Belgedeki değişiklikler gündemde
HALKIN SESI 23/01/2003
Denktaş-Erel arasında ilginç diyalog yaşandı
Halkın yüzde 62'si plana karşı çıkıyor
Serdar Denktaş:'Plan, halkımıza dünya vatandaşı olarak yaşama imkanı veriyor'
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta taraflara sunduğu planla ilgili olarak dün Girne Amerikan Ünive
rsitesi'nde (GAÜ) bir konferans verdi.GAÜ Karaoğlanoğlu Kampüsü Vision Konferans Salonu'nda saat 15.15'te başlayan konferansa GAÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Memduh Erdal, Asbaşkanı Seraht Akpınar, GAÜ Rektörü Prof. Kaya Özkın, fakülte başkanları, öğretim görevlileri ve öğrenciler izledi.
Serdar Denktaş, birçok sakıncaları bulunmasına rağmen, Annan planının 'Kıbrıs Türkü'ne dünya vatandaşı olarak yaşama imkanı da verdiği' gerçeğini vurguladı.
'Sorunun özü hükümranlık'
Konferansında planla ilgili görüş ve düşüncelerini GAÜ'lü akademisyen ve öğrencilerle paylaşan Denktaş, BM genel sekreteri tarafından ortaya konan plandan önce 'Kıbrıs sorunun özünü teşkil eden' hükümranlık konusuna değindi.
Kazanımlar zamanla ortadan kalkabilecek
'Kıbrıs'ta sorun kim hükümran olacak meselesidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Kıbrıs'ın hükümranı kendileri olduğunu kabul ederek Kıbrıslı Türkleri de bu hükümranlığın bir alt parçası olarak görmekte ve bunu talep etmektedir. Öte yandan Türk tarafı, daha fazla, 'bu hükümranlığın o
rtağıyız' diyerek bugüne kadar merkezi hükümetin çok daha zayıf olduğu konfederal ilişkilerin bulunduğu bir yapı isteyerek, GKRY'a karşı biraz daha yumuşak bir yaklaşımla olaya bakmaktadır' diyen Serdar Denktaş, BM genel sekreteri tarafından ortaya konan planın, tarafların olaya yaklaşımları dikkate alınarak hazırlanmış olarak görülmesine rağmen detaylı olarak incelendiğinde; Türk tarafına kağıt üzerinde sunulmakta olan bir takım kazanımların zaman içerisinde ortadan kalkabilecek duruma açık olduğunu söyledi.İleride sorun yaşanmasına imkan veren bir plan
Planın siyasi eşitlik, iki kesimlilik, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi konuları ile sosyal ve ekonomik alanlarda sorun yaşanmasına imkan verebileceğine dikkat çeken Serdar Denktaş, revize edildiği halde Senato'da iki parça devlete 24-24 olarak eşit olarak verilen sandalye sayısı konusunda detaya inildiğinde, bir parça devletten diğer parça devlete gelip yerleşmek suretiyle vatandaşlık ile seçme ve seçilme hakkı elde edecek Kıbrıslı Rumların, 15 yılın so
nrasında kuzey parça devlet mevcut nüfusunun %28'i oranında yerleşeceğini ve bu sürede yaklaşık 56 bin Kıbrıslı Rum'un yaklaşık 118 bin olan kuzeydeki parça devlet seçmen sayısının yarıya yakınını oluşturacağını, böylece senatodaki dengenin bozulacağını belirtti.Denktaş, diğer sorun çıkarabilecek konunun ise kuzeydeki parça devlette bulunan mülklerine dönecek %9'u geçmeyecek Rum nüfusunun hangi yıldaki nüfus oranını kapsadığı konusu olduğunu, bu sayının belli olmadığını, buna örnek olarak Girne'den 1974 yılında göç eden Rum nüfusunun 6 bin, şu an Girne'de yaşamakta olan nüfusun ise 20 bin civarında bulunmasını gösterdi.
'Siyasi eşitliği uzun vadede, iki kesimliliği başından kaldırabilir'
Plandaki mevcut haritanın çiziliş şekliyle 1977 yılından beri yürütülen politika ve her iki kesimin üzerinde anlaştığı konunun zaman içerisinde ortadan kalkacağına işaret eden Serdar Denktaş, olası anlaşmada bugünkü gibi bir sınırın olmayacağının algılanması gerektiğini kaydetti.
'Siyasi eşitliği uzun vadede ortadan kaldırabilecek, iki kesimliliği başından itibaren kaldırabilecek, mal-mülk sorunu çözerken hem ekonomik hem sosyal anlamda çatışma unsurları ortaya koyabilecek bir potansiyeli içinde barındırıyor bu plan... Tabii ki planın her şeyi kötü mü! Bunu iddia etmek de müm
kün değil, ortaya çıkardığı birtakım kazanımlar da yok değil' diyen Serdar Denktaş, planın Kıbrıs Türkü'ne dünya vatandaşı olarak yaşama imkanı da verdiğini vurguladı.Türkiye'nin garantörlüğü
Serdar Denktaş Türkiye'nin garantörlüğüne de değinerek, Türkiye'nin garantörlüğünün planda koruma anlamında sulandırılmadığını, güçlendirildiğini, Kuzey parça devletinde bulunacak garantör Türk askerinin uluslararası izin almaksızın Kuzey parça devletinin sınırları içerisinde harekete geçebileceğini, ancak Garanti ve
Önemli olan denge kurmak
Serdar Denktaş özetle şöyle konuştu:
'Önemli olan bu kazanımlar ve ileriye dönük uzun vadeli tehditler arasında bir dengeyi oluşturabilecek miyiz? 28 Şubat'a kadar giden süreçte bu son derece önemli... Kabul etmemiz gerekiyor ki bu planın sonucunda bir anlaşmaya varılacaksa eğer, dengeyi oluşturabilmek daha çok korunma ihtiyacı olan Türk kesiminin daha çok korunmasıyla mümkün olabilecektir.
Fert başına düşen milli gelire bakıyoruz. Büyük bir fark var. Yaşam kalitesine bakıyoruz aramızda büyük bir fark var, 'ekonomik yetenek' diye adlandırabileceğim dünyayla ticaret yapabilme becerisi açısından bakıyoruz; yıllardan beri bu alanda oldukları için bu beceri
onlarda bizden daha fazla... Çok kısa sürede adapte olabiliriz ama bugün için daha fazla.Sosyal anlamda, hakikaten farklı din ve kültürlerden gelmemiz nedeniyle büyük farklılıklarımız var. Bu nedenle daha fazla koruma verilmesi gerekiyor Türk tarafına ki denge başlangıçta hiç değilse oluşabilsin... Bu dengeyi sağlayıp sağlayamayacağımız da bu süreç içinde belli olacak. Sağlayabilecek miyiz?'
Yeni ortaklık değil Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı
Konuşmasının başında o nedenle Kıbrıs sorununun bir hükümranlık sorunu olduğunu söylediğini belirten Denktaş, Annan planının bazılarının dediği gibi yeni bir ortaklık değil Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olduğunu kaydetti
Türk tarafı AB uyum yasaları konusunda hazırlıksız
Denktaş konuşmasının sonunda planın imzalanması halinde Türk tarafının AB uyum yasaları çerçevesinde bugüne kadar herhangi bir çalışma yapmadığını, tüm konularda olaya karşı hazırlıksız olunduğunu ifade ederek, DP olarak kendilerinin olası bir çözüm halinde politikaların belirlenmesini de Cumhurbaşkanı'
ndan talep ettiklerini belirtti. Denktaş olası bir anlaşmada evlerine geri gelemeyecek Kıbrıslı Rumlar ile yerlerinden olacak Kıbrıslı Türklerin iyice tazmin edilmeleri gerekeceğini aksi takdirde bu kesimlerin sorun yaratabileceklerini kaydetti.Denktaş kon
uşmasına şöyle son verdi:'İmzalanacak olan çözüm planı ne kadar iyi ve mükemmel olursa olsun o planın yürüyüp yürümemesi iki taraftaki halkın gerçekten çözüme, birlikte yaşamaya dayanışmaya hazır olup olmadıklarından geçer.'
KIBRIS 23/01/2003

'KARARLARIN EN BÜYÜĞÜNÜ HALK VERİR'... Cumhurbaşkanı Denktaş'ın gelinen noktada Annan planı konusunda derhal referanduma gitmesini istediklerini söyleyen Erel, 'Sayın cumhurbaşkanı, bunu, toplumun vaktini tüketmeden yapmak durumundasınız. 28 Şubat'a gelindiği gün, bizim başka vaktimiz olmayacaktır. Bize, halka bir şans tanıyın, bir referanduma gidelim. Herkes görsün, kararların en büyüğünü halk verir' dedi
'CUMHURBAŞKANININ İDDİASI DOĞRU DEĞİL'... Cumhurbaşkanının, Türkiye'de katıldığı bir televizyon programında Ticaret Odası'nı, Avrupa Birliği'nden para almakla ve bu parayla mitingler düzenlemekle suçladığını' da ifade eden Erel, 'Bu doğru değil. Üstelik böyle bir suçlama herhangi birisinden geldiğinde belki çok fazla acıtmayabilir, ama bir cumhurbaşkanından geldiğinde tabii bu bir referans olarak kullanılmaya başlar' şeklinde konuştu
l 'AB'NİN AVUKATLIĞINI ÇOK GÜZEL YAPTINIZ' ...Cumhurbaşkanı Denktaş, heyete seslenerek, 'Avrupa Birliği'nin çok güzel avukatlığını yaptınız, sizi tebrik ederim' dedi. KKTC'nin ve bu cumhuriyeti kuran halkın eşit egemenliğini savunduğunu vurgulayan cumhurbaşkanı, Annan belgesinde ne Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğinin, ne de garanti anlaşmasının etkin ve fiili şeklinin bulunduğunu yineledi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Ali Erel başkanlığındaki Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyeleriyle görüştü.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda saat 11.00'de gerçekleşen ve bir saat süren görüşmede, Denktaş ile Erel arasında Annan planı ve Ticaret Odası'nın AB'den aldığı söylenen maddi katkı konuları üzerinde zaman zaman söz düellosu yaşandı.
Görüşmede ilk sözü alan ve 'Kıbrıs Türk toplumu ilk defa bu kadar birlik ve beraberlik içerisinde bir geleceğe, bir çözüme kilitlenmiş bulunuyor' diyen Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, 11 Kasım 2002 tarihinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan çözüm planı temelinde başlatılan müzakere sürecinde bugüne kadar çok zaman kaybedildiğini, 12-13 Aralık Kopenhag Zirvesi'nde de sonuç alınamadığını belirterek, 'Maalesef 12-13 Aralık'ta bir psikolojik travma geçirdik. Beklentilerimiz suya düştü, çok ciddi bir fırsatı kaybettik. Bunu sadece biz değil, Türkiye halkı da kaybetti' dedi.
Türkiye'nin KKTC'ye daha ne kadar maddi katkı sağlayacağını soran ve bu katkıların bugüne kadar bir türlü yatırıma dönüştürülmediğine, heba edildiğine işaret eden Erel, bunun yanlış bir politika ve Türkiye halkına karşı yapılan büyük bir haksızlık olduğu görüşünü dile getirdi.
'Derhal referanduma gidilsin'
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, gelinen noktada Annan planı konusunda derhal referanduma gitmesini istediklerini kaydeden Erel, 'Sayın cumhurbaşkanı bunu, toplumun vaktini tüketmeden yapmak durumundasınız. 28 Şubat geldiği gün, bizim başka vaktimiz olmayacaktır. Bize, halka bir şans tanıyın, bir referanduma gidelim. Herkes gör
sün, kararların en büyüğünü halk verir' dedi.Kıbrıs Türk halkının yüzde 65'inin kararını, çözümden ve Avrupa Birliği üyeliğinden yana verdiğini de kaydeden Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, şöyle konuştu:
'Sayın cumhurbaşkanı, bazı noktalarda iyileştirmeler yapabilirseniz yapınız, ama önerimiz, şimdi referanduma gidelim, siz de halkın istediğini bir görünüz, o zaman demokratik hakkınızı kullanınız ve 'ben, halkın istediğini yapmaya hazır değilim veya halkın istediğini yapmaya hazırım' deyiniz.
Bazı noktalarda haklılığınız olabilir. Örneğin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası'nda belki referandumu gerektiren maddeler de olabilir. Onları da çözmüş oluruz bu aşamada.
Kıbrıslı Rumlar için Annan belgesini onaylamak yalnız başına mümkün değil. Rum tarafında Annan belgesi, Avrupa Birliği üyeliği ile birlikte sorulan iki soruya tek cevap istenecek. Bundan dolayıdır ki Rum kesimi, Annan belgesinde bize tanınan hakları, içi yanarak vermek mecburiyetindedir. Ancak 16 Nisan'ı geçirirsek, onlar tek başlarına 'Kıbrıs
Cumhuriyeti' adı altında AB üyeliğini alacaklar, Annan belgesini kesinlikle reddedecekler ve Kuzey Kıbrıs'taki mallarının tümünü de talep etmeye başlayacaklardır.16 Nisan'ın nasıl geçirileceği konusu ve Klerides...
'16 Nisan'ın nasıl geçirileceği konusunda Klerides de sizinle aynı şeyi düşünüyor. Çünkü Klerides'e baktığımızda, 16 Nisan'a kadar bir çözüm olmasın, kendileri AB'ye Kıbrıs Cumhuriyeti olarak girsin, o andan itibaren Annan belgesinde bize verilen haklar, ne iki ayrı devlet, ne iki ayrı yönetim,
ne de iki ayrı meclis artık söz konusu olmayacak. Ama maalesef o noktaya geldiğimizde artık Kıbrıs'ta toplumsal varlığının devam edemeyeceğinin farkına varan Kıbrıslı Türkler, çok ciddi boyutlarda göç etmeye başlayacak ve ancak bireysel bazda varolma hakkımızı kullanarak, AB'ye gidebileceğiz, ama burada yaşayan Türkiye kökenli vatandaşlarımızın bu hakkı da olmayacak...''AB'ye girişin yolu...'
Avrupa Birliği konusunun istense de istenmese de Annan planıyla birlikte müzakere masasında olduğunu, Kıbrıs Türkü'nün Avrupa Birliği'ne, kimliği, devleti ve statüsüyle ancak bu planla girebileceğini ifade eden Erel, AB'nin KKTC'yi tanımasının mümkün olmadığını belirtti ve bu yöndeki söylemleri de eleştirdi.
Erel, Türkiye'nin de AB Gümrük Birliği'ne dahil olması nedeniyle, Kıbrıs'ta Annan planı temelinde bir anlaşma olur ve ardından AB'ye girilirse, KKTC ile Türkiye arasında gerçek ekonomik entegrasyonun işte o zaman hayata geçirilebileceğini de ifade etti.
'AB'den para almadık'
'Cumhurbaşkanının, Türkiye'de katıldığı bir televizyon programında Ticaret Odası'nı, Avrupa Birliği'nden para almakla ve bu parayla mitingler düzenlemekle suçladığını' da ifade eden Erel, 'Bu doğru değil. Üstelik böyle bir suçlama herhangi birisinden geldiğinde belki çok fazla acıtmayabilir, ama
bir cumhurbaşkanından geldiğinde tabii bu bir referans olarak kullanılmaya başlar' diyerek, şöyle konuştu:'Kıbrıs Türk toplumuna karşı çok ciddi saldırılar başladı'
'Şu anda Türkiye'de bütün bunları bahane ederek, sizi referans göstererek, Kıbrıs Türk toplumuna karşı çok ciddi saldırılar başlamıştır. Kıbrıs Türk toplumu, bunu hak etmiyor. Kaldı ki biz, herhangi bir para alınmadığını basın önünde de ifade ettik, Türkiye kamuoyuna da, size de gönderdiğimiz yazıda da bunu dile getirdik.
Erel'den Denktaş'a dav
etSizin de çok iyi bildiğiniz gibi ambargoların kaldırılması için Güney'e yapılan yardımların benzerinin Kuzey'deki işletmelere de yapılmalıdır noktasından hareketle bir süreç başlatmıştık. Nüfus bazında değil, eşit bazda Kuzey'in işletmelerine de alt yapısını güçlendirmek maksadıyla verilmesi gerektiğini iddia ettiğimiz 750 bin euronun alınmadığını hem siz hem de dışişleri bakanı çok iyi biliyor. Bu paranın nasıl alınabileceğini de biliyorsunuz. Biz, bir kere daha basın önünde sizi davet ediyoruz, eliniz
deki belgeleri açıklayınız. Çünkü bu töhmet, sadece odaya değil, Kıbrıs Türk toplumuna da yansıdı. Bizden özür dilemenizi talep etmiştik, onu da bekliyoruz.'Miktar 750 bin eurodan 1.5 milyon euroya çıktı'
Bu konudaki gerçeğin, AB tarafından kendilerine Kuzey Kıbrıs'taki işletmelerin alt yapılarının güçlendirilmesi çerçevesinde UNOPS kanalıyla maddi katkı yapılacağının söz verildiğini, gerçeğin bu olduğunu ifade eden Ali Erel, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 'bu miktar 750 bin euro mu?' şeklindeki sorusu üzerine
de miktarın bir buçuk milyon euro olduğunu açıkladı.Erel, 'Bu katkı, UNOPS projesi olacaktır, dışişleri bakanının da onayını alacaktır. Siz 'hayır' diyorsanız bunu da işletmelerimize biz dönüp 'Cumhurbaşkanı bunu engelliyor' diyeceğiz. O zaman da ambargoları kaldırmak gibi bir iddiamızın olduğunu iddia etmekten vazgeçeceğiz.'
Denktaş: AB'nin çok güzel avukatlığını yaptınız, tebrik ederim
Ali Erel'i dinledikten sonra söz alan ve Erel'in dile getirdiği görüşleri tek tek yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Erel'i eleştirdiği sözlerine, 'Avrupa Birliği'nin çok güzel bir avukatlığını yaptınız, sizi tebrik ederim' diyerek başladı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve bu cumhuriyeti kuran halkın eşit egemenliğini savunduğunu vurgulayan cumhurbaşkanı, Annan belgesinde ne Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğin ne de garanti anlaşmasının etkin ve fiili şeklinin bulunduğunun altını çizdi.
AB konusunun Kıbrıs görüşmeleri sürerken, Kıbrıs Türkü'nün haklarını ve Türkiye'nin haklarını ortadan kaldırmak için Rumlar tarafından maksatlı olarak masaya getirildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı, 'AB konusu tabiatıyla önümüzdedir, tabiatıyla kaale alınması gerekmektedir, ama Avrupa Birliği bizim gözümüzü karartmamıştır, çünkü esas konu Kıbrıs meselsini halletmek, eşit egemenliğimize
dayalı, Rum'un yeniden yıkamayacağı bir esas ortaya çıkartmak ve o şekilde Avrupa Birliği'ne Rum'la birleşerek girmektir. Bunu bugüne kadar yapamıyorsak, bunun sebebi AB'nin Rum tarafına 'anlaşma olsa da olmasa da merak etmeyiniz Kıbrıs üyedir' garantisini vermesidir' dedi.'12 Aralık'ta ne kaybettiniz, ben anlamadım?'
Erel'e '12 Aralık'ta bir şey kaybettiniz. Ne kaybettiğinizi ben anlayamadım' diyerek, Kopenhag'daki Avrupa Birliği Zirvesi'ne kendisinin değil, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in 'Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı' olarak Avrupa Birliği aile fotoğrafına girmek üzere davet edildiğini belirten cumhurbaşkanı, kendilerinin ise Kopenhag'a belgeyi olduğu şekliyle imzalamaları amacıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından davet edildiğini ve
bunun kesinlikle mümkün olmadığını söyledi.Kendilerinin Annan planına, Ticaret Odası gibi ticari açıdan değil, siyasi açıdan bakmakta olduklarını da kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, belgede Kıbrıs Türkü ile Türkiye'nin bütün haklarının sulandırılmış olduğ
unu ifade etti.Klerides'in anlaşma sonrasında adada sadece 3 bin Türk ve 3 bin Yunan askeri kalmasını ve ileriki bir zamanda da bu sayının sıfırlanmasını istediğini geçen günkü görüşmelerinde dile getirdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Denktaş, Ticaret Odası yetkililerine dönerek, 'Ben şimdi size soruyorum. Bunu kabul ediyor musunuz?' dedi.
'Sana soruyorum, imzayı
atayım mı, atmayayım mı?'
Bunun üzerine söz alan Erel, Klerides'in Annan belgesi üzerinde değişiklik yapamayacağını, bu sorunun Türkiye ile Yunanistan arasında varılacak bir mutabakatla çözüleceğini belirtti.
Buna karşılık Denktaş, Türkiye'nin bunu kabul etmemesi durumunda kendisinin bu belgeyi nasıl imzalayacağını sordu ve Denktaş'la Erel arasında şu diyalog gerçekleşti:
Denktaş: Türkiye kabu
l etmezse ben gidip buna imza mı atayım, siz bunu istiyorsunuz benden.Erel: Hayır, 'Türkiye ile müzakere' ediniz diyoruz.
Denktaş: Müzakere etmeye gittim, aldım cevabımı. Sana soruyorum, atayım mı imzayı, atmayım mı hakkım var mı atmaya? Türkiye'nin, 70 milyon insanın, benim burada imza ederek ortadan kaldırmaya hakkım var mı, senin var mı? Durum bu...'
Cumhurbaşkanı Denktaş'la Ticaret Odası
Başkanı Erel arasında geçen söz düellosu
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ticaret Odası heyetini kabulünde, Denktaş ile Ticaret Odası Başkanı Ali Erel arasında, Annan planıyla ilgili karşı görüşlerin ifade edildiği karşılıklı konuşma yaşandı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel arasındaki diyalog şöyle:
Denktaş: 'Belge, Rumlara b
ütün tapularını veriyor, her Rum'a 'evine git, iste, talep et' hakkını veriyor. Siz bunda var mısınız? Rum'un koçanı geçerli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin verdiği koçanlar geçersiz? Var mısınız siz bunda?'Erel: 'Sizin yorumunuza katılmıyoruz efendim. Annan belgesini farklı yorumluyoruz biz'
Denktaş: 'Farklı yorumluyorsan yanlış yorumluyorsun'
Erel: 'Bunu kamuya açık bir televizyon programında tartışalım'
Denktaş: 'Televizyona lüzum yok; televizyonda insanları kandırmaya alıştınız. Eşit şartlarda o da olacak. Getirin hukukçunuzu, baksın ve size bilgi versin. Ben hukukçuyla konuşurum bu işi. Hukukçu olmayan insanla bu tartışılmaz. Bu hukuk meselesidir. Nasıl yazılır ve ne manaya gider. Ben sana söyleyim açıkça.
30 yıldır buraya her şeyini koymuş olan adama, 'Hade çık dışarı' demek hangi insan haklarıyla bağdaşır. Uluslararası profesörler diyorlar ki, 'Global nüfus mübadelesi, nüfus hareketi, değişikliği olan yerlerde mülkiyet hakkı global şekilde halledilir. Kişi hakkıdır diye halledilmez.' Yani savaş ne
deniyle ve barış olsun diye, sürtüşme olmasın diye kararlaştırmışız, giden gitmiş savaş nedeniyle, geriye kalan anlaşma ile mübadele edilmiş, iki kesimlilik kararı alınmış, bu esaslar üzerinden gelen insanlarımıza tapu verilmiş; iki kesimlilik (olacak), üç özgürlük kısıtlanacak.Bu şartlarda yeniden yerleşmiş olan insanlara diyorlar ki; 'Şimdi Rum'un tapusu geçerlidir. Sen orada ateş üstünde otur...'
Dolayısıyla bakıyoruz, Klerides'in AB'ye girmek siyasi eyleminin maksadı her neyse bu anlaşmada var. Harita da var bu işin içinde. Harita da mecburi. Haritayı ne yapacaksınız? Haritayı kabul ediyor musunuz? Söyleyin bana ediyor musunuz, etmiyor musunuz?'
Erel: 'Bütün bu soruların cevabını halk verebilir efendim. Bir referanduma gidelim.'
Denktaş: 'Halk veremez
bunları. Referanduma gitmek için halkın bu gerçekleri bilmesi lazım.'Erel: 'Biliyor zaten.'
Denktaş: 'Senin bildiğin kadar biliyor işte... Eğer hukuki konularda da sen anlaşamıyorsan bizimle, demek ki istediğin gibi okuyorsun. Şimdi ben sana soruyorum. Sen vicdanen bir Kıbrıs Türkü olarak aman Avrupa Birliği'ne girmek için 50 bin insanının yeniden sökülmesini, 5-10 yıl içerisinde bir 60 bin kişinin daha -Rum gelecek içimize- onların da 60 bin kişiyi daha sökmesini yerinden kabul ediyor musun, etmiyor mus
un?'Erel: 'Sayın cumhurbaşkanım siz geçenlerde siyasi partilere verdiğiniz bir yazı ile %12 gelsin diyorsunuz zaten; siz de kabul ediyorsunuz.'
Denktaş: 'Dur bakalım daha, gelsin demedik daha, onun pazarlığını yapmadık. Daha pazarlığını yapacağız. Anlaşıldı mı? Yüzde 12 nerede, %28 nerede ve kaç yılda gelmesini istiyorlar.'
Erel: 'Yani 'içimize hiç Rum gelmesin' demiyorsunuz, orandan bahsediyorsunuz.'
Denktaş: 'Gelecekse bizim iznimizle gelecek. Anlaşıldı mı? Ama ben soruyorum şimdi size. Razı mısınız 60 bin kişi gelsin. Oy hakkına sahip olsun. Sana verilen diğer siyasi haklara da; dolayısıyla 20 bin gelecek... 60 bin üzerinden konuşuyorum ben, (belgede) değişmez diyorsunuz bu çünkü.. Rum değiştirmiyor onu, daha istiyor.'
Erel: 'Vermeyiz...'
Denktaş: 'Evet
vermezsen olduğu gibi kalır.'Erel: 'Hayır, çerçevede kalırsak anlaşırız.'
Denktaş: 'Dolayısıyla bunların tartışılması var. Referandum. Ben referandumu sizin yaptığınız gösteriler nedeniyle... Ben görüşmeye hazırım, görüşüp değiştirmeyi deneyeceğim. Değ
iştiremezsem...'Erel: 'Ama vaktimiz kalmaz efendim.'
Denktaş: 'Bir dakika.. Ben bunu kabul edemem. Ve hakkımdır, kabul etmiyorum. Şimdi bir imzacı tayin edin. Vakit var, imza eder. Ama bunu bilmiyordum; bir yasamız varmış, 1990'da yaptık, o yasa diyor ki, 'KKTC'nin egemenliğine etki yapacak, bunları azaltacak herhangi bir anlaşma imzalanmadan önce, Meclis'e sunulmadan önce referanduma gidilir' diye...'
Erel: 'Bu kararların en büyüğü halkın değil mi?'
Denktaş: 'O da onu söylüyor, 'referanduma gider' diyor.
Yani bunu siz ne kadar imzala deseniz, imzalama hakkım yok. Referanduma bir safhada gidilmesi lazım. O safha da buna göre, imzadan evvel bir safhadır. Yani imzalayacaksan, referanduma götüreceksin. Ha sen diyorsun ki, şimdi referanduma gidelim.'Erel: 'Onu da soralım halka.'
Denktaş: 'Şimdi referanduma gidelim. Yani referandumda ne diyeceğiz. Daha bitmemiş, müzakeresi yapılan bir kağıt var önümüzde. Ne diyeceğiz kendisine. Müzakereden durduk, vazgeçtik, olduğu gibi kabul edelim mi, o soruyu mu soracağız?'
Erel: 'Hayır. Annan belgesi çerçevesinde kalmak kaydıyla müzakere etmeye devam edelim.'
Denktaş: 'Ediyoruz.'
Erel: 'Edip etmediğiniz konusunda şüphelerimiz var.'
Denktaş: 'E senin şüphen olabilir. Ben de sana diyorum ki, sorumlu ve meclise sorumlu birisi
olarak, halka sorumluğum dolayısıyla, Annan planı çerçevesinde müzakere ediyoruz. Buzdolabını da yanlış anladınız. Buzdolabı şu demektir: bu şimdiki ekonomiyle, Rum'un ekonomisi burada, seninki burada, efendim Avrupa Birliği bize yardım edecek. Biz diyoruz ki, evvela bizi eşitlesin AB...'Erel: 'Kapalı ekonomiler eşitlenmez efendim.'
Denktaş: 'Hayır eşitlesin Avrupa Birliği, anlaşmayı yapacaksın ama, bunun uygulamaya girmesi için, girebilmesi için benim eşitlenmem lazım.'
Erel: 'Mümkün değil efendim. Ekonomik olarak mümkün değil. Kapalı ekonomi kesinlikle o seviyelere çıkamaz. Rekabet şart, açık piyasa şart.'
Denktaş: 'Açılacaksın.'
Erel: 'Ya kapanalım diyorsunuz, buzdolabına girelim, ya açılalım diyorsunuz. Açılmak mecburiyetindeyiz. Ama bazı sektörleri
mizi tespit edin, korumaya alabiliriz.'Denktaş: 'Bana verdiğiniz belgeleri Rumla konuşmaya çalıştım ve bir mesafe kat edemedim. Yani ticari ve iktisadi açıdan istediğiniz şeyler vardı.'
Erel: 'Bir kısmı yapılmıştır.'
Denktaş: 'Bir kısmı yapıldı, onları bize bildirmediniz, nedir yapılan, nedir eksilen, sizin listeden hangileri halledildi? Ben onun içinde bir şey görmedim. Varsa bir şey bana gönderin.
Şimdi gelelim senin para meselesine. Ben uydurmadım 750 bin euroyu. Sen söyledin bana Brüksel'den geldiğinizde 750 bin Euro'luk bir anlaşma yaptığınızı söyledin. Ne maksatla dediğimde, işte bazı projeler dedin.'
Erel: 'Anlaşma demedim efendim, hayır.'
Denktaş: 'Ben öyle anladım. Sonra Avrupa Birliği kendi yayınlarında aynı şeyi söylüyorlar. 'İki tarafın ticaret odasıyla temas ettim, toplumlararası temasların gelişmesi için işbirliği içerisinde kendilerine yardım edeceğiz' diye. Onlar da bunu doğruladı. Dolayısıyla biz yalan söylemedik. Siz bizden izin de istemediniz.'
Erel: 'Siz bilmiyor musunuz sistemi? Siz, bunun Dışişleri Bakanlığı'ndan gideceğini bilmiyor musunuz?'
Denktaş: 'Bizim Dışişleri Bakanlığı'nı tanıdılar mı?'
Erel: 'Tabii; UNOPS projeleri öyledir.'
Denktaş: 'Güzel efendim, Rumlarla işbirliği içerisinde bazı şeyleri yürütmek için, ambargoları aş
mak için diyorsunuz siz.'Erel: 'Hayır efendim.'
Denktaş: 'Ve hükümeti atlayarak böyle bir anlaşma yapıyorsunuz.'
Erel: 'Siz ve Dışişleri Bakanı biliyorsa, hükümet da bilir demektir.'
Denktaş: 'Onun için gelip söylediniz bize demek.'
Erel: 'Niçin, bilmez misiniz, söylemiştik size?'
Denktaş: 'Söylediğiniz bir şeyi biz de duyurunca niye inkar ediyorsunuz. Parayı cebine aldın mı almadın mı ben onu bilemem.'
Erel: 'Almadığımızı söyleyin de kameralar da tespit etsin hiç olmazsa da, ya da aldığımızı söyleyi
n.'Denktaş: 'Benim bildiğim, size böyle güzel bir para tahsis edildiğidir. Benim bildiğim bu.'
Erel: 'Avukatlığınız hala daha sizi kontrol ediyor. Sizi referans gösteren ülkü ocakları şu anda Türk toplumuna saldırıyor, 'soysuz' diyor. Parayla satıldınız diye, Rumcu diye... Hep bütün başlangıç maalesef sizi referans gösteriyor.'
Denktaş: 'Sadece sizin para almanız meselesi değildir. Bu memlekete 4-5 yıldır muazzam para akmaktadır.'
Erel: 'Yoktur öyle bir şey.'
Denktaş: 'Efendim müsaade edin, bizim de kendi
mize göre bilgilerimiz var...'Erel: 'Annan planı çerçevesinde bu işi çözemezsek; Klerides size yardımcı oluyor, 16 Nisan'ı atlatasınız diye. Biz size yardımcı olalım, 16 Nisan'ı atlatmayalım... Sizin, istemeden şu anda Klerides'le işbirliğiniz var, onları yalnız başlarına AB'ye sokmak için.'
Denktaş: 'Onlar yalnız başlarına girmiştir.'
Erel: 'Hayır, imzayı daha atmadılar.'
Denktaş: ' 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak kapıyı araladılar, sadece bir imza kaldı. Ve unutmayınız 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı altında oradadırlar. Siz, bu 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin içinde olmadığınızı söylemek suretiyle haklarınızı korumazsanız, ve koruyarak öyle bir anlaşma yaparak girmezseniz, Rumların azınlığı olarak gireceksiniz.'
Erel: 'Üzerinde en çok durduğumuz konu, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sürekliliği olmayacak, bunu sağladık.'
Denktaş: 'Sağlamadın'
Erel: 'Ortak devletin cumhurbaşkanı olacaksınız.'
Denktaş: 'Lütfen, sağlamadın arkadaş. Geçici bir süre için ortak bir bilmem ne var, Klerides onu da reddediyor.'
Erel: 'O etsin efendim. Biz Annan Planı'nı konuşalım. Klerides'in bizim elimizde yazılı şeylerini konuşmayalım. Çünkü o mahkumdur. AB'ye girsin diye mahkumdur o. Siz istemiyorsunuz biliyoruz, ama halka bu fırsatı kullandırın.'
Denktaş: 'Ben niçin istemiyorum ki, niçin istemeyim
yani anlamadım?'Erel: 'Siz diyorsunuz; 'ben imzalamayacağım' diyorsunuz.'
Denktaş: 'Olduğu şekliyle imzalamam diyorum. Tekrar söylüyorum.'
Erel: 'Ufak tefek bir şeyler değişebilir. Ama Annan belgesi dışına çıkıp ayrı iki devlet isterseniz, buzdolabı ist
erseniz olmaz. Peki, referanduma gidelim halk söylesin bize...'Denktaş: 'Halkı evvela aydınlatacağız. Referanduma ondan sonra gideceğiz.'
Erel: 'Vaktimiz kalsın ama...'
Denktaş: 'Vaktin olur. Ben, sağlığım pahasına gece-gündüz uğraşmaktayım. Bu anlaşmada nelerin değişmesi lazım, nasıl değiştirebiliriz, sizin verdiğiniz kağıttaki talepler dahil uğraşmaktayım. Ama bilelim ki olduğu şekliyle imzalandığı takdirde Kıbrıs Türkü'nün 5 veya 10 yıl hayatı vardır Kıbrıs'ta... Sorumluluk benim omuzumdadır.'
Erel: 'Atın bunu üzerinizden. Veya paylaşalım bunu.'
Denktaş: 'Sorumlu insan sorumluluğunu üstünden atmaz, sorumluluğunu yerine getirir. Benim sorumluluğum nedir; değiştirebilir miyim, değiştiremez miyim diye sonuna kadar uğraşmak. Ondan sonra halka gitmek. Ben halka rağmen bir şey yapamam. Bunun bilinci içerisindeyim. Ama halkı aydınlatmak da benim görevimdir.'
Erel: 'Bu arada bizim başbakanımız da Türkiye'ye gidip özür dilemesin bize küfredenlerden. Olacak iş değil.'
Denktaş: 'Başbakanla konuşun onları...'
İnce'nin sorusu
Bu arada Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hasan İnce, Kıbrıs'ta bir anlaşma olmaması halinde ondan sonraki süreç için alternatif politikalar üretilmesi gerektiği üzerinde durarak, bu konuda Cumhurbaşkanı Denktaş'la hükümetin neler yapmakta olduğunu sordu.
'Yakış ve Aytaç'la bütün konular
derinlemesine ele alınacak'
Cumhurbaşkanı Denktaş, İnce'nin sorusunu yanıtlarken, bu konuların üzerinde ciddiyetle durulmakta olduğuna işaret ederek, gelecek hafta KKTC'ye gelecek olan Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve TC Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile bütün konuların derinlemesine ele alınarak, görüşüleceğini bildirdi.
Türkiye'nin de Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varılmasını istediğini belirten Denktaş, ama Türk hükümetinin anlaşma olabilmesi için Annan belgesine derhal imza atılması görüşünde olmadığını söyledi.
KIBRIS 23/01/2003
Klerides'in Denktaş sevgisi...
MILLIYET 23/01/2003 MEHMET ALI BIRAND
Ortak bayrak için yarışma
Denktaş ve Klerides'in, ''Kıbrıs ortak devletinin bayrağı ve marşının belirlenmesi amacıyla kamuoyuna açık bir yarışma düzenlenmesi konusunda BM'yi yetkilendirdikleri'' açıklandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides'in, ''BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından 10 Aralık'ta revize edilen kapsamlı anlaşma önerisinde öngörüldüğü gibi, Kıbrıs ortak devletinin bayrağı ve marşının belirlenmesi amacıyla kamuoyuna açık bir yarışma düzenlenmesi konusunda BM'yi yetkilendirdikleri'' açıklandı.
Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Brian Kelly tarafından yapılan yazılı açıklamada, iki liderin bu konudaki görüş birliğine, dün öğleden sonraki görüşmede vardıkları belirtildi. Açıklamada, ''iki tarafın, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin 30 Mart 2003'de düzenlenecek ayrı referandumlarla anlaşma konusunda karar vermele
HURRIYET 23/01/2003
Simitis: 28 Şubat'a kadar çözüm zor
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Kıbrıs'ta ''28 Şubat'a kadar çözüme ulaşılmasının çok zor olduğunu'' söyledi. Simitis, Kıbrıs'taki müzakerelerde ilerleme kaydedilememesi halinde BM'nin ''ya dosyayı kapatacağını ya da küçük değişiklikler yapılmış 3. bir plan sunacağını'' belirtti.
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, bugün Simitis başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Kıbrıs ve Irak konularının ele alındığını açıkladı.
Protopapas'ın verdiği bilgiye göre, Simitis toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıs'taki müzakerelerde ilerleme kaydedilememesi halinde BM'nin ''Ya dosyayı kapatacağını ya da küçük değişiklikler yapılmış 3. bir plan sunacağını'' belirtti.
BM'nin 3. önerisini, Rum kesiminde başkanlık seçimlerinin tamamlanabileceği 23 Şubat sonrasında ya da daha erken bir tarihte sunabileceğini kaydeden Simitis, BM'nin bu planı sunması halinde taraflardan nihai yanıtlarını istemesi olasılığı bulunduğunu vurguladı.
Simitis, BM'nin bu yönde davranması halinde, bu tavrın ''Siyasi ağırlığı'' olacağına da dikkati çekti.
* * * * * *
HURRIYET 23/01/2003
| Kıbrısa ortak marş ve bayrak | ||
|
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Kıbrıstaki tarafların ortak bir bayrak ve milli marş belirlenmesi konusunda kendilerine yetki verdiğini duyurdu. |
||
|
NTV |
|
23 Ocak Birleşmiş Milletler sözcüsü, tarafların, 28 Şubata kadar bir anlaşma sağlanması halinde, ortak bayrak ve milli marşın anlaşmaya dahil edilebilmesi için bu süreci başlatma kararı aldığını söyledi. |
Belirlenecek bayrak ve milli marşın, sağlanacak anlaşma yapılacak referandumlarda kabul edilirse, hayata geçeceği de vurgulandı.
Ancak BM sözcüsü, bu durumun müzakerelerin gidişatı ile ilgili bir gösterge olarak algılanmaması gerektiğini de belirtti.
RUM KESİMİ: OLUMLU GELİŞME
Kıbrıs Rum Kesiminin müzakerecilerinden George Vasiliu kararı, müzakerelerin ciddiye alındığını göstermesi açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.
YARIŞMAYLA BELİRLENECEK
Ortak bayrak ve milli marşın belirlenmesi için Birleşmiş Milletler tarafında yarışma düzenlenecek. Başvurular Birleşmiş Milletler yetkililerinden oluşan komitelerce değerlendirilecek ve adadaki liderlere tavsiyelerde bulunulacak.
| Kıbrısta çözüm olmazsa BM yeni plan sunabilir |
|
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitisin, kabinesiyle yaptığı toplantıda Kıbrıs sorununu ele aldığı ve 28 Şubata kadar çözümün zor olduğunu söylediği bildirildi. |
|
Atina |
|
23 Ocak Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapasın verdiği bilgiye göre, Simitis toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıstaki müzakerelerde ilerleme kaydedilememesi halinde BMnin ya dosyayı kapatacağını ya da küçük değişiklikler yapılmış 3. bir plan sunacağını belirtti. |
|||
BMnin 3. önerisini, Rum kesiminde başkanlık seçimlerinin tamamlanabileceği 23 Şubat sonrasında ya da daha erken bir tarihte sunabileceğini kaydeden Simitis, BMnin bu planı sunması halinde taraflardan nihai yanıtlarını istemesi olasılığı bulunduğunu vurguladı. Simitis, BMnin bu yönde davranması halinde, bu tavrın Siyasi ağırlığı olacağına da dikkati çekti.
NTV 23/01/2003