KARARI BİRLİKTE VERECEKSİNİZ: TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliğinin önemli olduğunu ancak yaşanan gerçeklerin göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Arınç, 'Bu gelinen nokta belki bir plan çerçevesinde bunu imza etme veya etmeme aşamasıdır. Buradaki yönetimler, başta Sayın Denktaş, Kıbrıs Türk halkının gerçek temsilcisi meclisiniz olmak üzere, en isabetli, en doğru kararı birlikte vereceksiniz' dedi

ÇOĞULCU DEMOKRASİNİN ÖRNEĞİ: Kıbrıs'ta yapılacak bir anlaşmanın kalıcı olmasını arzuladıklarını söyleyen Arınç, mitinglerle ilgili olarak da, 'Aykırı görüşlerin dile getiriliyor olmasının bence olumlu yanı da var. Demek ki Kıbrıs'ta bir çoğulcu demokrasi yaşıyor ve herkes düşüncelerini, fikirlerini rahatlıkla, hem de biraz fazla rahatlıkla ifade edebiliyor' şeklinde konuştu

TC BAŞBAKANI ABDULLAH GÜL DE GELECEK: TBMM Başkanı Bülent Arınç, TC Başbakanı Abdullah Gül'ün de kısa bir süre sonra KKTC'ye geleceğini ve hükümetler arası müzakerelerin olacağını ifade etti. Arınç, Kıbrıs konusunda verilecek kararın tüm Kıbrıs Türk halkının yüzünü ağartacak ve güldürecek bir karar olacağını kaydetti

ANNAN PLANI TEHLİKELİ BİR DERYA: Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planını 'tehlikeli bir derya' olarak nitelendirerek şöyle dedi: 'Böyle tehlikeli bir deryaya girmememiz lazım, değiştirmemiz lazım. Plan olduğu gibi uygulanırsa 5-10 yıl sonra Kıbrıs'ta tek bir Türk kalmaz ve o zaman arkadan bakmak, 'ne yanlışlar yaptık' diye bunların tarihini yazmak hepimize düşer'

TBMM Başkanı Bülent Arınç, beraberindeki 20 kişilik kalabalık bir parlamenter heyetiyle dün KKTC'ye geldi ve ayağının tozuyla temaslarına başladı.

Arınç, gün boyu devam eden temasları sırasında Kıbrıs sorununun çözümüne destek mesajları verdi.

Kıbrıs'ta çözüm ve Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin önemine de dikkat çekti ve Kıbrıs sorunuyla ilgili kararı KKTC yönetimleri ve halkının temsil edildiği meclis tarafından verileceğini bildirdi.

TBMM Başkanı Arınç, 'Bu gelinen nokta belki bir plan çerçevesinde bunu imza etme veya etmeme aşamasıdır. Buradaki yönetimler, başta sayın Denktaş, Kıbrıs Türk halkının gerçek temsilcisi meclisiniz olmak üzere, en isabetli, en doğru kararı birlikte vereceksiniz' dedi.

Dün saat 15.10'da adamıza gelir gelmez heyetiyle birlikte devlet ve hükümet yetkililerini ziyaret eden Arınç, TC Başbakanı Abdullah Gül'ün de kısa bir süre sonra KKTC'ye geleceğini ve hükümetler arası müzakerelerin olacağını açıkladı.

Arınç, Kıbrıs konusunda verilecek kararın tüm Kıbrıs Türk halkının yüzünü ağartacak ve güldürecek bir karar olacağını kaydetti.

KKTC'de yapılan mitingleri de değerlendiren Bülent Arınç, 'Aykırı görüşlerin dile getiriliyor olmasının bence olumlu yanı da var. Demek ki Kıbrıs'ta bir çoğulcu demokrasi yaşıyor ve herkes düşüncelerini, fikirlerini rahatlıkla, hem de biraz fazla rahatlıkla ifade edebiliyor' dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da Arınç ve konuk TBMM heyetini kabulünde yaptığı açıklamada, Annan planını değerlendirdi. Denktaş, Annan planını 'tehlikeli bir derya' olarak nitelendirerek, 'Böyle tehlikeli bir deryaya girmememiz lazım, değiştirmemiz lazım. Plan olduğu gibi uygulanırsa 5-10 yıl sonra Kıbrıs'ta tek bir Türk kalmaz ve o zaman arkadan bakmak, 'ne yanlışlar yaptık' diye bunların tarihini yazmak hepimize düşer' şeklinde konuştu.

Denktaş, toplumun ilk kez bu kadar ikiye bölündüğüne de işaret ederek, ülkede bir kargaşa yaşandığını söyledi.

Konuk TBMM heyeti dün adaya gelir gelmez, temaslarına başladı.

TBMM Dışişleri ve Milli Savunma komisyonlarına üye 20 parlamenterin eşlik ettiği Bülent Arınç, KKTC'ye gelişinden sonra Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Küçük'ün mezarını ziyaret etti, ardından da Atatürk anıtına çelenk koydu.

Heyet daha sonra da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter'i ve Başbakan Dr. Derviş Eroğlu'nu ziyaret etti.

Konuk heyet bugün de saat 08.15'de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker ve saat 09.15'de Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul'u ziyaret edecek. Heyet bugün ayrıca saat 10.15'de UBP, saat 11.15'de DP, saat 14.30'da CTP, saat 15.30'da TKP, saat 16.30'da YAP yetkilileriyle bir araya gelecek. TBMM heyeti, saat 17.30 ve 18.30'da da sivil toplum örgütü temsilcileriyle görüşecek.

Arınç ve beraberindeki heyet, yarın da Güzelyurt, Gazimağusa ve Maraş'ta incelemelerde bulunup Doğu Akdeniz Üniversitesi'ni ziyaret edecek. Arınç ve beraberindekiler aynı akşam saat 19.00'da Türkiye'ye dönecek

Geçitkale'deki karşılama

TBMM Başkanı Arınç, dün KKTC'ye varışında yaptığı açıklamada, Kıbrıs'taki çözüm çabalarının, adadaki gerçekleri esas alması, iki tarafın eşit egemenliğini ve siyasi eşitliğini kabul eden ve iki kesimliliği koruyan bir uzlaşmaya dayanması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bu amaçla BM Genel Sekreteri'nin önerilerini müzakereye devam ederek Kıbrıs Türk halkının haklarını ve çıkarlarını koruyacak, Türkiye'nin etkin garantisinin devamını sağlayacak ve Türk-Yunan dengesini muhafaza edecek bir çözüme ulaşılması yönünde gösterdiği çabayı desteklediklerini belirten Arınç, şöyle konuştu:

'Kıbrıs Türkünün geleceği açısından büyük öneme sahip bu müzakere sürecinde birlik ve beraberliğini muhafaza ederek kazanılmış haklarına sahip çıkması önem taşımaktadır. Kıbrıs Türk halkının tümünün iradesini yansıtmayan bir çözümün kalıcı olması esasen mümkün değildir'.

Konuk heyet dün saat 15.10'da KKTC'ye geldi.

Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter, Geçitkale Havaalanı'nda konuk heyeti karşılama töreni sırasında yaptığı açıklamada, TBMM Başkanı ile milletvekillerinin KKTC'ye gelişinin kendilerini mutlu ettiğini ve gururlandırdığını ifade ederek, 'Kıbrıs sorununun çok kritik bir dönemden geçtiği bugünlerde KKTC'ye yaptığınız ziyaret bizlere güç ve moral verdi. Şükranlarımızı sunar teşekkür ediyorum' dedi.

Serter, Cumhuriyet Meclisi ile TBMM arasındaki münasebetlerin bugün başlayan ziyaretin ardından daha da güçleneceğini ve artarak devam edeceğini de söyledi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç ise, TBMM'nin Kıbrıs Türk halkının onurlu davasını her zaman desteklediğini, Türkiye'nin Kıbrıs'ta barışın ve huzurun teminatı olduğunu, olmaya devam edeceğini kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır zor koşullarda ve ambargolar altında hak, hürriyet ve güvenlik mücadelesi verdiğini belirten Arınç, şöyle devam etti:

'Kıbrıs sorununun tek sorumlusu ne Kıbrıs Türk halkıdır, ne de Türkiye'dir. Sorumlular 1960 anlaşmalarını uygulamayanlar ve bunları yıkmaya çalışanlardır. Sorumlular Kıbrıs Türk halkını yok etmeye çalışanlar, bunlara karşı çıkmak bir yana bu tutuma fırsat yaratanlardır.

Mücadeleyle elde ettiği haklarını bugüne kadar azim ve fedakarlıkla koruyan Kıbrıs Türk halkı, bugün de siyasi, hukuki, ekonomik ve güvenlik alanlarında sahip olduğu haklarını savunmaya devam etmekte, geleceğini bu haklar temelinde kurmaya çalışmaktadır.

TBMM Kıbrıs Türk halkının kazanılmış haklarının savunulması yolunda verdiği mücadeleyi daima desteklemiştir. TBMM bugüne kadar Kıbrıs konusunda aldığı kararlarla Kıbrıs Türkünün haklı mücadelesine verdiği desteği bundan sonra da aynı güçle devam ettirecektir.

Bu dava milletimizin davasıdır ve hepimizindir. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, dirayetli liderliğiyle Kıbrıs Türk halkının kazanılmış haklarını muhafaza eden, can ve mal güvenliğini ve huzurunu teminat altın alan adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması için elden gelen çabayı gösterdiğine her zaman olduğu gibi inancımız tamdır.'

Huzur ve güven içinde olun

Kıbrıs Türk halkına seslenen ve halkın huzur ve güven içinde olmasını isteyen Arınç, çünkü Türk milletinin ve TBMM'nin şartlar ne olursa olsun Kıbrıs Türkünün yanında olacağını vurguladı.

Arınç, Kıbrıs Türkü'nün geçmişteki acılı günleri bir daha yaşamasına izin verilmeyeceğini belirtti.

TBMM Başkanı Arınç, resmi temasların yanında siyasi partiler ve sivil toplum örgütleriyle de görüşüp Kıbrıs Türk halkıyla birlik ve dayanışma içinde olduklarını göstermiş olacaklarını da söyledi.

Arınç, Annan planıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine ise, şahsi bir değerlendirme yapmak istemediğini belirtti ve Türkiye ile KKTC'de gerekli değerlendirmelerin yapılmakta olduğunu ifade etti.

Arınç, başka bir soruya karşılık, heyetinin KKTC programı içerisinde bugünkü mitinge katılımın bulunmadığını da kaydetti.

Heyet çelenkler koydu

TBMM Başkanı Bülent Arınç ve heyeti, temaslarına başlamadan önce Anıtttepe'ye giderek Dr. Fazıl Küçük'ün anıtmezarını ziyaret etti.

Arınç, Anıttepe'de gerçekleştirilen törende, anıt mezara çelenk koydu, saygı duruşunda bulundu, anıt özel defterini imzaladı.

Konuk heyet daha sonra Lefkoşa'daki Atatürk Anıtı'na çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.

Nergisli karşılama

Arınç ve beraberindeki TBMM heyetini, Atatürk Anıtı'na gelişinde bir sürprizle karşılaştı.

Bugün Lefkoşa'da İnönü Meydanı'nda 'Çözüm ve AB Kararlılık Mitingi' düzenleyecek olan Bu Memleket Bizim Platformu'na bağlı bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütü üyesi bir grup kadın ellerinde nergislerle konuk heyeti karşıladı.

Barışı simgeleyen zeytin dalı, mersin dalı ve nergisten oluşan bir demet çiçekle TBMM heyetini karşılayan bir grup kadın, tören sonrasında ellerindeki çiçekleri konuk parlamenterlere sunarak barış, çözüm ve AB üyeliği istediklerini anlattı.

Öte yandan, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) de Atatürk Anıtı'ndaki tören sırasında üzerinde 'Kıbrıs'ta sorun çözülmezse Kıbrıs Türkü çözülecek' ve 'Ankara Ankara güzel Ankara duy sesimizi, bu gelen Kıbrıs Türkü'nün ayak sesleri' yazan iki pankart açtı.

Cumhurbaşkanlığı'ndaki kabul

TBMM Başkanı Bülent Arınç başkanlığındaki konuk heyet, saat 16.30'da da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edildi.

Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter ve Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven'in de hazır bulunduğu görüşmede, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile TBMM Başkanı Bülent Arınç Kıbrıs konusuyla ilgili geniş açıklamalarda bulundular.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk tarafının eşitlik, egemenlik, garantiler gibi temel kriterlerini karşılamayan, toprak düzenlemeleriyle Türk tarafının yüzde 5-8'lik gibi dar bir alana sıkıştırılmasını öngören Annan planının değiştirilmesi gerektiğini belirtti.

Denktaş, 'Böyle tehlikeli bir deryaya girmememiz lazım, değiştirmemiz lazım. Plan olduğu gibi uygulanırsa 5-10 yıl sonra Kıbrıs'ta tek bir Türk kalmaz ve o zaman arkadan bakmak, 'ne yanlışlar yaptık' diye bunların tarihini yazmak hepimize düşer' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, 'hemen barış ve çözüm' istemiyle istifaya çağrılmasıyla ilgili olarak da, 'Hangi statüde, hangi yetkiyle Rum'un karşısındayım... Yani bir Denktaş ismi olmasa, geçmişim olmasa bizi de gülünç bir duruma getirmiş olacaklar' diye konuştu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç da, Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliğinin önemli olduğunu, ancak yaşanan gerçeklerin göz ardı edilemeyeceğini söyledi.

Denktaş: Hedefleri Enosis

Heyete Kıbrıs konusundaki gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi veren Cumhurbaşkanı Denktaş, 1960'lı yıllardan beri Kıbrıs müzakerelerinde başarı sağlanamamasının nedeninin Rumlar'ın Enosis hedefi olduğunu örnekleriyle anlattı.

Kıbrıs ortaklık cumhuriyetinin 1963'te Rumlar tarafından yıkılmasının ardından Rum Yönetimi'nin 1964'te Güvenlik Konseyi kararıyla 'meşru idare' olarak kabul edilmesinin çözümün önündeki en büyük engel olduğunu yineleyen Denktaş, Rum Yönetimi'nin tüm adayı temsilen Avrupa Birliği'ne yaptığı üyelik başvurusunun amacının da Enosis olduğunu kaydetti.

Rumlar'ın AB üyeliğiyle gerçekleştirmek istedikleriyle, Annan planını karşılaştırmalı olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:

'Klerides 'AB'ye girince Türkiye garantisi etkisiz hale gelir' diyor, bakıyoruz Annan raporunda Türkiye garantisi etkisizleştirilmiş, hatta gülünç....Klerides iki kesimliliğin, üç özgürlüğün kısıtlanmasının AB normlarına ters düştüğünü, Rum göçmenlerin AB üyeliğiyle evlerine dönme hakkı kazanacağını söylüyor, Annan planında bu da var, yol açılmıştır. Bütün Rum göçmenlere geri dönme hakkı tanımıştır, iki kesimlilik ortadan kalkmıştır. Çünkü içimize yüzde 28'e varan bir Rum nüfusu alacağız. Bunlar vatandaşımız olacak. Vatandaşlık olduktan sonra vatandaşlık hakkı olarak seçimlere girme, seçilme hakkı da isteyecek. Yüzde 28 az bir oran değildir. Ama işin tuhafı şu.. Bizim içimize biz yüzde 28 alacağız da, Rum'un içine biz yüzde 28 oranda giremeyiz. Yüzde 28'imiz yine 200 binimiz, yine Rum'un 700 bin, 800 bininin yüzde 28'i olacak.

Gidemeyeceğimize göre burada tek yanlı bir şey var. Yani 'Rum Parça Devlet' dedikleri devlet yüzde 100 Rumlar'dan oluşan güçlü bir Rum devleti olarak orada kalacak. 'Devletçik' diyelim, kendi kendimizi yanıltmayalım. Ama Türk devleti, kuzeydeki Türk devleti, adı 'Türk devleti'dir belki, ama karma bir devlettir, Rumlar içimizde olacak.'

Bizde kalacak toprak yüzde 5-7

Denktaş, toprak konusunda özetle şunları söyledi:

'Bizim yüzde 36'larda bir toprağımız var. Esas toprak hakkımız yüzde 33'lere dayanır. Bu belgede yüzde 27-28 bir toprak ayrılmaktadır bize. Bunun yarıya yakını Beşparmak dağlarıdır. Bunun yüzde 9'u evine dönecek Rumlara vereceğimizdir, geriye bize yüzde 4, yüzde 5, yüzde 6 kaldı, hade yüzde 7 kalsın diyelim, bunlar da Türk'ün malıdır. Bizim 50-60 bin göçmenimiz olacak. Eğer haritada istedikleri yerleri verirsek, o 50-60 bin göçmeni ben nereye yerleştireceğim... Demek ki Türk'ün malını ben istimlak edeceğim. Başka Türkleri topraksız bırakıp gelecek 50-60 bini yerleştireceğiz. Yerleştirmek ne demektir... Hayatını kazanabileceği bir bahçe, bir imkan demektir. Yok böyle yerimiz, olmayacak. Buna ilaveten 20 yılda 60 bin Rum daha gelecek içimize. Yani 60 bin Türk daha Rumların oturduğu evden çıkacak. Ve 20 yıl o Türk, 'acaba gelip beni ne zaman çıkaracak' diye bir çivi çakmayacak. Ekonomik hayat tamamen durmuş olacak.'

10 yıl sonra Türk kalmaz

Annan planının ekonomik açıdan da eşitlik öngörmediğini ve bir anlaşma halinde iki ekonominin nasıl dengeleneceğine ilişkin hükümler içermediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, böylece zengin Rum ekonomisinin fakir Türk ekonomisini kısa sürede silip süpürebileceğini kaydetti.

Denktaş, 'Annan raporu olduğu gibi uygulanırsa, 5-10 yıl sonra Kıbrıs'ta tek bir Türk kalmaz ve o zaman arkadan bakmak ve 'ne yanlışlar yaptık' diye bunların tarihini yazmak hepimize düşer' diye konuştu.

Annan planını 'tehlikeli bir derya' olarak niteleyerek, değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Denktaş, şunları kaydetti:

'Böyle tehlikeli bir deryaya girmememiz lazım, bunları değiştirmemiz lazım. Peki 28 Şubat'a kadar değiştirebilir miyiz... Dünyanın hiçbir yerinde görülmüş değildir. Devam eden müzakereler esnasında halkın kışkırtılması suretiyle 'derhal barış, derhal AB'a girme' diye sokakta müzakerelere yön verme ve müzakereciye, 'sen bizi temsil etmiyorsun, sen ya imzalayacağını söyle veyahut çek-git' diye emirler verilsin... Hangi statüde, hangi yetkiyle Rum'un karşısındayım... Yani bir Denktaş ismi olmasa, geçmişim olmasa bizi de gülünç bir duruma getirmiş olacak arkadaşlar. Ama bunlar vardır diye yılmıyoruz. Yine Türkiye'yle birlikte hareket ediyoruz. Türkiye'den aldığımız bilgiler, bize ulaşan yazılı ve sözlü bilgiler neticesinde halen doğru yolda olduğumuzu görüyoruz.'

Ekonomik sıkıntılar nedeniyle acele sonuç isteniyor

TBMM'nin Kıbrıs Türkü için büyük hatıralarla dolu olduğunu da anlatan ve 'Orada alınan kararlarla ayakta durduk, orada alınan kararlarla bir barış harekatı yaşadık ve tekrar doğmuş olduk' diyen Denktaş, heyete hitaben şöyle konuştu:

'Bize güç verdiniz. Memleketi görünüz. Aksi fikirde olanlar büyük bir sıkıntı içinde oldukları için acele bir sonuç almaya çalışıyorlar. Büyük sıkıntılar içerisindeyiz bu muhakkak. Niçin... Sizdeki ekonomik sıkıntılar yüz ise bizde bin olarak tezahür eder. Küçük bir ada, kapalı bir ada.. Bunların verdiği sıkıntılar var, gençlerimizin işsizliği var.. Bir de Annan belgesinde 'askerlik olmayacak' deniyor. Halbuki biz istedik onu. Güvenlik Kuvvetleri'nin de ortadan kalkmasını, Kıbrıs'ın askersizleştirilmesini biz istedik. Şimdi çocuklara 'Annan bu hediyeyi verdi size, bu çok güzel bir şey, asker olmayacaksınız' diyorlar. Hem gençleri, hem de onların ailelerini tahrik etmektedirler.'

Medya taraflı


Cumhurbaşkanı Denktaş, bugün yapılacak mitingle ilgili olarak da heyete, 'Yarın (bugün) büyük bir gösteri yapacaklarmış. Onu da izleyeceksiniz herhalde, uzaktan dahi olsa. Neticesini göreceksiniz. Herkesle konuşun, herkesin fikrini alın' diye öneride bulundu.

Medyanın çoğunluğunun AB taraftarı olduğunu, bu nedenle tarafsız haber alınamadığını da söyleyen Denktaş, 'Mesela Güzelyurt'ta kamuoyu yoklaması yapılıyor. Güzelyurt'un yüzde 100 halkı 'zararı yok, yeter ki bize başka yer versinler' diyormuş...Araştırıyoruz, herkes feryat ve figan içerisinde 'bize soran olmadı, bizi arayan olmadı' diye.. Şimdi Güzelyurtlular binlerce imza toplamak suretiyle Güzelyurt'un hissiyatını ortaya koymaktadırlar' diye konuştu.

Toplum ilk defa bu kadar bölündü


Ülkede kargaşa yaşandığını ve toplumun ilk defa bu kadar ikiye bölündüğünü vurgulayan Denktaş, 'Sessiz bir çoğunluk vardır. Onlar da şimdi hareketleniyor' ifadelerini kullandı.

Son günlerde araba lastiği kesme, ses bombaları gibi olaylar yaşanmaya başladığına da dikkat çeken Denktaş, 'Bunlar bizi hiçbir yere götürmez. Bunu biri yapar, provakatörler yapar, mahsus insanlar birbirine düşsün diye. Bunlar akıl işi değildir. Bizim meselemiz sevgi ve saygı içerisinde birbirimizi kucaklayarak ve konuşarak diyalogla halledilecek meseledir. Mesele diğer metotlarla katiyen halledilmez. Herşeyi kaybederiz. Onun için kimse bu yollara tevessül etmesin' dedi.

Milli meselede beraberlik

TBMM Başkanı Bülent Arınç da kabulde yaptığı konuşmada, özetle şunları söyledi:

'Türk halkının sizlere olan bağlılığını, Kıbrıs Türk halkına olan bağlılık ve sevgisini temsil etmek üzere buraya geldik. İki partiden teşekkül eden heyetimizde tam bir birlik vardır, beraberlik vardır. Zaten ulusal meselelerde, milli meselelerde bugüne kadar hep bu beraberlik gösterilmiştir. Umarım ve ümit ederim ki sizin endişelerinizi de kısmen paylaşmak üzere bu bizlerin birlik ve beraberliği, buralarda yaşayan bütün yurttaşlarımızın, soydaşlarımızın, 200 bin Kıbrıs Türk halkının birlik ve beraberliğine de ortak olacaktır. Biz bu amaçlarla buraya geldik.'

Cumhurbaşkanı Denktaş'a bağlılıklarını da ifade eden TBMM Başkanı Arınç,Kıbrıs konusunda Denktaş'a hitaben özetle şunları söyledi:

'TBMM'de zaman zaman Kıbrıs'la ilgili olarak alınmış ortak kararlar ve bildiriler var. Bunlar bir müşterek düşünceyi ortaya koyuyor ve şu anda bu ortak düşünce TBMM'de yaşıyor. Bundan sonra da yaşayacağından kimsenin şüphesi olmasın. Müzakerenin devam ettiğini, en iyi şekilde sonuçlanmasına çalışıldığını da biliyoruz. Sizin yine dirayetli güzelliğinizle bu meselenin başarıya ulaşacağından da ümitliyiz. Çünkü asgari 40 yıldan bu yana Kıbrıs'ta devam eden ve zamanında hepimizi gözyaşlarına boğan ölümleri, haksızlıkları yaşadık, izledik ve seyrettik.

1974 harekatından sonra da Kıbrıs'ta Türk kesimine gelen barışın ve hemen hemen sorunun çözümüne yaklaşılmış olmasının da gerçek sebeplerini biliyoruz.'

Planın müzakere edildiğini ve tartışıldığını, Kıbrıs Türk halkının yıllardan beri tek özleminin de barış, güvence, adalet ve eşitlik olduğunu anlatan ve bunları göz ardı eden bir barışa barış denemeyeceğini söyleyen Arınç, 'Eşitlik, egemenlik hakkını koruyan, iki toplumun gereklerini ortaya koyan ve yıllardan beri savunulan temel noktalarda yıllardır paylaştığımız konudan uzaklaşmak mümkün değildir' dedi.

Kıbrıs'ta yapılacak bir anlaşmanın kalıcı olmasını arzuladıklarını söyleyen Arınç, mitinglerle ilgili olarak da, 'Aykırı görüşlerin dile getiriliyor olması bence olumlu yanı da var. Demek ki Kıbrıs'ta bir çoğulcu demokrasi yaşıyor ve herkes düşüncelerini, fikirlerini rahatlıkla, hem de biraz fazla rahatlıkla ifade edebiliyor' diye konuştu.

TBMM Başkanı Arınç, şunları söyledi:

'Bu ifade edilen fikirler noktasında hem meclisimiz, hem de Kıbrıs'taki meşru olan yönetim en doğru olanı yapacaktır. Bu fikirlerden elbet istifade edilecektir, ama bunları bir karşı karşıya gelme durumu, birbirlerini kötüleme durumu, başkalarına avans verme veya sevindirme gibi fevkalade olumsuz bir tavra yol açmamış olsun istiyoruz. Yıllardır bir noktaya gelmişsek, bu beraberlikle geldik. Bunun bir milli mesele olduğu şuurunda gelinmiştir. Ve çekilen ıstıraplara, yoksulluklara, acılara, ambargolara hep bu düşünceyle karşı konmuştur.'

Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliğinin önemli olduğunu, ancak yaşanan gerçeklerin göz ardı edilemeyeceğini de vurgulayan Arınç, 'Tarih yaşıyor ve devam ediyor. Toplumlar birbirlerini çok iyi tanıyor' diye konuştu.

Vehbi Zeki Serter'in kabulü


Konuk heyet daha sonra Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter tarafından kabul edildi. Serter kabulde yaptığı konuşmada, TBMM heyetinin ziyaretini tarihi olarak niteledi.

Kıbrıs sorununun çok kritik bir dönemeçten geçtiğine işaret eden Serter, Kıbrıs Türkü'nün bugünlere çok güç koşullarda geldiğini anlattı.

Kıbrıs sorununun 1878'e kadar uzandığını ifade eden Serter, bu sorunun altında Enosis'in, Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakının yattığını kaydetti.

1958 ve 1963 olaylarına da değinen Serter, Kıbrıs Türkünün 1974 Barış Harekatı'yla özgürlüğüne, anavatanına ve Türk ordusuna kavuştuğunu bildirdi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç da konuşmasında 1960'tan bu yana olup bitenleri ve Kıbrıs'taki Türklerin çektiği sıkıntıları çok yakından bildiklerini ifade etti.

TBMM'de bugüne kadar alınan kararların müşterek kararlar olduğuna işaret eden Arınç, tüm partilerin bu milli meselede mutabık olduklarını söyledi.

Arınç, Kıbrıs sorununa hassasiyet gösterdiklerine dikkat çekerek, şunları kaydetti:

'KKTC demokratik bir cumhuriyettir. Her konuda belki farklı düşünenler, farklı siyasi görüşte olanlar, dünya görüşleri çok farklı olan kişiler, kurumlar bulunabilir. Önemli olan bunların fikirlerini de dinlemek, almak suretiyle siyasetçilerin, yönetimin, meclisin en isabetli kararı vermesidir. Yoksa birtakım sloganlar, birtakım mitingler, birtakım görüşlerin ifade edilmesi demokrasilerde bir korku aracı olmaktan çok, fikirlerin ifade edildiği, çoğulcu demokrasi anlayışının bir ürünüdür. Biz böyle anlıyoruz ve böyle anlamak istiyoruz.

Bu ziyaretimizde son günlerde KKTC'de yapılmakta olan mitinglere bir taraf olmak veya belirli bir düşünceyi benimsemek istikametinde değil, TC'nin parlamentosundan ve yönetimlerinden gelmiş olan aynı kararlılığın sizlere takdim etmek ve bunun peşinde olduğumuzu ifade etmektir.

Bugün ve bundan sonra KKTC ve Kıbrıs Türk halkıyla ilgili olan ne varsa politikamız bellidir. Eşitliği, adaleti, güvenceyi sağlayan, statümüzü zenginleştiren ve pekiştiren bir anlaşmanın veya bir barışın elbette sizler tarafından da kabul edileceğini biliyoruz.

Ümit ediyoruz ki siz en doğrusunu bulacaksınız. Parlamentonuz bu konuda en haklı, en isabetli kararı verecektir. Ne bir hakemlik için, ne bir tarafın diğer taraftan çok daha haklı veya haksız olduğunu ispatlamak için buraya geldik. Elbette dinleyeceğiz, görüşeceğiz. Elbette Kıbrıs gerçeğini, halkımızın ümitlerini, beklentilerini, tereddütlerini izlemek, tespit etmek imkanı bulacağız'.

Daha sonra Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter, Arınç'a, Cumhuriyet Meclisi'nın anı plaketini sundu. Arınç da Serter'e TBMM adına bir hediye takdim etti.

Konuk heyet, görüşmeden sonra Genel Kurul salonunu da gezerek Serter'den bilgi aldı.

Eroğlu'nun kabulü


Başbakan Derviş Eroğlu da heyeti saat 18.10'da kabul etti. Başbakan Eroğlu, Kıbrıs'la ilgili politikaları hep anavatan Türkiye hükümetleriyle birlikte yürüttüklerine işaret etti.

Kıbrıs'ta herkesin kalıcı bir anlaşma arzu ettiğini ifade eden Eroğlu, Kıbrıs Türkünün kazandığı haklar kadar anavatanın Kıbrıs'taki haklarını da koruyacak bir anlaşmadan yana olduklarını yineledi.

Eroğlu, bugüne kadar verilen mücadelenin Kıbrıs Türkünü ve nüfusunu adada tutabilmek ve varılacak bir anlaşmayı da sağlam temellere oturtmak olduğunu anlattı.

Anavatanın desteğiyle birçok sorunu geride bırakarak bugünlere gelindiğini belirten Eroğlu, KKTC'nin Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunları yaşadığını ve bu sorunların yarattığı bazı sıkıntıların halk arasında bazı memnuniyetsizlikler yarattığını kaydetti.

Devletlerde sorunlu dönemler yaşandığını ancak alınan tedbirlerle bunların aşıldığını anlatan Başbakan Eroğlu, 'Bugün anavatan Türkiye hükümeti ile birlikte almış olduğumuz tedbirlerle ağır ağır sorunları geride bırakıyoruz' dedi.

KKTC'de şimdi Annan belgesinin ortaya çıkmasıyla ekonomik sorunları da geride bırakan bazı tartışmaların yaşandığını ifade eden Eroğlu, 'Bizler sizlere hep güvendik, güvenmeye de devam ediyoruz. Ulusal davamızda yine anavatan Türkiye hükümetleriyle, parlamentosuyla ulusal davamızı birlikte yürüteceğiz' şeklinde konuştu.

TBMM Başkanı Bülent Arınç, TC Başbakanı Abdullah Gül'ün selam ve sevgilerini getirdiğini, çok kısa bir süre sonra Gül'ün de KKTC'yi ziyaret etmek istediğini bildirdi.

Kıbrıs sorununda gelinen noktada eşitlik, egemenlik, adalet ve güvenlik istendiğini, bu unsurların da çok önemli olduğunu anlatan Arınç, bu konuda TC hükümetleri ile KKTC hükümetleri arasında hiçbir ihtilaf olmadığının da altını çizdi.

Arınç, Kıbrıs Türklerinin meselesini kendilerinin meselesi olarak kabul ettiklerine dikkat çekerek, 'Biz biriz ve bütünüz' dedi ve şunları kaydetti:

'Bu gelinen nokta belki bir plan çerçevesinde bunu imza etme veya etmeme aşamasıdır. Yine buradaki yönetimler, başta sayın Denktaş olmak üzere, meclisiniz olmak üzere, Kıbrıs Türk halkının gerçek temsilcisi olmak üzere, en isabetli, en doğru kararı birlikte vereceksiniz'.

Son zamanlardaki farklı düşünceleri, mitingleri, karşı karşıya gelmeleri çoğulcu demokrasinin bir gereği olarak algılamak gerektiğini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

'Ama bu noktada kalmalıdır. Çünkü Kıbrıs Türkünün birini diğerinden ayırt etmeksizin, 200 binin de tümünün eşitlik, adalet ve güvenlik noktasında farklı şeyler düşünmediğine inanıyoruz. Siyasi görüşler farklı olabilir, çözüm yollarında farklı yöntemler düşünülebilir ama bunları demokratik bir biçimde ortaya koymak meclisimizin ve siyasetçilerin vereceği kararın Türkiye ile birlikte uyum içerisinde olmasına dikkat etmek gerekir diye düşünüyoruz. Heyetimiz çok güçlü bir heyet olarak geldi. Bu bizim meclisimizin KKTC Meclisi'yle bağlılık ve dayanışmasını göstermek açısından hem semboliktir hem de işlevseldir... Sizi ziyaret edeceğiz, sayın Denktaş ile görüştük, belki başka görüşmelerimiz de olacak, siyasi parti temsilcileri ve görüşmeyi arzu eden bazı sivil toplum kuruluşlarını da dinleme imkanı bulacağız.

KKTC'nin son aşamada vereceği kararda bu bağlılığımızı, birliğimizi, bugüne kadar sürdürdüğümüz haklı davamızı en güzel şekilde tespit etmek ve Türkiye ile KKTC bağlığını en güzel noktaya getirmek için bunu bir fırsat bileceğiz'.

Başbakan Gül'ün de KKTC'ye geleceğini ve hükümetler arası müzakerelerin olacağını ifade eden Arınç, Denktaş'ın, Türkiye'ye, bazen sağlık amacıyla, bazen de bu işlerin görüşülmesi amacıyla gittiğini, o seviyede de görüşmelerin yapılacağını ve verilecek kararın tüm Kıbrıs Türk halkının yüzünü ağartacak, güldürecek bir karar olacağını kaydetti.

Esenboğa'daki açıklama

'Kıbrıs'taki çözüm çabaları, adadaki gerçekleri esas almalı'

TBMM Başkanı Bülent Arınç, KKTC'ye yapacağı resmi ziyaret öncesi Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında da ,Kıbrıs'taki çözüm çabalarının adadaki gerçekleri esas alması gerektiğini belirterek, 'Çözüm çabaları, iki tarafın eşit egemenliğini ve siyasi eşitliğini kabul eden ve iki kesimliliği koruyan bir uzlaşmaya dayanmalıdır' dedi.

Arınç, Kıbrıs konusunda önemli bir müzakere süreci içerisinde bulunulduğunu söyledi. Bu sürecin Kıbrıs Türk halkı kadar Türkiye'yi de yakından ilgilendirmekte olduğunu kaydeden Arınç, şöyle konuştu:

'Kıbrıs'taki çözüm çabaları, adadaki gerçekleri esas almalı. İki tarafın eşit egemenliğini ve siyasi eşitliğini kabul eden ve iki kesimliliği koruyan bir uzlaşıya dayanmalıdır.

Kıbrıs Türk halkı, Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş'ın liderliğinde eşitlik ve adalet mücadelesi vermektedir. Türk ulusunun, zorlukları her zaman yenmiş, mücadele gücü direnci yüksek bir ulus olduğunu tarihle ilgilenenler bilirler. Türk ulusunun ayrılmaz bir parçasını teşkil eden Kıbrıs Türk halkı da yakın tarihimizde bir direniş destanı yazmıştır. Kıbrıs Türkünü bu mücadelesinde daima desteklemiş olan TBMM, bundan sonra da Kıbrıs Türk halkının arkasında olmaya devam edecektir.'

Arınç, Kıbrıs'ta ulaşılacak çözümün, Kıbrıs Türkünün varlığını, can ve mal güvenliğini korumasının, barış ve huzur içinde yaşamını sürdürmesini sağlamasının şart olduğunu belirterek, 'Adadaki gerçekleri göz ardı eden ve Kıbrıs Türk halkının tümünün iradesini yansıtmayan bir çözümün kabul edilmesi mümkün değildir' diye konuştu.

Bülent Arınç, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan asli yükümlülüklerinin ve Kıbrıs Türk halkına karşı sorumluluğunun bir gereği olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her koşul altında Kıbrıs Türküne desteğini sürdüreceğini vurguladı.

Arınç, Kıbrıs Türk halkının bugün olduğu gibi kazanılmış haklarını ve egemenliğini muhafaza ederek sonsuza dek refah ve güven içerisinde yaşama hedefi doğrultusunda inançla yürümeye devam edeceğini söyledi.

TBMM Başkanı Arınç, bir soru üzerine, gezisine AK partili ve CHP'li milletvekillerinin katıldığını ifade etti. Arınç, 'Böylece TBMM'nin, KKTC'nin Cumhuriyet Meclisi'ne yani Kıbrıs Türk halkının temsilcisi olan kurumuna ne ölçüde büyük destek sağladığımızı göstermek istiyoruz ' diye konuştu.

Ziyaretinin sadece resmi temaslarla sınırlı olmadığını, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum örgütleriyle de iki komisyondan oluşan milletvekillerinin görüşmeler yapacağını anlatan Arınç, 'Bütün bunlardan edineceğimiz bilgileri, intibaı, şüphesiz Türkiye'de gerekli makamlarla görüşmek ve onlara aktarmak istiyoruz' dedi.

'Kıbrıs'ta büyük bir miting düzenleneceği ve bu mitinge sizin partinizin milletvekillerinin de katılacağı yönünde bilgiler var. Böyle bir girişim olacak mı?' sorusuna ise Arınç, 'Bildiğiniz gibi TBMM Başkanı olarak açıklama yaptım. Heyetimizdeki hiç bir üyenin şu veya bu grup tarafından yapılacak bir mitinge katılmasının söz konusu olmadığını ifade ettim. Bir mitinge katılmak kesinlikle programımız içerisinde söz konusu değildir' diye yanıt verdi.

KIBRIS 14/01/2003

Denktaş ile Klerides yarın buluşuyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, yarın saat 11.00'de BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile Uluslararası Lefkoşa Havaalanı'nın bulunduğu BM kontrolündeki bölgede bir araya gelecek. Öğle yemeğinde de devam edecek olan toplantıyla ilgili olarak Denktaş, 'Doğrudan görüşmeler böylelikle başlamış olacak' dedi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs doğrudan görüşmelerinin yarın saat 11.00'de yeniden başlayacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Galfkos Klerides'le yarın saat 11.00'de BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Yardımcısı Zbigniew Wlosowicz'in Lefkoşa Havaalanı yakınlarında yer alan ikametgahında bir araya geleceğini ve doğrudan görüşmeler için bir takvim belirleneceğini bildirdi. Denktaş, görüşmede BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto'nun da hazır bulunacağını ifade etti. Klerides'le görüşmelerinin öğle yemeğinde devam edeceğini de kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, 'Görüşmeler böylelikle başlamış olacak. Klerides'le görüşme programını da ele alarak, o konuda da anlaşacağız. Hayırlısı olsun' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş bu yöndeki açıklamayı, BM Diplomatı Alvaro de Soto'yla dün akşam Cumhurbaşkanlığı İkametgahı'nda gerçekleştirdiği görüşme sonrasında yaptı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, De Soto'yla yaklaşık 45 dakika süren görüşmelerinde Annan planıyla ilgili düşüncelerini de aktardıklarını kaydederken, De Soto ise görüşme sonrasında Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılışında hiçbir açıklama yapmadı

KIBRIS 14/01/2003

 

Talat:'Şoförün Rum olması görüşmeyi engelledi'

'Ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar Kıbrıs sorunu artık çözümlenecektir. Öyle ya da böyle. Kavgayla veya kavgasız, mutlaka çözülecektir. Çünkü bu sorunun devamı mümkün değildir. Bugüne kadar sürdürülen politikaların sürdürülmesi mümkün değildir.'

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın Yugoslav Büyükelçi Svetislev Basela'yla görüşmesi, elçinin KKTC'ye gelememesinden dolayı gerçekleşmedi.

Mehmet Ali Talat, görüşmenin gerçekleşmesi gereken saatlerde parti genel merkezinde yaptığı açıklamada Ledra Palace Sınır Kapısı'na kadar gelen büyükelçinin, Rum olup ismi Türk makamlarına bildirilmeyen şoförüne geçiş izni verilmemesinden dolayı KKTC'ye geçemediğini söyledi.

Olayı 'ilkellik' olarak niteleyen Talat, 'Böylesine bir ayıp, böylesine bir ilkellik dünyanın başka ülkelerinde yaşanmaz. Bizim rejimimiz ne yazık ki son derece ilkel ve dünyanın en ilkel düzenleriyle kıyaslanabilecek bir yapıda' dedi.

Büyükelçinin kendisini arayarak özür dilediğini kaydeden Talat, asıl özür dilemesi gereken kişi olarak büyük utanç duyduğunu söyledi.

Talat, şunları söyledi:

'Ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar Kıbrıs sorunu artık çözümlenecektir. Öyle ya da böyle. Kavgayla veya kavgasız, mutlaka çözülecektir. Çünkü bu sorunun devamı mümkün değildir. Bugüne kadar sürdürülen politikaların sürdürülmesi mümkün değildir.'

Kıbrıs sorunu çözülse bile Kıbrıs Türkleri'nin Türkiye girene kadar AB'ye girmeyeceği yönündeki görüşlerin mantıksız olduğunu savunan Talat, halkın gerekli cevabının yarın meydanlarda verileceğini belirtti. Talat, 'Halk Kıbrıs sorununun çözümü ile AB üyeliğini ve Türkiye'nin önünü açmayı en temel politik hedef olarak ortaya koydu ve bunu muhakkak başaracaktır' dedi.

Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türkü'nün AB'ye Türkiye'yle birlikte girmek üzere bekletilmesi halinde ekonominin gelişmek bir yana yerin dibine batacağını ve Rum ekonomisiyle arasındaki uçurumun daha da artacağını söyledi. Talat, bunun Kıbrıs Türkü'ne yapılacak en büyük kötülük olduğunu kaydetti.

KIBRIS 14/01/2003

Görüşmeler Çarşamba başlıyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs doğrudan görüşmelerinin 15 Ocak Çarşamba günü saat 11.00’de yeniden başlayacağını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Galfkos Klerides’le çarşamba günü saat 11.00’de BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilci Yardımcısı Zbigniew Wlosowicz’in Lefkoşa Havaalanı yakınlarında yer alan ikametgahında biraraya gel
eceğini ve doğrudan görüşmeler için bir takvim belirleneceğini bildirdi. Denktaş, görüşmede BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto’nun da hazır bulunacağını ifade etti. Klerides’le görüşmelerinin öğle yemeğinde devam edeceğini de kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, “Görüşmeler böylelikle başlamış olacak. Klerides’le görüşme programını da ele alarak, o konuda da anlaşacağız. Hayırlısı olsun” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş bu yöndeki açıklamayı, BM Diplomatı Alvaro De Soto’yla dün akşam Cumhurba
şkanlığı İkametgahı’nda gerçekleştirdiği görüşme sonrasında yaptı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, De Soto’yla yaklaşık 45 dakika süren görüşmelerinde Annan planıyla ilgili düşüncelerini de aktardıklarını kaydederken, De Soto ise görüşme sonrasında Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrılışında hiçbir açıklama yapmadı.

YENIDUZEN 14/01/2003

WESTON ANKARA`DA…

Tarafların uzlaşacağı bir uzlaşıyı destekliyoruz'
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Ada`daki tarafların üzerinde uzlaşabileceği bir anlaşmayı desteklediklerini söyledi.
Weston, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin ile yaklaşık 1 saat süren görüşmesinin ardından gazetecilere kısa bir açıklama yaptı.
Büyükelçi İlkin ile bugünkü görüşmesinin bir ön görüşme niteliği taşıdığını, değerlendirmelerine yarın sabah da devam edeceklerini belirten Weston, Ada`daki iki tarafı
n yanı sıra yakın ve dost bir müttefik ülke olarak tanımladığı Türkiye`nin de kabul edebileceği bir uzlaşıyı her zaman desteklediklerini kaydetti.
Weston, Ankara`ya yeni bir öneriyle gelip gelmediğinin sorulması üzerine de ``Bu tip sorularla ilgili bir değerlendirme yapmıyorum`` demekle yetindi.

YENIDUZEN 14/01/2003

“Yakınlaştık” diyen De Soto’ya bozulmuş...

Denktaş’ın ‘yakınlaşmaya’ tahammülü yok!

Rauf R. Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto’nun ‘tarafların çok yakınlaştığına’ ilişkin sözlerine “Nerede yakınlaşmışız anlayamadım, bu sözlerine çok üzüldüm” diye yanıt verdi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, TBMM Başkanı Bülent Arınç ve beraberindeki heyeti kabulünde, De Soto’nun açıklamalarıyla ilgili şunları söyledi:
“De Soto’ya bozuldum.. Yaptığı açıklamada ‘Çok yakınlaşmışız da fırsat kaçırmışız.’ Nerede yakınlaştık anlayamadım. Bunu hem Avrupa’ya hem Güvenlik Konseyi’ne resmi bir rapor halinde söylüyor.. Buna çok üzüldüm. Buraya gelince konuşacağız.”
Öte yandan Denktaş dün “Türk Öğretmenler Grubu” isimli heyeti kabulünde Kıbrıs sorunu ile ilgili çeşitli açıklamalar yaptı.
Den
ktaş, “Rumlar 28’inden sonra ne avantaj alırlarsa alsınlar. KKTC’yi alamazlar. Ne Rum ne AB KKTC’yi alamaz. AB, eğer biz devletimize sahip çıkarsak bizimle pazarlığa gelecek. Çünkü Kıbrıs’ın tümünü istiyor. Yeter ki biz sabırlı ve kararlı olalım” dedi.
“Ar
zumuz halkımızın parçalara bölünmemesidir” diyen Denktaş, bölünme görüldüğü sürece Rumun pazarlık etme ihtiyacının da ortadan kalktığını vurguladı.
Denktaş, siyasi parti başkanlarıyla yapılan görüşmelerde bir konsensus sağlama aşamasına gelinip gelinmediği
nin sorulması üzerine, söyle dedi:
“Önemli birkaç hususta gelindi. Ancak bazıları diyor ki; ‘Bunları temin etmeye çalış, bunlar çok önemli ama 28 Şubat geldiğinde elde edemediysen bunlar yok diye imzayı atmaktan vazgeçme. Çünkü son fırsattır.’ Ancak 28 Şub
at son fırsat değil.”
Rauf Denktaş konuşmasına, ülkelerde öğretmenlerin sorumluluğunun hudutsuz olduğunu ve tartışılamayacağını belirterek başladı. Demokratik, sendikalaşmış bir toplumda sendikal faaliyetlerin durmayacağını ifade eden Denktaş, “Sendikal fa
aliyet siyasi faaliyet haline dönüştürüldüğünde ise okul ve çocuklar buna alet edilmez. Bu bir vicdan meselesidir” dedi.

Arabanın lastiklerini kendi parçaladı!
Rauf Denktaş şöyle devam etti:
“Bize gelen haberler üzücüdür. Bir sendika başkanının arabasının lastikleri kesilmiş. Kim yaptı belli değil. Provokatörler yapabilir. Bazıları kendilerine bir statü vermek için veya tahrik olsun diye kendi kendine yapar veya yaptırtabilir… Bunlar hakkında söz söylemek istemiyorum. Ancak birileri kızdı ve yaptı düşünce
siyle konuşmak istiyorum. Sen ona yaparsan o da sana yapar ve birbirinize yapa yapa yaygın hale gelir, ülkede huzur kalmaz. Fikir tartışmasında bu tür eylemlere tevessül edenler dediğim gibi ya provokatörlerdir, ya da öfkesini heyecanını yenemeyen sorumsuz kişilerdir. Yarar sağlamazlar, zarar sağlarlar. Bu tür hareketleri her zaman kınadık ve kınıyoruz.”

Ve mitingler!
İnsanların birbirlerini kucaklaması gerektiğini de vurgulayan Denktaş, bazı belediyelerin memurlarını mitinglere katılıma zorladığını duyduklarını, kendilerinin kimseye katıl veya katılma demediğini, “AB isterim” denilerek başlatılan toplantılarda hangi barışın istenildiğinin söylenmesinin daha iyi olacağını söyledi.
“O zaman birlik halinde bir ses çıkmış olur” diyen Denktaş, bu mitinglere ka
tılanların çoğunun devletinden olmak istemediğini, Rumun içine yerleşmesini istemediğini, Türkiye’nin garantisini istediğini bildiğini iddia etti.
YENIDUZEN 14/01/2003

Soto: “28 şubat anlaşma için son tarih”

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto, “Annan belgesinde öngörülen 28 Şubat 2003 tarihinin Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşma için son tarih olduğunu ve zamanın oldukça daraldığını belirtti.
"Bu tarihin kaçırılması durumunda şu anda varolan fırsatlar bir daha bulunamaz. Şu an Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler’in ve bunların liderlerinin omuzlarında büyük ve tarihi bir sorumluluk vardır. Müzakereleri olumlu şekilde sonuçlandırmak için yalnızca yaklaşık 6 haftamız var” diyen ve 28 Şubat tarihine kadar olan süreci “Kıbrıs müzakerelerinde bir sonuca varılmasında kesin ve kati bir süreç” olarak nitelendiren De Soto, “Sayın Denktaş, 28 Şubat tarihinin dünyanın sonu olmadığını söylüyor. Sayın Denktaş’la bu konuda hem fikirim, dünyanın sonu değildir, ancak, Kıbrıs’ta şu an varolan fırsatların sonudur. 28 Şubat sonrasında Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varma olasılığı çok azalacaktır” dedi.

“Genel dengeyi gözetmek kaydıyla…”
Annan planında genel dengenin korunması ve her iki tarafın da üzerinde mutabık kalması kaydıyla değişiklik yapılmasının mümkün olduğunu da vurgulayan BM Diplomatı De Soto, “Plandaki genel dengenin korunması şart olduğuna göre de her iki liderin, plan üzerinde müzakere etmek istedikleri değişikliklerle ilgili olarak çok spesifik ve ölçülü olmaları gerekmektedir. Her iki lider,
birşey alırken de, karşılığında birşey vermesi gerektiği gerçeğini göz önünde tutmalıdır. Açıkçası planda tek bir tarafın yararına olacak tek taraflı değişiklikler diğer tarafça kabul edilir olmayacaktır. Yani bir tarafın istediği şey, diğer tarafın zararına olmamalıdır.

Planla çözümsüzlük arasında tercih
Bu demektir ki, taraflar planla çözümsüzlük arasında bir tercih yapmak zorundadırlar. ‘Tercih yapmak zorundadırlar’ derken, yapılabilecek değişiklikler gözönüne alınarak, plan dışına çıkmadan, plan ya da çözümsüzlük arasında tercih yapmak zorunda kalmaktır” dedi.
Basın toplantısında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’le ayrı ayrı görüşeceğini açıklayan De Soto, müzakerelerde izlenecek yöntemin ne olacağına ilişkin bir soru
ya karşılık kendisinin doğrudan (yüz yüze) görüşmelerden yana olduğunu, ancak müzakerelerin yüz yüze mi yoksa aracılı (dolaylı) görüşmeler şeklinde mi yürütüleceğinin Cumhurbaşkanı Denktaş’la yapacağı görüşme sonrasında netlik kazanacağını ifade etti. De Soto, “Müzakereler, başta doğrudan görüşmeler şeklinde başlamıştı, ancak daha sonra Sayın Denktaş’ın rahatsızlığından dolayı dolaylı hale gelmişti. Bu nedenle Sayın Denktaş’la bugün yapacağım görüşmede bu konu netleşecektir“ diye konuştu.
De Soto, Kıbrıs mü
zakerelerinin bu hafta içinde başlamasını istediklerini de ifade etti.

"Üç alan var"
28 Şubat’a kadar bir anlaşma sağlanabilmesi için üzerinde yoğun şekilde çalışılarak, sonuçlandırılması gereken üç alan bulunduğunu kaydeden De Soto, bunları, “iki liderin temel konular üzerinde anlaşmaya varması”, “Türkiye ile Yunanistan’ın anlaşmanın güvenlikle ilgili boyutu üzerinde Kıbrıs’taki iki tarafın da kabul edeceği bir biçimde görüşbirliğine varma sorumluluğuna sahip olması” ve “Türk ve Rum teknik komitelerince
yasalar üzerinde ortaklaşa yürütülen çalışmaların hedef tarih olan 28 Şubat’a kadar sonuçlandırılması” şeklinde sıraladı.

"Ekonomik uçurum ne olacak?"
De Soto, Annan planında kuzey ile güney kesimi arasındaki derin ekonomik uçurumun daraltılarak iki taraf arasında dengelerin yaratılması konusunda detay bulunmadığına işaret edilerek, bu sorunun nasıl çözüme kavuşturulacağına ilişkin soruyu yanıtlarken de, ekonomik konuların Annan planında var olduğunu, ancak bu konulara ilişkin esas detayların anlaşma sonr
asına bırakıldığını kaydetti.
Ankara’da Türk Hükümeti’yle yaptığı temasları “oldukça yararlı” olarak tanımlayan De Soto, Perşembe günü Atina’ya gideceğini, ileriki haftalarda ise Ankara ile Atina’yı yeniden ziyaret edeceğini kaydetti.
Annan planının, birle
şik bir adada hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar için, barış, güvenlik ve rehafın sağlanacağı eşitlik temelinde yeni bir ortaklık öngördüğünü söyleyen De Soto, bu planın hem iki lider hem de Türkiye ve Yunanistan tarafından müzakereler için bir temel teşkil ettiğinin kabul edildiğini kaydetti.

“Yanıt bekleyen sorular var”
Alvaro De Soto bu arada basın toplantısında, “ortada yanıt bekleyen sorular var” diyerek, bunları şöyle sıraladı:
"Kıbrıslı Türklerle Rumlar eşit olarak birleşerek Avrupa Birliği’ne mi girecekler yoksa adanın bölünmüşlüğü daha da mı derinleşecek?
Birleşmiş bir Kıbrıs, Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında bu iki ülke arasındaki dengeyi koruyan ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine gidişini güçlendiren bir işbirliği köprüsü
mü olacak yoksa bölünmüş bir Kıbrıs, Türkiye ile Yunanistan ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkileri zora sokmaya, bu ilişkilere zarar vermeye mi devam edecek?
Şu anda kış yağmuru dolayısıyla yeşil olan bu ada, barış ve uzlaşma elinin o iyileşt
irici etkisini hissedecek mi yoksa modern Avrupa dışı bir çözümsüzlük çatışması dolayısıyla bölünmüş mü kalacak?
“Bu ve gelecek ay, üzerinde seçim yapılması gereken seçenekler işte bunlardır.”
De Soto, bu arada Anavatanlar Türkiye ile Yunanistan’da yaptığı
danışmalar ve temaslardan, her iki ülkenin de Annan planı temelinde ve bu planda varolan hedef zaman çerçevesinde müzakere edilmiş bir anlaşmanın başarıya ulaşmasını kuvvetle desteklediklerinin açık olduğunu da ifade etti.
De Soto bu arada, özellikle Rum
Başsavcı Alekos Markides’in izlediği tutum başta olmak üzere Rum tarafındaki seçimler sürecinde yaşananlarla ve Kıbrıs Türk halkının Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın görüşmecilik görevinden istifa etmesi talepleri konusunda BM’nin ne düşündüğüyle ilgili sorulara yanıt vermekten kaçındı.

YENIDUZEN 14/01/2003

DP ‘tabanın sesi’ne karşı çıkamadı

DP ‘tabanın sesi’ne karşı çıkamadı

Demokrat Parti (DP), “Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın önderliğinde süren görüşmeler sürecinde şekillenen ve nihayet Kasım 2002’de taraflara sunulan Annan Planı’nın içeriğinin müzakere edilerek sonuçlandırılması için üyelerinin her türlü demokratik girişimini desteklediğini” açıkladı.
DP Genel Sekreteri Kemal Havalı yazılı açıklamasında, birçok parti üyesinin bugün düzenlenecek “Çözüm ve AB Kararlılık Mitingi”ne katılacağını, hatta bu mitingin başarılı olabilmesi için çalıştığının da
bilincinde olduklarını ifade etti şöyle dedi:
“Birçok üyemizin Çözüm ve AB Kararlılık Mitingi’ne katılacağını hatta bu mitingin başarılı olabilmesi için çalıştığının da bilincinde olarak ve parti tabanından gelen istekler doğrultusunda, parti meclisimizin
6 Ocak 2003 tarihinde almış olduğu karar çerçevesinde; Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf R. Denktaş’ın önderliğinde süren görüşmeler sürecinde şekillenen ve nihayet Kasım 2002’de taraflara sunulan Annan Planı’nın içeriğinin müzakere edilerek sonuçlandırılması için üyelerimizin her türlü demokratik girişimini desteklediğimizi açıkça duyururuz.”
YENIDUZEN 14/01/2003

Denktaş'ın endişesi

TBMM heyeti KKTC'de. Denktaş'ın bugün Lefkoşa'daki büyük mitingle ilgili sıkıntılarını dinleyen Arınç, 'Demokrasinin gereğidir' karşılığını verdi

14/01/2003 RADIKAL

YURDAGÜL ŞİMŞEK
LEFKOŞA
- Kıbrıs'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planının kabulü için ortaya konulan 28 Şubat tarihi için geri sayım başlarken, Ankara da adanın kuzeyinde nabız tutmaya çalışıyor. Annan'ın özel temsilcisi Alvaro de Soto, müzakereleri başlatmak üzere Kıbrıs'a giderken, TBMM Başkanı Bülent Arınç başkanlığında, AKP ve CHP'li milletvekillerinden oluşan 20 kişilik bir heyet de dün KKTC'ye gitti. TBMM heyetini kabul eden KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, çözüm yönündeki mitinglerden duyduğu rahatsızlığı aktarırken, Arınç "Mitingin yapılması bence çoğulcu demokrasinin yaşadığını göstermesi açısından önemli" dedi.
TBMM heyeti KKTC'de nabız yoklamaya yönelik ziyaretin ilk gününde Denktaş, Cumhuriyet Mecli
si Başkanı Zeki Serter ve Başbakan Derviş Eroğlu ile görüştü. Görüşmede Annan Planı'na ilişkin olarak "Rumlar, silahla yapamadıklarını AB ile yapmaktadır" diyen Denktaş, mitinglerden rahatsızlığını da "Dünyanın hiçbir yerinde, müzakere sürecine halk kışkırtılarak sokaktan yön verildiği görülmemiştir" sözleriyle anlattı. Denktaş heyete, "Yarın bir gösteri yapılıyor. Herkesle konuşun. Bir kargaşa yaşıyoruz, toplum ilk defa ikiye bölünmüş durumda" dedi. Denktaş, plan çerçevesinde göçe tabi tutulacak Güzelyurt'ta yapılan ve halkın ezici çoğunluğunun göçe razı olduğunu gösteren kamuoyu anketini yalanlayarak, aslında böyle bir anket yapılmadığını öne sürdü.

Denktaş'a destek verdi
Arınç ise, Türkiye'nin her zaman Denktaş ve Kıbrıs davasının yanında olduğunu vurgulamakla birlikte, mitinglerle ilgili olarak Denktaş'ın görüşlerini paylaşmadığını belirtti. "Bu süreci, dirayetli liderliğiniz ile en iyi şekilde başarıya kavuşturacağınıza inanıyoruz" diyerek Denktaş'a destek veren Arınç, "Mitingin yapılması bence çoğulcu
demokrasinin yaşadığını göstermesi açısından önemli. Kısmen endişelerinize katılmakla beraber, bizim birlik ve beraberliğimiz, burada yaşayan 200 bin Türk'ün beraberliğine ortak olacaktır" diye konuştu. Arınç, çözümün eşit egemenlik ve iki kesimliliği temel alması gerektiğini belirterek, "Bu planların süzgeçten geçirilerek kabul ya da reddedilmesinde yarar vardır" dedi.
Denktaş, bir soru üzerine De Soto'nun kendisini çok üzdüğünü söyledi. Denktaş, De Soto'nun, "Çözüme çok yaklaştılar, fırsatı kaçırdılar"
sözüne atfen, "Nerede yaklaşmışız anlayamadım. Çok üzüldüm, gelince görüşeceğiz" dedi.
Heyetin Denktaş'la görüşmesi öncesi CTP'li ve 'Bu Memleket Bizim' platformuna üye bir grup kadın Arınç'a bir demet çiçek verip Kıbrıs'ta barışa Türkiye'nin katkısını be
klediklerini söyledi. TKP'li bir grup da "Ankara duy sesimizi. Bu gelen Kıbrıs Türk'ünün ayak sesleri" şeklinde pankart açtı.

80 bin kişilik miting
Lefkoşa'nın bugün KKTC tarihinin en büyük mitingine sahne olması bekleniyor. Sivil toplum örgütlerinden oluşan 'Bu Memleket Bizim' platformunun girişimiyle düzenlenecek mitinge 80 bin kişinin katılımı hedefleniyor. Yine Lefkoşa'da 26 Aralık'taki son mitinge 30 bin kişi katılmıştı.

RADIKAL 14/01/2003

De Soto: Acele edin

14/01/2003

LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, Kıbrıs'ta 28 Şubat'a dek çözüm için müzakereleri başlatmak üzere adaya giderken, tarafları acilen uzlaşmaya davet etti. De Soto dün akşam Rum lider Glafkos Klerides ve KKTC Cumhurbaşkanı Ra-uf Denktaş'la ayrı ayrı görüştükten sonra Lefkoşa'daki ara bölgede düzenlediği basın toplan-
tısında "Zamanımız kısıtlı. Önümüzde altı hafta var. Yine de liderler bu süre zarfında çerçeve plan üzerinde uzlaşabilir" dedi.

'Tarihi sorumluluğunuz var'
Plandaki genel dengel
ere ters düşmemek kaydıyla, al-ver hesabıyla bazı düzenlemeler olabileceğini belirten De Soto, "Liderler, planla uzlaşmazlık arasında tercih yapmak zorundadır" diye konuştu. Perulu diplomat Denktaş ve Klerides'ten beklentilerini şöyle ortaya koydu: "Liderlerin önüne bir takvim konmuştur. Takvimin sonunda ya plan kabul edilecek ya da çözümsüzlük ortaya çıkacaktır. Birleşmiş Kıbrıs ,Doğu Akdeniz'de bir barış köprüsü mü olacak? Kıbrıs Türkiye'nin AB üyeliğini kolaylaştıracak mı? Yoksa Türk-Yunan ve Türkiye-AB ilişkilerini germeye devam mı edecek? Şimdi barış ve uzlaşının sihirli ellerini bekleyen yeşil ada derin bir yara iziyle bölünmüş olarak mı kalacak modern Avrupa'nın ortasında? Bunlar liderlerin önündeki tercihlerdir. Tarafların tarihi bir sorumluluğu var, bunun bilincinde olmaları gerekiyor."
De Soto dün önce Klerides sonra Denktaş'la görüştü. Denktaş, Klerides'le çarşamba günü ara bölgede öğle yemeğinde görüşeceklerini söyledi. De Soto daha sonra perşembe günü Atina'ya sonra da Ankara'ya geçecek.
(Dış
Haberler)

RADIKAL 14/01/2003

Kıbrıs için ABD de devrede

14/01/2003

RADİKAL - ANKARA - BM'nin Kıbrıs çözüm planıyla ilgili takvim daralıp, trafik hızlanırken ABD de devreye girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston dün Ankara'ya gelerek temaslarda bulundu. Weston, dün öğleden sonra Dışişleri'nde Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin'le görüşmesinin ardından adadaki iki tarafın yanı sıra yakın ve dost bir müttefik ülke olarak tanımladığı Türkiye'nin de kabul edebileceği bir uzlaşıyı her zaman desteklediklerini kaydetti. Weston, dünkü görüşmenin bir ön görüşme niteliği taşıdığını söyleyerek Dışişleri'ndeki değerlendirmelerine bugün de devam edeceklerini belirtti. Weston, basının Ankara'ya yeni bir öneriyle gelip gelmediği sorusuna da "Bu tip sorularla ilgili bir değerlendirme yapmıyorum" karşılığını verdi.
Weston'ın ziyaretinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun bölgeyi ziyaretine denk gelmesi, ABD' nin BM sürecine daha fazla müdah
il olacağına yoruluyor

RADIKAL 14/01/2003