ARA BÖLGEDE ŞARBON
PANİĞİ
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De
Soto'nun, dün, içinde şarbon basili olmasından şüphe edilen bir
mektup alması üzerine Lefkoşa'daki ara bölgede şarbon
paniği yaşandı.
De Soto'nun eline böyle bir
mektup geçmesinin hemen ardından Birleşmiş Milletler
Kıbrıs Barış Gücü'nde (UNFICYP)'te görevli 'Mavi
Bereliler'in ara bölgeyi tecrit ettiği dün öğle saatlerinde
bildirildi.
Ajanslardan geçen haberler
üzerine, BM yazılı bir açıklama yaparak De Soto'nun ofisine
içinde şüpheli bir toz bulunan bir paketin geldiğini
doğruladı ancak tozun ne olduğunun bilinmediğini,
incelendiğini belirtti.
BM'den bir yetkili saat
16.00 sıralarında yaptığı açıklamada, söz konusu
maddenin ilk tetkiklere göre zararsız olduğunun tespit
edildiğini açıkladı.
AFP'nin haberine göre,
güvenlik kaynakları, De Soto'nun sekreterinin yerel saatle 12.30'a
doğru özel temsilciye gelen kuryeyi açtığını ve
mektuplardan birinin içinden beyaz bir tozun döküldüğünü söylediğini
belirtti.
Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'la Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasında
yürütülen Kıbrıs müzakerelerinin yapıldığı BM
kontrolündeki ara bölgenin, şarbon alarmının ardından
kapatıldığı bildirildi.
BM'den yazılı
açıklama
BM Barış
Gücü'nden olayla ilgili yazılı bir açıklama yapıldı.
Açıklamada
öğleden sonra De Soto'nun ofisine yurtdışından şüpheli
bir toz içeren bir paket geldiği ve olay üzerine ara bölgede alarma
geçildiği belirtildi.
Söz konusu ofisin kordon
altına alındığının da ifade edildiği
açıklamada, UNFICYP polis biriminin konuyla ilgili soruşturma
başlattığı ve aynı zamanda söz konusu tozun Rum
Yönetimi Devlet Laboratuarı'nda incelendiği açıklandı.
BM'den bir yetkili saat
16.00 sıralarında yaptığı açıklamada,
yapılan ilk tetkiklerde söz konusu maddenin zararlı
olmadığının anlaşıldığını
söyledi.
Teknik komiteler mahsur
kaldı
Bu arada, dün olağan
toplantısını yapan teknik komitenin Türk ve Rum üyeleri,
şarbonlu mektup olayı nedeniyle görüşme yaptıkları ara
bölgedeki BM Konferans Merkezi'nden ayrılamadı.
Komite üyeleri, BM
yetkililerinin gerekli sağlık tedbirlerinden sonra merkezden
ayrılabildi. Komite üyeleriyle birlikte yaklaşık 50 kişinin
ara bölgede özel ilaçlı su ile duş aldıkları
öğrenildi.
Yüz yüze görüşmenin
yeri değişti
De Soto'ya gönderilen ve
içinde şarbon basili olmasından şüphe edilen mektup, yüz yüze
görüşmeleri sürdüren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum
Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides'in görüşme yerini
değiştirdi.
Olay nedeniyle ara
bölgedeki BM Konferans Merkezi'nin dünyaya kapalı tutulmasından dolayı
iki liderin dünkü görüşmesi, yine BM kontrolünde bulunan Ledra Palace
Hotel'e alındı. Görüşme daha önce
açıklandığı gibi saat 18.00'de başladı.
Denktaş: Bunu yapan
küçük beyinli
Beraberindeki heyetle, Rum
Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides ile görüşmek üzere Ledra
Palace Hotel'e giden Cumhurbaşkanı Denktaş,
Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılırken
yaptığı açıklamada, şüpheli mektubu, 'çirkin olay'
diye nitelendirdi.
Denktaş, 'Bunu yapan
küçük beyinli birisi. Bir şey çıkmadı, yani hiç bir şey
yok. İşte bir heyecan yarattı, o kadar' dedi.
KIBRIS 30.01.2003
Denktaş: 28 Şubat'ta imzayı atmazsam 1 Mart'ta
felaket olmaz
Cumhurbaşkanı
Rauf Denkaş, 28 Şubat'a kadar imzayı atmaması halinde 1
Mart'ta felaket olmayacağını, asıl felaketin 'gözü
kapalı imzaladığı' zaman olacağını söyledi.
Denktaş, Öztekin
Öztekiner başkanlığındaki Zarar Görmüş Güneyliler Cemiyeti
yöneticilerini kabul ederek Annan Planı'nı tartıştı,
cemiyetin kaygılarını dinledi ve rahat olmalarını
telkin etti.
'Plan bizi alt üst etti'
Cemiyet başkanı
Öztekin Öztekiner, 1974 Mutlu Barış Harekatı'yla
özgürlüğüne kavuşan ve bağımsız bir şekilde
yaşamını sürdüren halkın Annan Planı ile 'altüst
olduğunu' dile getirerek, zarar görmüş göçmenler olarak tedirgin
olduklarını söyledi.
Planı, 'Enosis'e
açılan bir kapı'olarak değerlendirdiklerini ve bunu kabul
etmediklerini kaydeden Öztekiner, planın olduğu gibi kabul
edilmesiyle yine göçmen durumuna düşeceklerini, işsizliğin
baş göstereceğini ve yine huzursuzluk
yaşanacağını, buna karşı olduklarını
kaydetti.
Öztekiner, halkın tüm
sorunlarının plandan kaynaklanmadığını,
yanlış idareden kaynaklanan haksızlıklar ve ekonomik
sıkıntılar yaşanmakta olduğunu da ifade ederek, bunlar
bahane edilerek 'halkın birbirine girdiğini' söyledi. Bunu
eleştiren Öztekiner, tüm sivil toplum örgütlerini birlik beraberliğe
çağırdı.
Öztekiner, Kıbrıs
davasında Cumhurbaşkanı'na desteklerini de ifade ederek 'yeni
bir göç yaşamayacaklarına' inanç belirtti.
'Göçü yaşadık'
Heyeti kabulünde
konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk
halkının göçü yaşamış bir halk olduğuna ve göç
etmenin zorluklarına dikkat çekerek, Kıbrıs Türkü'nün Güney'den,
herşeyini bırakarak, hürriyete, kurtuluşa kavuşma, Rum
korkusundan uzak yaşama ümidiyle Kuzey'e geldiğini; orada olmayan
birşeyi; 'güveni' bulduğu için, rehabilitasyon
zorluklarının acısına; ezgiye tahammül ettiğini;
sineye çektiğini, katlandığını anımsattı.
'Güven içinde, korkusuz; hür; insan gibi yaşamak için bu ezgiye
katlandık' diyen Denktaş, şimdi bunların çoğunun
Avrupa'ya açılmaya karşılık Ruma hibe edilemeyeceğini
söyledi ve şöyle devam etti:
'Al Türkiye'nin pasaportunu
açıl'
'Al Türkiye'nin pasaportunu
açıl Avrupa'ya. İstediğin yere git 'Ama vize lazım!' O
kadarcık zorluğa biraz daha katlan bakalım ta birşey olsun.
'Hayır. Biz şimdi Avrupa Birliği pasaportu alıp hür
yaşamak istiyoruz' Hangi hür! nerede hür! Kendi vatanının, kendi
hürriyetinin, kendi özgürlüğünün hiçbir şeyle
değişmeyeceğini bilmeyen insanlar, bunlardan vazgeçtikleri gün
hiçbir şey olurlar. Bu kadar basittir. Ekonomik sıkıntılar
doğrudur ama ekonomik sıkıntılar zannederlerse ki ben
imzayı attığımda düzelecek, derhal düzlüğe
çıkacağız, o da yanlış.'
Annan Planı'nın
karmaşık, akıllıca hazırlanmış;
anlaşılması zor bir plan olduğunu ve bunu hukukçuların
inceleyerek halka anlatması gerektiğini ifade eden Denktaş, planı
iyice inceleyen bir üniversiteden bir doçent doktorun, kendisine
gönderdiği raporda, kendilerinin dahi göremediği bazı
tehlikelere işaret etmekte olduğunu da söyledi.
'1 Mart'ta felaket olmaz'
Planda düzeltilmesi gereken
pek çok husus bulunduğunu da yineleyen Denktaş, 28 Şubat'a kadar
imzayı atmaması halinde 1 Mart'ta felakat
olmayacağını, asıl felaketin 'gözü kapalı
imzaladığı' zaman olacağını bildirdi ve bu
kalabalığın üzerine yürüyerek 'niye
imzaladığını' soracağını anlattı.
Denktaş, halkın
endişelerini anladığını, bu haritayı ve
planı olduğu şekliyle ne kendilerinin ne de Türkiye'nin kabul
ettiğini, bunları, Türkiye'den gelen Dışişleri
Bakanı ile de görüştüklerini, savunacakları ilkeleri gözden
geçirdiklerini, planda istedikleri değişiklikleri Türkiye'nin de istemekte
olduğunu anlattı ve 'onun için müsterih olunuz' mesajını
verdi.
'De Soto'ya, Annan'a
yazın'
'Göç sorununu halletmek
için göç yaratmak çare değildir. İnsan haklarına terstir' diyen
Denktaş, güneyli göçmenlerden rahat olmalarını isterken ancak
seslerini de duyurmalarını; BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, özel
temsilcisi Alvaro De Soto'ya, yazarak dertlerini anlatmalarını
önerdi.
KIBRIS 30.01.2003
Denktaş: Yeni bir harita çalışması
yapmaya hazırız
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Annan planıyla birlikte sunulan haritayı kabul
etmediklerini yineledi ve yeni bir harita çalışması yapmaya
hazır olduklarını açıkladı. Ancak Denktaş, yeni bir
harita çalışmasının egemenliğin kabulüne
bağlı olduğunu bildirdi.
TAK muhabirinin
sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
Türk tarafının Annan planındaki değişiklik
talepleriyle ilgili önerilerine Rum tarafının dün yapılan
görüşmede yanıt verdiğini ve kendi önerilerini sunduğunu
söyledi.
Egemenliğin kabulü
halinde yeni harita
Önerilerin içeriğiyle
ilgili sorulara, 'Rumlar bakalım ne cevap verecekler de ona göre' diyerek
yanıt vermeyen Denktaş, önerilerde haritayla ilgili
değişiklik taleplerinin de yer alıp
almadığının sorulması üzerine de, şunları
söyledi:
'Biz haritayı kabul
etmediğimizi ve harita çalışması yapmaya hazır
olduğumuzu söyledik, ama yeni bir öneri sunmadık. Çünkü harita
sunabilmemiz için egemenliğimiz konusunda bir anlaşmaya varmamız
lazım. Harita sunmak demek 'falan topraktan egemenlikten' vazgeçiyorum
demektir. Evvela bizim egemenliğimizi kabul etsinler bakalım...'
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, geçtiğimiz günlerde Rum Yönetimi Başkanı
Glafkos Klerides ile
yaptığı görüşmede Türk tarafının değişiklik
taleplerini dile getirmiş, önerilerini önceki gün de yazılı
olarak Barış Gücü aracılığıyla BM yetkilileri ve
Rum Yönetimi'ne iletmişti.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides dün saat
18.00'de yeniden bir araya geldi.
KIBRIS 30.01.2003
Hüseyin EKMEKÇİ
Cumhuriyet Meclisi'nde grubu
bulunan Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP), Toplumcu
Kurtuluş Partisi (TKP) ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) milletvekilleri,
madde madde Annan Planı'nı ele almak maksadıyla bir araya geldi.
Cumhuriyet Meclisi'nde yer
alan toplantılardan ilki geçen gün yapılırken, bugün saat
17.00'de partiler ikinci kez bir araya gelecek.
Toplantılar devam
ederken, resmi olup olmadığı noktasında partiler
arasında görüş ayrılığı yaşanıyor. UBP
Genel Sekreter Yardımcısı Hüseyin Özgürgün ve DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş toplantıların 'geç
kalmış bir girişim' olduğunu belirterek, bunun
görüşmelere bir ışık tutacağını
savunmalarına karşın, TKP Güzelyurt Milletvekili Tahsin Mertekçi
ve CTP Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu görüşmelerin
'gayrı resmi' olduğunu söyledi.
Görüşmelerin
'gayrı resmi' olmadığını ifade eden DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş, 'Eğer bu görüşmeler resmi
değilse benim orada vakit harcamama gerek yok' dedi. TKP Güzelyurt
Milletvekili Tahsin Mertekçi ise, 'Topluma, 'Mecliste sorunun çözümü için
teknik toplantılar yapılıyor' mesajı çıkmasın.
Burada, milletvekilleri planı nasıl yorumladığını
ortaya koyuyor. İsteyen milletvekili de toplantılara
katılabilir' görüşünü savundu.
UBP Genel Sekreter
Yardımcısı ve Lefkoşa Milletvekili Hüseyin Özgürgün,
parlamentonun da çorbada tuzu olacağını belirterek, burada
yapılan değerlendirmelerin, parti başkanları ile
cumhurbaşkanı arasında yapılan görüşmelerde ortaya
çıkan görüşlere ek bir katkı sağlayacağını
söyledi. Özgürdün, 'Şu ana kadar ortaya çıkan bir şeyler
vardır. Partilerin görüşleri vardır. Bu çalışma geç
kalmış bir çalışmadır' dedi.
Toplantılara
katılan CTP Lefkoşa milletvekili Kadri Fellahoğlu ise, KKTC
meclisi bugüne kadar bir tek kez Annan planı ile ilgili toplantı
yaptığını, konsey oluşturma kararı almasına
rağmen bunu uygulamadığını söyledi. Fellahoğlu,
gayrı resmi olan, herhangi bir resmi içeriği olmayan
toplantılara başlandığını belirterek, 'Çok geç
kalmış bir çalışma olarak görüyorum. Parlamentodaki
partilerin bir araya gelerek birlikte değerlendirme yapmaları çok geç
olmuştur. Geç de olsa bu toplantıları sürdürmek gerekir' dedi.
Toplantıya hukukçu da
katılıyor
Ülkemizin
tanınmış avukatlarından Talat Kürşat da
toplantılarda hazır bulunuyor. Milletvekillerinin tereddüt
ettiği noktalarda, Kürşat'ın görüşlerine başvuruluyor.
Bazı konularda
milletvekillerinin siyasi kaygılarla olaya yaklaşmaları,
tarafsız bir hukukçu olarak toplantılarda yer alan Kürşat
tarafından da önlenmiş oluyor. Kürşat'ın toplantılara
bağımsız milletvekili Derviş Akter'in girişimi ile
katıldığı öğrenildi.
Hüseyin Özgürgün: Geç
kalmış bir buluşma
Ulusal Birlik Partisi
Lefkoşa Milletvekili ve Genel Sekreter Yardımcısı Hüseyin
Özgürgün, Annan planının çok
tartışıldığını, değişik
insanın, bilim adamının, halkın fikirlerini ortaya
koyduğunu anımsatarak, 'Bunları kendi partilerimiz içerisinde de
ele aldık. Siyasi partiler arasında bugüne kadar ortak bir
çalışma yapılmamıştı, bu bir eksiklikti' dedi.
Toplantıları
'değerlendirme yapmak' amacıyla gerçekleştirdiklerini anlatan
Özgürgün, 'Annan planı üzerinde hangi noktalar üzerinde
anlaşabiliriz, hangi noktalarda sıkıntılarımız
vardır, hangi noktalarda açıklamaya, değişikliğe
ihtiyaç vardır noktasında toplantıları parlamento
çatısı altında yapacağız' ifadesini kullandı.
Özgürgün şöyle devam
etti:
'Görüşme süreci,
sayın Cumhurbaşkanının ve sayın parti liderleri
arasında yapılan görüşmeler,sayın Denktaş ile Klerides
arasında devam eden görüşmelere sonuçta bir ışık tutacak
olan parlamentodaki çalışmalardır.
Parlamentonun da çorbada
tuzu olacak. Burada yapılan değerlendirmeler, parti
başkanları ile cumhurbaşkanı arasında yapılan
görüşmelerde ortaya çıkan görüşlere ek bir katkıdır.
Şu ana kadar ortaya çıkan bir şeyler vardır. Partilerin
görüşleri vardır. Bu çalışma geç kalmış bir
çalışmadır. Bu çalışmalarda tek eksik nokta siyasi
partilerin bir araya gelmemesiydi. Bu, kamuoyuna da güzel bir mesajdır. Bu
önemli bir gelişme.'
Serdar Denktaş: Bu
toplantıları ciddiye alıyoruz
Toplantılara
katılarak, partisinin görüşlerini aktardığını
anlatan Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, 'Bu
toplantılar eğer ciddi ve resmi değilse benim üzerinde vakit
harcamama gerek yok' sözlerini kullandı.
Toplantıları 'geç
kalmış bir girişim' olarak algıladığını
anlatan Denktaş şunları kaydetti:
'Geç kalmış da
olsa dört parti bir araya geldi. Planın olumlu ve olumsuz
taraflarını masaya yatırıyoruz. Hangi noktalarda
olduğumuzu belirlemeye çalışıyoruz. Faydalı bir
başlangıç olarak düşünüyorum. Keşke daha önceden
başlayabilseydik.
Sadece dört milletvekilinin
bilgileneceği toplantılarsa bunlar, benim vakit kaybetmeme gerek yok.
Ben partimin düşüncelerimi oraya götürüyorum. Gelen arkadaşlar orada
çıkan sonucu partilerine aktaracaksa ne ala, aktarmayacaklarsa ve
kendilerinin bilgilenmesi için oraya gelecekler benim buna ayıracak vaktim
yok.
Toplantıların
resmiyete getirilmesi, orada çıkan anlayışın resmiyete
dökülmesini istiyoruz. Eğer paketi farklı yorumluyorsak bir yerde
yanlış var. Aynı düşündüklerimiz, ayrı düşündüklerimiz
ortaya çıkacak...'
Fellahoğlu: Resmi
değil ama ciddi toplantılar
CTP Lefkoşa
Milletvekili ve Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Kadri Fellahoğlu, Annan
planının uzun bir süredir
tartışıldığını anımsatarak,
Kıbrıs sorununun çözümüne bağlı olarak toplumda bir
kanaatın oluştuğunu söyledi.
Plana bağlı
olarak, görüşmelerin sonuca gitmesi gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs Türkü'nün
ekonomik, siyasal ve sosyal olarak büyük sorunlar
yaşadığını ifade eden Fellahoğlu, 'Bir
çıkış yolu bulma arzusu var, bu doğrultuda büyük bir
mücadele ortaya konuluyor' dedi.
Planın partilerin
kendi içlerinde tartışıldığını da
hatırlatan Fellahoğlu, bunun siyasi partiler arasında da
tartışılmasını arzu ettiklerini belirtti.
Fellahoğlu şöyle
devam etti:
'KKTC meclisi bu güne kadar
bir tek kez Annan planı ile ilgili toplantı yaptı, konsey oluşturma
kararı aldı ama bugüne kadar bu oluşmadı.
Gayrı resmi olarak,
herhangi bir resmi içeriği olmayan toplantılara başladık.
Çok geç kalmış bir çalışma olarak görüyorum. Parlamentodaki
partilerin bir araya gelerek birlikte değerlendirme yapmaları çok geç
olmuştur. Geç de olsa bu toplantıları sürdürmek gerekir.
Resmi bir çalışma
değildir. Resmi bir süreç izlenmeyecektir. Partilerin görevlendirdiği
milletvekilleri bir araya gelecek. A'dan Z'ye plan okunacak.
Tartışacağız... Bir de dışarıdan hukukçu
davet edildi. Çelişkiye düştüğümüz noktalarda ona
başvuruyoruz. Siyasal kaygılarla baktığınız zaman
farklı kaygılara varabilirsiniz. Bence çok yararlı bir
çalışma.'
Mertekçi: Milletvekilleri
arasında bir toplantı
Toplumcu Kurtuluş
Partisi (TKP) Güzelyurt Milletvekili Tahsin Mertekçi, yapılan
toplantıların milletvekilleri arasındaki görüş
birliğinin sağlanmasına yönelik olduğunu söyledi.
Toplantıların
resmi bir çağrı üzerine başlamadığını da
anlatan Mertekçi, 'Kamuoyuna yanlış bir anlaşılma
olmasın. Bu toplantılar milletvekillerinin inisiyatifi ile
başlamıştır ve hangi noktalardayız, nerelerdeyiz bunun
ortaya çıkmasını istiyoruz' dedi.
Mertekçi,
toplantılarla ilgili şunları söyledi:
'Bilgilendirme
toplantıları oluyor, bu farklı bir şey değil. Siyasi
partiler değil, milletvekilleri bir araya geliyor. Şu an için bu
görüşmelerin partilerle bir ilgisi yok.
Böyle bir
çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu başından bu yana
söylüyoruz . TKP, Cumhurbaşkanı yurt dışında iken de
bir takım çalışma gerekliliğini ortaya koyarak partileri
gezdik. Bundan bir rahatsızlık duymuyoruz.
Meclis inisiyatif
alması gereken bir kurum. Bu yönde de geç kalınmıştır.
Milletvekilleri olarak bir araya geldik. Mecliste yapılan ciddi
çalışmalardan tabi ki bir sonuç çıkar. Tahmin ederim ki teknik
çalışmanın sonunda mutabık kalınırsa bir sonuç
ortaya çıkacak.
Bu tamamen
milletvekillerinin kendi aralarından toplanarak Annan Planı'nı
değerlendirmeleridir. Bunun daha farklı algılanmasına gerek
yoktur. Topluma, 'Mecliste sorunun çözümü için teknik toplantılar yapılıyor'
mesajı çıkmasın. Burada, milletvekilleri planı nasıl
yorumladığını ortaya koyuyor. İsteyen milletvekili de
toplantılara katılabilir.'
KIBRIS 30.01.2003
CTP Genel
Başkanı Mehmet Ali Talat Ankarada yoğun temaslarda bulundu.
Talat, TC Başbakanı Abdullah Gül ve AK Parti Genel Başkanı
Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü
Türkiye çözümde kararlı
Mehmet Ali Talat, temasları sonrasında yaptığı
değerlendirmede Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye
hükümetini kararlı görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Talat,
Çözümsüzlük çözüm olamaz. Kıbrıs sorunu ivedi olarak
çözümlenmelidir. Türkiye hükümeti de aynı görüştedir' dedi
· Erdoğan'la çözümsüzlüğün çözüm olmadığı hususunda
görüşbirliği içerisinde olduklarını ve Annan Planı ile
ilgili görüşlerini Sayın Erdoğan'a anlattıklarını
söyleyen Talat, zamanın tükenişine dikkat çekerek 28 Şubat'a
kadar çözümün zorunluluğunu vurguladı
· Türkiye medyasının da yoğun ilgi gösterdiği ziyaretlerde
Kıbrıs'ta yapılan eylemler hakkında ne düşündüğü
sorulan Talat, CTP'nin eylemlere destek verdiğini, çözüm ve AB belgisi ile
yapılan eylemlerin hem Kıbrıslı Türklerin hem de
Türkiye'nin önünü açmayı amaçladığını anlattı
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat,
Ankarada yoğun temaslarda bulundu. Talat, TC Başbakanı Abdullah
Gül ve hükümetteki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel
Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştü.
Mehmet Ali Talat, temasları sonrasında yaptığı
değerlendirmede Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye
hükümetini kararlı görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Talat,
Çözümsüzlük çözüm olamaz. Kıbrıs sorunu ivedi olarak
çözümlenmelidir. Türkiye hükümeti de aynı görüştedir' dedi.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat Ankara'da yoğun temaslarda
bulundu. CTP Genel Başkanına CTP Örgüt Sekreteri Eşref Vaiz
eşlik etti. Talat önce Belediye-İş sendikasını ziyaret
ederek Başkan Nihat Yurdakul ile görüştü. Görüşmede
Kıbrıs sorunu ile ilgili görüş alışverişinde
bulunuldu ve gelinen aşama ile ilgili CTP görüşleri dile getirildi.
Daha sonra Hak-İş'i ziyaret eden CTP Genel Başkanı, Salim
Uslu ile görüştü ve toplantı halinde bulunan Başkanlar Kuruluna
hitap ederek soruları yanıtladı. Talat, Kıbrıs
sorununda gelinen aşamada zamanın hızla
aktığını ve Denktaş'ın yürüttüğü zaman
tüketme politikasının hem Kıbrıs Türkünü hem de Türkiye'yi
zor günlere sürüklediğini vurguladı. AB'nin genişleme takviminin
Kıbrıs sorununun çözümünü de yönlendirdiğini ve bu gerçeği
görmezden gelirsek Kıbrıs sorunu bakımından Kopenhag
zirvesindekinden çok daha büyük şok
yaşayacağımızı belirten Talat, AB ile
anlaşmaların imzalanacağı 16 Nisan tarihinin
değiştirilemeyeceğini söyledi. Bıçağa yumruk vurmakla
başarı elde etmenin mümkün olamayacağını anlatan Talat
çağdaş dünya ile uyumun önemine dikkat çekti.
Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosunu ziyaret eden Talat Sedat Ergin'le
değerlendirmelerde bulundu.
Talat-Erdoğan buluşması
Recep Tayyip Erdoğan'la AKP Genel Merkezinde bir saati aşkın
bir süre bir araya gelen Mehmet Ali Talat, toplantı
çıkışında Başbakan Abdullah Gül'le görüşmek üzere
Başbakanlığa hareketinden önce basın mensuplarına
açıklamalarda bulundu. Erdoğan'la çözümsüzlüğün çözüm
olmadığı hususunda görüşbirliği içerisinde
olduklarını ve Annan Planı ile ilgili görüşlerini
Sayın Erdoğan'a anlattıklarını söyleyen Talat,
zamanın tükenişine dikkat çekerek 28 Şubat'a kadar çözümün
zorunluluğunu vurguladı. Türkiye'nin AB sürecinin
başarısı için Kıbrıs sorununun mutlaka çözümlenmesi
gerektiğini ve bunun için de en elverişli zamanda bulunulduğunu
belirten Talat, Annan Planı zemininde yapılacak hızlı ve
yoğun müzakerelerle bu işin sonuçlandırılması
gereğinin altını çizdi. Kıbrıs'ta yapılan
eylemler hakkında ne düşündüğü sorulan Talat, CTP'nin eylemlere
destek verdiğini, çözüm ve AB belgisi ile yapılan eylemlerin hem
Kıbrıslı Türklerin hem de Türkiye'nin önünü açmayı
amaçladığını anlattı.
Abdullag Gülle görüşme
Daha sonra Başbakanlık'ta Abdullah Gül'le bir saati aşkın
bir görüşme yapan Talat, basına yaptığı
açıklamada Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye hükümetini
kararlı görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve çözümsüzlük
çözüm olamaz, 'Kıbrıs sorunu ivedi olarak çözümlenmelidir' dedi.
Çeşitli basın ve yayın organları ile görüşen Talat ve
Vaiz dün yurda döndü.
YENIDUZEN
30.01.2003
BİR ANKET DAHA
Murat Yetkin
RADİKAL gazetesinde İşte KKTC'nin son fotoğrafı
başlığı altında kaleme aldığı
yazıda, SonarK Araştırma Şirketinin Kıbrısta
yaptığı anketin sonuçlarını yayımladı
Son durum!
Ankara'da profesör Ümit Özdağ başkanlığındaki Avrasya
Stratejik Araştırmalar Merkezi, bu ayrışmanın
fotoğrafını çekmek amacıyla geçtiğimiz günlerde
istanbul merkezli SonarK Araştırma şirketi ile birlikte bir
çalışma yürütmüş. 16-19 Ocak tarihlerinde KKTC'nin bellibaşlı
11 yerleşim biriminde 1212 kişiyle yüz yüze görüşme yoluyla
yapılan anketten bazı çarpıcı sonuçlar
çıkmış
Bugün seçim yapılsa Mehmet Ali Talat başkanlığında
muhalefet yapan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) yüzde 35.5'le sandıktan
birinci çıkıyor. Başbakan Derviş Eroğlu
liderliğindeki, Denktaş'çı Ulusal Birlik Partisi yüzde 33.7 oy
alıyor. Serdar Denktaş'ın DP'si yüzde 19.1'le üçüncü (ve
muhtemel koalisyonun kilit ortağı). Annan planının
gerekirse olduğu gibi kabulünü savunan Toplumcu Kurtuluş Partisi
yüzde 3.1'de kalıyor.
CTP seçmeni eğitimli ve 18-45 yaş ağırlıklı. UBP
seçmeni az eğitimli ve 45 yaş üzeri ağırlıklı.
Denktaş'a muhalefetin genç ve eğitimli kesimden gelmesine, diğer
deyişle yükselme eğiliminde olmasına karşın deneklerin
yüzde 77.6'sı Kıbrıs'ta anlaşma yapılacaksa,
imzayı Denktaş'ın atmasını istiyor.
Murat YETKİN
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ve
Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın 27 Ocak
günü iki saat arayla KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı
ziyaretlerinde söylenenler yankıya yol açtı. Kimileri bunu 'Asker
Denktaş'ı rencide eden AKP hükümetine dersini verdi', kimileriyse
'Uzlaşmacı yaklaşım asker karşısında geri
adım attı, Denktaş kazandı, uzlaşma olmaz'
şeklinde yorumladı. Oysa dün Denktaş, Annan planının
ikinci hali üzerindeki değişiklik önerilerini Birleşmiş
Milletler'e ilettiğini açıkladı. BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto ise dün Ankara'da
kapsamlı temaslarda bulundu ve ümitvar konuştu. Bu temaslar öncesi
Başbakan Gül, Yakış ve Dışişleri bürokratlarıyla
ayrıntılı bir Kıbrıs toplantısı
yapmıştı. Demek ki süreç devam ediyordu.
35 yılını Dışişleri'ne vermiş ve
gelişmelerin içinde bulunan deneyimli bir diplomat Kıbrıs
konusundaki son gelişmeleri şöyle yorumluyor: 'Ne askerle
Dışişleri, ne askerle hükümet arasında ciddi bir sorun yok.
Ancak bazen siyasilerden farklı üslupta açıklamalar gelince onu
dengelemek gerekiyor. Sonuçta bir müzakere yürüyor ve yürümesi gerektiği
gibi yürüyor. Kırmızı hatlarımız Ankara ve
Lefkoşa işbirliğiyle belirlendi. Karşı tarafın ve
BM' nin bunu anlaması sağlandı. Yeni düzeltmelerle, şubat
ortası gibi, üçüncü planın verilmesini bekliyoruz.
Tartışmaları fazla önemsemeyin. Taşlar yerine oturuyor.'
Şöyle de yorumlanabilir: Baş müzakereci Denktaş, hem kendi
kamuoyunda, hem Türkiye'den giden sinyallerle fazla
yıpratılmıştı. Orgeneral Yalman'ın sözleri ve
Dışişleri Bakanı Yakış'ın AKP çizgisini
yumuşatan desteği Denktaş'a moral vermeyi, elini güçlendirmeyi
amaçlıyordu. Şimdi müzakereler daha sağlıklı devam
edebilir. Taşların yerine oturmasından herhalde bu kastediliyor.
Kıbrıs'ta ayrışmanın dökümü
Ancak bir de KKTC'deki toplumsal huzursuzluk durumu var ki, hem Ankara'da, hem
Lefkoşa da endişe kaynağı. Denktaş'ın önceki gün
Yalman'ı kabulünde toplumun bölünmüşlüğünden açıkça söz
etmesi dikkat çekiciydi.
Ankara'da profesör Ümit Özdağ başkanlığındaki Avrasya
Stratejik Araştırmalar Merkezi, bu ayrışmanın
fotoğrafını çekmek amacıyla geçtiğimiz günlerde
istanbul merkezli SonarK Araştırma şirketi ile birlikte bir
çalışma yürütmüş. 16-19 Ocak tarihlerinde KKTC'nin
bellibaşlı 11 yerleşim biriminde 1212 kişiyle yüz yüze
görüşme yoluyla yapılan anketten bazı çarpıcı sonuçlar
çıkmış. Şöyle:
Bugün seçim yapılsa Mehmet Ali Talat başkanlığında
muhalefet yapan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) yüzde 35.5'le sandıktan
birinci çıkıyor Başbakan Derviş Eroğlu liderliğindeki,
Denktaş'çı Ulusal Birlik Partisi yüzde 33.7 oy alıyor. Serdar
Denktaş'ın DP'si yüzde 19.1'le üçüncü (ve muhtemel koalisyonun kilit
ortağı). Annan planının gerekirse olduğu gibi kabulünü
savunan Toplumcu Kurtuluş Partisi yüzde 3.1'de kalıyor.
CTP seçmeni eğitimli ve 18-45 yaş ağırlıklı. UBP
seçmeni az eğitimli ve 45 yaş üzeri ağırlıklı.
Denktaş'a muhalefetin genç ve eğitimli kesimden gelmesine, diğer
deyişle yükselme eğiliminde olmasına karşın deneklerin
yüzde 77.6'sı Kıbrıs'ta anlaşma yapılacaksa,
imzayı Denktaş'ın atmasını istiyor.
Buna bağlantılı olarak, 'Rumlarla kötü anılarım yok'
diyenler yüzde 44.5, 'Çok kötü anılarım var' diyen yüzde 35.6.
'Bazı kötü anılarım var' diyen yüzde 19.5. Yüzde 82.3, 'Rumlarla
yeniden bir arada yaşama endişesi' duyuyor. Yüzde 69, 'Rumlarla iç
içe yaşamayı onaylıyorum' cümlesine karşı
çıkıyor. Yüzde 85, 'Rumların egemenliğinde de olsa AB'ye
girmeliyiz' e karşı. Yüzde 92'si, 'Türkiye'nin garantörlüğü kesinlikle
gerekir' cümlesine katılıyor.
Annan planı değiştirilmeden kabul edilebilir diyenlerin
oranı yüzde 4.2. 'Planın kabulü halinde hayatınızda ne
değişecek?' sorusuna yüzde 29.3 'Ekonomi düzelecek', yüzde 11.8
'İş bulacağım', yüzde 11.4 'AB pasaportum olacak' diyor.
Ekonomik sıkıntılardan ambargo (yüzde 72.9) ve hükümetlerin
başarısızlığını (yüzde 73.5) sorumlu
tutuluyor.
Kıbrıs Türkleri Annan planının kabulüyle milli
kimliğin kaybedileceği konusunda ikiye bölünmüş görünüyor; yüzde
45. Aynı bölünmüşlük (yüzde 50) geleceğe ilişkin iyimserlik
konusuda da yaşanıyor. Kıbrıs sorununun 28 Şubat'a dek
çözüleceğine inananlar yüzde 7.3. Kıbrıslı Türklerin üçte
biri (yüzde 30.4) Kıbrıs'ta 1 ile 5 yıl içinde çözümden umutlu.
Yüzde 26'nın çözümden yana hiç umudu yok.
Bu fotoğraftan Lefkoşa'nın da, Ankara'nın da
çıkartabileceği çok sonuç var.
YENIDUZEN
30.01.2003
Kıbrıs
ve milliyetçilik
KIBRIS meselesinde yeni gruplaşmalar oluyor.
Eskiden Türkiyenin Kıbrısa ilgisini "şovenlikle"
suçlayan bazı Marksistler şimdi Kıbrısta
"ulusalcı" politikayı savunuyorlar. Bu noktada sol
Kemalistler ve sağ milliyetçilerle bazı ortak noktalar oluşuyor.
Bunda yadırganacak bir şey yok... Çünkü
Kıbrıs meselesi sadece "milli dava" değil, aynı
zamanda Türkiyenin AB açılımını ciddi biçimde
etkileyeceği için, "küresel" yönleri de olan bir meseledir.
Küreselleşmeye anti emperyalizm veya
milliyetçilik adına karşı çıkanların Kıbrıs
konusunda ortak duruşlara sahip olması normaldir...
Milliyetçi kimliğiyle tanınan Prof.
Ümit Özdağ "Annan planının Kıbrıs
Türklüğünün sonu olacağını" söylüyor. AVRASYA
Stratejik Araştırmalar Vakfının Başkanı olan
Özdağa göre:
- Denktaş 28 Şubatta
anlaşmayı imzalamayacak, Annan planını referanduma sunacak.
Kıbrıs Türk halkı da referandumda bunu reddedecek. KKTC
halkının çoğunluğu bu görüşte.
***
ANNAN planı KKTC tarafından
reddedilirse ne olur? Yıllarca böyle devam edebilir miyiz? KKTC halkı
içinde ciddi kaymalar, gerilimler olur mu, olmaz mı? Çözümsüzlüğün
doğuracağı uluslararası tepkiler Türkiyeye ve KKTC
halkına yarar mı getirir, zarar mı?
Bu sorulara vereceğimiz cevaba göre de
"milli menfaat" tarifimiz değişir tabii...
Özellikle CHPnin, hem "ödünsüz
ulusalcı" hem AB yanlısı "sosyal demokrat" bir
parti olarak bu konularda Türkiyeyi aydınlatması gerekiyor. Çünkü
iki tavrın telifi Türkiye için gerçek bir çıkış yolu olur.
Prof. Özdağ, Türkiye ile AB arasında
kriz çıkmasının Türkiye lehine olmayacağının
bilincinde... Diyor ki:
- Annan planı reddedilirse AB ve Rum kesimi
KKTC ile daha gerçekçi bir zeminde müzakere etmesi gerektiğini anlar ve
daha gerçekçi bir müzakere süreci oluşur.
Diğer bir ihtimal, Rum kesiminin AB ile yola
devam etmesi, Türkiyenin AB sürecinin çok daha gecikmesi ve bunun ekonomik ve
politik sarsıntılar yaratmasıdır.
***
KKTC halkında, özellikle genç ve okumuş
Kıbrıslı Türklerde ciddi bir tepki var, muhalif mitingleri de
çoğunlukla onlar yapıyor! Sebep ekonomi ve uluslararası
toplumdan soyutlanmışlığın yarattığı bunalma
duygusudur.
Durum böyle devam ederse nereye varır?!
Kıbrıs konusunda "ne pahasına
olursa olsun anlaşma imzalansın" görüşü
yanlıştır, tam böyle diyen de yoktur zaten...
Anlaşmanın reddedilmesinin "ulusal
bir zafer" olacağını sanmak da yanlıştır.
Çağımıza uygun milliyetçilik
anlayışı, Türkiyeyi küresel trendlerle, bölgesel ve
uluslararası entegrasyonlarla çarpıştırmak değil,
aksine, küresel dinamiklerden Türkiyenin yararlanmasını
sağlayacak çözümler geliştirmektir.
Bu açıdan baktığımızda,
28 Şubata kadar Denktaş tam anlamıyla desteklenmeli,
pazarlık masasında onun eli güçlendirilmeli ve güçlendirilmiş
el ile yapılan pazarlıkta ne elde edilirse ona imza
atılmalıdır; referanduma öyle gidilmelidir.
Kaldı ki, Annan planına Rumların
da ciddi itirazları var; reddeden taraf onlar olursa bunun sorunlarını
onlar yüklenir.
TAHA AKYOL MILLIYET 30.01.2003
Kıbrıs
forumu
AKP hükümeti, 3 Kasım seçimleriyle
işbaşı yaptığı andan itibaren dış
politikada üç önemli sorunun kuşatması altında kaldı: AB,
Kıbrıs, Irak.
12 Aralık Kopenhag zirvesine dek,
Kıbrısı AB bağlamında çözmeyi amaçlayan bir diplomasi
izlendi. Erdoğan ve Gül yönetimi iki koldan atağa geçtiler. Kuzey -
Güney sorunu çözümlenmese de Kıbrısın AB üyeliğine olanak
tanıyan süreçle eşzamanlı olarak Türkiyeye müzakere takvimi
verilmesi halinde Annan planının kabul edileceği
mesajları gönderildi. Özellikle Tayyip Erdoğanın kendisini
fazlaca bağladığı 2003 takvimi gerçekleşmeyip,
Türkiyeye üyelik müzakereleri için 2004 randevusu verilince
Kıbrısta çözümsüzlük ruhu yeniden canlandı.
28 Şubata kadar geçecek sürede
Denktaşın belgeyi imzalaması beklenmiyor.
Erdoğan - Denktaş polemiği
tırmanırken, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç
Yalmanın adaya giderek, Türkiyenin Doğu Akdenizdeki güvenliği
açısından Kıbrıstan vazgeçilemeyeceğini
açıklaması önemlidir. Daha önce de Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Hilmi Özkök, Türklerin Anadoluya hapsedilmesi anlamına
gelecek adımlardan kaçınılmasını istemişti.
Askerler, bölgesel krizleri de göze alarak Kıbrısta AB eksenli
çözümlere, ulusal çıkarlar açısından itiraz ediyorlar.
Türkiyenin AB müzakere sürecine 2004 sonu
freni koyan Fransa ve Almanya, 12 Aralıkta daha yakın ve açık
tarih vermeyerek yaptıkları hatayı şimdi görüyor
olmalılar.
Olası Irak harekatı nedeniyle askeri
planlamalarını stratejik ortağı ABD ile sürdürmeyi
yeğleyen Ankarada, ordunun komuta kademesince ifade edilen güvenlik
kaygıları hükümetçe de paylaşılırsa, rota Brükselden
Washingtona çevrilecek. O arada ABnin olmazsa olmaz koşulu
Kıbrısta çözüm ikinci plana itilecek. Kıbrıstan
vazgeçmektense AB olmasın, nasıl olsa Türkiyeyi tam üye
yapmayacaklar görüşü ağırlık kazanacak.
Hükümetin, Irakta ABDye vereceği
desteğin boyutları AB politikasının da geleceğini
çizecek. Gül hükümetinin bu yeni dengeyi nasıl tutturacağı
şimdilik belirsiz.
1 - 2 Şubatta İstanbulda
Bahçeşehir Üniversitesinin ev sahipliği yapacağı
Kıbrıs Forumu toplanacak. Üniversite bünyesinde Harvard
örneğinden hareketle Hükümet ve Liderlik Okulu kuruldu.
Forum bu okulun etkinliği olarak
düzenleniyor. Katılımcılar Klassis Golf Otelinde kampa
girecekler ve Annan planını masaya yatıracaklar. 30
yıldır tartışılan sorunun tüm yönleri siyasal
pozisyonların ötesinde ele alınacak. Sorunun değil, çözümün
bir parçası olmak ve Denktaşa da yardımcı olmak
açısından Kıbrısta kalıcı barışın
koşulları tartışılacak.
Akademisyenler, askerler, büyükelçilerin ortak
düşüncesini yansıtan Kıbrıs Forumu Bildirisi 2
Şubatta açıklanacak.
Bahçeşehir Üniversitesi hükümet ve Liderlik
Okulu Türkiyede bir ilke imza atıyorlar. Ses getireceklerini umuyoruz.
DERYA SAZAK MILLIYET 30.01.2003
|
Denktaş'tan De Soto ile Verhaugen'e eleştiri |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun, Ankara temasları sırasında ''Denktaş müzakere etmiyor'' yönünde görüş dile getirdiğine ilişkin haberlerle ilgili olarak, ''Eğer söylemişse ayıp etmiştir'' dedi. Denktaş,
bugün bir kabulünde gazetecilerin sorularını yanıtlarken,De
Soto'nun Ankara'da AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan
ile yaptığı görüşmede, ''Denktaş müzakere etmiyor,
masaya oturmuyor'' yönünde ifadeler kullandığına ilişkin
haberler çıktığına dikkati çekerek şunları
söyledi: ''Masada
dirsek çürüttük. Verdiğimiz belgeler, odaları dolduracak boyutta.
Söylediğimiz sözler, bu davanın her veçhesini aydınlatan
sözler. Eğer böyle bir şey söylemişse ayıp etmiştir.
Kendisinden bunu soracağız. Arkamızdan ne söylüyor, neler
söylemeye devam ediyor?'' Rauf
Denktaş, konuya ilişkin bir soruya karşılık,
Verheugen'in Kıbrıs sorununu bilmediğini ve görüşmelerin
önünü tıkayan bir kişi olduğunu belirterek şunları
söyledi: ''Verheugen,
eskiden beri kararını verdi. 'Rumlar meşru Kıbrıs,
biz azınlık...' Rumlara devamlı olarak mesaj verdi. Biz
görüşmelere başlarken, 'Anlaşsanız da,
anlaşmasanız da Kıbrıs üye olacak' diye mesaj vererek,
görüşmelerin önünü tıkamış bir kişidir. Bunları
niçin yapıyor, anlamıyoruz. Ama Kıbrıs Türklerinin
haklarını bilmediğinin, Kıbrıs meselesinin ne
olduğunun farkında olmadığının bilinci
içindeyiz. İyi niyetle yazıyoruz, konuşup anlatıyoruz,
ama anlamak niyetinde değil. Son yaptığı açıklama
tehdit, baskıdır. Avrupa Birliği'nden biz hak ve adalet,
tarafsızlık bekliyoruz, ama mümkün değil. Çünkü
Kıbrıs meselesinde tamamen taraf oldular. Bunun önünü kesmek için
eşit şartlarda bir anlaşma istiyoruz.'' |
|
HURRIYET 30.01.2003
|
Dışişleri: Denktaş zorlu müzakereden yüz
akıyla çıkar |
|
|
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile KKTC
Cumhurbaşktanı Rauf Denktaş arasındaki sert
polemik gündemdeki yerini korurken, Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç dün Denktaş'a
destek verdi. |
|
HURRIYET 30.01.2003
Kıbrıs sorununa MGK el koysun
Şaban SEVİNÇ / ANKARA
Eemekli büyükelçi CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, hazırladığı Kıbrıs Raporu'nda KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'nun ilginç sözlerine yer vererek, MGK'nın Kıbrıs sorununa el koymasını istedi.
Elekdağ,
Eroğlu'nun önceki hafta KKTC'ye giden TBMM heyetiyle
yaptığı görüşmede Türkiye'nin değişen
Kıbrıs politikasından yakınarak, Eskiden en olumsuz
koşulda yollarımız anavatanla birleşir diyorduk. Şimdi
Ankara'nın tutumu bunu dememize imkan vermiyor dediğini
açıkladı. Elekdağ'ın CHP Lideri Deniz Baykal'a
sunduğu Kıbrıs Raporu'nda ilginç tespitler yer aldı. Rapora
göre Eroğlu, heyetle yaptığı görüşmede
şunları söyledi:
BELİRSİZLİK VAR
KKTC halkı bana Anlaşma olmazsa ne olacak?' diye soruyor.
Ben net yanıt veremiyorum. Eskiden alternatifimiz vardı. Rum
Yönetimi'nin tek başına AB üyeliği yolunda atacağı her
adımın KKTC'nin Türkiye ile bütünleşme sürecini
hızlandıracağını söylüyorduk. Şimdi
Ankara'nın tutumu bunu dememize imkan vermiyor. Bu durumda kesif bir
belirsizlik havası topluma hakim oluyor. Bu durum böyle devam edemez.
Elekdağ, raporunda, anlaşma olmaması durumunda Türkiyenin
KKTC ile ekonomik entegrasyona gideceğini açıklaması
gerektiğini savundu. Milli Güvenlik Kurulu'nun da Kıbrıs
olayına el koyarak bu yönde bir açıklama yapmasını isteyen Şükrü
Elekdağ, KKTC toplumunda belirsizliği kaldıracak ve
moral çöküntüyü önleyecek, Kıbrıs Türk toplumunun ufkunu açacak, ona
somut bir hedef ve vizyon verecek ekonomik önlemleri de içeren acil bir eylem
planının oluşturularak açıklanması gerekiyor dedi.
HURRIYET 30.01.2003
Yeşilırmak verilemez en iyi Türkler burada
|
Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA Yeşilırmak Köyü, KKTC'nin batı ucunda. Güzelyurt'a bağlı köyün nüfusu 300. 1571'den beri Türk toprağı olan köyün BM tarafından sunulan haritada Rumlara bırakılması öngörülüyor. Köy
çilekleriyle ünlü. Ama köyün muhtarı Yıldız Kabaran'ın
adı Yeşilırmak'tan daha çok biliniyor. 69 yaşındaki
Kabaran, özgün çıkışlarıyla tanınıyor. 1978'den
beri köyün muhtarlığını yapan Kabaran, önceki gün
Cumhurbaşkanı Denktaş'a giderek Yeşilırmak'ı
vermeyin. Çünkü orada dünyanın en iyi Türkleri yaşıyor' dedi. |
HURRIYET
30.01.2003
Denktaş: Alternatifsiz değiliz
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı'nı 28 Şubat'a kadar imzalamamalarının felaket anlamına gelmeyeceğini ifade etti.
KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, 28 Şubat'ta imza atılmazsa, 1 Mart'ta
felaket olmayacağını ve Kıbrıs Türkünün alternatifsiz
olmadığını söyledi. Denktaş, bir heyeti
kabulünde yaptığı açıklamada, KKTC hükümetinin ve Türk
hükümetinin, ekonomik konularda ayrı ayrı çalışmalar
yaptığını belirtti. Cumhurbaşkanı Denktaş,
Başbakan Abdullah Gül'ün de yakında KKTC'ye geleceğini,
ekonomik açıdan neler yapılabileceğini daha ortaya
koyacağını bildirdi.
28 Şubat'ta her şey durdu ve her şey bitti, 1 Mart
felakettir edebiyatının doğru
olmadığını ve olmayacağını dile getiren Denktaş,
şöyle konuştu:
Kıbrıs Türkünün alternatifsiz olmadığını ve
Türkiye ile birlikte yapılmakta olan hazırlıklar neticesinde,
eğer bir anlaşma olmazsa, KKTC'nin daha iyi, daha güzele gitmesi için
gerekenlerin yapılacağını hepimiz göreceğiz.
HURRIYET
30.01.2003
|
Baykal:
Ankara, KKTCye ihanet etti |
|||
|
|
|||
|
AKP Hükümetinin
Kıbrıs politikasını sert bir dille eleştiren CHP
Genel Başkanı Deniz Baykal, Ankara, KKTCye ihanet etti dedi.
|
|||
|
|
|
||
|
|
|
30 Ocak NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgünün
sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal
Hükümetin Irak politikasında da yanlışlar olduğunu,
Washingtona Türkiyenin veremeyeceği desteklerin verilecekmiş gibi
gösterildiğini söyledi. |
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP Hükümetinin
Kıbrıs politikasının yanlış olduğunu
söyledi. Annan planının iki kesimliliği ortadan
kaldıracağını belirten Baykal, garantörlük hakkı ile
birlikte iki kesimliliğin Kıbrısta bir anlaşma için
olmazsa olmaz koşul olduğunu ifade etti.
Hükümetin Kıbrısta anlaşma
sağlanamaması durumunda sahip olduğu bir politika
bulunmadığını anlatan Baykal, Ankara açık olarak
KKTCye ihanet etmiştir diye konuştu.
IRAKTA SAVAŞI KAZANMA ŞANSIMIZ YOK
Hükümetin iktidara geldiği günlerde ABDnin
başkenti Washingtona yapılan gezide ABD yönetimine her türlü
desteğin sözünün verildiğini iddia eden Baykal, Irak
politikasındaki en büyük yanlışlığın bu
olduğunu kaydetti.
Baykal, TSKnin Irak sınırına
yaptığı takviyeyi ise şu sözlerle değerlendirdi: TSK,
oradaki gelişmelere karşı tedbir alıyor. Türkiye orada bir
harekat olursa bunu seyredemez. Türkiye hazırlık olarak techizatını,
askerini orada mevzilendiriyor. Bu Iraka karşı askeri harekata hazırlık
değildir. Amaç askeri harekatın sonrasında bizi rahatsız
edecek gelişmelere karşı çaydırıcı güç
bulundurmaktır.
Türkiyenin Irakta bir savaş durumunda sonuç
ne olursa olsun kaybedenler tarafında yeralacağını bildiren
CHP Genel Başkanı, Türkiye savaşın kaçınılmaz
kaybedenider. Türkiyenin tek ulusal yararı bu savaşın
çıkmamasıdır dedi.
KUZEY SİLAHLANDIRILACAK
Savaşın çıkması durumunda Kuzey
Irakta yaşayan yerel örgütlenmenin hızla
silahlandırılacağını bildiren Baykal, bu
grupların mali yönden de desteklenerek Irakın geleceğinde söz
sahibi yapılacağının altını çizdi.
Zamk
egolar Kıbrıs'a çöktüler
Perihan Mağden
30/01/2003
RADIKAL
Hakikaten Recep Tayyip
Erdoğan da, özellikle sinirlenince, fantastik söylemlerin adamı
kesiliyor.
"Davos zirvesinin dünyada hiçbir kıymeti harbiyesinin
olmadığını söyleyenler var" deyip ilave ediyor mesela:
"TİLKİ yetişemediği üzüme koruk dermiş."
Orda da frene basamıyor. Alamıyor hızını.
"Bunlar anlamaktan aciz, ama milletimizin kafasını
bulandırmayı hedefleyen TİPLER var. Bunlar biliyorsunuz
ŞİZOFREN TİPLERDİR. Ama biz yolumuza emin adımlarla
devam edeceğiz."
Türk medyalamacılığıyla AKP iktidarı arasındaki,
bal haftalarının sonu göründükçe, azı dişlerini
çıkarıp hırrrrlamaya başladı bazı
borazancıbaşılar.
Ultra kıro (hadi eklektik diyelim) bir gösteri olduğuna,
yapılan, hem de son derece övücü tasvirlerden kanaat getirdiğim; tüm
o mankenli, modalamalı, semazenli, Koç Holding aşçılı
TÜRK'Ü DÜNYAYA GÖSTERME MÜSAMERESİ diyelim. Ahmet Hakan Coşkun
köşesinde, nasıl da hafiften utanıp sıkılarak
izlediğini yazma cesaretini (ve zevkini) göstermişti mesela.
Ama Ağzınla Kuş Tutsan Yaranamazsın Lobisi'nin harekete
geçme nedeninin dibinde, onların tasarruf anlayışından ya
da gece düzenleme zevkinin farkından ziyade; KIBRIS yani DENKTAŞ ve
hatta MÜMTAZ SOYSAL MESELESİ yatıyor bana kalırsa.
Ben şahsen oyumu AKP'ye vermedim.
Dört-beş reenkarnasyona uğrasam da, oylarımı onlara
vereceğim yok.
Buna karşılık oyumu Genç Parti ya da CHP'ye de vermedim.
Oyumun DEHAP'a olduğunu açıkladım defalarca.
AKP iktidarının, ama AKP iktidarı da dallanıp
budaklanıp tek gövdeli, 30 kafalı, 86 kollu
şıpınişi yaratıklandırılmış son
model Hint tanrıla-
rından birine döndü; hadi adını kestirmeden ve harbiden
koyalım: Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa Birliği'ne ve
Kıbrıs meselesine yaklaşımını, yüzde 1500
haklı ve desteklenesi buluyorum. O ayrı.
O ayrı, hakikaten, zira: doğruya doğru, eğriye eğri.
Şimdi Tayyip Erdoğan herkesin bir yerlerine batmaya
başladıysa, bu da çözümsüzlük mimarlarının başeseri
Kıbrıs sorununa artık! nihayet! bir çözüm bulmak yolundaki azmi
ve kararlılığı nedeniyledir.
Varlığını nerdeyse unuttuğumuz CHP'nin Baykal'ı,
ortalara fırlayıp mesela: "Sana ne Klerides'ten? Simitis,
Papandreu suçlamıyor da SANA NE OLUYOR? Sana mı beğendirecekler
Klerides'i?" diye saçıklamalarda bulunabilmektedir.
Oysa ben şahsen, çok çok yerinde ve haklı bulmuştum
Erdoğan'ın: 'Bu İKİSİ bu işi 20 yıldır
çözemediler' lafını.
Ying'le Yang, Tom'la Jerry, Edi'yle Büdü Klerides'le Denktaş. Birbirlerine
öylesine alışkanlık kesp etmişler, öylesine Karagözüm
Hacivatım'laşmışlar ki, Klerides'in Denktaş -Allah
korusun!- çekilecek de, yerine akıl ve izan sahibi biri gelecek diye
nasıl da üç atıp, 'Denktaş'ımı benden
ayırmayın.
Tom'u Jerry'siz komayın' tarzı çalkalanmalarını
hatırlarsınız Hürriyet Büyyyük Gazetemiz'den.
Bence hakikaten tahterevallinin iki ucundan bu Önyargı ve Tıkama
Üstatları kalksa da; doğru dürüst, yani barıştan ve ada
halklarının istemlerinden yana iki görüşmeci otursa, herkes
rahat bir nefes alacak.
Çözümsüzlükten nemalanmak, üstelik bunu tüm bir hayatın kariyeri yapmak,
az buzz problem yaratan bir başlangıç noktası olmasa gerek
görüşmemeciler, pardon görüşmeciler arasında.
Bir de Denktaş'ın BEYNİMİN DÖRTTE ÜÇÜ MÜMTAZ'ı var ki,
amanin aman!
Bu bey hayatı boyunca, yalnızca kontrataklarıyla varolmuş:
İNADINA MUHALİF/HİÇİ HİÇİNE
MUHALİF/MUHALİF OLMAK İÇİN MUHALİF bir şahsiyet.
Bir İNAT DAĞI. HIRS BABİL'İ.
Onla takasa, bunla tukasa; anladığım hayatta sırf Sezer ve
Denktaş'la gül pembe, kendisi ve saz pardon söz arkadaşları için
bir parti DE kurmuştu hatırlayacaksınız. Evinde bir parti
düzenlemek yerine.
Yani EGO'dan söz etmemiz gerekirse... Bu beyinkini tasvirlemek için, HİPER
EGO filan tarzı yeni kelimeler topaçlamamız gerekir.
Öldür Allah hiçbir konuda yanlışı olmayan HER ŞEYİ SEN
BİLİRSİN, milli bir abimiz. Paternal ve müebbet bir ÖĞRETEN
figürümüz.
Seçimlere girseydi partisiyle artık 22 oy mu alacaktı ennn yakın
çevresinden; yoksa oy miktarı 86'ları filan bulacak mıydı
görecektik. Kısmet olmadı.
Şimdi bu zatı muhteremin, Ennnn Yegâne Kıbrıs'ta
Çözümsüzlük Danışmanı olarak, kapalı ve açık
kapıların ardında, tüm ipleri elinde tutuyor olabilmesi, tam
bizimki gibi HYBRİD (katır) DEMOKRASİ'ye yakışacak,
bir basiretsizlik/oldubitticilik/seçim mi yapıyorsunuz nanik nanik nanik
size örneğidir.
Kıbrıs konusu böyle içinden çıkılmaz bir hal aldıkça
ve Tayyip Erdoğan enn haklı olduğu alanda, böylesine çirkef bir
karşı koymayla baş edicem diye dellendikçe, HER ŞEY -bizlerin:
Kıbrıslı ve Türkiyeli çözüm taraftarlarının-
aleyhimize döndükçe hem sinirim tepeme çıkıyor, hem de birilerini
benzetmek geçiyor içimden. Ruhumun ringinde, bu ZAMK EGOLARI evirip, çevirmek
şöyle!
Gel de Erdoğan'ın üslubuna hak verme!..
'Denktaş
adım atsın'
Kıbrıs
konusundaki barış görüşmelerinde KKTC lideri
Denktaş'ın pazarlığa yanaşmadığını
belirten BM Temsilcisi De Soto, Erdoğan'dan yardım istedi
30/01/2003
RADIKAL
ERGUN AKSOY
ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi
Alvaro De Soto, dün Ankara'da AKP lideri Tayyip Erdoğan'la
buluşurken, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
uzlaşmaz tavrından yakındı. De Soto, Denktaş için,
"Sayın Denktaş müzakereden kaçıyor, pazarlık
yapmıyor, masaya oturmuyor. Yardımınıza
ihtiyacımız var. Masaya otursun ne istiyorsa söylesin 3. bir Annan
planı yapalım ve imzalayalım" mesajını verdi.
Erdoğan'la AKP Genel Merkezi'nde yarım saat görüşen özel
temsilci, BM'nin çözüm için ortaya koyduğu 28 Şubat'a dek
anlaşmanın önemine dikkat çekerken, Denktaş'ın ikna
edilmesi gerektiğini belirtti. De Soto, şöyle dedi:
"Ama sayın Denktaş'ın masaya oturması gerekir.
Eğer Klerides devlet başkanlığı seçimini kaybederse
işler daha kötüye gider. Yerine gelecek olanlar 'Biz zaten AB'ye girdik,
ne yaparsanız yapın' diyebilir. Asıl tehlike bu. Bu nedenle 28
Şubat'a dek bu işi çözmeliyiz. Türkiye'nin önünde üç yıldır
büyük şans var. Bu fırsatı kaçırmaması
lazım."
'Elden geleni
yaparım'
De Soto'nun, Denktaş'la ilgili şikâyetlerini sadece dinleyen
Erdoğan, çözüm için elinden gelen çabayı gösterdiğini söyledi.
AKP lideri, Kıbrıs halkının egemenlik hakkından
vazgeçilemeyeceğini belirterek, "İki taraf da iyi niyet
göstermeli" ifadelerini kullandı.
De Soto ise görüşme sonrasında, Erdoğan'a harita
sunmadığını, ancak konuyu tüm yönleriyle ele
aldıklarını belirtti. BM temsilcisi, AKP liderinin sorunun
çözümü konusunda istekli olduğunu da vurguladı. De Soto, Denktaş
ile Erdoğan'ın görüş farklılığına dair
soruyu, "Erdoğan'ın görüşleri belli, bu sorunun ona
sorulması gerek" yanıtını verdi.
'Değişiklik
gerek'
Dışişleri sözcüsü Yusuf Buluç ise Annan'ın yeni bir harita
sunduğuna ilişkin iddialarla ilgili, Türk tarafının gözden
geçirilmiş ek metin ihtimalini göz ardı etmediğini kaydetti.
Ancak "Planın Türk tarafı için kabul edilebilir kılınması
için haritalardaki toprak unsurunun değiştirilmesi gerektiği
malumdur" diyen Buluç, bu konuda çalışma
yapıldığını da doğruladı. Buluç,
Denktaş'a müzakerelerdeki performansının başarılı
bir biçimde sınandığını da vurgulayarak destek verdi.
Kıbrıs suçluları
M.Ali
Kışlalı
30/01/2003 RADIKAL
Bu meslekte yarım
asrı doldurmanın kazandırdığı bazı
şeyler var.
Genelde oldukça karmaşık görünen kimi olayları ve
gelişmeleri daha açık seçik görür gibi oluyorsunuz.
Önce, son bir yıl içerisinde siyasi ortam karışıyor. Toz
duman içinden ülkede planlanmış bir 'yeni iktidar düzenlenmesi'ne
gidilmeye, medyanın açacağı yoldan,
çalışıldığını fark ediyorsunuz.
Türkiye, demokrasi içinde oynanmak istenen oyunların acemilik dolu
uygulamalarıyla şekilleniyor. Ama böyle bir girişim, neredeyse
eski siyaset nesillerini silip süpürüyor.
İktidar değişiyor. Ama tüm bu değişiklik görüntüsü
yanında, değişmeyen şeylerin de farkına
varıyorsunuz.
Türkiye, Batı içinde yer alsa da, yönetimi Batı'nın tam
anlamıyla Türklere bırakamayacakları(!) kadar önemli bir ülke
olmaya devam ediyor.
Türkiye için çok önemli olan her alana dış güçlerin nasıl ilgi
gösterdiklerini her gün yeni bir örnekle görüp, artık hayret etmekten
vazgeçiyoruz.
Avrupa Birliği, Kıbrıs, ABD'nin Irak'a saldırı
hazırlıkları, IMF ve Dünya Bankası ilişkileri...
Sayın sayabildiğiniz kadar.
Şimdi önceliklerden biri 'Kıbrıs'.
1974-KKTC kuruluşundan bu yana, adadaki 200 bin kadar Türk kökenli
Kıbrıslının sosyal ve ekonomik sorunlarına
gerektiği gibi yaklaşılmamasının yarattığı
duruma, son yıllarda Batı'nın gösterdiği ilgi(!) ile
bugünlere geldik.
Varılan noktanın en açık işaretini AB Türkiye Temsilcisi
Karen Fogg vermiş, yıllardan beri hazırlanan bir çekirdek gücün
adada harekete geçmek üzere olduğunu bildirmişti.
Bu söz konusu gücün bir parçası da Türkiye'de, yıllardır
Kıbrıs'ın Türkiye için nasıl bir yük
oluşturduğunu anlatmakla görevlendirilmişti.
İçten ve dıştan uygulanan kampanya, Kıbrıs konusunda
şimdiye kadar sorumluluk almışların da hatalarından
kaynaklanmış durumla Kuzey'in Güney'e göre fakir kalmasıyla
birleşip, kurtuluş AB'ye teslim olmakta aranınca KKTC'de
kimilerini şaşırtan bir durum ortaya çıktı.
Kıbrıs'ın Türkiye için, güvenlik açısından bile
önemsiz olduğu havası yayıldı.
Bir toplum kesimi Denktaş ve Türkiye'ye karşı ayaklandı. Bu
tavır AKP iktidarının kimi liderinden de destek buldu. 1983'te
KKTC'nin kuruluşunun mimarı MGK'nın Dışişleri
Bakanı bile bu kampanyaya katıldı.
200 bin nüfuslu KKTC'de 60 bin kişinin gösterisinden söz edildi. (Oysa
gösteriye katılanların çoğu okul çağındaki
çocuklardı.
Sayı ise meydanın büyüklüğüne göre
hasaplandığında 20-25 bini geçemiyordu.)
'Çözüm istemeyen' Denktaş'a yeni iktidarın 'doğru yolu
gösterdiği' söylendi.
"Türkiye'nin Kıbrıs politikası değişti"
denildi.
Türkiye'de geçen yıl uygulanana benzer bir planın işaretlerini
Kıbrıs'ta gördük. Bu medya destekli kamuoyu yaratma ve
toplulukları harekete geçirme esaslı bir girişim. Türkiye'de tam
olarak şimdiye kadar uygulanamadı. Ama Kıbrıs'ta en
geniş şekliyle denenmekteydi.
Denktaş'ın kararlı tavrı ve Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin, herkesin kolayca anlayacağı mesajı oyunu
çıkmaza soktu.
Türkiye'de, devletin en üst kademelerinde sorumluluk almış
kişilerin, hatalarıyla yarattıkları durumların,
hesabının sorulması geleneği yok.
Onun için de şimdi kimse 'Kıbrıs'ı bu duruma kim
düşürdü?' diyemiyor.
Ama sorunu, çeşitli boyutlarıyla, Ankara'dan izleyince, davanın
kaybolmayacağı hakkında güçlü işaretler görüyorum.
Umarım bunu,
itibarından büyük kayıplara uğramadan, ülkenin siyasi
iktidarı da görüyordur.
* * *
KİTAP NOTU: Türkiye'nin en kaliteli 'dış olaylar'la ilgili
yayınını Dışişleri Bakanlığı
yapıyor. 'Perceptions- Journal of International Affairs'i her iki ayda bir
yayımlıyor. Son sayısında Kıbrıs konusu
başta olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi faaliyetleri,
terör ile savaş ve Avrupa Birliği'nin genişlemesiyle ilgili
yabancı araştırmacıların makaleleri de var...
'AB, Karen Fogg ve Kıbrıs... AB'nin KKTC üzerinde bitmeyen
oyunları-Karen Fogg'un hedefi; Denktaş' başlıklı 450
sayfalık bir araştırma, iki Kıbrıslı gazeteci,
Hüseyin Macit Yusuf ve Sabahattin İsmail tarafından
hazırlandı. Karen Fogg'un daha önce Doğu Perinçek
tarafından kamuoyuna açıklanan, Türkiye'de uygulamaya
çalıştığı planlarını ortaya koyan elektronik
posta mesajlarına dayalı yapıt, skandalın yeni
boyutlarını da açıklıyor.