Belgedeki değişiklikler gündemde

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yaklaşık 2.5 saat süren görüşme sonrası Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde yaptığı açıklamada, görüşmelere yarın devam edeceklerini söyledi.
"Önümüzdeki belgede neleri, nasıl değiştirebiliriz konusu gündemdedir. Rumların istedikleri var, bizim istediklerimiz var. Bu çerçevede görüşmeler devam etmektedir" diyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Karşılıklı bir al ver içerisine girme söz konusu mu?" şeklindeki bir soruya karşılık "Henüz başlamadık. Belki cu
ma gününden sonra… Böyle bir durum hasıl oldu mu olmadı mı göreceğiz" dedi.
Devamla "Al-ver demek eşit kıymette olan şeyleri değiştirmek demektir. Yoksa bir idari konuda bir değişiklik için, karşısında idari konuda değişiklik yerine 'daha da toprak talep e
delim' şeklinde ortaya çıkılırsa tabiatıyla iyi niyet görülmez. Fakat görelim bakalım ne çıkacak, ona göre yine konuşacağız" diyen Denktaş, "Rumların toprak isteme konusunda yeni bir yaklaşımı mı var" sorusuna ise "O eskiden beri var ortada. Biz ne istesek derhal karşısında toprak geliyor. Onun için göreceğiz" şeklinde yanıt verdi.

HALKIN SESI 23/01/2003

Denktaş-Erel arasında ilginç diyalog yaşandı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ticaret Odası heyetini kabulünde, Denktaş ile Ticaret Odası Başkanı Ali Erel arasında, Annan Planı'yla ilgili karşı görüşlerin ifade edildiği karşılıklı konuşma yaşandı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel arasındaki diyalog şöyle:
Denktaş: "Belge, Rumlara bütün tapularını veriyor, her Rum'a 'e
vine git, iste, talep et' hakkını veriyor. Siz bunda var mısınız? Rum'un koçanı geçerli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin verdiği koçanlar geçersiz? Var mısınız siz bunda?"
Erel: "Sizin yorumunuza katılmıyoruz efendim. Annan belgesini farklı yorumluyoruz
biz"
Denktaş: "Farklı yorumluyorsan yanlış yorumluyorsun"
Erel: "Bunu kamuya açık bir televizyon programında tartışalım"
Denktaş: "Televizyona lüzum yok; televiyonda insanları kandırmaya alıştınız. Eşit şartlarda o da olacak. Getirin hukukçunuzu, baksın ve
size bilgi versin. Ben hukukçuyla konuşurum bu işi. Hukukçu olmayan insanla bu tartışılmaz. Bu hukuk meselesidir. Nasıl yazılır ve ne manaya gider. Ben sana söyleyim açıkça.
30 yıldır buraya herşeyini koymuş olan adama, 'Hade çık dışarı' demek hangi insan
haklarıyla bağdaşır. Uluslararası profesörler diyorlar ki, 'Global nüfus mübadelesi, nüfus hareketi, değişikliği olan yerlerde mülkiyet hakkı global şekilde halledilir. Kişi hakkıdır diye halledilmez.' Yani savaş nedeniyle ve barış olsun diye, sürtüşme olmasın diye kararlaştırmışız, giden gitmiş savaş nedeniyle, geriye kalan anlaşma ile mübadele edilmiş, iki kesimlilik kararı alınmış, bu esaslar üzerinden gelen insanlarımıza tapu verilmiş; iki kesimlilik (olacak), üç özgürlük kısıtlanacak.
Bu şartlarda yen
iden yerleşmiş olan insanlara diyorlar ki; 'Şimdi Rum'un tapusu geçerlidir. Sen orada ateş üstünde otur…'
Dolayısıyla bakıyoruz, Klerides'in AB'ye girmek siyasi eyleminin maksadı her neyse bu anlaşmada var. Harita da var bu işin içinde. Harita da mecburi.
Haritayı ne yapacaksınız? Haritayı kabul ediyor musunuz? Söyleyin bana ediyor musunuz, etmiyor musunuz?"
Erel: "Bütün bu soruların cevabını halk verebilir efendim. Bir referanduma gidelim."
Denktaş: "Halk veremez bunları. Referanduma gitmek için halkın
bu gerçekleri bilmesi lazım."
Erel: "Biliyor zaten."
Denktaş: "Senin bildiğin kadar biliyor işte.. Eğer hukuki konularda da sen anlaşamıyorsan bizimle, demek ki istediğin gibi okuyorsun. Şimdi ben sana soruyorum. Sen vicdanen bir Kıbrıs Türkü olarak aman A
vrupa Birliği'ne girmek için 50 bin insanının yeniden sökülmesini, 5-10 yıl içerisinde bir 60 bin kişinin daha -Rum gelecek içimize- onların da 60 bin kişiyi daha sökmesini yerinden kabul ediyor musun, etmiyor musun?"
Erel: "Sayın cumhurbaşkanım siz geçenl
erde siyasi partilere verdiğiniz bir yazı ile %12 gelsin diyorsunuz zaten; siz de kabul ediyorsunuz."
Denktaş: "Dur bakalım daha, gelsin demedik daha, onun pazarlığını yapmadık. Daha pazarlığını yapacağız. Anlaşıldı mı? Yüzde 12 nerede, %28 nerede ve kaç yılda gelmesini istiyorlar."
Erel: "Yani 'içimize hiç Rum gelmesin' demiyorsunuz, orandan bahsediyorsunuz."
Denktaş: "Gelecekse bizim iznimizle gelecek. Anlaşıldı mı? Ama ben soruyorum şimdi size. Razı mısınız 60 bin kişi gelsin. Oy hakkına sahip olsun. Sa
na verilen diğer siyasi haklara da; dolayısıyla 20 bin gelecek… 60 bin üzerinden konuşuyorum ben, (belgede) değişmez diyorsunuz bu çünkü.. Rum değiştirmiyor onu, daha istiyor."
Erel: "Vermeyiz…"
Denktaş: "Evet vermezsen olduğu gibi kalır."
Erel: "Hayır,
çerçevede kalırsak anlaşırız."
Denktaş: "Dolayısıyla bunların tartışılması var. Referandum. Ben referandumu sizin yaptığınız gösteriler nedeniyle… Ben görüşmeye hazırım, görüşüp değiştirmeyi deneyeceğim. Değiştiremezsem…"
Erel: "Ama vaktimiz kalmaz efendi
m."
Denktaş: "Bir dakika.. Ben bunu kabul edemem. Ve hakkımdır, kabul etmiyorum. Şimdi bir imzacı tayin edin. Vakit var, imza eder. Ama bunu bilmiyordum; bir yasamız varmış, 1990'da yaptık, o yasa diyor ki, 'KKTC'nin egemenliğine etki yapacak, bunları azal
tacak herhangi bir anlaşma imzalanmadan önce, Meclis'e sunulmadan önce referanduma gidilir' diye..."
Erel: "Bu kararların en büyüğü halkın değil mi?"
Denktaş: "O da onu söylüyor, 'referanduma gider' diyor. Yani bunu siz ne kadar imzala deseniz, imzalama ha
kkım yok. Referanduma bir safhada gidilmesi lazım. O safha da buna göre, imzadan evvel bir safhadır. Yani imzalayacaksan, referanduma götüreceksin. Ha sen diyorsun ki, şimdi referanduma gidelim."
Erel: "Onu da soralım halka."
Denktaş: "Şimdi referanduma g
idelim. Yani referandumda ne diyeceğiz. Daha bitmemiş, müzakeresi yapılan bir kağıt var önümüzde. Ne diyeceğiz kendisine. Müzakereden durduk, vazgeçtik, olduğu gibi kabul edelim mi, o soruyu mu soracağız?"
Erel: "Hayır. Annan belgesi çerçevesinde kalmak k
aydıyla müzakere etmeye devam edelim."
Denktaş: "Ediyoruz."
Erel: "Edip etmediğiniz konusunda şüphelerimiz var."
Denktaş: "E senin şüphen olabilir. Ben de sana diyorum ki, sorumlu ve Meclis'e sorumlu birisi olarak, halka sorumluğum dolayısıyla, Annan planı çerçevesinde müzakere ediyoruz. Buzdolabını da yanlış anladınız. Buzdolabı şu demektir: bu şimdiki ekonomiyle, Rum'un ekonomisi burada, seninki burada, efendim Avrupa Birliği bize yardım edecek. Biz diyoruz ki, evvela bizi eşitlesin AB…"
Erel: "Kapalı ek
onomiler eşitlenmez efendim."
Denktaş: "Hayır eşitlesin Avrupa Birliği, anlaşmayı yapacaksın ama, bunun uygulamaya girmesi için, girebilmesi için benim eşitlenmem lazım."
Erel: "Mümkün değil efendim. Ekonomik olarak mümkün değil. Kapalı ekonomi kesinlikle
o seviyelere çıkamaz. Rekabet şart, açık piyasa şart."
Denktaş: "Açılacaksın."
Erel: "Ya kapanalım diyorsunuz, buzdolabına girelim, ya açılalım diyorsunuz. Açılmak mecburiyetindeyiz. Ama bazı sektörlerimizi tespit edin, korumaya alabiliriz."
Denktaş: "
Bana verdiğiniz belgeleri Rumla konuşmaya çalıştım ve bir mesafe katedemedim. Yani ticari ve iktisadi açıdan istediğiniz şeyler vardı."
Erel: "Bir kısmı yapılmıştır."
Denktaş: "Bir kısmı yapıldı, onları bize bildirmediniz, nedir yapılan, nedir eksilen, si
zin listeden hangileri halledildi? Ben onun içinde birşey görmedim. Varsa birşey bana gönderin.
Şimdi gelelim senin para meselesine. Ben uydurmadım 750 bin Euro'yu. Sen söyledin bana Brüksel'den geldiğinizde 750 bin Euro'luk bir anlaşma yaptığınızı söyledi
n. Ne maksatla dediğimde, işte bazı projeler dedin."
Erel: "Anlaşma demedim efendim, hayır."
Denktaş: "Ben öyle anladım. Sonra Avrupa Birliği kendi yayınlarında aynı şeyi söylüyorlar. 'İki tarafın ticaret odasıyla temas ettim, toplumlararası temasların ge
lişmesi için işbirliği içerisinde kendilerine yardım edeceğiz' diye. Onlar da bunu doğruladı. Dolayısıyla biz yalan söylemedik. Siz bizden izin de istemediniz."
Erel: "Siz bilmiyor musunuz sistemi? Siz, bunun Dışişleri Bakanlığı'ndan gideceğini bilmiyor m
usunuz?"
Denktaş: "Bizim Dışişleri Bakanlığı'nı tanıdılar mı?"
Erel: "Tabii; UNOPS projeleri öyledir."
Denktaş: "Güzel efendim, Rumlarla işbirliği içerisinde bazı şeyleri yürütmek için, ambargoları aşmak için diyorsunuz siz."
Erel: "Hayır efendim."
De
nktaş: "Ve hükümeti atlayarak böyle bir anlaşma yapıyorsunuz."
Erel: "Siz ve Dışişleri Bakanı biliyorsa, hükümet da bilir demektir."
Denktaş: "Onun için gelip söylediniz bize demek."
Erel: "Niçin, bilmez misiniz, söylemiştik size?"
Denktaş: "Söylediğini
z birşeyi biz de duyurunca niye inkar ediyorsunuz. Parayı cebine aldın mı almadın mı ben onu bilemem."
Erel: "Almadığımızı söyleyin de kameralar da tespit etsin hiç olmazsa da, ya da aldığımızı söyleyin."
Denktaş: "Benim bildiğim, size böyle güzel bir par
a tahsis edildiğidir. Benim bildiğim bu."
Erel: "Avukatlığınız hala daha sizi kontrol ediyor. Sizi referans gösteren ülkü ocakları şu anda Türk toplumuna saldırıyor, 'soysuz' diyor. Parayla satıldınız diye, Rumcu diye… Hep bütün başlangıç maalesef sizi ref
erans gösteriyor."
Denktaş: "Sadece sizin para almanız meselesi değildir. Bu memlekete 4-5 yıldır muazzam para akmaktadır."
Erel: "Yoktur öyle birşey."
Denktaş: "Efendim müsaade edin, bizim de kendimize göre bilgilerimiz var…"
Erel: "Annan planı çerçevesi
nde bu işi çözemezsek; Klerides size yardımcı oluyor, 16 Nisan'ı atlatasınız diye. Biz size yardımcı olalım, 16 Nisan'ı atlatmayalım… Sizin, istemeden şu anda Klerides'le işbirliğiniz var, onları yalnız başlarına AB'ye sokmak için."
Denktaş: "Onlar yalnız
başlarına girmiştir."
Erel: "Hayır, imzayı daha atmadılar."
Denktaş: " 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak kapıyı araladılar, sadece bir imza kaldı. Ve unutmayınız 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı altında oradadırlar. Siz, bu 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin içinde olmadığınızı
söylemek suretiyle haklarınızı korumazsanız, ve koruyarak öyle bir anlaşma yaparak girmezseniz, Rumların azınlığı olarak gireceksiniz."
Erel: "Üzerinde en çok durduğumuz konu, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sürekliliği olmayacak, bunu sağladık."
Denktaş: "Sağl
amadın"
Erel: "Ortak devletin cumhurbaşkanı olacaksınız."
Denktaş: "Lütfen, sağlamadın arkadaş. Geçici bir süre için ortak bir bilmem ne var, Klerides onu da reddediyor."
Erel: "O etsin efendim. Biz Annan Planı'nı konuşalım. Klerides'in bizim elimizde ya
zılı şeylerini konuşmayalım. Çünkü o mahkumdur. AB'a girsin diye mahkumdur o. Siz istemiyorsunuz biliyoruz, ama halka bu fırsatı kullandırın."
Denktaş: "Ben niçin istemiyorum ki, niçin istemeyim yani anlamadım?"
Erel: "Siz diyorsunuz; 'ben imzalamayacağım'
diyorsunuz."
Denktaş: "Olduğu şekliyle imzalamam diyorum. Tekrar söylüyorum."
Erel: "Ufak tefek birşeyler değişebilir. Ama Annan belgesi dışına çıkıp ayrı iki devlet isterseniz, buzdolabı isterseniz olmaz. Peki, referanduma gidelim halk söylesin bize..."

Denktaş: "Halkı evvela aydınlatacağız. Referanduma ondan sonra gideceğiz."
Erel: "Vaktimiz kalsın ama…"
Denktaş: "Vaktin olur. Ben, sağlığım pahasına gece-gündüz uğraşmaktayım. Bu anlaşmada nelerin değişmesi lazım, nasıl değiştirebiliriz, sizin verdiğini
z kağıttaki talepler dahil uğraşmaktayım. Ama bilelim ki olduğu şekliyle imzalandığı takdirde Kıbrıs Türkü'nün 5 veya 10 yıl hayatı vardır Kıbrıs'ta… Sorumluluk benim omuzumdadır."
Erel: "Atın bunu üzerinizden. Veya paylaşalım bunu."
Denktaş: "Sorumlu in
san sorumluluğunu üstünden atmaz, sorumluluğunu yerine getirir. Benim sorumluluğum nedir; değiştirebilir miyim, değiştiremez miyim diye sonuna kadar uğraşmak. Ondan sonra halka gitmek. Ben halka rağmen birşey yapamam. Bunun bilinci içerisindeyim. Ama halkı aydınlatmak da benim görevimdir."
Erel: "Bu arada bizim başbakanımız da Türkiye'ye gidip özür dilemesin bize küfredenlerden. Olacak iş değil."
Denktaş: "Başbakanla konuşun onları…"
İNCE'NİN SORUSU
Bu arada Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hasan İnce, Kıbrıs'ta bir anlaşma olmaması halinde ondan sonraki süreç için alternatif politikalar üretilmesi gerektiği üzerinde durarak, bu konuda Cumhurbaşkanı Denktaş'la hükümetin neler yapmakta olduğunu sordu.
YAKIŞ VE KARA KUVVETLERİ KOMUTANI GELİYOR
Cumhurbaşkanı Denktaş, İnce'nin sorusunu yanıtlarken, bu konuların üzerinde ciddiyetle durulmakta olduğuna işaret ederek, gelecek hafta KKTC'ye gelecek olan Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve TC Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile bütün konuların
derinlemesine ele alınarak, görüşüleceğini bildirdi.
Türkiye'nin de Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varılmasını istediğini belirten Denktaş, ama Türk hükümetinin anlaşma olabilmesi için Annan belgesine derhal imza atılması görüşünde olmadığını söyledi.
HALKIN SESI 23/01/2003

Halkın yüzde 62'si plana karşı çıkıyor

BM Çözüm Planı'nı mevcut haliyle KKTC halkının %32'si onaylarken %62'si plana karşı çıktı.
Türkiye'de faaliyet gösteren Strateji GFK adlı kuruluşun KKTC'de gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre Kıbrıs'ta önümüzdeki bir yıl içinde anlaşma sağlanacağına inananların oranı %54, inanmayanların oranı ise %44 olarak ortaya çıkarken, müzakerelerle ilgili Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a duyulan güven %52 şeklinde belirlendi. Bunlardan 39'u "tamamen" güvenirke
n 13'ü "biraz" güveniyor.
Türkiye'de faaliyet gösteren "Strateji GFK" adlı kuruluşun Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK)'nun çağrısı üzerine 10-12 Ocak tarihleri arasında ülkemizde yaptığı "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gündem araştırması ile medya izle
me alışkanlıkları" araştırma sonuçları bugün bir basın toplantısıyla açıklandı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde en çok izlenen radyo ve televizyon kanalları, en çok izlenen haber bültenlerinin yanısıra vatandaşların, gündemdeki Annan Planı'nın geneli ve
değişik yönleriyle ilgili eğilimlerini saptamaya yönelik araştırma sonuçları Strateji GFK yöneticileri ve kurum Müdürü Hüseyin Çobanoğlu tarafından bugün saat 13.30'da Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Sitesi'nde düzenlenen basın toplantısında kamuoyununu bilgisine getirildi.
BRT ve TRT 2 ekranından da canlı olarak yayımlanan basın toplantısında ilk sözü alan BRTK Müdürü Hüseyin Çobanoğlu, KKTC'de televizyon ve radyo yayınlarının izlenilirlik açısından bir projeksiyonunun yapılması ve yayın kuruluşlarının ken
dilerini buna göre yönlendirmelerinin önemine işaret ederek, bu amaca yönelik, Türkiye'de TRT'nin birlikte çalıştığı Strateji GFK'yle böyle bir çalışma başlattıklarını kaydetti.
Bu çalışmanın, proje dahilinde rutine bağlanarak belli aralıklarla tekrarlanac
ağını kaydeden Çobanoğlu, iki safhadan oluşan araştırmanın diğer bölümünde ise son aylarda ülke gündemine oturan ve "Annan Planı" olarak anılan BM Çözüm Planı'yla ilgili halkın ne düşündüğünü tepsit etmeye çalıştıklarını söyledi.
KIBRIS GÜNDEM ARAŞTIRMASI
Araştırmanın iki kolundan biri olan "Kıbrıs Gündem Araştırması" sonuçlarını Strateji GFK Yönetim Kurulu Üyesi Selim Oktar açıkladı.
Yapılan çalışmada uygulanan yöntem, araştırma kapsamı, metodolojisi ve örneklemi konularında bilgiler de veren Oktar, özet
le, KKTC seçmen nüfusunu temsil eden, tabakalı rastsal örnekleme yöntemiyle seçilmiş 518'i köylerde 520'si şehirlerde toplam 1038 kişilik bir örneklem kullanılarak yapılan araştırmanın %3'lük bir hata payına sahip olduğunu ve görüşmelerin 5 ilçenin kentsel ve kırsal yerleşim birimlerinde, hanelerde yüzyüze görüşme yöntemiyle gerçekleştirildiğini anlattı.
PLANA DESTEK %31.5
Öncelikle BM Planı hakkında bilgi sahipliğinin saptanması yoluna gidilen araştırmada, seçmenlerin yaklaşık dörtte birine denk gelen %25.7'sinin plan hakkında kendini "çok bilgi sahibi" olarak gördüğü, "biraz bilgi sahibi" olan %53.5 oranındaki kesimle bu oranın %79'a çıktığı görülüyor.
BM Planına genel destek açısından, planı mevcut haliyle onaylayanların oranı %31.5, onaylamayanların or
anı ise %61.6 olarak ortaya çıkarken, %6.8'lik bir kesim de "bilmiyorum" veya "cevap vermiyor" yanıtı verdi.
Araştırma sonuçlarına göre Kıbrıs'ta önümüzdeki bir yıl içinde anlaşma sağlanacağına inananların oranı %54 iken %44'ü bu yönde bir inanç taşımıyor
.
HARİTALAR
BM Belgesi'nde yer alan haritaları destekleyenlerin oranının %42, desteklemeyenlerin ise %48 olduğu görülen araştırma sonuçlarına göre, bu kesimin %41'lik büyük çoğunluğu hiç desteklemediğini söylüyor. "Kuvvetle desteklerim" diyenlerin oranı %15, "biraz desteklerim" diyenler %27.1 olarak açıklanırken, "hiç desteklemem" diyenlerin oranı %40.8, "pek desteklemem" diyenler de yüzde 7.4 olarak açıklandı. Geriye kalan %9.6'lık kesim "bilmiyorum/cevap vermiyorum" olarak yanıt verdi.
"Planda KKTC vatand
aşlarının göçünü öngören maddeye %42 destek, %53 de red çıkan araştırmada, Rumların eski yaşadıkları yerlere dönmesine %34.4'lük bir kesim destek verirken, %60'ı buna karşı çıktı. Rumların kuzeyde seçme seçilme hakkı konusuna ise %31 destek, %64 red cevabı verildi.
EN FAZLA TERCİH EDİLEN YEREL KANAL BRT1--
Görüşülen kişilerin yerel TV kanalları bazında en fazla tercih ettikleri TV kanalının %27.9'luk oranla BRT1 olduğu ortaya çıkan araştırmaya göre, bunu %24.3'lük bir izleme oranıyla Genç TV, 14.5'le Kanal T, 12.3'le Kıbrıs TV, 7'yle Akdeniz TV ve 5.6'yla BRT2 izliyor.
HALKIN SESI 23/01/2003

 

Serdar Denktaş:'Plan, halkımıza dünya vatandaşı olarak yaşama imkanı veriyor'

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta taraflara sunduğu planla ilgili olarak dün Girne Amerikan Üniversitesi'nde (GAÜ) bir konferans verdi.

GAÜ Karaoğlanoğlu Kampüsü Vision Konferans Salonu'nda saat 15.15'te başlayan konferansa GAÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Memduh Erdal, Asbaşkanı Seraht Akpınar, GAÜ Rektörü Prof. Kaya Özkın, fakülte başkanları, öğretim görevlileri ve öğrenciler izledi.

Serdar Denktaş, birçok sakıncaları bulunmasına rağmen, Annan planının 'Kıbrıs Türkü'ne dünya vatandaşı olarak yaşama imkanı da verdiği' gerçeğini vurguladı.

'Sorunun özü hükümranlık'

Konferansında planla ilgili görüş ve düşüncelerini GAÜ'lü akademisyen ve öğrencilerle paylaşan Denktaş, BM genel sekreteri tarafından ortaya konan plandan önce 'Kıbrıs sorunun özünü teşkil eden' hükümranlık konusuna değindi.

Kazanımlar zamanla ortadan kalkabilecek

'Kıbrıs'ta sorun kim hükümran olacak meselesidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Kıbrıs'ın hükümranı kendileri olduğunu kabul ederek Kıbrıslı Türkleri de bu hükümranlığın bir alt parçası olarak görmekte ve bunu talep etmektedir. Öte yandan Türk tarafı, daha fazla, 'bu hükümranlığın ortağıyız' diyerek bugüne kadar merkezi hükümetin çok daha zayıf olduğu konfederal ilişkilerin bulunduğu bir yapı isteyerek, GKRY'a karşı biraz daha yumuşak bir yaklaşımla olaya bakmaktadır' diyen Serdar Denktaş, BM genel sekreteri tarafından ortaya konan planın, tarafların olaya yaklaşımları dikkate alınarak hazırlanmış olarak görülmesine rağmen detaylı olarak incelendiğinde; Türk tarafına kağıt üzerinde sunulmakta olan bir takım kazanımların zaman içerisinde ortadan kalkabilecek duruma açık olduğunu söyledi.

İleride sorun yaşanmasına imkan veren bir plan

Planın siyasi eşitlik, iki kesimlilik, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi konuları ile sosyal ve ekonomik alanlarda sorun yaşanmasına imkan verebileceğine dikkat çeken Serdar Denktaş, revize edildiği halde Senato'da iki parça devlete 24-24 olarak eşit olarak verilen sandalye sayısı konusunda detaya inildiğinde, bir parça devletten diğer parça devlete gelip yerleşmek suretiyle vatandaşlık ile seçme ve seçilme hakkı elde edecek Kıbrıslı Rumların, 15 yılın sonrasında kuzey parça devlet mevcut nüfusunun %28'i oranında yerleşeceğini ve bu sürede yaklaşık 56 bin Kıbrıslı Rum'un yaklaşık 118 bin olan kuzeydeki parça devlet seçmen sayısının yarıya yakınını oluşturacağını, böylece senatodaki dengenin bozulacağını belirtti.

Denktaş, diğer sorun çıkarabilecek konunun ise kuzeydeki parça devlette bulunan mülklerine dönecek %9'u geçmeyecek Rum nüfusunun hangi yıldaki nüfus oranını kapsadığı konusu olduğunu, bu sayının belli olmadığını, buna örnek olarak Girne'den 1974 yılında göç eden Rum nüfusunun 6 bin, şu an Girne'de yaşamakta olan nüfusun ise 20 bin civarında bulunmasını gösterdi.

'Siyasi eşitliği uzun vadede, iki kesimliliği başından kaldırabilir'

Plandaki mevcut haritanın çiziliş şekliyle 1977 yılından beri yürütülen politika ve her iki kesimin üzerinde anlaştığı konunun zaman içerisinde ortadan kalkacağına işaret eden Serdar Denktaş, olası anlaşmada bugünkü gibi bir sınırın olmayacağının algılanması gerektiğini kaydetti.

'Siyasi eşitliği uzun vadede ortadan kaldırabilecek, iki kesimliliği başından itibaren kaldırabilecek, mal-mülk sorunu çözerken hem ekonomik hem sosyal anlamda çatışma unsurları ortaya koyabilecek bir potansiyeli içinde barındırıyor bu plan... Tabii ki planın her şeyi kötü mü! Bunu iddia etmek de mümkün değil, ortaya çıkardığı birtakım kazanımlar da yok değil' diyen Serdar Denktaş, planın Kıbrıs Türkü'ne dünya vatandaşı olarak yaşama imkanı da verdiğini vurguladı.

Türkiye'nin garantörlüğü


Serdar Denktaş Türkiye'nin garantörlüğüne de değinerek, Türkiye'nin garantörlüğünün planda koruma anlamında sulandırılmadığını, güçlendirildiğini, Kuzey parça devletinde bulunacak garantör Türk askerinin uluslararası izin almaksızın Kuzey parça devletinin sınırları içerisinde harekete geçebileceğini, ancak Garanti ve
İttifak Anlaşmaları'nın bütününe bakıldığında bunun sulandırıldığını kaydetti.

Önemli olan denge kurmak

Serdar Denktaş özetle şöyle konuştu:

'Önemli olan bu kazanımlar ve ileriye dönük uzun vadeli tehditler arasında bir dengeyi oluşturabilecek miyiz? 28 Şubat'a kadar giden süreçte bu son derece önemli... Kabul etmemiz gerekiyor ki bu planın sonucunda bir anlaşmaya varılacaksa eğer, dengeyi oluşturabilmek daha çok korunma ihtiyacı olan Türk kesiminin daha çok korunmasıyla mümkün olabilecektir.

Fert başına düşen milli gelire bakıyoruz. Büyük bir fark var. Yaşam kalitesine bakıyoruz aramızda büyük bir fark var, 'ekonomik yetenek' diye adlandırabileceğim dünyayla ticaret yapabilme becerisi açısından bakıyoruz; yıllardan beri bu alanda oldukları için bu beceri onlarda bizden daha fazla... Çok kısa sürede adapte olabiliriz ama bugün için daha fazla.

Sosyal anlamda, hakikaten farklı din ve kültürlerden gelmemiz nedeniyle büyük farklılıklarımız var. Bu nedenle daha fazla koruma verilmesi gerekiyor Türk tarafına ki denge başlangıçta hiç değilse oluşabilsin... Bu dengeyi sağlayıp sağlayamayacağımız da bu süreç içinde belli olacak. Sağlayabilecek miyiz?'

Yeni ortaklık değil Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı

Konuşmasının başında o nedenle Kıbrıs sorununun bir hükümranlık sorunu olduğunu söylediğini belirten Denktaş, Annan planının bazılarının dediği gibi yeni bir ortaklık değil Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olduğunu kaydetti

Türk tarafı AB uyum yasaları konusunda hazırlıksız

Denktaş konuşmasının sonunda planın imzalanması halinde Türk tarafının AB uyum yasaları çerçevesinde bugüne kadar herhangi bir çalışma yapmadığını, tüm konularda olaya karşı hazırlıksız olunduğunu ifade ederek, DP olarak kendilerinin olası bir çözüm halinde politikaların belirlenmesini de Cumhurbaşkanı'ndan talep ettiklerini belirtti. Denktaş olası bir anlaşmada evlerine geri gelemeyecek Kıbrıslı Rumlar ile yerlerinden olacak Kıbrıslı Türklerin iyice tazmin edilmeleri gerekeceğini aksi takdirde bu kesimlerin sorun yaratabileceklerini kaydetti.

Denktaş konuşmasına şöyle son verdi:

'İmzalanacak olan çözüm planı ne kadar iyi ve mükemmel olursa olsun o planın yürüyüp yürümemesi iki taraftaki halkın gerçekten çözüme, birlikte yaşamaya dayanışmaya hazır olup olmadıklarından geçer.'

KIBRIS 23/01/2003


'KARARLARIN EN BÜYÜĞÜNÜ HALK VERİR'... Cumhurbaşkanı Denktaş'ın gelinen noktada Annan planı konusunda derhal referanduma gitmesini istediklerini söyleyen Erel, 'Sayın cumhurbaşkanı, bunu, toplumun vaktini tüketmeden yapmak durumundasınız. 28 Şubat'a gelindiği gün, bizim başka vaktimiz olmayacaktır. Bize, halka bir şans tanıyın, bir referanduma gidelim. Herkes görsün, kararların en büyüğünü halk verir' dedi

'CUMHURBAŞKANININ İDDİASI DOĞRU DEĞİL'... Cumhurbaşkanının, Türkiye'de katıldığı bir televizyon programında Ticaret Odası'nı, Avrupa Birliği'nden para almakla ve bu parayla mitingler düzenlemekle suçladığını' da ifade eden Erel, 'Bu doğru değil. Üstelik böyle bir suçlama herhangi birisinden geldiğinde belki çok fazla acıtmayabilir, ama bir cumhurbaşkanından geldiğinde tabii bu bir referans olarak kullanılmaya başlar' şeklinde konuştu

l 'AB'NİN AVUKATLIĞINI ÇOK GÜZEL YAPTINIZ' ...Cumhurbaşkanı Denktaş, heyete seslenerek, 'Avrupa Birliği'nin çok güzel avukatlığını yaptınız, sizi tebrik ederim' dedi. KKTC'nin ve bu cumhuriyeti kuran halkın eşit egemenliğini savunduğunu vurgulayan cumhurbaşkanı, Annan belgesinde ne Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğinin, ne de garanti anlaşmasının etkin ve fiili şeklinin bulunduğunu yineledi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Ali Erel başkanlığındaki Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyeleriyle görüştü.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda saat 11.00'de gerçekleşen ve bir saat süren görüşmede, Denktaş ile Erel arasında Annan planı ve Ticaret Odası'nın AB'den aldığı söylenen maddi katkı konuları üzerinde zaman zaman söz düellosu yaşandı.

Görüşmede ilk sözü alan ve 'Kıbrıs Türk toplumu ilk defa bu kadar birlik ve beraberlik içerisinde bir geleceğe, bir çözüme kilitlenmiş bulunuyor' diyen Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, 11 Kasım 2002 tarihinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan çözüm planı temelinde başlatılan müzakere sürecinde bugüne kadar çok zaman kaybedildiğini, 12-13 Aralık Kopenhag Zirvesi'nde de sonuç alınamadığını belirterek, 'Maalesef 12-13 Aralık'ta bir psikolojik travma geçirdik. Beklentilerimiz suya düştü, çok ciddi bir fırsatı kaybettik. Bunu sadece biz değil, Türkiye halkı da kaybetti' dedi.

Türkiye'nin KKTC'ye daha ne kadar maddi katkı sağlayacağını soran ve bu katkıların bugüne kadar bir türlü yatırıma dönüştürülmediğine, heba edildiğine işaret eden Erel, bunun yanlış bir politika ve Türkiye halkına karşı yapılan büyük bir haksızlık olduğu görüşünü dile getirdi.

'Derhal referanduma gidilsin'

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, gelinen noktada Annan planı konusunda derhal referanduma gitmesini istediklerini kaydeden Erel, 'Sayın cumhurbaşkanı bunu, toplumun vaktini tüketmeden yapmak durumundasınız. 28 Şubat geldiği gün, bizim başka vaktimiz olmayacaktır. Bize, halka bir şans tanıyın, bir referanduma gidelim. Herkes görsün, kararların en büyüğünü halk verir' dedi.

Kıbrıs Türk halkının yüzde 65'inin kararını, çözümden ve Avrupa Birliği üyeliğinden yana verdiğini de kaydeden Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, şöyle konuştu:

'Sayın cumhurbaşkanı, bazı noktalarda iyileştirmeler yapabilirseniz yapınız, ama önerimiz, şimdi referanduma gidelim, siz de halkın istediğini bir görünüz, o zaman demokratik hakkınızı kullanınız ve 'ben, halkın istediğini yapmaya hazır değilim veya halkın istediğini yapmaya hazırım' deyiniz.

Bazı noktalarda haklılığınız olabilir. Örneğin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası'nda belki referandumu gerektiren maddeler de olabilir. Onları da çözmüş oluruz bu aşamada.

Kıbrıslı Rumlar için Annan belgesini onaylamak yalnız başına mümkün değil. Rum tarafında Annan belgesi, Avrupa Birliği üyeliği ile birlikte sorulan iki soruya tek cevap istenecek. Bundan dolayıdır ki Rum kesimi, Annan belgesinde bize tanınan hakları, içi yanarak vermek mecburiyetindedir. Ancak 16 Nisan'ı geçirirsek, onlar tek başlarına 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı altında AB üyeliğini alacaklar, Annan belgesini kesinlikle reddedecekler ve Kuzey Kıbrıs'taki mallarının tümünü de talep etmeye başlayacaklardır.

16 Nisan'ın nasıl geçirileceği konusu ve Klerides...

'16 Nisan'ın nasıl geçirileceği konusunda Klerides de sizinle aynı şeyi düşünüyor. Çünkü Klerides'e baktığımızda, 16 Nisan'a kadar bir çözüm olmasın, kendileri AB'ye Kıbrıs Cumhuriyeti olarak girsin, o andan itibaren Annan belgesinde bize verilen haklar, ne iki ayrı devlet, ne iki ayrı yönetim, ne de iki ayrı meclis artık söz konusu olmayacak. Ama maalesef o noktaya geldiğimizde artık Kıbrıs'ta toplumsal varlığının devam edemeyeceğinin farkına varan Kıbrıslı Türkler, çok ciddi boyutlarda göç etmeye başlayacak ve ancak bireysel bazda varolma hakkımızı kullanarak, AB'ye gidebileceğiz, ama burada yaşayan Türkiye kökenli vatandaşlarımızın bu hakkı da olmayacak...'

'AB'ye girişin yolu...'

Avrupa Birliği konusunun istense de istenmese de Annan planıyla birlikte müzakere masasında olduğunu, Kıbrıs Türkü'nün Avrupa Birliği'ne, kimliği, devleti ve statüsüyle ancak bu planla girebileceğini ifade eden Erel, AB'nin KKTC'yi tanımasının mümkün olmadığını belirtti ve bu yöndeki söylemleri de eleştirdi.

Erel, Türkiye'nin de AB Gümrük Birliği'ne dahil olması nedeniyle, Kıbrıs'ta Annan planı temelinde bir anlaşma olur ve ardından AB'ye girilirse, KKTC ile Türkiye arasında gerçek ekonomik entegrasyonun işte o zaman hayata geçirilebileceğini de ifade etti.

'AB'den para almadık'

'Cumhurbaşkanının, Türkiye'de katıldığı bir televizyon programında Ticaret Odası'nı, Avrupa Birliği'nden para almakla ve bu parayla mitingler düzenlemekle suçladığını' da ifade eden Erel, 'Bu doğru değil. Üstelik böyle bir suçlama herhangi birisinden geldiğinde belki çok fazla acıtmayabilir, ama bir cumhurbaşkanından geldiğinde tabii bu bir referans olarak kullanılmaya başlar' diyerek, şöyle konuştu:

'Kıbrıs Türk toplumuna karşı çok ciddi saldırılar başladı'

'Şu anda Türkiye'de bütün bunları bahane ederek, sizi referans göstererek, Kıbrıs Türk toplumuna karşı çok ciddi saldırılar başlamıştır. Kıbrıs Türk toplumu, bunu hak etmiyor. Kaldı ki biz, herhangi bir para alınmadığını basın önünde de ifade ettik, Türkiye kamuoyuna da, size de gönderdiğimiz yazıda da bunu dile getirdik.

Erel'den Denktaş'a davet

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi ambargoların kaldırılması için Güney'e yapılan yardımların benzerinin Kuzey'deki işletmelere de yapılmalıdır noktasından hareketle bir süreç başlatmıştık. Nüfus bazında değil, eşit bazda Kuzey'in işletmelerine de alt yapısını güçlendirmek maksadıyla verilmesi gerektiğini iddia ettiğimiz 750 bin euronun alınmadığını hem siz hem de dışişleri bakanı çok iyi biliyor. Bu paranın nasıl alınabileceğini de biliyorsunuz. Biz, bir kere daha basın önünde sizi davet ediyoruz, elinizdeki belgeleri açıklayınız. Çünkü bu töhmet, sadece odaya değil, Kıbrıs Türk toplumuna da yansıdı. Bizden özür dilemenizi talep etmiştik, onu da bekliyoruz.

'Miktar 750 bin eurodan 1.5 milyon euroya çıktı'

Bu konudaki gerçeğin, AB tarafından kendilerine Kuzey Kıbrıs'taki işletmelerin alt yapılarının güçlendirilmesi çerçevesinde UNOPS kanalıyla maddi katkı yapılacağının söz verildiğini, gerçeğin bu olduğunu ifade eden Ali Erel, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 'bu miktar 750 bin euro mu?' şeklindeki sorusu üzerine de miktarın bir buçuk milyon euro olduğunu açıkladı.

Erel, 'Bu katkı, UNOPS projesi olacaktır, dışişleri bakanının da onayını alacaktır. Siz 'hayır' diyorsanız bunu da işletmelerimize biz dönüp 'Cumhurbaşkanı bunu engelliyor' diyeceğiz. O zaman da ambargoları kaldırmak gibi bir iddiamızın olduğunu iddia etmekten vazgeçeceğiz.'

Denktaş: AB'nin çok güzel avukatlığını yaptınız, tebrik ederim

Ali Erel'i dinledikten sonra söz alan ve Erel'in dile getirdiği görüşleri tek tek yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Erel'i eleştirdiği sözlerine, 'Avrupa Birliği'nin çok güzel bir avukatlığını yaptınız, sizi tebrik ederim' diyerek başladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve bu cumhuriyeti kuran halkın eşit egemenliğini savunduğunu vurgulayan cumhurbaşkanı, Annan belgesinde ne Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğin ne de garanti anlaşmasının etkin ve fiili şeklinin bulunduğunun altını çizdi.

AB konusunun Kıbrıs görüşmeleri sürerken, Kıbrıs Türkü'nün haklarını ve Türkiye'nin haklarını ortadan kaldırmak için Rumlar tarafından maksatlı olarak masaya getirildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı, 'AB konusu tabiatıyla önümüzdedir, tabiatıyla kaale alınması gerekmektedir, ama Avrupa Birliği bizim gözümüzü karartmamıştır, çünkü esas konu Kıbrıs meselsini halletmek, eşit egemenliğimize dayalı, Rum'un yeniden yıkamayacağı bir esas ortaya çıkartmak ve o şekilde Avrupa Birliği'ne Rum'la birleşerek girmektir. Bunu bugüne kadar yapamıyorsak, bunun sebebi AB'nin Rum tarafına 'anlaşma olsa da olmasa da merak etmeyiniz Kıbrıs üyedir' garantisini vermesidir' dedi.

'12 Aralık'ta ne kaybettiniz, ben anlamadım?'

Erel'e '12 Aralık'ta bir şey kaybettiniz. Ne kaybettiğinizi ben anlayamadım' diyerek, Kopenhag'daki Avrupa Birliği Zirvesi'ne kendisinin değil, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in 'Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı' olarak Avrupa Birliği aile fotoğrafına girmek üzere davet edildiğini belirten cumhurbaşkanı, kendilerinin ise Kopenhag'a belgeyi olduğu şekliyle imzalamaları amacıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından davet edildiğini ve bunun kesinlikle mümkün olmadığını söyledi.

Kendilerinin Annan planına, Ticaret Odası gibi ticari açıdan değil, siyasi açıdan bakmakta olduklarını da kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, belgede Kıbrıs Türkü ile Türkiye'nin bütün haklarının sulandırılmış olduğunu ifade etti.

Klerides'in anlaşma sonrasında adada sadece 3 bin Türk ve 3 bin Yunan askeri kalmasını ve ileriki bir zamanda da bu sayının sıfırlanmasını istediğini geçen günkü görüşmelerinde dile getirdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Denktaş, Ticaret Odası yetkililerine dönerek, 'Ben şimdi size soruyorum. Bunu kabul ediyor musunuz?' dedi.

'Sana soruyorum, imzayı


atayım mı, atmayayım mı?'

Bunun üzerine söz alan Erel, Klerides'in Annan belgesi üzerinde değişiklik yapamayacağını, bu sorunun Türkiye ile Yunanistan arasında varılacak bir mutabakatla çözüleceğini belirtti.

Buna karşılık Denktaş, Türkiye'nin bunu kabul etmemesi durumunda kendisinin bu belgeyi nasıl imzalayacağını sordu ve Denktaş'la Erel arasında şu diyalog gerçekleşti:

Denktaş: Türkiye kabul etmezse ben gidip buna imza mı atayım, siz bunu istiyorsunuz benden.

Erel: Hayır, 'Türkiye ile müzakere' ediniz diyoruz.

Denktaş: Müzakere etmeye gittim, aldım cevabımı. Sana soruyorum, atayım mı imzayı, atmayım mı hakkım var mı atmaya? Türkiye'nin, 70 milyon insanın, benim burada imza ederek ortadan kaldırmaya hakkım var mı, senin var mı? Durum bu...'

Cumhurbaşkanı Denktaş'la Ticaret Odası


Başkanı Erel arasında geçen söz düellosu

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Ticaret Odası heyetini kabulünde, Denktaş ile Ticaret Odası Başkanı Ali Erel arasında, Annan planıyla ilgili karşı görüşlerin ifade edildiği karşılıklı konuşma yaşandı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel arasındaki diyalog şöyle:

Denktaş: 'Belge, Rumlara bütün tapularını veriyor, her Rum'a 'evine git, iste, talep et' hakkını veriyor. Siz bunda var mısınız? Rum'un koçanı geçerli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin verdiği koçanlar geçersiz? Var mısınız siz bunda?'

Erel: 'Sizin yorumunuza katılmıyoruz efendim. Annan belgesini farklı yorumluyoruz biz'

Denktaş: 'Farklı yorumluyorsan yanlış yorumluyorsun'

Erel: 'Bunu kamuya açık bir televizyon programında tartışalım'

Denktaş: 'Televizyona lüzum yok; televizyonda insanları kandırmaya alıştınız. Eşit şartlarda o da olacak. Getirin hukukçunuzu, baksın ve size bilgi versin. Ben hukukçuyla konuşurum bu işi. Hukukçu olmayan insanla bu tartışılmaz. Bu hukuk meselesidir. Nasıl yazılır ve ne manaya gider. Ben sana söyleyim açıkça.

30 yıldır buraya her şeyini koymuş olan adama, 'Hade çık dışarı' demek hangi insan haklarıyla bağdaşır. Uluslararası profesörler diyorlar ki, 'Global nüfus mübadelesi, nüfus hareketi, değişikliği olan yerlerde mülkiyet hakkı global şekilde halledilir. Kişi hakkıdır diye halledilmez.' Yani savaş nedeniyle ve barış olsun diye, sürtüşme olmasın diye kararlaştırmışız, giden gitmiş savaş nedeniyle, geriye kalan anlaşma ile mübadele edilmiş, iki kesimlilik kararı alınmış, bu esaslar üzerinden gelen insanlarımıza tapu verilmiş; iki kesimlilik (olacak), üç özgürlük kısıtlanacak.

Bu şartlarda yeniden yerleşmiş olan insanlara diyorlar ki; 'Şimdi Rum'un tapusu geçerlidir. Sen orada ateş üstünde otur...'

Dolayısıyla bakıyoruz, Klerides'in AB'ye girmek siyasi eyleminin maksadı her neyse bu anlaşmada var. Harita da var bu işin içinde. Harita da mecburi. Haritayı ne yapacaksınız? Haritayı kabul ediyor musunuz? Söyleyin bana ediyor musunuz, etmiyor musunuz?'

Erel: 'Bütün bu soruların cevabını halk verebilir efendim. Bir referanduma gidelim.'

Denktaş: 'Halk veremez bunları. Referanduma gitmek için halkın bu gerçekleri bilmesi lazım.'

Erel: 'Biliyor zaten.'

Denktaş: 'Senin bildiğin kadar biliyor işte... Eğer hukuki konularda da sen anlaşamıyorsan bizimle, demek ki istediğin gibi okuyorsun. Şimdi ben sana soruyorum. Sen vicdanen bir Kıbrıs Türkü olarak aman Avrupa Birliği'ne girmek için 50 bin insanının yeniden sökülmesini, 5-10 yıl içerisinde bir 60 bin kişinin daha -Rum gelecek içimize- onların da 60 bin kişiyi daha sökmesini yerinden kabul ediyor musun, etmiyor musun?'

Erel: 'Sayın cumhurbaşkanım siz geçenlerde siyasi partilere verdiğiniz bir yazı ile %12 gelsin diyorsunuz zaten; siz de kabul ediyorsunuz.'

Denktaş: 'Dur bakalım daha, gelsin demedik daha, onun pazarlığını yapmadık. Daha pazarlığını yapacağız. Anlaşıldı mı? Yüzde 12 nerede, %28 nerede ve kaç yılda gelmesini istiyorlar.'

Erel: 'Yani 'içimize hiç Rum gelmesin' demiyorsunuz, orandan bahsediyorsunuz.'

Denktaş: 'Gelecekse bizim iznimizle gelecek. Anlaşıldı mı? Ama ben soruyorum şimdi size. Razı mısınız 60 bin kişi gelsin. Oy hakkına sahip olsun. Sana verilen diğer siyasi haklara da; dolayısıyla 20 bin gelecek... 60 bin üzerinden konuşuyorum ben, (belgede) değişmez diyorsunuz bu çünkü.. Rum değiştirmiyor onu, daha istiyor.'

Erel: 'Vermeyiz...'

Denktaş: 'Evet vermezsen olduğu gibi kalır.'

Erel: 'Hayır, çerçevede kalırsak anlaşırız.'

Denktaş: 'Dolayısıyla bunların tartışılması var. Referandum. Ben referandumu sizin yaptığınız gösteriler nedeniyle... Ben görüşmeye hazırım, görüşüp değiştirmeyi deneyeceğim. Değiştiremezsem...'

Erel: 'Ama vaktimiz kalmaz efendim.'

Denktaş: 'Bir dakika.. Ben bunu kabul edemem. Ve hakkımdır, kabul etmiyorum. Şimdi bir imzacı tayin edin. Vakit var, imza eder. Ama bunu bilmiyordum; bir yasamız varmış, 1990'da yaptık, o yasa diyor ki, 'KKTC'nin egemenliğine etki yapacak, bunları azaltacak herhangi bir anlaşma imzalanmadan önce, Meclis'e sunulmadan önce referanduma gidilir' diye...'

Erel: 'Bu kararların en büyüğü halkın değil mi?'

Denktaş: 'O da onu söylüyor, 'referanduma gider' diyor. Yani bunu siz ne kadar imzala deseniz, imzalama hakkım yok. Referanduma bir safhada gidilmesi lazım. O safha da buna göre, imzadan evvel bir safhadır. Yani imzalayacaksan, referanduma götüreceksin. Ha sen diyorsun ki, şimdi referanduma gidelim.'

Erel: 'Onu da soralım halka.'

Denktaş: 'Şimdi referanduma gidelim. Yani referandumda ne diyeceğiz. Daha bitmemiş, müzakeresi yapılan bir kağıt var önümüzde. Ne diyeceğiz kendisine. Müzakereden durduk, vazgeçtik, olduğu gibi kabul edelim mi, o soruyu mu soracağız?'

Erel: 'Hayır. Annan belgesi çerçevesinde kalmak kaydıyla müzakere etmeye devam edelim.'

Denktaş: 'Ediyoruz.'

Erel: 'Edip etmediğiniz konusunda şüphelerimiz var.'

Denktaş: 'E senin şüphen olabilir. Ben de sana diyorum ki, sorumlu ve meclise sorumlu birisi olarak, halka sorumluğum dolayısıyla, Annan planı çerçevesinde müzakere ediyoruz. Buzdolabını da yanlış anladınız. Buzdolabı şu demektir: bu şimdiki ekonomiyle, Rum'un ekonomisi burada, seninki burada, efendim Avrupa Birliği bize yardım edecek. Biz diyoruz ki, evvela bizi eşitlesin AB...'

Erel: 'Kapalı ekonomiler eşitlenmez efendim.'

Denktaş: 'Hayır eşitlesin Avrupa Birliği, anlaşmayı yapacaksın ama, bunun uygulamaya girmesi için, girebilmesi için benim eşitlenmem lazım.'

Erel: 'Mümkün değil efendim. Ekonomik olarak mümkün değil. Kapalı ekonomi kesinlikle o seviyelere çıkamaz. Rekabet şart, açık piyasa şart.'

Denktaş: 'Açılacaksın.'

Erel: 'Ya kapanalım diyorsunuz, buzdolabına girelim, ya açılalım diyorsunuz. Açılmak mecburiyetindeyiz. Ama bazı sektörlerimizi tespit edin, korumaya alabiliriz.'

Denktaş: 'Bana verdiğiniz belgeleri Rumla konuşmaya çalıştım ve bir mesafe kat edemedim. Yani ticari ve iktisadi açıdan istediğiniz şeyler vardı.'

Erel: 'Bir kısmı yapılmıştır.'

Denktaş: 'Bir kısmı yapıldı, onları bize bildirmediniz, nedir yapılan, nedir eksilen, sizin listeden hangileri halledildi? Ben onun içinde bir şey görmedim. Varsa bir şey bana gönderin.

Şimdi gelelim senin para meselesine. Ben uydurmadım 750 bin euroyu. Sen söyledin bana Brüksel'den geldiğinizde 750 bin Euro'luk bir anlaşma yaptığınızı söyledin. Ne maksatla dediğimde, işte bazı projeler dedin.'

Erel: 'Anlaşma demedim efendim, hayır.'

Denktaş: 'Ben öyle anladım. Sonra Avrupa Birliği kendi yayınlarında aynı şeyi söylüyorlar. 'İki tarafın ticaret odasıyla temas ettim, toplumlararası temasların gelişmesi için işbirliği içerisinde kendilerine yardım edeceğiz' diye. Onlar da bunu doğruladı. Dolayısıyla biz yalan söylemedik. Siz bizden izin de istemediniz.'

Erel: 'Siz bilmiyor musunuz sistemi? Siz, bunun Dışişleri Bakanlığı'ndan gideceğini bilmiyor musunuz?'

Denktaş: 'Bizim Dışişleri Bakanlığı'nı tanıdılar mı?'

Erel: 'Tabii; UNOPS projeleri öyledir.'

Denktaş: 'Güzel efendim, Rumlarla işbirliği içerisinde bazı şeyleri yürütmek için, ambargoları aşmak için diyorsunuz siz.'

Erel: 'Hayır efendim.'

Denktaş: 'Ve hükümeti atlayarak böyle bir anlaşma yapıyorsunuz.'

Erel: 'Siz ve Dışişleri Bakanı biliyorsa, hükümet da bilir demektir.'

Denktaş: 'Onun için gelip söylediniz bize demek.'

Erel: 'Niçin, bilmez misiniz, söylemiştik size?'

Denktaş: 'Söylediğiniz bir şeyi biz de duyurunca niye inkar ediyorsunuz. Parayı cebine aldın mı almadın mı ben onu bilemem.'

Erel: 'Almadığımızı söyleyin de kameralar da tespit etsin hiç olmazsa da, ya da aldığımızı söyleyin.'

Denktaş: 'Benim bildiğim, size böyle güzel bir para tahsis edildiğidir. Benim bildiğim bu.'

Erel: 'Avukatlığınız hala daha sizi kontrol ediyor. Sizi referans gösteren ülkü ocakları şu anda Türk toplumuna saldırıyor, 'soysuz' diyor. Parayla satıldınız diye, Rumcu diye... Hep bütün başlangıç maalesef sizi referans gösteriyor.'

Denktaş: 'Sadece sizin para almanız meselesi değildir. Bu memlekete 4-5 yıldır muazzam para akmaktadır.'

Erel: 'Yoktur öyle bir şey.'

Denktaş: 'Efendim müsaade edin, bizim de kendimize göre bilgilerimiz var...'

Erel: 'Annan planı çerçevesinde bu işi çözemezsek; Klerides size yardımcı oluyor, 16 Nisan'ı atlatasınız diye. Biz size yardımcı olalım, 16 Nisan'ı atlatmayalım... Sizin, istemeden şu anda Klerides'le işbirliğiniz var, onları yalnız başlarına AB'ye sokmak için.'

Denktaş: 'Onlar yalnız başlarına girmiştir.'

Erel: 'Hayır, imzayı daha atmadılar.'

Denktaş: ' 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak kapıyı araladılar, sadece bir imza kaldı. Ve unutmayınız 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı altında oradadırlar. Siz, bu 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin içinde olmadığınızı söylemek suretiyle haklarınızı korumazsanız, ve koruyarak öyle bir anlaşma yaparak girmezseniz, Rumların azınlığı olarak gireceksiniz.'

Erel: 'Üzerinde en çok durduğumuz konu, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sürekliliği olmayacak, bunu sağladık.'

Denktaş: 'Sağlamadın'

Erel: 'Ortak devletin cumhurbaşkanı olacaksınız.'

Denktaş: 'Lütfen, sağlamadın arkadaş. Geçici bir süre için ortak bir bilmem ne var, Klerides onu da reddediyor.'

Erel: 'O etsin efendim. Biz Annan Planı'nı konuşalım. Klerides'in bizim elimizde yazılı şeylerini konuşmayalım. Çünkü o mahkumdur. AB'ye girsin diye mahkumdur o. Siz istemiyorsunuz biliyoruz, ama halka bu fırsatı kullandırın.'

Denktaş: 'Ben niçin istemiyorum ki, niçin istemeyim yani anlamadım?'

Erel: 'Siz diyorsunuz; 'ben imzalamayacağım' diyorsunuz.'

Denktaş: 'Olduğu şekliyle imzalamam diyorum. Tekrar söylüyorum.'

Erel: 'Ufak tefek bir şeyler değişebilir. Ama Annan belgesi dışına çıkıp ayrı iki devlet isterseniz, buzdolabı isterseniz olmaz. Peki, referanduma gidelim halk söylesin bize...'

Denktaş: 'Halkı evvela aydınlatacağız. Referanduma ondan sonra gideceğiz.'

Erel: 'Vaktimiz kalsın ama...'

Denktaş: 'Vaktin olur. Ben, sağlığım pahasına gece-gündüz uğraşmaktayım. Bu anlaşmada nelerin değişmesi lazım, nasıl değiştirebiliriz, sizin verdiğiniz kağıttaki talepler dahil uğraşmaktayım. Ama bilelim ki olduğu şekliyle imzalandığı takdirde Kıbrıs Türkü'nün 5 veya 10 yıl hayatı vardır Kıbrıs'ta... Sorumluluk benim omuzumdadır.'

Erel: 'Atın bunu üzerinizden. Veya paylaşalım bunu.'

Denktaş: 'Sorumlu insan sorumluluğunu üstünden atmaz, sorumluluğunu yerine getirir. Benim sorumluluğum nedir; değiştirebilir miyim, değiştiremez miyim diye sonuna kadar uğraşmak. Ondan sonra halka gitmek. Ben halka rağmen bir şey yapamam. Bunun bilinci içerisindeyim. Ama halkı aydınlatmak da benim görevimdir.'

Erel: 'Bu arada bizim başbakanımız da Türkiye'ye gidip özür dilemesin bize küfredenlerden. Olacak iş değil.'

Denktaş: 'Başbakanla konuşun onları...'

İnce'nin sorusu

Bu arada Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hasan İnce, Kıbrıs'ta bir anlaşma olmaması halinde ondan sonraki süreç için alternatif politikalar üretilmesi gerektiği üzerinde durarak, bu konuda Cumhurbaşkanı Denktaş'la hükümetin neler yapmakta olduğunu sordu.

'Yakış ve Aytaç'la bütün konular

derinlemesine ele alınacak'

Cumhurbaşkanı Denktaş, İnce'nin sorusunu yanıtlarken, bu konuların üzerinde ciddiyetle durulmakta olduğuna işaret ederek, gelecek hafta KKTC'ye gelecek olan Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve TC Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile bütün konuların derinlemesine ele alınarak, görüşüleceğini bildirdi.

Türkiye'nin de Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varılmasını istediğini belirten Denktaş, ama Türk hükümetinin anlaşma olabilmesi için Annan belgesine derhal imza atılması görüşünde olmadığını söyledi.

KIBRIS 23/01/2003

Klerides'in Denktaş sevgisi...


Hürriyet ekibi Kıbrıs'ta, Klerides ile başlayarak nabız tutuyor. Güney Kıbrıs liderinin söyledikleri son derece ilginçti. Özellikle KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile ilgili yaklaşımı, Kıbrıs'ta çözümün olamayacağının işaretleriyle doluydı.
Klerides, müzakereci olarak Denktaş'ın çok zeki bir insan olduğunu ve değişmemesi gerektiğini söylüyor.
Acaba neden?
Doğrudur. Denktaş zekidir
ve iyi müzakerecidir. Ancak, Klerides'in bu aşamada bu kadar destek çıkmasının ardında, bence Denktaş'ın Annan planına olan sert muhalefeti yatıyor. Denktaş bu tutumunu sürdürdükçe, Rumlar istemedikleri bu plandan kötü kişi olmadan kurtulabilecekler. Türk tarafı reddetmiş olacak, oyun bozan sayılacak. Rumlar taktik bir zafer kazanıp, Avrupa Birliğine girecekler. Tek başlarına Kıbrıs'ın tamamını temsil edebilecekler. İlerde de Türk tarafını, karşılığında hiçbirşey vermeden teslim alabilecekler.
Böyle bir fır
satı kim yakalasa Denktaş'ı destekler. KKTC Cumhurbaşkanı, Rumlardan övgü almakla gurur duymalı. (!)
Klerides'in Denktaş ile aynı fikirde olduğu ve desteklediği bir cümlesi daha var.
"Müzakereler 28 Şubat'ta bitmeyeceği için daha sonra da sürmesi gerektiği
ni " belirtiyor.
Çok önemli bir yaklaşım.
Bunun anlamı da açık.
Rumlar, AB'ye tam üyelik anlaşmasını imzalayana kadar, müzakerelerin sürmesini istiyorlar. Böylece, AB'ye katılımı tehlikeye atmadan geçiş dönemini tamamlayacaklar. Kriz çıkmadan, Türk tarafın
a yeni müzakereci gelmeden kapağı tam üyeliğe atabilecekler.
Sonrası, Allah kerim...

* * *

MILLIYET 23/01/2003 MEHMET ALI BIRAND

Ortak bayrak için yarışma

Denktaş ve Klerides'in, ''Kıbrıs ortak devletinin bayrağı ve marşının belirlenmesi amacıyla kamuoyuna açık bir yarışma düzenlenmesi konusunda BM'yi yetkilendirdikleri'' açıklandı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides'in, ''BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından 10 Aralık'ta revize edilen kapsamlı anlaşma önerisinde öngörüldüğü gibi, Kıbrıs ortak devletinin bayrağı ve marşının belirlenmesi amacıyla kamuoyuna açık bir yarışma düzenlenmesi konusunda BM'yi yetkilendirdikleri'' açıklandı.

Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Brian Kelly tarafından yapılan yazılı açıklamada, iki liderin bu konudaki görüş birliğine, dün öğleden sonraki görüşmede vardıkları belirtildi. Açıklamada, ''iki tarafın, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin 30 Mart 2003'de düzenlenecek ayrı referandumlarla anlaşma konusunda karar vermele
rinin sağlanabilmesi için, ortak devletin bayrağıyla marşının da hazır edilerek, 28 Şubat 2003'e kadar varılacak bütünlüklü anlaşmada yer alması amacıyla, bu konudaki prosedürün harekete geçirilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarına'' işaret edildi.

BM açıklamasında, ''Bu yarışmalar, BM Genel Sekreteri'nin önerisinin B Eki'nin 3. maddesinde öngörülmektedir ve ortak devletin bayrağı ve marşıyla ilgilidir'' denildi.
''Bayrak ve marşın, ancak bütün planın ayrı referandumlarda onaylanması ve Kıbrıs'ta
ki yeni durumun hayata geçirilmesi halinde bütünlüklü bir anlaşmanın parçası olarak uygulanacağının anlaşıldığı''da vurgulanan açıklamada, BM'nin, söz konusu yarışmaların nasıl yürütüleceğine ilişkin ayrıntıları kısa süre içerisinde açıklayacağı, bu konudaki önerilerin (tekliflerin, başvuruların) Şubat ayı içerisinde belirlenecek bir tarihe kadar yapılacağı belirtildi.

Bayrak ve marşla ilgili tekliflerin, başkanlığını BM'nin yapacağı iki taraflı bir komite tarafından gözden geçirilerek, varolan teklifler
arasından konsensusla varacakları önerileri iki lidere sunacakları kaydedilen açıklamada, ''Bu karar, BM Genel Sekreteri tarafından önerilen zaman çerçevesiyle uyum içerisindeki bütünlüklü anlaşma için yapılacak olan bütün hazırlıkların yerine getirilmesini sağlayacak ortak bir taahhüdü yansıtır. Bu, süregelen müzakerelerdeki son durumun bir göstergesi şeklinde yorumlanmamalıdır'' denildi. (aa)

HURRIYET 23/01/2003

Simitis: 28 Şubat'a kadar çözüm zor

Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Kıbrıs'ta ''28 Şubat'a kadar çözüme ulaşılmasının çok zor olduğunu'' söyledi. Simitis, Kıbrıs'taki müzakerelerde ilerleme kaydedilememesi halinde BM'nin ''ya dosyayı kapatacağını ya da küçük değişiklikler yapılmış 3. bir plan sunacağını'' belirtti.

Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, bugün Simitis başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Kıbrıs ve Irak konularının ele alındığını açıkladı.

Protopapas'ın verdiği bilgiye göre, Simitis toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıs'taki müzakerelerde ilerleme kayd
edilememesi halinde BM'nin ''Ya dosyayı kapatacağını ya da küçük değişiklikler yapılmış 3. bir plan sunacağını'' belirtti.

BM'nin 3. önerisini, Rum kesiminde başkanlık seçimlerinin tamamlanabileceği 23 Şubat sonrasında ya da daha erken bir tarihte sunabi
leceğini kaydeden Simitis, BM'nin bu planı sunması halinde taraflardan nihai yanıtlarını istemesi olasılığı bulunduğunu vurguladı.

Simitis, BM'nin bu yönde davranması halinde, bu tavrın ''Siyasi ağırlığı'' olacağına da dikkati çekti.

* * * * * *

HURRIYET 23/01/2003

Kıbrıs’a ortak marş ve bayrak

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Kıbrıs’taki tarafların ortak bir bayrak ve milli marş belirlenmesi konusunda kendilerine yetki verdiğini duyurdu.

NTV

23 Ocak— Birleşmiş Milletler sözcüsü, tarafların, 28 Şubat’a kadar bir anlaşma sağlanması halinde, ortak bayrak ve milli marşın anlaşmaya dahil edilebilmesi için bu süreci başlatma kararı aldığını söyledi.

Belirlenecek bayrak ve milli marşın, sağlanacak anlaşma yapılacak referandumlarda kabul edilirse, hayata geçeceği de vurgulandı.
Ancak BM sözcüsü, bu durumun müzakerelerin gidişatı ile ilgili bir gösterge olarak algılanmaması gerektiğini de belirtti.

RUM KESİMİ: OLUMLU GELİŞME
Kıbrıs Rum Kesimi’nin müzakerecilerinden George Vasiliu kararı, müzakerelerin ciddiye alındığını göstermesi açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.

YARIŞMAYLA BELİRLENECEK
Ortak bayrak ve milli marşın belirlenmesi için Birleşmiş Milletler tarafında yarışma düzenlenecek. Başvurular Birleşmiş Milletler yetkililerinden oluşan komitelerce değerlendirilecek ve adadaki liderlere tavsiyelerde bulunulacak.

 

‘Kıbrıs’ta çözüm olmazsa BM yeni plan sunabilir’

 

Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis’in, kabinesiyle yaptığı toplantıda Kıbrıs sorununu ele aldığı ve 28 Şubat’a kadar çözümün zor olduğunu söylediği bildirildi.

 

Atina
AA

   

23 Ocak— Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas’ın verdiği bilgiye göre, Simitis toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıs’taki müzakerelerde ilerleme kaydedilememesi halinde BM’nin ‘ya dosyayı kapatacağını ya da küçük değişiklikler yapılmış 3. bir plan sunacağını’ belirtti.

 

BM’nin 3. önerisini, Rum kesiminde başkanlık seçimlerinin tamamlanabileceği 23 Şubat sonrasında ya da daha erken bir tarihte sunabileceğini kaydeden Simitis, BM’nin bu planı sunması halinde taraflardan nihai yanıtlarını istemesi olasılığı bulunduğunu vurguladı. Simitis, BM’nin bu yönde davranması halinde, bu tavrın “Siyasi ağırlığı” olacağına da dikkati çekti.

‘ABD IRAK KONUSUNDA İKNA EDİLMELİ’
Toplantıda Irak konusuna da değinen Simitis, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile dün yaptığı telefon görüşmesinde, bu konuda ortak bir tutum belirlenmesi üzerinde durduklarını açıkladı. Irak’taki BM denetçilerinin görevlerini tamamlayabilmek için daha fazla zaman istediklerini belirten Simitis, ABD’nin uzun süreli bir uzatmayı kabul etmeyeceğine dikkati çekerek, “ABD’nin Irak konusunun barışçı yollarla çözümlenebileceğine ikna edilmesi gerekli” dedi.

NTV 23/01/2003