aktardı.
Görüşmenin faydalı olduğunu dile getiren Angolemli, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, bu görüşmelerin devam etmesi ve kendilerine, AB ile teması kesmemeleri gerektiğini söylediğini belirtti.
CTP GENEL BAŞKANI TALAT
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da,Simitis'in, görüşleri dinleyerek not aldığını, bunları AB ve özelliklede AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen ile görüşeceğini belirttiğini kaydetti.
Annan planı temelindeki çözüm arayışlarının devam etmesi, Türkçe'nin de AB'nin resmi dili olması ve Avrupa Parlamentosu'nda Rumlara verilen 6 sandalyenin 2'sinine Kıbrıslı Türklere verilmesi konularını gündeme getirdiklerini anlatan Talat, Simitis'in bu konularla ilgileneceğini söylediğini ifade etti.
Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Kutlay Erk'in görüşmede, Lefkoşa Türk Belediyesi'nin uluslararası temsiliyetinin tanınmasını gündeme getirdiğini belirten Talat, 1958'de kurulan Lefkoşa Türk Belediyesi'nin Lefkoşa Rum Belediyesi ile işbirliği yaptığını, ancak uluslararası temaslarda Rumlar tarafından engellendiğini, bunun ortadan kaldırılması ve uluslararası alanda temsiliyetinin tanınması için Yunanistan'ın desteğini istediklerini söyledi.
TÜRKLER KONUŞTU RUMLAR DİNLEDİ
Rum siyasilerden sadece komünist AKEL partisi Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'ın, görüşmede, Türkçe'nin de ABdili olması konusu gündeme geldiğinde söz aldığı öğrenildi.
Simitis ve Papandreu ile beraber, Türk parti yetkilileri konuştu. Rum siyasiler genelde konuşulanları dinleyerek sessiz kaldı.
Kıbrıs Rum kesimindeki temaslarını tamamlayan Simitis ve beraberindeki heyet
Atina'ya dönüyor.HURRIYET 19/04/2003
Verheugen: Kıbrıs tavsiye raporunu etkiler
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs meselesinin çözümsüz kalmasının, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerine başlanması yönünde 2004 yılında sunulacak tavsiye raporunu olumsuz etkileyeceğini söyledi.
Verheugen, Alman Focus dergisine yaptığı açıklamada, Kıbrıs meselesiyle ilgili hukuki sorunların çözüldüğünü, ancak siyasi çözüme kadar AB haklarının KKTC için geçerli olmayacağını belirtti.
''Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümünü engellemesinin, diğer bir yandan da AB'ye girmek istemesinin bir biriyle bağdaşıp bağdaşmadığı''şeklindeki bir soruya karşılık da Verheugen, ''Türkiye'nin engellemesidiye bir şey yok. Sorun çok karışık. Ancak Türk hükümetinin, sorunun çözümü için çaba harcaması akıllıca olacaktır'' dedi.
Verheugen, ''AB neden bölünmüş bir ülkeyi üyeliğe kabul ediyor?'' şeklindeki bir soruya da, ''Kıbrıs, AB'ye üye alınan ilk bölünmüş ülke değil. Almanya da AB'ye girdiği dönemde bölünmüş bir ülke idi. Üstelik Kıbrıs'ın AB üyeliği, birleşme müzakerelerine katalizör etkisi yapabilir. AB üyeliğinin gerçekleşeceği 2004 yılının Mayıs ayına kadarbelki bir çözüm bulunabilir'' şeklinde konuştu.
Derginin haberinde ayrıca, Kıbrıs'ın tarihine ve adada geçmişteki gelişmelere yer verildi.
HURRIYET 19/04/2003
AB Girne'ye dayandı
Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA
9 Avrupa ülkesiyle birlikte AB'ye ilk adımını atan Güney Kıbrıs'ta bayram havası esiyor. KKTC'de ise Rumların tek başına Kıbrıs adına AB katılım ortaklığına imza atması hem AB'ye hem de KKTC yönetimine karşı öfke yarattı. Zafer naraları atan Kıbrıs Rum basını AB Girne'ye dayandı diye manşet attı.
Kıbrıslı Rumların Avrupa Birliği'yle önceki gün Atina'da üyelik sözleşmesi imzalamasından sonra Ada'da
HURRIYET 18/04/2003
KKTC basını
Efharisto Denktash
KIBRIS: Ve Rumlar imzayı attı... Kıbrıslı Rumlar, AB rüyalarını Atina'daki tarihi törenle hayata geçirdiler. Eğer çözüm olsaydı, AB'nin aile fotoğrafında biz de yer alacaktık. Kıbrıslı Türkler, Rum Yönetimi'nin tüm Kıbrıs'ı temsilen AB'ye girmesi karşısında buruk. Ancak halkımız çözüm umutlarını koruyor.
YENİDÜZEN: Efharisto (Teşekkürler) Denktash... Kaldık el elde baş başta. Parthenon'un taşlarına kimliğimizin değil, küslüğümüzün damgasını vurduk. Papadopulos, Atina'da Avrupa'ya imza attı. Denktaş Bursa'da türbe açtı. 16 Nisan Rumlar için bayram olarak takvimlere kazınırken Kıbrıslı Türklere yine hayıflanmak düştü.
ORTAM: Kıbrıs AB'ye girdi, bağnazlık iflas etti. Tüm dünya tarafından uzlaşmazlığıyla tanınan Denktaş'ın dümen suyunda sürüklenen Türkiye, iflas eden Kıbrıs politikası yüzünden AB politikasında da altından kalkılması güç büyük bir yenilgiye uğradı. Türkiye, Avrupa Birliği'ne üyelik şansını büyük ölçüde yitirdi.
HALKIN SESİ: AB Utanmalısın. EU shame on you... KKTC Hükümeti, imzanın bağlayıcı hiçbir hukuki ve yasal geçerliliği olmadığını açıkladı
AFRİKA: Kanla alındı, masada gitti. Kıbrıs'ın yarısı değil tümü Avrupa toprağı oldu. Kanla aldık verilemez diyorlardı. Masada kansız teslim ettiler. Kıbrıslı Türklerin Ankara ve Denktaş tarafından bastırılan sesleri Atina'da duyulmadı. Türkiye 1974'ün faturasını halkımıza çok ağır ödettirdi.
HURRIYET 18/04/2003
Rum basını
Kıbrısın tümü AB toprağı
Fileleftheros:
HURRIYET 18/04/2003
"Güney Kıbrıs'ın üyeliği Türkiye'nin önünü tıkayabilir
"İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Ökütçü, Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne(AB) katılmış olması ve bu süreçte Kıbrıs konusunda bir çözüm bulunamamasının, Türkiye'nin tam üyeliğinin önünde tıkanıklığa sebep olabileceğini bildirdi.
Ökütçü, ''Gönül isterdi ki Kuzey Kıbrıs da Rum kesimi ile birlikte AB'ye katılmış olsun. Ancak bu görüşmelerin bir anlamda tıkanmış olmasının sonucu olarak bu noktaya geldik. Çözüm olmaması bizi bu noktaya getirdi'' dedi.
''Yine de önümüzde 1 yılı biraz aşan bir süreç var'' diyen Ökütçü, bu süreç içinde görüşmelerin devam etmesi, çözümün bulunması halinde Türkiye'nin müzakerelere başlama kararının verileceği Aralık 2004'ten önce bu sorunu aşma fırsatı da bulunduğunu kaydetti.
Ökütçü, şunları söyledi:
''Tabii ki Güney Kıbrıs'ın AB'ye katılmış olması ve bu süreçte birçözüm bulunamaması halinde gerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından, gerek Türkiye açısından sıkıntılar vermeye devam edecektir ve burada en büyük sıkıntı Türkiye'nin hem müzakerelere başlaması sürecinde, hem de daha sonra müzakerelere ba
şlasa dahi sonraki süreçtede çözüm olmaması halinde tam üyeliğinin önünde tıkanıklığa sebep olabilir.''2004'te Türkiye tüm siyasi kriterleri karşılamış ve AB'nin arzu ettiği uygulamada yeterli örnekleri sergilemiş olsa dahi Kıbrıs Rum kesimiyle Yunanistan'ın bir blok oluşturacağını söyleyen Ökütçü, ''Yunansitan ve Kıbrıs Rum kesiminin dışındaki 20 üyeyi ikna etsek dahi, geri kalan üyelerin Türkiye yönünde oy kullanarak ve gerekirse de bu blok karşısında baskı kurarak müzakerelerin başlamasına gayret etmes
i gibi gerçekleşmesi zor bir durumla karşı karşıya kalırız'' dedi.''HÜKÜMETİN KARARLILIĞINI GÖRÜYORUM''
Ökütçü, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün oraya katılması bir anlamda Güney Kıbrıs'ın tanınması noktasına götürür bizi. Bence bu toplantıya katılması bu konuda Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanıması gibi bir sorunu yahut sonucu getirmezdi. Zira bundan önce gerek İstanbul'da düzenlenmiş AGİT toplantısında, gerekse Avrupa Birliği, İslam ülkeleriyle düzenlenmiş olan toplantılarda G
üney Kıbrıs, bu ülkeyi Kıbrıs devletini temsilen katılmıştır. Eğer o toplantılarda bulunması bir tanınmışlığa götürmüyorsa bu toplantıya katılmamızın da böyle bir sonucu doğurmayacağı kanaatindeydim. Ama tabii takdir Hükümetimizindir, bu bir tavır sergilemedir. Bu da Hükümetimizin takdirleri içinde bir tavır sergilemedir.''Türkiye'nin önünde 2 olay bulunduğunu ifade eden Ökütçü, ''Birisi Kıbrıs meselesi, diğeri bize verilmiş olan katılım ortaklığı belgesi çerçevesinde siyasi kriterleri tam olarak karşılamaktır'' dedi.
Türkiye'nin 2004 Aralık ayından önce siyasi kriterleri tam olarak karşılamasının müzakerelerin başlaması için ön koşul olduğunu belirtenÖkütçü, bu süreç içinde Kıbrıs'ta müzakerelere devam etmek yoluyla Kıbrıs sorunu da aşıldığı takdirde 2004
'ün sonunda tam müzakereye başlayabilir bir Türkiye'yi göreceklerini kaydetti.Ökütçü, ''Neticede Güney Kırıs ve Yunanistan bu problemin aşılmaması nedeniyle resistans koyabileceklerdir. Ama görüşmelerin belli bir aşamada ilerleme yoluna girmiş olması sanıyorum bu resistansı ortadan kaldırır'' diye konuştu.
Kıbrıs'ta 2 tarafın da eşit olarak temsil edildiği, egemenliğin, iki tarafın da eğemenlik haklarının garanti altına alındığı Türkiye'nin garantörlük hakkının korunduğu bir çözüme yönelik çabalar gösterileceğini ifade eden Ökütçü, bunun altındaki detayların müzakereler yoluyla, uzlaşma yoluyla çözülebilecek hadiseler olduğunu belirtti.
Ökütçü, ''Ben Hükümet'in bu konuda kararlılığını görüyorum. Hem Kuzey Kıbrıs Türk Cuhuriyeti, hem de Türkiye'nin çıkarına uygun olduğunu görerek bir çözüme gideceklerine inanıyorum'' dedi.
''SÜRECİ ÇOK İYİ DEĞERLENDİRMELİYİZ''
Davut Ökütçü, sözlerini şöyle tamamladı:
''Görüşme masasına oturduğumuz zaman her istediğimizi elde etmeyi beklememeliyiz. Ama karşı tarafın da her istediğini elde edemeyeceğini, bunun bir uzlaşma zemini olarak ele alınması gerektiğini düşünürsek bizim çözüm arayan taraf olarak tavrımızı devam ettirmemiz hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, hem de Türkiye'nin çıkarına olacaktır.
Üzerinde hassasiyetle durmamız gereken konu bizim 2004'ün sonuna kadar olan süreci çok iyi değerlendirmemiz, bu sürecin sonunda da tam müzakerelere başlayacak şekilde kaybedecek zamanımızın olmadığı bir ülke anlayışı içinde hareket etmemizdir.''
HURRIYET 18/04/2003
Rum pasaportuna ilgi artacak
Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA
Güney Kıbrıs'ın önceki gün Atina Zirvesi'nde AB ile üyelik sözleşmesi imzalamasından sonra, Kuzey Kıbrıs'ta Rum pasaportuna ilginin artması bekleniyor.
Rumların üyeliğinin tescil edildiği 12 Aralık 2002'deki Kopenhag Zirvesi'nin ardından Rum Yönetimi binlerce Kıbrıslı Türk'e pasaport verdiğini açıklamıştı. Bu sayının önümüzdeki günlerde büyük rakamlara ulaşacağı tahmin ediliyor.
KKTC'de şimdiye kadar kaç Kıbrıslı Türk'ün Rum pasaportu (Kıbrıs Cumhuriyeti) a
HURRIYET 18/04/2003
Abdullah Gül: AB'nin vicdanı rahat değil
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, konferansın ardından yaptığımız sohbet sırasında, AB'li liderlerin Kıbrıs yüzünden vicdanlarının rahat olmadığını söyledi.
Gül, basın toplantısında da Atina zirvesinin ilk gününde AB'nin aile fotoğrafında yer almayışını eleştirenlere yanıt verdi, Aile fotoğrafı ilk değildir. Bugün de çekildi ve Yunanistan da Rumlar da vardı. Ama biz Kıbrıs sorunuyla ilgili tutumumuzu kayıtlara geçirdik. Kıbrıs'da adil bir barış istiyoruz
dedi. Türkiye'nin Rumlar girdi diye AB'den vazgeçmeyeceğini de vurgulayan Gül, Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum devletini tanımadığını ancak gerekli olan platformlarda da karşı karşıya geleceğini bildirdi. Rumların Mayıs 2004'e kadar gözlemci gibi kalacaklarını hatırlatan Bakan, Bir sene içinde sorunun çözümü için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.Ama çözüm tatmin edici olmalıdır diye konuştu.HURRIYET 18/04/2003
Baykal: AB hata yaptı
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''AB, Güneyi alarak büyük hata etti. Ortaya koyduğu politikaların tuzağına düştü'' dedi.
Baykal, İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıs Rum yönetimini birliğe almasının hata olduğunu söyledi. Bu durumun, AB'nin ilkelerine, kararlarına ve Kıbrıs Anayasası'na ters düştüğünü ifade eden Baykal, gelinen noktanın AB
açısından, siyasi yenilgi, başarısızlık olduğunu ve memnuniyet verici bir tablo olmadığını söyledi.HURRIYET 18/04/2003
Kıbrıs depresyonu
Gündüz Aktan
19/04/2003 RADIKAL
Verheugen sorun çözümlenmese de Rumların üye olacağı müjdesini bize defalarca verdi. Buna rağmen Atina'da yapılan tören hepimizi üzdü. Adeta depresyona girdik. 1960 Anayasası'nı yıkıp Kıbrıs Türklerine 1963'ten 1974'e kadar mezalim yapan Rumlar, masum sivil Türk öldüren bir adamın imzasıyla, büyük 'barış projesi' AB'ye katılıyordu. Mazlum ve mağdur Türkler uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarına uygun bir çözüm istediklerinden, sadece AB dışında kalmıyorlar, insafsız bir ambargonun altında ezilmeye devam ediyorlardı. Bu, Türkiye'nin Kıbrıs politikasının iflasıydı. Sn. Denktaş ve 'Ankara'daki' sivil-asker Kıbrısçılar bundan sorumluydular.
Doğru, dış politika gerçeklere dayanmak zorunda.
Doğru, dış politika, her politika gibi sonuçlarıyla ölçülür.
Türk tarafı uluslararası antlaşmalara göre haklı olabilir.
Ama AB, Yunanistan'ın da etkisiyle, çözüm olmadan Rum tarafını üye yapma gücüne sahip olduğuna göre, siyasi gerçekçilik, hukuki haklarımızın çok daha aşağısında bir çözümü kabul etmemizi gerektirmez mi?
Bu soruya 'evet' desek bile, siyasi gerçekçilik ilkesini konunun tümüne uygulamamız gerekiyor. AB üyesi olmayan Türkiye'nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan koruması olmadan, Annan paketi temelinde Rumlarla birlikte AB'ye girecek Türklerin varlıklarını koruyup koruyamayacakları sorusu da gerçekçilikle ilgili. Sorun çözümlendikten ve Kıbrıs, AB üyesi olduktan sonra Türkiye'nin üye yapılmaması ihtimali de, bir diğer gerçekçilik ölçüsü. Nihayet gerçekçilik, Kuzey Kıbrıs'ı verdikten sonra, 2004 Aralık ayında Ege sorunu mahkemeye giderken Yunan tarafının 12 milde ısrar etmesi ve bizim reddetmemiz halinde de AB üyesi olmayacağımızı göz önüne almak zorunda.
Bu sorulara cevap vermeden, içinde bulunduğumuz durumdan sürekli Türk tarafını suçlu bulmanın gerçekçilikle alakası var mı? Annan paketinin amacının Kıbrıs Türklerini korumak olmadığı açık. Çözümlenmiş bir Kıbrıs'ın
AB üyesi olurken, Türkiye'nin üyeliği konusunda AB'den alınan hemen tüm işaretlerin olumsuz olduğu görülüyor. Yunanistan mahkemeye gidecek Ege paketinde karasularının 6 mil olabileceğini ima dahi etmiyor.
Aslında bizi AB üyesi yapma iradesine sahip bir AB'nin Türkiye'ye ve Kıbrıs sorununa tavrı bambaşka olurdu.
Rumları tek muhatap almasının küçük ve mağdur taraf olan Türklerin aleyhine bir çözüm getireceğinin bilincinde hareket edebilirdi. Giriş müzakereleri için bize en azından Kopenhag zirvesinde erken ve kesin bir tarih verebilirdi. Yeni KOB'da Güneydoğu ile diğer bölgeler arasındaki farklılıkların kaldırılmasını kısa vadeli siyasi kıstas olarak ileri sürmez, mali yardımı gerçekten üye yapacağı bir ülke için gerekli düzeye yani en az 10 katına çıkarabilirdi. Oysa bunların hiçbirini yapmadan sürekli bizden taleplerde bulunuyor.
Neden?
İlter TÜRKMEN
16 Nisan'da Güney Kıbrıs Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında AB ile Katılım Antlaşması'nı imzaladı.
Parlamentoların onaylarını takiben Mayıs 2004'te üyeliği tekemmül edecek. O tarihe kadar AB Konseyi'ne gözlemci sıfatı ile katılacak. Şayet Annan planı temelinde bir uzlaşmaya varılmış olsaydı, Katılım Antlaşması'nı Kıbrıs Birleşik Cumhuriyetini temsilen eş başkanlar olarak Papadopulos ve Denktaş beraberce imzalayacaklardı. AB'ye ikinci bir Yunan devleti değil, fakat Türkler ile Rumların egemen iradeleriyle kurdukları ve ortak egemenliğini paylaştıkları bir federasyon girecekti. Türkçe, Yunanca ile eşit düzeyde AB'nin resmi dillerinden biri sayılacaktı. Yeni Kıbrıs devleti Türkiye'nin AB üyeliğini desteklemeyi peşinen taahhüt etmiş olacaktı. Kıbrıs meselesinin çözümlenmesi aynı zamanda AB için de büyük bir başarı teşkil edeceğinden, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci mutlaka yeni bir ivme kazanacaktı. Büyük bir fırsat kaçırıldı.
***
Neden böyle oldu? Çünkü Irak krizinde de görüldüğü gibi Ankara'da kritik konularda cesaretle karar alabilecek bir otorite yok. ABD'de ve Batı Avrupa'da olduğu gibi siyasi sorumluluğu yüklenebilecek bir kişi veya merci bulunmuyor. Çeşitli karar merkezlerinin üzerinde en kolay anlaşabileceği eylem, güçlükleri ertelemekten ibaret. Kıbrıs konusunda bir başka unsuru da göz önünde bulundurmak gerekir. Karar almak mevkiinde olanlardan galiba hiç kimse 192 sayfalık Annan planını okumak zahmetine katlanmadı. Bürokrasinin brifinglerinden veya Denktaş'ın söylemlerinden akıllarında ne kaldıysa değerlendirmelerini buna göre yaptılar. O kadar ki Annan planının 1960 Antlaşmaları'ndan bile geride kaldığına inandılar. Oysa 1960 Antlaşmaları'nda ve Anayasası'nda bölge sistemi yoktu. Türklere ancak toplumsal haklar tanınmıştı. Annan planında ise Türklere Ada'nın % 29'dan biraz fazlası ve Kıbrıs sahillerinin % 50'si bırakılıyor. 1960 Antlaşmaları'nda bu öğeler olsaydı Rumların ve Yunanistan'ın 1963, 1967 ve 1974 saldırılarını yapamayacakları kesindir. Annan planının Garanti Antlaşması'nı zayıflattığı iddiası ise inandırıcılıktan yoksundur. Kaldı ki çözümün AB şemsiyesi altında olması güvenliği azaltan değil, fakat artıran bir unsurdur. AB bütün evriminin gösterdiği gibi çatışma kültürünü değil, fakat toplumsal barış ve dayanışmayı kuvvetlendiren bir yapıdır. Kıbrıs ve Türkiye için stratejik önemine gelince, Irak Savaşı ve Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği bütün stratejik dengeleri aleyhimize değiştirmiştir. Politik ve ekonomik temeli olmayan stratejik avantaj olmaz.
***
Peki bundan sonra ne olacak? BM Güvenlik Konseyi, 11 Nisan tarihinde Genel Sekreter Annan'ın raporu üzerine bir karar kabul etti. Karardan önceki tartışmalarda ABD ve İngiltere, Annan planının son şeklindeki parametrelere ve dengelere dayanan bir çözümün Konsey tarafından benimsenmesini istediler. Fakat Rumlar plandan artık kurtulmak peşinde olduklarından, Rusya ve Çin'in yardımı ile Annan planına çok daha sulandırılmış bir referansla yetinilmesini sağladılar. Prensip olarak yeni kararla Genel Sekreter'in iyi niyet misyonu devam ediyor, fakat kendiliğinden bundan sonra bir atılım yapması kolay değil. Diğer taraftan 16 Nisan'da, AB'ye Katılım Antlaşması'na Kıbrıs hakkında eklenen protokolde Annan planına atıfta bulunulmadı. Kısacası, Annan planı yine bir şekilde masada, fakat bütün dengeleri tartışmaya açık ve Türkiye ile KKTC'nin pazarlık kozları bir hayli zayıflamış durumda. 2004 Mayıs'ına kadar bir çözüme varılamazsa, AB'nin Türkiye ile 2004 yılı sonunda üyelik müzakerelerine başlaması tehlikeye düşebilir. Müzakereler başlasa bile üyelik için çözüm şart olur. Fakat o zaman çözümü Kıbrıs Cumhuriyetinin bir iç düzenleme yöntemi ile gerçekleştirmekten başka çare kalmayabilir. Bütün tezlerimiz iflas eder.
***
Türkiye iki noktada süratle karar almalıdır: AB üyeliği bir tarafa, Kıbrıs'ta sürekli çözümsüzlüğün çok ağır politik bedeline katlanabilir mi? AB üyeliği gerçekten amaç ise Kıbrıs meselesinde Mayıs 2004'ten önce çözüme nasıl ulaşılabilir? Bir Çin atasözü var: Hata yapılır, fakat dersi kalır. Bunca hatadan sonra nihayet gereken dersi alabildik mi? Aldıysak kaybedecek bir vaktimiz yok. Yine 1999 AB Helsinki Zirvesi'nden sonra yaptığımız gibi işi son dakikaya bırakırsak hiçbir yere varamayız, dövünmekle yetiniriz.
HURRIYET 19/04/2003
Simitis KKTC muhalefetiyle görüştü
Avrupa Birliği Dönem Başkanı sıfatıyla, Kıbrıs Rum Kesimine giden Yunanistan Başbakanı Simitis, Rum parti liderleri ve KKTCnden muhalefet temsilcileri ile de görüştü.
19 NisanNTV-
Muhalefetteki Türk parti liderleri, Rum tarafı ve Simitisten Annan planının temel olarak kalması, Avrupa Parlamentosunda Kıbrıslı Türklerin kontenjanı olan 2 sandalyenin anlaşma olana kadar boş bırakılması ve Türkçenin ABnin resmi dili olmasını istedi.Lefkoşadaki Yunan büyükelçiliğinde gerçekleşen ve KKTCdeki hükümet partilerinin katılmadığı görüşmede, muhalefet partilerinden Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat ve Toplumcu Kurtuluş Partisi lideri Hüseyin Angolemli yer aldı.
Muhalefetteki Türk parti liderleri, Rum tarafı ve Simitisten Annan planının temel olarak kalması, Avrupa Parlamentosunda Kıbrıslı Türklerin kontenjanı olan 2
EKONOMİDE SEFERBERLİK
Türkiye ile 2 protokol imzalandı
Ekonomik ve Mali işbirliği protokolü ve yatırımlara ilişkin protokol KKTC ekonomisinde iyileştirmeler öngörüyor
KKTC ekonomisinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir kalkınma hızına kavuşturulması, üretimin ve refah seviyesinin yükseltilmesi amacıyla dün KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri arasında iki protokol imzalandı.
Protokollere Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Abdüllatif Şener ile Başbakan Derviş Eroğlu ve Ekonomi Bakanı Salih Coşar imza koydu.
Başbakanlıkta Bakanlar Kurulu Salonunda saat 15.30da yer alan imza töreninde, protokolleri imzalayan Eroğlu, Şener ve Coşar yanında TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Maliye Bakanı Mehmet Bayram, Türkiye teknik heyeti ve bazı müsteşarlar da hazır bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile KKTC Hükümeti Arasında Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü, acil ekonomik önlemler öngörüyor.
30 maddelik bu protokole göre, Türkiye, KKTCye 2005 yılına kadarki 3 yıllık sürede 450 milyon dolar yardım yapacak.
EKONOMİK VE MALİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ
Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolünde, Acil Ekonomik Önlemlerin ve Uygulanacak Politikaların Esasları başlığı altında, önlemlerin uygulanmasına protokol yürürlüğe girer girmez başlanacağı belirtiliyor.
Bu uygulamanın KKTCde üretimin tekelleşme yaratmadan artırılması ve tüketicinin korunması için her türlü yasal ve idari önlemlerin alınacağı ve buna 2004 ve 2005 yılında da devam edileceği kaydedilen protokole göre, KKTC ticaretinin önündeki tüm engeller kaldırılacak. Yabancı yatırımcıların ülkeye gelmesine engel teşkil eden tüm düzenlemeler yürürlükten k
alkacak ve bu yatırımcılara benzer ülkelerde sağlanan vergi ve teşvikler sağlanacak.KKTC ekonomisinde alınacak önlemler, öncelikle turizm, yükseköğrenim, finans ve ihracata dayalı sanayi sektörlerinin geliştirilmesine yöneltilecek.
Ekonominin düzenli ve dengeli şekilde gelişmesi için gerekli mali şeffaflık ve denetimine ilişkin önlemlerin alınmasına ve uygulanmasına devam edilecek.
Programın hedefine ulaşması için etkin bir teşvik ve kredi politikası uygulanacak.
Protokole göre KKTC hükümeti öngörülen acil ekonomik tedbirlerle ilgili yükümlülüklerini uygulama takviminde öngörülen sürler içinde yerine getirmeyi taahhüt ederken; Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, önceki yıllarda imzalanan protokoller ile öngörülen finansman desteklerine ilaveten 2003 yılından başlamak üzere 2004 ve 2005 yıllarında 450 milyon ABD Dolarına kadar finansman desteğinde bulunmayı ve acil ekonomik önlemlerin uygulanmasına ilişkin yükümlülüklerin KKTC tarafından yerine getirilmesine paralel olarak söz konusu desteği, kredi anlaşmaları imzalanması suretiyle dilimler halinde sağlamayı taahhüt ediyor.Acil ekonomik önlemlerin uygulanması, TC-KKTC teknik heyetleri tarafından izlenecek. Heyetler, 4 ayda bir Lefkoşada durum değerlendirme toplantıları yapacak.
KKTC teknik heyeti, önlemlerin uygulanmasından sorumlu bakanlar başkanlığında her ayın 15inde yapacağı toplantıyla uygulama sonuçlarını değerlendirecek ve aylık uygulama sonuç raporu hazırlayacak. Bu raporlar TC teknik heyetince aylık olarak Ankarada yapılacak toplantılarda değerlendirilecek ve TC tarafınca yapılacak mali yardımlar ve kredi ödemeleri bu değerlendirme sonucu belirlenerek Kıbrıs işlerinin eşgüdümünden sorumlu Devlet Bakanlığının önerisi üzerine Hazine Müsteşarlığınca aktarılacak.
YATIRIMLARLA İLGİLİ PROTOKOL
KKTC-TC arasında bugün imzalanan ikinci protokol, yatırımlar konusunda Başbakan Derviş Eroğlu ile Türkiye Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şenerin imza koyduğu bu protokolün metni basına dağıtılmadı.
Şenerin açıklamasına göre, yatırımlara ilişkin protokolün içeriği özetle şöyle:
Boru ile Türkiyeden 75 milyon metre küp su taşıma işinin etüd çalışmalarına fiilen hemen başlanacak. Böylece Kuzey Kıbrıstaki ilave su talebi bu projeyle birlikte karşılanmış olacak.
ODTÜ Kampüs inşaatı hızlandırılacak ve 2004 yılı öğrenim yılı başında ilk öğrenciler kampüste öğrenime başlayacak. Bu seneden öğrenci alımı için Yüksek Öğretim Kuruluna başvurulmuş olup uygun görülürse alınan öğrenciler ilk yıl Ankarada öğrenim görecek, gelecek yıl inşaatların tamamlanmasıyla birlikte öğrenim
lerine burada devam edecekler.Kuzey sahil yolunun bu sene içinde öngörülen programının öne çekilmesi için 3 trilyon lira ek ödenek ayrılacak.
Bafra turizm bölgesinin altyapı çalışmalarına başlanacak.
Girneye ikinci bir elektrik trafosu kurulması ve diğer bazı yörelerdeki gücün artırılması için planlanan üçüncü paket 3.3 milyon ABD Dolarlık elektrik altyapı yatırımlarına ilişkin ihaleye çıkılacak.
Gazimağusada Teknojoji Geliştirme Merkezi inşaatına bu yıl başlanacak. Teknoloji Geliştirme Merkezi kısa bir
süre içerisinde tamamlanacak.Lefkoşadaki yeni polikilinik inşaatı bu yıl tamamlanacak.
Bülent Ecevit Rehabilitasyon Merkezi inşaatı bu yıl tamamlanarak hizmete açılacak.
Atatürk Stadının ışıklandırılması gerçekleştirilecek.
Acil ekonomik önlemler
Dün imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolünde acil ekonomik önlemler başlığı altında yer alan 30 madde şöyle:
1-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yatırım ortamının iyileştirilmesi hedefine yönelik olarak mevcut serbet bölgelerin altyapılarının geliştirilmesi ve serbest bölge uygulamasının ülke çapında yaygınlaştırılması dahil çeşitli alternatiflere ilişkin kapsamlı bir teknik çalışma yapılacaktır. Bu çalışma, orta vadeli bir yaklaşım çerçevesinde kurum kazançları üzerindeki vergi yükünün ve girdi maliyetlerinin azaltılmasını ve yatırımların önündeki vergi kaynaklı olumsuzlukların giderilmesini hedefleyen mali düzenlemeleri de içerecektir.
2-1 Mayıs 2003 tarihinden itibaren, KKTCndeki tüm işletmeler için bir önceki yılın aynı ayında çalıştırdığı KKTC vatandaşı işçi sayısına ilaveten 1 Mayıs 2003 tarihinden itibaren çalıştıracağı KKTC vatandaşı işçiler için Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığına yatırılan primlerin (İhtiyat Sandığı için %10u geçmemek üzere) Asgari Ücret üzerinden hesaplanan tutarın %50si, bunların fakülte ve yüksekokul mezunu olması veya turizm işletmeleri için turizm alanında eğitim ve kurs görmüş olması halinde ise asgari ücret üzerinden hesaplanan tutarın tamamı, azami bir yıl süreyle bütçeden işverene iade edilerek devletçe karşılanacaktır. Bu uygulama üç yıl süreyle devam edecektir.
3-Ekonomik kriz sonucu borçlarını ödemekte zorluk çeken ve ekonomiye kazandırılması mümkün bulunan eğitim, turizm işletmeleri ve sanayi kuruluşlarının Kalkınma Bankasına olan borçlarının faiz ve cezalarında tatmin edici indirimler yapılacak ve borçları 10 yılı aşmamak üzere yeniden taksitlendirilecektir. Kalkınma Bankası ve özel bankalara borçlu olup, özel bankalara olan borçlarının yüksek faizi nedeniyle zor durumda bulunan ve bu borçlarının uygun koşullarda yeniden yapılandırılması halinde karlı ve verimli şekilde çalışmaları ve ekonomiye kazandırılmaları mümkün bulunan oteller ile sanayi kuruluşlarının borçları KKTC Kalkınma Bankasının katkılarıyla yeniden yapılandırılacaktır.
4-Kendi işini kurmak i
steyen genç girişimcilere, esnaf ve zanatkarlara, küçük sanayicilere, sosyal konut boyutlarında ev yapmak veya satın almak isteyenlere, küçük çaplı tarımsal sanayi kuruluşlarına, özellikli küçük sanayiye 20 milyar liraya kadar uygun koşullarda faiz farkı fonundan kredi verilecektir. Aynı şekilde tarım ve hayvancılıkla uğraşanlara da fondan uygun koşullarda kredi verilmeye devam edilecektir.5-Mevcut pazarlarda, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarını içeren kış döneminde otellerde konaklama kaydıyla getirilecek turistler için ulaşım desteği sağlanacaktır. 2003 yılına mahsus olmak üzere mayıs ve haziran ayları içinde bu ulaşım desteği uygulanacaktır. Yeni pazarlarda ise başlayacak seferler için gerektiğinde tüm yıl boyunca ulaşım destek projesi ba
şlatılacaktır.6-İnşaatı devam eden en az 60 yataklı otel yatırımlarından asgari %50si tamamlanmış olanlar ile mevcut otellerin doluluk oranlarının artırılması amacıyla yapacakları ilave yatırımlar için KKTC Kalkınma Bankası aracılığıyla uygun koşullarda kredi sağlanacaktır.
7-Türkiyeye yönelik olarak 2003 yılı Mayıs ve Haziran aylarında büyük bir tanıtım ve reklam kampanyası başlatılacaktır. Bu çerçevede yapılacak reklam ve kampanya faaliyetlerine finansman desteği sağlanacaktır. Ayrıca, 2003 yılı kış sezonuna yönelik olarak, toplantı ve konferans turizminin geliştirilmesi ile spor takımlarının KKTCde kamp yapmalarının temini için bir çalışma başlatılacaktır.
8-KTHY ile THY arasında bir işbirliği protokolü imzalanması, THY tarafından çeşitli merkezlerden İstanbula ve Antalyaya taşınan yolcuların, buradan KKTCye KTHYyle taşınabilmesi, KTHYnin bu amaçla her iki saatte bir bu merkezlerden dolmuş seferi yapacak küçük uçaklar edinmesi imkanları araştırılacak ve gerekli girişimlerde bulunulacaktır.
9-Devlet Laboratuvarının Avrupa Birliği standartlarında akreditasyon belgesi alabilmesi için gerekli her türlü yatırım ve harcama yapılacaktır.
10-Sanayicilerin ürünlerinin kalitesini uluslararsı standartlara uygun hale getirmesi için uluslararası alanda aranan belgeleri alması (TSE, ISO9000/14000, CE- HACCP), pazar araştırması faaliyetleri yürütmesi, yurt dışında uluslarası fuarlara katılması, Türkiye Patent Enstütüsünden patent, faydalı model belgesi, endüstriyel tasarı belgesi alması, sanayi ürünlerinin yurt dışında pazarlanması amacıyla tanıtım ve reklam faaliyetlerinde bulunması, yurt dışında kendi ünvan ve markası ile satış yapmak amacıyla ofis, depo ve mağaza açması hallerinde devlet desteği sağlanacaktır.
11-Ödeme güçlüğü içinde bulunan çiftçilerin tarımsal üretim amacıyla kullanmış bulundukları kredilere ilişkin olarak yeniden yapılandırma programı uygulanacaktır. Yerleşim birimleri dışında oluşturulan organize hayvan barınakları bölgelerine barınak yapacak hayvan üreticilerine belirlenecek kıstaslar dahilinde katkıda bulunulacaktır.
12-2003 yılı temmuz ayı sonuna kadar, Gazimağusa Serbest Bölge ve Limanda faaliyette bulunacak işletmelerin kuruluşunun azami üç gün içinde tamamlanması için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılacak ve bölge imkanlarının tanıtılması amacıyla bir proje başlatılacaktır. Serbest Bölgede alınmakta olan kira ve benzeri ücretler ile diğer maliyet teşkil eden unsurlar, aktif olmayan işletmeler için de ilave önlem alınarak rekabet edebilir düzeye indirilecektir.
13-Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yolcu ve yük trafiğinde liman, serbest liman ve havalimanlarında alınan ücret, vergi ve fonlar gözden geçirilecektir. Bu amaçla iki ülke temsilcilerinden oluşturulan komisyonun yapmakta olduğu çalışmalar 2003 yılı haziran ayı sonuna kadar sonuçlandırılacak.
14-Kaçak ve kayıtdışı işsizlikle mücadele amacıyla gerekli yasal ve idari tedbirler 2003 yılı temmuz ayına kadar alınacaktır.
15-Üniversitelerin, TC Yükseköğretim Kurulunca belirlenmiş akreditasyon kurumlarına akretide olmaları halinde bu amaçla yaptıkları masrafların (15.000 Euroyu geçmemek üzere) %50si devletçe karşılanacaktır.
16-Karpaz bölgesinde, yabancı dil hazırlık okulu ve yurt binası yapılması amacıyla bir projenin başlatılması ve bu projenin gerçekleştirilmesi amacıyla bütçe dışı kaynaklardan finansman desteği sağlanması amacıyla girişimlerde bulunulacaktır.
17-Kamu kurum ve kuruluşlarına (kamudan finans temin edilen kurum ve kuruluşlar dahil) alınacak personelin seçiminde, sözlü sınav kaldırılacak, merkezi test usulü ile yazılı sınav sistemine geçilecektir. Bu programın uygulanmasına başlanmasından itibaren hangi statüde olursa olsun sözleşmeli, geçici personel ve işçiler dahil merkezi sınava girmeden hiçbir personel istihdamı yapılmayacaktır. Sınava tabi tutulması gerekmeyen geçici mevsimlik işçiler ise talipliler önünde kura çekilerek işe alınacaktır.
18-KKTCde tekel oluşturan Acentelik Yasası 2003 yılı Haziran ayı sonuna kadar kaldırılacak, tüketici haklarını düzenleyen yasa ve rekabet yasası aynı tarihe kadar yürürlüğe konulacaktır.
19-Yatırımlarda Devlet Yardımları Anlaşmasının uygulanması kapsamında yasal düzenlemeleri tamamlanan yeni teşvik sistemi kapsamında Türkiye Kalkınma Bankasınca kredi kullandırılmasına en geç 1 Temmuz 2003 tarihinde başlanacaktır.
20-KKTCde üretilen malların, sağlık sertifikası ve TC mevzuatının öngördüğü zorunlu standartlar ve gıda kontrol belgeleri dışında hiçbir engele tabi olmadan Türkiyeye girişine imkan sağlanması ve TC ile KKTC arasındaki gümrüklerde yaşanan sorunların ivedilikle çözümü için iki ülke temsilcilerinden oluşacak bir teknik komisyon görevlendirilecek, bu komisyon ihtiyaç hasıl olduğunda toplanarak sorunlara çözüm üretecektir. Sağlık sertifikalarının düzenlenmesi, gıda kontrol sisteminin kurulması ve gıda mevzuatının Türkiye ve ABne uyumlu hale getirilmesi için gerekli tüm çalışmalar 2003 yılı sonuna kadar tamamlanacak.
21-Gazimağusada bir Teknoloji Merkezi kurulacaktır. Teknoloji Merkezinin yönetimi DAÜnün önderliğinde diğer üniversitelerle birlikte gerçekleştirilecektir. Merkezin tüm inşaat ve altyapısı devletçe karşılanacaktır. Bu amaçla hazırlanacak Yüksek Teknoloji Merkezleri Yasası 2003 yılı Temmuz ayına kadar kanunlaşacak, merkezin inşaatına da aynı tarihe kadar başlanacaktır.
22-Tarımda doğrudan gelir desteği sistemi, girdi desteği ve gelir desteği şeklinde uygulanmaya devam edilecektir. Girdi ve gelir desteği uygulamasına paralel olarak ihracat teşvikleri tedricen azaltılacaktır. Süt üretiminde verimliliğin yükseltilmesi amacıyla uygulanmakta olan projeye devam edilecek, süt teşviğinin küçük üreticilere yönelmesi sağlanacaktır.
23-Ürün fazlası bulunan tarımsal alanlarda, alternatif ürünlerin yetiştirilmesi için özendirici bir proje başlatılacak, arz ve talebin dengede tutulabilmesi için 2004 döneminde uygulanmak üzere özendirici ve yönlendirici üretim planlaması yapılacaktır.
24-Tarımsal biyoteknoloji alanında yatırım yapılması teşvik edilecek ve Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarıyla işbirliği içinde dünyanın önde gelen firmaları KKTCye davet edilecek, bu amaçla yapılacak yatırımlara her türlü kolaylık gösterilecektir.
25-Güzelyurtta inşaatı devam eden ODTÜ kampüsünün bir an önce tamamlanması için gerekli finansman desteği sağlanacaktır.
26-Meslek liselerinin piyasa ihtiyaçlarına göre ara teknik personel yetiştirmesini öngören (METGE) projesi kademeli olarak uygulamaya konulacaktır.
27-Off-shore bankalar yasası değiştirilecek, bu bankaların kuruluş şartları basitleştirilecek, banka hesaplarıyla ilgili olarak kara para soruşturmaları dışında bilgi verme yasağı getirilecektir.
28-Kamu kesiminde etkinliğin sağlanması, kamu borçlanma gereğinin sınırlanması ve ekonomik alanda rekabete dayalı daha etkin kaynak dağılımının gerçekleştirilebilmesi için KİT ve diğer işletmeci kamu kuruluşlarının yeniden yapılandırılmaları bir takvim dahilinde uygulanacaktır.
29-DPÖ bünyesinde, ekonomik veri sistemi oluşturularak, uluslararası kabul görmüş veri yayınlama standartlarına uygun olarak ilgili kuruluşlar tarafından reel sektör, mali sektör, kamu sektörü ve dış hesaplarla ilgili olarak kapsamlı ve düzenli bilgi zamanında yayınlanacaktır. Bu verilerin yayınlanması, gerek ekonomik birimler arasında doğru bilgi akışının sağlanması gerek kamuoyunun ekonomideki gelişmelerden düzenli olarak haberdar edilmesi bakımından önemli olup kamu
hesaplarında şeffaflığı sağlayacaktır. Bu çerçevede sistem 2003 yılı sonuna kadar tamamlanacak ve ilk bilgiler 2004 yılı Ocak ayından itibaren açıklanacaktır.30-AB normlarına uyum için Türkiyeyle yapılan işbirliğinin daha da geliştirilmesi ve derinleştirilmesi amacıyla TC ve KKTC arasında yasaların uyumlaştırılması için başlatılan çalışmalar hızlandırılarak sürdürülecek ve ivedilikle tamamlanacaktır.
HALKIN SESI 19/04/2003
Annan: Kıbrısta çözüm çabaları sürdürülmeliBM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs`ta barışçı bir çözüme varılabilmesi çabalarının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
AB zirvesi için Atina`da bulunan Annan, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, ``Kıbrıs`ta bir fırsat kaçtı. Ancak, barışçı bir çözüm için gerekli koşulların hala mevcut olduğuna inanıyorum`` dedi.
Kıbrıs konusunun çözümü için BM`nin sunduğu planın müzakerelere açık bir plan olduğunun altını çizen Annan, ``Bunun için bir temel, sunulan bir plan var. Tabii ki bu önerilen değişiklikleri tarafların ille de kabul etmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Ancak, bu konuda siyasi isteklilik varsa ilerleyebileceğimize inanıyorum`` diye konuştu.
Simitis de açıklamasında, Kıbrıs konusunun ``BM çerçevesinde görüşülüp çözülmesi gereken bir sorun`` olduğunu belirtti.
Bu konuda başka çözüm yolları aramanın zamanı olmadığını ve buna ihtiyaç da duyulmadığını ifade eden Simitis, ``Bu konuda izlenmesi gereken yol belirlenmiştir. Bu da, Annan`ın planıdır. Bu plan üzerinde müzakereleri sürdürebiliriz`` dedi.
DEĞİŞİKLİK İÇİN İKİ TARAFIN RIZASI OLMALI
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, masada bulunan planında değişiklikler olabileceğinin altını çizerek, tarafların hemfikir olduğu noktalarda değişiklik yapılabilir dedi.
Lahey zirvesinde taraflarda yeterli irade görmediğini vurgulayan Annan, eğer kararlı bir irade varsa ve gerçek bir kararlılıkla ileri doğru hareket etmeye yürek hissedersem, yardım etmek için her ne yapabilirsem yapacağım. şeklinde konuştu
YEŞİL HAT
Simitis, Kıbrıs`ta varılacak bir çözümün, iki bölge arasındaki yeşil hattın ortadan kaldırılarak iptal edilmesi şeklinde bir çözüm olması gerektiğini kaydederek, ``Yeşil hattın kaldırılması aynı zamanda Türkiye ile AB arasındaki ayırım çizgisini de ortadan kaldıracaktır`` diye konuştu.
Simitis ayrıca, 2004 yılının Kıbrıs için AB kararları açısından kritik bir yıl olacağını ve bu nedenle o yılın sonuna kadar bu sorunun çözülmesi gerektiğini söyledi.
HALKIN SESI 19/04/2003
Denktaş: Devleti yağatmak en büyük pazarlık gücümüzdürCumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün Doğu Akdeniz Akdeniz Üniversitesi Atatürk Araştırma ve Uygulama Merkezi ile Türkiye Cumhuriyeti Atatürk Araştırma Merkezi işbirliğinde düzenlenecek olan Atatürk Şölenine katılmak üzere adada bulunan Prof. Dr. Sadık Tural başkanlığındaki Türkiye Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu heyetini kabul ederek bir süre görüştü.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı, Yunan kolonisi haline gelmemek ve Rumun hegomanyası altına girmemek için büyük bir mücadele vermiş bir halk olduğunu söyledi.
Bu mücadelenin Dr. Küçük zamanında öğretmenler ve köy liderleriyle başladığını, daha sonra kendilerinin mücadeleyi devraldıklarını ve bugün bir devlet haline gelindiğini anımsatan Dentaş, Bu devleti yaşatmak bizim en büyük pazarlık gücümüzdür. Rumla uzlaşma olacaksa devletimiz esasında olur. Olmayacaksa devletimizin varlığı devamlılığı bizim kurtuluşumuz ve yarınımızdır. Türkiye i
le olan ilişkilerimizde büyük bir temeldir. Türkiyenin tanıdığı bir temeldir dedi.Bugün içte Derhal anlaşma. Önünüze konan belgeyi imzala. İmzalamazsan istifa et. Avrupa Birliği yolunu halkımıza ve Türkiyeye kapatıyorsun diye büyük bir çalkantı ve hareketlilik olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, bunu yapanların ve yaptıranların kimler olduğunu kendilerinin bildiklerini ifade ederek şöyle konuştu:
Masum ve sıkıntı içinde bir halk, bilmeden bunların peşinden kurtuluştur diye gidiyor. En büyük nedenleri pasaport ve dışa açılış.. Türkiye şimdi Kıbrıs Türk vatandaşlarına Arzu ettiğiniz taktirde vatandaşım olun demek suretiyle o dışa açılış pasaportunu veriyor. Onurlu, şerefli Anavatan pasaportu. Kimseye boyun eğmeden alacağın şerefli bir pasa
port. Dolayısıyle Ama AB pasapotu, aman dünyaya açılalım meselesi ortadan kalkmış oldu.Bazılarının Avrupa Birliğine girilirse bizim maaşlarımız Rumlarınki ve Avrupa Birliğindeki gibi olacaktır dediğini, bunun gerçekle alakası olmadığını, herkesin kendi devletinde, kendi bütçesinde nesi varsa maaşların da ona göre olacağını belirten Denktaş, Avrupa Birliği normlarının KKTCdeki memurların yarısının derhal işten çıkarılması anlamına geldiğini söyledi.
Bunları Avrupa Birliğini kötülemek için söylemiyorum. Halka gerçekleri söylemiyorlar ve bu Avrupa Birliği meselesini bağımsızlıktan da egemenlikten de vazgeçebileceğimiz büyük bir altın elma olarak gösteriyorlar. Bu yanlıştır. Evvela şunun bilinmesi lazım. Avrupa Birliğine devletler üye olur. Kıbrıs Cumhu
riyeti diye Rumu almak suretiyle o Rumun bizi Avrupaya azınlık olarak gösterdiği statümüz tescil edilmiştir diyen Cumhurbaşkanı Rauıf Denktaş, bu statüyü kabul etmediklerini, etmeyeceklerini, 40 yıldır bunu kabul etmemek için, eşitlik ve egemenlik için mücadele edilip şehitler verildiğini anımsattı.Kıbrıs Türkünün büyük bir mücadele verdiğini, Kurtuluş Savaşının bir mikro modelini yaşadığını bu nedenle Rum ve Yunanı çok iyi bildiğine işaret eden Denktaş şöyle konuştu:
Dolayısıyle bu mukaddes davada, biz devletimizin kabul edilmesini, varlığımızın kabul edilmesini, egemenliğimizin, eşitliğimizin, Türkiyenin etkin ve fiili garantisinin sulandırılmaksızın devamını istiyoruz. Bunlar halkımızın hakkıdır. Bunlar uğruna hem biz hem Türkiyedeki kardeşlerimi
z şehitler vermiştir. Onun için bu bayrak tekrar gönderden indirilemez. Rumun insafı olsa, esas emelinden vazgeçmiş olsa, bu bizim istediklerimizi çoktan kabul ederdi. Ama hiçbirşey kabul etmiş değillerdir. İşte Azınlık statüsü ile buyurun diyorlar.PROF. SADIK TURAL
Sizi bu adanın içerisinde her türlü emperyal baskılara karşın bir yiğitlik abidesi gibi duruşunuzla tanırız. Biz tanırız, bizden sonraki nesil de sizi böyle tanıyacaktır diyerek konuşmasına başlayan Türkiye Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural, Kıbrısta ne oldu, ne olacak? diye merak ettiği bir dönemde KKTCde bulunmaktan ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı ziyaret etmekten büyük onur ve gurur duymakta olduklarını vurguladı.
HALKIN SESI 19/04/2003