ANNAN’A GÖRE SUÇLU DENKTAŞ

Denktaş: Her zamanki gibi suçlu bizi gördüler

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporunda, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasından Türk tarafını sorumlu tutmasına tepki göstererek, “Bir suçlu aradılar, suçluyu da daima olduğu gibi biz olarak gördüler" dedi.

Denktaş, Annan'ın raporunun taslak halinin kendisine de iletildiğini belirterek, raporun tümünü gördükten sonra kapsamlı bir cevap vereceklerini bildirdi.

Yarın olağanüstü toplanacak Cumhuriyet Meclisi'ne Kıbrıs konusundaki gelişmelerle ilgili bilgi vereceğini anımsatan Denktaş, “Herhalde meclisin de bu konuda söyleyeceği olur. Onu da dinleyelim” diye konuştu.

Raporun içeriğinin “beklenen bir şey olduğunu” ifade eden Denktaş, “Ta başlangıçtan vermiş oldukları bir karar var. O kararı bize kabul ettirmeye kalkıştılar. Biz bunu kabul edemezdik. Tabiatıyla bir suçlu aradılar, suçluyu da daima olduğu gibi biz olarak gördüler” dedi.

HALKIN SESI 07/06/2003

Rumların Türklere yönelik önlemleri

Allithia, Rum Ulusal Konseyi’nde ele alınıp görüşülen Türklere yönelik önlemleri yayınladı

Alithia, Rum Yönetimi tarafından hazırlanan, geçtiğimiz çarşamba Rum Ulusal Konseyi’nde ele alınıp görüşülen ve bugün de görüşülmesine devam edilecek Kıbrıslı Türkler’e yönelik önlemlerle ilgili belgeyi ele geçirdiğini iddia etti.

1-Gazete, “Ürün ve Kişilerin Dolaşımı” başlığında şunların yer aldığını yazdı:

"Emtia dolaşımı özlü bir şekilde kolaylaştırılacak. Pratikte, işgal bölgelerindeki yerel üretim ürünlerinin ve kişisel kullanım emtiaların hükümet denetimi altında olan bölgelerde dolaşımı kolaylaştırılacak. Ayrıca işgal bölgelerinde üretilen ürünlerin, AB pazarı ve üçüncü ülke pazarlarında, Kıbrıs yasaları ve AB müktesebatına uygun olarak dolaşımı için düzenlemeler yapılacak.

2-Kıbrıslı Türkler’in istihdam edilmesi:

Çalışanlara gelince, işgal bölgelerinde ikamet eden Kıbrıslı Türkler’in, özgür bölgelerdeki işverenler tarafından, diğer Kıbrıslı çalışanlar gibi aynı koşullarda çalıştırılmalarını kolaylaştırmak için önlemler alınacak.

3-Kıbrıslı Türkler’in seçimlere katılımı.

Hükümetin önerdiği önemli bir önlem ise, Kıbrıslı Türkler’in, cumhuriyetin seçimlerine katılmalarıdır

4-İnsancıl konular:

Hükümet, önlemlerle ilgili kararlar metninde şunu yineliyor. İşgal bölgelerinden bilim adamları, sanatçılar (vesaire) manda altında olan işgal yönetimi sembolleri kullanmadan ve onun adına olmadan özel kişilikleriyle katılmalarına herhangi bir itirazı olmayacak.

5-Eğitim Sahası:

Bu sahada ilk önlem olarak Türkçenin temel düzeyde ve orta eğitimde öğretilmesi olmak üzere birçok öneri yer alıyor. Bu önlem aşamalı olarak yürürlüğe konacak ve daha sonraki aşamada yetişkinlerin de Türkçe öğrenmesi konusu ileri götürülecek. Bu çabanın özelliği şudur. Türkçe dersini vermeleri için Kıbrıslı Türk eğitimcilerin istihdam edilmesi yönünde çaba harcanacak. Rumca öğrenmeye ilgili gösteren Kıbrıslı Türk öğrenci ve üniversite öğrencileri için bu gibi derslerin verilebilmesi için uygun yerlerin bulunması için düzenlemeler yapılacak.

Hükümet, işgal bölgelerinde faaliyet gösteren yüksek okul ve üniversitelerin yasa dışı olduğunu vurgularken, bu gibi kuruluşların yetenekli mezunlara müspet ayırımcılık yapılması yönünde önerilerde bulunuyor.

6-Kolaylıklar ve belgeler verilmesi; Hükümet, pratik uygulamalarla, cumhuriyet makamlarından Kıbrıslı Türklere seyahat belgeleri, kimlik, doğum belgeleri, diğer belgeler ve resmi evraklar verilmesi kolaylaştıracak. İşgal bölgelerinde halen yaşamakta olan veya geçmişte yaşamış olan Kıbrıslı Türkler’e ilişkin ailevi veya diğer kişisel durumu gösteren belgeler, bu gibi şahıslara Kıbrıs Cumhuriyeti organları tarafından resmi ve idari belgeler verilirken duruma göre incelenebilir ve içerikleri dikkate alınabilecek.

7-Kıbrıs Türk İşleri Ofisi: Bu önlemlerin uygulanmasının koordine edilmesi için aşağıdaki yetkilere sahip olacak bir Türk işleri ofisi çalışacak.

(1) Bu önlemlerin uygulanması sırasında, Kıbrıslı Türkler için menfi ayırımcılık koşulları yaratılmaması için bütün yasaların, siyasi ve yönetsel uygulamaların dikkatli bir şekilde incelenmesi için devletin çabalarını koordine etmek

(2) Kıbrıslı Türkler’in hak ve yasal çıkarlarının daha iyi yeni düzenlemelerin yapılması için yasal, yönetsel ve halen yürürlükte olanların yeniden gözden geçirilmesi için gerekli tavsiyelerde bulunmak

(3) Kıbrıs cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türkler’e hızmet verilmesi yönünde pratik düzenlemeler getirilmesi önerileri yapacak ve bu konuya ilgi gösterecek.

(4) Bu ofis, yetkili birimlerin yerini almadan, kendi takdirine göre önerilerini ortaya koyarak, Kıbrıslı Türkler’in taleplerini kabul edebilecek ve yetkili devlet makamlarına sunacak.

(5) Kıbrıslı Türkler’e hakları ve sorumlulukları hakkında olduğu kadar geçerli yasalar ve politikalar çerçevesinde elde edebilecekleri yararlar (perspektifler, ekonomik yararlar, sübvansiyonlar v.s.) yanında AB’tan kaynaklanacak yararlar hakkında onlara bilgi verecek.

(6) İlgili matbuat, dilekçe ve diğer belgelerin Türkçeye tercüme edilmesine bakacak.

(7) 8-Ara bölgedeki RMMO mayın tarlalarının temizlenmesi vs. gibi konuları

HALKIN SESI 07/06/2003

CTP Genel Başkanı Talat:

Azınlık’ değil ‘insanlık’ hakkı istiyoruz

Kıbrıs Türk halkı “Denktaş’ın azınlık hakları mı; yoksa Papadopulos’un azınlık hakları mı?” seçiminden önce, “Çözüm, Barış, Avrupa Birliği mi yoksa statüko mu?” diyerek seçimini yapmış, kendini temsil etmeyen isimleri tek tek vicdanında reddetmiştir

Kıbrıs Türk halkı Denktaş’ın ya da onun destekçilerinin yıllardır elinden aldığı ve yaşamından çaldığı, şimdi ise bir lütufmuş gibi kendile
rine sunmaya çalıştığı tüm bu haklarını fazlası ile elde edecektir. Elbette bunu toplumsal haklarına sonuna kadar sahip çıkarak yapacaktır

YeniDÜZEN (Haber Merkezi)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk hakının Cumhurbaşkanı Denktaş ya da Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un kendisine önerdiği ‘azınlık’ haklarından çok daha fazlasını elde edeceğini söyledi.
Talat, halkın “Denktaş’ın mı yoksa Papdopulos’un mu sunduğu azınlık hakları” arasında tercih noktasına getirildiğ
ini ifade ederek, “Biz, Kıbrıs Türk halkıyla birlikte, insanlık ve yaşama hakkımızı bize ‘azınlık hakkı’ olarak sunmaya çalışanları reddedeceğiz” dedi.
Talat’ın açıklaması şöyle:
Kıbrıs’ta çözümü ve barışı, Kıbrıs Türk halkının en az Kıbrıslı Rumlar kadar
eşit haklara sahip bir şekilde Avrupa Birliği içerisindeki yerini almasını engelleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş “azınlık hakları”nı öngören önerileri ile toplumumuzu küçük düşürmüştür.
Denktaş’ın önerilerinden sonra şimdi de Kıbrıs Rum Yönetimi “alın size
azınlık hakları” dercesine, Kıbrıslı Türklere yönelik “önlemler paketi”ni açıklamaya hazırlanmaktadır.
Cumhurbaşkanı Denktaş ile UBP-DP Hükümeti ve statüko koruyucularının bizleri içine düşürdüğü acı gerçek iyice ortaya çıkmıştır.
Annan Planı ile tüm düny
anın tanıyacağı “Kıbrıs Türk Devleti”ne sahip olma şansını yakalayan, Kıbrıs adasının ‘siyasi eşit ve egemen’ bir ortağı haline gelen, Avrupa Birliği ailesi içerisinde ‘eş başkan’ı ile yerini alacak olan Kıbrıslı Türkler, şimdi ‘azınlık hakları’ için seçim yapma pozisyonuna getirilmiştir.
Denktaş’ın “azınlık hakları”nı mı tercih edeceğiz, yoksa Papadopulos’un “azınlık hakları”nı mı?
Biz, Kıbrıs Türk halkıyla birlikte, insanlık ve yaşama hakkımızı bize ‘azınlık hakkı’ olarak sunmaya çalışanları reddedeceğiz.

Kıbrıs Rum Yönetiminin bize layık gördüğü “azınlık hakları” Denktaş’ınkinden farklı değildir. Üstelik Rum yönetimi, Denktaş’ın “eşantiyon” olarak kendilerine sunduğu Maraş’ı da istemeden ve ‘karşı tarafın kabulüne’ de gerek duymadan Kıbrıslı Türklere ‘kolaylıklar’ sağlamayı vaat ediyor.
Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıslı Türklerin serbest dolaşımından, Kıbrıslı Rumlarla eşit haklarla istihdamına, ürünlerimizin AB pazarı ve üçüncü ülke pazarlarında AB müktesebatına uygun olarak dolaşımına, pasaport ve kimlik ver
ilmesine kadar birçok “hakkı” Kıbrıslı Türklere vermek için kolları sıvamıştır.
Denktaş’ın “azınlık hakları” talep etmesinin verdiği cesaretle Kıbrıslı Türklere “seçme ve seçilme” hakkına varıncaya kadar çeşitli kolaylıklar sağlanacağı Rum basınına yansıma
ya başladı. Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılmasını gündemlerine almışlardır. “Eşbaşkan”ı ile Avrupa Birliği içerisinde yerimizi almak varken, şimdi “Kıbrıs Cumhuriyeti” adına bize azınlık hakları sunuluyor.
Ne yazık ki yıllardır yap
tığımız uyarılar; vizyonsuz ve günü birlik politikalarla ülkeyi yöneten liderler sayesinde bir bir gerçeğe dönüşüyor.
Kıbrıs Türk halkı “Denktaş’ın azınlık hakları mı; yoksa Papadopulos’un azınlık hakları mı?” seçiminden önce, “Çözüm, Barış, Avrupa Birliği
mi yoksa statüko mu?” diyerek seçimini yapmış, kendini temsil etmeyen isimleri tek tek vicdanında reddetmiştir.
‘Serbest dolaşıma izin verelim’, “mecburi askerliği kaldıralım’, ‘iki toplumlu temasları artıralım’, ‘polisi içişlerine bağlayalım’, kısacası u
luslararası hukuka ve insan haklarına aykırı tüm uygulamaları kaldıralım dediğimiz zaman bizlere hakaretler yağdıranlar, düne kadar “Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alanları hapse atmak için yasa hazırlığı’ yapanlar, bugün “Annan Planı”nın sağladığı hakların binde birini yaşama geçirmeyi vaat ederek, kendilerine karşı kabaran öfkeyi dindirmeye çalışmaktadırlar.
Kıbrıs Türk halkı Denktaş’ın ya da onun destekçilerinin yıllardır elinden aldığı ve yaşamından çaldığı, şimdi ise bir lütufmuş gibi kendilerine sunmaya
çalıştığı tüm bu haklarını fazlası ile elde edecektir. Elbette bunu toplumsal haklarına sonuna kadar sahip çıkarak yapacaktır.
Bu haklardan çok daha fazlasını alırken, “yıllardır aklınız neredeydi” diyerek, samimiyetten uzak siyasilere hesap sormasını da
bilecektir.
Kıbrıs Türk halkı ‘azınlık’ değildir, olmayacaktır...

YENIDUZEN 07/04/2003

BM’DEN DENKTAŞ’A SUÇLAMA

BM Genel Sekreteri Annan'ın Kıbrıs'taki görüşmelere ilişkin Güvenlik Konseyi'ne bugün sunacağı raporda, Kıbrıs çözüm planı konusundaki başarısızlıktan Cumhurbaşkanı Denktaş ve Türk tarafı sorumlu tutuldu

BAŞ SORUMLU DENKTAŞ... BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs'taki görüşmelere ilişkin raporu bugün resmen Güvenlik Konseyi'ne sunuyor. Raporda; Lahey başarısızlığının sorumlusunun Cumhurbaşkanı Denktaş olduğu vurgulandı. Annan, Kıbrıs Rum tarafının BM aracılığıyla yürütülen müzakerelere verdiği desteği övdü, buna karşılık 'Denktaş'ın, çabanın başarısızlığa uğramasında başlıca sorumluluğu taşıdığını' iddia etti

DENKTAŞ VE PAPADOPULOS'A SUNULDU... Annan, müzakere süreciyle ilgili olarak kaleme aldığı değerlendirme raporunu dün Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Papadopulos'a iletti. Güvenlik Konseyi'nin yeni karar onaylamak için Annan raporunu perşembe günü görüşeceği ve benimseyeceği bildirildi

DENKTAŞ ZORLAŞTIRDI... Annan'ın, 40 sayfa olduğu bildirilen raporunda, 'bazı dönemler hariç Denktaş genelde, al-ver esasına dayalı müzakereye yanaşmadı' ifadesine yer verdiği öğrenildi. Annan, 'Bu durum sadece yasal ilkeleri değil, Kıbrıs Türklerinin somut ve pratik çıkarlarını koruma çabalarını da zorlaştırdı' değerlendirmesinde bulundu

KIBRIS 07/04/2003

Suçlu Denktaş

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum Yönetimi, AB üyeliği yolundaki son engeli de aştı. BM Genel Sekreteri Annan, Kıbrıs görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasından Denktaş'ı sorumlu tuttu. Halef-selef Rum liderler Klerides ve Papadopulos'un ise yapıcı olduğunu öne sürdü.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs müzakere sürecine ilişkin raporunu bugün Güvenlik Konseyi'ne sunuyor. Annan, Konsey'in beş daimi üyesine önceden iletilen raporunda görüşmelerin, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yüzünden çıkmaza girdiğini savunuyor. 'Başarısızlıktaki esas sorumluluğun Denktaş'a ait olduğuna inanıyorum. Denktaş, gerçek müzakerelere yanaşmadı' diyen Annan, Rum Yönetimi eski lideri Glafkos Klerides ve yeni Başkan Tasos Papadopulos'un ise yapıcı bir tutum sergilediğini öne sürdü.

Annan, raporunda 1999'dan bu yana Kıbrıs sorununda yaşanan gelişmeleri özetledi ve 10 Mart'ta Lahey'de y
apılan Kıbrıs zirvesinde liderlerin pozisyonunu anlattı. Kofi Annan'a göre, Denktaş, Lahey'de çözüm planının referanduma götürülmesi önerisini doğrudan reddetti. Papapopulos ise, referandumu bazı koşullarla kabul etti. Genel Sekreter, AKP hükümetinin Kıbrıs'ta 'Çözümsüzlük çözümdür' siyasetini terk ettiğini açıklamasına rağmen Lahey'de Denktaş'a destek verdiğini anımsattı.

RUMLAR MEMNUN

Kofi Annan, raporunda planının masada olduğunu da vurguladı ancak çözüm için iki tarafın da siyasi irade ortaya koymaması halinde iyiniyet misyonunu sürdüremeceğini kaydetti.

Annan'ın raporu 16 Nisan'da AB ile üyelik sözleşmesi imzalamaya hazırlanan Rum Yönetimi'ni rahatlattı. Diplomatlara göre raporda sorumluluk Rumlara yüklenseydi 16 Nisan'daki Selanik Zirvesi'nde Güney
Kıbrıs'ın üyeliği tehlikeye girecekti. Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomides, Annan raporunda Denktaş'ın sorumlu tutulmasından memnun olduklarını açıkladı. Sözcü, Annan planı temelinde bir çözüme ulaşılması için çabalarını sürdüreceklerini söyledi.

HURRIYET 07/04/2003

Annan, Türk tarafını suçladı

BM Genel Sekreteri, başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs çözüm planı konusunda KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve Türk tarafını suçladı. Rauf Denktaş ise, “Bir suçlu aradılar, suçluyu da daima olduğu gibi biz olarak gördüler" dedi.

New York/Lefkoşa
AA

 

7 Nisan— NTV- Kofi Annan, müzakere süreciyle ilgili olarak kaleme aldığı değerlendirme raporunu önceki gün, Denktaş ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’a iletti. Raporun, bugün Güvenlik Konseyi üyelerine sunulacağı bildirildi.

Annan, raporunda, Kıbrıs Rum tarafının müzakerelere verdiği desteği övdü, buna karşılık KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, çabanın başarısızlığa uğramasında başlıca sorumluluğu taşıdığını iddia etti.
Annan’ın, 40 sayfa olduğu bildirilen raporunda, “Bazı dönemler hariç, Denktaş genelde, al-ver esasına dayalı müzakereye yanaşmadı” ifadesine yer verdiği öğrenildi. Annan, “Bu durum sadece yasal ilkeleri değil, Kıbrıs Türklerinin somut ve pratik çıkarları
nı koruma çabalarımı da zorlaştırdı” değerlendirmesinde bulundu.
Annan, raporunda, “Denktaş’ı, Kıbrıs gerçeklerinin sadece adada varolan gerçeklerden ibaret olmadığı, uluslararası hukuk ve politika gerçeklerinin de hesaba katılması gerektiği konusunda ikna
edemedim” görüşüne yer verdi.

DENKTAŞ’TAN ANNAN’A SERT TEPKİ
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise, Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunacağı raporda, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasından Türk tarafını sorumlu tutmasına tepki göstererek, “Bir suçlu aradılar, suçluyu da daima olduğu gibi biz olarak gördüler” dedi.
Salı günü olağanüstü toplanacak Cumhuriyet Meclisi’ne Kıbrıs konusundaki gelişmelerle ilgili bilgi vereceğini anımsatan Denktaş, “Herhalde meclisin de bu konuda söyle
yeceği olur. Onu da dinleyelim” diye konuştu.

‘BAŞTA VERDİKLERİ KARARI BİZE KABUL ETTİRMEYE ÇALIŞTILAR’
Raporun içeriğinin “beklenen bir şey olduğunu” ifade eden Denktaş, “Ta başlangıçtan vermiş oldukları bir karar var. O kararı bize kabul ettirmeye kalkıştılar. Biz bunu kabul edemezdik. Tabiatıyla bir suçlu aradılar, suçluyu da daima olduğu gibi biz olarak gördüler” dedi.

Maraş'ı açabiliriz

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 1974'ten beri iskana kapalı tutulan, Magosa yakınlarındaki Maraş bölgesinin yerleşime açılabileceğini açıkladı.

Denktaş geçtiğimiz hafta Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'a bir mektup göndererek, Maraş'ın verilmesine karşılık Türk tarafına uygulanan ambargoların kaldırılmasını önermişti. Denktaş'ın önerileri derhal reddedilmişti.

Önerilerinde ısrarını sürdürdüğü ikinci mektuba Papadopulos'tan henüz yanıt gelmediğini söyleyen Denktaş, 'Çok teklif ettik. Ne geldiler, ne de burada malları olan yabancılara gelmesi için fırsat verdiler. Çünkü Kıbrıs'ın tümünü
istiyorlar. Şimdi görelim bakalım ne diyecekler. Ona göre biz de Maraş'ı daha fazla bu terkedilmişliğe bırakmama yönünde bir karar alırız. Rumların haklarına halel getirmeden Maraş'ın canlanması için bir çare düşünmemiz lazım. Çünkü zaman geçtikçe o binalara yazık oluyor' dedi. Denktaş,'Bu sözlerinizle Maraş'ın açılmasını mı kastediyorsunuz' sorusuna şu yanıtı verdi: 'Açılması ama, bu benim ham görüşüm. İlan edilir, yatırım yapıp otelleri ayağa kaldıracak insanlara 30-40 yıllığına kiraya verilir. Mal sahibi Rum ise o Rum'un hakkı olarak bir yerde muhafaza edilir ve o binalar da kurtarılmış olur. Bunun şartları var ama düşünülmemiş şeyler. Hayalimde olan Maraş'ı kurtarma operasyonudur.'

HURRIYET 08/04/2003

Annan, Denktaş’ı BM’ye şikâyet etti

Kıbrıs müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasından Türk tarafını sorumlu tutan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 40 sayfalık raporunu Güvenlik Konseyi’ne sundu


SEMA EMİROĞLU New York / BM

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla yürüttüğü müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasından Türk tarafını sorumlu tuttuğu raporunu, Güvenlik Konseyi’ne sunarken, Konsey’in raporu perşembe günü görüşmesi ve aynı içerikte bir karar alarak KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı suçlaması bekleniyor.
Ancak Ko
nsey üyelerinin, Annan’ın çözüm planının hâlâ masada olduğu ve Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne (AB) katılım anlaşması imzalayacağı 16 Nisan tarihine ya da mayıs ayındaki AB zirvesine kadar üzerinde anlaşılabileceği ümidini kaybetmediği de öğrenildi.
Ann
an, cuma günü Lefkoşa’da Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’a iletilen raporunda, Rum tarafının müzakerelere verdiği desteği övdü, buna karşılık Denktaş’ın, çabaların başarısızlığa uğramasında başlıca sorumluluğu taşıdığını öne sürdü.
Annan,
40 sayfa olduğu bildirilen raporunda, "Denktaş, bazı dönemler hariç, büyük ölçüde, al - ver esasına dayalı müzakerelere girmeyi reddetti" ifadesini kullandı.

‘İkna edemedim’
Annan, "Kıbrıs sorununa ilişkin gerçeklerin sadece Ada’da varolan gerçekler değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve politika gerçekleri olduğu konusunda, Denktaş’ı bir türlü ikna edemedim" görüşünü savundu. Annan’ın bu görüşleri, Kıbrıs Türk tarafının sert tepkisine neden oldu.
MILLIYET 08/04/2003

Kıbrıs'ı ancak Erdoğan-Simitis çözer


16 Nisan günü, Kıbrıs Rum yönetimi Avrupa Birliğine katılma imzasını atacak. Bu tarihten itibaren Kıbrıs, AB kararlarından söz sahibi olacak. Böylece hedefine ulaşacak ve sırtını Brüksel'e dayayacak. Türkiye ile ilgili müzakerelerde de masanın karşı tarafında oturacak. Gerektiğinde vetosunu kullanabilecek, istediğinde birçok kararı engelleyebilecek.
Böyle bir ortamda, Kıbrıs sorununa her iki tarafın kabul edebileceği bir çözüm bulunamadığı taktirde, Türkiye'nin 2004'te katılma müzakerelerini başlatma
tarihi alması, söz konusu olamaz.
Bu gerçeği iyice içimize sindirmemiz gerekiyor.
Kıbrıs'ın Kopenhag kriterlerinin arasında olup olmaması da artık önemli değil. Kabul edelim veya etmeyelim, çözümsüz kaldığı sürece Kıbrıs, Türkiye'nin AB'ye gidiş yolunun üz
erindeki en önemli engel olacaktır.

AVEROF-ZORLU VE MENDERES-KARAMANLİS
Bundan böyle, artık Annan planı yok.
Kıbrıs Rumlarının üstünde de herhangi bir çözüm baskısı kalmıyor.
Geriye sadece, Türkiye ile Yunanistan kalıyor.
Yunanistan, Kıbrıs'ı tam üyeliğe kabul ettirerek, sırtındaki en önemli yükten kurtulduğu için rahat.
Türkiye de, AB uğruna Kıbrıs'ta belirli kırmızı çizgileri geçmeyeceğini açıkça gösterdi.
Yani herkesin eli belirli oranda açıldı.
Eğer Yunanistan ve Kıbrıs Rumları, Türkiye'nin AB'ye gidi
şini engellemek istiyorlarsa, bunu kolaylıkla gerçekleştirebilirler. Ankara'nın en çok duyarlık gösterdiği toprak, egemenlik ve mal mülk değişimi konularındaki tutumlarını aynen sürdürürler. Mesele hallolur...
Eğer Türkiye'yi AB'de görmek istiyorlarsa, Tür
kiye'de AB'ye tam üyeliği gerçekten arzuluyorsa, o zaman işler değişir. Sonuç alınabilir.
Tek çıkış yolu da, 1960'ta dışişleri bakanları Averof-Zorlu'nun başlattıkları , iki Başbakan Menderes ile Karamanlis'in tamamladıkları sürecin tekrarlanmasıdır.
Yunan
istan'ın Simitis'i ve Papandru'su bu açıdan bir şanstır. Zira bu ikili şimdiye kadar hiçbir zaman aşırılığa kaçmamış, daima uzlaşı aramıştır.
Bu açıdan bakıldığında, Erdoğan-Gül ikilisinin Avrupa Birliği hedefine bakışları ve Kıbrıs'ta çözüme yaklaşımları
da bir şanstır.
Bakalım tarih tekerrür edecek mi?

* * *
MILLIYET 08/04/2003 – MEHMET ALI BIRAND

Denktaş'tan Maraş resti

08/04/2003 RADIKAL

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ticari ambargonun kaldırılmasına karşılık Maraş'ın Rumların ikametine açılması önerisinin kabul edilmemesi halinde Maraş'ı iskâna açabileceklerini söyledi.
Denktaş, 'Maraş Rumlara nasıl verilir?' diye gazetelerde haberler gördüğüne
atıfta bulunarak şöyle konuştu: "Bilindiği gibi, ta eskiden beri, Maraş'ın
bir kısmının eski
sahiplerine verileceği yönünde Türkiye'nin taahhüdü vardır BM'ye. Dolayısıyla biz o taahhütlerin çerçevesinde bu teklifleri yapıyoruz. Rumlar teklifi reddetti, ancak düşünmeleri için biraz daha zaman verdik. Bakalım ne diyecekler. Ona göre biz de Maraş'ı daha fazla terk edilmişliğe bırakmama yönünde bir karar alırız. Rumların haklarına halel getirmeksizin, Maraş'ın ayağa kalkması için bir çare düşünmemiz lazımdır. Çünkü zaman geçtikçe yazık oluyor o binalara. Geçmişte de davet yapılmıştır. Gelmeyen taraf Rumlar olmuştur. Çünkü onların bütün istemi tüm Kıbrıs'tır.
Maraş'ın açılması fikri benim ham bir düşüncemdir. Düşüncem şu; ilan edilir, yatırım yapıp o otelleri vesaireyi ayağa kaldıracak insanlara 30-40 yıllığına icar edilir. Mal sahibi Rum ise o alınaca
k icarlar o Rum'un hakkı olarak muhafaza edilir. Böylece binalar da kurtarılmış olur."
Denktaş'ın yanıt beklediği Rum lider Yorgos Papadopulos ise,
16 Nisan'daki üyelik anlaşmasının imzalanmasından sonra Kıbrıslı Türklere yönelik 'kolaylıklar paketini' a
çıklayacak.

Annan: Plan masada
Bu arada BM Genel Sekreteri Annan'ın hazırladığı Kıbrıs raporu yayımlandı. Raporda 'eşi bulunmayan bir fırsatın kaçırıldığını' belirten Annan, planın hâlâ masada olduğunu, ancak çok önemli bir gelişme olmadığı sürece yeni bir inisiyatif almayacağını söyledi.
(Radikal, aa)

Simitis’ten ‘Kıbrıs’ uyarısı

Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, “Kıbrıs bölünmüş kaldıkça, Türkiye’nin AB’ye giremeyeceğini” söyledi.

Atina
AA – NTV

7 Nisan— Simitis, PASOK’un İcra Komitesi toplantısı sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Lefkoşa’yı ayıran yeşil hat, Türkiye’yi de AB’den ayırmaktadır” dedi.

Türkiye’nin AB üyesi olmasının koşulları arasında, komşu ülkelerle sorunlarını uluslararası hukuk ve AB ilkeleri çerçevesinde çözmesinin de bulunduğunu ifade eden Simitis, “Bu nedenle politikanın değişmesi lazım. Taktik manevralar ve gösterişe gerek yok” diye konuştu.
Türk tarafının sunduğu güven artırıcı önlemler içeren önerileri Atina’nın kabul etmediğini hatırlatan Simitis, bu önerilerin
“Türk tarafının Annan planının başarısızlığa uğramasındaki sorumluluğunu örtbas etme çabaları” olduğunu ileri sürdü.
Türkiye’nin ve KKTC’nin, bu önerileriyle aslında Annan planının veKıbrıs Rum kesiminin AB üyeliğinin ardından gelecek düzenlemelerin iptal
edilmesini hedeflediğini öne süren Simitis, “Annan planı ve AB düzenlemeleri, Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türklerin kurtulmak istedikleribir baskı aracıdır. Ben bunu kabul etmiyorum. BM ve AB, uluslararası hukukun uygulanmasını öne sürmektedirler” diye konuştu.

ANNAN RAPORU MERCEK ALTINDA

UBP Genel Sekreteri Türköz, adada adil ve kalıcı bir çözüm için her fedakarlığın Türk tarafından beklenmesinin yanlış olduğunu belirtti

DP Genel Sekreteri Havalı, Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda tek taraflı olarak Denktaş’ın suçlu gösterilmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi

TKP Genel Sekreteri Ziya, Denktaş’ın planının sunulmasından itibaren ortaya koyduğu tepkilerin planı kabul etmeyeceği şeklinde olduğunu ifade etti

CTP Genel Sekreteri Soyer, Denktaş’ın amacının komitenin çalışmasını engelleyerek boşlukların doldurulmamasını sağlamak olduğunu iddia etti

68 yılından bu güne kadar görüşme isteğinin hep Denktaş’tan geldiğini vurgulayan YAP Başkanı Hasipoğlu ise, “Buna rağmen hep hayır diyen de Denktaş oldu” dedi

Aytuğ TÜRKKAN

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs konusuyla ilgili dün Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporu Meclis’te temsil edilen partilerin genel sekreterleri HALKIN SESİ için değerlendirdi.

1999 yılında başlayan sürecten bugüne kadarki durumu ayrıntılı şekilde değerlendiren Annan, raporunda, görüşme sürecinin başarısızlığa uğramasından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı sorumlu tuttu. Bunun yanında Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un planı mevcut şekliyle referanduma sunma isteğinde olmadığına dikkat çeken Annan, planın hala masada olduğunu da raporunda ifade ediyor.

TÜRKÖZ, “DİPLOMASİYİ BECEREMEDİK”

Hükümetin büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Süha Türköz, tek sorumlu olarak Denktaş’ı göstermesinin yanlış olduğunu belirterek, siyasi iradenin, Meclis’teki çoğunluğun tavrının da Denktaş’tan yana olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı.

Türköz, adada adil ve kalıcı bir çözüm için her fedakarlığın Türk tarafından beklenmesinin yanlış olduğunu kaydetti. Kıbrıs gerçeklerinin planda göz ardı edildiğini savunan Türköz, Annan’ın bu raporunun Güvenlik Konseyi’nin kararını etkileyeceğini de ifade etti.

Lahey zirvesinde Rum tarafının da referanduma evet demediğini ifade eden Türköz, “Rum’un ‘hayır’ı şartlıydı. Biz ise tamamına ‘hayır’ dedik. Diplomasiyi beceremedik ve böylece raporunda Annan sorumlu olarak bizi gösteriyor” dedi.

HAVALI, “BAŞKA PLANLAR ÖNÜMÜZE GELECEKTİR”

Hükümetin küçük ortağı Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Kemal Havalı, Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda tek taraflı olarak Denktaş’ın suçlu gösterilmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti ve şöyle devam etti: “Bir ortaklık olacaksa al-ver de olacaktır. Bir noktaya kadar al-ver yapılmıştır fakat mal mülk, tazmin ve egemenlik gibi konular planda yoktu. Bunlar olmadan bir çözüm olamazdı” dedi.

Havalı, Rum Ulusal Konseyi’nin de referandum için olumlu bir karar almadığını hatırlatarak, her zaman suçlanan Türk tarafının olduğunu ifade etti. Kemal Havalı, Annan planının kaynak olarak her zaman tarafların önüne konulacağını belirterek, “önemli olan bizim neyi kabul edip, edemeyeceğimizdir. Daha başka planlar önümüze gelecektir” dedi.

ZİYA, “BEKLENEN BİR GELİŞMEYDİ”

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Sekreteri Özal Ziya, Kofi Annan’ın sunduğu belgede, Denktaş’ın suçlanmasının beklenen bir gelişme olduğunu belirtti. Ziya, Denktaş’ın planının sunulmasından itibaren ortaya koyduğu tepkilerin planı zemin olarak kabul etmeyeceği şeklinde olduğunu, Annan’ın da raporunda Denktaş’ı suçlamasının normal olduğunu ifade etti. Denktaş’ın plana karşı tutumunun Kıbrıs ve özellikle de dünya kamuoyunda anlaşıldığını söyleyen Ziya, komitelerle ilgili olarak da Annan raporundaki ifadeyi destekleyerek, Denktaş’ın bilinçli olarak komitenin kurulmasını geciktirdiğini ve çalışmasını engellediğini kaydetti.

Özal Ziya, bundan sonra yapılması gerekenin çözüm ve AB hedefinde birleşen Kıbrıs Türk toplumunun 16 Nisan’da imzalanacak AB Katılım Belgesi’nde ve BM Güvenlik Konseyi kararında Kıbrıs Türk tarafına yönelik açık bir kapı bırakılması için çalışmak olduğunun altını çizdi.

SOYER, “DENKTAŞ’IN SÜRATLE ANNAN PLANI ZEMİNİNDE GÖRÜŞMEYE HAZIR OLDUĞUNU SÖYLEMELİDİR”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, “Rapordan bu şekilde bir kararın çıkacağı bekleniyordu” dedi. Soyer, raporda Denktaş’ın KKTC’nin tanınması siyasetinin BM’nin buna dönük çelişkisini zikrettiğini içerdiğini ifade etti.

Raporda ‘komitelerin oluşmasını Denktaş geciktirdi’ şeklindeki eleştiriye de katıldığını söyleyen Soyer, “Denktaş’ın amacı komitenin çalışmasını engelleyerek boşlukların doldurulmamasını sağlamaktı. Böylece ‘planda boşluklar var’ deyip referanduma gitmeyecekti. Soyer, Annan’ın Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda sevindirici durumunun Papadopulos’un isteksizliğinin fark edilmesinin olduğunu kaydetti.

“Bundan sonra Denktaş’ın süratle Annan planı zemininde görüşmeye hazır olduğunu söylemelidir” diyen Soyer, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de Annan planı zemininde bir çözümden bahsettiğini vurguladı ve Denktaş’ın bir an önce yanlıştan geri dönmesi gerektiğini vurguladı.

HASİPOĞLU, “POLİTİK MANEVRALARIN GEREKEN ŞEKİLDE YAPILMADI”

Annan planının iyi niyetle hazırlanmadığını kaydeden Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu,, planın müzakerelerle düzeltilebileceğini belirtti. 1968 yılından bu güne kadar görüşme isteğinin hep Denktaş’tan geldiğini vurgulayan Hasipoğlu, “Buna rağmen hep hayır diyen de Denktaş olmuştur” şeklinde konuştu

HALKIN SESI 08/04/2003

Denktaş kapsamlı yanıta hazırlanıyor

BM Kıbrıs raporunun maksatlı yazıldığını savunan Denktaş, “De Soto başarısızlığının suçunu bana yükledi” dedi

Denktaş, Türk tarafının Annan planını kabul etmiş olması halinde, Türkiye’nin kısa sürede Kıbrıs’taki haklarının ortadan kalkmış olacağını savundu

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Güvenlik Konseyi üyeleriyle birlikte Kıbrıs’taki taraflara da gönderilen Kıbrıs raporunu “maksatlı” olarak niteledi. Raporun BM Genel Sekreteri Annan tarafından değil, Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto tarafından hazırlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, “(Soto) Başarısızlığının suçunu bana yükledi” ifadesini kullandı.

Denktaş, raporla ilgili değerlendirmesinde özet olarak şunları söyledi:

“Çok iyi yazılmış maksatlı bir rapor. Annan’ın değil, De Soto’nun raporu... De Soto’nun meseleyi ne kadar anlamak istemediğini, bizim hangi davayı halletmek istediğimizi bilmezden gelerek yazdığı ve başarısızlığının suçunu bana yüklemek için yazdığı bir rapor. Lahey başarısızlığını bile bana yüklüyor. Başarısızlıkta olsa bir eşitlik tanısaydı ve biz de rahat etseydik. Onda bile ağırlığı bizim tarafa koyuyor. Bu çok acı... Kabul edilmez bir durum. Her kademede Denktaş’ı suçlamak için bir gayret vardır. Bizim neden falan toplantıya hayır dediğimizi bile yazmıyor. Nedenleri ve niçinleri yazmıyor…”

KAPSAMLI YANIT DÜNYAYA YAYILACAK

Rapor üzerinde ayrıntılı çalışma başlattıklarını ve BM Genel Sekreteri’ne çok kapsamlı bir yanıt vereceklerini bildiren Denktaş, bu yanıtın diğer ülkelere de gönderileceğini kaydetti.

Denktaş, “Artık kimse bizimle oynamasın. Biz burada hakkımızı, egemenliğimizi, eşitliğimizi, vatanımızı savunmaktayız ve savunmaya devam edeceğiz. Uzlaşma bu zeminde olur ve uzlaşmaya hazırız; ancak Papadopulos’un azınlık teklifleri çerçevesinde değil... Annan’ın azınlığa açık kapısından da girmeyiz” dedi.

“ANNAN PLANI’NI KABUL ETMİŞ OLSAYDIK…”

Cumhurbaşkanı Denktaş Gönyeli Belediye Başkanı Ali Çetin Amcaoğlu’nu kabulünde de yaptığı açıklamada, Türk tarafının Annan Planı’nı kabul etmiş olması halinde, Türkiye’nin kısa süre içerisinde Kıbrıs’taki tüm haklarının ortadan kalkmış olacağına ve “azınlık” sıfatının Kıbrıs Türkü’ne yapışmış olacağına da işaret ederek, “Onun için sağlam duralım, davamıza, Türkiyemize, birbirimize sarılalım, kucaklaşalım, birleşelim” dedi. Denktaş, şöyle devam etti:

“ANNAN’I DA, DE SOTO’YU DA… YANILTMIŞLARDIR”

“Rumların, ‘meşru Kıbrıs Cumhuriyeti’ ünvanını korumak amacıyla 1963’te başlayan mücadelelerinin yapımcılarından olan Papadopulos, işte şimdi bize öneriler sunuyor. Bu önerilere baktığınızda, 1963’te silah tehdidi altında ne önerdilerse şimdi güleryüzle Avrupa Birliği’ne girerken öneriyorlar. Niye, çünkü zannediyorlar ki, AKEL’in de söylediği gibi, yapmış oldukları çabaların neticesinde halkımız ikiye bölünmüştür. Çoğunluk, kendileriyle artık her ne pahasına olursa olsun bir anlaşma istiyor, Annan raporunu kabul etmişlerdir… Bu inanç içerisinde bu önerileri yapıyor şimdi bize, güçlü bir pozisyondaymış gibi. Halbuki bilmiyorlar ki Kıbrıs Türklerine ‘azınlık’ gözüyle baktıkları sürece Kıbrıs Türkü aramızdaki duvarları daha da yükseltecektir ve daha da sağlamlaştıracaktır. Esas duvar zaten psikolojik duvardır. Yaptıklarından meydana gelen psikolojik duvar, odur mühim. Mühim olan o duvarı yıkmalarıdır. Onu yıkabilmeleri için de Kıbrıs Türkünün eşitliğini, egemenliğini, varolduğunu, kendilerine denk olduğunu kabul etmeleri, dünyaya da artık bu gerçekleri söylemeleri lazım. ‘Biz 40 yıldır bu Türklerin meşru hükümeti olmak için uğraşıyoruz, ama beceremedik. Bu insanların öyle bir gücü var ki boyun eğmiyorlar, eğdiremiyoruz’ demeleri lazım. Nedir o gücümüz? Anavatan’a olan bağlılığımız ve Anavatan’ın desteğidir. Bunu ortadan kaldırmak için büyük çaba harcadılar, harcamaya devam ediyorlar…”

KKTC siyasi parti başkanlarından birinin, Kıbrıs Türklerine yönelik olarak Rum Yönetimi tarafından hazırlanan önerileri, “azınlık önerileri” olarak nitelendirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı, Annan Planı’nın da daha iyi incelenmesi durumunda Kıbrıs Türkler’ine sunulanların yalnızca “azınlık” hakları olduğunun görülebileceğine dikkati çekti.

HALKIN SESI 08/04/2003

Avrupa Konseyi genel sekreteri Kıbrıs gündemiyle Ankara'ya gidiyor

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, resmi ziyaret için cuma günü Ankara`ya gidecek.

Walter Schwimmer, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından kabul edilecek.

TBMM`nin demokratikleşme alanında yaptığı reformların ve Kıbrıs konusunun görüşmelerde gündeme geleceği bildirildi.

HALKIN SESI 08/04/2003

Kıbrıs için çözüm kapısını kapamayın

Zeynel LÜLE / BRÜKSEL-ANKARA

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Günter Verheugen ve AB Dışişleri Bakanları'na birer mektup göndererek, 16 Nisan'da Kıbrıs konusunda alınacak kararda, çözüm için kapının kapanmamasını istedi.

Gül, Türkiye'nin 16 Nisan'da Atina toplanacak AB zirvesinden beklentilerini yazdığı mektubu AB ülkelerindeki meslektaşlarına iletti. AB Komisyonu kaynakları, mektubu değerlendirdiklerini belirtirken, ayrıntılı yorum yapmaktan kaçındılar.

Gül'ün mektubunda, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm konusunda kararlılığını vurguladığı ve 16 Nisan'ın her şeyin sonu olmaması gerektiği mesajını verdiği öğrenildi. Kıbrıs'
ta çözüm konusunda kritik bir dönemden geçildiğine işaret eden Dışişleri Bakanı Gül'ün tüm tarafların sağduyulu bir karar alma sorumluluğunda olduğunu da dile getirdiği kaydedildi. Kıbrıs'ta çözüm çabalarının bundan sonra da sürdürülebilmesi için Atina'da alınacak kararda çözüme açık kapı bırakılmasının önemine işaret eden Gül, KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılmasının da çözüm çabalarına olumlu etkide bulunacağı mesajını verdi.

ERDOĞAN: YENİ GİRİŞİM BAŞLATTIK

Başbakan Erdoğan ise, partisinin MYK toplantısında Kıbrıs'ta çözüm için de yeni bir girişim başlattıklarını belirterek, Belgrad'daki Balkan Zirvesi'nde Yunanlı meslektaşıyla yapacağı görüşmeye dikkat çekti. Erdoğan, ‘‘Garantör ülkeler olarak biz Türkiye ve Yunanistan bu konuda anlaşırsak, bu soru
n daha kolay çözülür. O zaman, Kuzey ve Güney Kıbrıs'ın liderleri biraraya gelir. Ama bu sorun bu sefer de çözülemezse, bu iş böyle devam eder gider’’ diye konuştu.

Bu arada Avrupa Birliği Yunanistan Dönem Başkanlığı, gelecek hafta Atina'da Kıbrıs Rum Kes
iminin de imzalayacağı, AB Katılım Anlaşmasının Kıbrıs'la ilgili Katılım Protokolü'nde değişiklik yapılması yolundaki Ankara'nın isteğini geri çevirdi.

HURRIYET 09/04/2003

‘Kıbrıs’ta önce garantörler anlaşmalı’

Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere dün Belgrad’a giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’la ilgili son gelişmeleri değerlendirdi.
Kıbrıs konusunda öncelikle Yunanistan ile Türkiye’nin anlaşması gerektiğini belirten Erdoğan, "İki garantör ülke anlaşı
rsa Kuzey ve Güney bunu kabul edebilir. Yunan Başbakanı ile Belgrad’da yapacağımız görüşmelerde de bir sonuç alamazsak bu iş böyle gider" dedi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le gittiği Belgrad’da Sırbistan Başbakanı Zoran Zivkoviç’le (yanda) de görüşen Erdoğan, Yunanistan Başbakanı’yla yapacağı Kıbrıs görüşmesini ise, "Olumlu bir teşebbüstür" şeklinde değerlendirdi

MILLIYET 09/04/2003

Kıbrıs'ta iki seçenek kaldı


Bitmeyen şarkıya dönüşen Kıbrıs'ta yeni bir aşamaya giriliyor. Şimdiye kadar çözüm bulunması için, Yunanlılar ve Batı Dünyası Türk tarafının peşinde koşuyorlardı. Ancak olmadı, Türk tarafını tatmin edebilecek bir çözüm bulunamadı.
Şimdi durum değişiyor.
Daha öncelerde Türk tarafının elindeki kartlar değerliydi. Kıbrıs Rumları, AB fırsatını kaçırma
mak için, dış görünüşte olsa dahi, kendi politikaları çerçevesinde daha istekli bir izlenim veriyorlardı. Artık AB üyeliğini güvenceye aldıklarından dolayı, çözüm konusunda daha katı davranmaları bekleniyor. Bu açıdan bakıldığında, Rumlar Kıbrıs'ın tamamını (biz ne kadar aksini söylesek dahi) temsil ederek AB'ye girdiği için, Türk tarafının işi daha da güçleşiyor.
Bundan böyle, Ankara'nın önünde iki seçenek var:
1. KKTC'yi resmen ilhak edemeyeceğine göre, Denktaş'ın ısrarla belirttiği ve son olarak Prof. So
ysal'ın tekrarladığı gibi KKTC ile ilişkilerini arttırır. Kesin adımlar atar, ekonomik-politik-sosyal anlaşmalar yaparak KKTC ile bütünleşme sürecine girer.
Bu yaklaşımın siyasi riskleri biliniyor. Ancak Cumhurbaşkanı Denktaş, gelinilen bu noktada Türkiye'
nin başka seçeneği kalmadığına inanıyor. KKTC ile bütünleşmenin, Türkiye'yi yanlızlığa itmeyeceğini vurguluyor.
Ankara ise, bu konuda henüz çekimser bir tutum sergiliyor.
2. İkinci seçenek, Türkiye'nin başlattığı yeni çözüm girişimi. Belgrad'da gerçekleşt
irilen Türk-Yunan doruğu ile başlayan 5'li (Kıbrıs Türk-Rum liderleri; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ) süreç sayesinde, Annan planındaki verilerden de yararlanılarak bir çözüm bulabilmek.
Tabii pek kolay olmayacağı ortada. Çözüm 2004 Aralığına kadar (ya
ni, AB'nin Türkiye'ye tam üyelik müzakerelerine başlama tarihi vereceği toplantı) gerçekleşmesi gerekiyor. Daha önce bizim peşimizde koşuluyordu, bu defa biz çözüm için onların peşinde koşacağız.
AKP hükümeti Kıbrıs konusunda önce kararlı ardından da TSK,
Genelkurmay ve Denktaş'ın itirazları üzerine, çekimser, kararsız, inişli çıkışlı bir performans sergiledi. Bu şekilde, kesin bir politikasının bulunmadığı izlenimi verdi.
Bence, Erdoğan hükümetinin herşeyden önce artık bir politika saptaması gerekiyor.
Yi
ne iki seçenek ile karşı karşıyayız:
- Avrupa Birliği unutulmalı, tam üyelik hedefiyle ilgili girişimler bırakılmalı ve Kıbrıs ile bütünleşme yolu seçilmeli...
- Veya karşı tarafında kabul edebileceği sınırlar iyi hesaplanmalı, bu çerçevede çözüm için ne i
stendiği açıkça saptanmalı ve bu şekilde dünyanın önüne çıkılmalı.
Artık bir karar verelim ve ne kendi kendimizin ne de dünya'nın vaktini boş yere harcamayalım...

* * *
MİLLİYET 09/04/2003 – MEHMET ALİ BİRAND

DENKTAŞ: HALKIM RUM’UN ÖNERİLERİNE İTİBAR ETMEZ

Cumhuriyet Meclisi’nin dünkü Kıbrıs özel oturumunda hükümet Annan planının bittiğini söylerken, CTP planın hala masada olduğunu savundu

Cumhurbaşkanı Denktaş, Genel Kurul’un dünkü Kıbrıs birleşimiyle ilgili olarak, “İyi, güzel oldu, fikirler tartışıldı, karar istemedim" dedi

Eroğlu, halkın birlik beraberlik içinde bulunması ve Kıbrıs Türkü’nün haklarına sahip çıkması gereken günler yaşandığına dikkat çekti

DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Denktaş: Rum tarafına sunulan paketteki bazı öneriler tek taraflı olarak uygulanabilir

Soyer: Ne Denktaş’ın entegrasyoncu siyasetinin, ne de Rum tarafının tek hakim olarak azınlık politikasının huzur getirmeyeceğine inanıyoruz

TKP ise ‘Denktaş’ın halkı ve Meclisi hiçe saydığı’ gerekçesiyle Meclis toplantısını boykot etti

Kıbrıs konusunda Annan planıyla yaşanan süreç ve bu sürecin son noktasını oluşturan Lahey Zirvesi, Cumhuriyet Meclisi’nin dün yaptığı olağanüstü toplantıda ele alındı.

Meclisin saat 10.00’da başlayan ve yaklaşık 3 saat süren basına kapalı toplantısında, Cumhurbaşkanı Denktaş başta Lahey Zirvesi olmak üzere Annan Planı’yla yaşanan süreç hakkında milletvekillerine bilgi verdi ve hükümet temsilciler ile muhalefeti dinledi.

Toplantıda, Türk tarafının son yaptığı önerilerle Rum Yönetimi’nin 16 Nisan sonrasında Türklere yönelik almayı planladıkları önlemler de ele alındı.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın dünkü birleşimde meclisten herhangi bir talepte bulunmadığı ve toplantıda herhangi bir karar alınmadığı öğrenildi.

DENKTAŞ: İYİ OLDU, KARAR İSTEMEDİM

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, meclisin dünkü Kıbrıs birleşimiyle ilgili olarak, “İyi, güzel oldu, fikirler tartışıldı, karar istemedim” dedi.

Meclisin Kıbrıs konulu olağanüstü birleşiminin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Fikirler ortaya atıldı, tartışıldı, güzel oldu, iyi oldu” dedi.

Toplantıda bir karar alınmadığını ve bu yönde talepte bulunmadığını söyleyen Denktaş, “Biraz geç olmasına rağmen Lahey’deki durumu, neticeyi anlattık” diye konuştu.

Sorulara karşılık, Rum tarafına sunduğu önerilerle Rum tarafının açıkladığı önlemlerin de toplantıda ele alındığını belirten Denktaş, özetle şunları kaydetti:

“Bizim verdiğimiz öneriler kimseyi rencide etmeden yapılan iyiniyetli önerilerdir. Eğer gazetelerde yazılanlar doğruysa, karşı tarafın önerileri hakaret dolu ve azınlık önerileridir. Tabiatıyla bunu da bir parti cevaplamıştır, diğer partiler de cevaplar herhalde, meclis cevaplar herhalde.”

Denktaş, “Rum tarafının açıklamış olduğu önlemlere halk itibar ederse bu yönde tedbir almayı düşünüyor musunuz” sorusuna da, “Ben halkımı biliyorsam itibar etmeyeceğini de biliyorum demektir” karşılığını verdi.

BM Genel Sekreteri Kofi Anann’ın Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporun özet olarak elinde olduğunu, tam metnin henüz gelmediğini de yineleyen Denktaş, şöyle dedi:

“Biliyorsunuz, taslakta yine biz suçlanmaktayız. Buna alıştık artık. Suçlanma tahtası olduk. Raporu dikkatli okursanız, her iki tarafın da bütün görüşme sürecinde kendi pozisyonunu muhafaza etmek için uğraştığını, yani eşit suçluluk olduğunu görürsünüz. Ama Papadopulos benden daha katı bir şekilde itiraz ettiği halde orada beni suçluyor. De Soto’nun oyunlarını biliyoruz. Bunu alıştık” diye konuştu.

EROĞLU: HALKIN HAKLARINA SAHİP ÇIKMASI GEREKEN

GÜNLER YAŞANIYOR

Başbakan Derviş Eroğlu, meclisin yararlı bir toplantı gerçekleştirdiğini söyledi. Başbakan Eroğlu, devletin makamları ve organları arasında uyum sağlanması, halkın birlik beraberlik içinde bulunması ve Kıbrıs Türkü’nün haklarına sahip çıkması gereken günler yaşandığına dikkat çekti.

Eroğlu, BRT muhabirinin sorusu üzerine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanının Lahey ve Lahey sonrası gelişmelerle ilgili olarak halk egemenliğinin temsil edildiği meclise bilgi verdiğini, yararlı bir toplantı gerçekleştirildiğini söyledi.

Eroğlu, “Kıbrıs Türk tarafının geçmekte olduğu kritik günlerin Anavatan Türkiye ile sıkı işbirliğiyle aşılacağını, içte kamplaşmalara değil, samimi şekilde diyalog içinde bulunmaya ihtiyaç olduğunu” ifade etti.

SERDAR DENKTAŞ: ANNAN PLANI ARŞİVDE REFERANS OLARAK KALDI

Demokrat Parti Genel Başkanı Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Annan planının “arşivde referans olarak kaldığını” belirterek, KKTC’de bundan sonra atılacak adımlar konusunda hükümete görevler düştüğünü söyledi.

Denktaş, bu çerçevede Rum tarafına sunulan öneri paketinde yer alan bazı hususların genişletilerek tek taraflı olarak uygulanabileceğini bildirdi.

Denktaş, Meclis birleşimini, “İyi bir toplantıydı. Daha sık yapılması partiler arasındaki ve Cumhurbaşkanı ile diyaloğun daha sağlıklı oluşmasına katkı sağlayacaktır” sözleriyle değerlendirdi.

Toplantıda Lahey zirvesi ile KKTC’de bundan sonra alınacak önlemlerin ele alındığını belirten Serdar Denktaş, “Öncelikle hükümete düşen görevler var” dedi.

SOYER: NE ENTEGRASYON SİYASETİ, NE AZINLIK…VARLIK OLARAK YAŞAMAK İSTİYORUZ

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, Annan planının hala masada olduğunu belirterek, “Ne Denktaş’ın entegrasyoncu siyasetinin, ne de Rum tarafının tek hakim olarak azınlık politikasının huzur getirmeyeceğine inanıyoruz. Kıbrıs Türkü varlık olarak yaşamak istiyor” dedi.

Soyer, toplantıyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanı herşey olup bittikten sonra geldi ve Lahey’de olup biteni anlattı. Bir kez daha gördük ki, Genel Sekreter Annan’ın Kıbrıs Türk halkına siyasi eşitliği, iki bölgeliliği getirecek planına alternatif bir görüş ne Cumhurbaşkanı’nın, ne de hükümet çoğunluğunun yoktur.”

Toplantıda Cumhurbaşkanı’nın görüş ve tutumunu açık bir dille eleştirdiklerini söyleyen Soyer, BM ve AB nezdinde girişimler yapılarak Annan planının çözüm çerçevesi olmasına ve 2004 mayısına kadar Kıbrıs Türk halkının önünün açılmasına ilişkin görüşlerini dile getirdiklerini kaydetti.

“KIRINTILARLA YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”

Bu önlemlerin tek taraflı olarak hayata geçirilmesi konusunda da Soyer, “Bunlar önlem değil. Hükümettedirler, barikatları açarlar, olur. Kıbrıs Türk halkının beklentisi sadece pasaport almak veya güneyde çalışmak ise bunu gerçekleştirsinler. Ama Kıbrıs Türk halkı kendi varlık olarak yaşamak istiyor. Biz kırıntılarla yaşamak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

ANNAN PLANI MASADA

Serdar Dnektaş’ın “Annan planı arşivde” sözlerini de Soyer, “Rüyasında gördüğü için umudu odur. Genel Sekreter planın gündemde olduğunu söylüyor. Türkiye de masada ve müzakere edilmelidir diyor. Sayın Serdar Denktaş çözüm istemiyor” sözleriyle yorumladı.

“Annan planı rafta değil masadadır” diyen Soyer, Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs ile ilgili kararında Annan planına atıfta bulunmasının beklendiğini de ekledi.

HALKIN SESI 09/04/2003

Ya çözülecek ya çözülecek

Şükrü KÜÇÜKŞAHİN/BELGRAD

Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Liderler Zirvesi'nde Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'le bir araya gelen Başbakan Tayyip Erdoğan, ‘‘Çözüm için her şeye açığız, yeter ki çözelim’’ dedi. Simitis ise sorunun BM önerileri temelinde çözülmesini istediklerini söyledi.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Belgrad'da buluştuğu Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'e Kıbrıs sorunu için ‘‘Ya çözülecek, ya çözülecek’’ mesajı verdi.

Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Liderleri Zirvesi'nin yapıldığı Belgrad'daki Hayat Otel'de bir araya gelen Erdoğan
ve Simitis, 1.5 saat görüştüler. Görüşmeye, Dışişleri Bakanları Abdullah Gül ile Yorgo Papandreu da katıldı. Görüşmede Erdoğan'ın ana mesajı ‘‘Çözüm için herşeye açığız, yeter ki çözelim’’ sözlerinde somutlaştı. Simitis'in buna yanıtı, şöyle oldu:

‘‘Biz bu sorunun BM'nin önerileri temelinde çözülmesini istiyoruz. Ama bu sorun ne zaman çözülürse çözülsün. Sonuç AB müktesebatının, AB hukukunun bir parçası olacaktır. 2004 Mayısı'na kadar da bir süremiz var. Biz Türkiye ve Yunanistan olarak Ada'daki toplumları cesaretlendirmeliyiz. Çözüm için birinci derece sorumluluk onların. Ama bizim de üstümüze düşenler var. Sizin kararlılığınz da bu noktada çok önemli.’’

Erdoğan, Simitis'
in bu sözlerini, Annan Planı'na Rum tarafının da itirazları olduğunu anımsatarak yanıtladı. Erdoğan, ‘‘Eğer bu temelde bir çözüm arıyorsak, her iki tarafın çıkarlarına daha uygun bir zemin oluşturulmalı. Bu noktada çözüm için bizim çıkarlarımızı koruyacak şekilde planın revize edilmesi gerekir. Ve burada sizin desteğiniz önemli’’ dedi.

BEŞLİ GÖRÜŞME ÖNERİSİ

Türk yetkililer, görüşmenin son derece olumlu geçtiğini belirtirken, uygulamalarda bazı sıkıntıların olduğunu kabul ettiklerini söylediler. Bu yetkililer
Simitis'in basın toplantısında, ‘‘Çok ilginç bir görüşme oldu’’ sözlerinin nereden kaynaklandığı sorusunu yanıtlarken, Yunan tarafının ‘‘Ya çözeceğiz, ya çözeceğiz’’ mesajı verilmesinden etkilendiğini, iyiniyet ve konulara global bakışın da bu etkiyi daha olumlu yönde güçlendirdiğini belirttiler. Türk tarafının ikili ve BM de dahil olmak üzere beşli toplantılar da önerdiğini ve Yunanistan'ın buna olumlu yaklaştığını kaydettiler.

HÜKÜMETLER ÇABA GÖSTERMELİ

Görüşme sonrası açıklama geniş ölçüde Erdoğan tarafından yapıldı.
Erdoğan, iki tarafın siyasi ekonomik ilişkilerinin ele alındığını Irak ve Kıbrıs konusunun konuşulduğunu söyledi. Erdoğan, Kıbrıs konusunda her iki hükümetin çok daha fazla çaba göstermesi gereği üzerinde durduklarını belirterek, Annan Planı'nın sorunun çözümünde daha iyi bir katkı sağlayacaksa iki toplumu birlikte ve daha iyi yaşatacaksa buna katkı yapmak gerektiğini ele aldıklarını da anlattı.

Samimi dörtlü zirve

Türkiye ve Yunanistan'ın başbakan ve dışişleri bakanlarını biraraya getiren dörtlü zirve dün yapıldı. Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi çerçevesinde Belgrad'da yapılan toplantıya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah G
ül ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu katıldı. Toplantı öncesinde Gül ile Papandreu'nun samimiyetleri dikkatlerden kaçmadı.

HURRIYET 10/04/2003

Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
Belgrad'da Kıbrıs'la yatıp Kıbrıs'la kalktılar

BELGRAD, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü yarıya indirilmiş bayraklarla karşıladı.

Bundan 40 gün önce Başbakanları Cinciç'i devletin yarattığı bir çeteye kurban veren Belgrad, 2000 yılında sabah koşusunda kaybolan eski Cumhurbaşkanları Stamboliç'in cesedini de bu çeteye karşı başlatılan operasyonla ele geçirmenin şokunu yaşıyordu.

Stamboliç de aynı çetenin kurbanıydı. Belgrad, iki gün önce sembolik devlet töreniyle toprağa verilen eski Cumhurbaşkanı için bir kez daha bayrakları yarıya indirmişti.

Erdoğ
an, Belgrad'a iner inmez Başbakan Zoran Zirkoviç'i ziyaret etti. Başbakanlık binasının tam karşısında Genelkurmay'ın bombalanmış binasının yıkıntıları duruyordu.

MASADAKİ RAPOR

Yıkıntı, sokaktaki halkın ABD'ye protestosunun ortak bir simgesi gibi duruyo
rdu.

Ancak ne Erdoğan, ne de Gül'ün Belgrad'ı sarsan bu iç çalkantıyla, bu yıkıntılarla ilgilenecek pek halleri yoktu.

Her ikisinin de kafasındaki tek konu, Yunan Başbakanı
Simitis ile yapılacak görüşmeydi.

Türk ve Yunan tarafları ne kadar iyi niyet gösterileri yapsalar da Kıbrıs'ta işler iyi gitmiyordu.

Her ikisi de bu durumdan rahatsızdı; ama yapabilecekleri de sınırlıydı.

Cumhurbaşkanı, asker, KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, onlardan farklı görüşlere sahiptiler.

Dışişleri'nin Kıbrıs'la ilgili birimleri de şahin bir çizgide görülüyorlardı.

Buna karşın, kendi kadrolarının hazırladığı raporlarda çarpıcı değerlendirmeler vardı.

- Türkiye 16 Nisan'dan sonra tanımadığı bir devletle muhatap olmak zorunda kalacak, özellikle Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ta
m üyeliğinin 2004 ilkbaharında resmen başlamasıyla birlikte bu ülkeyle gümrük birliği içine girecekti.

- AB komisyonlarının tümünde karşısında artık bir Yunanlının yanında bir de Rum üye bulacaktı.

- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki yalnızca bir te
k Laizidu davasında hükmedilen tazminat 1 milyon doları buluyordu. Yaklaşık 2 bin dava da çözüm umuduyla askıya alınmıştı. Binlercesi de sırada. Türkiye 10 milyar doları bulan tazminatla cezalandırılabirdi. Tazminatı ödememek de söz konusu değildi. Ayrıca, bu davalar AB vatandaşlarının davasına dönüşecek, AB, ‘‘Vatandaşımın tazminatını neden ödemiyorsun’’ diyebilecekti.

- KKTC'de Rum pasaportu alanların ve o kesimde çalışmaya gidenlerin sayısı 10 binlere ulaşıyordu.

GÜL VE ERDOĞAN'IN KAYGILARI DİNMEDİ

İ
şte Erdoğan ve Gül'ün kafasındaki bu sorular, onları Belgrad gerçeğinden uzaklaştırıyordu.

Erdoğan, kurmaylarıyla Kıbrıs toplantıları yaparken,
Gül, meslektaşlarıyla akşam yemeğinde, piste çıkıp Yunan folklorundan figürler sergileyen Yorgo Papandreu kadar keyifli değildi.

Bir yandan
Yorgo'yu alkışladı, ama diğer yandan onun avantajlı konumunu kıskanmadı da değil.

Gül ve Erdoğan, Belgrad'da bu ruh haliydeydiler. Yunan meslektaşlarıyla toplantının ardından kaygılarının bir bölümünü gidermek de onlar için yeterli olmadı.

HURRIYET 10/04/2003

Denktaş: KKTC, 17 Nisan’da da olacak

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa Birliği’nin 16 Nisan’da Rumları tüm Kıbrıs adına üyeliğe alması halinde, sadece Rumların üyeliğe alınacağını, kendilerinin bu üyeliğinin dışında kalacağını belirterek, 17 Nisan’da KKTC’nin yine var olacağını ve eskisinden daha güçlü olmak için çalışacağını söyledi. Denktaş, Türk - İş Genel Başkanı Salih Kılıç ile Orman - İş Sendikası yöneticilerini kabulünde, "Bu bir kardeşlik gösterisidir, büyük bir milli davaya destektir ve tam da zamanında gelmiştir. Çünkü bugün New York’ta bizi suçlayan, özellikle beni suçlayan bir karar çıkartmak için herkes harekete geçmiştir" dedi.

MILLIYET 10/04/2003

Çözüm şart ama yöntem yok!

Belgrad'daki Türk-Yunan zirvesinde Kıbrıs konuşuldu. Erdoğan ve Simitis, Kıbrıs sorununun mutlaka çözülmesi konusunda anlaştı. Ancak her iki lider, çözüm için uygulanacak ortak bir yöntem bulamadı

10/04/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
BELGRAD - Kıbrıs sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğinde birleşen Türkiye ve Yunanistan, yöntem hakkında ortak bir noktada buluşamadı. Belgrad'da dün yapılan Türk-Yunan zirvesinde, 1.5 saat boyunca Kıbrıs konuşuldu. Toplantıya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Yunanistan
Başbakanı Kostas Simitis, Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu ve iki ülke heyetleri katıldı.

Annan Planı tartışıldı
Erdoğan, Türkiye'nin her şeye açık olduğunu belirterek "Yeter ki bu konuyu çözelim" dedi. Simitis ise, çözümün Birleşmiş Milletler (BM) himayesinin dışında olamayacağını söyledi. Yunan Başbakan, "Annan Planı müzakereler için zemin oluşturmaktadır" derken, Erdoğan 'İki tarafın yararına düzenlemeler yapılması ve Annan Planı'nın müzakere zemini olmasından' söz etti. Toplantıda Türkiye, 16 Nisan'
da Atina'da imzalanacak olan Kıbrıs'ın (Rum Kesimi) AB üyeliği protokolü için izahat istedi. Konu hakkında açıklama yapan Papandraeu 'endişe edecek bir şey bulunmadığını, imzalanacak protokolün, Kıbrıs sorununun ne zaman çözülürse çözülsün AB muktesebatına uygulanacağını' belirtti ve bu şekilde sorun çözüldüğünde Kuzey Kıbrıs'ın AB üyesi olacağını ifade etti.

Beşli zirve önerisine 'Hayır'
İki başbakan, KKTC ve Rum yönetimini cesaretlendirmeyi kararlaştırdıklarını
söyledilerse de somut bir mutababakat sağlanamadı. Erdoğan'ın, Annan Planı'ndan başka yolların da denenmesinden söz ederek beşli zirve (Türkiye, Yunanistan, Britanya, KKTC ve Rum Kesimi) önerisi yapması, Simitis tarafından soğuk karşılandı.

'Atina niyetli değil'
Diplomatik çevrelere göre Atina, bu aşamada Kıbrıs konusunda herhangi bir atılım niyetinde görünmüyor. Atina bugün New York'ta alınması beklenen BM Güvenlik Konseyi'nin yeni Kıbrıs kararına, Rum Kesimi'nin 16 Nisan'da AB üyelik anlaşmasının imzalanmasına ve ardından Simitis'in de Kıbrıs Rum Kesimi'ne yapacağı ziyarete öncelik veriyor. İki başbakan, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması ve bu ülke yönetiminde BM'nin aktif bir rol alması konusunda ise hemfikir.

Görüşme uzun sürünce...
Görüşmede, Erdoğan başbakan olduktan sonra kendisini ilk tebrik eden yabancı lider Simitis'e teşekkür etti. Erdoğan-Simitis zirvesi için Hyatt Regency Oteli'ndeki görüşme odası bir saatliğine tahsis edilmişti. Bu sürenin geçmesi üzerine Hırvat-Moldova başbakanlarının görüşmesi gecikti. Hırvat ve Moldovalı yet
kililer, Türk ve Yunanlı yetkililerine, "Bitirin şu toplantıyı artık" diyerek kendi başbakanlarının görüşmesi gerektiğini iletti.

Papandreu Zeybekiko oynadı
Zirveden önce verilen akşam yemeğinde Papandreu yine 'Zeybekiko' oynadı. Abdullah Gül ise iki yıl önce selefi İsmail Cem gibi alkış tutmakla yetindi. Yunanlı gazeteciler, "Türk dışişleri bakanları artık alkışı kesip dans etmeyi öğrensinler" diye espri yaptı. Papandreu'nun dansı zirveye de taştı. Erdoğan, "Dışişleri bakanlarımız Irak konusunu sanırım d
ün gece görüştü" deyince Papandraeu araya girip, "Ne görüşmesi ben dans ettim" dedi.

Güvenlik Konseyi’nin gündemi Kıbrıs

Yapılacak kritik oturumda, Genel Sekreter Kofi Annan’ın müzakere sürecine ilişkin 40 sayfayı bulan değerlendirme raporu üzerinde görüş bildirilecek.

10 Nisan— Toplantıya katılması beklenen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın müzakerelerin sona ermesinde Türk tarafının tavrını gerekçe göstereceği tahmin ediliyor. Pazartesi günü Konsey üyelerine dağıtılan Annan’ın Kıbrıs müzakerelerine ilişkin raporunda, Türk tarafının al-ver sürecine girmeyi reddettiği vurgulanıyor. Güvenlik Konseyi’nden Türk tarafını kınayan bir karar metninin çıkabileceği belirtiliyor.

Özellikle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın uluslararası hukuk ve gerçekleri hesaba katmadan sadece adadaki statükoyu korumaya çalıştığı iddia edilen raporda, Türklerin somut ve pratik çıkarlarının korunmasının artık mümkün görünmediği belirtiliyor.
Güvenlik Konseyi toplantısında, Kıbrıs’a ilişkin bir karar alınma olasılığından
da söz ediliyor. Birlesmis Milletler kaynakları, Türk tarafını kınayan bir karar metni oluşturulma olasılığını dile getirirken, bir başkanlık açıklamasıyla da yetinilebileceğini belirtiyorlar.

NTV 10/04/2003

4’lü zirve gerçekleşti

Erdoğan, “Annan planı ise adada her iki tarafın çıkarlarını daha iyi dengeleyen yeni bir düzenlemeye eğer zemin hazırlayacaksa bu müzakerenin devamından yana olduğumuzu söyledik” diye konuştu

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda Türk ve Yunan hükümetlerinin çok daha önemli çaba göstermeleri gerektiğini söyledi.

Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün katıldığı dörtlü zirveden sonra Simitis ile düzenledikleri basın toplantısında, Türk ve Yunan hükümetlerinin çaba göstermeleri ve geleceğe daha büyük dostluk içerisinde yürümeleri gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs konusunun çözüme kavuşturulması gerektiğine inandığını belirten Erdoğan, “Annan planı ise adada her iki tarafın çıkarlarını daha iyi dengeleyen yeni bir düzenlemeye eğer zemin hazırlayacaksa bu müzakerenin devamından yana olduğumuzu söyledik” diye konuştu.

Erdoğan, iki toplumun birbiriyle dostane şekilde yaşamasını sağlayacak bir çözümün ortaya çıkarılmasını arzu ettiklerini de kaydetti.

Simitis ile görüşmelerinin dostane bir hava içinde geçtiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasında özellikle siyasi ilişkilerde geleceği yönelik adımların neler olabileceğini ele aldıklarını belirtti.

İki ülke arasındaki 900 milyon Dolarlık ticaretin yeterli olmadığını ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, görüşmenin ana konusunun dış politika, özellikle de Irak olduğunu kaydetti. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Dış politika ağırlıklı, Irak ve Kıbrıs konularını görüştük. Irak’ın toprak bütünlüğüne uyulması gerektiğine saygı duyduğumuzu söyledik. Irak’ın tüm zenginliklerinin Irak halkına ait olması gerektiğini konuştuk. Uluslararası terör bu tür zeminler arar, dolayısıyla Irak’ta bir terör zemini oluşturulmaması gerektiğini de konuştuk.”

HALKIN SESI 10/04/2003

Denktaş: Çıkmaz, AB’nin eseri…

Cumhurbaşkanı ‘Annan raporu’ ve Kıbrıs’la ilgili son gelişmeleri HALKIN SESİ’ne değerlendirdi

“Annan’ın iyi niyet görevi ile AB takviminin birleştirilmesi, uzlaşma formülüne aşılmaz bir engel oluşturdu”

“Bilsinler ki tüm Kıbrıs’ı değil, sadece Güney’i alıyorlar. Güney Kıbrıs AB’ye yerleştikçe Kıbrıs’taki ayrılık da büyüyecektir”

“Kıbrıs’ın tümünü AB’ye almak istiyorlarsa, Rumların peşinden sürüklenmeyeceğimizi bilmelidirler. Hatalarını anlayarak gelsinler resmi makamlarla gerekli teması başlatsınlar…”

De Soto’nun hazırladığı raporun öfkeyle yazıldığını, raporun ön yargılı ve çelişkilerle dolu olduğunu vurgulayan Denktaş, “Hayır” dediklerimiz rapora yazıldı, ancak niye hayır denildiğinin gerekçeleri yazılmadı” dedi

AKAY CEMAL

Cumhurbşakanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Güvenlik Konseyi’ne sunulan, ancak Özel Temslci Alvaro De Soto tarafından hazırlanan raporun tek yanlı ve de önyargılı olduğunu belirtti.

Kıbrıs’la ilgili son gelişmeleri Halkın Sesi’ne değerlendiren ve AB’nin yaptığı hayatı anlaması gerektiğini belirten Denktaş, “Güneş 17 Nisan’da da doğudan doğacak” diye konuştu.

“Kıbrıs’ı değil, Güney’i alıyorsunuz” şeklinde AB’ye gönderimde bulunan Denktaş özetle şunları vurguladı:

“AB, Kıbrıs adı altında Rumları üye yapma kararını çoktan vermişti. Tüm itirazlara rağmen 1960 anlaşması da kaale alınmamış ve AB bu yöndeki tavrını sürdürmüştür. BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet görevi devam ederken, Rumlara devamlı surette verdikleri uzlaşmazlık mesajları ile görüşmelerdeki dengesizliği bir o kadar daha artırmışlardır. AB’nin tutumları, uzlaşma için Rumlarda motivasyon bırakmamıştır.

AŞILMAZ DEĞİL

İyi niyet görevi ile AB takviminin birleştirilmesi, Rumlara fazladan verilen bir prim olmuş ve görüşme yoluyla uzlaşma formülüne aşılmaz bir engel teşkil etmiştir.”

Denktaş, bu kararlılıkla üzerimize geldiklerine göre, 16 Nisan’da alacakları benzeri bir karardan ümit ummanın da boşuna olduğunu kaydetti, “Ancak bilinmesi gerekir ki, Güney Kıbrıs, AB’ye yerleştikçe, Kıbrıs’taki ayrılık da yerleşecektir” dedi.

AB’YA MESAJ

Denktaş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“AB, yaptığı hatayı anlarsa ve Kıbrıs’ın tümünü üye yapmak istiyorsa, KKTC’nin resmi makamlarıyla direk temas kurmaktan kaçınmamalıdır. Rumların peşinden sürüklenmememizin nedenlerini anlayarak bizimle üyelik için gereken teması başlatmalıdırlar. Tekrar ediyorum, eğer Kıbrıs’ın tümünü istiyorlarsa, Rumların peşinden sürüklenmeyeceğimizi anlamalıdırlar.”

Annan raporunda 16 Nisan’ın işaret edildiğinin anımsatılması üzerine Denktaş, 17'’inde güneşin yine doğudan doğacağını ifade etti, “Biz kendi işimize bakalım, kendimize güvenelim ve daha iyi günler için elbirliğiyle bu güzel yurdu Anavatanla birlikte kalkındırmak için çalışalım. Hep birlikte elden geleni yapalım” şeklinde konuştu.

REFERANDUM

Referandum konusuna da değinen Denktaş, ne bir tarafın, ne de öteki tarafın Meclisi’nden geçmeyen bir planla ilgili alelacele yasalar yapmanın ve ondan sonra da halkın referandumuna sunmanın çelişki arzettiğini belirtti, “Annan’ın bunu biz yapmadığımız takdirde bu yasa boşluklarını kendilerinin doldurabilecğeini söylemesi ve referanduma sunulacak soruyu bile kendilerinin saptaması anlaşılır gibi değildir” diye konuştu.

Birkaç konunun tek bir konuymuş gibi topralanıp tek bir soru sorulmasının da halkın kafasını karıştıracı nitelikte olduğuna dikkat çeken Denktaş, şunları kaydetti:

“Hükümet, Meclis’i, Cumhurbaşkanı’nı atlayarak referanduma gidilmek istenmesi hukuğa ne denli uygundur? Raporun 17. Paragrafında Genel Sekreter 192 sayfalık önerilerine, 250 sayfalık yasa, 6000 sayfaya yakın taslak yasa ve 1954 anlaşmanın onaylanması gerektiği üzerinde duruyor. İşte bu itiraf, belgeleri hazırlayan kendileri dahil, kimsenin referanduma sunabilecek bir öneri paketinin hazır olmadığını kanıtlamaya yeterlidir.”

‘YANILTANLAR UTANSIN’

“Oyuna gelmediğimiz için çok kızdılar. Benim suçum da De Soto’yu yaptığı işler dolayısıyla Annan’a şikayet etmek” diyen Denktaş, referandum konusunda kendilerinin Annan’ı yanıltmadıklarını belirtti, “yanıltanlar utansın” şeklinde görüş beyan etti.

Raporun De Soto tarafından öfkeyle yazıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı, “büyük bir kanunsuzluk, büyük bir üsulsüzlük, büyük bir baskı yapılıyordu. Başkalarının hazırladığı planı büyük bir baskıyla medozori referanduma sunacakmışız… Referandumun yapılması ve ‘evet’ sonucunun çıkması durumunda da birşey değişmeyecekti.

Rum ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’, biz ‘cemaat’ olarak kalacaktık. Yani bizim statümüzü istedikleri biçime sokmak için tevessül ettikleri bir oyundu ve bu oyuna gelmediğimiz için çok kızdılar. Çok büyük oynadılar” dedi.

Annan raporunda kendisinin suçlanmasının beklenmedik bir durum olmadığını işaret eden Denktaş “önyargılı bir karar verdiler ve Rum tarafının da kabul etmediği Annan planını dayatmacı bir politika ile bize kabul ettirmeye çalıştılar. Kabul etmediğimiz takdirde suçlanacağımızı ima etmekten geri kalmadılar” dedi.

"GEREKÇELER NEREDE?"

Bunun ilk kez olmadığını ve suçlanacak diye haklardan geri adım atılmayacağını belirten Denktaş, “Kabul etmiş olsaydık alkışlarlardı. Ama o zaman da halkımızın yüzüne, Türkiye’nin yüzüne bakamazdık” diye konuştu.

Maksatlı raporun Annan tarafından değil, fakat Alvaro de Soto tarafından hazırlandığını yineleyen Cumhurbaşkanı, “Kendi başarısızlığının suçunu bana yüklemeyi tek çıkar yol olarak gördü ve onu yaptı” diye konuştu. Raporda özellikle Kıbrıs Türk tarafı olarak ortaya konulan gerçeklere değinilmediğini ve bu gerçekler sıralanmadan Türk tarafının hayır dediğinin yazıldığına işatet eden Rauf Denktaş, bunun da art niyet taşıdığını vurguladı.

Halen Genel Sekreter’e gönderilmek üzere gerekli yanıtın hazırlanmakta olduğunu söyleyen Denktaş De Soto’nun Kıbrıs Türklerinin davasını ve Kıbrıs gerçeklerini kavrayamadığını ifade etti, “Kıbrıs Türklerini azınlık konumuna düşüren bir planı kabul ettirmek için çok uğraştılar. Her yolu denediler ama kabul etmedik. Çünkü biz azınlık değiliz” diye konuştu.

HALKIN SESI 10/04/2003

Türk Yunan dörtlü zirvesinde “Kıbrıs’ta çözüm” gündemin ana maddesini oluşturdu, “Annan Planı’nın ruhuna fatiha” okuyanların hevesleri kursaklarında kaldı

Annan Planı ve çözüm için çaba!

Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül`ün katıldığı dörtlü zirveden sonra Simitis ile düzenledikleri basın toplantısında, Türk ve Yunan hükümetlerinin çaba göstermeleri ve geleceğe daha büyük dostluk içerisinde yürümeleri gerektiğini kaydetti

Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulması gerektiğine inandığını belirten Erdoğan, ``Annan p
lanı ise adada her iki tarafın çıkarlarını daha iyi dengeleyen yeni bir düzenlemeye eğer zemin hazırlayacaksa bu müzakerenin devamından yana olduğumuzu söyledik`` diye konuştu.

Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`la Kıbrıs s
orununun çözülmesi gerektiği konusunda mutabık olduklarını söyledi.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda Türk ve Yunan hükümetlerinin çok daha önemli çaba göstermeleri gerektiğini söyledi.
Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis,
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül`ün katıldığı dörtlü zirveden sonra Simitis ile düzenledikleri basın toplantısında, Türk ve Yunan hükümetlerinin çaba göstermeleri ve geleceğe daha büyük dostluk içerisinde yürümeleri gerektiğini kaydetti.
Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulması gerektiğine inandığını belirten Erdoğan, ``Annan planı ise adada her iki tarafın çıkarlarını daha iyi dengeleyen yeni bir düzenlemeye eğer zemin hazırlayacaksa bu müzakerenin devamından yan
a olduğumuzu söyledik`` diye konuştu.
Erdoğan, iki toplumun birbiriyle dostane şekilde yaşamasını sağlayacak bir çözümün ortaya çıkarılmasını arzu ettiklerini de kaydetti.
Simitis ile görüşmelerinin dostane bir hava içinde geçtiğini ifade eden Erdoğan, T
ürkiye ile Yunanistan arasında özellikle siyasi ilişkilerde geleceği yönelik adımların neler olabileceğini ele aldıklarını belirtti.
İki ülke arasındaki 900 milyon Dolarlık ticaretin yeterli olmadığını ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini s
öyleyen Erdoğan, görüşmenin ana konusunun dış politika, özellikle de Irak olduğunu kaydetti. Erdoğan, şöyle devam etti:
``Dış politika ağırlıklı, Irak ve Kıbrıs konularını görüştük. Irak`ın toprak bütünlüğüne uyulması gerektiğine saygı duyduğumuzu söyledi
k. Irak`ın tüm zenginliklerinin Irak halkına ait olması gerektiğini konuştuk. Uluslararası terör bu tür zeminler arar, dolayısıyla Irak`ta bir terör zemini oluşturulmaması gerektiğini de konuştuk.``

Simitis: ``Annan Planı çözüm için temel oluşturuyor``


Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`la Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiği konusunda mutabık olduklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Simitis, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Yuna
nistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu`nun katıldığı dörtlü zirvenin sonunda bir açıklama yapan Simitis, toplantının dostane ve ilginç geçtiğini belirtti.
Kostas Simitis, toplantıda, her iki ülkeyi ilgilendiren çeşitli konuları görüştüklerini belirterek,
bu konuları ikili ekonomik ilişkiler, yatırımlar ve siyasi sorunlar olarak sıraladı. Simitis, bununla birlikte görüşmelerin gündeminin ağırlığını Irak ve Kıbrıs sorunlarının oluşturduğunu kaydetti.
Simitis, Yunanistan olarak çözümün sadece BM çerçevesind
e mümkün olduğunu düşündüklerini ifade ederek, Ada`daki iki toplumun da çözüme ulaşılmasında önemli rol oynaması gerektiğini de bildirdi.
``Annan planı çözüm için temel oluşturuyor`` diyen Simitis, çözüm bulunması için her şeyin yapılması konusunda Türk t
arafıyla mutabık kaldıklarını kaydetti. Simitis, Ankara ve Atina`nın da çözümü teşvik etmesi gerektiğini belirterek, soruna bulunacak bir çözümün AB hukukunun parçası olacağını söyledi.
Yunanistan Başbakanı Simitis, iki ülke dışişleri bakanları ve müsteşa
rlarının biraraya gelerek iki ülkeyi ilgilendiren konuları ele almaları konusunda da görüş birliğine vardıklarını söyleyerek, temennilerinin başlatılan diyalogun sürdürülmesi olduğunu bildirdi.
Görüşmede, Erdoğan`a AB Komisyonu`nun Irak`a ilişkin pozisyon
unu anlattıklarını belirten Simitis, Irak`ın ekonomik ve siyasi yeniden yapılandırılmasında BM`nin merkezi bir rol oynaması gerektiğini bildirdi. Simitis, Irak`ın toprak bütünlüğünün korunması, sınırlarının değişmezliği ve savaşın en kısa sürede bitmesi gerektiği görüşlerini de Türk meslektaşına ilettiğini belirtti.

Çözümden sonra AB’nin parçası

Yunanistan, Annan planının Kıbrıs sorununun çözümü için mevcut haliyle temel teşkil ettiğini düşünürken, Türkiye, planın revize edilmesi gerektiğine inanıyor.
Türk ve Yunan Başbakanları ile Dışişleri Bakanlarını biraraya getiren dörtlü zirveye ilişkin edinilen bilgiye göre, toplantı olumlu ve sıcak bir atmosferde geçti.
Yunan tarafı, Annan planının çözüm için temel teşkil ettiğini söylerken, Türk tarafı planın revi
ze edilmesi gereği üzerinde durdu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis`e, başbakan olmasının ardından ilk arayan lider olduğu için teşekkür ettiği öğrenildi.
Erdoğan, Kıbrıs konusunda çözüm bulunması için açık olduklarını
söylerken, bu diyaloğun devam etmesi için bugünkü zirveye benzer ikili ve dörtlü toplantıların sürdürülmesini talep etti. Ancak Simitis, bu öneriyi kabul etmeyerek, görüşmelerin BM çerçevesinde yürütülmesini destekledi.
Görüşmede, Türk tarafı, 16 Nisan`da
Güney Kıbrıs Rum kesiminin AB`ye katılımıyla ilgili protokole ilişkin bilgi isterken, buna ilişkin bilgi veren Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Türk tarafının endişe edeceği bir durumun söz konusu olmadığını, bu imzayla kapıları kapatmadıklarını aktardı.
Bu arada, Kıbrıs sorunu ne zaman çözülürse bunun AB hukukunun bir parçası olacağı belirtiliyor.
Irak konusunu da ele alan iki taraf, konuya ilişkin işbirliğini artırma kararı aldılar.

Gül: Bahaneleri aşacağız

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye`nin, AB üyeliği önünde yaratılan bahaneleri aşacağını söyledi.
Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci devlet ve hükümet başkanları toplantısında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan`a eşlik eden Gül, zirvenin baş
lamasından önce gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gül, Kopenhag zirvesinde Alman Dışişleri Bakanı`nın Türkiye`nin AB üyeliğiyle ilgili bazı sözlerinin basında yer aldığının hatırlatılması üzerine, ``Bunlar yeni değil, bu tip şeyler zaman zaman oluyor``
diye konuştu. İngiltere`nin de üye olmadan önce birlik tarafından iki kez reddedildiğini hatırlatan Gül, şöyle devam etti:
'Önemli olan bizim kendi üzerimize düşeni yapmamız, AB`yi bizim sıkıştırmamızdır. Türkiye`nin yapacağı şey budur. AB içinde bu tip k
onuşmaları yapanları gördüğünüzde bu sorularınızı onlara sorun. Kendimizin yolu bellidir, bu yol AB için de, Türkiye için de dönülmez bir yoldur.'
Reform çalışmalarının Türk halkı için yapıldığını söyleyen Gül, bu tip engellemeleri çıkarmak isteyenlerin z
or durumda kalacaklarını, Türkiye`nin yolunda ilerlemeye devam edeceğini kaydetti.
Gül, 2004 yılında AB`nin Türkiye`ye yeni bahaneler öne sürüp sürmeyeceğinin sorulması üzerine de 'Göreceğiz, belki ondan önce de bahaneler çıkabilir ama bahaneleri biz aşac
ağız' diye konuştu.

Denktaş'ın önerileri
Basında KKTC`ye uygulanan ambargonun kaldırılması durumunda, Türkiye`nin de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne bazı kolaylıklar sağlayabileceğine ilişkin haberler bulunduğunun hatırlatılması üzerine Gül, bunların yeni unsurlar olmadığını ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın önerilerinin bu hususları kapsadığını söyledi.
Gül, Denktaş`ın önerilerini, 'Bunlar güveni artırıcı, karşılıklı işbirliğine dönük, iyi niyet belirtici tekliflerdir, daha kapsamlı çözüm için hazırlık
şeklindedir' diye niteledi.
Kuzey Irak`taki Kürt grupların Musul ve Kerkük`e yaklaşmalarına ilişkin bir soru üzerine de Gül, Türkiye`nin Irak`ın bütünlüğü ve kuzey Irak`la ilgili hassasiyetlerinin ortada olduğunu belirterek, 'Bu hassasiyetlerimizin dikka
te alınacağına eminim' diye konuştu.
Gül, dün akşam katıldığı dışişleri bakanları yemeğinde konuk bakanların uzun uzun dans etmelerine ilişkin soru üzerine, toplantıya katılanlar arasında çok sayıda kişinin folklor bildiğini, Balkanlar`ın ortak kültürünün
ortaya çıkması sonucunda böyle keyifli görüntülerin ortaya çıktığını söyledi. Gül, 'Siz de oynadınız mı?' sorusuna, 'Ben seyrettim' yanıtını verdi.

YENIDUZEN 10/04/2003

Avrupa Parlamentosu

“Cyprus”un üyeliğini onayladı

Avrupa Parlamentosu’nun dünkü toplantısında aralarında “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin de (Güney Kıbrıs) bulunduğu 10 ülkenin AB’a alınmasını onayladığı bildirildi.
Rum radyosunun haberine göre, Avrupa Parlamentosu ezici çoğunlukla “Kıbrıs”ın AB üyeliğini onayladı ve tam üyelik için yolu açtı.
Aday ülkeler için oylama ayrı ayrı yapıldı. “Kıbrıs” için hazır olan 562 milletvekilinden 507’si
olumlu oy verdi. Oylamada 29 üye aleyhte oy kullandı 26 üye ise çekimser kaldı.
Genel Kurul`da bugün yapılan tartışma sonrası, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs Rum Kesimi, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya`nın üyelikleri
teker teker oylanarak onaylandı.
Radyo, Avrupa Parlamentosu’nun bugünkü onayından sonra aralarında “Kıbrıs”ın da bulunduğu 10 aday ülkenin 16 Nisan’da Atina’da AB’a katılım anlaşmasını imzalamalarının yolunun artık açılmış olduğunu da vurguladı.
Rum radyo
suna göre Avrupa Parlamentosu Kıbrıs konusunda, Avrupa Parlamentosu Dışişleri, İnsan Hakları ve Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası Komitesi Başkanı Elmar Broke’un bir değişiklik önerisini de kabul etti.
Bu değişiklik önerisinde BM’nin gözetimindeki Kıbrı
s sorunu çözüm çabalarındaki başarısızlıktan dolayı üzüntü dile getirildi ve BM Genel Sekreteri dinamiğini sürdürmeye ve kapsamlı bir çözüm bulmaya çağrıldı.
Sözkonusu değişiklik önerisini Yeşiller Grubu ve Avrupa Özgür İttifak sundu.

YENIDUZEN 10/04/2003

Annan

16 Nisan’da Atina’da
16 Nisan’da Atina’da

Protopapas, sorular üzerine, Annan`ın Atina ziyaretinin gündeminde Kıbrıs konusunun bulunmadığını, ancak bu sorunun Yunanistan için her zaman önceliğini koruduğunu belirtti.

Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın, 16 Nisan`da 10 ülkenin AB`ye üyelik anlaşmal
arını imza töreni için Atina`ya gelecek olmasının 'özellikle önemli' olduğunu söyledi.
Protopapas, yaptığı basın toplantısında, Annan`ın gelişinin, AB dönem başkanı Yunanistan için memnuniyet verici olduğu gibi, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarının devamı açısından ve Irak`ın savaş sonrasında yeniden yapılanmasında BM`nin başrolü oynamasının gereğinin vurgulanması bakımından önem taşıdığını dile getirdi.
Protopapas, sorular üzerine, Annan`ın Atina ziyaretinin gündeminde Kıbrıs konusunun bulunmadığını, ancak
bu sorunun Yunanistan için her zaman önceliğini koruduğunu belirtti.
AB toplantıları sırasında yapılması beklenen gösterilerin kendisini endişelendirmediğini de belirten Protopapas, barışçı karakter taşımasını umduğu bu gösteriler için alınacak önlemlerin
halk tarafından hoş karşılanmasını istedi.
Bağdat`ta görev yapan Yunanlı gazetecilerin güvenliği konusuna da değinen Protopapas, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu`nun dün ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman ile görüştüğünü ve bu konuda
ki endişesini dile getirdiğini söyledi.
Protopapas, 'Yunanlı gazetecilerin bu aşamada diğer gazetecilerle birlikte otelde kalmaları uygun görüldü. Gerekli güvenlik önlemleri alınmış durumdadır'dedi.

YENIDUZEN 10/04/2003

Müzevir Denktaş!

“Benim suçum De Soto’yu Annan’a şikayet etmem”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Güvenlik Konseyi’nde bugün görüşülmesi beklenen Kıbrıs raporunun öfke ve kızgınlıkla kaleme alındığını belirterek, “Oyuna gelmediğimiz için çok kızdılar. Benim suçum De Soto’yu yaptığı işler dolayısıyla Annan’a şikayet etmek” dedi.
Denktaş, referandum konusund
a Genel Sekreter Annan’ı yanıltmadıklarını belirtirken de, bir parti liderine atıfta bulunarak, “Yanıltanlar utansın” dedi.
Raporun tam metninin eline ulaştığını söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Bütün suçum De soto’yu Genel Sekreter’e şikayet etmek. İstedi
klerini yapmadık diye öfkeyle yazılmış bir rapor. Bizim statümüzü istedikleri biçime sokmak için tevessül ettikleri bir oyundu. Bu oyuna gelmediğimiz için çok kızdılar” dedi.
Raporda iki tarafın kendi davalarını savunduğunun belirtilmesine karşın, yine de
kendisinin suçlandığını söyleyen Denktaş, raporda önemli bir bölümü oluşturan ve sürece son noktayı koyan Lahey zirvesi ile referandum konusunda özetle şunları söyledi:
“Niye Lahey’de planlarını referanduma koymayı kabul etmemizi ümit ettiler anlayamadım.
Biz daima açık konuştuk. Plan önemli hususlarda değiştirilmediği sürece kabul edilemeyecek bir plan olduğunu, referanduma götürülecek bir durumu olmadığını, boş sayfalar olduğunu devamlı surette söylediğimiz halde sanki referanduma hazırız diye giderek orda fikir değiştirmişiz gibi bir öfke içine girdiler. Bu haksızlık….”
“Raporda sizin bu yönde Genel Sekreter’i ümitlendirdiğinize ilişkin ifadeler var” şeklindeki soruya karşılık Denktaş, “Ben öyle birşey görmedim. Tam aksi…Ben De Soto’ya ‘rica ederim Genel
Sekreter gelmesin, eli boş dönecek çünkü ben kabul etmiyorum’ dedim. Annan geldiğinde de ben bunu söyledim. Planın eksik olduğunu, referanduma gidilecek durumumuz olmadığını söyledim” ifadelerini kullandı.
Adını vermeden bir parti liderinin Genel Sekreter
Annan ile Lefkoşa’da yaptığı görüşmede, “Denktaş’a bakma, Türkiye’ye bak. Türkiye referanduma evet derse Denktaş mecburdur” dediğini, bunun toplantıya katılan başka bir kişi tarafından kendisine aktarıldığını söyleyen Denktaş, “Annan’a hep bu yanlışları söylediler. Biz kimseyi yanıltmadık, yanıltanlar utansın” dedi.
Annan planının, 250 sayfalık yasa, bin civarında taslak yasa tamamlanmadan referanduma sunulmasının önerildiğini de anımsatan Denktaş, “Referanduma gidilebilmesi için hükümetin olurunu almamız l
azım. Meclis’e gitmesi lazım. Yani ortada referanduma sunulacak ne tamamlanmış belge vardı; ne de hükümeti, parlamentoyu atlayarak referanduma sunulacak durum vardı” ifadelerini kullandı.
BM yetkililerinin “siz evet derseniz halk da evet der” yaklaşımını g
etirdiğini de söyleyen Denktaş, “Ben evet dersem halk da evet diyeceğine göre, ben hayır derken beni atlayıp halka niye gideceksiniz. Benim hayır’ımı kabul etsene” diye konuştu.
Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un Lahey’de Türkiye’den garanti istediğini de
anımsatarak, bu talebin referanduma gitmeyeceklerinin göstergesi olduğunu söyleyen Denktaş, buna rağmen Rum Yönetimi’nin raporda suçlanmadığını söyledi.
Denktaş, şunları söyledi:
“Sanırım benim suçum, Sayın De Soto’yu yaptığı işler dolayısıyla Annan’a şik
ayet etmemden kaynaklanır. Büyük bir kanunsuzluk, büyük bir usulsüzlük, büyük bir baskı yapılıyordu. Başkalarının hazırladığı planı büyük bir baskıyla medozori referanduma sunacakmışız…Referandumun yapılması ve ‘evet’ sonucunun çıkması durumunda da birşey değişmeyecekti. Rum ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’, biz ‘cemaat’ olarak kalacaktık. Yani bizim statümüzü istedikleri biçime sokmak için tevessül ettikleri bir oyundu ve bu oyuna gelmediğimiz için de çok kızdılar. Çok büyük oyun oynadılar.”
Cumhurbaşkanı Denktaş, An
nan’ın Kıbrıs raporuna kapsamlı bir yanıt vereceklerini ve bu yöndeki hazırlıkların devam ettiğini de sözlerine ekledi.

YENIDUZEN 10/04/2003

Mağusa Söyleşileri’nin Yeni Konuğu

Erdal Güven

"
Helsinki'den Kopenhag'a Kıbrıs”

Gazimağusa Belediyesi’nin düzenlediği Mağusa Söyleşileri, 16 Nisan Çarşamba günü, Radikal gazetesi yazarı Erdal Güven ile devam ediyor. Erdal Güven’in Om Yayınlarından henüz yayımlanan kitabının başlığı olan “Helsinki'den Kopenhag'a Kıbrıs” adını taşıyan söyleşi, Gazimağusa Belediye Sarayı Bora Atun Konferans Salonu’nda saat 20:00’de gerçekleşecek.
Türkiye’nin başarılı genç kuşak g
azetecilerinin en önde gelenlerinden olan Erdal Güven, Türkiye dış politikası ve özellikle Kıbrıs sorunu ile ilgili çalışmalar yapıyor. Radikal gazetesi, Yazıişleri Müdür Yardımcısı olan yazar Güven, Kıbrıs Sorunu’nda Türkiye resmi dış politikası dışındaki görüş ve yazıları ile tanınıyor.
Gazimağusa Belediyesi’nin genellikle birer aylık periyotlarla düzenlediği Mağusa Söyleşileri, içinde bulunduğumuz Nisan ayında ikinci kez gerçekleşiyor. Geçtiğimiz hafta gazeteci – yazar, akademisyen Dr. Cüneyt Ülsever’in
katılımıyla gerçekleşen söyleşi büyük yankı uyandırmıştı.
Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, ”Avrupa Birliği’nin 16 Nisan’da gerçekleştireceği Atina Zirvesi sırasında, geçmiş dönemle ilgili objektif ve bilimsel temellere dayanarak değerlendirmeler
yapabilmek, geleceği de bu düşünsel temeller üzerinde şekillendirebilmek için, bu dönemde Mağusa Söyleşileri’ni daha sık gerçekleştirme kararı aldık. Bu kararın bir gereksinimi karşıladığını da sayın Ülsever’in geçtiğimiz haftaki söyleşisinde gördük.” dedi.
16 Nisan Carşamba akşamı saat 20:00’de her zaman olduğu gibi Gazimağusa Belediyesi Bora Atun Konferans Salonu’nda gerçekleşecek söyleşinin ardından Erdal Güven, yeni kitabını okurlarına imzalayacak.
Erdal Güven ve son yayımlanan kitabı ile ilgili olarak
gazeteci Neşe Düzel şöyle diyor:
'Erdal Güven, Türk medyasında örneğini pek fazla görmediğimiz dürüst kalemlerden biri. Kıbrıs gibi uzun yıllar tabu olarak kabul edilmiş dikenli bir konuda, birkaç insanla birlikte bir buz kıran gemisi gibi donmuş olanları
kırma görevini üstlendi. Bu kitabı okuduğunuzda, uzun yıllar bilinçli bir şekilde karanlıkta bırakılmış ve yalanlarla saptırılmış bir konu, sizin için aydınlık bir resim haline gelecek. Çözümlerin ne olduğunu anlayacaksınız. Çözümsüzlüğün kimlere yaradığını fark edeceksiniz. Kıbrıs'la ilgili kendi kararınızı vermenize yardımcı olacak bütün gerçekleri sadece bir kitabı okuyarak bulabildiğinizi görmek ise sizi çok şaşırtacak. İster istemez kendinize soracaksınız: 'Neden bunları biz daha önce görmedik?'

Erdal Güven kimdir?
Erdal Güven gazeteciliğe 1991 yılında Cumhuriyet gazetesinde dış haberler muhabiri olarak başladı. Kıbrıs Sorunu’nu o yıllardan itibaren öncelikli konu olarak seçti. 1994'te Cumhuriyet'ten ayrıldıktan sonra mesleğini Yeni Yüzyıl gazetesinde sürdürdü. 1996 yılında dış haberler editörü olarak Radikal'e geçti. 1998'den beri Radikal'in yazı işleri müdür yardımcılığını görevini yürütüyor. Ayrıca haftada iki kez dış politika yorumu yazıyor. Meslek hayatı boyunca Kıbrıs Sorunu’nu yakından izleme am
acıyla sayısız kez Kıbrıs'ı ziyaret etti, röportajlar yaptı, yurtdışındaki toplantıları, zirve görüşmelerini izledi. Nitekim son üç yıllık çalışmalarını 'Helsinki'den Kopenhag'a Kıbrıs' adıyla kitaplaştırdı. 33 yaşındaki Erdal Güven Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi mezunu.

YENIDUZEN 10/04/2003

"Yani Talat ne istiyor?"

(Tirajı günde 26,000 olan, bağımsız, liberal eğilimli Fileleftheros gazetesinin 9 Nisan 2003 tarihli sayısında FİLELEFTHEROS (Liberal) sütununda yayınlanan yorumun çevirisi)

“Kıbrıs Türk toplumu için sunulan hükümet önlemlerinin ilerici Kıbrıslı Türkler tarafından önceden reddedilmesi, hem görüş hem de siyasi davranış olarak çok üzücüdür ve bu, yeniden yakınlaşmanın sözlü değil özlü çabalarıyla hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır
. Bu önlemler açıklanmadan reddedilmiştir! Özellikle Mehmet Ali Talat’ın yaptığı açıklamaları gözönünde bulundurursak, bu bir önyargı göstergesidir. Doğal olduğu üzere işgal provokatörü de bu açıklamaları onaylamıştır. Bu önlemlerle Kıbrıslı Türklere azınlık gözüyle bakıldığını düşünen Talat’ın yaklaşımı sadece yanlış değil, aynı zamanda peşin hükümlüdür. Yani Talat ne istiyordu? Devleti yürürlükten kaldırmamızı mı yoksa bilinçaltı sendromu yaşanmasın diye nüfus etkenlerini değiştirmemizi mi istiyor? Bu önlemler şartlar doğrultusunda sunulmuştur. Bu önlemler henüz açıklanmadan sadece kötü niyetliler tarafından kınanabilir. Hem de tartışmayı bile beklemeden…”

YENIDUZEN 10/04/2003

“Demoklesin kılıcı Mağusa”

“Denktaş’ın Mağusa’yı da içeren son önerilerinin reddedilmesinin ardından Kıbrıs Türk muhalefetinden bir kişinin bize ne söylediğini hatırlatmak istiyorum. Bu kişi şöyle söyledi: ‘Denktaş bu önerileri reddedilmesi için sundu’. İşgal liderinin Mağusa’yı iskana açmak amacıyla sudan gerekçeler aradığı ortada
dır. Kapalı şehri yerleşime açma niyetinin anlamı budur ve bu yerleşik getirme isteğini göstermektedir.
Denktaş şöyle diyecek: ‘Size Mağusa’yı sundum. Önerimi reddettiniz ve bunun sonucunda ben de şehri açıyorum. Maraş’ı mahvolmaya terkedemem’. Mağusa’nın
iskana açılması, baskı manivelası olmaya ve Kıbrıs Rum tarafının başının üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanmaya devam ediyor.
Tehlikenin daha yoğun bir şekilde ortaya çıkmasından ve Kıbrıs’ın AB üyeliğinin resmileşmesinin ardından gerçeğe dönüşmesinden
çok korkuyoruz. Özellikle de uluslararası topluluğun dikkati, Irak’a ve savaşın sonuçlarına çevrilmişken… Kıbrıs’taki oldu bittilerin Türkiye’nin üyelik sürecine zarar vereceği yönündeki sözler, binbir gece masallarına benzemektedir. Özellikle de Irak savaşının ispatladığı şekilde güçlünün hukukunun geçerli olduğu bir dünyada…”

(Tirajı günde 4,000 olan, fanatik sağ eğilimli Mahi gazetesinin 9 Nisan 2003 tarihli sayısında ANTİ-LOGOS -Karşı Söz- sütununda K. ANTONİU imzasıyla yayınlanan yorumun çevirisi)

YENIDUZEN 10/04/2003

“Kriz derecesinde şantaj”

“Şantaj her zaman Denktaş’ın yönteminin temel parçası olmuştur, bu nedenle Mağusa’nın iskana açılması niyeti olarak ortaya çıkan yeni tehditler bizi şaşırtmamaktadır. Yani mademki sunduğu yemi ve tehlikeli güven artırıcı önlem paketini (Mağusa’nın bir parçasını sunuyor) kabul etmiyoruz, o zaman burayı Kıbrıslı Türklerin yerleşimine açacak! Doğal olarak turizm amaçlı olarak yaralanılacak…
Böyle bir önlem paketinin olası kabulünden bile bahsedilmesine gerek yokke
n, bununla birlikte bu niyetleri kınamak zorundayız. Bu niyetler, AB üyelik anlaşmasının imzalanması arifesinde kriz derecesinde gerginlik yaratma planları dahilindedir. Bu tür uygulamalar, içinde bulunulan bu dönemde başka türlü açıklanamaz.
Üstelik, Anka
ra tarafından ‘limitsiz tepki’ ile ilgili olarak ifade edilen tehditler, taktik değişikliği ile geri alınabilir. Ancak şu anki Türk hükümeti yetkilileri tarafından Kıbrıs sorununa ilişkin olarak benzer politik eğilimler ortaya çıkmaktadır. Türk yetkilileri kendi politikalarını işgal provokatörünün politikası ile aynı çizgi içine sokarark, Denktaş’a tam destek veriyorlar. Bu politika, Ankara’daki askeri-siyasi rejimin politikasıdır.”

(Tirajı günde 26,000 olan, bağımsız, liberal eğilimli Fileleftheros gazet
esinin 9 Nisan 2003 tarihli sayısında FİLELEFTHEROS (Liberal) sütununda yayınlanan yorumun çevirisi)

YENIDUZEN 10/04/2003

Ankara parça parça

Murat Yetkin

Rauf Denktaş'ın sözlerinden Ankara'ya güvensizlik duyduğu hissediliyor

11/04/2003 RADIKAL

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın girişimiyle Belgrad'daki Balkan toplantısı sırasında gerçekleştirilen Kıbrıs konulu Türk-Yunan zirvesi, Kıbrıs'ta yeni bir çabayı amaçlıyor.
Bu girişim, 1960'ta Kıbrıs üzerine imzalanan garantörlük anlaşması taraflarının kalıcı bir çözüm için bir araya gelmelerini öngörüyor. Aslında 57'nci hükümetin Dışişleri Bakanı İsmail Cem tarafından 'yedek plan' olarak hazırlatılan garantörler toplantısı planı, Cem gibi Kayseri milletvekili olan (hatta C
em'in liderliğindeki YTP'nin milletvekili adayı olan meslektaşımız Ahmet Sever'den AB danışmanı olarak yararlanan) Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından uygulamaya alınmış bulunuyor. Belgrad'da yapılan Erdoğan/Gül-Simitis/Papandreu görüşmesi, Kıbrıs'taki Türk ve Rum tarafların yanı sıra; garantörler Türkiye, Yunanistan ve Britanya'yı bir araya getirme girişiminin ilk adımıydı.
Bu girişime zaten 16 Nisan'da Avrupa Birliği üyeliğini garantileyecek olan Kıbrıs Rumlarının 'evet' demesi için bir neden yoktu.
Bu aşamadan sonra yapılacak bir şey varsa, bunu AB üyesi olarak yapmayı tercih ederlerdi.
Ancak KKTC'nin arkasındaki yegâne güç olan Türk hükümetinin bu yeni Kıbrıs girişimi karşısında KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ne diyor?

Bir sonuç çıkmaz
Dün uzunca görüşme fırsatı bulduğumuz Denktaş, bu girişime şöyle bakıyor:
"Şimdi kim kiminle konuşuyor, ağırlık itibarıyla? 1960 Anlaşması'nı Rum eliyle yozlaştırmış AB üyesi bir Yunanistan ve bu yozlaştırmaya karşı gerekeni yapamamış, yapmamış, AB'ye girmek için büyük bir istek gösteren ve 'Kıbrıs meselesi bundan ayrıdır, buna dokunamazsınız' diyemeyen bir Türkiye.
Bu tür toplantılardan daha önce sonuç çıktı. 1959'da, Türkiye kararlılığını
gösterdiğinde, Menderes/Zorlu-Karamanlis/Averof görüşmelerine, Londra'da
Makarios ve Fazıl Küçük'ün de katılmasıyla sonuç alındı ve 1960 Cumhuriyeti
böyle kuruldu. Türkiye kararlılığını gösterirse yine sonuç alınabilir. Bu kararlılığı ben görüyorum ama, Yunan'ın 1959'da görüldüğü şekilde göreceği bir eylem göremiyorum. Ben Yu
nanistan'ı biliyorsam, bu toplantılardan sonuç çıkmaz."
Denktaş'ın sözlerinden Ankara'ya güvensizlik doğduğu seziliyor. Denktaş bu soruyu "Güvensizlik yok" diye yanıtlıyor ama, şunları da söylüyor:
"Sayın Gül ile, Erdoğan ile bu meseleleri konuştuğumuzda
, Kıbrıs meselesinin Türkiye için ne kadar hassas olduğunu kendileri beyan etmektedir. Gençliklerinde onlar da Kıbrıs'la ilgili yürüyüşlerde, nümayişlerde bulunmuş insanlardır. Kıbrıs bugün Türkiye için milli bir dava olmuş değildir.
Mesela onlar da Annan
Planı'ndaki haritasız haritanın kabul edilmeyeceğini,
bu kadar toprağın verilmeyeceğini, Rumların içimize alınıp iki kesimliliğin
yıkılmayacağını söylüyorlar. Ama bunu Yunan'a, Amerika'ya nasıl söylüyorlar, bilmiyorum.
Bizim aramızda güvensizlik yok. B
u davamızda Ankara'nın dünyaya karşı ne durumda olduğunu bilmememiz var.
Ankara birkaç parçadır. Dışişleri'nde de zıt görüşler var. Hükümet dünyaya yeni bir siyasetten yanayız diyor. Ama bunu ortaya koymuş değil. Benim temas ettiğim Silahlı Kuvvetler arasında görüş ayrılığı diye bir şey yok. Kendi içlerinde iyi niyetle 'Canım fazla diretmeyin' diyenler varsa bile, göstermezler. Cumhurbaşkanı'nın ise gayet sağlıklı görüşleri vardır."

İhtiyaç duyduklarında alırlar
Türkiye'nin de, KKTC'nin de hem Kıbrıs, hem AB konusunda bundan 6 ay öncesine göre daha zor durumda olduğu, 16 Nisan ardından zorluğun artacağı görüşü yaygın. Denktaş ise öyle düşünmüyor:
"Kopenhag'da da, Lahey'de de Rum'un cebinde 'Anlaşsanız da anlaşmasanız da siz Kıbrıs olarak AB üyesi olacaksınız' garantisi vardı. Bu nedenle uzlaşma gereği duymadılar. Kıbrıs meselesi iki tarafa eşit muameleye başlandığı gün çözüm yoluna girer. Zaman içinde, eminim ki, AB, Kıbrıs'ın tümüme jeopolitik, radikal İslam'ın yükselişi, petrol kaynaklarına yakınlık açı
sından ihtiyacı olduğunda Türkiye'yi de, bizi de üye alırlar."
Bu cephede, değişen bir şey yok. Denktaş tutumunda kararlı ve aynı kararlılığı Ankara'dan da bekliyor, Ankara'nın 'yumruğunu masaya vurmasını' istiyor.
Masa nerede, yumruğu kim vuracak, orası
şimdilik meçhul.

Kıbrıs BM Güvenlik Konseyi’ni böldü

 

Kıbrıs’la ilgili çalışmalara bundan sonra hangi zemin üzerinde devam edileceği Konsey üyeleri arasında görüş ayrılıklarına yolaçtı.

 

NTV

 

11 Nisan— BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs konusunda yeni bir karar almak üzere başlattığı görüşmelere bugün teknik heyetler düzeyinde devam edecek. Kıbrıs’la ilgili hazırlanan yeni karar tasarısı son şekliyle 7 maddeden oluşuyor. Tasarıda Kıbrıs konusunda 16 Nisan’a kadar bir çözüme ulaşılamayacağının anlaşıldığı belirtiliyor.

Kıbrıs’la ilgili çalışmalara bundan sonra hangi zemin üzerinde devam edileceği Konsey üyeleri arasında görüş ayrılıklarına yolaçtı.
Türk tarafının istediği ve ABD ile İngiltere’nin desteklediği yaklaşıma göre, Kofi Annan planı ana hatlarıyla bundan sonraki süreç için zemin teşkil edebilir.
Rum tarafı ile onun görüşlerini destekleyen Rusya ve Çin, Annan planını ve esaslarını artık rafa kaldırmak
gerektiğini, bundan sonraki sürecin Avrupa Birliği ile ilişkilendirilebileceğini savunuyorlar.
Bu öneri kabul edilir ve karara yansır ise, BM, Kıbrıs sorununa ilişkin iyiniyet misyonuna devam edecek, ancak çözüme yönelik çabalar bu cephede durmuş olacak.
Böylece Rum Yönetimi’nin istediği gibi Kıbrıs’la ilgili “olası” müzakere süreçleri bundan sonra AB’nin şemsiyesi altında yürütülecek.

RUM TARAFI 16 NİSAN’I BEKLIYOR
AB’yi Kıbrıs Türk yönetimine karşı muhatap göstermek isteyen Rumlar, bu yüzden 16 Nisan’a kadar BM’den bir karar çıkmasını istemiyorlar.
Çünkü eğer bu kararda “Annan Planı’na ilişkin süreç desteklenmektedir” şeklinde bir ifade yeralırsa, Kıbrıs sorununu AB ile ilişkilendirmek mümkün olamayacak ! Bir anlamda top BM’nin sahasında kalacak.

ANNAN ; FIRSATI KAÇIRDILAR
BM Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs’ta tarafların barış için istekli olmadıklarını ve önemli bir fırsatı kaçırdıklarını belirtirken, yine de talep edilmesi halinde çözüm konusunda her türlü çabayı göstermeye hazır olduğunu vurguluyor.

DE SOTO: SUÇLU DENKTAŞ
Özel Temsilci Alvaro de Soto ise Annan planını rededen tarafın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türkiye olduğunu savunuyor.
De Soto Denktaş’ın çözümün önünü tıkadığını, bu nedenle alınacak Güvenlik Konseyi kararında Denktaş’ın kınanması gerektiğini öne sürüyor.
Karar tasarısının düzeltilmiş son halinde bu yönde bir ifadenin yeraldığı görülüyor.

ANNAN

İstek görürsem hazırım!

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum Kesimi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti liderlerinden samimi istek görmediğini söyledi.

Annan “İstek görürsem, elimden geleni yapmaya hazırım” dedi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısı öncesinde bir açıklama yapan Annan, Kıbrıs sorununa ilişkin “Her iki taraftan da samimi istek görmedim. Ancak görürsem, elimden geleni yapmaya hazırım” dedi.
Irak savaşıyla ilgili de görüşlerini açıklayan Annan, Irak’taki sivillerin hak etmedikleri bir durumla karşılaştıklarını ve ‘ağır bir bedel’ ödediklerini vurguladı.
Annan, Irak’ta faal b
ir hükümet olmadığını ve ülkedeki ABD birliklerinin yasa ve düzen kurmaları gerektiğini belirtti. Irak’ta geçmişte görev yapmış silah denetçilerine ilişkin bir soru üzerine Annan, denetçilerin yetkilerinin hala geçerli olduğunu ve savaştan dolayı faaliyetlerini sürdüremediklerini söyledi.

Papadopulos’a taktir, Denktaş’a eleştiri
De Soto, dün Güvenlik Konseyi`nde yaptığı konuşmada, çözümsüzlüğün siyasi irade eksikliğinden kaynaklandığını ve bundan Kıbrıslılar kadar Türkiye ve Yunanistan`ın da zararlı çıktığını belirtti.
De Soto, Güvenlik Konseyi`ne verdiği brifingde özetle şu noktalar üzerinde durdu:
'Başarısızlık, olumlu koşullar biraraya gelmesine rağmen siyasi irade eksikliğinden kaynaklanmıştır.
Sürecin sonunda karar aşamasına yaklaşıldığında patlak ve
ren Irak krizi, özellikle Türkiye`nin keskin hatlı kararlar almasını ve çözüm konusunda ağırlığını koymasını zorlaştırmıştır. Çözümsüzlükten sadece Kıbrıs Türk ve Rum kesimi değil Türkiye ve Yunanistan da zararlı çıkmıştır. Annan Plan’ı mükemmel değildir. Tarafların, özellikle ayrıntılar konusunda farklı görüşleri vardır. Buna rağmen plan dengeli ve sorunları çözmeye yönelik öneriler içermekteydi. Plan ayrıca tüm tarafların çıkarlarını gözeten bir belgeydi. İleride yeniden müzakere sürecine dönülürse genel sekreter, planın ana ilkelerinin tartışmaya açılmamasından yanadır. Rauf Denktaş`ın Lahey`de ortaya attığı 'prensiplerin yeniden tartışmaya açılması' görüşü bu nedenle genel sekreter tarafından kabul edilmemiştir. Papadopulos ise prensiplerin yeniden tartışılmamasından yana tavır koymuş ve genel sekreter bunu takdirle karşılamıştır. Genel sekreter, Kıbrıs Türk tarafının da ileride aynı noktaya gelmesini ümit etmektedir.'

YENIDUZEN 11/04/2003

Denktaş, Türkiye temaslarında da Annan Planı’na saldırdı, hilelerden konuştu...

“BM ve AB, egemenliğimizi istedi”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planının yüzlerce hileyle dolu olduğunu belirterek, 'Annan planı canlandırılabilecek bir plan değildir' dedi.
Denktaş, dün Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından Dedeman Oteli’nde düzenlenen 'Kıbrıs Türkü Yalnız Değildir' konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıs meselesinin tarihsel gelişimini anlatarak, 1960 Anlaşması’nın Kıbrıs’taki temel hukuki yapıyı oluşturduğunu belirtti.
Kıbrıs’ta tarihsel süreç içinde uluslararası anlaşmaların unutularak, Ada’nın Rum egemenliğine geçmesi için çeşitli planların uygulamaya sokulduğunu kaydeden Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan’ın, Kıbrıs’la ilgili planının da Türkiye’nin ve KKTC’nin tezlerini hiçe saydığını ifade etti.
Denktaş, 'Annan planı yüzlerce hileyle dolu bir plan.
Annan planı canlandırılabilecek bir plan değildir. Kıbrıs meselesinin ‘Türkiye’nin AB’ye girişini önlediği’ savı yanlıştır. Türkiye 1960 Anlaşması’nı yeterince savunursa o zaman netice alınabilir' diye konuştu.
Kıbrıs’ın 16 Nisan’da AB’ye gireceği endişes
iyle hareket edilmeye başlanmasının yanlış olduğunu belirten Denktaş, şunları söyledi:

“Kıbrıs AB açısından da jeopolitik”
'Kıbrıs gidiyor diye Türkiye’nin önünü tıkıyor neticesine varırsanız yanlış tefsir yapıyorsunuz. Yanlış mesaj veriyorsunuz demektir. Çünkü AB’ye Kıbrıs müracaat etmedi, Rum müracaat etti. Maksatlı etmiştir. Türkiye’nin haklarını ortadan kaldırmak, Kıbrıs topraklarını almak için etmiştir. Kıbrıs’ın müracaatı yoktur. Sadece Rum kesiminin müracaatı vardır. Bunu savunursak AB havucundan
ve tehdidinden yılmayacağımızı, devletimizi koruyacağımızı cesaretle söylersek, o zaman bizimle gerçek pazarlık yapacaklardır. Çünkü Kıbrıs AB açısından da jeopolitik önemi olan bir yer. AB parçalanmış bir Kıbrıs’ı istemez.'
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle
ve 'KKTC, AB fırsatını kaçırıyor' endişesi kullanılarak KKTC halkının planlı programlı bir şekilde kışkırtılmaya çalışıldığını ifade eden Denktaş, 'Biz kendi kendimizi bıçaklamaktayız. Kendi kendini bıçaklıyorsan seni çoktan boğazlamak isteyen adam durur ve seyreder. 'Devam et, doğru yoldasın' der. Kıbrıs’taki durum budur' diye konuştu.

“Kıbrıs Türkünün egemenliğini BM istedi AB istedi...”
Türk Hükümeti’ne ve Türkiye’ye kaldıracağından fazla yük olmak istemediklerini de belirten Denktaş, Kıbrıs görüşmelerinin her safhasında bu hususa dikkat ettiklerini dile getirdi.
Denktaş, sözlerini şöyle tamamladı:
'Bir noktada Türkiye tamamen siyasetini değiştirir, ‘Kıbrıs meselesi stratejik açıdan lazım değildir. Dünya değişmiştir. Dolayısıyla biz buna başka türlü
bakacağız’ denirse Türk milleti ve hükümetleri tarafından o haklarıdır. Buna kimse bir şey diyemez. Ama Kıbrıs Türkü can ve kan pahasına, şehitler pahasına, barış kuvvetlerinin de şehitleri pahasına elde edilen ve korunmuş olan egemenliğini ‘başkaları istedi, BM istedi, AB istedi, yabancılar istedi diye heba etti, yahut bir havuç uğruna heba etti’ dedirtmemek için de direniriz. Ama Türk ulusunun kararı, hepimizin kararı olur. Türkiye’nin bu kararının 'teslim ol ve kurtul' olmayacağı bilinci içinde mücadeleyi yürütüyorum.'
Toplantının sonunda eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Denktaş’a günün anısına bir plaket sundu.

“Kıbrıs’ın önemi azalmadı, arttı”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Kıbrıs’ın jeopolitik önemi Türkiye açısından azalmamıştır, artmıştır” dedi.
Denktaş, Beykent Üniversitesi’nde “Kıbrıs’ta son gelişmeler” konulu konferans verdi.
Kıbrıs meselesinin 40 yıldır dünyada tartışıldığını ve herkesin kendi bildiği şekilde meseleyi halletmek istediğini belirten Denktaş, ancak
Kıbrıs sorununa doğru teşhis konulamadığını kaydetti.
Denktaş, KKTC’nin, “bölücü, isyankar bir azınlık olarak takdim edilmek istendiğini” dile getirerek, “Çünkü herkes meseleye kendi çıkarları açısından bakıyor. Biz, ‘Kıbrıs meselesine teşhis koyun, koyma
zsanız adalet olmaz’ diye yakarıyoruz. Ama maalesef doğru bir teşhis konulmuyor” diye konuştu.
Kıbrıs’ta siyasi eşitlik, egemenlik ve iki bölgeliliğin önem taşıdığını ifade eden Denktaş, bunun dışındaki çözüm arayışlarının bir sonuca ulaşmadığını belirtti
.
Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Planı’nın, Kıbrıs’ta iki bölgeliliği, statü meselesini ve Türkiye’nin garantörlüğünü yok edeceğini vurgulayarak, bu belgenin, “eksik, aksak ve boş bir belge” olduğunu söyledi.
Denktaş, kendisinin dünyaya
“Uzlaşmaz Denktaş” diye takdim edildiğini de ifade ederek, “Neden?.. Çünkü isteneni vermiyorum diye. Çünkü ben, statüyü, iki bölgeliliği, egemen eşitliği gündeme getiriyorum” dedi.

“Baskı altında AB havucu”
Baskı altında “AB havucu” sallanarak KKTC’nin sıkıştırılmak istendiğini belirten Denktaş, “16 Nisan’da Kıbrıs Rum kesimi AB’ye alınacaksa, KKTC’de güneş doğmayacak mı? Yine güneş doğudan doğacak, batıdan batacak. Onun için bizim haklarımızı sonuna kadar savunmamız gerekiyor” diye konuştu.
Denktaş, Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin AB’ye girişinde bir engel olarak gösterilmeye çalışıldığını da vurgulayarak, “Türkiye’yi AB’ye alacaklarsa, o zaman neden Kıbrıs meselesini öne sürüyorlar. Kıbrıs’ı alıp, ondan sonra Türkiye’ye diğer konularda eziyet etmek esa
s hesaplarıdır” dedi. Kıbrıs’ın jeopolitik açıdan önemini kaybettiği şeklinde bazı fikirler ileri sürüldüğünü de hatırlatan Denktaş, “Kıbrıs’ın jeopolitik önemi Türkiye açısından azalmamıştır, artmıştır. Kıbrıs Yunanistan’da kalırsa, Türkiye denizlere açık bir ülke olmaktan çıkar” diye konuştu.
Denktaş, daha sonra öğrencilerin sorularını yanıtladı. Kıbrıs Rum kesiminin AB’ye girmesinden sonra meydana gelebilecek olası bir savaşta Türkler’in AB ile savaşır duruma düşüp düşmeyeceği yönündeki soruya karşılık
Denktaş, “Rumlar, savaş kışkırtıcılığı yaparak AB’den yardım beklerlerse geçmişte aldandıkları gibi yine aldanacaklardır. AB böyle bir oyuna gelmez” dedi. Kıbrıs sorununa bakışta yeni hükümetle bir sorunu olup olmadığına ilişkin soru üzerine Denktaş, “Biz eski hükümet, yeni hükümet diye meseleyi görmüyoruz. Yaklaşımda bir nüans farkı olabilir, ama esasta meseleye bakışta bir değişiklik yok” diye konuştu.
Denktaş, Kıbrıslı bir öğrencinin sorusuna karşılık da, Kıbrıs’ta esas meselenin, “şartlar ne olursa olsu
n dayanmak ve mücadele etmek olduğunu, çözümün doğruları yılmadan savunmak ve dile getirmekten geçtiğini” vurgulayarak, “Bu mücadelede dayanıklılık, iman, inanç önemlidir” dedi.
Denktaş’a, Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ziya İrbeç tarafından
günün anısına bir plaket verildi.

YENIDUZEN 11/04/2003

Erdoğan tekrarladı

Annan Planı’na destek!

İki ülke arasında kaydedilen olumlu gelişmelerin, Kıbrıs konusuna yansımasını temenni eden Erdoğan, ``Müzakereler yoluyla bir çözüme ulaşılması yönündeki ortak anlayışımızı ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın bu yöndeki çalışmalarına, her iki toplumun çıkarlarını korumak kaydıyla destek olacağımızı teyit ettik`` diye konuştu.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile yaptığı görüşmede Kıbrıs konusunu ele aldıklarını belirterek, ``Müzakereler yoluyla bir çözüme ulaşılması yönündeki ortak anlayışımızı ve Annan`ın bu yöndeki çalışmalarına, her iki toplumun çıkarlarını korumak kaydıyla destek olacağımızı teyit ettik`` dedi.
Erdoğan, Belgrad dönüşünde Esenboğa Havalimanı`nda düzenlediği basın toplantısında, Güneydoğu Av
rupa Ülkeleri İşbirliği Süreci Devlet Başkanları 6. Zirvesi hakkında bilgi verdi.
Zirve sonunda ``Belgrad Deklarasyonu`` adı altında bir sonuç bildirgesi yayımlandığını hatırlatan Erdoğan, Balkan Zirvesi olarak da tanımlanan bu toplantıya Arnavutluk, Bosn
a-Hersek, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan-Karadağ ve Romanya`nın katıldığını kaydetti.
Erdoğan, zirvede, Hırvatistan`ın gözlemci, Moldova`nın da özel konuk olarak yer aldığını belirterek, 6 ülkenin cumhurbaşkanı, bir ülkenin senato başkanı,
iki ülkenin de başbakanının bulunduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
``İstikrar Paktı, NATO gibi uluslararası kuruluşların üst düzey temsilcileriyle zirvede yer almaları, Sırbistan Başbakanı Zoran Cinciç`in uğradığı silahlı saldırı sonucu ölü
münün ardından sergilenen sıcak dayanışmaya ilaveten Güneydoğu Avrupa ülkeleri işbirliği sürecine olan ilgiyi de yansıtmaktadır.
Türkiye`nin balkan işbirliği sürecinin kuruluşunda ve gelişiminde öncü katkıları malumlarıdır. Bu yöndeki gayretlerimizi bu zi
rvede de sürdürdük.
Ortak beklenti ve kaygılarımız zirve bildirisinde de yer bulmuştur. Toplantının bölgesel ortak stratejiyi ve yaklaşımları daha da somut hale getirdiği şüphesizdir. Sürece Avrupa Atlantik kurumlarının, İstikrar Paktı, Avrupa Birliği ve NATO ilgisinin artmasını bu meyanda memnuniyetle kaydetmiş bulunuyoruz.``

“YARARLI İKİLİ GÖRÜŞMELER”
Zirvede, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve kendisinin çok yararlı ikili görüşmeler yaptıklarını anlatan Erdoğan, zirve öncesinde Sırbistan-Karadağ Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile bir araya geldiklerini ve ülkelerinde başlatılan demokratikleşme hareketine yönelik desteklerini ilettiklerini belirtti.
Erdoğan, görüşmede ayrıca ``Cinciç`e sıkılan kurşunun, demokrasiye ve temiz topluma sı
kılmış kurşun olduğunu`` vurguladıklarını kaydetti.
İki ülke arasında devam etmekte olan anlaşmaların süratle tamamlanması konusunda mutabakata varıldığını belirten Erdoğan, siyasi alandaki sorunsuz ve iyi düzeyde sürdürülen ilişkilerin, ekonomik alana yan
sıtılması isteğini de dile getirdiklerini söyledi.
Erdoğan, zirve çerçevesinde diğer katılımcı ülkelerin temsilcileriyle de ikili temaslarda bulunduklarını ve bu ülkelerle Türkiye arasındaki mevcut iyi ilişkilerin daha da geliştirilmesi üzerinde durduklarını anlattı.

SİMİTİS VE PAPANDREU İLE GÖRÜŞME
Başbakan Erdoğan, Gül ile birlikte Yunanistan Başbakanı Simitis ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile de heyetler halinde görüşme yaptıklarını hatırlatarak, şunları söyledi:
``Bu görüşmede gerek ikili konularda gerek bölgemizi ve dünyayı ilgilendiren Irak konusunda kapsamlı ve samimi bir görüş alışverişinde bulunduk. Bu görüşmenin, Simitis ile aramızda dostluğa ve güvene dayalı bir çalışma ilişkisini oluşturmamıza katkı sağladığına inanıyorum. Görüşmemiz sı
rasında Türkiye ile Yunanistan arasında sorunların çözümü ve ortak geleceğe doğru ilerleme konusunda gerekli siyasi irade ve kararlılığa sahip olduğumuzu müşahede ettik.
İlişkilerimizin müşterek çıkarlara dayalı, ortak bir anlayış zemininde geliştiğini gö
rdük. Mevcut işbirliğimizin yeni alanlarda gerek siyasi gerek ekonomik olarak devamında fayda gördüğümüzü de kendilerine anlattık ve mutabık kaldık.``

KIBRIS SORUNU
Simitis ile Kıbrıs konusunu da görüştüklerini bildiren Erdoğan, konuya çözüm bulunması noktasında Türkiye ve Yunanistan`a da bazı görev ve sorumluluklar düştüğüne inandığını dile getirdi.
İki ülke arasında kaydedilen olumlu gelişmelerin, Kıbrıs konusuna yansımasını temenni eden Erdoğan, ``Müzakereler yoluyla bir çözüme ulaşılması yönündeki o
rtak anlayışımızı ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın bu yöndeki çalışmalarına, her iki toplumun çıkarlarını korumak kaydıyla destek olacağımızı teyit ettik`` diye konuştu.

YENIDUZEN 11/04/2003

Gül:

'Kıbrıs'ta çözüm için çok çalışacağız'

'Kıbrıs'ta çözüm için çok çalışacağız'

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta bir yıl içinde çözüm bulunması için hükümet olarak çok çalışacaklarını söyledi.
Gül, NTV`ye verdiği demeçte, Kıbrıs konusundaki bir soru üzerine, Türkiye`nin iyi niyetli çözüm için kapılarının açık olduğunu söyledi.
Bakan Gül, 'bir yıl içinde Kıbrıs`ta k
alıcı çözüm bulunup bulunmayacağı' sorusuna da 'Bunun için çok çalışacağız' yanıtını verdi.

YENIDUZEN 11/04/2003